Suudi Arabistan ekiplerinden Al-Shabab, teknik direktörlük görevi için Fatih Terim ile prensip anlaşmasına vardı. Deneyimli teknik adam, bugün Suudi Arabistan’a gidecek. Fatih Terim’in Al-Shabab kulübündeki yardımcılarının ise Levent Şahin ve Hamza Hamzaoğlu olacağı öğrenildi.
“BEN GELMEDEN KALECİ TRANSFERİ YAPILMIŞ”
TRT Spor’da konuşan Fatih Terim, “Konuştuğumuz kadarıyla Al Shabab’ta transfer yapmayacağız. En fazla 1 oyuncu olabilir. Ben gelmeden 1 kaleci transferi yapılmış” ifadelerini kullandı.
AL SHABAB’IN LİGDEKİ DURUMU
Vitor Pereira’nın İngiltere Premier Lig ekibi Wolverhampton’ın başına geçmesinin ardındanyardımcı antrenör Luis Miguel çalıştırdığı Al Shabab, Suudi Arabistan Ligi’nde topladığı 23 puanla 6. sırada yer alıyor.
TERİM’İN ÇALIŞTIRDIĞI TAKIMLAR
Türk Futbol tarihine adını yazdıran Fatih Terim kariyerinde Ankaragücü, Galatasaray, Fiorentina, Milan ve A Milli Futbol Takımı ve Panathinaikos’u çalıştırdı.

Suudi ArabistanFatih TerimFutbolDünyaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, ligin ilk yarısını istediği yerde bitirerek hedeflediği Avrupa potasına girmeyi başardı. 16 maçta 28 puan toplayarak 4. sırada yer alan İzmir ekibi, bu süreçte 8 galibiyet 4 beraberlik ve 4 mağlubiyet aldı. Sarı-kırmızılılar 31 kez rakip fileleri havalandırırken, Galatasaray (47) ve Fenerbahçe’den (40) sonra ligin en fazla gol atan takımı olmayı başardı. İzmir ekibinde atılan bu gollerin 21 tanesinde ise sadece 2 oyuncu pay sahibi oldu. Sarı-kırmızılıların forvet oyuncusu Romulo, ligde 14 maçta forma giyerken 7 gol 4 asist yapmayı başarıp 11 gole doğrudan katkı verirken, orta saha oyuncusu Tijanic ise 15 maçta 4 gol, 6 asist üreterek 10 gole doğrudan katkı vermedi. Böylece bu iki oyuncu, atılan 21 golün mimarı oldu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ALMANYA’nın Türk asıllı eski milli basketbolcusu M.D.’nin (46), memleketi Konya’daki evinden 8 altın madalya ile televizyon, dizüstü bilgisayar ve süpürge gibi çeşitli eşyalar çalındı. Polisin güvenlik kameralarından tespit edip yakaladığı 2 şüpheli tutuklandı.
Olay, 13 Aralık günü Meram ilçesi Yaka Mahallesi’nde bulunan müstakil bir evde meydana geldi. Almanya’da yaşayan daha önce Beşiktaş ve Galatasaray ile Alman milli takımında forma giyen M.D.’nin evini kontrol etmek için gelen yakını T.M., kapının kırık ve içerisinin de dağınık olduğunu fark etti. T.M., bunun üzerine polise ihbarda bulundu. İhbar üzerine adrese gelen polis, yaptığı incelemede M.D.’nin daha önce kazandığı 8 altın madalya ile evdeki 1 televizyon, 1 soba, 2 bakır kazan, 1 elektrikli süpürge, 1 dürbün, 1 dizüstü bilgisayar, 1 kol saati, 22 parça imitasyon takı, 72 parça çatal bıçak takımının çalındığını tespit etti. Çevredeki ev ve iş yerlerine ait görüntüleri inceleyen ekipler, basketbolcunun evine, 2 kişinin bahçe duvarından atladığını ve evin kapısını kırarak malzemeleri çalıp geldikleri 3 tekerli motosikletle kaçtığını belirledi.
30 KİLOMETRE BOYUNCA 48 GÜVENLİK KAMERASI İZLENDİ
Konya Emniyet MüdürlüğüAsayiş Şubesi Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği tarafından kurulan özel ekip, şüphelilerin kaçış istikametindeki 30 kilometrelik bölgedeki 48 güvenlik kamerasından görüntü izledi. Ardından şüphelilerin saklandığı ev belirlenip, operasyon düzenlendi. Operasyonda şüpheliler Oğuzhan Turuş (24) ve Arif Dönmez (28) gözaltına alındı. Evde yapılan aramada ele geçirilen çalınan madalya ve eşyalar M.D.’nin yakını T.M.’ye teslim edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Turuş ve Dönmez çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.
Haber-Kamera Salih BÜYÜKSAMANCI KONYA, DHA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 2’nci Lig Beyaz Grup’ta devre arasına 8 puanla düşme hattında giren Altay’da yönetim sözleşmeleri sezon sonunda bitecek iki savunma oyuncusuyla kontrat yeniledi. Siyah-beyazlılar, 36 yaşındaki tecrübeli sol bek Özgür Özkaya’nın mukavelesini 2026 yılına kadar, 22 yaşındaki genç stoper Kuban Altunbudak’ın sözleşmesini ise 2027 yılına kadar uzattı.
İzmir ekibinde 7’nci sezonunu geçiren Özgür ile takımda 2’nci sezonunu geçiren Kuban ilk yarıda 10’ar karşılaşmada görev yaptı. Ligde 10’uncu haftada iç sahada oynanan Adana 01 FK maçında sakatlanan takım kaptanlarından Özgür 6 maç forma giyemedi. Deneyimli savunmacı son olarak Kırklarelispor deplasmanında 78’inci dakikada oyuna girdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsviçre’nin Zürih şehrinde bulunan FIFA Müzesi’ni ziyaret edenler futbol tarihinde unutulmaz bir yolculuğa çıkıyor. Dünya futbol tarihinin en özel anlarını bir kez daha yaşarken, efsane futbolcuların giydiği forma ya da bir kramponu görmek, o günlerde yazılmış bir notu okumak sizi adeta o günlerin içinde hissettiriyor.
2016 yılında açıldı
Açılışı 28 Şubat 2016 yılında FIFA Başkanı Gianni Infantino tarafından yapılan ve 3 bin metrekare alana sahip olan FIFA Müzesi’nde, futbol tarihinden binden fazla eşsiz eser sergileniyor.
Ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği yer ise erkekler ve kadınlar Dünya Kupası’nın orijinallerinin bulunduğu sergi alanı.
Uruguay’da 1938’de düzenlenen ilk Dünya Kupası’ndan 2022 Katar’a kadar tüm Dünya Kupası organizasyonlarından anıları barındıran müzede 211 ülkeye ait milli takım formaları da yer alıyor.
Müzeyi ziyaret edenler ilk olarak, eşyalarını bırakmak için gittikleri emanet dolaplarında efsane futbolcuların isimleriyle karşılaşıyor. Ülkelerin renklerini taşıyan dolapların üzerinde, futbol tarihine adlarını altın harflerle yazdıran futbolcuların isimleri bulunuyor. Tabii ki Ronaldo ve Messi yazılı dolaplar ilk olarak doluyor.
Ülkelerin başarılarının unutulmaz anları yaşatılıyor
Ziyaretçiler, FIFA Müzesi’ndeki dijital ekranlar üzerindeki haritadan ülkelerini seçerek, milli takımlarının unutulmaz başarılarının heyecanını bir kez daha yaşıyor.
Haritada Türkiye’yi seçtiğiniz zaman ise İlhan Mansız’ın 2002 Dünya Kupası çeyrek finalinde Senegal’e attığı altın gole bir kez daha tanıklık ediyorsunuz.
2002 Dünya Kupası için ayrılan bölümde ise milli takım oyuncularımızın gol sonrasında yaşadığı sevincin illüstrasyonu sergileniyor.
Hakeme “Juju büyüsü”
FIFA Müzesi’nde İngiltere ile Arjantin arasında oynanan 1966 Dünya Kupası çeyrek finalinde hakem Rudolf Kreitlein’ın aldığı notları ya da Afrika ülkesi Benin’de takımlarının kazanması için kilitlerle sarılmış küçük bir hakem figürüyle yapılan “juju büyüsü”nü de görebiliyorsunuz.
Müzeye bugüne kadar 140’tan fazla farklı ülkeden ziyaretçi geldi. Futbol tutkunları burada yeşil sahadaki yeteneklerini sergileme şansına da sahip. Oluşturulan oyun alanlarında ziyaretçiler futboldaki hünerlerini de sergiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FENERBAHÇE SATMIŞTI
Süper Lig ekibi Fenerbahçe, 4.25 milyon euroya bonservisi aldığı Bruma’yı Braga’ya 2023 yılında 6.5 milyon euro karşılığında göndermişti. Geçen sezon 11 gol ve 7 asist yaparak kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Bruma, son iki ayda takımının gol yükünü çekti.
YENİ TAKIMINDA HARİKALAR YARATIYOR
Son iki ayda çıktığı ligde ve kupada toplam 8 maça çıkan Bruma 5 gol, 5 asistlik istatistik yakalayarak takımının skor yükünü üstlenmişti. Bruma’nın artan performansı Portekiz basınında da geniş yankı buldu.
Portekizli yıldız, son oynadığı 3 maçta da 4 gol atarak yine ülkesinde en çok konuşulan futbolculardan biri olmayı başardı. Bruma, takımının 2-2 berabere kaldığı Estoril maçında 2 gol ve 2-0 kazandıkları Santa Clara maçında attığı 2 golle takımına 4 puan kazandırdı.
KEREM’İ BİLE GEÇTİ
Son maçlarla attığı gollerle Braga’nın en çok gol atan futbolcusu durumunda olan Bruma, milli futbolcumuz Kerem Aktürkoğlu’nu da gol sayısında geçti. 30 yaşındaki futbolcu 13 maçta 7 gol atarken Kerem Aktürkoğlu, 11 maçta 6 golde kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KADINLAR Voleybol 1’inci Ligi A Grubu’ndaki Sultanlar Ligi yarışında 13 maçta 11 galibiyetle ikinci sırada yer alan İnfo Yatırım Karşıyaka’da voleybol şubesi, kulüpte dün gerçekleştirilen olağanüstü kongre sonrasında açıklama yaptı. Yönetim düşüp kulüpte 1.5 aydır imza yetkisi olmadığı için transferle ilgili karar alamayan yeşil-kırmızılılarda yeni dönemde hedeften sapma olmayacağı vurgulandı. Yine Onur Güner’in şube başkanlığında yola devam edecek voleybol şubesi, sezon başında sakatlanıp ameliyat olan Simay ve Şevval’in eksikliklerini transfer yaparak giderip Sultanlar Ligi hedefine yürüyecek. Şubenin açıklamasında, “Dün gerçekleşen kongremizde, bir kez daha Karşıyaka Spor Kulübü Voleybol Şubesi’nin yönetimine layık görülmenin gururunu yaşıyoruz. Bu önemli göreve tekrar gelmiş olmanın sorumluluğunun bilincindeyiz” denildi.
Açıklamada, “İlk günden itibaren belirlediğimiz hedeflere adım adım ilerleyeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Daha güçlü bir yönetim yapısıyla, Karşıyaka’mızı hak ettiği yerlere taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Önümüzdeki günlerde kadro eksikliklerimizi gidermek adına transfer çalışmalarımızı hızlandıracak ve özellikle sakat oyuncularımızın yokluğunu hissettirmeyecek adımlar atacağız. Bize inanan, güvenen ve bu büyük ailenin bir parçası olan herkese teşekkür ederiz. Güvenmeyenleri mahcup etmek, kulübümüzün adını zirveye taşımak için çok çalışacağız. Karşıyaka ruhu ve aidiyet duygusuyla, birlik ve beraberlik içinde büyük başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyoruz ve söz veriyoruz!” ifadeleri yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF Bölgesel Amatör Lig’de mücadele eden ve hedefini sezon başında 3. Lig olarak belirleyen Denizli İdmanyurdu Gürellerspor ilk yarının bitmesine 1 hafta kala hedefine emin adımlarla ilerliyor.
Kırmızı siyahlılar 14. Hafta itibariyle 9 galibiyet, 2 beraberlik, 2 yenilgi alarak toplamış oldukları 29 puanla aynı puana ve averaja sahip İzmirspor’un ardından ikinci sırada bulunuyor. Denizli İdmanyurdu Gürellerspor ilk yarının son maçı olan Asarlıkspor müsabakasından 3 puanla ayrılmaları halinde ilk yarıyı lider olarak kapatmayı garantilemiş olacak.
Son iki haftayı maç yapmadan geçiren kırmızı siyahlılar antrenmanlara ara vermeden devam ederken ilk yarının son maçı olan Asarlıkspor maçı hazırlıklarını olumsuz hava şartları nedeniyle salonda çalışarak sürdürdü. Futbolcuların istekli ve moralli oldukları antrenman yaklaşık 2 saat sürdü.
“21 gün sonra Asarlıkspor karşısına çıkacağız”
Asarlıkspor maçını değerlendiren Teknik Sorumlu Gökhan Kaynak, iki hafta üst üst maç yapmamanın takıma olumsuz etkileri olduğuna dikkat çekerek, “Maalesef lig devam ederken ara verip 21. Gün maç oynayacağız. Tabi bu bizim için kolay olmuyor. Çünkü bu kadar uzun süreli lig devam ederken ara vermenin motivasyon açısından da iyi olduğu söylenemez. Ama yine mazereti olmayan bir maça gideceğiz. Daha önce de söylediğimiz gibi ligin ilk yarısını 32 puanla bitirmek istiyoruz. Şu anda ligde 29 puanla ikinci sıradayız. Asarlık maçını 3 puanla geçersek 32 puanla hedeflediğimiz yerde ligi birinci olarak bitirme şansını yakalamış olacağız” dedi.
“Önemli olan ilk yarının son maçını kazanmak”
Oynanacak müsabak öncesi çalışmalarının iyi gittiğini belirten Kaynak, “Zaten hiç bırakmadık. 3-4 günlük bir aradan sonra antrenmanlarımıza devam ettik. Artık ilk yarının sonlarına geliyoruz. Hem oyun olarak hem fizik olarak iyi durumdayız. Pazar günü inşallah hem oyun olarak hem skor olarak elbette ki kazanmak önemli ama son hafta oyun da olsa kazanmak ön plana çıkıyor. Oyun olmasa da kazanmanın ön plana çıktığı bir maça gideceğiz. Dolayısıyla 1-0 olsun bizim olsun. İnşallah orada eksiklerimiz olmasına rağmen 3 puanla dönmek hedefimiz” diye konuştu.
“Hava şartları nedeniyle salonda çalıştık”
Gayet iyi bir çalışma süreci geçirdiklerini vurgulayan Kaynak, “Bu gün hava şartları biraz elverişsiz olduğu için günü salonda geçirmek istedik. Zaten bu hafta bir antrenman günü fazlamız vardı. Salı günü değil pazartesi günü başladığımız için beş günün bir gününü salonda değerlendirmiş olacağız. Şimdi son maçımızı ayın 29’unda oynadıktan sonra 20 günlük aramız var. Arada çok fazla olmadığı için fiziksel anlamda çok fazla yükleme yapamayacağımız bir ara dilimi olacak. Orada da oynayabileceğimiz birkaç hazırlık maçıyla geçirmek ve ikinci yarıya başlamak istiyoruz” dedi.
Asarlıkspor -Denizli İdmanyurdu Gürellerspor maçı 29 Aralık günü saat 14.00’te İzmir Menemen Asarlık Tesislerinde oynanacak. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1’inci Lig’de son iki maçını kazanıp devre arasına 23 puanla 11’inci basamakta giren ManisaFutbol Kulübü’nde yabancı oyuncular sezonun ilk yarısında gol yükünü çekti. Yönetimi belediyle buzların erimesinin ardından değişen, ikinci yarı öncesi sportif direktörlük görevi için Serkan İşyapan, teknik direktörlük görevi için de Hakan Şapçı ile sözleşme imzalayan siyah-beyazlılarda Fofana, Osuji, Wriedt, Ramirez, Hodzic ve Cissokho toplamda 15 gole imza attı. Yerli futbolculardan Oğuz, Efe Taylan, Kadir Kaan ve Muhammed Enes toplam 5 gol üretirken, rakip de bir kez kendi ağlarını sarstı.
Toplam 21 gol atan Manisa FK’da Fildişi Sahilli orta saha Fofana 5 golle takımının en skorer ismi oldu. Nijeryalı orta saha oyuncusu Osuji ve Ganalı forvet Wriedt 3’er kez gol sevnici yaşarken, İspanyol orta saha Ramirez de 2 kez rakip ağları sarstı. Orta alanda forma giyen Boşnak oyuncu Hodzic ve Senegalli Cissokho da takıma 1’er gol katkısı sunmayı başardı. İlk devrenin son 2 maçına girilirken Ankaragücü’nü deplasmanda 1-0, Şanlıurfaspor’u da evinde 2-1 yenen Manisa FK, düşme hattından kurtulup Play-Off yolunda umut tazeledi. Ege ekibinin 7’nci basamakta yer alan Çorum FK takımı ile arasındaki puan farkı 2 olurken, düşme hattında yer alan Şanlıurfaspor’la da fark yine 2 puanda kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü faaliyet programında yer alan YURTLİG Bilek güreşi heyecanı Yakutiye Gençlik Merkezimizde yaşandı. Melih Gül’ün koordinatörlüğünü yaptığı şampiyonada Teoman Cansever ile Ömer Aydın hakem olarak görev yaptı. Kızlarda sağ ve sol kolda Hattat Hasan Çelebi Yurdu şampiyon oldu. İkinci sırada Abdurrahman Gazi Yurdu yer aldı. Alvarlıefe Yurdu üçüncülüğü elde etti. YURTLİG Bilek güneşinde heyecan erkekler müsabakalarında devam etti. YURTLİG Erkekler Bilek Güreşi İl birinciliğinde Aziziye birinci oldu. İbrahim Hakkı Yurdu 2., Oğuzhan Yaşar Yurdu 3. Oldu. Sağ kolda ise üçüncülük madalyası Nurettin Topçu Yurdunun oldu. Dereceye giren takımların madalyaları Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Faaliyetleri Şube Müdürü Vahit Albayrak ve diğer davetliler tarafından verildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sevgi Kılıç’ın önerisi, Genel Başkan Özgür Özel’in oluruyla CHP’nin Spor Kurulu başkanlığına yeniden Demirhan Şerefhan getirildi. Şerefhan başkanlığında göreve başlayan yeni yönetimde spor hukukçuları, spor ekonomistleri, spor yöneticileri, akademisyenler, AB projeleri uzmanları ve milli sporcular yer alıyor.
Başkan Şerefhan ve yönetimi göreve gelmelerinin ardından, Kılıç ile birlikte dün TBMM’de Genel Başkan Özel’i ziyaret etti.
Şerefhan başkanlığındaki Spor Kurulu’ndun yeni yönetim kurulu şu üyelerden oluştu:
Bericesu Mert Kaya, Murat Ataman, Duygu Karslıoğlu, Merve Demircan, Turan Erdoğan, Yıldıray Veltan, Osman Buldan, Hüseyin Çakmak, Ferhat Öz, Kemal Özdönmez, Gülberk Gültekin Salman, Su Erbaş, Selin Bülbül, Mustafa Yavuz ve Ozan Yiğit.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURDUR’un Yeşilova ilçesindeki SaldaKayak Merkezi’ne mevsimin ilk karı yağdı.
Burdur kent merkezinde kısa süreli kar yağışı etkili oldu. Merkezde hafif yağan kar, yüksek kesimlerde ise etkisini artırdı. Turkuaz renkli suyuyla her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Salda Gölü manzaralı Salda Kayak Merkezi’nde sabah erken saatlerde etkili olan yağış sonrası kar kalınlığı 25 santimetreye kadar ulaştı. Kayak yapmaya yeterli seviyede kar tutmasa da merkez beyaza büründü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Şişli’de, birbirinden renkli ve eğlenceli etkinliklerin yer aldığı “Şişli Kış Festivali” başladı. Halaskar Meydanı’nda özel olarak oluşturulan festival alanındaki dev buz pisti, spor ve eğlenceyi buluştururken, sokak lezzetleri ve konserlerle dolu etkinliklerle ise ziyaretçiler keyifli anlar geçiriyor.
Şişli Belediyesi ve iştirak şirketi KENTHAŞ tarafından hayata geçirilen Şişli Kış Festivali, kapılarını açtı. Şişli’nin kalbi Mecidiyeköy’deki Halaskar Meydanı’nda oluşturulan alan, Kış Festivali için ışıklandırması ve süslemeleriyle özel olarak hazırlandı. Kış sporları etkinlikleri başta olmak üzere sokak lezzetleri, konserler ve rengarenk ışık gösterilerinin yer aldığı festival, iki ay boyunca 7’de 70’e tüm İstanbulluların spor ve eğlencede buluşma noktası olacak. Önceki gün hizmete giren Şişli Kış Festivali’nde buz pateni pistine ve buz kaydıraklara ilk günden çocukların ve gençlerin ilgisi yoğun oldu. Ayrıca festival alanında mini konserler ve DJ performansları da dikkat çekti. Festival kapsamında isteyen ziyaretçilere grup olarak buz pateni dersleri de sunuluyor. Etkinlik alanında bulunan buz kaydırağı da tüm İstanbulluların eğlenceli bir deneyime davet ediyor. 23 Şubat’a kadar açık kalacak olan Kış Festivali, haftanın her günü 10.00 – 22.00 arasında ziyaret edilebilir.
“Şişlililerin bir araya geldiği çok güzel bir alan organize ettik”
Etkinlik alanını ziyaret eden Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, festivalle ilgili olarak, “Şişlililerin, İstanbullunun morale ihtiyacı var. Bu tip etkinlikleri çok önemsiyoruz. Çocuklarımız, kadınlarımız, yaş almışlarımız, Şişlililerin bir araya geldiği, eğlendiği, müzik dinlediği, yılbaşı pazarında alışveriş yapabildikleri çok güzel bir alan organize ettik” diye konuştu.
“Şişli’ye bütün İstanbul’u davet ediyoruz”
Festival ve etkinlikler düzenlemeye devam edeceklerini kaydeden Başkan Şahan, “Halaskar Meydanı, Şişli’nin 7 odak noktasından biri olacak. Vatandaşımıza kış festivalleri, yaz festivalleri, sinema gösterimleri yapacağız. Her şeye inat, vatandaşımızın kendisini mutlu ve güvende hissettiği bu etkinliklerimize devam edeceğiz. Bu kış festivali Şişli’de ama İstanbul’un kalbi Şişli’ye bütün İstanbul’u davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gemlik Belediyesi ve Gemlik Belediyespor Kulübü iş birliğiyle düzenlenen programlarda, özel gereksinimli gençler spor yapma fırsatı buluyor. Antremanı ziyaret eden Belediye Başkanı Şükrü Deviren ve Gemlik Belediyespor Kulübü Başkanı Mustafa Duran, gençlerle tek tek selamlaşarak, onları motive etti.
Başkan Deviren, antrenman sonunda yaptığı konuşmada, sporun birleştirici gücüne dikkat çekti. Genç yaşlardan itibaren futbol ve diğer spor dallarıyla ilgilendiğini belirten Deviren, “Toplumsal alanda huzuru sağlayan şeylerin başında sanat ve spor geliyor. Belediyespor Kulübümüz aracılığıyla her geçen gün daha fazla gencimizi sporla buluşturuyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz program gibi özel çalışmalarımızda da sporu toplumun her alanına taşımaya gayret ediyoruz. Bu güzel çalışmada emeği geçen herkesi kutluyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARİHİNDE ilk kez mücadele ettiği Süper Lig’de devre arasına 14 puanla 17’nci sırada giren BodrumFutbol Kulübü’nün önemli gol ayaklarından olan Gökdeniz Bayrakdar ilk yarıyı sessiz tamamladı. Geçen sezon takımının Süper Lig’e çıkmasında büyük pay sahibi olan 23 yaşındaki futbolcu Süper Lig’de ise geride kalan 16 haftada gol ve asist üretemedi. İlk devrenin ortalarında geçirdiği apandisit ameliyatı nedeniyle 2 maç kaçıran Gökdeniz, 13 müsabakada forma giydi.
Toplam 969 dakika sahada kalan oyuncu ligde skor katkısı yapamadı. Ziraat Türkiye Kupası’nda ise deplasmanda 6-1 kazanılan Kastamonuspor maçında son 28 dakika oyuna dahil olan Gökdeniz, 1 kez fileleri sarstı. Kupada suskunluğunu bozan oyuncunun ikinci yarıda asıl bir performans sergileyeceği merakla bekleniyor. Gökdeniz geçen sezon ise 1’inci Lig’de Play-Off müsabakaları da dahil olmak üzere 36 maça çıktı. Gökdeniz geçen yıl 8 gol atıp 5 asist yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ev sahibine galibiyeti getiren golleri 2’de Adama Traore ve 45+8. dakikada Kristijan Lovric attı.
Konuk ekipte top koşturan Engjell Hoti, 83. dakikada ikinci sarıdan kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.
Bu sonucun ardından Amed SK puanını 25’e yükseltirken, Ümraniyespor ise 22 puanda kaldı.
Trendyol 1. Lig’in bir sonraki haftasında Amed SK, Adanaspor’a konuk olacak. Ümraniyespor, evinde Erzurumspor FK’yı ağırlayacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi deplasman ekibi 3-1 kazandı.
Hatayspor’un golünü, 26. dakikada Vincent Aboubakar kaydetti. Hatay’da Cengiz Demir’in kırmızı kart görmesiyle Adana Demirspor, 10 kişi kalan rakibine 3 gol birden attı. Adana Demirspor’un gollerini 61. dakikada Semih Güler, 70. dakikada Ozan Demirbağ ve 75. dakikada Abat Ayımbetov kaydetti.

Geçen hafta Beşiktaş karşısında ilk galibiyetini alan Adana Demirspor, ligde ikinci kez kazandı ve puanını 5’e yükseltti. Ligde tek galibiyeti olan Hatayspor ise 9 puanda kaldı.
Süper Lig’in 18. haftasında Hatayspor, Fenerbahçe’ye konuk olacak. Adana Demirspor ise Başakşehir’i ağırlayacak.
REKLAMOZAN DEMİRBAĞ TARİHE GEÇTİ
Adana Demirspor formasıyla Hatayspor ağlarını havalandıran 16 yaşındaki Ozan Demirbağ, Süper Lig tarihinde gol atan ilk 2008 ve sonrası doğumlu oyuncu oldu.
FENERBAHÇE MAÇINDA 5 FUTBOLCU CEZALI
Mücadelede, Hatayspor’dan 4 isim bu sezon ligdeki 4. sarı kartlarını görerek, 1 futbolcu ise kırmızı kartla cezalı duruma düştü.
Hatayspor’un iki stoperinden Francisco Calvo 7. dakikada, Recep Burak Yılmaz ise 15. dakikada sarı kart gördü. Ev sahibi takımda orta saha oyuncusu Görkem Sağlam 32. dakikada, Portekizli kanat forvet Joelson Fernandes ise 63. dakikada hakem Direnç Tonusluoğlu tarafından sarı kartla cezalandırıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Haftanın en gollü karşılaşması Kayserispor ile Galatasaray arasında oynanırken Aslan, 5 gollük galibiyet elde etti. Fenerbahçe, Eyüpspor deplasmanında; Beşiktaş ise evinde Alanyaspor’a karşı puan kaybetti.
ZİRVEDE 8 PUANLIK FARK
Kayserispor’u 5-1 mağlup ederek üst üste 3. galibiyetini alan Galatasaray, 16 maç sonunda namağlup liderliğini sürdürdü. Sarı-kırmızılılar, ezeli rakibi Fenerbahçe’nin puan kaybettiği haftada puanını 44’e yükselterek farkı da 8’e çıkardı. Sarı-lacivertliler haftanın açılış maçında Eyüpspor karşısında karşılıklı atılan gollerle sahadan 1 puanla ayrıldı. Fenerbahçe son 2 deplasmanda 5 puan kaybederek şampiyonluk yarışında yara aldı. Ligde Samsunspor 30 puanla 3. sırada bulunurken, Göztepe 28 puanla haftayı 4. sırada tamamladı.
Haftanın maçları ve sonuçları:
REKLAM
Eyüpspor – Fenerbahçe: 1-1
Sivasspor – Samsunspor: 0-0
Beşiktaş – Alanyaspor: 1-1
Gaziantep FK – Antalyaspor: 2-0
Göztepe – Çaykur Rizespor: 3-0
Kayserispor – Galatasaray: 1-5
Trabzonspor – Bodrum FK: 1-0
Başakşehir FK – Kasımpaşa: 2-2
Hatayspor – Adana Demirspor: 1-3
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mücadelenin 9. ve 42. dakikasında kazanılan penaltıları gole çeviren Piatek, ilk yarıda geriye düşen takımını öne geçirmeyi başardı.
Süper Lig’de gol krallığı yarışında bu sezon 12. gol sevincini yaşayan 29 yaşındaki futbolcu, 10 golle Simon Banza, 9’ar golü bulunan Edin Dzeko, Ciro Immobile ve Victor Osimhen’in önünde ilk sırada bulunuyor.
Maça 11’de başlayan Krzysztof Piatek, 90 dakika sahada kaldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, “Taraftarların neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat” ve “Taraftarların neden olduğu saha olayları” sebebiyle Fenerbahçe Kulübüne verilen cezaların incelendiği belirtildi.
İnceleme sonrası Fenerbahçe’ye verilen toplam 648 bin lira para cezasının onandığı kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada, Basketbol Şampiyonlar Ligi’nin D Grubu 6. maçında Almanya’nın Rasta Vechta ekibiyle oynanan maçta sakatlanarak oyunu yarıda bırakan Sadık Emir Kabaca’nın sol diz iç yan bağında kısmi yırtık tespit edildiğini belirtti.
Kulüp, 24 yaşındaki oyuncunun tedavisine başlandığını da kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UEFA Konferans Ligi 6. haftasında Başakşehir, deplasmanda Belçika’nın Cercle Brugge takımıyla 1-1 berabere kaldı.
Play-off potasının dışında kalan Başakşehir Avrupa kupalarına veda etti.
İLK YARI
6. dakikada ceza sahası içi sol tarafından Augosto’nun vuruşunda kaleci Muhammed Şengezer’den kurtarışı sonrası topu önünde bulan Magnee’nin vuruşunda meşin yuvarlak sağ kale direğine çarpıp oyun alanını terk etti.
20. dakikada ceza yayı gerisine seken topa Onur Ergün’ün yaptığı vuruşta meşin yuvarlak az farkla üstten auta çıktı.
28. dakikada Minda’nın rakiplerini geçerek ceza yayı gerisinden vuruşta kaleci Muhammed Şengezer sağ köşeye uzanıp meşin yuvarlağı kontrol etti.
33. dakikada Duarte’nin ceza sahası içi sağ tarafından yaptığı ortada Piatek’in kontrol edemediği topa sol çaprazda Crespo’nun vuruşunda meşin yuvarlak yanda dışarı çıktı.
34. dakikada sol kanatta Onur Ergün’ü geçen Brunner, ceza yayı solundan ceza sahasına girip yaptığı vuruşta kaleci Muhammed Şengezer köşeye giden topu kurtardı.

İKİNCİ YARI
52. dakikada Başakşehir gole çok yaklaştı. Deniz’in pasıyla ceza sahasında topla buluşan Kemen’in uygun pozisyonda sağ çaprazdan şutunda, top kaleci Delanghe’de kaldı.
54. dakikada Magnee’nin sol kanattan yaptığı ortaya altı pas önünde Augusto’nun kafa vuruşunda, kaleci Muhammed meşin yuvarlağı kornere çeldi.
74. dakikada Başakşehir öne geçti. Deniz’in pasıyla ceza sahasında topla buluşan Crespo, penaltı noktası önündeki Piatek’e yerden pasını gönderdi. Piatek’in gelişine ayak içiyle vuruşunda, top filelere gitti: 0-1.
82. dakikada Cercle Brugge beraberliği yakaladı. Magnee’nin kullandığı serbest vuruşta arka direkte kafayı vuran Brunner topu ağlara yolladı: 1-1
90+7. dakikada Başakşehir tur için önemli bir fırsatı değerlendiremedi. Pelkas’ın sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta Başakşehir kalecisi kafayı vurdu, Cercle Brugge kalecisi Delanhge çizgi üzerinde topu kurtardı. Seken topu da Ba’dan önce kaleci kontrol etti.
Mücadele 1-1 sona erdi.

ÇAĞDAŞ ATAN’DAN TEK DEĞİŞİKLİK
Başakşehir’de teknik direktör Çağdaş Atan, Konferans Ligi’nde son oynadıkları Heidenheim karşılaşmasına göre ilk 11’de tek değişiklik yaptı.
Çağdaş Atan, cezası sona eren Ousseynou Ba’ya ilk 11’de görev verirken, Hamza Güreler’i yedek kulübesine çekti.
Atan, Cercle Brugge karşısında takımını sahaya, Muhammed Şengezer, Duarte, Ba, Opoku, Lima, Onur Ergün, Crespo, Deniz Türüç, Kemen, Davidson ve Piatek ilk 11’iyle sürdü.
Turuncu-lacivertli kulübün yedek kulübesinde Volkan Babacan, Deniz Dilmen, Berat Özdemir, Dimitris Pelkas, Hamza Güreler, Joao Figueiredo ve Emre Kaplan yer aldı.
Başakşehir’de Belçika’ya getirilen Philippe Keny ise sakatlığı nedeniyle kadroya alınmadı.
MAÇA İLGİ AZ
Cercle Brugge ile Başakşehir arasında oynanan karşılaşmaya taraftarların ilgisi düşük oldu.
Kapasitesi 29 bin olan Jan Breydel Stadı’nın büyük bölümü boş kaldı. Tribünlerde yaklaşık 7 bin Belçikalı ve 500 Türk taraftar yer aldı.
Belçika’da maç saatinde hava sıcaklığı 5 derece, hissedilen hava sıcaklığı ise rüzgar nedeniyle -2 derece oldu.

Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray camiası, 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneğinin (1905 GSYİAD) düzenlediği yeni yıl organizasyonunda bir araya geldi.
Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen organizasyona sarı-kırmızılı kulübün başkanı Dursun Özbek, yönetim kurulu üyeleri, Galatasaray Sportif AŞ Yönetim Kurulu üyeleri, teknik direktör Okan Buruk, 1905 GSYİAD Başkanı Murat Sancaktar, dernek yöneticileri ve üyeleri katıldı.
“EN BÜYÜK HEDEFİMİZ GERÇEK 5. YILDIZI GÖĞSÜMÜZE TAKMAK OLACAK”
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan organizasyonun ev sahibi 1905 GSYİAD Başkanı Murat Sancaktar, “Gecemizin ana teması, yıl 2025, hedef 25. Bizde başarılar ve şampiyonluklar bitmez. Camia olarak en büyük hedefimiz bu sene mayıs ayında 25. şampiyonluğu alarak gerçek 5. yıldızı göğsümüze takmak olacak.” dedi.

“GERÇEK 5. YILDIZI ALACAĞIZ”
Başkan Dursun Özbek ise yeni yıl kutlaması gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle dedi:
“Yeni yıl bizim için çok önemli. Ciddi bir şampiyonluk yarışı var. Hedefimiz mayıs ayında şampiyon olmak ve gerçek 5. yıldızı göğsümüze takmak. Galatasaray’ın tüm başarıları birlik ve beraberlik olduğunda gelmiştir. Bu sene de kuvvetli bir beraberliğimiz var. Bunun devam etmesini diliyorum. İnşallah 2025 yılı hem ülkemiz hem de Galatasaray için güzel geçer.”
Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
FIBA Kadınlar Avrupa Kupası play-off turu rövanş maçında Beşiktaş, Polonya’nın Enea Gorzow ekibini 80-71 mağlup etti.
BEŞİKTAŞ, SON 16 TURUNA YÜKSELDİ
Karşılaşmaya pota altından bulduğu rahat sayılarla başlayan Beşiktaş rahat basketler bulsa da savunmada aynı performansı sergileyemedi. Mücadelenin 6. dakikası 11-11 eşitlikle geçilirken, son dakikada 8-0’lık seri yapan Polonya ekibi ilk çeyreği 19-15 önde bitirdi.
İlk periyodun son bölümlerinde elde ettiği hücum etkinliğini ikinci çeyreğe de taşıyan misafir takım kısa sürede farkı 7 sayıya yükseltti. Kısa sürede toparlanarak üst üste basketler bulan Beşiktaş üstünlüğü ele geçirdi. Son saniyede faul kazanan Enea Gorzow’un faul atışından elde ettiği basket sonrasında ilk devre 38-38 eşitlikle tamamlandı.
8-0’lık seri yaparak üçüncü çeyreğe başlayan Beşiktaş 25. dakikada farkı 11 sayıya yükseltti (58-47). Dış atışlardan peş peşe sayılar üreten siyah-beyazlı ekip, üstünlüğünü sürdürerek müsabakanın bu bölümünü 63-51 galip tamamladı.
Son periyotta direncini arttıran Enea Gorzow üst üste sayılarla farkı kapatmaya başladı. Kısa sürede toparlanarak hızlı hücumlarla rakibinin farkı azaltma çabasına karşılık veren Beşiktaş, Elif Bayram’ın son bölümdeki performansıyla karşılaşmayı 80-71 kazandı.
Polonya’daki karşılaşmayı da 80-64 kazanan Beşiktaş, son 16 turuna yükseldi.





Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray camiası, 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneğinin (1905 GSYİAD) düzenlediği yeni yıl organizasyonunda bir araya geldi.
Sarı-kırmızılıların teknik direktörü Okan Buruk, 2024’ün kendileri için iyi geçtiğini belirterek yeni yılda da şampiyonluk hedeflediklerini dile getirdi.
“BU BİRLİKTELİK GALATASARAY’I BAŞARIYA TAŞIYAN UNSURLARDAN BİRİ
1905 GSYİAD’ın kendileri için çok önemli ve değerli olduğunu aktaran Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“GSYİAD, her zaman Galatasaray’a destek veriyor. Üyeleriyle birlikte her gün gelişen ve büyüyen bir dernek. Burada Galatasaray taraftarlarıyla birlikte olmak bizi motive ediyor. Hem saha içinde hem de dışında gücümüzü ortaya koyuyoruz. Bu birliktelik de Galatasaray’ı başarıya taşıyan unsurlardan biri. İnşallah bu birlikteliği bu sezon da devam ettiririz. Bu gecede de 25. şampiyonluk ve 5. yıldız hedeflerini gördük. 2024 bizim için çok güzel anılarla geçti. Aynı inanç ve istekle 2025’te de şampiyon olmak istiyoruz.”

“HEP KAZANMAK İÇİN VAR”
Buruk, 2024 yılında birçok rekor kırdıklarının hatırlatılması üzerine, “Galatasaray hep kazanmak için var. Bunun dışında bir düşüncemiz yok. Kazanmak, şampiyonluğa odaklanmak rekorlar getiriyor. Bu camiamızın ve takımımızın başarısı. Ben de teknik direktör olarak bazen övgü alıyorum ama bu asıl Galatasaray’ın başarısı.” dedi.
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında Bellona Kayserispor ile deplasmanda yapacakları maçla ilgili şöyle dedi:
“Kayserispor, iyi bir takım. Belki bulunduğu yer itibarıyla farklı düşünülebilir ama ofansif anlamda sürprizli bir ekip. Gol yiyorlar ama çok da pozisyona giriyorlar. Ofansif anlamda güçlü bir takıma karşı oynayacağız. Kayseri deplasmanları hep zordur. Yüzde 100’ümüzü ortaya koymamız, iyi odaklanmamız gerek. Ara öncesi kazanarak bu seneyi bitirmek istiyoruz.”

PAULO DYBALA TRANSFERİ
Okan Buruk, sakatlığı bulunan futbolcuların durumuyla ilgili, “Salı günü Osimhen, Sanchez ve Jakobs’a özel bir çalışma yaptırdık. Bugün antrenmanın tamamına katıldılar. Kayseri’ye tam kadro olarak gideceğiz. Sadece sakatlığı olan Icardi ve cezası olan Sallai bizimle olmayacak.” şeklinde görüş belirtti.
Buruk, İtalya’nın Roma takımında forma giyen Arjantinli futbolcu Paulo Dybala’nın adının transferde geçtiğinin hatırlatılması üzerine sözlerini şöyle tamamladı:
“Transfer çok dinamik bir şey. Transfer sezonu yaklaştıkça bu tür haberlerin çıkması normal. Herkesin planları var. Biz de ileri dönük planlar yapıyoruz. Kadromuzu güçlendirmek istiyoruz ama şu anda Kayserispor maçına odaklanmış durumdayım. Araya girdikten sonra önümüze daha net bakacağız. Takımımızı güçlendirmek için eksik mevkilerimize hazırlanacağız.”
Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Portekiz Ligi’nde erteleme maçında Benfica, Nacional ile deplasmanda karşı karşıya geldi.
Benfica, daha önce yoğun sis nedeniyle ertelenen maçtan 2-0’lık galibiyetle ayrıldı.
KEREM DE ORKUN DA GÖREV ALDI
Benfica’ya galibiyeti getiren golleri Angel Di Maria attı. Arjantinli yıldız, 59. dakikada penaltıdan ve 74. dakikada fileleri havalandırdı.
Benfica’da Kerem Aktürkoğlu 81, Orkun Kökçü 87 dakika sahada kaldı.
Bu sonucun ardından Benfica, 14 maç sonunda 35 puana yükseldi. Nacional, 12 puanda kaldı.
Benfica, ligde hafta sonunda Estoril ile sahasında karşı karşıya gelecek. Nacional, Guimaraes ile deplasmanda karşı karşıya gelecek.


Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İtalya’nın Torino kentinde düzenlenen ödül gecesi Kenan Yıldız’ın yanı sıra yıldız futbolcular geçidine sahne oldu.
Tuttosport’un 2003 yılından bu yana sezonun en iyi 21 yaş altı futbolcusuna verdiği ‘Golden Boy’ ödülünü Barcelona forması giyen 17 yaşındaki İspanyol oyuncu Lamine Yamal alırken, Kenan Yıldız taraftar oylarıyla 21 yaş altı en değerli oyuncu seçildi ve ‘Golden Boy Web’ ödülünün sahibi olmuştu.
Torino’da düzenlenen geceye katılan Milli Takım ve Juventus’ta forma giyen Kenan Yıldız ödülünü aldı. Kenan Yıldız, bu prestijli ödülü kazanarak hem takımı Juventus’un hem de Türk futbolunun gururu olma başarısı gösterdi. 19 yaşındaki yıldız oyuncu, Juventus tarihinde 19 yıl, 136 gün ile UEFA Şampiyonlar Ligi’nde gol atan en genç oyuncu ünvanına da sahip olmuştu. Ödül törenini yakından takip eden duayen gazeteci ve aynı zamanda İtalya Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dündar Keşaplı milli oyuncunun bu mutlu günün takip etti.
“TÜRK FUTBOL SEVERLERİN ETKİLEŞİMİ ÇOK KUVVETLİ”
Juventus Kulübü Pazarlama Direktörü Mike Armstrong, törende gazetecilere yaptığı açıklamada Kenan Yıldız’ın kendileri için önemli bir değer olduğunu söylerken, kulüp olarak sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımların Türk taraftarlardan büyük ilgi gördüğünü ve bu durumun çok kuvvetli bir etkileşim yarattığını aktardı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“PSİKOLOJİK OLARAK SARSILMASINI ENGELLEDİ”
Levent Tüzemen (Fotomaç): Galatasaray ve Trabzonspor’u ortaya koydukları mücadeleden dolayı kutluyorum. Uzun yıllar unutulmayacak bu maçta altın yedek Batshuayi son dakikada attığı golle Galatasaray’a sadece maçı kazandırmadı psikolojik olarak da sarsılmasını engelledi.
“GEMİYİ LİMANA YANAŞTIRDI”
Uğur Meleke (Hürriyet): Galatasaray, 23 Kasım-23 Aralık arası bir ayda 7 maçlık sert bir fikstürün içinde. Alkmaar, Eyüp, Sivas, Malmö, Trabzon, hepsi de zor sınavlar. Üstelik bu 1 aylık süreç içinde çok fazla sakatlık sorunuyla da uğraştılar. Icardi, Osimhen, Davinson, Kaan ve Jakobs gibi kritik oyunculardan dönem dönem faydalanamadılar. Okan Buruk bu 7 maçlık süreci daha tamamlamadı ama iki cephede de rotada: Ligde yeni yıla lider girmeyi garantiledi. Avrupa’da da 0 puanlı Dinamo Kiev’i yenerse ilk 8 bileti garanti gibi. Yani Okan Buruk, sezonun ilk yarısı için gemiyi limana başarıyla yaklaştırmaya çok yakın.
“BATSHUAYI ÖNEMLİ BİR KARAKTER”
Ömer Üründül (Sabah): Galatasaray, ikinci devreye biraz kontrollü oynayalım diye durgun başladı. Sonrasında Trabzon üst üste iki gol atınca işin rengi değişti. Galatasaray beraberliği yakaladı. Ondan sonra Barış’ın dribblingleriyle tehlikeler yarattılar. Sonra uzatmada maçın kırılma anı geldi. Draguş’un topu kaleye yönelirken Abdülkerim müthiş çıkardı. Son saniyede de G.Saray yine kazanmayı başardı. Bir özel paragraf da Batshuayi’ye açmak istiyorum. Gerçekten çok önemli bir karakter. İcardi, Osimhen varken hiç şans bulamıyordu. Icardi sakatlandı, Osimhen hazır değildi. Buna rağmen Okan Buruk onunla başlamadı. Sonra maça girdi ve takımını zafere taşıdı.
“DERBİ DEDİĞİN BÖYLE OLUR”
Zeki Uzundurukan (Fotomaç): Nefesleri kesen derbide çok sayıda gol pozisyonu yakaladı Galatasaray! Ama Trabzonspor kalesinde bir ‘Uçan Panter Uğurcan Çakır’ vardı! Tam maç berabere bitiyor derken, genç oyuncu Ali Şahin, kafa ile topu kendi kalesine gönderdi. Harika derbi için ‘hiç bitmesin, sabaha kadar izleyelim’ dedik. Kazanan lider Galatasaray oldu! Trabzonspor da oynadığı muhteşem futbolla ‘yıkılmadım, ayaktayım’ mesajını verdi! Derbi dediğin böyle olur!
“GALATASARAY BÜTÜNLEŞMİŞ”
Osman Şenher (Milliyet): Galatasaray gerçekten çok koşuyor, çok mücadele ediyor, gol pozisyonlarına giriyor, ama öyle hatalar yapıyor ki bu hataların da bedelini az kalsın puan kaybederek ödüyorlardı. Malmö maçı da böyle oldu, dün gece Trabzonspor maçı da böyle oldu… Galatasaray iyi bir takım. Takım olarak bütünleşmişler. Futbolcular nesi varsa sahaya koyuyor. Zaten öyle olmasa perşembe akşamı zorlu bir maç oynuyorsun, dört gün sonra daha zor bir mücadeleyi büyük bir enerji sarfederek kazanıyorsun. Okan hocaya helal olsun. Değil mi ki takımına bu futbolu oynatıyor. Saygı duymamak mümkün değil. Sonuçta iyi futbol oynayarak, olağanüstü mücadele ederek hakkıyla Galatasaray galip geldi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>32 yaşındaki basketbolcunun Rusya’nın başkenti Moskova’da bir evde ölü bulunduğu belirtildi.
Ren TV’ye göre, Ukraynalı şarkıcı ve oyuncu Anna Sedokova’nın eski kocası Timma’nın intihar ettiği bildirildi. Vefat eden oyuncunun yanındaki telefonunun ekran koruyucusunda “Anna’yı Ara” yazdığı ve polisin detaylı bir soruşturma başlattığı bilgisi paylaşıldı.
9 Aralık’ta ünlü şarkısı Anna Sedokova’dan boşanan Timma, eşi ile bir süredir ayrı şehirlerde yaşıyordu. 2020’den beri evli olan çiftin, çocukları bulunmuyor.
32 yaşındaki Timma, Baltık Basketbol Ligi’nin eski MVP’si ve uzun süredir Letonya milli basketbol takımının oyuncusuydu.
2023/24 sezonunda Darüşşafaka formasını da terleten Timma, son olarak İspanyol ekibi Monbus Obradoiro’da forma giyiyordu.
Timma, EuroLeague’de 5 sezon oynarken, Baskonia, Olympiacos, Khimki ve UNICS takımlarında mücadele etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SARI KART GEREKİR Mİ?”
Serdar Saatçı’nın Mertens’e müdahalesinde faul kararı yeterli mi?
Deniz Çoban: Ayak ucuna hafif bir basma var. Uyarıyor. Hakemin genel yaklaşımına itiraz edemem.
Bahattin Duran: Hakem farkında, çok güzel. Farkındalığı çok önemli. Faul tartışmasız. Sarı kart göstermeyip olayın farkında olup, bu maç her şeye gebe olabilir, erken gösterilecek sarı kartlar soru işareti bırakırsa maç içinde ciddi problemlere yol açabilir. Serdar’ı yanına çağırıp ciddi şekilde uyarması yeterli.
Bülent Yıldırım: Net bir umut vaad eden atak yok. Ayağa basma da küçük kıstırma şeklinde. Hakem sarı kartla başlamak istememiş olabilir. Genel uyarı yeterli. Sarı kart gösterse saygı duyardım.
“BU SEVİYEYE YAKIŞMAYACAK HATA”
13. dakikadaki ofsayt kararı doğru mu?
Bahattin Duran: Pozisyon bittikten sonra, sonuç alındıktan sonra yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyor. Hiç ofsayt değil. Topun ayaktan çıkış anını yakalayamadı. Çok yanlış bir ofsayt bayrağı. Bunlar bahane değil tabii ki. İyi bir yardımcı hakem, gözü kapalı bu pozisyonu oynatır.
Deniz Çoban: Ofsayt değil.
Bülent Yıldırım: Yardımcı hakemin ofsayt bayrağı, bu seviyeye yakışmayacak bariz bir hata.
“SARI KARTA GEREK YOK”
14. dakikada Banza ile Muslera arasındaki mücadelede faul kararı yeterli mi?
Deniz Çoban: Oyunu durdurması doğru, Muslera’ya müdahale var, temaslı bir ihlal var. Faul kararı yeterli. Sıradan bir faul.
Bahattin Duran: Banza’nın hareketi net faul. Eliyle Muslera’nın kolundan çekmiş. Sarı karta gerek yok.
Bülent Yıldırım: Eliyle müdahalede bulunuyor. Başka da bir amacı yok. Sadece faul yeterliydi.
“SARI KART DOĞRU MU?”
Serdar Saatçı’nın Mertens’e yaptığı faulün ardından sarı kart görmesi doğru mu?
Bahattin Duran: Hakeme sarı kartı gösterirken dikkatli bakalım. Hakem, Serdar’a sarı kartı gösterdikten eliyle işaret ediyor, orada da yaptın uyardım diyor. Farkındalık dedik. Bu çok güzel, hakemlikte işte uyarı özel uyarı olur, genel uyarı olur, sarı kart tam oturur. Gösterdiğiniz sarı kartın da oturması lazım. Sarı kartlık faul değil. Oturmadı bence.
Deniz Çoban: Faul var mı burada! Faulü ararsanız zor bulursunuz. Bir oyuncu sahanın herhangi bir yerinde uyarı da almış olsa, 4 tane faul de yapmış olsa, bunu hakem faul olarak değerlendirirse hiçbir şeye sokamaz. Hiçbir şekilde bu sarı kart olmaz. Bu 5. faulü olsa bile oturmaz sarı karta.
Bülent Yıldırım: Bu sarı kart olmaz. Sadece faul yeterli.
“SARI KART ATLANDI”
Sara’nın Cham’a faulünde kart gerekir mi?
Deniz Çoban: Ayağı kapsayan bir basma var. Sarı kart olmalı. Arkadan yapılan basma hareketi sarı kart olmalı.
Bahattin Duran: Basit düşünmek gerektiğine inanıyorum. Sara, ayağını topa uzattı, oynamaya çalıştı. Burada artık önünde Cham’ın, Sara arkadan ayağı uzattı ve ayağını kapsayacak şekilde bastı. Faulle birlikte sarı kart.
Bülent Yıldırım: Ayağı tam kapsayan güçlü bir basma. Bu bir sarı kart.
“KIRMIZI VERİLMELİ Mİ?”
21. dakikada Ozan’ın Yunus’a müdahalesnde sarı kart kararı doğru mu?
Bahattin Duran: Galatasaray taç atışı kullanacak. Taçın yeri doğru mu, ona bakalım. Ondan sonra da sadece bir değil. Lundstram daha önce Jelert’e faul yaptı. Net sarı kart bu hareket. Sonrasında Ozan’ın yaptığı hareket de net sarı kart. Üzeri olur mu, onu konuşalım. Ozan bir kere riskli bir hareket yaptı. Topla oynama niyeti yok, top gitmiş, rakibini düşürmek tek amacı. Bunu yaparken Ozan’ın hareketi yaralayıcı mı? Riskli bir hareket. Aşil tendonunun üst tarafına, kalf bölgesine ayağı getiriyor. Bir hakem bu fotoğrafı gördü, Ozan’ı ihraç etti. İtiraz etmem. Ben neden sarı kart dedim? Tüm risklerin yanında güç transferini yapmadı. Taç atışının yeri doğru mu, en başta? Teknik alanın 1 metre solunda top taca çıktı. Yaklaşık 4 metre önden attı. Hakemin bunu fark edip, oyuncuyu yerinden atması için uyarması olmalıydı.
“KIRMIZIYA GEREK YOK”
Deniz Çoban: Kaleye çok yakın değilse titiz olunmaz. Ozan’dan önce Lundstram’a da sarı göstermesi lazım. Ozan’a gösterse de dönüp Lundstram’a da göstermeli. Şenol Hoca ile yardımcı hakeme bakın. Şenol Hoca sahanın içinde. Türkiye’de teknik alan konusunda hassasiyet yok. 10-12 defa ihraç edilmesi gereken teknik ekipler varken ihraç edilmedi. Şenol Hoca’yı atmadılar, haksızlık diyemem. 1-2 hakem dışında herkes sineye çekti. Oyun kurallarına göre Şenol Hoca’nın ihracı gerekir. Ozan’ın hareketine kırmızı kart diyebilmemiz lazım için bütününü değerlendirmek lazım. Kırmızı kart olması için yaralayıcı, gaddar, acımasız ve hareketin yoğunluk içermesi lazım. Fotoğrafı durdurunca olmaması gereken bir yere basıyor gibi görünüyor ama hareketin devamı yok. Pozisyonun bütününde kırmızı karta yer yok. Vidayla en hassas yere yapmış Ozan ama yoğunluk yok. Bu sarı kart. Lundstram’a da sarı kart.
“TAÇ GERİ ALINABİLİRDİ”
Bülent Yıldırım: “Hakem, tacı geri alabilirdi. Eleştirmem. Oyuncunun niyeti çabuk çabuk oyuna başlamak. Orta alan burası, kaleye yakın değil. Eleştirmem. Lundstram’ın Jelert’e yaptığı hareket tabanla, yoğunluğu yüksek Ozan’ın hareketinden.”
“SARI KART YETERLİ”
Bülent Yıldırım: “Tam otursa kartın rengini konuşuruz. Net, tartışmasız sarı kart. Ozan’ın hareketi çelmeleyip düşürmek. Acımasızlık, gaddarlık yok. Çok riskli bir hamle. Hakem yanılıp kırmızı gösterebilirdi. Sarı kart yeterli.”
“KOL SÜRTÜYOR, SARI OLMALI”
25. dakikada Yunus Akgün’ün Cham’a müdahalesinde faul kararı yeterli mi?
Bahattin Duran: “Yunus, rakibinin boyun bölgesine kolunu yasladı, sonra yakın mesafeden sürtürüp devam edecek. Sarı kart tartışmasız. Üstünün olması için şiddet olması lazım. Yüz bölgesinde her zaman aranmaz ama oyun içinde ikili mücadele ama kolunu sürttüğü için sarı kartı kabul ediyorum. Gelip dirsekle vursa kırmızı diyecektim.”
“HAKEM FAUL BİLE VERMEDİ”
Deniz Çoban: “Bu bir ciddi faullü oyun. Ciddi faullü oyun, top için mücadele ederken rakibe yapılan yaralayıcı müdahaleyi tarif eder. Bu bir ciddi faullü oyunsa, yüze yapılan hamlenin etkisini değerlendirmek gerekir. Top için mücadele etmiyorken yaptı derseniz kırmızıya gidersiniz. Bu konu tartışmalı. Bu bence de şiddetli hareket, ciddi faullü oyuna daha yakın. Bu temelde sarı kart, fazlası olur mu, hakem yorumuna girer. Ben de turuncu kart olduğunu düşünüyorum. Hakem faul çalıp sarı kart gösterseydi sorun yoktu. Hakem faul bile vermedi.”
“SARI OLMALIYDI”
Bülent Yıldırım: “Top için fiziksel bir mücadele. Kontrolsüz faul. Sarı kart mutlaka verilmeliydi.”
“KARTA GEREK YOK”
27. dakikada Abdülkerim’in Banza’ya yaptığı harekette faul yeterli mi, kart gerekir mi?
Deniz Çoban: Kaleye uzak, taç çizgisi kenarında, umut vaad eden atak yok. Sportmenlik dışı faul yok. Kontrolsüz faul yok. Stoper ile forvet arasında böyle mücadele olur. Sarı kart gerekmez.
Bahattin Duran: Çok net faul, kart gerekmez.
Bülent Yıldırım: Umut vaad eden atak yok. Sadece faul yeterli.
“FAUL KARARI YANLIŞ”
Galatasaray’ın ilk golü öncesinde Banza, Sara’ya faul yapıyor mu? Faul kararı doğru mu?
Bahattin Duran: Faul kararı yanlış. Ayağının içiyle Banza topa temas etti, rakibine herhangi bir müdahalesi, faulü yok. Rakibine vurmuyor. Ayağının içiyle topu kontrol edip aldı, söktü. Banza topu söktükten sonra da bir müdahalede bulunmadı. Bu pozisyonda oyunun devam etmesi gerekirdi. Bu pozisyonda faul yok.
Deniz Çoban: Banza, kaval kemiğiyle Sara’ya bir müdahalesi olabilir mi, olabilir. Vurmak başkadır, temas başkadır. Futbol temas oyunudur. Top kazanmaya çalışırken illa temas olur. Banza o kadar temiz topu çekiyor ki, illa bir temas olur. Burada faul yok.
Bülent Yıldırım: Faul kararı yanlış. Hakem şanssızlığı. Banza’nın hareketini çelmeleme görmüş, yanılmış.
“DÖRDÜNCÜ HAKEM, SARI KART”
Sallai’nin Cham’ın yüzüne müdahalesi var mı?
Bahattin Duran: Müdahale var. Sarı kart gerekirdi.
Deniz Çoban: Dördüncü hakem görmeliydi.
Bahattin Duran: Dördüncü hakem yardımcı olmalıydı.
“YÜZDE 100 ÇIKTI DENEMEZ”
Trabzonspor’un Ozan Tufan ile bulduğu ikinci golde top auta çıktı mı?
Deniz Çoban: “Gol çizgisi teknolojisi bunu çözemiyor, sadece kale direkleri arasını değerlendirebiliyor. Aut çizgisini ölçemiyor. Bu şehir efsanesi. Bu top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi, yüzde 100 emin olabilmek için sadece ve sadece kale direği hizasındaki kameradan bakmak lazım. Hepsi yanıltır. Gol çizgisi teknolojisinde ‘aaa gol’ diyoruz, santimle geçmemiş oluyor. Çizgiyi geçmiş olabileceği hissi uyanıyor ama yüzde 100 kanaat edemiyoruz. Bu pozisyon günahıyla sevabıyla yardımcı hakemin vicdanındadır. Yardımcı hakem, çok doğru yerden bu pozisyonu izliyor.”
“VAR’IN KABAHATİ YOK”
“Bu pozisyonla en son tartışılacak kişi VAR’dır. Neden? VAR’ın bu ve buna benzer pozisyona müdahale edebilmesi için çok net, 15-20 cm çıkmış, çıktığı yüzde 100 olan pozisyona karışır. VAR, bu pozisyona karışamaz. Bakıp çıkmış diyeceğiniz pozisyonda topun izdüşümü 1 milim bile olsa çizgiye değmiş olabilir. Dünyada kime sorarsanız sorun, VAR karışamaz der, çıkar işin içinden. Yardımcı hakeme güvenmek dışında yapabileceğimiz hiçbir şey yok.”
“BİR AÇIDAN ÇIKMIŞ, BİR AÇIDAN ÇIKMAMIŞ”
Bahattin Duran: “Top çıkmamış gibi gözüküyor. Topun 1 milimetre izdüşümü bile çizgiye değiyorsa top oyunda kabul edilir. Topun çizgiye temas etmesi gerekir. Topun izdüşümünün çizgiye 1 milimlik teması bile çıkmadığı anlamına gelir. Sonuç, evet bir açıdan bakıyoruz, top net çıkmış gibi görünüyor. Birkaç açıdan bakıyoruz, çıkmamış gibi görünüyor.”
“BU TOP ÇIKMAMIŞ”
Bülent Yıldırım: VAR sisteminde maç görevlisinin verdiği kararın aksini ispat edemezseniz, saha görevlisinin kararı kesindir. VAR böyle bir tespit yapamıyor. 1 açıdan çıkmış izlenimi yüksek, 3 açıdan çıkmamış izlenimi yüksek. VAR müdahil olamaz. Deneyimime göre söylüyorum, bu top çıkmamış.
TOPUN ÇAPI
Bahattin Duran: “Topun çevresi 2pr, 2pr’den 10.82’ye geliyor yarıçap, 22 cm olur büyük r.”
“11 SANTİM ÇİM GÖRMELİYİZ”
Deniz Çoban: Tam çıkmış olması için 11 santim çim görmemiz lazım yani.
“PENALTI DOĞRU”
Galatasaray’ın kazandığı penaltıda karar doğru mu?
Bahattin Duran: Penaltı kararı doğru.
Deniz Çoban: Penaltı kararı doğru.
Bülent Yıldırım: Penaltı kararı doğru.
“PENALTI YOK”
73. dakikada Mendy’nin ceza sahası içinde Mertens’e müdahalesinde devam kararı doğru mu?
Bahattin Duran: Tabana hafif bir temas var. Vurmak için değil o. Devam, ihlal yok.
Deniz Çoban: Dikkatsiz bir temas var, top bambaşka yere gidiyor. Mertens avantaj yitirmiyor. Devam kararı doğru.
Bülent Yıldırım: Devam.
“FAUL VE SARI KART”
Topsuz alanda Mendy’nin Mertens’e hareketi faul mü, devam kararı doğru mu?
Bahattin Duran: Topsuz alanda müdahale. Faul ve sarı kart gerekli.
Deniz Çoban: Faul ve net sarı kart.
Bülent Yıldırım: Faul ve net sarı kart. Boynundan alıp geriye doğru çekmiş.
“PENALTI VERİLMELİ MİYDİ?”
Muslera’nın Banza’ya müdahalesinde ihlal var mı, penaltı gerekir mi?
Deniz Çoban: Muslera’nın gecikmiş bir hamlesi var. Banza topa kafa vuruyor. Muslera’nın hamlesi, futbolun sınırları içerisinde. Yumruk yapıp enseye kafaya vursa ihlal olur. Muslera topa ulaşmaya çalışıyor, avuçlarının içi rakibe geliyor. Devam kararı doğru.
Bahattin Duran: Devam kararı doğru. Sırtına hafif bir müdahale var.
Bülent Yıldırım: Devam kararı doğru. Tokat vursa, yumruk çıkarsa her türlü penaltı olurdu.
“KIRMIZI KART GEREKİR Mİ?”
Osimhen’in müdahalesi sonrası Mendy sarı kart gördü, fazlası gerekir mi?
Bahattin Duran: Net bir sarı kart. Trabzonsporlu oyuncunun yetişme ihtimali var.
Deniz Çoban: Sağdaki Trabzonsporlu oyuncunun yetişme şansı var. Sarı kart doğru.
Bülent Yıldırım: Sarı kart yeterli.
“OFSAYT VERİLMEDİ, İPTAL GEREKMEZ”
90+7. dakikada direkten dönen pozisyonda Batshuayi ofsaytta mı?
Deniz Çoban: Batshuayi ofsaytta. Top taca çıkacak. Ofsayt bayrağını kaldırmalıydı. Taçtan sonra Mertens’e yapılan hareket faul. Sonuç odaklı gidiyoruz. O ofsaytı kaçırmış, 3-3 bitmiş, kimse ‘ofsayt kaçtı, taca gitti, geldi, faul oldu, gol oldu’ demeyecek. Sonuç odaklı. Gol olunca 3 önceki pozisyonda ofsayt gündeme geliyor.
Bahattin Duran: Bu pozisyon ofsayt. Topla da oynuyor, ofsayt gerçekleşiyor. Muhtemelen yardımcı şüphelenmiştir. Bu top taca çıktı sonrasında. Taçtan sonra Mertens’e yapılan hareket faul. Golde ihlal yok. Maç içinde her şey arka arkaya. Taça, ofsayta, auta, kornere dikkat etmek gerekiyor. Çünkü sonuç odaklı değerlendiriyoruz.
Bülent Yıldırım: Net bir ofsayt, bayrağın kalkması gerekirdi.
GENEL DEĞERLENDİRME
Deniz Çoban: Hakem Kadir Sağlam 6 sarı kartı atlamış, 2 tane fazla vermiş. Ortak fikrimiz. 8 sarı kart hatası bu seviye için fazla. 90 dakika boyunca kontrol hep elindeydi. Kontrolü kaybetmedi. Kendinden emin kararlar verdi.
Bülent Yıldırım: 4-3 biten maçta oyuna katkı sağladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Taraflar 1-1’lik eşitlikle sahadan birer puanla ayrıldı. Bu beraberliğin ardından puanını 25’e yükselten kırmızı-siyahlılar 6. sırada yer aldı. West Ham ise haftayı 19 puanla 14. sırada tamamladı.
Enes, bu sezonki 2. golüne ulaşırken, üst üste 2 lig maçında da gol sevinci yaşadı.
Bournemouth, ligde bir sonraki hafta 22 Aralık Pazar günü Manchester United’a konuk olacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe, Başakşehir’i Edin Dzeko ve Youssef En-Nesyri’nin (2) golleriyle 3-1 mağlup etti.
45+1. dakikada Başakşehir futbolcusu Ousseynou Ba, Edin Dzeko’ya yaptığı müdahale sonucu kırmızı kart gördü.
“ÜZGÜNÜM, ÖZÜR DİLERİM”
Instagram üzerinden yaptığı paylaşımla Edin Dzeko ve takım arkadaşlarından özür dileyen Ba, oyunun temposu ve stadyumun atmosferinin de etkisi ile kabul edilemez bir davranışta bulunduğunu ifade etti.
İşte o paylaşım:

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep’e galibiyeti getiren golü 3. dakikada Ivo Grbic (k.k) kaydetti.

Bu sonucun ardından Gaziantep FK 18 puana yükseldi. 3 maç sonra kaybeden Ç. Rizespor ise 19 puanda kaldı.
Ligin 16. haftasında Gaziantep FK deplasmanda Alanyaspor ile karşılaşacak. Çaykur Rizespor ise sahasında Konyaspor’u ağırlayacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BARIŞ ALPER’E ÇOK ÜZÜLDÜK”
“Çok fazla demeç verme, basında olma gibi konular için zaman ayıramıyorum. Projelere öncelik veriyorduk. Maalesef bugün çok üzüldük. Barış Alper’e geçmiş olsun. Durumunu takip ettim. Öğrendiğim kadarıyla basmanın etkisinden çok sanıyorum dönerken, yan bağlarıyla ilgili esnemeye bakacaklarmış. Umarım korktuğumuz olmaz. Güzel haberleri yarın duyarız. Geçmiş olsun.”
“İSTEMEDİĞİMİZ ÜZÜCÜ BİR OLAY”
“Güzel şeyleri, maçlar üzerinde konuşmak isterdik. Rekabetlerle eğlenelim derken birden, hiç beklemediğimiz, istemediğimiz üzücü bir olayı konuşmak zorunda kaldık. Hakem yöneticisi olarak çok üzgünüm, yöneticilerim de üzgün.”
“POZİSYONUN ŞOKUNU YAŞIYOR, KONUŞUYORUZ”
“Bir seyirci gözüyle diyorum. Pozisyonları tek tek mercek altına almadım. Bir maçta 20’ye yakın pozisyon oluyor. Her bir pozisyonu ilk önce ön değerlendirme yapıyoruz, 24 saat içerisinde mercek altına alıyoruz, hakem hatalarını gözlemci raporunun yanına koyuyoruz. Bu değerlendirmeden muaf söylüyorum, o ana kadar kabul edilebilir düzeyde maç yönetiyordu. Yoksa şu pozisyonda haklıydı haksızdı demek istemiyorum. Onlarla şu ana kadar hiç bakmadım. Tamamen 90+5’teki olayın şokundayız hala ve onu konuşuyoruz.
“VAR ÇAĞIRINCA ‘OH’ DEDİM”
“Hakem VAR tarafından çağrılınca olan hissiyatımı söyleyeyim, açıkçası hakemin görmemiş olmasını yadırgadım ilk anda. Son dakikalarda köşeye sıkıştırılır top, çok normal. Orada oyuncular yoğunlaştığı için, daha aday hakemlikte başlar, eğitimlerde oraya yanaşın, oyuncu orada sizin olduğunu hissetsin, ola ki yanlış yapacaksa hakemin orada olduğunu bilsin ki önleyici hakemlik yapalım, herhangi bir kaza bela olmadan, varsa bir ihlal, orada anında görün diye tembihleriz. Göremedi, olabilir. VAR çağırınca ‘oh’ dedim, VAR görevini yaptı. En büyük korkumuz, VAR’ın fahiş hatayı kaçırması. Bundan çok endişeleniyoruz. VAR hakemi davet edince ben ‘oh, VAR kaçırmadı fahiş hatayı’ dedim. Orada ilk görüntüyü gösterince kırmızı kart ile cezalandırması gerekir diye düşündüm. Başka ihtimal düşünmedim.”
“VAR KAYITLARI İÇİN ÖZEL UYGULAMA…”
“VAR konuşmasının yayınlanması konusu, normalde son maç bitince ve 24 saat geçince. Salı günü akşam yayınlanacaktı. Ancak, böyle bir aciliyet olduğu için acaba hemen yarın yayınlanabilir mi, özel bir uygulama olabilir mi diye düşünebiliriz. Niye bu kural değişmesin, gündeme alabiliriz.”
“VAR HAKEMİNİ ARADIM, KONUŞTUM”
“Bir hafta sonra evime, Ankara’ya döndüm. Riva’da olsaydım, bazen oluyor, maçtan sonra herkes, odayı terk ettikten sonra gidip kontrol ihtiyacı duyuyorum. Maçlar bittikten sonra pazartesi on buçuk civarlarında notlar alıyorum, ofsayt kararlarına da kadar teyit ediyorum. Hakem arkadaşlar da biliyor bunu. Yarın Riva’da olacağım. Hakem arkadaşlarımla konuştum. Maçtan sonra VAR hakemiyle konuştum. Hatırlayabildiğin kadar bana aktarabilir misin dedim. Birebir hatırlaması imkansız her konuşmayı. Büyük oranda arkadaşım aktardı. VAR hakemi prosedür olarak protokole tamamen duymuş. Bu bizim için sevindirici. Son nokta olarak seyrettikten, hangi açıları gösterdiğini, konuşmaları dinledikten sonra bakarız. Şu an gördüğüm protokol gereğini yapmış.”
“KONUŞTUM, BANA ANLATTI”
“Hakem Turgut Doman’ı aradım. Turgut Hoca ile konuştum. Böyle bir olayda, önemli bir şey olursa MHK’yi bilgilendirin deriz. Bu sefer ben aradım. Ekstra bir olay olarak görüyoruz. Arkadaşının davet ettiğini, maç esnasında krampona basma gördüğünü, davet ettiğinde de ilk gördüğü pozisyonda yine krampona basma gördüğünü, bu nedenle kararında kalacağını ifade etti. Çok da sıcak olduğu için çok bir şey sormadım. ‘Peki evladım, görüntülere bak, seyret, yarın konuşuruz’ deyip kapattım.”
“HAKEM ‘KARARIM DOĞRUYDU’ DEDİ”
“Ben hakeme şunu söyledim, ‘6-7 defa gösterdi VAR hakemi, ben ekranda gördüm, 6-7 defa aynı şeyi mi gördün’ dedim. ‘İlk başta gördüğüm buydu, kararda doğru olduğumu düşündüğüm için kararda kaldım’ dedi. ‘Bir daha seyret, konuşuruz’ dedim. Konuşmayı derinleştirmenin manası yoktu orada. Yarın tüm işimiz bu olacak.”
“GENELDE UYGULAMA BU ŞEKİLDE OLMAZ”
“Maçtan 1 saat sonra bir mesaj atmıştım, ‘Müsait olduğunuzda arayın’ demişim. 19.20 civarlarında arkadaşım herhalde otele geçince bana dönmüş. Bu akşam daha fazla görüşmeyi sağlıklı görüyorum. Evlerine gitsinler. Ben de sabah saatlerinde Riva’ya geçerim. Genelde uygulama bu şekilde olmaz. Bugün biraz tabii özel durum olduğu için böyle davrandım ama genel yaklaşımım, maçta arkadaşımız hata yapsa da o konu hakkında çok bahsetmem. Zaten maçtan yeni çıkmış, niye böyle yaptın demek sağlıklı değil. Genelde temas kurmam. Konuşmaları VAR’daki konuşmaları dinleyip yapmak daha mantıklı. Arkadaşlarımla analiz ekibimiz var. Daha fazla pozisyonlar kayıt altına alınabiliyor. Her biri için yorum yapıyoruz. Bazen çözemeyince tüm MHK üyelerinin görüşünü alıyorum. Hala hemfikir olamıyorsak UEFA eğitmenlerinden görüş alıyoruz. Bazen UEFA’daki kişilere de gönderiyoruz görüntüleri, görüş alıyoruz.”
İSTİFA EDECEK Mİ?
“İstifa etmeyi düşünmüyorum. Turgut Doman idari süreçten geçecek. Normal sürecin dışında farklı bir süreç olacak.”
“VAHİM BİR HATA VAR”
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’nun ‘Bana operasyon yapıyorlar’ sözleri..
“Herkes çok sinirli. Cümlelerimi çok dikkatli söylemek durumundayım. Kamuoyuna bir mesaj veriyoruz. Hakemlerin yöneticisi olarak benim böyle bir soruya cevap vermem, yorum yapmam çok zor ve farklı yerlere çekilebilir. Şöyle bir cevap verebilirim; sonuçta bir hadise yaşadık, hakem herkesin üzerinde mutabık kaldığı, küçüğünden büyüğüne herkesin çok net kırmızı kart dediği pozisyona sarı kart verdi. Akabinde VAR teknolojisiyle çağrılıp 6-7 defa izletilip kararında ısrar etmesi, artık o saatten sonra onun bilgi eksikliği, efendime söyleyeyim yetenekle, futbolu bilmekle, niyetle ilgili olup olmadığıyla ilgili yorum yapmak istemiyorum. Vahim bir hata var. Bu hatayı her yönüyle araştırmaya başladık. Yarından itibaren normal sürecin dışında göreceksiniz. Bunu göreceksiniz.”
“BENİM DÖNEMİMDE BİR İLK OLACAK”
“Normalde 3-4 pozisyon izleriz, hakem notun bu, gözlemci notun bu, bize göre notun daha düşük 3 hafta bekleyeceksin, cezan bitince devam edeceksin. Yarından itibaren farklı bir süreç izleyeceksiniz. Bu kadar net olan, VAR hakeminin sana yardım ettiği noktada, bunla ilgili kararında ısrar etmenle ilgili biraz daha fazla detaylı sormak istiyoruz. Arkadaşımızın idari süreçten geçmesi, ilk anda verdiğimiz karar. Normalde böyle şeyleri yazılı sormayız, yazılı soracağız yarın. Sadece bu pozisyonu yazılı soracağız. Diğer pozisyonlarla ilgili süreç prosedürle işler. Bu olay vahamet yaratan, çok net olduğu için, bizleri endişelendirip üzdüğü için anlat arkadaşım diyerek yazılı soracağız. Benim dönemimde yazılı bir sorma olmadı.”
“PMİK ile bir karar aldık. Biz madem kamuoyunu bu kadar işgal ettik, bu kadar üzdüysek buna normal bakmamızın doğruluğu yok.”
TURGUT DOMAN DÜDÜK ASACAK MI?
“Bu detaylı süreci yürüteyim. Kararımı sonra açıklayayım. Şimdi söylemem doğru olmaz. Şu an çok sıcağız, çok sinirliyiz, çok üzgünüz. VAR kayıtlarının incelenmesi, VAR ve AVAR hakemlerinin yazılı bilgisi, yardımcı hakemler ve dördüncü hakemin bilgilerine başvuracağım. Herkesin bilgisini aldıktan sonra, arkadaşlarımla karar alacağız. Sonucunu duyuracağız. Kamuoyunu bu kadar meşgul eden olay için yapmamız gerekiyor.”
“HACIOSMANOĞLU İLE KONUŞTUNUZ MU?”
“İbrahim Hacıosmanoğlu ile görüştünüz mü?”
“Bana pozisyonu ve görüşümü sordu. Ben de anlattıklarımı kendisine aktardım.”
DERBİ HAKEMİ İÇİN YORUM!
“Aklıma istifa gelmedi. Hakem konuşmak üzücü maalesef. Dün çok güzel bir hakemlik örneği sergiledik. Genç arkadaşımız güzel maç yönetti. Mutlu olduk. Derbide Mehmet Türkmen’i başarılı buluyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HEDEFİMİZDE AVRUPA VAR”
3. sezonumdayım, 2 şampiyonluğum var. Bu sene bir de Avrupa hayalimiz de var, Avrupa’da başarılı bir sezon geçirmeyi hedefliyoruz. O hayalle yaşamak güzel. Olur olmaz onu bilemezsiniz ama yapılan yatırımlara bakıldığında hedeflerin buralarda olması gerekiyor, 3 Türk kulübü için de.
“2 YIL SÖZLEŞMEM VAR AMA…”
Galatasaray ile 2 yıl daha sözleşmem var, bu 2 yılda 2 şampiyonluk daha kazanmak kısa vadede hedefim. Birincisi 5. yıldız hedefimiz var, onu gerçekleştiren teknik direktör olmak isterim. Hem de Avrupa’da final oynamak, onu yaşamak çok önemli. Uzun vadede ise Avrupa’da çalışmak istiyorum. Premier Lig gibi Serie A gibi Avrupa’nın önemli liglerinde bir Türk teknik adam olarak çalışmak isterim. Premier Lig’in Avrupa’nın bütün liglerinin önünde olduğunu düşünüyorum, gelirleri de çok yüksek. İtalyanca konuştuğum için Serie A bana daha yakın olabilir.
“F.BAHÇE, MANCHESTER’DAN İYİ OYNADI”
Yakın zamanda bir Premier Lig takımıyla oynadık, onlara karşı ne yapabileceğimizi gördük. Fenerbahçe de Manchester United maçında daha üstün olan taraftı bence. Geçen sene de, bu sene de bence kafa kafaya oynayabildiğimizi gösterdik.
“BEKLERLE İLGİLİ SIKINTI YAŞADIK”
Beklerle ilgili son yıllarda hep sıkıntı yaşadık. Bu sene için Ismail Jakobs ve Jelert transferleri yaptık. Bu sene hep genç oyuncuları transfer ettik. Jakobs ufak tefek sakatlık sorunları dışında bizi çok memnun etmişti. Jelert yaptığımız bir yatırım. 2003 doğumlu. İleriye dönük de bize katkı sağlayabilecek bir oyuncu. Elimizdeki oyunculara göre adapte oluyorum, çözüm arıyorum. Mevcut düzende de bu çözümleri bulduk aslında. Sol beklerin, sağ beklerin olmadığı yerde hep bir çözüm bulduk. Bizim işimiz de çözüm bulmak aslında.
“ÇOK BÜYÜK SAYGISIZLIK”
Biz bir şey olmasa bile hakem konuşuyoruz ülkemizde. Hep konuşulacak herhalde, onun önüne geçemeyeceğiz. Emeğe yapılan saygısızlık bence, her takım için. En ağırı o. Her gün antrenman yapıyorsunuz, haftada iki maç oynuyorsunuz ailenizden uzaksınız, bu kadar zorluk çekiyorsunuz. Sonra bir anda ‘Hakem sayesinde kazandın, şampiyon oldun’ diyorlar. Bu çok büyük bir saygısızlık, kendim için söylemiyorum. Her takım için böyle.
MERTENS’İN SON SEZONU MU?
Geçen sene de aynısını demiştik bir yıl uzattık. Bazen oyuncular da bir yıl devam etmek istiyor. Sezon bittikten sonra bunlar net şekilde olur. Sezon sonu vereceği karar önemli oraya tabii ki hazırlık yapıyorsunuz. Bir hazırlığımızın olması kesinlikle gerekiyor. Ocak ayı sonrası net şekilde göreceğiz.
“2000 KADROSU DAHA İYİ”
2000 kadrosu mevcu kadroya göre daha iyi. Orada ben de oynadığım için oraya biraz şey gidiyor.
“ÇITAYI ÇOK YÜKSELTTİK”
En zor sezonum geldiğim sezondu. Takım oluşturmak, yeni oyuncular… İkincisinde beklenti yükseldiği için zorlandık. Her puan kaybettiğinizde 15 puan kaybetmişsiniz gibi bir etki oluyor. Şu anda herkes mükemmeliyetçi, Galatasaray hep kazanmak ve iyi oynamak zorunda. Şu andaki tek zorluk çıtayı yükseğe koymamız. Mutsuzluğa çok alışkın bir taraftar topluluğu değil.
“MUSLERA’NIN KARARI ÖNEMLİ OLACAK”
Muslera’nın vereceği karara göre bir hazırlığımızın olması gerekiyor. Ama formda, çalışkan ve profesyonel bir kaleci için yaşın bir önemi yok. Buffon mesela 42 yaşında bıraktı. Muslera’nın kararı önemli olacak.
“ELİT STOPERLER İÇERİSİNDE”
Formda ve özgüveni yüksek bir Davinson, elit stoperler içerisinde olur. Direkt olarak van Dijk’tan iyi diyemem ama Tottenham maçında Davinson’un Tottenham’ın tüm stoperlerinden daha iyi bir oyun ortaya koydu.
“OSIMHEN İÇİN DAHA ERKEN”
Osimhen konusu erken. Biraz zaman geçmesi lazım ama niyetimiz belli. Galatasaray her zaman oyuncuları tutmak için elinden geleni yapar. Başkan ve yönetimimiz ellerinden geleni yapacaklardır net şekilde. Ama erken, oyuncunun da kafasını karıştırmadan, futbola odaklı gitmek gerekiyor. En çok hoşuma giden takım oyuncusu olması. Karşı karşıya pozisyonda pas veriyor, benim için değerli şeylerden birisi bu. Savunmaya gelip top çıkarıyor. Bu kadar takımı sahipleneceğini düşünmüyordum.
“ICARDI, ÇOCUKLARA FUTBOLU SEVDİRDİ”
Icardi, Galatasaray’ın taraftar sayısını ve kitlesini çok arttırdı. Çocuklara futbolu sevdirdi. Okullarda bakıyorum; Icardi için Galatasaraylı olanlar var. Futbolun reytinginin çok arttığını düşünüyorum. Bunda Icardi’nin etkisinin çok olduğunu düşünüyorum, varlığı çok önemliydi bizim için. Onun yokluğunu arayacağız, yaklaşık 6 aylık bir süreç. Ancak elimizde çok önemli oyuncular var. Icardi çok önemli bir karakterdi, onu özleyeceğiz.
“MOURINHO’YA GÜLÜP GEÇMEK LAZIM”
Mourinho’nun burada olması çok güzel, rakip olabilmemiz de çok güzel. Bu tür önemli isimlerin değerini bilmemiz lazım. Bir strateji olduğu için o konuşmaları yaptığını da çok net biliyorsunuz. Benim için de konuştu, Galatasaray için de konuştu, diğer takımlar için de konuştu. Bu bir strateji. Siz onu bazen iyi bir şekilde bazen gülerek bazen de farklı şekilde geçeceksiniz ama önemli olan bu tür önemli bir ismin Türkiye’de olması.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulüpten yapılan açıklamaya göre, teknik direktör Bülent Uygun yönetiminde, basın ve taraftara kapalı antrenmanda kırmızı beyazlı ekibin taktik maç yaptığı öğrenildi.
Sivasspor, yarınki antrenmanla maçın hazırlıklarını tamamlayarak kampa girecek.
Öte yandan Sivas Gençlik ve Spor İl Müdürü görevine getirilen Şahin Ertem, başkan Bahattin Eken ve başkan vekili Burak Özçoban ile antrenmanın bir bölümünü takip etti.
Net Global Sivasspor ile Galatasaray, 8 AralıkPazar günü saat 16.00’da BG Grup 4 Eylül Stadı’nda karşılaşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nevzat Demir Tesisleri’nde Teknik Sorumlu Serdar Topraktepe’nin yönetiminde yapılan antrenman, kondisyon ve taktik çalışmasıydı. Isınma koşularıyla başlayan idman, pas çalışması sonrası oynanan çift kale taktik maçıyla sona erdi.
Beşiktaş, Trendyol Süper Lig’in 15. haftasında yarın saat 19.00’da Tüpraş Stadyumu’nda Fenerbahçe ile karşılaşacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Ali Koç, Kulüpler Birliği’nin bugün gerçekleştirilen toplantısının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Toplantıda konuşulan konulardan bahseden başkan Ali Koç, “Uzun zamandır buluşamamıştık. Yoğun takvimden dolayı yoğun programlardan dolayı. Bugünkü buluşma sebebimiz kendimizle alakalı konu. E bilet konusu var. Biliyorsunuz yeni sezonda yeni bir sisteme geçiliyor. Kulüpler istedikleri biletleme firmasıyla çalışacak. Netaş’ın altyapısıyla çalışacaklar. Burada önemli olan mayıs başı kim kimle çalışacaksa altyapıyla entegre olabilmesi. Bütün sorumluluk kulüplerde federasyon ya da kimse de değil. Onun için ne durumda olduğumuzu istişare ettik. Tabii biliyorsunuz bazıları takımların çok taraftarı var. Bazı takımların az taraftarı var. Bazı takımların taraftarı var ama stadı kısıtlı. Dolayısıyla taraftar büyüklüğünüze göre de biletleme firmaları dikkati çekiyorlar. Acaba ortak bir ihale yapabilir miyiz diye konuştuk. Şu an anlaşmamış kulüpler için. Ondan sonra federasyonumuzdan bir sunum yapıldı. Önemli konuların üstünde çalışıyorlar. Bu tamamen hazırlık aşamasında olan ama hazırlık aşamasındayken de kulüplerin geri bildirimini alan, bazılarını burada geri bildirim verebildik. Bazılarına, ekiplerimiz çalışma grupları yapacak, verilecekler. Onları da size paylaşayım. Standart sözleşme konusu var. Standart sözleşme biliyorsunuz İtalya’da, İngiltere’de bir sürü ligde tek tip sözleşme var. Hatta şöyle söyleyeyim, maaş varsa imza parası varsa imaj hakları onların hepsini tek sözleşmeye koyuyorlar. Hatta bazı ülkelerde bir adım daha öteye gidiyorlar maç primlerini de tek sözleşmeye koyuyorlar. Bazı ülkelerde maç primi de veremiyorsunuz. Türkiye’de biliyorsunuz ya bir prim sistemi oluyor. Büyük maçlar öncesi yönetimin tasarrufları doğrultusunda primler açıklanabiliyor. Yani bu böyle sezon başında sözleşmeye bağlanmış bir şey olmuyor. Onları konuştuk. Kulüpler tek tip sözleşmeye çok önem veriyorlar. Şimdi tek tip sözleşme olduğu zaman vergi kaçırmadan harcama limitlerini bypass etmekten bankalar anlaşmasına uyulmuyorsa onu bypass etmekle ilgili yöntemler var. ve bunun bazı kulüpler tarafından kullanıldığını görüyoruz. Çok da adil bir rekabet için tek tip sözleşmeye herkes çok sıcak baktı. Galiba dün de federasyon başkanımız ocak ayında bu konuyla ilgili bir talimat değişikliği yapacağını söylemiş. İkinci konumuz vadesi geçmiş borçların denetimi konusu var. Orada biliyorsunuz Avrupa’ya giden kulüplerimiz senede dört defa temiz kağıdı almak zorundayız. Gitmeyen kulüplerimiz bize nazaran daha farklı bir takvimde raporlanıyorlar vadesi geçmiş borçları. Bunun daha UEFA standartlarına Avrupa kupaları takvimine uygun bir şekilde yapılması düşünüldüğünü anlattılar bize. Takım harcama limitleri, takım harcama limitlerinde de yeni bir model ile çalışıyorlar ki bence çok doğru. Şu an nasıl model? Gelirin üzerinden yapıyorsun. Bir de onun üstüne yüzde otuz bir çarpan koyuyorlar. Ama mesela Kasımpaşa gibi Samsunspor gibi Göztepe’nin durumunu bilmiyorum tahmin ediyorum. Sıfır borcu olan kulüplerin çok düşük harcama limitleri. Yani sağlıklı bir finansal fair-play raporlarının olmasının faydasını onlar göremiyor. Dezavantajını görüyorlar. Yeni modelin de şöyle olması düşünülüyor. Yurt dışına da bu var. Gelirin, borcun, borcun gelirini ne kadar olur? Yüzdeler. Öyle oran sağlandı. Yani öyle sınıflandırılıyorsun. Ona göre de bir harcama limiti veriyor. Çok hoşumuza gitti. Enteresan bir durum. Bir futbol gelişim fonu üzerinde çalışılıyor. O teknik konu. Onları konuştuk. Son olarak da son iki federasyonun konuştuğu Sayın Büyükekşi zamanında ciddi bir şekilde ilerletilen ama federasyon değiştiği için, uygulamaya alınamayan bu federasyonda benimsediği federasyon başkanımızın zaman zaman gündeme getirdiği MHK yapısı, kulüpler ortak olsun. Bir şirket kuralım. Bütün hakem işleri öyle yönetilsin. O konuları konuştuk” ifadelerini kullandı.
‘TÜRK FUTBOLUNA YAPABİLECEĞİMİZ EN İYİ İYİLİK PROFESYONEL TAKIM SAYISINI İNDİRMEK’
Profesyonel liglerdeki takımların azalması gerektiğini aktaran Ali Koç, “Dün Avrupa’dan gelmişler. Birkaç federasyonu ziyaret etmişler. Bunlar tamamen ham. Ne olur sizden şu anlattıklarımız bunlar oldu bitti. Kulüplere anlatılıyor bunların üzerine çalışılıyor. Bu aşamada bizden geri bildirim isteniyor. Sonuçta bunlar tamamen bizi etkileyecek konular. Ona da teşekkür ediyorum federasyona. Çünkü bizim görüşlerimize başvuruyorlar. Nihai haline getirmeden önce? Geçmişte bir sürü konu nihai haline getirildikten sonra dikte ediliyordu. Sonra yolda tedavi etmeye çalışıyordu. Düzeltmeye çalışıyordu bu süreçleri. O yüzden yani iyi bir diyalog içinde toplantımızı yaptık. Daha çok çalışmamız var, yapmamız lazım. Bence Türk futboluna yapabileceğimiz en iyi iyilik profesyonel takım sayısını indirmek. Şimdi inceledik. Sayın Eyüpspor Başkanı Murat Özkaya bunu gündeme getiriyor. Hatta bir adım öteye gidiyor. Futbolun anayasasını yazmamız lazım diye. Şu an yanılmıyorsam Türkiye’de yüz elli dokuz adet profesyonel kulüp var. Avrupa’nın hiçbir liginde bu yok. Her lige yirmi takım deseniz birinci lig, ikinci lig Süper Lig. Hadi bilemediniz bir grup da üçüncü lig. Maksimum 80, bize göre 60 olması gerekiyor bunun. Onun üzerine de çalışmalarımız olacak. Yani bizim Türk futbolunu tekrar, yeniden pozisyonlamamız yeniden icat edilebiliriz. Her anlamıyla, her paydaşıyla, her süreciyle, her katmanıyla inşallah bir şeyler yapabiliriz. Bu şekilde gidemez” sözlerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeşil-beyazlı kulüpten yapılan açıklamaya göre, Kayacık Tesisleri’nde, teknik direktör Recep Uçar yönetimindeki antrenmanda futbolcular, pas, taktik ve çabukluk çalıştı.
İdmanı, kulüp başkanı Ömer Korkmaz ve yöneticiler de izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Futbol Kulübü, Trendyol 1. Lig’in 15. hafta mücadelesinde 7 AralıkCumartesi günü saat 16.00’da Manisa 19 Mayıs Stadyumu’nda Ahlatcı Çorum Futbol Kulübü’nü konuk edecek. Manisa FK, mücadelenin hazırlıklarını Teknik Direktör Çağdaş Çavuş yönetiminde gerçekleşen ter antrenmanıyla noktaladı. Siyah-beyazlılar, kampa girerek maç saatini beklemeye başladı.
Karşılaşmayı Mehmet Ali Özer yönetecek
Manisa Futbol Kulübü ile A. Çorum FK arasında oynanacak mücadeleyi hakem Mehmet Ali Özer yönetecek. Karşılaşmada Özer’in yardımcılıklarını Kemal Mavi ve Ömer Lütfü Aydın yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Abdullah Volkan Aydın.
A. Çorum FK maçının biletleri satışta
Öte yandan A. Çorum FK maçının bilet satışları devam ediyor. Mücadeleyi tribünden takip etmek isteyen taraftarlar, www.passo.com.tr ve Passo mobil uygulaması ile biletlerini kolaylıkla temin edebilecek.
Kadın ve 18 yaş altı taraftarlara ücretsiz maç
Kadın ve 18 yaş altı tüm taraftarlar Manisa FK’nın iç saha maçlarını ücretsiz izleyebilecek. Maçları tribünden takip etmek isteyen kadın ve 18 yaş altı taraftarlar Passolig kartı sahibi olması gerekiyor.
Kadın ve 18 yaş altı tüm taraftarlar, ücretsiz biletlerini maç günü Manisa 19 Mayıs Stadyumu’nda bulunan Passolig gişelerinden tanımlayabilecek. Karşılaşmanın bilet fiyatları ise şöyle: “Kapalı Alt Tribün: 30 TL, Misafir Tribünü: 39 TL.” – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FENERBAHÇE, TÜRKİYE KUPASI’NDA YOK
Sarı-lacivertlilerin 29 Kasım 2024 tarihinde federasyona yaptığı bildirimde “2024/25 futbol sezonunda oynanacak Ziraat Türkiye Kupası müsabakalarına katılım sağlanmayacağını bildiririz.” ifadeleri kullanıldı.
TFF söz konusu bildirimle ilgili federasyonun ilgili kurullarının gerekli değerlendirmeleri yapacağını duyurdu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz 3 sezonda 126 maçta görev alan 26 yaşındaki futbolcu, bu karşılaşmaların 118’ine 11’de başlayarak istikrarıyla öne çıkmıştı.
Bu sezon eski formundan oldukça uzak kalan Nelsson, şu ana dek beklenen katkıyı veremedi. Tüm kulvarlarda 12 maçta süre alan Danimarkalı futbolcu, bu maçların 6’sında ilk tercih oldu.
Galatasaray, Victor Nelsson’un 11’de oynadığı karşılaşmalarda istediği sonuçları alamadı. Sarı-kırmızılılar, 6 maçta 3 mağlubiyet 2 beraberlik ve 1 galibiyet elde etti.
Okan Buruk’un ekibi bu süreçte Turkcell Süper Kupa’da Beşiktaş’a, Şampiyonlar Ligi play-off maçlarında ise Young Boys’a yenildi. Cimbom ligde Kasımpaşa, Avrupa Ligi’nde ise AZ Alkmaar ile berabere kaldı.
Sarı-kırmızılılar, Nelsson’un 11’de başladığı maçlardaki tek galibiyetini ise Tümosan Konyaspor’a karşı 2-1’lik sonuçla aldı.
Nelsson’un performansını yetersiz gören yönetim, gelecek teklifleri değerlendirmeye alacak. Avrupa’dan bazı kulüplerin, Danimarkalı futbolcuya ilgisi olduğu öğrenildi.
G.Saray’la 2026’ya kadar sözleşmesi bulunan 26 yaşındaki Danimarkalı stoperin güncel piyasa değeri ise 16 milyon Euro…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gurbetçi isim, sarı-lacivertlilerin ilk hafta Kadıköy’de Adana Demirspor’u 1-0 yendiği maçın son dakikasında oyuna girdi.
Oğuz Aydın bu maçın ardından Süper Lig’deki ikinci şansını 10’uncu hafta Sipay Bodrum Futbol Kulübü karşısında buldu.
Genç futbolcu sarı lacivertlilerin İstanbul’da 2-0 kazandığı maçta son 21 dakikada forma giydi.
Oğuz, Jose Mourinho’nun kendisine ilk kez 11’de görev verdiği Bellona Kayserispor deplasmanında ise yıldızlaştı.
Başarılı oyuncu bu karşılaşmada 2 gol, 1 asistle 6-2’lik galibiyetin mimarı oldu.
Genç futbolcu bu çıkışını Gaziantep Futbol Kulübü karşısında da sürdü.
Milli oyuncu Kadıköy’deki 3-1’lik galibiyette, takımının ilk golünü atarak büyük sevinç yaşadı.
Gurbetçi yıldız böylece Süper Lig’de sahada kaldığı 201 dakikaya 3 gol, 1 asist sığdırdı.
Bu arada Oğuz Aydın Şampiyonlar Ligi Elemeleri’nde Fransa’nın Lille takımıyla oynanan iki maçta toplam 21 dakika forma giydi.
Sarı lacivertliler bu karşılaşmalarda 1 mağlubiyet, 1 beraberlik aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beşiktaş, ligde alınan kötü sonuçların ardından, UEFA Avrupa Ligi’nde İsrail ekibi Maccabi Tel Aviv’e de mağlup olarak camiasını büyük hayal kırıklığına uğrattı.
Siyah beyazlı taraftarlar, takımın başarısızlığına büyük tepki gösterirken, Başkan Hasan Arat, alınan sonuçlar nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıkladı.
HASAN ARAT’IN GÖREVİNE GEÇİCİ OLARAK HÜSEYİN YÜCEL GETİRİLDİ
Beşiktaş Kulübü, Hasan Arat’ın istifasının kabul edildiğini ve seçime kadar başkanlık görevini Hüseyin Yücel’in üstleneceğini duyurdu.
Bugün yapılan yönetim kurulu toplantısının ardından kulüpten bir açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Değerli Beşiktaşlılar, 29 Kasım 2024 tarihinde yapılan Beşiktaş JK Yönetim Kurulu toplantısında şu kararlar alınmıştır: Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Hasan Arat’ın istifası kabul edilmiştir. Tüzüğümüzün 25.4. maddesi gereğince, Başkanlık görevini Yönetim Kurulu İkinci Başkanı Sayın Hüseyin Yücel devralacaktır. Ayrıca Sayın Hasan Arat’ın asil üyelikten istifası nedeniyle, yedek üyemiz Sayın Kadir Kılıç, Tüzüğümüzün 25.3. maddesi doğrultusunda Yönetim Kurulu asil üyeliğine atanmıştır. Yönetim Kurulumuz, Olağan Seçimli Genel Kurul toplantısına kadar görevine kesintisiz şekilde devam edecektir.
İLGİLİ HABERHasan Arat, Beşiktaş’a veda etti
İLGİLİ HABERBeşiktaş taraftarının isyanı: İsrail takımına nasıl yenilirsinizYavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trabzonspor, Süper Lig’in 14. haftasında Alanyaspor deplasmanına çıktı.
Ev sahibi ekip mücadeleyi 2-1’lik skorla kazanmayı başardı.
Maça kazanma arzusuyla iyi başladıklarını anlatan Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, “İlk yarı genel anlamda istediğimiz gibi geçti. Ancak ilk yarının son bölümünde verilen penaltı ve ardından kaçırdığımız gol var ama yine de genel olarak ilk yarıda oyuncularımın savunma anlayışı, dikkati, topa sahip olduktan sonraki hızlı geçişleri olumluydu” dedi.
“SAKİN KALMAYI BAŞARAMADIK”
Karşılaşmanın ikinci yarısının ilk 15 dakikalık bölümünde tamamen dağıldıklarını ifade eden Güneş, rakibin bir kişi eksilmesinin ardındansa sakin kalmayı başaramadıklarını ve pozisyonları değerlendiremediklerini dile getirdi.
Güneş, topu oyuna sokmada ve sakin kalmada başarısız olduklarını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
Buna rağmen duran toplardan ve ortalardan pozisyonlar bulduk ancak daha dikkatli olabilseydik goller bulmamız mümkündü. Her şey iyi giderken bir anda oyunun tersine dönmesi ve hızlı oynamak adına yapılan telaşlı hamleler oldu. Kontrolsüz toplar ve gereksiz panik, rakip de bunu zamana çevirerek maçı kazandı. Çok üzgünüm çünkü bu maçta puan kaybı beklemiyordum. Ancak 3 puan kaybettik.
İLGİLİ HABERTrabzonspor’dan TFF ve MHK’ye tepki
İLGİLİ HABERTrabzonspor deplasmanda Alanyaspor’a boyun eğdiGöktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 14. haftasında Başakşehir, Göztepe’yi ağırladı.
Ev sahibi ekip mücadeleyi 4-1’lik skorla kazanmayı başardı.
Başakşehir’in gollerini 8. dakikada Davidson, 10. ve 43. dakikalarda Krzysztof Piatek ile 37. dakikada Deniz Türüç attı.
Göztepe’nin tek sayısını 61. dakikada Lucas Lima (KK) kaydetti.
10 MAÇ SONRA KAZANDI
Bu galibiyetle birlikte ligde 6, toplamda ise 10 maçlık galibiyet hasreti sona eren ve ligde 19 puana yükselen Başakşehir, ligdeki bir sonraki maçında Hatayspor’u konuk edecek.
21 puanda kalan Göztepe ise Adana Demirspor’u konuk edecek.

Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trabzonspor’un internet sitesinden yapılan açıklamada Alanya’da Türk futbolunun onuruna bir darbe daha indirildiği öne sürüldü.
Müsabakada alınan kararlarla yalnızca maçın değil, futbolun değerlerinin de ters yüz edildiği iddia edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
Bu yaşananlar bireysel hatadan ziyade, köklü bir sistem sorununun aynasıdır. Trabzonspor Kulübü olarak artık gerçekleri yüksek sesle dile getiriyoruz. Bu çarpık düzen, sadece hakemlerin yetersizliklerinden kaynaklanmamaktadır. Kararların arkasındaki yapılar Türk futbolunun temel ilkelerini hiçe sayan TFF ve MHK’dır. TFF ve MHK, Türk futbolunun adaletini sağlama görevini tamamen yitirmiştir. Bu akşam yaşananlar liyakatsizlik, tutarsızlık ve organize çıkar düzeninin ne kadar derinleştiğini bir kez daha göstermiştir. VAR teknolojisi gibi adalet için kullanılan sistemler bugün güç odaklarının oyun alanına dönüşmüştür. Bu yapıların tek başına Trabzonspor’un değil, tüm Türk futbolunun bütünlüğüne zarar verdiği açıktır. Artık çok net söylüyoruz; TFF ve MHK, bizim için hiçbir hüküm ifade etmemektedir. Bu kurumlar, adaleti sağlamak bir yana, Türk futboluna duyulan güveni tamamen yok etmişlerdir. Trabzonspor olarak, alın terimizin böylesine hoyratça harcanmasına asla izin vermeyeceğiz.
“ÇÜRÜMÜŞ YAPIYLA KARARLILIKLA MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Açıklamada, “Bu çağrı yalnız bugüne değil, geleceğe de yöneliktir. Adaletin olmadığı bir düzende, düzen diye dayatılan şey yalnızca kaostur. Trabzonspor, Türk futbolunda hakkaniyet ve liyakat mücadelesinin bayraktarı olmaya devam edecek, bu çürümüş yapıyla kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir” ifadelerine yer verildi.
İLGİLİ HABERTrabzonspor deplasmanda Alanyaspor’a boyun eğdiGöktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trabzonspor, Süper Lig’in 14. haftasında Alanyaspor deplasmanına çıktı.
Ev sahibi ekip mücadeleyi 2-1’lik skorla kazanmayı başardı.
Trabzonspor, 8. dakikada Denis Draguş’un golüyle 1-0 öne geçerken Alanyaspor’a galibiyeti getiren golleri 44. dakikada penaltıdan Florent Hadergjonaj ve dakikalar 50’yi gösterirken Loide Augusto kaydetti.
ALANYASPOR MAÇI EKSİK TAMAMLADI
Öte yandan Alanyaspor’da Yusuf Özdemir, 70. dakikada kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı.
90+7. dakikada Trabzonspor’un Enis Destan’la bulduğu gol ise faul gerekçesiyle iptal edildi.
5 maç sonra kazanarak 14 puana yükselen Alanyaspor, ligdeki bir sonraki maçında Kayserispor’a konuk olacak.
15 puanda kalan Trabzonspor ise Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya Bundesliga’nın 12. haftasında Borussia Dortmund, Bayern Münih’i ağırladı.
Mücadele 1-1’lik eşitlikle sona erdi.
Nuri Şahin’in ekibi Borussia Dortmund, 27. dakikada Jamie Bynoe-Gittens ile öne geçti ve Dortmund, ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı.
GALİBİYET 85’TE KAÇTI
Karşılaşma uzun süre Borussia Dortmun’un üstünlüğü ile devam ederken Bayern Münih, 85. dakikada eşitliği buldu.
Bu dakikada Jamal Musiala sahneye çıktı ve Bayern’e beraberliği getirdi.
Beraberlik sonrası 20 puana yükselen Borussia Dortmund, ligin bir sonraki haftasında Borussia Mönchengladbach deplasmanına gidecek.
Puanını 30 yapan Bayern Münih ise Heidenheim’i ağırlayacak.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş’ta üst üste gelen istifaların ardından Hasan Arat da 3 Aralık 2023’te seçildiği başkanlık görevinden ayrılırken arkasında bir enkaz bıraktı.

Yaklaşık 1 yılda harcanan rekor bonservisler ve maaşlara rağmen Siyah-Beyazlılarda gelinen nokta hayal kırıklığı oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ÖNCE MUÇİ, SONRA MUSRATI REKOR KIRDI
Geçen sezon kış ve bu yaz transfer döneminde 12 transfer yapılırken 7’sine bonservis ve kiralama bedeli olarak 31.1 milyon Euro ödenmesi taahhüt edildi.

2023-24’ün ara transfer sürecinde Legia Varşova’ya 10 milyon Euro verilerek alınan ve hâlâ tartışılan Ernest Muçi, Beşiktaş’a gelen tarihin en pahalı ismi oldu.

Aynı dönemde 1 milyon Euro’ya Braga’dan kiralanan Al-Musrati’ye sezon başında 11 milyon Euro bonservis bedeli ödendi ve Libyalı orta saha, Muçi’den kulübün en çok bonservis ödediği isim ünvanını devraldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beşiktaş haftayı mağlubiyetiyle kapatırken an itibarıyla bu sezon topladığımız ülke puanına (6.500) en çok katkı veren takım, 1.700 puanla Sarı-Lacivertliler oldu. Fenerbahçe’yi. 1.600 ile Galatasaray ve 1.500’le Başakşehir takip etti. Beşiktaş 1.100, Trabzonspor ise 600 puan kazandırdı. (Fanatik)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serdar Topraktepe’nin yardımcılığını ise U19 takımı teknik direktörü Veli Kavlak yaptı. Haberde, van Bronckhorst ile kısa süre içinde yolların ayrılacağı ifade edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son haftalarda kazanılan puanlarla birlikte takımda yaşanan iyileşmeye dikkat çeken Atıç, “Ligin 14. haftasında oynayacağımız Beşiktaş maçı bizim için çok önemli. Hatayspor olarak lige istediğimiz şekilde başlayamadık. Geçtiğimiz her gün takımdaki iyileşmeye hep beraber şahit oluyoruz. Çok mutluyuz ve Hataysporumuzdan ümitliyiz. Gaziantep galibiyeti sonrası geçen hafta da iyi oynayarak deplasmanda berabere kaldık. Deplasmanda berabere kalmakta takımın geldiği nokta açısından iyi bir durum. Beşiktaş ile oynayacağız, galibiyet için ümitliyiz ve takımımıza inanıyoruz. Beşiktaş maçına galibiyet parolasıyla çıkacağız ve inşallah kazanacağız. Taraftarlarımızda Mersin’de oynadığımız hissiyatını vermeden, takımımızı sahiplenecektir” dedi.
Hatayspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay ve Kamerunlu golcü Vincent Aboubakar’ın, eski takımı Beşiktaş’a karşı oynayacaklarının hatırlatılması üzerine Ahmet Atıç, “Geçmişte görev yaptığı takımlara karşı oynayan teknik ekip ve futbolcuların farklı duyguları olabilir, bu da ayrı bir motivasyon kaynağı olabilir. Ben bu motivasyonun bizi Beşiktaş maçında galibiyete taşıyacağı inancındayım. Önümüzdeki birkaç maçı da alarak, düşme potasından kurtulmak istiyoruz. Elde edeceğimiz puanlarla özlediğimiz yerlere geleceğiz. Hatay halkının yüzünü hep beraber güldüreceğiz. Aboubakar antrenmanlarda çok iyi çalışıyor. Teknik ekip, Aboubakar’ın takımı sahiplenmesini ve antrenman bilinciyle ilgili disiplinini beğeniyor. Ancak son zamanlarda başarısını sahaya yansıtamıyordu. Konyaspor maçında Aboubakar’ın şanssızlığını kırdığını düşünüyorum. Aboubakar’ın yüzümüzü güldüreceğini ve gerekli güzel golleri atacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol 1. Lig’in 13. haftasında Iğdır FK, sahasında Amed Sportif Faaliyetler ile 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Iğdır FK Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, lider takım ile arayı kapatabilecekleri bir maç olduğunu belirterek, “Maçın önem değeri haftanın son maçı olması ve dünkü maçların sonuçları bakımından bizim için çok değerliydi. Yukarıyla puan farkımızı çok rahat kapatabileceğimiz bir maçtı. İşte futbol böyle, rakip size fırsatı verdi mi maçı öldürmeniz gerekiyor, öldürmediniz mi rakip canlı kalıyor, bu fırsatlar gelmese anlayabileceğim” dedi.
Yalçın Koşukavak: “Geçiş hücumlarında problem yaşıyoruz”
Geçiş hücumlarında problem yaşadıklarını söyleyen Koşukavak, “İlk yarı itibarıyla çok net 3-0 devreyi bitirebileceğimiz bir maçtı. Rakip bize geçiş hücumundan çok fırsat verdi. Geçiş hücumlarında haftalardır buna benzer problemler yaşıyoruz, maçı öldürmediğimiz için rakip sürekli canlı kalıyor” ifadelerini kullandı.
“Anlam veremediğim durum var”
Bazı kişilerin Iğdır FK’nın gol yemesini istediğini dile getiren Koşukavak, “Çok üzülüyorum. Sonuçta biz Iğdır şehrine hizmet ediyoruz, profesyoneliz, benim anlam veremediğim bir durum var, kulübenin arkasında uzun zamandır var. Bu takım 20 transferle yeni kurulmuş, bir alt ligden çıkmış, bugünkü rakibiniz sizden çok daha fazla maliyetle bir kadro kurmuş, ligde şu anda kırmızı alanda, siz beşinci sıradasınız, ben anlamlandıramıyorum. Arkadaki arkadaşlar Iğdır FK’nın gol yemesini bekliyor” dedi.
Servet Çetin; “Takviye yaparsak çok iyi bir takım olacağız”
Amed SF Teknik Direktörü Servet Çetin ise kazanmak için geldiklerini söyleyerek; “Aslında biz buraya kazanmak için geldik, beraberliği hiç düşünmedik. Maçın başından sonuna kadar sürekli oynayan taraf olduk, topa hakim olmaya çalıştık. Bence 2 haftadır da bunu iyi gösteriyoruz. Gol bölgelerinde sıkıntılarımız var, oraya kadar getiriyoruz topu hem sonuçlandırma hem de son paslarda sıkıntılarımız var, bunu geliştirmemiz gerekiyor. İnşallah devre arasına kadar o bölgelere de biraz takviye yaparsak çok iyi bir takım olacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.
“Kazanmaya çalışan ekip olacağız”
Oyuncularını tebrik eden Çetin, “Bugün 1-0 mağlup duruma düştük, oynamaya devam ettik, 1-1’i yakaladıktan sonra da golü düşündük. Tamamen yaslanıp da 1 puan alalım gayesinde olmadık olmayız da. Çünkü biz içeride, dışarıda oynayan, kazanmaya çalışan ekip olacağız. İnşallah bu oyunumuzun üstüne koyacağız. Çok kısa süredir çalışıyoruz ama oyuncu arkadaşlarımızı gerçekten çok tebrik ediyorum” diye konuştu. – IĞDIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğukent Sahası’nda oynanan karşılaşmada Ağrı temsilcisi, başından sonuna kadar üstün bir oyun sergileyerek sahadan galip ayrıldı. Sinan Sünbül, Kadriye Akgül ve Ekin Demirkol’un yönettiği mücadelede Ağrı ekibi, disiplinli futboluyla göz doldurdu. İlk yarıda bulduğu gollerle rakibini zor durumda bırakan Ağrı, ikinci yarıda da etkili oyununu sürdürdü ve farkı artırarak karşılaşmayı 4-0 kazandı. Maçın ardından açıklamalarda bulunan Ağrı Aile ve Sosyal Politikalar Gençlik ve Spor Kulübü Teknik Direktörü Önder Tunay, oyuncularını tebrik ederek, “Hedefimiz üst lige çıkmak. Bu galibiyet bize moral oldu. Ligin kalanında da aynı disiplinle çalışarak Ağrı’yı daha üst seviyelerde temsil etmek istiyoruz” dedi.
Kulüp Başkan Yardımcı Ertuğrul Alp ise, “Bu galibiyetle birlikte ligde 2 maçta 6 puan aldık. Takımımızın gösterdiği mücadeleden dolayı çok mutluyuz. Ağrı’mızı en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maçın ardından açıklamalarda bulunan Cham, takımla birlikte başardıklarından gurur duyduğunu ve önemli bir galibiyet aldıklarını söyledi.
Cham, mental olarak galibiyetin büyük destek olacağını ifade ederek, “Dolayısıyla böyle bir maçta hat-trick ile katkıda bulunmak benim adıma çok önemliydi. Ben aslında bu anı çok uzun süredir beklemiştim. Çünkü kulübün ve taraftarın benden beklentilerinin farkındayım. Ben de bu beklentilere karşılık verebilmek için uzun aylardır sıkı çalışıyorum. Çok mutlu hissediyorum kendimi.” diye konuştu.
Adaptasyon sürecinin kolay olmadığını belirten Cham, “Kolay olmayan bir süreçti ancak Trabzonspor’a katılmak burada olmak beni çok mutlu ediyor. Burası farklı bir ülke, buraya alışabilmek için bir süreye ihtiyacınız var. Daha önceden de belirtmiştim aslında ama sanırım bugünle birlikte döndüm ve o adaptasyon sürecini aştım diyebilirim.” ifadelerini kullandı.
Cham, transfer sürecinin uzun sürdüğünü hatırlatarak, şunları kaydetti:
“7-8 aylık bir transfer sürecinden bahsediyoruz aslında. Taraftarımızdaki o sevgiyi ve beklentiyi hissettiğimi söyleyebilirim. Başka tekliflerde vardı ama ben Trabzonspor’u tercih etmek istedim. Bugün benim için çok önemliydi tekrar döndüğümü hissettim. Bu sevgiye layık olabilmek için çalışmaya devam ediyorum.”
Teknik direktör Şenol Güneş’in kendine güvendiğini vurgulayan Cham, şöyle devam etti:
“Hocamıza teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Benimle hocam uzun süren görüşmeler yaptı. Neler istediğini, neleri yapmam gerektiğini, neleri yanlış yaptığımı ya da neleri daha iyi yapabileceğimi ifade etti. Yeteneğime her zaman inandığını, belki de gördüğü en yetenekli oyunculardan biri olduğumu söyledi. Aynı zamanda yardımcı hocalarımıza da teşekkür ediyorum. Onlar da bana inanmışlardı, goller atabileceğimi biliyorlardı.”
Cham, sahada sorumluluk almaktan hiçbir zaman kaçmadığını belirterek, “Tam bu tarzda biriyim aslında. Sahada sorumluluk almaktan hiçbir zaman kaçan birisi olmadım. Her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya, örnek biri olmaya çabaladım. Trabzonspor dev bir kulüp. Ben de buraya geldiğimde bu karakterimi, kendi özelliklerimi yapabileceğim en iyi şeyleri yapmaya çalışıyorum her zaman. Ben futboldan zevk alan biriyim. Belki aslında saha içerisinde çok konuşabilen birisi değilim aslında ben konuşmayı ağzımla değil ayaklarımla yapmaya çalışıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Önlerinde zorlu bir fikstür olduğuna ilişkin gelen soru üzerine de Cham, “Galibiyetten öteydi bizim adımıza, mental olarak da bize büyük katkılar sağlayacak, önümüzü açacaktır. Bugün kazanmak önemliydi ama bu şekilde kazanmak belki bizi daha da mutlu etti. Bizim adımıza gerçekten kolay olmadı. Biz de şehir için, kulübümüz için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu şekilde doğru yoldayız diye düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
Arif Boşluk: “Formayı bırakmak istemiyorum”
Defans oyuncusu Arif Boşluk da alınan galibiyete ihtiyaçları olduğuna işaret ederek, “Bugün çok mutluyum, galibiyete ihtiyacımız vardı. Bugün sahada mutlu olduğum bir şey vardı. Altyapıda beraber oynadığım arkadaşımla beraber sahayı paylaştım, zaten Trabzonspor altyapısında olmak büyük bir şey. Orada oynuyorsanız kaliteniz var demektir. Bugün onları sahada görmek, onlarla oynamak çok duyguluydu.” şeklinde görüş belirtti.
Formayı almak için çok çalıştığını kaydeden Arif, “Son zamanlarda çok iyi çalışıyordum. Yılmadık, bıkmadık. Oynama fırsatı bekliyordum. Antrenmanlarda en iyisini yapmaya çalışıyordum. Hocama da teşekkür ediyorum bana güvendi ve bana formayı verdi. İnşallah bundan sonra da formayı bırakmak istemiyorum.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ara transfer dönemine göre Galatasaray’da hem takımdan gidecek oyuncular için hem de takviye edilecek yıldız isimler için düğmeye basan yönetim, çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Öncelikle Mauro Icardi’nin sakatlığıyla birlikte forvet hattına yıldız isim arayışına geçen Cimbom, ManU’nun yıldızına kancayı taktı. Öte yandan Takımdan ayrılması beklenen Hakim Ziyech düğümü çözülüyor. İşte detaylar…

Ligde ve Avrupa’da yoluna emin adımlarla devam eden Aslan’da bir yandan da transfer çalışmaları sürerken takımdan ayrılacak isimler de netlik kazanmaya başladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu doğrultuda dünyaca ünlü isim için flaş bir iddia ortaya atıldı.

ZIYECH İÇİN KATAR EKİBİ DEVREDE
Foot-africaa.com’da yer alan habere göre; Al-Arabi, Hakim Ziyech’i ikna etmek için yoğun bir çalışma içerisine girdi.

Haberin ayrıntılarında Katar ekibinin, Faslı oyuncu ile 2026 yılına kadar sözleşme imzalamak istediği belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PROSINECKI, MONTELLA’YI OYUN OLARAK YENDİ
Maçı kazanan Karadağ zeminin gerçeklerini bilerek oynadı. Hiç pas yapmadı ve geriye çekilerek Türkiye’yi eksik adamlarla yakaladı. Çünkü Türkiye inatla bu zeminde yüksek frekansta sürekli olarak pas yapmaya çalıştı. Zaten %71’le topa sahip olmuşuz. Karadağ sadece 207 pas yapmış. 133’ü isabetli. Biz ise 523 ve 434 pas isabeti. Sonuç? Kalenizde 3 gol görmeniz. Çünkü o zemin pas oyununu kabul etmedi.
Bu oyun anlayışı sizi fazla adamla rakip yarı sahada olmanıza sebep olur. Ama aynı zamanda sizin geride eksik adamlarla yakalanmanıza da neden olur. Karadağ Teknik Direktörü Prosinecki de bunu bilerek yüksek frekanslı uzun toplar yaptırdı ve sonucunu da aldı. Sağ kanattan çok stratejik iki gol attı takımı.
Son dönemine en kötü mağlubiyetiydi. Ancak bana kalırsa Türkiye bu gibi maçları kaybederek final maçlarını kazanmasını öğrenecek. Çünkü hala çok genç ve uluslararası maç tecrübesi yeni yeni oluşan oyuncu grubuna sahibiz.
Bir futbolcuyu veya bir teknik direktörü kötü oynadığı bir maçla genelleme yaparak yerden yere vurmak yapıcı bir eleştiri olmaz. Örneğin, dünkü maçta hatalı goller yiyen Mert Günok, gününde olmayan Kerem veya temposu düşük Arda Güler kötü oyuncu mu? Hayır, kesinlikle değil. Bu yüzden Montella da bu yenilgi sonrası kötü bir hoca değil ancak kötü bir maç geçirdi diyebiliriz. Fakat Karadağ maçı için neredeyse tüm oyuncularımız ve Montella kötü bir performans ortaya koydu. Karnesine kırık bir puan yazdı. Bunda da en büyük faktör tabi ki de zemin ve oyun/oyuncu tercihleri oldu. Bu zemine alışkın olmayan bir takım ve bu gibi bir rakibe karşı çıkarılan dezavantajlı oyuncu tipleri…
MONTELLA BİR OYUN İNŞA ETMEK İSTİYOR – YANLIŞ VEYA DOĞRU
Montella maç sonunda oyun anlayışını da betimleyen bir açıklama yaptı. “Belki biraz teknik kapasiteyi düşürüp fiziksel kapasiteyi artırabilirdik. Ama benim felsefeme karşı olurdu” dedi. Yani bu oyun, bir tercih ve hoca takımının böyle oynamasını istiyor ve yanında iyi bir teknik ekip var. Bu elbette tartışılır ve eleştirilir bir şey ancak sonuç olarak bu takımı yöneten bir hoca ve belli bir oyun kimliğini inşa etmek istiyor. Buna da bu açıdan saygı duymak gerekiyor. Yanlış veya doğru bu kesinlikle eleştirilir. Ancak bazı final maçlarını da şartlara göre oynamak gerekiyor. Dünkü maç çok ders çıkarılacak bir maçtı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Takımımızda karşılaşmanın en skorer ismi 25 sayı üreten Şehmus Hazer olurken, Macaristan’da Zoltan Perl 16 sayıyla oynadı.
MİLLİLER 2.GALİBİYETİNİ ALDI
Grupta oynadığı ilk karşılaşmada İtalya’ya deplasmanda 87-80’lik skorla mağlup olup, 2’nci maçta evinde İzlanda’yı 76-75 yenen Ay-yıldızlılar, sahasında Macaristan’ı da 92-66 mağlup ederek 2’nci galibiyetini aldı.
Ay-yıldızlılar, gruptaki 4’üncü maçında 25 Kasım Pazartesi günü TSİ 20.00’de Savaria Arena’da Macaristan’a konuk olacak.
Başantrenör Ergin Ataman yönetimindeki Ay-yıldızlılar, parkeye; Şehmus Hazer, Cedi Osman, Furkan Haltalı, Ercan Osmani ve Kenan Sipahi ilk beşiyle başladı. Sloven başantrenör Gasper Okorn yönetimindeki Macaristan ise Benedek Varadi, Szilard Benke, Gyorgy Goloman, Zoltan Perl ve Nate Reuvers beşiyle sahadaki yerini aldı.
MİLLİ TAKIM 26 SAYI FARKLA KAZANDI
Mücadeleye savunmada ve hücumda etkili başlayan Ay-yıldızlılar, ilk periyodu 27-20 önde kapattı. İkinci çeyrekte de farkı koruyan milliler, ilk yarıyı 43-37 önde geçti. Üçüncü çeyrekte farkı 12’ye kadar çıkaran A Milliler, son çeyreğe 62-49 önde girdi. Etkili oyununu bu çeyrekte de sürdüren A Milliler, mücadeleyi 92-66 kazandı.
BAKAN BAK’TAN MİLLİLERE DESTEK
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, mücadeleyi tribünden takip etti. Bakan Bak’a, Basketbol Federasyonu (TBF) Hidayet Türkoğlu ve TBF Başkan Vekili Harun Erdenay da eşlik etti.
Ayrıca Eyüpspor Teknik Direktörü Arda Turan da karşılaşmayı izleyenler arasındaydı.
TÜM BİLETLER SATILDI
A Milli Erkek Basketbol Takımı’nın 29 Eylül’de resmi açılışı gerçekleştirilen Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynadığı ilk maçta bütün biletler satıldı. Tribünleri dolduran taraftarlar, tezahüratlar ve ellerindeki Türkiye bayraklarıyla milli basketbolculara büyük destek verdi.
SALON: Basketbol Gelişim Merkezi
HAKEMLER: Yohan Rosso (Fransa), Michal Proc (Polonya), Sergii Zashchuk(Ukrayna)
TÜRKİYE: Şehmus Hazer 25, Cedi Osman 21, Furkan Haltalı 8, Ercan Osmani 17, Kenan Sipahi 10, Yiğitcan Saybir 2, Göksenin Köksal, Sarper David Mutaf 7, Muhsin Yaşar, Erkan Yılmaz, Melih Tunca 2, Yiğit Arslan
BAŞANTRENÖR: Ergin Ataman
MACARİSTAN: Benedek Varadi, Szilard Benke 8, Gyorgy Goloman 11, Zoltan Perl 16, Nate Reuvers 10, Marko Filipovity 5, David Vojvoda 9, Marcell Pongo, Akos Keller 4, Adam Hanga 3,
BAŞENTRENÖR: Gasper Okorn
1. PERİYOT: Türkiye 27-20 Macaristan
2. PERİYOT: Türkiye 43-37 Macaristan
3. PERİYOT: Türkiye 62-49 Macaristan
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Transfermarkt verilerine göre Türkiye’de en çok taraftar çeken stadyumlar belli oldu. Listede 8 Süper Lig, 4 de 1.Lig takımı yer aldı. İşte en çok takımına koşan taraftarları ve sayıları…

12 – Gaziantep FK – 7.466

11 – Sakaryaspor – 9.655

10 – Kocaelispor – 12.692

9-Konyaspor – 13.637
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe, ocak ayı transfer çalışmalarına hız verdi. Sarı Lacivertliler, hücum bölgesine takviye yaparak teknik direktör Jose Mourinho’nun elini rahatlatmayı hedefliyor.

Bu doğrultuda Kanarya’da ana hedef ise Al Nassr formasını terleten Anderson Talisca…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Fenerbahçe, Talisca’yı bir numaralı gündem maddesi yaparak transferini bitirme adına çalışmalara hız verdi.

Fenerbahçe’de yetkililer, bütün önceliğini bu transfere vererek Başkan Ali Koç’un talimatıyla Al Nassr Külübü ve oyuncuyla iletişime geçmeye başladı.

SIKI PAZARLIK SÜRÜYOR
Hem oyuncunun yüksek maaşı hem de kulübünün istediği bonservis ücreti üzerinden çok ciddi sıkı pazarlıklar yapılıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bordo Mavililer, maçın hazırlıklarına bu akşam 15.00’te yaptığı antrenmanla devam etti.
Teknik Direktör Şenol Güneş yönetiminde Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde yapılan antrenmanda oyuncular dinamik ısınmanın ardından pas çalışması gerçekleştirdi. Dar alanda geçişli oyun ile devam eden antrenman, taktik çalışması ile sona erdi.
Fırtına, yarın saat 11.00’de yapacağı antrenmanla Adana Demirspor maçı hazırlıklarına devam edecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2’nci set ise büyük bir çekişmeye sahne oldu ve toparlanan konuk ekip bu seti 26-24 galip tamamladı. 3’ün seti 25-22 ve 4’üncü seti de 25-16 önde tamamlayan Eczacıbaşı maçtan 3-1 galip ayrıldı.
Bu sonuçla Siyah Beyazlılar, ligdeki 6.mağlubiyetini alırken, Eczacıbaşı 10’uncu maçta 9’uncu galibiyeti ile liderliğini sürdürdü.
SALON: Beşiktaş Fibabanka Spor Kompleksi
HAKEMLER: Ebru Kaya, Sadettin Kıral
BEŞİKTAŞ: Rozanski, Bengisu Aygün, Canzian, Saliha Şahin, Maglio, Merve Tanıl, (Alara Altundağ)
ECZACIBAŞI DYNAVIT:Gray, Rettke, Boşkoviç, Yaprak Erkek, Jack, Elif Şahin, (Şebnem Simge Akoz)
SETLER: 25-13, 24-26, 22-25, 16-25
SÜRE: 1 saat 49 dakika
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karara göre, Beşiktaş Kulübü Asbaşkanı Mete Vardar’ın para cezasında indirime gidildi. TFF’den yapılan açıklamada, Vardar’ın sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle verilen 600 bin liralık para cezasında takdiri indirim uygulanarak 450 bin liraya indirildiği kaydedildi.
Açıklamada, Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen Göztepe Kulübünün itirazlarının ret edildiği ve toplamda 468 bin lira para cezası verildiği belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Hacıosmanoğlu, Süper Lig’de sık sık gündeme gelen yabancı VAR hakemiyle ilgili çarpıcı sözler kullandı.
“YABANCI HAKEM GELMEYECEK”
Hacıosmanoğlu, “Bugün milli takım arasından dolayı hakem semineri vardı. Gerekli konuşmaları yaptık. Söylememiz gereken her şeyi söyledik. Onlara da aynı şeyi söyledim. Yabancı konusu en çok sizi rahatsız etmesi lazım diye. Pırıl pırıl gözlerinize bakıyordu gençler. Tecrübe olanları da var. Ben burada olduğum sürece yabancı hakem gelmeyecek. Ben olduğum sürece yabancı hakem gelmeyecek. Seçimden önce de aynı şeyi söyledim. Orada asıl konu şu; arkadaşlara söyledim ‘sizin bu konudaki tartışma polemiklere son verecek olan sizsiniz’ dedim. Kulüplerimiz illa ki yabancı hakem istiyorlarsa doğal haklarıdır.” dedi.
“İNSANLAR BİZE İNANIYOR”
“Herkes bizim samimiyetimize, tarafsızlığımıza inanıyor.” diyen TFF Başkanı, “Kulüpler kurullarla ilgili açıklama yaparken ‘Başkana güveniyoruz’ dediler. Kurullar benim uhdemde. Ona ne kadar güveniyorsanız bana da o kadar güvenin. İnsanlar bize inanıyor. Hiçbir Federasyon elindeki gücü başkalarına devretmek istemez. Kötü niyetle olursan istediğini düşürürsün, istediğini şampiyon yaparsın. Ben birçok kulüp başkanı arkadaşımıza da söyledim. Buradan kamuoyuna söyledim; samimi bir şekilde mücadele ediyoruz ama baktığınız zaman bunlar aynı şirketin ortaklarıdırlar. Marka değeri için kavga etmeyin diyoruz. Tamamını Kulüpler Birliği’ne verelim, MHK’yı kendileri yönetsinler.” diye konuştu.
“MACARİSTAN’I ELERİZ”
Öte yandan TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, A Milli Takım’ın Uluslar Ligi play-off turundaki rakibinin Macaristan olmasını da değerlendirdi.
Hacıosmanoğlu, “Macaristan’ı eleriz. İstediğimiz kuralardan bir tanesiydi. Çok daha büyük işler yapacağız. Okyanusları geçtik ırmakta boğulduk Karadağ’dak. Cenab-ı Allah nasip etmedi, herhalde ‘play oflarla uğraşma’ dedi. Galler maçında iki maçın sonucunu da söyledim arkadaşlara. İzlanda Galler maçlarını. Şimdi Galler maçının 0-0 olması hayal kırıklığına uğratmadı beni. Olmayacak şeyler oldu. Yenildik, yapacak bir şey yok. Dünyanın sonu değil. Oyuncu kardeşlerimize inanıyoruz, onlar çok şeyi başaracak.” ifadelerini kullandı. (HT Spor)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“MAAŞLARI DÜŞÜRMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”
Ceferin yaptığı açıklamada, “Maç sayısını azaltırsak maaşları da düşürmek zorunda kalacağız. Bunun başka yolu yok. FIFA ve UEFA’ya saldırmak her zaman kolaydır ama çözüm basit. Daha az oynarsanız, daha az para kazanırsınız. Şikayet etmesi gerekenler ayda 1000 euro alan fabrika işçileridir” ifadelerini kullandı.
“SADECE REAL MADRID ETKİLENMİYOR”
Açıklamalarına devam eden UEFA Başkanı, “Maç takviminden sadece en üst düzeydeki futbolcular etkilenmiyor. Mesela benim ülkem Slovenya’nın oyuncuları da Real Madrid futbolcuları kadar yoğun maç oynuyor ama 500 kat daha az maaş alıyorlar. Maç sayısının azalması kulüplerin de gelirini azaltır. Profesyonel futbolcular sendikasıyla oturup ne istediklerini görmemiz gerekecek. Maç sayısını azaltırsak maaşları da düşürmek zorunda kalacağız. Başka bir çözüm yok” şeklinde konuştu.
ANCELOTTI ÖNLEM ALIYOR
Real Madrid Teknik Direktörü Carlo Ancelotti .ise geçen sezonun nisan ayında yaptığı açıklamada, “Oyunculara çok izin verdiğimi söylüyorlar ama son 4 ayda sadece 8 gün izin yaptık. Her 3 günde bir maç yaptığımızı kabul etmelisiniz. UEFA, FIFA, La Liga, kimse oyuncuları umursamıyor. Çok fazla maç var, bir şeylerin değişmesi gerekiyor” demişti.
FUTBOLCULARIN TEPKİLERİ: GREVE GİTMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR
Kevin De Bruyne (Manchester City): Geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, “Sezonlar giderek uzuyor. Belki bu sezon normal geçecek ama 2026’da Dünya Kupası ile birlikte takvim daha da karmaşık hale gelecek. Bazı oyuncu birlikleri çözüm bulmaya çalıştı ama değişen bir şey olmadı. Bu durum UEFA ve FIFA’nın umurunda bile değil. Onlar parayı önemsiyor.
Alisson Becker (Liverpool): Kimse oyunculara yoğun fikstür hakkında ne düşündüklerini sormuyor. Bu durumdan gerçekten bıktık.
Manuel Akanji (Manchester City): FIFA ve UEFA maç programını sürekli arttırıyor. Oyuncuları da düşünmeniz gerekiyor. Sıkı çalışıyoruz belki ama biz de insanız. Bizim de bir canımız var. Bu gidişle ben de 30 yaşında futbolu bırakırım
Rodri (Manchester City): Greve gidebiliriz. Sanırım buna yakınız. Futbolcuların genel görüşü bu yönde. Eğer bu şekilde devam ederse başka bir seçeneğimiz kalmayacak. Bu bizi endişelendiren bir konu. Acı çeken taraf biziz!
Dayet Upamecano (Bayern Münih): Neden greve gitmeyelim, evet bu olabilir. Çok fazla maç var. Umarım yetkililer bir gün bizi anlar.” cevabını verdi. Daha önce Rodri dışında bir başka İspanyol oyuncu Aymeric Laporte de, “Fikstür çok yoğun. Çok fazla maç oynuyoruz. Bunun önüne ancak grev yaparak geçebiliriz.
3-sayfaFinansSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Arat, görüşme sonrasında açıklamalarda bulunacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulüpten yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;
“Fenerbahçe Beko Erkek Basketbol Takımımızın oyuncusu Devon Hall, 12 Kasım Salı günü (dün) oynanan Bayern Münih karşılaşmasında sol elinden sakatlık yaşamıştır. Sporcumuzun Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde yapılan kontrollerinin ardından sol el tarak kemiğinde kırık tespit edilmiş olup tedavisine başlanmış ve ameliyatı planlanmıştır.
Devon Hall’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa sürede takıma katılmasını temenni ediyoruz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kariyeri başarılarla dolu Spoelstra, bugüne kadar 2 NBA şampiyonluğu kazandı. Deneyimli coach bu yılki Paris Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan ABD takımında da yardımcı antrenörlük görevi üstlenmişti. Ayrıca NBA.com tarafından yapılan bir ankette yüzde 69’luk oy oranıyla ‘NBA’in en iyi antrenörü’ olarak gösterilmişti.
REKLAMHAKKI OLMAYAN MOLAYI ALMAK İSTEDİ, TEKNİK FAUL ALDI
Ancak başarılı antrenör Spoelstra, salı gecesi Detroit Pistons’la oynadıkları maçı kaybetmelerine yol açan ciddi bir hata yaptı.
Miami uzatmaya giden maçta periyodun bitmesine 1.8 saniye kala 121-119 öne geçti. Bu basketten sonra mola alan Detroit Pistons, mola dönüşü bulduğu 2 sayıyla skoru 121-121’de eşitledi. Bu sayı sonrası ise Spoelstra’dan tarihi bir hata geldi. Spoelstra bitime 1.1 saniye kala hakkı olmayan bir mola istedi ve teknik faul alarak Detroit’e 2 serbest atış hakkı verdi. Serbest atışları sayıya çeviren Detroit Pistons, böylece salondan 123-121 galip ayrıldı.
Spoelstra karşılaşma sonrası yaptığı açıklamada, “Ciddi bir zihinsel hata yaptım” diyerek kendini suçladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Federasyondan yapılan açıklamada, “Ismail Jakobs’un kulübü Galatasaray tarafından 11 Kasım 2024 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen MR taramalarında oyuncunun sağ bacak soleus kasında 3. derece yırtık tespit edilmiştir. Acil şifalar dileriz.” ifadeleri kullanıldı.
Ismail Jakobs’un 2-3 hafta aralığında sahalardan uzak kalması bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Japonya’nın Kyodo haber ajansı, bu hafta “Kral Kazu” lakaplı efsanenin, gelecek sezon da dördüncü lig takımı Atletico Suzuka’da forma giymeyi planladığını bildirdi.

Japon forvet Miura, dünyanın en yaşlı aktif profesyonel futbolcusu olarak kabul ediliyor.
57 yaşındaki sporcu, 89 maçta 55 gol atarak 1990’lı yıllarda Japonya Milli Takımı’nın yıldızı olmuştu.

İlk maçına 1986’da Brezilyalı yıldız Pelé’nin ünlendirdiği takım olan Santos ile çıkan Miura, ayrıca İtalya, Hırvatistan, Avustralya ve Portekiz’de profesyonel olarak forma giydi.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yönetim ve teknik ekip çalışmalarını sürdürürken, İspanya’dan flaş bir transfer iddiası ortaya atıldı.
İspanyol basınında çıkan haberlere göre; Sarı-lacivertli ekip, Barcelona’nın genç oyuncusu Ansu Fati’ye göz dikti.
Fenerbahçe Sportif Direktörü Mario Branco’nun, yıldız futbolcuyu kiralık olarak takıma katmak için Katalan ekibinin yetkilileriyle temasa geçtiği öğrenildi.
Fenerbahçe Sportif Direktörü Mario Branco’nun, yıldız futbolcuyu kiralık olarak takıma katmak için Katalan ekibinin yetkilileriyle temasa geçtiği öğrenildi.
Sarı-lacivertlilerde teknik direktör Jose Mourinho’nun, Ansu Fati’yi çok istediği öne sürüldü.
MESSI’NİN VELİAHTIYDI!
La Masia’da yetişen genç yetenek, Lionel Messi’nin veliahtı olarak gösteriliyordu.
Fakat beklentileri karşılayamayan İspanyol oyuncu, geçtiğimiz sezon Premier Lig ekiplerinden Brighton’da kiralık olarak forma giydi.
SEZON KARNESİ
Ansu Fati, bu sezon 7 maçta 158 dakika süre buldu.
Yıldız futbolcu, bu maçlarda gol veya asist katkısı sağlayamadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UEFA Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe, deplasmanda AZ Alkmaar’a 3-1 yenilerek büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Teknik direktör Jose Mourinho, cezası nedeniyle maçı tribünden takip etti.

Portekizli çalıştırıcının Trabzonspor ile oynanan maç sonrasında, “Türkiye Ligi’ni kim izlesin” ifadeleri gündeme oturmuştu. AZ Alkmaar maçı sonrası taraftarlar, Avrupa’da oynanan oyuna isyan ederek tepki gösterdiler.

Sabah Spor’un usta yazarları Ömer Üründül, Gürcan Bilgiç ve Murat Özbostan, Fenerbahçe’nin AZ Alkmaar maçı performansını ve Mourinho’yu değerlendirdi.

SORU: F.Bahçe, genç bir takıma yenildi. Mourinho, “Türkiye Ligi’ni kim izlesin” demişti. AZ Alkmaar maçı sonrası taraftarlar, “Bu F.Bahçe’yi kim izlesin” yorumu yaptı. Siz ne dersiniz?

Ömer Üründül: Mantığımla bağdaşmıyor
Fenerbahçe’de takımın fizik kondisyonu yetersiz. Orta sahanın performansı iyi değil. Fred düşüş yaşıyor. İsmail çok formsuz. Szymanski koşuyor ama üretemiyor. Amrabat da ön liberoda idare ediyor. Dzeko belli bir yaşa geldi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>28 futbolcunun bulunduğu A Milli Takım aday kadrosunda, Doğan Alemdar, İrfan Can Kahveci, Ozan Kabak ve Yusuf Yazıcı sakatlıkları sebebiyle yer almadı. Doğucan Haspolat ve Deniz Gül ise ilk kez A Milli Takım aday kadrosuna çağırıldı.
A Milli Takım’a davet edilen oyuncular, 11 Kasım Pazartesi günü saat 12.00’de TFF’nin Riva’daki Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde toplanacak. İlk çalışmasını da aynı gün saat 18.30’da yapacak ay-yıldızlılar, Galler karşılaşmasının hazırlıklarını hafta boyunca bu tesiste sürdürecek.
A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın belirlediği aday kadro şöyle;
“Altay Bayındır, Mert Günok, Muhammed Şengezer, Uğurcan Çakır, Abdülkerim Bardakcı, Çağlar Söyüncü, Emirhan Topçu, Eren Elmalı, Ferdi Kadıoğlu, Merih Demiral, Mert Müldür, Samet Akaydin, Zeki Çelik, Doğucan Haspolat, Hakan Çalhanoğlu, İsmail Yüksek, Okay Yokuşlu, Kaan Ayhan, Orkun Kökçü, Ahmed Kutucu, Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Deniz Gül, Enes Ünal, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu, Semih Kılıçsoy, Yunus Akgün”
A Millî Takımımızın, UEFA Uluslar B Ligi’nde Galler ve Karadağ ile oynayacağı maçların aday kadrosu açıklandı. #BizimÇocuklar
pic.twitter.com/Mc4C5ymgod
— Türkiye #BizimÇocuklar
(@MilliTakimlar) November 8, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UEFA Avrupa Ligi’nin 4. haftasında Galatasaray sahasında karşı karşıya geldiği İngiliz temsilcisi Tottenham’ı 3-2 mağlup etti. Avrupa Ligi’nde 3. galibiyetini alan sarı-kırmızılı futbolcular ve teknik heyet galibiyeti tribünlere giderek kutladı. Kale arkasındaki tribüne karşı kol kola giren sarı-kırmızılılar, taraftarlarla beraber marşlar söyledi.
Ayrıca müsabakada 2 gol kaydeden Nijeryalı futbolcusu Victor Osimhen de, taraftarların isteğini kırmadı ve kale arkasındaki tribünlere karşı 3’lü çektirdi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BİR YENİSİ DAHA EKLENDİ”
Cimbom, “Avrupa’da dize getirdiğimiz takımlar arasına bir yenisi daha eklendi” notuyla bir video paylaştı. Videoda Galatasaray’ın Avrupa’da yendiği takımları sembolize eden askerler ve teknik direktör Okan Buruk ile sarı-kırmızılı futbolcular yer aldı.
KISA SÜREDE VİRAL OLDU
Galatasaray’ın yaptığı bu paylaşım, kısa süre içerisinde sosyal medyada viral oldu. Söz konusu video özellikle sarı-kırmızlı taraftarlar tarafından beğeni, yorum ve paylaşım yağmuruna tutuldu.
MAÇ BİTİNCE ALİ SAMİ YEN PAYLAŞIMI
Öte yandan Cimbom’un maçın bitiş düdüğünün ardından skorbord’a sarı-kırmızılıların bir numaralı kurucusu ve ilk başkanı olan Ali Samiyen’insözünün yansıması dikkatleri çekti. Tabeladaki “Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmektir” sözleri RAMS Park’taki taraftarlardan büyük alkış aldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sakarya’nın değerleri kampüste kariyer söyleşileri ilk bölümünde 2 kez dünya şampiyonluğu bulunan Toprak Razgatlıoğlu, Teknik Direktör ve eski Milli futbolcu Tuncay Şanlı, sunucu Merve Toy, gazeteci ve spor yorumcusu Şansal Büyüka ile eski uluslararası futbol hakemi ve futbol yorumcusu Fırat Aydınus özel konuk olarak, üniversitede öğrenciler ve vatandaşlarla bir araya geldi. Üniversitenin Turgut Özel Kültür ve Kongre Merkezi Nevzat Kor Salonu’nda gerçekleşen söyleyişinin sunuculuğunu Merve Toy üstlendi. Saygı duruşunun bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması sonrasında başlayan programda katılımcılar başarı hikayelerini ve hayatlarındaki dönüm noktalarını anlattı. İnteraktif bir şekilde devam eden söyleyişi de katılımcılar gelen soruları yanıtladı.
“Ben hayatım boyunca çalışmanın saati olduğuna inanmadım”
Gençlere öğütlerde bulunan Şansal Büyüka, “Hangi işi yaparsanız yapın en iyi şekilde yapmaya çalışın ve pes etmeyin. Kolay işi yaptığınızda sıradanlaşıyorsunuz, zor işi yaptığınızda sıra dışı oluyor, fark ediliyorsunuz ve öne çıkıyorsunuz. Ben hayatım boyunca çalışmanın saati olduğuna inanmadım. Hele ki genç yaşta daha da fazla koşmak lazım. Güç ve mantık yerindeyken, akıl çok iyi çalışırken bunların hakkını vermek lazım” dedi.
“Yarıştığım motor en iyi motor değil”
2 kez dünya şampiyonluğu bulunan Toprak Razgatlıoğlu ise yarışlarda sağladığı motivasyon süreçlerini anlatarak, “BMW ile yola devam etmemizin neticesine vardık ve bir sürü, “Kariyerini bitireceksin, şampiyon olamayacaksın, şampiyon olamayacak bir motorla kendi kariyerini riske atıyorsun” diye haber oldu. Bu durum bizi strese soktu aslında bir yanda da farklı kafa yapısı ve mantaliteyle sezona başlamış oldum. Öyle bir şeye imza attım ki kimsenin bize inanmadığı, güvenmediği bir durumdu ve bu zamana kadar hiçbir başarısı olmayan bir takımdı. Burada bizim bir şey yapmamız gerekiyordu insanlara veya o dünyaya bir şey göstermemiz gerekiyordu. Kimi çok iyi sürüyor kimi çok iyi yarışıyor ama kafa yerinde olmadığı zaman bence her şey tamamen boş ben onu gördüm bu sene. Yarıştığım motor en iyi motor değil ama ben psikolojik olarak kendimi o kadar hazırlamışım ki o motor ile başka seviyelere geldim. Çok beklenmedik bir dünya şampiyonluğu elde ettik. Dünyaca ses getirdik aslında ama bizim ülkemizde pek fazla kıymeti bilinmiyor. Futbol daha fazla öne çıktığı için. Benim aslında kariyerimin değiştiği yer 2019’da dünya şampiyonasında ilk aldım birincilik. Fransa’da almıştım bunu 17’nci sırada başlayıp birinci sırada bitirmem aslında benim Yamaha ile anlaşmamı sağlamıştı ve 2021 de de dünya şampiyonu olmuştum” diye konuştu.
“Biz ileriye doğru gideceğimize 15 yıl geriye döndük, futbol kültürümüzü kaybettik”
Kariyer planlaması hakkında konuştuktan sonra futbolun bir oyun olduğunu ve hatalar zincirinde olduğunu aktaran teknik direktör Tuncay Şanlı, “Ben oynarken de hakemler ile hiçbir problemim olmadı evet kırmızı kart yedim ama oda bilinçsiz bir şekilde ve seyircisiz oynan bir maçtı. Ben hiçbir zaman hakem hususuyla alakalı konuşmadım konuşmakta istemiyorum. Bizim gayemiz şu olmalı; ülke futbolunu nereye getirebiliriz? Daha iyi ne olabilir? Biz ileriye doğru gideceğimize futbolda 15 yıl geriye döndük. Hakemler üzerinden konuşuyoruz hep ama biz hakemlere hiç yardımcı olmuyoruz ki olamadık ta o yüzden bu problemi konuştuğumuzda hiçbir yere gitmiyor. Hakem hata yapmıştır, art niyet vardır ben bilemem onu oyunuma bakarım, oyun bize keyif veriyor mu? Vermiyor maalesef futbol kültürümüzü kaybettik onu geri kazanmalıyız diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“20 sene sonra yapay zeka futbolu ele geçirecek ve insansız futbol oynanacak””
‘VAR’ sistemi ve futbolun teknolojiyle birleşmesi hakkında konuşan eski uluslararası futbol hakem ve yorumcusu Fırat Aydınus, “Hakemken bile ‘VAR’ destekleyen bir insan değildim. Çünkü kurallarda hakemin takdirine göre aşağıdakiler olur ise cezalandırılır 10 kusurlu hareketten bahsediyorum. Dolayısıyla yoruma açık pozisyonlarda 47 hakemin içinden bile farklı farklı yorumlar çıkar. O zaman salt doğruyu bulabilme imkanı yoktur ve futbol yoruma açık bir oyundur. Kuralları yazılmış yorumlanan bir oyundur. ‘VAR’ sadece teknolojik anlamda topun içeri girip girmemesi, ceza sahası içinde mi? Dışında mı? veya ofsayt pozisyonu bunun haricinde herkese göre pozisyonlar değişebilir. Eğer teknolojiyi bu kadar içeriye sokarsak bir yerden sonra hakeme, futbolcuya kameralar takılacak, droneler, sensörler olacak formaların üzerinde. 20 sene sonra yapay zeka futbolu ele geçirecek ve insansız futbol oynanacak. Futbol hatalar oyunudur, zevki temaşa ve gösterisi buna dayanır. O yüzden ‘VAR’ın ve teknolojinin kullanılmasının tarafındayım ama bu kadar futbola sirayet edilmesine karşıyım teknoloji ilerleyen bir şey” ifadelerini kullandı. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nin 4. haftasında Hollanda ekibi AZ Alkmaar’a konuk oldu. Sarı-lacivertliler, ilk yarıyı golsüz eşitlikle geçilen maçı 3-1 kaybetti. Fenerbahçe’nin tek golü Youssef En-Nesyri’den geldi. Faslı forvet 62. dakikada bir de penaltı atışından yararlanamadı.
Avrupa Ligi’nin ilk maçında Union Saint- Gilloise’yi 2-1 mağlup ederek 3 puan alan Fenerbahçe, sonrasında Twente ve Manchester United takımları ile aynı skorla (1-1) berabere kaldı. Kanarya, bugün aldığı mağlubiyetle 5 puanda kaldı. AZ Alkmaar ise organizasyondaki 2. galibiyetini elde etti ve 6 puana yükseldi.
Fenerbahçe, Avrupa Ligi’nin 5. haftasında 28 Kasım Perşembe günü Çekya ekibi Slavia Prag’a konuk olacak.
3’lü orta sahadan 3’lü forvete
Teknik Direktör Jose Mourinho cezası nedeniyle müsabakayı tribünden takip etti. Fenerbahçe, Hollanda ekibine karşı üçlü orta saha ile başladı. Sofyan Amrabat, İsmail Yüksek ve Fred aynı anda 11’de yer alırken, Szymanski maça yedek başladı. Kaptan Edin Dzeko tek forvet başlarken, 58. dakikada Youssef En-Nesyri’nin oyuna girmesiyle sarı-lacivertliler çift forvete döndü. Ev sahibi ekibin 2. golü bulmasıyla teknik heyet, Cenk Tosun’u oyuna sürdü ve takım son 10 dakikada 3 forvetle oynadı.
Becao cezalı duruma düştü
Mücadeleye 11’de başlayan Brezilyalı stoper Rodrigo Becao, 63. dakikada rakibine yaptığı müdahale sonrası sarı kart gördü. Bu sezon 3. kartını gören Becao, cezalı duruma düştü. 28 yaşındaki futbolcu Slavia Prag ile oynanacak karşılaşmada forma giyemeyecek. Becao, AZ Alkmaar’a karşı 79. dakikada yerini Mert Hakan Yandaş’a bıraktı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önce Manchester City maçında 3 ismi sakatlık nedeniyle oyuna devam edemeyen Tottenham’da bu kez stoper tandemindeki bir isim daha sakatlandı. Cristiano Romero, 61. dakikada sakatlığı nedeniyle oyundan alındı. Romero’nun stoperdeki arkadaşı van de Ven, Manchester City karşısında sakatlanmıştı. Diğer taraftan hücum oyuncusu Richarlison da sakatlığı nedeniyle Aston Villa maçına devam edemedi.
Manchester City maçında sakatlanan diğer isimler Djed Spence ve Wilson Odobert olmuştu. Böylelikle Tottenham’ın sakatlık sayısı 5’e yükseldi. 5 ismin Galatasaray karşısında oynayıp oynayamayacağı ilerleyen günlerde netleşecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siyah-Beyazlı ekipte sezon başında Fatih Karagümrük’ten transfer edilen Can Keleş, bu maçta 80. dakikada Cher Ndour’un yerine oyuna girerek ligde ilk kez forma giymiş oldu. Keleş, ortaya koyduğu futbolla vasatı aşamadı.
Can Keleş, bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde ilk hafta oynanan Ajax maçının son 6 dakikasında şans bulmuştu. (Fanatik)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DAHA KÖTÜSÜ GENÇ TAKIMDAN
MKE Ankaragücü bundan daha kötü bir başlangıcı genç oyuncularla mücadele ettiği 2012-2013 sezonunda yaşadı. Başkent ekibi, o dönem yaşanan maddi zorluklar sebebiyle transfer dahi yapamamış ve çoğu 20 yaş altı oyunculardan oluşan takımla mücadele etmişti. İlk 11 maçta 9 yenilgi alan MKE Ankaragücü, sezonu da 34 karşılaşmada 19 yenilgiyle tamamlayarak son sırada yer alıp 2. Lig’e düşmüştü.
ŞAMPİYON OLUNAN SON 2 SEZONUN UZAĞINDA
MKE Ankaragücü, Süper Lig’e yükseldiği son 2 sezonun çok gerisinde kaldı. İsmail Kartal ile 2. olduğu 2017-2018 sezonunda sarı-lacivertliler 11 maçta 2 yenilgi alıp, 20 puan topladı. Mustafa Dalcı’nın şampiyon yaptığı 2021-2022 kadrosu ise tek yenilgiyle 11 haftada 24 puan elde etti. Ligde 2 puanlı sistemin uygulandığı sezonların ilk 11 maçında 1980-1981’de 3, 1979-1980’de 2, 1978-1979’da 3, 1976-1977’de 2 yenilgi alan MKE Ankaragücü, 1968-1969’da ise ilk 11 haftada yenilgi yaşamadı.
4 AYDA 3 TEKNİK ADAM
MKE Ankaragücü, bu sezon şu ana kadar 3 teknik adamla çalıştı. Haziran ayının sonunda göreve getirilen Kemal Özdeş ile lig başlamadan kamp çalışmalarından sonra yollar ayrıldı. Özdeş’in yerine gelen Cihat Arslan ise görevinde 5 maç kalabildi. Arslan’ın yerine şu an görevde olan Kenan Koçak eylül ayında takımın başına geçti. MKE Ankaragücü, Süper Lig’e yükseldiği son iki sezonda teknik adam değişikliği yapmamıştı. 2017-2018’de İsmail Kartal, 2021-2022’de ise Mustafa Dalcı sezon boyunca görevde kalmış ve takımı Süper Lig’e taşımıştı.
ANKARA DIŞINDA LİG GALİBİYETİNE HASRET
MKE Ankaragücü, 1 yıldır Ankara dışında lig galibiyeti alamıyor. Küme düştüğü geçen sezon Süper Lig’de 25 Kasım 2023’te Gaziantep FK’yi deplasmanda yenen sarı-lacivertliler, o tarihten bu yana Ankara dışında oynadığı 15 lig maçını da kazanmadı. Bu sürede Yeni Malatyaspor’un isteğiyle deplasmanda oynanması gereken maçı konuk ekip ünvanıyla kendi sahası Eryaman Stadı’nda yapan başkent ekibi, karşılaşmayı 2-0 kazandı. MKE Ankaragücü son 1 yılda lig maçları için Ankara dışına çıktığı 15 deplasmanda 10 yenilgi, 5 beraberlik aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu gibi gergin ve sert maçlarda oyun kalitesi çok fazla yüksek olmayabiliyor. Bu açıdan oyunu yorumlamak da zorlaşıyor. Ama Şenol Güneş ve Mourinho cephesinden birkaç tespitim oldu.
ŞENOL GÜNEŞ, PRES YAPAN VE TEMASLI OYNAYAN BİR YAPIYLA ÇIKTI
Bu sezon Trabzonspor, Abdullah Avcı ve sonrasında Şenol Güneş’le birlikte ligin en yüksek topa sahip olan takımlarından birisi. Ama bu işe yaramıyor elbette. Çünkü pozisyon üretmekte zorlanan ve gol yollarında etkili olamayan bir takım var karşımızda. Ancak Şenol Güneş de bu zaafın farkında. O da Lundstram-Okay-Ozan orta saha üçlüsüyle bu maçta topa sahip olmak yerine ileride pres yapan, rakibi önde karşılayan, kaptığı toplarla direkt gole giden ve temaslı oynayan bir yapıyla sahaya çıktı. Keza öyle de oldu.
15-45 dakikaları arası Trabzonspor’un topla oynama yüzdesi %44 idi. İlk 20 dakika kaleciye kadar pres yapan, bunda da başarılı olan ve pozisyonlar bulan bir Trabzonspor gördük. Ancak bitiricilikte sorunlar yaşadılar ve ilk yarı gol atamadılar. İkinci yarı da aynı şeyi yapmaya çalışsalar da takımın fizik kalitesi buna biraz engel oldu.
F.BAHÇE GOL YEMEDİĞİ SÜREÇLERİ ATLATINCA OYUNA AĞIRLIĞINI KOYUYOR
Oyuna bir de Fenerbahçe penceresinden bakalım… Bence Mourinho da Trabzonspor’un bu kadar şiddetli pres yapacağını tahmin etmiyordu. Dediğim gibi ilk 20 dakika Fenerbahçe’ye oyun oynatmayan bir Trabzon vardı. Fenerbahçe ise gol yemediği süreçten sonra (özellikle 20. dakikadan sonra) yavaş yavaş oyuna ağırlığını koydu ve enerjisi azalan Trabzonspor karşısında topa daha fazla sahip olmaya başladı. Özellikle de Amrabat’ın pasla takımını çıkarması, F.Bahçe’de oyunun lideri haline gelmesi bunda çok etkili oldu. Amrabat, Lucas Torreira’ya çok büyük rakip artık bu bölgede bence.
MOURINHO TAŞLARI YERİNDEN OYNATIYOR
Mourinho’nun Mert Müldür’ü M. United’a ve Trabzonspor’a karşı sol bekte oynattığını görüyoruz ve toplu oyunda da Szymanski’nin de oyunu genişletmek adına sol kenara geldiğini görüyoruz. Bu aslında Mou’nun özellikle de Ferdi’nin kaybı sonrası sol bek ve sol kenar için bazı şeyler denediğini ve taşları yerinden oynatmaya başladığını görüyoruz. Çünkü Szymanski’nin burada savunma yardımını da göz önünde bulunduruyor Mourinho. Ve şunu da görüyoruz; belli bir süre süreden sonra Tadic’i solda İrfan Can’ı sağ da oynatmaya başladı. Yani geçen sezon ki yapıyı da deniyor aslında.
YAVAŞ YAVAŞ GEÇTİĞİMİZ SEZONKİ YAPIYA MI GİDİLİYOR?
Trabzonspor maçını kazanan elbette Mourinho’nun ikinci yarıdaki hamleleri oldu. İrfan Can, Dzeko veKostic’i sahaya atarak ofansif anlamda biraz daha tehlike yaratacak çift santrforlu bir bölümü oynadı. Zaten ikinci gol Dzeko ile ve üçüncü gol de Kostic’in enfes asistiyle geldi. Tadic’in muazzam pasını da unutmamak gerekiyor. Ancak ben, uzun periyotlu bir sezon için çift forvetli sistemin F.Bahçe’ye çok getirisi olacağını düşünmüyorum.
Bunun yanında M. United maçıyla birlikte oyununu yukarılara çıkarmaya başlayan bir Fenerbahçe izliyoruz. Gol yedikten sonra pes etmeyen, gol için çabalayan ve mücadele eden bir takım kimliği inşa ediliyor. F.Bahçe’nin sancılı süreci yavaş yavaş atlattığını ve oyununun dengeye geldiğini gözlemleyebiliyoruz.
Diğer taraftan Trabzonspor’un Şenol Güneş’le de oyununu ilerletemediğini ve takımın beklentileri hala karşılayamadığını görüyoruz.
BİZ FUTBOL KONUŞMAYA DEVAM EDELİM!
Sonuç olarak; hakem Oğuzhan Çakır ve VAR hakemi Atilla Karaoğlan’ın konuşulduğu ve yine futbolun konuşulmadığı bir gece yaşadık. Hakemleri ne kadar konuşsak da faydası yok zaten. Yıllardır konuşuluyor. Çözülen bir şey var mı? Yok…
Biz futbolu konuşmaya devam edelim!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAWKS, JOHNSON’IN PERFORMANSIYLA KAZANDI
Atlanta Hawks, deplasmanda New Orleans Pelicans’ı 126-111 mağlup etti. Sezonun 3. galibiyetini elde eden Hawks’ta Jalen Johnson 29 sayı, 9 ribaunt, 8 asistle mücadele etti. Trae Young ise 23 sayı, 12 asistle oynadı. Brandon Ingram’ın 32 ve Jordan Hawkins’in 19 sayısı, Pelicans’ın 4. mağlubiyetini engelleyemedi.
PISTONS DEPLASMANDA GALİP
Detroit Pistons, Brooklyn Nets’e konuk olduğu maçı 106-92 kazandı. İkinci galibiyetini alan Pistons’ta Cade Cunningham 19, Tobias Harris ve Malik Beasley 18’er sayı üretti. Bu sezon 4. mağlubiyetini yaşayan Nets’te ise Cameron Johnson 26 ve Cam Thomas 17 sayı attı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZON VE RİZE’DE 6 GOL
Fenerbahçe formasıyla geçen sezon 3 kez gol sevinci yaşayan Fred, bu gollerin 2’sini Trabzonspor deplasmanında kaydetmişti. Sarı-Lacivertli ekibin geçen sezon 3-2 kazandığı Trabzonspor müsabakasının ilk yarısında 13. ve 45+4. dakikada fileleri havalandıran Fred, maç sonunda olayların da çıktığı müsabakada galibiyeti getiren isimlerden olmuştu.
Bu sezonun 3. haftasında Çaykur Rizespor deplasmanında attığı 3 golle, 5-0’lık galibiyetin mimarlarından olan Fred, Trabzonspor karşısında da fileleri havalandırarak 3 puanda önemli bir pay sahibi oldu. Brezilyalı futbolcu, Fenerbahçe forması giydiği 2 sezonda attığı 7 golün 6’sını Karadeniz’de kaydetti. Çaykur Rizespor karşısında 3 gol bulan Fred, Trabzonspor’a karşı oynadığı son 2 deplasman müsabakasında da 3 kez gol sevinci yaşadı. Fred, diğer golünü ise Sivasspor ile geçen sezon deplasmanda oynanan maçın ilk yarısında kaydetmişti. Deneyimli futbolcu, lig maçlarında Kadıköy’de henüz golle buluşamadı.
GEÇEN SEZON BATSHUAYI, BU SEZON AMRABAT
Trabzon deplasmanında 90+12. dakikada Sofyan Amrabat’ın golüyle 3 puana uzanan Fenerbahçe, geçen sezonki galibiyetine benzer bir performans ortaya koydu. Geçen sezon Trabzonspor deplasmanda durum 2-2 iken Michy Batshuayi’nin maçın son bölümünde attığı golle 3-2 kazanan sarı-lacivertli ekip, bu kez Sofyan Amrabat’ın uzatmaların son dakikasındaki golüyle 3-2 galip geldi. Fenerbahçe formasıyla UEFA Avrupa Ligi’nde Twente deplasmanında, Trendyol Süper Lig’de de Sipay Bodrum FK karşısında takım arkadaşlarını golle buluşturan Sofyan Amrabat, Trabzon deplasmanında ise ilk gol sevincini yaşadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz sezon Trabzon’da oynanan karşılaşmayı da kazanan Fenerbahçe, Süper Lig’de 2016 yılından bu yana Trabzonspor deplasmanında ilk kez üst üste iki galibiyet almış oldu. Dün 3-2 Fenerbahçe’nin galibiyeti ile sona eren maç sonunda Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan son 15 Süper Lig maçının 13’ünde karşılıklı goller atıldı ve bu karşılaşmalar toplam 45 gole sahne oldu (Trabzonspor 23-22 Fenerbahçe).
Öte yandan, Süper Lig’de 11’inci hafta geride kalırken, lider Galatasaray ile puan farkı 16’ya yükselen bordo-mavili takım 12 puanla 11’inci sırada yer aldı. Süper Lig’in 12. haftasında deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşılaşacak olan bordo-mavili takım bu maçın hazırlıklarına bugün yapılacak antrenmanla başlayacak.

YEREL BASIN TEPKİLİ
Trabzon’da yayın yapan yerel gazeteler ise Trabzonspor’un Fenerbahçe karşısında aldığı mağlubiyet ise karşılaşmanın hakemine yönelik eleştirileri içeren başlıklarla çıktı.
Sonnokta: Trabzonspor’a operasyon çekildi
Taka: Büyükekşi gitmiş cezamız bitmemiş
Ekspres: Tükeniyoruz
Günebakış: Kahrolduk
Karadeniz: Hadi İHO tebrik et hakemini
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BILICA NE YAPMIŞTI?
Fenerbahçe’nin Kadıköy’de Beşiktaş’ı 1-0 yendiği 18 Nisan 2010 tarihindeki lig maçında sarı-lacivertli takımın ”Bilica” lakaplı Brezilyalı futbolcusuFabio Alves Da Silva, siyah-beyazlı takımın 64. dakikada kazandığı penaltı atışıöncesinde penaltı noktasını kramponuyla eşeledi.
Daha sonra Beşiktaşlı Bobo’nun kullandığı penaltı atışını kaleci Volkan Demirel kurtararak, ezeli rakibine beraberlik şansı tanımadı. Bilica’nın futbol sahalarında çok ender yaşanan fair-play dışı bu hareketi spor gündemini bir süre işgal etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberi… Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında Trabzonspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. 5 golün atıldığı karşılaşmayı Fenerbahçe, bordo-mavili takımı 3-2 mağlup etti ve zirve yarışında hata yapmadı.

Hakem Oğuzhan Çakır ve VAR’ın kararları geceye damga vurdu. Olaylı derbi sonrası SABAH Spor yazarları Mustafa Çulcu, Ömer Üründül ve İskender Günen maçtaki tartışmalı pozisyonlar için dikkat çeken sözler kaleme aldı.
Jose Mourinho: “Trabzonspor’a karşı değil, Atilla Karaoğlan’a karşı oynadık” | Video

ÖMER ÜRÜNDÜL: AGRESİF OYNADI
Dün gece Trabzon’da müthiş mücadelesi ve maça damga vuran hakem ve VAR kararlarıyla ilginç bir maç izledik. Fenerbahçe ilk 15 dakikayı çok sıkıntılı geçirdi. Karşısında beklendiği gibi motive, hırslı ve agresif pres yapan bir rakip vardı. Sonra denge kuruldu ve F.Bahçe, En-Nesyri’nin mükemmel asistinde Fred’le skor avantajı yakaladı.

“VAR’IN İNCELEME İSTEMESİ DOĞRUYDU”
İkinci devre yine Trabzon’un baskısıyla başladı. Sonra skandal bir VAR kararı geldi ve penaltıdan skor eşitlendi. Seyircisiyle birlikte Trabzon hücum girişimlerine devam etti, ardından ikinci penaltı golü geldi. Burada VAR’ın inceleme istemesi doğruydu. Sonra Mourinho hamlelere başladı, girenler doğruydu. Ama yürüyen Tadic’le formsuz Fred’i sahada tutarak ve çift santrfora dönerek rakibe aslında avantajlı bir ortam sundu.

Sınırsız enerji harcayan Trabzonlu futbolcuların yorulmasıyla F.Bahçe yoğun bir baskı kurdu. Önce beraberliği buldu sonra da uzatmanın son dakikasında Amrabat’la çok önemli 3 puanın sahibi oldu. Trabzonspor, sınırsız enerjiyle elinden geleni yaptı. Aynı uzun süre 10 kişi oynadıkları Beşiktaş maçı gibi. Uğurcan yine çok başarılı performans gösterdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberi… Trendyol Süper Lig’de 11. haftanın maçında Fenerbahçe deplasmanda Trabzonspor’u 3-2 mağlup etti. Hakem hatalarının damga vurduğu maçta, 90+12’de Amrabat’ın attığı gol sonrası Jose Mourinho unutulmaz bir gol sevinci yaşadı. Avrupa basını, Mourinho’nun kendinden geçtiği görüntüleri paylaşım çarpıcı yorumlarda bulundu. İşte detaylar…

Süper Lig’de yıllarca unutulmayacak maçta Fenerbahçe, 90+12. dakikada attığı golle Trabzonspor’u mağlup etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sarı-Lacivertliler’in 90+12’de Amrabat ile bulduğu galibiyet golünün ardından Jose Mourinho, sahaya girdi ve Livakovic’e doğru dizleri üzerinde kaydı.

Bu sırada dengesi bozularak takla atan Portekizli hocanın üzerine teknik ekip ve futbolcular atladı.

“KULÜBEYİ ÇILGIN SEVİNCİNE ORTAK ETTİ”
Avrupa basını, Mourinho ve Fenerbahçeli futbolcuların yaşadıklarına geniş yer ayırdı. İşte Mourinho’nun gol sevinciyle ilgili yazılanlar…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Benfica, formuyla göz dolduran ve Avrupa’nın devlerini peşine takan Kerem’i kolay bırakmayacağını göstermek için serbest kalma bedelini revize etmeyi düşünüyor. Sözleşmesinde yer alan 60 milyon Euro’luk serbest kalma şartının 100 milyon Euro’ya yükseltilmesi amaçlanıyor. Milli futbolcunun, 2029 yılına kadar kontratı bulunuyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 11.haftası dev bir mücadeleye sahne oldu. Trabzonspor ile Fenerbahçe, Papara Park’ta karşı karşıya geldi. Mücadeleyi Sarı Lacivertliler, 3-2 kazandı.

Sabah Spor’un usta kalemleri Bülent Timurlenk, Gürcan Bilgiç ve Ahmet Çakar, karşılaşmayı ve maçı yöneten hakem Oğuzhan Çakır’ı yorumladı. İşte detaylar…

BÜLENT TİMURLENK: FENERBAHÇE İÇİN 3 PUANDAN FAZLASI
Geride kalan haftalarda hele de 10 kişi kalmış Göztepe karşısında oynadığı futbolun, Fenerbahçe’ye karşı puan alabilmek için bir saha içi referansı yoktu. Şenol Güneş’in motivasyonu, tribünlerin desteği… Trabzonspor ilk 20 dakikada rakibi kaleye getirmezken, geliştirdiği 5 hücumda tabelayı değiştiremedi. Bir tiyatro sahnesinde repliğin diğer aktöre geçmesi gibi bu kez Fenerbahçe aldı oyunu. İlk yarının son 25 dakikasında ilk 20’deki 68/32 topa sahip olmayı 70/30 ile dengeleyip geçtiler. Golde elbette Edin Visca’nın hatası büyük ama En-Nesyri’nin ortasına ve Fred’in fırsatçılığına alkış.
Jose Mourinho: “Trabzonspor’a karşı değil, Atilla Karaoğlan’a karşı oynadık” | Video

“EN AZ 4 GOL DAHA İZLERDİK…”
Fenerbahçe’nin ikinci yarının ilk çeyreğinde oyunu alıp skoru öldürmesi gerekiyordu. Genç bir hakem, karmaşık pozisyonların içinde boğuldu kaldı. Bu çıkan kararlar yanlış demek değil. Ev sahibinin iki penaltı golü ve Dzeko’nun sayısı. İki kalecinin nefis kurtarışları olmasa en az 4 gol daha izlerdik. Çok rahat geçilen orta sahalar, iki kanadının yaş toplamı 69 yaşında olan Trabzonspor ve defans göbeği çok dağınık olan Mourinho’nun takımı.

VAR artı sakatlıkla sadece bir pozisyonda oyunun 7 dakika durduğu gerilimi yüksek, tecrübesiz olunca futbolcuların da üzerine oynadığı bir genç hakemin altından kalkamadığı bir maç izledik. Mourinho’nun ikinci yarıdaki hamleleri geç de olsa sonuç getirdi. Geçen sezon 3-2 biten maçta tabelayı Batshuayi değiştirmişti. Bu sefer de Amrabat… Fenerbahçe için 3 puandan çok daha fazlası.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lig ve Avrupa’da oynadığı son 4 maçta rakiplerine 78 şut şansı tanıyan Beşiktaş, sadece 49 şutla karşılık verdi. Rakip, Kartal’ın ceza sahası içerisinde 138 kez topla buluşurken, Siyah-Beyazlılar ise 95 kez topla oynayabildi. Ligde ilk 8 haftada 5 gol yenirken, aynı golü sadece son 2 maçta ağlarında gördü.

3 GOL DE MASUAKU’NUN BÖLGESİNDEN
Kasımpaşa maçında başta Arthur Masuaku olmak üzere savunmanın hataları çileden çıkarırken Beşiktaş, acı tabloyla yüzleşmek zorunda kaldı. Demokratik Kongolu futbolcu, Muçi’nin attığı golde asisti yapan isim olsa da yenilen 3 golün de kendi bölgesinden gelmesi sonucu tepkilere maruz kaldı.

SAKATLIĞI UZADI, EKSİKLİĞİ DENGELERİ BOZDU
Rashica, milli aradan bu yana bir türlü iyileşemedi. 2 hafta süreceği düşünülen sakatlığında 3. haftaya gelindi. Kosovalı futbolcunun yokluğunda kanatlar işlemedi. Sakatlanana kadar takımın en çok kilit pas atan, en fazla asist beklentisi ve şans yaratan oyuncusu olan Rashica’nın eksikliği dengeleri bozdu. Takım savunması da sekteye uğrarken, özellikle kanatların sürekli değişmesi oyun planlarını altüst etti.


İMMOBİLE 2 MAÇ YOK
Bu arada Kasımpaşa maçında ikinci yarı oyuna devam edemeyen ve yerini Mustafa Hekimoğlu’na bırakan Ciro İmmobile’ye Beşiktaş’tan kötü haber geldi. Arka adalesinde gerilme ve kanama tespit edilen 34 yaşındaki santrforun, Avrupa Ligi’nde Malmö ve Süper Lig’de Başakşehir maçlarında forma giymesi beklenmiyor. Oyuncunun milli aradan sonra takıma dönmesi öngörülüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Devler Ligi”nde 4. hafta maçlarının programı (TSİ) şöyle:
5 Kasım Salı
20.45 PSV (Hollanda)-Girona (İspanya)
20.45 Slovan Bratislava (Slovakya)-Dinamo Zagreb (Hırvatistan)
23.00 Real Madrid (İspanya)-Milan (İtalya)
23.00 Liverpool (İngiltere)-Bayer Leverkusen (Almanya)
23.00 Borussia Dortmund (Almanya)-Sturm Graz (Avusturya)
23.00 Sporting (Portekiz)-Manchester City (İngiltere)
23.00 Lille (Fransa)-Juventus (İtalya)
23.00 Celtic (İskoçya)-Leipzig (Almanya)
23.00 Bologna (İtalya)-Monaco (Fransa)
6 Kasım Çarşamba
20.45 Club Brugge (Belçika)-Aston Villa (İngiltere)
20.45 Shakhtar Donetsk (Ukrayna)-Young Boys (İsviçre)
23.00 Bayern Münih (Almanya)-Benfica (Portekiz)
23.00 Paris Saint Germain (Fransa)-Atletico Madrid (İspanya)
23.00 Inter (İtalya)-Arsenal (İngiltere)
23.00 Feyenoord (Hollanda)-Salzburg (Avusturya)
23.00 Kızılyıldız (Sırbistan)-Barcelona (İspanya)
23.00 Sparta Prag (Çekya)-Brest (Fransa)
23.00 Stuttgart (Almanya)-Atalanta (İtalya)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 11.hafta maçında Trabzonspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi.

5 golün atıldığı mücadeleyi Sarı Lacivertliler, 3-2 kazanmayı başardı.
Jose Mourinho: “Trabzonspor’a karşı değil, Atilla Karaoğlan’a karşı oynadık” | Video

Kanaryaya galibiyeti getiren goller; Fred, Edin Dzeko ve Sofyan Amrabat’tan geldi.

