Bir yeni yıl klasiği olan Fındıkkıran Balesi de AKM’deki temsillerine başladı, Ocak ayının 16’sına kadar da devam edecek. Zorlu’da Hayalperest oyunu 11-12 Ocak’ta; Gurur ve Önyargı romanın hizmetçiler gözüyle yeniden yorumlanarak sahneye konulan Gurur ve Önyargı* (*gibi bir şey) oyunu da 13 – 14 – 20 Ocak’ta Maximum Uniq’te olacak. Vera Molnár’ın sergisi 25 Şubat’a kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Emel Ezal’ın ilk kişisel sergisi “Huzurlu Bir Rahatsızlık Hissi” de Labirent Sanat’ta ziyaretçilerini bekliyor. Mor ve Ötesi Yeni Yıl konseri 29 Aralık’ta Volkswagen Arena’da verecek. TRT Radyo-3 de 50.Yıl Özel Konseri’ni 1 Ocak’ta AKM’de verecek ve dinleyicilerin kulağındaki pası caz müzik ile silecek. Haftanın kültür sanat ajandasını Haberturk.com Yazı İşleri Koordinatörü Kadir Kaymakçı, HT Mikrofon’da Helin Genç’e değerlendirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazi Mustafa Kemal AtatürkKültür Merkezinde, Konyalılar Karamanlılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği, Muğla Valiliği, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe Belediyesi ve Muğla İl Tarım Müdürlüğünün destekleriyle düzenlenen törende, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğunca semazen gösterisi sunuldu.
Muğla Valisi İdris Akbıyık, törende yaptığı konuşmada, bu topraklardaki kardeşlik, sevgi ve şefkatin kurulmasında, medeniyetin inşa edilmesinde, yeşertilmesinde ve bugünlere kadar gelmesinde Mevlana’nın eserlerinin büyük katkısı olduğunu söyledi.
Türkiye topraklarının Yunus Emrelerin, İbn-i Arabilerin, Hacı Bayram-ı Velilerin, Mevlanaların ve daha nice gönül sultanının aşkla, sevgiyle, muhabbetle, birlikle, beraberlikle yoğurduğu topraklar olduğunu vurgulayan Akbıyık, bu eşsiz irfan birikiminin Anadolu’da kardeşlik ikliminin kurulmasında ve bu toprakların bir barış yurdu olmasında önemli rol oynadığını kaydetti.
Akbıyık, Hazreti Mevlana’nın yolunda yürüyen gönül insanının, onun öğretilerini yaymaya ve yaşatmaya devam ettiğini dile getirdi.
Mevlana’nın eserleri ve sözlerinin her zaman yol gösterici olduğunu belirten Akbıyık, “Hangi dilden konuşursan konuş, hangi renkten olursan ol, aşkta ve insanlıkta birdir bütün diller ve renkler. İşte bu yüzden onun felsefesi, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın kalbine dokunmaya devam ediyor.” dedi.
Konyalılar Karamanlılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği Başkanı Erol Kütahya ise Hz. Mevlana’nın Allah aşkı ve insan sevgisiyle Konya’da vücut bulduğunu söyledi.
Programın hazırlanmasında emeği geçen ve katkı sunanlara teşekkür eden Kütahya, Mevlana’nın, yaşamı boyunca gönülleri ve beldeleri aydınlattığını ifade etti.
Programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, AK Parti İl Başkanı Haluk Laçin, kurum müdürleri ile vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valiliğin ev sahipliğinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinatörlüğünde “Acemaşiran Mevlevi Mukabele-i Şerif’i” Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde sunuldu.
Sabahattin Harma ve Yıldıray Öztürk’ün yönetiminde, Edirne Valiliği Semazen Topluluğu tarafından icra edilen Mevlevi Mukabelesi, postnişin Semih Varan tarafından sahneye taşındı.
Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu, İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu da ekinliğe destek verdi.
Sema mukabelesinin sunulduğu yaklaşık 2 saat süren etkinlik izleyenlerden ilgi gördü.
Vali Yunus Sezer, etkinlik yönetmeni Harma’yı tebrik ederek çiçek verdi.
Etkinliğe, Edirne Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tüvit ceket, 1800’lü yıllardan beri tercih edilen bir parça. Üretildiği kalın ipi sayesinde özellikle sonbahar/kış sezonunda her sene favori parçalardan biri oluyor.

Tüvit ceket nedir?
Genelde ekose, çizgili ve kırçıllı modellerde üretilen tüvit ceketler çoğunlukla iki renkten oluşurlar. Cekete hakim olan esas rengin yanında başka bir renk de küçük dokunuşlarla kumaşın arasından kendini gösterir. 1900’lü yıllardan itibaren kadınların gardırobunda da yerini alan tüvit ceket, kendini klasik stilin yanında artık spora yakın kıyafetlerde de gösteriyor.

Tüvit ceket nerede ve nasıl giyilir?
Tüvit ceketlerin havasını kombinlediğiniz parçalarla tamamen farklı mekanlara uyarlayabilirsiniz. Baştan sona tüvit bir takım giymek sizi oldukça şık gösterirken tüvit ceketi kot pantolonlarla kombinlemek ise günlük kıyafetlerinizle dikkat çekmenizi sağlar.

Tüvit ceket nasıl kombinlenir?
Tüvit ceketleri kombinlerken risk almak istemiyorsanız yukarıda bahsettiğimiz, cekette hakim olmayan rengi ele alabilirsiniz. Görseldeki gibi mavi ağırlıktaki bu ceketin, içindeki kırık beyaz renginde bir pantolonla kombinlenmiş olması oldukça hoş görünüyor.

Kombininizi günlük hayatta kullanmak ve ceketinizin şıklığıyla dikkat çekmek isterseniz de bir kot ve beyaz bir tişörtle hoş bir görünüm sağlayabilirsiniz.

Kalın kumaşı ve iddialı görüntüsünden dolayı tüvit ceketleri omzunuzun üstüne atarak kullanmanız da iyi bir seçenek olabilir.

Özellikle ilkbahar sezonunda renkli tüvit ceketlere geçiş yapılmasıyla birlikte pembe ve yeşil renkleri bu tip ceketlere hakim olmaya başlar. Siz de renkli bir ceket edinerek kombinlerinizde kullanabilirsiniz.

İşte tüvit ceketle yapabileceğiniz diğer kombinler…



Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odanızın duvarlarını sevdiklerinizin ve anılarınızın fotoğraflarıyla doldurabilirsiniz.

Müziksiz bir hayat olmaz. Siz de müziğe tutkuyla bağlıysanız duvarınıza dinlediğiniz sanatçıların posterlerini asabilir ve plaklarla süsleyebilirsiniz.

Size ilham veren her şey duvarınıza asılmayı bekliyor.

Işıklarla beraber fotoğraflarınızı asabilirsiniz.

Bir masaldaymış gibi hissettirecek bu ışıkları yatağınızın yanlarından aşağı sarkıtabilirsiniz.

Gece lambanızı kendiniz yapabilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan birkaç kavanoz ve led ışık.

Yatağınızın üstündeki yıldızlara bakmak mümkün!

Perdelerinize led ışıklarla renk katabilirsiniz.

Aynanızın etrafını led ışıklarla çevreleyebilirsiniz.

Artık şarkıları kasetlerden dinlenilmemesi onların kullanışsız olduğu anlamına gelmez. Odanızın köşelerini kasetlerle süsleyebilirsiniz.

Plaklar da hala kullanışlılığını yitirmedi! Üzerlerini istediğiniz desende boyayıp duvarınıza asabilir ya da istediğiniz bir zemine yapıştırabilirsiniz.

Sevdiğiniz fotoğraflarınızı duvarınıza asmanızın bir güzel yolu da bir ağaç dalı ve ip!

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ihlamur nedir?
Ebegümecigiller (Malvaceae) ailesine ait bir bitki olan ıhlamur (Tilia), ülkemizde ve dünyada birçok çeşidi yetişen bir ağaç türüdür. Nadiren de olsa çalı formunda da gelişim gösterebilir. Ülkemizde sıklıkla yetişen ve ekim-dikimi yapılan 4 çeşit ıhlamur bulunmaktadır. Küçük farklarla birbirinden ayrılan ıhlamur çeşitlerinin hepsinin çiçeklerinin şifalı etkisi aynıdır.
Ihlamur çayında bulunan vitamin ve mineraller
Ihlamur çayı A, B6, C ve P vitaminlerini barındırır. Ayrıca kalsiyum, demir ve manganez mineralleri de içeriğinde mevcuttur. En belirgin yararı da antioksidan bakımından zengin olmasıdır.
Ihlamur çayı nasıl demlenmeli?
Ihlamur çiçekleri, bitişiğindeki sarı ve uzun yapraklarla beraber kullanılarak demlenir. İyi bir ıhlamur çayı demlemek için:
Yarım avuç kadar ıhlamur çiçeğinin üzerine bir su bardağı kaynamış su ilave edilir. İçeriğindeki uçucu yağların da kaybedilmemesi için, kapağı kapalı olacak şekilde demlenmelidir. 10 dakika boyunca demlenen ıhlamur çayı, süzüldükten sonra tüketilmelidir. Uzun süre demlendiğinde ya da kaynatıldığında, çiçeklerin şifalı etkisi kaybolabilir. Özellikle kış aylarında şifalı etkisini artırmak için tarçın, zencefil, zerdeçal, hibisküs ve benzeri bitkilerle karıştırılarak da demlenebilir. Ihlamuru biraz daha tatlandırmak için, demlenip süzüldükten sonra içine bir çay kaşığı kadar bal ilave edilebilir. Ihlamur çayına ilave edilen bir dilim limon hem C vitamini içeriği ekleyerek çayın daha şifalı olmasını sağlar, hem de daha lezzetli ve hafif içimli bir ıhlamur çayı demlemenize yardımcı olur.
Meyveli ıhlamur çayı tarifi
Malzemeler:
Yapılışı:
Elma, ayva ve limonu yıkayıp döt parçaya bölün ve kabuklarıyla beraber bir tencereye koyun. Üzerine kabuk tarçın ve karanfil ekleyin. Tencereye göz kararı kadar su ekleyin ve kaynatın. Kayndığında altını kapatın ve ıhlamuru da ekleyin. Tencerenin kapağını kapatıp 10 dakika demlemeye bırakın. Süzdükten sonra bal ekleyerek içime hazır hale getirin, afiyet olsun.
Öksürüğe ne iyi gelir?
Ihlamurun faydaları nelerdir?
Bitkilerle güzellik
Ihlamur yağının faydaları
Ihlamurun zararları
Haftaya daha canlı başlamak için 7 öneri
Kendinizi yeni hafta için yeterli derecede motive hissetmiyor musunuz? Yapmanız gereken bazı şeyler var! İşte size iyi gelecek 7 tavsiye…
8
Aşık olmak, işinizde başarıya ulaşmak, spor yaparak vücudunuzu güzelleştirmek istiyor olabilirsiniz, bunların hepsi aslında aynı şeyi ifade eder: Yaşadığınızı hissetmek istiyorsunuz! Yaşadığını hissetmek herkes için farklı bir yol gerektirir, kendi bireyselliğinizi bulabilmek için keşif yapmanız gerekir. Yine de genel olarak insanlardan bahsettiğimizde, daha canlı hissetmelerini sağladığı bilinen kimi yollar var:
Negatif öz-sohbetlerden vazgeçin Birçoğumuz için olumsuz öz-sohbet yıllardır sansürsüz ve otomatik pilota bağlamış şekilde var. Aslında çoğu insanın bir yaşam koçuna danışmasının en büyük sebeplerinden birisi de bu. Kariyer, romantik ilişkiler ya da vücudu ile barışık olma durumunda, fark etmez, kendi kendimize konuşmanın hayatımızın her alanında bizi etkilediği bir gerçektir. Kendinize söylediğiniz olumsuz, caydırıcı şeyleri teşhis edin ve buna derhal bir son verin. Bunun yerine pozitif ve sevgi dolu öz-sohbetlere yönelebilirsiniz. Bu biraz zaman alabilir, hatta başlarda kendi kendinize yalan söylüyormuş gibi bile hissedebilirsiniz ama bunun sebebi daha önce kendinizle bu şekilde hiç konuşmamış olmanız.
Yataktan çıkmadan önce iyice gerinin Yatağınızdan kahvaltı masası sofrasına, oradan arabanıza ve sonunda ofisinize geçerek kendinizi sürekli sıkıştırmak ve kısıtlamak yerine güne tüm vücudunuzu esneterek, hücrelerinizi uyandırarak ve kan dolaşımınızı arttırarak başlamalısınız. Hücrelerinizi ayık tutmak ve vücudunuzla bağlantınızı koparmamak için gün içinde de aktif olarak esnemeyi sürdürün.
İnsanlara karşılıksız övgüler sunun Bir iş arkadaşınız, normal arkadaşınız hatta bir yabancının masumca yanaklarının kızarmasına ya da gülümsemesine sebep olmaktan daha canlandırıcı ne olabilir? Birisine özel olduğunu hissettirmek ve çabalarını fark ettiğinizi göstermek çok eğlencelidir. Görünüm ya da yetenekleri ile ilgili olması fark etmez, insanlara komplimanlarda bulunun.
Gökyüzüne dikkat edin (ve tüm doğaya) Bulutlar asla aynı değil; yoğunlukları, renkleri, yerleri sürekli değişir ve bu geri kalan tüm doğa için de geçerlidir. Bu da bize şunu hatırlatır ki hiçbir şey statik ya da sıkışmış kalmış değildir. Bizler de sürekli değişiyoruz ve gerçekten istersek hayatımızda hoşnut olmadığımız şeyleri de değiştirebiliriz. Doğayı gözlemek, gündelik küçük hayatlarımız dışında aslında çok daha büyük bir şeyin parçası olduğumuzu hissetmemizi sağlar.
Zevkle ve tüm duygularınızla birlikte yemek yiyin Yemek yemek zihin, beden ve ruhu da besler; bu nedenle yemeklerinizi kısa sürelere sıkıştırarak değil keyif alarak yemelisiniz. Süratle yenen bir yemekten tat almak imkansızdır. Bunun yerine, yemeklerinizi güzelleştirin ve lezzetlerine önem verin, yavaş çiğneyin, damağınızda ezin… Yemek zamanınızın dinlenme ve yenilenme zamanınız olduğunu da unutmayın.
Gülün Gülmeden hayat geçer mi? Acı verici ve sıkıntılı olacağı kesin! Kahkaha atmanın kendini iyi hissettirme sebeplerinden en önemlisi kendiliğinden gelişen ve plansız bir tepki olmasıdır. Gerçekten, içimizden gelerek kahkaha attığımız zaman, rahat ve savunmasız oluruz ki bu sürekli savunma halinde olan bizler için bir lütuf. Ve yaşadığınızı hissetmek için çok eğlenceli bir yol!
Spontane olun Günümüzde herkes çok meşgul, hatta akşamları ve hafta sonları bile… İnsanın kendine zaman ayırmaması, arzuları ile temasa geçmemesi ruh ve beden sağlığı için oldukça sakıncalıdır. Kendinize hiçbir plan yapmadığınız zamanlar ayarlayın ve geldiğinde ne yapmak istediğinize o an karar verin ve yapın.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yılbaşını en iyi anlatan nail artı bulduk galiba!

Yılbaşında hediyeleşmeyi sevenler, minik hediye paketi detayı olan bu nail arta bayılacaklar.

Tırnaklarda birden çok rengi bir arada kullanmayı seviyorsanız bu desenleri deneyebilirsiniz.

Hem sade hem de yılbaşı ruhunu yakalayan bir önerimiz var.

Yılbaşına özel gösterişli tırnaklar tercih etmek isteyenler, tırnaklarına inciler kondurabilirler.

Sade olduğu kadar eğlenceli olan bu nail artı da biz çok beğendik.

Yılbaşı çiçeği olarak adlandırılan Kokinalar şimdi de tırnaklarınızda.

Kar stickerları ve simli ojeler ile bu görüntüyü elde edebilirsiniz.

Kırmızı french… Denediğinizi pek sanmıyoruz. Tırnak üstüne çekeceğiniz kırmızı şerit ve tırnağınıza yapıştıracağınız stickerlar size yardımcı olacaktır.

Yılbaşı şapkalı, geyikli, şekerli ojeler… Tüm yılbaşı sembollerini ellerinize yansıtmanın tam vakti!

Kırmızı simli oje ile ellerinize ışıltı katabilirsiniz.

Kardan adamsız yılbaşı olmaz! Tırnaklarınıza minik kardan adamlar kondurun!

Yeşil simli oje ile yapılması kolay bu minyatür yılbaşı ağaçlarını tırnaklarınıza taşıyabilirsiniz.

Yeşil, beyaz ve kırmızı ojeler ile bu desenleri tırnaklarınıza çizerek tırnaklarınızı yılbaşına hazırlayabilirsiniz.

Yeşil, kırmızı ve beyaz renkler ile tırnaklarınızı bir yılbaşı ağacı gibi süsleyebilirsiniz.

Yeni yılda her yer kırmızı, beyaz ve yeşilken ben farklı bir renk kullanırım diyorsanız mavi renkli ojeleri ve kar stickerlarını tercih edebilirsiniz

Yeni yıla sade girmek isteyenler için… Bir simli kırmızı oje bir de beyaz oje…

Yeni yılda tırnaklarınıza hep kardan adam ve noel baba çizecek değilsiniz ya… Penguen de alternatifler arasında bulunabilir. Bunun için lacivert, siyah, beyaz ve turuncu renkli ojeler işinizi görecektir.

Penguen, kardan adam, sevdiğiniz bir çizgi film karakteri… Yeni yıla sevdikleri ile girmek isteyenler için…

Uzun uzadıya hazırlanacak vaktiniz yoksa kırmızı bir fon ojenin üzerine simli oje ile yapacağınız minik bir yılbaşı ağacı da geceye uygun bir görüntü sergilemenizi sağlayacaktır.

Yılbaşının bir diğer simgesi de geyik. Bu yıl tınaklarınızda minik geyikler dolaşsın.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MANİSA’nın Yunusemre ilçesinde çalıştığı pizza dükkanına motosikletiyle gelip, ruhsatsız tabancayla açtığı ateşte çalışanlardan Sultan Zencirci’yi (27) öldüren, Gül Demir’i (45) ise yaralayan Ferhat Kuru’nun tutuklu yargılandığı dava, daha önce istenen akıl sağlığının yerinde olup olmadığı yönündeki raporun beklenmesine karar verilerek ertelendi.
Olay, 30 Temmuz 2023’te saat 13.00 sıralarında Muradiye Mahallesi İstasyon Caddesi’ndeki bir pizzacıda meydana geldi. Çalıştığı pizzacıya motosikletiyle gelen Ferhat Kuru, yanında getirdiği ruhsatsız tabancayla iş yeri çalışanlarından Sultan Zencirci ve Gül Demir’e kurşun yağdırdı. Vücuduna 3 kurşun isabet eden Sultan Zencirci ile 2 kurşun isabet eden Gül Demir kanlar içinde yere yığıldı. Daha sonra Kuru, Gül Demir’i bıçaklamaya çalıştı. Diğer çalışanların araya girmesiyle Ferhat Kuru kaçtı.
Silah seslerini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, Sultan Zencirci’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yerinde müdahalesi yapılan Gül Demir ise ağır yaralı olarak ilçedeki özel bir hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan Demir, uzun süren tedavi süreci ardından taburcu edildi. Olayın ardından yakalanıp, gözaltına alınan Ferhat Kuru, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Olaya ilişkin yürütülen soruşturma sonunda Ferhat Kuru hakkında ‘Kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme’, ‘Kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘Ruhsatsız silah temin etme ve bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
‘GÜL İLE SANIK ARASINDA BİR MÜNASEBET YOKTU’
Manisa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına tutuklu sanık Kuru, Gül Demir’in avukatı ve öldürülen Sultan Zencirci’nin avukatları katıldı. Duruşmada, Gül Demir’in ağabeyi Turgut Irmak (51), tanık olarak dinlendi. Kardeşi Gül Demir’in olaydan bir hafta öncesinde kendisini telefonla arayarak, Ferhat Kuru’nun hem kendisini hem de Sultan Zencirci’yi rahatsız ettiğini söylediğini belirten Irmak, “Bunun üzerine Ferhat’ı aradım cevap vermedi, sonra kendisi döndü. ‘Gül hanımı seviyorum onunla evleneceğim. Sultan araya girip, aramızı bozdu’ dedi. Yaptığının yanlış olduğunu söyledim. ‘Bir daha dükkanıma girme, önünden dahi geçme’ dedim. Gül ile sanık arasında bir münasebet yoktu. Sultan’ı tehdit ettiğine şahit olmadım” ifadelerini kullandı.
Gül Demir’in ağabeyi Turgut Irmak’ın konuşması ardından tanığın beyanına ilişkin sözleri sorulan Ferhat Kuru, tanığın beyanının gerçeği yansıtmadığını, kendi çıkarına göre konuştuğunu, Gül Demir ile gönül ilişkisi olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme heyeti, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan daha önce istenen akıl sağlığının yerinde olup olmadığı yönündeki raporun henüz mahkemeye ulaşmaması nedeniyle duruşmayı 24 Mart’a erteledi.
Duruşma sonrası, öldürülen Sultan Zencirci’nin avukatı Zehra Oyit ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Manisa Temsilcisi Semiha Hasgör, birer açıklama yaptı. Hasgör, 6284 sayılı kanunun kadınların can simidi olduğunu, kadın cinayeti ve şiddetin önlenmesi için etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekti.
Avukat Zehra Oyit ise “Maalesef ülkemizde kadın olmanın zorluğu yüzümüze vuruyor. Taciz edildiği için rahatsızlık duyduğunu dile getiren bir kadından bahsediyoruz. 6284’ün etkin bir şekilde uygulanması ile cinayetlerin en azından azalacağını umuyoruz. Umudumuzu kaybetmeden bu davaların takipçisiyiz. Her kadının yanındayız” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ – ElazığFırat Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Uysal, kadınlarda her ay oluşan adet kanamaları, emzirme, gebelik ve diğer jinekolojik nedenlere bağlı olan kanaralardan dolayı demir eksikliğinin daha fazla görüldüğünü ifade etti.
Elazığ Fırat Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Uysal, Demir eksikliği hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Demirin vücudumuzda birçok fonksiyonu için önemli bir mineral olduğunu dile getiren Doç. Dr. Uysal, “Vücudumuz demiri üretmediği için dışardan besinlerle vücudumuza alınması gerekiyor. Demirin yetersiz alımında veya vücuttan fazla kaybında ise eksiklik oluşuyor. Bu eksikliğin en büyük belirtisi de demirin yapısında bolca bulunan kırmızı kan hücrelerinin eksikliğine bağlı kansızlık oluşturmasıdır. Demir eksikliği anemisinin vücudumuzdaki belirtileri, yorulma, halsizlik, vücutta tende solukluk, uyku bozuklukları, özellikle egzersiz halinde oluşan nefes darlıkları, oryantasyon bozuklukları, unutkanlık, tırnaklarda kırılganlık, saç dökülmeleri, ağız ve dudak kenarlarında oluşan yaralar ve çatlakların demir eksikliğinde meydana gelebilecek belirtilerin bazılarıdır. Bu belirtilerin bir kaçının oluşması durumunda demir eksikliği anemisi tetkiki açısından kişilerin hekimlere başvurmasının önem arz ediyor. Demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlık yani demir eksikliği anemisinin, en fazla görülen anemi çeşidi kadınlarda her ay oluşan adet kanamaları, emzirme, gebelik ve diğer jinekolojik nedenlere bağlı olan kanaralardan dolayı demir eksikliğinin daha fazla görülmesidir. Hem kadınlarda hem de erkeklerde mide ve bağırsak problemleri, Özelikle midedeki ülser, bağırsak ya da mide kanserlerinin demirin vücuttan kaybına neden oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kadın Acil Destek (KADES) uygulamasının tanıtımını yaptı. Ekipler, 16 bin 850 kadın vatandaşın telefonuna aile içi ve kadına yönelik şiddet olaylarında cihaz konum bilgisi açarak bir tuşla Acil Çağrı Merkezi’ne ulaşmalarını sağlayan ve olay yerine en yakın devriyenin sevk edildiği KADES Aplikasyonu’nu yükleterek bilgilendirmede bulundu.
Ekiplerin icra ettiği faaliyetler kapsamında 20 bin 492 erkek vatandaşa da farkındalık eğitimi verildi. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya koronavirüs gibi büyük bir tehlike atlattı.
Salgın büyük ölçüde etkisini yitirirken etkileri sürüyor.
Bu kapsamda Kovid-19’un kalp sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çekiliyor.
Özellikle gençlerin bu konuda tedbir alması gerekiyor.
Koronavirüsü ağır geçirenlerde riskin daha yüksek olduğunu vurgulayan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“AĞIR GEÇİRENLERDE KALP SAĞLIĞINDA CİDDİ ETKİLER GÖRÜLÜYOR”
Prof. Dr. Boztosun, “Kovid-19’u ağır geçiren bireylerde yapılan çalışmalar, enfeksiyondan üç yıl sonra bile kalp sağlığı üzerinde ciddi etkilerin görülebildiğini ortaya koyuyor.” dedi.
Ailesinde kalp hastalığı olan, sigara kullanan veya kolesterolü yüksek olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Boztosun, genç yaşta olmanın bu riskleri ortadan kaldırmadığını vurguladı.

KAN SULANDIRICI İLAÇLAR KONUSUNDA UYARI
Kovid sonrası kan sulandırıcı ilaç kullanımının doktor kontrolünde olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Boztosun, “Kan sulandırıcıların gereksiz kullanımı mide kanaması gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Kalbi korumak isterken başka organlara zarar verebilirsiniz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Boztosun, kan sulandırıcı ilaçların yalnızca doktor tavsiyesiyle kullanılmasının önemini vurgularken mide rahatsızlığı olan hastaların daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
KALP KRİZİ BELİRTİLERİ VE İLK MÜDAHALE
Kalp krizi sırasında yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Boztosun, göğüste sıkışma, yanma ya da baskı hissiyle birlikte ağrının sol kola, çeneye, sırta veya göbek çevresine yayılmasının en önemli belirtiler arasında yer aldığını söyledi.
Krizi yaşayan hastaya ilk müdahalenin doğru yapılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Boztosun, “Dar giysileri gevşetin, hastanın rahat nefes almasını sağlayın ve hemen 112’yi arayın. Gereksiz müdahalelerden kaçının ve uzman ekibin gelmesini bekleyin. Bir kez kalp krizi geçirmek, tekrar yaşamayacağınız anlamına gelmez. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek riski en aza indirmek mümkün.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kirpikler, gözlerimizi çevreleyen ve göz kapaklarının kenarında yer alan küçük, ince tüylerdir.
Kirpiklerin genellikle birer koruyucu işlevi vardır, ancak aynı zamanda estetik olarak da büyük bir öneme sahiptirler.
Kirpik diplerinde beyaz küçük noktaların oluşması, genellikle birkaç farklı sebepten kaynaklanabilir. Bu tür noktalar, bazen tamamen zararsız olabileceği gibi, bazen de bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.

İŞTE SEBEPLERİ
Ölü cilt hücrelerinin gözeneklerde birikmesi, kirpik diplerinde beyaz noktaların oluşmasına yol açabilir.
Göz kapağındaki yağ bezelerinin tıkanması, bakteriyel enfeksiyonlar veya gözün aşırı kuruması nedeniyle blefarit gelişebilir.
Yetersiz hijyen, makyajın uzun süre ciltte kalması, kirli ellerle gözlere dokunulması gibi faktörler folikülite yol açabilir.
Cilt hastalıkları da kirpik diplerinde beyaz noktalara neden olabilir. Özellikle akne veya seboreik dermatit gibi cilt rahatsızlıkları, göz çevresinde beyaz noktalar, sivilceler veya kabuklanmalar oluşturabilir.
Eğer kirpik diplerindeki beyaz noktalar uzun süre geçmiyorsa veya ağrı, kızarıklık gibi ek belirtiler varsa, bir göz doktoruna başvurmak önemlidir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayıp Birinci, yeni Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğiyle getirilen yenilikler ve bu konuda gündeme gelen eleştirilere ilişkin açıklamalarda bulundu.
1 Kasım’da uygulamaya giren yeni sistem, detaylı yapılan planlamalar sonucu hayata geçirildi.
Birinci, yapılan detaylı palanlamalar sonucu yaş gruplarının sağlık sistemine başvuru sayıları ve kronik hastalık yükü gibi parametreler dikkate alınarak sistemin revize edildiğini belirtti.
“Yeni sistemle hem aile hekiminin üzerindeki yükü azaltmayı hem de vatandaşa ayrılan süreyi artırmayı arzu ettik” diyen Birinci sözlerinin devamında da, “Koruyucu sağlığı çok daha güçlü hale getirmeyi, hastalarımızın kronik hastalık taramasını yapmayı ve saptanan hastalıkların yakın takibini sağlamayı amaçladık.” ifadelerini kullandı.
“TEŞVİK ÖDEMELERİ 3 KATINA ÇIKARILDI”
Aile hekimliğinde yeni bir teşvik mekanizmasının oluşturulduğunu dile getiren Birinci, “Aile hekimlerinin eskiden 14 bin 800 lira civarında bir teşvik ödemesi vardı. Bunun tavanı 3 katına çıkarıldı, teşvikte yüzde 200 artış yapıldı ve ekstra teşvikler olarak düzenlendi.” bilgisini paylaştı.

MUAYENE TEŞVİKİ: 15 BİN 600 LİRA
Eskiden aile hekimlerinin, kayıtlı nüfusu kaç olursa olsun, 14 bin 800 liralık teşvik ödemesini tam olarak alabilmesi için günde 75’in üzerinde hastaya bakması gerektiğine dikkati çeken Birinci, yeni teşvikin, muayene, kronik hastalık tarama, 2’nci ve 3’üncü basamak sağlık tesislerine başvuru, akıllı ilaç politikalarına uyum ve hasta memnuniyeti olmak üzere 5 ayrı başlıkta verildiğini belirtti.
Birinci, yeni sistemde muayene teşvikini 15 bin 600 liraya çıkardıklarını ve bunun alınabilirliğini kolaylaştırdıklarını söyledi.

İKİNCİ EN ÖNEMLİ TEŞVİK: KRONİK HASTA TARAMALARI
Muayenenin ardından ikinci en önemli teşviki 13 bin 394 lirayla kronik hastalık taramalarının oluşturduğunu anlatan Birinci, kronik hastalık taramalarının hastalıkların erken dönemde tespiti ve tedavisi ile yakın takibi açısından çok önemli olduğunu vurguladı.
Meme kanserinin, taramalar sayesinde erken dönemde yakalanıp tedavi edilebildiğine işaret eden Birinci, “Kronik hastalık taramaları, bizim en önemli ikinci performans kalemimiz; yüzde 70 başarıyla, yaşı gelmiş, sistemin önerdiği insanları taramak. Bu taramaların bazıları 24 aylık, bazıları 6 aylık periyotlarda.” dedi.

AİLE HEKİMLİKLERİNDE YAPILACAK TAKİP VE TEDAVİLERİN ÖNEMİ
Kayıtlı nüfusun, bir önceki döneme göre, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerine başvurusunda azalma olmasının da ekstra bir teşvik kalemi olarak belirlendiğini anlatan Birinci, aile hekimliklerinde yapılabilecek takip ve tedaviler sonucunda hastanelere başvuru sayısının otomatik olarak azalacağını söyledi.

“AİLE HEKİMLERİNE MHRS ÜZERİNDEN RANDEVU KONTENJANI AYIRDIK”
Aile hekimlerinin, bu taramalar sonucu hastaları, ikinci, üçüncü basamak bir hastaneye, doğru branşa sevk edebileceğini, gerektiğinde tetkik isteyebileceğini aktaran Birinci, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla tüm sistemlerin birbirine entegre edildiğini, süreçlerin kolaylaştırıldığını dile getirdi.

“HASTANE BAŞVURULARI AZALACAK, AİLE HEKİMİNE DE BUNU SAĞLADIĞI İÇİN EKSTRA TEŞVİK VERİLECEK”
Birinci, bu kapsamda, aile hekimlerine kendi hastaları için MHRS üzerinden yüzde 10 muayene randevusu kontenjanı ayırdıklarını belirterek, şöyle devam etti:
Örneğin, aile hekimi hastasında ‘aritmi’ (çarpıntı) olduğunu fark etti. Bu durumda hastası için aritmi konusunda uzman bir kardiyoloğa randevu alabilecek. Sistem, bu konuda öncelik hakkını aile hekimine tanıyor. Böylelikle hastanın, kendisi için doğru tedaviyi bulmak adına doktor doktor gezme ihtimali de azalıyor.
Ağustos 2024 verilerine göre, hastanelerde toplam 21 milyon kişinin muayenesi yapılırken, bunun 5 milyonu, 10 gün içerisinde tekrar acile başvurmuş. Dünyada da Türkiye’de benzer rakamlar söz konusu. Hastalarımızın yüzde 6’sı doğru branşa başvuramıyor. Bunu en iyi sağlayacak, bu konuda en doğru yolu gösterecek olan da bir hekim. Aile hekimi, hastasının randevusunu ayarlayıp, onu doğru hekime yönlendirdiğinde, hastanın sağlık sistemi içinde dolaşmasının da önüne geçilmiş olacak. Hastane başvuruları da otomatik olarak azalacak, aile hekimine de bunu sağladığı için ekstra teşvik verilecek.

“ÜLKEMİZDE ANTİBİYOTİK DİRENCİ SEBEBİYLE ÖLEN İNSAN SAYISI 9 BİNE YAKLAŞTI”
Birinci, akılcı ilaç kullanımıyla ilgili getirilen teşvike ilişkin de “Türkiye’deki antibiyotik kullanım oranı, OECD ortalamasının 2,5 katına yakın. 2019’daki DSÖ raporuna göre, ülkemizde antibiyotik direnci sebebiyle ölen insan sayısı 9 bine yaklaşmış durumda, 30 bin ölümün de antibiyotik direnciyle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. ABD’de bu rakamlar bizden çok daha yüksek ve Türkiye, risk grubu açısından bakıldığında ikinci sırada geliyor.” açıklamasında bulundu.

“BU BİR YATIRIM DEĞİL, TEŞVİK VE FARKINDALIK”
Antibiyotik kullanımının azaltılmasıyla ilgili 1400 lira oranında bir finansal teşvik getirildiğini aktaran Birinci, sözlerini şöyle sürdürdü:
Mesela, aile hekiminin, kendisine bağlı hastalara bir önceki yıl yazdığı 100 kutu ilacın yüzde 27’si antibiyotikse ve bu sene oran yüzde 26,9’a inmişse söz konusu teşviki alıyor. Aslında bu bir yaptırım değil, bir teşvik, aslında bir farkındalık. Başka ülkelerde bu konuda çok daha ciddi yaptırımlar uygulanıyor. Biz bir farkındalık unsuru olarak yeni başladık buna. Antibiyotik kullanım oranlarını çok daha aşağı çekmemiz lazım, OECD ortalamalarını yukarı çeken bir ülke durumundayız.
Bilinçsiz tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen mide koruyucu ilaçlar ve ağrı kesici kullanımın da benzer oranlarda olduğuna, bu ilaçlarda da küçücük bir azalmaya dahi teşvik verildiğine dikkati çeken Birinci, aile hekimlerinin kayıtlı nüfusunun memnuniyet oranının, il ortalamasının üstünde olması durumunda da toplam gelirinin yüzde 1’i kadar ekstra teşvik ödemesinin yapılacağını aktardı.

“YAŞ GRUPLARININ TEŞVİK PUANLARINI AİLE HEKİMLERİNE BAŞVURU SIKLIKLARINA GÖRE PLANLADIK”
Birinci, 6 ayda bir muayene uygulamasına ilişkin de “Yaş gruplarının teşvik puanlarını aile hekimlerine başvuru sıklıklarını dikkate alarak planladık. Hangi yaş grubu daha çok aile hekimine başvuruyorsa onun puanı yüksek. Yani 65 yaş üstü nüfusun, 25 yaşındaki birine göre 3,5 kat daha fazla puanı.” şeklinde konuştu.

“AİLE HEKİMİNİN HASTASININ PASİF OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Türkiye nüfusunun yüzde 6,5’inin kayıtlı olduğu aile hekiminden farklı illerde yaşadığını bildiren Birinci, “Biz şimdi o nüfusu taşıyoruz. 6 ay gelmeme uygulamasını devreye almaya yönelik, 6 ay süremiz söz konusu. Bu sürede bütün nüfusu kendisine en yakın aile hekimine kayıtlı hale getireceğiz. Böylelikle aile hekiminin hastasının pasif olmasına zaten izin vermemiş olacağız.” açıklamasında bulundu.

21 BİN 608 AİLE HEKİMİ YENİ SİSTEMİ UYGULADI
Şuayıp Birinci, 1 Kasım’da uygulamaya giren yeni aile hekimliği sisteminin 1 aylık ilk sonuçlarına ilişkin de şu bilgileri paylaştı:
Yeni sistemin 1 aylık sonuçlarına göre, kasım ayında, 26 bin 800 aktif aile hekimimizden 21 bin 608 aile hekimimiz, 4 milyon 100 bin vatandaşımıza kronik hastalık izlemi ve taraması yaptı, vatandaşlarımız için toplam 8,6 milyon işlem gerçekleştirdi. Gebe, bebek izlemleri bunun dışında.
Söz konusu işlemlerde tabii ki kişilerin birden çok kronik hastalığı da olabiliyor. Türkiye’deki 65 yaş üstü nüfusun yüzde 54’ünde 4’ten fazla kronik hastalık var. Aile hekimlerimiz bir aylık dönemde kişi başı 2-2,5 seviyesinde işlem gerçekleştirmiş. Kasım ayı istatistiğine göre, bu aile hekimlerimizin söz konusu işlemleri yapmak için hastalarına ayırdığı günlük ortalama süre 25 dakika. Bunu da ‘aile hekimlerinin iş yükü artıyor’ şeklindeki değerlendirmeler için söylüyorum.
Yeni sistemle hedefleri zorlaştırmadıklarını aksine daha kolay hale getirdiklerini aktaran Birinci, aile hekimlerinin kasımda muayene teşvikinin yüzde 91’ini almış gözüktüğüne dikkati çekti.

“HEDEFLEDİĞİMİZİN ÜZERİNE ÇIKTIK”
Birinci, aile hekimlerinin kazancında ciddi bir artış olacağını vurgulayarak, “Bir aile hekimi kronik hastalık taramalarını yüzde 70, takibini ise yüzde 90 yaptığında ana maaşı, yani teşvikin haricindeki kısım, yüzde 50 artıyor. Bizim burada hedeflediğimiz, kronik hastalık yönetiminin doğru yapılması.” dedi.

Birinci, şu değerlendirmelerde bulundu:
Kasım ayı için hedeflediğimizin de üstüne çıkmış durumdayız, simüle ettiğimizden çok daha iyi bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunu gerçekleştiren bütün aile hekimlerimize teşekkür ediyoruz. Bu süreçte gerek bizim eksik anlatmamız gerekse bazı dezenformasyonlardan kaynaklı, bazı aile hekimlerimiz bu tabloyu 15 Aralık’ta alacakları maaşla öğrenecek. Bütün STK’larla konuştuk, her türlü detayı anlattık ama bunun bir şekilde bizim istediğimiz düzeyde anlaşılmadığını görüyoruz.
Biz sağlık sisteminin merkezine aile hekimliğini yerleştireceğiz. Aile hekimliği tam kapı olacak bu sistemde, doğru hekimle doğru hastayı buluşturan aile hekimleri olacak. Aile hekimi, toplumumuzun sağlığını baştan başa yönetecek, nabzını tutacak.

“BUNU ÇOK KISA ZAMANDA TÜM TÜRKİYE GÖRECEK”
Türkiye’nin çok güçlü bir sağlık alt yapısına sahip olduğunun altını çizen Birinci, şöyle devam etti:
Bu kadar büyük bir altyapıyla bu denli büyük bir dönüşümü yapabilecek kapasitemiz var, biz de bunu yaptık. Bunun çıktılarını çok kısa zamanda bütün Türkiye görecek. Bu başarı hepimizin, bütün aile hekimlerimizin bizimle aynı hedefe bakacağını ve bu sistemin başarılı olması için elinden geleni yapacağını düşünüyorum. Zaten 21 bin 600 aile hekimimiz hedeflerimize yönelik çalışmasını yürütüyor, vatandaşımızın sağlığına ekstra katkılar sunuyor. Bu tablo bizleri sevindiriyor.
Yeni yılda 1000 yeni Aile Sağlığı Merkezi açılacağını ve aile hekimliği sisteminin içine giren hekim sayısını artırılacağını bildiren Birinci, ilerleyen süreçte hekim başına iş yükünün aşağı çekileceğini, kronik hastalık yönetiminin de yapılmasını zorlaştırmadan genişletileceğini kaydetti.

“BİRLİKTE ÇOK DAHA GÜÇLÜ OLACAĞIZ”
Türkiye’nin, sağlıkta harcadığı paraya göre, dünyada memnuniyeti en yüksek ülke olduğunu aktaran Birinci, şunları kaydetti:
100 yılda yapılan hastane yatağı sayısından çok daha fazlasını kapasite olarak 15 yılda yaptık. Hastanelerimizin yaşını 49’dan 13’e düşürdük. Tamamen yeni teknolojilerle inanılmaz bir altyapımız var. Burada da sağlığa dokunmaya ve uzun vadede toplam sağlık çıktısını daha iyi hale getirmeye uğraşıyoruz. Bunu birlikte başaracağız, öncesini de birlikte başarmıştık. 4 milyon 100 bin insanımızı kasım ayında tarayan ve izleyen, onlara 8,6 milyon işlem yapan bütün aile hekimlerimize şükranlarımızı arz ediyoruz. Birlikte çok daha güçlü olacağız.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağız yaraları (aft, pamukçuk, yara) genellikle rahatsızlık verici olabilir ve yemek yeme, konuşma gibi günlük aktiviteleri etkileyebilir.
Doğal çözümler, genellikle hafif vakalarda etkili olabilir.
İşte ağız yaraları için bazı doğal çözümler:
1. TUZLU SU GARGARASI
Bir bardak ılık suya yarım çay kaşığı tuz ekleyip karıştırın. Bu karışımla günde birkaç kez ağzınızı çalkalayın.
Antibakteriyel özellikleriyle enfeksiyonu azaltabilir ve yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabilir.
2. KARBONAT
Bir miktar karbonatı biraz suyla macun kıvamına getirip yaranın üzerine sürün. Birkaç dakika beklettikten sonra ağzınızı durulayın.
İyileşmeyi hızlandırabilir ve enfeksiyonu önleyebilir.

3. BAL
Saf balı yaranın üzerine ince bir tabaka halinde sürün. Günde 2-3 kez tekrarlayın.
Antibakteriyel ve nemlendirici özellikleri sayesinde ağrıyı hafifletebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilir.
4. HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI
Yaralı bölgeye temiz bir pamuklu çubuk yardımıyla Hindistan cevizi yağı sürün. Günde birkaç kez tekrarlayın.
Antibakteriyel ve antifungal özellikleri ile enfeksiyonu önlemeye yardımcı olabilir.
5. ALOE VERA
Taze aloe vera yaprağından çıkan jeli yaranın üzerine sürün. Günde 2-3 kez uygulayın.
Yatıştırıcı etkisiyle ağrıyı hafifletebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilir.
6. PAPATYA ÇAYI
Bir fincan sıcak suya papatya çayı poşeti koyup demleyin, ılık hale geldiğinde gargara yapın.
Papatya anti-inflamatuar özelliklere sahiptir ve yara üzerindeki ağrıyı hafifletebilir.
7. YOĞURT
Günlük olarak sade yoğurt tüketin.
Probiyotikler ağızda sağlıklı bir bakteri dengesi oluşturarak iyileşmeye katkıda bulunabilir.

8. ELMA SİRKESİ
Bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi ekleyip karıştırın. Bu karışımla gargara yapın.
Doğal bir dezenfektan gibi çalışarak yaraların temizlenmesine yardımcı olabilir.
9. SARI KANTARON YAĞI
Küçük bir miktarı yaranın üzerine direkt olarak sürün.
Doğal bir yara iyileştirici olarak bilinir ve ağrıyı azaltabilir.

10. BOL SU İÇMEK
Dehidrasyonu önleyerek ağız mukozasının sağlıklı kalmasına yardımcı olur.
EDİTÖR NOTU
Eğer ağız yaralarınız sık sık tekrarlıyor, büyük boyutlardaysa ya da uzun süre geçmiyorsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.
Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ayağı vuran bir ayakkabı oldukça rahatsız edici…
Bu durumu hafifletmek ve daha rahat bir kullanım sağlamak için denenebilecek bazı öneriler var.
Ancak bu önerilere rağmen ayakkabının ayağınıza oturma sorunu hallolmadıysa, yeni bir ayakkabı tercih etmek daha doğru olacaktır.
AYAĞI KORUYUCU ÇÖZÜMLER
Bant kullanımı:
Ayakkabının vurduğu yerlere yara bandı ya da özel blister (su toplaması) önleyici bantlar yapıştırın.
Jel pedler veya silikon koruyucular:
Özellikle topuk ve parmak bölgeleri için jel pedler veya silikon koruyucular kullanın.
Ayakkabıyı yumuşatma teknikleri
Kalıba koyma:
Ayakkabıyı genişletmek için ayakkabı kalıbı kullanabilirsiniz.
Kalın çorap ve ısıtma yöntemi:
Kalın çorap giyip ayakkabıyı giyerek saç kurutma makinesiyle sorunlu bölgeleri biraz ısıtıp esnemesini sağlayabilirsiniz.
Nemlendirme:
Deri ayakkabılar için deri nemlendirici krem veya vazelin kullanarak ayakkabıyı yumuşatabilirsiniz.

Ayakkabı içine dolgu koyma
Ayakkabı tabanlıkları:
Ayakkabıyı daha rahat hale getirmek ve vurmayı azaltmak için yumuşak tabanlıklar kullanabilirsiniz.
Pamuk veya silikon tıkaçlar:
Ayakkabının vurduğu yere küçük bir pamuk parçası ya da silikon tıkaç yerleştirebilirsiniz.
Ayakkabıyı bir kunduracıya götürüp genişletmesini veya sorunlu bölgeleri yumuşatmasını isteyebilirsiniz.
ÖNLEYİCİ ÖNLEMLER
Doğru numara seçimi:
Ayakkabı alırken ayağınıza tam oturan, sıkmayan ve çok bol olmayan bir numara seçmeye özen gösterin.
Ayakkabıyı denemek:
Ayakkabıyı mutlaka alırken deneyin ve günün ilerleyen saatlerinde (ayaklarınız biraz şişmişken) satın almayı tercih edin.
Ayakkabının iç malzemesi:
Ayakkabının yumuşak iç malzemeye sahip olmasına dikkat edin.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da yaşayan avukat Hüseyin Önal, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü şikayetiyle başvurduğu Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) bölümünde, 3’üncü evre ‘gırtlak kanseri’ tanısı aldı.
Aldığı haberle sarsılan Önal, tümörün alınması için ameliyat geçirdi.
Başarılı geçen operasyonun ardından Önal’ın yutma sorunu çözüldü; ancak sesini kaybetti.
“KULLANIRKEN ÖZGÜRLÜK SANDIM, BENİ ESİR ALMIŞ”
Yazarak iletişim kurabilen Hüseyin Önal, 35 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtiğini ifade etti. Önal, “Sigarayı kullanırken keyif ve özgürlük sanırdım. Oysa o beni esir aldı. Sigarayı 2 yıl önce bıraktığımda artık çok geç kalmıştım.
Aslında 2017 yılında tansiyon nedeniyle ölümden döndüm. Sigara beni uyardı, aldırmadım. Çok iyi bir sporcuyken ve çok konuşkan bir insanken şu an yaşam mücadelesi veriyorum” ifadelerini kullandı.

“GIRTLAK KANSERİNDEN EN ÖNEMLİ NEDEN SİGARA”
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği’nden Prof. Dr. Aydın Acar, gırtlak kanserinin ses kısıklığı ile beraber bazen boyunda kitlelerle, bazen yutma problemleriyle, bazen kilo kaybıyla kendini gösterilebildiğini söyleyerek, “Gırtlak kanseri, kıkırdak yapısıyla korunduğu için erken evrede teşhis edilebilir. Erken evrede son derece yüz güldürücü sonuçlar elde ettiğimiz bir kanser şekli. Hüseyin Bey bize biraz maalesef geç geldi. 3’üncü evrede yakaladık kanseri; ama yine de ameliyatını gerçekleştirdik.
Yaptığımız operasyonla tümörü temizledik, yutma problemini hallettik. Konuşma problemi için 1,5 ay sonra protez uygulaması yapacağız. Hastamızın en kötü özelliği çok sigara içmesi. Gırtlak kanserinde özellikle sigarayı vurgulamak çok önem arz ediyor. Sigara gırtlak kanserinde en önemli neden. Bu hastalığa yüzde yüz oranında sigara neden oluyor” diye konuştu.

“PROTEZLE SESİNİ DUYURABİLECEK”
Prof. Dr. Aydın Acar, Önal’ın protez sürecine ilişkin de konuşarak, “Hastamızın mesleği avukatlık olduğu için sese ihtiyacı var. Yani sesinden profesyonel olarak para kazanması gerekiyor. Protezle sesini karşıya duyurabilecek, derdini anlatabilecek. Şimdi patoloji sonucunu bekleyeceğiz. Patoloji sonucundaki sonuca göre belki ilave ek doz radyoterapi ihtiyacımız olacak.
Sonrasında da bu hastanede biz yaklaşık 5 yıl akraba gibi olacağız. 5 yıl içerisinde belli dönemlerde takiplerimiz olacak. 2 hafta üzeri ses kısıklığı olanlar mutlaka bir KBB doktoruna başvursunlar ve ilaveten sigaradan mutlaka uzak dursunlar. Bu tür kanserlerin tedavisi var ve tedaviler sonucunda teknolojiler geliştikçe son derece başarılı sonuçlar almaktayız” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Havalar soğudu, mevsimsel enfeksiyonların önü açıldı.
Grip ve viral vakalardaki artış, hastaları doğal yöntemlerden çare aramaya yönlendiriyor.
Bu mevsimde özellikle öksürük ve göğüste hırıltı gibi semptomlara rastlanıyor.
Göğüste hırıltı, genellikle solunum yollarındaki daralma veya tıkanıklık nedeniyle meydana gelir. Hırıltı, nefes alırken duyulan yüksek sesli, ıslık gibi bir ses olup, genellikle akciğerlerdeki hava akışının zorlaşması sonucu ortaya çıkar.
İşte göğsü yumuşatan o doğal tarif…

TARÇINLI SU
Tarçın, antioksidan ve anti-enflamatuar özelliklere sahip bir baharattır. Ayrıca öksürüğü yatıştırabilir ve solunum yollarını açabilir.
Tarif: Bir çay kaşığı toz tarçını bir bardak sıcak suya ekleyin ve karıştırın. İsterseniz bal ekleyebilirsiniz.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oxford Sözlüğü, 37 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği oylama sonucunda, yılın kelimesi olarak “beyin çürümesi” (Brain rot) terimini seçti. Bu ifade, sosyal medyanın eğlence amaçlı ve aşırı tüketimini, beynin sonsuz bir döngüyle içeriklere maruz kalmasını betimliyor.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hastürk, “beyin çürümesi” kavramının ürkütücü bir anlam taşımadığını, bunun yalnızca bir tanımlama olduğunu belirtti. Sosyal medyanın kronik kullanımının entelektüel becerilerde zayıflama, hafıza sorunları, sosyal izolasyon ve depresif durumlarla sonuçlanabileceğini vurgulayan Hastürk, bu sürecin söz konusu kavramı öne çıkardığını ifade etti.

“BEYİN ÇÜRÜMESİ NEDİR”
Hastürk, sosyal medyanın amacından saparak tüketilmesinin, milyonlarca içeriğin adeta bir “beyin çöplüğüne” dönüşmesine neden olduğunu söyledi. “Beyin çürümesi” teriminin, sosyal medyanın aşırı kullanımına bağlı olarak bireylerin entelektüel işlevlerinde gerileme, insan ilişkilerinde zayıflama ve genel bilişsel düşüşü tanımladığını açıkladı. “Bu bir tıbbi teşhis olmasa da bazı davranışlar bu duruma işaret edebilir” diyen Hastürk, sürekli telefon kontrolü, bildirimlere bağımlılık ve sosyal medyanın günlük yaşamın önüne geçmesinin, bu olgunun belirtileri arasında olduğunu ifade etti.

PANDEMİNİN ETKİSİ VE GENÇLER ÜZERİNDEKİ BASKI
Hastürk, “beyin çürümesi”nin tüm yaş gruplarını etkileyebileceğini ancak özellikle Kovid-19 pandemisi sonrası çocuklar ve gençler arasında ciddi bir artış gösterdiğini belirtti. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, 2023 itibarıyla 6-14 yaş arası çocuklarda sosyal medya ve telefon bağımlılığı, pandemi öncesine kıyasla yüzde 40’tan yüzde 70’lere yükseldi. Bu yaş grubunda çevrim içi aktivitelerin günlük ortalama 9 saate kadar çıktığını vurgulayan Hastürk, gençlerin bu süreçte sosyal ve duygusal gelişimlerini tam anlamıyla gerçekleştiremediklerine dikkat çekti.

BATILI ÜLKELERDE ÖNLEMLER VE AİLELERE ÖNERİLER
Bazı Batılı ülkelerin, bu sorunun etkilerini hafifletmek için önlemler almaya başladığını belirten Hastürk, sosyal medyada gerçek dışı yaşamların ve gereksiz içeriklerin yaygınlaşmasının gençlerin sosyal ilişkilerini zayıflattığını ifade etti. Ergenlik döneminin karakter gelişimi açısından kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Hastürk, ekran süresinin sınırlandırılması, telefon kullanım yaşının yükseltilmesi gibi tedbirlerin önemine değindi.
Ailelere yönelik önerilerinde ise şunları sıraladı:
Telefon kullanımına 16 yaş sınırı getirilmeli ve kullanım aile kontrolünde olmalı. Yemek saatleri, arkadaş buluşmaları ve uyku zamanlarında internet erişimi sınırlandırılabilir. Ailelerin, çocuklarına rol model olabilmesi için cihaz kullanımında dengeli davranmaları gerekiyor. Ayrıca, cihazsız zaman dilimleri oluşturulmalı ve bireylerin hobilerini, yüz yüze insan ilişkilerini ön plana çıkaran etkinlikler teşvik edilmelidir.
Bu öneriler, bireysel ve toplumsal düzeyde sosyal medya kaynaklı sorunlarla mücadelede önemli bir başlangıç olabilir.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli’de yaşayan 21 yaşındaki Sudenur Arslan, bebekken teşhis edilen kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun yıllar tedavi görüyordu.
2,5 sene “periton diyalizi” uygulanan Sudenur’un rahatsızlıkları, her geçen gün artmaya devam etti.
Genç kız bu süreçte, çok sevdiği okulundan ve arkadaşlarından ayrı kaldı.
Liseyi uzaktan eğitimle tamamlayan Arslan, diyalize girmeye başladı.
KOVİDE YAKALANDIĞI TESPİT EDİLDİ
Nakil olması önerilen Arslan, Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nin Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu.
Kadavradan bağış çıkmayınca kız için annesi Aylin, dedesi Nazmi ile babası İbrahim Arslan donör olmak istedi.
Babanın dokuları uyumlu çıkan Arslan’ın tüm işlemler tamamlanarak, nakil yapılmasına karar verildi.
Ameliyattan önceki gün yapılan testte, Arslan’ın Kovid-19 virüsüne yakalandığı tespit edildi.

NAKİL BAŞARIYLA TAMAMLANDI
Hastanede bir süre tedavi görerek virüsü yenen Arslan’a nakil yapılamadı.
Üç yıldır daha diyalize giren genç kız, Antalya’daki Yaşam Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu.
Yaşam Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığındaki ekip, genç kıza böbrek naklini gerçekleştirdi.
Hastanede aynı odada tedavilerine devam edilen baba ile kızı birbirine moral oluyor.
“BABAM HER ZAMAN BENİM KAHRAMANIMDI”
Babasının sağ böbreğiyle yeniden hayata bağlanan Arslan, rahatsızlıklarının ilerlemesinin kendisini çok zorladığını, kötü günler geçirdiğini söyledi.
Böbrek nakli için çok çabalamalarına rağmen bir türlü nakil olamadığını dile getiren Arslan, “Diyalizler beni çok zorladı. Okulumu bırakmak, arkadaşlarımdan ayrı kalmak zorunda kaldım. İyi ki babam var, bana böbreğini verdi, kahramanım oldu. Babamı çok seviyorum, o her zaman benim kahramanımdı.” dedi.

“ÇOK ŞÜKÜR KIZIMIN YÜZÜ GÜLÜYOR”
Arslan, sağlığına kavuşunca sıkı çalışarak üniversiteye hazırlanacağını ve gıda mühendisliği hayalini gerçekleştirmek istediğini ifade etti.
Kızına sarılarak sevinç gözyaşı döken İbrahim Arslan da 21 yıldır çektikleri sıkıntılardan nakil sayesinde kurtulduklarını söyledi.
Evlerine sağlık şekilde döneceklerini anlatan Arslan, “Çok şükür kurtulduk, artık kızımın yüzü gülüyor. Çok mutluyuz. Hocalarımız sağ olsun burada herkes çok ilgili.” diye konuştu.

YARIM BIRAKTIĞI EĞİTİMİNİ TAMAMLAYACAK
Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. Aydınlı ise dokular uyumlu çıkınca babanın böbreğini kapalı yöntemle alarak kızına naklettiklerini anlattı.
Nakil sonrası hastanın durumunun düzeldiğini, kreatin seviyesinin 0,7’ye kadar düştüğünü aktaran Aydınlı, “Doğuştan böbrek yetmezliğiyle uğraşan Sudenur, okulundan, sosyal hayattan geri kalmış. Nakil başarılı geçti. Taburcu olduktan sonra normal hayatına devam edebilecek. Eğitimine, arkadaşlarına kavuşacak.” ifadesini kullandı.
Aydınlı, canlı vericileri çok iyi değerlendirdiklerini, hiçbir riske atmadan dokular tamamen uyumlu olduğunda nakli yaptıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akıllı saatlerle ilgili dikkat çeken araştırma…
Araştırma, florlu sentetik kauçuktan yapılan bilekliklerin, perfloroheksanoik asit (PFHxA) adı verilen bir kimyasal içerdiğini ortaya koydu.
Bu madde, hem çevreye hem de insan sağlığına zararlarıyla bilinen PFAS grubunun bir üyesi.
KİMYASALLARA VURGU YAPTI
Araştırmayı yürüten Scripps Araştırma Enstitüsü’nden Graham Peaslee, “Bu ürünlerde, cildimizle uzun süre temas eden bir kimyasalın bu kadar yüksek seviyelerde bulunması dikkat çekici bir durum” dedi.
PFAS, çevrede uzun süre kalıcı olmaları ve su, ter ve yağı itme özellikleri nedeniyle pek çok tüketici ürününde kullanılıyor.
DİREKT VÜCUDA GEÇEBİLİYOR
Bu kimyasallar, dayanıklılığı artırmak ve ürünlerin kirlenmesini önlemek amacıyla fitness bilekliklerinde de tercih ediliyor.
Ancak bu özellikler, bu kimyasalların doğrudan cilt yoluyla vücuda geçme riskini artırıyor.

DETAYLI İNCELEME
Araştırma ekibi, farklı markalardan 22 akıllı saat ve fitness bilekliğini inceledi. İncelenen 13 florlu elastomer bilekliğin tamamında flor tespit edildi.
Ayrıca, florlu elastomer olarak belirtilmeyen dokuz bilekliğin ikisinde de flor izlerine rastlandı. Daha pahalı bilekliklerde flor seviyelerinin genellikle daha yüksek olduğu görüldü.
Kimyasal analizler sonucunda, 22 bilekliğin dokuzunda PFHxA tespit edildi. Ortalama PFHxA konsantrasyonu 800 milyar birim (ppb) civarındayken, bazı örneklerde bu değer 16.000 ppb’yi aştı.
Araştırma ekibine göre, bu seviyeler, kozmetik ürünlerde tespit edilen PFAS seviyelerinin dört katı.

SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLER VE ÖNERİLER
Araştırmacılar, PFHxA’nın insan cildine ne kadar kolay geçiş yaptığının ve vücuda girdikten sonra olası sağlık etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğini belirtti.
Ancak, son çalışmalar bu kimyasalın normal koşullarda cilt yoluyla önemli bir oranda emilebileceğini öne sürüyor.
Araştırmanın baş yazarı Alyssa Wicks, kullanıcıların daha düşük maliyetli ve silikon bazlı bileklikleri tercih etmelerini öneriyor.
Daha pahalı bir bileklik satın almayı düşünenler için ise ürün açıklamalarını dikkatle okuyarak “florlu elastomer” içermeyen bileklikleri seçmeleri tavsiye ediliyor.
Bu araştırma, günlük yaşamda yaygınlaşan giyilebilir teknolojilerin sağlık üzerindeki olası etkilerini bir kez daha gündeme getiriyor.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık alanında çığır açan bir keşif gerçekleştirildi.
İngiltere Nottingham Üniversitesi’nden bilim insanları, insan vücudunun doğal iyileşme yeteneklerinden ilham alarak, hastaların kendi kanını kullanarak kırık kemikleri tedavi edebilecek yenilikçi bir implant geliştirdi.
Bu çığır açıcı çalışmadan elde edilen sonuçlar, ileri malzeme bilimi alanında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
İnsan vücudu küçük yaralanmaları, kan pıhtılaşması gibi doğal süreçlerle hızla onarabiliyor. Ancak daha büyük hasarlarda bu mekanizma yetersiz kalıyor.
ONARIM SÜRECİNİ HIZLANDIRACAK
Nottingham Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu sorunu çözmek için vücudun doğal onarım sürecini geliştiren özel bir malzeme geliştirdi.
Bu malzeme, “rejeneratif hematom” (RH) adı verilen ve yaralanmalarda dokuyu onarmak için oluşan yapıları destekliyor.
Araştırmacılar, laboratuvarda geliştirdikleri “peptit amfifil” adı verilen proteinleri insan kanına ekleyerek RH’nin daha güçlü ve etkili bir şekilde oluşmasını sağladı.

DAHA GÜVENLİ VE HIZLI
Araştırma ekibine göre, yeni malzeme kanla kolayca birleşebiliyor ve istenildiğinde üç boyutlu yazıcıyla üretilebiliyor.
Çalışmanın ortak yazarı Dr. Cosimo Ligorio, bu yaklaşımın büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:
İnsan kanını, son derece rejeneratif implantlara dönüştürmek hem güvenli hem de kolay bir süreç. Kan ücretsiz bir kaynak ve hastalardan yeterli miktarda elde edilebiliyor”

TESTLER BAŞARILI OLDU
Ekip, yöntemi sıçanlar üzerinde test etti. Araştırmacılar, sıçanların kanına peptitler ekleyerek güçlü RH yapıları oluşturdu ve bu yapıları hayvanların kafatasındaki boşluklara yerleştirdi.
Sonuçlar oldukça çarpıcıydı:
Yeni implant kullanılan sıçanlarda kemik oluşumu oranı 6 hafta içinde yüzde 62’ye ulaştı.
Hiç tedavi edilmeyen sıçanlarda bu oran sadece yüzde 30’du.
Hâlihazırda kullanılan yapay kemikle tedavi edilenlerde ise iyileşme oranı yaklaşık yüzde 50 olarak kaydedildi.
UMUT VERİCİ BİR KEŞİF
Araştırmacılar, yeni yöntemin insanlarda kullanılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Ancak ilk bulgular, bu yaklaşımın rejeneratif tıp alanında büyük bir fark yaratabileceğini gösteriyor.
Bu yeni tedavi yöntemi, gelecekte kemik kırıklarını tedavi etmek için hastaların kendi kanını kullanarak daha doğal ve etkili bir çözüm sunabilir.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni yıla girmeye az bir süre kala 2024 yılının da enleri belli olmaya başladı. Sanat, sinema, edebiyat ve diğer alanlardaki en iyiler açıklanmaya devam ediliyor. Buna göre dünyanın saygın dergilerinden olan Time dergisi 2024 yılında en iyi filmleri okuyucularına duyurdu.
İşte o filmler…

BABYGİRL İLK SIRADA
İlk sırada Nicole Kidman’a Venedik’te En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getiren Babygirl yer aldı. Hint yapımı “All We Imagine as Light” ikinci, Muhammed Resulof’un hapis ve kırbaç cezası yüzünden İran’dan kaçmasına neden olan “The Seed of the Sacred Fig” üçüncü, Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Anora” dördüncü, Timothee Chalamet’nin Bob Dylan’a hayat verdiği ve Oscar’a aday olacağına kesin gözüyle bakılan “A Complete Unknown” beşinci oldu.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından 1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali kapsamında, Şırnak Valiliği ve Şırnak Üniversitesi’nin katkılarıyla ‘Şehr-i Nuh Konseri’ düzenlendi.
Şırnak Üniversitesi 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi salonunda düzenlenen konsere Vali Birol Ekici, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tan Sağtürk ile vatandaşlar katıldı.
Orkestra Şefi Sunay Muratov’un yönetimindeki Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü sanatçıları tarafından seslendirilen şarkılarla binlerce kişi gönüllerince eğlendi.
“ŞIRNAK’I FESTİVALİMİZİN BAŞLANGIÇ NOKTASI OLARAK SEÇMEMİZ TESADÜF DEĞİL”
Konserde konuşan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tan Sağtürk, festivalin sadece sanat etkinliği değil, kültürel diyalog ve kucaklaşma olarak gördüklerini belirterek, şöyle konuştu:
Bugün burada bir ilki gerçekleştirmenin, 1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’ni Şırnak’ta başlatıyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Şırnak yalnızca festivalimizin ilk durağı değil, aynı zamanda sanatın birleştirici gücünün Anadolu’nun her köşesine ulaşacağına olan inancımızın da bir sembolüdür. Şırnak’ı festivalimizin başlangıç noktası olarak seçmemiz tesadüf değil. Şırnak’ın zengin kültürel dokusunu evrensel sanatlarla buluşturmak, hem tarihi mirasına bir saygı duruşu hem de geleceğe uzanan bir köprü kurma arzusudur. Ülkemizin her köşesinde sanatın, yaşamın her alanına dokunabilen gücünü sergilemek ve opera ile balenin aslında ne kadar bizden bir dil olduğunu paylaşmak bizim için büyük bir mutluluk. Bu festivali yalnızca bir sanat etkinliği olarak değil, bir kültürel diyalog, bir kucaklaşma olarak görüyoruz.

AMAÇ SANATA HERKESİN KOLAYCA ERİŞEBİLMESİ
Anadolu’nun her köşesine uzanan bu yolculukta en büyük amacımız, sanatı ulaşılamaz bir yerde değil, herkesin kolaylıkla erişebileceği bir noktada konumlandırmaktır. Yıllardır düzenlediğimiz turnelerde, Anadolu insanının opera ve baleye duyduğu merak ve sevginin derinliğini görme fırsatı bulduk. Bu coşku, festivalimizi hayata geçirirken en büyük ilham kaynağımız oldu. Ancak bu yolculuğumuz sadece bir sanat etkinliğiyle sınırlı değil. Festivalimiz, sanatı toplumun her kesimiyle buluşturmayı ve bazen yanlış algılarla örülen mesafeleri ortadan kaldırmayı da hedefliyor.

“ŞIRNAK’TA BALEYİ KONUŞABİLMEK BİLE BİZİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu ise festivallerle ilk etapta 5 ilde vatandaşları sanatla bir araya getirdiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
Bugün burada 1’inci Anadolu Bale ve Opera Festivali’nin başlangıcını yapıyoruz. Çok gururlu ve heyecanlıyız. Şırnak’ta baleyi konuşabilmek bile bizim için çok kıymetli. Her zaman nereden nereye paylaşımlarım vardır. Bugün de o günlerden bir tanesi. Nereden nereye. Şırnak’ta bugün operamızın çok kıymetli sanatçıları ile çok güzel eserler icra edeceğiz. Tabii ki Kültür yolu festivalleri ile ülkemizin birçok şehrinde Kültür ve sanatı bir araya getirdik. İnsanlar ile bir turizm etkilemişi yaratarak bakanımızın sunduğu ender projeler ile ilerliyoruz. Tabii ki büyük şehirlerimiz haricinde sayın genel müdürümüzün de her zaman söylediği gibi ‘O ana damarın kılcal damarları olarak’ Şırnak’ta, Erzincan’da, Kırklareli’de, Hatay’da Opera Genel Müdürlüğümüz Anadolu festivalimiz ile 5 şehirde milletimizi, halkımızı sanat ile bir araya getiriyoruz.

“ŞIRNAK’IN KUZULARINI, CİZRE’NİN KUZULARINI ÇAKALLARA YEM ETMEYECEĞİZ”
Bugün çok heyecanlıyız. Gerçekten çok mutluyuz. Beklediğimizin çok üstünde bir talep ile halkımızın katılımı, teveccühü ile güzel bir geceyi sonuçlandırdık. Opera ve Bale Müdürlüğü’nün tüm sanatçı ve teknik arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bir teşekkürü de Şırnak halkına ediyorum. Gerçekten çok güzel bir gün geçirdik. Şırnak’ın kuzularını, Cizre’nin kuzularını çakallara yem etmeyeceğiz. Kültür ile sanat ile hep beraber burada güzel zaman geçirdik. Terörün kan dökmüş olduğu yerlerde artık ekonomik veriler, kültür sanat, bu tür etkinlikler konuşuluyor.

PETROLÜN BAŞKENTİNDE MÜZİK ŞÖLENİ
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a festivali Şırnak’tan başlattığı için Şırnaklılar adına teşekkür eden Vali Birol Ekici, şöyle konuştu:
Şırnak petrolün başkenti. Güneydoğu’nun da tanıtımının başkenti olacak. 1.200’e yakın vatandaşımız bugün coşkulu bir şekilde sevginin, umudun, kardeşliğin türkülerini hep birlikte söyledik. Sesimizi aha yüksek bir şekilde sevgiyi, umudu ve kardeşliği daha yüksek bir şekilde şarkılarla söylemeye devam edeceğiz.




Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ve Azerbaycan ortaklığında tarihi proje…
Azerbaycan Atabeyleri belgesel filmi galası yapıldı.
Şahdah Film ile Türk yapım şirketi İkinciyeni Film tarafından sinema filmi tarzında çekilen belgeselin galası, Bakü’nün çağdaş mimari sembollerinden Haydar Aliyev Merkezi’nde gerçekleştirildi.
ÇOK SAYIDA İSİM KATILDI
Galaya, Azerbaycan Kültür Bakanı Adil Kerimli, Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev, Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanı Ferit Gayıbov, filmin oyuncu kadrosu ile kültür, sanat ve siyaset camiasından çok sayıda isim katıldı.
Filmin oyuncu kadrosunun büyük ilgi gördüğü galada, davetliler oyuncularla fotoğraf çektirdi.

“DEVAMINI GETİRMEK İSTİYORUZ”
Filmin yapımcısı Önder Furkan Besli, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, filmin Azerbaycan’daki bu janrda ilk iş olduğunu, bunun devamını da getirmek istediklerini söyledi.
Besli, “Güzel şeyler yapacağımızı düşünüyoruz. Azerbaycan sanat camiasının isteği de bizi heyecanlandırıyor. Azerbaycan kardeş ülkemiz. Türk tarihinde okuduğumuz şeylerin burayla ne kadar alakalı olduğunu da gördük. Kültürlerin benzer olduğunu çok iyi biliyorduk. Tarihimizin de benzer olduğunu gördük. Bu, bize bir taraftan da misyon yüklüyor. Bu misyonu hakkıyla yerine getirmek istiyoruz.” dedi.

“TÜRK DÜNYASINDA ÖNEMLİ BİR KARŞILIK BULACAK”
Filmin yönetmeni Mecit Güven de sinema tadında belgesel film olan Azerbaycan Atabeyleri filminin daha sonra yapılacak işler için inançlarını artırdığını dile getirdi.
Güven, Türkiye-Azerbaycan ortaklığında daha iyi işler yapmayı ümit ettiklerini belirterek şöyle konuştu:
Ben, bir yönetmen olarak 70’in üzerinde tarih konulu iş yaptım fakat buraya geldiğimde çok önemli bir şeyi dikkatten kaçırdığımızı gördüm. Atabeyler devletiyle alakalı henüz hiçbir iş yapılmamıştı. Bu işten sonra şimdiye kadar gölgede kalmış fakat çok önemli, özellikle Selçuklu döneminde bu coğrafyaya bu kadar etki etmiş birçok karakterin gün yüzüne çıkarak Türk dünyasında çok büyük bir karşılık yaratacağını düşünüyoruz.

“BU ROLÜ CANLANDIRMAKTAN BÜYÜK GURUR DUYUYORUM”
Filmde Şemseddin Eldeniz rolünü canlandıran Zabit Samedov, Azerbaycan tarihinde çok önemli bir şahsı canlandırmaktan gurur duyduğunu ifade etti.
Samedov, daha önce Kuruluş Osman dizisinde oynadığını, dolayısıyla tarihi filmler konusunda tecrübeli olduğunu belirterek, Şemseddin Eldeniz’i en iyi şekilde canlandırmak için elinden geleni yaptığını kaydetti.

ÇEKİM EKİBİNDE TÜRK VE AZERBAYCANLILAR YER ALDI
Büyük Selçuklu İmparatorluğu döneminde bugünkü Azerbaycan topraklarında yaşanan olayları anlatan filmin yaklaşık 100 kişilik çekim ekibinde Türk ve Azerbaycanlı çalışanlar yer alırken, rollerin tamamını Azerbaycanlı aktörler oynadı.
Çekimlerinde Azerbaycan’ın tarihi mekanları kullanılan film, yakın zamanda Azerbaycan sinema salonlarında gösterime girecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Marquez’in doğduğu Müze Ev, ülkenin Santa Marta kentine 83 kilometre uzaklıktaki Aracataca kasabasında yer alıyor. Aracataca, 1982’de Marquez’e Nobel Edebiyat Ödülü’nü getiren Yüzyıllık Yalnızlık adlı eserde anlattığı kasaba olarak da biliniyor.
Latin Amerika’da Gabo lakabıyla tanınan Marquez, fakir bir ailenin 11 çocuğunun en büyüğü olarak 6 Mart 1927’de Aracataca kasabasındaki bu evde dünyaya geldi ve nenesi ile dedesi tarafından büyütüldü.
Marquez, 8 yaşına kadar Aracataca’daki bu evde yaşadı. Dedesi, emekli Albay Nicolas Marquez tarafından 1912’de satın alınan bu geniş ev, 20 Temmuz 1925’te çıkan bir yangında tamamen kül oldu. Aile evi daha dayanıklı malzemelerle yeniden inşa etmek zorunda kaldı.

KASABANIN EKONOMİSİNE KATKI SAĞLAYAN MÜZE
Talebin yüksek olması nedeniyle her gün açık olan Müze Ev, ücretsiz ziyaret ediliyor fakat rehberlik hizmeti sembolik bir ücret karşılığında veriliyor.
Marquez’in doğduğu kasabaya gelen ziyaretçiler, müzeyi gezdikten sonra çevredeki restoranlara uğruyor ve genellikle hediyelik eşya almadan bölgeden ayrılmıyor. Kasabayı canlandıran ve bir cazibe merkezine dönüştüren Müze Ev, bölgenin ekonomik kalkınmasına da katkı sağlıyor.

YAZARIN EVİNİN MÜZEYE DÖNÜŞMESİ

KİTABINDA DEĞİNDİĞİ ANILAR
Gabo, 18 Şubat 1950’de büyükannesi ve büyükbabasının evini satmak için Aracataca’ya giderken annesinin de ona eşlik ettiğini ve bu yürüyüşün belki de hayatının en önemli kararını almasına vesile olduğunu belirtmişti.
Yazar Marquez, Anlatmak İçin Yaşamak kitabında yürüyüş anısını şöyle anlatıyor:
“Ne annem ne de ben, sadece iki günlük bu masum yolculuğun benim için bu kadar belirleyici olacağını hayal bile edemezdik; öyle ki, en uzun ve en titiz hayat bile onu anlatmayı bitirmeme yetmezdi, şimdi, yetmiş beş yaşını çoktan geçmiş biri olarak biliyorum ki bu, yazar kariyerimde aldığım en önemli karardı. Yani: bütün hayatımda.”

MÜZE EVİ’NİN İÇİ
Dede Nicolas Marquez’in misafirlerini ağırladığı odası, kişisel ofisi, çalışma masası, elektrikli vantilatör, döner sandalye, kitaplık ve sözlük ilk girişte ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.
Marquez, ünlü Yüzyıllık Yalnızlık kitabında çocukluk anılarının geçtiği bu evde dedesiyle olan ilişkisini anlatırken, çocukluk dünyasındaki hayal gücünü, masumiyeti ve çevresindeki insanların onun yeteneklerini nasıl gördüğünü şöyle ifade ediyor:
“Dedem, gümüş işlediği dükkanının bir duvarını beyaza boyattı ve benim keyfimce resim yapabilmem için renkli kalemler, ardından da bir suluboya takımı aldı. O ünlü altın balıklarını yaparken ben de çizim yapıyordum. Bir keresinde, torununun ressam olacağını söylediğini duymuştum, ama bu beni şaşırtmamıştı; çünkü ressamların sadece kapıları boyayan kişiler olduklarını sanıyordum.”

EMEK VE HAYAL GÜCÜ
Müze’ye gelen ziyaretçiler, evin odalarını birbirine bağlayan koridoru, yatak odasını, Gabo’nun teyzesi Francisca Simodosea ile paylaştığı odasını ve kileri gezebiliyor.
Müzede yer alan Altın Balıkların Simgeselliği Gabo’nun eserlerinde bir metafor olarak çıktığı yani sabır, emek ve hayal gücünü temsil ettiği belirtilir.
Ziyaretçiler, evin içini gezdikten sonra arka bahçedeki dev hatıra tahtasında fotoğraf çektiriyor ve isteyenler, Gabo’ya olan sevgilerini dile getiriyor.

ÖLÜMÜ VE ESERLERİ
Gabo, eserlerinde sadece Kolombiya’yı değil bir Latin Amerika topluluğunun gündelik yaşamına dair bir pencere açıyor. Küçük olayların efsaneye dönüştüğü, toplumsal bağların hikayelerle güçlendirildiği bir dünya kuruyor.
Dünya edebiyat tarihine başta Yüzyıllık Yalnızlık olmak üzere çok sayıda kült eser bırakan Marquez, Kolera Günlerinde Aşk, Kırmızı Pazartesi, Albaya Mektup Yazan Kimse Yok, Labirentteki General, Aşk ve Öbür Cinler ile Bir Kayıp Denizci gibi unutulmaz eserlere imza attı.
Yaklaşık 30 yıl Meksika’da yaşayan Marquez, Meksiko’daki evinde 17 Nisan 2014’te 87 yaşında hayata veda etti. Dönemin Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos, onu “Bugüne kadar yaşamış en büyük Kolombiyalı” olarak ilan etmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Antalya’nın Demre ilçesinde dünyada ‘Noel Baba’ olarak bilinen Aziz Nikolaos’un adını taşıyan kilisedeki kazı çalışmalarında, bölgenin tarihine ışık tutacak tarihi bir keşif yapıldı.
Kiliseyi güneyden çevreleyen iki katlı yapının alt katındaki sondaj çalışmalarında bir lahit açığa çıkarıldı.
Kilisenin avlusunu güneyden sınırlandıran 2 katlı yapı içinde yürütülen sondaj çalışmalarında tespit edilen lahitle ilgili kazı ekibi şu ana kadar kapak kısmını yüzeye çıkardı.
Kazı çalışmaları dikkatli bir şekilde sürdürülen lahit, Orta Çağ döneminde bölgede meydana gelen deprem ve tsunami sonrasında alüvyonlarla kaplanan, eski dönem kilisesine ait zeminin altından çıktı.
AZİZ NIKOLAOS’IN MEZARI OLABİLECEĞİ TAHMİN EDİLİYOR
Kaynaklara göre Myra’da kutsal temenos veya nekropol yakınında bir yere gömüldüğü bilinen Aziz Nikolaos’a ait mezar olabileceği de değerlendiriliyor.
6 Aralık ölüm yıl dönümü olan Aziz Nikolaos’un mezarıyla ilgili büyük heyecan yaratan lahit bulgunun toprak altında kalan kısmının kazılarda ortaya çıkarılması ve yapılacak bilimsel çalışmalarla bilgiler daha da netleşecek.
2 METREYE YAKINI DAHA TOPRAK ALTINDA
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kilisedeki kazı çalışmaları ve ‘Geleceğe Miras’ projesi kapsamında devam eden kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan lahdin kilisenin avlusunu güneyden sınırlandıran 20 metre uzunluğundaki iki katlı yapının içerisinde bulunduğunu açıkladı.
Doç. Dr. Fındık, şunları söyledi:
Söz konusu yapının içindeki sondaj çalışmalarında sürpriz bir lahitle karşılaştık. Bezemesiz lahit grubu içinde yer alan bu eser yerel taştan yapılmış olup, kapağı hafif yüksek beşik çatılıdır. Dar yüzde yarı dairesel çıkıntı oluşturan kapağın tutamağı bulunur. Yaklaşık 2 metre uzunluğundaki lahdin toprak altındaki bölümünün 1,5-2 metre yüksekliğe sahip olduğu tahmin ediliyor.
İlk değerlendirmelere göre bölgedeki lahit tipleri ile benzerliği dikkati çekiyor. Ayrıca sondajda lahde ulaşmadan önce çok sayıda pişmiş toprak kandil parçası ve hayvan kemiği ortaya çıkarıldı. Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ilk defa ‘in situ’ olduğunu düşündüğümüz bir lahitle karşılaşıyoruz.
Aziz Nikolaos’un mezarını barındırdığı düşünülen kilisenin çok yakınında bir lahit ortaya çıkarılmış olması bizi son derece heyecanlandırmaktadır. Proje kapsamında lahdin bulunduğu mekanın kazı çalışmaları ve restorasyonunu tamamlayarak ülkemiz turizmine kazandırmaktan mutluluk duyacağız.

ORTA ÇAĞ DÖNEMİ KALINTISININ ALTINDAN ÇIKTI
Orta Çağ dönemindeki tsunami sonrasında alüvyonlarla kaplanmış olan kilisenin eski dönemine ait zeminde ortaya çıkan lahitle alakalı bilgi veren Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, tsunami sonrası oluşan çok kumlu ve çakıllı tabakayı kaldırdıklarında, altında lahitle karşılaştıklarını açıkladı.
Yakında bu konuyla ilişkili jeologların da geleceklerini, bunu araştıracakları ve inceleyeceklerini ifade eden Doç. Dr. Fındık, “Çünkü aynı zamanda buranın tarihinde seller ve tsunamiler olmuş, biliyoruz. Dolayısıyla bu çok önemli bir veri, lahdin de olasılıkla henüz bilmediğimiz bir tarihte bir sel ya da tsunaminin getirdiği bu çakıl ve kum tabakasıyla kaplandığını, o nedenle günümüze sağlam bir şekilde ulaşabildiğini tahmin ediyoruz” diye konuştu.
YEREL MALZEME KİREÇ TAŞINDAN YAPILMIŞ
Lahdin hemen üzerinde bir duvar yer aldığını belirten Doç. Dr. Fındık, “Bu duvar bize şunu gösteriyor aslında, lahit gördüğünüz gibi duvardan daha alt seviyede ve bu duvarın yapıldığı dönemde olasılıkla sel baskını diye şimdilik adlandıralım. Bu kum tabakasının altında kaldığı için lahit, o duvarın yapıldığı dönemde onu göremediler. O nedenle günümüzde bu şekilde sağlam bir şekilde ulaşabildi. Lahit aslında yerel bir malzemeden, kireç taşından yapılmış. Son derece sade, bezemesiz bir lahit ama aynı zamanda bölgesel karakter de gösteriyor. Şu an için tarihi konusunda henüz bir şey söylemek için erken. Çünkü sadece lahdi değil, lahidin çevresindeki diğer buluntuları da değerlendiriyoruz. Ve bilimsel çalışmayı gerçekleştirdikten sonra lahdin tarihiyle ilgili bilgileri bilim dünyasıyla paylaşacağız” diye konuştu.

MYRA’NIN KUTSAL TEMENOS ALANINA YAKIN
Bu lahidin neden bu kadar önemli olduğuna dair de açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, “Burası gördüğünüz gibi aslında bir yapının içi. Bir mekan var ve ondan da öncesinde bir başka yapıyla karşılaşıyoruz. Yapı kalıntılarıyla, mimari verilerle karşılaşıyoruz. Biz 5’inci yüzyıl kaynaklarını incelediğimizde ve sonrasındaki Aziz Nikolaos’la ilgili kaynakları incelediğimizde Aziz’in Myra kentinin kutsal temenos alanına, yani mezarlık alanına, yakınına gömüldüğünü biliyoruz. Ve bu veri aslında bugüne kadar açığa çıkarılmış kilisedeki in situ, yani kazılar çalışmasında açığa çıkarılmış ilk lahit olarak söz edebiliriz” dedi.
‘AZİZ NİKOLAOS’UN BURAYA GÖMÜLDÜĞÜNÜ KANITLAYAN VERİLERDEN’
Bu verinin önemini de açıklayan Doç. Dr. Fındık, “Kaynakları doğrulayıcı bir arkeolojik bulgu olarak görüyoruz. Yani Aziz Nikolaos’un bugüne kadar mezar yeriyle ilgili tartışmalar hala devam ederken, biz bu lahit sayesinde şunu önerebiliyoruz; Gerçekten Aziz, Myra Kenti’nin kutsal temenosuna yani nekropol alanının yakınına bir yere gömülmüştür. Bu da şu demektir aslında, olasılıkla lahit daha erken bir evreye gitse bile bize Aziz Nikolaos’un gerçekten buraya gömüldüğünü kanıtlayan verilerden. Yani kilisede gerçekten Aziz Nikolaos’un mezarının bulunduğuna ilişkin verilerden birini oluşturuyor. Bir diğer deyişle aslında dönem kaynaklarını doğrulayıcı bir veri sunuyor bize” diye konuştu.

LAHDİN GÖMÜLÜ KISMINDA KİTABE OLABİLİR
Şu ana kadarki kazılarda sadece kapak kısmı görülebilen lahdin zemine gömülü kalan kısmıyla ilgili kazı çalışmalarının devam edeceğini belirten Doç. Dr. Fındık, lahdin devamının gömülü olduğunu da söyledi. Doç. Dr. Fındık, “1,5-2 metre daha aşağıya, yani lahdin konulduğu döneme, evreye ineceğiz. Bu da çok daha aşağıda demek ve ondan sonra olasılıkla lahdin yan yüzeyinde bir kitabe bekliyoruz. En büyük beklentimiz bu yönde daha doğrusu. Kitabeyle birlikte de lahdi aydınlatmış olacağız” dedi.
KİLİSE MEZARININ YANINA İNŞA EDİLMİŞ
Kilisedeki ilk kazı çalışmalarının 1989’da başladığından da bahseden Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, bu kilisenin Aziz Nikolaos’un mezar yerinin yakınına yapılmış kilise olarak tanımlandığını söyledi.
6’ncı yüzyıldaki kaynakların da Aziz Nikolaos’un mezar yerinin Myra’da olduğunu belgelediğini anlatan Doç. Dr. Fındık, “Bilindiği üzere Aziz Nikolaos, Patara’da doğmuş ve Myra’da psikoposluk yapmıştır. Ölümünden sonra da burada gömülü olduğunu kaynaklar belgelemektedir. Araştırmacılar 529 yılındaki depremden sonra Aziz’in mezar yerinin yakınında bir kilise inşa edilmiş olabileceğini öne sürer. Bu kilise 6’ncı yüzyıldaki kilise, olasılıkla bir bazilikaydı. Bu bazilikaya ait verileri 2022 yılındaki sondaj çalışmalarımız sırasında açığa çıkarmıştık ilk defa. 6’ncı yüzyılda inşa edildiği düşünülen bazilikanın olasılıkla bir deprem sonrasında tahrip olmasının ardından 8’inci ya da 10’uncu yüzyıllarda yapı bugün görünen kubbeli yapı planında yeniden inşa edilmiştir” dedi.

DÜNYA ‘NOEL BABA’ OLARAK BİLİYOR
Tüm dünyanın ‘Noel Baba’ olarak tanıdığı Aziz Nikolaos, Likya Birliği Meclis Binası’na ev sahipliği yapan dönemin önemli liman şehirlerinden Patara’da zengin bir buğday tüccarının oğlu olarak dünyaya geldi. Kaş ilçesindeki Patara’dan Demre ilçesindeki Myra’ya geçen Aziz Nikolaos, uzun yıllar burada yaşadı ve M.S. 4’üncü yüzyılda psikoposluk yaptı ve ölümünden sonra burada gömüldü.
KİLİSE ANIT MÜZEYE DÖNÜŞTÜ
Myra Piskoposu olarak 365 yılının 6 Aralık günü 65 yaşında öldüğüne inanılan Aziz Nikolaos’un, Demre’de adını taşıyan Aziz Nikolaos Kilisesi, Hristiyan dünyasında özellikle Ortodokslar için kutsal değere sahip. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca Aziz Nikolaos Anıt Müzesi’ne dönüştürülen kiliseyi, her yıl binlerce turist ziyaret ediyor.

‘NOEL BABA’ FİGÜRÜNÜN ESİN KAYNAĞI
Yaşam öyküsünde geçen üç küçük çocuğu kurtarması ve ihtiyacı olanlara gizlice yardımda bulunmasıyla tanınan Aziz Nikolaos, popüler bir imge olan ‘Noel Baba’ figürünün ortaya çıkmasındaki esin kaynağı. Kilise duvarlarında Aziz Nikolaos’a ait freskler yer alırken, bir de ona ait olduğu düşünülen balık pulları ve akanthus yapraklarıyla süslü Roma Dönemi’ne ait lahit bulunuyor.
MEZARI BU KİLİSEDE
Bugün mezarının olduğuna inanılan kilise, Antalya’nın Demre ilçesinde bulunuyor. Bu kilisenin güneyindeki mezar odasında azizin yaşamına ait duvar resimleri Türkiye’de benzersiz. Hristiyan dünyasının saygı duyulan azizlerinden olan Nikolaos, özellikle Rus Ortodoks inancında iyileştirici gücü ve hastalara şifa vermesi dolayısıyla çok önemli yere sahip. Bu nedenle her yıl binlerce turist kiliseye gelerek mezarı olduğuna inanılan mermer lahdin önünde dilekte bulunup, dua ediyor.

İNANÇ TURİZMİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ
Özellikle Hristiyan Ortodokslar için büyük öneme sahip kilisede her yıl Aziz Nikolaos’un ölüm yıl dönümü 6 Aralık günü ayin düzenleniyor. Kiliseye yılda 500 binin üzerinde Ortodoks ziyaretçi geliyor.
Öte yandan 2022 yılındaki kazılarda Akdeniz’de suların yükselmesi ve alüvyonlarla kaplanmasıyla 7-8 metre gömülmesi öncesindeki, 3-4’üncü yüzyıldaki kilisenin naos (ana) kısmında, Aziz Nikolaos’un yaşadığı ve ayak bastığı mozaik zemin de ortaya çıkarılmıştı.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Devlet Tiyatrosu, 3-8 Aralık’ta Mecidiyeköy Büyük Sahne’de “Bella Figura”, 3-7 Aralık’ta Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Frankenstein”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Mumyalar”, Kozyatağı Kültür Merkzi’nde “Işıltılı Haşerat”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de 3-6 Aralık’ta “Bir Ruhun Hikayesi”, Garibaldi Salon’da ise 5-8 Aralık’ta “Parmak” oyunlarını sahneleyecek.
Şehir Tiyatrolarında 4-7 Aralık’ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “Sivrisinekler”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Kuğunun Şarkısı”, Ümraniye Sahnesi’nde “Bir Halk Düşmanı”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Hayat Der Gülümserim”, 7 Aralık’ta FSM Kültür Sanat Merkezi Rasim Öztekin Sahnesi’nde ise “Zehir” oyunları gösterilecek.
Maximum Uniq Açıkhava’da yarın ve 4 Aralık’ta “Kel Diva”, 5 Aralık’ta “Kırık Plak”, 6-8 Aralık’ta ise “Drakula” oyunları tiyatroseverlerle buluşacak.
Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) 4 Aralık’ta “Doğu Ekspresinde Cinayet”, 5 Aralık’ta “Amadeus”, 6-8 Aralık’ta ise “Suçsuzlar Çağı Suçlular Çağı” oyunları gösterilecek.

KONSERLER
Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda yarın “I Musici Del Teatro Alla Scala”, 6 Aralık’ta “Nedyalko Nedyalkov Ensemble”, 7 Aralık’ta “Sokratis Sinopoulos Quartet” ve 8 Aralık’ta “Volkan Öktem #7” konserleri gerçekleştirilecek.
AKM’de 6 Aralık’ta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, 7 Aralık’ta da “Don Giovanni” operası beğeniye sunulacak.
Gülden Karaböcek, 6 Aralık’ta Hayal Kahvesi Atakent Sahnesi’nde konser verecek.
İlk kez İstanbul’da sahne alacak İngiliz rock grubu “Pigs Pigs Pigs Pigs Pigs Pigs Pigs (PIGSx7)”, 6 Aralık’ta Blind İstanbul’da sahne alacak.
Haluk Levent, JJ Arena’da 7 Aralık’ta dinleyicilerle buluşacak.
İran asıllı pop müziği sanatçısı Farzad Farzin, 7 Aralık’ta Mustafa Kemal Merkezi Atilla İlhan Salonu’nda sahne alacak.
İstanbul Filarmoni Derneği “80. Yıl Konserleri” kapsamında, 6 Aralık’ta Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Katedrali’nde “Arp ve Duduk Konseri” müzikseverlere sunulacak. “İFD Genç Quartet” ise ilk konserini Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik Kilisesi’nde 7 Aralık’ta gerçekleştirecek.
“Duman” grubu 8 Aralık’ta Volkswagen Arena’da konser verecek.
İstanbul Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi (MÜZDAK) tarafından düzenlenen, 30 Kasım’da başlayan “31. İstanbul Türk Müziği Festivali”, Bakırköy, Kartal ve Gebze arasındaki farklı kültür merkezlerinde müzikseverleri ağırlayacak.
Yapı Kredi 80. yıl sahnesi, 4 Aralık akşamı davulcu ve besteci Ferit Odman’ın Babylon’daki konserine ev sahipliği yapacak.
Akın Sevgör, 2021 yılından beri aralıklarla yaptığı pastoral çalışmaları içeren yeni albümü “Reveries” ile 4 Aralık’ta Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ne (PSM) konuk olacak.
Müzik dünyasında “Fransız şanson ikonu” olarak gösterilen, 2018’de hayatını kaybeden Charles Aznavour’un şarkılarının seslendirileceği “Formidable! Aznavour” İstanbul’da yapılacak. Aznavour’a saygı niteliğinde olacak konser, 4 Aralık’ta Zorlu Performans Sanatları Merkezi (PSM) Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirilecek.

DİĞER ETKİNLİKLER
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Yunanistan Sineması Günleri”, yarın Pera Müzesi’nde başlıyor. Tüm gösterimlerin ücretsiz olacağı etkinliğin açılışı, yönetmen Pantelis Voulgaris’in “9 Numaralı Forma (The Striker With Number 9)” filmiyle yapılacak.
Etkinlikte, Theo Angelopoulos’tan Angeliki Antoniou’ya, Nikos Vergitsis’ten Pandelis Voulgaris’e Yunanistan sinemasının ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşacak.
Japonya ile Türkiye Arasındaki Diplomatik İlişkilerin Tesisinin 100. Yıl Dönümü Töreni ve Kültürel Gösterisi, her iki ülke ilişkileri ve dostluğu tarihinde rol alan önemli isimlerin katılımıyla 5 Aralık’ta AKM Tiyatro Salonu’nda düzenlenecek.
AKM’de ayrıca İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 4 Aralık’ta “Carmina Burana” bale gösterisi ile 7 Aralık’ta Wolfgang Amadeus Mozart’ın ünlü operası “Don Giovanni”yi sahnelenecek.
SERGİLER
Müdürlüğünce “Hüsnühat Sanatı: İstanbul Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Sergisi”, 4 Aralık’a kadar ziyaretçilerle buluşacak.
Ressam ve illüstratör Yüksel Akman’ın “Siyah ve Beyaz Nostaljik” adlı kişisel sergisi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nde 6 Aralık’a kadar sanatseverleri ağırlayacak.
Rahmi M. Koç Müzesi’nin 30. yılı kutlamaları kapsamında, binek araçların kronolojik değişimini ele alan, “Beygir Gücü” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi’nde açıldı.
İngiliz sanatçı Ian Berry’nin “Denim Ötesi (Beyond Denim)” isimli sergisi, Kalyon Kültür’de 14 Şubat 2025’e kadar görülebilir.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin “NATO’ya ve savaşa karşı kaleminle, boyanla, fırçanla ses ver!” çağrısı kapsamında 5 Filistinli sanatçının hazırladığı “Filistin Halkı Direniyor” başlıklı sergi, Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde beğeniye sunuluyor.
Fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar’ın bir buçuk milyona yakın kareyi içeren arşivinden bir seçkinin yer aldığı “Renklerin Yolculuğu” sergisi, İstanbul Modern’de ziyaret edilebilir.
İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun eşi, fotoğraf sanatçısı Elisa Zonaro’nun eserlerine odaklanan “Elisa Zonaro’nun İstanbul’u” sergisi, Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Ocak 2025’e kadar görülebilecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu hafta da sinema salonları dopdolu. Her hafta olduğu gibi bu hafta da yepyeni filmler vizyona girdi.
İşte haftanın filmleri…
AMOR
Sylvester Stallone, Josh Wiggins, Dash Mihok ve Jason Patric’in başrollerini paylaştığı “Armor”, gerilim ve aksiyon meraklılarının ilgisinin çekmeye aday olacak.
BANGKOK DOG
Chaya Supannarat’ın yönettiği Tayland yapımı “Bangkok Dog”, haftanın diğer aksiyon filmi olacak.
D.Y. Sao’nun başrolünde oynadığı film, insan kaçakçılığı yapan bir suç örgütünün ele başı ve bu suç örgütünü çökertebilmek için görevlendirilen teşkilat ajanının mücadelesini konu alıyor.

YILDIZLARARASI
Christopher Nolan imzalı “Yıldızlararası” filmi, Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Casey Affleck, David Oyelowo, John Lithgow, Ellen Burstyn, Wes Bentley, Topher Grace, Timothee Chalamet, Collette Wolfe ve Mackenzie Foy gibi isimlerin yer aldığı geniş bir oyuncu kadrosu ile yeniden izleyicinin karşısına çıkacak.
ÇAKALLARLA DANS 7
Şevket Çoruh, Timur Acar, Murat Akkoyunlu, Didem Balçın, Toygan Avanoğlu, Rojda Demirer, Ege Kökenli ve Hakan Bilgin’in başrollerinde oynadığı “Çakallarla Dans 7”, yerli komedi meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi amaçlıyor.
Murat Şeker’in yönetmen koltuğunda oturduğu serinin yedinci halkası, ekibin dünya çapında bir güzellik yarışmasının organizasyonunda görev almak için gittikleri İzmir’de yaşadıkları maceraları takip ediyor.

ÇAM YARMASI 2
Murat Kuşçu’nun çektiği komedi türündeki “Çam Yarması 2”, başlarının belada olduğu mafya babasından kurtulmak için zorlu bir göreve çıkan üç kardeşin hikayesini anlatıyor.
KIZI KAZAN AŞK
Pelin Öztekin, Ferdi Sancar, Tuan Tunalı ve Burak Alkaş’ın rol aldığı “Kızı Kazan Aşk” haftanın bir diğer yerli komedi filmi olacak.
Yönetmenliğini Onur Öğden’in yaptığı film, büyük şehirde yaşayan ve hayattan bezmiş şekilde hayatına devam eden genç bir kızın, arkadaşıyla oynadığı kazı kazan biletine çıkan para ikramiyesi ile başlayan macerasını odağına alıyor.

RM: RİGHT PEOPLE WRONG PLACE
Güney Kore’nin ülke sınırlarını aşan üne sahip grubu BTS’nin lideri Kim Nam-joon ya da sahne adıyla RM’yi konu edinen “RM: Right People, Wrong Place”, izleyicileri albüm yolculuğuna çıkartıyor.
BTS’in lideri RM, ikinci solo albümü “Right Place, Wrong Person”ın yazım ve prodüksiyonuyla geçen sekiz ay boyunca sinema izleyicisine stüdyosunun ve kalbinin kapılarını açıyor.
HAFTANIN KORKU VE ANİMASYON FİLMLERİ
Naser Maratibavil’in yönetmenliğini yaptığı TRT ortak yapımı “Nasreddin Hoca Zaman Yolcusu: Kadim Medeniyetler” animasyon film, antik medeniyetlerin gizemli dünyasına zaman yolculuğu yapan Nasreddin Hoca ve genç dostlarının maceralarını konu ediniyor.
Adam Elliot yönetmenliğinde çekilen Avustralya yapımı “Bir Salyangozun Anıları” haftanın bir diğer animasyonu olacak.
Fransa ve Kanada yapımı “Gece Kasabı” ile Mehmet Ali Tugay’ın “Vebal” adlı filmi, haftanın korku filmleri olarak vizyonda yerini alacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yönetmen Şerif Gören, İstanbul’da tedavi gördüğü Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
22 Kasım’da evindeki merdivenlerden düşerek başını yere çarpan 80 yaşındaki Gören, kaldırıldığı Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde entübe edilmiş veyoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyordu.
Türk sinemasını önemli ölçüde etkileyen toplumsal gerçekçilik akımının ikinci kuşağını oluşturan başlıca yönetmenlerden olan Gören’in vefat haberini, Kültür ve Turizm Bakanlığı sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla duyurdu.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI MESAJ YAYINLADI
Kültür ve Turizm Bakanlığı X’ten yaptığı açıklamada, “Türk sinemasına unutulmaz eserler kazandıran, usta yönetmen Şerif Gören’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik. Sanat dünyamızda bıraktığı eşsiz iz ve emekleri daima hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sinema camiamıza başsağlığı diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
SİYAD’TAN BAŞ SAĞLIĞI
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) da “Sinemamızın çok değerli yönetmeni, Yol, Derman, Katırcılar, Almanya Acı Vatan, Sen Türkülerini Söyle, Polizei, Kurbağalar, Tomruk, Yılanların Öcü, Firar, Beyoğlu’nun Arka Yakası ve daha nice unutulmaz filme imza atan sevgili Şerif Gören’i kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun.” açıklamasını paylaştı.
NAZİF TUNÇ: FİLMLERİ BÜYÜKTÜ KİMSE İNKAR EDEMEZ
Yönetmen ve yapımcı Nazif Tunç ise sosyal medya hesabından, şu ifadelerle üzüntüsünü dile getirdi:
Bu dünyaya gelmek, gitmek içinmiş. Gelen duramıyor. Her şey ölümlü. Çok azı da yetenekleriyle, eserleriyle, yaptıklarıyla kalırlar. Sonsuza kadar anılacaklardan biridir Şerif Gören. Ne mutlu ona. Kendi de mütevaziydi, yolu da mütevaziydi. Filmleri büyüktü kimse inkar edemez.

ŞERİF GÖREN
Türk sinemasının bol ödüllü filmlerine imza atan Şerif Gören, 14 Ekim 1944’te Yunanistan’ın İskeçe şehrinde doğdu.
1956’te kazandığı bursla Türkiye’ye gelerek İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Şerif Gören, 1962’de kurgucu olarak işe başladığı Erman Film Stüdyosu ile sinemaya ilk adımını attı.
Filmlerinin belirgin özelliği olan hızlı kurgu anlayışını burada kurgucu olarak çalıştığı dönemde kazandı.

TÜRK SİNEMASINA FİLMLERİYLE İZ BIRAKTI
Şerif Gören, Türk sinemasının dönüm noktasına “Yılanların Öcü”, “Derman”, “Umut” ve “Yol”, “Köprü”, “Katırcılar”, “Derman” ve “Almanya Acı Vatan” gibi filmlerle imza attı.
Şerif Gören, 1974’te, çekimin ilk günlerinde Yılmaz Güney’in tutuklanması üzerine ‘Endişe’nin yönetmenliğini üstlendi. Bu ilk filmi ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazanan Gören, senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı ‘Yol’ ile Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ ödülünü kazanarak büyük başarı elde etti.
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kitabın ilk uyarlaması olacak İspanyolca dizi, Nobel Ödüllü yazarın memleketi Kolombiya’da tamamlandı. Dizinin baş yapımcılığını Gabriel García Márquez’in oğulları Rodrigo García ve Gonzalo García Barcha üstleniyor. Dizinin yayın tarihi ise 11 Aralık 2024…
Rodrigo García konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ın bir filmin süresi içine sığdırılamayacağını ve İspanyolcadan başka bir dilde anlamını yitireceğini düşündüğü için yıllarca romanın film haklarını satmaya yanaşmadığını belirtmişti.
Eseri diziye uyarlaması için Netflix’in tercih edilmesinde, şirketin Latin Amerika’nın en iyi yetenekleri ile çalışma sözü ve İngilizce olmayan yapımlarının (Narcos, Roma) dünyada ses getirmesi oldukça etkili olmuş.
Latin Amerikalı usta yazar Gabriel García Márquez’in Nobel ödüllü romanı Yüzyıllık Yalnızlık’tan uyarlanan One Hundred Years of Solitude, Kolombiya’nın küçük bir kasabasında geçiyor.
Jose Arcadio Buendia’nın başını çektiği Buendia ailesinin nesillere yayılan hikayesini konu ediyor. Dizinin yürütücü yapımcılığını yazarın oğulları Rodrigo Garcia ve Gonzalo García Barcha üstleniyor.

DİZİLERİN ALTIN ÇAĞI
Konu hakkında konuşan Rodrigo García, G. G. Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ın bir filmin süresi içine sığdırılamayacağını ve İspanyolcadan başka bir dilde anlamını yitireceğini düşündüğü için yıllarca romanın film haklarını satmaya yanaşmadığını ancak dizilerin altın çağını yaşadığı bu dönemin romanı hakkıyla ekranlara taşımak uygun şartların oluştuğunu ifade etti.

KİTAP NE ANLATIYOR
Ancak bu dönem dizilerin altın çağını yaşadığını ve romanı hakkıyla ekranlara taşımak için uygun şartların oluştuğunu ifade etmişti.
Büyülü gerçekçiliğin en önemli temsilcilerinden olan Márquez’in eseri; José Arcadio Buendía gördüğü bir düş sonrası nehir kenarında Macondo adında bir kasaba kurmasıyla başlıyor ve Buendia ailesinin uzun yıllara yayılan hikayesini anlatıyor.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bin yıllık abdallık geleneğini 20. yüzyıla taşıyan Neşet Ertaş’ın babası ve ustası olan Muharrem Ertaş, zurnacı Kara Ahmet ile Ayşe Hanım’ın beş çocuğundan biri olarak 1913 yılında Kırşehir’in Yağmurlu Büyükoba köyünde dünyaya geldi.
Müzik hayatına henüz küçük yaşlarda başlayan ve yörenin en önemli ustalarından müziği öğrenerek kendini geliştiren Ertaş, gelenek ve göreneklerini yerine getiren büyük bir halk ozanı olarak anılıyor.
Ertaş, dayısı Bulduk Usta’dan eserler dinledi, daha sonra Aşık Said’in türküleriyle ünlenmiş Yusuf Usta’nın çırağı oldu. Yusuf Usta ile birlikte köylerdeki düğünlere, eğlencelere giderek kendini geliştirip, zamanla tek başına çalıp söylemeye başladı.
Yedi yıl Yusuf Usta’dan geleneğin inceliklerini öğrenen Ertaş, İç Anadolu’nun birçok yerini bağlamasıyla dolaştı.
Muharrem Ertaş, o günleri şöyle anlatmıştı:
“ÇALIP SÖYLEMEYE BAŞLADIM”
“Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. Derken Yusuf Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı, her gittiği yere götürdü. Düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. 7 yıl onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım.”
EVLENDİ…
Hatice Hanım’la ilk evliliğini yapan Muharrem Ertaş, eşinin vefatı üzerine Kırşehir’in ardından Çiçekdağı, Yerköy, Keskin ve Kırtıllar’da sanatını sürdürdü. Kırtıllar’da ikamet ettiği sırada ikinci evliliğini Döne Hanım’la yaptı. Bu evlilikten Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve Muhterem adında beş çocuğu oldu.
Burada da yaklaşık altı yıl kaldıktan sonra Çiçekdağı ilçesinin İbikli köyüne göç eden Ertaş, ikinci eşi Döne Hanım’ı kaybetti. Ardından üçüncü evliliğini Yozgat’tan Arzu Hanım’la yaptı. Bu evlilikten de Ekrem, Ali, Muhterem ve Cemal olmak üzere dört çocuğu oldu.

İLK ALBÜMÜ YAYINLANDI
TRT Türk halk müziği repertuvarına 25 eser kazandıran Ertaş’ın seslendirdiği bu eserlerden 7’si kırık hava, 18’i ise bozlaktır. YouTube’da ise Muharrem Ertaş adına kayıtlı ve erişime açık 42 eser bulunuyor.
Ertaş’dan derlenerek kayıtlara geçen tek halk hikayesi de “Arzu ile Kamber” oldu. 27 Mayıs 1982’de makara teyp vasıtasıyla yapılan kayıt, 2010 yılında 2 VCD ve 1 kitapçık olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlandı.
Sanatçının vefatından sonra ayrıca 14 parçalık “Kalktı Göç Eyledi (1998)” ve “Başımda Altın Tacım (2000)” adlı iki albümü yayınlandı.
MUHAREM ERTAŞ’IN SANATI
Muharrem Ertaş, kökü Orta Asya Türk müzik geleneğine dayanan müzikal formun sazı ve sözü elektronik ortama aktarılabilen ilk temsilcisi oldu.
“Horasan” ve “Anadolu” aşık geleneklerinin icra tarzlarını birleştiren bir müzik ustası olarak öne çıkan Ertaş, bu gelenek içinde çok değerli bir somut kaynak olarak gösterildi.
Şöhretine rağmen hayatı boyunca yoksulluk çeken Ertaş, 3 Aralık 1984’te Kırşehir’de vefat etti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık Projesi,” yurtlarda sürdürülen yaratıcı çalışmalarla atık malzemeleri yeniden hayata kazandırmaya devam ediyor. Muş’taki Müştakbaba Kız Öğrenci Yurdu’nda kurulan geri dönüşüm atölyesi, öğrencilerin el becerilerini geliştirerek çöpe gitmekten kurtarılan materyalleri sanata dönüştürdüğü bir merkez haline geldi.
Genç Ofis tarafından organize edilen atölyede öğrenciler, eski gazeteleri ince çubuklar haline getirip renkli sepetler ve dekoratif eşyalar üretiyor. Bu el emeği göz nuru ürünler, açılması planlanan sergilerde satışa sunularak değer kazanacak.
“SIFIR ATIK PROJESİ RUHUNU GENÇLERE AŞILAMAK İSTİYORUZ”
Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir, yurtlarda geri dönüşüm atölyelerinin gençlere çevre bilinci kazandırmayı hedeflediğini belirtti:
Atölyelerimizde gazete parçalarından sepetler ve dekoratif ürünler örüyoruz. Fındık kabuklarından ve konserve şişelerinden farklı eşyalar yapıyoruz. Amacımız, gençlere elimizdeki malzemeleri sanata ve kullanıma nasıl kazandırabileceğimizi öğretmek. Sıfır Atık Projesi’nin ruhunu genç nesillere aşılamak istiyoruz.

DÜŞÜK MALİYETLİ SEPETLER, 400-500 LİRAYA SATILIYOR
Mimari dekoratif el sanatları öğreticisi Hilal Ümit ise kursa olan yoğun ilgiden memnun:
Gazete sayfalarını ince çubuklara dönüştürüp boyadıktan sonra sepetler ve dekoratif ürünler yapıyoruz. Bu ürünler, düşük maliyetle üretildiği halde piyasada 400-500 lira gibi fiyatlarla karşılık buluyor. Bu da geri dönüşümle sanatın nasıl değer yaratabileceğini gözler önüne seriyor.

“HEM STRES ATIYOR, HEM DE YARATICILIĞIMIZI GELİŞTİRİYORUZ”
Atölyede öğrendiklerini paylaşan öğrencilerden Esma Hergül, şunları söyledi:
Gazetelerden sanat eserleri oluşturuyoruz. Atölye hem stres atmamıza hem de yaratıcılığımızı geliştirmemize olanak tanıyor. Burada farklı sanat dalları öğrenmek bizi çok mutlu ediyor

Bir diğer öğrenci, Özge Çarkçı ise kursun kendilerine katkılarından bahsederek, şu ifadeleri kullandı:
Burada geri dönüşümün sadece çevre için değil, aynı zamanda bireysel gelişim için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Yaptığımız ürünler hem kullanışlı hem de estetik.
Sıfır Atık Projesi kapsamında yürütülen bu çalışmalar, sadece atıkların yeniden değerlendirilmesini değil, aynı zamanda gençlerin üretkenliklerini artırmayı ve çevre bilinci kazanmalarını da hedefliyor.


Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bosna Hersek’in halk ezgilerini simgeleyen ve bir kişiye, kente veya duyguya olan aşkı anlatan “Sevdalinka”nın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilmesi kapsamında başkent Saraybosna’da basın toplantısı düzenlendi.
Bosna Hersek Federasyonu Kültür ve Spor Bakanı Sanja Vlaisavljevic, bu kararın ülke için önemli bir tarih olduğunu söyledi.
Bosna Hersek Federasyonu Kültür ve Spor Bakan Yardımcısı Mirela Milicevic Secic de Bosna Hersek’in kültürel mirası “Sevdalinka”nın artık dünya kültür mozaiğine de dahil olduğunu belirtti.

MELODİK TONDA SESLENDİRMELER
Saraybosna Üniversitesi Müzik Akademisinden Tamara Karaca Beljak ise Sevdalinka’nın tanıtımı için çalışmalarına devam edeceklerini aktardı.
Basın toplantısı kapsamında, bir Sevdalinka seslendirildi.
Bosna Hersek’te yüzyıllardır söylenen ve ülke kültürünün önemli bir parçası haline gelen “Sevdalinka” şarkıları daha çok melodik tonda seslendiriliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivalin son durağı olan Hatay’da, çocuk oyunu ve konserin ardından 2024 yılının son etkinliği olarak sahnelenen kantat, antik Yunan mitolojisinde geçen ünlü bir aşk hikayesini konu alıyor.
Bestesi George Friderich Handel’e ait kantatın rejisinde Doğan Çelik yer alırken dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını Gazal Erten, ışık tasarımını Taner Aydın, koreografisini ise Çiğdem Erkaya Öztürk yaptı.
Gösteri öncesi basın mensuplarına açıklamada bulunan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Türkiye’de bir sanat akımı başladığını belirterek, “Sosyal medya üzerinden gelen direkt mesajları okuduğumda, yaklaşık 5 bin mesajdan bin tanesi ‘Tarih yazıyorsunuz.’, bini ‘Devrim yapıyorsunuz.’, 3 bini ise ‘Bilet bulamıyoruz.’ diyor. Bu mesajlara bir kere daha teşekkür edelim ama biz işimizi yapıyoruz.” dedi.
“Çocukluk hayalimi gerçekleştiriyor gibi hissediyorum”
Sağtürk, festivali açık denizlere açılmak olarak değerlendirerek, şunları kaydetti:
“Gemimiz limandaydı. Halatları söktük ve içini mümkün olduğu kadar tamir ettik. Değerli sanatçılarımız ve müthiş teknik ekibimizle açık sulara açıldık. Şu anda onu hissediyoruz. Geldiğimiz açık sular mesela Hatay, Şırnak. Erzincan, Osmaniye. Bunun dışında sadece biz değil Devlet Tiyatroları, güzel sanatlar da var. Onlar da ellerinden geleni yapıyor. Ülkemizin her anında olduğu gibi zor zamanda da bu motivasyonu halkımızla buluşturmak adına bir yol güzergahı üzerindeyiz.”
Festivalin gelecek yıl 18 ile daha gideceğini aktaran Sağtürk, “Çoğunda ben bizzat bulunmaya çalışacağım. Çünkü çocukluk hayalimi gerçekleştiriyor gibi hissediyorum. ‘Keşke bütün Anadolu sanatla buluşsa.’ derdik. Bunu yapabilen bütün genel müdürlerimize teşekkür ediyorum. Onların koyduğu tuğlaların üzerine bir tuğla daha inşa ederek ancak yükseğe çıkabilirdik. Onlar bir seviyeye getirmişti. Biz onun üzerine bir tuğla daha koyduk ve işte Anadolu festivalimiz gerçekleşti.” diye konuştu.
“Salonun o ruhu kulislere kadar yansıdı”
Gösteride “Apollo” rolünü üstlenen sanatçı Nejat Işık Belen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sahneye çıkmayı beklerken salondan gelen sesleri duydukça heyecanlandıklarını söyleyerek, “Salonun o ruhu kulise yansıdı. Çok büyük bir mutluluk ve çok farklı bir heyecan yaşadık. Atatürk Kültür Merkezi’nde, büyük salonlarda sahneye çıkıyoruz fakat böylesine rafine bir eserle Hatay’da, deprem sonrasında yer almak çok büyük mutluluktu. Umarım dinleyen misafirlerimiz de bizim kadar keyif almıştır.” ifadelerini kullandı.
Belen, sanatla buluştukça, çok sesliliğin artacağını kaydederek, şunları aktardı:
“Çok sesliliğin sadece bir gürültü değil, bir uyum içinde olduğunu anlatmamız, duymamız gerekiyor. Birlikte bir şeyleri daha kuvvetli ve güzel yapabildiğimizi düşünüyorum. Klasik müziğinin farklı nedenlerle de olsa ulaşamadığı yerlerde temsiller vermek, sahneye çıkmak, baleyi, operayı, özellikle barok müziği de götürmek önemli. Umarız bize imkan verirler ve daha büyük salonlarda daha klasik operaları görürüz.”
“Dafne” rolünü canlandıran Aslı Ayan, çok özel hissettiğini dile getirerek, “Birçok temsil yapıyor, birçok eserde görev alıyoruz ama bu bambaşkaydı. Henüz yaralar sarılmadı ama bir nebze olsun bizim de bir katkımız olduysa, o sıkıntıları unutturabildiysek ne mutlu. Daha çok olsun isteriz çünkü çok ilgili bir seyirciyle karşılaştık ve çok mutluluk vericiydi. Ben o enerjiyi sahnede hissettim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu bir kıvılcım”
İzleyicilerden akademisyen İbrahim Ertekin de böyle bir etkinlik düzenlendiği için teşekkür ederek, “Bu şartlarda böyle bir etkinliğe katılmak bizi psikolojik olarak biraz rahatlattı, mutlu olduk. Kalabalığı da görüyorsunuz yer bulmakta zorlanıyoruz. Zorla girdik içeriye diyebiliriz. Çocuklarımız da, biz de çok mutluyuz.” dedi.
İzleyiciler arasında yer alan İbrahim Kaşdaş ise şunları söyledi:
“Bu görüntüyü görmek bizi hem mutlu ediyor hem de bir yandan üzüyor. Malum yaşadığımız depremden sonra bu şehrin ciddi manada sanatsal etkinliklere ve büyük bir salona ihtiyacı var. Özellikle Hatay’da insanlar bunu çok özlemiş. Bu onun belirtisi. Dün bağıra çağıra herkes ‘İyi ki geldiniz.’ diyordu. Bence bu bir kıvılcım. Yani bir başlangıç atışı aslında.”
Gösteride Melis Böğrün ve Berkay Topcuoğlu da dansçı olarak yer aldı.
Festivalin 2025’te de Afyonkarahisar, Karabük, Tekirdağ, Edirne, Bilecik, Kütahya, Niğde, Osmaniye, Isparta, Uşak, Kars, Amasya ve Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Nevşehir, Bursa, Manisa, Mardin, Kayseri, Malatya’da sanatseverlerle buluşması planlanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKM’den yapılan açıklamaya göre, gösteride virtüöz gitaristler Xavier Coll, Luis Robisco ve Ali Arango aynı sahneyi paylaştı.
Konserde Paco de Lucia’nın unutulmaz eserleri “Entre dos Aguas” ve “Zyryab” ile besteci Chick Corea’nın ünlü parçası “Spain”in de aralatında olduğu birçok eser seslendirildi.
“Billie Jean” performansıyla tüm dünyada tanınan grup, Michael Jackson’ın Medley eserini de izleyicilerin beğenisine sundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ay, günün bir kısmını İkizler burcunda geçiriyor ve sabah dolunay evresine ulaşıyor, bu da bilgilerin açığa çıkmasını sağlıyor. Bu, özellikle iletişim veya öğrenme ile ilgili bir konuda bir şeyi serbest bırakmak, açıklamak veya duyurmak için uygun bir zaman olabilir ve başkalarının bunu fark etmesini isteyebilirsiniz. Ancak, önemsiz göstermeye çalıştığınız bir konuyu açığa çıkarmak için ideal bir zaman değildir, çünkü bu dönemde açığa çıkan her şey muhtemelen biraz ilgi çekecektir. Önümüzdeki günler, yeni fikirler için güçlü bir dönem olacak, ancak bu fikirlerin gelişmesi ve olgunlaşması için zamana ihtiyaç var. İkizler burcundaki Dolunay, meraklı ve bilgiye aç bir enerji taşır.
Hayatımızda aniden farkındalık yaratabilir ve önemli bir mesaj iletme, bir iletişim projesini tamamlama veya bir duyuru yapma konusunda oldukça acil bir “bilme ihtiyacı” hissedebiliriz. Seyahat ve iletişim konuları keskin bir şekilde ön planda olacak. Fazla hızlı kararlar ve eylemlerden kaçının, ancak şu anda aydınlanan şeylere dikkat edin. Bu, özellikle açığa çıkarıcı bir zaman olabilir. İkizler’in yöneticisi Merkür, bugün durağanlaşıyor ve ileri hareketine başlıyor, bu da bu dönemde ifade ettiklerimiz konusunda seçici olma gerekliliğini pekiştiriyor, çünkü bu duraklama, Dolunay ile bağlantılı. Merkür, 25 Kasım’dan beri retro durumdaydı ve bugün ileri harekete geçmesiyle, önümüzdeki günlerde ve haftalarda Merkür retrosu sırasında yaşanan iletişim ve karar alma sorunları büyük olasılıkla çözülecek. İlerlerken, gözlemlerimizi ve yeni bakış açılarını hayatımıza uygulayabiliriz. Ancak, bugün enerjileri bazen anlamlandırması zor olabilir ve bu nedenle önemli kararlar almak için uygun bir zaman değildir, çünkü düşüncelerimiz çarpıtılmış olabilir veya henüz ihtiyaç duyduğumuz tüm bilgilere sahip olmayabiliriz. Bugünkü Mars-Jüpiter paralelliği bizi harekete geçmeye teşvik edebilir, ancak genel olarak bugün eylemden ziyade bilgi toplamak için daha uygun bir gün.
Güneş-Uranüs açısı nedeniyle, planlarımızda küçük aksaklıklar veya değişim arzusu nedeniyle akışın bozulması gibi durumlarla karşılaşabiliriz. Bunun yerine, değişim korkusu bizi geçici olarak duraklatabilir, ancak bu süreçte düzenlemeler yapma ve yeniden ayar yapma şansı bulabiliriz.

KOÇ GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Koç, paylaşma ve bağlantı kurma ruhunuz yenileniyor ve diğer insanlarla ilişkilerinizdeki pişmanlıklar veya eskimiş kalıplar üzerinde bir şeyler yapma arzusu güçleniyor. Bu aynı zamanda işleri ileriye taşıyan haberler veya bilgiler için de bir zaman olabilir.
İletişim alanınızda gerçekleşen Dolunay ile birlikte, özellikle son zamanlarda bu tür şeylere yeterince dikkat etmediğiniz için, küçük işler, sorunlar, evrak işleri veya diğer günlük meselelerle ilgilenmek için koşturmanız gerekebilir.
Bu, iletişim, çalışmalar, kişisel ilgi alanları, bağlantı kurma ve ulaşım ile ilgili parlak ve aydınlatıcı bir dolunaydır. Şu anda gerçekleşen bağlantılar ve haberler önemli olabilir.
Ayrıca, neredeyse üç haftalık gerileme hareketinin ardından, Merkür ileri hareketine dönüyor ve son zamanlarda duran girişimlerde bazı ilerlemeler görebilirsiniz. Bugün kafa karıştırıcı talimatlara ve söylediklerinizi yanlış ifade etme durumlarına dikkat edin, ancak bundan sonra daha net iletişimler bekleyebilirsiniz.
Bu dönemde ortaya çıkan şeyler, özellikle öğrenme, öğretme veya yayıncılıkla ilgili önemli fikirlere yol açabilir.

BOĞA GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Boğa, para meseleleri şimdi tamamen olgunlaşabilir ve maddi durumunuzu veya ilişkilerinizi daha iyi anlamak için harika bir zaman olabilir. Dolunay ile birlikte ihtiyaçlarınız ve istekleriniz hakkında bir aydınlanma yaşayabilirsiniz, bu da olumlu gelişmelere yol açabilir.
Ayrıca bugün Merkür retrosu sona eriyor ve planlar önümüzdeki hafta içinde yerine oturacak. Geliriniz, maddi durumunuz, sahip olduğunuz değerler, eşyalarınız veya öz-değer anlayışınızla ilgili bir meseleyi daha net görmek için kendinize bir hedef koyun. Nihayetinde, daha fazla bilgiye ulaştıkça ve ne istediğiniz konusunda daha güçlü bir anlayışa sahip oldukça kararlar almak daha kolay hale gelecek.
Ancak bugün, her şeyi tam anlamadan önce çok hızlı veya yüksek sesle konuşmamaya dikkat edin. Bu Dolunay ile birlikte, yakın bir ilişki, para veya iş konularında bir dönüm noktası yaşanabilir ve önümüzdeki günlerde yeni ve önemli fikirlere yol açacak bir farkındalık oluşabilir.
Bazılarınız için, kendinizi savunmanız veya duruşunuzu ortaya koymanız gereken bir durum söz konusu olabilir. Parayı ve kişisel kaynaklarınızı yönetme konusunda bir uyanış çağrısı da bu resmin bir parçası olabilir.
Bu, bir ilişkide verme ve alma dengesi veya haz alıp verme konularını dengelemek için yılın önemli bir zamanı. Tüm gerçekler ortaya çıkmadan çok fazla heyecanlanmamaya çalışın, ancak duygularınızın ve sezgilerinizin size şu anda ne söylediğine dikkat edin.

İKİZLER GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili İkizler, bugünkü Dolunay sizin burcunuzda gerçekleşiyor ve bu durum bir aydınlanma getirebilir. Bir ilişki meselesi açığa çıkabilir veya duygularınız güçlü bir şekilde kendini gösterebilir. Duygular yoğun yaşanıyor ve bu yoğunluk sizi bile şaşırtabilir. Şu anda kişisel bir farkındalık yaşayabilirsiniz. Kendiniz ve hisleriniz hakkında çok şey öğrenebilir, bu bilgileri bir rahatlama ya da mutlu bir farkındalık olarak algılayabilirsiniz.
Bu Dolunay, Merkür retrosunun sona erdiği bir döneme denk geliyor ve her türlü engelin kalkmasıyla ileriye doğru itildiğinizi hissedebilirsiniz. Hayatınızdaki gerilim, çok olumlu ve yapıcı bir şeye doğru birikiyor. Yapmanız gereken değişiklikler var ve küçük bir memnuniyetsizlik bile sizi harekete geçmeye yönlendirebilir. İçsel çelişkiler şu anda normaldir, ancak önümüzdeki günlerde anlamlı değişimlere ve iyileştirmelere yol açacaktır.
Merkür şu anda yön değiştirdiği için, acele etmemekte fayda var. Daha fazla bilgi geldikçe, özellikle ortaklıklarla ilgili kararlar almaya kendinizi çok daha hazır hissedeceksiniz. Önemli değişiklikler yapmayı düşünüyorsanız, bu kararı biraz daha bekletin ve neyin kalıcı olduğuna bir bakın. Şimdilik, duygularınız ön planda. Bir ortaklık, imajınız, bağımsızlığınız veya hayatınızı kontrol etme yeteneğiniz hakkında bir farkındalık ya da aydınlanma yaşayabilirsiniz.

YENGEÇ GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Yengeç, bugünkü Dolunay, sizi büyümeye ve yeni deneyimlere yönlendirecek kişisel farkındalıklar getirebilir. Aynı zamanda Merkür retrosunun sona ermesiyle genel kafa karışıklığı ve gecikmeler de dağılmaya başlıyor. Mevcut etkiler, sizi kendinizi dinlemeye, dinlenmeye ve rahatlamaya teşvik ediyor. Sezgilerinize daha fazla dikkat ediyorsunuz ve önemli bir farkındalık yaşayabilirsiniz. Sezgilerinizle bağ kurmanıza olanak tanıyan her şey için fazladan zaman, alan ve dinlenme ayırın.
Bununla birlikte, bir iş projesi veya sağlık konusunun doruk noktasına ulaştığını fark edebilirsiniz. Özel veya daha önce gizli kalmış konular gün yüzüne çıkabilir, bu da önümüzdeki haftalarda bu konuları ele almak ve iyileştirmek için iyi bir zaman yaratıyor. İş ve sağlıkla ilgili konularda ilerleme kaydetmeniz veya bir dönüm noktasına ulaşmanız muhtemel. Bazı derin, bastırılmış duygularınıza karşı daha güçlü bir farkındalık geliştirme zamanı. Gerçek hislerinizi daha net anlamak, iyileşmeyi kolaylaştırabilir, ancak başlangıçta biraz bunalmış hissedebilirsiniz, bu yüzden kendinize zaman tanıyın.

ASLAN GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Aslan, Merkür retrosu bugün sona eriyor ve aynı zamanda Dolunay, sosyal hayatınızla ilgili duygusal bir farkındalık veya dönüm noktası getirebilir. Eski bir sorunla ilgili artık kapanış yaşadığınız için ilerleme hissi doğuyor. Bugün, arkadaşlık, ağ oluşturma, ortaklıklar, grup bağlantıları, mutluluk hedefleri ve sosyal yaşam ya da toplulukla ilgili güçlü duygular yaşayabilirsiniz.
Bugünkü Dolunay, arkadaşlığa duyulan ihtiyacı, kendinizden daha büyük bir şeye ait olma hissini, tatmin edici bir sosyal hayat arzusunu veya bir katkıda bulunma isteğini gözlerinizi (veya kalbinizi) açabilir. Arkadaşlarınız şu anda çok fazla ilgi ve belki de destek talep edebilir.
Merkür’ün neredeyse üç haftalık retrosunun ardından ileri harekete geçmesiyle, hobiler veya romantizmle ilgili belirli projelerde veya girişimlerde daha belirgin bir ilerleme görebilirsiniz. Kişisel hayatınızda daha fazla netlik ve gelişmiş iletişim sağlanabilir. Bunun bir anda gerçekleşmediğini unutmayın, bu nedenle her şeyi sakin bir şekilde değerlendirmeye çalışın. Bilgileri alın, ancak her şeyi sindirmek için kendinize zaman tanıyın. Son zamanlardaki planlar daha az çekici veya uygulanabilir görünebilir, ancak gerçekten önemli olan planlar yakında onay alır veya hız kazanır.

BAŞAK GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Başak, Dolunay, güneş haritanızın zirvesinde gerçekleşirken uzun vadeli bir hedefiniz veya hayat amacınızla ilgili duygularınız ortaya çıkabilir. Bu, kontrolü ele alma veya liderlik etme zamanı olabilir. Aynı zamanda Merkür retrosu bugün sona eriyor ve engeller ya da gecikmeler çözülmeye başlıyor. Şu anda hayatınızın bazı alanlarında ileri gitme isteği güçlü bir şekilde hissedilebilir.
Başkalarıyla olan durumunuzu öğrenebilirsiniz, ancak yüksek duygular ve Merkür’ün yön değişikliği nedeniyle tablo tam olarak net olmayabilir. Niyetlerinizi abartmaktan kaçınmaya çalışın, ancak şimdi ortaya çıkan her şeye, ister yeni bilgiler ister kendi sezgileriniz olsun, dikkat edin.
Geçmişi geride bırakma ve hem kişisel hem de profesyonel hayatınızda gerekli değişiklikleri yapma ihtiyacınız güçlü. Önümüzdeki hafta boyunca aile, ev ve iletişimle ilgili zorluklar büyük olasılıkla çözülecek, ancak yeni projelere ve gelişmelere yavaşça yaklaşmak en iyisi olacaktır. Yarım kalan ev projeleri yeniden devam edebilir. Kariyer hedefleriniz de daha netleşmeye başlıyor.

TERAZİ GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Terazi, bugün yeni bir deneyim, çalışma, konu, bakış açısı veya fikir sizi ilhamlandırabilir. Merkür, birkaç haftalık retrosunun ardından ileri hareketine dönüyor ve ruhsal alanınızda bir Dolunay gerçekleşiyor. Bu etkileri, özellikle zihinsel düzeyde dostça bir ileri itme olarak hissedebilirsiniz.
Yine de, ilerlemeden önce bilgileri alıp işlemeniz en iyisi olacaktır. Dolunay, çok fazla duygusal enerji yaratabilir, ancak sizin için zihinsel enerji de şu anda oldukça yüksek. Karşınıza çıkan haberleri işlemeye zaman ayırmaya çalışın, ancak aynı zamanda öğrenme konularının aydınlanmasına veya bir projenin olgunlaşmasına dikkat edin; çünkü bir konu hakkındaki gerçek duygularınız şimdi ortaya çıkabilir.
Kademeli olarak, iletişim ve ulaşım konularında daha fazla netlik yaşayacaksınız. Ancak bugün ve yarın, iletişim, alışverişler ve bilgi veya rakamlarla ilgili konularda ekstra dikkat göstermek gerekecek. Kararlarınıza ve projelerinize yavaşça geri dönmek en iyi sonuçları verecektir.

AKREP GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Akrep, bugün para konularında bazı dramatik durumlar yaşanabilir ya da borçların kapatılması veya alacakların tahsil edilmesi gündeme gelebilir. Bugünkü Dolunay, yakın ilişkiler veya finansal meselelerin bir sonuca ulaşmasını sağlayabilir. Karar alırken acele etmemenizde fayda var.
Merkür retrosu sona eriyor ve belirli engeller veya gecikmeler kalkıyor, ancak bu geçiş sırasında bir miktar kafa karışıklığı devam edebilir. Aynı zamanda, Dolunay bir arzuyu aydınlatıyor ve hayatınızdaki bazı pratik alanlar gizemini korurken, ne istediğiniz konusunda gerçek duygularınızı görmenizi sağlıyor. Bu, ileriye dönük bir yol açmanıza yardımcı oluyor.
Kalbinizi takip etmek, para meselelerini ve ilişkileri geliştirmek için en iyi yol gibi görünüyor. Bir meseleyi sonlandırarak, pratik dünyanızın iyileşeceği hissi şu anda sizinle. Önümüzdeki haftalarda, son dönemdeki kararsızlıkların netleşmesi ve düşüncelerinizin meyvesini vermesi muhtemel. Finansal gecikmelerin sona ermesi veya bilgi akışının önünün açılması bekleniyor.

YAY GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Yay, bugünkü Dolunay, bazı ilişki dramalarını ve büyük duyguları beraberinde getirebilir, ancak bu muhtemelen olumlu ve ufuk açıcı bir deneyim olacak. Bu Dolunay, bir ilişki meselesini ön plana çıkarıyor ve aynı zamanda Merkür retrosu da bugün sona erdiği için, planlarınızın yakında şekillenmeye başladığını hissedebilirsiniz.
Fikirler olgunlaşıyor ve kendinizi kritik bir dönüm noktasında bulabilirsiniz. İçinizde uzun süredir kaynayan bir şey şimdi yüzeye çıkıyor ve bu da kişisel bir aydınlanmaya yol açabilir. Bu, sizin için oldukça dikkat çekici bir zaman! Merkür, neredeyse üç haftadır burcunuzda retro hareketindeydi. Şimdi ileri hareketine geçmesi, son zamanlardaki bazı sorunları çözebilir, bilgi akışını açabilir veya gecikmeleri sona erdirebilir.
Önümüzdeki haftalarda bazı seçimler daha net hale gelecek. Bugün gerçekleşen bu değişimle hemen sonuçlar görmeniz pek olası olmasa da, Merkür’ün hızını yavaş yavaş toparlamasıyla birlikte, karar alma süreçlerinizde daha fazla netlik yaşayabilirsiniz.

OĞLAK GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Oğlak, bugünkü Dolunay, çalışma-dinlenme dengenize daha iyi odaklanmanız gerektiğini vurguluyor. Dolunay, iş veya sağlıkla ilgili ruhsal veya hizmetle ilgili bir konuya ışık tutabilir ve bu konularda farklı bir yöne yönelmenizi sağlayabilir. Görevleriniz, rutinleriniz, alışkanlıklarınız veya sağlık konularında bir dönüm noktası yaşanabilir. Bu tür konularda daha iyi anlayış sağlamak için çeşitli ipuçlarına, sezgilere veya işaretlere dikkat etmeniz faydalı olacaktır.
Bununla birlikte, duyguların biraz daha yüksek seyrettiği bu dönemde büyük kararlar almadan önce her şeyi dikkatlice işlemekte fayda var. Ancak, Merkür retrosunun bugün sona ermesiyle, önümüzdeki günlerde bazı beklediğiniz konular netleşebilir. Bir projede bazı sorunlar veya kusurlar ortaya çıkabilir ya da yeni bir gelişme, proje olgunlaşması veya dönüm noktası yaşanabilir ve bu da harekete geçmenizi tetikleyebilir.
Daha az bilgi tıkanıklığı ve daha fazla netlik arayışında olduğunuz bu dönemde, sezgilerinize yönelerek fazla acele etmeden, içsel huzurunuzu kullanarak pozitif değişiklikler yapmayı hedefleyin.

KOVA GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Kova, Merkür bugün yaklaşık üç haftalık geri hareketinin ardından ilerlemeye başlıyor. Bu, son zamanlarda geciken projeler ve girişimlerin önündeki engellerin kalkmasına yardımcı olabilir. Ancak, yeni planları hemen uygulamaya geçmek için acele etmeyin, süreçleri dikkatlice değerlendirin! Yakında karışık problemler ve belirsizlikler daha da netleşecektir.
Ayrıca, bugün Dolunay, yaratıcılıkla, arkadaşlarla, romantik ilişkilerle ve kişisel hedeflerle ilgili duyguları aydınlatır. Bu, romantik veya yaratıcı bir konuda bir “işte” anı yaşamanıza neden olabilir. Hareketsiz hissettiğiniz bir noktada bir farkındalık yaşayabilirsiniz ve bu, kendinizi daha dolu ve özgür bir şekilde ifade etme isteğinizi uyandırabilir. Bu Dolunay, genellikle duygusal olarak derinlerde yatan veya kabul edilmemiş hislerin gün yüzüne çıkmasına neden olur ve bugün de bu duruma tanık olabilirsiniz.

BALIK GÜNLÜK BURÇ YORUMU
Sevgili Balık, Merkür bugün geri hareketini sonlandırıyor ve bu, kararlarınız konusunda daha kendinden emin hissetmenize neden olacak. Ayrıca, düşüncelerinizi daha açık ve net bir şekilde ifade edebileceksiniz. Bugün gerçekleşen Dolunay da özel yaşamınıza daha fazla odaklanmanız gerektiğini hissettiriyor. Engeller kalkmaya başlıyor ve çalışma projelerine yönelik motivasyonunuz yeniden geri gelebilir. Son zamanlarda yalnız hissetmiş ve tempodan sıkılmış olabilirsiniz, bu da yeni bir hız ve yön arayışına neden olabilir.
Dolunay, ev veya aile ile ilgili bir konuda size yeni farkındalıklar sunabilir. Dolayısıyla, duygusal olarak daha derin ve samimi hisler açığa çıkabilir. Dolunay’ın etkisiyle kişisel dünyanıza, güvenlik ihtiyacınıza ve konfor arayışınıza dair önemli bir farkındalık yaşayabilirsiniz. Bugünlerde bazı belirsizlikler ve kafa karışıklıkları olsa da, iletişimlerin ve projelerin önündeki engeller yavaş yavaş kalkacaktır. Gelecek günlerde iş projeleriniz ilerleme kaydedecek ve işbirlikçi ilişkilerde daha fazla netlik ve ilerleme yaşayabilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’nda 71 yıldır bakırcılık mesleğini icra eden 83 yaşındaki Miktat Çelik, geleneksel el işçiliğini yaşatmaya devam ediyor. Çelik, çocuk yaşta başladığı mesleğini büyük bir aşkla sürdürerek, teknolojinin ve modern üretim yöntemlerinin gölgesinde kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaatı ayakta tutmaya çalışıyor. Gaziantep’in en yaşlı bakırcı ustası olan Çelik, mesleğini yaparken sadece bakırdan ürünler üretmekle kalmıyor, aynı zamanda bu geleneksel sanatın inceliklerini genç kuşaklara aktarmak için de çaba harcıyor. Bakırcılar Çarşısı’ndaki bir metrekarelik atölyesinde işini aşkla yapan Çelik, çevresindeki genç bakırcı ustalarına da örnek oluyor.
“Ben bakırcılık mesleğinde 6 çocuk büyütüp evlendirdim”
Bakırcılık yaparak çocuklarına yaşam kurduğunu anlatan Miktat Çelik, “1953 yılında bu mesleğe başladım. Önceden bakırcılık çok popülerdi. Biz de mesleğe ilgi duyduk. Arkadaşım bana ‘birlikte bakırcılık yapalım’ dedi. Birlikte başladık bakırcılığa. Daha sonra ben meslekte devam ettim. Benimle birlikte başlayan arkadaşlarım mesleği bıraktı. O zamanlarda çıraklık güzeldi. Bizim zamanımızda ailemiz ustalarımıza, ‘eti senin kemiği benim’ derdi. Şimdi maalesef öyle değil. Ben bakırcılık mesleğinde 6 çocuk büyütüp evlendirdim. Uzun yıllardır meleğimi severek yapıyorum. Fakat meslek öldü. Bakıra rakip ürünler çıktığı için vatandaşlar onlara yöneldi. Ben işimi sevdiğim için yorulmuyorum. Günlük çalışma saatimi kendim ayarlıyorum” dedi. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sultangazi Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Anadolu Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen Yazı Akademisi’nin 6’ıncısı sona erdi. Sona eren akademide sertifika almaya hak kazanan öğrenciler, Necmettin Erbakan Bilim, Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, Anadolu Yazarlar Birliği Başkanı Yusuf Tosun, veliler ve öğrenciler katıldı.
“Bu işin yazıya aktarma hususunda deneyim kazanmış oluyor”
Programda konuşan Anadolu Yazarlar Birliği Başkanı Yusuf Tosun, “İşin asıl önemli tarafı, zihinde bir eksiği ve düşünme becerileri ile ilgili deneyimlerden sonra bunu okumalarla yapmış oldukları zenginleştirmeler neticesinde bu işin yazıya aktarma hususunda deneyim kazanmış oluyor. Yani duygu ve düşüncelerini sistemli bir şekilde yazıya aktarıp bunu hem kendi dönemindeki insanlara hem de kendinden sonraki kuşaklarla paylaşma noktasında bir deneyim kazanıyorlar” dedi.
“6’ıncı yıla geldiğimizde başardığımızı görüyorum”
Programla ilgili konuşan Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Yazı akademisi bizim eğitim alanında çok önem verdiğimiz bir akademimizdir. Biraz önce başkanımızı da ifade ettiği gibi 6 yıl önce bu serüvene başladık. Sayıların bizim için çok önemi yoktu. Asıl olan bu sayılardan ziyade hem şiir alanında hem hikaye, masal alanı ve benzeri alanlarda yani yazı yazılan alanlarda duyguların ifade edildiği düşüncelerin ortaya çıktığı, yazıya döküldüğü alanlarda kıymetli insanların özellikle gençlerin, onların içlerindeki cevheri ortaya çıkarabilecek bir meydan açabilmek görevimizdir. Bu bizim için önemliydi. 6’ıncı yıla geldiğimizde başardığımızı görüyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından akademiye katılarak belge almaya hak kazanan öğrencilerine sertifikaları verildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Restorasyon ekipleri, Tunca Nehri yakınında bulunan yapının toprak altında kalan bölümlerinin gün yüzüne çıkarılması için kazı çalışması yürütüyor.
Vali Yunus Sezer, gazetecilere yaptığı açıklamada, Şeyh Şüceaddin’in Anadolu alperenlerinden önemli bir şahsiyet olduğunu söyledi.
Şeyh Şüceaddin adına yaptırılan eserin ihya edilip yaşatılmasının Edirne’ye yakışacağını belirten Sezer, şunları kaydetti:
“Cami ve tekke 1751 yılındaki büyük depremde yıkılmış ve yarım bir minare var. Eski tarihi kayıtlara ve 1800’lü yıllardaki fotoğraflara baktığımızda o yarım minare aynı şekilde duruyor. Yaklaşık 300 yıldır yarım kalmış mahzun bir minare. Kazı çalışmaları başladı. Camiyi ve yanındaki tekkeyi ihya etmek için ihale yapıldı. Çalışmaları 6 ay içinde bitireceğiz. O yarım minareyi inşallah tamamlamış olacağız.”
Şeyh Şüceaddin Camisi
Tunca Nehri seddesinin kenarında yer alan yapı, 2. Murad’ın emriyle bir mescit ve zaviye olarak yapılmış, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1535 yılında camiye dönüştürülmüştür.
Cami, 1751 yılındaki depremde büyük zarar görmüş günümüze sadece yarım kalan minaresi ulaşabilmiştir.
Şeyh Şüceaddin Karamani’nin türbesi de caminin mihrap tarafındaki kerpiç duvar önünde bulunmaktadır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmada kültürel mirasın, toplumların geçmişini ve kimliğini yansıtan somut ve somut olmayan unsurlar olduğu ifade edilerek, ” Kültürel mirasın korunması, toplumların kimliğini ortaya koyan tarihinin, inançlarının, gelenek ve göreneklerinin, mimarisinin ve kültürel peyzajının da korunması anlamına gelmektedir. Kültürel mirasın korunması ise kültürel miras konusunda farkındalık sahibi olmaktan geçmektedir. Bu nedenle kültürel mirasın geleceğe taşınmasında kültürel farkındalığın arttırılması ve bilinçlendirme konuları gündeme gelmektedir” denildi.
“408 öğrenci ile anket yapıldı”
Araştırmanın birinci amacının, Atatürk Üniversitesi’nde öğrenim gören lisans ve ön lisans düzeyindeki öğrencilerin, Erzurum ilinin somut ve somut olmayan kültürel miras unsurlarıyla ilgili farkındalık düzeylerini belirlemek olduğu vurgulanarak, şöyle devam edildi, “Araştırmanın ikinci amacı ise üniversite öğrencilerinin kültürel miras farkındalığı edinmede üniversite eğitiminin önemine yönelik görüşlerini ve kültürel miras farkındalığı edinme metotlarını değerlendirmektir. Araştırma, betimsel ve karşılaştırmalı araştırma modellerinin birlikte kullanıldığı nicel araştırma deseniyle yürütülmüştür. Araştırmada yöntem olarak ise veri toplama, analiz ve değerlendirme sürecine dayalı bir yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama bölümünde Atatürk Üniversitesi’nde örgün eğitimde öğrenim gören ön lisans ve lisans düzeyindeki öğrencilerden basit tesadüfi örnekleme yöntemine göre belirlenen 408 öğrenci ile anket yapılmıştır. Araştırmanın analiz bölümünde ise çalışma kapsamındaki hipotezleri test etmek için non-parametrik testlerden Man Withney U testi yapılmıştır. Çalışma ile öğrencilerin öğrenim gördükleri şehirdeki kültürel mirasla ilgili farkındalık düzeyinin düşük olduğu ve üniversite eğitiminin miras farkındalığı edindirmede etkili görüldüğü değerlendirilmiştir”
“Farkındalık düzeyleri düşük”
Çalışmanın sonuçlarında, Atatürk Üniversitesi örneğinde üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri şehirdeki kültürel mirasla ilgili farkındalık düzeylerinin düşük olduğunu gösterdiği belirtilerek, ” Üniversite eğitimi her ne kadar öğrencilerin kültürel miras farkındalığı edinmesinde önemli görülse de bu durum, kültürel miras farkındalığı kazanmasına tam olarak yansımamıştır ve öğrencilerin beklentilerinin altında kalmıştır. Erzurum örneğinde yürütülen bu çalışma ile kültürel peyzajın bir bileşeni olarak kültürel mirasın sürdürülebilirliği için; özellikle çalışma alanları bakımından somut ve somut olmayan kültürel miras unsurlarıyla doğrudan ilişkili olan fakülte ve bölümler başta olmak üzere, üniversitelerde kültürel mirası ve yerel düzeyde miras unsurlarını öğretmeyi hedefleyen dersler konulabilir. Üniversitelerde sosyal etkinlikler bağlamında kültürel miras hakkında projeler geliştirilerek, miras unsurlarına yönelik teknik geziler düzenlenebilir. Kültürel miras konusunda bilgilendirici video içerikleri, katalog gibi tanıtım araçları hazırlanabilir. Üniversite öğrencilerinin kültürel miras farkındalık düzeylerinin arttırılabilmesi için kültürel ve sanatsal etkinlikler, sergiler ve kurslar düzenlenebilir. Kültürel miras unsurlarının farkındalığına yönelik öğrenci kulüpleri oluşturulabilir. Yarışmalar, festivaller vd. düzenlenerek kültürel miras unsurlarına dikkat çekilebilir” – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1974 yılında babasının Gaziantep’in Bakırcılar Çarşısı’nda açtığı antika dükkanını babasının vefatından sonra yılların birikimi olan hatıralarını yaşatmaya karar veren Hümeyra Duymaz, 6 ay önce vefat eden babası İsmail Duymaz’ın mirasını ayakta tutmaya ve yaşatmaya çalışıyor. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen babasının vefat ettiği 2024 yılına kadar çok severek ve emek vererek işlettiği antika dükkanına sahip çıkan Hümeyra Duymaz, iş yerinde bulunan eski eşyaları ve antika malzemeleri korumaya devam etti.
Babasının bıraktığı mirası devam ettirmek için kolları sıvayan Duymaz, babasının yıllarca biriktirdiği ve aralarında çok sayıda antikaların da bulunduğu değerli eşyalara gözü gibi bakıyor. Geçmişin hatıralarını yaşatmanın yanı sıra babasının da yılların birikimi olan tarihi eşyalardan oluşan mirasını koruyan Duymaz, babasının yıllarca gözü gibi baktığı değerli eşyaları babasına ait iş yerinde sergilemeye devam ediyor.
Aralarında antika eşyaların da bulunduğu değerli eserleri Gaziantep’i gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra antika meraklıları ile buluşturan Duymaz, babasının izinden gidiyor. Duymaz, içerisinde 1950’li yıllarda kullanılan gaz lambaları başta olmak üzere mutfak eşyaları, saatler, fotoğraf makineleri ve şamdan ile radyoların da bulunduğu onlarca eseri babasının dükkanına gelen müşterilerine tanıtıyor.
Babasının Gaziantep’in önemli koleksiyonerlerinden olduğunu söyleyen Duymaz, “Bu dükkanı 1950 yılında dedem açmış. 1950 yılından beri bu dükkanı antikacı olarak işletmekteyiz. Babamı daha yeni kaybettim. Babam çok iyi bir antikacıydı. Tarihe aşık biriydi. 100-200 yıllık inanılmaz güzel tarihi ve eski eserleri topluyordu. bu işi aşkla ve sevgiyle yapıyordu. Türkiye’nin bütün şehirlerine gidip en güzel eserleri bulan ve eserler hakkında bütün bilgilere sahip biriydi” dedi.
“Çocukluğumdan beri ben de babam gibi tarih aşığıyım”
Çocukluğundan beri babasının antikacı dükkanına gidip geldiğini ve antika merakının küçük yaşlarda başladığını söyleyen Duymaz, “Çocukluğumdan beri bende babam gibi tarih aşığıyım. Bu meslek para için yapılmıyor. Bu meslek aşk, sevgi, emek istiyor. Tarih kokan eşyalara dokunmak, antika eşyadaki yaşanmışlığı hissetmek çok güzel bir duygu. Geçmiş dönemlerde mutfaklarda neler kullanıldığını ve insanların nasıl gelin olduğu, neler yiyip içtiğini, nerelerde oturduğunu insan yenide yeniden yaşıyor. Ondan dolayı bu meslek çok güzel bir meslek. Günümüzde ekonomik şartlar ve teknoloji bir çok şeyi değiştirdi ama tarih her zaman tarihtir” ifadelerini kullandı.
“Babamın bu aşkını devam ettirmek istiyorum”
Amacının babasının hatıralarını yaşatmak olduğunu belirten Duymaz, “Babam bu mesleğe çok aşıktı. Babam çok sevilen ve tanınan biriydi. Babamın bu aşkını devam ettirmek istiyorum. Ömrüm yettiği kadar babamın o kadar güzel eserleri ve hatıraları var ki babamın hatıralarına sahip çıkacağım. Bu dükkanda babamın o kadar güzel hatıraları var ki babam hiç unutulmayacak. Babamın bu güzel eserlerini tanıtmaya ve elimden geldiğince babamı hatırlatmak ve unutturmamak için mücadele veriyorum. babamın bütün hatırlarını herkesle paylaşmak istiyorum” şeklinde konuştu.
“Babasının izinden gittiği için gerçekten kendisini tebrik ediyorum”
Hümeyra Duymaz’ın komşusu Vakıf Doğan ise, “Allah rahmet eylesin, İsmail amca çok dürüst, efendi ve güzel bir antikacı ağabeyimizdi. İsmail amca vefat ettikten sonra kızı mesleğini devam ettiriyor. Ne mutlu ki öyle bir insanın kızı babasının mesleğini devam ettiriyor. Bu işi devam ettirmek herkesin harcı değildir. Babasının izinden gittiği için gerçekten kendisini tebrik ediyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış mevsiminde genelde koyu renkler giymek isteriz. Fakat pastel renklerin de kış mevsimine oldukça yakıştığının da hepimiz farkındayız. Bizce özellikle paltolarda pastel tonları tercih etmek kombininizi her zamankinden daha canlı gösterebilir.

Havuç pantolonlar kışın mutlaka gardırobunuzda olmalılar. Bunun sebebi botlarla kolayca kombinlenebiliyor olmaları. Ayrıca kazakların bluzan gibi içeri konulmasıyla havuç pantolonların duruşu daha da güzelleşiyor. Kemerle uyumlu bir bot veya çizme tercihinde bulunursanız kombininiz daha şık duracaktır.

Yün/suni kürk görünümlü mantolar özellikle kot pantolonlarla çok hoş duruyorlar. Biz görseldekine benzer mantolarla krem rengi/ekru çantaları da çok yakıştırıyoruz. Kombinize biraz renk katmak için bu önerimizi de dinleyebilirsiniz.

Krem/ekru pantolonlar kuşkusuz birkaç senedir kışı renklendirmek için en çok tercih edilen parçalardan biri. Barbie pembesi de yükselişte olan bir trend olduğundan kış mevsimine de uyarlanabilir. Bu sayede mevsim kışken hiç de koyu tonlarda bir kombin yapmamış olacaksınız.

Gömlek üstüne sweatshirt kombinleriyle birlikte yakanıza takacağınız bir aksesuar kombininizi oldukça şıklaştırır. Kat kat giydiğinizden bulunduğunuz mekana göre kıyafetinizde değişiklik de yapabilirsiniz.

Tabii ki koyu tonlarda bir kombin de olmazsa olmaz. Kar ve yağmurun olmadığı günlerde spor ayakkabıları kullanabileceğiniz bir kombin yapmak oldukça basit. Yine kat kat giyebileceğiniz parçaları büyük kalıpta seçmek rahat etmenizi de sağlar.

İşte kışın yapabileceğiniz diğer kombin önerileri…





Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cildin bariyer fonksiyonu çeşitli olumsuz etkenlere maruz kalır. Cildi korumayı ve gençleştirmeyi vadeden ürünler ve çoğunlukla kremler, cildin en dış katmanı olan bariyer kısmına etki eder. Cilt bariyerini onaran kremleri tanımadan önce, “Cilt bariyeri nedir?” sorusunun cevabına bakmakta fayda vardır. Cildimiz, her biri vücudu korumada önemli işlevleri olan katmanlardan oluşur. En dış katman, bir tuğla duvar gibidir. Harç benzeri lipitlerle birbirine bağlanan sert hücrelerden oluşur. Lipid tabakası kolesterol, yağ asitleri ve seramidler içerir. Tuğla gibi düşünülebilecek deri hücrelerinin içinde keratin ve doğal nemlendiriciler bulunur. İşte bu katman, bizim cilt bariyerimizdir. Bu olağanüstü ince duvar aslında oldukça hayati bir fonksiyona sahiptir. Cilt bariyerinin, her türlü zararlı çevresel toksin ve patojenin cilde nüfuz etmesini ve vücudumuza zarar vermesini engelleme fonksiyonu vardır. Cilt bariyeri ayrıca vücuttaki nemi tutar. Cilt bariyeri sağlığımız için önemlidir ve korunması gerekir.
Cilt bariyerini iyileştirmek için nelere dikkat edilmeli?
Sıkça el temizliği yapılması bir ipucu olsa da “Cilt bariyeri neden bozulur?” sorusunun cevabı merak konusudur. Öncelikle, cildin bariyerini nelerin bozduğuna göz atmak gerek. Cildimiz her gün, çoğu vücudumuzun dışından ve bazıları da içeriden gelen tehditlere maruz kalır. Cilt bariyerini şunlar etkiler;
• Çok nemli veya çok kuru bir ortam
• Alerjenler, tahriş edici maddeler ve kirleticiler
• Çok fazla güneşe maruz kalma
• Alkali deterjanlar ve sabunlar
• Sert kimyasallara maruz kalma
• Aşırı yıkama
• Psikolojik sıkıntılar ve stres
• Atopik dermatit veya sedef hastalığı gibi cilt problemlerine yatkın hale getirebilen genetik faktörler
Cilt bariyeri, hafif asidiktir. Bu asit mantosu, cilde zarar verebilecek ve enfeksiyonlar ile diğer cilt rahatsızlıklarına yol açabilecek zararlı bakteri, virüs ve mantarların büyümesine karşı bir tür tampon oluşturmaya yardımcı olur. Cildin asitliği, cildin iyileşmesi ve onarımı sürecindeki bazı etkileşimler için gereklidir. Bu açıdan yaraların etrafındaki asit örtüsünü korumak özellikle önemlidir. Bazen diyabet veya idrar kaçırma gibi durumlar cildin asit dengesini bozabilir ve ciltteki asit tamponunu zayıflatabilir. Bu koşullar için uzman önerisiyle daha asidik ürünler kullanılır. Cildin asitliği sağlığımızı birçok açıdan etkiler.
Cilt bariyerinin bozulduğu nasıl anlaşılır?
Cilt bariyerinin hasar gördüğünü gösteren bazı ipuçları vardır. Bunlar;
• Kuru, pullu cilt
• Kaşıntı
• Pürüzlü ve renksiz yama görünümleri
• Akne veya hassas, iltihaplı alanlar
• Bakteriyel, viral veya mantar türü cilt enfeksiyonları
Cilt bariyerini güçlendirmek veya onarmak için nelere dikkat etmeli?
Birçok ürünü birden içeren karmaşık bir cilt bakım rutini uyguluyorsanız, her gün kullandığınız farklı kimyasal bileşikler cilt bariyerinizi zayıflatıyor olabilir. Gerçekten hangi ürünlerin gerekli ve etkili olduğunu öğrenmek için bir dermatologla görüşerek cilt analizi yaptırmanız ve ihtiyaçlarınıza uygun krem ve temizleyiciler kullanmanız yerinde olur. Peeling yapıyorsanız, cildinizin peeling ürününe ve kullandığınız yönteme nasıl tepki verdiği konusunda hassas bir gözlemci olun. Hassas cilde veya koyu ten rengine sahipseniz hafif bir peeling ürünü ve yumuşak bir bez kullanmanız daha uygun olabilir. Bazı ovalama yöntemleri ve fırçalar cilt bariyerinize geçici olarak zarar verebilir.
Cilt bariyerini korumak için, kullandığınız cilt bakım ürünlerinin pH oranına dikkat etmeniz de önemlidir. Cildin hassas kılıfı, 5,7 pH civarında gezinir. Bazı cilt ürünlerinin pH’ı 3,7 oranından 8,2 oranına kadar değişebilir. Araştırmacılar, cildinizin doğal pH’ına yakın ürünler kullanmanızı tavsiye ediyor. Cildin pH’ını sağlıklı bir seviyede tutmak dermatit, akne ve candida mantarı gibi rahatsızlıklardan korumaya yardımcı olur.


Cilt bariyerini güçlendiren yağlar ve nemlendiriciler nelerdir?
Cildin bariyer fonksiyonunu korumak ve onarmak için kullanılabilecek birçok ürün bulunur. Bunlar bitkisel yağlar, seramid içeren nemlendiriciler ve hyalüronik asit gibi bileşenler içeren kremler, gliserin ve vazelin içerikli ürünler olarak özetlenebilir.
Bitkisel yağlar
Bazı bitkisel yağların cilt bariyerini onarmaya ve ayrıca cilt bariyerinin nem kaybetmesini, dolayısıyla bozulmasını önlemeye yardımcı olabileceği ortaya konmuştur. Bu yağların çoğu antibakteriyel, antienflamatuar ve antioksidan etkilere de sahiptir.
Cilt bariyerinizi korumak ve güçlendirmek için kullanabileceğiniz en etkili bitkisel yağlar şunlardır;
• Jojoba yağı
• Hindistancevizi yağı
• Badem yağı
• Argan Yağı
• Hodan yağı
• Kuşburnu yağı
• Ayçiçek yağı
• Soya fasulyesi yağı
Bitkisel yağları cildinizde kullanmanın birçok yolu vardır. İçerik olarak bu yağlardan bir veya daha fazlasını içeren kremler ve losyonlar uygulayabilir ya da az miktarda yağı avucunuzun içine dökebilir ve ardından emilene kadar cildinize nazikçe masaj yapabilirsiniz.
Seramid içeren nemlendirici ve cilt bakım ürünleri
Son zamanlarda sıkça sorulan “Seramid nedir?” sorusunun cevabı, cilt bariyerini korumakla doğrudan ilgilidir. Seramidler, üst derinin en üst katmanında yoğun miktarda bulunan mumsu lipidlerdir. Cilt bariyerinin neredeyse yarısını seramidler oluşturur. Harç görevi üstlenerek cildin yapıtaşlarını korur ve cildin bariyer fonksiyonunun sürmesine ve korunmasına yardımcı olurlar. Cilt bariyerinin sağlıklı çalışması için seramidler çok önemlidir. Seramid içeren kremler ve ürünler, zayıf bir cilt bariyerinin neden olduğu kuruluk ve kaşıntıyı iyileştirmeye yardımcı olabilir. Özellikle de sivilce ve akne probleminiz varsa, seramidli nemlendiriciler de sizin için uygun olabilir çünkü akne tedavileri, ciltte kuruluk ve kızarıklık bırakabilir.
Hyaluronik asit, vazelin veya gliserin içeren nemlendiriciler
Kuru cilt yaygın bir sorundur ve sıklıkla önerilen çözüm, nemlendirici kullanmaktır. Gliserin içeren nemlendirici kremler veya vazelin, tıkayıcı türde bir nemlendirme sağlar. Tıkayıcı türde bir nemlendirici, cildinizdeki su kaybını azaltarak cilt bariyerine yardımcı olabilir. Bu tarz ürünler, cildinizde nemi tutmaya yardımcı olan ince bir film tabakası bırakır. Böylece cildinizin nem kaybı yüzde 99’a varan oranla önlenebilir.
Tıkayıcı türde nemlendiriciler gibi, standart nemlendirici kremler de cildin bariyer fonksiyonunu iyileştirebilir. Hyaluronik asit, gliserin ve bal içeren ürünler arasında cildinize uygun özellikte ürünler denemeniz cildin nemini korumaya yardımcı olabilir.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, akşam saatlerinde İslahiye Devlet Hastanesi acil servisinde meydana geldi. İddiaya göre, emekli polis memuru M.K., rahatsızlığı nedeniyle geldiği acil serviste tedavi olduktan sonra bekleme salonuna geçti. Salonda bir süre yakınlarıyla telefon görüşmesi yaptığı öne sürülen şahıs, daha sonrasında ise üzerindeki beylik tabancası ile kafasına ateş etti. Olay sonrası acildeki doktorların müdahalesine rağmen şahıs hayatını kaybetti. Cenaze, polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından morga kaldırıldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin’den Samsun’a giden Mehmet Mert Tekeli idaresindeki 33 AZF 071 plakalı tır, Bekdiğin Mahallesi mevkisinde yoldan çıktı.
Tır, sürüklenip yol kenarındaki reklam panosuna çarparak şarampole devrildi.
Araçta sıkışan sürücü, Samsun Büyükşehir Belediyesi Havza İtfaiye Gurup Amirliği ekiplerince çıkarılarak, sağlık ekibi tarafından Havza Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAKANLIK, TEKRARLANMAMASI İÇİN ÖNLEM ALDI
Daily Mail’de yer alan habere göre; Bakanlık, benzer bir olayın tekrarlanmaması için önlemler aldığını açıkladı. Personel eğitimi, laboratuvar prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve izinlerin denetlenmesi bu önlemler arasında yer alıyor. Yetkililer, materyallerin doğru şekilde saklanmasını ve kaydının eksiksiz tutulmasını sağlamak için laboratuvar çalışanlarına yönelik denetimleri artıracak.
KAYIP ÖRNEKLER İMHA EDİLMİŞ OLABİLİR Mİ?
Queensland Baş Sağlık Yetkilisi John Gerrard, kayıp virüs örneklerinin halk için minimal bir risk oluşturduğunu belirtti. Dr. Gerrard, “Düşük sıcaklıklı bir dondurucu dışında saklanan virüs örnekleri hızla bozulur ve enfekte edici özelliklerini kaybeder” dedi. Ayrıca, kayıp örneklerin büyük olasılıkla rutin laboratuvar prosedürü olan otoklavlama yöntemiyle imha edilmiş ancak bu işlemin kaydedilmemiş olabileceğini vurguladı.
İNSANLARDA DAHA ÖNCE GÖRÜLMEYEN VİRÜS
Dr. Gerrard, Queensland’de son beş yılda Hendra veya Lyssavirus enfeksiyonuna rastlanmadığını ve Hantavirus’un Avustralya’da insanlarda hiç görülmediğini söyledi. Bu durum, kamuoyundaki endişeyi hafifletmek için bir güvence olarak sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra’dan Çorum’a yaş sebze taşıyan Selçuk Kabakçı yönetimindeki 50 ADD 863 plakalı kamyonun arka lastiği, Yenimahalle Mahallesi Atakent Cami yakınlarında yerinden fırlayarak önce trafik direğine daha sonra da otobüs durağında bekleyen Feyzanur Katar’a (27) çarptı.
Teker, olay yerinden o sırada geçen 37 AAG 986 plakalı başka bir kamyona çarparak durabildi.
Çarpmanın etkisiyle otobüs durağındaki camlar kırıldı genç kız yaralandı.
Katar, olay yerine sevk edilen 112 Acil Servis ambulansıyla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Sürücü ise ekipler tarafından gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Mersin’den Samsun yönüne seyir halinde olan Mert Tekeli yönetimindeki 33 AZF 071 plakalı tır, Bekdiğin Mahallesi mevkiinde direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu kontrolden çıktı. Yoldan çıkan tır, bir süre ilerledikten sonra yol kenarındaki reklam panosuna çarparak uçuruma yuvarlandı.
Kazanın ardından olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan sürücü Mert Tekeli, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Havza Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM, Gazze’de yetersiz beslenme nedeniyle her ay tedaviye alınan çocuk sayısının 4 bini geçtiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dujarric, Gazze’deki insani yardım ortaklarının un dağıtımı yaptığını belirterek, her aileye stoklar yenilendikçe 25 kilogram un vermeye çalıştıklarını söyledi.
Dujarric, Deyir Balah’da 25 kilogram unun fiyatının 280 dolar civarına çıktığını ve Gazze’ye daha fazla gıda yardımı yapılmasının derinleşen açlıkla müdahale için kritik öneme sahip olduğunu kaydetti.
Gazze’de 5 yaş altı 346 bin çocuktan 151 bininin yetersiz beslenme için sağlık taramasından geçirildiğini aktaran Dujarric, temmuz ayından bu yana yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye alınan çocuk sayısının her ay 4 bini geçtiğini bildirdi.
BM ve ortaklarının çocuklara tamamlayıcı besin ulaştırmaya devam ettiğini vurgulayan Dujarric, tüm engellemelere rağmen 146 bin çocuğa ulaşabildiklerini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra Devlet Hastanesi bahçesinin inşaat çalışmaları sonrası güzel bir görünüme kavuşması için düzenleme ve ağaçlandırma çalışması gerçekleştirildi.
Bafra ve Alaçam Orman İşletme müdürlüklerinin katkılarıyla temin edilen fidanlar, Bafra Devlet Hastanesi bahçesinde toprakla buluşturuldu.
Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, diktikleri fidanlarla gelecek nesillere daha yeşil bir çevre bırakmayı amaçladıklarını kaydetti.
Etkinliğe Bafra Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, Alaçam Orman İşletme Müdürü Ali Hakan Çelik ile hastane personeli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Çeşme ilçesinde, evlerinde yaktıkları sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen Mustafa ve Saliha Arda çifti hayatını kaybetti.
Olay, Germiyan Mahallesi’nde meydana geldi. Mustafa ve Saliha Arda çiftinden haber alamayan yakınları, oturdukları eve gitti. Yakınları, burada kapının açılmaması üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çilingir yardımıyla eve giren ekipler, Mustafa ve Saliha Arda’nın yerde hareketsiz yattığını gördü. Olay yerinde yapılan incelemede, çiftin hayatını kaybettiği belirlendi. İlk belirlemelere göre, çiftin sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendiği öğrenildi. Çiftin cenazesi, incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, akşam saatlerinde Adıyaman’ın Sincik ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, R.K. yönetimdeki 02 D 8124 plakalı minibüs, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yolun kenarına savruldu. Kazada sürücü ile A.Ü., O.Y., A.Ö., H.Ö., H.I., O.K., A.I., M.Ö. yaralandı. Yaralılar, olay yerine gelen 112 sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Sincik ve Kahta Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralılardan A.I. ve M.Ö., Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği ve sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre kaza, Nihat Kantarcı Caddesi üzerinde saat 21.30 sıralarında meydana geldi. Çarşı merkezinden gelen S.A. idaresindeki 67 ZF 622 plakalı otomobil, Barbaros Caddesi’ne girmek üzere iken Nadır mevkiinden çarşı istikametine giden M.B. yönetimindeki 67 ADP 787 plakalı motosikletle çarpıştı. Kazada motosiklette sürücüsü M.B. ile yolcu E.Ç. yaralandı.
Bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık ile polis ekibi sevk edildi. Yaralılar, kişi sağlık ekiplerinin ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Çaycuma Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Öte yandan kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Polis kazayla ilgili inceleme başlattı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZENGİN HASTALIĞI OLDU
Eskiden obezitenin fakir hastalığı olduğunu, günümüzde ise zengin hastalığına dönüştüğünün altını çizen Prof. Dr. Cindoruk, “Örneğin Amerika’da fast food ağırlıklı bir beslenme var. Hazır gıdalarla besleniyorlar. Amerikalılar da bizim gibi çok TV seyrediyor ve TV karşısında yemek yiyor. Bu da hareketsizlik ve aşırı yemek yemeye neden oluyor” dedi.

EGE USULÜ BESLENİN
Prof. Dr. Cindoruk, “Ege usülü ve Akdeniz tipi beslenin” diyerek, şu önerilerde bulundu: “Ömür boyu diyet öneriyoruz. Zeytinyağı ve sebze ağırlıklı diyetler bunlar. Kesinlikle spor yapılmalı. Düzenli yürüyüş şart. Uyku kalitesi de önemli. Stresle baş etmek çok önemli. Obezite, toplumsal bir olay. Kanser kadar önemli.”

DOĞUDA MİDE KANSERLERİ BATIDA KARACİĞER YAĞLANMASI
BUyıl UGH Kongresi’nde ‘Doğu-Batı Sentezi’ konsepti ile Asya, Avrupa, Amerika görüşlerinin karşılaştırılarak, gastroenterolojide ‘Doğu-Batı Buluşması’nın sağlanması amaçlandı. Bu kapsamda Prof. Dr. Cindoruk’a ülkemizin batı ve doğusunda görülen sindirim sistemi hastalıklarının farklılık gösterip, göstermediği soruldu. Bakın, Prof. Dr. Cindoruk, bu soruya ne yanıt verdi: “Doğu Anadolu’da sindirim sistemi kanserlerini daha çok görüyoruz. Mide kanseri, yemek borusu kanserleri daha fazla. Çünkü sıcak çay içimi çok yaygın. Tütsülü gıda tüketimi çok yaygın. Sıcak çay yemek borusu mukozosunu yakıyor. Güneydoğu’da ise hepatitler yaygın. Batıda ise karaciğer yağlanması daha fazla.”
AMELİYATSIZ OBEZİTE TEDAVİSİ
PROF. Dr. Cindoruk, gastroenteroloji uzmanlarının ameliyatsız, endoskopik yöntemlerle obezite tedavisi yaptıklarını da belirterek “Tabii bu konsey ile oluyor. Her branştan doktor muayenesinin ardından multidisipliner bir yaklaşımla yapılıyor. Biz endoskopi ile mide balonu yapıyoruz. 6 ay veya 1 yıl süreyle bu balon midede kalıyor. Sonra çıkarıyoruz. Mide bütünlüğünü bozmuyor. Hasta beslenme alışkanlığını düzene soktuğunda kilosunu da veriyor. Ayrıca, endoskopi ile girip, mide içine dikiş atıp, çeperini küçültüyoruz. Böylece yeme miktarı azalıyor. Mide botoksunu ise biz dernek olarak çok önermiyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEVLET HEKİMLERİN YANINDA
Kongreye, merdiven altı uygulamalarla savaşta, hekimlere destek vermek için Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü, Reklam Kurulu Başkanı Avni Dilber de katılarak, “Devlet ve hekimler hep beraber bunlarla savaşacağız” dedi.
Medikal Estetik Tıp Derneği (MESTDER) Başkanı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, Türkiye’nin estetik tedavilerde önemli bir merkez haline geldiğini belirterek, şunları söyledi:
“Türkiye, sağlık hizmetleri ihracatında dünyada ilk 10’da medikal turizmde ise ilk 5’te yer yer alıyor. Türkiye, sağlık turizmi alanında önemli bir global oyuncu.”

HEDEF 2 MİLYON SAĞLIK TURİSTİ
Sağlık Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın yönetmelik ve teşvikleri sayesinde, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının sayısının hızla arttığını belirten Dr. Savaş, “Aralık 2023 itibarıyla yetkili sağlık kuruluşu sayısı 4 bin 786’ye ulaştı ve bu artışın devam etmesiyle Sağlık turizmi gelirleri, 2003 yılında 203 milyon dolar seviyesindeyken, 2022’de 2,2 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde, sağlık için seyahat eden turist oranı da yüzde 0.9’dan yüzde 2.3’e çıktı. Bu yılın hedefleri ise 2 milyon sağlık turisti ve 3 milyar dolar gelir olarak belirlenmiş durumda” dedi.

İHBAR EDİN
Merdiven altı medikal estetik uygulamalar konusunda dernek olarak alınan tedbirlere işaret eden Dr. Savaş, şöyle dedi:
“Ruhsatsız merkezlerde ve hekim dışında işlem yapılan merdiven altı uygulamalar ciddi sağlık riskleri doğuruyor. Biz de bu kapsamda günden güne artan bu tür merkezlerin açığa çıkması amacıyla hem Sağlık Bakanlığı’yla ortak hareket ediyor hem de halkımızı da kendi sağlıkları için bu farkındalığa dahil ederek, 0543 266 63 78 numaralı ihbar hattımızı aramaları için teşvik ediyoruz.”

ESTETİK YAŞI ERGENLİĞE KADAR İNDİ
Medikal Estetik Derneği Başkan Yardımcısı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Alp Mamak da medikal estetik uygulamalarına olan ilginin arttığını belirterek, şöyle dedi: “Ancak bu talebin ergenlik dönemine kadar inmesinin, sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisiyle ‘kusursuz görünüm’ arayışının yaygınlaşmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebileceği yönünde endişelere yol açmaktadır.”
Dr. Mamak, 18 yaşından önce estetik müdahalelerin yapılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bunun iki temel nedeni var. Birincisi fiziksel. Ergenlik dönemi, vücudun hâlâ gelişim gösterdiği bir süreç. Bu dönemde yapılan müdahaleler, vücut gelişimi tamamlanmadan kalıcı sonuçlar yaratabilir ve ileride doğal görünüme zarar verebilir. İkincisi ise psikolojik tarafı. Çünkü medikal estetik uygulamalar, bireyin özgüvenine ve benlik algısına da etki edebilir. Ergenlerin sosyal medya etkisiyle bu uygulamalara yönelmesi, geçici bir güzellik trendine kapılma riskini de getiriyor” dedi.

EN ÇOK İLGİ DUDAK DOLGUSUNA
Medikal Estetik Hekimi ve Medikal Estetik Derneği Genel Sekreteri Dr. Bora Özcan ise son yıllarda popüler hale gelen dudak dolgusu uygulamalarına dikkat çekti. Dr. Özcan; Türkiye’de dudak dolgusunun, estetik pazarının önemli bir kısmını oluşturarak, sosyal medya etkisi ve estetik uygulamalara olan ilginin yükselmesiyle büyük bir talep gördüğünü ifade etti.
Dr. Özcan, “Sosyal medyanın etkisiyle, pürüzsüz ve parlak ciltler, orantılı yüz ve vücut hatları gibi güzellik anlayışı belirgin bir şekilde bu yöne evrildi. Bunun sonucunda, ameliyatsız medikal estetik işlemler daha fazla tercih edilmeye başlandı. Dudak dolgusu da bunların başında geliyor. Çünkü dudak aynı zamanda dişilik sembolüdür. Tahminlere göre, dudak dolgusu uygulamaları, Türkiye’deki estetik pazarında yüzde 20 ila yüzde 30’luk bir paya sahip ve bu durum dudak dolgularını en çok tercih edilen uygulamalarından biri haline getirmiştir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 YAŞA DİKKAT!
Çocukların hayatlarının bir döneminde idrar kaçırmanın doğal olduğunu belirten Prof. Dr. Özel, “Yaklaşık 1.5 ve 3 yaş civarında çocuklar idrarını hissetmeye başlar. Bu döneme kadar çocuklar bezlidir. 5 yaşın üstünde idrar kaçıran çocuk varsa bu bir sorun demektir” diye konuştu.

ÇOCUKLARINIZI SUÇLAMAYIN
PROF. Dr. Özel, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu: “Bu durum, çocukların sosyal yaşamlarını etkileyebilir ve akran zorbalığı riskini artırabilir. Ailelerin, çocuklarına karşı suçlayıcı bir tutum sergilememesi gerekir. Üstesinden gelebilmek için uzman görüşü alınmalıdır. Genellikle toplumumuzda gözardı edilen, saklanan ve kendiliğinden geçeceği düşünülerek, önemsenmeyebilen bir sağlık sorunudur. Ancak bazı durumlarda altta yatan idrar yolları ile ilgili bir hastalığın belirtisi olabilir. Böyle olmasa bile çocuğun sağlıklı psikolojik gelişimi ve sosyalleşmesi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğinden en hızlı şekilde tedavi edilmesi önem taşımaktadır.”

GECE VE GÜNDÜZ FARKI
Çocuklardaidrar kaçırmanın, gündüz ve gece olmak üzere 2 farklı şekilde gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Özel, şunlara dikkat çekti: “Gece idrar kaçırma, sinirsel gelişimin yavaşlamasına bağlı olarak gelişen primer veya stres kaynaklı gelişebilen sekonder tip olarak 2’ye ayrılır. Primer gece kaçırma, genellikle genetik yatkınlıkla ilişkilidir ve sinir sisteminin olgunlaşmasıyla her yıl yüzde 15 oranında kendiliğinden düzelme gösterebilir. Bu durum, çocuk 15 yaşına geldiğinde genellikle yüzde 1’e kadar azalır. Sekonder gece kaçırma ise en az 6 ay boyunca kuru geçen bir dönem sonrasında başlar ve çoğunlukla stresle ilişkilidir. Gündüz idrar kaçırma ise genellikle mesane kontrol sorunları ve bazı davranışsal problemlerden kaynaklanır; çocuk sıkışma anında kıvranma, bacaklarını çaprazlama gibi tepkiler gösterebilir. Ayrıca dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu gibi durumlar da gündüz idrar kaçırmada etkili olabilir.”
HASTA ÖYKÜSÜ VE TESTLERLE TEŞHİS EDİLİYOR
PROF. Dr. Özel, çocuklarda idrar kaçırma sorununu doğru teşhis edebilmek için öncelikle ayrıntılı bir hasta öyküsü aldıklarını belirterek, “İdrar kaçırmanın gece veya gündüz, aralıklı veya sürekli olup olmadığı gibi detaylar öğrenilir. Ayrıca ailede benzer durumların olup olmadığı, çocuğun tuvalet alışkanlıkları, varsa psikolojik stres faktörleri gibi bilgiler değerlendirilir. Fiziksel muayenenin yanı sıra, idrar yolu enfeksiyonları veya doğuştan gelen ürolojik problemleri kontrol etmek için çeşitli testler yapılır. İdrar tahlili, idrar kültürü, ultrason ve işeme testi gibi yöntemler kullanılmaktadır” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖRME KUSURLARINI DÜZELTİYOR
Prof. Dr. Şener, ‘eksi 10’ derecelere varan görme kusurlarının bile bu tedavi yöntemiyle düzeltilebildiğini ve tedavi sonrası hastaların saatler içerisinde günlük yaşamlarına devam edebildiklerinin altını çizerek, göz tedavilerindeki devrim niteliğindeki bu tedavi yöntemleriyle ilgili şunları söyledi: “Korneada, 2 mm’lik kesiden yapılan bu tedavi, hastanın kornea yapısını etkilemiyor. Kesinin 2 mm gibi küçük bir boyutta olması sebebiyle iyileşme süreci çok hızlı oluyor. Türkiye’de 10 yıldır uygulanan bu tedavi korneanın en emniyetli noktasına yapıldığı için korneanın mimarisi hiç bozulmuyor. SMİLE tedavisinin, birinci jenerasyon olan PRK, No-Touch ve ikinci jenerasyon LASİK tedavilerinden ayrışarak daha güvenli olmasının sebebi budur.”

ROBOTİK CERRAHİ KULLANILIYOR
Yaklaşık 30 yıldır uygulanan lazerle göz bozukluklarının düzeltilmesi tedavilerinde ilk kez robotik cerrahinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Şener, “SMİLE tedavisinin güncellenen versiyonu olan SMİLE Professional yönteminde robotik cerrahi ilk kez kullanılıyor. Bu sayede gözdeki görme kusurunun düzeltilmesi için gerekli olan süre 10 saniyeye kadar düşüyor. Eski nesil tedavilerde olduğu gibi hasta, yarı kapalı, rahatsız edici bir ortamı andıran cihazlara yatırılmıyor. Hastanın göz hizasına getirilen robotik kollar yardımıyla yapılan cerrahi uygulamada, gözleri damla yardımıyla uyuşturulmuş olan hasta, belirgin bir rahatsızlık duymadan işlem sona eriyor” diye konuştu.

18 YAŞ ÜSTÜNE UYGULANIYOR
BU tekniklerin önceki nesil lazer tedavilerinde de olduğu gibi 18 yaş altına uygulanmadığının altını çizen Prof. Dr. Şener, şu önemli bilgileri paylaştı: “18-21 yaş arasında bir hastaya lazer uygulamak istiyorsak bu hastanın son bir yıl içinde göz numarasının hiç değişmemiş olduğunu bilmek istiyoruz. Ama 21 yaştan sonra böyle bir kriterimiz yok. Göz yapısı uygun olan 21-40 yaş arası hastalara lazer tedavisi uygulayabiliyoruz. 40 yaşından sonra özel bir durum olmadığı sürece lazer uygulamıyoruz. Akıllı mercek gibi tedavileri tercih ediyoruz.”

ÖNCE OPERASYON ERTESİ GÜN DUŞ
30 yıldır uygulanan PRK ve No-Touch gibi yüzey lazerlerde birkaç gün zor dayanılacak kadar yanma ve sulanmalar yaşanabildiğini belirten Prof. Dr. Şener, şunları söyledi: “SMİLE lazer tedavisi sonrasında 3-4 saat kadar hafif bir yanma ve sulanma yaşanabiliyor. SMİLE Professional tekniğinde ise 1-2 saate kadar düşüyor. Hasta hemen aynı gün normal hayatına dönebiliyor. Enteresan olan şu; hasta, daha sonra gözüne ellese bile gözüne zarar verme ihtimali yok. Ertesi gün duş ve spor yapabiliyor. Bilgisayar kullanabiliyor, hiçbir sakınca olmuyor. Hasta ertesi gün kontrole geldiğinde genellikle, çok hafif bir sisli görmesi olduğunu ama çok iyi gördüğünü fark ettiğini ifade ediyor. Yapılan testler de yüzde 100 gördüğünü onaylıyor. Bu hafif sisli görüntü hızla kayboluyor. Tedavi sonrası genellikle 1 ve 6 ay kontrolleri yeterli oluyor.”
KORNEA YAPISI ÇOK ÖNEMLİ
HASTA seçimindeki enönemli kriterlerden birdiğerinin ise kornea yapısı olduğusöyleyen Prof. Dr. Şener, “Kontaktlens ve gözlük atmak için yapılan tümrefraktif lazer cerrahileri kornea yanigözün dışındaki şeffaf tabakada yapılır.Bu tabakanın şekli ve kalınlığı lazeryapılabilmesi için çok önemlidir. Kalınlığıyaklaşık 500 mikron olan bir korneada, gözünsağlığını ve emniyetini bozmamak için korneayıgereğinden fazla inceltmemek gerekir. SMİLElazer tedavisinde, LASİK yöntemindekigibi korneanın beşte biri kalınlığındabir flep oluşturulmuyor. Bu yüzdendaha ince kornealara SMİLE lazeruygulanabiliyor” diyekonuştu.
MİYOPTAN SONRA HİPERMETROBA DA UMUT OLUYOR
SMİLE tedavisinin bugün geldiği aşamada miyop ve astigmatı olan hastalarda düzeltme yapılabildiğini, hipermetrobu olan hastalarda ise tedavinin birkaç hafta içinde başlayacağını söyleyen Prof. Dr. Şener, şöyle dedi: “Miyoplarda 10 dereceye kadar, astigmat’da ise 4 dereceye kadar olan bozuklukların düzeltilmesi mümkün. Çok yüksek numaralarda, örneğin 10 derece miyopta tedavi sonrası 1 numara kalması mümkündür. Ancak miyoplarda 8-9 dereceye kadar astigmatda ise 3-4 dereceye kadar sonuçlar çok iyi olarak kabul ediliyor. Toplamda miyop+astigmat 13-14 dereceye kadar değerde başarılı sonuçlar alabiliyoruz.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
OBEZİTE SALGINI
TGD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, obezitenin toplum sağlığını tehdit eden ciddi bir sorun haline geldiğini belirterek, şöyle dedi: “Obezite dünya genelinde hızla artıyor ve salgın boyutuna geldi. Obezite kilo sorunu değil bir hastalıktır. Dünyada gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler dahil hepsinde büyük bir sorundur.”

KIRMIZI ALARM VERİYORUZ
Türkiye’nin obezite sıklığı konusunda Amerika ile yarışır hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Cindoruk, “Oranlar neredeyse birbirine yakın. Obezite riskini gösteren haritalandırmaya göre, Amerika da biz de kırmızı işaretliyiz. Verilere göre, toplumumuzun yüzde 30’u obez” dedi. Prof. Dr. Cindoruk, obezitenin sadece fiziksel görünümle ilgili değil sağlık üzerinde de çok ciddi etkileri olan bir hastalık olduğunu belirterek, “Obezite kolon kanseri, meme kanseri, rahim ağzı kanseri gibi kanser türlerinin yanı sıra kalp hastalıkları, diyabet, eklem problemleri, depresyon ve sosyal izolasyon gibi pek çok olumsuz duruma neden olabiliyor” dedi.
AĞLATAN HASTALIK
Prof. Dr. Cindoruk, Irritabl Bağırsak Sendromuyla (IBS) ilgili de “Kovid pandeminde bağırsak hastalıkları çok arttı. Özelikle de Irritabl Bağırsak Sendromu (IBS). Buna ‘Ağlayan bağırsak hastalığı’ diyoruz. Çünkü, yaşam kalitesini bozuyor” dedi.

STRES SİNDİRİM SİSTEMİNİ BOZUYOR
IRRİTABL Bağırsak Sendromu’yla (IBS) ilgili Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin şunları söyledi: “IBS, hayatı tehdit eden bir hastalık değildir, ancak kişilerin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle tekrarlayan karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal veya kabızlık gibi semptomlar bireylerin sosyal ve iş hayatını zorlaştırabilir. Bu nedenle, hastalığı küçümsememek ve semptomları kontrol altına almak için profesyonel yardım almak son derece önemlidir.” IBS’nin temelinde beyin ve bağırsak arasındaki iletişimdeki hassasiyetin yattığını vurgulayan Prof. Dr. Çekin, “Stres, bu hassasiyeti artırarak bağırsak hareketlerini hızlandırabilir ya da yavaşlatabilir. Bu da ishal, kabızlık, şişkinlik gibi semptomlara yol açabilir. Bu nedenle stres yönetimi, IBS tedavisinin önemli bir parçasıdır” dedi.

MİKRO PLASTİKLER BAĞIRSAKLARI SARDI
“Batı tarzı beslenme, bağışıklık sisteminin dengesini bozuyor” diyen UGH Kongre Başkanı Prof. Dr. Aykut Ferhat Çelik, inflamatuar bağırsak hastalıklarının (İBH) arttığına dikkat çekerek, şöyle dedi: “Mikro plastikler dünyanın her tarafına yayılmış durumda. İster istemez her şeyiyle bunları alıyorsunuz ve vücut bunları farklı bir antijen olarak gördüğü için, onlara karşı reaktif bir davranış içerisine giriyor. Aynı zamanda bu toksinlerin, bağırsaktaki yararlı floraya da zararlı etkileri oluyor. Flora değiştiğinde immün sistem, kendisiyle barışık bir flora görmediğinde ve devamlı tehdit algıladığında aktive oluyor. Bu da immün sistemde, özellikle bağırsakta olmak üzere ülserlere, kanamaya, darlıklara ve korkunç sonuçlara yol açabiliyor.” İBH’nın Türkiye’de görülme sıklığında ciddi bir artış gözlemlendiğinin altını çizen Prof. Dr. Çelik, “Modern yaşam tarzı, hastalığın genetik yatkınlığı olan bireylerde tetiklenmesine neden olan önemli risk faktörlerini beraberinde getirdi. Batı tarzı beslenme, yüksek oranda işlenmiş gıdalar, endüstriyel kirlilik ve toksinlere maruz kalma, sigara, kronik stres gibi çevresel faktörler bağışıklık sisteminin dengesini bozarak, hem hastalığın ortaya çıkmasında hem de şiddetinde etkili olabilmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞTE O FAYDALAR;
Bağırsak sağlığını destekler
Bazı kanser türlerine karşı korur
Bağışıklığı arttırır
Kilo vermeye yardımcı olur
Göz sağlığını artırır
Sağlıklı kan basıncını destekler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
VAKALAR NEDEN ARTTI?
‘Yürüyen zatürre’ vakalarının neden artığını ise Prof. Dr. Dağlı, şöyle açıkladı: “Yürüyen zatürrenin artması 4-8 yılda bir salgın yapan bir mikroorganizmanın yeniden kendini göstermesine bağlı. Ancak hijyen kurallarına dikkat etmeden kalabalık ortamlarda uzun süre bulunmanın da etkisi var.”

MİKROPLAZMA MİKROBU TEHLİKESİ
Prof. Dr. Dağlı, mikroplazma mikrobu ile temastan 15-25 gün sonra belirtilerin başladığına dikkat çekerek, “2-4 gün içinde ağırlaşır. Derin nefes almayla artan göğüs ağrısı, öksürük nöbetleri, ateş, titreme, boğaz ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk, diğer belirtiler kaybolduktan sonra bile devam eden halsizlik olur” dedi.

AKCİĞERDE YAMA GÖRÜNTÜSÜ
Hastalık tanısının, fizik muayene ve akciğer röntgeni ile konulduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, “Zatürrede röntgen filminde tek bir etkilenmiş alan görünürken, bunda akciğerde yama tarzında dağılmış birçok etkilenmiş alan vardır. Zatürrede ateş yüksektir, balgamlı öksürük vardır, bunda ateş düşüktür, kuru öksürük vardır. ‘Yürüyen zatürre’ yüzde 5 – 10 oranında zafürreye dönebilir” dedi.
ENFEKSİYONLARI TAKLİT EDİYOR
‘YÜRÜYEN zatürre’nin en sık okul çocuklarında görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Dağlı, “Ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kuru öksürük ,kulak ve sinüs enfeksiyonu, boğaz ağrısı, krup, cilt döküntüsü gibi belirtiler gösterir. Hastalık 1 ila 4 hafta sürebilir. Bronş aşırı duyarlılığı veya astımı olan çocuklarda vizing dediğimiz hırıltılı nefes alma başlayabilir. 5-15 yaş grubu çocuklarda ve 40 yaş altı erişkinlerde daha sık görülür. Hastalığın belirtileri diğer solunum yolu enfeksiyonlarını taklit ettiği için çoğu kişi hastalığı ayakta fark etmeden geçirir” diye konuştu.
BU HASTALIĞI ZATÜRREDEN AYIRAN NEDİR?
ÇOK çeşitli zatürre tipleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dağlı, “Yürüyen zatürre’ en hafif olanıdır, yatak istirahati veya hastane yatışı gerektirmez. Okullarda, yatakhanelerde, askeri kışlalar, hasta bakım evleri gibi kalabalık yaşanan ortamlarda sık görülür” dedi.
UZUN SÜRELİ YAKIN TEMASLA BULAŞIYOR
HASTALIĞIN öksürük ve hapşırık ile yayıldığını belirten Prof. Dr. Dağlı, şu uyarılarda bulundu: “Bu kişiler, hastalandıklarının farkında olmadan 10 güne kadar bulaştırırlar. Araştırmalar ancak çok yakın ve uzun süreli temasın bulaşa neden olduğunu göstermiştir. Uzun süreli yakın temastan kaçınmak ve hijyene dikkat etmek önemlidir. Hastalık, uzun süreli yakın temasla bulaşsa da toplu taşıt, okul gibi yerlerde bulaşın çok olabileceği unutulmamalıdır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NANE, REFLÜYÜ TETİKLEYEBİLİR
Mide ve sindirim sistemi sorunu olanlarda özellikle bazı bitkilerin aşırı tüketimi mideyi tahriş edebilir. Kış çayları içinde bulunabilen nane, mide ekşimesi ve asidik reflüyü tetikleyebilir. Kekik bazı mide problemlerini kötüleştirebilir. Mide ülseri veya gastrit gibi rahatsızlıkları olan kişilerin zencefilden kaçınması tavsiye edilir.

EKİNEZYA ALERJİYİ ARTIRABİLİR
Soğuk algınlığına karşı sıklıkla kullanılan ve bağışıklık destekleyici bir bitki olan ekinezya, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara veya yan etkilere yol açabilir. Otoimmün hastalıklar (örneğin lupus, romatoid artrit gibi) bulunan bireylerde ekinezya, bağışıklık sistemini daha da aktive edebilir ve bu durum hastalığın alevlenmesine yol açabilir. Çiçek polenlerine duyarlı bireyler için alerjik reaksiyon riski bulunmaktadır.

MEYAN KÖKÜ HİPERTANSİYON HASTALARINA İYİ GELMİYOR
MEYAN kökü, hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Ekinezya ve mürver gibi bazı bitkiler, bağışıklık sistemini uyararak, bağışıklık baskılayıcı ilaçlarla etkileşime girerek, tedavi etkinliğini azaltabilir.
KANSER ÖYKÜSÜ OLANLAR PAPATYAYA DİKKAT!
ANTİVİRAL, antiinflamatuar ve sakinleştirici özelliği ile bilinen papatya ise hormonları etkileyebilecek bazı bileşikler içerebilir, hormona duyarlı kanser öyküsü olan bireyler dikkatli kullanmalıdır.
ZENCEFİL HAMİLELERDE DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRIYOR
Hamilelik ve emzirme dönemi anne ve bebek sağlığı açısından çok hassas bir dönem. Hamilelikte mide bulantıları için yaygın kullanımı olan zencefilin fazla tüketimi, düşük riski veya erken doğum gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilebiliyor. Ayrıca kanama riskini artırabileceğinden zencefilin aşırı (günlük 1 gramdan fazla) kullanımı tavsiye edilmez.
ANTİDEPRESAN İÇİYORSAN TARÇIN KULLANMA
Bazı bitkiler özellikle tarçın ve kekik, serotonin seviyelerini etkileyebiliyor. Bu nedenle antidepresan ilaçlarla birlikte kullanımına dikkat edilmesi gerekir.
TARÇIN, KARACİĞERİ ZORLAYABİLİR
TARÇIN antidiyabetik ilaçlarla etkileşime girerek, kan şekerinin aşırı düşmesine neden olabilir. Bu yüzden şeker hastalığı olan kişilerin tarçın kullanımına dikkat etmeleri ve kan şekeri düzeylerini takip etmeleri önemlidir. Yüksek miktarda tarçın tüketimi karaciğer üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
FAZLA IHLAMUR BAŞ DÖNMESİ YAPIYOR
YATIŞTIRICI ve rahatlatıcı özellikleriyle bilinen ıhlamur fazla tüketildiğinde uyuşukluk ve baş dönmesine yol açabiliyor. Bu durum dikkat gerektiren işlerde riskli olabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UZAK GÖRÜŞTE BÜYÜK TEHLİKE
Doç. Dr .Tanrıverdi, miyopinin neden arttığını şöyle açıkladı: “İnsanların kapalı ofis ortamlarında daha fazla zaman geçirmesi, dış ortam aktivitesinin azalması, artan ekranlı araç kullanımı ve yakın aktivite sayılabilir. İnsan evrimi gereği dış ortamda yaşayan ve aralıklı olarak uzak ve yakına bakan bir canlıdır. İnsanlar kapalı mekanlarda yaşamaya başladıkça uzağa bakış oldukça azalmakta ve uzak görüş buna paralel olarak evrimsel zaman içinde zayıflamaktadır. Bu da gözün kırma kusurlarını artırmaktadır.”

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Günümüzde kırma kusuru olan hastalarda 4 tip güncel tedavi yöntemi olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tanrıverdi, şunları söyledi: “Bunlar gözlük, kontak lens, göz içi mercekler ve lazer tedavisi seçenekleridir. 18 yaşın altında bu problemi olan hastalara en sıklıkla gözlük ve kontak lens kullanımı önerilmektedir. Daha büyük hastalarda ise göz içi mercek ve lazer ameliyatı seçeneği de gündeme gelmektedir. Bu hasta grubunda hastanın yaşı, kaç diyoptri kırma kusurunun olduğu, mesleği, günlük aktivitesi, göz kornea tabakasının kalınlığı ve anatomisi, gözyaşı eksikliğinin olup olmaması, başka sistemik ya da göz hastalığının varlığı gibi etkenler hastalara hangi tedavi yönteminin en uygun olacağı hakkında bize yol haritası oluşturur. Her hastada tedavi öncesinde bu faktörlerin mutlaka dikkate alınması ve yapılacak tedavinin bu etkenlere göre planlanması gereklidir.”

SMILE PRO İLE 10 SANİYEDE OPERASYON
SON dönemde SMILE cihazı ve tekniği daha da gelişerek SMILE Pro olarak isimlendirilen daha hassas ve hızlı, robotik bir cerrahi olarak karşımıza çıktığını belirten Doç. Dr. Tanrıverdi, “Yeni nesil SMILE Pro cihazı ile ana cihaz gövdesinden hareket eden robotik kollar yardımı ile ameliyat yapılmakta, böylelikle hastalar herhangi bir tünel ya da cihazın içine girmemektedirler. Bu yöntem sayesinde kapalı alan korkusu olan hastalarda dahi SMILE Pro lazer ameliyatı kolaylıkla uygulanabilmektedir. Ayrıca ameliyatın kritik aşaması olan lazer işlemi 10 saniye kadar kısa sürede tamamlanmakta ve bu durum hastaların ameliyata uyumunu önemli derecede artırmaktadır. Tüm bu güncel lazer tedavilerini ele aldığımızda, SMILE Pro yöntemi ile göz kırma kusurlarının düzeltilmesi oldukça hızlı, hassas, güvenli ve etkili bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem sayesinde hastaların ve hekimlerin lazer tedavisi sonrasındaki endişeleri en aza inmiştir” diye konuştu.
SMILE LAZER İLE NE DEĞİŞTİ?
GÖZÜN kırma kusurlarının tedavisinde son dönemde kullanımı giderek artan ve popüler olan güncel başka bir yöntemin ise SMILE lazer tedavisi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Tanrıverdi, bu yöntemi şöyle açıkladı: “SMILE lazer kullanımı son 10 yılda giderek artmaktadır. SMILE lazer tedavisi diğer iki yöntemden oldukça farklıdır. Bu yöntemde lazer ile korneanın orta tabakasından çok hassas bir lentikül kesisi yapılarak (disk benzeri bir yapı) sadece 2 mm’lik yan kesiden bu lentikül dışarı çıkarılıp hastanın kırma kusuru düzeltilmektedir. SMILE tedavisini eşsiz kılan en önemli özellik bu hastalarda kornea ön yüzeyine geniş bir kesi ve lazer işlemi yapılmaması ve ameliyat sonrası dönemde ilave bir göz kuruluğunun olmamasıdır. Bu durum göz kırma kusurlarının tedavisinde uygulanan lazer yöntemleri için çığır açabilecek bir özelliktir. Çünkü diğer hiçbir yöntemde bu avantaj yoktur. Ayrıca bu yöntemde yara iyileşmesi çok hızlıdır, ameliyat esnasında ağrı olmaz, sonrasında ise gözlerde çok kısa süreli batma yanma görülür. Görsel rehabilitasyon hızla gerçekleşir. Hastalar ameliyat sonrası dönemde oldukça konforludur. Bu ameliyatın ikinci en büyük avantajı ise korneanın biyomekanik direncinin ameliyattan oldukça az etkilenmesidir. Bu nedenle özellikle sporculara, polis ve asker gibi travma riski olan meslek gruplarına, çok ekran kullanan ve kurugöz semptomları olan kişilere uygulanmasında sakınca yoktur.”
EN ESKİ LAZER YÖNTEMİ
PRK lazerin yaklaşık 30 yıla yakındır kullanıldığını söyleyen Doç. Dr. Tanrıverdi, “PRK lazerde korneanın en önünde yer alan epitel dokusu mekanik olarak kaldırılarak, ardından kornea ön yüzeyine lazer uygulanmaktadır. Bu yöntemin en büyük dezavantajı hastaların ameliyattan sonra 2-3 gün süren ağrı ve bulanık görmesinin olmasıdır. Bu hastalarda refraktif sonuçlar genellikle bir ay içinde stabil olmaktadır. Bu nedenle hızlı iyileşme istenilen durumlar için genellikle uygun değildir. Ayrıca çok yüksek kırma kusurlarında uygulandığında kornea ön yüzeyinde görmeyi bozan haze olarak bilinen bulutlanmaya yol açabilmektedir. İlaveten bu hastalarda ameliyat sonrası dönemde göz kuruluğu görülebilmektedir. En büyük avantajı ince korneası olan hastalarda yapılabiliyor olmasıdır. Bu nedenle günümüzde bu yöntem hastanın korneası için diğer iki yöntemin uygun olmadığı durumlarda tercih edilmektedir” dedi.
LASIK LAZER İLE HIZLI İYİLEŞME
DİĞER popüler bir tedavi yönteminin ise kornea ön tabakasından lazer yardımı ile bir flep (tabaka) kaldırılarak korneanın orta tabakasına lazer tedavisinin yapıldığı ve flebin geri kapatıldığı LASIK yöntemi olduğunu belirten Doç. Dr. Tanrıverdi, şöyle dedi: “Günümüzde en çok kullanılan refraktif lazer tedavi yöntemlerinden birisi LASIK tir. LASIK ameliyatları 20 yıla yakındır yapılmaktadır. Refraktif sonuçları oldukça başarılıdır. Ameliyat sonrası dönemde hastalar oldukça konforludur, hızlı bir yara iyileşmesi görülür ve hastalar bir gün sonra bile net görmeye başlarlar. Güvenli ve etkili olduğu yeterince kanıtlanmış bir yöntemdir. En büyük dezavantajı ise göz kuruluğunu bu yöntemde biraz daha sık görmemizdir. Ayrıca korneanın biyomekanik direncini az da olsa etkilediği için ince ve düzensiz kornealarda yapılması çok uygun değildir. Özellikle ekran kullanımı fazla olan meslek gruplarında göz kuruluğu açısından dikkatli olunmalıdır. Bu grup hastaların ameliyat sonrası dönemde 3-6 ay kadar suni gözyaşı preparatları ile desteklenmesinde fayda olacaktır.”
TEDAVİDE 3 TİP LAZER
GÜNÜMÜZDE göz kırma kusurlarının tedavisinde 3 tip lazer kullanıldığını belirten Doç. Dr. Tanrıverdi, ” Bunlar SMILE (Small Incision Lenticule Extraction), LASIK (Laser-Assisted in Situ Keratomileusis) ve PRK (Photorefractive Keratectomy) lazer tedavileridir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
10 KİŞİDEN 9’U DİŞİ AĞRIMADAN GİTMİYOR
Ağız ve diş sağlığı hastanelerine en çok başvurunun, diş ağrısı nedeniyle olduğunun altını çizen Prof. Dr. Oflezer, şunları söyledi: “10 kişiden 9’u diş hekimine şikayeti olduğunda gidiyor ve genellikle bunu da diş, dişeti veya ağızla ilgili ağrı veya sorun olarak tanımlamakta. Oysa, koruyucu diş hekimliği ile diş ağrımadan hekime gitmeliyiz ki erken ve yaygın koruyucu önlemleri alabilelim.”

3.5 MİLYAR İNSANIN DİŞLERİ KÖTÜ DURUMDA
DSÖ tarafından yayınlanan raporda, Türkiye’nin de yer aldığı 194 ülkenin ağız hastalıklarının kapsamlı bir portresinin oluşturulduğunu belirten Prof. Dr. Oflezer, şu çarpıcı rakamları paylaştı: “Raporda yaklaşık 3,5 milyar insanın ağız hastalıklarıyla yaşadığı ortaya konuldu. Bu rakam dünya nüfusunun neredeyse yarısıdır. En sık görülen ağız hastalıkları diş çürüğü, şiddetli diş eti hastalıkları, diş kaybı ve ağız kanserleri olarak sıralanıyor. Tedavi edilmeyen diş çürükleri tahminen 2,5 milyar insanı etkileyen, dünya çapında en yaygın tek hastalık olarak öne çıkıyor. Verilere göre, dünya nüfusunun üçte birinden fazlası diş çürüğüyle yaşıyor.”

1 MİLYAR KİŞİDE DİŞ ETİ HASTALIĞI VAR
DİŞ kaybının başlıca nedenlerinden biri olan şiddetli diş eti hastalığının, dünyada 1 milyar insanı etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Oflezer “Her yıl 380 bin ağız kanseri vakası teşhis ediliyor. Rapor, küresel halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
DİŞ FIRÇALAMA ORANLARIMIZ YETERSİZ
GÜNDE en az 2 kere düzenli olarak dişlerin fırçalama oranının Türkiye’de her yaş grubu için yetersiz olduğunu belirten Prof. Dr. Oflezer, şu uyarılarda bulundu: “Düzenli diş fırçalama alışkanlığının sınırlı olmasının yanında diş fırçasına ek olarak çeşitli hijyen ürünlerinin (diş ipi, ara yüz fırçası, gargara, ağız spreyleri vb.) kullanımı da yetersiz. Diş fırçalama alışkanlığı çocuklara yürüme ve yeme alışkanlığı gibi erken yaşlarda kazandırılmalı. Bunun içinde rol model anne ve babalardır.”
KORUYUCU DİŞ SAĞLIĞI ÖNEMLİ
SAĞLIK Bakanlığı’nın yaptığı Türkiye Ağız ve Diş Sağlığı Profili (TADSAP-2018) araştırmasına göre, diş çürüğünün, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ağız sağlığı problemi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oflezer, “Koruyucu ağız ve diş sağlığı programlarını güçlendirmemiz gerekli” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDİLGE VE İBRAHİM TİLAVER ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
Aydilge’nin tepkisine ‘Cıstak’ şarkısının yapımcısı ‘Ebo’ takma ismi ile bilinen İbrahim Tilaver, “Sen ‘Kiralık Aşk’ adlı diziye jenerik yaparken kadın bedenini neden düşünmedin diye sorarlar Aydilge” diyerek karşılık verdi.
REKLAM
Aydilge ise, ‘Kiralık Aşk’ dizisi üzerinden Tilaver’e şu sözlerle yüklenmişti: Kendini sorgulamak yerine beni itibarsızlaştırmak için bir açık bulmaya çalışıp, bula bula ‘Kiralık Aşk’ dizisine şarkı yapmamı bulmak oldukça acıklı bir durum. ‘Kiralık Aşk’ şarkımda, cinsiyetçi ya da maddeye tapan hiçbir söz olmadığı gibi, aşkın baş tacı olduğundan ve bir mucize olduğundan, birbirimizin kalbinde kiracı olduğumuzdan bahsetmekteyim. Son derece naif, eğlenceli ve romantik bir parçadır. Dizinin başrol oyuncuları Elçin Sangu ve Barış Arduç da son derece kaliteli, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı duran isimlerdir. Dizinin başında Ömer karakterinin izinsiz Defne karakterini öpmesi, ya da senaryoda ”sevgili” olmak için para teklif edilmesi, övünülecek bir şey olarak gösterilmemiş, Ömer öptükten sonra tokadı yemiştir. Zaten para olayı da bütün dizi boyunca en büyük dezavantaj sağlayan durum olarak ortaya konulmuştur. Dizi boyunca Defne ezik bir kadın karakter değil, daha çok hakkını arayan bir kadın olarak temsil edilmiştir. Yani bir şeylerin bir dizide konu edilmesi değildir asıl sorun, bunların olumlu bir şekilde mi yoksa bir sorun olarak mı inşa edildiğidir önemli olan. Bir romantik komedi olan ‘Kiralık Aşk’, (Tabii ki her şeyinden sorumlu olamam ben sadece jenerik şarkısını yaptım) genel olarak kadınların şiddet gördüğü, mafyanın yüceltildiği, para sahibi olmanın karakter sahibi olmaktan daha önemli gösterildiği şarkı ve dizlere göre çok daha masumdur.

GERİ ADIM ATTI VE ÖZÜR DİLEDİ
Tüm bunların ardından İbrahim Tilaverdi, geri adım attı. Tilaverdi, sosyal medya hesabından yaptığı yeni açıklamada tüm kadınlardan özür diledi ve şu ifadeleri kullandı: Anneme verdiğim söz üzerine ocak ayından itibaren şirketimin bünyesinde çıkacak hiçbir parçada kadının objeleştirildiği herhangi bir parçanın çıkmasına izin vermeyeceğim. Geçmişte şirketimiz bünyesinde yayımlanan bu tarz tüm parçalar adına kadınlarımızdan özür diliyorum.
Anneme verdiğim söz üzerine ocak ayından itibaren şirketimin bünyesinde çıkıcak hiçbir parçada kadının objeleştirildiği herhangi bir parçanın çıkmasına izin vermeyeceğim. Geçmişte şirketimiz bünyesinde yayımlanan bu tarz tüm parçalar adına kadınlarımızdan özür diliyorum.
— EBO (@ibrahimtilaver0) December 6, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şubat ayından beri tüm hafta sonu seyircisi açısından en yüksek rakama ulaşılan hafta sonunda 11 ay sonra sinemaların yüzü güldü. ‘Çakallarla Dans 7’ seyircilere kahkaha dolu anlar yaşatırken sinemaların da destekçisi oldu. Hafta sonu tüm sinemalarda uzun bir aradan sonra toplam 500 bin seyirci baremi aşıldı.
REKLAM
‘ÇAKALLARLA DANS 7’ BİLETLERİ ÇARŞAMBA HALK GÜNÜNDE İNDİRİMLİ!
Sürprizlerle dolu ‘Çakallarla Dans’ın 7.filminde İzmir’e gidip kendilerini altından kalkması zor bir maceranın içinde bulan ekip seyircilere birbirinden komik anlar yaşatıyor. Sinemaların halk günü olan çarşamba günü ise ‘Çakallarla Dans 7’ biletleri yarı fiyatına olacak.

Dünya çapında bir güzellik yarışmasının organizasyonunu üstlenecek olan Çakallar’ın ekibi ‘Dişi Çakallar’ın eklenmesiyle genişliyor. ‘Çakallarla Dans 7’ içinden çıkılması zor fakat bir o kadar da eğlenceli yeni macerasıyla sinema salonlarına imzasını atıyor.

Murat Şeker ve Ali Tanrıverdi imzalı senaryodan çekilen filmin kadrosunda Şevket Çoruh, Timur Acar, Murat Akkoyunlu, Didem Balçın, Toygan Avanoğlu, Diren Polatoğulları, Rojda Demirer, Doğukan Polat, Ege Kökenli, Hakan Bilgin, Ceyhun Yılmaz yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Grubun internet sitesi ve sosyal medya üzerinden açıklama yapan McBrain, “Uzun süre düşündükten sonra, hem üzüntü hem de sevinçle, kapsamlı ve zorlayıcı turne yaşam tarzından geri adım atma kararımı açıklıyorum. Gruba bundan sonra başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Iron Maiden ailesinin parçası olmaya devam edeceğini belirten McBrain, “Uzun zamandır menajerim olan Rod Smallwood ve Andy Taylor’ın benim için düşündüğü çeşitli projeler üzerinde çalışacağım. Ayrıca çeşitli kişisel projeler üzerinde çalışacağım. The British Drum Company, Nicko McBrain’s Drum One, Titanium Tart ve tabii ki Rock-N-Roll Ribs dahil mevcut işlerime ve girişimlerime odaklanacağım! Ne diyebilirim ki? Son 42 yıldır Maiden’la turneye çıkmak inanılmaz bir yolculuktu” dedi.
Ailesine ve tüm sevenlerine teşekkür eden McBrain, “Sadık hayran kitleme, her şeyi değer kıldınız ve sizi seviyorum! Sadık eşim Rebecca’ya, her şeyi sonsuz derecede kolaylaştırdın ve seni seviyorum. Çocuklarım Justin ve Nicholas’a, yokluğumu anlayışla karşıladığınız için teşekkür ederim ve sizi seviyorum! Her zaman yanımda olan arkadaşlarıma, sizi seviyorum! Grup arkadaşlarıma, bir rüyayı gerçeğe dönüştürdünüz ve sizi seviyorum. Geleceğe büyük bir heyecan ve umutla bakıyorum. Yakında görüşmek üzere, Tanrı hepinizi kutsasın ve tabii ki ‘Yaşasın Iron’lar’!” ifadelerine yer verdi.
Iron Maiden grubu tarafından yapılan açıklamada ise, “Maiden her zaman kendi adamını bulur ve zaten seçilmiş olan yeni davulcumuz çok kısa süre içinde duyurulacak” denildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>66 yaşındaki ABD’li pop yıldızı ile 28 yaşındaki eski futbolcu olan erkek arkadaşı Morris’in ekim ayında sessiz sedasız ayrılma kararı aldığı öğrenilmişti.
Soğuk kış günü New York’ta yürüyüş yaparken görülen çiftin yanına Madonna’nın çocukları David Banda ile ikizler Stella ve Estere de katıldı.
Çiftin ayrılık haberinin ardından Madonna’ya yakın bir kaynak, Daily Mail’e konuşurken, “Madonna, son dönemdeki tüm erkek arkadaşlarında olduğu gibi şimdiki sevgilisinde de aynı sorunla karşılaştı. Yaş farkı sorun haline geldi. Farklı zaman dilimlerinden geliyorlar” demişti.
Madonna’nın, sevgilisi Morris’in gözünün dışarıda olmasından rahatsız olduğunu öne sürmüştü.
Madonna ile Morris ilk olarak 2022’de tanışmıştı, ancak o esnada ünlü şarkıcının başka biriyle ilişkisi vardı.
Madonna, 30 yaşındaki boks koçu Joshua Popper ile ilişkisini Mayıs 2023’te bitirdi. Ardından Akeem Morris ile birlikteliğe başladı.
Morris, Jamaika’nın İspanyol kasabasında doğdu ve Stony Brook Üniversitesi’nde futbol oynadı. Daha sonra birinci sınıf futbol ligi Oyster Bay United FC’de forma giydi.
Carlos Leon ile ilişkisinden 27 yaşındaki kızı Lourdes’i dünyaya getiren Madonna’nın, eski eşi Guy Ritchie’den 23 yaşında Rocco adında bir oğlu bulunuyor. Madonna daha sonra 18 yaşındaki oğlu David Banda’yı, yine aynı yaştaki kızı Chifundo ‘Mercy’ James’i ve daha sonra 11 yaşındaki ikiz kızları Stella ve Estere’yi evlat edindi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SHOW TV’nin sevilen dizisi ‘Sandık Kokusu’nda ‘Ayça’ karakterine hayat veren Nesrin Cavadzade, “Bugün of günüm” dedi ve setin yoğun geçtiğini söyledi.
“2024 GÜZEL GEÇTİ”
Cavadzade, gazetecilerin “Bu yıl sizin için nasıl geçti?” sorusuna “Benim için bu yıl güzel geçti. Reklam kampanyası çok yakında çıkıyor. Bir banka filmi çok mutluyum sonuçlardan” yanıtını verdi.

Nesrin Cavadzade daha sonra “Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?” sorusunu ise “Kadınların, çocukların ve hayvanların şiddete uğramadığı bir Türkiye diliyorum” sözleriyle yanıtladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şerif Gören, arkadaşlarıyla gittiği restorandan evine döndükten sonra merdivenlerden düşmüştü. Gören’in 6 dakika duran kalbi, ambulansta tekrar çalıştırılsa da geçirdiği beyin kanaması nedeniyle entübe edilmişti.
80 yaşında hayata veda eden Gören’in cenazesi, pazartesi günü saat 11.00’de, Beyoğlu Atlas Sineması’nda düzenlenecek anma töreni sonrası Beyoğlu Hüseyin Ağa Camii’nden öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Kozlu Mezarlığı’nda defnedilecek.

Gören’in vefat haberinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada; “Türk sinemasına unutulmaz eserler kazandıran, usta yönetmen Şerif Gören’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik. Sanat dünyamızda bıraktığı eşsiz iz ve emekleri daima hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sinema camiamıza başsağlığı diliyoruz” denildi.

Hülya Koçyiğit: Çok büyük bir değeri daha kaybetmenin, Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Şerif Gören’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Sinemamıza olan büyük katkısının yanında onunla yaptığım her film benim de sinema kariyerimde çok önemli yere sahip oldu benim için. ‘Kurbağalar’, ‘Derman’, ‘Firar’, ‘Herhangi Bir Kadın’… Onunla bu önemli filmleri yapmanın yanı sıra, Şerif’le zamanı paylaşmak, tüm o üstün yeteneğinin yanındaki mütevazı kişiliğine şahit olmak benim için çok çok kıymetli. Canım Şerif Gören, kalbimdesin, kalbimizdesin. Sevgili Şerif’e Allahtan rahmet, tüm sevenlerine sabır diliyorum. Türk sinemasının başı sağ olsun.

Türkan Şoray: Çok sevdiğim bir meslektaşımı daha kaybetmenin üzüntüsü içersindeyim.
Şerif Gören,Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biriydi. Sinemaya unutulmayacak filmler bıraktı. ‘Deprem’ ve ‘On Kadın’ filmlerimin yönetmeniydi. Türk sinemasında adı unutulmayacak. Allah’tan rahmet diliyorum.
Deniz Barut: Saygıyla…
Erdal Özyağcılar: Şerif Gören, sinema adamı, yürek adamı, Türk sinemasının adam gibi adamı… Nurlar içinde yat. İyi ki 40 yıl önce tanımışım seni. Türk sineması seni unutmayacak.
‘Yılanların öcü’ (1985), ‘Sen Türkülerini Söyle’ (1986), ‘On Kadın’ (1987), ‘Beyoğlunun Arka Yakası’ (1987)
REKLAM
Şerif Gören, ‘Yılanların Öcü’, ‘Derman’, ‘Umut’ ve ‘Yol’ gibi Türk sinemasının bol ödüllü filmlerine imza atan Şerif Gören, 14 Ekim 1944’te Yunanistan’ın İskeçe şehrinde doğdu.

1956’te kazandığı bursla Türkiye’ye gelerek İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Şerif Gören, 1962’de kurgucu olarak işe başladığı Erman Film Stüdyosu ile sinemaya ilk adımını attı. Filmlerinin belirgin özelliği olan hızlı kurgu anlayışını burada kurgucu olarak çalıştığı dönemde kazandı.
Ünlü yönetmen entübe edildi Haberi Görüntüle
1968’de Mehmet Aslan’ın ‘Hakanların Savaşı’nda ilk kez yönetmen yardımcılığı yapan, bu alanda kendini geliştiren Şerif Gören; Remzi Jöntürk, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney, Natuk Baytan, Osman Seden gibi yönetmenlerle çalıştı.
Durumu ciddiyetini koruyor Haberi Görüntüle
Şerif Gören, 1974’te, çekimin ilk günlerinde Yılmaz Güney’in tutuklanması üzerine ‘Endişe’nin yönetmenliğini üstlendi. Bu ilk filmi ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazanan Gören, senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı ‘Yol’ ile Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ ödülünü kazanarak büyük başarı elde etti.
Sağlık durumu ciddiyetini koruyor Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekin Koç, çektiği fotoğrafı da sosyal medya hesabından yayımladı.
“BİRAZ KORKUYORUM” DEMİŞTİ
Öte yandan Ekin Koç, geçtiğimiz aylarda projeyle ilgili “Hazırlığa şimdiden başladık, büyük bir iş olacak, heyecanlıyım. Beklentiler var, o yüzden biraz korkuyorum. Kolay bir şey değil, hayal kırıklığı yaratabiliyor. Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım” ifadelerini kullanmıştı.
“RİSK ALMAYI TERCİH EDİYORUM”
Ekin Koç, daha sonra büyük bir projede yer almanın kendisine nasıl bir sorumluluk yüklediği sorusuna şu yanıtı vermişti: Beni heyecanlandıran bir proje bulduğum zaman bu riski almayı tercih ediyorum, kaçırmak istemiyorum. Elimden geleni yaparsam vicdanım rahat olacak diye düşünüyorum. O yüzden, beklenti büyük diye bu projeyi reddedemezdim; beni böyle heyecanlandıran projeler her zaman çıkmıyor.
Ekin Koç, ayrıca Barış Manço’nun ailesinden de fikir aldığını söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil şeridindeki Atatürk Parkı’nda yürüyüş yapan kişi, çöp konteynerinin yanında kundağa sarılı bebek olduğunu görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.
İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Bebek, tedavi için Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Erkek bebeğin, tedavisinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce koruma altına alınacağı öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYOĞLU’nda 5 katlı binanın 3. katındaki dairede yangın çıktı. Yangının devrilen sobadan çıktığı öğrenildi. Dumanların yükseldiği dairedeki yangına itfaiye ekipleri müdahale etti. Yangında 3 çocuk dumandan etkilendi; çocukların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Olay, saat 14.30 sıralarında Çukur Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre 5 katlı bir binanın 3. katında sobanın devrilmesi sonucu yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesi ve daireden dumanların yükselmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri kısa sürede yangına müdahale ederken, dairede kalanlar dışarı çıkarıldı.
3 ÇOCUK DUMANDAN ETKİLENDİ
Yangın sırasında yaşanan panik anları cep telefonu kamerası tarafından kaydedildi. Polis ekipleri binanın çevresine güvenlik şeridi çekerek önlem aldı. Yangın sırasında dumandan etkilenen 3 çocuğa ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri müdahale etti.Oksijen verilen çocukların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Nevşehir- Avanos yolunda meydana geldi. Soner Sayan’ın (31) kullandığı 50 ACP 294 plakalı motosiklet, sürücünün kontrolünden çıkarak metrelerce sürüklendi. Kazayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kazada ağır yaralanan Sayan, kaldırıldığı Nevşehir Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün gece saatlerinde ilçeye bağlı Tepealtı mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tuğrul Demir’in (26) kullandığı 06 H 5748 plakalı otomobil, dolmuştan indikten sonra yolun karşısına geçmek isteyen Ozan Gönül’e çarptı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulans ile ağır yaralı olarak Ordu Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Gönül, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Otomobil sürücüsü Tuğrul Demir ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.
Hayatını kaybeden Ozan Gönül, bugün ikindi namazına müteakip AltınorduOrta Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Gülyalı ilçesinde toprağa verildi.
Kazayla ilgili inceleme sürüyor. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, saat 16.00 sıralarında merkez Selçuklu ilçesi Sille Ak Mahallesi Korcan Caddesi üzerinde bulunan bir iş yerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, cadde üzerindeki tablo tasarımı yapan iş yerinde bulunan doğalgaz kombi girişinde oluşan gaz sıkışması sonrası patlama meydana geldi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri patlamanın meydana geldiği iş yeri çevresinde güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri patlamada yaralanan 60 yaşındaki P.Y.’ye ilk müdahalesini yaptı. Yaralı kadın müdahalenin ardından ambulansla Konya Şehir Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. İtfaiye ekipleri tarafından iş yerinde muhtemel herhangi bir patlamaya karşı kontroller yapılırken, olayla ilgili tahkikat başlatıldı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Şefik Aygöl ve eşi Nazlı Aygöl, Bilecik Engelsiz Yarınlar Derneği’ni ziyaret ederek özel gereksinimli bireylerle bir araya geldiler. Dernek üyeleri ve aileleriyle sıcak bir sohbet gerçekleştiren Vali Aygöl, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını güçlendirecek çalışmaların önemine değindi. Konuşmasında, “Özel bireylerimizle tüm engelleri birlikte aşmaya kararlıyız. Onların azmi, hayalleri ve başarıları bizler için en büyük motivasyon kaynağıdır” ifadelerini kullandı.
Etkinlikte, engelli bireylerin gerçekleştirdiği el emeği çalışmalar sergilendi ve katılımcılarla keyifli anlar paylaşıldı. Vali Aygöl, dernek üyelerinin taleplerini dinleyerek, bu alandaki projelere her zaman destek olacaklarını belirtti.
Program, hatıra fotoğraflarının çekilmesi ve bireylerle yapılan samimi sohbetlerle sona erdi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, Çenedağ Mahallesi Cevizli Sokak’taki apartmanda meydana geldi. Apartmanın ikinci katındaki dairenin balkonunda yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiyenin müdahalesiyle alevler, dairenin içine sıçramadan kontrol altına alındı. Yangına müdahale etmek istediği esnada elinden yaralanan kadına sağlık ekipleri müdahale etti.
Olayla ilgili inceleme başlatıldı. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>S.D’nin (42) kullandığı 79 AAG 199 plakalı otomobil, Mazıdağı- Derik kara yolunda M.K. idaresindeki 47 ADD 240 plakalı traktörün römorkuna çarptı.
İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Kazada, sürücü S.D. ile otomobildeki M.Ç. (45) ve S.Ç. (23) yaralandı.
Yaralılar Mazıdağı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Aybastı Caddesi üzerinden gelen bir motosiklet, ana yola girmek isteyen bir otomobille çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle motosiklet sürücüsü yaralandı. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri, yaralıya ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaneye kaldırdı. Yapılan ilk incelemelerde yaralının kolunun kırıldığı belirlendi.
Kaza anı, çevredeki güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, motosikletin otomobile hızla çarptığı ve sürücünün yola savrulduğu anlar yer alıyor.
Polis ekipleri, kaza ile ilgili inceleme başlattı. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dün gece saatlerinde gelen sağanak yağış, Yarımada’nın batı mahallelerinde su taşkınlarına sebep oldu. Kadıkalesi’nde 18 binanın olduğu siteyi su bastı. Yazlık sitedeki 18 binanın alt katındaki daireleri sular altında kaldı.
Site görevlisi Ömer Güney, basın mensuplarına yaptığı açıklamada “Yukarıdaki dere bir anda taşınca burayı sel bastı. Site içerisinde su bir metreye kadar ulaştı. Bizim evimiz komple su altında kaldı. Her şey battı yani. Şu anda suları çekiyorlar. Burası yazlık site, şu anda yaşayan yok. 18 dairenin 18’i de su içinde. Ev sahiplerine haber verildi” dedi.
AkyarlarKemer mevkisinde bir sitede ise 12 evi su bastı. Bazı evlerde bodrum katlarının tamamen su dolu olduğu görüldü. Yağışta bazı sitelerin istinat duvarları yıkıldı, selin getirdiği taş ve kayalar yolları kapattı. İslamhaneleri’nde yola devrilen dev kaya, yolu trafiğe kapattı.
Bodrum Kaymakamlığı, AFAD, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ile arama kurtarma gönüllüleri 250 personel ve 80 araçla selin vurduğu noktalarda çalışma yapıyor. Su basan evlerde ve işyerlerinde temizlik ve su tahliye çalışmaları yürütülüyor.
Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de taşkınların yaşandığı noktalarda incelemelerde bulundu. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu düşünceler size pes etmenizi, iyi olmadığınızı, denemeye cesaret ederseniz başarısız olacağınızı, hiçbir anlamı olmadığını, kırıldığınızı, sevgiye ve başarıya layık olmadığınızı söylerler.
Bu düşünceleri her zaman ortadan kaldıramazsınız.
(Ya da belki yapabilirsiniz, ancak yalnızca geçici olarak).
Sinir sisteminin görevi düşünceler üretmek, sizi güvende tutmak, konfor alanınızda ve bilinen dünyada, bildiğiniz dünyada, durağan ve öngörülebilir dünyada tutmaktır.
Bu düşüncelerin sonsuza kadar yok olmasını sağlayamazsınız.
Ama yapabileceğiniz şey, onları görmezden gelmektir.
Düşüncelerinizi görmezden gelebilirsiniz ve yine de cesurca harekete geçebilirsiniz.
Düşüncelerin orada olmasına izin verin, kalmalarına izin verin, onları kabul edin, onlara izin verin hatta onları sevin, ancak bunların yalnızca zihnin geçici izlenimleri ve fikirleri olduğunu bilin.
Ve düşünceler, farkındalığın uçsuz bucaksız gökyüzündeki bulutlardan başka bir şey değildir.
Ve düşünceler gerçek değildir ve düşünceler size zarar veremez, sizi durduramaz veya sizi tanımlayamaz.
Ve siz onlara güç verene kadar düşüncelerin sizin üzerinizde hiçbir gücü yoktur.
O yüzden korku dolu, kaygılı, utanca dayalı düşüncelerinizi bir kenara bırakın ve yine de harekete geçin.
O telefon görüşmesini yapın.
O projeyi başlatın.
Evet deyin. Hayır deyin.
Gerçeğinizi konuşun.
O randevuya gidin.
Romanınızın veya otobiyografinizin ilk satırını yazın.
Titreyip sarsılmanıza ve eve, annenizin ve babanızın yanına koşmak istemenize neden olsa bile, kendinizi dünyaya gösterin.
Düşüncelerinizin öfkelenmesine izin verin.
Uyarılar haykırsınlar.
Başarısız olacağınızı size söylemelerine izin verin.
Önemli değil.
Gerçekten öyle değil.
Ve korku dolu düşüncelerinizi her görmezden geldiğinizde ve bu şekilde bilinçli eylemlerde bulunduğunuzda; beyninize, düşüncelerinizin sizi kontrol etmediğini öğretirsiniz.
Gücünüzü geri alırsınız.
İyileşirsiniz. İşte bu, travmayı yeniden yazmaktır.
Gerçekte kim olduğunuzu hatırlarsınız.
Düşüncelerinizi görmezden gelin,
ve sonunda
onlar da sizi görmezden gelecekler.
Yazı: Yazar & Konuşmacı Jeff Foster (IG)
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte size bir Yay burcu kadının bayılacağı koltuk:

Yay burçları denizi sever, deniz onlara özgürlüğü çağrıştırır bu nedenle mavinin hemen hemen tüm tonlarına aşıktır. Uğurlu rengi olan turkuazı ise evinde aksesuar olarak mutlaka bulundurur.

Beyaz ve krem tonların arasında patlayan turkuaz tonlar… Bir yay kadınının olmazsa olmazlarından biri de uğurlu olduğuna inandığı aksesuarlardır.

Yay burçlarının oturma odalarında vintage parçalara da rastlayabilirsiniz. Abartıya kaçmadan vintage parçalara yer vermeyi sever Yay burçları.

Yay burçları mutfakta modern çizgilerden ziyade vintage çizgileri daha çok sever. Beyaz mutfak dolapları, küçük pembe, mavi renkli porselenler ve mutlaka çiçek! Yay burcunun evinde ona ormanı anımsatan bir çiçek mutlaka olmalıdır.

Yatak odasında ve banyoda da ferahlık veren eşyalar ilk tercihidir. Geniş bir banyo Yay burcu için nimettir. Küçük evleri sevmesine rağmen Yay burcu insanlar geniş, ferah ve aydınlık evlerde mutlu olurlar.

Yazı: Dilay Argün
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gülşen, bu gelişmelerin ardından kendi sosyal medya hesabından sahnede çekilen fotoğraflarını paylaştı.
Gülşen, yaptığı bu paylaşımına; “Yapıyorum bu sporu” notunu ekledi.
Fotoğraflar: Instagram
Gülşen, bir başka konserinde ise seksi kıyafet giymede kendi sınırlarını bile aştı
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına, CHP milletvekilleri Mustafa Sarıgül ve Sezgin Tanrıkulu, oyuncu Zekeriya Karakaş ile vatandaşlar katıldı.
Kırmızıgül, gözyaşlarına hakim olamazken, çok sayıda sanatçı cenazeye çelenk gönderdi.
Arık’ın cenazesi, Hani ilçesi Veziri Mahallesi’nde toprağa verildi.
Cami çıkışında bir vatandaş, Kırmızıgül ile özçekim yapmak istedi. O anlar objektiflere böyle yansırken, bazı vatandaşlar tepki gösterdi.
Mahsun Kırmızıgül, 1998 yılında, “Yıkılmadım” şarkısına çektiği klipte, annesi Faike Arık ile birlikte kamera karşısına geçmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuyla ilgili Ajda Pekkan cephesinden açıklama geldi. İş insanı Sedef Aygün’ün, Ajda Pekkan’ın menajeri değil, yakın arkadaşı ve dostu olduğu belirtildi. Açıklamada, ‘Kendi işi için Almanya’da olsa da, son 2 yıldır kurumsal alandaki birikimini Ajda Pekkan için hayata geçirmiş; İnönü Stadı’ndaki unutulmayacak tarihi konser de dahil olmak üzere, Sedef Aygün & Ajda Pekkan işbirliği döneminde gerçekleşmişti” denildi.

Ajda Pekkan, şunları söyledi: Dün bazı platformlarda yayınlanan gayri ciddi ve nezaketsiz haber, bizleri oldukça üzdü ve bu açıklamayı yapma gereği duydum. Asılsız haberde yazıldığı üzere, çok yakın aile dostlarım olan Sedef Aygün ve ailesi benim menajerim değildir, hiçbir zaman da bana menajerlik yapmamıştır. İhtiyacım olduğunda her daim yanımda olmuş, projelerime destek vermiş ve her zaman da destek olmaya devam edeceğini bildiğim, değerli aile dostlarım, kardeşim; değerli iş insanlarıdır her şeyden önce… Art niyetli, asılsız bir içerikle sunulan, dostluğumuza gölge düşürme çabası içeren bu haberler silsilesi, tamamen gerçek dışıdır. Sedef Aygün ile ebedi dostluğumuz devam etmektedir. Lütfen, bizzat benim ağzımdan çıkmadığı sürece, asıllı asılsız yayınlanan haberlere itibar etmeyiniz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918’de verildi.

Avustralya’da 1902 yılında kadınlar seçme hakkı kazandı.

Finlandiya, 1906 yılında kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıdı.

Norveç 1913’te, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı.

Danimarka ve 1915’te kadınlara oy hakkı vermiştir.

Kanada’da (Quebec bölgesi hariç) kadınlar, 1917’de seçme ve 1920’de seçilme hakkı elde etti.

1917 yılında Rusya’da kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde ettiler.

1918’de Avusturya, kadınlarına oy hakkı vermiştir.

30 Kasım 1918’de Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı verildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanındı.

Türkiye’de kadınlar, 20 Mart 1930 günü belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandı. 1933 yılında ise Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Kadınlar, milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına 5 Aralık 1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935’de ilk defa meclis seçimlerine katılan kadınlar, mecliste 18 sandalye elde etti.

Fransa’da 4 Ekim 1944’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

İtalya, 1945 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıdı.

Japonya’da 1945 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

Yunanistan’da kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1949 yılında tanındı.

İsviçre’de 1971 yılında kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip oldu.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atiye ve Erol Sebebci çiftinin kızlarının adı Rumi
Rumi: Anadolu’ya bağlı, Anadolu’da yaşayan.

Yılmaz Erdoğan – Belçim Bilgin çiftinin oğulları Rodin
Rodin: Işığın müjdecisi, pozitif enerji veren.

Gülşen ve Ozan Çolakoğlu çiftinin oğlu Azur Benan
Azur: Yardım eden, yardımcı.
Benan: Parmakla gösterilen, ünlü, tanınmış.

Tarkan ve Pınar Dilek Tevetoğlu’nun kızları Liya.
Liya: Sabrın en güzeli, beyaz tenli kadın.

Zeynep – Volkan Demirel çifti ve kızları Yade ve Yeda
Yade: Anılan, zihinde kalan, hatıra.
Yeda: Tanınan bilinen, tanınmış, ünlü.

Işın Karaca ve kızı Sasha Mia
Sasha: Koruyucu melek, insanlığın koruyucusu
Mia: Parlayan, parıldayan, parlak.

Sinem Kobal – Kenan İmirzalioğlu ve kızları Lalin
Lalin: Eski dilde kırmızı renkli olan anlamına gelmektedir.

Şeyda Coşkun ve oğlu Arat
Arat: Cesaret, yüreklilik.

Irmak Ünal kızı Kayla ve oğlu Vadi
Kayla: Pür, saf, katıksız
Vadi: Geçit

Fahriye Evcen – Burak Özçivit çiftinin oğlu Karan
Karan: Kahraman, yürekli

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayraklı Belediyesi, kadınlara yönelik sosyal ve kültürel faaliyetler kapsamında “Gelenekten Geleceğe Kadın Buluşmaları” adıyla semt merkezlerinde etkinlikler düzenleyecek. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü tarafından organize edilecek etkinliklerde kadınlar, el emeği gerektiren becerileri öğrenecek, geçmişten gelen değerleri gelecek nesillere aktararak kültürel mirasın korunmasına katkı sağlayacak. Etkinlikler, kadınların sosyal hayat içinde daha aktif bir rol almasını desteklerken ürettikleri el emeği ürünleri de sergileyerek ev ekonomisine katkıda bulunmalarına yardımcı olacak. Gelenekten geleceğe kadın buluşmalarına katılmak isteyen kadınlar, Bayraklı Belediyesinin semt merkezlerine veya Osmangazi Mahallesi’nde bulunan Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne başvurarak kayıt yaptırabilecek. 477 20 00 telefon numarasından dahili 2806 tuşlanarak bilgi alınabilecek.
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Kadınların sosyal hayata katılımını artırmayı ve kültürel değerlerin korunmasını önemsiyoruz. Bu kapsama semt merkezlerimizde düzenleyeceğimiz kadın buluşmaları, kadınlarımızın bir araya gelerek üretkenliklerini ortaya koyduğu, sosyalleştiği ve el sanatlarını yaşattığı bir ortam sunacak. Bu buluşmalarla, kültürel değerlerimizin kaybolmamasını sağlarken aynı zamanda kadınlarımıza destek olmaktan mutluluk duyacağız. Tüm kadınlarımızı semt merkezlerindeki buluşmalara davet ediyorum” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Valisi Şefik Aygöl, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü İlkay Türkoğlu ve beraberinde kurum müdürleri ile Rabia Efe ve ailesine ziyarette bulunarak ailenin her zaman yanında ve destek olacaklarını vurguladı. Ziyaret sırasında aileyle sohbet eden Vali Aygöl, özel gereksinimli bireylerin toplumun vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Farklılıklarımızla güçlü, birlikte daha iyiyiz. Özel her birey, toplumumuzun değerli bir üyesidir” dedi.
Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette, Rabia Efe’nin başarıları ve hayalleri hakkında konuşuldu, aileye destek olma konusundaki kararlılık bir kez daha ifade edildi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 90’ıncı yılını kutladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türk kadınının, 1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 90’ıncı yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Türkiye, birçok ülkeden yıllar önce kadınlara seçme ve seçilme imkanını getirerek, o yıllar için dünyaya çağın çok ötesinde bir demokrasi dersi vermiştir. Toplumsal hayattaki güçlü varlığı ile daima öne çıkan kadınların, Türkiye’nin geleceğindeki rolünü daha fazla artırmak için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göktaş, bazı kadın milletvekilleri ve beraberindeki heyetle Aslanlı Yol’dan Atatürk’ün mozolesine yürüdü.
Bakan Göktaş’ın, mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.
Beraberindekilerle Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen ve Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Göktaş, deftere şunları yazdı:
“Bugün, ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıl dönümü vesilesiyle hayatın her alanında eşsiz başarılara imza atmış kadınlar olarak huzurunuzdayız. Demokratik toplumun bir yansıması olan bu hak, kadınlara toplumu şekillendiren ve geleceğe yön veren aktörler olarak önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu anlamda, 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların eşit haklarla hayata katılımını teşvik eden bu adım, tüm bireylerin daha adil, eşitlikçi ve katılımcı bir yaşam sürmesinin yolunu açmıştır.
Elde edilen bu kazanım, güçlü bir toplumun temellerini oluşturmuş, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sunmuştur. Bu anlayışla, ülkemiz kadınları, kadim geçmişimizi, yüksek inanç ve değerlerimizi, bilim ve teknolojinin imkanlarıyla harmanlayarak, medeniyetimizi ihya etmeyi sürdüreceğiz. ‘Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye’ anlayışıyla gelecek nesillere ilham veren, öncü kadınlarla dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefimiz doğrultusunda, kadınların her alanda daha etkin, daha güçlü ve daha üretken olmaları için büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla, manevi huzurlarınızda sizleri bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, şahsım ve ülkemizin tüm kadınları adına şükranlarımı sunuyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Bakan Göktaş, daha sonra beraberindeki heyetle Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsüne önceki yıl İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali’nin girişimiyle kazandırılan “Yarı Değerli Taşlar Atölyesi”nde altın, gümüş ve bakırın yanı sıra doğada bulunan taşlar da değerlendiriliyor.
Üretimleriyle kentin ve bölgenin geleneksel el sanatlarını yaşatan kadın ustalar, mesailerinin bir bölümünde çizme ve yağmurluk giyinerek kar kış, yağmur çamur demeden doğada takıya dönüştürülecek taşların izini sürüyor.
Kadınlar, buldukları taşları atölyede özel işlemlerden geçirdikten sonra Türk Patent ve Marka Kurumunca tescillenen Diyarbakır hasır bileziği ve kişnişli kolye ile buluşturup farklı tasarımlarda aksesuarlar hazırlıyor.
“Patent çalışmasına başlıyoruz”
Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ufuk Yakut, AA muhabirine, Enstitü bünyesinde kurulan atölyenin kadim kentin el sanatları alanındaki güzelliklerini ortaya çıkarmanın yanı sıra kadınlara yeni fırsatlar da sunduğunu söyledi.
Atölyede görev alan kadınların erkek personelin de desteğiyle arazide topladıkları yarı değerli taşları özenle işlediklerini ifade eden Yakut, bu taşların atölyede kentin geleneksel, tescillenmiş zanaat ürünleri olan kişniş ve hasırla buluşturulduğunu belirtti.
“Benzersiz, güzel takılar ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Yeni ürünlerimizin patent çalışmalarına da başlıyoruz. Ortaya çıkan bu eserler enstitünün kendi mağazasında ve Türkiye genelindeki olgunlaşma enstitülerinin ‘Bohça’ mağazalarında satışa sunuluyor.” diyen Yakut, Diyarbakır’ın zengin, kültürel mirasını ve el sanatları geleneğini yaşatmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Bu tasarımların daha çok ilgi gördüğünü anlatan Yakut, alışılmışın dışında olduğu için kadınlar tarafından daha çok sevildiğini, beğenildiğini vurguladı.
Yakut, kadınların enstitüde ustalık öğrenmekle kalmadığını aynı zamanda kendi işlerini kurarak, hayallerini de gerçekleştirmiş olduğunu dile getirerek, “Kurum olarak bu topraklardan doğan sanatı geleceğe taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
“Çok farklı ürünler ortaya koyduk”
Enstitüde kuyumculuk teknolojisi öğretmeni Sevcan Aydoğan, atölyeyle doğada bulunan ancak bugüne kadar çok da farkında olmadıkları yarı değerli taşlarla tanıştıklarını söyledi.
Bu taşlardan birinin de “kalsedon taşı” olduğunu belirten Aydoğan, topladıkları taşları atölyeye getirdiklerini ve burada takı ve aksesuarlara göre damla, oval gibi farklı şekillerde işleyip değerlendirdiklerini anlattı. Aydoğan, şunları kaydetti:
“Diyarbakır’da geçmişten günümüze gelen kuyumculuk sanatı var. Bunlar Diyarbakır kişnişi ve hasırı. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsünde bu katıları yeni bir tasarımla birleştirdik. Doğanın büyüsüyle, takının büyüsünü bir araya getirdik. Çalışmalarımız daha önce karşılaşabileceğiniz takılar değil, çok farklı ürünler ortaya koyduk.”
Tescilli Diyarbakır hasır bileziği ve kişnişli kolyenin tamamen el işçiliğiyle hazırlandığına işaret eden Aydoğan, taşın arazide aranması ve toplanması ile atölyede işlenmesi sürecinin de bir o kadar zorlu olduğunu, emek gerektirdiğini belirtti.
Aydoğan, hazırladıkları özgün tasarımların da tescillenmesini istediklerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nilüfer Belediyesi, Türk Kadınlar Birliği (TKB), Nilüfer Kent Konseyi ve Bursa Barosu iş birliğinde düzenlenen “İnsan Kadın” başlıklı konferansın 3’üncüsü Nilüfer Nikahevi Safir Salon’da yapıldı. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 90. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, TKB Bursa Şubesi Başkanı Tijen Sözleri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile kadınlar katıldı.
Programın açılışında konuşan TKB Bursa Şubesi Başkanı Tijen Sözeri, Cumhuriyetin bir kadın devrimi olduğunu belirterek, aynı zamanda eşit yaşamanın da bu yönetim şeklinde yer aldığını hatırlattı. Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından birisinin kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi olduğunu vurgulayan Sözeri, Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle andı.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ise kadınlar, dezavantajlı gruplar ve gençlerin hakları ile tarım alanlarının korunmasında hassas olduklarının altını çizdi. Kadınların yer aldığı çalışmalarda güzel neticeler alındığını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Kadınların olmadığı yerde hiçbir şey güzel olmaz. Bir yerde, bir işte kadınlar varsa orada her zaman her şey çok güzel olur” dedi.
Türkiye’de kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinden 11 yıl sonra Fransa ve İtalya’da, İsviçre’de ise 36 yıl sonra bu hakkın tanındığını hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, bugün ise bu ülkelerin demokratik şartlarının konuşulduğunu dile getirdi.
Kadınların özgürlük alanlarını genişletebilmek için kreş sayısını 25’e çıkarmayı hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, kadınları her alanda desteklediklerini belirterek, iş ve sosyal hayata daha fazla katılmalarını istedi.
Bugün Türkiye’de 81 ilin 11’inin kadınlar tarafından yönetildiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Bu sayı yavaş yavaş artıyor. Kadın büyükşehir belediye başkanlarının sayısı hızla artıyor. Aydın, Eskişehir, Tekirdağ gibi önemli kentleri kadınlar yönetiyor. Kıymetli ilçelerimizde de kadın yönetimi var. Nilüfer Belediyesi’nde de 45 meclis üyemizin 15’i kadın. Bu oranın çoğalması lazım. Nilüfer’de 64 muhtarın 19’u kadın. Bir sonraki dönem fazla olacak” diye konuştu.
Belediyedeki çalışmalardan da bahseden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nde ‘Eşitlik Birimi’ kurduklarını da hatırlatarak, bu birimin kadınlara destek olabilmek için çalıştığını aktardı. Başkan Şadi Özdemir, Kadın Dayanışma Merkezi’nde de kadınlara sosyolog ve psikolog desteği verdiklerini dile getirdi.
Kadınların seçme hakkını kullanırken, seçilme hakkını ne kadar kullanabildiğini sorgulayan Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun ise bu sorunun eğitim ile aşılabileceğini vurguladı. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, kadın temsilinin birçok alanda yeterli boyutta olmadığını dile getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi de toplumda kadın erkek olarak değil insan olarak değerlendirilmenin önemini vurgularken, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız ise dünyada kadının adı yokken bu konunun önemi ve değerini ortaya koyan Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle andı.
Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen konferansta, TKB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gamze Tokman “Mobbing ve İLO 2019/190 Nolu Şiddet ve Taciz Sözleşmesi” konulu önemli bir sunum gerçekleştirdi. Günümüzde kadınların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan mobbing ve iş yerindeki şiddet konularına değinen Tokman, uluslararası sözleşmeler ve yasal düzenlemeler çerçevesinde bu sorunlarla mücadele yollarını katılımcılarla paylaştı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi, 5 Aralık 1934’te Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıldönümü ve Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.
Delikliçınar Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkanvekili ve Kent Konseyi Başkanı Ali Marım, Kadın Meclisi Başkanı Meral Alten, Büyükşehir Belediyesi kadın çalışanları, davetliler ve öğrenciler katıldı.
Kadın Meclisi Başkanı Alten’in Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra basın açıklamasında bulunan Kadın Meclisi Başkanı Alten, Atatürk önderliğinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasının kadınlar için taşıdığı önemi bir kez daha anlatmak istediklerini söyledi. Alten, “Atatürk’ün vizyoner liderliği ile kadınlarımıza verilen bu hak sadece seçmen olarak değil, aynı zamanda karar alma mekanizmalarının bir parçası olarak da topluma katkıda bulunmalarını sağlamıştır. Adil bir gelecek için kadınlarımızın her alanda seslerini duyurmalarını desteklemeliyiz. Ata’mız sayesinde pek çok Avrupa ülkesinden önce, 1934 yılında bu hakkı kadınlarımız almıştır. Bugünü, bu önemli hakkın kazanılmasında emeği geçen tüm kadınlarımızı ve Atatürk’ü onurlandırmak, eşitlik mücadelesini devam ettirmek için bir fırsat olarak görüyoruz” dedi.
Konuşmanın ardından kadınlarla bir süre sohbet eden Başkan Çavuşoğlu, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıldönümünü ve Dünya Kadın Hakları Gününü kutladı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 90’ıncı yıl dönümü dolayısıyla, siyaset ve iş dünyasından kadınlar ile Anıtkabir’i ziyaret etti.
Bakan Göktaş’ın başkanlığında kadın milletvekilleri, rektörler, akademisyenler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve bakanlık çalışanlarından oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyüp, Atatürk’ün mozolesine geldi. Göktaş’ın mozoleye çelenk bırakmasının ardından heyet, saygı duruşunda bulundu. Tören daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’nde devam etti.
‘5 ARALIK 1934, ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR’
Burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Göktaş, şunları yazdı: “Bugün, ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90’ıncı yıl dönümü vesilesiyle hayatın her alanında eşsiz başarılara imza atmış kadınlar olarak huzurunuzdayız. Demokratik toplumun bir yansıması olan bu hak, kadınlara toplumu şekillendiren ve geleceğe yön veren aktörler olarak önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu anlamda 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların eşit haklarla hayata katılımını teşvik eden bu adım, tüm bireylerin daha adil, eşitlikçi ve katılımcı bir yaşam sürmesinin yolunu açmıştır. Elde edilen bu kazanım, güçlü bir toplumun temellerini oluşturmuş, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sunmuştur. Bu anlayışla ülkemiz kadınları; kadim geçmişimizi, yüksek inanç ve değerlerimizi, bilim ve teknolojinin imkanlarıyla harmanlayarak, medeniyetimizi ihya etmeyi sürdürecek. ‘Güçlü kadın, güçlü Türkiye’ anlayışıyla gelecek nesillere ilham veren, öncü kadınlarla dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefimiz doğrultusunda, kadınların her alanda daha etkin, daha güçlü ve daha üretken olmaları için büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla, manevi huzurlarınızda sizleri bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, şahsım ve ülkemizin tüm kadınları adına şükranlarımı sunuyorum. Ruhunuz şad olsun” dedi.
Haber-Kamera: Samet ÖKSÜZ/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birbirimizin başarısını kutlayalım
Kadınların başarıları, yalnızca bireysel kazanımlar değildir; aynı zamanda birer ilham kaynağıdır. Bir arkadaşınız, meslektaşınız ya da tanıdığınız bir kadın başarıya ulaştığında, onunla gurur duyduğunuzu gösterin. Küçük bir tebrik mesajı, bir övgü sözü veya samimi bir alkış, büyük bir motivasyon yaratabilir.

Rekabet yerine dayanışmayı seçelim
Toplumun dayattığı “kadın kadının kurdudur” algısını yıkmanın tam zamanı. Rekabet yerine birbirimize destek olmayı, zorlukları birlikte aşmayı öğrenmeliyiz. Unutmayalım ki, hepimizin yolu farklı ve birbirimize engel değil, destek olduğumuzda çok daha güçlü bir topluluk oluşturabiliriz.

Güçlü iletişim kurup dinleyelim
Bazen bir kadının ihtiyacı olan tek şey, birinin onu gerçekten dinlemesidir. Dertleşmek, fikir alışverişi yapmak ya da sadece duygularını paylaşmak isteyen bir kadına zaman ayırın. Onun söylediklerine değer verdiğinizi hissettirmek, duygusal bir destek sağlar ve özgüvenini artırır.

Fırsatlar yaratıp imkanları paylaşalım
Eğer bir kadın için iş, eğitim ya da sosyal hayatta bir kapı açabiliyorsanız, bunu yapmaktan çekinmeyin. Bir iş fırsatını paylaşmak, bir mentorluk önerisinde bulunmak ya da sahip olduğunuz bilgi ve tecrübeleri aktarmak, başka bir kadının hayatını değiştirebilir.

Zorluklar karşısında yanında olalım
Kadınlar, iş yaşamından aile hayatına kadar birçok alanda zorluklarla karşılaşabiliyor. Bir kadının hayatındaki kriz anlarında onun yanında olmak, gerektiğinde bir omuz, gerektiğinde bir yol arkadaşı olmak önemlidir. Şiddet gören, ayrımcılığa uğrayan ya da zor durumda olan bir kadına destek sunarak onun hayatına dokunabilirsiniz.

Birlikte öğrenelim ve güçlenelim
Kadınların birlikte daha güçlü olduğunu unutmamalıyız. Kitap kulüpleri, eğitim seminerleri, atölyeler veya kadın dayanışma grupları gibi etkinlikler düzenleyerek birbirimizden öğrenebiliriz. Bilgi ve tecrübelerimizi paylaşmak, hepimizi bir adım ileri taşır.

Kadınları savunalım ve haklarını korumalarına yardımcı olalım
Kadınların haklarına yönelik saldırılar ya da haksızlıklar karşısında sessiz kalmamalıyız. Yanımızdaki kadınların sesi olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğine olan katkımızı artırır. Şiddete uğrayan bir kadını ilgili mercilere yönlendirmek ya da bir haksızlık karşısında onun yanında durmak, dayanışmanın en güçlü göstergelerindendir.

İlham vermekten çekinmeyelim
Her kadın, bir başkası için ilham kaynağı olabilir. Deneyimlerinizi, başarılarınızı ve mücadelelerinizi paylaşarak başka kadınlara cesaret verebilirsiniz. Unutmayın, sizin hikayeniz bir başkasının yeniden başlaması için ihtiyaç duyduğu şey olabilir.

Kadınların var olma mücadelesini görünür kılalım
Kadınların başarılarını ve mücadelelerini çevrenizde duyurun, görünür kılın. Sosyal medya paylaşımları, destek kampanyaları ya da basit bir sözlü destek bile fark yaratabilir.

Sevgi ve şefkatle birbirimize sarılalım
Unutmayalım ki, her kadının zaman zaman bir sarılmaya, bir destek sözüne ya da sadece yanında birinin olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Sevgi ve şefkat, dayanışmanın en güçlü unsurlarından biridir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sofralarımızda görmeye alışık olduğumuz, turşusundan kavurmasına çeşit çeşit versiyonunu yaptığımız o devasa lahanaları neredeyse 100 kat küçültün, işte brüksel lahanası! Ceviz kadar boyu olan brüksel lahanalarının sağlığa etkisi ise dev gibi… Gelin, kış aylarında brüksel lahanası yemekten kendinizi alıkoyamayacağınız o nedenlere bakalım.
Biri antioksidan mı dedi?
Brüksel lahanası içerdiği yüksek antioksidan seviyesi nedeniyle hem cildinizin daha aydınlık, daha parlak görülmesini sağlar. Hasarlı hücrelerinizi iyileştirir.
Vitamin ve mineral deposu
Bu küçük yeşil topların içine hem A, B, C, K, E vitaminleri, hem selenyum, potasyum ve kalsiyum mineralleri sğıyor desek? Göz sağlığınız, kemik ve kas sisteminiz, hem bağışıklığınız brüksel lahanasıyla bayram edecek!
Kilo vermeye yardımcı
Brüksel lahanası lüf oranı yüksek sebzelerin başında gelir. Oldukça düşük kalorilidir yani ne kadar yerseniz yeyin hem kalori almazsınız hem de lifli yapısı sayesinde uzun süre tok kalırsınız. Ayrıca yüksek besin değerleri sayesinde kilo verirken güçten düşmenizi de engeller.
Hamilelikte de faydalı
Hamilelerin beslenme listesi normal listelere göre daha dikkatli hazırlanıyor. Besin değeri yüksek gıdalar tüketilmesi bebeğin sağlığı için de öneriliyor. Brüksel lahanası, hamilelerin listelerine rahatlıkla girebilir çünkü içerdiği yüksek folik asit değeri, vitamin ve mineraller besin değeri yüksek bu sebze hamile kadınların günlük folat ihtiyacını büyük oranda karşılar.
Sindirime yardımcı
Sİndirim problemleri yaşayanlar, kabızlık ve şişkinlikten şikayet edenler, brüksel lahanası burada da yardımınıza koşuyor. Lifli yapısıyla sindimi kolaylaştıran brüksel lahanası, bağırsak florasının düzenlenmesinde etki gösterir.
Kalp sağlığına faydalı
İçeridği omega 3 yağ asitleri, potasyum ve lif miktarı brüksel lahanası kalp dostu sebzelerden biri yapıyor. Özellikle kandaki LDL kolestrolün düşürülmesinde etkisi olan brüksel lahanası damar sertliğini önlemede ve kan basıncını dengelemede de oldukça faydalıdır.
Kan şekerini dengeler
Brüksel lahanası sadece lif açısından değil glisemik endeks açısından da kayda değer bir öneme sahip. Özellikle diyabet riski bulunanlar brüksel lahanasını rahatlıkla tüketebilir çünkü hem kan şekerinde meydana gelecek dalgalanmaları önlemekle uğraşacak hem de diyabet riskini en aza çekecektir.
Kemik sağlığını korur
Özellikle çocuklarda kemik gelişimini desteklemesiyle öne çıkan brüksel lahanası içerdiği K vitamininden aldığı yetkiye dayanarak yaşlıların da kemik erimesi gibi hastalıklarla mücadele etme riskini azaltır. Kireçlenme, kemik erimesi ve kemik sağlığı için oldukça önemlidir.
Brüksel lahanasını isterseniz etli ya da tavuklu tencere yemeği olarak, ister portakallı zeytinyağlı meze olarak ister baharatlayıp fırına atarak tüketebilirsiniz. Sağlığınız için mevsim sebzelerini tüketmenin ne kadar önemli olduğunu unutmayın!
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIKIRDAK SORUNLARINI ÖNLEYİCİ ÖNERİLER
Uzmanlar koşu bandı kullanacaklara öncelikli olarak koşu öncesi “5 dakika ısınma” önerisinde bulunuyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy; “Koşu bandı ile aynı hız ve düzeyde koşmak, eklemin aynı noktasına fazla yük binmesine ve zorlanma nedeniyle kıkırdak sorunları oluşumuna yol açabilir. Bu nedenle hareket esnasında hızın ve derecenin değiştirilmesi çok yararlıdır” diyor. Azboy, koşu bandında özellikle koşma sırasında aşil tendonuna fazla yük bindiği için bu eylemin “aşil germe egzersizi” yapıldıktan sonra gerçekleştirilmesi gerektiği uyarısında da bulunuyor.
REKLAM
HANGİ SPOR AYAKKABI?
Seçilecek ayakkabının şekli ve özelliği de koşu bandını kullanacaklar açısından büyük önem taşıyor. Prof. Dr. İbrahim Azboy, “Tabanı, arka tarafı yüksek spor ayakkabı kullanımı aşile binen yükü azaltacaktır. Bu nedenle kaliteli tabanlı bir spor ayakkabısıyla koşulmasını öneriyorum. Bir de koşu bantlarını çıplak ayakla kullananlar var. Bu şekilde koşulmasına kesinlikle taraftar değilim” diyor.
KOŞU BANDI HIZ AYARI VE DİZLERE BİNEN YÜK
Dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de dizlerinde kıkırdak hasarı bulunan ve diz ağrısı çeken kişilerin, koşu bandını eğimli zeminde kullanmalarının doğru olmadığı yönünde. Bu kişilerin koşu bandını düz zeminde kullanmaları öneriliyor. Eklem sağlığını korumak için diz ve kalça çevresi kaslarının güçlendirilmesi, esneme ve güçlendirme egzersizlerinin yapılması ise şart görülüyor.
DÜŞMEDEN KORUNMAK İÇİN BUNU YAPIN
Diz sağlığını korumak için en önemli faktörlerden biri de yürüyüş. Uzmanlar yürüyüşlerin mümkün olduğunca açık ve güneşli havada yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Güneşli havada yürüyüş yapmak hem D vitamini kazanımı hem de D vitamini sentezi için yararlı bulunuyor. Hava yağışlı ve soğuk olduğunda ise koşu bandında değişken hız ve değişken derecelerde yürüyüp koşulabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İbrahim Azboy önemli bir noktaya daha dikkat çekerek: “Baş dönmesi veya baygınlık durumunda koşu bandının durdurulabilmesi için emniyet çubuğunun tişörte tutturulması, düşmelerden korumayı engellemek açısından çok önemlidir” diyor.
Prof. Dr. İbrahim Azboy
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MASAJ SIRASINDA ELİN TOPUĞUNUN DOĞRU KONUMLANDIRILMASINA OLANAK SAĞLIYOR
Masaj sırasında elin topuğunun doğru konumlandırılmasına da olanak sağlayan tasarım, TÜRKPATENT tarafından tescillendi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İskilip Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ayşe Çalmaz, aparatı kalp masajı etkinliğini baştan sona kadar korumak üzere tasarladıklarını bildirdi.
REKLAM
Aparat üzerinde bulunan etkinlik şeridinin hastanın iman tahtasının altında bulunan çıkıntı üzerine yerleştirildiğini, bu sayede aparatın göğüs duvarına yapıştığını belirten Çalmaz, şöyle devam etti:
“Yapıştıktan sonra kenarındaki dik olan alanda uygulayıcının el pozisyonunu kavrayarak omuzdan bası yapmasını sağlamak, aynı zamanda bombeli kısmının da baskının uygulayıcının tüm eline yayılmadan sadece elin topuğunda kalmasını sağlamak amacıyla planlandı. Bu şekilde birinci dakikadan itibaren hastadan yanıt alana kadar aynı etkinliği sürdürmek amaçlanıyor.”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülay Yılmazel de Türkiye’de ölümlerin önemli bir kısmının kalp durması nedeniyle olduğunun altını çizerek, “Hızlı ve etkili şekilde başlatılan kalp masajının her bir dakikasının hayatta kalma oranını yüzde 10 ila 13 arttırdığı belirtilmektedir.” ifadelerini kullandı.
KALP MASAJI SIRASINDA YAPILAN HATALARI EN AZA İNDİRMEK AMAÇLANIYOR
Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Erenler ise duran kalbin çalıştırılmasında kalp masajının önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Gerek temel, gerek ileri yaşam desteğinde kalp masajının etkin olabilmesi için doğru yere, doğru frekansta, doğru derinlikte ve doğru el pozisyonunda yapılması önem arz etmektedir. Kalp masajı yapılırken elin topuk kısmı kullanılmalı, el ayası ve parmak uçları hastanın göğsüne mümkün mertebe temas etmemeli. Ancak uygulamada bu pozisyonun anlaşılmasında bazı hatalarla karşılaşıyoruz. İşte bu hataları en aza indirmek için Ayşe ve Gülay hocalarımızın önderliğinde hem halka hem de sağlık çalışanlarına yönelik bir aparat geliştirmeyi düşündük.”
Erenler, geliştirdikleri kalp masajı aparatının TÜRKPATENT tarafından tasarım tescili aldığını kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocaeli Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, henüz HIV tanısı almamış kişiler nedeniyle bu sayıların gerçek enfekte bireyleri tam olarak yansıtmadığını ifade ederek, “Türkiye’de HIV vakalarında inanılmaz derecede artış var” dedi.
Prof. Dr. Akhan, HIV’in kronik bir RNA virüsü olduğunu ve erken tanının, enfeksiyonun seyri açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
REKLAM
Prof. Dr. Sıla AkhanHASTALIK 10 YIL SİNSİCE İLERLEYEBİLİYOR
Türkiye’de HIV ilk kez 1985 yılında teşhis edildi. Prof. Dr. Akhan, o dönemde sadece bir tane ilaç olduğunu belirterek, sınırlı ilaç sebebiyle hastaların büyük çoğunluğunu kaybettiklerini söyledi.
Akhan, günümüzde ise tedavinin büyük ölçüde geliştiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Artık erken tanı ve düzenli tedaviyle HIV ile yaşayan bireyler normal ömürlerini yaşayabiliyorlar. Ancak hastalığın sinsi bir dönemi var. 10 yıl kadar vücut virüsü tolere edebiliyor ve kişinin şikayetleri olmuyor, normal bir şekilde hayatını sürdürüyor ama 10 yıldan sonra artık vücut bu döngüyü tolere edemez hale geliyor ve normalde enfekte etmeyecek olan etkenler o kişiyi enfekte edecek hale geliyor. Biz de hastalığa ya son devrede ya da hemen en başında tanı koyabiliyoruz. Ancak HIV’de erken tanı diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARDA HIV GÖRÜLMESİ SIRA DIŞI”
Çocukluk dönemi HIV vakalarında da artış görülüyor. Çocukların bu dönemde enfekte olmasının tamamen sıra dışı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Akhan, “Eskiden HIV enfeksiyonu olan bir kadının, virüsü çocuğuna bulaştırmaması söz konusu değildi. Ancak şu an kullanılan ilaçlarla HIV’i çocuğuna bulaştırmaması gerekiyor; çünkü elimizde her türlü ilaç var. HIV pozitif kişiler sağlıklı çocuk sahibi olabilirler. Virüs kan ve kan ürünleri ile cinsel temasla da bulaşıyor. Dolayısıyla çocuğun isteği dışında bir istismar olabilir. Bu konulara çok dikkatli yaklaşmak gerekir, tüm bunların engellenmesi gerekir” dedi.
COVID-19 PANDEMİSİ TANI ALMAYI ENGELLEDİ
COVID-19 pandemisinin HIV tanısı üzerindeki etkisine değinen Dr. Akhan, pandemide sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmasının tanı oranlarını olumsuz etkilediğini ifade etti.
REKLAM20’Lİ YAŞLARDAKİ GENÇLER RİSK ALTINDA
Son yıllarda HIV enfeksiyonunun daha çok genç yaş grubunda görüldüğünü belirten Akhan, bu durumun farkındalık eksikliğinden kaynaklandığını söyledi: “20’li yaşlardaki gençlerin HIV ile enfekte olmaları, koruyucu önlemlerin yeterince anlatılamadığını gösteriyor. HIV’den korunma oldukça basit ve etkili. Ancak bu bilgilerin daha etkili bir şekilde yaygınlaştırılması gerekiyor.”
HIV ile ilgili en büyük sorunlardan birinin toplumsal stigma olduğunu vurgulayan Dr. Akhan, bu durumun bireylerin hayatlarını zorlaştırdığını söyledi: “HIV pozitif bireyler, iş hayatında, özel ilişkilerinde ve sosyal çevrelerinde ciddi bir ayrımcılıkla karşılaşıyorlar. Halbuki HIV, diyabet veya hipertansiyon gibi kronik bir hastalık. Tedaviyle virüs baskılandığında bulaşıcılığı da ortadan kalkıyor.”
“ÖNYARGILAR YÜZÜNDEN İNSANLAR GEREKSİZ BİR MUTSUZLUK YAŞIYOR”
Dr. Akhan, HIV ile yaşayan bireylerin sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için erken tanı ve tedaviye erişimin önemine dikkat çekti: “HIV’li bireylerin normal bir aile sahibi olma, çocuk sahibi olma, bir partner sahibi olma kısımlarıyla ilgili sıkıntı yaşamamaları gerekiyor. Bu kişiler belki de en güvenilir partnerler; çünkü HIV RNA’ları takip ediliyor ve ilaçlarını sürekli kullanan bir kişinin HIV’i bulaştırma ihtimali yok. O yüzden yanlış bilinenler, kişilerin hayatlarını zorlaştırıyor. Onları sosyal aktivitelerden ya da gerçeği söyleme özgürlüğünden alıkoyuyor. Bu da insanları baştan korkutuyor. Önyargılar yüzünden insanlar gereksiz bir mutsuzluk yaşıyor ve tanı-tedavi süreçlerinde sorunlar yaşıyor. HIV, ölümcül değil, takip ve tedavisi olan bir hastalık. Bu nedenle bireylerin toplum dışına itilmemeleri gerekir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buna göre, Bakanlığa bağlı, ilçe hastanelerini içine alan ikinci ve şehir hastanelerini de kapsayan üçüncü basamak sağlık tesislerinde, sağlık hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla farklı unvan ve branş personelinin yer aldığı Hastane Koordinasyon Kurulları oluşturulacak.
En az 3, en fazla 7 üyeden oluşacak kurul, üye çoğunluk sayısı ile her ayın ilk haftası toplanarak hizmet sunumunun her alanında istişarede bulunarak icrai kararlar alabilecek.
Hasta ve çalışan hakları konusunda denetimler gerçekleştirerek taleplerin değerlendirilmesi, gerekli işlemler ile düzenlemelerin yapılmasını sağlayacak kurul, Bakanlığın politika ve hedeflerine uygun şekilde, her sağlık tesisinin rolü, büyüklüğü ve kapasitesine göre hazırlanacak “hastane gelişim planı” çerçevesinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetkili olacak.
Kurul, hastanelerdeki akademik personelin sözleşmeli çalışması ile sözleşmede belirtilen yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin takip edilmesi ve sözleşme yükümlülükleri kapsamındaki ikaz işlemlerinde, üye çoğunluğuyla işlem gerçekleştirebilecek.
Hastane Koordinasyon Kurullarınca yapılan işlemlerin takibi, güncel sağlık politikalarına uygun şekilde yürütülmesinin sağlanması, kontrol edilmesi, raporlanması ve denetlenmesi “Hastane Koordinasyon Kurulu Yönetim Sistemi” isimli bilişim sistemi üzerinden gerçekleştirilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği”ne karşı Büyük Ankara mitingi ve 3 gün iş bırakma eylemi gerçekleştirilmesine rağmen “Sağlık Bakanlığı bizleri görmemeyi, sesimizi duymamayı tercih etti” dedi.
Dr. Kandemir, “Türkiye genelinde görev yapan Aile hekimliği çalışanları olarak; meslek onurumuz, ülke ve halk sağlığının geleceği için 5 gün daha iş bırakma kararı aldık” dedi.
Kandemir, bu eylemler sırasında vatandaşların mağdur olmasının tek sorumlusunun Sağlık Bakanlığı olduğunu iddia etti.
REKLAM
Bahsi geçen yönetmeliğin uygulanması halinde sadece hekimlerin değil hastaların da büyük mağduriyetler yaşayacağının altını çizen Kandemir, “Yönetmeliği okuyan hastalarımız da yapılacak olan eylemler de bizlerle olacak” ifadelerini kullandı.
2-6 Aralık tarihleri arasında 5 günlük ortak iş bırakma kararı alan STK’lar arasında AHESEN, AHEF, ASEF, BDS, Genel Sağlık İş, Hürriyet Sağlık Sen, Sahader, Sahimsen, SES, TTB ve TÜMRAD-DER bulunuyor.
AİLE HEKİMLERİ NE İSTİYOR?
İş bırakma eylemi nedeniyle aile hekimleri, ebe ve hemşireler illerin sağlık müdürlüğü önünde toplanarak seslerini duyurdular. İstanbul, Ankara, İzmir, Şanlıurfa, Balıkesir, Mersin’de basın açıklaması yapan aile hekimleri, artık sadece yönetmeliğin değil yeni kanun teklifinin de geri çekilmesi gerektiğini söyledi.
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük, “Bakanlık kanun teklifiyle sağlık raporlarını ücretli hale getiriyor. Bu şiddet ve karmaşayı daha da artıracak” dedi.
19 Ekim tarihinden bu yana tepkilerini açıklamalarına rağmen, Sağlık Bakanlığı’nın Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğini 1 Kasım’da yürürlüğe koyduğunu hatırlatan Mengücük, bu yönetmeliğin çalışanları bezdirip tüketeceğini, halkın sağlığına hiçbir faydası olmayacağını ifade etti.
REKLAM
Dr. Mengücük, Sağlık Bakanlığının sağlık raporlarının ücretli hale getirmesini de eleştirerek aile hekiminden sevkli olmazsa katkı payı indirimi uygulanmayacağını, aile hekimlerinin ek ücret alabilmesi için mesai sonrası hacamat, fitoterapi, sülük gibi GETAT uygulamaları yapmasını önerildiğini söyledi.
Mengücük, “Biz birinci basamakta, aile hekimliğinde para söz konusu olamaz, sağlık raporları zaten aile hekimliğinde verilmemesi gerekir diyoruz. Aile hekiminden sevkle katkı payı indiriminde saklanmış sevk zinciri ile şiddet, karmaşa daha da artacak diyoruz” dedi.
Meslek onuru ve halkın sağlığı için 5 gün iş bıraktıklarını dile getiren Dr. Derya Mengücük, “Sağlık Bakanlığı bu tavrını sürdürür ve hem yönetmeliği hem de kanun teklifini geri çekmezse meslek örgütleriyle ortak mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
“BİZİ HASTAYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKIYORSUNUZ”
Dr. Ahmet Mehlepçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu eziyet yönetmeliğiyle bizi daha fazla değersizleştiriyor, meslek onurumuzu ayaklar altına alıyorsunuz. İzne çıkmayın, hasta olmayın, daha çok çalışın, daha az kazanın. Yaratığınız tükenmişlik sarmalı yüzünden gencecik meslektaşlarım canlarına kıyıyorlar, duymuyorsunuz. Hastalarımıza antibiyotik, ağrı kesici ,grip ilacı, mide ilaçlarını artık ödemiyoruz diyemiyorsunuz, yazarsanız aile hekiminin maaşından keseriz diye bizleri tehdit ediyorsunuz. Hem hasta ile bizi karşı karşıya bırakıyor, hem de gariban halkın sağlık hakkını gasp ederek, ekonomik krizin faturasını vatandaşlarımızın tedavisinden çıkarıyorsunuz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“3-4 AY İÇİNDE NE OLACAĞI ORTAYA ÇIKACAK”
Memişoğlu, buradaki hekimlere yaptığı konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mevzuatı çıkarttık. 3-4 ay içinde ne olacağı ortaya çıkacaktır. Ama şu anda biz bunu uygulayacağız. İncelesinler, görsünler. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu fark edecekler. Doktor adam zeki adamdır, pratik adamdır. İnşallah hep beraber üstesinden geleceğiz. Aynı zamanda 1. basamak, 2. basamak entegrasyonu yapmaya çalışıyoruz. Hastamıza gerekli zaman randevu alabilir hale getiriyoruz. Ama topluma da şunu ifade edeyim, aile hekimliği, kendilerinin danışacağı bir aileden bir hekim. Onun dediklerine göre hareket etmeleri gerektiğini toplumun bilmesi lazım.”
REKLAM
“AİLE HEKİMLERİNE ÇOK GÜVENİYORUM”
Aile hekimlerinin, hastalanmadan sağlığın korunacağını bilen, insanların sağlıklı kalması için uğraşan en önemli hekim olduğunu belirten Memişoğlu, topluma gereksiz ilacın, gereksiz tedavinin talep edilmemesi gerektiği mesajının verilmesine işaret etti.
Memişoğlu, “Hastalandıkları zaman 2. basamaklar, 3. basamaklar çok iyi. Ben size çok güveniyorum, aile hekimlerine. Onun için sizlerden de destek istiyoruz. İnşallah bunun üstesinden geleceğiz.” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da Isparta ziyaretinde, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında AK Parti İl Başkanlığının düzenlediği etkinliğe katılarak, gözünü bağlayıp bastonla görme engellilerin durumuna dikkati çekti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış mevsiminin iyice kendini belli ettiğini, özellikle yaşlıların, kalp rahatsızlığı olanların soğuk havalarda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Narin, şöyle konuştu: “Soğuk havada kan damarları büzülerek daralır. Bu da kan akışının azalmasına, dokulara daha az oksijen gitmesine yol açar. Tansiyon ve nabız yükselir, dalgalanmalar olur. Bu dalgalanmalar ve kalbe giden kanın azalması kalbin iş yükünü artırır.
Kalp sağlığına ciddi olumsuz etkileri olur, kalp krizi riski artar. Soğuklarda vücut ısısını koruyacak şekilde giyinerek kalbinizin daha az çalışmasını sağlayabilirsiniz.
Sıcak çay ve ya çorba gibi içecekler vücudunuzu ısıtacaktır. Kalp sağlığını güçlendirmek için egzersiz önemlidir. Ancak soğuk havalarda egzersiz yaparken dikkatli olun, aşırıya kaçmayın.”
“KALP SAĞLIĞI İÇİN STRES YÖNETİMİ ÖNEMLİ”
Doç. Dr. Narin, kalp krizi riskini artıran bir diğer faktör olan ‘kronik stres’ ile ilgili de önemli bilgiler verdi.
Kalp sağlığınızı korumak için stres yönetimi önemlidir. Düzenli egzersiz yapın. Egzersiz, stres hormonlarını azaltmaya ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur. Sağlıklı beslenin. Dengeli ve sağlıklı beslenme, kalp krizi riskini azaltmada önemli faktördür. Yeterli uyku uyuyun. Uyku, stres etkilerini azaltmada ve vücudun kendini onarmasında kritik rol oynar. Stresinizi yönetin. Meditasyon, yoga ve derin nefes alma gibi teknikler stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Unutmayın, stres yönetimi kalp sağlığınız için bir yatırımdır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zamanında doğumların böbrek sağlığı açısından önem arz ettiğini belirten Üstündağ, şöyle devam etti: “Böbreklerimizdeki hücrelerin gelişimi, anne karnında doğuma yakın tamamlanıyor. Doğduktan sonra yeni bir böbrek hücresi oluşturamıyoruz. Dolayısıyla tıbbi bir olumsuzluk, anne ve bebek sağlığını tehlikeye atacak bir durum yoksa bebeklerin zamanında doğumunun sağlanması böbrek hastalığının önüne geçmek için çok önemlidir. Doğumlar vaktinden önce olursa özellikle böbreğe zarar veriyor. Böbreklerin daha az nefronla (böbreğin en küçük yapısal birimi) doğmasına neden oluyor.”
REKLAM
Üstündağ, Türkiyede normal doğumun özendirilmesi için Sağlık Bakanlığı öncülüğünde önemli çalışmalar yapıldığını dile getirdi.
Anne ya da bebek sağlığını tehlikeye atmayacak durumların dışında yapılan erken sezaryenden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Üstündağ, şunları kaydetti: “Yakın zamana kadar Türkiyede sezaryen doğumlar yüzde 70 civarındaydı. Şu sıralar çok şükür yüzde 50lere kadar düştü. Ekim ayında bir seferberlik başlatıldı. Normal doğumu, zamanında doğumu özendirme seferberliği. Sağlık Bakanımız bu programı tanıttı. Temel amacın normal ve zamanında doğumları özendirmek olduğunu söyledi. Bu başarılabilirse ve erken doğumlar önlenirse bebekler daha sağlıklı böbreklerle dünyaya gelecektir. Böylece ileriki yıllarda böbrek hastalığı sayısının azalması sağlanabilecektir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son yapılan çalışma, kahvenin hayata yıllar eklemenin ötesinde, bilişsel işlevleri koruduğu ve yaşa bağlı hastalıklara karşı koruduğunu gösterdi.
Yeni araştırmanın yazarları Catia R. Lopes ve Rodrigo A. Cunha, “Kahve tüketimi, zararlı bir alışkanlıktan insan sağlığını gerçekten koruyan güvenli bir yaşam tarzına evrilerek derin bir değişime uğradı” açıklamasında bulundu.
Büyük ölçekli epidemiyolojik çalışmalar, orta düzeyde kahve tüketimi ile Parkinson, bazı kanserler ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalık risklerinin azalması arasındaki korelasyonları ortaya çıkardı.
Araştırmacılar, son verilerin kahve tüketiminin sağlık açısından çeşitli faydalara sahip olduğuna dair güçlü kanıtlar sağladığını söylüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kornea körlüğü tarih oluyor…
Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, ışığı odaklama ve gözü dış etkenlerden koruma görevine sahip, görme işlevinde büyük rolü olan, gözün eğimli saydam tabakası.
MİLYONLARCA KİŞİDE KÖRLÜĞE NEDEN OLABİLİYOR
Gözün en dıştaki şeffaf tabakası olan kornea, aynı zamanda dünya çapında on iki milyondan fazla kişide körlüğün nedeni.
Çevresel faktörlere karşı açık bir yapıya sahip olan bu doku, enfeksiyonlar, yaralanmalar ve alerjik reaksiyonlar nedeniyle hasar görebiliyor.
Bu tür hasarlar görme kayıplarına yol açabileceği gibi, ilerleyen evrelerde kornea nakli gibi ileri tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulmasına neden olabiliyor.
TÜRK UZMANLAR YENİ YÖNTEM GELİŞTİRDİ
Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Yıldırım, kornea hastalıklarının erken teşhis ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğini belirterek, keratokonus gibi genç yaşlarda görülen hastalıkların doğru müdahalelerle ilerlemesinin durdurulabileceğini ifade etti.
Ayrıca Prof. Dr. Yıldırım, kök hücre tedavileri ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde görme kaybı yaşayan hastalara umut olunduğunu vurguladı.

ERKEN TANININ ÖNEMİ
Prof. Dr. Yıldırım, keratokonus hastalığının özellikle genç erişkin bireylerde görülen ciddi bir sorun olduğunu ifade ederek, “Bu hastalık çocukluk çağında başlayabilir ve ilerleyerek düzensiz astigmatizma ile kalıcı görme kaybına yol açabilir. Erken tanı koyduğumuz hastalarda ‘vitaminli ışık tedavisi’ gibi yöntemlerle hastalığın ilerlemesini durdurabiliyoruz.” dedi.
KORNEA NAKLİNDE YENİ DÖNEM
Kornea naklinin ileri evre kornea hastalıklarında uygulandığını aktaran Prof. Dr. Yıldırım, günümüzde kullanılan modern tekniklerin başarı oranını artırdığını belirtti.
Prof. Dr. Yıldırım, “Artık dikişsiz ameliyat teknikleri ile astigmatizmanın artışını önleyebiliyor, hastaların görme seviyelerini yüzde yüzlere ulaştırabiliyoruz. Ayrıca, kornea hastalıklarının tedavisinde kök hücre uygulamalarının başarıyla kullanılmaktadır. Özellikle kimyasal yaralanmalarda ve kök hücre kayıplarında, hastanın sağlıklı gözünden ya da birinci derece yakınlarından alınan doku ile başarılı sonuçlar alıyoruz.” diye konuştu.
“KONTROLLERİ İHMAL ETMEMEMİZ GEREKİYOR”
Prof. Dr. Yıldırım, kornea hastalıklarının tedavisinde erken tanının ve düzenli takibin önemine vurgu yaparak, “Enfeksiyon ve keratokonus gibi hastalıkların erken teşhis edilmesi, kornea nakli gereksinimini ortadan kaldırabilir. Hastalarımızın düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

KORNEA BAĞIŞI VE GÖZ BANKALARININ ÖNEMİ
Kornea naklinin başarıyla uygulanabilmesi için organ ve doku bağışının hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Yıldırım şöyle devam etti:
Ülkemizde göz bankaları sistemi sayesinde hastaların ihtiyaç duyduğu kornea dokularına erişim daha düzenli ve hızlı bir şekilde sağlanabiliyor. Ancak bağış oranlarının artması, daha fazla hastanın görme yetisini geri kazanmasına olanak tanıyabilir. Özellikle kornea naklinin yüzde yirmilerin altına düşen görme kayıplarında etkili bir tedavi yöntemi olduğunu düşünürsek, organ bağışının yalnızca bir iyilik değil, birçok kişi için bir umut ışığı olduğunu unutmamalıyız.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOSİS
Sosisli sandviçlerde yarı pişirilmiş sosisler aslında sağlığımız için son derece tehlikelidir çünkü çiğ sosiste listeria bakterisi bulunur. Bu tehlikeli bakteri sindirim sistemini bozarak zehirlenmeye neden olabilir. Bu ihtimali ortadan kaldırmam tek yolu ise sosisleri iyi bir şekilde pişirmektir. Uzmanlar, sosisi çiğ bir şekilde tüketmekten kaçınmanız gerektiğinin altını çiziyor.

FASULYE
Çiğ fasulye, pişirilerek çıkarılması gereken zararlı tatsız bir toksin içerir. Kırmızı ve böbrek fasulyesi özellikle toksiktir, ancak diğer tipler de zehirlenme riski taşır. Fasulyeleri kaynatmadan içerisinde bulunan toksinler yok edilemez…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

MANYOK
Manyok, gelişmekte olan dünyada yarım milyardan fazla insan için temel bir diyet sağlayan önemli bir besindir. Ancak manyokun yanlış hazırlanmasının, akut zehirlenmelere, kısmi felce veya hatta ölüme neden olacak kadar zehirli olabileceğini unutmayın.

KARİDES
Karides çiftliklerde yetiştirilir. Enfeksiyonların, hastalıkların ve parazitlerin yayılmasını önlemek için, çiftçiler hayvanların yemini antibiyotiklerle pompalar ve suları pestisit ve fungisitlerle doldururlar. Klor da dahil olmak üzere büyük miktarda kimyasal katkı maddesi içine eklenir.

PATATES
Genel olarak, patates tamamen güvenli bir sebzedir. Patatesleri çok uzun süre aydınlık ve aşırı nemli bir ortamda bırakırsanız veya uzun süre bekletirseniz filizlenmeye başlayacaktır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prof. Dr. Varlı, proje adını İngilizce çevirilerinde world yerine earth kelimesini kullanmasının temelinde ekofeminist bir yaklaşımın olduğunun altını çizerek, “Doğanın yok edilişi ile cinsiyete dayalı yok edilişlerin tınısı, havada asılı kalan kokusu, yüreklere kazınan sızısı aynıydı çünkü” şeklinde tanımlıyor.

“KADIN İCRACILARIN VARLIĞINA…”
Bu albüm çalışmasının amacı ise göz ardı edilen geleneksel müzik icrasındaki enstrüman performanslarında kadın icracıların varlığına, eğitim olanaksızlıklarına dikkat çekmek olduğu kaydediliyor. Öte yandan amaçlardan biri de eğitimde ihtiyaç sahibi kadınlara albüm geliriyle el uzatmak…
Prof. Varlı projenin temel felsefesini; fırsatı ve gücü kendilerinde keşfeden kadınların dünyayı sanat yoluyla güzelleştirip yaşanır kılacaklarına, cinsiyetlerinden kaynaklı yaşadıkları dezavantajları Dünyayı (Earth) çalıp/söyleyerek ortadan kaldıracak gücü elde edeceklerine dair metaforik bir gönderme olarak açıkladı.

Varlı açıklamalarına, “19 Temmuz’da CD formatı elimize ulaşmışken, binlerce kadının çığlığı sardı yeryüzünü. Bir anlamda ağaçlar, orman, ormanın sahiplerinin yok oluşunun içine doğdu kolektif çalışmamız. Daha yeni elde ettiğimiz gelir albümde yer alan koca yürekli kadınlarımızın aklıyla yangın yerinde yerini buldu, bulmaya da devam edecek” diye ekledi.
GELİRİN BİR KISMI YANGIN BÖLGELERİNE
Diğer taraftan proje farklı bir alanda da etkisini gösterecek. 6 Ağustos itibariyle dijital platformlarda Lavanta, Leylak, Menekşe isimleriyle yerini alan ve sınırlı sayıda basılmış olan albüm çalışmasını edinmek isteyenlerden sağlanan gelir yangın bölgesinde evini barkını kaybeden ama konservatuvar hayallerinin de kül olmasına razı gelemeyecekleri gençlere ulaşacak.

Ancak albüm oluşumunda yola çıkarken asıl hedef; çalışmanın gelirlerinin Etnomüzikoloji Derneği ‘Şehvar Beşiroğlu Lisansüstü Eğitim Bursu’na aktarılmasına, etnomüzikoloji, müzikoloji, müzik performansı alanlarında yurt içi/yurt dışı lisansüstü eğitim yapmaya hak kazanmış ihtiyaç sahibi kadın öğrencilere burs verilerek kadınların sanat ve bilim alanında ilerlemeleri yolunda önlerine çıkan engelleri ortadan kaldırmak adına somut bir yola katkı vermek…
Albüm Orpheus Yapım’dan yayınlanırken 3 Cd’den ve geleneksel müzikte çalgılarıyla ön planda olan 36 kadın icracının performanslarından oluşuyor. Minik bir kitapçık ile dinleyicilere sunulan çalışma koleksiyonluk olma özelliğiyle dinleyicilerin beğenilerine sunuluyor.

Pandemi döneminde gerçekleşen bir çalışma olmasıyla da ayrı bir önem sahip olan albümün kayıt aşamalarında Türkiye’nin çeşitli illerinde birçok stüdyo sahibi stüdyolarını açmış olmasının yanı sıra, ev kayıtları ile de tam bir kolektif çalışmanın ürünü olan albümün tüm mix&masteringleri Doç. Ersen Varlı’ya ait…
Ayrıca Doğuş Varlı’nın editörlüğünü yaptığı ‘Kadınlar Dünyayı Çalıyor Söylüyor’ kitap çalışması da önümüzdeki aylarda raflarda yerini alacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güçlü antioksidan yapısı sayesinde hücresel hasara karşı vücudu korur. Mor lahana, C vitamini , antosiyaninler, karotenoidler, kaemprefol gibi flavonoid antioksidanları bünyesinde barındırır. Bu bileşenler vücudumuz için son derece faydalıdırlar.

Mor lahananın içinde sülfür bileşeni bulunur. Bu bileşen akne ve sivilcelerle mücadele eder. Vücuttaki iltihapla mücadele eder. Bunun için yiyebilir ya da cilde yansıyan iltihap var ise direkt olarak cilde de uygulanabilir.
Kalp krizi riskini azaltır. Buna etki eden şey ise lahanaya mor rengini veren flavonoid antioksidanlar olan antosiyanin içeriğidir. Düzenli olarak antosiyanin içeren gıdalar tüketmek, kalp krizi riskini %11-32 oranında azaltabilir.
Damar sağlığını korumaya da yardımcı olur. Düzenli tüketimi kan akışının kolaylaşmasına yardımcı olur.
Baş ağrısına birebirdir. Mor lahananın yaprağıyla başınıza kompres yaparak ağrıdan kurtulabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-Anti bakteriyel özelliği ile mikroplara karşı iyi bir doğal tedavi seçeneğidir.
-Kulaklarda meydana gelen enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilir.
-Derinin kollajen üretimini arttırarak daha sıkı bir cilde kavuşulmasına olanak verir.
-Boğazlarda oluşan ağrılarda ilaç tedavisine destek olabilir.
-Vücutta meydana gelen toksinleri atıcı özelliği ile bilinir.
-Ağız içerisindeki iltihaplarda iltihap sökücü olarak kullanılabilir.
-Mide kanserinde mide çeperini koruyucudur.
-Mide ülseri ve gastrit problemlerinde ilaç tedavisini destekleyici olarak tercih edilebilir.
-Yüksek antioksidan içeriği ile kanserli hücrelere karşı savaş açar.
-Sindirimi kolaylaştırıcı etkileri ile bilinir.
-Safra kesesi rahatsızlıkları için tercih edilebilir.
-Kalp ve damar hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra doğal bir terapi seçeneği olarak kullanılabilir.
-Menopozun etkilerini en aza indirir.
-Deri iltihabı tedavisinde etkili bir terapi yöntemidir.
-Mide kramplarına iyi gelir.
-Hem bedeni hem de ruhu sakinleştirici olarak tüketilebilir.
-Merhem şeklinde hazırlanarak ciltte meydana gelen yara, kesik ve yanıkların tedavisinde uygulanabilir.
-Basurun iyileşmesini sağlar.
-Meme kanseri yüzünden radyoterapi gören kişilerde olası cilt iltihaplarını engelleme özelliğine sahiptir.
AYNISEFA BİTKİSİ NASIL TÜKETİLEBİLİR?
Aynısefa bitkisinin en sık kullanım şekillerinden birisinin çay şeklinde demlenerek tüketilmesi olduğu söylenebilir. Sarı ya da turuncu renkli aynısefa çiçeklerinin kurutulması ve çay şeklinde demlenmesi ile tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi faydalarını içilmeye başlandığı ilk andan itibaren gösterebilmektedir. Aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla hazırlanacak olan çayın tavsiye edilen karışım oranı da bir bardak çay için bir çay kaşığı ölçüsünde kurutulmuş aynısefa çiçekleridir. Çayı hazırlama yöntemi olarak ise kurutulan yaprakların suya atılması ve yaklaşık olarak 15 dakika kadar kaynatıldıktan sonra ocaktan alınarak demlenmeye bırakılması olduğu söylenebilir. Demleme işleminin ardından doğrudan tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi çayı arzuya göre bal ya da limon ile tatlandırılabilir. Tüm bunların yanı sıra dileyen kişiler aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla bu bitkinin çiçeklerini salatalarında da kullanabilmektedir.

AYNISEFA BİTKİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Aynısefa bitkisinin faydalarını görmek isteyen kişilere bu bitkiyi çocuklar üzerinde kullanacaklarsa muhakkak haricen kullanmaları önerilmektedir. Cilt yaralanmaları konusunda açık yaraların üzerine doktor tavsiyesi olmadan sürülmemesi gereken aynısefa bitkisi papatya ailesinden olan bitkilere karşı herhangi bir alerjisi bulunan kişiler tarafından da tercih edilmemelidir. Aynısefa bitkisinin olası yan etkileri ise cilt yüzeyinde döküntü ve kızarıklık olarak kendisini göstermektedir.
AYNISEFA BİTKİSİNİ HAMİLELER KULLANABİLİR Mİ?
Hamilelerde ve emziren annelerde aynısefa bitkisinin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Hamile kalma konusunda çaba gösteren kişilerde de yine aynısefa bitkisinin tüketilmesinin riskli olduğu söylenebilmektedir. Aynısefa bitkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, diğer ilaçlar ya da diğer bitkiler ile etkileşimi konusunda net bir sonuç vermemektedir. Ancak diyabet hastası olanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda bu tür hastalarda çeşitli yan etkilere neden olabileceğinden ötürü diyabet sorunu ile mücadele eden kişilerin aynısefa bitkisini kullanmaya başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilmektedir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 AY BOYUNCA AÇ KARNINA…
Antiseptik ve tıbbı etkileri olan ılık limonlu suyun sağlık açısından çeşitli faydaları bulunuyor. 1 ay boyunca aç karnına ılık içilen limonlu suyun sağlığınıza olan etkilerini merak ediyorsanız işte cevapları…

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenik bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını önlemeye yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin yükselmesine yardımcı olur. Böylece grip gibi enfeksiyon hastalıklarından korunmanızı sağlar.
ROMATİZMAYI ÖNLER
Limonlu su ürik asidi eritmeye yardımcı olur. Böylece düzenli tüketildiğinde romatizma gibi hastalıklarının önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olur..
KARACİĞERE ENERJİ VERİR
Mide ekşimesi durumunda abir bardak içilen limonlu su rahatlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda limonlu su karaciğerdeki kalsiyum ve oksijen seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Karaciğere enerji vererek kuvvetlendirir.
KANSER RİSKİNİ AZALTIR
Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALOE VERA NASIL KULLANILIR?
Aloe Vera bitkisi iki şekilde kullanılır. Bunlardan biri ağız yolu ile diğeri ise cilde uygulanan şekildedir. Ağız yolu ile tüketilmesi vücudun sindirim, boşaltım ve sinir sistemine fayda sağlar, cilde uygulanarak tüketildiğinde ise cilt için şifa olmaktadır.
Aloe Vera bitkisinin dibinden bir yaprağını alın ve kökten uca doğru küçük küçük kırıklarla bitkiyi ayırın. İçerisinde bulunan jeli, ağız yolu ile veya cilde temas ile tüketebilirsiniz.

ALOE VERA BİTKİSİNİN FAYDALARI NELERDİR?

ALOE VERA NASIL YETİŞTİRİLİR?
Bahçe de yetiştirildiği gibi evde saksı içerisinde de kolaylıkla yetiştirebileceğiniz bir bitkidir Aloe Vera. Saksı dibinden sürekli yeni filizler verir. Bu filizleri kesip başka saksıya ekebilirsiniz. Bu çoğalmasını sağlayacaktır.
Aloe Vera bitkisi bol güneş ve hafif esinti alan yerleri sever. Özellikle akşam rüzgarını seven bu bitkinin en sevdiği mevsim İlkbahar mevsimidir. Hava sıcaklığı 10 derecenin altına düştüğünde dışarıya çıkarılmaması gerekir. Soğuk havadan çok kolay etkilenen bir bitkidir. Yaprakları ve kök kısmında ani donmalar ve bunun sonucu çürümeler görülebilir.
Aloe Vera çiçeğinin toprak değişimi yılda 1 kere sıcak ayların başlangıcı olan Nisan ayında yapılmalıdır. Humuslu ve mineral bakımından zengin toprakları seven aloe vera bitkisine, muhakkak gübre ve torf da ilave edilmelidir. Zengin ve besleyici toprak bitkinin kolaylıkla kendine gelmesini sağlayacaktır. Bitkinin saksısının en fazla bir numara büyük olması gerekir.
ALOE VERA YETİŞTİRİLİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN PÜF NOKTALAR…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamuru için:
Üzeri için:
YAPILIŞI
Derin bir kapta tozşeker ve sütü çırpın. Tereyağı, kabartma tozu, vanilya, un ve ayçekirdeğini ilave edin. Tüm malzemeyi iyice yoğurun ve ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Hamur parçalarını iki avucunuzun içinde ovalayarak, 10 cm uzunluğunda uzun şeritler hazırlayın. 3 adet şeridi yan yana koyarak, saç örgüsü şekli verin ve diğer hamurları da aynı şekilde hazırlayın. Daha sonra yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin ve üzerine yumurta akı sürüp, ayçekirdeği serpin. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sırt ağrısına ne iyi gelir evde çözüm?
Sırtım çok ağrıyor neden olabilir?
Şiddetli sırt ağrısına ne iyi gelir?
Geçmeyen sırt ağrısı neyin belirtisi?
SIRT AĞRISINA NE İYİ GELİR?
Sırt ağrısı günümüzde en çok yaşanan sağlık sorunlarından biridir. İş ve özel hayatımızı da etkileyen bu ağrılar genellikle geçici olsa da, bazı durumlarda haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebiliyor. Böyle durumlarda doktora görünmek dışında, evde yapabileceğiniz pratik yöntemler ile ağrılarınızı hafifletebilirsiniz. Peki, sırt ağrısının nedenleri nelerdir? Sırt ağrısına ne iyi gelir?
SIRT AĞRISININ NEDENLERİ
Sırt ağrısının nedenleri daha çok hareketsizlikten ve masa başı çalışmaktan kaynaklanır. Genellikle ağrılar hafif ağrı şekilde olabileceği gibi, yanma, uyuşma, boyun tutulması, bel ve kalçalara kadar yayınlan sızı şeklinde görülebilir.
İŞTE SIRT AĞRISININ NEDENLERİ:
-Hareketsizlik ve masa başında çalışma
-Ani hareket etme
-Soğuk algınlığı ve kas spazmı geçirme
-Ağır yük kaldırmak
-Duygusal stres
-Fazla kilolar
-Yanlış pozisyonda oturma
-Soğuğa maruz kalma
-Kalp hastalıkları
-Sindirim sistemi hastalıkları
-Kemik erimesi
-Böbrek enfeksiyonu
-Sırt bölgesindeki fıtıklar
-Hamilelik
-Ağır sırt çantaları taşımak (Özellikle gençlerde bu durum çok görülmekte.)

SIRT AĞRISINA NE İYİ GELİR?
Kronik sırt ağrıları çekiyorsanız mutlaka doktora başvurmayı unutmayın. Bunun dışında, çok şiddetli olmayan sırt ağrılarınızı hafifletmeye yardımcı olacak yöntemleri evinizde hazırlayabilir ve deneyebilirsiniz. İşte sırt ağrılarının tedavisinde uygulayabileceğiniz doğal tedavi yöntemleri…
SARIMSAK
Sarımsak sırt ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak en yararlı bitkidir. Her sabah aç karnına 2-3 diş sarımsak yiyerek ya da küçük hap şeklinde doğrayarak çiğnemeden su ile de yutabilirsiniz.
EPSOM TUZU
İngiliz tuzu olarak bilinen epsom tuzunun bilimsek adı magnezyum sülfattır. Çok geniş kullanım
alanı olan epsom tuzunun sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu tuz sayesinde,
strese ve gerginliğe bağlı sırt ağrılarından kurtulabilirsiniz. Duş aldıktan sonra, bir kovaya banyo sıcaklığında su doldurun ve içine 2 su bardağı epsom tuzu ekleyin ve karıştırarak erimesini sağlayın. Bu suyu ensenizden aşağı yavaş yavaş akıtın. Bunu haftada 2 defa tekrarlayın. Diğer yöntem ise; 2 litre sıcak suyun içine 1 yemek kaşığı epsom tuzu ekleyin ve karıştırın. Bu karışımın içine temiz bir havlu koyun ve sıkarak ağrıyan sırtınıza yerleştirin. Soğudukça bu işlemi tekrarlayın.
SOĞUK KOMPRESS
Buzluktan çıkaracağınız buz küplerini, temiz bir beze sararak sırt ağrılarınıza kurtulabilirsiniz.
Burada dikkat etmeniz gereken 10-15 dakikadan fazla tutmamak ve ara vererek işlemi gerçekleştirmeniz gerekir.