Fırtına’nın iki golünü de penaltıdan Simon Banza kaydetti.

Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 23’e yükseltirken, Trabzonspor 12 puanda kaldı ve üst üste 2.yenilgisini aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kariyerinin en önemli şampiyonluğunun ardından gözyaşlarını tutamayan ve büyük bir sevinç yaşayan Türk tenisçi, ödül töreninde yaptığı açıklamada, “Bu en büyük hayallerimden biriydi. Bu başarıyı elde etmek için 15 yıldır çalışıyorum. Şu an buradayım ve bunun benim için anlamı çok büyük. Başta ailem olmak üzere beni destekleyen herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Zeynep Sönmez, kazandığı bu başarıyla tek kadınlarda 36 basamak birden yükselerek adını 91. sıraya yazdırdı ve kariyer rekoru kırdı. Sönmez, bir WTA turnuvasında Çağla Büyükakçay’ın ardından teklerde şampiyonluk sevinci yaşayan ikinci Türk tenisçi oldu.

BAKAN BAK’TAN TEBRİK MESAJI
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Meksika’da düzenlenen Merida Açık Kadınlar Tenis Turnuvası’nda şampiyon olarak kariyerinin ilk WTA 250 zaferini elde eden Zeynep Sönmez’i yayımladığı mesajla tebrik etti. Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, tebrik mesajında şu ifadelere yer verdi;
“Türk sporu adına haftaya güzel bir haberle başladık. Meksika’da düzenlenen Merida Açık Kadınlar Tenis Turnuvası finalinde ABD’li rakibi Ann Li’yi mağlup ederek şampiyon olan milli tenisçimiz Zeynep Sönmez’i kutluyorum. Kariyerinin ilk WTA 250 Turnuvası zaferini elde eden Zeynep Sönmez’in başarısında emeği geçen başta ailesi olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Zeynep Sönmez, bu sonuçla Çağla Büyükakçay’dan sonra bir WTA turnuvasında teklerde şampiyonluğa ulaşan ikinci temsilcimiz oldu. Milli sporcumuzun gelecekte daha büyük zaferler kazanacağına yürekten inanıyor, başarılarının devamını diliyorum.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarı-Kırmızılılar, maç başına duran topta en fazla xG üreten ikinci takım olmasına rağmen, bu xG’lerden en fazla gol bulan takım konumunda… Avrupa’nın TOP 5 Ligi ve Süper Lig’de, maç başına duran toplardan Galatasaray kadar gol bulan başka bir takım yok. (Fotomaç)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dün akşamki mücadelede Fenerbahçe Fred’in golüyle öne geçmiş, Fırtına Banza’nın iki penaltı golüyle önce beraberliği yakalamış sonra da skor üstünlüğünü elde etmişti. Dzeko ile tekrar eşitliği yakalan Sarı-Lacivertliler, son dakikada Amrabat’ın attığı gole sahadan 3 puanla ayrılmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında Sivasspor evinde karşılaştığı Çaykur Rizespor’u 2-1’lik skorla mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, “Değerlendireceğimiz aslında çok şey var, tabii değerlendirmek lazım. Bazen oyuna istediğiniz gibi başlayamıyorsunuz. Oynan oyunun içerisinde rakibimizin gücünü çok iyi biliyorduk. Bu süreçte hafta içi basına idmanları da kapattık. Pazartesi günü üniversitede idman yapacağız. Öğrencilerimize açık bir şekilde idman yapacağız. Taraftara galibiyetlerimizi armağan ediyoruz. Maçın hakemi tüm takdir haklarını rakibe verdi. Maalesef ne hikmetse Sivasspor olunca bütün haklar rakibe veriliyor. Biz takım için gecemizi, gündüzümüze katıyoruz. Ben normalde bugün istifa edecektim ama sevdiklerimiz belli insanlar asla kabul etmiyoruz dediler. Daha sonra istifa etmekten vazgeçtim. Biz Sivas’ın gelişmesi için mücadele ediyoruz. Bizim her hareketimizi eleştirenler var” diye konuştu.
Bülent Uygun konuşmasının ardından dua okuyarak salonu terk etti. Uygun’un ne yapmaya çalıştığını kimse anlamadı. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SULTANLAR Ligi’nde bu sezonun ilk 6 haftasını kayıpsız geçen Fenerbahçe Medicana, 7’nci hafta maçında güçlü rakibi VakıfBank’a misafir oldu. Oldukça çekişmeli geçen maçın 5’inci ve son setinde de daha az hata yapan VakıfBank seti 15-10 alarak maçtan de 3-2 galip ayrılmayı başardı. Bu sonuçla Fenerbahçe ligdeki ilk mağlubiyetini alırken VakıfBank da 7’nci maçında 6’ncı galibiyetini aldı.
SALON: Vakıfbank Spor Sarayı
HAKEMLER: Yener Seçkin, Gül Mehmet
VAKIFBANK: Van Ryk, Bosetti, Sıla Çalışkan, Deniz Uyanık, Zehra,Güneş, Markova, (Aylin Acar)
FENERBAHÇE MEDICANA: Eda Erdem Dündar, Aslı Kalaç, de Souza, Drca, Stysiak, Meliha Diken ( Gizem Örge)
SETLER: 25-23,14-25, 23-25, 25-17,15-10
SÜRE: 2 saat 5 dakika
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yusuf Dikeç, Şevval İlayda Tarhan gibi milli atıcıların olimpiyatlarda kazandığı madalyalarla gündeme gelen ve son dönemde büyük ivme kazanan atıcılık sporu için Düzce’de çalışmalar başladı. Bu çerçevede Gümüşova ilçesine bağlı Elmacık Köyünde bulunan Trap Sket Atış Poligonu geçmişte birçok turnuvaya ev sahipliği yapmıştı. Düzce’deki atıcıların buluşma noktası olan ve çevre illerden gelen atıcılara da turnuvalarda ev sahipliği yapan poligon çeşitli sebeplerden dolayı kapanmıştı.
Düzce’den Trap sket branşında birçok önemli sporcu çıkartan poligonun hayata geçirilmesi, modern bir şekilde atıcılık sporuna gönül veren sporcuları buluşturması için Düzce Gençlik ve Spor İl Müdürü İsa Yazıcı ve Türkiye Avcılık Atıcılık Federasyonu İl Temsilcisi Ali Süler, incelemelerde bulundu. Özellikle poligonun iyileştirilmesi için proje hazırlatan Ali Süler, çalışmalarını İsa Yazıcı’ya alanda anlattı. Ayrıca yapılması gerekenler hakkında da İsa Yazıcı ve Ali Süler, fikir alışverişinde bulundu.
Poligonu eski başarılı günlerine döndüreceğiz
Türkiye Avcılık, Atıcılık Federasyonu İl Temsilcisi Süler, “Düzce geçmişte birçok başarılı atıcılık organizasyonuna ev sahipliği yaptı. Bu organizasyonlarda milli takıma yükselen başarılı sporcular çıkarttı. İl Temsilcisi olarak poligonun yeniden kullanılabilir hale geleceği konusunda sporcularıma da söz vermiştik. Bu sözümüzü tutmak için çalışmalarımıza hız verdik. İnşallah poligonumuzu modern bir hale getirerek Türkiye şampiyonalarının yapılabildiği bir yer haline getireceğiz. Bu noktada bize yardımlarını esirgemeyen Düzce Gençlik ve Spor İl Müdürü İsa Yazıcı ile Elmacık Köyü’nün anlayışlı ve cefakar köy sakinlerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Ali Süler ayrıca, daha merkezi bir alanda arsa tahsisatının yapıldığını ve modern, daha kapsamlı bir poligonun inşa edileceğini belirtti. Bu yeni alanın, olimpiyatlara sporcu yetiştirecek ve gençlerin zevkle bu spora gönül vereceği bir yer olacağını ifade etti.
Düzce’yi atıcılık spor tarihinde önemli bir yere taşıyacak
Düzce’nin atıcılık sporunda yeniden bir merkez haline gelmesi için yapılan çalışmalar hem sporcular hem de bölge halkı için büyük bir umut kaynağı oldu. Modernize edilecek poligon, sadece yerel değil, ulusal ve uluslararası düzeyde de önemli organizasyonlara ev sahipliği yapacak. Bu sayede, Düzce’den daha fazla milli sporcu yetişecek ve dünya çapında başarılar elde edilecek. Bölge halkının desteği ve sporcuların azmiyle, Gümüşova Elmacık Poligonu’nun yeniden hayat bulması, Düzce’yi atıcılık spor tarihinde önemli bir yere taşıyacak. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İKİ TAKIMIN DURUMU
Ligdeki namağlup gidişatı derbide lider Galatasaray’a karşı yaşadığı 2-1’lik yenilgiyle son bulan Beşiktaş, sarı-kırmızılıların bay geçtiği haftada Kasımpaşa’ya üstünlük kurarak zirveyle arasındaki puan farkını azaltmaya çalışacak. Süper Lig’de çıktığı 9 mücadelede 6 galibiyet, 2 beraberlik, 1 mağlubiyet yaşayan siyah-beyazlılar, haftaya 20 puanla 4. sırada girdi.
Kasımpaşa ise Trabzonspor’un ardından ligin geride kalan bölümünde en fazla beraberlik yaşayan iki takımdan biri olarak öne çıkıyor. Oynadığı maçların 2’sini kazanan, 5’inde berabere kalan ve 3’ünden yenilgiyle ayrılan lacivert-beyazlı ekip, 11 puanla 10. basamakta yer aldı.
İLK 11’LER
Beşiktaş: Ersin, Onur, Uduokhai, Emirhan, Masuaku, Ndour, Gedson, Rafa Silva, Muçi, Semih, Immobile.
Kasımpaşa: Gianniotis, Winck, Opoku, Yasin, Ben Ouanes, Gökhan, Fall, Hajradinovic, Aytaç, Brekalo, Da Costa.
KARTAL’DA 3 YILDIZ SINIRDA
Beşiktaş’ta 3 futbolcu, sarı kart ceza sınırında bulunuyor. Ligin geride kalan bölümünde 3 kez sarı kartla cezalandırılan Moatasem Al Musrati, Ciro Immobile ve Emirhan Topçu, kart görmeleri halinde cezalı duruma düşecek ve 12. haftada RAMS Başakşehir ile yapılacak müsabakada forma giyemeyecek.
SÜPER LİG’DE 43. RANDEVU
Beşiktaş ile Kasımpaşa, yapacakları maçla Süper Lig’de 43. kez karşı karşıya gelecek. İki takım arasında ligde oynanan 42 mücadelede siyah-beyazlıların üstünlüğü dikkati çekiyor. Söz konusu müsabakaların 26’sını Beşiktaş kazandı, 8’i beraberlikle sonuçlandı. Kasımpaşa ise 8 kez galibiyete ulaştı. Söz konusu maçlarda Beşiktaş, 87 kez fileleri havalandırırken, Kasımpaşa da 49 gol kaydetti.
SON 2 MAÇI KASIMPAŞA KAZANDI
Beşiktaş, Kasımpaşa ile oynadığı son 2 karşılaşmada sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Siyah-beyazlı ekip, geride kalan sezonun ilk yarısında sahasında oynadığı maçta rakibine 3-1 yenilirken, deplasmanda ise 2-1 mağlup oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hakemler: Sadettin Deneri, Mümin Şalvarlılar
Aras Kargo: Gizem Mısra Aşçı, Busa, Ceren Karagöl, Klimets, Mitchem, Merve Atlıer (Simay Kurt, Selen Köse, Elif Kapar, Mirtskhulava, Elisa Tuana Köse)
Bahçelievler Belediyespor: Özge Nur Çetiner, Buse Ünal, Czyrnianska, Begüm Hepkaptan, Meryem Boz, Shemanova (Merve İzbilir, Sema Nur Doluca, Baird, Ceren Nur Domaç, Inneh, Merve Tanyel)
Setler: 15-25, 25-22, 25-19, 20-25, 9-15
Süre: 132 dakika (26, 31, 28, 28, 19)
Voleybol Vodafone Sultanlar Ligi’nin 7. haftasında Bahçelievler Belediyespor, deplasmanda Aras Kargo’yu 3-2 yendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uygun, karşılaşmanın ardından BG Grup 4 Eylül Stadı’nda düzenlenen basın toplantısında, değerlendirecekleri çok şey olduğunu ve bunu değerlendirmek gerektiğini belirtti.
Bazen oyuna istedikleri gibi başlayamadıklarını aktaran Uygun, “Etkenler, faktörler, istediğiniz tarzda sahada cereyan etmiyor. Oyunun içerisinde rakibin gücünü çok iyi biliyorduk, çok iyi transferler yapmışlardı.” dedi.
Hafta içerisinde antrenmanları basına kapattıklarını anımsatan Uygun, “Aslında bunun amacı Rey Manaj ve Alex Pritchard’ın sakatlığını rakibe duyurmadan onların da bize karşı önlem almasını engellemekti. Ama maalesef yine eleştiriyi çok güzel şekilde hocaya ya da kapatan kişiye bulmakta üstümüze yok. O yüzden de tebrik ediyorum.” diye konuştu.
“Galibiyeti taraftarımıza hediye ediyoruz”
Ligin 5. sırasında yer aldıklarını hatırlatan Uygun, şunları kaydetti:
“Galibiyeti taraftarımıza hediye ediyoruz. Zor süreçlerden geçiyoruz, maçın hakemi bütün takdir haklarını, bundan önceki maçlarda da özellikle yenildiğimiz maçlarda rakibe verdi. Hiçbir şey olmadı, maalesef Sivasspor olunca bütün haklar rakibe veriliyor. Rizespor doktoru sahaya girerken ‘Herhalde akşama varır.’ dedim. Allah’tan 1-0 öndeydiler de akşama doğru vardı. Biz öne geçince de bizimki ne hikmetse gidemedi. Takım için herkes gecesini gündüzüne katıyor, antrenörler yerden yere vuruluyor. Sonuçta herkesin bir ailesi var, normalde bugün istifa edecektim, sonra futbolcular, sevdiklerimiz, belli insanlarımız ‘Asla kabul etmiyoruz.’ dediler. Velhasıl istifadan vazgeçtim. Bizler Sivasspor’un gelişimi için mücadele ettiğimiz bir ortamdayız. Her platformda onun mücadelesini veriyoruz. Öyle bir zaman geliyor ki giyimimize, bakışımıza, hatta besmele çektiğimiz için bize şey olan insanlarımız var.”
Uygun, daha sonra besmele çekerek ve dua okuyarak toplantıdan ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tavşanlı’da Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen kurumlar arası voleybol turnuvasında kıran kırana maçlar yaşandı. Tavşanlı Gençlik Merkezi tarafından organize edilen turnuvada ilçenin önde gelen kurum ve kuruluşları mücadele etti. Heyecanlı anlara vesile olan turnuvada İlçe Emniyet Müdürlüğü şampiyon oldu. Turnuvada Garp Linyit İşletmesi ikinci, Nursan A.Ş. de üçüncü oldu.
Turnuvayı Tavşanlı Kaymakamı Hayrettin Baskın, Cumhuriyet Başsavcısı Hami Can, Emniyet Müdürü Güven Türkmen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Raşit Küçükkağnıcı, İlçe Spor Müdürü Mustafa Sert ve Garp Linyitleri İşletmesi Müdürü Ercan İpek de takip etti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOSFED, Akdeniz Motorsporları ve Off-road Spor Kulübü tarafından Spor Toto ve Adana Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle organize edilen etkinliğin start seremonisi Çatalan Köprüsü’nde gerçekleştirildi.
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeydan Karalar’ın start vermesinin ardından araçlar, Örcün Kamp alanına geçti.
Yarın sabah 10.00’da başlayacak 2024 Akdeniz Off-road Kupası’nda, 40 sporcu 20 araçla mücadele edecek.
TOSFED Adana İl Temsilcisi Şendağ Öztoprak, AA muhabirine, yarışları kazasız bitirmek istediklerini söyledi.
Kendisinin de tek kadın olarak yarışmalarda mücadele edeceğini belirten Öztoprak, şunları kaydetti:
“Yarın sabah ilk yarışlarımız başlayacak. Öğleden sonra da kupa törenimiz olacak. Bütün halkımız organizasyona davetlidir. Bu yarışları kaçırmamaları gerekiyor. Resmi olarak Adana’da ilk kez böyle bir yarışma yapılacak. Adanalıların bu yarışmayı görmesi gerekiyor, heyecanlı bir yarış olacak. Bu tür yarışmaların devamının gelmesi için elimizden geleni yapıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OYUNA GİRMEYE HAZIRLANIYORDU, HOCASI KULÜBEYE GERİ GÖNDERDİ
Fluminense Teknik Direktörü Mano Menezes, 2-1 önde oldukları 90. dakikada Marcelo’yu oyuna almak için yanına çağırdı. Marcelo maça girmek için saha kenarına geldiğinde hocasıyla bir diyalog yaşadı. Konuşma sonrası sinirlendiği gözlemlenen Menezes, Marcelo’ya tepki gösterip deneyimli sol beki kulübeye geri gönderdi.
NEYE UĞRADIĞINI ŞAŞIRDI
Öte yandan hocasının bu kararının ardından neye uğradığını şaşıran Marcelo’nun bu şaşkınlığı, yüz ifadesine de net bir şekilde yansıdı. Tecrübeli futbolcu, anlam veremediği karar sonrasında kulübenin yolunu tutarken yayına yansıyan bu anlar da sosyal medyada viral oldu.
MELO DA KÜLÜBEDE KIRMIZI KART GÖRDÜ
Öte yandan Fluminense 90+9’da penaltıdan yediği golle 1 puana razı oldu. Felipe Melo söz konusu maçın 90+10. dakikasında yedek kulübesinde kırmızı kart gördü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“RAKİBİN BİZE ÖNLEM ALMASINI ENGELLEDİK”
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, “Oynanan oyunun içerisinde rakibimizin durumunu çok iyi biliyorduk. İyi transferler yapmışlardı. Ve bu süreç içerisinde özellikle hafta içinde antrenmanımızı kapattık medyamıza. Zaten oraya gelmek biraz zor geçiyor. Siz de söylüyorsunuz kendiniz, çok zorlanıyoruz hocam diye. Biz de kapatmıştık. Manaj ve Pritchard’ın sakatlığını rakibe duyurmadan onların da bize önlem almasını engellemek için. Pazartesi üniversitede antrenmanımızı üniversiteli öğrencilerimize açık yapacağız. Şu an itibariyle 5’inci sıradayız. Taraftarımıza galibiyetlerimizi armağan ediyoruz” dedi.
“BÜTÜN HAKLAR RAKİBE GİDİYOR”
Hakem performansını da eleştiren Uygun, “Zorlu süreçlerden geçiyoruz. Maçın hakemi bütün takdir haklarının tümünü rakipten yana kullandı. Önceki maçlarda da her seferinde özellikle yenildiğimiz maçlarda adam ağzımızın ortasına dirseği vurdu. Hiç kimseden ses çıkmadı. Bütün takdir haklarını rakibe verdi. Hiçbir şey olmadı. Maalesef ne hikmetse Sivasspor olunca gündem, hep bütün haklar rakiplerine gidiyor. Bugün hatta bir ara Rizespor’un doktoru sahaya girerken ben herhalde akşama varır dedim. Allah’tan 1-0 öndeydiler de akşama doğru vardı. Biz öne geçince de bizimki de gidemedi” diye konuştu.
İSTİFA ETMEKTEN FUTBOLCULAR VAZGEÇİRMİŞ
Maçtan sonra istifa etmeyi düşündüğünü belirten Uygun, “Bir takım için gecemizi, gündüzümüzü ayırıyoruz. Antrenörler herkes tarafından yerden yere vuruluyor. Sonucunda bir yaşam tarzı. Herkesin bir ailesi var. Sevgi var. Normalde bugün aslında istifa edecektim. Futbolcular, sevdiklerimiz, belli insanlarımız ‘yok, asla kabul etmiyoruz’ dediler. Dolayısıyla vazgeçtim. Biz Sivasspor’un, Sivas’ın gelişimi için mücadele ettiğimiz bir ortamdayız. Her yerde, her platformda onun mücadelesini veriyoruz. Öyle bir zaman geliyor ki yok giyimimize, yok bakışımıza, hatta besmele çektiğimiz için bize farklı bakan insanlarımız var”
TOPLANTIYI DUA EDEREK BİTİRDİ
Düzenlenen basın toplantılarında ve yaptığı açıklamalarda kendine özgü ifadeleri, mimikleri ve tarzıyla sık sık gündem olan Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, Çaykur Rizespor karşılaşmasından sonra istifa etmekten vazgeçtiğini belirttiği toplantıyı besmele çekerek ve Amentu duasını okuyarak bitirdi. Uygun’un toplantı sonundaki sözleri şu şekilde;
“O zaman şöyle diyeyim: Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî mine’llahi teâlâ; ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakk eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh. Hayırlı haftalar hacı ağabey.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVASSPOR Teknik Direktörü Bülent uygun, “Aslında bugün istifa edecektim. Futbolcular, sevdiğimiz insanlarımız kabul etmiyoruz dediler, vazgeçtik. Öyle zaman geliyor ki, giyimimize, bakışımıza, hatta besmele çekmemize farklı bakan insanlar var’ dedi.
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun ve Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut 2-1 biten maçın ardından açıklamalarda bulundu.
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, “Oynanan oyunun içerisinde rakibimizin durumunu çok iyi biliyorduk. İyi transferler yapmışlardı. ve bu süreç içerisinde özellikle hafta içinde antrenmanımızı kapattık medyamıza. Zaten oraya gelmek biraz zor geçiyor. Siz de söylüyorsunuz kendiniz, çok zorlanıyoruz hocam diye. Biz de kapatmıştık. Manaj ve Pritchard’ın sakatlığını rakibe duyurmadan onların da bize önlem almasını engellemek için. Pazartesi üniversitede antrenmanımızı üniversiteli öğrencilerimize açık yapacağız. Şu an itibariyle 5’inci sıradayız. Taraftarımıza galibiyetlerimizi armağan ediyoruz. Zorlu süreçlerden geçiyoruz. Maçın hakemi bütün takdir haklarının tümünü rakipten yana kullandı. Önceki maçlarda da her seferinde özellikle yenildiğimiz maçlarda adam ağzımızın ortasına dirseği vurdu. Hiç kimseden ses çıkmadı. Bütün takdir haklarını rakibe verdi. Hiçbir şey olmadı. Maalesef ne hikmetse Sivasspor olunca gündem, hep bütün haklar rakiplerine gidiyor. Bugün hatta bir ara Rizespor’un doktoru sahaya girerken ben herhalde akşama varır dedim. Allah’tan 1-0 öndeydiler de akşama doğru vardı. Biz öne geçince de bizimki de gidemedi” dedi.
‘ASLINDA İSTFA EDECEKTİM’
Maçtan sonra istifa etmeyi düşündüğünü belirten Uygun, “Bir takım için gecemizi, gündüzümüzü ayırıyoruz. Antrenörler herkes tarafından yerden yere vuruluyor. Sonucunda bir yaşam tarzı. Herkesin bir ailesi var. Sevgi var. Normalde bugün aslında istifa edecektim. Futbolcular, sevdiklerimiz, belli insanlarımız ‘yok, asla kabul etmiyoruz’ dediler. Dolayısıyla vazgeçtim. Biz Sivasspor’un, Sivas’ın gelişimi için mücadele ettiğimiz bir ortamdayız. Her yerde, her platformda onun mücadelesini veriyoruz. Öyle bir zaman geliyor ki yok giyimimize, yok bakışımıza, hatta besmele çektiğimiz için bize farklı bakan insanlarımız var” dedikten sonra toplantıyı besmele çekerek ve Amentu duasını okuyarak bitirdi.
‘İYİ GİTMİYORUZ’
Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut ise “Maçtan önce iyi bir rakiple oynayacağımızı biliyorduk. Son derece kontrolümüzde başlayan bir oyundu maç ve bu kontrollü oyunla bir de gol bulduk. Sonrasında pozisyonlarımız vardı, skoru arttırabilirdik. İkinci yarı başladığında iki tane gol yedik. Onun devamında tekrar oyunu almaya çalıştık ve oyun kontrolümüze girdi. 72’de 10 kişi kalınca geri kalan normalde 24 dakika belki oynanan bir 5 dakikalık süreçte denemeler yaptık. En azından beraberliği getirebilirdik skoru. Ama golü bulamadık. Yani ofansif yerlerde top bizde olduğunda kabul edilebilir bir oyun ama daha fazla pozisyona yakalamamız gerekiyordu. Birinci dakikadan son dakikaya kadar rakip 10 kişiyken de hiç kabul edemeyeceğiz savunması olmayan bir agresiflik, rakip takıma duran toplar veren, karambol pozisyonları veren bir deplasman bakışı, bugün bizi belki mağlubiyete götüren en önemli etkendi. Kötü bir sonuç, iyi gitmiyoruz. Trabzonspor maçına yarından itibaren hazırlanmaya başlayacağız. ve iyi bir sonuçla tekrar bir yola koyulmaya çalışacağız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trakya Offroad Doğa ve Motorsporları Spor Kulübü (TRAKOFF) tarafından düzenlenen 2024 Extreme Kupası 4. Ayak Yarışı, Çorlu’nun Şahpaz Mahallesi’ndeki Trak-Off Yarış Pisti’nde nefes kesen mücadelelere sahne oldu. Gerçekleştirilen etkinlikte, zorlu engelleri aşmak için özel olarak hazırlanan off-road araçları, izleyenlere adrenalin dolu bir hafta sonu yaşattı. Zorlu parkurları geçmeye çalışan araçların mücadelesi, dronla havadan da görüntülenerek izleyicilere heyecan dolu anlar sundu.
2024 Extreme Kupası’nın 4. Ayak Yarışı’nda, konvansiyonel şasiye sahip araçlar TR1 sınıfında, özel şaseye sahip araçlar ise TR2 sınıfında kıyasıya rekabet etti. Yarışçılar, zorlu engelleri en hızlı ve hatasız şekilde aşarak finişe ulaşmaya çalıştı.
Pazar günü saat 18.00’de ödül töreniyle sona erecek olan yarışma, sporculara ve izleyicilere unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Salon: Yahya Kaptan Şehit Polis Recep Topaloğlu
Hakemler: Tolga Akkuşoğlu, Sami İrek, Nagehan Şeyda Kurden Aktaş
Danilos Pizza: Destanni Henderson 25, Ferda Yıldız 3, Gizem Mürüvet Uca 5, Hande Çelebi 2, Nihal Güngör Yıldırım 2, Deniz Aygül 2, Beatrice Mompremier 11, Terezia Palenikova 20, Jasmine Jabrell Walker 13, Aysude Torcu
Başantrenör: Hasan Fırat Okul
Beşiktaş: Khaalia Hillsman 22, Mihaela Lazic 16, Ceyda Conker, Hatice Pelin Gülçelik 9, Özge Özışık, Elif Bayram 4, Temitope Titilola Fagbenle 24, Gizem Başaran Turan
Başantrenör: Aziz Akkaya
1. Periyot: 19-19
İlk yarı: 45-33 (Beşiktaş lehine)
3 .Periyot: 63-57 (Beşiktaş lehine) – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, Dedebağı, öğrenci ve antrenörleriyle sohbet etti.
Tekvando gösterisini izleyen Dedebağı, öğrenci ve antrenöre spor ayakkabısı ile jandarma amblemli anahtarlık hediye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Palut, karşılaşmanın ardından BG Grup 4 Eylül Stadı’nda düzenlenen basın toplantısında, bundan önceki maçta bir nefes aldıklarını ve bunu sürdürmek için Sivas’a geldiklerini belirtti.
Yaşanılan kötü periyottan sonra bir istikrar yakalamaları gerektiğini vurgulayan Palut, o niyetle zor bir deplasmana geldiklerini ifade etti.
Sivasspor’un enteresan bir takım olduğunu ve iyi oynadığı zaman tehlikeli olduğunu aktaran Palut, “İstediği oyunu oynayamadığı zamanlarda da bir şekilde gol bulabilen bir rakiple oynayacağımızı biliyorduk. Son derece kontrolü bizde başlayan bir oyundu.” dedi.
Kontrollü oyuna bir de gol eklediklerini söyleyen Palut, “Daha sonra rakibin üçüncü bölgesine geçişler yaptık, pozisyonlarımız var. Belki skoru artırabilirdik. İkinci yarı başladığı zaman iki gol yedik ve onun devamında tekrar oyunu almaya çalıştık, oyun kontrolümüze girdi.” diye konuştu.
Palut, Sivasspor’un 72. dakikada 10 kişi kaldığını anımsatarak, bu dakikadan sonra denemeler yaparak beraberliği getirecek skoru bulmaya çalıştıklarını belirtti.
“Kötü bir sonuç daha aldık, iyi gitmiyoruz”
Alınan mağlubiyetten dolayı üzgün olduklarını dile getiren Palut, şunları kaydetti:
“Defansif anlamda ilk dakikadan son dakikaya kadar rakip 10 kişiyken de hiç kabul edemeyeceğimiz bir takım savunması, olmayan bir agresiflik, rakibe duran toplar veren, karambol pozisyonları veren bir defansif anlayışı bugün bizi mağlubiyete götüren en önemli etkendi. Bir istikrar yakalamak istiyorduk ama kötü bir sonuç daha aldık, iyi gitmiyoruz. Trabzonspor maçına yarından itibaren hazırlanmaya başlayacağız ve iyi bir sonuçla tekrar bir yola koyulmaya çalışacağız. Sivasspor’u tebrik ediyorum, bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şehrin önde gelen iş insanları ve Kütahyaspor gönüllülerinin katıldığı etkinlikte, kulübün sağlam temellere dayanarak uzun vadeli başarılara ulaşması için çeşitli destek önerileri gündeme geldi. Toplantıda konuşan Başkan Kahveci, Kütahyaspor’un şehrin ortak değeri olduğunu vurgulayarak, “Bu takım şehrimizin ortak değeri; hepimizin bu sorumluluğu paylaşması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Kütahyaspor’un düzenli gelir kaynaklarına sahip olması ve altyapısının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü ifade eden Kahveci, iş insanlarının katkılarının bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyetin kuruluşu anısına ilk kez 1981 senesinde yarış takvimine eklenen ve bu yıl 44’üncü kez düzenlenen Cumhuriyet Koşusu, üç yaş ve üzeri safkan Arap atlarının katılımıyla Ankara 75. Yıl Hipodromu’nda 1600 metre çim pistte koşuldu.
18 atın yarıştığı organizasyonda Arif Çelik’in sahip olduğu jokeyliğini Ahmet Çelik’in yaptığı “Deniz Efe” isimli safkan kazandı.
Cumhurbaşkanlığı Koşusu
2 bin 400 metrelik çim pistte yapılan 86. Cumhurbaşkanlığı Koşusu, 3 yaş ve yukarı safkan İngiliz atları katıldı. İlk kez 1939’da koşulan ve bugüne kadar gelen koşuda 10 at yarıştı.
Yarışta Emrah Agun’un sahibi olduğu, jokeyliğini Akın Sözen’in yaptığı “Dragon Flame” isimli safkan ilk sırada bitirdi.
Yarışların ardından düzenlenen törende at sahipleri, antrenörler ile jokeylere kupa ve plaketleri protokol üyelerince verildi.
Organizasyonda Cumhuriyet Koşusu’nda 9 milyon 257,5 bin, Cumhurbaşkanlığı Koşusu’nda 7 milyon 245 bin lira ödül verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana Off-road yarışı, Akdeniz Motorsporları ve Off-road Spor Kulübü tarafından Spor Toto ve Adana Büyükşehir Belediyesi destekleriyle merkez Çukurova ilçesindeki Örcün Kamp Alanı’nda başladı.
20 araç ve 40 sporcu Çatalan Köprüsü üzerinde start seremonisinde buluştu.
“Adana’ya yarışlar gelecek”
Seremoni öncesi İhlas Haber Ajansı’na konuşan Adana Akdeniz Motor Sporları ve Off-Road Spor Kulübü (AKDOF) Başkanı Salih Ünsal, tüm sporseverleri yarışlara davet ederek, “2024 Akdeniz Off-road Kupası’nın üçüncü ayağını Adana’ya taşıdık. Çok mutluyuz, inşallah kazasız bir yarış atlatacağız. 21 şehirden 40 sporcu gelecek. Bu yarışı başarıyla atlatırsak devamı Adana’ya gelecek” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlar, büyük bir aksiyon yaşayacak”
Yarışmadaki tek kadın pilot Şendağ Öztoprak, “Toplam 40 sporcu olacak ve tek kadın co-pilot benim. Vatandaşlar, büyük bir aksiyon yaşayacak. İnşallah kazasız bir yarış olur. Bu yarışların Adana’da devamlılığı artacak. İnşallah kadın sporcularımız da artar” dedi.
Yarışlar yarın saat 11.00’den itibaren Örcün Kamp Alanı’nda düzenlenecek. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeşil-beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, “Teknik Direktörümüz Ali Çamdalı ile karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırdık. Kulübümüze verdiği hizmetlerden dolayı Ali Çamdalı ve teknik heyetine teşekkür eder; bundan sonraki kariyerlerinde başarılar dileriz.” denildi.
Ali Çamdalı, Konyaspor’da 10 maçta 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 5 mağlubiyet alarak 1.10 puan ortalaması tutturdu.
TEŞEKKÜRLER ALİ ÇAMDALI!
Teknik Direktörümüz Ali Çamdalı ile karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırdık.
Kulübümüze verdiği hizmetlerden dolayı Ali Çamdalı ve teknik heyetine teşekkür eder; bundan sonraki kariyerlerinde başarılar dileriz. pic.twitter.com/XIhLUPQtED
— TÜMOSAN Konyaspor (@konyaspor) October 30, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte Lucescu’nun açıklamaları:
“İlginç oyunculardan oluşan bir jenerasyonumuz var ve benim hayalim onların gelişimine yardımcı olmak. Ama yeni Hagiler hakkında konuşmayalım. Gheorghe Hagi gibi bir şampiyon bulmak zor olacak; olağanüstü tekniğini eşsiz karizmasıyla birleştirirdi. Hagi eşsiz biriydi, bir liderdi.”
“KENAN, VINICIUS GİBİ”
“Kenan Yıldız, Del Piero gibi mi? Del Piero, Juventus tarihini yazanlardan biri, bir efsane. Kenan Yıldız’ı geçmişten bir oyuncu yerine şimdiki bazı oyuncularla kıyaslayabilirim. Kenan, Vinicius’un cesaretiyle oynuyor. Genç ama risk almaktan korkmayan biri.”
“KENAN YILDIZ’I İSTERDİM”
“Tüm dünyada, yabancı oyunculardan bir oyuncuyu Romanya Milli Takımı için oynatmak istesem Kenan Yıldız’ı seçerdim. Bunu sadece Inter’e attığı golden ötürü söylemiyorum. Türklerin harika bir ruhu var. Çalhanoğlu’nu düşünün mesela, o da öyle. Kenan Yıldız, gerçek bir pırlanta!”
“MOTTA, XABI ALONSO GİBİ”
“Thiago Motta’nın cesaretini seviyorum. Tüm Juventus’a o cesareti aktarmış. İtalya Ligi’ni kazanmak için de gereken bu. Motta, bana Xabi Alonso’yu hatırlatıyor.”
“ŞAMPİYON YA INTER YA JUVE”
“Inter ya da Juventus, şampiyonluğu kazanır. Napoli’yi unutmuş değilim ama Conte’nin Napoli ile zafere ulaşmadan önce bir yıla ihtiyacı olacağına inanıyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF’nin resmi internet sitesinden konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Seçildiğimiz günden bu yana, futbol ailesinin tüm üyeleriyle iletişimde olup, futbol ortamında adalet ve kardeşlik iklimini oluşturmak için hassasiyetle çalışıyoruz.
Bizler Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu olarak futbolun sorunlarını çözmek adına iyi niyetle yaklaştıkça, bu iyi niyetimize karşı zaman zaman uyumsuz ve destekleyici olmayan tutumlarla karşılaştığımızı görüyoruz.
Ne yazık ki; futbolun temel sorunlarını unutturup, yüzeysel çekişmelerle futbolun marka değerini layık olduğu yere koyamayacağımızı defalarca dile getirdik. Kulüp başkanlarıyla gerçekleştirdiğimiz toplantılarda ortak kararlar alsak da bu kararların uygulanmadığını ve ortaya koyulan ilkelere sadık kalınmadığını üzülerek gözlemliyoruz. Türk futbolunun lokomotifi olan bu kulüpler, kendi taraftarlarını ve camialarını rahatlatmak adına sorumluluğu farklı yerlere yükleyerek futboldaki kardeşlik iklimine zarar vermektedir.
Özellikle vurgulamak isteriz ki; kamuoyu önünde yapılan açıklamalarla belli kazanımlar elde etmenin ya da yön vermeye çalışmanın herhangi bir fayda sağlamayacağını birçok kez ifade ettik. Bilinsin ki; bu dönem kapanmış ve geçmişte kalmıştır. Artık yeni ve temiz bir sayfa açılmıştır. Mevcut TFF yönetimi, futbolun içinden gelen ve futbolun temel sorunlarını bilen ve bu sorunlarla bizzat uzun yıllar boyunca mücadele etmiş bir yönetimdir. Futbol ailesinin teveccühüyle seçilmiş bir yönetim olarak bu temel sorunları çözecek güçlü ve kararlı bir iradeye sahip olduğumuzun altını çizmek isteriz.
Yılların birikimiyle oluşan sorunların çözüleceğine ilişkin var olan inanç ve umut, toplumda ve tüm spor camiasında ilk defa bu dönemde bu kadar yeşermişken, kamuoyu önünde yapılan bu kısır tartışmalar ve çekişmeler, oluşturulmak istenen bu kardeşlik iklimine zarar vermektedir.
Çeşitli platformlar aracılığıyla yapılan açıklamalar ve paylaşımlar üzerinden camiaları karşı karşıya getirmek, aşağılamak ya da kötülemek kimseye fayda sağlamamaktadır.
Unutulmamalıdır ki; kişiler gelip geçicidir ancak kulüpler ve futbol ailesi kalıcıdır. Kulüpler, birbiriyle rekabet ederken bu kalıcı değerleri dikkate alarak hareket etmesi ve kendilerine yakışır tavır içinde olması önem arz etmektedir.
Yola çıkarken Türk futbolunda adil, şeffaf ve herkese eşit mesafede bir yönetim olacağımızı ve tüm gücümüzle bunun için samimiyetle çalışacağımızı söyledik. Bizler bu yolu yürümekte kararlıyız. Ancak bu yolu yürürken tek başımıza değil, tüm futbol ailesinin paydaşlarıyla el ele vererek sorumluluk ve yükümlülük bilinci içerisinde yürümemiz gerektiğine inanıyoruz.”
Kamuoyuna Duyuru
pic.twitter.com/miqIzy6O4Z
— TFF (@TFF_Org) October 30, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Silivrispor, geriye düştüğü karşılaşmada rakibini 4-2 mağlup ederek bir üst tura yükseldi.
İstanbul ekibine galibiyeti getiren golleri 37 ve 44’üncü dakikalarda Mert Aktaş, 67’nci dakikada Vedat Saygı ve 88’inci dakikada Emir Hakan Patan kaydetti. Konuk Kayserispor’un karşılaşmadaki golleri ise 32’nci dakikada penaltıdan Talha Sarıaslan ve 59’uncu dakikada Bahoken’den geldi.
MAÇTAN DAKİKALAR
31. dakiakada Talha Sarıaslan, Hasan Can Çetin’in müdahalesiyle ceza sahası içinde yerde kalınca hakem Alper Akarsu penaltı noktasını gösterdi.
32. dakikada kazanılan penaltı atışında topun başına Talha Sarıaslan geçti. Bu futbolcu, topu ve kaleciyi farklı köşelere göndererek takımını öne geçirdi: 0-1.
37. dakikada Silivrispor eşitliği yakaladı. Sol kanatta topla buluşan Vedat, sağdan ceza sahasına hareketlenen Mert Aktaş’a ortaladı. Bu futbolcu, ceza sahası içi sağ çaprazından sert bir vuruşla topu filelere yolladı: 1-1.
43. dakikada Silivrispor öne geçti. Orta sahada topla buluşan Emirhan’ın savunmanın arkasına gönderdiği pasta kaleciyle karşı karşıya kalan Mert Aktaş, ceza sahasına girip düzgün bir vuruşla takımını öne geçirdi: 2-1.
59. dakikada Bellona Kayserispor beraberliği yakaladı. Sol kanatta topla buluşan Nurettin’in ön direğe gönderdiği kavisli ortada savunmanın arkasına koşan Bahoken, ayağının dışıyla meşin yuvarlağı köşeden ağlara yolladı: 2-2.
66. dakikada ev sahibi ekip yeniden öne geçti. Soldan kazanılan korner atışında Emirhan kale sahası içine ortaladı. Bu noktada müsait pozisyondaki Vedat, kafa vuruşuyla topu filelere gönderdi: 3-2.
88. dakikada atılan uzun pasta Kayserispor savunmasında Mehmet Eray Özbek ile kaleci Onurcan Piri’nin anlaşmazlığı sonrasında meşin yuvarlağı alan Emir Hakan Patan, topu boş kaleye göndermeyi başardı: 4-2.
Karşılaşma Silivrispor’un 4-2’lik galibiyetiyle sonuçlandı.
Stat: Silivri Müjdat Gürsu
Hakemler: Alper Akarsu, Ogün Kamacı, Gökmen Baltacı
Silivrispor: Enes Sancar Şahin, Oğuz Yavuz, Ramazan Kallıoğlu, Hasan Can Çetin (Dk. 46 Atakan Aksoy), Vedat Saygı, Barış Korkmaz (Dk. 64 Erdem Alper), Mustafa Durgun (Dk. 64 Emre Eser), Mehmet Aydın, Emirhan Türkmen (Dk. 81 Emre Demir), Emir Hakan Patan, Mert Aktaş
Bellona Kayserispor: Onurcan Piri, Batuhan Özgan, Kolovetsios, Kayra Cihan, Ackah, Ramazan Civelek, Baran Ali Gezek, Berat İşkol (Dk. 46 Bahoken), Nurettin Korkmaz (Dk. 69 Necip Özer), Mehmet Eray Özbek, Talha Sarıaslan (Dk. 75 Boa Morte)
Goller: Dk. 32 Talha Sarıaslan (Penaltıdan), Dk. 59 Bahoken (Bellona Kayserispor), Dk. 37 ve Dk. 43 Mert Aktaş, Dk. 66 Vedat Saygı, Dk. 88 Emir Hakan Patan (Silivrispor)
Sarı kart: Dk. 76 Batuhan Özgan (Bellona Kayserispor)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Futbolu bıraktıktan sonra Fenerbahçe’de yardımcı antrenörlük görevini üstlenen Volkan Demirel, ilk teknik direktörlük macerasına Fatih Karagümrük’te atılmıştı.
Daha sonra Hatayspor’u çalıştıran Volkan Demirel, 3 Mayıs’ta görevinden ayrılmıştı.
Volkan Demirel, yeni takımının başındaki ilk maçına Pazar günü Alanyaspor’a karşı çıkacak.
Süper Lig’de 10 maçta 10 puan toplayan Bodrum FK, 13. sırada yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ – Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında yapılan motosikletli polis gösterisi sırasında, vatandaşların alana girmemesi için güvenlik önlemi almaya çalışan 2 polis, motosikletin çarpması sonucu hafif şekilde yaralandı.
Süleymanpaşa sahil yolunda gerçekleştirilen kutlamalar sırasında, yunus timleri gösteri yaparken vatandaşların gösteri alanına girmemesi için bölgede önlem almaya çalışan 2 polise, gösteri yapan bir motosikletli polis çarptı. Kazayı çevredeki vatandaşlar endişeyle izlerken, hafif yaralı polisler olay yerinde sağlık ekiplerince tedavi edildi.
Kaza anı ise kameralara yansıdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskilip Kaymakamlığınca 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet’in 101. yıl dönümü dolayısıyla gösteri maçı organize edildi.
Şehit Mikail Kaya Stadyumu’ndaki maçta ilçenin iki köklü takımı İskilipspor ve İskilipgücüspor karşı karşıya geldi.
Maçta her iki takımın eski futbolcularının yanı sıra kaymakam Polat ve belediye başkanı Çizikci de forma giydi.
Polat, maçın ardından Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenen karşılaşmaya katıldıkları için sporculara teşekkür etti.
Belediye Başkanı Çizikci ise Cumhuriyet Bayramı coşkusunu paylaştıklarını ve sporun birleştirici gücüyle anlamlı bir gün yaşadıklarını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TCG Alemdar Gemisi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla vatandaşların ziyaret edebilmesi için CEYPORT Limanı’na yanaştı.
Gruplar halinde gemiye alınan ziyaretçilere askerler eşlik etti. Konukları gezdiren görevli askerler, gemi hakkında bilgi verdi.
Vatandaşlardan Ali Ozan Kabul, AA muhabirine, ailesiyle birlikte gemiyi görmeye geldiğini söyledi.
Geminin vatandaşların ziyaretine açılmasından dolayı mutlu olduğunu aktaran Kabul, gemiyi tanıma fırsatı veren yetkililere teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulüpten yapılan açıklamaya göre kırmızı-siyahlılar, antrenman öncesinde Türk bayrağı üzerinde Atatürk’ün yer aldığı posteri açarak Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünü kutladı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla ayrıca tesis içindeki binalara da Türk bayrağı ve Atatürk posterleri asıldı.
Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri’nde teknik direktör Recep Karatepe yönetiminde yapılan antrenmanda kırmızı-siyahlı futbolcular, koordinasyon, dayanıklılık ve pas çalışmalarının ardından yarı sahada çift kale maç yaptı.
Gençlerbirliği-Uğur Okulları İstanbulspor karşılaşması, 4 Kasım Pazartesi günü Eryaman Stadı’nda oynanacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırmızı-beyazlı ekipte futbolcular ve teknik heyet, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla antrenmanda saha ortasında dev Türk bayrağı açarak poz verdi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın yıl dönümünü yaşamanın mutluluğunun yaşandığı sosyal medyadan yapılan paylaşımda, “Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun” notu da eklendi. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beşiktaş atletizm takımında mücadele eden milli sporcu Selene Durna (32) Sarıyer’de bulunan evinin 6’ncı katındaki balkonundan düşerek hayatını kaybetmişti. Durna için Zeytinburnu’ndaki Seyyid Nizam Camii’nde İkindi namazına müteakip cenaze töreni düzenlendi. Cenaze törenine Durna’nın ailesi, Beşiktaş Spor Kulübü yönetiminden Kadir Kılıç, Ekrem Keçeoğlu ve takım arkadaşları ile sevenleri katıldı. Mili sporcunun cenazesi törenin ardından Zeytinburnu’nda bulunan Silivrikapı Mezarlığı’na defnedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentte yaşayan 5 yamaç paraşütü sporcusu, araçlarla Kavun Tepesi’ne çıkıp uçuş için gerekli hazırlıklarını yaptı.
Daha sonra sırasıyla alandan havalanan sporcular, paraşütlerle yaklaşık bin 500 metre irtifaya yükseldi.
Yarım saat boyunca gökyüzünde süzülen paraşütçüler, Türk bayrağı açarak Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünü kutladı.
Yamaç paraşütü antrenörü Berkay Özel, AA muhabirine, Tunceli’nin dağlarıyla yamaç paraşütüne çok elverişli olduğunu söyledi.
Bölgenin belirli zamanlarda sporcuları ağırladığını belirten Özel, “Bugün Cumhuriyetimizin 101. yıl dönümü. Biz de bu kapsamda ilimizdeki Kavun Tepesi’nde 5 kişiyle yamaç paraşütleriyle uçuş yaptık. Yaklaşık 1500 metrelere yükseldikten sonra da şehrimizin üzerinde Türk bayraklarını açtık. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin 101. yıl dönümü kutlu olsun.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentteki motosiklet kulüpleriyle düzenlenen “Cumhuriyet Motosiklet Turu”, Valilik önünde başladı.
Vali Aslan’ın da katılımıyla Kuyumcuzade Bulvarı, Hürriyet Caddesi, Bahçeşehir bağlantı yolu, İstanbul Caddesi güzergahı boyunca ilerleyen motosikletliler, tekrar Valilik binası önüne geldi.
Vali Aslan, AA muhabirine, Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünü kutlamanın heyecan ve mutluluğu içerisinde olduklarını söyledi.
Düzce’nin motosiklet kullanımı konusunda Türkiye’de ikinci sırada yer aldığın belirten Aslan, “Düzce’ye geldikten sonra zaten var olan motosiklet ilgim daha da arttı. Burada eğitimlerimi arttırdım. Ekipmanlarımı da tamamlayıp motosiklet sahibi oldum.” diye konuştu.
Vali Aslan, vatandaşların motosiklete ilgileri dolayısıyla kentte bilinçlendirici eğitimler düzenlediklerini aktararak, donanımlı ve eğitimli sürüş konusunda farkındalık oluşturmak için bu tür faaliyetler yaptıklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Süleymanpaşa sahil yolunda gerçekleştirilen kutlamalar sırasında, yunus timleri gösteri yaparken vatandaşların gösteri alanına girmemesi için bölgede önlem almaya çalışan 2 polise, gösteri yapan bir motosikletli polis çarptı. Kazayı çevredeki vatandaşlar endişeyle izlerken, hafif yaralı polisler olay yerinde sağlık ekiplerince tedavi edildi.
Kaza anı ise kameralara yansıdı. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyetin 101. yıldönümü nedeniyle Babadağ Teleferik ile Babadağ’ın bin 700 metrelik pistine çıkan tecrübeli yamaç paraşütü pilotu Rıdvan Mekik yolcusu Alp Ergüden ile başarılı bir uçuş gerçekleştirip Türk bayrağı açarak gökyüzünde kutladılar. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Mekik, “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği değerleri yaşamak ve yaşatmak için ilelebet mücadelemizi sürdüreceğiz. En büyük bayramımız olan Cumhuriyet bayramını her sene coşkuyla kutlayacağız” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Burhaniye ilçesinde, Cumhuriyetin 101.yılında 101 kişi zeybek oynadı. Burhaniye Belediyesinde görevli halk oyunları eğitmeni Harun Kocakurt’un yaklaşık bir aydır çalıştırdığı ekibin gösterileri yoğun alkış aldı.
Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan ve Belediye Başkan Yardımcısı Avukat Ayten Tuna ile belediye meclis üyesi Esra Ersoy ve İç hastalıkları uzmanı Dr. Ali Rıza Toksoy’un bulunduğu ekibin gösterileri alkış aldı. Törenler, öğrenciler ve araçların geçişi ile tamamlandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>STAT: Bursaİbrahim Yazıcı Stadyumu
HAKEMLER: Yunus Dursun, Ömer Lütfü Aydın, Hasan Erdoğan
BURSA NİLÜFERSPOR: Ramazan Özkanlı, Turhan Kaya, Utku Kunduzcu, Serhat Emirler, Serhan Üresin, Kaan Onaran (Dk.85 Ali Mert Işık), Alp Huy, Mustafa Aköz (Dk.57 Serhat Velioğlu), Cüneyt Balçık (Dk.57 Aykut Çift), Hasan Gündoğdu (Dk.46 Emin Can Uysal), Berat Altındiş (Dk.68 Ali Say)
ANKARAGÜCÜ: Ertaç Özbir, İsmail Çokçalış (Dk.90 Arda Ünvay), Mert Çetin, Osman Çelik, Alper Uludağ, Cem Türkmen, Riccardo Saponaro (Dk.78 Sirozhiddin Astanakulov), Dorin Rotariu (Dk.90 Hayrullah Bilazer), Efkan Bekiroğlu, Kevin Varga (Dk.63 Diago Coelho), Renaldo Cephas
GOLLER: Dk.41 Hasan Gündoğdu, Dk. 62 Aykut Çİft (Bursa Nilüfer) Dk. 4 Saponaro, Dk.55 Varga, Dk.68 Cephas) (Ankaragücü)
SARI KARTLAR: Turhan Kaya, Utku Kunduzcu (Bursa Nilüfer), Cephas (Ankaragücü)
Ziraat Türkiye Kupası 3’üncü tur maçında Bursa Nilüferspor, sahasında konuk ettiği MKE Ankaragücü’ne 3-2 mağlup oldu. Galip Ankaragücü 4’üncü tura yükseldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulüpten yapılan açıklamaya göre, teknik direktör Bülent Uygun yönetiminde gerçekleştirilen antrenmanda kırmızı-beyazlı ekip, minyatür kale maç ve şut çalışması yaptı.
Futbolcularla teknik heyet, antrenmanda Türk bayrağı açarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.
Sivasspor, 2 Kasım Cumartesi günü oynayacağı Çaykur Rizespor karşılaşmasının hazırlıklarını yarın yapacağı antrenmanla sürdürecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Salon: Mimar Sinan
Hakemler: Arzu Uzatöz, Gizem Eller
Aydın Büyükşehir Belediyespor: Gizem Cerag, Merve Nur, İrem Nur, Aleksandra, Berka Buse, Fatma, Nina, Cansu, Angela Maria, Zeynep Sude, Hilary Howe, Defne, Seher
Antrenör: Alper Hamurcu
Eczacıbaşı: Tuna Aybüke, Şebnem Simge, Tijana, Beyza, Hande, Sinead Chloe, Alexa, Yaprak, Naz, Elif, Dana Lynn, Jovana, Anna
Antrenör: Ferhat Akbaş
Setler: 27-29, 25-22, 23-25, 19-25
Süre: 128 dakika (36, 29, 33, 30) – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Süper Lig’de heyecan tüm hızıyla Ersin Düzen ile Futbolun 100’ü programında devam ediyor.
Programın yorumcularından Volkan Demirel, eski milli futbolcu ve programdaki partnerlerinden biri olan Tümer Metin hakkında çarpıcı sözler sarf etti.
Ünlü yorumcu, “Benim sürem doldu daha fazla bir şey yapmam.” diyen Metin’e, “Aslında yapman lazım abi de sen istemiyorsun. Futbolun içerisinde olmalı, yorumcu olarak tamam ama futbolun içerisinde olmak lazım. Hocalık değil, yönetici olarak fikir alınacak bir önder olarak… Futbolun içerisinden gelen insanların ben futbolu ele aldığında daha farklı bir ortamın olacağını düşünüyorum.” dedi.

“BİZE GELMEZ, DAHA ÇOK BİLENLER VAR”
Demirel bu sözleri üzerine Metin’den “Bize gelmez, daha çok bilenler var.” cevabı aldı.
Bu açıklamalar sonrası da sosyal medyada Futbolun 100’ü programı TT oldu.

Ercan Ertan
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçen sezon başında Fenerbahçe’den Manchester United’ın yolunu tutan Altay Bayındır, TRT Spor’a özel açıklamalarda bulundu.
Milli kaleci, UEFA Avrupa Ligi’ndeki Fenerbahçe – Manchester United eşleşmesi ve Fenerbahçe’den ayrılış süreci ile ilgili de konuştu.
“KAYBETTİĞİMİZ BİR MAÇTAN SONRA TEK BAŞIMA AĞLADIM”
Fenerbahçe ile kaybettikleri bir maçın ardından ağladığını belirten Bayındır, “11 yıllık sürenin ben 4 yılında kaledeydim. Tabii ki isterdim lig şampiyonluğunu kazanmak. Kaybettiğimiz bir maçtan sonra eve gidip tek başıma ağladığımı da hatırlıyorum. O derece benimsemiştim.” ifadelerini kullandı.
Ayrılık süreciyle ilgili konuşan Altay, “Ayrılmadan önceki son senemde bir ameliyat sürecim oldu. Birçok sakatlıklar yaşadım. Bazen uzun süre şampiyon olamamanın verdiği taraftarda bir heyecan ve istek vardı. Bu oyunculara olumsuz da yansıdı. 20. dakikada 1-0 geridesin, maç dönebilir ama taraftarın isteği zorlayabiliyor. Futbol kolay bir oyun değil. Rakip de seni yenmek için oynuyor.

“FENERBAHÇE’DE CİDDİ ANLAMDA BİREYSEL HATALI GOL YEMEDİM”
Fenerbahçe’de oynadığım tüm seneler boyunca elimden, ayağımın altından kaçırarak gol yemedim. Ciddi anlamda bireysel hatalı bir gol yemedim. Birçok maçta da takımımı katkı sağladığımı düşünüyorum. Bu eleştiriler taraftarın uzun süredir istediği şampiyonluktan doğan bir şey.
“TEPKİLERE RAĞMEN KABUL ETMEDİM”
Fenerbahçe’den ücretsiz ayrılma durumum vardı. Herhangi bir takıma imza atabilirdim. Avrupa’dan da teklifler vardı ama bu karakterime yakışan bir durum değildi. Tepkilere rağmen kabul etmedim. Bu Altay’ın karakteri. Ertesi gün başkanımızın yanına gittim. Maddiyat anlamında çok iyi bir sözleşme vardı. Başkanımıza ‘sözleşme uzatalım’ dedim. Süreç böyle gelişti. Başkanımız da zaten havalimanında açıkladı bunları.” dedi.

“HER OYUNCUYA NASİP OLMAZ”
Fenerbahçe maçıyla ilgili konuşan Altay, “Fenerbahçe’ye karşı oynamak benim için özel bir durum. Her oyuncuya bu nasip olmaz. Yıllarca kaptanlığını yaptığın, güzel şeyler yaşadığın, bazen acılar biriktirdiğin takımımı karşı rakip olacağım. Sahada her zaman oynadığın takımın çıkarları doğrultusunda hareket etmek gerekiyor. Ama benim için bu maç çok özel ve anlamlı olacak. Fenerbahçe’de tarif edilemez duygular yaşadım. Buna da bir yenisi eklenecek diye düşünüyorum.” dedi.
Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 9. haftasında Sivasspor, evinde Hatayspor’u ağırladı.
Sivasspor ilk yarının bitimine iki dakika kala Rey Manaj’ın attığı golle 1-0 öne geçti. Hatayspor bu gole 45+2’de Rigoberto Rivas ile cevap verdi ve devreye 1-1 eşitlikle girildi.
İkinci yarıya hızlı başlayan Hatayspor, 61’de Francisco Calvo’nun attığı golle öne geçti: 1-2.
Sivasspor 73’te Rey Manaj’ın penaltıdan attığı golle skoru bir kez daha dengeye getirdi: 2-2.

SİVAS GERİDEN GELİP KAZANDI
Bu golden 6 dakika sonra Samba Camara sahneye çıktı ve skoru 3-2’ye getirerek Sivasspor’u ikinci kez öne geçirdi.
Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Sivasspor müsabakadan 3-2 galip ayrıldı.
Sivasspor bu sonuçla puanını 11’e çıkardı. Henüz galibiyet alamayan Hatayspor ise 3 puanda kaldı.
Sivasspor ligde gelecek hafta Adana Demirspor deplasmanına çıkacak. Hatayspor ise Kayserispor’u konuk edecek.

Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe’nin Fransız oyuncusuAllan Saint-Maximin, 2-2’lik Samsunspor beraberliğini değerlendirdi.

“BEN DAHİL HEPİMİZİN HATASI”
Fransız futbolcu, “Puan kaybında çok fazla sebep var, mutlu değiliz. Karakter gösterdik, iyi iş çıkardık maçın genelinde. İkinci golü de bulduk. İkinci yediğimiz gol, öyle bir gol ki… Atacakları golün kenarlardan geleceğini konuştuk. Böyle gol yememeliydik. Ben dahil hepimizin hatası. Çok daha iyisini yapmalıyız ki bir daha böyle gol yemeyelim.” dedi.Maximin, açıklamalarını “Gol attım ama mutlu değilim.” sözleriyle noktaladı.
Seçil Selen Balık
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray’ın Antalyaspor karşısında Mauro Icardi ile farkı 2’ye çıkarmasının ardından tribünlerden Alex de Souza’ya tepki gösterildi.
52. dakikada Mauro Icardi’nin attığı golün ardından Antalyaspor taraftarları teknik direktör Alex de Souza’yı hedef aldı. Tribünler, yaptıkları tezahüratla Alex de Souza’yı istifaya çağırdı.

9 MAÇTA 4 YENİLGİ
Alex bu sezon Antalyaspor’un başında Galatasaray maçıyla birlikte 9. karşılaşmasına çıktı. Son 3 maçını kazanamayan Akdeniz ekibinin toplam 4 yenilgisi bulunuyor. Antalyaspor 2 maçtan da beraberlikle ayrıldı.

Ercan Ertan
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 9. haftasında Konyaspor maçı öncesi Beşiktaşlı taraftarlar, koreografi hazırladı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesi kendi evinde son maçı olan siyah-beyazlılar, özel bir gösteri hazırladı.
MAÇ ÖNCESİ ORGANİZASYON
Beşiktaş, Tüpraş Stadyumu’nun Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ev sahipliği yapacağını açıklamıştı.
Öte yandan rap sanatçısı Norm Ender’in Beşiktaş-Konyaspor maçı öncesinde Cumhuriyetimizin 100. yılı için yaptığı “Parla” şarkısını seslendireceği duyurulmuştu.






Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’de gelecek hafta Galatasaray, sahasında Beşiktaş’ı konuk edecek. Dev karşılaşma öncesi Galatasaray’ın yıldızlarından Yunus Akgün, sosyal medya hesabından Beşiktaş’ı hedef alan bir paylaşım yaptı.
Yunus Akgün’ün paylaşımının arka plan müziğinde Beşiktaş’a hakaret eden bir beste yer aldı.

BEŞİKTAŞ’TAN CEVAP GEÇİKMEDİ
Beşiktaş’tan Yunus’un paylaşımına cevap geldi. Siyah-beyazlılar, sosyal medya hesabından Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözüyle cevap verdi.

BEŞİKTAŞ TARAFTARI 41. MADDE UYGULANSIN DİYOR
Sosyal medyada Beşiktaş taraftarları, Yunus Akgün’ün paylaşımına büyük tepki gösterdi ve TFF’nin 41. maddeyi uygulamasını istedi.
Futbol disiplin talimatının 41. maddesinde;
“TFF veya mensuplarına, müsabaka görevlilerine, futbolculara, yöneticilere veya diğer ilgili kulüp ve kişilere, hakaret eden, söven, tehdit eden veya herhangi bir şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunan ve basın ve yayın organları veya sosyal medya aracılığıyla bu eylemleri gerçekleştiren;
(a) Futbolculara 2 ila 5; fiillerin müsabaka görevlilerine yönelik olması halinde ise 3 ila 7 müsabakadan men cezası,” ifadeleri yer alıyor.

MELO VE OSAYI SAMUEL ÖRNEĞİ
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, küfürlü bir tweeti retweet ettiği için Galatasaraylı Felipe Melo’ya iki maç men ve 13 bin lira para cezası vermişti.
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Fenerbahçe’den Bright Osayi Samuel’e sosyal medya hesabındaki açıklamalarında yer alan müsabaka hakemlerine yönelik hakaretinden dolayı 3 maç ceza vermişti.
Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 9. haftasında Galatasaray deplasmanda Antalyaspor ile karşı karşıya geldi.
Sarı-kırmızılılar ilk yarısını 1-0 önde tamamladığı müsabakadan 3-0’lık skorla galip ayrıldı.
Maçın ardından Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu.
Mutluyum. Doğum günüm. Maça denk geldi, güzel bir maça denk geldi. Sonuç da güzel oldu, 3 gol 3 puan. Deplasmanda kazanma rekoru vardı, onu kırdık. Onun yanında 3 gollük ortalamamızı devam ettirdik. Gol yemedik. Sevinecek çok şey var. En önemlisi oyuncularımın performansları, istekleri, duyguları. O duygusal bağı hep kuruyoruz. Onlarla çalıştığım için mutluyum. Dünya çapında oyuncular. Karakterleri ve insanlıkları çok etkileyici. Galatasaray formasını onların üzerinde görmek gurur veriyor. Galatasaray altyapısından yetişmiş biriyim, Galatasaray formasıyla böyle kaliteli oyuncular görmek beni mutlu ediyor.
“DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ OLARAK BU MAÇI İSTEDİM”
Öğlen pasta kestiler bana, orada da söyledim. 2 seneyi geçtik, 2 şampiyonluk. Bunda emeği olan başkanımız, yöneticilerimiz, eski yeni yöneticilerimiz, iki şampiyonlukta emek vermiş oyuncular… Bu mutlu ortamda olduğum için öncelikle onlara teşekkür ediyorum. Hedeflerimizin büyük olduğunu hep konuşuyoruz, onlara yeni misyon yüklüyoruz. Lig önemli ama Avrupa’da kupa kazanmak çok önemli. Bu yolda daha iyi işler yapmalıyız. Kolay değil, Avrupa hiç kolay değil. Lig ve Avrupa iki önemli hedef. Doğum günü hediyesi olarak bu maçı ama lig ve Avrupa’da kupa istedim. Her sene yeni oyuncular katılıyor. Bu bir süreç. Bugün oyun içinde iyi işler yaptık. Onlara teşekkür ediyorum.

“ICARDI TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİL”
Icardi’yi tartışmaya hiçbir zaman açmıyorum. Sahada takıma liderlik etmesi, toplu topsuz rakibi psikolojik olarak etkileyen biri. Gol atmasa da değerli. Gol atınca mutlu oluyor, performansı artıyor. Bir sakatlık geçirdi. En iyi seviyesine gelmişti. Fiziksel olarak çok iyiydi bu sene. Sakatlıktan erken döndü. Hep oynamaya çalıştı. Bu aidiyeti çok önemli. Maç, puan kaybedebiliriz ama oyuncularımıza saygı duymalıyız. Ben hepsine saygı duyuyorum. Futbol içinde bazen iyi bazen kötü olursunuz. Santfor bazen o topları alamaz, bazen doğru yerlerde olamazsınız. Icardi hep yüzde yüzünü veriyor.
OSIMHEN…
Osimhen’i gidişata göre kullanacaktık. Kısa bir süre kullandık. Sayılan ve sayılmayan golü var. Golü sayılmasa çok üzülürdüm. Avrupa’da ses getirecek, Türkiye’yi tanıtacak bir gol. Türkiye’nin kalitesini de tanıtmak gerekiyor. Moral oldu. 2-0 iyi sonuç ama 3-0, büyüyen sonuç daha çok moral.Batshuayi de girdi. Elinden gelenin fazlasını yaptı. Üç tane önemli forvetimizin olması çok önemli.

“NELSSON ÇOK ÖNEMLİ”
Kadroya alamadığımız oyuncular da var. Oyuna sokamadıklarımız oldu. Nelsson çok önemli. Victor bizim için önemli, değerli. Bundan sonraki maçlarda önemli parçalardan biri olacak. Bugün onu oynatamadık, gençleri oynatamadık ama değişiklikler oyuna etki etti.
SAKATLIK AÇIKLAMASI
Jakobs, adalesinde sertlik hissetti. MR’ına bakacağız. Elfsbor maçı zor. Beşiktaş maçına bakacağız. Önemli bir oyuncu. Çok fazla seçeneğimiz olmadığı bir mevki. Berkan da bugün iyi oynadı. Berkan da önemli bir performans sergiledi.
Ercan Ertan
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye günlerdir yenidoğan çetesini konuşuyor.
Masum bebekleri kendi çıkarları için acımasızca öldüren çetenin detayları günden güne daha korkunç bir şekilde ortaya çıkıyor.
Yenidoğan çetesine tepkiler çığ gibi büyümeye devam ediyor.
“KANSIZLAR!”
Spor yorumcusu Sinan Engin de katil çeteye canlı yayında sert sözler söyledi.
Engin açıklamlarında, “Ulan kansızlar, para için bebek öldürüyorsunuz. Bir bebeğe nasıl kıyıyorsunuz? Bu parayı nasıl yiyeceksiniz? Bunları vatana ihanetten, ırkçılıktan hücrelerde yatıracaksın. Yüksek olmayacak hücrelerin boyu, kafaları kaldıramayacaklar.” ifadelerini kullandı.
“SEN NE YÜREKLİ SAVCIYMIŞSIN BE!”
Olayı ortaya çıkaran savcıya övgü dolu sözler kullanan Engin, “Hele bir tane hokkabaz var savcıyı tehdit ediyor. Ne savcıymışsın sen be! Ne yürekli adammışsın be! Sen ne dürüst ne aslan savcıymışsın be!” dedi.

Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 9. haftasında Galatasaray deplasmanda Antalyaspor’u 3-0 mağlup etmeyi başardı.
Antalya Park’ta oynanan maçta sarı-kırmızılıların gollerini 10 ve 52. dakikalarda Mauro Icardı ve 90+2. dakikada Victor Osimhen kaydetti.
Bu galibiyet ile birlikte Galatasaray art arda 13 deplasman maçını kazanarak bu rekoru Fenerbahçe’nin elinden aldı.
“BOĞAZLI KAZAK GİYMİYORUM”
Galatasaray’ın teknik direktörü Okan Buruk’a katıldığı youtube kanalında bir spor programında maç kazanınca Uğur getirmek için kıyafet değiştiriyor musunuz sorusu yöneltilmişti.
Okan Buruk Bu soruya öyle şeylerin artık geçmişte kaldığını belirterek yanıt vermiş ve “Boğazlı beyaz kazak giymiyorum” demişti. Okan Buruk’un bu sözleri geçtiğimiz yıl Fenerbahçe’yi çalıştıran teknik direktör İsmail Kartal’a yönelik oldu.
KARŞILAŞMA OYNANIRKEN PAYLAŞTI
Karşılaşmanın ardından Fenerbahçe eski teknik direktörü İsmail Kartal’dan flaş bir hamle geldi.
Kartal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda geçtiğimiz sezon Galatasaray’ı deplasmanda 1-0 yendikleri maçtan fotoğrafına yer verdi.

Can Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Süper Lig’in 9. haftasında oynanan ve Galatasaray’ın Antalyaspor’u 3-0 yendiği maça Victor Osimhen’in röveşata golü damga vurdu.
Dünya basını, Nijeryalı yıldızın golü için ilginç manşetler attı.
“SÜPER RÖVEŞATA”
Corriere dello Sport: “Osimhen süper bir röveşata golü attı ve Mertens’e koştu. Napoli’den Galatasaray’a kiralık giden yıldız golcü, Antalyaspor karşısında skoru belirledi: 3-0. “
İLGİLİ HABERVictor Osimhen’den jeneriklik röveşata golü
“YILIN GOLÜNÜ KAYDETTİ”
AS: “Maça yedek başlayan ve 78. dakikada Icardi’nin yerine oyuna giren Osimhen, Türkiye liginde yılın golünü kaydetti.”
“BU ZORRO MU? HAYIR, OSIMHEN”
A Bola: “Bu bir uçan bisiklet mi? Bu, Zorro mu? Hayır, bu Osimhen!”

“SEZONUN GOLÜ”
DailySports: “Muhteşem Osimhen röveşatayla Türkiye’de sezonun en güzel golünü attı.”

“PUSKAS’A ADAY OLACAK”
noticiasaominuto: “Osimhen’in muazzam röveşata golü mutlaka Puskas Ödülü’ne aday olacaktır.”
“AKILLARA ZARAR GOL”
Prompt News Online: “Sakatlıktan dönen Osimhen akıllara zarar bir röveşata golü attı.”
“AĞIZLARI AÇIK BIRAKTI”
Gistmania: “Osimhen’in ağızları açık bırakan röveşata golü, Antalyaspor karşısında skoru belirledi.”

“OSIMHEN’E BAK NAPOLI”
Il Mattino: “Osimhen’e bak Napoli! Nijeryalı yıldız Antalyaspor ağlarına harika bir röveşata golü kaydetti.”
“3.5 METRE YÜKSEKTE…”
AreaNapoli: “Muhteşem Osimhen’den 3.5 metre yüksekte enfes röveşata. İnsanüstü!”
“HARİKA BİR DÖNÜŞ”
Foot Mercato: “Osimhen’den harika dönüş! Sakatlıktan kurtulan golcü, Antalyaspor ağlarına enfes bir röveşata golü attı.”

“IŞIKLARI ÜZERİNE TOPLADI”
Afrik Foot: “Osimhen attığı röveşata golüyle sahne ışıklarını üzerine topladı.”
“GÖRKEMLİ BİR GOL”
Onze: “Victor Osimhen’in Türkiye’deki çılgın dönüşü! Napoli’den Galatasaray’a kiralık giden yıldız golcü görkemli bir röveşata golüne imza attı.”
Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüntüler, İstanbul Bostancı’da E-5 Karayolunda kaydedildi. Seyir halindeyken benzini biten bir motosiklete, yoldaki diğer motosiklet sürücüsü ayağı ile iterek destek verdi. Bir süre bu şekilde ilerleyen motosiklet sürücüsü, benzin istasyonuna ulaşarak yakıt alabildi. O anlar bir araç sürücüsünün cep telefonu kamerasına yansıdı.
Motosiklet sürücünün yardımıyla benzin istasyonuna ulaşarak yakıt alabilen Mert Sırakaya, “Öncelikle şöyle söyleyeyim, biz motorcular olarak yolda kaldığımızda tüm motorcu arkadaşlar bize yardımcı oluyor. Gerek yakıt desteği, gerek tamir. Tamirciye kadar da götürebiliyorlar. Bu konuda motorcular birbiriyle dayanışma içindeler. Böyle olması insana gerçekten huzur veriyor. İnsan kendisini emniyette hissediyor. Bu da Türk toplumumuzun ne kadar yardımsever olduğunu gösteriyor. Teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rafael Nadal, emekli olacağını açıkladı
Efe ALDEMİR/ İSTANBUL, – İSPANYOL tenisçi Rafael Nadal, kasım ayındaki Davis Cup’tan sonra emekli olacağını açıkladı.
Ünlü sporcu, X hesabından 12 dilde teşekkür mesajı yayımlayarak kortlara veda etti. Tenis tarihinin en iyi oyuncularından biri olarak kabul edilen 38 yaşındaki sporcu, sosyal medyasından yaptığı video paylaşımında “Profesyonel tenisten emekli olduğumu açıklamak için buradayım. Gerçek şu ki, özellikle son iki yıl benim için çok zor geçti. Artık sınırlamalar olmadan oynayabileceğimi düşünmüyorum” ifadelerine yer verdi.
NADAL’IN ŞAMPİYONLUKLARI
Rafael Nadal, toplam 90 tekler şampiyonluğu elde ederken, 37 final maçından ise yenilgi ile ayrıldı. Çiftlerde 11 kez şampiyonluk yaşayan Nadal, 4 kez ise finalde mağlup oldu.
Rafael Nadal, tenis tarihinde 22 kez Grand Slam kazanan ilk erkek tenisçi olmayı başarmıştı. İspanyol raket, Roland Garros’u da 14 kez kazanarak rekor kırmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’da birçok alanda çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, personelin motivasyonunu artırmak amacıyla sosyal faaliyetlerini de sürdürüyor. Bu kapsamda Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı aracılığıyla ‘8. Başkanlık Kupası Personel Futbol Turnuvası’ düzenliyor. 14 Ekim Pazartesi günü başlayacak olan turnuvada, 6’sı kadın olmak üzere toplam 70 takım ve 980 personel kıyasıya mücadele edecek. Merinos Stadyumu’nda gerçekleşecek olan müsabakalar sonucunda final maçları Kasım ayı içerisinde oynanacak.
Turnuvanın kura çekimi ise Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Takım kaptanlarının katıldığı kurada konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Gökay Azak, sporun birleştirici gücünü kullanarak Bursa Büyükşehir Belediye ailesi içinde birçok etkinliğe imza atacaklarını belirtti. Turnuvaya bu sene rekor bir katılım olduğunu belirten Azak, turnuva tarihinde ilk defa kadın takımlarının da yer aldığını dile getirerek, katılan tüm kadınlara teşekkür etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ilçede çalışmalarını sürdüren Amatör Spor Kulüpleri Başkanları ile kahvaltı programında buluştu. Başkan Özer programda yaptığı konuşmada iki stadın kullanım hakkının Esenyurt halkının iradesine rağmen başka kurumlara devredildiğine dikkat çekti. “İki stadımızdan biri Spor Bakanlığı’na, diğeri ise İstanbul Spor’a verilmiş. Bu alanlar, Esenyurt halkının iradesine rağmen başkalarına devredilmiş. Bunu doğru bulmuyorum. Belediye, halkın belediyesidir; kimsenin kişisel malı değildir. Bu tesisler, bu alanlar halkındır. Belediye başkanı da halkın parasıyla halka hizmet etmekle yükümlüdür. Bu yüzden bu alanları geri almak için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Ziyaretçi başkanlar ise bu anlamlı günde kendilerini unutmayan Başkan Özer’e teşekkür etti. Başkan Özer, kahvaltı programı boyunca spor kulübü başkanlarının talep ve önerilerini dinleyerek, sporun ve sporcunun her zaman yanında olacaklarını vurguladı.”
Halkın spor yapabilmesi için alanlar oluşturmak gerektiğinin altını çizen Başkan Özer şöyle konuştu; “Spor dendiğinde aklıma üç temel kategori geliyor. İlk olarak, bir belediye için en önemli öncelik halkının sağlıklı olmasıdır. Bu yüzden halkın spor yapabileceği alanlar oluşturmak gerekiyor. Yürüyüş yolları, bisiklet yolları, sabah sporu için alanlar gibi. Öncelikli hedefimiz toplum olmalı. Toplum sağlıklı değilse, içinden çıkan sporcular da sağlıklı olmaz. Yani sadece birkaç sporcu sağlıklı olup geri kalanı sağlıksız olduğunda ne anlamı kalır? O yüzden geniş bir şekilde halkın spor yapacağı alanları oluşturmak esas amacımızdır. İkinci olarak, amatör sporların desteklenmesi geliyor. Amatör sporlar, halkla profesyonel sporcular arasındaki geçiş sürecidir. Aynı zamanda sporun önemini gelecek nesillere aktarmak için bir motivasyon kaynağıdır. Profesyonel spora geçiş sürecinde amatör sporların desteklenmesi hem halk sporuna bir katkıdır hem de profesyonel sporun kaynağını kurutmamak için gereklidir. Belediyemiz, bu konuda da bir model ortaya koydu. Göreve geldiğimizde, “Esenyurt’u kültürün, sanatın ve sporun başkenti yapacağız” dedik. Bu çerçevede sporu ve sporcuyu sonuna kadar desteklemeye devam edeceğiz.”
Sporculara yardımlarının hız kesmeden devam edeceğini ifade eden Başkan Özer konuşmasına şöyle devam etti; “Şu an 49 amatör spor kulübümüz var. Futboldan basketbola, karate’den taekwondo’ya, jimnastikten tenise kadar 15 farklı branşta hizmet veriyorlar. Bu önemli bir kaynak. Bu 49 kulübün 39’una hem nakdi hem de ayni yardımlar yapıyoruz. Kalan 10 kulübe de ayni yardımlar sağlıyoruz, otobüs, saha malzemeleri gibi. Nakdi yardımlarla ilgili eksikleri şimdi öğrendim, Kasım ayı itibariyle bu yardımları da yapacağız. Ayrıca spor malzemesi desteğinin ihalesini de Kasım ayında gerçekleştireceğiz. Burada bir başka konu da bazı spor alanlarımızın bizden alınmış olmasıdır. İki stadımız, biri spor bakanlığına, diğeri ise İstanbul Spor’a verilmiş. Bu alanlar, Esenyurt halkının iradesine rağmen başkalarına devredilmiş. Bunu doğru bulmuyorum. Belediye, halkın belediyesidir; kimsenin kişisel malı değildir. Bu tesisler, bu alanlar halkındır. Belediye başkanı da halkın parasıyla halka hizmet etmekle yükümlüdür. Bu yüzden bu alanları geri almak için elimizden geleni yapacağız.”
“Esenyurt sporun başkenti olacak”
Spor etkinliklerinde ayni ve nakti yardımların devam edeceğini belirten Başkan Prof. Özer konuşmasını şu ifadelerle noktaladı: “Belediye olarak 14 spor tesisimiz, 3 ayrı noktada 29 branşta uzman 110 spor eğitmenimiz ile 23 bin vatandaşımıza ücretsiz spor eğitimi veriyoruz. Spor okullarından faydalanan çocuklarımıza ve gençlerimize forma, eşofman, spor ayakkabısı ve çanta ücretsiz olarak temin ediyoruz. Esenyurt’u kültür, sanat ve sporun başkenti yapmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Üç ayda üç büyük festival gerçekleştirdik ve iki tane daha planlıyoruz. Spor etkinliklerimizde de ayni ve nakdi desteklerimiz devam edecek. Spor, kültür ve sanat bir bütün olarak yürütülmeli. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur diyoruz. Ama sağlam kafa, yalnızca yemekle değil; bilgi, kültür ve sanatla da beslenir. Bu yüzden sporu teşvik ederken, kültür ve sanata da aynı önemi vermek zorundayız.” – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırşehir Kındam Spor Salonu’nda düzenlenecek olan müsabakalarda, ferdi maçlar oynanacak. Şampiyonaya 111 kız ve 121 erkek olmak üzere toplam 232 sporcu katılacak. Kırşehir Masa Tenisi İl Temsilcisi Gazi Yıldırım yaptığı açıklamada; “Müsabakalarda Kırşehir’den 16, toplamda 28 hakemimiz görev alacak. Bunlar arasında uluslararası, ulusal ve il düzeyinde hakemler yer alıyor. Türkiye’nin en iyi genç sporcularının yarışacağı bu heyecan dolu müsabakalara, masa tenisine gönül veren herkesi bekliyoruz” dedi. – KIRŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZONSPOR, Süper Lig’in 9’uncu haftasında Başakşehir FK ile sahasında oynayacağı maçın hazırlıklarına bu sabah yaptığı antrenmanla devam etti.
Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde gerçekleştirilen antrenmanda oyuncular, salonda kuvvet çalışması yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 2’nci Lig Beyaz Grup’ta tarihi borç yüküyle boğuşan Altay’da mayıs ayı sonunda yapılan kongrede alınan şirketleşme kararı sonrası yaz döneminde yatırımcı bulunamazken, camia temsilcileri ve Başkan Süleyman Özkaral’ın farklı şirket temsilcileri ile görüşmeleri sürdürdüğü öğrenildi. İzmir’in köklü kulübüne İstanbul merkezli güçlü bir inşaat firmasının talip olduğu iddia edilirken, Başkan Özkaral’ın ise Gaziantep merkezli bir inşaat firması ile görüşme halinde olduğu ileri sürüldü. Bir yatırımcı adayı şirketle temas halinde olduğunu doğrulayan Başkan Özkaral, bu konuda bilgi vermenin görüşmelere zarar vereceğini dile getirdi. Altay Şirketleşme Komitesi ile temasa geçen bir yatırımcı olmadığı öğrenildi.
Son aylarda futbol şubesinin güçlü sermeyeli bir şirkete devredilip kurtuluşu için temaslarda bulunan camianın önemli isimlerinden Mustafa Denizli ise İzmir merkezli inşaat firması sahibi Mesut Sancak ile bir araya geldi. Daha önce iki oğlu Altay’da eski başkanlardan Özgür Ekmekçioğlu’nun yönetiminde yer alan Mesut Sancak sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Dostlarla beraber, futbolumuzun efsane hocası, Büyük Altaylı çok kıymetli Mustafa Denizli ağabeyimizle sohbet ettik. Mustafa Hocamız bugünlerde her zamanki gibi Büyük Altay’a destek verme gayretinde. Kalbimiz Mustafa Denizli ve Altay ile birlikte” ifadelerine yer verdi.
Transfer yasağı süren ve son kongrede borcu 685 milyon TL olarak açıklanan Altay’ın borcunun kur artışıyla 800 milyon TL’yi geçtiği öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de yeni stadyum talebini 26 yıl önce ilk gündeme getiren kulüp ve kentin stat konusundaki en mağdur takımı olarak kalan Karşıyaka, bu hafta Tire’de yapılan modern statta deplasmana çıkacak. Stat için 1998’den beri çalmadık kapı bırakmayan Karşıyaka’da kulübün yeni stat projesi kapsamında yıkılan İlçe Stadı ve Yalı Tesisleri’nin arazisi yaklaşık 10 yıldır atıl bekliyor. Daha önce gündeme gelen Çiğli’deki stat planı kabul görmeyen, Örnekköy’de ülkemizin 2016 Avrupa Şampiyonası için hazırlanan 40 bin kişilik stat projesi şampiyona 1 oy farkla Fransa’ya kaybedilince gerçekleşmeyen Karşıyaka’nın Yalı’daki stat projesi ise 2 kez ihale edilmesine rağmen gerçekleşemedi.
Stadın 2014 ve 2017 yıllarında Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapılan iki ihalesi de açılan davalar, aradan geçen süreçteki maliyet farkı gibi etkenlerle iptal edildi. Karşıyaka, 2015 senesinde yeni stat için yıkılan bu alandaki eski stat, kulüp binası, tenis kortları, dükkanlar ve salonundan da oldu. Projeyle ilgili tartışmalar halen sürüp adım atılamazken, Karşıyaka Stadı sayesinde gündeme gelerek TOKİ tarafından iki kez aynı tarihlerde ihale edilen, şu an A Milli Takım’ın maçlarına da ev sahipliği yapan Süper Lig’deki Göztepe’nin Gürsel Aksel Stadı 2020 yılında, GençlikSpor Bakanlığı’nın yaptırdığı AlsancakMustafa Denizli Stadı ise 2021’de açıldı.
TİRE’DE 5 YIL AMATÖR MAÇLAR OYNANDI
Karşıyaka’nın bu hafta TFF 3’üncü Lig 1’inci Grup’ta pazar günü Kuşadasıspor deplasmanına çıkacağı, İzmir merkezine 100 kilometre uzaklıktaki ilçe Tire’de maliyetinin büyük bir kısmını İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üstlenerek yaptırdığı Tire Gazi Mustafa Kemal Atatürk Stadı ise 2015’te ihale edilip 2018’de kapılarını açtı. UEFA standartlarında, 15 bin koltuk kapasiteli modern stat, merkeze uzak ilçede profesyonel takım kalmayınca açıldıktan yalnız 1 yıl sonra profesyonel maçlara kapandı. Koronavirüs pandemisi de başlayınca statta uzun süre maç oynanamadı. Son 5 yılda yalnız amatör maçların yapıldığı stat, Tire 2021 FK bu sezon 3’üncü Lig’e çıkınca tekrar profesyonel liglere ev sahipliği yapmaya başladı. Senelerdir yeni stat bekleyen, stat arazisinde çadır eylemi yapıp miting düzenleyen Karşıyaka taraftarları, Tire’nin modern stadındaki maçı 400 TL’lik deplasman bileti alarak izleyebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldırım Belediyesi, mahallelerde yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlayan yatırımlarına devam ediyor. Yıldırım Belediyesi’ninSakarya Mahallesi’ne kazandırdığıkapalı spor salonu misafirlerine hizmet vermeye hazırlanıyor. Çalışmalarda sona gelinen 2 bin metrekarelik kapalı spor salonunda eğitimlerin verileceği çok amaçlı spor salonu, idari birimler; tesis bahçesindeise otopark ve yeşil alan bulunuyor.
Çocuklarımız ve gençlerimiz için
Çocuklar ve gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak kalarak sportif faaliyetlerde bulunabilmeleri için spor yatırımlarına büyük önem verdiklerinin altını çizen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Tüm hemşehrilerimizin kolaylıkla ulaşabileceği spor tesislerini ilçemize kazandırdık. Yenilerini kazandırmak amacıyla çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz. Yıldırım Belediyesi olarak ilçemizde sporu tabana yaymak ve sporla tanışmayan vatandaşımız kalmaması için çalışmalar yürütürken bir yandan da sporda ülkemizi gururlandıran nesiller yetişsin diye tüm hızla çalışıyoruz. Hemşehrilerimize söz verdiğimiz bir projeyi daha hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. İlçemize ve gençlerimize yakışan Sakarya Kapalı Spor Salonu’nu yakın zamanda hemşehrilerimizin istifadesine sunacağız. Yıldırım için hayırlı olsun” dedi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altınordu’nun akademi takımlarında forma giyen Mustafa Duru, Türkiye Kupası’nda attığı golle tarihe geçti. Altınordu U17 Takımı’nın yanı sıra U16 Milli Takımı’nda da forma giyen genç oyuncu (15 yaş 4 ay), 9 takım arkadaşı ile birlikte Küçükçekmece Sinopspor ile oynanan maçın kamp kadrosuna alınmıştı. Karşılaşmanın 46. dakikasında oyuna giren Mustafa Duru, 86. dakikada takımı adına bir gole imza attı.
Mustafa Duru, atmış olduğu bu golle Türkiye Kupası tarihinin en genç golcüsü oldu.
Gençler göz doldurdu
Türkiye Kupası’nda genç oyunculardan oluşan bir kadrosu ile mücadele eden İzmir ekibinde kamp kadrosuna dahil edilen Altınordu U17 Takımı’nda forma giyen oyuncular forma şansı buldukları süre içinde göz doldurdu. Kadroya dahil edilen oyuncuların yaş ortalamasının ise 16 olduğu belirtildi. Altınordu Teknik Direktörü Olcay Şahan, Altınordu U17 Takımı’nda Bilal Demirağ, Ömer Yiğit Tiryakigil, Emre İnal, Eren Kaya, Mustafa Duru, Baran Yolaçan, Ata Gür, Adem Ali Barkın ve Sarp Kaçar’ı kupa maçının kadrosuna dahil etmişti. Altınordu’nun gençlerinden Mustafa Duru, Ömer Yiğit Tiryakigil, Adem Ali Barkın, Eren Kaya, Baran Yolaçan ise kupada forma şansı bulan isimler oldu.
Kastamonuspor hazırlıkları başladı
Öte yandan Altınordu, TFF 2. Lig’de hafta sonu TorbalıMetin Oktay Yerleşkesi’nde lider Kastamonuspor ile oynayacağı karşılaşmanın hazırlıklarına ara vermeden başladı. Pazar günü 15.30’da oynanacak müsabaka Altınordu’nun YouTube kanalından naklen yayınlanacak. İzmir ekibi, lideri devirerek 3 puana ulaşmayı hedefliyor. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, 8. hafta mücadelesinde Sivasspor’la karşı karşıya geldi. Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynanan müsabakayı sarı-kırmızılılar 3-2 kazanmayı başardı. İzmir ekibinin gollerini Romulo, Isaac Solet ve Datro Fofana kaydederken, konuk ekip Sivasspor’un gollerini ise Uğur Çiftçi ve Queensy Menig attı. Bu sonuçla birlikte Göztepe, ligdeki 3. galibiyetini elde ederken taraftarının önündeki kaybetmeme serisini de devam ettiriyor. 2024-2025 sezonunda iç sahada 4 maça çıkan sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 3 galibiyet 1 beraberlik alarak önemli bir başarıya imza attı. İzmir ekibi, bu alanda ligin en iyi takımları arasında yer alıyor.
Datro Fofana, Göztepe formasıyla ilk golünü attı
Göztepe’nin yaz transfer döneminde İngiltere Premier Ligi ekibi olan Chelsea’den kadrosuna kattığı 21 yaşındaki forvet oyuncusu David Datro Fofana, Sivasspor maçında 90+4. dakikada galibiyeti getiren golü atarak sarı-kırmızılı formayla bu sezonki ilk golünü kaydetti. İlk maçına geçtiğimiz hafta oynanan Samsunspor maçında çıkan ve oyuna sonradan dahil olarak 14 dakika süre olan genç oyuncu, Sivasspor maçına da 73. dakikada Juan’ın yerine dahil oldu. Hücum bölgesine hareketlilik katan Fofana, karşılaşmanın uzatma dakikalarında kendisine gelen fırsatı değerlendirerek galibiyetin mimarlarından oldu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Altay, 6. hafta mücadelesinde Batman Petrolspor’a konuk oldu. Batman Yeni Şehir Stadyumu’nda oynanan müsabakanın ilk yarısını 1-0 geride kapatan siyah-beyazlılar, ikinci yarıya da istediği gibi başlayamayınca 4 gol daha kalesinde görerek karşılaşmayı 5-0 kaybetti. Bu sonuçla birlikte İzmir ekibi, ligde oynadığı son 4 maçta galibiyet alamazken, 3 mağlubiyet ve 1 beraberliğe imza attı. 5 puanı bulunan Altay, bugün oynanacak karşılaşmaların sonuçları ne olursa olsun haftayı düşme hattının hemen üzerinde tamamlayacak. Teknik Direktör Gökhan Karaaslan’ın da alınan bu kötü sonuçlardan sonra oyuncularla ve yönetimle görüşmeler yapıp çıkacak sonuçlara göre yeni kararlar alması bekleniyor. Genç teknik adamın özellikle gelecek hafta deplasmanda oynanacak İskenderunspor müsabakasında ilk 11’i büyük oranda değiştirmesi bekleniyor. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz yıl TFF 2. Lig A Grubu’nda mücadele eden ancak arzu ettiği sonuçları alamayan Düzce Kadın Futbol Kulübü, 2024-2025 sezonunu sade bir törenle açtı. Sezon açılışında A takımın yanı sıra U13, U15 ve U17 takımlarında oynayan futbolcular da hazır bulundu. Eski oyuncuların yanı sıra yeni transferler de takımla birlikte antrenmanlara başladı. A takımın antrenörlüğünü Kenan Özen üstlenirken, altyapı takımları Ahmet Kara’nın yönetiminde olacak.
Kulübün bu sezonki hedefi, başarılı bir performans sergileyerek son iki yıldır mücadele ettiği 2. Lig’den 1. Lig’e çıkmak. Bu hedef doğrultusunda yapılan transferlerle güçlendirilen A takım, altyapıdan da futbolcularla desteklendi. Takım, Kasım ayında başlayacak lig maçlarına kadar hazırlıklarını sürdürecek.
Birol Aksu: “İddialıyız”
Sezon açılışında takımın durumu ve hedefleri hakkında bilgi veren Düzce Kadın Futbol Kulübü Başkanı Birol Aksu, “2024-2025 sezonu açılışını yapıyoruz. Kulübümüz, 147 futbolcunun lisanslı olduğu bir kulüp. 2. Lig’de mücadele ediyoruz ve bu sezon 1. Lig’e çıkma konusunda iddialıyız. Gerekli transferleri gerçekleştirdik ve iddialı bir şekilde hazırlanıyoruz. Takım içinde birliği ve beraberliği sağladık. Bu sezon 1. Lig’e çıkacağımıza inanıyoruz. Eksiklerimizi tamamlayarak yola devam ediyoruz. Sezon açılışımızın ardından antrenmanlara hemen başlayacağız. A takımımızda Kenan Özen hocamız, altyapı takımlarımızda ise Ahmet Kara hocamız var. Hem hocalarımız hem de oyuncularımız takımlarımıza inanıyor ve büyük bir heyecanla lige hazırlanıyoruz” dedi.
Eda Tepe: “Bu sezon ter dökmek için sabırsızlanıyoruz”
Takımın futbolcularından Eda Tepe de yeni sezona dair duygularını paylaşarak, taraftarlardan destek beklediklerini ifade etti. Tepe, “Yeni sezon için çok heyecanlıyız. Altyapıdan takıma kattığımız oyuncularla birlikte hedefimiz, 1. Lig’e çıkmak. Yeni transfer arkadaşlarımız da bize katıldı ve hep birlikte 2 yıl kaldığımız 2. Lig’den 1. Lig’e yükselmek istiyoruz. Ligler kasım ayında başlayacak ancak biz hazırlıklarımıza hemen başlayacağız. Transfer sürecini tamamladık ve artık takımımız hazır. Bu sezon ter dökmek için sabırsızlanıyoruz. Taraftarlarımızdan beklentimiz ise tribünleri doldurmaları. Dışarıda başka takımlarda taraftar desteği daha fazla, ancak biz de taraftarlarımızı yanımızda görmek istiyoruz. Tribünlerden gelecek destek, ligdeki motivasyonumuzu ve heyecanımızı artıracaktır” diye konuştu. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alaca Belediyespor vefa gecesi adına bir araya gelen eski başkan, futbolcu ve yöneticiler hem geçmişi yad ettiler hem de yeni sezonla ilgili görüş alış verişinde bulundular. Yemeğin ardından bir konuşma yapan Alaca Belediye Başkanı ve eski kulüp başkanlarından Şerif Arslan ilçede sporun gelişimi için ellerinden gelen her türlü desteği vereceklerini belirterek, Alaca Belediyespor’un daha başarı olması için üzerlerine düşeni yapacaklarını belirterek, yeni başkan ve yönetimine başarılar diledi.
Alaca Belediyespor’un yeni Başkanı Oktay Yelkuvan ise yönetim olarak vefa gecesi adı altında düzenledikleri yemeğe katılan herkese teşekkür etti. Yelkuvan, yönetim olarak öncelikli hedeflerinin kulübe yeni bir tesis yapmak olduğunu, bunun içinde iki arkadaşı ile görüştüğünü ve inşaat başladığında 1 milyon lira destek vereceklerini söylediklerini hatırlatarak, “Biz futbol dışında birkaç branşın kullanabileceği bir tesis yapmak istiyoruz, bunun içinde çalışma başlattık. Bu konuda herkesin desteğine ihtiyacımız var. Gücü olan herkes katkı vermesi halinde bu tesisi Alacamıza kazandırmak istiyoruz. Amacımız sonraki nesillere güzel bir eser, ilçeye bir iz bırakmak. Bu noktada bizlerin her zaman yanında olan Belediye Başkanımıza şahsım ve yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Yönetim kurulu belirlendi
Alaca Belediyespor’da Oktay Yelkuvan başkanlığındaki yönetim yeni sezon hazırlıklarına başladı. Geçtiğimiz günlerde yapılan genel kurul sonunda Alaca Belediyespor’da yeni yönetim kurulu oluşturuldu. Kulüpte geçtiğimiz yıllarda forma giymiş ve yöneticilik yapmış isimlerde oluşan yönetim kurulunda başkan yardımcısı olarak Mehmet Akif İslamoğlu, üye olarak Cuma Kulak, Ramazan Karakoç, Yasin Gürses, İsmail Ataç ve İsmail Şahan ve yedek üye olarak ise Hüseyin Coşkun, Muhammed Emin Doğan, Uğur Akyol, Vedat Ali Seyhan, Sezai Şahin, Faik Yıldırım ve Serdar Tufan yer aldı.
Teknik direktörlüğe Alper Bulut getirildi
Yeni yönetim kurulu, takımı Alper Bulut’a teslim etti. Uzun yıllar Alaca Belediyespor’da forma giyen ve halen Beden Eğitimi Öğretmeni olarak görev yapan Bulut yeni sezonla ilgili çalışmalara başladıkların söyledi. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ümraniye Belediyesi, Geleneksel 8’inci Türk Okçuluğu Puta Yarışması’nda yüzlerce sporcunun katılımıyla gerçekleşti. Ümraniye Millet Bahçesi’nde düzenlenen yarışmada dereceye girenlere hediyeler verildi. Küçük büyük her yaştan toplam 507 okçunun katıldığı yarışmada geleneksel okçu kıyafeti giyen okçular, yarışmalarda gösterilerini sundu. Yarışmaya bu yıl, 10 şehirden 507 sporcu ve 47 spor kulübü katıldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan müsabakalar büyük bir heyecana sahne olurken, yarışmalarda dereceye giren kemankeşlere Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan kupa, madalya ve para ödülü verdi.
İsmet Yıldırım: “Okçuluk, aziz milletimiz için özgürlük ülküsünün temsilidir”
Türk Okçuluk Puta Yarışması’nda konuşan Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, “Milletimiz yüzyıllarca toplum kimliğini inşa eden birbirinden farklı örf, adet, zanaat ve de savaş sanatını miras olarak korumuş ve de bugünlere kadar aktarmıştır. Tüm toplumları öz kültürlerinden kopararak benzer hale getirmek isteyen günümüzdeki küresel yapının tehdit ettiği en büyük unsurlar işte bunlardır. Eğer tüm dünyaya biz varız ve buradayız demek istiyorsak özgüvenimizi kuşanarak bizim olan ne varsa canla başla sahip çıkmak zorundayız. Günümüz teknolojilerinden her ne kadar savaş yöntemleri gelişmiş olsa da okçuluk, kültür ve öz kimliğimizi yaşatma konusunda önemli bir yere sahiptir. Okçuluk tarih boyunca attığı okun düştüğü yeri yurt edinen aziz milletimiz için özgürlük ülküsünün temsilidir. Eğer bu düşünceyle çalışır bu inançla özümüze sahip çıkarsak evlatlarımızın arasından milli ve manevi değerlerine sımsıkı sarılan nice yeni sporcularımızın çıkacağına canı gönülden inanıyorum” dedi.
Bilal Erdoğan: “Geleneksel Türk okçuluğundaki sporcu gençlerimizin duruşu, ahlakı, bilinci gerçekten bambaşka bir düzeyde”
Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan ise, “Bu bizim ata sporumuz, bu bizim milli sporumuz, bu peygamberimizin sünneti olan sporumuz. Onun için biz geleneksel okçuluğun gelişmesiyle aynı zamanda bir neslin geleceğe emin adımlarla kendi kimliğiyle, kendi kültürüyle, kendi inancıyla yetişmesini hedefliyoruz ve bu yolda çok kısa sürede çok güzel neticeler aldığımız için çok mutluyuz, çok umutluyuz. Geleneksel Türk okçuluğundaki sporcu gençlerimizin duruşu, ahlakı, bilinci gerçekten bambaşka bir düzeyde. Onun için hepsiyle gurur duyuyoruz. Burada kazanan da kaybeden de Allah’ın izniyle kazanmıştır. 507 kardeşimizin hepsini, ailelerini, hocalarını tebrik ediyorum” diye konuştu.
Bilal Erdoğan, “Türkiye okçulukta son iki olimpiyatta madalya almaya devam ediyor. Geleneksel okçulukta da dünyada lider bir noktaya doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Bir Dünya Geleneksel Okçuluk Federasyonu’nun kurulması çalışmalarına bizim Türk Okçuluk Federasyonumuz önderlik ediyor. Geçen Astana’daki yarışmalardaki oyunlarda geleneksel okçulukta sporcumuz bir altın madalya aldı. Bizi mutlu etti. İnşallah bundan sonraki dönemde lisanslı sporcu sayımız arttıkça hocalarımızın bu anlamdaki disiplini, uygulamalarındaki gelişmeler ilerledikçe daha da çok uluslararası madalyayı geleneksel okçuluk sporcularımızdan bekliyoruz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın ulusal ve uluslararası alanda daha fazla tanıtılması amacıyla sporun her branşına destek olmaya devam eden Bursa Büyükşehir Belediyesi, adrenalin tutkunlarını 27-29 Eylül tarihlerinde Bursa’da buluşturdu. BASK tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, ICRYPEX ve Spor Toto katkılarıyla organize edilen Baja Bursa, 36 araç ve 72 sporcunun katılımıyla düzenlendi. Ekipler iki gün boyunca toplam 422 kilometre yolu kat etti. Dayanıklılık ve adrenalinin ön plana çıktığı organizasyonda, ekipler 3 gün boyunca 120 metre ile 1000 metre rakım arasında değişen yükseklilerde geçen 5 özel etapta mücadele etti. Büyük çekişmeye sahne olan yarışın SSV klasmanında İsrafil Akyüz-Mert Tepe ikilisi birinciliğin sahibi olurken, Abdullah Turgut-Arda Şenay ikinciliği, Engin Kap-Can Kap da üçüncülüğü kazanan ekipler oldu. Otomobil klasmanında ise İhsan Günak-Fatih Günak ikilisi genel klasman ve sınıf 3 birinciliklerini kazandı. Alper Sarper-Samet Kıyıcı, ikinci ve sınıf 4 birincisi, Mehmet Tüfekçioğlu-Tuvana Sayar da genel klasman üçüncüsü ve sınıf 2 birincisi olarak podyuma çıktı. Yarışın kadın pilotlar birincisi ise babası Selçuk Aksöz ile yarışan Melis Aksöz oldu. Dereceye giren sporcular, Vakıf Bera Kent Parkı’nda düzenlene törenle ödüllerini aldı.
BASK Başkanı Ömer Burç, 2024 Türkiye Baja Şampiyonası’nın ikinci ayağının başarıyla Bursa’da gerçekleştirildiğini söyledi. Yarışmacıların etaplardan büyük zevk aldığını belirten Burç, yarışlara Türkiye’den rekor bir katılımın olduğunu ifade etti. 3 gün boyunca Demirtaş, Dışkaya-Ericek ve Seçköy-Avdancık bölgelerinde geçen yarışların güzel bir şekilde sona erdiğini anlatan Burç, organizasyonun Bursa’nın tanıtımı için faydalı olduğunu dile getirdi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda kadınlar makaralı yayda şampiyonluğa ulaşan 26 yaşındaki milli para okçu Öznur Cüre Girdi, AA Spor Masası’nın konuğu oldu.
İstanbul’da doğup büyüyen Öznur, spor hayatının 13 yaşında tekvandoyla başladığını ve bu branşı uzun yıllar çok severek ve başarıyla yaptığını anlattı.
Hayatındaki kırılma anının yaşandığı kazadan bahseden Öznur, “17 yaşında ailemle birlikte trafik kazası geçirdim. Kazada annem ve ben ağır yaralandık. Diğer kardeşlerim kazayı hafif yaralı atlattı. Tabii bu süreçte uzun tedaviler gördük. Hastanede tedavi görürken yine sporun bir köşesinde olmayı, spordan kopmamayı çok istedim.” diye konuştu.
Tedavi devam ederken hangi sporu yapabileceğine ilişkin araştırmalar yaptığını aktaran Öznur, şöyle devam etti:
“İlk paralimpik sporum, oturarak voleybol oldu. Bolu’da bir hastanede tedavi görürken deneme fırsatım olmuştu. Çok keyif almıştım ancak İstanbul’a döndüğümde oturarak voleybol yoktu, o yüzden onu ilerletemedim. Daha sonra yine araştırmalar yapıp, arkadaşlarımız arasında konuşurken Bahattin Hekimoğlu ile tanıştım. Kendisi şu an milli takım arkadaşım. Beni, Okçular Vakfına davet etti. Okçuluğa 2018’de Okçular Vakfında başladım, 2019’da Türkiye şampiyonu oldum. Milli takıma davet edildim. 2019’dan bu yana milli formayı terletiyorum. Ülkemi en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum.”
Paris’te “zaferin çığlığı”
Pekin 2008’de altın madalya alan Gizem Girişmen’den sonra paralimpik oyunlarında şampiyonluğa ulaşan ikinci Türk para okçu olan Öznur Cüre Girdi, bu branşta Türkiye’nin şampiyonluk özlemine son verdi.
Türkiye’ye para okçulukta 16 yıl sonra paralimpik oyunları altın madalyası kazandırmanın gururunu yaşayan milli sporcu, “Uzun yıllar hatırlanıyor olma duygusu, düşüncesi beni gerçekten çok mutlu ediyor. Tabii ki maç esnasında çok kontrollü gitmemiz gerekiyor. Finalde artık son okun bize altın madalyayı getireceğinin farkındaydık ama bir sporcu olarak orada tüm sakinliğimizi koruyup, bitirişe kadar net olmalıyız. Son oku attıktan sonrasını hatırlamıyorum. Hatta sesim kısılmış. Ertesi gün benim sesim neden kısıldı diyorum. Herkes diyor ki; o kadar fazla bağırdın ki bütün Paris yankılandı. Gerçekten bu içimizde tuttuğumuz aslında bir tutkuydu, zaferin çığlığı. Bu yüzden çok mutluyuz. O anda olmak gerçekten çok haz vericiydi. Tekrar olsa tekrar giderim, o anı yaşarım.” sözleriyle tarihi zaferini anlattı.
Altın madalya kazanacağına emindi
Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda 704 puanla dünya ve paralimpik oyunları rekorunu kırdığını hatırlatan milli okçu, “Antrenmanlarda defalarca o puanın üstünde attım. Rekor kıracağımızı biliyorduk ama rekor puanın ne olacağını orada biz belirleyecektik. Çok da iyi bir puan. Tabii ki antrenmanda daha üst puanları atıyoruz. Oradaki stres ve heyecanı kontrol ederek bu kadar iyi bir puana ulaşabilmek gerçekten çok gurur verici.” ifadelerini kullandı.
Antrenmanlarda çok çalıştıklarını vurgulayan Öznur, “Çok fazla test yaptık. Okçuluk testlerinde en ufak bir şey bile sizi tedirgin eder. Tam emin olmak istersiniz. Bazen saatlerinizi, bazen günlerinizi alır. Biz tabii ki yıllarca antrenmanlarda bu an için çok çalıştık. Rekor atacağımızdan da altın madalya alacağımızdan da hiç şüphemiz yoktu.” şeklinde görüş belirtti.
Anne-kız Los Angeles’a gitmeyi hedefliyorlar
Avrupa ve dünya şampiyonalarının ardından paralimpik oyunlarında da altın madalya kazanarak “üç büyük organizasyonda şampiyonluk kazanan sporcu” ünvanını alan Öznur, bundan sonraki kariyer hedefiyle ilgili ise şöyle konuştu:
“Bunu her duyduğumda çok mutlu oluyorum. Çünkü peş peşe üç ünvanın sahibi olmak mükemmel bir duygu. Her sporcu yıllarca bunun için yatıp kalkıyor, emek harcıyor, ter döküyor. Bunun sahibi şu anda benim. Sahibi olmaya devam etmek istiyorum. Tabii ki bu yine çalışarak ve antrenman yaparak olacak. Yine rekorlarımın üstüne rekorlar, şampiyonluklarımın üstüne şampiyonluklar katmak istiyorum. Ömrüm yettiğince sporumu yapmak, yetmediği anda yinespora destek olmak istiyorum.”
Annesiyle gerçekleştirmeyi arzuladığı hayalini paylaşan Öznur, “Benim annem de engelli. Boynundan aşağısını kullanamıyor. Annemi spora başlattım. Boccia ile uğraşıyor. Türkiye’de madalyalar almaya başladı, milli takım sürecine hazırlanıyor. Bir hayalimiz var; Los Angeles 2028’e beraber gidip, orada ter dökmek.” dedi.
“Bu kadar başarıyı kimse beklemiyordu”
Öznur, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda Türkiye’nin 28 madalyayla rekor kırmasıyla ilgili, “Gerçekten Paris 2024 Paralimpik Oyunları sporcuları olarak çok güzel bir iş başardık. Paralimpik Oyunları’nda bu kadar başarılı olabileceğimizi kimse beklemiyordu.” değerlendirmesinde bulundu.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi ve spor federasyonlarının çok fazla emek sarf ettiğinin altını çizen Öznur, şunları kaydetti:
“Yani biz sporcular sadece ok atıyoruz, masa tenisi oynuyoruz ya da herhangi bir sporu yapıyoruz ama arkada bu kaliteyi yükseltebilmek için çok büyük bir özveri vardı. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi, her sporcuya bir sponsor bulmak için canla başla çalıştı. Sporcuların neredeyse yüzde 90’ı sponsoru olarak oyunlara gitti. Aslında sporcu arka planda rahatlayınca, ön planda daha iyi performans gösterebiliyor. En iyi yerlerde kamp yapılması konusunda çok fazla özveri vardı. Tabii ki bu özverinin karşılığında da gördüğünüz gibi madalyalar kaçınılmaz oluyor. Gümüşlerimiz de altın olma yolunda ilerliyor. Bu artık bir başlangıç. Biz zirveyi başlattık ve bunun devamının geleceğini düşünüyorum.”
Daha önce Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu çatısı altında yer alan paralimpik branşların ana federasyonlara bağlanmasının doğru bir karar olduğunu söyleyen Öznur, okçuluk özelinde bunun olumlu yansımalarını yaşadıklarını vurguladı.
Türkiye Okçuluk Federasyonunun çok iyi bir sistemi bulunduğuna dikkati çeken milli sporcu, “Orada çok iyi bir matematik var. Sabah kalktığımızda nasıl uyandığımızı, günde kaç saat uyuduğumuzu, ne kadar ağrımızın olduğunu, moralimizin ne kadar iyi ya da kötü olduğunu dahi inceleyen bir program dahilinde antrenmanlarımızı yaptık. Başta Göktuğ Ergin hocamız olmak üzere inanılmaz bir ekip vardı. Dokuza yakın antrenörümüz, hemşiremiz, fizyoterapistimiz, psikoloğumuz, her şeyimiz vardı. Sadece okçuluk adına bir yoğunlaşma olduğu için her geçen gün madalya sayılarımız, başarılarımız artıyor. Çok memnunuz.” şeklinde konuştu.
“Aileler bilgilendirilmeli”
Paralimpik Oyunları şampiyonluğu sonrası çok fazla mesaj aldığını belirten Öznur Cüre Girdi, “Mesajları okuduğunda herkesin oturup bu anları gözyaşlarıyla izlediğini kendi içimde hissettim.” açıklamasında bulundu.
Engelli bireylere ve ailelere seslenen milli para okçu, şunları kaydetti:
“Engelli bir çocuğun annesi, babası olmak ekstra endişe sağlıyor. Çocuğum burada mutlu olmazsa ya da başına bir şey gelirse diye çok fazla endişe var. Bu yüzden çocuk istese bile aile istemiyor. Benim karşılaştığımın birçoğu böyle. Çocuk istiyor ama aile endişeli. Öncelikle ailelere bu tarz sporların olduğu anlatılmalı, okullarda seminer düzenlenmeli. Bu konuda güvenilir yerlerin olduğunu bilmelerini istiyorum. Diğer açıdan bu hayatta hepimiz amacımız olsun istiyoruz. İyi ya da kötü sonuçlar, tecrübeler elde ediyoruz. Bizim ayrı bir tarafımız var, tüm zorlukları gördüğümüz için ekstra zorluk bizi çok fazla etkilemiyor. Çünkü artık daha fazla ne olabilir deyip, üstüne gidebilen insanlarız. Gerçekten bütün samimiyetimle söylüyorum; ben yoktan var oldum. Yoktan geldim, benim de paralimpik olarak bir altyapım yoktu. Alttan buralara kadar çıkabildim. Onlar da yapabilir. Bu hayatta hiçbir şey imkansız değil.”
“Asla pes etmeyin” mesajı
Gençlere “Hayal edin, bu hayat için çabalayın, umut etmeyi bırakmayın, asla pes etmeyin, yolunuza devam edin.” tavsiyesinde bulunan Öznur, “Hepimizin içinde aşamadığımız ya da fark etmediğimiz bir özelliğimiz var. Türk toplumu olarak çok daha iyi yerlerde olabiliriz. Hele ki spor anlamında zirveyi hak ediyoruz.” diye konuştu.
Mücadeleci bir yapıya sahip olduğunun altını çizen Öznur, “Öznur bu hayatta hayalperest ama her zaman hayallerini gerçekleştirmiş biri. Allah’a şükürler olsun şu ana kadar hayal edip de yapamadığım hiçbir şey olmadı. Bu hayatta hiçbir zaman tesadüfçü olmadım, her zaman tevafukçuyumdur. Bunların yaşanması gerekiyormuş, burada olmam gerekiyormuş, ülkemi böyle temsil etmem gerekiyormuş.” ifadelerini kullandı.
Okçuluk dışında ailesiyle vakit geçirmekten çok keyif aldığını dile getiren Öznur, ayrıca mental olarak kendisini rahatlattığı için çizimler ve boyamalar yaptığını belirtti. Milli sporcu, sandalyesinde yer alan aslan çizimini dünya şampiyonu olduğunda yaptığını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yüksek atlama, uzun atlama, disk atma, 3 bin metre ve 800 metre gibi dallarda şampiyonluklar hedefleyen sporcular, sezon öncesi hazırlık kampını Murat DağıTermalTurizm Merkezi’nde gerçekleştiriyor. Gediz Belediye Başkanı Necdet Akel, Murat Dağındaki kampı ziyaret ederek sporcularla bir araya geldi. Ziyaret sırasında, MHP İlçe Başkanı Fatih Aydın da Başkan Akel’e eşlik etti. Sporcularla sohbet eden ve onlara moral desteği veren Başkan Akel, ilçenin spor altyapısına olan desteğini bir kez daha vurguladı.
Başkan Akel, yaptığı açıklamada, “Kütahya’nın atletizm branşındaki yüksek atlama, uzun atlama, disk atma, 3000 metre ve 800 metre dallarında Türkiye, Balkan, Avrupa ve Dünya şampiyonalarında ilimizi temsil eden milli sporcularımız ve takıma aday sporcularımızla bir araya geldik. Sezon öncesi hazırlık kampını Murat Dağı Termal Turizm Merkezi belediye tesislerinde gerçekleştiren sporcularımıza başarılar diliyorum” dedi.
Bu tür kampların, sporcuların başarısına büyük katkı sağlayacağını belirten Akel, Gediz ilçesinin sporcuları her zaman desteklediğini ve sporun gelişimine katkı sunmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYAKLARINA ATEŞ ETTİLER
Ünlü yorumcunun ayağına 3 el ateş edilmişti. Emniyet güçleri, Akın’a yönelik düzenlenen saldırının failleri için harekete geçti. Saldırı için başlatılan soruşturma kapsamında tespit edilen 6 kişi gözaltına alımıştı.
6 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan, olayda motosikleti kullandığı iddia edilen O.M, silahla ateş ettiği öne sürülen O.D. ile M.A, İ.T, Y.G. ile M.A’nın emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler, işlemlerinin ardından Beykoz Adliyesi’ne götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR,
BASKETBOLDA sezon öncesi yenilediği kadrosuyla Şampiyonlar Ligi’nde Antalya’daki eleme turunu geçmeyi başarıp Avrupa’da adını ilk kez grup aşamasına yazdıran Aliağa Petkimspor yarın ilk maça çıkacak. İzmir ekibi Şampiyonlar Ligi B Grubu’ndaki ilk hafta mücadelesinde Polonya’da King Szczecin’e konuk olacak. Netto Arena’daki karşılaşma saat 19.30’da başlayacak. Avrupa arenasındaki ilk iç saha maçında da haftaya Belçika ekibi Oostende’yi ağırlayacak Petkimspor grupta çift devreli maçlar sonucunda adını son 16 turuna yazdırmaya çalışacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli halterci 18 yaşındaki Ezgi Kılıç, 6 yıl önce beden eğitimi öğretmeninin verdiği ödev ile halter branşıyla tanıştı. 1 yıl halter kursu arayan Ezgi Kılıç, okulunda başlayan kurs ile ağırlıkları kaldırmaya başladı. İlk katıldığı Avrupa şampiyonasında üçüncü olarak bronz madalya kazanan genç halterci, daha sonraki uluslararası turnuvalarda birçok altın madalya elde etti. Geçtiğimiz günlerde İspanya’da düzenlenen Gençler Dünya Halter Şampiyonası’nda hasta olsa da dünya üçüncülüğü elde eden Kılıç, 1 ay sonra yapılacak olan Gençler Avrupa Halter Şampiyonası’nda gözünü altın madalyaya dikti. Ezgi Kılıç, hedefinin başarılı bir halterci olarak 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na katılmak olduğunu belirtti.
“Eve koşarak gittim, annemi elinden tutup okula getirdim”
Halter branşı ile tanışma hikayesini anlatan milli halterci Ezgi Kılıç, “Beden eğitimi öğretmenimiz herkese bir branş araştırması için ödev verdi. Bana da halter denk geldi. Ama halterin ne olduğunu bilmiyordum, o şekilde araştırdım. O zaman Sibel Özkan’ı araştırdım ve çok dikkatimi çekti. Daha sonra da anneme gidip ‘Anne ben halter istiyorum’ dedim. Halter branşını çevrede arıyoruz, hiçbir yerde yok. Bir yerde bulabildik orası da çok uzak olduğu için gidemiyordum. Aradan 1 yıl geçti, sınıfta otururken bir ağabey geldi. Öğretmenim, ‘Halter branşını açıyormuş, isteyenler gidebilir’ dedi. Ben de halteri duyunca çok heyecanlandım. Eve koşarak gittim, elinden tutup, ‘Anne bizim okulumuzda halter kursu başlıyormuş, başlamak istiyorum’ dedim. Hocam ile annem konuştu o sayede de halter branşına başladım” dedi.
“Tekrar Avrupa şampiyonu olacağım”
6 yılda birçok rekor kıran ve altın madalya kazandığını anlatan Kılıç, “İlk çıktığımız maçta Avrupa üçüncüsü oldum. İkinci Avrupa maçımda 9 rekor kırarak Avrupa şampiyonu oldum. Aradan 1 yıl sonra 2 rekor kırarak dünya şampiyonu oldum. Daha sonra 2022 ve 2023’te Avrupa şampiyonu oldum. Kısmetse 1 ay sonra da Avrupa şampiyonasında tekrar şampiyon olacağım. Hazırlıklarım son sürat devam ediyor. 2 aylık sıkı bir kamp sürecimiz oldu. Son haftalarına doğru bir rahatsızlık geçirdim. Hasta hasta dünya şampiyonasına katıldım. Kendimden şampiyonluk beklediğim maçtı ama olmadı, nasip değilmiş. Pek iyi yarışamadım, buna rağmen dünya üçüncüsü oldum. Bu da çok büyük bir gurur tabii ki. Üçüncü olduğum için de çok mutluyum. 1 ay sonra da Avrupa şampiyonamız var. Dünya şampiyonasında alamadığım birinciliği 1 ay sonra alacağım” diye konuştu.
“Vücut ağırlığımın 2 katını kaldırıyorum”
Kendi vücut ağırlığının 2 katını kaldırarak madalyalar kazanmaktan gurur duyduğunu anlatan başarılı sporcu, “Koparmada 85 kilo kaldırıyorum. Silkmede 89 kilo kaldırıyorum. Sıkletim ise 45 kilo. Maçlarda kendi vücut ağırlığımın 2 katını kaldırıyorum. Rekorlar kırarak ülkeme altın madalyalar getiriyorum. Bu durum beni çok gururlandırıyor. Halter branşında ise örnek aldığım sporcu Sibel Özkan. Öğretmenimin verdiği ödevde onu araştırmıştım. Bu yüzden de onu örnek alıyorum. Hedefim 2028 Los Angeles Olimpiyatları’nda ülkemize altın madalya kazandırmak” ifadelerini kullandı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DENİZLİ,
TFF 3’üncü Lig 4’üncü Grup’ta 2-0 yenik duruma düştüğü Erciyes 38 FK deplasmanında 84’üncü dakikada Kemal Çetinkaya ve 90+10’da Deniz Kodal’ın golleriyle 1 puanı kurtarıp 4 maçta 1 galibiyet, 3 beraberlikle yenilmezlik serisini sürdüren Denizlispor, gençlerinden Oktay Kısaoğlu’na üzüldü. Ligde tamamen altyapı patentli kadroyla mücadele eden yeşil-siyahlılarda 20 yaşındaki Oktay’ın Erciyes mücadelesinin 45’inci dakikasında girdiği ikili mücadelede tibia kemiğinin kırıldığı açıklandı. Denizlispor yönetimi, “Futbolcumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletir en yakın zamanda sahalara dönmesini temenni ederiz” açıklamasını yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Kempo Savunma Sporları Federasyon Başkanı Halis Avşar’ın talimatıyla, Kemal Sevmez’e Bursa İl Temsilciliğinin mazbatası teslim edildi. Mazbata törenine İstanbul İl Temsilcisi Hamdi Kasal, Milli takımlar teknik direktörü Arda Erol, İstanbul MHK Başkanı Remzi Taşçı ve Milli Takım Antrenörü Coşkun Gökgöz görevlendirildi.
Görev dağılımı ise Bursa İl Temsilcisi Kemal Sevmez, Genel Sekreter Turan Yazıcı, Eğitim Kurulu Başkanı Ali Akçaabat, Basın sorumlusu Fatih Şakar, Sağlık Kurulu sorumlusu Ahmet Altunder, Disiplin Kurulu Başkanı Ömer Can Akçabat, Mali işler sorumlusu Ömer Kaplan, Merkez Hakem Kurulu Başkanı Aydın Çakır şeklinde oldu.
Bursa İl temsilcisi Kemal Sevmez yaptığı açıklamada “Zihnin nihai üstünlüğü, her türlü baskı altında en üst randımanda işlerliğini muhafaza etmesidir. Bedenin nihai üstünlüğü ise zihne benzer şekilde her türlü fiziksel test ve meydan okumaya dayanabilmesi ve yine en üst randımanda işlerliğini en üst düzeyde ve en uzun süre devam ettirebilmesidir. Bu iki prensip, bize bugün kempo savunma sporlarının iki en büyük amacını göstermektedir. Keza, Kempo savunma sporları, bunlara ek olarak disiplinli bir birey olmayı, azimli ve çalışkan olmayı da vaat etmektedir dedi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkemizde bulunan down sendromlu, otistik ve zihinsel engelli çocuk, genç ve yetişkinlerine spor faaliyetleri sunmaları, toplumla entegre olmaları ve yaşama tutunmalarını sağlayan Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu düzenlediği “Bocce Kupa” müsabakaları Didim’de başladı. 24-26 Eylül tarihlerinde Didim’de gerçekleşen müsabakalarda ülkenin farklı bölgelerinden gelen özel sporcular, kıyasıya yarıştı.
Müsabakalarla ilgili bilgiler veren Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu başkan vekili Saadettin Akcin “Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu faaliyet programında yer alan Türkiye Bocce kupası şampiyonası için burada bulunmaktayız. Bu şampiyonaya Türkiye’nin her bölgesinden yaklaşık 150 sporcu, 70’e yakın antrenör ve yetkili olarak faaliyet organize etmekteyiz. Bu faaliyetimizin birinci amacı her şeyden önce Türkiye’nin her tarafından spor yapmaya yatkın olan ama seviye olarak düşük olan çocukları buralara getirip, hem sosyalleşmeleri ve toplumla entegre olmaları ve sporun getirdiği akışkan ve değişken görselliğinin getirdiği faydaları kullanıp burada turnuvaya katılmalarını sağlıyoruz. Bocce diğer federasyonlar için profesyonel bir dal olabilir ama bizim için daha çok rehabilitasyon ağırlıklı, çocuklar toplumla entegre olsun birlikte hareket etme yeteneği paylaşsın ve birlikte başarı duygusunu yaşasın istiyoruz” dedi.
Şampiyonaya Osmaniye’den katılan Kulüp Başkanı Saffet Kuniş ise “Bu turnuvaya Osmaniye’den 4 takımla katıldık kulüpler düzeyinde. Çocuklarımızı bocce sporunu sevdirmeye ve rehabilite etme amaçlı spor olduğundan çocuklarımızda mutlular. Federasyonumuzu da teşekkür ediyorum” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Etkinlikte, veliler ve çocuklar basketbol oynayarak top sürdüler ve düzenlenen yarışmalara katıldı. Organizasyona ilişkin açıklamalarda bulunan basketbol antrenörü Tuğberk Maviş, velilerle çocukların beraber spor yapmalarını teşvik ettiklerini belirtti. Maviş, “Velilerimizin çocuklarıyla etkinlik yapmasını destekliyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz faaliyetlerle basketbol branşına yönelik velilerimizin de katılımını sağlıyoruz.” dedi.
Etkinliğe katılan veliler, çocuklarıyla birlikte basketbol oynayarak hem eğlendi hem de spor yaptı. Avrupa Hareketlilik Haftası boyunca Ula ilçesinde çeşitli spor etkinliklerinin düzenlenmeye devam edeceği belirtildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OLAY GİDEREK BÜYÜYOR
Sarı-lacivertlilerden yapılan açıklamada, A Erkek Milli Takımı Başantrenörü şahsın, 24 Eylül 2024 tarihinde antrenörlüğünü yaptığı takımın maçının ardından tribünler üzerinden kamuoyuna sergilediği tavır herkesin malumudur. Karakteri, bugüne dek ortaya koydukları, tavrı ve tarzıyla misyonu belli olan bu şahsın, milyonlarca izleyicinin önünde yaptıkları “Milli Takım Başantrenörlüğü” saygınlığı ve kimliği ile taban tabana zıttır. Milli Takım hepimizin takımıdır. Bu takımın parçası olan her kişi bu durumun farkında olarak davranmak zorunda ve sorumluluğundadır. Bu hareket, bir camiaya yaranmak uğruna camiamıza, üzerine taşıdığı Milli Takım Antrenörlüğü saygınlığına ve hatta ülkemize yapılan büyük bir saygısızlıktır. Kendisinin camiamıza yönelik yaptığı özür açıklaması tarafımızca yok sayılmaktadır. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak haddini aşan bu şahıs; ‘saygınlık, tarafsızlık gibi’ olmazsa olmaz nitelikleri gerektiren bu görevde olduğu süre boyunca, A Erkek Milli Takımımıza sporcu göndermeme kararı aldığımızı kamuoyuna bildiririz” ifadeleri yer aldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sezona fırtına gibi başlayan Beşiktaş’ta Divan Kurulu toplantısı yapıldı.
Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, toplantıda çok önemli açıklamalarda bulundu.
Siyah-beyazlıların büyük bir değişim sürecinde olduğunu belirten Arat, kulüpte ekonomik, hukuki ve disiplin alanlarında köklü adımlar attıklarını söyledi.
İLGİLİ HABERBeşiktaş’ın borcu açıklandı
HASAN ARAT’IN AÇIKLAMALARI
Beşiktaş büyük bir değişim yolculuğu içerisindedir. Kurumsal yapıda, hukukta, ekonomide, disiplinde çok büyük değişimler yaşıyor. Büyük camialarda kısa sürede onarım ve restorasyon yapmak çok zordur. Buna rağmen Beşiktaş bunların üstesinden gelmektedir. Beşiktaş mazerete üretmek yerine sonuç üremektir. 9 Ay 16 gün, bize 9 yıl gibi geliyor. O kadar yoğun geçiyor ki anlatamam. 198 iş günü görev yaptık. Büyük değişimler için zor ve uzun bir yola çıktık. Seçimden bu güne geçen sürede 15 bin yeni üyelik başvurusu yapıldı. Bu Beşiktaş büyüklüğüne yakışır bir heyecan yakaladığının göstergesidir. ve çok daha büyük, bağımsız bir camia haline gelmiştir.

“BEŞİKTAŞ DEVLETİ, DEVLET DE BEŞİKTAŞ’I SEVER”
Kulübümüze çok sayıda üyelik başvurusu geliyor. Büyük bir değişime imza atıyoruz. Yeni üyeleri, genç üyeleri, kadın üyeleri kazanmamız çok önemli. Beşiktaş artık doğru yoldadır. Ayağa kalkmış ve hedeflerine koşmaktadır. Cumhurbaşkanımıza kazandığımız kupalarla gittik. Beşiktaş, devletini sever ve devlet de Beşiktaş’ını sever. Sayın Cumhurbaşkanı’na daveti ve yorumları için bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.
İLGİLİ HABERHasan Arat, İbrahim Hacıosmanoğlu’nu ziyaret etti
GALATASARAY’A GÖNDERME
Ayrıca Arat, Galatasaray’a Süper Kupa göndermesinde bulunurken, Beşiktaş’ın sportif alandaki başarılarına da dikkat çekti.
1 Temmuz’da ilk idmanı yaptık, 33 gün sonra Süper Kupa maçına çıktık. Sonucu zaten biliyorsunuz.
Teknik direktör seçimi, oyuncu seçimi kısa sürede kolej havasını getirmişti. Belki de bu yaptıklarımız çoğunuza Süleyman Seba dönemini hatırlatmıştır. Hentbolda 3 tane kupa kazandık. Genç kürekçilerimize yatırım yapıldı, Türkiye kupalarını kazanmaya başladık. Voleybol kadında iyi bir takım kurduk. Diğer sporlarda birçok şey yaptık, olimpiyatta sporcumuz yer aldı.

Ercan Ertan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki Kadıköy’deki dev derbi bugün saat 20.00’de başlayacak.
Ülker Stadı’nda oynanacak ve saat 20.00’de başlayacak müsabakayı hakem Atilla Karaoğlan yönetecek. Karaoğlan’ın yardımcılıklarını Ceyhun Sesigüzel ve Süleyman Özay yapacak.
GALATASARAY’A ÖZEL LOCA YOK
Derbiye saatler kala takımlar son hazırlıklarını sürdürürken dikkat çeken bir son dakika gelişmesi yaşandı.
Fenerbahçe Kulübü, Kadıköy’deki derbi için Galatasaray yönetimine özel loca tayin etmedi.

PROTOKOL TRİBÜNÜNDEN TAKİP EDECEKLER
Maç öncesi oyuncularına başarılar dileyip Ülker Stadı’na geçecek olan Dursun Özbek başkanlığındaki sarı-kırmızılı yöneticiler, toplam 15 kişi ile mücadeleyi protokol tribününden takip edecek.

Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trabzonspor, Süper Lig 3. hafta erteleme maçında Kayserispor ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından teknik direktör Şenol Güneş, oyuncularına sert uyarılarda bulundu.
Kayserispor karşısında çok kötü bir oyunla 2-0 geriye düşen ve 89’da Umut Bozok, 90 artı 8’de de Denswil’in attığı gollerle 1 puanı kurtaran Trabzonspor’da, teknik direktör Şenol Güneş hem basın toplantısında hem de soyunma odasında sert sözler sarf etti.
“Bu oyunu kabul etmem” diyen tecrübeli hocanın “Basit hatalar yapıyoruz, rakibi karşılamıyoruz, en kötüsü mücadele etmiyoruz. Futbol bu kadar yanlışı kaldırmaz. Bu oyun bize yakışmıyor. Toparlanacağız ama önce herkes kendine gelecek. Ne biz böyle bir takımız, ne de siz böyle oyuncularsınız. Savaşmamayı asla kabullenmem. Herkes nerede ve ne için oynadığının farkında olacak. Çok çalışacağız ve önce zihniyetimizi değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

“BU GRUBA GÜVENİYORUM”
Pazartesi günkü Gaziantep maçını işaret eden Şenol Güneş’in, “Kazanmak zorundayız fakat kazanmak kadar doğru oynamak, Trabzonspor gibi oynamak daha önemli. Herkes bu maçtan gereken dersi çıkartacak ve düzeltmek için sonuna kadar çaba gösterecek. Şunun farkında olalım; böyle devam edemeyiz. Bu oyuncu grubuna ve kalitesine güveniyorum.” dediği öğrenildi.

10 SENE SONRA AYNI BAŞLANGIÇ
Son 5 sezondaki en kötü lig başlangıçlarından birine imza atan Trabzonspor’un, ilk 4 maçta 4 beraberliği bulunuyor.
Bordo-mavililer en son 2014-2015’te benzer şekilde 4 beraberlikle lige girmişti. O sezon takımın başında Vahid Halilhodzic vardı.
Teknik direktör Şenol Güneş ise 5. kez Trabzonspor’un başına geçerken, ilk kez ilk 2 maçında kazanamadı.
Fırtına, kötü gidişatı pazartesi günü Gaziantep deplasmanında bitirmeye çalışacak.
Ercan Ertan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Süper Lig’de dev derbide Fenerbahçe ile Galatasaray karşı karşıya gelecek.
Bu karşılaşma öncesi Galatasaray’ın eski yıldızı Kerem Aktürkoğlu’ndan sarı-kırmızılı takıma mesaj geldi.
“BAŞARILAR GALATASARAY’IM”
Kerem, Galatasaray’ın “Sen sahada, biz tribünde.” şeklinde derbi için yaptığı paylaşımın altına, “Başarılar Galatasaray’ım.” ifadelerini yazdı.
Milli futbolcunun bu paylaşımı büyük ilgi çekti.

KEREM KONUYU KAPATTI
Öte yandan Kerem Aktürkoğlu’nun Avrupa’ya gitmesinin ardından bazı kullanıcılar, milli futbolcunun Fenerbahçeli olduğunu iddia ederek, gelecekte sarı-lacivertli formayı giyeceğini söylüyordu.
Bu paylaşımın bu iddialara da cevap olarak yapıldığı öğrenildi.

İKİ MAÇTA İKİ GOL
Başarılı futbolcu, Benfica’ya transferi sonrası Portekiz temsilcisindeki kariyerine oldukça iyi bir başlangıç yaptı.
25 yaşındaki futbolcu, Benfica’da iki maçta iki gol attı.
Ercan Ertan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe’nin Galatasaray ile oynayacağı mücadelenin derbi biletlerine yoğun ilgi…
Süper Lig’in 6. haftasında oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin genel satışa sunulan biletleri saniyeler içerisinde tükendi.
EN DÜŞÜK FİYAT 1500 TL OLDU
Satışlar internet üzerinden yapılırken en düşük bilet fiyatı 1.500 TL olurken en yüksek bilet fiyatı ise 23.000 TL’ye kadar ulaştı.
Kritik karşılaşmaya ev sahipliği yapacak Şükrü Saracoğlu Stadyumu dev derbide kapalı gişe olacak.

EN PAHALISI 23 BİN TL: KAPALI GİŞE OYNANACAK
Stadyum kapasitesinin tamamı dolmasına rağmen sosyal medya platformlarında binlerce kişi bilet alamadığını belirtti.
İnanılmaz bir talebin olduğu gözlemlenirken, stadyumda muhteşem bir atmosferin yaşanması bekleniyor.

4 SANİYEDE TÜKENDİ
20 Eylül cuma günü saat 13.00 itibarıyla Fenerbahçe- Galatasaray derbi biletleri genel satışa sunuldu ve edinilen bilgiye göre 4.1 saniyede tükendi.
Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray, Avrupa transferinin bombasını 100 milyon euroluk Victor Osimhen’i transfer ederek patlatmıştı.
Napoli Sportif Direktörü Giovanni Manna, Victor Osimhen’in Galatasaray’a transfer sürecini anlattı.
Giovanni Manna, sarı-kırmızılı kulüpen teklif aldıklarında ne kendilerinin ne de Osimhen’in transfere yeşil ışık yakmadığını fakat sonrasında oyuncunun ikna edildiğini açıkladı.

Giovanni Manna’nın Radio CRC’ye verdiği röportaj şu şekilde:
“VICTOR, NAPOLI’DE OYNAMAK İSTEMEDİĞİNİ BELİRTTİ”
Victor’un durumu bizi şartlandırdı. Kendisi artık Napoli için oynamak istemediğini ve ayrılmak istediğini ifade etti. Başlangıçta bu transferin gerçekleşmesi için gerekli koşullar yoktu. Ancak teknik ihtiyaçlarımızı ve teknik direktörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek farklı özelliklere sahip bir forvet eksikliğimiz vardı. Bu nedenle Romelu’nun transferine hız verdik.

“GALATASARAY İSTEDİ AMA NE BİZ NE DE OSIMHEN İSTEMEDİ”
Türkiye’de Osimhen bir fırsattı, Avrupa’da piyasa kapalıydı. Yaz dönemi biter bitmez bizimle temasa geçtiler. Başlangıçta çok açık değildik çünkü piyasada benzer durumlar ortaya çıkmıştı ama ne biz ne de Victor kiralık istemedik.
“ONU SATMAK İSTERDİK AMA OLMADI”
Daha sonra oyuncuyla konuşarak bir çözüm bulmayı başardık ve bu herkes için tatmin edici oldu. Açıkçası onu satmak isterdik ama bu mümkün olmadı.
Ercan Ertan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş, Süper Lig’deki ilk puan kaybını Trabzonspor karşısında yaşamış olsa da pazar günü Eyüpspor’u mağlup ederek yeni bir galibiyet serisine başlamayı hedefliyor.
Teknik direktör Giovanni van Bronckhorst, ligde mağlubiyeti olmayan takımlar arasında bulunan Eyüpspor’u eli boş göndermekte kararlı.
Hollandalı teknik adam kadrosunu şekillendirirken Trabzon’da hamle oyuncusu olarak kullandığı genç yıldız Semih Kılıçsoy’u ilk 11’de sahaya sürmeye hazırlanıyor.

REKABET TAVAN
Giovanni van Bronckhorst’un sağ kanatta Trabzonspor maçında ilk defa forma bulan yeni transfer Joao Mario’yu bu defa sağ kanatta kullanmayı planladığı öğrenildi.
Bu durumda Milot Rashica kulübede bekleyecek.
Orta sahada ise rekabet tavan yapmış durumda. Gedson Fernandes ve Rafa Silva’nın etkili performansına karşılık Al Musrati istikrar sağlayamazken, yedek oyuncular Salih Uçan, Jean Onana ve Cher Ndour’un antrenmanlardaki temposu ve istekleri de dikkati çekiyor.
Ercan Ertan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Roma taraftarları, kulüp CEO’su Lina Souloukou’yu hedef alan sert bir eleştiriyle sahneye çıktı.
Teknik direktör Daniele De Rossi’nin bu hafta aniden görevden alınmasının ardından taraftarlar öfkesini Trigoria tesisleri dışında açtıkları pankartla dile getirdi: “Sen Roma’nın şeytanısın.”
GERİLİM VAR
Başkent temsilcisi, Serie A’daki ilk dört maçından galibiyet çıkaramayınca, kulüpteki gerilim su yüzüne çıktı.
De Rossi’nin beklenmedik şekilde görevden alınmasının, eski teknik direktör ile yönetim arasındaki gergin ilişkilerin bir sonucu olduğu iddia ediliyor.
Taraftarlar ise bu durumun arkasındaki ismin CEO Lina Souloukou olduğuna inanıyor.

“LINA, ROMA’NIN ŞEYTANI”
Roma’nın en ateşli taraftar grubu olan “Ultras”, cuma gecesi Trigoria’da bir pankart açarak Souloukou’yu doğrudan suçladı. Pankartta, “De Rossi, Roma’nın denizi. Lina, Roma’nın şeytanı.” ifadeleri yer aldı.
De Rossi’nin görevine son verilmesinin ardından, yerine Ivan Juric’in getirildiği duyuruldu. Roma, Serie A’daki bir sonraki maçında Stadio Olimpico’da Udinese ile karşı karşıya gelecek.
Ercan Ertan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig 3. hafta erteleme maçında Trabzonspor, sahasında Kayserispor ile karşılaştı. Nefesleri kesen mücadelede 2-2 beraberlikle sona erdi.
Sarı-kırmızılı ekip, 12. dakikada Hasan Ali Kaldırım ve 63. dakikada Aylton Boa Morte ile 2-0’ı yakaladı.
Kayserispor’da Gökhan Sazdağı, 87. dakikada çift sarıdan kırmızı kartla oyundan atılarak takımını 10 kişi bıraktı. Rakibinin eksik kalmasını çok iyi değerlendiren Karadeniz Fırtınası, önce 89’da Umut Bozok’la farkı bire indirdi: 1-2. Sonrasında ise 90+8. dakika oynanırken Nwakaeme’nin müthiş ortasında Denswil’in golüyle bir puanı kurtardı: 2-2.
REKLAM
Kayserispor’da Attamah, 10. dakikada kullandığı penaltıda ise kaleci Uğurcan Çakır’ı geçemedi.
Henüz galibiyetle tanışamayan bordo-mavililer 4 maç sonunda 4 puana ulaştı. Kayserispor ise puanını 3 yaptı.
MAÇIN DAKİKA DAKİKA ÖZETİ İÇİN TIKLAYINIZ 
Stat: Papara Park
Hakemler: Mehmet Türkmen, Deniz Caner Özaral, Bersan Duran
Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Savic (Dk. 13 Ozan Tufan), Denswil, Eren Elmalı, Okay Yokuşlu (Dk. 65 Lundstram), Mendy, Cihan Çanak, Bardhi (Dk. 46 Nwakaeme), Orsic (Dk. 46 Poyraz Efe Yıldırım), Draguş (Dk. 80 Umut Bozok)
Bellona Kayserispor: Onurcan Piri, Gökhan Sazdağı, Jeanvier (Dk. 46 Kolovetsios), Attamah, Hasan Ali Kaldırım (Dk. 75 Mehmet Eray Özbek), Bourabia, Kartal Yılmaz, Boa Morte (Dk. 90+1 Baran Ali Gezek), Cardoso, Carole (Dk. 86 Ramazan Civelek), Nazon (Dk. 90+1 Ackah)
Goller: Dk. 12 Hasan Ali Kaldırım, Dk. 63 Boa Morte (Bellona Kayserispor) Dk. 89 Umut Bozok, Dk. 90+8 Denswil (Trabzonspor)
Kırmızı kart: Dk. 87 Gökhan Sazdağı (Kayserispor)
Sarı kartlar: Dk. 6 Boa Morte, Dk. 54 Cardoso, Dk. 73 Bourabia, Dk. 88 Nazon (Bellona Kayserispor)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF’den yapılan açıklamaya göre kurul, Süper Lig’in 5. haftasında oynanan maçlarda yaşanan çeşitli disiplin ihlalleri nedeniyle Fenerbahçe’yi 990 bin, Adana Demirspor’u 300 bin ve Gaziantep FK’yi 40 bin 500 lira para cezasına çarptırdı.
Söz konusu haftada oynanan karşılaşmalarda kırmızı kart gören Trabzonspor’un Bosna Hersekli oyuncusu Edin Visca, RAMS Başakşehir’in Yunan futbolcusu Dimitris Pelkas ve Sipay Bodrum FK’nin Angolalı oyuncusu Fredy’ye rakiplerine yönelik ciddi faulleri gerekçesiyle 2’şer müsabakadan men cezası verildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sırbistan’ın başkenti Belgrad’daki Rajko Mitic Stadı’nda oynanan karşılaşmanın 9. dakikasında fileleri havalandıran Kerem Aktürkoğlu, Benfica’yı 1-0 öne geçirdi.
Kerem, Portekiz temsilcisiyle çıktığı ikinci maçta da gol sevinci yaşadı.
Müsabakanın 29. dakikasında bu kez sahneye Orkun Kökçü çıktı. Milli oyuncu, yaklaşık 25 metreden kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu ve skoru 2-0 yaptı.
Kızılyıldız, 86. dakikada Felicio Milson’ın attığı golle farkı 1’e indirdi. Kalan bölümde başka gol olmadı ve Benfica karşılaşmadan 2-1 galip ayrılarak Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki bir numaralı organizasyonuna galibiyetle başladı.
Kerem Aktürkoğlu ve Orkun Kökçü, yabancı bir ekibin formasıyla UEFA Şampiyonlar Ligi’nde gol atan ilk Türk takım arkadaşları oldu. Kerem, “Devler Ligi”nde 3. kez ağları sarsarken, Orkun ise ilk golünü kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnşa ettikleri tesisler, modern eğitim anlayışı ve sağladıkları ayni ile nakdi desteklerle tüm sporculara manevi anlamda cesaretlendirerek onlara ‘başarabilirim’ duygusunu aşıladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
REKLAM
“Kadın, erkek, olimpik, paralimpik farkı gözetmeksizin ülkemizi en iyi şekilde temsil eden tüm sporcularımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Türkiye’nin uluslararası alanda yıldızının parlaması için hiçbir fedakarlıktan çekinmedik, bundan sonra da çekinmeyeceğiz. Yüzlerce farklı branşta sporla ilgilenen, spora düşkün bir milletiz. Ancak futbolun milletimizin gönlünde çok müstesna bir yeri bulunuyor. Ülkemizde futbol, milyonlarca vatandaşımız tarafından amatör düzeyde de olsa ya oynanıyor veya ilgiyle takip ediliyor. Yaş, cinsiyet, sosyal statü, siyasi görüş fark etmeksizin futbolu, insanımızı buluşturan, geniş bir ortak payda, kaynaştırıcı bir güç olarak görüyoruz.
Bu yüzden Türkiye Futbol Federasyonumuzun, futbolun başka pek az dalda bulunan bu gücünü milletimizin lehine artırmasını bekliyoruz. Esasen bu beklenti milletimizin tamamında mevcuttur. Milletimiz bizden gerginliği kısır çatışmaları değil kardeşliği dostluğu adil yönetim anlayışını ve her anlamda kaliteli futbolu teşvik etmemiz bekliyor. Milletimiz kısacası futbolda olumlu iklimin tesis edilmesini bekliyor. Elbette bunu beklerken rekabet kalitesinin seyir zevkinin marka değerinin ve başarılarının arttığını da görmek istiyor. Bu haklı beklentilere cevap vermek başta sorumluluk sahibi siz kardeşlerim olmak üzere hepimizin görevidir. Burada şunu özellikle vurgulamak isterim. Kulüplerimizin finansal yapıların düzeltilmesi müsabakaların adil bir şekilde yönetilmesi yöneticilerimizin ve medyamızın mesuliyetlerinin farkında olması, sporcuların sahadan fair play ruhuyla mücadele etmesi, genç futbolculara daha çok şans tanınması gibi başlıklarda daha hassas hareket ettiğimizde inanıyorum ki Türk futbolu tarihinin en parlak dönemini yaşayacaktır. Hiç şüphesiz asıl yük sizlerin omuzlarındadır. Kimsenin etkisi altında kalmadan vereceğiniz doğru kararlar inşallah Türk futbolunun önünü açacaktır.”
“TÜRK FUTBOLUNU DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK NİTELİĞE KAVUŞTURACAK OLAN SİZLERSİNİZ”
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda maruz kalınan türlü ayak oyunlarına rağmen elde edilen önemli başarı ile Türk futbolcusunun ne denli kabiliyetli olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini bildiren Erdoğan, “Bu sene uluslararası yarışmalarda nelerle karşılaştığımızı sizlerde bizzat gördünüz. 2024 Avrupa Şampiyonası’nda maruz kaldığımız türlü ayak oyunlarına rağmen elde ettiğimiz önemli başarı Türk futbolcusunun ne denli kabiliyetli olduğunu olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Az evvel dile getirdiğim hususların uygulanması halinde bu başarıların yenilerini ekleyeceğimizden asla şüphe duymuyorum. Federasyonumuzun futbola husumetin ve holiganlığın girmemesi konusunda azami hassasiyet göstermesini bekliyorum. Şunu lütfen unutmayınız Türk futbolunu diğer ülkelere örnek niteliğe kavuşturacak olan sizlersiniz. Görüyoruz ki hem kulüplerimizin hem de futbol severlerin size yönelik büyük teveccühü söz konusu. Bu teveccühün beraberinde ağır bir mesuliyet getirdiğini sizlerde çok iyi biliyorsunuz. Her birinizin çalışmalarla bu güvene layık olacağına inanıyorum. Rabbim yar ve yardımız olsun diliyorum. Bu vesileyle Türk futbolunun gelişmesine ve bugünlere gelmesine katkı yapan tüm yöneticilerimizin sahalarda ter döken tüm sporcuları şükranla anıyorum. Görevinizde tekrar başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.
REKLAM
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da söz alarak şu ifadeleri kullandı:
“Biz sizin yolunuzdan yürüyoruz. Sizin bizim çocuklara her alanda bağımsız bir ülke bırakmak için verdiğiniz mücadelenin birebir şahidiyim. O konuda bütün Türk milletinin önce bunu çok iyi değerlendirmesi lazım. Futbolun barışa kardeşliğe önce ulusumuz içerisinde sonra da uluslar arasında hizmet etmesini sağlamak futbolu her alanda ilgi duyulan toplumu geliştiren, harekete geçiren en önemli unsuru olduğu tüm dünyada var. Biz sizin gibi bir liderimiz olduğu için şanslıyız spor açısından.”

Kabulün sonunda TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a A Milli Futbol Takımı kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nun 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda giydiği ve tüm takım tarafından imzalanmış birer A Milli Takım forması takdim etti.

Kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ordu Milletvekili Mahmut Özer, NATO Parlamenter Asamblesi Başkan Vekili ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile TBMM İdare Amiri ve AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan da hazır bulundu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Milli Paralimpik Takımı sporcularını AK Parti Genel Merkezi’nde kabul etti” denildi. Paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sporcularla çektirdiği fotoğraflar yer aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siyah-beyazlılar, 13. dakikada Visca’nın atılmasıyla 10 kişi kalan rakibi karşısında 17. dakikada Okay Yokuşlu’nun golüyle geriye düşse de 39’da Gedson Fernandes’in golüyle skoru dengeledi.
Beşiktaş kalan bölümde ataklarını sıklaştırsa da Uğurcan Çakır engelini aşamadı ve bu sezon ligdeki ilk puan kaybını yaşadı.
UĞURCAN ÇAKIR ENGELİNİ GEÇEMEDİ
Beşiktaş, Trabzonspor karşısında istatistiklerde rakibinin çok önünde olmasına rağmen galibiyet golünü bir türlü bulamadı.
Siyah-beyazlılar, net fırsatlarda Uğurcan Çakır engeline takılırken bordo-mavili kaleci maçı 6 kurtarışla tamamladı.
REKLAM
Beşiktaş 22 şutta 7 isabet bulurken 5 şutta ise savunmaya takıldı.
PAS VE TOPLA BULUŞMADA REKOR GELDİ AMA…
Beşiktaş isabetli pas ve rakip ceza alanında topla buluşmada bu sezonun rekorunu da ele geçirdi ancak bu tek gol dışında skora dönüşmedi.
Beşiktaş, maç boyunca 555 isabetli pas yaparken rakip ceza alanında ise 52 kez topla buluştu.
JOAO MARIO İLK KEZ SAHNE ALDI
Beşiktaş’ın yeni transferi Joao Mario, Trabzonspor karşısında 11’de başlayarak ilk kez Beşiktaş formasını giydi.
Siyah-beyazlıların yeni transferi maça sağ kanatta başlasa da ilk yarının ortalarında Rashica ile yer değiştirdi ve sola geçti.
Joao Mario, son bölümde ise orta alanda görev almaya başladı. Tecrübeli yıldızın ilk yarıdaki müthiş şutunu, kaleci Uğurcan Çakır aynı güzellikte kurtardı.
GEDSON’UN REKORUNA 1 KALDI
Beşiktaş’ın Trabzonspor deplasmanındaki tek golünü atan Gedson Fernandes, bu sezon 5. kez fileleri buldu.
Giovanni van Bronckhorst yönetiminde skor katkısı dikkat çeken Portekizli futbolcu 1 gol daha atması halinde bu alanda kariyer rekorunu kıracak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SİZİ GÖRMEK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM”
31 yaşındaki futbolcu, yaptığı paylaşımda “Beşiktaş oyuncusu olarak ilk maçım için gerçekten mutluyum. İstediğimiz sonucu alamadık ama pazar günü tekrar sahaya çıkacağız. Evimdeki ilk maçımda hepinizi orada görmek için sabırsızlanıyorum” ifadelerini kullandı.
3 FARKLI POZİSYON
Yıldız futbolcu, Trabzonspor maçına Ciro Immobile’nin arkasındaki üçlünün sağında başladı ve daha sonra sol kanat pozisyonunda yer aldı.
Tecrübeli oyuncu, ilk yarının uzatma anlarında kaleyi yokladı ve sert vuruşunda kaleci Uğurcan topu kornere çeldi. İkinci yarıda büyük bir bölümde yine sol kanatta sahne alan tecrübeli isim, Gedson Fernandes’in son anlarda oyundan çıkması sonrasında oyun kurucu rolünü üstlendi.
Portekizli oyuncu, bu bölümdeki tüm ataklarda oyunu kuran ve yönlendiren isim olarak ön plana çıktı.
İLK MAÇINDAKİ RAKAMLARI
Kısa sürede takıma uyum sağladığı gözüken 31 yaşındaki oyuncu, 1 şutunda Uğurcan’a takıldı. Takım arkadaşlarına 3 şut pası verdi. 6 ikili mücadelenin 4’ünü kazanırken; 75 pasında yüzde 92 isabet yakaladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAMİSTANBUL’DA İKİ DEV PROJE
“Bilindiği üzere İstanbul’daki Kartal arazisinin 30 yıllık nitelikli irtifak hakkı geçen ay itibariyle hisseleri borsada işlem gören şirketimiz tarafından devralınmıştı” diyen Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Alınan bu devirle birlikte Kartal Tesisleri üzerinde yapmayı planladığımız projeler için önemli bir aşamayı da geride bıraktık. Sportif A.Ş. uhdesinde gerçekleştireceğimiz proje ile 3 milyar TL’nin üzerinde bir gelir oluşturmayı hedefliyoruz. Kartal arazisi dışında, süreçlerini belirli bir aşamaya getirdiğimiz büyük bir gayrimenkul projesinde de önemli bir mesafe aldık. Çalışmalarımızı büyük bir gizlilik ve titizlikle yürütüyoruz. Bu projemizi hayata geçirdiğimizde, Trabzonspor borçlarıyla değil, oluşturduğu gelirlerle ve elde ettiği karlarla konuşulan bir kulüp haline gelecektir.”
REKLAM
“EKONOMİK TABLOMUZU SAĞLAM BİR HALE GETİRMEK İSTİYORUZ”
Trabzon’da da önemli projelerin arifesinde olduklarını belirten Doğan, “Bu projeleri, halka açık olan şirketimiz uhdesinde gerçekleştirmek arzusundayız. Çok önemli gelir kalemleri oluşturacağımız bu projelerle birlikte ekonomik tablomuzu sağlam bir hale getirmek istiyoruz. Uzun yıllar sonra öz kaynaklarını pozitife döndüren şirketimiz, yeni sermaye yapısı ile bu pozitif tutarını oldukça yükseltecektir. Yapacağımız yeni hamlelerle birlikte, artık teknik iflastan çıkmış, gelir-borç rasyolarını düzeltmiş ve UEFA’nın mali kriterleri arasında önemli bir hale gelen “pozitif öz kaynak” kuralı gibi birçok kriter bizim için sorun olmaktan çıkacaktır” diye konuştu.
“HOCAMIZIN TALEP EDECEĞİ HER OYUNCUYU DEVRE ARASINDA KADROMUZA KATACAĞIZ”
Yapılan teknik adam değişikliği ile birlikte takımının yeniden yukarıya ivmeleneceğine ve kısa süre içerisinde şampiyonluk yarışına ortak olacağına yüzde yüz inandıklarını belirten Doğan, “Hocamızın gelişi sonrası transfer süresinin çok az kalması nedeniyle bazı takviyeleri devre arasında yapmayı planlıyoruz. Bu anlamda hocamızın talep edeceği her oyuncuyu devre arasında takıma katacağız. Şampiyonluk yarışında olmamız için gereken tüm adımları kararlılıkla atacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Orman Çiftliği Gazi Park’taki BelPa Kafe ve Restoran’da basın toplantısı düzenleyen Akgül, projelerini açıkladı.
“GÜREŞ MİSYONUM HER ZAMAN DEVAM EDECEK”
Akgül, güreş kariyerinin başındaki başarısızlıklarda “dibi” gördüğünü, sonra hızlı gelişim göstererek önemli başarılar elde ettiğini anlattı.
Kariyerinde 1 olimpiyat, 3 dünya, 11 Avrupa şampiyonluğu bulunan Akgül, sporculuk hayatını noktalasa da “bir kenara” çekilme şansının olmadığını vurgulayarak “Taha Akgül olduysam güreş sayesinde oldum. Güreş misyonum her zaman devam edecek. Altyapıdan gelip zirveye çıkmış, her şeyini güreşe borçlu, güreşin eksiklerini bilen bir sporcu olarak bu sorumluluğu almam gerekiyordu.” diye konuştu.
REKLAM“OLİMPİYATLARA GİTMEDEN SON HAFTA ÜÇ GÜREŞ ANTRENMANI YAPTIM”
Sporculuk kariyerini tamamlamasının adaylıkla alakalı olmadığını dile getiren Akgül, “Fiziki anlamda misyonumu doldurduğumu hissettim. Omuz başlarım sakat, ağrıdan antrenman yapamadım. Dizlerim yine aynı şekilde, seke seke antrenmanlar yaptım. Olimpiyatlara giderken son hafta üç güreş antrenmanı yaptım. Federasyonla alakalı bir düşüncem olmasaydı dahi minderde misyonumu tamamladığımı düşünüyordum. Hamdolsun güzel bir bitiriş oldu. Paris Olimpiyatları’nda 15 dakika alkışlanmak çok gurur vericiydi.” ifadelerini kullandı.
Başkanlık adaylığında Ahmet Ayık, Rıza Kayaalp ve Yasemin Adar Yiğit’in de kendisinin yanında olduğunu söyleyen Akgül, destekçilerine teşekkür etti.
“KIRGINLIKLARI BİTİRECEĞİZ”
Taha Akgül, güreşin temel eksikliklerini bildiklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“100 senelik tarihi olan bir federasyonuz fakat maalesef idari binamız yok. Türk güreşini ayakta tutan kulüpler ve belediyeler. Belediyelerin destekleri çok önemli ama desteklerimiz çok azaldı. Kurumlarımızın, kulüplerimize destekleri azaldı. İlk yapmamız gereken kulüplerin sayısını artırmak. Yıldızlarımız her sene en az 7-8 kamp yapıyorken kamp sayıları şu an 1-2’ye düştü. Gençlerimiz yine aynı şekilde. Turnuva sayılarımız da azaldı. Bunların sayılarını inşallah tekrar artıracağız. Liglere de sponsor bulup ödül getireceğiz. Federasyonumuzun kurumsallaşmasını sağlayacağız. Güçlü bir yönetimimiz olacak. Liyakatli kadrolarla işi ehline teslim edeceğiz. Teknik kurullarda güreşin duayenlerine görev vereceğiz. Onların sözleri bizler için çok önemli, onları dinleyeceğiz. Sahada ise dünya güreşinin son halini daha iyi bilen hocalarımızla çalışıp daha dinamik bir yapı oluşturacağız.”
REKLAM
“Herkesi dinleyen, herkesi birleştiren bir Taha Akgül olacak.” diyen Akgül, “Ben yok, biz var. Herkesi bir araya getireceğim. Kırgınlıkları bitireceğiz.” şeklinde görüş belirtti.
İDARİ BİNA SÖZÜ
Akgül, çalıştay yapmayı düşündüklerine değinerek, “Türk güreşin duayenlerini, kulüp yöneticilerini, herkesi davet edeceğiz. Milli takım kriterlerini, liglerin statülerini soracağız. Çalıştayı her yıl dünya şampiyonası sonrası yenileyeceğiz. Tüm kulüplerimizin söz hakkı olacak.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güreşe her zaman destek verdiğini vurgulayan Akgül, Gençlik ve Spor Başkanı Osman Aşkın Bak’ın da Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı görevini daha önce yürüttüğünü hatırlattı.
Güreş camiasına “idari bina müjdesi” veren Akgül, şunları kaydetti:
“100 senedir yapılmayanı hayata geçireceğiz. Bütün belediye başkanlarının emeği büyük. ASKİ Spor Kulübü Başkanımız Yüksel Arslan ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’ın bizlere bir müjdesi oldu. Güreşi seven, ülkesini seven insandır. Güreşi sevenden vatan haini çıkmaz. Seçilirsem idari bina sözünü başkanımızdan aldık. Bu yoldaki en büyük vaatlerimden biri. Yanımızda talimatlarını verdi. Keçiören’de olimpik parkın içine yapılıyor. İnşallah yanına da salon yapılacak. Bunun da buradan sözünü veriyoruz. Türk güreşinin temel eksiklerini gidermek, gelenekten aldığımız Türk güreşinin gücünü 2028 ve 2032 olimpiyatlarına taşımak, Türk güreşinin gücünü ulusal ve uluslararası arenada tekrar şahlandırmak, herkesi bir araya getirmek için Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığına adayım.”
“TÜRK GÜREŞ STİLİ”
“Türk güreş stili” vurgusu yapan ve bunun oluşması gerektiğini dile getiren Akgül, “Bir İranlı müsabakaya çıktığında tarzı var, sürekli atak, rakibine baskı var… Türk güreşçiler olarak belki çok teknik değiliz ama kuvvet ve kondisyonda iyi durumdayız. Bunun üzerine gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Türk müsabakaya çıktığında geri adım atmaz, bunu öğreteceğiz. Bu mantaliteyi yerleştireceğiz.” şeklinde konuştu.
Zorlu bir görevin kendilerini beklediğini belirten Akgül, olimpiyatlarda altın madalya hasretini sonlandırmak istediklerini Türkiye’nin Dünya Güreş Birliğindeki temsiliyet gücünü artırmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Taha Akgül’ün basın toplantısında olimpiyat ikincisi, dünya ve Avrupa şampiyonu milli güreşçi Rıza Kayaalp de yer aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Bilardo Federasyonundan yapılan açıklamaya göre, Blois kentinde düzenlenen organizasyon sona erdi.
Finalde Güney Koreli rakibi Yeongyun Jo’yu 35-28 yenen Seymen Özbaş, ilk dünya şampiyonluğunu elde etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KÜME DÜŞMEK ÜZÜCÜYDÜ”
İngiliz basınından The Athletic’e konuşan Kadıoğlu, Ağustos 2016’da 16 yıl, 326 günle Eredivisie’de Nijmegen’i temsil eden en genç oyuncu olduğunu ancak o sezon küme düştüklerini hatırlattı. “Küme düşmemiz üzücüydü ama genç bir oyuncu olarak kariyerim için süre almak önemliydi. Aslında o kadar da kötü değildi çünkü o sezon bana bir transfer kazandırdı” ifadelerini kullandı.
REKLAM“MOURİNHO’DAN ÖĞRENDİĞİM EN BÜYÜK DERS OYUN YÖNETİMİ”
Fenerbahçe’nin başına geçen Jose Mourinho hakkında görüş bildiren Ferdi, “O gerçekten her şeyi kazanmayı seviyor. Sadece maçı kazanmak istiyor. En önemli şey bu ve bunu başarmak için bazı numaraları var. Jose Mourinho’dan öğrendiğim en büyük ders oyun yönetimiydi” diyen Ferdi Kadıoğlu, “Fabian (Hürzeler) da bize bundan bahsetti. 1-0 öndeyseniz veya sıkı bir maçsa bazı durumlarda akıllı olmak gerekir” dedi.
“FENERBAHÇE’Yİ SEVİYORUM”
Brighton’a gelerek doğru bir karar verdiğini belirten milli futbolcu, “6 yıl oradaydım. Çok zor bir durumdu. Taraftarlar beni seviyor, ben de kulübü çok seviyorum. Özellikle büyük maçlarda o taraftarların önünde oynamak harikaydı. Çok gürültülüydü. Bazen düdük çalıyor ve hiçbir şey duyamıyorsunuz. Maç sırasında takım arkadaşlarınızın ne dediğini anlamak dahi zor oluyor. Futbolla uyanıyorlar ve futbolla uyuyorlar ama bence Avrupa Şampiyonası’ndan sonra daha büyük bir lige adım atmanın, kendimi geliştirmenin zamanı gelmişti ve Brighton’ın planı gerçekten ilginçti. Oyuncuların burada gelişebileceğini gösterdiler ve sonrasında oyuncuları daha büyük takımlara sattılar. Yani plan harikaydı. Koç açıklamasında çok netti. Burada olmaktan çok mutluyum” diye ekledi.
“KENDİMİ HOCAYA GÖSTERMEM GEREKİYOR”
Trendyol Süper Lig ile İngiltere Premier League’i kıyaslayan Ferdi Kadıoğlu, “Sahanın her iki tarafında da harika oyuncular var. Kendimi hocaya göstermem gerekiyor. Takıma ve lige uyum sağlamak için biraz zamana ihtiyacım var. Türkiye’de üç günde bir oynamaya alışmıştım çünkü Avrupa’da da oynuyorduk ama burada maç sırasında yoğunluk çok daha yüksek. Bu yüzden en büyük fark bu olacak” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF’den yapılan açıklamaya göre, ligin 7 ve 17. haftaları arasındaki derbi tarihleri şöyle:
7. HAFTA
27 Eylül Cuma
20.00 Sivasspor – Başakşehir
28 Eylül Cumartesi
16.00 Samsunspor – Göztepe
19.00 Alanyaspor – Çaykur Rizespor
19.00 Galatasaray – Kasımpaşa
29 Eylül Pazar
16.00 Eyüpspor – Gaziantep FK
16.00 Trabzonspor – Konyaspor
19.00 Bodrum FK – Adana Demirspor
19.00 Antalyaspor – Fenerbahçe
30 Eylül Pazartesi
20.00 Kayserispor – Beşiktaş
BAY: Hatayspor

8. HAFTA
4 Ekim Cuma
20.00 Çaykur Rizespor – Antalyaspor
5 Ekim Cumartesi
13.30 Kasımpaşa – Bodrum FK
16.00 Göztepe – Sivasspor
19.00 Başakşehir – Kayserispor
19.00 Hatayspor – Trabzonspor
6 Ekim Pazar
13.30 Konyaspor – Eyüpspor
16.00 Adana Demirspor – Samsunspor
19.00 Gaziantep FK – Beşiktaş
19.00 Galatasaray – Alanyaspor
BAY: Fenerbahçe

9. HAFTA
19 Ekim Cumartesi
13.30 Kayserispor – Gaziantep FK
16.00 Trabzonspor – Başakşehir
19.00 Eyüpspor – Göztepe
19.00 Antalyaspor – Galatasaray
20 Ekim Pazar
13.30 Sivasspor – Hatayspor
16.00 Beşiktaş – Konyaspor
19.00 Alanyaspor – Kasımpaşa
19.00 Samsunspor – Fenerbahçe
21 Ekim Pazartesi
20.00 Bodrum FK – Çaykur Rizespor
BAY: Adana Demirspor

10. HAFTA
25 Ekim Cuma
20.00 Adana Demirspor – Sivasspor
26 Ekim Cumartesi
13.30 Hatayspor – Kayserispor
16.00 Kasımpaşa – Samsunspor
19.00 Göztepe – Trabzonspor
27 Ekim Pazar
13.30 Gaziantep FK – Konyaspor
16.00 Alanyaspor – Antalyaspor
19.00 Fenerbahçe – Bodrum FK
28 Ekim Pazartesi
17.00 Başakşehir – Eyüpspor
20.00 Galatasaray – Beşiktaş
BAY: Çaykur Rizespor
REKLAM
11. HAFTA
1 Kasım Cuma
20.00 Gaziantep FK – Göztepe
2 Kasım Cumartesi
13.30 Sivasspor – Çaykur Rizespor
16.00 Kayserispor – Adana Demirspor
19.00 Beşiktaş – Kasımpaşa
3 Kasım Pazar
13.30 Konyaspor – Başakşehir
16.00 Eyüpspor – Hatayspor
16.00 Bodrum FK – Alanyaspor
19.00 Trabzonspor – Fenerbahçe
4 Kasım Pazartesi
20.00 Samsunspor – Antalyaspor
BAY: Galatasaray

12. HAFTA
8 Kasım Cuma
20.00 Kasımpaşa – Kayserispor
9 Kasım Cumartesi
13.30 Antalyaspor – Bodrum FK
16.00 Hatayspor – Gaziantep FK
19.00 Adana Demirspor – Eyüpspor
19.00 Çaykur Rizespor – Trabzonspor
10 Kasım Pazar
13.30 Göztepe – Konyaspor
16.00 Galatasaray – Samsunspor
19.00 Başakşehir – Beşiktaş
19.00 Fenerbahçe – Sivasspor
BAY: Alanyaspor

13. HAFTA
23 Kasım Cumartesi
13.30 Eyüpspor – Çaykur Rizespor
16.00 Kayserispor – Fenerbahçe
16.00 Gaziantep FK – Başakşehir
19.00 Bodrum FK – Galatasaray
24 Kasım Pazar
13.30 Sivasspor – Kasımpaşa
16.00 Konyaspor – Hatayspor
16.00 Samsunspor – Alanyaspor
19.00 Beşiktaş – Göztepe
25 Kasım Pazartesi
20.00 Trabzonspor – Adana Demirspor
BAY: Antalyaspor

14. HAFTA
29 Kasım Cuma
20.00 Antalyaspor – Sivasspor
30 Kasım Cumartesi
13.30 Samsunspor – Bodrum FK
16.00 Adana Demirspor – Konyaspor
19.00 Başakşehir – Göztepe
19.00 Alanyaspor – Trabzonspor
1 Aralık Pazar
16.00 Çaykur Rizespor – Kayserispor
19.00 Galatasaray – Eyüpspor
2 Aralık Pazartesi
20.00 Hatayspor – Beşiktaş
20.00 Fenerbahçe – Gaziantep FK
BAY: Kasımpaşa

15. HAFTA
6 Aralık Cuma
20.00 Trabzonspor – Kasımpaşa
7 Aralık Cumartesi
13.30 Konyaspor – Antalyaspor
16.00 Göztepe – Adana Demirspor
19.00 Beşiktaş – Fenerbahçe
8 Aralık Pazar
13.30 Eyüpspor – Samsunspor
16.00 Kayserispor – Alanyaspor
16.00 Sivasspor – Galatasaray
19.00 Başakşehir – Hatayspor
9 Aralık Pazartesi
20.00 Gaziantep FK – Çaykur Rizespor
BAY: Bodrum FK

16. HAFTA
13 Aralık Cuma
20.00 Bodrum FK – Sivasspor
20.00 Kasımpaşa – Eyüpspor
14 Aralık Cumartesi
16.00 Çaykur Rizespor – Konyaspor
19.00 Alanyaspor – Gaziantep FK
15 Aralık Pazar
13.30 Hatayspor – Göztepe
16.00 Antalyaspor – Kayserispor
19.00 Fenerbahçe – Başakşehir
16 Aralık Pazartesi
19.00 Adana Demirspor – Beşiktaş
21.00 Galatasaray – Trabzonspor
BAY: Samsunspor

17. HAFTA
20 Aralık Cuma
20.00 Eyüpspor – Fenerbahçe
21 Aralık Cumartesi
16.00 Sivasspor – Samsunspor
19.00 Beşiktaş – Alanyaspor
22 Aralık Pazar
13.30 Gaziantep FK – Antalyaspor
16.00 Göztepe – Çaykur Rizespor
16.00 Kayserispor – Galatasaray
19.00 Trabzonspor – Bodrum FK
23 Aralık Pazartesi
20.00 Hatayspor – Adana Demirspor
20.00 Başakşehir – Kasımpaşa
BAY: Konyaspor

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UĞUR MELEKE: “45 dakika boyunca kendilerini hiç sıkmadan, hiç zorlanmadan 2-0’la girdiler soyunma odasına. Bu süreçte Maximin sol kanat etkinliği, İsmail de orta sahayı süpüren patron performansıyla ön plana çıktı. İkinci devrenin başında aynen Alanya maçındaki gibi kontrolü yitirdiler, 60’larda aynen Alanya önünde olduğu gibi İrfan/Maximin değişikliği geldi. Fenerbahçe, bu maçta ikinci 45’te rakip kaleye gitmemesine rağmen çok da zorlanmadan 3 puanı götürdü eve.” [Hürriyet]
“BAŞARILI BİR İŞ”
İLKER YAĞCIOĞLU: “Önümüzdeki hafta oynanacak büyük derbi öncesi, Kasımaşa maçını gol yemeden 3 puanla tamamlamak başarılı bir işti. Gelecek hafta Kadıköy’de Galatasaray maçı var. İkinci yarı sarı-lacivertliler oyun adına iyi değildi. Zaten Portekizli hoca da maçın ardından son bölümü sevmediğini dile getirdi. Bizim fazla bir şey söylememize gerek yok. Sonuçta derbi haftasına geldik. İki takımın asıl gücünü gelecek hafta göreceğiz.” [Takvim]
“RAHAT KAZANDI DEMEK KOLAY”
AHMET ÇAKAR: “Bu tür maçlardan sonra Fenerbahçe rahat kazandı demek kolay… Aslında rahat kazandılar ama futbol, tempo ve pozisyon olarak taraftarı çok memnun ettiler diyemeyiz. Kişisel kalite skoru belirledi. Maximin’in attığı ilk gol fevkalade iyi. Topu çekişi ve harika şutu. Ardından da yine Maximin kişisel gayretiyle ceza sahasının son çizgisine girdi ve takımı adına penaltıyı kazandırdı.” [Sabah]
“DERBİ İÇİN ÜSTÜNE ÇIKMALI”
ENGİN VEREL: “Fenerbahçe kazandı ama Galatasaray derbisinden önce çok da ‘Güvenli’ bir görüntü vermedi. Elbette derbilerin havasının farklı olduğunu en iyi bilenlerden biriyim. Fenerbahçeli oyuncular da Kadıköy’de haftaya kazanmak için bu maçtaki görüntünün çok üstüne çıkmaları gerektiğini biliyorlar.” [Akşam]
“GERÇEK HEDEFİ DERBİ”
ERCAN GÜVEN: “Fenerbahçe’nin 2-0 lık net galibiyeti mi?.. 0 pozisyonsuz, durağan, tatsız, 0 kalite bir maç sonunda kazanılmış bir skor sadece. Çünkü Mourinho’nun gerçek hedefi gelecek hafta oynanacak Galatasaray derbisiydi. Kasımpaşa gol atıp maça ortak olsa bunu durdurabilecek kaliteli ayaklar kulübedeyken pek de kafaya takmak gerekmezdi. İyi de Fenerbahçeli böyle bir Fenerbahçe mi istiyor acaba. Hayır… Galibiyet var kimsenin tadı yok.” [Milliyet]
“ÇIKARILACAK DERS VAR”
REHA KAPSAL: “Fenerbahçe yine Göztepe maçındaki gibi 2-0 bulunca vites küçülttü ve rakibine pozisyonlar verdi. Bu oyun dengesizliğine çözüm bulmaları gerek. Skor al, sonra korumak için geriye çekil, topu rakibe bırak, bu büyük takım oyunu olmaz ve olmamalı. Fenerbahçe skoru korumak için oynamaz. Bu galibiyet, derbi öncesi Fenerbahçe’ye moral ve motivasyon olacağı gibi; bazı eksikliklerden de çıkarılacak dersler var.” [Fotomaç]
“ÜRETKENLİK SIKINTISI VARDI”
ÖMER ÜRÜNDÜL: “Fenerbahçe, ilk yarıda oyunun kontrolünü elinde tutan taraftı ama ciddi üretkenlik sıkıntısı vardı. Çünkü tempo düşüktü. Ağır gelişen ofansif girişimlere hareketlilik kazandıran tek isim vardı: Maximin… Çabukluğu ve dribbling yeteneğiyle iki kere sahne aldı. Önce çok güzel bir gol attı sonra da sıfıra inerek penaltı kazandırdı ve takımı rahatlatan isim oldu.” [Sabah]
“DERS ÇALIŞMAYA DEVAM ETMELİ”
GÜRCAN BİLGİÇ: “Mourinho maçın hazırlıklarını anlatırken “son iki güne kadar dokuz kişiyle antrenman yaptık” dedi. Milli araların klasik yan etkisini iliklerine kadar hissetti Fenerbahçe. Buna karşılık en parlak bölgesi, orta sahası, Kasımpaşa tarafından da adeta “imha” edildi. Maximin ile kaleyi tutan ilk şutu, dolayısıyla ilk golü buldular. Sahada oyun gücü yok, sadece oyuncu performansı vardı Fenerbahçe adına. Symanski ve Fred hücumu kurgulayamadıkları gibi tüm savunma dikkati de İsmail Yüksek’in omuzlarında yüktü. İşler iyi gitmezken, 2-0’ı buldular… Ve Göztepe efekti devreye girdi. Skor yeterli görüldü, top rakibe verildi. “Bıçak sırtı maç” haline geldi. Milli maç yorgunlukları, aranın getirdiği rehavet, deplasmanda oynamak… Muhtemelen mazeretler bu yaklaşımlar olacak. Belirsizliklerin çok olduğu bir dönemde, cebe üç puan koymak, derbi öncesinde gülen yüzlerin olduğu bir soyunma odası demek. Takım da, hoca da ders çalışmaya devam etmeli.” [Fotomaç]
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 MAÇTA 2 GOL YEDİ
Adana Demirspor maçıyla Süper Lig’de yeni sezona başlayan Fenerbahçe bu karşılaşmadan 1-0 galip ayrıldı. 90 dakikayı 1.47 gol beklenti ile tamamlayan Fenerbahçe rakibini ise 0.27 gol beklentisinde tuttu.
Evinde oynadığı Adana Demirspor mücadelesi sonrası İzmir deplasmanına giden Fenerbahçe, Göztepe ile karşılaştı. Olaylı geçen maç 2-2 bitti. Rakibi 0.87 gol beklentisinde tutan Fenerbahçe yaptığı hatalar sonrası 2 gole engel olamadı.
REKLAM
İzmir deplasmanının ardından tekrardan deplasmana giden Sarı-Lacivertliler, Rize’de çok net bir skorla kazandı. Çaykur Rizespor’u 5-0 deviren Fenerbahçe kalesini gole kapattı. Rakibi 0.61 gol beklentisinde tutan Jose Mourinho’nun öğrencileri defansta iyi bir performans sergiledi.
5-0’lık Rizespor galibiyeti sonrası evinde Alanyaspor’u ağırlayan Fenerbahçe rakibini 3-0’lık bir skorla mağlup etti. Kalesini yine gole kapatan Sarı-Lacivertliler, rakibinin gol beklentisini de 0,39‘a düşürdü.
Süper Lig’de 5. haftaya geldiğimizde ise Kasımpaşa deplasmanına giden Fenerbahçe rakibi 2-0 mağlup ederken kalesini de yine gole kapattı. Mourinho’nun öğrencileri oyun olarak eleşirilse de defansif anlamda iyi performansını sürdürdü.
Ligin en az gol yiyen takımı konumunda bulunan Fenerbahçe çıktığı 5 karşlışamada 13 gol atarken kalesinde sadece 2 gol gördü.
LIVAKOVIC’TEN DEV PERFORMANS
Fenerbahçe’de ilk sezonunda beklentilerin altında kalan Dominik Livakovic, Jose Mourinho’nun gelmesiyle adeta kendisin buldu.
Takımının ligde çıktığı bütün maçlarda kalesini koruyan Hırvat eldiven son 4 maçtır gol yemedi. Livakovic son olarak ligin 2. haftasında Fenerbahçe karşısında gol yedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Futbol Federasyonundan yapılan açıklamaya göre erteleme maçlarının programı şöyle:
17 Eylül Salı:
20.00 Galatasaray-Gaziantep FK (RAMS Park)
18 Eylül Çarşamba:
20.00 Samsunspor-RAMS Başakşehir (Yeni 19 Mayıs)
19 Eylül Perşembe:
20.00 Trabzonspor-Bellona Kayserispor (Papara Park)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Benim ifade vermeme neden olan kişi Dursun Özbek’tir ve benim için başkanlığı bitmiştir. Ben 80 yaşına birkaç yıl kalmış, çok iyi bir Galatasaraylıyım. Dursun Özbek diye birini artık tanımıyorum” ifadelerini kullanan Kozak bundan sonraki Divan Kurulu toplantılarına da katılmayacağını duyurdu.
Katıldığı son divan kurulu toplantısında Başkan Özbek’in kendisi hakkında yaptığı konuşmayı değerlendiren Kozak, “Söyledikleri bana çok ağır geldi. Ben Galatasaray için yaşayan bir insanım. Dursun Özbek benim için artık yok hükmündedir. Bundan sonraki divan kurulu toplantılarına da katılmayacağım. İnsanlar inanmıyor ama artık böyle” dedi.
REKLAM
Galatasaray’ın ağustos ayı divan kurulu toplantısında konuşan Hayri Kozak kürsüye gelerek “18 tane Galatasaraylı, Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturmaya çağrıldı. İçinde yöneticiler var. Bilet milet hikayeleri var ya, milyonların döndüğü olaydır, öyle böyle bir olay değildir. Bu soruşturma tamamlanınca Cumhuriyet Savcılığı, tüm Türkiye’ye açıklayacak” demişti.
Başkan Özbek bu konuşmaya sert bir yanıt vermiş ve “Sevgili Hayri Ağabey geldi konuştu, düşüncelerini dile getirdi. Konuşmamın başında bir şey ifade ettim; dışarıdan gelen iftiralara, hain saldırılara karşı dikkatli olalım, tek yumruk olalım. Bu yönetim mayıs ayında seçilmiş, 2.5 ay civarında hizmet veren bir yönetim. Birisi sosyal medyada, YouTube’ta bir şey söylüyor. Ne aslı ne astarı var. Her yere başvurduk herhangi bir soruşturma yok. Asparagas haberlerin arkasına takılıp Galatasaray’ı buradan, hem de Hayri Ağabey gibi birinin konuşup ifade etmesi son derece kötü. Biz tenkitten, hatalardan kaçan kişiler değiliz. Eğer bir yanlışımız varsa elbet kabul ederiz” ifadelerini kullanmıştı.
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, 29 Eylül’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat ederek suç duyurusunda bulunmuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BARCELONA: 4-5 HAFTA YOK
Barcelona’dan yapılan açıklamada, “Dani Olmo’ya bu sabah yapılan testler, sağ hamstringini sakatladığını ortaya koydu. Yaklaşık 4 ila 5 hafta boyunca sahalardan uzak kalması bekleniyor.” ifadeleri kullanıldı.
3 MAÇTA 3 GOL ATTI
Dani Olmo bu sezon Barcelona formasını 3 maçta giydi. 26 yaşındaki futbolcu bu karşılaşmalarda 3 gol atma başarısı gösterdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 3’üncü Lig 1’inci Grup’ta haftaya deplasmandaki Düzcespor galibiyeti ile başlayan Bursaspor, kendi evinde Tokat Belediye Plevnespor’u ağırlıyor. Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu’nda oynanan bu karşılaşma için 40 bin bilet satıldı. Bursaspor seyircisi 3’üncü Lig seyirci rekorunu kırdı.
İŞTE O ANLAR:
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2 TAKIM DA 10 KİŞİ KALDI
İlk yarısı golsüz geçilen karşılaşmada Bodrum FK’dan Fredy 59. dakikada kırmızı kart gördü. RAMS Başakşehir’de ise 66. dakikada oyuna giren Dimitrios Pelkas, 75. dakikada kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

GALİBİYET GOLÜ 90’DA GELDİ
İki takımın birer kişi eksildiği maçta zaman zaman tehlikeli pozisyonlar yaşandı. RAMS Başakşehir, 90. dakikada Leo Duarte’nin attığı golle galibiyete ulaştı. Berat’ın savunma arkasına attığı topa hareketlenen Duarte, çapraz pozisyonda yaptığı vuruşla topu filelere göndermeyi başardı.