SIVI TÜKETİMİ
Vücutta oluşan sıvı kaybı, ağrıların sebebi olabilir. Bunun için günde 8-10 bardak su içmeliyiz.
ZERDEÇAL
Hindistan mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan zerdeçal, vücuttaki iltihaplanma ve ödemin
atılmasında en etkili yardımcılardan biridir. İçerisindeki etkin madde olan curcumin iltihap
önleyici olan doğal bir antioksidandır. 2 yemek kaşığı toz zerdeçal, 1 yemek kaşığı doğal süzme bal ile 2 yemek kaşığı ısınmış sütü karıştırıp bir macun hale getirin. Bu macunu sırt ağrılarınıza 8-10 dakikalık masaj uygulayın.
PAPATYA ÇAYI
Papatya çayı da sırt ağrılarınızdan kurtulmanızda etkili bir bitkidir. Günde 1 bardak papatya çayı
içerek vücudunuzdaki genel ağrı, bitkinlik ve yorgunmluk hissini atabilirsiniz.

KULLANICILARIN MERAK ETTİĞİ DİĞER SORULAR
Sırt ağrısına ne iyi gelir evde çözüm? Papatya, anason ve fesleğen çayları bu konuda etkili seçeneklerdir. Bitki çayları içerisindeki iltihaplanmaları azaltan içerikleri ve stresi de yok eden etkileri sayesinde farklı nedenlere bağlı olan sırt ağrılarına iyi gelir.
Sırtım çok ağrıyor neden olabilir? Sırt ağrısı, sırtımızda bulunan omurganın iki yanındaki kasların gerilmesi ile oluşur. Sırt ağrısına yol açan bu gerilmenin en büyük nedeni strestir. Normalde ”C” harfine benzeyen boyun omurgası düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır ve sinirler baskı altında kalır.
Şiddetli sırt ağrısına ne iyi gelir? Sarımsak sırt ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak en yararlı bitkidir. Her sabah aç karnına 2-3 diş sarımsak yiyerek ya da küçük hap şeklinde doğrayarak çiğnemeden su ile de yutabilirsiniz. alanı olan epsom tuzunun sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.
Geçmeyen sırt ağrısı neyin belirtisi? Geçmeyen Sırt Ağrısı Sırt ağrıları kimi zaman kas incinmesi gibi basit bir nedenle oluşabilir. Kimi zaman ise fibromiyaljiden osteoporoza kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilir. Bu nedenle, özellikle sabit bir bölgede ve sürekli devam eden sırt ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇ YAŞLARDA DA GÖRÜLÜYOR
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl tüm dünyada 500.000 yeni rahim ağzı kanseri olgusu tanı alıyor ve 250.000 kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor. Rahim ağzı kanseri özellikle geri kalmış ülkelerde görülen bir sağlık sorunudur. Genellikle 30-50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önüne geçmektedir.

HPV VE SİGARA KULLANIMI ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ
Serviks kanserinin gelişimimdeki en önemli risk faktörü HPV’dir. 100 den fazla tipi olan bu virüsün bazı tiplerinin kanser gelişiminde rol oynadığı tespit edilmiştir. HPV cinsel yolla bulaşır. Genital siğillere yol açtığı gibi hiçbir bulgu da vermeyebilir. Ayrıca sigara kullanımı da tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanseri için önemli bir nedendir.
RAHİM AĞZI KANSERİ BELİRTİLERİ:
1.Cinsel ilişki sonrası kanama
2.Adet dışı kanama
3.Kanlı akıntı
4.Pis ve kötü kokulu akıntı
5.Bel ve kasık ağrısı
PAPSMEAR TESTİ HASTALIĞIN KONTROLÜNDE ETKİLİ
Rahim ağzı kanseri, düzenli muayene ve tarama programları ile kontrol altına alınabilen, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Günümüzde bu kanserin taramasında kullanılan en yaygın yöntem PAPsmear testidir. Aktif cinsel yaşamı olan her kadının yılda bir kez düzenli olarak yaptırması gereken smear testi ile rahim ağzında henüz kanseri dönüşmemiş ancak kanserin ön lezyonları olan anormal yapılar tespit edilerek, hasta tam olarak sağlığına kavuşturulmaktadır. Ayrıca smear testine ek olarak yapılan HPV tarama testi de kanser gelişiminin önlenmesi acısından büyük öneme sahiptir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇLİK ETKİSİ SAĞLIYOR, KANSERDEN KORUYOR
* Dut, hem çözünür hem de çözünmez lif için ideal bir kaynaktır. Çözünür lif, kan şekerini kontrol etmeye ve zararlı kolesterol seviyelerini azaltmaya yardımcı olurken, çözünmeyen lif sağlıklı bir sindirim sistemi için gereklidir.
* 1 porsiyon dutta günlük lif ihtiyacının yüzde 20’si bulunmaktadır.
* Dut antosiyaninden zengin iyi bir antioksidan kaynağıdır. Antosiyanin anti-inflamatuar etkisi ile ağrıyı azaltıcı ve iyileştiricidir.

* İçeriğindeki resveratrol ile anti-aging kaynağıdır. Yapılan çalışmalar, resveratrolün kan basıncını düşürdüğünü ve kalp hastalığı riskini azaltabildiğini göstermektedir.
* Antioksidandan bu kadar zengin bir meyve aynı zamanda serbest radikallerle savaşan kansere ve yaşlanmaya karşı koruyucu etkiye de sahiptir.
* Dut meyvesi çok yüksek oranda C vitamini kaynağıdır. C vitamini bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve hasarlı dokuları onarmak için çok önemlidir.
* Özelikle kuru dut demir için günlük değerin yüzde 30’unu içerir ve bu sayede kansızlık yaşayanlar için harika bir kaynaktır.
* Demir içeriği sayesinde, vücudun oksijenden zengin kan hücrelerini taşımaya yardımcı olarak yorgunlukla da savaşmaktadır.
* Yine içeriğindeki kalsiyum; kemik ve diş sağlığı için faydalıdır.
DUT SEÇERKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
Beyaz dut; kırmızı ve karaduttan meyve olarak farklıdır. Yaprakları, tomurcuğu ve hatta lezzetleri de farklılık göstermektedir. Dut meyvesinin 20 ‘ye yakın türü vardır ve en bilinenleri, kırmızı ve beyaz duttur. Besin değeri açısından benzer olmakla birlikte içeriklerindeki etkin maddeler farklılık gösterebilmektedir. Özellikle beyaz dutun kanda yüksek mikrop oranının düşürülmesine yardımcı olduğu bilinmektedir. Kırmızı dutun ise yorgunluğa iyi gelen özelliği öne çıkmaktadır. Dut seçerken ezilmiş ve çürümüş olanlar tercih edilmemelidir. Mutlaka lezzetine bakıp, aşırı yumuşamamış dutlar seçilmelidir.
DONDURUCUDA SAKLAYABİLİR, KURUTARAK KIŞIN DA TÜKETEBİLİRSİNİZ
Dut, çok narin bir meyve olduğu için ezilmesini engellemek amacıyla sert bir saklama kabında muhafaza edilmelidir. Taze dut meyvesi yıkanmadan, buzdolabında 1-2 gün bekleyebilmektedir. Daha uzun süreli saklamak için derin dondurucu tercih edilmelidir. Çözünmesi için yemeden 4-5 saat önce dondurucudan çıkarmak gerekmektedir. Dut meyvesi daha uzun ömürlü olması amacıyla kurutarak, kuru dut haliyle serin bir yerde veya tercihen buzdolabında 1 yıla kadar muhafaza edilebilmektedir. Fazla ısı ve güneş ışığından uzak tutmak ömrünü uzatacaktır. Dutu yıkarken de akan musluk altında ezilmeyecek şekilde bir kabın içinde yıkamakta fayda vardır.
DİYABET VE BÖBREK HASTALARI İÇİN PORSİYON SINIRLAMASI OLMALI
Dut meyvesi C, A ve K vitamini, beta karoten, alfa karoten, lif, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve yüksek antioksidan içeriğine sahiptir.Aynı zamanda diğer meyvelere oranla demir içeriği daha yüksektir. Taze dutun 1 porsiyonu ortalama yarım su bardağı, kuru dutun 1 porsiyonu ise 1 çorba kaşığı kadardır. Herhangi bir hastalık ve kilo problemi olmayanlar günde 1 su bardağı taze dut veya 1 avuç kuru dut tüketebilir.
Dut meyvesinin glisemik indeksi yüksektir. Yani kan şekerini hızlı yükseltici etkisi vardır. Bu nedenle özellikle şeker hastalarının kontrollü tüketmesi gerekmektedir. Yanında kuruyemiş ya da süt ürünleri ile birlikte de tüketilmesi faydalıdır. Miktarı fazla kaçırıldığında özellikle karın bölgesinde yağlanma problemi yaratabilmektedir.Böbrek hastaları da özellikle kuru dutu potasyum içeriğinden ötürü kontrollü tüketmelidir.
BUNALTICI SICAKLARA SERİNLETİCİ TARİFLER
Taze veya kuru dut müslilerde tercih edilebilmektedir. Aynı zamanda meyve haliyle ya da dut reçeli olarak yoğurda karıştırıp tatlı ihtiyacı karşılanabilmektedir. Karadut suyu da tatlı ihtiyacını kesecek doğal, şifa deposu bir içecektir. Smoothie tariflerinde de tatlandırma amacıyla kullanılabilmektedir.
Yaz sıcaklarında serinlemek isteyenlere dut ile hazırlanabilecek lezzetli ve pratik bir smoothie tarifi;
MALZEMELER
1 bardak dondurulmuş veya taze karadut
2 avuç baby ıspanak ya da semizotu
1 yemek kaşığı ay çekirdeği
5 çiğ badem
Birkaç yaprak taze nane
200-250 ml. süt ya da badem sütü
Tüm malzemeler blenderdan geçirilerek sağlıklı ve lezzetli bir smoothie hazırlanabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çıkan tartışma büyüyerek kavgaya dönüşünce polis memuru H.Ş. yanındaki silahıyla 4 kişiye ateş etti. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. İş yerine gelen sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından yaralıları hastaneye kaldırılırken polis memuru H.Ş.’nin kaçtığı öğrenildi. Olayda yaralanan S.E. ve Y.A.E. kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken diğer iki yaralıdan birinin ise durumunun ağır olduğu öğrenildi. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON KİRA ARTIŞ ORANI NE OLDU?
Ekim ayı enflasyon (TÜFE) rakamları ile kasım ayı kira artış oranı da ortaya çıktı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre kira artış oranı Kasım 2024 için yüzde 62,02 oldu.

ARALIK KİRA ARTIŞ ORANI NE ZAMAN AÇIKLANACAK, YÜZDE KAÇ OLACAK?
3 Aralık günü TÜİK tarafından açıklanacak enflasyon oranı ile kira artışı da ortaya çıkacak.
Peki kira zammı nasıl hesaplanır?


KİRA ARTIŞ ORANI HESAPLAMA FORMÜLÜ
ÖRNEK HESAP
Mevcut Kira Bedeli: 10.000,00 TL
Örnek Artış Oranı: %25
Kira Artış Tutarı: 2.500,00 TL
Aylık Yeni Kira Tutarı: 12.500,00 TL
Yıllık Yeni Kira Tutarı: 150.000,00 TL

ENFLASYON BEKLENTİSİ BELLİ OLDU
Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile beklenti ortaya çıktı. Buna göre, geçen ay yüzde 1,96 olan kasım ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,01’e çıktı.

Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi de yüzde 43,11’den yüzde 44,81’e yükseldi.
TÜFE’de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 27,44’ten yüzde 27,20 gerilerken, 24 ay sonrası için yüzde 18,08’den yüzde 18,33’e çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarpışmanın etkisiyle B.A’nın kullandığı otomobil devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan devrilen otomobilin sürücüsü ile araçtaki M.E.B. ile E.A. sağlık ekiplerince Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kaza nedeniyle bölgede ulaşım bir süre kontrollü sağlandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara’da bir kişi, 2015’te sıfır araç satın aldı. Aracı kullanmaya başladığından itibaren elektrik bağlantısı kesilmesi, ateşleme arızası gibi sorunlar yaşayan araç sahibi, sorunun giderilmesi için aracı servise götürdü ancak bakımlarının yapılmasına rağmen araçtaki arızalar devam etti.

Araç sahibi, 2016’da, kullanımı esnasında aracın aniden yanması üzerine servisten aracın yenisiyle değiştirilmesi istemiyle dava açtı. Servis, araçta gizli ayıp olmadığını, servise getirildikten sonra araç üzerinde yapılan kapsamlı incelemede herhangi bir sistem arızasına veya soruna rastlanmadığını savundu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yakıt deposundan alınan numune üzerinde yapılan incelemede, “içerikte aseton tespit edildiğini” belirten servis, asetonun motor içerisindeki egzoz sıcaklıklarını artırdığını, ABS etrafında bulunması gereken braketin bulunmaması sebebiyle hidrolik ünite kablolarında yanmaya sebep olduğunu savunarak, davanın reddini talep etti.

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğu tespit edilen aracın yapılacak tamiratta değer kaybına uğrayacağı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verdi ve aracın yenisiyle değiştirilmesine hükmetti.

İstinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince reddedilen servis, kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, oy birliğiyle yerel mahkeme kararlarını onadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Henüz belirlenemeyen bir nedenle meydana gelen kazada, traktörün altında kalan M.D.’nin hayatını kaybettiği, köylülerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından tespit edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığının önemli görevlerinden birinin gençlere yurt hizmeti vermek olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye’de 2002’de 182 bin 258 yatak kapasiteli 190 yurt bulunuyorken; bugün 993 bin 720 yatak kapasiteli 862 öğrenci yurdu bulunduğu aktarıldı.
Bakanlığın, 2024-2025 eğitim öğretim dönemi için yurt başvurusunda bulunan her 100 öğrenciden 98’ini yurtlara yerleştirdiği, öğrencilerin sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinin ücretsiz karşılandığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barınan ve başvuru yapan öğrencilere bu yıl yaklaşık 20 milyar lira öğrenim kredisi ve 15 milyar lira da burs ödemesi yapılmıştır. Öğrenim kredisi geri ödemeleri, herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın, sadece alınan kredi üzerinden yapılmaktadır.
Bakanlık, öğrencilere burs/kredi ödemesinin yanında beslenme yardımı da yaparak bütçelerine katkıda bulunmaktadır. Yurt içindeki yurtlarda barınan öğrencilere sabah kahvaltısı için 55 lira, akşam yemeği için 110 lira olmak üzere toplam 165 lira, KKTC’deki yurtlarda barınan öğrencilere sabah kahvaltısı için 60 lira, akşam yemeği için 115 lira olmak üzere toplam 175 lira beslenme yardımı verilmektedir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ELİ VE YÜZÜ YANDI
Yaşadığı dehşet dolu dakikaları anlatan B.Ç; “arkadaşlarımla maç yaptıktan sonra fırına gittik. Burada bir süre sohbet ettikten sonra arkadaşlarımdan biri fırının içine girip tekrar çıktı. Bende merak edip içeri girince arkadaşlarım kapıyı üzerime kapattı. Açmak istesem de kapı açılmadı. Daha sonra fırın çalıştı ve dönmeye başladım. Sonra kapüşonumu kafama çekip ellerimi cebime soktum. Fırının ısısı artınca tekrar kapıyı açmaya çalıştım. Bu sırada elim ve yüzüm yandı” dedi.

“HASTANEDE ÜZERİME ÇAY DÖKÜLDÜ DE”
Bir süre sonra arkadaşlarının kendisini fırından çıkardığını ve hepsinin telaşlandığını belirten B.Ç; “Fırından çıkınca bir süre kendimden geçmişim. Arkadaşlarım hastaneye giderken beni ‘üzerime çay döküldü de’ diye tembihlediler. Bu olay nedeniyle bir kaç gün kendime gelemedim. Hastanede ellerimi ve yüzümü sardılar” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BANKALAR SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
İddiaya göre yaklaşık 7 ay önce; kentteki iki özel bankadan birinin ATM’lerine 42 bin 300 dolar, diğer bankanın ATM’lerine 3 bin 500 dolar yatırıldı. Banka görevlileri, yatırılan ABD dolarlarının sahte olduğunu tespit edince suç duyurusunda bulundu. Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü Mali Büro Amirliği ekipleri, operasyon için harekete geçti.
ŞAPKA, GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ VE MASKE
KOM ekipleri yaptıkları teknik ve fiziki çalışmada A.Ö., F.K., S.B. ve R.S.’nin anlaştıkları kişilerin hesaplarına ATM’lerden sahte dolar yatırdıkları, daha sonra dövizleri Türk Lirasına çevirip başka hesaplara havale yaptıkları saptandı. Polis, zanlıların ATM’lere para yatırdıkları sırada tanınmamak için şapka, güneş gözlüğü ve maske kullandıklarını tespit etti. 15 şüpheliye yönelik Adana merkezli Hatay ve Mersin’de çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

“KUMARDA KAZANDIM”
Operasyonda gözaltına zanlıların adreslerinde yapılan aramada sahte 100 dolarlık 183 banknot, 1 dolarlık 256 banknot, 5 liralık 36 banknot ile ruhsatsız tabanca ve 36 mermi ele geçirdi. Emniyette sorgulanan şüpheliler ifadelerinde; “Kumarda kazandım. Dolarları borçlumdan aldım, sahte olduklarını bilmiyordum” dediği öğrenildi. Zanlılardan 3’ü savcılıkta ifade verdikten sonra serbest kaldı. Adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 4 kişi tutuklandı, 8 kişi de adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UEFA Avrupa Ligi Puan Durumu 5. Hafta
Galatasaray, deplasmanda Hollanda ekibi AZ Alkmaar ile 1-1 berabere kaldı ve puanını 11’e yükseltti.
Fenerbahçe ise deplasmanda Çekya ekibi Slavia Prag’ı 2-1 yenerek puanını 8’e çıkardı.
Macaristan’da oynanan maçta Maccabi Tel-Aviv’e 3-1 mağlup olan Beşiktaş, 6 puanda kaldı.

Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray Avrupa’da Kaçıncı Sırada?
Güncel puan durumuna göre ligde Galatasaray 4, Fenerbahçe 15, Beşiktaş 22. sırada yer alıyor.
1 Lazio 13
2 Ath. Bilbao 13
3 E. Frankfurt 13
4 Galatasaray 11
5 Anderlecht 11
6 Ajax 10
7 Lyon 10
8 Rangers 10
9 Tottenham 10
10 FCSB 10
11 Ferencvaros 9
12 Man. United 9
13 Viktoria Plzen 9
14 Olympiakos 8
15 Fenerbahçe 8


16 R. Sociedad 7
17 Bodo/Glimt 7
18 Braga 7
19 AZ Alkmaar 7
20 Midtjylland 7
21 Roma 6
22 Beşiktaş 6
23 Porto 5
24 U.S Gilloise 5
25 Hoffenheim 5
26 Slavia Prag 4
27 PAOK 4
28 IF Elfsborg 4
29 Twente 3
30 Malmö 3
31 M. Tel Aviv 3
32 Karabağ 3
33 Ludogorets 2
34 Rigas Skola 2
35 Nice 2
36 Dinamo Kiev 0
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da yaşayan Cihan K. (44), kendisine psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını iddia ettiği eşi B.K.’den (39) boşanmak için dava açtı. Mahkeme, boşanma davası sürecinde eşinin kendisini telefonla arayıp küfür ve hakaretlerde bulunarak psikolojik şiddetini devam ettirdiği iddia eden Cihan K. için koruma ve tedbir kararı verdi.
İş insanı Cihan K., kendisine psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını iddia ettiği eşi B.K.’den boşanmak için dava açtı. Cihan K., boşanma davası sürecinde eşinin kendisini telefonla arayıp küfür ve hakaretlerde bulunarak psikolojik şiddetini devam ettirdiği iddiasıyla koruma ve tedbir başvurusunda bulundu. Ankara 9’uncu Aile Mahkemesi, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında Cihan K.’nin başvurusunu kabul ederek, koruma kararı verdi. Kararda, B.K.’nin 6 ay süreyle Cihan K.’nin yanına yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunmaması istendi. Tedbir kararının ihlali halinde B.K.’nin 30 güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağı belirtildi.
‘HAYATI ÇEKİLMEZ OLMUŞTU’
Cihan K.’nın avukatı Senem Yılmazel, 6284 sayılı kanunun amacının erkeklerin de kadınların da hem psikolojik, hem ekonomik, hem de fiziksel olarak korunması olduğunu belirterek, “Burada müvekkil maalesef hem psikolojik hem ekonomik şiddet görüyordu. Eşi ısrarla kendisini arayıp küfür, hakaret gibi davranışlarda bulunuyordu ve müvekkilim için artık hayat çekilmez hale gelmişti. Biz çekişmeli bir boşanma davası açtık. Davayı açarken tedbir kararı talep ettik. Bu tedbir kararının verilmesi için şiddet tehlikesi olması dahi yeterlidir. Yani herhangi bir delil sunmadan da mahkeme bu tedbir kararını verir” dedi.
Yılmazel, karşı tarafın 2 haftalık süresi içinde tedbir kararına itiraz ederek üst mahkemeye başvurduğunu ve mahkemenin itirazı reddettiğini belirterek, “Sürekli müvekkilimi arayıp küfrediyormuş. Müvekkilim kendisini engellediğinde de başkalarının telefonundan müvekkile hakaret küfürler edip, taciz ediyormuş, psikolojik olarak şiddet uyguluyormuş. Bu şekilde aslında mağdur olduğu için lehine bir karar verilmiş oldu. Müvekkil koruma kararını teslim almak için karakola gittiğinde orada pek çok kadın sırada bekliyormuş. Polis, ‘neden geldin’ demiş. Müvekkilim ‘ben de şiddet mağduruyum’ demiş. Orada bulunan kadınlar da şaşırmış. Biz 6 ay süreyle bir koruma kararı aldık. Dava hala devam ediyor. Daha sonra da bu fiiller devam ederse savcılığa suç duyurusunda bulunacağız ya da kararın uzatılmasını talep edeceğiz. Koruma kararını genelde biz kadınların lehine alırız. Burada bir istisnai durum olduğu için erkek lehine de koruma kararı almış oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KENDİMİ GÜVENDE HİSSETMİYORUM”
“Sapık ve pedofililerin bakışlarına maruz kalmaktan bıktım” diyen genç kız, “Kendimi güvende hissetmiyorum. Herkes pedofili, herkes sapık” ifadelerine yer verdi. Genç kızın videosu kısa sürede viral oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Azerbaycan Mingeçevir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veysel Eyyubov ile Sürekli Gelişim ve Bölgesel İnovasyonlar Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Asım Memmedov, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir’i ziyaret etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk ile Düzce Üniversitesi Uluslararası Ofis Koordinatörü Doç. Dr. Sibel Bayram da yer aldı.
Öğrenci değişim programları, ortak projeler ve iş birliği imkanları başta olmak üzere farklı konuların görüşüldüğü ziyaret, hediye takdimiyle sona erdi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>19 yaşındaki Dilara, hevesle başladığı işinde kendi şirketini kurmaya hazırlanıyor
ZONGULDAK – Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde bir mobilya atölyesinde çalışmaya başlayan 19 yaşındaki Dilara Demirer, tasarımdan montaja kadar tüm süreçleri öğrendi ve şimdi KOSGEB desteğiyle kendi mobilya şirketini kurmaya hazırlanıyor.
Karadeniz Ereğli ilçesinde öğrenim gördüğü lisedeki Çocuk Gelişimi Bölümü’nden mezun olan 19 yaşındaki Dilara Demirer, dayısının şirketinde çalışmaya başladı. Belen Sanayi Sitesi’ndeki atölyede önce çizim, tasarım öğrenmeye başlayan Demirer, bir yıl gibi kısa sürede mobilya tasarımı ve üretiminde uzmanlaşarak kendi işini kurma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
İşyerinin sanayi sitesinde olması sebebiyle ilk başlarda tereddüt ettiğini ancak kendisine güvenerek çalışmaya başladığını belirten Demirer, “Dayım işyerinde çalışabileceğimi söyledi. İlk başta tereddüt ettim ama güvenerek başladım. Müşterilerle ilgilenerek başladığım işte daha fazlasını öğrenmek istedim” dedi.
Atölyedeki ustaların işlerine olan ilgisi, Dilara’yı üretim süreçlerini öğrenmeye teşvik etti. Dayısının önerisiyle önce tasarım ve çizim aşamalarını öğrendiğini ifade eden Demirer, “Çizim, işimizin ilk adımı. Ofiste tasarım yapmayı öğrendikten sonra atölyeye geçtim. Ustalarımızdan işin detaylarını öğrendim” şeklinde konuştu.
Üretim sürecine dahil oldu
Çizimin ardından atölye işlerine katılan Demirer, bantlama, vida takma ve montaj gibi süreçlerde deneyim kazandı. İlk montaj deneyimini anlatan genç kadın, “İlk montaja gittiğimde sadece izliyordum. Zamanla taşımaya yardım etmeye başladım ve süreçlere dahil oldum” dedi.
“Sanayi sektörünü sevdim ve hedef belirledim”
Sanayide çalışmanın kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını belirten Demirer, “Bu sektörü çok sevdim. Gelişmiş CNC makineleriyle çalışmayı ve kendi işimi kurmayı hedefliyorum. KOSGEB girişimcilik desteği belgesini aldım. Yakında kendi atölyemi kuracağım” diye konuştu.
“Sokak hayvanları için de çalışmak istiyorum”
Demirer sadece iş dünyasında değil, sosyal projelerde de yer almak istediğini ifade etti. Dilara Demirer, “Sokak hayvanları için kulübeler yapmayı düşünüyorum” diyerek planlarını paylaştı.
“Kadınlar ve gençler ayakta durmayı bilmeli”
Sanayi sektöründe genç bir kadın olarak çalışmanın çevresinde şaşkınlıkla karşılandığını söyleyen Demirer, “Sanayide yaşıtım olan kimse yoktu. İnsanlar şaşırıyordu ama bu işi seviyorum. Kadınlar ve gençler kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeli. ‘Bu işi yapamam’ demek doğru değil. Sevgi ve hevesle her iş yapılabilir” sözleriyle motivasyon dolu bir mesaj verdi.
“Hiç pişman değilim”
Dilara Demirer, bu sektörde çalışmaya başlamaktan dolayı mutlu olduğunu ve hiçbir pişmanlık duymadığını vurguladı. Demirer, “Dayıma teşekkür ediyorum. Bana bu işi öğretti ve heves ettiğim her konuda destek oldu. Şimdi hedeflerime ulaşmak için daha fazla çalışıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep Büyükşehir BelediyesiUlaşım Daire Başkanlığında görevli 2 kadın otobüs şoföründen biri olan 2 çocuk annesi 42 yaşındaki Elif Atma, ev hanımı iken çalışmaya karar verdi. Otobüs şoförü olmak isteyen ve 11 yıl önce gerekli testlerden başarı ile geçince Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığında otobüs şoförü olarak göreve başlayan Atma, işini severek yapıyor. Çok sevdiği mesleğini yıllardır özveriyle yapan Atma, Gaziantep’in zorlu ve yoğun trafiğinde gün boyu otobüs ile Gaziantep halkına hizmet etmenin mutluğunu yaşıyor. Erkek mesleği olarak bilinen şoförlüğü 11 yıldır sorunsuz yapan Atma, her gün 10 saate yakın direksiyon sallıyor. Toplu taşıma sektöründe kadınların yer almasının önemine vurgu yapan Atma, hemcinslerine ilham olmayı hedefliyor.
“Halkla ilişkileri özellikle seviyorum”
Araç kullanmayı sevdiğini belirten Atma, “Bu işe başlamadan önce ev hanımıydım. Kadın şoför alınacak diye duymuştum. Bende başvuru yaptım ve kabul edildim. İşimi severek yapıyorum. Halkla ilişkileri özellikle seviyorum. İşimin zor tarafları elbette var. Ben onları bir tarafa bırakarak işime odaklanıyorum. Ailem bu işe başladığımda çok şaşırdı. Bu kadın işi değil. Genellikle erkek şoförler var. Sen nasıl yapacaksın diyenlerde oldu. İşe başladığımda tecrübem yoktu. Eğitim aldım ve şu anda işimi düzgün bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Biz Gaziantep genelinde şoför olan 2 kadından biri benim” dedi.
“Özellikle kadın şoför isteyen yolcularımız var”
Kadın yolcuların, kadın şoför istediklerini dile getiren Atma, “Vatandaşlar ilk çok şaşırdı. Fakat şu an herkes çok memnun. Özellikle kadın şoför isteyen yolcularımız var. Bizden çok memnunlar. Otobüs şoförlüğü zor bir iş olduğu için kadınlar bu işi yapmakta endişe ediyor. Bende onlara kadınlar her şeyi başarabilir diyorum. Ben gelecekte de işime devam edeceğim. Tüm kadınlara şoförlüğü tavsiye ediyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Darıca Belediyesi’nin Kişisel Gelişim ve Eğitim Merkezleri’nde (KİGEM) açtığı kurslarda eğitimleri sürüyor. Her mahallede bulunan KİGEM’lere gelen kadınlar, el beceri kurslarında eğitim görerek dikiş nakış ve mefruşat öğreniyor. Burada çeyizlik nakış ve benzeri işleri öğrenen kadınlar, bir taraftan çocukları için çeyiz hazırlarken diğer taraftan da yapmış oldukları ürünleri satarak aile bütçesine katkı sağlıyor.
Aynı zamanda sosyalleşen kadınlar, yıl boyunca öğrenerek ürettikleri el emeği göz nuru eserlerini sergileme imkanı buluyor. Kursiyerler birbirinden değerli ürünlerini satarak aile bütçelerine de destek oluyor. Darıca Belediyesi’nin kadınlara yönelik açtığı KİGEM EL Emeği Mağazası’nda satışa sunulan ürünler satıldığı anda ücretleri kadınların hesabına aktarılıyor.
El beceri kurslarıyla kadınların her zaman yanında olduklarını ifade eden Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, “Darıca Belediyesi olarak vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak ve taleplerini yerine getirmek en önemli önceliklerimizin başında geliyor. Kadınların, hayatın her alanında kendilerini geliştirmesi, ülkemizin aydınlık yarınlara yürüyüşünde büyük önem taşımaktadır. Darıca Belediyesi olarak bizler de bu anlayışla hareket ederek kadınları, sadece yılda bir gün değil her gün önemsiyor ve onların kendilerini daha iyi yetiştirip geliştirebilmeleri için çalışıyoruz. Projelerimizin merkezinde her zaman kadınlara öncelik veriyoruz. El beceri ve sanat kursları ile kadınların kendilerini daha iyi yetiştirebilmelerine katkıda bulunuyoruz. Kursiyerlerimiz yapmış oldukları ürünleri satarak, aile ekonomisine de yardımcı olabiliyorlar. Bütün kadınlarımızı aile merkezimize davet ediyorum. Kadınlara yönelik projelerimize daha fazla ağırlık vererek çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞenobaSpor Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya dinleyiciler zaman zaman eşlik etti.
Konseri, Uludere Kaymakamı Ekrem Ender Ergün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı İbrahim Halil Çiftçi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mikail Demirtaş da izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hayvan ve insan dokularını kullanan bilim insanları, hastalığa neden olan SARS-CoV-2 virüsünün RNA moleküllerinin, bağışıklık sisteminde kanser karşıtı özelliklere sahip özel bir hücrenin gelişimini tetiklediğini gözlemledi.
Bilim insanlarına göre, “uyarılabilen klasik olmayan monositler” veya “I-NCM’ler” diye bilinen bu özel hücreler kanser hücrelerine saldırıyor.
KANSER TEDAVİSİNDE KULLANILACAK
Araştırmacılara göre bu keşif, kanser tedavisi için yeni bir yol açıyor.
Bu hücreler, mevcut tedavilere dirençli kanserlerin tedavisinde kullanılabilir.
Şiddetli COVID-19 tarafından aktive edilen hücrelerin kanserle savaşmak için bir ilaçla uyarılabileceğini bulan bilim insanları, özellikle melanom, akciğer, meme ve kolon kanseri için yanıt gördüklerini kaydetti.

İLERLEMİŞ KANSER İÇİN UMUT
Araştırmanın henüz erken aşamalarda olmasına ve etkinliğinin sadece hayvanlarda incelenmesine rağmen bu yaklaşımın, diğer tedavilere yanıt vermeyen ilerlemiş kanserli hastalara fayda sağlamak için kullanılabileceğine dair umut verdiği aktarıldı.
Özel hücreler geliştirilerek geleneksel tedavi yöntemlerinden sonuç alamamış kanser hastaları için potansiyel olarak yeni bir yol oluşturabilir.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış aylarının vazgeçilmezi ıhlamurun fiyatı, artmaya başladı.
Trabzon’da aktarlık yapan Muharrem Kan, son günlerde ıhlamura çok talep olduğunu söyledi.
Kan “Şu anda ıhlamura talep patlama noktasında ama gelen müşteriler ıhlamurun fiyatını çok pahalı buluyor. Çok pahalı olmasının nedeni de, kimsenin artık toplamaması.” dedi.
“MADDİ OLARAK KURTARMIYOR”
Muharrem Kan devam eden açıklamasında ise “Trabzon’da herkesin mahallesinde hemen hemen birer ıhlamur ağacı vardır. Eskiden dedelerimiz hem şifa hem de güzel koksun diye bahçelere dikmişti. Artık günümüzde bir yevmiyeyi kurtarmadığı için kimse toplamıyor.
Akşama kadar bir kilo toplayamayacağını bildiği için herkes pek uğraşmıyor. Ihlamur bu sene kilosu bin 500 TL. Daha önce 600-700 TL civarındaydı.
Artık köylerde yaşayanlar yavaş yavaş çekildikçe, şehre geldikçe oralardaki ağaçlardaki ıhlamurlar pek toplanmıyor. Günümüzde ıhlamur dikeni hiç duymadım. Hep dedelerimizin diktiği ağaçlar mevcut. Ihlamur toplamak, işçilik ister zahmetli bir iş akşama kadar bir kilo zor toplanıyor.
Dolayısıyla maddi olarak pek kurtarmıyor. Ihlamuru genellikle 50 gramlık torbalar halinde 70-75 TL’ye satıyoruz. Geçen sene aynı torba 30-35 TL civarındaydı” ifadelerini kullandı.
IHLAMUR NASIL DEMLENMELİ
Ihlamuru normal çay demler gibi demlenmesi gerektiğine dikkat çeken Kan, “Eskiden ıhlamuru sobanın üzerinde saatlerce rengi kahverengiye dönene kadar kaynatılıp içilirdi. Aslında bu yanlış. Ihlamur normal çay demler gibi demlenecek. En fazla on dakika bekledikten sonra içilecek.
Ihlamura limon sıkılabilir güzel koksun diye karanfil atılabilir çubuk tarçın koyulabilir daha da faydalı olur. Ihlamur içildiği zaman vücuda ısı, canlılık veriyor. Isı sayesinde insan halsiz bitkin ise kendini daha güçlü hissediyor” diye konuştu.



Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kızamık özellikle çocukların üzerinde tahribat yaratan bir hastalık.
Uzmanlar, bu hastalığın iki doz aşı ile önleyebileceğini belirterek, aşıdan kaçılmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Daha fazla hayat kurtarmak ve bu ölümcül virüsün en savunmasızlara zarar vermesini engellemek için nerede yaşanırsa yaşansın, herkes için aşılar hayat kurtarıyor.
Türkiye’de de kızamığı hafife alarak aşı karşıtlığı yürütenlerin çocuklarının sağlığının tehlikede olduğuna dair açıklamalar yapılıyor.
KIZAMIK NASIL BULAŞIYOR?
Kızamık, yüksek oranda bulaşıcı bir hastalıktır ve genellikle hava yoluyla, enfekte bir kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşması sırasında yayılır. Kızamık virüsü, havada asılı kalabilir ve virüsle doğrudan temasta bulunan kişilerde hastalığa yol açabilir.
İşte kızamığın bulaşma yolları:
Hava yoluyla bulaşma: Kızamık virüsü, enfekte bir kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında havaya yayılan damlacıklar aracılığıyla bulaşır. Bu damlacıklar havada bir süre kalabilir ve yakın mesafede bulunan başka kişilere bulaşabilir.
Direkt temas: Virüs, enfekte kişinin burun akıntısı veya tükürüğüne temas edilen yüzeylerden de bulaşabilir. Bir kişi, bu tür yüzeylere dokunduktan sonra ağzına, burnuna veya gözlerine dokunursa virüs bulaşabilir.
BULAŞMA SÜRESİ
Bulaşma süresi: Kızamık virüsü bulaşıcıdır ve hastalık belirtisi göstermeden birkaç gün önce de bulaşabilir. Belirtiler başladıktan sonra ise, hastalık yaklaşık 4 gün boyunca bulaşıcı kalır.
Kızamık aşısı, bu hastalıktan korunmanın en etkili yoludur. Aşılı kişiler, kızamığa karşı çok daha güçlü bir bağışıklığa sahip olur.

KIZAMIĞIN BELİRTİLERİ NELER?
Kızamık, genellikle 10-14 gün süren bir kuluçka dönemi sonrasında ortaya çıkar ve birkaç aşamada belirti verir. Kızamığın belirtileri şunlardır:
İlk Belirtiler (Kuluçka Döneminin Sonunda):
Kızamığın ilk belirtileri, soğuk algınlığına benzer olabilir ve genellikle şunları içerir:
-Yüksek ateş (genellikle 38-40°C arasında)
-Öksürük (genellikle kuru ve sürekli)
-Burun akıntısı veya tıkanıklığı
-Gözlerde sulanma ve kızarıklık (konjonktivit)
-Boğaz ağrısı
-Vücut ağrıları veya halsizlik
-Işığa duyarlılık (fotofobi)
Bu belirtiler, genellikle kızamık enfeksiyonunun ilk birkaç gününde ortaya çıkar ve oldukça rahatsız edici olabilir.
Daha Belirgin Belirtiler (3-5. Gün):
Kızamık ilerledikçe, daha spesifik ve belirgin belirtiler ortaya çıkar:
Koplik lekeleri: Ağız içinde, özellikle yanakların iç kısmında küçük, beyaz-koyu gri noktalar (daha çok diş etlerinin yakınına) görülebilir. Bunlar kızamığın çok tipik bir belirtisidir ve genellikle hastalığın erken evresinde birkaç gün önce ortaya çıkar. Bu lekeler, kızamığın tanısını doğrulamada yardımcı olabilir.
Döküntü: Kızamığın en bilinen belirtisi olan döküntü, genellikle ateşin yükselmesinden birkaç gün sonra ortaya çıkar.
Başlangıçta yüzde (özellikle saçlı deri, alın ve kulak arkası) görülür. Ardından boyun, omuzlar, gövde ve kol gibi vücuda yayılır. Son olarak, bacaklar ve eller döküntüyle kaplanır. Döküntü, kırmızı, lekeli, kabarık ve birleşmiş şekilde görünür.
Genellikle döküntü 3-5 gün sürebilir, ardından hafifler.
Döküntü Sonrası Belirtiler:
Ateşin düşmesi: Döküntülerin ortaya çıkmasından sonra ateş genellikle düşer.
Yorgunluk ve halsizlik: Döküntüler geçtikten sonra hasta kişi genellikle halsizlik, bitkinlik ve düşük enerji seviyeleri hissedebilir.
Diğer Olası Belirtiler:
-İştah kaybı
-İshal (bazı hastalarda görülebilir)
KOMPLİKASYONLAR
Kızamık, genellikle hafif bir hastalık olarak başlasa da, özellikle çocuklarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir:
-Orta kulak enfeksiyonu (otitis media)
-Zatürre (pnömoni)
-Beyin iltihabı (ensefalit)
-Kızamık sonrası bağışıklık yetersizliği
Kızamığın belirtileri ve etkileri kişiden kişiye değişebilir, ancak genellikle çocuklarda daha şiddetli seyreder.

KIZAMIĞA YAKALANANLAR NE YAPMALI?
Kızamığa yakalanan bir kişi, genellikle hastalığın şiddetini hafifletmek ve başkalarına bulaştırmamak için dikkatli olmalıdır. Eğer kızamık şüphesi varsa ya da teşhisi konmuşsa, aşağıdaki adımlar takip edilmelidir:
Doktora başvurun
Kızamık, genellikle evde tedavi edilebilecek bir hastalık olsa da, özellikle yüksek ateş, şiddetli öksürük, zorlukla nefes almayı ya da diğer komplikasyon belirtilerini fark ederseniz mutlaka doktora başvurmalısınız. Doktorunuz, hastalığın seyrini izlemek için size önerilerde bulunabilir ve gerekirse tedavi planı oluşturabilir.
İzolasyon (Karantina)
Kızamık son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Bu yüzden;
Evde kalmak: Kızamık geçene kadar evde kalmak, hastalığın başkalarına yayılmasını önlemek için çok önemlidir. Kızamık, döküntüler ortaya çıkmadan birkaç gün önce bulaşıcı olabilir, bu yüzden başkalarından mümkün olduğunca uzak durmalısınız.
Eğitim veya çalışmaya gitmeme: Okul, iş yeri gibi toplu alanlara gitmemeniz önemlidir, çünkü virüs hızla yayılabilir.
Ateşi kontrol altına almak
Kızamık genellikle yüksek ateşe neden olur. Ateşi düşürmek için şunları yapabilirsiniz:
Bol su içmek: Vücudun susuz kalmaması için bol miktarda sıvı tüketmek önemlidir.
Ateş düşürücü ilaçlar: Doktorun önerisiyle parasetamol veya ibuprofen gibi ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Ancak aspirin kullanmaktan kaçınılmalıdır, çünkü bu bazı çocuklarda Reye sendromu gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Dinlenmek ve istirahat etmek
Kızamık, vücudu zayıflatan bir hastalıktır. Yeterli uyku ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırabilir ve bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasını destekler.
Gözleri koruma
Kızamık, gözleri etkileyebilir ve gözlerde kızarıklık, sulanma gibi şikayetlere yol açabilir. Gözleri korumak için;
Işığa duyarlılık nedeniyle loş ışıklı ortamda dinlenmek iyi olabilir.
Gözleri düzenli olarak temizlemek, özellikle sulanma varsa, enfeksiyon riski açısından önemlidir.
Ağız ve burun hijyeni
Öksürürken veya hapşırırken ağız ve burun kapalı tutmak: Bu, başkalarına bulaşmayı önler.
Ellerin sık sık yıkanması: Virüs, eller aracılığıyla başkalarına da bulaşabilir, bu yüzden sık sık ellerinizi sabunla yıkamanız çok önemlidir.

KOMPLİKASYONLARI İZLEYİN
Kızamık, bazı komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle aşağıdaki belirtiler görülürse hemen bir doktora başvurulmalıdır:
-Nefes almakta güçlük çekmek
-Şiddetli baş ağrısı, boyun tutulması veya nöbetler (beyin iltihabı belirtisi olabilir)
-Kulak ağrısı, işitme kaybı veya kulak akıntısı (orta kulak enfeksiyonu belirtisi olabilir)
-Karın ağrısı, kusma veya ishal
Bağışıklık durumu
Bağışıklık sistemi zayıf olanlar (örneğin bağışıklık baskılayıcı tedavi gören kişiler veya başka sağlık sorunları olanlar) daha fazla risk altındadır. Bu kişilerde kızamık çok daha ağır seyredebilir, bu yüzden hastalık belirtilerinin başladığı andan itibaren hemen tıbbi yardım alınmalıdır.
Aşı durumu
Eğer kızamık şüpheli veya kesinleşmişse, kişiye en kısa sürede kızamık bağışıklığı (aşı) olmayan kişilerle temas etmemesi gerektiği hatırlatılmalıdır. Ayrıca, aşısız kişilere, özellikle yakın temaslı çocuklara kızamık bulaşmaması için dikkat edilmelidir.
KIZAMIK SONRASI YAPILACAKLAR
Kızamık geçtikten sonra kişi birkaç hafta boyunca halsizlik hissedebilir, bu yüzden iyileşme sürecinde fazla zorlanmamak önemlidir. Ayrıca, bağışıklık sistemi henüz güçlenmemişse daha fazla dinlenmek iyi olacaktır.

KIZAMIK İKİ DOZ AŞI İLE ÖNLENEBİLİYOR
Kızamık hastalığının iki doz kızamık aşısıyla önlenebileceği belirtilen raporda, 2023’te 22 milyondan fazla çocuğun ilk doz kızamık aşısını kaçırdığı kaydedildi.
İKİNCİ DOZU ALMAYANLAR OLDU
Raporda, “Küresel olarak yetersiz aşılama kapsamı, vakalarda artışa neden oluyor. Geçen yıl dünya genelinde çocukların tahminen yüzde 83’ü ilk doz kızamık aşısını olurken, yalnızca yüzde 74’ü önerilen ikinci dozu aldı.” ifadeleri kullanıldı.
“EN BULAŞICI VİRÜSLERDEN BİRİ”
Kızamığın en bulaşıcı virüslerinden biri olduğuna işaret edilen raporda, kızamık salgınını önlemek ve toplumları bu virüsten korumak için her ülkede 2 doz kızamık aşısının yüzde 95 veya daha fazla oranda uygulanması gerektiği vurgulandı.

GEÇEN YIL 57 ÜLKEDE SALGIN YAŞANDI
Aşılama kapsamındaki küresel boşluklar sonucunda 57 ülkede 2023’te büyük veya yıkıcı kızamık salgını yaşandığı bildirilen raporda, “Salgın, Amerika kıtası hariç tüm bölgeleri etkiledi. DSÖ’nün Afrika, Doğu Akdeniz, Avrupa, Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik bölgelerindeki vakalarda önemli artış yaşandı. Tüm büyük veya yıkıcı salgınların neredeyse yarısı Afrika bölgesinde meydana geldi.” ifadeleri kullanıldı.
VAKA SAYISI YÜZDE 20 ARTTI
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2023’te dünya genelinde tahminen 10,3 milyon kızamık vakası görüldüğünü ve vakalarda bir önceki yıla göre yüzde 20’lik artış kaydedildiğini bildirdi.
DSÖ ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) kızamık hastalığına ilişkin yeni raporunu yayınladı.
HAYAT KURTARAN AŞI
Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, kızamık aşısının son 50 yılda diğer tüm aşılardan daha fazla hayat kurtardığını hatırlattı.
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sivilceler genellikle cilt yüzeyinde görülen zararsız oluşumlardır ancak bazı durumlarda tehlikeli hale gelebilirler.
Aşağıdaki durumlarda sivilceler bir sağlık sorununa işaret ediyor olabilir ve bir dermatolog veya doktora başvurmak faydalı olabilir:
AĞRILI VEYA İLTİHAPLI SİVİLCELER
Sivilceler derin, ağrılı ve irin içeriyorsa bu tür sivilceler kist ya da nodül tipi sivilceler olabilir ve tedavi gerektirebilir.
KALICI VE YAYGIN SİVİLCELER
Sivilceler uzun süre geçmiyor, sürekli yayılıyor veya tedavilere rağmen artıyorsa bu durum hormonal bir dengesizlik, özellikle polikistik over sendromu (PCOS) gibi bir hastalıkla ilişkili olabilir.
CİLT ALTINDA SERT KİTLELER
Eğer sivilceler büyük, cilt altında sert ve çıkıntılı kitleler oluşturuyorsa bu durum kistik akne veya nodül olabilir ve tedavi edilmezse iz bırakabilir.

ATŞE VEYA ŞİŞLİK İLE BİRLİKTE OLUŞAN SİVİLCELER
Ciltteki enfeksiyon yayılırsa ateş, bölgesel şişlik veya kızarıklık gibi sistemik belirtiler görülebilir. Bu durumda bir doktora başvurmak önemlidir.
İZ BIRAKAN SİVİLCELER
Sivilceler sürekli iz bırakıyorsa bu durum cildin alt katmanlarına kadar inen hasarlardan kaynaklanıyor olabilir. Derin sivilceler ve iz bırakan türler tedavi edilmezse kalıcı izler oluşturabilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sultanbeyli’de yaşayan 33 yaşındaki Cüneyt ve 31 yaşındaki Sezer Öcal, henüz 20’li yaşlarında diyalizle tanışmak zorunda kaldı.
Her şey, ağabey Cüneyt’in kasık fıtığı ameliyatı öncesi yapılan kontrollerde böbreklerinde sorun olduğunu öğrenmesiyle başladı. Genetik bir hastalık olan Alport sendromu teşhisi konulan Cüneyt, ilaç tedavisine başlasa da olumlu sonuç alamadı. Diyalize girmeye direnç gösterse de sonunda mecbur kaldı.
Ağabeyinin sağlık sorunları, Sezer’in de kendi sağlığını kontrol ettirmesine vesile oldu ve iki yıl sonra ona da aynı teşhis kondu. Böylece iki kardeş, her diyaliz seansında birbirlerine iyileşeceklerine dair sözler vererek bu zorlu sürece birlikte göğüs germeye başladı.
Bir gün Kocaeli Şehir Hastanesi’nden gelecek bir kadavradan böbrek bağışı umuduyla bekleyen kardeşler, nakil için listede biri asil, biri yedek olarak yer aldı. Nakil sırasında birbirlerine sürekli “Önce sen böbreği al” diyerek fedakarlık yapmaya çalışsalar da doku uyumu mucizesi, İstanbul’a getirilecek böbrekler onlara umut ışığı oldu.
Gece saatlerinde Kocaeli’den getirilen böbrekler, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla Cüneyt ve Sezer’e nakledildi. Kardeşler, böylece yıllardır bekledikleri sağlığa aynı anda kavuştu.

“SABIRLA BEKLEDİK”
19 Ekim’deki böbrek naklinin ardından taburcu edilen Cüneyt ve Sezer Öcal kardeşler, yaşadıkları zorlu süreci ve yeni hayatlarına dair duygularını anlattı.
Ağabey Cüneyt, lise mezuniyetinin ardından kısa bir süre iş hayatına adım atsa da hastalığı nedeniyle çalışmayı bırakmak zorunda kaldığını belirtti. Hastalık öncesi oldukça aktif bir yaşamı olduğunu dile getiren Cüneyt, yıllarca hastanelerle sınırlı bir hayata sıkışıp kaldığını söyledi. Üstelik bu zorlu sürece kardeşi Sezer’in de aynı hastalığa yakalanması eklenince hayatları daha da zorlaşmıştı. Cüneyt, kendi sağlığını bir kenara bırakıp kardeşine moral vermeye çalıştığını ifade ederek,
O dönemde kardeşime destek olmaya çalıştım. Pozitif düşünmesi gerektiğini, bu günlerin geçeceğini söyledim. Hep birbirimize güç verdik, birlikte vakit geçirip pozitif kalmaya çabaladık. Sabırlıydık, bir gün iyileşeceğimize inanıyorduk
dedi.
Cüneyt, hayatlarını kurtaran organ bağışçısının ailesine başsağlığı dileyerek ekledi: “Burada bize adeta bebek gibi baktılar. Ben en çok su içmeyi özledim; eve gider gitmez kocaman bir damacanadan su içmek istiyorum.”
Sezer Öcal ise ablasının teşvikiyle doktora gittiğinde ağabeyiyle aynı sendroma sahip olduğunu öğrendiğini anlattı. Hastalığın başlarda hiç belirti göstermediğine dikkat çeken Sezer,
Yıllarca umutla bekledim ve beklediğimiz mucize gerçek oldu. Nakilden sonra adeta yeni bir hayata başladım. Artık nefessiz kalmıyorum, yorgunluk hissetmiyorum, ayaklarımda şişlik yok. Su içmek ise bambaşka bir hismiş; 10 yıldır bu kadar rahat su içememiştim.
diyerek sağlığına kavuşmanın sevincini dile getirdi.

“ORTAM BAYRAM HAVASINA DÖNDÜ”
Öcal kardeşlerin nakil sürecini anlatan Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Hasan Fehmi Küçük, kardeşlerin Bakanlık tarafından gönderilen aday listesinde yer aldığını belirtti. Nakil sırasında damarsal problemlere karşı bir yedek aday belirlenmişti. Prof. Dr. Küçük, “Listede ilk sırada Cüneyt vardı. Ancak odaya girdiğimizde Cüneyt ve Sezer’in birbirlerine ‘Böbreği ben değil, sen al’ diyerek fedakarlık yaptığını gördük.” dedi.
Tam o sırada sistemden ikinci böbreğin de doku uyumuyla kendilerine bırakıldığını öğrenince büyük bir sürpriz yaşandı. Prof. Küçük, “Cüneyt ve Sezer birbirlerine böbreği ikram ederken, ‘İkinci böbreği de size takacağız’ dediğimizde ortalık bayram yerine döndü.” diyerek o anları paylaştı.
Prof. Dr. Küçük, her iki kardeşe birden nakil yapılabileceğini öğrenmenin büyük bir mutluluk ve nadir bir şans olduğunu ifade ederek, “Bir kadavradan aynı anda iki kardeşe uyumlu böbrek bulmak mucizevi bir olay. Bu başarıyla nakli gerçekleştirdik.” dedi.
Hastaneyi “ikinci evleri” olarak gören kardeşlerin artık taburcu edildiğini belirten Prof. Küçük, Alport sendromuna dair açıklamalarda da bulundu:
Alport sendromu genetik bir hastalık ve çeşitli komplikasyonları var. Bizim en çok odaklandığımız ise böbrek yetmezliğiydi. Bu sorunun çözümü için böbrek naklini gerçekleştirdik.
“ORGAN BAĞIŞINA DUYARLILIK ARTMALI”
Prof. Dr. Küçük, Türkiye’de birçok insanın organ nakli umuduyla beklediğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Organ nakli bekleyen yalnızca böbrek hastaları değil; karaciğer, akciğer ve kalp bekleyen hastalarımız da var. Böbrek hastaları için diyaliz gibi bir geçici çözüm mevcut olsa da, karaciğer, akciğer ve kalp yetmezliği durumlarında aciliyet çok daha yüksek. Ülkemizde yapılan nakillerin çoğu canlı vericilerden sağlanıyor. Ancak, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan kadavra bağışlarını artırmamız büyük önem taşıyor. Bu konuda toplumun daha bilinçli ve empatiye açık olması, pek çok insanın hayatını kurtarabilir.”
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burdur’da, alkollü direksiyon başına geçen arkadaşının kullandığı aracın yoldan çıkarak takla attığı kazada ağır yaralanan Fatma Sude Uran’ın, tedavi gördüğü hastanede 8 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti.
Fatma Sude Uran’ın ailesi tarafından bağışlanan organlarından kalbi, böbrekleri ve karaciğeri nakledilmek üzere alındı.
“SON BİR YILDIR DURUMUM AĞIRLAŞMIŞTI”
Genç kızın kalbi, doğuştan kalp yetmezliği bulunan 2 çocuk babası Mehmet Yıldırım’a 21 Kasım’da, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid başkanlığındaki ekip tarafından nakledildi.
Hayatının büyük bir bölümünü hastanelerde geçirdiğini söyleyen Mehmet Yıldırım, “Hastalık doğuştan beri var ama son bir yıldır durumun ağırlaşmıştı. Nakil olabilmek için Gaziantep’ten Antalya’ya taşındım. Şu an burada yaşıyorum ve benim için çok yorucu bir süreçti. Solunum problemi çekiyordum. Ömrüm hastanelerde geçti. Gaziantep’te tedavi görüyordum. Acilen nakil olmam gerektiği söylendi.” dedi.
“ARTIK DAHA GÜZEL BİR YAŞAM BENİ BEKLİYOR”
Nakil haberini aldığında tarifsiz duygular yaşadığını belirten Mehmet Yıldırım, “Akdeniz Üniversitesi ilk tercihim oldu. Hocalarımıza güveniyordum. Akşam saatlerinde beni hastaneye çağırdılar. Nakil olacağımı söylediler. Farklı bir duygu. Çok heyecanlandım. Çok şükür kurtuldum. Ben gelirken çocuklarım uyuyordu. Benim nasıl olduğumu merak ediyorlarmış. Allah, bütün organ bekleyenlerin yardımcısı olsun. Herkes benim gibi sağlığına kavuşsun.
Şu anda hastane sürecim çok iyi gidiyor. Hocalarımız ve hastane çok iyi. Bundan sonra daha iyi olacak. Artık daha güzel bir yaşam süreci beni bekliyor. Eskiden bir yere gidemiyordum, koşamıyordum, spor yapamıyordum. 13 ay kalppiliyle yaşadım. Bazen pil sıkıntılarım oluyordu. Artık olmayacak.” diye konuştu.

“KALP VE AKCİĞER NAKLİNDE HIZLI OLMAK GEREKİYOR”
Prof. Dr. Ömer Bayezid, “Burdur’da bir trafik kazasından sonra beyin ölümü gerçekleşen hastanın yakınları organ bağışında bulundu. Bizim bekleyen bir hastamız vardı. Fakat hasta 90 kilo, organ sahibiyse 45 kiloydu. Kalp naklinde vücut metrekare uyumu gerekir. Yani küçük bir kalp, iri bir insana olmaz.
Bunun üzerine 10 yıldır kalp bekleyen Mehmet Yıldırım’ı çağırdık. Daha önce de 2 kez nakli için çağırmıştık. Ama yapamadık, şimdiyse nakli gerçekleştirdik. Kalp naklinde 5 saati geçirmemeniz gerekiyor. Diğer organların saati daha uzun ama kalp ve akciğer naklinde hızlı olmak gerekiyor. Ekibimiz gitti ve kalbi Burdur’dan aldı.
Ameliyat 4 saat sürdü. Hastamız çok iyi durumda. Yoğun bakımda tedavisi devam ediyor. Bir hafta kadar yoğun bakımda kalacak. Organ reddine karşı güçlü ilaçlar veriyoruz. 3 hafta da serviste yatacak. Ardından taburcu edeceğiz.” dedi.

“KALP HASTALARI NAKİL BEKLERKEN HAYATINI KAYBEDİYOR”
Organ bağışı sayılarına dikkati çeken Prof. Dr. Bayezid, “Sağlık Bakanlığı listesinde yaklaşık 1600 hasta var. Bunlardan 350’si Akdeniz Üniversitesi’nde bekliyor. Bu oldukça büyük bir sayı. Türkiye’de yılda 3 bin nakil yapılması gerekiyor ama bağış olmadığı için bu sayı çok düşük kalıyor.
Şimdi bir böbrek hastası bir yakınından böbrek alabilir ama kalp hastalarının böyle bir şansı yok. Kalp hastaları nakil beklerken hayatını kaybediyor. Tek şansları nakil olmak. Organ bağışı sayılarının artırılması gerekiyor. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın yaşama yeniden döndüğünü görmedik.” diye konuştu.
Mehmet Yıldırım’ın kardeşi Yunus Yıldırım da “Ağabeyim nakil oldu. Çok şükür kurtuldu. Bundan sonra yeni hayatına başlayacak. Ailecek çok mutluyuz.” dedi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalın bağırsaklar için “vücudumuzun ikinci beyni” tanımı kullanılıyor. Bu da organın önemini ortaya koyuyor.
Kanserden kaynaklanan ölüm oranlarına baktığımızda da kolon kanseri türü, ilk sıralarda geliyor.
Ancak bu kanserin de sonuçlarını, alınacak önlemlerle gidermek mümkün.
KALIN BAĞIRSAK KANSERİ NEDİR?
Kalın bağırsak kanseri, diğer adıyla kolorektal kanser, kalın bağırsağın iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz şekilde büyüyüp tümör oluşturmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür.
Kalın bağırsak kanseri genellikle kolon (kalın bağırsak) veya rektumda (kalın bağırsağın son kısmı) başlar.
Tüm dünyada oldukça yaygın olan bu kanser, erken teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksek bir hastalıktır.
Peki, kalın bağırsak kanserini önlemek mümkün mü? İşte detaylar…
ÖNLEMLER, KANSERİ YOK EDEBİLİR
Kalın bağırsaklar için vücudumuzun ikinci beyni deniyor. Bu da öneminin ortaya koyuyor. Kanserden ölüm oranlarına baktığımızda da kolon kanseri türü, ölümle sonuçlanan kanserlerin başında geliyor. Ancak bu kanseri de alınacak önlemlerle gidermek mümkün…
POLİPLER, KANSERİ TETİKLİYOR
Hemen hemen her kanser türünü önlemenin yolu erken teşhis ve tedaviden geçiyor.
Uygulanan doğru tedavi yöntemleri, kolon kanseriyle de baş etmenize yardımcı olabilir. Bağırsak kanserlerinin oluşum ve tedavi sürecini, Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Nihat Okçu anlattı.
Okçu, poliplerin vücutta kanser riskini tetiklediğine, poliplerin en sık kalın bağırsakta daha sonra ise mide ve nadiren olsa da ince bağırsakta oluştuğuna dikkati çekti.
Kalın bağırsak kanserlerinin yüzde 90 oranında polipler üzerinde geliştiğinin altını çizen Prof. Dr. Okçu, poliplerin zamanında tespit edilmesi, tanısının koyulması ve tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Bu sayede kalın bağırsak kanserini önlemek mümkün bir hale geliyor.
Prof Dr. Okçu ayrıca, “Kalın bağırsak kanserleri dünyada çok sık görülmektedir. Dünya genelinde en sık görülen 10 kanser türü sıralamasında üçüncü sırada yer almaktadır. Ölüm sebepleri arasında ise kalın bağırsak kanseri ikinci sıradadır.” diye konuştu.
DIŞKIDA KAN GÖRENLER DİKKAT
Hastalığın klinik belirtileri olabiliyor ancak asıl tespit, kolonoskopi sayesinde yapılıyor.
Okçu, “Bunlar arasında hastanın dışkısında kan görmesi, son zamanlarda dışkı alışkanlıklarında olan değişiklikler ve bağırsak düzensizliği olabilir.” ifadelerini kullandı.

“YAŞ” OLDUKÇA ÖNEMLİ
Ailede kalın bağırsak kanseri olan kişiler, riskin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Prof. Dr. Okçu, “Ailesinde kalın bağırsak kanseri olan kişiler, kronik iltihaplı hastalıklar, genetik sendromları bulunan hastalarda polip riski yüksektir.” dedi.
Ayrıca yaş faktörü de oldukça önemli. Kolon kanseri riski 50 yaşından sonra artıyor ve toplumun yüzde 25’inde görülebiliyor.
KOLONOSKOPİ KRİTİK ÖNEME SAHİP
Okçu açıklamasının devamında, “60 yaşın üzerinde bu oran yüzde 30, 70 yaşın üzerinde ise yüzde 70’e dayanıyor. Bu nedenle 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır.” şeklinde konuştu.

Peki, kolon kanserinin genel belirtileri nelerdir?
BELİRTİLERİ
Kolon kanseri belirtileri başlangıçta hafif olabilir ve kolayca gözden kaçabilir. Ancak ilerleyen dönemlerde şu belirtiler gözlemlenebilir:
Bağırsak alışkanlıklarında değişimler
Uzun süreli ishal, kabızlık ya da dışkı kıvamında incelme gibi değişiklikler.
Dışkıda kan:
Rektal kanama veya dışkıda kırmızı veya koyu renkli kan.
Karın ağrısı ve kramplar:
Sürekli karın ağrısı, gaz ve kramp.
Açıklanamayan kilo kaybı:
Diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın hızlı kilo kaybı.
Yorgunluk ve halsizlik:
Özellikle bağırsakta kan kaybına bağlı olarak gelişen anemi sonucu oluşan yorgunluk.
İştah kaybı:
Özellikle ileri evrelerde görülen iştahsızlık.

TANI
Kolorektal kanserin teşhisinde aşağıdaki yöntemler kullanılır:
Kolonoskopi:
Kalın bağırsağın iç yüzeyini incelemek için en sık kullanılan yöntemdir.
Biyopsi:
Şüpheli dokudan alınan örneğin mikroskop altında incelenmesi.
Gaitada gizli kan testi:
Dışkıda kan olup olmadığını kontrol eder.
BT ve MR:
Kanserin yayılma derecesini belirlemek için kullanılır.
TEDAVİ
Kalın bağırsak kanserinin tedavisi; kanserin evresine, hastanın genel sağlık durumuna ve kanserin yayılımına göre değişir:
Cerrahi:
Kanserli dokunun alınması için yapılan cerrahi müdahale, erken evrelerde en etkili tedavi yöntemidir.
Kemoterapi:
Kanser hücrelerini yok etmek veya büyümelerini yavaşlatmak için ilaç tedavisi.
Radyoterapi:
Radyasyon kullanılarak kanserli hücrelerin yok edilmesi.
Hedefe yönelik tedavi:
Kanser hücrelerindeki belirli özelliklere yönelik ilaçlarla yapılan tedavi.
İmmünoterapi:
Bağışıklık sisteminin kanserle mücadele etmesini sağlayan ilaçlar kullanılır.
Kolorektal kanserin erken evrede tespit edilmesi, tedavinin başarısını önemli ölçüde artırır. Özellikle 50 yaş ve üstü bireylerin düzenli tarama testleri yaptırması önerilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Keneler, göçmen kuşları parazitleyerek binlerce kilometrelik mesafeleri katedebiliyor.
Tarihsel olarak, ulaştıkları bölgelerde uygun iklim koşulları olmadığı için hayatta kalamıyorlardı.
İKLİM KRİZİNE DİKKAT ÇEKİLİYOR
Ancak iklim krizinin neden olduğu ısınma, bu durumun değişmesine yol açıyor.
Özellikle tropikal türlerin kuzey bölgelerde tutunma olasılığı yükseliyor. Bu da yeni kene kaynaklı hastalıkların ortaya çıkma riskini beraberinde getiriyor.
University of Southern Mississippi’den Dr. Shahid Karim, “Eğer tropikal kene türleri, daha önce hayatta kalamadıkları bölgelerde yaşamaya başlarsa, taşıdıkları hastalıkların da yayılması mümkün hale gelir.” açıklamasında bulundu.
HIZLA DEĞİŞEN COĞRAFİ DAĞILIM
Keneler, insanlar ve evcil hayvanlar için hastalık taşıyan etkili vektörlerdir.
Örneğin, 2017 yılında New Jersey’de tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi, kısa sürede 14 eyalete yayıldı.
Georgia Southern University’den Dr. Lorenza Beati, “Küresel ısınma, göçmen egzotik kenelerin kuzeydeki destinasyonlarında daha uygun koşullar yaratıyor. Eğer uygun iklim koşulları uygun konakçı hayvanlarla birleşirse, bu türlerin yerleşim şansı artacaktır.” dedi.

GÖÇMEN KUŞLAR ÜZERİNDE ARAŞTIRMA
Bilim insanları, göçmen kuşlarla kenelerin taşınmasını incelemek için Meksika Körfezi’nin kuzeyinde altı farklı noktada ağlar kurdu.
Yakalanan kuşlar, fiziksel durumları kontrol edilerek üzerlerinde kene olup olmadığına bakıldı. Tespit edilen keneler, türlerinin ve taşıdıkları mikroorganizmaların belirlenmesi için DNA analiziyle incelendi.
Araştırmada 15 bine yakın kuş incelendi ve yalnızca 164 kuşta toplam 421 kene bulundu. Ancak analiz edilen kenelerin yüzde 81’i yalnızca dört türe aitti.
Ayrıca kısa mesafe göçmenlerinin, uzun mesafe göçmenlerine göre daha fazla kene taşıdığı görüldü.
YENİ HASTALIK RİSKİ ARTIYOR
Kenelerin taşıdığı bakteriler de araştırmaya dahil edildi. En yaygın bulunan Francisella bakterilerinin, kenelerin işlevselliğine yardımcı olduğu düşünülüyor.
İkinci en yaygın bakteri türü ise bazı türleri insanlarda hastalıklara yol açabilen Rickettsia olarak belirlendi.
Ancak bu bakterilerin istilacı kene türleriyle insanlara bulaşıp bulaşmayacağı henüz bilinmiyor.
Dr. Karim, kene kaynaklı hastalıkların yayılma riskine karşı bireylerin kene bulunan bölgelerde yürüyüş sonrası kendilerini kontrol etmeleri ve böcek kovucu kullanmaları gerektiğini vurguladı.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pankreasın insülin üretiminden sorumlu hücrelerinde zamanla meydana gelen bozulmalar, insülinoma adı verilen nadir tümörlere yol açabiliyor.
Çoğunlukla iyi huylu olan bu tümörler, kan şekeri seviyesini düşürerek bayılma veya nöbet gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.
MEVCUT YÖNTEMLER YETERSİZ KALIYOR
Uzmanlara göre, bu tümörler genellikle küçük boyutlarda oldukları için tespit edilmeleri oldukça zor.
Hollanda’daki Radboud Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Martin Gotthardt, geçmişte cerrahların tümörleri bulabilmek için pankreasın tamamını kesmek zorunda kaldığını belirterek, “Tümörün yeri bilinmiyorsa, cerrahlar ameliyat sırasında pankreası karış karış arardı.” diyor.
Ancak günümüzde, tümörün yeri tespit edilemediği durumlarda hastalar ameliyat edilmiyor, çünkü doktorlar, pankreasın tamamını çıkarmak istemiyor.
ÇÖZÜM GİLA CANAVARI’NDAN GELDİ
Gotthardt ve ekibinin Journal of Nuclear Medicine dergisinde yayımlanan araştırması, bu sorunu çözmek için sıra dışı bir yöntem öneriyor: Gila canavarı.
ABD ve Meksika’da yaşayan bu zehirli kertenkele, pankreas tümörlerini tespit etme konusunda büyük bir potansiyele sahip.
Daha önce diyabet tedavisinde kullanılan, kertenkelenin tükürüğündeki bir protein, pankreastaki reseptörlere bağlanarak insülin üretimini artırıyor.
Bu bulgudan yola çıkan bilim insanları, aynı proteinin insülinomaları tespit etmek için kullanılabileceğini araştırdı.

YENİ YÖNTEMLE YÜKSEK BAŞARI ORANI
İlk çalışmalarda, bu proteine eklenen radyoaktif bir molekül tümörleri saptamayı başarsa da düşük kan şekeri ve mide bulantısı gibi yan etkilere yol açtı.
Ancak Gotthardt ve ekibi, molekülü değiştirerek bu yan etkileri büyük ölçüde ortadan kaldırmayı başardı.
69 hastada yapılan testlerde, yeni yöntemle tümörler yüzde 95 başarı oranıyla tespit edildi. Mevcut tarama yöntemlerinin başarı oranı ise yalnızca yüzde 65 civarında.
Tümörler belirlendikten sonra cerrahi müdahaleyle hastaların pankreasından başarıyla çıkarıldı.
HASTALAR TAMAMEN İYİLEŞTİ
Araştırmanın başyazarı Marti Boss, “Yeni taramanın diğer tüm taramaların yerini alabileceğine inanıyoruz.” dedi.
Boss, bu yöntemle ameliyat edilen hastaların tamamının tamamen iyileştiğini vurgulayarak ekledi:
Bazıları onlarca yıldır bu tümörlerle yaşıyordu; ancak ameliyat sonrası tüm hastalar normal hayatlarına dönebildi.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kalp krizi, genellikle kalbe kan taşıyan damarların tıkanması sonucu ortaya çıkar.
Bu durum, kalp kasının oksijen alamamasına ve hasar görmesine yol açar.
Kalp krizini tetikleyen başlıca nedenler şunlardır:
KALP KRİZİNİ TETİKLEYEN NEDENLER
1. Koroner arter hastalığı
Kalp krizinin en yaygın nedeni, koroner arterlerin ateroskleroz (damar sertliği) nedeniyle daralması ve tıkanmasıdır. Ateroskleroz, damarların iç duvarında plak birikimiyle oluşur.
2. Hipertansiyon (Yüksek tansiyon)
Sürekli yüksek kan basıncı, kalp damarlarına zarar verir ve tıkanıklık riskini artırır.
3. Sigara kullanımı
Sigara, kan damarlarında plak birikimini hızlandırır ve kan pıhtılaşma riskini artırır.
4. Diyabet
Yüksek kan şekeri seviyeleri, damarların yapısını bozarak ateroskleroz gelişimini hızlandırabilir.

5. Kolesterol seviyelerinin yüksekliği
LDL (kötü kolesterol) seviyelerinin yüksek ve HDL (iyi kolesterol) seviyelerinin düşük olması, damar tıkanıklığına zemin hazırlar.
6. Stres
Aşırı stres, kan basıncını artırabilir ve kalbin üzerindeki yükü yükseltebilir. Ayrıca ani stres durumlarında kalp ritmi bozuklukları tetiklenebilir.
7. Fiziksel aktivite eksikliği
Düzenli egzersiz yapmamak, kalp-damar hastalıkları riskini artırır.
8. Obezite
Aşırı kilo, yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerine katkıda bulunur.
9. Genetik yatkınlık
Ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü olan bireylerde risk daha yüksektir.
10. Alkol tüketimi
Aşırı alkol tüketimi, kan basıncını ve trigliserit seviyelerini yükseltebilir.
11. Ani ve şiddetli fiziksel yüklenme
Özellikle altta yatan kalp rahatsızlığı olan kişilerde, ani ve yoğun fiziksel efor kalp krizini tetikleyebilir.
12. Uyuşturucu kullanımı
Kokain ve amfetamin gibi maddeler, ani damar spazmına veya tıkanıklığa neden olabilir.
13. Hormonal faktörler
Özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen seviyelerinin düşmesi, kalp krizi riskini artırabilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tip 2 diyabetin kontrolü ve tedavisinde kullanılan metmorfinin kan şekeri üzerindeki etkilerine değinen Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet hastalarıyla yapılan çalışmalardan örnekler vererek uygulanan tedavi sonuçlarını değerlendirdi. Tip 2 diyabet hastalarının sadece yüzde 15-20’sinde kardiyovasküler veya böbrek hastalığının olduğunu belirten DeFronzo, böbrek yetersizliği ve kalp yetersizliğinin birlikte olduğu ve birbirini etkilediği kardiyorenal metabolizma sendromunda kombine tedavi uygulamalarının önemini vurguladı.
REKLAMÜLKEMİZDE DİYABETLİ ORANI NEDEN YÜKSELİYOR?
Ülkemizde ve dünyada diyabet artışının nedenlerinin sorulduğu Dr. DeFronzo, “Diyabetin artışının başlıca nedenleri arasında genetik yatkınlık, obezite, fiziksel aktivite eksikliği ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının olmaması yer alır. Özellikle fast food tüketiminin artması, işlenmiş gıdaların yaygınlaşması ve şekerli içeceklerin tüketimi, insülin direncinin artmasına ve dolayısıyla diyabetin yaygınlaşmasına yol açmaktadır” diye konuştu.
ÇOCUKLAR VE GENÇLERDE DİYBET ARTIŞI
Çocuklar ve gençlerde diyabetin artışının, obezite oranlarının yükselmesi ve hareketsiz yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu vurgulayan Dr. Ralph A. DeFronzo, “Ayrıca genetik faktörler ve çevresel etmenler (örneğin beslenme alışkanlıkları) de önemli rol oynamaktadır. Erken yaşta başlayan insülin direnci, diyabetin gelişiminde belirleyici bir faktördür” uyarısında bulundu.
SAĞLIKLI YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ TEŞVİK EDİLMELİ
Dünya genelinde diyabetin önlenmesi için alınabilecek önlemleri değerlendiren DeFronzo, “Diyabetin önlenmesi için sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri teşvik edilmelidir. Bu, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kilo kontrolü ve düzenli sağlık taramaları ile sağlanabilir. Ayrıca toplumda diyabet farkındalığını artırmak ve eğitim programları düzenlemek de önemlidir” diye konuştu.
REKLAMERKEN TEŞHİS VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER DİYABETİN ETKİLERİNİ AZALTABİLİR
Dr. Ralph A. DeFronzo, “Diyabetin gelecekte tamamen ortadan kalkması mümkün olabilir mi?” sorusu üzerine “Diyabetin tamamen ortadan kalkması, zorlu bir hedeftir ancak erken teşhis ve önleyici tedbirlerle hastalığın etkileri azaltılabilir. Genetik faktörler nedeniyle bazı bireyler risk altında olsa da yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin gelişimi önlenebilir veya geciktirilebilir” yanıtını verdi.
DİYABET İLAÇLARI DOKTOR GÖZETİMİNDE KULLANILMALIDIR
Son yıllarda en çok tartışılan konuların başında gelen diyabet ilaçlarının zayıflama yöntemleri ve üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Ralph A. DeFronzo, bu ilaçların mutlaka hekim gözetiminde olması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Diyabet ilaçları, özellikle GLP-1 agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri, kilo kaybı üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Ancak bu ilaçların kullanımı, doktor gözetiminde olmalıdır. Yan etkileri arasında gastrointestinal rahatsızlıklar, hipoglisemi ve böbrek sorunları yer alabilir. Bu ilaçların obezite tedavisinde kullanımı, dikkatli bir değerlendirme ve bireysel sağlık durumu göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.”
Dr. DeFronzo’nun diyabet alanındaki çığır açan çalışmaları, insülin direnci ve metabolik sendromun diyabet üzerindeki etkilerini anlamak için temel bilgiler veriyor. DeFronzo, bireylerin sağlık durumlarına yönelik kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirmenin kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Engin Gülal’ın plaket takdim ettiği Dr. Ralph A. DeFronzo, akademisyenlerle beraber hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avustralya İletişim Bakanı Michelle Rowland, parlamentoya Çevrim İçi Güvenlik Yasası’nda değişiklik yapılmasını öngören tasarıyı sundu. Rowland, “Bu reform, gençleri korumak ve ebeveynlere onların yanında olduğumuzu göstermek için yapılıyor” dedi.
Bakan Rowland, düzenlemenin sorumluluğu çocuklara veya ebeveynlere değil, sosyal medya platformlarına yüklediğini de belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prof. Dr. Ahmet Özkara, Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Prof. Dr. Binnur Şimşek, Prof. Dr. Çağatay Öztürk, Prof. Dr. Erdal Karaöz, Prof. Dr. Erdem Koçak, Prof. Dr. Erden Ertürer, Prof. Dr. Halil İbrahim Canter, Prof. Dr. İhsan Yılmaz, Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, Prof. Dr. Nebil Yıldız, Prof. Dr. Oğuz Acar, Prof. Dr. Pelin Kaynak, Prof. Dr. Rıfat Eralp Ulusoy, Prof. Dr. Tevfik Ecder, Doç. Dr. Ali Baran Budak, Doç. Dr. Batur Gönenç, Doç. Dr. Birkan İlhan, Doç. Dr. Murat Zor, Doç. Dr. Ömer Kays Ünal, Op. Dr. Ayça Ergan Şahin, Op. Dr. Ece Gürol Kars, Op. Dr. Miraç Turan, Uzm. Dr. Muhsin Doran, Uzm. Dr. Refik Cihnioğlu, Psk. Belgin Arslantaş, Dt. Bora Murat ve Dr. Hamid Aydın tarafından kaleme alınan kitaptaki makaleler, 50 yaş üstü erkeklerin kalp, böbrek, karaciğer, göz ve prostat sağlığı için pek çok başlıkta önemli bilgiler veriyor.
REKLAM
İşte “50 ve Ötesi Erkekler İçin Gerçek Reçeteler” kitabından tavsiyeler…
GENÇ KALARAK YAŞLANMAK MÜMKÜN MÜ?
Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz: Günümüzde pek çok ülke, kök hücre tabanlı hücresel tedavileri longevity, anti-aging ve yaşlanmayı geciktirme ya da yavaşlatma amacıyla araştırma aşamasında sürdürüyor. Son zamanlarda, eksozom adı verilen ve kök hücreler tarafından salgılanan nanopartiküllerin, yani içerisine birçok büyüme hormonu ve yararlı molekül barındıran çok küçük nano topçukların yaşlanmaya karşı olumlu etkileri üzerine bilimsel çalışmalar yayımlandı. Eksozom teknolojisi, tıbbın geleceği olarak, birçok bilim insanı tarafından büyük bir umutla takip ediliyor. Kök hücrelerle birlikte ya da tek başına kullanıldığında yaşlanmaya karşı olumlu etkiler sunduğuna dair bilimsel çalışmalar hız kesmeden devam ediyor.
REKLAMADIM ADIM CİNSELLİK: HER YAŞTA SAĞLIKLI BİR YAŞAM
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Miraç Turan: 50 yaş sonrası erkeklerde cinsellik, yaşla birlikte değişen bir deneyimdir. Hormonal değişiklikler ve sağlık durumları, libido ve performansı etkileyebilir. Ancak bu dönem iletişim ve anlayışla zenginleştirilebilir. PRP, kök hücre, ESWT gibi yenilikçi tedaviler ve düzenli egzersiz, enerjiyi ve kan dolaşımını artırabilir. Partnerinizle açık diyaloglar kurmanız cinsel yaşamınızı canlandıracak yeni yollar keşfetmenize yardımcı olabilir. Cinsellik, yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edilmeli ve uyum sağlanarak keyifli bir şekilde yaşanmalıdır.
ADIM SAYISINA DİKKAT!
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu: Araştırmalar günde 5 bin adım üzeri yürüyenlerde kalp hastalıklarının azaldığını gösteriyor. Yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin haricinde; ağırlık kaldırmak, cross-fit gibi kas gücünü arttırabilecek egzersizlerin de kalp ve damarları için faydalı olduğu biliniyor. Yine de bu yüksek yoğunluklu egzersizler için doktorunuza danışmanızı öneririm. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda, dikkatli olunması gereken dövüş sporları ve düşme riski olan sporların kanama ve morarma gibi sorunlara yol açabileceği ve tedbir alınması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Ayrıca kalbinde kapatılmamış deliği olanların, tüplü dalışlarda vurgun yeme riskinin olabileceğinin akılda tutulması gerekir.
İLERİ YAŞ İLE GELEN KORKULAR
Psikiyatri Uzmanı Dr. Refik Cihnioğlu: 50’li yaşlar hayatımızda yeni bir evreye geçtiğimiz dönemdir. İnsanlar her yeni aşamada uyum problemleri yaşamışlardır ama her zaman da hızlı bir şekilde uyum sağlamayı başarabilmişlerdir. Kaygı ve korkularımız genelde kendiliğinden sönümlenme eğilimindedir. Ama uzun sürmesi çok yıpratıcı olabilir. Eğer bu sürecin çok yorucu olduğunu düşünüyorsanız yardım alma konusunda tereddüt etmemenizi öneririm. Bu süreçte sizinle yürüyecek bir destek her zaman iyi gelir ve kaygıları paylaşmak üstünüzdeki yükü hafifletir.
KRONOLOJİK YAŞA DEĞİL, BİYOLOJİK YAŞA ODAKLANIN
İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Birkan İlhan: Yaşla beraber hipertansiyon, diyabet, kalp ve beynin damarsal hastalıkları gibi kronik hastalıkların ortaya çıkma riski artmakta olup bu kronik hastalıklar biyolojik yaşlanmayı da hızlandırır. Ancak bu hastalıkların ortaya çıkmasında yaşam tarzının etkisinin çok büyük olduğu da unutulmamalıdır. Bir insanın 50’nci yaş gününde sigara ve alkol alışkanlığı varsa bırakarak yeni bir egzersiz programını yaşamına dahil etmesi kendisine vereceği en güzel ve paha biçilmez hediye olacaktır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>M çiçeği virüsünü ele almak üzere DSÖ’nün Acil Durum Komitesi’nin bugün toplandığını kaydeden Ghebreyesus, “Komite bana, M çiçeği virüsü vakalarındaki artışın uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu oluşturmaya devam ettiğini bildirdi. Bu tavsiyeyi kabul ettim” ifadelerini kullandı.
Ghebreyesus, bu kararın, vakaların artan sayısına, coğrafi yayılımına, sahadaki operasyonel zorluklara, ülkeler ile ortaklar arasında tutarlı bir yanıt oluşturma ve bunu sürdürme ihtiyacına dayandığının altını çizdi.
REKLAM
DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, virüsten etkilenen ülkelere müdahalelerini artırma ve salgını sona erdirmek için uluslararası topluma da dayanışma çağrısında bulundu.
DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti.
M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk sinemasının en sert ve gerilim dolu filmlerinden biri olarak tanımlanan ‘Barda’, 17 yıl sonra günümüz gerçekleriyle yeniden yorumlayan filmin yönetmeni Hande Türkel görüşlerini paylaştı.

Kült hale gelmiş bir filmi, 17 yıl sonra yeniden yorumlayan Hande Türkel, ‘Barda’ hakkında ‘Şiddet hayatın içinde olduğu sürece sinemada da var olacak. Spesifik tek bir olay değil ne yazık ki yaşadığımız dünyada sürekli olan olaylar örgüsünü anlatıyoruz. İçeriği gerçek hayatı yansıttığı için de sert’ şeklinde açıklamada bulundu.
REKLAM‘İLK KEZ BİR SETTE ‘KESTİK’ DEDİKTEN SONRA KİMSENİN KIPIRDAMADAN KAYITTAN ÇIKTIĞINI GÖRDÜM’
Çekim ortamı ve atmosferi hakkında detaylar paylaşan Hande Türkel; “En önemlisi izleyicilere izlediğinin gerçek olduğunu hissettirmekti. Bu yüzden çekim ortamını oyuncular için içine kapatıldıkları ve çıkamayacakları bir yer haline getirdik. Oyuncuları kurduğumuz dünyaya inandırdık ve onlarda bana teslim oldular. Bundan sonrası akışa güvenmek oldu’ dedi. Ekip olarak oyunculara ve onların içinde oldukları duygulara saygı duyduklarının altını çizen Türkel ‘İlk kez bir sette kestik dedikten sonra kimsenin kıpırdamadan konuşmadan sadece kayıttan çıktığını gördüm . O duygu hiç kesilmedi hiç bozmadan ikinci plana geçtik” dedi.

Oyuncuların müthiş bir sinerji yakaladığından bahseden Hande Türkel; “Filmi beğenmeye bilirsiniz ama sadece oyunculuk performanslarını izlemek için izlemelisiniz’ şeklinde konuştu.
Filmin oyuncu kadrosunda; İdris Nebi Taşkan, Melisa Berberoğlu, Cem Söküt, Burak Can Doğan, Alperen Aldanmaz, Melissa Değer, Yalım Danışman, Alperen Çavdar, Doğa Yiğit, Ender Hacımustafaoğlu, Hilmi Ahıska, Kıvanç Baran Arslan, Berkan Şal, Ertan Saban, Fatih Al, İlker Kızmaz, Ejder Özkarslıgil yer alıyor.

Geçmişin günümüze kıyasla masum kaldığı, eskisinden daha vahşi, daha karanlık, daha acımasız sosyal çevremizde, dokunsak patlayacak gibi duran toplumsal kutuplaşmaların tam ortasında, şehrin bambaşka bir yerinde bambaşka bir barda, tüm kabuslarınızın ötesinde bir gece adım adım ilerliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.
Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.
Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:
“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”
Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.
Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, resim bölümü öğrencilerinin Bilecik Valiliği iş birliğiyle sürdürülen ‘Bilecik İlinin Tarihi ve Kültürel Mirası’ teması kapsamında tuval üzerine ürettikleri eserler incelendi. Aynı zamanda, Aralık ayında açılması planlanan ‘Kent Belleği-Kent İzlenimleri’ sergisi için hazırlanan çalışmalar da değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, öğrencilerle bir araya gelerek projeleri ve eserlerin üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin sanatsal bakış açısı ve çalışmalarına duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Kaplancıklı, bu tür iş birliklerinin üniversitenin sanatsal ve kültürel katkılarını artırdığına dikkat çekerek, yapılan çalışmalara desteklerinin devam edeceğini ifade etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu
MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.
Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.
“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”
Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.
“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”
Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sık sık birlikte tatile çıkan ünlü çift, bu kez rotalarını Mısır’a çevirdi.
Her tatilinde sosyal medyada aktif olan ünlü oyuncu, Mısır tatilinden de kareler paylaşmayı ihmal etmedi.
Erçel, Mısır’ın başkenti Kahire’de bir müzeyi ziyaret ederek buradan çektiği fotoğrafları takipçileriyle paylaştı.
Paylaşımları arasında dikkat çeken bir detay da sevgilisi Hakan Sabancı’nın fotoğraflara dahil olmasıydı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Manavgat ilçesi Side Mahallesi’nde 2006 yılında ailesi tarafından kayıp başvurusu yapılan Ayhan Ağgedik’e ulaşılamayınca dosya kapatıldı. Geçen yıl kasım ayında Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Ayhan Ağgedik’in öldürüldüğü ihbarı geldi. Başsavcılığın yeniden açtığı soruşturma kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri araştırma başlattı. Ekipler, 2006 ve 2024 yılları arasında ilçe genelinde bulunan ve kimliği tespit edilemeyen cesetlerle ilgili bilgileri yeniden inceledi.

DNA EŞLEŞTİ
Ayhan Ağgedik’in kaybolduğu dönemde ailesinin verdiği bilgileri değerlendiren ekipler, 18 Ağustos 2013’te Aksaz Mahallesi’ndeki boş arazide ağacın altında bulunan cesetten toplanan delillerin eşleştiğini tespit etti. Yarısı toprağa gömülü bulunan kemik parçalarındaki kıyafetle cesedin yanındaki eşyaların Ağgedik hakkında verilen bilgilerle uyuşması üzerine, yakınlarından DNA örneği alındı. İncelemede, cesedin Ağgedik’e ait olduğu belirlendi.

ŞÜPHELİLERDEN 4’Ü TUTUKLANDI
Polis, Ayhan Ağgedik’in öldürülmesi olayına karışanların 2022’de yaşamını yitiren Abdurrahman Aykut, Bilal Okudan, Mustafa Ağnar, İbrahim Kıskaç, Mehmet Kaplan ve Yılmaz Aykut olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan şüphelilerden Yılmaz Aykut, Mustafa Ağnar, İbrahim Kıskaç ve Bilal Okudan ‘Töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan tutuklandı. Mehmet Kaplan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
40 BİN LİRAYA ÖLDÜRDÜ
Cinayetle ilgili Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Manavgat 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede; Ayhan Ağgedik’in, başka bir erkekle görüştüğü için eski eşi Aynur Aykut’tan ayrılmak istemesi üzerine Aynur’un babası Abdurrahman Aykut ve ağabeyi Yılmaz Aykut’un bu durumu namus meselesi olarak görüp Ayhan Ağgedik’i öldürtmeye karar verdikleri, köylüleri Mustafa Ağnar ile iletişime geçerek Ayhan Ağgedik’i öldürtmesini istedikleri, Mustafa Ağnar’ın geldiği Manavgat’ta İbrahim Kıskaç’a ait depoda kalmaya başladığı, Ayhan Ağgedik’i öldürtmek için birini bulmaya çalıştığı esnada Bilal Okudan ile tanıştığı, Bilal Okudan’ın o dönem paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine Mustafa Ağnar’ın Manavgat’a geliş amacını söyleyerek, Ayhan Ağgedik’i öldürmesi karşılığında 40 bin liraya anlaştığı, daha sonra Okudan’ın Ağgedik’i öldürdüğü anlatıldı.

BAŞSAVCILIK KAYIP CENAZE İÇİN SORUŞTURMA BAŞLATTI
Yeniden başlatılan soruşturma sonunda 2013 yılında bulunan kemiklerin Ayhan Ağgedik’e ait olduğunun ortaya çıkması üzerine çocukları Manavgat Belediyesi’ne başvurarak mezar yerinin kendilerine bildirilmesini istedi. Belediyeden verilen yanıtta ise kimsesiz cenaze olarak defnedilen Ayhan Ağgedik’in mezar yerinin belirlenemediği kaydedildi. Belediyeden gelen yanıtın ardından Ayhan Ağgedik’in yakınları, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorumlular hakkında ‘Görevi ihmal’ suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığının ayrıca başlattığı soruşturma kapsamında, Manavgat Belediyesi’ne yazı yazılarak Ayhan Ağgedik’e ait 29 parça kemiğin Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerinin ardından belediyeye teslim edildiği hatırlatılarak, mezar yerine ait bilgi talep edildi. Geçen mart ayında dönemin Belediye Başkanı Şükrü Sözen imzasıyla başsavcılığa gönderilen yanıtta ‘İlgili yazıya istinaden belediyemizce yapılan inceleme neticesinde defin işlemiyle ilgili herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Araştırmalarımız devam etmektedir’ denildi.
29 KEMİK PARÇASI, MONT, TESBİH VE AYAKKABILARI BULUNDU
Ailenin avukatı Ayşe Paytar, Ayhan Ağgedik’in 2006 yılında eski kayınpederinin azmettirmesi sonucu 4- 5 kişinin fikir ve eylem birliği sonucu hunharca öldürüldüğünü belirterek, cinayetin aile için çok acı, elem ve ızdırap verici bir durum olduğunu, ardından yaşanılanların ise bir devlet kurumunun işleyişinin vahametini ortaya koyduğunu söyledi. Olayın 2006 yılında cenazenin bulunmaması sebebiyle kayıp şahıs dosyası olarak tutulduğunu anlatan Avukat Ayşe Paytar, “2013 Ağustos ayında Aksaz Mahallesi Bizimköy Tatil Sitesi yakınlarında bir çoban, ağacın dibindeki cesedin parçalarını bulmuş. O cesede ait olduğu değerlendirilen 29 kemik parçasıyla beraber mont, tesbih ve ayakkabıları Adli Tıp Kurumu’na verilmiş. Yapılan işlemlerin ardından 2 Aralık 2013’te kimsesizler mezarlığına gömülmek üzere Manavgat Belediyesi’ne cenazenin defini için teslim edilmiş” dedi. Cenazenin Manavgat Belediyesi’nce teslim alındığına dair belgeler olduğunu dile getiren Avukat Paytar, “2024 yılındayız ama cenazenin nereye gömüldüğü bilinmiyor. Ayhan Ağgedik’in şu an bir mezar yeri yok” diye konuştu.

‘SORUMLULUKTAN KAÇAN BİR CEVABİ YAZI’
Manavgat Belediyesi’ne 2 defa başvurduğunu söyleyen Avukat Ayşe Paytar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En son 22 Nisan tarihli gelen yazı ‘Belediyemizce yapılan araştırmamız neticesinde defin işlemiyle ilgili herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır’ diye sorumluluktan kaçan bir cevabi yazıdır. Sonuçta 2013 yılında büyükşehir belediye yasası çıkmamıştı. Manavgat Belediyesi bu konudan sorumludur. Defin işleminin o dönemde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün sorumluluğu dahilinde olduğunu öğrendik. Ama o dönemki çalışanların şu an olmadığını, ‘O yüzden de biz bilmiyoruz’ şeklinde bir cevap aldık. Ama kurumlar kişilere bağlı değildir ve Manavgat Belediyesi’nin mezar yerini bize gösterme zarureti vardır. Bunun hem insani hem vicdani hem de hukuksal olarak yapmak zorundadır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şüphelilerin, mağdurların internet bankacılığı hesaplarına erişip kredi çektiği ve bu paraları kripto varlık hesaplarına aktardığı belirlendi. Aktarılan paraların çete üyeleri arasında paylaştırıldığı da tespitler arasında yer aldı.

11 İLDE DEV OPERASYON
Yapılan teknik ve fiziki takiplerin ardından düğmeye basıldı. Ankara merkezli operasyon; Çorum, Malatya, Eskişehir, Muğla, Gaziantep, Bartın, İzmir, Bayburt, Manisa ve Afyonkarahisar olmak üzere toplam 11 ilde eş zamanlı düzenlendi.
25 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Operasyon kapsamında 25 şüpheli gözaltına alınırken, yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Bu materyaller üzerinde uzman ekiplerce yapılan incelemelerde dolandırıcılık faaliyetlerine ilişkin delillere ulaşıldı. Yakalanan şüpheliler hakkında adli işlem başlatılırken, işlemlerin tamamlanmasının ardından zanlıların mahkemeye sevk edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İki Bakan GAPTAEM’de düzenlenen GAP Hassas Tarım 2. Faz Tanıtım Törenine katılım sağladı. Bakan Yumaklı ve Kacır burada kurulan standları tek tek gezerek bilgi aldı. Programa Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Kurum Müdürleri katılım sağladı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, dün Diyarbakır’da meydana geldi. Recep Aydoğdu, kaldırımda yürürken bir an duraksadıktan sonra yola inerek tekrar yürümeye başladı.

Aydoğdu, birkaç adım attıktan sonra yere kapaklandı. O anlar kameraya yansıdı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hastaneye kaldırılan ve kalp krizi geçirdiği belirlenen Aydoğdu, burada yapılan tüm uğraşlara rağmen hayata gözlerini yumdu.

Aydoğdu’nun cenazesi, yakınlarına teslim edilerek Dereli Mahallesi’nde toprağa verildi.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz! Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakârca mücadeleyi sürdürecek!
Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz!
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi.
Mehmetçik, kahramanca ve fedakârca… pic.twitter.com/M4JRA9cEdS
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) November 22, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hafta sonuna ilişkin hava durumu raporunu paylaştı. Raporda, Ankara, İstanbul ve İzmir’in de aralarında olduğu birçok ilde kar ve sağanak bekleniyor. Peki İstanbul’a ne zaman kar yağacak? Uzmanlar o tarihi işaret etti. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son tahminlere göre, ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın batısı, Kıyı Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Orta Karadeniz bölümü, Doğu Karadeniz kıyıları ile Gümüşhane çevrelerinin yağmur ve sağanak, Kıyı Ege ile Akdeniz kıyılarının yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların; Antalya’nın doğu ilçelerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor.

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Önemli bir değişiklik olmayacağı, yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Genellikle güneyli yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara ve Ege ile Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde kuvvetli olarak (40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin tamamı gözaltına alındı. Şüphelilerin iş yerleri, evleri ve araçlarında yapılan aramalarda 8 ruhsatsız tabanca, 3 kuru sıkı tabanca, 1 av tüfeği,1 pompalı tüfek, 307 adet fişek ele geçirildi.

3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Gözaltına alınan 20 şüpheli, gerekli adli işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. C.S., U.Ö. ve Y.E.D. isimli 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

POLİSİN KARARLILIĞI SUÇ AĞLARINI ÇÖKERTİYOR
Ankara Emniyeti, organize suçlara karşı yürüttüğü etkin mücadelesiyle bir kez daha büyük bir başarıya imza attı. Suç örgütlerine nefes aldırmayan ekipler, kent genelinde silah ticareti ve diğer yasa dışı faaliyetlere yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu operasyon, Ankara polisinin titiz çalışmaları ve kararlı duruşunun bir kez daha altını çizerken, vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamaya yönelik mücadelede önemli bir adım oldu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Feci kaza, 15 Kasım Pazar günü İzmir’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokakta oyun oynayan 6 yaşındaki Muhammed Talha Öner, bir otomobilin altında kalarak sürüklendi.

Küçük Muhammed Talha’yı kucaklayan sürücü, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü.

BİR DAHA GERİ DÖNMEDİ
Çocuğu sağlık görevlilerine teslim edip aracı park edeceğini söyleyen sürücü, bir daha geri dönmedi. Polis, sürücünün kimliğinin belirlenerek yakalanması için çalışma başlattı.

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Muhammed Talha Öner’in hayati tehlikesi sürerken, Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri güvenlik kameraları ve görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda sıkı bir çalışma yürüttü.

YAKALANDI
Yapılan incelemelerde sürücünün 17 yaşındaki M.A. olduğu belirlendi. Ehliyetsiz olduğu belirlenen M.A., pedagog eşliğinde ifadesi alınmak üzere Konak Çocuk Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.
Küçük Muhammed Talha’ya çarpan sürücü ehliyetsiz çocuk çıktı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kasım ayı indirimlerini fırsat bilen dolandırıcılar, bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı da sahte linkle dolandırmaya kalkıştı.

Uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kırık, “‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin’ gibi mesajlar, sahte ya da kopyalanmış e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor” dedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘Kasım fırsatları’, ‘Muhteşem kasım’ ve ‘Efsane kasım’ adı altında uygulanan indirim kampanyalarını fırsat bilen dolandırıcılar, kişileri ağına düşürmeye çalışıyor.

Kullandıkları sistemlerle kişileri tuzağa çekmek için her türlü yönteme başvuran dolandırıcılar, bu kez de bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı hedef seçti. Sahte ‘Sipariş iadesi için adres güncellemesi’ linki gönderen dolandırıcıların oyununu ortaya çıkaran Prof. Dr. Kırık, uyarılarda bulundu.

“GALERİNİZE VE VİDEOLARINIZA ULAŞABİLİRLER”
Kasım indirimleri döneminde dolandırıcılık olaylarının arttığını belirten Prof. Dr. Kırık, “Siparişinizle ilgili bilgi eksikliğinin olduğunu söylüyorlar. Bu sayede sahte sitelere yönlendirme işlemi gerçekleştiriyorlar. Vatandaşların tuzağa düşmesi ve oltaya gelmesine sebep oluyor. ‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin ya da formu doldurun’ gibi mesajlarla, tamamen sahte ya da kopyalanmış kargo, e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor. Bu sayede dolandırıcılar sizin banka hesaplarınızı boşaltabiliyor. Hatta adınıza her türlü işlemi gerçekleştirebiliyor. Uygulamalar aracılığıyla sizin kimlik bilgilerinize ulaşıyor. Galerinize ve videolarınıza da ulaşabilme durumu söz konusu oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz salı günü Rize’nin Çayeli ilçesinde meydana gelen heyelanda hayatını kaybeden Yakup Özcan Bayraktar’ın vefatından sonra ortaya çıkan detay kahretti.

Çarşamba günü toprağa verilen Bayraktar’ın ailesinin Güzeltepe köyündeki evleri heyelan riski nedeniyle oturulmaz hale gelince şimdiki evlerine taşındığı öğrenildi. 2015 yılında mahallelerine yeni yapılan yolda tedbir alınmayınca Bayraktar ailesinin evinin bulunduğu bölgede 2018 yılında heyelan meydana geldiği öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Heyelandan kaçan ailenin 2016 yılında baba Kasım Bayraktar’ın emekli olarak hak kazandığı ikramiye ve biraz da kredi ile 2013 yılında teslim aldıkları ilçe merkezindeki eve taşındığı, ara ara köyde kalsalar bile her yağmurda heyelan korkusu ile ilçe merkezindeki eve geldikleri belirtildi.

Binalarının arka kısmındaki istinat duvarının çökmesi ile eve giren moloz yığınlarının altında kalan ailenin 35 yaşındaki oğulları Yakup Özcan Bayraktar hayatını kaybederken, ortaya çıkan bu detay herkesin yüreğini dağladı.

“KÖYDEKİ EVİMİZDE DE HEYELANDAN KAÇTIK”
Köydeki evlerinde heyelandan korktukları, ilçe merkezindeki evlerinde ise heyelan olduğu için oturamayan aile, diğer oğullarının kiracı olduğu eve sığındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fikret Ersöz, konuşmasında şunları söyledi,”Hastamız 35 haftalık 1 kilo 800 gram olarak doğmuştu. Anne karnındayken çocuğun yemek borusunun olmaması şüphesi vardı. Hastanede doğduktan sonra hastamız yeni doğan yoğun bakıma alınıyor. Yeni doğan yoğun bakımda yapılan muayenede hastamızın yemek borusunun olmadığı tanımlanıyor. Bize haber verildi. 12. saatinde çok güzel bir cerrahi yaptık. Hastamızdaki yemek borusu olmama tipi klasik tip idi. Yüzde 87 oranında görünen yemek borusunun üst yüzünün kapalı olması, alt ucunun da nefes borusuna bağlantılı olması şeklindeydi. Hastamızın ameliyatta alt ucunu nefes borusundan ayrıldıktan sonra kör sonlanan üst ucuyla birleştirip ameliyatını tamamladık. Bu sevincin hiçbir karşılığı olamaz. Bu bebek normal bebekler gibi büyüyecek. Bebeğimizi şu anda besliyoruz, annesi besliyor. Büyüyecek, bize kontrole gelecek ve biz onun büyüdüğünü göreceğiz. Normal bir birey olarak yaşayacak. Biz de bu durumdan büyük zevk alacağız” dedi.

Bebeklerinin sağlığına kavuşmasından dolayı mutluluklarını dile getiren baba Umut Tanas da “Başta doktorlarımız Fikret hoca, Meral hocam ve İlkay hocama çok teşekkür ederim. Özellikle yoğun bakımda çalışan hemşirelerin ilgisinden dolayı onlara da çok teşekkür ediyoruz. Bayağı bir ilgilendiler, her sorduğumuzda net bir şekilde bize cevap verdiler. İçimiz bayağı rahat buradan ayrılıyoruz. Onlara çok çok teşekkür ediyorum. Hepsinin eline ve emeğine sağlık” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe merkezine 19 kilometre mesafedeki Durmuşlar Mahallesi’nde bölgeye hakim noktada yer alan Hazreti Ukkaşe’nin makamının da bulunduğu türbe depremde yıkıldı.
Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, türbenin yapımında sona yaklaşıldığını belirtti.
Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmının bittiğini aktaran Yıldırır, “6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Hazreti Ukkaşe Türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yaptırılan proje kapsamında hayırsever Nadir Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yeniden yapılıyor. Kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmı bitti. Caminin kaba kısmı da tamamlandı. İçerisindeki ince işçilik kısmında çalışılıyor şu anda. İnşallah 2 ay gibi süre içinde hizmete açılır diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Mehmet YıldırırKültür SanatgaziantepNurdağıGüncelDepremYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAZAR BÜYÜM NEDEN ÖLDÜ?
Adam Yayınları, Merkez Ajans ve Anadolu Yayıncılık kurucusu, çevirmen, şair ve yazar Nazar Büyüm hayatını kaybetti. Agos gazetesinde yer alan bilgiye göre Büyüm, hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu.
NAZAR BÜYÜM KİMDİR?
Nazar Bu¨yu¨m 1944’te dogˆdu. I·stanbul Üniversitesi’nde I·ngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1975’te iki arkadas¸ıyla kurdugˆu Ajans Ada’dan 1981’de ayrılarak Adam Yayınları’nı, Merkez Ajans’ı ve Anadolu Yayıncılık’ı kurdu. Adam Yayınları’nda edebiyat-sanat kitapları ve dergiler, Anadolu Yayıncılık’ta Yurt Ansiklopedisi, Tu¨rk ve Du¨nya Ansiklopedisi gibi kaynak kitaplar yayımladı. 1985’te Osman Kavala ve Selahattin Beyazıt’la birlikte kurdugˆu Ana Yayıncılık, Britannica Ansiklopedisi’nin Tu¨rkc¸e versiyonu AnaBritannica’yı, Britannica Compton’s’u ve Temel Britannica’yı yayımladı. Büyüm’ün çevirileri, derlemeleri, s¸iir kitapları bulunuyor.
Agos gazetesi yazarlarından Büyüm gazetedeki yazılarını “Dönük Baktığımda” başlıklı kitapta toplamıştı. Yazılar bir yandan kendisinin 1960’ların başlarından itibaren merkez noktalarında yer aldığı kültür, sanat, edebiyat ve yayıncılık dünyasından eşi bulunmaz tanıklıklar, portreler, galeriler sunuyor, bir yandan da Kayseri-Develi’de başlayan, İstanbul’da süren bu hayatın bir Ermeni gencinde, bir Ermeni ailesinde bıraktığı izleri renkli satırlarla canlandırıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Ankara Opera Binası Sahnesi’nde basın toplantısı düzenleyerek, ‘1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin tanıtımını gerçekleştirdi. Sağtürk, operadan baleye, müzikalden modern dansa, çocuk oyunlarından konserlere geniş bir yelpazede temsillerin sunulacağı 23 ili kapsayacak festivalin 7 Aralık’ta, Şırnak’ta başlayacağını belirtti. Sağtürk, “Bu festival ile Anadolu’nun zengin kültürel dokusunu evrensel sanatlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Festivalimizin ilk döneminde Şırnak, Erzincan, Kırklareli, Ardahan ve Hatay olmak üzere 5 şehirde 14 temsil sunulacak. Bale, müzikal, modern dans, çocuk oyunları ve konserlerden oluşan 13 farklı eserle sanatseverlerle buluşacağız.” dedi.
Sağtürk, festival kapsamında çocukların yeteneklerini ‘Yetenek her yerde’ sloganıyla düzenleyecekleri etkinliklerle keşfedeceklerini ifade ederek şöyle konuştu:
“ÇOCUKLARIMIZ FESTİVALİN ÖZEL PARÇASI”
“Çocuklarımız da bu festivalin özel bir parçası. Onlar için hazırlanan oyunlarla, küçük yaşlardan itibaren sanata olan sevgilerini artırmayı ve hayal dünyalarını zenginleştirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki sanatla büyüyen bir nesil, aydınlık geleceğimizin en önemli temellerinden birini oluşturacaktır”

1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin sanat ve kültür arasında yeni köprüler kuracağını dile getiren Sağtürk, şunları dedi:
“ANADOLU’NUN HER KÖŞESİNE ULAŞACAĞIZ”
“2025 yılında bu heyecanı 18 şehre daha taşıyacağız. Edirne’den Kars’a, Osmaniye’den Manisa’ya kadar geniş bir coğrafyada opera ve baleyi sanatseverlerle buluşturacağız. Devlet Opera ve Balesi olarak; Aspendos, Efes, Bodrum ve İstanbul gibi uluslararası festivallerde yaşadığımız gururu, şimdi Anadolu’nun her köşesine taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz.”
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazeteci-Yazar Sema Akkoyun Özbay, uzun bir süredir İstanbul’la ilgili yayınlara imza atıyor.
Sevdiği ve yaşadığı kentin görünmeyen yüzünü kitaplara konu yapan Akkoyun, son eserinde de çocuklara İstanbul’u tanıtıyor.
Sema Akkoyun Özbay’ın tüm kitapları Türkçe-İngilizce olarak basılıyor.
“HEDEFİM İSTANBUL’U FARKLI AÇILARDAN TANITMAK”
Özbay, Ensonhaber’in sorularına yanıt vererek, “Güzel olumlu övgü dolu sözlerin geldiğini görünce çok mutlu oluyorum. Çünkü hedefim dünyaya güzeller güzeli İstanbul’u tanıtmak.” dedi.
DENEYİMLERİNDEN YOLA ÇIKARAK ÇOCUKLAR İÇİN KAYNAK KİTAP YAZDI
Öğretmenlik yıllarında, Özbay çocukların böyle bir kaynak kitaba ihtiyaç duyduğunu birebir yaşadığı için son çalışmasını “Haydi Çocuklar İstanbul’u Tanıyalım Tanıtalım” ismi ile kitaplaştırdı.
NEDEN İSTANBUL?
Özbay, yazarlık sürecini ve seçtiği konuların içeriğini şöyle anlattı:
İngiltere’den Boğaziçi Üniversitesi’ne Turizm bölümüne yatay geçiş yaptım. İngiltere’de yaşadığım zamanlarda İstanbul’a olan özlemim ve İstanbul aşkı birleşince ortaya özlem ve sevgi dolu İstanbul kitapları çıktı.
“KÖŞE YAZILARIMI KİTAPLAŞTIRDIM”
Daha sonra İstanbul Sanat Haber’de İstanbul ilçelerini yazmaya başladım. Buradaki köşe yazılarımı kitap haline getirip, ilk kitabımı yazdım.

“İLK KİTABIMDA İSTANBUL’UN İLÇELERİNİ TANITTIM”
‘İlçelerinde İstanbul’u Arıyorum’ Benim ilk göz ağrım. Annem Müzeyyen Akkoyun ve Babam Ahmet Akkoyun anısına yazdım. 39 ilçeyi ve Bizans Osmanlı Cumhuriyet dönemi ve şimdiki İstanbul’u kaleme aldım.
DİĞER KİTAPLARIM
İkinci kitabım ‘İstanbul’un Türbeleri’ oldu. İçinde en çok ziyaret edilen türbeler bulunuyor. Üçüncü kitabım ise İstanbul’u süsleyen ‘Yalılar ve Köşkler’ oldu. Dördüncü kitabım ‘İstanbul’da Birlikte Yaşamak’ta ise 3 kutsal dinin mabetleri ibadethaneleri bulunuyor. “Kiliseler Sinagoglar ve Camiler.”

“SON KİTABIMI TÜM DÜNYA ÇOCUKLARI İÇİN YAZDIM”
Son kitabımda 21 senelik İngilizce öğretmenliği tecrübem ve çocuklara olan sevgimi birleştirip, çocuklara da İstanbul’u tanıttığım kitabımı büyük babam Tahir Akkoyun ve babaannem Asiye Akkoyun anısına ve tüm dünya çocukları için yazdım çok mutluyum.
“KİTABI OKUYAN ÇOCUK İSTANBUL REHBERİ OLUYOR”
Bu kitabı okuyan çocuk İstanbul Rehberi oluyor ve kitabın içinde bir sertifika bulunuyor. Sadece çocuklar değil velilerin de severek okuduğu bir kitap oldu. Son kitabım ‘Haydi Çocuklar İstanbul’u Tanıyalım Tanıtalım’ çok beğenildi.

ÇOCUKLAR İÇİN KAYNAK KİTAP
Yazar Özbay, ayrıca son kitabı ile ilgili “Çocuklar doğduğu büyümeye başladığı büyüdüğü şehri tanımalı ve tanıtmalı yaklaşımından yola çıkarak yazdım. 8-14 yaş ve üzeri çocuklar için böyle bir kaynak kitaba ihtiyaç olduğunu da gözlemledim. Geçmişteki hafıza duraklarını ve şimdiki İstanbul’u zevkle kaleme aldım.” diyor.

Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan tarihi Evliya Kasımpaşa Camisi’nin restorasyon ihalesi tamamlanarak, projeyi üstlenen firmaya teslim edildi. Restorasyon çalışmalarına başlamadan önce şantiye kurulumları yapılarak caminin çevresinde düzenlemeler gerçekleştirildi. Uygulama aşamasına geçilen restorasyon; caminin rıhtımı, hazire alanı ve çevresini kapsayacak şekilde planlandı.
20 YILLIK RESTORASYON PROJESİ BAŞLADI
Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, caminin geçmiş yıllarda farklı taşıma ve yükseltme projeleriyle gündeme geldiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
Uzun bir süreci geride bıraktık. 20 yıldır Edirne’deyim ve ilk geldiğim günden bu yana caminin restorasyonu hep konuşuluyordu. En nihayetinde ‘taş yerinde ağırdır’ dedik ve camimizi yerinde onarmaya karar verdik. Çünkü bu cami, rıhtımı ve geniş haziresiyle bir bütün oluşturuyor, içinde pek çok mezar taşı barındırıyor. Bu anlayışla camimizin restorasyonuna başlamış olduk.

EVLİYA KASIMPAŞA CAMİSİ
Kirişhane semtinde, 1478 yılında 2. Murad ve Fatih Sultan Mehmet’in veziri olan ve “Evliya” olarak da anılan Kasım Paşa tarafından yaptırılan, kare planlı ve tek minareli bu tarihi cami, avlusu ve kubbesiyle klasik Osmanlı mimarisinin bir örneğini oluşturuyor. Zamanında kenti taşkınlardan korumak amacıyla yapılan setle Tunca Nehri arasında kalan cami, nehrin taşkınları nedeniyle defalarca sular altında kalarak büyük zarar gördü. 1950 yılında ibadete ve ziyarete kapatılan yapı, yıllar boyunca çeşitli projelerle yeniden gündeme geldi. Bölgede gerçekleştirilen kanal çalışmalarıyla su taşkınlarının önlenmesinin ardından, camiyi aslına uygun olarak restore etme süreci nihayet başladı.





Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da sahaflık mesleğiyle tanışan ve 64 yaşında, bu geleneği memleketi Yalova’ya taşıyan Mehmet Salih Girengir, 1987’de bir arkadaşıyla açtığı sahaf dükkanını yıllardır tek başına işletiyor. Dükkanında on binlerce kitap barındıran Girengir, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve yığınlar halindeki kitaplar arasında zorlukla hareket ettiğini belirterek, dükkanını kitap tutkunu genç birine devretmeyi düşünüyor.
Girengir, yılların birikimiyle dükkanında yaklaşık 55 bin kitap bulunduruyor. Adeta bir kütüphane görünümündeki dükkanında nadir eserler de yer almakta. Girengir,
37 yıldır amacım iş yapmak değil, kaliteli kitapları ucuza öğrencilere, halkımıza ve okuyan kesime ulaştırmak. Her tür kitaba yer verdiğimiz için sayısı da bir hayli fazla. Popüler kültür kitapları çok satsalar da ben klasiklerden, edebiyat eserlerinden her türlü kitaba yer vererek çeşitliliği artırıyorum.
dedi.
Müşterilerinin aradıkları kitapları bulduğunda yaşadıkları mutluluğu paylaşan Girengir, bu durumun kendisini de sevindirdiğini ifade etti.

3 BİNDEN FAZLA KİTAP OKUDU
Yalova’da özellikle çocuklar ve gençler arasında kitap okuma alışkanlığını yaygınlaştıran Girengir, bu konuda önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Anlatısına şöyle devam etti:
Yaklaşık 15 yıl önce, bir beyefendi bana Zagor çizgi roman serisinin tüm setini sordu ve o zamanlar seriyi 10 bin liraya satın almak istedi. Bu teklif o kadar büyüktü ki, o dönemde dükkanımı 200-300 bin liraya satabilirdik. Ancak ben bu seriyi temin edemedim. Birkaç tane vardı ama tüm seti bulamadım. Çocukken okumayı kaçırmış, şimdi zenginleşince 10 bin lira vererek almak istemişti. Ayrıca, Fransa’da basılan 1876 tarihli bir kitap da elime geçmişti. Elimden sayısız eser geçti. Eskiden Atatürk’ün orijinal Osmanlıca basım ‘Nutuk’ eserleri de çok gelirdi ama son yıllarda artık o tür eserler gelmiyor çünkü koleksiyoncular bu kitapları aldıkça piyasada bulunmuyor.
Girengir, dükkanına gelen bazı ünlü isimlerden de bahsetti; aralarında merhum Nejat Uygur’un da bulunduğu sanatçılar, kendi alanlarında ilgili kitapları almak için dükkanına uğramış.
Dijital çağın etkilerine de dikkat çeken Girengir, cep telefonları ve tabletler aracılığıyla dijital kitaplara ulaşmanın, basılı eserlere olan ilgiyi azalttığını belirtti. Ancak, kitap kokusunu sevenlerin hâlâ basılı kitaplara ilgi gösterdiğini de ekledi:
Kitapları sevip kokusunu almak isteyenler var, okuma devam ediyor. Ailemde bu işi yapacak kimse yok ama burada gelip gidenlerden birilerine devredebilirim. En büyük amacım bu işi sürdürebilmek. Çünkü böyle yerlerin çoğalması, gençlerin okumaya teşvik edilmesi çok önemli. Bir ülkenin kalkınmasında kitap okumanın katkısı büyük. Bu, bir ülkenin olmazsa olmazıdır.
Girengir, çocukluk yıllarından itibaren kitaplara olan tutkusuyla neredeyse her eseri incelediğini, 3 binin üzerinde kitabı ise dikkatlice okuyarak özümseyip üzerinde derinlemesine düşündüğünü anlattı. Felsefeye olan ilgisini de dile getiren Girengir, “Bizim işimizi yapanların her türden kitap okuması gerekir çünkü müşterilere yardımcı olabilmek için bu önemlidir.” dedi.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 86 yıl önce bugün hayata gözlerini yumdu. Gazi Mustafa Kemal, Her yıl 10 Kasım’da çeşitli gösteriler ve törenlerle yadediliyor…
Müzikseverleri her ay birbirinden güzel şarkılarıyla ağırlayan Şef Hakan Talu yönetimindeki Cemal Reşit Rey Müzik Topluluğu, 10 Kasım münasebetiyle Atatürk’ün sevdiği şarkıları repertuvarına taşıdı. ATA’nın sevdiği şarkıları müzikseverlerle buluşturdu.
Atatürk ve Müzik
Türkolog Reyhan Çınar’ın metinleri eşliğinde sunulan konser, Atatürk’ün Beyaz Trende dinlediği Taşplaklardan eserlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Konser öncesinde Prof Dr Namık Sinan ve Prof Dr. Bilen Işıktaş’ın katılımıyla , Atatürk’ün müzikle olan derin bağını ele alan ‘Atatürk ve Müzik’ başlıklı bir sohbet gerçekleştirildi.







Rabia Ceren Nas
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 86. yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor.
Bu vesileyle bazı müzeler de ücretsiz gezilebilecek.
İSTANBUL HAVA MÜZESİ ÜCRETSİZ
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 86’ncı yılı dolayısıyla İstanbul Hava Müzesi’nde Atatürk fotoğrafları sergisinin ziyarete açıldığı ve müze girişlerinin 10 Kasım’da tüm ziyaretçiler için ücretsiz olduğu belirtildi.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ev hapsindeki ünlü şovmeni, eski menajeri Stelyo Pipis ziyaret etti.
Erbil, birlikte yer aldıkları fotoğrafa; “35 yıllık dostum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güngör, ‘Fatih’ karakteri için açılan ‘tokat sitesi’ ile ilgili yaşadığı ilginç bir anıyı paylaşarak büyük ilgi topladı.
‘Fatih Ünal’ karakteri izleyicilerin tepkisini çeken hareketleriyle çok konuşulurken, geçtiğimiz yıl ‘Fatih’i Tokatla’ adında bir site açılmış ve bu durum çok konuşulmuştu.
REKLAM
Doğukan Güngör, programda Burcu Taflanoğlu’nun sorularını yanıtladı. Tokatlama sitesiyle ilgili paylaştığı anısı dikkat çekti.
Güngör, “Bir bayan, çok sakin bir şekilde yanıma gelip ‘Bir kere kendinizi tokatlar mısınız?’ diye sordu. Telefonunu önüme koydu. Ben de ona baktım, cesaretini takdir ettim ve kendimi tokatladım” dedi.
İşte o anlar;
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tanıtıma Timur ve Efsun’un yakınlaşması damga vurdu. Bahar ve Evren’in romantik anlarının ekrana geldiği tanıtımda Efsun’un Timur’la dertleşmesi ve ikilinin öpüşmesi herkesi şaşırttı. Salı akşamlarına damga vuran dizide bu sürpriz yakınlaşma ve ikili arasında yaşanacak gelişmeler merakla bekleniyor.
Salı günlerinin en çok izlenen dizisi ‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?’ sürpriz gelişmeleri ve heyecan dolu olaylarıyla bu akşam saat 20.00’de Show TV’de.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Hayat’ın ilk 5’e kalıp 2 Mart’ta düzenlenecek olan törede Oscar için aday olup olmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Filmin tanıtım çalışmalarına Los Angeles’ta devam ediliyor.

Cem Davran – Miray Daner – Zeki Demirkubuz – Burak Dakak
Zeki Demirkubuz, Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve filmim oyuncuları Cem Davran, Burak Dakak ile Miray Daner, düzenlenen basın toplantısına katılarak soruları cevapladı.

Etkinliğin ikinci günü ise Dilan Çiçek Deniz’in yapımcılığını üstlendiği ‘Dilan Hakkında Konuşmalıyız’ adlı kısa filmin gösterimiyle başladı. Dilan Çiçek Deniz, etkinliğe sevgilisi Rafael Cemo Çetin ile birlikte katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bazı TikTok kullanıcıları, eski One Direction grubu üyesinin cenazesinden olduğunu iddia ettikleri sahte görüntüleri sosyal medyada yayarak Payne’in hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı ve öfkelendirdi.
31 yaşında hayatını kaybeden Payne’in bu hafta toprağa verilmesi planlanıyor. Ancak TikTok kullanıcıları çeşitli cenazelerden klipler yayınlıyor ve bunların Payne’e ait olduğunu öne sürüyor.
Dikkat çekmeye yönelik bu sosyal medya akımını ‘saygısızlık’ olarak nitelendiren Payne hayranları, İngiltere’nin Wolverhampton şehrindeki St. Peter’s Kolej Kilisesi’nin önüne çiçekler ve notlar bırakarak şarkıcıyı anmaya devam ediyor.
Payne’in cenazesiyle ilgili ayrıntılar gizli tutulsa da şarkıcının cenazesinin bu hafta, doğduğu yer olan Wolverhampton’da yapılması bekleniyor. Payne’in son uğurlama töreninin, büyüdüğü eve yakın olan Pendeford’daki St. Peter’s veya St Paul’s Kilisesi’nde yapılacağı söyleniyor.
Ünlü şarkıcının babası Geoff Payne, trajik olayı duyunca Arjantin’e gitti ve oğlunun cenazesiyle birlikte İngiltere’ye dönmesine izin verilene kadar ülkede kaldı. Acılı baba, cenazeyle birlikte geçen perşembe İngiltere’ye döndü.
Arjantin’de olayla ilgili soruşturma sürerken, Payne’in otopsi ve toksikoloji raporları daha önce açıklanmıştı. Otopsi raporunda, Payne’in otel odasının balkonundan “yarı veya tam bilinç kaybı” halinde düşmüş olabileceği belirtilirken, toksikoloji raporunda, ölüm anında ünlü şarkıcının kanında kokain olduğu tespiti yer almıştı.
Soruşturmayı yürütenler, Payne’in otel odasında kırık nesneler ve mobilyalar arasında narkotik maddeler ile alkolün saçılmış olduğunu tespit etmişlerdi. Bu durum, savcılığın Payne’in düştüğü sırada madde bağımlılığının neden olduğu bir kriz yaşadığını tahmin etmesine yol açmıştı.
Payne’in ölümünden kısa bir süre önce otel müdürünün 911 acil yardım hattını arayarak, agresif davranan, uyuşturucu ve alkolün etkisi altında olan bir misafiri ihbar ettiği öğrenilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş, “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacize Karşı Politika Belgesi”ni güncelledi. Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, güncelleniş belgeyi sendikanın genel merkezinde düzenlenen törenle imzaladı. Törene, sendikanın Genel Sekreteri Ali Çeltek, Kadın Komisyonu üyeleri ve genel merkezde çalışan kadınlar katıldı.
Törende yaptığı konuşmada, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile şiddet, taciz ve kadın cinayetlerinin önlenmesinin sendikanın başlıca hedefleri arasında olduğunu söyleyen Özkan Atar, “Kadınların toplumsal yaşamın her alanında, aile yaşamında ve çalışma yaşamı içerisinde eşitlik ve özgürlük temelinde hak ettikleri yeri alması, hak ettikleri yaşama kavuşması, hepimizin önünde duran en önemli görevlerden. Türkiye bu anlamda hiç kolay bir ülke değil. Eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesini her alanda kararlılıkla sürdürmemiz gerekiyor” dedi.
“Yol gösterecek, önümüzü açacak bir belge”
Kadın Komisyonu’ndan Naz Şakar ise belgeye ilişkin şunları söyledi:
“Şiddet ve taciz kadınları evde, sokakta, yolda, her yerde bulabiliyor. Maalesef iş yerlerinde de karşımıza çıkabiliyor. Şiddet ve tacize karşı kadınları koruyan yasalar etkin şekilde uygulanmıyor bu ülkede. ILO 190 gibi sözleşmeler onaylanmıyor, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılıyor. Bizim aslında şiddete ve tacize karşı güvencemiz, örgütlülüğümüz ve sendikamız. Bu sendika, kadınların şiddet ve tacize karşı güvencesi. Bu yüzden biliyoruz ki Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacize Karşı Politika Belgemiz, bize bu mücadelede yol gösterecek, önümüzü açacak bir belge. Bizler, çalışma yaşamının şiddetten, tacizden, mobbingden arındırılması için, ILO 190’ın onaylanması için sendikamızla beraber mücadele etmeye devam edeceğiz.”
“Sendikamızın bu politikayı hayata geçirerek fabrikalarda farkındalığı yaratıyor”
Kadın Komisyonu’ndan Gamze Fırat ise “Şiddet ve tacize karşı mücadelemizde hep yanımızda olan, önümüzü açan ve öncülük eden bir sendikamızın olması bizi güçlendiriyor. Örgütlüysek güçlüyüz. Sendikamızın bu politikayı hayata geçirerek fabrikalarda bu farkındalığı yaratıyor olması çok kıymetli. Teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmza töreni, politika belgesinin imzalanmasının ardından hep bir ağızdan atılan “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganıyla son buldu.
PolitikaSendikaGüncelHukukKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Günindi Ersöz, üniversitenin Psikoloji, İletişim, Türk Akademik Hukuk ve Sosyoloji topluluklarınca, Itri Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansta yaptığı konuşmada, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin genellikle çevresindeki tanıdık kişilerce gerçekleştirildiğini söyledi.
Silahlı çatışmalarda en çok kadın ve çocukların öldüğünü, tecavüzlere maruz kaldığını anlatan Ersöz, şunları kaydetti:
“Kadınlar gözden çıkarılıyor ama çocuklar ne olacak, onlar da mağdur. Şiddet, ailede öğrenilen ve silsile halinde giden bir şey. Şiddet gelecek nesillere sirayet ediyor. Sadece kadın değil kadın, çocuk, toplum ve toplumun geleceği de bu şiddetten etkileniyor. Şiddet ortamında büyüyen çocuklar şiddete eğilimli oluyor. Şiddet aileden, medyadan ya da başka araçlardan öğreniliyor, ilerleyen zamanlarda artık o sorun olarak algılanmıyor ve sıradanlaşıyor. Şiddet hiçbir zaman bir çözüm yolu değil.”
Konferansa, dekanlar, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
KonferansEğitimGüncelankaraŞiddetKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odunpazarı ilçesi 75. Yıl Mahallesi’ndeki ev hanımları, yaşadıkları mahallede kendilerine iş imkanı oluşturabilmek için bir araya geldi. Yaklaşık 1 yıl önce planlamasına başladıkları hayallerini gerçeğe dönüştüren kadınlar, Tomris Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ni kurdu. Çalışma saatlerini de çocuklarına ve aile hayatlarına göre ayarlayabilecekleri bir iş düzeni oluşturdular. Çanta, yastık kılıfı, işyeri üniformaları ve çeşitli dikimlerin yapıldığı kooperatifte daha fazla kişiye istihdam sağlamayı amaçlayan girişimci kadınlar, artık işlerini daha fazla büyüterek ilerlemeyi amaçlıyor. Açılıştan kısa bir süre geçmesine rağmen, farklı işletmelerden gelen dikim işlerini yapan kadınların çalışmaları her geçen gün yoğunlaşıyor.
“Mahalledeki kadınlarında ilgisini çekmeye başladı
Kooperatif Başkanı Özlem Değirmenci, kısa sürede beklediklerinden daha fazla iş aldıklarını ifade etti. Mahalledeki kadınların kooperatife gelmek isteklerinin arttığını ifade eden Değirmenci, “Kurulmamızın üzerinden çok geçmedi. Beklediğimizden daha fazla firmaların ilgisi ile karşılaştık. Yaşadığımız yoğunluk kadınlarımızı memnun ediyor. Mahalledeki diğer kadın arkadaşlarımız da kooperatifimize ilgi gösteriyorlar. İlerde hedefimiz büyüterek daha fazla kadını istihdam etmek. Kendi kumaşlarımızı alarak ürünleri oluşturacağız” dedi. – ESKİŞEHİR
Yerel HaberlerOdunpazarıEkonomiKadınYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Sınırlı Sorumlu Bitlis Merkez Mahalleri-2 Tarımsal Kalkınma Tarım Kooperatifi üyeleri, hazırladıkları yöresel ürünlerin yanı sıra serada yetiştirdikleri ürünlerle kışlık yiyecekler yaptı. ???????
???????Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, kadın emeğine dayalı projelerin hem yerel ekonomiye hem de kadın istihdamına önemli katkı sunduğunu belirtti.
Belediyenin bu projeyle kadınların iş gücüne katılımının artırmayı hedeflediklerini ifade eden Tanğlay, “Proje alanı 5 dönümlük bir araziye yayıldı ve şu anda 2 dönümünde üretim yapılıyor. Bu proje sayesinde kadınlarımız hem ekonomik özgürlüklerini kazanıyor hem de ürettikleri doğal ve lezzetli ürünleri Bitlis halkıyla buluşturuyor.” dedi.
Kooperatif Başkanı Nazlı Bölükbaşı ise kadınların organik tarım, yöresel yemek yapımı ile sebze ve meyve kurutmacılığı alanlarında 7 ay gibi kısa sürede önemli çalışmalara imza attığını söyledi.
Bölükbaşı, “Kadınlarımız burada sadece üretmiyor, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerini sergiliyor. Belediyemizin sağladığı imkanlar sayesinde kadınlarımız üretkenliklerini ve dayanışma ruhunu ortaya koyuyor. Başkanımıza verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Yerel YönetimEkonomibitlisGüncelKadınTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CANSIZ BEDENLERİ YATAK ODASINDA BULUNDU
Olay, Polatlı ilçesi Zafer Mahallesi Gordion Caddesi Sivrikaya apartmanında bulunan Ali Osman Er ve eşi Medine Er’in yaşadığı dairede meydana geldi. Er çiftinden haber alamayan komşuları tarafından eve itfaiye ekipleri çağırıldı. Camı kırarak içeri giren itfaiye görevlileri çiftin yatak odasında cansız bedeni ile karşılaştı.
BALIK YEDİKTEN SONRA ZEHİRLENMİŞLER
Olay yerinde polis ekipleri tarafından yapılan ilk incelemede, çiftin dün akşam yemeğinde balık yedikten sonra yattıkları ve gıda zehirlenmesi yüzünden hayatını kaybettikleri belirlendi. Haymana Demirözü köyü nüfusuna kayıtlı olan çiftin cenazeleri, otopsi yapılmak üzere adli tıp kurumuna gönderildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GüvenlikPolatlı3-sayfaSağlıkGüncelAnkara
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baikie ve Wilhelm’in bulgularına göre, duygusal deneyimler hakkında yazmak, fiziksel sağlık üzerinde belirgin iyileşmeler sağlayabilir. Örneğin, astım veya romatoid artrit gibi hastalıkları olan bireyler, bu tür bir yazı aktivitesi sonrasında, hastalıklarının şiddetinde azalma ve genel sağlık durumlarında iyileşme rapor etmişlerdir. Ayrıca, bu tür yazı aktiviteleri, katılımcıların ruh halini ve psikolojik refahını artırma potansiyeline de sahip.
Bu yazar sizi günlük tutmaya ikna edecek!
Yazmanın iyileştirici gücü
Araştırma bulgularına göre düzenli yazan kişilerde bu etkiler görülüyor:
Duygusal yazmanın faydalarının tam olarak nasıl elde edildiği tam olarak anlaşılmış değil. Ancak, duygusal rahatlama, önceden bastırılmış duyguların ifadesi, bilişsel işleme ve tekrarlı maruz kalma gibi çeşitli mekanizmaların etkili olduğu düşünülüyor.
Araştırmacılar, duygusal yazının, kişilerin duygusal sağlıkları üzerinde de pozitif etkilere sahip olduğunu vurguluyor. Araştırmaya katılan denekler, yazma sürecinden sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini ve travmatik olayları işleme konusunda daha fazla yetenek kazandıklarını belirtiyorlar. Bu süreç, bireylerin yaşadıkları olayları daha sağlıklı bir şekilde işlemelerine ve duygusal olarak daha dirençli hale gelmelerine olanak tanıyor.
Kaynak: Karen A. Baikie. “Emotional and physical health benefits of expressive writing”. Şuradan alındı: https://www.cambridge.org/core/journals/advances-in-psychiatric-treatment/article/emotional-and-physical-health-benefits-of-expressive-writing/ED2976A61F5DE56B46F07A1CE9EA9F9F. (02.01.2018).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tüketici şikayetleri nereye yapılır? Fahiş fiyat nereye şikayet edilir?
Fahiş fiyat, aldığımız ürünün iadesi, garantili ürün sonrası ve satış sonrası hizmetler ile ilgili bir problem yaşıyorsak Tüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemeleri’ne başvuruda bulunabiliriz. Tüketici hakem heyeti kurulmayan ilçelerde Bakanlıkça o ilçe için belirlenen hakem heyeti yetkilidir. Buna ek olarak “Alo 175 Tüketici Danışma Hattı”na da başvurulabilir. Bu hat tüketicilerin, karşılaştıkları sorunlara ilişkin çözüm yollarının sunulduğu ve tüketici uyuşmazlıklarının çözülmesi amacıyla başvurmaları gereken ilgili makamlara yönlendirildiği “bir çağrı merkezi” olarak hizmet vermektedir. Tüm bunlara ek olarak e-devlet üzerinden “Haksız Fiyat Artışı Şikayet Bildirimi”nde bulunabilir, CİMER’e başvurulabilir.
Apartman yöneticisi, site yönetimi, komşu nereye şikayet edilir? Gürültü yapan kişi nereye şikayet edilir?
Apartman veya site yönetimine ilişkin bir sorun yaşıyorsanız bu sorunu çözmek için bazı adımlarda bulunmanız gerekir.
Apartman veya site yönetim kuruluna başvuru: Öncelikle, yönetimle yaşadığınız sorunu çözmek için yönetim kuruluna yazılı bir başvuruda bulunabilirsiniz. Bu başvuru, yönetim kurulu üyelerinin konuyu ele alması için resmi bir yol olabilir.
Sulh Hukuk Mahkemesi: Eğer yönetim kuruluna yapılan başvuru çözüm getirmediyse, bulunduğunuz yerdeki sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Apartman veya site yönetiminde kanuna veya yönetim planına aykırı bir durum varsa, mahkemeye başvurarak konunun çözülmesini talep edebilirsiniz.
Kaymakamlık ve belediyeye şikayet: Apartman veya site yönetiminde sağlık, güvenlik veya çevre gibi kamu düzenini ilgilendiren bir sorun varsa, kaymakamlık veya belediyeye başvurarak durumu bildirebilirsiniz. Özellikle gürültü, hijyen gibi konularda belediye yetkilidir.
CİMER Üzerinden Şikayet: Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden şikayet edebilirsiniz. CİMER, kamu hizmetlerinde yaşanan sorunları dile getirebileceğiniz bir platformdur ve gerektiğinde ilgili kurumlara yönlendirme yapar.
Polis veya Jandarma: Güvenlik ihlalleri ya da huzuru bozacak durumlar için polis veya jandarmaya başvurabilirsiniz.
Trafik ihlalleri nereye şikayet edilir?
Hatalı park, kırmızı ışık ihlali gibi şikayetler bulunduğunuz bölgeye bağlı olarak ALO 155 Polis İmdat Hattı veya ALO 156 Jandarma İhbar Hattı’na yapılabilir.
Trafik ihlalleri nasıl şikayet edilir?
Trafikte tehlikeli davranışlar veya ihlaller gördüğünüzde bu numaraları arayarak ihbarda bulunabilirsiniz. Şikayet sırasında olay yeri, araç plakası ve ihlal türü gibi bilgileri paylaşmanız önemlidir. Bazı bölgelerde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mobil uygulaması üzerinden de ihbarda bulunabilirsiniz.
Yapılan ihlali kamera ile kayıt altına aldıysanız…
Eğer bir trafik ihlalini telefon kamerası ile kaydettiyseniz, görüntüyü ve bilgileri Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne veya e-devlet üzerinden Şikayet Modülleri’ne yükleyerek şikayette bulunabilirsiniz. Özellikle kırmızı ışık ihlali, hatalı sollama gibi durumlarda görsel kanıt sunmak etkili olacaktır.
Toplu taşıma şikayetleri (özellikle belediyeye bağlı araçlar için) nereye yapılır?
İlgili belediyenin Beyaz Masa Hattı (Örneğin, İstanbul için 153 Beyaz Masa)’na başvurabilirsiniz. Toplu taşıma araçlarıyla ilgili şikayetlerde, belediyenin şikayet hattını arayabilir ya da mobil uygulamaları üzerinden (Örneğin İstanbul’da İBB CepTrafik uygulaması) doğrudan şikayette bulunabilirsiniz.
Şehirlerarası trafik sorunlarında ise Karayolları Genel Müdürlüğü veya Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne başvurabilirsiniz.
Sağlık ile ilgili şikayetler nereye yapılır?
Hastane hizmetleri, doktor davranışları, yanlış tedavi uygulamalarından sebep bir sorun yaşıyorsanız Sağlık Bakanlığı’na bağlı SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) veya Alo 184 hattına başvurabilirsiniz.
Aile içi şiddet / kadına yönelik şiddet nereye şikayet edilir?
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan ALO 183 hattı, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan ve desteğe gereksinimi olan kişilere psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda danışmanlık sunmakta ve yararlanabilecekleri hizmet kuruluşları konusunda bilgi vermektedir. Buna ek olarak mağdur kişi sizseniz KADES uygulaması ile telefon görüşmesi yapmadan bir tek butona basarak polise konumunuzu gönderebilir ve ekipleri çağırabilirsiniz.
ALO 183 ücretsizdir ve Türkiye’nin her yerinden 7 gün 24 saat ulaşılır.
Acil telefon hatları ise şu şekildedir:
ALO 183 dışında acil durumlarda başvurulabilecek telefon hatları şunlardır:
ALO 155 Polis İmdat
ALO 156 Jandarma İmdat
112 ACİL
0212 656 96 96 / 0549 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı
444 43 06 Ankara İçin Gelincik Hattı
İlginizi çekebilir: Şiddet gören kadınlar ne yapmalı?
Bankalar nereye şikayet edilir?
Finansal ve bankacılık şikayetlerini BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu), TBB (Türkiye Bankalar Birliği)’ye iletebilirsiniz.
İnternet ve iletişim hizmetleri, GSM operatörleri nereye şikayet edilir?
İnternet hızı sorunları, mobil operatörlerle ilgili problemler, haksız faturalandırma gibi problemler için BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) veya CİMER’e başvurabilirsiniz.
Emniyet ve güvenlik ile ilgili şikayetler nereye yapılır?
Emniyet Müdürlüğü veya Jandarma, ayrıca Acil Durumlarda Alo 112’yi arayabilirsiniz.
Kamu kurumları ve devlet dairesi şikayetleri nereye yapılır?
Kamu hizmetleriyle ilgili sorunlar, bürokratik engeller, memur davranışları CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi)’e yapılabilir.
İş hukuku ve çalışma hayatı şikayetleri nereye yapılır?
İşçi hakları, iş güvenliği sorunları, maaş ödemesiyle ilgili problemler ALO 170 (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı), SGK, İŞKUR’a iletilebilir.
Uygunsuz reklam ve içerik, yanlış bilgilendirme içeren medya içerikleri nereye şikayet edilir?
Bu tarz şikayetler RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu)’e iletilebilir.
Çevre ile ilgili şikayetler nereye yapılır?
Gürültü, hava kirliliği, doğaya zarar veren faaliyetler için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve Alo 181 hattına başvuruda bulunulabilir.
CİMER’e şikayette bulunmam halinde kişisel bilgilerim görünür mü?
CİMER’e yapılan başvurularda kimlik ve iletişim bilgileri, başvurunuza işlem yapmak üzere kimlik
bilgilerinize ihtiyacı olan ve kurumu adına “kimlik bilgilerini görme yetkisi”ne sahip sınırlı sayıda CİMER personeli tarafından görülebilmektedir. Sistemde tanımlı olan her kamu personeli bu yetkiye sahip değildir.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antigua Guatemala, Guatemala

Bangkok, Tayland

Barbados

Braşov, Romanya

Cerrado, Brezilya

Doğu ve Oryantal Ekspresi, Malezya

Grönland

Guadalajara, Meksika

İtalya

Kanazawa, Japonya

Los Angeles, Amerika

Northland, Yeni Zelanda

Ocala Ulusal Ormanı, Florida

Raja Ampat, Endonezya

Senegal

Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri

Avustralya

Boise, Idaho

İrlanda

İskoçya

İsveç

Kwazulu Natal, Güney Afrika

Saraybosna, Bosna-Hersek

Tunus

Suru Vadisi, Hindistan

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gelecek kaygısının kaynağı nedir?
Gelecek kaygısı, aslında kontrol edemediğimiz şeyler hakkında düşünmekten kaynaklanır. Bize belirsiz gelen şeyler, iş veya ilişkilerdeki hedefler, sağlık endişeleri veya finansal kaygılar… Bu düşünceler, zihnimizi meşgul ederken şu anı deneyimlememizi zorlaştırır. Kaygı, geleceğe dair endişe dolu bir kurgu yaratır, bu da bizi bugünden koparır. Sonuçta zihnimiz sürekli gelecekte yaşar, bedenimiz ise bugünde kalır; böylece içsel bir uyumsuzluk yaşarız. Bu uyumsuzluk zamanla hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımıza zarar verebilir.
Anı yaşamanın önemi
Anı yaşamak, bizi geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin endişelerinden özgürleştirir. Anı yaşadığımızda, zihin şu anın farkına varır, her şeyin daha net, daha anlaşılır olduğunu görür. Şu an sahip olduklarımızın değerini anlamaya başlarız ve geleceğin kaygısını taşımak yerine bu anın içinde rahatça nefes alabiliriz.
Peki, anı yaşamak bize ne sağlar?
Daha fazla huzur: Gelecekte olan bitenleri kontrol edemeyeceğimizin farkına vardığımızda, bir rahatlama yaşarız. Kaygının yerini huzur alır.
Anı yaşamak: Hayattaki en değerli anları, ilişkilerimizi, günlük rutinlerimizi gerçekten fark ederek yaşamak, yaşamdan aldığımız tatmini artırır.
Daha sağlıklı zihinsel bir durum: Anı yaşamak zihnimizi sakinleştirir, stresi ve kaygıyı azaltır, dolayısıyla sağlıklı bir ruh hali sağlar.
Gelecek kaygısını azaltmak ve anda kalmak için teknikler
Gelecek kaygısını azaltmak, anı yaşamanın güzelliğini keşfetmek için bazı basit ama etkili teknikleri hayatınıza katabilirsiniz:
Nefes egzersizleri yapın
Anı yaşamanın en kolay yolu nefesinize odaklanmaktır. Gözlerinizi kapatın, derin bir nefes alın ve birkaç saniye nefesinizi tutun. Sonra yavaşça verin. Nefes alışverişinizi izlemek, zihninizi an’a getirir, sizi düşüncelerden arındırır. Bu egzersizi günde birkaç kez tekrar ederek, endişeli olduğunuz anlarda kendinizi sakinleştirebilirsiniz.
Günlük tutun
Duygu ve düşüncelerinizi yazmak, onları düzenlemenize ve endişelerinizin farkına varmanıza yardımcı olur. Her gün sabah veya akşam, birkaç dakikanızı kendinize ayırın ve o gün nasıl hissettiğinizi, neler düşündüğünüzü yazın. Bu, zihninizi sakinleştirir ve anı yaşamanıza yardımcı olur.
Dikkatinizi küçük detaylara verin
Güne başlarken veya gün içerisinde, çevrenize bakın. Etrafınızdaki nesneleri, renkleri, sesleri fark edin. Bu küçük detaylara odaklanmak, zihninizi ana çeker ve düşünce akışını yavaşlatır. Örneğin, sabah kahvenizi içerken kahvenin kokusuna, sıcaklığına, her bir yudumun tadına odaklanın. Bu küçük farkındalık anları, gün boyunca zihninizi şimdiye getirir.
Meditasyon yapın
Meditasyon, günümüzün en popüler anı yaşama tekniklerinden biridir. İlk başta zorlayıcı gibi görünse de, her gün birkaç dakikanızı meditasyona ayırarak zihninizi sakinleştirebilir ve ana odaklanabilirsiniz. Meditasyon yaparken düşüncelerinizi durdurmaya çalışmayın; onları yargılamadan gözlemleyin ve geçip gitmelerine izin verin.
Minnettarlık pratiği yapın
Her sabah veya akşam, sahip olduğunuz şeyler için şükredin. Sağlığınız, sevdikleriniz, sahip olduğunuz imkanlar… Bu basit alışkanlık, zihninizin gelecekteki olumsuzluklara değil, şu an sahip olduğunuz güzelliklere odaklanmasını sağlar. Şükran duygusu, sizi anda tutar ve hayatınıza pozitif bir bakış açısı kazandırır.
Geleceğe güvenle bakmak için düşünce yönetimi
Zihninizde kaygılı düşünceler belirdiğinde, “Bu düşünce şu an benim işime yarıyor mu?” diye sorun. Çoğu zaman geleceğe dair endişeler, şu an yapabileceğiniz bir şey olmadığında sadece kaygı üretir. Kontrol edebildiğiniz şeylere odaklanın ve geri kalanını akışa bırakmayı öğrenin. “Her şeyin bir zamanı var” düşüncesini benimsemek, zihninizi rahatlatacaktır.
Anı yaşamak bir yaşam biçimidir
Anı yaşamak, sadece kaygıdan kurtulmak için değil, hayata daha tatmin dolu bir bakış açısı geliştirmek için de önemlidir. Her gün yapacağınız küçük farkındalık çalışmalarıyla anı yaşamayı bir alışkanlık haline getirebilir, hayatınızda daha fazla huzur ve mutluluk hissedebilirsiniz. Unutmayın, geçmiş geçti, gelecek henüz gelmedi. Sadece bugünü gerçekten yaşamak mümkün.
Şimdi bir dakikanızı ayırın ve etrafınıza bakın; o anın güzelliklerini fark edin. Çünkü hayat, gelecekte değil, tam da bu anda var.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Günümüzde birçok gastroenterolog, yaptığı çalışmalar ve araştırmalar neticesinde aynı sonuca ulaşıyor: Sağlığımızın başlangıç noktası bağırsaklarımızdır ve bağırsaklarımız vücudumuzun her bölgesini etkileyebilir, ki buna vajina da dahil. Bilindiği üzere bağırsaklarımızda iyi ve kötü bakteriler mevcuttur ve fakat kötü bakteriler, bağırsak dengemizi bozacak yönde artarsa; bu durum çeşitli sorunların oluşmasına yol açabiliyor. Bağırsaklardaki kötü bakteriler, çeşitli kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, stres ve kullanılan ilaçlarla artış gösterebiliyor. Böyle bir durumda, vücudunuz sağlıklı hücreler üretmeye çalışsa da kötü bakteriler nedeniyle bunu yapamayabilir; bu da hücrelerinizi ve organlarınızı olumsuz etkileyebilir.
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Dr. Sara Twogood: “Bağırsaklar gibi, vajina da normal florasını oluşturan milyonlarca, milyarlarca veya hatta trilyonlarca mikrop barındırır” açıklamasında bulundu. Ancak Dr. Twogood, bağırsak ve vajina florasının her ne kadar ortak bakterilere sahip olsalar da; farklı yapılarda olabileceklerini de özellikle belirtiyor.
Bir başka Amerikalı gastroenterolog Dr. Liz Cruz da, kötü bağırsak sağlığı nedeniyle çeşitli sorunlar yaşayan kadınların ortak özelliğinin, vajinal mantar problemleri olduğunu belirtiyor. Bağırsaklarla ilgili sorunlar sonucunda meydana gelebilecek bir diğer istenmeyen sağlık problemi de, idrar yolu enfeksiyonudur. Cruz, bağırsakların ‘steril bir ortam olmadığını’ ve idrar yolunun belirli bakterilere maruz kalması durumunda ‘bu bakterilerin mesaneye çıkabileceğini ve idrar yolu enfeksiyonuna neden olabileceğini’ açıklıyor. Bu, özellikle ishal yaşayanlar ve/veya uygun hijyen uygulamayanlar için özellikle sorunlu hale gelebilir. İdrar yolunun herhangi bir dışkıya maruz kalmasını en aza indirmek için, önden arkaya silmenin önemli olmasının bir nedeni de budur.
Dr. Twogood, eğer vajinanızda yanma, ağrı veya rahatsızlık yaşıyorsanız, bir jinekolog tarafından muayene edilmeniz ve değerlendirilmeniz gerektiğini söylüyor. “Birçok kadın vulvovajinal sorunlarını yanlış teşhis ediyor ve bu da etkisiz tedavilere yol açıyor ve bölgenin daha fazla tahriş olma potansiyelini artırıyor” diyerek de durumun ciddiyetini vurguluyor.
İyi bir bağırsak ve vajina sağlığı nasıl korunur?
Dr. Liz Cruz, iyi hijyen uygulamalarına ek olarak, yapabileceğiniz en iyi şeylerden birinin, özellikle milyonlarca ve milyarlarca canlı kültür içeren probiyotiklerden almak olduğunu söylüyor. “Bu durum, bağırsaklarınıza iyi bakteriler yerleştirir ve dolayısıyla bağışıklık sisteminize yardımcı olur” diyor. Ne yediğiniz, bağırsak sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir; bu noktada turşu, lahana turşusu, miso ve daha kombucha gibi fermente gıdalar ve içecekler bağırsak sağlığınıza gerçekten yardımcı olabilir.
Dr. Twogood ise, yoğurdun, özellikle bağırsak ve vajina sağlığında oldukça önemli bir gıda olduğunu vurguluyor. Çünkü yoğurdun içindeki probiyotiklerin sağlıklı bir vajinayı korumaya yardımcı olduğunun düşünülüyor. Tüm bunların yanında süt veya şekerle ilgili sorunlarınız varsa, sizin için en iyi yoğurdu seçerken etiketleri dikkatlice okumanız gerekmektedir.
Probiyotiklerin yanı sıra probiyotik açısından zengin gıda ve içeceklerin, vücudunuza sağlıklı hücreler oluşturmak için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini verebilir. Eğer bağırsak sorunlarınız varsa, vücudunuz iyi besinlerin rezervlerini tüketmeye başlamış demektir ve bu durum semptomların ortaya çıkmaya başladığı zaman olabilir. Bağırsak sorunlarının sağlık problemlerine yol açtığını düşünüyorsanız, sağlığınızı değerlendirebilecek ve konunun köküne inmek için gerekli testleri yapabilecek bir gastroenteroloğa gitmek en iyisidir. Dr. Cruz, kötü bir durumda olduğunuzu hissetseniz de, doğru tedavi ve bakım ile “her zaman umut var” diyor.
Kaynak: Aly Semigran. “What Your Gut Health Means For Your Vaginal Health. Şuradan alındı: https://cora.life/blogs/blood-milk/what-your-gut-health-means-for-your-vaginal-health
Sağlıklı bir vajina için yapılması gereken 7 şey
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2025 yılı sınav takvimine göre 2025-KPSS A Grubu (Genel Yetenek-Genel Kültür) uygulaması 7 Eylül’de, 2025-KPSS A Grubu Alan Bilgisi testleri ise 13-14 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek.
ÖSYM 2025 yılı sınav takviminde yer alan bazı sınav tarihleri şöyle:
e-YDS 2025/1 İngilizce
Sınav Tarihi: 18.01.2025
Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavı (2025-YÖKDİL 1)
Sınav Tarihi: 16.02.2025
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2025-TUS 1. Dönem)
Sınav Tarihi: 23.03.2025
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2025-YDS 1)
Sınav Tarihi: 09.03.2025
Yükseköğretim Kurumları Sınavı 1. Oturum (TYT)
Sınav Tarihi: 21.06.2025
Yükseköğretim Kurumları Sınavı 2. Oturum (AYT)
Sınav Tarihi: 22.06.2025
2025-YKS Yükseköğretim Kurumları Sınavı 3. Oturum (YDT)
Sınav Tarihi: 22.06.2025
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı 2025-ALES/1
Sınav Tarihi: 13.04.2025
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı 2025-ALES/2
Sınav Tarihi: 06.07.2025
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı 2025-ALES/3
Sınav Tarihi: 23.11.2025
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS) 2. Dönem
Sınav Tarihi: 16.11.2025
Bu besinler sınav başarısı için!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika: Kahreden olay dün akşam saatlerinde Selçuk ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir evde yaşandı. Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Melisa Akcan, iddiaya göre yaşları 1 ila 5 arasında değişen 5 çocuğunu evde bırakarak hurda toplamaya çıktı.

SOBA DEVRİLDİ
Çocuklar evde bulunduğu sırada ısınmak amacıyla kullanılan elektrikli soba bir anda devrildi ve yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesiyle ev dumanla doldu ve 5 kardeş içerde kapının kilitli olması nedeniyle mahsur kaldı.

Yangını fark eden mahalle sakinleri, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler yangına müdahale ederek söndürürken, içeride mahsur kalan; Aras Bulut (1), Masal Işık (2), Aslan Miraç (3), Funda Peri Akcan (4) ve Fadime Nefes (5) adlı kardeşlerin cansız bedenine ulaşıldı.

Dumandan zehirlenerek ölen ve yangın sırasında evde yalnız olan çocukların acı ölümü İzmir’i ve ilçeyi yasa boğdu. Babanın cezaevinde olduğu öğrenilirken, annenin hurda ve kağıt toplayarak geçimini sağladığı öğrenildi.
Beş kardeşin öldüğü faciada acı detay: “Üst üste ölmüşler. Anne kapıyı kilitleyip gitmiş” | Video

“BAZEN ANNE GİTTİĞİ ZAMAN GELMİYORDU”
Komşulardan Esma Şahin, dehşet anlarını anlattı. Yangın sırasında koşup yardım ettiklerini ifade eden Şahin, “Çok acı bir olay. Çocukların üstlerini kapıyı kilitlemiş annesi gitmiş. Hepsi üst üste ölmüşler” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Madencilik başta olmak üzere kömür ve mermer, tarımsal sektörde incir ve üzüm yetiştiriciliği, gıda sektöründe zeytinyağı üreticiliği, ticaret sektöründe akaryakıt bayiliği gibi birçok alanda faaliyet gösteren ve söz sahibi olan Atay Holding’de milyarlık miras şoku yaşanıyor.

Yeni Asır’ın haberine göre; Piyasa değeri 1 milyar 500 milyon dolar olduğu belirtilen holdingde, Mehmet Doğan Atay’ın hisseleri mal kaçırma amacıyla usulsüz olarak üzerine geçirdiğini ileri süren diğer iki kardeşi miras davası açtı.

İki yıl önce 83 yaşında yaşama vefat eden Atay Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Atay’ın ölümünün ardından aile fertleri mahkemelik oldu.

Baba Erdoğan Atay’ın ölümünün ardından, aile bütün mirasın Mehmet Doğan Atay’a geçirilmiş olduğunun şokunu yaşıyor. Piyasa değeri 1 milyar 500 milyon doların üzerinde olduğu ileri sürülen holdingde, kardeşlerden Mehmet Doğan Atay’ın hisseleri mal kaçırmak için usulsüz olarak üzerine geçirdiğini iddia eden kardeşleri Süleyman Atay ve Ahmet Ahmet Atay’ın açtığı miras davası sürüyor.

Davacı kardeşlerden Ahmet Atay’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle, açılan davayı eşi Saba Atay ve evlatları sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kan donduran olay, saat 08.00 sıralarında Gaziantep’te meydana geldi.

İddiaya göre, bir süredir geçimsizlik yaşayıp boşanma aşamasında olan Kahraman ile eşi Elif Bal, sokakta yürüdükleri sırada tartışmaya başladı.

Tartışmanın büyümesi ile Kahraman Bal, üzerinde taşıdığı tabancayla Elif Bal’ı başından vurarak canice katletti.

Elif Bal kanlar içerisinde yere yığılırken, Kahraman Bal bu kez aynı tabancayla kendi canına kıydı.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Bal çiftinin yaşamını yitirdiği belirlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polisleri tarafından Küçükçekmece ilçesinde düzenlenen özel harekat destekli operasyonda; söz konusu olaylara karıştıkları saptanan altı kişi yakalanarak gözaltına alındı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Baskın düzenlenen adreslerde yapılan detaylı aramalarda bulunan dijital materyallere incelenmek üzere el konuldu.
Öte yandan İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından bölücü terör örgütü PKK’ya yönelik Başakşehir İlçesi’nde düzenlenen operasyonda “Terör Örgütü Üyeliği” suçundan aranan beş kişi yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan detaylı aramalarda 12 cep telefonu, 10 sim kart ve üç örgütsel döküman ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söğütlüçeşme’den başlayan Metrobüs seferlerinde yaklaşık 30 dakika aksama meydana geldi.
Avrupa Yakası’na doğru seferlerin ilk durağı olan Söğütlüçeşme ve kent ulaşımında ana noktalardan Altunizade ile çevresinde yoğunluk oluştu.

Altunizade’deki köprüde metrelerce yolcu kuyruğu gözlenirken M-5 Üsküdar-Samandıra Metro durağındaki yoğunluk dikkati çekti.
Duraklarda bekleyen yolcular, işlerine geç kaldıklarını belirtip görevlilere tepki gösterdi.


İBB Cep Trafik haritası verilerine göre, trafik yoğunluğu Avrupa Yakası’nda yüzde 51, Anadolu Yakası’nda ise yüzde 67’ye ulaştı.
Kent genelindeki trafik yoğunluğu ise yüzde 58’e kadar çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“PATPAT SÜRÜCÜSÜ PANİK YAPARAK ÜZERİMDEN GEÇTİ”
Olayı anlatan motosiklet sürücüsü Muhammet İzgü, “Eşim ve çocuğumu almaya giderken, önüme bir patpat kırdı. Aniden fren yaptım ama frenleme mesafesi az olduğu için motosikletim ile beraber patpatın altına girdim. Patpat sürücüsü de panik yaptı ve üzerimden geçti. O anlat bende travma oluşturdu” dedi. Öte yandan, kaza anı güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir binanı balkonunun çöktüğü olay, dün saat 16.15 sıralarında Piyalepaşa Mahallesi’nde meydana geldi.

İddiaya göre, sokakta 4 katlı bir binanın 2’nci katında bulunan balkonun duvarı büyük bir gürültüyle çöktü.

Olayda yaralanan olmazken, park halindeki bir otomobilde büyük hasar meydana geldi.

Balkonun çökme anı güvenlik kamerasına yansırken, o sırada eczaneye giren bir kadın ölümden saniyelerle kurtuldu.

KADIN SANİYELERLE KURTULDU
İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve zabıta ekibi sevk edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KURTARILAMADI
İhbarın andından halı sahaya sağlık ekipleri sevk edildi. Tam donanımlı ambulans ile olay yerine gelen doktor Mehmet İhsan A.’ya müdahale etti. Ardından sedyeye konarak ambulanssa alındı. Kalp masaj yapılarak en yakın hastaneye götürüldü. Ancak yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Acı haberi alan ailesi, yakınları ve arkadaşları gözyaşlarına boğuldu. Mehmet İhsan A. Antalya’da toprağa verildi. Olay anı ise halı sahadaki güvenlik kamerasına yansıdı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Savcılığın gözaltı kararının ardından harekete geçen polis ekipleri, Başakşehir’de düzenledikleri operasyonda 5 şüpheliyi yakaladı.
Operasyonda 12 cep telefonu, 10 SIM kartı ve 3 örgütsel doküman ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtafiye ekiplerinin yangın ihbarı üzerine gittikleri fakat uyuşturucu imalathanesi çıkan olay, Denizköşkler Mahallesi Rüzgarlı Sokak’ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi.

Binanın üst katında oturanlar, alt kattan duman geldiğini fark edip ihbarda bulundu. Kısa sürede olay yerine itfaiye ekipleri kapısı açık evde yoğun duman ve koku olduğunu fark etti.

Yangının mutfakta çıktığını fark eden itfaiye ekipleri diğer odaları kontrol ettiği sırada, salonda yerdeki örtü üzerinde uyuşturucu madde, hassas terazi, küçük poşetler, sıvı kimyasal maddeler olduğunu gördü.

İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri evde yaptığı incelemenin ardından bu kez komşuların bilgisine başvurdu.Bina sakinlerinin evde oturan 2 kişinin ellerinde kutu ve poşetlerle dışarı çıktığını söylemesi üzerine, bu kez apartmanda çalışma başlatıldı.

Polis ekipleri bodrum kat merdivenlerinin altına gizlenmiş kilolarca uyuşturucu madde ve sıvı kimyasal madde ele geçirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zafer Meydanı’nda açılan pazarda ev kadınları tarafından hazırlanan ürünler görücüye çıktı. Yiyecek ve içecekler ile birlikte evlerde yapılan el emeği göz nuru kıyafet ve aksesuarlar büyük ilgi gördü. Pazarda çocuklarda unutulmazken, ev kadınları tarafından yün ip ile yapılan oyuncak figürler çocuklar tarafından ilgi ile karşılandı. Pazarın hafta sonu da açık olacağı öğrenildi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TDV Espiye Kadın Kolları Başkanı Bahar Küçükaydın ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Turgut ve Cansever Sarıkaya çiftine ziyarette bulundu.
Bahar Küçükaydın, “Ali Rıza”, “Akif” ve “Asel” adlı bebeklere çeşitli hediyeler verdi.
Sarıkaya ailesinin her zaman yanında olacaklarını belirten Küçükaydın, “Çocuklarımızın bahtı açık olsun. Allah analı babalı büyütsün, ömürleri uzun olsun.” dedi.
Anne Cansever Sarıkaya ise ziyaretleri dolayısıyla misafirlerine teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuklarda stres ve endişenin bazı yaygın görünen özellikleri şöyledir:
Stresli çocuğun davranışsal ya da duygusal özellikleri:
Stresli çocuğun fiziksel özellikleri:
Bu belirtilerin, belirli bir aktivite öncesi veya sonrasında mı olduğunu ve ağrı, ateş, kaşıntı ya da ishal gibi tıbbi bir problemi işaret eden fiziksel belirtilerin olup olmadığını gözlemlemek önemlidir.
Çocukların kazanması gereken 15 beceri
Çocukluk dönemindeki stresin yaygın nedenleri nelerdir?
Çocuklarda stres ve endişeye sebep olan şey bazen okuldaki bir problem, ailedeki değişiklikler ya da bir arkadaşla yaşanan çatışma gibi dış etkenlere bağlı olabilir. Ancak endişe hisleri, çocuğun okulda başarılı olma ya da akranlarıyla iyi geçinebilme kaygısı ve kendi içsel baskılarından da kaynaklanabilir. Çocuklarda strese neden olan bazı yaygın nedenler şunlardır:
Ailedeki büyük değişiklikler
Boşanma, aile üyelerinden birinin ölümü, taşınma ya da yeni bir kardeşin olması gibi büyük yaşam değişiklikleri çocuklarda strese neden olabilir. Bu sarsıcı değişiklikler çocuğunuzun dünyasını alt üst edebilir. Büyük yaşam değişiklikleri kafa karışıklığı ve endişeye sebep olarak çocuğunuzun güven duygusunu sarsabilir. Örneğin yeni doğmuş bir kardeş çocukta tehdit ve kıskançlık duygusu uyandırabilir. Ailede gerçekleşen bir ölüm onda panik ve yas duygularına yol açıp, ölüm ve ölmekle ilgili korkuları tetikleyebilir.
Aile içi dengesizlikler
Para ve iş endişeleri, aile içindeki karmaşa ve gergin ebeveynler, çocuklarda yardım etmek isteyip edemedikleri hissiyatı yaratan bir güçsüzlük duygusuna neden olabilir.
Aşırı yoğun programlar
Durmadan bir aktiviteden diğerine koşuşturmak, hiç boş vaktinin olmadığı bir tempo çocuklarda ciddi anlamda stres oluşturabilir.
Akademik baskı
Birçok çocuk endişe duygusuyla, okulda başarılı olmak istemesi yüzünden tanışır. Akademik baskı, yanlış yapmaktan çekinen ya da herhangi bir şeyde yeterince iyi olamamaktan korkan çocuklarda özelikle yaygındır.
Popülerlik
Çocuklar büyüdükçe yaşıtlarına uyum sağlamak ister ve popüler olmak isterler. Bu istek bazen bir baskıya dönüşür. Arkadaş gruplarına ait olma ya da dışlanma hissiyatı çocuklar okula başladıkları zaman endişeye yol açan sebeplerden olabilir.
Zorbalığa maruz kalma
Zorbalık pek çok çocuk için çok ciddi bir sorundur. Zorbalığa uğrayan çocuklar hedef alınmış olduklarından dolayı utanç duyabilir ve kendi güçsüzlüklerinin fark edileceği korkusuyla bunu ailelerinden veya öğretmenlerinden saklayabilirler.
Haber bültenlerindeki felaket haberleri
Doğal felaketler, terör ve şiddet içeren haber ya da görüntüler çocuklar için sarsıcı olabilir. Çocuklar bu haberleri görüp duyduklarında, onlara ya da sevdiklerine kötü bir şey olacağı endişesine kapılabilirler.
Korkunç bir film ya da kitap
Kurgusal öyküler de aynı zamanda çocuklarda endişe ve strese neden olabilir. Çocuklar genelde, filmlerdeki ya da kitaplardaki korkunç, dehşet verici ya da sarsıcı bir sahneden ya da bir bölümden oldukça etkilenirler. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha hassas olabilir ve bu durumda çocuğu olumsuz etkileyen görsel medya içeriğini kısıtlamak ve çocuğun yaşına uygun içeriklere, kitaplara, bilgisayar oyunlarına ve filmlere yöneltmek iyi bir fikir olacaktır.
Bağırmak çocukları korkutur
Stresli çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Çocuğunuzun stresle başa çıkmakta yararlanabileceği pek çok sağlıklı yöntem vardır. İhtiyaçları olan tek şey biraz yardım ve rehberliktir. Şu yöntemleri kullanarak onlara yardımcı olabilirsiniz:
Evdeyken
Onları her şeye dâhil edin
Sizin davranışlarınız
Tavsiye
Söz konusu çocukluk döneminde yaşanan endişe olunca, yaşça küçük çocuklar kendi hislerini tam anlamıyla anlayıp aktaramayabilir. Yaşça daha büyük çocuklar onları rahatsız eden şeyleri anlayabilirler ancak bu yine de endişelerini anne babasıyla paylaşacakları anlamına gelmeyebilir. Çocuğunuzun davranışlarındaki değişiklerden haberdar olmak, onları daha fazla etkilemeden önce problemi çözmek hem size hem ona daha iyi yardımcı olacaktır. Bu da ilgi ve dikkat gerektirir. Çocuğunuzu görün. Onu duyun. Söylemediklerini de duyun.
Kaygılı çocukların ebeveynleri için 8 ipucu
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAPAY ZEKA ANALİZİ
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, “Kanserden anemiye kadar geniş bir hastalık yelpazesini kapsayan hematoloji alanında, yapay zeka uygulamaları 2024’te çığır açıyor. Yenilikçi yapay zeka platformları sayesinde kanser hücreleri saniyeler içinde tespit ediliyor, klinik deneylere erişim hızlandırılıyor ve hastaların tedavi süreçleri kişiye özel hale getiriliyor” dedi.

HAYAT KURTARAN MÜDAHALE
Yapay zeka destekli bu sistemlerin, kan örneklerinde anormal hücrelerin ayırt edilmesinde büyük bir hassasiyet sağladığını, yüzde 90’a varan doğruluk oranlarıyla geleneksel yöntemleri geride bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Ar, “Böylece doktorlar hızlı karar alarak tedaviye en erken aşamada başlayabiliyor ve bu da yüzlerce hastaya hayat kurtarıcı bir müdahale fırsatı sunuyor” dedi. Prof. Dr. Ar, tanı ve tedavi programlı bir yazılım olarak, yapay zekânın da kullanıldığı bir program oluşturduklarını belirterek, “Gelen hastayı hematolojik açıdan hangi hastalık grubuna yönlendireceği kısmı tamamlandı. Şimdi her hastalık grubu için, bilimsel alt komiteler çalışıp, ona özgü algoritmaları oluşturacak. Böylece hasta geldiğinde önce tanıya götürecek, sonra nasıl bir risk sınıflaması yapılacağı konusunda bize yol gösterecek” dedi.

‘DEMİR GİBİ TÜRKİYE’ PROJESİ
TÜRK Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Şule Ünal Cangül de demir eksikliğinin, Türkiye’de ve dünyada bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Demir dünyada ve ülkemizde çocuklarda en sık görülen besinsel eksikliktir. DSÖ verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 24.8’inde anemi vardır. Anemik olguların yarısında altta yatan neden demir eksikliğidir. Ülkemizde ve dünyada demir eksikliği özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında daha sık görülmektedir. Ülkemizde doğurganlık çağındaki kadınlar arasında yüzde 30’un üzerine çıkan oranlarda demir eksikliği görülmektedir.” Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan “Demir Gibi Türkiye” projesiyle, çocuklara demir desteği sağlandığını belirten Prof. Dr. Cangül, “Bu program, bebekler arasında demir eksikliği sıklığını düşürmede etkili olmuş ve ailelerin bu konuda farkındalığını artırmıştır. Bunun dışında gebelere de demir desteği verilerek, demir eksikliğinin önlenmesi amaçlanmaktadır” dedi. Beslenmenin düzenlenmesinin demir eksikliğinin önlenmesinde önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Cangül, “İlk 1 yaşta bebeklere inek sütü verilmesi önerilmez. Demirden zengin besinler arasında kırmızı et, kuru baklagiller, kümes hayvanları, balık, kuru üzüm, koyu yeşil yapraklı sebzeler sayılabilir” dedi.

TEDAVİ BAŞARISINI CİDDİ ORANDA ARTIRIYOR
TÜRK Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emin Kaya, yapay zeka destekli mikroskop analizlerinin, kan hücrelerinin detaylı ve hızlı incelemesini sağladığını belirterek, “Özellikle lösemi gibi hücre çoğalmasının hızlı olduğu kanser türlerinde, erken tanı, hastaların tedavi şansını ciddi oranda artırıyor” dedi. Her hastanın biyolojik yapısının benzersiz olduğu için, biyoinformatik analizlerle kişiye özel tedavi seçenekleri geliştirilebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaya “Geçtiğimiz günlerde Avrupa Hematoloji Kongresi’nde tanıtılan bu yöntemle, hastalara yan etkileri minimumda tutan ve en etkili sonucu sağlayan tedavi planları oluşturuluyor. Yapay zeka, her hastanın genetik profiline göre en uygun tedaviyi belirlemede kritik bir rol oynuyor” dedi.
‘CAR-T’ TEDAVİSINDE YAPAY ZEKA
Klinik araştırmalarda CAR-T hücre tedavisi gibi kişiye özel tedavi seçeneklerinin de yapay zeka ile daha hedefli hale geldiğini belirten Prof. Dr. Kaya, “Özellikle tekrarlayan kanserlerde kullanılan bu yöntemle, hastalar için tedavi süreçleri daha etkili ve yönetilebilir hale geliyor. Yapay zeka, hastaların tedaviye yanıt verebilme potansiyelini önceden tahmin ederek, sonuçları optimize ediyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gündelik paranoya hallerimiz üzerine, şehir ile iki kişi arasında geçen “endişe dolu bir sevgi hikâyesi” anlatan performansta Esme Madra ve Ozan Çelik, kendilerine çeşitli seslerle eşlik eden Tophane Noise Band ile birlikte sahnede ses, söz ve hareket parçalarını öyküleştiriyorlar.
REKLAM
15 Kasım 2024 Cuma ve 16 Kasım 2024 Cumartesi akşamları saat 20:00’de Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek “Geçen Gün” için biletler, giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.

OYUNUN KONUSU
Birbirleriyle sürekli karşılaşan, geçişen, çarpışan, ama birbirlerini gerçek anlamda hiçbir zaman görmeyen iki kişi. Dünyaya karşı iki kişi. Şehrin içinde hareket ediyorlar. Ezilmemeye çalışıyorlar. Şehirle başa çıkmaya çalışıyorlar. Herkes onlara karşı, onlar tek başına. Kâh seksen yaşındalar, kâh on sekiz. Bir bakmışsın mağdur durumdalar, bir de bakmışsın suçluluk duygusu içlerini kemiriyor.
Biz tanıyoruz onları. Onlar da bizi tanıyor. Şehir değişiyor. Şehir sürekli farklı rotalar çiziyor. Şehir onları itip kakıyor. Diğer insanlar, şehirle bir olmuş, sürüklüyorlar onları. Her an başka bir tehdit altındalar. Sesler sarmalıyor hepsini. Kâh rahatsız edici bir kakofoni, kâh büyüleyici bir sükûnet. Kâh bir gürültü yumağı, kâh bir müzik.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanatçı, “Ambiguous Polarities – İkilem ve Denge” başlıklı sergisinde, insan ruhunun derinliklerine inerek varoluşsal soruları ve duygusal çelişkileri sanat aracılığıyla keşfe çıkıyor. Arslan’ın eserleri, figüratif biçimleri parçalayarak dekonstrüktif bir estetik sunarken, izleyiciye sıradanın ötesinde bir bakış açısı sunuyor. Onun resimlerinde yalnızca figürler değil, insan doğasının karmaşıklığı, belirsizlikler ve zıtlıklar da güçlü bir biçimde hissediliyor.
Serginin küratörü Burak Fidan, Arslan’ın eserlerindeki bu çok katmanlı yapıyı ön plana çıkararak, izleyicinin eserler ile derin bir bağ kurmasını hedefliyor: “Sanatçı bu sergideki resimleri boşluklar, kutuplaşmalar ve belirsizlikler kavramları üzerinden sorgulanan çelişkileri, kullanılan malzemelerin karakteristik özellikleri çerçevesinde, farklı boyutlardaki eserlerin harmonisi – disharmonisi üzerinden bir araya getiriyor.”
REKLAM
Ercan Arslan, çalışmalarında yalnızca bir görsel anlatım sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insanın kimlik arayışını, varoluşsal çıkmazlarını ve ruhsal karmaşasını ortaya koyuyor. Sanatçının eserlerinde, figürlerin gözlerinin sabit bakışları, izleyiciyi adeta hipnotize edercesine kendisine çekiyor. Bu gözler aracılığıyla izleyici hem kendi varoluşunu sorgulama fırsatı buluyor, hem de dış dünyayla olan ilişkisini yeniden değerlendirme sürecine giriyor. Arslan’ın eserlerinde sıklıkla kullanılan mavi arka plan, dinginliği simgelerken, figürlerin içsel çalkantılarını yansıtan turuncu ve kırmızı tonlar, sanatçının insan doğasındaki ikilemleri nasıl ustalıkla ele aldığını gösteriyor.

Sergi, izleyicilere yalnızca sanatla buluşma fırsatı değil, aynı zamanda kendileriyle ve insan doğasının en temel sorularıyla yüzleşme alanı yaratıyor. Figürlerin eksik ve dağınık yapısı, bireyin ruhsal karmaşasına ve kendini tanıma çabasına ayna tutarken, bu sergi izleyiciyi sanatın felsefi boyutlarında derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Sergi 8 Aralık’a kadar CerModern’de görülebilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş Kuleleri Salonu, Levent-İstanbul
“PAT PAT PATARA”
16 Kasım Cumartesi, 15.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 4 yaş ve üzeri
İş Sanat’ın geçtiğimiz sezon büyük bir ilgiyle karşılanan müzikli çocuk oyunu özel yapımı “Pat Pat Patara” bu sezon da İş Kuleleri Salonu’nda sahneleniyor. Yekta Kopan’ın kaleme aldığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyun, Likya uygarlığının en önemli şehirlerinden Patara Antik Kenti’nde geçiyor. Sürprizlerle dolu bu macerada Efe, Defne ve sınıf arkadaşları, arkeolog Aslı önderliğinde, gizemli bir bilmecenin cevabını arıyor: “Geçmişin bilgilerini, bulup çıkarır. Eski değerleri, günümüze taşır.”
Genç izleyicilerin tarihe duydukları merakı eğlenceyle harmanlarken bir yandan da onları ülkemizin zengin kültürel mirasıyla tanıştıran “Pat Pat Patara”da oyuncular sahneyi canlı bir orkestra ile paylaşıyor. Özge Fışkın, Şeyla Halis Çiçekdemir, Baran Güler, Mert Aydın, Derman Çinkılıç, Elif Gizem Aykul, Emrecan Karakum, İrem Kayakököz, Mehmet Berker Korkmaz’ın rol aldığı oyunun müzikleri Tolga Çebi’ye ait.
REKLAM
***
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (Beyoğlu-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
HAYVANLAR ÂLEMİ: KOLAJLA HİKÂYE ATÖLYESİ
9 Kasım Cumartesi, 16.30 / Yaş grubu: 5-9 yaş
Müzenin “Hayvanlar Alemi” başlıklı tematik odasından ilham alan bu atölyede sanatçıların resimledikleri veya hayatlarında önemli bir yeri olduğu bilinen hayvanlarla hikayelerini ve anılarını öğrenecek olan çocuklar, atölye alanında bu hayvanların dekupe kesimlerini kolaj, boyama ve metin aracılığıyla bir araya getirip birbirleriyle ilişkilendirecek.
KAT KAT DUYGULAR
10 Kasım Pazar, 12.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 6-9 yaş
“Türk Resmini İzlemek” isimli kalıcı sergide yer alan soyut eserler aracılığıyla çocuklar, soyut kavramlar dünyası ile tanışacak. Sanatçıların hayal dünyalarını ve ilham kaynaklarının keşfedileceği bu atölyede kendi duygularını tıpkı bir sanatçı gibi renkler, şekiller ve çizgiler aracılığıyla betimleyecekler. Atölyenin sonunda her çocuk kendi yaptığı soyut sanat çalışmasını özel bir katlama tekniği ile akordiyon kitap tasarımına dönüştürecek.
REKLAM
GÜNÜMÜZDEN ATATÜRK’E KARTPOSTALLAR
10 Kasım Pazar, 14.00 / Yaş grubu: 7-12 yaş
Bu atölyede çocuklar, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde düzenlenecek sergi turunun ardından, Mustafa Kemal Atatürk için kendi tasarımlarının yer aldığı bir kartpostal hazırlayacak.
FIRÇALAR GEZİYOR, İMGELER KONUŞUYOR: GÖRSEL OKUMA ATÖLYESİ
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Seçilen bir resmin görsel okumasının çocuklarla sohbet ederek yapılacağı bu atölyede jest, mimik, ses ve titreşimle çeşitli ifade yolları aranacak. İmge tiyatrosu tekniği ile görselin hikâyesinin doğaçlanacağı çalışmada çocuklar oyun, drama teknikleri, nesne temelli düşünme, görsel okuma ve yaratıcı düşünme tekniklerini kullanacak.
BENİM KUMBARAM
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş

Bu atölyede çocuklar, Edip Hakkı Köseoğlu’nun Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen 1957 tarihli “Kumbaralı Çocuk” eserinden yola çıkarak İş Bankası’nın ikonik kumbarasını konuşacak ve müzenin kalıcı sergisi “Türk Resmini İzlemek”teki eserlerden ilhamla kendi kumbaralarını tasarlayacak.
REKLAM
GURME MİMARLAR
12 Kasım Salı, 16.00 / Yaş grubu: 8-12 yaş
Çocukların “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisindeki lokantaları konu alan eserleri inceleyerek başlayacağı bu atölyede eserlerdeki mekanların onları nasıl hissettirdiği, hangi lezzetleri menülerinde bulabilecekleri, o mekânın bir kokusu ya da tadı olsa nasıl olabileceği üzerine sohbet edilecek. Ardından her çocuk, ölçek ve boyut kavramlarını deneyimleyerek hayalindeki lokantanın maketini tasarlayacak.
KAHVALTI SOFRASI
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergi turuyla başlayacak bu atölyede çocuklar, natürmortlar başta olmak üzere yeme-içme temasının işlendiği resimleri ve heykelleri inceleyecek. Ardından mutfak dünyasından lezzetli bir tarifi üç boyutlu bir sanat eserine dönüştürerek kendi pasta heykellerini yapacak.
HAYAL BAHÇESİ
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / 15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi, 16.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinin Cömert Doğa bölümünde yer alan, ülkemizin farklı şehirlerinden tarla, bağ ve bahçe görünümlerini konu alan eserlerin incelenmesi ile başlanacak atölyede çocuklar, kentleşme ve yeşil alan kavramları üzerine tartışacak. Ardından da sanatçı Yalçın Gökçebağ’ın “Çay Bahçesi” isimli eserinden ilhamla kendi mini hayal bahçelerini tasarlayacak.
REKLAM
ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU’NDAN İLHAMLA YARATICI HEYKEL ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 13.00 / 17 Kasım Pazar, 16.30
Yaş grubu: 9-12 yaş

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen heykelleri inceleyerek atölyeye başlayacak olan çocuklar, sanatçıları tanıyacak ve kullandıkları teknikler hakkında fikir sahibi olacaklar. Sergi turunun ardından çocuklar, heykeltıraş Zühtü Müridoğlu’ndan ilham alarak alüminyum folyolar ve tellerle kendi heykellerini üretecekler.
TABLODAKİ MEYVELER, ŞAŞIRTICI FIRÇALAR
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 3-5 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinden natürmortların ilham verdiği bu atölyede çocuklar önce eserlerde karşılarına çıkan farklı mevsimlere ait meyve ve sebzeleri keşfedecek. Ardından bu meyveler ellerindeki birer fırçalara dönüşecek ve baskı tekniğiyle beyaz kumaş üzerinde kendi motif ve desenlerini oluşturarak masa örtülerini hazırlayacaklar.
REKLAM
BURHAN DOĞANÇAY’DAN İLHAMLA KOLAJ ATÖLYESİ
16 Kasım Cumartesi, 12.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
Bu kolaj atölyesinde minik sanatseverler, sanatçı Burhan Doğançay’ın renkli ve dinamik dünyasına davetli! Çocuklar, sanatçının müzede yer alan eserlerindeki canlı renkleri ve farklı formları keşfederken kendi yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini geliştirme fırsatı da bulacaklar.
***

Türkiye İş Bankası Müzesi (Eminönü-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: tibm.atolye@issanat.com.tr
MÜZE HATIRAM
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
DÜNYANIN PARASI
9 Kasım Cumartesi, 14.30 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Paranın tarihinin ve paranın üzerindeki simgelerden yola çıkarak paraların özelliklerinin keşfedileceği bu atölyede Türkiye ve çeşitli dünya ülkelerinin paraları tanıtılacak. Çocuklar Türk lirasının güvenlik özelliklerini, üzerinde yer alan kişileri ve sembolleri yakından tanıyacak, paranın üretimi hakkında bilgi sahibi olup dünyadaki farklı para tasarımlarını inceleyecekler. Öğrendiklerini interaktif bir sunum eşliğinde pekiştirecek olan çocuklar kendi para tasarımlarını da hazırlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek. Katılımcılar aktarılan hikâyelerin figürlerinden yola çıkarak toplu bir tuval çalışması ile atölyeden ayrılacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
12 Kasım Salı, 16.00 / 14 Kasım Perşembe, 16.30
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: MİNİ BUGÜN ÖFKELİ Mİ?
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Oyun ve şiddetsiz iletişimi bir araya getiren bu atölyede çocuklar yaratıcı düşünme teknikleri ile duygularını Mimi’nin hikâyesi üzerinden keşfedecek. Mimi ve arkadaşlarının verdiği tavsiyelerden ilhamla kendi duygularına yargısız bir şekilde bakmayı kavrayacaklar.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: PAMUK İLE TOPAK – ARKADAŞIM OLUR MUSUN?
13 Kasım Çarşamba, 12.30 / Yaş grubu: 4 yaş
Çocuklar bu atölyede arkadaşlık ve dostluğun buluşmasını Pamuk ve Topak’ın hikâyesi üzerinden öğrenecek. İkilinin fiziksel, kişisel ve yaşamsal özelliklerini tanırken mevsimlerin geçişlerini imge tiyatrosuyla canlandıracak; duygu ve ihtiyaçlarını çeşitli oyunlar aracılığıyla paylaşacak.
REKLAM
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: BAYRAK SALLAYAN ROBOTLAR
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
13 Kasım Çarşamba, 16.30 / Yaş grubu: 10-12 yaş
Çocuklar bu atölyede havacılık tarihinde önemli bir yeri olan Leonardo da Vinci’den esinlenerek kanat mekanizmasına sahip bir robotik Lego modeli inşa edecekler. Havacılık tarihi hakkında bilgiler edinecek, aynı zamanda Lego ve robotik STEAM modeli ile tanışma fırsatı bulacaklar. Kendi icatlarını geliştirerek modelin iki robotik kolunda Türk bayraklarını sallayabileceği bir tasarım yapacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: YEL DEĞİRMENİ
13 Kasım Çarşamba, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede değişik enerji türlerini öğrenerek rüzgârın günlük hayatımızdaki ve doğadaki önemini çeşitli örnekler üzerinden pekiştirecek. Rüzgârın aynı zamanda enerji üretimini sağlayan bir araç olduğunu keşfederken, resimli yönergelerle bir yel değirmeni tasarlayacaklar.
ÇORAP KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
REKLAM
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği bu kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi çorap kuklalarını tasarlarken bir yandan da hayali kahramanlarını yaratarak kukla arkadaşlığının eğlenceli yanlarını birlikte keşfedecekler.
KÂĞIT KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi kâğıt kuklalarını tasarlayacak olan çocuklar renkli boyalar, düğmeler, kumaş ve yün gibi geri dönüştürülebilir malzemeler ile tasarımlarını süsleyecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
14 Kasım Perşembe, 14.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: AİLENİZİN TİMSAHI TİMO
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede aile olmanın güzel yanlarını timsah Timo ve kuş ailesinin hikâyesi ile birlikte keşfedecek. Yaratıcı düşünme teknikleri ile yaşamı daha eğlenceli hâle getirmenin yollarını öğrenirken duygu ve ihtiyaçlarıyla bağ kurma ve şiddetsiz iletişim tekniklerini de pekiştirecekler.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: KAÇ PUNTO KAÇ
15 Kasım Cuma, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklar, müziğin oyunla, yaratıcı düşünme tekniklerinin fotoğraf okuma ile birleştiği bu atölyede sayıların doğadaki gizemlerini keşfedecek. Sayılarla yıldızı bir türlü barışmayan Punto’ya, matematiğin doğasını bazen bir salyangozun kabuğunda bazen de bir balkabağı turtasının dilimlerinde aradığı eğlenceli yolculuğunda eşlik edecekler.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: ÜRETİM BANDI
15 Kasım Cuma, 14.00 / Yaş grubu: 10-12 yaş
15 Kasım Cuma, 16.30 / Yaş grubu: 7-9 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede üretim bandının işlevini ve günlük kullanımdaki yerini keşfedecek, özel motorize yapı taşlı Lego kitler ile kendi 3 boyutlu üretim bandı modellerini inşa edecekler. Mühendislik, matematik ve teknolojiyi bir araya getiren çalışmada kendi tasarımlarının yanı sıra plan ve zaman yönetimi ve yaratıcı düşünme gibi edimleri geliştirme fırsatı bulacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: JİP YAPIMI
15 Kasım Cuma, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede K’nex eğitim setlerindeki bağlantı parçalarıyla bir Jip tasarlarken bir yandan da arazi araçlarını daha yakından tanıyacak. Hayal güçleriyle ince motor becerilerini geliştirecekler bu atölye aynı zamanda yönerge takibini öğrenebilmelerini destekleyecek.
***

İktisadi Bağımsızlık Müzesi (Ulus-Ankara) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: ibm.atolye@issanat.com.tr
RENGARENK VİTRAYLAR
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 11.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin ana holünde yer alan, İtalyan sanatçılar Salvatore Corvaya ve Carlo Bazzi’nin imzasını taşıyan, mitolojide para ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes tasvirinin bulunduğu ünlü vitrayı tanıyacak, yapım aşamaları deneyimleyecek ve kendi vitray tasarımlarını oluşturacaklar.
İSTANBUL’UN RESMİ
9 Kasım Cumartesi, 13.00
Yaş grubu: 7-11 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde kısa süre önce açılan “İstanbul’un Resmi” sergisini gezecek olan çocuklar İstanbul’u sanatçıların gözünden inceleyecek ve sergiden aldıkları ilhamla kendi eserlerini oluşturacaklar.
ZEUGMA’NIN İLHAM PERİLERİ
9 Kasım Cumartesi, 15.00 / 13 Kasım Çarşamba, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisindeki antik kentler ve arkeolojik kazılar bölümüne odaklanan bu atölyede çocuklar Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biri olan Zeugma’yı ve mozaiklerini keşfedecek. Mozaiklerin ünlü ilham perileri “müz”lerle tanışarak kendi mozaiklerini tasarlayacaklar.
REKLAM
CUMHURİYET POSTASI
10 Kasım Pazar, 11.00 / 13 Kasım Çarşamba, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
Bu atölyede çocuklar Cumhuriyet’in ilanı sonrası ülkemizin gelişimi için atılan adımları bir eğitmen eşliğinde inceleyecek ve o dönemin pullarının replikalarıyla birlikte kendi kartpostallarını tasarlayacak.
KARTPOSTALLARDA SAKLI İSTANBUL
10 Kasım Pazar, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 8-10 yaş

İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstanbul’un Resmi” sergisinde önce keyifli bir İstanbul turuna çıkacak olan çocuklar, İstanbul’un simge yapılarını tanıyacak ve şehre özgü pek çok unsuru keşfedecek. Çocuklar bu sergiden ilhamla, sevdikleri birine göndermek üzere, İstanbul’a dair izlenimlerini işledikleri kartpostallarını tasarlayacak.
KIPIR KIPIR KUKLALAR
10 Kasım Pazar, 15.00 / 17 Kasım Pazar 13.00
Yaş grubu: 5-7 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin en eğlenceli figürü, 1930’lu yıllarda üretilen sergi maskotu Sigorta Adam’a odaklanan bu atölyede çocuklar, Sigorta Adam ve onun koruyan kalkanı hakkında hikâyeler üretecek ve kendi kıpır kıpır hareketli kuklalarını tasarlayacaklar.
REKLAM
MÜZEDE MASAL: DENİZ ÇAYIRLARINDA YAŞAYAN ÇEVRECİ FOK
12 Kasım Salı, 13.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek çocuklar çevreyi korumanın önemini öğrenirken, deniz çayırlarında yaşayan çevreci bir fokun hikâyesini dinleyecekler.
MÜZE HATIRAM
12 Kasım Salı, 15.00 / 14 Kasım Perşembe, 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
MÜZEDE MASAL: KONUŞAN AĞAÇLAR
13 Kasım Çarşamba, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 13.00
Yaş grubu: 3-4 yaş
REKLAM
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek olan çocuklar sergideki ağaç türlerini inceleyecekler. Konuşan Ağaçlar masalını dinlemelerinin ardından da kendi tohumlarını ekecekler.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
15 Kasım Cuma, 13.00 / 16 Kasım Cumartesi, 11.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
16 Kasım Cumartesi, 13.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek.
Detaylı bilgi için: issanat.com.tr
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Yağmur Topçu, Ali Rıza Kubilay, Ahmet Kahvecioğlu, Boran Bağcı, Cem Eyüpoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
REKLAM
AĞRI DAĞI EFSANESİ
Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet’le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han’ın kızı Gülbahar’ın hikâyesi, Yaşar Kemal’in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi’ne dönüşmüştür.
Yaşar Kemal’in yazdığı Yiğit Sertdemir’in uyarlayıp yönettiği oyunda Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir. Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
REKLAM
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir.
Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.
Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2024 tarihinde Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
REKLAM
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Kasım tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ve Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
Oyun biletleri, gişelerden ve biletinial.com’dan temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özcan’ın “Twin Rocks” albümü dinleyenleri Likya Yolu’nun derinliklerine doğru etkileyici bir müzik yolculuğuna çıkarıyor. Albümündeki eserleri oluştururken bu yol boyunca karşılaştığı manzaralardan esinlenen Özcan, doğadan farklı seslerle derinleştirdiği albümünü Borusan Müzik Evi’ndeki dinleyicilerle canlı olarak ilk kez paylaşacak.
Klasik müzikten caza, dünya müziklerinden çağdaş müziğe kadar geniş bir yelpazede programlar oluşturan Borusan Müzik Evi, açılış konserinin hemen ardından 3. Noise İstanbul Festivali ile programına tüm hızıyla devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni Alman Sineması, savaş sonrası Almanya’nın toplumsal ve politik dönüşümlerini ele alarak, bireylerin bu değişimler karşısındaki mücadelelerini derinlemesine inceliyor. Programda yer alan filmler; suçluluk, hafıza, kimlik ve toplumsal eleştiri konularını işlerken, bireylerin içsel yolculuklarını ve topluma karşı duruşlarını öne çıkarıyor. Seçki, bir ülkenin ve toplumun geçirdiği derin değişimlerin yanı sıra, hızla değişen bir toplumda bireylerin kimlik ve anlam arayışlarını da gözler önüne serecek. Tüm gösterimler ücretsiz olarak gerçekleştirilirken, 120 kişilik kontenjan ile sınırlı olacak. Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Alman ressam, baskı sanatçısı ve heykeltıraş Georg Baselitz’in Georg Baselitz: Son On Yıl sergisi, 2 Şubat 2025 tarihine kadar Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat’ta sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.
Program:

12 Kasım 2024, Saat: 19:00
THE PATRIOTIC WOMAN
Almanya, 1979, Almanca, İngilizce Altyazılı, 118 dakika
Yönetmen: Alexander Kluge

19 Kasım 2024, Saat: 19:00
THE MARRIAGE OF MARIA BRAUN
Almanya, 1979, Almanca, Türkçe Altyazılı, 120 dakika
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

26 Kasım 2024, Saat: 19:00
YESTERDAY GIRL
Almanya, 1966, Almanca, Türkçe Altyazılı, 88 dakika
Yönetmen: Alexander Kluge

3 Aralık 2024, Saat: 19:00
ALI: FEAR EATS THE SOUL
Almanya, 1974, Almanca, Türkçe Altyazılı, 94 dakika
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

10 Aralık 2024, Saat: 19:00
WINGS OF DESIRE
Almanya, 1987, Almanca, Türkçe Altyazılı, 128 dakika
Yönetmen: Wim Wenders

17 Aralık 2024, Saat: 19:00
ALICE IN THE CITIES
Almanya, 1974, Almanca, Türkçe Altyazılı, 110’
Yönetmen: Wim Wenders
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göbeklitepe’den Karahantepe’ye, Sayburç’tan Sefertepe’ye kadar Anadolu’nun dört bir yanında kazı çalışması yürütüldüğünü aktaran Ersoy, kazı çalışmalarıyla tarihin mirasının gelecek nesillere aktarılmaya çalışıldığını belirtti.
Neolitik dönemin çekirdeğinin Şanlıurfa’da yürütülen kazı alanlarında olduğunu vurgulayan Ersoy, söz konusu kazılarla Neolitik dönemi çok daha iyi anlamayı ve yorumlamayı başardıklarını ifade etti.
REKLAM
Dünya arkeolojisi açısından kongrenin büyük önem taşıdığını belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın himayesinde gerçekleştirilen Dünya Neolitik Kongresi’nde, 63 ülke ve 486 uluslararası kurumu temsilen, Neolitik konusunda uzman yaklaşık 1000 kişiden oluşan katılımcıların 45 farklı oturum kapsamında, 687 sözlü sunum ve 62 poster sunumuyla kongreye katkı sağlamaları planlanmaktadır. Bu Kongre ayrıca dünyanın çeşitli yerlerinde, farklı zaman dilimlerinde, farklı kültürel ve sosyo-ekonomik yörüngeleri takip ederek gerçekleşen çeşitli Neolitik oluşumlara ilişkin tartışmaları da bir araya getirecektir. Kongre kapsamında farklı bölgelerdeki Neolitik yaşam biçimleri, dönüşüm süreçleri, nedenleri, sonuçları, toplumsal örgütlenme modelleri, doğal çevre ortamı, beslenme özellikleri ve geliştirdikleri teknolojileriyle birlikte bütüncül bir yaklaşımla ele alınacaktır. Bu buluşma Neolitik döneme ilişkin bulguların küresel ölçekte tartışılmasını sağlayacak ilk bilimsel toplantı olması bakımından büyük öneme sahip olacaktır.”
REKLAM“750 ARKEOLOJİK KAZI VE ARAŞTIRMA YÜRÜTÜLÜYOR”
Bakanlık olarak yürüttükleri Geleceğe Miras Projesi’ni önemsediklerini vurgulayan Bakan Ersoy, projeyle Türkiye’yi dünya genelinde bir kültürel cazibe merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.
Gelecek dönemde çok daha başarılı çalışmaların ortaya konacağına inandığını belirten Ersoy, şöyle devam etti:
“Geleceğe Miras Projesi’yle son 60 yılda Türkiye’de arkeoloji alanında yapılan çalışmalara eşdeğer bir başarıyı, önümüzdeki dört yıl içinde gerçekleştirmeyi planlıyor ve dönemin ‘Türk Arkeolojisinin Altın Çağı’ olarak anılmasını amaçlıyoruz. Ülkemizde Osmanlı İmparatorluğu geleneğinde başlayan arkeolojik çalışmalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği bilim insanlarıyla altın dönemini yaşamıştır. Bugün Türk arkeolojisine altın çağını yaşatan hocalarımızın öğrencilerinin Anadolu’nun dört bir yanında yaptıkları arkeolojik çalışmalar ile yeni bir altın çağ başlatıyor olmaları hepimiz için bir gurur kaynağıdır. Şu anda, ülkemiz genelinde toplamda 750 arkeolojik kazı ve araştırma yürütülmektedir. Bu çalışmalar, geçmişimizi aydınlatan önemli veriler sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda gelecek nesillere bırakacağımız değerli bir mirasın temellerini de atıyor.”
REKLAM
Ülke genelinde yürütülen projelere yıl sonuna kadar 6 milyar liralık bütçe ayrıldığını anlatan Ersoy, hedeflere ulaşılması için çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü söyledi.
Dünya çapında neolitik dönem uzmanları ile arkeolojiye gönül veren katılımcıları bir araya getiren kongrenin sonuçlarından umutlu olduğuna değinen Ersoy, organizasyonun gerçekleştirilmesinde emeği olanlara teşekkür etti.
Programda Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Sait Ağan, THY Yönetim Kurulu üyesi Fatmanur Altun ile AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Asuman Cevahir Yazmacı, Taş Tepeler Proje Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, kongre bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Eleni Asouti de birer konuşma yaptı.
Kongre, 4 gün boyunca devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çok sayıda koro şefi ve sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı ilk açılış çok renkli geçti.
“TOPLUMLA SİYASETÇİLER ARASINDA SEMPATİK BİR BAĞ OLUŞTURUYORUZ”
Etkinliğin amacına ilişkin Parlamenterler Kültür Sanat ve Türk Müziği Derneği Başkan Yardımcısı İbrahim Taşdemir, “Derneğimizin amacı parlamenterlerin sanatsal faaliyetlerini özellikle Türk Sanat Müziği alanında yapmış oldukları besteleri ön plana çıkarmak suretiyle topluma tanıtmaktır.
REKLAM
Biz bu derneği kurmakla toplumla siyasetçiler arasında sempatik bir bağ oluşturmak ve parlamenterlerin toplumda sempatik olarak doğru şekilde algılanmasını temin etmeyi amaçladık. Koromuza olan ilgiyi ileri günlerde büyüteceğiz. Biz sadece müzik yapmıyoruz onun dışında diğer sivil toplum örgütleri ve sivil katmanlarıyla sempatik ilişkiler kurmak suretiyle ortak platformlar oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun adımlarını attık. Umarım bundan sonra daha da gelişecektir.” diye konuştu.
“MEDYAYA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”
Eski Çevre Bakanı Ahmet Hamdi Üçpınarlar etkinliğin önemine yönelik “Öncelikle Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlu olsun. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Atatürk diyor ki ‘Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ Bu nedenle Türk Sanat Müziğine hediye edilmiş olan bir sürü eserler vardır. Parlamenterlerimizin eserlerini koro vasıtasıyla toplumumuza ulaştırmaya çalışıyoruz ki buradaki en önemli unsur medya. Yapılan bu işlerin duyulmasın medyaya büyük görev düşüyor.” diye konuştu.
REKLAM
Evrenin dilinin musiki olduğunu ifade eden bestekar Zerrin Günaydın ise “Bu misyonun içerisinde görev almak çok önemlidir.

İnsanların içinden geldiği şeyleri dışa vurmaları için bir şans tanıdık. Bir misyon oluşturmak ve kurumsallaşma gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Koro Şefi Seçil Ak Kutlu ise “Parlamenterler Kültür Sanat ve Müzik Derneğimizin yeni sezonda açılışındayız. Türk Müziği kültürümüzün en önemli unsurlarındandır.

Gördüğünüz gibi bu kadar güzel insan yüreğini musikiye adamış bu hizmette layıkıyla musikimizi parlamenterler çatısı altında çıtayı yükselterek hizmet etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY’ın Arsuz ilçesinde dün çıkan orman yangını, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle 20 saat sonra kontrol altına alındı. Yangında 95 hektar alan zarar gördü.
Arsuz ilçesi Kozaklı Mahallesi’ndeki ormanda, dün saat 11.00 sıralarında bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve orman bölge müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Alevlere 2 helikopterle havadan, 152 araç ve 479 personelle karadan müdahale edildi. Güvenlik amacıyla yangın bölgesindeki evler tahliye edildi. Alevler, Harlısu mevkisinde 4 eve sıçradı. Alınan önlemler sayesinde ölen ya da yaralanan olmadı. Adana, Osmaniye, Kilis ve Gaziantep’ten de bölgeye takviye ekipler sevk edildi. Dün havanın kararmasıyla helikopterle müdahale durdu.
Bugün sabahın ilk ışıklarıyla havadan müdahale yeniden başladı. Ekiplerin yoğun çabası sonucu yangın, 20 saat sonra, saat 07.00 sıralarında kontrol altına aldı. Yangında 95 hektar alan zarar görürken, bölgedeki soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Juriliğini yaptığı moda programı sayesinde ünlenen modacı Gülşah Saraçoğlu, özel hayatı, tarzı ve açıklamalarıyla gündemde gelen isimlerden.
ÇORAPLI GÜLŞAH
Sosyal medyayı aktif kullanan modacı son paylaşımıyla olay oldu. Sosyal medyayı sallayan ünlü isim, baştan aşağı çorap giydi.
Gülşah Saraçoğlu, görünmesini istemediği yerlerini de taşlarla kapattı. Fotoğraflarını yayınlayan modacıya takipçileri yorum yağdırdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortahisar Belediyesince 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında “Hasan İzzettin Dinamo Anısına” organize edilen etkinliğin son gününde yazar-psikiyatrist Cem Mumcu, okurlarıyla buluştu.
Ortahisar Belediyesi Hizmet Binasında gerçekleştirilen programda katılımcılarla sohbet eden Mumcu, Trabzonlu olduğunu, zaman zaman da Trabzonspor maçlarına geldiğini söyledi.
Okurlarının sorularını yanıtlayan ve kitaplarını imzalayan Mumcu’ya, Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Özerİskender, teşekkür belgesi takdim etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON DAKİKA HABERİ… Ünlü doktor İrşadi Demirci, “Küçük Stajlar” isimli eserini yazdıktan sonra Tıp Akademisi tarafından yayınlamıştı. Ardından ünlü doktor, yayıncı sözleşmesinin sona ermesiyle TUSEV ile anlaşıp eserini TUSEV aracılığıyla yayınladı. Ancak bir süre sonra Tıp Akademisi ile yaptığı anlaşma savcılıkta sonlandı, taraflar davalık oldu.
ÜNLÜ DOKTORDAN “ÇALINTI ESER” ŞİKAYETİ
İddiaya göre beyin ve sinir hastalıkları uzmanı olarak görev yapan Operatör Doktor İrşadi Demirci, yaptığı araştırma sonucu “Küçük Stajlar” kitabının Tıp Akademisi tarafından Ömer Salim S.’nin eseri gibi gösterilerek yeniden yayınlandığını fark etti.

Bunun üzerine ünlü doktor, savcılığa koştu ve yayınevi sahibi Ahmet Ş. ve Ömer Salim S.’den şikayetçi oldu.
YAYINEVİ SABİNDEN SUÇLAMALARA RED
Savcılık konuyla ilgili soruşturma başlattı. Bu kapsamda şüpheli Ahmet Ş., eserin müşteki yazara at olduğunu ancak bu kitabın yayınlanması esnasında kitabın eski olmasından dolayı kendilerinin tasarım ve mizanpaj yaptıklarını, kitabın hakları kendilerindeyken müştekinin izinsiz olarak başka bir firmayla anlaştığını, yeni kitapta da kendilerine ait tasarımın kullanıldığını ve bu sebeple yeni kitabı Ömer Selim S. anlaşma yaparak bastıklarını dile getirdi.
TAKMA AD KURTARAMADI
Savcılık yapılan araştırmalar sonucunda Ömer Selim S. isminin takma isim olduğunu, bu kişinin Volkan S. isimli şahıs olduğunu tespit etti. Bununla beraber şikayete konu kitap ile alakalı olarak Tıp Akademisi Eğitim isimli firma ile sözleşme imzalayan kişinin Volkan S. olduğu ortaya çıktı. Ve Volkan S. şüpheli sıfatıyla dosyaya dahil oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika! Konya’daki öğretmen cinayetinin altından ‘taşınmazların satılması’ meselesi çıktı. Öğretmen Ebru Küçüktaşdemir’in, ailesinden kalan mirası satmak istemediği için kendisi gibi öğretmen olan eşi tarafından pusu kurularak katledildiği öğrenildi.

Korkunç olay; Önceki akşam Meram ilçesi Havzan Mahallesi Eski Meram Caddesi üzerindeki bir sitenin önünde meydana geldi.

Özel bir eğitim kurumunda fen bilgisi öğretmeni olarak çalışan 2 çocuk annesi Ebru Küçüktaşdemir, bir öğrencisine özel ders vermeye gittiği evin önünde bir süredir ayrı yaşadığı ve boşanma aşamasında olduğu eşi Abdullah Küçüktaşdemir’in (47) bıçaklı saldırısına uğradı. Talihsiz kadın hastanede hayatını kaybetti. Katil zanlısı ise olay yerinde gözaltına alındı.

BASKIYA MARUZ KALDI
3 yıl önce evlendiği öğrenilen çiftten Ebru Küçüktaşdemir’in ikinci, Abdullah Küçüktaşdemir’in ise üçüncü evliliği olduğu öğrenildi. Bu süreç içerisinde tarafların birçok kez boşanmak için işlem başlattığı ancak daha sonrasında vazgeçtikleri belirtildi.

Ayrıca Abdullah Küçüktaşdemir’in daha önce de eşini tehdit ettiği, genç kadının bununla ilgili suç duyurusunda bulunduğu, daha sonra ise yine davadan vazgeçtikleri belirlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 04.30 sıralarında Bursa Şehirler Arası Otobüs Terminali’nde meydana geldi.

Edinilen bilgiye göre, İ.S., husumetlisi olduğunu iddia ettiği Hüseyin B.’yi terminale kadar takip etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Terminalde tartışan ikiliden İ.S., yanında getirdiği pompalı tüfek ile Hüseyin B.’yi bacağından vurdu.

Hüseyin B. kanlar içerisinde yere yığılırken, sesi duyan güvenlik görevlileri durumu 112 Acil Servis Merkezi’ne bildirdi. Şüpheli, silahını bırakarak polise teslim oldu.

VATANDAŞLAR İZLEMEKLE YETİNDİ
Yaşanan olay sonrası yaralanan Hüseyin B.’nin tedavisi olay yerinde yapılırken, terminal içerisindeki vatandaşlar durumu film izler gibi izledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yargıtay’ın, Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik dava çerçevesinde, suç işlemek için kullanıldığı ve bu suçlardan elde edildiği kabul edilen menkul-gayrimenkullerin de aralarında bulunduğu bazı eşyanın müsaderesini onamasının ardından örgütün bahse konu mal varlıklarına el konuldu.

Bu kapsamda, bir kısmı suçta, bir kısmı örgütsel faaliyetler kapsamında kullanılan tabanca, tüfek, fişek, kovan, şarjör ve taşıma kılıfı gibi malzemeler müsadere edilen varlıklar arasında yer aldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ŞİRKETLERE DE EL KONULDU
Fon oluşturularak yöneticiler tarafından örgüt amaçları ve ihtiyaçları doğrultusunda örgüt yönetici-üyelerine paylaştırıldığı gerekçesiyle 1 milyon 47 bin 503 lira, 52 bin 391 dolar, 30 bin 365 euro, 535 sterlin, 160 İsviçre Frangı ile bir miktar Hong Kong Doları ve Birleşik Arap Emirlikleri Dirhemi müsadere altına alındı.

Gelirleri örgüte aktarılan, bu nedenle de TMSF’ye devredilmesine karar verilen bazı şirketlere de Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili maddesinde düzenlenen tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri hükmü gereğince el konuldu.

61 ARAÇ HAZİNE’DE
Karar kapsamında, 61 araç da örgütsel faaliyetlerde kullanılması, örgüt üyelerine tahsis edilmesi, kasko ile sigorta poliçelerinin dahi örgüt tarafından oluşturulan fondan karşılanması gibi hususlar gerekçesiyle müsadere altına alınan mal varlıkları arasında yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangın, saat 01.00 sıralarında Cebeci Mahallesi 2575. Sokak’ta bulunan 3 katlı binada çıktı. Edinilen bilgiye göre, binanın çatı katında henüz bilinemeyen nedenle çıkan yangın kısa sürede büyüdü.

İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye, ve sağlık ekipleri sevk edildi. Bu sırada binada yaşayanlar binayı tahliye etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mahalleli panik halinde itfaiyeyi beklerken binanın çatısından dökülen kıvılcımlar ve çatıda meydana gelen ufak çaplı patlama sokakta tehdit oluşturdu.

Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖĞRENCİ HAKKIYLA KAZANSA BİLE BİZ YERLEŞTİRDİK DEMİŞLER
Çeşitli sosyal medya reklamlarıyla ağlarını genişleten çete, kendilerine gelen ailelere ve öğrencilere, sınavsız geçiş ya da yatay geçiş seçeneklerinin olduğunu söyleyerek binlerce dolar para aldı. Çete iddiaya göre öğrenciyi gerçekten bir sınava sokuyor o öğrenci kendi zekası ile dahi kazansa biz seni yerleştirdik deyip, yine para almaya devam ediyordu. Eğer kazanamayan olursa ‘bu üniversitenin kontenjanı doldu başka yerde deneyeceğiz deyip” oyalıyorlardı.

ÖĞRENCİLERDEN 25 MİLYON VURGUN
Çetenin yöntemini deşifre edilme sürecinde 13 İranlı öğrenciyi yaklaşık 700 bin dolar yani 25 milyon lira dolandırdığı belirlendi. Çalışmalarda mağdur sayısının çok daha artabileceği değerlendiriliyor. Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan talimatla olaya karıştığı tespit edilen 15 kişiyi tespit etti.

7 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Yapılan çalışmalarda şüphelilerden 6’sının yurtdışında olduğu belirlendi. 9 Şüpheli şahsın yakalanması için yapılan operasyonda İstanbul ve Ankara’daki eş zamanlı baskınlarda şüpheliler gözaltına alındı. İşlemelerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sürücülere, ‘Taşıt yoluna, trafiği tehlikeye sokacak şekilde bir şey atmak, koymak, dökmek, bırakmak’ maddesinden toplamda 6 bin 720 lira idari para cezası uygulanırken, araçlar trafikten menedildi. Sürücüler hakkında ‘Trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek’ suçundan adli işlem başlatıldı. Ayrıca yakalanan N.K. isimli araç sürücüsüne ‘Taksirle Yaralama’ suçundan adli işlem başlatıldı.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarının ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri çağrıldı. Bıçakla yaralanan H.G., kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan şüpheli M.G.’nin de kavgada yaralandığı öğrenildi. M.G hastanede tedavi altına alınırken Jandarma, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çalışanlar, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, çevre güvenliğini alıp inceleme yaptı. Bomba imha uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri, inşaat sahasında da çalışma yaptı. Top mermisi daha sonra alandan güvenli şekilde alınıp, incelenmek üzere götürüldü.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osman Hulusi Ateş Eğitim Kurumlarını Koruma Derneği ve okul idaresi tarafından okulun konferans salonunda gerçekleştirilen 50’nci yıl programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve akabinde İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.
Açılış konuşmasını yapan Dernek Başkanı Nazmi Değirmenci, Hulusi Efendi’nin eğitime ve gençlere verdiği önemin bir nişanesi olan okulun yarım asırdır örnek insan yetiştirdiğini söyledi.
Okulun yapımı için Hulusi Efendi’nin derneğe yardım topladığını anlatan Değirmenci, “Hayatını insanlığa vakfetmiş, önder bir şahsiyetin yaptırdığı bu binanın içerisinde, vatanına, milletine bağlı hayırlı nesiller yetiştirmesine vesile olduğu için şükranlarımızı sunuyoruz. Okulun yapımında emeği geçenlerden Allah razı olsun.” diye konuştu.
Okulun eski müdürlerinden emekli öğretmen Ömer Faruk Taşkın da hayatının en güzel dönemlerinin bu okulda çalışmak olduğunu anlatarak, “Hulusi Efendi’nin eğitime ve gençlere verdiği değeri her hatırladığımda gözlerim yaşarıyor. Bir gün okula geldi ve bizim arkadaşlardan bir tanesi duvara birşeyler asmak için çivi çakıyordu. Yanına gitti ve ‘Oğul! O çiviyi duvara değil adeta kalbime çakıyorsun’ dedi. Bu söz sonrası görev hayatım boyunca çalıştığım her eğitim kurumunu aynı hassasiyetle korudum. Rahmet ve minnetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Programa konuşmacı olarak katılan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hamit Demir ise okulun yapımına vesile olan Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi’nin, hayatını devlet ve millet menfaatini gözeterek sürdürdüğünü söyledi.
Osman Hulusi Ateş İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Hikmet Altınok, okulun yapımına önderlik eden Hulusi Efendiyi rahmetle ve minnetle andıklarını belirterek, programa katılan ve emek veren herkese teşekkür etti.
Programa, Darende Kaymakamı Şeref Gülyer, Darende Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Apan, okuldan mezun alarlar ile öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANTALYA) – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, kent sakinlerini 27 Ekim Pazar günü saat 20.30’da Ceylan Ertem’in sahne alacağı Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’ndaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına davet etti.
Başkan Uysal, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu ve heyecanını yaşamak için tüm kent sakinlerini kutlamalara davet etti. Muratpaşa Belediyesi’nin kutlamaları, 27 Ekim Pazar günü Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleşecek. Ceylan Ertem’in sahne alacağı kutlamalar, saat 20.30’da başlayacak.
Başkan Uysal, Türkiye’nin yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen geleceği yeniden inşa edecek birikim ve yeteneğe sahip olduğunu belirterek, “101 yıl önce yaptığımız gibi milletçe el ele, kol kola vererek içinden geçtiğimiz bütün sıkıntıları, şu an yaşadığımız bütün güçlükleri çözeceğiz” dedi.
Kitabını imzalayacak
Uysal, Antalya Kitap Fuarı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini ve dinamizmini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına uyarladığı yeni kitabı “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet”in imza gününü gerçekleştirecek. Cumartesi ve pazar günleri, Cam Piramit’te, saat 15.00’de Başkan Uysal, Cumhuriyet Yayınları standında Antalyalılarla buluşacak.
Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı yapılacak
Bisiklet tutkunları için heyecan dolu bir macera olan Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı da pazar günü gerçekleştirilecek. Bu yıl üçüncü kez düzenlenen Toros Keçisi Antalya Tırmanış Yarışı, Muratpaşa Belediyesi’nden başlayacak. 50 kilometre boyunca sürecek yarış Feslikan Yaylası’nda sona erecek. Yarışmaya resmi kayıt, yarın 14.00 ile 17.00 arasında Muratpaşa Belediyesi’nde yaptırılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAYIMLANMIŞ en çok tercüme edilen çocuk kitaplarından biri olan Küçük Prens’in daktilo ile yazılmış bir kopyası 1,25 milyon dolara satışa çıkarılacak.
Küçük Prens kitabının yazarı Antoine de Saint- Exupery tarafından 1940’larda saklanan üç metinden biri olduğu ifade edilen kopya, Kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Abu Dabi Sanat Festivali’nde satışa sunulacak. Saint-Exupery, İkinci Dünya Savaşı sırasında New York’ta sürgünde yaşarken çocuklar için orijinal Fransızca Küçük Prens’i yazdı. Kitap 1943’te yayımlandı. Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana dünya çapında milyonlarca kopya sattı. Küçük Prens’in dünyada en çok tercüme edilen kitaplardan biri olarak ‘küresel edebi mirasın’ bir parçası olduğunu söyleyen uzmanlar, “Kasım ayında Avrupa dışındaki bir müze veya kütüphanenin daktilo metnini satın alma olasılığının kitabın küresel statüsünün tanınması anlamına gelebileceğini” ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fethiye Belediyesi öncülüğünde, başta Türk Hava Kurumu ile Fethiye Ticaret Odası olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşunun desteğiyle gerçekleştirilen Uluslararası Ölüdeniz Hava Oyunları Festivali devam ediyor. Organizasyona 60 kadar ülkeden, bin 500’den fazla yamaç paraşütçüsünün yanı sıra dünyanın en iyi akrobasi sporcuları da katılıyor.
Festival kapsamında Babadağ’dan atlayan Başkan Karaca, iniş yaptığı Belcekız sahilinde, şunları söyledi:
“Ölüdeniz’in harika manzarasını paraşütle izlemek muhteşemdi. Ülkemizin hava sporları alanındaki en prestijli festivalinin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bu yıl da geleneksel atlayışımızı gerçekleştirdik. Fakat dün çok üzücü bir haber aldık. Ben bugünkü atlayışı dün kaybettiğimiz beş şehidimiz için gerçekleştirdim. Ölüdeniz’in güzelliğini gökyüzünden görmek herkese nasip olmaz. Ben istiyorum ki, tüm Fethiyeli yurttaşlarımız da buradan en az bir kere atlayış yapsınlar. Fethiye’mizin ve Ölüdeniz’in tanıtımına bu şekilde büyük destek veren tecrübeli pilotlarımıza çok teşekkür ediyorum. Belediye’nin öncülüğünde Ölüdeniz’in ve Fethiye’nin daha da gelişmesi için çalışmalarımız sürüyor. Babadağ’dan Ölüdeniz’e, Belcekız’a uzanan ve gökyüzünde nefes kesen gösterilerle unutulmaz anlara sahne olan festivalimizin bu yıl da kazasız, sorunsuz tamamlanmasını temenni ediyorum.”
Festivalde, 27 Ekim gününe kadar yarasa adam ve alçak irtifa serbest atlayışları, yüksek hızlı küçük yamaç paraşütü gösterileri, Türk Hava Kurumu’nun yamaç paraşütü, ‘mosquito, microlight’ ve sıcak hava balonu gösterileri yapılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından 2022 yılında dalışa açık hale getirilen Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında 1’inci Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan HMS Triumph’a ait ahşap kapı kolu ve bir alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Bu yıl 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç, Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk yapmak değil, aynı zaman içerisinde bir tarihi yolculuk yapmak, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. Hedefimiz, burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak” dedi.
Tarihi Gelibolu Yarımadası’nın derinliklerinde bulunan savaş gemileri, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı olarak 2022 yılında dalış turizmine açıldı. Derinliklerinde pek çok hikaye saklayan Çanakkale’nin savaş batıkları, 1’inci Dünya Savaşı temalı ilk sualtı parkı özelliğini taşıyor. 109 yıl önce Seddülbahir Kalesi açıklarında batırılan İngiliz Kraliyet Donanması’na ait ‘HMS Majestic’in de aralarında bulunduğu 14 batık gemi dalış meraklılarını ilgisini çekiyor. 14 dalış noktası ve 150 kilometrelik alanda dalışa imkan veren Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı dalış noktaları; ‘HMS Majestic’, ‘Ertuğrul Koyu Massena ve Saghalien gemi kalıntıları’, ‘Helles Barçları’, ‘Tekke Koyu (W Beach) batıkları’, ‘Arıburnu Barç’, ‘Küçükkemikli Barçları’, ‘Arıburnu Layter’, ‘Lundy’, ‘HMS Louıs’, ‘S.S. Milo’, ‘Tuzla’, ‘Denizaltı Mania Ağı’, ‘Bebek Kayalıkları’ ve HMS Triumph’tan oluşuyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Gelibolu Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında savaşın izlerini taşıyan HMS Triumph zırhlısına ait ahşap kapı kolu ve bir adet alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı.
‘BU YIL GELİBOLU SUALTI PARKI’NA 5 BİN CİVARINDA YERLİ VE YABANCI DALIŞ YAPTI’
Gelibolu Sualtı Parkı’nın hem Türkiye’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinden çok önemli ziyaretçilerini ağırlamaya devam ettiğini belirten Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’nı oluşturduğumuzda bir hayalimiz vardı. Burayı dünyanın en önemli dalış merkezlerinden ve su altı parklarından birisi yapmaktı. Çok kısa bir zaman içerisinde hem Türkiye’de hem de dünyanın değişik yerlerinden su altı meraklıları, dalgıçlar, Gelibolu Sualtı Parkı’na gelmeye başladı. Bu yıl yaklaşık 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk değil aynı zaman içerisinde bir tarihe, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. O da ilgiyi ve merakı arttırıyor. Çünkü Çanakkale’deki suyun altındaki batıkların hem tarihi hem de kültürel miras anlamında farklı bir hikayesi var. Bu hikayeler insanların dikkatini çekiyor. O nedenle Gelibolu Sualtı Parkı’na şu anda bir yöneliş var. Umudumuz çok kısa bir zaman içerisinde burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak. Dalış dendiği zaman akla Gelibolu’yu, Çanakkale’yi, Türkiye’yi getirmek var” dedi.
‘HMS TRİUMPH ZIRHLISI’NIN BİRTAKIM PARÇALARINI KEŞFETMİŞ OLDUK’
Gelibolu Sualtı Parkı’nda devam eden çalışmaları anlatan Alan Başkanı Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’ndaki faaliyetlerimiz esnasında Çanakkale Deniz Savaşı’nın önemli figürlerinden HMS Triumph Zırhlısı’nın birtakım parçalarını keşfetmiş olduk. Yapılan dalışlar sonrasında Triumph Zırhlısı’na ait parçalar bulundu ve envantere kaydedildi, müzemize kaldırıldı. Biz halen Gelibolu’da, Çanakkale’de suyun altını keşfetmeye devam ediyoruz. Suyun altındaki o bizi bekleyen mirası keşfetmeye, korumaya ve kollamaya devam ediyoruz. Gerçekten Çanakkale’de suyun altında büyük bir servet, hazine, bir kültürel miras yatıyor. Tarihi Alan Başkanlığı olarak bu suyun altındaki kültürel mirasları, batıkları hem koruyacağız hem de gelecek kuşaklara aktaracağız. Burayı da bir dalış merkezi, bütün dalış meraklarının uğradığı bir durak haline getireceğiz. Bütün dalış meraklılarını Çanakkale’ye, Gelibolu Sualtı Parkı’na zaman tünelinde bir yolculuk yapmaya, bir tarihi yolculuk yapmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın’ın durumuna ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bilkent Şehir Hastanesi Genel Başhekimi Doç. Dr. Osman İnan, ileri tetkik ve tedavisi için Batman’dan sevk edilen hastanın tedavi sürecinde farklı kliniklerin birlikte hareket ettiğini anlattı.
Genç annenin sağlığına kavuşmasından ve taburcu edilmesinden mutluluk duyduklarını vurgulayan İnan, hastanın takip ve tedavi sürecinde emeği geçen tüm hekimlere, hemşirelere ve sağlık personeline teşekkürlerini iletti.
REKLAMBAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN AŞIRI TEPKİSİ HAPŞIRIK NÖBETLERİNE YOL AÇTI
İç Hastalıkları Kliniği Sorumlusu Doç. Dr. Enes Şahiner de Benazir Aydın’ın takip sürecine ilişkin, “Hastamızın neredeyse 1 aya varan süredir ataklar halinde devam eden hapşırık şikayeti vardı. Bu hastamızın beslenme durumunu ileri derecede bozmuştu, bize başvurduğunda kilo kaybı vardı, moral ve motivasyonu da kötüydü” dedi.
Hastanın ilk olarak iç hastalıkları, anestezi, nöroloji, psikiyatri, kulak-burun-boğaz, alerji, immünoloji ve romatoloji bölümlerinden uzmanlarca değerlendirildiğini belirten Şahiner, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaptığımız tetkik ve görüntülemeler sonucunda, hastamızda çok nadir görülen, ‘otoimmunite’ dediğimiz yani hastanın kendi bağışıklık sisteminin aşırı yanıtı sonucunda hapşırık refleksini uyaran sinirlerde iltihabi bir durum tespit ettik. Bu çerçevede, hem ağızdan bazı ilaç tedavileri hem de anestezi kliniğimizle beraber uyguladığımız sinirin aşırı uyarılmasını ortadan kaldırmaya yönelik tedavilerle tama yakın başarı sağladık. Tedavi sonrası yaklaşık 10 gün kadar da gözlem altında tutuldu hastamız. Genel durumu oldukça iyi, beslenebiliyor, hapşırık şikayetleri neredeyse hiç yok.”
“HASTAMIZ ULUSLARARASI ÖLÇEKTE NADİR BİR VAKA”
Doç. Dr. Şahiner, hastanın ağızdan ilaç kullanımının süreceğini ve düzenli kontrollerle hastanede takibinin devam edeceğini belirterek, “Bilkent Şehir Hastanesi, özellikle nadir görülen hastalıklarda çok tecrübeli bir hastane. Ancak buna rağmen kliniğimizde ya da hastanemizde böyle bir vaka görmedik. Dünya literatüründe de tam olarak hastamızla aynısı olmasa da nadir birkaç vaka bildirilmiş. Yani hastamız, sadece ülkemiz için değil dünya için de uluslararası ölçekte nadir bir vaka” diye konuştu.
HAPŞIRIĞI TETİKLEYEN SİNİRLER ULTRASON EŞLİĞİNDE BULUNDU
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semih Başkan ise Benazir Aydın’ın tedavi sürecine yönelik bilgi verdi.
Genç annenin hapşırık nöbetlerini ortadan kaldırmaya yönelik ultrason eşliğinde “periferik sinir bloğu” uygulamasının yapıldığını, hapşırığa neden olan sinirlerin uyuşturulmasıyla başarılı sonuçlar elde edildiği anlatan Başkan, dünyada bu tip vakaların çok az görüldüğüne dikkati çekti.
Doç. Dr. Başkan, uygulanan yöntemde, hapşırığı tetikleyen sinirlerin ultrason eşliğinde teker teker bulunduğunu, lokal anestezi ilaçlarıyla uyuşturulduğunu ve böylece kendiliğinden hapşırık refleksi oluşturan durumun ortadan kaldırıldığını belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğan, dengeli ve çeşitli beslenmenin önemine vurgu yaparak, “Beslenme düzeninizde çeşitli gıda gruplarına yer vermek, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri almanızı sağlar. Sebze ve meyveler, tam tahıllar, sağlıklı yağlar ve protein kaynaklarına (baklagiller, yağsız etler) yer vermek önemlidir” dedi.
Antioksidan zengini gıdaların tanınması ve her öğüne eklenmesi gerektiğini belirten Doğan, “Antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını önleyen ajanlardır. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, narenciyeler, aronya, yaban mersini, böğürtlen gibi kırmızı renkli meyveler, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar antioksidan açısından zengindir. Bu besinleri günlük diyetinize eklemeye özen gösterin” dedi.
Doğan, lifli gıdaların artırılması gerektiğini ifade ederek, “Lifli gıdalar, sindirim sağlığını ve vücut ağırlığı dengenizi destekleyerek kanser riskini azaltmada size destek olur. Tam tahıllar, baklagiller, sebzeler ve meyveler, lif alımınızı artırmanın en iyi yollarıdır” diye konuştu.
Omega-3 yağ asitlerinin iltihaplanmayı azalttığını ve kalp sağlığını desteklediğini kaydeden Doğan, balık, chia tohumu ve cevizin omega-3 açısından zengin gıdalar olduğunu belirtti. Yağ kaynaklarına ve miktarlarına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Doğan, sözlerine şöyle devam etti: “Yüksek yağ tüketimi obeziteyi desteklemektedir. Menopoz sonrası kadınlarda obezite ile meme kanseri arasında güçlü bir bağlantı bulunmaktadır. Meme kanserine karşı yağ çeşitlerinizi bitkisel yağlardan (zeytinyağı, ceviz yağı, avokado yağı vb.) yana kullanmalı ve miktarına dikkat etmelisiniz. Tereyağı, kaymak, kuyruk yağı gibi doymuş yağ içeriği yüksek kaynakların tüketimini sınırlamalısınız.”
Şeker ve işlenmiş gıdalardan mutlak suretle kaçılmasını tavsiye eden Doğan, “Aşırı şeker tüketimi ve işlenmiş gıdalar, obezite riskini artırarak meme kanseri gibi hastalıkların gelişimine katkıda bulunabilir. Bu nedenle şekerli ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalısınız. Aldığınız paketli ürünlerin içeriğini mutlaka okumalı; glikoz şurubu, fruktoz şurubu, şeker içeren ürünler yerine meyve ile tatlandırılan ürünleri tercih etmelisiniz” açıklamasında bulundu.
Kırmızı et ve işlenmiş et tüketiminin sınırlanması gerektiğini söyleyen Doğan, “Sık sık kırmızı et ve işlenmiş et tüketmek vücudunuzda serbest radikal üretimini artırarak meme kanseri geliştirme riskinizi yükseltebilmektedir. İşlenmiş etler arasında jambon, sosis, pastırma, sucuk bulunmaktadır. Kırmızı et ve işlenmiş etler yerine bitkisel protein kaynakları olan kurubaklagillere, balık-hindi gibi beyaz et kaynaklarına yönelebilirsiniz” tavsiyesinde bulundu.
Diyetisyen Doğan, alkol tüketiminin sınırlanmasının meme kanseri riskine karşı faydalı olabileceğini kaydetti. D vitamini seviyelerinin kontrol ettirilmesi gerektiğini dile getiren Doğan, “Dolaşımdaki düşük D vitamini seviyeleri ile meme kanseri riski arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kan tahlillerinizi yaptırmayı ve sağlık uzmanınıza danışmayı unutmayınız” dedi.
Doğan, vücut ağırlığı denetiminin çok önemli olduğu ifade ederek, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Obezite, vücutta daha fazla yağ dokusu anlamına gelir. Yağ dokusu, östrojen gibi hormonların üretimini artırabilir. Özellikle post-menopozal kadınlarda yüksek östrojen seviyeleri, meme kanseri riskini yükseltir. Aşırı vücut ağırlığı, vücutta iltihabi süreçlere neden olabilir. Bu durumlar, kanser gelişimini teşvik eden bir mikro ortam oluşturabilir. Vücut ağırlığının artmasına sebep olabilecek basit karbonhidratlar (beyaz ekmek ve hamur işleri), rafine şeker içeren ürünler, yüksek yağlı gıdalar, kremalı ve soslu gıdaların tüketimini sınırlamak ve sağlıklı bir vücut ağırlığı dengesi sağlamak için beslenme uzmanınızdan destek almalısınız.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karakurt’un düştüğünü görenlerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Karakurt, olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Turgutlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Karakurt, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Fatih Karakurt’un eşi Tuğba Karakurt’un da Şehit Anıl Barış Çetin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde matematik öğretmeni olarak görev yaptığı öğrenildi.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma polis tarafından sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş Deniz Müzesi Deniz Tarih Araştırma Şube Müdürü Öğretmen Albay İbrahim Halil Ertürk, “Bu serginin amacı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin geçmişten günümüze olan yolculuğunun hiç de küçümsenmeyecek bir süreç aldığını, tarihte donanmanın her zaman Türkler tarafından çok iyi algılandığını, Türklerin denizle olan ilgi ve alakalarının kısa süre önce oluşmadığını, çok önceden yani Osmanlı Devleti öncesinde de Türklerin denizle alakası olduğunu kamuoyuna duyurmak” dedi.

‘BU SERGİLER BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’
Denizle ilgili yapılan her şeyin deniz gücünün bir parçası olduğunu ifade eden Albay Ertürk, “Türk halkının burada sergide göreceği objeleri belli bir denizcilik sevgisi ile birleştirerek, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gücüne güç katmak. Aslında deniz gücü, denizle ilgili yapılan her şeydir. Bir resim bile deniz gücünün simgesi. Denizle ilgili balıkçılıktan tutun, olta yapımına kadar her şey deniz gücünün bir parçası. Maket de öyle. Maketler de yaşayan sergiler aslında. Bu sergiler bizim için çok önemli. Biz ne kadar iyi anlatırsak denizciliği ve deniz sevgisini Türklerin denizle ilgi ve alakasının da o derece artacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Spor hocalığı ve barlarda korumalık yapan Kıvanç Şensöz’ün yabancı uyruklu eşi, sosyal medya platformunda oluşturdukları farklı hesap ve sayfalarda çiçek satışı yapıyor.

Yıllardır aynı bölgede çiçekçilikle uğraşan Eşref Yunus Yıldırıcı, kız kardeşi 25 yaşındaki Firdevs Yıldırıcı ve babaları 60 yaşındaki Muhammet Yıldırıcı da sosyal medyada açtıkları hesapta çiçek ve buket fotoğrafları paylaşarak satışa sunuyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Firdevs Yıldırıcı, geçen günlerde bir çiçek fotoğrafının ekran görüntüsünü alarak, kendi iş yerinin sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Firdevs Yıldırıcı’nın paylaştığı yüzü net görünmeyen fotoğrafı gören Kıvanç Şensöz, “Neden karımın fotoğrafını paylaşıyorsunuz, emek hırsızısınız” diyerek tepki gösterdi.

BİR ANDA YUMRUK ATTI YETMEDİ YERDE DE DEVAM ETTİ
Firdevs Yıldırıcı, tepki üzerine fotoğraftaki kadının yüzünün buzlandığını, kırpıldığını, hata yaptığını belirterek özür diledi. Kıvanç Şensöz, hatayı yaptığını iddia ettiği Eşref Yunus Yıldırıcı ile yüz yüze görüşmek istedi ve 12 Ekim’de saat 19.00 sıralarında Kepez ilçesi Altınova Mahallesi’ndeki çiçek deposuna gitti. Eşref Yunus Yıldırıcı özür dilemek için Şensöz’ün yanına gitti. Bu sırada Şensöz, bir anda yumruk atarak Yıldırıcı’yı yere düşürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Depreme Hatay’ın İskenderun ilçesinde yakalanan Merve Ateş’in anne ve babası enkazda kalarak hayatını kaybetmişti.

Ateş’in ailesiyle birlikte yaşadığı evlerinin enkazında genç kıza ait herhangi bir ize rastlanamamıştı. Genç kızdan acı haber asrın felaketinin 18. ayında gelmiş ve DNA eşleşmeleri ile resimlerle yapılan kontroller sonucunda Ateş’in cenazesinin İskenderun ilçesinde bulunan Çankaya Mezarlığı’na Yağmur Uçmaz ismiyle defnedildiği fark edilmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mezarı açılan Merve Ateş’in naaşında kendisine ait kolye ve eşyalara rastlanırken 2. kez yapılan DNA’da kesin sonuç ortaya çıktı. Ateş’in naaşı ablaları tarafından Arsuz ilçesi Kışla Mahallesi Mezarlığı’na babasının ve annesinin yanına defnedildi.

“KARDEŞİMİ HEP SAĞ ARADIK”
Kardeşinin naaşının bulunmasına destek verenlere teşekkürlerini dile getiren Merve Ateş’in ablası İlknur Karaca, “6 Şubat’tan bu yana kız kardeşim Merve Ateş kayıptı. Hiçbir yerde ulaşamamıştık. 18 ay sonra çok şükür, mezarını bulduk. Bunun şükrünü ediyoruz. Kız kardeşimi biz hep sağ aradık, fakat ölmüş olabileceği ihtimalini de bulunduruyorduk. Ama kimsesizler mezarlığı tarandığında DNA’larda eşleşme de olmadı. Bundan 5 ay kadar önce İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’nın verdiği destekle kurulan arama komisyonuyla kardeşimin mezarı bulundu, rabbim razı olsun. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

“YAĞMUR UÇMAZ OLARAK DEFNEDİLMİŞ”
Kardeşinin Yağmur Uçmaz ismiyle defnedildiğini ifade eden Karaca, “Biz kardeşimi Merve Ateş olarak aradık ama fakat Yağmur Uçmaz olarak defnedilmiş. Savcılıktan bize gelen haberle fotoğrafın eşleşip, eşleşmediğini öğrenmek istediklerini söylediler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALIŞVERİŞ ANI KAMERALARA YAKALANDI
Uyuşturucu madde ticareti yapan H.S.’nin adresinde yapılan aramalarda ise, 2 adet fiş halinde satışa hazır vaziyette 9,23 gram çikolatalı bonzai, 2 uyuşturucu madde yapımında kullanılan 118,54 gram sıvı ve 1 adet telefon bulundu. Şüpheli V.D.’nin emniyetteki işlemleri devam ederken, H.S. tamamlanan işlemlerin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan, uyuşturucu madde ticareti yapan şüphelileri polisin suçüstü yakaladığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ticaret Bakanlığı geçtiğimiz aylarda yaptığı düzenleme ile yurtdışı hızlı kargo veya posta yoluyla bireysel alışveriş limitini 150 Euro’dan 30 Euro’ya düşürmüş, gümrük vergisini de artırmıştı. Yeni düzenlemeyle Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ve değeri 30 Euro’yu geçmeyen ürünlerin gümrük vergisi yüzde 20’den yüzde 30’a; diğer ülkelerden gelmesi durumundaki vergi oranı ise yüzde 30’dan yüzde 60’a yükseltilmişti.

KARARIN ÖNEMİ ORTAYA ÇIKTI
Bakanlık bu kararı alırken hem yurt içindeki yerleşik oyuncuları korumayı hedeflerken hem de kontrolsüz şekilde yurtiçine ürün girişi ile halk sağlığının tehlikeye düşmesini önlemeyi amaçlamıştı.
Öyle ki bu yılın başında Türkiye’den Çinli Temu’ya verilen sipariş sayısı 6 bin 544 olurken, bu rakam haziranda 600 bin, temmuzda ise 612 bine yükselmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Tehlikeyi gören Bakanlık hızla alışveriş limitini düşürerek, gümrük vergisini artırırken Bakanlığın bu endişesi Çinli Temu’nun “karanlık ticari tasarım” oyunu ile de gözler önüne serilmiş oldu.

Kontrolsüz bir şekilde on binlerce ürünü Türkiye’ye gönderen firmanın içerisinde Türkiye’nin de olduğu Avrupa Birliği (AB) pazarında eşcinsellik vurgusu içeren ürünleri ana sayfasında listelediği belirlendi.

GENÇLER MANİPÜLE EDİLİYOR
Karanlık tasarımlar çoğunlukla çevrimiçi kullanıcı ara yüzlerinde bulunan ve tüketicileri genellikle çıkarlarına en uygun olmayan seçimleri yapmaya yönlendiren, aldatan, zorlayan veya manipüle eden uygulamalar olarak tanımlanıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapılan denetimde, 269 oda ve 2 ofis mühürlenirken, mühür fekki yapan 20 ofis sahibi emniyete götürülerek haklarında işlem başlatıldı. Öte yandan günübirlik kiraya verilen her bir daire sahibine idari para cezası uygulanmak üzere gerekli yasal işlemler başlatıldığı bildirildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, MİT’in koordinesinde Jandarma Genel Komutanlığı ve Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezince (USOM) siber casusluk şebekesine yönelik ortak operasyon düzenlendi.
Operasyonda gözaltına alınan 9 kişi daha siber casusluk suçlaması ile tutuklanırken, soruşturmada toplam tutuklu sayısı 20’ye yükseldi.
18 internet sitesi erişime kapatıldı
Şüphelilerin, elde ettiği kişisel bilgileri, sosyal medya platformları üzerinden terör örgütlerinin de arasında bulunduğu alıcılara sattığı belirlendi.
Bu verilerin, organize suç çeteleri tarafından gençler ve çocuklar başta olmak üzere vatandaşlara şantaj yapmak amacıyla kullanıldığı tespit edildi.
Operasyon kapsamında, verilerin satışının yapıldığı 18 internet sitesi daha erişime kapatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güzel oyuncu Burcu Özberk şimdilerde sosyal medya hesabı Instagram’dan yaptığı paylaşımlarıyla dikkat çekiyor.

Herkesin doğal güzel sandığı Burcu Özberk’in estetiksiz halini gördünüz mü?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Güzelliğiyle adeta kendine hayran bırakan Özberk’in estetiksiz hali ortaya çıktı.

Ünlü ismin eski halini görenler gözlerine inanamadı.

‘MEĞER ESTETİK GÜZELİYMİŞ’
Ünlü oyuncunun eski halini görenler ‘Doğal güzel olduğunu sanıyordum’, ‘Bu da mı estetikli?’, ‘meğer estetik güzeliymiş’ gibi yorumunu yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS Eren Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Cihan Önen, dünyanın 2’nci, Türkiye’nin ise en büyük krater gölü olan ve her yıl yüzlerce ziyaretçisi olan Nemrut Krater Gölü ile gökyüzündeki yıldızları görüntüledi.
Avrupalı Seçkin Destinasyonları (EDEN) Projesi kapsamında ‘Mükemmeliyet Ödülü’ verilen, 2 bin 250 rakımlı Nemrut Krater Gölü, son yıllarda kampçıların yeni gözdesi haline gelirken; fotoğraf ve belgesel sanatçısı Dr. Öğretim Üyesi Cihan Önen’in de uğrak mekanı oldu. Nemrut’ta yaşayan ve yaz döneminde bölgeye gelen turistlerin zaman zaman elle besledikleri ayılarla ilgili bugüne kadar 2 belgesel çeken Önen, Nemrut’te Samanyolu ve yıldızlı gece fotoğrafları da çekti. Uzun yıllardır uzay ve doğa gözlemi yapan Önen, Nemrut’un tanıtımına katkı sunmak için haftanın 1 ya da 2 günü kente yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Nemrut Krater Gölü’ne çıkarak uygun ortam beklediğini anlattı.
IŞIK KİRLİLİĞİ YOK
Cihan Önen, fotoğrafları uzun pozlama tekniği ile çektiğini belirterek, “Nemrut Kalderası, yeşil ve mavi tonlardaki irili ufaklı gölleri, yemyeşil ormanları ve büyüleyici jeolojik yapısıyla adeta bir doğa harikası. Bölgede ışık kirliliği olmadığı için burada gökyüzünün berraklığını ve yıldızların ihtişamını çıplak gözle görmek mümkün. Geceleri, bu doğal güzelliklerin üzerinde parıldayan yıldızlar, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki uyumu yansıtarak, benzersiz bir manzara sunuyor. ” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRK Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret alan, 350 yıldır Siirt tiftiğine has bir teknik ile dokunan Siirt battaniyesine, bu kez Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa portresi işlendi.
Tiftikten üretilen, 2003’te Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen Siirt battaniyesi, 350 yıldır Siirt tiftiğine has bir teknik ile dokunuyor. Siirt Üniversitesi Siirt ve Yöresi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde kurulan atölyede de belli aşamalardan geçirilerek hazır hale getirilen tiftik, gelişen teknolojiye rağmen ustaları tarafından elle dokunarak battaniyeye dönüşüyor. Atölyede aynı zamanda tiftikle ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları gerçekleştirilerek gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Önceki yıllarda yazı yazılamayan tiftik battaniyesine günümüzde artık portre ve manzara resimleri dokunabiliyor. Daha önce Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi ve Fatih Sultan Mehmet’in tablosunun dokunduğu battaniyeye, bu kez Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa portresi işlendi.
‘GRAFİK TASARIM KURALLARINA UYGUN PANOLAR İŞLEYEBİLİYORUZ’
Merkezin Öğretim Görevlisi Muhammed Keskin, Siirt tiftiğine has bir dokuma tekniği ile çalıştıklarını ifade ederek, “Yaklaşık 350 yıllık bir geçmişe sahip olan geleneksel Türk el sanatları içerisinde yerini almış, aynı zamanda coğrafi işaret ve tescil belgesini almış, TSE standartları dahilinde geliştirdiğimiz Siirt yöresine ait olan bu tiftik ürünlerini klasik dokuma yöntemlerini, motiflerini ve tekniklerinin tamamını revize ederek, modern ve çağdaş bir çizgiye kavuşturarak üniversitemiz bünyesinde kurmuş olduğumuz araştırma merkezi çalışmaları dahilinde geliştirip, son derece modern bir çizgiye kavuşturduk. Yazı yazılamaz durumdayken bugün portre, manzara dokuyabiliyoruz. Grafik tasarım kurallarına uygun panolar işleyebiliyoruz. Bunun son örneği de Mona Lisa tablosunun hem tüylendirilmiş hem de tüylendirilmemiş haliyle pano olarak, Özgür Harman’ın çalışmasıyla tezgahta dokuması yapıldı” diye konuştu.
‘İLLÜZYONİST TARZ VE PSİKOLOJİK BİR YAKLAŞIMLA DOKUNDU’
Muhammed Keskin, “El sanatlarının daha çağdaş, daha modern ve daha dikkat çekici bir şekilde ilerleyen kuşaklara aktarılması için çalışmalara devam edeceğiz. Çalışmalarımızı elimizden geldiğince daha çağdaş, daha modern ve daha dikkat çekici bir şekilde mesleğe, sanata ve sanatın yok olmasına engel olacak şekilde, ilerleyen kuşaklara aktarılacak şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Mona Lisa tablosu, illüzyonist tarz ve psikolojik bir yaklaşımla Siirt battaniyesine dokundu. Ustamızın dokumuş olduğu tablonun klasik, alışılagelmiş, reel Mona Lisa tablosunu daha çok illüzyonist tarzla, psikolojik bir yaklaşımla stilize ederek, battaniye üzerindeki duruşunu göstermek istedik. Aslında Siirt Battaniyesi ve tiftiği ile neler yapılabileceğini göstermek istedik” diye konuştu.
Haber-Kamera: Akif ÖZALP/SİİRT,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMÜ Canik Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyumda, “Gerbiyat, şarkiyatçılık ve öteki”, “Disipliner düşünce tarihi ve garbiyatçılık” ve “İdeolojiler ve aydınlar ekseninde garbiyatçı düşünce” konu başlıkları üzerine sunumlar gerçekleştirildi.
SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, “Batı kimliğinin oluşumunda Hristiyanlığın rolü” konulu sunumunda, Batı kültürü ve medeniyetinin düşünce tarzını Hristiyanlığın şekillendirdiğini söyledi.
Hristiyanlığı ise Roma medeniyetinin şekillendirdiğini belirten Aydın, “Hristiyanlık dediğimiz şey, bizde olduğu gibi tekdüze İslami yapı gibi değil. Hristiyanlık dediğiniz şey, 2. yüzyıldan sonra Yahudilikle ayrışarak ayrı bir yapıya dönüşüyor.” dedi.
Hristiyanlığın Roma’nın askeri gücünü arkasına alarak ciddi yayılma sürecine girdiğini anlatan Aydın, şöyle devam etti:
“Hristiyanlık ve İslamiyet’in yayılması karşılaştırıldığında, ‘İslam kılıçla yayılan bir dindir’ deniliyor ama Hristiyanlık nasıl yayılıyor, buna bakmak lazım. İslam’da klasik hukukta, Müslüman bir ordu bölgeyi ele geçirdiğinde esirlere üç seçenek sunar; ya Müslüman olacaksınız, ya yenilgiyi kabul edip orayı terk edeceksiniz ya da öldürüleceksiniz ama Hristiyanlıkta seçenek tektir, ya Hristiyan olacaksınız ya öleceksiniz. Bunu Haçlı Seferleri’nde Kudüs’ü ele geçirdiklerinde gördük. İspanya’da, Endülüs Emevi Devleti’ni ele geçirdiklerinde de gördük. Bugün yaptıklarında da bunu çok rahat görüyoruz.”
İslam’ın kuşatıcı yapıya sahip olduğunu dile getiren Aydın, “İslam, gittiği yerdeki kiliseleri, havraları, dini yapıları İslam kuşatıcılığı içerisinde peygamberlerin mirası olarak gördüğü için muhafaza ediyor. Dolayısıyla Yahudilik’te öteki düşmandır. Öteki hain olan ne varsa, hepsi olduğu gibi yok edilmelidir.” ifadesini kullandı.
“Hristiyanlık insanın elini ayağını bağlayan teolojik etkiye sahiptir”
Eski AK Parti Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay da “Oksidentalizm hegemon anlatıyı yıkar mı, düzeltir mi?” konulu sunumunda, doğu ve batı kavramlarının yeni kavramlar olduğuna dikkati çekti.
Müslümanların bugünkü Batılılardan coğrafi olarak da kültürel olarak çok daha fazla Batılı olduğunu anlatan Aktay, “Hakikat neredeyse Müslümanlar onu almaya teolojik olarak uyumludur. Kulağı açıktır Müslümanın. Allah’a inancımız sabit zaten, Peygamber’e inancımız sabit. Onun için Müslümanlar Yunan literatürünü çok rahat şekilde çevirmişlerdir. Onlar Hristiyanlığı terk ettikleri için ilerlediler, biz ise Müslümanlığı terk ettiğimiz için geriledik. Çünkü Hristiyanlık insanın elini ayağını bağlayan teolojik etkiye sahiptir. İslamiyet, her türlü araştırmaya, çalışmaya, akletmeye, açılım yapmaya, insan hakları anlamında, insanı değerlendiren anlamında çok daha pozitif bir dindir.” diye konuştu.
İslamiyet’in Doğu ve Batı arasındaki paradigmayı yıktığını dile getiren Aktay, şunları kaydetti:
“Bir yılı devirmiş olan Aksa Tufanı operasyonuna kalkışan o yiğitleri buradan selamlıyoruz. Onlar aslında bu paradigmayı değiştirmenin, yıkmanın yolunu bize hatırlattılar. Hani Kur’an-ı Kerim’de diyor ya, ‘Nice az insan toplumu, nice çok kalabalık topluluklara galip gelmişlerdir.’ Onlar duruşlarıyla bugün oryantalizm aklını bence önemli ölçüde dumura uğratmıştır. Mevzu doğu-batı mevzusu değildir. Müslümanlar, Batı karşıtı değildiler. Batı karşıtı, oryantalizmi yapı sökümüne uğratmanın, o anlatıyı ters düz etmenin yolu İslam’ın evrenselliğinden geçer. doğu da Allah’ındır, batı da Allah’ındır. Bugün Avrupa’da teşekkül etmiş, yoğunlaşmış olan, belki de güç probleminden ve haksız yere, azgın biçimde insanlık aleyhine kullanılan bir güç problemiyle karşı karşıyayız. Biz bu güce karşı savaşmakla mükellefiz.”
Sempozyumda, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Utku da “Geç Osmanlı’da modernleşmeci ideolojik teklifler ve garbiyatçılık” konulu sunum gerçekleştirdi.
Programa SAMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Adem Soruç ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Filarmoni Derneği işbirliğiyle gerçekleştirilen konsere Kuzey Makedonya Kültür Merkezi Müdürü Dime Rataykoski, Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski, Kuzey Makedonya’nın İstanbul Başkonsolosu İdris Fazlioski, Arnavutluk’un İstanbul Başkonsolosu Armand Shandro ve İstanbul Filarmoni Derneği Yönetim Kurulu üyesi Esma Layiç katıldı.
Konser öncesi AA muhabirine açıklamada bulunan Kuzey Makedonya Kültür Merkezi Müdürü Dime Rataykoski, Menada’nın Kuzey Makedonya’da oldukça tanındık kadın korosu olduğuna değinerek, “Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki 1981’den beri Makedon koro müziğinin gerçek elçileri. Orkestra şefi maestro Ivica Zoric ve İstanbul seyircisi önünde verecekleri konserin başarılı geçeceğini ve Türk seyircisinin Makedon ruhani müziğinin yanı sıra çeşitli Ortodoks ülkelerinden katılımcıların Ortodoks müziğini duymaktan memnun kalacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“Türk-Makedon ilişkileri güven ve karşılıklı saygı üzerine kurulmuştur”
Makedonya’nın Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski, konser öncesinde gerçekleştirdiği konuşmasına Türkçe, “Hepiniz Hoş geldiniz” diyerek, “Makedon ayaklanmasının başladığı gün olan ulusal günümüzü birlikte kutlamak için hepinizi ağırlamaktan büyük bir onur ve zevk duyuyoruz. Bugünü Makedon halkının, devletinin ve bağımsızlığının asırlık özleminin anısına ve ihtişamıyla kutluyoruz. Türk-Makedon ilişkileri çok güçlü güven ve karşılıklı saygı temelleri üzerine kurulmuştur.” açıklamalarında bulundu.
İstanbul Filarmoni Derneği Yönetim Kurulu üyesi Esma Layiç ise dernek olarak Kuzey Makedonya Kültür Merkezi’yle uzun yıllardır işbirliği içerisinde olduklarını söyleyerek, “Kültür ve sanat halklar ve bellekler arasında dostluk köprüsüdür. Bundan hareketle Kuzey Makedonya’dan gelen bu klasik müzik sanatçılarının Kuzey Makedonya Kültür Merkezi vasıtasıyla İstanbul’da sahne almaları iki ülke arasında var olan güzel iş birliğinin örneğidir.” dedi.
Menada kadın korosu hakkında
Menada korosu, 1981’de maestro Prof. Ivica Zoric tarafından Kuzey Makedonya’nın Kalkandelen şehrinde kuruldu.
Kurulduğu günden beri koroyu yönetmeye devam eden Zoric, Menada’nın uluslararası sahnede “Dünya Makedon Koro Müziği Elçileri” olarak bilinen seçkin bir itibara sahip olmasını sağladı.
Menada, manevi müzikten oluşan bir programın yanı sıra popüler Makedon halk şarkılarından oluşan bir performansı sunuyor.
Kutsal ve geleneksel unsurları birleştiren koro, Kuzey Makedonya’nın zengin kültürel ve müzik hazinesini yansıtıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cezayir Turizm ve El Sanatları Bakanlığının talebi üzerine, Konstantin Geleneksel El Sanatları Odası bünyesinde kurulan Bakırcılık Tasarım ve Eğitim Atölyesinin açılışı Türkiye‘nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz tarafından yapıldı.
Açılışta Cezayir Turizm ve El Sanatları Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra ildeki birçok yönetici de hazır bulundu.
Atölyeyi gezen ve incelemelerde bulunan Büyükelçi Küçükyılmaz, açılış programında bir konuşma yaptı.
Küçükyılmaz, “Osmanlı öneminde Doğu Beyliğinin yönetim merkezi olan Konstantin, ortak kültürel değerlerin en canlı yaşandığı bir merkezdir. Türkiye olarak ortak değerlerimizin korunmasına çok özel bir önem vermekteyiz. Kaybolmaya yüz tutan bu sanatın yaşatılması için bu projeyi hayata geçiren TİKA ve Cezayir Turizm ve El Sanatları Bakanlığına teşekkür ederim.” dedi.
Büyükelçi Küçükyılmaz, kurulan atölyede ortak formasyon eğitimi programları düzenlenerek bakırcılık alanındaki beceri ve tecrübelerin paylaşılması konusunda da faaliyet yapılabileceğini söyledi.
Osmanlı hakimiyeti döneminde Cezayir-Doğu Beyliği yönetim merkezi olan Konstantin, çok sayıda Türk kökenli ailenin yaşaması sebebiyle ortak kültürel değerlerin en canlı yaşandığı şehirlerden birisi olarak biliniyor.
Bakırcılık sanatı da bu ortak değerlerden biri. Son yıllarda, Cezayir Turizm ve El Sanatları Bakanlığı, birçok geleneksel el sanatı gibi önemini kaybetmeye başlayan bakırcılık sanatının yeniden canlandırılması ve yeni nesillere aktarılması konusuna büyük önem veriyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>


NOBEL ÖDÜLLERİ HAKKINDA
İsveçli Alfred Nobel’in vasiyeti üzerine ölümünden sonra 9 Haziran 1900’de kurulan Nobel Vakfının insanlığa hizmette bulunanlara verdiği ödüller, dünyada en saygın ödüller olarak kabul ediliyor. Nobel Ödülleri, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından fizik, kimya, edebiyat, barış ve tıp olmak üzere 5 dalda en başarılı kabul edilen kişiler veya kuruluşlara veriliyor. Bunlara ek olarak, Nobel Ekonomi Ödülü, 1968’de İsveç Merkez Bankasının Alfred Nobel’in anısına ekonomi dalında da ödül verilmesini kararlaştırmasıyla, ilk kez 1969’da verildi. Nobel Ödülleri, her yıl Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık’ta düzenlenen törenle sahiplerine teslim ediliyor. Öte yandan ödüllerin 1901’deki başlangıcından bu yana verilmediği birkaç yıl oldu. Toplamda 49 defa yapılan ödül iptallerinin çoğu, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında gerçekleşti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA muhabirinin hazırladığı, “Dünyanın Sesleri İstanbul Sokaklarında Yankılanıyor” başlıklı dosya haberin dördüncü bölümü, Fokoloei’nin Tahran’dan İstanbul’a uzanan sanat yolculuğunu konu alıyor.
Rap müzik yapan Fokoloei, ailesiyle birlikte 5 yıl önce Tahran’dan Türkiye’ye geldi. Müzik tutkusunu İstanbul’da devam ettiren Fokoloei, haftanın birkaç günü sanatını icra etmek üzere Tarlabaşı’nın renkli sokaklarından yola çıkıyor.
Fokoloei, bazen Üsküdar-Eminönü hattında çalışan vapurlarda, bazen de Şişli’de bulunan bir alışveriş merkezinin önünde kendi bestelediği Farsça ve İngilizce eserleri seslendiriyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) bağlı Kültür Daire Başkanlığının geliştirdiği “Sanat Sokağa Taşacak” projesine kayıtlı olan genç müzisyen, hem şehrin sokak sanatına katkıda bulunuyor hem de geçimini sağlıyor.
“İstanbul’da daha rahat müzik yapıyorum”
“İş stresinden kaçarak evine koşanlara tatlı bir tebessüm ettirmek üzere emek harcıyorum.” diyen Fokoloei, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaliteli müziğin İstanbul’da yaşadığını ve yaşatıldığını belirterek, “Türk müziği çok iyi. Rap şarkıcılar burada konser veriyor ama İran’da bu yok. İran’da sadece pop, biraz rock müzik var.” diye konuştu.
Fokoloei, İstanbul sokaklarında müzik yapma macerasıyla ilgili olarak, şunları kaydetti:
“İstanbul’u çok sevdim. Burada kalmak istiyorum, benim istediğim her şey burada var. Burada çok iyi manzaralar, iyi iş var. Çok rahat müzik yapıyorum. Türkiye’ye ilk geldiğim zamanlarda sokakta müzik yapmak istedim, o zaman izin alınması gerektiğini bilmiyordum. Koronavirüs salgını sonrasında belediyeye gidip izin aldım. Sokakta elektronik müzik yapmak istediğimi söyledim, rap parçalar söylediğimi ifade ettim. Daha sonra izinli şekilde sokakta çalmaya başladım.”
İstanbulluların sanata saygılı ve sanatçıya destekçi olduğuna dikkati çeken Human Ghasemnataj Fokoloei, “Şişli’de bulunan bir alışveriş merkezinin önüne gidiyorum ve orada müzik yapıyorum. Söylediğim tüm şarkılar bana ait. Bazen 400-500 lira, en çok 1000-1200 lira kazanıyorum. Ben insanlara kendi şarkılarımı söylemeyi çok seviyorum. Gençler beni daha çok seviyor, alkışlıyorlar, fotoğraf ve video çekiyorlar.” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’un denizleri bana çok ilham veriyor”
Genç müzisyen, eser üretmenin İstanbul’da çok daha rahat ve keyifli olduğunu dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İstanbul’un denizi bana çok ilham veriyor. Her zaman deniz kenarına gidiyorum, şiirler içime doğuyor ve hemen yazıyorum. Dünyanın her yerinden insanlar İstanbul’a geliyor Avrupalılar, Afrikalılar… Burada müzik yapıyor, para kazanıyorlar. Ben de burada rahatça müzik yapıyorum. Burada demokrasi var. Müzik yaparken buradaki insanların mutlu olduğunu görüyorum.”
Türk müziğini de çok sevdiğini anlatan Fokoloei, “Türkiye’deki sanatçılardan en çok Ceza’yı seviyorum. Uzi, Gazapizim ve Benfero da çok güzel. Ben Türkiye’yi seviyorum, burada yaşamak istiyorum. Müzik varsa hayat var, müzik yoksa hayat yok. İstanbul müzik yapmak için çok iyi bir şehir.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüşmede, Türkiye ve Türkmenistan arasındaki ikili ve parlamentolar arası ilişkiler ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarındaki insanlık dışı saldırılar ve işgal girişimleriyle Lübnan’a yönelik İsrail saldırıları, güncel küresel konular hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Kurtulmuş, görüşmede, Türkmen halkının milli değeri, bilgeliği ve eserleriyle tüm Türk dünyasının ışığı olan Mahtumkulu Firaki’nin 300. doğum günü vesilesiyle düzenlenecek forum dolayısıyla ata yurdu olan Türkmenistan’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Türkiye ve Türkmenistan’n tarihi ve kültürel bağlara sahip iki kardeş ülke olduğunu belirten Kurtulmuş, kadim kardeşlik bağlarının karşılıklı saygı, anlayış ve ortak çıkarlar temelinde gelişmeye devam etmesi arzusunda olduklarını söyledi.
Öte yandan, TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkmenistan Milli Lideri ve Halk Maslahatı Başkanı Berdimuhammedov’un Arkadağ Akıllı Şehri’nde foruma katılan heyet başkanları onuruna verdiği davete katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Beyoğlu Tepebaşında gün batımı kartpostallık görüntüler oluşturdu. Ortaya çıkan manzara görenleri mest etti. Gün batımı adeta görsel şölen oluştururken, vatandaşlar cep telefonlarıyla manzaranın fotoğrafını çekti. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi konferans salonunda açılışı yapılan programa, Türkiye’nin yanı sıra Filistin‘den şairler katıldı.
Etkinlikte konuşan Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Alpay Şirin, kültür ve sanat projelerine hız kesmeden devam ettiklerini, kentin her köşesinde vatandaşlara sanatı ulaştırmayı, onların hayatlarına dokunmaya çalıştıklarını söyledi.
Şiirin zamanın ruhunda izler bırakan en zarif name olduğunu aktaran Şirin, “Öyle bir name ki her dize gönüllere nakış nakış işlenir. Sözlerin ötesinde bir evren sunar bizlere. Görünmeyeni görmek, duyulmayanı işitmek, hissedilmeyeni hissetmek için bir kapıdır. Bugün şiirin gücüyle bir araya geldiğimiz bu özel akşamda kalplerimizde yalnızca edebiyatın zarafeti değil, insanlığın ortak davası da var; Filistin.” diye konuştu.
Alpay Şirin, bu yıl etkinliğin ana teması olarak Filistin‘i belirlediklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Çünkü şiir bir direniş, umut ve hakikatin sesi olabilir. Tıpkı Filistin‘in sessiz çığlıkları gibi. Bizler için aralanan kapıda bu sene Filistin‘i hissedeceğiz. Filistin öyle bir mesele ki sadece bizim, İslam dünyasının değil, tüm dünyanın, dinlerin, insanlığın ortak meselesidir. Oradaki kardeşlerimizin acısını yüreğimizde taşırken sanatın sıcak dokusuyla bu duyguları ifade etmenin yolunu arıyoruz bugün. Sergilerden film gösterilerine kadar her sanat dalı Filistin’in sesi, yüreğindeki yarasıdır. Her kelimeyle, her resimle Filistin’in onurunu savunacak, yaralarını saracak, birlikteliğimizle, dayanışmamızla sanatı bir araç haline getireceğiz. Bizim için bu yük değil, görev, kalbimizin derinliklerinden gelen bir çağrıdır.”
Sanatın sadece ifade biçimi değil, aynı zamanda umudun ve direnişin simgesi de olduğunu vurgulayan Şirin, bu sanatsal yolculukta her dizede, her namede Filistin’le birlikte olduklarını sözlerine ekledi.
Konuşmanın ardından programın onur konuğu şair Cahit Koytak ile diğer katılımcı şairler eserlerini dinleyicileriyle paylaştı.
Etkinlik kapsamında yarın şairler liselerde öğrencilerle buluşacak, Ofis Sanat Merkezi’nde “Filistin ve Edebiyat Paneli” ile “Filistin İçin Mısralar” konulu şiir sunumu gerçekleştirilecek.
23. Uluslararası Sapanca Şiir Akşamları, 12 Ekim’de Sapanca Sosyal Gelişim Merkezi’nde düzenlenecek şiir sunumlarıyla sona erecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İKİNCİ Dünya Savaşı sırasında kaybolan dünyaca ünlü Fransız ressam Claude Monet’nin tablosu, 83 yıl sonra asıl sahiplerinin torunlarına iade edildi.
ABD Federal Soruşturma Bürosu, İkinci Dünya Savaşı’nda Viyana’daki evlerinden kaçan bir çifte ait tablonun kaybolmasının ardından 83 yıl sonra asıl sahiplerinin torunlarına iade edildiğini duyurdu.
ABD basınındaki haberlere göre, Avusturya’da yaşayan bir çift, depolarından kaybolmasından bu yana Monet’in ilk dönem eserlerinden biri olan ‘Bord de Mer’ isimli tablosunu arıyordu.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) açıklamasında, İkinci Dünya Savaşı’nda Viyana’daki evlerinden kaçan bir çifte ait tablonun, 1941’de açık artırmada satın alındığını ve 1941’den sonra yeniden kaybolan tablonun, 2016’da Fransa’da bir sergide tekrar ortaya çıktığını bildirdi. Eserin daha sonra ABD’deki New Orleans merkezli bir antika satıcısı tarafından satın alındığı ve satıcının eseri Washington’da yaşayan bir çifte sattıktan sonra FBI’ın tablo hakkında soruşturma başlattığı kaydedildi. Çiftin, tabloyu 500 bin doların üzerinde bir fiyatla açık artırmaya çıkardığı fakat tablonun geçmişini öğrendikten sonra FBI’ya teslim ettikleri açıklandı.
Eserin asıl sahipleri ve çocukları, hayatları boyunca eseri bulmak için çalışsa da ‘Bord de Mer’ tablosu çalınmasından 83 yıl sonra torunlarına iade edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
3 sezondur başarılı grafiğiyle adından sıkça söz ettiren Kızılcık Şerbeti zirvedeki yerini korumaya devam ediyor. Seküler bir ailenin kızı olan Doğa’nın muhafazakar bir ailenin oğlu olan Fatih’le yaşadığı ilişki ekseninde gelişen olaylar silsilesinde izleyici diziyi oldukça beğeniyor. Öyle ki dizinin başrollerinden Alev karakterine hayat veren Müjde Uzman’ın çıkması bile grafiği bozmamış.

Çocukluk aşkı Dilek’le bir gün buluşma hayali kuran Taner’in kuzenleriyle yaşadığı olayları ele alan Gönül Dağı dizisindeAnadolu insanının o temiz dünyası da öyküleştirilerek ekranlara yansıtılıyor.
3 sezon devam eden dizi bazı oyuncularının vedasına rağmen televizyondaki başarısını korumaya devam ediyor.
Bir baba oğulun yıllar sonra gerçekleşen yüzleşmesiyle başlayan intikam hikayesine odaklanan Deha ekran yolculuğunun henüz başında olmasına rağmen birçok rakibin geride bıraktı. Bunda Aras Bulut İynemli’nin başarılı oyunculuk performansının katkısı çok büyük.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nda çalışan özel bir ekibin iş hayatı ile birlikte özel hayatını da konu edinen yapımda Ömer karakterine hayat veren Murat Yıldırım dizide şehit olmuştu. Sevilen karakterin ayrılması sonrası Tolga Sarıtaş kadroya dahil olmuş dizi eleştirmenleri dizinin devamlılığı konusunda ikiye bölünmüştü. Anlaşılan o ki Tolga Sarıtaş, Teşkilat izleyici tarafından baya benimsenmiş.

Seküler bir Atatürkçü olan Levent (Özcan Deniz) ve mutaassıp bir tarikatın içinde yaşayan Meryem’in (Özgü Namal) kaderlerinin kesişmesini konu alan dizi Türkiye’nin her kesiminin dizi 2 sezonuna da güzel bir giriş yaptı. Yıllar sonra oyunculuk orucunu bu diziyle bozan Özgü Namal ve Cüneyd karakterine hayat veren Mert Yazıcıoğlu dizide adeta oyunculuk resitali düzenliyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünce düzenlenen “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali” 20’nci kez tiyatroseverlerle buluştu.
Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Orhan Asena Sahnesi’nde Ankara Devlet Tiyatrosunun hazırladığı “Devlet Ana” oyunuyla başlayan festival kapsamında, 32 oyun sahnelenecek.
Kemal Tahir’in yazdığı, Osman Özkan’ın oyunlaştırdığı ve Ayşe Emel Mesci’nin rejisörlüğünü üstlendiği “Devlet Ana” oyunu sanatseverlerden büyük ilgi gördü.
Festivalin açılışında konuşan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Devlet Tiyatroları olarak kültürel mirası yaşatma ve geleceğe taşıma amacıyla düzenledikleri festivalin Türk tiyatrosunun en değerlilerinden biri haline geldiğini söyledi.
Yerli yazarların eserlerini sahneye taşıyarak tiyatronun gücüyle kültürel zenginlikleri daha geniş kitlelere ulaştırma hedefinde olduklarını belirten Karadağlı, şöyle devam etti:
“Bu festivalin adını taşıyan Orhan Asena, Türk tiyatrosuna derin katkılarda bulunmuş çok kıymetli bir yazarımızdır. Onun ismiyle düzenlenen bu etkinlik sadece bir anma değil, aynı zamanda yerli oyunlarımızın ne kadar önemli ve anlamlı olduğunun da bir göstergesidir. Her bir oyun bizlere geçmişi, bugünü ve geleceği düşünmemiz için yeni kapılar aralarken insanlığın ortak meselelerine de sanatsal bir perspektif sunmaktadır.”
Karadağlı, festivale katılan sanatçılara ve festivalde emeği bulunanlara teşekkür ederek, bu yıl festivalde Devlet Tiyatrolarının zengin repertuarındaki birbirinden değerli oyunları sanatseverlerle buluşturacaklarını belirtti.
“Türk tiyatrosuna ve yerli yazarlarımıza gösterilen ilgi ve desteğin sanata olan inancımızı daha da güçlendirdiğini belirtmek isterim. Hep birlikte sanatın toplumları bir araya getiren ve insanları buluşturan büyük bir güç olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.” diyen Karadağlı, bu festivali Diyarbakır’da büyük bir heyecanla karşılayan tüm sanatseverlere teşekkürlerini iletti.
Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Müdürü Erkan Aytemur da festivalde konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Vali Yardımcısı İlyas Öztürk, Tamer Karadağlı’ya plaket verdi.
Festival kapsamında 11-22 Ekim’de İstanbul DT “Bence Katil Öldürdü”, “Acaibü’l Temaşa”, “Kırmızı Küre”, “Çarpışma”, “Masal Yolu” ve “Çöp Canavarı”, Ankara DT “Hayal Dükkanı”, “Sihirli Ayna” ve “Kadınlar, Filler ve Saireler”, İzmir DT “Bir Düş Gibi”, “Radyo-yu Hümayun”, “Barış Ormanı”, “Folklorama (müzikal)”, “Umudunu Yitirmeyen Sığırcık” ve “Kral Olmak İstemeyen Aslan”, Antalya DT “Misafir” ve “Ağustos Parkı”, Bursa DT “Mai ve Siyah” ve “Uçurtmanın Kuyruğu”, Trabzon DT “Otoban Köpekleri” ve “Sihirli Lamba”, Adana DT “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin”, Erzurum DT “Hiç Kimsenin Öyküsü”, Van DT “İtaat İlamı”, “Büyülü Prens” ve “Şifreli Köpek”, Sivas DT “21.15 Treni”, “Gizli Bahçenin Bezelyesi” ve “Tebeşir Ağacı” ile Kayseri DT “Keşanlı Ali Destanı” ve “Kırmızı Kanatlı Baykuş” adlı oyunları sahneleyecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BU yıl 61’incisi düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ilkinin yapıldığı 1964 yılından bu yana neredeyse tamamına katılan Altın Portakal ödüllü sanatçı Gülsen Tuncer (79), “İlk Altın Portakal Film Festivali’ne geldiğimde böyle oteller filan yoktu. O zaman kumsalda kalıyorduk. Orada çadırlar kuruluyordu. İlkinden bu yana düzenlenen bütün Altın Portakal Film Festivali’ne gelmeye özen gösteriyorum” dedi.
Sanat hayatına tiyatro ile başlayan Gülsen Tuncer, daha sonra geçtiği sinema sektörünün her alanında yer aldı. Sanat yönetmenliği, tiyatro, sinema, dizi oyunculuğu, bestecilik, söz yazarlığı ve eğitmenlik yapan Tuncer, yaşamının büyük bölümünü sanata ayırdı. 1968 yılında Haldun Taner’in ‘Zilli Zarife’ oyunu ile ilk profesyonel gösterisini yapan Tuncer, Yıldız Kenter, Ayla Algan, Gülriz Sururi, Melih Cevdet, Sabahattin Kudret Aksal gibi isimlerden de eğitim aldı.
ALTIN PORTAKAL ÖDÜLÜ KAZANDI
Sinemaya asistan olarak başlayan Tuncer, ilki 1964 yılında düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni de başladığından bu yana takip ediyor. Tuncer, 1991 yılında düzenlenen 28’inci Altın Portakal Film Festivali’nde Türkan Şoray ve Ekrem Bora ile birlikte oynadığı ‘Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu’ filmi ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü de kazandı. Bu yıl 61’incisi düzenlenen festivale de katılan Tuncer, günde 4-5 filmin gösterimine katılıyor.
‘USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNE ÇOK İNANIRIM’
Sanat hayatına tiyatro ile başladığını söyleyen Gülsen Tuncer, “Yıldız Kenter’in öğrencisiyim. LCC’de burslu eğitim gördüm. Okul önemli ancak usta-çırak ilişkisine çok inanırım. Benim ustalarım Yıldız Kenter, Ayla Algan, Gülriz Sururi, Melih Cevdet, Sabahattin Kudret Aksal. Bunların tezgahından geçtim. Hem okullarda hem de seminerlerde, kurslarda gönüllü olarak etkinliklere katılıyorum” dedi.
‘ALTIN PORTAKAL, TÜRK SİNEMASINA ÇOK ŞEY KATMIŞTIR’
Festivalle ilgili anılarını anlatan Tuncer, “Yapılan ilk Altın Portakal Film Festivali’ne geldiğimde böyle oteller filan yoktu. O zaman kumsalda kalıyorduk. Orada çadırlar kuruluyordu. İlkinden bu yana düzenlenen bütün Altın Portakal Film Festivali’ne gelmeye özen gösteriyorum. O kadar eski benim gelişim. Festivalin belki birini sağlık sorunları nedeniyle kaçırmışımdır. Her Türk sinemacısının nüfus kağıdında bir doğduğu yer yazılır, yanına da Antalya yazılmalıdır. Altın Portakal, Türk sinemasına çok şey katmıştır” diye konuştu.
‘KRALLAR, KRALİÇELER DEĞİLİZ’
Festivalin halk ile sanatçıları buluşturmasının önemine vurgu yapan Tuncer, “İzleyicilerle buluşmamız, kendimizi hizaya almamız açısından çok önemli. Krallar, kraliçeler değiliz. Yeni arkadaşlara da bu duygunun geçmesi açısından, izleyicisi ile birlikte olması, kendini bulutların üzerinde görmemesi açısından çok önemli. Yapılan ürünleri de topluca izleme fırsatı çok önemli. Eşim ile birlikte günde 4-5 film seyrediyorum. Festivalde izlediğim filmler çok çok iyiydi. Bazı filmleri de farklı yanlarıyla algılamak lazım. Sıradan günlük hayatı anlatsa da arka planında çok farklı şeyler anlatıyor” dedi.
‘YEŞİLÇAM’I YADSIMAMAMIZ LAZIM’
Sanatın birleştirici gücüne inandığını söyleyen Tuncer, “İnsanların ilk misyonu; yaşamı iyi, diri ve güzel tutmak. Yaşam bize verilmiş bir ödül. Yaşadığımız dönemi, ortamı her bakımdan iyiye döndürme görevimiz var. Sanat yoluyla insanlar, ruhsal olarak bazı katmanlar kazanıyorlar. Sinema bu bakımdan çok önemli. Filmlerle kendi çevremiz dışındaki insanları tanıyoruz. Türk sineması, dünya sineması için çok özgün bir sinema örneğidir. Yeşilçam’ı yadsımamamız lazım. Yeşilçam çok özgün, çok özel bir yeri olan cevherimiz” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UNESCO Dünya Kültürü Mirası Listesi’nde yer alan ve 5 bin 799 metre uzunluğunda olan Diyarbakır Surları’nın bugüne kadar bilinen 101 burcundan ayakta kalan 98’i kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olma özelliği taşıyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan kentin en önemli simgesi konumundaki surlara çıkan ziyaretçilerin düşme riskine karşı belirli alanlara daha önce “Surlara çıkmak tehlikeli ve yasaktır” yazılı uyarı levhaları konuldu.
Buna rağmen ziyaretçilerin gezi ve fotoğraf çektirme gerekçesiyle surlara çıkmaya devam etmesi üzerine tedbirler artırıldı.
Zaman zaman yüksekten düşme sonucu can kaybı ve yaralanmaların da yaşanması nedeniyle, restorasyonu tamamlanan ve işlevlendirilen burçların merdiven ve duvar teraslarına ziyaretçilerin düşme riskini önlemek ve güvenliğini sağlamak amacıyla bilim komisyonu ve koruma kurulu kararları alınarak korkuluk takma çalışmaları başladı.
Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü denetiminde sürdürülen çalışmalarla ziyaretçilerin tarihi surlarda güvenle gezebilmesi amaçlanıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen festival, film gösterimleri, söyleşi ve oturumlarla devam ediyor.
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışan, yönetmenliğini ve senaristliğini Selim Evci’nin yaptığı “Savrulan Zaman” filminin dünya prömiyeri gerçekleştirildi.
Alper karakterinin yaşadığı beklenmedik bir olayla başlayan vicdani sorgulama sürecini konu alan filmde, Selim Evci, Özge Gürel, Beste Bereket, Mine Teber, Derya Karadaş, Arın Kuşaksızoğlu, Erdem Şenocak, Nihan Okutucu, Şehnaz Bölen Taftalı ve Ümit Çırak rol alıyor.
Film ekibi izleyicilerin sorularını yanıtladı
Filmin gösteriminin ardından yönetmen Selim Evci, oyuncular Özge Gürel, Beste Bereket, Nihan Okutucu, Arın Kuşaksızoğlu ve Billur Melis Koç’un katılımıyla aynı salonda söyleşi yapıldı.
Filmde hem senarist hem yönetmen hem de oyuncu olmanın zorlukları ve karakterine nasıl hazırlandığına yönelik soruyu yanıtlayan Evci, “Çok zor tabii ama sinemayı seviyorsanız her alanında bulunmak keyifli. Oyunculuk konusunda çok zorlandım ama keyif aldım. Reji tarafında oynayıp izlemek çok zorladı ama bir deneyimdi onu tatmak istedim. Keyifli geçti.” diye konuştu.
Filmlerinde karakterleri kızarak değil anlamaya çalışarak oluşturduğunu dile getiren Evci, herkesin hayatında gri bir dönemin yaşanabileceğini belirtti.
Alper karakterinde de bunun görüldüğünü söyleyen Evci, “Alper, siyah veya beyaz bir karakter değil aslında gri bir karakter. İçinde zaman zaman hepimiz gibi iyilik, kötülük gibi bir sürü şeyi barındıran bir karakter oluşturmaya çalıştım. Gri bir karakterin gri bir dönemi. Bu da değişebilir aslında sonrasında bambaşka bir hayata doğru. Aslında bu filmle ilgili bir düşüncem var. Bunun böyle bir üçleme gibi olması, bekarlık, sonra evlilik ve sonrasında boşanma ya da yaşlılık gibi. Çok kesin değil ama bu sonuçta bir evre, hayatın bir kesiti. İnsan değişen, zaman içinde yön alan ve başkalaşan bir şey.” dedi.
Oyuncu Mehmet Aslantuğ’un filmde sadece yönetmenlik koltuğunda otursaydı Alper karakterinden beklediği enerjinin bu olup olmayacağına yönelik sorusunu ise Evci, şöyle yanıtladı:
“Bu olurdu. Başka bir oyuncu olsaydı başka bir film olabilirdi. Aslında ben oynamak için ilk başta deneme çekimi yaptım. Çok yakın bir dostum Ahmet Rıfat Şungar ile konuşuyordum. Okudu ve bir şekilde ‘sen oynasana’ dedi. Ondan bir fikir geldi ve ben de tabii bir bakayım dedim. İnsanın kendisini beğenmesi kolay oluyor tabii deneme çekimlerinde.”
Oyuncu Özge Gürel de seyircilere kendilerini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ederek, “Benim de hayatımın karışık bir döneminde girdiğim bir setti ama iyi hissettirdi ve yoluna sokmama manevi olarak yardımcı olduğu bir dönem vardı. Herkese çok teşekkür ediyorum. Umarım hepiniz seversiniz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de 5 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin görülen davada tutuklu sanık Mustafa Işık’a 42,5 yıl ve babası şarkıcı Metin Işık’a 4 yıl hapis ile annesi Gülbahar Işık’a verilen beraat kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozuldu.
Olay, 15 Ağustos 2022 akşamı Melikgazi ilçesi Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde meydana geldi. Şarkıcı Metin Işık ile oğlu Mustafa Işık, husumetli oldukları grupla tartıştı. Bu sırada Metin Işık ile oğlunun bulunduğu noktadan, gruba pompalı tüfekle ateş açıldı. Tüfekten çıkan saçmaların isabet ettiği Naile D., Yusuf Memduh S., Sema A., Kader S. ve Emine A. yaralandı. Şarkıcı Metin Işık, eşi Gülbahar Işık ve oğlu Mustafa Işık, gözaltına alındı. Metin Işık ile oğlu tutuklandı, Gülbahar Işık ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Metin Işık, Eylül 2022’de tahliye edildi. Olaya ilişkin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma hazırlandı.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Kayseri 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede; tutuklu Mustafa Işık hakkında ‘Kasten öldürmeye teşebbüs etme’ suçundan müebbet, ‘Silahla yaralama’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ve ‘Mala zarar verme’ suçundan 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. Metin Işık hakkında ise ‘Kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan müebbet, ‘Silahla kasten yaralamaya azmettirme’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ve ‘Silahla tehdit’ suçundan da 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Gülbahar Işık için de ‘Kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan müebbet istendi.
ATEŞ ETTİKTEN SONRA KANEPEYE SAKLAMIŞ
Öte yandan olaya ilişkin güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. DHA’nın ulaştığı görüntülerde, şarkıcı Metin Işık’ın sokakta oturduğu sırada komşuları Yusuf Memduh S.’nin yoldan geçtiği, av tüfeğiyle kapıda bekleyen oğlu Mustafa Işık’ın komşularına doğru ateş açtığı, komşulardan birinin sırtından yaralanıp koştuğu, diğerinin vücuduna isabet eden saçmalarla yere düştüğü görüldü. Mustafa Işık’ın, tüfeği sokağın diğer tarafına çevirip, kendisine müdahale etmek isteyen başka komşusuna doğrultarak ateş ettiği, ardından evin avlusuna girdiği, 2 farklı tüfeği kanepenin altında sakladığı, daha sonra da 2 tüfeği alarak hızla evinin merdivenlerinin çıktığı anlar yer aldı.
TÜFEĞİ KONTROL EDİP, OĞLUNA VERMİŞ
Yine görüntülere göre; olaydan önce Mustafa Işık’ın evlerinin avlusuna girerek kapı arkasındaki döner bıçağını kılıfından yarıya kadar çıkarıp bir süre bakıp tekrar bıraktığı, bir süre gezindikten sonra av tüfeğini çıkartarak eline aldığı, kontrol edip bahçe tuvaletine bıraktıktan sonra babası Metin Işık’ın yanına çıktığı görüldü. Metin Işık’ın elindeki tüfeği sağa sola çevirerek baktıktan sonra oğluna verdiği, Mustafa Işık’ın ise aldığı tüfeği koltuk altına bırakıp, yukarı çıktığı anlar ortaya çıktı.
KARAR VERİLDİ
Kayseri 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçen 3 Nisan’da görülen davada, mahkeme heyeti, tutuklu sanık Mustafa Işık’ı, ‘Kasten öldürmeye teşebbüs etme’ suçundan 12 yıl, 1 kişiye karşı ‘Nitelikli organ kaybına neden olacak şekilde yaralama’ suçundan 9 yıl, 1 kişiye yönelik aynı suçtan 6 yıl, 2 kişiye yönelik aynı suçtan 5’er yıldan 10 yıl, 3 kişiye yönelik ise ‘Yaralama’ suçundan 1,5’ar yıldan 4,5 yıl, 1 kişiye yönelik eyleminden dolayı da 1 yıl hapis olmak üzere toplam 42,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanığın daha önce mükerrer cezaları olmaları nedeniyle cezasını ertelemedi. Tutuksuz sanıklar Metin ve Gülbahar Işık’ın ise ‘Öldürmeye azmettirme’ suçundan beraatlerine karar verdi. Heyet, şarkıcı Işık’ı ‘Silahla tehdit’ suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırdı.
DOSYA İSTİNAFA TAŞINDI
Mağdur taraf avukatları Umut Taşdemir ve Ramazan Taş karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, yapılan inceleme sonrası eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanık şarkıcı Metin Işık hakkında güvenlik kamerası görüntülerinde görülen bir kadının kimliğinin tespit edilip, tanık olarak dinlenmesine, taraflar arasındaki daha önceki kavga olaylarının hukuki durumları araştırılıp hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğu, olay yerinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmadan hüküm verilmesi nedeniyle kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. İstinaf, yerel mahkeme tarafından olay yerinde keşif yapılmasını ve kamera görüntülerinde şarkıcı Işık’ın tüfeği uzattığında namlunun mağdurlar tarafından görülüp görülmediğinin de tespit edilmesini de istedi. Bozma kararının ardından şarkıcı Metin Işık ile eşi ve oğlu önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SON HAFTALARDA İSTENEN TABAKLARI ÇIKARAMADI
Afyonkarahisar’da Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Ayşe Ekiz, MasterChef başvuru videosuyla büyük beğeni toplamıştı. Seyircilerin ve ünlü isimlerin desteğini alan Ayşe, güçlü rakipleri karşısında istenen tabakları son haftalarda çıkaramamıştı. Ayşe, “Şef olmuyor benden herhalde buraya kadar mı bilemem ama tecrübelerim yetersiz sanırım” sözleriyle durumunu özetlemişti.
HAKSIZLIK YAPILDIĞI İDDİASI VAR
Eleme potasında olan Şirin’in Ezgi’ye alışveriş listesi vermesi ve Ezgi’nin yönlendirme yapması yarışmacıları ve seyircileri öfkelendirmişti. Sosyal medyada da Ayşe’ye Şirin ve Ezgi’nin haksızlık yaptığını söylendi. Ayşe birçok destek alırken diğer yarışmacılara tepki yükselmişti.
SÜRPRİZ BİR TEKLİF GELDİ
Afyonkarahisar’ın Sultandağı İlçesi’ne bağlı Çukurcak Köyü’nde yaşamını sürdüren ve MasterChef’le tanınan Ayşe’ye Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’dan sürpriz bir teklif geldi. Afyon Türkeli Gazetesi’ne konuşan Köksal, Belediye bünyesindeki Gastronomi Birimine Ayşe Ekiz’i davet etti. Belediye Başkanı Köksal, “Ayşe Ekiz, Afyonkarahisarımızı en iyi şekilde temsil etti. Kendini sürekli geliştiren, hata yapmaktan korkmayan Ayşe Ekiz’i belediyemiz bünyesindeki gastronomi birimimize davet ediyoruz. Ayşe Ekiz ne zaman isterse gastronomi birimimizde görev alabilir. UNESCO’nun Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında giren Afyonkarahisarımızın lezzetlerini tüm dünyaya tanıtmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ayşe Ekiz de gücümüze güç katacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çemişgezek ilçesine bağlı Cebe köyünde oğlunu evlendiren 70 yaşındaki Mahmut Yemiş, düğünde mikrofonun başına geçti. Mahmut dede, söylediği türkülerle herkesin beğenisini kazanırken gençler de eşlik ettikleri türkülerle halay çekti. – TUNCELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘KİMSE EVLAT ACISI YAŞAMASIN’
Mazhar Alanson, kızının vefatının ardından sosyal medya hesabından yaptığı duygusal paylaşımda, “Canım kızım Melek Eda Alanson melek oldu. Yarın öğle namazı ile Fatih Camii’nden uğurlayacağız. Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın,” ifadelerini kullandı.
Cenaze töreni İstanbul’daki Fatih Camii’nde gerçekleştirildi. Ayakta durmakta zorlanan Alanson, evlat acısının dayanılmaz olduğunu dile getirerek, “Evlat sahibi olanlar bilir, evlat acısı gerçekten çok zor. Söylenecek pek bir şey yok, kelimelerle ifade edilebilecek bir şey değil,” dedi.
Törenin ardından acısıyla sarsılan Alanson, kendisine destek olanlara teşekkür etti. Ünlü sanatçı, “Acımızı paylaşan, başsağlığı dilekleriyle yanımızda olan herkese sonsuz teşekkürler,” cümlelerini kurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATO Hatıra Ormanı’nın önünde bir arayan gelen partililer adına basın açıklaması yapan CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ayça Çağlar, üzgün ve öfkeli olduklarını belirtti.
Bunca kadın ve çocuk cinayetinin, cinsel saldırı ve istismar haberlerinin bir tesadüf zinciri olmadığını savunan Çağlar, “Aksine, devletin cezasızlık politikalarının bir sonucudur.” ifadesini kullandı.
Diyarbakır’da 8 yaşında öldürülen Narin Güran’ın yasını tuttuklarını, Sıla bebeğin yaşam mücadelesini kaybettiğini dile getiren Çağlar, “Beyoğlu’nda, sokakta yürüyen bir kadına geçmiş suç kayıtlarına rağmen elini kolunu sallaya sallaya iki erkeğin cinsel saldırıda bulunmasını ve bu kamera kayıtlarına rağmen bu iki erkeğin serbest bırakılmasını haberlerden izledik. Birkaç gün önce İstanbul Fatih’te iki kadın yarım saat içerisinde bir erkek tarafından acımasızca katledildi. Devlet kurumları ise yalnızca bu olayları seyretti.” diye konuştu.
“Kadınların ve çocukların kurban edildiği bu sistem, bu vahşetin asıl sorumlusudur.” diyen Çağlar, şunları kaydetti:
“Bir kişi daha eksilmeye tahammüllümüz kalmadı. Görevini ihmal eden kim varsa tek tek hesap vermeden, ülkemiz bu saldırgan ve şiddet dolu erkek egemen mekanizmadan sıyrılmadan hiçbirimiz rahat uyku uyumayacağız. Yapılması gereken şey, yasaların etkin uygulanması, devletin önleyici tedbirleri alması ve tüm bu cezasızlığın önüne geçmesidir.”
Partililer, açıklamanın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının önüne yürüdü ve buraya siyah çelenk bıraktı.
Basın açıklaması ve yürüyüşe bazı CHP’li kadın milletvekilleri de katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Ödemiş ilçesinde, elektrikli bisiklet ile motosikletin çarpıştığı kazada 2 kişi ağır yaralandı. Kaza, güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, saat 18.15 sıralarında Ocaklı Mahallesi Birgi Yolu Caddesi üzerinde meydana geldi. Ödemiş- Birgi Mahallesi istikametinde seyir halinde olan L.Ö. yönetimindeki 35 CFN 588 plakalı motosiklet, M.D.’nin kullandığı elektrikli bisiklet ile çarpıştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada ağır yaralanan sürücüler, sağlık ekiplerince Ödemiş Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Öte yandan, kaza anı ise çevredeki bir güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde; yolun karşısına dönmeye çalışan elektrikli bisikletin motosiklet ile çarpıştığı anlar yer aldı.
Kazayla ilgili başlatılan inceleme sürdürülüyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞAHAN GÖKBAKAR’IN BAŞI VİLLASIYLA DERTTE
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait villa ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de MuğlaÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edildi. Ardından izinsiz faaliyet olması sebebiyle villanın sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. MarmarisBelediye Başkanlığı da yıkım kararlarının alınması ve yapı ilgilisine yıkım tebligatlarının yapılması için uyarıldı.

Marmaris Belediye Başkanlığı, 15 Aralık 2023’te iptal kararının aleyhine Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını gerekçe göstererek, söz konusu davanın sonucuna göre inceleme ve tespitlerin yapılacağını ve konu hakkında bilgi verileceğini bildirdi. Bakanlık tarafından 21 Aralık 2023’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen resmi yazı ile kanundaki ilgili madde hatırlatılıp söz konusu davaların, konu hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin yürütülmesinde herhangi bir engel teşkil etmediği bildirildi. Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu’nun 9 Kasım 2022 tarihli iptal kararıyla ilgili mahkemelerden bugüne kadar Bakanlık aleyhine yürütmeyi durdurma veya iptal gibi herhangi bir karar çıkmadı.
BELEDİYEYE VİLLANIN YIKIM KARARI GİTTİ
6 Eylül 2024’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen yazı ile Komisyon’un iptal kararı ile ilgili karşı açılan davalarda iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı olmadığı bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca, yıkım işlemlerinin tesis edilmesi için Marmaris Belediye Başkanlığı bir kez daha uyarıldı. Yıkımın, Marmaris Belediyesi tarafından gerçekleştirilmemesi durumunda kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın gerçekleştirmesi gerektiği hatırlatıldı. Gerekli işlemlerin yasada belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi durumunda nedenine dair bilgi istendi. Sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.

“MAKİNE VE EKİPMAN DESTEĞİ VERİLEBİLİR”
İlgili kanunlar gereğinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım için destek verebileceği hatırlatıldı. Yıkım için yeterli araç gereç bulunamaması halinde yine kanunlar gereğince makine ve ekipman desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden karşılanabileceği belirtildi. Buna rağmen yıkımın yapılmaması durumunda, yapıların yıkım maliyetlerinin yüzde 100 fazlası ilgili Belediye Başkanlığı’ndan tahsil edilmek üzere Bakanlık tarafından yıkılabileceği hatırlatıldı. Yasal süresi içerisinde yıkım iş ve işlemlerinin ilgili ilçe belediye ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde bakanlığın denetim yetkisinin bulunduğu belirtildi
MÜHÜRLENDİ
Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait olan ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’nda yer alan yapıda inceleme yapıp, yapı tatil tutanağı düzenleyerek, mesken ile eklentileri mühürledi.

İDDİANAME HAZIRLANDI
Şahan Gökbakar’ın Marmaris’teki Birinci Derece Doğal SİT Alanı’nda bulunan villasında izinsiz güneş paneli ve su deposu yaptırmasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianameye göre soruşturma, Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla başlatıldı. Müdürlük, yaptığı suç duyurusunda şüphelilerin Turgut Mahallesi’nde yer alan yapıya izinsiz fiziki ve inşai müdahalede bulunduğuna yer verdi. Söz konusu taşınmazda kaçak olarak beton dolgu üzerine ahşap iskele, taş duvar, bir adet konut yapısı, bir adet depo yapısı, çardak, güneş paneli ve su deposu inşa edildiği vurgulandı.
“AYKIRILIKLARI BİZ YAPMADIK, SATIN ALDIĞIMIZDA BÖYLEYDİ”
Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar ve Çağrı Özeren’in ifadelerine de yer verilen iddianamede, şüphelilerin; “Biz taşınmanızı 2020’de satın aldık. Aykırılıkları biz yapmadık, satın aldığımızda böyleydi” diye savunma yaptığı hatırlatıldı. Taşınmazın önceki sahibi Osman Bayındır’ın da suçlamayı kabul etmediği ifade edildi.
GÖKBAKAR’IN 10 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
İddianamede Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır’ın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Hazırlanan iddianame Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianame kabul edilirse sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENİŞTESİNE GÖĞÜSLERİNİN FOTOĞRAFINI YOLLAMIŞ
4 yıldır evli olan ve 24 eylül salı günü akşamı ortadan kaybolan Cennet, günler sonra bir video yayınlayarak eşinin kendisine ihanet ettiğini ve bu yüzden evi terk ettiğini belirtti. Yayınladığı videoda “Neslihan seni affetmeyeceğim. Sen bana en büyük kazığı attın” diyen Cennet, ablası Neslihan’ın göğüslerinin fotoğrafını kocasına yolladığını öne sürdü.
SAVUNMASI ŞAŞIRTTI
Stüdyoda soğuk duş etkisi yaratan bu sözler sonrası gözlerin çevrildiği Neslihan ise “Göğsümde bir kitle vardı. Eniştemin tanıdığı uzman vardı. Video istedi, videoları attığım için yanlış anlaşıldım” diyerek kendini savundu.

KOCA DA YAYINA BAĞLANDI
Yayına bağlanan Cennet’in kocası da “Göğsünü attı, buradaki uzmana gösterdim. Sonra Neslihan hastaneye geldi. Cennet görünce kızdı. Sadece yaranın olduğu kısım vardı” sözleriyle Neslihan’ın sözlerini destekledi.

“GÖĞÜSLERİNİ KOMPLE ÇEKMİŞ”
Tüm bu olan bitenden sonra stüdyoya gelen Cennet, “Kocam defalarca ihanet etti. Kaçmadan 2 gün önce birileriyle iletişime geçti. Sözünde durmadı, yine aynısını yaptı. Ben hiçbirini istemiyorum. Hastalığını bahane ederek böyle bir şey yapamaz. Göğüslerini komple çekmiş. Doktor mu kendisi? Doktor önerebilirdi?” dedi.