RAMS BAŞAKŞEHİR PUAINI 10 YAPTI
Bu galibiyetin ardından RAMS Başakşehir puanını 10’a yükseltti. Bodrum FK 3 puanda kaldı. Süper Lig’de gelecek hafta Bodrum FK, Hatayspor’a konuk olacak. Başakşehir, Samsunspor deplasmanına çıkacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARDA GÜLER İLK 11’DE
Real Madrid‘de forma giyen milli yıldızımız Arda Güler, Real Sociedad karşılaşmasına ilk 11’de başladı. İspanyol devinin ilk 11’i şu şekilde: Courtois, Carvajal, Militao, Rüdiger, Mendy, Valverde, Modric, Brahim, Arda Güler, Vinicius, Mbappe
ARDA’NIN BU SEZONKİ PERFORMANSI
Uluslar Ligi’nde Türkiye’nin oynadığı Galler ve İzlanda karşılaşmalarında oynayan milli yıldız, İspanya LaLiga’da bu sezon 3 karşılaşmada 98 dakika sahada kaldı. Gol ve asist katkısı yapamayan oyuncu, performansıyla dikkat çekti.
MAÇ HANGİ KANALDA?
İspanya La Liga’nın 5. haftasındaki Real Sociedad- Real Madrid karşılaşması 14 Eylül cumartesi günü saat 22:00’de başladı. Mücadele S Sport ekranlarından izleyiciyle buluştu.
İSPANYA LA LİGA PUAN DURUMU

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İKİ TAKIMIN DURUMU
Ligde yaptığı 3 maçtan da galibiyetle ayrılan ve maç eksiği bulunan sarı-kırmızılı takım, topladığı 9 puanla Süper Lig’in 5. haftası öncesi lider Fenerbahçe’nin 1 puan gerisinde 2. sırada yer alıyor. İlk 4 haftada 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet yaşayan Çaykur Rizespor ise 4 puanla ligde 12. sırada yer alıyor.
İLK 11’LER
Galatasaray : Muslera, Kaan Ayhan, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs, Torreira, Gabriel Sara, Yunus Akgün, Mertens, Barış Alper, Osimhen
Çaykur Rizespor: Grbic, Taha, Mocsi, Alikulov, Hojer, Hadziahmetovic, Olawoyin, Akintola, Veresanovic, Zeqiri, Sowe
CANLI ANLATIM
90′ Maçın sonuna 4 dakika eklendi.
87′ Topla oynama | Galatasaray : 57 Rizespor: 43
86′ Kaleyi bulan şut | Galatasaray : 7 Rizespor: 0
84′ Muhamed Buljubasic giriyor Ibrahim Olawoyin çıkıyor.
83′ Abdülkerim’in yaptığı orta doğrudan auta çıktı.
82′ Yusuf Demir giriyor, Barış Alper çıkıyor.
80′ Ceza sahasının solunda Osimhen’in pasında topla buluşan Kaan içeriye Barış’a gönderdi. Barışın şutu gol oldu.
80′ GOL! Galatasaray 5-0 Çaykur Rizespor
74′ Kerem’in savunma arkasına attığı pasta topla buluşan Osimhen güzel bir vuruş yapamadı.
73′ Ismail Jakobs çıkıyor Jelert giriyor.
67′ Sara, Mertens, Davinson, Lucas Torreira çıkıyor. Demirbay, Berkan, Mİchy ve Victor Nelsson giriyor.
65′ Ibrahim Olawoyin’in sol kanattan yaptığı orta şut karışımı vuruş dışarı gitti.
62′ Lucas Torreira ön alan baskısıyla topu kazandı. Sürerek getirdiği topu sağa Mertens’e verdi. Mertens’in ceza sahasının sağından attığı şut GOL oluyor.
61′ GOL! Galatasaray 4-0 Çaykur Rizespor
58′ Rizespor’un savunma arkasına atılan pasında Akintola ofsayta yakalandı.
57′ Rizespor kulübesinde hazırlıklar sürüyor.
55′ Ali Sowe kendini yere bıraktı.
52′ Ali Sowe rakip ceza sahasında yerde kaldı. Sağlık ekipleri oyunda.
52′ Ismail Jakobs’un sol kanattan açtığı ortada topla buluşan Yunus kaleciyi geçemedi.
51′ Rizespor’un uzaklardan çektiği şut farkla dışarı gitti.
49′ Ceza sahasında seken topla buluşan Sara’nın çektiği harika şut GOL oldu.
49′ GOL! Galatasaray 3-0 Çaykur Rizespor
46′ İkinci yarı başladı.
İ.Y Galatasaray 2-0 Çaykur Rizespor
45′ İlk yarının sonuna 4 dakika ilave edildi.
42′ Galatasaray gole çok yaklaştı! Barış’ın çizgiye kadar getirip açtığı ortada top Rizespor savunmasından sekti. Seken topu karşılamaya çalışan Osimhen’in şutu kornere gitti.
39′ Yunus’un ceza sahasına pasında topla buluşan İsmail Jakobs’un şutu defanstan döndü.
38′ Khusniddin Alikulov çıkıyor yerine Amir Hadziahmetovic giriyor.
37′ Rizespor’da oyuncu değişikliği hazırlıkları var!
36′ Khusniddin Alikulov kendini yere bıraktı.
35′ Osimhen’in tek topla savunma arkasına Mertens’e gönderdiği topu kaleci açılarak kontrol etti.
31′ Sara’nın uzaklardan çektiği şut kalenin sağından dışarı gitti.
29′ Osimhen’in attığı golün kime yazılacağı devre arasında kesinleşecek.
26′ Bu golle birlikte Osimhen Galatasaray ile çıktığı ilk resmi maçında GOL atmış oldu.
25′ Gabriel Sara’nın açtığı ortada ceza sahasında topla buluşan Osimhen’in kafası ağlara gidiyor.
25′ GOL! Galatasaray 2-0 Çaykur Rizespor
20′ Yunus ceza sahasının hemen önünde yerde kaldı. Hakem oyunu devam ettirdi.
19′ Top hakeme çarpıyor. Oyun hakem atışıyla devam edecek.
16′ Ismail Jakobs’un sol kanattan yaptığı ortada Osimhen’in kafa vuruşu dışarı gidiyor.
15′ Gole çok yaklaştı. Gabriel Sara’nın ceza sahasına ortasında topla buluşan Osimhen’in kafa vuruşu dışarı gitti.
13′ Topla oynama: Galatasaray %55 Rizespor %45
11′ Oyun kaldığı yerden devam ediyor.
10′ Oyun duraklamaya devam ediyor.
9′ Alikulov, hala yerde tedavisi devam ediyor.
8′ Khusniddin Alikulov, Osimhen ile çarpışma sonucu yerde kaldı. Sağlık ekipleri oyunda.
3′ Sara’nın kullandığı serbest vuruşta topla buluşan Davinson Sanchez kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi.
3′ GOL! Galatasaray 1-0 Çaykur Rizespor
1′ İlk düdük çaldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HER MAÇI KAZANMAK İSTİYORUZ”
Nijeryalı yıldız sözlerine “Burada bulunduğum için çok mutluyum. İlk defa bu şehre geldim. Taraftarımızla buluştuk. İlk maçımda böyle farklı kazandığımız için mutluyum. Bu şekilde devam etmek ve her maçı kazanmak istiyoruz” diyerek başladı.
GALATASARAY TERCİHİ
Galatasaray‘a gelmesi hakkında sorulan soruyu yanıtlayan Victor Osimhen “İlgiyi ilk duyduğumda benim için çok önemli oldu. Bu ilgiyi duyduğumda soru işareti yoktu kafamda. Her maçın ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Gelmeden önce de Galatasaray’ın ne kadar büyük bir takım olduğunu biliyordum. Elimden geleni yapacağım” ifadelerini kullandı.
ICARDI VE BATSHUAYI SÖZLERİ
Hücum hattında kimin oynayacağıyla ilgili soru üzerine Osimhen “Forma için bir mücadele yok. Icardi bu oyunun efsanesi. Batshuayi de ölümcül bir oyuncu. İkisinden de öğreneceğim şeyler var. Onlarla birlikte işbirliği yapacağız. Buraya gelirken de bu bana heyecan verdi. Süper Lig ve Avrupa Ligi’nde mücadele edeceğiz. Birbirimizi tamamlayacağımıza inanıyorum” yanıtı verdi.
“ASİST SAYILMIŞ OLDU”
Sarı-kırmızılı takımın ikinci golü hakkında açıklama yapan Osimhen “Golü ben attım sandım ama Abdülkerim’in attığını söylediler. Benim ki asist sayılmış oldu” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>JAKOBS VE OSİMHEN İLK MAÇINA ÇIKTI
Galatasaray’da Monaco’dan transfer edilen Ismail Jakobs ve Napoli’den gelen golcü futbolcu Victor Osimhen, ÇAYKUR Rizespor karşılaşmasına ilk 11’de başladı. Böylelikle sarı-kırmızılıların her 2 transferi de ilk formayı giymiş oldu.

SANCHEZ PERDEYİ AÇTI
Galatasaray, karşılaşmaya golle başladı. Sarı-kırmızılılarda Gabriel Sara’nın 3. dakikada kullandığı serbest vuruşta topu kafa vuruşuyla ağlara göndermeyi başaran Davinson Sanchez, bu sezon Cimbom adına ilk golünü attı ve takımını 1-0 öne geçirmeyi başardı.

ABDULKERİM SAHNEYE ÇIKTI
Oyun üstünlüğünü baştan sona elinde bulunduran Galatasaray, 25. dakikada bir gol daha buldu. Abdülkerim Bardakcı, Sara’nın ceza sahasına gönderdiği ve Osimhen’in kafa vuruşunun ardından yaptığı dokunuşla topu filelere gönderdi ve Cimbom farkı 2’ye çıkardı. Bu gol aynı zamanda ilk yarının da skorunu belirledi.

SARA YILDIZLAŞTI
Müsabakada Galatasaray adına ön plana çıkan isimlerden birisi de Gabriel Sara oldu. 3. dakikadaki Davinson Sanchez’in golünde asisti yapan Sara, Abdülkerim Bardakcı’nın Osimhen’in kafasında seken top sonrasında attığı golde de topu ceza sahasına yollamıştı. Bunlarla yetinmeyen Brezilyalı yıldız, 49. dakikada bir de gol atarak takımını 3 farklı üstünlüğe taşıdı. Gabriel Sara, Galatasaray’daki ilk asistini ve ilk golünü Rizespor karşısında bulmuş oldu.

MERTENS GOLÜ BULDU
Maçın skorunu 61. dakikada Dries Mertens belirledi. Lucas Torreira, ön alan baskısıyla kazandığı topu Mertens’e verdi. Tecrübeli yıldızın ceza sahası içinden yaptığı vuruş ağlarla buluştu. Bu golle birlikte skor 4-0 oldu.

SKORU BARIŞ ALPER BELİRLEDİ
Çaykur Rizespor’a gol olup yağan Galatasaray’da 5. gol, 80. dakikada Barış Alper Yılmaz’dan geldi. Ceza sahasının solunda Osimhen’in pasında topla buluşan Kaan, topu Barış’a gönderdi. Barış vuruşunda top ağlara gitti. Bu golle birlikte fark 5’e yükselirken maçın skoru da belli oldu.

CİMBOM 4’TE 4 YAPTI
Karşılaşmanın kalan dakikalarında başka gol olmayınca sahadan 5-0’lık skorla galip ayrılan taraf Galatasaray oldu. 3. hafta karşılaşması Avrupa kupalarındaki play-off maçları nedeniyle ertelenen Aslan, ligde oynadığı 4 maçın hepsini kazandı. Bu sonuçla birlikte puanını 12 yapan Cimbom, liderlik koltuğuna oturdu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KEREM AKTÜRKOĞLU İLK MAÇINA ÇIKTI
Benfica, Portekiz Ligi’nin 5. haftasında Santa Clara ile sahasında karşı karşıya geldi. Portekiz ekibinin Galatasaray’dan 12 milyon euro karşılığında Galatasaray’dan transfer ettiği milli futbolcu Kerem Aktürkoğlu, bu karşılaşmaya ilk 11’de başladı ve yeni takımında ilk kez forma giydi. Benfica‘nın ilk 11’i şu şekilde: Trubin, Carreras, Silva, Bah, Orkun Kökçü, Di Maria, Pavlidis, Kerem Aktürkoğlu, Otamendi, Rollheiser, Florentino
BENFICA-SANTA CLARA MAÇI HANGİ KANALDA?
Portekiz Ligi 5. haftasında oynanan Benfica – Santa Clara mücadelesi 14 Eylül cumartesi günü saat 22:30’da başladı. Mücadele S Sport Plus ekranlarından canlı yayınlandı.
BENFICA’NIN DURUMU
Geride kalan 4 haftada 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet alan Benfica, topladığı 7 puanla ligde 7. sırada yer alıyor. Kerem’in yeni takımı, bu karşılaşmalarda 5 gol atarken kalesinde ise 3 gol gördü.
PORTEKİZ LİGİ PUAN DURUMU

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çaykur Rizespor maçının ardından
Metin ARSLANCAN – Sacit GÖNCÜ/ İSTANBUL, – Süper Lig’in 5’inci haftasında Galatasaray, konuk ettiği Çaykur Rizespor’u 5-0 mağlup etti.
RAMS Park’ta oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ile Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut mücadeleyi değerlendirdi.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, bugün maça iyi başladıklarını anlatarak, “Rakibimizin 5’li savunmayla maça başlayacaklarını biliyorduk. Savunmada 3’lüye döndüğümüz anlar oldu ve 3-4-3 ile üstlerine gittik. Erken gol bizi rahatlattı. Rakibimiz dizilişini bozmadı. Daha rahat çıkma şanslarımız oldu. Kendi üstünlüğümüzle devreye girdik. Rakibi kendi kalemize getirmedik. İlk yarıda bu önemliydi. Pozisyon pek vermedik. Gol yemeden maçı tamamladık. Savunma hattını önde kurunca rakibe üstünlük kuruyoruz. Diziliş olarak da üstünlüğü ele geçirdik. Ofansif anlamda ürettiğimiz bir maç oldu. Artık salı günü oynanacak maça hazırlanacağız” diye konuştu.
‘TAKIMIMA GÜVENİYORUM’
Orta saha transferi için girişimlerde bulunduklarını anlatan Buruk, “Bazen profillere bakıyoruz. nasıl farklı şeyler oynayabiliriz diye. Çok beğendiğimiz iki üç oyuncuya teklifler de oldu. Yapabileceğimiz oyun dizilişleri üzerine oyuncular düşündük. Elimizde iyi oyuncular var. Bir oyuncu daha katar mıyız diye düşündük. Farklı sistemler için oyuncular düşündük. Oyuncu alırsak kadromuzdaki oyunculardan daha iyisi olmalı. Düşüncelerimiz vardı ancak sonuç olarak olmadı. Kadromdan memnunum, oyuncularımdan da. Üç yabancı oyuncumuz Icardi, Sallai ve Ziyech olmamasına rağmen başlayan ve oyuna girenleri değerli buluyorum. Genç oyuncularımızı da değerli buluyorum. Gayet mutluyum ve takımıma güveniyorum. Bu oyuncularla başarılar elde edeceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘İKİ FORVETLE OYNAYACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM’
Çift forvetle oynamayı düşündüğünü belirten Buruk, “Hep söyledik. Elinizde Osimhen, Icardi ve Batshuayi varken her zaman iki forvetle oymamayı düşüneceğiz. Farklı sistemleri düşüneceğiz. Biraz da çalışmamız lazım. Hazırlık maçında 3’lü savunma oynadık. Öndeki oyuncuları yerleştirmiş oldu ancak tam kadro olmayınca biraz olmuyor. Oyuncu yapısı olarak farklı sistemlere uyguluyoruz. Yunus’un performansı çok iyiydi. Farklı sistemleri ve iki forvetle oynayacağımızı düşünüyorum” açıklamasını yaptı.
‘RAHATLAMAK ONA ÇOK YARADI’
Okan Buruk, Benfica’ya transfer olan eski öğrencisi Kerem Aktürkoğlu’nun takımıyla çıktığı ilk maçta gol atmasının hatırlatılması üzerine, “Rahatlamak ona çok yaradı. Milli maçta da özgüvenini gösterdi. Orada da gösterecek. Kerem gibi cesur oyuncuların istediğini yapabilmeleri çok önemli. Bu anlamda seviniyoruz. Elimizdeki oyuncuların aynı performansları göstermeleri için gayret edeceğiz. Oyuncuların performansları, bizim de iyi oynamamız onları yurt dışına taşıyor” şeklinde konuştu.
‘KISA VADEDE ÇOK İYİ ŞEYLER BEKLEMİYORUM’
Elias Jelert ile ilgili de konuşan Buruk, şunları kaydetti:
“Bütün yeni transferlerin bir adaptasyon süreci oluyor. Oyuncuların süreci iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bazıları hemen alışabiliyor. Oyun içine çabuk adapte olabiliyor. Jelert de genç oyuncu. Kısa vadede çok iyi şeyler beklemiyorum. Oyunculara süre vermek gerekiyor. İyi oldukları yerde oynatmak gerek. Sezon başını takımıyla geçiremedi, bizde de geçiremedi. Sakatlıklar yaşadı. En kısa sürede hazır olacak. Bir sonraki maç için düşündüğümüz oyunculardan biri.”
‘MERTENS’İN PERFORMANSI ÇOK İYİYDİ’
Okan Buruk, tecrübeli futbolcu Dries Mertens’in Çaykur Rizespor maçındaki performansından övgüyle söz ederek, “Mertens bu sezonki en iyi maçını oynadı. Geçen senenin son bölümünü müthiş bitirmişti. Geçen senenin sonunu gördüm. Takıma pozitif hava veren bir isim. Topla da topsuz da iyi iş yaptı. Osimhen ile de birbirlerini tanıyorlar. Bugünkü performansına bunun da katkısı olmuştur. Bugünkü performansı çok iyiydi” diye konuştu.
İLHAN PALUT: KÖTÜ BİR SONUÇLA AYRILDIK
Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut, farklı bir dizilişle farklı bir oyun formatıyla maça başladıklarını belirterek, “Top Galatasaray’da iken kompakt bir savunma, merkezi kalabalık tutan bir anlayış. En azından Galatasaray’ın iştahlı başlarken ki temposunu biraz düşürebilmek ve daha emniyetli bir oyun gibi sağlamaktı amacımız. Daha bu çalışmanın neler getirebileceğini nasıl yansımaları olacağını daha görmeye fırsat olmadan iki tane duran toptan gol yedik. Alikulov’un sakatlığıyla sistem değişti. İkinci yarının başında yine taçtan bu sefer bir gol daha yemeyi başardık. Zaten ondan sonrası gerçekten kolay olmuyor. Kötü bir sonuçla ayrıldık. Galatasaray’ı tebrik ediyorum. Önümüzdeki haftanın maçına çok kırılma yaşamadan hazırlanmaya yarın itibariyle başlayacağız” ifadelerini kullandı.
‘AYAKLARIMIZIN YERE BASMASI LAZIM’
Mourinho’nun “Çaykur Rizespor bu ligde gördüğüm en iyi takımlardan biri” açıklamasına değinen Palut, şunları kaydetti:
“Umarım oyuncularım bu sözü Mourinho’nun bilerek söylediğini anlamışlardır. Fenerbahçe maçı öncesi bunun savaşını verdim. Böyle bir durumumuz yok. Ayaklarımızın yere basması lazım. Takımıma baskı yapmak istemiyorum. Bugün bir şey yapamadık ama bu rehavetin 1 maçlık olduğunu düşünüyorum. Kasımpaşa ve Galatasaray maçlarını ise rehavetten dolayı kaybettiğimizi düşünmüyorum.”
Palut, konuşmasına şöyle devam etti:
“Birinci opsiyon, geri oynamak ve kaleci. Bunu bir kenara bırakalım. Öndeki o pozisyonlara odaklanalım. Onu konuştuk. Yani dönem dönemde yapmaya çalıştık açıkçası ama dediğim gibi bu golleri yediğimiz zaman saha içerisindeki moral, motivasyon çok önemli. Kırılmamak lazım. Çok güçlü durmak lazım ama bazen de mümkün olmadığını görebiliyoruz. Amir girdikten sonra ilk opsiyonumuz Amir’di. Ama işte yediğimiz gol evet kolay olmayan bir ambiyans. Belki oyuncuları hata noktasında tedirgin ediyor ve daha garantiye gidiyor. Daha garantiye gittikçe de oyunun merkezinden kendi kalemize gidiyoruz.”
‘KENDİ FELSEFEMİZDEN RAKİP KİM OLURSA OLSUN ÖDÜN VERMEMEK GEREKİYOR’
Rakip kim olursa olsun çıkıp mücadele etmenin öneminde bahseden Palut, “Rizespor’daki ilk sorun görev süremdeki Fenerbahçe de olsa Galatasaray da olsa, işte Beşiktaş da olsa biz yine çıkalım, oyunumuzu oynayalım. Bu maçlara özel herhangi bir formasyon ya da daha oyunu çok geride kabul eden bir yapıda olmayalım. Biz de rakip kim olursa olsun çıkalım ve bu mücadeleyi gösterelim. Aslında temel felsefem her zaman olduğu gibi buydu. Hatayspor’da bir alt ligdeki takımla da buraya geldiğim zaman yine temel felsefem buydu. Ama bunu bu maç öncesi artık bir inatlaşma olarak içinde kabul etmeye başladım ve bir şeyleri değiştirmem gerektiğini düşündüm. Zaten maça başlangıcımız içindeki bu kararın bir yansımasıydı. Bunu yaparak da yani bir fazla merkez defans oyuncusunu da ekleyerek bazen daha iyi savunma yapamıyorsunuz. Şimdiki düşüncem evet maç bitti. Kendime şunu diyebilirim: ‘Yine inandığım oyunla, inandığım sistemle, belki önde baskıyla devam edip gerekirse yenilseydim.’ Tabii sonuçtan sonra bunu söylemek kolay. Yenilebiliriz evet iyi takımlar ama kendi felsefemizden rakip kim olursa olsun ödün vermemek gerekiyor. Bir dahaki maçlar için çok daha özel bir savunma prensibi içerisinde olmayı düşünüyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında Çaykur Rizespor deplasmanda oynadığı Galatasaray’a 5-0 yenildi. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut, “Farklı bir formasyonla maça başladık. Bu hafta ona hazırlamıştık. Kompakt bir savunma yaparak merkezi kalabalık tutmak istedik. Galatasaray’ın iştahlı başlamasını temposunu düşürmek istedik. Top bize geçerken de pas oyunu oynamayı planlıyorduk. Bunun nasıl yansımaların olacağı görmeye fırsat olmadan duran toptandan 2 gol yedik. Alikulov sakatlığı sistem değişti. İlk yarını sonuna kadar dengeli oyun oldu. İkinci yarının başında taştan gol yedik. Ondan sonrası hiç de kolay olmuyor. Kötü bir sonuçla ayrıldık. Galatasaray’ı tebrik ediyorum. Önümüzdeki haftanın maçına çok kırılma yaşamadan yarın başlayacağız” diye konuştu.
Büyük takımlarla oynadıkları maçlarda aldıkları sonuçların sorulması üzerine İlhan Palut, “Rizespor’daki görev süremdeki ilk sorun Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş olsa biz çıkalım oyumuzu oynayalım, bu maçlara özel herhangi bir yapıda olmayalım, rakip kim olursa oluşun bu mücadeleyi gösterelim istedik. Temel felsefem her zaman buydu. Hatayspor’da da buydu. Bunu bu maç öncesine inatlaşma olarak kabul etmeye başladım. Değiştirmem gerektiğimizi düşündüm. Bir fazla merkez defans oyuncusu ekleyerek bazen daha iyi defans yapamıyorsunuz. Bundan sonraki maçlarda, kendi felsefemizden ödün vermemiz gerekiyor. Bir dahaki maçlara özel bir savunma prensibi düşünmüyorum” şeklinde konuştu.
İlhan Palut ayrıca büyük maçlarda fazla gol yemelerinin temel nedeninin kırılganlık olduğunu söyledi.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun Rizespor için, ‘Rizespor, ligde gördüğüm en iyi takım’ açıklamasının hatırlatılması üzerine Palut, “Bizim için ‘Ligin iyi takımı Rizespor’ dediği için ‘Çok iyiyiz’ dememiz mi gerekiyor ama bu işte bir terslik var, bizim ligin iyi takımı nereden oluyoruz diye kendimizi sorgulayıp, ayaklarımızı yere daha sağlam mı basmamız mı gerekiyor. Fenerbahçe maçı öncesi bunun mücadelesini verdim. Böyle bir durum yok, ayaklarımız yere bassın. Bugünkü maç dışında kalan 4 maçta istediğimiz birçok şeyi sahaya yansıttık. Bu maç hiçbir şey yapamadık” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray, eski adı Türkiye 1. Futbol Ligi olan Süper Lig’in başladığı 1959 sezonundan bu transfer dönemine kadar 6 kıta ve 52 ülkeden 201 yabancı futbolcuyla sözleşme imzaladı.
Süper Lig’de son 2 sezonun şampiyonu Galatasaray, transfere geçen sezon kadrosunda bulunan Hakim Ziyech’in bonservisini alarak başladı.
Sarı-kırmızılı ekip, Türkiye’de daha önce Beşiktaş ve Fenerbahçe formaları giyen Belçikalı santrfor Michy Batshuayi, Danimarka’nın Kopenhag takımından 21 yaşındaki sağ bek Elias Jelert, İngiltere’nin Norwich City takımından Brezilyalı orta saha Gabriel Sara, Fransa’nın Monaco takımından Ismail Jakobs ve İtalya’nın Napoli takımından Victor Osimhen’i renklerine bağladı.
Galatasaray tarihindeki yabancı futbolcu sayısı, Roland Sallai’yle 207’ye çıktı.

KULÜP TARİHİNDEKİ İLK MACAR FUTBOLCU
Roland Sallai, sarı-kırmızılı kulübün tarihindeki ilk Macar futbolcu oldu.
Daha önce 52 farklı ülkeden 206 yabancı oyuncuyu kadrosuna dahil eden Galatasaray, Roland Sallai’yi Almanya ekibi Freiburg’dan kadrosuna katarak ilk defa Macar bir futbolcuyu transfer etti.

FREIBURG’DA GEÇEN SEZONKİ PERFORMANSI
Roland Sallai, Bundesliga ekibi Freiburg ile geçen sezon 37 maça çıktı.
Macar kanat oyuncusu, 2023-2024 sezonunda Freiburg ile çıktığı 37 maçta 8 gol ve 4 asist kaydetti.
EN FAZLA YABANCI BREZİLYA’DAN
Galatasaray, 1959’dan bu yana transfer hakkını en fazla Brezilyalılar’dan yana kullandı.
Sarı-kırmızılı ekip, 64 yılda 25 “Sambacı”yı kadrosuna kattı. Yugoslavya 16 futbolcuyla bu alanda ikinci, Romanya ise 15 oyuncuyla üçüncü sırada yer aldı.
TÜRK ASILLI YABANCILAR
Galatasaray’da başka ülke vatandaşı olan 7 Türk asıllı futbolcu forma giydi.
İsviçre pasaportu taşıyan Kubilay Türkyılmaz, Hakan Yakın ve Eren Derdiyok, Almanya vatandaşı olan Pierre Esser ve Kerem Demirbay, İsveç Milli Takımı’nda oynayan Jimmy Durmaz ile Avusturya pasaportuna sahip Yusuf Demir, sarı-kırmızılı formayı terletti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1. Lig’de mücadele eden Çorum FK, transfer döneminin son saatlerinde 3 futbolcuyu birden kadrosuna kattı.
Serkan Özbalta yönetimindeki kırmızı-siyahlılar, Burak Süleyman, Amar Catic ve Ahmet Said Kıvanç’ı renklerine bağladığını duyurdu.
ANLAŞMALARIN ŞARTLARI
Kulüpten yapılan açıklamada, 26 yaşındaki kaleci Ahmet Said Kıvanç ile anlaşmaya varıldığı ve 2 yıllık sözleşme imzalandığı belirtildi.
Açıklamada, 25 yaşındaki sağ kanat oyuncusu Amar Catic’in kiralık olarak sezon sonuna kadar Çorum FK’ye katılması konusunda Iğdır FK ile anlaşma sağlandığı, ayrıca 30 yaşındaki forvet Burak Süleyman ile de 1 yıllık sözleşme imzalandığı kaydedildi.



Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1. Lig ekiplerinden Adanaspor, savunma oyuncusu Yasin Arda Midiliç’i ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.
Kulüpten yapılan açıklamaya göre, Gençlerbirliği alt yapısında yetişen savunma oyuncusu Yasin Arda Midiliç, İstanbul’da kulüp başkanı Asil Bostancı ile bir araya geldi.

3 YILLIK SÖZLEŞME İMZALADI
Oyuncu, burada kendisini turuncu-beyazlı renklere bağlayan 3 yıllık sözleşmeyi imzaladı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1. Lig ekiplerinden Adanaspor, Burkina Faso Milli Takım oyuncusu Abdoul Tapsoba ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.
Kulüpten yapılan açıklamaya göre, son olarak Belçika ekibi Standard Liege forması giyen Abdoul Tapsoba İstanbul’da kulüp başkanı Asil Bostancı ile bir araya geldi.

2 YILLIK SÖZLEŞME İMZALADI
Oyuncu, kendisini turuncu-beyazlı renklere bağlayan 2 yıllık sözleşmeyi imzaladı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray Fildişi Sahilli futbolcusu Wilfried Zaha’yı 3 milyon euro karşılığında Fransız ekibi Lyon’a sezon sonuna kadar kiraladığını duyurmuştu.
Yıldız isim Zaha, yeni takımında ilk kez sahaya çıkmayı beklerken Lyon Teknik Direktörü Pierre Sage’den çarpıcı bir açıklama geldi.
“90 DAKİKA OYNAYABİLMESİ İÇİN BİRAZ ZAMANA İHTİYACI OLACAK”
Sage, 31 yaşındaki hücum oyuncusunun henüz 90 dakika oynayabilecek durumda olmadığını söyledi.
Pierre Sage, şu ifadeleri kullandı:
Wilfried Zaha biraz formsuz geldi çünkü transfer döneminin sonlarında olası bir transfer için daha az antrenman yaptı. 90 dakika oynayabilmesi için biraz zamana ihtiyacı olacak.

Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 5. hafta mücadelesinde Trabzonspor ile Beşiktaş karşı karşıya gelecek.
Bordo-mavililerin ev sahipliğinde Akyazı Stadyumu’nda oynanacak müsabaka 15 Eylül Pazar akşamı saat 20.00’de başlayacak.
Bu kritik maç öncesinde kariyerini Japon ekibi Sanfrecce Hiroshima’da sürdüren orta saha oyuncusu Tolgay Arslan açıklamalarda bulundu.
“ŞENOL HOCA’NIN TAKIMLARI ÇOK TEMPOLU VE BASKILI OYNAR”
HT Spor’a konuşan Tolgay, şu ifadeleri kullandı:
Şenol Hoca ile ben de çalıştım ve bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Şenol Hoca genelde oyuncularını çok rahat bırakır ve futbola odaklanmalarını sağlar. Bence Trabzonspor’un buna ihtiyacı var bu kötü başlangıçtan sonra. Çok iyi bir dönem geçireceğine inanıyorum. Trabzonspor – Beşiktaş maçı heyecanlı ve tempolu geçecektir. Şenol Hoca’nın takımları çok tempolu ve baskılı oynar.
“TRABZONSPOR 2-1 KAZANACAK”
Maçı Trabzonspor’un kazanacağını düşündüğünü söyleyen Tolgay, şunları dedi:
Beşiktaş sezona çok iyi girdi ama tabii ki maçın Trabzon’da olması Beşiktaş için büyük bir dezavantaj, ayrıca Şenol Hoca’nın ilk maçı. Bence Trabzonspor 2-1 kazanacak. Ozan’dan iyi bir performans bekliyorum.
BEŞİKTAŞ FORMASINI 123 KEZ GİYDİ
2015-2019 yılları arasında Beşiktaş formasını giyen 34 yaşındaki isim, 3.2 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Fenerbahçe’ye transfer olmuştu.
1 milyon euro piyasa değeri bulunan Tolgay, Beşiktaş formasıyla 123 kez sahaya çıktı. Başarılı isim, bu karşılaşmalarda 3 gol ve 12 asistle mücadele etti.

Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’de 4 maç sonunda topladığı 1 puanla 18. basamakta bulunan Hatayspor’da bir veda yaşanmıştı.
Bordo-beyazlılar, alınan istikrarsız sonuçların ardından teknik direktör Özhan Pulat’la yollarını ayırmış ve takımın başına Rıza Çalımbay’ı getirmişti.
KEITA TRANSFERİ GERÇEKLEŞMEDİ
Transferin son günlerinde Vincent Aboubakar ve Francisco Calvo gibi önemli isimleri renklerine bağlayan Hatayspor’da bir yıldız isim daha katılmak üzereydi.
Güney ekibi, Liverpool’un 2018 senesinde Leipzig’den 60 milyon euro bonservis bedeli karşılığında kadrosuna kattığı orta saha oyuncusu Naby Keita’yı zamanın yetmemesi nedeniyle renklerine bağlayamadı.

ZAMAN YETMEDİ
Sports Digitale’nin haberine göre, Hatayspor, anlaşmaya vardığı Naby Keita’yı Almanya’da sağlık kontrolüne sokmasına rağmen transferin tamamlanmasına zaman yetmedi ve iptal oldu.
29 yaşındaki Gineli futbolcu, bu gelişme sonrası kulübü Werder Bremen’de kaldı.
2 milyon euro piyasa değeri bulunan Naby Keita’nın geçen yıl transfer olduğu Werder Bremen ile sözleşmesi 2026 yılına kadar devam ediyor.
Emre Çalışkan
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ay-yıldızlı ekip gruptaki ikinci maçında 9 Eylül’de İzmir’de İzlanda ile karşı karşıya gelecek. Galler ise aynı gün Karadağ ile deplasmanda karşılaşacak.
MİLLİLER PENALTI BEKLEDİ HAKEM DEVAM DEDİ
A Milli Takım’ın UEFA Uluslar Ligi’nde deplasmanda oynadığı Galler maçında çarpıcı bir pozisyon yaşandı.
Maçın 29. dakikasında ceza alanında Joe Rodon ile girdiği mücadelede yerde kalan Barış Alper Yılmaz penaltı bekledi.

Norveçli hakem Rohit Saggi pozsiyona ‘Devam’ kararı verirken, pozisyonun ardından Joe Rodon ile tartışma yaşayan Barış Alper Yılmaz sarı kartla cezalandırıldı.
Hakem Saggi, VAR ile görüştükten sonra ‘Devam’ kararını onayladı ve maç kaldığı yerde devam etti.
REKLAMBARIŞ ALPER YILMAZ KIRMIZI KART GÖRDÜ
A Milli Takım’da Barış Alper Yılmaz, Galler karşılaşmasının 62. dakikasında ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı.

Barış Alper, İzlanda ile oynanacak bir sonraki maçta takımdaki yerini alamayacak.
EREN VE EMİRHAN İLK KEZ KADRODA YER ALDI
Ay-yıldızlı ekipte ilk kez aday kadroda yer alan Eren Dinkçi ve Emirhan Topçu maç kadrosuna da girdi.
Yedekler arasında yer alan iki oyuncu, Montella’nın Galler mücadelesinde şans vermesi halinde ilk kez A Milli Takım forması giyecek.
BAŞKAN HACIOSMANOĞLU KARŞILAŞMAYI TRİBÜNDE İZLEDİ
A Milli Takım’ın Galler ile deplasmanda oynadığı karşılaşmayı Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu tribünden izledi.
Başkan Hacıosmanoğlu, TFF başkanı seçildikten sonra oynanan ilk milli maçta tribündeki yerini aldı.

Hacıosmanoğlu, mücadeleyi A Milli Takımlar Sorumlusu Ceyhun Kazancı ve TFF Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte takip etti.
MAÇTAN DAKİKALAR
5. dakikada ev sahibi takım etkili geldi. Roberts’ın sağ kanattan altıpas önüne yaptığı ortada Ramsey kafayı vurdu, top üstten auta çıktı.
45+1. dakikada milli takımın sol kanattan Arda ile kullandığı serbest vuruşta, ön direkte Abdülkerim kafayı vurdu top üstten dışarıya gitti.
Karşılaşmanın ilk yarısı golsüz eşitlikle sona erdi.
51. dakikada milli takımın sol kanattan gelişen atağında Arda Güler ceza sahasında topla buluştu, yaptığı ortada Barış Alper kafayı vurdu, meşin yuvarlak üst ağlarda kaldı.
56. dakikada ev sahibi ekip gole yaklaştı. Ceza sahası önünde topla buluşan Wilson’ın sert şutunda top az farkla yandan dışarıya çıktı.
87. dakikada milli takım etkili geldi. Hakan Çalhanoğlu’nun sol kanattan kullandığı kornerde Abdülkerim kafayı vurdu, top kaleci Ward’da kaldı.
Mücadele 0-0 sona erdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’de ilk 4 hafta tamamlandı ve milli maçlar nedeniyle ara verildi. Ligin ilk 4 haftasını topladığı 10 puanla Fenerbahçe lider tamamladı. Beşiktaş ile Galatasaray da sarı-lacivertlileri 9 puanla takip ediyor. Adana Demirspor ise 1 puan ve averajla son sırada yer aldı.
6 takım yenilmedi
Süper Lig’de geride kalan 4 haftada 6 takım yenilgi yüzü görmedi. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, RAMS Başakşehir, Eyüpspor ve Göztepe mağlup olmayan takımlar arasında yer aldı.
Galatasaray ve Beşiktaş puan kaybetmedi
Süper Lig’de oynanan 4 haftada iki takım puan kaybetmedi. Galatasaray ve Beşiktaş oynadığı 3 müsabakadan da 3 puanla ayrıldı. Sarı-kırmızılıların, UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu maçından, Beşiktaş’ın da bir haftayı BAY geçtiği için maç eksiği bulunuyor.
5 takım galibiyet alamadı
Yeni sezonda bu haftaya kadar 5 takım ise henüz galibiyetle tanışamadı. Geride kalan 4 haftada Corendon Alanyaspor ve Trabzonspor 2, Kayserispor, Hatayspor ve Adana Demirspor da 1 puan toplayabildi.
Toplam 94 gol atıldı
Süper Lig’de ilk 5 haftada oynanan mücadelelerde toplam 94 gol atıldı. Ligin en golcü takımı 10 golle Fenerbahçe oldu. Sarı-lacivertlilerin ardından Başakşehir 10, Galatasaray da 9 kez rakip fileleri havalandırmayı başardı. Trabzonspor ise henüz gol sevinci yaşayamadı. Bordo-mavililer, ayrıca ligde gol yemeyen tek takım konumunda bulunuyor.
Krzysztof Piatek ve Edin Dzeko krallık yarışında zirvede
Fenerbahçe’nin Bosna Hersekli golcüsü Edin Dzeko ile Başakşehir’in Polonyalı forveti Krzysztof Piatek, 4 haftada rakip fileleri 4 kez havalandırdı ve gol krallığı yarışında zirvede yer aldı. Bu ikilinin ardından Beşiktaş’tan Ciro Immobile, Fenerbahçe’den Fred, Başakşehir’den Joao Figueiredo, Antalyaspor’dan Braian Samudio ve Miguel da Costa’nın da 3’er golü bulunuyor.
Krzysztof Piatek ve Fred’den hat-trick
Ligde oynanan 4 haftada iki futbolcu hat-trick yaptı. Fenerbahçe’nin Brezilyalı futbolcusu Fred, 3. haftadaki Çaykur Rizespor deplasmanında 3 gol kaydetti. Başakşehir’in Polonyalı futbolcusu Krzysztof Piatek de 4. haftada İstanbul’da oynadıkları Antalyaspor mücadelesinde 3 gol sevinci yaşadı.
En gollü maç: Başakşehir – Antalyaspor
Ligin en gollü maçı 4. haftada İstanbul’da, Başakşehir ile Antalyaspor arasında oynandı. Bu müsabakada toplam 7 gol atıldı. Turuncu-lacivertlilerin gollerini Krzysztof Piatek (3), Joao Figueiredo ve Deniz Türüç kaydederken, kırmızı-beyazlılarda da Sam Larsson rakip fileleri 2 kez havalandırdı.
Ayrıca Antalyaspor – Göztepe, Sivasspor – Trabzonspor, Konyaspor – Kayserispor ve Eyüpspor – Trabzonspor müsabakalarında gol sesi çıkmadı.
5 kırmızı kart çıktı
2024-2025 sezonunda şu ana kadar 5 futbolcu kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Gaziantep FK’dan Quentin Daubin, Sivasspor’dan Uğur Çiftçi, Antalyaspor’dan Güray Vural, Hatayspor’dan Guy-Marcelin Kilama ve Adana Demirspor’dan da Tolga Kalender kırmızı kart gördü.
Sami Uğurlu ve Arda Turan kırmızı kartla cezalandırıldı
Kasımpaşa Teknik Direktörü Sami Uğurlu ile Eyüpspor Teknik Direktörü Arda Turan, kırmızı kartla oyun dışında kalan çalıştırıcılar oldu. Uğurlu, ilk haftada İstanbul’da oynanan Konyaspor maçında kırmızı kart gördü ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) 7 maç ceza verdi. İlk defa Süper Lig’de takım yöneten Turan ise deplasmandaki Alanyaspor mücadelesinde kırmızı kartla dışarıda kalırken, PFDK’dan 1 maç ceza aldı.
İlk teknik direktör ayrılığı Trabzonspor’dan
Sezona iyi başlayamayan ve galibiyet alamayan Trabzonspor, teknik kadroda değişiklik yaptı ve Teknik Direktör Abdullah Avcı ile yollarını ayırdı. Bu aynı zamanda Süper Lig’de bu sezonki ilk teknik adam değişikliği oldu.
Ligin yenileri Eyüpspor ve Göztepe iyi başladı
Ligin yeni takımlarından Eyüpspor ile Göztepe sezona iyi bir başlangıç yaptı. Eflatun-sarılılar 2 galibiyet, 2 beraberlikle 8 puan toplarken, İzmir ekibi de 1 galibiyet, 3 beraberlikle 6 puan aldı. Diğer bir yeni ekip Bodrum FK ise 1 kez galip gelirken, 3 kez de mağlubiyet yaşadı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kahramanmaraş’ta ilk kez düzenlenen Auto Fest festivalinde modifiye tutkunları bir araya geldi. Türkiye’nin değişik illerinden gelen araba tutkunlarının buluştuğu festivalde desibel, güzellik ve basıklık yarışmaları düzenlendi. Drift gösterisinin de yapıldığı festivale vatandaşlar oldukça yoğun ilgi gösterdi.
Modifiye araçların yerden yüksekliğinin en aza indirildiği basıklık yarışması da festivale renk katan bir diğer etkinlik oldu. Yere sıfır bir şekilde dizayn edilen otomobil, katılımcılar ve izleyiciler tarafından büyük beğeni topladı.
Otomobillere birbirinden farklı, güzelleştirme yöntemiyle tanınmış kişi olan Ünal Turan, “Ben bunu Kahramanmaraş’ta ilk defa gördüm çok da güzel oldu. Efsane bir etkinlik oldu tüm gençler bir araya geldik ve hep beraber bu işten keyif aldık. Kahramanmaraş gibi birçok ilimizde bu tarz etkinlikler yapılıyor, Kahramanmaraş burası kötü bir şey bekleyebilir misin, bayıldık buraya” dedi.
Festivale Adana’dan katılan ve dereceye giren Oral Güler ise, “Böyle güzel bir etkinlikte bizim de olmamız gerektiğini düşünerek buradaki halka drift şov yaptık. Bu işe gönül verdik, modifiyeli araç bir tutkudur. Tabi bu çocukluktan gelen bir hevestir. Biz de bu hevesle drift aracımızı hazırladık. Bu performansa dayanarak güzel bir etkinlik yaptık” diye konuştu. – KAHRAMANMARAŞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1. Lig’in 4. haftasında Pendikspor, sahasında karşılaştığı Iğdır FK’ya 2-0 mağlup oldu.
Pendikspor Teknik Direktörü Osman Özköylü, müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
“MAALESEF FUTBOL OYNAMADAN BİR TAKIM SAHADAN GALİP GELDİ”
Karşılaşma 0-0 devam ederken verilen penaltı kararını doğru bulmadığını dile getiren Osman Özköylü, şu ifadeleri kullandı:
Bugün futbol oynayan takım kaybetti. Maalesef futbol oynamadan bir takım bugün sahadan galip geldi. Belki biraz ağır olacak ama sahtekarca alınmış bir penaltı ve buna çanak tutan hakemler, başta VAR hakemi. Maalesef o VAR hakeminin ne işe yaradığını bugün çok merak ediyorum. Böyle bir pozisyonda bizim oyuncumuzun ayağı yerde, hiçbir hamlesi yok, Regattin gelip ayağını bizim oyuncuya takıyor ve penaltıyı alıyor. VAR’daki beyefendi de kalkıyor diyor ki ‘Evet penaltı.’ Gerçekten bu kadar emeğe, çabaya, bu kadar insanın alın terine bu kadar kolay nasıl yazık edebiliyorsunuz? Maçın seyrini bir anda sahtekarca alınmış bir penaltıyla nasıl değiştirebiliyorsunuz? Sayın hakemler siz bu adaletsizliği bize yapmadınız, futbola yaptınız.

“PENDİKSPOR HER ZAMAN İYİ FUTBOL OYNAYACAK”
Iğdır FK’nın savuma ağırlıklı oyununu da eleştiren Özköylü, şu şekilde konuştu:
Oyun olarak, mücadele olarak nasıl bir takım olduğumuzu zaten biliyoruz. Bugün bizim için eksik olan tek şey goldü, onu atamadık. Sonucun böyle olması bizi çok üzdü. Hak etmediğimiz bir sonuç. Sadece savunma yapmayı düşünen, 1950’den kalma bir futbol anlayışıyla oynayan bir takıma kaybettik. Beni en çok üzen de maalesef bu oldu. Bugün olmadı ama yarın olacak. Çünkü gelecek adına bize büyük bir umut veren oyun vardı sahada. Oyuncularımın hepsini gönülden kutluyorum, alınlarından öpüyorum. Biz futbol oynamaya devam edeceğiz. Pendikspor her zaman iyi futbol oynayacak, herkesin keyif alacağı futbol oynayacak. İnşallah gelecek bizim adımıza çok güzel olacak ama geleceğimizi böyle komik kararlarla, komik hakemlerle kimse engellemesin.

“BİZİM EMEĞİMİZLE KİMSE OYNAMASIN”
Osman Özköylü, sözlerini şu şekilde tamamladı:
Bugünkü penaltıya bir tane aklı başında futbolu bilen bir adam penaltı desin, ben bütün Türkiye’den herkesin gözü önünde defalarca özür dileyeceğim. Ama o komik penaltıyı verenler de çıkıp bunun hesabını vermeli. Bunun hesabını soracak olan da MHK’dir. Sahadaki hakem o an öyle görmüş olabilir ama VAR bu kararı düzelttirmiyorsa, aksine o sahtekarlığı onaylıyorsa o zaman onda da büyük problem var demektir. Ya futbolu bilmiyor ya da başka bir art niyet var. Bizim emeğimizle kimse oynamasın.
Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muaythai Çocuklar Minik ve Yıldızlar Türkiye Şampiyonasına Bitlis Eren Üniversitesinin ev sahipliğinde yapıldı. Türkiye Muaythai Federasyonu 2024 faaliyet programında yer alan ‘Bir gün spor bir gün siper’ sloganıyla düzenlenen Sultan AlparslanMalazgirt Zaferi 1071 ve Ahlat Etkinlikleri Çocuklar Minik Yıldız Türkiye Şampiyonası 55 ilden 575 sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi. Şampiyonaya Manisa’nın Turgutlu ilçesinden katılan 14 yaşındaki Bestegül Varol yıldız gençler kategorisinde Türkiye Şampiyonu olurken 11 yaşındaki Mısra Çelik de minikler kategorisinde Türkiye ikincisi olarak büyük bir başarıya imza attı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 4. haftasında Adana Demirspor, sahasında konuk ettiği Galatasaray’a 5-1 mağlup olmuştu.
Galatasaray’a galibiyeti getiren golleri; 9’uncu dakikada Kerem Aktürkoğlu, 18’inci dakikada kendi kalesine Semih Güler, 31’inci dakikada Barış Alper Yılmaz, 37’nci dakikada Dries Mertens ve 60’ncı dakikada Abdülkerim Bardakcı kaydetmişti.
Adana Demirspor’un tek golünü 79’uncu dakikada penaltıdan Andrew Gravillion atmıştı.
Galatasaray, bu galibiyetle puanını 9’a çıkarırken Adana Demirspor, 1 puanda kaldı.
DENİZ’İN BABASI KONUŞTU
Bu müsabakanın ardından ise Adana ekibinin 15 yaşındaki genç kalecisi Deniz Dönmezer, gösterdiği performans gerekçesiyle sosyal medyada eleştirilmişti.
Yaşanan bu gelişme üzerine Beyaz TV’ye çıkan Deniz’in babası Önder Dönmezer, tepkilere karşılık verdi.

“PENALTI KURTARMASI HOŞUMUZA GİTTİ”
Oğlunun penaltı kurtarmasının hoşuna gittiğini söyleyen Dönmezer, şunları dedi:
Çok gol yemesi hoşumuza gitmedi ama penaltıyı kurtarması hoşumuza gitti. Üzüldük, bir hata yaptı. Süper Lig’de dördüncü maçına çıktı ve bir hata yaptı. Farklı bir mağlubiyet oldu ve bir hata var. Söyleyecek pek bir şey yok. Deniz Eren Dönmezer, alt yaş kategorilerinde milli takıma çağrıldı. U17’ye yine çağrıldı. Bunlar bir kriter oluyorsa, Deniz çok iyi ve önü de açık.

“BİR İKİ HATASI DA OLUR”
Genç yaşına rağmen oğlunun iyi performans gösterdiğini belirten Önder Dönmezer, şu sözleri sarf etti:
Bizim isteğimiz Avrupa’da iyi bir kulüpte oynaması ve Milli Takım’ın vazgeçilmezi olması. 15 yaşında bir çocuktan beklenmeyecek performans gösteriyor ve bir iki hatası da olur.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin Erdemli’de düzenlenen Havalı/Ateşli Silahlar Gençler ve Yıldızlar Zafer Kupası müsabakalarında yarışan Erzincan atıcılık sporcularından; Genç Erkekler Havalı Tüfek disiplininde yarışan sporcu Galip Berat Afal Türkiye Şampiyonu oldu. Aldığı bu başarıyla Peru’da yapılacak olan Gençler Dünya Şampiyonasına katılım sağlayacak.
Galip Berat Afal ayrıca, 3*20 Ateşli Silahlar Müsabakasında Türkiye ikincisi, Yat Pozisyonu Müsabakasında Türkiye üçüncüsü oldu.
Yıldız Bayanlar Havalı Tüfek disiplininde yarışan Nisanur Özatalay Türkiye şampiyonu oldu.
Yıldız Erkekler Ateşli Silahlar Yat pozisyonunda yarışan Berat Kütük Türkiye üçüncüsü oldu.
Müsabakada yarışan Erzincanlı 5 sporcu Sporcu Eğitim Merkezi Baraj Puanı atarak Sporcu Eğitim Merkezine girmeye hak kazandı. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen, Kadıköy’de 30 Ağustos Cuma Günü oynanan Fenerbahçe-Alanyaspor maçını izledikten sonra aracına bindi. Otopark çıkışına geldiğinde arkasında kornaya basan sürücüyü uyarmak istedi. Bu sırada aracından inen şahıs, savcı İşçimen’e saldırarak defalarca yumrukladı. Çevredeki vatandaşların müdahalesiyle sakinleştirilen şahıs, aracına binerek olay yerinden uzaklaştı. Olay anı güvenlik kamerasına yansırken, polis tarafından aranan saldırganın 7 suçtan kaydı olduğu öğrenildi.
Bakan Tunç’tan açıklama: “Adli soruşturma başlatıldı”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı. Açıklamada, “İstanbul Kadıköy’de Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen’e yapılan fiziksel saldırıyı şiddetle kınıyorum. Yargıtay Cumhuriyet Savcımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum. Bizleri ve yargı camiamızı derinden üzen saldırıyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmıştır” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kilis İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, il genelinde trafik denetimlerine hız kesmeden devam ediyor. Kent genelindeki denetimlerde son 30 gün içerisinde 5 bin 817 motosiklet, 14 bin 225 otomobil olmak üzere toplamda 20 bin 42 araç sorgusu yapıldı. Sorgusu yapılan ve evraklarında eksik olan araç ve motosiklet sürücülerine cezai işlem uygulandı.
Yetkililer, motosiklet sürücülerine yönelik denetimlerin artarak devam edeceğini ve yol güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri alacaklarını belirtti. – KİLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Büyükşehir Belediyespor’un milli cimnastikçileri Furkan Saylan ve Duru Günen başarılarına bir yenisini daha ekledi. Bulgaristan’ın Plovdiv kentinde düzenlenen Aerobik Cimnastik Uluslararası Plovdiv Cup Yarışmasında 12/14 yaş çiftler katagorisinde 18.050 puan alarak altın madalyanın sahibi oldu ve İstiklal Marşını Bulgaristan’da okutturmanın gururunu yaşadı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KISA SÜREDE GÜNDEM OLDU
Siyah-beyazlıların golcüsü Ciro Immobile, maçın başında konuk takımın yıldızı Rey Manaj ile tartıştı. İtalyan yıldız, Manaj’a yaptığı müdahale nedeniyle sarı kart gördü. Bu pozisyon kırmızı kart tartışmalarını da beraberinde getirdi.
ÇAKAR’DAN ŞENER’E TOKAT
Ünlü yorumcular Ahmet Çakar ve Ertem Şener, tartışma konusu olan Immobile-Manaj pozisyonunu yeniden canlandırdı. Çakar’ın, canlı yayında Şener’in ensesine tokat atması futbolseverler tarafından büyük ilgi gördü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KADIKÖY’de Fenerbahçe-Alanyaspor maçını izledikten sonra otoparka giden Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen, otopark çıkışında kornaya basan sürücüyü uyarınca saldırıya uğrayarak darbedildi. Savcının darbedildiği anlar otoparkın güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, 30 Ağustos Cuma günü akşam saatlerinde Kadıköy’de meydana geldi. İddiaya göre; Fenerbahçe-Alanyaspor maçını izleyen Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen, maçın ardından aracına binmek için otoparka gitti. Otoparktan çıktığı sırada savcı İşçimen, arkadan gelen sürücü tarafından kornaya basılarak uyarıldı. O sırada aracından inen savcı ile sürücü arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine aracından inen sürücü, Savcı Necip Cem İşçimen’i darbederek saldırmaya başladı. Çevredekilerin araya girmesiyle kavga ayrıldı. Savcı İşçimen, karakola giderek şikayetçi oldu. Olay yerine gelen polis ekipleri otopark kameralarını inceleyerek şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Savcı İşçimen, polis merkezinde gösterilen kayıtlardan iki şüpheliyi teşhis etti. Tespit edilen saldırganlardan T.T. polis ekipleri tarafından yakalanırken, olay yerinden kaçan E.G. ise her yerde aranıyor. E.G.’nin 7 suç kaydının bulunduğu belirlendi.
SALDIRI KAMERADA
Savcı Necip Cem İşçimen’in darbedildiği anlar otoparkın güvenlik kamerasına yansıdı.
BAKAN TUNÇ SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Saldırının ardından sosyal medya hesabından konuyla ilgili paylaşım yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yapılan fiziksel saldırıyı şiddetle kınadığını belirterek, şunları söyledi Yargıtay Cumhuriyet Savcımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum. Bizleri ve yargı camiamızı derinden üzen saldırıyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmıştır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Süper Lig’in 4. haftasında Konyaspor ile karşılaşan Kayserispor sahadan beraberlikle ayrıldı. Rakibi ile Konya’da oynadığı son 5 maçta 2 beraberlik 3 yenilgi alan sarı kırmızılılar, son oynadığı maçtan da galibiyet alamadı. 3 puan almak adına sahaya çıkan ve önemli pozisyonlar bulan Kayserispor, 0-0 sona eren maç neticesinde hanesine 1 puan yazdırırken deplasmanda kazanamama sayısını 6’ya yükseltti. Rakibi ile Konya’da oynadığı son 5 maçını da kazanamayan Kayserispor, son galibiyetini 2018-2019 sezonunda 1-0’lık sonuçla almıştı.
Sonrasında oynadığı 5 maçta 2 beraberlik 3 yenilgi alan Kayserispor, geçen sezon 2-0 yenildikten sonra bu sezon da 0-0 berabere kaldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alaşehir Belediye Spor Karate Takımı bünyesinde spor yapan çocuklar, Kuşadası’nda ilk defa deniz görerek kumsalda güneşin tadını çıkardı. Karateci çocuklar önce İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Nazarköy Mahallesini ziyaret etti. Nazar boncuğu üretimiyle dünyaya nam salmış Nazarköy’de nazar boncuğunun üretim aşamalarına şahitlik eden Alaşehirli çocuklar daha sonra İzmir’in Selçuk ilçesindeki Şirince köyünü gezdi. Bol bol hatıra fotoğrafı da çektiren çocukların son durağı ise Kuşadası oldu. Denize girip kumsalda güneşlenen çocuklar, gönüllerince bir gün geçirdi.
Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüğlu’nun her zaman kendilerine destek verdiği ve toplantılarda sürekli sporun dışında çocuklara değişik aktiviteler yapmalarını istediği söyleyen Alaşehir Belediye Spor Karate Antrenörü Bilal Gültekin, Uluderbent Mahallesinde kursa gelen çocuklara gezi düzenlediklerini belirtti. Alaşehir merkez ile birlikte 5 mahallede karate kursu açtıklarını ve 220 sporcularının bulunduğunun altını çizen Karate Antrenörü Bilal Gültekin, Alaşehir Belediye Başkanı Öküzcüoğlu’nun desteğiyle hayatlarında ilk defa deniz görecek çocukları Kuşadası’na götürdüklerini anlattı. Nazarköy ve Şirince’yi de gezdiklerini ifade eden Antrenör Gültekin, “Alaşehir’de Belediye Başkanımızın da desteğiyle 5 mahallede kurs açtık. Çocuklar yoğun bir şekilde karateye geliyor. Biz de bu çocuklarımızı sporun dışında kültürel ve sosyal aktiviteler ile ufuklarını açmak istiyoruz. Bu konuda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum” diye konuştu. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAKEMLER ORTAK GÖRÜŞTE BİRLEŞEMEDİ
Kısa sürede gündem olan ve futbolseverlerin birbirinden farklı değerlendirmelerde bulunduğu o pozisyonu ünlü hakemler de yorumladı.
İşte o yorumlar;
AHMET ÇAKAR: “HAKEM GÖRMEK İSTEMEDİ”
Eski hakem Ahmet Çakar, bu pozisyon için “Immobile’nin Sivassporlu oyuncunun ensesine ve boynuna tokadını vuruyor. Hakem sarı kartla geçiştiriyor. VAR hakemi uyarmıyor. Cesur Türk hakemleri görmek istemedi. Maçın başında Beşiktaş 10 kişi kalmaktan kurtuldu.” yorumunu yaptı.
TOROĞLU: “KIRMIZI KART AĞIR OLUR”
Erman Toroğlu, “Pozisyonda, Immobile bilmemkim ismi önemli değil, at. Aynı pozisyonda atabilecek misin, atamayacaksın. Futbolcuyu atmak kolay. Adam öyle bir futbolcu değil. O pozisyona kırmızı çıkmaz, ağır olur. Herkes birbirini kovalıyor, Immobile atılsın, öyle gidilsin şampiyon olalım. Biz iyi oynayalım yok. O atılsın, o atılsın, o atılsın, ben aradan çıkıp şampiyon olayım diyorlar.” yorumunu yaptı.
AYDINUS: “SINIRDA, SARIYI DESTEKLİYORUM”
Pozisyonu yorumlayan Fırat Aydınus “Manaj’ın tahriği var. Sarı karta VAR karışamaz. Kırmızı da çıksa VAR karışamazdı. Hakem burada yorumunu sarıdan yana kullandı. Sınırda bir hareket. Ben de sarıyı destekliyorum.” ifadelerini kullandı.
TRIO’DA POZİSYONA NE DEDİLER?
Bahattin Duran: “Manaj’ın ilk başta yaptığı hareket sportmence değil. Immobile’ye sarılıyor. O anda Immobile sinirleniyor ve her iki eliyle boynundan tutup, Manaj’ı aşağıya doğru çekiyor. Manaj’ın ilk yaptığı hareketin cezası sarı kart. Immobile, Manaj’ın baş ve boyun bölgesine ellerini bastırıyorsa kırmızı kart. Burada bir vurma görmedim. Immobile şiddetli elleriyle indirdiyse kırmızı, tutup aşağıya çektiyse sarı kart. Benim gördüğüm görüntülerden sarı kart yeterli. Manaj’a da bir kart çıkmalıydı.”
Deniz Çoban: “Ben burada gaddarlık görmüyorum. Beline sarılan Manaj’a tepki için Immobile döndü ve iki eliyle boynundan tutup, yere ittirdi. Bunun cezası sarı kart. Bu görüntülerde daha fazlasını görmedim. Yere şiddetli ittirip kafasını yere çarptırmıyor. Her açıdan baktım, bana göre sarı kart. Hakemin eksikliği, Manaj’a kart vermemesi.”
Bülent Yıldırım: “Ben de aksini görmedim. Hakemin görüş açısında, şiddeti gösterecek sert bir müdahale hiçbir açıda yok. Bu yüzden VAR karışamaz. Hakem de zaten görmüş. Hakemin kararı yeterli. Bu tarz ikili eşleşmelerde, bu tip hareketlerde mutlaka tahrik vardır. Hakem tecrübe eksikliğinden anlayamamış. Manaj’a da kart çıkmalıydı.”
İşte o pozisyon;



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Darende Güreş Sahası’nda 220 sporcunun katılımıyla düzenlenen organizasyonda, başpehlivanlık için Rıza Yıldırım ile Samet Özarslan finalde karşılaştı. Çekişmeli geçen müsabakada rakibinin sırtını yere getiren Yıldırım, aynı sahada başpehlivanlığı 3. kez elde etti.
Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, yaptığı konuşmada, Zengibar Karakucak Güreşleri’nin bölgenin en önemli güreş organizasyonlarından biri olduğunu söyledi.
Güreşçilere teşekkür Eden Bozkurt, “Darende’miz geçmişten gelen önemli bir güreş geleneğine sahip. Bu geleneği her yıl üzerine koyarak devam ettiriyoruz. Burası yıllardır karakucak er meydanı olarak pehlivan yetiştirmektedir.” diye konuştu.
Başpehlivan Rıza Yıldırım da Darende’nin karakucak güreşlerinde önemli bir merkez olduğunu belirtti.
Darende’de 3. kez başpehlivanlığı aldığı için mutlu olduğunu dile getiren Yıldırım, “Samet kardeşime de ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Çok mutluyum emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” dedi.
Konuşmaların ardından dereceye giren güreşçilere ödülleri verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulübün olağan seçimli toplantısı, Fatsa Kültür Sarayı’nda gerçekleşti. Yapılan seçimler sonucunda tek liste ile seçime giren mevcut Başkan Üzeyir Erdoğan, yeniden başkan seçildi.
Başkan Üzeyir Erdoğan yaptığı açıklamada, “Fatsa Belediyespor için bundan sonra da devam edeceğiz. Yeni yönetimimiz ile birlikte daha da güçlü olduk. Hep birlikte takımımızın daha üst seviyelere çıkması için mücadele edeceğiz. Herkesten destek bekliyoruz. Fatsa her zaman profesyonel olmayı hak etmiş bir ilçedir” dedi. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANCELOTTİ MEVKİSİNİ DEĞİŞTİRDİ
Relevo’nun haberine göre; Carlo Ancelotti ve kurmayları, Arda Güler’in elit seviyede bir orta saha oyuncusu olma potansiyeline sahip olduğuna inanıyor. Yönetim, 19 yaşındaki futbolcunun genellikle ceza sahası yakınlarında kalmak yerine, daha derin pozisyonlarda oyun kurma becerisini kullanmayı istiyor.
OYUNA GİRDİ, PUANI GETİRDİ
Geçtiğimiz hafta Las Palmas deplasmanında oyuna sonradan giren Arda Güler, takımına kazandırdığı penaltı ile gelen 1 puanın en büyük mimarlarından oldu.

BETİS KARŞISINDA İLK 11’DE OLACAK
Öte yandan La Liga’nın ilk 3 haftasında 4 puan kaybeden Real Madrid’de teknik direktör Carlo Ancelotti, ilk 11’i değiştirmeye hazırlanıyor. Relevo’da yer alan diğer bir habere göre; Ancelotti, Arda Güler ve Brahim Diaz’ı 11’e almayı düşünüyor. İtalyan teknik adamın sahaya sürdüğü ilk 11’i sık sık değiştirme konusunda her zaman isteksiz olduğu belirtilse de bu kararı verdiği ifade edildi.
MAÇ PAYLAŞIMINDA YER ALDI
Ayrıca Real Madrid, Real Betis karşılaşması için maç günü paylaşımında kullandığı fotoğrafta Arda Güler’e de yer verdi. Arda, büyük olasılıkla maça ilk 11’de başlayacak. İspanyol devi, 4. hafta maçında bu akşam TSİ 22:30’da Real Betis’i konuk edecek.
İşte o paylaşım;

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyada iki kıta arasında gerçekleşen tek triatlon yarışması olan Oral-B Challenge İstanbul dördüncü kez İstanbul’un Beykoz ilçesinde yapıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın himayesinde, Herkes İçin Spor Federasyonu, Türkiye Triatlon Federasyonu ve Challenge Family iş birliği ile Beykoz Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve Oral-B’nin sponsorluğuyla gerçekleşen yarışmaya yerli ve yabancı 680 triatlet katıldı.
Triatletler zorlu mücadeleye güneşin doğmasıyla birlikte 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’ye gümüş madalya kazandıran milli sporcu Yusuf Dikeç ve Oral-B’nin marka yüzü oyuncu Yağmur Tanrısevsin’in Kanlıca’da Dikeç’in ünlü pozuyla verdiği startla başladı. Sporcular, 2 bin 300 metrelik yüzme parkurunun ardından Küçüksu İskelesi’nde karaya çıktı. Asya’dan Avrupa’ya Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçip Harp Akademileri Kavşağı’ndan dönerek 40 kilometrelik parkuru bisikletle tamamlayan sporcular, Küçüksu-Çubuklu arasında 3 tur olarak hazırlanan 10 kilometrelik parkuru koşarak tamamladı.
Etkinliğe P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu ve Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya katıldı. Ayrıca boğazdaki nefes kesen yarışı Avrupa Triatlon Federasyonu Başkanı Renato Bertrandi, Avrupa Triatlon Federasyonu CEO’su Michele Tiozzo, Asya Triatlon Birliği Teknik Kurul Başkanı Sarita T. Zafra ve Challenge CEO’su Jort Vlam da izledi.
Dünyanın en önemli triatlon yarışmalarından biri olan Oral-B Challenge İstanbul’da genel klasmanda kadınlar genel kategorisinde Ece Calp 2: 17: 20’lik derecesiyle birinci olurken, İpek Öztosun 2: 19: 08’lik derecesiyle ikinci ve Zeren Yılmazkaraosmanoğlu 2: 37: 42’lik derecesiyle üçüncü oldu. Erkekler kategorisinde ise Behzad Nobaripur 2: 00: 48’lik derecesiyle birinci olurken, Bahadır Tama 2: 01: 38’lik derecesiyle ikinci ve Dominik Dubej 2: 05: 41’lik derecesiyle üçüncü oldu.
Bu yılki yarışta her üç yaş kategorisinde ilk üç dereceye girenler Challenge tarafından Slovakya’da düzenlenen, markanın orta mesafe amiral gemisi yarışmasına da katılma şansı yakaladı.
TURNAOĞLU: BU HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMENİN SONSUZ BİR MUTLULUĞU VAR
P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, “Yarışmanın bu sene dördüncüsü yapıldı. Biz de Oral-B olarak biz de içindeyiz hatta bu bir hayaldi, triatlona ilk destek verdiğimizde böyle bir organizasyon yoktu. Bu hayali gerçeğe dönüştürmenin sonsuz bir mutluluğu var. İlk seneye göre de yoğun bir ilgi var. Tanınırlığı sadece Türkiye’de değil, dünyada da sağlandı. Hatta seneye Avrupa-Asya triatlon şampiyonası 2 kıtanın birleştiği tek yerde yapılacak. Sporcu sayısı dörde katlanacak. Bütün dünyada bilinirliği daha fazla sağlanacak. Triatlon hem Türkiye’deki tanıtımına katkıda bulunan, hem de İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunan bir organizasyonun Oral-B olarak ana destekçisi olarak mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
‘ÖNÜMÜZDEKİ SENE 50’NİN ÜZERİNDE ÜLKEDEN KATILIM BEKLİYORUZ’
Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya ise “Oral-B’nin büyük desteğiyle organizasyonun dördüncüsünü gerçekleştiriyoruz. İstanbul bir megakent bu nedenle İstanbul’un tanıtıma ihtiyacı yok gibi görünse de 2036 için İstanbul’da olimpiyatları yapmayı düşünüyorsak bu tarz büyük organizasyonların burada yapılması şart. Sportif aktivitelerle İstanbul’un bilinirliğini artırmak, sportif aktivitelerle insanların kafasında yer etmesini sağlamak çok önemli. Asya’dan ve Avrupa’dan en üst düzey yetkililer burada. Önümüzdeki sene tarihte ilk kez 2 kıta şampiyonasının bir arada yapılacağı bir organizasyon planlıyoruz. Önümüzdeki sene 50’nin üzerinde ülkeden katılım bekliyoruz ” ifadelerini kullandı.
‘HEDEFİM 2028 OLİMPİYAT OYUNLARI’
Katılımcılardan paralimpik sporcu Kübra Dere hedefinin 2028 olimpiyat oyunları olduğunu belirterek, “Triatlon güzeldi. Yüzmeden iyi bir dereceyle çıktım. Bisiklet de çok zorlamadı, sadece ilk baştaki çıkışta zorlandık. Koşuda da güzel bir ambiyansla koştuk. Bu enim ilk uzun metrajlı triatlon yarışımdı. Ben de kendimi test etmek istediğim için katıldım. Sonuçtan gayet mutluyum. Daha önce paratriatlon kısmına katılmıştım. İlk defa uzun mesafeye yaş gruplarıyla katılıyorum. Bundan sonraki hedefim paratriatlon alanında milli takıma girmek, ülkemi temsil etmek. Hedefim 2028 olimpiyat oyunlarına katılmak” dedi.
Emre Karagözlü ise “Takım olarak yarıştık. Ben koştum diğer iki arkadaşım sırasıyla yüzüp bisiklet sürdüler. Güzel bir organizasyondu. Ben uzun yıllardır koşuyorum ancak ilk defa bir triatlon yarışmasında takım halinde koştum. Keyifliydi” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talasgücü Belediyespor iken ismi Erciyes 38 Futbol Kulübü olan ve renkleri mavi siyaha değişen Kayseri ekibi, sezon öncesi ilk hazırlık maçını oynadı. Kayseri Sümer stadında Kayseri Süper Amatör Küme takımlarından Kocasinan Şimşekspor ile karşılaşan mavi siyahlılar, farklı galip geldi. Sentetik çim sahada oynanan maçın ilk yarısını 1-0 önde tamamlayan Erciyes 38 Futbol kulübü, ikinci yarıda 3 gol daha bularak maçı 4-0 kazandı. Mavi siyahlı takımın gollerini Ayhan Gürbüz, Fevzican Bozkuş (2) ve Ziyahan Elbaşı kaydetti.
Erciyes 38 Futbol Kulübü Teknik Direktörü Uğur Kulaksız; iyi bir hazırlık evresi geçirerek ligde başarılı olmak istediklerini söyledi. Kulaksız, “Lig öncesi ilk hazırlık maçımızı oynadık. Skordan ziyade sergilenen futbol önemli idi. Lig maçına kadar eksiklerimizi giderip daha iyi bir hale gelmek istiyoruz” dedi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin çeşitli illerinden dağcılarla birlikte önce Çamlıhemşin Yukarı Kavron Yaylası’na giden dağcılar, buradan kamp yükleriyle 2918 metre yüksekliğindeki Mezovit Yaylası’nda kamp yaptı. Zorlu tırmanışın ardından 3937 metre yüksekliğindeki zirveye ulaşan dağcılar saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okudu.
Etkinlik 30 Ağustos Zafer Bayramı anısına yapıldı. – KIRŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU İl Emniyet Müdür Yardımcısı Türker Uygur, 28-31 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası’nda üçüncü oldu.
Türkiye 2024 Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası, 28-31 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Yarışmada sporcular farklı kategorilerde mücadele etti. Bolu’da İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görevli Türker Uygur(51)’de yarışmaya katıldı. Uzun süredir yarışma için hazırlanan ve 45 yaş üstü kategoride mücadele eden Uygur, jüri değerlendirmesi sonucunda 3’üncü oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şehitkamil Belediyesi Köy Turnuvaları, final maçıyla sona erdi. Yaklaşık 1 aylık sürenin ardından şampiyon takım belli oldu. Kıyasıya maçların oynandığı turnuva, adeta Süper Lig havasında geçti. 30 Ağustos’ta oynanan karşılaşmalarıyla turnuvanın şampiyonu ve 3’üncüsü de belli oldu.
Turnuvanın şampiyonu Dülük oldu
Şehitkamil İlçe Stadyumu’nda oynanan final karşılaşmasında Dülük ile Bağbaşı şampiyonluk için sahaya çıktı. Yüzlerce taraftarın takip ettiği karşılaşma oldukça çekişmeli geçti. Bol pozisyonlu maçta gol fırsatını değerlendiren Dülük, skoru korudu ve karşılaşma bu sonuçla tamamlandı. Dülük taraftarları alınan galibiyetin ardından büyük mutluluk yaşadı. Dülük’e şampiyonluk kupası Şehitkamil Belediye Başkan Yardımcısı Arkın Bereketoğlu tarafından takdim edildi. Bereketoğlu, Dülük’ü şampiyonluğundan dolayı kutlayarak, yoğun katılımla gerçekleşen turnuvada her takımın kıymetli olduğunu söyledi. Bereketoğlu, tüm takımlara bundan sonraki süreçte başarılar diledi.
Öte yandan turnuvanın 3’üncüsü ise Beylerbeyi oldu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol 1. Lig’de 30 Ağustos Cuma günü oynanan Manisa FK – Adanaspor maçı için Manisa’ya gelen Adanaspor Teknik Direktörü Souleymane Bamba, karşılaşma öncesi rahatsızlanarak Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesine kaldırıldı. Ocak 2021’de teşhis konulan Non-Hodgkin Lenfoması’nın tekrar nüksetmesi sonucu rahatsızlandığı öğrenilen Bamba burada tedavi altına alındı. Bamba doktorların tüm müdahalelerine rağmen dün gece saatlerinde hayatını kaybetti. Ölüm haberini alan Adanaspor Başkanı Asil Bostancı ile birlikte Bamba’nın eşi Chloe Elizabeth Bamba ve TFF yetkilileri cenaze işlemleri için Manisa’ya geldi. Burada Bamba’nın eşiyle yapılan görüşmeler sonucu cenazenin Fransa’ya gönderilmesi kararlaştırıldı. Konsolosluk işlemlerinin ardından Bamba’nın cenazesi yarın Fransa’ya gönderilecek.
“Bu hikaye böyle bitmemeliydi”
Manisa’da bulunan Adanaspor Başkanı Asil Bostancı “Şu anda konuşmak çok zor. Çok acı bir olay yaşadık. Bizim için hiç beklenmedik bir şeydi. Her şeyden önce yüreği futbolla atan, futbolu çok seven, kalbi çok iyi, çok düzgün bir adamdı. Allah rahmet eylesin. Gerçekten bizi baya etkiledi, takımı da çok etkiledi. Çok daha başka planlarımız vardı, daha uzun soluklu olacak, projelerimiz vardı. Bu hikaye böyle bitmemeliydi. Çok üzüldük. Ne diyeceğimi de bilemiyorum. Şimdi evrakları bekliyoruz. Büyük bir ihtimal yarın yetişecek, federasyonla da görüştük. Fransa’ya cenazeyi nakledeceğiz. İnşallah, Allah izin verirse ben de gideceğim zaten. Tedavisini oluyordu ama işte kan değerleri düşük oldu. Maç sabahı hastaneye kaldırdık, konuşamıyorum, diyecek bir şey de bulamıyorum. Ateşlendi, kusma olmuş. O şekilde hastaneye kaldırıldı” dedi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ümit Millî Takım’da İrlanda Cumhuriyeti ve San Marino maçları aday kadrosuna şu oyuncular davet edildi:
Kaleciler: Emre Bilgin (Fatih Karagümrük), Deniz Dilmen (RAMS Başakşehir), Jankat Yılmaz (Adanaspor)
Defans: Serdar Saatçı (Braga), Ravil Tagir (Al-Jazira Club), Emir Ortakaya (Westerlo), Hamza Güreler (RAMS Başakşehir), Taha Altıkardeş (Göztepe), Arif Kocaman (Kaysersispor), Metehan Baltacı (Galatasaray), Uğur Kaan Yıldız (Ankara Keçiörengücü), Serkan Emrecan Terzi (Beşiktaş), Yasin Özcan (Kasımpaşa)
Orta Saha: Yunus Emre Konak (Brentford), Bartuğ Elmaz (Fenerbahçe), Cihan Çanak (Trabzonspor), Livan Burcu (Magdeburg), Başar Önal (NEC Nijmegen), Burak İnce (Slask Wroclaw)
Forvet: Enis Destan (Trabzonspor), Metehan Altunbaş (Adanaspor), Bertuğ Özgür Yıldırım (Getafe)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarı-kırmızılılar, bonservisi elinde bulunan İspanyol futbolcu Mario Hermoso ile büyük ölçüde anlaşma sağladı.
Atletico Madrid ile olan sözleşmesi sezon sonunda sona eren Hermoso, üç aydır bireysel olarak antrenmanlarına devam ediyor.
Tecrübeli oyuncunun, Galatasaray’da yıllık 5 milyon Euro ücret alması bekleniyor.
SOL BEK FRANSA’DAN
Derrick Köhn için Werder Bremen ile anlaşan Galatasaray sol beki ise Fransa’dan buldu.
Javi Galan ve Nicolas Tagliafico’yla da ilgilenen sarı-kırmızılılar, Monaco’ya Ismail Jakobs için kiralama teklifi yaptı.
İki kulüp, zorunlu satın alma opsiyonu da içeren bir kiralık transfer üzerinde görüşmeler yürütüyor.
Köln altyapısında yetişen Jakobs, Temmuz 2021’de 6,5 milyon Euro’luk bonservis bedeliyle Monaco’ya transfer olmuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Attila Gökçe: ”Sen misin, dedi Beşiktaş… Gedson, Rafa Silva, Immobile, Salih… Attıkça attılar. Beşiktaş otobüsünü UEFA Avrupa Ligi’ne kaldırdılar. Dün geceki Beşiktaş, maçın dışına taşan gerçekleri de sergiledi: 1) Sezonun en iddialı şampiyonluk adaylarından birini izledik. Artık meydanı boş bırakmayacaklar gördük. 2) Çok uyumlu, disiplinli, yaratıcı ve mekanik bir takımı izleyeceğiz. Peşini bırakmayalım. 3) Bu takımda Immobile de var Hekimoğlu Mustafa da. Rafa Silva da var, Semih Kılıçsoy da. Dün son gole çok sevindim. Salih Uçan attı. Ben özlediğim çocuğu gördüm, o da futbolu unutmadığını gösterdi. Eh, bu kadar güzellik herkesi mutlu etmeye yeter! Bronchorst’a da bravo, Beşiktaş’ın teknik kurmaylarına da. Yöneticilere de. Ama en büyük alkış “vazgeçmeyen” taraftarına! Bravo yani!” (Milliyet)
”MUAZZAM BİR HÜCUM GÜCÜ”
Ali Gültiken: ”Beşiktaş’a gelen yıldız oyuncaların ışığı, Beşiktaş’ı aydınlatmaya devam ediyor. Hem kendileri parlıyor, hem de takımdaki tüm oyuncuları parlatmaya devam ediyorlar. Lugano karşısında Beşiktaş’ın muazzam hücum yönünü bir kez daha gördük. Her maç ise üstünü koymaya devam ediyor. Bu kadar üretken bir takım olmak normalde uzun zaman alır. Birlikte oynama alışkanlığı ister. Fakat Beşiktaş yeni bir çok oyuncusuyla sanki uzun dönemdir bir arada oynuyormuş gibi harika işler yapıyor. Futbolda taktik, sistem, organizasyon birlikte oynamak gibi bir çok şey önemli. Temel her zaman bunların üzerine oturtulur. Bunun yanında tüm bunların gelişimi için olmazsa olmaz olanı da yetenekli ve kaliteli futbolculardır. Beşiktaş özellikle , Immobile ve Rafa Silva’nın gelişiyle birlikte bambaşka bir kimliğe büründü. Yanlarına Fernandes’i, Rashica’yı Semih’i ve Muchi’yi alarak muazzam bir hücum gücü oluşturdular. Beşiktaş o kadar etkili oynuyor ki her maç atılan birçok gol çok normalmiş gibi görünüyor.” (Sabah)
”FORMDA BİR BEŞİKTAŞ”
Oktay Derelioğlu: ”Yeni transferler; Rafa Silva ve Ciro Immobile bir kez daha kalitesini gösterdi. Rashica’nın pasıyla topu alan Portekizli, karşı karşıya pozisyonda kalecinin üzerinden aşırtarak mükemmel bir gole imza attı. Bu golün ardından sahneye yeniden İtalyan yıldız çıktı. Gedson, yanındaki Immobile’yi gördü. Onun dar açıdan vuruşu ağlarla buluştu. Fırsatçılığını konuşturan Salih Uçan ise maçta son sözü söyledi. Farklı galibiyetle Beşiktaş maçı hak eden taraftı. İkinci maçta hoca ilk karşılaşmada yaptığı hatayı yapmadı. Hak ederek UEFA Avrupa Ligi’nde gruplara kalan formda bir Beşiktaş var.” (Takvi)]
”GEREKEN CEVAP 6 DAKİKADA VERİLDİ”
Sinan Vardar: ”Beşiktaş ben bu turu bırakmam, Avrupa’da bende varım dedi. Lugano’nun geçtiğimiz yıldan beri diline pelesenk ettiği 10 dakikada 3 gol konusuda böylece kapanmış oldu ve gereken cevap saha içerisinde 6 dakikada 3 gol atarak verildi. Beşiktaş seyircisi müthiş bir birlik beraberlik içinde takımına destek verdi. Hatta maçın ikinci yarısında tribünlerin rakip takım topu ayağına aldığı anda yaptığı ıslıklar yeni bir ses desibel rekoru kırmış bile olabilir. Bu birlik ve beraberlik Beşiktaş’ın daha ileri noktalara taşıyacaktır.” (Fotomaç)
”METİN-ALİ-FEYYAZ”
Turgay Demir: ”Lugano beşlik oldu, iş bitti… Beşiktaş artık Avrupa Ligi’nde… Kutlu olsun. İlk başlayanı, sonradan gireni fark etmeden, her Beşiktaşlı çok koştu, kompakt futbolun en iyi örneklerinden birini sergilediler. Lugano da uydurmaya çalışınca harika bir maç izledik. NOT: Ayıptır söylemesi (!) Rafa, İmmobile, Gedson üçlüsü zamanın Metin-Ali-Feyyaz’ı gibi olma yolunda ilerliyorlar… Yolları da, bahtları da açık olsun.” (Fotomaç)
”RAFA VE IMMOBILE BAMBAŞKA SEVİYE”
Güntekin Onay: ”Takım halinde pres yapan, alan daraltan ve hızlı oynayan Beşiktaş, en az 4-0 kapatacağı devreyi, Ciro Immobile’nin golüyle sadece 1-0 önde kapattı. Top hem ayağında iken hem de rakibe geçince son derece organize bir Beşiktaş vardı sahada. Tek eksik kaçan fırsatlar ile gelmeyen gollerdi. Rafa Silva, Gedson Fernandes ve Ciro Immobile’nin yüksek kaliteleriyle, Lugano’nun bıraktığı alanları çabuk geçerek şık gollerle farka koştu. Rafa Silva ve Ciro Immobile bambaşka bir seviye. Gedson Fernandes de bu sezon farklı.” (Hürriyet)
“ŞAPKAYI DÜŞÜRDÜ”
Oğuzhan Genç: Beşiktaş, yıldızlarıyla Avrupa Ligi biletini alıp taraftarına hayaller kurmayı sürdürdü. Rafa Silva, eşleşmeden beri açıklamalarıyla gündem olan Lugano Teknik Direktörü Mattia Croci Torti’nin de meşhur şapkasını 3 dakikada düşürdü… (Habertürk)
“AŞIRT TUDIBLEKBORD”
Ali Ece: “Başta Bronckhorst hocam ve ekibi olmak üzere bu şahane futbol gecesinde emeği geçen herkesi gözlerinden öpüyorum. Geçen sezonki kabustan sonra bu kadar kısa sürede bu kadar iyi kadroyu bir araya getiren yönetimin başarısı da Rafa Silva’nın aşırtması kadar güzel. 2023 yazında dağılmaya yüz tutmuş eski yönetim nedeniyle menejerler Beşiktaş’a haşırt tudıblekbord yapmışlardı, bu kez Lugano karşısında yeni Beşiktaş Rafa kalitesinde bir aşırt tudıblekbord yaptı!” (Fanatik)
“YAZAN VE YÖNETEN VAN BROCNKHORST”
Cem Dizdar: “Spiker Immobile’nin rakip savunma arkasına yaptığı iki koşuyu golün habercisi olarak müjdeliyordu ki, tam tersi oldu! Savunma arkasına sarkan Lugano beraberliği buldu. Neyse ki, kısa süre sonra Gedson maç boyunca rakip savunmacılara yakın oynayan ancak bu kez kanada açılan Semih’e gönderdi topu. Semih, Rafa, Gedson üçgenindeki top işleyişini Rafa pas, Gedson son vuruşla süsleyip Beşiktaş’ı maça geri aldılar. Derken ‘‘Futbol topu bu adamlar için icat edildi’’ denilecek futbolculardan olan Rafa Silva çıktı sahneye ve maçın başından bu yana yaptıklarını golle tamamlayıp maçı bitirdi. Ardından yaşananlar ise sadece filmin sonundaki yazıların yukarıdan aşağıya akışından ibaretti. Yazan ve yöneten: Giovanni Van Bronckhorst (Fanatik)
“MAÇIN YILDIZI HOCA”
Fatih Doğan: “Lugano, topu her aldığında sağır edici bir ıslık ve top Beşiktaş’a geçtiğinde büyük coşku misafir takım şaşırdı. Beşiktaş takımı coştu. Gecenin yıldızlarından Gedson’un golüyle duvar yıkıldı. Ardından muhteşem golleriyle Rafa Silva, Immobile ve Salih geçti. 5-1’lik tarihi zaferin mimarı hiç kuşkusuz Van Bronkhorst . Ancak en büyük yardımcısı da dün gecenin yıldızı taraftardı. Tebrikler Beşiktaş. Yolun açık olsun. (Sabah)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Abdullah Avcı’nın, sağ bekte Malheiro ile Ozan Tufan arasında tercih yapması bekleniyor. Bordo-mavililerde karşılaşma öncesi sakatlığı bulunan Nwakaeme dışında eksik oyuncu bulunmuyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Temsilcimize galibiyeti getiren golleri 64. dakikada Ömer Ali Şahiner ve 82. dakikada Olivier Kemen kaydetti.
TFF BAŞKANI HACIOSMAOĞLU KARŞILAŞMAYI TAKİP ETTİ!
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu Başakşehir – St. Patrick’s Athletic mücadelesini tribünden takip etti.
ERİKSSON İÇİN SAYGI DURUŞU
Müsabaka öncesinde, hayatını kaybeden dünyaca ünlü eski teknik direktör Sven-Goran Eriksson için saygı duruşunda bulunuldu.
Karşılaşma öncesi yapılan seremoninin ardından hakemler ve takımlar orta saha çemberinde yan yana durarak İsveçli teknik adam için saygı duruşu gerçekleştirdi.
İRLANDALI TARAFTARLAR BAŞAKŞEHİR’DE
Başakşehir ile St. Patrick’s arasında oynanan karşılaşmada İrlandalı taraftarlar da tribünde yer aldı.
Yaklaşık 50 İrlandalı taraftar Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda kendilerine ayrılan yerde takımlarına destek verdi.
Turuncu-lacivertli takımı da desteklemek için 5 bin taraftar tribünde yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri… Trendyol Süper Lig’de sezona 2’de 2 yaparak başlayan Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ne beklenmedik bir şekilde veda etti.

Young Boys’a iki maçta da boyun eğen sarı-kırmızılı ekipte birçok problem ortaya çıkarken Okan Buruk da en çok eleştirilen isim oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Galatasaray yönetimi teknik direktör Okan Buruk için çok gecikmeden bir karar verirken sezonun geri kalanı için de önemli adımlar atılacağı öğrenildi.

İşte Galatasaray’ın Young Boys’a elenmesine yol açan başlıca sorunları:

BURUK’UN YÜKÜ ARTTI
Şampiyonlukla sonuçlanan son iki sezonda futboldan sorumlu olan yönetici Erden Timur’un boşluğu dolmadı. Timur sonrası yabancı oyuncular arıza çıkarmaya başladı, teknik direktör Okan Buruk’un saha dışında yükü arttı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şampiyonlar Ligi’ne veda eden Galatasaray’da flaş gelişmeler yaşanıyor…

Alınan kötü sonuçtan sonrası yeniden gözler transfere çevrildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kadrosuna önemi takviyeler yapmak isteyen Cimbom’a transferini bitirmek istediği isimden kötü haber geldi. İşte o isim ve tüm detaylar…

Galatasaray UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu rövanş maçında Young Boys’a 1-0 mağlup oldu.

Devler Ligi’ne veda eden sarı kırmızılılar yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunanistan ekibi ise bu transfer için girişimlerini hızlandırdı. Colley, Beşiktaş ile sözleşme fesih görüşmeleri yaparken, transferin kısa süre içerisinde netleşmesi bekleniyor. (Fanatik)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe, ligde son olarak deplasmanda Çaykur Rizespor’u 5-0 mağlup etmişti. Teknik direktör Jose Mourinho’nun ekibi, maç fazlasıyla haftaya 7 puanla liderlik koltuğunda giriyor.
MERT HAKAN YANDAŞ DÖNDÜ
Fenerbahçe’nin takım kaptanlarından Mert Hakan Yandaş, cezasını tamamladı.
Geçen sezon deplasmanda Galatasaray ile oynanan müsabaka sonrasında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından 5 maç ceza alan ve sonrasında Tahkim Kurulunun, cezasını 4 maça düşürdüğü Mert Hakan, Çaykur Rizespor maçıyla cezasını tamamlamıştı.
Tecrübeli oyuncu, Jose Mourinho’nun şans vermesi durumunda Corendon Alanyaspor karşısında forma giyebilecek.
OSAYİ-SAMUEL’İN DURUMU MAÇ SAATİNDE BELLİ OLACAK
Fenerbahçe’de bileğindeki sakatlığı geçen Bright Osayi-Samuel’in durumu maç saatinde belli olacak.
Sakatlığı nedeniyle Rize deplasmanına götürülmeyen savunma oyuncusu, takımdan ayrı bireysel çalışmalarına başladı.
Son antrenmanda durumuna bakılacak oyuncuyla ilgili kararı, maç saatinde Mourinho karar verecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM
“GALATASARAY’IN MEVCUT HALİNDEN MEMNUN OLUŞU”
Son iki sezonun şampiyonu Galatasaray nispeten bir şeylerin daha doğru gidiyor gözüktüğü kulübümüz idi ama başarı sonrası tuzağına yakalanmış görünüyor. Takımın yüksek performans gösteren genç, fiziksel olarak güçlü, atletik oyuncuları takımdan ayrıldığında ya da takıma takviye yapmak istendiğinde kafalar hemen tecrübe ve teknik kaliteye gitti. Bu bir klasik.

Okan Buruk’un ilk şampiyonluğu ertesi yapılan transferlerin verimsizliği ortadayken bu yaz daha az transfer yapıldı ama orta sahaya yapılan yüksek bonservisli Gabriel Sara eklemesi, takımın fiziksel problemlerine bir çözüm olmaktan çok uzak. Sağ bek Elias Jelert çok zayıf ve kontak düzeyi çok düşük bir oyuncu. Atletik ve fiziksel olarak gelişmesi gereken takıma yapılan transferler tam zıt yönde, dolayısıyla Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi için mücadeleci, yarışabilir ihtimali halen zayıf görünüyor.
FENERBAHÇE’NİN BİTMEYEN HASRETİ
Ligdeki şampiyonluk hasreti 11 yılı, Şampiyonlar Ligi hasreti ise 16 yılı deviren Fenerbahçe üst üste sekizinci kez ön elemeleri geçemedi. Bu uğurda oynadığı 15 maçtan sadece birini kazanabilmişti (16/17 Monaco, 2-1). Lille takımı muhtemelen bu 8 takım içinden en zayıflarından biriydi, Fenerbahçe’ye kadro kalitesi olarak üstün değildi ama son 5 senede 2 kez Şampiyonlar Ligi’ne katılmış, bir kez ülkesinde PSG’yi geçip şampiyon olmuş bir kulüptü. Dolayısıyla aslında Lille, buralarda daha iyi oynayan, daha başarılı bir takımdı.

Kuralar çekildiğinde favori gözüken, en azından Türkiye futbol kamuoyu için Fenerbahçe olsa da kazın ayağının öyle olmadığı ortaya çıkan sonuçla tekrar görüldü. 8 milyona tek seneliğine sol açık, 20 milyon Euro civarında bir bedelle alınan santrfor ama onlarca milyon Euro eden şu maçta her ikisinin de 45 dakikadan fazla oynayacak fiziksel kalitesi yoktu.

Sormak lazım o halde, bu kadar para Bodrumspor’u, Gaziantep’i yenmek için mi harcanıyor? Sezon başındaki maçlara 3 puandan daha az puan mı veriyorlar? Şampiyonlar Ligi’nden elenen hemen Avrupa Ligi’nde final iddiasını ortaya atıyor ama orada finali Atalanta ile Leverkusen’in oynadığını hatırlatmak lazım.
REKLAM“TRABZONSPOR’UN BİR TÜRLÜ OLDUĞU HALİ KABULLENEMEYİŞİ”
Geçen sezonun üçüncüsü ve kupa finalisti Trabzonspor, sezona başlarken 10 transfer yaptı. Geçen sezon da toplam 17 transfer yapmışlardı. Bir önceki sezon ise 14 yeni adam gelmişti. Rapid Wien rövanşına çıkarken ilk 11’deki 6 oyuncu yeniydi. 2023 yılında 35 milyon Euro faaliyet zararıyla Avrupa’nın en çok zarar eden 5 kulübünden biri olan bu takıma sürekli yeni oyuncular geliyor gidiyor ama Fenerbahçe ve Galatasaray’ı yarısı kadar geliri olmayan bir kulübün transferle yarışabileceğine dair inanç nereden geliyor?

Rangers’ın çaptan düşen yedek sol beki BornaBarisic neden alınıyor? Birbirine yakın kalitede oyuncular geliyor gidiyor, çok pahalı bedellerle Trabzonspor yine patinaj çekiyor. EURO 2024’te Milli Takım’a en çok oyuncu veren şehir kendi çocuklarını reddediyor, oysa üçüncü sıraya pekala aynı zamanda yetiştirici olarak gelinebilir. Her sene ortalama 15 oyuncu almak yerine 3-5 transferle, 3-4 altyapı oyuncusuyla, birkaç Türk ile pekala Avrupa Kupaları’na oynanabilir. Her sene birbirine yakın kalitede 15 adam gönderip 15 adam transfer ederek şampiyon olunamayacağı da kesin.
TÜRKİYE’DE FUTBOL NE İÇİN OYNANIYOR?
Beşiktaş ilk Avrupa maçında yine İsviçreli rakibi ile 3-3 berabere kaldı ama futbol dair fikirler orada da aynı. Gabriel Paulista, Rafa Silva ve Ciro Immobile transferlerine çok büyük paralar harcadı. Geçen sezon devre arasında da yaklaşık 25 milyon Euro harcamışlardı. Çok büyük bonservis bedelleri ödenerek alınan oyuncuların verimi şüpheli görünürken, bu yaz gelen üç oyuncu da Avrupa’da yarışmacılığını kaybetmiş oyunculardan oluşuyor. Dolayısıyla lig için bir noktada yeniden iddialı olacaklardır ama Avrupa için bu transferler bir anlam ifade etmiyor. Tıpkı Galatasaray gibi. Semih Kılıçsoy’un yerine transfer yapılacak mı, Mustafa Hakimoğlu süre bulabilecek mi; bu sorular da yanıt bekliyor.

Anadolu’da ise transfer yasaklarıyla bit pazarı transferleri at başı gidiyor. Birçok takım transfer yapmadı, hemen hepsi ağustosun 31’inden sonraki akşam pazarını bekliyor. Kulüpler transfer sezonunu sürekli eylül ayının ortalarına sarkıtarak takımında süre bulamayan çeri çöpü toplamayı sürdürüyor. Zaten ilk 11’de yerli oyuncu zorunluluğunun kaldırılmasıyla da yetiştirici olmaya dair hiçbir teşvik edici unsur ortada kalmadı. Bu durum kısa ve orta vadede Milli Takım’ı da olumsuz etkileyecektir.
“AVRUPA’YA SESİMİZİ DUYURMAYA ÇALIŞIYOR MUYUZ ŞÜPHELİ”
Kral çıplak. Avrupa’da bunca aşikare başarısızlık, hedefsizlik için bu kadar para harcamaya gerek yok. Yarısı kadar bile harcamayanlar daha iyisini yapabilirken her transfer sezonu bir maskeli balo. Yorumcular ve influencer’lar ciddiyetle yapılması istenen transferlerden söz ediyorlar, tüm bu transfer sirkülasyonunun gelecekte getireceği muhtemel başarıların vaadi her yerde satışa çıkarılıyor. Genel ortalamaya bakınca kadro yapıları, transfer edilen oyuncu tipleri, yaşları, kariyerleri ile yalnızca sokağa para atılıyor. Futbola dair bakışımız en az 20 yıl geride. Birbirini besleyen futbol profesyonelleri ile eski ve yeni medya, tam bir zihinsel çukur halinde. Futbolun fiziksel ve atletik gereksinimlerinin farkında değiliz ya da farkındayız ve kendi çöplüğümüzde debelenmeyi daima önceleyip birbirimizi aşağı çekiyoruz. Sonuçta Avrupa artık sesimizi duymuyor, zaten biz de sesimizi duyurmaya çalışıyor muyuz, o da şüpheli.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>STAT: Başakşehir Fatih Terim
HAKEM: Balazs Berke
SAAT: 19.00
YAYIN: TRT 1
BAŞAKŞEHİR: Muhammed, Duarte, Hamza, Opoku, Ömer Ali, Onur, Berkay, Deniz Türüç, Pelkas, Davidson
ST. PATRICK’S: Anang, Sjöberg, Redmond, Grivosti, Breslin, Forrester, Lennon, Leavy, Elbouzedi, Mulraney, Melia.
RAMS Başakşehir, UEFA Konferans Ligi play-off turu rövanş maçında İrlanda’nın St. Patrick’s Athletic takımıyla sahasında karşı karşıya geliyor.
İki takım arasında İrlanda’da oynanan ilk maç 0-0 sona ermişti.
MAÇIN CANLI ANLATIMI İÇİN TIKLAYINIZ HER TÜRLÜ GALİBİYET YETİYOR
Başakşehir’e turu geçmesi için tek farklı galibiyet yeterli olacak. 90 dakika ve uzatmalarda eşitliğin bozulmaması halinde ise seri penaltı atışlarına geçilecek.
Turu geçen ekip adını lig aşamasına yazdıracak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göztepe’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“28 Ağustos 2024 Çarşamba günü yapılan açıklama ile Tahkim Kurulu, 22 Ağustos 2024 Perşembe günü verilen PFDK kararına yaptığımız itirazı değerlendirmiştir. Tahkim Kurulu, 2 maç saha kapatma cezasına ilişkin PFDK kararını kaldırarak, 1 resmi müsabakamızı kendi sahamızda seyircisiz oynama cezası ile değiştirmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunarız”
TFF Tahkim Kurulu’ndan yapılan açıklamada “-Göztepe Sportif Yatırımlar A.Ş.’nin, taraftarlarının ve mensuplarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. maddesi uyarınca verilen 2 Maç Saha Kapatma Cezası ile cezalandırılmasına dair PFDK kararının kaldırılarak, Göztepe Sportif Yatırımlar A.Ş.’nin taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. maddesi uyarınca takdiren 1 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası ile cezalandırılmasına, oyçokluğu ile karar verilmiştir” denildi.
PFDK, Süper Lig’in 2’nci haftasında oynanan Göztepe-Fenerbahçe karşılaşmasında “taraftarlarının ve mensuplarının neden olduğu saha olayları” nedeniyle İzmir ekibine 2 maç saha kapama cezası vermişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu galibiyet dahil 22 galibiyet 13 beraberlik ve 21 yenilgi almışlar. 82 gol atıp 76 gol yemişler. Çağdaş Atan ilk maçtaki 0-0’ı tarif ederken uzun yolculuk ve hava koşullarından dert yandı dün. Resmi çektiklerini, bunu oyuncularına iyi anlattıklarını, endişe duymadıklarını belirtti.
Maç da benzer halde geçti. 3. devre de 0-0 biterken, statta ve ekran başında turun geleceğine inanmayan yok gibiydi. Plan tıkır-tıkır işliyor, yedek kulübesine bakınca da umutlar artıyordu.
REKLAM
Gerek Başakşehir, gerek lig deneyimi üst düzeyde oyuncularla geldi iki gol de… Deniz Türüç, Ömer Ali Şahiner birincide, Figueredo, Lima ve Kemen de ikinci golde hünerlerini gösterdiler.
Geniş kadrosuyla bu turu geçmekte çok da zorlanmayan İstanbul temsilcisi, ekonomik olarak da nefes aldı.
Yine dünkü resmi basın toplantısında satır arası mesajlar veren Teknik Direktör Çağdaş Atan “finansal durum, potansiyelli oyuncuları Avrupa’ya sunabilmek” türü parasal gerekçelerin altını çizdi. Son derece de gerçekçiydi.
Köyferans ligi olarak aşağılanan UEFA Avrupa Konferans Ligi sadece pazar açısından değil, oyuncuların Avrupa deneyimi kazanması ve doğal olarak gelişmesi açısından da sportif kıymeti olan bir alan.
En azından Başakşehir, bunun bilincinde…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Young Boys’a yenildikten sonra Şampiyonlar Ligi’nden elenerek yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek olan sarı kırmızılılarda yönetim olağanüstü toplantı kararı aldı.
Yapılacak olan toplantı daha önceden planlanan ve takvimde olan bir toplantı idi. Ancak dün yaşanan mağlubiyetten sonra Galatasaray yönetiminin olağanüstü toplantı karar aldığı öğrenildi. Yöneticilerden Ali Yüce istifasını divan kuruluna sunduğu, ancak vazgeçmesi için bir görüşme yapılacağı öğrenildi.
‘KARABORSA BİLET’ AÇIKLAMASI İSTİFA GETİRDİ
Yapılacak olan toplantıda Yüce’nin bu kararını bildirmesi bekleniyor. Farklı istifa talepleri de olabileceği ve görüşmede bu konuların masaya yatırılacağı belirtildi.
Galatasaray’ın dünkü ‘karaborsa bilet’ açıklamasının Young Boys maçının hemen öncesinde yapılmasının, Ali Yüce’nin istifasında başrol oynadığı öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kartal, sahadan galibiyetle ayrılması durumunda turu geçen taraf olacak. Müsabakanın berabere sonuçlanması halinde ise uzatmalara gidilecek. 15’er dakikalık iki uzatmanın ardından eşitlik bozulmadığı takdirde de Avrupa Ligi’ne kalan takımı seri penaltı atışları belirleyecek.
Beşiktaş, elenmesi durumunda UEFA Konferans Ligi’nde mücadele edecek.
AVRUPA KUPALARINDA 244. MAÇ
Beşiktaş, Avrupa kupalarında bugüne kadar 243 maça çıktı. Siyah-beyazlılar, söz konusu müsabakalarda 91 galibiyet, 49 beraberlik, 103 yenilgi yaşadı. Avrupa mücadelesinde 320 kez fileleri havalandıran Beşiktaş, kalesinde 365 gol gördü.
REKLAMBEŞİKTAŞ, BU SEZON MAĞLUP OLMADI
Siyah-beyazlı ekip, bu sezon oynadığı 4 müsabakadan 3 galibiyet ve 1 beraberlikle ayrıldı. Van Bronckhost’un öğrencileri, deplasmanda oynanan Lugano karşılaşmasında 3-1 öne geçerken, rakibinin peş peşe bulduğu gollere engel olamadı ve mücadele 3-3 sona erdi. Bu maç aynı zamanda siyah-beyazlı ekibin bu sezon galibiyet alamadığı ilk resmi müsabaka oldu. Süper Kupa’da Galatasaray’ı yenen 5-0 Beşiktaş, ligde oynadığı maçlarda da Samsunspor (2-0) ve Antalyaspor’u (4-2) mağlup etmişti.
NECİP UYSAL FORMA GİYEMEYECEK
Beşiktaş’ta sakatlığı bulunan Necip Uysal, Lugano karşısında görev yapamayacak. Tecrübeli futbolcu, geçen hafta antrenmanda sakatlanarak çapraz bağlarından yaralanmış ve sonrasında cerrahi operasyon geçirmişti.
RADU PETRESCU DÜDÜK ÇALACAK
Beşiktaş-Lugano müsabakasını Romanya Futbol Federasyonu’ndan Radu Petrescu yönetecek. Petrescu’nun yardımcılıklarını Radu Ghinguleac ile Mircea Mihail Grigoriu yapacak. Maçın 4. hakemi de Marcel Birsan olacak. VAR’da ise yine Romanya’dan Catalin Popa görev alacak.
BEŞİKTAŞ’IN KADROSU
Siyah-beyazlı takımın Lugano maçları için UEFA’ya bildirdiği kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Ersin Destanoğlu, Mert Günok
Defans: Jonas Svensson, Gabriel Paulista, Onur Bulut, Tayyip Talha Sanuç, Omar Colley, Necip Uysal, Bakhtiyor Zaynutdinov, Arthur Masuaku, Emirhan Topçu
Orta saha: Milot Rashica, Salih Uçan, Demir Ege Tıknaz, Ernest Muçi, Moatasem Al-Musrati, Jean Onana, Cher Ndour, Can Keleş, Gedson Fernandes
Forvet: Semih Kılıçsoy, Vincent Aboubakar, Ciro Immobile, Rafa Silva, Jackson Muleka
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şampiyonlar Ligi Play-off Turu maçından dolayı geçtiğimiz haftaki lig müsabakası ertelenen Galatasaray’ın cumartesi günü Adana Demirspor ile deplasmanda oynayacağı karşılaşmada Kadir Sağlam düdük çalacak. Geçen haftayı bay geçen Beşiktaş’ın Pazar günü Sivasspor’u ağırlayacağı karşılaşmayı Direnç Tonusluoğlu yönetecek. Fenerbahçe’nin Alanyaspor’u cuma günü konuk edeceği haftanın açılış maçında ise Mehmet Türkmen görev yapacak.
Süper Lig’de 4. haftanın programı ve maçları yönetecek hakemler şöyle:
REKLAM
30 AĞUSTOS CUMA
21.00 Fenerbahçe – Alanyaspor: Mehmet Türkmen
31 AĞUSTOS CUMARTESİ
19.15 Çaykur Rizespor – Kasımpaşa: Ali Şansalan
19.15 Konyaspor – Kayserispor: Emre Kargın
21.45 Göztepe – Bodrum FK: Abdullah Buğra Taşkınsoy
21.45 Adana Demirspor – Galatasaray: Kadir Sağlam
1 EYLÜL PAZAR
19.15 Başakşehir – Antalyaspor: Oğuzhan Çakır
19.15 Eyüpspor – Trabzonspor: Atilla Karaoğlan
21.45 Beşiktaş – Sivasspor: Direnç Tonusluoğlu
21.45 Hatayspor – Samsunspor: Cihan Aydın
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KONFERANS LİGİ’NDE 8. MAÇINA ÇIKACAK
Trabzonspor, UEFA Konferans Ligi’nde bugüne kadar oynadığı 7 maçta 3 yenilgi, 3 beraberlik ve 1 galibiyet aldı. Bordo-mavililer, 2021-2022 sezonunda Norveç temsilcisi Molde’yi turnuva dışına itmiş, ancak İtalya temsilcisi Roma’ya iki maçta da mağlup olarak elenmişti. 2022-23 sezonunda ise İsviçre’nin Basel takımıyla karşılaşan Trabzonspor, sahasındaki 1-0’lık galibiyete rağmen deplasmanda 2-0 kaybederek turnuvaya veda etmişti. St. Gallen ile oynadığı ilk maçta sahadan 0-0 beraberlikle ayrılan Trabzonspor, evinde oynayacağı maçı kazanarak iki kez kapısından döndüğü Avrupa Konferans Ligi’ne katılmayı hedefliyor.
St. Gallen ile oynanacak olan karşılaşma 29 Ağustos Perşembe (yarın) saat 20.00’de başlayacak. Müsabakayı Letonya Futbol Federasyonu’ndan Andris Treimanis yapacak. Treimanis’in yardımcılıklarını ise Haralds Gudermanis ve Aleksejs Spasennikovs yapacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Temmuz 2018’de Hollanda takımı NEC Nijmegen’den kadroya dahil olan Ferdi, ilk sezonunda U-21 takımıyla maçlara çıktı. Genç oyuncu A takımla ise ilk olarak 20 Aralık 2018’de Giresunspor ile oynanan Türkiye Kupası 5. Tur karşılaşmasında forma giydi. 2019-2020 sezonu itibarıyla A takıma yükselen Ferdi, Süper Lig’de ilk maçında gol atma başarısı gösterdi. Gaziantep FK mücadelesinin 77. dakikasında oyuna girerken 88. dakikada gol sevinci yaşadı. Ferdi, aynı sezonda sağ kanat, sol kanat, 10 numara ve sol bek mevkilerinde toplam 31 maçta mücadele etti. 2020-2021 sezonunda Teknik Direktör Erol Bulut’un yönetiminde kanatta görev yapmaya devam eden milli futbolcu, Süper Lig’de 26 maçta görev alırken 6 kez de 11’de başladı. Ferdi, Türkiye Kupası’nda ise 4 maçta forma giydi.
REKLAM3-5-2 SİSTEMİYLE GELİŞİMİNİ ARTTIRDI
Ferdi, Portekizli teknik direktör Vitor Pereira’nın gelişiyle birlikte yeni bir rol aldı. 3-5-2 taktiğine dönen takımda; top tekniği, temposu ve hücumu seven oyun yapısıyla orta saha ve sol bekte forma giymeye başladı. Takımın hücum başlatan isimlerinden biri olan milli futbolcu, sezon içerisinde teknik direktör değişimi sonrası 4’lü savunmada da başarılı performans sergiledi.
MİLLİ TAKIMA YÜKSELİŞ
Milli takımda Hollanda alt yaş kategorilerinin tamamında oynayan Ferdi Kadıoğlu, A Milli Takım’da ise Türkiye’yi seçti ve ilk maçına Haziran 2022’de Uluslar Ligi mücadelesi olan Faroe Adaları karşısında çıktı. 2022-2023 sezonu itibarıyla Fenerbahçe’de yapılan sol bek transferleriyle sağ bek ve sağ kanatta görev alan Ferdi, 14 maçta ise sol kanatta görev aldı. Milli oyuncu takımın değişmezlerinden olurken 3 kulvarda 48 kez sarı-lacivertli formayı terletti. Ferdi, Uluslar Ligi’nde oynanan 6 müsabakanın tamamında 11’de sahaya çıkarken 2024 Avrupa Şampiyonası Elemelerinde 7 maçta oynadı. Almanya’daki finallerde çeyrek final oynayan A Milli Futbol Takımı’nın tüm maçlarında 90 dakika sahada kalırken, performansıyla dikkat çekti.
LİGİN FAZLA OYNAYAN İSMİ
Trendyol Süper Lig’in 2023-2024 sezonunda en fazla süre alan ismi Ferdi Kadıoğlu oldu. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından açıklanan sezonun istatistiklerinde “en çok süre alan oyuncular” listesinin başında yer alan başarılı oyuncu, ligde 37 maça çıkarken toplam 3 bin 328 dakika sahada kaldı. Bu müsabakaların tamamına 11’de başlayan 24 yaşındaki futbolcu, 1 gol, 4 asistlik performans sergiledi.
DEĞERİNİ 30 MİLYON YÜKSELTTİ
Sahadaki performansıyla birlikte piyasa değerini de yükselten Ferdi, ikinci yılında 5.50 milyon Euro bandına gelirken, Mart 2023’te 15 milyon Euro bonservis bedeline sahip oldu. En hızlı yükselişi 2024 yılında yapan başarılı futbolcunun, piyasa değeri 30 milyon Euro’ya gelerek Süper Lig’in en değerli oyuncusu konumunda yer aldı. Son yıllarda gelişimi ile beraber birçok Avrupa kulübünün radarına giren Ferdi, kariyerine Premier Lig’de devam edecek.
9 FARKLI TEKNİK DİREKTÖR
Ferdi, sarı-lacivertli kulüpte 6’sı yerli, 3’ü yabancı 9 farklı teknik direktörle çalıştı. 2019-2020 sezonunda Ersun Yanal’ın ayrılmasıyla sezonun son bölümünde geçici olarak Zeki Murat Göle ve Tahir Karapınar görev aldı. Sonrasında Erol Bulut ve Emre Belözoğlu ile birlikte çalışan Ferdi, 2021 yazı itibarıyla Vitor Pereira yönetiminde forma şansı buldu. İsmail Kartal ile 2 farklı dönemde çalışan milli futbolcu, 1 sezon da Portekizli teknik adam Jorge Jesus’un yönetimi altındaydı. 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da mücadele eden Ferdi, daha sonrasında 2024-2025 sezonunda takımın başına geçen Jose Mourinho ile çalışmaya başladı ve 2’si Süper Lig, 3’ü Şampiyonlar Ligi elemeleri olmak üzere 5 maçta formayı terletti.
24 yaşındaki futbolcu Fenerbahçe’de 204 resmi maçta forma giyerken, 18 gol, 22 asist yaptı. Ferdi, 2022-2023 sezonunda ise Ziraat Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yarınki maçın önemini bildiklerini ifade eden Gedson, “Çok konuşmaya gerek yok. Hepimiz yarınki maçın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Çok iyi hazırlandık. Tüm ekip arkadaşlarımla beraber yarın yüzde yüzümüzü verip, Avrupa Ligi’ne katılmayı hedefliyoruz, inanıyoruz” diye konuştu.
“TEK ODAK NOKTAMIZ BU MAÇI KAZANMAK”
Tek odak noktalarının yarınki maçı kazanmak olduğunu dile getiren Portekizli orta saha, “Bireysel istatistiklerin önemli olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan kolektif mücadele. Yarın önemli ve zor bir maçımız var. Bunun bilincindeyiz. Tek odak noktamız, bu çok önemli maçı kazanıp, Avrupa Ligi’ne katılmak” şeklinde konuştu.
“BİZ HOCAMIZA GÜVENİYORUZ, ONUN BİZE GÜVENDİĞİNİ BİLİYORUZ”
Kötü bir yılı geride bıraktıklarını söyleyen Gedson Fernandes, “Geçen yılı konuşmanın pek bir manası olduğunu düşünmüyorum. Kötüydü. Hocamız ve yeni oyuncular geldi. Çok farklı bir sezona başladık. Aslında bize getirdiği en iyi şeyin özgüven olduğunu söyleyebilirim. Karşılıklı bir güven var aramızda. Biz hocamıza güveniyoruz, onun bize güvendiğini biliyoruz. Bu şekilde yapmamız gereken şey iyi çalışmak. Bu özgüvenle başladığımız gibi iyi bir şekilde devam etmek” ifadelerini kullandı.
“TAKIMDAKİ HER OYUNCU BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
Takımdaki her oyuncunun çok önemli olduğunu belirten Gedson, sözlerini şöyle noktaladı:
“Takımdaki her oyuncu bizim için çok önemli. Ciro, Rafa’nın kaliteleri belli. Gerçekten bize iyi şeyler kattılar. Varlıkları önemli ve geldikleri günden beri onların bize olan etkisini görüyoruz. Ancak tekrar söylüyorum. Kolektif bilinç önemli. Beraber oynamamız lazım. Bir oyuncu ondan daha değerli, daha az değerli diye bir şey olamaz. Önemli olan bizim birlikte bir şeyleri başarmamız.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Avrupa Ligi’nde başarılı olmak istiyoruz”
UEFA Avrupa Ligi’nde ellerinden geleni yapacaklarını belirten 31 yaşındaki futbolcu, “Ülkemize yakışanı yapmak istiyoruz. Pozitif enerjili bir aile ve takım olarak nereye gidebiliyorsak oraya gitmek istiyoruz. Başarılı olmak istiyoruz. İnşallah böyle olur” diye konuştu.
“Yolumuza devam edeceğiz”
Young Boys karşısında alınan 1-0’lık mağlubiyeti de değerlendiren Kerem, “Futbol çok basit bir oyun. Bu oyunda kazanırsın veya yenilirsin. Şampiyonlar Ligi’nde böyle bir maçta biz yenildik. Bu çok net. Yolumuza devam etmek istiyoruz. Camia olarak kafamızı kaldırmalıyız. Devam etmeliyiz. Yolumuza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hollandalı teknik adam, Lugano maçı ve Avrupa Ligi’ndeki hedeflerinin yanı sıra transfer çalışmalarıyla ilgili de dikkat çeken mesajlar verdi.
İşte o sözler:
“Yeniden maç oynayacağımız için heyecanlıyız. İkinci iç saha maçımız olacak. Önemli bir mücadele olacak. Gruplara kalmak istiyoruz. Bunu gerçekleştirecek fırsata sahip olabiliriz. Konsantreyiz. Geçen hafta da bunu söylemiştim; bir görevimiz var o da gruplara kalmak. Yapmak istediğimiz şey bu. Çok çalışacağız.”
”11’DE FARKLILIKLAR GÖREBİLİRİZ”
“Yarınki maç farklı ve farklı bir yaklaşım olacak. İlk 11’i şu an verme niyetim yok. Yarın göreceğiz bunu. Her maça farklı yaklaşıyoruz. Geçen haftaya göre farklı bir yaklaşım olacak. İyi sonuç almak istiyoruz. Geçen hafta sonuç daha iyi ya da daha kötü olabilirdi. Kazanacak takımı çıkarmak istiyorum. Muhtemelen bazı farklılıklar görebiliriz.”
”KATILAN OYUNCULARDAN MEMNUNUM”
“Benim buradaki ilk sezonum. Tabii ki oyuncularımızın oynamak istediği şekilde oynamasını istiyorum. Var olan güçlerimizden faydalanmak istiyorum. Katılan oyunculardan memnunum. Şu ana kadar işler skor anlamında iyi gidiyor. Sezona Süper Kupa ile harika başladık. Lige ikide iki ile başladık. Gruplara katılım göstereceğimizden eminim. Pazar günü de sezonun ilk bölümünü en iyi şekilde bitirmek istiyoruz. Bunun için çok çalışıyoruz. İstediğimiz oyunu oynamaya çalışıyoruz. İşler şu an iyi gidiyor, gidişattan memnunum.”
”KOLAY GOLLER YEDİK”
“Oynadığımız her maçı analiz ediyoruz. Geçen hafta oynadığımız maçı da analiz ettik. Kolay goller yedik. Daha iyi savunma yapmalıydık. Bu konuda gelişim göstereceğiz. Bu konu hakkında geçen haftadan itibaren konuştuk. Gelişmemiz gereken konulardan biri bu. İki maçta 5 gol yedik. Gol atıyoruz evet ama hücumu geliştirirken takım savunmasını da geliştirmeli ve kolay gol yeme sorununa çare bulmalıyız.”
”TRANSFER DAHA BİTMEDİ”
“Felix’in gelmesinden dolayı çok mutluyum. İyi bir savunmacı. Transfer bitti diyemem. Gelenler ve gidenler olabilir. Transfer dönemi bitince en önemli olan şey, transfer bitince kadromuzun daha iyi olması. Son birkaç ayda buraya enerji harcadık, kulüpteki herkes… Transfer dönemi bittiğinde yarışmacı bir kadro olması gerekiyor, bunu hedefliyoruz. Transfer bitti diyemem.”
”KISA VADEDE HEDEF GRUPLAR”
“Finali şu an itibarıyla düşünmüyorum. Kısa vadede hedef Avrupa Ligi grupları. Son haftalarda oynanan maçları görüyoruz, güçlü rakipler var. Hedefimiz gruplar! Avrupa kupaları zordur. Bunlar zor turnuvalar. Her maçta elinizden gelenin en iyisini vermelisiniz. Tüm sezon bunu yaparsanız finale kalabilirsiniz. Şu an gruplara kalmak büyük bir adım. 8 maç olacak önümüzde. Hem oyuncularımız hem kulübümüz için çok önemli, buradan çok şey kazanabiliriz. Zor olacak ama hedefimiz gruplara kalmak.”
”YENİ FORMAT HEYECAN VERİCİ”
“Avrupa Ligi’nin yeni formatı heyecan verici. Daha farklı takımlarla oynayacağız. Eskiden 3 iç saha, 3 dış saha maçı oynuyorduk. 8 farklı takıma karşı 8 farklı maç oynayacağız. Daha farklı stadyumlarda oynayacağız. Tek bir grup içinde oynamak heyecan verici. Ben buna olumlu bakıyorum. Maçlar oynandığında daha net göreceğiz ama eski bir futbolcu ve teknik direktör olarak heyecan verici buluyorum.”
”ARA VERMEK UMARIM KÖTÜ ETKİLEMEZ”
“1 hafta ara vermek umuyorum bizi kötü etkilemez. Pazar günü programımıza aynı şekilde devam ettik, fiziksel çalışmalarımızı yaptık. İyi çalıştık, ritmimizi kaybetmedik. Planımız buydu. Yarın da herkesin yeterince enerjik olduğundan emin olmak istiyoruz.”
”KADRO DERİNLİĞİNİ OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”
“Transfer dönemi bittiğinde en iyi kadroyu oluşturmak, kadro derinliğini oluşturmak istiyoruz. Bizim için uzun bir sezon olacak. Milli aradan ocak ayına kadar çok fazla maç oynayacağız. Bu süreçte tüm kadroyu kullanacağız. Kupa maçları da var. Kupa, geçen sezondan iyi hatıralarımızın olduğu bir turnuva. Bu sezon da kazanmak istiyoruz. Büyük bir kulüpseniz normal sezonunuz bu şekilde olmalı.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunan basınından Sportime’ın haberine göre AEK, Vincent Aboubakar’ın satın alınmasıyla ilgili haberleri reddetti.
Sarı-siyah kulüp yöneticileri, çıkan iddialar ile ilgili Yunan basınına “Transfer çalışmalarımız sürüyor. Hücuma takviye yapacağız ancak Aboubakar’a ilgimiz yok.” açıklaması yaptı.
15 GOLE KATKI SAĞLADI
Geçen sezon 19 tanesi ilk 11 olmak üzere toplamda 34 maçta forma giyen Aboubakar, 12 gol ve 3 asistlik performans göstermişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇAKAR’IN SÖZLERİ GÜNDEM OLDU
Çakar, daha önce yaptığı açıklamalarda, Galatasaray’ın bu turu geçemeyeceğini öngörmüş ve Fatih Terim‘le ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atmıştı. Çakar, “Young Boys asla Galatasaray’dan fersah fersah düşük takım değil. Galatasaray, sadece kadro kalitesiyle ön plana çıkıyor. Üstelik 1 gollük avantajları da var. Galatasaray’ı geçmeleri asla büyük sürpriz olmaz. Young Boys’un turu geçeceğini düşünüyorum” demişti.
“FATİH TERİM SESLERİ YÜKSELECEK” DEMİŞTİ
Çakar, Galatasaray’ın bu yenilgiyle birlikte teknik direktör Okan Buruk‘un zor durumda kalacağını da öngörmüştü. Çakar, “Muhtemelen çarşamba sabahı Okan Buruk topun ağzına gelecek. Yönetim Kurulu üyeleriyle karşı karşıya gelecek. Camiada Fatih Terim sesleri yükselecek” iddialarında bulunmuştu.
MOURİNHO’YA RAKİP OLABİLİR
Ünlü yorumcu Çakar, Terim’in Mourinho gibi dünya çapında tanınan bir teknik direktörü geride bırakarak gücünü yeniden kanıtlamak istediğini de belirterek büyük bir iddia ortaya atmıştı. Sosyal medyada bu sözler yeniden gündeme otururken, iddiaların gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceği merak ediliyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BATSHUAYI ELİNDE YEMEKLE ÇIKTI
Mücadele sonrası ortaya çıkan görüntülerde ise Galatasaray’ın yeni transferi Michy Batshuayi’nin elinde 4 tabak yemekle RAMS Park’tan çıkış yaptığı görüldü. Belçikalı futbolcunun o anları çok konuşuldu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2021-2022 sezonu başında Fenerbahçe’ye transfer olan Miguel Crespo, yeni sezonda RAMS Başakşehir forması giyecek. Ocak 2024’te İspanyol ekibi Rayo Vallecano’ya kiralanan ve sezon sonu itibarıyla sarı-lacivertlilere dönen Portekizli futbolcu, teknik heyetin raporu doğrultusunda transfer görüşmelerine başladı. Crespo, Süper Lig ekiplerinden Başakşehir ile anlaştı. Turuncu-lacivertliler ile 3 yıllık sözleşme imzalayan 27 yaşındaki orta saha, yeni takımında 13 numaralı formayı giyecek.
Miguel Crespo, Fenerbahçe formasıyla 80 maça çıkarken, 5 gol, 7 asistlik performans sergiledi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kahramankazan Belediyespor Kulübü’nün sporcusu Berat Ergün, Sivas’ta düzenlenen ve Türkiye genelinden birçok sporcunun katıldığı müsabakada performansı ve azmiyle adını zirveye yazdırmayı başardı. Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, genç sporcuyu tebrik ederek, “Sporcumuz Berat Ergün’ün azimli çalışmaları sonucunda kazandığı bu başarı aynı zamanda Kahramankazan Belediyespor Kulübü’nün ve şehrimizin spor alanındaki yükselişinin bir göstergesidir. Berat’ın azmi ve disiplinli çalışmaları, tüm genç sporcularımıza ilham veriyor. Kendisiyle gurur duyuyor ve başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu yıl 18.’si gerçekleştirilen Gökbel Yağlı Pehlivan Güreşleri Festivali’ni değerlendirme toplantısının ikincisi yapıldı. Encümen Salonu’ndaki toplantıya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, Antalya İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Engin Burak Mindivanlı, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Hüseyin Direk, Belediye Başkan Danışmanı ve Organizasyon Komitesi Başkanı Abdurrahman Açıkalın, Kestel Mahalle Muhtarı Hüsnü Uyar, Karakocalı Mahalle Muhtarı Şeref Yiğit ile Belediye Birim Müdürleri ve ilgili personel katıldı.
“Markalaşan turizm anlayışı”
Alanya’nın etkin ve en doğru şekilde tanıtılması adına tüm turizm paydaşlarıyla ortak hareket ettiklerini söyleyen Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, markalaşmış bir turizm anlayışını en üst düzeye taşımak için gayret gösterdiklerini belirtti.
“Emeği geçenlere teşekkür ederim”
Gökbel Yağlı Pehlivan Güreşleri Festivali’ni değerlendiren Başkan Özçelik, “Çok emek verildi. Herkesin eline sağlık. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Eksi bir söylem olmadı ve olumlu yansımalarını gördük. Silah ve havai fişek atılmaması da vatandaşlarımız tarafından memnuniyetle karşılandı. Var olanı daha iyi hale getirmek için çalışmalarımız sürüyor” dedi.
Yüksek irtifa antrenman merkezi ve yaz kampı
Turizmi çeşitlendireceklerini söyleyen Başkan Özçelik, spor turizmini canlandıracaklarını belirtti. Alanya’nın spor turizmine kazandırılmasını çok önemsediklerini kaydeden Başkan Özçelik, “Sezon dışı olarak tanımlanan Kasım-Nisan arası dönemde bisiklet, triatlon gibi sporcuların hazırlık antrenmanlarını yapmaları ve ayrıca Mayıs ile Eylül aylarını kapsayan yaz dönemi antrenmanları için Yüksek İrtifa Antrenman Merkezi oluşturacağız. Öte yandan Gökbel’de yaz süresince gençlerimiz ve ilköğretim öğrencilerimize yönelik doğayla baş başa kalabileceği, Bin 650 metrede kamp deneyimini yaşayabilecekleri Yaz Kampı alanını kuracağız” diye konuştu.
Hedef çevreci ve sürdürülebilir olmak
Başkan Danışmanı ve Organizasyon Komitesi Başkanı Abdurrahman Açıkalın ise, Gökbel’i Türkiye ve dünya markası yapma yolunda gayret göstereceklerini ifade ederek, gelecek yıl 4 güne çıkarılması planlanan festivalin birçok etkinlikle zenginleştirileceğini kaydetti. Açıkalın şöyle konuştu:
“2 futbol, 3 voleybol sahası, 6 parkurlu atletizm pisti, konaklama için butik otel, doğa yürüyüşü ve motokros gibi aktiviteler eklenecek. Hedefimiz, oldukça çevreci ve sürdürülebilir bir yaklaşımla festivali devam ettirmektir. Yerel sanatçılarımız konserler verecek. Yüksek İrtifa Antrenman Merkezi, sporcularımız için büyük önem taşıyor. Ayrıca güreşlerin de puanlı olması için federasyonla görüşmelerimiz devam ediyor.” – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARS Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü (KARSDAK) üyesi 13 dağcı, Hakkari’deki 4 bin 135 rakımlı Cilo Dağı’nın zirvesine tırmanıp, Türk bayrağı açtı.
Kars’tan geçen cuma gecesi yola çıkan dağcılar, cumartesi sabah saatlerinde Hakkari’deki Serpel Yaylası’na ulaştı. Bir süre kamp yapan dağcılar, 3 rehber eşliğinde tırmanışa başladı. KARSDAK Başkanı Özfer Koçak’ın başkanlık ettiği grup, pazar günü saat 07.30 sıralarında 4 bin 135 metre yüksekliğindeki Cilo Dağı’nın zirvesine ulaştı. Buzul gölleri ve yaylaları geçerek zirve yapan dağcılar, hatıra fotoğrafı çekildi, Türk Bayrağı açtı. Bir süre zirvede fotoğraf çekilen dağcılar, daha sonra inişi gerçekleştirerek Kars’a döndü.
Zirvede açıklama yapan KARSDAK Başkanı Özfer Koçak, cumartesi günü başladıkları tırmanışa 13 sporcunun katıldığını ve 3 rehber eşliğinde başarılı bir şekilde zirveye ulaştıklarını belirtti.
Haber: Bedir ALTUNOK/ KARS,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Merkezefendi Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102’inci yılı için futbol, tenis, satranç, güreş ve basketbol turnuvası düzenliyor. Sevindik Vadi Park’ta düzenleyerek yüzde yüz doluluk oranıyla spor hayatına kazandırıyor.
“Sporla iç içe ve sporu seven bir ilçeyiz”
Belediye Başkanı Şeniz Doğan, “Sporun ve sporcunun her zaman yanında olduğumuz gibi sporun gençlerimizin gelişimi için çok önemli olduğunu da biliyoruz. Bugüne kadar spor alanında birçok etkinlik ve projeler gerçekleştirdik. Merkezefendi Belediyesi olarak sporla iç içe ve sporu seven bir ilçeyiz. 30 Ağustos Zafer Bayramımıza özel beş branşta turnuva düzenliyoruz. Tüm sporcularımızı turnuvalarımıza bekliyoruz” dedi.
14-16-18 yaş kategorisindeki sporcuların katılacağı basketbol turnuvası 27-28-29-30 Ağustos’ta gerçekleştirilecek. 3×3 Fiba kurallarının geçerli olacağı müsabakalar Sevindik Vadi Park Spor Tesisi’nde oynanacak. Dereceye giren takımlara madalya, kupa ve Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basketbol Takımı’nın maç bileti verilecek. Başvurular Selçukbey Spor Eğitim Merkezi ve ‘0554 467 99 44’ iletişim numarasından yapılacak.
Güreş turnuvası ise U-13 ve U-15 Kız-Erkek sporcular arasında yapılacak. 29 Ağustos da U-15, 30 Ağustos da ise U-13 sporcular müsabakalara çıkacak. Sevindik Vadi Park Spor Tesisleri’nde oynanacak olan müsabakalarda dereceye giren sporculara madalya verilecek.
Satranç Turnuvası, 30 Ağustos, 31 Ağustos ve 1 Eylül arasında düzenlenecek. Gençlik Spor İl Müdürlüğü Satranç Salonu’nda gerçekleştirilecek turnuva dört kategoriden oluşuyor. Turnuvaya katılmak isteyenler ‘www.denizli.tsf.org.tr’ adresinden 29 Ağustos Perşembe günü saat 20.00’ye kadar başvuru yapabilecek.
2015-2016 ve 2017 doğumlu sporcuların katılacağı Tenis Turnuvası başvuruları, 25 Ağustos Pazar günü sona erecek. Turnuvalar 26-30 Ağustos ‘ta gerçekleştirilecek. Selçukbey Spor Eğitim Merkezi’nde düzenlenecek olan turnuvaya kayıtlar, Selçukbey Spor Eğitim Merkezi’nden veya ‘0552 222 09 20’ numaralı hat üzerinden yapılacak.
2015-2016 doğumlu sporcuların mücadele edeceği futbol turnuvasına başvurular devam ediyor. Katılmak isteyen kulüpler, 23 Ağustos’a kadar ‘0 552 692 20 20’ iletişim numarası üzerinden başvurması gerekiyor. Maç gün ve saatleri kayıtlara göre belirlenecek. Sevindik Vadi Park Spor Tesisleri’nde oynanacak olan müsabakalarda dereceye giren ilk üç takıma ise sürpriz hediyeler verilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakım, onarım ve yenileme çalışmalarının ardından kapılarını yeniden açan havuz, kısa sürede büyük ilgi gördü. Yenilenen yüzme havuzunun açılışıyla birlikte, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ‘Yüzme Bilmeyen Kalmasın’ ve ‘Engelsiz Spor Okulları’ projeleri kapsamında yüzme eğitimleri de başlamış oldu.
Eğitimlerin başladığı günden itibaren yaklaşık 500 öğrenci, yüzme becerilerini geliştirmek ve sporla buluşmak için havuza kayıt yaptırdı. Eğitimler, profesyonel eğitmenler tarafından haftanın iki günü birer saatlik seanslarla gerçekleştiriliyor. Uzman eğitmenler, gençlere hem teorik hem de pratik bilgiler sunarak yüzme becerilerinin en iyi şekilde gelişmesini sağlıyor.
Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada yenilenen yüzme havuzunun sporseverler için büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, “Havuzun açılmasıyla birlikte sağladığımız yüzme eğitimleri sayesinde gençlerimizin yüzme sporu ile tanışmalarını hedefliyoruz. Ayrıca, Bakanlığımızın ‘Yüzme Bilmeyen Kalmasın’ ve ‘Engelsiz Spor Okulları’ projelerinin hem gençlerimiz hem de özel bireylerimiz için büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerine yer verildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 1. Lig’de mücadele eden Amed Sportif Faaliyetler ile Uğur Okulları İstanbulspor arasında bu akşam 21.00’da oynanacak müsabakayı izlemek için dün Diyarbakır’a geldi. Başkan Hacıosmanoğlu’na TFF Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ile TFF Yönetim Kurulu Üyeleri Zehra Neşe Kavak ve Lale Cander de eşlik etti. Başkan Hacıosmanoğlu, sırasıyla Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Valilik, Diyarbakırspor, Diyarbekirspor ve İl Jandarma Komutanlığı’nı ziyaret etti. Başkan Hacıosmanoğlu daha sonra ise Amed Sportif Faaliyetler’in tesisini ziyaret etti. Burada Amed Sportif Faaliyetler Başkanı Aziz Elaldı ile bir araya gelen Başkan Hacıosmanoğlu, açıklamalarda bulundu.
‘HERKESE EŞİT MESAFEDE OLACAĞIZ’
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, seçim sürecinde kendisini destekleyenlere teşekkür ederek, “Doğu ve Güneydoğu’nun, İç Anadolu’nun, Ege’nin, Akdeniz’in, Karadeniz’in ne kadar haksızlığa uğramış, adalet isteyen, sağ duyulu spor severleri varsa, sayın başkan da bize aynı şekilde destek oldu. Teşekkür ediyorum. Başkan, barış ve kardeşliğe hizmet etsin diye Amed Spor için çalışıyoruz dedi. Bu vatan, bu bayrak bizim. Vatanıyla, bayrağıyla sorunu olmayan herkes için nereye entegre olmak istiyorsa biz onun görevlisi olarak çalışırız. Futbolun elbette ki en büyük özelliği geniş kitlelere hitap ediyor olması. Barışı, kardeşliği sağlamak için her alanda kullanılması gerekiyor. Bizim de ilkelerimiz o doğrultuda. Adil ve adaletli olacağız. Herkese eşit mesafede tarafsız olacağız. Futbolun marka değerini yükseltmek için, sayın başkan az önce gezdirdi, alt yapı ve tesisler yapıyorlar. Bunlar sadece Amed Spor’a değil ülke sathına yayacağız. Tesisler yapabilirsiniz ama tesislerin eğer için profesyonelce doldurmasanız oradan ürün çıkmaz. Futbolun kalkınmasının da oradan başlaması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
‘LİGLERİN HİÇBİRİNDE YABANCI OYUNCUNUN OYNAMASINI İSTEMİYORUM’
Ülkede yabancı oyuncu sıkıntısı olduğunu söyleyen Başkan Hacıosmanoğlu, “Futbolculara dünyanın parasını veriyoruz. Uyum sağlayan sağlıyor, sağlamayan parasını alıyor, gidiyor. 1’inci, 2’nci, 3’üncü ligde benim şahsi düşünceme göre, tabi bu ekip işi, şahsi düşüncem liglerin hiçbirinde yabancı oyuncunun oynamasını istemiyorum. Ama bunu da sağlamak için önce amatörden başlayıp takımlarımıza her alanda profesyonel ekiplerle beraber destek olup…Sıkıntıların çoğunu biliyoruz. Amacımız amatörden başlayıp 1’inci lige kadar üreten konumuna getirmek. Biz onun için çalışacağız. Amed Spor da bu ülkenin takımı. Bu akşam maçımız var. Türkiye’de böyle bir şehir yok. Buna katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Örnek alınması gereken bir şehir” diye konuştu.
‘KARDEŞLİĞİN NASIL OLDUĞUNU BU AKŞAM GÖSTERELİM’
Çocukları spora katıp daha iyi yerlere kanalize etmenin, bu milletin her ferdinin görevi olduğunu vurgulayan Başkan Hacıosmanoğlu, şunları söyledi:
“Sadece Diyarbakır’da değil, bütün şehirlerimizde daha hassas olmalıyız. Bu akşam da söz verdiğimiz gibi Amed Spor’un maşına geldik ama bir gün önce geldik. Çok güzel oldu. Çok da büyük tesadüf oldu. İstanbulspor ile oynayacak Amed Spor. İstanbulspor’un sahipleri de benim doğduğum yerden. Of’lular. Buradan Amed Spor taraftarlarına da seslenmek istiyorum. Biliyorum, bana karşı iyi duygular besliyorlar. Buradan Türkiye’ye kardeşliğin nasıl olduğunu hep beraber akşam ki maçta gösterelim. Bir sonraki adımlarımızda kardeşlik iklimine katkı sağlayacak bir atmosfer yaratırsak bu hem Diyarbakır hem Amed Spor hem de diğer illerimize bu konuda örnek olur. Temennim ve beklentim de o. Güzel olacak her şey.” ‘BİZİM MAÇLARIN YÜZDE 50’Sİ KADIN VE ÇOCUKLARDAN OLUŞMAKTADIR’
2 gündür tarihi anların yaşandığını belirten Amed Sportif Faaliyetler Başkanı Aziz Elaldı da, “Uzun yıllar özlenen barış, sevgi ve birliktelik köprüsü dün katılımcı dostlarımız sayesinde güzel görüntü oluştu. Ziyaretleri için katılımcılarımıza teşekkür ederiz. Bölgenin futbola spora olan açlığı, başkanımızla dün gezdiğimiz noktalarda çocukların ve gençlerin sevgisi, futbola olan özlemi için bu işi yapıyoruz. Amacımız futbolu bu bölgeye hakim kılmaktır. Bu akşam da bir maçımız var. Bildiğiniz gibi bizim maçların yüzde 50’si kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Kadın ve çocuklara bazı noktaları tahsis ediyoruz. Ücretsiz bilet veriyoruz” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BARCELONA’DAN AYRILMAYI KABUL ETTİ
İspanyol basınından Cadena Ser’in haberine göre; Barcelona, 30 Ağustos’tan önce ayrılması için İlkay Gündoğan’a baskı yapıyor. Haberde, Katalan ekibine yıllık maliyeti 18.75 milyon euro olan İlkay Gündoğan’ın, takımdan ayrılmayı kabul ettiği kaydedildi. Öte e yandan yine İspanya’dan Sport’un haberine göre; Galatasaray, Barcelona ile yollarını ayırması halinde İlkay Gündoğan’ı transfer etmek istiyor.
MANCHESTER CITY YA DA GALATASARAY’I İSTİYOR
Relevo’nun haberine göre ise İlkay Gündoğan, Suudi Arabistan’da futbol oynamayı düşünmüyor. İlkay’ın aklındaki opsiyonlar, eski takımı olan İngiltere Premier Lig ekibi Manchester City ve daha önce birçok kez tuttuğu takım olarak açıkladığı Galatasaray.
YAKIN ZAMANDAKİ GALATASARAY SÖZLERİ
Geçtiğimiz günlerde iki günlük izni için eşiyle birlikte İstanbul’a gelen İlkay, havaalanında kendisini karşılayan basın mensuplarının Galatasaray’a transfer olacağı iddialarını sorması üzerine “Bir gün olabilir ama bu yaz olmaz. Nasip kısmet. Bir gün olabilir ama… Şimdilik olduğum yerde çok mutluyum. Önümüzde nasip kısmet, her şey olabilir. Türkiye’yi çok seviyorum. Hatta annem babam burada yaşıyorlar” yanıtını verdi.
BARCELONA KARİYERİ
Barcelona forması altında 51 maçta sahaya çıkan İlkay Gündoğan, 5 gol attı ve 14 asist yaptı. İspanyol devininn geçen yıl Manchester City’den kadrosuna kattığı İlkay Gündoğan’ın Katalan ekibiyle sözleşmesi gelecek yıl sona eriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi parti genel merkezinde ziyaret etti. Ali Koç’u genel merkez girişinde MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyüp Yıldız karşıladı. Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü. Görüşmenin ardından Bahçeli, Ali Koç’u aracına kadar uğurladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(DİYARBAKIR) – Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Amed Sportif Faaliyetler Kulübü’ne yaptığı ziyarette, alt liglerde yabancı futbolcu oynatılmasına karşı olduğunu ifade ederek, “Bu ülkede yabancı sıkıntısı var. Futbolculara dünyanın parasını veriyoruz. Uyum sağlayan kalıyor, sağlamayan 3 senelik parasını alıp gidiyor. 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’de benim şahsi düşünceme göre, kulüplerde yabancı futbolcu oynatılmasını istemiyorum” dedi.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, bu akşam oynanacak Amed Sportif Faaliyet ile İstanbulspor maçını izlemek için dün Diyarbakır’a geldi. Hacıosmanoğlu, bugün TFF yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Başkanı Aziz Elaldı’yı ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Amedspor Başkanı Aziz Elaldı, Hacıosmanoğlu’nun kente gelişinin çok anlamlı olduğunu belirterek, 2 gündür Diyarbakır’ın tarihi bir gün yaşadığını söyledi. Ziyaretleri için TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’na teşekkürlerini ileten Elaldı, “Uzun yıllardır özlenen o barış, o sevgi, o birliktelik köprüsü, dün akşam bütün katılımcı dostlarımız sayesinde Türkiye’nin birlikteliğiyle ilgili çok güzel görüntüler oluştu. Öncelikle başkanımıza ve yönetim kurulu üyelerimize bizi bu noktada onore etikleri için, şehrimize ziyaretlerini söyledikleri gibi yaptığı için çok teşekkür ediyoruz. 2 gündür göstermeye çalıştığımız olay da buydu. Bölgenin spora, futbola olan açlığını, İbrahim başkan ile birlikte 2 gürdür geziyoruz, her gittiğimiz noktada çocukların ve gençlerin sevgisi, futbola olan özlemeni gördük. Biz de bu çocuklar için bu işleri yapıyoruz. Onların bu anlamlı ziyaretlerinden dolayı minnettarız. Bize de bu anlamda altyapı, kadın takımımız, engelsiz takımımıza yardımlarını bekliyoruz. Amedspor, sadece bir futbol kulübünden ibaret değil. Birçok branş ve alanda faaliyetlerimiz var” dedi.
‘Futbol geniş bir kitleye hitap ediyor, barışı ve kardeşliği sağlamak için her alanda kullanılması gerekiyor’
Elaldı’nın ardından söz alan Hacıosmanoğlu, futbolun barış ve kardeşliğine sağladığı katkıya değinerek konuşmasına başladı. “Vatanıyla, bayrağıyla sorunu olmayan herkesin nereye entegre olmak istiyorsa biz onun görevlisi olarak çalışırız” diyen Hacıosmanoğlu, “Seçim sürecinde başkanımız sağ olsun, doğunun, güneydoğunun, iç Anadolu’nun, Ege’nin, Akdeniz’in, Karadeniz’in ne kadar haksızlığa uğramış, adalet isteyen sağduyulu ne kadar futbol çevresi nasıl bize destek olduysa, sayın başkan da aynı şekilde bize destek oldu. O süreçte de konuştuk, ‘Biz futbolu barış ve kardeşliğe hizmet etsin diye Amedspor için çalışıyoruz, bu vatan bizim, bu bayrak bizim’ dedi. Biz de onu istiyoruz. Vatanıyla, bayrağıyla sorunu olmayan herkesin nereye entegre olmak istiyorsa biz onun görevlisi olarak çalışırız. Futbol geniş bir kitleye hitap ediyor, barışı ve kardeşliği sağlamak için her alanda kullanılması gerekiyor. Bizim de ilkelerim o doğrultuda. Adil ve adaletli olacağız. Herkese eşit mesafede tarafsız olacağız. Futbolun marka değerini yükseltmek için sadece Amedspor’a değil tüm ülkeye yayacağı. Tesisler yapabilirsiniz ama tesislerin içini profesyonelce doldurmazsanız orada ürün çıkmaz. Biz hem antrenör hem de psikoloji desteğiyle altyapıya, amatöre çok önem veriyoruz. Futbolun kalkınması için ilk hamlenin oradan başlaması gerektiğine inanıyoruz. Önceliğimiz budur” diye konuştu.
‘Bu ülkede yabancı sıkıntısı var, futbolculara dünyanın parasını veriyoruz’
Hacıosmanoğlu, alt liglerde yabancı futbolcu oynatılmasına karşı olduğu ifade ederek, bunun önüne amatör takımlardan başlayıp diğer liglerdeki takımlara destek sağlanarak geçilebileceğini belirtti. Hacosmanoğlu, şunları söyledi:
“Evet, profesyonel ligler devam edecek ama amatörde yarışmacı değil de üreten olması gerekiyor. Bu ülkede yabancı sıkıntısı var. Futbolculara dünyanın parasını veriyoruz. Uyum sağlayan kalıyor, sağlamayan 3 senelik parasını alıp gidiyor. 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’de benim şahsi düşünceme göre, kulüplerde yabancı futbolcu oynatılmasını istemiyorum. Ama bunu da sağlam için önce amatörlerden başlayıp, takımlarımıza her alanda destek olup, profesyonel ekiplerle beraber sıkıntılarını belirleyip, amatörden başlayıp, 3.Lig, 2.Lig, 1.Lig üreten, dışa bağımlıktan kurtarmamız gerek. Ülke ekonomileri de öyledir. Dışa bağımlıysanız büyüyemezsiniz. Her sene küçülürsünüz. Bizim de tek amacımız futbola, amatörden başlayıp üreten konuma getirmektir. Bundan sonra zaten futbol marka değerini yukarı çıkarırsınız.”
‘Diyarbakır örnek alınması gereken bir şehir’
2 gündür Diyarbakır’daki izlenimlerini de anlatan Hacıosmanoğlu, Diyarbakır’ı mükemmel bir şehir olarak tanımladı. Hacıosmanoğlu, “Zaten eski Diyarbakır’ı konuşmaya gerek yok. Medeniyetlerin yaşadığı bir şehir. Ama yeni kurulun Diyarbakır’a uçaktan baktığım zaman Türkiye’de böyle bir şehir yok. Buna katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Örnek alınması gereken bir şehir. Gerek planlamasıyla, gerek şehrin konumlanmasıyla Türkiye’ye örnek olacak bir şehir. Bu şehrin daha güzel günlere gelmesi için çocukları spora katıp, daha iyi yerlere kanalize etmek bu milletin her ferdinin görevidir. Sadece Diyarbakır’da değil, bütün şehirlerimizde daha hassas olmalıyız. Buradan Amedspor taraftarlarını da seslenmek istiyorum, biliyorum bana karşı büyük bir duygular besliyorlar, Türkiye’de kardeşliğin nasıl olduğunu hep beraber gösterelim. Bir sonraki adımlarımızda kardeşlik iklimine katkı sağlayacak bir atmosfer yaratırsak, bu, hem Diyarbakır’ı hem Amedspor hem de diğer illerimize Türk futboluna örnek olur. Her şey güzel olacak” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ev sahibine galibiyeti getiren golleri 23 ve 51’de Dean Lico, 27’de Kosta Aleksic, 34’te Hasan Hatipoğlu, 85. dakikada penaltıdan Adrien Regattin ve 90+3. dakikada Burak Altıparmak attı. Adanaspor’un tek golünü 42. dakikada penaltıdan Fevzi Yıldırım kaydetti.
Konuk ekibin tek golünü atan Fevzi Yıldırım, 84. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.
Bu sonucun ardından Iğdır FK, puanını 6’ya yükseltti. Adanaspor ise 3 puanda kaldı.
Trendyol 1. Lig’in bir sonraki haftasında Iğdır FK, evinde Gençlerbirliği’ni ağırlayacak. Turuncu Beyazlılar ise Pendikspor’u ağırlayacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burak Kızılhan’ın açıklamaları şöyle:
“Maalesef akıl almaz bir olay yaşadık dün. Algı yönetimi çok iyi işliyor, ciddi bir algı operasyonu başladı. Maçtan önce iyi bir atmosfer vardı iyi bir İzmir deplasmanı. Maç günü hiçbirimizin istemediği olaylar yaşandı. Fenerbahçe formasının yakılmasıyla güne başladık ondan sonra ilave bir video yayınlandı, o videoda bir arkadaşımızın Fenerbahçe forması çıkartıldı üzerinden forması gasp edildi. Orada emniyet mensupları da vardı. Bunların cevabını vermesi gerekenlerin hepimizi aydınlatması gerekiyor. Biz Fenerbahçe’nin haklarını savunmakla ilgiliyiz. Devletimize boynumuz kıldan ince. Fenerbahçe taraftarına orantısız güç uygulanmıştır ve biber gazı sıkılmıştır.”
“Göztepe camiasıyla ilgili hiçbir sıkıntımız yok. Bunları büyük olaylar halinde Fenerbahçe forması İzmir’in meydanında yakılacak ama tahrik eden Fenerbahçe olacak. Protokol tribününde de büyük problemler vardı. Bir kere protokolde 5 dakika sonra koltuklar kırıldı. Biz oturamadık, bizim orda rahat bir şekilde maç izlememiz mümkün değildi.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>29 yaşındaki yıldız futbolcusu Raheem Sterling’in Chelsea’deki geleceği merak konusu oldu.
İngiliz oyuncu, Chelsea’nin Manchester City ile karşı karşıya geldiği maçın kadrosuna alınmadı.
Teknik direktör Enzo Maresca, herhangi bir sakatlığı bulunmayan oyuncunun teknik ekibin kararıyla kadroda olmadığını söyledi.
“TEKNİK BİR KARAR”
Maresca yaptığı açıklamada, “Sterling’in kadroda olmaması tamamen teknik bir karar. Bununla ilgili söylenecek bir şey yok. Teknik direktörler karar almak için para alıyorlar. Bu verilen kararlar bazen oyuncuların hoşuna gitmeyebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İngiliz basınına göre, Sterling, kadro dışı kaldığı için büyük şok yaşadı. Tecrübeli futbolcu, Chelsea’nin sezon öncesi oynadığı 6 hazırlık maçının tamamında forma giymişti.
Chelsea’de toplam 81 maça çıkan yıldız oyuncu, 19 gol ve 12 asistlik performans sergiledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Portekizli teknik adam, mücadeleyi Fenerbahçe Sportif Direktörü Mario Branco ile birlikte izledi.
Sarı-lacivertli ekip, ligin 4. haftasında Corendon Alanyaspor’u konuk edecek.
Öte yandan mücadeleyi, A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella da tribünden takip etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ASLAN 2 DE 2 YAPTI
Sezona Süper Kupa hüsranıyla başladıktan sonra Hatay’ı son dakika golleriyle geçen Galatasaray, Konya deplasmanında 3 puanı iki golle aldı.
OKAN BURUK BİR İLKİ YAŞADI
Galatasaray’ı son iki sezon üst üste şampiyon yapan Okan Buruk, ilk defa lige 2’de 2 yaparak başladı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in yeni temsilcisi Bodrum FK, transfer çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Rumen forvet George Puscas’ı transfer ederek büyük bir sükse yapan yeşil-beyazlılar, şimdi de sol bek pozisyonunu güçlendirmek için Fenerbahçe’nin 23 yaşındaki oyuncusu Levent Mercan’la ilgileniyor.
Bodrum FK, Levent Mercan’ı kiralamak için Fenerbahçe ile görüşmelere başladı. Levent Mercan, Konyaspor ve Adana Demirspor’un da ilgisini çekmiş durumda.
Sezon başında 2 milyon euro bonservis bedeliyle Fenerbahçe’ye transfer olan genç sol bek, Jose Mourinho’nun teknik direktörlüğündeki takımda yeterince şans bulamamıştı.

TRANSFER PLANI
Bodrum FK, kadrosunu derinleştirmek amacıyla 4-5 oyunculuk bir transfer listesi hazırladı.
Teknik direktör İsmet Taşdemir ve ekibinin önerdiği oyuncular arasında gençlerin yanı sıra deneyimli futbolcular da bulunuyor. Ege ekibi, son transferlerinde tecrübeli isimlere yönelmeyi planlıyor.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’e ilk 11 seviyesinde oldukça iyi bir kadro kuran Beşiktaş, yedek kulübesini ise henüz güçlendiremedi.
Siyah-beyazlılarda sol bek oyuncusu Arthur Masuaku, ailevi nedenlerden ötürü teknik direktör Giovanni van Bronckhorst’tan izin alarak Antalyaspor maçında yer almayacak.
Milliyet’in haberine göre; Masuaku bu nedenle maç kadrosuna dahil edilmedi.

EMRECAN TERZİ OYNAYACAK
Tecrübeli oyuncunun yokluğunda, sol bek pozisyonunda Emrecan Terzi’nin görev alması bekleniyor.
Bu sezon Beşiktaş formasıyla 2 resmi maçta görev alan Demokratik Kongolu futbolcu, 1 asist yaparak takımına katkı sağlamıştı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray’da dış transferin yanı sıra iç transferde de hareketli saatler yaşanıyor.
Sarı-kırmızılı ekip, son olarak başarılı savunma oyuncusu Victor Nelsson’a sözleşme uzatma teklifi sundu.
Galatasaray, 2021 yılında Kopenhag’dan 7 milyon euro karşılığında transfer ettiği ve iki kez şampiyonluk yaşadığı Danimarkalı stoper Victor Nelsson’a yeni bir sözleşme teklifinde bulundu.

2 MİLYON EURO MAAŞ ÖNERİLDİ
Danimarka basınından Bold’un haberine göre; mevcut sözleşmesi 2026 yılına kadar devam eden Nelsson’a, 2028 yılına kadar uzatılacak yeni bir kontrat ve yıllık 2 milyon euro maaş önerildiği bildirildi.
25 yaşındaki savunmacı, Galatasaray formasıyla çıktığı 127 maçta 4 gol atıp 1 asist yaparak takımına önemli katkılarda bulundu.
Daha önce Napoli ve Sevilla’nın da ilgisini çeken Nelsson’un, sarı-kırmızılı kulüpteki geleceği merakla bekleniyor.
DAVINSON GİDİCİ
Öte yandan, sarı-kırmızılılarda Davinson Sanchez’in ismi İngiltere’den Everton ve İtalya’dan Napoli ile anılıyor. Kolombiyalı stoperin takımındaki durumu belirsizliğini koruyor.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UEFA Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi’nde 3. turların sona ermesiyle beraber en güncel 2024-2025 sezonu UEFA kulüpler sıralaması belli oldu.
Lille’e elenerek yoluna Avrupa Ligi gruplarında devam edecek olan Fenerbahçe, takımlarımız arasında en üst sırada yer alan ekip olarak dikkatleri çekti.
Kulüpler sıralamasında Fenerbahçe 47, Galatasaray 63, Başakşehir 79, Sivasspor 86, Beşiktaş 138 ve Trabzonspor 141. sırada yer aldı.

İLK 10 SIRA
1- Manchester City
2- Real Madrid
3- Bayern Münih
4- Liverpool
5- Roma
6- Paris Saint-Germain
7- Villarreal
8- Borussia Dortmund
9- Chelsea
10- Inter

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe’de orta sahanın kilit ismi Fred, Lugano ile oynanan Şampiyonlar Ligi 2. Ön Eleme rövanş maçında sakatlanarak sahalardan uzak kaldı.
Bu sakatlık, takımın performansına olumsuz yansıdı. Brezilyalı futbolcu, Lille ile oynanan 3. ön eleme turundaki maçlarda forma giyemedi ve Sarı Kanarya, ilk maçı 2-1 kaybederken Kadıköy’deki rövanşta 1-1 berabere kalarak turnuvadan elendi.
KAZANSA BİLE ZOR…
Fred’siz sahaya çıktığı diğer Avrupa maçlarında da Fenerbahçe, Ludogorets’e 2-0, Nordsjaelland’a ise 6-1 mağlup oldu.
Ligde ise Brezilyalı oyuncunun yokluğunda oynanan 11 maçta 1 mağlubiyet, 2 beraberlik ve 8 galibiyet elde edildi. Bu galibiyetlerin 5’i tek farklı skorlarla geldi, bu da Fred’in eksikliğinin takımda ciddi bir fark yarattığını ortaya koydu.
MOURINHO, FRED İÇİN NE DEMİŞTİ?
Adana Demirspor maçı öncesinde Jose Mourinho, Fred’i özlediğini söylemiş ve yönetime mesaj göndermişti.
Fred’i özlediğimi söyledim çünkü Fred iyi bir oyuncu. Her teknik direktör iyi oyuncularını özler. Fred, eşsiz bir oyuncu. O yokken daha farklı bir düzende oynuyoruz..

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş, Kamerunlu golcü Vincent Aboubakar’ı kadroda düşünmediği için en kısa sürede yollarını ayırmayı planlıyor.
2025’te sona erecek sözleşmesi bulunan Aboubakar, ayrılmak yerine kulüpte kalmakta ısrar ediyor.
Brezilya Ligi ve Arap ülkelerinden gelen teklifleri geri çeviren 32 yaşındaki oyuncu, yıllık 3 milyon 110 bin euro garanti ücret alıyor. Aboubakar, sözleşmesinin feshedilmesi durumunda bu paranın kendisine ödenmesini talep ediyor.
KADRODA YERİ ZOR
Beşiktaş yönetimi, Vincent Aboubakar’a kadroda düşünülmediğini net bir şekilde iletti. Ancak Kamerunlu golcü, bu mesajlara rağmen ayrılma konusunda olumlu bir yanıt vermedi.
Teknik Direktör Giovanni van Bronckhorst, Aboubakar’ı Süper Kupa’da Galatasaray’a ve ligde Samsunspor’a karşı oynanan maçların kadrosuna almadı.
Hollandalı hoca, Aboubakar’a şans vermeyi düşünmediği için oyuncunun kadroda yer alması zor görünüyor.

GEÇEN SEZONKİ PERFORMANSI
Geçtiğimiz sezon Beşiktaş formasıyla 34 maça çıkan Vincent Aboubakar, 12 gol ve 3 asistle 15 gole katkı sağladı.
Bu performans, Kamerunlu golcünün takımda kalmasını sağlayacak kadar etkili olmadı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Futbol Federasyonu, Avrupa’da mücadele eden temsilcilerimiz hakkında yeni bir karara imza attı.
Federasyon, UEFA organizasyonlarında Play-Off turunda mücadele eden Galatasaray, Trabzonspor ve Başakşehir’in Süper Lig’in 3. haftasında oynayacağı maçları ileri bir tarihe erteledi.
Böylelikle Süper Lig’in 3. haftasında oynanması gereken Galatasaray – Gaziantep FK, Trabzonspor – Kayserispor ve Samsunspor – Başakşehir müsabakaları ertelendi.
“AVRUPA KUPALARINDA MÜCADELE EDEN KULÜPLERİMİZE BAŞARILAR DİLERİZ”
TFF’den yapılan açıklamada şöyle denildi:
Bu sezon ülkemizi Avrupa kupalarında temsil eden kulüplerimizden Galatasaray UEFA Şampiyonlar Ligi Play-Off Turu, Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu, Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi Lig Aşaması, Trabzonspor ve RAMS Başakşehir FK kulüplerimiz ise UEFA Konferans Ligi Play-Off Turu’nda mücadele etmektedir.
Play-off müsabakaları, Avrupa kupalarında lig aşamasına kalmadan önceki son aşama olması sebebiyle özellikle ülke puanı açısından oldukça önemlidir. Bu sebeple, play-off aşamasında maç yapacak olan kulüplerimiz ile yapılan istişareler sonucunda, Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında oynanması gereken Galatasaray – Gaziantep FK, Trabzonspor – Bellona Kayserispor ve Samsunspor – RAMS Başakşehir FK müsabakaları federasyonumuz tarafından ertelenmiştir. UEFA Avrupa Ligi Play-Off müsabakası oynayacak olan Beşiktaş kulübümüz ise fikstür gereği 3. haftayı bay geçmektedir.
Ertelenen Galatasaray – Gaziantep FK müsabakası 24, 25, 26 Eylül tarihlerinden birinde, Trabzonspor – Bellona Kayserispor ve Samsunspor – RAMS Başakşehir FK müsabakaları ise 17, 18 veya 19 Eylül tarihlerinde oynanacaktır. Nihai program daha sonra ilan edilecektir.
Avrupa kupalarında mücadele eden kulüplerimize başarılar dileriz.
BEŞİKTAŞ VE FENERBAHÇE’NİN MAÇLARI ERTELENMEDİ
Diğer iki temsilcimiz olan Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin maçlarında değişikliğe gidilmedi.
Siyah-beyazlılar, UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu’nda İsviçre ekibi Lugano ile karşılaşırken, ligde 3. haftayı bay geçecek.
Sarı-lacivertliler ise Play-Off maçı oynamayacak ve doğrudan UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele edecek.
3 TEMSİLCİMİZİN OYNAYACAĞI MAÇLARIN TARİHLERİ
Galatasaray – Young Boys (İsviçre) 21 ve 27 Ağustos
Trabzonspor – St.Gallen (İsviçre) 22 ve 29 Ağustos
Başakşehir – St.Patricks (İrlanda) 22 ve 29 Ağustos
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Transfer döneminde oldukça hareketli bir dönem geçiren Galatasaray’da gündem kanat forvet transferi.
Aslan, Fluminense’nin Kolombiyalı kanat oyuncusu Jhon Arias için görüşmelere başlamıştı. Brezilya kulübü, oyuncu için 18 milyon euro talep edince pazarlıklarda ilerleme sağlanamadı.
Sarı-kırmızılılar, Napoli’nin gözden çıkardığı Cyril Ngonge için maliyet araştırmalarına başladı.
Geçen sezonun devre arasında 18 milyon euro karşılığında Napoli’ye transfer olan 24 yaşındaki oyuncunun kiralık olarak gönderilmesi gündemde. Galatasaray, bu fırsatı değerlendirmeyi planlıyor.

NGONGE’NİN PERFORMANSI BEKLENTİLERİN ALTINDA KALDI
Cyril Ngonge, Napoli’ye transfer olduğu Ocak 2023’ten bu yana İtalyan ekibinde 15 maça çıktı ve bu süreçte 1 gol, 1 asistlik performans sergiledi.
Güncel piyasa değeri 12 milyon euro olarak gösterilen Kongo asıllı Belçikalı futbolcunun, Napoli ile 2028 yılına kadar sözleşmesi devam ediyor.

NGONGE’NİN MENAJERİ TANIDIK İSİMLER
Cyril Ngonge’nin menajerliğini, Galatasaraylı futbolcular Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün’ün de temsilciliğini yapan William D’Avila ve Cenk Melih Yazıcı üstleniyor.
Bu durum, Galatasaray’ın transfer görüşmelerinde avantaj sağlayabilir.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 2. haftasında Stanimir Stoilov yönetimindeki Göztepe ile Jose Mourinho’nun çalıştırdığı Fenerbahçe karşı karşıya gelecek.
17 Ağustos Cumartesi akşamı saat 21.45’te başlayacak ve İzmir Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynanacak müsabaka öncesinde konuk ekip Fenerbahçe’nin kamp kadrosu belli oldu.
FERDİ VE FRED KADRODA
Sarı-lacivertli takımda Premier Lig ekibi Brighton’a transferi gündemde olan Ferdi Kadıoğlu ve sakatlığını atlatan Fred, Göztepe maçı kadrosuna alındı.

İRFAN VE MERT HAKAN’IN CEZALARI DEVAM EDİYOR
Fenerbahçe’de cezaları bulunan İrfan Can Eğribayat ve Mert Hakan Yandaş’ın dışında Emre Mor, Miha Zajc, Miguel Crespo, Ryan Kent, Joao Pedro, Serdar Aziz, Luan Peres gibi isimler teknik ekip kararı ile kadroda yer almadı.
FENERBAHÇE’NİN KAMP KADROSU
Dominik Livakovic, Ertuğrul Çetin, Furkan Onur Akyüz, Bright Osayi-Samuel, Mert Müldür, Çağlar Söyüncü, Alexander Djiku, Rodrigo Becao, Yusuf Akçiçek, Ferdi Kadıoğlu, Jayden Oosterwolde, Rade Krunic, Bartuğ Elmaz, İsmail Yüksek, Fred, Sebastian Szymanski, Cengiz Ünder, İrfan Can Kahveci, Oğuz Aydın, Dusan Tadic, Allan Saint-Maximin, Edin Dzeko, Youssef En Nesyri, Cenk Tosun.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yurt dışı transfer sezonu hızla devam ediyor ve birçok yıldız oyuncu yeni takımlarıyla anlaşmalar imzalıyor.
MLS ekiplerinden Chicago Fire’da forma giyen İsviçreli futbolcu Xherdan Shaqiri’nin forma giyeceği yeni ekibi belli oldu.
Shaqiri, kariyerine daha önce alt yapısında yetiştiği İsviçre’nin Basel kulübünde devam edecek.
Tecrübeli oyuncu, alt yaş kategorilerinde yetiştiği Basel’den 2012 yılında 11.80 milyon euro karşılığında Bayern Münih’e transfer olmuştu
32 yaşındaki oyuncu, Basel ile 3 yıllık bir sözleşme imzaladı.