ENİŞTESİ ÇOCUKKEN İSTİSMAR ETMİŞ!
Cennet, ayrıca ablasının kocasıyla ilgili bir istismar iddiası da ortaya attı. Ablasına “Ben 11 yaşındayken senin kocan beni taciz etti siz niye beni korumadınız? Yanımda durmadınız? Bana nenem sahip çıktı. 13 yaşında yine taciz etti beni.” dedi. Cennet, tacize rağmen boşanmayan ablası Neslihan’a isyan etti. Ablaları Rabia ve Neslihan ise Cennet’in Osman Köse isimli bir erkekle birlikte olduğunu iddia etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNLÜ komedyen Şahan Gökbakar’ın, Marmaris’te yer alan ve Birinci Derece Doğal Sit Alanı olarak sınıflandırılan villasında yapılan izinsiz güneş paneli ve su deposu inşaatıyla ilgili Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. İddianamede, Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır hakkında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezası istendi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait villa ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de MuğlaÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edildi. Ardından izinsiz faaliyet olması sebebiyle villanın sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Marmaris Belediye Başkanlığı da yıkım kararlarının alınması ve yapı ilgilisine yıkım tebligatlarının yapılması için uyarıldı.
MAHKEMEDEN ALEYHTE KARAR ÇIKMADI
Marmaris Belediye Başkanlığı, 15 Aralık 2023’te iptal kararının aleyhine Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını gerekçe göstererek, söz konusu davanın sonucuna göre inceleme ve tespitlerin yapılacağını ve konu hakkında bilgi verileceğini bildirdi. Bakanlık tarafından 21 Aralık 2023’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen resmi yazı ile kanundaki ilgili madde hatırlatılıp söz konusu davaların, konu hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin yürütülmesinde herhangi bir engel teşkil etmediği bildirildi. Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu’nun 9 Kasım 2022 tarihli iptal kararıyla ilgili mahkemelerden bugüne kadar Bakanlık aleyhine yürütmeyi durdurma veya iptal gibi herhangi bir karar çıkmadı.
6 Eylül 2024’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen yazı ile Komisyon’un iptal kararı ile ilgili karşı açılan davalarda iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı olmadığı bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca, yıkım işlemlerinin tesis edilmesi için Marmaris Belediye Başkanlığı bir kez daha uyarıldı. Yıkımın, Marmaris Belediyesi tarafından gerçekleştirilmemesi durumunda kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın gerçekleştirmesi gerektiği hatırlatıldı. Gerekli işlemlerin yasada belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi durumunda nedenine dair bilgi istendi. Sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.
‘MAKİNE VE EKİPMAN DESTEĞİ VERİLEBİLİR’
İlgili kanunlar gereğinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım için destek verebileceği hatırlatıldı. Yıkım için yeterli araç gereç bulunamaması halinde yine kanunlar gereğince makine ve ekipman desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden karşılanabileceği belirtildi. Buna rağmen yıkımın yapılmaması durumunda, yapıların yıkım maliyetlerinin yüzde 100 fazlası ilgili Belediye Başkanlığı’ndan tahsil edilmek üzere Bakanlık tarafından yıkılabileceği hatırlatıldı. Yasal süresi içerisinde yıkım iş ve işlemlerinin ilgili ilçe belediye ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde bakanlığın denetim yetkisinin bulunduğu belirtildi
MÜHÜRLENDİ
Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait olan ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’nda yer alan yapıda inceleme yapıp, yapı tatil tutanağı düzenleyerek, mesken ile eklentileri mühürledi.
Şahan Gökbakar’ın Marmaris’teki Birinci Derece Doğal SİT Alanı’nda bulunan villasında izinsiz güneş paneli ve su deposu yaptırmasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianameye göre soruşturma, Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla başlatıldı. Müdürlük, yaptığı suç duyurusunda şüphelilerin Turgut Mahallesi’nde yer alan yapıya izinsiz fiziki ve inşai müdahalede bulunduğuna yer verdi. Söz konusu taşınmazda kaçak olarak beton dolgu üzerine ahşap iskele, taş duvar, bir adet konut yapısı, bir adet depo yapısı, çardak, güneş paneli ve su deposu inşa edildiği vurgulandı.
‘AYKIRILIKLARI BİZ YAPMADIK, SATIN ALDIĞIMIZDA BÖYLEYDİ’
Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar ve Çağrı Özeren’in ifadelerine de yer verilen iddianamede, şüphelilerin; “Biz taşınmanızı 2020’de satın aldık. Aykırılıkları biz yapmadık, satın aldığımızda böyleydi” diye savunma yaptığı hatırlatıldı. Taşınmazın önceki sahibi Osman Bayındır’ın da suçlamayı kabul etmediği ifade edildi.
İddianamede Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır’ın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Hazırlanan iddianame Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianame kabul edilirse sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
54 yaşındaki Combs, geçtiğimiz günlerde çete suçu, seks ticareti ve fuhuş amaçlı taşımacılık suçlamalarıyla tutuklandı. Manhattan’da bir otelde gerçekleşen tutuklamanın ardından, ünlü yapımcı kefaletle serbest bırakılma talebinin reddedilmesiyle halen hapiste bulunuyor. Combs, kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddediyor.
Bu gelişmeler, Diddy’nin uzun yıllardır düzenlediği ünlü partileriyle de bağlantılı görülüyor. Leonardo DiCaprio gibi bazı ünlüler, Diddy ile olan ilişkilerini kestiklerini açıkladı.
Öte yandan, rap yıldızı 50 Cent, Diddy’nin davası hakkında Netflix için bir belgesel dizi hazırlayacağını duyurdu. 50 Cent, bu projenin “önemli insani etkileri olan karmaşık bir hikaye” olduğunu vurguladı.
Combs’un avukatı, müvekkilinin ırkçılık nedeniyle hedef alındığını iddia ederken, belgesel yapımcıları bu olayların hip-hop kültürünün tamamını yansıtmadığını hatırlatıyor.
Bu skandallar, müzik endüstrisinde güç dengeleri ve ünlülerin özel yaşamları hakkında tartışmaları yeniden alevlendirdi. Soruşturma devam ederken, kamuoyu ve müzik dünyası gelişmeleri yakından takip ediyor.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali gezen “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinin oyuncuları Serkan Çayoğlu, Sena Çakır ve Esila Umut, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Dizinin hayranları, oyuncuları görebilmek için stant önünde yoğunluk oluşturdu.
Etkinlikte oyuncular, imza verdikleri izleyicilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Sena Çakır, AA muhabirine, ilk kez TEKNOFEST’te yer aldığını söyledi.
Festivalin çok büyük bir organizasyon olduğunu belirten Çakır, “Müthiş bir katılım var. İmza etkinliğinden sonra festival alanını gezmeye devam edeceğiz. Seyircilerimize buraya kadar geldikleri için teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da Furkan K. (25), sevgilisinin 2’nci kattaki evinin penceresine vinçle çıkıp evlilik teklif etti. O anlar, çevredekiler tarafından cep telefonuyla kayda alındı.
Kentte yaşayan Furkan K., bir süredir birlikte olduğu kız arkadaşına evlilik teklif etmek için farklı bir yola başvurdu. Kiraladığı vinçle kız arkadaşının evinin önüne giden Furkan K., ışıklarla süslediği sepete binip 4 katlı binanın 2’nci katındaki pencereye ulaştı. Arkadaşları, ellerindeki meşalelerle Furkan K.’ye destek verirken, çalan camı açan genç kızın, sevgilisini gördüğü andaki şaşkınlığı, çevredekilerin cep telefonu kameralarına yansıdı. Çiçek ve yüzükle edilen teklifi kabul eden genç kız, mutluluğunu Furkan K.’ye sarılarak gösterdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali ziyaret eden “Teşkilat” dizisinin oyuncuları Yunus Emre Yıldırımer, Serdar Yeğin ve Melisa Akman, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Oyuncular, imza verdikleri hayranlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Yunus Emre Yıldırımer, AA muhabirine, TEKNOFEST’in çok özel ve gurur verici bir organizasyon olduğunu söyledi.
Festivalde olmaktan mutluluk duyduklarını belirten Yıldırımer, teknolojik gelişmeleri görme şansı bulduklarını anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GERİ SAYIM SONA ERDİ
Kuruluş Osman 6. sezonun ilk bölümü ile bu akşam 20.00’de atv ekranlarından izleyicisiyle buluştu.

165.Bölüm:
OSMAN BEY, TÜRK BEYLERİNDEN BİAT İSTİYOR
Devlet olan Osman Bey kendi sancağı altında Türk birliğini sağlayıp uçlardaki nüfuzlu beylikleri kendine tabii kılmak istemektedir. Osman Bey’in toyuna katılmak üzere harekete geçen Bayhan Bey ve ezeli düşmanı Begüm Hatun, Osman Bey’e biat edecekler midir? Osman Bey’in kızı Fatma Hatun’a talip olma niyetlerini açık edecekler midir?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HALİFE’NİN VEZİRİ EMİR ÖMER UÇLAR’DA
Halife hazretlerinin veziri Emir Ömer’in gelişiyle uçlarda büyük bir fırtına kopacaktır. Gelişi sır gibi saklanan Vezir’in neden geldiğini bilmeyen Osman Bey bununla ilgili ne yapmayı düşünmektedir?
Kuruluş Osman 165. Bölüm 3. Fragmanı yayınlandı izle!

KUTSAL EMANETLER ÇALINIYOR?
Vezir Emir Ömer, uçlara gelir gelmez Karesi Bey’e, gizli bir bilgi olarak kutsal emanetlerin çalındığını söyler. Karesi Bey emanetleri kimin çaldığını sorgular. Karesi Bey’in kutsal emanetleri bulmak için ilk hamlesi ne olacaktır? Osman Bey’e buyruğu altına girmeyi teklif eden Karesi Bey, Osman Bey’in cevabı sonrası ne yapacaktır?

KOMUTAN LUCAS’IN OYUNU
Osman Bey’in uçlarda her gecen gün topraklarını büyütmesi sonrası köşeye sıkışan Bizans’ın son umudu Komutan Lucas olmuştur. Kutsal emanetleri elinde tutan Komutan Lucas’ın, adalet ve merhamet söylemleriyle uçlara gelişi büyük yankı uyandırır. Lucas, Türklere karşı büyük bir oyun içindedir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİÇÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Önder Şimşek, EjerCongress Kongre Başkanı Prof. Dr. Funda Nayır ve Anı Yayıncılık Eğitim ve Danışmanlık Şirketi’nden Özer Daşcan tarafından imzalanan protokole göre EJERCogress 2024 Kongresi’nin (12. Uluslararası Avrasya Eğitim Araştırmaları Kongresi) tarihi daha sonra belirlenmek üzere 2025 yılında yapılması kararlaştırıldı. Protokol çerçevesinde, kongre düzenleyici paydaşların görev ve sorumlulukları belirlendi.
AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut yaptığı değerlendirmede, AİÇÜ, EjerCongress ve Anı Yayıncılık arasında gerçekleştirilen iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Karabulut, eğitim alanında önemli bir yeri olan uluslararası tanınırlığı yüksek bir kongreye ev sahipliği yapmaktan ve Serhat Şehri Ağrı’da 500’e yakın saygın bilim insanını ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
AİÇÜ ev sahipliğinde her yıl birçok ulusal ve uluslararası bilimsel etkinliğin düzenlendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Karabulut, “Bilimsel etkinlikler, toplumun ilerlemesi ve bireylerin gelişimi için büyük önem taşır. Ayrıca, bilimsel etkinlikler sosyal etkileşim fırsatları sunarak, farklı bakış açılarıyla düşünmeyi ve iş birliği yapmayı öğretir. Bu nedenle, bilimsel etkinliklere katılmak ve desteklemek, geleceğimizi şekillendiren önemli bir adımdır” diye konuştu.
Prof. Dr. Karabulut, imzalanan protokolün hayırlı olması temennisinde bulunarak, kongreye destek veren tüm paydaşlara teşekkür etti. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İBB Kültür’den yapılan açıklamaya göre, 14 ilçede bulunan kültür merkezlerinde çocuklar ve yetişkinler için ücretsiz konserlerin yanı sıra tiyatro oyunları, film gösterimleri ve atölyeler de düzenlenecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İBB Kültür Dairesi Başkanı T. Volkan Aslan, kültürel etkinliklerin yıl boyunca devam ettiğini belirterek, “Kültür merkezlerimizde hem çocukları hem de yetişkinleri tiyatro, konser ve sinemayla buluşturan kapsamlı programlar hazırlıyoruz. Hazırlıkları aylar süren bu programlarda önemli olan, İstanbulluların nitelikli kültür ve sanat etkinlikleriyle buluşmasını sağlamak. Yeni sezonu büyük bir özlemle açıyor ve İstanbulluları İBB Kültür’ün merkezlerine, restore edilmiş yeni mekanlarına bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
İBB Kültür tarafından düzenlenecek konserlerden bazıları şöyle:
3 Ekim’de Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde Niyazi Koyuncu, KartalBülent Ecevit Kültür Merkezi’nde Gece Yolcuları, 10 Ekim’de Çengelköy Kültür ve Yaşam Merkezi’nde Melis Danişmend, 16 Ekim’de Bahçelievler Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde Koliva, SancaktepeEyüp Sultan Kültür Merkezi’nde Ufuk Beydemir, 17 Ekim’de Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde Ezginin Günlüğü, 23 Ekim’de Tuzlaİdris Güllüce Kültür Merkezi’nde TNK, 24 Ekim’de Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde Bahadır Tatlıöz, 31 Ekim’de ise Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde Mikail Aslan sahne alacak.
İBB Kültür’ün etkinlik programına İBB Kültür sosyal medya hesaplarından ve www.kultursanat.istanbul adresinden ulaşılabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya MerkezSpor Salonunda Vakıf Katılım Bankasının katkılarıyla Diyanet İşleri BaşkanlığıEğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Kur’an kurslarındaki 4-6 yaş grubu çocuklara yönelik etkinlik düzenlendi.
Programın açılışında konuşan İl Müftüsü Ramazan Dolu, programa desteklerinden dolayı Vakıf Katılım’a teşekkür ederek, Diyanet İşleri Başkanlığının her yaş grubuna dini eğitim verdiğini söyledi.
Ülkenin dört bir yanında her yaştan insana Kuran Kurslarında eğitim verilmesinin devlet ve millet bütünlüğünü perçinlediğini anlatan Dolu, “Çocuğun her yaşta eğitime ihtiyacı var. Çocuğun cami, Kur’an kursu ile buluşması, milli ve manevi değerleri öğrenmesi için bir yaş sınırı yoktur, diyen bir eğitimin yani peygamberin ifadesi ‘beşikten mezara kadar öğrenme ve eğitim’ sloganıyla biz çocuklarımızı ve gençlerimizi Kur’an kurslarımıza bekliyoruz.” diye konuştu.
Vakıf Katılım Malatya Şube Müdür Ömer Yüce’nin selamlama konuşmasından sonra etkinlikte, Hacivat ve Karagöz, Nasrettin Hoca gölge oyunu ile kukla gösterisi yapıldı, ilahiler seslendirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Diva Bülent Ersoy, ağız ve diş bakımı için Antalya’ya geldi. Ersoy, dişlerine pırlanta taktıracak.
“CENAZEME KİMSE GELMESİN”
Gecede gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bülent Ersoy, son dönem sanatçılar arasında yaşanan kayıplar ve vefa gösterilmemesiyle ilgili soruya, “Vefasızlık sadece cenazelerde değil ki, bu hayatta nefes aldığımız sürece bu vefasızlıklar devam edecek. Vallahi ben hiç umursamıyorum ve cenazeme kimsenin de gelmesini istemiyorum. Ben de kendi başıma giderim” diye konuştu.
“ZANGOÇ GİBİ”
Sezen Aksu’nun ‘Kendimi iyi hissedersem tekrar sahnelere dönebilirim’ sözleri hatırlatılan Ersoy, “Vallahi çok sevindim. Çünkü onun yokluğu büyük eksiklik. Türkiye’nin en iyi seslerinden biridir. Öyle güzel alaturka okur ki anlatamam. Çok değerli bir sanatçı olduğu kadar, çok iyi bir arkadaştır, çok iyi bir dosttur ve çok iyi bir insandır. Sanatı adına insanların onu öyle canlı canlı, hissederek dinlemesi lazım. Güzel bir karar almış. İlk konserinde ben en öndeyim. Zangoç gibi” dedi.
Ersoy, ‘Siz sahnelere ara vermeyi hiç düşündünüz mü’ sorusuna ise “Asla, hiç öyle bir şey düşünmedim. Ben biraz yüzsüzüm. Son anıma kadar sahnede olacağım” cevabını verdi.


Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Vodafone Grubu Dünya İcra Kurulu Üyesi ve Yatırımlar CEO’su Serpil Timuray, uluslararası düzeyde kadınların iş hayatında temsiliyetini artırmak ve işyerinde çeşitliliği teşvik etmek konusunda yaptıkları çalışmalarla örnek gösterilen kadın liderlerin sıralandığı “HERoes: 100 Üst Düzey Kadın Yönetici 2024” listesinde 4. sırada yer aldı. Listeye, kendi kariyerlerinde önemli başarılara imza atmanın yanı sıra işyerinde cinsiyet eşitliğinin artması için çalışan ve kadın çalışanların kariyerlerinde yükselmesine destek olan kadın liderler seçiliyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Küçük’e ilk müdahale olay yerinde mahalle sakinleri tarafından yapıldı. Ardından ise olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. 3 çocuk babası Abdullah Küçük doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Abdullah Küçük’ün cenazesi Adlı Tıp Kurumu otopsi işlemlerin ardından Elmalı ilçesinde gözyaşları içinde toprağa verildi. Yaşanan olayın ardından vatandaşlar tarafından çok sevildiği öğrenilen Abdullah Küçük ve ablası Zühre Çetin’in iki gün ara ile hayatını kaybetmesi ailesini ve ilçe halkını derin üzüntüye boğdu. Jandarma ekipleri yaptığı çalışmada kazaya neden olan sürücü A.B.’yi kısa sürede belirledi.Mahalleye ekmek getirdiği öğrenilen sürücü ekipler tarafından gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kavacık Mahallesi, Şehit Teğmen Ali Yılmaz Sokak’ta geçtiğimiz gün sosyal medya platformunda yayınlanan spor programından çıktığı sırada silahlı saldırıya uğrayan eski futbolcu Serhat Akın’a, 2 sol, 1 sağ ayak olmak üzere 3 mermi çekirdeği isabet etti.

Silahlı saldırı sonucu yaralanan Serhat Akın, Ataşehir’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Akın’ın hastanedeki ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi, genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Eski milli futbolcunun servisteki takibi sürerken, sol ayağı parçalı kırık nedeniyle alçıya alındı.

TUZLA’DA SAKLANDIKLARI ADRESTE YAKALANDILAR
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler Serhat Akın’ı hedef alan şüphelilere yönelik çalışmalarında bölgedeki güvenlik kameralarına ait görüntüleri didik didik inceledi.

Yapılan çalışmalarda bir aracın saldırganı olay yerine getirdiği belirlendi. O aracı kullanan kişi gözaltına alındı. Ardından saldırganın olayı yaptıktan sonra kaçtığı motosiklet tespit edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Menemen soğanlı mı olur soğansız mı?” tartışmasıyla hafızalara kazınan gastronomi yazarı Vedat Milor yeni sorusunu gündeme taşıdı.

Milor, sosyal medyayı yine ikiye bölecek yeni bir tartışma başlattı. Instagram hesabından “Menemeni siz nasıl seversiniz?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Tercihiniz nedir?” notuyla bir video paylaşan Milor şunları söyledi: “Bugün tarihi bir gün.

Eşim menemen yapmayı öğreniyor. Fatma Hanım yaptı. Soğanlı mı soğansız mı?

Kuru soğan var, taze soğan var dereotu var, maydanoz var. Bir yumurta, bol domates. Ekmek yemiyoruz, modaya uyuyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eylül 2022’de aile arasında düzenlenen törenle evlilik yolunda ilk adımı atan Mert Öcal (42) ile kendisinden 15 yaş küçük Sude Burcu’dan bugün müjde geldi.

“TATLI BİR HEYECAN…”
Mert Öcal, geçtiğimiz günlerde ‘Çok heyecanlıyım, düğün hazırlıkları hızla devam ediyor. Her şeyin kusursuz olması için elimizden geleni yapıyoruz. Biraz stresli ama bu tatlı bir heyecan” demişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ÜNLÜ ÇİFT BUGÜN EVLENDİ
Bir süredir birlikte olan ünlü çift, bugün evlendi.

İşte Mert Öcal ve Sude Burcu’nun düğününden ilk kareler!

İşte Mert Öcal ve Sude Burcu’nun düğününden ilk kareler!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hakemler: Özlem Yalman, Uğur Yüksel, Hasan Ok
Melikgazi KayseriBasketbol: Kübra Erat 8, Dangerfield 21, Doğa Adıcan, Fall 14, Williams 16, Diallo 7, Feray Dalkılıç, Meltem Avcı 5
Danilos Pizza: Henderson 11, Ferda Yıldız, Gizem Mürüvet Uca 3, Sümeyye Özcan, Hande Çelebi, Deniz Aygül 5, Yağmur Bul 2, Louis 16, Mompremier 27, Palenikova 19
1. Periyot: 18-22
Devre: 36-47
3. Periyot: 52-68
ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nin ilk haftasında Danilos Pizza, deplasmanda Melikgazi Kayseri Basketbol’u 83-71 yendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hakemler: Özlem Yalman, Uğur Yüksel, Hasan Ok
Melikgazi Kayseri Basketbol: Kübra Erat 8, Crystal Dangerfield 21, Williams 16, Doğa Adıcan, Meltem Avcı Yılmaz 5, Christelle Diallo 7, Feray Dalkılıç, Sokhna Adji Fall 14
Danilos Pizza: Destanni Henderson 11, Ferda Yıldız, Sümeyya Özcan, Gizem Mürüvet Uca 3, Hande Çelebi, Deniz Aygül 5, Yağmur Bul 3, Pierre Louis 16, Beatrice Mompremier 26, Palenikova 19
1. Periyot: 22-18 (Danilos Pizza lehine)
Devre: 47-36 (Danilos Pizza lehine)
3. Periyot: 68-52 (Danilos Pizza lehine) – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlyas KAPLAN/ KAYSERİ,
SALON: Kadir Has
HAKEMLER: Özlem Yalman, Uğur Yüksel, Hasan Ok
MELİKGAZİ KAYSERİ BASKETBOL: Kübra 8, Dangerfield 21, Williams 16, Doğa, Meltem 5, Diallo 7, Feray, Fall 14
BURSA ANT SPOR: Henderson 11, Ferda, Sümeyya, Gizem Mürüvet 3, Hande, Deniz 5, Yağmur 3, Louis 16, Mompremier 26, Palenikova 19
1’İNCİ PERİYOT: 18-22
DEVRE: 36-47
3’ÜNCÜ PERİYOT: 52-68
Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nin 1’inci haftasında Melikgazi Kayseri Basketbol sahasında Bursa Ant Spor’a 83-71’lik skorla mağlup oldu.
Müsabakanın en skorer ismi 29 sayı ile Bursa Ant Spor’dan Mompremier oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazada kamyonetten dışarı savrulan sürücü Oktay Tozlu ile Muhammer Öztürk (38) olay yerine hayatını kaybetti. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilim insanları tarafından 2023 yılı Ocak ayında keşfedildiği günden beri gökyüzü meraklılarınca heyecanla beklenen C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, Türkiye semalarında görülmeye başlandı. Yaklaşık 80 bin yıllık yörünge periyodu hesaplanan C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, Cuma gününden itibaren gün doğumundan önce doğu ufkunda dürbün ve teleskoplarla gözlemlense de Güneş’e çok fazla yakın olması nedeniyle birkaç gün sonra tekrar çıplak gözle izlenebilecek. Ayrıca bazı bilim adamlarının öngörülerine göre 8-13 Ekim tarihinde Güneş’e en yakın konumuna gelecek olan kuyrukluyıldızın Güneş’in sıcaklığı ve Güneş rüzgarları nedeniyle çok fazla ısınıp parçalanma ihtimali de bulunuyor. Şayet kuyruklu yıldız parçalanmaz ise sonrasında Ekim ayı ortasından itibaren günbatımından sonra batı ufkunda tekrar gözlemlenecek.

Geçen yıl keşfedilen ve dört sabah boyunca gün doğmadan hemen önce gözlemlenen C/2023 A3 kuyruklu yıldızı, hızla Dünya’ya yaklaştığı anlara tanıklık etmek isteyen Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, hayatları boyunca bir kez şahit olacakları bu doğa olayını görüntüleyebilmek için gece boyunca Kastamonu’da nöbet tuttu. Işık kirliliği olmayan bölgelerden dürbün veya küçük bir teleskopla dahi seyredilebilen kuyruklu yıldızı çekebilmek için saatler öncesinde hazırlıklarını yapan Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, verilen koordinatları teleskopa girerek kuyruklu yıldızı incelediler.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kastamonu’nun Sapaca köyü yol ayrımında tarla üzerinde hazırlık yapan Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, kuyruklu yıldızın görülmeye başlamasıyla birlikte özel ekipmanlarla çekimlerini yaparak 80 bin yılda bir görülen bu doğa olayına şahitlik ettiler.

“80 BİN YILDA BİR…”
Kastamonu’dan kuyruklu yıldızı gözlemleyen Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu, “Bugün C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızını gözetlemek için buraya geldik. Yaklaşık 80 bin yılda bir gözüken ATLAS kuyruklu yıldızının Güneş’in etrafındaki turunun en büyük açıklık gününde kuyruk yıldızı görüntülemeye çalıştık. Çıplak göz ile göremedik ama teleskop ile görmeyi başardık. Şu anda bu kuyruklu yıldızı ülkemizde ilk çeken astrofotoğrafçılardan birisi olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Kuyruklu yıldızların Güneş’in çevresinde dönen kaya parçaları olduğunu söyleyen Helvacıoğlu, “Birkaç kilometrelik kaya parçalarıdır. Bu kaya parçaları, Güneş’e yaklaştıkları zaman içerisindeki toz ve gazı püskürterek kuyruk haline geliyor ve bizler bunu kuyruklu yıldızlar olarak adlandırıyoruz. C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldız geçen yıl keşfedildi ve bu yıl Güneş’e yakın konuma geldi. C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, periyodik olmayan bir kuyruklu yıldızdır. Bu nedenle 80 bin yıl gibi uzun bir yörüngeye sahip.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, Şerif Gören’in ise yönetmen koltuğunda oturduğu Yol filmi, 1981’de çekildi. Film vizyona girdiğinde büyük beğeni kazandı.
Türk Sineması’nın önemli yapımları arasına kısa sürede girmeyi başardı. Filmde Seyit karakterini canlandıran ve aramızdan ayrılan oyuncu Tarık Akan’ın atı vurma sahnesi var ki; izleyince etkilenmemek elde değil.
Tarık Akan’ın yazdığı Anne Kafamda Bit Var kitabında anlatıyor. Akan,atı vurmak istemediğini söyledi. Önce ata bir iğne yapıldığını, at biraz gittikten sonra düşüp bayılacak ve kendisi atın kafasına tek kurşun sıkacaktı. Senaryo bu şekildedir fakat Tarık Akan buna asla cesaret edememiş.
Gerisini yazdığı kitaptan okuyalım;
“BAŞÇAVUS BİR KURŞUNDAN FAZLA VERMİYORDU”
“Atı vuracağım sahne çekilirken, hayvancığa uyuşturucu iğne yapıldı. At yere yığıldı. Yakın planların hepsi çekildi: Donmuş bir el, ateş edemeyen bir el, ısıtılmaya çalışılan bir el ve atın yakın planları böylece aradan çıktı. Sıra öldürme planının çekimine gelmişti. Kamera uzağa gitti, genel bir plan çekilecekti. Silah elimdeydi ve içinde bir tek kurşun vardı. Başçavuş bir kurşundan fazla vermiyordu. Şerif Gören, “Kamera!” diyecekti ve ben kısa bir süre sonra atın kafasına bir kurşun sıkacaktım. Karların ortasında ben ve yerde yatan atım trajik bir şekilde yerlerimizi almıştık.”


Sayfa: 176
“YAPAYACAĞIM ŞERİF, STOP”
Tarık akan o etkileyici sahneyi şöyle anlatıyor;
Kamera uzakta hazırlanırken at gözlerini açıp bana yalvarır gibi baktı. Kafasını kaldırmak istedi. Sanki bana doğru gelmek istiyormuş gibime gelmişti. Bu arada Şerif Gören, “Kamera!” diye bağırdı.
Bekledi. Burada tabancamı çekmeli ve kurşunu atın kafasına sıkmalıydım. Ama yapamıyordum işte.
“Ateş etsene! Ateş et!” diye bağırdı Şerif.
“Yapamayacağım Şerif, stop!” diye seslendim.

YILMAZ GÜNEY ARAYA GİRİYOR
Tarık Akan atı vuramayınca Yılmaz Güney’in yeğeni araya girip görevi üstleniyor ve sahneler onunla tekrar çekiliyor. Lakin at ölmüyor, başçavuş da başka mermi vermeyince ortalık karışıyor ve Tarık Akan başçavuşun yakasına yapışıyor. Uzun uğraşlar sonucu ikna edilen başçavuşun verdiği mermiyle at öldürülüyor ve sahnenin çekimi bitiyor. Filme dikkatlice bakarsanız atı vuranın sadece eli görünüyor ve yüzü saklanıyor.
Ergül Tosun
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altan Gencebay, bir süredir aşk yaşadığı sevgilisi Berna Arduç ile dünyaevine girdi.
Çift, Beykoz’daki bir mekânda hayatlarını birleştirdi.
Nikâha Orhan Gencebay’ın katılmadığı öğrenildi.
Sevim Emre; konuyla ilgili olarak; “Orhan bey ile nikâhtan haberimiz yoktu. Sade bir törenle evlenmişler” dedi.
Altan Gencebay’ın, Eda Edgül ile evliliğinden 23 yaşında Orhan Efe adında bir oğlu var.
Altan Gencebay, eşiyle yer aldığı fotoğraflarını; “Sağlıkla, huzurla, mutlulukla, saygıyla ve sevgiyle nasip olan kısmetimizle, her şeyin hayırlısı ve kolayıyla nice güzel günleri yaşamak dileğiyle sevgilim” mesajıyla yayımladı.
Orhan Gencebay’ın oğlu Altan Gencebay, Azize Gencebay ile evliliğinden dünyaya geldi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>32 yaşındaki sporcu, olimpiyatta kadınlar, 10 metre havalı tabancada gümüş madalya kazanmıştı. Sakin tavrı, tel çerçeveli atış gözlüğü ve beyzbol şapkasıyla birleşince dünya çapında bir internet fenomeni haline dönüştü.
SpaceX’in kurucusu Elon Musk gibi ünlülerden övgü aldı. Musk, o dönemde sosyal medya platformu X’te; “Bir aksiyon filminde rol almalı. Oyunculuk gerekmiyor” şeklinde bir yorumda bulunmuştu.
Seul merkezli eğlence firması Asia Lab’ın sözcüsü, cuma günü AFP’ye yaptığı açıklamada Kim Yeji’nin küresel film projesi ‘Asya’nın yan kısa dizisi ‘Crush’ta bir suikastçıyı canlandıracağını açıkladı.
Şirketten yapılan ayrı bir açıklamada, Kim Yeji’nin Hintli oyuncu ve fenomen Anushka Sen ile birlikte rol alacağı belirtildi. Ayrıca; “Kim Yeji ve Anushka Sen’in muhteşem bir ikiliye dönüşmesinden doğacak potansiyel sinerjiye” tanık olmaktan heyecan duydukları ifade edildi.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Nevra Serezli “Oscar’lık Sahneler” projesinin onur konuğu olarak geceye katıldı.
Gecede İrem Derici, ‘A Star is Born’ filminden Lady Gaga’nın söylediği ‘Shallow’ parçasını yorumladı.

Charlie Chaplin’in ‘Diktatör Konuşması’nı yapan Gürgen Öz’ün performansı seyirciden yoğun alkış aldı. Selen Öztürk ‘Show Must Go On’u, Tuana Yılmaz ‘Breakfast at Tiffany’s filminde Audrey Hepburn’ün söylediği ‘Moon River’ parçasını yorumladı.
REKLAM
Ayrıca İpek Açar, ‘Take the Lead’ filminin ikonik sahnesiyle Fırat çelik ve Yağmur Yüksel, Judy ve Rita Hayworth rolüyle Zeynep Atılgan, ‘Kadın Kokusu’ filminin ikonik tango sahnesiyle, Lilya İrem Salman ve Cihan Nacar, ‘Elvis’ rolüyle Can Aslantuğ, ‘Barbie’ rolüyle Yağmur Yüksel gecenin ilgi gören performanslarına imza attılar.

Müzikal oyunculardan oluşan ensemble ve Emil Tan Erten yönetiminde 17 kişilik Hollywood orkestrası da seyirciden tam not aldı.
‘Dirty Dancing’, ‘Wizard of Oz’, “Breakfast at Tiffany’s”, “Schindler’s List”, ‘Scent of a Woman’, ‘Pulp Fiction’ gibi her biri kült olmuş filmlerden titizlikle seçilen sahnelerin repertuvarda yer aldığı “Oscar’lık Sahneler” projesi ayakta alkışlandı.

Proje, “Hande Bizi Sezen’e Götür-Senfonik” projesinin de mimarı Nurcan Karaca’ya ait. Yönetmen Uğur Babürhan, görsel içerik yönetmeni Coşkun Turgut, koreograf İzmir Tenim.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?‘ın kadrosunda; Demet Evgar (Bahar), Buğra Gülsoy (Evren), Mehmet Yılmaz Ak (Timur), Büşra Pekin (Süreyya), Ecem Özkaya (Rengin), Elçin Afacan (Eylem), Füsun Demirel (Gülçiçek), Elit Andaç Çam (Çağla), Demirhan Demircioğlu (Aziz Uras), Nil Sude Albayrak (Seren), Alisa Sezen Sever (Umay), Hasan Şahintürk (Reha), Sena Mia Kalıp (Parla) ve Hatice Aslan (Nevra) gibi birbirinden başarılı isimler yer alıyor.
‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?’ın başrol oyuncuları, yeni sezon öncesinde heyecanlarını, duygu ve düşüncelerini paylaştı.

DEMET EVGAR
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Çok heyecanlıyız, hikâyemizi çok özledik. Birbirini bu kadar seven, rengarenk bir ekiple bir arada olmak her işte nasip olmuyor. Birlikte yaratımda olmayı ben çok özledim, hikâyemizi yeniden izleyicilerle buluşturacağımız için çok mutluyum.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Hikâyeyi okuyunca ses getireceğini seziyordum, yönetmenimiz Neslihan ve ekibiyle tanışınca, bölümleri çekmeye başlayınca ne kadar doğru bir karar verdiğimi de gördüm. ‘Bahar’, aslında bildiğimiz, etrafımızda gördüğümüz, çok tanıdık bir kadın. Bu sebeple çok gerçek bir hikâyesi var. Bu kadar benimsenmesinin en büyük nedenlerinden biri de bu. Biz de bunu daha iyi yansıtabilmek adına tüm sahnelerde o gerçek duyguların peşindeyiz; nasıl daha hakiki bir hale getirebiliriz, nasıl daha fazla ete kemiğe büründürebiliriz ve önümüze çıkan aksaklıkları ne şekilde kullanıp oradan nasıl bir neşe yaratabiliriz, bunu düşünüyoruz. ‘Bahar’ın çok sevilmesinin nedenlerinden biri de hem oyuncu arkadaşlarımla hem de yönetmenlerimizle o neşeyi, hayatta olduğu gibi, hep kolluyor oluşumuz…
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
‘Bahar’, bu zamana kadar kendini hiçbir zaman önceliğe koymamış bir kadın. İkinci sezonda, ‘Bahar’ın kendi sorumluluğunu aldığı ve bununla beraber büyüdüğü bir sezon izleyeceğiz. Yaşadığı zorluklarla nasıl baş edecek, kalbinin sesini nasıl dinleyecek bunlara da tanık olacağımız bir sezon olacak.
REKLAM
BUĞRA GÜLSOY
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
‘Bahar’, ekranlara taze içeriğiyle ve gerçekçi hikâyesiyle yeni bir nefes oldu. Hikâyemizle birlikte tüm karakterlerimizin de sevilip ilgiyle takip edildiği dizimizin yeni sezonu da bir önceki sezonu aratmayacak ve hatta daha da üstüne koyarak izleyicilerimizle yine doyumsuz bir seyir sevki sunacağını, düşünüyorum.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Etrafı yalanlarla dolu bir kadının içinde bulunduğu çukurdan çıkmaya çalışması ve her şeye herkese rağmen uyanıp yeni bir hayata geçilebileceğinin umudu, izleyen herkes de karşılığını buldu. Üstelik böylesi ağır bir hikâyenin içine mizahın da tadında ekli olması izleyenlere rahat bir soluk alabilme penceresi de yaratmış oldu.
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Yeni karakterlerimizle, daha da tazelenen hikâyemizle, temel çatının asla bozulmadan harmanlanmış olması izleyicilerimizi daha da içine çekecektir, diye düşünüyorum. Bol empati, bol tebessüm ve bol göz yaşı dolu bir sezon bekliyor herkesi. Tıpkı hayat gibi.
REKLAM
MEHMET YILMAZ AK
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
İlk sezonda hep beraber çok iyi bir enerji yakaladık, reytinglerin bize gösterdiği üzere bu aynı şekilde izleyicilerimizle de yansıdı. İkinci sezon için de çok heyecanlıyız, bu sezonda da aynı şekilde ilerlemeyi umuyoruz.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
İzleyiciler, bence kendinden çok şey buldu projemizde, her izleyen, karakterlerden kendine yakın hissettiği özellikler yakaladı. Aynı zamanda sevinci, üzüntüyü, komediyi, aileyi, aşkı, dostluğu bir arada barındıran bir dizi izledikleri için kendilerine daha yakın görüp, benimsediler bence.
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Çok detay vermeden, yeni sezonda da izleyicimizi dinamik bir hikâye bekliyor, diyebilirim ama bunları hep birlikte izleyip, görmek daha heyecan verici olacaktır tabii ki…

BÜŞRA PEKİN
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Çok uzun bi aradan sonra televizyon ekranlarına dönüyorum ve geçen sezon izlerken kahkahalar attığım, hak verdiğim, beraber üzüldüğüm, başından kalkmadığım bi projeyle dönmek şahane bir his. Aklıma geldikçe seviniyorum. Tek kötü yanı çok spoiler yiyorum senaryoyu okurken.
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Şahsen ben çok şey söylemek isterim. Yani şu an size sezon finalini anlatasım var ama maalesef şimdilik sadece “Bu sezon çok heyecanlı olacak” diyebiliyorum. Sağ gösterip sol vuracak hikâyelerimiz var.
• Bu sezon Süreyya karakteri ile diziye dahil oldunuz? Neler hissediyorsunuz, karakterinizden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Süreyya işinde ciddi başarılara imza atmış, Orta Doğu’da, Filistin’de görev yapmış bir cerrah. Yurt dışında kliniğe geri dönmeden Peran Vakfı’ndan başhekimlik teklifi geliyor ve hastanedeki bu ağır sorumluluğu kabul ediyor. Kafası karışmış hastane ahalisine disiplini getirmeye çalışıyor. Biz de karakterimle yeni tanışıyoruz. Yazarlarımızla, izleyici, oyunumuza kattıklarımızla beraber şekillenecek hikâyemiz.
REKLAM
ECEM ÖZKAYA
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Eveeet, ikinci sezonumuz bu akşam başlıyor, heyecanlıyım. Her şeyden önce tıpkı izleyicilerimizin hissettiği bir merakla takipteyim diziyi
Sonunda kavuşuyoruz!
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Açıkçası ses getireceğini bekliyordum ama yankılanacağını kestirememiştim. Geçen sezon uyanış hikâyesi anlattık. Bu sezon”Kalbinin dinlemeye var mısın?” diyeceğiz. İzleyicilerimiz de sözümüze, oyunumuza eşlik ediyor bir şekilde. Arayışta olan bir kitlemiz var, birbirimize çok benziyoruz. Bu sebeple ‘Bahar’ı bir kez seyreden hep takip etti. Ne mutlu bize…
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyicileri neler bekliyor?
Her yeni bölüm senaryosu geldiğinde heyecanla okuyorum. Şu ana kadar 2 bölüm okudum, tansiyonu yüksek bir hikâye ile açılış yaptı ‘Bahar, onu söylemek isterim. Gerisi bu akşam saat 20:00’de SHOW TV’de ve sonra her salı akşamı:)

FÜSUN DEMİREL
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Bu akşam için çok heyecanlıyım, hatta ilk sezondan bile daha heyecanlıyım. Çünkü çok sevilen bir işi ekipçe başardık, şimdi ikinci sezonda bu başarıyı daha da katlayacağımızı düşünüyorum. Senaristlerimiz, yönetmenimiz ve elbette hikâyemizin ana kahramanı bir kadın. Bu sebeple toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine aslında ne kadar hassas ve duyarlı yaklaştığımızı da görüyorum. Türkiye’de insanlara toplumsal cinsiyet eşitliğini anlatmak, bu mesajı vermek, bu bilinci oturtmak o kadar kıymetli bir şey ki o yüzden dizinin bu anlamda da çok ciddi bir görev yaptığını, sorumlu davrandığını düşünüyorum. Uzun yıllardır yaptığım işler arasında en çok saygı duyduğum projelerden biri oldu, bu yüzden bütün hayatım boyunca gururla taşıyacağım.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
‘Bahar’a büyük iddialar ortaya koyarak değil, aksine çok mütevazi bir şekilde başladık. Sakin bir şekilde yol aldık, dolayısıyla kendi adıma ilk günden itibaren izleyicilerle bu kadar yüksek bir buluşma beklemiyordum. Bir oyuncu için böyle bir başarıyı elde etmek büyük bir mutluluk ve çok kıvanç verici bir durum. ‘Bahar’ın kadın hikâyelerine bir farklılık getirdiğini düşüyorum. ‘Bahar’da kadının varoluş mücadelesine tanıklık ediyoruz. ‘Bahar’, mağduriyet yaşarken bununla başa çıkmayı becerebiliyor. Bu sebeple kendisini ezmeye, yok etmeye çalışan koşullara isyan etmesi, baş kaldırması, onlara itiraz etmesi ve kendine yeni bir yol çizmesi adına tüm kadınlara çok büyük bir cesaret verdi. Dolayısıyla ‘Bahar’ın hikâyesinde, özellikle Türkiye’de, birçok kadın kendisini buldu ve bu yüzden de çok sevildi.
REKLAM
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Elbette kadının mücadelesi, doğduktan ölene kadar, bir hayat boyu devam ediyor. ‘Bahar’, aslında kendi ayakları üstünde durup kendi hayatını yeniden çizmek için yola çıktı; bu yolculukta onu neler bekliyor, nelerle karşılaşacak ikinci sezonda bunları göreceğiz. Yeni sezon sloganımız da çok anlamlı. “Kalbini dinlemeye var mısın?” diye soruyoruz. Hep başkası, başkaları için yaşadın, şimdi kendin için bir yolculuğa çıkıyorsun… Buna cesaret ettin, buna niyet ettin… Bu yolculuklarda ben hep şu sözü yeğledim: Yüreğinin götürdüğü yere git… İşte bundan hareketle kalbini dinle, iç sesine kulak ver, o seni yanıltmaz, diyoruz. ‘Bahar’, herkese ama özellikle kadınlara kendine değer vermesi, kendini değerli kılması adına çok doğru mesajlar veriyor. 66 yaşımda ‘Bahar’dan öğrendiklerim oldu ve iyi hissettim. Herkese iyi seyirler…

HATİCE ASLAN
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Salı akşamlarını merak ve heyecanla bekliyorum. Senaryoyu bildiğim ve içinde olduğum halde izlemek çok keyif ve gurur verici.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Senaryoyu okuduğumda: “Ne güzel, herkesin yediden yetmişe oturup seyredeceği bir dizi,” demiştim. Dizinin en güzel yanlarından biri de yıllardır ekranlara küsmüş bir izleyici vardı, onları da tekrar ekran başında buluşturmuş olduk. ‘Bahar’, dizisinin bu kadar seyrediliyor olmasının nedenleri çok… Yapımcımız, reji, görüntü, sanat, ışık, set yönetmenlerimiz işlerinde çok titiz ve değişime açık bir ekip. Yani set ekibimiz işini samimiyetle ve severek yapıyor. Oyuncular, başta Demet olmak üzere, rollerine sahip çıkıyorlar. O rolü sarıp sarmalamak, samimi ve gerçekçi; hayatın içinden karakterler çıkarmak için ciddi bir vakit veriyorlar. Set bitti iş bitti olmuyor. Ekran başına ailece oturup birlikte dizi seyretmenin hasretini giderdi ‘Bahar’… Başta kadınlar olmak üzere tüm varlıklara örnek bir davranış var dizide. Ekranda açan çiçek, yüreklere tomurcuklar bırakıyor. Yani umut ve uyanış demek ‘Bahar’…
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Bu sezon sürpriz oyuncularımız olmaya devam edecek ve ailemiz büyümeye devam edecek. Tabii ki ‘Nevra’ karakteri içinde çok sürpriz gelişmeler olacak. Herkese keyifli, bol reytingli bir sezon diliyorum.
‘Bahar’ın ikinci sezonu başlıyor Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapay zekâyla yüzünün yaralı olduğuna ilişkin üretilen bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşanlara karşı Gülse Birsel, şu uyarıda bulundu; “Arkadaşlar, bunlar dolandırıcılık biliyorsunuz değil mi? Takipçilerimden; ‘Tutuklandınız mı’ falan diye yazanlar var. Sahte bunlar güzel kardeşim. Tıkladığınız haberlerin altında; ‘7000’ lira ver, paranı katla’ diyen siteler çıkıyor.”
REKLAM
Gülse Birsel, konuyla ilgili yaptığı bir diğer açıklamaya şöyle devam etti; “Geçen akşam, yemek yerken birinin annesi arayıp ‘Gülse tutuklanmış, ev hapsindeymiş’ falan deyince anladık. Bu dolandırıcılık siteleri, insan avlamak için yapay zekâ yardımıyla hazırlanan yalan haberlere inanacak hiç beklemediğimiz kadar çok insan var. Videolu haberler bile var.”
REKLAM
Gülse Birsel; “Başka ünlüleri de kullanıyorlar bu yalan haber tanıtımlarında. Peki, AI biraz daha gelişirse ve dolandırıcılar daha zekice, tam anlamıyla inandırıcı videolar üretirse? Kim bakıyor bu işlere?” şeklinde endişelerini dile getirdi.

Yapay zekâyla üretilen bir fotoğrafı ti’ye alan Gülse Birsel; “Ben önce dudağıma botoks yaptırmışım, sonra sonucu beğenmeyip doktorla kavga edip, sonra gözlere kapalı makyaj mı yapmışım? Ne bu?” şeklinde espri yaptı.

Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Veri analizi şirketi Luminate, rapçinin geçen hafta tutuklanmasının ardından şarkılarının dinlenme rakamlarının yüzde 18,3 yükseldiğini açıkladı. Tartışmaların ardından dinlenme sayılarındaki artış alışılmadık bir durum değil.
Aynı şekilde ABD’li rap şarkıcısı R. Kelly, ününü ve konumunu kullanarak 20 yıl boyunca kadınlara ve çocuklara tacizde bulunma ve seks ticareti yapmak dâhil bir dizi suçtan 2021’de suçlu bulunmuştu.
R. Kelly hakkındaki iddiaların ortaya atılmasından sonra dinlenme sayısı neredeyse iki katına çıkmıştı.
Sean ‘Diddy’ Combs, aylardır seks ticareti iddiaları nedeniyle kriminal soruşturma altındaydı. 54 yaşındaki şarkıcı, seks ticareti ve şantaj suçlamaları nedeniyle pazartesi günü tutuklandı.
KEFALET TALEBİ REDDEDİLDİ
Çıkarıldığı mahkemede 50 milyon dolarlık kefaletle serbest bırakılma talebi reddedilen Sean ‘Diddy’ Combs, 2008’e kadar uzanan geniş kapsamlı bir suç operasyonu düzenlemekle suçlanıyor.
Savcılar, rapçinin uyuşturucu, şiddet ve müzik endüstrisindeki güçlü konumunu kullanarak kadınları cinsel ilişkiye zorladığını ileri sürdü. Mahkeme belgelerine göre; Sean ‘Diddy’ Combs’un “suç girişimi” cinsel istismar için insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma ve kadınlara yönelik şiddetli saldırıları içeriyor.
MÜEBBET BİLE ALABİLİR
Sean ‘Diddy’ Combs, haraç toplama, zorla seks ticareti ve fuhuş yapmak için insan kaçakçılığını da içeren tüm suçlamaları reddetti. Suçlu bulunması halinde Combs; en az 15 yıl, en fazla müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HEPİMİZİN KALBİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDECEK”
Alp Kavasoğlu’nun acı haberini meslektaşı Fezi Altun, “Başımız sağ olsun. Sevgili dostumuz Alp Kavasoğlu’nu kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Güler yüzü, sıcak kalbi ve güzel enerjisiyle hayatımıza dokunan Alp, hepimizin kalbinde yaşamaya devam edecek. Cenazesi bugün Üsküdar Şakirin Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecektir. Ailesine, sevenlerine ve tüm dostlarına sabır diliyor, Alp’e Allah’tan rahmet diliyorum” sözleriyle duyurdu.
Alp Kavasoğlu’nun vefatı ünlü isimleri üzüntüye boğdu. Ünlüler, sosyal medya hesaplarından yayımladıkları mesajlarla Kavasoğlu’na rahmet diledi…
Ege Kökenli: En güzel anlarımda hep sen vardın. Arkadaştan çok öte daha fazlasıydın benim için. Deli kahkahalı koca adamım benim. Gittiğin yer buradan çok daha güzel eminim. Çok istedim ‘Bunu da atlattım gördün mü?’ demeni ama olmadı. Kalbimde hep saklayacağım seni ve kep o yeteneğine hayran olduğum adamı hatırlayacağım. Seni seviyorum Alp’im…
“ERKEN BİR KAYIP”
Özge Ulusoy: Yazacak kelimem yok çünkü çok erken bir kayıp… Canım Alp Kavasoğlu seni her zaman çok güzel hatırlayacağız. Işıklar içinde uyu.
“ÇOK ÜZGÜN VE ŞAŞKINIM”
Meriç Aral: Sevgili Alp’i kaybetmemizin üzüntüsü ve şaşkınlığı içerisindeyim. Kendisi dünyanın en nazik, komik, yetenekli, tatlı insanlarından biriydi ve onunla çalışmış olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Huzur içinde, nur içinde yatsın. Çok üzgün ve şaşkınım. Tüm ailesine, sevenlerine, dostlarına başsağlığı ve sabır diliyorum tüm kalbimle.
Afra Saraçoğlu: Ah Alp inanamıyorum gittiğine. Şoklar içerisindeyim. seni hep o güler yüzünle, temiz kalbinle ve güzel enerjinle hatırlayacağım. Başımız sağolsun.
Eda Erdem: Seni çok özleyeceğiz Alp.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Taze anne oyuncu Yıldız Çağrı Atiksoy katıldığı bir düğünde fiziği ile dikkat çekti. 21 Mayıs’ta kızı Mira Milena’yı dünyaya getiren oyuncunun eski formuna kavuştu.

Yıldız Çağrı Atiksoy ile Berk Oktay çifti paylaşımlarıyla sosyal medyada ilgi odağı oluyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

4 aylık kızları ile Maldivler’e uçan Yıldız Çağrı Atiksoy ile Berk Oktay’dan paylaşımlar gelmişti.

Anneliği kızı Mira Milena ile tadan güzel oyuncu Yıldız Çağrı Atiksoy, doğum kilolarına kısa sürede veda etti.

Öyle ki eski halinden bile fit olan Yıldız Çağrı Atiksoy, son olarak Maldivler tatilinden paylaştığı kareler ile kendine hayran bıraktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Grammy Ödüllü İspanyol şarkıcı Buika, Türkiye turnesi kapsamında İstanbul’da müzikseverlerle buluştu. Sanatçı, Piu Entertainment organizasyonuyla Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verdi.

Yaklaşık bir buçuk saat sahnede kalan Buika, aralarında “No Habra Nadie En El Mundo”, “La falsa moneda” ve “Mi nina Lola” isimli eserlerin de olduğu sevilen parçalarını seslendirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İstanbul’da sevdiği birçok şey olduğunu dile getiren İspanyol sanatçı, “Burada kendimi çok güzel hissediyorum ve aslında buraya yerleşmek de istiyorum. Bu konuda ciddiyim. Müzisyenlerinizi çok beğeniyorum. Keşke onlar gibi vokal yapabilsem.” dedi.
Buika, bir dahaki İstanbul konserinde ise Türkçe bir şarkı söyleme sözü verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Armut dibine düştü! Doğuş’un ikizleri de şarkıcı olma yolunda… Geçtiğimiz aylarda iki çocuk babası şarkıcı Doğuş, açıklamalarıyla dikkat çekmişti…

Baba sevgisini tatmadan büyüyen Doğuş, “Babam” şarkısını yazıp bestelemenin duygusal dünyasında çok önemli bir yeri olduğunu söylemişti. Kendisi de iki çocuk babası olan Doğuş özel hayatıyla ilgili samimi açıklamalarda bulunurken ikizleri Arda ve Arın ile ilgili de oldukça iddialı konuşmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Azeri gazeteci ve sunucu Hoşkeden Hidayetkızı ile evli olan Doğuş, yeni şarkısı hakkında “Ben o baba sıcaklığını hiç yaşamadım. Şimdi Arda ve Arın adındaki ikizlerime iyi bir baba olmak için yaşıyorum. Bu şarkıyı da kendimi oğullarımın yerine koyarak; onların kalbinden, onların dilinden bana yazılmış olarak hazırladım. Kendimi çocuklarımın yerine koyarak şarkı yazdım. Umarım her zaman olduğu gibi bu şarkıda da yüreklere dokunmayı başarırım” açıklamasını yapmıştı.

“DOĞUŞ SEVERLER BAYILACAK”
Uzun zamandır hazırladığı şarkısına Antalya’da film tadında bir klip çektiklerini dile getiren Doğuş, “Yapımcımız klip için Almanya’dan geldi ve maddi anlamda da hiçbir masraftan kaçınmadı. Doğuş severler klibe bayılacak, film gibi bir çekim oldu” demişti.

“THOMAS SHELBY’DEN DAHA YAKIŞIKLIYIM”
Kendisine çok fazla film ve dizi teklifi geldiğini belirten sanatçı, ‘Peaky Blinders’ dizisindeki ‘Thomas Shelby’ (Cillian Murphy hayat verdi) karakterine benzetiliyorum ama ben ondan daha yakışıklıyım.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Merhum sanatçı Kayahan ile İpek Açar’ın kızları Aslı Gönül şimdilerde 24 yaşında duru güzelliği ile dikkat çeken bir genç kız. İpek Açar, sosyal medyadan sık sık çocuklarıyla paylaşımlar yapıyor. Son olarak oğlu Ömer ve eşi Alper Kömürcü ile bir paylaşım yapan İpek Açar, oğlu Ömer ile yolculuk hallerini sosyal medya hesabından paylaşmıştı. İpek Açar, Ömer ile pozlarına yenilerini ekledi…

İpek Açar 2019 yılında hayatını Alper Kömürcü ile birleştirmişti. Mutlu bir evlilik yürüten çiftin oğulları Ömer ile mutlulukları perçinlendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sağlık nedenlerinden dolayı tekrar anne olamasının zor olduğunu daha önce dile getiren İpek Açar sürpriz bir şekilde hamile olduğunu öğrenince havalara uçmuştu.

Müzisyen çift, bebeklerine 2023’ün son günlerinde kavuştu.

İkinci kez anne olmanın mutluluğunu 48 yaşında tadan İpek Açar’ın oğlu Ömer ile paylaşımları ilgi odağı olmaya devam ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BU SORUNLARA DİKKAT!
Sağlıklı bir yaşam için hormon dengesinin kritik bir öneme sahip olduğunun altını çizen Op. Dr. Salar, kadınların bu konuda nelere dikkat etmesi gerektiğini şöyle sıraladı: “Kadınlarda hormon bozukluklarının belirtileri oldukça çeşitlidir ve vücudun farklı sistemlerini etkileyebilir. Yaygın şikayetler içinde adet düzensizlikleri ilk sırada yer alır. Normalden daha sık veya daha seyrek adet görme, uzun süre adet görmeme ya da ağrı veya kramp hissinin yoğun hissedildiğinde hormon bozuklukları düşünülmeli. Özellikle karın bölgesinden olmak üzere genel olarak hızlı kilo alınması ya da diyet ve egzersize rağmen kilo verememe, akne, saç dökülmesi ya da aşırı kıllanma, cinsel istekte belirgin azalma da işaretler arasında yer alır. Hormon bozukluklarının üreme sağlığı ile de yakın ilişkisi var. Bu nedenle gebe kalmakta zorlanan ya da tekrarlayan düşük sorunları yaşayan kadınlarda bu duruma neden olabilen bozukların tespiti ve tedavisi önemlidir.”

KADIN ÜREME SAĞLIĞI İÇİN ÇOK KRİTİK
HORMON bozukluğu sorununun kadının üreme sağlığını yakından ilgilendirdiğinin altını çizen Op. Dr. Salar, “Kadınların doğurganlık kapasitesi, hormonların düzenli ve dengeli bir şekilde çalışmasına bağlıdır. Hormon bozuklukları, yumurtlamayı etkileyerek, hamile kalmayı zorlaştırabilir. Örneğin, Polikistik Over Sendromu (PCOS), yumurtlamayı engelleyebilir ve kısırlığa yol açabilirken, çok sık karşılaşılan hipotiroidi ve hipertiroidi, adet düzensizlikleri, yumurtlama ve gebelik sorunlarına sebep olabilir” diye konuştu.

KANSERİN İLERLEMESİNİ HIZLANDIRABİLİR
Op. Dr. Salar, “Hormonal bozukluklar çoğu zaman kanser gibi bir soruna neden olmamakla birlikte bazı kanserlerin hızlı ilerlemesine sebep olabilir. Örneğin; sürekli östrojen hormonu üreten yumurtalık kistleri memedeki kistlerin büyümesine ve kanser hücreleri var ise kansere giden sürecin hızla ilerlemesine sebep olabilmektedir” dedi.
ERKEN TANIDA FARKINDALIK ÖNEMLİ
KADINLARIN hormonbozukluklarıile ilgili bilinç vefarkındalığının arttırılmasıgerektiğinisöyleyen Op. Dr.Salar, “Kronikleşensorunların çözümü zorve daha çok zaman alır.Bu nedenle şikayetler ortayaçıkar çıkmaz mutlakakadın hastalıkları ve doğumuzmanına başvurarak,sorunlar ilerlemeden önünegeçilmeli. Gerektiği durumlardaiç hastalıkları, endokrinolojiuzmanları ile birlikte hastanıntedavisi yürütülmelidir. Erken tanısayesinde sorunların daha kolayve hızlı bir şekilde çözümlenebildiğiunutulmamalıdır” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZİANTEP – CHP’li Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan’ın, açılışını gerçekleştirdiği laboratuvar ziyaretinde sunum yapan ziraat mühendisi kadın çalışanın elini cebinden çıkarmasını istemesi sosyal medyada tepkiye neden oldu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Doğan, kadın personelin kızı gibi olduğunu ve aile dostları olduğunu belirterek, yaptığı hareketin samimiyetlerinden kaynaklandığını söyledi.
Cumhuriyet Halk Parti’li Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan, Nizip Belediyesi tarafından yapılan Yaprak, Toprak ve Gübre Analizi Laborantının açılışını yaptı. Başkan Doğan’ın, açılışta sunum yapan ziraat mühendisi personelin elinin cebinden çıkarmasını istemesi sosyal medyada büyük tepki uyandırdı. Başkan Doğan, sosyal medyada yayınlanan görüntülerin hızlandırıldığını ve personele temas etmeden uyarıda bulunduğunu ifade etti. Doğan, “Ben personelimizin sunum yaparken elinin cebinde olmasını ciddiyetsizlik olarak düşündüm. Bu yüzden de onu ikaz etmek istedim. Personelimizde durumu ben müdahale etmeden anlayıp elini cebinden çıkararak sunumuna devam etti. Orada benim hiçbir art niyetim yoktu. Zaten kadın personel bizim aile dostlarımız. Kadın personel elimde büyümüştür. kızım gibidir bunu istememin nedeni samimiyetten” dedi.
“Biz o gün orada Nizip’e açtığımız laboratuvarın açılışının mutluluğunu yaşıyorduk”
Başkan Doğan, sunum yaparken elin cebinde olmasının ciddiyetsiz bir görüntü oluşturduğunu söyleyerek, “Biz Nizip’in çiftçilerine çok değer veriyoruz. Biz o gün Yaprak, Toprak ve Gübre Analizi Laborantının açılışını yaptık. Açılışta birçok kurum amirleri ve bürokrattan isimler vardı. Biz o gün orada Nizip’e açtığımız laboratuvarın açılışının mutluluğunu yaşıyorduk. Oradaki açılışta benim yol arkadaşım olan hanımefendiyle birlikte kurdele kestik. Personelimiz benim kızım gibidir. Ben onu kızım gibi gördüğüm için müdahalede bulunmak istedim. Benim personelime ne kadar değer verdiğimi onunla açılış kurdelesi keserek belli ettiğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Ben üzerimde oluşturulmak istenen algıyı kabul etmiyorum”
Doğan, işçilerine çok değer verdiğini belirterek, “Ben 6 aydır Nizip’te görev yapmaktayım. İlk toplantımı işçilerle yaptım. Ben üzerimde oluşturulmak istenen algıyı kabul etmiyorum. Orada art niyetli bir arkadaşımız görüntüyü hızlandırıp sanki ben elini tutup çıkarmışım gibi bir algı veriyor. Ben böyle bir algının oluşturulmak istenmesi beni çok üzdü. Benim için tüm vatandaşlarım çok değerli. Biz Nizip Belediyesi olarak 250 kız çocuğuna burs vereceğiz. Bu da benim kız çocuklarına ne kadar değer verdiğimin bir göstergesidir” şeklinde konuştu.
“Benim hatamı gördüklerinde doğrusuyla beni uyarmalarını bekliyorum”
Başkan Doğan, “Basında yanlış algıyla benim üzerimde yapılan algıları kınıyorum. Benim hatamı gördüklerinde doğrusuyla beni uyarmalarını bekliyorum. Böyle hızlandırılmış videolarla yalan haber yapılmasın” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme ara kararında, Bahar Candan ile birlikte 6 sanığın tahliyesine hükmetti
Nihal Candan: “Yaz meyvesi tadında dondurma gibisin Bahar diyeceğim”
İSTANBUL – Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 24 yıla kadar hapsi istenen 21 sanıklı davada ara karar açıklandı. Mahkeme ara kararında tutuklu sanık Bahar Candan’ın tahliyesine hükmetti. Öte yandan geçtiğimiz aylarda tahliye edilen tutuksuz sanık Nihal Candan konuya ilişkin açıklama yaptı. “Kardeşinize ilk ne söylemek istersiniz diye sorulması üzerine Nihal Candan “Yaz meyvesi tadında dondurma gibisin Bahar diyeceğim” dedi. Candan “Özgürlüğü ve adaleti savunan baronun bana savunma hakkı vermeden stajımı iptal etmesi mesleğe karşı hayal kırıklığına uğrattı. Onun dışında çok mutluyum. Kardeşime sarılmak istiyorum” dedi.
Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 14 yıldan 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 8 yıldan 24 yıla kadar hapsi istenen davanın görülmesine devam edildi.
Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Bahar Candan ile bir kısım diğer tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmaya tutuksuz sanık Nihal Candan da katıldı.
Duruşmada savunma yapan Nihal Candan “Bu kadar zaman sonra masum olduğumuz anlaşılmıştır diye düşünüyorum. En gerçekçisinden ‘Pardon’ filmini çektik. Ben beraatımı talep etmekle beraber kız kardeşimin tahliyesini talep ediyorum. Telefonumun da iadesini istiyorum. Teşekkür ederim” dedi.
Sanık savunmalarının ardından mahkeme heyeti değerlendirme yapmak için duruşmaya yaklaşık bir saatlik ara verdi. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Bahar Candan’ın da arasında bulunduğu 6 sanığın mevcut delil durumu, savunmaların alınmış olması, tutuklulukta geçirdikleri süre göz önünde bulundurularak yurt dışına çıkmama yasağı şeklindeki adli kontrol şartı ile tahliyesine hükmetti.
Tahliye kararını duyan Nihal Candan yakınlarını arayarak mutluluğunu dile getirdi. Kardeşinin tahliye olmasına ilişkin konuşan Nihal Candan “İlahi adalete çok güveniyorum” dedi. Nihal Candan “Özgürlüğü ve adaleti savunan baronun bana savunma hakkı vermeden stajımı iptal etmesi mesleğe karşı hayal kırıklığına uğrattı. Onun dışında çok mutluyum” dedi. “Kardeşinize ilk ne söylemek istersiniz?” diye sorulması üzerine Nihal Candan “Yaz meyvesi tadında dondurma gibisin Bahar diyeceğim” şeklinde cevap verdi. Candan ardından “Konu yargıda. Ben kardeşime sarılmak istiyorum” dedi. Bahar’a en büyük nasihatiniz ne olacak diye sorulması üzerine ise Nihal Candan “Ya göründüğümüz gibi olalım ya da olduğumuz gibi görünelim artık” cevabını verdi.
Nihal Candan ardından babasına sarıldı. Candan kardeşlerin babası Hakan Candan ise “Zor acı bir süreçti. Böyle bir şey yaşansın istemezdik ama oldu. Bundan sonra bu yaşananlardan dersler çıkararak hep doğru şeyler yapmanın peşinde olacağız. İnşallah adalet yerini bulacaktır. Biz buna inanıyoruz” dedi.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli ve Nihal ile Bahar Candan’ın aralarında bulunduğu 21 sanık yer almıştı. İddianamede tutuklu Gülnihal Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği de aktarılmıştı. İddianamede Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğindeki şebekenin ucuza araç sattıklarını söyleyerek vatandaşları sazan sarmalı yöntemiyle dolandırdığı belirtilmişti. Bahar ve Nihal Candan’ın suç örgütünün hiyerarşik ve organik yapısı içerisinde yer aldığı iddianamede kaydedilmişti. İddianamenin devamında “Şüphelilerin önceki tarihlerde çeşitli televizyon programlarına uzun süre katıldığı, ünlü olduktan sonra magazin programlarında da yer aldığı, sosyal medya platformunda çok sayıda takipçiye ulaşması sebebiyle günümüzde sosyal medya fenomeni ve ekran yüzü olarak tabir edilen bir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan bir sima olduğu, bu özelliği sebebiyle de suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadığı” ifade edilmişti. İddianamede örgüt lideri Onur Apaydın’ın örgüt içerisinde ‘gizli muhasebeci ve kasa’ konumunda olan Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve elde edilen suç gelirinin aklandığı belirtilmişti. Öte yandan mağdur temin etme görevlisi olan şüpheli Hacı İsrafil Sağlam iddianamede yer verilen ifadesinde örgüt toplantılarına katıldığını söyleyerek “Toplantılara üst kademeden herkes katılıyordu. Saha elemanları ve alt kademe asla katılamazdı. Örgütün üst yönetimindeki herkes iştirak ediyordu. Toplantıların ikisinde Nihal Candan’ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın’ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan’a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan’ın yanında örgütün iç işleyişine ilişkin konular araba alım satım işler konuşuldu” şeklinde beyanda bulunduğu da iddianamede ifade edilmişti. İddianamede Bahar Candan’ın ‘suç örgütüne üye olmak’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar ‘kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık’ suçundan ise 2 kez 12 yıldan 40 yıla kadar olmak üzere toplamda 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle, Nihal Candan’ın ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öte yandan diğer 20 şüpheli hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası istenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, Alisya Bahar Candan’ın da aralarında yer aldığı bazı tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmada, Gülnihal Çiçek’in de olduğu bir kısım tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları da yer aldı.
Duruşmada, müştekilerin beyanları ve sanıkların savunmalarının alınmasının ardından ara karar açıklandı.
Heyet, Alisya Bahar Candan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 6 sanığın tahliyesini kararlaştırdı.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 38 müşteki, 1 müşteki sanık, Gülnihal Çiçek ve Alisya Bahar Candan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanık yer alıyor.
İddianamede, Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun şebekenin elebaşları olduğu, dolandırıcılık ve tefecilik suçlarından gelir elde etmek üzere teşekkül eden organize suç örgütünün üyesi olan şüphelilerin, örgüt yapısı ve iş bölümünün sağladığı kolaylıktan faydalanarak suç dünyasında “sazan sarmalı” olarak tabir edilen dolandırıcılık yöntemini uyguladıkları belirtiliyor.
İddianamede, Alisya Bahar Candan’ın ablası Gülnihal Çiçek’e göre suç örgütü içinde daha etkin rol oynadığı, sanık Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınıp adli kontrol şartıyla tahliye edildiği anlatılıyor.
Alisya Bahar Candan’ın, “suç örgütüne üye olmak” ve “kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçlarından 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Gülnihal Çiçek’in ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Diğer sanıklar hakkında ise farklı suçlardan değişik sürelerde hapis cezası talep ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE’de bisiklet turuna katılmak için antrenman yapan üniversite öğrencisi Zeliha Güneş’e (23) çarpıp ölümüne neden olduğu ileri sürülen kamyonet sürücüsü S.Ç. (56), tutuksuz yargılandığı davanın duruşmasında, “Kamyonetimle en fazla 60-70 kilometre hızımla seyir halindeyken birden maktul bisikleti ile kamyonetimin sağ tarafına çarptı. Sola manevra yapmaya çalışsam da kazaya mani olamadım” dedi.
Kaza, 28 Nisan’da saat 19.00 sıralarında Eceabat ilçesi Kocadere köyü yakınlarında meydana geldi. S.Ç. yönetimindeki 17 UR 284 plakalı kamyonet, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Zeliha Güneş’in kullandığı bisiklete çarptı. 5 Mayıs’ta düzenlenen 11’inci Geleneksel Yeşilay Bisiklet Turu’na katılmak için antrenman yapan Güneş, kaldırıldığı Eceabat Devlet Hastanesi’nde kurtarılamadı. Kazanın ardından gözaltına alınan S.Ç., çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kazaya ilişkin bilirkişi raporu hazırlandı. S.Ç. hakkında Zeliha Güneş’e karşı ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle 2’nci Asliye Ceza Hakimliği’nde dava açıldı.
‘BİSİKLET SÜRÜCÜSÜ BİRKAÇ METRE SAĞ TARAFA SAVRULDU’
Davanın ilk duruşması bugün görüldü. Duruşmaya sanık S.Ç. ve hayatını kaybeden Zeliha Güneş’in yakınları katıldı. S.Ç., duruşmadaki savunmasında, “Olay günü kullandığım 17 UR 284 plakalı kamyonetim ile Gökçeada’dan Eceabat istikametine gidiyordum. Kamyonetim boştu. Olay yeri olan eski toprak mahsulleri ofisi mevkiine geldiğimde yolun sağ tarafında yani tali yolda 2 bisikletliyi gördüm. Bisikletliler yan yana tali yoldaydı. Kamyonetimle en fazla 60-70 kilometre hızımla seyir halindeyken birden maktul bisikleti ile kamyonetimin sağ tarafına çarptı. Sola manevra yapmaya çalışsam da kazaya mani olamadım. Bisiklet sürücüsü birkaç metre sağ tarafa savruldu. Az ileride durdum. Hemen düşen yolcunun başına geldim. Baktığımda maktul cansız vaziyette, genç bir delikanlının kucağındaydı. Hemen 112’yi aradım, ambulans çağırdım. Ambulans geldi, onları alıp götürdü ve jandarma geldi. O sırada alkollü değildim. Ehliyetimi 2012 yılında aldım. Daha önce hiç kaza yapmamıştım. Suçsuzum. Kazada kusurum yoktur. Bu nedenle beraatimi istiyorum. Ben de trafik kazasında 4 yaşındaki torunumu kaybettim. Bu acıyı bilirim, huzurunuzda müştekilerden özür diliyorum, acılarını paylaşıyorum, başsağlığı diliyorum. Kazadan sonra kendilerine ulaştık. Taziye için görüşmek istedik fakat kabul etmediler. Buna da saygı duyuyorum. Müteveffanın anne babasının varsa maddi, manevi zararlarını karşılamak isterim” diye konuştu.
‘3 EVLADIM VARDI, 1’İ BU ŞEKİLDE VEFAT ETTİ’
Duruşmada Zeliha Güneş’in babası Satılmış Güneş ise “Kızım Zeliha Güneş kazada vefat etmiştir. Evladım 23 yaşındaydı. Kazayı görmedim. Kazadan sonra sanık hiçbir şekilde bize ulaşmadı. Bir başsağlığı dahi dilenmedi. Perişan olduk, akıl sağlığım bozuldu. 3 evladım vardı, 1’i bu şekilde vefat etti. Acım çok büyük. Kendisi üniversite öğrencisiydi. Kızım çocukluğundan beri bisiklet kullanır. Yeşilay’ın tertip ettiği bisiklet maratonuna dahi iştirak etmiştir” ifadelerini kullandı.
‘MANEVİ ACILARIMIZI BİR NEBZE HAFİFLETMEK İSTİYORSANIZ BU KİŞİNİN TUTUKLANMASINA KARAR VERMENİZİ TALEP EDİYORUM’
Anne Gülsüm Güneş de “Kızımın olay sırasında üzerinde bulunan sırt çantasını size gösteriyorum. Kızımın ayakkabıları ve her yeri kana bulandığı halde sırt çantasında en ufak bir kan izi yoktur. ve gördüğünüz gibi sırt çantasının askıları kopmuştur. Bu çantayı delil olarak dosyaya sunuyorum. Demek istediğim kamyonetin aynası veya başka bir yeri sırt çantasına takılmış ve sırt çantasının bağcıkları, askıları böylelikle kopmuştur. Kızımın bütün kemikleri kırılmış, çok feci halde can vermiştir. Kendisi durduğunu ve 112’yi aradığını söylemektedir fakat bu beyan yalandır. Olay yerinden kaçarken motosikletli bir çocuk kendisini durdurmuş. 112’yi de oradan geçen bir kadın avukat aramış, buna dair çokça görgü tanığımız vardır. Bu avukat kadın bizimle iletişime geçmiştir. 5 aydır 1 saat uyku uyumuş değilim, acım çok büyüktür. Kendisi tutuklanmamıştır. Bizim manevi acılarımızı bir nebze hafifletmek istiyorsanız bu kişinin tutuklanmasına karar vermenizi talep ediyorum” dedi.
Tarafların dinlenmesinin ardından hakim S.Ç.’nin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına, 4 Kasım’da olay yerinde keşif yapılmasına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar verip, duruşmayı 6 Aralık’a ertelendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahar Candan:
“Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye”
Bahar Candan:
“Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor”
İSTANBUL – Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 24 yıla kadar hapsi istenen 21 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Duruşmada cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Öte yandan savunma yapan Bahar Candan “Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye. Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor” dedi.
Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 14 yıldan 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 8 yıldan 24 yıla kadar hapsi istenen davanın görülmesine devam edildi.
Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Bahar Candan ile bir kısım diğer tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmaya tutuksuz sanık Nihal Candan ile babaları da katıldı.
Duruşmada bir müşteki beyanda bulunduğu sırada Nihal Candan kardeşi Bahar Candan’a “Seni çok seviyorum. Kıyafetlerini yerleştirdim” dedi.
Beyanların ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, müştekilerin zararlarının giderilmesi için süre verilmesine, hakkında adli kontrol kararı olan sanıkların bu halinin devamına ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
Ardından savunma yapan Bahar Candan “Ben hesabıma 13 milyon gelmiş gibi bir paylaşımda bulundum. Halbuki hesabımda 1 milyon TL para var. Gerçek değil bu. Yok böyle bir para. Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye. Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor. Ben yine suçluların en ağır cezayı alması için medyada en ağır yükü omuzlarıma alırım ama bu durum maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor” dedi.
Bahar Candan savunma yaptıktan sonra ablası Nihal Candan “Harikaydın” dedi.
Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile sürüyor.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli ve Nihal ile Bahar Candan’ın aralarında bulunduğu 21 sanık yer almıştı. İddianamede tutuklu Gülnihal Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği de aktarılmıştı. İddianamede Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğindeki şebekenin ucuza araç sattıklarını söyleyerek vatandaşları sazan sarmalı yöntemiyle dolandırdığı belirtilmişti. Bahar ve Nihal Candan’ın suç örgütünün hiyerarşik ve organik yapısı içerisinde yer aldığı iddianamede kaydedilmişti. İddianamenin devamında “Şüphelilerin önceki tarihlerde çeşitli televizyon programlarına uzun süre katıldığı, ünlü olduktan sonra magazin programlarında da yer aldığı, sosyal medya platformunda çok sayıda takipçiye ulaşması sebebiyle günümüzde sosyal medya fenomeni ve ekran yüzü olarak tabir edilen bir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan bir sima olduğu, bu özelliği sebebiyle de suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadığı” ifade edilmişti. İddianamede örgüt lideri Onur Apaydın’ın örgüt içerisinde ‘gizli muhasebeci ve kasa’ konumunda olan Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve elde edilen suç gelirinin aklandığı belirtilmişti. Öte yandan mağdur temin etme görevlisi olan şüpheli Hacı İsrafil Sağlam iddianamede yer verilen ifadesinde örgüt toplantılarına katıldığını söyleyerek “Toplantılara üst kademeden herkes katılıyordu. Saha elemanları ve alt kademe asla katılamazdı. Örgütün üst yönetimindeki herkes iştirak ediyordu. Toplantıların ikisinde Nihal Candan’ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın’ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan’a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan’ın yanında örgütün iç işleyişine ilişkin konular araba alım satım işler konuşuldu” şeklinde beyanda bulunduğu da iddianamede ifade edilmişti. İddianamede Bahar Candan’ın ‘suç örgütüne üye olmak’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar ‘kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık’ suçundan ise 2 kez 12 yıldan 40 yıla kadar olmak üzere toplamda 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle, Nihal Candan’ın ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öte yandan diğer 20 şüpheli hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası istenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarşı Mahallesi’nde esnaf K.E. (45) kuyumcu dükkanında bir yakını ile oturduğu sırada tabancayla başına ateş etti.
K.E. ile seken kurşunun yüzünü sıyırdığı yakını yaralandı.
Silah sesini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Yaralanan 2 kişi ambulansla Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
K.E’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucuyla mücadele kapsamında yaptıkları takip ve çalışma doğrultusunda İlkadım ilçesinde Ş.T. (56) adlı şahsın uyuşturucu ticareti faaliyetlerine karıştığı bilgisine ulaştı. Polis, şüphelinin aracında ve ikamet adresinde arama yaptı. Yapılan aramada, 15 bin 148 adet sentetik ecza hap ile uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 19 bin 385 TL nakit para ele geçirildi. Olayla ilgili Ş.T. polis tarafından gözaltına alındı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Lösemili Hastalar Derneği (LÖSEMA) yetkilileri ve 35 kanser hastası, Nallıhan Belediyesinin misafiri olarak ilçeyi gezdi.
Dernek Genel Sekreteri Arzu İncidiş, hastaların stres atması için geldikleri Nallıhan’da güzel karşılandıklarını belirtti.
Tarihi ve turistik yerlerini gezerek moral bulduklarını anlatan İncidiş, kendilerine destek olan Belediye Başkanı Ertunç Güngör’e teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOKAT’ın Turhal ilçesinde telefon şarj aletinin patlaması nedeniyle iki katlı evde çıkan yangında ev sahibi yaralandı.
Turhal ilçesi Fatih Mahallesi’nde Dursun ve Fadime Dönmez çiftine ait evde saat 16.00 sıralarında prize takılı olan şarj aletinin patlaması nedeniyle yangın çıktı. Eve girip yangını söndürmeye çalışan Fadime Dönmez’in elinde ve yüzünde yanıklar oluştu. Dönmez alevlerin büyümesi üzerine evden çıktı. Mahallelinin ihbarı üzerine olay yerine Turhal Belediyesi itfaiyesi sevk edildi. Yangın, ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü. Fadime Dönmez, çağırılan ambulansla Turhal Devlet Hastanesine kaldırıldı. Evde zarar meydana geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa İl Emniyet Müdürlüğü İznik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde aranan şahıslara yönelik operasyonlarını aralıksız sürdürüyor. Son yapılan operasyonda, 35 suç kaydı bulunan ve 13,5 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan E.S. gözaltına alındı.
Öte yandan, yaralama suçundan 5 yıl hapis cezası bulunan A.A., hırsızlık suçundan 4 yıl hapis cezası bulunan E.A., uyuşturucu madde suçundan 4 yıl hapis cezası bulunan B.O. ve dolandırıcılık suçundan 17 yıl hapis cezası ile aranan A.C. cezaevine gönderildi.
İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, ilçenin huzur ve güveni için çalışmaların aralıksız süreceğini belirtti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da mide kanseri tedavisi görürken emekliye ayrılan polis memuru Aydın Eryaşar (53) hayatını kaybetti. 2 çocuk babası polis memuru, düzenlenen törenle toprağa verildi.
İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Aydın Eryaşar’a 6 ay önce mide kanseri teşhisi kondu. Tedavisine başlanan Eryaşar, sağlığı düzelmeyince emekliye ayrıldı. Durumu ağırlaşınca İnegöl Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınan Eryaşar, bu sabah doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.
30 yıllık polis memuru için İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesinde tören düzenlendi. Törene Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban, Başsavcı Veli Ecir, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, İl ve ilçe Emniyet Müdürlüğü personelleri ile Eryaşar’ın ailesi ve yakınları katıldı. 2 çocuk babası Aydın Eryaşar, buradaki törenin ardından Alanyurt Yeni Mahalle Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından İnegöl Alanyurt Kent Mezarlığı’na defnedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, TEM Otoyolu İzmit Batı gişeler mevki Ankara istikametinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Erkan Elmas (48) idaresindeki 34 BAD 833 plakalı pikap, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yol ayrımındaki bariyere saplanıp yaklaşık 10 metre ilerledi. Bariyer aracın ön kısmından girip arka camından çıktı. O esnada yoldan geçen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait ambulans ilk müdahaleyi yaptı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Erkan Elmas’ın hayatını kaybettiği belirlendi. İtfaiye ekiplerince sıkıştığı yerden çıkartılan Erkan Elmas’ın cenazesi otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Olay yeri inceleme ekipleri kaza yerinde incelemelerde bulundu.
Kaza sebebiyle otoyolun Ankara istikametinde trafikte yoğunluğu oluştu. Polis ekiplerince 2 şeritten kontrollü geçişlerin sağlanırken trafik aracın çekici vasıtasıyla kaldırılmasıyla normal seyrine döndü.
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TUNCELİ’nin Ovacık ilçesinde Muzaffer Y. (50), boş sandığı av tüfeğinin ateş alması sonucu karnından yaralandı. Muzaffer Y., ambulans helikopterle hastaneye yetiştirildi.
Olay, öğle saatlerinde Ovacık ilçesine bağlı Aslıca köyünde meydana geldi. İddiaya göre, Muzaffer Y., boş sandığı av tüfeğinin tetiğine yanlışlıkla dokundu. Bu sırada ateş alan tüfekten çıkan saçmalar, Muzaffer Y.’nin karın boşluğuna isabet etti. Muzaffer Y.’nin yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbarda bulundu. İlçe merkezine uzak ve dağlık olan olay yerine, Sağlık Bakanlığı’ndan ambulans helikopter istendi. Malatya’dan kalkan ambulans helikopter, kısa sürede bölgeye ulaşarak yaralıyı Tunceli Devlet Hastanesi’ne yetiştirdi. Muzaffer Y.’nin ameliyata alındığı, hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.
Jandarma, olayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, saat 14.30 sıralarında İzmir- Ankara D300 karayolu Kovukdere rampalarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İzmir’den Uşak istikametine seyir halinde olan Hasan Başer (58) idaresindeki 35 BCV 796 plakalı hafif ticari araç, aynı yönde seyir halinde olan Mehmet K. idaresindeki 63 AGC 126 plakalı tıra arkadan çarptı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, ambulans, jandarma ve trafik polisleri sevk edildi. Çarpmanın şiddetiyle otomobil içerisinde sıkışan otomobil sürücüsü Hasan Başer ile yolcu konumunda bulunan İsmail Ç. (59), Kula İtfaiye Amirliği ekipleri tarafından sıkıştıkları yerden kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Hafif ticari araç sürücüsünün olay yerinde yaşamını yitirdiğini belirlenirken, kazada ağır yaralanan İsmail Ç. ise Salihli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hasan Başer’in cansız bedeni ise Cumhuriyet Savcısı’nın olay yerinde yaptığı incelemenin ardından Kula Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Öte yandan kaza sebebiyle İzmir-Ankara D300 karayolunun Uşak istikametinde trafik bir süre tek şeritten kontrollü olarak sağlandı. Kazaya karışan araçların yoldan kaldırılmasıyla trafik akışı normal seyrine döndü.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARTAL’da 4 katlı binanın çatısında yapılan tadilat sırasında yangın çıktı. Yangın itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürüldü.
Yangın, saat 15.00 sıralarında Esentepe Mahallesi, Garajaltı Sokak’ta bulunan 4 katlı bir binanın çatı kısmında çıktı. İddiaya göre, çatıda tadilat yapıldığı sırada henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın tüm çatıyı sardı. Alevler, bitişiğindeki binaya da sıçradı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yangın, itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Neden kendimizi değersiz hissederiz?
Değersizlik duygusu, bireyin kendini değersiz, yetersiz veya başarısız hissetmesiyle ortaya çıkan bir duygusal durumdur. Sahtekarlık sendromu gibi durumlar, kişinin başarılarını şansa bağlamasına ve kendi çabalarını küçümsemesine neden olabilir. Çocuklukta maruz kalınan eleştiriler, travmalar veya sevgi eksikliği, bireyin özsaygısını zedeleyebilir ve kendine olan güvenini sarsabilir. Ayrıca, toplumun dayattığı başarı standartları ve mükemmeliyetçilik gibi faktörler de bu duyguyu tetikleyebilir. Değersizlik hissi, kişinin kendini değersiz, başarısız veya eksik hissetmesine neden olarak, hem duygusal hem de zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Ayrıca, düşük özsaygı, mükemmeliyetçilik, ve geçmişte yapılan hataları kabul edememe gibi faktörler de yetersizlik duygusunu besleyebilir. Derğersizlik hissi, zamanla bireyin kendine olan güvenini zedeleyebilir ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, bu duygunun kaynağını anlamak ve üzerinde çalışmak, kişinin öz-değerini yeniden kazanmasına yardımcı olabilir.


Değersizlik hissi belirtileri nelerdir?
Geçmiş kararları kabul etmemek
İnsan deneyiminin bir parçası karmaşık düşünme ve içsel değerlendirmedir. Bu, bir karar verdiğimizde, onu gözden geçirip geçmişteki eylemlerimizden memnuniyet veya pişmanlık duyabileceğimiz anlamına gelir. Geçmişteki kararlarınızı, hatta bir dizi hatayı kabul etmemek, uzun bir süre sonra bile kendinizle ilgili görüşlerinizi renklendirebilir.
Düşük özsaygı
Özsaygı, kendi niteliklerinizi ve özelliklerinizi nasıl değerlendirdiğinizin bir ölçüsüdür. Daha yüksek derecede özsaygıya sahip olmak, zihinsel zindelik ve özdeğer ile ilişkilidir, oysa düşük özsaygı, yetersizlik ve güvensizlik duyguları ile bağlantılıdır.
Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik, kendinize gerçekçi olmayan yüksek beklentiler koymayı ve koyduğunuz katı standartları karşılamadığınızda düzensizleşmeyi içerir. Her şeyin ya mükemmel ya da değersiz olduğuna inanabilirsiniz.
İlginizi çekebilir: Mükemmeliyetçi olmaktan nasıl kurtulurum?
Gizli narsisizm
Narsisizm, empati kurmada zorluk, büyüklenme fikirleri ve övgü ihtiyacı gibi kişilik özelliklerini içeren bir grup özelliği ifade eder. Özellikle gizli narsisizm dışarıdan kendini küçümseme olarak görünebilir ve sürekli düşük özsaygı ifade etme gibi görünebilir. Bu kişi, kırılgan bir özdeğer duygusunu zorlayacak durumlardan kaçınabilir.
İçsel olarak, gizli narsisistik kişilik bozukluğuna (NPD) sahip biri hala diğerlerinden üstün olduğunu düşünebilir (diğer NPD türleriyle uyumlu olarak) ve bu nedenle eleştiriden kaçınmak için her şeyi yapabilir.
Özdeğerinizi yeniden kazanmanın yolları
1. Duygularınızı kabul edin
Duygularınızı yargılamak yerine, onlara yer açabilirsiniz. Duygularınızın farkında olmak, kabul etmeye doğru eğilmenize yardımcı olabilir.
2. Bir plan yapın
Bazen niyetlerinizi yazmak, size hizmet etmeyen bir alışkanlığı değiştirmeye yardımcı olabilir. İhtiyacınız olan kadar (veya az) ayrıntıyla bir plan yapmayı deneyebilirsiniz. Bu, değersizlik düşünceleri ortaya çıktığında bunları kesintiye uğratmak için kendinize yüksek sesle konuşmak gibi belirli stratejileri içerebilir.
3. Çevrenizden yardım alın
Yardım istemek, atabileceğiniz en önemli adımlardan biridir. Dinlemenin ötesinde, size değer verenler de ruhunuzu yükseltmeye ve sıkı çalışmanızı fark etmeye yardımcı olabilir. Bir terapist, iç çevrenize sağlam bir katkı olabilir.
4. Elinizden geleni yapmaya kararlı olun ve bunun her gün değiştiğini anlayın
Birçok şey, elinizden gelenin en iyisinin her gün nasıl görüneceğini etkileyebilir, buna kontrolünüz dışındaki faktörler de dahildir. Elinizden gelenin en iyisini yapmak, mükemmeliyet anlamına gelmez. Bunun yerine, o anda yapabileceğinizin en iyisini yapmak ve bunun her zaman kusursuz olmayacağını kabul etmek anlamına gelir, bu da gayet normaldir. Siz yeterlisiniz.
5. Güçlü yönlerinizin özel bir yetenek gösterisini yapın
İyi yapabildiğiniz şeyleri kabul ederek, kendinizi daha iyi tanımanıza ve kendinize biraz daha sevgi göndermenize yardımcı olabilir.
Kaynak: Jenna Fletcher .”5 Steps to Let Go of Feeling Unworthy”. Şuradan alındı: https://psychcentral.com/blog/how-to-let-go-of-feeling-unworthy. (24.02.2022).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Area 51, ABD
Dünyanın ziyarete kapalı ama hakkında en çok söylenti çıkan bölgelerinden biri Area 51. Amerika’nın Nevada eyaletinde bulunan 51. bölge çölün tam ortasında yer alıyor. ABD’nin gizli üssü hakkında pek çok esrarengiz iddia bulunuyor. Bunlardan en popüler olanı ise ABD’nin bu bölgede uzaylılar ile iletişim kurduğu yönünde. 1947’de bu bölgeye UFO düştüğü iddia ediliyor. Bölgede uzaylılar ile ilgili pek çok kritik araştırma yapılırken, UFO ile de farklı teknolojiler geliştirildiği söylentileri dünya çapında yayılmış durumda. Area 51’e uzaktan bakıldığı zaman hangar ve uçak pistleri görülüyor, bu görünüm yer altında çeşitli komplekslerin var olduğu iddiasını doğuruyor. Yalnızca belirli görevlilerin girebildiği bu üsse dışarıdan birinin yaklaşması durumunda ateş edileceği uyarısı da bulunuyor.

Kapalı Maraş, Kıbrıs
Kapalı Maraş, dünya genelinde büyük merak uyandıran bir bölge. Asıl adı Varosha olan Maraş, eskiden önemli bir turizm beldesi olarak pek çok turiste ev sahipliği yapıyordu. Öyle ki Hollywood yıldızlarının bölgeyi ziyaret ettiği biliniyor. Maraş’ta 1960 yılında turizm sektörünün gelişme gösterdiği ve mevcut otel sayısının çok fazla olduğu belirtiliyor. 70’li yıllarda 10 bin kişi ağırlama kapasitesine erişen Maraş en parlak dönemlerini yaşadı. 13 Ağustos 1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgeyi Kıbrıs Harekatı sonucunda ele geçirmiştir. Maraş, 14 Ağustos tarihinden itibaren de sivil halka kapatılmıştır. TSK kontrolü altındaki bölgede pek çok yapı yağmalanmış ve harabe hala gelmiş.

Lascaux Mağarası
Lascaux Mağarası, mağara resimleriyle bilinen en eski sanat eserlerini bünyesinde barındırıyor. 1940’lı yıllarda civardaki köylerden çocukların oyun amaçlı mağaraya girmesiyle bu resimler keşfedilmiştir. İçeride yaklaşık 20.000 yıllık mağara resimlerinin bulunduğu tespit edilmiştir, bu resimlerde genellikle hayvan figürleri ön plana çıkmaktaydı. Gerekli arkeolojik araştırmalardan sonra 1948 yılında Lascaux Mağarası, halka açıldı fakat maalesef bu tarihi bölgenin yoğun ziyaretçi sirkülasyonunu kaldıramayacağı tespit edildi. 1963 yılında mağara ziyaretçilere kapatıldı. Merak edenler için Lascaux Mağarası’nın benzeri 1983 yılında yakın bir bölgeye inşa edildi.

Kuzey Sentinel Adası
Kuzey Sentinel Adası, ne kadar isteseniz de ziyaret edemeyeceğiniz bir diğer nokta. Kuzey Sentinel Adası, Hint Okyanusu’nda yer alıyor. Hindistan’a bağlı olan adada Sentinel Kabilesi ve Hintli insanlar yaşıyor. Ada halkı tamamen dünyadan izole bir yaşam sürüyor ve dışarıdan insanlar ile iletişim kurmayı reddediyor! Adaya yanaşan tüm araç ve insanlara oklarla saldıran kabile tamamen dış dünya ile iletişimi kesmiş durumda. İngiliz ve Hintli antropologlar senelerce iletişim kurmaya çalıştı fakat bölge halkının saldırgan tutumu maalesef çalışmaları engelliyor. Kuzey Sentinel Adası hem Sentinel kabilesinin huzuru hem de ziyaretçilerin güvenliği için ziyarete kapalı bölge ilan edilmiş durumda.

Svalbard Küresel Tohum Deposu
Svalbard Küresel Tohum Deposu, Norveç’te olası bir felaket ihtimaline karşı kuruldu. Depoda dünyadaki bütün bitkilere ait tohumlar muhafaza ediliyor. Depo, olumsuz hava koşullarından nükleer saldırılara kadar pek çok olaya karşı dirençli bir şekilde inşa edildi. Tür çeşitliliğini korumayı ve artırmayı hedefleyen depo, Norveç’in kutuplara çok yakın bir bölgesinde bulunuyor. Güvenlik sebebiyle depoya görevliler haricinde kimse giremiyor.
İçerik: biletall.com

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düz saçlar
Düz saçlılar kıvırcık saçlılara göre biraz dezavantajlı olabilir. Çünkü kıvırcık saçlılarda beliren yağ düz saçlardan daha az dikkat çekiyor. Bu sebeple kıvırcık saçlardan biraz daha sık, yani haftada 3 hatta bazen 4 kere yıkamanız gerekebilir.

Kıvırcık saçlar
Kıvırcıklar saçlar için en ideal yıkama sayısı haftada 2 kezdir. Duşta sık telli olmayan ve buklelerinizi sönükleştirmeyecek bir tarakla taramanız işinizi kolaylaştırabilir. Saçınızı kurutmayacak şampuanlar ve kremler kullanmaya özen gösterin ki bukleleriniz belirginliğini kaybetmesin.

İnce telli saçlar
İnce telli saçlar ne yazık ki yağı ve kepeği daha çok belli ederler. Saç derinizdeki yağın fazla olması sebebiyle biraz zorlanıyor olabilirsiniz. Her gün yıkama isteği konusunda haklı olabilirsiniz fakat uzun uğraşlar sonucunda saç yıkadığınız günlerin sıklığını azaltabilirsiniz. İlk başta birer gün ara koymayı deneyerek işe başlayabilirsiniz. Zamanla saçlarınız bu yıkama sıklığına da alışabilir, denemekte fayda var.

İşlem görmüş saçlar
Bu saçlar boyadan ve ısıdan yıpranmış olabilirler. Hepsinin ortak noktası mat bir görünüm ve kırılmış saç uçlarıdır. Bunun en iyi çözümü yağlı kremler ve serumlarla saçı beslemek. İşlem görmüş saçlarınızın boyasını dikkatli kullanmak açısından ihtiyaç duydukça yıkamaya özen gösterin. Saçı daha da yıpratmamak adına çok sık yıkamak iyi olmayabilir.

Koyu renkli saçlar
Koyu renk saçların kendine göre avantajları olsa da yıkama bakımından daha şanssızdırlar. Saçın parlaklığını daha iyi yansıtan ve canlı duran koyu renkteki saçlar yağlanmayı olduğundan daha çok belli ederler. Fakat yine de koyu renk saça sahip olanların haftada en fazla 3 kere yıkamaları gerekiyor saçlarını. Aksi halde her gün duş aldığınızda saçlarınız canlılığını kaybedebilir ve bu da kendini açık renkli saçlara oranla daha çok belli eder.

Açık renkli saçlar
Açık saçlılar, parlaklığı yansıtma açısından daha şanslı olabilirler. Bu sayede destekledikleri sülfatsız bakım kremleriyle birlikte saçlarına canlılık katarken yıkama sıklıklarını haftada en fazla 4 kere olacak şekilde belirleyebilirler.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Selin Cankı Ceylan’ın kaleme aldığı ve Demet Evgar’ın Afife’ye hayat verdiği oyunun kadrosunda Tilbe Saran, Necip Memili, Bora Akkaş, İdil Sivritepe, Bedir Bedir, Orkuncan İzan, Bilge Çınar, Öyküsu Okur, Basma Seiba, Ekremcan Arslandağ ve Atılgan Gümüş gibi usta ve genç isimler birlikte yer alıyor.

Uzun süredir hazırlıkları devam eden, Afife Tiyatro ve Zorlu PSM’nin yapımını üstlendiği, Tuluğ Tırpan’ın müziklerini bestelediği oyunun sahne ve kostüm tasarımını Gamze Kuş yaparken, ışık tasarımında da Cem Yılmazer’in imzası bulunuyor.

Afife Jale’nin hayatından ilham alarak kadının sahnedeki yerini, arayışını ve mücadelesini anlatan oyun, prömiyerin hemen ardından 15-22 Eylül, 20- 21 Ekim, 4-5-13-14 Kasım’da yeniden tiyatroseverlerin karşısında olacak.

Kadının sahneye çıkmasına, göz önünde olmasına yasak koyan düzene başkaldırının çağdaş bir yorumu olan ‘Afife’, Kia’nın ana sponsorluğunda tüm sezon boyunca Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde seyircisiyle buluşacak. Oyunun biletleri passo.com.tr’de satışta.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vatandaşların ilk yardımı bilmesinin hastaya zaman kazandırdığını ve hayat kurtarıcı olduğunu dile getiren Kavuncu, bu nedenle ilk yardım bilgisinin geniş kitleler tarafından öğrenilmesi gerektiğini belirtti.
Özellikle acil durumlarda ilk yardımın hayati rol oynadığına dikkati çeken Kavuncu, “Trafik kazası geçiren bir kişi travma almışsa, nefes alamıyorsa ve bu kişinin hayatını tehdit eden bir durum varsa suni solunum öğrenmiş birisi yanında olsa sağlık personeli geleni kadar kişiyi hayatta tutabilir. Bu nedenle ilk yardım çok önemli.” dedi.
REKLAMİLK YARDIMDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Dr. Kavuncu, ilk yardım konusunda doğru bilinen yanlışların bulunduğunu, bunun kişinin zarar görmesine neden olduğunu anlattı.
Özellikle yanık tedavisinde sıkça yapılan hatalar olduğuna değinen Kavuncu, “Yanık bölgesine diş macunu, salça süren bile olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Yılan ısırması ve böcek sokması durumlarında uygulanan yanlış yöntemlere de değinen Kavuncu, halk arasında yaygın olan “emip tükürmek” gibi uygulamaların kesinlikle doğru olmadığını dile getirdi.
Kavuncu, “Kişinin ateşi var. Ateşi olan kişiye soğuk uygulama yapmadan aslında başka şey yapıyorlar. Biz orada öğrettiğimiz şey soğuk uygulamayla kişinin ateşini düşürmeye çalışmak ama insanlar daha da ateşi yükseltici şeyler yapıyorlar, ovalıyorlar, kolonya sürüyorlar. Bunlar yanlış şeyler” bilgisini verdi.
KANAYAN BÖLGEYE TURNİK YAPILMAMALI, SARA NÖBETİ GEÇİREN KİŞİYE TOKAT ATILMAMALI
Kanayan yere tampon yapmanın doğru bir uygulama olduğuna dikkati çeken Kavuncu, şöyle devam etti: “Biz tersini yapıyoruz, turnike yapmaya çalışıyoruz. Bu da çok yanlış bir şey. Kanayan bölgeye turnike yaptığın zaman tamamen damarı kilitliyorsunuz ve daha aşağılara kan gitmesine engel oluyorsunuz. Sara nöbeti geçiren hastaya bir şeyler koklatılması yanlış, hasta nöbet geçiriyor. Soğan koklatanı, tokatlayanı, sarsanı gördük. Burada dilini ısırmasını, kafasını yere çarpmasını engellemek için yardımcı olmalıyız. Burnu kanayan kişilere burnumu tıkattırıp arkaya doğru hareket yaptırılması yanlış bir uygulama. Burada burnu tıkayıp öne doğru eğmek gerekiyor. Bir kişi yemek yerken boğazına bir şey kaçırırsa kişinin sırtına vurmak gibi bir hareket yapıyoruz. Sırtına vurma, yuttuğu şeyi borusuna daha fazla kaçırmasına sebep olabilir. Acil müdahalelerin eğitim almış kişiler tarafından uygulanması önemli. Vatandaşların ilk yardım konusunda daha bilinçli olması gerekiyor.”
DİZİ VE FİLMLERDEKİ İLK YARDIM UYGULAMALARIYLA HALK YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYOR
Dr. Kavuncu, ilk yardımda yanlış uygulamaların farklı sağlık sorunlarına neden olabildiğini, bunun eğitimlerinin yetişkin, çocuk ve bebek olarak üç ayrı kategoride verildiğini anlattı.
Televizyon dizilerinde ve filmlerde gösterilen ilk yardım uygulamalarının halkı yanlış yönlendirdiğine işaret eden Kavuncu, “Filmlerde ve dizilerde yanlış uygulamaları çok gördük. Mesela yılan sokmuş, zehri emip tükürüp yılan zehrini hastadan uzaklaştırmayı çok sık gördük. Bu tamamen yanlış bir şey” dedi.
Tüm vatandaşların ilk yardım eğitiminin almasının önemli olduğunu kaydeden Kavuncu, “Kişilerin ilk yardımla ilgili bir bilgileri yoksa olay yerinde hasta yakınlarının 112’yi çağırmasını istiyoruz. Vatandaşlar bilmedikleri şeyi, bildiklerini düşünerek yapmasınlar lütfen” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koç burcu
Ömer Ünal
Koç burcunun özelliklerine baktığımızda “Tutkulu, Otoriter, Azimli, Kendinden emin, Girişimci, Cesur, Bağımsız” kelimelerini görüyoruz. Kızılcık Şerbeti’nde tüm bu özelliklere sahip olan isim ise şüphesiz Ömer Ünal. Koç burçları kazanmayı ve bir numara olmayı sever. Tıpkı Ömer Ünal gibi…

Boğa Burcu
Mustafa Ünal
Boğa burcunun önde gelen özellikleri arasında yer alan”Azimli, Güvenilir, Sadık, Sabırlı, Sakin” tam olarak Mustafa Ünal’ı hatırlatmıyor mu size de? Mustafa Ünal’ın Boğa burcu olduğunu gösteren bir diğer özelliği ise yemekle de arasının bu denli iyi olması! Bilirsiniz Boğa’lar yemek konusunda oldukça başarılıdır!

İkizler burcu
Doğa Korkmaz
İkizler burcuna yapışan çift karakterli vurgusunu pek tabii ki yapmayacağız! “Dışa dönük, Eğlenceli, Meraklı, Dürtüsel” bir burç olan İkizler burcuna en çok bir gecede evlenmeye karar verip evi terk eden, hisleri konusunda her zaman haklı çıkan Doğa Korkmaz uyum sağlıyor!

Yengeç burcu
Nursema Ünal
“Duygusal, Verici, Nostaljik, Koruyucu, Yaratıcı” ne kadar da Nursema değil mi? Üstelik sanat konusunda bu denli başarılı olması da Yengeç burcu olma ihtimalini artırıyor. Bir not: Kurban rolüne girmeyi en çok seven burç olan Yengeç insanları her konuda kendilerini feda etmeye hazırdırlar. Evet, Nursema tam bir Yengeç!

Aslan burcu
Abdullah Ünal
Tam bir yönetici. Az ancak yerinde konuşan, “Cömert, Sadık, Dürüst, Kibar, Sevecen” olan Aslan burcuna Kızılcık Şerbeti karakterleri arasında en çok uyum gösteren isim Abdullah Ünal. Sadakat konusunda kafamız biraz karışsa da davranışları Aslan burcuna yaraşır bir karakter olduğunu gösteriyor.

Başak burcu
Pembe Ünal
“Detaycı, Mükemmeliyetçi, Çalışkan, İnatçı” Pembe Ünal’ın özelliklerini değil Başak burcunun özelliklerini saydık. Başak burcu kadınlar, doğaları gereği evcimendir. Ev işlerinde zorlanmazlar ve ev ekonomisi konusunda da herkesi şaşırtacak kadar iyi olabilirler. Bu dizide Pembe Ünal’dan daha Başak bir karakter yok!

Terazi burcu
Fatih Ünal
Terazi burcunun özellikleri arasında yer alan “Zevkli, Kararsız, Sevgi dolu” ne kadar da Fatih Ünal değil mi? Üstelik Terazi burcunun takıntıları olan “Güzel görünmek”, “lüks tüketim düşkünlüğü”ne baktığımızda da Fatih Ünal’ı görüyoruz.

Akrep burcu
Nilay Ünal
“Duygusal, Gizemli, Kaprisli, Sadık, Hırslı” Akrep burcunun özellikleri arasında yer alan bu özelliklerin tamamı Nilay ile oldukça uyuşuyor. Üstelik en kritik zamanlarda doğru hisler duyması da Nilay’ın en Akrep özelliği…

Yay burcu
Alev Arslan
Bu dizide bir Yay burcu karakteri varsa o da pek tabii ki Alev Arslan’dır! “Dürüst, Maceracı, Entelektüel, Tutkulu, İyimser, Neşeli” olmaları ile bilinen Yay burçlarını gözünüzde canlandırmak isterseniz Alev Arslan’ı düşünebilirsiniz!

Oğlak burcu
Kıvılcım Arslan
Hayatında Oğlak burcu bir kadın olan herkes Kıvılcım Arslan’ın tam bir Oğlak kadını olduğunu hiç düşünmeden anlayabilir. Peki, Oğlak burcunun özellikleri neler? “Çalışkan, Dürüst, Sadık, Hırslı, Hassas, Sabırsız, Pratik”… Evet, aynı Kıvılcım Arslan gibi…

Kova burcu
Umut
“İnsancıl, Dürtüsel, Sanatsal, Sadık, İyimser” Kova burcunun bu özellikleri Umut ile ne kadar da uyumlu değil mi? Kova burçları, kendileri için anlamlı olan bir yaşam tarzı bulma lehine geleneklerden kurtulmasıyla bilinir. Bununla birlikte, “olduğun gibi gel” zihniyetiyle aynı tavrı diğer insanlara da uygularlar. Evet, evet Umut kesinlikle bir Kova!

Balık burcu
Çimen Korkmaz
“Şefkatli, Romantik, Yaratıcı, Uyumlu, Verici, Kararsız, Sezgisel” Balık burcunun bu özellikleri dizide en çok da Çimen ile uyuşuyor. “Benim hayal dünyam çok güzel, gerçekler çok sıkıcı” diyen Balık burcu insanları hayalleri olmadan yaşayamazlar. Tıpkı Çimen gibi…

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ferulik asit nedir ve ne için kullanılır?
Ferulik asit nelerde bulunuyor?
Salisilik asit nedir?
Ferulik asit nasıl kullanılmalı, kimler kullanmamalı?
Ferulik asit, genelde C vitamininin etkisini artırması ve aktive olmasını kolaylaştırmasıyla biliniyor. Hava kirliliğinden meydana gelen serbest radikallere karşı savaştığından C vitaminiyle birleştiğinde etkisi daha da büyük oluyor.
Genelde aydınlatıcı ve yaşlanma karşıtı serumların içerisinde bulunan bu asit aynı zamanda tek başına da kullanılabiliyor.
Yukarıda saydığımız besinlerden tahılların hücre duvarında bulunduğundan tahıllara karşı alerjisi olanların kullanmamasında fayda var.
Hangi cilt tipleri için uygun?
Ferulik asiti genelde kuru ve normal ciltli kişiler tercih ediyor.
Cildin gençlik sırrı: Hyalüronik Asit
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kapsül gardırop nedir?
Her ne kadar son dönemde daha yoğunlaşmış olsa da aslında kapsül gardırobun kökenleri 1970’li yıllara kadar dayanıyor. Aslında Londra’da bir butikte ortaya çıkan ve modası geçmeyen etek, pantolon, ceket gibi klasik ürünlerden oluşan koleksiyonu sezonluk parçalar ile genişletmek anlamına geliyor. Özellikle minimaslitlerin çokça kullandığı bir akım diyebiliriz.
Kapsül gardıropta olması gerekenler
Kapsül gardırop nasıl yapılır?
Kapsül gardırop yaparken belirlemeniz gereken en önemli şey parça sayısı. Kapsül gardıropta olması gerekenler listesi hazırlarken kendi ihtiyaçlarınızı da elbette ki gözetmeniz önemli. Yine de bu sistemin belli prensiplerinin olduğunu hatırlamakta fayda var. Bir sezon için belli sayıda ürüne sahip olmanız gerekir. Montlar, ayakkabılar ve çantalar dâhil ürün sayınız bir sezon için bu sayıyı geçmemeli. Aksesuarlar, özel gün kıyafetleri ve spor kıyafetleri buna dâhil değil. Bu gardırobu oluştururken dikkat etmeniz gereken bir diğer şey ise yaşam stiliniz. Eğer resmi giyinmek gerekmeyen bir işte çalışıyorsanız kot pantolonlar, tişörtler, spor ayakkabılar tam size göre. Eğer daha resmi olmak istiyorsanız ise “casual” paçalar kullanarak dolabınızı yeniden oluşturabilirsiniz. 3 ay boyunca kullandığınız bu parçalara hiçbir ekleme yapmamanız gerekiyor. Eğer 3 ayın sonunda elinizdeki parçalar eskidiyse o zaman yerine yenilerini alabilirsiniz. Ancak eskiyen parçadan kurtulmayı unutmayın. Bunların yanında dikkat etmeniz gereken bir diğer şey ise dolabınızdaki parçaların hepsinin birbiriyle kombinlenebiliyor olması. Böylece sürekli aynı parçaları giyerek farklı görünebilirsiniz.
Her ay kendinize kalan 8,5 saat daha ister misiniz?
Neden kapsül gardırop?
Bu uygulama öncelikle büyük tasarruf etmenizi sağlar. Hem maddi hem de zaman açısından son derece kârda olacaksınız. Az ürününüz olduğundan ve hepsini birbiri ile kombinleyebileceğiniz için dolabın önünde uzun süre ne giyeceğinizi düşünmeden hazırlanabilirsiniz. Sürekli yeni şeyler almak zorunda hissetmediğiniz için de bütçeniz ferahlayacak. Aynı zamanda gerçek tarzınızı öğrenmenizi ve stilinizi belirlemenize yardımcı olur. Neleri giymekten mutluluk duyduğunuzu, ne tür parçalar içinde kendinizi iyi hissettiğinizi öğrenmenize ve kendinize ait bir stil üretmenize yardımcı olur.
Kapsül gardırop kimler için?
Mark Zuckerberg, Cem Yılmaz, Steve Jobs, Drew Barrymoore gibi ünlüler bu akımı takip ediyor. Lakin bu akımı takip etmek için mutlaka ünlü bir yıldız ya da yoğun bir iş insanı olmak gerekmiyor. Birazdan okuyacağınız listede en az üç maddeye “evet” diyorsanız bu akım size de hitap ediyor demektir.
Başarılı insanlar neden aynı kıyafetleri giyiyor?
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ve etkili bileşen kombinasyonlarıyla sunulan bu maskeler, temel sorunları etkili bir şekilde ele alırken aynı zamanda başka faydalar da sağlar. Ayrıca, biraz öz bakım kimseye zarar vermez…
Göz altı maskesi nedir?
Göz altı maskeleri, göz çevresinin hassas cildi için özel olarak tasarlanmış maskelerdir. Bu maskeler genellikle hidrojelden yapılır. Bununla birlikte, bazı maskeler biyoselüloz, kumaş ve diğer cilt dostu malzemelerden de üretilir. Göz altı maskeleri, kalıcı cilt sorunlarını hedeflemeye yardımcı olan vitaminler, mineraller ve diğer önemli bileşenlerle zenginleştirilmiş esanslar ve serumlar ile ıslatılır.
İlk göz altı maskesini bir Güney Koreli bilim insanı icat etmiştir. İlk başlarda, göz maskeleri emülsiyonla kaplanmış bir kumaş kullanılarak yapılıyordu, bu da erken dönem yara bandına benzer yapışkan bir doku oluşturuyordu. Zaman ile , endüstrideki gelişmeler ve öz bakıma verilen önemin artmasıyla birlikte, göz altı maskeleri uygun fiyatlı ve son derece ergonomik ürünler haline geldi.
Kendi gözaltı maskeni kendin yap
Göz altı maskelerinin faydaları nelerdir?
Göz altına uygun bakımı sağlar
Göz altı maskeleri, hassas göz çevresi için süper kahramanlardır. Göz kremleri genel bakım sağlarken, maskeler hedeflenmiş göz bakımı sunar. Güçlü bileşenlerle dolu olan bu maskeler, nemlendirme, sıkılaştırma, aydınlatma ve şişlikleri azaltma gibi konulara odaklanır. Bu maskeleri uygulamak, aktif bileşenlerin inatçı göz altı sorunlarına odaklanmasını sağlar ve cilt bakım rutininizin etkinliğini artırır.
Yorgun gözler için anında ferahlık sağlar
Yorgunluk ve şişliklere karşı gizli silah olarak en iyi göz altı maskelerinin soğutucu ve yatıştırıcı özelliklerinden yararlanabilirsini. Bu maskeler, mini bir spa anı yaratarak gözleri canlandıran sakin bir deneyim sunar.
Nüfuz etme ve emilimi artırma
Göz altı maskeleri, herhangi bir göz kreminin eşlikçisi olabilir. Birlikte çalışarak emilim seviyelerini artırırlar. Maskeler, nemi mühürleyen ve göz kreminin aktif bileşenlerinin daha derinlemesine nüfuz etmesine olanak tanıyan koruyucu bir kalkan oluşturur. Bu çaba, besleyici etkinin en üst düzeye çıkmasını sağlar ve hassas göz çevresinin tam fayda sağlamasını temin eder.
Göz altı sorunları için kapsamlı çözümler sunar
Göz kremleri uzun süreli nemlendirme, ince çizgilerle savaşma ve göz altı morluklarını giderme konularına odaklanır. Aynı zamanda, maskeler şişliği azaltarak, yorgun gözleri canlandırarak ve göz altı bölgesini aydınlatarak anında sonuçlar verir. Her ikisini birleştirerek gözlerin kapsamlı bakımı için dinamik bir ikili oluşturabilir.
İlginizi çekebilir: Göz çevresini korumanın yolları nelerdir?
Göz altı maskeleri nasıl kullanılır?
Göz altı jellerini kullanmak basit bir süreçtir. Bu adımları takip ederek cilt bakım rutininize etkili bir şekilde dahil edebilirsiniz…
Göz altı maskesi ne kadar bekletilmeli?
Göz altı maskesini uygularken, maskeyi kirpik çizgisine olabildiğince yakın yerleştirmeye çalışın, ancak gözün üzerine gelmemesine ve görüşünüzü engellememesine dikkat edin. Maskeyi, 15 ila 30 dakika bekletin. Süre dolduğunda göz altı maskelerini nazikçe çıkarın.
Göz altı maskesini ne zaman kullanmalıyım?
Göz altı maskelerini herhangi bir gün, istediğiniz saatte kullanabilirsiniz. Sabahları, cildinizi temizledikten sonra ve diğer ürünleri uygulamadan önce kullanarak yorgun cildi canlandırmak için hızlı bir destek sağlayabilirsiniz. Ayrıca akşamları, uzun bir günün ardından cildinizi beslemek için de kullanılabilir (yine cildinizi temizledikten sonra). Bazı maskeler gece boyunca kullanılmak üzere tasarlanmıştır, ancak bunu sadece talimatlarda belirtildiği takdirde yapmalısınız.
Göz altı maskeleri gerçekten işe yarıyor mu?
Göz altı maskeleri belirli geçici, kısa vadeli faydalar sağlayabilir:
Anında nemlendirme: Hyaluronik asit, gliserin ve seramidler gibi nemlendirici bileşenler, hassas göz altı bölgesine hızlı bir nem artışı sağlar.
Şişlik giderici etkiler: Çoğu göz altı maskesinin soğutucu etkisi, sıvı birikimini ve şişliği azaltmaya yardımcı olmak için kan damarlarını daraltır. Kafein de vazokonstriksiyona yardımcı olur.
Ancak, göz altı maskelerinin gerçekten göz altı morluklarını tedavi ettiği, ince çizgileri ve kırışıklıkları uzun vadede önemli ölçüde azalttığı veya göz altı torbalarını kalıcı olarak küçülttüğü gibi iddialar daha zayıf bir temele sahiptir.
Uzman dermatologlaragöre, bu maskelerin anlamlı anti-aging faydalar sağladığı veya zamanla kalıcı değişiklikler yarattığı konusunda karışık bir değerlendirme mevcut:
Özet ile, göz altı maskeleri faydalı bir hızlı çözüm sunar, ancak orta ila şiddetli göz altı sorunlarıyla başa çıkarken daha etkili tedavilerin yerini almamalıdır.
Kaynak: Dr. Ajay Sharma. “Everything You Need to Know About Under-Eye Patches”. Şuradan alındı: https://skippereyeq.com/everything-you-need-to-know-about-under-eye-patches/. (18.12.2023).
“What Are Under-Eye Patches and Do They Really Work? According to Board-Certified Dermatologists”. Şuradan alındı: https://www.bostondermadvocate.com/science-of-skincare/what-are-under-eye-patches-for-and-do-they-work. (10.12.2024).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sivilce, akne, yağlanma, soluk cilt gibi problemler yaşıyorsanız, bakımı ihmal etmemelisiniz.
Cilt bakımı, sağlıklı ve canlı bir görünüm için ilk kuraldır.
Bir de bunu doğal yollarda yaparsanız, tadından yenmez.
Meyveler, bu konuda yardımcı olabilir. Uzmanlar, özellikle “incir”e değiniyor.
Yüze incir sürmek, bakın ne işe yarıyor…

İNCİRLİ CİLT BAKIMI
Taze İncir: Taze inciri ezerek veya dilimleyerek doğrudan cildinize uygulayabilirsiniz. Birkaç dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın.
İncir Maskesi: Ezilmiş incirleri, yoğurt veya bal ile karıştırarak bir maske hazırlayabilirsiniz. Bu maskeyi cildinize uygulayıp 15-20 dakika beklettikten sonra ılık suyla durulayın.
İncir Yağı: İncir yağı da cilt bakımında kullanılabilir. Yağı temiz bir pamukla cildinize uygulayabilir ve hafifçe masaj yapabilirsiniz.

İNANILMAZ ETKİLERİ
İncir, yüksek su içeriği ve doğal şekerler sayesinde cildi nemlendirir.
İncir, A, C ve E vitaminleri ile potasyum, magnezyum ve çinko gibi mineraller içerir. Bu besin maddeleri, cildin sağlığını destekler ve cilt dokusunun iyileşmesine yardımcı olabilir.
İncirlerde bulunan doğal asitler ve enzimler, hafif bir peeling etkisi sağlar.
Cilt Elastikiyeti: İncirlerde bulunan vitaminler ve mineraller, kollajen üretimini destekleyebilir ve cildin elastikiyetini artırabilir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Florür, doğal olarak bulunan ve diş sağlığında önemli bir rol oynayan bir mineraldir. Genellikle florür, suya, diş macunlarına ve bazı ağız gargaralarına eklenir.
Florür, ağızdaki bakterilerin asit üretme yeteneğini azaltabilir, bu da diş çürüklerinin oluşumunu engeller.
Aynı zamanda, diş minesinin minerallerini yeniden yapılandırarak dişlerin daha sağlam ve dayanıklı olmasına yardımcı olur.
Peki; Florür besinlerde bulunur mu? Florür olan besinler hangileri? İşte o liste…

DENİZ ÜRÜNLERİ
Balık çeşitleri, karides ve diğer deniz ürünleri, doğal olarak florür içerir. Özellikle deniz tuzları ve deniz yosunları florür açısından zengin olabilir.
ÇAY ÇEŞİTLERİ
Siyah ve yeşil çay, florür açısından iyi bir kaynaktır. Çay bitkileri doğal olarak florür içerir ve bazı çay türleri yüksek miktarda florür içerebilir.
İÇME SUYU
Su, florür içeriği açısından değişkenlik gösterebilir. Bazı bölgelerde içme suyuna florür eklenir, bu da suyun florür içeriğini artırabilir.
SEBZELER
Kabak, Kereviz ve Ispanak; Bu sebzeler doğal olarak az miktarda florür içerebilirler, ancak florür miktarları genellikle düşüktür.
Yağmur Dinç
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı.
2024-2025 eğitim öğretim yılı 9 Eylül 2024 Pazartesi günü başlayacak.
Uzmanlar, çocukluk çağında uygunsuz çanta kullanımının, bel, boyun, sırt ağrısı, omurga eğriliği ve kamburluğun aralarında yer aldığı çeşitli kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.
Bu uyarılar doğrultusunda doğru çanta seçimi öne çıkıyor.
ÖĞRENCİLER İÇİN MADDE MADDE “OKUL ÇANTASI” UYARILARI
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Uran Şan, okul çantası için öğrencilere uyarılanda bulunarak, dikkat edilecekleri şöyle sıraladı:
-Sırt çantası ağırlığının çocuğumuzun kilosunun yüzde 10’unu geçmemesi lazım. Çocuğumuzun 40 kilogram olduğunu düşünürsek kullanması gereken maksimum ağırlıktaki çantanın 4 kilogramı aşmaması gerekiyor.
-Takılan çantanın en alt seviyesi, bel çukurunun 10 santimetre aşağısını aşmamalı.
-Kalça bölgesine kadar sarkan sırt çantalarını önermiyoruz.
-Okul çantalarının sırt bölümünde dolgu malzemesinin olması gerekiyor.
-Çocuğumuz okula ağır bir kitap götürecekse bu kitabın mutlaka çantanın sırta en yakın bölmesine konulmasını istiyoruz. Kalan eşyaların da çantanın sağ ve soldaki diğer bölmelerine eşit dağıtılmasını öneriyoruz.
-Çantayı tek omuza takma veya çapraz kullanımdan kaçınılmalı.
-Sırt çantasının göğüs veya bel kemerinin bulunması, yük dağılımının vücudun her tarafına eşit şekilde aktarılmasına yardımcı olur.

OKUL ÇANTASI NASIL TAŞINIR?
Okul çantasının iki omuz askısının bulunması, çantanın iki omuza takılması, tek omuza takma veya çapraz kullanımdan kaçınılması önemli. Tek taraflı veya çapraz asıldığında çantanın yükü, omurganın her iki tarafına eşit olarak dağıtılamıyor. Asimetrik yük dağılımı nedeniyle çocuklar uzun dönemde birtakım omurga sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor.
OMUZ ASKILARI NASIL OLMALI?
Omuz askılarının özelliği de son derece önemli. Uygun ve doğru bir sırt çantasında omuz askılarının mutlaka çantanın ağırlığını her iki omuza eşit biçimde dağıtacak şekilde dizayn edilmesi, eşit uzunluğa, ayarlanabilir özelliğe ve dolgu malzemesine sahip olması son derece önemli.

DOLGUSUZ ASKILI SIRT ÇANTALARI ZARARLI
Şan, bu konuda “Çocuklara bazen dolgusuz askılı sırt çantalarını görüyoruz, bu durumlarda çocuklarımız omuzlarında şiddetli bası semptomları yaşamakta, bu, kas ve tendon yaralanmalarına sebep olabilmektedir.” uyarısında bulunuyor.
DOĞRU OKUL ÇANTASI SEÇİLMEZSE YAŞANACAKLAR
Yapılan araştırmalar, çocukluk çağı döneminde uygunsuz çanta kullanımı, bel, boyun, sırt, omuz ağrısı, kol ve bacaklarda güçsüzlük, uyuşma hali, halk arasında omurga eğriliği olarak bilinen “skolyoz”, kamburluk olarak bilinen “kifoz”un da aralarında yer aldığı çeşitli kas-iskelet sistemi sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceklerini gösteriyor.

ÇANTA BOYLARI NASIL OLMALI
Şan, çanta boyutlarının nasıl olması gerektiğine ilişkin de şu bilgileri paylaştı:
Çanta uzunluğu çocuğumuzun boyuyla doğru orantılı olmalı. Her zaman en büyük çanta, en iyi çanta anlamına gelmez. Bazen sırt çantasının boyutu büyüdükçe içine atılacak gereksiz eşyaların da miktarı artıyor ve çocuklarımız omurga üzerinde gereksiz ağırlıklara maruz kalabiliyor.
Sırt çantası takıldıktan sonra da çocuğumuzun üzerinde birtakım ayarlamalar yapılması son derece önemli. Yapılan araştırmalara göre, çocuğumuzun taktığı çantanın en alt seviyesinin bel çukurunun 10 santimetre aşağısını aşmaması gerekiyor yani kalça bölgesine kadar sarkan sırt çantalarını çocuklarımıza önermiyoruz.
ENGEBELİ ARAZİDE ÇEKÇEKLİ ÇANTALAR
Eğer koşullar uygunsa, okula ulaşımda arazi, yollar çok engebeli değilse, bazen sırt çantasına alternatif olarak kulplu veya ‘çekçekli’ denilen tekerlekli okul çantalarını da önerebiliyoruz. Böylelikle omurga üzerine yük binmesini de minimalize etmiş oluyoruz.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATV’nin beğeniyle izlenen yarışması Kim Milyoner Olmak İster, her hafta olduğu gibi bu hafta da izleyicilerin büyük beğenisini kazandı.

Artık Oktay Kaynarca’nın sunumuyla ekranlara gelen yarışmada, bu hafta başarılı performanslar yer aldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yarışmaya katılan Kayra Özyar isimli yarışmacı, başarılı bir performans sergiledi.

BEŞİNCİ SORUDA KURTLAR VADİSİ SORUSU ÇIKTI
Yarışmacının beşinci soruda karşısına, “43. Bölümde vuruldu, 45. Bölümde öldü” diyen bir ‘Kurtlar Vadisi’ hayranının bahsettiği karakter hangisidir?” sorusu çıktı.

OKTAY KAYNARCA DUYGUSAL ANLAR YAŞADI
Soruyu yarışmacıya okuyan ünlü sunucu Oktay Kaynarca, duygusal anlar yaşadı.
Kim Milyoner Olmak İster’de Oktay Kaynarca’yı duygulandıran soru! İşte Milyoner’e damga vuran o an!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Emre Kabakuşak’ın yönetmenliğini üstlendiği, Eda Tezcan’ın kaleme aldığı, dizinin kadrosunda ise Burak Deniz, Su Burcu Yazgı Coşkun’un Gürkan Uygun, Mesut Akusta, Rüçhan Çalışkur, Kenan Bal, Yıldız Kültür, Özlem Türkad, Eren Vurdem, İrem Altuğ, Kerem Aslanoğlu, Emel Çölgeçen, Ecem Çalhan, Nazan Diper, gibi çok başarılı isimler de yer alıyor.

Heyecan dolu 2.bölümü ile Bir Gece Masalı 10 Eylül Salı akşamı atv’de.
Bir Gece Masalı 2.Bölüm Fragmanı yayınlandı izle!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2015 yılında dünyaevine giren Ceyda Düvenci ve Bülent Şakrak, dostça ayrılmaya karar vermiş, 8 yıllık evliliklerini 10 Temmuz 2023’te resmen bitirmişti.

Boşanma sonrası adeta kendini baştan yaratan Ceyda Düvenci, önce fazla kilolarından kurtuldu sonra gönül defterinde yeni bir sayfa açtı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

2024 yılı Ceyda Düvenci için yeni başlangıçların yılı oldu.

Bülent Şakrak ile yollarını ayırdıktan sonra kalbini radyocu Güçlü Mete’ye kaptıran Ceyda Düvenci’nin şu sıralar aşkı doruklarında yaşıyor.

El ele davetlere katılan Ceyda Düvenci – Güçlü Mete çifti birbirlerine olan aşklarını her fırsatta haykırıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sabahları karışık ve kıvırcık saçlarla mı uyanıyorsunuz? Bu hemen hemen hepimizin başına gelmiş olabilir. Karışık, düğümlü ve dağınık buklelerinizi fırçalamanız gerektiğini anladığınız an, çok fazla saçınızın döküleceğini de fark ediyorsunuz. Ama burada umutsuzluğa kapılmayın!
Karışık saçlarla uğraşmak gerçekten dağınık, zaman alan ve acı verici olabilir, bu saç durumundan kurtulmak için bir çözüme ihtiyacınız var. işte, dolaşmayan saçlarla uyanmak için ipuçları;

1. İPEK YASTIK KILIFI KULLANIN
Geceleri dolaşan saçların önüne geçmek için atabileceğiniz en sağlıklı adım, pamuklu yastık kılıfını ipek bir yastık kılıfına geçirmektir. Pamuk ve diğer malzemeler sürtünmeye neden olur ve ayrıca saçı esansiyel doğal yağlardan yoksun bırakır, bu da saçların kurumasına ve karışmaya meyilli olmasına neden olur. Saç derisinin etrafındaki ipek bir yastık kılıfı veya ipek bir eşarp, kısa sürede pürüzsüz görünen buklelere sahip olmanızı sağlayacaktır.
2. GEVŞEK BİR ÖRGÜ YAPIN
Yatmadan önce saçınızı bölümlere ayırın ve ipek bir toka ile gevşek bir örgü yapın. Bu, yağların saç boyunca dağılmasına ve dolaşıklığın önlenmesine yardımcı olacaktır.
3. SAÇ UÇLARINI YAĞLAYIN
Saçınız karışmaya meyilliyse yağ sürmelisiniz, bunu yapmak elektriklenmeyi ve kırılmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, yağlama saçı nemli tutabilir, saç büyümesini iyileştirebilir, kepeği önleyebilir ve parlaklık ve parlaklık sağlar. Saç yağlama, yağ gece boyunca saçta bırakıldığında en faydalıdır.
4. ODA SICAKLIĞINI NORMALDE TUTUN
Saçın kurumasını önleyeceği için oda sıcaklığını normal seviyede tutun. Bu önemlidir çünkü yaz sıcağı saçınızı kuru ve sert yapabilir ve kış da saçlarınız için sert olabilir. Ancak normal sıcaklıkta kalmak saçın kurumasını ve kırılmasını önler.
5. SAÇINIZI TARAYIN
Her gece saçınızı nazikçe aşağı doğru tarayın. Ancak saçınızı önce parmaklarınızla nazikçe açın ve ardından tarayın. Sabahları bile, budakları nazikçe aşağı doğru fırçalayın. Dolaşmaları ayırmak için dolaşık açıcı ürünler de kullanabilirsiniz.
6. SAÇ KREMİ KULLANIN
Şampuanlamadan sonra daima saçınızı şekillendirin. Koşullanmamak için hiçbir mazeret yoktur. Saç tipinize göre uygun bir saç kremi kullanın. Klimalar nemi hapseder ve siz dönerken ve dönerken dolaşmayı önler.
7. ISIL İŞLEMLERDEN KAÇININ
Bukle maşası, düzleştirici veya fön makinesi gibi ısıyla şekillendirme aletleri hassas saçlarınızı etkileyebilir. Bu nedenle ısıl işlemlerden kaçının ve bu tür tedavileri almanız gerekiyorsa, bukleleri pürüzsüz ve düğümsüz tutmak için haftada iki kez nemlendirici saç maskesi kullandığınızdan emin olun.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi farkında olmadan doğru temizleyici ya da doğru metaryal kullanmıyor ve makyaj temizleme işlemini yaparken cildine büyük zararlar veriyor. Makyaj temizleyici seçimi yapılırken ise mutlaka cilt tipine uygun şekilde yapılması gerekmekte. Hem makyaj temizleyicinin, hem de kullanılan bütün cilt bakım ürünlerinin cilt tipine uygun olması gerekmekte. Peki en çok yapılan makyaj temizleme hataları neler?
Makyaj temizlerken sakın bunları yapmayın!
Makyaj temizleyiciler genellikle yüz için özel şekilde yapılmıştır. Örneğin yüzümüzde bulunan bazı kısımlar, yani gözler ve dudaklar diğer bölgelere göre daha farklı yapıda ve hassas olduğu için bu kısımların temizliğinde özel geliştirilmiş bazı ürünler yer almalıdır.
Eğer makyajı tek bir ürünle çıkarmak istiyorsanız, kullanacağınız ürünün gözlerinize ve dudaklarınıza uygun olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz. Bunun yanında kullandığımız makyaj malzemeleri son derece kaliteli de olsa cildimizde istenmeyen problemlere sebep olabilmektedir.
Makyajı temizlemenin ihmal edilmesi halinde ciltte çeşitli kalıntılar ve izler kalabilmektedir.
Temizlerken oldukça narin olmalısınız!

Makyajlı cildinizi temizlerken sert hareketlerden kaçınmalısınız. Nazik masaj hareketleriyle temizlemeye dikkat etmelisiniz. Makyaj temizleyiciler içerisinde pek çok farklı madde içermektedir.
Cildinizin pH değerine mutlaka dikkat edin
Bunun yanı sıra kullanacağınız makyaj temizleyicinin içeriğine dikkat etmeli ve cildinizin pH değerini önemsemelisiniz. Kullandığınız ürünler aon derece kaliteli olmalı, çünkü kalitesiz makyaj temizleyicilerin makyajınızı tamamen çıkarmadığı bilinmekte.
Yalnızca su ile temizliyorsanız dikkat!
En fazla yapılan yanlışlardan biri yüzü yalnızca su ile temizlemek olarak biliniyor. Makyajı tamamen çıkarmadan su ile temas temizlik hissi yaratabilir ancak bu olay derinlemesine temizlik sağlamamakta. Yani makyaj hala yüzünüzde kalmaya devam eder.
Bu sebeple ilk aşamada ‘misel su’ denilen bir makyaj temizleyici kullanılmalı. İkinci aşamada ise temizleme jelleri, köpükler gibi ürünler kullanılabilmektedir.
Cilt temizliği yapılırken sıklıkla yapılan hatalardan biri de sıcak su ile yıkamaktır. Sıcak su cildimizin yağ dengesini bozduğu için tavsiye edilmez. Cildi aşırı ovmadan hafif bir masaj gibi ılık suyla temizlemek en iyisidir. Cilt soyucu, maske gibi ürünleri kullanırken dikkatli olunması gerekir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadınlar için oldukça önemli olan kirpikler, yüz güzelliğinin önemli bir parçasıdır. Pek çok kişi kirpiklerin hem daha uzun hem de kıvrık görünmesi için farklı ürünler kullanmaktadır. Ancak bu durum kişinin kendi doğal kirpiklerine kimi zaman zarar da verebilmektedir. Özellikle içinde kimyasal maddeler barındıran rimeller bazı kişilerde alerjiye neden olurken, takma kirpik de doğal kirpiklerde tahribata neden olabilmektedir.
Ok gibi kirpikler için sihirli ve doğal formül!
Çok eski zamanlardan beri kullanılan maskaralar, bu sebeple kirpiklerin uzun süre etkileyici bir şekilde durmasını sağlasa da, kimi zaman kirpiklerde dökülmeye neden olabilmektedir.
Kirpiklerin dökülmemesi ve doğal yoluyla uzaması için düzenli olarak bakım yapmak da oldukça önemli. Bunun yanı sıra maskarayı tam olarak temizlemek de oldukça önemli koşullardan biri.

Ayrıca kirpiklere sürülen kimi kimyasal yağlar, kirpik ve göz yapısına zarar verebilmekte. Ancak kirpiklerinize süreceğiniz doğru, doğal ve besleyici olan yağlar çok daha uzun ve dolgun kirpiklere sahip olmanıza yardım edebilir. İşte kirpiklerinizi doğal yollarla uzatmak için sihirli formül…
Kirpikleri uzatmak için hazırlayacağınız doğal formülün malzemeleri:
Birkaç damla badem yağı
2 yemek kaşığı kadar Hindistan cevizi yağı
1 ila 2 çay kaşığı kadar Hint yağı
Hazırlanışı:
Öncelikle bütün elinizdeki yağları bir kabın içerisine alarak hepsini iyice karıştırın. Sonrasında temiz bir maskara fırçası ya da kulak çöpü vasıtasıyla karışımı tüm kirpiklerinize sürün. Bu işlemi farklı günlerde de yapabilir ve bir ay boyu tekrarlayabilirsiniz. Böylece sonuç almanız hızlanacaktır.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı gerçekleştirilen Üzüm Festivali renkli görüntülere sahne oldu
Omuzlarına aldıkları 2 kelterde toplam 50 kilogram üzümü 500 metre koşarak taşıyan yarışmacılardan bazıları düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti
MANİSA – Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı düzenlenen ve ilçenin tanıtımına büyük katkı sağlayan Üzüm Festivalinde yapılan kelter yarışması renkli görüntülere sahne oldu. 20 yarışmacıdan 10’unun tamamlayabildiği yarışmada bazı yarışmacılar üzümlerle birlikte yere düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti.
Dünyaca ünlü Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümün yetiştiği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bir yandan hasat devam ederken, diğer yandan üreticiler günün yorgunluğunu ve stresini, Alaşehir Belediyesi organizasyonunda düzenlenen 6. Üzüm Festivalinde attı.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda başlayan ve 5 Eylül Alaşehir’in kurtuluşuna kadar devam edecek olan Alaşehir 6. Üzüm Festivalinde 20 kişi 50 kiloluk üzüm kelterleriyle 500 metrelik mesafeyi en hızlı koşabilmek için yarıştı. Pazar Camii önünden Belediye binasına kadar yaklaşık 500 metrelik Sevgi Yolunda Motosikletli Zabıtaların eşliğinde 5’erli gruplar halinde koşan yarışmacılar zaman zaman zor anlar yaşadı. Bazı yarışmacılar kelterleri bırakırken bazıları da dengelerini kaybedip üzüm yüklü kelterlerle birlikte düştü.
Yarışmanın sonunda Mehmet Özcan 1 dakika 13 saniye 93 salise ile birinci, Hüseyin Ula 1 dakika 18 saniye 23 salise ile ikinci, Uğur Özcan ise 1 dakika 18 saniye 71 salise ile üçüncü oldu.
Bağdan geldi yarışmada birinci oldu
Üzüm bağında öğlen saat 14.00’a kadar çalıştıktan sonra yarışmaya katıldığını belirten yarışmanın birincisi Mehmet Özcan, “Biraz zorlandım. Bağda çalışıp da geldim yine de kazandım. Biraz zorlandım.”
Yarışmada üçüncü olan Uğur Özcan ise yarışmaya hasta bir şekilde geldiğini belirterek katılıp katılmamakta tereddüt ettiğini ancak katılarak yarışmada üçüncü olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Yarışmanın ikincisi olan Hüseyin Ula ise şunları söyledi: “Belediyenin parkında çalışıyorum. Çift iş yapıyorum. Sabah bağda öğleden sonra da belediyenin parkında garson olarak çalışıyorum. Zorluk çekmedim ama yine de yoruldum.”
“Görevlerimizden biri yöresel ürünlerimizi n plana çıkarmak”
Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Alaşehir’in ve ilçeye özgü yöresel ürünlerin tanıtımı için festivallerin önemine değinerek, “Üzüm Festivalimiz geleneksel hale geldi. Her sene Üzüm Festivalimizi yapıyoruz. Bu Festivalimizin bir etabı da kelter çekme yarışması. Çocuklarımız Sevgi Yolunda yukarıdan aşağıya doğru, arada yaşanan kazalar da oluyor, koşarak dereceye girenler belli oldu. Bizim görevlerimizden bir tanesi de yöresel ürünlerimizi ön plana çıkarmak. Alaşehir Ekmeği, Tahinli Pidesi, Kapaması, Sultani Üzümü, Yaprağı meşhurdur. Sultani Üzümümüzü Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz. Bu festivaller de buna aracı oluyor. En güzel üzüm yarışmamızı yaptık, kelter çekme yarışmamamızı yaptık akşam da Ceylan Ertem konserinde halkımızla buluşacağız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Kars, Ardahan ve IğdırTürkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
“Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir”
ANKARA – Ankara’da düzenlenen ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” dedi.
Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Başkent Millet Bahçesinde Kars-Ardahan-Iğdır Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’ başladı. 3 şehre özel yemekler Başkentte görücüye çıktı. Etkinliğe getirilen kazlardan birine ise yılın altın kaz ödülü verildi. Ardahan’ın Göle ilçesinden gelen kaşar üreticileri Ankaralılara geleneksel kaşar yapımını uygulamalı olarak gösterdi. Etkinlik, 8 EylülPazar günü saat 22.00’de son bulacak.
“Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji açısından Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine katkı sağlayan önemli şehirler olduğunu ifade etti. Bu şehirlerde Türkiye’nin elektriğinin üretildiğine ve hidroelektrik santrallerden enerji sağlandığına değinen Bakan Bayraktar, “Kars, Ardahan ve Iğdır’da Türkiye’nin en önemli güneş potansiyelini, güneş enerjisinden elektrik üretimi için bu şehirleri değerlendiriyoruz. Ama bunların ötesinde; Kars, Ardahan ve Iğdır sadece Türkiye için değil aynı zamanda dünya ve Avrupa için Bakü-Tiflis- Ceyhan ile Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir. Sadece balıyla, peyniriyle, kaz etiyle değil bize verdiği enerjinin yanı sıra doğalgazıyla, petrolüyle, beton iletimiyle ve elektrik üretimiyle Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir” diye konuştu.
“Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz”
Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine enerji kattığını ifade eden Bayraktar, “Bu üç şehrimize de henüz doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmanın ardından bakana plaket takdim edildi ve kurdele kesildi. 8 Eylül’e kadar devam edecek olan etkinliğin açılış gününde alana getirilen beş kazdan en güzel olanına altın kaz ödülü verildi. Kars kaşarı, kaz eti ve lokma ikramları yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlık ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı arasında ocak ayında imzalanan iş birliği protokolünde alınan kararlar doğrultusunda çalışmalar sürüyor.
Protokol ile çocukların psikolojik, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin desteklenmesi başta olmak üzere sosyalleşmelerine katkı sağlanması amacıyla proje geliştirme, sosyal, sanatsal ve kültürel etkinlikler gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.
Bu kapsamda Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca 2019 yılından bu yana yürütülmekte olan ‘Türk Masal Külliyatı Projesi’nde yeni bir uygulama hayata geçiriliyor.
Proje kapsamında 10 masal görme engelli çocuklar için Braille alfabesi ile hazırlandı. Mobil uygulama için hazırlanan masallarda işitme engelli çocuklar için de gerekli altyapı çalışmaları devam ediyor.
Bunun yanı sıra çağın gereklerine uygun şekilde masalların animasyona uyarlamaları yapılarak çocuklara ulaştırılacak. Proje ile Türk anlatı geleneğinin önemli bir parçası olan ancak unutulmaya yüz tutan Türk masallarının koruma altına alınıp gelecek kuşaklara eşsiz bir kültür hazinesi bırakılması hedefleniyor.

ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENDİ
Protokol çerçevesinde bu yıl içerisinde tiyatro, kukla, müzik ve diğer güzel sanatlar ile edebiyat alanında çocuklar için çeşitli etkinlikler organize edildiği kaydedilen açıklamada, “Bu kapsamda geleneksel Türk kültürünün önemli unsurlarından olan masal anlatıcılığı ve meddahlık geleneğini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Masal ve Meddah Şenliği de düzenlendi” ifadelerine yer verildi.
ÇOCUKLAR İÇİN TÜRK MASALLARI
Yapılan iş birliğince Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından gönderilen Çocuklar için Türk Masallarından Seçmeler isimli 1500 kitabı içeren 300 masal kitabı seti çocuk bakım kuruluşlarına gönderildi.
Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘KAZIKÇI’ ALGISI!
Öte yandan ticarette hesabını kitabını yapar, öyle iş yeri açarsın. “Küçük esnafı koruyacaklar” diye kimse bir işe başlamaz.
Özellikle turistik ya da lüks semtlerde bazı küçük esnaflar, çevrede zincir market yoksa ya da marketler kapalıysa gelen müşteriyi “Bana gelmeye mecbur kaldı” diye düşünüp yüksek fiyattan ürün satıyorlar.
Su fiyatına isyan eden vatandaşın dediği gibi marketten biraz pahalıya satsınlar ama 3,5 TL’lik küçük suyu 10 TL satınca ‘kazıkçı küçük esnaf’ algısı oluşuyor.
Oto tamircisinden restoranına, manavından tesisat ustasına kadar birçok meslek ve sektörde küçük esnaf tutturabildiğine fiyat çekiyor.
Böyle olunca da vatandaş zincir marketleri, kurumsal firmaları ve servis hizmetlerini tercih ediyor.
***
FINDIĞI DA AFRİKALILAR TOPLUYOR
Giresun’da fındık toplayan Afrikalı öğrenciler haber oldu.
Üreticiler, Afrikalı öğrencilerin çalışma performansından, öğrenciler de para kazanmaktan memnun.
Bu tarz haberleri çok sık okumaya başladık. Koyunlara Afgan çobanlar bakıyor, tarlada, tekstil fabrikalarında Suriyeli göçmenler çalışıyor, çayı Afrikalılar topluyor vs.

Gençlerimiz ise işsizlik garantili üniversitelerde, kafelerde, sosyal medyada yıllarını boşa harcıyor!
Gençlerimizde verilen maaşı ve işi beğenmeme huyu da var. Ama bazı işverenler de düşük maaşa köle gibi işçi çalıştırmak istiyor.
İşveren kim düşük ücretle çok çalışırsa onu tercih ediyor.
Acaba kaçak, sigortasız çalışan göçmenlerin SGK primleri ödense piyasa nasıl şekillenir?
***
6 KİŞİYİ EZ, 10 AY YAT!
KONYA’da, otomobiliyle yayalara çarpıp üçü çocuk, altı kişinin ölümüne, dört kişinin de yaralanmasına neden olan Sefa Selvi (20), 10 aydır cezaevindeydi.
Davası sonuçlandı iyi hal indirimi uygulanarak beş yıl hapis cezasına çarptırılıp ehliyetine iki buçuk yıl süreyle el konularak tahliye edildi.
Kazada asıl kusurlu olanlar yaya geçişi olmayan bir yerden şoförün göremeyeceği bir noktadan aniden yola çıkan yayalar.

Ancak sürücü de hız limitinin 80 olduğu yerde 110-120 ile gitmiş.
Fren izi 90 metre!
Kazada tam altı kişi ölmüş ve Selvi sadece 10 ay hapis yatmış!
Bu kadar insanın öldüğü bir kazada sürücünün de hatası varsa verilen ceza çok az!
***
ŞANSSIZ KRAL
İngiliz Kraliyet Ailesi’ne yakın bir kaynak, kanser hastası Kral 3’üncü Charles’ın iyileşmekte olduğu izlenimini verildiğini ancak hâlâ çok hasta olduğunu iddia etti.
Kralın dışarı adım attığı an çok yorulduğu ve ziyaretlerin sürelerinin kısaldığı da ileri sürüldü.
Haberde böyle durumlarda Kraliyet Ailesi’nde en küçük ölüm ihtimali bile dikkate alınarak cenaze hazırlıklarına başlandığı bilgisi de yer alıyor.
Kraliçe Elizabeth, 96 yaşında hayata veda ettiği son güne kadar inatla tahtı oğlu Charles bırakmadan tam 70 yıl kraliçe kalmıştı.

Charles kral olmayı bekleyerek yaşlandı.
Tam kral oldu, kansere yakalandı.
Şimdi 75 yaşında tahtın başında ama sağlık sorunlarıyla boğuşuyor.
Charles şanssız kral olarak tarihe geçecek gibi gözüküyor.
Galler Prensi William ise babasına göre şanslı. 42 yaşında ve genç sayılabilecek yaşlarda kral olacak gibi gözüküyor.
Birçokları Kral 3’üncü Charles’ın ölen eşi Prenses Diana’nın ahını aldığına inanıyor.
Ölünün arkasından konuşulmaz lakin Diana da koskoca Galler Prensi’ni defalarca aldatmıştı!
***
HABER OLMASAYDI
ANKARA’da iş kazasında yaralanan bir işçiye, sigortası yapılana kadar müdahale edilmedi.
İşçinin dört aydır sigortasız çalıştırıldığı, işletmenin ceza yememek için sigorta girişini yaptıktan sonra sağlık ekibi çağırdığı iddia edildi.

Bunların Allah’tan korkusu yok! Sigorta yaptırana kadar ambulans çağırmamak büyük vicdansızlık.
Neyse ki, olay basına yansıdı. SGK müfettişleri işverene ağır bir ceza keser!
Ya bu haber basına yansımasaydı ne olacaktı? İşçiyi biraz para verip sustururlardı herhalde. Yıl olmuş 2024 hâlâ sigortasız işçi çalıştıran işverenler var! Kim bilir kaç kişi sigortasız çalıştırılıyor?
***
Altyazı
“Doğru bir insan olmanın çok zor olduğu bir çağdayız. Sonsuz sayıdaki karakterlerin arasından seçilmiş kişilik özelliklerinin toplamından ibaretiz. Ve hepimiz kendimizi rollerimize kaptırmışken ruh eşi gibi bir şeyin olması mümkün değildir. Çünkü ruhlarımız bile sahte.” (Gone Girl)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çöldeki bu müzik ve sanat festivalinin Türk müdavimleri arasında, Şeyma Subaşı, Belçim Bilgin, Yağmur Ünal, Süreyya Yalçın, Oğulcan Engin, Hacı Sabancı ve Elisabeth Mas gibi daha pek çok isim vardı. Ancak festivalin ana fikri olan dünyevi zevklerin geri planda bırakılmasına ters düştüğü için internet erişimi kısıtlanınca ünlülerimiz yavaş yavaş ayağını kesmeye başlamıştı!

Önceki gün festival sona erince paylaşımlar başladı. Ancak baktım ki, Türk müdavimlerden ses soluk yok. Bir tek ünlü model Şevval Şahin’in paylaşımlarına rastladım. Görünen o ki, bu yıl kendini çöle vuran ve tozun toprağın içinde birkaç gün geçiren sadece Şevval Şahin olmuş. Bizimkiler “İnternet yoksa biz de yokuz” diyor anlaşılan…
DİKKAT KARAVANDABEBEK VAR!
Haziran 2019’da basketbolcu Caner Erdeniz ile evlenen ve aynı yıl kasımda kızı Vina’yı dünyaya getiren ünlü oyuncu Müge Boz, 1 Haziran’da da oğlu Rika’yı kucağına almıştı. Müge Boz- Caner Erdeniz, henüz üç aylık olan Rika’yı tatile çıkardı.

Hem de karavanla… Evet yanlış okumadınız; ünlü çift, kızları Vina ile her yıl olduğu gibi yine karavan tatiline çıktı. Bu kez yanlarında üç aylık Rika da var. Vina’yı karavana alıştırdılar ama üç aylık Rika ile tatilleri nasıl geçecek merak ediyorum doğrusu…
BAE’DEN MİSAFİRİ GELDİ
Mücevher markasıyla dünyaca ünlü birçok ismin radarına giren Milka Karaağaçlı İnce, geçtiğimiz günlerde Arap dünyasından önemli bir ismi İstanbul’da konuk etti.

Aldığı ödüllerle kadınlara ilham veren, girişimci ve motivasyon konuşmacısı olan Birleşik Arap Emirlikleri’nden Sara Al Madani, Milka Karaağaçlı İnce’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Milka Hanım ile kadınların gücüne vurgu yapan bir podcast yayını yapan Madani, gelmişken İstanbul’u da keşfetti. Özellikle tarihi mekanlara büyük ilgi gösteren Madani, gördüklerini sosyal medyadaki yaklaşık 1.5 milyon takipçisiyle de paylaştı.
NÖBETÇİ TATİLCİLERDAVETTE BULUŞTU
İstanbul’un elitleri, Bodrum’u terk edip şehre döndü ama geride nöbetçi bırakmayı da ihmal etmediler. Bodrum’a sahip çıkan nöbetçi tatilciler, önceki gün bir davette buluştu. Selçuk Tümay ve eşi Evin Tümay, Bodrum’da bu yaz ilk sezonunu geçiren bir otelde şık bir davet verdi.