ADI BEŞİKTAŞ’LA ANILIYORDU
Shaqiri’nin adı transfer döneminde Beşiktaş, Panathinaikos ve Suudi Arabistan kulüpleriyle anılıyordu.
Chicago Fire formasıyla toplam 75 maça çıkan tecrübeli futbolcu, bu süreçte 16 gol atıp 13 asist yaptı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Golan Tepeleri’ne yönelik saldırının ardından Orta Doğu’da savaşı yayma noktasına getirdi. Geçtiğimiz günlerde misilleme olarak Lübnan’ın başkenti Beyrut’u vurarak çok sayıda sivilin ölümüne yol açan İsrail, Lübnan’ı yine vurdu.
İsrail’in Orta Doğu’daki peş peşe saldırılarının ardından ülkeler bir bir vatandaşlarına “Lübnan’ı ve Tel Aviv’i terk edin” çağrılarında bulundu. Ayrıca çok sayıda hava yolu şirketi İsrail ve Lübnan’a uçuşları durdurdu. Son olarak İngiltere’den dikkat çeken bir açıklama geldi.
İNGİLTERE: ASKERİ OPERASYONA HAZIRIZ
İngiltere, Lübnan’dan tahliye operasyonuna ihtiyaç duyulması halinde askeri varlıklarının hazır olduğunu açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki büyükelçiliklere destek sağlamak için “Gerekirse İngiliz askeri kuvvetleri Orta Doğu’ya gönderilecek” açıklamasında bulundu.
İngiliz askeri nakliye helikopterleri Lübnan için yüksek alarm durumuna geçti. İngiliz ordusu, gerek duyulması halinde diplomatik personellerinin Orta Doğu’dan tahliye edilmesine hazır olduğunu bildirdi.
İSVEÇ BEYRUT BÜYÜKELÇİLİĞİNİ TAŞIYOR
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom İsveç Radyosu’na yaptığı açıklamada, elçilik personeline Beyrut’tan Kıbrıs’a gitmelerini söylediklerini ve Beyrut Büyükelçiliği’ni geçici olarak başka bir yere taşımayı planladıklarını söyledi.
Billstrom, kararın başlangıçta Ağustos ayı için alındığını ancak güvenlik durumuna bağlı olarak uzatılabileceğini aktardı.
ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ UYARDI!
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, vatandaşlarına yaptığı güvenlik uyarısında, “Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Büyükelçilikten ülkedeki vatandaşlara yapılan uyarıda, birtakım hava yolu şirketlerinin “bölgeye uçuşlarını iptal ettiği” ancak ticari uçuşların devam ettiği belirtildi.
RUSYA: LÜBNAN’I TERK EDİN
Rusya, vatandaşlarına Lübnan’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, olası bir savaş ihtimaline karşı vatandaşlarından Lübnan’ın terk edilmesi istendi.
THY UÇUŞLARI DURDURDU
Türk Hava Yolları (THY), bu gece İran’a yapılması planlanan bazı uçak seferlerini iptal ettiğini duyurdu. Seferlerin sabah saatlerinde yapılacağı öğrenildi.
Pegasus Hava Yolları, İran, Irak ve Ürdün’e yapacağı seferlerde değişikliğe gitti. Uçuş güvenliği nedeniyle alınan yeni kararla, Pegasus tarafından İran, Irak ve Ürdün’e planlanan gece seferleri gündüz yapılacak.
AİR FRANCE BEYRUT UÇUŞLARINI ASKIYA ALDI
Fransız hava yolu şirketi Air France’ın, Lübnan’ın başkenti Beyrut’a 6 Ağustos’a kadar uçuşlarını askıya aldığı bildirildi.
Air France yolcu hizmetlerinden edindiği bilgiye göre, Fransa’nın başkenti Paris ile Beyrut arasındaki uçuşların tamamı, bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle 6 Ağustos’a kadar iptal edildi.
AZERBAYCAN
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bölgede hızla değişen güvenlik durumu dikkate alınarak, Azerbaycan vatandaşlarının zorunlu olmadıkça Lübnan’ı ziyaret etmemeleri ve ülkede yaşayan vatandaşların en kısa sürede oradan ayrılması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca Lübnan’da bulunan Azerbaycan vatandaşlarının korunma ve güvenlik kurallarına uymaları ve nüfusun yoğun olduğu yerlerden uzak durmaları istendi.
POLONYA VE MACARİSTAN UÇUŞLARI DURDURDU
Orta Doğu’da artan gerilim hava yolu şirketlerini etkiledi. Polonya hava yolu şirketi LOT tarafından dün yapılan açıklamada Polonya-İsrail ile Polonya-Lübnan uçuşlarının askıya alındığı belirtildi. Bölgede gerilim ve çatışmaların artması nedeniyle uçuşların askıya alındığı aktarılırken, İsrail uçuşlarının çift taraflı olarak 4, 5 ve 6 Ağustos’u da kapsayacak şekilde uzatıldığı bildirildi.
Öte yandan, Macar hava yolu şirketi Wizzair de geçici olarak tüm İsrail ve Ürdün uçuşlarını çift taraflı olarak askıya aldığını duyurdu. Bölgede durumun giderek gerginleşmesi dolayısıyla böyle bir karar aldıklarını duyuran Wizzair, söz konusu karardan etkilenen yolculara bilet ücretlerini iade edeceklerini aktarırken, arzu eden yolcuların ise bilet tarihlerini ücretsiz şekilde değiştirebileceklerini bildirdi.
İSVİÇRE
İsviçre Uluslararası Hava Yolları (Swiss), Orta Doğu yaşanan son gelişmeler nedeniyle Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşları karşılıklı durdurdu.
Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşlar, 8 Ağustos’a kadar “mürettebat ve yolcuların güvenliği” gerekçesiyle askıya alınırken, 29 Temmuz’da Zürih ile Beyrut arasındaki uçuşların askıya alınma süresi de 12 Ağustos’a kadar uzatıldı.
ALMANYA
Alman hava yolu firması Lufthansa, güvenlik gerekçesiyle Beyrut ve Tel Aviv’e uçuşlarını askıya aldı. Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, 8 Ağustos’a kadar Tel Aviv’e uçulmayacağı ve daha önce alınan Beyrut’a uçmama kararının kapsamının da 12 Ağustos’a kadar uzatıldığı belirtildi.
Karara gerekçe olarak bölgede kötüleşen güvenlik durumu gösterildi, uçuşların yeniden başlatılmasıyla ilgili “sahadaki durumun izleneceği” kaydedildi.
HİNDİSTAN
Hindistan hava yolu firması Air India, Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle Tel Aviv’e ve bu kentten yaptığı uçuşları durdurma kararı aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, “Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde devam eden durum göz önünde bulundurularak, Tel Aviv uçuşlarımızı 8 Ağustos’a kadar askıya aldık.” ifadesi kullanıldı.
İTALYA
İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu firması ITA’nın X hesabından yapılan açıklamada, Tel Aviv’e ve bu kentten planlanan uçuşların 6 Ağustos’a kadar askıya alındığı belirtildi.
Açıklamada, karara gerekçe olarak “Orta Doğu’daki gelişmeler ile yolcu ve mürettebatının güvenliği” gösterildi.
POLONYA
Polonya haber ajansı PAP’ın haberinde, Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT’un güvenlik gerekçesiyle 3-4 Ağustos’ta Lübnan ve İsrail’e planlanan 8 uçuşunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
Hollanda Kraliyet Havayolu KLM de İsrail uçuşlarını 26 Ekim tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu.
FRANSA VE YUNANİSTAN
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a uçuşlarını askıya alan hava yolu şirketleri arasında Yunanistan’ın Aegean Havayolları ve Almanya’nın Condor Havayolları da yer aldı.
Aegean ve Condor Havayolları, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle Atina’dan Beyrut’a uçuşlarını 1 Ağustos’a kadar askıya aldığını duyurmuştu. Air France da Paris-Charles de Gaulle ile Beyrut havalimanları arasındaki uçuşlarını 2 günlüğüne durdurduğunu duyurmuştu.
SİNGAPUR
Singapur Havayollarından (SIA) yapılan açıklamada, Orta Doğu’da yükselen gerilim nedeniyle uçuşlarda İran hava sahasının kullanılmayacağı ve alternatif rotalara başvurulacağı belirtildi.
“Amsterdam, Brüksel, Kopenhag, Frankfurt, İstanbul, Londra, New York, Manchester, Milano, Münih, Paris, Roma ve Zürih” uçuşlarının bu durumdan etkileneceği ifade edilen açıklamada, “Orta Doğu’daki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz ve uçuş rotalarımızı gerektiği gibi ayarlayacağız.” ifadesi kullanıldı.
BEN GURION HAVALİMANINDA SON DURUM
İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki Uluslararası Ben Gurion Havalimanı’nın resmi internet sitesi geçici bir arıza nedeniyle çökerken, havalimanı normal faaliyetine devam ediyor.
Havalimanı işletmesinden yapılan açıklamada, arızanın siteye yapılan girişlerin yoğunluğundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve sorunun giderilmeye çalışıldığı ifade edildi.
GOLAN TEPELERİ SALDIRISI
27 Temmuz Cumartesi akşamı, Mecdel Şems kasabasındaki futbol sahasına bir roket düştü. Azınlık Dürzi topluluğundan 12 İsrailli çocuk ve genç öldürüldü.
İsrail, Hizbullah’ın saldırıyı Lübnan içinden atılan İran yapımı bir roketle düzenlediğini iddia etti. ABD de Hizbullah’ı suçladı. Hizbullah ise kesin bir dille saldırının arkasında olmadığını söyledi.
BEYRUT VURULDU, ŞÜKÜR ÖLDÜRÜLDÜ
Hizbullah, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen İsrail saldırısında üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürüldüğünü doğruladı.
Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde düzenlenen saldırıda, en az 4 kişi daha öldürüldü, 10’larca masum sivil yaralandı. Ölenler arasında iki çocuk da bulunuyor. 10 yaşındaki Hassan ve 6 yaşındaki kız kardeşi Amira toprağa verildi. Saldırıda bölgedeki birçok ev hasar aldı.
]]>Sincar’ın Gopel köyünden İsmail Guli Mahmud, 10 yıldır kamplarda yaşıyor.
AA’ya konuşan Mahmud, “Sincar’da emniyet yok. Durum çok kötü. Hâlihazırda daha da kötüye gidiyor. PKK var, Haşdi Şabi var ve başka silahlı güçler de var. Sincar’da nelerin yaşandığını bilemiyoruz. Su yok, elektrik yok. Gittiğimde suyu satın almak zorunda kalacağım. Buna benzer temel sorunlar var. Döndüğümüzde kalacak bir evimiz yok.” dedi.
Irak hükümetine çağrı yapan Mahmud, hükümetin geri dönebilenlere evlerini yapabilecekleri şekilde maddi yardımda bulunması gerektiğini söyledi.

– “SİNCAR’A GİDENLER TEKRAR KAMPLARA GERİ DÖNMEK ZORUNDA KALIYOR”
Mahmud, “Evine dönmek isteyenlere ayrıca iş imkanları da oluşturulamadı. Mesela evine dönenler ne iş yapacak?. Irak hükümetinin vereceği 4 milyon dinar (yaklaşık 2 bin 700 dolar) çok yetersiz. Bu parayla bir oda bile yapamazsınız.” şeklinde konuştu.
PKK mağduru Sincarlı Mahmud, şöyle devam etti:
“Sincar güvenli hale gelirse, istikrar olursa, su ve elektrik gelirse dönmek isteriz. Şu an Sincar’a gidenler tekrar kamplara geri dönmek zorunda kalıyor. Çünkü orada yaşam imkanları yok. Çadırların altındaki yaşam, DEAŞ’ın elindeki şartlar gibidir. Sürekli olarak çadırlarımız yanıyor. Irak hükümeti bu konuya el atmalı ve Yezidilerin bu haline çare bulsun.”

– “ANNELERİMIZ VE KIZ KARDEŞLERİMİZ HALA DEAŞ’IN ELİNDE”
Sincar’ın Tilbenat köyünden Salim Kori de 3 Ağustos 2014’te DEAŞ’tan kaçan Yezidilerden biri.
Kori, “3 Ağustos tarihi bizim için çok acı bir gün ve bu tarihi her sene büyük bir hüzünle anıyoruz. Annelerimiz ve kız kardeşlerimiz hala DEAŞ’ın elinde. Kadınlarımızı DEAŞ’ın elinden kurtaramadık.” dedi.
– “SINCAR’IN İDARESİNİN KİMİN ELİNDE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ”
Kamptaki çadırlarda yaşamak istemediklerini dile getiren Kori, 10 yıldır sürdürdükleri bu durumun çekilmez boyutta olduğunu anlattı.
DEAŞ’tan kaçıp ve PKK nedeniyle evine dönemeyen Kori, şunları kaydetti:
“Çocuklar, kadınlar, erkekler ve gençler kimse bir gelecek göremiyor. Sincar’ın idaresinin kimin elinde olduğunu bilmiyoruz. Şehirde kim var emin değiliz. Orada hala Kaymakam yok. Nahiyelerde müdür yok. Kim yönetecek orayı? Şehrin kimin tarafından yönetileceğini bilseydik geleceğimizin ne olacağını tahmin edebilirdik. Uluslararası kamuoyu da gözünü Yezidilerin sorunlarına kapatmış durumda.”
Yıllardır kamp yaşamını sürdürmek zorunda kalan Sincar’ın Hanesor köyünden Usame Süleyman ise “Sincar’da istikrar yok. Orada her türlü değişik gruplar var. Çadırlarda yaşamaya mecburuz, çünkü gidecek başka yerimiz yok. Keşke Sincar’da başımızı sokabileceğimiz bir evimiz olsaydı da bu güneşin altında yaşamaktan daha iyiydi. Ancak Sincar’da yaşam çok zor.” ifadelerini kullandı.

– “SİNCAR ŞEHİR MERKEZINDE YASA DIŞI SİLAHLI GRUPLAR (TERÖR ÖRGÜTÜ PKK) VARLIĞI SÜRÜYOR”
Yezidilerin kutsal mekanlarından Laleş Tapınağı sorumlusu Said Cerdo ise DEAŞ tarafından kaçırılan veya öldürülen 3 bin kişinin akıbetinden hala haber alınamadığını söyledi.
“Sincar trajedisinin üzerinden 10 yıl geçti ancak Yezidilerin yaraları henüz iyileşmedi.” diyen Cerdo, Yezidiler’in hala kamplarda yaşayıp evlerine dönemediklerine işaret etti.
Cerdo, Sincar’da güvenli ortam oluşturulamadığını vurgulayarak, “Sincar şehir merkezinde yasa dışı silahlı grupları (terör örgütü PKK) varlığı sürüyor. Orada siyasi çekişme ortamı var. Sincar sığınmacılarına herhangi bir tazminat ödenmedi. Sincar’a yönelik bölgesel müdahaleler de Yezidilerin dönüşünün önünde engel teşkil etmektedir.” değerlendirmesi yaptı.

Erbil ile Bağdat arasında imzalanan Sincar Anlaşması’nın uygulanmamasını da eleştiren Cerdo, şöyle devam etti:
“Ne yazık ki Sincar’ın normalleştirilmesini öngören Erbil ve Bağdat arasında imzalanan Sincar Anlaşması hayata geçmedi. Irak hükümetinin bu anlaşmayı uygulama noktasında geri adım attığını görüyoruz. Irak hükümeti üzerinde bu anlaşmanın uygulanmaması için bölgesel bir baskı var. Irak hükümeti bu konuda cesur adım atmalı ve Sincar’daki şartların normalleşmesi için uluslararası kamuoyunun da desteğini almalı. Ancak Bağdat hükümeti, Yezidilerin evlerine dönebilmesi için şartları uygun hale getiremedi. O yüzden kampların kapatılması kararı yanlıştı. Her aileye 4 milyon dinar (2 bin 700 dolar) evlerine dönmeleri için yeterli değildir. Bu para ile hiçbir şey yapamazlar. Irak onlara çok iyi bir yardım sunmalıydı. Sincar olaylarından sonra Yezidilerin yurt dışına gidişi devam ediyor. Hükümet bu nedenleri ortadan kaldırmalıdır. O nedenlerden bir tanesi de Sincar’ın siyasi hesapların merkezi haline gelmesidir. Sincar ile ilgili alınan kararlar uygulanmıyor. Irak Anayasası ihlal ediliyor ve Yezidi soykırımı davası unutulmuş durumda.”



Bir dava adamı İsmail Haniye’nin portresi: Hayatını Filistin’e adadı



















Son dakika haberi: İran Devrim Muhafızları, önceki gün Tahran’da şehit edilen Hamas lideri İsmail Haniye’ye düzenlenen saldırının detaylarıyla ilgili yeni açıklama yaptı.
“HANİYE’YE SUİKASTI SİYONİST OLUŞUM GERÇEKLEŞTİRDİ”
Haniye’ye yönelik düzenlenen suikastın konutun Hamas liderinin kaldığı konutun dışından ateşlenen 7 kilogram savaş başlığı taşıyan kısa menzilli bir mermiyle düzenlendiği belirtilen açıklamada, “Suikastı Siyonist oluşum gerçekleştirdi ve ABD tarafından desteklendi” ifadelerine yer verildi.
İran, “İntikamın en uygun zamanda alınacağını” da vurguladı.
İRAN DAHA ÖNCE “FÜZE ÜLKE DIŞINDAN ATILDI” DEMİŞTİ
Suikasttan saatler sonra açıklama yapan İran, saldırının yerel saatle gece 02.00‘de ülke sınırları dışından atılan bir füzeyle gerçekleştiğini açıklamıştı.
BİNANIN DİĞER KISIMLARINDA HASAR YOK
Haniye’nin ağırlandığı İran Cumhurbaşkanlığı’na ait kompleksin içerisindeki misafirhanenin saldırı sonrası çekilen görüntülerinde misafirhane binasında sadece Haniye’nin bulunduğu katın vurulduğu ve binanın diğer kısımlarında hasar olmadığı görüldü.

CENAZESİ KATAR’DA DEFNEDİLDİ
Haniye için Katar’da cenaze töreni düzenlendi. Arap ve İslam dünyasından çok sayıda liderin katıldığı törende Türkiye heyeti de hazır bulundu. Haniye, Doha’nın 15 kilometre kuzeyindeki Luseyl kentinde defnedildi. Cenazede İsrail karşıtı sloganlar atıldı.

Türkiye’den de geniş bir heyet Doha’daki programda hazır bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile birçok milletvekili törene katıldı.

ABD MEDYASI: BOMBA 2 AY ÖNCE YERLEŞTİRİLDİ
ABD merkezli New York Times gazetesine bilgi veren kaynaklar, Haniye’nin kaldığı konuta 2 ay önce yerleştirilen bombanın uzaktan kumandayla patlatıldığını söyledi.
Haniye, daha önce Tahran’a geldiğinde birkaç kez bu misafirhaneyi kullanmıştı.

İran Devrim Muhafızları, ABD’nin suikastı desteklediğini söyledi. ABD’den ise yapılan açıklamada, “Saldırıdan haberimiz yoktu” denilmişti. Filistin Yasama Konseyi Üyesi Mustafa Bargusi de suikastın ABD’nin bilgisi olmadan gerçekleşmesinin “imkansız” olduğunu vurgulayarak, “Bildiğim bir şey var ki o da İsrail’in bu suikastı ABD’nin bilgisi olmadan gerçekleştirmiş olmasını hayal etmek çok zor” ifadelerini kullanmıştı.

Haniye’ye düzenlenen suikasttan hemen önce işgalci İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’yi ziyaret etmiş ve Kongre’de konuşma yapmıştı. Netanyahu’nun Kongre üyeleri tarafından alkışlanması tüm dünya kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı.
HANİYE, AİLESİNDEN BİRÇOK KİŞİYİ ŞEHİT VERDİ
Hayatı mücadeleyle geçen İsmail Haniye, ailesinden 60’a yakın ismi şehit verdi. Nisan ayında oğulları Hazem, Amir ve Muhammed, Şati Kampı’nda içinde bulundukları aracı İsrail’in bombalaması sonucu şehit olmuştu. Haniye’nin gelini İnas Haniye, acı haberden sonra yayımladığı videoda, “Bu dünya fanidir ve Allah’ın izniyle buluşmamız cennette olacaktır. Elveda milletin lideri” dedi.

Türkiye, suikasta sert tepki veren ülkelerden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Siyonist barbarlık bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacaktır” dedi. Erdoğan ayrıca, Haniye’nin ailesini de telefonla arayarak başsağlığı diledi.

301 GÜNDÜR SOYKIRIM VAR
İsrail’in Gazze’deki 2,3 milyon Filistinliyi hedef aldığı soykırımda 301 gün geride kaldı. 7 Ekim 2023’ten bu yana 3 bin 457 katliam gerçekleştirildi, 39 bin 480 Filistinli şehit oldu. Öldürülenlerin 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i ise kadın.

Levy, İsrail’in Hamas ve Hizbullah liderlerine düzenlediği suikastların “bazı İsrailli kabadayıların egosunu” tatmin etmekten başka bir amaca hizmet etmediğine dikkati çekti.
Suikastların ne İsrail’in çıkarlarına ne de güvenliği oluşturmaya hizmet ettiğini söyleyen Levy, “Bu herkesin kendilerinin ne kadar sofistike olduklarını göstermek için James Bond olmak istediği çocuk oyunu gibi.” dedi.
Levy, Netanyahu’nun “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi öldürmenin Hamas’ı ortadan kaldıracağını ve İsrail’in hedefine ulaşacağını” düşündüğünü ancak bunun tamamen gerçeklikten kopuk bir düşünce olduğunu vurguladı.
Hamas’ın Netanyahu’nun düşüncesinin aksine siyasi açıdan 7 Ekim öncesinden “çok daha güçlü” olduğunu aktaran Levy, “Siyasi olarak Hamas bugün Batı Şeria’da, Arap dünyasında, belki de tüm dünyada çok daha popüler, çok daha fazla kabul görüyor.” diye konuştu.
Levy, geçmişte suikasta uğrayan Hamas liderlerini hatırlatarak, İsrail’in her seferinde Hamas’ın ortadan kaldırıldığını öne sürdüğünün ancak “birkaç ay sonra daha güçlü bir Hamas görüldüğünün” altını çizdi.
– “NETANYAHU ÇATIŞMANIN BİTMESİNİ İSTEMİYOR”
Son zamanlarda düzenlenen suikastların Netanyahu’nun Gazze’deki çatışmanın devam etmesini istediğine işaret ettiğini kaydeden Levy, ateşkes görüşmelerinin “müzakerecilerden biri öldürüldüğünde” devam edemeyeceğinin altını çizdi.
Levy, ateşkes görüşmelerinin uzun bir süre erteleneceğini belirterek, “Ya görüşmelere devam edersin ya da suikastlara, ikisini birlikte yapamazsın.” şeklinde konuştu.
Yakın zamanda bölgesel bir savaş ile karşı karşıya kalınabileceğini aktaran Levy, böyle bir durumda ateşkes konusunun değerlendirilmeyeceğini ve kimsenin İsrail’le diyaloğa girmeyeceğini dile getirdi.
Levy, İsrailli esirlerin geri alınmasının hiçbir zaman Netanyahu’nun hedefi olmadığının altını çizerek, Başbakan’ın “gerilimi tırmandırmak istiyormuş” gibi davrandığını belirtti.
Aklı başında kimsenin Heniyye’nin öldürülmesinin İsrailli esirlerin geri alınmasına katkı sağlayacağını düşünmediğini anlatan Levy, bu suikastın aksine bunu ertelediğini ancak Netanyahu’nun “amacının da” bu olduğunu kaydetti.
Levy, “Netanyahu çatışmanın bitmesini istemiyor; çatışmanın sona ermesini ve ateşkesi ertelemek için mümkün olan her şeyi yapıyor. Bunun yüzünden de esirlerin hayatlarıyla oynuyor.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel savaş olasılığını anımsatan Levy, İran’ın bu senaryoya dahil olacağını düşünmediğini kaydetti.
– NE OLMUŞTU?
Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür, İsrail ordusunun 30 Temmuz’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırıda öldürülmüştü.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı.
İran ile Hamas, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtirken, Tel Aviv yönetimi bu suikasta ilişkin suskunluğunu sürdürüyor.
– İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 39 bin 480 Filistinli öldü, 91 bin 128 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 684 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 594 Filistinli hayatını kaybetti.

ABD VE 9 ÜLKE İSRAİL, İRAN VE LÜBNAN’A PLANLANAN UÇUŞLARINI DURDURDU
Orta Doğu’da büyüyen güvenlik krizi sebebiyle ABD hava yolu şirketlerinden New York ile İsrail arasında haftada 14 sefer yapan United Havayolları, 6 Ağustos’a kadar İsrail seferlerini durdurdu.
İNGİLTERE
Delta Havayolları, 2 Ağustos’a kadar İsrail uçuşlarını askıya almış, İngiltere’nin önde gelen hava yolu şirketlerinden British Airways (BA) de bu ülkeye dünkü uçuşlarını iptal etmişti.

İSVİÇRE
İsviçre Uluslararası Hava Yolları (Swiss), Orta Doğu yaşanan son gelişmeler nedeniyle Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşları karşılıklı durdurdu.
Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşlar, 8 Ağustos’a kadar “mürettebat ve yolcuların güvenliği” gerekçesiyle askıya alınırken, 29 Temmuz’da Zürih ile Beyrut arasındaki uçuşların askıya alınma süresi de 12 Ağustos’a kadar uzatıldı.
ALMANYA
Alman hava yolu firması Lufthansa, güvenlik gerekçesiyle Beyrut ve Tel Aviv’e uçuşlarını askıya aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, 8 Ağustos’a kadar Tel Aviv’e uçulmayacağı ve daha önce alınan Beyrut’a uçmama kararının kapsamının da 12 Ağustos’a kadar uzatıldığı belirtildi.

Karara gerekçe olarak bölgede kötüleşen güvenlik durumu gösterildi, uçuşların yeniden başlatılmasıyla ilgili “sahadaki durumun izleneceği” kaydedildi.
HİNDİSTAN
Hindistan hava yolu firması Air India, Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle Tel Aviv’e ve bu kentten yaptığı uçuşları durdurma kararı aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, “Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde devam eden durum göz önünde bulundurularak, Tel Aviv uçuşlarımızı 8 Ağustos’a kadar askıya aldık.” ifadesi kullanıldı.
İTALYA
İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu firması ITA’nın X hesabından yapılan açıklamada, Tel Aviv’e ve bu kentten planlanan uçuşların 6 Ağustos’a kadar askıya alındığı belirtildi.
Açıklamada, karara gerekçe olarak “Orta Doğu’daki gelişmeler ile yolcu ve mürettebatının güvenliği” gösterildi.

POLONYA
Polonya haber ajansı PAP’ın haberinde, Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT’un güvenlik gerekçesiyle 3-4 Ağustos’ta Lübnan ve İsrail’e planlanan 8 uçuşunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
HOLLANDA
Hollanda Kraliyet Havayolu KLM de İsrail uçuşlarını 26 Ekim tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu.
FRANSA
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a uçuşlarını askıya alan hava yolu şirketleri arasında Yunanistan’ın Aegean Havayolları ve Almanya’nın Condor Havayolları da yer aldı.
Aegean ve Condor Havayolları, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle Atina’dan Beyrut’a uçuşlarını 1 Ağustos’a kadar askıya aldığını duyurmuştu.
Air France da Paris-Charles de Gaulle ile Beyrut havalimanları arasındaki uçuşlarını 2 günlüğüne durdurduğunu duyurmuştu.
SİNGAPUR
Singapur Havayollarından (SIA) yapılan açıklamada, Orta Doğu’da yükselen gerilim nedeniyle uçuşlarda İran hava sahasının kullanılmayacağı ve alternatif rotalara başvurulacağı belirtildi.
“Amsterdam, Brüksel, Kopenhag, Frankfurt, İstanbul, Londra, New York, Manchester, Milano, Münih, Paris, Roma ve Zürih” uçuşlarının bu durumdan etkileneceği ifade edilen açıklamada, “Orta Doğu’daki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz ve uçuş rotalarımızı gerektiği gibi ayarlayacağız.” ifadesi kullanıldı.

İSRAİL SİBER SALDIRIYLA KIVRANIYOR
İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki Uluslararası Ben Gurion Havalimanı’nın resmi internet sitesi geçici bir arıza nedeniyle çökerken, havalimanı normal faaliyetine devam ediyor.
Havalimanı işletmesinden yapılan açıklamada, arızanın siteye yapılan girişlerin yoğunluğundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve sorunun giderilmeye çalışıldığı ifade edildi.
Açıklamada, “Havaalanı her zamanki gibi faaliyette.” ifadesi kullanıldı ve havalimanı idaresinin resmi duyurularının takip edilmesi tavsiye edildi.

Ankara’da gerçekleşen takas operasyonu kapsamında ABD’den iki, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç ve Rusya’dan birer uçak olmak üzere 7 uçak ile 26 kişi Türkiye’ye nakledildi.
Operasyon kapsamında ikisi çocuk 10 kişinin Rusya’ya, 13 kişinin Almanya’ya, 3 kişinin de ABD’ye nakli sağlandı.
Operasyonda takas edilenler arasında The Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich, ABD’li eski Deniz Piyadesi Paul Whela, Almanya vatandaşı paralı asker Rico Krieger, Rus muhalif İlya Yashin, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) subayı Vadim Krasikov öne çıkıyor.
Operasyon dünya basınında geniş yer bulurken birçok haberde Türkiye’nin oynadığı role dikkat çekildi.
ABD
New York Times (NYT) gazetesi, MİT’in tutuklu takası operasyonunu “Rusya kapsamlı tutuklu takasında Evan Gershkovich’i serbest bıraktı” başlığıyla sayfasına taşıdı. Haberde, Wall Street Journal (WSJ) muhabiri ve diğerlerinin Rusya ile Batı arasında “on yıllardır gerçekleşen en geniş kapsamlı takasla” Türkiye’de serbest bırakıldığı bildirildi.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Moskova’nın ilk kez “önde gelen muhalifleri” serbest bıraktığı belirtilen haberde, “Anlaşmanın kapsamının Sovyet sonrası dönemde çok az örneği var” ifadesine yer verildi.
Washington Post (WP) gazetesi de Gershkovich’in serbest bırakılmasını ön plana taşıdığı başlığında takas operasyonu “dönüm noktası” olarak nitelendirildi. Haberde 7 ülkenin “Soğuk Savaş’ın zirvesinden bu yana yapılan en büyük tutuklu takasında en az iki düzine kişiyi değiş tokuş” ettiği kaydedildi.
Takasın “tarihteki en karmaşık takaslardan biri” olduğu vurgulanan haberde, bunun ABD-Rusya ilişkilerinin “hiç olmadığı kadar kötü bir savaş döneminde” gerçekleştiği ifade edildi. MİT’in operasyonu iki ülke arasında yapılan önceki takaslarla kıyaslanarak, “Perşembe günkü takas çok daha karmaşıktı çünkü yedi ülkeyi kapsıyordu” denildi.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise takas operasyonunu “WSJ muhabiri Evan Gershkovich serbest bırakıldı” başlığıyla duyurdu. “Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük Doğu-Batı tutuklu takası” ifadesi kullanılan haberde, 32 yaşındaki gazetecinin serbest bırakılmasının sağlandığı vurgulandı.
CNN, Gershkovich ve Paul Whelan’ın serbest bırakılmasına vurgu yaptığı haberinde MİT’in yönettiği operasyonu “tarihi tutuklu takası” olarak nitelendirdi.
Associated Press’in haberinde ise MİT’in yürüttüğü operasyon, “Sovyet sonrası tarihin en büyük tutuklu takası” olarak duyurularak, bunun Washington-Rusya ilişkilerinin Soğuk Savaş’tan sonra “en düşük noktada” olduğu bir dönemde gerçekleşmesine dikkat çekildi. Haberde, “kapsamı şaşırtıcı” olarak nitelendirilen takasın “yıllar süren gizli görüşmelerin” ardından uygulandığı ifade edildi.
İngiltere
İngiltere’de The Times gazetesi, takas operasyonunun Türkiye’nin başkentinde yapıldığını belirterek, “Takas, geçmişteki takaslarda kilit rol oynayan bir ülkenin başkenti olan Ankara’da gerçekleşti” ifadesine yer verdi.
Haberde, Türkiye’nin 2022’de de Washington ile Moskova arasında tutuklu takası gerçekleştirdiği hatırlatılarak, bunun ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla hapiste bulunan Rus pilot Konstantin Yaroshenko ile Rusya’da polise saldırı suçlamasıyla hapiste bulunan eski ABD deniz piyadesi Trevor Reed’i kapsadığı aktarıldı.
Sky News haberinde de takas operasyonunun Ankara’da gerçekleştiği vurgulanarak, bu operasyonun, “Soğuk Savaş’tan bu yana yapılan en büyük takas” olduğu ve “bir dizi yüksek profilli ismin serbest bırakıldığına” dikkat çekildi.
BBC’nin haberinde, operasyonun “modern tarihin en büyük ve en sıra dışı tutuklu takaslarından biri olduğu” değerlendirmesine yer verildi. Haberde, “Sadece 24’e varan çok sayıdaki bireysel tahliye açısından değil, aynı zamanda ABD, Rusya, Almanya ve diğer 3 Avrupa ülkesi olmak üzere ülke sayısı açısından da sıra dışı” ifadesi kullanıldı.
İngiliz The Guardian gazetesinin haberinde de Rusya’da tutuklu bulunan çok sayıda yabancı ülke vatandaşı ile Rus siyasilerin serbest bırakılmasını içeren “büyük takasın” Ankara’da gerçekleştiği kaydedildi.
İsviçre
İsviçre kamu yayın kuruluşu RSI haberinde, takasın MİT’in koordinesinde Ankara’da yapıldığına yer verdi.
Ülkede Almanca yayın yapan SRF Televizyonu da MİT’in koordinasyonuyla gerçekleşen operasyonda toplam 7 ülkeden 26 kişinin takas edildiği bildirildi. Haberde, operasyona 7 uçağın katıldığı da yer aldı.
Almanca yayın yapan Tages-Anzeiger gazetesi ise Türkiye’de Rusya, ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında büyük bir tutuklu değişimi yapıldığını belirtti.
Haberde, “Türkiye, her iki tarafla olan bağları sayesinde Moskova ile Batı arasındaki esir değişiminde tartışmasız önemli bir rol oynadı” ifadeleri kullanıldı.
Hollanda
Hollanda kamu yayın kuruluşu NOS’nin haberinde, takasın Cumhurbaşkanlığından duyurulduğu belirtildi. Haberde, takasın MİT’in koordinesinde Ankara’da yapıldığına yer verildi.
AD gazetesi, konu hakkındaki haberinin başlığında “Rusya ve Batı arasında Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük esir değişimi” ifadesi kullanılırken takasın Türkiye’nin başkenti Ankara’da gerçekleştirdiği aktarıldı.
Trouw gazetesinde takasın “Soğuk Savaş’tan bu yana gerçekleşen en büyük tutuklu takası olduğu” vurgulanırken, MİT’in koordinasyonuyla gerçekleşen operasyonda toplam 7 ülkeden 26 kişinin takas edildiği bildirildi. Haberde, takasa Türk hükümetinin arabuluculuk yaptığını bildirilerek, operasyona 7 uçağın katıldığı bilgisi de yer aldı.
NRC gazetesinin haberinde Türkiye’de Rusya, ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında büyük bir “tutuklu değişimi” yaşandığını belirtildi. Haberde, takasın Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştiği ve Türk yetkililerin Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich ve eski deniz piyadesi Paul Whelan’ın serbest bırakıldığını doğruladığı aktarıldı.
Fransa
Fransız gazetesi Le Parisien’deki haberde, Rus ve Batılı 26 tutuklunun Ankara’da takas edildiği bildirilerek, bu takasının “Soğuk Savaş’tan bu yana en önemli takaslardan biri” olduğu vurgulandı. Haberde, takas edilenler arasında Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich ve eski ABD Deniz Piyadesi Paul Whelan’ın isimlerinin öne çıktığı aktarıldı.
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Le Monde’da da Türkiye’nin arabulucuğu ile Rusya ile “büyük bir tutuklu takasının” yapıldığı, 7 ülkeyi kapsayan takasın Ankara’da koordine edildiği belirtildi.
Liberation gazetesi ise Ankara’da Rusya ve çok sayıda Batılı ülke arasında 26 kişinin takas edildiğini ve bunun “Rusya ile Soğuk Savaş’tan bu yana yapılan en büyük tutuklu takası” olduğunu kaydetti.
Belçika
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Flamanca yayın yapan De Morgen’in haberinde, takasın Ankara’da yapıldığı belirtilerek, Türkiye’nin “büyük mahkum takasında” rol oynadığı kaydedildi.
Takasın MİT tarafından koordine edildiği aktarılan haberde, teşkilatın “önemli bir arabuluculuk rolü” üstlendiğini ifade edildi. Habere, bu takasın Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana “en büyük tutuklu takası” olduğuna dikkat çekildi.
Asya-Pasifik
Avustralya Yayın Kurumu (ABC), MİT’in operasyonunu “Tutuklu Amerikalılar Evan Gershkovich ve Paul Whelan büyük küresel tutuklu takasında serbest bırakıldı” başlığıyla gündeme taşıdı. Haberde, “Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük uluslararası tutuklu takasını” Türkiye’nin koordine ettiği aktarıldı.
Avustralya merkezli News.com.au sitesinin haberinde “Bu, Soğuk Savaş’tan bu yana tek seferde gerçekleştirilen en büyük tutuklu takası” ifadesi kullanıldı.
Hindistan’da yayın yapan India Today gazetesi ise takas operasyonunu ABD vatandaşlarının Rusya tarafından serbest bırakılması üzerinden gördü. Haberde, “ABD ve Rusya’nın Sovyetler Birliği sonrası tarihin en büyük tutuklu takasını” gerçekleştirdiği ifade edildi.
FÜZE VEYA BOMBA
Nitekim İsrail basınındaki haberlere göre füze, İran dışından değil içinden ateşlendi. Bu haberlerde, saldırının büyük ihtimalle 25 kilometre menzilli ve omuzdan atılan Spike füzesi ile yapılmış olabileceği söyleniyor.
Askeri uzmanların üzerinde durduğu bir diğer iddia ise, saldırının, İran hava sahasına fark edilmeden giren F-35’lerce yapıldığı. Buna göre, F-35’in üstün radara yakalanmama özellikleri kullanılarak Tahran’a yaklaşıldı ve füze atışı yapıldı. Nokta atışının ancak bu şekilde mümkün olduğunu belirten uzmanlar, F-35’in İran’in çok katmanlı hava savunma sistemlerine yakalanmayacak kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Bir başka iddia da, saldırıda “uzaktan kumandalı bomba” kullanıldığı yönünde. “New York Times” gazetesi, Haniye’nin füzeyle değil Tahran’da kaldığı misafirhaneye gizlice sokulan uzaktan kumandalı bombayla öldürüldüğünü öne sürdü. Aralarında iki İranlı ve bir ABD’li yetkilinin de bulunduğu yetkililere dayandırılan habere göre, patlayıcı cihaz, yaklaşık 2 ay önce Tahran’daki Devrim Muhafızları binasına gizlice sokuldu. Gazeteye konuşan yetkililer, binada çok az hasar olduğuna dikkat çekiyor.
BİNANIN ARKASI DAĞ
Öte yandan Haniye’nin Tahran’da suikasta uğradığı binanın fotoğrafları da doğrulandı. İran basınında yer alan fotoğrafta binanın bir kısmının hasar aldığı görülüyor. Uydu şirketi Maxar Technologies tarafından, sadece 6 gün önce, 25 Temmuz’da çekilen aynı binanın başka bir görüntüsünde hasar ve yeşil branda görünmüyor. Bu da hasarın yeni olduğunu doğruluyor. Açık erişimli uydu görüntülerinde, Haniye’nin bulunduğu binanın, Sadabat Sarayı Parkı yakınında, Devrim Muhafızları’nın koruduğu yerleşke içinde, kısmen kent tarafına ama büyük ölçüde dağlara bakan geniş bir cepheye sahip olduğu fark ediliyor. Bina, yerleşkenin uzağından ya da dağlık araziden rahatlıkla görülebiliyor. Bölgede yaşayanlar, suikastın gerçekleştiği anlarda küçük bir patlama sesi duyduklarını ifade ediyor. Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki Başkan Yardımcısı Halil el-Hayya, görgü tanıklarının Haniye’nin bulunduğu odaya füze isabet ettiğini doğruladığını söylerken, odanın tahrip olduğunu ve binadaki bazı cam, pencere, kapı ve duvarlarında hasar oluştuğunu aktardı.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin töreni için bulunduğu Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürüldüğü bina dikkat çekti. Görüntülerde, konutta yalnızca Haniye’nin bulunduğu katın vurulduğu ve diğer kısımların zarar görmediği ortaya çıktı.
O görüntüleri Milliyet’e yorumlayan Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Abdullah Ağar, “Olasılıklardan biri bomba. Neden bomba? Bir bina gösteriliyor o binadaki o tahribatı ne yapar? Bu görüntülere baktığımızda, binanın içerisine yerleştirilmiş bir bomba olasılığının olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bir patlama görüntüsü var, o görüntülerde patlama içten dışa doğru gerçekleşiyor. Eğer bu görüntüler gerçekten buraya aitse, bomba olasılığı daha da artıyor. Ancak şu an için net bir şey olmadığından tüm bunları olasılık olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Söz konusu dönemde restoran zincirinin ABD satışları yüzde 0,7, “Uluslararası İşletilen Piyasalar” segmenti satışları yüzde 1,1 ve franchising haklarını stratejik ortaklara lisansladığı restoranların bulunduğu “Uluslararası Gelişmiş Lisanslı Pazarlar” segmenti satışları yüzde 1,3 düştü.
Bilanço açıklamasında, “Orta Doğu’daki savaşın devam eden etkisi ve Çin’deki olumsuz karşılaştırılabilir satışlar, Latin Amerika ve Japonya’daki karşılaştırılabilir olumlu satışlarla dengelendi” değerlendirmesi yer aldı.

Şirketin geliri ve karı beklentilerin altında kaldı
McDonald’s’ın geliri, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse yatay seyrederek 6,49 milyar dolar oldu. Şirketin geliri, bu dönemde 6,61 milyar dolar olan piyasa beklentilerinin altında kaldı.
McDonald’s’ın net karı ise ikinci çeyrekte yüzde 12 azalışla 2,02 milyar dolara gerileri. Şirket geçen senenin aynı döneminde 2,31 milyar dolar kar elde etmişti.
Geçen senenin ikinci çeyreğinde 3,15 dolar olan şirketin hisse başına karı da 2024’ün ayını döneminde 2,80 dolara geriledi. Şirketin hisse başına karı da bu dönemde 3,08 dolar olan piyasa beklentilerini karşılayamadı.
McDonald’s Üst Yöneticisi (CEO) Chris Kempczinski, finansal sonuçlara ilişkin açıklamasında, tüketicilerin harcamaları konusunda daha seçici davrandığını belirtti.

Boykotlardan olumsuz etkilendi
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle boykotların hedefi haline gelen McDonald’s’ın finansal sonuçları, geçen yılın son çeyreği ile bu yılın ilk çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmalardan olumsuz etkilenmişti.
Restoran zincirinin geliri, geçen yılın son çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmaların şirketin satışlarını etkilemesiyle piyasa beklentilerinin altında kalırken, bu yılın ilk çeyreğinde Orta Doğu’daki restoranlarını da içeren pazar grubundaki satışları gerilemişti.

Starbucks da kan kaybediyor
ABD’li kahve zinciri Starbucks’ın küresel satışları, nisan-haziran döneminde yüzde 3 düştü. Mali takviminde 30 Haziran’da sona eren üç aylık dönemi üçüncü çeyrek olarak kabul eden kahve zinciri Starbucks, bilançosunu açıkladı.
Buna göre, Starbucks’ın küresel karşılaştırılabilir mağaza satışları söz konusu dönemde yüzde 3 azaldı. Şirketin Kuzey Amerika’daki satışları yüzde 2 ve uluslararası satışları yüzde 7 geriledi.
Geliri beklentilerin altında
Starbucks’ın toplam net geliri, nisan-haziran döneminde yüzde 0,6 azalışla 9,11 milyar dolara indi. Şirketin toplam net geliri geçen yılın aynı döneminde 9,16 milyar dolar olarak kaydedilmişti.
Piyasa beklentileri şirketin gelirinin bu dönemde 9,24 milyar dolar olması yönündeydi.
Starbucks’ın geçen senenin nisan-haziran döneminde 99 sent olan hisse başına karı da bu yılın aynı döneminde 93 sente indi.
Şirketin hisse başına karı bu dönemde piyasa beklentilerine paralel bir seyir izledi.

Starbucks’ın küresel satışında ilk düşüş
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle protesto ve boykot kampanyalarıyla karşı karşıya kalan şirketlerden biri olan Starbucks’ın finansal sonuçları, son iki çeyrekte olumsuz etkilenmişti.
Kahve zinciri, geçen yıl ekim-aralık döneminde, kısmen Orta Doğu’daki mağazalardaki satışların olumsuz etkilenmesi nedeniyle yıllık satış tahminini düşürmüştü.
Şirketin geliri, ocak-mart döneminde yüzde 2 azılırken, küresel satışları yüzde 4 azalışla 2020 sonunda bu yana ilk düşüşünü kaydetmişti.

DÜNYANIN GÖRMEZDEN GELDİĞİ VAHŞET
7 Ekim 2023’ten bu yana her gün ortalama 131 Filistinlinin hayatını kaybettiği İsrail saldırıları, dünyanın büyük ölçüde görmezden geldiği trajik boyutlarda bir vahşettir. İsrail rakamlarına göre, Hamas savaşçılarının güney İsrail’deki bölgelere saldırması, 1.200 kişiyi öldürmesi ve 250 kişiyi rehin almasının ardından İsrail, Gazze’ye savaş açtı.
Dünya çapındaki ateşkes çağrılarına rağmen İsrail kanlı savaşa devam ediyor. Filistinliler savaşın başlamasının 300. gününü anarken, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği vahşetin bir özeti sizler için ele aldık.
KÜLTÜRÜ YOK ETMEK
Geçtiğimiz ekim ayından bu yana İsrail’in aralıksız saldırıları nedeniyle Gazze’deki hastaneler ve evler de dahil olmak üzere binaların yarısından fazlası ve yüzlerce kültürel ve dini öneme sahip mekan hasar gördü veya yok edildi.
ŞEHRİN YÜZDE 50’Sİ YOK OLDU
Uydu görüntüleri analizinde Gazze’deki toplam yapıların yaklaşık yüzde 50’sinin ve tüm evlerin yaklaşık yüzde 62’sinin hasar gördüğü veya yıkıldığı ortaya çıktı.
Dini ve kültürel öneme sahip yerlere yönelik hedefli top atışları ve hava saldırıları Gazze’yi çirkinleştirirken, topraklarıyla ve tarihleriyle bağlarını koparmamak için İsrail’e karşı mücadele eden Filistinliler için Gazze bir hatıra haline geldi.
EN ESKİ CAMİYİ YIKTILAR
Gazze’deki en büyük ve en eski cami olan ve antik bir Filistin tapınağının yerinde bulunduğu düşünülen Büyük Ömer Camii, yıkılan yerler arasında. MS 444’e tarihlenen beşinci yüzyıl Bizans kilisesi Jabalia da öyle. Levant’taki en önemli kiliselerden biri olan kilise, moloz haline gelmeden önce mozaik zeminlerinde üç yıllık bir restorasyon geçirmişti.

‘SOYKIRIM İŞLENİYOR’
Güney Afrika’nın hukuk ekibi, Uluslararası Adalet Divanı’ndaki (UAD) davada, Gazze’nin inşa edilmiş çevresinin ve kültürel mirasının yok edilmesini delil olarak göstererek, İsrail’in soykırım ve diğer savaş suçları işlediğini ileri sürüyor.
Ocak ayında ilk kez görülen davada, “İsrail’in Filistin’e ait müzeler, kütüphaneler, arşivler, üniversiteler, dini ve arkeolojik alanlar da dahil olmak üzere çok sayıda öğrenim ve kültür merkezine zarar verdiği ve onları yok ettiği” belirtiliyordu.
TOPLU MEZARLAR
BM’ye göre, Gazze’deki Nasır ve El Şifa hastanelerinde Filistinli kurbanların elleri bağlı ve çırılçıplak halde bulunduğu toplu mezarların bulunmasının ardından İsrail ciddi savaş suçları işlemekle suçlanıyor .
Mart ayında Gazze’deki en büyük hastane olan el Şifa Hastanesi’ne yönelik 14 günlük İsrail kuşatmasının ardından iki toplu mezardan en az 30 Filistinlinin cesedi çıkarıldı. Hastane, İsrail’in 1 Nisan’da çekilmesinin ardından büyük ölçüde harabeye dönmüştü.
İsrail ordusunun dört ay süren kara işgalinin ardından 7 Nisan’da şehirden çekilmesinin ardından Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’nde açılan toplu mezarda 283 ceset daha bulundu.

BM ‘DEHŞETE DÜŞTÜ’
BM hakları şefi “dehşete düştüğünü” söyledi. ABD ayrıca İsrail’den “inanılmaz derecede rahatsız edici” raporlar hakkında bilgi istedi.
KAMPI 63 KEZ BOMBALADI
Uluslararası toplumun tepkisizliği İsrail’i daha da cesaretlendirdi; İsrail, sadece iki hafta önce Gazze’deki Nuseyrat mülteci kampını yedi gün içinde 63 kez bombaladı ve 90’dan fazla kişiyi öldürdü.
Gazze’deki en yoğun nüfuslu kamplardan biri olan Nuseyrat kampı 250.000 Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail saldırılarının ardından 250’den fazla yaralının yüzde 75’inden fazlası yanıklarla hastanelere kaldırıldı. Gazze hükümetinin medya ofisi, İsrail’in termal ve kimyasal silahlar kullandığını söyledi.
UAD’NİN KARARI
Mayıs ayının başlarında Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davada bir dizi güçlü ve hukuken bağlayıcı geçici tedbir kararı almıştı.
Mahkeme, İsrail’in askeri saldırılarını derhal durdurmasını, soykırım iddialarını soruşturmak üzere BM tarafından yetkilendirilen herhangi bir kuruma engelsiz erişim sağlamasını ve acil ihtiyaç duyulan temel hizmetler ve insani yardımların engelsiz bir şekilde sağlanması için Mısır ile olan Refah sınırı da dahil olmak üzere açık kara sınır kapılarını korumasını emretti. Ayrıca İsrail’in, alınan tüm tedbirlerle ilgili olarak bir ay içinde mahkemeye rapor sunması emredildi.
KARARIN KORKUNÇ NEDENLERİ
Karar, İsrail’in yaklaşık 10 aydır sürdürdüğü soykırım amaçlı askeri operasyonlarını yoğunlaştırmasıyla Gazze’deki Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı eşi benzeri görülmemiş ve kötüleşen insani durum ışığında alındı.
İSRAİL YİNE İSTEDİĞİNİ YAPTI
Ancak İsrail, çatışmaların derhal durdurulması ve insani yardıma erişimin sağlanması yönündeki BM kararlarını ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarını hiçe saymaya devam etti.

HANİYE SUİKASTİ NASIL KARŞILANDI?
İsrail, Filistinli üst düzey müzakereci Haniye’yi öldürerek ve aynı zamanda Beyrut’taki Hizbullah’ın üst düzey bir liderini hedef alarak bölgeye saldırganlık mesajı gönderiyor ve savaş çanlarını çalıyor .
İsrail’in abluka altındaki Gazze’deki kaygılı sakinler, onun şehadetinin Filistin topraklarını harap eden savaşı daha da uzatacağından endişe duyduklarını dile getirdiler.
Söz konusu bıçaklı saldırının gerçekleştirdiği yerin yakınlarında bulunan caminin çevresinde Merseyside polisi yoğun güvenlik önlemi aldı.
“Spekülasyonların kimseye faydası yok”
Olaya ilişkin açıklama yapan Merseyside polisi, aşırı sağcı İngiliz Savunma Ligi (EDL) destekçisi olduğu düşünülen grubun camiye saldırdığını ifade etti.
Yerel saatle 19.45’te (TSİ 21.45) cami önünde toplanan gruba müdahale eden polise şişe ve çöp kovaları atıldığı belirtilen açıklamada, bir polisin burnunun kırıldığı, bir polis minibüsünün ise ateşe verildiği aktarıldı.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Merseyside Emniyet Müdür Yardımcısı Alex Gloss, “Üç çocuğun trajik şekilde hayatını kaybetmesiyle sarsılan bir toplumda bunun yaşandığını görmek iğrenç” ifadesini kullandı.
Gloss, polis ve acil servis çalışanlarının, hayatlarının en kötü manzarasıyla karşı karşıya kalmışken şimdi saldırıya uğradığını belirterek, “Bu akşam Southport’taki olaya, Merseyside bölgesinde yaşamayan, Merseyside insanını umursamayanlar katıldı” değerlendirmesini yaptı.
Bıçaklı saldırının 17 yaşındaki şüphelisinin kimliğine ilişkin spekülasyonların şiddet olayları için kullanıldığına işaret eden Gloss, “Şahsın zaten gözaltında bulunduğunu ve Birleşik Krallık doğumlu olduğunu açıkladık. Şu aşamada spekülasyonların kimseye faydası yok. Polis memurlarımızın bunlarla karşı karşıya kalmaması lazımdı ancak bu akşam yeterince acı çeken yerel halkın güvenliğini sağlayacak ve suça karışanları gözaltına alacaklar” ifadelerini kullandı.
Aşırı sağcı hesaplar doğruluğu şüpheli bilgiler paylaştı
İngiliz medyasında yer alan habere göre, bazı sosyal medya hesaplarında gözaltındaki kişinin kimliğine ilişkin doğruluğu şüpheli bilgiler paylaşıldı.
İçişleri Bakanı Yvette Cooper, konuya ilişkin parlamentoda yaptığı değerlendirmede, “Sosyal medya şirketlerinin sorumluluk alması gerek.” ifadesini kullandı ve halka spekülasyonlara inanmama çağrısı yaptı.
The Guardian gazetesi ise şüphelinin kimliğine ilişkin detayların, İngiltere ve ABD’den bilgiler aktaran haber platformu izlenimi veren siteden yayıldığını öne sürdü.
Bu sitede, saldırı şüphelisinin geçen yıl ülkeye kaçak giren “Ali” isimli sığınmacı olduğu iddia edildi.
The Guardian’ın haberinde, sosyal medya platformu TikTok’ta ise aşırı sağcı Reform UK Partisi destekçisi bir kişinin paylaştığı iddiaların 800 bin izlenmeye ulaştığı bilgisine yer verildi.
Southport’taki bıçaklı saldırı
İngiltere’nin Liverpool kentine yaklaşık 35, Manchester kentine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Southport’ta 29 Temmuz öğle saatlerinde bir saldırganın, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişiyi bıçakladığı açıklanmıştı.
Hart Caddesi’ndeki binada yaşanan olayın ardından bölgeye giden polis, şüpheliyi saldırıda kullandığı belirtilen bıçakla gözaltına almıştı. Görgü tanıkları, yaralılar arasında çok sayıda çocuğun bulunduğunu, olayın Amerikalı şarkıcı Taylor Swift temalı etkinlikte yaşandığını anlatmıştı.
Merseyside Emniyet Müdürü Serena Kennedy de saldırıya ilişkin düzenlenen ortak basın toplantısında, yerel saatle 11.47’de (TSİ 13.47) polise “dans okulunda bıçaklı saldırı olduğu” ihbarının geldiğini kaydetmişti.
Aldıkları bıçak darbeleri nedeniyle 2 çocuğun yaşamını yitirdiğini, 6’sı ağır 9 çocuğun yaralandığını açıklayan Kennedy, 2 yetişkinin de ağır yaralı olduğunu, bu kişilerin çocukları korumaya çalışırken yaralandıklarını söylemişti.
Kennedy, olayla ilgili 17 yaşındaki erkek zanlının cinayet şüphesiyle gözaltında olduğunu ve sorgusunun sürdüğünü kaydederek, şüphelinin Lancashire bölgesindeki Banks’ten geldiği ancak aslen Galler’in başkenti Cardiff’ten olduğu bilgisini paylaşmıştı.
Olaydan bir gün sonra, yaralı bir çocuğun daha hayatını kaybettiği açıklanmıştı.
Saldırının ardından hükümetten tepki açıklamaları gelmişti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, X hesabından yaptığı açıklamada, Southport’tan gelen haberlerin korkunç ve şok edici olduğunu belirtmişti.
Starmer, olay yerine hemen ulaşan polis ve sağlık ekiplerine teşekkür ederek, kendisinin sık sık gelişmeler konusunda bilgilendirildiğini kaydetmişti.
İçişleri Bakanı Yvette Cooper, X’ten yaptığı paylaşımda, bölgedeki güvenlik güçleriyle temasta olduğunu ve çalışmalara tam destek verdiğini ifade etmişti.
“Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’a ve yönetim kuruluna ziyaretleri için teşekkürler. Şehrimizin güzide kulüpleriyle yakın ilişki kurmaya, spor şehri vizyonuyla ortak çalışmaya devam edeceğiz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç ve yönetim kurulu üyelerini Saraçhane’deki makam odasında ağırladı. İmamoğlu ve Koç görüşme sonrası kameralar karşısına geçerek görüşmenin içeriğine dair kısa birer açıklama yaptı.
İMAMOĞLU: “DOĞAL OLARAK OLİMPİYATLARI KONUŞTUK”
Fenerbahçe’nin İstanbul’un önemli bir markası olduğunu belirten İmamoğlu, “Fenerbahçe ile İstanbulluların evinde buluşmak benim için büyük bir mutluluk. Olimpiyatlar yapılırken göbeğinde buluştuğumuz bu esnada hem olimpiyatlara en fazla sporcu gönderen Fenerbahçe Spor Kulübü hem yine Fenerbahçe’yle birlikte en fazla sporcu gönderen ikinci kulüp İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, doğal olarak olimpiyatları konuştuk” ifadelerini kullandı.

“ŞEHİR ADINA BENİM EN BÜYÜK HAYALİM…”
İki kurum arasındaki iş birliklerini ele aldıklarını kaydeden İmamoğlu, “Fenerbahçe Spor Kulübü’nün daha güçlü bir geleceğe kavuşması için de kulübe dair büyükşehir belediyesi ne yapabilir, iş birliği nasıl güçlendirilebilir konularına girdik ve çok verimli sohbet oldu” diye konuştu. “Şehrimizin güçlü markalarının çok daha güçlü olması, şehrin de güçlü olması anlamına gelir” diyen İmamoğlu, “Sportif olarak elbette Fenerbahçe Spor Kulübü’ne her branşta üstün başarılar diliyoruz ama özellikle olimpiyat yolculuğunda iş birliği içerisinde büyük bir başarıyı, 2036’da İstanbul’a olimpiyatları getirdiğimizde muhtemeldir ki taçlandıracağız. Bu şehrin o güçlü markalarıyla muazzam bir olimpiyat ev sahipliğini yapacağız diye de umut ediyorum. Bu elbette şehir adına benim en büyük hayalim spor üzerinden” diye konuştu.

“ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE GURURUMU ARTTIRMAK İSTERİM”
Lugano galibiyeti sonrası gerçekleşen görüşmenin uğur getirmesini dileyen İmamoğlu, “Şampiyonlar Ligi mücadelesine de katılmasını, en yakın zamanda tur maçları var, sonra bir adım daha var. Umarım o maçların da hakkını verecek, kazanacaktır diye umut ediyoruz. Çünkü bu sene sık Şampiyonlar Ligi maçlarına gitmek istiyorum. Özellikle yurt dışında çünkü çok dostlarımız var artık belediye başkanları… Onlarla buluşma anında biraz keyfimi arttırmak, gururumu arttırmak isterim Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bu sene Şampiyonlar Ligi mücadelesinin en üst seviyede olmasını istiyorum. Güçlü bir yönetim, güçlü bir kadro, güçlü bir başkan, yolları açık olsun” ifadelerini kullandı.

ALİ KOÇ: “2036 PLANLARI SAYIN BAŞKANIMIZIN ÖNDERLİĞİNDE TUTAR”
Yeni yönetim kurulunu kabul ettiği için İmamoğlu’na teşekkür eden Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, “Zaten sık sık temastayız. Başkanımızın spora zaten özel bir ilgisi var. Her zaman da şunu söyler; İstanbul’un en büyük markası, üç büyük kulüpler. O hassasiyeti olan birini zaten kulüpte tahmin edebilirsiniz. Biz, hem bugüne kadar bizlere uzattığı destek, dostluk, yeri geldi mi yardım eli için hem de bundan sonrakilere teşekkür etmek isterim. 2036 planlarını konuştuk. Temaslar, ilişkiler, neler hedeflendiği, aldığınız takdirde bu güzel şehrimizce neler yapılabileceğini istişare ettik. Fazlasıyla ümitlendik biz de. O olimpiyat er ya da geç gelecek İstanbul’a inşallah. Er ya da geç geç olmaz, 2036 planları sayın başkanımızın önderliğinde tutar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olimpiyatlara, kafilemize büyük katkısı oldu. Başkanımın dediği gibi bir ve iki numara kulüpler bizleriz. İnşallah ileride de güç birliği yaparak bayrağı en yüksekte dalgalandıracak sporcuları hep beraber yetiştiririz. Ben bir kez daha teşekkür ediyorum. Maçlarımızda sizi ağırlamayı dört gözle bekliyoruz” dedi.
]]>TFF’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
Futbolda 9 Ağustos’ta başlayacak yeni sezon öncesi Trendyol Süper Lig’in logosu da yenilendi. Trendyol Süper Lig, 2024-2025 sezonundan itibaren yeni logosu, yeni kupası ve yeni mottosu eşliğinde taraftarlarla buluşacak. Özgün ve etkileyici logo tasarımı, Türk futbolunun gücünü, tutkusunu ve yenilikçi kimliğini yansıtıyor.

Zaferi ve gönülden oynanan futbolu simgeliyor
Trendyol Süper Lig’in yeni logosu, zaferi ve gönülden oynanan futbolu simgeliyor. Logonun üst bölümü kolları açıp sevincini taraftarlarla paylaşmayı, alt kısmı ise son saniyeye dek tüm kalbinle mücadele etmeyi temsil ediyor. Trendyol Süper Lig takımlarının, tüm taraftarların ve paydaşların bu logo altında aynı değerler ve ortak bir amaç altında buluşup birleşmesi, fair-play içinde bu güzel oyunu daha da güzelleştirmesi bekleniyor.

Uzun vadeli stratejinin yansımaları
Ulusal ve uluslararası deneyimi olan kurumlarla birlikte, Trendyol Süper Lig kulüplerimizin başkan, yönetici, pazarlama departmanları, yayıncı kuruluşlar, sponsorlar ve futbolun tüm paydaşlarıyla yapılan çalışmalar neticesinde, Avrupa’nın üst düzey ligleri ve UEFA turnuvaları değerlendirilerek yeni Trendyol Süper Lig logosu hayata geçirildi.
Türk futbolu; dinamik yapısı ve her geçen gün artan izleyici kitlesiyle Avrupa’nın önde gelen liglerinden biri olma hedefine koşar adımlarla ilerliyor. Trendyol Süper Lig’i sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da dikkatle takip edilen bir markaya dönüştürme vizyonu eşliğinde yenilikçi yaklaşımlarla somut adımlar atılıyor. Rekor artışla yenilenen yayın haklarıyla Avrupa’nın en değerli 6. ligi olan Trendyol Trendyol Süper Lig’in imajının yenilenmesi, yüzünün değişmesi futbolumuzun marka değerine katkıda bulunacak uzun vadeli bir stratejinin ilk yansımalarından biri olarak görülüyor.

Milyonları peşinden sürükleyen futbol, bu logonun altında toplanacak
Ülkemizde 7’den 70’i tutkuyla saran, milyonlarca insanın hayatının merkezinde yer alan büyülü dünyanın heyecanı, tutkusu artık yeni Trendyol Süper Lig logosu altında yeni mecralara taşınacak. Her yaştan, her kesimden insanı bir araya getiren, dostlukları pekiştiren, toplumun birleşme noktası olan futbolun yeni imajı çağın getirdiği değişime eşlik edecek.

Sahanın birçok alanında yeni düzenlemeler yapılacak
İlk etapta maç başlangıç seremonisinden maç sonu röportaj alanlarına kadar her alanda uygun düzenlemeler yapıldı. Her detayda Trendyol Süper Lig’in yeni logosuna ilham veren futbolun birleştirici gücü, rekabetin heyecanı, sevgi ve rakibe saygı vurgulandı.

Yeni logoyla birlikte şampiyonluk kupası yenilenecek
Trendyol Süper Lig şampiyonluk kupası da bu değişimle birlikte tamamen yenilendi. Yeni tasarımın en dikkat çekici noktası ise ligde sezon boyunca bu kupayı kazanmak için mücadele eden tüm takımların isimlerinin kupaya işlenmesi olacak. Ayrıca yenilenen kurumsal kimlikle birlikte yeni sponsorluk alanları geliştirerek, Trendyol Süper Lig kulüplerimize yeni kaynaklar sağlanması amaçlanıyor.

Trendyol Süper Lig’in yeni sloganı “Futbol Aşkına” oldu
Tüm bu vizyon ve değerleri özetleyen “Futbol Aşkına”, Trendyol Süper Lig’in yeni sloganı oldu. Bu slogan, sahada gösterilen mücadeleyi, tribünlerde yaşanan coşkuyu ve her futbolseverin yüreğinde taşıdığı sevgiyi ifade ediyor.
]]>
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Akıncı ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Bayraktar TB2 ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
HALİD MEŞAL SUİKASTİ
25 Eylül 1997’de Mossad, bu dönemde faaliyetlerine Ürdün’de devam eden Halid Meşal’e başkent Amman’da suikast girişiminde bulundu.
O dönemde İsrail Başbakanı bugün olduğu gibi, Binyamin Netanyahu’ydu. Netanyahu, suikastın olabildiğince gizli ve sessiz olmasını istiyordu.
ZEHİRLİ SPREY PLANI
Plan şuydu: İki Mossad ajanı bir sokakta Meşal’in arkasından yürüyecek, ajanlardan biri çalkalanmış bir soda şişesini ses çıkarıp dikkat dağıtma amacıyla açarken diğeri de Meşal’e öldürücü bir sprey püskürtecekti.
Plana dair diğer bir anlatı ise, turist kılığında Ürdün’e girecek olan İsrail ajanlarının Halid Meşal’in kulağına bir cihaz kullanarak hızlıca yayılan bir zehir enjekte edileceğiydi.
MOSSAD AJANLARI FARK EDİLDİ
Mossad ajanları 25 Eylül’de sahte Kanada kimlikleriyle, turist kisvesi altında Amman’a vardılar. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi ve Mossad ajanları Meşal’i sessiz bir şekilde hedef alamadı. Fark edilen ajanlar zehri Meşal’in kulağına püskürtseler de fark edildiler ve kaçmaya başladılar.
Ancak kaçan ajanlar bölgedeki Hamas üyeleri ve Ürdün polisi tarafından yakalandılar. Meşal ise birkaç saat sonra ağrı, kusma ve benzeri şikayetlerle hastaneye kaldırıldı, kısa bir süre içerisinde komaya girdi.
Ajanların üzerinden çıkan pasaportlar üzerine Kanadalı diplomatlar karakola çağrıldı. Böylece iki kişinin ajan oldukları ve Kanada vatandaşı olmadıkları anlaşıldı.

ÜRDÜN VE ABD ARAYA GİRDİ
Olaylar üzerine Ürdün Kralı Hüseyin, Netanyahu’ya ulaşarak panzehirin derhal Ürdün’e teslim edilmesini, aksi takdirde 1994’te yapılan barış anlaşmasının iptal edileceğini söyledi. Fakat Netanyahu bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Kral Hüseyin, yakalanan iki Mossad ajanının idam edileceği tehdidinde bulunarak Netanyahu’yu uzlaşıya zorladı.

MEŞAL İYİLEŞEREK KOMADAN ÇIKTI
Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton da devreye girerek Netanyahu’yu anlaşmaya ikna etti. Böylece İsrail hem panzehri vermeyi, hem de Şeyh Ahmed Yasin de dahil olmak üzere 70 Hamas tutuklusunu serbest bırakmayı kabul etti. Karşılığında iki Mossad ajanı serbest bırakıldı. Ürdün’e ulaştırılan panzehirin kullanılmasıyla Meşal iyileşti ve komadan çıktı.

Hamas’ın ruhani lideri ve kurucusu Şeyh Ahmed Yasin yakın sırdaşı Haniye’yi 1997’de yardımcısı olarak atamıştı.
Bu yüksek profil, Haniyeh’in suikast hedefi haline gelmesi anlamına geliyordu. İsrail o zamana kadar Filistinli liderleri yıllar boyunca öldürme konusunda uzun bir plan oluşturmuştu.
2003’TE KILPAYI KURTULDULAR
Haniye ve Yasin, Eylül 2003’te İsrail’in Gazze Şehri’ndeki bir suikast girişiminden, İsrail hava saldırısından saniyelerle kıl payı kurtulmuşlardı.
Şeyh Yasin, 22 Mart 2004’te tekerlekli sandalyesiyle sabah namazını kıldığı camiden çıkarken İsrail ordusuna ait helikopterler tarafından atılan füzelerle hayatını kaybetti.
Dönemin İsrail başbakanı Ariel Şaron’un gözetiminde Gazze Şeridi’nde gerçekleşen suikast operasyonunda, Şeyh Yasin’in 7 arkadaşı hayatını kaybetti, 2 oğlu da yaralandı.
ŞEYH YASİN’DEN 20 YIL SONRA ŞEHİT OLDU
“Allah’ım, ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum.” diyerek Filistin davasının “yalnız bırakılmışlığından” yakınan Şeyh Yasin’in suikaste kurban gitmesi, Filistin’in yanı sıra tüm İslam dünyasında büyük tepkiye neden olmuştu.
Filistin ulusal bağımsızlık mücadelesinin yirminci yüzyıldaki önde gelen sembollerinden biri olarak kabul edilen Şeyh Yasin, 1987’de kurduğu Hamas hareketiyle Filistin sahasındaki direnişin yeni adresi olmuştu.
Haniye ise Şeyh Yasin’den tam 20 yıl sonra İsrail tarafından şehit edildi.
]]>“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, itidal çağrısı yaparak, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi. Böylelikle, Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan gelmiş oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in “son 2 günde tehlikeli gerilimi tırmandırma” politikalarını kınadı. Bu tehlikeli tırmanışın bölgede ciddi güvenlik sonuçlarına yol açacak çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, suikast politikaları ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmenin bölgesel çatışmalara sebep olabileceğine dikkati çekildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası etkin güçlere, sorumlulukları gereği, Orta Doğu’da yaşanan bu gerilimin kontrolden çıkmadan önüne geçmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, “Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmadan bölgesel gerilimin artması, durumu daha karmaşık hale getirdiği gibi İsrail’de ateşkes isteyen bir iradenin olmadığına da işaret ediyor. Bu gerilim ayrıca Mısır ve ortaklarının Gazze Şeridi’nde savaşı durdurarak Filistin halkının acılarını hafifletmenin çabalarını da baltalıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan geldi. Alman hükümeti de Hamas lideri Haniye’nin öldürüldüğü ve bir Hizbullah komutanının hedef alındığı ayrı ayrı İsrail saldırılarının ardından Orta Doğu’da itidal çağrısında bulundu. Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
BEYRUT’DAKİ SALDIRI! FUAD ŞÜKÜR ÖLDÜ MÜ?
İsrail ordusu, dün gece Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’ın komutanlarından Fuad Şükür’ü öldürdüğünü duyurdu. İsrail ordusu yaptığı yazılı açıklamada, saldırının savaş uçaklarıyla gerçekleştirildiğini belirterek, öldürülen komutanın Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın “sağ kolu” olduğunu iddia etti. Hizbullah ise İsrail’in hedef aldığı üst düzey komutanın yıkılan binanın enkazı altında olduğunu, arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini duyurdu.

“HER İKİ KIRMIZI ÇİZGİ DE İSRAİL TARAFINDAN AŞILMIŞ OLDU”
Peki bu saldırıların perde arkasında neler var? TEPAV Dış Politika Programı Direktörü ve eski diplomat Gülru Gezer ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi KKTC/Lefkoşa Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Milliyet.com.tr’den Sercan Dinç’e değerlendirmelerde bulundu.
Gülru Gezer: İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’ne yönelik saldırı sonrasında İsrail’den yanıt bekliyorduk. Dün gece Beyrut’ta Hizbullah mahallesinde saldırı düzenlendi. Fuad Şükür; Nasrallah’ın en kıdemli danışmanlarından birine yönelik suikast girişimi gerçekleşti. Hizbullah için bu kırmızı çizgi. Hizbullah’ın aslında iki kırmızı çizgisi var; Birincisi Beyrut’ta vurulmak. İkincisi ise sivil kayıpların olması. Her iki kırmızı çizgi de dün gece İsrail tarafından aşılmış oldu.
Tabi bu artık savaşın çok farklı noktaya evrildiğini gösteriyor. Çünkü nisanda İran’ın Şam Büyükelçiliğinin konsolosluk birimi vurulduğundan İran, ‘Bu bizim topraklarımıza yönelik saldırıdır. Egemenliğimizin ihlalidir’ diyerek 13 Nisan’da İsrail’e yönelik geniş çaplı İran İslam Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana ilk saldırısını gerçekleştirmişti.
“GERİ DÖNÜLMEZ BİR NOKTAYA GELMİŞ BULUNUYORUZ”
Bu sefer İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü. Buna tabi ki hem Hamas’ın bir yanıtı olacaktır, hem İran’ın bir yanıtı olacaktır. Hamas’tan gelen ilk açıklamalarda bu saldırının yanıtsız kalmayacağı ifade edildi. Savaşın çok kritik bir noktaya evrildiğini görüyoruz. Küresel etkileri olabilecek bölgesel savaşa evrilme ihtimali an meselesi. Geri dönülmez bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.
“TAKTİKSEL BİR STRATEJİ”
Doç. Dr. Emete Gözügüzelli: Bu haince bir öldürmedir ve savaş suçudur. Bu nedenle Haniye’nin Hamas’ın lideri olarak ve Beyrut’ta gerçekleştirilen saldırılara baktığımızda Netanyahu’nun stratejisi ve temel amacı bölgesel çatışma alanını genişletmek. Ve bu genişletme programında bir strateji değişikliğine gidildiğini görüyoruz. Özellikle bu mücadeleyi veren Filistin halkının direnişiyle ilgili mücadeleyi veren, destekleyen liderlerin hedef alınarak öldürülmesi yoluna gidilmesinde taktiksel bir strateji var.
O da sahada arzu ettiği başarıyı elde edemeyen Netanyahu’nun sahanın dışındaki alanlarda sivil olarak liderleri hedef alarak, demolarize olan ordusuna moral depolamak ve aynı zamanda bundan sonra genişletilecek savaş stratejisinde kamuoyunu da etkileyerek kendisine destek sağlamak.
NETANYAHU’NUN SAVAŞ STRATEJİSİ: ABD’NİN FİİLİ OLARAK BÖLGEDE ÇATIŞMAYA GİRMESİ
Bu saldırılar bize şunu da göstermektedir; Birincisi Netanyahu’nun savaş stratejisi taktiksel olarak gerginliği tırmandırıcı ve ABD’yi doğrudan fiili olarak bu çatışmaya sokacak şekilde bölgede konuşlanmayı sağlayacak bir atmosfer yaratmaya çalışıyor. Bu bilinçli bir hamledir. ABD askerlerinin bölgeye donanmasıyla yığılması ve özellikle Netanyahu’nun ortaya koyduğu savaş ve saldırı eylemlerinde önemli bir hamledir.
“SAVAŞIN ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇERİSİNDE DAHA BÜYÜK POTANSİYELE EVRİMLEŞECEK SÜRECE DOĞRU GİDİYORUZ”
Ne misilleme, ne haince öldürülme uluslararası hukuk kabul etmez. Netanyahu bunu yapıyorsa belli bir amaç doğrultusunda planlı yapıyor.
Uzun vadeye yayılacak şekilde bir savaş sürecine girmek ve bu savaşın özellikle önümüzdeki yıl içerisinde daha büyük potansiyele evrimleşecek sürece doğru gidiyoruz. Çok tehlikelidir. Küresel ve dünya barışının bölgemizde hissedilmesi için ivedi olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Netanyahu’nun BMGK’nın alacağı olağanüstü toplantıyla derhalde diğer devletlerin içişlerine müdahale etmek, egemenliklerini ihlal etmek, haince suikast planları gerçekleştirmek gibi uluslararası hukuka aykırı ilkeleri yerlebir eden Netanyahu’ya dünya kamuoyu güçlü bir şekilde karşı durmak zorundadır. Bu kabul edilemez.
ABD’DEN ALDIĞI TAKTİK VE STRATEJİK DESTEK SÖZ KONUSU
Netanyahu’nun bunu ABD Kongresi’ndeki ziyaretinden sonra gerçekleştirmesi kesinlikle ve kesinlike ABD’den aldığı taktik ve stratejik destekle söz konusudur. Çünkü ABD ve İsrail’in aslında geçmişinde suikastle adam öldürmek sorun değil.
2006 öncesinde olaylara bakıldığında ölümler yüksek mahkemeye taşınmış ve yüksek mahkeme de 5 yıl boyunca bu davaya bakmayarak nihayetinde 14 Aralık 2006 verdiği kararla ‘ne uygulanabilir, ne uygulanamaz’ demiş. Dolayısıyla bunu sürümcemede belirsiz bırakarak İsrail’e yeşil ışık yakmıştır.
PHOENİX STRATEJİSİ
İkinci Vietnam Savaşı’ndan merkez istihbarat teşkilatının Vietkong Sempatizanlarını ortadan kaldırmak için Phoenix programı uygulayarak 40 bine yakın kişiye suikastlerle öldürüldüğü ve bu ABD’nin kendi içerisinde bir istihbarat biriminin kurulduğu stratejiydi. Bu strateji özellikle de 11 Eylül sonrasında çok daha somut, net bir şekilde ‘hedefle öldürme’ stratejisine girmiş, İsrail de bu merkezden aldığı eğitimler ve taktiksel destekle birlikte askeri personeline bu yönde eğitimler verilmiştir. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada ABD ziyareti sonrasında tamamıyla böyle bir stratejiye girilmesi aynı Phoenix Stratejisi bağlamında Vietnam’da ABD’nin uyguladığı taktikle Filistin’in önde gelen siyasi liderlerinin hedef noktasına getirilerek bu mücadeleyi, gerginliği tırmandırmak stratejisine girilmiştir.
Bunda uluslararası hukukta hedefli öldürme noktasında uygulamasının özellikle gerçekleştirilmesi ve bunun bu şekilde ortaya konması belli bir amaca hizmet ediyor. O da bölgesel çatışmayı daha fazla yaymak.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.

PEZEŞKİYAN YEMİN EDEREK GÖREVİNE BAŞLADI
Pezeşkiyan, törende yemin ederek ülkenin 9’uncu cumhurbaşkanı olarak resmen görevine başladı. Pezeşkiyan, yemin töreninde yaptığı konuşmada, kurulacak yeni hükümetin İran ve dünya için yeni fırsatlar sunacağını belirterek, “Kurulacak yeni hükümet ile birlikte ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve halkın sorunlarını anlama fırsatı, halkın taleplerini duyma ve yöntemsel sorunları düzeltme ve önümüzdeki tehditler karşısında milli birliği oluşturma fırsatı yakalayacağız” ifadelerini kullandı.
‘İSLAMİ VE DEVRİMCİ KİMLİĞİMİZ İLE BÖLGENİN İLK SIRASINDA YER ALAN BİR ÜLKE OLACAĞIZ’
Devlet ve toplum arasındaki güveni yeniden tesis edeceklerini kaydeden Pezeşkiyan, 14’üncü dönem hükümetinin ulusal birlik hükümeti olacağını ve halktan aldığı oy ve güvenle hareket edeceğini söyledi. Pezeşkiyan, “Anayasaya ve Dini Liderimiz Ayetullah Ali Hamaney’in vizyonuna bağlı kalarak bölgede ekonomiden kültüre ve teknolojiye kadar İslami ve devrimci kimliğimiz ile bölgenin ilk sırasında yer alan bir ülke olacağız. Ülkenin gençlerine, kadınlarına, farklı etnik gruplarına ulusal fırsat gözüyle bakmalıyız. Memleketin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretebilirler ve bu zamana kadar ülke yönetiminde kenarda bırakılmış bu fırsatları artık değerlendirmeliyiz” dedi.

Konuşmasında dış politikaya dair mesajlar da veren Pezeşkiyan, hükümeti döneminde bölge ülkeleri ile ilişkileri geliştirmeye önem vereceğini ve bu doğrultuda hareket edeceğini belirterek, “Bölge ülkeleri ortak çıkarlarını kendi aralarındaki rekabet ve gerilimler ile yok etmemelidir. Hükümet olarak güçlü bir bölgesel işbirliğinden yanayız” ifadelerini kullandı.
‘MÜSLÜMANLARA İNSANLIK DERSİ VEREMEZLER’
ABD’nin İsrail’e verdiği desteğe ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki konuşmasına değinen Pezeşkiyan, “Gazzeli çocukları öldürenlere silah temin edenler, Müslümanlara insanlık dersi veremezler. Gazze’de kadın ve çocuklar ile savaşan ve onları bombalayan bir rejimin liderinin teşvik edilmesi ve alkışlarla karşılanmasını dünyada hiç kimse kabul edemez” dedi.

‘BENİM HÜKÜMETİM HİÇBİR ŞEKİLDE BASKI VE ZORBALIĞA TESLİM OLMAYACAKTIR’
ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı maksimum baskı politikasında başarısız olduğunu kaydeden Pezeşkiyan, “Benim hükümetim hiçbir şekilde baskı ve zorbalığa teslim olmayacaktır. Şu ana kadarki duruşumuz ve müzakereler, her zaman taahhütlerimize bağlı kaldığımızı göstermiştir. İran milletine karşı baskı ve yaptırımlar sonuç vermemiştir ve bu millet ile gereken saygıyı göstererek konuşmanız gerekir” dedi.

İRAN’DAN BATILI ÜLKELERE ÇAĞRI
İran dış politikasının ülkenin ulusal çıkarları doğrultusunda küresel ve bölgesel istikrar ve barışı sağlamak üzerine olacağını kaydeden Pezeşkiyan, dünyaya açılmak ve küresel ticarette yer almak istediklerini söyledi. Pezeşkiyan, “Dünyada yeni yükselen güçlü oyuncular ile ilişkilerimizi güçlendireceğiz. Doğuda yer alan komşularımız ve Farsça konuşan ülkeler ile işbirliğimizi artıracağız. Batılı ülkeleri gerçekçi olmaya ve karşılıklı saygı çerçevesinde ilişki geliştirmeye çağırıyoruz. İran’ın dünya ile ticaretini ve ekonomisini normalleştirmek istiyorum ve İran’a yönelik zalimce yaptırımları kaldırmak için çalışacağım” ifadelerini kullandı.
NE OLMUŞTU?
İran’da 5 Temmuz’da yapılan 14’üncü cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk kökenli Tebriz Milletvekili Mesut Pezeşkiyan, oyların yüzde 53.7’sini alarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in Gazze’deki katliamlarına yönelik yaptığı son çıkış Tel Aviv’de geniş yankı uyandırdı. Erdoğan’ın “Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız.” açıklaması İsrail basınının manşetlerinde yer aldı.
Türkiye’nin askeri gücüne dikkat çekildi. Ankara’nın İsrail’le savaşan gruplara silah ve askeri destek sağlayabileceğine vurgu yapıldı.
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz ise Türkiye’yi NATO üzerinden hedef almaya çalıştı.
TEL AVİV’İ ENDİŞELENDİREN AÇIKLAMALAR
Türkiye Gazze’deki katliama sessiz kalmıyor, her platformda sesini çıkarıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu katliamın durması için sıkı bir diplomasi trafiği yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik açıklamaları Tel Aviv’i endişelendiriyor.
KATZ HADDİNİ AŞTI
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, haddini aştı. Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan hadsiz paylaşımlar yaptı. Katz, bu kez NATO üzerinden Türkiye’yi hedef almaya çalıştı. İsrailli diplomatlara seslendi. Tüm NATO üyeleriyle acilen temasa geçmeleri talimatını verdi. Türkiye’nin kınanması çağrısı yaptı.
Ayrıca Türkiye’nin NATO’dan ihraç edilmesi gerektiğini de söyledi. Türkiye’nin Gazze diplomasisi İsrail’de endişe kaynağı oluşturdu. Zira Ankara batılı ülkeler ve NATO içinde İsrail’e karşı duran sayılı ülkeler arasın yer alıyor.
Katz’ın NATO çıkışını da bu bağlamda okumak gerekiyor. Çünkü NATO’nun İsrail’e destek vermemesinin önündeki engel Türkiye olarak görülüyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ALTINI ÇİZMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’daki NATO Zirvesi sonunda yaptığı basın toplantısında İsrail’in NATO ile ortak ilişkisine izin vermeyeceklerinin altını çizmişti.
Bunun farkında olan İsrail basını da Erdoğan’ın “Karabağ ve Libya’ya girdik aynısını Filistinliler için yaparız” açıklamasını manşetlere taşıdı.
‘ERDOĞAN ASKERİ ADIM ATMAYACAK ANCAK BAŞKA CİDDİ KAYGILAR VAR’
Yediot Ahronot Gazetesi “Erdoğan askeri adım atmayacak ancak başka ciddi kaygılar var” başlığını attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e savaş açmayacağını yazan Yediot Ahronot Gazetesi, ancak İsrail’e karşı savaşan herkese yardım edebileceği veya silah sağlayabileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çıkışı Tel Aviv’i kaygılandırdığını vurguladı.
Çünkü Ankara BM’de, uluslararası arenada ve NATO’da etkili bir ülke.
Gazete, Ankara’nın bu diplomatik gücüyle İsrail’e zarar verme ihtimali olduğunu yazdı.
Batılı ülkelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları karşısında sessiz kalmasının ise İsrail’de hayal kırıklığına yol açtığını belirtti.
ESKİ BÜYÜKELÇİ LİEL’DEN YORUM ALDILAR
Globes, Ankara’nın Hamas’ın yakın dostu olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e saldırmasının şaşırtıcı olmadığı yorumunu yaptı.
Haberde, “Ancak, dışişleri bakanlığı koridorlarında dahi Erdoğan’ın sözlerini duyunca çok şaşırdılar” denildi.
Gazete, İsrail’in Türkiye’deki eski Büyükelçisi Alon Liel’in de yorumunu aldı. Liel Türkiye’nin İsrail ile savaşan güçlere finansal veya askeri kaynak sağlayabileceğinin altını çizdi.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ORTA DOĞU’NUN EN BÜYÜK ORDULARINDAN BİRİNİN BAŞKOMUTANI”
Israel Hayom Gazetesi ise, “Erdoğan orta Doğu’daki çatışmalara böyle müdahale ediyor” manşetini tercih etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini “alışılmadık” diye niteledi.
Türk liderin Orta Doğu’nun en büyük ordularından birinin başkomutanı olduğunu yazdı. Gazeteye göre, Türk ordusunun özellikle günümüzde en fazla öne çıkan unsuru, oyunun kurallarını değiştiren silah “Erdoğan’ın ‘drone ordusu.” görülüyor
Gazete, bu bağlamda Türk SİHA’larının Libya ve Karabağ’daki etkisini de hatırlattı.
“İSRAİL, LÜBNAN’A GİRERSE BÖLGEYE ASKER GÖNDERİLEBİLECEK” İDDİASI
Jerusalem Post Gazetesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını haberleştirdi. Türkiye ilişkilerinde uzman isimlerin görüşlerine yer verdi. Buna göre, eğer İsrail Lübnan’a girerse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgeye asker gönderebileceğine dikkati çekti.
Gazete, Erdoğan’ın doğrudan İsrail’e askeri bir harekette bulunmayacağını da yazdı.
]]>TECAVÜZCÜ DOKUZ ASKER
İsrail devlet televizyonu KAN’ın, dün Sde Teiman Askeri Üssü’nde 9 askerin cinsel işkence ve darp ettikleri bir Filistinlinin ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı haberini yayımlamasıyla askeri polis, konu hakkında soruşturma başlattı, askerler gözaltına alındı.

‘NEDEN ASKERLERİMİZ GÖZ ALTINDA?’
Bu haberin ardından aralarında askerlerin de bulunduğu İsrailli aşırı sağcılardan oluşan silahlı ve yüzleri maskeli bir grup, cinsel işkence yapmakla suçlanan askerlerin gözaltına alınmasını protesto ederek askeri üsse baskın düzenledi.
‘YEMEN TARLASI’
İsrail ordusu güney komutanlığının sorumluluğunda olan Sde Teiman Askeri Üssü adını, 1949 ile 1950 arasında Yemen’den İsrail’e getirilen 49 bin Yemenli Yahudi’nin ilk etapta yerleştirildiği bölge olmasından alıyor. Bu nedenle “Yemen tarlası” ismini taşıyor.

TOPLAMA KAMPI OLDU
İsrail, bu askeri üste 2008 ve 2014’te Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar sırasında alıkoyduğu yüzlerce Filistinli için toplama kampları kurdu.
‘YASA DIŞI SAVAŞÇILAR’
Ordu, 7 Ekim 2023’ten sonra “yasa dışı savaşçılar” oldukları iddiasıyla Gazze Şeridi’nden yüzlerce Filistinli sivili bu üste insanlık dışı şartlar altında tutmayı sürdürdü.

İSRAİLLİ STK İNSANLIK DIŞI MUAMELELERİ YAZDI
İsrailli sivil toplum örgütü “İsrail Sivil Haklar Derneği (ACRI)”, söz konusu üste oldukça kötü alıkonulma şartlarını açığa çıkaran bir makale yayımladı.
İSRAİLİN İŞKENCE ÇEŞİTLERİ
‘DERHAL KAPATILMALI’
ACRI, ülkedeki 5 STK’dan biri olarak bu hapishanenin derhal kapatılması için İsrail Yüksek Mahkemesine başvuranlar arasında yer alıyor.
Mahkemeye sunduğu dilekçede ACRI, son birkaç ayda söz konusu hapishanede “hayal etmesi dahi mümkün olmayan olaylara” dair birçok delilin biriktiğini kaydetti.
ACRI’N DİLEKÇESİ
“Anestezi olmaksızın cerrahi operasyonlar yapılıyor, tutuklular günlerce ağır şartlarda tutuluyor, organlarının kesilmesine yol açacak şekilde uzuvları kelepçeli kalıyor, tıbbi tedavi ve tuvalet ihtiyaçları karşılanırken dahi gözleri uzun süre bağlı tutuluyor ve alıkonulan bazı Filistinliler darp ve ihlallerle dolu şekilde sürekli gözetim altında tutuluyor.”
Dilekçede, üssün bir hapishane olması için kanuna göre alıkonulanların “sağlık ve onurlarını zedelemeyecek” şartları sağlaması gerektiğine işaret edildi.
“Alıkonulanlar için asgari oranda insani şartları sağlamadığımız takdirde bizler de insan olmayacağız” ifadelerine yer verilen dilekçede, alıkonulan kişilere uygulanan muamelenin yasa dışı olduğu kaydedildi.

İŞKENCE TANIKLARI KONUŞTU
Haaretz gazetesinin, askeri üsteki tanıklardan aldığı bilgiye göre, esirlerin korunması görevini üstlenen “Birim 100” üyeleri, son aylarda çok sayıda şiddet olayına karıştı.
Sde Teiman’da görev yapan bir asker, “Birim 100” üyelerinin alıkonulan Filistinlilerin bulunduğu alana pimi çekilmiş el bombası attıklarını söyledi. Tanıklık yapan asker, şiddetli darptan dolayı bazı Filistinlilerin dişlerinin ve kaburga kemiklerinin de kırıldığını aktardı.
Söz konusu üste tutulan Filistinlerin sayısına ilişkin İsrail makamlarından henüz açıklama yapılmadı.
TUTUKLARIN SAĞLIK GÜVENCESİ YOK
Haaretz’in haberine göre hükümet, İsrail Yüksek Mahkemesine 15 Temmuz’da Sde Teiman’daki tutukluların çoğunun başka yerlere naklinin yapılacağını iletti. Haberde ayrıca 7 Ekim’den bu yana aktif olarak kullanılan Sde Teiman üssünde tutulan Filistinli esirlerden 36’sının öldürüldüğü kaydedildi.
İsrail’de Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin tutulduğu Sde Teiman askeri üssündeki bir Filistinliye cinsel istismar ve işkencede bulundukları suçlamasıyla 9 askerin gözaltına alınmasıyla başlayan kriz, askerlerin sorgu için götürüldüğü askeri üste devam etti.
İsrail basınındaki haberlere göre, yaklaşık 100 kişilik İsrailli aşırı sağcı grup, gözaltına alınan 9 İsrail askerinin çıkarıldığı askeri mahkemenin de içinde bulunduğu Beit Lid askeri üssüne girdi.
Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri mahkemeye zorla giren İsrailli aşırı sağcı göstericiler ve onları önlemeye çalışan askerler arasında arbede yaşandı.
İsrail askerleri ve polislerinin, göstericileri askeri üsten çıkarmaya çalışırken kargaşa yaşandığı görüldü.
Beit Lid askeri mahkemesinden çıkarılan İsrailli aşırı sağcılar, askeri üssün gözaltı merkezinin önünde gösterilerine devam etti.
İsrailli aşırı sağcı gruplar, askeri hapishanenin bulunduğu bölümdeki demir kapıyı yumrukladı.
İsrail askerleri, göstericileri alandan uzaklaştırmak için askeri üsten sıktıkları tazyikli suya başvurdu.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, polise kanunu çiğneyenlere karşı harekete geçme talimatı verdiğini açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin de bölgedeki askeri üsse geldiği bildirildi.
İsrail muhalefetinden eski Savunma Bakanı Benny Gantz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, iktidar koalisyonu içindeki “şiddete çağrı yapan aşırıcı figürleri” eleştirerek İsrail’in sorrumlu kararlar alacak bir hükümete ihtiyaç duyduğunu belirtti.
9 İsrail askerinin bir Filistinliye cinsel işkence yapma suçlamasıyla gözaltına alınması
İsrail’de, Gazze Şeridi’nde alıkonulanların tutulduğu Sde Teiman gözaltı tesisinde Filistinlilere cinsel işkence yapmak ve cinsel istismar etmekle suçlanan 9 İsrail askerinin gözaltına alındığı haberleri ülkede siyasetin merkez gündemi oldu.
CİNSEL İŞKENCEYE MARUZ KALAN FİLİSTİNLİ YÜRÜYEMİYOR
Olayın kurbanı Filistinlinin hastaneye kaldırıldığı ve yürüyemediği İsrail basınında yer aldı.
Gözaltına alınan bazı askerlerin, askeri savcılığın gönderdiği askerlere göz yaşartıcı gaz sıktığı, taraflar arasında sözlü atışmalar yaşandığı görüntüler sosyal medyaya yansımıştı.
İsrailli aşırı sağcı milletvekillerinin de aralarında yer aldığı onlarca kişilik aşırı sağcı gösterici grubu, Sde Teiman askeri üssüne zorla girerek baskın düzenlemişti.
İsrail basınına yansıyan görüntülerde, aşırı sağcı Milletvekili Zvi Sukkot’un askeri üssün zincirli kapısını aralayarak içeri girmeye çalıştığı, askerlerin kendisini engellemeye çalıştığı görülmüştü.
Bunun ardından kalabalığın askeri üssün demir kapısını tutmaya çalışan askerleri zorlayarak içeri girdiği görülmüştü. Göstericilerin, askeri üssün içine doğru koşuşturduğu askerlerin bazılarını engellemeye çalıştığı anlar ile arbede ve kargaşa görüntüleri sosyal medyaya yansımıştı.
Ordu radyosunun haberine göre, silahlı ve üniformalı bazı yedek askerler de göstericilere destek olmak üzere bölgeye gelmişti.
Katil Binyamin Netanyahu, askeri üsse düzenlenen baskını kınayarak sükunet çağrısı yapmıştı.
İsrail’de iktidar koalisyonundaki sağ ve aşırı sağ partiler, askeri savcılığın askerleri gözaltına alma girişimine karşı çıkmıştı. Buna karşın muhalefet, “bağımsız yapıların soruşturmalarını yürütmesi gerektiği, kimsenin hukuktan üstün olmadığı” vurgusu yapmıştı.
SDE TEİMAN GÖZALTI MERKEZİ İŞKENCELERLE GÜNDEMDE
İsrail’in güneyinde yer alan ve alıkonan Gazzelilerin tutulduğu Sde Teiman gözaltı merkezi sık sık işkencelerle gündeme geliyor.
New York Times gazetesinde geçen ay çıkan haberde, Sde Teima gözaltı merkezinde alıkonan Gazzelilerin etrafı açık bir alanda gözleri bağlı olarak günde 18 saate kadar elleri kelepçeli şekilde yerde sessiz şekilde oturtulduğu belirtilmişti.
Haberde, gözaltı merkezine getirilen Filistinli tutukluların burada 3 aya kadar kaldığı ve sorgulama süreçlerinde birçok kişinin insanlık dışı muameleye ve işkenceye maruz kaldığı kaydedilmişti.
Burada tutulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı Gazzeliler, Sde Teima’da maruz kaldıkları işkenceleri dile getirmişti.
]]>Habere göre, bir Filistinli mahkum alıkonulduğu İsrail’deki cezaevinde gardiyanlar tarafından dövüldü ve kaburgaları kırılarak öldürüldü.
Filistinli mahkumlardan biri, kronik hastalığının tedavi edilmemesi, diğeri de saatlerce yardım çığlıkları atmasına rağmen müdahale edilmemesi sonucunda hayatını kaybetti.
“İsrail-İnsan Hakları İçin Doktorlar” (PHRI) adlı STK tarafından doğrulanan otopsi raporlarına göre, bu üç kişi, 7 Ekim’den bu yana İsrail hapishanelerinde ölen Batı Şeria veya İsrail’den gelen 13 Filistinli arasında yer alıyor. Gazze’den getirilen ve yaşamını yitiren mahkumların sayısı ise tam olarak bilinmiyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail’in “tıka basa” dolu olan cezaevlerindeki koşulların tehlikeli şekilde kötüleştiğini ve yaygın olarak şiddet uygulandığını bildirdi.
Merkezi İsrail’de bulunan insan hakları örgütü “Hamoked”in icra direktörü Jessica Montell, WP’ye yaptığı açıklamada, “Şiddet her yere yayılmış durumda. Aşırı kalabalık. Görüştüğümüz her mahkum 30 kilo vermiş.” diye konuştu.
İsrail’deki İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin İcra Direktörü Tal Steiner, İsrail’in söz konusu hak ihlallerinin, ülkedeki “intikam atmosferi”nden kaynaklandığını belirtti.
Steiner, cezaevlerindeki şiddetin, politika yapıcıların desteğinin ve hesap verebilirlik eksikliğinin bir “kombinasyonu” olarak nitelendirdi.
Tanıklar, gardiyanların “çıldırmışçasına” mahkumlara saldırdığını söyledi
İsrail’deki cezaevinde Aralık 2023’te gardiyanlar tarafından şiddetli şekilde dövülmesinin ardından yaşamını yitiren 23 yaşındaki Abdulrahman Bahash’ın 2 mahkum arkadaşı, isimlerinin açıklanmaması koşuluyla arkadaşlarını ölüme götüren o günü WP’ye anlattı.
Tanıklar, gardiyanların koğuştaki tüm hücreleri bastığını ve mahkumları dövmeden önce kelepçelediğini kaydetti.
Görgü tanıklarından 28 yaşındaki eski bir mahkum da gardiyanların kendilerine “çıldırmışçasına” saldırdığını, coplarla tekmelerle vurduğunu söyledi.
Tanık, Bahash ve hücresindekilerin “tecrit odalarından” oluşan bir alana götürüldüğünü, daha sonra Bahash’ın vücudunda morluklarla döndüğünü ve kaburgalarının kırılmış olabileceğini söylediğini aktardı.
Bahash’ın ayakta duramaz hale geldiğini dile getiren tanık, arkadaşının olaydan 3 hafta sonra 1 Ocak’ta hayatını kaybettiğini ifade etti.
İsrailli yetkililer, mahkumun ailesinin otopsi raporunu ve Bahash’ın cesedini görmesine izin vermedi.
Bahash’ın ailesi adına otopsi sonucunu gören PHRI doktoru Daniel Solomon’un bildirdiğine göre, otopsi raporu, Bahash’ın “kaburga kırıkları ve dalak yaralanması”nın muhtemelen saldırı sonucu meydana geldiğini gösteriyor.
“DOKTORA İHTİYACIM VAR!”
Kasım 2023’te Megiddo Hapishanesinde hayatını kaybeden 33 yaşındaki Abdul Rahman al-Maari’nin kardeşi İbrahim, Maari’nin Şubat 2023’te geçici kontrol noktasında alıkonulduğunu, Hamas’la bağlantılı olmak ve ateşli silah bulundurmakla suçlandığını dile getirdi.
İbrahim, 7 Ekim’den sonra kardeşiyle irtibatı kaybettiklerini belirtti.
PHRI’den Doktor Danny Rosin’in incelediği otopsi raporunda, Maari’nin kaburgalarının kırıldığı; sırt, kalça, sol kol, baş ve boyun taraflarında çürüklerin görüldüğü bilgisi yer alıyor.
Aynı bölümde tutulan 32 yaşındaki Khairy Hamad, hücre araması yapılırken gardiyanlara cevap verdiği gerekçesiyle Maari’nin, elleri kelepçeli şekilde merdivenlerden aşağı atıldığını ve başından kanlar geldiğini aktardı.
Tanıklardan Sariy Khourieh, saatlerce acı içinde feryat edişini dinledikleri Maari’nin “Doktora ihtiyacım var!” diye bağırdığını anlattı.
Khourieh, saat 04.00 sularında Maari’nin sustuğunu, ilerleyen saatlerde de gardiyanların onun cesedini gördüğünü ifade etti.
İsrail’deki bir cezaevinde tutulan 21 yaşındaki Muhammed al-Sabbar ise Hirschsprung (kalın bağırsak felci) hastalığının tedavi edilmemesinin ardından 28 Şubat’ta hayatını kaybetti.
Otopsi raporuna göre kronik rahatsızlığının düzgün bir şekilde tedavi edilmesi durumunda Sabbar’ın ölümü önlenebilirdi.
Ekipler, ayrıca Hilal Şahin’e ailesinin Yusuf Gença’dan ayrılması ya da nikah kıyması yönünde baskı yaptığını belirledi. Cinayeti Abidin Uçar ile A.D.’nin (17) gerçekleştirdiği, saldırıyı Hilal Şahin’in ailesinin azmettirdiği tespit edildi. Ekipler, Hilal Şahin’in eski eşi Abidin Uçar, babası Hacı Şahin (58), kardeşi Şahan Şahin (31), amcası Musa Şahin (52), kuzenleri Biran Şahin (23), Mehmet Sait Sızmaz (37), eşi Meltem Sızmaz’ı (37) ve A.D.’yi gözaltına aldı. Baba Hacı Şahin, kardeşi Musa Şahin ve oğlu Şahan Şahin, eski damatları Abidin Uçar’ı eve çağırarak cinayeti planladıklarını belirlendi.

SALDIRI ÖNCESİ ÇARŞAF GİYDİ
Olay günü amca Musa Şahin, kara çarşaf giyen Abidin Uçar ile şapka takan A.D.’yi otomobille eve yakın parka getirdiği tespit edildi. Uçar ile A.D.’nin dikkat çekmemek için kol kola girip aile gibi davranarak sokakta yürüdükleri sonrasında da Yusuf Gença’nın evine gittikleri tespit edildi. Şüpheli A.D.’nin kapıyı çaldığı, Abidin Uçar’ın da kapının açılması üzerine içeri girip önce eski eşinin birlikte Yusuf Gença’ya ardından da eski eşi Hilal Şahin’e ateş ettikten sonra kaçtı. Gença ölürken, Hilal Şahin ise ağır yaralandı.
DAVA AÇILDI
Olaydan sonra yakalanıp tutuklanan Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin, Musa Şahin, Şahan Şahin, Biran Şahin ile adli kontrolle serbest bırakılan Mehmet Sait Sızmaz ve eşi Meltem Sızmaz hakkındaki soruşturma tamamlandı. Savcı, sanıkların ‘tasarlayarak ve töre saiki ile öldürme’ ile ‘öldürmeye teşebbüs’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve ayrıca 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen davaya devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin ve Musa Şahin ile olayda ağır yaralanan Hilal Şahin, öldürülenin babası Esef Gença ile tarafların avukatları katıldı. Yargılama sırasında daha önce tahliye edilen Şahan Şahin ve Biran Şahin ise duruşmaya katılmadı.

‘EŞİM ÇOCUKLUK ARKADAŞIMLA KAÇTI’
Sanık Abidin Uçar, 10 yıllık eşi Hilal Şahin’in çocukluk arkadaşı olan Yusuf Gença ile kaçtığını söyledi. 3-5 ay geçtikten sonra eşinin kötü yola düştüğünü iddia eden Uçar, “Yusuf’a birkaç defa sosyal medyadan yazdım, ‘Onu kötü yola sokma’ dedim. Yusuf da ‘Benim malım seni ilgilendirmez’ dedi. Daha sonra çocuklarımı yanıma aldım. Kızımın vücudunda morluklar vardı. Yusuf, kızıma cinsel istismarda bulunmuş. Kızımın karakolda bu yönde ifadesi var” dedi.
‘AYAKLARINA SIKACAKSIN’
Kayınpederi Hacı Şahin’ın kızı Hilal’in kötü yola düştüğünü öğrendiğini ve kendisine ‘Ayaklarına sıkacaksın’ dediğini iddia eden Abidin Uçar, savunmasında şunları söyledi:


‘CİNAYETTEN HABERİM YOKTU’
12-13 yaşından bu yana uyuşturucu kullandığını belirten sanıklardan A.D. de olayın böyle olacağını bilmediğini cinayetten haberini olmadığını ileri sürdü.

Diğer sanıklar da olayla ilgilerinin olmadığını belirterek, suçlamaları kabul etmedi.

‘AİLEMDEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM’
Hilal Şahin, eski eşi Abidin Uçar tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını söyledi.

Daha sonra Yusuf Gença ile kaçtığını belirten Hilal Şahin, “Olay günü kapı çaldı. 2 kişi içeri girdi. Biri peçeliydi, diğer şapkalıydı. Önce Yusuf’a, sonra bana ateş edildi. Benim öldüğümü düşünerek başımda kelime-i şahadet getirdi. Sesinden hatırladığım kadarıyla bu şahıs eski eşim Abidin’dir. Sadece Abidin’den şikayetçiyim, ailemden şikayetçi değilim” dedi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verirken duruşmayı eksiklerin tamamlanması için erteledi.

ÖNCE TEHDİT GELDİ SONRA UYARILAR SIRALANDI
İsrail ordusu saldırıdan direkt Hizbullah’ı sorumlu tutarken, Hizbullah ise saldırıyla bir bağlantısının olmadığını savundu. İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik Mecdel Şems saldırısına sert bir misilleme yapacağı tehdidinin ardından başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı ülkelerden vatandaşlarına uyarı geldi.

ABD’DEN ‘SAVAŞ KORKUSU’
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, Mecdel Şems olayından kaynaklı bölgede artan tansiyon nedeniyle Lübnan’daki uçak seferlerini aksatan değişikliğin meydana geldiği belirtilerek ABD vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri uyarısı yapıldı.
Açıklamada, “Lübnan’da tam kapsamlı bir savaş korkusu, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki şiddetli çatışmalar son haftalarda arttı” ifadesi yer aldı.

AVUSTRALYA ‘DERHAL HAREKET EDİN’ DEDİ
Avustralya hükümeti de vatandaşlarına daha önce yayınlanan ve mevcut gelişmelerin ardından güncellenen Lübnan’a seyahat etmemeleri yönündeki çağrısını yineledi.
Hükümetin açıklamasında, “Güvenlik durumunun istikrarsızlığı ve güvenlik durumunun daha da kötüleşme riski nedeniyle Lübnan’a seyahat etmemenizi tavsiye etmeye devam ediyoruz. Lübnan’daki Avustralyalılar, ticari uçuşlar devam ederken derhal ülkeyi terk etmelidir. Beyrut havalimanı kapanabilir ve uzun bir süre boyunca ülkeyi terk edemeyebilirsiniz” ifadeleri kullanıldı.
‘DURUM KÖTÜYE GİDERSE ‘DIŞARI ÇIKAMIYABİLİRSİNİZ’
Norveç’in Beyrut’taki Büyükelçiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Norveç vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yapıldı ve ülkeye mevcut seyahat uyarıları yinelendi.
Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın arttığı uyarısı yapılan paylaşımda, durumun daha kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına seyahat seçeneklerinin sınırlı hale gelebileceği de kaydedildi. Paylaşımda, böyle bir durumun yaşanması karşısında Norveç Büyükelçiliğinin, vatandaşlarının ülkeyi terk etmelerine yardımcı olmak için çok sınırlı kaynaklara sahip olacağı da hatırlatıldı.
OLASILIKLAR ‘GÖZ ARDI EDİLEMEZ’
Almanya da diğer ülkeler gibi daha önceki Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.
26 Haziran’daki güncellemeye göre Alman vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulunulan yazılı açıklamada, Alman vatandaşlarına acilen Lübnan’dan ayrılmaları çağrısı yapıldı.
Açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun oldukça değişken olduğu ve Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesinde askeri çatışmaların son haftalarda yoğunlaştığı belirtilerek, “Durumun daha da şiddetlenmesi ve çatışmanın genişlemesi göz ardı edilemez.” ifadesi kullanıldı.
Gerilimin daha da artmasının Refik Hariri Havalimanı’ndaki hava trafiğinin tamamen durmasına da yol açabileceği uyarısında bulunulan açıklamada, bu durumda Lübnan’ı hava yoluyla terk etmenin mümkün olmayacağı kaydedildi.
‘ŞAHSİ TAHLİYE PLANI’
İngiltere’nin, Ekim 2023’te vatandaşlarına yaptığı ülkeyi terk etme tavsiyesi ise geçerliliğini koruyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığınca yayımlanan güncel seyahat uyarısında, “Bakanlık, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı ve Lübnan’daki diğer gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle Lübnan’a tüm seyahatlere karşı uyarıyor.” açıklaması yapıldı.
İsrail-Lübnan sınırında karşılıklı füze ve top atışları olduğunu belirtilen uyarıda, Beka Vadisi ile Litani nehrinin kuzeyinde de riskler bulunduğu kaydedildi. Seyahat uyarısında Lübnan’daki yabancı misyonların etrafında protestolar yapıldığı anımsatılan uyarıda, şunlar kaydedildi:
“Tansiyonun yüksek olduğu bölgede gerginlik çok kısa sürede artabilir, Lübnan’dan çıkış rotalarını etkileyebilir. Siyasi ve güvenlik durumlarının kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına ticari seferler ciddi şekilde aksayabilir, kısa süre kala iptal edilebilir, tüm ülkedeki yollar kapatılabilir. İngiliz Büyükelçiliğinin sağlayabileceği yardım kısıtlı olabilir. Eğer şu an Lübnan’daysanız ayrılmanızı tavsiye ediyoruz.”
Dışişleri Bakanlığının acil durumda tahliye gerçekleştiremeyebileceği de vurgulanan seyahat uyarısında, herkesin şahsi tahliye planı yapması tavsiye edildi.
BELÇİKA’DAN AÇIKLAMA
Belçika Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler ışığında İsrail, Filistin toprakları ve Lübnan’a tüm seyahatlerin iptal edilmesi tavsiye
‘ASKERİ ÇATIŞMA ÖNLENMELİ’
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Mecdel Şems beldesine yönelik saldırı şiddetle kınandı.
“Yeni bir askeri çatışmayı tırmandırmayı önlemek için her şeyin yapılması” gerektiği belirtilen açıklamada, Fransız vatandaşlarının Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarına seyahat etmemeleri tavsiye edildi.
‘ÜLKEYİ TERK EDİN!’
İsveç Dışişleri Bakanlığı sayfasından yapılan duyuruda, “Lübnan’daki durum tehlikeli ve öngörülmez, bu nedenle İsveç vatandaşlarının ülkeyi terk etmesini tavsiye ediyoruz” ifadesi kullanıldı.
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de X hesabından yaptığı paylaşımda, “Defalarca söyledim, yine söylüyorum: İsveç vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmesi veya söz konusu ülkeye gitmekten kaçınması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
DANİMARKA’DAN UYARI
Danimarka Dışişleri Bakanlığı ise X hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşlarının Lübnan’a yapacakları seyahatleri durdurmasını tavsiye ederken, ülkeyi terk etmelerini istedi.
‘KIRMIZI KOD’
Hollanda Dışişleri Bakanlığının, Lübnan’a seyahatten kaçınılması ve bu ülkedekilerin acilen ayrılmaları yönünde 26 Haziran’da verdiği uyarının hala devam ettiği bilgisine yer verilen internet sayfasında, “Lübnan için seyahat tavsiyesinin renk kodu kırmızıdır. Durumunuz ne olursa olsun oraya seyahat etmeyin. Başınız belaya girerse Hollanda Büyükelçiliği size her zaman yardımcı olamayabilir” ifadeleri yer alıyor. Hollanda merkezli Transavia Havayollarının Amsterdam-Beyrut seferleri iptal edilirken, bilet satış sayfasında gelecek 1 hafta boyunca Beyrut’a sefer olmadığı görülüyor.
‘GERGİNLİK TIRMANABİLİR’
İrlanda da daha önce yaptığı Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.
27 Haziran’da İsrail-Lübnan sınırında yükselen tansiyon nedeniyle İrlanda, Lübnan’da bulunan vatandaşlarına “ülkeyi terk etme ve bu ülkeye seyahatlerini iptal etme” çağrısı yapmıştı. İrlanda Dışişleri Bakanlığının yayımladığı seyahat uyarısında, İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin kısa sürede daha da fazla tırmanabileceği belirtilmişti.
Bu durumun Lübnan’dan ayrılmayı da etkileyebileceğine işaret edilen açıklamada, “Bakanlık, tüm İrlanda vatandaşlarına imkan varken ticari seferlerle ülkeden ayrılmayı şiddetle tavsiye ediyor” ifadesi kullanılmıştı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM), hakkında tutuklama kararı çıkardığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde alkışlarla karşılanması uluslararası hukukçular ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerini çileden çıkardı.

ABD’li uluslararası hukukçu ve eski BM İnsan Hakları Yetkilisi Craig Mokhiber, sosyal medya platformu X’teki hesabı aracılığıyla Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde çekilen fotoğrafı ile Adolf Hitler’in yandaşları arasında çekilmiş fotoğrafını yan yana koyarak, “Tarih her şeyi yazıyor” notunu paylaştı. Mokhiber’in mesajını yanıtlayan BM Raportörü Francesca Albanese de gönderiye yorum olarak, “Tam da bugün bunu düşünüyordum” diye yazdı. Albanese’nin cevabı, İsrail ve onun en başta gelen iki destekçisi ABD ve Almanya’yı harekete geçirdi.

ABD: GÖREVİNDE DURAMAZ
İsrail’in Gazze’de işlediği katliamlara karşı yönelttiği sert eleştirilerle bilinen Albanese’nin X’teki mesajına tepki gösteren ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Lindha- Thomas Greenfield, mesajı anti-semitizm şeklinde değerlendirerek, “İnsan haklarını desteklemekle görevli BM yetkililerinin anti-semitik tavırlarına yer yok. ABD olarak, Albanese’nin bu tavrını kesinlikle tasvip etmediğimizi vurgularken kendisinin bu görevi sürdürmek için elverişli olmadığını düşündüğümüzü bildirmek istiyoruz” diyerek Albanese’nin görevinden alınmasını istedi.

ALMANYA ERİŞİM YASAĞI GETİRDİ
Albanese’nin mesajı, Almanya’yı da harekete geçirdi. Mesajın altına yorum yazan Alman kullanıcılar, BM Raportörüne ağza alınmayacak hakaretler savurdu. Craig Mokhiber ise hakaretleri yanıtlayarak, “Bu tür durumlarda genellikle Alman trollerin harekete geçtiğini ve utanmazca yaklaşık 40 bin insanı katleden savaş suçlusu bir lideri savunduğunu” dile getirdi. Hamzajazaeri adlı bir diğer kullanıcı ise Almanya’da yaşadığını ve bir süre sonra Mokhiber’in mesajına erişim yasağı uygulanmaya başlandığını görsel paylaşarak teyit etti.
İSRAİL’E MEYDAN OKUDU
Mokhiber’in yayınladığı mesaja tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanlığı, resmi X hesabı üzerinden yayınladığı açıklamada, Albanese’yi BM’deki görevini bir kalkan gibi kullanarak “Holokost’un anısını suistimal etmek”, “Nefret yaymak” ve “Anti-semitizm” yapmakla suçladı. Albanese ise İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına karşı geri adım atmadı. Açıklamayı alıntılayan Albanese, “Holokost’un anısı dünyadaki vicdanlı insanlar sayesinde duruyor. Kurumsal bağırışlarınız ve seçici öfkeniz nihayet harekete geçen uluslararası adaleti durduramayacak” diyerek İsrail’e karşı UCM ve UAD’de işletilen hukuki sürece vurgu yaptı.

SOYKIRIMA KARŞI DİK DURUŞ
İşgalci İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye yönelik sürdürdüğü saldırılarda ölü sayısı 39 bini aşarken yaralı sayısı ise 90 bine yaklaştı. Gazze’deki Filistinlilere insani yardım, sağlık malzemesi ve yakıt ulaştırılmasını engelleyen İsrail’e, BM platformlarından en sert tepki gösterenlerden biri Francesca Albanese olmuştu. İsrail’in 27 Mayıs’ta Gazze’nin güneyindeki Refah’ta bir çadır kenti vurarak yüzlerce Filistinliyi öldürmesini “Soykırım” olarak niteleyen Albenese, İsrail’in hesap vermekten kaçmasının engellenmesi için dünyaya çağrı yapmıştı.

Zehirlendikleri değerlendirilen 12 kişi, Atatürk Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil yoğun bakımda gözetim altına alındı.
Atatürk Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mevlana Gül, gazetecilere, hastaların 96 saat gözetim altında tutulacağını söyledi.
Mantar alırken dikkatli olunması gerektiğini belirten Gül, “Şu an yoğun bakımda 12 hastayı mantar zehirlenmesi açısından takip ediyoruz. Şu anda henüz böbrek, karaciğer yetmezliği yaşayan bir hastamız yok, uygun antidot tedavisiyle takip ediyoruz. Her şey kontrol altında ama ilerleyen saatlerde neler gelişebileceğini tahmin edemiyoruz.” dedi.
Gül, bilinçsiz şekilde mantar tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Kültür mantarı olsa dahi temizliğine dikkat etmeden pişirildikten sonra ısıtıp tekrar yenildiği sürece iyice yıkanmamışsa böbrek yetmezliğine götürebilecek ishale sebep olabilir ama toplama mantarlarda 96 saat sonra bile çok hızlı ilerleyen karaciğer yetmezliğine sebep olabildiği için bunlara dikkat etmek gerekiyor. Geçmiş haftalarda artan yağışlar nedeniyle çok fazla mantar zehirlenmesiyle karşılaşmaktayız. Bunun sebebi halkın bilinçsiz şekilde toplaması, pişirmesine ve yıkamasına dikkat etmeden tüketmeleri. Ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen denetimden geçmemiş ve paketlenmemiş, üzerinde son kullanma ve paketleme tarihini görmediğiniz mantarları tüketmeyin. Marketten alınan kültür mantarlarında da paketlemenin çok düzgün, temiz ve parlak göründüğünden emin olunmalı.”
Rengi değişmiş mantarların da tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Gül, “Mantar zehirlenmesiyle gelen hastalarımıza kaç kişiyle yedikleri, nereden aldıkları, kaç kişide bu semptomların görüldüğünü soruyoruz. Eğer birlikte yenilendiyse sadece bize başvuran değil, diğer yiyen kişilerde de aynı semptomların gelişebileceği, erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğini bildirmek isteriz.” dedi.
– “DIĞER ZEHiRLENENLER DE BiZiMLE AYNI YERDEN ALAN AiLELER”
Mantardan zehirlenen 67 yaşındaki emekli öğretmen Fevzi Aydemir de mantarı yedikten birkaç saat sonra ciddi derecede ağrısı olduğunu söyledi.
Aydemir, eşinin ve kızının da zehirlendiğini belirterek şunları kaydetti:
“Köye giderken bir marketin yanında mantar satıyorlardı. Bu sene hiç mantar almamıştık, alayım da yiyelim dedim. Kendi topladığımız mantarları yemedik, oradan aldığımız mantarları akşam 20.00 gibi yedik, gece 04.00’te ailecek eşim ve kızımla kıvranmaya başladık. İlk mantardan olduğunu düşünmedik, sonra aklımıza gelince herhalde zehirlendik dedim ve ambulans çağırdım. Hastaneye geldik, müdahale ettiler. Biz 3 kişi geldik, 2 de torunum vardı, Allah’tan onlar yemedi. Aslında mantarın mevsimi geçti, bu yıl yağışlardan dolayı mantarların olduğunu ve zehirli olabileceğini anlamadık. Diğer zehirlenenler de bizle aynı yerden alan aileler, onlar da zehirlenmiş şekilde geldiler. Çok sıkıntı çektik, halkımıza tavsiyem, satın alacağız mantarlara dikkat edin, sakın sokaktan mantar almayın. Bir daha yemeyi bırak mantar bile almayacağım.”
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin getirilmesi için anlaşma imzalanması çağrısı yapılan, Netanyahu hükümetine karşı her hafta cumartesi günü düzenlenen protestolar devam etti.
Binlerce kişi, Gazze’deki esirlerin geri getirilmesi konusunda siyasi iradenin kayıtsızlığı ve savaşın yönetimini eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep ettikleri protestolarını yineledi.

Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin çeşitli noktalarında hükümetin istifasını ve esirlerin geri getirilmesini talep etti.
Protestoların merkezi, binlerce İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’de yer alan, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.
Ellerinde İsrail bayrakları bulunan protestocular, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde yazıların yer aldığı pankart, afiş ve dövizler taşıdı. Caddede kurulan platformda hükümetin eleştirildiği konuşmalar yapıldı.
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Menachem Begin Caddesi’nde Savunma Bakanlığının önünde Netanyahu ve hükümete eleştirilerini yöneltti. İsrailli esir yakınları, Netanyahu ve kabine üyelerini, “esirleri geri getirecek anlaşmaya engel olmakla” suçladı, Netanyahu’nun ABD Kongresinde yaptığı konuşmada “esir takası anlaşmasına değinmemesini” eleştirdi.

İsrailli esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davul ve düdük çalan protestocular, “Hepsi hemen eve”, “Yardım” yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak.”, “Sen baştasın, sen suçlusun.” diye bağırdı.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önündeki Menachem Begin Caddesi’ne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.
Netanyahu’nun evinin önünde de gösteri yapıldı
Sahil kenti Hayfa’nın yanı sıra kuzeyde Kayserya kentinde Netanyahu’nun şahsi konutunun çevresinde de binlerce gösterici, İsrail bayrakları, meşaleler, davul ve düdüklerle toplandı. Göstericiler, “Sen baştasın, sen suçlusun.” sloganları atarak hükümetin istifasını ve erken seçim talep etti.
Batı Kudüs’te de İsrailliler, esirlerin serbest bırakılması için hükümetin anlaşma yapması talebiyle yürüdü.
Hükümetin istifası ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, ülkenin çeşitli noktalarındaki yolları ve kavşakları kapattı. İsrail polisinin bazı noktalarda göstericilere güç kullanması sonucu arbede yaşandı.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor.
İsrail basınındaki haberlere göre, güvenlik teşkilatı ve müzakereleri yürüten istihbarat teşkilatları anlaşma yapılması yönünde görüş bildirmişti. Buna karşın Netanyahu’nun hükümetindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı karşısında anlaşmaya yanaşmadığı ifade edilmişti.
Esir takası müzakerelerinin ivme kazandığı geçen haftalarda Netanyahu, Refah Sınır Kapısı ve Gazze’nin Mısır sınırındaki İsrail işgalinin devam etmesinin olası mutabakatın şartlarından biri olduğunu söylemişti.
İsrail basınında, Netanyahu’nun yeni talepleriyle esir takası müzakerelerini zora soktuğuna dair haberler yer almıştı.
HABER7
7 Ekim’den bu yana 10 aydır Gazze Şeridi’ne saldıran terör devleti İsrail 3 esiri kurtarma dışında hiçbir başarı elde edemezken, Gazze’de istiklal mücadelesi veren Hamas’ın oluşturduğu direniş tünellerinin karmaşık ağı hâlâ çözülemedi. İsrail ordusunun keşfedip kimisini incelemeye aldığı, kimisini bombaladığı tünellerin hem yan kollarının bulunduğu hem de süratle yeniden restore edilebildiği belirtildi. Gazze’nin hudut bölgelerinden İsrail’e çok yakın noktalarda hala tünel ağının mevcudiyetini koruduğu kaydedildi. Filistinli mücahidlerin 7 Ekim’deki Aksa Tufanı benzeri yeni bir operasyon yapabilmesinin imkanının bulunduğu vurgulandı.
| Hamas’ın Gazze’deki hakimiyetini koruyabilmek için geliştirdiği teknolojiler arasında, yer altına ördüğü tünel ağı geliyor. İçerisinde haberleşmenin olduğu, kamera sistemlerinin bulunduğu, internet hizmetinin kesintiye uğramadığı savaş tünelleri, modern dünyanın en spesifik olguları arasında yer alıyor. 7 Ekim’den bu yana süren Gazze savaşında sivilleri öldürmekten başka bir şey yapamayan İsrail ordusunun gerçek manada kabusu olan tünellerde Hamas, şimdiye kadar yankı uyandıran başarılar elde etti. Kaç kilometre olduğu, yer altında kaç katlı ve hangi derinlikte yapılar olduğu hiçbir zaman öğrenilemeyen Hamas tünellerinde ciddi mühendislik başarısı bulunduğu belirtiliyor. |
‘ENDİŞE VERİCİ’ DİYEREK DUYURDULAR
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (İDF) Gazze tünelleriyle ilgili raporu, İsrail merkezli medya kuruluşu N12’de yayınlandı. Amit Segal imzalı haberde, “Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağının İDF için büyük baş ağrısı oluşturduğu, güvenlik yetkililerinin bu tünel sistemini ‘örümcek ağına’ benzettiği ve bir tünel kesildiğinde alternatif yolların hemen devreye girdiği” ifade edildi.
İsrail medyasında “İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin son değerlendirmesi endişe verici” ifadesiyle yayınlanan rapora göre İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde devam eden çatışmalar sırasında Hamas’ın tünel sisteminin yüksek kalitede olduğunu ve çoğu tünelin restore edildiğini değerlendirdi.

TABURLAR HALA AKTİF, KUZEYDEN GÜNEYE İRTİBAT KURULABİLİYOR
Hamas’ın kuzey ve güneydeki askerî bağlantısının hala aktif olduğuna değinilen haberde, “Taburlar ve tugaylar arasında bağlantı var ve Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyi arasında da bağlantı var. Burada Hamas açısından stratejik kollar ve arterlerden bahsediyoruz. Çünkü ancak onlar aracılığıyla mücadelede ve karar alma süreçlerinde sürekliliği koruyabilirler” denildi.
Özellikle Han Yunus’ta hasarlı tünellerin büyük kısmının onarıldığı ve bunun, tünellerin inşası için gerekli bileşenler de dahil olmak üzere beton fabrikalarının restorasyonuna ek olarak yapıldığı belirtildi.
İşgalci ordunun değerlendirmesine göre, Hamas’ın merkez kampları ile Gazze merkezindeki Şucaiye ve gündeydeki Refah’ta tünellerin büyük bölümü oldukça yüksek kalitede.

HAMAS BAŞARDI
N12’deki haberde görüşüne yer verilen fakat ismi açıklanmayan bir subay, “Gazze Şeridi boyunca tamamen iletişim kurabilen ve birbirine bağlanabilen Hamas, yeraltında kaybolmayı başardı ve manevra yapan kuvvetlere aniden saldırılar başlatmaya muvaffak oldu. Tünellere güvenerek kimi nereye ve ne zaman göndereceğini biliyorlardı.” dedi.

İSRAİL ORDUSU TÜNELLERLE İLGİLİ HER ŞEYİ BİLMEDİĞİNİ BİLİYOR
Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağlarını iyi bilen bir güvenlik yetkilisinin, “Bu bir örümcek ağı gibi. Bir tüneli keserseniz, otomatik olarak alternatif tüneller ortaya çıkıyor. O da var olmaya devam edebiliyor” şeklindeki görüşü aktarıldı.
Başka bir uzman ise Hamas tünelleriyle ilgili, “Bu, sistemi tutan damarlar gibi, içlerinden kan akıyor.” benzetmesi yapıyor.
Haberde, “İDF, devasa tünel projesi ve yeraltı şehri hakkında her şeyi bilmediklerini biliyor.” deniliyor.

İSRAİL’DE BASKIN KORKUSU
Refah’taki mevcut durumun, savaş sonrasında Kassam Tugayları’na sınıra yakın noktalarda cephanelik oluşturma ve baskın düzenleme kabiliyeti sağladığı tespiti aktarıldı.

SANSÜR MESAJI
N12’deki haberde “Burada yayınlanan her şeyin sansür tarafından yayına onaylandığını belirtiyoruz” sözlerine yer vermesi ise dikkat çekti. İsrail’de medyaya uygulanan sansürün boyutunu gözler önüne seren bu ifadeler, işgal ülkesinde basına yönelik baskının boyutunu gösterdi.
Ülkede 10 adayın katılacağı devlet başkanlığı seçimi yarışı, Büyük Vatansever Kutup (Gran Polo Patriotico) adayı Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve muhalefet koalisyonu Birleşik Demokratik Platform (PUD) adayı Edmundo Gonzalez arasında geçecek.
Devlet başkanı adaylarından Gonzalez’in seçimi kazanması durumunda, iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) 25 yıllık yönetimi son bulacak.
Maduro ise devlet başkanlığı seçimini kazandığı takdirde göreve üçüncü kez seçilmeye hak kazanacak. Venezuela’da 10 yıl sonra ilk kez tüm muhalefet partileri seçimi boykot etmeme kararı aldı.
Devlet Başkanı Maduro, 26 Temmuz’da Bolivar Bulvarında düzenlediği seçim kampanyasının kapanışında son yılların en kalabalık mitingine hitap etti.
Gonzalez ise seçim kampanyasının son gününde başkent Karakas’taki Las Mercedes semtinde, az sayıda toplanan destekçileriyle bir araya geldi.
Şehrin en sembolik cadde ve meydanları Maduro’nun dev afişleriyle donatılırken, muhalefetin seçim kampanyası ise bu konuda beklenen etkiyi gösteremedi.
– ANKETLERDE BELİRSİZLİK HAKIM
Ülkenin en büyük medyası Telesur’un haberine göre, Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri tarafından yayımlanan anketlerde, Maduro, ortalama yüzde 71 ile önde görünürken, en yakın rakibi Gonzalez ise yüzde 23,9 ile ikinci sırada yer alıyor.
Muhalefete yakın medya tarafından yayımlanan anketlerde ise Gonzalez, ortalama yüzde 60 ile en yakıp rakiplerine büyük fark atıyor.
– ADAYLARIN VAATLERİ
Seçimin favorilerinden Maduro, kazandığı takdirde 6 yıllık görev süresinde ihracata yönelik ekonomik dönüşüm, komşu ülke Guyana ile yaşanan ihtilaflı Esequibo bölgesindeki Venezuela’nın haklarının korunması, sosyal programların devam ettirilmesi, konut yardımı ve istihdamın arttırılması için yeni paketlerin açıklanacağını söyledi.
61 yaşındaki Maduro, seçim kampanyası sırasında yaptığı konuşmalarda, ülke ekonomisinin güçlendirilmesi, enflasyonla mücadele, Amazon Ormanlarının ve diğer doğal rezervlerinin de korunması için adımlar atacaklarını bildirdi.
Muhalefet koalisyonu adayı, eski Arjantin ve Cezayir Büyükelçisi emekli diplomat Gonzalez ise seçimleri kazandıktan sonra ülkedeki kurumların güçlendirileceğini, ekonominin yeniden canlandırılması için teşvik paketleri açıklayacaklarını duyurdu.
Siyasi yasaklı olduğu için devlet başkanı adayı olamayan eski milletvekili Maria Corina Machado, mitinglerde 74 yaşındaki Gonzalez’e “büyük” destek verdi ve halktan oy istedi.

– “MADURO’NUN EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YANINDA DURACAĞIZ”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Venezuelalılar, destekledikleri adayların seçimden galip çıkacağına inandıklarını belirtti.
Seçimde Maduro’yu destekleyeceğini dile getiren Silvano Morales, “Aşırıcılar, halkı temsil etmiyor. Daha çok Kuzey Amerika imparatorluğunu temsil ediyorlar (ABD’yi kastederek) bunlar, vatanı sattı ve birçok ölümden sorumlular. Maduro’nun en güçlü şekilde yanında duracağız.” ifadesini kullandı.
Ramon Martinez, ülkeye uygulanan ekonomik ambargolardan muhalefeti sorumlu tutarak, “Ülkeye daha fazla ekonomik ambargo uygulanması için ABD’ye çağrıda bulundular. Bunlar, bu halka ihanet ediyor. Dünkü mitingde binlerce kişi toplandı, inanıyorum ki Maduro, bu seçimden zaferle çıkacak.” diye konuştu.
Venezuelalı Simon Bolivar da Devlet Başkanı Maduro’yu destekleyeceğini ve seçimlerden galip çıkacaklarına inandığını kaydetti.
– “ÖZGÜR VE ADİL SEÇİMLERİ HAK EDİYORUZ”
Stefania isimli üniversite öğrencisi, seçimde muhalefet koalisyonu adayı Gonzalez’i destekleyeceğini ve mevcut hükümetin değişmesi gerektiğini vurguladı.
Machado ve Gonzalez’in mitingine insanların gönüllü katıldığını savunan Stefania, “Halk, artık çok yorgun ve değişim istiyor. Halk, Gonzalez’in kazanmasını istiyor. Özgür ve adil seçimleri hak ediyoruz.” diye konuştu.
Bir başka Venezuelalı İan Consuegra da muhalefet adayı Gonzalez için oyunu atacağını belirterek, “Bizleri 20 yıldan fazladır yöneten bu mevcut hükûmetin gitmesini istiyoruz. Özgür bir Venezuela’da hayatımı sürdürmek istiyorum. Umarım bu hükümet, yenilgiyi olgunluk ve saygıyla karşılar.” dedi.
Seçimlerden zaferle çıkan aday, 10 Ocak 2025’te ülkenin yeni devlet başkanı olarak yemin edecek.
Aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda ülke, Venezuela’daki seçimlere gözlemci gönderdi. Venezuela Ulusal Seçim Konseyi’nin (CNE) talebi üzerine Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne bağlı 4 uzman da seçimlerde gözlemci olarak görev yapacak.
Paris’te düzenlenen 2024 Olimpiyat Oyunları kapsamında dün Sen Nehri’nde yapılan açılış töreninde, 6 bin 800 sporcu 85 tekneyle 6 kilometrelik güzergahta geçit yaptı.
Yaklaşık 4 saat süren tören, canlı performansların yanı sıra hazırlanan videolarla desteklenen televizyon yayınlarıyla dünya genelinde takip edildi.
ELEŞTİRİLERİN HEDEFİ OLDU
Törende sergilenen performanslar ise, LGBT propagandası yapıldığı ve Leonardo da Vinci’nin Hz. İsa’nın havarileri ile yediği yemeği konu alan “Son Akşam Yemeği” isimli tablosunun “drag queen” gösterisiyle canlandırılmasıyla dine hakaret içerdiği gerekçesiyle eleştirilerin hedefi oldu.
FRANSA KATOLİK KLİSESİ TEPKİLİ
Fransa Katolik Kilisesine ait X hesabından, Olimpiyat Oyunları açılış törenine ilişkin Fransız piskoposların görüşü yayımlandı.
Törende Hristiyanlıkla alay eden sahnelerin yer aldığı belirtilen açıklamada, “Bu tören maalesef Hristiyanlıkla alay eden sahneleri içeriyordu, bu durumu derin bir üzüntüyle karşılıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, bu durum karşısında Hristiyanlarla dayanışma ifade eden diğer dinlerin mensuplarına teşekkür edildi.
“Bu sabah düşüncelerimiz, bazı sahnelerin aşırılığı ve provokasyonu nedeniyle incinen tüm kıtalardaki Hristiyanlarla beraber.” ifadelerine yer verilen açıklamada, Olimpiyat Oyunları’nın bazı sanatçıların ideolojik önyargılarının ötesinde bir durum olduğunun farkına varılması istendi.
Açıklamada, sporun, sporcuların ve izleyicilerin kalbine derinden işleyen bir faaliyet olduğu vurgulanırken, dini inançlara saygı çerçevesinde, sporda ve Olimpiyat Oyunları sırasında paylaşılan tüm değerlere herkesin ihtiyacı olduğu kaydedildi.
“BU GERÇEKTEN GEREKLİ MİYDİ?”
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aşırı sağcı Fransız üyesi Marion Marechal, X hesabından, “Paris 2024 açılış törenini izleyen ve Son Akşam Yemeği’nin bu ‘drag queen’ parodisi karşısında hakarete uğradığını hisseden dünyadaki tüm Hristiyanlar, şunu bilin ki konuşan Fransa değil, her türlü provokasyona hazır solcu bir azınlık.” açıklamasını yaptı.
Aşırı sağcı lider Marine Le Pen’in yeğeni olan Marechal, bu olayın kendisini temsil etmediğini “Benim adıma değil” etiketini paylaşarak gösterdi.
Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partili milletvekili Laure Lavalette ise X hesabından, Son Akşam Yemeği tablosu ve törendeki performansının yer aldığı bir resmi paylaşarak tepkisini ortaya koydu.
Lavalette, Macron’a hitap ederek, “Sayın Cumhurbaşkanı, hepimiz Paris 2024 Olimpiyat Oyunları nedeniyle çok mutluyuz ve bu akşam siyaset konuşmak istemiyorum. Ancak bu gerçekten gerekli miydi?” ifadelerini kullandı.
FRANSIZ AVUKAT MAHKEMEYE TAŞIYACAK
Fransız avukat Fabrice di Vizio, X hesabından yaptığı açıklamada, Hz. İsa’nın havarileri ile yediği yemeği konu alan “Son Akşam Yemeği” tablosunun Olimpiyat Oyunları açılışında “drag queen” gösterisiyle canlandırılmasına ilişkin, 29 Temmuz’da suç duyurusunda bulunacağını duyurdu.
Di Vizio, şunları kaydetti:
“Ben bir Katolik olarak Tanrı önünde yemin ederim ki (şikayet) edeceğim. Bunu pazartesiden itibaren yapacağım ve tüm Hristiyanları, uğradığımız manevi zararın giderilmesi için bana eşlik etmeye davet ediyorum. Bana ‘dine hakaret hakkından’ ve ifade özgürlüğünden bahsetmesinler.”
KÜSTAH ALAYCILIK
Törene, Fransa dışından tepki verenler arasında ABD’nin Minnesota eyaletinden Winona-Rochester Piskoposu Robert Barron da yer aldı.
Katolik din adamı Barron, X hesabından yaptığı videolu paylaşımda, daha önce Fransa’da 3 yıl yaşadığını ve olimpiyatların açılış törenlerini izlemekten zevk aldığını söyledi.
Paris’teki törende “Son Akşam Yemeği”yle dalga geçildiğini ve bu görüntülerin tüm dünyaya yayıldığını kaydeden Barron, “Fransa, kültürünü öne çıkarmak isterken Hristiyanlığın merkezinde yer alan son akşam yemeğiyle, Hz. İsa’nın çarmıha gerilme beklentisiyle kanını ve etini vermesiyle dalga geçti.” diye konuştu.
Gösteriyi, “Bir tür iğrenç, küstah alaycılık” sözleriyle niteleyen Barron, Fransa’nın Hristiyanlıkta önemli bir ülke olduğunu ifade etti.
Barron, böylesine bir Fransa’nın Hristiyanlık inancıyla dalga geçme yolunu seçtiğini belirterek, “İslam’la bu şekilde dalga geçmeye cesaret edebilirler miydi? Kur’an’dan bir sahneyle böyle açıkça dalga geçebilirler miydi?” diye sordu.
Piskopos Barron, Hristiyanların sessiz kalmaması ve sesini duyurması gerektiğini de sözlerine ekledi.
ABD Başkanı Joe Biden partisinin içindeki siyasi baskılara daha fazla dayanamadı. Kasım ayında gerçekleşecek seçimlerden çekildiğini açıkladı. Biden geçtiğimiz günlerde başkanlık adaylığından ayrılmayacağını duyurmuş; Kararı parti içinde ve seçmenler tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Art arda gerçekleştirdiği gaflar, sağlık sorunları hakkında spekülasyonlar ve rakibi Trump’ın canlı yayında kendisine karşı üstün performansı, Biden’ın kritik kararında önemli faktörler kuşkusuz…
Biden çekilirken, yardımcısı Kamala Harris’i destekleyeceğini belirtti. Yüksek olasılıkla aday gösterilmesi beklenen Harris ise durumu olumlu karşıladı ve memnuniyet duyacağını duyurdu. Parti içinde önemli bir konuma sahip olan eski başkan Barak Obama’nın ve tecrübeli siyasetçi Nancy Pelosi’nin Harris’e destek açıklamamaları ise kafa karıştırdı. Beyaz Saray muhabirlerinin isim vermeden aktardığı raporlara göre, Obama’nın eşi Mişel Obama’yı aday olarak düşündüğü iddia edildi. Pelosi’nin de “adayları görmek gerekiyor” şeklindeki açıklaması, kuşkusuz Harris’ten farklı opsiyonların da masada olduğunun kanıtı.
Trump’ın rakibi 19-22 Ağustos tarihlerindeki kongrede belli olacak. Delegelerin yarısından fazlasının oyunu alan adayın kim ya da kimler olacağı netlik kazanmamışken; Harris’in başarılı kariyeri oldukça dikkat çekici.
HARRIS HIRSIYLA ÖN PLANA ÇIKAN BİR SİYASETÇİ KONUMUNDA
Kamala Harris, 1964’te Kaliforniya’nın Oakland kentinde, göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Harris liseyi Kanada’da okudu. Howard Üniversitesi’nde siyaset bilimleri ve ekonomi eğitimi aldı. Ardından da San Franciso’da hukuk eğitimini tamamladı.
Kamala Harris, 1990 yılında hukuk fakültesini bitirdi. 2003’te San Francisco’nun ilk kadın eyalet savcısı oldu. 2010’da ise 32. Kaliforniya Eyalet Başsavcısı seçildi.
Yıllar geçtikçe siyasete olan ilgisi artan Kamala Harris 2015’te Senato’ya aday oldu. 2017’de seçildi. Harris’in Senato’ya girişinde, eski başkan Obama ve mevcut başkan Biden’ın etkisi büyüktü.
Harris Senato’ya girdikten iki yıl sonra başkanlık adaylığına talip olduğunu açıkladı. Ancak yıl içerisinde desteğini yitirdi ve adaylıktan çekildi. Demokratlar daha tecrübeli bir siyasetçi olan Joe Biden’ın, Trump’ı mağlup edebileceğini değerlendi. Nitekim bu tahmin başarılı oldu ve Biden seçimi kazandı. Bu seçim galibiyetinde ise yardımcısı Harris’ti.
Trump’ın kazanma yolunda ilerlediği bir yarışta Harris bir anda kendisini mücadelenin içinde bulacak gibi görünüyor. Eğer seçimden galibiyetle ayrılırsa, Birleşik Devletler Tarihi’nin ilk siyahi ve Güney Asya kökenli kadını durumunda olacak.
YAŞ HARRIS İÇİN BİR AVANTAJ OLABİLİR
Nikki Haley Cumhuriyetçilerin önseçimleri sırasında seksen yaşındaki adayını değiştiren ilk partinin kazanacağı söylemişti. Bunu kendisinin seçilmesi için söylemişti ancak yaptığı dinamiklik vurgusu önemliydi. 81 yaşındaki Biden’ın aksine 59 yaşındaki Harris oldukça dinç bir görüntüye sahip ve sadece bu gerçek bile Trump’ın en güçlü saldırı hatlarından birini etkisiz hale getiriyor. Nitekim devam eden seçim kampanyası boyunca Trump, Biden’ın yaşından dolayı Başkanlık görevini yürütemediğini vurgulamış; Biden yarıştan çekildiğini açıklarken bile “bu söylediklerini yarın unutacak” yorumunda bulunmuştu.
Harris’e karşı ise ciddi bir argümanı olmadı. “O sürekli kahkaha atan biri, ilginç hareketler sergiliyor, Biden’dan daha kolay yenebileceğim bir rakip” açıklamasıyla yetinmek durumunda kaldı.
Realiteye baktığımızda, Harris eski bir savcı, Trump hüküm giymiş bir suçlu durumunda bulunuyor. Dolayısıyla halk nezdinde daha iyi bir imaja sahip olduğu kuşkusuz. Anketler, seçmenlerin kayda değer bir kısmının Trump’ın suç işlediğini düşündüğünü ancak yine de ona oy vermeyi planladığını gösteriyor. Bu durum oldukça önemli zira, seçmenin, rakibi görevini yerine getiremediğine inandıkları Biden yerine, kötünün iyisi olarak Trump’a yönelmelerine işaret ediyor olabilir. Harris’in adaylığı ise bu durumu tersine çevirme ihtimaline sahip.
Son kamuoyu yoklamalarında Harris, Trump’ın 2 puan gerisinde, %46’ya %48 durumunda. Biden ise Trump’ın 3 puan gerisinde bulunuyordu. Harris’in destekçilerinin bilhassa Afro-Amerikalılar, genç seçmenler ve kadınlar olduğu biliniyor.
Kuşkusuz bu denklemde Harris’in muhtemel rakiplerini de incelemek gerekiyor. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom bu adaylardan biri. Newsom, karizmatik bir tarza sahip ve Biden’a yönelik eleştirileriyle dikkat çekiyor. Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, 10 yetişkin Amerikalıdan altısı Newsom’u tanıyor. Ancak ona karşı olumlu bakış açısının Kaliforniya yönetimindeki aksaklıklar gerekçe gösterilerek olumsuza doğru yöneldiği değerlendiriliyor.
HARRIS’IN PARTİ İÇİNDEKİ RAKİPLERİNİN ESAS HEDEFİ 2028 SEÇİMLERİ
Michigan Valisi Gretchen Whitmer ise bir başka önemli aday olarak görülüyor. Whitmer, birçok yorumcunun 2028’de başkanlık yarışına gireceği yönünde spekülasyon yaptığı, popülerliği giderek artan, ülkenin orta batı bölümünden bir Demokrat. Geçmişte Biden için kampanya yürütmüştü..
Whitmer, daha önce New York Times’a yaptığı açıklamada 2028’de X kuşağından bir başkan görmek istediğini söylemiş; Ancak kendi ismini öne çıkartmaktan kaçınmıştı.
Kentucky Valisi Andy Beshear, Maryland Valisi Wes Moore, Senatörler Amy Klobuchar ve Cory Booker diğer olası adaylar. Michelle Obama’nın adaylığı ise oldukça zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Anketlerse, Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın başarılı seçim kampanyasıyla, Kamala Harris de dahil olmak üzere tüm rakiplerinin önünde olduğunu gösteriyor. Ancak kesin bir yargıya ulaşmak henüz mümkün değil.
]]>İktisadi Kalkınma Vakfı’nın 2023 verilerine göre, Türkiye 1 milyon 55 bin 885 başvuruyla en çok vize başvurusu yapan 2. ülke olarak konumlanıyor. Başvurular sonucunda 612 bin 841 kişiye çok girişli uniform Schengen vizesi verilirken, ret oranı ise 2022’ye göre 6 puan yükselerek yüzde 21,7’ye çıktı.
Birleşik Arap Emirlikleri tarafından direkt yetkilendirilmesi bulunan resmi acente DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, başvuruların reddedilmesiyle popüler hale gelen yerlerin başında Dubai olduğunu ve 1 günle vize alınabildiğini anlattı.
ONAYLANMAYAN VİZE SORUNU
Sorunsuz tatil yapmak isteyenlerin kolay vize ya da vizesiz ülkelere seyahat seçeneklerini değerlendirdiklerini belirten DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, “Schengen vize başvurularında son dönemde gözle görülür bir artış var. Ancak vize başvurusu için gerekli olan randevular ileri tarihlere veriliyor, hatta bazen gerçekleştirilmek istenen seyahat tarihinden bile geç gerçekleştirilebiliyor. Başvuruların reddedilmesi ya da randevunun geç verilmesi sonucu başvuru yapanların hem yatırdıkları harçlar yanıyor hem de tatil için ödedikleri bedelin belli bir kısmı ceza olarak kesilebiliyor. Üstelik, ilkinde reddedilen vize başvurularının sonraki başvurularda çıkma ihtimali daha da düşüyor. Vatandaşlarımız, bu kadar stresin üstüne bir de istedikleri tatili gerçekleştirmiyorlar” ifadelerini kullandı.
VİZESİZ YERLER TERCİH EDİLİYOR
“Türk tatilciler daha kolay erişilebilir ve vizesiz destinasyonlara yöneliyor. Bu durum, Dubai gibi turistik cazibe merkezlerine olan talebi artırıyor” diyen Burak Akdemir, “Dubai Vizesi Yetkili Başvuru Merkezi olarak, eşsiz turistik yerleri, Türk damak tadına yakın yemek seçenekleriyle, deniziyle kumuyla, alışverişiyle, gece hayatıyla gidenlerin tekrar gitmek istediği Dubai’ye online başvuruyla 1 günde vize hizmeti veriyoruz. Dubai vizesi, Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikte geçerli. Dubai, son derece çekici turistik aktiviteleri ve göz alıcı şehir hayatı ile biliniyor. Dubai’nin sunduğu eşsiz deneyimler, Türk tatilcileri her geçen gün yeni keşifler için bu gözde şehre çekmeye devam ediyor. Türk tatilciler için alternatif bir destinasyon olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.
TATİLİNİ RİSKE ATMAK İSTEMEYENLERİN ALTERNATİFİ BELLİ
30 ve 60 günlük tek ya da çok girişli Dubai vizelerinin yanı sıra 2 yıllık freelancer serbest çalışma vizesi, ekspres vize de verildiğini dile getiren Akdemir, “Vatandaşlarımız, tatil planlarını riske atmak istemiyor ve Dubai gibi daha erişilebilir destinasyonları tercih ediyor. Türkiye’den Dubai’ye seyahat eden tatilciler için vizenin yanı sıra havalimanı karşılama ve istenilen noktaya transfer, araç kiralama, seyahatini en güzel hâtıralarla ölümsüz kılmak isteyenler için Dubai’nin olmazsa olmazı çöl safari turu, helikopter turu ve kişiye özel rehberlerimizle şehir turu hizmetleri de sunuyoruz” diye konuştu.
Akdemir, yeni popüler seyahat rotaları arasında Mısır, Bali, Umman, Katar gibi alternatif destinasyonların da yer aldığını belirtti.
FBI ajanlarının mitingde neler olduğunu öğrenmek için “yorulmadan” çalıştıklarını aktaran Wray, FBI’ın soruşturma boyunca tüm kaynakları kullandığını söyleyerek, “Altına bakılmadık taş bırakmayacağız. Saldırgan ölmüş olabilir ama FBI’ın soruşturması devam ediyor” dedi.
ÇATIDA 8 BOŞ MERMİ KOVANI BULUNDU
Saldırganın öldürülmeden önce 8 el ateş edip etmediği sorulan Wray, saldırganın bulunduğu çatıda sekiz mermi kovanı bulunduğunu ve saldırganın bir dronu olduğunu teyit etti. Şu anda saldırganın herhangi bir suç ortağına ulaşılamadığını ifade eden Wray, saldırganın evinde 1 ve aracında 2 patlayıcı cihaz ve telefonunda şifreli mesajlaşma uygulamaları bulunduğunu açıkladı. Wray, saldırganın telefonuna girmeyi başardıklarını aktardı. Patlayıcıların uzaktan patlatılmalarını sağlayabilecek alıcılara sahip olduğunu söyleyen Wray, saldırganın kendisinde de bir verici olduğunu belirtti.

SALDIRGAN MİTİNG ÖNCESİ BÖLGEDE DRON UÇURMUŞ
Wray, saldırganın olay günü yerel saatle 15.50 ya da 16.00 sularında mitingden 2 saat önce miting alanında sahnenin 200 metre ötesinde dron uçurduğunu belirterek, dronun yaklaşık 11 dakika boyunca havada olduğunu ifade etti. FBI’ın saldırganın dronun uçuş rotasını tersine mühendislikle belirlediğini söyleyen Wray, saldırganın dron ile çektiği görüntülerin incelendiğini açıkladı.
SALDIRGANIN EVİNDE 14 SİLAH BULUNDU
Wray, FBI ajanların saldırganın evinde yaptıkları aramada 14 silah bulduğunu söyleyerek, “Suikast girişiminde kullandığı silah, yasal olarak satın alınan AR tarzı bir tüfekti. Anladığım kadarıyla onu ilk satın alan kişi olan babasından satın aldı. Yine yasal olarak” dedi.

SALDIRGAN DAHA ÖNCE FBI’IN RADARINA GİRMEMİŞ
Wray, silahlı saldırganın suikast girişiminden önce FBI’ın radarında olmadığını söyleyerek, saldırgan hakkında FBI veri tabanında bilgi olmadığını ifade etti. Wray, “Henüz saldırganın neden saldırdığına dair net bir resme sahip değiliz” dedi.
Wray, saldırganın kullandığı silahın katlanabilir dipçikli olduğunu ve bu nedenle ateş etmeden önce silahlı olduğunun fark edilmediğini belirtti. Wray, FBI’ın saldırganı henüz onu silahla dolaşırken gören herhangi bir tanık bulamadığını söyledi.
SALDIRGAN, SUİKAST GİRİŞİMİ ÖNCESİ KENNEDY SUİKASTINI ARAŞTIRMIŞ
Saldırganın 6 Temmuz’da 1963’te eski Başkan John F. Kennedy’ye suikast düzenleyen Lee Harvey Oswald’ın Kennedy’den ne kadar uzakta olduğunu araştırdığını belirten Wray, “Bu, onun ruh hali açısından açıkça önemli olan bir arama” ifadelerini kullandı. Wray, aynı gün saldırganın Trump’ın mitingi için kayıt yaptırdığını belirtti.

DONALD TRUMP’A SUİKAST GİRİŞİMİ
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı ve eski Başkan Trump’a Pensilvanya eyaletine bağlı Butler kentinde 13 Temmuz’da düzenlediği seçim mitinginde 20 yaşındaki Thomas Matthew Crooks tarafından suikast girişiminde bulunulmuş, Trump açılan ateş sonucu kulağından yaralanmıştı. Crooks, Gizli Servis ajanları tarafından vurularak etkisiz hale getirilmişti.
BU SÜRECE NASIL GELİNDİ?
FARC, 1964 yılında Marksist-Leninist bir ideoloji doğrultusunda kuruldu ve Kolombiya’nın kırsal alanlarında gerilla mücadelesi verdi. 2016 yılında Kolombiya hükümeti ile FARC arasında tarihi bir barış anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, FARC’ın silah bırakmasını ve siyasi bir parti olarak faaliyet göstermesini öngörüyordu. Ancak, anlaşmanın ardından FARC içerisindeki bazı fraksiyonlar silah bırakmayı reddetti ve mücadeleye devam etti.
FARC’ın en büyük fraksiyonu olan Estado Mayor Central, barış anlaşmasını ihanet olarak nitelendirmiş ve silahlı mücadeleyi sürdürme kararı almıştır. Bu grup, uyuşturucu ticareti ve yasadışı altın madenciliği gibi faaliyetlerle kendini finanse etmekte ve Kolombiya’nın kırsal bölgelerinde etkinlik göstermektedir. Kolombiya hükümeti, Estado Mayor Central’ın barış sürecini tehdit ettiğini ve güvenlik risklerini artırdığını öne sürerek, ateşkesi sona erdirme kararı aldı. Hükümet, bu fraksiyona karşı kararlı bir duruş sergilemekte ve askeri operasyonlarla bu tehdidi bertaraf etmeye çalışmaktadır.
GELECEKTE NELER OLACAK?
Ateşkesin sona erdirilmesi, Kolombiya için ciddi güvenlik riskleri doğuruyor. Estado Mayor Central’ın yeniden silahlı mücadeleye dönmesi, ülkenin bazı bölgelerinde şiddet olaylarının artmasına yol açabilir. Bu durum, Kolombiya’daki güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyecek ve barış sürecine olan güveni sarsacaktır.
Kolombiya hükümetinin askeri operasyonları artırması, kısa vadede Estado Mayor Central’ı zayıflatabilir. Ancak, bu operasyonların uzun vadede kalıcı bir çözüm getirmesi zor görünüyor. Estado Mayor Central, köklü bir örgüt yapısı ve geniş bir destek ağına sahip. Bu nedenle, askeri operasyonların yanı sıra siyasi ve sosyal çözümler de üretilmelidir.
KALICI BARIŞ İÇİN NE YAPILMALI?
Kolombiya’da kalıcı bir barışın sağlanması için, hükümetin ve FARC’ın yeniden masaya oturması gerekmektedir. Müzakerelerin yeniden başlaması, her iki taraf için de güven artırıcı adımlar atılmasıyla mümkün olabilir. Hükümetin özellikle kırsal kesimlerde yaşayan halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sağlık, eğitim ve altyapı hizmetlerinin artırılması gerekmektedir. Aynı zamanda, FARC’ın da silah bırakma konusunda kararlı olması ve barış sürecine tam anlamıyla sadık kalması gerekmektedir.
Uluslararası toplumun da Kolombiya’daki barış sürecine destek vermesi önemlidir. Birçok ülke ve uluslararası örgüt, Kolombiya’da barışın sağlanması için çaba göstermektedir. Bu çabaların artırılması ve Kolombiya hükümeti ile Estado Mayor Central arasında yeniden müzakerelerin başlaması için baskı yapılması gerekmektedir. Uluslararası toplumun sağlayacağı maddi ve manevi destek, barış sürecinin başarılı olmasında kritik bir rol oynayacaktır.
Kolombiya’da barışın sağlanması, sadece ülke için değil, aynı zamanda bölge ve dünya için de büyük bir kazanım olacaktır. Bu zorlu süreçte, tüm tarafların barışa olan inançlarını koruması ve yapıcı adımlar atması gerekmektedir. Kolombiya halkı, yıllardır süren çatışmalardan sonra hak ettiği barış ve huzura ancak bu şekilde kavuşabilir.
Son olarak, Kolombiya’da barış sürecinin başarıya ulaşması, diğer çatışma bölgelerine de örnek teşkil edebilir. Bu nedenle, Kolombiya’da barışın sağlanması, sadece yerel değil, küresel bir öneme sahiptir. Kolombiya hükümeti, FARC ve uluslararası toplum, birlikte hareket ederek bu zorlu süreci başarıya ulaştırabilir ve Kolombiya’yı barışa kavuşturabilir.
]]>
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un himayelerinde, İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği tarafından İÜ Rektörlük binasında, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılında Uluslararası Kıbrıs Sempozyumu” düzenlendi.
Sempozyumda konuşan Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında Türkiye’de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Tatar, Kıbrıs Türkü’nün tek yürek halinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşatılması, güçlendirilmesi için birlikte mücadeleyi sürdürmek zorunda olduğunu belirterek, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü kutlarken, Doğu Akdeniz’de her türlü tahakküme, her türlü saldırıya rağmen Türk Devleti’nin varlığıyla büyük bir başarıya imza attığımızı beyan etmek istiyorum.” diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirmek, ekonomik, sosyal ve kültürel mirasını devam ettirmek için büyük bir çaba içerisinde olduklarını dile getiren Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uluslararası toplum insan hakları ihlaliyle bize diz çökertmeye çalışıyor. Bu çağda seyahat, ticaret ve sporda bile ambargo uygulanması onların ne kadar samimiyetten uzak olduğunu gösteriyor. Kıbrıs Türkü’nü umutsuzluğa, federasyona sürüklemek istiyorlar. Federasyonun tehlikelerinin farkındayız. Federasyonun ön şartı ‘Sıfır asker, sıfır garantidir.’ Bu nedir? Türkiye Cumhuriyeti olmadığı için garantörlük hakkı ortadan kalkacak, Kıbrıs Türkü kendini Avrupa’nın kucağında bulacak. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin sağlanması için Türkiye’nin tam desteğiyle çalışıyoruz.”
Tatar, 1974 Barış Harekatı’nın çok başarılı bir harekat olduğunu; bu harekat sonrası Türkiye’nin çok büyük ambargolarla karşı karşıya kaldığını kaydetti.
“Kıbrıs meselesi Türkiyesiz çözülemez”
Ersin Tatar, 18 Temmuz’da, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yıl Dönümü” başlıklı başkanlık tezkeresinin TBMM’de ittifakla kabul edilmesinden büyük mutluluk duyduğunu vurgulayarak, “Bu tezkere bizim için çok önemli ve kıymetliydi çünkü bir kez daha Türkiye iki devletli siyaseti nasıl desteklediğini ittifakla, oy birliğiyle belli etti. İlk tezkere 1974 Barış Harekatı dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin adaya çıkmasını temin eden bir tezkeredir. 50 yıl sonra, 18 Temmuz 2024’de Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen tezkerede barış harekatına atıfta bulunuluyor.” dedi.
Türklerin Kıbrıs’taki varlığının 500. senesini kutlayacağı süreçte bu durumun kimse tarafından sorgulanamayacağının altını çizen Tatar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tarihi mücadelelerle dolu mücahit halkın elbette kendi devletini kurması en doğal hakkıdır. Biz de bunu yaptık. Bizim kurumsal ve konjonktürel varlığımız her zaman olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti ile bu yolu yürümemizden geçer. Kıbrıs meselesi Rauf Denktaş’ın söylediği gibi Türkiyesiz çözülemez. Türkiye, her zaman ana vatan olarak orada olacaktır ve bu süreci birlikte yöneteceğiz. Ben, Türkiye ve Ankara ile istişare etmeden bu konuda adım atmam ve bu benim en büyük hakkımdır çünkü bölgenin en büyük ülkesi Türkiye’dir. Bu ada Türkiye’nin burnunun dibindedir ve Türkiye garantör ülkedir.”
İsrail’den gelen eleştirilerin ardından Adidas, Filistinlilerin hakları konusunda uzun süredir sesini yükselten Hadid’i ayakkabı reklamından çıkardı.
HADİD’E DESTEK ADİDAS’A BOYKOT
Daily Mail’in konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Hadid, hukuki süreçler için konuyu avukatlarına bildirirken marka ise reklam kampanyasının “neden olduğu herhangi bir üzüntü veya sıkıntı” için özür diledi.
Şirketin kararının ardından çok sayıda sosyal medya kullanıcısı Hadid’i savunarak Adidas’a tepki gösterdi.
Sosyal medya kullanıcısı bir kişi “Bella Hadid bir kahraman! Umarım Adidas boykottan zarar görür.” derken başka bir kullanıcı da “Üzgünüm çocuklar, Bella Hadid’e yaptıkları korkakça muamele yüzünden Adidas almıyorum.” ifadelerini kullandı.
Adidas’a yönelik tepkiler boykot çağrılarına evrilirken kullanıcılar, “Bella Hadid olayından sonra güle güle Adidas diyeceğiz. Soykırım suçlularını cesaretlendirenler, dürüstçe kazandığımız paradan hiç para almamalı. Araplar ve Filistin yanlısı boykot Starbucks ve McDonald’s’ta deprem oluyor… Adidas, adios!” paylaşımları yaptı.
Siyasi analist Sami Hamdi, boykotların, Gazze Şeridi’ne yönelik ölümcül saldırılarını sürdüren İsrail’i desteklediği düşünülen diğer şirketler üzerindeki etkisine dikkati çekti.
Hamdi, “McDonald’s, Starbucks, KFC ve diğer markalar, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki boykot hareketlerinin etkilerini şimdiden yaşamaya başladı ve bu markaların birçoğu birçok şubesini kapatmak zorunda kaldı. Adidas’ın da aynı şekilde boykot edilmesi yönünde çağrılar yapılmaya başlandı bile.” dedi.

TEL AVİV’DE BÜYÜYEN PANİK!
Hamdi, Tel Aviv’in, kamuoyunda kendisine yönelik gün geçtikçe artan olumsuz algı nedeniyle giderek daha fazla sıkıntı yaşadığına işaret etti.
“Tel Aviv’de, İsrail’in kamuoyu söylemi üzerindeki tekelini kaybettiğine dair artan bir panik var.” diyen Hamdi, İsrail’in müttefiklerinin giderek artan Filistin yanlısı kamuoyu baskısından rahatsızlık duymaya başladığını söyledi.
Hamdi, “Bu nedenle İsrail, kamuoyu belirlemede çok etkili olan Filistinli sesleri boğmak için umutsuz bir çabayla Filistin sempatisini uzaktan da olsa ima eden markalara saldırıyor. Bella Hadid’in önce işe alınması, sonra da işten çıkarılması, Almanya ve Adidas’ın, geçmişte yaşanan bir soykırımla ilgili vicdan azabını, bugün yaşanan soykırımı kınayan ve sesi giderek daha gür çıkan bir kamuoyuyla birlikte nasıl yönetecekleri konusundaki kafa karışıklığını ve belirsizliği yansıtıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
KARLAR RİSK ALTINDA
Adidas’ın 2023 yıllık raporu, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın, 8,2 milyar avroluk satışıyla şirketin toplam satışlarının yüzde 39’unu oluşturarak en büyük paya sahip olduğunu gösteriyor.
Asya-Pasifik bölgesinde satışlar aynı yıl 2,3 milyar avro (küresel satışların yüzde 11’i) olarak gerçekleşirken dünyanın bu 4 bölgesi Adidas’ın satışlarının yüzde 50’sine denk geliyor.
Bu bölgelerdeki önemli Müslüman nüfus göz önüne alındığında, Adidas’ın duruşunun 2024 satışlarını nasıl etkileyeceği konusunda soru işaretleri ortaya çıkarken İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından Starbucks ve McDonald’s gibi markaların yakın zamanda karşı karşıya kaldığı tepkiler akıllara geliyor.
Şubat ayında McDonald’s, çatışmanın 2023’ün son çeyreğinde, özellikle Orta Doğu’da ve Malezya ve Endonezya gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki satışlarını “önemli ölçüde etkilediğini” duyurmuştu.
Starbucks ise boykotlar nedeniyle Orta Doğu’da çalışan yaklaşık 2 bin kişiyi işten çıkardığını açıklamıştı.
BBC News muhabiri Victoria Gill’in haberine göre Güneş ışığının nüfuz edemediği 5 km derinlikte, oksijenin deniz suyunu hidrojen ve oksijene ayıran doğal olarak oluşan metalik “nodüller” tarafından üretildiği tespit edildi. Birkaç madencilik şirketi, deniz bilimcilerinin yeni keşfedilen süreci bozabileceğinden ve oksijene bağımlı deniz yaşamına zarar verebileceğinden endişe ettiği bu nodülleri toplamayı planlıyor.
İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden baş araştırmacı Prof. Andrew Sweetman, “Bunu ilk kez 2013’te gördüm, deniz tabanında tamamen karanlıkta muazzam miktarda oksijen üretiliyordu. Bunu görmezden geldim çünkü bana öğretilen şey şuydu: Oksijeni yalnızca fotosentez yoluyla elde edersiniz.“ sözlerini kullandı.
“Sonunda, yıllardır bu potansiyel olarak büyük keşfi görmezden geldiğimi fark ettim” açıklamasında bulunan Prof. Andrew Sweetman ve meslektaşları araştırmalarını Hawaii ve Meksika arasındaki derin deniz bölgesinde gerçekleştirdiler.

BBC’nin haberinde yer alan bilgilere göre bulunan nodüller, deniz suyunda çözünmüş metal parçalar veya diğer döküntüler üzerinde toplandığında oluşuyor ve bu milyonlarca yıllık bir süreçten geçiyor. Bu nodüller lityum, kobalt ve bakır gibi pil yapımında kullanılan metalleri içerdiğinden, birçok madencilik şirketi bunları toplayıp yüzeye çıkarmak için teknoloji geliştiriyor. Prof. Sweetman, ürettikleri koyu oksijenin deniz tabanındaki yaşamı da destekleyebileceği bilgisini paylaştı.
YAŞAM ALANLARININ YOK OLMASINA NEDEN OLABİLİR
Nature Geoscience dergisinde yayınlanan keşfi, önerilen derin deniz madenciliği girişimlerinin riskleri hakkında yeni endişeler doğuruyor. Keşfin yapıldığı Clarion-Clipperton Bölgesi, halihazırda çok sayıda deniz tabanı madenciliği şirketi tarafından araştırılan bir alan olup, bu şirketler nodülleri toplayıp yüzeydeki bir gemiye taşımak için teknoloji geliştiriyorlar.
ABD Ulusal Oşinografi ve Atmosfer İdaresi, deniz tabanı madenciliğinin “deniz tabanı yaşam alanlarının yok olmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.
44 ülkeden 800’ü aşkın deniz bilimci, çevresel risklere dikkat çeken ve madencilik faaliyetlerine ara verilmesini talep eden bir dilekçeye imza attı.
Derin okyanusta sürekli olarak yeni türler keşfediliyor – Ay’ın yüzeyi hakkında derin deniz hakkında bildiğimizden daha fazla şey bildiğimiz sıklıkla söylenir. Ve bu keşif, nodüllerin kendilerinin orada yaşamı desteklemek için oksijen sağlayabileceğini düşündürüyor. Deniz tabanı madenciliği dilekçesini imzalayan bilim insanlarından biri olan ve Edinburgh Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Prof. Murray Roberts, BBC News’e verdiği demeçte, “Derin deniz nodül alanlarında şerit madenciliğinin, zar zor anlayabildiğimiz ekosistemleri yok edeceğine dair ezici kanıtlar var. Bu alanlar gezegenimizin çok büyük alanlarını kapladığı için, bunların önemli bir oksijen üretim kaynağı olabileceğini bilerek derin deniz madenciliğine devam etmek çılgınlık olur.” dedi.
Prof. Sweetman şunları ekledi: “Bu çalışmanın madenciliğe son vereceğini düşünmüyorum. Bunu daha ayrıntılı bir şekilde keşfetmemiz ve gelecekte derin okyanusa girip onu mümkün olan en çevre dostu şekilde çıkarmak istiyorsak bu bilgileri ve topladığımız verileri kullanmamız gerekiyor.”
Gazze katliamının ilk günlerinden itibaren Suriye ve Irak’tan götürülen 2.000’i aşkın PKK’lı terörist, İsrail ordusu ile birlikte soykırıma ortak oldu. Katliama destek amacı ile bölgeden 2 bin 500 kişilik yeni bir ekip daha yola çıkma hazırlığı yapıyor.
Son katliam kafilesinde PKK’lıların yanında 600’den fazla DEAŞ’lı terörist de yer alıyor. Bu kapsamda başta Deyrizor, Rakka, Tabka, Guveran, Sinai, el-Alaya, Şeddadi ve el-Kisra gibi hapishanelerde tutulan 1.000 DEAŞ’lı serbest bırakıldı.
İSRAİL’DEN 18 GÜNLÜK EĞİTİM
İsrail’den gelen ve aralarında Ezidi-Kürt subaylar ve MOSSAD ajanlarının da yer aldığı özel ekip, seçilen PKK ve DEAŞ’li teröristlere Sincar’da 18 günlük özel eğitim veriyor. Sonrasında ise sahte pasaportlarla bu teröristler Erbil üzerinden Gazze’ye taşınıyor. Teröristler Gazze’de Avrupa, Kafkasya, ABD ve Sırbistan gibi farklı coğrafyalardan gelen paralı teröristler ve özel eğitimli ABD ve İsrail ordu mensupları ile müşterek hareket edecek.
HAMAS’I HEDEF GÖSTERDİLER
Bir dönem Suriye ve Irak’ta sayıları 65 bini aşan DEAŞ terör örgütü mensubundan 3-4 bini ABD ordusu ve CIA tarafından Badiye Çölü’ne taşındı. Suriye savaşı ile birlikte ortaya çıkan terör aparatı DEAŞ’ın 2015-2024 aralığında 8 binden fazla üyesi, PKK saflarına katıldı. Bu terörist geçişlerinin özellikle TSK’nın Suriye operasyon süreçlerinde gerçekleştiği görüldü.
Kritik dönemlerde devreye giren DEAŞ faktörünün aradan geçen dokuz aya rağmen Gazze’de ciddi bir askeri başarı elde edemeyen İsrail’in isteği ile desteğe gittiği öğrenildi. DEAŞ’ın son salıverilme tiyatrosu ile eş zamanlı yayınlanan örgüt bildirisinde HAMAS, mürtet (dinden çıkmış) ve savaşılması farz olan bir yapı olarak nitelendirildi. DEAŞ sözde sözcüsünün fetvası İsrail’e terörist transferinin de işaret fişeği olarak yorumlandı.

AYNI TAKTİĞİ UYGULUYORLAR
Suriye ve Irak’tan Gazze katliamı için yapılan terörist transferinde de Türkiye pasaportlularla aynı yöntemler uygulanıyor. Başta Kürt İsrail dostluk Birliği, Salti Vakfı, Kürt Enstitüsü, İsrailli Yahudi Kürtler Birliği, Bat İlan Enstitüsü ve benzeri sekiz sözde sivil toplum örgütü aktif rol üstleniyor.
İsrail Meclis Başkanı Mickey Levy, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın yakın dostu olduğu belirtilen Ofra Bengio ve Efraim İnbar gibi bir çok ismin de bu sürece yoğun katkısı var. Bölgeye gönderilen Kürt asıllı asker ve MOSSAD temsilcileri Gazze’de savaşan ve Babil, Dicle, Mezopotamya, Barzan, Rojova, Ninova gibi isimler verilen Kürt Siyonist silahlı gruplarının görüntülü mesajlarını ve davetlerini izletiyor.

Soykırıma destek amaçlı götürülen isimler dil ve adaptasyon amaçlı küçük gruplara bölünerek Gazze ile ilgili detaylı eğitimlere tabi tutuluyor. İsrailli Kürtlerin yaşadığı Kiryat, Afula, Kiryat Malachi gibi yerleşkelerden getirilen 100’ü aşkın Kürt asıllı siyonist bu teröristlere tercümanlık ve rehberlik desteği sunuyor. İsrail’de hâlen 320 bin Kürt kökenli Yahudi yaşamakta. Erbil’den Tel Aviv’e aktarmalı günlük ortalama 55-60 uçuş seferi düzenleniyor. Suriye ve Irak’tan giden ve Gazze’de öldürülenler büyük oranda İsrail’e defnedilmekte.
Gazze katliamının ilk günlerinden itibaren Suriye ve Irak’tan götürülen 2.000’i aşkın PKK’lı terörist, İsrail ordusu ile birlikte soykırıma ortak oldu. Katliama destek amacı ile bölgeden 2 bin 500 kişilik yeni bir ekip daha yola çıkma hazırlığı yapıyor.
Son katliam kafilesinde PKK’lıların yanında 600’den fazla DEAŞ’lı terörist de yer alıyor. Bu kapsamda başta Deyrizor, Rakka, Tabka, Guveran, Sinai, el-Alaya, Şeddadi ve el-Kisra gibi hapishanelerde tutulan 1.000 DEAŞ’lı serbest bırakıldı.
İSRAİL’DEN 18 GÜNLÜK EĞİTİM
İsrail’den gelen ve aralarında Ezidi-Kürt subaylar ve MOSSAD ajanlarının da yer aldığı özel ekip, seçilen PKK ve DEAŞ’li teröristlere Sincar’da 18 günlük özel eğitim veriyor. Sonrasında ise sahte pasaportlarla bu teröristler Erbil üzerinden Gazze’ye taşınıyor. Teröristler Gazze’de Avrupa, Kafkasya, ABD ve Sırbistan gibi farklı coğrafyalardan gelen paralı teröristler ve özel eğitimli ABD ve İsrail ordu mensupları ile müşterek hareket edecek.
HAMAS’I HEDEF GÖSTERDİLER
Bir dönem Suriye ve Irak’ta sayıları 65 bini aşan DEAŞ terör örgütü mensubundan 3-4 bini ABD ordusu ve CIA tarafından Badiye Çölü’ne taşındı. Suriye savaşı ile birlikte ortaya çıkan terör aparatı DEAŞ’ın 2015-2024 aralığında 8 binden fazla üyesi, PKK saflarına katıldı. Bu terörist geçişlerinin özellikle TSK’nın Suriye operasyon süreçlerinde gerçekleştiği görüldü.
Kritik dönemlerde devreye giren DEAŞ faktörünün aradan geçen dokuz aya rağmen Gazze’de ciddi bir askeri başarı elde edemeyen İsrail’in isteği ile desteğe gittiği öğrenildi. DEAŞ’ın son salıverilme tiyatrosu ile eş zamanlı yayınlanan örgüt bildirisinde HAMAS, mürtet (dinden çıkmış) ve savaşılması farz olan bir yapı olarak nitelendirildi. DEAŞ sözde sözcüsünün fetvası İsrail’e terörist transferinin de işaret fişeği olarak yorumlandı.

AYNI TAKTİĞİ UYGULUYORLAR
Suriye ve Irak’tan Gazze katliamı için yapılan terörist transferinde de Türkiye pasaportlularla aynı yöntemler uygulanıyor. Başta Kürt İsrail dostluk Birliği, Salti Vakfı, Kürt Enstitüsü, İsrailli Yahudi Kürtler Birliği, Bat İlan Enstitüsü ve benzeri sekiz sözde sivil toplum örgütü aktif rol üstleniyor.
İsrail Meclis Başkanı Mickey Levy, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın yakın dostu olduğu belirtilen Ofra Bengio ve Efraim İnbar gibi bir çok ismin de bu sürece yoğun katkısı var. Bölgeye gönderilen Kürt asıllı asker ve MOSSAD temsilcileri Gazze’de savaşan ve Babil, Dicle, Mezopotamya, Barzan, Rojova, Ninova gibi isimler verilen Kürt Siyonist silahlı gruplarının görüntülü mesajlarını ve davetlerini izletiyor.

Soykırıma destek amaçlı götürülen isimler dil ve adaptasyon amaçlı küçük gruplara bölünerek Gazze ile ilgili detaylı eğitimlere tabi tutuluyor. İsrailli Kürtlerin yaşadığı Kiryat, Afula, Kiryat Malachi gibi yerleşkelerden getirilen 100’ü aşkın Kürt asıllı siyonist bu teröristlere tercümanlık ve rehberlik desteği sunuyor. İsrail’de hâlen 320 bin Kürt kökenli Yahudi yaşamakta. Erbil’den Tel Aviv’e aktarmalı günlük ortalama 55-60 uçuş seferi düzenleniyor. Suriye ve Irak’tan giden ve Gazze’de öldürülenler büyük oranda İsrail’e defnedilmekte.
]]>İsrail’in Hudeyde Limanı’na saldırısı, Binyamin Netanyahu hükümetinin açıklamasına göre, Husilerin 19 Temmuz’da Tel Aviv’e gerçekleştirdiği insansız hava araçlı saldırıya karşılık olarak verildi.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, Husilerin Tel Aviv’deki ABD konsolosluk binası yakınlarına düzenlediği bu saldırıda, bir İsrailli öldü, 10 kişi yaralandı.