Bodrum’da tatil yapmaya devam eden iş ve cemiyet hayatından ünlü isimlerin bir araya geldiği davet kokteyl ile başlayıp yemekle devam etti. Muhteşem manzarada yenen yemekteki en önemli konu tabii ki, tatildi! Bodrum’da sezonun nasıl geçtiğini değerlendirilip yeni tatil planları yapıldı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sevgililer, geçenlerde Mustafa Mert Koç’un sahne aldığı mekanda iki ayrı masada eğlendi. Yan yana görüntülenmek ve dikkat çekmek istemeyen çift, ayrı ayrı yerlerde durup birbirlerine kaçamak bakışlar atarak Koç’u dinledi. Balıkçılığa meraklı Çağatay Ulusoy, sevgilisine de bu hobisini aşılamış olacak ki Sümeyye Aydoğan da bir anda balıkçılık ile ilgili paylaşımlara başladı. Çift son olarak İsviçre’de baş başa tatil yaptı. Bakalım ikili daha ne kadar saklanacak.
HER AY YENİ SİNGLE
TÜRK müziğinin önemli isimlerinden Mustafa Keser’in oğlu Emrah Keser, 2018 yılında babasının bestelerinden oluşan bir albüm çıkarmıştı. Keser, uzun bir aradan sonra ‘Kul Olurum Sana’ isimli hareketli single çalışmasıyla tekrar müzik piyasasına giriş yaptı…

Babasından farklı bir tarz seçip bundan sonraki süreçte de aynı tarz şarkılar yapmaya devam edeceğini söyleyen Emrah Keser’in her ay bir single şarkı çıkaracağını öğrendim.
‘KORKMA SENİ YEMEYİZ ÖZCAN DENİZ!’
Alaçatı sokaklarında belirli haftalarda manasız bir itiş-kakış yaşanıyor. Ve bu olay nedense hep Özcan Deniz’in sahne aldığı gün oluyor. Özcan Deniz sahneden indikten sonra, korumalarının “Yolu açın” nidaları eşliğinde, yüzünde bir tebessüm ile yürüyor.

Geçen gün aynı hadisede kadının biri “Ne yapayım Özcan Deniz’i” diyerek güzel bir kapak yaptı kendisine… Bir diğer vatandaşın ise “Korkma seni yemeyiz Özcan” diye bağırdığı duyuldu. Bu sözleri duyunca yüzü bir anda asılan Deniz, hızla minibüsüne bindi. Bazı isimlerin böyle egosal hareketlere girdiğini görünce beni bir kahkaha alıyor sormayın gitsin… Böyle janjanlı gösteriler mazide kaldı!
BABA-OĞULDÜETİ
MUSTAFA Topaloğlu ve oğlu Çağlayan Topaloğlu, müzikseverlere unutulmaz bir sürpriz yaptı.

Baba-oğulun birlikte seslendirdiği ‘Harbi Tutuldum’ son günlerin en çok konuşulanları arasında… Özellikle Z kuşağı, “Beni kendi kuşağım anlamadı gençler siz anlayın” diyen Mustafa Topaloğlu’nun ciddi fanı olmuş.
FRAGMAN KONUŞULDU
Sezonun iddialı komedisi ‘Meşru Gayrimeşru’ filmi 27 Eylül’de sinemaseverlerle buluşuyor. Filmin yayınlanan uzun fragmanı oldukça ses getirdi.

Yapımcılığını Orhan Şeddatlı’nın üstlendiği, Ömer Kaydı tarafından yazılıp yönetilen filmde Kemal Uçar, Şahin Sarsu, İbrahim Temizoğlu, Yusuf Uyar, Barış Akkoyun gibi genç kuşak oyunculara duayen Erkan Can eşlik ediyor. Film, telefon dolandırıcılarının eline düşen, aynı zamanda baktığı davalar yüzünden baskı gören bir hukuk profesörünün yaşadıklarını anlatıyor.
FİYAT TARTIŞMASI
ANADOLU yakasında ‘Gülmeyen kokoreççi’ olarak nam salan Durmuş Usta’nın fiyat tarifesi günlerdir sosyal medyada çok konuşuluyor.

Yarım ekmek kokoreç 280, çeyrek 250 lira… Birçok kişi böyle bir matematiğin nasıl ortaya çıktığını tartışıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünü ziyaret eden Aykut, çocuklarla bir süre sohbet ederek, sosyal ve sanatsal kurslar hakkında Kuruluş Müdürü Şeyma Kılınç Beyoğlu’ndan bilgi aldı.
Devlet korumasındaki çocuklar için sosyal ve sanatsal kurslar düzenlediklerini belirten Aykut, ” Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çocuklarımızı ziyaret ederek, sanatsal, sosyal ve sportif kurslarımız hakkında yönetici ve eğitmenlerimizden bilgi alıyoruz. Amacımız çocuklarımızın sosyalleşmesini sağlamak. Erzurum Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğümüzde el sanatları, müzik, pasta ve spor kurslarımızda çocuklarımıza sosyalleşe imkanı sağlıyoruz. Diğer kuruluşlarımızda da benzer kurslarımız devam ediyor. Çocuklarımız bizim geleceğimiz, onları en iyi imkanlarla yetiştirmek en önemli görevimiz. Her çocuğumuz bizler için çok değerli. Devletimizin sıcak eli vatandaşlarımızı her zaman sevgiyle kucaklamaya devam edecek. Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi tüm çocuklarımızla sohbet etme imkanı buluyoruz. Bir çocuk gelişir, dünya değişir” dedi.
Çocuklar ise kendileriyle yakından ilgilenen Aykut’a teşekkür etti. – ERZURUM
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÇOCUKLAR DA KULLANIYOR
Elektronik sigara ve benzeri yeni nesil ürünlerin kullanımının tüm dünyada çocuklar, ergenler ve gençler arasında hızla arttığına dikkat çeken Sağlığa Evet Derneği Başkanı ve Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Elif Dağlı, “Endüstri tarafından sağlığa sigaradan daha az zararlı olduğu iddiası ile sunulan bu ürünlerin kullanımı arttıkça, olumsuz etkilerine ilişkin bilimsel tıp dergilerinde yayınlanan raporlar da artmakta” dedi.

SALGIN HALİNE GELDİ
Bu ürünlerin ülkemizde üretimi, ithalatı ve pazarlanması yasak olmasına rağmen e-ticaret kanallarından tedarik edildiğini söyleyen Prof. Dr. Dağlı, “ABD’de bir salgın haline gelen e–sigara kullanımına bağlı görülen yeni hastalıklar ülkemizde de görülmeye başlandı. Bunların artmasından endişe duymaktayız” dedi.

CİĞERLERİ SÖNDÜ
ABD’de yaşayan 20 yaşındaki Karlee Ozkurt, 5 yıl boyunca elektronik sigara kullandı. Geçen mart ayında bu yüzden az kalsın canından oluyordu. Bağımlılığı yüzünden sağ akciğeri iki kez sönen genç kızda kalıcı hasar meydana geldi. Genç kız yaptığı açıklamada, hayattaki en büyük pişmanlığının elektronik sigaraya başlamasının olduğunu söyledi.
ABD’nin Batı Virginia eyaletinde yaşayan 19 yaşındaki inşaat işçisi Draven Hatfield ise 13 yaşındayken ‘zararsız bir alışkanlık’ olduğunu düşünerek elektronik sigara kullanmaya başladı. Şiddetli göğüs ağrısı ve kramplar yaşamaya başlayan gence, Spontan Pnömotoraks (SP) yani akciğer sönmesi teşhisi kondu ve acilen göğüs tüpü takıldı.
İŞTE O KORKUNÇ HASTALIKLAR
E- sigaranın neden olduğu hastalıkları Prof. Dr. Elif Dağlı, şöyle sıraladıı:
PNÖMOTORAKS (Akciğer sönmesi): Diğer deyişle VASP olarak isimlendirilen akciğer zarı yırtılmasıdır. VASP, e-sigara kullanımına bağlı akciğer zarının kendiliğinden patlamasını tanımlayan İngilizce bir deyimdir. E-sigaraların içerdiği toksinler, akciğerin hava keseciklerini zedeler ve balonlar oluşturur. Çevre destek dokusu bozulur ve delikli elastik iltihap tabakası oluşur. Zorlu nefes alma hava basıncını arttır ve ciğerde oluşmuş balonlar patlayarak akciğer zarı yırtılır, cerrahi tedavi gerektirir.
YAĞ ZATÜRRESİ (Vaping- Related Lipoid Pneumonia): Enfeksiyon ile oluşan zatürreden farklı olarak etkeni mikrop değil akciğere e-sigara içinde giren yağ asitleridir. Esigaraların içinde bulunan yağlı kimyasallar akciğer dokusunda iltihabi süreci uyarmaktadır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇ VE OTORİTER BAŞHEKİM GELİYOR
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre; Büşra Pekin, Asena Bülbüloğlu’nun yapımcılığını üstlendiği MF Yapım imzalı dizinin başhekim Süreyya’sını oynayacak. Genç ve otoriter başhekim Süreyya’nın hastaneye gelişi dengeleri değiştirecek. Neslihan Yeşilyurt’un yönetmen koltuğunda oturduğu, Ayça Üzüm ve ekibinin yazdığı dizinin yeni sezon çekimleri 5 Eylül’de başlayacak. Dizinin planlanan yeni sezon ilk bölümü ise 17 Eylül’de ekrana gelecek.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Manken ve oyuncu Yaşar Alptekin her şeyi ardından bırakmış ve maneviyata yönelmişti.

Yaşar Alptekin, son olarak Eminönü’ndeki Marputçular Camii’nde verdiği vaazı sosyal medya hesabından paylaşmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yaşar Alptekin, verdiği vaazda cemaate hayatındaki değişimden bahsederek anne-babanın hayır duasının önemini anlatmıştı.

Kendine bambaşka bir hayat kuran Yaşar Alptekin evinin kapısını merak edenler için açtı.

Yaşar Alptekin’in eşi ile yaşadığı 4 katlı villası adeta bir müze gibi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1.Bölüm Özeti:
“Gelin ata binmiş ya nasip demiş…”
Babası görev yeri Denizli’de bir suikast sonucunda şehit edilen Mahir, yirmi yıl sonra bir komiser olarak babasının katilinden intikam almak için şehre döner.

Ancak şehre geldiği ilk gün mistik bir şekilde tanıştığı güzeller güzeli bir Yörük kızına aşık olur. Adını bir türlü öğrenemediği bu masal perisi gibi kıza Şehrazad ismini takar.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bir yandan aşık olduğu Şehrazad’ı ararken bir yandan babasının katili Kürşat Kilimci’nin açık vermesini bekleyen Mahir beklediği fırsatı Kürşat’ın kızının düğününde yakalayacağını anlar.
Bir Gece Masalı 1. Bölüm Fragmanı izle

Ancak henüz bilmese de bu düğün Mahir’in hayatının sonsuza kadar değişeceği ve bir gece masalının başlayacağı yerdir.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yer aldığı filmlerle adını tüm Türkiye’ye duyuran Yeşilçam’ın en güzel kadın oyuncularından Ahu Tuğba 69 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Uzun bir süredir ABD’de kızı Anjelik ile yaşayan Ahu Tuğba, geçtiğimiz nisan ayında büyük bir trafik kazası geçirmiş, 8 saatlik operasyonun ardından 3 hafta yoğun bakımda tedavi görmüştü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu süreçte bir türlü toparlanamayan Ahu Tuğba ile Miami’deki evinde kızı Anjelik ilgileniyordu.

Ölümü ile sanat camiasını yasa boğan Ahu Tuğba’nın son anlarında da yanında kızı Anjelik vardı

Ahu Tuğba, dün Miami’deki evinde hayata veda etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönem çılgın danslarıyla ekranlarda yer alan, özellikle Ahu Tuğba’nın büyük aşkı olarak nam salan, modellik ve oyunculuk yapan Meriç Erkan geçmişe sünger çekti ve kendini maneviyata verdi.

Meriç Erkan, bir döneme damga vuran isimlerin arasındaydı. Cüppe ve sarıklı haliyle gündem olan Meriç Erkan, yaşadığı değişimi anlatırken gözyaşlarına boğulmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bir dönem televizyon programlarının en meşhur isimleri arasında yer alan Meriç Erkan, katıldığı izdivaç programları ile hafızalara kazınmıştı.

Artık bambaşka bir hayat yaşayan Ahu Tuğba’nın eski aşkı Meriç Erkan maneviyata yönelmiş ve hem görüntüsünü hem adını değiştirmişti.

Ahu Tuğba’nın 69 yaşında hayatını kaybetmesi ile Meriç Erkan yeniden gündeme geldi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mehmet Ali Erbil’in büyük kızı Sezin Erbil, 2009 yılında Evren Yazgan ile hayatını birleştirmişti. 5 yıl kadar önce anneliği tadan Sezin Erbil’in kızına Elisa adını vermişti. Mehmet Ali Erbil’den torunu Esila ile kalpleri ısıtan paylaşım geldi…

3 çocuk babası ünlü şovmenin büyük kızı Sezin Erbil’den olan torunu Esila büyüdü de okullu oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Dede olma mutluluğunu Esila ile yaşayan Mehmet Ali Erbil son olarak sosyal medya hesabından torununun okula başlayacağını paylaştığı kare ile duyurmuştu.

Mehmet Ali Erbil “Torunum okula başlıyor” demiş hayranlarından Esila’ya “Maşallah” yorumları yağmıştı.

Mehmet Ali Erbil torunu Elisa’yı okulun ilk günü yalnız bırakmadı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1978 yılında Türkan Şoray’la başrolü paylaştığı “Sultan” filmindeki Kemal rolüyle yıldızı parlayan Bulut Aras, uzun yıllar sonra yürüyüş yaparken böyle görüntülendi.

71 yaşındaki usta oyuncu değişimiyle dikkat çekerken sevenlerine selam ve sevgilerini iletti: “Beni sevenlere, sayanlara selam ve sevgilerimi sunuyorum. Her şey için çok teşekkür ederim” dedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ

BULUT ARAS KİMDİR?
15 Mart 1953’te Denizli’nin Yukarışamlı köyünde 10 çocuklu bir ailede doğdu. Çocuk yaşlarda pamuk tarlalarında ırgatlık yaptı.

Denizli Ticaret Lisesi’ni bitirdikten sonra, Marmara Üniversitesi Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yer aldığı Yeşilçam filmleri ile hafızalara kazınan Ahu Tuğba, uzunca bir süredir ABD’de yaşıyordu. 69 yaşındaki sanatçı Ahu Tuğba’dan dün gelen acı haber sevenlerini ve sanat camiasını hüzne boğdu.

Ahu Tuğba, Miami’deki evinde hayata gözlerini yumdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Ahu Tuğba, bir süredir ileri seviye astımla mücadele ediyordu.

Oyuncu, geçtiğimiz nisan ayında da trafik kazası geçirmiş, 8 saatlik operasyonun ardından 3 hafta yoğun bakımda tedavi görmüştü.

Yeşilçam yıldızı Ahu Tuğba’nın ölümü biricik kızı Anjelik’i yıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MF Yapım’ın imza attığı, hikayesi ve oyuncu kadrosuyla ekranın en özel dizileri arasında yer alan Taş Kağıt Makas Hayatın Oyunu dizisinin okuma provası yapıldı. Başarılı oyuncu, Uğur Güneş’in yazdığı dizinin yeni karakteri yeraltı dünyasının kilit ismi Mafya Marko’yu oynayacak. Dizinin sevilen oyuncuları yeni sezon öncesi okuma provasında bir araya geldi. Yeni sezonda neler yaşanacağı ise merak konusu oldu.




Ecem AltanHaberler.com – Magazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ticaret Bakanlığı, fenomenlere nefes aldırmıyor. Gizli reklam yapanlara tek tek cezalar gelmeye devam ediyor.
Kitabının linkini verdiği için ceza yiyen bir isim de klinik psikolog ve yazar Esra Ezmeci oldu.
550 BİN TL ÖDEDİ
Show Haber’e konuşan Ezmeci, bu cezanın kendisine önce yazılı olarak geldiğini dile getirdi ve tam tamına 550 bin TL ödediğini açıkladı. Bu cezayı fazla bulan Ezmeci, “Oradaki linki verirken bir ibare yazmamız gerekiyormuş. Bunu o dönem bilmiyordum.Oldukça caydırıcı, çok doğru bir şey.” ifadelerini de kullandı.
Daha önce beş farklı markanın reklamını yaptığı ve gizlediği için 550 bin TL para cezası ödemişti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranlarda yer alan birçok başarılı projede rol alan güzel oyuncu Melisa Şenolsun, Masumlar Apartmanı dizisinde canlandırdığı ‘Rüya’ karakterini canlandırmıştı.
“Aşk Evlilik Boşanma” dizisi için anlaşma sağlayan Şenolsun yeni sezon öncesi tatile çıktı.
Renkli bikinisi ile havuz kenarında poz veren Melisa Şenolsun, iddialı pozlarını deniz kızı ve güneş emojisi ile paylaştı.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Murat Yıldırım, yeni sezonun iddialı dizisi Gizli Bahçe ile anlaşma sağlamıştı.
GÖZÜNDEN AMELİYAT OLDU
Recai Karagöz’ün yönettiği dizide Demir adlı karizmatik bir mimara hayat verecek olan Murat Yıldırımdizi çekimlerine başlamışken küçük bir operasyon için ameliyat masasına yat,tı.
Seti rahatsızlığı yüzünden bir hafta durduran Yıldırım’ın yeniden sağlığına kavuşup yakında sete dönmesi bekleniyor.
İstanbul’un yanı sıra ilk bölüm sahnelerinin bir kısmı Fas ve Kıbrıs’ta çekildi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Deren ve Derin Talu’nun annesi Defne Samyeli, tatilini sürdürüyor.
1 Temmuz’da 52 yaşına basan güzel isim, tatilde verdiği karelerle adından söz ettiriyor.
Tatilde verdiği pozları hayranlarının beğenisine sunan ünlü isim, kusursuz fiziğiyle hayranlarından yorum aldı.
GENÇ KIZLARI SOLLADI
1991’de Türkiye Güzeli seçilen Defne Samyeli, genç kızlara adeta taş çıkartıyor.
Samyeli, son olarak siyah bikinisiyle objektif karşısına geçti. Güzel isim Instagram’ın özelliğini de kullanarak, birkaç tane fotoğrafı aynı anda sıraladı.
GENÇLİK SIRRI HAKKINDA KONUŞTU
Defne Samyeli, daha önce gençlik sırrı hakkında; “Genetik çok önemli. Anneanneme çekmişim. Kendime bakmayı çok seviyorum. Bu yaşlanmama konusu insanlarda hastalık konusu haline geldi. Benim çocuklarım büyüdü. Ben yeniden 20’li yaşlarıma dönmüş gibi hissediyorum.” demişti.




Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AĞZINDA EMZİKLE ÖLDÜ
Burada yanında getirdiği tabancasını çıkaran Vesim Şimşek, kızlarına kurşun yağdırdı. Ardından bir yakınını arayıp çocuklarını vurduğunu, kendisinin de intihar edeceğini söyleyip bulundukları yeri bildiren Şimşek, aynı silahla intihar girişiminde bulundu.
İhbar üzerine olay yerine giden sağlık ekipleri ve polisler, Nira, Cemre ve Ceylin’in hayatını kaybettiğini belirledi. Ceylin’in ağzında emzikle öldüğü öğrenilirken, ağır yaralanan Vesim ve Hiranur Şimşek ise ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Cesetler ise arazi engebeli olduğu için yaklaşık 2 kilometre elde taşındı.

BÜYÜK BİR OLAY DUYACAKSIN
Ailenin yakınlarından Mustafa Karadaş (56), “Eşi 2.5 ay önce boşanma davası açtı. Bunalımdaydı. Eşiyle son konuşmalarında, ‘Seni seviyorum. Ayrılmayalım. Geri dön. Daha 2 yaşında çocuğumuz var’ demiş. Eşi ise ‘Gelemem’ cevabını vermiş. Bunun üzerine Vesim, ‘Büyük bir olayı duyacaksın’ demiş. Biraz psikolojik sorunları vardı ama çocuklarını öldürecek kadar gaddar bir baba değildi. Çocuklarına düşkün bir babaydı. Çok üzgünüm” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin Oscar adayını, “Türkiye’nin ‘En İyi Uluslararası Film Oscar’ adayı Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı Hayat adlı filmi oldu. Bakanlığımızca da desteklenen filmimize Oscar yolculuğunda başarılar dileriz.” şeklindeki açıklamayla duyurdu.
Zeki Demirkubuz
FİLM HAKKINDA
Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Miray Daner ve Burak Dakak yer alıyor. Filmde, babasının zoruyla nişanlanmak zorunda kalan Hicran evden kaçar. Hicran’ın zaten onu istemediğini düşünen Rıza, bu durumu önceleri pek umursamasa da durum giderek zoruna gitmeye başlar ve Hicran’la yüzleşmeye karar verir. Sadece bir kere gördüğü nişanlısının peşinden İstanbul’a gidip uzun sürecek büyük bir arayışa başlar.
Filmin kadrosunda Cem Davran, Umut Kurt, Melis Birkan, Osman Alkaş, Ozan Dağara, Doğu Demirkol, Kayhan Açıkgöz, Muttalip Müjdeci, Seyit Nizam Yılmaz, Berfun Başel, Hande Özen, Özlem Türkad ve Caner Cindoruk bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SEVİL ÜSTEKİN KİMDİR?
Sevil Üstekin, Üsküdar Amerikan Kız Lisesinde okudu. Muhsin Ertuğrul’un başkanlığında özel bir tiyatro okulunda (LCC Language and Culture Center) 3 yıl eğitim gördü.
Oyunculuğu
1969’da Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunuyla profesyonel oldu. Bizim Tiyatro, Gazete Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı. Burada tanıştığı ve kendisi gibi oyuncu olan İsmet Üstekin ile evlendi.
Kemal Sunal ile Kapıcılar Kralı filminde oynadı. 1976 yılından itibaren sinema filmlerinde rol aldı. Şaban Oğlu Şaban, İyi Aile Çocuğu, Garip ve Şalvar Davası filmlerinde de oynadı.
1992 yılında Mahallenin Muhtarları dizisinde 10 yıl süreyle “Müzevir Müzeyyen” karakterini canlandırdı. Daha sonra ise, Koçum Benim, Erkeksen Seyret ve Memur Muzaffer dizilerinde rol aldı. 2010 yılında TRT ekranlarında yayınlanmaya başlayan Yerden Yüksek dizisinde “Ülfet Nine” rolünü canlandı.
İki kez Avni Dilligil Ödülü kazanan sanatçının, bir de TV ödülü vardır. 27 Ağustos 2024’te 78 yaşında hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Mert Can Altun, sosyal medyada izlediği bir video sayesinde tanıştığı yapay zeka teknolojisiyle içerik üretmeye devam ediyor.
Yüzde 90 engelli olmasına rağmen sağlanan destek ve imkanlarla çalışmalarını yapan Altun, yapay zeka kullanarak ürettiği sanatsal içeriklerle Amsterdam’da sergi açtı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Altun, bir içerik üreticisinin yazıyı resme dönüştüren yapay zeka teknolojisini tanıttığı videoyu izlerken, “İşte bu benim alanım.” dediğini aktardı.
O an hayal gücünü yansıtacağı şeyi bulduğunu düşündüğünü belirten Altun, daha sonra yapay zeka teknolojisini öğrenmeye başladığını ve bu alanda kendini geliştirdiğini ifade etti.
“Bu sergi bana umut verdi”
Altun, yapay zeka yardımıyla sanat eserleri ve sinematografik işler üretmeye başladığını belirterek “Klavye kullanımında yaşadığım zorlukları bir çeviri programının sesli yazma özelliğiyle aştım. Yapay zeka programları sayesinde hazırladığım eserler Amsterdam’daki The Grey Space in the Middle sanat galerisinde sergilendi. Bu uluslararası başarıyla çok mutlu oldum. Geleceğimle ilgili hep kötü düşünüyordum ama bu sergi bana umut verdi.” ifadelerini kullandı.
“Göbeklitepe ile ilgili bilim kurgu filmi çekme hayali ve hedefi olduğunu” aktaran Altun, bunun için senaryo derslerinde kendini geliştirmeye devam ettiğini kaydetti.
Altun, sanatsal alanda kendini geliştirmek isteyenlere, hayal güçlerini kullanmalarını ve yapay zeka programlarını öğrenmek için sosyal medya videolarını izlemelerini tavsiye etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GECE ACI HABERİ ALDI
Bir süredir özel bir hastanede tedavi gören Atilla Tamer’in durumu ciddileşmiş ve oyuncu, oğlu için kan anonsu yapmıştı. Durumu ağırlaşan Tamer, gece yarısı yaşamını yitirdi. Evlat acısıyla kahrolan Cihat Tamer , Instagram hesabından vefat haberini duyurarak “Sevgili oğlum Atilla Tamer’i kaybettik. Cenazesi yarın Ataköy Ömer Doruk Cami’sinde ikindi namazından sonra Bakırköy’deki aile mezarlığına defnedilecektir” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Eray İnal, sunuculuğunu da Berkay Tulumbacı’nın yaptığı festivalin açılışı, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği’nde gerçekleştirildi.
Gecede sahne alan sanatçı Kubat söylediği şarkılarla sanatseverlere keyifli dakikalar yaşattı. Festivalin açılışında bazı zurna sanatçıları da sahnede performanslarını sergiledi. Geceye sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.
Festival kapsamında yarın Menteşe ilçesindeki Prof. Dr. Şadan Gökovalı Açıkhava Tiyatrosu’nda oyuncu ve şarkıcı Öykü Gürman sahne alacak.
Üçüncü günü ise Milas Atapark’ta sanatçı İsmail Altunsaray performans sergileyecek. Festivalin kapanışı ise 29 Ağustos’ta Fethiye’de Beşkaza Meydanı’nda oyuncu, şarkıcı Suzan Kardeş’in sahnesiyle yapılacak.
Vatandaşların ücretsiz olarak katıldığı festivalde, Bulgaristan’dan 2, Tayvan’dan 1, Türkiye’nin değişik illerinden 8 zurna sanatçısı yer alıyor.
Festivalin açılışına Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz ve Bodrum Belediyesi Koordinatörü Emel Çolakoğlu’nun da arasında olduğu çok sayıda kişi katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi gerçek aşkı bulmanın önemini bilir ve hayatında doğru kişiyi arar. Ancak bazen yanlış kişiyi doğru insan sanma ihtimalimiz oldukça yüksek. İşte karşınızdaki kişinin doğru insan olduğunu gösteren 7 önemli işaret…
Doğru kişiyi bulduğunuzu gösteren 7 önemli işaret!
Hemen herkes hayatı boyunca gerçek aşkın peşinde koşar. Ancak bir ilişkide uyum sağladığınız biriyle olmak her şeyden daha önemlidir. Hayatınızdaki kişinin sizin için doğru insan olup olmadığını anlamanın oldukça pratik birkaç yolu vardır. Bunlardan bazılarını sizin için derledik.
1. Her zaman ilgilenir ve sıkılmaz

Eğer sizin için doğru olan bir erkekle birlikte olursanız, size olan ilgisine dikkat etmelisiniz. Çünkü doğru insanda asla ilgi eksikliği hissetmezsiniz. Eğer size olan ilgisinin az olduğunu ve yalnızca bazı zamanlar sizinle ilgilendiğini düşüyorsanız doğru kişi ile karşı karşıya değilsiniz. Sizi gerçekten seven kişi mecbur olduğu için değil, gerçekten sizi sevdiği için ilgisini eksik etmez.
2. Sizi kaybetmekten çok korkarlar

Doğru kişi olarak ifade edebileceğimiz bu insanlar, sizi kaybetmekten çokça korkarlar. Diğer insanlar sizin kırıp dökerken, sizden ayrı olma fikri bu insanları çok korkutur ve bu sebeple size daha çok değer verirler. Hayatın anlamının siz olduğunu ve hayatın sizinle daha anlamlı olduğunu düşünürler.
3. Hem duygusal hem zihinsel ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalmaz

Hem evlilik hem de sevgililik için eğer doğru kişiyle birlikteyseniz, duygusal, fiziksel ve zihinsel tüm ihtiyaçlarınızı karşılar. Karşıdaki kişi tarafından her zaman korunduğunuzu hissedersiniz ve güvende olma hissi doğurur. Kendinizi yalnız ya da hayâl kırıklığına uğramış şekilde hissetmezsiniz. Ayrıca sizi çok fazla önemsedikleri için o kişiyle beraberken hiçbir duygunun eksikliğini hissetmezsiniz.
4. Söz verdiğinde arkasında durur

Pek çok insan verdiği sözü tutma konusunda oldukça sıkıntılıdır. Fakat gerçekten sizi seven kişiler verdiği sözü her daim tutar ve buna hep özen gösterir. Verdiği sözleri tutmamanın sizi üzeceğini bilerek buna göre hareket eder ve sizi asla hayâl kırıklığına uğratmaz. Bu özellikleri onlara daha da fazla güvenmenizi sağlar. Böylece karşılıklı bir güven duygusu sağlanır. Ve bir evliliğin sürmesi için neredeyse en önemli özellik güven duygusudur.
5. Ailesiyle ve çevresiyle tanıştırır

Eğer ilişkinizdeki erkek sizi ailesi ile tanıştırmayı çokça istiyorsa bu kişinin sizin için doğru insan olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak sizi ciddiye almayan ve ciddi bir ilişki ya da evlilik düşünmeyen bir insanla karşı karşıyaysanız aile ve çevresiyle sizi uzun süre tanıştırmayacaktır.
Doğru ve ciddi düşünen kişiler için ailesi ile tanışmanız oldukça önemli olacaktır.
6. Tuhaf alışkanlıklarınızı dahi yargılamaz, her halinizle sever

Doğru kişi sizi hiçbir durumda, asla yargılamaz. Sizi bütün tuhaf alışkanlıklarınıza ve çılgınlığınıza rağmen sever. Bu sebeple onunla birlikteyken kendinizi gizlemek zorunda kalmazsınız. Öyle ki diğer insanlar sizi eleştirdiğinde kırılmamanız ve üzülmemeniz için çaba gösterirler ve size destek olurlar.
7. Hayallerinize destek olup sizi cesaretlendirirler

Doğru kişide bulunacak en önemli özelliklerden biri hayatınıza giren kişinin hayâllerinizi ve tutkularınızı gerçekleştirmeniz için size destek olup cesaretlendirmesidir. Ayrıca duygusal ve zihinsel desteğe ihtiyacınız olduğunda yine sizin yanınızda olurlar. Desteğini esirgemeyen bu insanlar ile beraber siz de hayâllerinizi gerçekleştirmek için daha cesur davranabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamilelik süreci birçok kadın için farklı bir şekilde geçer. Kimi kolayca sürecini tamamlarken kimi de zorluklar ve sıkıntılar içinde bunalarak tamamlayabilir.
Hamilelikte ruh sağlığı, hormonlar ve çevre anne adayının doğum süreci boyunca etkili olur.
Anne adaylarının en büyük problemlerinden biri de bilimsel olmayan söylentilere inanarak hareket etmeleridir. Herkesin anne adayının iyiliğini düşünerek söylediği şeyler bilimsel değilse geri dönüşü olmayan yollara itebilir.
Bunları engellemek için anne adaylarının doktorlar ve bilimsel bilgiler haricinde her söyleneni ciddiye alması çok sağlıklı bir durum değildir.
Bu yazımızda tam da bu problemle ilgili hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışları ele aldık. İşte hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışlar…

1. ”Anne adayı 2 kişilik yemek yemelidir”
Uzmanlar bu düşüncenin hatalı bir beslenme şekli olduğunu nitelendiriyor.
Anne adayının doyacak kadar sağlıklı beslenmesi yeterlidir.
2. ”Bebeğin çok saçı varsa hamilelik dönemi bulantılarla geçer”
Bu düşünce doğru değildir. Bulantı durumu hamileliğin ilerleyen haftalarında bebeğin diyafram ve mideye baskı yapmasından kaynaklı yaşanır.
3. ”Hamile kadın aşerdiği gıdayı tüketmezse bebeğin bir uzvu eksik olur”
Bu düşünce de doğru bilinen yanlışlardandır. Aşermek psikolojik bir durumdur.
Anne adayının aşerdiği gıdayı tüketme imkanı yoksa da çocuğun herhangi bir uzvunun eksik olacağına inanmak doğru değildir.
5. ”Anne güzelleşirse erkek, çirkinleşirse kız olur”
Yaygın olan bu inanış doğru değildir. Anne karnının aldığı şekil bebeğin cinsiyeti hakkında bir şey ifade etmez çünkü hamilelik sürecinde karın şekli değişkenlik gösterebilir.
6. ”Gebeyken hiç hareket etme yoksa bebek zarar görür”
Bu düşünce yanlıştır. Riskli bir gebelik süreci yoksa anne adayı aşırı hareketler yapmadan gerekli hareketlerle vücudunun esnekliğini artırarak hamilelik sürecine hazırlıklı olmalıdır.
7. ”Bebekler hiçbir şey hissedemezler”
Bu yaklaşım da doğru değildir. Bazı bebekler döllenme sürecinden itibaren bazen de 20. haftadan itibaren dışarıyı hissetmeye başlarlar.
8. ”Anne bebeğin doğumdan sonra hemen karşılaşması önemli değildir”
Bu inanç da doğru değildir. Doğum şekli ne olursa olsun bebeğin hayatının güven ve kalitesi için anne ve bebeğin en kısa sürede kavuşması son derece önemlidir.
Aşağıya bıraktığımız videodan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz…
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanat tarihçisi ve yazar Zerrin İren Boynudelik, seriye başlamadan önce içindeki öğrenme ve merak hevesini başkalarına da bulaştırabileceğini düşünmüştü. Kitapların hazırlanma sürecinde, bir resmi bazen saatlerce, hatta günlerce inceledi.
Resimde yer alan çeşitli nesnelerin, duruşların ve ifadelerin farklı katmanlardaki anlamlarını çalıştı ve görünenin ardında gizli olanı açığa çıkaran rehber nitelikli kitaplar hazırladı.
Bugüne dek seriden üç kitap çıktı: İkonografi, Mitoloji ve Emine Önel Kurt’la beraber kaleme alınan Günlük Hayat. Serinin dördüncü kitabı olan Alegori de Nisan ayında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nca yayınlandı.

Okur için okuma tavsiyesi
Kitap, şair ve yazar Hilmi Yavuz’un Alegori’den ‘Ulusal Alegori’ye Bir Kültürel Okuma Denemesi başlıklı sunuşuyla açılıyor. Zerrin İren Boynudelik, kitapta geç Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ve alegorik anlatımlar içeren 183 Avrupa resmini inceliyor.
Alegorinin en yaygın kullanıldığı alanlarda; erdemler ve günahlar, özgür sanatlar, esin perileri (müzler), duyular, elementler ve mevsimlerin dünyasında dolaşıyor. Kitabın sonunda yer alan simgeler tablosu, bu konuda çalışmış sanatçıların referans aldıkları yazılı kaynakların bilgileri ve sözlük de alegorik anlatımların anlaşılmasını okur için kolaylaştırıyor.
İletişim için:
Kitap@ensonhaber.com.tr
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yaşadığımız çağda Cennet öyküsünü çözümleyebilmek için sadece kutsal kitapların referansları yeterli mi?
Dahası bugün pek çok farklı alan okuması yapılabilecekken Cennet Bahçesi Miti’ni yalnızca dini dağarcık üzerinden yorumlamak doğru mu?
adem ve Havva’nın yaratılışı, ilk günah, sürgün ve dünya yaşamlarıyla ilgili tüm sorularınıza bu kitapla ulaşacaksınız

Sayfa: 128Tarihselci okuma yöntemi
Felsefeci ve Simgebilimci Göktuğ Halis Eden adlı yeni kitabında Eden Bahçesi-Cennet söylencesini dini dağarcığı bir kenara atmadan konuları derinlemesine irdeliyor.
Fakat psikoloji, işlevselci antropoloji, din fenomenolojisi, felsefe, göstergebilim, yapısalcı antropoloji ya da tarihselci okuma yöntemlerinin önerilerini de göz ardı etmeden değerlendiriyor ve bu mitin gerçek anlamını inşa etmede bu disiplinlerin açıklamalarından yararlanıyor.
Kitap sayfası için iletişim:
ergul.tosun@ensonhaber.com
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Squat yapmayı seviyorsunuz ama sırt ağrıları engel mi oluyor? İyi haber şu ki, sırtınızın ve diğer vücut bölümlerinizin ağrıyı hissetmesinin makul bir mantığı var. Daha fazla çömelme kuvveti, sprint hızının ve gücünün artmasına neden olur.
Profesyonel bir atlet olmasanız bile, egzersiz rutininize çömelme hareketi eklemek gerçekten faydalıdır. Ancak birkaç kez, insanlar bunu yaparken özellikle sırt ağrısı olmak üzere sorunlarla karşılaşırlar. İşte, squat yaparken sırt ağrılarının nedenleri;

1. TEKNİĞİN YANLIŞ OLMASI
Başarılı bir çömelme elde etmek için uygun formu korumanız gerekir. Bu sadece antrenmandan en iyi şekilde yararlanmak için değil, aynı zamanda ağrısız kalmak için de önemlidir. Baştan sona, squat sırasında vücudunuzu nasıl konumlandırdığınız çok önemlidir.
Tekniğiniz başarısız olursa veya diğer vücut parçaları yanlış kullanılırsa, çömelme sırasında veya sonrasında bel rahatsızlığı oluşabilir. Çöken ayak kemerleri ve dizler ile geriye doğru eğilen kalçalar bu bozulmalara örnektir. Uygun prosedür izlenmediğinde, sırtüstü çömelme, omurganızdaki ağırlık nedeniyle bel ağrısına neden olma olasılığı en yüksektir.
2. SIRT PROBLEMLERİNİZ VARSA
Bir bel yaralanması geliştirdiğimizde, squat dahil olmak üzere iyileşmeye zarar verebilecek her türlü egzersizi yapmayı derhal bırakmalısınız. Omurganızı sabit tutmak için yine de squat yapabilirsiniz ve eğer bunları yaparken acı çekmezsiniz. Yaralanmanız spinal stabilizasyonu bozarsa, bel rahatsızlığı oluşabilir. Bu senaryoda, tamamen iyileşene kadar ağız kavgası yapmaktan kaçınmak en iyisidir.
3. KALÇA HAREKETLERİNİZ YETERSİZSE
Gerekli ayak bileği ve kalça hareketliliğine sahip olmamak ağrıya neden olur. Günün büyük bir bölümünde sınırlı bir pozisyonda kilitli olduğunuz ve bir sandalye tarafından desteklendiğiniz için vücudunuz oturma pozisyonuna uyum sağlar, bu da kas atrofisine ve özellikle kalça fleksörlerinin dinamik aralığında bir azalmaya yol açar.
Bu yüzden çoğu insan sadece bir sandalyenin yüksekliğine kadar çömelir, vücutları buna adapte olur. Genel olarak, yeterli kalça hareketliliğini geri yüklemek bel ağrısını iyileştirmek için gereklidir, ancak squat belinizin alevlenmesine neden oluyorsa bu iki kat daha önemlidir. Kalça fleksiyonu, iç rotasyon ve ayak bileği dorsifleksiyonunun tümü dahildir.
4. OMURGANIZ GÜÇLÜ DEĞİLSE
Squat, çekirdek kaslarınıza çok fazla yük bindirir ve omurganızın stabilizasyonu en önemli yönlerden biridir. Çekirdeğinizde yeterli güce sahip değilseniz, stabilizasyon karmaşık olabilir. Bu, özellikle sırt üstü çömelme gibi omurganız yüklendiğinde geçerlidir. Yeterli çekirdek gücünüz yoksa, alt sırtınız hiperekstansiyona gelebilir. Bu, çömelme sırasında bel ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cilt bakımı, sağlıklı ve genç görünmenin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi en iyi şekilde korumak ve güzelleştirmek için kritik bir adımdır.
Ancak, çoğumuz cilt bakım serumlarını yanlış kullanıyor olabilir…
Bu yazıda, hangi serumların hangi cilt tiplerine uygun olduğunu ve nasıl doğru bir şekilde kullanılması gerektiğini ele alacağız.
Cilt bakım serumlarını doğru kullanmak için öncelikle cilt tipinizi anlamanız gereklidir. Cilt tipleri genellikle kuru, normal, yağlı veya karma olarak sınıflandırılır.
Cilt tipinizi belirlemek için bir uzmandan yardım alabilir veya çeşitli online kaynaklardan fikir edinebilirsiniz.
Hangi cilt tipine sahip olduğunuzu belirledikten sonra, cilt bakım serumlarını seçerken dikkate almanız gereken bazı önemli bileşenleri tanımalısınız.
Cilt bakım serumları farklı aktif bileşenler içerebilir. İşte bazı yaygın serum bileşenleri ve nasıl kullanılması gerektiği:
C Vitamini: Ciltteki lekeleri azaltmaya yardımcı olan C vitamini, genellikle sabahları kullanılır. Temizlenmiş ve kurutulmuş cilde uygulanmalıdır. Ayrıca, güneş koruyucu ile kullanmak, cildinizi UV ışınlarına karşı korur.
Salisilik Asit: Akne ve siyah noktaları azaltmaya yardımcı olan salisilik asit, genellikle akşamları kullanılır. Yüzünüzü yıkayıp kuruladıktan sonra 10 dakika bekleyerek uygulamalısınız.
Retinol: Kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olan retinol, genellikle gece kullanılır. Temizlenmiş ve kurutulmuş cilde uygulamadan önce, cilt retinole alışana kadar haftada bir kez başlayarak zamanla sıklığını artırabilirsiniz.
Hyalüronik Asit: Cildi nemlendiren hyalüronik asit, özellikle kuru ciltler için uygundur. Islak cilde uygulandığında daha etkili olur, çünkü hyalüronik asit cildin su tutma kapasitesini artırır. Bu nedenle, yüzünüzü yıkadıktan hemen sonra ıslak cilde uygulamalısınız.
Niasinamid: Cilt bariyerini güçlendiren ve cilt tonunu düzelten niasinamid, sabah ve akşam kullanılabilir. Temiz ve nemli cilde uygulamak en etkili yöntemdir.
Gliserin: Cildi nemlendiren gliserin, diğer serumlarla karıştırılabilir veya tek başına kullanılabilir. Islak veya nemli cilde uygulamak daha iyi sonuçlar verebilir.
Cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi daha sağlıklı ve genç göstermenin anahtarıdır.
Unutmayın ki her cilt farklıdır, bu nedenle cilt bakım rutininizi kişiselleştirmek önemlidir. Serumları düzenli olarak kullanmak, istenilen sonuçları elde etmenize yardımcı olacaktır.
Sonuç olarak, cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi en iyi şekilde korumanıza ve genç görünmenize yardımcı olabilir. Cilt tipinizi ve serumların içeriğini anlamak, cilt bakım rutininizi optimize etmenize yardımcı olacaktır.
Unutmayın ki cilt bakımı sabır gerektiren bir süreçtir ve düzenli kullanım en iyi sonuçları sağlar. Daha fazla cilt bakım ipucu ve bilgisi için bizi takip etmeyi unutmayın.
Konuyla ilgili olarak aşağıya bıraktığımız videomuza göz atabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dopamin beyninizdeki kimyasal bir habercidir. Motivasyon, hareket, hafıza, ruh hali, uyku ve davranış düzenlemesi için gereklidir. Dopamin ayrıca beynin ödül sisteminin nasıl çalıştığının merkezinde yer alır. Dopamin, faydalı bir davranışta bulunduğunuzda sizi ödüllendirir ve davranışı tekrarlamanız için sizi motive eder.
Ne zaman güzel bir yemek yemek veya koşuya çıkmak gibi keyifli bir şey yapsak, beynimizde bir miktar dopamin salınır. Bununla birlikte, alkol veya eğlence amaçlı uyuşturucular gibi kötü alışkanlıklarla uğraşmak da dopaminin beyne salınmasına neden olur. Kimyasal habercinin bağımlılıkla yakından bağlantılı olmasının nedeni budur.

DOPAMİN EKSİKLİĞİ NEDİR?
Düşük dopamin seviyeleri, depresyon, bağımlılık, şizofreni ve Parkinson hastalığı gibi çeşitli tıbbi durumlarla ilişkilendirilmiştir. Düşük dopamin seviyeleri sizi daha az motive, kayıtsız, kayıtsız hissettirebilir ve konsantre olma yeteneğinizi etkileyebilir. Düşük dopamin seviyelerinin bazı belirtileri şunlardır:
– Düşük libido,
– Kas sertliği,
– Uykusuzluk hastalığı,
– Motivasyon eksikliği,
– Tükenmişlik,
– Dikkatsizlik,
– İlgisizlik,
– Kayıtsızlık,
Vücudunuz tarafından üretilen dopaminin çoğu orta beyinde yapılır ve ardından beyninizin farklı bölgelerine dağıtılır. Beyninizde dopamin için dört ana yol vardır. Her biri vücudunuzdaki farklı bir süreci kontrol eder. Bu yollardan üçü sizin ödül yollarınızdır ve işlevleri, ödüllendirici bir aktiviteye katıldığınızda beyninize dopamin salmaktır.
Dopamin kaybını tedavi etmek, daha fazla dopamin üretimine neden olmayı, üretilen dopaminin parçalanmasını yavaşlatmayı, daha fazla dopamin reseptörü oluşturmayı ve daha iyi çalışabilmeleri için mevcut dopamin reseptörlerini onarmayı amaçlar.
Düşük dopamin seviyelerine sahip kişiler için çeşitli takviyeler ve ilaçlar mevcuttur. İlaç, genellikle tükenmiş dopamin seviyenizin depresyon veya şizofreni gibi bir durumdan kaynaklandığı durumlarda kullanılır. Bununla birlikte, dopamin seviyenizi doğal olarak artırmak için de kullanabileceğiniz bazı teknikler var. İşte, o yöntemlerden bazıları;

1. UYKUNUZU DÜZENE KOYUN
Sağlığımızı korumak için her gece yeterli miktarda uyku almak gereklidir. Uzmanlar, yetişkinlerin her gece ortalama yedi saat veya daha fazla uyumasını önermektedir. Yeterince uyumadığınızda vücudunuzdaki dopamin reseptörleri olumsuz etkilenebilir. Araştırmalar, uyku yoksunluğunu vücudunuzdaki bazı dopamin reseptörlerinin baskılanmasıyla ilişkilendirdi.
2. MÜZİK DİNLEYİN
En sevdiğiniz müziklerden bazılarının bir listesini yapın ve kendinizi halsiz, motivasyonsuz hissettiğinizde veya dopamin seviyenizin düşük olduğunu gösteren başka belirtiler yaşadığınızda dinleyin. 2011 yılında yapılan bir çalışmada, araştırmacılar, zevkli bulduğunuz müzik dinlediğinizde beyninizde dopamin salınımına yol açabileceğini buldu.
3. SAĞLIKLI BİR DİYET UYGULAYIN
Sağlıklı beslenmenin hem bedeniniz hem de zihniniz için çeşitli faydaları vardır ve dopamin seviyenizi artırmak bunun bir parçasıdır. Badem, yumurta balığı ve tavuk gibi tirozin açısından zengin yiyecekler, dopamin seviyelerini artırmak için özellikle iyidir.
Tirozin, vücut tarafından doğal olarak üretilen bir amino asittir. Dopamin bu amino asitten yapılır ve protein açısından zengin gıdalarda bulunur. Yoğurt ve kefir gibi doğal probiyotik içeren besinler de dopamin üretimini artırabilir.
Kahve gibi içecekler de dopamininizi artırır, ancak içtikten sonra dopamin seviyeniz düştüğünde bunun kafein bağımlılığına neden olabileceğini unutmayın.
4. DAHA FAZLA EGZERSİZ YAPIN
Düzenli egzersiz yapmanın beyin sağlığı için çok önemli olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca dopamin seviyenizi artırmanıza yardımcı olabilir. Ne zaman egzersiz yaparsanız beyniniz bir miktar dopamin salgılar.
Egzersiz yaptığımızda beyni dopamin üretmeye yönlendiren kesin mekanizma hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekse de muhtemelen bir antrenmandan sonra hissettiğiniz duyguya aşinasınızdır.
5. İŞLENMİŞ ŞEKERLERİ AZALTIN
Şeker ve soda gibi işlenmiş şekerleri tüketmek dopamin seviyenizi artırma yeteneğine sahiptir, ancak bu artış yalnızca geçici ve yapaydır. Alkol ve eğlence amaçlı uyuşturucularda olduğu gibi şeker, vücudunuzun onu doğal olarak üretme hızını etkilerken size geçici olarak dopamin artışı sağlayabilir. Kısa sürede çok miktarda şeker tükettiğinizde, bir sevinç patlaması hissettiğinizi fark edebilirsiniz. Bu yüksek bir şekerdir. Genellikle çok geçicidir ve ardından moralinizi bozan bir kaza gelir.
6. HAYATINIZDAN STRESİ ÇIKARIN
Stres birçok tıbbi durumun habercisidir, aynı zamanda düşük dopamin seviyelerine de neden olur. Hayatımıza stres getiren şeylerin kontrolü her zaman bizde olmayabilir, ancak üzerinde biraz kontrol sahibi olduğunuz stres faktörlerini ortadan kaldırabilirsiniz. Örneğin, işe gidip gelmek strese neden oluyorsa, işe yaklaşmayı düşünebilirsiniz. Meditasyon yapmak, egzersiz yapmak veya masaj yaptırmak gibi stresi azaltan aktivitelere de katılabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Canlılık ve bakımına oldukça önem verilen saçlar zaman zaman birbirine dolanarak, kadınları çileden çıkarabiliyor. Öyle ki, pek çok yöntem denenmesine rağmen birbirine dolanan saçları açmak zor olabiliyor. Peki dolaşık olan ve keçe gibi görünüme sahip olan saç nasıl açılır?
Birbirine dolanan keçe gibi saçı açmanın en kolay yolu!
Birbirine dolanan saçlar çoğu kez tarak yardımıyla açılabilir. Ancak tarakla denemenize rağmen dolanan saçınız açılmadıysa özel ve doğal bir karışım hazırlamanız gerekebilir. Öncelikle bu yöntem için gerekli malzemeleri yanınızda bulundurmalısınız.
Malzemeler:
Elma veya üzüm sirkesi
Su
Yemek kaşığı
İnce ve geniş dişli farklı saç fırçaları
Yöntem nasıl uygulanır?

İlk olarak birkaç yemek kaşığı sirkeyi su dolu bir kabın içerisine ekleyin. Ardından karışımı karıştırın ve dolaşan saçınıza yavaş yavaş dökün. Karışımı dökerken dolanan kısma özellikle temas etmesine dikkat edin. O kısma elinizle yavaş yavaş sirkeli suyu yedirin. Sonrasında elinizdeki fırçaları sırasıyla kullanarak dolanan saçınızı açmayı deneyin.

Açmadan önce saçınızı taramayı deneyin. Eğer dolanan saç taramayla açılmıyorsa saçınıza zarar vermemeye çalışarak ve hafif hareketlerle birbirine giren tarafa kuvvet uygulayabilirsiniz. Sirkeli suyun etkisiyle saçınız yumuşayacağı ve kaygan hale geleceği için, birbirine dolanan saçı açmanız daha kolay hale gelecektir.
Zorlanmanız durumunda saçınıza döktüğünüz sirkeli suyu biraz daha saçınızda bekletmeniz işe yarayacaktır. Dolaşan saçınızı açtıktan sonra saçınızı şampuanla yıkamalısınız.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İster inanın ister inanmayın, belirli vücut bölümlerine çok sık bakmayı veya temizlemeyi ihmal ediyoruz. Vücudunuzun tüm parçaları ve bölgeleri eşit derecede önemlidir ve düzgün çalışabilmeleri için biraz bakıma ihtiyaç duyar.
Vücudunuz akıllıdır ve ona uygun şekilde bakmadığınız zaman buna göre tepki verir. Aslında bu, sağlığınıza yönelik tehlikeleri memnuniyetle karşılayabilir ve ciddi bir enfeksiyona yol açabilir. Bununla birlikte, vücudunuzun bu bölgelerini bilmek, tehlike olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir. İşte, kişisel bakımınızda ihmal etmemeniz gereken bölgeler;

1. BOYUN
Yüzü yıkamamıza rağmen bazen boynu görmezden gelme eğilimindesiniz. Ama yüzünüzü yıkarken boynunuzu da yıkadığınızdan emin olun. Boyun çok fazla ölü deri biriktirme eğilimindedir, bu nedenle haftada bir kez sert ovmalarla değil, doğal bir ovma ile nazikçe ovma yapılmalıdır. Kilo alırsanız, boyun koyulaşır, bu nedenle kilonun kontrol altında olması ve boyun derisinin temiz, açık renkli kalması için düzenli olarak egzersiz yapılması gerekir.
2. DİZ
Dizler vücudunuzun ağırlığını tutar. Egzersizler nedeniyle sürtünme olur ve cilt kalınlaşır, kurur ve koyulaşır. Bu nedenle, egzersiz yapıyorsanız, yumuşak bir mat üzerinde yaptığınızdan emin olun, böylece sürtünme dizlerin kalınlaşmasına neden olmaz. Cilt koyulaşmamalıdır. Ve diz bölgesi için iyi bir nemlendirici kullanılmalıdır. Tercihen diz bölgesine her gece uygulanması gereken laktik asit veya üre içeren ürünlerdir. Haftada bir belki diz bölgesine odaklanmak önemlidir.
3. KOLTUK ALTI
Koltuk altı, ihmal edilen vücut bölgeleri arasındadır. Hijyenin korunması için tüyleri sık sık temizleyin ve alerji ve koyuluk olmaması için kokusuz ter önleyici kullanın. Antiperspirant o bölgedeki teri azaltacak ve herhangi bir enfeksiyonun oluşmasını önleyecektir. Yine alerjiye neden olan ürünler kullanırsanız koltuk altları da koyulaşır. Retinol içeren koltuk altı kremleri vardır ve bunlar her gece uygulanmalıdır, böylece koltuk altlarında cildin nazikçe pul pul dökülmesi ve cildin temiz kalması, renginin homojen olması ve koyulaşmaması sağlanır.
4. İÇ UYLUKLAR
İç uyluk tere eğilimli bir bölgedir. Bu yüzden o bölgede mantar enfeksiyonlarına yakalanmak kolaydır. Bu nedenle, herhangi bir egzersiz yapıyorsanız, talk içermeyen bir pudra kullandığınızdan emin olmalısınız. Egzersiz yapıyorsanız, hızlı ve temiz bir duş alın. O bölgedeki kıllar koltuk altı gibi iyi yönetilmelidir. Buna ek olarak, iç çamaşırları çok yumuşak ve rahat olmalıdır. Sentetik iç çamaşırlarından kaçının, aksi takdirde tahriş alerjileri, iç uyluk bölgelerinde kızarıklıklar olur.
5. EKLEMLER
Parmak eklemlerini temizlemek için üre bazlı nemlendirici kullanmalı ve haftada bir kez ovma yapılmalıdır. Çok sert bir el yıkama kullanmayın çünkü bu, eldeki cildin kurumasına neden olur. Güçlü el yıkama ile eklemler koyulaşacaktır.
6. AYAKLAR
Ayak kremi her gece uygulanmalıdır. Ve mümkün olduğunca ayakları havalandırmaya çalışmalısınız. Sürekli çorap giyilmemelidir. Ayak parmakları arasında mantar enfeksiyonu oluşmaması için ayakkabı çok sıkı olmamalıdır. Tırnaklarda mantar enfeksiyonu olmaması için tırnakların düzgün bir şekilde kesildiğinden emin olun ve nasır gelişmemesi için ayakkabılarınızın tam oturduğundan ve ortopedik olduğundan emin olun.
7. GÖBEK DELİĞİ
Göbek deliğiniz nem birikmesine eğilimlidir. Bu nedenle banyodan sonra göbek deliği bölgesini yumuşak bir bez veya kağıt mendil kullanarak iyice kuruladığınızdan emin olun. Ve yine, o bölgede kuruluk olabileceğinden, biraz nemlendirici uygulanması gereken bir alandır.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnci gibi beyaz dişleri kim istemez? Sadece iyi bir ağız sağlığının işareti olmakla kalmaz, aynı zamanda estetiğe de gerçekten katkıda bulunabilirler. Bununla birlikte, dişlerimiz yaşlandıkça görünüşte sararma eğilimindedir, ancak kötü diş hijyeni, sigara, genler ve kahve ve çay gibi kafeinli içeceklerin tüketimine kadar çeşitli başka nedenler de vardır.
Diş beyazlatma seansı için diş hekiminizi ziyaret edemiyorsanız, dişlerinizi parlatmak için uygulayabileceğiniz etkili çarelerimiz var;

1. ELMA SİRKESİ
Saçınız ve sağlığınız için harika olan elma sirkesi dişlerinizi beyazlatmak için de kullanılabilir. Yayınlanan araştırma, elma sirkesinin inek dişleri üzerinde beyazlatıcı bir etkisi olduğunu buldu. Yani 2 tatlı kaşığı elma sirkesini yaklaşık 200 ml su ile karıştırarak gargara yapabilirsiniz. Bu gargara ile ağzınızın tüm köşelerini 30 saniye boyunca yıkayın. Ancak dişlerinizde beyazlatma etkisi olduğu için kullanmadan önce mutlaka seyreltmeniz ve çok uzun süre ağzınızda tutmamanız gerekir.
2. MEYVE KABUKLARI
Limon, portakal ve muz gibi bazı meyvelerin kabukları, C vitamini ve d-limonen adı verilen bir bileşik açısından zengindir. Bu iki element, dişlerinizi doğal olarak beyazlatma etkisine sahiptirler. Ayrıca yayınlanan bir araştırma, yüzde 5 d-limonen içeren bir diş macununun diş lekelerini gidermede olumlu etkisine dikkat çekti. Bu diş macununu her gün fırçalayan insanlar diş lekelerinin görünüşünün oldukça azaldığını fark ettiler.
3. YAĞ ÇEKME
Yağ çekme, hindistancevizi yağını gargara olarak kullanmanız gereken bir yöntemdir. 2015 yılında yapılan bir araştırma ayrıca, yağ çekmenin, sararmaya katkıda bulunan dişlerdeki plak oluşumunun giderilmesinde faydalı olabileceğini bulmuştur.
4. KABARTMA TOZU
Dişlerinizdeki sarı lekeleri çıkarmanın en etkili yollarından biri budur. Yayınlanan araştırmaya göre, kabartma tozunun dişleri beyazlatmanın güvenli bir yolu olduğunu bulundu. Ayrıca bakterileri savuşturduğuna ve plak oluşumunu azalttığına inanılmaktadır.
5. AĞIZ HİJYENİ
Düzenli olarak ağız hijyeni sağlayın. Dişlerinizi her gün fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın önemi üzerinde yeterince durulmaz. Dişlerin sararmasını önlemek için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Dişlerinizi günlük olarak fırçalamak ve diş ipi kullanmak, minenizin korunmasına ve lekelerin çıkarılmasına yardımcı olur.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadın istihdamına destek olmak, yönetim ve istihdam anlamında kadınları desteklemek ve mevcut zabıta ekibinin tamamının erkeklerden oluşması sebebiyle karşılaştıkları güçlükleri azaltmak sebebiyle hayata geçen uygulama zabıtaları rahatlattı. Büyük bir özveri ile çalışacak olan kadın zabıtalar ile Selçuk’ta denetimler gün geçtikçe artacak.
“Daha çok aktif çalışabileceğiz”
Mevcut zabıta kadrosunda kadın zabıta bulunmaması sebebiyle görevlerini yerine getirirken bazı zorluklarla karşılaştıklarını aktaran Selçuk Belediyesi Zabıta Müdürü Abdullah Taşkınçay; “Zabıta destek birimi içinde kadınların olması çok önemli. Kendi zabıta birimimiz içerisinde kadın zabıtamız yoktu ve normalde kadın zabıtaların yapması gereken görev ve işler için diğer birimlerdeki kadın arkadaşlarımızdan yardım istiyorduk. Biz Selçuk Belediyesi Zabıta Müdürlüğü olarak zabıta destek ekibimizin de aramıza katılmasıyla daha sıkı bir şekilde çalışacağız. Zabıta destek ekibimizin kadın çalışma arkadaşlarımızdan oluşmasıyla daha verimli, daha iletişim odaklı bir şekilde çalışacağımıza inanıyorum. Şu anda 20 tane erkek memur, 7 tane de sadece kadınlardan oluşan Zabıta destek birimimiz mevcut. Personel sayımızın da artmasıyla birlikte çok daha aktif bir şekilde çalışabileceğiz” dedi.
Filiz Başkan’ı ziyaret ettiler
Kadın çalışma arkadaşlarından oluşan zabıta destek ekibini makamında ağırlayan Filiz Başkan; “Zabıta müdürlüğümüz kadın çalışma arkadaşlarımızdan oluşan zabıta destek birimi ile artık daha güçlü. Selçuk sokaklarını emanet ettiğimiz zabıta destek birimimizin kadın çalışanlarına çalışmalarında başarılar dileriz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadın istihdamına destek olmak, yönetim ve istihdam anlamında kadınları desteklemek ve mevcut zabıta ekibinin tamamının erkeklerden oluşması sebebiyle karşılaştıkları güçlükleri azaltmak sebebiyle hayata geçen uygulama zabıtaları rahatlattı. Büyük bir özveri ile çalışacak olan kadın zabıtalar ile Efes Selçuk’ta denetimler gün geçtikçe artacak.
Daha çok aktif çalışabileceğiz
Mevcut zabıta kadrosunda kadın zabıta bulunmaması sebebiyle görevlerini yerine getirirken bazı zorluklarla karşılaştıklarını aktaran Efes Selçuk Belediyesi Zabıta Müdürü Abdullah Taşkınçay; “Zabıta Destek Birimi içinde kadınların olması çok önemli. Kendi zabıta birimimiz içerisinde kadın zabıtamız yoktu ve normalde kadın zabıtaların yapması gereken görev ve işler için diğer birimlerdeki kadın arkadaşlarımızdan yardım istiyorduk. Biz Efes Selçuk Belediyesi Zabıta Müdürlüğü olarak Zabıta Destek Ekibimizin de aramıza katılmasıyla daha sıkı bir şekilde çalışacağız. Zabıta Destek Ekibimizin kadın çalışma arkadaşlarımızdan oluşmasıyla daha verimli, daha iletişim odaklı bir şekilde çalışacağımıza inanıyorum. Şu anda 20 tane erkek memur, 7 tane de sadece kadınlardan oluşan Zabıta Destek Birimi’miz mevcut. Personel sayımızın da artmasıyla birlikte çok daha aktif bir şekilde çalışabileceğiz” dedi.
Başkan Sengel’i ziyaret ettiler
Kadın çalışma arkadaşlarından oluşan Zabıta Destek Ekibini makamında ağırlayan Başkan Sengel, “Zabıta Müdürlüğümüz kadın çalışma arkadaşlarımızdan oluşan Zabıta Destek Birimi ile artık daha güçlü. Efes Selçuk sokaklarını emanet ettiğimiz Zabıta Destek Birimimizin kadın çalışanlarına çalışmalarında başarılar dileriz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, İzmir’in dezavantajlı bölgelerinde yaşayan kadın ve çocuklar için deniz etkinliği düzenledi. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan kalkan otobüslere binen kadın ve çocuklardan oluşan 95 kişi, Selçuk Belediyesi Pamucak Sosyal Tesisleri’ne gitti. Burada piknik yapan kadınlara, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından su, çay ve meyve suyu da ikram edildi. Yüzme bilmeyen yurttaşlar eğitmenler eşliğinde yüzme öğrenirken, olumsuz durumlara karşı sağlık personeli ve ambulans da hazır bulundu. Ekonomik koşullar gereği plajlara gidemediklerini söyleyen kadınlar, bu tür etkinlikler sayesinde denize girebildiklerini belirtti.
“Denize hiç gitmemiş kadınlar var”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Anahtar Kadın Çalışmaları Bütüncül Hizmet Merkezi Sorumlusu ve Sosyal Hizmet Uzmanı Dilek Yücel Aksoy, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü olarak deniz etkinliği düzenledik. Denize erişemeyen kadınları, çocuklarıyla birlikte denizle buluşturmaya çalışıyoruz. Bu tesis bizim için oldukça kullanışlı. Hem gölgelik alanları var hem de denize yakın. Selçuk Belediyesi’ne de iş birliği için teşekkür ediyoruz. Buraya gelen kadınlar arasında hayatında hiç denize girememiş ya da çok az gitmiş kadınlar var. Ülkemizde yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle çocuklar da bu konuda mağdur durumda. Bu sebeple deniz etkinliklerimizde keyifli anlar yaşıyoruz. Kadınlar da çok memnun kalıyor. Talebin bu kadar yoğun olacağını tahmin etmiyorduk. Üç kez deniz etkinliği düzenledik, düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.
“Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştık”
Deniz etkinliğine 4,5 yaşındaki oğlu Asil Robin ile katılan Gamze Aykut, “Çok eğlenceli bir geziye katıldık. Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aracıyla tesise geldik. Yolculuğumuz çok güzel geçti. Çok memnun kaldık. Denize gidemeyen birçok kadın var. Çok faydalı bir etkinlik oldu” diye konuştu. Kübra Altın isimli yurttaş da ” Karabağlar’dan geliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi etkinliğini sosyal medya hesabından gördük. Arkadaşlarıma söyledim ve başvurumuzu hemen kabul ettiler. Etkinlikten çok memnun kaldım. Günümüz şartlarında denize gitmek artık pek mümkün değil. Belediyenin kadınlara ve çocuklara böyle bir etkinlik organize etmesi çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Harika bir gün geçiriyoruz”
Kadın arkadaşları ile deniz etkinliğine katılan Nermin Batık, “Harika bir gün geçiriyoruz. Çok memnun olduk. Denize sık sık gidemiyoruz. Öyle bir olanağımız yok. Gideceğimiz yerler paralı oluyor. Şezlong parası, yeme içme parası vermek zorunda kalıyoruz. Bu yüzden bu etkinliğin olması çok iyi. Sabah otobüslerle buraya geldik. Suyumuzu, meyve suyumuzu, çayımızı verdiler” dedi. Arkadaşı Hüner Cevizci ise “Görevliler bizimle çok ilgilendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” sözlerine yer verdi.
“İmkanın yoksa denize gitmek çok zor”
Kızı Gülşah Paçacı’yla denize gelen Songül Paçacı da şunları söyledi: “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu imkanlardan faydalanıp denize gireceğiz. Buraya kızım, annem ve yeğenimle geldim. İmkanın yoksa denize gitmek çok zor. Denize gidip gelme masraflarını herkesin karşılayabilmesi zor. Ben kendi adıma karşılayamam. Bugün ise Havagazı Fabrikası’nda bize tahsis edilen araçlara bindik. Yolculuk çok rahattı. Burada olmaktan çok mutluyuz.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, deniz etkinliklerini izbb_kadin Instagram adresi üzerinden duyuruyor. Detaylı bilgiye 232. 293 33 72 numaralı telefondan ulaşılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” İstanbul Havalimanı‘nda maymun çiçeği virüsüne rastlamadık”
İSTANBUL – Dünya Sağlık Örgütü tarafından acil durum ilan edilen M çiçeği virüsüyle ilgili İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile birlikte toplamda 11 Afrika ülkesinden gelen uçuşların yakın takibe alındığını ve herhangi bir olumsuz duruma rastlanılmadığını açıkladı.
Başta Kongo Demokratik Cumhuriyeti olmak üzere 11 Orta Afrika ülkesinde görülen M çiçeği virüsünün ardından gözler havalimanlarındaki Afrika uçuşlarına çevrildi. Afrika uçuşlarının endişe uyandırması nedeniyle Avrupa’nın en yoğun havalimanlarından biri olan İstanbul Havalimanı’nda da bir dizi tedbir uygulanması kararı alındı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Baştabipliği, havalimanı işletmecileri ve havayolu şirketlerine alınacak önlemler konusunda geçtiğimiz günlerde bir toplantı düzenlemişti. Özellikle virüsün tespit edildiği ülkelerden İstanbul Havalimanı’na gelen Afrikalı yolcular mercek altına alındı. Bu kapsamda belirlenen 11 ülkeden (Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kamerun, Gana, Liberya, Nijerya, Ruanda, Kenya, Fildişi Sahili ve Güney Afrika) gelen yolcular takip edilecek.
İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, M çiçeği virüsüyle ilgili açıklama yaptı. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, havalimanında yürütülen çalışmalar ve sürecin takibine ilişkin bilgi verdi. Dr. Kavak, “Dünya Sağlık Örgütü, 14 Ağustos’ta küresel acil durum ilan ettikten sonra biz de havalimanımızda mevcut ekiplerimizle Afrika bölgesinden, özellikle de Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen yolcuları izlemeye başladık. Gözlem altına aldık. Öte yandan oradan gelen uçaklardan herhangi bir vaka bildirimi olup olmadığını ya da seyahat sırasında rastlanan yolcu olup olmadığını arkadaşlarımızdan sorgulayarak uçağın kapısına giderek kontrollerimizi devam ettiriyoruz” dedi.
“11 Afrika ülkesinden gelen uçuşlar takibe alındı”
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dışında etrafta vaka sayısı fazla olan 11 Afrika ülkesinden gelen uçuşların takibe alındığının altını çizen Kavak, “Eğer şüpheli veya olası vaka olursa bu da seyahat sırasında kuleye ya da yer hizmetleri tarafından yine acil durum merkezine bildirilebilir. Bizim ekiplerimiz bu çağrıyı aldığı zaman, vakayı değerlendirmek üzere vakanın olduğu yerden daha izole bir alana alarak, gidip muayenesini yapıyorlar. Eğer şüpheli bir vaka görürsek bunun sevki için de 112 vasıtasıyla belirlenmiş hastaneye teşhis ve tedavi amacıyla sevkini yapacağız” diye konuştu.
“İstanbul Havalimanı’nda vakaya rastlamadık, herhangi bir ek tedbir almış durumda değiliz”
Havalimanında toplam iki adet karantina odasının olduğunu ve meydana gelmesi muhtemel vakaları da bu odalarda izole edileceğini söyleyen Dr. Aykut Yener Kavak, hem İstanbul Havalimanı hem Türkiye’de bugüne kadar böyle bir vakaya rastlamadıklarını vurguladı. Havalimanı personelinin ve hava yolu şirketlerinin dikkat etmesi gereken hususlara dikkat çeken Kavak, “14 Ağustos’ta Dünya Sağlık Örgütü küresel acil durumu ilan ettikten sonra havalimanında bu uçuşları mercek altına aldık. 17 Ağustos’ta biz havalimanın paydaşlarının katılımıyla genel müdürümüzün başkanlığında toplantı düzenledik. Burada hastalıktan korunma yoluyla ve havalimanındaki çalışan personelin dikkat etmesi gereken konularla ilgili detaylı bilgilendirme yaptık. Aynı zamanda bu toplantıya bilim kurulu başkanımız Prof. Dr. Ateş Kara’da online olarak katıldı ve tüm katılımcılarının bu hastalıkla ilgili sorularını detaylı olarak cevaplandırdı. Virüsün belirtileri aslında spesifik olarak vücutta döküntü var ama onun öncesinde tabii ki ateş, enfeksiyon, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı gibi belirtiler olması gerekiyor. Şu anda herhangi bir ek tedbir almış durumda değiliz sadece izlemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mudurnu ilçesine bağlı Taşkesti beldesinde yaşayan 55 yaşındaki Menteş, antikaya merakı sonucu 30 yılda yaklaşık 300 obje biriktirdi.
Özel sektörden yaklaşık 6 yıl önce emekli olduktan bir süre sonra ilçede çay ocağı işletmeye başlayan Menteş, topladığı eşyaları sergilemek istedi.
İş yerinde özel bir bölüm oluşturan Menteş, burada antika eşyaları meraklıların ilgisine sunuyor.
“Ben yaşadıkça burası böyle kalacak”
Cengiz Menteş, AA muhabirine, antikanın kendisi için bir tutku olduğunu söyledi.
Antika merakının hobiye dönüştüğünü belirten Menteş, “Küçükken başlayan bir merakım vardı. Yaklaşık 30 yıldır beğendiğim, merak ettiğim ne varsa topladım ve buraya koydum. Daha buraya getirmediğim eşyalarım var.” dedi.
Topladığı objelerin kendisi için çok değerli olduğunu dile getiren Menteş, “Buradaki bütün ürünler benim için aileden biri gibi. Satın almak isteyenler de oldu ama satmadım, satmam da. Benden sonra çocuklar ne yapar bilemem ama ben yaşadıkça burası böyle kalacak.” diye konuştu.
Menteş, ilçeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin koleksiyonunu çok beğendiğini ifade etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Boğazı’nda, Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınındaki 2 bin 400 yıllık liman kenti Alexandria Troas Antik Kenti’nde, devam eden kazı çalışmalarında 1800 yıllık mimari yapılar gün yüzüne çıkarılıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Bu anlamda 1800 yıl öncesinden başlayıp belki 300-400 yıl içerisinde değişimler gösteren yapılar grubunun bir bölümünü gün ışığına çıkarmaya başladık. Küçük buluntular olarak dönemleri hakkında bilgi verecek büyük ölçüde korozyona uğramış olan sikkelerin yanı sıra yoğun seramik ve üst yapıya ilişkin çatı kiremitleri yer alıyor. Çeşitli iskan evrelerini, buluntu gruplarını değerlendirip tespit edebiliyoruz” dedi.
Dalyan köyü yakınında yer alan ve 2 bin 400 yıllık liman kenti olan Alexandria Troas Antik Kenti’nde bu yılki kazı çalışmaları, 25-30 kişilik bir ekibin katılımıyla sürüyor. Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe koordinesindeki kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle ve maddi desteğinin yanı sıra Çanakkale Valiliği, Türk Tarih Kurumu, Ankara Üniversitesi ve İÇDAŞ A.Ş. desteğiyle gerçekleştiriliyor. Bu yılki kazı çalışmalarında kentin 1800 yıllık mimari yapıları gün yüzüne çıkarılıyor.
‘ÇALIŞMALARIMIZI 25-30 KİŞİLİK BİR EKİPLE YÜRÜTÜYORUZ’
Kazı çalışmalarının 1 Temmuz itibarıyla başladığını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Çalışmaları ortalama 25-30 kişilik bir ekiple yürütüyoruz. İçerisinde arkeologların, mimarların, koruma uzmanların, restoratörlerin, antropologların ve jeofizikçilerin olduğu bir ekip. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir program çerçevesinde çalışmalarımıza başladık ve yürütüyoruz. Bu çalışmalara Ankara Üniversitesi’nin yanı sıra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Ostim Teknik Üniversitesi’nden öğrenciler, uzmanlar ve hocalar katılıyorlar. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin de öğretim üyesi ve öğrenci anlamında ciddi desteği var. Çalışmalarımızı 7-8 üniversiteyle yürütüyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına her yıl olduğu gibi çalışmalar yürütülüyor. Bakanlığımızın verdiği izin ve desteğin yanı sıra üniversitemizin, çeşitli üniversitelerin ve özel sektörden ana sponsorumuzun desteğiyle bu çalışmalar yürümekte” dedi.
‘BU YIL KUZEY VE DOĞU BÖLÜMLERİNDE ÇALIŞMALARI YÜRÜTMEYE BAŞLADIK’
Bu yıl forum alanı olarak adlandırılan, kentin kalbi niteliğindeki alandaki kazı çalışmalarının yoğunlaştığını söyleyen Prof. Dr. Öztepe, “Alanın doğusunda başlangıcından itibaren çalışıyoruz. Alanın doğusu dediğimiz bölgede odeon, podiumlu salon, polygonal yapı gibi önemli yapılar var. Bunlar büyük ölçüde geçtiğimiz yıllarda gün ışığına çıkarılmıştı. Fakat bunların özellikle kuzey ve doğu kesimindeki bölümleri açılmamıştı. Bu yıl çalışmaları kuzey ve doğu bölümlerinde yürütmeye başladık. Doğu bölümünde daha önce çok küçük bir alanda başka bir yapı ya da yapılar kompleksi olabileceğini gördüğümüz alanda devam ediyoruz. Burada yürüttüğümüz çalışmalar M.S. 2’nci yüzyıldan itibaren bu alanda yapılaşmanın olduğunu ve kendi içerisinde değişimler gösterdiğini ortaya koydu. Bu anlamda 1800 yıl öncesinden başlayıp belki 300-400 yıl içerisinde değişimler gösteren yapılar grubunun bir bölümünü gün ışığına çıkarmaya başladık. Arkadaşlarımız çalışıyorlar. Küçük buluntular olarak dönemleri hakkında bilgi verecek büyük ölçüde korozyona uğramış olan sikkelerin yanı sıra yoğun seramik ve üst yapıya ilişkin çatı kiremitleri yer alıyor. Burada çeşitli iskan evrelerini, buluntu gruplarını değerlendirip tespit edebiliyoruz” diye konuştu.
‘ANA İLK OLUŞUM EVRESİNE ULAŞTIĞIMIZ NOKTALAR OLACAK’
Kentin en parlak döneminin M.S. 2’nci yüzyıl olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öztepe, şöyle devam etti:
“O dönemden başlayıp 4 ve sonrasındaki yüzyıllardaki değişimleri mimari katmanlaşmada izleyebiliyoruz. Yani en erken evrenin çekirdeğini buluyorsunuz. Sonrasında mimari katmanlara bunun üzerine yeni dönemler geliyor. Bazı bölgelerde değişimleri duvar örgülerinde görüyorsunuz. Bunları tespit ediyoruz. Bunun yanı sıra bunları destekleyecek küçük buluntular da çıkmaya başladı. Böylece bu alanda belgeleyerek kaldırılması gereken bölümleri kaldıracağız. Ana ilk oluşum evresine ulaştığımız noktalar olacak. Ama bir taraftan da kentin bu yaşanmışlığının dönemsel belgelerini de yerinde koruyacağız. Hedefimiz ‘doğu yapısı’ olarak adlandırabileceğimiz yapının şu anda otopark olarak kullandığımız alanın altından geçtiğini düşündüğümüz kuzeye güney doğrultulu caddeye kadar varlığını tespit etmek. Bir bölümünü tel örgünün içerisinden kazarak tespit edeceğiz. Bir bölümünde de minimal sondajlar yapıp tekrar bakmamız ve kapatmamız lazım. Jeofizik çalışmaları sonucunda geçtiğimiz yıl burada, otopark alanının bir bölümünde büyük bir yapının duvar izleri olması muhtemel grafikte koyulu açıklı alanlar ortaya çıktı. Bu koyulu açıklı alanlardan da referans alarak çalışmalarımızı yürüteceğiz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>El işçiliğiyle sanat eserine dönüştürülen ve Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan tespih, özellikle namaz ibadetinin ardından zikir amacıyla olarak kullanılmasının yanı sıra aksesuar olarak da kullanılıyor. Asırlardır farklı el işçiliği metotlarıyla sanat eserine dönüşen tespihler, günümüz kültüründe de yerini koruyor. Çeşit çeşit kıymetli taşlardan üretilen rengarenk, irili ve ufaklı tanelere sahip tespihlere en büyük ilgiyi özellikle koleksiyonerler ve meraklıları gösteriyor. Yapımı türüne göre bazen bir hafta, bazen bir yılı bulan tespihler, halk arasında da gündelik yaşamın vazgeçilmez parçalarından biri olarak görülüyor.
Merak ve hobiyle başladı usta oldu
Türk insanının vazgeçilmez aksesuarlarından biri olan el emeği göz nuru tespihler, meraklıları sayesinde nesillerdir elden düşmezken, meraklı olarak tespih koleksiyonu yapan birçok kişi hobisini ustalığa dönüştürüyor. Gaziantep’te yaşayan 26 yaşındaki Yunus Kurt da kendi imkanlarıyla kurduğu küçük atölyesinde değerli ağaçlardan tespih yapımına başladı. Çocukluk yıllarından itibaren tespih meraklısı olan ve 7 yıl önce de hobi olarak başladığı meslekte usta olan Kurt, yaptığı birbirinden değerli tespihlerle meraklılarının hayallerini gerçeğe dönüştürüyor.
Ürettiği tespihleri Türkiye ve dünyaya satıyor
Kurt, tarihi Yeni Han’da kurduğu küçük atölyesinde ürettiği birbirinden değerli tespihleri Türkiye’deki müşterilerinin yanı sıra Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Dubai, Mısır ve Irak gibi Arap ülkeleri başta olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesindeki tespih meraklılarına da gönderiyor.
“Çocukluğumdan beri tespihe olan bir merakım vardı”
Tespih merakına 1973 yılında başladığını anlatan Kurt, “Çocukluğumdan beri tespihe olan bir merakım vardı. Önce tespih topladım. Sonra topladığım tespihlerin alım satımını yapmaya başladım. Daha sonra ‘neden tespih üretimini ben yapmayayım’ dedim ve tespih ustası olmaya karar verdim. Şu anda da tespih ustalığı yapıyorum. 6-7 yıldır tespih üretimi yapıyorum. Dünyanın birçok ülkesine de tespih yapıyorum. Özellikle Arap ülkelerine çok fazla tespih gönderdim” dedi.
“Her zaman tespihe karşı bir sevgimiz oluştu”
Kehribar başta olmak üzere birçok malzemeden tespih yaptığını belirten Kurt, “Her zaman tespihe karşı bir sevgimiz oluştu. Hep tespih topladım. Topladığım tespihlerden çevredeki arkadaşlarımızdan isteyenler oldu, satın almak istediler. Tespih alım satımı yaptıktan sonra tespih üretimine başladım ve tespih ustası oldum” ifadelerini kullandı.
“Tespih yapımında biraz sabır etmek gerekiyor”
Tespih işinin emek, incelik ve sabır olduğunu söyleyen Kurt, “Tespih yapmak aslında kolay ama sabır işi olduğu için insanlara zor geliyor. Sabır olmadan olmuyor. Onun için tespih yapımında biraz sabır etmek gerekiyor. Tespih yaparken zorlandığımız malzemeler var. Özellikle Oltu taşı çok zor bir madendir. Kırılgan bir maden olduğu için zorlanıyoruz” diye konuştu.
En çok tercih edilen tespihin damla kehribar olduğunu dile getiren Kurt, tespihin malzemesine göre işçiliğinin değiştiğini ve tespih yapmayı çok sevdiğini bildirdi. Tespih tutkunu Mustafa Karataş, tespih kullanmaktan büyük bir keyif aldığını ve yıllardır genç tespih ustası Yunus Kurt’un tespihlerini tercih ettiğini ifade etti. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müze Artvin ve çevresindeki 137 tür yabani hayvanı tanıma imkanı sunuyor
ARTVİN – Artvin’in zengin doğa ve yaban hayatını sergilemek amacıyla Artvin Çoruh Üniversitesi Seyitler Yerleşkesi Orman Fakültesi binası içinde Yaban Hayatı Müzesi kuruldu. Müzede Artvin ve çevresindeki yaban hayatı türlerini tanıtmak ve koruma bilincini artırmak amacıyla çeşitli eğitim ve farkındalık faaliyetleri gerçekleştiriliyor.
Yaban Hayatı Müzesi, okul öncesinden üniversite düzeyine kadar tüm öğrenciler ile doğaya ilgi duyan herkese yaban hayatını tanıma ve inceleme fırsatı sunuyor. Müze, doğa turizmi açısından önemli bir konuma sahip olan Artvin’de, ziyaretçilere zengin bir yaban hayatı deneyimi yaşatıyor. Müze, Artvin ili ve çevresinde doğal olarak ölü bulunan hayvanların Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü iş birliği ile tahnit edilip sergilenmesiyle zenginleşti.
Artvin’in yaban hayatının zenginliğini gösteren müzede, şu ana kadar 137 türün tahnit çalışması yapılarak sergileniyor. Müze sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Yasin Uçarlı, müzede sergilenen türler hakkında bilgi vererek “Yaban Hayatı Müzesi, yöremize ait 137 türü barındırıyor. Artvin coğrafyası, yaban keçisi, ayı, kurt, vaşak ve çengel boynuzlu dağ keçisi gibi çeşitli yaban hayatı türleri açısından oldukça zengin. Bu müze, öğrencilere ve ziyaretçilere bu türleri daha yakından tanıma ve inceleme imkanı sağlıyor. Bu türlerin büyük bir kısmını doğal ortamında gözlemlemek mümkün. Ancak gözlem imkanı olmadığında, müzemiz eğitim odaklı çalışmalarla öğrencilerimize ve ziyaretçilerimize bu türleri yakından tanıma fırsatı sunuyor” dedi.
Doç. Dr. Mehmet Yavuz ise müzenin Amerikan müzelerine yakın bir seviyede olduğunu belirterek “Ben 15 sene Amerika’da kaldım ve birçok yaban hayatı müzesi gezdim. Kalite ve zenginlik bakımından buradaki Yaban Hayatı Müzesi, Amerikan müzelerine çok yakın bir seviyede. Bu müzeyi, hem Artvin içinden hem de diğer illerden gelen ziyaretçilere mutlaka tavsiye ediyorum” diye konuştu.
Yaban Hayatı Müzesi Artvin’de doğa ve yaban hayatı meraklılarına benzersiz bir deneyim sunarken, aynı zamanda bölgenin turizm potansiyelini artıracak önemli bir kültürel merkez olma özelliği taşıyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın en büyük sinagogu, Sardes’te
Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicholas Cahill “Sinagog 1963 yılında keşfedilmiş”
MANİSA – Manisa’nın Salihli ilçesinde paranın ilk basıldığı yer olarak bilinen Sardes Antik Kenti’nde dünyanın en büyük sinagoglarından biri olan sinagogdaki 2 bin yıllık taban mozaikler, Sart Mahallesi’nde yaşayan kadınlar tarafından yenileniyor.
“Sinagog, antik dünyanın en büyük sinagoglarından birisidir”
Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes’te 120 yıl önce başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. ABD Wisconsin Üniversitesinden Prof. Dr. Nick Cahill başkanlığında devam eden çalışmalarda üst kısmı 3 yıl önce çatı ile kapatılan sinagogda zeminde yer alan mozaikler Sart Mahallesi’nden olan 9 kadın tarafından gerçekleştiriliyor. 1963 yılında keşfedilen sinagogda restorasyon çalışmalarının 3 yıldır devam ettiğini kaydeden Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicholas Cahill, sinagogun antik dünyanın en büyük sinagoglarından biri olduğunu söyledi.
“Tecrübeli 9 kadın çalışıyor”
Cahill, mozaiklerin farklı bölgelerden getirilen taşlarla aslına uygun şekilde restore edildiğini, restorasyonun ise Sart Mahallesi’nde yaşayan tecrübeli 9 kadın tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Cahill “Bu sinagog antik dünyada en büyük sinagog olarak kayıtlara geçmiş. 1963 yılında keşfedilmiş. Mozaiklerin hepsi kaldırılarak beton zemin üzerine yeniden konulmuş. Ancak aradan geçen 50 yıllık süre zarfında zeminde çatlaklar oluşmuş. Mozaikleri korumak için 3 yıl önce sinagogun üstü çatı ile kaplandı. Şuanda zeminde restorasyon çalışmalarımız sürüyor. Restorasyon çalışmalarımızı yürüten ekip ise oldukça tecrübeli. Bu mahallede yaşayan kadınlar tarafında 3 yıldır restorasyon çalışmalarımız sürüyor.” Dedi.
“Nakış yapar gibi çalışarak tarihi yeniden canlandırıyoruz”
Mozaik restorasyonu çalışmalarında görev alan Sevinç Akçayım ise çalışmalara mahalledeki komşuları ve kızı ile katıldıklarını söyledi. Akçayım “Bu işi severek yapıyoruz. Çünkü tarihe elimiz değiyor. Bu çok farklı bir duygu. Bizler yaşlandığımızda çocuklarımız buraya gelecekler ve bu restorasyonu annelerimiz yaptı diyecekler. Nakış yapar gibi çalışarak tarihi yeniden canlandırıyoruz, diyebilirim.” Dedi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tunç, Şanlıurfa’daki temasları kapsamında ziyaret ettiği Göbeklitepe’de Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul’dan kazı çalışmaları ve eserler hakkında bilgi aldı.
Bakan Tunç’a ziyaretinde, Vali Hasan Şıldak, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Şanlıurfa milletvekilleri Cevahir Asuman Yazmacı, İbrahim Eyüpoğlu, Mehmet Ali Cevheri, Hikmet Başak ve Emin Önen ile AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı İlhami Günbegi eşlik etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HAVADA SANAT”
Çağlar öncesi mağara duvarlarına resmedilerek başlayan sanat artık taşlardan, duvarlardan, tuvaller ve kumaşlardan indirilerek (aslında uçurularak) göklerdeki yerini alıyor. Sanatçı uzun süredir üzerinde çalıştığı projesini ‘Havada Sanat’ adı başlığı altında geçmişin perspektifinden günümüz ufkuna bakarak özellikle kumaş ve tuvallerde uyguladığı ve modernize ettiği tarihimizin kalıntılarını artık çelik kanatlarla dünyaya taşıyacak.

“İSTANBUL’U YENİDEN FETHEDEMEYİZ ANCAK SANATLA GÖNÜLLER FETHEDEBİLİRİZ”
Sanatçı Serra Erdoğan çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet hanı kendisine özellikle hayalleri konusunda idol aldığını çağ kapatıp açmasa bile çığır açmak istediğini belirtiyor. Yaptığı açıklamasında ise çocukluk yıllarında ulu hakan Fatih Sultan Mehmet’inaltı yaşında tuttuğu günlüğüne uçan gemiler çizdiğini, gelecekteise gemileri karadan yürüttüğüne tarih tanıklık ettiğinin altını çizdi.”Bizler fatih değiliz en azından İstanbul’u bir daha fethedemeyiz ancak gönülleri sanatla ve Fatih’in torununa yaraşır şekilde fethedebiliriz” diyen Erdoğan “Benim bir hayalim var, dünyanın bütün büyük kentlerine bizim olan, bizden olan tüm değerleri taşımak ama bu sefer gerçekten de havadan. Bu amaçla sanatçı Serra Erdoğan Fatih Sultan Mehmet hanın hayalini gerçekleştirmektedir” ifadelerini kullandı.

İLK SANATSAL UÇAĞINI VENEZUELA BÜYÜK ELÇİSİNE TAKDİM ETTİ
Türkiye’de ve dünyada benzeri görülmemiş bir şekilde uçak maketlerini, uçakları ve uçak filolarını hatta özel jetleri boyayarak bir ilke daha imzasını atacaktır. Serra Erdoğan sanatsal tasarım uçağını ilkini temmuz ayında Venezuela Büyük Elçisi Freddy E. Molina Gutıerrez’e takdim etti. Büyük Elçi Freddy ‘Bu uçak benim için çok önemli çünkü bizim en zor zamanlarımızda Türk hava yolları bize köprü oldu. Bütün dünyaya bizi bağlayan tek yol Türk Hava yollarıydı’ dedi.



Ecem AltanHaberler.com – Kültür Sanat
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Strateji Kalkındırma Araştırma Derneği (USKAD) Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram, “Türkiye’miz kaçakçılıkla çok ciddi bir mücadele verdi, bu kapsamda Kültür ve Turizm bakanlığı yurt dışından birçok eseri ülkemize geri getirdi ve halen getirmeye devam ediyor. Kültürel mirasımızın, Türkiye’nin en bilindik sitelerinden birinde satışa çıkması gerçekten bir facia. Ticaret Bakanlığı’nın çok acil olarak bir tedbir alması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Tarihi eser ya da antika niteliği taşıdığı düşünülen kültür varlıklarının satışı için, ticaret işlemlerinin yapıldığı bir internet sitesinde oluşturulan ilanlarda, eserlerin hangi döneme ait olduğu gibi bilgileri de paylaşılıyor. İnternet sitesinde C.D. isimli şahıs, Elazığ’ı konum göstererek “M.Ö. Antik Tarihi Eser Buluntular” başlığıyla 2 buçuk milyon TL fiyat karşılığında kültür varlıklarını satışa çıkardı. Açıklama olarak ise “Arkeoloji bölümünde incelenen bir adet mızrak ucu ila üç adet balta uçlarının milattan önce olduğu belirlenmiştir” ifadeleri kullanıldı. Konu, Antalya’da görev yapan Uluslararası Strateji Kalkındırma Araştırma Derneği (USKAD) Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram’a ihbar edildi.
Eserler, Elazığ Müze Müdürlüğü’nde
İhbar üzerine harekete geçen Karabayram, konuyu dokümanlarıyla birlikte Elazığ Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdi. Karabayram, “USTAD olarak bu konuda duyarlıyız, daha önce Antalya ve Van’da girişimde bulunduk, eserleri yakalattık. 2-3 gün önce bir ihbar sonucu önüme bir şey düştü, bir sitede M.Ö. çok eski bir tarihi adlandırılan bir mızrak ve benzeri gibi değerli olan taşınır kültür varlıklarının satıldığını gördüm. 2 buçuk milyon TL bedelle satışa çıkartılmış. İlk önce bir müzeden alıntı bir fotoğraf karesi olabilir mi diye düşündüm, daha sonra birkaç parçanın birbirinden ayrı fotoğraflarının çekildiğini gördüm. Elazığ Kaçakçılık Şube ile koordinasyon kurdum, oradaki arkadaşlar olayı incelediler. Ben de başka araştırmalar yapmaya devam ettim, tekrar emniyetle bunu paylaştım. Dün itibarıyla bir operasyon gerçekleştirildi, eserler yakalandı ve Elazığ Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi” dedi.
“Ticaret Bakanlığı’nın acil olarak bir tedbir alması gerekiyor”
Kültürel miras konusunda tüm vatandaşlara duyarlı olmaları yönünde çağrıda bulunan USKAD Başkanı Cemil Karabayram, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi’nin de kültür varlıklarının korunması yönünde büyük çaba sarf ettiğini sözlerine ekledi. Karabayram, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Türkiye’miz kaçakçılıkla çok ciddi bir mücadele verdi, bu kapsamda Kültür ve Turizm bakanlığı yurt dışından birçok eseri ülkemize geri getirdi ve halen getirmeye devam ediyor. İçişleri Bakanlığımızı da unutmamak gerekiyor, bakanlığa bağlı Elazığ Emniyet Müdürlüğü’nün anında ihbarı değerlendirip, Cumhuriyet Savcısı ile irtibata geçti. Çok güzel bir operasyonla beraber eserleri ele geçirip, ilgili hakkında gerekli işlemleri yaptıktan sonra müzeye teslim etmeleri takdire şayan bir durum. Bir diğer önemli konu da kültürel mirasımızın Türkiye’nin en bilindik sitelerinden birinde satışa çıkması, gerçekten bir facia. Ticaret Bakanlığı’nın çok acil olarak bir tedbir alması gerekiyor. Korunması gereken, satışı yasak olan bir eseri Türkiye’nin en tanınmış sitelerinden birine çıkıyorsunuz, satış ilanına koyuyorsunuz. Devletimizin konu hakkında tedbirleri artırması gerekiyor.” – ANTALYA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM – Erzurum Kültür Yolu Festivali kapsamında sahne alan Türk pop müziğinin sevilen ismi Tuğba Yurt Erzurumlu gençleri coşturdu.
Tuğba Yurt, Erzurum Etkinlik ve Miting Alanı’nda Erzurumlularla buluştu. On binlerce müzikseverin katıldığı konserde Tuğba Yurt, İnceden İnceye, Güç Bende Artık, Yolun Sonu, Benim O gibi şarkılarıyla beraber 90’lardan günümüze pop müziğin sevilen parçalarını da seslendirdi.
Yurt, sahnede yaptığı konuşmada, “Erzurum’da böyle güzel bir sahne ve böyle güzel bir kalabalıkta sizinle yeniden buluşuyor olmaktan dolayı çok mutluyum” dedi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kastamonu Belediyesi ve Martı Uçurtma Kulübü tarafından Uzunyazı mevkisinde gerçekleştirilen şenlikte farklı figürlerde rengarenk yüzlerce uçurtma gökyüzü ile buluştu.
Uçurtmalarını alarak bölgeye gelen 7’den 70’e vatandaşlar, doyasıya eğlendi
Martı Uçurtma Kulübü Başkanı Halit Cebeci, gazetecilere, çok güzel bir eğlence olduğunu söyledi.
Çocukların çok mutlu olduğunu anlatan Cebeci, “Hepsi kahkahalar atıyor. Biz de çok mutluyuz. Umuyorum ki bu geleneksel hale gelir. Herkese katıldığı için çok teşekkür ederiz.” dedi.
Uçurtma uçuran çocuklardan Yusuf Alp Seyitoğlu ise daha önce hiç uçurtma şenliğine katılmadığını dile getirerek, “Çok mutluyum. Daha önce hiç böyle eğlenmedim. Burası çok güzel, rüzgar çok güzel esiyor. Çok eğleniyorum.” diye konuştu.
Elif Eylül de ilk kez bir uçurtma şenliğine katıldığını belirterek, “Bugün çok mutluyum. Uçurtma uçuruyorum ve ilk uçurtmamla uçurtma uçuruyorum. Bazen diğer uçurtmalara takılıyor ama olsun.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında uygulanan tedbirler, hayata geçirilen önleyici uygulama ve hizmetleri yaygınlaştırma çalışmaları ile kurumların faaliyet ve çalışmaları sunumlar eşliğinde değerlendirildi. – ARDAHAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayta, göz renklerinin doğuştan olduğunu, amcası ve ninesinden genetik olarak kendisine geçtiğini düşündüğünü söyledi. Genç olarak ailede sadece kendi gözlerinin mavi ve kahverengi olduğunu anlatan Hayta, şöyle devam etti: “Çok farklı bir duygu. İnsanların tepkileri de çok büyük, gördükleri zaman şaşırıyorlar. Lens kullandığımı düşünüyorlar, ısrarla ‘lens mi kullanıyorsunuz’ diye soruyorlar. Çok şaşıran insanlar var etrafımda. Çok şükür görmemde hiçbir problem yok. Çok tepki görüyordum, sokakta yürüyemiyordum, insanlar sürekli durdurup gözlerimi soruyorlardı ve inanmıyorlardı.
Böyle olunca da çok büyük tepki görünce rahatsız oluyordum. O yüzden ben de bir dönem lens kullandım, sonra doğallığa döndüm. Bazen insanlar Van kedisine benzetiyorlar, ‘Vanlı mısınız, oradan mı geldiniz, orayla bir bağınız var mı’ diyorlar. Ben de doğal olduğumu, oralı olmadığımı söylüyorum.”
Göz renkleriyle çalıştığı iş yerinde de müşterilerin ilgisini çeken Hayta, “Kafeye gelen arkadaşlar çok güzel tepkiler veriyor, çok beğeniyorlar, tatlı olduğunu söylüyorlar öyle de tepkiler alıyorum. Bu gözlere sahip olduğum için kendimi çok farklı ve güzel hissediyorum” diye konuştu.
Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Muharrem Gökhan Yüzbaşı da tıpta “heterokromi” şeklinde adlandırılan durumun genetik olduğunu belirtti. İnsanın iki gözü arasında renk farkı olduğunun anne karnında tespit edilebildiğini anlatan Yüzbaşı, şunları kaydetti: “Nurhayat Hanım’ın zaten dedesinde de varmış, yani genetik geçişi olan bir durum. Bu tarz hastaları gördüğümüz zaman tabii ki dikkatli olmakta fayda var. Bazen altında bir genetik hastalık yatıyor olabilir. Bu noktada tabii ki bu hastalarımızı ayrıntılı muayene ediyoruz. Bu hastaları tespit ettiğimiz zaman, altında eğer bir hastalık yoksa ilerleyen süreçte herhangi bir problem olmuyor, göz bozukluğu da olmuyor ama muayene edip bunu böyle değerlendirmekte fayda var.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu, virüsü taşıyan sivrisineklerin sokmasıyla bulaşan viral bir hastalıktır. Hastalık genelde mevsimsel olup yaz boyunca ve sonbaharın erken dönemlerinde görülmektedir. Hastalık, kişiden kişiye doğrudan bulaşmamaktadır. Ülkemizde 2010 yılından itibaren görülen Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu 2024 yılında 6 kişide tespit edilmiştir. Hastalarımızın takip ve tedavilerine devam edilmektedir. Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yürütülmekte ve süreç hassasiyetle takip edilmektedir. Güncel gelişmeler kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.” denildi.
Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu, virüsü taşıyan sivrisineklerin sokmasıyla bulaşan viral bir hastalıktır. Hastalık genelde mevsimsel olup yaz boyunca ve sonbaharın erken dönemlerinde görülmektedir. Hastalık, kişiden kişiye doğrudan bulaşmamaktadır.
Ülkemizde 2010 yılından itibaren…
— T.C. Sağlık Bakanlığı (@saglikbakanligi) August 22, 2024
*Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ECDC uzmanı Orlando Cenciarelli, Avrupa nüfusu için genel riskin şu anda “çok düşük bir olasılık” ve “düşük bir etki” olarak değerlendirildiğini söyledi.
Vakalarla temas etmiş kişilerde riskin yüksek olduğunu ancak hastalığın düşük seyredeceğini vurgulayan Cenciarelli, yalnızca altta yatan başka bir hastalığı olan ve bağışıklığı düşük kişilerin enfekte olması halinde hastalığı “orta ve/veya yüksek” seviyede geçirecekleri kaydedildi.
AVRUPA’DA YALNIZCA BİR VAKA
Cenciarelli, halihazırda Avrupa’daki tek vakaya 15 Ağustos’ta İsveç’te rastlandığını anımsatarak, “Daha fazla ithal vakanın görülmesi muhtemeldir. Bu nedenle Avrupa ülkelerinin bu tür ithal vakaları ele almaya ve ikincil bulaşmayı önlemeye hazır olması önemlidir” dedi.
REKLAMAŞI YALNIZCA GEREKEN DURUMLARDA TAVSİYE EDİLİYOR
Cenciarelli aşının yalnızca enfeksiyon riski taşıyan, ağır hastalık geçiren, bulaşmanın muhtemel olduğu bölgelere seyahat eden ve bireysel risk değerlendirmesine dayalı kişilere sunulması gerektiğine işaret etti.
2022’DE 10 ÖLÜM
Seminere katılan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sorumlusu Marc-Alain Widdowson da 2022 yazında Avrupa’da toplam 27 bin vakaya rastlandığını ve 10 ölüm kaydedildiğini hatırlattı.
Widdowson, kıtanın virüsten kendini koruyabileceğine inandıklarını ifade etti.
M ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ
M çiçeği virüsü, fareler ve sincaplar gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olmuş bireylerden bulaşıyor. Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor.
İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.
Özel bir tedavi yöntemi olmayan hastalığın tedavisi antiviral ilaçlarla yapılıyor. Vakaların büyük kısmı hastalığı hafif geçiriyor ve birkaç hafta içinde sağlığına kavuşuyor.
DSÖ, “maymun çiçeği hastalığı (Monkeypox)” ismini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla “mpox” olarak değiştirmişti.
Afrika kıtasının doğu ve güneyini 10 yıldan uzun süredir etkileyen salgın hastalığa yol açan virüsün yeni türünün (klad 1b) hızla yayılması nedeniyle DSÖ, 14 Ağustos’ta M çiçeğini “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” ilan etmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Topuk kanının, Yenidoğan Tarama Programı kapsamında çocukların hastalıklarını erken teşhis ederek tedavilerini başlatmak amacıyla alındığı hatırlatılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Kesin hüküm niteliği taşımayan mezkur kararın hatalı olduğunu değerlendirdiğimizden, bu karara karşı Bakanlığımızca istinaf yoluna başvuru süreci ivedilikle başlatılmıştır. Hukukun, adalet ve doğruluk temelinde vereceği karara olan inancımız tam olduğundan, yargı süreci sonuçlanıncaya kadar Yenidoğan Tarama Programı aynı şekilde devam edecektir.”
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmada, mevcut iklim politikalarının devam etmesi halinde, Avrupa’da çoğunlukla kıtanın güney bölgelerinde yaşayan insanlar başta olmak üzere aşırı sıcaklardan kaynaklanan ölümlerin 2100’e kadar 3 katına çıkabileceği uyarısı yapıldı.
Avrupa’da son yıllarda yazın sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıktığı aktarılan araştırmada, aşırı sıcakların yol açtığı ölüm riskiyle daha fazla karşı karşıya bulunan yaşlı nüfusun yıllar içinde artacak olmasının da bu sayının yükselmesinde etkili olacağı kaydedildi.
AŞIRI SICAKLAR HER YIL 55 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN ÖLÜMÜNE YOL AÇABİLİR
Küresel ısınma nedeniyle ortalama sıcaklıkların Sanayi Devrimi öncesindeki ortalamaya kıyasla 3 derece arttığı bir senaryoda sıcaklığa bağlı ölümlerin yüzde 13,5 artacağı öngörülen araştırmada, bunun da çoğunluğu 85 yaş üstü bireyler olmak üzere her yıl 55 binden fazla kişinin ölümüne yol açabileceği ifade edildi.
Yine aynı ihtimal dahilinde sıcaklığa bağlı ölümlerin sayısının yüzyılın sonuna kadar 43 bin 729’dan 128 bin 809’a yükselebileceği tahmin edilen araştırmada, soğuktan kaynaklanan ölümlerin ise 2100’e kadar 363 bin 809’dan 333 bin 703’e düşmesinin beklendiği bildirildi.
Araştırmada, küresel ısınma ve yaşlı nüfusun artışından en fazla etkilenecek yerler arasında İspanya, İtalya, Yunanistan ve Fransa’nın bazı bölgelerinin bulunduğu belirtildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapılan açıklamada, “Ankara’daki hiçbir sağlık tesisimizde maymun çiçeği (mpox) hastalığı şüphesi ile karantinaya alınan hastamız bulunmamaktadır. Bu tür iddialar, gereksiz bir panik ortamı yaratmaya yönelik asılsız bilgilerdir.

Maymun çiçeği hastalığı ile ilgili bilgilendirmeler, Sayın Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından şeffaf bir şekilde ve sıklıkla yapılmakta olup, halkımızın doğru bilgilere ulaşması amacıyla gereken tüm adımlar atılmaktadır. Vatandaşlarımızın, resmi açıklamaları dikkate alarak bu tür söylentilere itibar etmemeleri önem arz etmektedir” ifadeleri yer aldı.
M çiçeği virüsü çocuklar için daha tehlikeli! Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, inceleme sonucunda, evli erkeklerin bekar erkeklere kıyasla 2 kat daha iyi yaşlandığını tespit etti.
BEKAR KADINLAR, EVLİ KADINLARA GÖRE DAHA SAĞLIKLI YAŞLANIYOR
Evliliğin kadınlar üzerindeki etkisinin aynı olmadığı sonucuna ulaşan araştırmacılar bekar kadınların, evli, eşlerini kaybetmiş ya da boşanmış kadınlardan daha sağlıklı yaşlandığını ortaya koydu.
İdeal yaşlanmayı “günlük aktiviteleri engelleyen ciddi fiziksel, bilişsel, zihinsel ya da duygusal durumlardan uzak durmak” olarak tanımlayan araştırmacılar, “yüksek düzeyde mutluluğun, fiziksel ve zihinsel sağlığın” yaşlanma üzerinde olumlu etkisi olduğunu kaydetti.
Araştırmacılardan Toronto Üniversitesi Profesörü David Burnes, “Evli insanlar birbirlerini sigarayı bırakmak ya da düzenli egzersiz yapmak gibi sağlıklı davranışları benimsemeye ya da sürdürmeye teşvik ediyor olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırma, International Social Work dergisinde yayımlandı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, inceleme sonucunda, evli erkeklerin bekar erkeklere kıyasla 2 kat daha iyi yaşlandığını tespit etti.
BEKAR KADINLAR DAHA SAĞLIKLI YAŞLANIYOR
Evliliğin kadınlar üzerindeki etkisinin aynı olmadığı sonucuna ulaşan araştırmacılar bekar kadınların, evli, eşlerini kaybetmiş ya da boşanmış kadınlardan daha sağlıklı yaşlandığını ortaya koydu.
İdeal yaşlanmayı “günlük aktiviteleri engelleyen ciddi fiziksel, bilişsel, zihinsel ya da duygusal durumlardan uzak durmak” olarak tanımlayan araştırmacılar, “yüksek düzeyde mutluluğun, fiziksel ve zihinsel sağlığın” yaşlanma üzerinde olumlu etkisi olduğunu kaydetti.
Araştırmacılardan Toronto Üniversitesi Profesörü David Burnes, “Evli insanlar birbirlerini sigarayı bırakmak ya da düzenli egzersiz yapmak gibi sağlıklı davranışları benimsemeye ya da sürdürmeye teşvik ediyor olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırma, International Social Work dergisinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Darende ilçesinde rahatsızlanan 69 yaşındaki A.Y., ilçedeki Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesine başvurdu. Burada tetkikleri yapılan hastanın kalp krizi geçirdiği belirlenince acilen anjiyoya alınması için tam donanımlı hastaneye sevki istendi. 112 acil servisine talep iletilince il merkezinden ambulans helikopter havalanarak Darende ilçe stadına indi. Buraya ambulansla getirilen hasta burada ambulans helikopter ile Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’ne getirilerek tedavi altına alındı. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cizre Devlet Hastanesinde 2 gün önce doğan bebeğin, solunum yetersizliği nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için Diyarbakır’a sevk edilmesine karar verildi.
Bebek, Sağlık Bakanlığına ait ambulans helikopterle Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine nakledildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanlığı, Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu’nun, virüsü taşıyan sivrisineklerin sokmasıyla bulaştığını, Türkiye’de 2010 yılından itibaren görüldüğünü ve 2024 yılında 6 kişide tespit edildiğini açıkladı.
Sağlık Bakanlığı sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu, virüsü taşıyan sivrisineklerin sokmasıyla bulaşan viral bir hastalıktır. Hastalık genelde mevsimsel olup yaz boyunca ve sonbaharın erken dönemlerinde görülmektedir. Hastalık, kişiden kişiye doğrudan bulaşmamaktadır. Ülkemizde 2010 yılından itibaren görülen Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu 2024 yılında 6 kişide tespit edilmiştir. Hastalarımızın takip ve tedavilerine devam edilmektedir. Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yürütülmekte ve süreç hassasiyetle takip edilmektedir. Güncel gelişmeler kamuoyunun bilgisine sunulacaktır” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakam Celal Güngör başkanlığında Kaymakamlık binasında gerçekleştirilen toplantıya, mahalle ve köy muhtarları katıldı.
Toplantıda İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince muhtarlara sivrisinekle mücadele kapsamında yapılması gereken işlemlerle ilgili bilgilendirme yapıldı.
Toplantıda ayrıca içme suyu temizliği, su depolarının bakım ve onarımları konularında da katılımcılara bilgiler aktarıldı.
Kaymakam Güngör toplantıda yetkililerden görüşülen konuların takibinin titizlikle yapılmasını istedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN’in Nusaybin ilçesinde ailesiyle gittiği piknikte girdiği derede boğulma tehlikesi geçiren M.M. (4), hastaneye kaldırıldı. M.M.’nin hayati tehlikesinin olduğu belirtildi.
Nusaybin ile Midyat ilçeleri arasındaki Beyazsu mesire alanına ailesiyle pikniğe giden 4 yaşındaki M.M. dereye girdi. Bir süre aile M.M.’yi suda hareketsiz bulup, çıkardı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. M.M.’nin duran kalbi, sağlık ekiplerin müdahalesiyle tekrar çalıştırıldı. Nusaybin Devlet Hastanesi’ne kaldırılan M.M.’nin hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi.
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği ekipleri, KADES uygulamasının tanıtımı ve bilgilendirme faaliyetlerini sürdürüyor.
Bu kapsamda ekipler, Çerkezköy ilçesi Kızılpınar Mahallesi’nde bir iş yerinde 43 kadına aile içi şiddetin önlenmesi konusunda bilgi verdi.
KADES’in amaçları ve kullanımını anlatan ekipler vatandaşlara broşür dağıttı.
Bilgilendirme çalışmalarının devam edeceği belirtildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliğiekiplerince düzenlenen etkinlikte, toplam 43 kadın personele “Kades Uygulaması ve En İyi Narkotik Polisi Anne Eğitimi” verildi. Eğitim kapsamında, kadınların cep telefonlarına KADES uygulaması indirildi ve uygulamanın kullanımı hakkında bilgi verildi.
Ayrıca, etkinlik sırasında katılımcılara bilgilendirici broşürler dağıtılarak, aile içi şiddetle mücadele ve narkotik konusunda farkındalıklarının artırılması amaçlandı.
Etkinlik, kadın personelin güvenliği ve bilinçlendirilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendirildi. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’da 8 aylık hamile Burcu A. (31), 1 yıl önce evlendiği Ali A.’nın (30) kendisine şiddet uyguladığı ve ölümle tehdit ettiği gerekçesiyle boşanma davası açarak, uzaklaştırma kararı aldırdı. Burcu A., bir süre sonra eşi için çektiği kredi ödenmediği gerekçesiyle yasal takibe girdiği ve hesabındaki paranın eşi tarafından başkalarına gönderildiği iddiasıyla şikayetçi oldu.
Kayseri’de yaşayan 1 çocuk annesi Burcu A., 2 yıl önce Ali A. ile tanıştı. Garsonluk yapan Burcu A., otellerde çalışmak için Antalya’ya taşınmaya karar verdiğini söyleyince sevgilisi Ali A. da kendisiyle geleceğini söyledi. Antalya’ya taşınan çift, 1 yıl önce evlenmeye karar verdi. Evlilikten sonra Ali A., iddiaya göre iş kuracağını söyleyerek otelde garsonluk yapan Burcu A.’dan kendisi için kredi çekmesini istedi.
Bir süre sonra oturdukları evin kirasını dahi ödemeyen Ali A., iddiaya göre hamile eşi Burcu A.’nın cep telefonundan onun banka hesaplarındaki 60 bin lirayı parça parça başkalarına gönderdi. İlerleyen zamanlarda eşinden şiddet gören ve boşanma davası açan Burcu A., oğlunu da alarak evden ayrıldı. Muratpaşa ilçesinde tek odalı bir ev tutan Burcu A., bankalardan gelen haciz bilgilendirmeleriyle şok yaşadı. Eşinin kendi adına çektiği kredileri ödememesi nedeniyle yasal takibe giren 8 aylık hamile Burcu A., hastanelik oldu. Eşini arayarak borcu ödemesini isteyen Burcu A., ölümle tehdit edilince polis merkezine giderek uzaklaştırma kararı aldırdı. Hiçbir geliri olmayan ve doğumuna kısa süre kalan Burcu A., oğluyla birlikte yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Yaşadıklarını gözyaşı içerisinde anlatan Burcu A., “Kendisini 2 sene önce kadar tanıdım. Kayseri’den Antalya’ya taşınacağımı söyleyince benimle buraya geldi. Oğlumun da rızasını aldıktan sonra 1 sene önce de evlendik. 1 yıl içerisinde bana zorla kredi çektirdi, onun iş yerini kurdum. Otelde garsonluk yapıyordum. Benim maaş hesabımdan benden habersiz, elemanlarının maaşlarını dağıttı. Hatta maaşlarını alamayan elemanları bana yazıyor” dedi.
Eşinden defalarca şiddet gördüğünü söyleyen Burcu A., “Her sinirlendiğinde cep telefonlarımı parçaladı. İş kurmak için verdiğim paraları farklı şekillerde kullandı. 8 aylık hamileyim çalışamıyorum, onun benim adıma yaptığı borçlar yüzünden bankalarda yasal takibe girdim. Borcunu ödemesini istedim. Beni ölümle tehdit etti. Karakola gittim şikayetçi oldum ve uzaklaştırma kararı aldırdım. Ödeyeceğini söylediği için krediyi ben çektim, ayrıca hesabımdaki paraları benden habersiz kullandı. Boşanma davası da açtım” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Mimar Sinan‘ın Esenler’e mührü” olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı.
Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan’ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.
Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970’lerden sonra birçok bina inşa edildi.
Esenler Belediyesi tarafından 2009’da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.
Bitişiğindeki ve çevresindeki 100 konut kaldırıldı
AA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.
Göksu, 2009’da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, “Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar.” diye konuştu.
Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.
Projelerin onaylanmasının ardından çalışmalar başlayacak
Hazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi.
Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.
Esenler’de suyun İstanbul’un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:
“Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REHA MUHTAR YOĞUN BAKIMA KALDIRILDI
Reha Muhtar, evvelsi gece evinin merdivenlerinden düşmesi sonucu yaralanarak, kaldırıldığı hastanede entübe edilmişti. Muhtar’ın tedavisi hastanede devam ederken, velayeti babası Muhtar’da olan Poyraz’ın annesi oyuncu Deniz Uğur, şarkıcı Nilüfer ve evlat edindiği kızı Ayşe Naz Yumlu tarafından oğlunun alıkonulduğunu iddia etmişti. Deniz Uğur, avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şarkıcı Nilüfer ve kızı Ayşe Naz Yumlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılığa sunulan dilekçede, Poyraz hakkında Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne kayıp ihbarı yapıldığı da yer almıştı.

MUHTAR’IN ESKİ EŞİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Deniz Uğur, yaptığı basın açıklamasında yasal olarak oğlu Poyraz’ın kendisinde olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Benden önce Seren Serengil hastaneye ulaştı. Ben o sırada 112’yi aradım. Dedim ki, ‘Çocuğumun nerede olduğunu bilmiyorum, hastaneden bilgi alamıyorum. Babası yoğun bakımda olduğu için benim yanımda olması gerekir. Çünkü çocukla ilgilenecek durumda değilken annesi olarak bana teslim edilmesi gerekir. Nerede olduğunu bilmiyorum’ dedim.
“ÇOCUĞUMUN AYŞE YUMLU’NUN YANINDA OLDUĞUNU SEREN SERENGİL SÖYLEDİ”
Polisler babasının evine gittiler, orada kapıyı açan olmadı. Oğlumun yanında Ayşe Nazlı Yumlu’nun bulunduğunu ben hastaneye gitmeden önce Seren Serengil’den öğrendim. Seren, ‘Poyraz burada, yanında Ayşe Nazlı var’ dedi. Derhal hastaneye gittim, yönetimle konuştum. ‘Çocuğum nerede?’ dedim. Babasının durumunu ve kaç gün hastanede kalacağını öğrenmek istedim. Hastane yönetimi bana bilgi olarak Reha Muhtar’ın durumunun ne olacağını henüz söyleyemeyeceklerini belirtti.

“ÇOCUĞUM KAZA ANINDA YANINDAYMIŞ”
Çocuğum da kaza anında yanındaymış, ambulansı o çağırmış. Dolayısıyla çocuğumun da bir psikolojik desteğe ihtiyacı var. Hastaneden Ayşe Nazlı ile ayrıldığını söylediler. Sorumluluk yasal olarak o an tamamen bende olmasına rağmen Ayşe Naz Yumlu’yla beraber hastaneden ayrıldığını söylediler. Nilüfer Hanım’ın menajerine ulaştık. Oğlumun benim yanıma getirilmesi gerektiğini söyledik. Bize telefonlarını vermedikleri gibi onlara da ulaşamadıklarını söylediler. Avukatım da bir yandan ulaşmaya çalışıyordu, polis de ulaşmaya çalışıyordu.”
“POLİSLER NİLÜFER’İN EVİNDE KİMSEYİ BULAMADILAR”
Bu olayın çocuk kaçırma olduğunu vurgulayan Uğur sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ben hastaneden çıktıktan sonra işlemleri başlatmak üzere ve şikayetçi olmak üzere çocuk kaçırma suçundan hemen karakola gittim. Polisler de Nilüfer Hanım’ın evine gittiler, orada da kimseyi bulamadılar. Çocuğumun nerede olduğunu hiç kimse öğrenemedi. Ben neye üzüleceğimi şaşırmış durumdayım. Ben ne yapacağımı bilmiyorum şu anda. Ben 24 saatten fazladır çocuğuma ulaşmaya çalışıyorum, çocuğum benimle konuşturulmuyor.

“BU ÇOCUK KAÇIRMADIR”
Yanında çocuğum hakkında hiçbir yetkisi olmayan insanlarla. Bu olayın magazinle bir alakası yok, bu adli bir olay. Bu çocuk kaçırmadır. Dış kapının mandalı olan insanlar hiçbir yasal hakları, yükümlülükleri olmamasına rağmen benim çocuğumu benden kaçırıyorlar. Bir şey mi saklıyorlar? Poyraz’ı neden benden ve devlet görevlilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar? Kazanın olduğu gecenin daha erken saatlerinde Reha Bey’in oğlumla birlikte bir restoranda olduğunu, çok yüksek miktarda alkol tükettiğini, sonra kendinde olmayan bir şekilde yere kapaklandığını, hala arabayı kendisinin kullanmak istediğini, oğlumun orada sinir krizi geçirdiğini, ‘Baba ne olur arabayı sen kullanma’ dediğini görgü tanıkları söylüyorlar.
“ÇOCUK ZORLA ARABAYA BİNDİRİLMİŞ”
Bu herkesin gözü önünde olmuş bir şey. Ardından da çocuk zorla arabaya bindirilmiş ve gidilmiş. Bu insan beyin kanaması geçirdiyse yolda da geçirebilirdi. Alkol aldığı için kaza yapmış olabilirdi, benim oğlum bugün hayatta olmayabilirdi. Hukuki olarak suç duyurusunda bulundum. Yargılanacaklar. Reha Muhtar’ın içkiyi fazla kaçırdığında saldırganlaştığını ve çocuğun üstüne yürüdüğünü Seren Serengil mahkemede anlatmıştı. Her şey olmuş olabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melisa Sözen, Fransız ‘Le Bureau des Legendes’ dizisinin üçüncü sezonunda yer aldı. Dizide YPJ’li bir kadın terörist rolünü canlandıran Sözen’in dizideki fotoğraflarının sosyal medyada yayılması, oyuncuya tepkileri beraberinde getirdi. Öte yandan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun 25 Haziran tarihinde oyuncu Sözen ile bir araya geldiği sosyal medya paylaşımı bazı kullanıcılar tarafından tepkilere sebep oldu. Sosyal medya platformu X üzerinden “Sanatın farklı dallarında harikalar yapan kıymetli dostlarım Hasibe Eren, Melisa Sözen ve Harun Tekin’e nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederim” notuyla paylaşım yapan Etimesgut Belediye Başkanı Beşikçioğlu’na sosyal medya kullanıcıları tepki gösterdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortaokul düzeyinde 11 bin 891, lise düzeyinde 8 bin 493 olmak üzere 20 bin 384 öğrencinin katıldığı araştırma kapsamında dijital oyun, internet, sosyal medya bağımlılıkları ile mutluluk, siber zorbalık, sıkıntı-stres ve yalnızlık durumları incelendi.
HAFTA İÇİ 3 SAATE YAKIN DİJİTAL OYUN OYNUYORLAR
Araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 95,49’unun mobil telefon sahibi olduğu ve hafta içinde 3 saate yakın dijital oyun oynadığı belirlendi.
REKLAM
Lise ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 35’i oyun bağımlılığı riski taşırken, lise öğrencilerinin yüzde 31’inin ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 20’sinin internet bağımlılığı riski taşıdığı tespit edildi.
Araştırmada, giderek artan sosyal medya bağımlılığı konusunda da önemli bulgulara ulaşıldı. Lise öğrencilerinin yüzde 50’sinin, ortaokul öğrencilerinin de yüzde 35’inin sosyal medya bağımlılığı riski taşıdığı saptandı.
BAĞIMLILIKTA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER TESPİT EDİLDİ
Araştırmada, ortaokul ve lise öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları üzerinde etkili olan faktörler de belirlendi. Buna göre, oyun bağımlılığı üzerinde en çok etkili olan değişkenler sırasıyla yalnızlık, sıkıntı, mutluluk, internet ve sosyal medya bağımlılığı ile siber zorbalık oldu.
Öğrencilerin mutluluk düzeyleri dışındaki yalnızlık ve sıkıntı gibi diğer değişkenler dijital oyun bağımlılığı düzeyini artırırken, mutluluk arttıkça oyun bağımlılığı düzeyinin düştüğü görüldü.
ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 10’U SİBER ZORBALIĞA MARUZ KALIYOR
İnternet kullanımının artmasıyla öğrencilerin yüzde 10’unun orta düzeyde siber zorbalığa maruz kaldığı, yüksek düzeyde siber zorbalığın ise nadir görüldüğü belirlendi.
Araştırmaya göre, yalnızlık duygusu ortaokul ve lise öğrencilerinde yaygın görülürken, lise öğrencilerinde rastlanan sıkıntı düzeyinin ortaokul öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAMADET GECİKTİRİCİ İLAÇ NEDİR?
Bu ilaçların genellikle progesteron hormonu içeren ve kadınların adet görmesini geçici olarak erteleyen ilaçlar olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Karakay, “Bu ilaçlar, vücutta doğal olarak üretilen progesteron hormonuna benzer şekilde çalışır. Progesteron hormonu, rahim iç tabakasını (endometriyum) kalınlaştırır ve adet kanamasını geciktirir” ifadelerine yer verdi.
ADET GECİKTİRİCİ İLAÇLAR NASIL KULLANILMALI?
Adet geciktirici ilaçların doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Opr. Dr. Karakaya, her kadının sağlık durumunun farklı olduğunu ve adet geciktirici ilaçların kullanımının bazı durumlarda risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Karakaya, özellikle dikkat edilmesi gereken durumları şöyle sıraladı:
Hamilelik şüphesi: Hamile olan veya hamilelik şüphesi bulunan kadınların bu ilaçları kullanmaması gerekir.
Kronik hastalıklar: Kalp hastalığı, karaciğer rahatsızlıkları, migren gibi kronik hastalığı olan bireylerin doktorlarına danışmadan bu ilaçları kullanmaları önerilmez.
Düzenli kullanım: Adet geciktirici ilaçlar, sürekli olarak kullanılmamalıdır. Sadece özel durumlarda, kısa süreli kullanım için uygundur.
DOKTOR TAVSİYESİYLE HAREKET EDİLMELİ
Adet geciktirici ilaçların kullanımı sonrası baş ağrısı, mide bulantısı, göğüslerde hassasiyet, ruh hali değişkenlikleri, adet sonrası kanama düzensizlikleri gibi yan etkilerin olabileceğini, doktor tavsiyesi ile hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Karakaya, bu ilaçların uygun kullanımının genellikle güvenli olduğunu ancak bir yan etki veya rahatsızlık durumunda hemen bir uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.
Karakaya, “Adet geciktirici ilaçlar, kadınların belirli dönemlerde yaşamlarını kolaylaştırmak için başvurdukları bir yöntemdir. Ancak bu ilaçların kullanımı konusunda dikkatli olunması, doktor tavsiyesi ile hareket edilmesi önemlidir. Sağlığınız her şeyden önce gelir; bu nedenle, bu tür ilaçları kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışınız” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğuştan uyluk (kalça ekleminden başlayıp dize kadar uzanan, güç, hacim ve uzunluk bakımından en uzun olan kemik) kemiğinde kist olan Tunay, ortaokul çağında yürürken aksamaya başladı. Bunun üzerine ailesinin hastaneye götürdüğü Tunay’ın kisti, operasyonla alındı.
Zaman içinde aksama şikayetleri giderek artan Tunay, bacağında şekil bozukluğu da olması sebebiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne müracaat etti.
REKLAM
Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Kalkışım tarafından muayene edilen Tunay’ın, sol bacağının uyluk kemiğinin sağ tarafa kıyasla 4 santimetre daha kısa, aynı zamanda da genu valgum (dizlerin içe doğru eğilmesi ve bacakların X şeklinde görünmesi durumu) denilen bir dizilim bozukluğu olduğu tespit edildi.
HER GÜN 1 MİLİMETRE UZAYACAK ŞEKİLDE TEDAVİ PROGRAMLANDI
Söz konusu kısalığa bağlı skolyoz (omurgada eğrilik) ve pelvik tilt (kalça kemiği ve uyluk kemiği ön tarafının açısındaki azalma durumu) gelişen Tunay’ın ameliyat olmasına karar verildi.
Kalkışım ve ekibi tarafından Tunay’a, bilgisayar destekli eksternal fiksatör denilen, dışardan tespit ile hem kemikte uzatma hem de dizilim osteotomisi (kemiğin kesilmesi) işlemleri aynı anda ve aşamalı şekilde uygulandı.
Hastanın uyluk kemiğinde osteotomi yaparak her gün 1 milimetre uzayacak şekilde tedavisini programlayan Kalkışım, uzatma ve düzeltme işlemi 40 günde bittikten sonra hasta konforu açısından dışardan koyulan tespit materyalini çıkarttı.
Kullanılan teknik ile yaklaşık 8 ayın sonunda Tunay’ın hem kemiği uzadı hem de deformitesi (vücudun bir bölümünün olması gerekenden farklı görünmesine veya çalışmasına neden olan bir organizmanın büyük bir anormalliği) düzelmiş oldu.
REKLAM“HASTAMIZ 18 YAŞINI DOLDURDUĞU İÇİN UZATMA AMELİYATINI TERCİH ETTİK”
Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Kalkışım, hastanın yaklaşık 9 ay önce bacağındaki aksama şikayetleriyle kendilerine başvurduğunu söyledi.
Hastanın yaklaşık 7 yıl önce uyluk kemiğinin üst ucundaki kist nedeniyle operasyon geçirdiğini belirten Kalkışım, “Önceden geçirmiş olduğu operasyonda kist temizlenmiş ve kemik tespit edilmiş. Ciddi bir ağrısı olmamakla birlikte yürürken aksama ve topallama şikayetlerinin zamanla arttığını öğrendik. Muayenesinde hastamızın bir bacağında diğerine göre 4 santimetrelik bir kısalık olduğunu tespit ettik. Sonrasında bu ameliyat için gerekli planlamamızı ve hazırlığımızı yaptık.” diye konuştu.
Kalkışım, bu tarz bacak uzunluk eşitsizliklerinin tedavisinde çeşitli yöntemler olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Mevcut hastamız 18 yaşını doldurduğu için uzatma ameliyatını tercih ettik. Aralık ayının 15’inde ameliyatımızı gerçekleştirdik. Hastamızın tek sorunu kısalık değildi. Aynı zamanda bir deformite dediğimiz şekil bozukluğu da mevcuttu. Kullandığımız bilgisayar destekli, uzaysal 3 boyutlu düzeltme sağlayabilen sistemle tedavimizi planladık. Yaklaşık 1,5 aylık günlük rutinlerle deformite ve uzatma tedavimizi tamamladık. Sonrasında kestiğimiz kemiğin arasının kaynamasını bekledik. O kaynama da zaten gerçekleşmiş oldu.”
REKLAM
Kalkışım, şu an tedavinin 8. ayında olduklarını ifade ederek, “Hastanın fizik tedavi süreci devam etmekle birlikte şikayetlerin birçok kısmı geçti. Tabii yıllar boyunca 4 santimetre bir kısalıkla hasta yaşamını devam ettirdi. Bu süreç içerisinde hem omurgasında şekil bozukluğu hem de leğen kemiğinin asimetrisi dediğimiz bir durum gelişmişti. Alt ekstremitesini uzatmamızla bu bozukluklar zamanla düzelme eğilimine giriyor. Şu an hastamız tedavisinden gayet memnun. Kendisi hiçbir yardımcı destek aleti kullanmadan yürüyebiliyor, hatta koşabiliyor.” dedi.
“ARKADAŞLARIM YÜRÜRKEN ÜZÜLÜYORDUM”
Özgür Tunay da ortaokul döneminde yürürken aksaklık yaşadığını, bu durumun da öğretmeninin ve ailesinin dikkatini çektiğini söyledi.
Okulda yürürken aksama yaşamasından dolayı üzüldüğünü dile getiren Tunay, “Arkadaşlarım yürürken üzülüyordum. Çünkü onlar düz yürüyor, ben yamuk yürüyordum. Öğretmen de bu durumu gördü, annemle konuştu. Öyle ilerledik. Allah’a şükür, şimdi iyiyim” ifadelerini kullandı.
Tunay, yaşadığı sıkıntılardan kurtulduğu için mutlu olduğunu vurgulayarak, kendisiyle ilgilenen doktoruna ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM“YENİ BİR UFUK AÇMAK DURUMUNDAYIZ”
Bakan Memişoğlu, sağlık sektörünün Türkiye’nin lokomotif sektörü olabileceği inancıyla çalıştıklarını işaret ederek, “Bizim için en büyük hedeflerden bir tanesi Türkiye’de sağlıkla ilgili çok büyük bir gelişim süreci yaşanmışken, bunu dünya çapında yaşanır hale getirmek. Dünyada özellikle gelecekte biyoloji ve sağlıkla ilgili büyük bir değişimin olacağını öngörülüyor. O zaman biz bugün sağlıkla ilgili sizlerin heyecanıyla ve desteğiyle yeni bir ufuk açmak durumundayız. Bu ufuk sadece hizmette değil; teknoloji üretmek, cihazlarını üretmek veya dünyadaki büyük üreticilerle beraber Türkiye’de ortaklık yapmak. Türkiye’nin sadece sağlık cihazının pazarlanacağı yer değil, onun üretileceği ya da ortak olunacağı yer olması için hep beraber çalışmamız gerekiyor” diye konuştu.
“ÜRETİMLE İLGİLİ ÇABA HARCAYANLARA DESTEK OLACAĞIM”
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık sektöründe üretime yönelik çalışmalara destek olacaklarını söyleyerek, “Ben, iyi şeyler yapacak, üretimle ilgili her türlü çabayı harcayan her bir ferdin, kamu-özel-üniversite olsun destekçisi olacağıma size söz veriyorum. Bizler, yeni bir şey yapmakta çok büyük yeteneği olan insanlarız. Biliyorum ki, Covid döneminde hiç kimsenin aklına gelmeyen çok çeşitli çözümler üretildi, lokal sahada. Baktığınız zaman krizlerde bir araya gelip hiçbir ayrımcılık yapmadan büyük başarılar elde ettik. Fakat biraz rahata varınca sorunlarımız yeniden ortaya çıkıyor. Onun için bu toplumun ayrıştırıcı taraflarını değil, birleştirici taraflarını ön plana çıkarması gerektiğini, farklılıklarımızın zenginlik olduğunu ve en önemli şeyin her birimizin birlikte hareket etmesi durumunda başaramayacağımız hiçbir şeyin olmadığına inanıyorum” dedi.
“ULAŞILABİLİR BİR SAĞLIK BAKANI OLDUĞUNU BİLİN”
Türkiye’de sağlık alanında Faz-1 çalışmalarının çok az yapıldığını belirten Bakan Memişoğlu, “Faz 1 çalışması demek, ‘Yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey için uğraşıyorum’ demektir. Ben üniversitelerde söylüyorum, sizlere de söylüyorum; Faz-1 çalışması yapacak herkesin arkasında duracağız. ‘Ben yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim’ diyen herkesin arkasında TÜSEB üzerinden ekosistem oluşturup duracağız. ‘Ben malzeme ürettim, bunun kalitesinin devamı ve bilimsel çalışmasını yapıyorum’ diyecek her üreticinin, her yatırımcının bilimsel çalışmasını yapacak şekilde TÜSEB’i organize ediyoruz. Bizler kamu olarak bunun önünü açmak için her şeyi yapacağız. Ama sizlerden şunu istiyorum; biz iyi niyetle çalışırken eleştirilerinizi, önerilerinizi lütfen bize iletin. Ve eğer bir sorununuz varsa ulaşılabilir bir Sağlık Bakanı olduğunu bilin” ifadelerini kullandı.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu da Bakan Memişoğlu’nun sağlık sektörü için şans olduğunu söyleyerek başarılar diledi. Toplantı, konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UŞAK – Uşak‘ta bir inşaatın temeline beton atarken elektrik akımına kapılan inşaat işçisi ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.
Edinilen bilgilere göre, Fatih Mahallesi 2. Akarca Sokak üzerinde bir inşaatın temeline beton döken mikserinin pompası elektrik tellerine temas etti. Bu sırada pompayı tutan inşaat işçisi Y.Y. elektrik akımına kapıldı.
Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine 112 Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. 112 Sağlık ekiplerince elektrik akımına kapılan inşaat işçisi Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Öte yandan olayla ilgili inceleme başlatılırken inşaat işçisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, “Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, cildimize sürdüğümüz krem ve sıktığımız parfüm gibi pek çok yolla vücudumuza giren kimyasal mikropartiküller, sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zararlı maddeler özellikle çocuklar ve doğmamış bebekler için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Endokrin bozucular olarak bilinen bu maddeler, özellikle çocuklarda obezite, diyabet ve gelişim geriliklerine, hamile kadınlarda ise, fetüste gelişim bozuklukları ve nörolojik problemler gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu görünmez tehlike, çocuklarımızın geleceğini tehdit ediyor ve toplum olarak bu konuda daha dikkatli olmalıyız” dedi.
Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, endokrin bozucularla ilgili açıklamalarda bulundu. Endokrin bozucuların, vücutta birikerek hormon sistemlerinin çalışmasını olumsuz etkileyen kimyasal maddeler olduğunu kaydeden Demirci, “Endokrin bozucu adını verdiğimiz bu kimyasal mikropartiküller, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, kullandığımız parfümler, cildimize sürdüğümüz kremler gibi pek çok yolla vücudumuza girmektedir. Zaman içinde dokularda biriken partiküller başlıca üreme, büyüme, gelişme ve sinir sistemlerinin çalışmasını bozuyor. Bu maddeler, erken veya geç ergenlik, doğurganlıkta azalma, obezite, diyabet, tiroid hastalıkları ve astım gibi pek çok hastalığa yol açmaktadır” diye konuştu.

Reha Muhtar entübe edildi

Amatör müzisyenin sır ölümü! Elleri, ayakları ve ağzını bağlayıp…

“40’ı beklesin” diyenlere ateş püskürdü
‘YAĞMUR SUYUNDAN SOLUNAN HAVAYA’
Günlük yaşamda pek çok ürün ve ortamda endokrin bozucuların bulunabileceğini ifade eden Demirci, “Endokrin bozucu kimyasallar, işlenmiş ve paketlenmiş gıdalarda, plastik saklama kaplarında ve yoğun tarım ilacı kullanılan bölgelerde yetiştirilen hayvansal veya bitkisel ürünlerde sıkça bulunur. Ayrıca sanayileşmenin yoğun olduğu bölgelerde içme sularında, yağmur sularında ve solunan havada da pek çok endokrin bozucu mikropartikül bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘KANSER SIKLIĞINDA ARTIŞ’
Demirci, modernleşen dünya ile birlikte hayatımıza giren ve vücudumuzda birikerek hormon sistemlerini olumsuz etkileyen endokrin bozucuların, özellikle çocuklar ve hamileler üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda önemli uyarılarda bulundu. Çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde endokrin sistemin kritik bir rol oynadığını vurgulayan Demirci, şunları söyledi:
“Büyüme ve gelişmenin çok hızlı küçük çocuklarda endokrin sistemde yaşanacak problemler gelişme geriliklerine, bilişsel fonksiyonları etkileyerek okul başarısının düşmesine, erken yaşta obezite-diyabet gibi metabolik hastalıklara yol açabilmektedir. Yapılan araştırmalar endokrin bozuculara maruz kalmanın ileri yaşlarda kanser sıklığında da artışa yol açtığını göstermektedir.”
‘FETÜS ÜZERİNDE AĞIR HASARA YOL AÇIYOR’
Hamilelik döneminde endokrin bozuculara maruz kalmanın fetüs üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğini vurgulayan Demirci, “Hamile bir kadının maruz kaldığı endokrin bozucular, plasenta aracılığı ile fetüse geçmekte ve henüz bağışıklık sistemi tam gelişmemiş olan fetüs üzerinde ağır hasara yol açabilmektedir. Bu durum, fetüste gelişme geriliği, tiroid problemleri ve nörolojik bozukluklar gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” diye konuştu.
‘YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ ŞART’
Bu zararlı kimyasallardan tamamen korunmanın mümkün olmadığını, ancak bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile maruziyetin azaltılabileceğini belirten Demirci, “Sanayileşmenin artmasıyla birlikte endokrin bozucular her yanımızı sarmış durumda. Ancak, mümkün olduğu kadar paketlenmiş gıda tüketiminin azaltılması, organik ve hijyenik ürün kullanımının artırılması, tarımsal kimyasallardan arınmak için meyve ve sebzelerin iyi yıkanması, gıdaların üretim yerlerinin kontrol edilmesi ve kontamine bölgelerde üretilmiş hayvansal ve bitkisel besinlerin tercih edilmemesi, plastik ürünler yerine cam ve çelik kapların tercih edilmesi, zorunlu olmadıkça cilt üzerine koruyucu krem sürülmemesi, gereksiz antibiyotik veya takviye besin alınmaması ve düzenli egzersiz ile dengeli beslenmenin artırılması endokrin bozuculara maruziyetimizi en aza indirecek bireysel yaklaşımlar arasında sayılabilir” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YUNUS Emre Enstitüsü tarafından ‘Cumhuriyet’in Kültürel Yüzü’ adlı uluslararası yaz okulu programı düzenleniyor. 14 gün sürecek olan bu programda ‘Litera-Türk’, ‘Kamera Arkası’, ‘Türk Sofrası’ ve ‘Türk Arkeolojisi’ temaları işlenecek. 18-29 Ağustos 2024 tarihleri arasında İstanbul başta olmak üzere Türkiye‘nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilecek bu programlar, Türkiye‘nin 1923-2023 yılları arasında yaşadığı kültürel değişim ve dönüşümün uluslararası katılımcılara aktarılmasını hedefliyor.
İstanbul’da düzenlenecek olan Litera-Türk yaz okulu programı, Türk edebiyatının modern ve klasik eserlerini, yazarlarını ve bu eserlerin mekansal yansımalarını uluslararası katılımcılara tanıtmayı amaçlıyor. Yazar söyleşileri, şiir günleri, edebi ve kültürel mekan gezileri, yayınevi ve editör ziyaretleri gibi etkinliklerle, edebiyat yoluyla Türkiye ile yeni bağlar kurulması hedefleniyor. Kamera Arkası yaz okulu program ise Türk sinemasının tarihini tanıtmayı ve uluslararası katılımcıları Türk film ve dizi sektörünün önde gelen yönetmen ve senaristleriyle buluşturmayı amaçlıyor. İstanbul’da gerçekleştirilecek olan programda yönetmenler, oyuncular, senaristler ve yapımcılar tarafından verilecek seminerler, atölyeler, film gösterimleri ve set ziyaretleri yer alacak. Bu sayede sinema aracılığıyla Türkiye ve Türk kültürü ile etkileşim kurulması hedefleniyor.
Türk Sofrası programında, Türkiye’nin zengin mutfağını ve binlerce yıllık yemek kültürünü dünya çapında tanıtmayı hedefliyor. İstanbul, Ankara, Afyonkarahisar ve Balıkesir gibi şehirlerde gerçekleştirilecek bu programda, profesyonel şefler tarafından teorik ve pratik dersler verilecek. Ayrıca, gastronomi alanında seçkin isimlerle düzenlenecek buluşmalar ve atölyeler ile Türkiye’nin sofra kültürü dünya ile paylaşılacak. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde düzenlenecek olan Türk Arkeolojisi program ise, katılımcılara Anadolu’nun zengin kültürel mirasını yerinde keşfetme imkanı sunacak. Troya’dan Efes’e, Gordion’dan Göbeklitepe’ye kadar birçok antik kent ve ören yerini kapsayan bu programda, katılımcılar uzman rehberler eşliğinde Türkiye’nin arkeolojik hazinelerini tanıma fırsatı bulacak.
Yaz okulu programına, 32 farklı ülkeden toplam 61 kişinin katılması bekleniyor. Programların düzenleneceği şehirler arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Çanakkale, Balıkesir, Afyonkarahisar, Gaziantep ve Şanlıurfa gibi önemli kültürel merkezler yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Hasan Şıldak, sosyal medya hesabından, Göbeklitepe’nin 2024 yılının 7 ayında ziyaretçi sayısında rekor düzeye ulaştığını belirtti.
Şanlıurfa’nın yürütülen çalışmalarla kültürel mirasın ortaya çıkarılması sonucu daha çok ziyaretçi ağırlayacağını aktaran Şıldak, şunları kaydetti:
“Önceki yılların aynı dönemine göre en yüksek ziyaretçi sayısını bu yıl yakalayan Göbeklitepe, 326 bin ziyaretçiyle 2022 yılındaki 290 bin sayısını geride bıraktı. Taş Tepeler Projesi kapsamında 10 noktadaki kazı çalışmalarıyla adeta açık hava müzesi niteliğinde zengin arkeolojik mirasa sahip olan Şanlıurfa, yürütülen çalışmalarla bu kültürel mirasın her geçen gün açığa çıkarılması sonucunda daha çok ziyaretçiyi misafir edecek, kültür ve turizm şehri kimliği güçlenecek.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Taşköprü Belediyesi tarafından sünnet ettirilen 86 çocuk için Cumhuriyet Meydanı’nda Toplu Sünnet Töreni düzenlendi.
Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ konuşmasında, Bu tarz etkinlikler ile şenliklerin toplumsal birlik ve sosyal bütünlüğe önemli katkılar sunduğunu söyledi.
AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay ise Taşköprü’nün kadim ve kimlikli şehirlerden olduğunu anlatarak, “Taşköprü’nün köklü bir tarihi var. Tarımsal ve gastronomi ile özel bir yeri var. Bu güzel programı tertip eden belediye başkanımız ve ona yardım eden tüm ekibe teşekkür etmek istiyorum. Çocukları sünnet olan aileleri tebrik ediyorum.” dedi.
Belediye Başkanı Hüseyin Arslan da hep birlikte olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “Sünnet şöleni programını 2011 yılında Taşköprü festivali içerisine almıştık. O tarihten bu yana festival olsa da olmasa da sünnet şölenimiz devam ediyor. Bu yıl Kültür ve Sarımsak Festivalimizi tasarruf genelgesi gereğiyle yapamadık. İnşallah önümüzdeki yıl çok daha etkin ve güzel bir festivalde Taşköprü halkımızla birlikte olacağız.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Güney Kore’den gelen Bongsan Mask Dance-Drama ekibi, renkli kıyafetleri ve kültürlerine özgü çalgılarıyla gösteri sundu. Gösteri vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi.
Kore ekibinin ardından sahneye çıkan Taşköprü Halk Eğitim Merkezi Halk Oyunları gösterisi yoğun alkış aldı. Grup Gülistan Tasavvuf Müziği dinletisi ve Semazen Gösterisinin sonrasında protokol üyeleri tarafından sünnet olan 86 çocuğa oyuncak hediye edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, bakanlığa bağlı müzelerdeki eserlerin korunması ve geleceğe miras bırakılması amacıyla başlatılan “Tarihi Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirilmesi Projesi”ne ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.
Türkiye’deki tüm müzelerde sikkeler hariç toplam 2 milyon 860 bin eser bulunduğunu belirten İnceciköz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un talimatıyla kültür varlıklarının yurt dışına kaçırılması ile mücadele ve eserlerin kimliklendirilerek envanterinin çıkarılması için çalışma başlattıklarını söyledi.
İnceciköz, çalışmanın birinci etabında müzelerin teşhirinde bulunan 103 bin 816 eserin tamamının kimyasal kimliklendirmesini yaptıklarını, ardından depolarda çalışmaya başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Müzelerimizin depolarındaki 150 bin 882 eseri tamamlamış durumdayız. 2028’e kadar depolarımızda bulunan tüm eserlerimizi hem kayıt altına alacağız hem de dijital kimliklendirmeyle bu eserlerin bize ait olduğunu belli etmiş olacağız. Sayın Bakanımızın talimatlarıyla çok önemli büyük bir proje daha başlattık. İsmi ‘Geleceğe Miras’. Özellikle kazı başkanlarımızın, kazı çalışma faaliyetlerini yoğunlaştırması üzerine kurulu bir sistem. Kazılardan çıkarılan eserler konservasyonu yapılarak müzelerimize sergilenme amacıyla getiriliyor. Eser sayısı 2028’e kadar mutlaka artacaktır. Biz yeni bulduğumuz eserler de dahil olmak üzere 2028’e kadar bu işlemi tamamlamayı hedefliyoruz.”
İnceciköz, eserlere DNA kodunun yüklendiği çalışmanın yerli ve milli olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Kullandığımız maddede önemli kimyasallar var. İçinde yapay zeka algoritması ile oluşturulan DNA izlerinin olduğu, gözle görülmeyen, hissedilmeyen bir tür madde. Her eserin kendi kimlik kartı bilgilerini işledikten sonra, eserin uygun bir yerine, esere de zarar vermeyecek şekilde bir imza bırakmış oluyoruz. Siz bunu elle hissedemez, gözle göremezsiniz. Ultraviyole ışıkla orada bir bilgi olduğunu da tespit edemezsiniz. Bunun kendine ait okuyucu sistemleri var. Ancak bu sistemler üzerinden o eserdeki iz görülebilir.”
“Esere bir kimlik kartı hazırlıyoruz”
Kaçakçılıkla mücadele kapsamında oldukça önemli işler yaptıklarını ve önemli başarılara imza attıklarını vurgulayan İnceciköz, Türkiye’nin bu konuda kural koyan ülke durumuna geldiğini söyledi.
Çalışmayı, alanında uzman güçlü bir ekip ve müze uzmanları koordinesinde yürüttüklerini aktaran İnceciköz, yapılan sistemin gelecekte kültür varlıkları üzerine çalışanlara iyi bir veri oluşturacağını işaret etti.
Birol İnceciköz, eserleri kimliklendirme çalışmasının kendi içinde alt çalışmaları içerdiği bilgisini paylaşarak, “Esere sadece bir DNA kodu koymuyoruz. Depolardaki veya teşhirdeki eserin bugünkü halinde her türlü incelemesini tamamlıyoruz, esere bir kimlik kartı hazırlıyoruz. Sistemde tüm verilerini saklıyoruz. Eserin eğer konservasyon veya temizlik ihtiyacı, bir küçük müdahale ihtiyacı varsa bakımlarını da yapıyoruz. Eserlerin bakım ve onarımlarını da konservasyon laboratuvarlarımız yapıyor.” dedi.
AA, Anadolu Medeniyetleri Müzesinin deposunu görüntüledi
Anadolu Ajansı (AA), Anadolu Medeniyetleri Müzesinin tam güvenlikli eser deposunda, restoratör ve konservatörlerin, proje kapsamında eserlere DNA kodlaması yöntemini nasıl uyguladığını görüntüledi.
Önlük ve eldivenlerini giyen ve güvenlik amacıyla kişisel eşyalarını bırakan restoratörler, depoya müzenin güvenlik görevlileri eşliğinde geçiyor. İşlem sırası bekleyen eseri alarak inceleyen restoratörler, her ürünün envanter numaralarını ve farklı açılardan fotoğraflarını çekiyor.
Ardından dijital ve manuel olarak esere inorganik nanoteknolojik madde süren görevliler, kimliklendirmenin tamamlanması için kimyasal işaretlendirme işlemini yapıyor ve esere DNA kodu koyuyor.
Eser, verilerle Müze Ulusal Envanter Sistemine (MUES) sadece sorumlu yetkililerin ulaşacağı şekilde kaydediliyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>5 Haziran 1947 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı George C. Marshall’ın Harvard Üniversitesinde yaptığı konuşmayla tüm dünyaya açıkladığı, Marshall Planı o dönem yardım olarak görülürken, bugün Avrupa’nın enkaz haline gelmiş ekonomisini yeniden canlandırmak amacıyla uygulanan bir yöntem olduğu belirtiliyor. 73 yıl önce Türkiye’ye yardım olarak getirilen ve 13 yıl öncesine kadar kullanılan bu paletli traktör, artık mazide kalan tarım aracı olarak Adnan Menderes Üniversitesi’nin Ziraat Fakültesi’nde bulunan eski tarım aletleri sergi salonun bahçesinde sergileniyor.
Halk arasında ‘Marshall Yardımları’ olarak bilinen yardımlar kapsamında o dönem yani 73 yıl önce Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsü’ne getirilen bu paletli traktörün piston ve gömleği patlayınca tamir edilemedi. Gerek aşırı yakıt harcaması gerekse tamirinin yapılamaması nedeniyle kullanılamaz hale gelen 84 yıllık paletli traktör işlevini tamamlayınca müzeye alındı.
Traktörün mazisinin oldukça ilginç olduğunu belirten Adnan menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde görevli Ziraat Mühendisi Mehmet Kalkınç, “1051 yılında Marshall yardımı olarak Türkiye’ye verilen bu traktör Aydın’a tahsis edilmiş. Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsü’nde uzun yıllar kullanıldıktan sonra 1969 yıllarında Koçarlı’ya getirilmiş. Burada da yaklaşık 2500 dönüm arazinin işlenmesinde kullanılmış. Traktör gaz ile çalışıp ısındıktan sonra motorin ile çalışmasına devam eden bir sisteme sahipmiş. Yıllarca tarım sektöründe kullanılmış. Şimdi de eski tarım aleti olarak sergilenip gençlere Türk tarımının yaşadığı evreleri anlatırken kullanıyoruz” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir, Bolu, Aydın ve Manisa’da çıkan orman yangınlarının ardından, ekiplerin müdahalesi sürüyor.
Ekipler söndürmek için canla başla çalışıyor ancak yanan yerlerde de hasar büyük…
Yangınların sona ermesinin akabinde yeniden yeşillendirme çalışmaları yapılacak.
Bu çalışmalara ise Demet Akalın da destek vermek istiyor…
ÇAĞRI YAPTI
Sosyal medya hesabını aktif kullanan Akalın, yeni bir paylaşım daha yaptı ve ünlü isimlere bir çağrıda bulundu. Şarkıcı, İzmir’den fidan dikimi başlatılmasını teklif etti.