Evimiz İsrail Partisi lideri Avigdor Liberman, İsrail’in saldırdığı Hudeyde Limanı’nın “tamamen yok edilmesi” yönünde çağrıda bulundu.
Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten beri Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor ve bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.
Husiler, Gazze Şeridi ve Filistin ile dayanışma çerçevesinde, dini, ahlaki ve insani görevlerinin gereği olarak, İsrail’in Kızıldeniz, Umman Denizi ve Hint Okyanusu’ndaki gemilerini veya bağlantılı gemileri işgal altındaki Filistin’in (İsrail) limanlarına yönelmesini engelleme kararlarını, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sona erip bölgedeki abluka bitene kadar uygulamaya devam edeceğini duyurmuştu.
ABD öncülüğünde kurulan koalisyon ise 12 Ocak 2024’ten bu yana, Husilerin bu saldırılarına karşılık Yemen’in çeşitli bölgelerindeki hedefleri vurmaya başladı.
Washington ve Londra’nın müdahalesi ve gerilimin tırmanmasıyla, Husiler, artık tüm ABD ve İngiliz gemilerini askeri hedefleri arasında gördüğünü duyurdu.
Yemen’in dünyaya açılan kapısı
Hudeyde limanı, Yemen’in Kızıldeniz üzerindeki batı kıyılarının orta kesimlerinde yer alıyor ve ülkenin başlıca dış ticaret limanı sayılıyor.
Bölgenin Doğu ile Batı arasındaki küresel ticaret hareketine yakınlığı nedeniyle liman, 1961 yılında dönemin Sovyetler Birliği’nin desteğiyle inşa edildi.
Önünden doğudan batıya çeşitli emtia ve petrol ticareti yapan gemiler geçen limanın yakınında da tam tersi yönde, doğu ile batı arasındaki uluslararası internet hatları, deniz alanının tabanından geçiyor.
Limandan, aynı zamanda, savaştan bu yana ülkeye ulaşan insani yardımların yanı sıra, çeşitli ihracat ve ithalat ürünleri ile Yemen’in geçmişte tanık olduğu ve halen devam eden büyüme ve gelişme sürecinin gerektirdiği her türlü emtianın geçişi gerçekleşiyor.
Hudeyde Limanı, Kızıldeniz kıyısındaki diğer limanlara göre stratejik konumu, uluslararası nakliye hatlarına yakınlığı, dalgalardan ve su akıntılarından doğal koruması ve muson rüzgarlarına maruz kalmaması gibi bir dizi avantaja sahip olması bakımından benzersiz sayılıyor.
Nakliye şeridi 10 bin 433 deniz mili uzunluğunda, 200 metre genişliğinde ve yaklaşık 10 metre derinliğinde olan liman, maksimum 31 bin ton yük kapasiteli konteyner gemilerini kabul etme kapasitesine sahip.
Limanda, 2014 yılına kadar, 250 metre uzunluğunda iki rıhtımın yanı sıra toplam bin 461 metre uzunluğunda 8 rıhtım bulunuyordu ve liman rıhtımı petrol tankerleri ve diğer petrol ürünlerinin boşaltılmasına ayrılmıştı.
Hayati tesislerin hedef alınması
Yangının ve yükselen dumanın büyüklüğünü ortaya koyan görüntülerde, İsrail’in Hudeyde Limanı’ndaki petrol ve petrol ürünlerinin depolarını kasten bombaladığı görülüyor.
İsrail’in bu saldırısı, Yemen’i artan yakıt ihtiyacını karşılamakta ek zorluklarla karşı karşıya bırakıyor.
Zorlu insani koşullar tehlikeli bir şekilde tırmanırken, Hudeyde kentinin en önemli enerji santrallerinden birinin yanı sıra, petrol tesisi ofisleri de İsrail tarafından vuruldu.
Yemen hükümetinin 2010 yılına ait verilerine göre, limandaki toplam alanı bir milyon metrekareyi aşan 12 depo kısmen veya tamamen İsrail bombardımanına maruz kaldı.
Husiler, şu ana kadar, limandaki toplam hasarın boyutunu, kargo gemilerini ve insani yardım karşılama imkanının kalıp kalmadığına ilişkin bir açıklama yapmadı.
Son olarak, Gazze’deki Sağlık Bakanlığı 18 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile koordinasyonlu olarak atık sulardan alınan numunelerde yapılan incelemelerde çocuk felci virüsünün tespit edildiğini ve binlerce kişinin çocuk felcine yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu duyurmuştu.
– ÇOCUKLARI BEKLEYEN HASTALIK TEHLİKESİ
Gazze’nin kuzeyindeki okullardan birinde 3 çocuğuyla yaşayan Tamir Gaben, çocuklarının çocuk felcine yakalanmasından korktuğunu söyledi.
Gaben, “Okullarda durum çok kötü. Yiyecek yok, içecek yok. Çocuklar çöplüklerin yakınında oynuyor. Hastalanıp ölenler oldu. Saldırılarda ölmeseler bile virüse yakalanıp hastalanarak ölecekler.” dedi.
İsrail’in evlerini bombalamasının ardından bir okula yerleştiklerini anlatan Zaim ez-Zaim (48) ise virüs ve hastalıklarla dolu atık su göletleriyle çevrili bir yerde yaşadıklarını ancak başka seçenekleri olmadığını vurguladı.
Atık sular ve çöpler nedeniyle hastalandıklarını kaydeden Zaim, şimdi de çocuk felci tehlikesinin kapıda olduğunu dile getirdi.
Bir atık su birikintisinin yakınında yaşayan Edhem en-Nemr (55) ise çocukları ve torunlarının savaşın başından bu yana hastalıklar mücadele ettiğini dile getirdi.
İsrail’in su kuyularını ve arıtma tesislerini tahrip ettiğini ve temiz su bulamadıklarını belirten Nemr, çevrede akan ya da birikinti halini alan atık suların hastalıkların yayılmasının başlıca sebebi olduğunu aktardı.

– CİLT HASTALIKLARINDA GÖRÜLMEMİŞ BİR ARTIŞ YAŞANIYOR
Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesinde görev yapan doktor Sahir Nasr ise atık sulardan kaynaklı hastalıklara yakalanan çok sayıda kişinin hastaneye müracaat ettiğini dile getirdi.
Nasr, “Son zamanlarda cilt hastalıkları, bakteriyel, viral hastalıklar ve mantar hastalıkları ile hepatitte anormal bir artış gözlüyoruz. Mantar hastalıklarının da bağışıklığı düşük olan insanlarda görüldüğünü hatırlatmak gerekir. Savaştan önce böyle bir şey yoktu. Hastaneye müracaat eden 5 hastadan 3 ya da 4’ü cilt hastalığına yakalanmış oluyor. Daha önce görmediğimiz hastalıklarla da karşılaşıyoruz.” dedi.
Bu hastalıkların çoğunlukla bağışıklığın düşük olması, yetersiz beslenme, ilaç eksikliği ve kişisel temizliğin yapılamamasından kaynaklandığına dikkati çeken Nasr, okullarda içme suyuna atık su karıştığını, bunun da hastalıklara yol açtığını ifade etti.
Nasr, yeterli miktarda gıda, vitamin, antibiyotik, ilaç ve merhemin bulunmayışının da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığını aktardı.

– ALT YAPININ TAHRIP EDİLMESİ
Gazze Belediyeler Birliği Koordinatörü Hüsni Muhenna, “İsrail, Gazze’de altyapıyı tahrip ederek, atık suların sokaklarda ve alçak bölgelerde taşmasına ve bazı bölgelerde deniz kıyısına sızmasına yol açtı ve bu da bir çevre felaketine sebep oldu.” dedi.
Muhenna, İsrail’in, belediyelerin ekipman ve çalışanlarına yönelik saldırıları nedeniyle gereken hizmeti veremediklerini ve gerçek ve tehlikeli bir kriz yaşadıklarını dile getirdi.

Son olarak, Gazze’deki Sağlık Bakanlığı 18 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile koordinasyonlu olarak atık sulardan alınan numunelerde yapılan incelemelerde çocuk felci virüsünün tespit edildiğini ve binlerce kişinin çocuk felcine yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu duyurmuştu.
– ÇOCUKLARI BEKLEYEN HASTALIK TEHLİKESİ
Gazze’nin kuzeyindeki okullardan birinde 3 çocuğuyla yaşayan Tamir Gaben, çocuklarının çocuk felcine yakalanmasından korktuğunu söyledi.
Gaben, “Okullarda durum çok kötü. Yiyecek yok, içecek yok. Çocuklar çöplüklerin yakınında oynuyor. Hastalanıp ölenler oldu. Saldırılarda ölmeseler bile virüse yakalanıp hastalanarak ölecekler.” dedi.
İsrail’in evlerini bombalamasının ardından bir okula yerleştiklerini anlatan Zaim ez-Zaim (48) ise virüs ve hastalıklarla dolu atık su göletleriyle çevrili bir yerde yaşadıklarını ancak başka seçenekleri olmadığını vurguladı.
Atık sular ve çöpler nedeniyle hastalandıklarını kaydeden Zaim, şimdi de çocuk felci tehlikesinin kapıda olduğunu dile getirdi.
Bir atık su birikintisinin yakınında yaşayan Edhem en-Nemr (55) ise çocukları ve torunlarının savaşın başından bu yana hastalıklar mücadele ettiğini dile getirdi.
İsrail’in su kuyularını ve arıtma tesislerini tahrip ettiğini ve temiz su bulamadıklarını belirten Nemr, çevrede akan ya da birikinti halini alan atık suların hastalıkların yayılmasının başlıca sebebi olduğunu aktardı.

– CİLT HASTALIKLARINDA GÖRÜLMEMİŞ BİR ARTIŞ YAŞANIYOR
Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesinde görev yapan doktor Sahir Nasr ise atık sulardan kaynaklı hastalıklara yakalanan çok sayıda kişinin hastaneye müracaat ettiğini dile getirdi.
Nasr, “Son zamanlarda cilt hastalıkları, bakteriyel, viral hastalıklar ve mantar hastalıkları ile hepatitte anormal bir artış gözlüyoruz. Mantar hastalıklarının da bağışıklığı düşük olan insanlarda görüldüğünü hatırlatmak gerekir. Savaştan önce böyle bir şey yoktu. Hastaneye müracaat eden 5 hastadan 3 ya da 4’ü cilt hastalığına yakalanmış oluyor. Daha önce görmediğimiz hastalıklarla da karşılaşıyoruz.” dedi.
Bu hastalıkların çoğunlukla bağışıklığın düşük olması, yetersiz beslenme, ilaç eksikliği ve kişisel temizliğin yapılamamasından kaynaklandığına dikkati çeken Nasr, okullarda içme suyuna atık su karıştığını, bunun da hastalıklara yol açtığını ifade etti.
Nasr, yeterli miktarda gıda, vitamin, antibiyotik, ilaç ve merhemin bulunmayışının da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığını aktardı.

– ALT YAPININ TAHRIP EDİLMESİ
Gazze Belediyeler Birliği Koordinatörü Hüsni Muhenna, “İsrail, Gazze’de altyapıyı tahrip ederek, atık suların sokaklarda ve alçak bölgelerde taşmasına ve bazı bölgelerde deniz kıyısına sızmasına yol açtı ve bu da bir çevre felaketine sebep oldu.” dedi.
Muhenna, İsrail’in, belediyelerin ekipman ve çalışanlarına yönelik saldırıları nedeniyle gereken hizmeti veremediklerini ve gerçek ve tehlikeli bir kriz yaşadıklarını dile getirdi.

Teknopark Ankara’da saha ve trafik güvenliği alanlarında faaliyet gösteren MESAN Elektronik Sanayi Ticaret AŞ, güvenlik güçleriyle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına kritik görevlere yönelik cihaz ve sistemler sağlıyor.
AR-GE çalışmalarıyla yurt dışından temin edilen çeşitli cihaz ve ekipmanlara daha gelişmiş yerli alternatifler geliştiren MESAN, yurt içindeki ihtiyacı karşılamaya devam ederken, ihracat gerçekleştirdi ve geliştirdiği çözümü patentle tescilledi.
MESAN Genel Müdürü Mustafa Ünlü, Medar MTS’nin LiDAR (lazer) tabanlı bir mobil hız tespit sistemi olduğunu ve araç üzerinde, yol kenarında tripod üzerinde ya da bir direk üzerinde kullanılabildiğini söyledi.
3 YILDIR 81 İLDE AKTİF KULLANILIYOR
2020 öncesine kadar Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığına doppler tabanlı hız tespit sistemleri temin ettiklerini belirten Ünlü, teknoloji ilerledikçe LiDAR tabanlı sistemlere geçişin gündeme geldiğini ve ihtiyaç oluşturduğunu dile getirdi.
AR-GE faaliyetlerini bu çerçevede ilerletip LiDAR tabanlı bir mobil hız tespit geliştirdiklerini anlatan Ünlü, 3 yıllık AR-GE çalışması sonucu Jandarma Genel Komutanlığı trafik timleri için yeni tip hız tespit sistemini geliştirdiklerini belirtti. Ünlü, ardından onaylanan sistemin seri üretimine geçilerek Jandarma Genel Komutanlığına teslim edildiğini ve bugün itibarıyla ürünün 3 yılı aşkın süredir 81 ilde aktif olarak kullanıldığını vurguladı.
Son dönemde LiDAR teknolojisinin öne çıktığına işaret eden Ünlü, şöyle konuştu:
“Hem donanımsal anlamda önü çok açık, hem de yazılımsal anlamda vermiş olduğu keskin verilerle, geliştirme anlamında size çok fazla iş yapabilmenizi sağlıyor. Trafik sektöründe de çok ciddi anlamda kullanılabilir hale geldi. Özellikle global oyunculara da baktığınız zaman doppler tabanlı çalışan sistemlerin üretici ve geliştiricilerinin yüzde 80’e yakınının LiDAR teknolojisine geçmiş durumda olduğu ve tüm yatırımların da buraya odaklandığı görülüyor.
NEDEN LİDAR?
Hız tespit uygulamasında yol kenarına tripod üzerine ya da araç üzerine sistemi monte ettiğinizde 4-5 şeritli bir yola baktığınız zaman yoğun trafikte araç kaçırılmaması gerekli. Trafikte hayalet okumaların önüne geçilmesi şart, yani araç geçmediği halde yol kenarında bir levha veya bir bileşen rüzgardan dolayı salınım yapıyorsa araç gibi yansıma almamanız gerekli. Tampon tampona trafikte araçları birbirinden ayırt edebilmeniz şart. Büyük bir sinyal kümesi içerisinden her hedefi doğru şekilde ayırt etmek ve bu sorunları klasik doppler çözümleriyle bertaraf etmek zordur. Ancak LiDAR ile nokta atışı yaparsanız ki bizim sistemimiz bu yaklaşımla çalışıyor; yolu örümcek ağı gibi sarıyoruz; bu sayede araçları birbirinden rahatlıkla ayırıyor ve yanlış okumaların/araç kaçırmaların önüne geçiyoruz. Biz bu sebeple LiDAR teknolojisini tercih ettik.”
Mustafa Ünlü, ana hedeflerinden birinin ihracat olduğunu, buna da yurt içindeki projelerin vesile olduğunu söyledi. Jandarma Genel Komutanlığına 300 sistem teslim ettiklerini belirten Ünlü, sahadan gelen geri dönüşlerle sistemi sürekli geliştirdiklerini, ilave edilmesi gereken unsurları sisteme kazandırdıklarını ifade etti. Ünlü, bu sayede sistemin anlık hız tespiti yanında plaka tanıma gerçekleştirip, merkezde araç sorgulamalarını yapıp aranan araç uyarısının tekrar ekibe aktarabilir hale gelmesini sağladığını belirtti.
Sistemi rakiplerinden ayıran bir özelliğin de detaylı araç sınıflaması yapabilir hale gelmesi olduğunu anlatan Ünlü, başlangıçta 2 olan araç sınıflandırmasının 5’e çıktığını ve bu sayede şerit ihlalini de tespit etme imkanına kavuştuklarını kaydetti. Ünlü, “LiDAR teknolojisiyle hem araç sınıflarını hem şeridi hem de araç hızlarını çok keskin şekilde oluşturabiliyoruz. Dolayısıyla bütün bu verileri harmanlayıp farklı farklı uygulamaları da yapabilir hale geldik. Yani tek bir sistemle plaka tanıma, şerit ihlali tespiti yapabildiğiniz, trafik istatistik raporları oluşturabildiğiniz, anlık hız tespiti gerçekleştirebildiğiniz bir çözüm oluşturduk.” değerlendirmesini yaptı.
ABD VE BAE’DEN BİZE SATIN TALEBİ
“Milli ve özgün mobil hız tespit sistemiz Medar MTS bu kapsamında ülkemizin ilk ve tek patente sahip çözümü oldu.” diyen Ünlü şu ifadeleri kullandı;
“Amerika kıtası ve Hollanda’daki büyük trafik güvenliği fuarlarında boy gösterdik. Çok ciddi talepler aldık, beklediğimiz üzerinde bir ilgi gördük. Çünkü market bazı global oyuncular tarafından penetre edilmiş durumda ve kullanıcılar artık oradan farklı ve yenilikçi sistemlere yönelmek istiyorlar. Rakip ürünlerin fiyatları çok yüksek, bu tip firmalar zaten satış yaptıkları için ürünlerine yenilikçi özellikler katmayı pek tercih etmiyorlar. Bizim gibi yenilikçi firmalar orada yeni sistemlerle, yeni teknolojilerle yer aldığında çok ilgi çekiyor. Bu faaliyetler ve yurt dışı pazarlama çalışmaları sonucu 3 ülkeye ihracat yaptık. Şu an 7 farklı son kullanıcı tarafından ülkemizle birlikte 4 ülkede ürünlerimiz kullanılıyor. Yeni pazarlara da açılıyoruz. İnşallah yakın zamanda da haberlerini vereceğiz. Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri ve bir Türk cumhuriyeti ülkesine satış yaptık.”
Trafik güvenliği alanında ürün gamını genişletmeye yönelik AR-GE çalışmaları bulunduğunu, 2025 yılında 2 yeni ürünü duyurmayı planladıklarını aktaran Ünlü, bunlardan birinin istatistik tabanlı diğerinin ise yine özel konseptte hız tespiti ve güvenlik amaçlı olacağını belirtti.
Yurt dışı pazar payını artırmak için ciddi çaba sarf ettiklerini vurgulayan Ünlü, sözlerini, “Yurt içinde ise Jandarma Genel Komutanlığı gerçekten oldukça vizyoner bir yaklaşımla avantajları ve günümüz teknolojisini takip ederek LiDAR tabanlı mobil hız tespit sistemine geçme kararı verdi. Benzer şekilde önemli hedeflerimiz arasın Emniyet Genel Müdürlüğümüze de kendi sistemlerimizi kazandırmak istiyoruz. Bunun için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. HAB bölgesinde 11 bin metrekare alan içinde kurduğumuz yeni tesisimiz ile bölge gücü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.” diye tamamladı.
]]>
SON 48 SAATTE 7 FARKLI KATLİAM
İsrail ordusunun son 48 saatte Gazze’nin çeşitli bölgelerinde 7 “katliam” gerçekleştirdiği, söz konusu saldırılarda 71 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 163 kişinin yaralandığı belirtildi.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının 38 bin 919’a, yaralananların sayısının da 88 bin 622’ye yükseldiği kaydedildi.
ÇOK SAYIDA CESET HALEN ENKAZ ALTINDA!
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında cesetlerin bulunduğu ancak İsrail’in engellemeleri nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.

KATİL İSRAİL’İN GECE SALDIRILARINDA EN AZ 24 FİLİSTİNLİ ŞEHİT OLDU
Öte yandan İsrail ordusunun gece boyunca Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu en az 24 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre, İsrail ordusu Gazze’nin farklı bölgelerini hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.
İsrail topçu birlikleri, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi’ni gece boyunca bombaladı.
Filistin Kızılayına bağlı ambulans ekipleri, Tel el-Heva Mahallesi’ndeki “Toplum Fakültesi” yakınlarına düzenlenen saldırıda ölen 6 kişinin cesetlerini El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakletti.

Kurtarma ve sivil savunma ekipleri İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlediği hava saldırısına hedef olan Ayyad Ailesi’ne ait evin enkazından 6 kişinin cenazesini çıkardı. Saldırıda yaralanan 10 kişi El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakledildi. Enkazda arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği, ölü sayısının artabileceği belirtildi.
İsrail ordusuna ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda Şureyhi Ailesi’nin evini bombaladı. Saldırıda Yasin Şureyhi isimli Filistinli, eşi ve 2 çocuğuyla beraber can verdi. Şureyhi ailesinin evin enkazından çıkarılan cansız bedenleri Avde Hastanesi’ne kaldırıldı.

Cibaliya Mülteci Kampı’nın El-Alemi bölgesinde Ebu Casir Ailesi’ne ait ev İsrail savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırıda hayatını kaybeden 4 kişinin cenazeleri Kemal Advan Hastanesi’ne nakledildi.
İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki El-Beric Mülteci Kampı’nda El-Butran Ailesi’nin evini bombaladı, saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi. Kamptaki Şehitler Kavşağı çevresinde sivillerin yaşadığı bir diğer ev de İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.

SİYONİSTLER HAN YUNUS VE REFAH’I “GELİŞİGÜZEL” BOMBARDIMANA TUTTU
Haberde, İsrail topçu birliklerinin gece boyunca Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ve Refah kentini bombaladığı belirtildi.
Sivil yerleşim yerlerini “gelişigüzel” hedef almaya devam eden İsrail güçleri, Han Yunus’un kuzeyindeki 5. Cadde’de bisikletiyle ilerleyen bir sivili insansız hava aracıyla (İHA) doğrudan hedef aldı. Hayatını kaybeden bisiklet sürücüsünün cenazesi sivil savunma ekipleri tarafından Nasır Hastanesi’ne götürüldü.
Savaş uçakları, Nusayrat Mülteci Kampı’nda Ebu Sidre Ailesi’ne ait sivillerin yaşadığı evi bombaladı. Saldırıda ölenlerin olduğu, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

DSÖ’DEN KORKUTAN AÇIKLAMA
Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tip iki çocuk felci virüsü tespit edildiğini bildirdi.
Ghebreyesus, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada, Han Yunus ile Deyr el-Belah kentinde alınan numunelerde yapılan incelemeler sonucu 6 örnekte tip iki çocuk felci virüsü saptandığını kaydetti.
Bölgede henüz felç vakasına rastlanmadığını belirtilen Ghebreyesus, DSÖ, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer ortaklarının, virüsün yayılmasını durdurmak ve gerekli müdahale yöntemlerini belirlemek için risk değerlendirmesi yaptığını aktardı.
Ghebreyesus, Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi, nüfusun sürekli yerinden edilmesi, tıbbi malzeme sıkıntısı, su kalitesinin düşük olması gibi birçok olumsuz etkenin, çocuk felci de dahil olmak üzere aşıyla önlenebilir hastalık riskini artırdığını vurguladı.
Bu olumsuz etkenlerin çocuk felci gibi hastalıkların yayılması için uygun ortam yarattığına işaret eden Ghebreyesus, “(Hastalıklarla) etkili bir müdahale için ateşkes şart.” ifadesini kullandı.


SON 48 SAATTE 7 FARKLI KATLİAM
İsrail ordusunun son 48 saatte Gazze’nin çeşitli bölgelerinde 7 “katliam” gerçekleştirdiği, söz konusu saldırılarda 71 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 163 kişinin yaralandığı belirtildi.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının 38 bin 919’a, yaralananların sayısının da 88 bin 622’ye yükseldiği kaydedildi.
ÇOK SAYIDA CESET HALEN ENKAZ ALTINDA!
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında cesetlerin bulunduğu ancak İsrail’in engellemeleri nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.

KATİL İSRAİL’İN GECE SALDIRILARINDA EN AZ 24 FİLİSTİNLİ ŞEHİT OLDU
Öte yandan İsrail ordusunun gece boyunca Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu en az 24 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre, İsrail ordusu Gazze’nin farklı bölgelerini hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.
İsrail topçu birlikleri, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi’ni gece boyunca bombaladı.
Filistin Kızılayına bağlı ambulans ekipleri, Tel el-Heva Mahallesi’ndeki “Toplum Fakültesi” yakınlarına düzenlenen saldırıda ölen 6 kişinin cesetlerini El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakletti.

Kurtarma ve sivil savunma ekipleri İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlediği hava saldırısına hedef olan Ayyad Ailesi’ne ait evin enkazından 6 kişinin cenazesini çıkardı. Saldırıda yaralanan 10 kişi El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakledildi. Enkazda arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği, ölü sayısının artabileceği belirtildi.
İsrail ordusuna ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda Şureyhi Ailesi’nin evini bombaladı. Saldırıda Yasin Şureyhi isimli Filistinli, eşi ve 2 çocuğuyla beraber can verdi. Şureyhi ailesinin evin enkazından çıkarılan cansız bedenleri Avde Hastanesi’ne kaldırıldı.

Cibaliya Mülteci Kampı’nın El-Alemi bölgesinde Ebu Casir Ailesi’ne ait ev İsrail savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırıda hayatını kaybeden 4 kişinin cenazeleri Kemal Advan Hastanesi’ne nakledildi.
İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki El-Beric Mülteci Kampı’nda El-Butran Ailesi’nin evini bombaladı, saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi. Kamptaki Şehitler Kavşağı çevresinde sivillerin yaşadığı bir diğer ev de İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.

SİYONİSTLER HAN YUNUS VE REFAH’I “GELİŞİGÜZEL” BOMBARDIMANA TUTTU
Haberde, İsrail topçu birliklerinin gece boyunca Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ve Refah kentini bombaladığı belirtildi.
Sivil yerleşim yerlerini “gelişigüzel” hedef almaya devam eden İsrail güçleri, Han Yunus’un kuzeyindeki 5. Cadde’de bisikletiyle ilerleyen bir sivili insansız hava aracıyla (İHA) doğrudan hedef aldı. Hayatını kaybeden bisiklet sürücüsünün cenazesi sivil savunma ekipleri tarafından Nasır Hastanesi’ne götürüldü.
Savaş uçakları, Nusayrat Mülteci Kampı’nda Ebu Sidre Ailesi’ne ait sivillerin yaşadığı evi bombaladı. Saldırıda ölenlerin olduğu, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

DSÖ’DEN KORKUTAN AÇIKLAMA
Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tip iki çocuk felci virüsü tespit edildiğini bildirdi.
Ghebreyesus, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada, Han Yunus ile Deyr el-Belah kentinde alınan numunelerde yapılan incelemeler sonucu 6 örnekte tip iki çocuk felci virüsü saptandığını kaydetti.
Bölgede henüz felç vakasına rastlanmadığını belirtilen Ghebreyesus, DSÖ, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer ortaklarının, virüsün yayılmasını durdurmak ve gerekli müdahale yöntemlerini belirlemek için risk değerlendirmesi yaptığını aktardı.
Ghebreyesus, Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi, nüfusun sürekli yerinden edilmesi, tıbbi malzeme sıkıntısı, su kalitesinin düşük olması gibi birçok olumsuz etkenin, çocuk felci de dahil olmak üzere aşıyla önlenebilir hastalık riskini artırdığını vurguladı.
Bu olumsuz etkenlerin çocuk felci gibi hastalıkların yayılması için uygun ortam yarattığına işaret eden Ghebreyesus, “(Hastalıklarla) etkili bir müdahale için ateşkes şart.” ifadesini kullandı.


RESMEN TERÖRİST İLAN EDİLDİ
Pakistan hükümeti, TLP’nin bir hafta süren Gazze’ye destek gösterileri ardından, parti ile masaya otururken, yapılan toplantı sonucu tarafların anlaşmaya vardığı belirtildi.
DÜNYAYA AYNISINI YAPMAYA DAVET EDECEK
Anlaşma dahilinde Pakistan hükümeti, İsrail Başbakanı’nı resmen “terörist” olarak tanıyacak ve uluslararası toplumu da aynısını yapmaya davet edecek.
Federal hükümet ile TLP’yi temsil eden Allama Ghulam Abbas Faizi ve Shafique Amini arasında 18 Temmuz’da başlayan görüşmeler sonucu hükümetin, “İsrail’in zulmüne maruz kalan Filistinli kurbanlarına” yönelik desteğin hızlandırılacağını açıklandı.
İMZALAR ATILDI
Anlaşma, Pakistan Başbakanı’nın Siyasi İşler Danışmanı Sanaullah ve Enformasyon Bakanı Tarar tarafından imzalandı.
Sanaullah, TLP’nin Filistin halkına yönelik çabalarını tebrik ederek, hükümetin Gazze’ye daha fazla insani yardım sevkiyatı yapılacağını bildirdi.
Filistin’e 31 Temmuz’a kadar 1000 tondan fazla gıda ve ilaç sevkiyatı yapılacağını duyuran Sanaullah, hükümetin, Filistin halkına tıbbi yardım sağlanması ve bölgeye sağlık personeli gönderilmesi konusunda da mutabık kalındığını söyledi.
Filistin hükümetinin gerekli düzenlemeleri yapması halinde yaralı Filistinlilerin tedavileri için Pakistan’a getirileceğini belirten Sanaullah, ülkedeki okul ve hastanelerin Filistinlilere eğitim ve tıbbi imkanlar sağlamak üzere açık olduğunu da kaydetti.
NETANYAHU BİR TERÖRİST
Sanaullah, İsrail’i “terörist devlet” ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu da uluslararası yasalara göre savaş suçlusu olarak tanımlayarak, Pakistan’ın Filistinlilere yardım etmek ve İsrail’i kınamak için mümkün olan her yolu kullanacağını aktardı.
Netanyahu’nun yargılanmasını talep eden Sanaullah, “Netanyahu bir terörist ve savaş suçlarının failidir.” ifadesinin ardından, “Netanyahu, İsrail tarafından Filistin’de işlenen vahşetten sorumludur. Biz onu terörist olarak adlandırıyor ve uluslararası kamuoyundan İsrail Başbakanı Netanyahu’yu terörist olarak tanımasını talep ediyoruz” çağrısında bulundu.

İSRAİL’İ DESTEKLEYEN ŞİRKETLERİN TESPİTİ İÇİN KOMİTE KURULDU
“Sadece İsrail’i değil, İsrail ile ilişkili tüm ürünleri ve bu zulme doğrudan veya dolaylı olarak karışan veya bunlara yardım eden şirketleri boykot edeceğiz.” diyen Sanaullah, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını finansal olarak destekleyen şirketleri tespit edilmesi ve bu şirketlerin ürünlerinin yasaklanması için komite kurulduğunu açıkladı.
Pakistan hükümetinin, Filistinlilere karşı savaş suçu işleyen İsrail güçlerine doğrudan ya da dolaylı olarak yardım eden şirketlerin ürünlerinden ya da hizmetlerinden faydalanmayacağını aktaran Sanaullah, uluslararası camiayı da Netanyahu’yu yaptıklarından sorumlu tutmaya ve adalete teslim etmeye davet etti.
Sanaullah, TLP’nin Filistin halkına olan tutkusunu tebrik ederek hükümetin, ABD’de tutuklu Aafia Sıddıki’nin serbest bırakılması için çabaların hızlandırılması konusunda parti ile mutabık kaldığını kaydetti.
TLP ise anlaşmaya varılmasının ardından, Ravalpindi şehrinin Faizabad ilçesinde düzenlediği eylemi önceki akşam sonlandırmıştı.
]]>Gazze Şeridi’ne yönelik 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılar ile İsrail ordusunun verdiği kayıplar, askerlikten muaf olan Haredilerin de silah altına alınması tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
75 YIL SONRA İLK CELPLER GÖNDERİLECEK
İsrail ordusunun, 21 Temmuz itibarıyla 1949’dan bu yana zorunlu askerlik muafiyetinden yararlanan binlerce Haredi’ye askerlik hizmeti için celp göndermeye başlaması bekleniyor.
Haredilerin on yıllardır İsrail’de sahip olduğu bu muafiyet İsrail’deki halkçı ve laik kesim tarafından sert şekilde eleştiriliyor.
Açıklamaları Haredilere yönelik dini bir fetva olarak kabul edilen kıdemli hahamlar ise zorunlu askerliğin reddedilmesi, hatta celp emirlerinin yırtılması yönünde çağrıda bulunuyor.
ORDUYA ÖZEL İSTEK
Haredilerin kadınlarla bir arada bulunmamak, özel yiyecek sağlanması ve Şabat’a saygı gösterilmesi gibi orduya özel düzenlemeler getiren “özel istekleri” bulunuyor.
Şas Partisi ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri, Haredilerin askerlik hizmetine karşı çıkıyor. Bu partilerin halihazırda hükümetten çekilme kararı almamaları, 2022’nin son aylarında kurulan koalisyon hükümetinin dağılmasından endişe eden Netanyahu’ya bir çıkış yolu sundu.
Ancak, özellikle iki partinin tabanını oluşturan Haredilerin İsrail’de askere alınmasına karşı protestoların artması durumunda, koalisyon hükümetinden çekilme her iki siyasi partinin de gündeminde bir seçenek olmayı sürdürüyor.

HAREDİLER ASKERLİK YAPMAMA HAKKINA SAHİPTİ
Hayatlarını Tevrat’ı okumaya adadıklarını söyleyen Harediler, laik dünyaya entegrasyonun dini kimliklerini ve toplumlarının devamlılığını tehdit ettiğini düşünüyor.
Harediler dini okullara devam ederek tecil haklarını askere alınma yaşı olan 18’den askerlikten muaf tutulma yaşı olan 26’ya kadar kullanıp askerlik yapmama hakkına sahip olabiliyorlar.
ASKERE ALINAN HAREDİ SAYISININ 4 BİN 800 OLMASI BEKLENİYOR
İsrailli gözlemciler, ordunun Haredilere askerlik celbi gönderme nedenini, Haredilerin kendi iradeleriyle askerlik şubelerine gidip teslim olmayı istememelerinin bir işareti olarak değerlendiriyor.
İsrail gazetesi “Maariv”e göre, ilk aşamada, askere alınacak 1800 Haredi’ye ek olarak 2024 yılı boyunca 3 bin genç Haredi askere alınacak ve sayı bu sene için 4 bin 800’e çıkacak.
Aynı şekilde 2025 ve 2026’da da her sene 4 bin 800 Haredi’nin askere alınması planlanıyor.
Askere alınan Haredilerin yüzde 50’sini 18-21 yaş arası, yüzde 40’ını 21-23 yaş arası ve geri kalan yüzde 10’nu da 23 yaş üstü Harediler oluşturacak.
Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılar, işgal altındaki Batı Şeria’daki yoğun baskınlar ve 8 Ekim’den itibaren Lübnan Hizbullahı ile karşılıklı saldırılar gölgesinde İsrail ordusu aylardır personel sıkıntısı çekiyor.

YOĞUN PROTESTOLAR
Ordunun askerlik çağrısı niyetini duyurmasının ardından yüzlerce Haredi, 16 Temmuz Salı günü Ultra Ortodoksların kalesi kabul edilen Bney Brak şehrinde gösteri yaptı.
İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamada, göstericilerin bir yolu kapattığı ve “Naziler” sloganı atarak polise saldırdıkları” belirtildi.
Polisin güç kullanmak zorunda kaldığı ifade edilen açıklamada 9 Haredi Yahudi’nin kamu düzenini ihlal suçlamasıyla gözaltına alındığı aktarıldı.
Bu protestodan saatler önce Harediler, bir haham ile orduya katılma planlarını görüşmek üzere şehre gelen iki subaya saldırdı.
İsrail devlet televizyonu KAN, eski hahambaşı Yitzhak Yosef’e ait olduğu belirtilen ve Haredileri zorunlu askerliği reddetmeye ve askerlik celplerini yırtmaya çağıran bir ses kaydı yayımladı.

Haredilerin askere alınması konusunda bölünmüş hükümet koalisyonunun çökmesinden korkan Netanyahu, Haredilerin askerlik hizmetinden muafiyetini koruyacak eski bir yasa tasarısını geçirmeye çalıştı.
Ancak Yüksek Mahkeme daha önce benzeri görülmemiş bir kararla Netanyahu’nun yolunu tıkadı.
İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran’da oy birliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti.
Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti.
Ultra Ortodoks Yahudileri askerlik hizmetinden kurtaran yasal muafiyet Mart 2024’te sona ererken askerlik yapmayı reddedenler, artık devlet desteği alamayacak.
Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti, 1959 yılında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Kıbrıs Türkleri ile Rumlar arasında imzalanan Zürih ve Londra anlaşmalarıyla kuruldu.
Bu anlaşmalarda yer alan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantör devletleri olarak kabul edildi.
1960 yılında, uluslararası antlaşmalar uyarınca ve Türkler ile Rumlar arasındaki ortaklık temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, iki halkın da eşit siyasi hak ve statüye sahip olmasını öngörüyordu.
Ancak, Rum tarafı, Ortaklık Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından;
Kıbrıs Türklerini devlet kurumlarından uzaklaştırma, adadaki varlıklarını sona erdirme ve adanın Yunanistan’a bağlanması amacına yönelik faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.
Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumların tek taraflı güç kullanımıyla Anayasa’yı feshetmelerinin ardından 1963’te fiilen son buldu.
Rumlar, Enosis’e ulaşma hedefiyle silahlanarak, Yunanistan’ın da desteğiyle, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine karşı baskı, zulüm ve ambargoyu durmaksızın devam ettirdi.
Takvimler Kasım 1973’ü gösterirken, Yunanistan’da Dimitrios Yoannidis’in önderliğinden bir grup albay ihtilal yaparak ülkenin yönetimini ele geçirdi.
Komşuda yaşanan askeri darbe kısa bir süre sonra Atina’nın dış politikasını da etkiledi.
Cunta rejimi yönünü hızla Kıbrıs’a çevirdi ve adada kontrolü ele geçirmek için çalışmalarını yoğunlaştırdı.
ATİNA’DA DARBE KIBRIS’TA TÜRKLERE YÖNELİK ŞİDDETİ KÖRÜKLEDİ
Nihai amaca ulaşılabilmesi için İslam ve Türk karşıtı EOKA örgütünün kullanılmasına karar verildi.
EOKA, Yunan ordusundaki Rum bir subay olan Yeoryos Grivas tarafından kurulmuş;
Dünya Savaşları’nda ve komünizm karşıtı silahlı mücadelede faaliyet göstermişti.
EOKA, yapı olarak Filistin’de gerilla yöntemlerini kullanarak İngilizler ile savaşan Yahudilerin terör örgütü Irgun’u örnek almıştı.
Yunan İç Savaşı’nda Yunan komünistlere karşı mücadele eden Grivas, 1951 yılında adada gönüllüler toplayarak Yunanistan’a eğitime götürmüş;
1954 yılında eğitimi alan savaşçılar ile Kıbrıs’a geri dönmüştü..
EOKA 1 Nisan 1955 tarihinde ilk sabotaj eylemini gerçekleştirmişti.
Örgüt, ilerleyen günlerde Makarios karşıtı faaliyetlerini yoğunlaştırdı.
Diplomatik görüşmelerin kesilmesinden kısa bir süre sonra, 15 Temmuz 1974 sabahına, Kıbrıslılar silah ve top sesleriyle uyandı.
Ancak bu kez saldırıya maruz kalan sistematik olarak katledilmeye başnana Türkler değil, Makarios’un Başkanlık Sarayı’ydı.
Yunan subayların komutasındaki, Rum Milli Muhafız Ordusu ve EOKA darbe düzenledi.
Öldü denilen Makarios, kaçmayı başardı.
“Yaşıyorum, direnişe devam” mesajı verdi.
Ardından da adadaki İngiliz üslerinden Malta’ya oradan da İngiltere’ye kaçmayı başardı.
Darbede hayatını zor kurtaran Makarios, 19 Temmuz 1974’te BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada; hem Yunanistan’ın amacını açık biçimde ortaya koydu.
Hem yapılan katliamları hem de Kıbrıs Türklerini bekleyen tehlikeleri anlattı.
Makarios tarihi konuşmasında “Güvenlik Konseyi üyelerine, Atina darbesi tarafından yaratılan bu anormal duruma son vermek için ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulunuyorum” dedi.
“Kıbrıs’taki olaylar sadece Kıbrıslı Rumların iç meselesi değildir. Kıbrıs Türkleri de etkilenmektedir.
Yunan cuntasının darbesi bir işgaldir ve sonuçlarından hem Rumlar hem de Türkler olmak üzere tüm Kıbrıs halkı zarar görmektedir.” ifadelerini kullandı.
Darbenin başarılı olmasının ardından EOKA’nın tanınan simalarından Nikos Sampson yeni hükûmetin geçici devlet başkanı olarak ilan edildi.
Makarios yandaşı 2 bin kadar Yunan öldürüldü.
Binlerce kişi hapishaneye gönderildi.
Kısa bir süre sonra da “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti” kuruldu.
ANKARA SOYKIRIMI ÖNLEMEK İÇİN HAREKETE GEÇTİ
Darbe ve Rumlar arasında yaşanan çatışmalar, Kıbrıs Türklerini de harekete geçirdi.
Darbe haberini, uzun yıllar Türk Ajansı Kıbrıs Müdürü olarak görev yapan Kemal Aşık’tan alan Rauf Denktaş;
Kıbrıs Türklerine olayın Rumlar arasında bir mesele olduğunu aktardı.
Çatışmalara müdahil olunmaması gerektiğini söyledi.
Öte yandan Ankara’ya mesaj göndererek Enosis için son adımın atıldığını belirtti.
Müdahaleden başka bir çare olmadığının altını çizdi.
Denktaş’ın mesajı, Türkiye’de karşılık buldu.
Ankara ilk olarak İngiltere ile birlikte adaya ortak müdahalede bulunma fikrini değerlendirdi.
Düşüncelerini paylaşmak için başkent Londra’ya hareket etti.
Ancak diplomatik temaslardan sonuç alamadı.
Kısa bir süre sonra Türk Büyük Millet Meclisi Ada’ya tek başına müdahale etme kararı aldı.
BARIŞ HAREKATI SABAH SAATLERİNDE BAŞLADI
Türk ordusu, adaya saat 06.05’ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı.
İlk taburlar inerken ciddi bir ateşle karşılaşmadılar.
Denizden çıkarmaysa Karaoğlanoğlu Plajı’na yapıldı.
Harekâtın ikinci günü Rumlar, havadan inen birliklerle denizden çıkan birliklerin birleşmesini engellemek istedi.
Saldırılarını yoğunlaştırdı..
Savaş sürerken haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden dolayı Kocatepe muhribi, Türk uçaklarınca batırıldı ve 54 asker şehit düştü.
Dış baskıların artması neticesinde Ankara, BMKG’nin 353 sayılı kararını kabul etti.
Harekatın üçüncü gününde saat 17.00’den itibaren ateş kesmeye karar verdi.
Başarılı bir operasyonla ateşkes başlamadan Girne-Lefkoşa hattı da birleştirildi.
25 Temmuz 1974’te toplanan 1. Cenevre Konferansı, 30 Temmuz 1974’te imzalanan Cenevre Deklarasyonu ile son buldu.
Deklarasyonda, Yunanistan ve Rumlar tarafından işgal edilen Türk acilen boşaltılması ile Ada’da barışın ve anayasal düzenin yeniden tesisini teminen;
Dışişleri bakanları arasında müzakerelere devam edilmesi kararı alındı.
Öte yandan deklarasyonla Ada’da Kıbrıs Türk toplumu ile Kıbrıs Rum toplumu olmak üzere iki özerk yönetimin mevcudiyeti ilkesel olarak tanındı..
YUNANİSTAN ULUSLARARASI HUKUKU HİÇE SAYDI
Konferansın 8 Ağustos’ta başlayan ikinci aşamasında, Yunan yönetimi uluslararası hukukun kararını reddetti.
Ada’da yeni anayasal düzenin kurulmasına yönelik tüm teklifleri olumsuz karşıladı
Ve anayasaya ilişkin varılacak bir uzlaşma için Türk birliklerinin geri çekilmesini ön koşul olarak ileri sürdü.
2. Cenevre Konferansı görüşmelerinden de bir sonuç çıkmayınca 14 Ağustos’ta “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci aşaması başladı.
Ve 16 Ağustos’ta tekrar ateşkes ilan edildi.
İkinci harekat sırasında geri çekilen Rum askerleri, geçtikleri Türk köylerini yakarak silahsız insanları katletti.
Toplu katliamlar, katliam çukurları ve mezarlar, harekatın bitiminde ortaya çıkarıldı.
Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, Türk ordusu 498 şehit verirken Kıbrıs Türk tarafı ise 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti.
Kıbrıs Türkleri genel olarak ise 1672 şehit verdi.
TÜRK ORDUSU’NUN OPERASYONU ATİNA’NIN DENGESİNİ BOZDU
Türkiye’nin başlattığı harekat başarıyla sonuçlanırken Ada’da yaşayan Kıbrıs Türk halkının güvenliği de sağlandı ve Ada’ya barış hakim oldu.
Kıbrıs’ta mevcut sınırların çizilmesine olanak sağlayan harekatın peşine Kıbrıslı Türkler, 1 Ekim 1974’te Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi’ni kurdu.
Ardından Kıbrıs Türklerinin devlet yapısını kökleştirme, anayasa yapma ve çok partili sisteme geçme gibi tecrübeler yaşadığı Kıbrıs Türk Federe Devleti 13 Şubat 1975’te ilan edildi.
KTFD Meclisi, 15 Kasım 1983’te oy birliğiyle aldığı bir kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti..
Gelişmelerin ardından Yunanistan’daki cunta idaresi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki Nikos Sampson Hükûmeti görevini bıraktı.
Askeri hükûmet ise idareyi sivillere devretme kararı aldı.
Ve yedi yıldır Fransa’da sürgünde bulunan Konstantin Karamanlis’i hükûmeti kurması için Yunanistan’a çağırdı.
Karamanlis’in 24 Temmuz 1974’te hükûmeti kurması ile 1967’den beri devam eden cunta rejimi de son bulmuş oldu.
]]>Divan, yarın açıklayacağı danışma görüşünde İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ilhak uygulamaları, Doğu Kudüs’ün statüsünü değiştirme çabaları, apartheid ve ayrımcı uygulamaların hukuka aykırılığı, bunların başta İsrail olmak üzere tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar açısından doğuracağı sonuçlar hakkında kanaatini açıklayacak.
Divan Başkanı Lübnanlı Yargıç Nawaf Salam tarafından halka açık oturumda okunacak danışma görüşünde, İsrail’in Filistin’i işgalinin hukuka aykırı olduğu, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal ettiği, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğu, Filistinlilere yönelik ayrımcı ve ırkçı uygulamaların hak ihlali teşkil ettiğinin teyit edilmesi bekleniyor.
49 ÜLKE BEYANDA BULUNDU
Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda faaliyetlerini sürdüren Divan’da, 19-26 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 49 ülke, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Afrika Birliği, İsrail’in Filistin topraklarını işgal ve ilhakına ilişkin kendi görüşlerini sözlü olarak Divan’a sunmuştu.
Bunun öncesinde de yine aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 54 devlet ve 3 uluslararası kuruluş Ağustos 2023’e kadar yazılı beyanlarını Divana ulaştırmıştı.
Türkiye, İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria’daki ilhakı ve özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün korunmasına ilişkin olarak Divan’a yazılı beyanını ilk ulaştıran ülke olmuştu.
Divan önünde, danışma görüşünde ilk defa bu kadar çok sayıda devletin yazılı ve sözlü beyanda bulunduğu görülürken, yazılı beyanda bulunan İsrail’in sözlü duruşmalarda yer almaması dikkati çekmişti.
UYGULAMALAR HUKUKA AYKIRI
Duruşmalara katılan devletlerin büyük çoğunluğu, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin ve Filistinlilere yönelik uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu savunmuştu.
Belçika, İsviçre, İrlanda, İspanya ve Norveç gibi batılı ülkeler dahil çoğunluğu Orta Doğu’dan olan ülkelerin yer aldığı, 19-26 Şubat 2024 tarihinde gerçekleşen duruşmalarda, “İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkının bulunmadığı”, “İlhak yoluyla toprak edinmenin hukuka aykırı olduğu”, “Filistin topraklarındaki ilhak ve yerleşimci uygulamalarının demografik yapıyı zorla değiştirmek anlamına geldiği”, “Diğer devletlerin, İsrail’in Filistin’deki işgalini tanımama yükümlülüğü olduğu” ve “İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediği” savunulmuştu.
TÜRKİYE FİLİSTİN İŞGALİNE KARŞI ÇIKTI
Türkiye, UAD’nin danışma görüşü oluşturulması sürecinde 26 Şubat 2024’te yaptığı sunumda, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediğini ve bu sebeple işgali “derhal ve koşulsuz olarak” sona erdirmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Sunumunda, İsrail’in Filistin’deki işgaline son vermesi ve 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kalıcı ve sürekli bir çözüme ulaşılması çağrısını yineleyen Türkiye, uluslararası toplumu ve kuruluşları, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet etmişti.
Türkiye, özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırılık teşkil ettiğini belirtmişti.
– ABD ve İngiltere, İsrail’in tezlerini savundu
ABD ve İngiltere ise İsrail’in tezlerini savunarak, Divan’dan herhangi bir danışma görüşü vermemesini istemişti.
İngiltere, İsrail-Filistin uyuşmazlığının ikili müzakereler yoluyla çözülmesi ve Divan önüne getirilmemesi gerektiğini savunurken, ABD tarafı ise İsrail’in Filistin’i işgalini “güvenlik endişeleri” gerekçesiyle meşru göstermeye çalışmıştı.
BM Genel Kurulu, UAD’den görüş istemişti
BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti.
BM Genel Kurulunun Divana sunduğu sorular, şu şekilde:
“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?
2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”
Danışma görüşü talebi 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.
Danışma görüşü nedir?
Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Divan’ın görevleri arasında ilk olarak, devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.
BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebilir. Devletler, Divan’dan danışma görüşü isteyemez.
UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşünü açıklayacak.
Danışma görüşünün etkisi nedir?
UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.
Danışma görüşleri, ileride açılabilecek benzer konulardaki davalarda Divan’ın ne yönde karar verebileceğini de gösterirken, danışma görüşü aleyhine hareket eden devletler açısından politik baskı aracı olarak kullanılabiliyor.
Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koyması dikkati çekiyor.
Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmenin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.
UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında uyguladığı ihlallerin sonlandırılması yönündeki baskının artması bekleniyor.
Buna ek olarak, İsrail’e askeri, siyasi ve mali destek veren ülkelerin de uluslararası toplum tarafından bu desteklerini sonlandırmaları yönünde gelecek çağrıları yanıtlamak zorunda kalmaları öngörülüyor.
Danışma görüşü, İsrail’in Adalet Divanında yargılandığı davadan farklı
Güney Afrika’nın, İsrail aleyhine, Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali sebebiyle Uluslararası Adalet Divanında açtığı dava, iki ülke arasında çekişmeli yargılama anlamına gelirken, yarın başlayacak danışma görüşü, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor.
Danışma görüşünde, davalı-davacı şeklinde ayrım bulunmuyor ve UAD, BM organları ya da kuruluşlarının faaliyet alanlarına ilişkin yönelttiği sorular hakkındaki görüşünü açıklıyor.
Divan Statüsü’nün 66. maddesi gereği, BM üyesi ülkeler, danışma görüşü istenen konular üzerine yazılı ve sözlü beyanda bulunma hakkına sahip.
Çekişmeli davalardan farklı olarak herhangi bir ad-hoc hakim atanmadığından, danışma görüşü kararını UAD’nin daimi 15 hakimi verecek.
Buna ek olarak soykırım davası sadece Gazze’de işlenen soykırım suçlarını ve ihlalleri ele alırken, yarın açıklanacak danışma görüşünün kapsamında, Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere tüm Filistin topraklarındaki başta işgal ve ilhak olmak üzere birçok uluslararası hukuk kuralının ihlali yer alıyor.
Serbest bırakıldıktan sonra Gazze Şeridi’nin merkezindeki Deyr el-Belah kentindeki Aksa Şehitleri Hastanesi’nde tedavi altına alınan Filistinliler, alıkonuldukları süre boyunca aç bırakıldıklarını ve İsrail askerleri tarafından işkence gördüklerini anlattı.
İsrail, dün Gazze Şeridi’nde alıkoyduğu, aralarında yaşlı bir kadının da bulunduğu 16 Filistinliyi serbest bıraktı. Deyr el-Belah’ın doğusundaki Kissufim askeri bölgesinden giriş yapan Filistinlilerden 13’ü sağlık durumlarının kötü olması nedeniyle Aksa Şehitleri Hastanesi’ne götürüldü.
İsrail ordusu, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de aralarında çocuk, kadın, gazeteci, sağlık çalışanı olmak üzere binlerce Filistinliyi alıkoydu, bunlardan bir kısmını serbest bırakırken, kalanların akıbetinin ne olduğu bilinmiyor.
“Her gün açlık, susuzluk ve işkenceyle geçti”
Görme engelli Nadur Halid Gaseliyye (27), Gazze Şeridi’nin kuzeyinde sığındıkları bir barınma merkezinde aralarında yaşlıların da bulunduğu 10 kişiyle birlikte alıkonulduğunu söyledi.
Gaseliyye, görme engelli olmasına ve bunu belirtmesine rağmen İsrail askerlerinin diğer Filistinlilere yaptıkları gibi onun da gözlerini bağladığını ifade etti.
“Alıkonulma çok zordu, her gün açlık, susuzluk ve işkenceye maruz bırakıldık. Son günlerde suyumuzu kesmeye başladılar” diyen Gaseliyye, bu süre boyunca yaşadığı zorlukları şu sözlerle aktardı:
“Cezaevinde hava çok sıcaktı. Çok terliyordum. Gözlerimdeki bağ şiddetli ağrı ve yanmaya neden oluyordu. Yüzümü suyla yıkamalarını istedim ama reddettiler. Nakil sırasında şiddetli dayak da dahil olmak üzere çeşitli işkencelere maruz kaldık. Silahların dipçiğiyle sırtımıza ve omurgamıza vurdular. Bazı insanlar bu yüzden öldü. Dayakların şiddetinin yanı sıra üzerimize köpekleri salıyorlardı ve elektrikli cop kullanıyorlardı.”
Filistinliler en korkunç işkence ve aşağılanmalara maruz kalıyor
Serbest bırakılan 35 yaşındaki Muhammed Habib ise “ağır dayaklara, çıplak aramaya ve çok kötü muamelelere maruz kaldıklarını” belirtti.
Tutuldukları hapishanede “insanların dayanılmaz trajik koşullarda yaşam mücadelesi verdiğine ve insan haklarının ayaklar altına alındığına” dikkati çeken Habib, uluslararası toplumun ve insan hakları kuruluşlarının sessizliğinden güç alan İsrail güçlerinin hapishanelerde Filistinlilere en korkunç işkence, aşağılama ve kötü muamelede bulunduğunu vurguladı.
İşgal altındaki Doğu Kudüs’e gittiği sırada yolda alıkonulan 64 yaşındaki Filistinli kadın Necah Safi, İsrail askerlerinin “Batı Şeria’da bulunma süresi bittiği” gerekçesiyle kendisini alıkoyduğunu ifade etti.
Hasta kız kardeşine tedavisi sırasında refakat etmek için Batı Şeria’ya geldiğini belirten Safi, kardeşinin ölümünden sonra İsrail saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi’ne dönemediğini ve Batı Şeria’da mahsur kaldığını dile getirdi.
Hapishanelerde çıplak arama yapılıyor
Askerlerin kendisini kelepçeledikten sonra bir sorgu merkezine götürdüğünü ve bütün gece orada kaldığını, ardından Remle hapishanesine nakledildiğini söyleyen Safi, yaşadığı şiddeti şu sözlerle anlattı:
“İsrailli kadın askerler Filistinlileri soydu ve güvenlik görevlilerinin önünde çıplak olarak arama yaptı. Askerler fotoğrafımı çekmek için beni başörtümü çıkarmaya zorladı. Başörtümü çıkarmayı reddettiğim için bana küfür ve hakaret yağdırdılar.”
Cezaevi idaresinin 27 günden uzun bir süre zarfında ailesiyle iletişim kurmasına ve onlara nerede tutulduğunu söylemesine izin vermediğini belirten Safi, askerlerin alıkoydukları tüm Filistinli kadınları hücrelerde tecrit altında tuttuklarını ve her gün hakaret ve küfür yağdırarak hem psikolojik hem fiziksel şiddet uyguladıklarını anlattı.
Filistinli yaşlı kadın, İsrail askerlerinin kendisini Deyr al-Belah’a götürerek serbest bıraktıktan sonra bulundukları bölgeye doğru ateş açtıklarını aktardı.
İsrail ordusu geçtiğimiz aylarda sağlık durumları kötüleşen onlarca esiri ayrı gruplar halinde serbest bıraktı.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan son açıklamaya göre, İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde 310 sağlık personeli ile 36 gazetecinin de aralarında bulunduğu 5 bin kişiyi alıkoymuştu.

‘OYLAMAYLA İKİ DEVLETİ ÇÖZÜM YOK EDİLEMEZ’
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail meclisinin “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergeyi kabul etmesine tepki göstererek, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” açıklamasında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in daha önce yaptığı açıklamada mevcut gelişmelerin “iki devletli çözümü kalbinden bıçakladığını” söylediğini anımsatan Dujarric, Guterres’in İsrail meclisinin aldığı karar karşısında hayal kırıklığına uğradığını dile getirdi.

Dujarric, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” diyerek, BM’nin 1967 sınırlarınca iki devletli çözümü desteklediğinin altını çizdi.
İsrail meclisinin aldığı kararın BM kararları, uluslararası hukuk ve daha önce varılan anlaşmalarla uyumsuz olduğunu kaydeden Dujarric, “Guterres, taraflara iki devletli çözümden uzaklaştıracak tüm adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor.” mesajını verdi.
ABD: KARARA SEVİNMEDİK
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesi kararına “çok sevinmediklerini” duyurdu.

Önerge hakkında birebir konuşamayacağın belirten Patel, “ABD, hem İsrailliler hem de Filistinliler için barış inşa etme konusunda kararlı.” ifadelerini kullandı.
HAMAS: ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ BMGK KARARLARININ HAFİFE ALINMASIDIR!
Hamas’tan yapılan açıklamada da, “Siyonist Knesset’te Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan önergenin kabul edilmesi, Filistin topraklarında hiçbir meşruiyeti olmayan işgalci bir tarafın verdiği geçersiz bir karardır.” ifadeleri kullanıldı.

‘ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİ OLARAK HAREKETE GEÇMELİ’
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Filistin halkımızın, Siyonist terör hükümetinin kendisine karşı yürüttüğü faşist imha savaşı karşısında direnişini, mücadelesini ve meşru savunmasını sürdüreceğini teyit ediyoruz. Bu karar uluslararası topluma bir meydan okuma mesajı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Filistin’e Birleşmiş Milletlere tam üyelik verilmesini destekleyen kararlarının hafife alınması anlamına geliyor.”
Hamas, “İsrail Meclisinin bu suç niteliğindeki kararlarını, uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının tüm haklarına erişmesini sağlamak için uluslararası toplumun ciddi olarak harekete geçmesi gerektiğini” vurguladı.
ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ FRANSA’DA ŞAŞKINLIK YARATTI
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen kararlara aykırı olarak İsrail Meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesinden duyulan “şaşkınlık” vurgulandı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in İsrail polisi eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının “sorumsuz” olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tür eylemlerin bölgeyi istikrarsızlaştırdığı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Açıklamada, Fransa’nın söz konusu baskını kınadığı, “barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan iki devletli çözümün acilen hayata geçirilmesi gerektiği” kaydedildi.
“Sadece iki devletli bir çözüm hem İsraillilere hem de Filistinlilere adil ve kalıcı bir barış getirebilir ve bölgede istikrarı garanti altına alabilir” ifadesi kullanılan açıklamada, “İsrailli ve Filistinli siyasi liderlerin barışa yönelik gönüllü ve cesur bir taahhütte bulunmalarının” gerekliliğinin altı çizildi.
Kudüs’teki kutsal yerlerin tarihi statüsünün korunmasının önemi hatırlatılan açıklamada, Ürdün’ün bu konudaki “özel rolüne” dikkati çekildi.

NE OLMUŞTU?
İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önerge kabul edilmişti.
Söz konusu önergede, “Filistin devletinin kurulmasının İsrail devleti ve vatandaşları için tehdit oluşturacağı” iddiasına yer verilmişti.
]]>STEAM OYUN PLATFORMUNA GÖNDERİLEN MESAJ
İsmini vermek istemeyen soruşturma ekibinden 3 kaynak, ABC’ye, Crooks’un suikast girişiminin arkasında yatan nedeni belirlemek için çalışan müfettişlerin, “Steam” adlı oyun platformuna gönderilen bir mesaj bulduklarını açıkladı. Kaynaklar, Crooks tarafından yazıldığına inandıkları mesajda, “13 Temmuz prömiyerim olacak, olup biteni izleyin” ifadesinin kullanıldığını belirtti.
MERMİNİN UZUN MESAFEDE RÜZGARA KARŞI GİDİŞATI
Crooks’un elektronik aletlerinde incelemeleri sürdüren yetkililerin, telefonda Trump ve başkan Joe Biden’in resimlerini bulduğu, ayrıca internet kayıtlarında “merminin uzun mesafede rüzgara karşı gidişatı” konusunda aramalara rastladığı kaydedildi.
1 SAAT ÖNCEDEN FOTOĞRAFI ÇEKİLİP POLİSLE PAYLAŞILMIŞ
Diğer yandan olay günü Crooks silahını ateşlemeden önce seçim mitingi alanında yaşananalar hakkında da yeni detaylar ortaya çıkıyor. Gizli Servis ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yetkililerinin dün Senato üyelerine verdiği kapalı brifingten sızan bilgilere göre, Crooks’un Trump kürsüye çıkmadan 1 saatten önce sırtında çanta ile meydanda dolaştığı, elindeki telemetre aleti ile ölçümler yaparken kolluk kuvvetlerinin dikkatini çektiği belirtildi.
AP’ye konuşan, söz konusu brifingten bilgisi olan 8 güvenlik yetkilisine göre, Crooks’un “şüpheli” durumunun telsizle üst makamlara haber verildiği, alandan fotoğrafının çekilip paylaşıldığı ancak bu süreçte Crooks’un gözden kaybolarak Trump kürsüye çıktıktan sonra 135 metre uzaklıktaki binanın çatısında görüldüğü aktarıldı.
ÇATIYA ÇIKAN POLİSE SİLAH DOĞRULTMUŞ
Mitinge katılanların uyarısı üzerine bina yakınında bulunan yerel bir polis memurunun çatıya çıkmaya çalıştığı, ancak Crooks’un kendisine silah doğrultması üzerine karşılık veremeden geri çekildiği belirtildi. Hemen sonra da Crooks’un Trump’ı hedef alarak silahını ateşlediği bildirildi.
Gizli Servis yetkilileri, Crooks’un saldırıyı gerçekleştirdiği alanın güvenliğinin yerel ve eyalet polislerinin görev alanı içinde olduğunu savunurken, yerel kolluk kuvvetleri de en üst yetkili birim olarak Gizli Servisin böyle bir görevlendirme yapmadığı ve de personel sayılarının buna yeterli olmadığı şeklinde karşılık veriyor.
CUMHURİYETÇİLER GİZLİ SERVİS DİREKTÖRÜNE TEPKİLİ
Trump’a yönelik suikast girişimini engellemede başarısız olmakla eleştirilen ABD Gizli Servisi üzerinde de baskılar gittikçe artıyor. Kongre’de Senato üyelerine verilen brifingten sonra dün Milwaukee şehrinde devam eden Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’ne katılan Gizli Servis Direktörü Kimberly Cheatle, burada bir grup Cumhuriyetçi Kongre üyesinin tepkisiyle karşılaştı.
Tennessee Senatörü Marsha Blackburn, kongre alanında yürüyen Cheatle’nin peşinden giderek, “Bu bir suikast girişimiydi. İnsanlara cevap borçlusun. Başkan Trump’a cevap borçlusunuz” diye bağırdı.
Gruptaki Wyoming Senatörü John Barrasso da Cheatle’nin hiçbir cevap vermeden yürümeye devam etmesine tepki göstererek, “Bu sessizlik gerçeklere karşı duvar örmektir” ifadesini kullandı.
Sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerde Cheatle’nin daha sonra durup etrafını çeviren Kongre üyelerini başını sallayarak dinlediği, sordukları sorulara ise “Burası bunlara cevap vermenin yeri ve zamanı değil.” diyerek yanıtsız bıraktığı duyuldu.
Blackburn ve Barrasso, dün Senato üyelerine verilen brifingten sonra yaptığı açıklamalarda, Gizli Servisin, Trump’a suikast girişimi öncesi zanlıyı “şüpheli” olarak bir saat önceden bildiğini duyurmuş, buna rağmen saldırının engellenememesi nedeniyle Cheatle’ye istifa çağrısında bulunmuştu.
TRUMP’A SUİKAST GİRİŞİMİ
Eski ABD Başkanı Trump, 13 Temmuz’da Pensilvanya’da Butler bölgesinde mitingde kürsüden destekçilerine hitap ettiği sırada silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırıda mitinge katılan 1 kişi ölmüş, 2 kişi yaralanmış, ABD Gizli Servisi saldırganın etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı. FBI, saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamış, incelemelerin ardından suikast girişiminde bulunan ve olay mahallinde öldürülen kişinin 20 yaşındaki Thomas Matthew Crooks olduğunu bildirmişti.
]]>
‘OYLAMAYLA İKİ DEVLETİ ÇÖZÜM YOK EDİLEMEZ’
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail meclisinin “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergeyi kabul etmesine tepki göstererek, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” açıklamasında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in daha önce yaptığı açıklamada mevcut gelişmelerin “iki devletli çözümü kalbinden bıçakladığını” söylediğini anımsatan Dujarric, Guterres’in İsrail meclisinin aldığı karar karşısında hayal kırıklığına uğradığını dile getirdi.

Dujarric, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” diyerek, BM’nin 1967 sınırlarınca iki devletli çözümü desteklediğinin altını çizdi.
İsrail meclisinin aldığı kararın BM kararları, uluslararası hukuk ve daha önce varılan anlaşmalarla uyumsuz olduğunu kaydeden Dujarric, “Guterres, taraflara iki devletli çözümden uzaklaştıracak tüm adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor.” mesajını verdi.
HAMAS: ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ BMGK KARARLARININ HAFİFE ALINMASIDIR!
Hamas’tan yapılan açıklamada da, “Siyonist Knesset’te Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan önergenin kabul edilmesi, Filistin topraklarında hiçbir meşruiyeti olmayan işgalci bir tarafın verdiği geçersiz bir karardır.” ifadeleri kullanıldı.

‘ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİ OLARAK HAREKETE GEÇMELİ’
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Filistin halkımızın, Siyonist terör hükümetinin kendisine karşı yürüttüğü faşist imha savaşı karşısında direnişini, mücadelesini ve meşru savunmasını sürdüreceğini teyit ediyoruz. Bu karar uluslararası topluma bir meydan okuma mesajı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Filistin’e Birleşmiş Milletlere tam üyelik verilmesini destekleyen kararlarının hafife alınması anlamına geliyor.”
Hamas, “İsrail Meclisinin bu suç niteliğindeki kararlarını, uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının tüm haklarına erişmesini sağlamak için uluslararası toplumun ciddi olarak harekete geçmesi gerektiğini” vurguladı.
ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ FRANSA’DA ŞAŞKINLIK YARATTI
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen kararlara aykırı olarak İsrail Meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesinden duyulan “şaşkınlık” vurgulandı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in İsrail polisi eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının “sorumsuz” olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tür eylemlerin bölgeyi istikrarsızlaştırdığı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Açıklamada, Fransa’nın söz konusu baskını kınadığı, “barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan iki devletli çözümün acilen hayata geçirilmesi gerektiği” kaydedildi.
“Sadece iki devletli bir çözüm hem İsraillilere hem de Filistinlilere adil ve kalıcı bir barış getirebilir ve bölgede istikrarı garanti altına alabilir” ifadesi kullanılan açıklamada, “İsrailli ve Filistinli siyasi liderlerin barışa yönelik gönüllü ve cesur bir taahhütte bulunmalarının” gerekliliğinin altı çizildi.
Kudüs’teki kutsal yerlerin tarihi statüsünün korunmasının önemi hatırlatılan açıklamada, Ürdün’ün bu konudaki “özel rolüne” dikkati çekildi.

NE OLMUŞTU?
İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önerge kabul edilmişti.
Söz konusu önergede, “Filistin devletinin kurulmasının İsrail devleti ve vatandaşları için tehdit oluşturacağı” iddiasına yer verilmişti.
]]>AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) aday gösterdiği ve 6-9 Haziran’da yapılan seçimlerin ardından AB liderlerinin üzerinde uzlaşarak AP’ye önerdiği von der Leyen, Genel Kurul’da güvenoyu aldı.
Kapalı zarf usulüyle yapılan oylamada milletvekillerinin 401’i “evet” , 284’ü “hayır” oyu verirken, 15’i ise çekimser kaldı.
Von der Leyen böylece 2019’dan bu yana yürüttüğü AB Komisyonu Başkanı görevine 5 yıl daha devam etme hakkı kazandı.
URSULA VON DER LEYEN KİMDİR?
İkinci kez AB Komisyonu Başkanlığı görevine getirilen von der Leyen, 8 Ekim 1958’de Belçika’da doğdu.
Alman bir ailede dünyaya gelen von der Leyen’in babası Ernst Albrecht, AB’nin atanan ilk yetkililerinden biri ve Aşağı Saksonya Eyalet Başkanı’ydı.
Von der Leyen’in siyasetle iç içe geçen çocukluk ve gençlik yılları, onun gelecekteki kariyerinin temelini oluşturdu.
Alman siyasetçi, üniversite hayatına ekonomi alanında başlasa da Hannover Tıp Fakültesinde 1987’de tıp diplomasını aldı.
Siyasi kariyeri 1990’da Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) partisine katılmasıyla başlayan von der Leyen, Aşağı Saksonya Parlamentosu üyeliği ve eyalet hükümetinde çeşitli bakanlık pozisyonlarında görev aldı.
Von der Leyen, 2005’te, Dönemin Başbakanı Angela Merkel’in kabinesinde Aile, Yaşlılar, Kadınlar ve Gençlik Bakanı olarak atanmasıyla federal hükümette yer almaya başladı.
2009-2013 döneminde Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı olarak görev yapan Von der Leyen, 2013’te Almanya’nın ilk kadın Savunma Bakanı olarak bir ilke imza attı ve bu görevi, 2019’a kadar sürdürdü.
Von der Leyen’in, AB Komisyonu Başkanı olma yolculuğu Temmuz 2019’da aday gösterilmesiyle başladı. Tecrübeli siyasetçi, AP’nin ve AB liderlerinin çoğunluğunun desteğini arkasına olarak Komisyon’a Başkan olarak seçilen ilk kadın olarak 1 Aralık 2019’da görevi devraldı.
Von der Leyen’in görev süresi boyunca karşılaştığı krizler ve sıcak çatışmalar karşısında takındığı tutum, sıklıkla eleştirildi.
Kovid-19 salgını sırasında AB’nin ilk aşı tedarik süreci ve dağıtım gecikmeleri nedeniyle eleştirilere maruz kalan von der Leyen’e bu konuda “görevi ve unvanı kötüye kullanmak” gibi çeşitli suçlamalarla dava açıldı.
Von der Leyen’in iddialı iklim politikaları için yaptığı baskı da bunların ekonomik etkilerinden endişe duyan bazı üye ülkelerin ve aşırı sağ partilerin muhalefetiyle karşılaştı.
Von der Leyen’in, İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye başlattığı saldırıların ardından takındığı tavır ve İsrail’e sunduğu “koşulsuz destek”, Avrupa’da yaşayanların yanı sıra AB yönetimi ve AP içinde tepkilere neden oldu.
Saldırıların başladığı günlerde İsrail’e “destek” ziyaretinde bulunan ilk liderlerden biri olan von der Leyen’in sivil kayıplara rağmen “İsrail’in kendini savunma hakkına” vurgu yapan söylemleri, Filistinli sivillerin karşı karşıya kaldığı insani krize karşı duyarsızlık suçlamalarına yol açtı.
AB’nin yürütme organı Komisyon’a başkanlık edecek von der Leyen, kanun teklifleri sunarak yasama sürecini başlatacak, AB müktesebatını ve bütçeyi uygulayacak, idari denetim yapacak ekibin başında olacak.
Divan, yarın açıklayacağı danışma görüşünde İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ilhak uygulamaları, Doğu Kudüs’ün statüsünü değiştirme çabaları, apartheid ve ayrımcı uygulamaların hukuka aykırılığı, bunların başta İsrail olmak üzere tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar açısından doğuracağı sonuçlar hakkında kanaatini açıklayacak.
Divan Başkanı Lübnanlı Yargıç Nawaf Salam tarafından halka açık oturumda okunacak danışma görüşünde, İsrail’in Filistin’i işgalinin hukuka aykırı olduğu, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal ettiği, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğu, Filistinlilere yönelik ayrımcı ve ırkçı uygulamaların hak ihlali teşkil ettiğinin teyit edilmesi bekleniyor.
49 ÜLKE BEYANDA BULUNDU
Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda faaliyetlerini sürdüren Divan’da, 19-26 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 49 ülke, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Afrika Birliği, İsrail’in Filistin topraklarını işgal ve ilhakına ilişkin kendi görüşlerini sözlü olarak Divan’a sunmuştu.
Bunun öncesinde de yine aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 54 devlet ve 3 uluslararası kuruluş Ağustos 2023’e kadar yazılı beyanlarını Divana ulaştırmıştı.
Türkiye, İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria’daki ilhakı ve özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün korunmasına ilişkin olarak Divan’a yazılı beyanını ilk ulaştıran ülke olmuştu.
Divan önünde, danışma görüşünde ilk defa bu kadar çok sayıda devletin yazılı ve sözlü beyanda bulunduğu görülürken, yazılı beyanda bulunan İsrail’in sözlü duruşmalarda yer almaması dikkati çekmişti.
UYGULAMALAR HUKUKA AYKIRI
Duruşmalara katılan devletlerin büyük çoğunluğu, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin ve Filistinlilere yönelik uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu savunmuştu.
Belçika, İsviçre, İrlanda, İspanya ve Norveç gibi batılı ülkeler dahil çoğunluğu Orta Doğu’dan olan ülkelerin yer aldığı, 19-26 Şubat 2024 tarihinde gerçekleşen duruşmalarda, “İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkının bulunmadığı”, “İlhak yoluyla toprak edinmenin hukuka aykırı olduğu”, “Filistin topraklarındaki ilhak ve yerleşimci uygulamalarının demografik yapıyı zorla değiştirmek anlamına geldiği”, “Diğer devletlerin, İsrail’in Filistin’deki işgalini tanımama yükümlülüğü olduğu” ve “İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediği” savunulmuştu.
TÜRKİYE FİLİSTİN İŞGALİNE KARŞI ÇIKTI
Türkiye, UAD’nin danışma görüşü oluşturulması sürecinde 26 Şubat 2024’te yaptığı sunumda, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediğini ve bu sebeple işgali “derhal ve koşulsuz olarak” sona erdirmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Sunumunda, İsrail’in Filistin’deki işgaline son vermesi ve 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kalıcı ve sürekli bir çözüme ulaşılması çağrısını yineleyen Türkiye, uluslararası toplumu ve kuruluşları, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet etmişti.
Türkiye, özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırılık teşkil ettiğini belirtmişti.
– ABD ve İngiltere, İsrail’in tezlerini savundu
ABD ve İngiltere ise İsrail’in tezlerini savunarak, Divan’dan herhangi bir danışma görüşü vermemesini istemişti.
İngiltere, İsrail-Filistin uyuşmazlığının ikili müzakereler yoluyla çözülmesi ve Divan önüne getirilmemesi gerektiğini savunurken, ABD tarafı ise İsrail’in Filistin’i işgalini “güvenlik endişeleri” gerekçesiyle meşru göstermeye çalışmıştı.
BM Genel Kurulu, UAD’den görüş istemişti
BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti.
BM Genel Kurulunun Divana sunduğu sorular, şu şekilde:
“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?
2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”
Danışma görüşü talebi 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.
Danışma görüşü nedir?
Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Divan’ın görevleri arasında ilk olarak, devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.
BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebilir. Devletler, Divan’dan danışma görüşü isteyemez.
UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşünü açıklayacak.
Danışma görüşünün etkisi nedir?
UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.
Danışma görüşleri, ileride açılabilecek benzer konulardaki davalarda Divan’ın ne yönde karar verebileceğini de gösterirken, danışma görüşü aleyhine hareket eden devletler açısından politik baskı aracı olarak kullanılabiliyor.
Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koyması dikkati çekiyor.
Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmenin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.
UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında uyguladığı ihlallerin sonlandırılması yönündeki baskının artması bekleniyor.
Buna ek olarak, İsrail’e askeri, siyasi ve mali destek veren ülkelerin de uluslararası toplum tarafından bu desteklerini sonlandırmaları yönünde gelecek çağrıları yanıtlamak zorunda kalmaları öngörülüyor.
Danışma görüşü, İsrail’in Adalet Divanında yargılandığı davadan farklı
Güney Afrika’nın, İsrail aleyhine, Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali sebebiyle Uluslararası Adalet Divanında açtığı dava, iki ülke arasında çekişmeli yargılama anlamına gelirken, yarın başlayacak danışma görüşü, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor.
Danışma görüşünde, davalı-davacı şeklinde ayrım bulunmuyor ve UAD, BM organları ya da kuruluşlarının faaliyet alanlarına ilişkin yönelttiği sorular hakkındaki görüşünü açıklıyor.
Divan Statüsü’nün 66. maddesi gereği, BM üyesi ülkeler, danışma görüşü istenen konular üzerine yazılı ve sözlü beyanda bulunma hakkına sahip.
Çekişmeli davalardan farklı olarak herhangi bir ad-hoc hakim atanmadığından, danışma görüşü kararını UAD’nin daimi 15 hakimi verecek.
Buna ek olarak soykırım davası sadece Gazze’de işlenen soykırım suçlarını ve ihlalleri ele alırken, yarın açıklanacak danışma görüşünün kapsamında, Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere tüm Filistin topraklarındaki başta işgal ve ilhak olmak üzere birçok uluslararası hukuk kuralının ihlali yer alıyor.
BMGK’da, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un başkanlığında Filistin’deki durum hakkında oturum düzenlendi.
Lavrov, konuşmasına başlamadan önce, BMGK’ye giren ve kimliği bilinmeyen iki kadın ellerinde resimlerle “Esirleri serbest bırakın.” diye bağırdı. Lavrov, gösteri düzenleyenlere “Derdiniz ne? Biriniz gelin, açık bir şekilde anlatın.” dedi. Söz konusu kişilerden cevap gelmeyince göstericiler güvenlik tarafından dışarıya çıkarıldı.
Bunun ardından Lavrov, konuşmasına geçti.
“Orta Doğu daha önce benzeri görülmemiş güvenlik riskleriyle karşı karşıya.” uyarısında bulunan Lavrov, akan kanı durdurmak ve sivillerin acısını dindirmek için dürüst diyaloğa ihtiyaç olduğunu söyledi.
Lavrov, Rusya’nın tarihsel olarak bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler yürüttüğünü belirterek, ülkesinin Filistin’in BM üyeliğini de desteklediğini, halihazırda BM üyesi 150 ülkenin Filistin’i tanıdığını kaydetti.
BMGK’nin son 10 ayda bakanlar düzeyinde Filistin’deki durumu görüşmek için 4. kez bir araya geldiğini, 4 BMGK kararının kabul edildiğini ifade eden Lavrov, “Ancak işgal altındaki Filistin topraklarında akan kan, bu kararların sadece kağıtta mürekkep olduğunu gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Lavrov, “Dostu ABD’nin desteğiyle İsrail’in kapsamlı askeri operasyonu son 10 ayda çok korkunç bir yıkıma yol açtı.” dedi.
Gazze’de 10 ayda 40 bine yakın sivilin öldürüldüğünü ifade eden Lavrov, bunun Ukrayna’nın güneydoğusunda “10 yıldır süren ihtilafta” ölenlerin iki katı olduğunu söyledi.
Lavrov, (BM Genel Sekreteri Antonio) Guterres’in 2009’da söylediği gibi “Gazze’deki ihtilaf, dünyada insanların kaçmasına bile izin vermeyen tek ihtilaf” olduğunu belirterek, durumun daha da kötüleştiğine işaret etti.
Rusya Dışişleri Bakanı, Orta Doğu’da kötüleşen durumdan ABD politikalarını sorumlu tuttu.
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Mansur: Gazze en çok belgelenen soykırım olarak tarihe geçecek
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur ise “Gazze en çok belgelenen soykırım olarak tarihe geçecek.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in aylardır kıtlık, susuzluk ve hastalığı silah olarak kullanarak bir insani facia yarattığını aktaran Mansur, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin halkı ve esirleri umursamadığını dile getirdi.
Mansur, Netanyahu’nun uluslararası hukuk ve insan onurunu da umursamadığını, sadece siyasi yaşamını düşündüğünü belirtti.
“Size soruyorum BM Güvenlik Konseyi, bu akıl hastasının Filistin halkına yönelik soykırımını kim durduracak? Kim onun karar vermesini engelleyecek?” sorularını yönelten Mansur, artık değişim zamanı olduğunu vurguladı.
İsrail’in Gazze’de yaptığı toplu cezalandırmadır”
“Uluslararası toplumun Gazze’deki duruma tepki vermekte başarısız” olduğuna işaret eden Lavrov, konuya ilişkin alınan hiçbir BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmadığının altını çizdi.
7 Ekim saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirten Lavrov, “İsrail’in Gazze’de yaptığı toplu cezalandırmadır.” ifadesini kullandı.
Toplu cezalandırmanın uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu dile getiren Lavrov, “Bir ihlalle başka ihlaller yaparak savaşamazsınız.” dedi.
BM Genel Sekreteri’nin ofisini de “çifte standart” uygulamakla suçlayan Lavrov, Gazze’ye yönelik saldırılardan bahsederken saldırının kim tarafından yapıldığını açık şekilde söylemediklerini ancak söz konusu Ukrayna olunca hemen Rusya’yı suçladıklarını kaydetti.
Lavrov, BM çalışanlarının tüm üyelere karşı tarafsız olması zorunluluğunun altını çizdi.
“İsrail, gerginliği artırmak istiyor”
Orta Doğu’da gerginlik ve İran’ın dahil olma ihtimaline ilişkin soruya Lavrov, “İran gerginliği artırmak istemiyor. İsrail istiyor.” dedi.
Lavrov, Hizbullah’ın da itidalli davrandığını ancak ABD ve İsrail’in çatışmayı körüklemeye, “kapsamlı savaş” başlatmaya çalıştığını söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanı, Batı’nın gerginliği azaltmak için ihtiyaç olan tüm çabayı sarf etmesi gerektiğini ifade etti.
“İstanbul’da barış sağlanmak üzereydi”
Ukrayna’daki durum hakkında da konuşan Lavrov, “Minsk Anlaşması uygulansaydı Ukrayna, Kırım hariç 1991 sınırlarını muhafaza ederdi.” diye konuştu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin “barış önerisinin” tek taraflı ve kabul edilemez olduğunu vurgulayan Lavrov, İstanbul’da 2022’de yürütülen müzakerelerde barışın sağlanmak üzere olduğunu anımsatarak, “Dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Ukrayna’ya imzalamayın talimatını verdi ve masadan kalktılar.” ifadesini kullandı.
Lavrov, “Ukrayna’ya silah pompalamayı bırakırsanız savaş sona erer.” dedi.
“Avrasya güvenlik modelini savunuyoruz”
NATO’nun adil olmayan ve agresif bir politikası bulunduğunu kaydeden Lavrov, kendilerinin Avrasya güvenlik modelini savunduklarını söyledi.
Lavrov, bu modelin eşitlik temelli olacağını ve herkesin çıkarlarını gözeteceğini belirtti.
“ABD halkının seçeceği her liderle çalışmaya hazırız”
Eski ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna’ya desteğin kesilmesini savunan yeni başkan yardımcısı adayı J.D Vance’in seçilmesi durumunda ilişkilerin nasıl olacağının sorulması üzerine Lavrov, “ABD halkının seçeceği her liderle çalışmaya hazırız.” dedi.
Lavrov, Trump’ın başkan olduğu dönemde Rusya’ya yoğun ekonomik ve diplomatik yaptırım uygulandığını ancak buna rağmen “diyalog kanallarının en üst seviyede açık” olduğunu bildirdi.
Mevcut ABD yönetimiyle diyaloğun bulunmadığını ifade eden Lavrov, ilişkilerin saygılı ve eşit zeminde yürümek zorunda olduğunun altını çizdi.
Yeni sezon öncesi hazırlıklarını Avusturya’nın Geinberg bölgesinde sürdüren Süper Lig’in son şampiyonu Galatasaray’da Uruguaylı orta saha Lucas Torreira, Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu. Şampiyon olmanın önemine değinen Lucas Torreira, “İki sene üst üste şampiyon olduk. Şampiyon olmanın kulüp ve taraftar olarak ne kadar önemli olduğunu biliyorduk. Gerçekten çok mutluyuz. Bazen zamanda durup düşünmek gerekiyor. Bütün bu iki sene boyunca neler olduğunu düşünmek gerekiyor. Kısa zamanda bu başarılar gerçekten beni çok mutlu ediyor. Her andan çok büyük keyif alıyorum” şeklinde konuştu.
“FENERBAHÇE DE BÜYÜK BİR TAKIM”
İkinci şampiyonluğun ilkine göre daha zor kazanıldığını ifade eden Torreira, “Bence sonuncu gerçekten çok zordu. Çünkü son maça kadar kaldı. İlk sezonda daha öncesinde şampiyon olmuştuk. Fenerbahçe ile oynadığımız maçta şampiyonluğumuzu ilan etmiş bir şekilde oynadık. O zaman farklı bir rahatlıkla oynadık tabii ki. Bu sene kazandığımız şampiyonluğun ise farklı bir tadı vardı çünkü bunu son maçta kazandık. Maalesef evimizde Fenerbahçe’ye karşı oynadığımız maçı kazanıp da kutlayamadık. Taraftarımızın ve bizim isteğimiz buydu aslında. Fakat futbol böyledir. Bazen büyük rakiplere karşı oynarsınız. Fenerbahçe de büyük bir takım. Kesinlikle altını çizmek istiyorum. Her zaman burada saygıyı eksik etmemek lazım. Benim için en önemlisi ikincisi diyebilirim. Daha zor olan oydu” diye konuştu.
“TÜRK FUTBOLU İÇİN BU TARZ ŞEYLERİN OLMAMASI LAZIM”
Fenerbahçe’nin Süper Kupa mücadelesine U19 takımı ile çıkması üzerine yorumlarda bulunan Uruguaylı orta saha, “Gerçekten neden öyle bir şey oldu, nasıl bu noktaya gelindi ve Fenerbahçeliler ne yaptı tam olarak öncesini bilmiyorum. Önceki haftada birçok seçeneğin olduğunu biliyorum. Biz sadece konsantreydik. O maç için hazırlıklarımızı yaptık. Hem ülke için hem de o şehir için de önemli olduğunu düşünüyorum. Maalesef olan oldu. Biz bir kurum olarak basitçe kendimizi orada oynamak için hazırlamıştık ve geldik. Orada U19 ile çıkmaya karar verdiler. O anda bizim içimizden geldi diyebilirim. Orada alkışlamamız gerektiğini düşündük çünkü gençler de sabah maça çıkmışlardı. Çok önemli bir efor sarfettiklerine inanıyorduk. Kararlar maalesef başkaları tarafından alınıyor. Onların çıkması gerekti. Biz daha sonrasında kupayı kaldırdığımız için mutluyduk. Onu kutladık ve daha sonrasında oraya gelen insanlar için bir antrenman yaptık. Türkiye gibi bir futbol ülkesi için çok önemli. Aynı zamanda bir sürü insan o şehirde maçı izlemeye gelmişti. Onlar için de önemliydi. Bence bu tarz şeylerin olmaması lazım. Ben daha önce görmemiştim zaten. Umarım tekrardan olmaz. Sadece Galatasaray veya Fenerbahçe için değil. Türk futbolunun ve genel olarak futbolun iyiliği için” dedi.
“İNSANLARIN BANA SEVGİYLE YAKLAŞIYOR OLMASI MUTLU EDİYOR”
Takımın içerisinde önemli bir oyuncu olduğuna inandığını söyleyen 28 yaşındaki oyuncu, “Beni her zaman mutlu eden bir şey. Her zaman söylüyorum. İnsanların bana sevgiyle yaklaşıyor olması mutlu ediyor. Kendimi gerçekten güçlü hissetmemi ve bu şekilde devam etmemi sağlıyor. Sahanın içinde veya dışında aldığım bütün kararlarıma daha da adanmış olmamı sağlıyor. Takımın içerisinde önemli bir oyuncu olduğuma inanıyorum. Bu kendimi vermiş olmamdan, çalışmamla ve formaya duyduğum saygıdan olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda da insanların bana sevgiyle yaklaştığını ve bunun da bir parçası olduğunu biliyorum. Sizlere de gerçekten çok teşekkür etmek istiyorum. Oyuncuların arkasında işleriyle ilgilenen ve onlara yardımcı olmaya çalışan birçok insan var. Onların da her zaman önemli olduğunu düşünüyorum. Onların da sevgisine bir karşılık vermek gerektiğine inanıyorum. Tabii ki hocamızın ve teknik ekibimizin bizlere yardımcı olması, destek olması, her maçta rahat bir şekilde çıkabiliyor olmam, hata yapmama izin veriliyor olması ve tekrardan oynama şansımın olması benim için çok önemli. Birçok oyuncu değişiyor tabii. Sadece orta sahada değil, farklı pozisyonlarda yıldan yıla yeni oyuncular geliyor ve gidiyor. Bu bir adaptasyon meselesi. Önemli olan hocanın ne istediğini anlamak, hafta boyunca neleri yapmamızı istiyor onları iyi bir şekilde kavrayıp sahaya yansıtmak ve takım arkadaşlarıma hücumda veya savunmada yardımcı olabilmek” ifadelerini kullandı.

“TAMAMEN TAKIMIM İÇİN OYNUYORUM VE HOCAM DA BENDEN NE İSTERSE HAZIRIM”
Mevki ayırmaksızın sadece sahada olmak istediğini ifade eden Lucas Torreira, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben her zaman ilk 11 olmak istiyorum. 6-8-10 oynarım o önemli değil. Sahanın herhangi bir yerinde oynamak benim için tamam. Tamamen takımım için oynuyorum ve hocam da benden ne isterse hazırım. Tabii daha çok rahat ettiğim yer orta saha diyebilirim. Fakat benim için gerçekten önemli olan dengeyi sağlayabilmek. O sahanın içerisinde savunma ile hücum arasında bir bağlantı olabilmek. Kaan ile Şampiyonlar Ligi’nde oynamıştık. Birbirimizi gerçekten iyi tamamladık. Gerçekten iyi anlıyorduk birbirimizi. Sahanın içerisindeki alanları kaplamayı iyi biliyorduk. Kerem ile de çok iyi anlarımız oldu. Berkan ile de öyle. Bazen Sergio ile birlikte oynadığımızda da öyleydi. Herhangi bir oyuncu tipiyle oynadığım zaman olabildiğince onlara destek olmak istiyorum. Herhangi bir oyuncuyla oynarken hiçbir problemim olmuyor. Tabii ki de benim için önemli olan takımıma yardımcı olabiliyor olmam. Hücumda veya savunmada olsun bu her zaman için geçerli.”
“FRED BİZİM TARAFIMIZDA OYNUYOR OLSAYDI ÇOK GÜZEL OLURDU”
Fenerbahçe’nin Brezilyalı orta sahası Fred’in Süper Lig’de en iyi oyunculardan biri olduğunu dile getiren Lucas Torreira, “Gerçekten büyük bir şans aslında Türkiye’de oynuyor olması. Maalesef rakip takımımızda oynuyor. Ama yine de onunla oynamak, oynuyorken görmek bizim için bir keyif oluyor. Fenerbahçe’ye ne kadar kendini verdiğini biliyoruz. Geçtiğimiz sezonun en iyi oyunculardan biri tanesi olduğunu da biliyoruz. Çok güzel olurdu tabii ki de bizim tarafımızda oynuyor olsaydı. Fakat bugün bizim karşımızda ve biz onun karşısına çıkmakta da motive oluyoruz. Benim ve takım arkadaşlarım içinde öyle. Fenerbahçe ile evimizde oynadığımız maçta da en iyi oyuncularından bir tanesiydi. Bu ligin en iyi oyunculardan bir tanesi. Bu kötü bir şey değil. Umarım Fred, Torreira ve İsmail gibi aynı zamanda her zaman söylüyorum Kerem gibi, Sergio ve Berkan gibi bu seviyede oyuncuların gelmesi bu ligde kalitenin daha da fazla artması bence güzel bir şey” dedi.
Ay-yıldızlı bilekliğinin sorulması üzerine ise Lucas Torreira, şu cevabı verdi:
“Bunu Mauro hediye etti. Geçen sene takımdaki herkes için birer tane hediye etti.”
“ÇOK FAZLA GELMEK İSTEMİYORDUM ÇÜNKÜ ÜLKEYİ TANIMIYORDUM, FAKAT ŞİMDİ İKİ SENE GEÇTİ VE KESİNLİKLE SÖYLEMEM GEREKİYOR Kİ BU ÜLKEYE AŞIK OLDUM”
Türkiye’ye ilk geldiğinde çok zorlandığını ve İtalya’yı çok özlediğini ifade eden Torreira, sözlerine şöyle devam etti:
“Bunu kabul etmek lazım, Türkiye’ye gelmek için ilk fırsat çıktığı zamandan beri Nando neredeyse her gün beni arıyordu. Ben de Fiorentina’da çok iyi bir sezon geçirmiştim ve İtalya’dan ayrılmak istemiyordum. Çünkü orası çok sevdiğim ve rahat hissettiğim bir ülkeydi. İtalya’da da oynamak gerçekten hoşuma gidiyordu. Fiorentina’da geçirdiğim en iyi sezonlarımdan bir tanesiydi. 6 ay sonrasında Dünya Kupası maçları vardı ve çok hızlı bir şekilde imza atmam gerekiyordu. Nando aradığı zaman telefonları açmıyordum. Çok fazla gelmek istemiyordum çünkü ülkeyi tanımıyordum. Türkiye neresi bilmiyordum. Ama şunu söylemem lazım. İlk hafta çok zordu. Geldiğim zaman İtalya’yı çok özlemiştim. Biraz da değişiklikten korkuyordum. Fakat şimdi iki sene geçti ve kesinlikle söylemem gerekiyor ki bu ülkeye aşık oldum. Bunları insanların hoşuna gitsin diye söylemiyorum. Gerçekten geldikten sonra insanlar beni çok iyi karşıladılar. Ben de her anımda çok keyif aldım. Tatilden de o yüzden erken geldim çünkü benim için İstanbul çok keyifli. Burada bir sürü insanla tanıştım, birçok bağlantım oldu. Bu ülke hoşuma gidiyor. Şu anda keyif alıyorum ve Avrupa Kupası’ndan da çok keyif aldım. Türkiye gibi büyük bir ülkenin dünyada tanınıyor olması, farklı bir futbol gösteriyor olması bence çok önemli. Futbol dışında da aslında birçok konuda ön plana çıkması gereken bir ülke. İnsanlar gelsinler ve Türkiye’yi tanısınlar. Çünkü Türkiye’nin inanılmaz yerleri var. Ailemle ve arkadaşlarımla buraya geldiğimiz zaman çok keyifli vakit geçiriyorum. Bence dünyanın ve Türkiye’nin en iyi takımlarından bir tanesinin formasını giymek de benim için çok mutlu verici. Galatasaray’daki maceram umarım birçok sene daha devam edecektir. Türkiye’deki insanlarla birlikte vakit geçirdiğimizi görüp diğer oyuncular da buraya gelsinler. Ben kendi tarafımdan en azından iyi bir imaj vermeye çalışayım, çocuklara da iyi örnek olayım istiyorum. Sadece Galatasaray taraftarı değil, diğer taraftarlardan da bir sürü insan bizi takip ediyor ve seviyor. Benimle de ilgili iyi şeyler söylüyorlar. Onlar için de saygı değer ve örnek bir insan olmak istiyorum.”
“BU FORMAYLA GOL ATABİLDİĞİM İÇİN GERÇEKTEN ÇOK MUTLUYUM”
Galatasaray forması altında gol atmayı uzun zamandır beklediğini söyleyen Uruguaylı orta saha, “Restorandan çıktıktan sonra bir video yapmıştık. Onun şarkılarından bir tanesini söylüyor ve dans ediyorduk. Ama gol ile ilgili bir şeyler söyleyecek olursam çok uzun zamandır beklediğim ve geride kaldığımı hissettiğim bir şeydi. Uzun zamandır hayallerimi süsleyen bir şeydi. Maalesef ben çok gol atan bir oyuncu değilim. Çünkü çok fazla rakip ceza sahası içerisine girmek bana düşmüyor. Fakat bir fırsatım çıktığında ve takımım da izin verdiği zaman ileriye gidiyorum. Oraya sakin bir şekilde gidebiliyorum. Bu gol benim için gerçekten beklenen bir şeydi. Hem benim için hem de diğer insanlar için mutluluk vericiydi. Uzun zamandır beklediğim bir şeydi. Bu formayla gol atabildiğim için gerçekten çok mutluyum” şeklinde konuştu.
“GALATASARAY FORMASIYLA HER ŞEYİ KAZANMAK İSTİYORUM”
Oyun içinde zaman kazanmanın önemine değinen Lucas Torreira, “Şoförüm Eray benim bir kardeşim, ağabeyim aslında. Her gün bana ‘yerde kaldın’ diyor. Gerçekten benim hoşuma giden bir şey değil aslında. Oyun içinde bazı durumlar var ve zeki olmak gerekiyor, zaman kazanmak gerekiyor. Özellikle önemli bir maç olduğu zaman. Zamana oynamak gerekebiliyor. Tabii ki bütün zamanı yerde vakit geçirmek falan değil amacım. Ben mükemmel değilim onu da anlamanız gerekiyor. İnsan her zaman yeni şeyler öğreniyor. Elimden geldiğince yapabileceğim her şeyi takımıma yardımcı olmak için yapıyorum. Bazı insanların hoşuna gitmiyorsa da kusura bakmayın ben sadece Galatasaray formasıyla her şeyi kazanmak istiyorum” yorumlarında bulundu.

“ONUN İÇİN BU FORMAYLA ELİMDEN GELEN HER ŞEYİ VERMEYE HAZIRIM”
Teknik direktör Okan Buruk’un sürekli takım için kendini verdiğini, çok çalıştığını söyleyen Uruguaylı oyuncu, “Bence bütün hocalar ellerinden gelen iyi kararı alıyorlar. Takımları için en iyisini düşünerek yapıyorlar. Çok hoş bir insan, arkadaş canlısı bir insan, çok büyük bir kalbi var. Çok sempatik de bir insan. Sürekli takım için kendini vermeye çalışıyor. Bütün teknik ekip için bunu söyleyebilirim. Hep beraber bir şeyler başarmak için çalışıyoruz. Bunun sayesinde iki sene üst üste şampiyon olduk. Galatasaray şimdi de 5’inci yıldız için mücadele ediyorsa onların sayesinde olduğunu söylememiz lazım. Aynı zamanda Süper Kupa’yı kazanmaya ve Şampiyonlar Ligi’ne girmeye çalışacağız. Antrenör olarak baktığımda bana sürekli mutlulukla yaklaşıyor. Bana ilk geldiğim andan beri güven verdi. Arsenal’de konuştuğumuz zamandan beri benim aklıma bu fikri soktu. Burada takımla neler yapacağımızla ilgili. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insan ve onun için bu formayla elimden gelen her şeyi vermeye hazırım” dedi.
“MUHTEMELEN GALATASARAY BENİM AVRUPA’DAKİ SON TAKIMIM OLACAK”
Çok büyük bir takımda oynadığını, odağının da Galatasaray’da olduğunu dile getiren Torreira, “Teklifler geliyor. Bunlar futbolda normal şeyler. 6 ayda farklı farklı değişiklikler oluyor. Dünyanın farklı yerlerine gidebiliyorsunuz. Muhtemelen Galatasaray benim Avrupa’daki son takımım olacak. İsterim tabii ki de Güney Amerika’da olayım, bir an önce oynayayım. Çünkü orası aileme yakın. Yaklaşık 10 yıldır Avrupa’da oynuyorum. Şu an günümü yaşamak istiyorum, Galatasaray’da yaşadıklarımızı yaşamak istiyorum. Çok büyük bir takımdayım. Odağım sürekli bu kulüpte. Ben bu deneyimin keyfini çıkarmak istiyorum” diye konuştu.
“KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ BOCA FORMASI GİYME HAYALİM VARDI”
En güzel derbilerin Türkiye’de olduğunu ifade eden Lucas Torreira, “Küçüklüğümden beri benim Boca forması giyme hayalim vardı. Onun dışında futbol dünyasında her şey mümkün. Benim oraya gitme isteğim gerçekleşebilir. Her gün daha da yaklaşıyorum ona. Çok basit bir şey olduğuna da inanmıyorum. Oraya belli yaşta gitmem gerekiyor ki orada da mücadele edebileyim. Şimdiye kadar yaşadığım derbiler arasında konuşmak gerekirse en çok hissettiğim Galatasaray’da yaşadığım derbi oldu. Sadece takımların büyüklüğü anlamında düşünmeyin. Maçın öncesinde taraftar tarafından yaşananlar çok farklı. Çok farklı bir ayrıcalık bu formayı giyebiliyor olmak, Türkiye’de bu kadar büyük takımda mücadele edebilmek… Dünyanın birçok yerinde Galatasaray taraftarı var. Onlarla birlikte de bunları paylaşıyoruz. Bu kulüpte bulunmak, bu derbiyi oynayabiliyor olmak ve Fenerbahçe gibi büyük bir takımla mücadele edebiliyor olmak… Diğer ülkelerde oynadığım derbilerle kıyasladığımda en yüksek şiddetli hissettiğim, duygu yüklü olduğunu hissettiğim ve benim en hoşuma giden buradaki derbiler” dedi.
“MİLLİ TAKIMIN PARÇASI OLMAMAK CANIMI YAKAN BİR ŞEY”
Uruguay Milli Takımı’na seçilmemesi üzerine ise Lucas Torreira, şu cevabı verdi:
“Milli takımda oynayabilmek çok isterdim. Uzun süre milli takımın parçası oldum. 2 tane Dünya Kupası ve Amerika Kupası’nda oynadım. Milli takımın parçası olmamak canımı yakan bir şey. Benim çalışmaya devam etmem gerekiyor. Hoca fikir değişikliği yapabilir, daha sonra çağırabilir. Ben her zaman hocaların kararlarına saygılıyımdır. Orta saha en çok oyuncunun olduğu yerlerden bir tanesi aslında. Orada çok daha yüksek seviyede oyuncular var bizde. Bielsa, dünyanın en iyi hocaların bir tanesi. Ben Uruguaylı olarak dışarıdan onlara destek vermeye devam edeceğim.”
“YANIMDAKİ OYUNCUYU GELİŞTİRMEM İÇİN ELİMDEN GELEN BİR ŞEY VARSA DESTEK OLUYORUM”
Takım arkadaşlarına çok saygı duyduğunu söyleyen 28 yaşındaki orta saha, “Bana kalan bir şey değil bu aslında. Benim söylemem doğru da olmaz. Çok kaliteli takım arkadaşlarım var. Hepsi elinden gelen her şeyi en şekilde yapmaya çalışıyor. Ben de çok saygı duyuyorum takım arkadaşlarıma. Olabildiğinde onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Yanımdaki oyuncuyu geliştirmem için elimden gelen bir şey varsa destek oluyorum. Bu konuda işin ehli olan insanlar doğru kararı vereceklerdir. Bu iki senede çok iyi oyuncularla oynama şansı yakaladım” diye konuştu.
“KÖTÜ ANLARIMDA MAURO HER ZAMAN YANIMDA OLDU”
Mauro Icardi’ye her zaman destek vermeye devam edeceğini söyleyen Torreira, “Mauro’nun özel hayatıyla ilgili birçok şey söylenecektir. Ama günün sonunda o kendisi bu kararı verecektir ve konuyu yönetecektir. Ben arkadaşı olarak her zaman ona destek vermeye devam edeceğim. Benim için çok önemli bir insan. Bu iki sene içerisinde sadece şampiyonluklar kutlamadık. Bizim de kötü anlarımız oldu. kötü anlarımda Mauro her zaman yanımda oldu. Onun geçirdiği anlarda da her zaman bir yanında olacağız. Kulüpte bulunan herkes onu sarmalayacaktır. Onun keyif alması ve devam etmesi için eliminde gelen her şeyi yapacağız” diyerek sözlerini noktaladı.
Lucas Torreira, açıklamalarının ardından takım arkadaşlarını, Okan Buruk’u ve Galatasaray’ı tek kelime ile özetledi. Uruguaylı orta sahanın verdiği cevaplar şu şekilde;
Fernando Muslera: Kardeş
Victor Nelsson: Güç
Leo Dubois: Teknik
Davinson Sanchez: Patron
Abdülkerim Bardakcı: Kan
Derrick Köhn: Dans
Berkan Kutlu: İyi sol ayak
Kerem Demirbay: Güç
Sergio Oliveira: Teknik
Lucas Torreira: Atom karınca
Kaan Ayhan: Sabır
Dries Mertens: Mutluluk
Hakim Ziyech: Klas
Tete: Brezilya
Barış Alper Yılmaz: Hızlı
Kerem Aktürkoğlu: Harry Potter
Wilfried Zaha: Dribbling
Michy Batshuayi: Bir sonraki şampiyon
Mauro Icardi: Yıldız
Okan Buruk: Maestro
Galatasaray: Seni çok seviyorum Galatasaray, her zaman.
]]>TRUMP İLE KONUŞMAMIZ SAMİMİYDİ
Olay sonrasında Trump ile yaptığı konuşmaya değinen Biden, “Çok samimiydi. Ona ne kadar endişeli olduğumu ve nasıl olduğunu bildiğimden emin olmak istediğimi söyledim. Sesi iyi geliyordu. İyi olduğunu söyledi ve onu aradığım için teşekkür etti” dedi. “Bu silahlı saldırı yarışın gidişatını değiştirdi mi?” sorusu karşısında “Bunu ben bilmiyorum. Siz de bilmiyorsunuz” diyen Biden, güvenlik açığı olup olmadığı sorusuna ise “Durum Odası’nda FBI ve Gizli Servis ile iki toplantı yaptım. Ve hepsinden tamamen bağımsız bir analiz istedim. Bu analizin sonucu geldiğinde ne olacağını göreceğiz” yanıtını verdi.
HATASINI KABUL ETTİ
Joe Biden, suikast girişiminden günler önce bağışçılarıyla yaptığı özel telefon görüşmesinde “(Eski ABD Başkanı) Trump’ı hedef alma zamanı geldiğini” söylemesinin “hata” olduğunu belirterek, “Ona odaklanalım demek istemiştim.” dedi.
28 KEZ YALAN SÖYLEDİ
Soru üzerine Trump ile gerçekleştirdiği seçim münazarasına da değinen Biden, daha sonra münazaranın tamamını izlemediğini ifade etti. Basının yalnızca kendi performansını gündeme getirmesine tepki gösteren Biden, Trump’a ithafen “Neden söylediği yalanlar hakkında konuşmuyorsunuz? Bu konuda neredesiniz? Basın neden bundan hiç bahsetmiyor? O tartışmada 28 kez yalan söylediği doğrulandı” ifadelerini kullandı.
“ONDAN SADECE 3 YAŞ BÜYÜĞÜM”
İlerleyen yaşı nedeniyle yapılan ABD başkanlık yarışından çekilme çağrılarına yanıt veren Biden, “Ben yaşlıyım. Ama Trump’tan sadece üç yaş büyüğüm ve zihinsel durumum oldukça iyi” ifadelerini kullandı. “Üç buçuk yılda herhangi bir başkanın uzun zamandır yapamadığını yaptım” diyen Biden, “İnsanların neden ‘Tanrım, adam 81 yaşında’ dediklerini anlıyorum. Vay be! 83, 84 yaşına geldiğinde ne olacak? Bu makul bir soru” şeklinde konuştu. Demokrat seçmenlerin ön seçim döneminde kendisini liste başı olarak seçtiğini hatırlatan Biden, “Onları dinliyorum” dedi.
Seçim yarışında kalmak ya da yarıştan çekilmek gibi konularda kime danıştığı sorusuna ise Biden, “Kendime. Bunu uzun zamandır yapıyorum” yanıtını verdi.
TRUMP KIŞKIRTICI DİL KULLANIYOR
8 Temmuz’da bağışçılarla yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında kullandığı “Trump’ı hedefe koymanın zamanı geldi” ifadelerine açıklık getiren Biden, “Bu kelimeyi kullanmak bir hataydı” şeklinde konuştu. “Ona odaklanın demek istedim. Ne yaptığına odaklanın. Politikalarına odaklanın, münazarada söylediği yalanların sayısına odaklanın” diyen Biden, “Ben ‘İlk günden diktatör olmak istiyorum’ diyen adam değilim. Seçimin sonucunu kabul etmeyi reddeden adam ben değilim. Bu seçimin sonucunu otomatik olarak kabul etmeyeceğini söyleyen adam değilim. Ülkenizi sadece kazandığınızda sevemezsiniz. Dolayısıyla odak noktamız onun söyledikleriydi” diye konuştu.
Kullandığı dilin kışkırtıcı olabileceği konusunda vicdan muhasebesi yapıp yapmadığı sorulan Biden, “Birilerini kışkırtabilirim diye bir şey söylemiyor musunuz?” yanıtını verdi. Kendisinin değil, rakibi Trump’ın kışkırtıcı bir dil kullandığını söyleyen Biden, “Ben böyle bir dil kullanmadım. Rakibim böyle bir dil kullanıyor. Kaybederse ortalığın kan gölüne döneceğinden bahsediyor, Kongre Binası’nda yaşananlar nedeniyle tutuklanan ve hapse mahkum edilen herkesi nasıl affedeceğinden bahsediyor” dedi.
TRUMP İLE KONUŞMAMIZ SAMİMİYDİ
Olay sonrasında Trump ile yaptığı konuşmaya değinen Biden, “Çok samimiydi. Ona ne kadar endişeli olduğumu ve nasıl olduğunu bildiğimden emin olmak istediğimi söyledim. Sesi iyi geliyordu. İyi olduğunu söyledi ve onu aradığım için teşekkür etti” dedi. “Bu silahlı saldırı yarışın gidişatını değiştirdi mi?” sorusu karşısında “Bunu ben bilmiyorum. Siz de bilmiyorsunuz” diyen Biden, güvenlik açığı olup olmadığı sorusuna ise “Durum Odası’nda FBI ve Gizli Servis ile iki toplantı yaptım. Ve hepsinden tamamen bağımsız bir analiz istedim. Bu analizin sonucu geldiğinde ne olacağını göreceğiz” yanıtını verdi.
28 KEZ YALAN SÖYLEDİ
Soru üzerine Trump ile gerçekleştirdiği seçim münazarasına da değinen Biden, daha sonra münazaranın tamamını izlemediğini ifade etti. Basının yalnızca kendi performansını gündeme getirmesine tepki gösteren Biden, Trump’a ithafen “Neden söylediği yalanlar hakkında konuşmuyorsunuz? Bu konuda neredesiniz? Basın neden bundan hiç bahsetmiyor? O tartışmada 28 kez yalan söylediği doğrulandı” ifadelerini kullandı.
“ONDAN SADECE 3 YAŞ BÜYÜĞÜM”
İlerleyen yaşı nedeniyle yapılan ABD başkanlık yarışından çekilme çağrılarına yanıt veren Biden, “Ben yaşlıyım. Ama Trump’tan sadece üç yaş büyüğüm ve zihinsel durumum oldukça iyi” ifadelerini kullandı. “Üç buçuk yılda herhangi bir başkanın uzun zamandır yapamadığını yaptım” diyen Biden, “İnsanların neden ‘Tanrım, adam 81 yaşında’ dediklerini anlıyorum. Vay be! 83, 84 yaşına geldiğinde ne olacak? Bu makul bir soru” şeklinde konuştu. Demokrat seçmenlerin ön seçim döneminde kendisini liste başı olarak seçtiğini hatırlatan Biden, “Onları dinliyorum” dedi.
Seçim yarışında kalmak ya da yarıştan çekilmek gibi konularda kime danıştığı sorusuna ise Biden, “Kendime. Bunu uzun zamandır yapıyorum” yanıtını verdi.
“Hedef” ifadesine açıklık getirdi
TRUMP KIŞKIRTICI DİL KULLANIYOR
8 Temmuz’da bağışçılarla yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında kullandığı “Trump’ı hedefe koymanın zamanı geldi” ifadelerine açıklık getiren Biden, “Bu kelimeyi kullanmak bir hataydı” şeklinde konuştu. “Ona odaklanın demek istedim. Ne yaptığına odaklanın. Politikalarına odaklanın, münazarada söylediği yalanların sayısına odaklanın” diyen Biden, “Ben ‘İlk günden diktatör olmak istiyorum’ diyen adam değilim. Seçimin sonucunu kabul etmeyi reddeden adam ben değilim. Bu seçimin sonucunu otomatik olarak kabul etmeyeceğini söyleyen adam değilim. Ülkenizi sadece kazandığınızda sevemezsiniz. Dolayısıyla odak noktamız onun söyledikleriydi” diye konuştu.
Kullandığı dilin kışkırtıcı olabileceği konusunda vicdan muhasebesi yapıp yapmadığı sorulan Biden, “Birilerini kışkırtabilirim diye bir şey söylemiyor musunuz?” yanıtını verdi. Kendisinin değil, rakibi Trump’ın kışkırtıcı bir dil kullandığını söyleyen Biden, “Ben böyle bir dil kullanmadım. Rakibim böyle bir dil kullanıyor. Kaybederse ortalığın kan gölüne döneceğinden bahsediyor, Kongre Binası’nda yaşananlar nedeniyle tutuklanan ve hapse mahkum edilen herkesi nasıl affedeceğinden bahsediyor” dedi.
Zelenskiy, ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerine ilişkin, “Eğer Sayın Donald Trump başkan olursa kendisiyle çalışacağız. Bundan korkmuyorum.” dedi.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’de çoğunluğun Ukrayna’yı ve halkını desteklediğini belirten Zelenskiy, “İki partinin de desteğine sahibiz ve ABD siyasetinin Cumhuriyetçi kanadıyla güçlü ilişkilerimiz var.” ifadesini kullandı.
“KASIMDA HAZIRLANMIŞ BİR PLANIMIZ OLACAĞINA DAİR HEDEF BELİRLEDİM”
Zelenskiy, Ukrayna Barış Zirvesi çerçevesinde yapılacak görüşmeler hakkında bilgi vererek, ağustos başında güvenlikten sorumlu danışmanlar düzeyinde ilk toplantının Katar’da yapılacağı bilgisini paylaşarak, “Bu toplantı enerji güvenliğiyle ilgili olacak. Toplantıda enerji güvenliğine ilişkin plan hazır olacak.” diye konuştu.
Ağustosta Türkiye’de serbest seyrüsefer konusuna ilişkin bir toplantı düzenleneceğini belirten Zelenskiy, bu toplantıda gıda güvenliği konusunun gündeme geleceğini kaydetti.
Zelenskiy, eylülde de Kanada’da esir değişimi ve Ukraynalı çocukların geri dönüşünün insani yönüne ilişkin bir toplantı düzenleneceğini, bu toplantıda bir plan geliştirileceğini aktardı.
“Bu 3 maddeden sonra, eğer başarılı olursa tüm maddeleri uygulama planı, tam olarak hazır olacak. Kasımda hazırlanmış bir planımız olacağına dair hedef belirledim.” diyen Zelenskiy, söz konusu planın İkinci Barış zirvesi için hazır olacağını, Rusya temsilcilerinin de bu zirveye katılması gerektiğini ifade etti.
“F-16’LARDAN DAHA FAZLASINI BEKLİYORUZ”
Ukrayna’nın, ortaklarıyla 23 ikili güvenlik işbirliği anlaşması imzaladığını hatırlatan Zelenskiy, “Bu anlaşmalar paradan silaha, insani yardımdan yeniden inşaya, siber güvenlikten hava savunmasına kadar her şeyi içeriyor. Bu anlaşmaların yaklaşık tutarı 38 milyar dolardır. Bunun güçlü bir sonuç olduğuna inanıyorum.” dedi.
Zelenskiy, Batılı ülkelerin, ülkesine F-16 uçaklarını verme sözüne değinerek, “ortakların yıl sonuna kadar teslim etme sözü verdiği F-16 uçaklarının Rus hava filosuyla aynı düzeyde savaşmak için yetersiz olduğunu, daha fazlasını beklediklerini” kaydetti.
Devlet Başkanı Zelenskiy, Ukraynalı pilotların F-16’larda eğitim süresinin azaltılması, eğitim üssünün genişletilmesi ve uçak sayısının 4-5 yıl içinde değil, yakın gelecekte artırılması gerektiğinin altını çizdi.
“25 HAVA SAVUNMA SİSTEMİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Ukrayna’nın ne kadar “Patriot” hava savunma sistemine ihtiyacı olduğuna ilişkin Zelenskiy, “Hava savunma sistemi yapımız açısından askerlerimize göre 25 sisteme ihtiyacımız var. Bununla Ukrayna’nın hava sahası tamamen kapatılacaktır.” diye konuştu.
Zelenskiy, askeri yardımlarla gelen silahların Rusya topraklarında kullanılması için izin alma konusuna ilişkin soruyu yanıtlarken, “uzun menzilli silahların kullanımı konusunda bazı olumlu sinyaller almaya başladıklarını” aktardı.
“(BATILI SİLAHLARIN RUSYA TOPRAKLARINDA KULLANILMASI) BU KESİNLİKLE ADİL BİR YANITTIR”
Batılı ülkelerin Ukrayna’ya verdiği silahların Rusya topraklarında kullanılmasını “kesinlikle adil” olarak nitelendiren Zelenskiy, “Bir füze veya bombanın atıldığı nokta var. Biz bunun nereden geldiğini anlıyoruz ve buna yanıt veremememiz adil değil. Bu hakkımız olan kesinlikle adil bir yanıttır.” diye konuştu.
Zelenskiy, Ukrayna’nın ortaklarının daha önce yerli üretim silahlarla Rusya’yı vurmayı onaylamadığını belirterek, “Şimdi bu konu gündeme bile gelmiyor ve bu kötü değil.” dedi.
Ülkesinin enerji sisteminin savunulmasına değinen Zelenskiy, “Enerji sistemimizin korunması kısmen Rusya’nın enerji üretim tesislerine güçlü darbe vurmuş olmamıza bağlıdır. Şimdi ortaklarımızla enerji güvenliği konusunu çözmeyi görüşebiliriz. Çünkü enerji güvenliği herkes için çok önemli hale geldi.” ifadelerini kullandı.
“(MACARİSTAN İLE) İLİŞKİLER KURMAYI DENEMELİYİZ”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Ukrayna ziyaretini de değerlendiren Zelenskiy, “Ziyaretin Ukrayna’ya yapılmış olması her halükarda iyi bir şey. Çünkü somut ilişkilerimiz yoktu. Komşuyuz. Macarlarla savaş durumunda değiliz. Güçlü, dostane, en azından pragmatik ilişkiler kurmalıyız.” şeklinde konuştu.
Orban’ın Ukrayna’dan sonra Rusya’ya yaptığı ziyareti doğru bulmadığını söyleyen Zelenskiy, şu ifadeleri kullandı:
“Onun Ukrayna’ya yaptığı ziyaretin doğru olduğuna inanıyorum. Eğer Ukrayna’yı daha sonra Rusya’ya gitmesini kolaylaştırmak için kullandıysa bence bu yanlıştır. Bu arada o Kiev’deyken onun Rusya’yı ziyaret edeceğinden haberim yoktu. Rusya ziyaretini desteklemiyorum. Ancak bu onun kararıdır.”
Zelenskiy, Macaristan ile devletler arası ilişkiler kurmanın önemli olduğunu vurgulayarak, “Ülkeler arasında ilişkiler kurmaya çalışmamız gerektiğine gerçekten inanıyorum. Bunu denemeliyiz.” sözlerini kaydetti.
]]>Haber7 – ÖZEL
Tarihinin en çalkantılı dönemini geçiren Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşan kritik başkanlık seçimlerine kan bulaştı. Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump, Pensilvanya’daki mitinginde suikaste uğrarken, bütün dikkatler 3. Dünya Savaşı’nın yüksek sesle dillendirildiği mevcut süreçte yaşanan bu hadiseye çevrildi.
Dünyaya güvenlik ve demokrasi taşımakla övünen ABD’de iç güvenlik zafiyetinin ileri seviyeye ulaştığını gözler önüne seren saldırının arkasında hangi derin odakların yer aldığı tartışma konusu oldu.
Trump’a yönelik suikast girişimiyle ilgili Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Furkan Kaya ve gazeteci yazar Kemal Bozkurt Haber7‘ye değerlendirmelerde bulundu.

BAŞBUĞ: GÖZDAĞI VERDİLER
Konuyu emniyet tedbirleri açısından değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, zafiyet vurgusu yaptı.
Coşkun Başbuğ şöyle konuştu:
Başbuğ, kullanılan silah açısından da organizasyonda acemilikler bulunduğunu kaydederek, “Amatörce bir iş yapıldığı ortada. Bu bilerek mi böyle yapıldı yoksa imkan kabiliyet buna mı el veriyordu tartışılır ancak arkasında bir derin devlet anlamı çıkmasın diye bu şekilde yapıldığı kanaatindeyim.” diye konuştu.

KAYA: 61 YIL SONRA İLK
Doç. Dr. Furkan Kaya bu suikastin geçmiş yıllardaki vakaları hatırlattığını belirterek şunları söyledi:
“John Kenedy, 1963’de Dallas’ta makam arabasında halkı selamlarken 2 el ateş edilerek hayatını kaybetmişti ve yine kafasından vurulmuştu. O tarihten beri çeşitli suikast girişimleri haberleri duyduk ama belki de ilk defa bu şekilde bir olayla karşılaştık. “
KÜRESELCİLERE SAVAŞ AÇAN BAŞKAN
ABD içerisinde küreselciler ve ulusalcılar arasında ciddi bir mücadele olduğuna vurgu yapan Kaya, “Trump da bu anlamda önce Amerika diyerek ve Trumpizm adında bir Amerikan milliyetçiliği meydana getirerek küreselcilerin politikalarına karşı bir duruş sergilediğini ifade ediyor.” dedi.
Suikastin oluş şekline atıfta bulunan Furkan Kaya, suikastçinin çatıda olmasının ve ihtimallere karşı neden önlem alınmadığının halen bir soru işareti olduğunu söyledi. Ardından da sözlerini şöyle sürdürdü:
“En basit koruma tedbirlerinde bile muhakkak çatılarda güvenlik güçlerinin veya polislerin veya servisin elemanları yer alır. Ama bu oalyda böyle bir durum görmedik. Dolayısıyla Trump’a karşı bir yapılanmanın olabileceğini ifade edebiliriz.”

OLAY TRUMP’IN LEHİNE
Son olarak bu olayın Trump’a avantaj olarak döneceğini söyleyen ve kurgu iddialarına inanmadığını söyleyen Furkan Kaya, “Trump zaten öndeydi. Bu olay da kasım ayındaki seçimlere pozitif olarak etki yapacaktır. Kurgu iddiaları ihtimaldir ama ben böyle bir şeye inanmıyorum. Olayı ciddi bir suikast girişimi olarak düşünüyorum.” dedi.

BOZKURT: GİZLİ BİR GÜÇ DEVREYE GİRDİ
MÜSİAD ABD Başkan Yardımcısı ve habername.com Genel Yayın Yönetmeni Kemal Bozkurt, kızışan seçim sürecinde gizli güçlerin devreye girdiğini ifade etti.
Joe Biden’ın seçim çalışmalarını artırdığını dikkat çeken Bozkurt, gizli güçlerin devreye girdiğini belirterek “ Trump zaten öndeydi ama Demokrat Partililer ve Biden da seçimi kazanmak için var gücüyle çalışmaya başlayınca, tahminimi söylüyorum; gizli güçler bu ‘suikast oyunu‘nu yaparak Trump’ı alenen açık ara seçimi kazandırtma yoluna gittiler diye düşünüyorum.“ifadelerini kullandı.
Olayın kime yaradığını sorgulayan Bozkurt, “Trump açısından seçimi iyice avantajlı hale getirdiğini düşünüyorum.” yorumunda bulundu.
Başka ihtimallerin de söz konusu olabileceğini vurgulayan Bozkurt, “Trump ‘Ben iktidara gelirsem bütün savaşları da bitireceğim.’ diye söz verdi. Öyle ki, bir önceki başkanlık döneminde de son yüzyılda hiçbir savaşa katılmayan tek Amerikan başkanıydı.” diyerek cümlelerini sonlandırdı.
Ülkeyi dehşete düşüren ve öfkelendiren olayda, Nairobi’nin Mukuru gecekondu mahallesinde bulunan bulguların ardından Kriminal Soruşturma Müdürlüğü (DCI) Cumartesi günü terk edilmiş taş ocağından beş çanta daha çıkarıldığını, bunlardan üçünde kesik bacaklar ve iki gövde olmak üzere kadın vücut parçaları bulunduğunu duyurdu.

HENÜZ KİMLİKLER TESPİT EDİLMEDİ
Cuma günü polis en az altı kadının cesedini bulduğunu bildirirken, devlet tarafından finanse edilen polis gözlemcisi, çöp denizinde yüzen çuvallarda yedisi kadın olmak üzere dokuz cesedin bulunduğunu söyledi.
Kriminal Soruşturma Müdürlüğü (DCI) Cumartesi günü terk edilmiş taş ocağından beş çanta daha çıkarıldığını, bunlardan üçünün kesik bacaklar ve iki gövde de dahil olmak üzere kadın vücut parçaları içerdiğini söyledi. Soruşturma sürdürülürken olay yerine güvenlik şeridi çekildi.
Keşifler, Kenya’nın geçen yıl Hint Okyanusu kıyısına yakın bir ormanda, dünyanın en kötü tarikat katliamlarından biri olan, yüzlerce kıyamet tarikatına mensup kişinin cesetlerinin bulunduğu toplu mezarların keşfedilmesinin ardından başladı.
Geçtiğimiz ay hükümet karşıtı gösterilerde onlarca kişinin öldürülmesinin ardından ülkenin kolluk kuvvetleri de inceleme altına alındı. Hak grupları, kolluk kuvvetlerini aşırı güç kullanmakla ve protestocuları kaçırmakla suçluyor.

HALK SAKİNLİĞE DAVET EDİLDİ
DCI sözcüsü yaptığı açıklamada, “Kamuoyuna soruşturmalarımızın kapsamlı olacağını ve tarikat üyelerinin olası faaliyetleri ve seri cinayetler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere geniş bir alanı kapsayacağını temin etmek istiyoruz.” dedi. Yapılan açıklamalarda aynı zamanda halk sakinliğe davet edildi ve “Halkımıza sakin kalmaları ve dedektiflerimize bu korkunç sahnenin kurbanlarına adaleti ulaştırma şansı vermeleri çağrısında bulunuyoruz.” sözleri kullanıldı.
Kenya geçen yıl Hint Okyanusu kıyısındaki bir ormanda, korkunç tarikat bağlantılı katliamlarından biri olan, kıyamet günü tarikatının yüzlerce müridinin cesetlerinin bulunduğu toplu mezarların bulunmasıyla sarsılmıştı.
Geçen ay hükümet karşıtı gösteriler sırasında onlarca kişinin öldürülmesinin ardından ülkenin kolluk kuvvetleri de mercek altına alınırken, hak örgütleri polisleri aşırı güç kullanmak ve protestocuları kaçırmakla suçluyor.
Cuma günü polis Mukuru’da en az altı kadın cesedi bulduğunu bildirirken, devlet tarafından finanse edilen polis gözlemcisi yedisi kadın dokuz ceset bulunduğunu söyledi. Mukuru bölgesinde gerginlik yükselirken, yerel medyada polisin öfkeli kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtığı bildiriliyor.
Yerel halk, Cuma günü Nairobi’nin Mukuru gecekondu mahallesindeki çöplükte cesetlerin bulunduğu çöplükte toplandı ve çöplerden bulunan cesetlerin ardından endişelerini dile getirdi.
Elde edilen bilgilere göre DCI, dedektiflerden ve adli tıp uzmanlarından oluşan bir ekibin olay yerine girmesi öfkeli üyeleri tarafından engellendi.

DAHA FAZLA CESET OLMASI BEKLENİYOR
İnsan hakları grubu Vocal Africa’nın yöneticisi Hüseyin Halid, CNN’e yaptığı açıklamada, “Burası cesetlerin atıldığı bir yer gibi görünüyor ve daha fazlasının da olabileceğini düşünüyorum”dedi. Tüm cesetlerin aynı renk kurdelelerle bağlandığını belirtilerek şu açıklama yapıldı: “Hepsi kadındı, hepsi aynı renk kurdelelerle bağlanmış, hepsi aynı renk çuvallarla taşınmıştı.'”
Bağımsız Polis Denetim Otoritesi (IPOA) Cuma günü, korkunç olayda herhangi bir polis müdahalesinin olup olmadığını araştırdığını söyledi.
Açıklamada, “Çuvallara sarılmış ve naylon iplerle sabitlenmiş cesetlerde işkence ve sakatlama izleri görüldü” denildi ve çöplüğün polis karakoluna 100 metreden daha yakın bir mesafede olduğu belirtildi.
Sosyal medyada bazı kişiler bu kişileri kadın cinayeti kurbanları olarak tanımlanırken, Kenya Devlet Başkanı William Ruto Cumartesi günü yaptığı açıklamada hiçbir Kenyalının hayatını kaybetmesi için “hiçbir gerekçe” olmadığını belirterek “Biz hukukun üstünlüğü tarafından yönlendirilen demokratik bir ülkeyiz. Nairobi’de ve ülkenin herhangi bir yerinde gizemli cinayetlere karışanlardan hesap sorulacaktır” dedi.
Kenya’nın korkulan polis gücü sık sık yargısız infazlar ve diğer hak ihlalleriyle suçlanıyor ancak mahkumiyet kararları nadiren çıkıyor.
Pazartesi günü, kıyamet günü tarikatı lideri Paul Nthenge Mackenzie, İsa ile buluşmak için açlıktan ölmeye teşvik etmekle suçlandığı 400’den fazla takipçisinin ölümüyle ilgili olarak 94 sanıkla birlikte yargılanmaya başladı.
Kendisi ve diğer sanıklar ayrıca “Shakahola orman katliamı” olarak adlandırılan olayla ilgili ayrı davalarda cinayet, adam öldürme ve çocuklara zulüm suçlamalarıyla karşı karşıya.
Cumhuriyetçi Parti’den başkanlık için yarışan eski ABD Başkanı Trump, Pensilvanya’da bir mitingde kürsüden destekçilerine hitap ettiği sırada silahlı saldırıya uğradı.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
ÇİN
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, eski ABD Başkanı Donald Trump’a miting sırasında düzenlenen suikast girişimine ilişkin üzüntüsünü ifade ettiği bildirildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Trump’a yönelik suikast girişimine ilişkin açıklama yaptı.
Eski ABD Başkanı Trump’a, Pensilvanya’daki seçim mitingi sırasında düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin gelişmeleri takip ettiklerini belirten Sözcü, Çin Devlet Başkanı Şi’nin, Trump için üzüntüsünü ifade ettiğini belirtti.
RUSYA
Dünyanın dört bir yanında liderler saldırıyı kınayan açıklamalar yayımlarken, Rusya savaşta olduğu Ukrayna’nın en büyük destekçisi ABD’ye iğneleyici bir gönderme yaptı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’de başkan ve başkan adaylarına yönelik suikast girişimlerinin ülkenin iç siyasi yaşamında “gelenek” olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova yaptığı açıklamada, yaşanan silahlı saldırının ardından ABD’nin “nefreti kışkırtma” politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı yardımlara değinen Zaharova, bu fonların saldırıları körüklemek için kullanıldığını iddia etti. Zaharova, “Belki de bu parayı Amerikan polisini ve ABD’de de kanun ile düzeni sağlaması gereken diğer hizmetleri finanse etmek için kullanmak daha iyi olurdu” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden’ın, ülkede başkan, başkan adaylarına, tanınmış kişilere ve siyasi şahsiyetlere yönelik suikast girişimlerinin ABD’nin iç siyasi yaşamının acı verici tezahürleri olduğunu belirttiğini kaydeden Zaharova, “Ama onun tam söylemediklerini söylemek isterim. Biden bunun yalnızca ABD iç siyasi yaşamının acı verici bir tezahürü olmadığını, aynı zamanda bir ‘gelenek’ olduğunu da söylemeliydi.” ifadelerini kullandı.
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
FRANSA
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Düşüncelerim, bir suikast girişiminin kurbanı olan ve kendisine acil şifalar dilediğim Başkan Donald Trump ile birlikte. Bir aktivist hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu demokrasilerimiz için bir trajedidir. Fransa, Amerikan halkının şokunu ve öfkesini paylaşmaktadır” dedi.
MACARİSTAN
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, mesaj yayımlayan ilk liderlerden oldu. Orban açıklamasında, “Bu karanlık saatlerde düşüncelerim ve dualarım Başkan Donald Trump ile birlikte” dedi.
AVUSTURYA
Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, “Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde uğradığı suikast girişimi karşısında dehşete düştüm ve kendisine acil şifalar diliyorum. Siyasi şiddetin toplumumuzda yeri yoktur. Düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birlikte” ifadelerini kullanırken, İrlanda Başbakanı Simon Harris, “Dün gece Pennsylvania’da gördüklerimiz ürkütücü ve yanlıştı. Eski Başkan Trump’ın güvende olması ve suikast girişiminden sağ kurtulması sevindiricidir. Kalplerimiz öldürülen ve ağır yaralanan masum izleyicilerle birlikte. Siyasi şiddetin yeri olamaz” dedi.
HOLLANDA
Hollanda Başbakanı Dick Schoof, saldırıyı gördüğünde şoka uğradığını belirterek, “Eski başkan ve mevcut başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı karşısında şok olduk. Yaralarının hafif olması sevindiricidir. Kendisine acil şifalar diliyor, kendisine ve ailesine en iyi dileklerimi gönderiyorum. Düşüncelerim bu saldırıdan etkilenen herkesle birlikte. Siyasi şiddet tamamen kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
İSPANYA
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Donald Trump’a Pennsylvania’daki bir mitingde yapılan saldırıyı en güçlü şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum. Şiddet ve nefretin demokrasilerde yeri yoktur. Eski Başkan Trump’a ve diğer yaralılara acil şifalar dilerken, hayatını kaybedenlerin ailelerine en içten taziyelerimi iletiyorum” derken, Japonya Başbakanı Fumio Kishida, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı sağlam durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın bir an önce iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
ALMANYA
Almanya Başbakan Olaf Scholz, saldırıyı ‘alçakça’ olarak nitelendirerek, “ABD başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı alçakçadır. Kendisine acil şifalar diliyorum. Düşüncelerim aynı zamanda saldırıdan etkilenen insanlarla birlikte. Bu tür şiddet eylemleri demokrasiyi tehdit etmektedir” dedi.
YUNANİSTAN
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Eski Başkan Trump’a yönelik saldırı karşısında dehşete düştük. Demokratik toplumlarımızda siyasi şiddet kabul edilemez. Kendisine tam ve hızlı bir iyileşme diliyoruz. Ayrıca saldırıda hayatını kaybeden ya da yaralanan görgü tanıklarının ailelerine de en içten taziyelerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.
UKRAYNA
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD’nin bu olaydan daha güçlü çıkmasını dilediğini belirterek, “Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde vurulduğunu öğrendiğimde dehşete kapıldım. Bu tür bir şiddetin hiçbir haklı gerekçesi ve dünyanın hiçbir yerinde yeri yoktur. Şiddet asla galip gelmemelidir. Donald Trump’ın şu anda güvende olduğunu öğrendiğim için rahatladım ve kendisine acil şifalar diliyorum. Bu saldırının kurbanı olan miting katılımcısının yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu olay karşısında dehşete düşen herkese güç dileklerimi iletiyorum. Amerika’nın bu olaydan daha güçlü çıkmasını diliyorum” dedi.
NATO
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Trump’a yönelik saldırıyı kınadığını belirterek, “Eski Başkan Trump’a yönelik suikast girişimi karşısında şok oldum. Kendisine acil şifalar diliyorum ve düşüncelerim saldırıdan etkilenenlerle birlikte. Bu saldırıyı kınıyorum. Siyasi şiddetin demokrasilerimizde yeri yoktur. NATO Müttefikleri özgürlüğümüzü ve değerlerimizi savunmak için bir arada durmaktadır” dedi.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı paylaşımda, Trump’ın uğradığı saldırı karşısında şoke olduğunu ifade etti.
“Siyasi temsilcilere yönelik kabul edilemez şiddet eylemlerine bir kez daha tanık olunduğunu” kaydeden Borrell, Trump’a yönelik suikast girişimini “şiddetle kınadığını” belirtti.
]]>Cumhuriyetçi Parti’den başkanlık için yarışan eski ABD Başkanı Trump, Pensilvanya’da bir mitingde kürsüden destekçilerine hitap ettiği sırada silahlı saldırıya uğradı.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
ÇİN
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, eski ABD Başkanı Donald Trump’a miting sırasında düzenlenen suikast girişimine ilişkin üzüntüsünü ifade ettiği bildirildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Trump’a yönelik suikast girişimine ilişkin açıklama yaptı.
Eski ABD Başkanı Trump’a, Pensilvanya’daki seçim mitingi sırasında düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin gelişmeleri takip ettiklerini belirten Sözcü, Çin Devlet Başkanı Şi’nin, Trump için üzüntüsünü ifade ettiğini belirtti.
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
FRANSA
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Düşüncelerim, bir suikast girişiminin kurbanı olan ve kendisine acil şifalar dilediğim Başkan Donald Trump ile birlikte. Bir aktivist hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu demokrasilerimiz için bir trajedidir. Fransa, Amerikan halkının şokunu ve öfkesini paylaşmaktadır” dedi.
MACARİSTAN
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, mesaj yayımlayan ilk liderlerden oldu. Orban açıklamasında, “Bu karanlık saatlerde düşüncelerim ve dualarım Başkan Donald Trump ile birlikte” dedi.
AVUSTURYA
Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, “Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde uğradığı suikast girişimi karşısında dehşete düştüm ve kendisine acil şifalar diliyorum. Siyasi şiddetin toplumumuzda yeri yoktur. Düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birlikte” ifadelerini kullanırken, İrlanda Başbakanı Simon Harris, “Dün gece Pennsylvania’da gördüklerimiz ürkütücü ve yanlıştı. Eski Başkan Trump’ın güvende olması ve suikast girişiminden sağ kurtulması sevindiricidir. Kalplerimiz öldürülen ve ağır yaralanan masum izleyicilerle birlikte. Siyasi şiddetin yeri olamaz” dedi.
HOLLANDA
Hollanda Başbakanı Dick Schoof, saldırıyı gördüğünde şoka uğradığını belirterek, “Eski başkan ve mevcut başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı karşısında şok olduk. Yaralarının hafif olması sevindiricidir. Kendisine acil şifalar diliyor, kendisine ve ailesine en iyi dileklerimi gönderiyorum. Düşüncelerim bu saldırıdan etkilenen herkesle birlikte. Siyasi şiddet tamamen kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
İSPANYA
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Donald Trump’a Pennsylvania’daki bir mitingde yapılan saldırıyı en güçlü şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum. Şiddet ve nefretin demokrasilerde yeri yoktur. Eski Başkan Trump’a ve diğer yaralılara acil şifalar dilerken, hayatını kaybedenlerin ailelerine en içten taziyelerimi iletiyorum” derken, Japonya Başbakanı Fumio Kishida, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı sağlam durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın bir an önce iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
ALMANYA
Almanya Başbakan Olaf Scholz, saldırıyı ‘alçakça’ olarak nitelendirerek, “ABD başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı alçakçadır. Kendisine acil şifalar diliyorum. Düşüncelerim aynı zamanda saldırıdan etkilenen insanlarla birlikte. Bu tür şiddet eylemleri demokrasiyi tehdit etmektedir” dedi.
YUNANİSTAN
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Eski Başkan Trump’a yönelik saldırı karşısında dehşete düştük. Demokratik toplumlarımızda siyasi şiddet kabul edilemez. Kendisine tam ve hızlı bir iyileşme diliyoruz. Ayrıca saldırıda hayatını kaybeden ya da yaralanan görgü tanıklarının ailelerine de en içten taziyelerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.
UKRAYNA
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD’nin bu olaydan daha güçlü çıkmasını dilediğini belirterek, “Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde vurulduğunu öğrendiğimde dehşete kapıldım. Bu tür bir şiddetin hiçbir haklı gerekçesi ve dünyanın hiçbir yerinde yeri yoktur. Şiddet asla galip gelmemelidir. Donald Trump’ın şu anda güvende olduğunu öğrendiğim için rahatladım ve kendisine acil şifalar diliyorum. Bu saldırının kurbanı olan miting katılımcısının yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu olay karşısında dehşete düşen herkese güç dileklerimi iletiyorum. Amerika’nın bu olaydan daha güçlü çıkmasını diliyorum” dedi.
NATO
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Trump’a yönelik saldırıyı kınadığını belirterek, “Eski Başkan Trump’a yönelik suikast girişimi karşısında şok oldum. Kendisine acil şifalar diliyorum ve düşüncelerim saldırıdan etkilenenlerle birlikte. Bu saldırıyı kınıyorum. Siyasi şiddetin demokrasilerimizde yeri yoktur. NATO Müttefikleri özgürlüğümüzü ve değerlerimizi savunmak için bir arada durmaktadır” dedi.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı paylaşımda, Trump’ın uğradığı saldırı karşısında şoke olduğunu ifade etti.
“Siyasi temsilcilere yönelik kabul edilemez şiddet eylemlerine bir kez daha tanık olunduğunu” kaydeden Borrell, Trump’a yönelik suikast girişimini “şiddetle kınadığını” belirtti.
]]>Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
5 Kasım’daki başkanlık seçimlerindeki aday adaylarından eski Başkan Trump, Pennsylvania’daki mitinginde konuştuğu sırada kürsüde silahlı saldırıya uğradı.

Trump, saldırıda kulağından yaralanırken 20 yaşında olduğu belirtilen saldırgan öldürüldü, mitingde bulunan 1 kişi hayatını kaybetti.
ABD’DE 4 BAŞKAN SUİKAST SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
Eski ABD Başkanı Abraham Lincoln, 14 Nisan 1865’te eşi Mary Todd Lincoln ile Washington’da “Amerikalı Kuzenimiz” adlı komedi oyununun özel bir gösterimine katıldıkları sırada suikasta uğradı.
Saldırıdan bir gün sonra hayatını kaybeden Lincoln, öldürülen ilk ABD başkanı oldu.
Suikasttan iki yıl önce İç Savaş sırasında Lincoln, Konfederasyon içindeki kölelere özgürlük tanıyan Özgürlük Bildirgesi’ni yayınlarken, siyahların haklarına verdiği destek öldürülme sebebi olarak gösterildi.
ABD’de suikasta kurban giden ikinci başkan ise 2 Temmuz 1881’de James Garfield oldu.
Garfield, görevinin 6. ayında silahlı saldırıya uğradı.
Ülkede üçüncü suikast ise 6 Eylül 1901’de 25. ADB Başkanı William MCKinley’e yapıldı.
MCKinley, New York’ta yaptığı bir konuşmanın ardından insanlarla tokalaşırken vuruldu.
ABD’de ölümle sonuçlanan son suikast ise Kasım 1963’te 25. ABD Başkanı John F. Kennedy’ye düzenlendi.

Kennedy, eşi Jacqueline Kennedy ile birlikte Dallas’ı ziyareti sırada silahlı saldırıya uğradı.
Hastaneye kaldırılan Kennedy kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
ABD ESKİ BAŞKANLARI SALDIRIDAN KURTULDU
ABD’de eski başkanlar, ikinci dönemi için yürüttüğü kampanyalarda hedef haline gelirken, Eski ABD Başkanı Theodore Roosevelt, ikinci kez aday olduğu seçim kampanyası sırasında 14 Ekim 1912’de kurşunların hedefi oldu.
Roosevelt, Milwaukee’deki bir mitingde göğsünden vurulduğu bu saldırıyı yaralı atlattı.
5 Eylül 1975’e gelindiğinde suikastların hedefi bu sefer 38. ABD Başkanı Gerald Ford oldu.
Ford, aynı yıl birkaç hafta içinde iki suikast girişimine maruz kalırken bunları yara almadan atlattı.
İlk suikast girişiminde Ford, saldırganın silahının ateşlenmemesi sonucu kurtulurken 22 Eylül’de ise San Francisco’da bir otelin dışında kadın saldırganın ıskalaması sonucu kurşunların hedefi olmaktan kurtuldu.
40. ABD Başkanı Ronald Reagan ise Mart 1981’de başkent Washington bir konuşmasından çıkıp konvoyuna doğru yürürken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralandı.
Ülkenin 43. Başkanı George W. Bush’a ise 2005’te Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili ile Tiflis’te katıldığı bir mitingde konuşması esnasında el bombası atıldı. El bombasının pimi, mendil çok sıkı sarılı olduğundan takılı kalınca bomba infilak etmedi.
ABD BAŞKAN ADAYLARI SALDIRILARIN HEDEFİNDE
Silahlı şiddet olaylarının sıklıkla gerçekleştiği ABD’de, başkanların yanı sıra başkan adayları da suikast ve saldırıların hedefi oldu.
Eski Adalet Bakanı ve demokratların başkan adayı Robert F. Kennedy, 1968 Kaliforniya ön seçimlerini kazanması dolayısıyla yaptığı zafer konuşmasından birkaç dakika sonra Los Angeles’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıda öldürüldü.
Kennedy, New York’tan ABD senatörü ve 5 yıl önce suikasta kurban giden Başkan John F. Kennedy’nin kardeşiydi.
1972’de ise bu sefer silahlı saldırının hedefi eski Alabama Valisi ve başkan aday adaylarından George Wallace oldu.
Maryland’de bir seçim kampanyası sırasında uğradığı saldırı sonucu Wallace’ın belden aşağısı felç kaldı.
]]>Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin, NATO Zirvesi çerçevesinde bulunduğu ABD’nin başkenti Washington’da el-Hurra kanalına röportaj verdi.

TÜRKİYE VE SURİYE HEYETLERİ BAĞDAT’TA BİR ARAYA GELECEK
Bakan Hüseyin, Suriye krizini görüşmek üzere yakın zamanda Irak’ın başkenti Bağdat’ta Suriyeli ve Türk yetkililerin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirileceğini ifade etti.
Irak’ın Ankara ile Şam arasında arabuluculuk girişimi olduğunu belirten Hüseyin, Washington’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile konuyu ele aldığını söyledi.

TOPLANTI TARİHİ HENÜZ NETLEŞMEDİ
Irak’ın aynı zamanda Suriye tarafıyla da görüştüğünü kaydeden Hüseyin, iki ülke yetkililerinin hazır bulunacağı toplantının tarihine dair bilgi vermedi. Hüseyin, ülkesinin bölgenin istikrarı için dost ve müttefik ülkelerle iletişimde olduğunu vurguladı.

SURİYE’DEN JET HIZINDA YANIT: 2011 ÖNCESİNE GERİ DÖNÜLMELİ
Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı da konuya dair açıklamada bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada normalleşmenin iki ülkenin ve halkının ortak çıkarlarına hizmet ettiğinin vurgulayarak,
‘NORMALLEŞME İKİ ÜLKENİN ÇIKARINA HİZMET ETMEKTEDİR’
“Aynı bağlamda Suriye, Suriye-Türkiye ilişkilerini düzeltmeye yönelik girişimleri göz önünde bulundurdu. Bu girişimlerin sonucunun medyanın bir hedefi olmadığına inanıyor. Aksine, mevcut gerçeklere dayanan ve iki ülke arasındaki ilişkiyi yönlendiren, temeli egemenliğe, bağımsızlığa ve toprak bütünlüğüne saygı olan belirli ilkelere dayanan amaca yönelik bir yoldur. Kendi güvenliklerini ve istikrarlarını tehdit eden her şeyle yüzleşmenin yanı sıra, iki ülkenin ve iki halkın ortak çıkarlarına hizmet etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE ORTAK MÜCADELE VURGUSU
Bakanlık, “Suriye Arap Cumhuriyeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal durumuna dönmesiyle temsil edilen arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için bu konudaki her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor” açıklamasında bulunan Bakanlık, “Bu temellerin başında yasadışı olarak bulunan güçlerin Suriye topraklarından çekilmesi ve sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele gelmektedir.” ifadelerini sözlerine ekledi.
Açıklamada, “Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin pozisyon ve açıklamaların devam ettiği bir dönemde, Suriye Arap Cumhuriyeti, gerçekler ve olayların kanıtladığı üzere, bir yandan halklar ile diğer yandan Suriye’ye ve ülkelerine zarar veren hükümetlerin politika ve uygulamaları arasında net bir ayrım yapmak konusunda her zaman istekli olduğunu hatırlatmak ister.

Suriye, ülkelerin çıkarlarının çatışma veya düşmanlığa değil, aralarındaki sağlam ilişkilere dayandığına dair katı bir inanca dayanıyordu ve hala da öyle. Buna dayanarak Suriye, kendisi ve bu ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek için ortaya konan çeşitli girişimlere olumlu yaklaşma konusunda istekliydi.
‘İKİ ÜLKE ARASINDAKİ NORMAL İLİŞKİNİN GERİ DÖNÜŞÜ, 2011 ÖNCESİNDEKİ DURUMA GERİ DÖNÜŞE DAYANIYOR’
Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi için samimi çaba gösteren kardeş ve dost ülkelere teşekkür ve takdirlerini ifade ederken, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguluyor.” denildi.

“SONUNDA YARGILANACAK OLAN İSRAİL DEVLETİ OLACAK”
Başbakan Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere pek çok İsrailli yetkili hakkında “tutuklama kararı” çıkartılacağını öngördüğünü belirten Olmert, “Ancak sonunda yargılanacak olan İsrail devleti olacak.” dedi.

“HAKKINIZDA TUTUKLAMA KARARI ÇIKARILACAĞI GÜN YAKLAŞIYOR”
Olmert, “İsrail’in, hükümet desteğiyle, Batı Şeria’da her gün işlediği ve sizin (Netanyahu) de kasıtlı olarak göz yumduğunuz suçlardan dolayı hakkınızda tutuklama kararı çıkarılacağı gün yaklaşıyor.” ifadesini kullandı.

“NETANYAHU VE ORDU KOMUTANLARI TÜM BU SUÇLARDAN HABERDAR”
“Arap düşmanı İsrail vatandaşlarının” Batı Şeria’da her gün Filistinlileri evlerinden, topraklarından kovmak niyetiyle suç işlediğini belirten Olmert, Netanyahu ve ordu komutanlarının bütün bu gelişmelerden haberdar olduğunu vurguladı.

“İSRAİL’E CİDDİ VE ACI VERİCİ YAPTIRIMLAR UYGULANACAK”
Batı Şeria’da işlenen suçlara ilişkin Netanyahu ve hükümet üyelerine uyarılarda bulunan Olmert, söz konusu suçlara sessiz kalmaya devam edildiği takdirde “İsrail’e ciddi ve acı verici yaptırımlar uygulanacak ve iyi bir savunmamız olmayacak.” dedi.

“SİZİ SAVUNABİLECEK TEK BİR KİŞİ BİLE BULUNAMAYACAK”
Olmert, konuştuğu bir kaç ordu yetkilisinin dahi Batı Şeria’da yapılanlardan utandığını vurgulayarak, “Sayın Başbakan, bu suçlamalar size yöneltildiğinde, aramızda veya bizi destekleyen uluslararası arenada sizi savunabilecek vicdan sahibi tek bir kişi bile bulunamayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Eski Başbakan Olmert, masum insanlara saldıran, yağmalayan, yok eden, yakan ve öldüren yasa dışı yerleşimcilere ilişkin raporlardan herkesin haberdar olduğunu da belirtti.

Söz konusu suçları işleyen İsraillilerden çok azının cezalandırıldığını vurgulayan Olmert, “(Ulusal Güvenlik Bakanı) Ben-Gvir’in polis memurları tarafından yere atılan, dövülen ve aşağılanan protestocuların sayısından kesinlikle daha az” olduğunu vurguladı.

“HÜKÜMETİ BİR “ZORBA GİBİ KONTROL EDEN TİKTOK BAKANI BEN-GVIR”
İşlenen suçların hiçbirinin ülkenin en üst düzey liderlerinin desteği olmaksızın gerçekleşemeyeceğini belirten Olmert, bu isimlerden ilkinin ve en önemlisinin hükümeti bir “zorba gibi kontrol eden TikTok bakanı Itamar Ben-Gvir” olduğunu kaydetti.
Olmert, aşırı sağcı Bezalel Smotrich’in de yasa dışı Yahudi işgalcilerin Gazze Şeridi’ne ve Lübnan’ın güneyine yerleşmesini desteklediğini hatırlattı.

UAD, İSRAİL’İN FİLİSTİN’İ İŞGALİNİN HUKUKI SONUÇLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞÜNÜ AÇIKLAYACAK
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in, işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin kararını 19 Temmuz Cuma günü açıklayacağını bildirmişti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’ye, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltmişti.

NETANYAHU İÇİN YAKALAMA KARARI BAŞVURUSU
Ayrıca Gazze’de işlenen suçlara ilişkin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, 20 Mayıs’ta, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” başvurusunda bulunduğunu açıklamıştı.
Han, Netanyahu ve Gallant’ın 8 Ekim 2023’ten itibaren Gazze Şeridi’nde “savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdığına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu” bildirmişti.

Roma Statüsü’nün ilgili maddelerinin ihlal edildiğine dikkati çeken Han, İsrailli yetkililere yöneltilen suçlar arasında “savaş suçu olarak sivillerin aç bırakılması”, “kasten büyük acılara veya vücutta ya da sağlıkta ciddi yaralanmalara neden olmak” ve “savaş suçu olarak zalimce muamelenin” yer aldığını kaydetmişti.

Tarihi zirve kapsamında gerçekleştirdiği ikili görüşmeleri ve alınan kararları değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basın mensuplarına yaptığı açıklamalardan öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“NATO Zirvesi öncesinde Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ndeydiniz. Türkiye’nin üye olma talebini de ifade ettiniz. Batı basınına baktığımızda da NATO üyesi ülkelerin liderleri arasında “Putin ile görüşebilen, tek lider” olarak sizi tanımladılar ve yorumladılar. Dolayısıyla Türkiye tam bir denge merkezinde görülüyor. Biraz önce de Tahıl Koridoru’yla ilgili yeni çalışmaları, Rusya-Ukrayna meselesindeki son durumu ifade ettiniz. Türkiye bu açıdan uluslararası politika bakımından da önümüzdeki bu netameli süreç bakımından da nasıl bir denge politikası yürütüyor?”
‘RUSYA, ÇİN VE BELARUS’LA MÜNASEBETLERİMİZİ DEVAM ETTİRİYORUZ’
Gerek Rusya, gerek Çin, hatta Belarus’la kırmadan, dökmeden münasebetlerimizi devam ettiriyoruz. Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile çok samimi bir havada görüştük.

Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le de, Belarus Devlet Başkanı Sayın Lukaşenko ile de güzel görüşmelerimiz oldu. Bütün bu temasların bana göre getirisi er veya geç olacak. Bunu göreceğiz.
Bu arada bakan arkadaşlarımızın da görüşmeleri gerçekleşti. Partimizin üst düzey yönetimi Çin’deydi. Çin’de iktidar partisiyle üst düzey çok verimli görüşmeler yaptılar. Bu görüşmelerle ilgili arkadaşlarım bana brifing verdiklerinde “kendilerine çok üst düzey muamelesi yaptıkları.” aktardılar.
ÇİN LİDERİ Şİ CİNPİNG’DEN, BAŞKAN ERDOĞAN’A DAVET
Bu denli güzel ve başarılı bir ziyareti arkadaşlarımız gerçekleştirdi. Arkasından da biz Sayın Şi Cinping ile Astana’da bir araya geldik.
Onunla bu şekilde görüşmelerimizi yaptık. Kendisi bizi yeniden Çin’e davet etti. Ben de kendisini ülkemize davet ettim. “Önümüzdeki yıl iade-i ziyaretimi yapayım.” dedi. Bu şekilde de aramızdaki gerek siyasi, gerek ticari bütün bunları görüşme fırsatını da yakaladık.

Şimdi büyük ihtimalle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısından sonra bizim bir Çin ziyaretimiz olabilir. Ama 2025’te de inanıyorum ki Sayın Şi Cinping, bize iade-i ziyaretini yapacaktır.
‘BATI, UKRAYNA’DA BEKLEDİKLERİ NETİCEYİ HENÜZ ALABİLMİŞ DEĞİL’
Rusya-Ukrayna savaşı ve Batılı ülkelerin Rusya üzerinde uyguladıkları baskılara da değinen Erdoğan, “Dünya süratle bir değişim yaşıyor. Bu hızlı değişim içerisinde güçler özellikle büyük rol oynuyor. Güçlü olanların cirit attığı bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız. Mesela Rusya, Çin ile dayanışma içinde. Bu durum Batı’yı ciddi manada rahatsız ediyor.
Batı, Ukrayna’ya gerek parasal, gerekse ayni noktada bütün imkanlarıyla, silah, mühimmat dahil her türlü desteği veriyor. Bütün bu desteklere rağmen şu anda Ukrayna’da bekledikleri neticeyi henüz alabilmiş değiller.
‘BİZ HEM RUSYA HEM UKRAYNA İLE İLETİŞİM HALİNDEYİZ’
Bu noktada en büyük güvenceleri NATO’nun varlığı. NATO büyük bir güç ve onları biraz rahatlatıyor. Bu Batılı ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor.

Amerika’nın yanında Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkeleri yer alıyor. Böylece bu güç takviye oluyor. Bu takviyeye rağmen büyük güç rekabetinde arzu ettikleri neticeyi elde edemeyişleri bu ülkeleri ister istemez belli bir noktaya taşıyor.
‘TAHIL KORİDORUNU BİZ YENİDEN AÇALIM DİYORUZ, RUSYA VE UKRAYNA İLE GÖRÜŞÜYORUZ’
Burada Türkiye olarak bizim konumumuz ise farklı. Biz, hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim halindeyiz. Bunu yaparken de mümkün olduğunca adilane yaklaşmanın gayreti içerisindeyiz.
Bu durum zaman zaman Rusya’yı da Ukrayna’yı da rahatsız edebiliyor. Ama biz diyoruz ki, “Her ikiniz hem bize komşusunuz, geçmişten bu yana aramızda ciddi münasebetlerimiz var. Örneğin Karadeniz Tahıl Koridorunda adil bir adım attık. Rusya’nın da Ukrayna’nın da taleplerini karşıladık. “Batı’ya bu tahıl koridorundan aldıklarınızdan verin ama bunun yanında Afrika’ya da verin, Türkiye olarak siz de alın.” dediler.

Biz de bunu elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Şimdi diyoruz ki; tahıl koridorunu biz yeniden açalım. Şimdi bunun görüşmelerini hem Rusya hem Ukrayna’yla yapıyoruz. Henüz bu konuda bir netice alamadık.
Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le son görüşmem bunun üzerindeydi. NATO Zirvesinde Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski ile yine bu konuları görüştük. Ukrayna tarafıyla da tahıl koridorunu çalıştırmak istiyoruz. Temenni ederim ki bu koridoru yeniden işletmeye başlarız.

‘3. DÜNYA SAVAŞI RİSKİ GÖRMÜYORUM’
Dünyanın dört bir yanında patlak veren savaşlar nedeniyle son yıllarda tüm dünyada sıkça dile getirilmeye başlayan olası 3. Dünya Savaşı riskine yönelik kendisine yöneltilen, “: 3. Dünya Savaşı riski hiç olmadığı kadar sık belirtilmeye başlandı. Siz son 2 büyük uluslararası zirveye katıldığınız. Şangay Zirvesi, sonrasında NATO Zirvesi. Bu iki zirvenin sonunda bu riskin yüksek olduğunu görüyor musunuz? Böyle bir kaygınız var mı?” sorusunu yanıtlayan Erdoğan, savaştan çok barışı konuşmalıyız diyerek şunları söyledi:

Doğrusu ben görmüyorum, görmek de istemiyorum. Dünyayı bundan önce savaşa sürükleyen gerekçeleri ve alınmayan önlemleri düşündüğümüzde bugün o hatalara düşmemeye özen göstermenin gerektiği ortadadır.
Savaştan çok barışı söylemeli, barışı konuşmalıyız. Attığımız her adımı gerilim değil barış için atmalı, planlarımızı barışı sağlamak ve kalıcı hale getirmek üzere yapmalıyız.
Bütün ülkelerin gerilim değil, barış ve huzur iklimini inşa edecek çabaları hayata geçirmesi gerekiyor.
‘BAZI EVLER TAMAMEN YANMIŞ’
AA’nın aktardığına göre, Gazze’deki Sivil Savunma Birimi Sözcüsü Mahmud Basal yaptığı yazılı açıklamada, İsrail ordusunun Tel El Hava Mahallesi’nin sanayi bölgesinden ve Hasta Dostları Hastanesi’nden Tel El Hava’nın güneyine doğru geri çekildiğini söyledi. Basal, sivil savunma ekiplerinin Tel El Hava ve sanayi bölgesinde Filistinlilerin yakılmış cesetlerini bulduğunu ve bazı evlerin tamamen yandığını belirtti.
Sivil Savunma Sözcüsü, açıklamasında, Tel El Hava Mahallesi ile sanayi bölgesinden sürekli imdat çağrıları aldıklarını kaydederek, “Sanayi bölgesindeki ara sokaklarda ve evlerin içinde onlarca Filistinlinin cesedi bulundu” ifadelerine yer verdi.
El-Ehli Baptist Hastanesi’nden AA’ya verilen bilgilere göre ise Tel El Hava Mahallesi’nin çeşitli bölgelerinde 56 Filistinlinin cesedine ulaşıldığı kaydedildi. Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan açıklamada ise “İsrail’in Tel El Hava Mahallesi’nde gerçekleştirdiği katliamlara ilişkin bilgiler var” ifadeleri kullanıldı.
ICRC: GÜNDE 500 İLA 2 BİN 500 TELEFON ALIYORUZ
ICRC ise Gazze’deki duruma ilişkin açıklama yaparak 7 Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 6 bin 400 Filistinlinin kendilerine kayıp olarak bildirildiğini duyurdu.
The Guardian’ın haberine göre, bu kişilerin çoğunun enkaz altında olduğuna ya da kimlik tespiti olmadan gömüldüğüne inanılıyor. Bazı kayıpların İsrail tarafından gözaltına alındığı düşünülürken bazıları ile ise iletişim kurulamadığı değerlendiriliyor. ICRC, nisan ayından bu yana kendilerine bildirilen yeni kayıp vakalarından yaklaşık 1100’ünün halen bulunamadığını kaydetti. ICRC Sözcüsü Sarah Davies, “Her hafta yardım hattımıza 500 ile 2 bin 500 çağrı geliyor; bunların çoğu kayıpların aile üyelerinden” dedi.
‘SALDIRI YA DA TAHLİYE EMRİ OLDUĞUDA DAHA ÇOK TELEFON ALIYORUZ’
Alınan çağrı ve taleplerin Gazze’deki duruma göre değişiklik gösterdiğini anlatan Davies, yüksek sayıda insanın yaşadığı yerlere yönelik saldırılar olduğunda ya da İsrail tarafından tahliye emirleri verildiğinde yardım hattına daha fazla telefon geldiğini söyledi. Davies, “Maalesef bunun gibi kaotik durumlarda insanlar kolayca birbirinden ayrılabiliyor. İnsanlar panikliyor, bazen karanlık oluyor, görmek zorlaşıyor; eğer yakınlarda patlamalar olursa, yakınlarındaki insanlar kaçıyor ve birbirini kaybediyor” diye konuştu.
Davies, insanlar yaralanıp ambulansla hastaneye kaldırıldığında aile üyelerinin yakınlarının hangi hastanede olduğunu her zaman bilemediğini belirterek, “İnsanlar telefonlarını kaybedebiliyor, iletişim kopabiliyor, SIM kartlar değişiyor. İnsanların savaş alanında birbirinden ayrılması için tarifsiz sebepler var” değerlendirmesinde bulundu.
BM: BİR ÇOCUK NESLİNİ TAMAMEN KAYBETMENİN EŞİĞİNDEYİZ
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) İletişim Direktörü Juliette Touma, İsrail saldırıları altındaki Gazze’de bir çocuk neslinin tamamını kaybetmenin eşiğinde olduklarını duyurdu.
BM Cenevre Ofisinin resmi X (eski adıyla Twitter) hesabından paylaşılan videoda, Touma, İsrail saldırıları altındaki Gazze’de çocukların durumuna ilişkin bilgi verdi. İsrail saldırılarının başladığı günden bu yana en az 600 bin çocuğun okula gidemediğini belirten Touma, pek çok okulun kapandığını, UNRWA okullarının ise sığınma yerlerine dönüştürüldüğünü kaydetti. Touma, “Bu demek oluyor ki, eğer bu savaş devam ederse bir çocuk neslinin tamamını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız” dedi.
Çocukların okuldan uzak kalma süresinin eğitimdeki kayıplarının telafisini zorlaştıracağının altını çizen Touma, son olarak çocuklar için ateşkes yapılması çağrısında bulundu.
KDP lideri Mesut Barzani, 3 Temmuz’da Bağdat’ı ziyaret etti. Altı yıl aradan sonra gerçekleşen ziyaret, bölge için oldukça kritik bir adım olarak yorumlandı. Barzani’nin görüşmesinde Şii siyasi liderlerin yanı sıra Sünni ve Türkmen toplumunun temsilcileriyle bir araya gelmesi de dikkat çekiciydi.
KDP ile İran hükümetine yakın mevcut Irak yönetiminin bir araya gelmesi jeopolitik açıdan yeni gelişmelerin kapısını aralayabilir. Irak’taki mevcut iç siyasi çekişme ve çatışmaların sona erdirilmesi için yeni bir adım atılması bölge istikrarı için oldukça önemli. Zira bölgedeki DEAŞ ve PKK terör örgütleri çatışmalardan besleniyor ve saldırılarını oluşan otorite boşluklarından faydalanarak artırabiliyor. Bu kapsamda Ankara’nın Bağdat ile müşterek hareket etme kararının ardından Kuzey Irak’taki operasyonlarını hızlandırması da dikkat çekici bir gelişme.
Türkiye ile iyi ilişkilere sahip KDP’nin de bu bağlamda Bağdat’a yakınlaşması başta güvenlik konusu olmak üzere birçok noktada fırsatlar oluşturabilir. Görüşmede memur maaşlarından petrol ihracatına kadar geniş ve bürokratik konuların ele alınması da tarafların istikrar arzusunu yansıtan cinsten.
İran’da Mesud Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, önümüzdeki dönemde İran-KDP yakınlaşmasının da mümkün olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Zira Pezeşkiyan, İran’ın etkin olduğu Irak’ta yeni bir çatışma alanı yaratılmamasından yana. Tahran ilerleyen dönemde Süleymaniye’deki Talabani yönetimine verdiği desteği azaltarak, Kürt bölgesinin meşru yönetimini KDP olarak tanıyabilir. Nitekim Talabani yönetimi İran’la yakın ilişkiler yürütse de aynı zamanda PKK ve ABD ile de denge kurmayı amaçlıyor.
Taraflar arasında en son gerilim Kerkük kentinde yaşanmıştı. DEAŞ’ın kente saldırı tehdidinin sona ermesiyle birlikte bölgede bulunan peşmerge güçleri bölgeyi terk etmek istememiş; Irak Ordusu ve Şii milisler şehre girerek peşmergelerin merkezden ayrılmasını sağlamıştı. Bu dönemde çatışmaların geniş çaplı bir noktaya ulaşmaması daha büyük bir kaosun önüne geçmişti. Tarafların itidalli davranmasıyla birlikte açılan yeni pencere, Irak’ın ihtiyacı olan istikrar için umut verici olarak yorumlanıyor.
Şİİ MİLİSLERİN VARLIĞI GÜÇ REKABETİNİ BERABERİNDE GETİRİYOR
Bölgedeki güç dengelerini anlamak için Irak’taki Şii milislerin varlığı ve peşmergenin gücünü değerlendirmek gerekir. İran destekli milisler, onlarca farklı fraksiyona ayrılmış olsalar da genel anlamdaki siyasetleri Tahran’ın menfaatlerini korumak üzerine şekilleniyor.
Irak Hizbullahı, Asaib el Hak, Bedir Hareketi, Mehdi Organizasyonu gibi yapıların binlerce silahlı milisi bulunuyor. ABD tarafından DEAŞ’a karşı Musul Operasyonu’nda onlarca zırhlı araç ve hava desteği alan gruplar ağır silahlara sahip.
Dolayısıyla her ne kadar Irak’ın isteği dahilinde ve Irak Ordusu ile koordineli olarak hareket ediyor olsalar da; Bağdat’ın bağımsızlığı yönünden, olası bir çıkar çatışması durumunda, ülkeyi iç savaşa sürükleyebilecek kadar büyük bir gücü barındırıyor.
Siyasi şartlar sebebiyle Şii milislerin dağıtılması şu aşamada mümkün değil. Bundan ötürü “bağımsız” politikalar izlemeye kararlı olan Bağdat yönetimi müttefiklerini artırarak gücünü yükseltmeyi hedefliyor. Askeri ve siyasi müttefiklerin artışıyla birlikte ekonomik şartların iyileştirilmesi için de adımların atılması gerektiği için, kalkınma projeleri oluşturuluyor. Doğalgaz hatlarının korunması için çalışmalar yürütülüyor. Onarım çalışmaları gerçekleştiriliyor.
ERBİL YÖNETİMİ BAĞIMSIZLIK HAREKETİNDEN VAZGEÇMEK DURUMUNDA KALMIŞTI
ABD tarafından destek alan bir başka yönetim olan KDP’nin ise bölgesel varlığını sürdürebilmesi için meşruluğunu artırması gerekiyor. Barzani yönetiminin bağımsızlık referandumu kararının ardından Beyaz Saray’ın kendisine sırt çevirmesi, ABD’nin desteğinin ne ölçüde olduğunu da göstermiş oldu. Erbil, bu doğrultuda başta Irak yönetiminden gelebilecek varoluşsal tehditlerin yanı sıra terör örgütleriyle de çetin bir sınav geçiriyor.
Kürt halkının temsilcisi olduğunu savunan PKK’lı militanlar propaganda çalışmalarıyla Erbil’i “işbirlikçilikle” suçluyor. DEAŞ militanları ise Erbil’i dinsiz bir yönetim olarak adlandırarak hedef tahtasına koymuş durumda. Tüm bu faktörler Süleymaniye’den gelen Kürtlerin tek temsilcisi olma amaçlarıyla da birleşince Erbil’i Bağdat’la yakın ilişkiler kurma noktasında ikna etmiş olarak gözüküyor.
Sonuç olarak, Barzani’nin yıllar sonra gerçekleştirdiği ziyaret yeni bir konjüktre işaret ediyor. Dengelerin istikrar üzerine kurulduğu, tarafların çatışmadan ziyade koordinasyonu ön plana aldığı; Terörle mücadele başta olmak üzere birçok konuda birlikte hareket etme zorunluluğu hem Erbil hem de Bağdat için kritik bir öneme sahip. Ve bu doğrultuda adımlar atılmaya devam etmesi beklenebilir. Bu süreçte yönetimlerin dikkat etmesi gereken konu ise kuşkusuz sabotaj denemeleri ve provokasyon çabaları olacaktır.
]]>“İSRAİL VE HAMAS TARAFINDAN KABUL EDİLDİ”
ABD’nin, Gazze’de ateşkes ve esirleri geri getirmek için aylardır çalıştığını dile getiren Biden, “6 hafta önce ortaya koyduğum detaylı plan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, G7, İsrail ve Hamas tarafından kabul edildi.” ifadesini kulandı.
Joe Biden, bunların karmaşık konular olduğunu vurgulayarak, hala bazı eksiklikler olduğunu, ancak ilerleme kaydettiklerini söyledi.
“Gidişat olumlu” diyen Biden, “Bunu başarma ve savaşı sonlandırma konusunda kararlıyım.” vurgusunu yaptı.
Biden, en başından beri bölgede taraflarla irtibat kurduğunu, Gazze’ye daha fazla yardım, gıda ve ilaç sokmak için çaba sarf ettiğini savundu.

“İSRAİL İŞBİRLİĞİ GÖSTERMEDİ”
“İsrail çok fazla işbirliği göstermedi” ifadesini kullanan Biden, İsrail’deki savaş kabinesinin, şimdiye kadar İsrail tarihinde gördüğü “en muhafazakar savaş kabinesi” olduğunu aktardı.
İsrail’e kendilerinin Afganistan’da yaptığı hatayı yapmamaları için uyarıda bulunduğunu belirten Biden, “Bizim yaptığımız hatayı yapmayın, size kötü adamları bulmanız için yardımcı oluruz dedim.” sözlerini sarf etti.
Joe Biden, “Bir yeri işgal etmeye gerek yok, kötü adamları yakalamak yeterli” diyerek, İsrail’in, Hamas’ın peşinden gidebileceğini kaydetti.
İSRAİL’E 1 TONLUK BOMBA SEVKİYATI ASKIYA ALINDI
İsrail’e 1 tonluk bomba sevkiyatının askıya alındığını anımsatan Biden, “Bunlar Gazze’de kullanılamaz. Büyük bir insani trajedi ve yıkım yaratıyorlar.” açıklamasında bulundu.
Biden, İsrail’i geçmişte ateşkese ikna edemediği için pişmanlık duyduğuna işaret ederek, “Şimdi bu savaşı sonlandırma zamanı.” görüşünü paylaştı.
ABD Başkanı Biden, İsrail’de popülaritesinin kendi ülkesinden daha yüksek olduğunu dile getirdi.
“UKRAYNA’YA SIRTIMI DÖNMEYECEĞİM”
Rusya’nın, Kiev’in 1 haftada düşeceğini öngördüğünü kaydeden Biden, sağlanan destek sayesinde “Kiev bugün hala ayakta ve NATO da hiç olmadığı kadar daha güçlü.” dedi.
Biden, güçlü bir NATO’nun, Amerika’nın güvenliği için de çok önemli olduğuna dikkati çekerek, NATO’nun kolektif savunma taahhüt eden 5. maddesinin kutsal olduğunu belirtti.
“(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’e boyun eğmeyeceğim” diyen Biden, NATO’yu güçlü tutmaya devam edeceğini, Amerika’nın kendini dünyadan soyutlayamayacağını söyledi.
Joe Biden, “Ukrayna’ya sırtımı dönmeyeceğim.” mesajını verdi.

“DÜNYADA BAŞ EDEMEYECEĞİM BİR LİDER YOK”
Putin gibi liderlerle 4 yıl daha baş edip edemeyeceğinin sorulması üzerine Biden, “Dünyada baş edemeyeceğim bir lider yok.” değerlendirmesinde bulundu.
Biden, Putin, davranışlarında değişlik göstermeye hazır olduğunu belirttiğinde onunla konuşabileceğini aktardı.
Putin’in büyük bir sorununun olduğunu ifade eden Biden, Rusya’nın kazandığını iddia ettikleri savaşı kazanamadığını, Ukrayna topraklarının sadece yüzde 17,4’ünü ele geçirdiğini anımsattı.
HARRİS’E “TRUMP” DEDİ
Fiziksel ve zihinsel sağlığıyla ilgili sorulara cevaben Biden, “Bu işi en iyi şekilde yapabilecek kişiyim.” savunmasını yaptı.
Avrupalı müttefiklerin kendisine, “Trump’ı yenmek zorundasın” dediğini aktaran Biden, Ukrayna’nın başarılı olması ve NATO’nun güçlü kalması için kendisine ihtiyaç olduğuna işaret etti.
Biden’ın, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris hakkında konuşurken “Eğer Trump’ın iyi bir başkan yardımcısı olacağını düşünmeseydim, başkan olabileceğini düşünmeseydim, onu seçmezdim.” ifadelerindeki gaf ise dikkati çekti.
“UKRAYNA KONUSUNDA BAŞKOMUTANIMDAN TAVSİYE ALIYORUM”
Ukrayna’nın silah sevkiyatında tüm sınırlamaların kaldırılması çağrısına ilişkin bir soruyu cevaplarken Biden, “Ukrayna konusunda Başkomutanımdan tavsiye alıyorum.” dedi.
Başkanlığın yanı sıra aynı zamanda Başkomutan sıfatı da bulunan Biden, hatasını fark edince, savunma bakanı, istihbarat birimi ve Genelkurmay Başkanı’ndan tavsiye aldığını dile getirdi.
NATO Zirvesi kapsamında tüm basın mensupları tarafından yakından izlenen basın toplantısı, yaklaşık 1 saat sürdü.
İsrail’in Gazze’deki saldırıları başta olmak üzere terörle mücadele ve NATO ülkeleriyle ilişkileri hakkında birçok soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin başarıyla tamamlandığını söyledi.

“BARIŞ İÇİN GARANTÖRLÜĞE HAZIRIZ”
NATO Zirvesi’nde tüm devlet ve hükümet başkanları ile Gazze’de yaşanan katliamı görüştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin NATO ile ilişkisini sürdürmesi kabul edilemez. Bu alanda girişimler Türkiye tarafından onaylanmayacaktır” dedi.
İki devletli çözüm için bir kez daha dünyaya çağrı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm baskılara rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin artmasından memnunuz. Barış için garantörlüğe hazırız” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
Bir NATO Zirvesini daha başarıyla tamamladık. Rusya – Ukrayna savaşı karşısında müttefikler olarak uluslararası hukuktan yana bir duruş sergiliyoruz. Ukrayna bağlamında aldığımız kararları gözden geçirdik, yeni somut adımlar üzerinde mutabık kaldık.
Zirvenin ilk oturumunda ittifak savunmasını ilgilendiren konuları istişare ettik. Türkiye’nin her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladık. İttifak hareket ve misyonlarına bu alanda en fazla katkı sağlayan ülkelerden biriyiz. 75 yıllık Washington anlaşması ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayii ticaretindeki bazı kısıtlamalar olmamalı.