“BÜYÜK FİDAN DİKİMİ”
Demet Akalın çağrısında, “Sanatçılar başta olmak üzere büyük fidan dikimi başlatalım İzmir’den..” ifadelerine yer verdi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu Aydemir Akbaş’ın ardından bir isim daha aramızdan ayrıldı…
Unutulmaz ‘Hababam Sınıfı’ filminde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça (60) kalp krizi geçirdi.
KALP KRİZİ NEDENİYLE YAŞAMINI YİTİRDİ
Ünlü oyuncu kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.
Akça’nın ölüm haberini menajeri Kıvanç Terzioğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.

SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Öte yandan Akça’ya sevenleri son görevini yerine getirdi.
Hababam Sınıfı’nda ‘Bacaksız’ rolüyle tanınan oyuncu Tuncay Akça, Üsküdar Şakirin Camii’nde son yolculuğuna uğurlandı.
Akça’nın cenazesine Hababam Sınıfı’ndaki rol arkadaşları Ahmet Arıman ve Teoman Ayık da katıldı.
Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sinema oyuncuları Ahmet Arıman ve Teoman Ayık ile birlikte Akça’nın ailesi, rol arkadaşları ve çok sayıda seveni katıldı.
Tuncay Akça’nın cenazesi, ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

“ÇOK GÜZEL HATIRALAR BIRAKTI BİZE”
Cenaze töreninde konuşan Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, “Türk sinemasının en büyük özelliği gerçekten çok sıcak duygular yaşattılar bize. Çok sıcak yapımlardı, mahalle duygusu, aile duygusu. Bunu inşa eden tabi ki başrol oyuncularıydı ama yan rollerimiz belki de onlardan bile daha önemliydi. Bunun da tabi ki Tuncay Bey çok güzel bir örneğiydi. Çok güzel hatıralar bıraktı bize” dedi.
“ÇOK GÜZEL HATIRALAR BIRAKTI BİZE”
Cenaze töreninde konuşan Birol Güven, “Biliyorsunuz ki Türk sinemasının en büyük özelliği gerçekten çok sıcak duygular yaşattılar bize. Çok sıcak yapımlardı, mahalle duygusu, aile duygusu. Bunu inşa eden tabi ki başrol oyuncularıydı ama yan rollerimiz belki de onlardan bile daha önemliydi. Bunun da tabi ki Tuncay bey çok güzel bir örneğiydi. Çok güzel hatıralar bıraktı bize. Ne diyelim hayat böyle, biraz genç yaşta kaybettik kendisini. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.

“HALKIMIZIN ÇOK SEVDİĞİ, ÇOK DÜZGÜN BİR İNSANDI”
Sinema oyuncusu Ahmet Arıman, “Çok kötüyüz, ben hala şoktayım. Hala daha bir şey atlatamadım gibi hissediyorum. Biz bugün yemeğe gidecektik onunla beraber. Sabahleyin gelen haberle biz mahvolduk. Öyle bir hastalığı tamam ama hastaneye yatması gibi bir durum yoktu yani. Bizim her gün beraber olduğumuz, her gün işlere gittiğimiz mesai arkadaşımız, çok yakın birisi bizim için. Halkımızın çok sevdiği bir insan, çok sevdiği çok düzgün bir insandı” dedi.

“ÇOCUKLUĞUNDAN BERİ FİLMLERDE YER ALIYORDU”
Akça’nın rol arkadaşı Teoman Ayık ise, “Tuncay benim için çok değerli ama Türk sineması için de değerli bir arkadaşımızdı. Türk sinemasından bence bir yıldız kaydı. Çocukluğundan beri filmlerde yer alıyordu. Bizim birlikte kurduğumuz Yeşilçam grubu da vardı. O grupla önümüzdeki hafta programımız vardı, 2 gün önce buluştuk ama kısmet değilmiş” dedi.

TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Tuncay Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı.
Yol Filminde Yusuf karakterini oynadı. 1995-2002 yılları arasında ise Bizimkiler dizisinde manav Adem rolüne hayat verdi.


Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın evliliklerinde yaşanan ayrılık haberleri gündeme gelmişti.
Bir süredir ayrı yaşamlarını sürdüren çiftin, yakında tamamen ayrılmaları bekleniyor.
Sosyal medya paylaşımlarına devam eden Wanda Nara, Instagram hesabından paylaştığı bir fotoğrafla dikkatleri üzerine çekti. Nara, ünlü bir şarkıcıyla dudak dudağa olduğu anları takipçileriyle paylaştı.

KONSERDE DUDAK DUDAĞA ÖPÜŞTÜ
Arjantin’de Buenos Aires’in en büyük konser alanlarından biri olan Movistar Arena’da sahne alan Wanda Nara, şarkı söylediği anlarda Arjantinli ünlü şarkıcı Catriel Guerreiro ile dudak dudağa poz verdi.
O anlar kısa sürede viral oldu ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dilan Çıtak ve İbrahim Tatlıses arasında soğuk rüzgarlar esiyor…
Babasıyla daha önce mal paylaşımı nedeniyle tartışan Çıtak geçtiğimiz aylarda arayı düzeltti.
Ancak baba-kızın ilişkisine nazar değdi ve ipler bu defa tamamen koptu. Çıtak, sosyal medyadan soyadını kaldırmak için harekete geçti.
SAHNEDEN GÖNDERME YAPTI
Yaşanan bu gelişmelerin ardından Dilan Çıtak, bir hamle daha yaptı ve Ercan Saatçi’nin sahnesine konuk oldu.
Burada küs olduğu babasının “Aramam” şarkısını seslendiren Çıtak, göndermede bulundu. Dilan Çıtak’ın şarkıyı seslendirmesi ise seyircilerden de büyük alkış aldı.

İBRAHİM TATLISES: “DERDİ İDO”
İbrahim Tatlıses ise geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Benim soyadımı kullanmasın! Dilan Çıtak’ın tek derdi İdo Bey’dir.” demişti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İznik ilçesindeki dağ evinde 17 Temmuz’da çay demlemek için mangal jeliyle semaveri tutuşturmaya çalışan Özdemir, jelin alev alması ve bidonun patlamasıyla yanmaya başladı.
Evinin önündeki su dolu varile atlayarak alevleri söndüren Özdemir’in vücudunda 2 ve 3’üncü derece yanıklar oluştu.
Vücudunun yüzde 38’i yanan ve Bursa Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alınan Özdemir, doku nakilleriyle yaklaşık 1 aylık tedavinin ardından sağlığına kavuştu.
Özdemir, tedavisine evde devam edilmek üzere taburcu edildi.
İş insanı Necdet Özdemir, AA muhabirine, İznik ilçesindeki dağ evinde sabah saatlerinde semaveri tutuşturmak için mangal jeli kullandığını söyledi.
Jelin tutuştuğunu ancak alevleri görmediğini anlatan Özdemir, şunları kaydetti:
“Oysa ki gizliden içinde yanmaya devam ediyormuş. O sırada tekrar jel attım. Onu aslında küçük bir bidona alıp aktarma yaparak yapsaydım çok daha güvenli olurdu ama öyle yapmadım. Bidonla ateşin üzerine yanmadığını düşünerek ben bunu yaptım. Fakat gizliden yandığı için jelin değdiği yerle bidonun içerisinde artık bir ateş yolu oldu. Gözümle gördüm o ateşin yürüyüp gelmesi saniye, salise. Elimde bidon patladı. Bidon patlayınca bu jel olarak zaten alevsiz yanıyor. Her tarafımın yandığını hissediyorum ama alev yok, bir şey yok. Orada vücudumun yüzde 38’i yandı. Allah’tan hemen yan tarafımda 2-3 metre mesafede bir su dolu varil vardı. O can havliyle kendimi varilin içine attım. Orada ateşi söndürdüm.”
Olayın ardından ilk aşamada yoğun bakımda kaldığını ve 5 operasyon geçirdiğini aktaran Özdemir, yanık bölgelere doku nakli yapıldığını belirtti.
Hastanedeyken mangal jeli nedeniyle benzer vakaların sıklıkla geldiğini duyduklarını dile getiren Özdemir, “Bu jel 1-2 dakika zaman kazandıran bir malzeme. Piknikçi için mangalcılar için kısa sürede alev, ateş yapan bir malzeme ama bu tarz riskleri düşünüldüğünde hiç buna değecek bir malzeme değil. En doğal yöntem olan çıradır, kozalaktır, kağıttır, kartondur, bunlarla yapmak lazım.” dedi.
Özdemir, birçok yerde bulunan jellerin kontrollü şekilde satılmasını istediğini belirterek, “Ben bunu yaşadıysam inanın çok fazla kişi için de bu yaşanılabilir bir durum. Dolayısıyla bu kadar riske bence gerek yok. Yani iki dakikalık bir ateş yakma süresi elde etmek için vücudumun yüzde 38’i yandı. Benim hayatım altüst oldu. Bambaşka bir hayata geçeceğim bugünden sonra artık.” diye konuştu.
“Hayatı tehdit edebilecek geniş yanıklara varıncaya kadar yanıklara sebep olabiliyor bu jeller”
Bursa Şehir Hastanesi Yanık Merkezi Sorumlusu Opr. Dr. Selma Beyeç de özellikle pikniklerin yapıldığı ilkbahar ve yaz aylarında, mangal jeli yanıkları nedeniyle merkezlere çokça hastanın geldiğini ifade etti.
Bu jellerin aslında henüz tutuşmamış malzemelerin üzerine sıkılması gerektiğini vurgulayan Beyeç, şunları aktardı:
“Ama insanlarımız söndü sanılan veyahut da halen yanmakta olan malzemenin üzerine bunu sıkıyorlar. Biz kendimiz de gözlemledik bunu. İnsanlar yanan mangalın üzerine bu jeli püskürtüyor ama bunlar aynı bir benzin gibi, bir tiner gibi alev topu haline gelebilen malzemeler. Bu konuda çok dikkatli olmak lazım çünkü küçük yanıklardan, hayatı tehdit edebilecek geniş yanıklara varıncaya kadar yanıklara sebep olabiliyor bu jeller.”
Necdet Özdemir’in de mangal jeli yanığı neticesinde hastanede tedavi altına alındığını dile getiren Beyeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kendisi semaveri tutuşturmak için jeli kullanmıştı. Aynı şekilde insanlar mangalı tutuşturmak için söndü sanılan kömürün üzerine veyahut da hala yanan kömür üzerine bunu döküyorlar. Tıpkı bir benzin veya tinerde olduğu gibi, alev topu gibi bir parlama, bir patlama oluyor. Etrafa saçılıyor. Tabii insanlar ilk etapta yanan bölgelerini söndürmek için ellerini kullanıyorlar ve o sırada elleri de yanıyor. Necdet beyin de yaklaşık tedavisi 1 ayı buldu. Doku nakli, deri nakli yapıldı sağlam olan kısımlarından. Tabii hastalar için bu oldukça stresli, acı veren bir süreç. Mükerrer ameliyat oluyorlar. Dolayısıyla çok basit bir olaymış gibi görülebilir ama aslında öyle değil. Çok meşakkatli bir süreç. Tedavileri uzun sürüyor ve hastaların hayatını tehdit edebilecek boyutta yanıklara sebep olabiliyorlar.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Termometrelerin zaman zaman 40 derecenin üzerini gösterdiği Diyarbakır’da, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Arama ve Kurtarma Birliği ekipleri eğitimlerini aksatmıyor.
Sorumluluk bölgesinin yanı sıra ülke genelinde deprem başta olmak üzere farklı afetlerde görev alan ekipler için hizmet içi teorik ve uygulamalı eğitimler, tüm zorlu koşullarda görev yapacakları şekilde planlanıyor.
Afet öncesi hazırlık eğitimleri için tehdit türüne ve derecesine uygun kıyafeti giyinen ve yaşam tüplerini donanan ekipler, hareket etmelerini zorlaştıran bu ekipman içerisinde kavurucu sıcaklıkta da eğitimlerini sürdürüyor.
AFAD ekiplerinin, “KBRN” olarak kodlanan kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlere karşı aldığı eğitimler “sıfır hata” ve “maksimum kabiliyet” ilkesiyle uygulanıyor.
Teknik ve teknolojik donanımlarını güçlendiren ekiplerin sıcak havada açık alanda gördüğü eğitim Anadolu Ajansı (AA) tarafından görüntülendi.
Güneş altında zorlu eğitim
Senaryo gereği bir akaryakıt istasyonunda yaşanan yangına müdahale için bunaltıcı sıcakta uygun kıyafetleri giyinip, yaşam tüplerini donanan ekipler özel araçlarla eğitimin yapılacağı alana sevk edildi.
Öncelikle dedektörle alanda tehlikeli madde taraması yapan ekip, sonrasında alandan numune aldı.
Özel temizleyici malzemeyle yıkandıktan sonra çalışma sahasını terk eden ekip, bir KBRN sızıntısına karşı “sıfır hata” parolasıyla planlanan eğitimi başarıyla tamamladı.
Olası afetlerde maksimum performans sergilemek için eğitimleri aralıksız sürdüren ekipler her an göreve hazır bekliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gastronomi Mutfak Sanatları Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Hastaoğlu, pazarlamada en önemli unsurlar arasında renklerin yer aldığını vurguladı.
Gastronomi dünyasında renklerin rolü, son yıllarda giderek daha fazla dikkat çekiyor. Restoranlar ve şefler, yemeklerin sadece lezzetli değil, aynı zamanda görsel olarak da çekici olmasına büyük önem veriyor. Renklerin, yemeklerin algılanan kalitesinden tat deneyimine kadar birçok yönü etkilediği ortaya çıkıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gastronomi Mutfak Sanatları Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Hastaoğlu, restoranlarda masanın, tabağın ve ışığın renginde farklı amaçlar hedeflendiğini söyleyerek “Laboratuvarımızda yapmış olduğunuz nöro- gastronomi temelli çalışmamızda tüketicilerin farklı ışıklarda farklı renk yoğunluklarında aynı yiyeceklerden farklı tat alma düzeyi oluşturduğunu gözlemledik” dedi.
“Kırmızı renk kan basıncını artırarak iştahı tetikliyor”
Gastronomide yiyeceğin tadı kadar yiyeceğin rengininde çok önemli olduğunu vurgulayan Hastaoğlu, “Renkler pazarlamada çok önemli unsurlardır. Yiyeceğin kokusu, fiyatı, tadı ne kadar önemliyse renklerde gastronomi açısından çok önemlidir. Tabağın büyüklüğü, rengi, ışığın rengi ve rengin yoğunluğu ile parlaklığı tüketicinin algısını etkiler. Deniz ürünlerinin satıldığı restoranların mavi rengi tercih etmesi insanlara daha aitlik ve tazelik hissiyatı verir. Açık büfelerde ise sabit bütçeyle sınırsız tüketimi önlemek amacıyla daha çok mavi ve yeşil renkler tercih edilir. Hazır yemek restoranlarında genellikle kırmızı ve sarı renkler tercih ediliyor çünkü kırmızı kan basıncını artırarak iştahı tetikliyor. Bu nedenle yeni nesil üst düzey restoranlarda krem, beyaz gibi açık renkler tercih ediliyor” şeklinde konuştu.
“Renk, pazarlamanın en önemli unsurlarındandır”
Özellikle restoranlarda masanın, tabağın ve ışığın renginde farklı amaçlar hedeflendiğini söyleyen Hastaoğlu, “Gastronomi mutfak bölümümüze ait duyusal analiz laboratuvarımızda yaptığımız çalışmada gördük ki farklı renkler altındaki aynı gıda tüketiciler tarafından tadıldığında farklı beyin düzeyi oluşturduğunu istatiksel olarak belirledik. Aslında birçok tüketici davranışı çalışmalarında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle restoranlarda masanın, tabağın ve ışığın renginde farklı amaçlar hedeflenir. Örneğin bir konuğu daha uzun süre misafir etmek gibi. veya farklı öğünlere sevk edilmesini sağlar. Yine örneklemek gerekirse uzak doğu restoranlarında zaman kavramından uzaklaşılmasını engellemek amacıyla farklı renkte ışıklar kullanılır. Pazarlamanın en önemli unsurlarından biriside renktir. Laboratuvarımızda yapmış olduğunuz nöro- gastronomi temelli çalışmamızda tüketicilerin farklı ışıklarda farklı renk yoğunluklarında aynı yiyeceklerden farklı tat alma düzeyi oluşturduğunu gözlemledik. Özellikle Beyaz tatlılarda kırmızı rengin daha etkili olduğu, et yemeklerinde sarı rengin daha çekici olduğunu, sebze yemeklerinde ise daha çok mavi rengin etkili olduğunu gözlemledik” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FilistinSağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde çocuk felci vakasının görüldüğünü açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 640 binden fazla çocuğun aşılanması için çalışmalara başladıklarını duyurdu.
Filistin Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının görüldüğünü duyurdu. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki zor sağlık koşulları, bulaşıcı hastalıkların yayılması, sokaklarda ve yerinden edilmiş insanların çadırları arasında kanalizasyon akması, kişisel hijyen malzemeleri ve içme suyu eksikliği ve çocuk felci ile uyumlu semptomlar nedeniyle çocuklardan birinin çocuk felci virüsü ile enfekte olduğu laboratuvar tarafından doğrulandı” denildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 10 yaşının altında 640 binden fazla çocuğu aşılamak için çalışmaların başlatıldığını duyurdu. Guterres, “Gazze’nin sağlık, su ve sanitasyon sistemleri tamamen tahrip edildi. Hastaneler ve birincil bakım tesislerinin çoğu çalışmıyor. Ayrıca çatışmalar nedeniyle rutin aşılamalar da ciddi şekilde aksadı, bu da kızamık, hepatit A ve diğer önlenebilir hastalıkların yayılmasını artırdı. Etkili bir çocuk felci aşılama kampanyasının nasıl yönetilmesi gerektiğini biliyoruz. Gazze’deki toptan yıkım göz önüne alındığında, çocuk felcinin yayılmasını önlemek ve ortaya çıkışını azaltmak için iki turdan oluşan kampanyanın her turunda en az yüzde 95 aşılama oranına ihtiyaç duyulacak” dedi.
“AŞILAMA SÜRECİNİN SAĞLIKLI GEÇEBİLMESİ İÇİN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMALI”
Aşılama çalışmalarına hastanelerde ve birincil sağlık merkezlerinde 708 ekibin katılacağını belirten Guterres, Gazze genelinde ise 316 toplum odaklı yardım ekibinin görev yapacağını ifade etti. Sağlıklı bir süreç için, sağlık çalışanlarının güvenliklerinin garanti altına alınması gerektiğini belirten Guterres,” Aşıların ve ekipmanlarının etkili bir şekilde taşınması, çocuk felci uzmanlarının Gazze’ye girmesi ve sağlık ekiplerinin çalışmalarını sürdürebilmesi için yakıt sağlanması gerekiyor. İletişimin yaygınlaştırılması için güvenilir internet ve telefon hizmetlerinin sağlanması ve sağlık çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için Gazze’ye girişine izin verilen nakit miktarının artırılması da gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, “112 ekiplerinin gerçek hastaya ulaşabilmesi için her 112’ye gelen çağrılar içinde vaka elemesi yapılmalı, her çağrıya ambulans çıkışı yapılmamalıdır” dedi.
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, 112 çalışanlarının çalışma koşullarına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. 112 Acil Sağlık hizmetleri ile ilgili bazı düzenlemelerin yapılmasının zorunlu hale geldiğini vurgu yapan Doğan, “112 ekiplerinin gerçek hastaya ulaşabilmesi için 112’ye gelen çağrılar içinde vaka elemesi yapılmalı, her çağrıya ambulans çıkışı yapılmamalıdır. 2 aydır dizi ağrıyan hastaya gecenin 04.00’ünde ambulans çıkarsa, dişi ağrıyan hastaya koşulsuz şartsız ambulans giderse, kalp krizi geçiren hastaya gönderecek ambulans bulamayız. Trafik kazasına yetişecek ambulans bulamayız. Kaynaklarımız sınırlı, sürdürülebilir bir sistem için objektif kriterlerle puanlama sisteminin uygulandığı vaka eleme sistemine geçilmelidir. Bunu dünya genelinde başarıyla uygulayan ülkeler mevcut, değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
‘ACİL SAĞLIK HİZMETİ ÇALIŞANLARININ SORUNLARI GÖRÜLMELİDİR’
Doğan ayrıca acil sağlık hizmeti çalışanlarının ihmal edilmemesi gerektiğini kaydederek “4 teker üstünde kar kış demeden, gece gündüz vakadan vakaya koşan acil sağlık hizmetleri çalışanları ihmal edilmemeli, sorunları görülmelidir. Yetersiz olan sürücü farkları güncellenmeli, düşük kalan ek ödemeleri için riskli birim seviyesinden yeniden düzenleme yapılmalı, kayıplar telafi edilmelidir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZBEÜ Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, milattan önce 222 yılına kadar geçmiş depremleri de gösteren, yer hareketlerini uydu verileri ve uzay teknolojileri kullanarak, kendileri geliştirdikleri yazılım ile fay hatlarını inceledi. 17 Ağustos depremiyle fay hattındaki enerjinin boşaldığını belirten Prof. Dr. Kutoğlu, “17 Ağustos’ta kırılan fay hattı Gölcük’ten başlayarak Düzce’ye kadar devam eden hat. Deprem 200 kilometre boyunca bir hattı kırdı. Bu fay üzerinde 200-250 yıl daha enerji birikmesi gerekiyor ki aynı büyüklükte bir deprem meydana gelsin. Dolayısıyla buradaki enerji şu an için boşalmış durumda. Bu hat üzerinde bu büyüklükte bir deprem beklemiyoruz” dedi.

“TEDBİRLERİMİZİ ALMAK DURUMUNDAYIZ”
Türkiye’de yıkıcı depremlere neden olabilecek faylar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kutoğlu, “Ülke olarak depremlerle sınanan bir ülkeyiz. Bu yüzden depremlerle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Ne zaman deprem olacak diye endişelenmektense bununla ilgili tedbirlerimizi almak ve artık depremlerde can kayıpları yaşamamak durumundayız. Bunun için de hem yetkililerin alması gereken önlemler var ama öbür taraftan vatandaşlarımızın da alması gereken önlemler var. 1999’dan beri birçok yasal düzenleme çıkartıldı ve kentsel dönüşüm yapıldı. Ama henüz istediğimiz seviyede değiliz. Özellikle Marmara bölgesinde yapı stokunun çok eksik ve birçoğunun da mühendislik hizmeti alınmadan inşa edilmiş binalar olduğunu görüyoruz. Bunları hızlı bir şekilde dönüştürmemiz gerekiyor. Çünkü 6 Şubat depreminden sonra da meydana gelen hasar ülkemiz üzerine büyük bir ekonomik yük getirdi. Allah göstermesin, Marmara bölgesinde veya İzmir çevresinde bu büyüklükte bir deprem yaşadığımız takdirde çok daha büyük kayıplarımız söz konusu olabilir” diye konuştu.

‘YOĞUNLUĞU TÜRKİYE’YE YAYARSAK RİSKİ AZALTIRIZ’
Kentsel dönüşüm hızını arttırıp vatandaşların ilgisini çekecek yöntemler bulunması gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Kutoğlu, “Nüfus yoğunluğunu ve ekonomik yoğunluğu belli bir bölgede çok yüksek düzeye çıkartmak her zaman bir ülke için çok büyük risktir. 800 bin kilometrekare topraklarımız var. Hem nüfus yoğunluğunu hem de ekonomik yoğunluğumuzu, endüstrimizi, diğer tesislerimizi Marmara ya da Ege Bölgesi’nde toplamak yerine Türkiye coğrafyasına daha fazla yayarsak o zaman riski azaltmış oluruz. Büyük bir deprem meydana geldiğinde etkilenecek tesis ve insan sayımız çok daha az olacaktır” dedi.
EN RİSKLİ FAYLAR
Prof. Dr. Kutoğlu, Türkiye’deki en riskli faylar için, “Doğudan başlayarak, Erzincan- Erzurum bölgesinde ve Bingöl- Yedisu hattında gergin faylarımız var. Batıya doğru geldiğimizde, Sakarya’nın güneyinde Pamukova-Geyve hattında gerginlik seviyesi yüksek bir fay var. Marmara Denizi’nin içerisinde de bir miktar gerginliği yüksek faylar söz konusu. Güneyde Gemlik Gölü’nden geçen faylarımız da gerginlik seviyesi yüksek. Bandırma hattında gergin durumda bir fay var. Daha güneyde İzmir Manisa çevresinde bazı fayların gerginlik seviyesinin yüksek olduğunu görüyoruz. Onun dışında Denizli’den geçen fay hattımız var. Bu da geçmişteki büyük depremden itibaren oldukça uzun süre geçtiği için epey bir gerginlik biriktirmiş durumda. En büyük tehlikeyi Pamukova-Geyve hattında, Gemlik Körfezi’nde, Bandırma’da ve İzmir çevresinde görüyorum. Bana sorarsanız Marmara Denizi’ndeki gerginlikler daha sonra geliyor. Buradaki fayların uzunluklarına baktığımızda bunlar en az 6’nın üzerinde deprem üreteceklerdir” sözlerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzincan Belediyesince 1932’de üretimine başlanan ve çevre illere gönderilen Ekşisu Erzincan Bögert Doğal Maden Suyu tüketiminde, artan hava sıcaklığı yüzünden artış yaşandı.
Kent merkezine 14 kilometre uzaklıkta Ekşisu Mesire Alanı’ndan çıkan Ekşisu Erzincan Bögert Doğal Maden Suyu, 5 yıllık aranın ardından tekrar üretilmeye başlandı.
Yoğun talep nedeniyle iki vardiya şeklinde çalışmaya başlanan fabrika, günlük üretimini 100 binden 250 bin şişeye çıkardı.
Hazmı kolaylaştıran, mineral ve tuz kaybını kısa sürede gideren “ekşi su”, “sade”, “limonlu”, “elmalı” ve “nar” türleriyle yurt içindeki çeşitli şehirlerin yanı sıra yurt dışına da gönderiliyor.
Sodalar ihraç ediliyor
Erzincan Bögert Maden Suyu Fabrikası Müdürü Kenan Çeribaşı, AA muhabirine, artan sıcaklarla maden suyuna yoğun talep aldıklarını söyledi.
Gelen talebi karşılamakta zaman zaman zorlandıklarını aktaran Çeribaşı, yaz sezonunda satışların zirveye çıktığını anlattı.
“Sürekli stoklu çalışmamıza rağmen yine de talebi karşılamakta zorlanıyoruz. Yurt içi ve dışında pazarlama ağımızı genişletmiş durumdayız. Yeni ürünlerimiz ile Erzincan ve dışına hizmet vermekteyiz.” diyen Çeribaşı, Erzincan’ın bu özel içeceğini vatandaşlara ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını belirtti.
Yeni ihracat rotaları belirlediklerini dile getiren Çeribaşı, şöyle devam etti:
“İlk olarak limonla başlamıştık akabinde ürünlerimize elma ve nar eklendi. Nasip olursa ağustos ayı sonuna kadar mandalinayı da ürün yelpazemize eklemiş olacağız. Yurt dışında şu anda mevcutta Arabistan ve İsviçre ile çalışıyoruz. Almanya, Ürdün, Libya ve Dubai gibi ülkelerle görüşmelerimiz devam ediyor. Çok yakın zamanda bu ülkelere de sevkiyatlarımızı başlatmış olacağız.”
Maden suyu vücudun mineral ihtiyacını karşılıyor
Maden suyunun sağlık açısından da önemine değinen Çeribaşı, şunları kaydetti:
“Günde 2 şişe Erzincan Bögert Maden Suyu içen bir insan günlük mineral ihtiyacını buradan karşılamış oluyor. Özellikle magnezyum, kas yapısı ve vücut ağrıların giderilmesi için çok önemli bir mineral. Kas yapısını desteklemesinden dolayı yazın özellikle bu mineral çok fazla tüketiliyor. Ürettiğimiz limonlu maden suyu ise içinde barındırdığı minerallerin yanında C vitamini deposu olması sebebiyle insanlara şiddetle tavsiye ediyoruz.”
Doğal maden suyu için de Ekşisu Mesire Alanı’na geliyorlar
Fabrikanın bulunduğu bölgedeki Ekşisu Mesire Alanı’na gelen vatandaşlar da çeşmelerden akan doğal maden suyundan alıyor.
Ziyaretçilerden Yusuf Mermer, maden suyunun insan sağlığı için önemli olduğunu belirterek “Özellikle yaz aylarında ve ramazanda şifa kaynağı olduğu için buraya geliyoruz. Yaz aylarında özellikle vücudun çok fazla terlemesi ile birlikte su kaybı oluyor. Burada çıkan maden suyu vücudun kaybolan mineral ihtiyacını karşılıyor.” dedi.
İstanbul’dan gelen Emsal Gençalp “ekşi suyun” vazgeçilmez yerlerden biri olduğunu belirterek, Erzincan için burasının ayrı bir öneminin olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının 10 aylık bir bebekte tespit edildiğini aktardı. Birleşmiş Milletler’in (BM) bölgede çalışan sağlık ajansları, daha önce Gazze’deki atık su örneklerinde polio virüsünün tespit edildiğini duyurmuş ve hastalığın yayılmasını engellemek için acil önlem çağrısı yapmıştı.
New York’taki BM Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konuyla ilgili açıklamasında çatışma taraflarına aşı kampanyasının yürütülebilmesi için ateşkes çağrısında bulundu. Guterres, “Açık olalım: Çocuk felcini mutlak bir şekilde durduracak şey barış ve acil insani bir ateşkestir. Ancak her durumda, polio (aşı kampanyası için) çatışmaların duraklaması şarttır” dedi.
Gazze’deki 600 binden fazla çocuğun aşılanması için iki aşamalı bir aşı kampanyası öneren Guterres, bağışıklığın sağlanması için yüz 95 oranında aşılama yapılması gerektiğini ifade etti
BM sağlık ajansı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ağustos ayının başında Gazze’deki atık su örneklerinde polio virüsü (çocuk felci) tip 2’nin bir varyantı tespit edildiğini aktarmıştı. DSÖ Bölgesel Direktörü Dr. Hanan Balkhy, çocukların yüksek risk altında olduğu uyarısında bulunmuş, virüsün Gazze sınırlarını geçebileceği konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OBEZİTEDE İLK ÜÇTEYİZ
TBV Başkanı Timur Erk, obezitede Türkiye’nin Amerika ve Meksika’dan sonra dünya 3’üncüsü olduğuna dikkat çekerek, gazlı ve şeker oranı yüksek olan içeceklerin şeker hastalığı, obezite, kronik böbrek rahatsızlıkları, kalp hastalıkları ve diş problemlerine davetiye çıkardığını söyledi.

SU TÜKETİN
Sağlıklı yaşam için su tüketimini arttırılması gerektiğini söyleyen Erk, “Suyun yerini hiçbir şey tutmaz. Suyun alternatifleri ne diye sorarsanız; ayran ve süt. Saf su içemeyenler ise içerisine tarçın, zencefil, bir avuç kesilmiş salatalık ekleyerek tat verebilirler. Ama şeker kesinlikle olmamalı. 1 teneke kutu gazlı içeceğin içerisinde 10 küp şeker yani 35 gram şeker var. Bu da vücuda şeker hastalığı olarak geri dönüyor. Diyabetin sonucu da obeziteye gidiyor” dedi.

BİR KUTU ŞEKERLİ İÇECEK 10 ÇAY KAŞIĞI ŞEKERE DENK
İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrin ve Metabolizma Uzmanı Dr. Hümeyra Rekalı Şahin de şunlara dikkat çekti: “100 ml içecekte 11 gramdan fazla şeker içeren içecekler yüksek şekerli içecekler olarak tanımlanıyor. Örneğin, bir kutu şekerli içecek yaklaşık 39 gram şeker içerir. Bu da yaklaşık 10 çay kaşığı şekere denk gelir. Bir kutu şekerli içecek, ortalama olarak 150 kalori içerir ve bu kalorinin büyük bir kısmı rafine şekerden gelir. DSÖ’nün önerisine göre, günlük şeker alımı toplam kalorinin yüzde 10’unu geçmemeli, hatta yüzde 5’in altında olmalıdır. Bu oranı aşmak, kilo alımı ve obeziteye yol açabilir. Özellikle çocuklar ve gençler, bu tür içeceklerin cazibesine kapılmakta ve bu da genç yaşta sağlık sorunları riskini artırmaktadır.”

BAĞIMLILIK YARATIYOR
Uzm. Dr. Şahin, şekerli içeceklerin beyinde dopamin salgısını artırarak, geçici mutluluk hissi yarattığını, bu durumun, çocuklarda ve gençlerde bağımlılığa yol açtığını da söyledi.
EV YAPIMI LİMONATA VE REYHAN ŞERBETİ
TBV Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ise evde bulunan malzemelerle hazırlanan sağlıklı ve pratik tarifler verdi:
LİMONATA
5 adet limon(kabuğu & suyu)
2 -3 dal nane
7 tatlı kaşığı bal
1 litre su
YAPILIŞI : Limon kabuğu ve bal iyice karıştırılır. Nane, limon suyu ve su eklenir. Soğuk olarak içilir.
REYHAN ŞERBETİ
1 bağ reyhan
1 çubuk tarçın
2-3 adet karanfil
10 tatlı kaşığı bal-pekmez
1/2 limon suyu
6 bardak su
YAPILIŞI: Reyhan, tarçın ve karanfil üzerine kaynar su dökülür. 1-2 saat beklenir. Süzülüp soğuduktan sonra bal veya pekmez ile tatlandırılır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cilt bakımındaki asitler nelerdir?
Basit bir anlatımla asitler genellikle cildin üst katmanını nazikçe soymak için kullanılan bir ‘’peeling’’ ürünüdür. Cilt bakımında iki ana asit grubu vardır: alfa hidroksi asitler (AHA’lar) ve beta hidroksi asitler (BHA’lar). Her iki grup da hücreleri cildin üst katmanlarına bağlayan sıvıyı gevşetir ve bu gerçekleştiğinde daha pürüzsüz, daha parlak bir yüzey ortaya çıkar. Asit, cilt hücreleri arasındaki bağları çözdüğünden, genellikle binlerce ölü hücre aynı anda ciltten ayrılır. Asidin gücüne bağlı olarak, bu dökülme çıplak gözle dahi görülebilir. Peeling yaptıktan sonra cildinizin pul pul olarak döküldüğünü fark ettiyseniz bu pulların ölü hücreleriniz olduğunu bilmelisiniz.
Cilt bakımında hangi asitler kullanılır?
İlk olarak iki temel başlık olan AHA’lar ve BHA’lar arasındaki farkı bilmek gerekiyor. AHA’lar suda çözünürler ve çoğunlukla cilt yüzeyinde çalışırlar. Bu da onları ince çizgileri, dokuyu ve donukluğu tedavi etmek için iyi bir seçenek haline getirir. BHA’lar ise yağda çözünür olduklarından tıkanmış gözeneklere derinlemesine nüfuz edebilir ve bu nedenle akne tedavisinde ve önlenmesinde yardımcı olur.
Peeling hakkında bilmeniz gereken her şey
Cilde en iyi gelen AHA’lar
Glikolik asit
Şekerden elde edilen glikolik asit, cilt bakımında kullanılan en yaygın asitlerden biridir. Tüm asitler arasında molekülleri en küçük olan asittir ve bu nedenle en derine nüfuz edebilir bu da glikolik asiti oldukça etkili bir asit yapar. Kollajeni yeniler, cildi kalınlaştırır ve cilt tonunu eşitler. Ancak çok derine nüfuz ettiğinden ve daha yoğun bir soyulma yaratıp, tahrişe neden olma şansı da daha yüksektir.
Laktik asit
Laktik asit, tüm asitler arasında ikinci en küçük moleküle sahip asittir. Glikolik asitten daha nazik yapısı ve cilde nem çekme özeliğiyle laktik asit nemlendirici bir etki yaratır. Şeker veya fermente sütten oluşturulan bu alfa hidroksi asit, hassas cilde sahip kişilerin kullanımına gayet uygun.
Meyve Asitleri
Sitrik (tipik olarak limon veya greyfurttan elde edilen) ve malik (genellikle elmadan elde edilen) gibi meyve asitleri en nazik asitlerdendir. Bu daha büyük moleküllerden oluşan asitler, cildin en üst tabakasında çalışır ve etkinliklerini artırmaya yardımcı olmak için genellikle glikolik veya laktik asitlerle birleştirilir.
Cildinize en iyi gelecek BHA’lar
Salisilik asit
Salisilik asit, gözenekleri tıkayan yağa nüfuz etmesi, çözmesi ve aynı zamanda ölü deri hücrelerini ayırması sebebiyle sivilce tedavisinde sıkça kullanılan bir asittir ve iltihap önleyici özellikleriyle de cildinizi yeni sivilce oluşumlarına karşı korur.
Hyaluronik Asit
Teknik olarak düşük pH’ından dolayı bir asit olan hyaluronik asit, aslında nem çekici özelliğiyle bilinen bir nemlendiricidir. Nem çekme özelliğiyle kastedilen; moleküllerinin kendi ağırlığının 1000 katı kadar su çekebilme özelliğidir. Böylesi bir su tutma özelliği cildin dolgunlaşmasına ve nemlenmesine sebep olur. Nemli bir cilt çok daha geç kırışacaktır.
Referanslar:
Julie Ricevuto. “The Science of Beauty: Acids for Skin Care Ingredient Guide” Şuradan alındı: https://www.allure.com/story/guide-to-acid-skin-care-ingredients (19.11.2020)
Kahverengi lekeri açmak için yapılan Enzim Peeling’in 6 yararı
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maksi elbisenin altına hangi ayakkabı giyilir?
Maksi elbiselerle giyeceğiniz ayakkabı, elbisenizin tarzını belirleyebilir.
Günlük kullanım: Sandaletler veya beyaz spor ayakkabılarla rahat ve şık bir günlük kombin yapabilirsiniz.
Şık davetler: Topuklu ayakkabılar veya espadriller, elbisenize sofistike bir dokunuş katabilir.
Bohem tarzı: Gladyatör sandaletler veya kovboy çizmeleri, bohem bir görünüm için idealdir.

Maksi elbise nasıl kombinlenir?
Maksi elbiseleri katmanlarla kombinlemek, mevsime uygun olmanızı sağlar ve tarzınıza çeşitlilik katar.
Serin havalarda: Kot ceket, deri ceket veya hırka gibi parçalarla elbisenizi tamamlayabilirsiniz.
Yaz aylarında: İnce bir şal veya açık renk bir blazer, yaz akşamlarında şıklığınızı korumanıza yardımcı olur.

Maksi elbiselerde nasıl aksesuar kullanılmalı?
Aksesuarlar, maksi elbisenizi tamamlamada kilit rol oynar.
Kemer: Belinize takacağınız ince bir kemer, elbisenizin formunu değiştirerek vücudunuzu daha orantılı gösterir.
Takılar: Uzun kolyeler, büyük küpeler veya gösterişli bilezikler, elbisenizin sade çizgisini hareketlendirebilir.
Çanta: Büyük çantalar günlük kombinler için ideal iken, küçük bir clutch çanta şık bir gece görünümü için tercih edilebilir.

Maksi elbiselerde hangi desen ve renk kombinleri tercih edilir?
Maksi elbisenizin deseni ve rengi, kombinleyeceğiniz diğer parçalarla uyumlu olmalıdır.
Desenli ebiseler: Desenli bir maksi elbiseyi sade aksesuarlarla dengeleyin. Bu, elbisenizin göz alıcı desenini ön plana çıkarır.
Düz renkler: Düz renkli maksi elbiseler, daha cesur aksesuarlar ve ayakkabılarla kombinlenebilir.

Kısa boylular maksi elbiseleri nasıl giyinmeli?
Vücut tipinize uygun kombinler yaparak maksi elbisenizle daha şık görünebilirsiniz.
Kısa boylular: Topuklu ayakkabılar ve V yakalı elbiseler, boyunuzu daha uzun gösterebilir.
Uzun boylular: Düz sandaletler ve yuvarlak yakalı elbiseler, boyunuzu dengeleyebilir.

Özel günler için maksi elbise kombin önerileri
Maksi elbiseler, düğün, nişan gibi özel günler için de harika bir tercih olabilir.
Kış davetleri: Kürk detaylı bir mont ve gösterişli topuklularla şık bir görünüm elde edebilirsiniz.
Yaz davetleri: Hafif, uçuşan kumaşlardan yapılmış bir maksi elbise ve ince askılı sandaletlerle ferah bir kombin yapabilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Golan Tepeleri’ne yönelik saldırının ardından Orta Doğu’da savaşı yayma noktasına getirdi. Geçtiğimiz günlerde misilleme olarak Lübnan’ın başkenti Beyrut’u vurarak çok sayıda sivilin ölümüne yol açan İsrail, Lübnan’ı yine vurdu.
İsrail’in Orta Doğu’daki peş peşe saldırılarının ardından ülkeler bir bir vatandaşlarına “Lübnan’ı ve Tel Aviv’i terk edin” çağrılarında bulundu. Ayrıca çok sayıda hava yolu şirketi İsrail ve Lübnan’a uçuşları durdurdu. Son olarak İngiltere’den dikkat çeken bir açıklama geldi.
İNGİLTERE: ASKERİ OPERASYONA HAZIRIZ
İngiltere, Lübnan’dan tahliye operasyonuna ihtiyaç duyulması halinde askeri varlıklarının hazır olduğunu açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki büyükelçiliklere destek sağlamak için “Gerekirse İngiliz askeri kuvvetleri Orta Doğu’ya gönderilecek” açıklamasında bulundu.
İngiliz askeri nakliye helikopterleri Lübnan için yüksek alarm durumuna geçti. İngiliz ordusu, gerek duyulması halinde diplomatik personellerinin Orta Doğu’dan tahliye edilmesine hazır olduğunu bildirdi.
İSVEÇ BEYRUT BÜYÜKELÇİLİĞİNİ TAŞIYOR
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom İsveç Radyosu’na yaptığı açıklamada, elçilik personeline Beyrut’tan Kıbrıs’a gitmelerini söylediklerini ve Beyrut Büyükelçiliği’ni geçici olarak başka bir yere taşımayı planladıklarını söyledi.
Billstrom, kararın başlangıçta Ağustos ayı için alındığını ancak güvenlik durumuna bağlı olarak uzatılabileceğini aktardı.
ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ UYARDI!
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, vatandaşlarına yaptığı güvenlik uyarısında, “Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Büyükelçilikten ülkedeki vatandaşlara yapılan uyarıda, birtakım hava yolu şirketlerinin “bölgeye uçuşlarını iptal ettiği” ancak ticari uçuşların devam ettiği belirtildi.
RUSYA: LÜBNAN’I TERK EDİN
Rusya, vatandaşlarına Lübnan’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, olası bir savaş ihtimaline karşı vatandaşlarından Lübnan’ın terk edilmesi istendi.
THY UÇUŞLARI DURDURDU
Türk Hava Yolları (THY), bu gece İran’a yapılması planlanan bazı uçak seferlerini iptal ettiğini duyurdu. Seferlerin sabah saatlerinde yapılacağı öğrenildi.
Pegasus Hava Yolları, İran, Irak ve Ürdün’e yapacağı seferlerde değişikliğe gitti. Uçuş güvenliği nedeniyle alınan yeni kararla, Pegasus tarafından İran, Irak ve Ürdün’e planlanan gece seferleri gündüz yapılacak.
AİR FRANCE BEYRUT UÇUŞLARINI ASKIYA ALDI
Fransız hava yolu şirketi Air France’ın, Lübnan’ın başkenti Beyrut’a 6 Ağustos’a kadar uçuşlarını askıya aldığı bildirildi.
Air France yolcu hizmetlerinden edindiği bilgiye göre, Fransa’nın başkenti Paris ile Beyrut arasındaki uçuşların tamamı, bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle 6 Ağustos’a kadar iptal edildi.
AZERBAYCAN
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bölgede hızla değişen güvenlik durumu dikkate alınarak, Azerbaycan vatandaşlarının zorunlu olmadıkça Lübnan’ı ziyaret etmemeleri ve ülkede yaşayan vatandaşların en kısa sürede oradan ayrılması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca Lübnan’da bulunan Azerbaycan vatandaşlarının korunma ve güvenlik kurallarına uymaları ve nüfusun yoğun olduğu yerlerden uzak durmaları istendi.
POLONYA VE MACARİSTAN UÇUŞLARI DURDURDU
Orta Doğu’da artan gerilim hava yolu şirketlerini etkiledi. Polonya hava yolu şirketi LOT tarafından dün yapılan açıklamada Polonya-İsrail ile Polonya-Lübnan uçuşlarının askıya alındığı belirtildi. Bölgede gerilim ve çatışmaların artması nedeniyle uçuşların askıya alındığı aktarılırken, İsrail uçuşlarının çift taraflı olarak 4, 5 ve 6 Ağustos’u da kapsayacak şekilde uzatıldığı bildirildi.
Öte yandan, Macar hava yolu şirketi Wizzair de geçici olarak tüm İsrail ve Ürdün uçuşlarını çift taraflı olarak askıya aldığını duyurdu. Bölgede durumun giderek gerginleşmesi dolayısıyla böyle bir karar aldıklarını duyuran Wizzair, söz konusu karardan etkilenen yolculara bilet ücretlerini iade edeceklerini aktarırken, arzu eden yolcuların ise bilet tarihlerini ücretsiz şekilde değiştirebileceklerini bildirdi.
İSVİÇRE
İsviçre Uluslararası Hava Yolları (Swiss), Orta Doğu yaşanan son gelişmeler nedeniyle Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşları karşılıklı durdurdu.
Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşlar, 8 Ağustos’a kadar “mürettebat ve yolcuların güvenliği” gerekçesiyle askıya alınırken, 29 Temmuz’da Zürih ile Beyrut arasındaki uçuşların askıya alınma süresi de 12 Ağustos’a kadar uzatıldı.
ALMANYA
Alman hava yolu firması Lufthansa, güvenlik gerekçesiyle Beyrut ve Tel Aviv’e uçuşlarını askıya aldı. Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, 8 Ağustos’a kadar Tel Aviv’e uçulmayacağı ve daha önce alınan Beyrut’a uçmama kararının kapsamının da 12 Ağustos’a kadar uzatıldığı belirtildi.
Karara gerekçe olarak bölgede kötüleşen güvenlik durumu gösterildi, uçuşların yeniden başlatılmasıyla ilgili “sahadaki durumun izleneceği” kaydedildi.
HİNDİSTAN
Hindistan hava yolu firması Air India, Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle Tel Aviv’e ve bu kentten yaptığı uçuşları durdurma kararı aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, “Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde devam eden durum göz önünde bulundurularak, Tel Aviv uçuşlarımızı 8 Ağustos’a kadar askıya aldık.” ifadesi kullanıldı.
İTALYA
İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu firması ITA’nın X hesabından yapılan açıklamada, Tel Aviv’e ve bu kentten planlanan uçuşların 6 Ağustos’a kadar askıya alındığı belirtildi.
Açıklamada, karara gerekçe olarak “Orta Doğu’daki gelişmeler ile yolcu ve mürettebatının güvenliği” gösterildi.
POLONYA
Polonya haber ajansı PAP’ın haberinde, Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT’un güvenlik gerekçesiyle 3-4 Ağustos’ta Lübnan ve İsrail’e planlanan 8 uçuşunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
Hollanda Kraliyet Havayolu KLM de İsrail uçuşlarını 26 Ekim tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu.
FRANSA VE YUNANİSTAN
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a uçuşlarını askıya alan hava yolu şirketleri arasında Yunanistan’ın Aegean Havayolları ve Almanya’nın Condor Havayolları da yer aldı.
Aegean ve Condor Havayolları, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle Atina’dan Beyrut’a uçuşlarını 1 Ağustos’a kadar askıya aldığını duyurmuştu. Air France da Paris-Charles de Gaulle ile Beyrut havalimanları arasındaki uçuşlarını 2 günlüğüne durdurduğunu duyurmuştu.
SİNGAPUR
Singapur Havayollarından (SIA) yapılan açıklamada, Orta Doğu’da yükselen gerilim nedeniyle uçuşlarda İran hava sahasının kullanılmayacağı ve alternatif rotalara başvurulacağı belirtildi.
“Amsterdam, Brüksel, Kopenhag, Frankfurt, İstanbul, Londra, New York, Manchester, Milano, Münih, Paris, Roma ve Zürih” uçuşlarının bu durumdan etkileneceği ifade edilen açıklamada, “Orta Doğu’daki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz ve uçuş rotalarımızı gerektiği gibi ayarlayacağız.” ifadesi kullanıldı.
BEN GURION HAVALİMANINDA SON DURUM
İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki Uluslararası Ben Gurion Havalimanı’nın resmi internet sitesi geçici bir arıza nedeniyle çökerken, havalimanı normal faaliyetine devam ediyor.
Havalimanı işletmesinden yapılan açıklamada, arızanın siteye yapılan girişlerin yoğunluğundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve sorunun giderilmeye çalışıldığı ifade edildi.
GOLAN TEPELERİ SALDIRISI
27 Temmuz Cumartesi akşamı, Mecdel Şems kasabasındaki futbol sahasına bir roket düştü. Azınlık Dürzi topluluğundan 12 İsrailli çocuk ve genç öldürüldü.
İsrail, Hizbullah’ın saldırıyı Lübnan içinden atılan İran yapımı bir roketle düzenlediğini iddia etti. ABD de Hizbullah’ı suçladı. Hizbullah ise kesin bir dille saldırının arkasında olmadığını söyledi.
BEYRUT VURULDU, ŞÜKÜR ÖLDÜRÜLDÜ
Hizbullah, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen İsrail saldırısında üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürüldüğünü doğruladı.
Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde düzenlenen saldırıda, en az 4 kişi daha öldürüldü, 10’larca masum sivil yaralandı. Ölenler arasında iki çocuk da bulunuyor. 10 yaşındaki Hassan ve 6 yaşındaki kız kardeşi Amira toprağa verildi. Saldırıda bölgedeki birçok ev hasar aldı.
]]>Sincar’ın Gopel köyünden İsmail Guli Mahmud, 10 yıldır kamplarda yaşıyor.
AA’ya konuşan Mahmud, “Sincar’da emniyet yok. Durum çok kötü. Hâlihazırda daha da kötüye gidiyor. PKK var, Haşdi Şabi var ve başka silahlı güçler de var. Sincar’da nelerin yaşandığını bilemiyoruz. Su yok, elektrik yok. Gittiğimde suyu satın almak zorunda kalacağım. Buna benzer temel sorunlar var. Döndüğümüzde kalacak bir evimiz yok.” dedi.
Irak hükümetine çağrı yapan Mahmud, hükümetin geri dönebilenlere evlerini yapabilecekleri şekilde maddi yardımda bulunması gerektiğini söyledi.

– “SİNCAR’A GİDENLER TEKRAR KAMPLARA GERİ DÖNMEK ZORUNDA KALIYOR”
Mahmud, “Evine dönmek isteyenlere ayrıca iş imkanları da oluşturulamadı. Mesela evine dönenler ne iş yapacak?. Irak hükümetinin vereceği 4 milyon dinar (yaklaşık 2 bin 700 dolar) çok yetersiz. Bu parayla bir oda bile yapamazsınız.” şeklinde konuştu.
PKK mağduru Sincarlı Mahmud, şöyle devam etti:
“Sincar güvenli hale gelirse, istikrar olursa, su ve elektrik gelirse dönmek isteriz. Şu an Sincar’a gidenler tekrar kamplara geri dönmek zorunda kalıyor. Çünkü orada yaşam imkanları yok. Çadırların altındaki yaşam, DEAŞ’ın elindeki şartlar gibidir. Sürekli olarak çadırlarımız yanıyor. Irak hükümeti bu konuya el atmalı ve Yezidilerin bu haline çare bulsun.”

– “ANNELERİMIZ VE KIZ KARDEŞLERİMİZ HALA DEAŞ’IN ELİNDE”
Sincar’ın Tilbenat köyünden Salim Kori de 3 Ağustos 2014’te DEAŞ’tan kaçan Yezidilerden biri.
Kori, “3 Ağustos tarihi bizim için çok acı bir gün ve bu tarihi her sene büyük bir hüzünle anıyoruz. Annelerimiz ve kız kardeşlerimiz hala DEAŞ’ın elinde. Kadınlarımızı DEAŞ’ın elinden kurtaramadık.” dedi.
– “SINCAR’IN İDARESİNİN KİMİN ELİNDE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ”
Kamptaki çadırlarda yaşamak istemediklerini dile getiren Kori, 10 yıldır sürdürdükleri bu durumun çekilmez boyutta olduğunu anlattı.
DEAŞ’tan kaçıp ve PKK nedeniyle evine dönemeyen Kori, şunları kaydetti:
“Çocuklar, kadınlar, erkekler ve gençler kimse bir gelecek göremiyor. Sincar’ın idaresinin kimin elinde olduğunu bilmiyoruz. Şehirde kim var emin değiliz. Orada hala Kaymakam yok. Nahiyelerde müdür yok. Kim yönetecek orayı? Şehrin kimin tarafından yönetileceğini bilseydik geleceğimizin ne olacağını tahmin edebilirdik. Uluslararası kamuoyu da gözünü Yezidilerin sorunlarına kapatmış durumda.”
Yıllardır kamp yaşamını sürdürmek zorunda kalan Sincar’ın Hanesor köyünden Usame Süleyman ise “Sincar’da istikrar yok. Orada her türlü değişik gruplar var. Çadırlarda yaşamaya mecburuz, çünkü gidecek başka yerimiz yok. Keşke Sincar’da başımızı sokabileceğimiz bir evimiz olsaydı da bu güneşin altında yaşamaktan daha iyiydi. Ancak Sincar’da yaşam çok zor.” ifadelerini kullandı.

– “SİNCAR ŞEHİR MERKEZINDE YASA DIŞI SİLAHLI GRUPLAR (TERÖR ÖRGÜTÜ PKK) VARLIĞI SÜRÜYOR”
Yezidilerin kutsal mekanlarından Laleş Tapınağı sorumlusu Said Cerdo ise DEAŞ tarafından kaçırılan veya öldürülen 3 bin kişinin akıbetinden hala haber alınamadığını söyledi.
“Sincar trajedisinin üzerinden 10 yıl geçti ancak Yezidilerin yaraları henüz iyileşmedi.” diyen Cerdo, Yezidiler’in hala kamplarda yaşayıp evlerine dönemediklerine işaret etti.
Cerdo, Sincar’da güvenli ortam oluşturulamadığını vurgulayarak, “Sincar şehir merkezinde yasa dışı silahlı grupları (terör örgütü PKK) varlığı sürüyor. Orada siyasi çekişme ortamı var. Sincar sığınmacılarına herhangi bir tazminat ödenmedi. Sincar’a yönelik bölgesel müdahaleler de Yezidilerin dönüşünün önünde engel teşkil etmektedir.” değerlendirmesi yaptı.

Erbil ile Bağdat arasında imzalanan Sincar Anlaşması’nın uygulanmamasını da eleştiren Cerdo, şöyle devam etti:
“Ne yazık ki Sincar’ın normalleştirilmesini öngören Erbil ve Bağdat arasında imzalanan Sincar Anlaşması hayata geçmedi. Irak hükümetinin bu anlaşmayı uygulama noktasında geri adım attığını görüyoruz. Irak hükümeti üzerinde bu anlaşmanın uygulanmaması için bölgesel bir baskı var. Irak hükümeti bu konuda cesur adım atmalı ve Sincar’daki şartların normalleşmesi için uluslararası kamuoyunun da desteğini almalı. Ancak Bağdat hükümeti, Yezidilerin evlerine dönebilmesi için şartları uygun hale getiremedi. O yüzden kampların kapatılması kararı yanlıştı. Her aileye 4 milyon dinar (2 bin 700 dolar) evlerine dönmeleri için yeterli değildir. Bu para ile hiçbir şey yapamazlar. Irak onlara çok iyi bir yardım sunmalıydı. Sincar olaylarından sonra Yezidilerin yurt dışına gidişi devam ediyor. Hükümet bu nedenleri ortadan kaldırmalıdır. O nedenlerden bir tanesi de Sincar’ın siyasi hesapların merkezi haline gelmesidir. Sincar ile ilgili alınan kararlar uygulanmıyor. Irak Anayasası ihlal ediliyor ve Yezidi soykırımı davası unutulmuş durumda.”



Bir dava adamı İsmail Haniye’nin portresi: Hayatını Filistin’e adadı



















Son dakika haberi: İran Devrim Muhafızları, önceki gün Tahran’da şehit edilen Hamas lideri İsmail Haniye’ye düzenlenen saldırının detaylarıyla ilgili yeni açıklama yaptı.
“HANİYE’YE SUİKASTI SİYONİST OLUŞUM GERÇEKLEŞTİRDİ”
Haniye’ye yönelik düzenlenen suikastın konutun Hamas liderinin kaldığı konutun dışından ateşlenen 7 kilogram savaş başlığı taşıyan kısa menzilli bir mermiyle düzenlendiği belirtilen açıklamada, “Suikastı Siyonist oluşum gerçekleştirdi ve ABD tarafından desteklendi” ifadelerine yer verildi.
İran, “İntikamın en uygun zamanda alınacağını” da vurguladı.
İRAN DAHA ÖNCE “FÜZE ÜLKE DIŞINDAN ATILDI” DEMİŞTİ
Suikasttan saatler sonra açıklama yapan İran, saldırının yerel saatle gece 02.00‘de ülke sınırları dışından atılan bir füzeyle gerçekleştiğini açıklamıştı.
BİNANIN DİĞER KISIMLARINDA HASAR YOK
Haniye’nin ağırlandığı İran Cumhurbaşkanlığı’na ait kompleksin içerisindeki misafirhanenin saldırı sonrası çekilen görüntülerinde misafirhane binasında sadece Haniye’nin bulunduğu katın vurulduğu ve binanın diğer kısımlarında hasar olmadığı görüldü.

CENAZESİ KATAR’DA DEFNEDİLDİ
Haniye için Katar’da cenaze töreni düzenlendi. Arap ve İslam dünyasından çok sayıda liderin katıldığı törende Türkiye heyeti de hazır bulundu. Haniye, Doha’nın 15 kilometre kuzeyindeki Luseyl kentinde defnedildi. Cenazede İsrail karşıtı sloganlar atıldı.

Türkiye’den de geniş bir heyet Doha’daki programda hazır bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile birçok milletvekili törene katıldı.

ABD MEDYASI: BOMBA 2 AY ÖNCE YERLEŞTİRİLDİ
ABD merkezli New York Times gazetesine bilgi veren kaynaklar, Haniye’nin kaldığı konuta 2 ay önce yerleştirilen bombanın uzaktan kumandayla patlatıldığını söyledi.
Haniye, daha önce Tahran’a geldiğinde birkaç kez bu misafirhaneyi kullanmıştı.

İran Devrim Muhafızları, ABD’nin suikastı desteklediğini söyledi. ABD’den ise yapılan açıklamada, “Saldırıdan haberimiz yoktu” denilmişti. Filistin Yasama Konseyi Üyesi Mustafa Bargusi de suikastın ABD’nin bilgisi olmadan gerçekleşmesinin “imkansız” olduğunu vurgulayarak, “Bildiğim bir şey var ki o da İsrail’in bu suikastı ABD’nin bilgisi olmadan gerçekleştirmiş olmasını hayal etmek çok zor” ifadelerini kullanmıştı.

Haniye’ye düzenlenen suikasttan hemen önce işgalci İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’yi ziyaret etmiş ve Kongre’de konuşma yapmıştı. Netanyahu’nun Kongre üyeleri tarafından alkışlanması tüm dünya kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı.
HANİYE, AİLESİNDEN BİRÇOK KİŞİYİ ŞEHİT VERDİ
Hayatı mücadeleyle geçen İsmail Haniye, ailesinden 60’a yakın ismi şehit verdi. Nisan ayında oğulları Hazem, Amir ve Muhammed, Şati Kampı’nda içinde bulundukları aracı İsrail’in bombalaması sonucu şehit olmuştu. Haniye’nin gelini İnas Haniye, acı haberden sonra yayımladığı videoda, “Bu dünya fanidir ve Allah’ın izniyle buluşmamız cennette olacaktır. Elveda milletin lideri” dedi.

Türkiye, suikasta sert tepki veren ülkelerden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Siyonist barbarlık bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacaktır” dedi. Erdoğan ayrıca, Haniye’nin ailesini de telefonla arayarak başsağlığı diledi.

301 GÜNDÜR SOYKIRIM VAR
İsrail’in Gazze’deki 2,3 milyon Filistinliyi hedef aldığı soykırımda 301 gün geride kaldı. 7 Ekim 2023’ten bu yana 3 bin 457 katliam gerçekleştirildi, 39 bin 480 Filistinli şehit oldu. Öldürülenlerin 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i ise kadın.


Aldığı gramofonun eve geldiğinde çalışmaması üzerine tamir etmeye çalıştı.

Gramofonu tamir edebildiğini fark eden Altınsoy, bu kez İstanbul ve Avrupa ülkelerinden gramofon parçaları satın aldı.

Ahşap işlerine de el yatkınlığı olduğunu söyleyen Altınsoy, yeniden yaptığı gramofonlara özel tasarım kasa üretti.

Daha sonra gramofon borularının da geçmişte ahşaptan olduğunu fark ederek kendisi yapmayı denedi.

Evinin balkonunda yaptığı ahşap boruları gramofonlarına takarak daha kaliteli ses elde etti.

Dut, maun ve ceviz ağaçlarından gramofonlar yapan Altınsoy, Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir koleksiyonun da sahibi oldu.

Ayrıca 2 binin üzerinde taş plak barındıran bir koleksiyonu daha olduğunu söyleyen Altınsoy, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş eserleri en kaliteli haliyle gelecek nesillere aktarmak istediğini söyledi.

İLK KEZ ALDIĞI GRAMOFON BOZUK ÇIKTI, SIFIRDAN KENDİ ÜRETTİ
İlk aldığı gramofonun eve geldiğinde çalışmaması üzerine kendisinin tamir ettiğini daha sonra da özel tasarım gramofonlar ürettiğini söyleyen Emin Altınsoy, “Gramofon ile tanışmam bundan 6-7 yıl önce oldu, bir tane gramofon aldım. Eve getirdiğimde bana gerçek olarak sattıkları gramofonun imitasyon olduğunu öğrendim. İnsanlar bazen dürüst olmuyorlar ben de ‘olsun’ dedim. Asıl mesleğim mekanikçi olunca ben de bunun motoruna, şekline genel olarak baktım. Kendi kendime ben bundan daha güzelini yaparım dedim. İlk gramofonu kendime yaptım. ceviz kasadan çok güzel bir gramofon yaptım. Bu gramofona, çanta gramofon türünün mekanizmasını ekledim. Sonra bu gramofonun borusunu da ben yaparım diye düşündüm, ölçülerimi ve modelleri alıp ahşabı işleyerek uğraşlarım sonucunda bir boru yaptım. İlk yaptığım boruyu da hala saklıyorum” şeklinde konuştu.

2 BİNİN ÜZERİNDE PLAK KOLEKSİYONU VAR
Babasından kalan plakların üzerine kendisinin de plaklar ekleyerek geniş bir koleksiyon sahibi olduğunu ifade eden Altınsoy, “İnsanın içinde müzik ve sanat sevgisi olmazsa gramofonun ya da biriktirdiği bazı şeylerin bir anlamı olmuyor. Ben çocukluğumdan beri plak biriktirmeyi severim. Babamdan kalan 45’lik plaklar, 33’lük plaklar, 78 devri dediğimiz taş plaklar elimde mevcuttu. Gramofonla tanıştıktan sonra bu plakları arttırdım. Şuan elimde ne kadar plak olduğunu bilmiyorum ama 2 bin’in üzerinde olduğuna inanıyorum. Bu plakları ticaretten daha çok, gelecek nesillere bırakmak, sanatçılarımızı ölümsüzleştirmek için biriktiriyorum. Hayatta her şey para değil ben onu anladım. Hobi ile uğraşırken de sanata ve ülkenin özgeçmişine sahip çıkmak gibi şeyler benim için önemli” dedi.

AHŞAP BORUYLA DAHA KALİTELİ SES ÜRETİYOR
Gramofonun kasası gibi borularını da ahşaptan üreten Altınsoy, “Normalde gramofonlar ben yapana kadar pirinç ve tenekeydi. Pirinç ve tenekenin ticareti ve satışı kolay diye insanlar ahşapla uğraşmamışlar. Türkiye’deki koleksiyonerler de, bazı iş adamlarında, bazı bakanlarda, ülkemizin ileri gelenlerinde benim ahşap borularım ya da gramofonlarım evlerinde sergileniyor şu anda. Yaptığım işten de çok mutluyum, severek yapıyorum. Yapmaya devam ediyorum, üzerine kendimden bir şeyler katıp geliştirerek daha güzel borular yapmak için uğraş veriyorum. Teneke borularda ses daha akustik çıkıyor. Telli çalgılarda bu yüzden ahşap boru tercih ediliyor. Genelde dut ağacı, maun gibi kaliteli ağaçlardan üretildiği zaman bunlardan çok iyi ses alınıyor. Ben yaptığım borularda genellikle dut, maun ve ceviz ağacı kullanıyorum o yüzden mükemmel bir ses çıkıyor. Tahta borular tenekeyle kıyaslanamayacak kadar iyi ses çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
AFRİKA’DA YAŞAYAN BİR BÖCEĞİN SALGISIYLA CİLA YAPIYOR
Yaptığı gramofonlarda sesin daha kaliteli çıkması için sentetik cila kullanmadığını kaydeden Altınsoy, “Mustafakemalpaşa’da yöresel olarak kayın ve ceviz ağaçları çok bu ağaçları alıp boyutuna göre kestiriyorum ve parçaları güneşte kurutuyorum. Kuruyan parçalara şekil verip birbirine ekliyorum. Aşağı yukarı bir borunun yapımı bana 15 güne mal oluyor. Komalak cilası 17-18. yüzyıllarda Avrupa’da mobilya cilası olarak kullanılıyor. Eskiden günümüzde olduğu gibi sentetik cilalar olmadığı için bu komalak cilası Afrika’da bir böceğin salgısından elde ediliyor. Bu böceğin salgısı toplanıyor ve kurutuluyor, kurutulan öz ispirto ya da alkolle açılıyor ve komalak cilası elde ediliyor. Bu cila bir beze emdirilerek ahşaba 50-100 kat arası sürülük bu katlar kişinin inisiyatifine bağlıdır, ne kadar kalın sürülürse o kadar parlak ve kalın olur. Bu işlemelerden sonra gramofon borusunun yapım aşamasının sonuna geliyoruz. Bu emeğimin karşılığını alabiliyorum bu daha diğer eserlerimin gelişimine katkı sağlıyor. Ürdün, Libya, Singapur, Amerika, Almaya ve İngiltere’ye ürünlerim gitti. Sosyal medyada yaptığım paylaşımlara güzel eleştiriler alıyorum, kitap gönderen bile oldu. Bana yardımcı olmak için metriyarlar, diyaframlar, motorlar gönderiyorlar. Bu işle uğraşırken çok kişiyle arkadaş oldum” diye konuştu.
TV YAYIN AKIŞI 4 AĞUSTOS 2024 PAZAR
TV100 4 Ağustos 2024 Pazar yayın akışı
00:30 Haber Bülteni
01:30 Ali İhsan Varol İle Alfapetek
02:30 Gündem Özel
04:30 Haber Bülteni
05:00 Hafta Sonu Ana Haber
06:00 Haber Bülteni
06:30 Günden Kalan
07:00 Gün Uyanıyor
09:00 Magazin Hattı
10:00 Haber Bülteni
11:00 Haber Bülteni
12:00 Haber Bülteni
13:00 Haber Bülteni
14:00 Haber Bülteni
15:15 Ebru Doğdu İle Eğitim Yolculuğu
15:45 Haber Bülteni
17:00 Haber Bülteni
18:00 Ali İhsan Varol İle Alfapetek
19:00 Hafta Sonu Ana Haber
20:30 Başak Şengül İle Doğru Yorum
23:30 Cansu Canan Özgen İle Gündem Dışı
TV8 4 Ağustos 2024 Pazar Yayın Akışı
06:00 Dizi
07:00 Tuzak
08:00 Doğduğun Ev Kaderindir
09:00 Gençlik Rüzgarı
10:00 Yabancı Sinema / Sara’ya İki Katır
11:45 MasterChef Türkiye
15:00 Gazete Magazin Yaz / Yeni Bölüm
20:00 MasterChef Türkiye / Yeni Bölüm
00:15 MasterChef Türkiye
02:45 Gazete Magazin Yaz
04:00 Gençlik Rüzgarı
04:45 Yabancı Sinema
TRT 1 4 Ağustos 2024 Pazar Yayın Akışı
06:23 İstiklal Marşı ve Günün Program Akışı
06:25 Beni Böyle Sev
08:20 Yedi Numara
09:15 Yeditepe İstanbul
10:15 Alparslan: Büyük Selçuklu
13:00 Tugay Başyayla İle Lezzetli Tavsiye
14:05 Seksenler
16:40 Kod Adı Kırlangıç
19:00 Ana Haber
20:00 Yabancı Sinema “Bumble Bee”
22:15 Yabancı Sinema “Labirent Son İsyan”
01:00 Yabancı Sinema “Bumble Bee”
02:50 Alparslan: Büyük Selçuklu
STAR TV 4 Ağustos 2024 Pazar Yayın Akışı
07:00 İki Aile
09:00 Sefirin Kızı
10:30 Aramızda Kalsın
12:00 Vahe ile Tatildeki Mutluluk
14:15 Kiralık Aşk
16:30 Erkenci Kuş
19:00 Star Haber
20:00 Çok Güzel Hareketler 2
23:15 İstanbullu Gelin
02:00 Kiralık Aşk
03:30 Aramızda Kalsın
05:00 Türk Müziği
06:00 Erkenci Kuş
Show TV 4 Ağustos 2024 Pazar yayın akışı
06:00 Güzel Günler
08:00 İstasyon
10:00 Pazar Sürprizi
13:00 Şabaniye
15:15 Bahar
18:25 Hafta Sonu Ana Haber
20:00 Korkusuz Korkak
21:45 İyi Aile Çocuğu
23:30 Şabaniye
01:30 Korkusuz Korkak
03:00 İyi Aile Çocuğu
04:15 İstasyon
KANAL D 4 Ağustos 2024 Pazar Yayın Akışı
07:00 Yabancı Damat
09:45 Magazin D Pazar
13:00 Evrim Akın ile Ev Gezmesi
14:00 Masal Şatosu: Peri Hırsızı
16:15 Yalan
18:30 Kanal D Haber Hafta Sonu
20:00 Turnike
22:45 Password
01:30 Güneşi Beklerken
03:30 5N1K
04:15 Ya Çok Seversen
Kanal 7 4 Ağustos 2024 Pazar yayın akışı
06:30 Kanal 7’de Sabah
07:45 Yemin
10:50 TV Filmi
12:40 Şoray Uzun Yolda
14:50 Gezelim.com- Yeni Bölüm
15:10 Özlem Tunca İle Dünyayı Geziyorum- Yeni Bölüm
16:00 Her Halimle Sev
18:00 Hafta Sonu Haberleri
19:00 Emanet
21:20 Senindir Sol Yanım
23:15 Diriliş Ertuğrul
01:50 Masum
03:10 Seninle Yeniden
NOW TV 4 Ağustos 2024 Pazar Yayın Akışı
08:30 Çalar Saat Hafta Sonu
10:00 Şevkat Yerimdar
13:00 Yasak Elma
16:15 Hudutsuz Sevda
19:00 Now Ana Haber Hafta Sonu
20:00 Delibal
22:30 Kirli Sepeti
01:15 Delibal
03:15 Yasak Elma
04:45 Son Yaz
06:00 Fatih Ürek İle Gelin Görümce
ATV 4 Ağustos 2024 Pazar Yayın Akışı
07:00 Bahtiyar Ölmez
10:00 Ankara’nın Dikmeni
14:05 Alan
17:00 Şansımı Seveyim
19:00 ATV Ana Haber
20:00 Kim Milyoner Olmak İster?
00:20 Gizli Görev- Yabancı Sinema
02:50 Ateş Kuşları
05:30 Kaçak
YER ELMASININ FAYDALARI
İnülin Deposu:
Yer elması, inülin bakımından zengin bir sebzedir. İnülin, prebiyotik bir lif türüdür ve sindirim sistemine katkı sağlayarak bağırsak sağlığını destekler. Yer elmasının düzenli tüketimi, bağırsak mikrobiyotasını zenginleştirerek yararlı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olabilir.

Kan Şekerini Dengeleme:
İnülin içeriği, kan şekerini dengelemede yardımcı olabilir. Yer elması, özellikle şeker metabolizması üzerinde olumlu etkileri olan inülin sayesinde diyabet riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Beyin Fonksiyonunu Geliştirebilen Yer Elmasının Faydaları:
Yer elması, içerdiği diosgenin adlı bileşik sayesinde nöron büyümesini teşvik ederek beyin fonksiyonlarını güçlendirebilir. Yapılan fareler üzerindeki testlerde, hafıza ve öğrenme yeteneklerini olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir.
Menopoz Semptomlarını Hafifletme Potansiyeli:
Yer elmasının düzenli tüketimi, menopoz semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir. Kan seviyelerinde azalan hormonları dengeleyerek östrojen seviyelerini iyileştirir ve bu da menopoz belirtilerini azaltabilir.

Kanserle Mücadelede Yardımcı:
Yer elması, antioksidan özellikleriyle bilinen birkaç madde içerir ve yapılan bir çalışmada kolon tümörü büyümesini önemli ölçüde azalttığı gözlemlenmiştir. Yer elmasındaki antioksidanlar, kansere karşı koruma sağlama potansiyeline sahip olabilir.
Enflamasyonu Azaltıcı Etki:
Antioksidanlar bakımından zengin olan yer elması, iltihaplanmayı azaltarak çeşitli sağlık sorunlarının riskini düşürebilir. Kronik inflamasyonla ilişkilendirilen hastalıklar üzerinde olumlu etkiler sağlayabilir.
Sindirim Sistemine Sağladığı Faydalar:
Yer elmasındaki dirençli nişasta, sindirim enzimlerini artırarak yiyecekleri parçalamaya ve bağırsaklardaki iyi bakteri sayısını artırmaya yardımcı olabilir.

Kilo Kaybını Destekleme Potansiyeli:
Yapılan deneysel araştırmalar, yer elması özünün iştahı azaltabileceğini ve kilo kaybını teşvik edebileceğini göstermektedir. İçerdiği lif, kilo kontrolünü destekleyebilir.
Antimikrobiyal Etkiler:
Yer elması özütü, bilinmeyen mekanizmalarla bazı ilaca dirençli bakterilere karşı koruma sağlayabilir.
Kolesterol Seviyelerini İyileştirme:
Yapılan bir çalışmada, günlük 390 gram yer elması tüketen kadınlarda kan kolesterol seviyelerinde %6’lık bir düşüş gözlemlenmiştir. Bu da yer elmasının kolesterol üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini düşündürmektedir.

YER ELMASI NASIL TÜKETİLİR?
Yer elması, toprak altından çıkarıldıktan sonra çeşitli yöntemlerle lezzetli yemeklere dönüştürülebilir. Meyve gibi soyularak veya patates gibi haşlanarak püresi yapılarak tüketilebilir. Ayrıca, havuç ve soğan gibi farklı sebzelerle birleştirilerek özgün yemekler hazırlanabilir. Zeytinyağlı yer elması yemekleri, portakal ve mandalina gibi meyvelerle birleştirilerek de lezzetlendirilebilir. Yer elması, çeşitli malzemelerle hazırlanan çorbaların yanı sıra nohutlu yemekler ve salatalarda da kullanılabilir. İnce dilimler halinde fırınlanarak da tüketilebilen yer elması, mükemmel bir yemek çeşitliliği sunar.
]]>Levy, İsrail’in Hamas ve Hizbullah liderlerine düzenlediği suikastların “bazı İsrailli kabadayıların egosunu” tatmin etmekten başka bir amaca hizmet etmediğine dikkati çekti.
Suikastların ne İsrail’in çıkarlarına ne de güvenliği oluşturmaya hizmet ettiğini söyleyen Levy, “Bu herkesin kendilerinin ne kadar sofistike olduklarını göstermek için James Bond olmak istediği çocuk oyunu gibi.” dedi.
Levy, Netanyahu’nun “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi öldürmenin Hamas’ı ortadan kaldıracağını ve İsrail’in hedefine ulaşacağını” düşündüğünü ancak bunun tamamen gerçeklikten kopuk bir düşünce olduğunu vurguladı.
Hamas’ın Netanyahu’nun düşüncesinin aksine siyasi açıdan 7 Ekim öncesinden “çok daha güçlü” olduğunu aktaran Levy, “Siyasi olarak Hamas bugün Batı Şeria’da, Arap dünyasında, belki de tüm dünyada çok daha popüler, çok daha fazla kabul görüyor.” diye konuştu.
Levy, geçmişte suikasta uğrayan Hamas liderlerini hatırlatarak, İsrail’in her seferinde Hamas’ın ortadan kaldırıldığını öne sürdüğünün ancak “birkaç ay sonra daha güçlü bir Hamas görüldüğünün” altını çizdi.
– “NETANYAHU ÇATIŞMANIN BİTMESİNİ İSTEMİYOR”
Son zamanlarda düzenlenen suikastların Netanyahu’nun Gazze’deki çatışmanın devam etmesini istediğine işaret ettiğini kaydeden Levy, ateşkes görüşmelerinin “müzakerecilerden biri öldürüldüğünde” devam edemeyeceğinin altını çizdi.
Levy, ateşkes görüşmelerinin uzun bir süre erteleneceğini belirterek, “Ya görüşmelere devam edersin ya da suikastlara, ikisini birlikte yapamazsın.” şeklinde konuştu.
Yakın zamanda bölgesel bir savaş ile karşı karşıya kalınabileceğini aktaran Levy, böyle bir durumda ateşkes konusunun değerlendirilmeyeceğini ve kimsenin İsrail’le diyaloğa girmeyeceğini dile getirdi.
Levy, İsrailli esirlerin geri alınmasının hiçbir zaman Netanyahu’nun hedefi olmadığının altını çizerek, Başbakan’ın “gerilimi tırmandırmak istiyormuş” gibi davrandığını belirtti.
Aklı başında kimsenin Heniyye’nin öldürülmesinin İsrailli esirlerin geri alınmasına katkı sağlayacağını düşünmediğini anlatan Levy, bu suikastın aksine bunu ertelediğini ancak Netanyahu’nun “amacının da” bu olduğunu kaydetti.
Levy, “Netanyahu çatışmanın bitmesini istemiyor; çatışmanın sona ermesini ve ateşkesi ertelemek için mümkün olan her şeyi yapıyor. Bunun yüzünden de esirlerin hayatlarıyla oynuyor.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel savaş olasılığını anımsatan Levy, İran’ın bu senaryoya dahil olacağını düşünmediğini kaydetti.
– NE OLMUŞTU?
Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür, İsrail ordusunun 30 Temmuz’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırıda öldürülmüştü.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı.
İran ile Hamas, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtirken, Tel Aviv yönetimi bu suikasta ilişkin suskunluğunu sürdürüyor.
– İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 39 bin 480 Filistinli öldü, 91 bin 128 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 684 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 594 Filistinli hayatını kaybetti.

ABD VE 9 ÜLKE İSRAİL, İRAN VE LÜBNAN’A PLANLANAN UÇUŞLARINI DURDURDU
Orta Doğu’da büyüyen güvenlik krizi sebebiyle ABD hava yolu şirketlerinden New York ile İsrail arasında haftada 14 sefer yapan United Havayolları, 6 Ağustos’a kadar İsrail seferlerini durdurdu.
İNGİLTERE
Delta Havayolları, 2 Ağustos’a kadar İsrail uçuşlarını askıya almış, İngiltere’nin önde gelen hava yolu şirketlerinden British Airways (BA) de bu ülkeye dünkü uçuşlarını iptal etmişti.

İSVİÇRE
İsviçre Uluslararası Hava Yolları (Swiss), Orta Doğu yaşanan son gelişmeler nedeniyle Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşları karşılıklı durdurdu.
Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşlar, 8 Ağustos’a kadar “mürettebat ve yolcuların güvenliği” gerekçesiyle askıya alınırken, 29 Temmuz’da Zürih ile Beyrut arasındaki uçuşların askıya alınma süresi de 12 Ağustos’a kadar uzatıldı.
ALMANYA
Alman hava yolu firması Lufthansa, güvenlik gerekçesiyle Beyrut ve Tel Aviv’e uçuşlarını askıya aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, 8 Ağustos’a kadar Tel Aviv’e uçulmayacağı ve daha önce alınan Beyrut’a uçmama kararının kapsamının da 12 Ağustos’a kadar uzatıldığı belirtildi.

Karara gerekçe olarak bölgede kötüleşen güvenlik durumu gösterildi, uçuşların yeniden başlatılmasıyla ilgili “sahadaki durumun izleneceği” kaydedildi.
HİNDİSTAN
Hindistan hava yolu firması Air India, Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle Tel Aviv’e ve bu kentten yaptığı uçuşları durdurma kararı aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, “Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde devam eden durum göz önünde bulundurularak, Tel Aviv uçuşlarımızı 8 Ağustos’a kadar askıya aldık.” ifadesi kullanıldı.
İTALYA
İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu firması ITA’nın X hesabından yapılan açıklamada, Tel Aviv’e ve bu kentten planlanan uçuşların 6 Ağustos’a kadar askıya alındığı belirtildi.
Açıklamada, karara gerekçe olarak “Orta Doğu’daki gelişmeler ile yolcu ve mürettebatının güvenliği” gösterildi.

POLONYA
Polonya haber ajansı PAP’ın haberinde, Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT’un güvenlik gerekçesiyle 3-4 Ağustos’ta Lübnan ve İsrail’e planlanan 8 uçuşunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
HOLLANDA
Hollanda Kraliyet Havayolu KLM de İsrail uçuşlarını 26 Ekim tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu.
FRANSA
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a uçuşlarını askıya alan hava yolu şirketleri arasında Yunanistan’ın Aegean Havayolları ve Almanya’nın Condor Havayolları da yer aldı.
Aegean ve Condor Havayolları, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle Atina’dan Beyrut’a uçuşlarını 1 Ağustos’a kadar askıya aldığını duyurmuştu.
Air France da Paris-Charles de Gaulle ile Beyrut havalimanları arasındaki uçuşlarını 2 günlüğüne durdurduğunu duyurmuştu.
SİNGAPUR
Singapur Havayollarından (SIA) yapılan açıklamada, Orta Doğu’da yükselen gerilim nedeniyle uçuşlarda İran hava sahasının kullanılmayacağı ve alternatif rotalara başvurulacağı belirtildi.
“Amsterdam, Brüksel, Kopenhag, Frankfurt, İstanbul, Londra, New York, Manchester, Milano, Münih, Paris, Roma ve Zürih” uçuşlarının bu durumdan etkileneceği ifade edilen açıklamada, “Orta Doğu’daki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz ve uçuş rotalarımızı gerektiği gibi ayarlayacağız.” ifadesi kullanıldı.

İSRAİL SİBER SALDIRIYLA KIVRANIYOR
İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki Uluslararası Ben Gurion Havalimanı’nın resmi internet sitesi geçici bir arıza nedeniyle çökerken, havalimanı normal faaliyetine devam ediyor.
Havalimanı işletmesinden yapılan açıklamada, arızanın siteye yapılan girişlerin yoğunluğundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve sorunun giderilmeye çalışıldığı ifade edildi.
Açıklamada, “Havaalanı her zamanki gibi faaliyette.” ifadesi kullanıldı ve havalimanı idaresinin resmi duyurularının takip edilmesi tavsiye edildi.


Ağır yaralanan Pınar, 23 gün sonra yaşamını yitirdi. Sokak hayvanlarının başıboş dolaşmasının daha çok canlar yakacağını belirten baba Murat Pınar, kazadan sonra Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği’ni kurdu.

‘KAPIMIZA YEM DÖKER, SU KOYAR, GÖRDÜĞÜMÜZ HER KÖPEĞİ SEVERDİK’
Murat Pınar, sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik düzenlemeler içeren 17 maddelik, ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 30 Temmuz’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesi, 2 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından yazılı açıklama yaptı. Murat Pınar, açıklamasında şunları kaydetti:

“Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği, 3 yıl önce birisi ‘Bu isimde bir dernek kuracaksın, zorlu bir mücadeleye gireceksin’ deseydi güler geçerdim. Yine 3 yıl önce birisi ‘Gözünün nuru biricik kızın, Mahra’n, başıboş köpekler sebebiyle çok acı bir şekilde vefat edecek’ dese inanmazdım, inanamazdım. Ama keşke biri söyleseydi. Biri sokakta başıboş bırakılan köpeklerin ölüme sebep olabileceğini söyleseydi.

İşte, Güvenli Sokaklar Derneği’nin kuruluş amaçlarından biri budur. Kızımı kaybedince fark ettiğim başıboş köpek sorununun çözümü için mücadele etmek, insanları bu sorun hakkında bilinçlendirmek ve başka çocukların aynı sebeple zarar görmesini engellemek. Biz cahildik, biz cahil hayvanseverlerdik. Kapımıza yem döker, su koyar, gördüğümüz her köpeği severdik. Bilemedik bu cehaletin kızımızı bizden alacağını.

Her anne baba duysun, tedbirini alsın istedik. Kamu güvenliğinden sorumlu devletimiz bu soruna çare bulsun istedik. Zor bir yola çıktığımızı en başında fark ettik ama dönmedik. Türlü hakarete, iftiraya, itibar suikastına maruz kaldık. Yılmadık. Bize katılanlar oldu, yükümüze her ucundan destek olanlar, elimizi tutanlar, gözyaşımızı silenler oldu. Dernek üyesi, gönüllü, dost, arkadaş, aile olanlar oldu. Talebimiz çok netti, başıboş köpeklerin toplanması, sokakların çocuklar için güvenli hale gelmesi, köpeklerin de huzurlu yuvalara kavuşması. Bu amacıyla derneğimiz Türkiye’de insan hakları ve hayvan refahının temin edilerek korunması için mücadele eden tek sosyal toplum kuruluşudur”

ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun insan, hayvan ve çevre sağlığını koruma amacıyla köpeklerin başıboşluğuna son vererek barındırma ve sahiplendirme esaslı olarak değiştirildiğini söyleyen Murat Pınar, “Bu kanun, insan onurunu ve hayvan refahını koruyarak yaşatacak bir kanun haline gelmiştir. İnsan, çevre ve diğer hayvanlar ile bizzat köpeklerin zarar görmesine sebep olan al, rehabilite et, sal metodundan, al, rehabilite et, sahiplendirilene kadar barındır metoduna geçilmiştir” açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere tüm ilgililere teşekkür eden Murat Pınar, “Başıboş köpeksiz güvenli sokaklar milletimizin olsun” dedi.

Ankara’da gerçekleşen takas operasyonu kapsamında ABD’den iki, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç ve Rusya’dan birer uçak olmak üzere 7 uçak ile 26 kişi Türkiye’ye nakledildi.
Operasyon kapsamında ikisi çocuk 10 kişinin Rusya’ya, 13 kişinin Almanya’ya, 3 kişinin de ABD’ye nakli sağlandı.
Operasyonda takas edilenler arasında The Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich, ABD’li eski Deniz Piyadesi Paul Whela, Almanya vatandaşı paralı asker Rico Krieger, Rus muhalif İlya Yashin, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) subayı Vadim Krasikov öne çıkıyor.
Operasyon dünya basınında geniş yer bulurken birçok haberde Türkiye’nin oynadığı role dikkat çekildi.
ABD
New York Times (NYT) gazetesi, MİT’in tutuklu takası operasyonunu “Rusya kapsamlı tutuklu takasında Evan Gershkovich’i serbest bıraktı” başlığıyla sayfasına taşıdı. Haberde, Wall Street Journal (WSJ) muhabiri ve diğerlerinin Rusya ile Batı arasında “on yıllardır gerçekleşen en geniş kapsamlı takasla” Türkiye’de serbest bırakıldığı bildirildi.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Moskova’nın ilk kez “önde gelen muhalifleri” serbest bıraktığı belirtilen haberde, “Anlaşmanın kapsamının Sovyet sonrası dönemde çok az örneği var” ifadesine yer verildi.
Washington Post (WP) gazetesi de Gershkovich’in serbest bırakılmasını ön plana taşıdığı başlığında takas operasyonu “dönüm noktası” olarak nitelendirildi. Haberde 7 ülkenin “Soğuk Savaş’ın zirvesinden bu yana yapılan en büyük tutuklu takasında en az iki düzine kişiyi değiş tokuş” ettiği kaydedildi.
Takasın “tarihteki en karmaşık takaslardan biri” olduğu vurgulanan haberde, bunun ABD-Rusya ilişkilerinin “hiç olmadığı kadar kötü bir savaş döneminde” gerçekleştiği ifade edildi. MİT’in operasyonu iki ülke arasında yapılan önceki takaslarla kıyaslanarak, “Perşembe günkü takas çok daha karmaşıktı çünkü yedi ülkeyi kapsıyordu” denildi.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise takas operasyonunu “WSJ muhabiri Evan Gershkovich serbest bırakıldı” başlığıyla duyurdu. “Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük Doğu-Batı tutuklu takası” ifadesi kullanılan haberde, 32 yaşındaki gazetecinin serbest bırakılmasının sağlandığı vurgulandı.
CNN, Gershkovich ve Paul Whelan’ın serbest bırakılmasına vurgu yaptığı haberinde MİT’in yönettiği operasyonu “tarihi tutuklu takası” olarak nitelendirdi.
Associated Press’in haberinde ise MİT’in yürüttüğü operasyon, “Sovyet sonrası tarihin en büyük tutuklu takası” olarak duyurularak, bunun Washington-Rusya ilişkilerinin Soğuk Savaş’tan sonra “en düşük noktada” olduğu bir dönemde gerçekleşmesine dikkat çekildi. Haberde, “kapsamı şaşırtıcı” olarak nitelendirilen takasın “yıllar süren gizli görüşmelerin” ardından uygulandığı ifade edildi.
İngiltere
İngiltere’de The Times gazetesi, takas operasyonunun Türkiye’nin başkentinde yapıldığını belirterek, “Takas, geçmişteki takaslarda kilit rol oynayan bir ülkenin başkenti olan Ankara’da gerçekleşti” ifadesine yer verdi.
Haberde, Türkiye’nin 2022’de de Washington ile Moskova arasında tutuklu takası gerçekleştirdiği hatırlatılarak, bunun ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla hapiste bulunan Rus pilot Konstantin Yaroshenko ile Rusya’da polise saldırı suçlamasıyla hapiste bulunan eski ABD deniz piyadesi Trevor Reed’i kapsadığı aktarıldı.
Sky News haberinde de takas operasyonunun Ankara’da gerçekleştiği vurgulanarak, bu operasyonun, “Soğuk Savaş’tan bu yana yapılan en büyük takas” olduğu ve “bir dizi yüksek profilli ismin serbest bırakıldığına” dikkat çekildi.
BBC’nin haberinde, operasyonun “modern tarihin en büyük ve en sıra dışı tutuklu takaslarından biri olduğu” değerlendirmesine yer verildi. Haberde, “Sadece 24’e varan çok sayıdaki bireysel tahliye açısından değil, aynı zamanda ABD, Rusya, Almanya ve diğer 3 Avrupa ülkesi olmak üzere ülke sayısı açısından da sıra dışı” ifadesi kullanıldı.
İngiliz The Guardian gazetesinin haberinde de Rusya’da tutuklu bulunan çok sayıda yabancı ülke vatandaşı ile Rus siyasilerin serbest bırakılmasını içeren “büyük takasın” Ankara’da gerçekleştiği kaydedildi.
İsviçre
İsviçre kamu yayın kuruluşu RSI haberinde, takasın MİT’in koordinesinde Ankara’da yapıldığına yer verdi.
Ülkede Almanca yayın yapan SRF Televizyonu da MİT’in koordinasyonuyla gerçekleşen operasyonda toplam 7 ülkeden 26 kişinin takas edildiği bildirildi. Haberde, operasyona 7 uçağın katıldığı da yer aldı.
Almanca yayın yapan Tages-Anzeiger gazetesi ise Türkiye’de Rusya, ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında büyük bir tutuklu değişimi yapıldığını belirtti.
Haberde, “Türkiye, her iki tarafla olan bağları sayesinde Moskova ile Batı arasındaki esir değişiminde tartışmasız önemli bir rol oynadı” ifadeleri kullanıldı.
Hollanda
Hollanda kamu yayın kuruluşu NOS’nin haberinde, takasın Cumhurbaşkanlığından duyurulduğu belirtildi. Haberde, takasın MİT’in koordinesinde Ankara’da yapıldığına yer verildi.
AD gazetesi, konu hakkındaki haberinin başlığında “Rusya ve Batı arasında Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük esir değişimi” ifadesi kullanılırken takasın Türkiye’nin başkenti Ankara’da gerçekleştirdiği aktarıldı.
Trouw gazetesinde takasın “Soğuk Savaş’tan bu yana gerçekleşen en büyük tutuklu takası olduğu” vurgulanırken, MİT’in koordinasyonuyla gerçekleşen operasyonda toplam 7 ülkeden 26 kişinin takas edildiği bildirildi. Haberde, takasa Türk hükümetinin arabuluculuk yaptığını bildirilerek, operasyona 7 uçağın katıldığı bilgisi de yer aldı.
NRC gazetesinin haberinde Türkiye’de Rusya, ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında büyük bir “tutuklu değişimi” yaşandığını belirtildi. Haberde, takasın Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştiği ve Türk yetkililerin Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich ve eski deniz piyadesi Paul Whelan’ın serbest bırakıldığını doğruladığı aktarıldı.
Fransa
Fransız gazetesi Le Parisien’deki haberde, Rus ve Batılı 26 tutuklunun Ankara’da takas edildiği bildirilerek, bu takasının “Soğuk Savaş’tan bu yana en önemli takaslardan biri” olduğu vurgulandı. Haberde, takas edilenler arasında Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich ve eski ABD Deniz Piyadesi Paul Whelan’ın isimlerinin öne çıktığı aktarıldı.
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Le Monde’da da Türkiye’nin arabulucuğu ile Rusya ile “büyük bir tutuklu takasının” yapıldığı, 7 ülkeyi kapsayan takasın Ankara’da koordine edildiği belirtildi.
Liberation gazetesi ise Ankara’da Rusya ve çok sayıda Batılı ülke arasında 26 kişinin takas edildiğini ve bunun “Rusya ile Soğuk Savaş’tan bu yana yapılan en büyük tutuklu takası” olduğunu kaydetti.
Belçika
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Flamanca yayın yapan De Morgen’in haberinde, takasın Ankara’da yapıldığı belirtilerek, Türkiye’nin “büyük mahkum takasında” rol oynadığı kaydedildi.
Takasın MİT tarafından koordine edildiği aktarılan haberde, teşkilatın “önemli bir arabuluculuk rolü” üstlendiğini ifade edildi. Habere, bu takasın Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana “en büyük tutuklu takası” olduğuna dikkat çekildi.
Asya-Pasifik
Avustralya Yayın Kurumu (ABC), MİT’in operasyonunu “Tutuklu Amerikalılar Evan Gershkovich ve Paul Whelan büyük küresel tutuklu takasında serbest bırakıldı” başlığıyla gündeme taşıdı. Haberde, “Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük uluslararası tutuklu takasını” Türkiye’nin koordine ettiği aktarıldı.
Avustralya merkezli News.com.au sitesinin haberinde “Bu, Soğuk Savaş’tan bu yana tek seferde gerçekleştirilen en büyük tutuklu takası” ifadesi kullanıldı.
Hindistan’da yayın yapan India Today gazetesi ise takas operasyonunu ABD vatandaşlarının Rusya tarafından serbest bırakılması üzerinden gördü. Haberde, “ABD ve Rusya’nın Sovyetler Birliği sonrası tarihin en büyük tutuklu takasını” gerçekleştirdiği ifade edildi.
FÜZE VEYA BOMBA
Nitekim İsrail basınındaki haberlere göre füze, İran dışından değil içinden ateşlendi. Bu haberlerde, saldırının büyük ihtimalle 25 kilometre menzilli ve omuzdan atılan Spike füzesi ile yapılmış olabileceği söyleniyor.
Askeri uzmanların üzerinde durduğu bir diğer iddia ise, saldırının, İran hava sahasına fark edilmeden giren F-35’lerce yapıldığı. Buna göre, F-35’in üstün radara yakalanmama özellikleri kullanılarak Tahran’a yaklaşıldı ve füze atışı yapıldı. Nokta atışının ancak bu şekilde mümkün olduğunu belirten uzmanlar, F-35’in İran’in çok katmanlı hava savunma sistemlerine yakalanmayacak kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Bir başka iddia da, saldırıda “uzaktan kumandalı bomba” kullanıldığı yönünde. “New York Times” gazetesi, Haniye’nin füzeyle değil Tahran’da kaldığı misafirhaneye gizlice sokulan uzaktan kumandalı bombayla öldürüldüğünü öne sürdü. Aralarında iki İranlı ve bir ABD’li yetkilinin de bulunduğu yetkililere dayandırılan habere göre, patlayıcı cihaz, yaklaşık 2 ay önce Tahran’daki Devrim Muhafızları binasına gizlice sokuldu. Gazeteye konuşan yetkililer, binada çok az hasar olduğuna dikkat çekiyor.
BİNANIN ARKASI DAĞ
Öte yandan Haniye’nin Tahran’da suikasta uğradığı binanın fotoğrafları da doğrulandı. İran basınında yer alan fotoğrafta binanın bir kısmının hasar aldığı görülüyor. Uydu şirketi Maxar Technologies tarafından, sadece 6 gün önce, 25 Temmuz’da çekilen aynı binanın başka bir görüntüsünde hasar ve yeşil branda görünmüyor. Bu da hasarın yeni olduğunu doğruluyor. Açık erişimli uydu görüntülerinde, Haniye’nin bulunduğu binanın, Sadabat Sarayı Parkı yakınında, Devrim Muhafızları’nın koruduğu yerleşke içinde, kısmen kent tarafına ama büyük ölçüde dağlara bakan geniş bir cepheye sahip olduğu fark ediliyor. Bina, yerleşkenin uzağından ya da dağlık araziden rahatlıkla görülebiliyor. Bölgede yaşayanlar, suikastın gerçekleştiği anlarda küçük bir patlama sesi duyduklarını ifade ediyor. Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki Başkan Yardımcısı Halil el-Hayya, görgü tanıklarının Haniye’nin bulunduğu odaya füze isabet ettiğini doğruladığını söylerken, odanın tahrip olduğunu ve binadaki bazı cam, pencere, kapı ve duvarlarında hasar oluştuğunu aktardı.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin töreni için bulunduğu Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürüldüğü bina dikkat çekti. Görüntülerde, konutta yalnızca Haniye’nin bulunduğu katın vurulduğu ve diğer kısımların zarar görmediği ortaya çıktı.
O görüntüleri Milliyet’e yorumlayan Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Abdullah Ağar, “Olasılıklardan biri bomba. Neden bomba? Bir bina gösteriliyor o binadaki o tahribatı ne yapar? Bu görüntülere baktığımızda, binanın içerisine yerleştirilmiş bir bomba olasılığının olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bir patlama görüntüsü var, o görüntülerde patlama içten dışa doğru gerçekleşiyor. Eğer bu görüntüler gerçekten buraya aitse, bomba olasılığı daha da artıyor. Ancak şu an için net bir şey olmadığından tüm bunları olasılık olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Söz konusu dönemde restoran zincirinin ABD satışları yüzde 0,7, “Uluslararası İşletilen Piyasalar” segmenti satışları yüzde 1,1 ve franchising haklarını stratejik ortaklara lisansladığı restoranların bulunduğu “Uluslararası Gelişmiş Lisanslı Pazarlar” segmenti satışları yüzde 1,3 düştü.
Bilanço açıklamasında, “Orta Doğu’daki savaşın devam eden etkisi ve Çin’deki olumsuz karşılaştırılabilir satışlar, Latin Amerika ve Japonya’daki karşılaştırılabilir olumlu satışlarla dengelendi” değerlendirmesi yer aldı.

Şirketin geliri ve karı beklentilerin altında kaldı
McDonald’s’ın geliri, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse yatay seyrederek 6,49 milyar dolar oldu. Şirketin geliri, bu dönemde 6,61 milyar dolar olan piyasa beklentilerinin altında kaldı.
McDonald’s’ın net karı ise ikinci çeyrekte yüzde 12 azalışla 2,02 milyar dolara gerileri. Şirket geçen senenin aynı döneminde 2,31 milyar dolar kar elde etmişti.
Geçen senenin ikinci çeyreğinde 3,15 dolar olan şirketin hisse başına karı da 2024’ün ayını döneminde 2,80 dolara geriledi. Şirketin hisse başına karı da bu dönemde 3,08 dolar olan piyasa beklentilerini karşılayamadı.
McDonald’s Üst Yöneticisi (CEO) Chris Kempczinski, finansal sonuçlara ilişkin açıklamasında, tüketicilerin harcamaları konusunda daha seçici davrandığını belirtti.

Boykotlardan olumsuz etkilendi
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle boykotların hedefi haline gelen McDonald’s’ın finansal sonuçları, geçen yılın son çeyreği ile bu yılın ilk çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmalardan olumsuz etkilenmişti.
Restoran zincirinin geliri, geçen yılın son çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmaların şirketin satışlarını etkilemesiyle piyasa beklentilerinin altında kalırken, bu yılın ilk çeyreğinde Orta Doğu’daki restoranlarını da içeren pazar grubundaki satışları gerilemişti.

Starbucks da kan kaybediyor
ABD’li kahve zinciri Starbucks’ın küresel satışları, nisan-haziran döneminde yüzde 3 düştü. Mali takviminde 30 Haziran’da sona eren üç aylık dönemi üçüncü çeyrek olarak kabul eden kahve zinciri Starbucks, bilançosunu açıkladı.
Buna göre, Starbucks’ın küresel karşılaştırılabilir mağaza satışları söz konusu dönemde yüzde 3 azaldı. Şirketin Kuzey Amerika’daki satışları yüzde 2 ve uluslararası satışları yüzde 7 geriledi.
Geliri beklentilerin altında
Starbucks’ın toplam net geliri, nisan-haziran döneminde yüzde 0,6 azalışla 9,11 milyar dolara indi. Şirketin toplam net geliri geçen yılın aynı döneminde 9,16 milyar dolar olarak kaydedilmişti.
Piyasa beklentileri şirketin gelirinin bu dönemde 9,24 milyar dolar olması yönündeydi.
Starbucks’ın geçen senenin nisan-haziran döneminde 99 sent olan hisse başına karı da bu yılın aynı döneminde 93 sente indi.
Şirketin hisse başına karı bu dönemde piyasa beklentilerine paralel bir seyir izledi.

Starbucks’ın küresel satışında ilk düşüş
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle protesto ve boykot kampanyalarıyla karşı karşıya kalan şirketlerden biri olan Starbucks’ın finansal sonuçları, son iki çeyrekte olumsuz etkilenmişti.
Kahve zinciri, geçen yıl ekim-aralık döneminde, kısmen Orta Doğu’daki mağazalardaki satışların olumsuz etkilenmesi nedeniyle yıllık satış tahminini düşürmüştü.
Şirketin geliri, ocak-mart döneminde yüzde 2 azılırken, küresel satışları yüzde 4 azalışla 2020 sonunda bu yana ilk düşüşünü kaydetmişti.

DÜNYANIN GÖRMEZDEN GELDİĞİ VAHŞET
7 Ekim 2023’ten bu yana her gün ortalama 131 Filistinlinin hayatını kaybettiği İsrail saldırıları, dünyanın büyük ölçüde görmezden geldiği trajik boyutlarda bir vahşettir. İsrail rakamlarına göre, Hamas savaşçılarının güney İsrail’deki bölgelere saldırması, 1.200 kişiyi öldürmesi ve 250 kişiyi rehin almasının ardından İsrail, Gazze’ye savaş açtı.
Dünya çapındaki ateşkes çağrılarına rağmen İsrail kanlı savaşa devam ediyor. Filistinliler savaşın başlamasının 300. gününü anarken, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği vahşetin bir özeti sizler için ele aldık.
KÜLTÜRÜ YOK ETMEK
Geçtiğimiz ekim ayından bu yana İsrail’in aralıksız saldırıları nedeniyle Gazze’deki hastaneler ve evler de dahil olmak üzere binaların yarısından fazlası ve yüzlerce kültürel ve dini öneme sahip mekan hasar gördü veya yok edildi.
ŞEHRİN YÜZDE 50’Sİ YOK OLDU
Uydu görüntüleri analizinde Gazze’deki toplam yapıların yaklaşık yüzde 50’sinin ve tüm evlerin yaklaşık yüzde 62’sinin hasar gördüğü veya yıkıldığı ortaya çıktı.
Dini ve kültürel öneme sahip yerlere yönelik hedefli top atışları ve hava saldırıları Gazze’yi çirkinleştirirken, topraklarıyla ve tarihleriyle bağlarını koparmamak için İsrail’e karşı mücadele eden Filistinliler için Gazze bir hatıra haline geldi.
EN ESKİ CAMİYİ YIKTILAR
Gazze’deki en büyük ve en eski cami olan ve antik bir Filistin tapınağının yerinde bulunduğu düşünülen Büyük Ömer Camii, yıkılan yerler arasında. MS 444’e tarihlenen beşinci yüzyıl Bizans kilisesi Jabalia da öyle. Levant’taki en önemli kiliselerden biri olan kilise, moloz haline gelmeden önce mozaik zeminlerinde üç yıllık bir restorasyon geçirmişti.

‘SOYKIRIM İŞLENİYOR’
Güney Afrika’nın hukuk ekibi, Uluslararası Adalet Divanı’ndaki (UAD) davada, Gazze’nin inşa edilmiş çevresinin ve kültürel mirasının yok edilmesini delil olarak göstererek, İsrail’in soykırım ve diğer savaş suçları işlediğini ileri sürüyor.
Ocak ayında ilk kez görülen davada, “İsrail’in Filistin’e ait müzeler, kütüphaneler, arşivler, üniversiteler, dini ve arkeolojik alanlar da dahil olmak üzere çok sayıda öğrenim ve kültür merkezine zarar verdiği ve onları yok ettiği” belirtiliyordu.
TOPLU MEZARLAR
BM’ye göre, Gazze’deki Nasır ve El Şifa hastanelerinde Filistinli kurbanların elleri bağlı ve çırılçıplak halde bulunduğu toplu mezarların bulunmasının ardından İsrail ciddi savaş suçları işlemekle suçlanıyor .
Mart ayında Gazze’deki en büyük hastane olan el Şifa Hastanesi’ne yönelik 14 günlük İsrail kuşatmasının ardından iki toplu mezardan en az 30 Filistinlinin cesedi çıkarıldı. Hastane, İsrail’in 1 Nisan’da çekilmesinin ardından büyük ölçüde harabeye dönmüştü.
İsrail ordusunun dört ay süren kara işgalinin ardından 7 Nisan’da şehirden çekilmesinin ardından Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’nde açılan toplu mezarda 283 ceset daha bulundu.

BM ‘DEHŞETE DÜŞTÜ’
BM hakları şefi “dehşete düştüğünü” söyledi. ABD ayrıca İsrail’den “inanılmaz derecede rahatsız edici” raporlar hakkında bilgi istedi.
KAMPI 63 KEZ BOMBALADI
Uluslararası toplumun tepkisizliği İsrail’i daha da cesaretlendirdi; İsrail, sadece iki hafta önce Gazze’deki Nuseyrat mülteci kampını yedi gün içinde 63 kez bombaladı ve 90’dan fazla kişiyi öldürdü.
Gazze’deki en yoğun nüfuslu kamplardan biri olan Nuseyrat kampı 250.000 Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail saldırılarının ardından 250’den fazla yaralının yüzde 75’inden fazlası yanıklarla hastanelere kaldırıldı. Gazze hükümetinin medya ofisi, İsrail’in termal ve kimyasal silahlar kullandığını söyledi.
UAD’NİN KARARI
Mayıs ayının başlarında Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davada bir dizi güçlü ve hukuken bağlayıcı geçici tedbir kararı almıştı.
Mahkeme, İsrail’in askeri saldırılarını derhal durdurmasını, soykırım iddialarını soruşturmak üzere BM tarafından yetkilendirilen herhangi bir kuruma engelsiz erişim sağlamasını ve acil ihtiyaç duyulan temel hizmetler ve insani yardımların engelsiz bir şekilde sağlanması için Mısır ile olan Refah sınırı da dahil olmak üzere açık kara sınır kapılarını korumasını emretti. Ayrıca İsrail’in, alınan tüm tedbirlerle ilgili olarak bir ay içinde mahkemeye rapor sunması emredildi.
KARARIN KORKUNÇ NEDENLERİ
Karar, İsrail’in yaklaşık 10 aydır sürdürdüğü soykırım amaçlı askeri operasyonlarını yoğunlaştırmasıyla Gazze’deki Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı eşi benzeri görülmemiş ve kötüleşen insani durum ışığında alındı.
İSRAİL YİNE İSTEDİĞİNİ YAPTI
Ancak İsrail, çatışmaların derhal durdurulması ve insani yardıma erişimin sağlanması yönündeki BM kararlarını ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarını hiçe saymaya devam etti.

HANİYE SUİKASTİ NASIL KARŞILANDI?
İsrail, Filistinli üst düzey müzakereci Haniye’yi öldürerek ve aynı zamanda Beyrut’taki Hizbullah’ın üst düzey bir liderini hedef alarak bölgeye saldırganlık mesajı gönderiyor ve savaş çanlarını çalıyor .
İsrail’in abluka altındaki Gazze’deki kaygılı sakinler, onun şehadetinin Filistin topraklarını harap eden savaşı daha da uzatacağından endişe duyduklarını dile getirdiler.

KARNIYARIK OTU NEDİR?
Tohumları yüksek oranda lif ve müsilaj içeren karnıyarık otu, protein, trisakkarit planteoz, fitosterol ve triterpen gibi bileşenlerini barındırırken, glikozit ve alkaloid içeriği de vücut üzerinde olumlu etkiler yapar. Karnıyarık otu, çeşitli sağlık sorunlarına karşı çok yönlü bir destek sağlarken, solunum yolu enfeksiyonlarından, astıma, bağırsak problemlerinden sindirim sistemi sorunlarına kadar geniş bir yelpazede etkili olmaktadır. Ayrıca, kilo kontrolü, stres yönetimi, karaciğer ve böbrek sağlığına da katkıda bulunur.
KARNIYARIK OTU TOZU NASIL KULLANILIR?
Karnıyarık otu tozu, bağırsak sağlığını desteklemek, tokluk hissi oluşturmak ve sindirim sistemini düzenlemek amacıyla kullanılır. Toz formu, kapsül, tablet veya çay olarak tüketilebilir. Doğrudan kullanımı, günde 1-2 tatlı kaşığı şeklinde önerilir.

KARNIYARIK OTU FAYDALARI
Bağışıklığı Güçlendirir:
Karnıyarık otu, zengin mineral ve vitamin içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir.
Bağırsak Sağlığını Destekler, Kabızlığa Çözüm:
Bağırsaklara olumlu etkileri olan karnıyarık otu, bağırsak duvarını yumuşatarak nemliliği artırır ve kabızlık sorununa çözüm sağlar.
Detoks Etkisi Oluşturur:
Vücudu toksinlerden arındırmada etkili olan karnıyarık otu, özellikle bağırsak sağlığını destekleyerek hastalıklara karşı direnci artırır.
Tokluk Hissi Sağlar:
Yüksek besin lifi içeriği sayesinde karnıyarık otu, uzun süreli bir tokluk hissi sağlar, böylece sağlıklı bir diyetin parçası olabilir.

Kolesterole İyi Gelir:
Özellikle kötü kolesterolü düşürme konusunda etkili olan karnıyarık otu, yüksek kolesterol sorunu yaşayanlara önerilir. Ancak, tüketmeden önce doktora danışmak önemlidir.
Sindirim Sistemini Destekler:
Bağırsak hareketlerini düzenleyen karnıyarık otu, içerdiği besin lifleri sayesinde sindirim sorunlarına da çözüm olabilir.
Kalp ve Damar Sağlığını Korur:
Vücuttaki doymuş yağ oranını azaltarak kolesterolü dengeleyen karnıyarık otu, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Zayıflamaya Destek Olur:
Sindirim sistemi üzerindeki etkileri ve uzun süreli tokluk hissi ile karnıyarık otu, kilo vermek isteyenlere yardımcı olabilir.
Karnıyarık Otu Zararları ve Kullanım Önerileri:
Yüksek dozlarda kullanımı bazı yan etkilere neden olabilir. Bağırsaklarda kramplar, gaz veya kanama gibi reaksiyonlar görülebilir. Kronik hastalıklar için ilaç kullananlar mutlaka doktora danışmalıdır. Alerjik reaksiyon riski göz önünde bulundurularak ilk kez kullanılmadan önce uzman görüşü alınmalıdır.
Karnıyarık otu, Allah’ın bizler için sunduğu şifalı bir bitki olarak, bağırsak sağlığından hormonal dengeye kadar birçok alanda olumlu etkiler sağlar. Ancak, kullanım önerilerine dikkat edilmesi ve uzman görüşü alınması önemlidir. Doğadan gelen bu eşsiz bitki, sağlıklı bir yaşam için değerli bir katkı sunabilir.
]]>Ödül sonrası açıklamalarda bulunan Alpi Diş Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahin, “Hastanelerimiz, yenilikçi tedavi yöntemleri, ileri teknoloji cihazları ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla sektörde fark yaratıyor. Bu prestijli ödül, sunduğumuz kaliteli hizmetlerin ve profesyonel ekibimizin özverili çalışmasının bir göstergesidir. Müşterilerimize değer katmak ve ağız sağlığını en üst düzeyde tutmak için çıktığımız bu yolda, bizlere duyduğunuz güven için teşekkür ederiz” dedi.

Şahin, Alpi Diş Hastaneleri olarak kaliteden ödün vermeden en iyi hizmeti sunma çabalarının devam edeceğini vurgulayarak, ” Sağlıklı Dişler Mutlu Gülüşler” şeklinde sözlerini tamamladı.
ULUSLARARASI SAĞLIK TURİZMİ VE ESTETİK DİŞ TEDAVİLERİNDE LİDER HİZMET
Alpi Diş Hastaneleri, estetik diş tedavilerinde uluslararası standartları belirleyen bir isim olarak konumunu pekiştiriyor. Sağlık turizmindeki büyüme trendlerini değerlendiren Alpi Diş Hastaneleri, hastalarına sunduğu ayrıcalıklı hizmetleri bir adım öteye taşıyor.

5 YILDIZLI OTELLERLE ÖZEL ANLAŞMA
Alpi Diş Hastaneleri, hastalarının konforunu ve memnuniyetini ön planda tutarak, tedavi süreçlerini lüks ve konforlu bir deneyime dönüştürmek için önde gelen 5 yıldızlı otellerle özel anlaşmalar imzaladı. Bu anlaşmalar sayesinde hastalar, tedavi süreçlerinde yüksek kaliteli konaklama imkanlarından yararlanacaklar.

VIP TRANSFER HİZMETİ
Hastalarının seyahatlerini daha kolay ve konforlu hale getirmek amacıyla VIP transfer hizmeti sunan Alpi Diş Hastaneleri, havalimanı karşılaması ve özel taşıma imkanlarıyla, hastaların tedavi süreçlerine stresten uzak bir şekilde odaklanmalarını sağlıyor.

Alpi Diş Hastaneleri, estetik diş tedavilerinde sunduğu üstün kalite ve müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımıyla, uluslararası sağlık turizminde tercih edilen bir destinasyon olmaya devam ediyor.
SAĞLIKLA GÜLÜMSEMEK İÇİN 15 YILLIK TECRÜBE
15 yıldır sağlık sektöründe tecrübe kazanmış bir kuruluş olarak, hastalarına güvenilir ve uzman bir hizmet sunan Alpi Diş Hastaneleri, estetik diş tedavilerindeki uzmanlığı ve yenilikçi yaklaşımıyla, her hastaya kişiye özel çözümler sunarak sağlıklı ve estetik gülüşler sağlıyor.

200 BİNİ AŞKIN MEMNUN HASTA
Bugüne kadar 200 bini aşkın memnun hasta, Alpi Diş Hastaneleri’nin kalitesine ve güvenilirliğine güçlü bir şekilde referans teşkil ediyor. Her hastanın bireysel ihtiyaçlarına özel çözümler sunan ve son teknolojiyi kullanarak tedavi süreçlerini optimize eden Alpi Diş Hastaneleri, bu başarıyı sürekli olarak artırmayı hedefliyor.
Modern tesisleri ve deneyimli uzman kadrosuyla hastalarına güvenli ve konforlu bir ortam sunan kurum, titizlikle uyguladığı sterilizasyon standartları ile de öne çıkıyor. Her geçen gün artan hasta memnuniyeti ve başarı dolu referanslarıyla sektördeki liderliğini pekiştirmeye devam ediyor.

MUAYENE VE 3 BOYUTLU TOMOGRAFİ
Ağız ve diş sağlığı problemiyle başvuran tüm hastalarına gelişmiş 3 boyutlu tomografi cihazlarıyla elde ettiği röntgen görüntüleri eşliğinde en güncel tedavi yaklaşımını sunan Alpi Diş Hastaneleri; hastalarına üstün hizmet sağlamakla beraber, her alanda uzman hekim kadrosuyla en zorlu vakalarda bile başarılı tedaviler yapıyor
UZMAN DİŞ HEKİMLERİYLE KİŞİYE ÖZGÜ HİZMETLER
Alanında uzman diş hekimleriyle kişiye özgü ağız ve diş sağlığı hizmetleri sunan Alpi Diş Hastaneleri, diş sağlığı alanındaki yeni gelişmeleri yakından takip ederek tedavi planlarını hastaların ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre özelleştiriyor.
TAM TEŞEKKÜLLÜ HİZMET VE GÜVENİLİR ORTAM
Hastalarının sağlığı ve memnuniyetini her zaman önceliği olarak gören Alpi Diş Hastaneleri, tecrübe ve bilgi birikimini pek çok farklı branşta sunarak, en son teknoloji ile donatılmış hastanelerinde kaliteli ve güvenilir bir ortamda tedavi olma rahatlığını sağlıyor. Uzman kadrosu ve modern ekipmanlarıyla, hastaların konforu ve memnuniyetini her zaman ön planda tutarak, sağlık hizmetlerinde öncü rol oynamaya devam ediyor.

DİŞ İMPLANT TEDAVİLERİ
Tam donanımlı steril ameliyathanesinde genel anestezi eşliğinde diş implant cerrahi tedavileri uygulayan Alpi Diş Hastaneleri; kemik yetersizliği nedeniyle implant yapılamayan hastalarda bile Dünya’daki son tıbbi gelişmeler ışığında, zigomatik implant (elmacık kemiği implantı) gibi yenilikçi yaklaşımlarla hastalarına en iyi tedavi çözümlerini sunmaya devam ediyor.
TÜRKİYE’NİN EN KALİTELİ ÇOCUK DİŞ KLİNİĞİ
Alpi Diş Hastaneleri Kaynarca şubesinde bulunan Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) kliniğiyle yılda 10 bini aşkın çocuğa diş tedavi hizmeti veriyor. Ailelerin çocuklarını güvenle emanet ettiği Alpi Diş Hastaneleri uzman çocuk diş hekimleriyle tedaviyi reddeden çocuklarda bile son teknolojiyle donatılmış ameliyathanesinde uyguladığı sedasyon veya genel anestezi eşliğinde tüm çocukların tedavilerini başarıyla tamamlıyor.

KİŞİYE ÖZEL TASARIMLARIN YAPILDIĞI DİŞ PROTEZ LABORATUVARI
Bünyesindeki diş protez laboratuvarında Dünya’daki en modern teknolojiye sahip ekipmanlarını kullanan Alpi Diş Hastaneleri, her hastaya özel olarak planladığı diş protezlerini üreterek hastalara kişisel gülümseme tasarımı yapıyor ve her hastanın tedavi sonunda memnun ayrılmasını sağlıyor. Yılda ortalama 100 bin adet diş üretimi yapan Alpi Diş Laboratuvarı; alanında uzman diş teknisyenleriyle, hastaların hekimleriyle birlikte karar verdiği diş renk ve dizaynını en iyi şekilde tasarlayıp, en kaliteli şekilde üreterek en kısa sürede hastaların sağlıklı gülümsemesine yardımcı oluyor.

REFLÜ HASTALIĞININ BESLENME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Reflü, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalıktır. Yanlış beslenme alışkanlıkları, aşırı kilo, dar ve sıkı kıyafetler, bazı ilaçlar reflüyü tetikleyebilir veya ortaya çıkarabilir. Bu nedenle, reflü hastalarının beslenmelerini bu duruma uygun şekilde düzenlemeleri gerekmektedir.

REFLÜSÜ OLANLARIN YEMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER
Aşırı yağlı, kızartılmış ve kavrulmuş yiyecekler, sakatatlar, pastırma, sucuk, sosis gibi gıdalar.
Kereviz, lahana, karnabahar, mandalina, greyfurt, limon, portakal ve kayısı gibi bazı sebze ve meyveler hassasiyeti artırabilir.
Kuru baklagiller (nohut, mercimek, kuru fasulye) kontrollü tüketilmelidir.
Kahve, çay, asitli içecekler ve çikolata.
Acılı baharatlar, turşu, sirke, soğan, sarımsak, limon tuzu ve et suyu içeren gıdalar.

REFLÜ HASTALARINA UYGUN YİYECEKLER
Az yağlı, az baharatlı yiyecekler.
Yulaf ezmesi, patates ve brokoli gibi yüksek lif içeren yiyecekler.
Muz, kavun, karnabahar ve fındık gibi alkali besinler.
Su içeriği yüksek sebze ve meyveler.
Zencefil.
Yağsız protein kaynakları.

REFLÜSÜ OLANLAR NELERE DİKKAT ETMELİ?
Yüksek protein, düşük yağ içeriği olan bir diyet uygulayın.
Alt özofagus sfinkter basıncını düşürdüğü için sigaradan uzak durun.
Koyu çay, kahve, çikolata, sarımsak, soğan ve nane gibi besinlerden kaçının.
Az az ve sık sık beslenmeye özen gösterin, bir anda fazla yemek yemekten ve uzun süre aç kalmaktan kaçının.
Yemek yerken sıvı alımını azaltın, sıvıyı öğün aralarına taşıyın.
Çok sıcak veya çok soğuk yiyeceklerden kaçının.
Kaymak, krema, mayonez, tereyağı ve margarin gibi yağlı yiyeceklerden uzak durun.
Acı baharatlar, karbonatlı içecekler, domates, turunçgiller, alkol ve kafein içeren yiyecekleri minimumda tutun.

Yemeklerden sonra en az 2-3 saat boyunca uzanmayın veya yatmayın.
Yatağın başucunu 15 cm kadar yükselterek uyuyabilirsiniz.
Dar kemerler veya beli sıkan kıyafetlerden kaçının.
Sakız çiğnemek, yutulan hava nedeniyle reflüyü artırabilir, ancak salya üretimini artırarak olumlu etkisi de olabilir; bu nedenle kendinizi gözlemleyin.
Reflü hastaları için beslenme, hastalığın kontrol altına alınmasında önemli bir rol oynar. Doğru yiyecekleri seçmek ve uygun beslenme alışkanlıkları geliştirmek, reflü semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.
REFLÜYE NE İYİ GELİR?
Midenin asidik yapısından kaynaklanan reflüye iyi gelen yiyeceklerin en başında lifli gıdalar gelir. Lifli gıdaların dışında ise reflüye iyi gelen yiyecekleri aşağıda sizler için sıraladık!
Lifli gıdalar
Elma
Muz
Brokoli
Zencefil
Salatalık
Papatya çayı
Kantaron yağı
Peynir
Yulaf ezmesi, kuskus ve esmer pirinç gibi tam tahıllı ürünler
Tatlı patates, havuç ve pancar gibi köklü sebzeler
Kuşkonmaz, brokoli ve taze fasulye gibi yeşil sebzeler

NOT: Herhangi bir mide şikayetiniz varsa, evde alacağınız kendi önlemlerinizin dışında mutlaka uzman bir hekime başvurmanız gerekmektedir.
]]>Söz konusu bıçaklı saldırının gerçekleştirdiği yerin yakınlarında bulunan caminin çevresinde Merseyside polisi yoğun güvenlik önlemi aldı.
“Spekülasyonların kimseye faydası yok”
Olaya ilişkin açıklama yapan Merseyside polisi, aşırı sağcı İngiliz Savunma Ligi (EDL) destekçisi olduğu düşünülen grubun camiye saldırdığını ifade etti.
Yerel saatle 19.45’te (TSİ 21.45) cami önünde toplanan gruba müdahale eden polise şişe ve çöp kovaları atıldığı belirtilen açıklamada, bir polisin burnunun kırıldığı, bir polis minibüsünün ise ateşe verildiği aktarıldı.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Merseyside Emniyet Müdür Yardımcısı Alex Gloss, “Üç çocuğun trajik şekilde hayatını kaybetmesiyle sarsılan bir toplumda bunun yaşandığını görmek iğrenç” ifadesini kullandı.
Gloss, polis ve acil servis çalışanlarının, hayatlarının en kötü manzarasıyla karşı karşıya kalmışken şimdi saldırıya uğradığını belirterek, “Bu akşam Southport’taki olaya, Merseyside bölgesinde yaşamayan, Merseyside insanını umursamayanlar katıldı” değerlendirmesini yaptı.
Bıçaklı saldırının 17 yaşındaki şüphelisinin kimliğine ilişkin spekülasyonların şiddet olayları için kullanıldığına işaret eden Gloss, “Şahsın zaten gözaltında bulunduğunu ve Birleşik Krallık doğumlu olduğunu açıkladık. Şu aşamada spekülasyonların kimseye faydası yok. Polis memurlarımızın bunlarla karşı karşıya kalmaması lazımdı ancak bu akşam yeterince acı çeken yerel halkın güvenliğini sağlayacak ve suça karışanları gözaltına alacaklar” ifadelerini kullandı.
Aşırı sağcı hesaplar doğruluğu şüpheli bilgiler paylaştı
İngiliz medyasında yer alan habere göre, bazı sosyal medya hesaplarında gözaltındaki kişinin kimliğine ilişkin doğruluğu şüpheli bilgiler paylaşıldı.
İçişleri Bakanı Yvette Cooper, konuya ilişkin parlamentoda yaptığı değerlendirmede, “Sosyal medya şirketlerinin sorumluluk alması gerek.” ifadesini kullandı ve halka spekülasyonlara inanmama çağrısı yaptı.
The Guardian gazetesi ise şüphelinin kimliğine ilişkin detayların, İngiltere ve ABD’den bilgiler aktaran haber platformu izlenimi veren siteden yayıldığını öne sürdü.
Bu sitede, saldırı şüphelisinin geçen yıl ülkeye kaçak giren “Ali” isimli sığınmacı olduğu iddia edildi.
The Guardian’ın haberinde, sosyal medya platformu TikTok’ta ise aşırı sağcı Reform UK Partisi destekçisi bir kişinin paylaştığı iddiaların 800 bin izlenmeye ulaştığı bilgisine yer verildi.
Southport’taki bıçaklı saldırı
İngiltere’nin Liverpool kentine yaklaşık 35, Manchester kentine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Southport’ta 29 Temmuz öğle saatlerinde bir saldırganın, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişiyi bıçakladığı açıklanmıştı.
Hart Caddesi’ndeki binada yaşanan olayın ardından bölgeye giden polis, şüpheliyi saldırıda kullandığı belirtilen bıçakla gözaltına almıştı. Görgü tanıkları, yaralılar arasında çok sayıda çocuğun bulunduğunu, olayın Amerikalı şarkıcı Taylor Swift temalı etkinlikte yaşandığını anlatmıştı.
Merseyside Emniyet Müdürü Serena Kennedy de saldırıya ilişkin düzenlenen ortak basın toplantısında, yerel saatle 11.47’de (TSİ 13.47) polise “dans okulunda bıçaklı saldırı olduğu” ihbarının geldiğini kaydetmişti.
Aldıkları bıçak darbeleri nedeniyle 2 çocuğun yaşamını yitirdiğini, 6’sı ağır 9 çocuğun yaralandığını açıklayan Kennedy, 2 yetişkinin de ağır yaralı olduğunu, bu kişilerin çocukları korumaya çalışırken yaralandıklarını söylemişti.
Kennedy, olayla ilgili 17 yaşındaki erkek zanlının cinayet şüphesiyle gözaltında olduğunu ve sorgusunun sürdüğünü kaydederek, şüphelinin Lancashire bölgesindeki Banks’ten geldiği ancak aslen Galler’in başkenti Cardiff’ten olduğu bilgisini paylaşmıştı.
Olaydan bir gün sonra, yaralı bir çocuğun daha hayatını kaybettiği açıklanmıştı.
Saldırının ardından hükümetten tepki açıklamaları gelmişti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, X hesabından yaptığı açıklamada, Southport’tan gelen haberlerin korkunç ve şok edici olduğunu belirtmişti.
Starmer, olay yerine hemen ulaşan polis ve sağlık ekiplerine teşekkür ederek, kendisinin sık sık gelişmeler konusunda bilgilendirildiğini kaydetmişti.
İçişleri Bakanı Yvette Cooper, X’ten yaptığı paylaşımda, bölgedeki güvenlik güçleriyle temasta olduğunu ve çalışmalara tam destek verdiğini ifade etmişti.
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Akıncı ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Bayraktar TB2 ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
Taze fındık, mevsiminde kabukları açılarak çiğ olarak tüketilebilir veya çeşitli tariflerde kullanılabilir. Fındığın hafif tatlımsı bir tadı ve yağlı bir dokusu vardır. Birçok tatlı, çikolata, pasta, kek, kurabiye gibi yiyeceklerin yapımında veya salata, pilav, soslar ve diğer farklı yemek tariflerinde de kullanılabilir.

FINDIĞIN İÇERİSİNDEKİ VİTAMİNLER
Fındık, zengin besin içeriğiyle öne çıkar. İçerisinde bulunan başlıca vitaminler ve mineraller şunlardır:
E vitamini
B1 vitamini
B6 vitamini
Bakır
Magnezyum
Manganez
Folik asit
Fosfat
Çinko
Potasyum
TAZE FINDIĞIN FAYDALARI
Fındık yararları incelendiğinde, sağlık açısından birçok durumda kullanılabileceğini söylemek mümkündür. İşte fındığın sağlık yararlarından bazıları:

Kalp Sağlığının Desteklenmesi
Fındık, omega-3 yağ asitleri açısından zengindir ve tekli doymamış yağ asitleri içerir. Bu yağlar, kalp sağlığını korumaya yardımcı olabilir. Fındık tüketimi ile kolesterol seviyelerini dengeleyerek kardiyovasküler hastalıkların görülme riskini azaltabilir. Ayrıca, kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan yüksek miktarda fenolik bileşik içerir.
Kanser Riskinin Önlenmesi
Fındık, kanser riskini önlemeye yardımcı olabilecek önemli bir antioksidan kaynağı olan proantosiyanidin içerir. İçerdiği manganez süperoksit dismutaz, vücutta oksidatif stresle savaşarak kanser riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir. E vitamini ise antioksidan özellikleriyle kansere sebep olan hasarlı hücrelerin yok edilmesinde faydalıdır.
İltihabın Azaltılması
Düzenli fındık tüketmek, iltihap belirteçlerinin etkilerini azaltabilir. Anti-inflamatuar özelliklere sahip polifenolik bileşikleri içerir. Bu bileşikler, vücuttaki inflamasyonu azaltarak inflamasyonla ilişkili hastalıkların riskini düşürebilir.
Yüksek Kan Şekerinin Dengelenmesi
Fındık, başta oleik asit olmak üzere, kan şekeri seviyelerini dengelemeye yardımcı olabilecek çeşitli bileşenler içerir. Bu kombinasyonlar, tokluk hissini artırabilir ve açlık süresini uzatabilir.

Sindirim Sağlığı
Fındık, lif açısından zengin bir besindir. Lif, sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olarak kabızlığı önler ve bağırsak sağlığını korur.
Üreme Sağlığı
Fındık, içerdiği omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar, protein, çinko ve E vitamini sayesinde sperm sayısının artırılması bakımından faydalı olabilir. Tek başına fındık tüketiminin, sperm sayısını belirgin şekilde artırdığına dair bilimsel bir kanıt bulunmamakla birlikte, bazı çalışmalar fındığın sperm üretimi ve hareketliliği için yararlı olabileceğini bildirmiştir
HER GÜN BİR AVUÇ FINDIK!
Fındık, günlük beslenme düzeninize dahil edildiğinde, vücudun ihtiyaç duyduğu birçok vitamin ve minerali sağlar. Uzmanlar, günde bir avuç fındık tüketmenin yeterli olduğunu belirtmektedir. Yaklaşık 100 gram fındık tüketimi ile günlük E vitamini ihtiyacınızın yüzde 24’ünü, B1 vitamini ihtiyacınızın yüzde 33’ünü ve B6 vitamini ihtiyacınızın yüzde 35’ini karşılayabilirsiniz. Bu miktar, sağlıklı bir diyetin parçası olarak fındığın besleyici değerlerinden tam anlamıyla yararlanmanızı sağlar.

KAVRULMUŞ FINDIK FAYDALARI
Fındık tüketirken çoğunlukla tercih edilen seçenekler arasında kavrulmuş hali yer alabilir. Kavrulmuş fındık, kabuğundan çıkarıldıktan sonra genellikle fırında veya tavada kızartılarak kuru ısıtma yöntemiyle elde edilir ve çiğ haliyle benzer oranlarda besin değerleri içerir. Genel olarak kavrulmuş fındığın bazı faydaları şunlardır:
Kolay sindirilebilir formda olması
Salmonella ve E. coli gibi zararlı bakterilere karşı koruma sağlaması
Omega 3-6 gibi yağ asitleri bakımından zengin olması
E vitamini ve manganez gibi vitamin-mineraller açısından zengin olması
Ancak, kavrulmuş fındığın çiğ haline oranla daha fazla yağ ve kalori içerdiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yüksek kalori ve yağ içeriği dikkate alınmalı ve tüketimi kontrollü bir şekilde olmalıdır.

FINDIĞIN ZARARLARI
Fındık, vücudun bağışıklık sisteminin fındık proteinlerine aşırı reaksiyon göstermesi durumunda alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Fındık alerjisi olan kişiler, ürünü tükettiklerinde veya fındık içeren bir ürün yediklerinde alerjik semptomlar ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar, hafif burun akıntısından şok gibi hayatı tehdit eden boyutlara varabilir. Alerjik durumlar en sık çocuklarda görülür ve genellikle ömür boyu sürer. Fındık alerjisinin bazı semptomları şunlardır:
Öksürük Şiş veya sulu gözler
Dudak şişmesi Hırıltılı nefes
Boğaz şişmesi Yutma güçlüğü
Kurdeşen Baygın hissetmek
Karın ağrısı Mide bulantısı
Hapşırma İshal
Özellikle yüz ve ağız çevresinde olan kaşıntı ve kızarıklık

ENGİNARIN BESİN DEĞERİ
Enginar, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin bir besindir. Düşük doymuş yağ içeriğine sahiptir ve C vitamini, tiamin, folat, B6 vitamini, B12, A, E, D ve K vitaminleri ile doludur. Ayrıca, kalsiyum, demir, çinko, sodyum, manganez, fosfor ve çinko gibi mineralleri de içerir.

ENGİNARIN SAĞLIĞA FAYDALARI
Antioksidan Zengini ve Antikanser Özelliği
Enginar, sebzeler arasında en yüksek antioksidan seviyesine sahiptir. Polifenoller açısından zengin olan enginar, kanserle savaşta önemli bir rol oynayabilir. Enginar özleri, kanserin önlenmesi ve tedavisinde umut verici bir diyet bileşeni olarak kullanılmaktadır.
Kalp Sağlığını Destekler
Enginar yapraklarındaki bileşenler, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürürken, iyi kolesterol (HDL) seviyelerini artırır. LDL kolesterol, atardamarlarda birikerek kan akışını engeller, kan basıncını artırır ve kalp krizi ve felç riskini yükseltir. Bu nedenle enginar, kalp sağlığını korumada önemli bir yardımcıdır.
Kan Basıncını Düzenler
Potasyum açısından zengin olan enginar, sodyumun etkilerini azaltarak kan basıncını düzenler. Potasyum eksikliği çeken veya hipertansiyon ilacı kullananlar için özellikle faydalıdır. Diyabet hastaları da kan basıncını kontrol altında tutmak ve komplikasyonları önlemek için enginar tüketmeye teşvik edilmektedir.
Karaciğer Sağlığını Destekler
Enginardaki antioksidanlar, karaciğerdeki toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Bu, karaciğerin iyileşmesini ve daha sağlıklı çalışmasını sağlar.

Sindirimi Kolaylaştırır
Enginar, sindirim sistemi sağlığını iyileştiren zengin bir lif kaynağıdır. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlık semptomlarını azaltır. Ayrıca mide rahatsızlıklarını hafifletir.
Doğum Kusurlarını Önler
Enginar, yüksek folat içeriği ile doğum kusurlarının, özellikle nöral tüp kusurlarının oluşmasını önlemeye yardımcı olur. Folat, hamilelikte önemli bir role sahiptir.
Kemik Sağlığını Güçlendirir
Magnezyum, fosfor ve manganez açısından zengin olan enginar, kemik sağlığını destekler ve osteoporoz riskini azaltır.
Metabolizmayı Hızlandırır
Enginarda bulunan magnezyum ve manganez, vücudun metabolik süreçlerinde önemli rol oynar. Bu mineraller, kalsiyum alımını optimize eder ve kolesterol, amino asitler ve karbonhidratların metabolizmasını düzenler.
Beyin Fonksiyonlarını İyileştirir
Enginardaki fosfor, beyin hücrelerinin sağlığını destekler. Fosfor eksiklikleri bilişsel yetenekleri olumsuz etkileyebilir, bu nedenle enginar tüketimi beyin sağlığı için önemlidir.

ENGİNAR NASIL TÜKETİLMELİDİR?
Enginar, çiğ haliyle sert ve acı bir tada sahiptir. Bu, sinarin adı verilen organik asit nedeniyle oluşur. Pişirildiğinde dokusu yumuşar ve haşlanmış patates kıvamına gelir, acılığı da kaybolur. Genellikle zeytinyağlı tercih edilen enginarın tarifini sizin için derledik!
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR TARİFİ
Malzemeler:
6 adet enginar (konserve de kullanabilirsiniz)
Yarım limon suyu (enginarları ovmak için)
1 adet havuç
1 adet patates
1 su bardağı bezelye (haşlanmış/konserve)
1 adet soğan
1 çay bardağı zeytinyağı
1 adet limon
1 çay kaşığı şeker
1,5 çay kaşığı tuz
1 su bardağı su

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR YAPILIŞI!
Zeytinyağlı enginar için ilk başta içi hazırlanır. Havuç ve patates minik küp şeklinde doğranıp tencereye alınır, üzerini geçecek kadar su eklenerek 10 dakika kadar haşlanmaya bırakılır. Burada sebzelerin tam pişmemesi mühim, hafif diri kalması gerek.
Sebzeler piştikten sonra suyu süzülür ve bir kenarda soğumaya alınır.
Ayrı bir tencereye bezelye alınır, üzerine su eklenerek yumuşayıncaya kadar haşlanır. İstenirse konserve bezelye de kullanılabilir. Haşlanan bezelyelerin de suyu süzülür ve bir kenarda bekletilir.
Soğan yemeklik doğranarak yarım çay bardağı zeytinyağında hafif pembeleşene kadar kavrulur.
Üzerine patates ve havuç eklenir. Haşlanan bezelye de ilave edilerek 1-2 dakika karıştırılır ve ocaktan alınır.
Enginarlar uygun bir kap içerisine alınır, yarım limon suyu ile ovulur ve tencereye dizilir.
Enginarların orta kısımlarına hazırlanan sebzelerden pay edilir. Kalan garnitür de enginarların üzerine serpilir.
Üzerine zeytinyağı, limon suyu, şeker, tuz ve suyu eklenerek tencerenin kapağı kapatılır.
Yemek kaynayıncaya kadar orta ateşte, kaynadıktan sonra kısık ateşte enginarlar yumuşayana kadar pişirilir. Bu süreç yaklaşık 20-25 dakika sürecektir.
Pişen enginarlar ocaktan alınır ve soğumaya bırakılır. Ardından servis tabağına alarak suyundan üzerine gezdirilir ve servis edilir. Dilerseniz üzerine en son dereotu doğrayabilirsiniz.
NOT: enginar dışındaki sebzelerle uğraşmak istemiyorsanız hazır garnitür de kullanabilirsiniz.

ENGİNARIN ZARARLARI
Aşırı tüketildiğinde enginar, ishal, gaz ve karın şişkinliğine neden olabilir. İdrar söktürücü özelliği nedeniyle ishal dönemlerinde tüketilmemelidir. Ayrıca alerjik reaksiyonlar gösterebilir; kaşıntı, deri döküntüsü ve boğazda şişme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
]]>HALİD MEŞAL SUİKASTİ
25 Eylül 1997’de Mossad, bu dönemde faaliyetlerine Ürdün’de devam eden Halid Meşal’e başkent Amman’da suikast girişiminde bulundu.
O dönemde İsrail Başbakanı bugün olduğu gibi, Binyamin Netanyahu’ydu. Netanyahu, suikastın olabildiğince gizli ve sessiz olmasını istiyordu.
ZEHİRLİ SPREY PLANI
Plan şuydu: İki Mossad ajanı bir sokakta Meşal’in arkasından yürüyecek, ajanlardan biri çalkalanmış bir soda şişesini ses çıkarıp dikkat dağıtma amacıyla açarken diğeri de Meşal’e öldürücü bir sprey püskürtecekti.
Plana dair diğer bir anlatı ise, turist kılığında Ürdün’e girecek olan İsrail ajanlarının Halid Meşal’in kulağına bir cihaz kullanarak hızlıca yayılan bir zehir enjekte edileceğiydi.
MOSSAD AJANLARI FARK EDİLDİ
Mossad ajanları 25 Eylül’de sahte Kanada kimlikleriyle, turist kisvesi altında Amman’a vardılar. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi ve Mossad ajanları Meşal’i sessiz bir şekilde hedef alamadı. Fark edilen ajanlar zehri Meşal’in kulağına püskürtseler de fark edildiler ve kaçmaya başladılar.
Ancak kaçan ajanlar bölgedeki Hamas üyeleri ve Ürdün polisi tarafından yakalandılar. Meşal ise birkaç saat sonra ağrı, kusma ve benzeri şikayetlerle hastaneye kaldırıldı, kısa bir süre içerisinde komaya girdi.
Ajanların üzerinden çıkan pasaportlar üzerine Kanadalı diplomatlar karakola çağrıldı. Böylece iki kişinin ajan oldukları ve Kanada vatandaşı olmadıkları anlaşıldı.

ÜRDÜN VE ABD ARAYA GİRDİ
Olaylar üzerine Ürdün Kralı Hüseyin, Netanyahu’ya ulaşarak panzehirin derhal Ürdün’e teslim edilmesini, aksi takdirde 1994’te yapılan barış anlaşmasının iptal edileceğini söyledi. Fakat Netanyahu bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Kral Hüseyin, yakalanan iki Mossad ajanının idam edileceği tehdidinde bulunarak Netanyahu’yu uzlaşıya zorladı.

MEŞAL İYİLEŞEREK KOMADAN ÇIKTI
Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton da devreye girerek Netanyahu’yu anlaşmaya ikna etti. Böylece İsrail hem panzehri vermeyi, hem de Şeyh Ahmed Yasin de dahil olmak üzere 70 Hamas tutuklusunu serbest bırakmayı kabul etti. Karşılığında iki Mossad ajanı serbest bırakıldı. Ürdün’e ulaştırılan panzehirin kullanılmasıyla Meşal iyileşti ve komadan çıktı.

Hamas’ın ruhani lideri ve kurucusu Şeyh Ahmed Yasin yakın sırdaşı Haniye’yi 1997’de yardımcısı olarak atamıştı.
Bu yüksek profil, Haniyeh’in suikast hedefi haline gelmesi anlamına geliyordu. İsrail o zamana kadar Filistinli liderleri yıllar boyunca öldürme konusunda uzun bir plan oluşturmuştu.
2003’TE KILPAYI KURTULDULAR
Haniye ve Yasin, Eylül 2003’te İsrail’in Gazze Şehri’ndeki bir suikast girişiminden, İsrail hava saldırısından saniyelerle kıl payı kurtulmuşlardı.
Şeyh Yasin, 22 Mart 2004’te tekerlekli sandalyesiyle sabah namazını kıldığı camiden çıkarken İsrail ordusuna ait helikopterler tarafından atılan füzelerle hayatını kaybetti.
Dönemin İsrail başbakanı Ariel Şaron’un gözetiminde Gazze Şeridi’nde gerçekleşen suikast operasyonunda, Şeyh Yasin’in 7 arkadaşı hayatını kaybetti, 2 oğlu da yaralandı.
ŞEYH YASİN’DEN 20 YIL SONRA ŞEHİT OLDU
“Allah’ım, ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum.” diyerek Filistin davasının “yalnız bırakılmışlığından” yakınan Şeyh Yasin’in suikaste kurban gitmesi, Filistin’in yanı sıra tüm İslam dünyasında büyük tepkiye neden olmuştu.
Filistin ulusal bağımsızlık mücadelesinin yirminci yüzyıldaki önde gelen sembollerinden biri olarak kabul edilen Şeyh Yasin, 1987’de kurduğu Hamas hareketiyle Filistin sahasındaki direnişin yeni adresi olmuştu.
Haniye ise Şeyh Yasin’den tam 20 yıl sonra İsrail tarafından şehit edildi.
]]>“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, itidal çağrısı yaparak, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi. Böylelikle, Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan gelmiş oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in “son 2 günde tehlikeli gerilimi tırmandırma” politikalarını kınadı. Bu tehlikeli tırmanışın bölgede ciddi güvenlik sonuçlarına yol açacak çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, suikast politikaları ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmenin bölgesel çatışmalara sebep olabileceğine dikkati çekildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası etkin güçlere, sorumlulukları gereği, Orta Doğu’da yaşanan bu gerilimin kontrolden çıkmadan önüne geçmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, “Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmadan bölgesel gerilimin artması, durumu daha karmaşık hale getirdiği gibi İsrail’de ateşkes isteyen bir iradenin olmadığına da işaret ediyor. Bu gerilim ayrıca Mısır ve ortaklarının Gazze Şeridi’nde savaşı durdurarak Filistin halkının acılarını hafifletmenin çabalarını da baltalıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan geldi. Alman hükümeti de Hamas lideri Haniye’nin öldürüldüğü ve bir Hizbullah komutanının hedef alındığı ayrı ayrı İsrail saldırılarının ardından Orta Doğu’da itidal çağrısında bulundu. Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
BEYRUT’DAKİ SALDIRI! FUAD ŞÜKÜR ÖLDÜ MÜ?
İsrail ordusu, dün gece Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’ın komutanlarından Fuad Şükür’ü öldürdüğünü duyurdu. İsrail ordusu yaptığı yazılı açıklamada, saldırının savaş uçaklarıyla gerçekleştirildiğini belirterek, öldürülen komutanın Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın “sağ kolu” olduğunu iddia etti. Hizbullah ise İsrail’in hedef aldığı üst düzey komutanın yıkılan binanın enkazı altında olduğunu, arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini duyurdu.