TERÖRLE MÜCADELE
Terörle mücadele alanında ortak adımlar önemlidir. NATO’nun terörizmle mücadele politikası geçtiğimiz yıl güncellendi. Sayın Genel Sekreter de terörizmle özel koordinatör atamasını gerçekleştirdi. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan ülkeyiz. Müttefiklerimizden terörle mücadelede bu alanda destek bekliyoruz. Bazı müttefiklerimizin terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısıyla kurduğu çarpık ilişkiyi kabul edemeyiz. Bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrısını yapıyorum.
GAZZE’DE İSRAİL KATLİAMI
Gazze’de 7 Ekim’den bu yana büyük bir katliam yaşanıyor. Tüm temaslarımda Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşananları görüştüm. İsrail soykırım suçlamasıyla yargılandığı davada gerekenleri ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Hiçbir hukuk tanımayan bir yapıyla karşı karşıyayız. İsrail’e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin NATO ile ilişkisini sürdürmesi kabul edilemez. Bu alanda girişimler Türkiye tarafından onaylanmayacaktır. Uluslararası camianın 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Tüm baskılara rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin artmasından memnunuz. Barış için garantörlüğe hazırız.
Dünyamız zaten yeterince gerilim yaşamaktadır, buna yenilerini eklemenin hiçbir manası yoktur.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ülkemizin destek verdiğinin altını çizdik. NATO’nun Ukrayna savaşında bir taraf olmasına asla geçit vermemesi gerekir. Ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da devam ettireceğiz.
Birçok ülke başkanları ile görüşmelerimiz oldu. Görüşmelerimizde ikili ilişkilerimizi geliştirmenin yollarını ve NATO’daki iş birliklerimizi görüştük. Yeni Genel Sekreter olarak göreve başlayacak Sayın Rutte’ye başarılar diliyorum. Başarılı hizmetleri için Sayın Stoltenberg’e de şükranlarımı sunuyorum.
TÜRKİYE’NİN FİLİSTİN’E YARDIMLARI
Her türlü adımları attık. Buna gıda yardımı, sağlık desteği dahil. 40 bine yakın insan bölgede öldü. Hastanelerimizi devreye soktuk. Yaralıları tedavi altına alıyoruz. Gıda desteği olarak 40 bine yakın tır, uçak tüm bunları bölgeye gönderiyoruz. Yardımlarımız devam ediyor, bundan sonra da devam edecek. Biz Filistinli kardeşlerimizi yalnız bırakamayız, onları terk edemeyiz. Başta Kızılay olmak üzere tüm kurumlarımız gereken destekleri sağlıyor.
Biz İsrail’i Lahey Adalet Divanı’na şikayet ettik. Bununla ilgili özellikle Adalet Bakanlığımız başta olmak üzere süreci çalıştırıyor. Diğer ülkelerin de biz şikayetçi olmasını bekliyoruz. İsrail’in anladığı dili kullanmamız lazım. Sayı ne kadar artarsa o kadar faydalı olur.

ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Dün akşam ve bugün sayın Biden ile görüştük. 3-4 hafta içinde F-35’lerin problemini çözeceğini söyledi. Parçalarla ilgili konuyu da sürekli görüşüyoruz.
ERDOĞAN-ESED GÖRÜŞMESİ NE ZAMAN?
Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel ya da üçüncü bir ülkede yapalım’ çağrımı 2 hafta önce yaptım. Bu konuyla Dışişleri Bakanım ilgileniyor. Bu dargınlığı bitirip yeni bir süreci başlatalım istiyoruz.
“ŞANGHAY’A DAİMİ ÜYE OLMAK İSTİYORUZ”
Türkiye artık Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na daimi üye olarak katılmalıdır. Tüm daimi üyelerden bu konuda destek istedim.
ABD’DE SEÇİMLER
Buradaki yarışın biz tarafı değiliz. Bu yarış içinde kalan sürede kararı ABD’deki halk verecek. Bu eyaletlerin vereceği karar önemli. Türkiye olarak en hayırlı kararı verecek ABD delegesinin vereceği kararı izleyeceğiz.
EUROFİGHTER ALIMI
Scholz olumsuz bir yaklaşımda bulunmadı. Savunma Bakanları da olumlu bir istikamette görüşme sağladı. Almanya ve İngiltere tarafında da olumlu gelişmeler var.
TÜRKİYE’NİN NATO EVSAHİPLİĞİ
Henüz hangi şehirde olacağı kararlaştırılmadı. Büyük ihtimalle İstanbul’a yakışır. Böyle bir büyük organizasyon yaparız. NATO ile birlikte dünyaya selamımızı çakarız.

“HERKES BARIŞTAN YANA”
Herkes barıştan yana. Hangi liderle görüştüysem aynı fikirdeler. Barış burada eninde sonunda egemen olacak. Bizde yapılacak zirve barışın taçlandığı zirve olacak diye düşünüyorum. Temennimiz Dışişleri Bakanlığımızla birlikte yapacağımız görüşmelerle bu işin altyapısını oluşturacağız.
Sayın Putin ile Karadeniz Tahıl Girişimi’ni konuştuk. İki tarafı bütünleştirebilirsek temelleri atacağız. Beklentimiz bu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
Bir NATO Zirvesini daha başarıyla tamamladık.
Zirvenin ilk oturumunda ittifak savunmasını ilgilendiren konuları istişare ettik. Türkiye’nin her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladık. İttifak hareket ve misyonlarına bu alanda en fazla katkı sağlayan ülkelerden biriyiz. 75 yıllık Washington anlaşması ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayii ticaretindeki bazı kısıtlamalar olmamalı.
Terörle mücadele
Terörle mücadele alanında ortak adımlar önemlidir. NATO’nun terörizmle mücadele politikası geçtiğimiz yıl güncellendi. Sayın Genel Sekreter de terörizmle özel koordinatör atamasını gerçekleştirdi. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan ülkeyiz. Müttefiklerimizden terörle mücadelede bu alanda destek bekliyoruz. Bazı müttefiklerimizin terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısıyla kurduğu çarpık ilişkiyi kabul edemeyiz. Bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrısını yapıyorum.
Gazze’de İsrail katliamı
Gazze’de 7 Ekim’den bu yana büyük bir katliam yaşanıyor. Tüm temaslarımda Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşananları görüştüm. İsrail soykırım suçlamasıyla yargılandığı davada gerekenleri ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Hiçbir hukuk tanımayan bir yapıyla karşı karşıyayız. İsrail’e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin NATO ile ilişkisini sürdürmesi kabul edilemez. Bu alanda girişimler Türkiye tarafından onaylanmayacaktır. Uluslararası camianın 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Tüm baskılara rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin artmasından memnunuz. Barış için garantörlüğe hazırız.
Dünyamız zaten yeterince gerilim yaşamaktadır, buna yenilerini eklemenin hiçbir manası yoktur.
Rusya-Ukrayna savaşı
Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ülkemizin destek verdiğinin altını çizdik. NATO’nun Ukrayna savaşında bir taraf olmasına asla geçit verilmemesi gerekir. Ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da devam ettireceğiz.
Birçok ülke başkanları ile görüşmelerimiz oldu. Görüşmelerimizde ikili ilişkilerimizi geliştirmenin yollarını ve NATO’daki iş birliklerimizi görüştük. Yeni Genel Sekreter olarak göreve başlayacak Sayın Rutte’ye başarılar diliyorum. Başarılı hizmetleri için Sayın Stoltenberg’e de şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye’nin Filistin’e yardımları
Her türlü adımları attık. Buna gıda yardımı, sağlık desteği dahil. 40 bine yakın insan bölgede öldü. Hastanelerimizi devreye soktuk. Yaralıları tedavi altına alıyoruz. Gıda desteği olarak 40 bine yakın tır, uçak tüm bunları bölgeye gönderiyoruz. Yardımlarımız devam ediyor, bundan sonra da devam edecek. Biz Filistinli kardeşlerimizi yalnız bırakamayız, onları terk edemeyiz. Başta Kızılay olmak üzere tüm kurumlarımız gereken destekleri sağlıyor.
Biz İsrail’i Lahey Adalet Divanı’na şikayet ettik. Bununla ilgili özellikle Adalet Bakanlığımız başta olmak üzere süreci çalıştırıyor. Diğer ülkelerin de biz şikayetçi olmasını bekliyoruz. İsrail’in anladığı dili kullanmamız lazım. Sayı ne kadar artarsa o kadar faydalı olur.
ABD’den F-16 tedariki
Dün akşam ve bugün sayın Biden ile görüştük. 3-4 hafta içinde F-35’lerin problemini çözeceğini söyledi. Parçalarla ilgili konuyu da sürekli görüşüyoruz.
Erdoğan-Esed görüşmesi ne zaman?
Sayın Esed’e ‘ya ülkeme gel ya da üçüncü bir ülkede yapalım’ çağrımı 2 hafta önce yaptım. Bu konuda Dışişleri Bakanım konuyla ilgileniyor. Bu dargınlığı bitirip yeni bir süreci başlatalım istiyoruz.
“Şanhay’a daimi üye olmak istiyoruz”
Türkiye artık Şanhay İşbirliği Teşkilatı’na daimi üye olarak katılmalıdır. Tüm daimi üyelerden bu konuda destek istedim.
ABD’de seçimler
Buradaki yarışın biz tarafı değiliz. Bu yarış içinde kalan sürede kararı ABD’deki halk verecek. Bu eyaletlerin vereceği karar önemli. Türkiye olarak en hayırlı kararı verecek ABD delegesinin vereceği kararı izleyeceğiz.
Almanya’dan Eurofighter alımı
Scholz olumsuz bir yaklaşımda bulunmadı. Savunma Bakanları da olumlu bir istikamette görüşme sağladı. Almanya ve İngiltere tarafında da olumlu gelişmeler var.
Türkiye’nin NATO ev sahipliği
Henüz hangi şehirde olacağı kararlaştırılmadı. Büyük ihtimalle İstanbul’a yakışır. Böyle bir büyük organizasyon yaparız. NATO ile birlikte dünyaya selamımızı çakarız.
Rusya-Ukrayna savaşı
Herkes barıştan yana. Hangi liderle görüştüysem aynı fikirdeler. Barış burada eninde sonunda egemen olacak. Bizde yapılacak zirve barışın taçlandığı zirve olacak diye düşünüyorum. Temennimiz Dışişleri Bakanlığımızla birlikte yapacağımız görüşmelerle bu işin altyapısını oluşturacağız.
Sayın Putin ile Karadeniz Tahıl Girişimi’ni konuştuk. İki tarafı bütünleştirebilirsek temelleri atacağız. Beklentimiz bu.
]]>

ZİRVEDE TERÖRLE MÜCADELENİN ALTI ÇİZİLDİ
Zirve öncesinde terörle mücadele konusunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda Müttefiklerin ittifak ruhuyla hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştı. Zirve Bildirgesi’nde Ukrayna’dan sonra en fazla zikredilen konu terörle mücadele. Önümüzdeki dönemde NATO’daki büyük değişim dalgasından ilk nasibini alacak belgeyse “Terörle Mücadeleye İlişkin Güncellenmiş Politika Kılavuz İlkeleri ve NATO’nun Uluslararası Toplumun Terörle Mücadelesindeki Rolünün Güçlendirilmesine İlişkin Güncellenmiş Eylem Planı”.

Belgede güncellenecek kısımlara bakıldığındaysa Türkiye’nin PKK ve DEAŞ’a karşı yürüttüğü operasyonlarda karşılaştığı sorunlar dikkate alınmış gözüküyor. Unutulmamalı ki bazı müttefikler, PKK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD’yi “halk” ya da “özgürlük” savaşçısı olarak tanımlamış; Türkiye aleyhinde çeşitli suçlamalarda bulunmuştu. Bu güncellemelerle beraber, terör tanımına ilişkin müttefiklerin görüşlerinin dikkate alınması gerektiğine karar verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Newsweek dergisinde yayınlanan röportajında da müttefiklerimizden temel beklentimiz benzer bir terörle mücadele yaklaşımı benimsemeleri ifadelerini kullanması, Türkiye’nin masadan galip kalkan taraf olduğunu gösteriyor.
MÜTTEFİKLERİN SURİYE VE IRAK ÖZELİNDEKİ ÖNYARGILARI KIRILDI
2011 Suriye İç Savaşı sonrasında 2014’te DEAŞ terör örgütünün önce Irak daha sonra da Suriye’ye doğru genişlemesi, terörle mücadele konusunda müttefikleri teyakkuza geçirmişti. BM uhdesinde kurulan DEAŞ ile Mücadele Koalisyonu’na ABD ile birlikte eşbaşkanlık eden Türkiye’nin teröre karşı tavrı hep netti. Terörle nerede ve ne şartla olsun mücadele ilkesiyle 2015’te DEAŞ terör örgütüne darbe indirmeye başlayan Türkiye, 2016’da Fırat Kalkanı, 2018’de Zeytin Dalı, 2019’da Barış Pınarı ve akabinde Pençe-Kartal Harekatları ile Suriye’de DEAŞ’a harekat alanı bırakmadı. Bu dönemde bir diğer terör örgütü PYD ile de aktif mücadelesini sürdüren Türkiye, bazı müttefikler tarafından eleştirilere maruz kaldı. Müttefiklik ruhuna aykırı kararlara imza atan bazı müttefiklere rağmen Türkiye, insani ve girişimci dış politikası çerçevesinde teröre geçit vermedi. Bugün yayınlanan NATO Zirve Bildirgesi’nde başta Irak olmak üzere Suriye’de terör örgütleriyle aktif mücadelede bulunma taahhüdünün müttefiklerce kabul edilmesi, 9 yıl aradan sonra Türkiye’nin tezlerinin sonunda kabul gördüğünün işareti. 1990’lardan bugüne Irak’ta yuvalanan PKK terör örgütünün kökünü kazımak için hem askeri hem de ekonomik hamlelerde bulunan Türkiye’nin haklı gerekçeleri Irak özelinde de anlaşılmış durumda. Zirve Bildirgesi’nde Irak’a vurgu yapılması ve ülkede NATO misyonunun kapsamının genişletilmesi ve Irak güvenlik makamlarına verilen desteğin artırılması, Türkiye’nin Basra Kalkınma Yolu vizyonuyla ortaya koyduğu bölgesel istikrar vizyonun ne kadar yerinde bir hamle olduğunu bir kanıtı niteliğinde.

TÜRKİYE’NİN KARADENİZ’DE ATTIĞI ADIMLAR TAKDİR GÖRÜYOR
1990’larda merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vizyonuyla kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün meyveleri bu günlerde toplanmaya başladı. Denizlerde hır gürün artmasına rağmen Karadeniz’deki barış ve istikrar diğer bölgelere örnek teşkil ediyor. Bölgede sükûnetin garantörüyse Türkiye. 1936 Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar’ın yegane sahibi Türkiye, izlediği akil politikalarla tansiyonun yükselmesine izin vermiyor. 2014’te Kırım’ın ilhakı ve 2022’de başlayan Rusya – Ukrayna Savaşı’nda Türkiye’nin yüklendiği arabuluculuk vazifesi, savaşın yayılmasının önüne geçti. Dünyanın en büyük hububat ihracatçısı iki ülke arasında patlak veren savaştan başta kıtlıkla cebelleşen Afrika olmak üzere diğer coğrafyaların mağdur olmaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiriyle “elini taşın altına koyan” Türkiye, Türk diplomasisinin başarılı hamlelerinden olan Tahıl Koridoru ile beraber sadece bölgesel değil küresel istikrarın da garantörü konumuna yükseldi. 11 Haziran’da Türkiye’nin önderliğinde Romanya ve Bulgaristan’ın Karadeniz güvenliğini tehdit eden deniz mayınlarını temizleme girişimi, Zirve Bildirgesi’nde takdire mazhar oldu.

AVRUPA’NIN KAYNAYAN KAZANI BALKANLAR BİR BARIŞ HAVZASINA DÖNÜŞTÜ
Türk diplomasinin öngörüsü ve vizyonu, bir zamanlar çatışma ve istikrarsızlıkların coğrafyası olarak görülen Balkanları bir barış havzasına dönüştürdü. 1996 yılında kurulan Güneydoğu Avrupa İş Birliği Süreci ve Türkiye’nin önderliğinde tesis edilen Hırvatistan – Sırbistan ve Sırbistan – Bosna Hersek üçlü dayanışma mekanizmaları, bölgedeki gerilimlerin önüne geçti. Balkanlar artık bir yatırım havzası ve Türkiye’nin Balkanların dönüşümündeki payı yadsınamaz. Bu durum Rusya ve Çin’e odaklanmış NATO’nun dikkatinden kaçmadı ve Balkanlardaki siyasi atmosfer Zirve Bildirgesi’nde alkışlandı.

TÜRKİYE NATO’YA DEĞER KATIYOR
Küresel vicdanın sesi olarak dünyadaki adaletsizlikleri her platformda dillendiren Türkiye, NATO için vazgeçilmez bir müttefik. Askeri bir savunma ittifakı olmanın ötesinde ortak değerleri vurgulayan bir örgüte dönüşen NATO’nun bu söylemini devam ettirebilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Terörle mücadele ve insan hakları konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğindeki Türk diplomasisinin vizyonu sadece müttefiklerin güvenliği için değil, aynı zamanda uluslararası barış ve istikrarın muhafazası için de hayati önem taşıyor. Rusya – Ukrayna Savaşı’nda da görüldüğü üzere sahada ve masada her türlü yükü göğüsleyen Türkiyesiz bir NATO, bir savunma örgütünün ötesine geçemeyecek bir yapılanmaya sahip.



KAYNAK: TRT HABER
]]>Haaretz gazetesinin haberine göre, ismi açıklanmayan bir İsrailli, “hâlâ cevaplanmamış önemli sorular olduğunu” söyledi.
İSRAİL ORDUSU BAŞARISIZLIĞINI KABUL ETTİ
İsrail ordusunun resmi sitesinde yayınlanan raporda, yürütülen resmi soruşturma neticesinde, “İsrail ordusunun, 101 kişinin öldüğü ve 32 kişinin esir alındığı Be’eri’deki İsrail vatandaşlarını koruma misyonunu yerine getiremediği” sonucuna varıldığı belirtildi.
Rapor, İsrail ordusunun 7 Ekim’de yaşanan kapsamlı sızma senaryosuna hazırlıklı olmadığını doğruladı.
“KİBUTZ SAKİNLERİ YARDIM ÇIĞLIKLARI ATARKEN ORDU NEDEN İÇERİ GİRMEDİ?”
Bir başka İsrailli de yetkililere, “Kibutz (İsrail’de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk) yanarken ve sakinleri yardım çığlıkları atarken, neden kibutzun kapısında toplanan ordu güçlerinin birçoğu saatlerce içeri girmedi?” sorusunu yöneltti.
“GELEN ASKERLER ASIL AMAÇLARININ SİVİLLERİ SAVUNMAK OLDUĞUNUN FARKINDA MIYDI?”
Be’eri’deki bir diğer İsrailli de “Hamas’ın sızma planını gerçekleştirmesini sağlayan istihbarat başarısızlığının nedeni neydi ve İsrail ordusunun anlık tepkisi olmadan sınır ihlali nasıl gerçekleşti? Kibbutza gelen askerler asıl amaçlarının sivilleri savunmak olduğunun farkında mıydı?” sorularıyla istihbarat zaafına ve ordunun başarısızlığına ilişkin eleştirilerini ifade etti.
Gazze Şeridi sınırında yer alan Be’eri yerleşim birimindeki İsrailliler, “İsrail ordusunun, böylesine tam bir başarısızlık nedeniyle suçluluk ve hesap verebilirliği kabul etmesine” büyük önem verdiklerini vurguladı.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’deki 22 Yahudi yerleşim birimi ve 11 askeri üsse düzenlediği saldırılar yüzlerce İsraillinin ölümüne ve yaralanmasına yol açmıştı.
İsrailli siyasi ve askeri yetkililer, saldırıyı, “istihbarat zaafı ve askeri başarısızlık” olarak değerlendirmişti.
Kibutz’a (İsrail’de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk) düzenlenen saldırıda 31 asker ve güvenlik personelinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin de yaralandığı kaydedilen raporda, yaklaşık 340 silahlı Filistinlinin Be’eri’ye sızdığı, aralarında bulunan Hamas’ın yaklaşık 100 seçkin mensubunun tamamına yakınının öldürüldüğü ifade edildi.
Haaretz’in üst düzey yetkililere dayandırdığı dünkü haberine göre, İsrail ordusunun, 7 Ekim’de Be’eri’de yaşanan çatışmalara dair yürüttüğü soruşturmanın sonucuna ilişkin hazırladığı raporda, askerlerin çatışmayı yürütme biçiminde “ciddi kusurlar” tespit edildiği belirtilmişti.
İSRAIL’İN KENDİ VATANDAŞLARINI ÖLDÜRDÜĞÜ “HANNİBAL PROTOKOLÜ”
Kurulduğu günden bu yana rehine krizleriyle boğuşmak zorunda kalan İsrail, bu durumun kendisine son derece büyük bedeller ödettiğini düşünerek 1986 yılında bir protokol hazırlamıştı.
Rehinelerin kurtarılma imkanı yoksa onları alanlarla birlikte ortadan kaldırılmasını öngören Hannibal Protokolü, yaklaşık 20 sene gizlenmişti. 2003’te İsrailli doktor Avner Shiftan tarafından öğrenilen protokol, Haaretz gazetesi aracılığıyla kamuoyuna duyurulmuştu.
İsrail’de 7 Ekim 2023’teki saldırılarda sivil ölümlerin araştırılması sırasında, görgü tanıklarının şahitliği ve bölgede ağır ateşli silahların kullanılması üzerine Hannibal Protokolü’nün uygulandığı iddiaları gündeme gelmişti.
Yakınlarını Nova Müzik Festivali’nde kaybedenler 2 Ocak’ta İsrail güçlerinin “sorumluluğunun araştırılması” hakkında ihmal davası açarken, Be’eri yerleşim biriminde ölenlerin aileleri 6 Ocak’ta Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’ye, olayın kapsamlı ve şeffaf şekilde soruşturulmasını isteyen bir mektup göndermişti.
İsrail medyasında, 7 Ekim saldırısı sırasında, İsrail ordusunun esirleri de öldürmeyi öngören Hannibal Protokolü’nü uyguladığı haberleri yer almış, olayla ilgili soruşturma açılması çağrıları yapılmıştı.
İsrail ordusunun 6 Şubat’ta, orduya ait tankın 7 Ekim günü Yahudi yerleşim birimindeki bir evi bombalaması sonucu İsrailli 12 esirin ölmesiyle ilgili soruşturma başlattığı belirtilmişti.
Ruandalı yetkililer tarafından yapılan açıklamada, İngiltere’nin göçmenleri Orta Afrika ülkesi olan Ruanda’ya göndermeyi amaçladığı plandan aldığı milyonlarca doları geri ödemek zorunda olmadığı duyuruldu. Ruanda Devlet Başkanı daha önce bu paranın iade edilebileceğini söylemişti.
Anlaşmanın bir parçası olarak İngiltere, göçmenleri kabul etmesi karşılığında Ruanda’ya yaklaşık yarım milyar dolar kalkınma fonu verecekti. İngiltere’nin bağımsız kamu harcamaları gözlemcisi mart ayı başında yaptığı açıklamada, hiçbir sığınmacının Ruanda’ya gönderilmemiş olmasına rağmen ülkeye 280 milyon dolar ödediğini söyledi.
GERİ ÖDEME MADDESİ ANLAŞMADA YOK
İngiltere’nin yeni başbakanı Keir Starmer, geçen hafta ülkenin liderliğini devraldıktan sonra planı rafa kaldırdı. Girişim, İngiltere’nin Muhafazakar Parti yönetimindeki önceki hükümeti tarafından, göçmenleri güvenli olmayan teknelerle Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye ulaşmaktan caydırmak amacıyla tasarlanmıştı.
Ruanda Hükümet Sözcüsü Yardımcısı Alain Mukuralinda anlaşmanın bir geri ödeme maddesi içermediğini söyledi. Mukuralinda, Ruanda Yayın Ajansı tarafından sosyal medyada yayınlanan videoda “İngilizler uzun bir süre işbirliği talebinde bulunmaya karar verdi ve bunun sonucunda iki ülke arasında anlaşma yapıldı. Şimdi, eğer gelip işbirliği talep eder ve sonra da geri çekilirseniz, bu sizin kararınızdır. İyi şanslar” dedi.
İngiltere ile göç ortaklığı koordinatörü Doris Uwicyeza Picard, ülkesinin parayı iade etme “yükümlülüğü” altında olmadığını söyledi. Ruanda’nın bir sonraki adımlar konusunda İngiliz yetkililerle “sürekli görüşmeler” halinde olacağını söyleyen Picard, bu adımların neler olabileceği ya da bu görüşmelerin ne zaman başlayacağı konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.
DEVLET BAŞKANI PARAYI İADE EDEBİLECEKLERİNİ SÖYLEMİŞTİ
Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ocak ayında BBC’ye verdiği demeçte anlaşma kapsamında sığınmacı gönderilmemesi halinde Ruanda’nın İngiltere’ye geri ödeme yapabileceğini söylemiş ve “Eğer gelmezlerse parayı iade edebiliriz” demişti. Anlaşmanın bir parçası olarak, taraflardan biri diğerine yazılı olarak bildirimde bulunarak anlaşmayı feshedebilir. İngiltere’nin bu yazılı bildirimi yapıp yapmadığı belli değildi, ancak Starmer görevdeki ilk tam gününde göçmen planını çöpe attı ve “Başlamadan öldü ve gömüldü” dedi.
DOLANDIRICILIK OLARAK ADLANDIRILDI
İngiltere’nin kolluk kuvvetleri, göç ve ulusal güvenlikten sorumlu yeni içişleri bakanı Yvette Cooper, haber kaynaklarına yaptığı açıklamada ofisinin “para, mevzuat ve süreçlerle ilgili tüm ayrıntıları” denetleyeceğini ve Parlamento’ya daha fazla ayrıntı vereceğini söyledi. Cooper “Tüm planı denetliyoruz. Açıkça görülüyor ki bu tam bir dolandırıcılık” dedi.
Göç ortaklığı, ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı yoksul bir ülke olan Ruanda için önemli bir destek olacaktı. Dünya Bankası rakamlarına göre Ruanda’nın yıllık ekonomik çıktısı yaklaşık 14 milyar dolar, dolayısıyla göçmen anlaşması, ekonomisine oldukça büyük bir destek olacak. Ruandalı yetkililer, anlaşma kapsamında İngiltere’den gönderilen paranın, göçmenlerin beklenen varışına hazırlanmak ve ekonomik büyümeyi desteklemek için operasyonel maliyetler için kullanıldığını söylüyor. Paranın bir kısmı da başkent Kigali’nin dış mahallelerinden biri olan Gahanga’da göçmenlerin Ruandalılarla birlikte yaşaması beklenen uzun vadeli konutlar inşa etmek için kullanıldı. Göç ortaklığı iptal edilmiş olsa da Picard, Ruanda hükümetinin projeyi tamamlayacağını ve Ruandalılar için sosyal konutlar için kullanacağını söyledi.
SADECE KOMŞU ÜLKELERE EV SAHİPLİĞİ YAPILMIYOR
Bu politika aynı zamanda Kagame’nin küresel göçe kalıcı çözümler bulma hedefiyle de örtüşüyor. Kendisi ve hükümetinin pek çok üyesi Ruanda’nın 1994’teki soykırımından önce ve sonra Uganda, Kongo ve başka yerlerde mülteci olarak büyümüş ve savaşların masum insanlara yaptığı adaletsizlik hakkında defalarca konuşmuşlardı. Kagame, ülkesinin sadece komşu ülkelerden gelen mültecilere değil, aynı zamanda Libya’dan tahliye edilen Afrikalılara ve Taliban’dan kaçan Afgan kız öğrencilere de ev sahipliği yaptığını dile getiriyor.
PLANLAMA 2021 YILINDA BAŞLADI
İngiltere’nin göçmenleri Ruanda’ya gönderme planı 2021 yılında, sığınmacıları işlem için üçüncü ülkelere sınır dışı etme niyetinden bahseden dönemin başbakanı Boris Johnson döneminde şekillenmeye başladı. Bu fikir, Ruanda’nın sığınmacıların taleplerini işleme koymak için ne güvenli ne de yeterince hazır olduğunu söyleyen hak grupları, Birleşmiş Milletler yetkilileri ve İngiliz mahkemelerinin tepkisiyle karşılaştı. Aktivistler ayrıca Ruanda’daki siyasi ve medya baskısına ve on yıllardır iktidarda olan Kagame’yi eleştirenlerin adil olmayan yargılamalara ve kötü muameleye maruz kaldığına dikkat çekti. Bazıları da sığınmacıların yakından izleneceğinden, gazeteciler ve insan hakları araştırmacılarıyla özgürce konuşamayacaklarından endişe ediyor.
NİSAN AYINDA ‘GÜVENLİ ÜÇÜNCÜ ÜLKE’ İLAN EDİLMİŞTİ
Aktivistlere ve mültecilerle yapılan röportajlara göre Ruanda’da koruma arayan mülteciler öldürüldü, taciz edildi ve sınır dışı edildi. Kagame’nin askerleri ayrıca madenleri yağmalamak, katliamlar yapmak ve komşu Kongo’da büyük bir yerinden edilme dalgasına yol açmakla suçlanıyor. Ancak İngiltere’nin Rishi Sunak yönetimindeki bir önceki hükümeti tüm bu faktörleri göz ardı ederek nisan ayında Ruanda’yı güvenli üçüncü ülke ilan eden bir yasa çıkardı.
Londra’nın kuzeyindeki Bushey kasabasında yaşanan cinayete kurban gidenlerin BBC’nin at yarışı yorumcusu John Hunt’ın eşi ve iki kızı olduğu ortaya çıktı.
Polis, kapsamlı bir operasyonla cinayetin şüphelisi 26 yaşındaki genç adamı gözaltına aldı.
Yaralı bir şekilde bulunduğu belirtilen Kyle Clifford tedavi için hastaneye götürüldü.
Cinayetle ilgili tüm detaylar henüz ortaya çıkmadı ve Clifford’ın cinayeti neden işlediği bilinmiyor.
Polis ise, şüphelinin kurbanları tanıdığı ve hedef göstererek saldırıyı gerçekleştirdiği ihtimalini değerlendiriyor.

OLAY HAKKINDA NE BİLİNİYOR?
Salı günü yerel saatle 19:00 sularında Londra’nın kuzeyinde yer alan Hertfordshire bölgesindeki Bushey kasabasında yaşayanlar, çığlıklar duyduklarını söyleyerek polisi aradı.
Ashlyn Close sokağına gelen polis, üç kadını ağır yaralı halde bulundu.
Kurbanlar sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Tatar yayı olarak da bilinen arbaletle saldırıya uğradıkları anlaşılan üç kadın olay yerinde öldü.
Londra’nın kuzeyindeki Enfield’da yaşadığı tespit edilen şüpheli Kyle Clifford’ın bulunması için kapsamlı bir insan avı başlatıldı.
Polis, arbaletin hâlâ elinde olabileceğini söyleyerek insanlara karşılaşırlarsa şüpheliye yaklaşmamaları uyarısında bulundu.
Silahlı polis görevlileri ve arama ekipleri, Enfield ve Londra’nın kuzeyindeki farklı ilçelerin yanı sıra, cinayetin işlendiği Bushey’de konuşlandırıldı.
Çarşamba öğle saatlerinde, polis ve ambulans görevlileri, içinde arama yapılan Enfield’daki bir evin yakınlarında bir mezarlıkta görüldü.
Mezarlık güvenlik kordonuyla çevrilerek kapatıldı ve bir helikopter ambulans bölgeye yaklaştı.
Herfordshire polisinin yaptığı açıklamaya göre Clifford, polis tarafından “ateş açılmadan” burada yakalandı.
Yaralı halde bulunan Clifford’ın hastanede tedavi gördüğü belirtildi.

KURBANLAR KİM?
Cinayete kurban gidenlerin; BBC’nin at yarışı yorumcusu John Hunt’ın 61 yaşındaki eşi Carol Hunt ile, çiftin üç kızından ikisi olan 25 yaşındaki Louise ve 28 yaşındaki Hannah oldukları belirlendi.
ŞÜPHELİ HAKKINDA NE BİLİNİYOR?
Cinayet şüphelisi Kyle Clifford hakkında bilinenler sınırlı.
Ancak şüphelinin 2022’de kısa süreliğine İngiliz Ordusu’nda hizmet verdiği ve sonra ordudan ayrıldığı düşünülüyor.
Polis, “hedefli” bir saldırı olduğunu söylediği cinayetin arkasındaki Clifford’ın kurbanları tanıdığını düşünüyor.
Polis yetkililerinden yapılan açıklamaya göre, cinayetle ilgili soruşturma hızla ilerliyor.
Şüpheli gözaltına alınırken, şu aşamada polis soruşturmasında aranan başka biri olmadığı belirtildi.

‘İNANILMAZ BİR TRAJEDİ’
John Hunt, BBC 5 Live radyosunun at yarışı yorumcularından biri.
Hunt’ın eşi ve iki kızının öldürüldüğü saldırı kamuoyunda da şok etkisi yarattı.
BBC’nin bir sözcüsü, “John Hunt’ın ailesiyle ilgili haberler kahredici. John’a her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.
İngiltere’deki at yarışı yorumcuları da baş sağlığı dileklerini paylaştı.
Sky Sports’tan Alex Hammond, X hesabından yaptığı açıklamada olayı “inanılmaz bir trajedi” diye niteledi.
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, cinayetin “gerçek anlamda şok edici” olduğunu söyleyerek polis soruşturmasını yakından takip ettiğini ifade etti.
Londra’nın kuzeyindeki Bushey kasabasında yaşanan cinayete kurban gidenlerin BBC’nin at yarışı yorumcusu John Hunt’ın eşi ve iki kızı olduğu ortaya çıktı.
Polis, kapsamlı bir operasyonla cinayetin şüphelisi 26 yaşındaki genç adamı gözaltına aldı.
Yaralı bir şekilde bulunduğu belirtilen Kyle Clifford tedavi için hastaneye götürüldü.
Cinayetle ilgili tüm detaylar henüz ortaya çıkmadı ve Clifford’ın cinayeti neden işlediği bilinmiyor.
Polis ise, şüphelinin kurbanları tanıdığı ve hedef göstererek saldırıyı gerçekleştirdiği ihtimalini değerlendiriyor.

OLAY HAKKINDA NE BİLİNİYOR?
Salı günü yerel saatle 19:00 sularında Londra’nın kuzeyinde yer alan Hertfordshire bölgesindeki Bushey kasabasında yaşayanlar, çığlıklar duyduklarını söyleyerek polisi aradı.
Ashlyn Close sokağına gelen polis, üç kadını ağır yaralı halde bulundu.
Kurbanlar sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Tatar yayı olarak da bilinen arbaletle saldırıya uğradıkları anlaşılan üç kadın olay yerinde öldü.
Londra’nın kuzeyindeki Enfield’da yaşadığı tespit edilen şüpheli Kyle Clifford’ın bulunması için kapsamlı bir insan avı başlatıldı.
Polis, arbaletin hâlâ elinde olabileceğini söyleyerek insanlara karşılaşırlarsa şüpheliye yaklaşmamaları uyarısında bulundu.
Silahlı polis görevlileri ve arama ekipleri, Enfield ve Londra’nın kuzeyindeki farklı ilçelerin yanı sıra, cinayetin işlendiği Bushey’de konuşlandırıldı.
Çarşamba öğle saatlerinde, polis ve ambulans görevlileri, içinde arama yapılan Enfield’daki bir evin yakınlarında bir mezarlıkta görüldü.
Mezarlık güvenlik kordonuyla çevrilerek kapatıldı ve bir helikopter ambulans bölgeye yaklaştı.
Herfordshire polisinin yaptığı açıklamaya göre Clifford, polis tarafından “ateş açılmadan” burada yakalandı.
Yaralı halde bulunan Clifford’ın hastanede tedavi gördüğü belirtildi.

KURBANLAR KİM?
Cinayete kurban gidenlerin; BBC’nin at yarışı yorumcusu John Hunt’ın 61 yaşındaki eşi Carol Hunt ile, çiftin üç kızından ikisi olan 25 yaşındaki Louise ve 28 yaşındaki Hannah oldukları belirlendi.
ŞÜPHELİ HAKKINDA NE BİLİNİYOR?
Cinayet şüphelisi Kyle Clifford hakkında bilinenler sınırlı.
Ancak şüphelinin 2022’de kısa süreliğine İngiliz Ordusu’nda hizmet verdiği ve sonra ordudan ayrıldığı düşünülüyor.
Polis, “hedefli” bir saldırı olduğunu söylediği cinayetin arkasındaki Clifford’ın kurbanları tanıdığını düşünüyor.
Polis yetkililerinden yapılan açıklamaya göre, cinayetle ilgili soruşturma hızla ilerliyor.
Şüpheli gözaltına alınırken, şu aşamada polis soruşturmasında aranan başka biri olmadığı belirtildi.

‘İNANILMAZ BİR TRAJEDİ’
John Hunt, BBC 5 Live radyosunun at yarışı yorumcularından biri.
Hunt’ın eşi ve iki kızının öldürüldüğü saldırı kamuoyunda da şok etkisi yarattı.
BBC’nin bir sözcüsü, “John Hunt’ın ailesiyle ilgili haberler kahredici. John’a her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.
İngiltere’deki at yarışı yorumcuları da baş sağlığı dileklerini paylaştı.
Sky Sports’tan Alex Hammond, X hesabından yaptığı açıklamada olayı “inanılmaz bir trajedi” diye niteledi.
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, cinayetin “gerçek anlamda şok edici” olduğunu söyleyerek polis soruşturmasını yakından takip ettiğini ifade etti.
Milliyet’in haberinde yer alan bilgilere göre, en büyük gemi kazalarından biri 2012’deki Costa Concordia Faciası olmuştu. 32 kişinin hayatını kaybettiği kazada ise 7 kişi hiç bulunamazken, bu kazadan 7 yıl sonra, kimsenin hayatını kaybetmediği bir başka kaza yaşandı. Okyanus ötesine nakliyat yapan Golden Ray gemisi 7 bin 400 araç kapasitesiyle çıktığı son yolculuğunda alabora oldu. Tıpkı Costa Concordia gibi yan yatan Golden Roy gemisi yanmaya başladığında ise yapılacak tek şey 23 kişilik mürettebatı kurtarmaktı.

GOLDEN RAY’DA YAŞANANLAR
Golden Ray gemisi, 19 Ağustos 2019 günü son yolculuğuna çıktı ve sonraki 2 hafta boyunca gemiye çeşitli limanlardan lüks araçlar yüklendi. Veracruz, Altamira ve Freeport o limanlar arasındaydı. Oradan sonra 6 Eylül’de Jacksonville’e ve kazadan 1 gün önce, 8 Eylül’de Brunswick’e ilerledi. Burada bazı araçlar boşaltıldı ve yeni araçlar yüklendi. Geminin bundan sonraki rotası Baltimore, Wilmington, Beyrut, Cidde, Sohar, Jebel Ali, Dammam ve Kuveyt yönüne planlanmıştı. Ancak her an yaşanması mümkün olsa da kimse tarafından beklenmeyen bir şey yaşandı. Gemi bir anda alabora oldu ve büyük bir kısmı suya gömülmeye başladı.
23 kişilik mürettebatın hayatını tehlikeye atan bu olay, milyonlarca dolarlık zarara yol açtı. Golden Ray, içinde sıfır kilometre araçlar bulunan bir gemiydi ancak gemi alabora olduktan sonra araçlar tamamen hurdaya dönmüştü. Gemi alabora olduktan bir süre sonra yanmaya başladı fakat bu durumun arkasında herhangi bir hasar veya kaza bulunmuyordu. Edinilen bilgilere göre gemi, herhangi bir şeyle çarpışmadı ve önemli bir gövde hasarı almadı.
YAZIM YANLIŞI ALABORAYA NEDEN OLDU
Dev gemi, 200 metre uzunluğunda ve 71 ton ağırlığındaydı ve bir dakika içinde 60 derecelik bir açıyla yan yattı. Geminin sağa dönüşü sırasında hızla sola yatan gemi, 90 derecelik bir açıyla durdu. Kaptan Jonathan Tennant, geminin limandan çıkarılması sırasında her şeyin normal göründüğünü belirttiği bir kamuoyu duruşmasında konuşmuştu. Geminin ilk mühendisi Junyong Kim de geminin yana yatmasına kadar herhangi bir olağandışı durum olmadığını ifade etti.
Daha sonra yapılan incelemede, kaza yaklaşık 2 saat önce gemideki iki su geçirmez kapının açık bırakıldığı keşfedildi. Golden Ray’ın 1 dakika içinde yaşadığı talihsizlik sırasında, yana yatmayı engellemek için pruva pervanesi ve geri motor emirleri verildi. Geminin kaptanı daha önce, ayrılışını hazırlamak için güverte 5’teki liman tarafındaki pilot kapısının 01.08’de açılmasını emretmişti. Ancak su, açık pilot kapısından gemiye girmeye başladı, makine ve dümen takımı odalarını su bastı. Römorkörler gemiyi derin kanaldan ittikçe, gemi liman tarafına oturdu. Birleşik Devletler Sahil Güvenlik (USCG) müdahale botu Sahil Güvenlik İstasyonu Brunswick’ten, suya indirildi ve botlar sırasıyla 02.05 ve 03.00’te Golden Ray’a ulaştı.
Gemideki 23 mürettebatın tamamı ve bir Amerikalı kaptan hayatta kaldı. Hayatta kalmayı başaranlar arasında olay sırasında geminin makine dairesinde bulunan üç mühendis de vardı. Kaptan ve 23 mürettebattan 19’u ilk gece ilk müdahale ekipleri tarafından kurtarıldı. O gece kurtarılan son kişi 06.45 geminin başmühendisi oldu. 04.30’da ilk müdahale ekipleri, geminin içindeki araçları yakan yangın nedeniyle sancak tarafından çıkan duman ve alevleri fark etti. Zehirli duman ve ısı, yangın kendi kendine sönene kadar kurtarma operasyonlarına engel oldu. 24 saat süren yangının ardından kayıp olan kalan dört mürettebat üyesi de kurtarıldı.
YAZIM HATASI FARK EDİLMEDİ
Yaşananların tek bir sebebi vardı. Yolculuğun başında mürettebat her şeyin yolunda olduğuna karar vermişti ancak kimse denge sistemine yanlış veriler girilerek yazım hatası yapıldığı fark etmemişti. Yani gemi günlerce tesadüfen sorunsuz ilerlemişti.
8 Eylül 2019’da alabora olan geminin okyanustan çıkarılması ise 2 yıl sürdü. Çalışmalar 5 Eylül 2021’de tamamlandı.
SREBRENİTSA KATLİAMINDA HAYATINI KAYBEDEN 14 KİŞİ DAHA TOPRAĞA VERİLECEK
Bosna Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa’da 1995’te Sırplar tarafından yapılan soykırımda öldürülen ve kimlikleri tespit edilen soykırım kurbanlarından 14’ü daha bugün düzenlenecek cenaze töreninin ardından toprağa verilecek.
Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen soykırımda öldürülen ve kimlik tespiti yapılan 14 kurban için öğleden sonra cenaze namazı kılınacak.
Cenaze namazı öncesinde Srebrenitsa Anıt Merkezi’nde soykırımın 29. yılı dolayısıyla anma programı düzenlenecek.
Bugün toprağa verilecek kişilerin isimleri şöyle:
“Beriz Mujic, Hamed Salic, Hasib ve Camil Efendic kardeşler, Mehmed Krdzic, Sabrija Omic, Musan Siljkovic, Sakib Harbas, Ahmet Jasarevic, Nevres Salihovic, İbrahim Salkic, Midhat Basic, Hajdin Mustafic, Latif Mandzic.”
SREBRENİTSA KATLİAMINDA NELER YAŞANDI
Srebrenitsa’nın 11 Temmuz 1995’te Ratko Mladic komutasındaki Sırp birliklerince işgal edilmesinin ardından Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, daha sonra Sırplara teslim edildi.
Kadın ve çocukların Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmasına izin veren Sırplar, en az 8 bin 372 Boşnak erkeği ormanlık alanlar, fabrikalar ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar toplu mezarlara gömüldü.
Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda, toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor.
Bu yılki törenin ardından anıt mezarlıkta toprağa verilen kurbanların sayısı 6 bin 765’e yükselecek.
AVRUPA’NIN ORTASINDA KATLİAM
Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)’nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995’te yaşanan ve en az 8.372 Boşnak’ın Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır.
Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır. Bosna Sırp ordusunun dışında katliama “Akrepler” olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır. Birleşmiş Milletler Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önlemedi.
Srebrenitsa katliami II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşıyor.
SİLAHLARI ELİNDEN ALINAN HALK KATLEDİLDİ
Yugoslavya’nın çöküşü üzerine 1992 yılında Sırpların Bosna’da başlattıkları soykırımın ardından bölgeye zoraki olarak müdahale eden Birleşmiş Milletler’in güvenli bölge ilan edilen 6 bölge arasında Srebrenitsa da bulunmaktaydı.
Savaştan önce nüfüsu 24 bin civarı olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına gelmişti. Artık Srebrenitsa ‘açlık’ ve ‘hastalıklar’ ile mücadele eden bir ‘toplama kampı’na dönüşmüştü.Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı.
Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa’ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi. BM yalnızca iki F16’yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.
Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna’daki BM Barış Gücü komutanı Hollandalı generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı Komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti.
Daha sonra orataya çıkan bir video kasedinde Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri çekilecekti.Bir hafta süren katliam II. Dünya Savaşı’ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak arşivlerde yer aldı.
Lahey Adalet Divanı bir hafta süren katliamın bir ‘soykırım’ olarak kabul etti; ancak Sırbistan’ın sorumlu tutulmayacağına karar verdi.
SOYKIRIM KARARI VE SUÇLULARI
Hollanda’nın Lahey kentideki Uluslararası Adalet Divanı, 2007’deki kararında, ICTY’den gelen kanıtlar doğrultusunda, Srebrenitsa ve civarında yaşananları “soykırım” olarak nitelendirdi.
Sırp komutan Ratko Mladic, ICTY’de geçen kasım ayında sonuca bağlanan davada, aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum edildi.
Aynı mahkeme, 2016’da sonuca bağladığı davada, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadzic’e Srebrenitsa soykırımı dahil 10 ayrı suçtan 40 yıl hapis cezası verdi.
Mahkeme ayrıca, Srebrenitsa soykırımındaki suçları nedeniyle eski Sırp general Radislav Krstic’i 35 yıl, Vidoje Blagojevic’i 15 yıl, Vujadin Popovic ve Ljubisa Beara’yı ömür boyu, Drago Nikolic’i 35 yıl, Ljubomir Borovcanin’i 17 yıl, Vinko Pandurevic’i 13 yıl, Radivoje Miletic’i 19 yıl, Milan Gvero’yu 5 yıl hapse mahkum etti. Bosna Hersek Mahkemesinde görülen davada ise 13 Temmuz 1995’te bine yakın Boşnak sivilin öldürülmesiyle suçlanan Milorad Trbic, 30 yıl hapse mahkum edildi.
Farklı mahkemelerde görülen Srebrenitsa davalarında bugüne kadar 45 Sırp, toplam 699 yıl hapis cezası aldı.
Eski Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Milosevic de Srebrenitsa’daki soykırımla suçlanmış ancak ICTY’deki yargılanması devam ederken tutuklu bulunduğu cezaevinde yaşamını yitirdi.
]]>GİZLİ AKŞAM YEMEĞİ
Solcu Liberation gazetesi, Macron ittifakında yer alan Horizon Partisinin Genel Başkanı ve eski Başbakan Philippe’in ve hükümetten bazı isimlerin aşırı sağcı RN lideri Le Pen ile aralık ayında “gizli” akşam yemeklerinde buluştuklarını ortaya çıkarması ülke gündeminde tartışmaya yol açtı.
TEHLİKELİ AKŞAM YEMEĞİ
Gazetenin “Macroncuların ve RN’nin gizli yemekleri: Tehlikeli ilişkiler’ başlığı ile servis ettiği haberde, Macron ittifakında yer alan eski Başbakan Philippe’in ve Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun eski milletvekili Thierry Solere’in evinde aralık ayında aşırı sağın önde gelen ismi Le Pen ve RN Başkanı Jordan Bardella ile “gizlice” buluştuğu belirtildi.
Macron’un aşırı sağın yükselişini önlemek için gittiği erken genel seçimlerden mağlup çıkmasının ardından merkez sol ile koalisyon hükümeti kurma çabaları sürerken, kendi ittifakından bazı isimlerin, aşırı sağcılarla “gizli” yakınlaşması siyaset arenasını gerdi.
Philippe, TF1 kanalında katıldığı programda Le Pen ile yemek yediğini kabul ederek, “Bu yemeğin sonunda birçok konuda çok derin fikir ayrılıklarımız olduğunu fark ettik.” dedi.
İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, açıklamasında, “Philippe istediği kişiyle akşam yemeği yiyebilir ama ben Le Pen ile yemeğe çıkmayacağım.” dedi.
Eski Başbakan Philippe’in siyasi tecrübelerine atıf yapan Darmanin, “Ülkemizin daha iyiye gitmesine yardımcı olacağını umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Başkent Paris’i de kapsayan Ile-de-France bölgesinin Başkanı Valerie Pecresse ise katıldığı televizyon programında, Philippe’in Le Pen ile akşam yemeğine çıkmasını “rahatsız edici” buldu. “Yakın olduğumuz kişilerle akşam yemeği yeriz” diyen Pecresse, kendisinin Le Pen ve Bardella ile böyle bir paylaşımının olamayacağını söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik ifadeleri nedeniyle Fransız Radyosundaki işinden olan komedyen Guillaume Meurice ise X hesabından yaptığı paylaşımda, Philippe-Le Pen yemeğine mizahi bir yaklaşımda bulundu. Meurice paylaşımında, “Bu akşam Edouard Philippe’te yiyoruz. (Philippe) İnsanlarla buluşmayı seviyor.” ifadelerine yer verdi.
FRANSA SEÇİMLERİ
Fransa’da ilk turu 30 Haziran ve ikinci turu 7 Temmuz’da yapılan erken genel seçimler, solcu 4 partinin oluşturduğu Yeni Halk Cephesinin galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Seçim sonuçlarıyla toplam 577 milletvekilinin görev yapacağı mecliste hiçbir parti ya da ittifak hükümet kurmak için gerekli salt çoğunluğa ulaşamazken, seçimin kaybedeni Macron ittifakının koalisyon arayışları sürüyor.
Fransa’da son üç seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN partisinin, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oyla galip gelmesi üzerine Macron, meclisi feshederek erken seçime gitme kararı almıştı.
Genel seçimlerde Yeni Halk Cephesi ittifakı 178 milletvekiliyle mecliste en fazla sandalyenin sahibi olmuştu.
‘ATEŞKES İÇİN YALVARIYOR’
Hamas’ın “çöktüğünü” ileri süren Smotrich, Filistinli grubun “ateşkes için yalvardığını” iddia etti.
Filistin karşıtlığıyla tanınan aşırı sağcı Smotrich, Gazze’ye yönelik saldırıların şu an durdurulmasının “Hamas’ın toparlanarak bölgede yeniden savaşmasına izin vermek” anlamına geleceğini öne sürdü.

AÇIKLAMANIN ZAMANLAMASI DİKKAT ÇEKTİ
Smotrich’in Gazze’ye saldırıların sürdürülmesine ilişkin açıklamasının, Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası müzakerelerinin gündemde olduğu bir dönemde gelmesi dikkati çekti.
‘YENİDEN SALDIRABİLME HAKKI’
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da dün yaptığı açıklamada, Gazze’de varılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasının, “savaşın hedeflerini gerçekleştirene kadar İsrail’in yeniden Gazze’ye saldırabilme hakkını güvence altına alması gerektiğini” savunmuştu.

DİREKTÖR MISIR’DA
İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) Direktörü Ronen Bar liderliğindeki İsrailli müzakere heyeti, esir takası müzakereleri ve Refah Sınır Kapısı’nın idaresi hakkındaki görüşmelere katılmak üzere bu sabah Mısır’ın başkenti Kahire’ye gitti.
‘GAZZE’DE 186.000’DEN FAZLA KAYIP’
İngiltere’de yayımlanan The Lancet dergisinde, Rasha Khatib, Martin McKee ve Salim Yusuf imzasıyla “Gazze’de ölü sayımı: Zor ancak gerekli” başlığıyla makale yayımlandı.
Gazze’de 19 Haziran itibarıyla hayatını kaybedenlerin sayısının 37 bin 396 olduğu belirtilen makalede, bölgedeki yıkım nedeniyle Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığının veri toplamasının zor olduğu vurgulandı.

YÜZDE 30 BELİRLENEMEDİ
Bakanlığın, ölü sayısı ile kimliği belirlenen ölü sayılarını ayrı açıkladığına işaret edilen makalede, Gazze’de hayatını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 30’unun kimliğinin belirlenemediğinin altı çizildi.
Makalede, Orta Doğu’daki hava saldırılarını izleyen ve arşivleyen sivil toplum kuruluşu Airwars’ın, hava saldırılarının bazı kimliği belirlenebilir kurbanların isimlerinin bakanlık listelerinde yer almadığını ortaya çıkardığı da ifade edildi.
ENKAZ ALTINDAKİ KAYIPLAR
Gazze’deki binaların yüzde 35’inin yıkıldığına yönelik verilere de değinilen açıklamada, hala enkaz altında olan cenaze sayısının 10 binden fazla olduğu vurgulandı.
Savaşların, sadece şiddet olaylarına değil sağlık sorunlarına da neden olduğuna dikkat çekilen makalede, savaşlar sona erse dahi ardından gelen yıllarda etkilerinin görüldüğü belirtildi.

‘DOLAYLI ÖLÜM’
Gazze’de saldırıların neden olduğu dolaylı ölüm oranı 3 ila 15 kat daha yüksek
Sağlık kurumlarının yok olması, su, gıda ve barınak yetersizliği, güvenli yaşam alanlarının bulunmaması gibi nedenlerle dolaylı ölüm sayılarının yüksek olacağı kaydedilen makalede, dolaylı ölümlerin, doğrudan ölümlere göre 3 ila 15 kat daha yüksek olduğu aktarıldı.
NÜFUSUN %7,9’U
Makalede, “Bildirilen 37 bin 369 ölüme karşı dört dolaylı ölüm şeklinde ılımlı yaklaşımla tahminde bulunulduğunda Gazze’deki saldırılara 186 binden fazla ölüm atfetmek mantıksız olmaz. Gazze’nin 2022 nüfus tahmini olan 2 milyon 375 bin 259 ele alındığında tahmin edilen ölü sayısı, tüm nüfusun yüzde 7,9’una denk gelmektedir.” ifadeleri kullanıldı.
ATEŞKES SAĞLANMASSA YAŞANACAKLAR
Şubatta yapılan değerlendirmeye göre, ateşkesin sağlanmayıp saldırıların aynı yoğunlukta devam etmesi halinde ölü sayısının, 6 Ağustos’ta 58 bin 260, salgın hastalıklar ve gerilimin yükselmesi de hesaba katıldığında 85 bin 750 olacağı tahmini de makalede yer aldı.
Bu nedenle Gazze’de acil ateşkese ihtiyaç olduğu vurgulanan makalede, gerekli tıbbi yardımın, gıda, su ve temel ihtiyaçların dağıtımının hayati önemine işaret edildi.
‘HER ŞEY HESAPLANMALI’
Makalede, Gazze’de ortaya çıkan ölü sayısı ve yıkımın hesaplanmasının, gelecekte hesap sorma, savaşın getirdiği yıkımın ölçüsünü belirleme, savaş sonrası iyileştirme, altyapının yenilenmesi ve insani yardımlar için önemli olduğu belirtildi.
ZORUNLU GÖÇ
Bölgedeki binlerce Filistinli, yoğun saldırlar nedeniyle kuzeye doğru kaçmaya başladı.İsrail savaş uçakları ve topçuları gece boyu Gazze kent merkezinin doğu, batı ve orta bölgelerini saatler boyunca ağır bombalarla hedef aldı.Saldırılar nedeniyle bölgede onlarca ölü ve yaralı olduğu aktarıldı.
Ateşkes görüşmeleri hakkında bilgi sahibi olan yetkililer, İsrail’in Katarlılarla görüştüğünü belirterek, “Onlarla Hamas’ın cevabını görüştüler ve İsrail’in cevabını birkaç gün içinde vereceklerine söz verdiler” dedi.
ATEŞKESİ ONAYLAMAK İÇİN NETANYAHU’DAN ŞAKA GİBİ ŞARTLAR
Hamas ve İsrail arasında, Gazze’de bir ateşkes ve karşılıklı esir takasına ilişkin müzakerelerde ilerleme kaydedildiği aktarılırken İsrail Başbakanlığı Basın Ofisi, olası bir anlaşmada temel şart olarak talep ettiği maddeleri açıkladı.
Netanyahu, birinci talep olarak “hedeflerine ulaşana kadar İsrail’in Gazze’ye yeniden saldırabilme hakkını elinde tutma” şartını duyurdu.

Ayrıca Mısır’dan Gazze’ye “silah kaçırılmasına” ve binlerce silahlı Hamas mensubunun Gazze’nin kuzeyine dönmesine izin verilmeyeceği aktarıldı.
Olası bir anlaşmada, Gazze’den serbest bırakılacak İsrailli esirlerin sayısının en yüksek rakama çıkartılmasının sağlanması istendi.
Açıklamada, İsrail’in kabul ettiği ve ABD Başkanı Joe Biden’ın memnuniyetle karşıladığı planın, İsrail’in “savaştaki hedeflerini gölgelemeyeceği” belirtildi.

İsrail, Gazze’ye saldırılarında hedefini “Hamas’ın askeri becerilerini yok etmek ve Hamas’ın Gazze’de yeniden hakim güç olmasını engellemek” olarak açıklamıştı.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 19 Haziran’da bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “Hamas’ı askeri olarak yok etmenin mümkün olmadığını, Hamas’ın bir fikir olduğunu” belirtmiş, “böyle bir hedef koymanın kamuoyunun gözünü boyamak anlamına geldiğini” ifade etmişti.

İSRAİL, GAZZE’YE SALDIRILARA DEVAM ETMEKTE ISRARCI
İsrail, ateşkes ve karşılıklı esir takasının gerçekleşmesinin ardından Gazze’ye saldırılarına devam etmekte ısrar ediyor. Buna karşın, Hamas, bir anlaşma sağlanması halinde bunun kalıcı bir ateşkese dönüşmesi için arabuluculardan güvence talep ediyor.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor. Netanyahu’nun koalisyonundaki aşırı sağcı siyasilerin, Gazze’ye saldırıların durması halinde, başbakanı, hükümeti devirmekle tehdit ettiği biliniyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor. Arabulucuların hazırladığı son ateşkes taslağını Hamas heyetinin onayladığı bildirilmişti.
İsrail Dış İstihbarat Teşkilatı Mossad Direktörü David Barnea, hafta sonu Doha’ya gidip temaslarda bulunmuştu. İsrailli yetkililer, “tarafların ilk defa bir anlaşmaya bu kadar yakın olduğunu” belirtmişti.
İsrail’in bu hafta müzakerelere devam etmesi için bir heyeti Kahire’ye göndermesi bekleniyor. ABD dış istihbarat teşkilatı CIA Direktörü William Burns’un de aynı şekilde görüşmelere katılacağı aktarılıyor.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 38 bin 153 Filistinli öldü, 87 bin 828 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 323’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 679 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti. Gazze Şeridi’nde hala daha bir kısmı hayatta bir kısmı ölü 120 kadar İsrailli esir bulunduğu aktarılıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 570 Filistinli hayatını kaybetti.
Fransa’da 49 milyonu aşkın seçmenin Ulusal Mecliste halkı temsil edecek milletvekillerinin belirlendiği erken genel seçimin ikinci turu için oy verme işlemi, devam ediyor.
Başkent Paris’te vatandaşlar genel seçimlerin ikinci turunu AA muhabirine değerlendirdi.
Paris’in 9. bölgesinde oy veren Mael isimli seçmen, Macron’un Meclisi feshederek “sorumsuzca” davrandığını ifade etti.
Mael, erken genel seçimlerin birkaç hafta gibi bir sürede hazırlanmasına ilişkin, “Partilerin seçimlere hazırlanması için çok kısa (bir süre) olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Aşırı sağın anketlerde ve seçim sonuçlarında yüksek olmasının kaygıya neden olduğunu belirten Mael, bu seçimlerin aceleyle düzenlenmesinin aşırı sağın yükselişinde payı olduğunu savundu.
Mael, seçime katılımın yüksek olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Bunun ne gibi sonuçlar getireceğini göreceğiz.” diye konuştu.
Seçime ilişkin değerlendirmede bulunan 32 yaşındaki Camille Olivier ise erken seçim sürecinin biraz zorlu geçtiğini, AP seçimlerinin Fransa’da değişiklik getireceğini bildiklerini belirtti.
AP seçimlerinde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin sandıktan birinci çıkması hakkında Olivier, “Belki de bir partinin diğerlerinden daha fazla öne çıkmasını beklemiyorduk, bu biraz sürpriz oldu. Ben Cumhurbaşkanı’nın Meclisi feshetmesini de hiç beklemiyordum.” ifadesini kullandı.
Olivier, seçim sürecinin kısa olduğuna dikkati çekerek, “Çok fazla hızlı geçti, hazırlanmak, biraz anlamak için 2 haftamız bile yoktu. Fransa’da tüm siyasi partilerde durum biraz karışıktı.” şeklinde konuştu.
Seçimde oyunu aşırı sağa karşı cephe almak için kullandığını aktaran Olivier, kimsenin Mecliste salt çoğunluğu alamayacağını düşündüğünü kaydetti.
Olivier aşırı sağın çoğunluğu alması halinde, bunun büyük bir karmaşa yaratacağını, böyle bir olasılığın kendisini endişelendirdiğini söyledi.
“Bu ülkeyi tanıyamıyorum”
Öğrenci olan 20 yaşındaki Eva ise ülkede aşırı sağın yükselmesinin çok üzücü olduğunu belirterek, “Bu ülkeyi tanıyamıyorum.” dedi.
Gençlerin seçim sürecinde aşırı sağa karşı harekete geçmesinin umut verici olduğunu anlatan Eva, “Oy verebilme şansımız var. Aşırı sağa karşı oy kullanmaya gitmek gerekiyor.” diye konuştu.
Eva, aşırı sağın içi boş bir siyaset güttüğünü savunarak, Fransa’nın “zengin beyazlardan” oluşan bir ülke olmadığının altını çizdi.
Fransa’nın erken seçime gidişi
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Meclisi feshederek 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatlarının hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” İttifakı altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” İttifakı’nı kurmuştu.
Seçimin ilk turunda, aşırı sağcı ittifak yüzde 33 civarında oyla sandıktan birinci çıkmış, Yeni Halk Cephesi İttifakı yüzde 28 ile ikinci, Macron’un “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” ittifakı ise yüzde 20 oyla üçüncü sıraya yerleşmişti.
Seçimin ilk turunda 76 milletvekili seçilirken, bunların 39’u aşırı sağ, 32’si sol ittifak, 2’si Macron ittifakı ve kalan 3’ü merkez sağdaki Cumhuriyetçiler ve diğer sağ partilerin adayları olmuştu.
İsrail basınındaki haberlere göre, ülkedeki hükümet karşıtı grupların çağrısı üzerine “direniş günü” sloganıyla düzenlenen gösterilerde Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümeti protesto ediliyor.
GÖSTERİCİLERE MÜDAHALE
Başkent Tel Aviv ve diğer kentlerde göstericiler, sabah saatlerinden itibaren bazı yolları ve kavşakları trafiğe kapattı. İsrail polisi, yolu açmak için bazı noktalarda göstericilere güç kullanarak müdahale etti.
Protestocu bazı gruplar da hükümet karşıtı sloganların yazılı olduğu ve marşların çalındığı araçlarla konvoylar gerçekleştiriyor.
Onlarca gösterici, Savunma Bakanı Yoav Gallant, Dışişleri Bakanı Yisrael Katz ve diğer kabine üyeleri ile milletvekillerinin evlerinin önünde toplandı.
Bazı göstericiler de Batı Kudüs’teki tramvay yolunda eylem yaparak hattı bir süreliğine kapattı.
Protestocu gruplar, yaptıkları ortak açıklamada, İsrail’deki hükümeti “Gazze’deki esirlere ve sokaktaki göstericilere karşı kayıtsız kalmakla” suçlarken erken seçim çağrısıyla gün boyu protesto, yürüyüş ve eylemlerine devam edeceklerini bildirdi.
Akşam saatlerinde de Tel Aviv’de İsrail’in en büyük işçi sendikası Histadrut’un genel merkezi önünde “genel greve gidilmesi” talebiyle eylem yapılacak. Batı Kudüs’te ise Netanyahu’nun konutuna doğru yürüyüşler düzenlenmesi planlanıyor.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor. Arabulucuların hazırladığı son ateşkes taslağını Hamas heyetinin onayladığı bildirilmişti.
İsrail Dış İstihbarat Teşkilatı Mossad Direktörü David Barnea, hafta sonu Doha’ya gidip temaslarda bulunmuştu. İsrailli yetkililer, “tarafların ilk defa bir anlaşmaya bu kadar yakın olduğunu” belirtmişti.
İsrail’in bu hafta müzakerelere devam etmesi için bir heyeti Kahire’ye göndermesi bekleniyor. ABD dış istihbarat teşkilatı CIA Direktörü William Burns’un de aynı şekilde Katar’da görüşmelere katılacağı aktarılıyor.
GAZZE’DE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 38 bin 98 Filistinli öldü, 87 bin 705 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 323’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 679 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeyi sürdürdü.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 570 Filistinli hayatını kaybetti.
]]>Enes Çelik’in geçen mayıs ayında başkanlık görevine gelmesiyle destek kampanyası başlatan Bursaspor, kısa sürede 200 milyon lirayı aşkın bağış topladı. Toplanan bağışlarla uzun süredir kapalı olan transfer tahtasını açan “timsahlar”, daha önce üst liglerde mücadele etmiş birçok futbolcuyu kadrosuna katmayı başardı.
Sezona güçlü bir kadro kurarak başlamak isteyen Bursaspor, yeni sezonu şampiyonlukla tamamlayarak tekrar üst liglere tırmanmayı hedefliyor.
Bir haftada 10 bin kombine satıldı
Kulüp başkanı Enes Çelik, AA muhabirine, zor süreçlerden geçen bir kulübün başına geçtiğini söyledi.
Bu süreçte hızlıca işe koyulduklarını ve şehrin ileri gelenlerinden destek aldıklarını belirten Çelik, güven verecek, şehirdeki diğer unsurları da ortak noktada toplayacak bir yönetim kurduklarını anlattı.
Çelik, kısa sürede birlik ve beraberliğin yakalandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bu bizi çok mutlu etti. Açıkçası ben de bu kadar ilgi olacağını beklemiyordum ama şehirde de ciddi anlamda bir açlık olduğunu gördüm futbola. Yani burası bir futbol şehri aynı zamanda. Ciddi anlamda altyapımız zaten var ve Türkiye’de belki de ilk beş altyapıdan birine sahibiz. Bu noktada insanların da buna çok büyük ilgi gösterdiğini, kombine satışlarımızdan da görüyoruz. Henüz bir hafta dolmamışken 10 binin üzerinde bilet satışı oldu. Çok ciddi ve rekor bir rakam.”
Gidişattan memnun olduklarını aktaran Çelik, “Benim kafamdaki Bursaspor, Avrupa’da. Hep bir Avrupa’yla özdeştiriyorum. Hiçbir zaman Süper Lig kafamla yan yana gelmiyor, hep daha ötesi geliyor. Belki 3. Lig’de olmamız, bazı şeylerin temellerini daha da sağlam atma anlamında bir avantaja çevrilir. Hem kurumsal yapı anlamında hem mali anlamda bu noktada yapacaklarımızla birlikte ilerideki güzel günlerin de sağlam altyapısını şimdiden oluşturacağız.” ifadelerini kullandı.
“Ligin üzerinde bir kadro kuracağımızı söyledik”
Çelik, ilk ay kampanyadan gayet olumlu sonuçlar aldıklarını ama bunun yeterli olmadığını dile getirdi.
Bundan sonrası için özellikle desteği biraz daha orta ölçekli ve tabana yayma anlamında çalışmalar yapacaklarını ifade eden Çelik, binlerce Bursaspor gönüllüsünün takımın iyi durumlarda olmasını istediğini, açıklayacakları sponsorluk anlaşmalarıyla bunun devam edeceğini söyledi.
Çelik, Kocaelispor, Eskişehirspor ve Sakaryaspor gibi takımlarla tekrar Süper Lig’de bir araya gelmeyi arzuladıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
“Futbol seyircisiz, taraftarsız olmuyor. Taraftarla güzel bu iş. Umarım yine o izlediğimiz deplasmanları tekrar yaşatırız bu takımlarla birlikte. Şimdiye kadar 10 transfer açıkladık. Yeniden bir takım kurma durumumuz söz konusuydu. Kulübün profesyonelleriyle, hocamızla da istişare ederek güzel bir takım kurma yolunda adımları attık. 3 ya da 4 nokta transferle bu süreci tamamlamak istiyoruz. Aldığımız oyuncular birinci ligdeki oyuncular ya da ikinci ligin iyi oyuncuları. İkinci ligden birinci lige gitmek üzere olan oyuncuları alıyoruz. Dolayısıyla zaten biz aslında senenin de kadrosunu kuruyoruz bir taraftan.”
Bursaspor’u yeniden zirveye taşıyacaklarına inandıklarını belirten Çelik, “Ne yapmak istediğimizi de çok iyi biliyoruz. Ligin üzerinde bir kadro kuracağımızı söyledik ve bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz. Ben bile çok heyecanlıyım. Bu oyuncuların bir araya gelip nasıl maçlar çıkacarağını, özellikle içeride en az 30 bin taraftarımızın önünde merakla bekliyorum.” ifadelerini kullandı.
]]>Tokayev, Azerbaycan’ın Şuşa şehrinde düzenlenen “TDT Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi”nde konuştu.
Zirvenin, Türk devletleri arasındaki kardeşliği pekiştirmedeki önemli rolüne işaret eden Tokayev, zirvenin “ulaştırma bağlantısı ve iklim hareketi ile sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek” temasıyla gerçekleştirilmesinin de tüm TDT üyesi ülkelerin çıkarlarını karşıladığını söyledi.
Tokayev, TDT dönem başkanlığının Kazakistan’da olduğunu dile getirerek, “Türk Devletleri Teşkilatının uluslararası otoritesini artırmak için çabalayacağız. Bu kapsamda ‘Türk Devri’ sloganı adı altında teşkilatın etkileşimini genişletmeyi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Astana’da eylülde 5. Dünya Göçebe Oyunları’na ev sahipliği yapacaklarını hatırlatan Tokayev, “Dünya Göçebe Oyunları, Türk kültürünü daha geniş kitleye yayacak önemli bir etkinliktir. Bu vesileyle kardeş ülkelerin sporcularını bu etkinliğe katılmaya davet ediyorum.” diye konuştu.
Tokayev, Kazakistan’ın dış politikasında küresel güvenliği ve istikrarı sağlama konusunun hep ön planda olacağını ve Türk halklarının her zaman birlik içinde olması gerektiğini vurgulayarak, “Bizim gücümüz birliğimizdir.” dedi.
“GEÇEN YIL ORTA KORİDOR ÜZERİNDEN TAŞINAN YÜK HACMİ YÜZDE 65 ARTARAK 3 MİLYON TONA YAKLAŞTI”
Kazakistan’ın barışa yönelik adımları destekleyeceğini, şu anda dünyanın siyasi ve ekonomi alanda büyük değişimler geçirdiğini anlatan Tokayev, “Böylesine dengesiz bir dönemde TDT’yi daha da geliştirmek önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Tokayev, bu bağlamda teşkilata üye ülkeler arasında karşılıklı ticareti artırmanın önemine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“(Hazar Denizi geçişli) Trans Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru’nun potansiyelini tam anlamıyla kullanmak gerek. Bugün de bu koridor üzerinden taşınan yük hacmi hızla artıyor. Biz bu alanda yüklerin geçiş süresini azaltmak için ‘Dijital Ticaret Koridoru’ adıyla bir platform oluşturduk. Bu alanda Azerbaycan ile sıkı çalışma yürütüyoruz. Halihazırda iki tarafın demiryolu idareleri arasında entegrasyon süreci tamamlandı. Bu sayede geçen yıl Orta Koridor üzerinden taşınan yük hacmi yüzde 65 artarak 3 milyon tona yaklaştı.”
Tokayev, Kazakistan’ın Hazar Denizi kıyısındaki limanları üzerinden yük taşıyan kardeş ülkelerin nakliyecileri için özel indirim uygulamayı planladıklarını bildirdi.
TOKAYEV’DEN ‘BÜYÜK TÜRK DİLİ MODELİ’ ÖNERİSİ
Telekomünikasyon sektöründeki işbirliğinde de önemli projelerin hayata geçirildiğini anlatan Tokayev, “Hazar Denizi’nin dibinde fiber optik ağı oluşturulmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Bu proje, ülkelerimiz arasındaki iletişim kalitesini artıracak. Aynı zamanda bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına önemli fırsatlar sunacak.” ifadelerine yer verdi.
Ülkeleri için öz kültürlerini ve ana dillerini korumanın önemini vurgulayan Tokayev, yapay zekayı kullanarak “Büyük Türk Dili Modeli” geliştirmeyi önerdi.
Tokayev, iklim değişikliği konusunun da TDT ülkeleri için önemini dile getirerek, “Türk Dünyası ile birleşerek iklim değişikliği alanında işbirliğini güçlendirmeye hazırız.” dedi.
Hazar Denizi’ndeki çevre sorununun göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydeden Tokayev, “En büyük sorunumuz, Hazar Denizi’nin suyunun çekilmesidir. Hazar’ı kurtarmak için somut kararlara ihtiyaç var. Bu alanda Türk devletlerinden uzmanların etkileşimini canlandırmanın zamanı geldi. Aral Gölü’nün kuruması ve çöle dönüşmesi de diğer bir önemli konu.” ifadelerini kullandı.
Kararı değerlendiren Avukat Mehmet Enis Teke, bu kararın UEFA Disiplin Yönetmeliği’nin ayrımcılık ve ırkçılığı kapsayan 14. maddesine göre değil, genel davranış ilkeleri ihlalinin düzenlendiği 11. maddesine göre verildiğine dikkat çekerek, “UEFA Disiplin Yönetmeliği’nin 52. maddesi uyarınca, bir ihtilaf hakkında öncelikle gerekçesiz kısa karar verilmesi sebebiyle bozkurt selamının UEFA tarafından nasıl değerlendirildiğini henüz bilmiyoruz. Ancak Temyiz Kurulu kararına göre, UEFA bozkurt selamını ırkçı ya da ayrımcı bir işaret olarak değil, sportif olmayan ve futbol itibarını zedeleyen bir davranış olarak gördü. Avrupa Futbol Şampiyonası, ülkelerin milli takımlarının yer aldığı ve milli formalarda bayrakların bulunduğu bir organizasyonken, bir sporcunun ulusal mitolojik sembolü ile selamlama yapmasını ancak ve ancak ifade özgürlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca, herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. UEFA, FIFA’yı oluşturan organizasyonlardan birisi olup, Brezilya’nın gol sevincinde, kölelerin başkaldırı ifadesi olan samba dansı yapması ile bağımsızlık ve güç sembolü olan bozkurt selamı arasında teorik bir fark bulunmadığı aşikardır” dedi.
CEZANIN ERTELENMEMESİ ORANTISZI MÜDAHALEDİR
Teke, “UEFA tarafından devam eden bir turnuva da maçtan men cezası verilmesi ve Temyiz Kurulu’nun yetkisi dahilinde olmasına rağmen cezayı ertelememesi, turnuvaya orantısız ve ölçüsüz bir müdahaledir. UEFA mevzuatı uyarınca, Merih Demiral’ın bu müeyyideye başka bir turnuva da katlanması yönünde de karar verebilirdi” dedi.
İTİRAZ EDİLEBİLİRDİ
CAS’ın sportif bir organizasyon devam ederken, organizasyon yerinde kurulan ve ihtilafları 24 saat içerisinde karara bağlayan Ad-Hoc Daireleri bulunduğuna dikkat çeken Teke, “Her ne kadar Türkiye Futbol Federasyonu tarafından, alınan 2 maçtan men cezası karşısında CAS’a başvurunun mümkün olmadığı şekline görüş açıklansa da, CAS UEFA 2024 Tahkim Kuralları çerçevesince, aşırı aciliyet içermesi gerekçesine dayanılarak, kararın tedbiren ertelenmesi talepli olarak CAS’a itirazda bulunmak mümkündür. CAS tarafından müsabakalardan men cezasının ertelenip/ertelenmemesine yönelik verilen tedbir kararı akabinde, UEFA Temyiz Kurulu’nun yeniden bir değerlendirme yapması da olasıdır. CAS’ın ihtilafları sporun ruhuna uygun bir şekilde çözmeye yetkili bağımsız bir tahkim mahkemesi oluşu karşısında, UEFA Temyiz Kurulu kararını ağır bularak ve ihtilafı geniş yorumlayarak uyuşmazlığa müdahil olabileceği gibi, TFF tarafından UEFA Temyiz Kurulu kararı karşısında, kurul hakemlerinin tarafsız ve adil olmadığı, ev sahibi ülke etkisinde kaldığı iddialarına dayanan bir başvuru ile CAS’ın ihtilafa müdahil olması ve hızlı bir çözüme gidilmesi sağlanabilecektir” dedi.
Burada önemli görüşmeler gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönüşte uçakta, aralarında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Zahid Akman’ın da bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.
PUTIN’LE NELER KONUŞTU?
SORU: NATO İttifakı içinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile açık ve olumlu ilişki yürüten tek lidersiniz. Bu ilişki sayesinde başta tahıl krizi olmak üzere birçok sorunda önemli adımlar atılabildi. Dolayısıyla dünyanın gözü Astana’da Putin ile yaptığınız görüşmedeydi. Görüşme sonrası Ukrayna, konusunda “adil bir barış mümkün” dediniz. Sizce barış konusunda umut verici adımlar gelecek mi? Rusya ile iş birliğine dair güçlü mesajlar verdiniz. Nasıl bir süreç bekliyorsunuz? Rusya’nın Türkiye’den beklentileri neler? Ukrayna konusunda Putin, tansiyonu yükseltmeyi mi yoksa düşürmeyi mi planlıyor? Nasıl bir izlenim edindiniz?
CEVAP: Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Volodimir Zelenskiy ile çatışmaların başladığı ilk günden itibaren görüşüyoruz. Bu görüşmelerde “arabuluculuğumuz nereye varabilir, nereye kadar tesiri olabilir?” bunları konuları ele alma imkanımız oldu. Nitekim, Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ile yaptığım görüşmede arabuluculuk konusunu ele aldık. Özellikle Karadeniz Tahıl Koridoru konusunda çok iyi bir başlangıç yaptık. Biliyorsunuz koridordan 30 milyon ton tahıl nakli gerçekleştirdik. Burada yeni bir süreci başlatmayı, kendilerinin ısrarla üzerinde durduğu gibi Batı’ya tahıl sevkiyatını bir kenara bırakarak, Afrika ve diğer gıda güvenliği bakımından hassas bölgelere Türkiye üzerinden bir koridor oluşturma fikrine nasıl yaklaştıklarını sordum. Sayın Putin, “Ben, bu konuda İstanbul Tahıl Girişimi hedefini aynen koruyorum” yanıtını verdi. Bunu geliştirmemizde fayda var. Çünkü Putin’in Avrupa’ya karşı bir bakışı var. Bu süreçte Avrupa, Rusya’yı hedefe koyduğu için, Rusya da Avrupa’ya ve Batı’ya olumsuz bakıyor. “Benim imkanlarımdan orası istifade etmeyecek” diyor. Afrika ile ilgili ise “Onlar yoksul oldukları için tüm imkanlarımla ben seferber olurum” yaklaşımı içindeler. Türkiye’yi zaten bu konuda farklı bir yere koyuyorlar. Onun için biz bu çerçevede görüşmelerimizi devam ettireceğiz. Şimdilik koridorun Rusya ayağında “nasıl bir mesafe alabiliriz, onların bize ne gibi desteği olur?” bunu çalışacağız. Bu konuda da alacağımız neticeyle inşallah Karadeniz Tahıl Koridoru’nu yeniden işler hale getireceğimize inanıyorum. Bu savaş ne Rusya’ya ne Ukrayna’ya kazandırıyor. Savaşın tek kazananı kan ve ölüm tüccarlarıdır. Ben artık tansiyonun düşürüleceğine ve barış zemininin inşa edilebileceğine inanmak istiyorum. Biz o zemini oluşturmak ve korumak noktasında, bugüne kadar olduğu gibi, üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
ESAD’LA OLASI GÖRÜŞME VE SURİYE’NİN GELECEĞİ
SORU: Türkiye-Rusya-Suriye ve İran 4’lü görüşmelerinin yeniden başlatılması sürecini sormak istiyorum. Bu bağlamda “Suriye ile yeniden diplomatik ilişkileri kurmamak için bir sebebimiz yok” demiştiniz. Görünürde Beşar Esad ile bir araya gelmeniz için hangi şartların yerine getirilmesi ya da ne tür gelişmelerin yaşanması gerekiyor?
CEVAP: Suriye ile yeni bir süreci başlatabileceğimizi Cuma günü, Cuma namazı çıkışında zaten söylemiştim. Bizim Sayın Putin ile Beşar Esad’a bir davetimiz olabilir. Sayın Putin, Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir. Suriye sahasında aradan geçen onca yıl herkese kalıcı çözüm mekanizmasının kurulması gerektiğini net bir şekilde göstermiştir. Altyapısı yok olmuş, halkı darmadağın hale gelmiş Suriye’nin yeniden ayağa kalkması ve istikrarsızlığın son bulması elzemdir. Sahada son zamanlarda sağlanan sükunet, akıllıca politikalar ve önyargılardan uzak ve çözüm odaklı yaklaşımlarla barış kapısını aralayabilir. Bölgedeki istikrarsızlığın başta PKK/PYD/YPG olmak üzere terör örgütlerine hareket alanı sağlaması, bir sorundur. El birliği ile ayrımsız bir biçimde bu terör yapılarının kökünün kazınması, Suriye’nin geleceğinin inşası için mühimdir. Suriye’nin demokratik altyapısının inşası, kapsayıcı ve onurlu bir barışın sağlanması ve tüm bunlara Suriye’nin toprak bütünlüğü temelinde yaklaşılması önemlidir. Suriye’de esecek barış rüzgarları ve bütün Suriye’de hayat bulacak barış iklimi, çeşitli ülkelere dağılmış milyonlarca insanın ülkelerine geri dönmeleri açısından da gereklidir. Biz komşumuz Suriye’ye dostluk elimizi daima uzattık ve uzatırız. Adil, onurlu ve kapsayıcı yeni bir toplum sözleşmesi temelinde kucaklaşan, müreffeh, bir ve bütün Suriye’nin her zaman yanında oluruz. Yeter ki Suriye, bu büyük kucaklaşmayı başlatsın ve her alanda toparlansın.
RUSYA TDT’YE; TÜRKİYE ŞİÖ’YE ÜYE OLUR MU?
SORU: Rusya kendi içindeki Türk halkları nedeniyle, Türk Devletleri Teşkilatı’na çok ciddi ilgi duyduğunu sıkça dillendiriyor. Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceğinde Rusya ile ortaklık söz konusu olabilir mi? Putin bu konuyu sizle görüşmelerinde dile getiriyor mu?
CEVAP: Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın yapısına bakıldığında Rusya’nın Türk Devletleri ile ilişkilerinin olduğu çok açık net ortada. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nda ağırlıklı olarak zaten Türk devletleri bulunuyor. Bu Türk devletlerinin buradaki gücü daha da artacak. Biz de Şanghay İşbirliği Örgütü’nde Rusya ve Çin ile olan münasebetlerimizi daha da geliştirelim diyoruz. Bizi de buraya diyalog ortaklığı şeklinde değil de diğerleri gibi Teşkilat’a ortak olarak alsınlar diyoruz. İran en sonunda Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girdi. Bunun yanında yine Pakistan orada üye. Şu anda 9 daimi üye bulunuyor. Türkiye’yi bu ülkeler arasında yer alamaz diye bir şey yok, bu belki biraz zaman alır.
NATO’NUN İKİNCİ ADAMI TÜRK MÜ OLACAK?
SORU: NATO Genel Sekreteri değişti, Mark Rutte oldu. İkili ilişkilerinizin iyi olduğu biliniyor. Bu ilişki Türkiye’nin NATO içerisindeki sorunlarının aşılması noktasında katkı sağlayacak mı? NATO’nun ikinci adamının bir Türk olacağı konuşuluyordu, bu konuda bir gelişme var mı? Böyle bir isim göreve gelecek mi, gelecekse de Türkiye’nin tercihi kimden yana olur?
CEVAP: Bunları Sayın Rutte ile görüştük. Rutte beni ziyarete geldiğinde kendisine bu beklentimi (ikinci adamın Türk olacağı konusu) söyledim. O da doğrusu olumsuz bir yaklaşım içerisine girmedi. Türkiye’ye böyle bir şeyin yakışabileceği mealinde bir yaklaşımı oldu. Görevi tam manasıyla devralmadan önce de Türkiye’ye bir ziyaret yapacağını bana söyledi. Ben de kendisine “memnun olurum” dedim. Hatta Eski Genel Sekreter Jens Stoltenberg ile bir boğaz seyahati yaptık. Bir boğaz seyahati için de kendisini davet ettik. Türkiye’nin NATO’dan beklentilerini her fırsatta dile getiriyoruz. İttifakın birliğinin, insicamının güçlendirilmesi, dayanışma ruhunun korunması ve zenginleştirilmesi önemlidir. Özellikle terör başta olmak üzere karşı karşıya kaldığımız küresel konularda NATO ülkelerinin güvenlik ve çıkarlarına hizmet eden bir anlayışla hareket edilmesi gerekir. Türkiye, yıllardır terörle ayrımsız mücadele etmektedir. Bu mücadelede müttefiklerimizin bizi, NATO’nun birliktelik ruhuna aykırı olarak, yalnız bırakmaları, hatta terörist yapılanmalara cesaret veren tutum sergilemeleri üzücüdür. Sayın Rutte ile bu konulardaki görüşlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Sadece Sayın Genel Sekreter ile değil, NATO Zirvesi başta olmak üzere tüm platformlarda müttefiklerimizle karşı karşıya olduğumuz tüm sınamalarda ne düşündüğümüzü, neler önerdiğimizi ve yaptığımızı bir bir anlatacağız.
SON GÜNLERDE YÜKSELEN 3. DÜNYA SAVAŞI TAMTAMLARI
SORU: NATO ve Rusya cephesinden gelen 3. Dünya Savaşı ile ilgili açıklamalardan sonra, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanlığı’ndan da açıklamalar oldu 3. Dünya Savaşı tehlikesiyle ilgili. Sizin böyle bir tehlike hakkındaki yorumunuz nedir? Konu bu zirvede de gündeme geldi mi? Sayın Putin ile yaptığınız görüşmede Rusya-Ukrayna savaşının büyüme tehlikesi gündeme geldi mi? Dünyanın gündemindeki nükleer silahlar hem Putin ile yaptığınız görüşmede hem zirvede konuşuldu mu?
CEVAP: Ne yazık ki Batı’da bu işi kaşıyan ülke ve kesimler var. 3. Dünya Savaşı’na çanak tutan bir yaklaşım içindeler. Malum silah tüccarlarına pazar lazım. Silah tüccarlarının da pazarı Batı. Bu konuyla ilgili olarak da Sayın Putin, barıştan yana olduğunu son açıklamalarında söyledi. Çünkü taraflarda bir yorgunluk olduğu da açıkça ortada. Biz de kendilerine “barışa ne zaman ereceğiz?” dedik. Onlar “bu işin bir zamanı yok, bütün mesele burada sizler gibi arabulucuların ağırlığını koymasında” noktasındalar. Biz şimdi ağırlığımızı koymaya gayret ediyoruz. Temennimiz odur ki Rusya-Ukrayna arasında bu savaş artık bir nihayete ersin. Devam ediyoruz, takip ediyoruz. Dışişleri Bakanım Hakan Fidan Bey, Milli Savunma Bakanım Yaşar Güler Bey bu işin takipçisi durumundalar. Bir an önce temennim odur ki neticeye varalım. Yıllardır dillendirdiğimiz “Dünya 5’ten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” tezlerimiz bu olumsuz havayı dağıtmak, büyük savaş riskini ortadan kaldırmak için ortaya koyduğumuz somut çözümlerdir. Hala bunları uygulamak mümkündür. Yapmamız gereken küresel sistemi revize etmek, herkesin ayrımsız uluslararası hukuka uymasını sağlamak, terörizmi topyekün bir anlayışla yok etmek, adaleti ve hakkaniyeti temel alan bir küresel paylaşım sistemini hayata geçirmektir.
Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, görüşmenin basına açık kısmında konuşan Putin, Orban ile Moskova’da görüşmekten memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Buraya yalnızca uzun dönemli ortak olarak değil, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) Konseyi dönem başkanı olarak geldiniz.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığında ülkesinin Ukrayna konusundaki barış planını sunduğu bir konuşma yaptığını anımsatan Putin, “Konuşmamdan muhtemelen haberdarsınızdır. Orada olası bir barışçıl çözüme ilişkin yaklaşımımızı ortaya koyduk. Ukrayna ile ilgili nüansları konuşmak için geldiniz. Umarım sizin ve AB’nin pozisyonu konusunda bilgi vereceksiniz.” ifadelerini kullandı.
Rusya ile Macaristan arasındaki ticaret hacminde önemli bir düşüş yaşandığını kaydeden Putin, “Ama genel olarak üzerinde çalışılacak şeyler bulunuyor ve ortak projeler hayata geçiriyoruz. Her halükarda konuşacak konularımız var.” diye konuştu.
Putin, Orban’ı ve Macar heyeti ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyledi.
“BU GÖRÜŞMEMİZ DAHA ÖZEL”
Macaristan Başbakanı Orban ise Putin ile son yıllarda birçok kez görüştüklerini belirterek, “Ancak bugünkü görüşmemiz diğerlerine göre daha özel.” dedi.
Ukrayna krizine değinen Orban, “Bununla ilgili her iki tarafla da görüşebilen ülke sayısı gittikçe azalıyor. Yakında Macaristan, Avrupa’da her iki tarafla da görüşebilen tek ülke olacak. Sizinle bazı önemli konuları görüşmek ve Avrupa için bazı önemli konularla ilgili pozisyonunuzu duymak istiyorum.” diye konuştu.
AB YÖNETİMİNDEN ORBAN’A TEPKİ
Orban’ın Rusya ziyareti AB yönetiminin tepkisine neden olmuştu.
AB Konseyi Başkanı Charles Michel, “AB dönem başkanlığının AB adına Rusya ile temas kurma yetkisi yoktur.” uyarısında bulunmuştu.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ziyaretle ilgili değerlendirmesinde, “Orban, Moskova’yı ziyaret ediyor. Putin, yatıştırılarak durdurulamaz. Ukrayna’da kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın yolunu ancak birlik ve kararlılık açacaktır.” ifadesini kullanmıştı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de “Başbakan Orban, Moskova’yı ziyaret etmek için AB Konseyinden herhangi bir talimat almadı. Bu pozisyon, AB ile (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin arasındaki resmi temasları kapsamıyor. Dolayısıyla Macaristan Başbakanı, hiçbir şekilde AB’yi temsil etmiyor.” demişti.
BUDAPEŞTE-BRİKSEL-MOSKOVA HATTI
Macaristan, AB üyesi ülkeler arasında 6 ayda bir dönüşümlü üstlenilen dönem başkanlığını 1 Temmuz’da devralmıştı. Orban, dönem başkanlığını üstlendikten sonra ilk dış ziyaretini Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yapmış, burada Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenksiy ile görüşmüştü.
AB-Rusya ilişkileri, 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından yasa dışı ilhakının ardından gerilemiş ve 2022’de Ukrayna-Rusya savaşının başlamasıyla maslahatgüzarlık seviyesine indirilmişti.
Macaristan ile AB arasında, Ukrayna-Rusya savaşı, Ukrayna’ya askeri ve mali destek ile Ukrayna’nın AB üyeliği gibi konularda anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Savaşa yönelik AB’den farklı politika sergileyen Orban sıklıkla “Rus yanlısı” olmakla suçlanırken, Macar lider bu iddiaları reddediyor.
Burada önemli görüşmeler gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönüşte uçakta, aralarında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Zahid Akman’ın da bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.
PUTIN’LE NELER KONUŞTU?
SORU: NATO İttifakı içinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile açık ve olumlu ilişki yürüten tek lidersiniz. Bu ilişki sayesinde başta tahıl krizi olmak üzere birçok sorunda önemli adımlar atılabildi. Dolayısıyla dünyanın gözü Astana’da Putin ile yaptığınız görüşmedeydi. Görüşme sonrası Ukrayna, konusunda “adil bir barış mümkün” dediniz. Sizce barış konusunda umut verici adımlar gelecek mi? Rusya ile iş birliğine dair güçlü mesajlar verdiniz. Nasıl bir süreç bekliyorsunuz? Rusya’nın Türkiye’den beklentileri neler? Ukrayna konusunda Putin, tansiyonu yükseltmeyi mi yoksa düşürmeyi mi planlıyor? Nasıl bir izlenim edindiniz?
CEVAP: Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Volodimir Zelenskiy ile çatışmaların başladığı ilk günden itibaren görüşüyoruz. Bu görüşmelerde “arabuluculuğumuz nereye varabilir, nereye kadar tesiri olabilir?” bunları konuları ele alma imkanımız oldu. Nitekim, Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ile yaptığım görüşmede arabuluculuk konusunu ele aldık. Özellikle Karadeniz Tahıl Koridoru konusunda çok iyi bir başlangıç yaptık. Biliyorsunuz koridordan 30 milyon ton tahıl nakli gerçekleştirdik. Burada yeni bir süreci başlatmayı, kendilerinin ısrarla üzerinde durduğu gibi Batı’ya tahıl sevkiyatını bir kenara bırakarak, Afrika ve diğer gıda güvenliği bakımından hassas bölgelere Türkiye üzerinden bir koridor oluşturma fikrine nasıl yaklaştıklarını sordum. Sayın Putin, “Ben, bu konuda İstanbul Tahıl Girişimi hedefini aynen koruyorum” yanıtını verdi. Bunu geliştirmemizde fayda var. Çünkü Putin’in Avrupa’ya karşı bir bakışı var. Bu süreçte Avrupa, Rusya’yı hedefe koyduğu için, Rusya da Avrupa’ya ve Batı’ya olumsuz bakıyor. “Benim imkanlarımdan orası istifade etmeyecek” diyor. Afrika ile ilgili ise “Onlar yoksul oldukları için tüm imkanlarımla ben seferber olurum” yaklaşımı içindeler. Türkiye’yi zaten bu konuda farklı bir yere koyuyorlar. Onun için biz bu çerçevede görüşmelerimizi devam ettireceğiz. Şimdilik koridorun Rusya ayağında “nasıl bir mesafe alabiliriz, onların bize ne gibi desteği olur?” bunu çalışacağız. Bu konuda da alacağımız neticeyle inşallah Karadeniz Tahıl Koridoru’nu yeniden işler hale getireceğimize inanıyorum. Bu savaş ne Rusya’ya ne Ukrayna’ya kazandırıyor. Savaşın tek kazananı kan ve ölüm tüccarlarıdır. Ben artık tansiyonun düşürüleceğine ve barış zemininin inşa edilebileceğine inanmak istiyorum. Biz o zemini oluşturmak ve korumak noktasında, bugüne kadar olduğu gibi, üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
ESAD’LA OLASI GÖRÜŞME VE SURİYE’NİN GELECEĞİ
SORU: Türkiye-Rusya-Suriye ve İran 4’lü görüşmelerinin yeniden başlatılması sürecini sormak istiyorum. Bu bağlamda “Suriye ile yeniden diplomatik ilişkileri kurmamak için bir sebebimiz yok” demiştiniz. Görünürde Beşar Esad ile bir araya gelmeniz için hangi şartların yerine getirilmesi ya da ne tür gelişmelerin yaşanması gerekiyor?
CEVAP: Suriye ile yeni bir süreci başlatabileceğimizi Cuma günü, Cuma namazı çıkışında zaten söylemiştim. Bizim Sayın Putin ile Beşar Esad’a bir davetimiz olabilir. Sayın Putin, Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir. Suriye sahasında aradan geçen onca yıl herkese kalıcı çözüm mekanizmasının kurulması gerektiğini net bir şekilde göstermiştir. Altyapısı yok olmuş, halkı darmadağın hale gelmiş Suriye’nin yeniden ayağa kalkması ve istikrarsızlığın son bulması elzemdir. Sahada son zamanlarda sağlanan sükunet, akıllıca politikalar ve önyargılardan uzak ve çözüm odaklı yaklaşımlarla barış kapısını aralayabilir. Bölgedeki istikrarsızlığın başta PKK/PYD/YPG olmak üzere terör örgütlerine hareket alanı sağlaması, bir sorundur. El birliği ile ayrımsız bir biçimde bu terör yapılarının kökünün kazınması, Suriye’nin geleceğinin inşası için mühimdir. Suriye’nin demokratik altyapısının inşası, kapsayıcı ve onurlu bir barışın sağlanması ve tüm bunlara Suriye’nin toprak bütünlüğü temelinde yaklaşılması önemlidir. Suriye’de esecek barış rüzgarları ve bütün Suriye’de hayat bulacak barış iklimi, çeşitli ülkelere dağılmış milyonlarca insanın ülkelerine geri dönmeleri açısından da gereklidir. Biz komşumuz Suriye’ye dostluk elimizi daima uzattık ve uzatırız. Adil, onurlu ve kapsayıcı yeni bir toplum sözleşmesi temelinde kucaklaşan, müreffeh, bir ve bütün Suriye’nin her zaman yanında oluruz. Yeter ki Suriye, bu büyük kucaklaşmayı başlatsın ve her alanda toparlansın.
RUSYA TDT’YE; TÜRKİYE ŞİÖ’YE ÜYE OLUR MU?
SORU: Rusya kendi içindeki Türk halkları nedeniyle, Türk Devletleri Teşkilatı’na çok ciddi ilgi duyduğunu sıkça dillendiriyor. Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceğinde Rusya ile ortaklık söz konusu olabilir mi? Putin bu konuyu sizle görüşmelerinde dile getiriyor mu?
CEVAP: Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın yapısına bakıldığında Rusya’nın Türk Devletleri ile ilişkilerinin olduğu çok açık net ortada. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nda ağırlıklı olarak zaten Türk devletleri bulunuyor. Bu Türk devletlerinin buradaki gücü daha da artacak. Biz de Şanghay İşbirliği Örgütü’nde Rusya ve Çin ile olan münasebetlerimizi daha da geliştirelim diyoruz. Bizi de buraya diyalog ortaklığı şeklinde değil de diğerleri gibi Teşkilat’a ortak olarak alsınlar diyoruz. İran en sonunda Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girdi. Bunun yanında yine Pakistan orada üye. Şu anda 9 daimi üye bulunuyor. Türkiye’yi bu ülkeler arasında yer alamaz diye bir şey yok, bu belki biraz zaman alır.
NATO’NUN İKİNCİ ADAMI TÜRK MÜ OLACAK?
SORU: NATO Genel Sekreteri değişti, Mark Rutte oldu. İkili ilişkilerinizin iyi olduğu biliniyor. Bu ilişki Türkiye’nin NATO içerisindeki sorunlarının aşılması noktasında katkı sağlayacak mı? NATO’nun ikinci adamının bir Türk olacağı konuşuluyordu, bu konuda bir gelişme var mı? Böyle bir isim göreve gelecek mi, gelecekse de Türkiye’nin tercihi kimden yana olur?
CEVAP: Bunları Sayın Rutte ile görüştük. Rutte beni ziyarete geldiğinde kendisine bu beklentimi (ikinci adamın Türk olacağı konusu) söyledim. O da doğrusu olumsuz bir yaklaşım içerisine girmedi. Türkiye’ye böyle bir şeyin yakışabileceği mealinde bir yaklaşımı oldu. Görevi tam manasıyla devralmadan önce de Türkiye’ye bir ziyaret yapacağını bana söyledi. Ben de kendisine “memnun olurum” dedim. Hatta Eski Genel Sekreter Jens Stoltenberg ile bir boğaz seyahati yaptık. Bir boğaz seyahati için de kendisini davet ettik. Türkiye’nin NATO’dan beklentilerini her fırsatta dile getiriyoruz. İttifakın birliğinin, insicamının güçlendirilmesi, dayanışma ruhunun korunması ve zenginleştirilmesi önemlidir. Özellikle terör başta olmak üzere karşı karşıya kaldığımız küresel konularda NATO ülkelerinin güvenlik ve çıkarlarına hizmet eden bir anlayışla hareket edilmesi gerekir. Türkiye, yıllardır terörle ayrımsız mücadele etmektedir. Bu mücadelede müttefiklerimizin bizi, NATO’nun birliktelik ruhuna aykırı olarak, yalnız bırakmaları, hatta terörist yapılanmalara cesaret veren tutum sergilemeleri üzücüdür. Sayın Rutte ile bu konulardaki görüşlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Sadece Sayın Genel Sekreter ile değil, NATO Zirvesi başta olmak üzere tüm platformlarda müttefiklerimizle karşı karşıya olduğumuz tüm sınamalarda ne düşündüğümüzü, neler önerdiğimizi ve yaptığımızı bir bir anlatacağız.
SON GÜNLERDE YÜKSELEN 3. DÜNYA SAVAŞI TAMTAMLARI
SORU: NATO ve Rusya cephesinden gelen 3. Dünya Savaşı ile ilgili açıklamalardan sonra, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanlığı’ndan da açıklamalar oldu 3. Dünya Savaşı tehlikesiyle ilgili. Sizin böyle bir tehlike hakkındaki yorumunuz nedir? Konu bu zirvede de gündeme geldi mi? Sayın Putin ile yaptığınız görüşmede Rusya-Ukrayna savaşının büyüme tehlikesi gündeme geldi mi? Dünyanın gündemindeki nükleer silahlar hem Putin ile yaptığınız görüşmede hem zirvede konuşuldu mu?
CEVAP: Ne yazık ki Batı’da bu işi kaşıyan ülke ve kesimler var. 3. Dünya Savaşı’na çanak tutan bir yaklaşım içindeler. Malum silah tüccarlarına pazar lazım. Silah tüccarlarının da pazarı Batı. Bu konuyla ilgili olarak da Sayın Putin, barıştan yana olduğunu son açıklamalarında söyledi. Çünkü taraflarda bir yorgunluk olduğu da açıkça ortada. Biz de kendilerine “barışa ne zaman ereceğiz?” dedik. Onlar “bu işin bir zamanı yok, bütün mesele burada sizler gibi arabulucuların ağırlığını koymasında” noktasındalar. Biz şimdi ağırlığımızı koymaya gayret ediyoruz. Temennimiz odur ki Rusya-Ukrayna arasında bu savaş artık bir nihayete ersin. Devam ediyoruz, takip ediyoruz. Dışişleri Bakanım Hakan Fidan Bey, Milli Savunma Bakanım Yaşar Güler Bey bu işin takipçisi durumundalar. Bir an önce temennim odur ki neticeye varalım. Yıllardır dillendirdiğimiz “Dünya 5’ten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” tezlerimiz bu olumsuz havayı dağıtmak, büyük savaş riskini ortadan kaldırmak için ortaya koyduğumuz somut çözümlerdir. Hala bunları uygulamak mümkündür. Yapmamız gereken küresel sistemi revize etmek, herkesin ayrımsız uluslararası hukuka uymasını sağlamak, terörizmi topyekün bir anlayışla yok etmek, adaleti ve hakkaniyeti temel alan bir küresel paylaşım sistemini hayata geçirmektir.
Türkiye – Hollanda eşleşmesinin galibi, yarı finalde İngiltere – İsviçre eşleşmesinin tur atlayanı ile 10 Temmuz’da Dortmund’da oynayacak.
Milliler 3. kez çeyrek finalde
Milliler, Portekiz, Gürcistan ve Çekya ile birlikte yer aldığı F Grubu’nu 2 galibiyet ve 1 mağlubiyetle 6 puanla ikinci olarak bir üst tura çıktı. Son 16 turunda Avusturya ile karşılaşan ay-yıldızlılar, rakibini 2-1 mağlup etti ve tarihinde 3. kez çeyrek finale yükselme başarısı gösterdi.
Hollanda’nın çeyrek final yolu
Hollanda ise Fransa, Avusturya ve Polonya ile mücadele ettiği D Grubu’nda 1’er galibiyet, mağlubiyet ve beraberlik sonucunda topladığı 4 puanla 3. olarak bir üst tura yükseldi. Son 16 turunda Romanya ile oynayan Hollanda, mücadeleyi 3-0’lık skorla kazandı.

15. randevu
Türkiye ile Hollanda, bugüne kadar 10’u resmi, 4’ü de özel olmak üzere 14 kez rakip oldu. Söz konusu müsabakalarda milliler 4 kez kazanırken, Hollanda da 6 defa sahadan galip ayrıldı. 4 mücadele de berabere sona erdi. Bu maçlarda ay-yıldızlılar 14 gol atarken, kalesinde de 21 gol gördü.
İki ülke arasında son olarak 7 Eylül 2021 tarihinde Amsterdam Arena’da oynanan karşılaşmayı A Milliler 6-1’lik skorla kaybetti.
Millilerin 631. müsabakası
A Milli Futbol Takımı, Hollanda karşılaşmasıyla tarihindeki 631. maçını oynayacak. Ay-yıldızlılar, geride kalan 345’i resmi, 285’i özel olmak üzere toplamda 630 karşılaşmada 1’i hükmen 245 galibiyet elde etti. Ay-yıldızlılar, 237 mağlubiyet ve 148 kez de beraberlik aldı. Türkiye, oynadığı karşılaşmalarda 860 gol kaydederken, kalesinde ise 903 gole engel olamadı.
Vincenzo Montella 13. maçında
A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, ay-yıldızlıların başında bugüne kadar 7’si resmi, 5’i özel olmak üzere 12 maça çıktı. Montella yönetimindeki milliler, geride kalan müsabakalarda 6 galibiyet, 4 mağlubiyet ve 2 beraberlik aldı.
Orkun Kökçü ile İsmail Yüksek cezalı
A Milli Futbol Takımı’nda, Hollanda karşılaşması öncesinde 2 futbolcunun sarı kart cezası bulunuyor. Avusturya ile oynanan müsabakada sarı kart görerek cezalı duruma düşen Orkun Kökçü ile İsmail Yüksek, Hollanda karşısında oynayamayacak.
Avusturya karşılaşmasında attığı golden sonra ‘Bozkurt’ işareti yaptığı için UEFA Disiplin Kurulu’na sevk edilen Merih Demiral’ın durumu ise daha sonra belli olacak.
Clement Turpin düdük çalacak
Türkiye – Hollanda müsabakasını Fransa Futbol Federasyonu’ndan Clement Turpin yönetecek. Turpin’in yardımcılıklarını aynı ülkeden Nicolas Danos ve Benjamin Pages yapacak. Karşılaşmanın 4. hakemi Almanya Futbol Federasyonu’ndan Felix Zwayer olacak. Maçta Fransa Futbol Federasyonu’ndan Jerome Brisard ise VAR olarak görev alacak.

A Milli Futbol Takımı’nın EURO 2024 kadrosu şöyle:
Kaleci: Altay Bayındır, Mert Günok, Uğurcan Çakır
Defans: Mert Müldür, Zeki Çelik, Abdülkerim Bardakcı, Ahmetcan Kaplan, Merih Demiral, Samet Akaydin, Ferdi Kadıoğlu
Orta saha: Hakan Çalhanoğlu, İsmail Yüksek, Kaan Ayhan, Okay Yokuşlu, Orkun Kökçü, Salih Özcan
Forvet: İrfan Can Kahveci, Yunus Akgün, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu, Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Bertuğ Yıldırım, Cenk Tosun, Semih Kılıçsoy, Yusuf Yazıcı
]]>Bereke, son ateşkes girişimi ve Hamas hareketinin bu konudaki tutumu hakkında AA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Bereke, “Hamas ve Filistin direniş grupları, kalıcı ateşkes, siyonist işgal ordusunun Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine dönüşü ve Gazze’nin yeniden imar ve inşası başta olmak üzere Filistin halkının taleplerini gerçekleştirecek her türlü girişime açıktır.” dedi.
Hareketin, Mısır ve Katar’ın ateşkese yönelik yeni girişimlerine “olumlu yanıt verdiğini” belirten Bereke, arabuluculara Filistin halkının bu taleplerini gerçekleştirecek her türlü girişimi desteklediğini bildirdiğini söyledi.
Bereke, “Hamas hareketi olarak bizim görevimiz işgale karşı koymak, topraklarımızı özgürleştirmek, kutsallarımızı yeniden tesis etmek ve Filistin halkımızı savunmak için çalışmaktır. Eğer yeni girişim, Filistin halkına yönelik saldırganlığa son verir ve işgal ordusunun geri çekilmesini sağlarsa, biz de bunu olumlu karşılayacağız.” ifadelerini kullandı.
NETANYAHU KALICI ATEŞKESİ REDDEDİYOR
Bereke, müzakerelerin mevcut durumu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ateşkese dair olumsuz tutumuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Top İsrail’de. Çünkü suçlu (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu kalıcı ateşkesi reddediyor ve her zaman Filistin halkına yönelik saldırganlığını sürdürmek istediğini vurguluyor. Netanyahu, her zaman hileli dövüşüyor, yalan söylüyor ve savaşı uzatmak istiyor. Çünkü savaş durduğunda yolsuzluk suçlaması nedeniyle siyonist oluşumda yargılanacak. Bu nedenle bu savaşı erteliyor, uzatıyor ve bu savaşı kendisi için şahsi bir savaş olarak görüyor.”
Netanyahu’nun “Filistin halkına karşı bir soykırım savaş ve gerçek bir açlık savaşı” yürüttüğünü vurgulayan Bereke, bu uygulamaların “İsrail işgalinin hapishanelerindeki esirleri tehdit ettiğini ve Filistin halkına baskı yaptığını” ifade etti.
“Netanyahu’nun suçları, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi suçlarını aştı” değerlendirmesinde bulunan Bereke, uluslararası topluma ve Uluslararası Adalet Divanına “Netanyahu ve ekibinin insanlığa karşı savaş suçlusu olarak cezalandırılması” çağrısını yineledi.
İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad, 3 Temmuz’da, esir takası müzakerelerinde arabuluculuk yapan tarafların (Katar ve Mısır), Hamas’ın ateşkes teklifine verdiği yanıtı İsrailli müzakere ekibine ilettiğini duyurmuştu.
İsrail Yayın Kurumu, dün, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası anlaşmasına varılması için yapılacak müzakerelere İsrail’den bir heyet göndermeyi kararlaştırdığını bildirmişti.
Adı açıklanmayan İsrailli bir yetkili, “Hamas’ın savaşı sona erdirmek için garanti alma talebinden vazgeçmesinin” ardından İsrail’in daha kapsamlı şekilde anlaşmaya varma konusunda iyimser olduğunu belirtmişti.
İsrail Yayın Kurumu, Mossad Direktörü David Barnea’nın Hamas’la esir değişimi görüşmeleri ve Gazze’de ateşkes için müzakere heyetine başkanlık edeceğini öne sürdü.
Esir takasının ele alınacağı bir sonraki müzakerenin nerede yapılacağı henüz bilinmiyor. Daha önce İsrail ile Hamas arasında esir takası için yapılan dolaylı müzakerelere Mısır’ın başkenti Kahire ve Katar’ın başkenti Doha ev sahipliği yapmıştı.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın esir yakınlarıyla yaptığı görüşmede, Tel Aviv yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gruplarla esir takası anlaşmasına “her zamankinden daha yakın olduğunu” söylediği aktarılmıştı.
Netanyahu’nun Hamas’ın yanıtını ele almak için dün Güvenlik Kabinesi’ni toplayacağı bildirilmişti.
‘ORTA VE KISA MENZİLLİ FÜZE ÜRETİMİ İÇİN İLGİLİ TALİMATLARI VERDİM’
Orta ve kısa menzilli füze sistemleri üretimine başlamaya hazırlandıklarını anlatan Putin, “Üretim için ilgili talimatları verdim. Konuşlandırılmalarına gelirsek, eğer Amerikan yapımı sistemler, orta ve kısa menzilli füzeler, (dünyada) bir yerde ortaya çıkarsa, o zaman mütekabiliyet gereği hareket etme hakkımızı saklı tutuyoruz.” diye konuştu.

Putin, ABD’nin orta ve kısa menzilli füze sistemlerini dünyanın çeşitli noktalarına konuşlandırdığını belirterek, “Bu saldırı sistemlerini üretmeye başlamamız ve sonrasında, gerekirse güvenliğimizi sağlamak için bunları nereye konuşlandıracağımıza karar vermemiz gerekiyor.” dedi.
PUTİN, TRUMP’A GÖZ KIRPTI
ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerinde aday olan Donald Trump’ın Ukrayna’daki savaşı bitirmeye yönelik söylemlerde bulunduğunu anımsatan Putin, “Bunu oldukça ciddiye alıyoruz. Olası tekliflerini ve bunu nasıl yapacağını elbette bilmiyorum. Buradaki asıl soru da aslında budur ancak söylediklerinde samimi olduğundan şüphem yok.” ifadesini kullandı.
Putin, ABD’deki seçimlerin ardından kabinenin kurulmasını beklediklerini, Rusya’nın ABD ile görüşmeye hazır olduğunu söyledi.

PUTİN’DEN TÜRKİYE AÇIKLAMASI: ERDOĞAN’IN SİYASİ İRADESİ BİZE YARDIMCI OLUYOR
Putin, “Rusya-Türkiye ilişkilerinde en büyük sorun nedir? Ne veya kim bize sorun yaratıyor?” şeklindeki soruyu yanıtlayarak,
“Ne bize sorun yaratıyor iyi biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi iradesi bu konuda bize yardımcı oluyor.” dedi.
Putin, “Bazı objektif unsurlar var ve bunlar başkalarının bize engel koymasıyla değil yaşanan gelişmelerle ilgili.” diye konuştu.
Putin, mevcut durumun yerel üretim ve ikili ilişkilerin gelişimiyle ilgili olduğunu belirterek, “Tüm sorunlar çözülebilir.” ifadesini kullandı.

‘PEK OLASI OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM’
Putin, Ukrayna ile müzakereleri reddetmediklerine işaret ederek, “Sorun şu ki çatışmayı arabulucuların yardımıyla ve yalnızca onlar aracılığıyla sonuçlandırmak bana pek mümkün görünmüyor. Her şeyden önce, bir arabulucunun nihai belgeleri imzalama yetkisine sahip olması pek olası değil.” diye konuştu.
Konunun arabulucuların yetkinliğiyle ilgili olmadığını dile getiren Putin, “Sorun arabulucuların yetkisi. Arabuluculara son noktayı koyacak ve bu çıkmaza son verecek yetkiyi kim verebilir? Bunun pek olası olmadığını düşünüyorum.” dedi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I ÖRNEK GÖSTERDİ
Arabuluculuk konusunu genel olarak memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Putin, “Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’daki müzakere sürecinde yaptığı gibi.” ifadesini kullandı.

‘UKRAYNA’NIN ATACAĞI ADIMLARDAN EMİN OLMADAN ATEŞKES SAĞLANAMAZ’
Ukrayna tarafının anlaşma sağlanması yönünde adım atması gerektiğinin altını çizen Putin, “Ancak bu adımların vazgeçilmez ve Rusya için uygun olması gerekiyor. Anlaşma sağlanmadan ateşkesin sağlanması mümkün değil. Ukrayna’nın atacağı adımlardan emin olmadan ateşkes sağlanamaz.” şeklinde konuştu.
Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin görev süresinin sona erdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Ukrayna’daki yönetici ‘elit kesim’, yasa dışı şekilde iktidarda bulunuyor ve (Ukrayna Devlet Başkanı’nın) yetkilerinin onaylanması için Anayasa Mahkemesine başvuruda bile bulunmuyor. Ukrayna Anayasa Mahkemesinin 2015’te kabul ettiği yasaya göre, başkanın görev süresi 5 yıl ve bu sürenin Anayasa’ya uygun şekilde uzatılması için herhangi bir gerekçe yok.”
]]>Fenerbahçe’de olmaktan dolayı mutluluğunu dile getiren Çağlar, “Güzel bir havamız var. Geçen seneden bozulmayan bir takımdaşlık söz konusu. Efsane bir hocamız da var. Dünyada kendini kanıtlamış bir hoca. Çok güzel bir ortamımız var. Umarım sakatlık olmadan bu etapları atlatırız ve ilk resmi maçımıza hazır oluruz.” diye konuştu.
Portekizli teknik adam Jose Mourinho’nun Tottenham’ı çalıştırdığı dönemde kendisinin de Leicester City forması giydiğini belirten milli futbolcu, “Orada rakip olduğumuz bir maçta esprili bir konuşmamız olmuştu. Sonra UEFA Konferans Ligi’nde Leicester City-Roma eşleşmesinde yine karşılıklı oynadık. Konuşmalarımız oldu ama ciddi anlamda konuşulmadı. Ama hocamızın beni istediğini biliyordum. Buraya da gelince çok mutlu oldum. Ben de hiç düşünmeden buraya geldim.” ifadelerini kullandı.
Çağlar, sakatlığının tam olarak geçip geçmediğiyle ilgili, “Doktorlarımızla konuştuk, çok ufak da olsa MR’ımda geçen sezonun son maçındaki sakatlığımdan dolayı ufak bir görüntü var. Arkadaşlarım çalışmalara benden bir hafta önce başladıkları için onlarla aynı seviyede değilim. Sakatlık sürecini risk almadan geçirmek önemli. Hocamız, doktorumuz ve ben bir görüşme yaptık ve bir hafta daha diyebilirim. Ondan sonra hayırlısıyla takımla çalışmalara başlayacağım.” bilgisini verdi.
“Geldiğimden beri burada kalmak istediğimi söyledim”
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yönetim kurulu üyesi Acun Ilıcalı ve sportif direktör Mario Branco’nun transfer süreciyle özel ilgilendiğini anlatan Çağlar Söyüncü, şunları kaydetti:
“Geldiğimden beri burada kalmak istediğimi başkanımıza da söyledim. Futboluma da bunu yansıtmaya çalıştım. Uzun yıllar Avrupa’da oynadığım için mutluyum ama artık Fenerbahçe’de oynamak istediğimi ilettim. Sağ olsun başkanımız geçen senenin sonlarına doğru planlamamı, düşüncemi sordu. Ben de ilk önceliğimin burası olduğunu söyledim. Sezon biteli yaklaşık bir ay oldu ve ben de kimsenin telefonunu açmadım. Önceliğim her zaman burasıydı ve sonunda oldu.”
Jose Mourinho’nun dünya çapında bir teknik adam olduğunu aktaran deneyimli stoper, böyle isimlerin Türk futbolu için, kendileri için, altyapıdan çıkan oyuncular için çok önemli olduğunu vurguladı.
“Milli takımda gurur verici bir tablo var”
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselen A Milli Takım’ın başarısına değinen Çağlar Söyüncü, “Milli takımda gurur verici bir tablo var. Gruptan çok güzel çıktık. Eksiklerimiz yok mu, tabii ki de var ama orada rövanşı olmayan maçlar oynuyoruz. Bunun için bütün takım arkadaşlarımı kutluyorum. Çok iyi mücadele ediyorlar. Ben de sakatlığımdan dolayı orada olamadığım için gerçekten üzgünüm ama her şeyde bir hayır vardır. Oradaki arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Hollanda maçında da en üst seviye performansla turu geçeceğimize inanıyorum.” şeklinde görüş belirtti.
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde formasyonun, formatın değiştiğini hatırlatan sarı-lacivertli futbolcu, “Ülke olarak puanımız son zamanlarda oldukça yükseldi. Sezonu erken açtık. Uzun bir sezon olacak. Arkadaşlarımızla hep konuşuyoruz, buraya geldiğimde de gördüm. Çok mutlu bir takım olduğumuzu söyleyebilirim. Bunu zaten herkes görebiliyor. Biz her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. Sezonun uzun ya da kısa olmasının bizim için hiçbir önemi yok.” diye konuştu.
]]>Narendra Modi’nin başbakanlığı döneminde, Hindistan ile İsrail arasındaki bağlar gün geçtikçe daha da güçleniyor. Gazze’deki soykırıma rağmen Modi yönetimi ve destekçileri Tel Aviv’e koşulsuz bağlılıklarını yineliyor. İlişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini savunarak, İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu savunuyor.
Bu yakınlaşma sadece politik düzeyde değil, aynı zamanda sosyal düzeyde de mevcut. Ülke çapında yapılan anketlerde İsrail vatandaşları da Hindistan’la ilişkilerin iyi olmasını destekliyor. Modi hükümetinin başarılı bir siyaset izlediğini öne sürüyor. Hindu milliyetçilerinde de aynı tutumu görmek mümkün. 7 Ekim’den sonra çok sayıda Hindistan merkezli sosyal medya hesabı İsrail yanlısı bir anlatıyı güçlendiriyor ve Tel Aviv’i mağdur pozisyonunda gösteriyor.
Hindistan, 1947’de İsrail’in kurulmasına yol açan Birleşmiş Milletler planına oy vermemiş olsa da, 1950’de İsrail’i tanımış ve 1992’de ilişkileri tamamen normalleştirmiştir. Hindistan tüm bunların yanında 1988’de Filistin’i tanıyan ilk Arap olmayan devlet olarak da tarihe geçerek dünya kamuoyunu şaşırtmıştı..
HİNDİSTAN’DAKİ İSRAİL SEMPATİSİ HİNDU MİLLİYETÇİLERİNİN POLİTİKASI HALİNE GELDİ
Hindistan’da son otuz yılda İsrail yanlısı hissiyatın artışını üç faktör açıklıyor. Birincisi, Hindistan’da terör saldırıları konusunda İsrail’e karşı bir güven duygusu mevcut. İstihbarat alışverişi, lojistik destek gibi konular iki ülke arasında işbirliğini güçlendiriyor. Hindistan’ın Pakistan ile yaşadığı gerilim ve İsrail’in karşısındaki İran tehdidi, Yeni Delhi ve Tel Aviv’i ortak çizgiye getiriyor.
İkinci faktör olarak uluslararası ticaret görülebilir. Soğuk Savaş sonrasında Hindistan ve İsrail’in ilişkileri daha hızlı şekilde ilerledi. Hindistan, İsrail silahlarının en büyük alıcısı konumunda geldi. 2014’ten bu yana İsrail, silah ihracatının yüzde 42,1’ini Hindistan’a yapıyor. Hindistan ayrıca 2022’den bu yana İsrail, ABD ve BAE’den oluşan I2U2 grubunun da katılımcısı durumunda. Bu grup özellikle, İsrail, Suudi Arabistan ve BAE üzerinden Hindistan ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir ulaşım koridoru inşa etmeyi amaçlamasıyla da dikkat çekiyor.
Hindistan her ne kadar Japonya, Fransa, Rusya ve diğer ülkelerle olumlu ilişkilere sahip olsa da; İsrail’e olan sempatilerinin arkasında Hindu sağının ideolojik ve politik bir model olarak İsrail’e olan yakınlığı yatıyor.
Hindistan’da, İsrail Hindu milliyetçileri için bir örnek teşkil ediyor. İsrail, onların kendi ülkeleri için tasarlamak istedikleri başarılı bir model olarak görülüyor. Düşmanlarını uluslararası hukuku çiğneyerek bile olsa gaddarca yok etmeye çalışması; Teknolojik gelişmişliği, aynı zamanda geleneksel bir yönetime sahip olması ve azınlıkların başarıyla idare edildiği bir yapıya sahip olması örnek olarak görülen önemli faktörler.
HİNDİSTAN İSRAİL’İ BATILI ÜLKELERLE İYİ İLİŞKİLER KURMAK İÇİN BİR FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR
Üçüncü nokta ise, ABD ve Batı ile olan ilişkilerin geliştirilmek istenmesinde yatıyor. Modi yönetimi her ne kadar Müslüman azınlıklara yönelik saldırgan tutum izlese de Batı’yla ilişkilerinin de gelişmesi taraftarı. Çünkü yanıbaşında bulunan Çin’in tamamen kendine yeten sistemi ve küresel anlamda günden güne kazandığı güç; Pakistan’la yaşanan sınır gerginlikleri ve daha önceki geniş çaplı çatışmalar Yeni Delhi yönetimini tedirgin eden faktörler… Zira, Hindistan nüfus, ekonomi ve askeri olarak ne kadar büyük olsa da iki cephede aynı anda mücadele etmesi pek mümkün değil.
Bu durumdan ötürü ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerden destek alma ihtiyacı duyuyor. İsrail’in daimi müttefikleri olan ve her katliamına göz yuman bu devletlerin desteğinin de anahtarı Tel Aviv’le iyi ilişkiler yürütmekten geçiyor. Nitekim İsrail ile iyi ilişkilere sahip olmayan ülkelerin Washington başta olmak üzere birçok yönetim tarafından en hafif yaptırım olarak “eleştiriye tabii tutulduğu” biliniyor.
Hindistan iki devletli çözüme karşı olduğunu açıklamamış olsa da bölgedeki Hamas varlığından rahatsız. Çünkü İran’la iyi ilişkilere sahip bir Hamas yönetiminin hali hazırda Ortadoğu’da birçok üsse sahip Tahran yönetimini güçlendirdiği, İran’ın müttefiki olan Hizbullah gibi oluşumların; Müslümanların sempatisini kazanmasından endişe ediyor. Zira ülke içindeki tüm katı uygulamalara rağmen Müslümanlar arasında silahlı bir hareketin başlaması, ülkeyi yıllar süren bir iç savaşa götürme riskini barındırıyor.
Nitekim El Kaide ve DEAŞ terör örgütleri yapılanmalarının özellikle Keşmir bölgesinde organize olmaya çalıştığı biliniyor. Ve bu anlamda Hindistan yönetiminin istihbarat yardımına duyduğu destek de aşikar. Öyle ki 2008’deki Mumbai terör saldırıları sırasında, İsrail güvenlik güçleri Hindistan’a istihbarat ve teknik destek sağlamış; Bu olay, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğini daha da pekiştirmişti.
]]>Osmanlı ordusunda Yeniçeri Ocağı’na bağlı Sekban Bölüğü’nden olan ve isimleri bilinmeyen bu askerler için yapılan On Sekiz Sekbanlar Şehitliği’nde anonim bir kitabe de bulunuyor.
Tarihi belirsiz kitabede “Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleriyle ma’an teşrif buyurup bu mahalde şehiden vefat eden on sekiz sekban aleyhi rahmetuvelgufran hazretlerinin ruhu pür-fütuhlarına el fatiha” ifadesi yer alıyor.
Şehitlikte, kimliği bilinen tek mezar Sekbanlar Kethüdası Hızır Oğlu Hamza’ya ait. Cumhuriyet döneminde yenilenen şehitlik, en son 2018’de İstanbul Büyükşehir Belediyesince (İBB) restore edildi.
Şehitliğin yakınında Kadı Hüsamettin Çamaşırcı Hacı Mustafa Efendi 18 Sekbanlar Cami, İBB ve Şehzadebaşı Camisi gibi önemli mekanlar da yer alıyor.
DEFİNE İÇİN ŞEHİTLİĞİ KAZDI
On Sekiz Sekbanlar Şehitliği’ne dadanan kimliği belirsiz kişi, define bulmak için şehitliği kazdı. Gündüz vakti yapılan kazı, çevredeki güvenlik kamerasınca kaydedildi.
Define için kazı yapılan alanda incelemelerde bulunan Sanat Tarihi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Yaşar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehitliğe define bulmak amacıyla zarar verilmesinin çok üzücü olduğunu söyledi.
Yaşar, “Böyle bir yeri tahrip etmek için bir kişinin ciddi anlamda akli dengesinin ve akli melekelerinin yerinde olmaması ya da çok büyük bir çürümüşlüğe uğramış olması gerekiyor. Çünkü bulunduğumuz yer Suriçi’nin en önemli noktalarından biri.” dedi.
18 ÖNEMLİ ASKER YER ALIYOR
Şehitlikle ilgili bilgi veren Yaşar, “Hemen Mimar Sinan’ın Şehzade Camisi’nin karşısında, On Sekiz Sekbanlar Şehitliği’ndeyiz. Burası, İstanbul’u ilk fetheden askeri grubun içinde şehit olan 18 önemli askerin yer aldığı şehitlik. Burası manevi anlamda çok önemli. Çünkü suru delip gelen bu sekbanlar, sokak içindeki ilk çatışmayı yapıp yine burada da ilk şehit olanlardır. 17 kişinin ismi bile bilinmiyor.” diye konuştu.
Şehitliğin korunması gerektiğinin altını çizen Yaşar, büyük bir özveriyle burada canını veren insanlar için yapılan mezarlığın bu şekilde sahipsiz bırakılmasının çok anlamsız olduğunu vurguladı.
Yaşar, “Gerçekten kamu kurumlarımıza da hiç yakışmıyor. Burada İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hemen dibindeyiz. Şikayet edilmesine rağmen güpegündüz defalarca buna nasıl izin veriliyor, kabul edilecek bir şey değil.” dedi.
Define arayışının çılgınlık haline geldiğini aktaran Yaşar, şöyle konuştu:
“Görüntülerden gördük, maalesef gündüz vakti ve bunu defalarca yapabiliyor. Toplumumuzda böyle bir definecilik çılgınlığı var. Gördükleri her tarihi alandan altın fışkıracak zannediyorlar. Ya burası bir garip şehitlik. Müslüman ülkelerde, milletlerde mezara kıymetli bir eşya, maden gömülmez. Burası tarihi ve koruma altında olan bir alan. Ne gerekiyorsa ivedilikle yapılmalı. Hem yanı başındaki İBB hem de Kültür Bakanlığı tarafından, hangi birime bağlıysa tüm birimler caydırıcı olarak ne yapılması gerekiyorsa yapmalı.”
MUTLU ASKERLER OLARAK İSİMLENDİRİLİYOR
İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Zafer Bilgi de İstanbul’un fethine katılan askerlere “Ni’mel Ceyş” denildiğini, Hz. Peygamber’in hadisinde yer alan müjdeye mazhar olmalarından dolayı “mutlu askerler” olarak isimlendirildiklerini söyledi.
Askerlerin kahramanlığını göstermek adına şehit düştükleri yere On Sekiz Sekbanlar Şehitliği’nin yapıldığını anlatan Bilgi, “Hemen yanına bir cami de yapılıyor. İstanbul’un ilk camilerinden biri olarak sayılır. Şehzade Mehmet Camisi’yle karşı karşıya. İBB’nin hemen yanındadır bu bahsettiğimiz yer. Buralara sahip çıkmak zorundayız. Bu hazireler bizim şahitlerimiz. Hem tarihe şahitlik etmiş hem de bizim kimliğimiz aslında. Geçmişimize dönük bilgiler veriyor. Şehrin genetik kodlarını oluşturan bu tarz hazireleri korumakla mükellefiz.” dedi.
Bilgi, tarihi yapılara değer verilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Şehrin göbeğinde bazen haberimiz olmadan böyle ilginç, hakikaten absürt diyebileceğimiz sahnelere rastlamak mümkün olabiliyor. İvedilikle bu yerin tekrar bir kültür envanterinin çıkarılması, bir yer altı röntgeninin çekilmesi gerekiyor. Sorumlular kimse, işte Vakıflar Genel Müdürlüğü olabiliyor, bazen İBB olabiliyor. Bazen oralar Türbeler Müdürlüğüne bağlı olabiliyor. Gözden kaçabiliyor bazen buralar. Hemen tarihi dokunun korunaklı bir şekilde kadim kültürümüze dahil edilmesi gerekiyor.”
TEDBİR ALINMASINDA FAYDA VAR
Şehitliği ziyaret eden vatandaşlardan Baki Günay, yaşanan duruma bir an önce müdahale edilmesi gerektiğini belirterek, “Ben de gördüm. Dikkatimi çekti zaten. Hatta arkaya böyle gizlenmiş mi artık orada yaşıyor mu anlayamadım. Resmi bir yetkili mi diye baktım ama değil. Berduş bir şekilde ama kazı yapıyor. Hangi yetkiyle ve kime dayanarak yapıyor bilemedim. Yetkililerin tedbir almasında fayda var.” ifadelerini kullandı.
Günay, tarihi yerlerin korunması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Burada fetih dönemindeki şehitlerimiz var. Onların aziz hatırasına da saygısızlık olmaması gerekiyor. Bu tür insanlara nasıl izin verilir? Burası dağ başı değil, İstanbul’un göbeği. Hem de Şehrül-Emin’in yanında. Buna dikkat etmek, en birinci vazifesi diye düşünüyorum. O zaman eline kazma alan her yeri kazsın. Öyle bir şey olabilir mi? Devletin ve belediyenin kuralları olması gerekiyor.”
İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim‘de başlayan ve hala devam eden savaş Orta Doğu‘da gerilimi arttırdı. ABD başta olmak üzere Avrupa ve dünyanın pek çok ülkesi yaşanan savaştaki tarafını İsrail’den yana kullanırken İsrail’in Lübnan’a saldırıları bölgedeki büyük savaş tehlikesini artırıyor. Türkiye başta olmak üzere ABD, Almanya ve Sırbistan gibi ülkelerden bölgede daha geniş kapsamlı bir savaşa ilişkin uyarılar gelirken Alman gazetesi Bild’in iddiası ortalığı karıştırdı.
Orta Doğu‘da büyük savaş riskinin artması ve İsrail’in Lübnan‘a olası bir saldırı düzenlemesinin bölgesel ve küresel bir savaşı tetikleyeceğinin açıklanmasının ardından Bild, İsrailli kaynaklardan aldığı bilgilerle İsrail’in savaşın fitilini ateşleyeceğini duyurdu.
“TEMMUZUN ÜÇÜNCÜ YA DA DÖRDÜNCÜ HAFTASI HAREKAT BAŞLAYABİLİR”
Almanya’nın Bild gazetesine konuşan İsrailli diplomatik kaynaklar, temmuz ayı içerisinde İsrail’in Lübnan‘a kara harekatı başlatabileceğini iddia etti. Gazeteye konuşan diplomatlar, Lübnan Hizbullahı’nın İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarına son vermemesi halinde İsrail Savunma Kuvvetleri‘nin (IDF) Lübnan’a harekat başlatacağını belirterek net bir tarihte açıkladı.
Bild’in aktardığı bilgilere göre, Batılı diplomat çevreleri İsrail’in temmuzun üçüncü ya da dördüncü haftasında Lübnan’ın güneyine yönelik kara harekatı başlatacağını belirtti. Son günlerde çok sayıda ülkenin artan gerilimin ardından vatandaşlarının Lübnan’dan ayrılması istediğini hatırlatan Alman gazete, pek çok habere göre İsrail’in sınırdaki kuvvetlerini güçlendirdiğine yazdı.
3. DÜNYA SAVAŞI AÇIKLAMALARI
Büyük savaşın ilk söylemi 12 Haziran’da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic tarafından dile getirildi. Sırp lider, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası gerilimin artması ve dünyadaki jeopolitik etkileri değerlendirirken dünyanın çok kısa bir süre içerisinde ciddi bir savaşa sürüklenebileceğini söyledi.
Vucic, İsviçre’de yayımlanan haftalık dergi “Die Weltwoche”ye 12 Haziran’da verdiği röportajda dünya savaşının çıkma ihtimali üzere sorulan soruya, “Üçüncü dünya savaşından söz edemem ama büyük bir çatışmadan söz ediyorum. Ne kadar uzaktayız? Bundan çok uzakta olmadığımıza inanıyorum. Üç ya da dört aydan fazla değil ve bunun daha önce gerçekleşmesi tehlikesi de var” diyerek cevap verdi.

HAKAN FİDAN: 3. DÜNYA SAVAŞI RİSKİ VAR
3. Dünya Savaşı ile ilgili açıklamalardan biri de geçtiğimiz gün Türkiye’den geldi. Habertürk’te gündeme dair konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmelere, İsrail’in Gazze’deki katliamlarına Avrupa’da yükselen aşırı sağa ve Orta Doğu‘da yaşanan gerilimlere dikkat çekerek 3. Dünya Savaşı uyarısında bulundu.
Bakan Fidan “Dünya, 3. Dünya Savaşı riskini ciddiye almalı. Biz bunu ciddiye alıyoruz. Bu gerçekten hesabı kitabı yapılmış mesele.” ifadelerini kullandı.
FİDAN’DAN SONRA ALMANYA
Hakan Fidan’ın kritik sözlerinin ardından benzer bir açıklama da Alman makamlarından geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Ortadoğu’da savaş riskinin her geçen gün arttığını belirterek “Daha fazla acının yaşanmasını önleyebilecek çözümler bulmak için ortaklarımızla birlikte yorulmadan çalışıyoruz. İstenmeyen bir gerilim ve topyekûn savaş riski her geçen gün artıyor.” açıklamasında bulundu.
ABD’DEN SAVAŞ UYARISI
Sırbistan, Türkiye ve Almanya’dan gelen ‘savaş’ uyarılarının ardından ABD de devreye girdi. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Hizbullah ile İsrail arasındaki savaşın bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını belirterek uyarıda bulundu.
Austin, İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile Pentagon’da yaptığı görüşmede karşılıklı saldırıların bölgede savaşın yayılması endişesi oluşturduğuna dikkat çekerek ”Lübnan-İsrail sınırının her iki yakasındaki gerilimi durdurmak için diplomatik çözüme önem veriyoruz. İsrail ile Hizbullah arasındaki bir savaş kolaylıkla bölgesel bir savaşa dönüşebilir.” dedi.
]]>İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim‘de başlayan ve hala devam eden savaş Orta Doğu‘da gerilimi arttırdı. ABD başta olmak üzere Avrupa ve dünyanın pek çok ülkesi yaşanan savaştaki tarafını İsrail’den yana kullanırken İsrail’in Lübnan’a saldırıları bölgedeki büyük savaş tehlikesini artırıyor. Türkiye başta olmak üzere ABD, Almanya ve Sırbistan gibi ülkelerden bölgede daha geniş kapsamlı bir savaşa ilişkin uyarılar gelirken Alman gazetesi Bild’in iddiası ortalığı karıştırdı.
Orta Doğu‘da büyük savaş riskinin artması ve İsrail’in Lübnan‘a olası bir saldırı düzenlemesinin bölgesel ve küresel bir savaşı tetikleyeceğinin açıklanmasının ardından Bild, İsrailli kaynaklardan aldığı bilgilerle İsrail’in savaşın fitilini ateşleyeceğini duyurdu.
“TEMMUZUN ÜÇÜNCÜ YA DA DÖRDÜNCÜ HAFTASI HAREKAT BAŞLAYABİLİR”
Almanya’nın Bild gazetesine konuşan İsrailli diplomatik kaynaklar, temmuz ayı içerisinde İsrail’in Lübnan‘a kara harekatı başlatabileceğini iddia etti. Gazeteye konuşan diplomatlar, Lübnan Hizbullahı’nın İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarına son vermemesi halinde İsrail Savunma Kuvvetleri‘nin (IDF) Lübnan’a harekat başlatacağını belirterek net bir tarihte açıkladı.
Bild’in aktardığı bilgilere göre, Batılı diplomat çevreleri İsrail’in temmuzun üçüncü ya da dördüncü haftasında Lübnan’ın güneyine yönelik kara harekatı başlatacağını belirtti. Son günlerde çok sayıda ülkenin artan gerilimin ardından vatandaşlarının Lübnan’dan ayrılması istediğini hatırlatan Alman gazete, pek çok habere göre İsrail’in sınırdaki kuvvetlerini güçlendirdiğine yazdı.
3. DÜNYA SAVAŞI AÇIKLAMALARI
Büyük savaşın ilk söylemi 12 Haziran’da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic tarafından dile getirildi. Sırp lider, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası gerilimin artması ve dünyadaki jeopolitik etkileri değerlendirirken dünyanın çok kısa bir süre içerisinde ciddi bir savaşa sürüklenebileceğini söyledi.
Vucic, İsviçre’de yayımlanan haftalık dergi “Die Weltwoche”ye 12 Haziran’da verdiği röportajda dünya savaşının çıkma ihtimali üzere sorulan soruya, “Üçüncü dünya savaşından söz edemem ama büyük bir çatışmadan söz ediyorum. Ne kadar uzaktayız? Bundan çok uzakta olmadığımıza inanıyorum. Üç ya da dört aydan fazla değil ve bunun daha önce gerçekleşmesi tehlikesi de var” diyerek cevap verdi.

HAKAN FİDAN: 3. DÜNYA SAVAŞI RİSKİ VAR
3. Dünya Savaşı ile ilgili açıklamalardan biri de geçtiğimiz gün Türkiye’den geldi. Habertürk’te gündeme dair konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmelere, İsrail’in Gazze’deki katliamlarına Avrupa’da yükselen aşırı sağa ve Orta Doğu‘da yaşanan gerilimlere dikkat çekerek 3. Dünya Savaşı uyarısında bulundu.
Bakan Fidan “Dünya, 3. Dünya Savaşı riskini ciddiye almalı. Biz bunu ciddiye alıyoruz. Bu gerçekten hesabı kitabı yapılmış mesele.” ifadelerini kullandı.
FİDAN’DAN SONRA ALMANYA
Hakan Fidan’ın kritik sözlerinin ardından benzer bir açıklama da Alman makamlarından geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Ortadoğu’da savaş riskinin her geçen gün arttığını belirterek “Daha fazla acının yaşanmasını önleyebilecek çözümler bulmak için ortaklarımızla birlikte yorulmadan çalışıyoruz. İstenmeyen bir gerilim ve topyekûn savaş riski her geçen gün artıyor.” açıklamasında bulundu.
ABD’DEN SAVAŞ UYARISI
Sırbistan, Türkiye ve Almanya’dan gelen ‘savaş’ uyarılarının ardından ABD de devreye girdi. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Hizbullah ile İsrail arasındaki savaşın bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını belirterek uyarıda bulundu.
Austin, İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile Pentagon’da yaptığı görüşmede karşılıklı saldırıların bölgede savaşın yayılması endişesi oluşturduğuna dikkat çekerek ”Lübnan-İsrail sınırının her iki yakasındaki gerilimi durdurmak için diplomatik çözüme önem veriyoruz. İsrail ile Hizbullah arasındaki bir savaş kolaylıkla bölgesel bir savaşa dönüşebilir.” dedi.
]]>Alman Teknik Direktör Thomas Reis yönetimindeki ilk antrenmanına çıkan kırmızı-beyazlılarda antrenmanda kiralıktan dönen futbolcularla birlikte toplam 50 futbolcu yer aldı. Samsunspor Futbol Direktörü Fuat Çapa, takımın son durumu hakkında açıklamalarda bulundu.
“Geçen sezondan daha keyif verici ve daha az stresli bir sezon geçirmeyi ümit ediyoruz”
Süper Lig’de kalıcı olmak istediklerinin altını çizen Fuat Çapa, “Hepimiz için hayırlı bir sezon olur inşallah. Geçtiğimiz sezonun ardından bu sezonda tabii ki hedefler, beklentiler aynı doğrultuda. Çünkü Süper Lig’de kalıcı olmamız gerekiyor. Camia olarak buna hazır olduğumuzu geçtiğimiz sezon çok net bir şekilde gösterdik. Tabii önemli olan bunu sahaya da aynı şekilde yansıtabilmek. Geçtiğimiz sezonki birlik, beraberlik başarının en büyük anahtarıydı. Ümit ediyorum ki bu sezon aynı birlikteliği ve beraberliği sağlarız. Geçtiğimiz sezondan daha keyif verici, daha az stresli olan bir sezon yaşarız hep birlikte” dedi.
“Kadro 28 kişiye inecek”
Şu anda 50 kişiyle çalıştıklarını ama bu sayının 28’e ineceğini ifade eden Direktör Çapa, “Geçen sezon kiraya vermiş olduğumuz oyuncular vardı. Çok kalabalık bir grupla beraberiz şu anda. Ama tabii bu grubun içerisinden sezon içerisinde seçeceklerimiz, belirleyeceklerimiz olacak teknik ekibin. Şu anda sezon içerisinde çalışılmayacak sayıda fazla kişiyle çalışıyoruz. Yani hocamızla da görüştüğümüzde sayının ilk etaptaki kampa giderken 32’ye düşmesi, sezon içerisinde de 28 kişilik bir kadroyla çalışmak istediğini bize belirtti. Biz de o doğrultuda elimizdeki olan mevcut kadro içerisindeki isimleri belirleyerek, hocamızın istemiş olduğu sayıya indirerek sezona hazırlanmak istiyoruz” diye konuştu.
“Şu anda transfer yapamıyoruz, yeni oyuncu alma şansımız yok”
Transfer yasağı hakkındaki soruya da cevap veren Çapa, “Transferi ilk günden itibaren başkanımız yürütüyor. Gereken çabayı ve gayreti verdiğini hepimiz biliyoruz. Halen daha prosedürün devam ettiğini söyleyebiliriz. Ama net bir sonuç soracak olursanız, onunla ilgili şu anda söyleyebileceğim çok net bir şey yok. İlerleyen günlerin ne göstereceğini bilmiyoruz. Hep beraber göreceğiz. Ama sizin de bildiğiniz gibi transferimiz bugün itibariyle kapalı. Yani yeni bir oyuncu alma şansımız yok. Ama bu demek değil ki ilerideki günlerde alamayız. Mücadelesini halen daha başkanımız vermekte, avukatlarla görüşerekten, direkt yetkililerle görüşerekten, mücadelesini veriyor. Eğer öyle bir olanak olacak olursa tabii ki bunu en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
İzinli ve sakat olan oyuncular hakkında da bilgi veren Fuat Çapa, ayrıca şunları söyledi:
“Lig bittikten sonra milli takıma çağırılan oyuncularımız vardı. Marius ve Ntcham gibi. Onlara teknik ekibimiz bir hafta fazladan izin verdi. Holse’ye baba olduğu için ona da Cumartesi gününe kadar izin verdik. Onlar inşallah Cumartesi günü bizimle birlikte olacaklar. Laura ise Çarşamba günü Samsun’a gelecek. Perşembe günden itibaren de bizle beraber olacak.”
Ayrıca geçen sezonun ikinci yarısında dizinden sakatlanan Lubo Satka ise takımdan ayrı düz koşu yaptı.
]]>“BM GÜVENLİK KONSEYİ’NİN ÜÇ DAİMİ ÜYESİ ÇATIŞMANIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTEMEDİ”
Azerbaycan topraklarının Ermenistan işgali sırasında etnik temizlik, soykırıma ve yıkıma maruz kaldığını belirten Aliyev, “O dönemde çatışmanın çözümü için büyük çaba sarf ettik ancak bu çabalarımız sonuçsuz kaldı. Böylece BM Güvenlik Konseyi’nin üç daimi üyesi çatışmaya çözüm sağlayamadı, daha doğrusu istemedi. Hepsi de çeşitli nedenlerden dolayı Ermenistan’ın gerçekleştirdiği işgalin kalıcı olmasını istiyordu. Eski AGİT Minsk grubu üçlüsü ve Ermeni tarafıyla 2003 yılının sonlarından itibaren birçok kez görüştüm ancak, tüm bunlar bir sonuç getirmedi. Bunu eski Minsk grubu üyeleri ve Ermeni tarafı istemedi. Ermenistan tarafı topraklarımızı sonsuza kadar işgal altında tutmak istiyordu” dedi.

“SÜREÇ KİMSENİN MÜDAHALESİ OLMADAN İLERLİYOR”
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinde arabulucular olmadan ikili düzeyde daha iyi sonuçlar aldıklarını ifade eden Aliyev, “Bu süreç kimsenin müdahalesi olmadan ilerliyor. Sınırların belirlenmesi ve hatta çizilmesi konusunda anlaşmaya varabiliyoruz. Barış anlaşması henüz imzalanmadı ancak sınırların belirlenmesi süreci başarıyla devam ediyor” dedi.

“BARIŞ ANLAŞMASININ ANA MADDELERİNİ BİRKAÇ AY İÇİNDE SONUÇLANDIRABİLİRİZ”
Müzakere sürecinde oldukça hızlı ilerlediklerini belirten Aliyev, “Barış anlaşması metni üzerindeki çalışmayı, en azından ana maddelerini birkaç ay içinde sonuçlandırabileceğimizi düşünüyorum. İşgal sırasında arabulucuların planının Madrid ilkeleri olarak adlandırılan temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varmak olduğunu belirtmek isterim. Bunların paraflanması ve daha sonra taslak haline getirilmesi gerekiyordu. Bunun bir seçenek olabileceğine inanıyoruz. Ana maddelerin üzerinde anlaşmaya varmak, bunları başlatmak ve ardından metin üzerinde çalışmak gibi. Ermenistan anayasayı değiştirirse bu gerçekleşecek” ifadelerini kullandı.

“BARIŞ ANLAŞMASININ TEMEL ŞARTI ERMENİSTAN ANAYASASININ DEĞİŞTİRİLMESİDİR”
Ermenistan ile 28 yılda üzerinde anlaşmaya varılamayan konuların 1-2 yılda çözülmesi zor olduğunu vurgulayan Aliyev, “Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki esaslı müzakereler geçtiğimiz aralık ayından itibaren başladı. Çünkü bundan önce Ermenistan, Dağlık Karabağ meselesini barış anlaşmasına dahil etmek istiyordu ve bu kabul edilemezdi. Bu konu Azerbaycan’ın iç meselesidir. Karabağ’dan bölücü rejimin ortadan kaldırılmasının ardından Aralık ayından itibaren sadece 6 aydır müzakereler devam ediyor. Bu süreç zaman alıyor ve elbette barış anlaşmasının temel şartı Ermenistan anayasasının değiştirilmesidir. Çünkü orada Azerbaycan’a karşı toprak iddiaları yer alıyor ve bu gerçekleşmeden barış anlaşması imzalanmayacak. Bu bilinen bir meseledir” dedi.

“GERİ DÖNÜŞ HAKKI BATI AZERBAYCAN TOPLULUĞU TEMSİLCİLERİNE DE SAĞLANMALIDIR”
Karabağ Ermenileri’nin geri dönmesi konusuna değinen Aliyev, “Eskiden Ermenistan’da yaşayan ‘Batı Azerbaycan Topluluğu’ temsilcileri de dahil olmak üzere karşılıklı olarak geri dönüş hakkı sağlanmalıdır. Azerbaycan halkı sonuncu defa 1988 yılında, Ermenistan topraklarından etnik olarak temizlendi ve oradaki maddi, kültürel mirasımız tamamen yok edildi” ifadelerini kullandı.
Öte yandan bazı uluslararası gözlemciler, birinci turdaki seçimlerde oyların çalındığı ve manipülasyon yapıldığı yolunda ciddi iddiaların olduğunu dile getirerek, ikinci turda seçim güvenliği konusuna uyarılarda bulundular.
Polemikhaber’in haberine göre, Dr. Seyfullah Türksoy, “İkinci turda küskün ve kararsız seçmenler sandığa giderse, reformcu Türk aday Mesud Pezeşkiyan kazanır” dedi.
İran Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Rahim Farzam, “İkinci turda reformcu aday Mesud Perzeşkiyan’ın seçilme şansını yüksek görüyorum. Bunun için Pezeşkiyan’ın küskün ve kararsız seçmeni sandığa götürecek bir propaganda yapması gerekiyor” dedi.
Farzam, İran’da seçim güvenliği sorunundan kaynaklanan oyların çalınması ve manipülasyon iddialarının sürekli gündeme geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“5 Temmuz’da yapılacak seçimlerin kaderini iki faktör belirleyecek. Birincisi İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in tavrı. Diğeri seçimlere katılım oranının artırılması. Radikal muhafazakar aday Said Celili seçilirse yasaklı ve sert uygulamalar devam eder. Ülkedeki gerginlik ve kutuplaşma artabilir. Reformcu kesimin adayı Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi durumunda ülkedeki tansiyon düşer. Bireysel özgürlükler artar, başörtüsüyle ilgili ahlak polisinin müdahaleleri, internet kısıtlamaları azalır. Zaten bu konuda Mesud Pezeşkiyan’ın bazı sözleri de var. Ülkedeki tansiyon düşer. O nedenle Hamaney’in Mesud Pezeşkiyan’ı destekleme ihtimalini yüksek görüyorum.”
İran uzmanı Rahim Farzam, Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi durumunda, İran’daki Türklerin sisteme olan tepkilerinin de yumuşamaya başlayabileceğini, dolayısıyla ülkenin iç huzuru açısından da Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesinin yararlı olacağını belirtti.
“İRAN HALKI MUTSUZ”
Kısa adı İRAM olan İran Araştırmaları Merkezi’nin kıdemli uzmanlarından Dr. Bilgehan Alagöz, İran’da insanların uzun süredir mutsuz ve karamsar olduğuna dikkat çekerek, “özellikle ekonomik sıkıntılar çok artmış. Demokrasi ve insan haklarıyla ilgili büyük sıkıntılar var. Seçimlere katılım oranı çok düşük. Halk sandıklara gitmeyerek mevcut durumu protesto ediyor. İkinci turda küskün halkı sandığa taşımayı başaran aday seçimi kazanır” şeklinde konuştu.
Seçime iki kutuplu bir yapıyla girildiğini, bir yanda iç ve dış politikada Batı’yla uyumlu reformistlerin, diğer yanda da mevcut yapıya bağlı muhafazakar statükocuların yarıştığını belirten Dr. Bilgehan Alagöz, “Reformcuların adayı Mesud Pezeşkiyan bu kısa sürede küskün seçmeni ikna edip sandığa yönelmesini sağlayabilirse seçimi kazanabilir.” dedi.
TÜRK ADAYIN SEÇİLMESİ DEMOKRASİNİN ÖNÜNÜ AÇAR
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Kafkasya Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr. Hasan Oktay ise şu görüşleri dile getirdi:
“İran dünya ile giriştiği rekabeti kaybediyor sistem ciddi anlamda yara aldı, özellikle 13 Nisan’da İsrail’e yaptığı füze saldırı sonrası iran’a karşı cephe genişledi ve Cumhurbaşkanı İbrahim Raisi öldürülerek İran’a açıktan mesaj verildi. İran bu kartı gördü ve Irak modelini yani bir yerli unsurun işbirliği ile dış saldırı operasyonuna fırsat vermemek ve Suriye’de iktidara karşı silahlı muhalefetin harekete geçmesini önlemek için sistemi tamir ve tahkim etmek için ilk defa Türk ve reformcu bir adayın Cumhurbaşkanı olmasının önünü açtı. Türkiye de komşusu iran’da Irak ve suriye olayları ile karşı karşıya kalmamak için gelişmeleri yakından takip ediyor ve Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi ile iran Türkleri sistemi ihata ederek gelecekte İran’da demokrasiye geçişin önü açılıyor. Azerbaycan -Türkiye – İran bölgede önemli bir güç birliği oluşturmaktadır.”
İRAN’IN ÖZGÜRLÜK BAYRAĞI TEBRİZLİLER’İN ELİNDE
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi Prof.Dr. Aygün Attar, İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’in yakın tarihlerdeki bir Cuma hutbesinde “İran’ın özgürlük bayrağı Tebrizlilerin elindedir” sözünü hatırlatarak, ”O bayrak açılır mı , hep beraber bekleyip göreceğiz.” dedi.
Prof.Dr. Aygün Attar konuyla ilgili sözlerini ve Mesud Pezeşkiyan’la ilgili düşüncelerini şöyle paylaştı:
”İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muhafazakar cepheden Said Celili ile Reformist Cepheden Tebriz Milletvekili Mesud Pezeşkiyan ikinci tur için yarışacaklar. Pezeşkiyan , hem insan hem siyasetçi olarak toplumda çok saygı duyulan bir kalp cerrahıdır. 1993 senesinde elim bir trafik kazasında jinekolog olan eşini ve bir çocuğunu kaybettikten sonra bir daha hiç evlenmeyerek geriye kalan üç çocuğuna hem baba hem anne olan ve Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi rektörü, İran’ın Sağlık Bakanı olarak görev yapmış Pezeşkiyan sadece Tebriz’in değil İran’da yaşayan tüm Türklerin parlamentodaki gururlu sesi olmuştur. 26 Şubat 2016’da parlamentonun açık oturumunda, Allah’ın kendisini bir Türk olarak yarattığını ve hiç kimsenin Türklerin dili ve kültürü ile alay etme hakkına sahip olmadığını, İran’daki Türklerin ve diğer etnik grupların Anayasa’nın 15. maddesine göre okullarda kendi dillerinde yazabilmeleri, konuşabilmeleri ve öğrenebilmeleri gerektiğini haykırdığı konuşmayı şahsen bir Tebriz gelini olarak gururla sosyal medyadan paylaşmıştım. Fanatik Traktör taraftarı olan Pezeşkiyan ‘a soyadından dolayı farklı etnik kimlik yakıştırmaları yapanlar için bir açıklama zarureti doğduğunu düşünüyorum. Yani, Farsçada soyadlarının sonuna “zade “ “oğulları” yahut filankeslerden anlamında kullanılan bir eklemedir. Hekim ailesinden geldiği için Farsça Pezeşkiyan yani Doktorlardan soyadını taşıyan uzun yıllar İslami Şurada Tebriz Üskü Azerşeher ‘in ( Doğu Azerbaycan) milletvekili olarak aktif şekilde varlık gösteren Mesut Pezeşkiyan parlamentoda İran’daki Türklerle birlikte diğer etnik gruplar için de reformlar yapılmasını daim gündemde tutan bir siyasetçi olmuştur. İkinci tur sonrası İran Cumhurbaşkanı olmasına müsaade edilecek mi ? Onun nihai kararını sandık sonuçlarıyla birlikte İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney verecektir.”
Not: Ayetullah Hamaney yakın tarihlerdeki bir Cuma hutbesinde “İran’ın özgürlük bayrağı Tebrizlilerin elindedir. O bayrak açılır mı , hep beraber bekleyip göreceğiz.” demişti
GERİLİM AZALIR
Azerbaycan Türk Evi Başkanı Tenzile Rüstemhanlı da şu görüşlere yer verdi:
“Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi İran’a yeni bir soluk getirebilir, İran’ın Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerini daha üst bir seviyeye taşıyabilir, Batı ile ilişkilerini yumuşatabilir. İran’da yaşayan insanlar ulusal haklarından, anadillerinde okuma-yazma, kültürlerini geliştirme ve yerel özyönetim hakkından yoksun bırakılıyor, dolayısıyla büyük bir iç gerilim yaşanıyor. Mesud Bey bu yönde de durumu yumuşatabilir. Tebriz’deki mitinginde Reşid Behbudov’un “Azerbaycanım” şarkısının seslendirilmesi büyük siyasi öneme sahip bir olaydır. İran’daki reformcu kesim 5 Temmuz’da sandığa giderek Mesud Pezeşkiyan’a ses vererek ülkedeki demokratik açılımlara destek olmalıdır”
Bilindiği gibi 28 Haziran’da ülke genelinde 59 bin merkezde kurulan sandıklarda toplam 24 milyon 535 bin 185 oy kullanıldı.
İlk turu birinci sırada bitiren Pezeşkiyan 10 milyon 415 bin 191 oy alarak yüzde 42,5’lik oranla birinci olmuştu. Said Celili’nin oy oranı ise yüzde 38,6’da kalmıştı. Buna göre, reformistlerin tek adayı Pezeşkiyan ile muhafazakar Celili, 5 Temmuz’da yapılacak ikinci tur seçimlerde yeniden yarışacak.
Birinci turda İran Devrim Muhafızları’nın eski komutanı ve parlamento başkanı olan Muhammed Bakır Kalibaf yüzde 13,8 ile üçüncü, din adamı Mustafa Purmuhammedi ise yüzde 0.8 ile dördüncü sırada yer almışlardı.
]]>1981’DEN BERİ GÖRÜLEN EN YÜKSEK KATILIM ORANI
Erken genel seçimin dünkü ilk turunda sandık çıkış anketlerine göre oylarını artıran aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi yüzde 34 ile sandıktan birinci parti çıktı.Ulusal Birlik Partisi’ni, oyların yüzde 28,1’ini alan sol ve çevreci partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi izledi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ın liderliğindeki Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı ise oyların ancak yüzde 20,3’ünü alabildi. Merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi’nin oy oranı ise yüzde 10,2 oldu.
Araştırma şirketi Elebe’nin tahminine göre, 49.5 milyon seçmenin oy kullandığı seçime katılım oranı yüzde 67,5 oldu. Bu Fransa’da, 1981’den bu yana görülen en yüksek katılım oranı.
LE PEN:MACRON’U YOK ETTİK
2027’de yeniden Ulusal Birlik Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Marine Le Pen sandık çıkış anketi sonrası yaptığı açıklamada “Demokrasi konuştu ve Fransız halkı Ulusal Birlik Partisi’ni ve müttefiklerini zirveye çıkararak Macron kampını neredeyse yok etti” dedi.
“Halk net bir şekilde 7 yıllık küçümseyici ve yıpratıcı yönetime son vermek” istiyor diyen Le Pen ikinci turda da seçmenlerden destek istedi. Le Pen, Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Jordan Bardella’nın başbakan olarak atanabilmesi için önümüzdeki hafta Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlamaları gerektiğini vurguladı.
MACRON’DAN BİRLEŞME ÇAĞRISI
Sandık çıkış anketi sonrası Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Cumhurbaşkanı Macron ise seçmenlere, seçimin ikinci turunda, “cumhuriyetçi ve demokrat” adaylar etrafında birleşme çağrısı yaptı.
Macron, genel seçimin ilk turunda katılım oranının yüksek olmasının da, kendisini memnun ettiğini söyledi.
FRANSIZ MEDYASI: MACRON KENDİ SONUNU GETİRDİ
Fransız basını Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın açık farkla ilk sırayı alması üzerine, 9 Haziran’da Ulusal Meclis’i fesheden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken seçim kararıyla kendi sonunu getirdiği değerlendirmesinde bulundu.
Challenges dergisinin “2024 genel seçimleri: Kral Macron’un saltanatının sonu” başlıklı haberinde, Macron’un Ulusal Meclis’i feshederek kendi düşüşünü tetiklediği kaydedildi.
Haberde, Macron’un eski Başbakanı Edouard Philippe, mevcut Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire ve İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’in Macron’un düşüşünü daha da hızlandırdığı belirtilerek “Bu genel seçimler, Macronculuk saltanatının sonunu imzalayabilir.” ifadesine yer verildi.
Le Monde gazetesi, ilk sonuçlara göre seçimin ilk turunda iktidarın, rakipleri aşırı sağ ve solcuların gerisinde kalmasını “Mağlup olan Macron cephesi, üçüncü sıraya yerleşti” başlığıyla duyurdu. Gazete, bir diğer haberinde, seçimin ilk turunu 4. bitiren merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin ülke genelinde güç kaybettiği değerlendirmesini yaptı.
Fransız Le Figaro gazetesi de “Genel seçimler: Macron’un kaybettiği bahis” başlığıyla geçtiği haberde, Macron’un merkezdeki “blokunun” yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Haberde, “Avrupa (Parlamentosu) seçimleri tokadından 3 hafta sonra Elysee’de yine bir mağlubiyet gecesi.” ifadesi kullanıldı.
Kamu yayıncısı Franceinfo ilk turun sonuçlarını derlediği haberde, aşırı sağcı RN partisinin seçimin ilk turuna hakim olduğunu aktarırken “Emmanuel Macron’un Ulusal Meclis’in feshedildiğini açıklamasından 3 hafta sonra, erken genel seçimlerin ilk turu aşırı sağ parti ve müttefikleri açısından benzeri görülmemiş bir başarı teşkil ediyor.” değerlendirmesine yer verildi.
İNGİLİZ MEDYASI: SONUÇ FELAKET, SİYASİ BİR DEPREMHaberin Devamı
Macron’un 3 hafta içinde aldığı ikinci yenilgi bugün Avrupa’nın da bir numaralı gündemi oldu. İngiliz medyası ilk tur sonuçlarını ‘felaket’ olarak değerlendirdi. The Telegraph gazetesi Fransa’yı ilk kez aşırı sağ liderliğin eşiğine getiren “siyasi bir deprem” olarak tanımlandı.
Independent Le Pen’in güçlenen konumuna dikkat çekti ve Macron’un hem içeride hem de dünya sahnesinde zayıfladığını öne sürdü. Guardian gazetesi ise “Macron’un grubu ve sol-yeşil ittifakı, Ulusal Cephe’yi iktidardan uzak tutmak için işbirliği yapmak zorunda kalacak, ancak bu kolay olmayacak” ifadelerini kullandı.
Politico, ‘Macron çoktan bitti. Le Pen’i durdurabilecek var mı?’ başlıklı haberinde Macron’un acı bir seçimle karşı karşıya kaldığını öne sürdü.
ABD MEDYASI:FRANSA FELÇ OLABİLİR
ABD’li Washington Post gazetesi, ilk tur seçimlerin Macron’un merkezci ittifakını parçaladığını ve ikinci turda net bir çoğunluk sağlanamaması durumunda Fransız siyasetinin felç olabileceğini yazdı. Fransa’nın eski ABD büyükelçisi Gérard Araud’ın sözlerine atıfta bulunan gazete “Fransız krizi daha yeni başladı” ifadesini kullandı.
New York Times gazetesi ise Macron’un oynadığı kumarın ters teptiğini, aşırı sağın ezici bir zafer kazandığını yazdı.
AŞIRI SAĞ KARŞITLARI SOKAĞA İNDİ
Aşırı sağ karşıtı göstericiler, başkent Paris’in sembolik önem taşıyan noktası Cumhuriyet Meydanı’nda toplandı.
Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, RN karşıtı slogan attı. Öte yandan ülkenin ikinci büyük kenti Lyon’da yaklaşık 800 faşizm karşıtı, gösteri düzenledi.
Göstericiler, kamu mallarına zarar ve çöp bidonlarını ateşe verdi. Güvenlik güçleri, Cumhuriyet Sokağı’nda göstericilere biber gazıyla müdahale etti.
Yüzü maskeli bazı eylemciler, Lyon’un 1. bölgesindeki belediye binasına girmeye çalıştı ancak başarısız oldu.
]]>Paris’te oy veren vatandaşlar, genel seçimlerin ilk turunu AA muhabirine değerlendirdi.
Başkentte yaşayan soyadını vermeyen 33 yaşındaki Fransız seçmen Alex, bu seçimler karşısında herkes gibi endişelendiğini, böyle bir durumun içinde olmaktan memnun olmadığını ifade etti.
Alex, “Umarım aşırılara karşı herkes harekete geçer, barış ve paylaşım atmosferi içinde kalırız.” diyerek, Meclis’te aşırı sağın salt çoğunluğu almasının “umut verici bir perspektif olmadığını” dile getirdi.
İnsanların aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin hayatlarını değiştireceğini hayal ettiğini belirten Alex, bu düşüncenin gerçekle örtüşmediğini vurguladı.
Alex, seçmenlerin aşırı sağa karşı cephe almasını umduğunu söyledi.
Soyadını açıklamayan François isimli seçmen, Cumhurbaşkanı Macron’un, AP seçimlerinin ardından halka yeniden söz vermesini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.
Seçim sürecinin birkaç hafta gibi kısa bir sürede düzenlenmesinin bir sorun teşkil ettiğine dikkati çeken François, bu süreçte oluşan ittifakların “farklı yönlere savrulduğu”nu savundu.
François, seçim kampanyasındaki müzakerelerin seviyesinin çok düşük olduğuna değinerek, “(Müzakereler) Doğru insanları ve doğru yönde seçmek için gerekli olan esaslı tartışmalar değildi, ittifak konularıydı.” dedi.
RN’nin sandıktan birinci çıkmasından yana olmadığını aktaran François, ancak ilk turda aşırı sağın birinci olacağını düşündüğünü öne sürdü.
François, şöyle devam etti:
“Ulusal Birlik iktidar olsa da (Meclis’te) salt çoğunluğu olmayacak her halükarda. Bence bir şey olmayacak. Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ülkede siyasi kararların biraz kilitlenme riski var.”
Paris’in 20. bölgesinde yaşayan soyadını paylaşmayan Virginie, erken seçim sürecinin zor geçtiğine işaret etti.
Virginie, ülkede mevcut belirsiz ortamda oy vermeye gitmenin önemini vurgulayarak, aşırı sağın sandıktan birinci çıkmamasını umduğunu söyledi.
Aşırı sağın ülkenin kırsal bölgesinde birinci gelmesinin öngörüldüğünü kaydeden Virginie, seçimin ilk turuna katılımının yüksek olduğuna dikkati çekti.
Virginie, aşırı sağın Meclis’te salt çoğunluğu alması durumunda 1 yıl sonra tekrar erken seçime gidilmesine olumlu baktığını kaydetti.
FRANSA’NIN ERKEN SEÇİME GİDİŞİ
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki AP seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Meclis’i feshederek ilk turu 30 Haziran, ikinci turu 7 Temmuz’da olmak üzere erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatları’nın hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi İttifakı” altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı”nı kurmuştu.
Ülkede aşırı sağın yükselişi protestolara neden olmuş, çok sayıda kentte gösteriler düzenlenmişti.
Görev süresi 2027’de dolacak olan Cumhurbaşkanı Macron, aşırı sağcı RN partisinin genel seçimleri kazanması durumunda istifa etmeyeceğini “Sonuç ne olursa olsun kurumlar bellidir ve cumhurbaşkanının yeri de bellidir.” sözleriyle dile getirmişti.
Tüm dünyada ilgi ile takip edilen EURO 2024’te çeyrek finale yükselerek adından söz ettiren kırmızı-beyazlı takım; 1996, 2004 ve 2008 Avrupa şampiyonalarında gruptan çıkamadı. 2012’ye katılamayan İsviçre, 2016’da son 16 turu, 2020’de ise çeyrek final oynama başarısı gösterdi.
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın son 16 turunda İtalya’yı 2-0 yenen İsviçre, üst üste ikinci kez adını çeyrek finale yazdırmayı başardı.
Avrupa’da sadece 8,7 milyon nüfusa sahip bir ülkenin bu başarısının ardında futbol altyapısı, yabancı kökenli futbolcuların katkısı, Türk asıllı teknik direktör Murat Yakın’ın performansı, futbolcularının Avrupa’nın önemli takımlarında forma giymesi gibi birçok faktör bulunuyor.

Altyapının önemi
İsviçre, futbolda altyapıya en fazla önem veren ülkeler arasında yer alıyor. FIFA ve UEFA genel merkezlerine de ev sahipliği yapan İsviçre’nin yetenekli genç futbolcularını belirlemeye ve geliştirmeye yönelik programları, son yıllarda meyvesini veriyor.
UEFA da destek verdiği programlarla ülkedeki gençlerin üst düzey tesisler ve spor okulları sayesinde futbolda gelişimine katkı sağlıyor.
Güncel İsviçre Milli Takım kadrosunun, ülke tarihinin en başarılı milli takımı olarak değerlendirilmesinde de altyapıdan itibaren başarılara imza atan bir jenerasyona sahip olmaları yatıyor.
2009 FIFA 17 Yaş Altı Dünya Kupası’nı kazanan nesil, son beş büyük finalde eleme turlarına çıkmayı başardı.
Yabancı kökenli oyuncuların etkisi
İsviçreli gençler dışında ülkeye sığınan yabancıların çocukların da futbol ile ülkeye entegrasyonu sağlanıyor ve böylece göçmen ve sığınmacıların çocukları da futbola yönlendiriliyor.
İsviçre Futbol Federasyonuna bağlı 1400 kulüpte 180’den fazla ülkeden oyuncu yer alırken, futbol İsviçre’de sosyal entegrasyona önemli bir katkı sağlıyor. Bu sayede birçok yabancı kökenli futbolcu, İsviçre futbolunu başarıya taşıyor.
İsviçre’nin kadrosunda savunmada, Nijerya kökenli Manuel Akanji, orta sahada Demokratik Kongo Cumhuriyeti vatandaşlığı da bulunan Denis Zakaria, Arnavut kökenli Granit Xhaka ve Kosova vatandaşlığı da bulunan Xherdan Shaqiri, hücumda ise Kamerun kökenli Breel Embolo, Nijerya vatandaşlığı da bulunan Noah Okafor ve Türk ve Tunus asıllı Zeki Amdouni gibi yıldız oyuncular yer alıyor.
İsviçre art arda ikinci kez çeyrek finalde
Teknik direktörlüğünü Murat Yakın’ın yaptığı İsviçre Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası’nda üst üste ikinci defa çeyrek finale kalma başarısı gösterdi.
Turnuvaya 6. kez katılan İsviçre, EURO 2020’den sonra ikinci kez çeyrek final bileti aldı.
EURO 1996, 2004 ve 2008’e gruplarda veda eden İsviçre, EURO 2016’da ise son 16 turunda elendi.

Murat Yakın’ın performansı da dikkati çekiyor
Takımın başındaki Türk asıllı teknik direktör Murat Yakın, bir taktik uzmanı olarak kabul edilirken, üst düzey rakiplere karşı takımını defansif açıdan kurgulayarak iyi sonuçlar alabiliyor.
Yakın, UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşamasında Jose Mourinho’nun çalıştırdığı bir takıma karşı 2 kez kazanan tek teknik direktör olarak da biliniyor.
Murat Yakın’ın teknik direktör olarak en büyük başarıları arasında Basel ile 2 İsviçre Süper Ligi şampiyonluğunun yanı sıra UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final ve çeyrek finale çıkması da bulunuyor.
Teknik adam, İsviçre’yi de 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda çeyrek finale çıkarma başarısı gösterdi.
Bu arada Yakın’ın milli takımdaki sözleşmesi Almanya’daki turnuvanın ardından sona eriyor.
Öne çıkan futbolcuları
İsviçre Milli Takımı’nın kadrosunda Avrupa’nın önemli takımlarında forma giyen birçok futbolcu bulunuyor.
Kaleci konusunda Yann Sommer ve Gregor Kobel gibi üst düzey iki oyuncusu bulunan İsviçre’nin kadrosunda savunmada Manuel Akanji ve Fabian Schar, orta sahada Denis Zakaria, Granit Xhaka ve Xherdan Shaqiri, hücumda ise Breel Embolo, Noah Okafor ve Zeki Amdouni gibi yıldız oyuncular yer alıyor.
Öne çıkan bu futbolcuların birçoğunun yabancı kökenli olması da dikkati çekiyor.
UEFA ülke sıralamasında 12. sırada
Türkiye’nin 9. sırada yer aldığı güncel UEFA ülke sıralamasında İsviçre 12. sırayı aldı.
EURO 2024’te mücadele eden 24 takım arasında kadro değeri bakımından İsviçre, 14. sırada bulunuyor. Turnuvada son 16 turuna kalan takımlar arasındaki kadro değerine bakıldığında İsviçre 11. sıradaki yeriyle mütevazı bir görüntü ortaya koydu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6-9 Haziran’da Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin galibiyetinin ardından 9 Haziran’da Meclisi feshederek erken seçim kararı aldı. Seçmenler, iki turlu erken genel seçimlerde 5 yıl boyunca Ulusal Mecliste görev alacak 577 milletvekilini belirleyecek.

Ülkedeki 49,5 milyon Fransız seçmen genel seçimin ilk turu kapsamında yerel saatle 08.00’de oy kullanmaya başladı.
Oy kullanma işlemi Fransa’nın ana kara topraklarında 18.00’de sona erecek. Paris gibi büyük kentlerde ise vatandaşlar saat 20.00’ye kadar oy kullanılabilecek.
Fransa’da sandık başına gidemeyecek seçmenler, kendileri adına oy kullanması için bir başka seçmene vekalet verebiliyor. Seçime beklenmedik bir kararla gidilmesi ve seçim tarihlerinin tatil dönemine denk gelmesiyle vekaletle oy verme işlemine yönelik başvurular arttı. Bu kapsamda, Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre seçimin ilk turunda oy kullanmak için vekalet verenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon 641 bin oldu.
Ülkede 2022’deki genel seçimlerin ilk turunda bu sayı yaklaşık 1 milyon olmuştu. Bu yıl kayda değer oranda artan vekalet sayısı, ülkede erken genel seçimde sandığa gidenlerin oranının yüksek olacağının göstergesi oldu.

FRANSA GELECEK 5 YILIN 577 MİLLETVEKİLİNİ SEÇECEK
Fransa’da Parlamentonun üst kanadı Senato ve alt kanadı Ulusal Meclis yasama faaliyetini ortaklaşa yürütüyor.
Senatoda 348 sandalye bulunurken, uygulanan sistemle her 3 yılda bir senatörlerin bir bölümü yenileniyor.
Senato seçimlerinde sadece parlamenterler, bölge, vilayet ve belediye meclislerinin üyelerinden oluşan “seçilmişler” oy kullanabiliyor ve 6 yıl boyunca görev yapan senatörleri belirliyor.
Halkın doğrudan belirlediği temsilcileri olan milletvekillerinin de tıpkı senatörler gibi dokunulmazlığı bulunuyor.

Öte yandan, 18 yaşını dolduran Fransızlar, “Bourbon Sarayı” olarak adlandırılan Meclis binasında 5 yıl boyunca kendilerini temsil edecek 577 milletvekilini belirlemek üzere seçmen olmaya hak kazanıyor.
7 TEMMUZDA 2. TUR İÇİN TEKRAR SANDIĞA GİDECEK
İlk turunda 4 bin 9 milletvekili adayının yarıştığı genel seçimlerin ikinci turu, 7 Temmuz Pazar günü düzenlenecek.
Bir adayın ilk turda milletvekili seçilebilmesi için seçim bölgesinde oyların salt çoğunluğunu toplaması (yüzde 50’liden fazlasını) gerekiyor. Bu yüzdenin bölgede seçim kütüğüne kayıtlı olan seçmenlerin yüzde 25’ine tekabül etmesi gerekiyor.
Eğer herhangi bir aday ilk turda salt çoğunluğu sağlayamazsa, oyların yüzde 12,5’ini toplayan adaylar 1 hafta sonra düzenlenecek ikinci turda tekrar yarışıyor.
Ancak daha önce yapılan seçimlere de bakıldığında, milletvekillerinin ekseriyetinin ikinci turda belirlendiği gözlemleniyor.
Bu sistemle ilk turda en çok oy alan 2 aday otomatik olarak ikinci tura kalıyor. Ancak seçim bölgesinde 3 veya 4 aday da oyların en az yüzde 12,5’ini toplarsa ikinci tura çıkabiliyor.

ERKEN SEÇİM PARTİLERİ İTTİFAKA YÖNLENDİRDİ
Kurallar gereği, seçmen sayısı fazla olan partiler veya seçime ittifakla katılan partiler avantajlı oluyor.
Macron’un AP seçimleri yenilgisi sonrası aldığı erken seçim kararı, partilerin ittifaka yönelmesine neden oldu. Seçim yarışına girecek üç büyük siyasi ittifak oluştu.
Anketlerin favori gösterdiği aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi seçime, merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR adaylarıyla ittifak içinde katılıyor.
RN’nin Mecliste salt çoğunluğu almasından endişe eden solcu partiler Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) ise “Yeni Halk Cephesi” (NPF) ittifakını oluşturdu.
Fransa’yı 2017’den bu yana yöneten Macron’un partisi Rönesans da iktidarın ortakları Demokrasi Hareketi (MoDem) ve Horizons (Ufuklar) ile seçim kapsamında “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” başlığı altında ittifak kurdu.
Bugün yerel saat ile 20.00’de ülke genelinde sandıkların tamamı kapandıktan sonra, ulusal basın araştırma şirketleri seçiminin tahmini sonuçlarını aktarmaya başlayacak. Seçimin ilk tur gecesinde, milletvekili seçilen veya ikinci tura kalan adayların yanı sıra, Mecliste farklı parti ve ittifakların nihai milletvekili sayısı hakkında tahminler de ortaya çıkacak.
Resmi sonuçlar ise İçişleri Bakanlığı tarafından daha sonra açıklanacak.
Olağandışı bir takvimde düzenlenen erken seçim kapsamında, çok sayıda seçim bölgesinde 3 adayın ikinci turda karşı karşıya gelmesi bekleniyor.
İpsos şirketinin Genel Müdürü Brice Teinturier, kamu yayıncısı Franceinfo’ya verdiği demeçte 250 kadar seçim bölgesinde ikinci turda 3 adayın karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
İkinci tura, seçime ittifakla katılan partilerin adaylarının kalacağı tahmin ediliyor.
Son anketler, RN’nin başı çektiği ittifakın Mecliste salt çoğunluğu elde edebileceğini gösterirken, solcuların kurduğu ittifakın sandıktan 2. çıkacağını öngörüyor.
Anketler Rönesans’ın etrafında kurulan ittifakın seçimi 3. sırada bitireceğine işaret ediyor, bu da iktidarın 2022 genel seçimlerinde elde ettiği nispi çoğunluğu da kaybetmesi anlamına geliyor.
DİKKAT ÇEKEN MACRON İHTİMALİ
Fransa’da 1958’de kabul edilen anayasa göre, cumhurbaşkanının Meclisi feshedip erken seçim düzenledikten sonra aynı kararı alabilmesi için 1 yıl beklemesi gerekiyor.
Görev süresi 2027’de dolacak olan Macron, AP seçim sonuçlarının ardından “durumu açıklığa kavuşturmak için” erken genel seçim kararı aldığını belirtmiş; aşırı sağcı RN partisinin genel seçimleri kazanması durumunda da istifa etmeyeceğini “Sonuç ne olursa olsun kurumlar bellidir ve cumhurbaşkanının yeri de bellidir.” sözleriyle dile getirmişti.
Partisi Rönesans’ın iktidar ortaklarıyla kurduğu ittifak dışında bir ittifak ya da aşırı sağın salt çoğunluğu elde ettiği bir Meclis sandıktan çıkarsa Macron, seçimi kazanan siyasi partiden bir başbakan atamak zorunda kalacak. Bu, Macron’un cumhurbaşkanı olarak kendi partisinden farklı politikalar izleyen bir başbakanla çalışmasını gerektirecek.
Solcu partilerden oluşan Yeni Halk Cephesinin henüz net bir başbakan adayı olmasa da RN partisi, seçimde galip gelirlerse liderleri Jordan Bardella’yı başbakan olarak görmek istediklerini açıkladı.
Macron’un kendi ittifakı dışında bir başbakan ataması durumda, ülkede yeniden bir koalisyon hükümeti kurulabilir. Fransa’da en son 1997-2002 yıllarında koalisyon hükümeti ülkeyi yönetti.
Koalisyon hükümetlerinin ülke yönetiminde “çift başlılığa” neden olması ve farklı partilerden olan cumhurbaşkanı ve başbakan arasında anlaşmazlıklara yol açması nedeniyle 2000’de cumhurbaşkanlığı görev süresinde değişikliğe gidildi.
Cumhurbaşkanın görev süresi 7 yıldan 5’e indirildi, böylelikle milletvekili görev süresiyle aynı oldu ve koalisyon hükümeti kurulmasının büyük ölçüde önüne geçildi.
FRANSA’NIN ERKEN SEÇİME GİDİŞİ
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Emmanuel Macron, 9 Haziran gecesi Meclisi feshederek 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatlarının hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” İttifakı altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” İttifakı’nı kurmuştu.
]]>ABD’nin Gazze’de 320 milyon dolar harcadığı, 12 gün dayanabilen ‘yüzer iskele’ fiyaskosu
















Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı, ‘olumsuz hava koşulları‘nı gerekçe göstererek Gazze’ye kurulan geçici limanı bir kez daha söktüğünü bildirdi. Karaya indirilen yardım malzemelerinin Gazze halkına ulaştırılamadığı için depolama alanının da dolma noktasına geldiği iddia edildi.
Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Singh, Akdeniz’deki olumsuz hava koşulları nedeniyle geçici yüzer limanın zarar görmemesi için sökülerek Aşdod Limanı‘na alındığını belirtti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) bugüne kadar Gazze tarafında 4 bin 500 ton insani yardım malzemesi indirdiğini dile getiren Singh, yardımların Gazzelilere ulaştırılamadığı için depolama alanının da dolma noktasına geldiğini söyledi.
Bir gazetecinin “Yardımların indirildiği alan neredeyse doldu dediniz. Bu durumda iskele yeniden kurulsa bile bir işe yaramayacak gibi görünüyor” değerlendirmesine cevap veren Pentagon Sözcü Yardımcısı Singh, yardımların Gazzelilere ulaştırılması için Birleşmiş Milletler çatısı altındaki Dünya Gıda Programı (WFP) ile ABD Uluslararası Kalkınma Ajansının (USAID) iletişim halinde olduğunu ve yardımların yeniden Filistinlilere ulaşmaya başlamasının öncelik olduğunu söylemekle yetindi.
BIDEN VE WASHINGTON YÖNETİMİ İÇİN UTANÇ KAYNAĞI
Yüzer iskelenin inşa süreci ve hava şartları nedeniyle faaliyetlerinin durdurulmasıyla ilgili önemli gelişmeler şöyle listelenmişti:
ABD Başkanı Joe Biden, 7 Mart’ta ordusunu, Gazze’ye yardımların girişi için sahile geçici liman inşa etmek üzere görevlendirdiğini duyurdu.
Pentagon, yaklaşık 1000 askerin görev yapacağı projenin 60 günde, mayıs başında tam operasyon kapasitesine ulaşmasının beklendiğini açıkladı.
AB, Gazze’ye insani deniz koridoru açma girişimiyle ilgili detayları paylaştı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), başta Avrupa Birliği (AB) ve ABD olmak üzere birçok ülkenin desteğinde Gazze’ye insani yardım ulaştırılması amacıyla bir deniz koridoru oluşturduğunu duyurdu.
ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’ye insani yardım ulaştırılabilmesi için kıyı şeridinin birkaç kilometre açığında büyük yüzer bir iskele inşa ettiklerini belirtti.

Gazze kıyısında inşa edilmesi planlanan yüzer liman projesinde faaliyet gösterecek ABD donanmasına ait bir gemi, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Gazze Vadisi açıklarına demirledi.
Doğu Akdeniz’de fırtına mevsiminin ortasında inşaat çalışmaları başladı. İlk etapta, yüzer iskele ve onu sahile bağlayacak köprünün inşası planlandı. İskelenin tamamlanmasıyla günlük yaklaşık 90 tırlık insani yardımın Gazze’ye ulaştırılacağı, iskelenin tam operasyon kapasitesine eriştiğinde ise günlük 150 tıra yakın insani yardımın geçişine imkan tanımasının planlandığı ifade edildi.
Pentagon, yüzer iskele inşaatının yüzde 50’den fazlasının tamamlandığını bildirdi.
Kötü hava koşulları nedeniyle inşaat geçici olarak durduruldu.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), insani yardımları denizden ulaştırmak amacıyla Gazze sahiline deniz üstüne kurulacağını açıkladığı geçici liman inşaatının bittiğini açıkladı.
ABD’ye ait Sagamore adlı konteyner gemisi, GKRY Larnaka Limanı’ndan insani yardımlarla ayrıldı.
Pentagon, Gazze sahiline bir iskele kurulduğunu ve yardım akışının planlandığını duyurdu.
İskelenin bir bölümünde meydana gelen arıza nedeniyle iskelenin kullanımı geçici olarak durduruldu.
17 tır insani yardım malzemesi, Dünya Gıda Programı deposuna ulaştı.
Pentagon, lojistik zorluklar nedeniyle yüzer liman yoluyla gelen hiçbir yardımın Gazze’deki sivillere dağıtılmadığını bildirdi.

ABD Savunma Bakanlığından (Pentagon) yapılan açıklamada, Gazze’ye kurulan yüzer iskeleden iç kesimlere insani yardımların ulaştırılması için “alternatif rotalar” üzerinde görüşmelerin devam ettiği belirtildi.
ABD Merkez Komutanlığı, Gazze kıyısındaki bir transfer noktasına nakledilen insani yardımların üçte ikisinin BM tarafından Gazze’nin çeşitli bölgelerinde dağıtıldığını açıkladı.
Hava şartları nedeniyle 4 ABD gemisi ile gelen yardımlar yüzer limana aktarılamadı.
Bazı gemiler sürüklendi. İsrail ordusu gemileri kurtarma çalışması başlattı. Pentagon, iskelenin hasar gördüğünü ancak hâlâ çalışır durumda olduğunu bildirdi.

Pentagon, iskelenin çöktüğünü ve bazı kısımlarının onarılması gerektiğini duyurdu.
Pentagon, 28 Mayıs’ta, yüzer iskelenin faaliyetinin tamiri tamamlanana dek kısa süreliğine askıya alındığını açıkladı.
Amerikan ordusunun bir haftadan fazla süreceğini tahmin ettiği onarımlara başlamak üzere iskele, İsrail’in kıyı kenti Aşdod’a çekilmek üzere sökülmeye başlandı.
Fransa’da 4 bin 9 milletvekili adayının yarışacağı seçimlerin ikinci turu ise 7 Temmuz’da yapılacak. Seçimlerde yarışan adayların yüzde 41,1’i kadınlardan oluşuyor.
Fransa’da sandık başına gidemeyecek seçmenler, kendileri adına oy kullanması için bir başka seçmene vekalet verebiliyor. Bu kapsamda, Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre seçimin ilk turunda oy kullanmak için vekalet verenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon 125 bin oldu.
Ülkede 2022’deki genel seçimlerin ilk turunda bu sayı yaklaşık 1 milyon olmuştu. Bu yıl kayda değer oranda artan vekalet sayısı, ülkede erken genel seçimde sandığa gidenlerin oranının yüksek olacağının göstergesi oldu.
Oy kullanma işlemi Fransa’nın ana kara topraklarında, yerel saatle 08.00’de başlayıp 18.00’de sona erecek.
Paris gibi büyük kentlerde ise saat 20.00’ye kadar oy kullanılabilecek.
İlk turda yüzde 12,5 ve üzeri oy alan adaylar, ikinci tura katılabilecek.
Seçim 3 ana ittifak etrafında dönüyor
Seçimlere aşırı sağcı Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN), merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR adaylarıyla ittifak içinde katılıyor.
Aşırı sağcıların seçimde galip gelmesinden endişe eden sol ve çevreci partiler de Halk Cephesi ittifakını kurdu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans da iktidarın ortakları Demokrasi Hareketi (MoDem) ve Horizons (Ufuklar) ile seçim için “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” başlığı altından ittifaka gitti.
Araştırma şirketleri sandıkların kapanmasından itibaren seçimin tahmini sonuçlarını vermeye başlayabilecek. Resmi sonuçlar daha sonra açıklanacak.
Anketlere göre aşırı sağ seçimde galibiyete koşuyor
Ülke çapında yapılan son anketler, aşırı sağcı RN liderliğindeki ittifakın bu seçimin ilk turunda oy çoğunluğu elde edeceğini gösteriyor.
Seçimlerin ilk turunda RN’nin açık ara farkla birinci çıkacağını öngören anketler, Halk Cephesinin ikinci sırada yer alacağı ve Macron’un ittifakının üçüncü sıraya gerileceğini tahmin ediyor.
Odoxa’nın Le Nouvel Obs dergisi için yaptığı ankete göre, RN koalisyonunun yüzde 33, Halk Cephesinin yüzde 28 ve iktidar kanadının yüzde 19 oy oranıyla sıralanacağı tahmin edilirken, Opinionway-Vae Solis tarafından Les Echos için yapılan ankete göre ise RN koalisyonu yüzde 35, Halk Cephesi yüzde 28 ve iktidarın kurduğu ittifak yüzde 22 oy alacak.
Ipsos anket şirketinin Le Parisien gazetesi ve Radio France için yaptığı anketlerin tahminleri ise RN ittifakının yüzde 31,5, Halk Cephesinin yüzde 29,5, iktidar kanadının ise yüzde 19,5 oy alacağı yönünde.
RN iktidar olunca göçü azaltma taahhüdünde bulundu
RN partisinin genç lideri Jordan Bardella, seçim kampanyası sırasında, Fransa’ya göç akışlarını büyük ölçüde azaltma vaadinde bulundu.
Bardella, sandıktan galip çıkarsa, ayrıca 30 yaş altı vatandaşların vergi vermeyeceğini duyururken, Ukrayna’ya Fransız askeri birlik gönderilmesine karşı olduğunu dile getirdi.
Halk Cephesinden Fransızlara “refah” sözü
Solcu ve çevrecilerin ittifakı, seçimi kazanmaları halinde, vatandaşlar için gıda, enerji ve akaryakıt fiyatlarını donduracaklarını ve asgari ücreti 1600 avroya yükselteceklerini açıkladı.
Halk Cephesi ayrıca, Macron’un cumhurbaşkanlığı döneminde yürürlüğe giren ve emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran tartışmalı reformunu yürürlükten kaldıracakları sözünü verdi.
Bu ittifak ayrıca, Filistin’i resmi olarak tanıyacağını vadetti.
Öte yandan, iktidar kanadı, enerji fiyatlarını düşüreceklerini ve ilk gayrimenkulünü alanlar için noter ücretini kaldıracaklarını açıkladı.
Resmi Fransız konsolosluğu verilerine göre, yurt dışında yaşayan Fransızlardan seçimin ilk turu kapsamında internet üzerinden oy verenlerin sayısı 410 bin oldu.
Paris Olimpiyatları öncesi seçime gidilmesi halkı endişelendiriyor
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin Fransa ayağında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin açık ara farkla birinci çıkmasının ardından Macron parlamentoyu feshederek, 30 Haziran-7 Temmuz tarihlerinde erken seçim kararı aldığını duyurdu.
Macron’un, 26 Temmuz-11 Ağustos’ta başkent Paris’te düzenlenecek Olimpiyat Oyunları öncesinde erken seçim kararı alması vatandaşlar üzerinde endişe yarattı.
Fransız halkının, seçimler sebebiyle oluşacak siyasi gerginliklerin sokak eylemleri ve protestolara neden olması ve bunun olimpiyatlara ev sahipliği yapacak olan başkent Paris’i olumsuz etkilemesi konusunda tedirginliği sürüyor.
]]>Bosnalı Sırpların lideri Milorad Dodik, Rusya ziyareti sırasında Sırp Cumhuriyeti’nin bağımsızlık, yani Bosna Hersek’ten ayrılma konusunda referandum düzenleyeceğini açıkladı.
Bunun tam olarak ne zaman gerçekleşeceğine ise daha sonra karar verileceğini duyurdu.
Dodik, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek üzere St. Petersburg’da gitti.
Ziyareti esnasında Kremlin’e bağlı TASS haber ajansına verdiği demeçte, ayrılık referandumu düzenleme planlarını doğruladı.
Dodik’in bölgeyi ateşe atabilecek nitelikteki açıklamasını Sırbistan’ın kadim müttefiki Rusya topraklarında yapması ise dikkat çekiciydi.
Nitekim, Moskova’nın Sırp hükümetine ve milliyetçi politikalara, bölgede NATO’nun etkisinin artmasını engellemek için destek verdiği aşikar.
RUSYA’NIN DESTEĞİYLE REFERANDUM KARARINI ALDILAR
Dodik’in gerilimi artıracak çıkışını yalnızca üstü kapalı bir tehdit ya da gönderme olarak okumak eksik olacaktır.
Bu noktada fiili adımlar da atılıyor.
Öyle ki, Haziran ayı başında “barışçıl ayrılma anlaşması” önerisini hazırlayacak bir çalışma grubu kurulmuş durumda.
Ancak bu referandum stratejisinin daha önce Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda uyguladığı ve sonunda askeri bir işgal hareketine dönüştürdüğü biliniyor.
Referandumdan evet çıkması halinde de Bosna Hersek yönetiminin Sırplara çatışma olmaksızın topraklarını bırakması doğal olarak mümkün değil.
Belgrad’ın böylece “çatışmaları başlatan taraf biz değiliz” algısını oluşturarak meşruiyet yaratma çabası gerçekleştirdiği söylenebilir.
21 Kasım 1995 tarihinde, ABD’deki Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü’nde hazırlanan Dayton Anlaşması, 14 Aralık 1995’de Fransa’nın başkenti Paris’te;
Bosna-Hersek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Slobodan Miloševic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudman tarafından resmen imzalanarak yürürlüğe konulmuştu.
Anlaşmayla Yugoslav Savaşları’nın bir parçası olan ve üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı’na da son verilmişti.
Dayton, silahları susturmayı başarsa da ülkeye dünyadaki en karmaşık siyasi sistemlerden birini getirmiş durumda.
Bosna Hersek’i siyasi anlamda bir kördüğümle baş başa bırakan anlaşma, ülkenin ekonomik gelişimi, Avrupa Birliği ve NATO’ya üyelik süreçleri gibi birçok konuda engel teşkil ediyor.
Nitekim Başkan Erdoğan da geçtiğimiz yıllarda siyasi istikrarsızlığa son verilmesi için söz konusu anlaşmanın yenilenmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.
Anlaşmaya göre, Bosna Hersek, nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvat ve Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Federasyonu ile Sırp nüfusunun yoğun olduğu Sırp Cumhuriyeti varlığı ile özel statüdeki BRÇKO bölgesinden oluşuyor.
Her iki yapının da kendi meclisleri, hükümetleri ve başkanları bulunuyor.
Kantonların her birinin kendi meclisi ve hükümetleri de mevcut.
Devletin en üst makamı ise Devlet Başkanlığı Konseyi. Konsey, Boşnak, Sırp ve Hırvat üç üyeden oluşuyor.
Dört yılda bir yapılan seçimlerde belirlenen üyeler, 8 aylığına dönüşümlü olarak konsey başkanlığı görevini yürütüyor.
Boşnak ve Hırvat üye Boşnak Federasyonundan, Sırp üye ise Sırp Cumhuriyeti’nden gelen oylarla belirleniyor.
Devlet düzeyinde de ayrıca bakanlar konseyi ve iki parlamento bulunuyor.
Bu karmaşık yapıda, kanton, entite ve devlet düzeyinde 5 başkan, 13 hükümet başkanı ve 130’dan fazla bakanı içinde barındırıyor.
Dayton’un getirdiği bu yapı, Bosna Hersek’te kararların alınma mekanizmasını yavaşlatıyor, birçok konuyu da çözüme kavuşturamıyor.
Dış politika gibi önemli konularda verilecek kararlar, üç üyenin de mutabık kalmasıyla alınabiliyor.
Bu kararların alınması bazen çok uzun sürüyor, bazen de hiç gerçekleşmiyor.
Ülkenin AB üyeliği konusunda her üç taraf da mutabıkken, NATO üyeliği noktasında Sırpların karşı çıkması nedeniyle ilerleme kaydedilemiyor.
NATO bu anlamda yeni bir Dayton anlaşmasından yana.
Ancak çatışma ortamının yeniden oluşmasını da istemiyor.
Sırbistan yönetimiyse daha önce kendi hakimiyet alanı olarak gördüğü topraklarda hak iddialarını sürdürüyor.
Kosova ve birçok bölgenin Sırp toprağı olduğu iddiaları zaman zaman yeniden gündeme geliyor.
ÖLÜ DOĞAN ANLAŞMANIN YENİLENMESİ GEREKİYOR
Rusya’nın kapalı kapılar ardında Sırbistan’a olan desteğini artırmasının yanı sıra, İsrail’in de Sırp yönetimiyle iyi ilişkilere sahip olması oldukça dikkat çekici.
Zira, Türkiye ve Avrupa’daki sosyalist yönetimler hariç, NATO ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip Netanyahu hükümetinin neden Belgrad’la ilişkileri geliştirmeye çalıştığı merak konusu.
Bu konuda akıllara ilk gelen, dikkatleri Gazze’deki soykırımdan uzaklaştırarak yeni bir çatışma alanının oluşturulması stratejisi gütmek olabilir.
Bir başka nokta da İsrail’in kanlı saldırılarını sürdürebilmek ve ülkenin kuzeyinde açmayı düşündüğü yeni bir cephe için dünyanın her tarafından gelen silahlara ihtiyacı bulunuyor..
Üstelik bu ilişki tek taraflı değil.
Balkan Investigative Reporting Network ve Haaretz’in ortak araştırmasına göre Ekim 2023’ten bu yana Sırbistan İsrail’e silah satışı için altı uçak göndermiş durumda.
Ancak Sırvistan’ın bu ticaretten kazancı, ülke ekonomisini rahatlatacak cinsten bir miktarı içermiyor.
Analistler, bu sebeple, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ülkenin silah ihracatını Batı’daki konumunu güçlendirmek için kullandığını ifade ediyor.
Böylece bölgede atacakları adımlar öncesi İsrail’in lobisinden faydalanmayı umdukları değerlendiriliyor.
Tüm bu çerçeveler ışığında NATO’nun desteklediği bir Bosna Hersek ve Kosova’yla Rusya-İsrail ikilisinin arka çıktığı Sırp yönetiminin atacağı olası bir bağımsızlık referandumu adımı;
Bölgeyi anlaşmadan önceki karanlık döneme götürebilir.
Bu çerçevede hem ülkelerin liderlerinin hem de uluslararası savunma paktlarının yeni bir çatışma doğmaması için elinden geleni yapması gerekiyor.
Kasım, yaptığı yazılı açıklamada, “İsrail’in tehditlerinin bizi olumsuz etkilemesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Aksine, bunun bizi daha ihtiyatlı hazırlıklar yapmaya motive ettiğini söylemeliyim. Ama bunlar boş tehditlerdir. İsrail, sahada elde edemediğini, tehditle elde edemez.” ifadelerini kullandı. Kasım, İsrail’in sahaya çıkarsa daha fazla kayıp vereceğini ve böylece yok olma yolunda bir adım atacağını ileri sürdü.
İSRAİL’DEN GECE SALDIRISI
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Hadasa kasabasına hava saldırısı düzenlerken, Hizbullah da Şebaa Çiftliklerinde askeri bir mevziyi hedef aldığını duyurdu. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hadasa kasabasına hava saldırısı düzenledi.
Lübnan haber ajansı NNA ise söz konusu kasabanın hava saldırısından sonra topçu ateşiyle de vurulduğunu ve ilk yardım ekiplerinin bölgeye intikal ettiğini belirtti. Söz konusu saldırıda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bilgi verilmedi.
Öte yandan Hizbullah yaptığı açıklamada, işgal altındaki Şebaa Çiftliklerinde bulunan Ruveysa el-Karn askeri noktasının füzelerle doğrudan hedef alındığını kaydetti.

YAZILI AÇIKLAMA GELDİ
Hizbullah Hareketi, Lübnan’ın güneyinde İsrail ile yaşanan çatışmalarda 3 Hizbullah mensubunun öldürüldüğünü duyurdu. MHareketten İsrail saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, Lübnan’ın güneyinde İsrail ile yaşanan çatışmalarda 3 Hizbullah mensubunun hayatını kaybettiği belirtildi.
Ateş hattında kırmızı alarm! Lübnan için uyarılar peş peşe geldi: Orayı hemen terk edin!
Hizbullah daha önce yaptığı açıklamada, İsrail’in Bekaa kentinde insansız hava aracıyla düzenlediği saldırıda Ali Ahmed Alaeddin adlı mensubunun öldürüldüğünü bildirmişti.
Savaş ihtimali kuvvetlenirken, sayısız ülkeden “Lübnan’ı terk edin” çağrıları da gelmeye devam ediyor. Kanada’nın ardından ABD, Rusya, Almanya, Hollanda ve İrlanda da vatandaşlarından Lübnan’a seyahat etmekten kaçınmaları ve bu ülkedekilerin hala uçak seferleri varken acilen oradan ayrılmaları uyarısında bulundu.
Avustralya, İsrail-Lübnan sınırında yükselen gerilim nedeniyle vatandaşlarına “Lübnan’a seyahat etmeme ve uçuşlar varken ülkeden ayrılma uyarısı” yaptı. Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Lübnan’daki durumun “son derece istikrarsız” olduğunu ifade etti.

Wong, vatandaşlarını Lübnan’a seyahat etmemeleri konusunda uyararak, “Lübnan’daki Avustralyalılar, ticari uçuşlar mevcutken ülkeyi terk etmeli.” ifadesini kullandı. Bölgedeki durumu yakından takip ettiklerini dile getiren Wong, Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki havalimanının “kısa süre içinde kapanabilme” ihtimalinin olduğunu belirtti.
Ateş hattında kırmızı alarm! Lübnan için uyarılar peş peşe geldi: Orayı hemen terk edin!
Hindistan’ın Beyrut Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada da Lübnan’daki Hint vatandaşlarına “son derece dikkatli olmaları ve elçilikle iletişimde kalmaları” uyarısında bulunuldu.
Rusya’nın Beyrut Büyükelçisi Aleksandr Rudakov, ‘Rusya 24’ televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Rus vatandaşlarının Lübnan seyahatlerini mümkünse ertelemeleri önerisinde bulundu.
Lübnan için bir uyarı da BM’den geldi. BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın yayılması halinde bunun bölgede ‘pimi çekilmiş bomba’ etkisi yaratabileceği uyarısında bulundu.
“LÜBNAN’I TAŞ DEVRİNE ÇEVİRİRİZ” TEHDİDİ
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın ABD’deki temasları sırasında sarf ettiği tehditvari sözlerin ardından Hizbullah ile savaş istemedikleri ve İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik çözüm bulmayı tercih ettikleri yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Kasım, İsrail Savunma Bakanı’na Gazze’deki savaşı durdurmasını, bunun herkes için gerçek bir kazanç olacağını ifade etti.
Ateş hattında kırmızı alarm! Lübnan için uyarılar peş peşe geldi: Orayı hemen terk edin!
Gallant, ABD’nin başkenti Washington’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “İsrail ordusunun, Hizbullah’la herhangi bir savaş durumunda Lübnan’ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu” söylemişti.
Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine eklemişti.
]]>Cezayir’in Türkiye’nin ekonomik, enerji ve askeri hedeflerinin bulunduğu Mağrip politikasında stratejik bir konumda olduğu belirtilen analizde, Türkiye’nin askeri etkinliğini de arttırdığı Cezayir ile ilişkilerine büyük önem vermeye başladığı belirtildi.
Analizde ayrıca; Fransa’nın Afrika’da hem askeri hem de ekonomik olarak daha fazla güç kaybettiğine dikkat çekilerek, bu anlamda Fransa’nın boşluğunu Türkiye’nin doldurmaya başladığı belirtildi.
İşte Arab News’de yayınlanan analiz:
Cezayir, Ankara ile ilişkilerinde fırsatlar yakalarken, Türkiye’nin Afrika ekseninde müttefik olarak kilit bir konumda yer alıyor.
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf geçtiğimiz hafta Ankara’yı ziyaret etti ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kapalı kapılar ardında bir görüşme gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmeyle ilgili herhangi bir detay açıklanmamış olsa da Türkiye-Cezayir ilişkilerine daha yakından bakmak, ilişkilerin gidişatı hakkında fikir verecektir.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmadjid Tebboune’nin 2022 yılında Türkiye’ye gerçekleştirdiği devlet ziyareti ve Erdoğan’ın geçen yıl gerçekleştirdiği iade-i ziyaret, iki ülke arasında giderek güçlenen bağları pekiştirdi.
Erdoğan’ın Cezayir ziyareti sırasında Ankara ve Cezayir, ilişkilerini stratejik düzeye çıkararak Tebboune’nin göreve geldiği 2019 yılından bu yana ilişkilerde önemli bir ilerlemeye işaret etti.
1955 yılında Türkiye, Batı odaklı dış politika çizgisi nedeniyle Batı dünyasının yanında yer almış ve BM Genel Kurulu’nda Cezayir’in kendi kaderini tayin etmesine ilişkin oylamada çekimser kalmıştı. Savaş zamanındaki bağımsızlık hareketi Türkiye’nin çekimser kalmasını Fransa’nın yanında yer almak olarak algıladı.
Ancak Türkiye’nin bu tutumu NATO müttefiklerini destekleme taahhüdünden kaynaklanıyordu. 1960 yılında hükümet değişikliğinin ardından Türkiye, Cezayir’in bağımsızlığını destekleme yönünde oy kullandı.
Ortak bir tarihi mirasa sahip olmalarına rağmen Türkiye ve Cezayir, farklı siyasi ve ideolojik eğilimleri nedeniyle Soğuk Savaş dönemi boyunca mesafeli bir ilişki içinde oldular. Dönemin başbakanı Turgut Özal, 1985 yılında Türkiye’nin 1950’lerde Fransa’ya yönelik tarafgirliği için özür diledi. Bu açılımlara ve Demir Perde’nin çöküşüne rağmen iki ülke daha yakın ilişkiler kurmak için ortak bir zemin bulamadı.
Ancak Arap Baharı olarak adlandırılan 2010 yılı, olumlu bir şekilde olmasa da ilişkilere yeni bir boyut getirmiştir.
Özellikle 2010 sonrası dengeye İran boyutunu eklemek önemlidir. İran, Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkilerin cansız performansından faydalanmaya çalıştı. Suriye krizi İran’ın bu stratejisi için önemli bir zemin oluşturdu.
Cezayir ve İran’ın politikalarındaki artan uyum Suriye krizinden bu yana ivme kazanırken, Türkiye Cezayir-İran ekseninin karşı kampında yer aldı. İran ve Cezayir, Suriye’nin içişlerine herhangi bir dış müdahaleye kararlılıkla karşı çıktı.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 2012’de Mekke’de yapılan ve Suriye’nin askıya alınmasının salt çoğunlukla kabul edildiği, sadece İran ve Cezayir’in itiraz ettiği toplantısında da benzer bir tutum sergilemişlerdi.
İranlı liderler birçok kez İran ve Cezayir’in yeni bir dünya düzeni yaratma kapasitesine sahip olduğunun altını çizmiş ve ilişkilerin her alanda genişletilmesi ve çeşitlendirilmesi yoluyla kardeşlik bağlarının bir örneği olabileceklerini ifade etmişlerdir. Dini Lider Ali Hamaney, Kuzey Afrika ülkesinin 1979’daki İran Devrimi’nden bu yana iyi bir ortak ve İsrail karşıtı bir direniş cephesi olduğunu birçok kez dile getirmiştir.
Cezayir ve İran’ı bir araya getiren bir diğer nokta ise anti-emperyalist duruşlarıdır. Cezayir, Batı’nın bölgedeki ortağı olarak Fas’ı tercih etmesine meydan okumak amacıyla İran’a yakınlaşmıştır.
Bu çerçevede İran, Cezayir ekseninde Türkiye için bölgesel bir rakip konumunda. Zira Tahran ve Cezayir’in birçok bölgesel dosyada ortak noktaları var.
TÜRKİYE FRANSA’NIN BOŞLUĞUNU DOLDURUYOR
Cezayir’deki Fransız etkisinin azalması Türkiye’nin işine geliyor.
Fransa, Mağrip’teki geleneksel sömürgeci etkisinde, özellikle de Fransız yanlısı bir ideolojiye daha az meyilli olan yeni elitler arasında ciddi bir düşüş görüyor.
Örneğin Cezayir hükümetinin 2021’de Fransız askeri uçaklarının hava sahasını kullanmasını yasaklama kararı, sembolizmin ötesinde önemli sonuçlar doğurdu.
Cezayir, Fransa’ya bölgedeki sömürgeci geçmişiyle şekillenen tarihsel rolünün eskisi kadar güçlü olmadığını göstermeyi amaçlıyor. Bu, Cezayirli liderler arasındaki zihniyet değişimini yansıtıyor ve Türkiye-Cezayir ilişkilerinin artmasından endişe duyan Fransa’nın boşluğunu Türkiye’nin doldurmasının önünü açıyor.
Ancak Fransa’nın endişesi sadece ekonomik ya da siyasi kayıplarla ilgili değil, aynı zamanda Mağrip’teki askeri nüfuzuyla da ilgili.
Türkiye Libya’daki siyasi ve askeri varlığını pekiştirmeye çalışıyor ve son dönemde Mısır ile bağlarını çoktan sağlamlaştırdı. Ayrıca, Tunus ve Fas ile dengeli bir ilişki sürdürmeye özen gösteriyor.
Bu bağlamda Ankara, Libya ile sınırı olan ve Türkiye’nin askeri etkinliğini arttırdığı Cezayir ile ilişkilerine büyük önem veriyor.
Cezayir aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, enerji ve askeri hedeflerinin bulunduğu Mağrip politikasında stratejik bir kapı konumunda. Cezayir, Afrika’nın dördüncü büyük ekonomisi ve büyük doğal kaynak rezervleri nedeniyle önemli bir enerji ülkesi.
Cezayir’deki Türk yatırımları şimdiden Çin’i geçmiş durumda ve birçok sektörde önemli bir yer tutuyor.
Ekonomik işbirliği açısından, Türkiye ve Cezayir’in BRICS grubuna muhtemel üyeliğinin bu ilişkilere yeni bir boyut kazandırması beklenmektedir.
Son dönemdeki ekonomik ve siyasi işbirliği Cezayir’i Türkiye için önemli bir ortak haline getirse de, karşılıklı çıkarlara dayalı kalıcı bir ilişki kurma arayışında olan Türk politika yapıcıları için Cezayir hala yeni bir dış politika alanıdır.
Bu bağlamda, Filistin davası konusunda işbirliği Türkiye-Cezayir ilişkileri için önemli bir yol sunmaktadır. Çünkü uzun yıllar boyunca ikili ilişkiler Ankara’nın İsrail ile yakın ilişkileri nedeniyle karmaşık bir hal almıştır.
Dolayısıyla, Cezayir Türkiye için fırsatlar sunarken, diğer ülkelerin buradaki rekabetçi etkisiyle ilgili zorlukları da beraberinde getirecektir.
Olmert, Haaretz gazetesinde, “Netanyahu’yu ihanetle suçluyorum” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
NETANYAHU İSRAİL’İ YOK ETMEK İSTİYOR
“Netanyahu İsrail’i yok etmek istiyor, daha azını değil. Onu kovma zamanı geldi.” ifadelerini kullanan Olmert, Başbakan’ın “savaşın” bitmesini, esirlerin sağsalim evlerine dönmesini istemediğini kaydetti.
ASLA BİTMEYEN BİR SAVAŞ İSTİYOR
Olmert, “Netanyahu, İsrail’in komşuları ve ABD ile ilişkilerini zayıflatırken asla bitmeyen bir savaş istiyor.” ifadesine yer verdi.
Netanyahu’nun Hamas’a karşı “kesin zafer” kazanmayı engelleyeceği argümanıyla esir takasının yapılmasını sağlayacak bir anlaşmaya yanaşmadığını, böylelikle Başbakan’ın Gazze’de tutulan İsrailli esirleri kasıtlı olarak terkettiğini belirten Olmert, “Kesin bir zafer şu anda bir seçenek değil ve Başbakan bunu ilk sunduğu günden beri de bir seçenek olmadı.”değerlendirmesini yaptı.
Öte yandan, Fransa ve ABD arabuluculuğuyla Lübnan’la mevcut şiddetli çatışmaya son verecek ve çatışmalar nedeniyle yerinden edilen on binlerce kuzey İsrail sakininin evlerine dönmesine izin verecek bir anlaşmaya yanaşmak yerine, Netanyahu’nun “savaşı genişletme ve kuzeyde Hizbullah ile doğrudan, tam kapsamlı bir askeri çatışma başlatma niyetinde” olduğunu belirtti.
KİŞİSEL ÇIKAR KAVGASI
Olmert, Netanyahu’nun, vekilleri, aile üyeleri ve çeşitli medya kuruluşlarındaki sözcüleri aracılığıyla orduya, güvenlik güçlerine ve siyasi liderliğe karşı sistematik bir kampanya yürüttüğünü kaydetti.
Netanyahu’yu İsrailli askerlerin hayatlarını kasten tehlikeye atmakla itham eden Olmert, hükümetin açıkça temsil ettikleri partilerin ve hükümeti desteklediği bilinen belirli nüfus gruplarının ve bakanların “kişisel çıkarlarını” gözettiğini savundu.

ABD İLE İTTİFAKI KASITLI OLARAK BOZMAYA ÇALIŞIYOR
Olmert, “İsrail Başbakanını, İsrail ile ABD arasındaki siyasi-güvenlik-askeri ittifakı kasıtlı olarak bozmaya çalışmakla suçluyorum.” ifadelerini kullandı.
ABD ile ilişkilerin önemine değinen Olmert, şöyle devam etti:
“İsrail’in tüm hava gücü, İsrail’i savunma konusundaki Amerikan taahhüdüne dayanmaktadır. İsrail’in kendi başına üretemeyeceği temel ekipman, mühimmat ve gelişmiş silahlar için başka güvenilir bir kaynağımız yok. Son aylarda, yüzlerce Amerikan nakliye uçağı binlerce ton gelişmiş, hayati askeri ekipman ve mühimmat taşıyarak İsrail ordu üslerine indi.”
İSRAİL HALKININ MAHKEMESİNDE YARGILANMALI
Netanyahu’nun ABD yönetimine yönelttiği, askeri ekipmanların teslimatını geciktirdikleri ve dolayısıyla İsrail’in kesin zaferinin geciktiği yönündeki suçlamaların, “sorumsuz bir kışkırtma” olduğunu ifade eden Olmert, bunun “(ABD Başkanı Joe) Biden’ın seçim kampanyasını sabote etmek için hesaplanmış bir girişim” olduğunu kaydetti.
Olmert, “Netanyahu, bu suçlamaların her biri için İsrail halkının mahkemesinde yargılanmalıdır. Bu geciktirilmemelidir. Bu lanetli adamın devletin yönetiminden sorumlu olmaya devam ettiği her bir gün, ülkenin geleceği ve varlığı için somut bir tehlike oluşturmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Eski Başbakan Olmert, Arap ülkeleriyle normalleşme adımlarını da kasıtlı olarak baltaladığını savunduğu Netanyahu’yu “Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi ılımlı Arap devletleri ve muhtemelen Orta Doğu’nun ötesindeki diğer Müslüman ülkeler arasında bir ortaklığa dayalı yeni bir bölgesel eksen kurma şansını kasıtlı olarak engellemekle” suçladı.

DARBE GİRİŞİMİ BAŞARISIZ OLDU, ASKERLER GERİ ÇEKİLDİ
Bolivya ordusunun yeni atanan komutanı Jose Wilson Sanchez’in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine geri döndü.
Devlet Başkanı Luis Arce tarafından atanan yeni ordu komutanı Sanchez, basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Bolivya’da askerlerin hükümet binasına zorla girmesinin ardından Devlet Başkanı Luis Arce, devlet başkanlığında düzenlediği törenle ordu yönetimine yeni 3 komutan atamıştı.

ORDUNUN YENİ KOMUTANI SANCHEZ: DEMOKRASİ DIŞI EYLEMLERE İZİN VERMEYECEĞİZ!
Askeri kalkışmayı kınayan Sanchez, “Cadde ve meydanlardaki tüm askerlere ve personele birliklerine dönmelerini emrediyorum.” ifadesini kullandı.
Sanchez, “büyük” bir sorumluluk aldıklarını vurgulayarak, “Böyle bir göreve layık görülmekten onur duyuyorum. Bize güvendikleri için Devlet Başkanı ve Savunma Bakanı’na teşekkür ediyoruz. Cadde ve meydanlarda hiç kimsenin arzu etmeyeceği görüntülerle karşı karşıyayız. Ordunun yeni komutanı olarak, demokrasi dışı eylemlere izin vermeyeceğimizi bildirmek isterim.” diye konuştu.
Öte yandan Bolivya’daki darbe girişimine öncülük eden General Zuniga gözaltına alındı.

‘DARBEYE KARŞI ULUSAL SEFERBERLİK ÇAĞRISINDA BULUNUYORUZ’
Bolivya ordusunun sokağa inmesinin ardından eski Devlet Başkanı Evo Morales, “General Zuniga tarafından hazırlanan darbeye karşı demokrasiyi savunmak için Ulusal Seferberlik çağrısında bulunuyoruz” dedi.

BOLİVYA DEVLET BAŞKANI ARCE’DEN ORDUYA ÇAĞRI
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce, ülkede bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirildiğini belirterek, ordudan, demokrasiye saygı göstermesini istedi.
X sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Arce, “Bolivya ordusunun bazı birimleri tarafından bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirilmesini kınıyoruz. Demokrasiye saygı gösterilmelidir.” ifadesini kullandı.

Yerel basında çıkan haberlerde, tank ve kapüşonlu askerlerin başkent Plaza Murillo Meydanı’ndaki sivilleri tahliye ettiği ve bölgeyi kordon altına aldığı kaydedildi.
Haberlerde, Bolivya ordusunun üst düzey komutanlarının yürütmeye el koymakla tehdit ettiği öne sürüldü.
Sosyal medyaya yansıyan haberlerde ise askeri birliklerin Genelkurmay Başkanlığı civarında konuşlandığı belirtildi.
TÜRKİYE’DEN BOLİVYA AÇIKLAMASI: ENDİŞE DUYUYORUZ
Dışişleri Bakanlığı, Bolivya’da hükümete yönelik “darbe girişimi olduğuna dair haberlerden” derin endişe duyulduğunu açıkladı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Seçimle işbaşına gelmiş olan Bolivya Hükümeti’ne yönelik bir darbe girişimi gerçekleşmekte olduğuna dair haberlerden derin endişe duyuyoruz.” ifadesine yer verildi.

Bolivya’da demokratik düzen ve istikrar ortamının “süratle yeniden tesis edilmesinin” temenni edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bu vesileyle, her türlü darbe ve askeri müdahaleye karşı olduğumuzu ve meşru hükümetleri devirmeye dönük tüm eylemleri şiddetle kınadığımızı yineliyoruz.”
ABD, AB, İSPANYA, KOLOMBİYA VE BREZİLYA DARBEYİ KINADI
ABD, Bolivya’daki “askeri kalkışma” için sükunet ve itidal çağrısında bulundu.
Beyaz Saray’dan bir yetkili, Bolivya’daki gelişmeleri yakından izlediklerini belirtti.
İsmini vermek istemeyen yetkili, “ABD, Bolivya’daki durumu yakından izliyor ve sükunet ve itidal çağrısında bulunuyor.” ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği (AB), Bolivya’da “seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik her türlü girişimi” kınadığını bildirdi.
Borrell, “AB, Bolivya’daki anayasal düzeni bozmaya ve demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik her türlü girişimi kınıyor.” ifadesini kullanarak Bolivya hükümeti ve halkıyla dayanışma mesajı yolladı.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Bolivya’daki “askeri kalkışmayı” şiddetle kınayarak, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne saygı çağrısında bulundu.
Sanchez, X mesajında, “İspanya, Bolivya’da askeri kalkışmayı şiddetle kınamaktadır. Bolivya hükümetine ve halkına desteğimizi ve dayanışmamızı gönderiyoruz ve hukukun üstünlüğü ile demokrasiye saygı çağrısında bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.
Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ise darbeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Demokrasi aşığı olduğum için Latin Amerika’da demokrasinin her zaman hakim olmasını istiyorum. Darbe hiçbir zaman işe yaramadı.” dedi.
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, resmi X hesabından yaptığı paylaşımla Bolivya’daki darbeyi tamamen reddettiklerini duyurdu.
Petro, “Darbeyi tamamen reddediyoruz. Tüm Bolivya halkını demokratik direnişe, sokaklara çağırıyorum. Latin Amerika’nın demokrasi adına birleşmesi gerekli. Kolombiya Büyükelçiliği zulüm görenlere sığınma hakkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
]]>İKİ LİDER KÜRSÜDE AYAKTA TARTIŞACAK
CNN sunucuları Jake Tapper ile Dana Bash’in moderatörlüğünü yapacağı açık oturum, doğu yakası saati ile 21.00’de (TSİ 04.00) başlayacak ve 90 dakika sürecek.
“Adayların tartışmaya ayrılan süreyi en üst düzeye çıkarabilmelerini sağlamak” amacıyla 1960’dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak başkanlık tartışması boyunca, Biden tarafının talebi üzerine, Trump’ın araya girmelerini engellemek için yalnızca söz alan konuşmacının mikrofonu açık tutulacak.
Format olarak adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Adayların, yanlarına önceden yazılmış notlar almalarına izin verilmeyecek, sadece tartışmada not almaları için bir kalem, bir deste kağıt ve bir şişe su sağlanacak.

Oturumda Biden ve Trump’ın, ekonomi ve göçmen sorunu gibi iç meselelerin yanı sıra, Ukrayna ve Gazze gibi dış politika konuları ile yaşları ve sağlık durumlarıyla ilgili tartışmaları, gizli belgelerin saklanması başta olmak üzere kendileri veya aile üyeleriyle ilgili gündemdeki hukuki konuları masaya yatırması bekleniyor.
81 yaşındaki Biden, 19 Haziran’dan bu yana Maryland eyaletinin dağlık bölgesinde bulunan, başkanların geleneksel olarak çekildiği “Camp David” yerleşkesinde danışmanları ile yarın akşamki tartışmaya hazırlanırken, eski Başkan 78 yaşındaki Trump ise haftayı seçim kampanyalarına katılarak geçirdi.

Trump’ın tartışmaya hazırlık için daha az kaygılı bir yaklaşım benimsediği kaydedilirken eski Başkan, 22 Haziran’da Philadelphia’daki seçim mitinginde, Biden’ın günlerdir seçim tartışmasına hazırlanmasına ilişkin “Biden, orada dersine çalışmak yerine uyuyordur.” şeklinde alaycı eleştiride bulundu.
10 KİŞİDEN 6’SI EKRANA KİLİTLENECEK
Öte yandan Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi ile PBS News’in gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, ABD’li her 10 yetişkinden 6’sının yarın akşamki seçim tartışmasını canlı izleyeceği belirtildi.

Tartışmayı katılımcıların yüzde 61’i canlı olarak “son derece” ilgiyle izleyeceğini, yüzde 24’ü de daha sonra haberlerden ve sosyal medyadan takip edeceğini aktarırken, yüzde 14’ü tartışmayla ilgilenmediğini kaydetti.
Trump ve Biden, kasım seçimleri öncesi ikinci ve son tartışmasını, ABC televizyonunda sunucular David Muir ve Linsey Davis’in moderatörlüğünde 10 Eylül’de gerçekleştirecek. Bu tartışma için henüz mekan açıklanmadı.
Daha önceki seçim tartışmalarını organize eden Başkanlık Tartışmaları Komisyonu (CPD), Biden ile Trump arasında 16 Eylül ile 9 Ekim tarihlerinde iki oturum planlamış ancak hem Biden hem de Trump tarafı, CPD’nin tartışma formatını ve programını beğenmediği için CNN ve ABC’nin önerilerini kabul etmişti.
CNN ve ABC, seçim tartışmasına katılım için ulusal düzeydeki en az 4 farklı ankette seçmenlerin en az yüzde 15’inin desteğine sahip olma şartı getirdiğinden, kasım seçimlerine bağımsız aday olarak giren Robert F. Kennedy Jr. ise tartışmada yer almayacak.
Biden ve Trump, en son 2020 Başkanlık Seçimi için 22 Ekim 2020’de yüz yüze canlı yayında tartışmıştı.
]]>Kentteki Aksa Şehitleri Hastanesi’ne getirilen, bedenindeki yaralarının yanı sıra psikolojik açıdan ciddi şekilde yıprandığı gözlemlenen Dahlan, Mevasi’de bulunan ailesine ulaştı.

Doktorlar, Bedir’in “İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı işkenceler sonucu psikolojik rahatsızlık yaşadığını” ifade etti.
Eşi, kızı ve babasıyla Mevasi’de bir çadırda bulunan Dahlan’ın yakınları, Gazzeli gencin bulunduğu durum karşısında şok yaşadıklarını, alıkoyulmadan önceki haliyle şimdiki arasında çok fark olduğunu ifade etti.

“BİR GÜN ÇIKTI VE DAHA HABER ALAMADIK”
Bedir’in babası Muhammed Dahlan, Han Yunus sakinlerinden olduklarını, Refah’a zorla yerinden edildiklerini sonra da Han Yunus’taki Mevasi bölgesine göç ettirildiklerini aktardı.
Muhammed, oğlunun kaybolduğu günü şöyle anlattı:
“Bedir, bir şeyler almak için çadırdan çıktı ve bir daha haber alamadık, geri dönmedi. Onu her yerde aradık; İsrail saldırısında yaralanabileceği endişesiyle tüm hastanelere, denize bile baktık fakat bulamadık.”

“OĞLUMUN VÜCUDUNDA İŞKENCE İZLERİ BARİZ ŞEKİLDE GÖRÜLÜYOR”
Yaklaşık bir ay oğlundan hiçbir haber alamadıklarını belirten Muhammed, “20 Haziran’da telefonum çaldı ve kim olduğunu bilmediğim biri Bedir’in Aksa Şehitleri Hastanesinde olduğunu, İsrail hapishanesinden serbest bırakıldıktan sonra orada tedavi gördüğünü haber verdi.” dedi.
Tüm ailenin Bedir’i görmek için hastaneye koştuğunu ancak karşılaştıkları manzara karşısında şok geçirdiklerini kaydeden Muhammed, “oğlunun tamamen değişmiş olduğunu” belirtti.

Muhammed, oğlunun durumu hakkında şunları söyledi:
“İsrail hapishanesinden bırakılan oğlumun vücudunda işkence izleri bariz şekilde görülüyor. Başında ve ayaklarında çok derin yaralar var, ayrıca ayaklarında da yanıklar oluştu. Oğlumun psikolojisik durumunu tarif edemiyorum, ona neler olduğunu anlamıyorum.”
“Bedir, alıkoymadan önce herkes gibi çok normal bir insandı, diğerleri gibi hayatını idame ettiriyordu.” diyen Muhammed, “İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı tutuklama ve işkencenin etkilerinden kurtulabilmesi için psikolojik tedavi görmesini temenni ediyorum.” diye konuştu.

“BENİ VE KIZINI TANIMIYOR GİBİ”
Bedir’in eşi Emani Dahlan ise “Bedir maruz kaldığı işkence nedeniyle hapishaneden anormal bir halde döndü. Sanki ne beni ne kızını tanıyor.” dedi.
Eşinin durumuna anlam veremediğini belirten Emani, şunları söyledi:
“Serbest bırakıldıktan beri çadırdan çıkmıyor öyle dalgın şekilde oturuyor. Birkaç kez çadırdan çıktığında babası kaybolabileceği endişesiyle onu takip etti.”

Emani, eşinin eskisi gibi olmasını umut ettiğini şu sözlerle aktardı:
“Bedir’in eskisi gibi sağlığına kavuşmasını umuyorum. O günleri özlüyorum. Diğer insanlar gibi eşimle güzel bir hayat yaşamayı; tekrar eskisi gibi kızıyla ilgilenmesini istiyorum.”
Bedir ise alıkonulduğu sürede yaşadıklarını “Beni delirttiler, yaktılar, elektrik verdiler.” ifadesiyle anlattı.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde kara saldırılarına başlamasından bu yana aralarında kadın, çocuk, sağlık ve sivil savunma çalışanlarının da bulunduğu binlerce Filistinliyi alıkoydu. Bunlardan az bir kısmı daha sonra serbest bırakılırken, diğerlerinin akıbeti ise bilinmiyor.
İsrail güçlerinin alıkoyduğu ve sonrasında serbest bıraktığı Filistinlilerin ifadelerine göre, gözaltı süresi boyunca İsrail ordusu tarafından darp, işkence, hakaret ve sorguya maruz kalınıyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 718 Filistinli öldü, 86 bin 377 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>ŞİDDETİN STRATEJİSİ
DAEŞ Horasan Kolu’nun stratejisi, sansasyonel ve yıkıcı saldırılarla dikkat çekmek üzerine kuruludur. Bu saldırılar, genellikle sivil hedeflere, hükümet yetkililerine, güvenlik güçlerine ve rakip terör örgütlerine yöneliktir. Örgüt, özellikle Afganistan’da Taliban ile sık sık çatışmalara girmekte ve bu iki örgüt arasındaki güç mücadelesi, bölgedeki istikrarsızlığı daha da artırmaktadır. Taliban’ın Afganistan üzerindeki kontrolü sağlamlaştırma çabaları, DAEŞ Horasan Kolu’nun kendi varlığını pekiştirme girişimleriyle çatışmaktadır. Bu durum, zaten kaotik olan güvenlik ortamını daha da karmaşık hale getirmektedir.
DAEŞ Horasan Kolu’nun saldırıları genellikle büyük çaplı ve kanlı olma eğilimindedir. Örneğin, Afganistan’da düzenlenen bombalı saldırılar ve Pakistan’daki intihar bombacıları, örgütün ne denli vahşi ve acımasız bir strateji izlediğini göstermektedir. Bu tür saldırılar, sadece fiziksel yıkıma yol açmakla kalmaz, aynı zamanda toplum üzerinde derin psikolojik etkiler bırakır. Halk arasında korku ve güvensizlik duygularının yayılmasına neden olurken, hükümetlerin ve güvenlik güçlerinin otoritesini de zayıflatmayı amaçlar.

DİJİTAL PROPAGANDA VE GENÇLİK
DAEŞ Horasan Kolu, dijital propaganda faaliyetleriyle dikkat çekmektedir. Sosyal medya ve diğer dijital platformlar üzerinden gençleri ve radikalleşmeye yatkın bireyleri hedef alan içerikler paylaşarak, yeni üyeler kazanmayı amaçlamaktadır. Bu propaganda faaliyetleri, örgütün varlığını ve etkisini küresel çapta duyurmakta ve potansiyel destekçiler üzerinde caydırıcı ve çekici bir etki yaratmaktadır. Özellikle işsiz ve umutsuz gençler, bu tür radikal ideolojilere çekilme eğilimindedir. DAEŞ Horasan Kolu’nun bu stratejisi, örgütün uzun vadeli varlığını sürdürmesine ve yeni nesil militanlar yetiştirmesine olanak tanımaktadır.
Örgütün dijital propaganda stratejileri, genellikle dinî ve ideolojik temalar etrafında şekillenir. Gençler, kahramanlık hikayeleri ve cihat çağrıları ile manipüle edilir. Ayrıca, sosyal medya üzerinden yapılan bu propaganda, gençlerin radikal ideolojilere çekilmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle, sosyal medya platformlarında yer alan grafik ve videolar, gençlerin zihninde güçlü ve çekici bir imaj yaratır. Bu nedenle, gençlerin radikalleşmesini önlemek için dijital dünyada daha etkili karşı önlemler alınması gerekmektedir.

BÖLGESEL GÜVENLİK TEHDİTLERİ
DAEŞ Horasan Kolu’nun Afganistan ve Pakistan’daki faaliyetleri, bölgesel güvenliği ciddi şekilde tehdit etmektedir. Taliban ile süregelen çatışmalar, zaten istikrarsız olan bu bölgedeki durumu daha da kötüleştirmekte ve sivil halkın güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Pakistan’da da faaliyet gösteren bu örgüt, bölgesel güvenlik endişelerini artırmakta ve Pakistan hükümetini ciddi önlemler almaya zorlamaktadır. DAEŞ Horasan Kolu’nun bu genişleme çabaları, Orta Asya ülkelerinin güvenlik politikalarını gözden geçirmesine ve bölgesel işbirliğini artırmasına yol açmaktadır. Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkeler, bu tehdidi bertaraf etmek için sınır güvenlik önlemlerini artırmakta ve uluslararası işbirliği çağrısında bulunmaktadır.
DAEŞ Horasan Kolu’nun bölgedeki varlığı, sadece yerel hükümetler için değil, küresel güvenlik için de ciddi bir tehdittir. Bu nedenle, bölgesel işbirliği ve uluslararası destek, DAEŞ Horasan Kolu’nun faaliyetlerini engellemek için kritik öneme sahiptir. Özellikle istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele konusunda daha etkin bir işbirliği sağlanmalıdır. Gençlerin radikalleşmesini önlemek için eğitim ve istihdam fırsatlarının artırılması, sosyal medya üzerinden yürütülen propaganda faaliyetlerine karşı daha etkili önlemler alınması gerekmektedir. Barış ve güvenlik içinde bir gelecek için, terörle mücadelede daha kararlı ve etkin adımlar atılmalıdır. Bu mücadele, yalnızca askeri operasyonlarla değil, aynı zamanda ideolojik ve sosyal düzeyde de yürütülmelidir.
GELECEĞE DAİR BEKLENTİLER
DAEŞ Horasan Kolu’nun gelecekteki faaliyetleri, birçok faktöre bağlı olarak şekillenecektir. Bunlar arasında en önemlileri, örgütün liderlik yapısındaki değişiklikler, bölgesel ve küresel güvenlik dinamikleri ve özellikle Afganistan’daki siyasi ve askeri gelişmelerdir. Taliban’ın Afganistan’daki hakimiyetini sürdürmesi ve bu süreçte uluslararası tanınma arayışı, DAEŞ Horasan Kolu’nun güç kazanma çabalarını zorlaştırabilir. Ancak, bu örgütün adaptasyon kabiliyeti ve esnek yapısı, gelecekte de ciddi bir tehdit olmaya devam edeceğine işaret etmektedir.
Taliban’ın Afganistan üzerindeki kontrolü ele geçirmesiyle birlikte, DAEŞ Horasan Kolu’nun daha da agresif bir strateji benimsemesi muhtemeldir. Taliban’ın yeni yönetimi, DAEŞ Horasan Kolu’nu bastırmak için ciddi bir mücadele vermek zorunda kalacaktır. Ancak, bu iki örgüt arasındaki güç mücadelesi, Afganistan’daki sivil halkı daha da zor durumda bırakabilir. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan insanlar, bu çatışmalardan en fazla etkilenen kesim olacaktır.
Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, Netanyahu, dün akşam UCM Başsavcısı Kerim Han’ın 20 Mayıs’ta kendisi ve Gallant hakkında “yakalama kararı” başvurusunda bulunmasının ele alındığı toplantıda konuştu.
Toplantıya Adalet Bakanı Yariv Levin, Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ve Başsavcı Gali Baharav-Miara gibi isimler katıldı.
Mahkemenin, Han’ın talebi üzerine harekete geçerek kendisi ve Gallant hakkında tutuklama emrini “yakında” çıkaracağını savunan Netanyahu, kararın 24 Temmuz’da ABD Kongresi’nde yapacağı konuşmadan önce çıkarılmasının güçlü olasılık olduğunu iddia etti.
Mahkemeden söz konusu kararın çıkmasına dair henüz net bir gösterge bulunmasa da İsrailli yöneticiler bu kararla yüzleşeceklerinden endişe duyuyor. Teamüller, bu konuda kararın en geç ocak ayına kadar çıkacağına işaret ediyor.
Yargılamaya olası müdahaleyi önlemek için kararı gizlice verme ihtimali de bulunan Mahkemenin, Han’ın talebi kamuya açık olarak sunduğu göz önüne alındığında, yakalama kararını kamuoyuna açıklaması güçlü ihtimal.
YAKALAMA KARARI BAŞVURUSU
UCM Başsavcısı Kerim Han, 20 Mayıs’ta, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” başvurusunda bulunduğunu bildirmişti.
Han, Netanyahu ve Gallant’ın 8 Ekim 2023’ten itibaren Gazze Şeridi’nde “savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdığına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu” bildirmişti.
Roma Statüsü’nün ilgili maddelerinin ihlal edildiğine dikkati çeken Han, İsrailli yetkililere yöneltilen suçlar arasında “savaş suçu olarak sivillerin aç bırakılması”, “kasten büyük acılara veya vücutta ya da sağlıkta ciddi yaralanmalara neden olmak” ve “savaş suçu olarak zalimce muamelenin” yer aldığını kaydetmişti.
Han, Netanyahu ve Gallant’a yöneltilen diğer suçlar arasında ise “kasten öldürme”, “savaş suçu olarak cinayet”, “savaş suçu olarak sivil nüfusa karşı kasıtlı saldırılar düzenlemek”, “açlıktan kaynaklanan ölümler dahil olmak üzere, insanlığa karşı suç olarak imha ve/veya cinayet”, “insanlığa karşı suç olarak zulüm” ve “insanlığa karşı suç olarak diğer insanlık dışı eylemler” olduğunu belirtmişti.
Başsavcı, işaret edilen insanlığa karşı suçların, “devlet politikası uyarınca Filistinli sivil nüfusa yönelik yaygın ve sistematik saldırının parçası olarak işlendiğini” ve bu suçların devam ettiğini vurgulamıştı.
Gazze’de açlığın “savaş silahı” olarak kullanıldığına işaret eden Han, 8 Ekim 2023’ten itibaren üç sınır kapısının “uzun süre tamamen kapatılması ve yeniden açıldıktan sonra temel malzemelerin geçişinin keyfi olarak kısıtlanması suretiyle uygulanan tam kuşatmanın” Gazze’de halkın temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmasına yol açtığını bildirmişti.
Gıda kuyruğunda bekleyen siviller ve insani yardım kuruluşu çalışanlarına yönelik saldırılara da dikkati çeken Han, saldırıların ölümlere ve kuruluşların Gazze’deki faaliyetlerini durdurma veya sınırlandırmalarına neden olduğunu aktarmıştı.
Han, Gazze’de kıtlığa neden olan bu eylemlerin İsrail’e, tehdit olarak algıladıkları Gazze’nin sivil halkını toplu cezalandırmak amacıyla “Gazzeli sivil halka karşı açlığı savaş yöntemi olarak kullanmak ve diğer şiddet eylemlerini gerçekleştirmek için ortak planın parçası olarak işlendiğini” ifade etmişti.
İsrail’e “uluslararası insancıl hukuka uyma yükümlülüğünü” hatırlatan Han, “Sahip olabilecekleri askeri hedefler ne olursa olsun, İsrail’in Gazze’de bu hedeflere ulaşmak için seçtiği araçlar, yani kasıtlı olarak sivil halkın ölümüne, aç kalmasına, büyük acılar çekmesine, vücutlarında ciddi yaralanmalara neden olmak, suç teşkil etmektedir.” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Futbolu bıraktıktan sonra geçirdiği iki yıllık sürece değinerek sözlerine başlayan Topal, “İlk sene çok rahattı diyebilirim. Yoğun ve tempolu bir futbol kariyerim oldu. Birkaç sene dinlenip kafamı toparlamak ve sonrasında işin teknik kısmına girmek istiyordum. Arkasından kötü bir deprem yaşadık. Depremden sonra çok zor zamanlar geçirdik. İki yıllık bir toparlanma süreciydi diyebilirim. Kendimizi iyi hissettikten sonra da başlayalım dedik. İnşallah sonu da güzel biter, bizim için de güzel bir başlangıç olur” diye konuştu
Yardımcı antrenörlük yapmadan direkt olarak teknik direktörlüğe geçişin bazı zamanlarda zorluklarını yaşayacağını ifade eden genç teknik direktör, “Futbolculukta olduğu gibi burada da teknik anlamda zorluklar olacak. Karşılaşacağımız zorlukları da biliyorduk. Futbolu bıraktıktan sonra da güzel teklifler geldi. Ben önce eğitimimi tamamlayıp, lisansımı alıp öyle başlamak istedim. Tek başlamak gibi bir hedefim vardı. Kolay bir iş yapmıyoruz, futbolculuktan daha zor teknik direktörlük. Hayatımda sorumluluktan hiç kaçmadım. Umarım bu zorlukları atlatıp başarılı bir kariyer elde ederiz” şeklinde konuştu.
“KONFOR ALANINIZDAN ÇIKTIĞINIZ ZAMAN BAZI ŞEYLERİ BAŞARIRSINIZ”
Teknik direktörlüğe Türkiye’de başlama şansı olduğunu ancak Romanya’yı tercih etme sebebini ise Topal şu sözlerle açıkladı:
“Konfor alanınızdan çıktığınız zaman bazı şeyleri başarırsınız. Zorlanmadan olmuyor. Çok daha rahat imkanlarda da başlayabilirdim. Güzel bir adım attığımızı düşünüyorum. Teklifi kabul etmeden önce asbaşkan Christian Fogarassy ile 1 haftalık bir süre geçirdik. Fikir alışverişinde bulunduk. Güzel bir uyum yakaladık, doğru bir planlama yaptığımızı düşünüyorum. Hedefimiz bu doğru planlamanın içerisinde hareket etmek. Sonrasında da kulübü güzel başarılara ulaştırmak istiyoruz.”
Uzun vadeli bir planlama yaptıklarını ve adım adım ilerleyeceklerini ifade eden Mehmet Topal, “Çok zor olacağını biliyorum. Romanya Ligi çok zor ve mücadele seviyesi çok üst düzeyde. Analizlerimizde bunu gördük. Maalesef Türkiye’deki planlamalar, Avrupa’daki planlamalara göre çok farklı oluyor. Başladığınızda hemen başarı isteniyor. İmkanlar olarak Türkiye’de Romanya’ya göre daha yüksek. Biz 2-3 yıllık bir planlamanın içerisine girdik. Tabii ki de bu 3 yıla gelmeden hedeflere ulaşmak. Şu an her şey de olumlu gidiyor. Yaptığımız ve yapacağımız transferler var. İstediğimiz oyunu sahaya yansıtırsak bu hedeflere ulaşacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR KARŞILAMA BEKLEMİYORDUM”
Petrolul Ploieşti’ye imza attıktan sonra ilk antrenmana çok sayıda taraftarın gelmesine çok şaşırdığını söyleyen Topal, “Hedefleri de yükseltti diyebilirim. Böyle bir karşılama beklemiyordum. Bu bizi çok onore etti. Bize ne kadar önem verdiklerini ve bizi ne kadar desteklediklerini gösterdiler. Bu hissiyat ve değer, sorumluluklarımızı daha fazla artırdı. Biz de onları mahcup etmemek için sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.
Teknik direktörlüğün futbolculuğa göre bir tık daha zor olduğunu söyleyen Topal, “İkisinin de çok büyük zorlulukları var. Futbolculuk döneminde kendinize çok iyi bakmanız, dinlenmeniz ve ekstra çalışmalar yapmanız lazım. Sadece kendinizden ve kendi performansınızdan sorumlusunuz. İşin teknik kısmına geçtiğinizde bütün herkesten sorumlu oluyorsunuz. Sorumluluk daha fazla sizde oluyor. Teknik kısım bir adım daha zor diyebilirim” dedi.
Petrolul Ploieşti’de oynatacağı sistem hakkında ipuçları veren Mehmet Topal, “Çok mücadele eden bir takım izleyeceğiz. Kendi felsefemizi oynatmaya çalışacağız. Buraya sezon başında geldik ve kendi takımımızı kuruyoruz. Sezon içerisinde gelseydik elimizdeki oyunculara göre sistem oluştururduk. Bu bizim için çok büyük bir avantaj oldu. Ben bir sisteme takılıp kalmak istemiyorum” şeklinde konuştu.
“BİR TÜRK OYUNCUNUN BU LİGDE BİZİMLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMESİ ÇOK BÜYÜK KEYİF OLUR”
Süper Lig’den transfer yapmak istediklerini ve bu yönde çalışmaların sürdüğünü aktaran Topal, “Görüştüğüm birkaç oyuncu oldu. Bitirmek istediğimiz oyuncularla da görüştük. Bir Türk oyuncunun bu ligde bizimle birlikte mücadele etmesi çok büyük keyif olur. Getirmek istediğimiz oyuncular var ama Romanya’da sistem biraz farklı. Ona göre hareket etmek zorundayız. Bu da bizi kısıtlıyor ve zorluyor” ifadelerini kullandı.
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şu ana kadar geçen süreci değerlendiren genç teknik direktör, “Neredeyse her gün 30-40 oyuncu izlemeye çalışıyoruz. Bunları izlerken de maçları takip etmeye gayret gösteriyoruz. Ülkemiz de orada olduğu için maçlarını kaçırmıyoruz. Bol gollü ve beklediğimden daha keyifli bir turnuva oluyor. Tabii ki de Türkiye’nin final oynamasını isterim. Şu anki performansa göre İspanya, Almanya ve Fransa bir adım önde diyebilirim” açıklamasında bulundu.
“GÖRÜNEN TABLODA MAALESEF BİR OLAMADIK GİBİ GÖZÜKÜYOR”
A Milli Futbol Takımı’nın Çekya karşısında iyi bir sonuç alıp gruptan çıkacağına inandığını söyleyen Mehmet Topal, “Eğer bir olursak bir şeyleri başarabiliriz demiştim. Görünen tabloda maalesef bir olamadık gibi gözüküyor. Bir Portekiz maçı kaybettik ve neredeyse herkes takımımızı yerden yere vurmak için çaba sarf etti. Çok genç ve yetenekli kardeşlerimiz var. Turnuvadan elenebiliriz ama onları alkışlamamız gerekiyor. Bu turnuva onlar adına bir tecrübe olacak. Bu kardeşlerimize bu kadar eleştirinin doğru olmadığını düşünüyorum. Portekiz yıllardır bütün turnuvalarda boy gösteren ve yıldız oyuncuları olan bir takım. Sıradan bir takıma mağlup olmadık. Gruptan çıkacağımıza ve turnuvada daha üst seviyelere geleceğimize inanıyorum. Çekya maçlarını çok severiz biz. Bize her zaman uğurlu da gelmiştir” dedi.
“BU KARDEŞLERİMİZİN DESTEĞE İHTİYACI VAR”
Milli takımdaki oyunculara hep birlikte destek olmaları gerektiğini vurgulayan Topal, “Bazı şeyleri bilmeden eleştiriler yapabiliyoruz. Eleştiri yapmak çok kolay özellikle bizim ülkemizde. Geçmişte futbol oynamış arkadaşlarımız da var. Onların destek olması gerekirken tam tersine çok izleneyim diye söylenmemesi gereken şeyler söylüyorlar. Birlikte olalım, bir olalım. Bu kardeşlerimizin desteğe ihtiyacı var. Turnuvadan elenseler de onları alkışlayıp evlerine uğurlamamız gerekiyor. Hepsi bireysel anlamda zor bir sezondan da çıktılar. Benim onlara inancım tam” açıklamasında bulundu.
“FUTBOL KÜLTÜRÜ OLMAYAN BİR ÜLKE OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM”
Türkiye’de günlük duygular içerisinde yaşandığını ve bunun sonucunda bazı şeylerin çok çabuk unutulduğunu belirten Mehmet Topal, “Geçmişe gittiğimizde 2008’de üçüncü olduğumuzda basınla beraber iç içeydik. Mağlup olduğumuz zamanlarda bile kötü şeyler yazan kimse yoktu. Futbolcular çok duygusal insanlardır, çok çabuk kırılabilirler. Futbol kültürü olmayan bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Anı yaşıyoruz. O yüzden eleştiriler de ağır olabiliyor. 2008’de biz bir maç kazandığımızda bütün ülke sokaklardaydı. Maç kaybettiğimizde birlikte üzülüyorduk. Bu seviyeye ulaşabilirsek o zaman başarılı olacağımızı düşünüyorum. Değiştirmemiz gereken birçok şey olduğunu düşünüyorum. Futbolun içinden gelen insanlar futbolu yönetmeli. Arkadaşlık hatırına bazı kişiler, bazı konumlara getirilmemeli. Bunların da eksikliklerini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“UMARIM BU SEZON ŞAMPİYONLUĞA OYNAYAN DAHA FAZLA TAKIM OLUR”
Bu sezon Süper Lig’de şampiyonluk yarışının daha fazla takım arasında geçmesini temenni ettiğini belirten Topal, “Geçen sezon çok keyifliydi. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin inanılmaz bir rekabeti vardı. İki takım da birçok rekoru kırdı. Bu rekabet olurken bile sürekli olaylar, kavgalar gündemi değiştirdi. Bunlar da rekabetin önüne geçtik. Sonuç olarak Galatasaray şampiyon oldu. Mücadele açısından iki takım da şampiyon gibiydi. Umarım bu sezon şampiyonluğa oynayan daha fazla takım olur” diye konuştu.
“UMUT EDİYORUM MOURINHO BAZI ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇOK FAZLA ÇABA SARF EDER”
Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Jose Mourinho ile ilgili de düşüncelerini paylaşan genç teknik direktör, “Bence Mourinho’nun sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk futboluna katacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. Umut ediyorum bazı şeyleri değiştirmek için çok fazla çaba sarf eder. Çok başarılı olacağına da inanıyorum. Dünyanın sayılı antrenörlerinden birisi. Benim de keyifle izlediğim ve çok beğendiğim bir teknik direktör. Çok büyük bir camiaya geldi. Bütün kalbimle başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.
FERDİ KADIOĞLU MU İRFAN CAN KAHVECİ Mİ?
Türkiye’den yerli bir oyuncuyu transfer etme şansı olsa tercih edeceği oyuncuyu açıklayan Mehmet Topal, “İkisiyle de birlikte oynadım. Birisini tercih edersem sıkıntı olacak gibi duruyor. Ferdi’yi de İrfan Can’ı da çok seviyorum. İrfan ile Başakşehir’de birlikte oynadık. Ferdi ile Fenerbahçe’de oynama imkanım oldu. İkisi de verseniz bana hayır demem” dedi.
ICARDI Mİ, FRED Mİ, TORREIRA MI?
“Türkiye’den bir yabancı futbolcuyu Petrolul’e transfer etme şansı olsa hangisini tercih ederdi” şeklinde yöneltilen bir soruya ise Topal, “Torreira’yı alırdım. Oyun tarzımız ve anlayışımız birbirine benziyor. Torreira bütün takımın yükünü çeken bir oyuncu. Bütün eksikliği kapatıyor. Günümüz futbolunda böyle oyuncular çok fazla kalmadı. Fred, kusura bakmasın, o da çok beğendiğim bir oyuncu. Defansif orta saha oynamış bir oyuncu olarak Torreira diyebilirim” şeklinde cevap verdi.
Son olarak Petrolul taraftarlarına seslenen Topal, “Potansiyeli çok yüksek bir kulübe geldiğimizin farkındayız. Beklentilerin çok yüksek olduğu bir camiadayız. Tek hedefimiz onları mutlu etmek. Türk taraftarların da güzel dileklerini bizden esirgememelerini istiyoruz. Umuyorum buradan alnımızın akıyla çıkarız” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>BASİT GÖREVLERİ DAHİ YAPAMIYORLAR
Apar topar fırkateynini geri çeken Atina’nın içinde bulunduğu durumu gazetemize değerlendiren Savunma Uzmanı Turan Oğuz, Yunan donanmasının utanç duyulacak hâlde olduğunu söyledi. Kızıldeniz’e gönderilen fırkateynin Yunanistan donanmasının en donanımla fırkateyni olduğuna dikkat çeken Oğuz, “Yunan gemileri eski, bakımsız, yetersiz sensör ve silahları ile en basit görevleri dahi yerine getiremiyor. Yunanistan Mısır’a benzeme yolunda hızla ilerliyor. Aynı onlar gibi fazladan paralar ödeyip korunma umuduyla birçok ülkeden eski, yeni bakmadan farklı farklı silahlar alıyor. Ama elindekilere bakım yapacak, modernize edecek, savaşa hazırlayacak paraları yok. Sonuç olarak, aynı Mısır gibi, silahlar kâğıt üzerinde var ama harbe hazırlık oranları ağlanacak seviyede” dedi.
YUNAN GEMİLERİ DÖKÜLÜYOR
Kısa bir süre önce de bakımsız kalan Kavaloudis sınıfı Yunan hücumbotunun gövdesinin delindiğini ifade eden Turan Oğuz, 44 yaşındaki geminin kontrol ve bakımlarının neden düzenli yapılmadığı, sorunun neden oluşmadan önce tespit edilemediğinin bilinmediğini, bakımsız kalan Yunan gemilerinin döküldüğünü ifade etti. Yunan savaş gemilerinin (40-50 yaş aralığında) yetersiz bakım, demode sensör ve silah sistemleri nedeniyle sürekli sorun yaşadığının altını çizen Savunma Uzmanı Oğuz, şunları kaydetti:
“Yunanistan 32 NATO ülkesi arasında, 2024 savunma harcamaları bütçesinden operasyon, bakım, onarım ve altyapıya toplam yüzde sekiz ile en az pay ayıran ülke. Ondan sonra en az payı ayıran ülke yaklaşık iki katı ile Arnavutluk. Bu durumda gerekenleri prosedürlere uygun şekilde uygulayacak yeterli bütçeleri yok. Öyle olunca da hem araçlar hem araç personel hem bakım personeli yetersiz kalıyor. 2024 verileri değişmezse harbe hazırlık seviyeleri çok hızlı şekilde düşmeye devam edecek.”
DEMODE TEKNOLOJİYE SAHİPLER
Kızıldeniz’de görev yapan Yunan Deniz Kuvvetlerine ait HYDRA isimli fırkateynin görev süresinin, planlanandan bir ay önce sona ermesinin sebebinin teknolojik yetersizlikler olduğu belirtildi. Mürettebat “Kendi parmaklarımızın
ardına saklanmayalım. HYDRA ve SPARA gibi MEKO tipi fırkateynler eski ve demode teknolojilere sahiptir. Bölgede son nesil yüzer üniteler bulunurken, bu fırkateynler modern tehditlere cevap veremeyecek sistemlere sahiptir” dedi.
Save the Children’dan yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’ta artan saldırıları nedeniyle ailelerinden ayrı düşen çocuk sayısının arttığı, korumasız çocuklara sahip çıkanların ise baskı altına alındığı ifade edildi.
Gazze’de tahmini olarak 17 bin çocuğun ailesinden ayrı düşmüş veya refakatçisiz şekilde kayıp olduğu kaydedilen açıklamada, yaklaşık 4 bin çocuğun ise enkaz altında, toplu mezarlarda ya da isimsiz mezarlarda olduğunun tahmin edildiği bilgisi paylaşıldı.
Açıklamada, bilinmeyen sayıda çocuğun gözaltında olduğu ve Gazze dışına çıkarılmış olabileceği vurgulandı.
KİMLİK TESPİTLERİ ZORLAŞTI
İsrail saldırılarında enkaz altında kalan ya da çadırlarda yanarak hayatını kaybedenlerin bedenlerinin tanınmaz hale geldiği ifade edilen açıklamada, kimlik tespitinin zorlaştığı bildirildi.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, İsrail saldırılarında 15 binden fazla çocuğun öldüğü hatırlatılarak yarısına yakınının kimliğinin tespit edilemediği kaydedildi.
Açıklamada, toplu mezarlara gömülen çocuklarda işkence izleri bulunduğuna işaret edilerek, “9 Haziran itibarıyla 250 civarında Batı Şerialı çocuk, İsrail’in gözaltı sistemi içinde kayıp. Aileleri, ekimde ziyaretlere getirilen kısıtlamalar nedeniyle çocuklarının nerede olduklarını ya da sağlık durumlarını doğrulayacak durumda değiller.” ifadeleri kullanıldı.
Birleşmiş Milletlere (BM) çok sayıda gözaltında kötü muamele, zorla kaybedilme ve toplu gözaltı ihbarı yapıldığı bilgisi de açıklamada yer aldı.
“Hiçbir ebeveyn çocuğunu bulmak için enkaz ya da mezar kazmak zorunda kalmamalı”
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Save the Children Orta Doğu Bölge Direktörü Jeremy Stoner, “Sevdiklerinin nerede olduklarını bilmemek aileler için bir işkence. Hiçbir ebeveyn, çocuğunu bulmak için enkaz ya da toplu mezarları kazmak durumunda kalmamalı. Hiçbir çocuk savaş bölgesinde yalnız ve korumasız olmamalı.” ifadelerini kullandı.
Stoner, hayatta olan ve kayıp çocuklara yönelik riskin devam ettiğini hatırlatarak, Gazze’yi “çocuk mezarlığına” benzetti.
“Öldürülen çocukların kaydı tutulmalı, aileler bilgilendirilmeli, cenaze ritüellerine saygı duyulmalı ve hesap sorulmalı.” diyen Stoner, kayıp çocukların bulunması, yaşıyorlarsa aileleriyle buluşturulması ve ailelerin daha fazla parçalanmasını önlemek için acil ateşkes yapılması gerektiğini de vurguladı.
Save the Children’ın Gazze’de görev yapan bir çocuk koruma uzmanı ise açıklamasında, “Her gün daha fazla refakatçisiz çocuk buluyoruz ve onları desteklemek her gün daha da zorlaşıyor. Partnerlerimizle refakatçisiz çocukların kimliğini belirlemeye ve ailelerinin izini sürmeye çalışıyoruz ancak bu sürede onları tutabileceğimiz güvenli bir yer yok. Gazze’de güvenli bir yer yok.” ifadelerini kullandı.
Uzman, İsrail saldırıları nedeniyle sürekli yer değiştiren aileleri çocuklarıyla buluşturmanın zorluğuna dikkati çekerek, “Çocuklara sahip çıkan akraba ve komşular da çadır ve su gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Birçok çocuk yabancılarla ya da tamamen yalnız. Bu da onların şiddete uğrama, ilgilenilmeme ve istismara maruz kalma riskini artırıyor.” değerlendirmesini yaptı.
Embankment Gardens isimli parkta toplanan eylemcilere seslenen Gazze asıllı Hala isimli protestocu, Gazze’de kurban ve ramazan bayramlarının bombardıman altında geçtiğini söyledi.
Kurban Bayramı’nda dağıtılan etlerin ihtiyaç sahiplerine yetmediğini anlatan Hala, “Herkesin aldığı etten yalnızca yarım ısırık yiyebildiğini düşünün. Bunu sadece çok az aile tadabildi. Gazze’nin kuzeyinde ise durum her geçen gün daha kötüye gidiyor. Gazze’nin güneyinde kurban edilen her 5-10 koyuna karşı kuzeyde 1 tane kesildi.” diye konuştu.
Hala, Gazze’nin kuzeyinde kurulan yardım mutfaklarında sadece pilav pişirildiğini de belirterek pilavın yanına ikinci bir yemeği ise ekleyemediklerine dikkati çekti.
Bölgede koyun fiyatlarının da binlerce dolar olduğunun altını çizen Hala, “Kıtlığın boyutu artıyor. Çocuklar çok hızla kilo kaybediyor. Yetişkinler 20-30 kilo kaybediyor. Bunlar tamamen bilinçli yapılıyor. İşgalciler bizim açlıktan ölmemizi istiyor.” dedi.
İsrail saldırılarında annesini ve bir bacağını kaybeden 15 yaşındaki Rafiq isimli bir çocuktan söz eden Hala, “Dünyanın bu çocuğa sahip çıkmasını beklerdik. Ancak son iki aydır Rafiq’in alabildiği tek yardım ağrıkesiciler oldu. Çünkü dünyada İngiltere de dahil hiçbir ülke Rafiq’i ameliyat etmiyor ve ona destek vermiyor. İngiltere’nin bugüne kadar Gazze’den aldığı hasta sayısı sıfır.” ifadelerini kullandı.
Hala, İngiltere’de yaşayan Gazzelilerin aile birleşimi vizelerine başvurmalarına rağmen sonuç alamadığının da altını çizdi.
Konuşmanın ardından protestocular gruplara ayrılarak “engel olma” eylemi yaptıklarında ya da gözaltına alındıklarında sahip oldukları yasal hakların anlatıldığı brifingleri dinledi.
GRUP DAĞILDIKTAN SAATLER SONRA BİR ARAYA GELEREK EYLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
Yaklaşık 100 eylemci, çok sayıda gruplara ayrılarak parkı terk etti. Küçük polis grupları tarafından takip edilen eylemciler, kısa süre sonra dağılsa da saatler sonra kentin en turistik mekanlarından sayılan Oxford Circus’u trafiğe kapatarak eylemlerini gerçekleştirdi.
Youth Demand’den yapılan açıklamaya göre, ünlü Oxford Caddesi ve Regent Caddesi’nin kesiştiği noktada bulunan kavşağı trafiğe kapatan eylemciler, meşaleler yakarak “Özgür Filistin” ve “Nehirden denize Filistin özgür olacak” sloganları attı.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen eylemcilerden Poppy Jabelman, “İngiltere’nin İsrail’e silah satışını durdurmasını istiyoruz çünkü İngiltere’nin Filistin’de açlıktan ölen insanların ve mülteci kamplarının üzerine bomba yağarken İsrail’e satmaya devam etmesi dehşet verici.” ifadesini kullandı.
İngiltere’de 4 Temmuz’da yapılacak genel seçimlere yönelik anketlerde birinci çıkan İşçi Partisi lideri Keir Starmer’a da seslenen Jabelman, “Starmer yaşananları ‘soykırım’ olarak nitelemeyi reddediyor. İşçi Partisi daha önce görülmemiş biçimde bu seçimi kazanacak gibi görünüyor ama çocukların öldürülmesindeki işbirlikleri nedeniyle bu zaferi kutlayamazlar.” değerlendirmesini yaptı.
Eylemci Violet Powell ise açıklamasında, “Ülkemiz bir soykırımın işbirlikçisi. Ülkenin en büyük iki partisi ise bir zulüm yaşandığını redderek İsrail’e silah satışının devamını sağlıyor.” ifadesini kullandı.
Youth Demand’in açıklamasına göre, eylem sonucunda hiçbir protestocu gözaltına alınmadı.
ÖNCEKİ EYLEMDE 10 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI
Youth Demand’in 1 Haziran’da düzenlediği protestoda polis, eylemcilerin kaldırımlardan yollara inmesini engellemiş, tüm ara sokakları ve alt geçitleri kapatarak eylemcilerin belirlenen alanın dışına çıkmasının önüne geçmişti.
Londra Metropolitan Polisi, eylemcilerin Londra’nın içinden geçen Thames Nehri’nin güneyinden kuzeyine geçmesini de gözaltı sebebi sayacağını açıklamıştı.
Eylemciler, trafiğe kapalı alanlar ve kaldırımlarda yaklaşık 1 saat kadar süren yürüyüşün ardından iki ayrı gruba bölünmüş, kısa süre sonra da kentin önemli caddelerinden York Road isimli caddeyi iki farklı noktadan trafiğe kapatmıştı.
Yapılan oturma eylemine müdahale eden polis 10 eylemciyi gözaltına almıştı.
“Polis yanlış adrese baskın yaptı”
Ercan Tümer’in babası Fatih Tümer yaptığı açıklamada, Alman polisinin isim benzerliği nedeniyle oğlunun evine baskın gerçekleştirdiğini ifade etti. Baba Tümer, “Bayramın birinci günü iki çete kavga ediyor. Yaralananlar diğerlerinden şikayetçi oluyor. Fakat o grubun liderinin adı da Ercan. Farklı bir soyadı ve doğum tarihine sahip. Bu kişi aynı caddede oturuyormuş. Fakat polislerin nasıl bir araştırma yaparak benim oğluma yöneldiğini hala aklım almıyor” diye konuştu.
Tümer, “Oğlumu, isim benzerliğinden evini sabah 4’te bombayla patlatıp yatak odasında eşinin yanında 10 özel harekat polisi darp etti. Kızımın (gelini) başörtüsünü çıkardılar.” dedi.
Oğlunun 1.5 saat boyunca şiddete maruz kaldığını belirten Tümer, “Çocuğumu kelepçelediler. Aşağı götürürken araştırma sonucu oğlumun suçsuz olduğu anlaşılıyor. Aşağı inerken kelepçeli halde bir telefon geliyor, o telefondan sonra oğlumun kelepçelerini çözüyorlar. Sonra oğlumu parmak izi almak üzere götürdüler. Beni de sabah polis aradı. Gittim çocuğumu aldım. Sonra hastaneye gittik, tedavileri oldu. Polislerin yanında bir de doktorları varmış. Demiş ki bu kişi sağlıklı, bunu polis bürosuna götürebilirsiniz. Polislerden şikayetçi olduk. Daha sonra Düsseldorf Üniversite Hastanesine gittik. Acilde çocuğumun elmacık kemiklerinin kırık olduğu anlaşıldı, röntgen çekildi. Çocuğumun gözü kan toplamıştı, şişmişti, morarmıştı. Çok büyük bir polis şiddetine maruz kalmıştı oğlum. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Avukat tuttuk. Şu an devletimiz de arkamızda. (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı) Zafer Sırakaya bizleri aradı, yardımcı oldu. Bakan, hastanede oğlumu ziyaret etti. Allah hepsinden razı olsun. İnşallah bunu yapanların yanına kalmayacak.” ifadelerini kullandı.
Baba Tümer, oğluna acımasızca şiddet uygulayan polislerin ve söz konusu doktorun cezalandırılmasını istedi.
“Şu ana kadar aileden özür dilenmemiş olması kabul edilemez bir durumdur”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya da olayla ilgili dün sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Sırakaya, “20 Haziran 2024, Perşembe sabahı saat 04.00 sularında Almanya’nın Monheim Am Rhein kentinde oturan Ercan Tümer’in evine Alman polisi tarafından bir baskın düzenlenmiştir. Düzenlenen insanlık dışı baskında vatandaşımız Ercan Tümer’in Alman polisi tarafından ağır bir şekilde darp edildiğini ve hastanede tedavi altına alındığını üzülerek öğrendik. En temel insan hakları ve uluslararası hukuk normlarından uzak bu baskının sadece bir isim benzerliğinden kaynaklandığı ortaya çıkmasına rağmen şu ana kadar aileden özür dilenmemiş olması kabul edilemez bir durumdur. Her fırsatta AB normları ve AİHM kararlarından bahseden bir ülkede yaşanan bu vahim ve insanlık dışı muamele bir iki yüzlülük ve çifte standardın dışa vurumudur. Masum bir vatandaşımızı hedef alan ve haksız-hukuksuz-keyfi bir uygulamayla ağır bir şekilde mağduriyetine neden olan bu baskını şiddetle kınıyoruz. Almanya’daki Başkonsolosluğumuz başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlarımızla bu skandal baskının tüm yönleriyle aydınlatılması için her türlü hukuki ve diplomatik girişimi gerçekleştireceğiz. Mağdur vatandaşımızla telefonda görüşerek, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş olsun dileklerini ileterek Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak yanlarında olduğumuzu ifade ettik. Masum olduğu ortaya çıkan vatandaşımıza yönelik bu ağır ve kabul edilemez saldırıyı gerçekleştiren polisler başta olmak üzere bütün sorumluların hukuk önünde yargılanması için sürecin titiz bir şekilde yakından takipçisi olacağız. Bu süreç, sadece vatandaşımızın mağduriyetinin giderilmesi noktasında değil, Avrupa’nın her fırsatta dile getirdiği insan hakları ve evrensel hukuk normlarıyla ilgili samimiyet testi olacaktır.” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL SADECE MASUMLARI ÖLDÜRMÜYOR; İNSAN HAKLARINI, VİCDANI, MERHAMETİ ÖLDÜRÜYOR”
Her uluslararası platformda olduğu gibi burada da İsrail’in Filistin’e yönelik gerçekleştirdiği zulme dikkat çeken Başkan Altay, “Aylardır katil İsrail yönetiminin, mazlum Filistin halkına uygulamış olduğu vahşet ve katliamlar; yüreğinde insanlık taşıyan herkesi derin bir üzüntüye sürüklemiştir. İsrail sadece yavruları, kadınları, masum insanları öldürmüyor. İnsan haklarını, ifade özgürlüğünü, vicdanı, merhameti de öldürüyor. Mevlana Celaleddin Rûmî Hazretleri; ‘Adâlet ağaçları sulamaksa, zulüm dikene su vermektir’ buyurur. Bize düşen bu zulmü önlemek ve adaleti sağlamak için birlik olmak ve en güçlü şekilde bu katliamı durdurmak için gayret göstermektir. Ben bir kez daha; barış, özgürlük ve adaletin yanında olan herkesi, Filistin’de barışın tesisi edilmesi için dayanışmaya davet ediyorum. Başta Gazze olmak üzere İsrail’in yıktığı bütün şehirlerin imar edilmesi ve yerlerinden edilen Filistinli kardeşlerimizin yaşam alanlarına döndürülmesi konusunda İsrail’e baskı yapmaya çağırıyorum” diye konuştu.
“BİRLİKTE ÇALIŞARAK, ŞEHİRLERİMİZİN DAHA PARLAK BİR GELECEĞE SAHİP OLMASINI SAĞLAYABİLİRİZ”
Dünyada küresel zorluklarla başa çıkmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için uluslararası iş birliğinin önemine vurgu yapan Başkan Altay, şöyle devam etti:
“BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği, bu iş birliğini en üst düzeye çıkarmak, şehirlerimiz ve belediyelerimiz aracılığıyla somut projelere dönüştürmek için eşsiz bir fırsattır. İklim değişikliği ile mücadele, savaşların sona erdirilmesi, barışın inşası, mülteci sorunu ve eşitsizliklerin önlenmesi başta olmak üzere sürdürdüğümüz tüm eylemlere katkı sağlayacak BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği’nin kurulması gerçekten çok önemli bir girişimdir. Bugün burada, şehirlerimizi ve belediyelerimizi daha güçlü, dirençli ve sürdürülebilir kılmak için iş birliği yapma kararlılığımızı yeniden teyit ediyoruz. Bu yeni birlik, bilgi ve deneyim paylaşımını artıracak, ortak projeler ve girişimler için bir platform sağlayacak ve iyi uygulamaları yaygınlaştıracaktır. Bu birliktelik, sadece bugünümüzü değil, gelecek nesillerin de yaşam kalitesini artıracak önemli bir adım olacaktır. Birlikte çalışarak, şehirlerimizin ve vatandaşlarımızın daha parlak bir geleceğe sahip olmasını sağlayabiliriz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Toplantıda BRİCS + Yerel Yönetimler Birliği Kurma Deklarasyonu da yayınlandı.
“HER PLATFORMDA YEREL YÖNETİMLERİN DAHA GÜÇLÜ TEMSİLİ KONUSUNDA DESTEK OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Başkan Altay toplantının ardından değerlendirmelerde bulundu. Dünya üzerindeki ülkelerin bir araya gelerek uluslararası platformda kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri birlikler oluşturduklarını kaydeden Başkan Altay, “BRICS+ da bu birliklerin son zamanlardaki en güçlülerinden birisi. Bugünkü toplantıda da bu uluslararası birliklerin yerel yönetimde seslerinin daha güçlü çıkabilmesi için yeni birlik oluşturulmasıyla ilgili kararlar alındı. UCLG Başkanı olarak bu toplantıda, UCLG açısından önemli olan şeyin uluslararası birliklerde yerel yönetimlerin sesinin güçlü şekilde çıkması gerektiğini ifade ettim. Ayrıca her toplantıda olduğu gibi bu toplantıda da İsrail’in Filistin’de yaptığı soykırımı kınayan ve barışın bir an önce sağlanması gerektiğiyle ilgili ifadelerde bulunduk. Dünya Belediyeler Birliği Başkanı olarak her platformda yerel yönetimlerin daha güçlü temsili konusunda destek olmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Ev sahipliğinden dolayı Tataristan Cumhurbaşkanı’na ve Kazan Belediye Başkanı’na teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
HABER7
Filistin’in Gazze Şeridi’ne giren İsrailli teröristler sivillere ölüm yağdırırken silahlı mücahidler karşısında bozguna uğramaya devam ediyor. Gazze Şeridi’nin merkezindeki Netzarim koridorunda İsrail ordusunun askerî üsse dönüştürdüğü bir binayı saptayan mücahidler, günler süren hassas çalışmaların ardından 20 Haziran’da binayı havan toplarıyla ateş altına aldı.
YAŞATTIKLARINI YAŞADILAR
Hava saldırılarıyla katlettikleri Gazzeli masumların yaşadığı acıyı yaşayan İsrailli askerler, başlarına inen havan toplarıyla çil yavrusu gibi dağıldı. İlk belirlemelere göre 7 İsrail askeri etkisiz hale getirildi.
İsrail ordusu, Netzarim koridoruna havan mermisinin düşmesi sonucu 9203 Taburu’ndan 2 askerin öldüğünü kabul etti. İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (İDF) açıklamasında, aynı saldırıda 3’ü ağır 5 askerin yaralandığı belirtildi.
SON AYİN
Havan topu saldırısında ölen İsrial askerlerinden Saadia Yaakov Deri’nin, vurulmadan saatler önce Yahudi ritüelleriyle ayin gerçekleştirdiğine ilişkin görüntüleri ortaya çıktı. Gazze’de işgal edilen binada sivilleri katleden İsrail askerinin, Yahudi erkeklerin dua esnasında kollarına sardıkları deri şeritleri içeren “tefilin” ile görüntü verdiği kaydedildi.
Saadia Yaakov Deri, ayinden saatler sonra vuruldu. İsrail askeri Yaakov’dan geriye, yerinden edilmiş bir Gazzelinin evinde tefilin yerleştirip Yahudi ayini yaptığı fotoğraf kaldı.

___________
TANKTAN ÇIKIP KAÇTILAR, KASSAM’A AVLANDILAR
Gazze Şeridi’nde kurtuluş savaşı veren Hamas teşkilatının askerî kanadı Kassam Tugayları, başarılı operasyonlarını sürdürüyor.
Kassam Tugayları, Gazze Şehri’nin güneyindeki Zeytun Mahallesi’nde İsrail ordusunun komuta ve kontrol merkezi olarak kullandığı yapıyı ağır havan toplarıyla vurdu. Mücahitler, İsrail ordusunun ölü ve yaralılarını tahliye etmek için iki “Black Hawk” ve “Yas’ur” helikopterinin indiğini gözlemledi.
REFAH’TA DESTANSI DİRENİŞ
Kassam Tugayları Gazze Şeridi’nin her noktasında varlığını sürdürüyor…
Kassam Tugayları, Refah kentindeki Şabura kampına giren 2 İsrail tankını Yasin 105 roketiyle imha etti. Tankların içindeki siyonist mürettebatın kampın ara sokaklarına kaçıştığı fakat Kassam mücahidlerinin sıkı takibiyle öldürüldükleri bildirildi.
Şabura Kampı’ndaki İsrail askerleri ve araçlarına yönelik önceden hazırlanmış karmaşık pusunun devamı da geldi.
Şabura Kampı’ndaki sivilleri savunan Kassam mücahidleri, Yasin 105 roketleriyle 2 adet “Eitan” tipi İsrail askerî aracı havaya uçurdu.
Birçok askerin etkisiz hale getirildiği pusuda, ölü ve yaralı askerleri tahliye etmek için helikopterlerin iniş yaptığı gözlemlendi.
İSRAİL HELİKOPTERLERİ ÖLÜ VE YARALI TAŞIMAK İÇİN TUR ÜSTÜNE TUR YAPIYOR
Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri’nin ortak operasyonunda, Refah’ın merkezindeki Şabura kampında toplanan düşman araçları havan toplarıyla hedef alındı.
Kassam Mücahidleri, Refah’ın batısındaki Tel el-Sultan mahallesinde birkaç gün süren izleme operasyonlarının ardından siyonist zırhlı birliğe sıkı bir pusu kurmayı başardı. İsrail ordusuna ait araçların geçiş güzergahının altına yerleştirilen büyük patlayıcı gücüne sahip özel mayın, sabahın erken saatlerinde infilak ettirildi. Parçalara ayrılan Merkava tankının içindeki bütün mürettebatın öldüğü bildirildi. Kassam Tugayları Askerî Enformasyon Dairesi’nden yapılan bildiride, İsrail’in ölü askerlerin cesetleri ve tankın enkazının tahliye işlemlerinin saatlerce sürdüğü gözlemlendi.
________

EBU UBEYDE’DEN AÇIKLAMA: ELİMİZDE DAHA FAZLASI VAR
Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, Refah Şeridi’nde gerçekleştirilen spesifik operasyonun ardındna yazılı açıklama yayınladı. Ebu Ubeyde’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
İsrail meclisinin 120 milletvekilinden 64’ünün desteğiyle ayakta duran Netanyahu hükümeti, aşırı sağcı ortaklarının özellikle 7 Ekim sonrasında baskıları ve tehditleri sebebiyle dağılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Tel Aviv hükümeti, Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi’nin yanı sıra ortodoks Yahudi partilerden Şas, Birleşik Tevrat Yahudiliği, aşırı sağcı partilerden Dini Siyonizm, Yahudilik Gücü ve Noam partilerinden oluşuyor.
Partilerin birbiriyle çelişen talepleri, siyasi kariyeri hükümetin devamına bağlı olan Netanyahu için tehdit ve şantaja dönüşüyor. Koalisyon ortaklarının talepleri sebebiyle, Netanyahu’nun Likud Partisi üzerindeki kontrolünün ciddi oranda azaldığı görülüyor.
ULTRA ORTODOKS YAHUDİLERİN ASKERE ALINMA SORUNU
Netanyahu hükümeti, Haredi halkının (Ultra Ortodoks Yahudiler) askere alınmasıyla ilgili yeni bir kanun tasarısı üzerinde çalışırken, Likud milletvekilleri ise düzenlemenin yetersiz olduğu düşüncesiyle karşı çıkıyor.
Tasarıya göre dini eğitim yoluyla askerliklerini tecil ettirebilen Haredilerin zorunlu askere alınma yaşı 26’da 21’e düşürülürken, Likud Partisi’nden Savunma Bakanı Yoav Gallant, Ekonomi Bakanı Nir Barakat ve milletvekili Dan Illouz zorunlu askerlik yasasını desteklemeyeceğini açıkladı.
Barakat, sosyal medya hesabından, “Savaşı kazanmak için daha fazla askere ihtiyac var.” ifadelerini kullanarak, İsrail ordusunun Gazze’deki saldırıları için daha çok İsrail vatandaşının askere alınmasını istedi.
Milletvekili Illouz ise Netanyahu yönetiminin “hükümeti düşürme tehdidi” sebebiyle Likud Partisinin “kendi değerleriyle çatışan bir siyaset izlemeye zorlandığını” belirterek, Likud’dan birçok vekilin yasa tasarısına karşı oy kullanabileceğini vurguladı.
Askerlikten muafiyet yaşına kadar dini eğitim sebebiyle askerliklerini erteleten Harediler de yasa tasarısına tepki göstererek sıklıkla İsrail’deki zorunluk askerlik hizmetini protesto gösterileri düzenliyor.
– Haham Yasasına Şas Partisinden tepki
Netanyahu’nun çıkarmak istediği ve İsrail Meclisinde 18 Haziran’da görüşüleceği açıklanan Haham Yasası, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir başkanlığındaki aşırı sağcı Yahudi Gücü ile Likud partilerinin muhalefeti sebebiyle ertelendi.
Yasa tasarısının geri çekilmesi, Şas yetkilileri ve Likud vekilleri arasında İsrail meclisinde şiddetli tartışmalara yol açarken, Şas Partisi, “hükümetinin dağılmasının an meselesi” olduğu uyarısında bulundu.
Haham yasa tasarısı, İsrail’de görev yapan hahamların yerel yönetimler yerine Şas Partisinin kontrolündeki Din İşleri Başkanlığı tarafından atanmasını öngörüyor.
İsrail devlet televizyonu KAN ise Netanyahu ile Şas’ın lideri Haham Aryeh Deri’nin telefon görüşmesinde, Deri’in Netanyahu’yu koalisyonun kontrolünü kaybetmekle ve hükümetini Haredi halkı (Ultra Ortodoks Yahudiler) için zararlı olmaya başlamakla suçladığını aktardı.
Netanyahu sonraki gün paylaştığı görüntülü bir mesajda, “Birçok cephede savaşıyoruz. Büyük zorluklarla ve zor kararlarla karşı karşıyayız. Bu yüzden tüm koalisyon ortaklarına kendilerine mukayyet olma çağrısı yapıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Küçük politikaların ve yasaların zamanı değil” diyen Netanyahu, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatarak koalisyon ortaklarından sakin olmalarını istedi.
]]>
Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi Sebastia Başpiskoposu Hanna, AA’ya, İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başpiskopos Hanna, İsrail’in Gazze Şeridi’nde sıradan bir savaş yürütmediğine dikkati çekerek, “Gerçekten şu anda Gazze’de yaşananları sıradan bir savaş olarak görmek mümkün değil. Bu bir etnik temizliktir, katliamdır, Filistin halkını ve davasını hedef alan yeni bir komplodur.” dedi.
Gazze’deki halkın büyük çoğunluğunun 1948’de zorunlu göçe maruz kalmış mülteciler olduğunu belirten Hanna, “İşte bugün bir kez daha büyük bir zorunlu göçe maruz kalıyor, yeni bir Nekbe’yle (Filistinlilerin 1948’de zorunlu göçe tabi tutulması, büyük Felaket) karşı karşıya kalmış, vatanları büyük bir komploya duçar olmuştur.” ifadelerini kullandı.
Hanna, Gazze Şeridi’nin yaklaşık 20 yıldan bu yana abluka altında olduğunun da unutulmaması gerektiğine işaret ederek, bu savaşın, Gazze’nin maruz kaldığı 6’ncı büyük savaş olduğunu ve bunun en korkunç ve en şiddetli savaş olduğunu belirtti.
“ÖYLE BİR TRAJEDİ Kİ KELİMELERLE ANLATILMAZ”
Gazze Şeridi’nin büyük bir trajedi yaşadığına dikkati çeken Hanna, “Şehitler, dökülen kanlar, yetim kalan çocukların yanı sıra, ibadethaneleriyle, evleriyle, Gazze Şeridi’ni yerle bir eden bu savaş, büyük bir trajediye yol açmıştır. Öyle bir trajedi ki kelimelerle anlatılamaz.” dedi.
Hanna, hem kilise olarak hem de Hristiyanlar olarak Filistinli olduklarına dikkati çekerek, Filistinli Hristiyanlar olarak bu halkın bir parçası olduklarını vurguladı.
Gazze’de yapım tarihi Miladi 4’üncü yüzyıla uzanan tarihi bir kiliselerinin mevcut olduğuna işaret eden Hanna, şunları söyledi:
“Bizim bu mukaddes topraklarda çok köklü bir tarihimiz var. Dolayısıyla Filistin halkının yaşadığı acılar, bizim acılarımızdır, Filistin halkının derdi bizim derdimizdir. Müslümanlar ve Hristiyanlar olarak hepimiz bu işgalin acılarını yaşıyoruz. Onun için Allah’a Gazze’deki halkımızın yardımcısı olması için dua ediyoruz.”
– “Hangi hal üzere döndün ey bayram”
Hanna, Kurban Bayramının geldiğini ve Gazze halkının korkunç bir trajediden geçtiğine dikkati çekerek, “Mübarek Kurban Bayramı geldi ve Gazze halkı korkunç bir trajediden geçiyor. Dolayısıyla, ‘hangi hal üzere döndün ey bayram’ diyoruz. Biz acı çekiyoruz, hüzünlüyüz ancak umudumuzu yitirmedik. Acı çekeriz ama umudu kaybetmeyiz. Çünkü biz haklı bir davanın sahibiyiz, çünkü biz bu kutsal mekanların sahibiyiz, çünkü biz bu mukaddes toprakların sahibiyiz.” ifadelerini kullandı.
Asıl temennilerinin savaşın bir an önce durması, akan kanın, yıkımın durması olduğuna dikkati çeken Hanna, bu savaşı durdurmak için gösterilen tüm çabaların kıymetli olduğunu ve takdir ettiğini vurguladı.
Hanna, “bu vahşi saldırılar sona erene kadar bu çabaların devam edeceğini umduğunu” kaydetti.
– “Gazze’de halkımızı vuran silahlar, halkımızı vuran füzeler Amerika’da ve başka yerlerde üretiliyor”
Başpiskopos Hanna, İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü soykırım savaşına bazı Batılı liderlerin ortak olduğunu belirterek, bu liderlere savaştan çekilme ve durdurma çağrısı yaptı.
Batılı bazı liderlerin Filistin halkına karşı yürütülen bu savaşa ortak olduğuna dikkati çeken Hanna şunları söyledi:
“Batı’dan bahsettiğimizde Batı’da bazı yöneticiler var ve ne yazık ki bu saldırıya ortak oluyorlar. Gazze’de halkımızı vuran silahlar, halkımızı vuran füzeler Amerika’da ve başka yerlerde üretiliyor. Batı’da, bu katliama bulaşan, komplo kuran ve bu savaşın parçası olan yöneticiler var. Bu yöneticilere çekilme ve savaşı durdurma çağrısı yapıyorum.”
Hanna, Batılı ülkelerde özgür halkların da olduğuna işaret ederek, Amerika’da, Avustralya’da, Avrupa’da birçok yerde, üniversite öğrencileri, akademisyenler, aydınlar, her dinden, Hristiyan, Müslüman ve hatta Siyonist düşünceyi benimsemeyen Yahudilerin de olduğunu belirtti.
Gazze’de akan kanın boşa gitmeyeceğine ve bunun neticesinin öncelikle Filistin halkının özgürlüğe kavuşması olacağına inandığını ifade eden Hanna, dünya halklarının savaşla birlikte, Gazze’de, Batı Şeria’da ve Kudüs’te, Filistinlilerin maruz kaldığı acıları, trajediyi ve adaletsizliği görmeye başladığını belirtti.
Hanna, “Farkındalığın arttığına inanıyorum ve dünyadaki bu farkındalığın bu ülkelerin politikalarına da etki etmesini, kararlarının daha adil ve hakkaniyetli olmasını ve sadece savaşla ilgili değil işe yaramasını umuyorum.” dedi.
– “Biz Filistin sorununun çözülmesini istiyoruz”
Savaşın bir süre sonra duracağına inandığını belirten Hanna, “Biz Filistin sorununun çözülmesini istiyoruz. Filistin halkı özgürlüğüne kavuşmalı, bağımsızlığını elde etmelidir.” ifadelerini kullandı.
Hanna, Müslümanların Kurban Bayramı’nı tebrik edip, Kudüs ve Filistin’e karşı sorumluluklarını hatırlatarak, şunları söyledi:
“Batılı ülkelere mesajımdan önce, Kurban Bayramı’nı tebrik ederek Müslüman kardeşlerime Kudüs’e ve Filistin’e karşı görevlerini hatırlatayım. Filistin meselesi her ne kadar öncelikli olarak Filistinlilerin meselesi olsa da, yalnızca Filistinlilerin meselesi değildir. Bu, Müslümanların meselesidir, Hristiyanların meselesidir ve hatta Siyonist düşünceye inanmayan, barış isteyen, işgalin sona ermesini ve Filistin halkının uzun yıllardır bekledikleri özgürlüğe kavuşmalarını isteyen Yahudilerin meselesidir.”
Hanna, Filistin davasının savunulmasının bir insanlık meselesi olduğuna dikkati çekerek, “Tüm dünyaya, tüm dinlere, Hristiyanlara, Müslümanlara, Yahudilere şunu söylemek isterim ki, Filistin’i savunduğunuzda insanlığınızı savunuyorsunuz, dininizi savunuyorsunuz, değerlerinizi savunuyorsunuz.” dedi.
– Hristiyan dünyasına Filistin çağrısı
Hristiyanlığın Filistin topraklarından doğduğuna işaret eden Hanna, “Dünyadaki tüm Hristiyanlara şunu söylüyorum; Filistin’i savunduğunuzda, Hristiyanlığın doğduğu toprakları da savunuyorsunuz. Hristiyanlık buradan doğdu ve bize dünyanın başka bir yerinden gelmedi.” ifadelerini kullandı.
Hanna, Filistin’in Hristiyanlığın beşiği olduğuna dikkati çekerek, “Dolayısıyla Hristiyanlığın beşiğini savunduğunuzda, tarihinizin, köklerinizi asaletini, hepimizin meselesi olan bu davanın adaletini savunmuş olursunuz.” dedi.
Öncelikli taleplerinin bu savaşın bir an önce bitmesi yönünde olduğunu belirten Hanna, savaşın sona ermesi için seslerin her yerde yükselmesini umduğunu, Gazze halkının bu şiddetli saldırıları hak etmediğini vurguladı.
Hanna, “Gazze halkı medeni bir halktır, kültürlü bir halktır, eğitimli bir halktır. Gazze’de şahsen pek çok arkadaşım var. Gazze halkı bu trajik koşullarda yaşamayı hak etmiyor. Savaşın durmasını talep ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Almanya’nın ev sahipliğinde düzenlenen şampiyonada F Grubu’nda yer alan Türkiye, organizasyondaki ikinci sınavını Portekiz karşısında verecek. BVB Dortmund Stadı’ndaki maç, TSİ 19.00’da başlayacak.
Gruptaki ilk maçında Gürcistan’ı 3-1 yenen ay-yıldızlı ekip, Portekiz’i de yenerek 2’de 2 yapmayı hedefliyor.
Portekiz de ilk maçında Çekya’yı uzatma dakikalarında bulduğu golle 2-1 mağlup etti.
İkinci maçlar öncesinde milli takım, Portekiz’in averajla önünde lider durumda bulunuyor.
Grubun diğer maçında ise Gürcistan ile Çekya karşı karşıya gelecek. Hamburg’da oynanacak mücadele TSİ 16.00’da başlayacak.
Alman hakem yönetecek
Türkiye ile Portekiz arasındaki karşılaşmada, ev sahibi ülke Almanya’dan hakem Felix Zwayer düdük çalacak.
Zwayer’in yardımcılıklarını aynı ülkeden Stefan Lupp ve Marco Achmüller yapacak. Müsabakanın dördüncü hakemi, İspanya Futbol Federasyonundan Jesus Gil Manzano olacak.
Karşılaşmada Alman Bastian Dankert ise VAR görevini üstlenecek.

İrfan Can Kahveci forma giyemeyecek
A Milli Takım’da tedavisi süren İrfan Can Kahveci bu maçta da forma giyemeyecek.
İsmail Yüksek’in de bu mücadelede forma giymesi beklenmiyor.
Hazırlıklarını tam kadro sürdüren Portekiz’de ise sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor.
Kart sınırındaki oyuncular
Türkiye’de ve Portekiz’de maç öncesinde ikişer futbolcu, sarı kart ceza sınırında yer alıyor.
İlk maçlarda sarı kartla uyarılan milli futbolcular Hakan Çalhanoğlu ve Abdülkerim Bardakcı ile Portekiz’den Rafael Leao ve Francisco Conceiçao, yarın da kart görmeleri halinde son grup müsabakasında cezalı duruma düşecek.

Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası kadrosu
A Milli Takım’ın EURO 2024 kadrosunda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Beşiktaş), Uğurcan Çakır (Trabzonspor)
Defans: Mert Müldür, Ferdi Kadıoğlu (Fenerbahçe), Zeki Çelik (Roma), Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (Ajax), Merih Demiral (Al-Ahli), Samet Akaydın (Panathinaikos)
Orta saha: Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Okay Yokuşlu (West Bromwich), Orkun Kökçü (Benfica), Salih Özcan (Borussia Dortmund)
Forvet: İrfan Can Kahveci (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Leicester City), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Arda Güler (Real Madrid), Bertuğ Yıldırım (Rennes), Cenk Tosun, Semih Kılıçsoy (Beşiktaş), Yusuf Yazıcı (Lille)
Portekiz’in kadrosu
Portekiz Milli Takımı’nın EURO 2024 kadrosunda şu oyuncular yer alıyor:
Kaleci: Diogo Costa (Porto), Jose Sa (Wolverhampton), Rui Patricio (Roma)
Defans: Antonio Silva (Benfica), Danilo Pereira (PSG), Diogo Dalot (Manchester United), Gonçalo Inacio (Sporting), Joao Cancelo (Barcelona), Nelson Semedo (Wolverhampton), Nuno Mendes (PSG), Pepe (Porto), Ruben Dias (Manchester City)
Orta saha: Bruno Fernandes (Manchester United), Joao Neves (Benfica), Joao Palhinha (Fulham), Otavio Monteiro (Al Nassr), Ruben Neves (Al-Hilal), Vitinha (PSG)
Forvet: Bernardo Silva (Manchester City), Cristiano Ronaldo (Al Nassr), Diogo Jota (Liverpool), Francisco Conceiçao (Porto), Gonçalo Ramos (PSG), Joao Felix (Barcelona), Pedro Neto (Wolverhampton), Rafael Leao (Milan)
]]>Açıklamada İsrail’in alıkoyduğu Gazzelilerden 36’sının işkenceyle hayatını kaybettiği kaydedildi.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarını başlattığı 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana alıkonulması sonrası toplam 54 Filistinlinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

“İSRAİL HAPİSHANELERİ BİNLERCE FİLİSTİNLİ ESİR İÇİN TOPLU MEZAR HALİNE GELDİ”
Bakanlığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“İsrail hapishanelerinde esirlerin yaşadığı felaketin boyutu çok büyük. Esirler benzeri görülmemiş korkuç ve ve insanlık dışı yaşam koşullarıyla karşı karşıya. İsrail, başta alıkoyma suçu olmak üzere, Gazzeli esirlere karşı insanlık suçu işlemeye devam ediyor. Uluslararası kurumların ihmali nedeniyle İsrail hapishaneleri binlerce Filistinli esir için toplu mezar haline geldi.”

ELEKTRİKLE İDAM, SİSTEMATİK AÇ BIRAKMA, ZİNCİRLERLE ASMA VE VÜCUDUNUN KESKİN BİR ALETLE DELİNMESİ…
Açıklamada alıkonulan Filistinlilere karşı, tekrarlanan bir şekilde ellerin ve ayakların bağlanması, gözlerin uzun süre bağlanması, elektrikle idam, sistematik aç bırakma, zincirlerle asma ve vücudunun keskin bir aletle delinmesi gibi çeşitli işkenceler yapıldığı aktarıldı.

“VAHŞİ KÖPEKLER ALIKONULANLARIN ÜZERİNE SALINIYOR”
Alıkonulan Filistinliler ayrıca tıbbi bakımdan mahrum bırakılırken, vahşi köpeklerin alıkonulanların üzerine salındığı ifade edildi.

ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI KURULUŞLARINA ÇAĞRI!
Açıklamada uluslararası insan hakları kuruluşlarına, “İsrail cezaevlerini ve tüm gözaltı merkezlerini ziyaret ederek, tutukluların maruz kaldığı ağır ihlallerin ve vahşi suçların tespit edilmesi ve ortaya çıkarılması” çağrısında bulunuldu.

GAZZE HALKININ YARISI AÇLIK VE ÖLÜMLE KARŞI KARŞIYA
BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze’de nüfusun yarısının yani 1 milyondan fazla kişinin temmuz ortasında ölüm ve açlıkla karşılaşacağının öngörüldüğünü açıkladı.
Griffiths, Sudan ve Gazze’deki çatışmaların kontrolden çıktığını, milyonlarca insanı açlığın eşiğine getirdiğini belirtti.
Hamas ise dün yaptığı açıklamada, Gazze’deki 3 bin 500 çocuğun yetersiz beslenme, besin takviyesi ve aşı eksikliği nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.
Açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle insani yardımların ulaşamamasının sonucu olarak şu ana kadar en az 40 çocuğun açlıktan hayatını kaybettiği ifade edildi.

İSRAİL’İN GAZZE’DEKİ KATLİAMI
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 258 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.
İsrail ordusunun son 24 saatte Gazze’nin çeşitli bölgelerinde 4 “katliam” gerçekleştirdiği, söz konusu saldırılarda 35 Filistinlinin daha yaşamını yitirdiği, 130 kişinin yaralandığı belirtildi.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının 37 bin 431’e, yaralı sayısının 85 bin 653’e yükseldiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında cesetlerin bulunduğu ancak İsrail’in engellemeleri nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı aktarıldı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Rapora göre, 9 günde başkent Yeni Delhi’de 192 evsiz yaşamını yitirdi.
Bu, son 6 yılda aşırı sıcaklık sebebiyle en çok evsizin öldüğü periyot oldu.
Başkent Yeni Delhi’de 11-19 Haziran arasında 2023’te 75, 2022’de 150, 2021’de 58, 2020’de 124 ve 2019’da 143 evsiz aşırı sıcaklar sebebiyle ölmüştü.
“EVSİZLERE YÖNELİK ÖNLEMLER ALINMALI” VURGUSU
Holistik Kalkınma Merkezi Direktörü Sunil Kumar Aledia, yaptığı açıklamada, bu alarm verici istatistiğin toplumun en savunmasız grubu olan evsizlere yönelik bir an önce etkili önlemler alınmasına işaret ettiğini vurguladı.
Aledia, hava kirliliği, hızlı sanayileşme, kentleşme ve ormansızlaşmanın sıcakları artırdığına işaret ederek, bu durumun evsizlerin koşullarını daha da kötüleştirdiğini kaydetti.
1 MART-18 HAZİRAN ARASINDA 40 BİN 272 SICAK ÇARPMASI VAKASI GÖRÜLDÜ
Hindistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 1 Mart ile 18 Haziran arasında ülke genelinde aşırı sıcaklar sebebiyle 40 bin 272 vaka rapor edildi. Söz konusu vakalardan 457’si 18 Haziran’da görüldü.
Hindistan’da her yıl mart ayı ile havalar ısınmaya başlıyor ve çok sayıda kişi aşırı sıcaklardan hayatını kaybediyor.
Başkent Yeni Delhi’de 29 Mayıs’ta 52,9 dereceyle tüm zamanların en yüksek sıcaklığı kaydedilmişti.

EL NİNO NE ZAMAN SONA ERECEK?
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), küresel sıcaklıkların artmasına neden olan “El Nino” hava olayının sona erme belirtileri gösterdiğini ve yıl sonuna doğru gezegeni serin tutan “La Nina” hava koşullarına geri dönüşün muhtemel olduğunu belirtti.
WMO, El Nino’ya ilişkin rapor yayımladı. “Küresel sıcaklıkların ve dünya genelinde aşırı hava koşullarının artmasına neden olan ve geçen yıldan bu yana etkili olan El Nino artık sona erme belirtileri gösteriyor.” ifadesinin yer aldığı raporda, bu yılın temmuz-eylül döneminde La Nina’nın görülme olasılığının yüzde 60 olarak tahmin edildiği aktarıldı.
Son 9 yılın kayıtlara geçen en sıcak dönem olduğu belirtilen raporda, 2020’den 2023’ün sonuna kadar etkili olan La Nina’nın soğutucu etkisinin de bunun önüne geçemediği aktarıldı.
GEZEGEN ISINMAYI SÜRDÜRECEK
Raporda görüşlerine yer verilen WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, “Haziran 2023’ten bu yana her ay yeni bir sıcaklık rekoru kırıldı ve 2023, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl oldu.” ifadesini kullandı.
El Nino etkisinin sona ermesinin, “uzun vadeli iklim değişikliğinde bir duraklama” anlamına gelmediğine dikkati çeken Barrett, gezegenin ısıyı hapseden sera gazları nedeniyle ısınmayı sürdüreceğini kaydetti.
Barrett, “Olağanüstü yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları önümüzdeki aylarda önemli bir rol oynamaya devam edecek. Atmosferimizdeki ekstra ısı ve nem nedeniyle hava koşullarımız daha da zorlu olmayı sürdürecek. Bu nedenle ‘herkes için erken uyarılar’, WMO’nun birinci önceliği olmaya devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Gazze ve kuzey bölgelerinde gıda ürünlerindeki kıtlık ve temel hizmetlerdeki yoksunluğun yanı sıra evlerin, altyapının yok edilmesi, insani durumu her geçen gün daha da kötüleştiriyor.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana yürüttüğü saldırıların yol açtığı kıtlığın izleri, zorla yerlerinden edilen Filistinlilerin kaldığı çadır, okul, hastanelerde görülüyor.
Kıtlık, saldırıların ve yerlerinden edilmeye zorlanmanın ağır yükü altında kalan Filistinli binlerce ailenin arasında adeta bir hayalet gibi dolaşıyor.
Bunlarla birlikte Gazze’nin dünyaya açılan tek kapısı ve insani yardımların büyük ölçüde bölgeye ulaştırıldığı Refah Sınır Kapısı da 7 Mayıs’tan bu yana İsrail işgali altında olması nedeniyle kapalı.
Refah’ın kapalı olması, gıda sıkıntısıyla karşı karşıya kalan Gazze’ye insani yardım girişlerini önemli ölçüde olumsuz etkiliyor.
“İnsani yardım sağlamaya yönelik uluslararası çaba yok”
Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Örgütü (Euro-Med) Başkanı Rami Abduh, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Gazze’de şu anda açlığın benzeri görülmemiş bir şekilde yaşandığına şahit oluyoruz. Bu süreçte yetişkin erkek ve kadınların yaklaşık 10 ila 15 kilogram arasında kilo kaybı yaşadığını tahmin ediyoruz.” dedi.
Abduh, “İnsani yardım sağlamaya yönelik uluslararası çaba yok. Belki de bu durum İsrail politikalarına teslim olma ve ABD yönetiminin, insani yardımların yüzer iskeleden ulaştırılmasına ilişkin açıklamalarının ciddi olduğuna inanma sebebiyle ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.
ABD’nin kurduğu ancak tahrip olan Gazze’deki “yüzer iskeleye” ilişkin Abduh, şunları söyledi:
“Gazze sahilindeki yüzer iskelenin amacı esasen propaganda. İsrail’e açlık politikasını sürdürme fırsatı vermekten ve bu suçu sona erdirmeye yönelik tüm uluslararası çabaları boşa çıkarmaktan başka bir işe yaramadı.”
ABD’nin insani yardımları denizden ulaştırmak amacıyla Gazze sahiline iki aydan fazla bir sürede kurduğu ve 17 Mayıs’ta faaliyete geçen yüzer iskele, birkaç hafta içinde kötü hava şartları nedeniyle parçalanarak işlevsiz kalmıştı.
Filistinli çevreler ise yüzer iskelenin “İsrail ve ABD’nin gizli siyasi çıkarları” için kurulduğuna dikkati çekiyor.
Her 10 çocuktan 9’u yetersiz besleniyor
Gazze Şeridi’nin kuzey şehirlerindeki açlık krizi uluslararası kurumların hazırladığı raporlara da yansıyor.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 7 Haziran’daki açıklamasında Gazze’de her 10 çocuktan 9’unun ciddi gıda sıkıntısı çektiğini, yetersiz beslenmenin Gazze Şeridi’nde yaşam riskini artırdığını ifade etti.
Raporda, Gazze’deki durumun, ailelerin çocuklarının beslenme ihtiyaçlarını karşılayamadığını gösterdiğine, bunun da çocuklar açısından vahim sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapıldı.
UNICEF, “çocuklar arasındaki gıda yetersizliğini önlemek için somut adımlar atılması” çağrısında bulundu.
Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile Gazze kentinde Filistinlilerin çoğu kısıtlı miktardaki konserve yiyecekler ya da çevreden topladıkları otlarla karınlarını doyurmaya çalışıyor.
Yetersiz beslenmenin sonucu olarak son aylarda bölgede gıda eksikliği nedeniyle çocuklar dahil olmak üzere çok sayıda kişi hayatını kaybetti.
Gazze halkının yarısı açlık ve ölümle karşı karşıya
BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze’de nüfusun yarısının yani 1 milyondan fazla kişinin temmuz ortasında ölüm ve açlıkla karşılaşacağının öngörüldüğünü açıkladı.
Griffiths, Sudan ve Gazze’deki çatışmaların kontrolden çıktığını, milyonlarca insanı açlığın eşiğine getirdiğini belirtti.
Hamas ise dün yaptığı açıklamada, Gazze’deki 3 bin 500 çocuğun yetersiz beslenme, besin takviyesi ve aşı eksikliği nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.
Açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle insani yardımların ulaşamamasının sonucu olarak şu ana kadar en az 40 çocuğun açlıktan hayatını kaybettiği ifade edildi.
Gazze hızla kıtlığa doğru ilerliyor
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite de Gazze’nin hızla kıtlığa doğru ilerlediğini; İsrail ile ABD yönetiminin, saldırıların ağır etkisi altındaki Filistin halkına yardımların ulaşmaması için bir komplo yürüttüklerini ifade etti.
Sevabite, “Kıtlık hayaleti, doğrudan vatandaşların hayatını tehdit ediyor, bu durum başta çocuklar olmak üzere açlık kaynaklı ölümlerde artışın olduğunu gösteriyor. Yetersiz beslenme, besin takviyelerinin olmayışı ve Gazze’ye girişi yasaklanan aşıların eksikliği nedeniyle 3 bin 500 çocuk ölüm tehlikesi altında.” dedi.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü, şöyle devam etti:
“İşgalci İsrail ve ABD yönetimi, Gazze’de sivillere karşı yürüttükleri soykırım savaşının bir parçası olarak, 2,4 milyon sivili açlığa sürüklemekte, çocuklara ve hastalara yönelik aç bırakma politikasını sürdürmekte, gıda ve ilaç girişini tehlikeli ve insanlık dışı bir şekilde engellemekte ısrar ediyor.”
Sevabite, “İşgalci İsrail’in ve ABD yönetiminin siyasi baskı aracı olarak yardım ve gıda girişini engelleme suçu, Gazze’nin tüm bölgelerinde acıların önemli ölçüde artmasına neden oldu.” ifadesini kullandı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 431 Filistinli öldü, 85 bin 653 kişi yaralandı.
Enkaz altında hala binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüşmesinin yankıları sürerken Pyongyang’dan ikili arasında imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşmasına dair açıklama geldi.
Tarafların muhtemel bir saldırı halinde birbirlerine gecikmeksizin askeri yardım sağlama konusunda mutabık kaldığı belirtilirken, Birleşmiş Milletler (BM) Anlaşmasının 51. maddesinin “BM üyesi ülkelerin kendilerine karşı silahlı bir saldırı düzenlenmesi halinde bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu öngördüğü” hatırlatıldı. Putin ve Kim tarafından imzalanan anlaşmada “İki taraftan biri, tek bir ülkeden veya birkaç ülkeden gelen silahlı saldırı nedeniyle savaşa girerse diğer taraf BM Anlaşmasının 51. maddesi ile Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu yasaları uyarınca elindeki tüm imkanları seferber ederek gecikmeksizin askeri ve diğer yardımları sağlayacaktır” ifadelerinin yer aldığı kaydedildi. Anlaşmanın ayrıca taraflara birbirlerinin çıkarlarını ihlal eden üçüncü ülkelerle işbirliği yapmama şartı getirdiği belirtildi.

ANLAŞMANIN AMACI KALICI ORTAKLIK
Amacı “uluslararası hukuk ilkelerine dayalı kalıcı bir ortaklık geliştirmek” olan anlaşma çerçevesinde tarafların “küresel stratejik istikrarı ve yeni adil ve eşit bir uluslararası düzeni” kurmak üzere işbirliğini güçlendireceği ifade edilirken, anlaşma metninde “İki taraf, savaşın önlenmesi ve bölgesel ve küresel barış ve güvenliğin sağlanması için savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye yönelik mekanizmalar geliştirecektir” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Savunma dışında birçok farklı alanda işbirliği öngören anlaşmada şu maddeler yer aldı:
– Taraflar, karşılıklı ticaret hacmini artırmak, gümrük ve mali hizmetler gibi alanlarda ekonomik işbirliği için uygun şartları oluşturmak ve 28 Kasım 1996 tarihinde kabul edilen Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmaya uygun olarak karşılıklı yatırımları teşvik etmek ve korumak için çaba gösterecektir
– Taraflar, Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu’nun özel veya serbest ekonomik bölgelerine ve bu bölgelerde çalışan kuruluşlara destek sağlayacaktır
– Taraflar uzay, biyoloji, barışçıl nükleer enerji, yapay zeka, bilişim alanları dahil olmak üzere bilim ve teknoloji alanlarında değişim ve işbirliğini geliştirecek ve ortak araştırmaları proaktif olarak kolaylaştıracaktır
– Taraflar, kapsamlı ikili ilişkilerin geliştirilmesinin önemi doğrultusunda karşılıklı ilgi alanlarında işbirliğini ve kalkınmayı destekleyecektir
– Taraflar, Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu arasında doğrudan bağlar kurulması için elverişli şartlar kuracak ve iş forumu, seminer, sergi ve ticaret fuarı gibi bölgeler arası ortak etkinlikler düzenleyerek ekonomik ve yatırım potansiyellerinin karşılıklı olarak anlaşılmasını teşvik edecektir
– Taraflar tarım, eğitim, halk sağlığı, spor, kültür, turizm gibi alanlarda değişim ve işbirliğini artıracak ve çevre koruma, doğal afetlerin önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması alanlarında birbirleriyle işbirliği yapacaktır
– Taraflar ülke dışı nitelik taşıyan yaptırımlar da dahil olmak üzere tek taraflı zorunlu yaptırımların uygulanmasına karşı çıkacak ve bu tür yaptırımların uygulanmasını BM kuralları ve uluslararası hukuk ve düzenlemelere aykırı yasadışı tedbirler olarak kabul edecektir
– Herhangi bir üçüncü ülkenin taraflardan birine karşı tek taraflı zorunlu yaptırımlar uygulaması halinde, iki taraf da yaptırımların dolaylı etkilerini ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için pratik çaba gösterecektir
– Taraflar uluslararası terörizm, radikalizm, çok uluslu organize suçlar, insan ticareti, rehin alma, yasadışı göç, yasadışı para dolaşımı, suç yoluyla elde edilen gelirin aklanması, terörizmin finansmanı, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı, sivil havacılık ve deniz seyrüseferinin güvenliğini tehdit eden yasadışı eylemler ve malların, uyuşturucu bileşenlerinin, silahların, kültürel ve tarihi kalıntıların yasadışı dolaşımı gibi tehditlerle mücadelede birbirleriyle işbirliği yapacaktır
– Taraflar bilgi güvenliği alanında birbirleriyle işbirliği yapacak ve ilgili yasal ve normatif temelin geliştirilmesi ve kurumlar arasındaki diyaloğun derinleştirilmesi gibi yollarla ikili işbirliğini güçlendirmeye çalışacaktır
– Taraflar, bu anlaşmanın ve bu anlaşmada belirtilmeyen alanlara ilişkin diğer anlaşmaların uygulanması için aktif olarak işbirliği yapacaktır
24 YIL ARADAN SONRA İLK ZİYARET
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 24 yıl aranın ardından ilk kez ziyaret ettiği Kuzey Kore’de ülke lideri Kim Jong-Un ile bir araya gelmiş, ikilinin karşılıklı işbirliğini yeni bir boyuta taşımak üzere Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzaladığı açıklanmıştı. Putin, detayları merak konusu olan anlaşma ile ilgili yaptığı ilk açıklamada, “Bugün imzalanan kapsamlı ortaklık anlaşması, diğer hususların yanı sıra taraflardan birine yönelik dış saldırı durumunda karşılıklı yardımlaşmayı da içeriyor” ifadelerini kullanmıştı. Pyongyang’ın muhtemel askeri riskler karşısında kendini savunma hakkı olduğunu belirten Putin, “Rusya bugün imzalanan anlaşma uyarınca Kuzey Kore ile askeri-teknik işbirliğini göz ardı etmemektedir” demişti.
]]>Filistin Esirler Cemiyeti ile Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden yapılan ortak açıklamaya göre, İsrail’de Necef (Negev) Çölü’ndeki Sde Teman gözaltı merkezinde alıkonulan Filistinli gazeteci Muhammed Sabir Arab, yaşadıklarını ve gözlemlerini kendisini ziyaret eden avukatı Halid Muhacene’ye anlattı.

İsrail askerlerinin sıkı kısıtlamaları ve denetimi altında gerçekleşen görüşmede, nerede tutulduğunu bilmeyen Filistinli gazeteci Arab’ın avukatına ilk sorduğu soru “Ben nerdeyim?” oldu.
Gazzeli gazeteci Arab, İsrail ordusunca yönetilen tartışmalı Sde Teman gözaltı merkezinde Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin “insanlık onurunu aşağılayan korkunç şartlarda tutulduğunu” ifade etti.
Arab, “Sde Teman’da tutulan Filistinlilerden hayatını kaybedenlerin sayısının arttığını, alıkonulan Filistinlilerin işkence, aşağılama ve kötü muameleye maruz kaldığını” söyledi.
Filistinli gazeteci, Sde Teman’da alıkonulan Filistinlilerin tüm gün “gözleri bağlı ve zincirlenmiş bir şekilde tutulduğunu” aktardı.
Yaklaşık 50 gündür elbiselerini değiştiremediğini belirten Arab, avukatıyla görüşmeden önce pantolonunu değiştirmesine izin verildiğini, ceketini bile değiştirmesine izin verilmediğini ifade etti.

“CİNSEL ŞİDDET VE TECAVÜZ DE DAHİL SÜREKLİ İŞKENCE”
Arab, Sde Teman’da tutulan Filistinlilerin “sürekli olarak cinsel şiddet ve tecavüz de dahil olmak üzere çeşitli şekillerde işkence ve saldırılara maruz kaldığını” vurguladı.
Gördükleri işkence ve kötü muamele nedeniyle alıkonulan bazı Filistinlilerin hayatını kaybettiğini aktaran Arab, darp, aşağılama ve hakaretlerin sonunun gelmediğini, Filistinlilerin birbirleriyle görüşmesine de izin verilmediğini anlattı.
Filistinli gazeteci, “Kim konuşsa şiddetli bir şekilde darbediliyor, kendi kendine konuşsa, gizlice hamd ve dua etse bile. Alıkonulanlar, namaz veya herhangi bir dini ritüeli yapmaktan mahrum bırakılıyor.” dedi.
Bazı kişilerin uzuvlarının kesildiğini aktaran Arab, insanların vücudundan anestezi yapılmadan kurşunların çıkarıldığını belirtti.

“1 DAKİKA TUVALET HAKKI SÜRESİNİ AŞAN CEZALANDIRILIYOR”
Arab, “Sde Teman’da tutulanların çevresinde sürekli polis köpeklerinin bulunduğunu, her 4 tutukluya birer dakika tuvalet kullanma hakkı verildiğini, bu süreyi aşanların cezalandırıldığını” söyledi.
Alıkonulan Filistinlilerin ayakkabılarını yastık yaparak yerde uyumak zorunda kaldığını söyleyen Arab, Sde Teman’da tutulanlara haftada bir kez yalnızca 1 dakika duş alma hakkı verildiğine dikkati çekti.
Arab, alıkonulanların gündüz uyumalarına izin verilmediğini ve alıkonulduktan ancak 50 gün sonra saç traşına izin verildiğini ifade etti.
Yemek olarak “birkaç lokma peynir, birkaç parça salatalık veya domates” verildiğini aktaran Arab, tüm öğünün bundan oluştuğunu kaydetti.
El-Arabi kanalı muhabiri olarak çalışan Filistinli gazeteci Muhammed Sabir Arab, yaklaşık 100 gün önce İsrail ordusunun Gazze kentindeki Şifa Hastanesine baskınında alıkonulmuştu.
İsrail Yüksek Mahkemesi, Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin öldürüldüğüne ve bu kişilere işkence yapıldığına yönelik raporların ortaya çıkmasının ardından 5 İsrailli insan hakları kuruluşunun Sde Teman’ın kapatılmasını talep eden başvurusunu değerlendirmeye aldı.
İsrail ordusu, aralarında çocuk, kadın, gazeteci, sağlık çalışanı olmak üzere Gazze’de binlerce Filistinliyi alıkoydu, bunlardan bir kısmını serbest bırakırken, kalanların akıbetinin ne olduğu bilinmiyor.
Haaretz gazetesinin 4 Haziran tarihli haberine göre İsrail ordusu, 36’sı Sde Teman’da olmak üzere Gazze’de alıkonulan 48 Filistinlinin öldürülmesine ilişkin soruşturma yürüttüğünü iddia etmişti.
Sde Teman’da tutulduktan sonra serbest bırakılan bazı Filistinliler de İsrail ordusunun yönettiği gözaltı merkezinde sistematik işkence, aşağılama, darp ve kötü muameleye maruz kaldıklarını duyurmuştu.
Haaretz gazetesinin mayıs sonunda İsrail ordusuna dayandırdığı haberinde, İsrail askerlerinin Gazze Şeridi’nde alıkoyduğu Filistinlilerin, İsrail hapishanelerinde veya hapishanelere götürüldüğü sırada şiddetli darp, tıbbi bakımsızlık gibi nedenlerden hayatını kaybettiği, açılan soruşturmaların karşılıksız kaldığı belirtilmişti.
Haberde, ismi açıklanmayan bir kaynağın Sde Teman için “başka bir dünya, bir kara delik” ifadesini kullandığına dikkati çekilerek, sağlık alanından kaynakların da bu gözaltı merkezini “hastalıkların kuluçka merkezi” olarak nitelediği kaydedilmişti.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 396 Filistinli öldürüldü, 85 bin 523 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Kameralar karşısında aylardır “ateşkes oyununu” sürdüren Beyaz Saray diğer taraftan İsrail’in soykırımına silah yığmayı sürdürüyor.
Washington Post gazetesinin haberine göre ABD’de 7 Ekim’den beri İsrail’e yapılacak en büyük silah satışlarından birinin önü açıldı.
BASKI ALTINDAYDILAR
Habere göre ABD Kongresi’ndeki iki Demokrat siyasetçi, uzun süredir karşı çıktıkları İsrail’e savaş jeti satışına onay verdi.
Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen üç ABD’li yetkili, Temsilciler Meclisi Üyesi Gregory Meeks ve Senatör Ben Cardin’in 18 milyar dolarlık 50 adet F-15 satışını onayladığını söyledi.
Haberde Meeks ve Cardin’in ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ve İsrail yanlısı politikacılardan bir süredir baskı gördüğü yazıldı.
DAHA FAZLASI YOLDA
Bir sonraki adımda ABD Dışişleri Bakanlığı, satışın onaylandığına dair Kongre’ye resmi bildirimde bulunacak. Böylece ABD’nin İsrail’e 18 milyar dolarlık F-15 satışı onaylanmış olacak.
İsrail basınında çıkan haberlere göre ise ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Başbakan Binjamin Netanyahu’ya Washington’un önümüzdeki günlerde İsrail’e silah sevkiyatı üzerindeki tüm kısıtlamaları kaldıracağı sözünü verdi.
KATİLLER ATEŞKESTEN YİNE VAZGEÇTİ
Üst düzey bir İsrailli müzakereci AFP’ye yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde tutulan onlarca esirin ‘kesinlikle hayatta’ olduğunu ve İsrail’in bir anlaşmanın parçası olarak hepsi serbest bırakılmadan çatışmaların durmasını kabul edemeyeceğini söyledi.
İSRAİL, LÜBNAN’A SALDIRI PEŞİNDE
İsrail merkezli Channel 12 kanalının haberine göre işgal ordusunun Refah’a saldırıları bitmek üzere.
1.5 milyon Filistinlin sığındığı Refah’ta sayısız katliam yapan İsrail ordusunun Lübnan’a odaklanacağı belirtildi.
ABD Başkanı Joe Biden’ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein ise İsrail’i, Lübnan Hizbullahı ile devam eden çatışmaları nedeniyle “püskürtülmesi zor bir İran saldırısı” konusunda uyardığı açıklandı.
YİNE NUSAYRAT KATLİAMI
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 25 artarak 37 bin 372’ye yükseldi.
İşgalci İsrail ordusunun Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda 17 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail ordusu sözde geçen pazar gecesi Gazze Şeridi’nin belirli bölgelerinde gündüz uygulanacak taktiksel ateşkes ilan etmişti.
Ancak saldırıları hâlâ sürüyor. İsrail geçtiğimiz haftalarda da aynı kampta 274 Filistinliyi öldürmüştü.
FRANSA’DAN İSRAİL’E YASAK
Fransa’nın başkenti Paris’te 17-21 Haziran’da düzenlenecek Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı’na (Eurosatory) İsrailli firmaların katılımına izin verilmeyeceği bildirildi.
Fransız mahkemesi ise söz konusu yasağın kaldırılması yönünde karar verdi.
3 BİN 500 ÇOCUK AÇLIKTAN ÖLEBİLİR
Gazze Şeridi’nde 3 bin 500 çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesi altında olduğu belirtildi.
Gazze’deki hükümetin medya ofisinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail ve ABD’nin Filistin halkına yardımların ulaşmasını engellediği aktarılarak, Gazze Şeridi’nin gittikçe açlığa sürüklendiği ifade edildi.
Refah Sınır Kapısı, 7 Mayıs’tan bu yana kapalı. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk yaptığı açıklamada, Gazze’de ‘vicdanların kabul edemeyeceği ölüm ve acıların yaşandığı’ uyarısında bulundu.
]]>
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de geçen hafta yaptığı toplantılarda Kavala ve Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini kayda geçirdi.
AKPM Türkiye Raportörü Avusturyalı siyasetçi Schennach geçen hafta Türk yetkililerle, AİHM kararlarının uygulanması ve Avrupa Konseyi ile yüksek düzeyli diyaloğun devam etmesi konusunda görüşmeler yaptı.
Temaslarına ilişkin 18 Haziran’da bir açıklama yapan Schennah, Kavala ve Demirtaş ile cezaevinde görüşme olanağı bulduğunu söyledi.
Schennah, bunun için de Türkiye’nin AKPM heyeti başkanlığını yürüten AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’e teşekkür ettiğini kaydetti.
Avusturyalı raportör, Türkiye’de Dışişleri ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleriyle de görüştüğünü açıkladı.

“DEMİRTAŞ’A VERİLEN CEZAYI KINIYORUM”
Schennah açıklamasında, “Türk yetkililerle yaptığım görüşmelerde, Strasbourg’da bulunan mahkemenin (AİHM) kararlarının infazının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) yer alan hukuki bir yükümlülük olduğunu hatırlattım. Yetkililere, Sayın Kavala ve Sayın Demirtaş hakkındaki kararların uygulanması için gerekli tüm tedbirleri gecikmeksizin almaları yönünde güçlü bir çağrıda bulundum.” dedi.
Osman Kavala’nın Ekim 2017’den bu yana hapiste olduğunu, AİHM’in Kavala’nın serbest bırakılması için iki karar aldığını anımsatan raportör, Demirtaş’ın da Kobani davasında 42 yıl hapis cezasına çarptırılmasını güçlü bir şekilde kınadığını söyledi.
Raportör, Kavala ve Demirtaş davalarında çözümün Türk yargısında olduğunu, Bakanlar Komitesi’nin gündeminde olan bu iki davaya yasal çözüm bulunabileceğini kaydetti.
Ziyareti sırasında görüşme olanağı bulduğu sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden ceza infaz kurumlarının aşırı kalabalık olması ile hapis ve tutukluluk sürelerinin çok uzun olması konusundaki kaygılarını dinlediğini aktaran Schennah, “Ziyaretimin, Avrupa Konseyi ile örgütün en eski üyelerinden biri olan Türkiye’nin yetkilileri arasındaki diyalog açısından önemli bir adım olduğuna inanıyorum.” dedi ve ekledi:
“Ayrıca ülkenin insan haklarını koruma sisteminin ve ortak Avrupa değerlerimizin güçlendirilmesine yönelik iyi iş birliğimizi sürdüreceğimizi umuyorum.”

TÜRKİYE’YE YAPTIRIM AŞAMASINA GELİNMEDİ
Avrupa Konseyi, Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılmasını içeren AİHM kararlarını uygulamaması nedeniyle 2022 yılı başında ihlal prosedürü başlatmış ve konunun takibatını yürütme organı olarak görev yapan Bakanlar Komitesi’ne iletmişti.
Konsey, Türkiye’nin AİHS’in 46. maddesinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediği hükmüne varmış ve Kavala’ya ilişkin kararın uygulanmaması durumunda yaptırım uygulamak durumunda kalacağını kaydetmişti.
Komite, 2 yılı aşan süreçte Türkiye ile diyaloğa öncelik vermiş ve yaptırım sürecini ötelemişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu konudaki son açıklamasını İspanya ziyareti sırasında basın toplantısında bir soru üzerine yapmış ve “terörist” olarak tanımladığı Kavala ve Demirtaş hakkındaki kararların yargı tarafından verildiğini söylemişti.

KOMİTE, “SERBEST BIRAKILMALILAR” ÇAĞRISINI YİNELEDİ
Kavala ve Demirtaş davaları, Bakanlar Komitesi’nin 11-13 Haziran günleri arasında yaptığı toplantılarda da bir daha ele alındı ve Türkiye’ye aynı çağrılar yinelendi.
AİHM’nin 2019 ve 2022’de Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına ilişkin kararlarının halen uygulanmadığını, davalının Gezi olayları ve darbe girişimine katıldığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını iddia eden Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin AİHS’ten kaynaklanan yükümlülüklerini ciddi şekilde ihlal ettiğini öne sürdü.
Komite, AYM yargılamalarının Kavala’nın serbest bırakılması için önemli bir fırsat oluşturabileceğini ancak Kavala’nın 2 yıl önce yaptığı başvurunun hala işleme alınmamış olmasının kaygı verici olduğunu da kaydetti ve AYM’nin bu konuyu bir an önce ele alması uyarısında bulundu.
Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın davalarını da görüşen Bakanlar Komitesi, Türk makamlarından eski HDP eş başkanları hakkında verilen hükümler konusunda ayrıntılı bilgi istedi.
Komite, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın AYM’ye yaptıkları başvurunun işleme alınmadığını belirterek, bu sürecin daha fazla geciktirilmeden bir an önce başlatılması gerektiği çağrısında da bulundu.
Mamer, günlük basın toplantısında, von der Leyen’in bir kez daha AB Komisyonu Başkanı seçilebilmesi için Meloni’nin desteğine ihtiyaç duyması nedeniyle, 3 Temmuz’da onaylanması beklenen ve İtalya’nın özellikle basın özgürlüğüyle ilgili eleştirildiği yıllık Hukukun Üstünlüğü Raporu’nun yayımlanmasını rafa kaldırdığı iddiasını yanıtladı.

ONAYA SUNULACAK
Komisyonun raporla ilgili çalışmalarının devam ettiğini belirten Mamer, raporla ilgili dosyanın yeterince olgunlaştığında AB Komisyonu üyelerinin onayına sunulacağını belirtti.
Komisyon üyelerinin toplantısının yarın yapılacağını ve bir sonraki gündem maddesinin de bu toplantıda belirleneceğini ifade eden Mamer, bu raporla ilgili sürecin her geçen yıl daha da karmaşıklaştığını ve büyüdüğünü söyledi.
Mamer, bir gazetecinin “İtalya’daki basın özgürlüğüyle ilgili bir endişeniz var mı?” sorusu üzerine, “Bu sorunun az önce tartıştığımız konuyla bağlantısını göremiyorum. Bu konuda yorum yapmak bana düşmez. Hukukun Üstünlüğü Raporu, özellikle bahsettiğiniz konuyu farklı boyutlarıyla analiz ediyor.” diye konuştu.
‘İNSANLARIN NE DEDİĞİ UMURUMUZDA OLMAZ’
Başka bir gazetecinin “O halde von der Leyen’in Meloni’nin desteğini alabilmek için bu raporu ertelettiğini söyleyen herkes yalan mı söylüyor olacak?” sorusu üzerine Mamer, “Bakın, umurumda değil. İşimizi ilgilendiren her konuda dışarıdaki insanların ne dediği umurumuzda değil.” ifadelerini kullandı.
Von der Leyen, 5 yıllık görevi boyunca hukukun üstünlüğü meseleleri üzerindeki mücadeleyi önemli bir odak noktası haline getirmişti. Bu konuda yıllık raporlamayı da von der Leyen başlatmıştı.
NE OLMUŞTU?
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, görevine 5 yıl daha devam edebilmesi için İtalyan lider Giorgi Meloni’nin desteğine ihtiyaç duyması nedeniyle Roma yönetiminin eleştirildiği yıllık raporun yayımlanmasını rafa kaldırdığı öne sürüldü.
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin üzerinden geçen bir haftada Brüksel kulisleri, AB’nin en üst pozisyonlarına kimlerin geleceğine odaklandı.

AB yönetiminin en kilit koltuğu Komisyon Başkanlığı için Ursula von der Leyen’den başkasının ismi geçmese de gerek meclis aritmetiği gerek seçilme usulleri, Alman siyasetçiyi pazarlıklara mecbur bıraktı.
AB Konseyi, oylanması için AP’ye önereceği ismi liderler arasında gizli oylamayla belirliyor. Bu nedenle von der Leyen’in AB liderlerinin desteğini garantilemesi gerekiyor.
Önerilen isim, AP’den güvenoyu alması halinde görevine başlayabiliyor.
YENİDEN SEÇİLMESİ İÇİN KİLİT İSİM MELONİ
Geçen hafta sonuçlanan Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ardından gözler AB’nin gelecek 5 yılında söz sahibi olacak isimlere çevrilmiş durumda.
AB’nin yürütme organı Komisyon’un başkanlığına devam etmek isteyen von der Leyen için AB liderlerinin her birinin desteği önem taşıyor.

AB üyelerinden oluşan AB Konseyi, oylanması için AP’ye önereceği ismi liderler arasında gizli oylamayla belirliyor. Önerilen isim, AP’den güvenoyu alması halinde görevine başlayabiliyor.
Bu süreç, bu tür bir oylama için Konsey masasında ilk defa oturacak aşırı sağcı İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi en kritik isim yapıyor.
Von der Leyen hem Meloni’nin şahsi desteğine hem de AP’de liderlik ettiği Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformistler (ECR) grubunun desteğine ihtiyaç duyuyor.
]]>BBC’nin analizi, bu dokuz kişinin, Yunan karasularından çıkarılmaları ya da Yunan adalarına ulaştıktan sonra tekrar denize açılmaları sonucu öldükleri iddia edilen 40’tan fazla kişi arasında olduğunu ortaya çıkardı.
BBC’ye açıklama yapan Yunan sahil güvenliği, yasa dışı faaliyetlere ilişkin tüm suçlamaları şiddetle reddetti.
12 kişinin bir Yunan sahil güvenlik botuna bindirildikten sonra bir sandala aktarılarak terk edildikleri görüntüler eski bir Yunan sahil güvenlik görevlisine gösterildi.
Eski sahil güvenlik görevlisi, görüşmeye ara verildiğinde sandalyesinden kalkarak ve mikrofonu hala açıkken yanındaki kişiye Yunanca konuşarak bunun “açıkça yasa dışı” ve “uluslararası bir suç” olduğunu söyledi.
Yunan hükümeti uzun süredir insanları zorla, geldikleri ülke olan Türkiye’ye geri yollamakla suçlanıyor. Bu, uluslararası hukuka aykırı.
BBC ilk kez, Yunan sahil güvenliğinin eylemleri sonucu ölümlere yol açtığı iddia edilen olayların sayısını hesapladı.
23 Mayıs 2020 tarihli, 43 kişinin ölümüyle sonuçlanan 15 olayı analiz edildi. İlk kaynaklar öncelikle yerel medya, sivil toplum kuruluşları ve Türk sahil güvenliğiydi.
Tanıklar sıklıkla ortadan kaybolduğu ya da açıkça konuşmaktan korktukları için bu tür olayları doğrulamak son derece zor. Ancak bu vakaların dördünde, görgü tanıklarıyla konuşarak ifadeleri doğrulayabildik.
BBC’nin “Dead Calm: Killing in the Med? (Ölüm Kadar Sakin: Akdeniz’de Öldürmek?)” adlı yeni belgeseli için yaptığı araştırmalar net bir model ortaya koydu.

Vakaların beşinde göçmenler, Yunan makamları tarafından doğrudan denize atıldıklarını söylediler. Bu vakaların dördü, Yunan adalarına nasıl çıktıklarını ama avlandıklarını anlattılar.
Diğer birçok olayda göçmenler, motorsuz şişirilebilir lastik botlara bindirildiklerini ve daha sonra bunların havasının indiğini veya delinmiş olabileceklerini söylediler.
En tüyler ürpertici ifadelerden biri, Eylül 2021’de Sisam adasına ayak bastıktan sonra Yunan yetkililer tarafından avlandığını söyleyen Kamerunlu bir adama aitti.
BBC’nin görüştüğü tüm kişiler gibi o da, sığınmacı olarak Yunanistan topraklarında kaydolmayı planladığını söyledi.
“Biz limana zar zor yanaştık, polis arkamızdan geldi. Siyah kıyafetli iki polis, sivil kıyafetli üç polis daha vardı. Maskeliydiler, sadece gözleri görülebiliyordu.”
Kendisi ve diğer iki kişi (biri Kamerun’dan, diğeri Fildişi Sahili’nden) bir Yunan sahil güvenlik botuna nakledildiler ve orada olaylar korkunç bir hal aldı:
“Kamerunluyla başladılar. Onu denize attılar. Fildişi Sahili’nden gelen adam ‘Kurtarın beni, ölmek istemiyorum’ dedi. Sonunda sadece eli suyun üstünde kaldı. Vücudu suyun altındaydı. Eli yavaş yavaş kaydı, su onu yuttu.”
Görüşülen kişi kendisini kaçıranların onu dövdüğünü söylüyor:
“Başıma yumruklar yağıyordu. Sanki bir hayvanı yumruklar gibi” dedi.
Daha sonra onu da can yeleği olmadan suya ittiklerini söylüyor. Kıyıya kadar yüzebilmiş ancak diğer iki kişinin (Sidy Keita ve Didier Martial Kouamou Nana) cansız bedenleri Türkiye’de kıyı şeridinde bulundu.
Hayatta kalanların avukatları Yunan makamlarından çifte cinayet davası açmasını talep ediyor.
Somali’den başka bir adam da BBC’ye, Mart 2021’de Sakız adasına vardığında Yunan ordusu tarafından nasıl yakalandığını ve daha sonra Yunan sahil güvenliğine nasıl teslim edildiğini anlattı.
Sahil güvenliğin onu suya bırakmadan önce ellerini arkadan bağladığını söyledi:
“Beni denizin ortasına fermuarla bağladılar. Ölmemi istediler.”
Ellerinden biri bağdan kurtulmadan önce sırt üstü durmaya çalışarak hayatta kalmayı başardığını söyledi. Ancak deniz dalgalıydı ve gruptaki üç kişi öldü. Röportaj yapılan kişi karaya çıkmayı başardı ve sonunda Türk sahil güvenliği tarafından fark edildi.
Eylül 2022’de meydana gelen ve en yüksek can kaybının yaşandığı olayda, 85 göçmeni taşıyan tekne, Yunanistan’ın Rodos adası yakınlarında motorun arızalanması sonucu sorun yaşadı.
Suriyeli Muhammed bize, yardım için Yunan sahil güvenliğini aradıklarını, bir tekneye yüklendiklerini, Türk sularına geri götürülerek cankurtaran botlarına bindirildiklerini anlattı. Muhammed, kendisine ve ailesine verilen salın vanasının düzgün şekilde kapatılmadığını söyledi.
BBC’ye konuşan Muhammed, “Hemen batmaya başladık. Bizi gördüler, çığlıklarımızı duydular ama yine de bizi bırakıp gittiler” dedi ve ekledi:
“İlk ölen çocuk kuzenimin oğluydu… Sonra birer birer öldüler. Başka bir çocuk, başka bir çocuk daha… Sonra da kuzenim kayboldu. Sabah olduğunda, yedi ya da sekiz çocuk ölmüştü. Çocuklarım sabaha kadar ölmedi… sonra Türk sahil güvenliği geldi…”
Yunan yasaları, sığınma talebinde bulunan tüm göçmenlerin, bazı adalarda özel kayıt merkezlerine kaydolmalarına izin veriyor.
Ancak göçmen destek kuruluşu Consolidated Rescue Group’un yardımıyla iletişime geçtiğimiz kişiler, bu merkezlere ulaşamadan yakalandıklarını söyledi. Onları yakalayanlar, görünüşe göre gizli görevde olan, üniformasız ve çoğunlukla maskeli olarak görev yapan kişilerdi.
İnsan hakları grupları, Avrupa’da sığınma başvurusu yapmak isteyen binlerce kişinin yasa dışı şekilde Yunanistan’dan Türkiye’ye geri gönderildiğini, onların uluslararası hukukta ve Avrupa Birliği hukukunda güvence altına alınan sığınma talebinde bulunma haklarının ihlal edildiğini iddia ediyor.
Avusturyalı aktivist Fayad Mulla, geçen yıl Şubat ayında Yunanistan’ın Midilli adasında bu tür operasyonların ne kadar gizli olduğunu kendi gözleriyle gördüğünü söyledi.

Bir ihbar üzerine zorla geri gönderileceği yere giderken, daha sonra polis için çalıştığı ortaya çıkan kapüşonlu bir adam tarafından durdurulmuştu. Polisin daha sonra durdurulduğu anlara ait kayıtları araç kamerasından silmeye ve onu bir polis memuruna direnmekle suçlamaya çalıştığını söyledi.
Sonuçta başka bir işlem yapılmadı.
İki ay sonra, benzer bir yerde Mulla, New York Times tarafından yayınlanan bir zorla geri göndermeyi videoya çekmeyi başardı.
Aralarında kadın ve bebeklerin de bulunduğu bir grup, plakasız bir minibüsün arkasından indirilerek bir iskeleden küçük bir tekneye bindirildi.
Daha sonra kıyı şeridinden daha uzaktaki bir Yunan sahil güvenlik gemisine aktarıldılar, denize açıldılar ve ardından sürüklenmeye bırakıldıkları bir sala bindirildiler.
BBC’nin de doğruladığı bu görüntüler, Yunan sahil güvenliğinin eski özel operasyonlar şefi Dimitris Baltakos’a gösterildi.
Röportaj sırasında, görüntülerin neyi gösterdiği konusunda spekülasyon yapmayı reddetti. Konuşmanın başlarında Yunan sahil güvenliğinin yasadışı bir şey yapabileceğini reddetmişti.
Ancak çekime ara verildiğinde, birine Yunanca bir şeyler söylerken kaydedildi:
“Onlara fazla bir şey söylemedim, değil mi?… Çok açık, değil mi? Bu nükleer fizik değil. Bunu güpegündüz neden yaptıklarını bilmiyorum… Bu… açıkça yasadışı. Bu uluslararası bir suç.”
Görüntüler şu anda Yunanistan’ın bağımsız Ulusal Şeffaflık Kurumu tarafından soruşturuluyor.
Samos adasında görüşülen bir araştırmacı gazeteci, Yunan özel kuvvetlerinden biriyle arkadaşlık uygulaması Tinder üzerinden sohbet etmeye başladığını söylüyor. Kendisini “savaş gemisi” olarak tanımladığı bir yerden aradığında Romy van Baarsen ona işi hakkında daha fazla bilgi ve kuvvetleri bir mülteci teknesi tespit ettiğinde ne olduğunu sormuş.
“Onları geri götürdükleri” yanıtını veren Romy van Baarsen, bu tür emirlerin “bakandan” geldiğini ve bir tekneyi durdurmayı başaramamaları halinde cezalandırılacaklarını söyledi.

Yunanistan pek çok göçmen için Avrupa’ya giriş kapısı konumunda. Geçen yıl Avrupa’ya deniz yoluyla 263 bin 48 kişi gelmiş ve Yunanistan bunların 41 bin 561’ini (yüzde 16) kabul etmişti.
Türkiye, 2016 yılında mültecilerin Yunanistan’a geçişini durdurmak için AB ile bir göçmen anlaşma imzaladı ancak 2020’de artık bunu uygulayamayacağını söyledi.
Araştırmada elde edilen bulguları Yunan sahil güvenliğine iletildi. Yunan sahil güvenliği, personelinin “en üst düzeyde profesyonellik, güçlü bir sorumluluk duygusu ve insan hayatına ve temel haklara saygı ile yorulmadan” çalıştığını ve “ülkenin uluslararası yükümlülüklerine tam olarak uyduklarını” söyledi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“2015’ten 2024’e kadar Yunan Sahil Güvenliğinin denizde meydana gelen 6.161 olayda 250.834 mülteci/göçmeni kurtardığı vurgulanmalıdır. Bu asil görevin kusursuz bir şekilde yerine getirilmesi uluslararası toplum tarafından olumlu karşılanmıştır.”
Yunan sahil güvenliği daha önce Akdeniz’de son on yılın en büyük göçmen gemi kazasındaki rolü nedeniyle eleştirilmişti.
Adriana’nın geçtiğimiz Haziran ayında Yunanistan’ın sınırlandırılmış kurtarma bölgesinde batmasıyla ölenlerin sayısının 600’den fazla olduğu sanılıyor.
Yunan yetkililer teknede sorun olmadığını ve güvenli bir şekilde İtalya’ya doğru yol aldığını ve bu nedenle sahil güvenliğin bir kurtarma girişiminde bulunmadığı konusunda ısrar ettiler.
Uluslararası suç örgütü MS-13’ün, ABD’deki suç faaliyetlerini yönetmekle suçlanan Cesar Humberto Lopez Larios, yargılanacağı New York’a sevk edildi. Larios’un New York’ta yargılanacağı Long Island’daki federal mahkemede, suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.
NARKO-TERÖRİZM İLE SUÇLANIYOR
Suç örgütü MS-13’ün ABD lideri olduğu iddia edilen Larios, uluslararası ve ulusal teröristlere maddi destek sağlamak, terör örgütü üyelerini saklamak, uluslararası terör eylemleri gerçekleştirmek için komplo kurmak, terörizmi finanse etmek ve narko terörizm komplosu ile suçlanıyor.
Larios, 2020 yılında New York’ta mahkemenin diğer suç ortaklarıyla birlikte hakkında hazırladığı iddianame sonrasında, FBI tarafından aranan en tehlikeli suçlular listesinde yer alıyordu. Larios’un, önümüzdeki günlerde New York’ta hakim karşına çıkartılacağı belirtildi. Larios’un, uluslararası MS-13 suç örgütünün üst düzey lider kadrosu olan Ranfla’nın da üyesi olduğu kaydedildi.
New York Doğu Bölgesi Başsavcılığı, Larios’un yakalanmasının ardından yaptığı açıklamada, son 20 yılda El Salvador, Meksika ve başka yerlerde aranan ayrıca hakkında yakalama kararı sonrasında üç yılı aşkın bir süredir ABD’de kaçak olan Larios’un, geçtiğimiz hafta Houston’daki George Bush Havaalanı’na vardığında FBI ve İç Güvenlik Bakanlığı ajanları tarafından yakalandığı kaydedildi.
“ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIM ATILDI”
New York Doğu Bölgesi (EDNY) Başsavcısı Breon Peace, MS-13’ün dünyadaki üst düzey liderlerinden biri olan Larios’un tutuklanmasının önemli bir başarı olduğunu belirterek, “Uluslararası suç örgütünün çökertilmesi için çok önemli adım atıldı. Larios, yakında Long Island’daki federal bir mahkemede yargıç karşısına çıkacak. Burada, MS-13, onun emirleri doğrultusunda hareket ederek çok fazla kan döktü.” dedi.
Başsavcı Peace, Larios’u ele geçirmekle ABD kolluk güçlerinin çok önemli bir başarı elde ettiğini kaydetti.
FBI yetkilileri, suç örgütünün üst düzey liderlerinden biri olan Larios’un artık parmaklıklar ardında olduğunu, FBI’ın bu korkunç uluslararası suç örgütünün geri kalan kaçaklarını bulmak için diğer güvenlik güçleriyle iş birliği yapmaya devam edeceğini kaydetti.
Larios ve suç ortakları aleyhine 2020 yılında hazırlanan iddianamede, yakalanan Larios’un, MS-13 suç örgütünün farklı komuta ve kontrol yapısının tamamının bir üyesi olduğu kaydedildi. Larios’un, MS-13 örgütünün El Salvador, Meksika, ABD ve dünya çapındaki operasyonlarında önemli liderlik rolleri oynadığı öne sürüldü.
Larios’un 2002 yılından itibaren diğer MS-13 liderleriyle birlikte hapishanedeyken aldıkları kararlarını hayata geçirmek ve uygulamak için oldukça organize, hiyerarşik bir komuta ve kontrol yapısı kurdukları kaydedildi.
Bugüne kadar çok sayıda MS-13 örgütü üyesi yakalandı. Larios’un da içinde olduğu hapishanedeki lider kadrosunun, El Salvador’da, ABD’de ve başka ülkelerdeki şiddet ve cinayet eylemlerini yönettikleri, MS-13 örgüt üyelerini eğitmek için askeri eğitim kampları kurdukları belirtildi.
İddianameye göre, 2012 yılından itibaren Larios ve diğer lider kadrosu üyelerinin, El Salvador hükümetinden fayda ve imtiyazlar sağlamak için yetkililerle pazarlık yaptıkları iddia edildi. Larios’un da içinde olduğu MS-13 liderlerinin, El Salvador’daki sivil nüfusu tehdit ettiği, kolluk kuvvetlerini ve askeri yetkilileri hedef aldığı ve ülkedeki seçim sürecini manipüle etmek için kamunun gözleri önünde şiddet gösterilerine giriştiği belirtildi.
70’TEN FAZLA CİNAYET İDDİASI
İddianamede, Larios’un diğer üst düzey liderlerle birlikte ABD için almış olduğu kararlar çerçevesinde belirlenen operasyonları organize etmek için ülkeye geldiği öne sürüldü.
Larios’un, ülkeye silah ve uyuşturucu sokmak için bağlantılar kurmak üzere ABD’ye gönderildiği iddia edildi. Larios’un, ABD ve Meksika’nın da dahil olduğu MS-13 faaliyetlerinin dünya çapında genişletilmesini yönettiği, diğer uyuşturucu karteller ve insan ticareti yapan kaçakçılarla iş birliği yaptığı ifade edildi. Larios’un da içinde olduğu MS-13’ün liderlik yapısının, ABD’deki örgüt hedeflerine ulaşmak için şiddet eylemleri gerçekleştirdiği belirtildi.
Larios’un, MS-13 örgüt üyelerini ülkenin bazı bölgelerinde cinayetler, cinayete teşebbüsler, saldırılar, adam kaçırmalar, uyuşturucu kaçakçılığı, bireylere ve işletmelere gasp ve adaleti engelleme suçları işlediği ve haraç toplama emirleri verdiği iddia edildi.
ABD’den El Salvador’daki MS-13 liderlerine banka havalesi yoluyla suç faaliyetlerinden elde edilen gelirler gönderildiği belirtildi. İddianamede, New York’un Long Island bölgesinde şimdiye kadar MS-13 suç örgütü ve liderleri aleyhine yüzlerce ceza davası açıldığı, 2009’dan günümüze kadar bölgede 70’ten fazla cinayetin işlenmesinden MS-13’ün sorumlu tutulduğu kaydedildi.
Netanyahu, “İsrail’deki siyasi liderlik, ordu sözcüsü (Avichai Adraee) tarafından yayımlanan açıklama hakkında önceden bilgilendirilmedi ve benimle koordine edilmedi, bu asla olmayacak.” ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı, siyasi otoriteyle koordinasyon olmaksızın böyle bir açıklamanın nasıl yapıldığına dair soruşturma yürütüldüğünü belirtti.

Söz konusu açıklamayı reddeden Netanyahu, “Medyadan ilk kez bu sabah duyduğum haberin benim açımdan kabul edilemez olduğunu ve benimle koordineli olmadığını söyledim.” ifadelerini kullandı.
ORDUYLA KARŞI KARŞIYA KALDI
Bununla birlikte Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için kısa eksenlerde kısa ateşkes süreleri olduğunu iddia eden Netanyahu bunun Ordu Sözcüsü’nün açıkladığı şekilde olmadığını vurguladı.
İSTİFASINI DUYURAN İKİ İSME TEPKİ
Netanyahu ayrıca konuşmasında 10 Haziran’da Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Savaş Kabinesi’nden istifasını duyurmasına tepki gösterdi.

Hedefleri değiştirmek isteyenler olduğunu öne süren Netanyahu, istifasını sunan iki kişinin “kararların yenilgiyle sonuçlanması ve Hamas’ın olduğu gibi bırakılmasını istediklerini” ancak bunun onun için kabul edilemez olduğunu savundu.
NE OLMUŞTU?
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X sosyal medya platformundan bu sabah yaptığı paylaşımda “Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan Philadelphia Koridoru ve Gazze’nin kuzeyine giden yoldaki askeri faaliyetlerin, uluslararası kuruluşlarla yapılan görüşmelerin ardından insani amaçlarla sabah 08.00’den akşam 19.00’a kadar taktiksel olarak durdurulmasına karar verildiğini” açıklamıştı.
Adraee, daha sonra ise “Gazze Şeridi’nin güneyinde çatışmaların durmadığını, Refah’ta çatışmaların devam ettiğini” açıklamıştı.
– Philadelphia Koridoru hakkında
“Selahaddin Koridoru” olarak da bilinen ve Gazze ile Mısır sınırında yer alan koridor, 1979’da Mısır ile İsrail arasında imzalanan “Camp David” anlaşması kapsamında tampon bölgede yer alıyor. Koridor, 14,5 kilometre uzunluğunda, birkaç yüz metre genişliğinde ve Akdeniz’den başlayıp Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’na kadar uzanıyor.
“Camp David” anlaşmasına göre, Philadelphia Koridoru Filistin toprakları arasında yer alıyor ancak belirli sayıdaki (180 zırhlı araç 4 bin asker) İsrail güçlerinin kontrolüne bırakıldı. Sınırın öbür tarafında ise hafif silahlı Mısır polisinin bulunmasına izin verildi.
Philadelphia Koridoru, Ağustos 2005’te İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesine kadar İsrail güçlerinin kontrolünde kaldı ve bu tarihte Avrupa Birliği’nden gözlemcilerin huzurunda Filistin yönetimine teslim edildi. Eylül 2005’te İsrail ile Mısır arasında 1979 Barış Anlaşması’nın güvenlik maddesine ek olarak söz konusu koridorla ilgili anlaşma yapıldı.
Anlaşmada, Mısır’ın Gazze sınırında terör, kaçakçılık ve tünellerin tespiti gibi görevlerden sorumlu 750 sınır muhafız askeri bulundurması ve İsrail güçlerinin çekildiği Philadelphia Koridoru’nun Filistin yönetimine teslim edilmesi yer aldı.
Filistin’de 2006’da yapılan seçimleri Hamas’ın kazanması ve kısa süre sonra Gazze’de kontrolü sağlamasının ardından Philadelphia Koridoru da Hamas yönetiminin kontrolüne geçti. İsrail’in abluka uygulamasının sonucu olarak Gazze’de söz konusu koridor üzerinde Mısır’a açılan çok sayıda tünel inşa edildi.
]]>Zirvede geniş kapsamlı tartışmalar yaşandığını ve kendisinin de çok sayıda görüşme yaptığını kaydeden Amherd, nükleer güvenlik, gıda güvenliği ve insani boyutlarla ilgili güven inşa edecek adımların mümkün olduğu konusunda anlaştıklarını söyledi.
Amherd, zirvede kapsamında Bürgenstock Bildirisi üzerinde uzlaşmaya vardıklarını belirtti.

Bildiri kapsamında üç konu üzerinde net bir çerçeve oluşturmaları ve bunlar üzerinde daha fazla tartışma yapmaları gerektiğinin altını çizen Ahmerd, şöyle devam etti:
“Nükleer enerji ve nükleer tesislerin her türlü kullanımı güvenli, emniyetli, korunaklı ve çevreye duyarlı olmalı. Gıda güvenliği hiçbir şekilde silah haline getirilmemeli. Limanlarda ve güzergah boyunca ticari gemilere, sivil limanlara ve bunun altyapısına karşı saldırılar kabul edilemez. Ayrıca tüm savaş esirleri takas yoluyla serbest bırakılmalı. Sınır dışı edilen ve hukuka aykırı olarak yerlerinden edilen tüm Ukraynalı çocuklar ve hukuka aykırı olarak gözaltına alınan diğer tüm Ukraynalı siviller, Ukrayna’ya iade edilmeli.”
Ahmerd, ülkelerin farklı pozisyonları göz önüne alındığında konferansın bu kadar yüksek düzeyde, geniş bir destek için düzenlenmesi ve ortak bir noktada bulmaya çalışmalarının bir başarı olduğunu kaydetti.

Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışın, savaş bölgelerindeki halklar ve bunun sonuçlarından doğrudan etkilenen herkes için kilit öneme sahip olduğunu ve tüm dünya için de geçerli olması gerektiğini vurgulayan Ahmerd, “İsviçre, Ukrayna’da barış sağlanması için yürütülen bu süreçte aktif rol almaya devam edecek. Bu konuda kararlıyız.” diye konuştu.
‘BU ZİRVE BİR UMUT IŞIĞIDIR’
Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric ise zirve kapsamında tüm kıtalardan ve farklı siyasi düşüncelerden çok sayıda ülkenin, savaş yerine barışı tartışmak üzere bir araya geldiğini belirtti.