“HER İKİ KIRMIZI ÇİZGİ DE İSRAİL TARAFINDAN AŞILMIŞ OLDU”
Peki bu saldırıların perde arkasında neler var? TEPAV Dış Politika Programı Direktörü ve eski diplomat Gülru Gezer ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi KKTC/Lefkoşa Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Milliyet.com.tr’den Sercan Dinç’e değerlendirmelerde bulundu.
Gülru Gezer: İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’ne yönelik saldırı sonrasında İsrail’den yanıt bekliyorduk. Dün gece Beyrut’ta Hizbullah mahallesinde saldırı düzenlendi. Fuad Şükür; Nasrallah’ın en kıdemli danışmanlarından birine yönelik suikast girişimi gerçekleşti. Hizbullah için bu kırmızı çizgi. Hizbullah’ın aslında iki kırmızı çizgisi var; Birincisi Beyrut’ta vurulmak. İkincisi ise sivil kayıpların olması. Her iki kırmızı çizgi de dün gece İsrail tarafından aşılmış oldu.
Tabi bu artık savaşın çok farklı noktaya evrildiğini gösteriyor. Çünkü nisanda İran’ın Şam Büyükelçiliğinin konsolosluk birimi vurulduğundan İran, ‘Bu bizim topraklarımıza yönelik saldırıdır. Egemenliğimizin ihlalidir’ diyerek 13 Nisan’da İsrail’e yönelik geniş çaplı İran İslam Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana ilk saldırısını gerçekleştirmişti.
“GERİ DÖNÜLMEZ BİR NOKTAYA GELMİŞ BULUNUYORUZ”
Bu sefer İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü. Buna tabi ki hem Hamas’ın bir yanıtı olacaktır, hem İran’ın bir yanıtı olacaktır. Hamas’tan gelen ilk açıklamalarda bu saldırının yanıtsız kalmayacağı ifade edildi. Savaşın çok kritik bir noktaya evrildiğini görüyoruz. Küresel etkileri olabilecek bölgesel savaşa evrilme ihtimali an meselesi. Geri dönülmez bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.
“TAKTİKSEL BİR STRATEJİ”
Doç. Dr. Emete Gözügüzelli: Bu haince bir öldürmedir ve savaş suçudur. Bu nedenle Haniye’nin Hamas’ın lideri olarak ve Beyrut’ta gerçekleştirilen saldırılara baktığımızda Netanyahu’nun stratejisi ve temel amacı bölgesel çatışma alanını genişletmek. Ve bu genişletme programında bir strateji değişikliğine gidildiğini görüyoruz. Özellikle bu mücadeleyi veren Filistin halkının direnişiyle ilgili mücadeleyi veren, destekleyen liderlerin hedef alınarak öldürülmesi yoluna gidilmesinde taktiksel bir strateji var.
O da sahada arzu ettiği başarıyı elde edemeyen Netanyahu’nun sahanın dışındaki alanlarda sivil olarak liderleri hedef alarak, demolarize olan ordusuna moral depolamak ve aynı zamanda bundan sonra genişletilecek savaş stratejisinde kamuoyunu da etkileyerek kendisine destek sağlamak.
NETANYAHU’NUN SAVAŞ STRATEJİSİ: ABD’NİN FİİLİ OLARAK BÖLGEDE ÇATIŞMAYA GİRMESİ
Bu saldırılar bize şunu da göstermektedir; Birincisi Netanyahu’nun savaş stratejisi taktiksel olarak gerginliği tırmandırıcı ve ABD’yi doğrudan fiili olarak bu çatışmaya sokacak şekilde bölgede konuşlanmayı sağlayacak bir atmosfer yaratmaya çalışıyor. Bu bilinçli bir hamledir. ABD askerlerinin bölgeye donanmasıyla yığılması ve özellikle Netanyahu’nun ortaya koyduğu savaş ve saldırı eylemlerinde önemli bir hamledir.
“SAVAŞIN ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇERİSİNDE DAHA BÜYÜK POTANSİYELE EVRİMLEŞECEK SÜRECE DOĞRU GİDİYORUZ”
Ne misilleme, ne haince öldürülme uluslararası hukuk kabul etmez. Netanyahu bunu yapıyorsa belli bir amaç doğrultusunda planlı yapıyor.
Uzun vadeye yayılacak şekilde bir savaş sürecine girmek ve bu savaşın özellikle önümüzdeki yıl içerisinde daha büyük potansiyele evrimleşecek sürece doğru gidiyoruz. Çok tehlikelidir. Küresel ve dünya barışının bölgemizde hissedilmesi için ivedi olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Netanyahu’nun BMGK’nın alacağı olağanüstü toplantıyla derhalde diğer devletlerin içişlerine müdahale etmek, egemenliklerini ihlal etmek, haince suikast planları gerçekleştirmek gibi uluslararası hukuka aykırı ilkeleri yerlebir eden Netanyahu’ya dünya kamuoyu güçlü bir şekilde karşı durmak zorundadır. Bu kabul edilemez.
ABD’DEN ALDIĞI TAKTİK VE STRATEJİK DESTEK SÖZ KONUSU
Netanyahu’nun bunu ABD Kongresi’ndeki ziyaretinden sonra gerçekleştirmesi kesinlikle ve kesinlike ABD’den aldığı taktik ve stratejik destekle söz konusudur. Çünkü ABD ve İsrail’in aslında geçmişinde suikastle adam öldürmek sorun değil.
2006 öncesinde olaylara bakıldığında ölümler yüksek mahkemeye taşınmış ve yüksek mahkeme de 5 yıl boyunca bu davaya bakmayarak nihayetinde 14 Aralık 2006 verdiği kararla ‘ne uygulanabilir, ne uygulanamaz’ demiş. Dolayısıyla bunu sürümcemede belirsiz bırakarak İsrail’e yeşil ışık yakmıştır.
PHOENİX STRATEJİSİ
İkinci Vietnam Savaşı’ndan merkez istihbarat teşkilatının Vietkong Sempatizanlarını ortadan kaldırmak için Phoenix programı uygulayarak 40 bine yakın kişiye suikastlerle öldürüldüğü ve bu ABD’nin kendi içerisinde bir istihbarat biriminin kurulduğu stratejiydi. Bu strateji özellikle de 11 Eylül sonrasında çok daha somut, net bir şekilde ‘hedefle öldürme’ stratejisine girmiş, İsrail de bu merkezden aldığı eğitimler ve taktiksel destekle birlikte askeri personeline bu yönde eğitimler verilmiştir. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada ABD ziyareti sonrasında tamamıyla böyle bir stratejiye girilmesi aynı Phoenix Stratejisi bağlamında Vietnam’da ABD’nin uyguladığı taktikle Filistin’in önde gelen siyasi liderlerinin hedef noktasına getirilerek bu mücadeleyi, gerginliği tırmandırmak stratejisine girilmiştir.
Bunda uluslararası hukukta hedefli öldürme noktasında uygulamasının özellikle gerçekleştirilmesi ve bunun bu şekilde ortaya konması belli bir amaca hizmet ediyor. O da bölgesel çatışmayı daha fazla yaymak.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.

BÖĞÜRTLENİN BESİN DEĞERİ
Böğürtlen, antioksidan yapısıyla dikkat çekerken, kırmızı, mor ve mavi renklerinden sorumlu olan antosiyaninler içerir. Bir fincan böğürtlenin besin değeri şu şekildedir:
Kalori: 62
Protein: 2 gram
Yağ: 1 gramdan az
Karbonhidrat: 14 gram
Lif: 8 gram
Şeker: 7 gram
Ayrıca, böğürtlen aşağıdaki vitamin ve mineralleri içerir:
C vitamini
E vitamini
K vitamini
Kalsiyum
Magnezyum

BÖĞÜRTLENİN FAYDALARI
Böğürtlen, sağlığımıza pek çok fayda sağlar. İşte öne çıkan bazı faydaları:
Soğuk Algınlığı ve Gribe İyi Gelir: Güçlü C vitamini kaynağı olan böğürtlen, soğuk algınlığı ve grip semptomlarını hafifletir ve öksürüğü giderir.
Bağışıklığı Güçlendirir: C vitamini ve antioksidan bakımından zengin olan böğürtlen, bağışıklık sistemini güçlendirir.
Sindirim Sistemini Destekler: Lif içeriği sayesinde kabızlık ve şişkinlik gibi sorunları önler.
Kan Şekerini Düzenler: Çözünür lifler sayesinde kötü kolesterolü düşürür ve kan şekerini kontrol eder.
İnflamasyonu Azaltır: Polifenoller ve antosiyaninler sayesinde vücuttaki inflamasyonu azaltır.
Kalp Sağlığını Korur: Antosiyaninler, kalp damarlarını koruyarak kalp hastalıkları riskini azaltır.

Beyin Sağlığına İyi Gelir: Antosiyaninler, beyne giden kan akışını artırarak hafıza ve dikkati geliştirir.
Antikanser Etki: Antioksidan yapısı, hücre hasarını önleyerek kanserli hücrelerin üremesini engelleyebilir.
Kolajen Üretimini Destekler: Kolajen üretimini artırarak cildi korur ve taze görünmesini sağlar.
Kemik Sağlığını Güçlendirir: K vitamini ve manganez içeriği sayesinde kemikleri güçlendirir.
Ağız ve Diş Sağlığı İçin Faydalıdır: Antibakteriyel ve antiviral özellikleri sayesinde ağız yaralarını iyileştirir ve diş sağlığını korur.

BÖĞÜRTLENİN ZARARLARI
Genellikle güvenli bir meyve olan böğürtlen, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Böğürtlende bulunan salisilat bileşikleri, hassas kişilerde burun tıkanıklığı, karın ağrısı ve kurdeşen gibi semptomlara yol açabilir. Bu tür durumlarda doktorunuza danışmanız önemlidir.

BÖĞÜRTLEN YAPRAĞI FAYDALARI
Böğürtlen yaprağı, özellikle kış aylarında soğuk algınlığına karşı koruma sağlar. C vitamini açısından zengin olan böğürtlen yaprağı, bağışıklığı güçlendirir, grip ve bronşit gibi hastalıkları önler ve ağız yaralarını iyileştirir. Ayrıca, doğal bir antioksidan olan böğürtlen yaprağı, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur ve cilt sağlığını destekler.

BÖĞÜRTLEN YAPRAĞI NASIL KULLANILIR?
Böğürtlen yaprağı, genellikle çay olarak tüketilir. Kış aylarında veya hastalık durumlarında şifa kaynağı olabilir. Böğürtlen çayı yapmak için suyu kaynatın, 1-2 dakika dinlendirin ve içine böğürtlen yapraklarını ekleyin. Taze yapraklar için birkaç dakika demlemek yeterlidir. Kuru yapraklar ise su ile birlikte birkaç dakika kaynatılabilir. Çay, tercihe göre sıcak veya soğuk tüketilebilir.
]]>
PEZEŞKİYAN YEMİN EDEREK GÖREVİNE BAŞLADI
Pezeşkiyan, törende yemin ederek ülkenin 9’uncu cumhurbaşkanı olarak resmen görevine başladı. Pezeşkiyan, yemin töreninde yaptığı konuşmada, kurulacak yeni hükümetin İran ve dünya için yeni fırsatlar sunacağını belirterek, “Kurulacak yeni hükümet ile birlikte ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve halkın sorunlarını anlama fırsatı, halkın taleplerini duyma ve yöntemsel sorunları düzeltme ve önümüzdeki tehditler karşısında milli birliği oluşturma fırsatı yakalayacağız” ifadelerini kullandı.
‘İSLAMİ VE DEVRİMCİ KİMLİĞİMİZ İLE BÖLGENİN İLK SIRASINDA YER ALAN BİR ÜLKE OLACAĞIZ’
Devlet ve toplum arasındaki güveni yeniden tesis edeceklerini kaydeden Pezeşkiyan, 14’üncü dönem hükümetinin ulusal birlik hükümeti olacağını ve halktan aldığı oy ve güvenle hareket edeceğini söyledi. Pezeşkiyan, “Anayasaya ve Dini Liderimiz Ayetullah Ali Hamaney’in vizyonuna bağlı kalarak bölgede ekonomiden kültüre ve teknolojiye kadar İslami ve devrimci kimliğimiz ile bölgenin ilk sırasında yer alan bir ülke olacağız. Ülkenin gençlerine, kadınlarına, farklı etnik gruplarına ulusal fırsat gözüyle bakmalıyız. Memleketin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretebilirler ve bu zamana kadar ülke yönetiminde kenarda bırakılmış bu fırsatları artık değerlendirmeliyiz” dedi.

Konuşmasında dış politikaya dair mesajlar da veren Pezeşkiyan, hükümeti döneminde bölge ülkeleri ile ilişkileri geliştirmeye önem vereceğini ve bu doğrultuda hareket edeceğini belirterek, “Bölge ülkeleri ortak çıkarlarını kendi aralarındaki rekabet ve gerilimler ile yok etmemelidir. Hükümet olarak güçlü bir bölgesel işbirliğinden yanayız” ifadelerini kullandı.
‘MÜSLÜMANLARA İNSANLIK DERSİ VEREMEZLER’
ABD’nin İsrail’e verdiği desteğe ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki konuşmasına değinen Pezeşkiyan, “Gazzeli çocukları öldürenlere silah temin edenler, Müslümanlara insanlık dersi veremezler. Gazze’de kadın ve çocuklar ile savaşan ve onları bombalayan bir rejimin liderinin teşvik edilmesi ve alkışlarla karşılanmasını dünyada hiç kimse kabul edemez” dedi.

‘BENİM HÜKÜMETİM HİÇBİR ŞEKİLDE BASKI VE ZORBALIĞA TESLİM OLMAYACAKTIR’
ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı maksimum baskı politikasında başarısız olduğunu kaydeden Pezeşkiyan, “Benim hükümetim hiçbir şekilde baskı ve zorbalığa teslim olmayacaktır. Şu ana kadarki duruşumuz ve müzakereler, her zaman taahhütlerimize bağlı kaldığımızı göstermiştir. İran milletine karşı baskı ve yaptırımlar sonuç vermemiştir ve bu millet ile gereken saygıyı göstererek konuşmanız gerekir” dedi.

İRAN’DAN BATILI ÜLKELERE ÇAĞRI
İran dış politikasının ülkenin ulusal çıkarları doğrultusunda küresel ve bölgesel istikrar ve barışı sağlamak üzerine olacağını kaydeden Pezeşkiyan, dünyaya açılmak ve küresel ticarette yer almak istediklerini söyledi. Pezeşkiyan, “Dünyada yeni yükselen güçlü oyuncular ile ilişkilerimizi güçlendireceğiz. Doğuda yer alan komşularımız ve Farsça konuşan ülkeler ile işbirliğimizi artıracağız. Batılı ülkeleri gerçekçi olmaya ve karşılıklı saygı çerçevesinde ilişki geliştirmeye çağırıyoruz. İran’ın dünya ile ticaretini ve ekonomisini normalleştirmek istiyorum ve İran’a yönelik zalimce yaptırımları kaldırmak için çalışacağım” ifadelerini kullandı.
NE OLMUŞTU?
İran’da 5 Temmuz’da yapılan 14’üncü cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk kökenli Tebriz Milletvekili Mesut Pezeşkiyan, oyların yüzde 53.7’sini alarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in Gazze’deki katliamlarına yönelik yaptığı son çıkış Tel Aviv’de geniş yankı uyandırdı. Erdoğan’ın “Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız.” açıklaması İsrail basınının manşetlerinde yer aldı.
Türkiye’nin askeri gücüne dikkat çekildi. Ankara’nın İsrail’le savaşan gruplara silah ve askeri destek sağlayabileceğine vurgu yapıldı.
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz ise Türkiye’yi NATO üzerinden hedef almaya çalıştı.
TEL AVİV’İ ENDİŞELENDİREN AÇIKLAMALAR
Türkiye Gazze’deki katliama sessiz kalmıyor, her platformda sesini çıkarıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu katliamın durması için sıkı bir diplomasi trafiği yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik açıklamaları Tel Aviv’i endişelendiriyor.
KATZ HADDİNİ AŞTI
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, haddini aştı. Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan hadsiz paylaşımlar yaptı. Katz, bu kez NATO üzerinden Türkiye’yi hedef almaya çalıştı. İsrailli diplomatlara seslendi. Tüm NATO üyeleriyle acilen temasa geçmeleri talimatını verdi. Türkiye’nin kınanması çağrısı yaptı.
Ayrıca Türkiye’nin NATO’dan ihraç edilmesi gerektiğini de söyledi. Türkiye’nin Gazze diplomasisi İsrail’de endişe kaynağı oluşturdu. Zira Ankara batılı ülkeler ve NATO içinde İsrail’e karşı duran sayılı ülkeler arasın yer alıyor.
Katz’ın NATO çıkışını da bu bağlamda okumak gerekiyor. Çünkü NATO’nun İsrail’e destek vermemesinin önündeki engel Türkiye olarak görülüyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ALTINI ÇİZMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’daki NATO Zirvesi sonunda yaptığı basın toplantısında İsrail’in NATO ile ortak ilişkisine izin vermeyeceklerinin altını çizmişti.
Bunun farkında olan İsrail basını da Erdoğan’ın “Karabağ ve Libya’ya girdik aynısını Filistinliler için yaparız” açıklamasını manşetlere taşıdı.
‘ERDOĞAN ASKERİ ADIM ATMAYACAK ANCAK BAŞKA CİDDİ KAYGILAR VAR’
Yediot Ahronot Gazetesi “Erdoğan askeri adım atmayacak ancak başka ciddi kaygılar var” başlığını attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e savaş açmayacağını yazan Yediot Ahronot Gazetesi, ancak İsrail’e karşı savaşan herkese yardım edebileceği veya silah sağlayabileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çıkışı Tel Aviv’i kaygılandırdığını vurguladı.
Çünkü Ankara BM’de, uluslararası arenada ve NATO’da etkili bir ülke.
Gazete, Ankara’nın bu diplomatik gücüyle İsrail’e zarar verme ihtimali olduğunu yazdı.
Batılı ülkelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları karşısında sessiz kalmasının ise İsrail’de hayal kırıklığına yol açtığını belirtti.
ESKİ BÜYÜKELÇİ LİEL’DEN YORUM ALDILAR
Globes, Ankara’nın Hamas’ın yakın dostu olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e saldırmasının şaşırtıcı olmadığı yorumunu yaptı.
Haberde, “Ancak, dışişleri bakanlığı koridorlarında dahi Erdoğan’ın sözlerini duyunca çok şaşırdılar” denildi.
Gazete, İsrail’in Türkiye’deki eski Büyükelçisi Alon Liel’in de yorumunu aldı. Liel Türkiye’nin İsrail ile savaşan güçlere finansal veya askeri kaynak sağlayabileceğinin altını çizdi.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ORTA DOĞU’NUN EN BÜYÜK ORDULARINDAN BİRİNİN BAŞKOMUTANI”
Israel Hayom Gazetesi ise, “Erdoğan orta Doğu’daki çatışmalara böyle müdahale ediyor” manşetini tercih etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini “alışılmadık” diye niteledi.
Türk liderin Orta Doğu’nun en büyük ordularından birinin başkomutanı olduğunu yazdı. Gazeteye göre, Türk ordusunun özellikle günümüzde en fazla öne çıkan unsuru, oyunun kurallarını değiştiren silah “Erdoğan’ın ‘drone ordusu.” görülüyor
Gazete, bu bağlamda Türk SİHA’larının Libya ve Karabağ’daki etkisini de hatırlattı.
“İSRAİL, LÜBNAN’A GİRERSE BÖLGEYE ASKER GÖNDERİLEBİLECEK” İDDİASI
Jerusalem Post Gazetesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını haberleştirdi. Türkiye ilişkilerinde uzman isimlerin görüşlerine yer verdi. Buna göre, eğer İsrail Lübnan’a girerse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgeye asker gönderebileceğine dikkati çekti.
Gazete, Erdoğan’ın doğrudan İsrail’e askeri bir harekette bulunmayacağını da yazdı.
]]>TECAVÜZCÜ DOKUZ ASKER
İsrail devlet televizyonu KAN’ın, dün Sde Teiman Askeri Üssü’nde 9 askerin cinsel işkence ve darp ettikleri bir Filistinlinin ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı haberini yayımlamasıyla askeri polis, konu hakkında soruşturma başlattı, askerler gözaltına alındı.

‘NEDEN ASKERLERİMİZ GÖZ ALTINDA?’
Bu haberin ardından aralarında askerlerin de bulunduğu İsrailli aşırı sağcılardan oluşan silahlı ve yüzleri maskeli bir grup, cinsel işkence yapmakla suçlanan askerlerin gözaltına alınmasını protesto ederek askeri üsse baskın düzenledi.
‘YEMEN TARLASI’
İsrail ordusu güney komutanlığının sorumluluğunda olan Sde Teiman Askeri Üssü adını, 1949 ile 1950 arasında Yemen’den İsrail’e getirilen 49 bin Yemenli Yahudi’nin ilk etapta yerleştirildiği bölge olmasından alıyor. Bu nedenle “Yemen tarlası” ismini taşıyor.

TOPLAMA KAMPI OLDU
İsrail, bu askeri üste 2008 ve 2014’te Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar sırasında alıkoyduğu yüzlerce Filistinli için toplama kampları kurdu.
‘YASA DIŞI SAVAŞÇILAR’
Ordu, 7 Ekim 2023’ten sonra “yasa dışı savaşçılar” oldukları iddiasıyla Gazze Şeridi’nden yüzlerce Filistinli sivili bu üste insanlık dışı şartlar altında tutmayı sürdürdü.

İSRAİLLİ STK İNSANLIK DIŞI MUAMELELERİ YAZDI
İsrailli sivil toplum örgütü “İsrail Sivil Haklar Derneği (ACRI)”, söz konusu üste oldukça kötü alıkonulma şartlarını açığa çıkaran bir makale yayımladı.
İSRAİLİN İŞKENCE ÇEŞİTLERİ
‘DERHAL KAPATILMALI’
ACRI, ülkedeki 5 STK’dan biri olarak bu hapishanenin derhal kapatılması için İsrail Yüksek Mahkemesine başvuranlar arasında yer alıyor.
Mahkemeye sunduğu dilekçede ACRI, son birkaç ayda söz konusu hapishanede “hayal etmesi dahi mümkün olmayan olaylara” dair birçok delilin biriktiğini kaydetti.
ACRI’N DİLEKÇESİ
“Anestezi olmaksızın cerrahi operasyonlar yapılıyor, tutuklular günlerce ağır şartlarda tutuluyor, organlarının kesilmesine yol açacak şekilde uzuvları kelepçeli kalıyor, tıbbi tedavi ve tuvalet ihtiyaçları karşılanırken dahi gözleri uzun süre bağlı tutuluyor ve alıkonulan bazı Filistinliler darp ve ihlallerle dolu şekilde sürekli gözetim altında tutuluyor.”
Dilekçede, üssün bir hapishane olması için kanuna göre alıkonulanların “sağlık ve onurlarını zedelemeyecek” şartları sağlaması gerektiğine işaret edildi.
“Alıkonulanlar için asgari oranda insani şartları sağlamadığımız takdirde bizler de insan olmayacağız” ifadelerine yer verilen dilekçede, alıkonulan kişilere uygulanan muamelenin yasa dışı olduğu kaydedildi.

İŞKENCE TANIKLARI KONUŞTU
Haaretz gazetesinin, askeri üsteki tanıklardan aldığı bilgiye göre, esirlerin korunması görevini üstlenen “Birim 100” üyeleri, son aylarda çok sayıda şiddet olayına karıştı.
Sde Teiman’da görev yapan bir asker, “Birim 100” üyelerinin alıkonulan Filistinlilerin bulunduğu alana pimi çekilmiş el bombası attıklarını söyledi. Tanıklık yapan asker, şiddetli darptan dolayı bazı Filistinlilerin dişlerinin ve kaburga kemiklerinin de kırıldığını aktardı.
Söz konusu üste tutulan Filistinlerin sayısına ilişkin İsrail makamlarından henüz açıklama yapılmadı.
TUTUKLARIN SAĞLIK GÜVENCESİ YOK
Haaretz’in haberine göre hükümet, İsrail Yüksek Mahkemesine 15 Temmuz’da Sde Teiman’daki tutukluların çoğunun başka yerlere naklinin yapılacağını iletti. Haberde ayrıca 7 Ekim’den bu yana aktif olarak kullanılan Sde Teiman üssünde tutulan Filistinli esirlerden 36’sının öldürüldüğü kaydedildi.
İsrail’de Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin tutulduğu Sde Teiman askeri üssündeki bir Filistinliye cinsel istismar ve işkencede bulundukları suçlamasıyla 9 askerin gözaltına alınmasıyla başlayan kriz, askerlerin sorgu için götürüldüğü askeri üste devam etti.
İsrail basınındaki haberlere göre, yaklaşık 100 kişilik İsrailli aşırı sağcı grup, gözaltına alınan 9 İsrail askerinin çıkarıldığı askeri mahkemenin de içinde bulunduğu Beit Lid askeri üssüne girdi.
Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri mahkemeye zorla giren İsrailli aşırı sağcı göstericiler ve onları önlemeye çalışan askerler arasında arbede yaşandı.
İsrail askerleri ve polislerinin, göstericileri askeri üsten çıkarmaya çalışırken kargaşa yaşandığı görüldü.
Beit Lid askeri mahkemesinden çıkarılan İsrailli aşırı sağcılar, askeri üssün gözaltı merkezinin önünde gösterilerine devam etti.
İsrailli aşırı sağcı gruplar, askeri hapishanenin bulunduğu bölümdeki demir kapıyı yumrukladı.
İsrail askerleri, göstericileri alandan uzaklaştırmak için askeri üsten sıktıkları tazyikli suya başvurdu.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, polise kanunu çiğneyenlere karşı harekete geçme talimatı verdiğini açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin de bölgedeki askeri üsse geldiği bildirildi.
İsrail muhalefetinden eski Savunma Bakanı Benny Gantz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, iktidar koalisyonu içindeki “şiddete çağrı yapan aşırıcı figürleri” eleştirerek İsrail’in sorrumlu kararlar alacak bir hükümete ihtiyaç duyduğunu belirtti.
9 İsrail askerinin bir Filistinliye cinsel işkence yapma suçlamasıyla gözaltına alınması
İsrail’de, Gazze Şeridi’nde alıkonulanların tutulduğu Sde Teiman gözaltı tesisinde Filistinlilere cinsel işkence yapmak ve cinsel istismar etmekle suçlanan 9 İsrail askerinin gözaltına alındığı haberleri ülkede siyasetin merkez gündemi oldu.
CİNSEL İŞKENCEYE MARUZ KALAN FİLİSTİNLİ YÜRÜYEMİYOR
Olayın kurbanı Filistinlinin hastaneye kaldırıldığı ve yürüyemediği İsrail basınında yer aldı.
Gözaltına alınan bazı askerlerin, askeri savcılığın gönderdiği askerlere göz yaşartıcı gaz sıktığı, taraflar arasında sözlü atışmalar yaşandığı görüntüler sosyal medyaya yansımıştı.
İsrailli aşırı sağcı milletvekillerinin de aralarında yer aldığı onlarca kişilik aşırı sağcı gösterici grubu, Sde Teiman askeri üssüne zorla girerek baskın düzenlemişti.
İsrail basınına yansıyan görüntülerde, aşırı sağcı Milletvekili Zvi Sukkot’un askeri üssün zincirli kapısını aralayarak içeri girmeye çalıştığı, askerlerin kendisini engellemeye çalıştığı görülmüştü.
Bunun ardından kalabalığın askeri üssün demir kapısını tutmaya çalışan askerleri zorlayarak içeri girdiği görülmüştü. Göstericilerin, askeri üssün içine doğru koşuşturduğu askerlerin bazılarını engellemeye çalıştığı anlar ile arbede ve kargaşa görüntüleri sosyal medyaya yansımıştı.
Ordu radyosunun haberine göre, silahlı ve üniformalı bazı yedek askerler de göstericilere destek olmak üzere bölgeye gelmişti.
Katil Binyamin Netanyahu, askeri üsse düzenlenen baskını kınayarak sükunet çağrısı yapmıştı.
İsrail’de iktidar koalisyonundaki sağ ve aşırı sağ partiler, askeri savcılığın askerleri gözaltına alma girişimine karşı çıkmıştı. Buna karşın muhalefet, “bağımsız yapıların soruşturmalarını yürütmesi gerektiği, kimsenin hukuktan üstün olmadığı” vurgusu yapmıştı.
SDE TEİMAN GÖZALTI MERKEZİ İŞKENCELERLE GÜNDEMDE
İsrail’in güneyinde yer alan ve alıkonan Gazzelilerin tutulduğu Sde Teiman gözaltı merkezi sık sık işkencelerle gündeme geliyor.
New York Times gazetesinde geçen ay çıkan haberde, Sde Teima gözaltı merkezinde alıkonan Gazzelilerin etrafı açık bir alanda gözleri bağlı olarak günde 18 saate kadar elleri kelepçeli şekilde yerde sessiz şekilde oturtulduğu belirtilmişti.
Haberde, gözaltı merkezine getirilen Filistinli tutukluların burada 3 aya kadar kaldığı ve sorgulama süreçlerinde birçok kişinin insanlık dışı muameleye ve işkenceye maruz kaldığı kaydedilmişti.
Burada tutulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı Gazzeliler, Sde Teima’da maruz kaldıkları işkenceleri dile getirmişti.
]]>Habere göre, bir Filistinli mahkum alıkonulduğu İsrail’deki cezaevinde gardiyanlar tarafından dövüldü ve kaburgaları kırılarak öldürüldü.
Filistinli mahkumlardan biri, kronik hastalığının tedavi edilmemesi, diğeri de saatlerce yardım çığlıkları atmasına rağmen müdahale edilmemesi sonucunda hayatını kaybetti.
“İsrail-İnsan Hakları İçin Doktorlar” (PHRI) adlı STK tarafından doğrulanan otopsi raporlarına göre, bu üç kişi, 7 Ekim’den bu yana İsrail hapishanelerinde ölen Batı Şeria veya İsrail’den gelen 13 Filistinli arasında yer alıyor. Gazze’den getirilen ve yaşamını yitiren mahkumların sayısı ise tam olarak bilinmiyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail’in “tıka basa” dolu olan cezaevlerindeki koşulların tehlikeli şekilde kötüleştiğini ve yaygın olarak şiddet uygulandığını bildirdi.
Merkezi İsrail’de bulunan insan hakları örgütü “Hamoked”in icra direktörü Jessica Montell, WP’ye yaptığı açıklamada, “Şiddet her yere yayılmış durumda. Aşırı kalabalık. Görüştüğümüz her mahkum 30 kilo vermiş.” diye konuştu.
İsrail’deki İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin İcra Direktörü Tal Steiner, İsrail’in söz konusu hak ihlallerinin, ülkedeki “intikam atmosferi”nden kaynaklandığını belirtti.
Steiner, cezaevlerindeki şiddetin, politika yapıcıların desteğinin ve hesap verebilirlik eksikliğinin bir “kombinasyonu” olarak nitelendirdi.
Tanıklar, gardiyanların “çıldırmışçasına” mahkumlara saldırdığını söyledi
İsrail’deki cezaevinde Aralık 2023’te gardiyanlar tarafından şiddetli şekilde dövülmesinin ardından yaşamını yitiren 23 yaşındaki Abdulrahman Bahash’ın 2 mahkum arkadaşı, isimlerinin açıklanmaması koşuluyla arkadaşlarını ölüme götüren o günü WP’ye anlattı.
Tanıklar, gardiyanların koğuştaki tüm hücreleri bastığını ve mahkumları dövmeden önce kelepçelediğini kaydetti.
Görgü tanıklarından 28 yaşındaki eski bir mahkum da gardiyanların kendilerine “çıldırmışçasına” saldırdığını, coplarla tekmelerle vurduğunu söyledi.
Tanık, Bahash ve hücresindekilerin “tecrit odalarından” oluşan bir alana götürüldüğünü, daha sonra Bahash’ın vücudunda morluklarla döndüğünü ve kaburgalarının kırılmış olabileceğini söylediğini aktardı.
Bahash’ın ayakta duramaz hale geldiğini dile getiren tanık, arkadaşının olaydan 3 hafta sonra 1 Ocak’ta hayatını kaybettiğini ifade etti.
İsrailli yetkililer, mahkumun ailesinin otopsi raporunu ve Bahash’ın cesedini görmesine izin vermedi.
Bahash’ın ailesi adına otopsi sonucunu gören PHRI doktoru Daniel Solomon’un bildirdiğine göre, otopsi raporu, Bahash’ın “kaburga kırıkları ve dalak yaralanması”nın muhtemelen saldırı sonucu meydana geldiğini gösteriyor.
“DOKTORA İHTİYACIM VAR!”
Kasım 2023’te Megiddo Hapishanesinde hayatını kaybeden 33 yaşındaki Abdul Rahman al-Maari’nin kardeşi İbrahim, Maari’nin Şubat 2023’te geçici kontrol noktasında alıkonulduğunu, Hamas’la bağlantılı olmak ve ateşli silah bulundurmakla suçlandığını dile getirdi.
İbrahim, 7 Ekim’den sonra kardeşiyle irtibatı kaybettiklerini belirtti.
PHRI’den Doktor Danny Rosin’in incelediği otopsi raporunda, Maari’nin kaburgalarının kırıldığı; sırt, kalça, sol kol, baş ve boyun taraflarında çürüklerin görüldüğü bilgisi yer alıyor.
Aynı bölümde tutulan 32 yaşındaki Khairy Hamad, hücre araması yapılırken gardiyanlara cevap verdiği gerekçesiyle Maari’nin, elleri kelepçeli şekilde merdivenlerden aşağı atıldığını ve başından kanlar geldiğini aktardı.
Tanıklardan Sariy Khourieh, saatlerce acı içinde feryat edişini dinledikleri Maari’nin “Doktora ihtiyacım var!” diye bağırdığını anlattı.
Khourieh, saat 04.00 sularında Maari’nin sustuğunu, ilerleyen saatlerde de gardiyanların onun cesedini gördüğünü ifade etti.
İsrail’deki bir cezaevinde tutulan 21 yaşındaki Muhammed al-Sabbar ise Hirschsprung (kalın bağırsak felci) hastalığının tedavi edilmemesinin ardından 28 Şubat’ta hayatını kaybetti.
Otopsi raporuna göre kronik rahatsızlığının düzgün bir şekilde tedavi edilmesi durumunda Sabbar’ın ölümü önlenebilirdi.
Ekipler, ayrıca Hilal Şahin’e ailesinin Yusuf Gença’dan ayrılması ya da nikah kıyması yönünde baskı yaptığını belirledi. Cinayeti Abidin Uçar ile A.D.’nin (17) gerçekleştirdiği, saldırıyı Hilal Şahin’in ailesinin azmettirdiği tespit edildi. Ekipler, Hilal Şahin’in eski eşi Abidin Uçar, babası Hacı Şahin (58), kardeşi Şahan Şahin (31), amcası Musa Şahin (52), kuzenleri Biran Şahin (23), Mehmet Sait Sızmaz (37), eşi Meltem Sızmaz’ı (37) ve A.D.’yi gözaltına aldı. Baba Hacı Şahin, kardeşi Musa Şahin ve oğlu Şahan Şahin, eski damatları Abidin Uçar’ı eve çağırarak cinayeti planladıklarını belirlendi.

SALDIRI ÖNCESİ ÇARŞAF GİYDİ
Olay günü amca Musa Şahin, kara çarşaf giyen Abidin Uçar ile şapka takan A.D.’yi otomobille eve yakın parka getirdiği tespit edildi. Uçar ile A.D.’nin dikkat çekmemek için kol kola girip aile gibi davranarak sokakta yürüdükleri sonrasında da Yusuf Gença’nın evine gittikleri tespit edildi. Şüpheli A.D.’nin kapıyı çaldığı, Abidin Uçar’ın da kapının açılması üzerine içeri girip önce eski eşinin birlikte Yusuf Gença’ya ardından da eski eşi Hilal Şahin’e ateş ettikten sonra kaçtı. Gença ölürken, Hilal Şahin ise ağır yaralandı.
DAVA AÇILDI
Olaydan sonra yakalanıp tutuklanan Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin, Musa Şahin, Şahan Şahin, Biran Şahin ile adli kontrolle serbest bırakılan Mehmet Sait Sızmaz ve eşi Meltem Sızmaz hakkındaki soruşturma tamamlandı. Savcı, sanıkların ‘tasarlayarak ve töre saiki ile öldürme’ ile ‘öldürmeye teşebbüs’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve ayrıca 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen davaya devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin ve Musa Şahin ile olayda ağır yaralanan Hilal Şahin, öldürülenin babası Esef Gença ile tarafların avukatları katıldı. Yargılama sırasında daha önce tahliye edilen Şahan Şahin ve Biran Şahin ise duruşmaya katılmadı.

‘EŞİM ÇOCUKLUK ARKADAŞIMLA KAÇTI’
Sanık Abidin Uçar, 10 yıllık eşi Hilal Şahin’in çocukluk arkadaşı olan Yusuf Gença ile kaçtığını söyledi. 3-5 ay geçtikten sonra eşinin kötü yola düştüğünü iddia eden Uçar, “Yusuf’a birkaç defa sosyal medyadan yazdım, ‘Onu kötü yola sokma’ dedim. Yusuf da ‘Benim malım seni ilgilendirmez’ dedi. Daha sonra çocuklarımı yanıma aldım. Kızımın vücudunda morluklar vardı. Yusuf, kızıma cinsel istismarda bulunmuş. Kızımın karakolda bu yönde ifadesi var” dedi.
‘AYAKLARINA SIKACAKSIN’
Kayınpederi Hacı Şahin’ın kızı Hilal’in kötü yola düştüğünü öğrendiğini ve kendisine ‘Ayaklarına sıkacaksın’ dediğini iddia eden Abidin Uçar, savunmasında şunları söyledi:


‘CİNAYETTEN HABERİM YOKTU’
12-13 yaşından bu yana uyuşturucu kullandığını belirten sanıklardan A.D. de olayın böyle olacağını bilmediğini cinayetten haberini olmadığını ileri sürdü.

Diğer sanıklar da olayla ilgilerinin olmadığını belirterek, suçlamaları kabul etmedi.

‘AİLEMDEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM’
Hilal Şahin, eski eşi Abidin Uçar tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını söyledi.

Daha sonra Yusuf Gença ile kaçtığını belirten Hilal Şahin, “Olay günü kapı çaldı. 2 kişi içeri girdi. Biri peçeliydi, diğer şapkalıydı. Önce Yusuf’a, sonra bana ateş edildi. Benim öldüğümü düşünerek başımda kelime-i şahadet getirdi. Sesinden hatırladığım kadarıyla bu şahıs eski eşim Abidin’dir. Sadece Abidin’den şikayetçiyim, ailemden şikayetçi değilim” dedi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verirken duruşmayı eksiklerin tamamlanması için erteledi.
Fruktoz intoleransı, vücudun meyve, sebze ve tatlılarda bulunan fruktozu sindirmekte zorlandığı bir durumdur. Beslenme uzmanlarına göre, fruktoz sindirilmediğinde kalın bağırsağa geçer ve burada bağırsak bakterileri tarafından fermente edilerek gaz, şişkinlik ve diğer sindirim sorunlarına neden olabilir. Bu durum, ciddi bir alerji olmasa da yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyecek bir rahatsızlığa dönüşebilir.
Fruktoz intoleransı, meyve, sebze ve bazı işlenmiş gıdalarda bulunan fruktozu sindirmekte zorluk çeken bireylerde şişkinlik, gaz, ishal ve karın ağrısı gibi belirtilere yol açar. Semptomları yönetmek için tıbbi tavsiyeler her zaman önemlidir; ancak, doğal ve ev yapımı yöntemlerle de rahatlama sağlamak mümkündür.
FRUKTOZ İNTOLERANSININ İKİ ANA TÜRÜ

Kalıtsal Fruktoz İntoleransı (HFI):
Nadir görülen genetik bir bozukluktur. Bu durum, fruktoz metabolizması için gerekli olan aldolaz B enziminin eksikliği ile karakterizedir. HFI, doğuştan gelen bir durumdur ve hastalığın yönetimi genellikle fruktoz içeren yiyeceklerin tamamen ortadan kaldırılmasıyla sağlanır.
Fruktoz Malabsorpsiyonu:
Daha yaygın olarak görülen bir durumdur ve ince bağırsağın fruktozu yeterince etkili bir şekilde emememesiyle ortaya çıkar. Fruktoz malabsorpsiyonu, fruktoz içeren yiyeceklerin tüketilmesi durumunda şişkinlik, gaz ve ishal gibi sindirim sistemi semptomlarına yol açar. Bu durum, diyet değişiklikleri ve fruktoz içeren gıdaların sınırlanması yoluyla yönetilebilir.
FRUKTOZ İNTOLERANSININ NEDENLERİ

Fruktoz intoleransının nedenleri çeşitli faktörlere dayanmaktadır. En önemli nedenler şunlardır:
Genetik Mutasyon: Fruktoz intoleransının birincil genetik nedeni, aldolaz B enzimini kodlayan ALDOB genindeki mutasyonlardır. Bu enzim, fruktozun normal metabolizması için gereklidir.
İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS): IBS’li bireylerde fruktoz emilimi sorunları sıkça görülür.
Beslenme Faktörleri: Yüksek fruktoz içeren diyetler veya belirli lif türleri, ince bağırsağın fruktozu emme kapasitesini aşabilir.
Enfeksiyonlar: Gastrointestinal enfeksiyonlar, bağırsak astarına zarar vererek fruktoz ve diğer besinlerin emilimini olumsuz etkileyebilir.
İnce Bağırsakta Bakteriyel Aşırı Büyüme (SIBO): SIBO, ince bağırsakta normalden fazla bakteri üremesi sonucu fruktoz emilimini engelleyebilir.
FRUKTOZ İNTOLERANSININ BELİRTİLERİ

Fruktoz intoleransının belirtileri, alınan fruktoz miktarına ve bireysel toleransa bağlı olarak değişebilir. Yaygın semptomlar şunlardır:
FRUKTOZ İNTOLERANSI İÇİN EV İLAÇLARI

Fruktoz intoleransı semptomlarını hafifletmek ve sindirim sağlığını iyileştirmek için evde kullanabileceğiniz doğal çözümler şunlardır:
Sonuç olarak, fruktoz intoleransı semptomlarını yönetmek için ev ilaçları faydalı olabilir, ancak en etkili tedavi yöntemi fruktoz alımını sınırlayan diyet değişiklikleridir. Bu tedavi yaklaşımı, doğal ilaçları dengeli bir diyetle birleştirerek hem semptomları hafifletebilir hem de yaşam kalitesini artırabilir. Bununla birlikte, şiddetli semptomlar veya uzun süren rahatsızlıklar durumunda, bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir.
İlginizi çekebilir;
]]>
ÖNCE TEHDİT GELDİ SONRA UYARILAR SIRALANDI
İsrail ordusu saldırıdan direkt Hizbullah’ı sorumlu tutarken, Hizbullah ise saldırıyla bir bağlantısının olmadığını savundu. İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik Mecdel Şems saldırısına sert bir misilleme yapacağı tehdidinin ardından başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı ülkelerden vatandaşlarına uyarı geldi.

ABD’DEN ‘SAVAŞ KORKUSU’
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, Mecdel Şems olayından kaynaklı bölgede artan tansiyon nedeniyle Lübnan’daki uçak seferlerini aksatan değişikliğin meydana geldiği belirtilerek ABD vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri uyarısı yapıldı.
Açıklamada, “Lübnan’da tam kapsamlı bir savaş korkusu, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki şiddetli çatışmalar son haftalarda arttı” ifadesi yer aldı.

AVUSTRALYA ‘DERHAL HAREKET EDİN’ DEDİ
Avustralya hükümeti de vatandaşlarına daha önce yayınlanan ve mevcut gelişmelerin ardından güncellenen Lübnan’a seyahat etmemeleri yönündeki çağrısını yineledi.
Hükümetin açıklamasında, “Güvenlik durumunun istikrarsızlığı ve güvenlik durumunun daha da kötüleşme riski nedeniyle Lübnan’a seyahat etmemenizi tavsiye etmeye devam ediyoruz. Lübnan’daki Avustralyalılar, ticari uçuşlar devam ederken derhal ülkeyi terk etmelidir. Beyrut havalimanı kapanabilir ve uzun bir süre boyunca ülkeyi terk edemeyebilirsiniz” ifadeleri kullanıldı.
‘DURUM KÖTÜYE GİDERSE ‘DIŞARI ÇIKAMIYABİLİRSİNİZ’
Norveç’in Beyrut’taki Büyükelçiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Norveç vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yapıldı ve ülkeye mevcut seyahat uyarıları yinelendi.
Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın arttığı uyarısı yapılan paylaşımda, durumun daha kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına seyahat seçeneklerinin sınırlı hale gelebileceği de kaydedildi. Paylaşımda, böyle bir durumun yaşanması karşısında Norveç Büyükelçiliğinin, vatandaşlarının ülkeyi terk etmelerine yardımcı olmak için çok sınırlı kaynaklara sahip olacağı da hatırlatıldı.
OLASILIKLAR ‘GÖZ ARDI EDİLEMEZ’
Almanya da diğer ülkeler gibi daha önceki Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.
26 Haziran’daki güncellemeye göre Alman vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulunulan yazılı açıklamada, Alman vatandaşlarına acilen Lübnan’dan ayrılmaları çağrısı yapıldı.
Açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun oldukça değişken olduğu ve Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesinde askeri çatışmaların son haftalarda yoğunlaştığı belirtilerek, “Durumun daha da şiddetlenmesi ve çatışmanın genişlemesi göz ardı edilemez.” ifadesi kullanıldı.
Gerilimin daha da artmasının Refik Hariri Havalimanı’ndaki hava trafiğinin tamamen durmasına da yol açabileceği uyarısında bulunulan açıklamada, bu durumda Lübnan’ı hava yoluyla terk etmenin mümkün olmayacağı kaydedildi.
‘ŞAHSİ TAHLİYE PLANI’
İngiltere’nin, Ekim 2023’te vatandaşlarına yaptığı ülkeyi terk etme tavsiyesi ise geçerliliğini koruyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığınca yayımlanan güncel seyahat uyarısında, “Bakanlık, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı ve Lübnan’daki diğer gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle Lübnan’a tüm seyahatlere karşı uyarıyor.” açıklaması yapıldı.
İsrail-Lübnan sınırında karşılıklı füze ve top atışları olduğunu belirtilen uyarıda, Beka Vadisi ile Litani nehrinin kuzeyinde de riskler bulunduğu kaydedildi. Seyahat uyarısında Lübnan’daki yabancı misyonların etrafında protestolar yapıldığı anımsatılan uyarıda, şunlar kaydedildi:
“Tansiyonun yüksek olduğu bölgede gerginlik çok kısa sürede artabilir, Lübnan’dan çıkış rotalarını etkileyebilir. Siyasi ve güvenlik durumlarının kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına ticari seferler ciddi şekilde aksayabilir, kısa süre kala iptal edilebilir, tüm ülkedeki yollar kapatılabilir. İngiliz Büyükelçiliğinin sağlayabileceği yardım kısıtlı olabilir. Eğer şu an Lübnan’daysanız ayrılmanızı tavsiye ediyoruz.”
Dışişleri Bakanlığının acil durumda tahliye gerçekleştiremeyebileceği de vurgulanan seyahat uyarısında, herkesin şahsi tahliye planı yapması tavsiye edildi.
BELÇİKA’DAN AÇIKLAMA
Belçika Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler ışığında İsrail, Filistin toprakları ve Lübnan’a tüm seyahatlerin iptal edilmesi tavsiye
‘ASKERİ ÇATIŞMA ÖNLENMELİ’
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Mecdel Şems beldesine yönelik saldırı şiddetle kınandı.
“Yeni bir askeri çatışmayı tırmandırmayı önlemek için her şeyin yapılması” gerektiği belirtilen açıklamada, Fransız vatandaşlarının Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarına seyahat etmemeleri tavsiye edildi.
‘ÜLKEYİ TERK EDİN!’
İsveç Dışişleri Bakanlığı sayfasından yapılan duyuruda, “Lübnan’daki durum tehlikeli ve öngörülmez, bu nedenle İsveç vatandaşlarının ülkeyi terk etmesini tavsiye ediyoruz” ifadesi kullanıldı.
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de X hesabından yaptığı paylaşımda, “Defalarca söyledim, yine söylüyorum: İsveç vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmesi veya söz konusu ülkeye gitmekten kaçınması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
DANİMARKA’DAN UYARI
Danimarka Dışişleri Bakanlığı ise X hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşlarının Lübnan’a yapacakları seyahatleri durdurmasını tavsiye ederken, ülkeyi terk etmelerini istedi.
‘KIRMIZI KOD’
Hollanda Dışişleri Bakanlığının, Lübnan’a seyahatten kaçınılması ve bu ülkedekilerin acilen ayrılmaları yönünde 26 Haziran’da verdiği uyarının hala devam ettiği bilgisine yer verilen internet sayfasında, “Lübnan için seyahat tavsiyesinin renk kodu kırmızıdır. Durumunuz ne olursa olsun oraya seyahat etmeyin. Başınız belaya girerse Hollanda Büyükelçiliği size her zaman yardımcı olamayabilir” ifadeleri yer alıyor. Hollanda merkezli Transavia Havayollarının Amsterdam-Beyrut seferleri iptal edilirken, bilet satış sayfasında gelecek 1 hafta boyunca Beyrut’a sefer olmadığı görülüyor.
‘GERGİNLİK TIRMANABİLİR’
İrlanda da daha önce yaptığı Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.
27 Haziran’da İsrail-Lübnan sınırında yükselen tansiyon nedeniyle İrlanda, Lübnan’da bulunan vatandaşlarına “ülkeyi terk etme ve bu ülkeye seyahatlerini iptal etme” çağrısı yapmıştı. İrlanda Dışişleri Bakanlığının yayımladığı seyahat uyarısında, İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin kısa sürede daha da fazla tırmanabileceği belirtilmişti.
Bu durumun Lübnan’dan ayrılmayı da etkileyebileceğine işaret edilen açıklamada, “Bakanlık, tüm İrlanda vatandaşlarına imkan varken ticari seferlerle ülkeden ayrılmayı şiddetle tavsiye ediyor” ifadesi kullanılmıştı.
SABAH MI AKŞAM MI? YÜRÜYÜŞLERİN KİLO VERME VE SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Sabah Yürüyüşlerinin Faydaları
Sabah yürüyüşleri, günün erken saatlerinde yapılan basit bir egzersiz olmanın ötesinde birçok sağlık faydası sunuyor. Güne enerjik bir başlangıç yapmanın yanı sıra, sabah yürüyüşleri metabolizmayı hızlandırarak gün boyunca kalori yakımını artırabilir. Erken saatlerde yapılan bu fiziksel aktiviteler, kalp atış hızını yükseltir ve metabolizmayı harekete geçirir, böylece gün boyunca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur.
Ayrıca, sabah egzersizleri sirkadiyen ritmi düzenlemeye yardımcı olabilir. Bu düzenleme, uyku kalitesini artırarak daha derin ve dinlendirici bir uyku sağlayabilir, genel sağlık durumunuza olumlu etkiler yapabilir. Sabah yürüyüşlerinin diğer bir avantajı ise, egzersiz rutininizi günün ilk saatlerine yerleştirmenin, gün boyunca karşılaşabileceğiniz engellerden etkilenmeden düzenli egzersiz yapmanıza olanak tanımasıdır. Özellikle sıcak yaz günlerinde sabahın serin havası yürüyüşünüzü daha konforlu hale getirebilir.
Kısacası, sabah yürüyüşleri, metabolizmayı hızlandırmaktan uyku kalitesini artırmaya kadar geniş bir fayda yelpazesi sunar ve gününüzü daha enerjik ve üretken bir şekilde geçirmenize yardımcı olabilir.
Akşam Yürüyüşlerinin Faydaları
Gün boyunca yaşanan stres ve yorgunluğun ardından akşam yürüyüşleri, zihinsel ve fiziksel sağlık açısından birçok fayda sunuyor. Akşam saatlerinde yapılan yürüyüşler, günün yorgunluğunu hafifleterek stres seviyelerini düşürebilir ve zihinsel rahatlama sağlayabilir. Ayrıca, akşam yemeğinden sonra gerçekleştirilen bu yürüyüşler sindirim destekler ve gece geç saatlerde sağlıksız atıştırmalıkların tüketimini azaltabilir, böylece kilo kontrolüne katkıda bulunur.
Günün ilerleyen saatlerinde yapılan yürüyüşler, enerjinizi artırarak daha uzun ve tempolu yürüyüşler yapmanıza imkan tanıyabilir. Serin akşam havası, yürüyüş deneyiminizi daha keyifli hale getirebilir ve sağlığınızı olumlu yönde etkileyebilir. Özetle, akşam yürüyüşleri, hem fiziksel hem de zihinsel iyilik hali için etkili bir alışkanlık olarak öne çıkıyor.
KİLO VERMEDE HANGİSİ DAHA ETKİLİ?

Kilo kaybında tutarlılık, en önemli faktördür. Sabah veya akşam yürüyüşlerinin kilo verme sürecindeki etkisi kişisel tercihlere, enerji seviyelerine ve yaşam tarzına bağlı olarak değişir. Her iki zaman dilimi de faydalı olabilir; sabahları erken kalkmayı sevenler için sabah yürüyüşleri, günün ilerleyen saatlerinde enerjik hissedenler içinse akşam yürüyüşleri ideal olabilir. Önemli olan, yürüyüşü düzenli bir alışkanlık haline getirmektir. İster sabah, ister akşam yürüyüşü tercih edin, düzenli egzersiz ve dengeli bir diyetle en iyi sonuçları elde edebilirsiniz. Kısacası, hangi zaman diliminde yürüyüş yapacağınızdan bağımsız olarak, tutarlılık ve düzenli uygulama, kilo verme hedeflerinize ulaşmada anahtar rol oynar.
İlginizi çekebilir;
]]>Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz ağrıları genellikle çocukluk ve ergenlik (10-19 yaş) çağında genellikle ön çapraz bağ, menisküs yaralanmaları ve kıkırdak hasarı gibi spor yaralanmaları şeklinde ortaya çıktığını kaydediyor.
Prof.Dr. Başaran 40-60 yaş arasında, yaşa bağlı aşınma ve yıpranmanın kireçlenmeye yol açabileceğini belirterek, “60 yaş üstündeki yetişkinlerde ise en sık kireçlenme görülüyor, ağrıya, sertliğe ve hareket kabiliyetinin azalmasına neden oluyor. Genel olarak diz sorunları her yaşta başlayabilir, ancak özellikle kireçlenme gibi dejeneratif durumlar yaş ilerledikçe daha yaygın ve belirgin hale geliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, aktif kalmak ve yaralanmalardan kaçınmak, yaşam boyu diz sorunları riskini azaltmaya yardımcı olabilmektedir” ifadelerini kullandı.
Prof.Dr. Serdar Hakan Başaran, bazı yaygın hatalar diz hastalıklarının gelişmesine katkıda bulunduğunu vurgulayarak, “Fiziksel aktivitelere başlamadan önce uygun şekilde ısınmamak diz yaralanması riskini artırabilir. Benzer şekilde, yeterince esnememek kas gerginliğine ve dengesizliklere yol açarak dizlere ekstra baskı uygulayabilir. Özellikle zıplama veya atlama gibi hareketleri tekrar tekrar yapmak tendinit veya bursit gibi aşırı kullanım yaralanmalarına yol açabilir. Zıplarken yanlış iniş tekniği, yanlış düşme tekniği veya spor sırasındaki yanlış duruş ve hareket teknikleri dizlerde aşırı strese neden olabilir” şeklinde konuştu.
“YANLIŞ AYAKKABI DIZ SORUNLARINA YOL AÇABILIR”
Diz sorunlarında yanlış ayakkabı kullanımının da önemli bir etken olduğunu söyleyen Başaran, “Uygun desteği sağlamayan veya belirli bir aktiviteye uygun olmayan ayakkabılar giymek tüm bacağın dizilimini ve mekaniğini etkileyerek diz sorunlarına yol açabilir. Dinlenmemek ve altta yatan sorunu araştırmak yerine ağrının üstesinden gelmek, diz sorunlarını şiddetlendirebilir ve daha ciddi durumlara yol açabilir. Vücudun uyum sağlamasına izin vermeden fiziksel aktivitenin yoğunluğunu, süresini veya sıklığını aniden artırmak diz yaralanmalarına neden olabilir” diye konuştu.
Diz ağrısı durumunda mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğinin altını çizen Başaran, “Diz ağrısı yaşandığında sağlık uzmanlarına danışmaktan kaçınmak veya bunları geciktirmek, küçük sorunların daha ciddi durumlara dönüşmesine neden olabilir. Bireyler bu yaygın hataların farkında olarak ve bunlardan kaçınmak için bilinçli önlemler alarak dizlerini korumaya ve diz hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olabilirler” açıklamalarında bulundu.
“DIZ PROTEZİ AMELIYATLARINDAN KORKULMAMALI”
Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz protezi ameliyatlarından korkulmaması gerektiğini savunarak, “Bu ameliyatlar şiddetli diz ağrısı ve işlev bozukluğu çekenler için çok önemli faydalar sağlar. Bir ortopedi travmatoloji uzmanına danışmak, riskleri ve faydaları anlamak ve iyileşme sürecine hazırlanmak başarılı sonuç alınmasına yardımcı olabilir. Diz artroplastisi olarak da bilinen diz protezi ameliyatı, hasar görmüş, aşınmış veya hastalıklı diz ekleminin yapay bir eklem (protez) ile değiştirilmesini içeren cerrahi bir işlemdir. Bu ameliyat tipik olarak ciddi diz kireçlenmesi olan hastalarda ağrıyı hafifletmek ve fonksiyonu yeniden sağlamak için yapılır. Kireçlenme durumunda yürüme, merdiven çıkma, oturma veya sandalyeden kalkma gibi günlük aktiviteleri kısıtlayan kalıcı ağrı, şişlik, sertlik ve gece ağrısı gibi durumlarda. Eklem romatizması durumunda ilaçlar ve diğer tedaviler semptomları yeterince kontrol edemediğinde, kırık veya bağ yırtılması gibi ciddi bir diz yaralanmasını takiben uzun dönemde eklem ağrısı ve işlev bozukluğunda, diz eklemindeki kemik ve kıkırdağın önemli ölçüde hasar gördüğü kanlanma bozukluklarında. İlaçlara, fizik tedaviye, kortikosteroid enjeksiyonlarına veya diğer cerrahi olmayan tedavilere yanıt vermeyen kalıcı diz ağrısı ve günlük aktiviteleri yerine getirememe durumlarında. Dizin ileri derecede eğriliklerinin neden olduğu ağrı ve fonksiyonel bozulma gibi durumlarda. Diz ekleminde hareket aralığını sınırlayan ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini etkileyen şiddetli sertlik veya hareketsizlik durumlarında. Uykuyu engelleyecek kadar şiddetli diz ağrısı. Ruh sağlığını etkileyen, depresyona veya anksiyeteye neden olan kronik ağrı gibi durumlarda diz protezi ameliyatını önermekteyiz” dedi.
“DİZ PROTEZİ AMELIYATLARINDA TEKNOLOJIK GELİŞMELER YÜZ GÜLDÜRÜYOR”
Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz protezi ameliyatındaki yeniliklerin ameliyat sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Robotik sistemler, cerrahların diz protezi prosedürlerini yüksek hassasiyetle planlamasına ve yürütmesine yardımcı oluyor. Bu sistemler, hastanın dizinin 3 boyutlu modelini oluşturarak kişiselleştirilmiş cerrahi planlamaya ve protezin daha doğru yerleştirilmesine imkan tanıyor. Robotik yardım, minimal invaziv yaklaşımları kolaylaştırıyor, bu da yumuşak doku hasarını, ameliyat sonrası ağrıyı ve iyileşme süresini azaltıyor. Diz protezi ameliyatındaki bu yenilikler, teknoloji, malzeme bilimi ve tıbbi araştırmalardaki gelişmelerin etkisiyle sürekli olarak gelişmektedir. Daha iyi cerrahi sonuçlar, daha kısa iyileşme süreleri ve daha uzun süreli diz protezleri vaat ederek sonuçta bu prosedürleri geçiren hastaların yaşam kalitesini artırabilmektedir”

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM), hakkında tutuklama kararı çıkardığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde alkışlarla karşılanması uluslararası hukukçular ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerini çileden çıkardı.

ABD’li uluslararası hukukçu ve eski BM İnsan Hakları Yetkilisi Craig Mokhiber, sosyal medya platformu X’teki hesabı aracılığıyla Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde çekilen fotoğrafı ile Adolf Hitler’in yandaşları arasında çekilmiş fotoğrafını yan yana koyarak, “Tarih her şeyi yazıyor” notunu paylaştı. Mokhiber’in mesajını yanıtlayan BM Raportörü Francesca Albanese de gönderiye yorum olarak, “Tam da bugün bunu düşünüyordum” diye yazdı. Albanese’nin cevabı, İsrail ve onun en başta gelen iki destekçisi ABD ve Almanya’yı harekete geçirdi.

ABD: GÖREVİNDE DURAMAZ
İsrail’in Gazze’de işlediği katliamlara karşı yönelttiği sert eleştirilerle bilinen Albanese’nin X’teki mesajına tepki gösteren ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Lindha- Thomas Greenfield, mesajı anti-semitizm şeklinde değerlendirerek, “İnsan haklarını desteklemekle görevli BM yetkililerinin anti-semitik tavırlarına yer yok. ABD olarak, Albanese’nin bu tavrını kesinlikle tasvip etmediğimizi vurgularken kendisinin bu görevi sürdürmek için elverişli olmadığını düşündüğümüzü bildirmek istiyoruz” diyerek Albanese’nin görevinden alınmasını istedi.

ALMANYA ERİŞİM YASAĞI GETİRDİ
Albanese’nin mesajı, Almanya’yı da harekete geçirdi. Mesajın altına yorum yazan Alman kullanıcılar, BM Raportörüne ağza alınmayacak hakaretler savurdu. Craig Mokhiber ise hakaretleri yanıtlayarak, “Bu tür durumlarda genellikle Alman trollerin harekete geçtiğini ve utanmazca yaklaşık 40 bin insanı katleden savaş suçlusu bir lideri savunduğunu” dile getirdi. Hamzajazaeri adlı bir diğer kullanıcı ise Almanya’da yaşadığını ve bir süre sonra Mokhiber’in mesajına erişim yasağı uygulanmaya başlandığını görsel paylaşarak teyit etti.
İSRAİL’E MEYDAN OKUDU
Mokhiber’in yayınladığı mesaja tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanlığı, resmi X hesabı üzerinden yayınladığı açıklamada, Albanese’yi BM’deki görevini bir kalkan gibi kullanarak “Holokost’un anısını suistimal etmek”, “Nefret yaymak” ve “Anti-semitizm” yapmakla suçladı. Albanese ise İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına karşı geri adım atmadı. Açıklamayı alıntılayan Albanese, “Holokost’un anısı dünyadaki vicdanlı insanlar sayesinde duruyor. Kurumsal bağırışlarınız ve seçici öfkeniz nihayet harekete geçen uluslararası adaleti durduramayacak” diyerek İsrail’e karşı UCM ve UAD’de işletilen hukuki sürece vurgu yaptı.

SOYKIRIMA KARŞI DİK DURUŞ
İşgalci İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye yönelik sürdürdüğü saldırılarda ölü sayısı 39 bini aşarken yaralı sayısı ise 90 bine yaklaştı. Gazze’deki Filistinlilere insani yardım, sağlık malzemesi ve yakıt ulaştırılmasını engelleyen İsrail’e, BM platformlarından en sert tepki gösterenlerden biri Francesca Albanese olmuştu. İsrail’in 27 Mayıs’ta Gazze’nin güneyindeki Refah’ta bir çadır kenti vurarak yüzlerce Filistinliyi öldürmesini “Soykırım” olarak niteleyen Albenese, İsrail’in hesap vermekten kaçmasının engellenmesi için dünyaya çağrı yapmıştı.

Zehirlendikleri değerlendirilen 12 kişi, Atatürk Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil yoğun bakımda gözetim altına alındı.
Atatürk Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mevlana Gül, gazetecilere, hastaların 96 saat gözetim altında tutulacağını söyledi.
Mantar alırken dikkatli olunması gerektiğini belirten Gül, “Şu an yoğun bakımda 12 hastayı mantar zehirlenmesi açısından takip ediyoruz. Şu anda henüz böbrek, karaciğer yetmezliği yaşayan bir hastamız yok, uygun antidot tedavisiyle takip ediyoruz. Her şey kontrol altında ama ilerleyen saatlerde neler gelişebileceğini tahmin edemiyoruz.” dedi.
Gül, bilinçsiz şekilde mantar tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Kültür mantarı olsa dahi temizliğine dikkat etmeden pişirildikten sonra ısıtıp tekrar yenildiği sürece iyice yıkanmamışsa böbrek yetmezliğine götürebilecek ishale sebep olabilir ama toplama mantarlarda 96 saat sonra bile çok hızlı ilerleyen karaciğer yetmezliğine sebep olabildiği için bunlara dikkat etmek gerekiyor. Geçmiş haftalarda artan yağışlar nedeniyle çok fazla mantar zehirlenmesiyle karşılaşmaktayız. Bunun sebebi halkın bilinçsiz şekilde toplaması, pişirmesine ve yıkamasına dikkat etmeden tüketmeleri. Ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen denetimden geçmemiş ve paketlenmemiş, üzerinde son kullanma ve paketleme tarihini görmediğiniz mantarları tüketmeyin. Marketten alınan kültür mantarlarında da paketlemenin çok düzgün, temiz ve parlak göründüğünden emin olunmalı.”
Rengi değişmiş mantarların da tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Gül, “Mantar zehirlenmesiyle gelen hastalarımıza kaç kişiyle yedikleri, nereden aldıkları, kaç kişide bu semptomların görüldüğünü soruyoruz. Eğer birlikte yenilendiyse sadece bize başvuran değil, diğer yiyen kişilerde de aynı semptomların gelişebileceği, erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğini bildirmek isteriz.” dedi.
– “DIĞER ZEHiRLENENLER DE BiZiMLE AYNI YERDEN ALAN AiLELER”
Mantardan zehirlenen 67 yaşındaki emekli öğretmen Fevzi Aydemir de mantarı yedikten birkaç saat sonra ciddi derecede ağrısı olduğunu söyledi.
Aydemir, eşinin ve kızının da zehirlendiğini belirterek şunları kaydetti:
“Köye giderken bir marketin yanında mantar satıyorlardı. Bu sene hiç mantar almamıştık, alayım da yiyelim dedim. Kendi topladığımız mantarları yemedik, oradan aldığımız mantarları akşam 20.00 gibi yedik, gece 04.00’te ailecek eşim ve kızımla kıvranmaya başladık. İlk mantardan olduğunu düşünmedik, sonra aklımıza gelince herhalde zehirlendik dedim ve ambulans çağırdım. Hastaneye geldik, müdahale ettiler. Biz 3 kişi geldik, 2 de torunum vardı, Allah’tan onlar yemedi. Aslında mantarın mevsimi geçti, bu yıl yağışlardan dolayı mantarların olduğunu ve zehirli olabileceğini anlamadık. Diğer zehirlenenler de bizle aynı yerden alan aileler, onlar da zehirlenmiş şekilde geldiler. Çok sıkıntı çektik, halkımıza tavsiyem, satın alacağız mantarlara dikkat edin, sakın sokaktan mantar almayın. Bir daha yemeyi bırak mantar bile almayacağım.”
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin getirilmesi için anlaşma imzalanması çağrısı yapılan, Netanyahu hükümetine karşı her hafta cumartesi günü düzenlenen protestolar devam etti.
Binlerce kişi, Gazze’deki esirlerin geri getirilmesi konusunda siyasi iradenin kayıtsızlığı ve savaşın yönetimini eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep ettikleri protestolarını yineledi.

Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin çeşitli noktalarında hükümetin istifasını ve esirlerin geri getirilmesini talep etti.
Protestoların merkezi, binlerce İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’de yer alan, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.
Ellerinde İsrail bayrakları bulunan protestocular, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde yazıların yer aldığı pankart, afiş ve dövizler taşıdı. Caddede kurulan platformda hükümetin eleştirildiği konuşmalar yapıldı.
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Menachem Begin Caddesi’nde Savunma Bakanlığının önünde Netanyahu ve hükümete eleştirilerini yöneltti. İsrailli esir yakınları, Netanyahu ve kabine üyelerini, “esirleri geri getirecek anlaşmaya engel olmakla” suçladı, Netanyahu’nun ABD Kongresinde yaptığı konuşmada “esir takası anlaşmasına değinmemesini” eleştirdi.

İsrailli esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davul ve düdük çalan protestocular, “Hepsi hemen eve”, “Yardım” yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak.”, “Sen baştasın, sen suçlusun.” diye bağırdı.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önündeki Menachem Begin Caddesi’ne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.
Netanyahu’nun evinin önünde de gösteri yapıldı
Sahil kenti Hayfa’nın yanı sıra kuzeyde Kayserya kentinde Netanyahu’nun şahsi konutunun çevresinde de binlerce gösterici, İsrail bayrakları, meşaleler, davul ve düdüklerle toplandı. Göstericiler, “Sen baştasın, sen suçlusun.” sloganları atarak hükümetin istifasını ve erken seçim talep etti.
Batı Kudüs’te de İsrailliler, esirlerin serbest bırakılması için hükümetin anlaşma yapması talebiyle yürüdü.
Hükümetin istifası ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, ülkenin çeşitli noktalarındaki yolları ve kavşakları kapattı. İsrail polisinin bazı noktalarda göstericilere güç kullanması sonucu arbede yaşandı.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor.
İsrail basınındaki haberlere göre, güvenlik teşkilatı ve müzakereleri yürüten istihbarat teşkilatları anlaşma yapılması yönünde görüş bildirmişti. Buna karşın Netanyahu’nun hükümetindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı karşısında anlaşmaya yanaşmadığı ifade edilmişti.
Esir takası müzakerelerinin ivme kazandığı geçen haftalarda Netanyahu, Refah Sınır Kapısı ve Gazze’nin Mısır sınırındaki İsrail işgalinin devam etmesinin olası mutabakatın şartlarından biri olduğunu söylemişti.
İsrail basınında, Netanyahu’nun yeni talepleriyle esir takası müzakerelerini zora soktuğuna dair haberler yer almıştı.
HABER7
7 Ekim’den bu yana 10 aydır Gazze Şeridi’ne saldıran terör devleti İsrail 3 esiri kurtarma dışında hiçbir başarı elde edemezken, Gazze’de istiklal mücadelesi veren Hamas’ın oluşturduğu direniş tünellerinin karmaşık ağı hâlâ çözülemedi. İsrail ordusunun keşfedip kimisini incelemeye aldığı, kimisini bombaladığı tünellerin hem yan kollarının bulunduğu hem de süratle yeniden restore edilebildiği belirtildi. Gazze’nin hudut bölgelerinden İsrail’e çok yakın noktalarda hala tünel ağının mevcudiyetini koruduğu kaydedildi. Filistinli mücahidlerin 7 Ekim’deki Aksa Tufanı benzeri yeni bir operasyon yapabilmesinin imkanının bulunduğu vurgulandı.
| Hamas’ın Gazze’deki hakimiyetini koruyabilmek için geliştirdiği teknolojiler arasında, yer altına ördüğü tünel ağı geliyor. İçerisinde haberleşmenin olduğu, kamera sistemlerinin bulunduğu, internet hizmetinin kesintiye uğramadığı savaş tünelleri, modern dünyanın en spesifik olguları arasında yer alıyor. 7 Ekim’den bu yana süren Gazze savaşında sivilleri öldürmekten başka bir şey yapamayan İsrail ordusunun gerçek manada kabusu olan tünellerde Hamas, şimdiye kadar yankı uyandıran başarılar elde etti. Kaç kilometre olduğu, yer altında kaç katlı ve hangi derinlikte yapılar olduğu hiçbir zaman öğrenilemeyen Hamas tünellerinde ciddi mühendislik başarısı bulunduğu belirtiliyor. |
‘ENDİŞE VERİCİ’ DİYEREK DUYURDULAR
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (İDF) Gazze tünelleriyle ilgili raporu, İsrail merkezli medya kuruluşu N12’de yayınlandı. Amit Segal imzalı haberde, “Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağının İDF için büyük baş ağrısı oluşturduğu, güvenlik yetkililerinin bu tünel sistemini ‘örümcek ağına’ benzettiği ve bir tünel kesildiğinde alternatif yolların hemen devreye girdiği” ifade edildi.
İsrail medyasında “İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin son değerlendirmesi endişe verici” ifadesiyle yayınlanan rapora göre İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde devam eden çatışmalar sırasında Hamas’ın tünel sisteminin yüksek kalitede olduğunu ve çoğu tünelin restore edildiğini değerlendirdi.

TABURLAR HALA AKTİF, KUZEYDEN GÜNEYE İRTİBAT KURULABİLİYOR
Hamas’ın kuzey ve güneydeki askerî bağlantısının hala aktif olduğuna değinilen haberde, “Taburlar ve tugaylar arasında bağlantı var ve Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyi arasında da bağlantı var. Burada Hamas açısından stratejik kollar ve arterlerden bahsediyoruz. Çünkü ancak onlar aracılığıyla mücadelede ve karar alma süreçlerinde sürekliliği koruyabilirler” denildi.
Özellikle Han Yunus’ta hasarlı tünellerin büyük kısmının onarıldığı ve bunun, tünellerin inşası için gerekli bileşenler de dahil olmak üzere beton fabrikalarının restorasyonuna ek olarak yapıldığı belirtildi.
İşgalci ordunun değerlendirmesine göre, Hamas’ın merkez kampları ile Gazze merkezindeki Şucaiye ve gündeydeki Refah’ta tünellerin büyük bölümü oldukça yüksek kalitede.

HAMAS BAŞARDI
N12’deki haberde görüşüne yer verilen fakat ismi açıklanmayan bir subay, “Gazze Şeridi boyunca tamamen iletişim kurabilen ve birbirine bağlanabilen Hamas, yeraltında kaybolmayı başardı ve manevra yapan kuvvetlere aniden saldırılar başlatmaya muvaffak oldu. Tünellere güvenerek kimi nereye ve ne zaman göndereceğini biliyorlardı.” dedi.

İSRAİL ORDUSU TÜNELLERLE İLGİLİ HER ŞEYİ BİLMEDİĞİNİ BİLİYOR
Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağlarını iyi bilen bir güvenlik yetkilisinin, “Bu bir örümcek ağı gibi. Bir tüneli keserseniz, otomatik olarak alternatif tüneller ortaya çıkıyor. O da var olmaya devam edebiliyor” şeklindeki görüşü aktarıldı.
Başka bir uzman ise Hamas tünelleriyle ilgili, “Bu, sistemi tutan damarlar gibi, içlerinden kan akıyor.” benzetmesi yapıyor.
Haberde, “İDF, devasa tünel projesi ve yeraltı şehri hakkında her şeyi bilmediklerini biliyor.” deniliyor.

İSRAİL’DE BASKIN KORKUSU
Refah’taki mevcut durumun, savaş sonrasında Kassam Tugayları’na sınıra yakın noktalarda cephanelik oluşturma ve baskın düzenleme kabiliyeti sağladığı tespiti aktarıldı.

SANSÜR MESAJI
N12’deki haberde “Burada yayınlanan her şeyin sansür tarafından yayına onaylandığını belirtiyoruz” sözlerine yer vermesi ise dikkat çekti. İsrail’de medyaya uygulanan sansürün boyutunu gözler önüne seren bu ifadeler, işgal ülkesinde basına yönelik baskının boyutunu gösterdi.
Ülkede 10 adayın katılacağı devlet başkanlığı seçimi yarışı, Büyük Vatansever Kutup (Gran Polo Patriotico) adayı Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve muhalefet koalisyonu Birleşik Demokratik Platform (PUD) adayı Edmundo Gonzalez arasında geçecek.
Devlet başkanı adaylarından Gonzalez’in seçimi kazanması durumunda, iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) 25 yıllık yönetimi son bulacak.
Maduro ise devlet başkanlığı seçimini kazandığı takdirde göreve üçüncü kez seçilmeye hak kazanacak. Venezuela’da 10 yıl sonra ilk kez tüm muhalefet partileri seçimi boykot etmeme kararı aldı.
Devlet Başkanı Maduro, 26 Temmuz’da Bolivar Bulvarında düzenlediği seçim kampanyasının kapanışında son yılların en kalabalık mitingine hitap etti.
Gonzalez ise seçim kampanyasının son gününde başkent Karakas’taki Las Mercedes semtinde, az sayıda toplanan destekçileriyle bir araya geldi.
Şehrin en sembolik cadde ve meydanları Maduro’nun dev afişleriyle donatılırken, muhalefetin seçim kampanyası ise bu konuda beklenen etkiyi gösteremedi.
– ANKETLERDE BELİRSİZLİK HAKIM
Ülkenin en büyük medyası Telesur’un haberine göre, Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri tarafından yayımlanan anketlerde, Maduro, ortalama yüzde 71 ile önde görünürken, en yakın rakibi Gonzalez ise yüzde 23,9 ile ikinci sırada yer alıyor.
Muhalefete yakın medya tarafından yayımlanan anketlerde ise Gonzalez, ortalama yüzde 60 ile en yakıp rakiplerine büyük fark atıyor.
– ADAYLARIN VAATLERİ
Seçimin favorilerinden Maduro, kazandığı takdirde 6 yıllık görev süresinde ihracata yönelik ekonomik dönüşüm, komşu ülke Guyana ile yaşanan ihtilaflı Esequibo bölgesindeki Venezuela’nın haklarının korunması, sosyal programların devam ettirilmesi, konut yardımı ve istihdamın arttırılması için yeni paketlerin açıklanacağını söyledi.
61 yaşındaki Maduro, seçim kampanyası sırasında yaptığı konuşmalarda, ülke ekonomisinin güçlendirilmesi, enflasyonla mücadele, Amazon Ormanlarının ve diğer doğal rezervlerinin de korunması için adımlar atacaklarını bildirdi.
Muhalefet koalisyonu adayı, eski Arjantin ve Cezayir Büyükelçisi emekli diplomat Gonzalez ise seçimleri kazandıktan sonra ülkedeki kurumların güçlendirileceğini, ekonominin yeniden canlandırılması için teşvik paketleri açıklayacaklarını duyurdu.
Siyasi yasaklı olduğu için devlet başkanı adayı olamayan eski milletvekili Maria Corina Machado, mitinglerde 74 yaşındaki Gonzalez’e “büyük” destek verdi ve halktan oy istedi.

– “MADURO’NUN EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YANINDA DURACAĞIZ”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Venezuelalılar, destekledikleri adayların seçimden galip çıkacağına inandıklarını belirtti.
Seçimde Maduro’yu destekleyeceğini dile getiren Silvano Morales, “Aşırıcılar, halkı temsil etmiyor. Daha çok Kuzey Amerika imparatorluğunu temsil ediyorlar (ABD’yi kastederek) bunlar, vatanı sattı ve birçok ölümden sorumlular. Maduro’nun en güçlü şekilde yanında duracağız.” ifadesini kullandı.
Ramon Martinez, ülkeye uygulanan ekonomik ambargolardan muhalefeti sorumlu tutarak, “Ülkeye daha fazla ekonomik ambargo uygulanması için ABD’ye çağrıda bulundular. Bunlar, bu halka ihanet ediyor. Dünkü mitingde binlerce kişi toplandı, inanıyorum ki Maduro, bu seçimden zaferle çıkacak.” diye konuştu.
Venezuelalı Simon Bolivar da Devlet Başkanı Maduro’yu destekleyeceğini ve seçimlerden galip çıkacaklarına inandığını kaydetti.
– “ÖZGÜR VE ADİL SEÇİMLERİ HAK EDİYORUZ”
Stefania isimli üniversite öğrencisi, seçimde muhalefet koalisyonu adayı Gonzalez’i destekleyeceğini ve mevcut hükümetin değişmesi gerektiğini vurguladı.
Machado ve Gonzalez’in mitingine insanların gönüllü katıldığını savunan Stefania, “Halk, artık çok yorgun ve değişim istiyor. Halk, Gonzalez’in kazanmasını istiyor. Özgür ve adil seçimleri hak ediyoruz.” diye konuştu.
Bir başka Venezuelalı İan Consuegra da muhalefet adayı Gonzalez için oyunu atacağını belirterek, “Bizleri 20 yıldan fazladır yöneten bu mevcut hükûmetin gitmesini istiyoruz. Özgür bir Venezuela’da hayatımı sürdürmek istiyorum. Umarım bu hükümet, yenilgiyi olgunluk ve saygıyla karşılar.” dedi.
Seçimlerden zaferle çıkan aday, 10 Ocak 2025’te ülkenin yeni devlet başkanı olarak yemin edecek.
Aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda ülke, Venezuela’daki seçimlere gözlemci gönderdi. Venezuela Ulusal Seçim Konseyi’nin (CNE) talebi üzerine Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne bağlı 4 uzman da seçimlerde gözlemci olarak görev yapacak.
Paris’te düzenlenen 2024 Olimpiyat Oyunları kapsamında dün Sen Nehri’nde yapılan açılış töreninde, 6 bin 800 sporcu 85 tekneyle 6 kilometrelik güzergahta geçit yaptı.
Yaklaşık 4 saat süren tören, canlı performansların yanı sıra hazırlanan videolarla desteklenen televizyon yayınlarıyla dünya genelinde takip edildi.
ELEŞTİRİLERİN HEDEFİ OLDU
Törende sergilenen performanslar ise, LGBT propagandası yapıldığı ve Leonardo da Vinci’nin Hz. İsa’nın havarileri ile yediği yemeği konu alan “Son Akşam Yemeği” isimli tablosunun “drag queen” gösterisiyle canlandırılmasıyla dine hakaret içerdiği gerekçesiyle eleştirilerin hedefi oldu.
FRANSA KATOLİK KLİSESİ TEPKİLİ
Fransa Katolik Kilisesine ait X hesabından, Olimpiyat Oyunları açılış törenine ilişkin Fransız piskoposların görüşü yayımlandı.
Törende Hristiyanlıkla alay eden sahnelerin yer aldığı belirtilen açıklamada, “Bu tören maalesef Hristiyanlıkla alay eden sahneleri içeriyordu, bu durumu derin bir üzüntüyle karşılıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, bu durum karşısında Hristiyanlarla dayanışma ifade eden diğer dinlerin mensuplarına teşekkür edildi.
“Bu sabah düşüncelerimiz, bazı sahnelerin aşırılığı ve provokasyonu nedeniyle incinen tüm kıtalardaki Hristiyanlarla beraber.” ifadelerine yer verilen açıklamada, Olimpiyat Oyunları’nın bazı sanatçıların ideolojik önyargılarının ötesinde bir durum olduğunun farkına varılması istendi.
Açıklamada, sporun, sporcuların ve izleyicilerin kalbine derinden işleyen bir faaliyet olduğu vurgulanırken, dini inançlara saygı çerçevesinde, sporda ve Olimpiyat Oyunları sırasında paylaşılan tüm değerlere herkesin ihtiyacı olduğu kaydedildi.
“BU GERÇEKTEN GEREKLİ MİYDİ?”
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aşırı sağcı Fransız üyesi Marion Marechal, X hesabından, “Paris 2024 açılış törenini izleyen ve Son Akşam Yemeği’nin bu ‘drag queen’ parodisi karşısında hakarete uğradığını hisseden dünyadaki tüm Hristiyanlar, şunu bilin ki konuşan Fransa değil, her türlü provokasyona hazır solcu bir azınlık.” açıklamasını yaptı.
Aşırı sağcı lider Marine Le Pen’in yeğeni olan Marechal, bu olayın kendisini temsil etmediğini “Benim adıma değil” etiketini paylaşarak gösterdi.
Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partili milletvekili Laure Lavalette ise X hesabından, Son Akşam Yemeği tablosu ve törendeki performansının yer aldığı bir resmi paylaşarak tepkisini ortaya koydu.
Lavalette, Macron’a hitap ederek, “Sayın Cumhurbaşkanı, hepimiz Paris 2024 Olimpiyat Oyunları nedeniyle çok mutluyuz ve bu akşam siyaset konuşmak istemiyorum. Ancak bu gerçekten gerekli miydi?” ifadelerini kullandı.
FRANSIZ AVUKAT MAHKEMEYE TAŞIYACAK
Fransız avukat Fabrice di Vizio, X hesabından yaptığı açıklamada, Hz. İsa’nın havarileri ile yediği yemeği konu alan “Son Akşam Yemeği” tablosunun Olimpiyat Oyunları açılışında “drag queen” gösterisiyle canlandırılmasına ilişkin, 29 Temmuz’da suç duyurusunda bulunacağını duyurdu.
Di Vizio, şunları kaydetti:
“Ben bir Katolik olarak Tanrı önünde yemin ederim ki (şikayet) edeceğim. Bunu pazartesiden itibaren yapacağım ve tüm Hristiyanları, uğradığımız manevi zararın giderilmesi için bana eşlik etmeye davet ediyorum. Bana ‘dine hakaret hakkından’ ve ifade özgürlüğünden bahsetmesinler.”
KÜSTAH ALAYCILIK
Törene, Fransa dışından tepki verenler arasında ABD’nin Minnesota eyaletinden Winona-Rochester Piskoposu Robert Barron da yer aldı.
Katolik din adamı Barron, X hesabından yaptığı videolu paylaşımda, daha önce Fransa’da 3 yıl yaşadığını ve olimpiyatların açılış törenlerini izlemekten zevk aldığını söyledi.
Paris’teki törende “Son Akşam Yemeği”yle dalga geçildiğini ve bu görüntülerin tüm dünyaya yayıldığını kaydeden Barron, “Fransa, kültürünü öne çıkarmak isterken Hristiyanlığın merkezinde yer alan son akşam yemeğiyle, Hz. İsa’nın çarmıha gerilme beklentisiyle kanını ve etini vermesiyle dalga geçti.” diye konuştu.
Gösteriyi, “Bir tür iğrenç, küstah alaycılık” sözleriyle niteleyen Barron, Fransa’nın Hristiyanlıkta önemli bir ülke olduğunu ifade etti.
Barron, böylesine bir Fransa’nın Hristiyanlık inancıyla dalga geçme yolunu seçtiğini belirterek, “İslam’la bu şekilde dalga geçmeye cesaret edebilirler miydi? Kur’an’dan bir sahneyle böyle açıkça dalga geçebilirler miydi?” diye sordu.
Piskopos Barron, Hristiyanların sessiz kalmaması ve sesini duyurması gerektiğini de sözlerine ekledi.
KABAK ÇEKİRDEĞİNİN FAYDALARI
Kabak çekirdekleri, yüksek besin değerleriyle ön plana çıkar. Protein, sağlıklı yağlar, lif, vitaminler ve mineraller bakımından zengin olmaları, dünya mutfaklarında sağlıklı bir besin maddesi olarak tercih edilmelerini sağlar. İşte, kabak çekirdeğinin başlıca faydaları!

Besin Değeri Yüksek:
Kabak çekirdekleri, protein, sağlıklı yağlar, lif, B vitaminleri, magnezyum, çinko ve demir gibi temel besin maddeleriyle doludur.
Kalp Sağlığı:
İçerdikleri sağlıklı yağlar ve magnezyum sayesinde, kan basıncını düzenleyerek kalp sağlığını destekler ve sağlıklı kolesterol seviyelerinin korunmasına yardımcı olurlar.
Bağışıklık Desteği:
Zengin çinko içeriği, bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı koruma sağlar.
Antioksidan Özellikler:
E vitamini ve karotenoidler gibi antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasara karşı korur ve kronik hastalık riskini azaltabilir.
Uyku Kalitesini İyileştirme:
Triptofan adlı amino asit bakımından zengin olan kabak çekirdekleri, uyku düzenini iyileştirir ve daha iyi bir uyku kalitesi sağlar.

Sindirim Sağlığı:
Lif içeriği sindirimi destekler, düzenli bağırsak hareketlerini teşvik eder ve kabızlığı önler.
Kilo Yönetimi:
Protein ve lif kombinasyonu sayesinde, doygunluk hissi vererek kalori alımını azaltabilir ve kilo kontrolüne yardımcı olabilir.
Cilt Sağlığı:
Çinko içeriği kolajen üretimini destekler, cilt sağlığını iyileştirir ve yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar.
Prostat Sağlığı:
Bazı çalışmalar, kabak çekirdeklerinin prostat sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini ve bazı prostat sorunlarına karşı riski azaltabileceğini göstermektedir.
Kemik Sağlığı:
Magnezyum ve fosfor içeriği kemiklerin güçlenmesine katkı sağlar.

Kabak Çekirdeği Yağı ve Faydaları
Kabak çekirdeği yağı, koyu yeşil rengi ve yoğun fındıksı lezzetiyle bilinen besleyici bir bitkisel yağdır. Styrian kabak çekirdeğinden elde edilen bu yağ, E vitamini, çinko, magnezyum, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri gibi önemli besin maddeleri içerir. Bu besinler, kabak çekirdeği yağını beslenmenize değerli bir katkı haline getirir.
KABAK ÇEKİRDEĞİNİN VE YAĞININ 7 FAYDASI!
1. Kalp Sağlığı:
Kabak çekirdeği yağındaki oleik ve linoleik asitler, LDL kolesterol seviyelerini ve iltihaplanmayı azaltarak kalp sağlığını destekler.
2. Prostat Sağlığı:
Prostat sağlığını koruyucu etkileri olan kabak çekirdeği yağı, büyümüş prostat belirtilerini hafifletebilir ve genel prostat fonksiyonunu destekleyebilir.
3. Anti-inflamatuar Etkiler:
Yüksek antioksidan ve omega-3 yağ asitleri içeriği, artrit gibi enflamatuar durumları iyileştirmeye yardımcı olabilir.

4. Cilt ve Saç Sağlığı:
E vitamini içeriği, cilt sağlığını korur ve serbest radikal hasarına karşı cildi korur. Aynı zamanda saç ve saç derisi sağlığı için de faydalıdır.
5. Bağışıklık Desteği:
Çinko içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı koruma sağlar.
6. Menopoz Belirti Hafifletme:
Kabak çekirdeği yağı, menopoz döneminde yaşanan sıcak basmaları ve eklem ağrılarını hafifletebilir.
7. Antimikrobiyal Özellikler:
Belirli bakteri ve mantarları etkisiz hale getirme özelliği ile antimikrobiyal etkiler sunar.

DİYETTE KABAK ÇEKİRDEĞİ NE KADAR YENMELİ?
Diyet programınıza da rahatlıkla ekleyebileceğiniz kabak çekirdeğini ara öğün olarak haftada iki gün bir avuç kadar tüketebilirsiniz. Eğer güvenli diye kabak çekirdeği tüketiminde kontrolü sağlamazsanız kilo vermediğiniz gibi bir sonraki tartılmanızda da daha yüksek bir kiloyla karşılaşırsınız.
KABAK ÇEKİRDEĞİNİN BESİN İÇERİĞİ
Yaklaşık 28 gram (bir avuç dolusu) kabak çekirdeğinin besin değeri şu şekildedir:
Kalori: Yaklaşık 160 kalori
Protein: Yaklaşık 8,6 gram
Sağlıklı Yağlar: Yaklaşık 14 gram, monounsaturated ve polyunsaturated yağlar içerir
Diyet Lif: Yaklaşık 1.7 gram
Karbonhidratlar: Yaklaşık 3 gram şeker içerir

Vitaminler: K, E, niyasin, folik asit ve pantotenik asit gibi B vitaminleri
Magnezyum: Yaklaşık 28 gram başına 150 mg (günlük ihtiyacın %37’si)
Çinko: Yaklaşık 2.2 mg
Demir: Yaklaşık 1.2 mg
Fosfor: Yaklaşık 223 mg
Mangan: Yaklaşık 0.6 mg
Bu değerli besin maddelerinin yanı sıra, kabak çekirdekleri hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasardan koruyan karotenoidler ve antioksidanlar bakımından da zengindir.
]]>
28 TEMMUZ 2024 PAZAR TV YAYIN AKIŞI
28 Temmuz TRT 1, ATV, Kanal D, TV8, Now TV, SHOW TV ve Kanal 7 yayın akışı şu şekildedir;
TRT 1 Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
05.08 İstiklal Marşı ve Günün Program Akışı
05.10 Beni Böyle Sev
07.25 Yedi Numara
08.25 Yeditepe İstanbul
09.30 Alparslan: Büyük Selçuklu
13.00 Turgay Başyayla İle Lezzetli Tavsiye
14.05 Seksenler
16.10 Kod Adı Kırlangıç
19.00 Ana Haber
20.00 Yabancı Sinema “Buz Yolu”
22.15 Yabancı Sinema “Labirent: Alev Deneyleri”
00.40 Yabancı Sinema “Buz Yolu”
02.35 Alparslan: Büyük Selçuklu
ATV Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
07: 00 Bahtiyar Ölmez
10: 00 Ankara’nın Dikmen’i
13: 40 Alan
16: 40 Pi’nin Yaşamı / Yabancı Sinema
19: 00 atv Ana Haber
20: 00 Kim Milyoner Olmak İster?
00: 20 Alan
03: 00 Ateş Kuşları
05: 40 Kaçak
Kanal D Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
07:00 Yabancı Damat
08:30 Konuştukça
09:45 Magazin D Pazar
13:00 Password
15:30 Ayazın Sonu Güneş
18:30 Kanal D Haber Hafta Sonu
20:00 Yalan
22:45 Password
01:30 Mezar İstilacısı
03:00 Güneşi Beklerken
04:30 5N1K
05:00 Ya Çok Seversen
TV 8 Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
06:00 Dizi
07:00 Tuzak
08:00 Doğduğun Ev Kaderindir
09:00 Gençlik Rüzgarı / Yeni Bölüm
10:00 MasterChef Türkiye
13:30 Yabancı Sinema / Büyük Mücadele
15:00 Gazete Magazin Yaz
20:00 MasterChef Türkiye / Yeni Bölüm
00:15 MasterChef Türkiye
02:45 Gazete Magazin Yaz
04:45 Yabancı Sinema
Now Tv Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
08.30 Çalar Saat Hafta Sonu
10.00 Şevkat Yerimdar
13.00 Yasak Elma
16.15 Hudutsuz Sevda
19.00 NOW Ana Haber Hafta Sonu
20.00 Romantik Komedi
22.15 Kirli Sepeti
01.15 Romantik Komedi
03.15 Yasak Elma
04.30 Son Yaz
05.30 Fatih Ürek İle Gelin Görümce
SHOW TV Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
06:00 Aşk Laftan Anlamaz
08:00 Bir Dağ Masalı
10:00 Pazar Sürprizi
13:00 İbo ile Güllüşah
15:00 Bahar
18:25 Hafta Sonu Ana Haber
20:00 Sahte Kabadayı
21:45 Petrol Kralları
23:45 Mucize Aşk
02:15 Sahte Kabadayı
03:30 İbo ile Güllüşah
Kanal 7 TV yayın akışı (28 Temmuz 2024)
06:30 Kanal 7’de Sabah
07:45 Yemin
10:50 TV Filmi
12:40 Şoray Uzun Yolda
14:50 Gezelim.com- Yeni Bölüm
15:10 Özlem Tunca İle Dünyayı Geziyorum- Yeni Bölüm
16:00 Her Halimle Sev
18:00 Hafta Sonu Haberleri
19:00 Emanet
21:20 Öylesine Derin
22:45 Diriliş Ertuğrul
01:50 Masum
03:10 Seninle Yeniden
İşte, vitamin açısından oldukça zengin olan kızılcık meyvesinin ve kızılcık suyunun faydalarını sizler için derledik! Kızılcık hangi hastalıklara iyi gelir, en sağlıklı nasıl tüketilir? Kurutulmuş kızılcık ve yabani kızılcık!
Sağlık Dolu İçeriğiyle Kızılcık
Kızılcık, yüksek lif içeriği, etli ve sulu yapısıyla dikkat çeker. A, C, E, K vitaminleri ile B grubu vitaminleri bakımından zengindir. Sodyum ve potasyum kaynağı olan kızılcık, aynı zamanda melatonin hormonu içerir. Bu nadir meyve, içeriğindeki fruktoz, glikoz, müsilajlı maddeler, flavonoidler, sitrik ve malik asitlerle sağlık için birçok fayda sunar.

Yeryüzünde Türü 50’den Fazla Kızılcık
Dünya genelinde 50’den fazla kızılcık türü bulunurken, Türkiye’ye özgü yabani kızılcık otu olan C. Sanguinea L. türü, özellikle Anadolu’nun farklı bölgelerinde yetişir.
Kızılcığın Sağlığa Faydaları Neler?
Kızılcık, sadece lezzetiyle değil aynı zamanda sunduğu sağlık faydalarıyla da ön plana çıkar. İşte kızılcığın sağlığa olan olumlu etkileri:
Kan basıncını dengeler ve yüksek tansiyonu önler.
Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahiptir.
Şeker hastalığı ile olumlu bir ilişkisi vardır ve diyabeti önleyebilir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu hastalıklara karşı korur.
Antioksidan içeriği, zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırır.
Melatonin hormonu içeriği, uykusuzluk problemlerini önler ve uyku düzenini düzenler.
Diş sağlığını iyileştirir ve diş etlerini koruyucu bir tabaka oluşturur.

İltihapları azaltır, yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.
Kanser hücrelerinin oluşumunu engeller.
Sindirim problemlerini hafifletir ve mide rahatsızlıklarına karşı yardımcı olur.
Cilde faydalıdır, antioksidan içeriği cildin yaşlanma etkilerini azaltır.
Böbrek taşı oluşumunu engeller.
Zayıflamaya yardımcı olabilir, yüksek lif içeriği tokluk hissi yaratır ve metabolizmayı hızlandırır.
Kızılcık: Doğada Nerede Yetişir? Ne Zaman Olur?
Kızılcık ağacı 4-8 metre uzunluğunda, pembemsi gri küçük pullarla kaplıdır. Mart-mayıs aylarında çiçek verir ve ağustos-eylül aylarında meyve olgunlaşır. Dayanıklı yapısıyla -25 derece soğuğa karşı direnç gösteren kızılcık ağacı, nemli, güneşli ve kireçli toprakları tercih eder. Türkiye’nin birçok bölgesinde yetiştirilen kızılcık, Trabzon, Tekirdağ, Kütahya, Kahramanmaraş, İstanbul, İçel, Isparta, Erzurum, Çorum, Bursa, Bolu, Artvin, Antalya ve Ankara gibi şehirlerde yetiştiriciliği yapılır.

Kızılcık Kurutmak: Güneşte veya Fırında
Kızılcıkları kurutmanın iki yaygın yöntemi vardır:
Güneş Işığında Kurutma:
Kızılcıklar toplanır ve yıkanır.
Kuru bir bez branda üzerine serilerek güneşe bırakılır.
Sabah, öğle ve akşam karıştırılarak bir hafta boyunca kurumaya bırakılır.
Kuruyan kızılcıklar saklama kaplarına alınarak muhafaza edilir.
Fırında Kurutma:
Kızılcıklar yıkanır ve kaynar suya batırılır.
Kabukları çıktıktan sonra fırın tepsisine dizilir.
175 derece sıcaklıktaki fırında kısa bir süre kurutulur.

Kızılcık Suyu Yapımı:
Taze kızılcıkları iyice yıkayıp ayıklayın. Daha sonra yıkanan kızılcıkları bir tencereye alıp haşlamaya başlayın. Kızılcıklar iyice yumuşadıklarında ocaktan alın ve süzgeçten geçirin. Süzgecin üzerinde kalan taneleri bir çatal yardımıyla ezin ve çekirdeklerini ayıklayın. Kalan meyveleri bir tahta kaşıkla bastırarak püresinin de suya geçmesini sağlayın. Ayrıca:
Kaynatırken suyunun içine çubuk tarçın atabilir, mayhoşluğunu kırmak için az miktarda şeker veya toz stevia ekleyebilirsiniz.
Kızılcık suyu yapımı sırasında kaynatmayı pekmez kıvamı alana kadar sürdürüp kızılcık ekşisi yapabilirsiniz.
Hazırladığınız kızılcık suyunu soğuması için bir müddet beklettikten sonra buzdolabında da muhafaza edebilirsiniz.

Kızılcık Zayıflamaya Yardımcı Mı?
Kızılcık, yüksek lif içeriği ve düşük kalorisi sayesinde zayıflamaya katkı sağlar. Tokluk hissi yaratır, metabolizmayı hızlandırıcı etkisiyle yağ yakımını destekler ve vücuttaki toksinlerin atılmasını hızlandırabilir. Kızılcık suyu, zayıflama diyetlerinde etkili bir yardımcı olabilir.
Kızılcık Nereden Satın Alınır?
Eylül ve ekim aylarında genellikle yerel pazarlarda taze kızılcık bulunabilir. Organik ürün mağazaları, aktarlar, büyük marketler ve internet üzerinden kızılcık reçeli, marmelatı, kuru kızılcık gibi ürünleri temin edebilirsiniz.
]]>Karaciğer yağlanması gün geçtikçe sıklığı artan bir sağlık sorunu olarak görülüyor. NTV’nin haberinde yer alan bilgilere göre, obezitesi ve Tip 2 diyabeti olan kişiler dışında herhangi bir sağlık sorunu olmayan birçok kişide de sağlıksız beslenmeyle ilişkili olarak karaciğer problemleri ortaya çıkabiliyor. Endüstriyel früktoz şeker içeren paket gıdaların karaciğerde yağlanmayı tetiklediği bilimsel araştırmalarda da gösteriliyor.
Karaciğer sağlığını korumak ve vücudunuzdaki iltihabı azaltmak için bazı besinlerden yararlanmak mümkün. Özellikle yağlı, işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Ayrıca alkol, karaciğerde yağ birikmesine, iltihaplanmaya ve karaciğer hastalıklarına neden olabilir. Sigara kullanımı da, yine karaciğer sağlığına zarar veren unsurlardan biri.
Karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilecek ilaçların kullanımında ise bilinçli olunması gerektiği belirtiliyor. Aynı zamanda fazla kilo karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Hepatit B ve C gibi virüsler de karaciğer hasarına yol açabilir.
Vücudu detoksifiye etmek ve karaciğer sağlığını desteklemek için temiz su içmek tavsiye edilen önlerden biri olarak biliniyor. Düzenli egzersiz yapılması, vücuttaki yağ miktarını azaltabilir, insülin direncini düzeltebilir ve genel sağlığı destekleyebilir.
Karaciğer sağlığı için bu önlemleri uygulamak, karaciğer hastalıklarını önlemede ve karaciğerin daha iyi çalışmasını sağlamada yardımcı olabilir. Fakat herhangi bir sağlık sorunu veya özel bir durum varsa, bir sağlık uzmanına danışılması önemlidir.
KARACİĞERİN TEMİZLENMESİNE YARDIMCI OLAN BESİNLERİN LİSTESİ
Karaciğerinizi sağlıklı tutmak için düzenli olarak tüketebileceğiniz bazı besinler şu şekilde:
ISPANAK, ROKA, PAZI
Ispanak, pazı, roka gibi yeşil yapraklı sebzeler karaciğer sağlığı için önemlidir. Bu sebzeler genellikle yüksek miktarda antioksidan içerir ve karaciğeri temizlemeye yardımcı olur.
ENGİNAR
Halk arasında “karaciğer doktoru” olarak da bilinen enginarın yararları saymakla bitmiyor. Enginarın içinde bulunan cynarin ve silimarin gibi bileşenler, karaciğerin yenilenmesini ve detoksifikasyon fonksiyonlarını destekler. Bu bileşenler, karaciğer hücrelerinin yenilenmesini teşvik eder ve toksinlerin temizlenmesine yardımcı olabilir.
SARIMSAK VE SOĞAN
Sarımsak ve soğan, karaciğerin temizlenmesine yardımcı olan sülfür bileşikleri içerir. Anti-enflamatuar özellikleriyle bilinirler ve karaciğer sağlığını destekleyebilirler.
TURUNÇGİLLER
Limon, portakal, greyfurt gibi turunçgiller C vitamini bakımından zengindirler. C vitamini, karaciğerin detoksifikasyon sürecini destekler ve antioksidan özelliklere sahiptir.
YUMURTA VE CEVİZ
Yumurta, yüksek kaliteli protein ve vitaminlerin yanı sıra, karaciğerin sağlıklı bir şekilde işlev görmesine yardımcı olan amino asitler içerir.
Ceviz, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin bir besindir ve karaciğer sağlığı için faydalı olabilir. Antioksidanlar ve anti-inflamatuar bileşenler içerir.
ZEYTİNYAĞI
Zeytinyağı, sağlıklı yağlar bakımından zengindir ve karaciğerin temizlenmesine yardımcı olabilir. Ekstra virgin zeytinyağı, antioksidanlar ve anti-enflamatuar bileşikler açısından daha zengindir.
KIRMIZI MEYVELER
Çilek, böğürtlen, ahududu gibi C vitamini açısından zengin meyveler karaciğer sağlığı için faydalı olabilir.
YOĞURT
Probiyotik bakteriler içeren yoğurt ve fermente gıdalar, sindirim sistemi sağlığını destekleyebilir ve dolayısıyla karaciğer sağlığını da koruyabilir.
BROKOLİ VE KARNABAHAR
Brokoli ve karnabahar, karaciğer sağlığı için faydalı olan glukosinolat adı verilen bileşikler içerirler.
YEŞİL ÇAY
Yeşil çay, antioksidanlar açısından zengindir ve karaciğer sağlığı için faydalı olabilir.
KARACİĞER RAHATSIZLIKLARINA DİKKAT
Dengeli bir beslenme düzeni ve sağlıklı yaşam tarzıyla birlikte bu besinleri tüketmek, karaciğer sağlığınızı korumaya yardımcı olabilir fakat ciddi bir karaciğer rahatsızlığınız varsa önce doktora danışılması gerekir.
Konjonktivit, gözün beyaz ve şeffaf bölümünü ve göz kapaklarının içini kapsayan tabakanın (konjonktivanın) iltihaplanması olarak tanımlanıyor. Aslında saydam olan konjonktiva, iltihap ortaya çıktığında pembe ya da kırmızı renge dönüyor. Konjonktivitin temas yoluyla bulaştığını aktaran Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Lütfi Seyrek, konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak bu durumun ömür boyu kalıcı hastalıklara yol açabileceğinin altını çizdi.

TOPLU YAŞAM ALANLARINDA SIK RASTLANIYOR
Adenoviral konjonktivitlerin, adenovirüs denilen bir virüs nedeniyle ortaya çıktığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Lütfi Seyrek, “Hastalarımızda genellikle ilk günlerde gözlerde biraz kızarıklık sonrasında ise çapaklanma, göz kapaklarında şişme ve kızarıklığın şiddetinin gittikçe artmasıyla karşımıza çıkar. Özellikle pandemi döneminden sonra adenovirüslerdeki salgınlar daha da artmaya başladı. Daha çok toplu yaşam alanları, çocuklarımızın gittiği kreşler gibi alanlarda daha sık görülüyor. Çünkü bu enfeksiyonda en önemli etken aslında dışarıdan bulaş.” dedi.
Bu virüsün görme bozukluğuna neden olabileceğini kaydeden Seyrek, “Havadan bir bulaş olmuyor. Genellikle temasta bulaş olur. Hasta olan birey elini gözüne dokunduğu zaman başka bir yere dokunduğunda siz de aynı yere temas ettiğinizde ve gözünüzle temasta bulunursanız maalesef bizlere de bulaşıyor. Bu virüs aslında uzunca sürebilen, tamamıyla geçmesi bazen bir ayı bulabiliyor, bazen göz yüzeyinde izler bırakıp görme azlığına, bulanıklığına neden olabilen önemli bir virüstür. O yüzden evde herhangi birinde gözünde bir kızarıklık başladı, birkaç gün içinde şiddetlenerek arttı, göz kapaklarında şişlik oldu, aşırı bir kızarıklık oldu mutlaka bir an önce bir hekime başvurmak lazım. Hekim muayenesinde eğer adenovirüs tanısı koyduysa hemen uygun ilaçlarla tedaviye başlıyor” ifadelerini kullandı.
ORTAK HAVLU KULLANIMINA DİKKAT
Evde dikkat edilmesi gereken birtakım durumlar olduğunu belirten Op. Dr. Lütfi Seyrek, “Elimizi her gözümüze dokundurduğumuzda mutlaka sabunlu suyla beraber yıkamamız gerekiyor. Ortak havlu kullanımını ortadan kaldırmalıyız. Bu tarz şeyler evde salgınlar halinde görülmesine neden oluyor. Genellikle gördüğümüz tablolar ailede bir sağlık çalışanı ya da çocuklarımız kreşe gittikten sonra diğer aile bireylerine bulaşla ortaya çıkıyor.”
KALICI HASARA YOL AÇABİLİYOR
Erken teşhisin önemine değinen Seyrek, göz doktoruna gidilmesi konusunun önemini hatırlatarak şu sözleri kullandı:
“Bu virüste erken tedaviyle beraber hemen ilk zamanlarda başarılı bir sonuç alıyoruz. Fakat hastalarımız bize geç zamanda gelirse ya da kişilerin bağışıklık sistemine bağlı göz yüzeyinde kalıcı izler oluşturursa, bu kalıcı izler göz yüzeyinde ömür boyu bile kalıcı olabilen izler bırakabilmekte. Bu da hastaların gözünde astigmata, görme bulanıklıklarına neden olabilmektedir. O yüzden böyle bir durumdan şüpheleniyorsak en kısa zamanda mutlaka bir göz hekimine başvurmalıyız.”
ABD Başkanı Joe Biden partisinin içindeki siyasi baskılara daha fazla dayanamadı. Kasım ayında gerçekleşecek seçimlerden çekildiğini açıkladı. Biden geçtiğimiz günlerde başkanlık adaylığından ayrılmayacağını duyurmuş; Kararı parti içinde ve seçmenler tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Art arda gerçekleştirdiği gaflar, sağlık sorunları hakkında spekülasyonlar ve rakibi Trump’ın canlı yayında kendisine karşı üstün performansı, Biden’ın kritik kararında önemli faktörler kuşkusuz…
Biden çekilirken, yardımcısı Kamala Harris’i destekleyeceğini belirtti. Yüksek olasılıkla aday gösterilmesi beklenen Harris ise durumu olumlu karşıladı ve memnuniyet duyacağını duyurdu. Parti içinde önemli bir konuma sahip olan eski başkan Barak Obama’nın ve tecrübeli siyasetçi Nancy Pelosi’nin Harris’e destek açıklamamaları ise kafa karıştırdı. Beyaz Saray muhabirlerinin isim vermeden aktardığı raporlara göre, Obama’nın eşi Mişel Obama’yı aday olarak düşündüğü iddia edildi. Pelosi’nin de “adayları görmek gerekiyor” şeklindeki açıklaması, kuşkusuz Harris’ten farklı opsiyonların da masada olduğunun kanıtı.
Trump’ın rakibi 19-22 Ağustos tarihlerindeki kongrede belli olacak. Delegelerin yarısından fazlasının oyunu alan adayın kim ya da kimler olacağı netlik kazanmamışken; Harris’in başarılı kariyeri oldukça dikkat çekici.
HARRIS HIRSIYLA ÖN PLANA ÇIKAN BİR SİYASETÇİ KONUMUNDA
Kamala Harris, 1964’te Kaliforniya’nın Oakland kentinde, göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Harris liseyi Kanada’da okudu. Howard Üniversitesi’nde siyaset bilimleri ve ekonomi eğitimi aldı. Ardından da San Franciso’da hukuk eğitimini tamamladı.
Kamala Harris, 1990 yılında hukuk fakültesini bitirdi. 2003’te San Francisco’nun ilk kadın eyalet savcısı oldu. 2010’da ise 32. Kaliforniya Eyalet Başsavcısı seçildi.
Yıllar geçtikçe siyasete olan ilgisi artan Kamala Harris 2015’te Senato’ya aday oldu. 2017’de seçildi. Harris’in Senato’ya girişinde, eski başkan Obama ve mevcut başkan Biden’ın etkisi büyüktü.
Harris Senato’ya girdikten iki yıl sonra başkanlık adaylığına talip olduğunu açıkladı. Ancak yıl içerisinde desteğini yitirdi ve adaylıktan çekildi. Demokratlar daha tecrübeli bir siyasetçi olan Joe Biden’ın, Trump’ı mağlup edebileceğini değerlendi. Nitekim bu tahmin başarılı oldu ve Biden seçimi kazandı. Bu seçim galibiyetinde ise yardımcısı Harris’ti.
Trump’ın kazanma yolunda ilerlediği bir yarışta Harris bir anda kendisini mücadelenin içinde bulacak gibi görünüyor. Eğer seçimden galibiyetle ayrılırsa, Birleşik Devletler Tarihi’nin ilk siyahi ve Güney Asya kökenli kadını durumunda olacak.
YAŞ HARRIS İÇİN BİR AVANTAJ OLABİLİR
Nikki Haley Cumhuriyetçilerin önseçimleri sırasında seksen yaşındaki adayını değiştiren ilk partinin kazanacağı söylemişti. Bunu kendisinin seçilmesi için söylemişti ancak yaptığı dinamiklik vurgusu önemliydi. 81 yaşındaki Biden’ın aksine 59 yaşındaki Harris oldukça dinç bir görüntüye sahip ve sadece bu gerçek bile Trump’ın en güçlü saldırı hatlarından birini etkisiz hale getiriyor. Nitekim devam eden seçim kampanyası boyunca Trump, Biden’ın yaşından dolayı Başkanlık görevini yürütemediğini vurgulamış; Biden yarıştan çekildiğini açıklarken bile “bu söylediklerini yarın unutacak” yorumunda bulunmuştu.
Harris’e karşı ise ciddi bir argümanı olmadı. “O sürekli kahkaha atan biri, ilginç hareketler sergiliyor, Biden’dan daha kolay yenebileceğim bir rakip” açıklamasıyla yetinmek durumunda kaldı.
Realiteye baktığımızda, Harris eski bir savcı, Trump hüküm giymiş bir suçlu durumunda bulunuyor. Dolayısıyla halk nezdinde daha iyi bir imaja sahip olduğu kuşkusuz. Anketler, seçmenlerin kayda değer bir kısmının Trump’ın suç işlediğini düşündüğünü ancak yine de ona oy vermeyi planladığını gösteriyor. Bu durum oldukça önemli zira, seçmenin, rakibi görevini yerine getiremediğine inandıkları Biden yerine, kötünün iyisi olarak Trump’a yönelmelerine işaret ediyor olabilir. Harris’in adaylığı ise bu durumu tersine çevirme ihtimaline sahip.
Son kamuoyu yoklamalarında Harris, Trump’ın 2 puan gerisinde, %46’ya %48 durumunda. Biden ise Trump’ın 3 puan gerisinde bulunuyordu. Harris’in destekçilerinin bilhassa Afro-Amerikalılar, genç seçmenler ve kadınlar olduğu biliniyor.
Kuşkusuz bu denklemde Harris’in muhtemel rakiplerini de incelemek gerekiyor. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom bu adaylardan biri. Newsom, karizmatik bir tarza sahip ve Biden’a yönelik eleştirileriyle dikkat çekiyor. Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, 10 yetişkin Amerikalıdan altısı Newsom’u tanıyor. Ancak ona karşı olumlu bakış açısının Kaliforniya yönetimindeki aksaklıklar gerekçe gösterilerek olumsuza doğru yöneldiği değerlendiriliyor.
HARRIS’IN PARTİ İÇİNDEKİ RAKİPLERİNİN ESAS HEDEFİ 2028 SEÇİMLERİ
Michigan Valisi Gretchen Whitmer ise bir başka önemli aday olarak görülüyor. Whitmer, birçok yorumcunun 2028’de başkanlık yarışına gireceği yönünde spekülasyon yaptığı, popülerliği giderek artan, ülkenin orta batı bölümünden bir Demokrat. Geçmişte Biden için kampanya yürütmüştü..
Whitmer, daha önce New York Times’a yaptığı açıklamada 2028’de X kuşağından bir başkan görmek istediğini söylemiş; Ancak kendi ismini öne çıkartmaktan kaçınmıştı.
Kentucky Valisi Andy Beshear, Maryland Valisi Wes Moore, Senatörler Amy Klobuchar ve Cory Booker diğer olası adaylar. Michelle Obama’nın adaylığı ise oldukça zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Anketlerse, Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın başarılı seçim kampanyasıyla, Kamala Harris de dahil olmak üzere tüm rakiplerinin önünde olduğunu gösteriyor. Ancak kesin bir yargıya ulaşmak henüz mümkün değil.
]]>KAYISININ FAYDALARI
Zengin Besin İçeriği
Kayısı, doğal şekerler olan sakkaroz, glikoz, fruktoz ve maltoz bakımından zengindir. Ayrıca C, E, B6 ve A vitaminleri ile potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, demir, sodyum ve çinko gibi mineraller içerir. Bu zengin besin içeriği, kayısının insan sağlığı için önemli bir kaynak olmasını sağlar.

Fitokimyasal Kaynağı
Kayısı, yüksek vitamin ve mineral içeriğinin yanı sıra, fenolik ve karotenoid bileşikler açısından da zengindir. Bu fitokimyasallar, kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve kanser gibi birçok hastalığın önlenmesinde etkilidir. Ayrıca mevcut hastalıkların tedavisinde de faydalıdır.
Lif Kaynağı
Kayısı, sindirimi düzenleyen ve kabızlığı önleyen zengin bir lif kaynağıdır. Lif içeriği sayesinde kan glikoz seviyesini düzenler, zararlı yağların miktarını azaltır ve kilo verme sürecine destek olur.
Vitamin ve Mineral Kaynağı
Günlük kayısı tüketimi, yetişkin bir bireyin ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudun savunma mekanizmasını geliştirir.

Organik Asit İçeriği
Kayısı, iştahı ve sindirimi uyaran organik asitler içerir. Bu asitler, minerallerin emilimini sağlar ve bazı durumlarda antioksidan etki gösterir.
Antioksidan Kaynağı
Kayısıda bulunan antioksidan bileşikler, serbest radikallerle mücadele eder ve kalp sağlığını korur. Kronik gastrit, ateroskleroz, koroner kalp hastalığı ve tümör oluşumuna karşı koruyucu etki gösterir.
Antienflamatuar Etki
Kayısı, vücutta iltihaplanmayı azaltarak antienflamatuar etki gösterir.
Antikanser Etki
Kayısıda bulunan amigdalin, kanser hücrelerinin kontrolsüz bölünmesini engeller ve kanser tedavisinde destekleyici rol oynar.

Doğal Antimikrobiyal
Kayısı, bakteri kaynaklı hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde etkili olan doğal bir antimikrobiyal kaynağıdır.
Antiviral Etki
Kayısı, virüslere karşı savunma sağlar ve virüs kaynaklı hastalıkların tedavisinde etkilidir.
Antidiyabetik Etki
Kayısı, kan şekerini düzenleyerek diyabetin önlenmesine yardımcı olur.
KURU KAYISININ FAYDALARI
Probiyotik Kaynağı
Kuru kayısı, içerdiği mikroorganizmalar sayesinde probiyotik etki gösterir. Bu probiyotikler, bağırsak florasını destekler ve sağlığı olumlu yönde etkiler.

Lif Kaynağı
Kuru kayısı, diyet lifi bakımından zengindir ve şeker ile yağ metabolizmasını düzenler. Diyabet, obezite ve kalp hastalıklarının önlenmesinde etkilidir.
Fitokimyasal Kaynağı
Kuru kayısıda bulunan fitokimyasallar, kanser hücrelerinin oluşmasını ve yayılmasını engeller. Ayrıca antioksidan özellikleri ile sağlık üzerinde olumlu etkiler sağlar.
Vitamin ve Mineral Kaynağı
Kuru kayısı, bağışıklık sistemini destekleyen ve vücudun düzenli çalışmasını sağlayan vitamin ve mineraller açısından zengindir. Hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici özellikleri vardır.

NOT: Kayısı ve kuru kayısı, sağlık açısından sayısız fayda sunan besin maddeleridir. Ancak, her besin maddesinde olduğu gibi, kayısının da kontrollü ve bilinçli tüketilmesi önemlidir. Sağlıklı bir yaşam için beslenme düzeninize kayısıyı dahil edebilir ve faydalarından yararlanabilirsiniz.
]]>
MEZUN OLUR OLMAZ TERAPİ YAPILAMAZ
Prof. Dr. Ögel, psikiyatr ve psikologların kol kola çalışmasının, tedavi başarısını yükselttiğini ancak terapi yetkisi olmayan kişilerce uygulanan bazı yöntemlerin yarardan çok zarar verdiğini, kişileri intihara dahi sürükleyebildiğini kaydetti.
Uzm. Klinik Psikolog Altıner ise üniversite tercihlerinin yapıldığı bu günlerde psikoloji bölümünü seçmek isteyenlere uyarıda bulunarak, “Mezun olur olmaz terapiye başlayabileceğiniz bir branş değil. Terapist olmak için yıllarca eğitim almak gerekli. İki yıl yüksek lisans, ardından 2 yıl da bu konuda yetkin bir hoca eşliğinde (psikolog olabilir psikiyatr olabilir), 2 yıl süren süpervizyon eğitimleri sonrası terapi için danışan görmeye başlayabilirsiniz. Ruhsal sorun yaşayan bir bireye dokunmak, onun bütün hayatını etkiliyor. Bilinçsiz ellerde yapıldığında sonuçları çok yıkıcı olabiliyor” dedi.
TOPLUMUN RUH SAĞLIĞINI TEHLİKEYE ATIYOR
Dizi veya filmlerdeki kurgusal terapist karakterleri, sosyal medyada moda haline gelen çeşitli terapi trendleri, hatta yetkisi olmayan bazı meslek grubundan kişilerin dahi ‘yaşam koçluğu’ veya ‘kişisel danışmanlık’ adı altında terapi paketleri uygulaması, toplum ruh sağlığını tehdit ediyor.
Psikiyatr Prof. Dr. Kültegin Ögel, ülkemizde halen psikiyatr ve psikolog farkının çok fazla bilinmediğine dikkat çekerek, “Psikiyatrlar tıp fakültesinden mezun olurlar. Psikologlarsa, sosyal bilimler fakültelerini bitirirler. Psikiyatrlar aynı zamanda ilaç yazma yetkisine de sahiptir. Ama ikisi de sonuçta insan psikolojisiyle uğraşıyor ve ikisinin de ayrılan alanları olduğu gibi örtüşen alanları da var. Bu da terapidir. Psikoterapiyi her ikisi de yapabilir ama psikoterapi eğitimini almış olmaları gerekir.”
Kişinin hangi durumda psikoloğa hangi durumda psikiyatra gideceğinin, ruhsal sorunun şiddetine bağlı olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Ögel, “Ruhsal bozukluk eğer çok şiddetli ise önce psikiyatrın görmesi gerekir. Ama bazen psikolog, kişiyi görmeye başladığı zaman şunu fark edebilir, aslında tahmininden çok daha şiddetli bir sorun var. Bir ‘hastalık’ düzeyinde sorun var. O zaman psikiyatriye yönlendirmek zorundadır” diye konuştu.
İKİ BRANŞ BİR ARADA OLUNCA BAŞARI ARTIYOR
Psikiyatri ve psikoloji alanının birbirinden ayrışmadan ortak çalışmak zorunda olan branşlar olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Ögel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü ayrı ayrı çalıştığında tedavi başarısı da düşüyor. Örneğin ben psikiyatr olarak bir hastaya ilaç yazdım. Hastamı uzun zaman görmeyeceğim belki. Ama bu hastanın ilaca uyum sağlayıp sağlamadığı, o ilacı düzenli kullandı mı, onunla ilişkili bazı sorunlar yaşıyor mu, bunları da bir psikoloğun takip etmesi gerekiyor. Çünkü terapi içinde o süreç de gündeme geliyor zaten. Dolayısıyla biz ilaç uyumunu da psikologların takip etmesini öneriyoruz. Hatta şu anda tamamen psikiyatrinin alanı gibi görünen şizofreni, bipolar gibi hastalıklarda da şunu keşfettik. Psikologla birlikte psikoterapi yapılması, hastanın grup çalışmalarına dahil edilmesi, tedavi başarısını ve iyileşme oranını çok artırıyor.”
YANLIŞ ELLERDE İNTİHARA SÜRÜKLENME RİSKİ VAR
Psikoterapinin bir bilim olduğunu ve ehil olmayan ellerde yanlış kullanıldığında çok büyük tehlikelere yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ögel, bir kişiye iyi geldi diye o yöntemin her hastada aynı sonucu vermeyeceğini söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Aynı yöntemin yüzlerce kişiye uygulanması ve faydalı olduğunun, izleme sürecinde de kanıtlanması gerekli. Günümüzdeki en büyük yanlış şu: Ben şöyle bir yöntem uyguluyorum, danışanlarıma çok iyi geliyor. Sana öyle gelebilir ama bazılarına da çok zararı dokunabilir. Klinik pratiğimde benim en çok gördüğüm, bu tür uygunsuz terapilerle bazı kişilerin kendi kendine bulduğunu iddia ettiği terapilerle insanlar çok daha kötüye gidiyorlar. Çünkü terapide insan yaşamına bir yerinden dokunuyorsunuz, geçmişine dokunuyorsunuz. Bunlar kapalı kutu şeyler, kutuyu açtığınız zaman kapatmayı da bilmeniz gerekiyor. Bunu da ancak terapi eğitimi alan biri (psikolog ya da psikiyatr) yapabilir. Maalesef son zamanlarda bu tür vakalarla çok karşılaşıyoruz. Hastanın hayatını tekrar bir düzene koymak çok daha uzun bir zamanınızı alıyor. ‘Terapist olmayan terapistler’, öyle yaklaşımlarda bulunuyorlar ki kişinin eşiyle ailesiyle ilişkileri daha da bozuluyor. Bir kişiye sürekli ‘Sen çok güçlüsün’ deyip diğerlerini yok etmek kolaydır, danışanın hoşuna da gider. Ama bu gerçek değildir. Yanlış yönlendirmelerle tüm hayatları altüst olan hastalarım var. Sonrasında büyük bir pişmanlık yaşıyorlar, hatta bu durum intihara kadar gidebiliyor. Aslında intiharın nedeni yaşadıkları durum değil, o terapist olmayan terapistler.”

DİZİLERDEKİ SAHNELERİNE ALDANMAYIN
Moodist Psikiyatri Hastanesi’nden Uzm. Klinik Psikolog Nihal Altıner ise üniversite tercihlerinin yapıldığı bugünlerde psikoloji tercih etmek isteyenlere ve gelecekteki meslektaşlarına önemli bir uyarıda bulunarak “Burası çok deneyimsel bir yer. O Instagram’da ya da dizilerde, filmlerde gördüğünüz psikolog, terapist karakterlerinin gerçekle bağlantısı yok. Bunların hepsi kurgu, sanat için yapılan şeyler. Bunu bilerek bu alanı tercih edin. Maalesef bu mecralarda çok fazla ‘terapist olmayan terapistler’ var. Psikolojiyi her bitiren terapist olamaz. Her uzman psikolog da terapi yetkisine sahip değildir. Her klinik psikolog terapi yapabilir anlamına gelmez. Bununla ilgili bazı yetkinliklerin elde edilmiş olması gerekiyor. Öncelikle uluslararası geçerliliği olan üniversitelerde yüksek lisans derecesinde bir eğitim. O da yetmiyor bunun üzerine alanında yetkin hocalarımızın (psikiyatr olabilir, psikolog olabilir) süpervizyonu eşliğinde en az 2 yıl boyunca terapi eğitimleri sürer” dedi.
Ruhsal problemleri için psikolog arayışında olan vatandaşların sosyal medya ya da internette gördükleri her trende güven duymaması gerektiğini de kaydeden Altıner, terapi için gidilen kişinin psikoloji eğitimi sonrası yüksek lisansı ve herhangi bir terapi ekolünden eğitimi olup olmadığına, ayrıca terapi eğitimlerinde süpervizyon sürecinin bulunup bulunmadığına dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.
Altıner, “Görüyoruz, aslında yetkinliği olmayan konularda birçok kişi zihin temizliği, bir haftalık terapi kampları gibi programlar, paketler sunuyor. Ama terapi odası Pandora’nın kutusunun açıldığı yer. Bu da danışan açısından çok tehlikeli bir şey. Biz örneğin her danışına terapi uygulamıyoruz. Bunlarla karşılaşmaya hazır olmayabiliyor. Terapiye hazırladığımız danışanlarımız da oluyor ilk etapta. Örneğin şizofrenisi olan bir hastaya EMDR terapisi uygulayamazsınız, şema terapi uygulayamazsınız. Kişiyi çok daha fazla dağıtabilir bu. Ataklarını daha fazla alevlendirebilir. Ya da panik atak, anksiyete bozukluğu, depresyonu olan kişilerin bilişsel davranış terapisi dediğimiz terapi ekolüne yönelmesi gerekiyor. Maalesef yanlış tanılar ve yanlış tedaviler; ya da doğru tanılar olmasına rağmen terapistinin tanıya değil, kendi ekolüne uygun terapiyi uygulaması sonucu dağılmalar ve atakların alevlendiğini çok sık görüyoruz” ifadelerini kullandı.
SUMAK HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR, FAYDALARI NELERDİR?
Sumak, çeşitli vitaminler, sağlıklı yağlar ve lifler içerir. Kurutulmuş sumağın büyük bir kısmı karbonhidratlardan oluşur. Ayrıca sumak, yüksek miktarda karbonhidrat, %19 yağ ve yaklaşık %5 protein içerir. Sumağın yağ içeriği büyük ölçüde linoleik ve oleik yağlardan oluşur.

Oleik asit, insan vücudunda en çok bulunan yağ asididir. Bu asidin bolca bulunduğu yağlar sağlık açısından önemli faydalar sağlar. Sumak, yoğun miktarda çoklu antioksidan bileşikler içerir ve bu antioksidanlar sayesinde tedavi edici özelliklere sahiptir.
KANSER: Sumağın antioksidan etkisi, kolon, prostat ve göğüs kanseri gibi kanser türlerine karşı koruyucu olabilir.
OSTEOPOROZ: Sumak, özellikle kadınlarda görülen kemik erimesi sorununa karşı olumlu etkiler gösterebilir. Kemik erimesi nedeniyle artan kırılganlık riskini azaltabilir ve yaşlılıkta sıkça görülen kemik kırılmalarını önlemeye yardımcı olabilir.
KOLESTEROL VE KALP SAĞLIĞI: Sumak, kandaki iyi kolesterolü artırarak damar sağlığını korur ve kötü kolesterol miktarını azaltabilir, bu sayede kalp sağlığını destekler.
KAS AĞRILARI: 2016 yılında yapılan bir araştırmada, sumak içeceği tüketen grubun kas ağrılarında ciddi oranda azalma gözlemlenmiştir.
DİYABET: Tekli doymamış yağ asitleri içeren sumak, tip 2 diyabet hastalarına faydalı olabilir. İnsülinin dengelenmesine katkıda bulunabilir. Yapılan bir çalışmada, günlük 3 gram sumak tüketen diyabet hastalarının kan şekeri ve antioksidan seviyelerinin, sumak tüketmeyenlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

CİLT SAĞLIĞI: Sumak, cilt sağlığını olumlu yönde etkiler ve hücre zarlarının korunmasına yardımcı olur. Cilt bariyerinin yenilenmesinde yardımcıdır.
SOLUNUM YOLLARI: Göğüs ve solunum sorunlarına karşı sumak tüketimi, öksürük ve göğüs tıkanıklığı gibi rahatsızlıkların etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.
BİLİŞSEL SAĞLIK: Tekli doymamış yağ asitleri içerdiği için, yaşlılığa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir.
SİNDİRİM: İçerdiği yüksek lif oranı sayesinde sindirim sistemindeki enzimleri uyarır ve bağırsakları yumuşatır böylelikle kabızlığı önler.
TANSİYON: Özellikle yüksek tansiyon hastaları için faydalı olan bu baharat, tansiyonun dengeli bir şekilde düşüşüne yardımcıdır.
SUMAK SUYU/ÇAYI HAZIRLAMA
Sumak suyu hazırlamak için, 1 litre kaynamış suya bir çorba kaşığı sumak ekleyip 10 dakika demlemeye bırakın. Eğer ekşi tadı daha fazla seviyorsanız sumak miktarını duruma göre artırabilir veya sevmiyorsanız azaltabilirsiniz.

SUMAK SUYUNUN FAYDALARI
Antioksidan İçeriği: Sumak suyu, yüksek antioksidan içeriğiyle hücresel sağlığı destekler ve birçok hastalığın önlenmesine yardımcı olabilir.
İltihaplanma: Sumak suyu, iltihaplanmayı azaltıcı etkisi sayesinde eklem iltihapları gibi rahatsızlıkların tedavisinde destekleyici rol oynayabilir.
Bağışıklık Sistemi: Sumak suyu, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirebilir.
Kan Şekeri: Sumak suyunun kan şekeri seviyelerini dengelemede olumlu etkiler gösterebileceği düşünülmektedir, bu özellikle diyabet hastaları için önemlidir.
Sindirim: Sumak suyu sindirimi kolaylaştırabilir ve şişkinliği azaltabilir.
Her doğal ilaç gibi sumak suyunun da aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Herhangi bir sağlık sorunu yaşandığında mutlaka bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.
]]>The Conversation’da yayınlanan makaleye göre, demansı önlemek için takip edilmesi gereken 6 adım mevcut. İşte beyin sağlığı için yapılması gerekenler…
İYİ BESLENME
İyi beslenme, beyin sağlığı için önemli olan konulardan biri. Beyin, vücut ağırlığının sadece yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen günlük enerji kaynağının yaklaşık %20’sini tüketir. Bu durum, iyi beslenmeyi beyin sağlığının önemli bir unsuru haline getirir.
Ayrıca iyi bir diyet sağlıklı bir kiloyu korumamıza yardımcı olur ve diyabet riskini düşürür. Bunların her ikisi de yüzde 1 daha fazla demans riskiyle ilişkilendiriliyor. Sağlıklı bir diyet, yüzde 2 daha fazla demans riskiyle ilişkilendirilen hipertansiyonu da önleyebiliyor.
Yayınlanan araştırmada, sağlıklı bir beyin için uygulayabileceğiniz en iyi diyetlerden biri Akdeniz diyeti olarak belirtiliyor. Birçok çalışma Akdeniz diyetinin daha iyi beyin fonksiyonu ve daha düşük bunama riski ile bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle sağlıklı bir beyin istiyorsanız diyetinize bol miktarda tam tahıl, sebze, meyve (özellikle çilek), kuruyemiş, fasulye ve yağlı balık eklenmesi tavsiye ediliyor. Hamur işi, tatlı, kızarmış yiyecek ve peynir miktarının sınırlanması durumu hatırlatılıyor.
Çoğu kişi için, belirli vitamin ve mineral takviyeleri almak yerine beslenme durumunun iyileştirilmesinin beyin sağlığı için daha iyi olacağı belirtiliyor.
BOL SU İÇMEK
Araştırmalarda bahsedilen konulardan biri de bol sıvı tüketimi. Vücudun büyük kısmı, yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor ve bu nedenle su içmek beyin fonksiyonu ve genel yaşam kalitesini destekliyor. Susuz kalmanın fiziksel ve zihinsel performansı birçok şekilde etkilediği biliniyor. Yeterli su içilmemesi yorgunluk hissini artırabiliyor ve beynin verimliliğini düşürebiliyor. Hafıza, dikkat, konsantrasyon ve tepki süresi de susuzluktan etkilenebiliyor. Yeterli sıvı tüketimi beynin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olur ve beyin fonksiyonlarındaki ani düşüşün önlenmesini sağlar.
ALKOL TÜKETMEMEK
Yapılan araştırmalar, aşırı alkol tüketiminin bunama riskini yüzde 1 oranında artırabileceğini gösteriyor. Alkol sadece beynin çalışmasını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beynin yapısını da değiştirir. Araştırmalar bunun nöron kaybı (beyin boyunca sinyaller gönderen hücreler), beyaz maddede azalma (beyin bölgeleri arasındaki iletişimi sağlayan sinir lifleri ağları) ve hacim kaybı ile bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu durumlar beynin çalışma durumunu etkiler. Alkolün bazı kanserlerin (ağız, boğaz ve meme kanseri dahil ) yanı sıra felç ve kalp hastalığı riskini de artırdığı hatırlatılıyor.
AKTİF OLMAK
Egzersiz yapmanın beyin için birçok faydası vardır. Beyne giden kan akışını artırır, bu da iyi işlev için faydalıdır, iltihabı azaltır ve hatta beyin aktivitesini ve hacmini artırarak daha verimli hale getirir. Tüm bu değişiklikler uzun vadeli beyin sağlığınız için oldukça faydalıdır ve bilişsel gerilemeye karşı koruma sağladığı düşünülmektedir.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite veya haftada en az 75 dakika yüksek yoğunlukta egzersiz yapmayı hedefleyebilirsiniz. Ayrıca araştırmalar sağlıklı bir beyin için günde sadece 7 bin 500 adım atmanın yeterli olduğunu gösteriyor.
SOSYALLEŞMEK
The Conversation’da yer alan bilgilere göre sosyal izolasyon ve yalnızlık, depresyon ve bilişsel gerileme riskinin artmasıyla ilişkili görülüyor. Ancak araştırmalar, iyi sosyal bağlantıların daha yavaş bilişsel gerilemeyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Örnek olarak diğer insanlarla yaşamak, haftalık bir topluluk grubuna katılmak veya her hafta aile ve arkadaşları görmek gibi aktivitelerden bahsediliyor. Sosyalleşmenin dikkat ve hafıza konusunda destekleyici özelliği bulunduğu belirtiliyor.
ÖĞRENMEYE DEVAM ETMEK
Öğrenmenin beyin üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu biliniyor ve araştırmalar, hayatları boyunca öğrenmeye devam eden kişilerin bunama riskinin yüzde 7 daha düşük olduğunu gösteriyor. Beyin sağlığı için yapılabilecek en iyi aktiviteler arasında yeni bir dil öğrenmek, yeni bir spor denemek, müzik aleti çalmak ve bulmaca çözmek yer alıyor.
UNUTULMAMASI GEREKENLER
Bu ipuçlarının yanı sıra, bunama riskinizi azaltmanın diğer yolları arasında işitme kaybı yaşıyorsanız işitme cihazı kullanmak, travmatik beyin hasarından kaçınmak ve her gece en az altı ila sekiz saat uyumayı hedeflemek yer alır.
Genç yaşta beyne ne kadar iyi bakılırsa, ileri yaşlarda düzgün çalışmaya devam etmesi o kadar mümkün olabilir.

Bir süredir evlilik hazırlığı içerisinde olan ve düğün tarihini netleştirmek için evlilik kredisini bekleyen nişanlı çift, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca hayata geçirilen evlilik kredisi almak için 15 Şubat’ta “Aile Gençlik Fonu”na başvuru yaptı.
Deprem bölgesinde yaşayan ve belirlenen kriterleri taşıyan çift, 26 Mart’ta evlilik öncesi eğitimlerini tamamladıktan sonra 21 Nisan’da evlendi.
Fatih ve Zeynep Kurt çifti, Türkiye geneli uygulanması hedeflenen ve deprem bölgesinde pilot olarak hayata geçirilen projeden ilk faydalanan çiftlerden oldu.
Aile ve Gençlik Fonu ile 2 yıl ödemesiz, 48 ay vadeli, 150 bin lira sıfır faizli kredi alan Fatih Kurt, AA muhabirine, düğün masraflarında bu kredinin kendilerine çok büyük katkısının olduğunu söyledi.

İnternet sitelerinde ve haberlerde evlilik kredisini gördüğünü, eşiyle birlikte konuşarak bu krediye başvuru yaptıklarını belirten Kurt, “Sürecimiz onaylandıktan sonra bizi eğitime çağırdılar, eğitimi aldıktan ve nikahtan bir ay sonra paramız hesabımıza yattı. Evle ilgili almış olduğum beyaz eşyaların ve mobilyaların taksitleri vardı. Bir eve ne lazımsa ben bunları hep taksitle almıştım. Babam da destek sağladı sağ olsun. Ben de 1,5 yıldır özel sektörde çalışıyorum. Oturma grubu ve yatak odasını alıp taksitlendirmiştim. Halı, kilim perdenin taksitleri vardı. Onları ödedim, düğün salonuyla ilgili masraflarım vardı. Onları kredi kartıyla ödemiştim para yatınca onun borcunu ödedim.” dedi.

– “EVLİLİK KREDİSİ BİZE DOKTORUN YAZDIĞI REÇETE GİBİ”
Kredinin düğün tarihinin öne alınmasında önemli bir etken olduğunu ifade eden Kurt, şunları kaydetti:
“Evlilik kredisi bize doktorun yazdığı reçete gibi gerçekten ilaç oldu ve bizim yaralarımızı sardı. Eğer bu kredi olmasaydı ben uzun süre borçlarımı ödeyecektim ve birikim, yatırım yapmam çok zor olacaktı. 1-2 yıl bunların taksidini ödemekle uğraşacaktım. Kredi sayesinde ben bunların taksitlerini ödedim. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu krediye imkan sağlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
Zeynep Kurt ise kredinin onaylanmasıyla evlilik sürecine bir adım attıklarını ve düğün tarihlerini biraz daha öne aldıklarını belirtti.
Deprem bölgesinde böyle bir destek verildiği için çok mutlu olduğunu dile getiren Kurt, “Evlenen gençlerin şu zamanda böyle bir desteğe ve yardıma ihtiyacı var. Kredi olmasaydı biz de düğünümüzü biraz erteleyebilirdik, şu an borçlarımızı ödeme kolaylığı oldu. Bize destek olan herkese teşekkür ederiz.” diye konuştu.
– İSLAHİYE VE NURDAĞI’NDA 170 BAŞVURU ONAYLANDI
Gaziantep Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Umut Zeybek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatlarıyla Aile ve Gençlik Fonu’nun kurulduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Evlenecek gençlerin desteklenmesi projesiyle ilgili Sayın Bakanımız 15 Şubat 2024 tarihinde ilk başvuruların alınmasıyla alakalı müjdeyi gençlerimizle paylaşmıştı. Aile müessesesinin güçlendirilmesi ve desteklenmesi, gençlerin girişimciliğinin ve gelişimlerinin desteklenmesi adına Bakanlığımız çok önemli adımlar atıyor. Biz de projeyle ilgili çalışmalarımızın kapsamını günden güne artırmaktayız. İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde şu ana kadar 170 çiftimizin başvurusunu onayladık. Bu çiftlerimizden 69’u kredilerini alarak evliliğe ilk adımlarını attılar.”
Zeybek, evlilik süreci ve başlangıcının çok önemli olduğunu, desteklenmesi gereken bir süreç olduğunu, verilen kredinin ödeme koşullarının da gençleri çok rahatlattığını ifade etti.

– ÇİFTLERE 2 YIL EĞİTİM VERİLİYOR
Şehitkamil Sosyal Hizmet Merkezi Psikolojik Danışmanı Selda Kısa gençlere evlilik öncesi ve sonrası 2 yıl süreyle hukuk, sağlık ve iletişim konularında eğitimler verdiklerini belirterek, “Resmi nikah yapılmadan önce bir evlilik öncesi eğitim programı düzenliyoruz. Evlilikleri desteklemek, çeşitli beceriler edindirmek amacıyla aile içi iletişim, çatışma çözme gibi konularda eğitimler düzenliyoruz. Şu an evliliğin ilk 2 yılını baz aldık. Evlilik öncesi eğitim programı ve sonrasına her ay bir kere olmak üzere aile eğitim programı kapsamında eğitimler düzenliyoruz.” dedi.
Çatışmanın ilişkilerin doğasında olduğunu ifade eden Kısa, “Çiftler bu çatışmalarla karşılaştıkları durumlarda bunlarla sağlıklı bir şekilde baş edebilmeleri, hemen bir boşanma kararı olmaması için bu anlamda çiftlerimizi desteklemek istiyoruz.” diye konuştu.
İktisadi Kalkınma Vakfı’nın 2023 verilerine göre, Türkiye 1 milyon 55 bin 885 başvuruyla en çok vize başvurusu yapan 2. ülke olarak konumlanıyor. Başvurular sonucunda 612 bin 841 kişiye çok girişli uniform Schengen vizesi verilirken, ret oranı ise 2022’ye göre 6 puan yükselerek yüzde 21,7’ye çıktı.
Birleşik Arap Emirlikleri tarafından direkt yetkilendirilmesi bulunan resmi acente DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, başvuruların reddedilmesiyle popüler hale gelen yerlerin başında Dubai olduğunu ve 1 günle vize alınabildiğini anlattı.
ONAYLANMAYAN VİZE SORUNU
Sorunsuz tatil yapmak isteyenlerin kolay vize ya da vizesiz ülkelere seyahat seçeneklerini değerlendirdiklerini belirten DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, “Schengen vize başvurularında son dönemde gözle görülür bir artış var. Ancak vize başvurusu için gerekli olan randevular ileri tarihlere veriliyor, hatta bazen gerçekleştirilmek istenen seyahat tarihinden bile geç gerçekleştirilebiliyor. Başvuruların reddedilmesi ya da randevunun geç verilmesi sonucu başvuru yapanların hem yatırdıkları harçlar yanıyor hem de tatil için ödedikleri bedelin belli bir kısmı ceza olarak kesilebiliyor. Üstelik, ilkinde reddedilen vize başvurularının sonraki başvurularda çıkma ihtimali daha da düşüyor. Vatandaşlarımız, bu kadar stresin üstüne bir de istedikleri tatili gerçekleştirmiyorlar” ifadelerini kullandı.
VİZESİZ YERLER TERCİH EDİLİYOR
“Türk tatilciler daha kolay erişilebilir ve vizesiz destinasyonlara yöneliyor. Bu durum, Dubai gibi turistik cazibe merkezlerine olan talebi artırıyor” diyen Burak Akdemir, “Dubai Vizesi Yetkili Başvuru Merkezi olarak, eşsiz turistik yerleri, Türk damak tadına yakın yemek seçenekleriyle, deniziyle kumuyla, alışverişiyle, gece hayatıyla gidenlerin tekrar gitmek istediği Dubai’ye online başvuruyla 1 günde vize hizmeti veriyoruz. Dubai vizesi, Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikte geçerli. Dubai, son derece çekici turistik aktiviteleri ve göz alıcı şehir hayatı ile biliniyor. Dubai’nin sunduğu eşsiz deneyimler, Türk tatilcileri her geçen gün yeni keşifler için bu gözde şehre çekmeye devam ediyor. Türk tatilciler için alternatif bir destinasyon olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.
TATİLİNİ RİSKE ATMAK İSTEMEYENLERİN ALTERNATİFİ BELLİ
30 ve 60 günlük tek ya da çok girişli Dubai vizelerinin yanı sıra 2 yıllık freelancer serbest çalışma vizesi, ekspres vize de verildiğini dile getiren Akdemir, “Vatandaşlarımız, tatil planlarını riske atmak istemiyor ve Dubai gibi daha erişilebilir destinasyonları tercih ediyor. Türkiye’den Dubai’ye seyahat eden tatilciler için vizenin yanı sıra havalimanı karşılama ve istenilen noktaya transfer, araç kiralama, seyahatini en güzel hâtıralarla ölümsüz kılmak isteyenler için Dubai’nin olmazsa olmazı çöl safari turu, helikopter turu ve kişiye özel rehberlerimizle şehir turu hizmetleri de sunuyoruz” diye konuştu.
Akdemir, yeni popüler seyahat rotaları arasında Mısır, Bali, Umman, Katar gibi alternatif destinasyonların da yer aldığını belirtti.
Gedik, AA muhabirine, kemik yaşının geleneksel atlas yöntemi ile sol el, dirsek, omuz, akciğer, pelvis grafisi ve ek röntgenlerle belirlenebildiğini, bu yöntemle hata payının yüksek olduğunu söyledi.

Yapay Zeka Karar Destek Sistemi’nin sadece sol el röntgeninden kemik yaşını tespit ettiğini belirten Gedik, “Atlas yöntemiyle çocuklarda yapılan kemik yaşı tespitlerinde bir yıla kadar hata payı oluyor. Geliştirdiğimiz sistemde ise yüzde 96 oranında doğrulukla hata payı en fazla 3,5 aya kadar düşüyor.” dedi.
Kemik yaşının doğru belirlenmesinin çocuklarda büyüme, gelişme geriliği tedavisinde büyük önem taşıdığını vurgulayan Gedik, sistem sayesinde doğru analizler yapılabildiğini bildirdi.

– “SİSTEM SAYESİNDE YETİŞKİNLERDE KEMİK YAŞI HATA PAYI 2 YILA KADAR DÜŞTÜ”
Atlas yönteminin yetişkinlerde kemik yaşı tespitinin hata payının çok yüksek olduğunu vurgulayan Gedik, “Atlas yönteminde normalde belirlenen kemik yaşı 25-40, 40-50 ve 50 yaş ve üzeri diye üçe ayrılıyor. Ama karar destek sistemimiz 2 yıl hata payı ile kemik yaşına erişkinlerde belirleyebiliyor. Sistemdeki diğer avantajımız yine sol el röntgenlerinden cinsiyet tespiti yapabiliyoruz.” diye konuştu.

– “VERİ TABANINDA 40 BİN RÖNTGEN REFERANS
Sistemde Türkiye’de çekilmiş 40 bin röntgenin yapay zeka tarafından referans olarak kullanıldığını anlatan Gedik, “Sistemi geliştirmek için kullandığımız röntgen görüntülerini Türkiye’nin 12 ilinden 7 coğrafi bölgesinden topladık. Yaklaşık 40 bin görüntülük bir veri setimiz var. Ama bizim veri setimiz 2020’li yıllarda Türkiye’de çekilmiş bütün coğrafi bölgeleri kapsayan bir veri seti. Ülkemize ve insanımıza daha uygun olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Sistemi KSBÜ Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi programına entegre ederek hekimlerin kullanımına sunulduğunu dile getiren Gedik, kemikyasi.com internet sitesi ile de Türkiye’deki tüm hekimlerin sistemi kullanmasına olanak sağladıklarını ve mobil yazılımın da tamamlanmak üzere olduğunu bildirdi.

– “KEMİK YAŞI ADLI SÜREÇLERDE DE BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”
Adli süreçlerde kişinin alacağı ceza bakımından kemik yaşının önem taşıdığını bilgisini veren Gedik, şöyle devam etti:
“Özellikle adli süreçlerde çocuklara karşı işlenen suçlarda ve çocukların işlediği suçlarda 12 yaş altı, 12-15 arası, 15-18 arası ve 18 üzeri olması şeklinde cezai müeyyideler artıp azalabiliyor. Bu süreçlerde kemik yaşı çok önemli. Mahkemeler bize adli süreçlerde resmi yazı ile kişinin kemik yaşı tespitini soruyor. Biz de radyoloji hekimleri olarak geleneksel atlas yöntemleriyle cevap veriyoruz. Ama bundan sonraki süreçte yardımcı bir mekanizma olarak yeni sistemi kullanabiliriz.”

Gedik, Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hüdaverdi Küçüker, Pediatri Anabilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Damla Geçkalan, Siirt Üniversitesinden bilgisayar mühendisi Dr. Cüneyt Özdemir, Batman Üniversitesi’nden bilgisayar mühendisi Doç. Dr. Yılmaz Kaya’nın Türkiye’de örneği bulunmayan projede yer aldığını sözlerine ekledi.

KURU ERİK NEDİR?
Erik, gül familyasına bağlı Prunus cinsindeki ağaçların meyvesidir. Ülkemizde yaygın olarak yeşil, sarı ve mor renkte erikler tüketilir. Yeşil erikler çeşitli gruplara ayrılırken, mor renkteki eriklere genellikle mürdüm eriği denir.
Kuru erik, erik meyvesinin nemi alınarak elde edilir. Evde yapılabilen bu kurutma işlemi zahmetlidir, bu yüzden çoğu kişi kuru eriği hazır olarak almayı tercih eder. Meyvelerin kurutulması için iki yöntem vardır: fırınlama ve güneşte kurutma.
ERİK NASIL KURUTULUR?
Fırınlama Yöntemi
Fırınlama yönteminde, meyveler çekirdeklerinden arındırılarak yüksek ısılı fırınlarda uzun süre bekletilir. Bu süreçte meyvenin içindeki nem buharlaşır ve meyve kurutulur.

Güneşte Kurutma Yöntemi
Güneşte kurutma yönteminde, meyveler çekirdeklerinden arındırılır ve hijyenik bir ortamda güneş ışığı altında yaklaşık bir hafta bekletilir. Güneş ışınlarının etkisiyle meyvenin içindeki nem buharlaşır ve kuru meyve elde edilir.
KURU ERİĞİN BESİN DEĞERLERİ
Meyvenin kurutulması, besin değerlerine zarar vermez. Doğal şeker içeren meyveler, yapay tatlandırıcılara kıyasla sağlığa daha az zarar verir ve kan şekerini dengeler. Bu nedenle kuru meyveler mükemmel atıştırmalıklar ve ara öğünlerdir. Özellikle K vitamin deposu olarak öne çıkan kuru eriğin bir porsiyonunda yaklaşık 52 (mcg) K vitamini bulunuyor.
| 100 GR | 1 ADET (ORTA) | |
|---|---|---|
| Karbonhidrat (g) | 56,47 | 5,65 |
| Protein (g) | 3,32 | 0.33 |
| Yağ (g) | 1.11 | 0.11 |
| Lif (g) | 9.41 | 0.94 |
| Kolesterol (mg) | 0.0 | 0.0 |
| Sodyum (mg) | 11 | 1.1 |
| Potasyum (mg) | 1218 | 121.8 |
| Kalsiyum (mg) | 78 | 7.8 |
| Vitamin A (iu) | 304 | 30.4 |
| Vitamin C (mg) | 22.15 | 2.21 |
| Demir | 2.44 | 0.24 |

KURU ERİĞİN FAYDALARI
Kuru erik, sağlık açısından sayısız fayda sunar:
C Vitamini Kaynağı: Erik, doğal bir C vitamini deposudur ve kuru erik de aynı oranda vitamin içerir.
Bağışıklık Güçlendirici: Yüksek C vitamini ve antioksidan içeriği sayesinde bağışıklığı güçlendirir ve vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir.
Kan Şekerini Düzenler: Düşük kalorili olması sayesinde kan şekerini düzenlerken aşırı kalori alımına neden olmaz.
Demir Emilimini Artırır: Antioksidan ve C vitamini içeriği, vücudun tüketilen besinlerden demir emilimini artırır.

Sindirim Sistemi Destekçisi: Lifli yapısı sayesinde sindirim sistemine olumlu etkiler yapar ve kabızlık sorununu kontrol altına alır.
Kolesterol Düşürücü: Damarlarda kolesterol birikmesini engeller ve damar tıkanıklıklarını önlemeye yardımcı olur.
Tokluk Hissi Sağlar: Lifli yapısı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar ve kan şekerini düzenler.
K Vitamini Kaynağı: K vitamini eksikliğine karşı bir kase kuru erik, günlük K vitamini ihtiyacını karşılar ve kemik erimesi riskini azaltır.
]]>