“Bu zirve bir umut ışığıdır ve kalıcı barış diyaloglarını teşvik etmek için bir katalizör görevi görüyor.” ifadelerini kullanan Boric, zirve kapsamında onayladıkları ortak bildiriyi tamamen desteklediklerini kaydetti.
Boric, bu tür zirvelerden sonra atılacak adımlara işaret ederken, Rusya ve Ukrayna’nın yakın zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, uluslararası hukuk ve insan haklarına bağlı kalınması temelinde bir diyalog kurmasını desteklediklerini söyledi.
ZİRVE ORTAK BİLDİRİNİN İMZALANMASIYLA SON BULDU
İsviçre’deki Ukrayna Barış Zirvesi, Bürgenstock Bildirisi ile son buldu.
Zirve, 90’dan fazla ülke ve kuruluşun katılımıyla gerçekleşirken, ortak bildiri 80 ülke ve 4 kuruluş tarafından onaylandı.
ÇEKİMSER KALAN ÜLKELER
Endonezya, Libya, Suudi Arabistan, Tayland, Hindistan, Meksika, Güney Afrika, Brezilya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu 16 ülke ve kuruluş çekimser kaldı.
BİLDİRİDE NELER VAR?
İsviçre Dışişleri Bakanlığı’ndan yazılı olarak yayımlanan bildiride, zirvenin, Şubat 2022’den bu yana devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı için kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışa giden sürece ilişkin üst düzey diyaloğu geliştirmek amacıyla düzenlendiği bildiridi.
Bildiride, zirvenin, Ukrayna’nın Barış Formülü ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı da dahil uluslararası hukuka uygun diğer barış önerileri temelinde gerçekleştirilen önceki tartışmalar üzerine inşa edildiği kaydedildi.

“Özellikle, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına, Ukrayna dahil tüm devletlerin uluslararası kabul görmüş sınırları içindeki egemenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğü ilkelerine karşı tehdit veya güç kullanımından kaçınma konusundaki kararlılığımızı yeniden teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanılan bildiride, kara suları dahil uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinin uluslararası hukukun ilkeleri olduğu hatırlatıldı.
Nükleer enerjinin ve nükleer tesislerin her türlü kullanımı güvenli, emniyetli, korunaklı ve çevreye duyarlı olması gerektiğinin altı çizilen bildiride, Zaporijya Nükleer Santrali de dahil Ukrayna nükleer enerji santralleri ve tesislerinin, Ukrayna’nın tam egemenlik kontrolü altında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ilkelerine uygun ve onun denetimi altında emniyetli bir şekilde çalışması gerektiği vurgulandı.
Bildiride, Ukrayna’ya karşı devam eden savaş bağlamında herhangi bir nükleer silah tehdidi veya kullanımın kabul edilemeyeceğinin altı çizdildi.
‘GIDA GÜVENLİĞİ SİLAH HALİNE GETİRİLMEMELİ’
Küresel gıda güvenliğinin, gıda ürünlerinin kesintisiz üretimine ve tedarikine bağlı olduğu hatırlatılan bildiride, “Bu hususta, serbest, tam ve güvenli ticari seyrüseferin yanı sıra Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki deniz limanlarına erişim kritik öneme sahip. Limanlarda ve güzergah boyunca ticari gemilere, sivil limanlara ve sivil liman altyapısına yönelik saldırılar kabul edilemez. Gıda güvenliği hiçbir şekilde silah haline getirilmemeli. Ukrayna tarım ürünleri ilgili üçüncü ülkelere güvenli ve serbestçe sağlanmalı.” ifadeleri kullanıldı.
Tüm savaş esirlerinin takas yoluyla serbest bırakılması gerektiği kaydedilen bildiride, sınır dışı edilen ve hukuka aykırı olarak yerlerinden edilen tüm Ukraynalı çocuklar ve gözaltına alınan diğer tüm Ukraynalı sivillerinin Ukrayna’ya iade edilmesi gerektiği belirtildi.
Bildiride, barışa ulaşmanın tüm tarafların katılımını ve diyaloğunu gerektirdiğine işaret edilirken, “Bu nedenle, belirtilen alanlarda gelecekte tüm tarafların temsilcilerinin daha fazla katılımıyla somut adımlar atmaya karar verdik. Tüm ülkelerin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı ilkelerini içeren BM Şartı, Ukrayna’da kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasında temel oluşturabilir ve hizmet edecektir.” ifadelerine yer verildi.
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 24 Şubat 2022’de “Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon” başlattıklarını duyurmasıyla başlayan savaşta Rusya, ilk dönemde ele geçirdiği bazı bölgelerden geri çekilmesine karşın, ABD ve Batı ülkelerinin Kiev yönetimine askeri ikmalinde yaşanan gecikmeler, Ukrayna ordusunun aleyhine işledi.

Savaş, Ukrayna’nın Donbas bölgesi başta olmak üzere Harkiv, Zaporijya ve Herson yönlerinde sürüyor.
Savaşa dair analizler, tarafların yaşadığı kayıpların büyük bölümünün topçu ateşi kaynaklı olduğunu gösteriyor.

– TOPÇU ATEŞİNİN ÖNEMİ
Ateş destek vasıtalarından topçu ateşi, modern dönem de dahil olmak üzere orduların hem taarruzu hem de savunmasında kritik rol oynuyor.
Top mermileri, teknolojik gelişmelerle hedefi çok daha hassasiyetle vurabilirken kundağı motorlular sayesinde hızla mevzi değiştirebilen topların düşmanın hedefi olması da zorlaştı.
Nitekim muharebelerde taraflar, ilk etapta birbirlerinin ateş destek vasıtalarını imha etmeye öncelik vererek asker ve teçhizat kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor.
Savaşlarda top ateşini etkili kılmanın en önemli boyutu kesintisiz lojistik desteğe bağlı oluyor.
Muharebelerin gidişatında belirleyici olan ikmal kapasitesi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda da kendisini gösteriyor.

– RUSYA VE UKRAYNA MİLYONLARCA TOP MERMİSİ ATEŞLİYOR
Rus yetkililer, üstünlüğü korumak ve daha ileri noktaya taşımak için ordunun yıllık halihazırda kullandığından en az 3 milyon daha fazla top mermisi ateşlemesi gerektiğini öngörüyor.
Ukrayna ordusunun tespitlerine göre Rus ordusu, savaşın başlarında elindeki stoklardan aldığı güçle günde 60 bin top mermisi ateşlerken bu sayı 2023’te 20 bine, şimdilerde ise 10 bine kadar geriledi.
Ukraynalı yetkililer ise top mermisi kullanımlarını günlük 2 bin 500-3 bin 600 olarak bildiriyor.
Savaşın safhalarına, savunma veya taarruz durumlarına göre değişse de mevcut rakamlar, Ukrayna’nın yıllık 1,3 milyon, Rusya’nınsa 3,6 milyon top mermisini ateşlediğini gösteriyor.
Mevcut durum dikkate alındığında tarafların Şubat 2022’de başlayan savaş boyunca en az 11 milyon top mermisi ateşlediği sonucu ortaya çıkarıyor. Savaşın ilk yılında çok daha fazla cephane tüketildiği göz önüne alındığında bu sayının çok daha fazla olduğu değerlendiriliyor.
– RUSYA-BATI KAPASİTE FARKI VE YARIŞI
Rusya, büyük askeri kompleksiyle ürettiği milyonlarca top mermisini kullanırken Ukrayna ise savaşın başından bu yana yetersiz kalan kendi üretimini ABD ve Batılı ülkelerden tedarikle destekliyor.
Mart 2024’te dönemin Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, 2023’te üretim kapasitelerini 2,5 kat artırarak yaklaşık 2 milyonu 122 ve 152 milimetrelik top mermisi olmak üzere 3 milyon civarı rakama ulaştıklarını açıkladı.
ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin 2023’te bilinen yıllık toplam üretim kapasitesi ise yaklaşık 1,2 milyon top mermisi olarak kayıtlara geçti.
Böylece bloklar arasında 2,5 katlık kapasite farkının oluştuğu dikkati çekti.
AB ülkeleri hem kendi stoklarını tamamlamak hem de Ukrayna’ya yardımı artırmak için 2024 sonuna kadar 155 milimetrelik top mermisi üretimini toplamda yıllık 1 milyona çıkarmayı hedefliyor.
ABD Savunma Bakanlığı ise Dallas şehri yakınlarında açılan yeni top ve obüs mühimmat fabrikasının yanı sıra yaptığı yeni anlaşmalarla, halihazırda 30 bin olan aylık 155 milimetrelik top mermisi üretim kapasitesini 2025’te üç kattan fazla artırarak aylık 100 bin, yıllık bazda ise 1,2 milyona çıkarmayı planlıyor.
Rusya’nın hedefi ise sadece 122 ve 152 milimetrelik top mermisi üretimini 2024’te 2 milyon 700 bine çıkarmak. Diğer kalibrelerdeki üretim hedefi ise henüz bilinmiyor ancak bazı açık kaynaklarda toplam top mermisi üretim hedefinin Rusya tarafından 4 milyon 500 bin olarak belirlendiği bilgisi yer alıyor.
– RUSYA, KENDI ÜRETİMİNİ DIŞ TEDARİKLE DESTEKLİYOR
Rusya, Ukrayna’ya başlattığı saldırının ilk döneminde stoklarının önemli bir bölümünü devreye sokarken Ukrayna’nın Batı’dan aldığı destek karşısında üstünlüğünü korumak için ek top mermisi tedarikine ihtiyaç duydu.
Kuzey Kore ve İran’ın top mermisi stokları bu dönemde Rusya için önemli hale geldi.
NATO kaynakları, Mart 2024’te, Rusya’nın İran’dan 300 bin mermi temin ettiğini, Kuzey Kore’nin de 6 bin 700 konteyner dolusu, milyonlarca top mermisi gönderdiğini açıkladı.
Kuzey Kore’nin eylemlerini yakından izleyen Güney Kore’ye göre de Rusya’ya, Kim Jong-un yönetiminin gönderdiği top mermisi miktarı 5 milyona yaklaştı.
Öte yandan Kuzey Kore üretimi top mermilerinin önemli bir bölümünün arızalı çıktığı ve patlamadığı iddiaları, Ukraynalı yetkililer tarafından sıklıkla dile getiriliyor.
Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Kuzey Kore ve Vietnam’a ileriki dönemde yapacağı ziyaretlerde ilave top mermisi talep etme ihtimalinin olduğu da uzmanlarca belirtiliyor.
Rusya’nın top mermisi dahil çok boyutlu askeri destek almak istediği ülkelerin başında ise Çin geliyor.
Rusya ile Çin arasında liderler düzeyinde yapılan karşılıklı ziyaretler ve hızlı yakınlaşma, Pekin yönetiminin askeri destek başlatıp başlatmayacağını gündeme getirmesine karşın ABD güvenlik kurumları, henüz bu yönde bir tespitlerinin olmadığını bildiriyor.
Öte yandan, Rusya’nın kullandığı 122 milimetrelik “OF56IM” top mermilerinin, Çin üretimi versiyonlara çok benzediğini ortaya koyan görseller, açık kaynaklara yansıdı.
Bu durum kimi uzmanlarca, Çin’den doğrudan tedarik olmayabileceği ancak Rusya’nın İran’dan Çin yapımı top mermileri temin ediyor olabileceği şeklinde yorumlanıyor.
– TARAFLARIN KULLANDIĞI MÜHİMMAT
Top ve obüslerden atılan mühimmat, mermi, itici barut ve fünyeden oluşuyor.
Kullanıldığı topun özelliklerine göre itici barut veya barut hakkı, keselerde veya plastik kovanlarda bulunabileceği gibi pirinçten yapılmış kovanlarda da olabiliyor. Mermiler, çelikten üretiliyor ve içinde kullanılacağı hedefe uygun tahrip (yüksek infilaklı-HE), parça tesirli, zırh delici, sığınak delici gibi değişik patlayıcı ve malzemeler taşıyabiliyor.
Merminin ucuna takılan fünyeyle merminin hedefte patlayacağı zaman belirlenebiliyor. Zırhlı veya beton mevzilerde mermi temas ettikten sonra patlayacak şekilde ayarlanırken piyadelere karşı kullanıldığında toprağa temas etmeden önce belirli yükseklikte patlatılarak etkisi artırılabiliyor.
Ukrayna tarafı, Sovyet döneminden kalma Rus menşeli silahların yanında, savaşın başlamasından sonra Batı ülkelerinin sağladığı silah ve mühimmatı da kullanıyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda taraflar, 105 milimetre ile 203 milimetre arasında çeşitli top mermileri kullanıyor.
Rus tarafı muharebelerde, Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore gibi Doğu Bloku ülkelerinde yaygın olarak üretilen 122, 130 ve 152 milimetrelik top mermileri atarken Ukrayna tarafı bu mermilerin yanı sıra Batı standartlarındaki 105, 155 ve 203 milimetrelik top mermilerini de kullanıyor.

– BATI MENŞELİ MÜHİMMATTAN SIKLIKLA KULLANILANLAR
M101 gibi obüslerden atılabilen 105 milimetrelik mermilerin ağırlığı, içeriğine göre 16 ile 20 kilogram arasında değişiyor. Tahrip (HE), anti-tank (AT), sis, aydınlatma ve kimyasal içerik taşıyabiliyor. Örnek olarak AT versiyonu “HEAT M67”, beton delici özelliğinde olanı “HE M1” adını alıyor. Neredeyse bütün Batılı ülkelerde üretiliyor. Kullanıldığı topa göre değişse de yaklaşık 11 kilometre menzilli.
155 milimetrelik top mermileri ise savaşta Ukrayna’ya sağlanan ABD menşeli M114, Slovakya üretimi Zuzana, Fransa üretimi kamyona monteli Caesar gibi top ve obüslerden atılabiliyor. HE, AT, sis, aydınlatma, kimyasal ve nükleer içerik taşıyan türleri var. Her bir merminin ağırlığı 43 ile 46 kilogram arasında değişiyor. Bu mermileri üreten ülkeler kendilerine özgü adlar veriyor. Örneğin, beton delici 155 milimetrelik mermi HE M107, taktik nükleer 54 kilogramlık mermi M48 adını taşıyor. Atıldığı topa göre değişmekle birlikte 14-18 kilometre menzili bulunuyor.
Ukrayna ordusu savaşın ilk dönemlerinde ABD üretimi 155 milimetrelik M982 Excalibur güdümlü top mermisi kullandı ancak zamanla Rus ordusunun elektronik harp sistemlerini devreye almasıyla bu mermilerin hedefi vurma oranının yüzde 50’den yüzde 10’un altına düştüğü, bunun üzerine ordunun kullanmayı bıraktığı biliniyor. ABD, 2023 sonlarında bu mühimmatı göndermeyi durdurdu.
Excalibur, 1 metre boyunda, 48 kilogram ağırlığında ve içeriğinde plastik bağlı patlayıcı taşıyor. Ukrayna’ya verilen ABD menşeli M109 obüsler, Almanya üretimi Panzerhaubitze 2000 (PzH 2000) ve Polonya üretimi AHS Krab gibi obüslerden atılabiliyor.
Dünya ordularında artık kullanımı yavaş yavaş terk edilen 203 milimetrelik top mermileri ise tahrip, anti-tank, sis, aydınlatma, kimyasal ve nükleer içerikte olabiliyor. Yüksek infilaklı içerikteki versiyonu M106 HE, taktik nükleer modeli ise W79 veya XM753 adını taşıyor. Ukrayna, Rusya’nın İran’dan temin ettiğini değerlendirdiği ABD menşeli M106 HE mühimmatını kullandığını açıkladı.

– DOĞU BLOKU ÜRETİMİ MÜHİMMATLAR
122 milimetrelik mermi, D-30 obüs veya 2S1 Gvozdika kundağı motorlu topçu sistemi gibi silahlardan atılabiliyor. İçeriğine ve atılacağı topa göre değişik modelleri mevcut. D-30 obüs için kullanılan merminin ağırlığı HE, AT gibi özelliklerine göre 21,8 kilogramdan başlıyor. Mermilerin menzili roket benzeri sistemle 21 kilometreye kadar çıkarılabiliyor. Ayrıca, Rus tarafına ait mermi görsellerinde yüksek tüketim hızı nedeniyle artık depolarda tutulduklarında koruma maksatlı uygulanan boya ve kaplamalar ile taşıma sandıklarının kullanılmadığı görülüyor.
D-20 çekili top ve 2S3 Akatsia kundağı motorlu top gibi sistemlerden atılabilen 152 milimetrelik standart merminin ağırlığı ise 44 kilogram olup içeriğine göre değişebiliyor. Tahrip, parça tesirli, sis, aydınlatıcı, kimyasal ve yangın çıkarıcı içerik taşıyan türleri bulunuyor. Daha gelişmiş modelleri, bombacık, anti-personel kara mayını, misket bombası ve elektronik karıştırıcılar taşıyabiliyor. Ayrıca mermiler, “Krasnopol-M2 Lazer Güdüm Sistemi’yle (PGM)” kullanılabilir hale getirildi. Zırh delici modelleri de bulunan mermilerin menzili 18,5 ile 24 kilometre arasında değişiyor.
Rusya’nın savaşta 1951’de hizmete giren ve üretimi 1971’de sona erdirilen M-46 toplarından, yerini 152 milimetreliklere bırakmış olan 130 milimetrelik mermiler de ateşlediği belirlendi. 130 milimetrelik mermilerin 27 kilometrelik oldukça uzun menzili var. Standart mermi 33 kilogram ağırlığında ve bu ağırlık içeriğine göre değişiyor. Tahrip, parça tesirli, zırh delici, sis ve aydınlatma gibi türleri bulunuyor.
Gazze’den çıkamayan Filistinliler, Kabe’yi tavaf eden hacıları televizyondan seyrederek duydukları özlemi gidermeye çalıştı.
Bunlardan biri de bu sene hacca gitme hakkı kazandığı halde Refah Sınır Kapısı’nın kapalı olması nedeniyle hac farizasını ede etme hakkından mahrum edilen el-Mısri ailesi.
– “HACILARI GÖRÜNCE AĞLIYORUM”
Televizyonda kutsal topraklara giden hacıları seyreden ve içi hasretle yanıp tutuşan Merve Subhi Hasan el-Mısri, 2012’de hacca yazıldıklarını ve geçen sene isimleri çıkmayınca çok ağladığını söyledi.
“Bu sene gidebileceğimizi söylediklerinde çok sevindim. Kabeyi nasıl ziyaret edeceğimizi düşünmeye, gün saymaya ve hazırlık yapmaya başladım. Savaş başladı ve hayallerimiz suya düştü. Sınır kapısının açılmasını ve hac ibadetini eda etmeyi bekliyordum ama açılmadı.” dedi.
Bu sene de hac ibadetini yapamadıklarını kaydeden Mısri, “Vallahi hacıları görünce ağlıyorum, ben de onların yanında olmak ve hac ibadetini yerine getirmek istiyorum.” diyerek duyduğu özlemi dile getirdi.

– TEK DİLEKLERI HACCA GİDEBİLMEK
Eşiyle birlikte sabırsızlıkla isimlerinin çıkacağı günü beklediklerini anlatan Fehmi Fayiz Raid el-Mısri (70) ise “Bu sene ismimiz çıktı ve gideceğimizi sandık ama nasibimiz yokmuş, savaş çıktı. Savaş devam ederken bile sınır kapısı açık olsa çıkmayı düşünüyorduk. Zilhicce’nin ilk on günü bile olsa kafi gelir diye düşünüyorduk.” diye konuştu.
“Televizyonda hacıları görüyoruz, Kabe’yi tavaf ediyorlar, dua ediyorlar, kalbimiz onlarla atıyor, ben de eşimle birlikte orada olmak istiyorum. Ama elden ne gelir, durumumuz bu.” diyen Mısri, Arap ülkeleri liderlerinden onlara yardım etmelerini ve her ne şekilde olursa olsun hac ibadetini eda etmeyi istediklerini dile getirdi.
Mısri, “Bu sene olmasa bile seneye bunu telafi edebilmeyi istiyoruz. Biz çok çektik, evimizi, paramızı her şeyimizi kaybettik. Şehitlerimiz var, kalbimiz artık dayanmıyor. Başka bir şey istemiyoruz sadece bize bu konuda yardım edin.” diyerek çağrıda bulundu.
– KUTSAL TOPRAKLARIN ÖZLEMIYLE YANIYORLAR
İsmail Hamdan el-Mısri de hacca yazılan ve bu sene gitmeye hazırlanırken bu haktan mahrum kalan Filistinlilerden oldu.
Eşi Meryem Hamdan el-Mısri ile son ana kadar beklediklerini ve umutlarını kaybetmediklerini söyleyen Mısri, “Hac başladı ve Zilhicce’nin 10 günü de bitmek üzere ama biz Gazze’den çıkamadık. Gidip kutsal toprakları göreceğimiz günün hasretiyle yanıyoruz. Daha önce umreye gitmiştik ama hacca da gitmek istiyorduk, nasip olmadı. İnşallah savaş biter de gelecek sene gitme şansımız olur.” dedi.
Gazze’de yaşanan acılara da dikkat çeken Mısri, “Gazze’deki 2 milyon kişinin, çocukların bile anlatacak bir hikayesi var. Dinleseniz ağlarsınız. Biz böyle bir şeyi ne tarihte gördük ne de yaşadık.” ifadesini kullandı.
BIÇAKLI SALDIRI ANI KAMERADA
E.Ö. ve saklanmasına yardımcı olduğu ileri sürülen babası Orhan Ö. (39) gözaltına alındı. ‘Kasten yaralama’ ve ‘Tehdit’ nedeniyle 6 ayrı suç kaydı bulunan E.Ö. ile babası, polisteki işlemlerinin ardından aynı gün adliyeye sevk edildi. E.Ö. çıkarıldığı mahkemede tutuklanırken, serbest bırakılan babası tekrar gözaltına alındı ve tutuklandı. Bıçaklı saldırı anı ise yakındaki bir okulun güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, Akman’ın vücuduna aldığı çok sayıda bıçak darbesiyle motosikletinin üzerine düştüğü yer aldı. Ayrıca olaydan bir hafta önce Akman’ın ailesiyle gittiği tatilde ve kız arkadaşıyla olan görüntüleri de ortaya çıktı. Akman’ın, görüntülerde kameraya el sallaması, kız arkadaşıyla gitar çalıp, birlikte şarkı söylediği anlar yer aldı.
BABA İÇİN MÜEBBET HAPİS İSTENİYOR
Soruşturmanın ardından E.Ö. ve babası Orhan Ö. için ayrı ayrı iddianame hazırlandı. E.Ö. hakkındaki iddianamede ‘Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 14 yıldan 20 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 9 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur’ maddesi de yer aldı. E.Ö. hakkında ‘Canavarca hisle veya eziyet çektirerek adam öldürme’ suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Babası Orhan Ö. için de ‘Tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye azmettirme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi talep edildi. Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iki dosyanın birleştirilmesine karar verildi.
‘HANGİ GÜNDEYİZ, BİLMİYORUZ’
Kurban Bayramı’na hüzünlü giren anne Zuhal Akman, “Bayramı düşünmüyoruz. Gün kavramını yitirdik. Hangi gündeyiz, bilmiyoruz. Her gün oğlumun öldüğünü haber aldığımız sabahı yaşıyoruz. Her sabah uyanınca, biri bizi Balıkesir Şehir Hastanesi’nden arayacakmış gibi geliyor. Her gün aynı günü yaşıyoruz. Bayramların artık bizim için bir anlamı yok. Bayram sabahları ağırdır. Artık bayramları kutlamayacağız” diye konuştu.
HOLLANDALI VERA’YA ANLATMAK ZOR OLDU
Oğlunun çevresinde sevilen ve mütevazı bir çocuk olduğunu söyleyen Zuhal Akman, “Oğlumun birçok hobisi vardı. Müzisyendi, satranç oynardı. Arkadaşları ne kadar iyi olduğunu söylese de o arkadaşlarını ön plana çıkartır, destek olurdu. Geçmişten tanıdığım, Ata’yı torunu gibi gören 74 yaşında Hollandalı Vera vardı. Oğlum, Hollanda’ya gider onunla bisiklete binip, gezerdi. Vera ve arkadaşları, Ata’yı çok severdi. Bu yaz da Hollanda’ya tekrar gidecekti ama nasip olmadı. En zor olanı ise Vera’ya oğlumun ölüm nedenini açıklamak oldu. Anlam veremedi, inanamadı” dedi. Sanıklarla ilgili de konuşan Zuhal Akman, 1’i 18 yaşından küçük 2 sanığın ömür boyu hapis cezası almasını istediklerini belirterek, “Yaş fark etmeksizin ömür boyu cezanın verilmesini istiyoruz. Eğitimciyim. 11 yaşından itibaren bir çocuk ‘adam öldürme’ yahut ‘hırsızlığın’ suç olup olmadığını bilir. Bu olayı bizi tanıyan, tanımayan tüm ülkeden tepki var. Sanıklara en ağır ceza verilmeli” diye konuştu.
İSTİFA SLOGANLARI
On binlerce İsrailli, ülke genelinde düzenledikleri gösterilerde bir kez daha esir takası anlaşmasının yapılması, Netanyahu başbakanlığındaki hükümetin istifa etmesi ve erken seçimlere gidilmesi yönündeki taleplerini yineledi.
Gösteriler, başkent Tel Aviv başta olmak üzere, Batı Kudüs, Hayfa ve Natanya kentleri gibi ülkenin pek çok farklı noktasında düzenlendi.
Tel Aviv’deki protestoların adresi, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.

Her hafta düzenlenen merkezi gösteriye katılan on binlerce İsrailli, burada Gazze’deki esirlerin serbest bırakılması için takas anlaşmasının derhal yapılması talebinde bulundu.
İsrail bayrakları taşıyan binlerce protestocu, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde pankart, afiş ve dövizler taşıdı, caddede kurulan platformda hükümeti eleştiren konuşmalar yapıldı.
DÜZENLENEN EN BÜYÜK GÖSTERİ
İsrail basınında yer alan haberlerde, Tel Aviv’de bu hafta düzenlenen gösteri, 7 Ekim’den bu yana düzenlenen gösterilerin en büyüğü olduğu belirtildi.

Öte yandan gösteride bir konuşma yapan İsrail ana muhalefet lideri Yair Lapid de hükümete bir an önce istifa etmesi ve erken seçimlere gidilmesi çağrısı yaptı.
Lapid, Netanyahu ve hükümetinin İsrail toplumunu oyaladığına dikkati çekerek, Netanyahu’nun İsrail halkı arasında ayrımcılık yapan yasalar çıkarmakla meşgul olduğunu vurguladı.
Netanyahu’nun suçlu ve yaşananların sorumlusu olduğunu söyleyen Lapid, İsrail başbakanının tek amacının biraz daha zaman kazanmak olduğunu kaydetti.
İsrail ordusu tarafından 8 Haziran’da Gazze Şeridi’ndeki Nusayrat Filistinli Mülteci Kampı’nda büyük bir katliama imza atarak kurtardığı 4 İsrailli esirden Andrey Kozlov da gösteriye gönderdiği görüntülü bir mesajla katıldı.
Kozlov, esir tutulduğu süre boyunca İsrail halkının desteğini hissettiğine dikkati çekerek, İsrail hükümetinin esirlerin serbest bırakılması için koşulsuz bir anlaşmaya imza atması gerektiğini söyledi.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 296 Filistinli öldürüldü, 85 bin 197 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 298’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 650 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 547 Filistinli hayatını kaybetti.
]]>
BAKAN FİDAN: KİTLE İMHA SİLAH RİSKİ KARŞIMIZDA!
Konuşmasında 2 yılı aşkın bir süredir Avrupa’nın ortasında Ukrayna’nın işgali ile yıkıcı bir savaş yaşandığını aktaran Fidan, “Tahminlere baktığımız zaman kayıpların sayısının 500 binden fazla olduğu görülüyor. Bu artık bir yıpratma savaşına dönmüş durumda. Baktığımız zaman 21. yüzyılda bu trajedinin her gün daha da kötüleşebildiğini görüyoruz” dedi.
Savaşın devam etmesiyle 2 önemli riskin ortaya çıktığını belirten Fidan, “Coğrafi olarak bu savaş Ukrayna’nın da ötesine geçebilir. Hali hazırda zaten bu çatışmada şimdiden hatların derinleştiğini görüyoruz ve küresel düzeyde kutuplaşmanın daha da körüklendiğine şahit oluyoruz. Ukrayna ve Rusya arasındaki bu çatışma yakında bir savaştan daha fazlasına dönüşebilir” şeklinde konuştu.
Bu savaşın kitle imha silahlarını içermesi gibi bir riskin de karşı karşıya olduğunu vurgulayan Fidan, “Bugün bu 2 riski önlemek ve savaşa bir son vermek için toplanmış bulunuyoruz. Önümüzde Ukrayna Barış Planı var. Rusya da kısa süre önce kendi şartlarını, kendi koşullarını paylaştı. İçeriği ve öne sürülen koşullardan bağımsız bir şekilde bunların önemli adımlar olduğunu ve umut ışığı olduğunu düşünüyoruz. Ancak her iki taraf da diğer tarafın attığı adımların daha geniş kapsamlı savaş çabalarının bir uzantısı olduğunu düşünüyor. Bu konferans köprüden önceki son çıkış olabilir” ifadelerini kullandı.
FİDAN: RUSYA DA BU SALONDA OLSAYDI…
Çatışmanın diğer tarafı olan Rusya’nın da salonda bulunması gerektiğini kaydeden Fidan, “Rusya da salonda bulunsaydı bu zirve daha sonuç odaklı olabilirdi. Halihazırda uygulanmakta olan tedbirleri güçlendirmek için diplomasi ve müzakereleri kullanan kapsamlı ve kapsayıcı bir stratejiye giderek daha fazla ihtiyaç duyulduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin en başından beri diplomatik çabalara aktif olarak katılım gösterdiğini ifade eden Fidan, “Mart 2022’deki İstanbul görüşmeleri ve Karadeniz Tahıl Girişimi, diplomasi ve müzakerelerin ilerleme sağlayabileceğinin çok önemli işaretleridir. Türkiye her zaman olduğu gibi süreci kolaylaştırmaya hazırdır. Burada bir hususun altını çizmek isterim. Kapsayıcı niteliği, tahıl girişimini başarılı ve benzersiz kılmıştır. Her iki taraf için de öngörülebilirlik sağlamış ve deniz ihracatı için seyir güvenliğini temin etmiştir. Buradan öğreneceğimiz çok şey var. Benzer bir mekanizmayı hayata geçirmeye yönelik son girişimimiz de neredeyse olumlu bir sonuç vermiştir” dedi.
FİDAN, BAŞKAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI
Türkiye’nin daha fazla çaba sarf etmekten kesinlikle kaçınmayacağını vurgulayan Fidan, “Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan desteğini kararlılıkla sürdürmektedir. Barış vizyonumuz gerçekçi, kapsayıcı, pratik ve uygulamaya yöneliktir. Bu amaçla ileriye dönük bir yol oluşturmaya kararlıyız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da belirttiği gibi adil bir barışın kaybedeni olmayacaktır” şeklinde konuştu.
]]>
İSPANYA’NIN FİLİSTİN’İ DEVLET OLARAK TANIMASI
SORU: Türkiye ile İspanya arasındaki ticari ve kültürel bağlantılar iki ülke için, özellikle de Filistin hususunda ortaklaşa takındıkları tavırlar, bütün dünya ve insanlık için ne vadediyor, ne beklemeliyiz?
CEVAP: İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan katliamları karşısında İspanya ile duygularımızın çekincelerimizin ve itirazlarımızın ortak olduğunu görmek sevindirici. Özelikle Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda İspanya, zifiri karanlıkta insanlık gemisine yol gösteren bir deniz feneri olduğunu kanıtladı. Gerek insanlığın vicdanını harekete geçirici çağrıları gerekse cesur ve kararlı uygulamaları bunu perçinledi. Ancak insanlık gemisinin yoluna kazasız belasız devam edebilmesi için yeni deniz fenerlerine ihtiyaç var. Filistin meselesinde İspanya’yla aynı istikamete bakışımız şu bakımdan önem arz ediyor. İspanya malum bir Avrupa Birliği üyesi, Avrupa Birliği üyesi olmanın yanında aynı zamanda da NATO’da beraber olduğumuz bir ülke. İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan tavrı karşısında Filistin’in haklı direnişine yüreğini koyması ve hemen ardından da Avrupa ülkelerinden bazı çözülmelerin başlaması açısından da çok büyük önem arz ediyor. Özellikle Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda İspanya’nın tavrının İsrail’e öyle ya da böyle destek olan devletler arasından çözülmeleri beraberinde getireceği inancındayım. Nitekim Sanchez’le yaptığımız ayaküstü görüşmelerde de “bunun devamı gelecek” yaklaşımları oldu. İnsanlığın karşı karşıya olduğu Filistin sınavından geçmek için daha çok ülkenin bence İsrail’e cesurca “dur” demesi ve barışın yanında yer alması gerekir. Ama İspanya gibi ülkeler bu adımı atınca, inşallah barışın yanında yer alacak ülkelerin sayısı da artacaktır. Biz de İspanya da diğer dostlarımız da insanlığa barışı vadetmeye ve bunun için çabalarımızı artırmaya devam etmeliyiz.
GAZZE İÇİN ALINAN ATEŞKES KARARI
SORU: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze ile ilgili aldığı ateşkes kararının hayata geçirilebilmesi, uygulanabilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Kısa zaman içerisinde bir ateşkes sağlanabilecek mi? Bir de Filistin devletinin tanıması konusunda yeni bir ivme başladı mı? Bu ivme bir sonuç verir mi sizce? İhtimali nasıl görüyorsunuz?
CEVAP: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar attığı adımlara dikkat ederseniz Amerika Birleşik Devletleri her zaman kesişim noktası olmuştur. Burada da büyük ihtimalle yine öyle olacak. Aslında bizim “dünya beşten büyüktür” tezimizin işaret ettiği nokta da burası. Çünkü İsrail aleyhinde alınması gereken kararlar söz konusu olduğunda Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bloke ediyor. Şu anda alınan ateşkes kararında da benim endişem yine bir şekilde Konsey’i bloke edeceği şeklinde. Fakat öyle de olsa, böyle de olsa, bizim için en önemli adım Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden öte, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan kararlardır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan olumlu kararlarda 150’ye yakın ülke ne yaptı? Bizim düşündüğümüz gibi düşündüler ve Filistin’in yanında yer aldılar. Bunları daha ileri taşımamız lazım. Bunu başardığımız takdirde bu yaklaşım zaman içerisinde inşallah Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de belli bir noktaya çekecektir. Aslında mevcut durum Birleşmiş Milletler için de bir fırsattır. BM yapılanması başta İsrail olmak üzere bazı hukuk tanımaz ülkelerin yerle yeksan ettiği itibarını yeniden kazanmak istiyorsa, bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekir. İsrail’in durdurulması sadece Gazze’de huzuru sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda BM sistemine, uluslararası hukuka, insan haklarına karşı gerçekleştirilen İsrail saldırılarını da bastıracak. Bu sorumluluk öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin omuzlarındadır. Birleşmiş Milletler’in sonunun Milletler Cemiyeti gibi olmasını istemiyorsak, bunu sağlamak mecburiyetindeyiz. Her zaman söylediğimiz gibi, bölgede nihai barışın yolu iki devletli çözümden geçer. Bu formül beraberinde kalıcı çözümü getirir. Güvenlik Konseyi üyelerinin Filistin’i devlet olarak tanıması bölgede iklimi değiştirebilir.
BIDEN’IN SUNDUĞU ATEŞKES PLANI
SORU: ABD Başkanı Joe Biden’in bizzat açıkladığı üç aşamalı bir ateşkes planı var. Fakat daha öncesinde de İsrail’in bu ateşkes çabalarını defalarca sabote ettiğini biliyoruz. Mesela Joe Biden yine Ramazan ayı öncesi bir ateşkes olacağını açıklamıştı ama olmamıştı. İsrail buna uymamıştı. Bu defa ümit var olmak için bu zemini müsait görüyor musunuz? Yani bu defa Joe Biden’in bizzat açıkladığı bu üç aşamalı ateşkes planına İsrail uyar mı sizce? Ümitli misiniz?
CEVAP: Kabataslak baktığımız zaman bu açıklamadan memnuniyet duyuyoruz. Ama bu BMGK’nın beş daimi üyesini Filistin’in yanına çekmeye yetmiyor. Buraya özellikle bakmamız lazım. Ben, inanıyorum ki, Amerika Birleşik Devletleri de İsrail’in artan şımarıklığından rahatsız. Bu rahatsızlığı Amerikan yönetimi açık açık dile getirmese de Amerikan üniversitelerinden, sokaklarından, öğrencilerinden, rektörlerden yükselen sesler, burada artık belli bir dönüşümün başladığını gösteriyor. Bu da İsrail’i ciddi manada rahatsız ediyor. Artık şundan herkes emin ki bu kervan böyle yürümez. İnşallah Amerika’da yaklaşan son seçimlerle birlikte hava çok daha farklı gelişebilir. Biden’in bu açıklamasından sonra bizim yaptığımız açıklamalar var. Dünyada birçok ülkenin bu konuda yaptığı açıklamalar var. İnşallah isabetli adımları hep beraber atarız ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bu konuyla ilgili çıkacak kararlar bundan böyle çok daha farklı istikamette gelişir. Sayın Biden’dan bu planın bir seçim yatırımı değil, gerçekten ve samimi olarak Filistin’deki katliamları sonlandırmak için atılmış bir adım olduğunu ispat etmesi doğal olarak beklenir. Güvenlik Konseyi kararı bir adımdır, ancak yeterli değildir. Kağıt üstündeki bir çok kararın İsrail tarafından nasıl yok sayıldığını hepimiz biliyoruz. Sayın Biden da artık bir samimiyet testinden geçmektedir.
EUROFIGHTER NE ZAMAN ALINACAK?
SORU: Bu ziyaretinizde Eurofighter meselesi gündeme geldi mi? Almanya’nın bir blokajı var bunu aşmak mümkün olacak mı?
CEVAP: Bu konuyu Sayın Sanchez’le görüştük. İspanya’nın biliyorsunuz eğitim uçakları önemli. Bu eğitim uçaklarından bize verebilme şansları veya kabiliyetleri var. Ama Almanya’yla temas noktasında bu konuda bize yardımcı olma durumunu kendilerine söyledim. Eurofighter’la ilgili böyle bir görüşme yapabileceğini ifade etti. Ama hepsinden öte bizim için şu anda Eurofighter önemli. Bu konuda Almanya’da artık yumuşadı. İlgili bakanlarımız muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar, yapacaklar. Bizim temel yaklaşımımız bellidir: ihtiyaçlarımızı öncelikle NATO müttefiklerimizden karşılamak isteriz. Fakat sürecin sonunda olumsuz bir sonuç elde edilirse alternatifsiz de değiliz. KAAN’ımız artık kanatlandı. İlerleyen dönemlerde seri üretimin başlaması ve envantere giriş sürecinin tamamlanması sonrası bu konuda sıkıntımız da kalmayacak. Bir dönem benzer süreci insansız hava araçlarında da yaşamıştık. O zaman da müttefiklerimizden bunları alamamıştık. Sonra ne oldu, insansız hava araçlarımızı en yüksek kalitede ürettik. Şimdi birçok ülke bunları alabilmek için Türkiye’nin kapısını çalar hale geldi.
AP SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ
SORU: Avrupa’da aşırı sağ ve ırkçı partilerin yükselişini birkaç yıldır gözlemliyoruz. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birçok ülkede sandıkta ciddi bir güç elde ettiler. Bu durum Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkileyecek, Türkiye oluşan bu yeni durumla ilgili yeni bir strateji belirleyecek mi?
CEVAP: Şu anda özellikle bizim Avrupa Birliği üyesi ülkelerle atacağımız adımlarda ibre bizden yana dersem abartmış olmam. Bu konuyla ilgili olarak da şu anda Avrupa Birliği’nden Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılan partilerin çoğu Türkiye’nin ne denli haklı olduğunu kabul ediyor. Mesela onlardan biri İspanya Başbakanı Sanchez. Türkiye’nin duruşunu takdirle karşıladığını bizlere ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da bu noktada olumlu duruş sergiliyor. O da Türkiye’ye bakışı lehte olanlardan. Biz işimize bakacağız. Bu süreçte Türkiye’nin gerek Almanya’da gerek İngiltere’de gerek Fransa’da yakaladığı şanslar var. Biz bu şanslarımızı da güçlü durarak denemeye devam edeceğiz. Bizler uzun zamandan beri, yaklaşan tehlikeyi işaret ediyorduk. Özellikle Avrupa’da yükselen ırkçılığın bir tehlike olduğunu, buna imkan verilmemesi gerektiğini muhataplarımıza anlattık.
Sokaklarını, meydanlarını insanların kutsallarına hakarete, yabancı karşıtlığına açan, onların sırtlarını işlerine geldiği için sıvazlayan ülkeler, şimdi görmezden geldikleri gerçekle yüzleşti. Sık sık söylediğimiz bumerang etkisi işte tam olarak budur. Avrupa’nın “zararın neresinden dönersek kardır” anlayışıyla hareket etmesi ve gerçekçi tedbirleri hayata geçirmesi elzemdir. Yoksa bu ateş herkesi yakacak boyuta ulaşır. Terör konusunda da benzer bir tehlike söz konusudur. Testi kırılmadan Avrupa’ya çağrımızı tekrarlıyorum. Gelin terörün her türlüsü ile ayrım gözetmeksizin mücadele edelim. Gelin terör belasını birlikte gündemimizden nihai biçimde çıkartalım.
Takımdaki havadan bahseden Hamit Altıntop, “Ortam nazar değmesin çok iyi diyebiliriz. Evet bazı küçük sakatlıklarımız olsa da bu futbolun maalesef bir parçası. Kenetlenmiş bir ortam var. Kendimize güveniyoruz. En iyi şekilde hazırlandığıma inanıyoruz. Futbol biliyorsunuz sonuç olarak her şey olabilir ama gayretimizden, çabamızdan ve konsantrasyonumuzdan hiç şüphe etmeyeceğimiz bir ortam var. Bu zaten başarının yarısıdır diye inanıyorum. Arkadaşlarımız performanslarını sahaya yansıtırsa istediğimiz sonuçları ve başlangıcı salı günü yapabileceğiz diye inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“AVRUPA TAKIMLARI HER ZAMAN BİZDEN ÇEKİNMİŞTİR”
Ciddiye alınacak bir takım olduklarını ifade eden Altıntop, “Şimdi burada önemli olan ilk maçın sonucundan ziyade elbet Türkiye futbolundan, Türkiye Milli Takımı’ndan bir saygı veya bir çekinme Avrupa takımlarında her zaman olmuştur. Ama bizim için de önemli olan bunun altını doldurabilmek. Biz ciddiye alınabilecek bir takımız. O oyuncu grubunun olduğunu biliyoruz. Ama takım olarak da bunu artık istikrarlı bir şekilde oyunumuzda ve duruşumuzda yansıtmamız çok önemli. Siz şimdi güzel bir kamp ortamından bahsediyorsunuz. Bunun ana sebebi, yönetim, hocamız, oyuncular, medya, pazarlama ve sizlerle beraber iç içe olduğumuza inanıyoruz. Evet sürtüşmeler ve zorluklar her zaman oluyor. İşte talepleriniz var, her zaman tatmin edemiyoruz belki sizi ama iç içe olduğumuzda, birbirimize saygı gösterdiğimizde ve en önemlisi hedefe hepimizin odaklandığını görmek beni inanılmaz mutlu ediyor” diye konuştu.
“HOCAMIZIN TALEP ETTİĞİ GELEN OYUNCU YÜZDE 100 HAZIR OLMALI”
A Milli Futbol Takımı’ndaki oyuncuların sakatlık durumları ile alakalı açıklamalarda bulunan Altıntop, sözlerine şöyle devam etti:
“Sakatlıklar şöyle bizi düşündürüyor. Dediğiniz gibi her zaman 2-3 oyuncu tolere edilebilir. Maalesef ağır bir travma yaşayan Enes, ya da Çağlar Söyüncü’nün son lig maçında sakatlanması, ondan sonra maalesef ayrı büyük bir travma yaşayan Ozan Kabak… Bunlar baktığınızda çok hafife alınacak kariyerli oyuncularımız değil, tecrübeli oyuncularımız. Onun için burada küçük sakatlıklardan bahsederken işte Ferdi’nin küçük bir sakatlığı vardı, İrfan Can, Zeki’nin küçük sakatlıkları… Bunlar biriktikçe biliyorsunuz biraz daha problem haline gelebiliyor. Ama bunlar yönetilebilecek şeyler. Özellikle hocamızın talep ettiği gelen oyuncu yüzde 100 hazır olmalı. Yüzde 100’nü vermesi lazım ki bizim ülkemize ve vatandaşlarımıza büyük bir sorumluluğumuz var. Onun için gelen oyuncu bunu sahaya yansıtması lazım. Hiçbir şekilde bahane istemiyoruz. Hiçbir şekilde tırnak içinde söylüyorum ağlama, sızlanma veya kıvranma öyle şeyler istemiyoruz. Aslanlar gibi sahaya çıkacağız ve yüzde 100’müzü vereceğiz. Sonunda Allah ne takdir eden bunun hepsini göreceğiz.”

“BİR GÜN ÖNCE OYUNCU ÇIKARABİLİRİZ”
Sakatlık yaşayan oyuncuları ilk maçtan bir gün önce kadrodan çıkarabileceklerini hatırlatan Altıntop, “Bunu İrfan üzerinden söylemiyorum. Genel anlamda kaleci değişikliği turnuva esnasında veya sürecinde yapabiliyorsunuz. Ama oyuncu için ilk maçtan bir gün önce kadro değişikliği sakatlık dolayısıyla yapabiliyorsunuz. Onu da raporlar doğrultusunda yapıyorsunuz. Prosedür öyle gerektiriyor. Orada değişiklik yapabiliyorsunuz. Türkiye’miz için öyle bir şeye ihtiyacımız olursa ki inşallah olmaz, olursa da 17 Haziran” dedi.
FERDİ KADIOĞLU SAKATLIK
Ferdi Kadıoğlu’nun sakatlık durumu ile ilgili yorumlarda da bulunan Türkiye Futbol Federasyonu Milli Takımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Altıntop, “Bugün bölüm bölüm takımla da idmana başladı, olumlu. Dediğim gibi burada 3 maçlık periyodu dikkate almak lazım. Orada da hocanın iletişimi muhteşem. İlk maç olmasa da ikinci veya üçüncü maç var. Oraya da arkadaşlarımızı hazırlıyoruz. Çünkü hepsi teker teker çok büyük bir görevi üstleneceklerine inanıyorum. Hepsinin hazır olması lazım. Her oyuncuyu kullanacağımıza inanıyorum” ifadelerinde bulundu.

Bildiride, G7 liderlerinin, tarihin kritik bir döneminde uluslararası toplumun birbirleriyle bağlantılı birden fazla krizle karşı karşıya olduğu bir dönemde küresel güçlüklerle başa çıkmak için kararlılıklarını İtalya’daki bu zirvede teyit ettikleri belirtildi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Ukrayna’ya verilen kesin desteğin teyit edildiği belirtilen bildiride, “Ukrayna’ya askeri, bütçe, insani ve yeniden yapılanma desteği sağlamaya devam etmekte kararlıyız. Ukrayna’nın acil kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olmaya ve uzun vadeli toparlanma ve yeniden yapılanma önceliklerini desteklemeye güçlü bir şekilde bağlıyız.” ifadesi kullanıldı.
“Rusya, yasa dışı saldırganlık savaşını sona erdirmeli ve Ukrayna’ya verdiği zararı ödemelidir.” denilen bildiride, Dünya Bankası’na göre Ukrayna’nın zararının 486 milyar doları aştığı bilgisi verildi.
Bildiride, şunlar ifade edildi:
“Dondurulmuş Rus varlıklarının olağanüstü gelirlerinden yararlanarak yaklaşık 50 milyar dolar tutarında bir kaynak ayırmaya karar verdik. Bu, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’e açık bir mesajdır. Rusya’ya karşı Ukrayna’nın mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla G7, Ukrayna’ya yıl sonuna kadar 50 milyar dolar ek mali finansman sağlamak amacıyla Ukrayna için Olağanüstü Gelir Hızlandırma Kredileri başlatacaktır.”
Rusya’nın Ukrayna savaşı bağlamında nükleer silah kullanmasının da kabul edilemez olduğu belirtilen bildiride, “Rusya’nın sorumsuz ve tehdit edici nükleer söylemini ve Belarus’ta nükleer silah konuşlandırma duyurusu da dahil olmak üzere stratejik gözdağı verme tavrını en güçlü şekilde kınıyoruz. Ukrayna halkına karşı işledikleri vahşetten sorumlu olanları uluslararası hukuka uygun şekilde sorumlu tutmaya kararlıyız.” ifadesine yer verildi.
G7 liderleri, Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden tahıl, gıda maddeleri, gübre gibi malzemelerinin engelsiz taşınmasını talep etti.
BİDEN’İN AÇIKLADIĞI GAZZE’DE ATEŞKES ÖNERİSİNE DESTEK
Bildiride, İsrail’e verilen destek de yinelenerek, “İsrail, meşru müdafaa hakkını kullanırken her durumda uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuka uygun davranmalı.” değerlendirmesinde bulunuldu.
“Tüm sivil can kayıplarını eşit şekilde kınıyoruz ve özellikle kadın ve çocuklar olmak üzere kabul edilemez sayıdaki sivil can kaybını büyük bir endişeyle karşılıyoruz.” ifadesinin kullanıldığı bildiride, tüm taraflara sivillerin korunması için somut adımlar atma çağrısı yapıldı.
Bildiride, ilk olarak ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı Gazze’de ateşkes önerisine destek verildiği vurgulandı.
Hamas’a, bu teklifi kabul etme, Hamas üzerinde etkisi olan ülkelere de anlaşmanın kabulü için baskı yapma çağrısında bulunuldu.
G7 ülkeleri, tüm tarafları başta kadın ve çocuklar için gönderilenler olmak üzere tüm insani yardımların girişi için engelleri kaldırmaya çağırırken, Usdud (Aşdod) limanı ve Refah Sınır Kapısı’nın da uluslararası insancıl hukuka uygun olarak açılması gerektiğine dikkati çekti.
Bildiride, tüm kara sınır kapıları, deniz dağıtım yolları ve Gazze içindeki insani yardım erişiminin tam, hızlı, güvenli ve engelsiz bir şekilde sağlanmasının öncelik olduğuna işaret edildi.
“FİLİSTİN DEVLETİNİN TANINMASI, SİYASİ SÜRECİN ÖNEMLİ BİR BİLEŞENİ”
Tüm Birleşmiş Milletler (BM) kurumlarının yardım dağıtım görevlerini yerine getirebilmesinin kritik öneme sahip olduğu vurgulanan bildiride, “Refah’ta devam eden kara operasyonlarının sivil nüfus üzerindeki sonuçlarından ve siviller için daha da kötü sonuçlar doğuracak tam ölçekli bir askeri saldırı olasılığından derin endişe duyuyoruz. İsrail’i böyle bir saldırıdan kaçınmaya çağırıyoruz.” ifadesi yer aldı.
Yeni Filistin hükümetinin kurulmasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bildiride, Filistin yönetimine desteğin süreceği belirtildi.
Filistin yönetimini zayıflatmaya yönelik tüm eylemlerin durması gerektiğinin altı çizilen bildiride, bunlara örnek olarak İsrail’in Filistin’e ait bazı gelirlere el koyması gösterildi.
Bildiride, Batı Şeria’nın ekonomik istikrarının bölge güvenliği için önemli olduğuna işaret edildi. Bu kapsamda İsrail’e, bankacılık konularında gerekli hizmetleri sağlama, ticaretin devamını sağlayacak adımlar atma, el konulan gelirleri Filistin yönetimine aktarma, bölgenin ekonomik durumunu daha kötüye götüren uygulamaları kaldırma ve hafifletme çağrısı yapıldı.
İki devletli çözüme olan bağlılığın da vurgulandığı bildiride, “Uygun zamanda bir Filistin devletinin tanınması da dahil olmak üzere karşılıklı tanımanın bu siyasi sürecin önemli bir bileşeni olacağını belirtiyoruz.” denildi.
Tüm taraflara iki devletli çözümü baltalayacak eylemlerden kaçınma çağrısı yapılan bildiride, “Tüm taraflar, İsrail’in yasa dışı Yahudi yerleşim yerlerini genişletmesi ve bunları yasallaştırılması dahil olmak üzere iki devletli çözüm olasılığını baltalayan tek taraflı eylemlerden kaçınmalıdır. Batı Şeria’daki güvenliği ve istikrarı baltalayan ve kalıcı bir barış olasılığını tehdit eden Filistinlilere karşı işlenen aşırılık yanlısı Yahudi yerleşimci şiddetindeki artışı kınıyoruz.” ifadesi kullanıldı.
“HUSİ SALDIRILARI, YEMEN’DE BARIŞA YÖNELİK BM YOL HARİTASINI TEHLİKEYE ATMA RİSKİ TAŞIYOR”
İran’ın 13-14 Nisan’da İsrail’e gerçekleştirdiği saldırı kınanırken, Aden Körfezi ve Kızıldeniz’deki ticaret gemilerine yönelik saldırıların sona ermesi gerektiği bildirildi.
Yemen’deki Husilere, alıkoydukları denizcileri salıverme çağrısı yapılan bildiride, şu değerlendirmede bulunuldu:
“Deniz güvenliği ve seyrüsefer hakkı, tüm dünyadaki limanlar ve halklar için malların özgürce hareket etmesi için kritik öneme sahiptir. Bunlara, Yemen halkının yarısı için gönderilen hayat kurtaran insani yardım malzemeleri de dahildir. Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları, bölgeyi istikrarsızlaştırma, seyrüsefer özgürlüğü ve ticari akışı durdurma ve Yemen’de barışa yönelik BM yol haritasını tehlikeye atma riski taşıyor.”
Bildiride, “İran, istikrarsızlaştırıcı eylemlerine son vermeli. Nükleer silah geliştirmemesi ve almaması yönündeki kararlılığımızı yineliyoruz.” denilerek, İran, nükleer alanda attığı adımları durdurup geri dönmeye çağırıldı.
G7 ülkeleri, İran’a, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Rusya’ya destek vermeme uyarısında da bulundu.
G7 ÜLKELERİ, SAHEL BÖLGESİNDE ANAYASAL DÜZENE GEÇME SÜREÇLERİNE YARDIM ETMEYE HAZIR
Bildiride, Afrika’nın Sahel bölgesindeki güvenlik, terörizm, çatışmalar ve yerinden edilmelerin endişe verici olmayı sürdürdüğü belirtildi.
Sahel bölgesi ülkelerine anayasal düzene geçme sürecini hızlandırma çağrısı yapılan bildiride, bu konuda G7 ülkelerinin yardım etmeye hazır olduğu vurgulandı.
Sudan’daki insani durumun da her geçen gün kötüye gittiğine işaret edilen bildiride, “Tüm dış aktörleri bu ateşi körükleyecek eylemlerden kaçınmaya, Sudanlı aktörleri ise ulusal diyaloğa katılmaya çağırıyoruz.” ifadesi kullanıldı.
HİNT-PASİFİK’TEKİ DURUM
“Çin’in, Rusya’ya verdiği destekten dolayı derin endişemizi dile getiriyoruz.” denilen bildiride, G7’nin Çin’e zarar vermeye ya da ekonomik gelişimini engellemeye çalışmadığı belirtildi.
Sonuç bildirisinde, “Çin’i, özellikle kritik mineraller üzerinde küresel tedarik zincirinde önemli kesintilere yol açabilecek ihracat kontrol önlemleri almaktan kaçınmaya çağırıyoruz. Çin’i siber alanlarda da sorumlu davranmaya davet ediyoruz.” ifadesi kullanıldı.
BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ederek Kuzey Kore’ye nükleer veya balistik füzelerle ilgili bir teknoloji transfer edilmesi ihtimalinden derin endişe duyulduğu belirtilerek, Kuzey Kore’ye, tüm kitle imha silahlarının ve balistik füzelerinin tamamen, doğrulanabilir ve geri döndürülemez şekilde imha edilmesi çağrısı yinelendi.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, TEMİZ ENERJİ VE SİBER GÜVENLİK
Biyolojik çeşitliliğin azalması, kirlilik ve iklim değişikliği konusunda çabaların süreceği ifade edilen bildiride, küresel ısınmayı 1,5 derecede tutma sözüne bağlılık yinelendi.
Sıfır emisyon hedefine 2050’de ulaşmak için başta büyük ekonomiler olmak üzere herkesin birlikte hareket etmesinin öneminin vurgulandığı bildiride, “Herkes için uygun fiyatlı temiz enerjiyi güvence altına almak için küresel ve bölgesel çabaları ilerleteceğiz ve farklı ulusal yollara saygı duyacağız.” ifadesine yer verildi.
Bildiride, şunlar kaydedildi:
“İklim hedeflerimize ulaşmak ve tüm ülkelerin temiz enerji geçişinin faydalarını elde etmesine yardımcı olmak için ortaklarımızla birlikte yeni, kesintisiz kömür enerjisine verilen desteği sonlandırmak, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına yatırımları hızlandırmak ve güvenli, çeşitli, sorumlu temiz enerji tedarik zincirleri kurmak için çalışacağız.”
Kötü niyetli siber saldırganları eylemlerinden sorumlu tutma ve stratejik tehditlere karşı koyma konusunda kararlılıktan da söz edilen bildiride, G7 ülkelerinin ilgili kurumları arasındaki koordinasyonu artırma çabalarının yoğunlaşacağı bilgisi verildi.
Saldırgan siber faaliyetlere karşı G7 ülkelerinin, siber alanda sorumlu devlet davranışını teşvik etme, özel sektör de dahil siber güvenliği iyileştirme, hasmane tutumlar ile siber suçları caydırıp bunlara anında yanıt verme, kullanılan altyapıyı bozacak araçlar geliştirme yöntemlerini benimsediği belirtildi.
TERÖR, GÖÇ, YAPAY ZEKA VE KÜRESEL EKONOMİ
Bildiride, terör ve şiddet her türlü formuyla kınandı. Terörün finansmanıyla, terör propagandasıyla ve terörist içeriklerin yayılmasıyla mücadele etmede kararlılık mesajı verildi.
Göçü küresel bir olgu olarak ele alma, zorluklarıyla mücadele etme ve uluslararası hukuka uygun, bütünleşik, kapsamlı ve dengeli bir yaklaşımla küresel olarak getirdiği fırsatları yakalama konusundaki ortak taahhüt teyit edilirken, kapsayıcı çözüm geliştirilmesi konusunda çalışılacağı belirtildi.
Küresel ekonominin dayanıklılık gösterdiği vurgulanan bildiride, “Ancak jeopolitik gerginliklerden, enerji fiyatlarındaki değişkenlikten ve tedarik zincirlerinin düzgün işleyişindeki daha fazla kesintiden kaynaklanan risklere maruz kalmaya devam ediyor. Ayrıca mevcut G7 döviz kuru taahhütlerimizi yeniden teyit ediyoruz.” ifadesi kullanıldı.
Bildiride, yapay zeka konusunda şu bilgiler verildi:
“Yapay zeka, toplumlarımızda ilerleme ve gelişmeyi teşvik etmede önemli bir rol oynayabilir. Güvenli, emniyetli ve güvenilir yapay zekayı teşvik edeceğiz. Ortak demokratik değerlerimiz ve insan haklarına saygımız doğrultusunda, ekonomik büyümeyi ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen, faydaları en üst düzeye çıkaran ve riskleri yöneten, kapsayıcı, insan merkezli bir dijital dönüşümü sürdüreceğiz.”


EURO 2024 MAÇ TAKVİMİ
14 Haziran Cuma
22.00 Almanya – İskoçya (Münih Allianz Arena) TRT 1, tabii,
15 Haziran Cumartesi
16.00 Macaristan – İsviçre (Köln RheinEnergie Stadyumu) TRT 1, tabii
19.00 İspanya – Hırvatistan (Berlin Olimpiyat Stadı) TRT 1, tabii
22.00 İtalya Arnavutluk (BVB Dortmund Stadı) TRT 1, tabii
16 Haziran Pazar
16.00 Polonya – Hollanda (Hamburg Imtech Arena) TRT 1, tabii
19.00 Slovenya -Danimarka (Stuttgart MHPArena) TRT 1, tabii
22.00 Sırbistan – İngiltere (Gelsenkirchen Veltins Arena) TRT 1, tabii
17 Haziran Pazartesi
16.00 Romanya – Ukrayna (Münih Allianz Arena) TRT 1, tabii
19.00 Belçika – Slovakya (Frankfurt Commerzbank-Arena) TRT 1, tabii
22.00 Avusturya – Fransa (Düsseldorf Merkur Spiel-Arena) TRT 1, tabii
18 Haziran Salı
19.00 TÜRKİYE – Gürcistan (BVB Dortmund Stadı) TRT 1, tabii
22.00 Portekiz – Çekya (Leipzig Red Bull Arena) TRT 1, tabii
19 Haziran Çarşamba
16.00 Hırvatistan – Arnavutluk (Hamburg Imtech Arena) TRT 1, tabii
19.00 Almanya – Macaristan (Stuttgart MHPArena) TRT 1, tabii
22.00 İskoçya – İsviçre (Köln RheinEnergie Stadyumu) TRT 1, tabii
20 Haziran Perşembe
16.00 Slovenya – Sırbistan (Münih Allianz Arena) TRT 1, tabii
19.00 Danimarka – İngiltere (Frankfurt Commerzbank-Arena) TRT 1, tabii
22.00 İspanya – İtalya (Gelsenkirchen Veltins Arena) TRT 1, tabii
21 Haziran Cuma
16.00 Slovakya – Ukrayna (Düsseldorf Merkur Spiel-Arena) TRT 1, tabii
19.00 Polonya – Avusturya (Berlin Olimpiyat Stadyumu) TRT 1, tabii
22.00 Hollanda – Fransa (Leipzig Red Bull Arena) TRT 1, tabii
22 Haziran Cumartesi
16.00 Gürcistan – Çekya (Hamburg Imtech Arena) TRT 1, tabii
19.00 TÜRKİYE – Portekiz (BVB Dortmund Stadı) TRT 1, tabii
22.00 Belçika – Romanya (Köln RheinEnergie Stadyumu) TRT 1, tabii
23 Haziran Pazar
22.00 İsviçre – Almanya (Frankfurt Commerzbank-Arena)
22.00 İskoçya – Macaristan (Stuttgart MHPArena)
24 Haziran Pazartesi
22.00 Arnavutluk – İspanya (Düsseldorf Merkur Spiel-Arena)
22.00 Hırvatistan – İtalya (Leipzig Red Bull Arena)
25 Haziran Salı
19.00 Fransa – Polonya (BVB Dortmund Stadı)
19.00 Hollanda – Avusturya (Berlin Olimpiyat Stadyumu)
22.00 Danimarka – Sırbistan (Münih Allianz Arena)
22.00 İngiltere – Slovenya (Köln RheinEnergie Stadyumu)
26 Haziran Çarşamba
19.00 Slovakya – Romanya (Frankfurt Commerzbank-Arena)
19.00 Ukrayna – Belçika (Stuttgart MHPArena)
22.00 Gürcistan – Portekiz (Gelsenkirchen Veltins Arena)
22.00 Çekya – TÜRKİYE (Hamburg Imtech Arena)
SON 16 TURU
29 Haziran – 2 Temmuz (8 maç)
ÇEREK FİNAL
5-6 Temmuz (4 maç)
YARI FİNAL
9-10 Temmuz (2 maç)
FİNAL
14 Temmuz (Berlin Olimpiyat Stadı)
STADYUMLAR
EURO 2024, Almanya’nın 10 şehrinde ve stadında düzenlenecek. Turnuvaya başken Berlin’in yanı sıra Köln, Münih, Frankfurt, Hamburg, Dortmund, Leipzig, Gelsenkirchen, Stutgart ve Düsseldorf kentleri ev sahipliği yapacak.

Şehirlere göre statlar ve kapasiteleri şöyle:
Berlin / Berlin Olimpiyat Stadı / 71 bin
Leipzig / Leipzig Stadı / 40 bin
Hamburg / Volkspark Stadı / 49 bin
Dortmund / BVB Stadı / 62 bin
Stuttgart / Stuttgart Arena / 51 bin
Gelsenkirchen / AufSchalke Arena / 50 bin
Düsseldorf / Düsseldorf Arena / 47 bin
Frankfurt / Frankfurt Arena / 47 bin
Köln / Köln Stadı / 43 bin
Münih / Münih Futbol Arena / 66 bin
EN ÇOK KAZANANLAR İSPANYA VE ALMANYA

EURO 2024’e katılan takımların şampiyona tarihindeki dereceleri ise şöyle:

İlki 1960’ta yapılan ve 4 yılda bir organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 17’ncisi 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde Almanya’da düzenlenecek.
A Grubu’nda yer alacak ev sahibi Almanya; İskoçya, Macaristan ve İsviçre ile karşı karşıya gelecek.
Tarihinde 4 FIFA Dünya Kupası, 3 Avrupa Şampiyonası ve 1 Konfederasyon Kupası şampiyonluğu bulunan Almanya, ev sahibi olduğu EURO 2024’ün en önemli favorilerinden biri olacak.
İkinci kez ev sahibi
Almanya, bu yıl 17. kez düzenlenecek turnuvaya ikinci kez ev sahipliği yapacak.
Kuzey Batı Avrupa ülkesi, 2018’de turnuvayı düzenlemek için Türkiye ile yarıştı. UEFA İcra Komitesinde yapılan oylamada 4’e karşı 12 oy alan Almanya, turnuvayı düzenlemeye hak kazandı.
Batı Almanya’nın ev sahipliğinde düzenlenen 1988 Avrupa Futbol Şampiyonası, 8 takımın katılımıyla gerçekleştirildi. Dörderli 2 grupta oynanan ilk turda A Grubu’ndan ev sahibi Batı Almanya ile İtalya çıktı. B Grubu’nda ise Sovyetler Birliği ile Hollanda tur atladı.
Yarı finalde Hollanda, Batı Almanya’yı, Sovyetler Birliği ise İtalya’yı eleyerek finale yükseldi. Finali galip tamamlayan Hollanda, ilk Avrupa şampiyonluğunu elde etti.
Turnuva, Batı Almanya ve Sovyetler Birliği’nin katıldığı son şampiyona oldu.
Ev sahibi kontenjanından geldi
Almanya, EURO 2024’e eleme oynamadan katıldı.
Turnuvaya ev sahipliği yapacak ülke, statü gereği eleme maçı oynamayarak doğrudan katılım hakkı elde etti.
Aday kadroda Türk asıllı 2 futbolcu
Almanya Milli Takımı’nın aday kadrosunda Türk asıllı 2 futbolcu yer alıyor.
Teknik direktörlüğünü Julian Nagelsmann’ın yaptığı Almanya’nın açıklanan aday kadrosunda Türk asıllı futbolcular İlkay Gündoğan ile Deniz Undav da bulunuyor.
İspanya temsilcisi Barcelona’da forma giyen İlkay, Almanya Milli Takımı’yla 75 maça çıkıp 18 kez gol sevinci yaşadı. Tecrübeli orta saha oyuncusu, mevcut kadro içinde 128 milli müsabakada 45 kez ağları sarsan Thomas Müller’in ardından en golcü ikinci futbolcu konumunda.

Almanya’da Stuttgart forması giyen Deniz Undav ise bu sezon 30 lig maçında 18 kez fileleri havalandırarak milli takıma kadar yükseldi. 27 yaşındaki santrfor, Almanya Milli Takımı’nda 1 maça çıktı.

Kadrosu
Ev sahipliği yapacağı turnuva için teknik direktör Julian Nagelsmann’ın belirlediği 27 kişilik aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Oliver Baumann (Hoffenheim), Manuel Neuer (Bayern Münih), Alexander Nübel (Stuttgart), Marc-Andre ter Stegen (Barcelona)
Savunma: Waldemar Anton (Stuttgart), Benjamin Henrichs (Leipzig), Joshua Kimmich (Bayern Münih), Robin Koch (Eintracht Frankfurt), Maximilian Mittelstadt (Stuttgart), David Raum (Leipzig), Antonio Rüdiger (Real Madrid), Nico Schlotterbeck (Borussia Dortmund), Jonathan Tah (Bayer Leverkusen)
Orta saha: Robert Andrich (Bayer Leverkusen), Chris Führich (Stuttgart), Pascal Grob (Brighton), İlkay Gündoğan (Barcelona), Toni Kroos (Real Madrid), Jamal Musiala (Bayern Münih), Aleksandar Pavlovic (Bayern Münih), Leroy Sane (Bayern Münih), Florian Wirtz (Bayer Leverkusen)
Forvet: Maximilian Beier (Hoffenheim), Niclas Füllkrug (Borussia Dortmund), Kai Havertz (Arsenal), Thomas Müller (Bayern Münih), Deniz Undav (Stuttgart).
Turnuva geçmişi
Almanya, tarihinde 13 kez katıldığı turnuvada 3 kez şampiyonluğa ulaştı.
İspanya ile Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinde en fazla mutlu sona ulaşan 2 takımdan biri olan Almanya, ilk 3 organizasyona katılamadı. Kuzey Batı Avrupa ülkesi, sonrasında gerçekleştirilen 13 turnuvanın hepsinde mücadele etme hakkı elde etti.
Ülke, Batı Almanya olarak katıldığı 1972 ve 1980 Avrupa şampiyonalarında ve Almanya olarak katıldığı 1996 Avrupa Şampiyonası’nda zafere ulaştı.
Almanya’nın Avrupa Şampiyonası geçmişi şöyle:
1960: Katılmadı
1964: Katılmadı
1968: Elemeleri geçemedi (Batı Almanya)
1972: Şampiyon (Batı Almanya)
1976: İkincilik (Batı Almanya)
1980: Şampiyon (Batı Almanya)
1984: Grup aşaması (Batı Almanya)
1988: Yarı finalist (Batı Almanya)
1992: İkincilik
1996: Şampiyon
2000: Grup aşaması
2004: Grup aşaması
2008: İkincilik
2012: Yarı finalist
2016: Yarı finalist
2020: Son 16 turu
Maç takvimi
Almanya, turnuvanın açılış maçında İskoçya ile karşılaşacak.
Ev sahibi ülkenin EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
14 Haziran Cuma:
22.00 Almanya-İskoçya (Allianz Arena)
19 Haziran Çarşamba:
19.00 Almanya-Macaristan (MHP Arena)
23 Haziran Pazar:
22.00 İsviçre-Almanya (Deutsche Bank Park)
]]>Orta Avrupa ülkesi, 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde Almanya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek EURO 2024’te A Grubu’nda yer alacak. Türk asıllı teknik direktör Murat Yakın’ın çalıştırdığı İsviçre; Almanya, Macaristan ve İskoçya ile gruptan çıkmak için karşılaşacak.
Tarihinde daha önce 5 kez Avrupa Şampiyonası finallerinde yer alan İsviçre, son organizasyonlardaki çıkışıyla dikkati çekiyor. Kırmızı-beyazlı takım, 1996, 2004 ve 2008 Avrupa şampiyonalarında gruptan çıkamadı. 2012’ye katılamayan İsviçre, 2016’da son 16 turu, 2020’de ise çeyrek final oynama başarısı gösterdi.
Elemelerdeki performansı
İsviçre, EURO 2024’e elemelerde I Grubu’nu ikinci bitirerek geldi.
Teknik direktör Murat Yakın’ın öğrencileri, elemelerde Romanya, İsrail, Belarus, Kosova ve Andorra ile karşılaştı. Eleme grubunda 10 müsabakada 4 galibiyet, 5 beraberlik yaşayan İsviçre, 1 maçtan da yenilgiyle ayrıldı.
Grupta 17 puan toplayan İsviçre, ikinci olarak adını Avrupa Şampiyonası finallerine yazdırdı.
Kırmızı-beyazlılarda eleme etabında Zeki Amdouni, attığı 6 golle takımının vize almasında başrolü oynadı. Ruben Vargas ve Renato Steffen üçer, Granit Xhaka, Xherdan Shaqiri ve Remo Freuler ikişer, Manuel Akanji, Silvan Widmer ve Cedric Itten ise birer gol kaydetti.
İsviçre’nin elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
Belarus-İsviçre: 0-5
İsviçre-İsrail: 3-0
Andorra-İsviçre: 1-2
İsviçre-Romanya: 2-2
Kosova-İsviçre: 2-2
İsviçre-Andorra: 3-0
İsviçre-Belarus: 3-3
İsrail-İsviçre: 1-1
İsviçre-Kosova: 1-1
Romanya-İsviçre: 1-0
Takım O G B M A Y Av. P
1. Romanya 10 6 4 0 16 5 11 22
2. İsviçre 10 4 5 1 22 11 11 17
3. İsrail 10 4 3 3 11 11 0 15
4. Belarus 10 3 3 4 9 14 -5 12
5. Kosova 10 2 5 3 10 10 0 11
6. Andorra 10 0 2 8 3 20 -17 2
Dikkati çeken futbolcuları
İsviçre Milli Takımı’nın kadrosunda Avrupa’nın önemli takımlarında forma giyen birçok futbolcu bulunuyor.
Kaleci konusunda Yann Sommer ve Gregor Kobel gibi üst düzey iki oyuncusu bulunan İsviçre’nin kadrosunda savunmada Manuel Akanji ve Fabian Schar, orta sahada Denis Zakaria, Granit Xhaka ve Xherdan Shaqiri, hücumda ise Breel Embolo, Noah Okafor ve Zeki Amdouni gibi yıldız oyuncular yer alıyor.
Kadro
Teknik direktör Murat Yakın’ın belirlediği EURO 2024 aday kadrosunda şu futbolcular yer alıyor:
Kaleciler: Yann Sommer (Inter), Yvon Mvogo (Lorient), Gregor Kobel (Borussia Dortmund), Marvin Keller (Winterthur), Pascal Loretz (Luzern)
Savunma: Ricardo Rodriguez (Torino), Fabian Schar (Newcastle United), Manuel Akanji (Manchester City), Nico Elvedi (Borussia Mönchengladbach), Silvan Widmer (Mainz 05), Kevin Mbadu (Augsburg), Ulisses Garcia (Olimpik Marsilya), Cedric Zesigner (Wolfsburg), Leonidas Stergiou (Stuttgart), Aurele Amenda (Young Boys), Albuan Hajdari (Lugano), Bryan Okoh (Salzburg)
Orta saha: Granit Xhaka (Bayer Leverkusen), Xherdan Shaqiri (Chicago Fire), Remo Freuler (Bologna), Denis Zakaria (Monaco), Michel Aebischer (Bologna), Fabian Rieder (Rennes), Uran Bislimi (Lugano), Ardon Jashari (Luzern), Filip Ugrinic (Young Boys), Vincent Sierro (Toulouse)
Hücum: Breel Embolo (Monaco), Steven Zuber (AEK Atina), Ruben Vargas (Augsburg), Renato Steffen (Lugano), Noah Okafor (Milan), Zeki Amdouni (Burnley), Andi Zeqiri (Genk), Dan Ndoye (Bologna), Kwadwo Duah (Ludogorets), Joel Monteiro (Young Boys)
Maç takvimi
İsviçre’nin EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
16.00 Macaristan-İsviçre (RheinEnergie)
19 Haziran Çarşamba:
22.00 İskoçya-İsviçre (RheinEnergie)
23 Haziran Pazar:
22.00 İsviçre-Almanya (Deutsche Bank Park)
]]>Orta Avrupa ülkesi, Almanya’nın ev sahipliğinde 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek EURO 2024’te sahne alacak 24 takımdan biri olacak.
Avrupa Şampiyonası finalleri tarihinde daha önce 4 kez yer alan Macaristan, iki kez yarı final oynama başarısı gösterdi. İlk katıldığı 1964 Avrupa Şampiyonası’nda üçüncü olan Macaristan, 1972’deki turnuvada dördüncülük ünvanını aldı.
Sonrasındaki 44 yılda dev organizasyona katılamayan Macaristan, hasretini 2016’da dindirdi. Bu şampiyonada son 16 turuna yükselen Macaristan, son olarak EURO 2020’de mücadele etti. Macarlar, son şampiyonada grup aşamasını geçemedi.
EURO 2024, bir döneme damga vuran Macar futbolunun beşinci Avrupa Şampiyonası olacak.
Elemeleri namağlup tamamladı
Macaristan, EURO 2024 Elemeleri’nde yenilgi yüzü görmedi.
Elemelerde G Grubu’nda yer alan Macaristan; Sırbistan, Karadağ, Litvanya ve Bulgaristan ile karşılaştı. Yaptığı 8 müsabakada 5 galibiyet, 3 beraberlik alan teknik direktör Marco Rossi’nin öğrencileri, topladığı 18 puanla grubunu lider tamamladı.
Macaristan’ın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
Macaristan-Bulgaristan: 3-0
Karadağ-Macaristan: 0-0
Macaristan-Litvanya: 2-0
Sırbistan-Macaristan: 1-2
Macaristan-Sırbistan: 2-1
Litvanya-Macaristan: 2-2
Bulgaristan-Macaristan: 2-2
Macaristan-Karadağ: 3-1
Takımlar O G B M A Y Av. P
1. Macaristan 8 5 3 0 16 7 9 18
2. Sırbistan 8 4 2 2 15 9 6 14
3. Karadağ 8 3 2 3 9 11 -2 11
4. Litvanya 8 1 3 4 8 14 -6 6
5. Bulgaristan 8 0 4 4 7 14 -7 4
Öne çıkan futbolcusu
Macaristan’da gözler Liverpool’un yıldız orta saha oyuncusu Dominik Szoboszlai’de olacak.
Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde Macaristan’ın kaydettiği 16 gole 7 farklı futbolcu imza attı. Dominik Szoboszlai ile Barnabas Varga dörder, Martin Adam ile Roland Sallai ikişer, Adam Nagy, Willi Orban ile Balint Vecsei birer gol kaydetti.
Mevcut kadroda Szoboszlai 40 milli maçta, Sallai ise 47 milli müsabakada 12’şer kez ağları havalandırarak takımın en golcü oyuncuları oldu.
Kadro
Teknik direktör Marco Rossi’nin belirlediği Macaristan’ın aday kadrosunda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleciler: Denes Dibusz (Ferencvaros), Peter Gulacsi (Leipzig), Peter Szappanos (Paks)
Savunma: Botond Balogh (Parma), Endre Botka (Ferencvaros), Marton Dardai (Hertha Berlin), Attila Fiola (Fehervar), Adam Lang (Omonia Nicosia), Willi Orban (Leipzig), Attila Szalai (Freiburg)
Orta saha: Bendeguz Bolla (Servette), Mihaly Kata (MTK), Milos Kerkez (Bournemouth), Laszlo Kleinheisler (Hajduk Split), Adam Nagy (Spezia), Zsolt Nagy (Puskas Akademi), Loic Nego (Le Havre), Andras Schafer (Union Berlin), Callum Styles (Sunderland)
Hücum: Martin Adam (Ulsan Hyundai), Kevin Csoboth (Ujpest), Daniel Gazdag (Philadelphia Union), Krisztofer Horvath (Kecskemat), Roland Sallai (Freiburg), Dominik Szoboszlai (Liverpool), Barnabas Varga (Ferencvaros).
Maç takvimi
Macaristan’ın EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
16.00 Macaristan-İsviçre (RheinEnergie)
19 Haziran Çarşamba:
19.00 Almanya-Macaristan (MHP Arena)
23 Haziran Pazar:
22.00 İskoçya-Macaristan (MHP Arena)
]]>Futbolun anavatanı olarak bilinen Birleşik Krallık’a bağlı dört ülkeden biri olan İskoçya, 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde Almanya’da düzenlenecek turnuvayla tarihinde 4. kez Avrupa Şampiyonası finallerinde yer alacak.
Tarihinde 1992, 1996 ve 2020 Avrupa şampiyonalarına katılan İskoçya, hiçbir turnuvada grup aşamasından öteye gidemedi.
Kupaya katılma mücadelesi
İskoçya, EURO 2024’e eleme grubunu ikinci bitirerek katıldı.
Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde A Grubu’nda yer alan İskoçya; İspanya, Norveç, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile karşılaştı.
Yaptığı 8 müsabakada 5 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan İskoçya, lider İspanya’nın ardından ikinci olarak adını finallere yazırdı.
Rakip fileleri 17 kez havalandıran İskoçya, kalesinde ise 7 gol gördü. Teknik direktör Steve Clarke’ın öğrencileri, grupta 25 gol atıp, sadece 5 gol yiyen lider İspanya’ya 2-0’lık skorla tek mağlubiyetini tattırdı.
İskoçya’nın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
İskoçya-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi: 3-0
İskoçya-İspanya: 2-0
Norveç-İskoçya: 1-2
İskoçya-Gürcistan: 2-0
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-İskoçya: 0-3
İspanya-İskoçya: 2-0
Gürcistan-İskoçya: 2-2
İskoçya-Norveç: 3-3
Takım O G B M A Y Av. P
1. İspanya 8 7 0 1 25 5 20 21
2. İskoçya 8 5 2 1 17 8 9 17
3. Norveç 8 3 2 3 14 12 2 11
4. Gürcistan 8 2 2 4 12 18 -6 8
5. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 8 0 0 8 3 28 -25 0
Öne çıkan oyuncuları
Kadrosundaki isimlerin çoğu Premier Lig takımlarında top koşturan İskoçya’da orta saha oyuncusu Scott McTominay ile santrfor John McGinn dikkati çekiyor.
EURO 2024 Elemeleri’nde 7 gol atan Scott McTominay ile 3 kez ağları havalandıran John McGinn, takımlarının başarısında önemli rol oynadı. Kuzey Avrupa ülkesinde, Lyndon Dykes, Kenny McLean, Callum McGregor, Ryan Porteous, Lawrence Shankland ve Stuart Armstrong birer kez ağları havalandırdı.
McGinn, mecvut kadroda 64 müsabakada attığı 18 golle en golcü oyuncu konumunda bulunuyor. Bu oyuncuyu 36 milli müsabakada 9 gol atan Dykes izledi.
Kadro
Teknik direktör Steve Clarke’ın EURO 2024 için açıkladığı aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleciler: Zander Clark, Craig Gordon (Heart of Midlothian), Angus Gunn (Norwich), Liam Kelly (Motherwell).
Savunma: Liam Cooper (Leeds United), Grant Hanley (Norwich), Jack Hendry (Al-Ettifaq), Scott McKenna Kopenhag), Ross McCrorie (Bristol City), Ryan Porteous (Watford), Anthony Ralston, Greg Taylor (Celtic), Andrew Robertson (Liverpool), John Souttar (Rangers), Kieran Tierney (Real Sociedad).
Orta saha: Stuart Armstrong (Southampton), Ryan Christie (Bournemouth), Billy Gilmour (Brighton&Hove Albion), Ryan Jack (Rangers), John McGinn (Aston Villa), Callum McGregor (Celtic), Kenny McLean (Norwich), Scott McTominay (Manchester United).
Hücum: Che Adams (Southampton), Ben Doak (Liverpool), Lyndon Dykes (Queens Park Rangers), James Forrest (Celtic), Lawrence Shankland (Heart of Midlothian).
Maç takvimi
İskoçya’nın EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
14 Haziran Cuma:
22.00 Almanya-İskoçya (Allianz Arena)
19 Haziran Çarşamba:
22.00 İskoçya-İsviçre (RheinEnergie)
23 Haziran Pazar:
22.00 İskoçya-Macaristan (MHP Arena)
]]>Futbolda turnuva deyince akıllara gelen ilk birkaç ülke arasında yer alan “Gök Mavililer”, EURO 2024’te de zirve mücadelesi verecek.
Şampiyona tarihinde 2 kez mutlu sona ulaşan İtalya, ikişer kez final ve yarı final oynama başarısı gösterdi.
B Grubu’nda İspanya, Hırvatistan ve Arnavutluk ile mücadele edecek İtalya’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, turnuva geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
Kupaya katılma mücadelesi
Teknik direktör Roberto Mancini yönetiminde şampiyona elemelerine başlayan İtalya, bu aşamada beklentinin uzağında kaldı.
Elemelerde C Grubu’na sahasında İngiltere mağlubiyetiyle başlayan “Gök Mavililer”, ardından Malta’yı mağlup etti. İlk 2 maçın ardından Mancini ile yollarını ayıran İtalya, göreve Luciano Spaletti’yi getirdi.
Spaletti yönetiminde grubunda 6 müsabakaya çıkan İtalya, 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi yaşadı.
Grupta son müsabakaya Ukrayna ile aynı puanda giren İtalya, rakibiyle deplasmanda karşı karşıya gelirken maçtan beraberlikle ayrılmayı bilerek 2. sırayı elde etti ve şampiyonaya katılma hakkı kazandı. Grubunda 16 gol atmayı başaran İtalya, kalesinde ise 9 gole engel olamadı.
İtalya’nın elemelerde aldığı sonuçlar şöyle:
İtalya-İngiltere: 1-2
Malta-İtalya: 0-2
Kuzey Makedonya-İtalya: 1-1
İtalya-Ukrayna: 2-1
İtalya-Malta: 4-0
İngiltere-İtalya: 3-1
İtalya-Kuzey Makedonya: 5-2
Ukrayna-İtalya: 0-0
Öne çıkan oyuncuları
Dünya futboluna çok önemli hücum oyuncuları kazandıran İtalya, turnuvalarda savunma yönüyle öne çıkan bir ekip olarak dikkati çekiyor.
Uzun yıllar savunma tandemini oluşturan Giorgio Chiellini ile Leonardo Bonucci ikilisinden faydalanamayacak “Gök Mavililer”, yine de savunmada gücünü koruyacak.
Kalesinde Paris Saint-Germain’den Gianluigi Donnarumma’yı bulunduran İtalya’da savunmada son şampiyon Inter’den Alessandro Bastoni yer alıyor.
Orta alanda Jorginho ve Nicolo Barella gibi oyunculara sahip İtalya’da, hücumda Federico Chiesa en tehlikeli isim olarak ön plana çıkıyor.
Kadrosu
Gianluigi Donnarumma (Paris Saint-Germain), Alex Meret, Giovanni Di Lorenzo, Giacomo Raspadori (Napoli), Ivan Provedel, Mattia Zaccagni (Lazio), Guglielmo Vicario (Tottenham Hotspur), Francesco Acerbi, Alessandro Bastoni, Matteo Darmian, Federico Dimarco, Nicolo Barella, Davide Frattesi (Inter), Raoul Bellanova, Alessandro Buongiorno, Samuele Ricci (Torino), Riccardo Calafiori, Riccardo Orsolini (Bologna), Andrea Cambiaso, Nicolo Fagioli, Federico Chiesa (Juventus), Gianluca Mancini, Bryan Cristante, Lorenzo Pellegrini, Stephan El Shaarawy (Roma), Giorgio Scalvini, Gianluca Scamacca (Atalanta), Michael Folorunsho (Hellas Verona), Jorginho (Arsenal), Mateo Retegui (Genoa).
Turnuva geçmişi
İtalya Milli Takımı, daha önce bu turnuvaya 10 kez katıldı.
Organizasyon tarihinde 45 maça çıkan İtalya, bu müsabakalardan 21’ini kazandı, 18’inden beraberlikle ayrıldı ve sadece 6 kez yenildi.
Turnuva tarihinde 1968 ve 2020’de şampiyonluğa ulaşan İtalya’nın Avrupa Şampiyonası’ndaki başarıları şöyle:
1968: Şampiyon
1980: Yarı Final
1988: Yarı Final
2000: Final
2012: Final
2020: Şampiyon
Maç takvimi
İtalya’nın EURO 2024 B Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
15 Haziran:
22.00 İtalya-Arnavutluk
20 Haziran:
22.00 İspanya-İtalya
24 Haziran:
22.00 Hırvatistan-İtalya
]]>EURO 2024, Almanya’nın ev sahipliğinde 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek. Milli takımlar düzeyinde Avrupa’nın en başarılı ekiplerinden olan İspanya, turnuvanın en zor gruplarından birinde yer alacak.
Bu yıl 17’ncisi düzenlenecek Avrupa Şampiyonası finallerinde 11 kez mücadele eden “Boğalar”, turnuvanın en başarılı 2 takımından biri durumunda. 1964, 2008 ve 2012’de kupayı müzesine götüren İspanya, Almanya ile Avrupa Şampiyonası’nı en çok kazanan takım olarak dikkati çekiyor.
1984’te ikinci olan İspanya, 2020’de yarı final, 1996 ve 2000’de çeyrek final, 2006’da son 16 turu oynadı. İspanya, 1980, 1988 ve 2004’te grup aşamasını geçemedi.
2012 sonrası duraklama dönemine giren İspanya, 2022-2023 sezonunda UEFA Uluslar Ligi’ni alarak eski günlerine dönüş sinyali verdi.
Elemelerden grup lideri olarak geldi
İspanya, EURO 2024 Elemeleri’nde grubunu lider tamamladı.
Elemelerde İskoçya, Norveç, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile A Grubu’nda yer alan İspanya, 7 galibiyet, 1 mağlubiyetle 21 puan topladı. Yaptığı 8 maçta 25 gol atan İspanya, kalesinde sadece 5 gol gördü.
“Boğalar”da elemelerde dörder gol atan Joselu ile Alvaro Morata, en golcü futbolcular oldu. Bu oyuncuları 3 golle Fernan Torres, ikişer golle Dani Olmo, Lamine Yamal ve Gavi takip etti. İspanya’da Mikel Merino, Nico Williams, Ohian Sancet, Alejandro Baena, Mikel Oyarzabal ile Robin Le Normand birer gol kaydetti.
İspanya’nın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
İspanya-Norveç: 3-0
İskoçya-İspanya: 2-0
Gürcistan-İspanya: 1-7
İspanya-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi: 6-0
İspanya-İskoçya: 2-0
Norveç-İspanya: 0-1
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-İspanya: 1-3
İspanya-Gürcistan: 3-1
Takım O G B M A Y Av. P
1. İspanya 8 7 0 1 25 5 20 21
2. İskoçya 8 5 2 1 17 8 9 17
3. Norveç 8 3 2 3 14 12 2 11
4. Gürcistan 8 2 2 4 12 18 -6 8
5. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 8 0 0 8 3 28 -25 0
Kadro
Teknik direktör Luis de la Fuente’nin EURO 2024 için belirlediği aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Unai Simon (Athletic Bilbao), David Raya (Arsenal), Alex Remiro (Real Sociedad)
Defans: Dani Carvajal, Nacho (Real Madrid), Jesus Navas (Sevilla), Robin Le Normand (Real Sociedad), Aymeric Laporte (Al-Nassr), Dani Vivian (Athletic Bilbao), Pau Cubarsi (Barcelona), Alejandro Grimaldo (Bayer Leverkusen), Marc Cucurella (Chelsea)
Orta saha: Rodri (Manchester City), Martin Zubimendi, Mikel Merino (Real Sociedad), Fabian Ruiz (PSG), Alex Baena (Villarreal), Pedri, Fermin Lopez (Barcelona), Marcos Llorente (Atletico Madrid), Aleix Garcia (Girona)
Forvet: Alvaro Morata (Atletico Madrid), Nico Williams (Athletic Bilbao), Lamine Yamal, Ferran Torres (Barcelona), Dani Olmo (Leipzig), Joselu (Real Madrid), Mikel Oyarzabal (Real Sociedad), Ayoze Perez (Real Betis)
Maç takvimi
İspanya’nın EURO 2024 B Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
19.00 İspanya-Hırvatistan (Berlin Olimpiyat)
20 Haziran Perşembe:
22.00 İspanya-İtalya (Veltins Arena)
24 Haziran Pazartesi:
22.00 Arnavutluk-İspanya (Merkur Spiel Arena)
]]>Organizasyonda 1 kez şampiyonluk sevinci yaşayan Danimarka, üç kez yarı final, bir kez de çeyrek final gördü.
Turnuvaya 10. kez katılacak kırmızı-beyazlı ekip; Slovenya, İngiltere ve Sırbistan’ın bulunduğu grupta zirve mücadelesi verecek.
Takım olarak etkili savunması, bireysel oyuncu kalitesi ve ekip ruhuyla ön plana çıkan Danimarka, turnuvada sürpriz yapabilme potansiyeli barındırıyor.
Kupaya katılma mücadelesi
EURO 2024 elemelerinde H Grubu’nda yer alan Danimarka, favori olduğu grubu lider bitirmeyi başardı.
Şampiyonada aynı grupta yer aldığı Slovenya ile elemelerde de eşleşen Danimarka, rakibiyle aynı puanda olmasına karşın ikili averajla zirveye kuruldu.
Grubunu 7 galibiyet 1 beraberlik ve 2 mağlubiyetle 22 puan toplayarak tamamlayan Danimarka, bu süreçte 19 gol atarken kalesinde 10 gol gördü.
Teknik direktörlüğünü Kasper Hjulmand’ın yaptığı Danimarka’nın eleme mücadeleleri şöyle:
Danimarka-Finlandiya: 3-1
Kazakistan-Danimarka: 3-2
Danimarka-Kuzey İrlanda: 1-0
Slovenya-Danimarka: 1-1
Danimarka-San Marino: 4-0
Finalndiya-Danimarka: 0-1
Danimarka-Kazakistan: 3-1
San Marino-Danimarka: 1-2
Danimarka-Slovenya: 2-1
Kuzey İrlanda-Danimarka: 2-0
Kadroda tanıdık isimler var
Danimarka’nın Avrupa Futbol Şampiyonası geniş kadrosunda Türkiye’de forma giymiş isimler de bulunuyor.
Kadrosunda Barcelona’dan Andreas Christensen, Crystal Palace’dan Jöachim Andersen, Sporting Lizbon’dan Morten Hjulmand, Manchester United’dan Rasmus Höjlund ve Christian Eriksen gibi birçok yıldızı barındıran Danimarka’da takım kaptanlığını eski Fenerbahçeli stoper Simon Kjaer yapıyor.
Kjaer’in yanı sıra şu anda Galatasaray’da forma giyen Victor Nelsson da Danimarka’nın kadrosunda yer alıyor.
Kadro
Avrupa Futbol Şampiyonası’nda mücadele edecek Danimarka’nın EURO 2024 kadrosu belli oldu. Nelson sakatlığı sebebiyle forma giyemeyecek.
İşte, EURO 2024 kadrosu:
Kaleci: Kasper Schmeichel, Frederik Ronnow, Mads Hermansen
Defans: Andreas Christensen, Simon Kjaer, Joachim Andersen, Jannik Vestergaard, Alexander Bah, Joakim Maehle, Rasmus Kristensen, Victor Kristiansen
Orta saha: Christian Eriksen, Thomas Delaney, Morten Hjulmand, Pierre-Emile Hojbjerg, Christian Norgaard, Mathias Jensen, Mikkel Damsgaard.
Forvet: Jacob Bruun Larsen, Andreas Skov Olsen, Anders Dreyer, Kasper Dolberg, Rasmus Hojlund, Jonas Wind, Yussuf Poulsen
Turnuva geçmişi
Danimarka, Avrupa Futbol Şampiyonası’nın en önemli ekipleri arasında bulunuyor.
Turnuvaya 10. kez katılan Danimarka, 1964 yılında yarı final oynarken, turnuvayı 4. sırada bitirdi.
1964 ile 1984 arasındaki organizasyonlarda elemeleri geçmeyi başaramayan Danimarka, daha sonra ise üst üste 6 turnuvaya katıldı ve bu süreçte tek şampiyonluğunu elde etti.
1992’de zirveye çıkan Danimarka, 1984’te yarı final, 2004’te de çeyrek final gördü.
2008 ve 2016 turnuvalarına katılamayan kırmızı-beyazlılar, 2020’de ise yeniden yarı final oynadı ve son turnuvayı 4. sırada tamamladı.
Danimarka, geri kalan senelerde ise organizasyona gruplarda veda etti.
Maç takvimi
Danimarka’nın EURO 2024 C Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
16 Haziran:
19.00 Slovenya-Danimarka
20 Haziran:
19.00 Danimarka-İngiltere
25 Haziran:
22.00 Danimarka-Sırbistan
]]>D Grubu’nda Hollanda, Fransa ve Avusturya ile mücadele edecek Polonya’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, turnuva geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
Kupaya katılma mücadelesi
Eski Polonyalı futbolcu Michal Probierz’in çalıştırdığı Polonya, elemelerde Arnavutluk, Çekya, Moldova ve Faroe Adaları ile mücadele etti.
Elemelerde E Grubu’nda çıktığı 8 maçta 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 3 mağlubiyet yaşayan Polonya, Arnavutluk ve Çekya’nın ardından üçüncü oldu. Turnuvaya doğrudan katılma hakkı kazanamayan Polonya, 2022-23 UEFA Uluslar Ligi’ndeki sıralamasına göre EURO 2024 için play-off oynama hakkı kazandı.
Play-off yarı finalinde Estonya’yı 5-1 yenen Polonya, finalde ise Galler’e normal süresi ve uzatma devreleri golsüz biten maçta penaltılarla 5-4 üstünlük kurarak Almanya biletini aldı.
Eleme grubu ve play-off maçlarında rakip ağları 15 kez havalandıran ve kalesinde 11 gol gören Polonya, şu sonuçları aldı:
Çekya-Polonya: 3-1
Polonya-Arnavutluk: 1-0
Moldova-Polonya: 3-2
Polonya-Faroe Adaları: 2-0
Arnavutluk-Polonya: 2-0
Faroe Adaları-Polonya: 0-2
Polonya-Moldova: 1-1
Polonya-Çekya: 1-1
Polonya-Estonya: 5-1
Galler-Polonya: 0-0 (Penaltılarla 4-5)
Gözler Lewandowski’de olacak
Polonya’nın Almanya’da en güvendiği isim, şüphesiz Barcelona’da forma giyen Robert Lewandowski olacak.
Elemelerde 3 gol kaydeden 35 yaşındaki futbolcu, Polonya tarihinin en fazla maça çıkan ve en çok gol atan (148 maçta 82 gol) oyuncusu konumunda bulunuyor.
Ayrıca Fenerbahçe’den Sebastian Szymanski, Antalyaspor’dan Adam Buksa ve Başakşehir’den Krzysztof Piatek ile Napoli’den Piotr Zielinski, takımın etkili isimleri arasında yer alıyor.

Aday kadrosu
Kaleci: Wojciech Szczesny (Juventus), Marcin Bulka (Nice), Oliwier Zych (Puszcza), Lukasz Skorupski (Bologna)
Defans: Jan Bednarek (Southampton), Bartosz Bereszynski (Empoli), Pawel Bochniewicz (Heerenveen), Jakub Kiwior (Arsenal), Bartosz Salamon (Lech Poznan), Tymoteusz Puchacz (Kaiserslautern), Pawel Dawidowicz (Hellas Verona), Sebastian Walukiewicz (Empoli)
Orta saha: Przemyslaw Frankowski (Lens), Kamil Grosicki (Pogon Szczecin), Jakub Moder (Brighton), Taras Romanczuk (Jagiellonia Bialystok), Damian Szymanski (AEK), Michal Skoras (Club Brugge), Nikola Zalewski (Roma), Jakub Piotrowski (Ludogorets), Bartosz Slisz (Atlanta), Sebastian Szymanski (Fenerbahçe), Kacper Urbanski (Bologna), Piotr Zielinski (Napoli)
Forvet: Adam Buksa (Antalyaspor), Arkadiusz Milik (Juventus), Robert Lewandowski (Barcelona), Krzysztof Piatek (Başakşehir), Karol Swiderski (Hellas Verona)
Turnuva geçmişi
Şampiyonaya daha önce 4 kez katılan Polonya Milli Takımı, en büyük başarısını 2016’da çeyrek final oynayarak elde etti.
Katıldığı 4 turnuvanın 3’ünde gruptan çıkamayan Polonya, kupa tarihinde oynadığı 14 maçın 2’sini kazandı, 7’sinden beraberlik, 5’inden mağlubiyetle ayrıldı. Rakip fileleri 11 kez havalandıran Polonya, kalesinde ise 15 gol gördü.
Polonya’nın turnuva geçmişi şöyle:
2008 – Grup aşaması
2012 – Grup aşaması
2016 – Çeyrek final
2020 – Grup aşaması
Maç takvimi
Polonya’nın EURO 2024 D Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
16 Haziran Pazar:
16.00 Polonya-Hollanda (Volkspark Stadı-Hamburg)
21 Haziran Cuma:
19.00 Polonya-Avusturya (Berlin Olimpiyat Stadı-Berlin)
25 Haziran Salı:
19.00 Fransa-Polonya (BVB Stadı-Dortmund)
]]>Dünya Kupası tarihinde 3 kez final oynamasına rağmen mutlu sona ulaşamayan, Avrupa Şampiyonası’nda ise tek zaferini 1988’de yaşayan Hollanda, 36 yıl sonra bu başarıyı tekrarlamayı hedefliyor.
D Grubu’nda Fransa, Polonya ve Avusturya ile mücadele edecek Hollanda’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, turnuva geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
Kupaya katılma mücadelesi
Ronald Koeman’ın teknik direktörlüğünü yaptığı “Portakallar”, elemelerde B Grubu’nu Fransa’nın ardından ikinci sırada tamamlayarak Almanya bileti aldı.
Grupta oynadığı 8 maçta 6 galibiyet ve 2 mağlubiyet yaşayan Hollanda, 18 puan topladı.
İki mağlubiyetini de Fransa karşısında alan “Portakallar”, 17 kez fileleri havalandırdı, kalesinde ise 7 gol gördü.
Hollanda Milli Takımı’nın eleme müsabakalarında aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
Sonuçlar:
Fransa-Hollanda: 4-0
Hollanda-Cebelitarık: 3-0
Hollanda-Yunanistan: 3-0
İrlanda Cumhuriyeti-Hollanda: 1-2
Hollanda-Fransa: 1-2
Yunanistan-Hollanda: 0-1
Hollanda-İrlanda Cumhuriyeti: 1-0
Cebelitarık-Hollanda: 0-6
Öne çıkan oyuncuları
Yıllar boyunca futbol dünyasına kazandırdığı Johan Cruyff, Dennis Bergkamp, Ruud Gullit, Marco van Basten ve Ronald Koeman gibi birçok isimle dikkati çeken Hollanda’nın kadrosunda önemli oyuncular yer alıyor.
“Portakallar”ın savunmasında kaptan Virgil van Dijk ile Matthijs de Ligt öne çıkayor.
Memphis Depay, Cody Gakpo, Xavi Simons ve Wout Weghorst ise Hollanda’nın hücum hattında katkı sağlamasını beklediği isimler olarak öne çıkıyor.
Gakpo ve Weghorst, elemelerde kaydettiği üçer golle “Portakallar”ın EURO 2024 bileti almasında önemli rol oynadı.
Kadro
Kaleci: Justin Bijlow (Feyenoord), Mark Flekken (Brentford), Bart Verbruggen (Brighton).
Defans: Nathan Ake (Manchester City), Daley Blind (Girona), Stefan de Vrij (Inter), Lutsharel Geertruida (Feyenoord), Denzel Dumfries (Inter), Matthijs de Ligt (Bayern Münih), Jeremie Frimpong (Bayer Leverkusen), Micky van de Ven (Tottenham), Virgil van Dijk (Liverpool).
Orta saha: Frenkie de Jong (Barcelona), Ryan Gravenberch (Liverpool), Teun Koopmeiners (Atalanta), Tijjani Reijnders (Milan), Jerdy Schouten (PSV), Xavi Simons (Leipzig), Joey Veerman (PSV), Georginio Wijnaldum (Al Ettifaq).
Forvet: Steven Bergwijn (Ajax), Brian Brobbey (Ajax), Memphis Depay (Atletico Madrid), Cody Gakpo (Liverpool), Donyell Malen (Borussia Dortmund), Wout Weghorst (Hoffenheim).
Turnuva geçmişi
Hollanda Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası’nda 10 kez mücadele etti.
Bir kez şampiyon olma başarısı gösterdiği turnuvada 39 maça çıkan “Portakallar”, 20 galibiyet, 8 beraberlik ve 11 yenilgi yaşadı. Son olarak EURO 2020’de boy gösteren Hollanda, şampiyona tarihi boyunca 65 gol attı, kalesinde 41 gol gördü.
Hollanda’nın Avrupa Şampiyonası geçmişi şöyle:
1976 – Üçüncülük
1980 – Grup aşaması
1988 – Şampiyon
1992 – Yarı final
1996 – Çeyrek final
2000 – Yarı final
2004 – Yarı final
2008 – Çeyrek final
2012 – Grup aşaması
2020 – Son 16 turu
Maç takvimi
Hollanda’nın EURO 2024 D Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
16 Haziran Pazar:
16.00 Polonya-Hollanda (Volkspark Stadı-Hamburg)
21 Haziran Cuma:
22.00 Hollanda-Fransa (Leipzig Stadı-Leipzig)
25 Haziran Salı:
19.00 Hollanda-Avusturya (Berlin Olimpiyat Stadı-Berlin)
]]>Organizasyonda D Grubu’nda yer alan Avusturya, finallere kalmak için Hollanda, Fransa ve Polonya ile mücadele edecek.
Alman teknik direktör Ralf Rangnick’in 2022 yılında göreve başladığı Avusturya’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, turnuva geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
Kupaya katılma mücadelesi
Rangnick yönetimindeki Avusturya, elemelerde Belçika, İsveç, Azerbaycan ve Estonya ile mücadele etti.
F Grubu’nda çıktığı 8 maçta 6 galibiyet, 1 beraberlik, 1 mağlubiyet yaşayan ve elemelerde 19 puan toplayan Avusturya, Belçika’nın ardından ikinci sırada EURO 2024 bileti aldı. Rakip fileleri 17 kez havalandıran Avusturya, kalesinde 7 gole engel olamadı.
Şampiyona hazırlıkları kamsamında mart ayında Türkiye ile karşılaşan Avusturya, maçı 6-1 kazanarak turnuva öncesi “gövde gösterisi” yaptı.
Avusturya, eleme grubunda şu sonuçları aldı:
Avusturya-Azerbaycan: 4-1
Avusturya-Estonya: 2-1
Belçika-Avusturya: 1-1
Avusturya-İsveç: 2-0
İsveç-Avusturya: 1-3
Avusturya-Belçika: 2-3
Azerbaycan-Avusturya: 0-1
Estonya-Avusturya: 0-2
Rangnick’in “sistem takımı”
Avusturya, kadrosunda sonuca direkt etki eden yıldız oyuncu bulunmasa da Ralf Rangnick’in takıma kazandırdığı “disiplinli oyun” özelliğiyle dikkati çekiyor.
Avrupa Şampiyonası elemelerindeki tek yenilgisini Belçika’ya karşı yaşayan ve sonrasında hazırlık maçında Türkiye’yi farklı yenen Avusturya, güçlü orta sahasıyla öne çıkıyor.
Borussia Dortmund’dan Marcel Sabitzer, Hoffenheim’dan Florian Grillitsch, Bayern Münih’ten Konrad Laimer ve Christoph Baumgartner, rakiplerin sahada işini zorlaştıran önemli oyuncular olarak kadroda göze çarpıyor.
Inter’de bu sezon kiralık forma giyen Marko Arnautovic ve Freiburg’dan Michael Gregoritsch ise Avusturya’nın turnuvada gol ayakları olacak.
Elemelerde Sabitzer 4, Baumgartner ve Gregoritsch ise 3’er golle skora katkı yaptı.
Aday kadro!
Kaleci: Tobias Lawal (LASK), Patrick Pentz (Brondby), Heinz Lindner (Union Saint-Gilloise), Niklas Hedl (Rapid Wien)
Defans: Stefan Lainer (Borussia Mönchengladbach), Stefan Posch (Bologna), Maximilian Wöber (Borussia Mönchengladbach), Philipp Lienhart (Freiburg), Kevin Danso (Lens), Phillipp Mwene (Mainz 05), Flavius Daniliuc (Salzburg), Gernot Trauner (Feyenoord), Leopold Querfeld (Rapid Wien)
Orta saha: Marcel Sabitzer (Borussia Dortmund), Florian Grillitsch (Hoffenheim), Christoph Baumgartner (Leipzig), Konrad Laimer (Bayern Münih), Florian Kainz (Köln), Nicolas Seiwald (Leipzig), Romano Schmid (Werder Bremen), Alexander Prass (Sturm Graz), Matthias Seidl (Rapid Wien), Thierno Ballo (Wolfsburg)
Forvet: Marko Arnautovic (Inter), Michael Gregoritsch (Freiburg), Andreas Weimann (West Bromwich Albion), Patrick Wimmer (Wolfsburg), Marco Grüll (Rapid Wien), Maximilian Entrup (Hartberg)
Turnuva geçmişi
Şampiyonada daha önce 3 kez yer alan Avusturya Milli Takımı, en önemli başarısını 2020’de gruptan çıkarak elde etti.
Katıldığı diğer iki turnuvaya grup aşamasında veda eden Avusturya, kupa tarihinde oynadığı 10 maçta 2 galibiyet, 2 beraberlik, 6 mağlubiyet aldı. Bu karşılaşmalarda rakip fileleri 7 kez havalandıran Avusturya, 12 gol yedi.
Avusturya’nın turnuva geçmişi şöyle:
2008 – Grup aşaması
2016 – Grup aşaması
2020 – Son 16 turu
Maç takvimi
Avusturya’nın EURO 2024 D Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
17 Haziran Pazartesi:
22.00 Avusturya-Fransa (Düsseldorf Arena-Düsseldorf)
21 Haziran Cuma:
19.00 Polonya-Avusturya (Berlin Olimpiyat Stadı-Berlin)
25 Haziran Salı:
19.00 Hollanda-Avusturya (Berlin Olimpiyat Stadı-Berlin)
]]>EURO 2016 ve 2022 FIFA Dünya Kupası’nda final oynayan, 2018 FIFA Dünya Kupası’nda ise şampiyonluk yaşayan Fransa, EURO 2024’e de en büyük favorilerden biri olarak katılacak.
D Grubu’nda Hollanda, Polonya ve Avusturya ile mücadele edecek Fransa’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, turnuva geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
Kupaya katılma mücadelesi
Eski kaptanı Didier Deschamps’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Fransa, elemelerde Hollanda, Yunanistan, İrlanda Cumhuriyeti ve Cebelitarık ile mücadele etti.
Elemelerde çıktığı 8 maçın 7’sini kazanan ve birinde berabere kalan Fransa, hanesine yazdırdığı 22 puanla EURO 2024 biletini namağlup aldı.
Bu müsabakalarda 29 kez fileleri havalandıran Deschamps’ın öğrencileri, kalelerinde ise sadece 3 gole izin verdi.
Fransa’nın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
Fransa-Hollanda: 4-0
İrlanda Cumhuriyeti-Fransa: 0-1
Cebelitarık-Fransa: 0-3
Fransa-Yunanistan: 1-0
Fransa-İrlanda Cumhuriyeti: 2-0
Hollanda-Fransa: 1-2
Fransa-Cebelitarık: 14-0
Yunanistan-Fransa: 2-2
Öne çıkan oyuncuları
Son turnuvalarda elde ettiği başarılı sonuçlara rağmen EURO 2020’de son 16 turunu geçemeyen Fransa, bu kez aynı senaryoyu yaşamak istemiyor.
Teknik direktör Deschamps, hücumda Kylian Mbappe, Ousmane Dembele ve Antoine Griezmann gibi oyuncularının form grafiğine güveniyor.
Aurelien Tchouameni, Eduardo Camavinga ve Suudi Arabistan’ın Al-Ittihad takımına transfer olarak Avrupa futbolunun rekabetçi ortamından uzaklaşsa da kadroya giren N’Golo Kante, Fransa’nın dikkati çeken güçlü orta sahasında mücadele edecek.
Tecrübeli ve genç futbolcuların yer aldığı alternatifli kadrosunun avantajını kullanmayı amaçlayan Fransa, üçüncü kez Avrupa’nın zirvesinde yer almaya çalışacak.
EURO 2024’ün favorileri arasında gösterilen Fransa’nın Almanya biletini almasında en önemli katkıyı, elemelerde 9 gol kaydeden Mbappe sağladı. Paris Saint-Germain (PSG) ile sözleşmesi ay sonunda bitecek Kylian Mbappe, 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere Real Madrid ile 5 yıllık sözleşme imzaladı.
Kadrosu
Kaleci: Alphonse Areola (West Ham United), Mike Maignan (Milan), Brice Samba (Lens)
Defans: Jonathan Clauss (Olimpik Marsilya), Theo Hernandez (Milan), Ibrahima Konate (Liverpool), Jules Kounde (Barcelona), Ferland Mendy (Real Madrid), Benjamin Pavard (Inter), William Saliba (Arsenal), Dayot Upamecano (Bayern Münih)
Orta saha: Eduardo Camavinga (Real Madrid), Youssouf Fofana (Monaco), N’Golo Kante (Al-Ittihad), Adrien Rabiot (Juventus), Aurelien Tchouameni (Real Madrid), Warren Zaire-Emery (PSG)
Forvet: Antoine Griezmann (Atletico Madrid), Bradley Barcola (PSG), Kingsley Coman (Bayern Münih), Ousmane Dembele (PSG), Olivier Giroud (Milan), Randal Kolo Muani (PSG), Kylian Mbappe (PSG), Marcus Thuram (Inter)
Turnuva geçmişi
Fransa Milli Takımı, turnuvaya 10 kez katıldı.
Organizasyon tarihinde 43 maça çıkan Fransa, bu müsabakalardan 21’ini kazandı, 12’sinden beraberlikle, 10’undan ise mağlubiyetle ayrıldı. Önceki 8 turnuvanın tümüne katılan Fransa, turnuva tarihi boyunca 69 gol attı, kalesinde 50 gol gördü.
1984 ve 2000’de şampiyonluk ipini göğüsleyen Fransa, şampiyonada bir kez de ikincilikle yetindi.
Fransa’nın Avrupa Şampiyonası geçmişi şöyle:
1960 – Dördüncülük
1984 – Şampiyon
1992 – Grup aşaması
1996 – Yarı final
2000 – Şampiyon
2004 – Çeyrek final
2008 – Grup aşaması
2012 – Çeyrek final
2016 – İkincilik
2020 – Son 16 turu
Maç takvimi
Fransa’nın EURO 2024 D Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
17 Haziran Pazartesi:
22.00 Avusturya-Fransa (Düsseldorf Arena-Düsseldorf)
21 Haziran Cuma:
22.00 Hollanda-Fransa (Leipzig Stadı-Leipzig)
25 Haziran Salı:
19.00 Fransa-Polonya (BVB Stadı-Dortmund)
]]>Futbolda Avrupa’nın milli takımlar düzeyindeki en önemli organizasyonu, 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek.
Toplam 10 şehir ve statta gerçekleştirilecek organizasyonun tarihinde birçok rekor bulunuyor.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanya; Avrupa şampiyonalarının en çok şampiyon olan, en çok final oynayan, en çok katılan, en çok maç oynayan, en fazla galibiyet yaşayan, en fazla gol atan ve yiyen ülkesi konumunda
En fazla şampiyonluk Almanya ve İspanya’nın
Almanya ve İspanya, organizasyon tarihinde en çok şampiyon olan takımlar.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanlar, turnuvayı 1972, 1980 ve 1996’da müzesine götürmeyi başardı.
İspanya ise 1964, 2008 ve 2012’de aynı başarıya imza attı.

Finallerin takımı Almanya
Almanya, turnuvayı en çok kazanan takım olmasının yanı sıra, en çok final oynayan ülke olarak da dikkati çekiyor.
1972, 1980 ve 1996’da şampiyon olan “Panzerler”, 1976, 1992 ve 2008’de ise final oynamayı başardı.
Almanlar ayrıca 1992 ile 2020 arasında 7 kezle en fazla üst üste finallere katılan takım.
Şampiyonanın gediklisi Almanya
Ev sahibi Almanya, Avrupa şampiyonlarına en çok katılan ülke konumunda.
“Panzerler”, 1972’den beri düzenlenen her organizasyonda yer alırken, EURO 2024’le 14’üncü turnuva heyecanını yaşayacak.
En çok maça çıkan da Almanya
Organizasyonda birçok rekoru elinde bulunduran Almanya, turnuvada en çok maça çıkan takım durumunda.
Turnuva tarihinde 53 maça çıkan “Panzerler”, aynı zamanda 27 kezle en çok galibiyet yaşayan ve 78 kezle en çok gol atan ülke konumunda bulunuyor.
Organizasyonda 55 kezle kalesinde en çok gol gören takım da yine Almanya.

İspanya üst üste kazandı
Turnuvanın 3 kezle en çok şampiyon olan 2 ülkesinden biri İspanya, üst üste 2 kez bu başarıyı elde eden tek takım.
İspanya, 2008 ve 2012 turnuvalarında üst üste 2 kez mutlu sona ulaştı.
“Boğalar”, turnuva tarihinde 1964, 1996, 2008, 2012 ve 2020’de olmak üzere toplam 5 turnuvayı maç kaybetmeden tamamladı.
İspanyollar ayrıca 2012’de 509 dakika ile gol yemeden en uzun süre geçiren takım olmayı başardı.
İngilizler organizasyonun en şanssızı
İngiltere, organizasyonda finallere en çok katılan takımlar arasında bulunmasına karşın, hiç şampiyonluk yaşayamayarak büyük bir şanssızlığa imza attı.
Organizasyona 1968, 1980, 1988, 1992, 1996, 2000, 2004, 2012, 2016 ve 2020’de olmak üzere toplam 10 kez katılan İngiltere, kupa sevinci yaşayamadı.
İngiltere ayrıca, 1996, 2012 ve 2020’deki 3 turnuvada mağlubiyet yaşamamasına rağmen elendi.
En çok mağlubiyet Danimarka’nın
Danimarka, 17 kezle turnuvada en çok mağlup olan takım durumunda.
Organizasyonda en fazla beraberlik yaşayan ülke ise 18 kezle İtalya.
Turnuvada ayrıca Arnavutluk, Finlandiya, Letonya ve Norveç, 1’er kezle en az gol atan takımlar oldu. En az gol yiyen takım ise yine aynı rakamla Norveç.
En çok İtalya ve İspanya karşı karşıya geldi
Organizasyonda birbiriyle en fazla karşılaşan ekipler İtalya ve İspanya oldu.
İki takım, 1980, 1988, 2008, 2012 (iki kez), 2016 ve 2020’de olmak üzere toplam 7 müsabakada mücadele etti.
Bir turnuvada en çok gol atan Fransa
Fransa, organizasyon tarihinde bir turnuvada en çok gol atan takım durumunda.
Fransızlar, 1984’te düzenlenen organizasyonda kaydettiği 14 golle, bu alanda rekoru elinde bulunduruyor.
1980’de İtalya, 2000’de Norveç ve 2012’de İspanya ise 1 gol yiyerek, bir turnuvada kalesini gole kapatan ekipler.

Ronaldo’nun 6. turnuvası
Portekizli yıldız oyuncu Cristiano Ronaldo, 6. kez organizasyonun heyecanını yaşayacak.
İlerleyen yaşına rağmen Portekiz’in hücumdaki en büyük kozu Ronaldo, EURO 2024’te Türkiye’nin de bulunduğu F Grubu maçlarında görev alması durumunda, 6 Avrupa Şampiyonası’nda oynayan ilk futbolcu olacak.
Öte yandan Ronaldo, 25 maçla en çok maçta görev alan, 2 bin 153 dakikayla en fazla süre alan, 12 maçla en çok maç kazanan ve 16 maçla en çok kaptanlık yapan isim olarak dikkati çekti.
14 kezle en çok gol atan, 31 kezle elemelerde en çok gol atan ve 45 kezle elemeler dahil en çok gol atan isim de yine Ronaldo.
En genç oyuncu Kozlowski
Turnuva tarihinde süre alan en genç oyuncu Polonyalı Kacper Kozlowski.
Orta saha oyuncusu, 17 yıl 246 günlükken 2020 Avrupa Şampiyonası’nda İspanya karşısında forma giymişti.
Finalde süre alan en genç oyuncu ise 18 yıl 327 günlükken 2016’da Fransa karşısında forma giyen Portekizli Renato Sanches.
20 yıl 164 gün ile 1968 organizasyonunda şampiyonluk yaşayan İtalyan Pietro Anastasi de en genç şampiyonluk gören isim.
Gabor Kiraly, 40 yıl 86 gün ile turnuvada boy gösteren en yaşlı oyuncu olurken, 38 yıl 232 gün ile Jens Lehmann, finalde forma giyen en yaşlı isim.
Portekizli Ricardo Carvalho, 38 yıl 53 günlükken şampiyonluk yaşayan en yaşlı isim olurken, 18 yıl 141 günlükken gol atan Johan Vonlanthen, bu sevinci en genç yaşta yaşayan isim konumunda.
Turnuvanın en hızlı golü Dmitri Kirichenko’dan
Rus oyuncu Dmitri Kirichenko, turnuva tarihinin en erken golüne imza attı.
Golcü oyuncu, 2004’te düzenlenen organizasyonda Yunanistan karşısında 68. saniyede gol sevinci yaşamıştı.
Organizasyonda 2008’de İtalya karşısında Fransız oyuncu Eric Abidal’in 24. dakikada gördüğü kırmızı kart, turnuvanın en erken kırmızı kartı durumunda.
En geç kırmızı kartı ise 2000’de Portekizli Nuno Gomes, Fransa karşısında 117. dakikada gördü.
Organizasyonda en çok kart gören oyuncu ise 8 kezle Yunan Yorgo Karagunis.
En geç gol Semih’ten
Turnuvanın en geç gelen golü ise Semih Şentürk’e ait.
Türkiye’nin geri dönüşleriyle meşhur olduğu 2008 organizasyonunda, Hırvatistan karşısında Semih Şentürk’ün 120+2. dakikada bulduğu gol, organizasyon tarihinde en geç atılan gol olarak kayıtlara geçti.
Seyirci rekoru 1964’te
Organizasyonda en çok seyircinin izlediği maç 1964 yılına ait.
Sovyetler Birliği ile İspanya arasında Santiago Bernabeu’da oynanan final karşılaşmasını 79 bin 115 seyirci takip etti.
Tüm bunlar, dünya üzerindeki uluslararası ticaret rotalarının önemini her gün artırıyor.
Çin’in Kuzey, Orta ve Güney Koridoru…
Türkiye’nin önemli rol oynadığı Zengezur Hattı, Irak’la beraber gerçekleştirilmesi amaçlanan Kalkınma Yolu Projesi ve Batı’nın alternatif planları…
Ülkeler ulusal çıkarlarına bağlı olarak hamlelerini özenle yaparken, projelerin önemlerini ve olası tehditleri dikkatle incelemek gerekiyor.

Çin’in Kuzey, Orta ve Güney Koridorları Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında oluşturduğu büyük ölçekli uluslararası ticaret ve altyapı projelerinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Bu koridorlar, Çin’in Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ticaret yollarını genişletmeyi ve modernleştirmeyi amaçlayan kara ve deniz yollarını içeriyor. Çin’in kuzeyinden başlayan Kuzey Koridoru, Kazakistan, Rusya ve Belarus üzerinden Avrupa’ya ulaşıyor.
Yaklaşık 10 bin kilometrelik ticaret hattı, Trans-Sibirya Demiryolu ve diğer bağlantılı demiryolu ağları ile destekleniyor. Bu koridor, Çin’in batıya açılan en eski ve en uzun kara yolu bağlantılarından biri olarak kabul ediliyor.
Kuzey Koridoru’nun bir başka işlevi ise Rusya ile olan ekonomik ve stratejik işbirliğini güçlendirmesi. Zira Ukrayna Savaşı ile dünya siyasetinde git gide yalnızlaşan Kremlin’in, Çin gibi güçlü bir ortağa ihtiyacı bulunuyor. Keza Pekin yönetiminin de, bilhassa ABD’den gelebilecek askeri tehditlere karşı, Rus Ordusu’nun askeri varlığından faydalanması, iki ülkeyi gün geçtikçe birbirine yaklaştırıyor. Söz konusu koridor ticaret hatlarının en güvenlilerinden biri olarak kabul edilebilir. Nitekim yol boyunca herhangi bir terör tehdidi ve askeri anlamda istikrarsızlık söz konusu değil.

ORTA VE GÜNEY KORİDOR ÇİN İÇİN HAYATİ DEĞERE SAHİP
Orta Koridor ise Çin’in batısından başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşıyor. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu bu koridorun kritik bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Alternatif bir rota olarak, özellikle her ne kadar müttefiklik ilişkisi içinde olsalar da, bu yol Rusya ile yaşanabilecek gerilimlerde stratejik bir öneme sahip. 7 bin kilometrelik koridor, Orta Asya ülkeleri ile Çin arasındaki ekonomik bağları güçlendirmesi yönünden de mühim. Ayrıca transit geçiş sürelerini azaltarak, yeni pazarlara erişimi artırıyor.
En uzun ve güvenliği daha zor olan koridor ise kuşkusuz Güney Koridoru. Uzunluğu 20 bin kilometreye ulaşıyor ve bir ürünün taşınma süresi 1.5-2 aylık bir süreç alıyor. Güney Koridoru, Çin’in güneybatısından başlıyor.
Sırasıyla Myanmar, Bangladeş, Hindistan, Pakistan, İran ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşıyor. Hint Okyanusu’na ve Orta Doğu’ya doğrudan erişim sağlayan hat, enerji ve ticaret yollarının çeşitlendirilmesini sağlıyor.
Deniz ticaret yollarındaki tıkanıklıkları ve riskleri azaltmayı amaçlayan koridorla Güney Asya ve Orta Doğu pazarlarına daha kolay erişim sağlanması da hedefleniyor. Çin, bu projeler için büyük maliyetler üstlenmiş olup, uzun vadede bu yatırımların karşılığını almayı amaçlıyor. En çok ihraç edilen ürünlerse ; Elektronik, makine, tekstil ürünleri, kimyasal ürünler, ilaçlar, otomobiller, araçların yedek parçaları ve çelikle metal ürünleri olarak biliniyor.

ZENGEZUR KORİDORU TÜRK DÜNYASINI BİRLEŞTİREBİLİR
Ticaret rotalarından bir diğer önemli hat ise Zengezur Koridoru. Proje, Güney Kafkasya’da Azerbaycan’ın batı bölgelerini Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve dolayısıyla Türkiye’ye bağlamayı amaçlayan bir ulaşım ve lojistik çalışmasını içeriyor.
Bu koridor, Zengezur bölgesinden geçerek Azerbaycan ile Nahçıvan’ı kara yoluyla birleştirmeyi hedefliyor. Ermenistan’ın güneydoğusundaki Zengezur bölgesinden geçen hat, Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlayan en kısa yol biliniyor.
Türkiye, Azerbaycan ve Nahçıvan arasında doğrudan bir ticaret ve ulaşım hattı oluşturması planlanan koridorun, bölgenin ekonomik kalkınmaya katkı yapması bekleniyor. Bu durum kuşkusuz birçok alanda ortaklığı bulunan Ankara ve Bakü’nün bölgesel etkisini artırabilir.. Ayrıca Türkiye’nin Orta Asya ve Kafkasya ile bağlantısını güçlendirir ki; jeopolitik anlamda bu oldukça önemli bir girişim olacaktır. Nitekim Cumhuriyet tarihinden bu yana ilk kez Türk Devletleriyle fiziksel bağlantının sağlanması da; Türk-Azerbaycan ittifakının genişlemesine yol açabilir.
Zengezur Koridoru’nun güvenliği, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine bağlı olarak görülebilir. Bu kapsamda, uluslararası izolasyondan kurtulmak isteyen Erivan yönetiminin yüzünü NATO’ya dönmesi;
Azerbaycan’la yeni bir çatışma istemediğini sık sık tekrarlaması oldukça önemli. Bu anlamda taraflar arasında bölgede barış ve istikrarın korunması için diplomatik çabalar sürdürülüyor. Tahran yönetimiyse bu anlaşmanın sağlanmasını İran’ın bölgesel etkisini düşürebileceği kaygısıyla durdurmak istiyor.

KALKINMA YOLU PROJESİ ANKARA-BAĞDAT HATTINI GÜÇLENDİRECEK
Irak’ın yeniden inşası ve bölgesel istikrar için önemli olan bir diğer çalışma ise kuşkusuz Kalkınma Yolu Projesidir. Türkiye ve Irak arasında geliştirilen büyük ticaret girişimi, Irak’ın Basra limanından başlayarak Türkiye’nin güneydoğusuna ve oradan da Avrupa’ya uzanan bir demiryolu ve otoyol ağı oluşturmayı hedefliyor. Bu proje, ekonomik kalkınma, bölgesel entegrasyon ve ticaretin artırılması açısından büyük bir öneme sahip…
Türkiye ve Irak arasındaki ticaret hacmini artıracak projeyle birlikte, bölgede ortak güvenlik operasyonlarının artması bekleniyor. Çünkü hattın korunması için başta PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin hattan uzak tutulması gerekiyor.
Geçtiğimiz yıllarda petrol boru hatlarına saldırılar yapan teröristlerin, tekrar sabotaj eylemlerine girişeceğini düşünmemek hata olacaktır. Türkiye, bu projeyle Orta Doğu’daki stratejik konumunu güçlendirmeyi hedeflerken; Avrupa’ya olan kara bağlantısını güçlendirerek enerji ve ticaret yollarında kritik bir rol oynamayı amaçlıyor.
Projeyle Irak’tan Türkiye’ye Petrol ve petrol ürünleri, doğalgaz, kimyasal ürünler ve tarım ürünleri ihraç edilmesi planlanırken; Türkiye’den Irak’a tekstil, makine ve teçhizat, elektronik ürünler, gıda ürünleri ve inşaat malzemelerinin ihraç edilmesi bekleniyor..
]]>Kamışlı merkezli, MOSSAD güdümlü bir ofis açan İsrail, 4 bin hektarlık arazi satın aldı. Çiftlik evleri, fabrika ve konutlar ile çok sayıda tarla PKK’lı aracılar tarafından İsrailli şahıslara devredildi. Siyonistlere bulgur fabrikası sahibi Halid Bako, Amar Abdo gibi sözde iş adamları ve örgütün mali kanadında etkin isimlerden Alişar ve Şıh Dilo kod adlı militanların aracılık ettiği öğrenildi.
HEYETLER BÖLGEDE
İsrailli yetkililerin yayılmacı hevesleri açık ettiği korsan arzımevut haritasında yer verilen Suriye’nin doğu ve kuzey bölgesine Tel Aviv’den sivil heyetler gelerek alan taraması yapıyor. Gazetemizin elde ettiği bilgiye göre, İsrailli şahıslar Fırat boyu ve Süleyman Şah Türbesi’nin yer aldığı Set Tişrin, Çelebiye, Ayn İsa bölgeleri ile Karakozak çevresi ile de özel olarak ilgileniyor. İsrailli eksperler arasında Irak’tan göçen Yahudiler de bulunuyor. Yahudilerin istediği arazilere satmak istemeyenler tehdit edilerek ev, arazi ve fabrikaları zorla ellerinden alınıyor. Satışların Şam kayıtlarına geçmesi için de özel özen gösteriliyor.
“FİLİSTİN’DEN BETER OLACAK”
Sahada konuştuğumuz Kürt vatandaşlar, İsrail’in Filistin işgal döneminde uyguladığı yöntemleri birebir Suriye’de de tatbik ettiğini söyledi. Bölgenin önemli araştırmacılarından Mirza Rakan “İsrail için Kürtler, Filistinlilerden daha kıymetli bir millet değil. Hatta Araplar ve İsrailliler Hazreti İsmail ve İshak’tan amca çocukları hukukları var. Bu kan dökme üzerine kurulmuş işgal rejiminin açık emellerini görmeyen Kürtler var. Hem Irak hem de Suriye’de bu kanlı projeye payandalık eden kişiler ve yapılar Kürtlere tarihin en trajik sonunu hazırlıyor. Siyonistler hedeflerine ulaştığında Irak ve Suriye’de Müslüman tek bir Türk kalmayacak. Sonumuz Filistin’den daha beter olur” dedi.
SİYONİST REJİM, TÜRKİYE’NİN BAŞINI AĞRITACAK HER YARAYI KAŞIYOR
Siyonist yayılmacılık ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihî uyarısı ile bölgede yaşanan son gelişmeleri gazetemize değerlendiren uzmanlardan ciddi bir uyarı geldi. Öncelikle Batı ittifakının gözle görülür kuşatma çabasına dikkati çeken uluslararası ilişkiler uzmanı Tuğrul Çamaş “Adalar Denizi’nde Yunanistan, yine Yunanistan-Dedeağaç ve Romanya hattında doğrudan, Suriye’nin Doğu ve Kuzey ile birlikte Irak Kuzey aksında PKK-YPG, DEAŞ gibi taşeron güçlerle verilen mesajlar çok net. Batılı koalisyon daha stratejik kullanabilmek adına Irak ve Suriye’de devletimsi bir yapıya ihtiyaç duyuyor. Bir başka deyişle Türkiye kuşatmasında savaştıracak vesayet aparatları ihdas ettiler” dedi.
LÜBNAN’A GİRME HAZIRLIĞI
Çamaş şöyle devam etti:
Uzun vadede ne gerçekten bir devlet olacak ne de bölgede kalıcı niteliğe sahip bir teşkilat elde edemeyecek olsalar da esas gaye ABD önderliğindeki batı kuşatmasına militan ve savaşçı kazandırmak. Bu korsan oluşumla Türkiye ve sınırlarının istikrarsızlaştırmak istendiği çok açık.
Türkiye bu meselelerle meşgul olurken önümüzdeki aylarda İsrail’in Lübnan’a girme hazırlıkları yaptığı biliniyor. İsrail’le dur diyebilecek tek ülke olan Türkiye’yi sözde devletleştirilmiş terör yapıları ile meşgul ederek Lübnan işgal sürecinde çaresiz bırakmaya çalışıyorlar.
“TÜRKİYE DIŞLANACAK”
Türkiye’yi oyalamak isteyenlerin salt askerî planlar yapmadığını kaydeden Dr. Çamaş, Türkiye’nin ana aktör konumda olduğu enerji-ticaret eksenli üç büyük projeye dikkati çekti: İsrail ve müttefik unsurların tarihî niteliğe sahip 100 milyarlarca dolarlık dev projeleri akamete uğratmak için var gücü ile mücadele ediyor. Oldukça stratejik hamlelerle Türkiye merkezli yolları tıkamak istiyorlar. Bu projelerden birisi Türkiye’yi dışlayan Sea-2Sea Projesi… Diğerleri Türkiye merkezli Kalkınma Yolu ve Kuzey-Güney Koridoru… Bütün bu plan ve programlar Zengezur Koridoru ile yakından ilgili çalışmalar.
Şayet başarılı olurlar ise Anadolu ve Trakya Yarımadası’nın tarihten gelen geleneksel ulaşım koridoru olması fonksiyonu da ortadan kaldırılmış olacak. Bizim bu Doğu-Batı savaşında denge siyaseti adına yaptığımız hamleler artık askerî tedbirleri de kapsamak zorunda.
4 YILDIR TOPRAK SATIN ALIYORLAR
Kamışlı kökenli Salih Faleh, sözde işgal yönetiminde yakın akrabalarının olduğunu ve 3-4 yıldır İsraillilere gizlice toprak satışı yapıldığını söyledi. Faled “Bölgeden 800 bini aşkın Kürt onların kalıplarına uymadığı için sürüldü. Buna on binlerce Arap, Türkmen ve Çerkez de eklendi. Burada kalanlar ise uyuşturucu, fuhuş ya da sözde Kürdistan yalanına kurban edilerek cephede öldürtülüyor. Çiftlik evleri ve kıraç topraklara büyük servetler ödeniyor. İsraillilere devrediliyor. Büyük bir felakete sürükleniyoruz. Kürt ve Arap aşiretlerinin liderleri sus payı alıp göz yumuyor” diye konuştu.
TÜRKİYE GOLAN’A YÜRÜMEK ZORUNDA
Suriyeli araştırmacı Dr. Nevvaf Etbibeg, şu an gelinen noktada İsrail işgal güçlerinin önünde durabilecek herhangi bir ordu ya da grup olmadığını ifade etti.
“Kamışlı, Haseke, Halep, Şam, Kerkük, Humus, Erbil ile birlikte Anadolu tehdit altında” diyen Etbibeg, şunları söyledi:
Bölgenin geleceğini Türkiye belirleyecek. Türkiye sınırına ekilen PKK gerçek bir İsrail mayınıdır. İşgal bölgeleri Mossad ajanları ile doldu. Türkiye ve Suriyeli binlerce devrimci asker, bir yolunu bulup mutlaka Golan’a yürümek zorunda. Aksi hâlde İsrail tankları ve uçakları Türkiye sınırında ve Suriye topraklarında olacak.
Futbolseverlerin hasretle beklediği Avrupa’nın milli takımlar düzeyindeki en önemli organizasyonu, Almanya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek. Yarın başlayacak turnuva, 31 gün sürecek. 24 milli takımın mücadele edeceği şampiyona, 14 Temmuz’daki final maçıyla sona erecek.
EURO 2024, ev sahipliği yapacağı 51 karşılaşmayla sporseverleri adeta futbola doyuracak.
Açılış maçı yarın
EURO 2024’ün açılış maçı yarın Münih’te oynanacak.
Turnuvanın ev sahibi Almanya, A Grubu müsabakasında (TSİ) 22.00’de İskoçya’yı ağırlayacak.
Münih Futbol Arena’da (Allianz Arena) yapılacak müsabakayı 66 bin futbolsever tribünde, milyonlarcası ise televizyon başında takip edecek.
Şampiyonadaki tüm maçlar, Türkiye’de TRT’de yayımlanacak.
Gruplardan 16 takım çıkacak
Avrupa Şampiyonası’nda 24 takım, dörderli 6 grupta mücadele edecek.
Grupları ilk iki sırada tamamlayan takımlar ve en iyi 4 grup üçüncüsü, adını son 16 turuna yazdıracak. Grup müsabakaları 26 Haziran Çarşamba gübü sona erecek.
29 Haziran’da başlayacak son 16 turundan itibaren turnuvada, tek maç eleme usulüne geçilecek. Turnuvada çeyrek final maçları 5 ve 6 Temmuz’da, yarı final karşılaşmaları ise 9 ve 10 Temmuz’da oynanacak.
EURO 2024’ün şampiyonu, 14 Temmuz Pazar güne Berlin Olimpiyat Stadı’ndaki final maçında belli olacak.
Türkiye, F Grubu’nda
A Milli Futbol Takımı, F Grubu’nda Portekiz, Gürcistan ve Çekya ile mücadele edecek.
Ay-yıldızlılar, şampiyonadaki ilk maçında Gürcistan ile 18 Haziran Salı günü Dortmund’da karşılaşacak.
Milli takım, gruptaki ikinci müsabakasını 22 Haziran Cumartesi günü Portekiz ile Dortmund’da, üçüncü karşılaşmasını ise 26 Haziran Çarşamba günü Çekya ile Hamburg’da oynayacak.
Gruplar
Turnuvada gruplar ve mücadele edecek takımlar şöyle:
A Grubu: Almanya, İskoçya, Macaristan, İsviçre.
B Grubu: İspanya, Hırvatistan, İtalya, Arnavutluk.
C Grubu: Slovenya, Danimarka, Sırbistan, İngiltere.
D Grubu: Hollanda, Fransa, Polonya, Avusturya.
E Grubu: Ukrayna, Slovakya, Belçika, Romanya.
F Grubu: Portekiz, Çekya, Gürcistan, Türkiye.
Türkiye’den Halil Umut Meler düdük çalacak
EURO 2024’te görev alacak isimler arasındaki tek Türk hakem, Halil Umut Meler.
Meler, kariyerinde ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda düdük çalacak.
Turnuvada 37 yaşındaki Halil Umut Meler’in yardımcılıklarını yapacak hakemler Mustafa Emre Eyisoy ve Kerem Ersoy oldu. Alper Ulusoy ise Video Yardımcı Hakem (VAR) olarak görevlendirildi.
Süper Lig’den 25 oyuncu
EURO 2024’te geride kalan sezon Süper Lig’de forma giyen 25 futbolcu, ülkelerini temsil edecek.
Süper Lig, Avrupa’nın 5 büyük futbol ülkesi İngiltere, İtalya, Almanya, İspanya ve Fransa’nın ardından turnuvaya en fazla oyuncu gönderen 6. lig olarak öne çıktı.
Turnuvada Fenerbahçe’den 7, Galatasaray ve Beşiktaş’tan dörder, Trabzonspor ve Gaziantep FK’den üçer, Başakşehir, Antalyaspor, Sivasspor ve Konyaspor’dan birer futbolcu yer alacak.
Almanya, ikinci kez ev sahibi
Almanya, Avrupa Futbol Şampiyonası’nı ikinci kez düzenleyecek.
Turnuvayı düzenlemek için Türkiye ile yarışan Almanya, 2017’deki UEFA İcra Kurulu toplantısında 4’e karşı 12 oyla ev sahipliğini kazandı.
Organizasyona ilk kez 1988 yılında ev sahipliği yapan Almanya, Avrupa Şampiyonası’nı birden fazla düzenleyen 4. ülke olacak.
Avrupa’nın milli takımlar düzeyinde futboldaki en önemli turnuvası şu ana dek 14 farklı ülkede organize edildi.
Statlar
EURO 2024, Almanya’nın 10 şehrinde ve stadında düzenlenecek.
Turnuvaya başkent Berlin’in yanı sıra Köln, Münih, Frankfurt, Hamburg, Dortmund, Leipzig, Gelsenkirchen, Stutgart ve Düsseldorf kentleri ev sahipliği yapacak.
Şehirlere göre statlar ve kapasiteleri şöyle:
Şehirlere göre statlar ve kapasiteleri şöyle:
| Şehir | Stat | Kapasite |
| Berlin | Berlin Olimpiyat Stadı | 71 bin |
| Leipzig | Leipzig Stadı | 40 bin |
| Hamburg | Volkspark Stadı | 49 bin |
| Dortmund | BVB Stadı | 62 bin |
| Stuttgart | Stuttgart Arena | 51 bin |
| Gelsenkirchen | AufSchalke Arena | 50 bin |
| Düsseldorf | Düsseldorf Arena | 47 bin |
| Frankfurt | Frankfurt Arena | 47 bin |
| Köln | Köln Stadı | 43 bin |
| Münih | Münih Futbol Arena | 66 bin |
Avrupa Şampiyonası’na Almanya’nın Berlin, Köln, Münih, Frankfurt, Hamburg, Dortmund, Leipzig, Gelsenkirchen, Stuttgart ve Düsseldorf şehirleri ev sahipliği yapacak.
EURO 2024’te 4’erli 6 grupta toplam 24 takım mücadele edecek. 6 grubu ilk iki sırada tamamlayan takımlar ve en iyi 4 grup üçüncüsü, adını son 16 turuna yazdıracak.
Son 16 turundan itibaren turnuvada, tek maç eleme usulüne geçilecek.

EV SAHİBİ ALMANYA – A GRUBU
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda A Grubu’nda yer alacak ev sahibi Almanya; İskoçya, Macaristan ve İsviçre ile mücadele edecek.
İlki 1960’ta yapılan ve 4 yılda bir organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 17’ncisi 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde Almanya’da düzenlenecek.
Tarihinde 4 FIFA Dünya Kupası, 3 Avrupa Şampiyonası ve 1 Konfederasyon Kupası şampiyonluğu bulunan Almanya, ev sahibi olduğu EURO 2024’ün en önemli favorilerinden biri olacak.
İKİNCİ KEZ EV SAHİBİ
Almanya, bu yıl 17. kez düzenlenecek turnuvaya ikinci kez ev sahipliği yapacak.
Kuzey Batı Avrupa ülkesi, 2018’de turnuvayı düzenlemek için Türkiye ile yarıştı. UEFA İcra Komitesinde yapılan oylamada 4’e karşı 12 oy alan Almanya, turnuvayı düzenlemeye hak kazandı.
Batı Almanya’nın ev sahipliğinde düzenlenen 1988 Avrupa Futbol Şampiyonası, 8 takımın katılımıyla gerçekleştirildi. Dörderli 2 grupta oynanan ilk turda A Grubu’ndan ev sahibi Batı Almanya ile İtalya çıktı. B Grubu’nda ise Sovyetler Birliği ile Hollanda tur atladı.
Yarı finalde Hollanda, Batı Almanya’yı, Sovyetler Birliği ise İtalya’yı eleyerek finale yükseldi. Finali galip tamamlayan Hollanda, ilk Avrupa şampiyonluğunu elde etti.
Turnuva, Batı Almanya ve Sovyetler Birliği’nin katıldığı son şampiyona oldu.
EV SAHİBİ KONTENJANINDAN GELDİ
Almanya, EURO 2024’e eleme oynamadan katıldı.
Turnuvaya ev sahipliği yapacak ülke, statü gereği eleme maçı oynamayarak doğrudan katılım hakkı elde etti.
Almanya Milli Takımı’nın aday kadrosunda Türk asıllı 2 futbolcu yer alıyor.
Teknik direktörlüğünü Julian Nagelsmann’ın yaptığı Almanya’nın açıklanan aday kadrosunda Türk asıllı futbolcular İlkay Gündoğan ile Deniz Undav da bulunuyor.
İspanya temsilcisi Barcelona’da forma giyen İlkay, Almanya Milli Takımı’yla 75 maça çıkıp 18 kez gol sevinci yaşadı. Tecrübeli orta saha oyuncusu, mevcut kadro içinde 128 milli müsabakada 45 kez ağları sarsan Thomas Müller’in ardından en golcü ikinci futbolcu konumunda.
Almanya’da Stuttgart forması giyen Deniz Undav ise bu sezon 30 lig maçında 18 kez fileleri havalandırarak milli takıma kadar yükseldi. 27 yaşındaki santrfor, Almanya Milli Takımı’nda 1 maça çıktı.
Ev sahipliği yapacağı turnuva için teknik direktör Julian Nagelsmann’ın belirlediği 27 kişilik aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Oliver Baumann (Hoffenheim), Manuel Neuer (Bayern Münih), Alexander Nübel (Stuttgart), Marc-Andre ter Stegen (Barcelona)
Savunma: Waldemar Anton (Stuttgart), Benjamin Henrichs (Leipzig), Joshua Kimmich (Bayern Münih), Robin Koch (Eintracht Frankfurt), Maximilian Mittelstadt (Stuttgart), David Raum (Leipzig), Antonio Rüdiger (Real Madrid), Nico Schlotterbeck (Borussia Dortmund), Jonathan Tah (Bayer Leverkusen)
Orta saha: Robert Andrich (Bayer Leverkusen), Chris Führich (Stuttgart), Pascal Grob (Brighton), İlkay Gündoğan (Barcelona), Toni Kroos (Real Madrid), Jamal Musiala (Bayern Münih), Aleksandar Pavlovic (Bayern Münih), Leroy Sane (Bayern Münih), Florian Wirtz (Bayer Leverkusen)
Forvet: Maximilian Beier (Hoffenheim), Niclas Füllkrug (Borussia Dortmund), Kai Havertz (Arsenal), Thomas Müller (Bayern Münih), Deniz Undav (Stuttgart).
MAÇ TAKVİMİ
Almanya, turnuvanın açılış maçında İskoçya ile karşılaşacak.
Ev sahibi ülkenin EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
14 Haziran Cuma:
22.00 Almanya-İskoçya (Allianz Arena)
19 Haziran Çarşamba:
19.00 Almanya-Macaristan (MHP Arena)
23 Haziran Pazar:
22.00 İsviçre-Almanya (Deutsche Bank Park)

İSKOÇYA – A GRUBU
Tarihinde 1992, 1996 ve 2020 Avrupa şampiyonalarına katılan İskoçya, hiçbir turnuvada grup aşamasından öteye gidemedi.
İskoçya, EURO 2024’e eleme grubunu ikinci bitirerek katıldı. Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde A Grubu’nda yer alan İskoçya; İspanya, Norveç, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile karşılaştı. Yaptığı 8 müsabakada 5 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan İskoçya, lider İspanya’nın ardından ikinci olarak adını finallere yazdırdı.
Rakip fileleri 17 kez havalandıran İskoçya, kalesinde ise 7 gol gördü. Teknik direktör Steve Clarke’ın öğrencileri, grupta 25 gol atıp, sadece 5 gol yiyen lider İspanya’ya 2-0’lık skorla tek mağlubiyetini tattırdı.
İskoçlar EURO 2024’te; Almanya, Macaristan ve İsviçre ile A Grubu’nda karşılaşacak.
ÖNE ÇIKAN OYUNCULARI
Kadrosundaki isimlerin çoğu Premier Lig takımlarında top koşturan İskoçya’da orta saha oyuncusu Scott McTominay ile santrfor John McGinn dikkati çekiyor.
EURO 2024 Elemeleri’nde 7 gol atan Scott McTominay ile 3 kez ağları havalandıran John McGinn, takımlarının başarısında önemli rol oynadı. Kuzey Avrupa ülkesinde, Lyndon Dykes, Kenny McLean, Callum McGregor, Ryan Porteous, Lawrence Shankland ve Stuart Armstrong birer kez ağları havalandırdı.
McGinn, mecvut kadroda 64 müsabakada attığı 18 golle en golcü oyuncu konumunda bulunuyor. Bu oyuncuyu 36 milli müsabakada 9 gol atan Dykes izledi.
Teknik direktör Steve Clarke’ın EURO 2024 için açıkladığı aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleciler: Zander Clark, Craig Gordon (Heart of Midlothian), Angus Gunn (Norwich), Liam Kelly (Motherwell).
Savunma: Liam Cooper (Leeds United), Grant Hanley (Norwich), Jack Hendry (Al-Ettifaq), Scott McKenna Kopenhag), Ross McCrorie (Bristol City), Ryan Porteous (Watford), Anthony Ralston, Greg Taylor (Celtic), Andrew Robertson (Liverpool), John Souttar (Rangers), Kieran Tierney (Real Sociedad).
Orta saha: Stuart Armstrong (Southampton), Ryan Christie (Bournemouth), Billy Gilmour (Brighton&Hove Albion), Ryan Jack (Rangers), John McGinn (Aston Villa), Callum McGregor (Celtic), Kenny McLean (Norwich), Scott McTominay (Manchester United).
Hücum: Che Adams (Southampton), Ben Doak (Liverpool), Lyndon Dykes (Queens Park Rangers), James Forrest (Celtic), Lawrence Shankland (Heart of Midlothian).
MAÇ TAKVİMİ
İskoçya’nın EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
14 Haziran Cuma:
22.00 Almanya-İskoçya (Allianz Arena)
19 Haziran Çarşamba:
22.00 İskoçya-İsviçre (RheinEnergie)
23 Haziran Pazar:
22.00 İskoçya-Macaristan (MHP Arena)

MACARİSTAN – A GRUBU
Avrupa Şampiyonası finalleri tarihinde daha önce 4 kez yer alan Macaristan, iki kez yarı final oynama başarısı gösterdi.
İlk katıldığı 1964 Avrupa Şampiyonası’nda üçüncü olan Macaristan, 1972’deki turnuvada dördüncülük ünvanını aldı. Sonrasındaki 44 yılda bu büyük organizasyona katılamayan Macaristan, hasretini 2016’da dindirdi.
Bu şampiyonada son 16 turuna yükselen Macaristan, son olarak EURO 2020’de mücadele etti. Macarlar, son şampiyonada grup aşamasını geçemedi. EURO 2024, bir döneme damga vuran Macar futbolunun beşinci Avrupa Şampiyonası olacak.
ELEMELERDE BİLEĞİ BÜKÜLMEDİ
Macaristan, EURO 2024 Elemeleri’nde yenilgi yüzü görmedi.
Elemelerde G Grubu’nda yer alan Macaristan; Sırbistan, Karadağ, Litvanya ve Bulgaristan ile karşılaştı. Yaptığı 8 müsabakada 5 galibiyet, 3 beraberlik alan teknik direktör Marco Rossi’nin öğrencileri, topladığı 18 puanla grubunu lider tamamladı.
ÖNE ÇIKAN FUTBOLCUSU
Macaristan’da gözler Liverpool’un yıldız orta saha oyuncusu Dominik Szoboszlai’de olacak. Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde Macaristan’ın kaydettiği 16 gole 7 farklı futbolcu imza attı. Dominik Szoboszlai ile Barnabas Varga dörder, Martin Adam ile Roland Sallai ikişer, Adam Nagy, Willi Orban ile Balint Vecsei birer gol kaydetti. Mevcut kadroda Szoboszlai 40 milli maçta, Sallai ise 47 milli müsabakada 12’şer kez ağları havalandırarak takımın en golcü oyuncuları oldu.
Teknik direktör Marco Rossi’nin belirlediği Macaristan’ın aday kadrosunda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleciler: Denes Dibusz (Ferencvaros), Peter Gulacsi (Leipzig), Peter Szappanos (Paks)
Savunma: Botond Balogh (Parma), Endre Botka (Ferencvaros), Marton Dardai (Hertha Berlin), Attila Fiola (Fehervar), Adam Lang (Omonia Nicosia), Willi Orban (Leipzig), Attila Szalai (Freiburg)
Orta saha: Bendeguz Bolla (Servette), Mihaly Kata (MTK), Milos Kerkez (Bournemouth), Laszlo Kleinheisler (Hajduk Split), Adam Nagy (Spezia), Zsolt Nagy (Puskas Akademi), Loic Nego (Le Havre), Andras Schafer (Union Berlin), Callum Styles (Sunderland)
Hücum: Martin Adam (Ulsan Hyundai), Kevin Csoboth (Ujpest), Daniel Gazdag (Philadelphia Union), Krisztofer Horvath (Kecskemat), Roland Sallai (Freiburg), Dominik Szoboszlai (Liverpool), Barnabas Varga (Ferencvaros).
MAÇ TAKVİMİ
Macaristan’ın EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
16.00 Macaristan-İsviçre (RheinEnergie)
19 Haziran Çarşamba:
19.00 Almanya-Macaristan (MHP Arena)
23 Haziran Pazar:
22.00 İskoçya-Macaristan (MHP Arena)

İSVİÇRE – A GRUBU
Tarihinde daha önce 5 kez Avrupa Şampiyonası finallerinde yer alan İsviçre, son organizasyonlardaki çıkışıyla dikkati çekiyor. Kırmızı-beyazlı takım, 1996, 2004 ve 2008 Avrupa şampiyonalarında gruptan çıkamadı. 2012’ye katılamayan İsviçre, 2016’da son 16 turu, 2020’de ise çeyrek final oynama başarısı gösterdi.
İsviçre, EURO 2024’e elemelerde I Grubu’nu ikinci bitirerek geldi. Teknik direktör Murat Yakın’ın öğrencileri, elemelerde Romanya, İsrail, Belarus, Kosova ve Andorra ile karşılaştı. Eleme grubunda 10 müsabakada 4 galibiyet, 5 beraberlik yaşayan İsviçre, 1 maçtan da yenilgiyle ayrıldı.
Grupta 17 puan toplayan İsviçre, ikinci olarak adını Avrupa Şampiyonası finallerine yazdırdı.
ZEKİ AMDOUNİ KİLİT İSİM
Kırmızı-beyazlılarda eleme etabında Zeki Amdouni, attığı 6 golle takımının vize almasında başrolü oynadı. Ruben Vargas ve Renato Steffen üçer, Granit Xhaka, Xherdan Shaqiri ve Remo Freuler ikişer, Manuel Akanji, Silvan Widmer ve Cedric Itten ise birer gol kaydetti.
İsviçre Milli Takımı’nın kadrosunda Avrupa’nın önemli takımlarında forma giyen birçok futbolcu bulunuyor.
Kaleci konusunda Yann Sommer ve Gregor Kobel gibi üst düzey iki oyuncusu bulunan İsviçre’nin kadrosunda savunmada Manuel Akanji ve Fabian Schar, orta sahada Denis Zakaria, Granit Xhaka ve Xherdan Shaqiri, hücumda ise Breel Embolo, Noah Okafor ve Zeki Amdouni gibi yıldız oyuncular yer alıyor.
Teknik direktör Murat Yakın’ın belirlediği EURO 2024 aday kadrosunda şu futbolcular yer alıyor:
Kaleciler: Yann Sommer (Inter), Yvon Mvogo (Lorient), Gregor Kobel (Borussia Dortmund), Marvin Keller (Winterthur), Pascal Loretz (Luzern)
Savunma: Ricardo Rodriguez (Torino), Fabian Schar (Newcastle United), Manuel Akanji (Manchester City), Nico Elvedi (Borussia Mönchengladbach), Silvan Widmer (Mainz 05), Kevin Mbadu (Augsburg), Ulisses Garcia (Olimpik Marsilya), Cedric Zesigner (Wolfsburg), Leonidas Stergiou (Stuttgart), Aurele Amenda (Young Boys), Albuan Hajdari (Lugano), Bryan Okoh (Salzburg)
Orta saha: Granit Xhaka (Bayer Leverkusen), Xherdan Shaqiri (Chicago Fire), Remo Freuler (Bologna), Denis Zakaria (Monaco), Michel Aebischer (Bologna), Fabian Rieder (Rennes), Uran Bislimi (Lugano), Ardon Jashari (Luzern), Filip Ugrinic (Young Boys), Vincent Sierro (Toulouse)
Hücum: Breel Embolo (Monaco), Steven Zuber (AEK Atina), Ruben Vargas (Augsburg), Renato Steffen (Lugano), Noah Okafor (Milan), Zeki Amdouni (Burnley), Andi Zeqiri (Genk), Dan Ndoye (Bologna), Kwadwo Duah (Ludogorets), Joel Monteiro (Young Boys)
MAÇ TAKVİMİ
İsviçre’nin A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
16.00 Macaristan-İsviçre (RheinEnergie)
19 Haziran Çarşamba:
22.00 İskoçya-İsviçre (RheinEnergie)
23 Haziran Pazar:
22.00 İsviçre-Almanya (Deutsche Bank Park)

ARNAVUTLUK – B GRUBU
EURO 2024’teki ölüm grubunda kendini bulan Arnavutluk, Almanya’da sürpriz yapmak için bulunuyor.
Elemelerde Çekya ve Polonya’nın önünde lider olan ve Almanya biletini kapan Arnavutluk, şampiyonada ise ölüm grubuna düştü.
Tarihinde ikinci kez Avrupa Şampiyonası’nda boy gösterecek olan Arnavutlar grupta; İtalya, İspanya ve Hırvatistan ile mücadele edecek.
ÖNE ÇIKAN OYUNCULARI
Inter’den Kristjan Asllani ve Fulham’da kiralık oynayan Chelsea oyuncusu Armando Broja takımın en değerli isimleri arasında yer alırken, gol yollarında Güney Kore’nin Gwangju ekibinde oynayan Jasir Asani elemelere dikkati çekmişti.
Bu oyuncuların yanı sıra Beşiktaş’ta forma giyen Ernest Muçi ile Sivasspor’un golcüsü Rey Manaj, milli takımları adına turnuvada boy gösterecek.
İşte, Arnavutluk’un kadrosu;
Kaleci: Etrit Berisha (Empoli), Thomas Strakosha (Brentford), Elhan Kastrati (Cittadella), Simon Simoni (Eintracht Frankfurt)
Defans: Berat Gjimshiti (Atalanta), Elseid Hysaj (Lazio), Ivan Balliu (Rayo Vallecano), Ardian Ismajli (Empoli), Arlind Ajeti (Cluj), Naser Aliji (Voluntari), Mario Mitaj (Lokomotiv Moskova), Enea Mihaj (Famalicao), Marash Kumbulla (Sassuolo)
Orta saha: Amir Abrashi (Grasshopper), Kristjan Asllani (Inter), Nedim Bajrami (Sassuolo), Medon Berisha (Lecce), Klaus Gjasula (Darmstadt), Qazim Laçi (Sparta Prag), Ernest Muçi (Beşiktaş), Ylber Ramadani (Lecce)
Forvet: Jasir Asani (Gwangju), Armando Broja (Fulham/Chelsea), Mirlind Daku (Rubin Kazan), Arber Hoxha (Dinamo Zagreb), Rey Manaj (EMS Yapı Sivasspor), Taulant Seferi (Baniyas)
MAÇ TAKVİMİ
Arnavutluk’un EURO 2024 B Grubu’nda oynayacağı maçların TSİ programı şöyle:
15 Haziran:
22.00 İtalya-Arnavutluk
19 Haziran:
16.00 Hırvatistan-Arnavutluk
24 Haziran:
22.00 Arnavutluk-İspanya

İTALYA – B GRUBU
Son şampiyon İtalya, turnuva tarihinde üçüncü kez mutlu sona ulaşmaya çalışacak. Futbolda turnuva deyince akıllara gelen ilk birkaç ülke arasında yer alan “Gök Mavililer”, EURO 2024’te de zirve mücadelesi verecek.
Şampiyona tarihinde 2 kez mutlu sona ulaşan İtalya, ikişer kez final ve yarı final oynama başarısı gösterdi.
İtalya, B Grubu’nda İspanya, Hırvatistan ve Arnavutluk ile mücadele edecek.
ÖNE ÇIKAN OYUNCULARI
Dünya futboluna çok önemli hücum oyuncuları kazandıran İtalya, turnuvalarda savunma yönüyle öne çıkan bir ekip olarak dikkati çekiyor.
Uzun yıllar savunma tandemini oluşturan Giorgio Chiellini ile Leonardo Bonucci ikilisinden faydalanamayacak “Gök Mavililer”, yine de savunmada gücünü koruyacak.
Kalesinde Paris Saint-Germain’den Gianluigi Donnarumma’yı bulunduran İtalya’da savunmada son şampiyon Inter’den Alessandro Bastoni yer alıyor.
Orta alanda Jorginho ve Nicolo Barella gibi oyunculara sahip İtalya’da, hücumda Federico Chiesa en tehlikeli isim olarak ön plana çıkıyor.
İtalya’nın EURO 2024’te yer alacağı kadro belli oldu.
Kaleci: Donnarumma, Meret, Vicario
Defans: Bastoni, Bellanova, Buongiorno, Calafiori, Cambiaso, Darmian, Di Lorenzo, Dimarco, Gatti, Mancini.
Orta saha: Barella, Cristante, Fagioli, Folorunsho, Frattesi, Jorginho, Pellegrini.
Forvet: Chiesa, El Shaarawy, Raspadori, Retegui, Scamacca, Zaccagni.
MAÇ TAKVİMİ
15 Haziran:
22.00 İtalya-Arnavutluk
20 Haziran:
22.00 İspanya-İtalya
24 Haziran:
22.00 Hırvatistan-İtalya

İSPANYA – B GRUBU
Bu yıl 17’ncisi düzenlenecek Avrupa Şampiyonası finallerinde 11 kez mücadele eden “Boğalar”, turnuvanın en başarılı 2 takımından biri durumunda.
1964, 2008 ve 2012’de kupayı müzesine götüren İspanya, Almanya ile Avrupa Şampiyonası’nı en çok kazanan takım olarak dikkati çekiyor.
1984’te ikinci olan İspanya, 2020’de yarı final, 1996 ve 2000’de çeyrek final, 2006’da son 16 turu oynadı. İspanya, 1980, 1988 ve 2004’te grup aşamasını geçemedi. 2012 sonrası duraklama dönemine giren İspanya, 2022-2023 sezonunda UEFA Uluslar Ligi’ni alarak eski günlerine dönüş sinyali verdi.
ELEMELERDEN LİDER OLARAK GELDİ
İspanya, EURO 2024 Elemeleri’nde grubunu lider tamamladı. Elemelerde İskoçya, Norveç, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile A Grubu’nda yer alan İspanya, 7 galibiyet, 1 mağlubiyetle 21 puan topladı. Yaptığı 8 maçta 25 gol atan İspanya, kalesinde sadece 5 gol gördü.
EN ÖNEMLİ SİLAH MORATA
“Boğalar”da elemelerde dörder gol atan Joselu ile Alvaro Morata, en golcü futbolcular oldu. Bu oyuncuları 3 golle Fernan Torres, ikişer golle Dani Olmo, Lamine Yamal ve Gavi takip etti. İspanya’da Mikel Merino, Nico Williams, Ohian Sancet, Alejandro Baena, Mikel Oyarzabal ile Robin Le Normand birer gol kaydetti.
Teknik direktör Luis de la Fuente’nin EURO 2024 için belirlediği aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Unai Simon (Athletic Bilbao), David Raya (Arsenal), Alex Remiro (Real Sociedad)
Defans: Dani Carvajal, Nacho (Real Madrid), Jesus Navas (Sevilla), Robin Le Normand (Real Sociedad), Aymeric Laporte (Al-Nassr), Dani Vivian (Athletic Bilbao), Pau Cubarsi (Barcelona), Alejandro Grimaldo (Bayer Leverkusen), Marc Cucurella (Chelsea)
Orta saha: Rodri (Manchester City), Martin Zubimendi, Mikel Merino (Real Sociedad), Fabian Ruiz (PSG), Alex Baena (Villarreal), Pedri, Fermin Lopez (Barcelona), Marcos Llorente (Atletico Madrid), Aleix Garcia (Girona)
Forvet: Alvaro Morata (Atletico Madrid), Nico Williams (Athletic Bilbao), Lamine Yamal, Ferran Torres (Barcelona), Dani Olmo (Leipzig), Joselu (Real Madrid), Mikel Oyarzabal (Real Sociedad), Ayoze Perez (Real Betis)
MAÇ TAKVİMİ
İspanya’nın EURO 2024 B Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
19.00 İspanya-Hırvatistan (Berlin Olimpiyat)
20 Haziran Perşembe:
22.00 İspanya-İtalya (Veltins Arena)
24 Haziran Pazartesi:
22.00 Arnavutluk-İspanya (Merkur Spiel Arena)

HIRVATİSTAN – B GRUBU
Hırvatistan; İspanya, İtalya ve Arnavutluk ile mücadele edecek. Son 2 FIFA Dünya Kupası’nda sırasıyla ikinci ve üçüncü olan Hırvatistan, Avrupa şampiyonalarında istediği performansı sergileyemiyor.
Doğu Avrupa temsilcisi, EURO 2024’te turnuvanın en zor grubunda yer alacak. Hırvatistan, 3 şampiyonluğu bulunan İspanya ve iki kez kupayı kazanan İtalya’nın yanı sıra Arnavutluk ile karşı karşıya gelecek.
Yugoslavya’nın dağılmasından sonra yapılan 7 Avrupa Şampiyonası’nın 6’sına katılan Hırvatistan, en iyi derecelerini 1996 ve 2008’de çeyrek final oynayarak elde etti. Hırvatistan, 2016 ve 2020’de son 16 turuna yükselirken, 2004 ve 2012’de ise grup aşamasından öteye geçemedi.
ELEMELERDE TÜRKİYE’NİN GERİSİNDE KALDILAR
Hırvatistan, EURO 2024 Elemeleri’nde Türkiye ile aynı grupta yer aldı.
Türkiye’nin yanı sıra Galler, Ermenistan ve Letonya ile D Grubu’nda mücadele eden Hırvatistan, 5 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 yenilgiyle 16 puan topladı. Doğu Avrupa ülkesi, grubu Türkiye’nin ardından 2. sırada tamamlayarak adını finallere yazdırdı. Fenerbahçeli kaleci Dominik Livakovic ile eski Beşiktaşlı stoper Domagoj Vida’nın formasını giydiği Hırvatistan, rakip filelere 13 gol gönderirken, kalesinde sadece 4 gol gördü.
Teknik direktör Zlatko Dalic’in EURO 2024 için belirlediği aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Dominik Livakovic (Fenerbahçe), Ivica Ivusic (Pafos), Nediljko Labrovic (Rijeka)
Defans: Domagoj Vida (AEK), Josip Juranovic (Union Berlin), Josko Gvardiol (Manchester City), Borna Sosa (Ajax), Josip Stanisic (Bayer Leverkusen), Josip Sutalo (Ajax), Martin Erlic (Sassuolo), Marin Pongracic (Lecce)
Orta saha: Luka Modric (Real Madrid), Mateo Kovacic (Manchester City), Marcelo Brozovic (Al-Nassr), Mario Pasalic (Atalanta), Nikola Vlasic (Torino), Lovro Majer (Wolfsburg), Luka Ivanusec (Feyenoord), Luka Sucic (Salzburg), Martin Baturina (Dinamo Zagreb)
Forvet: Ivan Perisic (Hajduk Split), Andrej Kramaric (Hoffenheim), Bruno Petkovic (Dinamo Zagreb), Marko Pjaca (Rijeka), Ante Budimir (Osasuna), Marco Pasalic (Rijeka)X
MAÇ TAKVİMİ
Hırvatistan’ın EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
19.00 İspanya-Hırvatistan (Berlin Olimpiyat)
19 Haziran Çarşamba:
16.00 Hırvatistan-Arnavutluk (Volksparkstadion)
24 Haziran Pazartesi:
22.00 Hırvatistan-İtalya (Red Bull Arena)

*** TÜRKİYE – F GRUBU
Turnuvaya ilk kez 1996’da katılan ve grup aşamasında mücadele eden milliler, 2000’de çeyrek final, 2008’de ise yarı finale kadar yükseldi. Ay-yıldızlılar, 2016 ve 2020’deki son iki şampiyonada ise gruptan çıkamadı.
Türkiye Şampiyonada F Grubu’nda; Portekiz, Gürcistan ve Çekya ile mücadele edecek.
EURO 2024 BİLETİNİ GRUP LİDERİ OLARAK ALDIK
EURO 2024 Elemelerine Alman teknik adam Stefan Kuntz yönetiminde başlayan Türkiye, son 3 maçına İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella ile çıktı ve EURO 2024 biletini grup lideri olarak aldı.
Elemelerde D Grubu’nda son Dünya Kupası yarı finalisti Hırvatistan’ın yanı sıra, Galler, Ermenistan ve Letonya ile mücadele eden Türkiye, yaptığı 8 karşılaşmada 5 galibiyet, 2 beraberlik, 1 yenilgi aldı. Rakip filelere 14 gol gönderen ay-yıldızlı ekip, kalesindeki 7 gole engel olamadı. A Milli Takım, eleme müsabakalarında 17 puan toplayarak, D Grubu’nu zirvede bitirdi ve Avrupa şampiyonasına katılma hakkını grup lideri olarak tarihinde ilk kez başardı.
ÖNE ÇIKAN OYUNCULARIMIZ
A Milli Futbol Takımı’nda birçok oyuncu ön plana çıkıyor. Takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu, Inter’de geçirdiği iyi sezonla İtalya’da yılın orta saha oyuncusu seçildi. Real Madrid’den Arda Güler, Juventus’tan Kenan Yıldız ve Beşiktaş’tan Semih Kılıçsoy ise ay-yıldızlı ekibin genç yıldızları olarak değerlendiriliyor. Galatasaraylı Barış Alper Yılmaz ise farklı mevkilerde görev yapabilmesiyle Montella’nın jokerlerinden olacak.
Kaleciler: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Beşiktaş), Uğurcan Çakır (Trabzonspor)
Defans: Mert Müldür, Ferdi Kadıoğlu (Fenerbahçe), Zeki Çelik (Roma), Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (Ajax), Merih Demiral (Al-Ahli), Samet Akaydın (Panathinaikos)
Orta saha: Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Okay Yokuşlu (West Bromwich), Orkun Kökçü (Benfica), Salih Özcan (Borussia Dortmund)
Forvet: İrfan Can Kahveci (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Leicester City), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Arda Güler (Real Madrid), Bertuğ Yıldırım (Rennais), Cenk Tosun, Semih Kılıçsoy (Beşiktaş), Yusuf Yazıcı (Lille)
MAÇ TAKVİMİ
Türk Milli Takımı’nın EURO 2024 F Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
18 Haziran Salı:
19.00 Türkiye-Gürcistan (BVB Stadı-Dortmund)
22 Haziran Cumartesi:
19.00 Türkiye-Portekiz (BVB Stadı-Dortmund)
26 Haziran Çarşamba:
22.00 Çekya-Türkiye (Volkspark Stadı-Hamburg)

PORTEKİZ – F GRUBU
EURO 2016’da şampiyon olan, 2004’te final, 1984, 2000 ve 2012’de yarı final oynayan Portekiz, yıldız oyuncularla dolu kadrosuyla turnuvanın dikkat çeken ekiplerinin başında yer alıyor.
Cristiano Ronaldo’lu Portekiz F Grubu’nda; Türkiye, Gürcistan ve Çekya ile mücadele edecek.
KUPAYA KATILMA SÜRECİ
Belçikalı teknik adam Roberto Martinez yönetimindeki Portekiz, elemelerde Slovakya, Lüksemburg, İzlanda, Bosna Hersek ve Lihtenştayn ile mücadele etti.
Elemelerde çıktığı 10 maçın tamamını kazanan Portekiz, hanesine yazdırdığı 30 puanla EURO 2024 biletini aldı.
Bu müsabakalarda 36 kez fileleri havalandıran Martinez’in öğrencileri, kalelerinde ise sadece 2 gole izin verdi. İki golü sahasında kazandığı 3-2’lik Slovakya maçında yiyen Portekiz, 9 karşılaşmada ise kalesini gole kapattı.
ÖNE ÇIKAN İLK YILDIZ TABİİ Kİ RONALDO
Portekiz Milli Takımı denilince ilk olarak akla gelen isim şüphesiz Cristiano Ronaldo. Suudi Arabistan 1. Ligi takımlarından Al Nassr forması giyen Cristiano Ronaldo, bu sezon attığı 35 golle rekor kırdı ve Suudi Arabistan liginde bir sezonda en fazla gol atan futbolcu oldu. Daha önce EURO 2004, 2008, 2012, 2016 ve 2020’de mücadele ederek 14 kez ağları sarsan tecrübeli futbolcu, turnuva tarihinin en çok maça çıkan ve en fazla gol atan oyuncusu ünvanlarının da sahibi konumunda bulunuyor.
Roberto Martinez’in aday kadrosu, Avrupa’nın dev kulüpleri olan PSG’den 4, Manchester City, Manchester United ve Barcelona’dan 2’şer, Liverpool ve Milan’dan da birer ismi kadrosunda bulunduruyor. Savunmada Ruben Dias, orta sahada Bruno Fernandes ve Vitinha, forvette ise Bernardo Silva, Joao Felix ve Rafael Leao, ilk akla gelen isimler.
Kaleci: Diogo Costa (Porto), Jose Sa (Wolverhampton), Rui Patricio (Roma)
Defans: Antonio Silva (Benfica), Danilo Pereira (PSG), Diogo Dalot (Manchester United), Gonçalo Inacio (Sporting), Joao Cancelo (Barcelona), Nelson Semedo (Wolverhampton), Nuno Mendes (PSG), Pepe (Porto), Ruben Dias (Manchester City)
Orta saha: Bruno Fernandes (Manchester United), Joao Neves (Benfica), Joao Palhinha (Fulham), Otavio Monteiro (Al Nassr), Ruben Neves (Al-Hilal), Vitinha (PSG)
Forvet: Bernardo Silva (Manchester City), Cristiano Ronaldo (Al Nassr), Diogo Jota (Liverpool), Francisco Conceiçao (Porto), Gonçalo Ramos (PSG), Joao Felix (Barcelona), Pedro Neto (Wolverhampton), Rafael Leao (Milan)
MAÇ TAKVİMİ
Portekiz’in EURO 2024 F Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
18 Haziran Salı:
22.00 Portekiz-Çekya (Leipzig Stadı-Leipzig)
22 Haziran Cumartesi:
19.00 Türkiye-Portekiz (BVB Stadı-Dortmund)
26 Haziran Çarşamba:
22.00 Gürcistan-Portekiz (Arena AufSchalke-Gelsenkirchen)

ÇEKYA – F GRUBU
F Grubu’nda Türkiye’nin rakiplerinden olan Çekya’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, turnuva geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
KUPAYA NASIL KATILDI?
Ivan Hasek’in teknik direktörlüğünü yaptığı Çekya Milli Futbol Takımı, elemelerde Arnavutluk, Polonya, Moldova ve Faroe Adaları’yla mücadele etti. E Grubu’nda çıktığı 8 maçta 4 galibiyet, 3 beraberlik, 1 yenilgi yaşayan Çekya, 15 puan ve averajla ikinci sırada yer alarak EURO 2024 biletinin sahibi oldu. Bu müsabakalarda 12 kez fileleri havalandıran Çekya, kalesinde ise 6 gol gördü.
EN ÖNEMLİ HÜCUM KOZU PATRİCK SCHİCK
Çekya’nın turnuvada en önemli hücum silahı Almanya Bayer Leverkusen ile rüya gibi bir sezon geçiren ve etkili performans gösteren Patrick Schick. 28 yaşındaki Çekyalı golcü, hava toplarındaki etkinliği ve ceza sahasındaki bitiriciliği ile rakipleri tedirgin ediyor.
Kaleci: Vitezslav Jaros (Sturm Graz), Matej Kovar (Bayer Leverkusen), Jindrich Stanek (Slavia Prag)
Defans: Vladimir Coufal (West Ham United), David Doudera (Slavia Prag), Tomas Holes (Slavia Prag), Robin Hranac (Viktoria Plzen), David Jurasek (Hoffenheim), Ladislav Krejci (Sparta Prag), Martin Vitik (Sparta Prag), Tomas Vicek (Slavia Prag), David Zima (Slavia Prag)
Orta saha: Antonin Barak (Fiorentina), Vaclav Cerny (Wolfsburg), Lukas Cerv (Viktoria Plzen), Matej Jurasek (Slavia Prag), Ondrej Lingr (Feyenoord), Lukas Provod (Slavia Prag), Michal Sadilek (Twente), Tomas Soucek (West Ham United), Pavel Sulc (Viktoria Plzen)
Forvet: Adam Hlozek (Bayer Leverkusen), Tomas Chory (Viktoria Plzen), Mojmir Chytil (Slavia Prag), Jan Kuchta (Sparta Prag), Patrik Schick (Bayer Leverkusen)
MAÇ TAKVİMİ
Çekya’nın EURO 2024 F Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
18 Haziran Salı:
22.00 Portekiz-Çekya (Leipzig Stadı-Leipzig)
22 Haziran Cumartesi:
16.00 Gürcistan-Çekya (Volkspark Stadı-Hamburg)
26 Haziran Çarşamba:
22.00 Çekya-Türkiye (Volkspark Stadı-Hamburg)

GÜRCİSTAN – F GRUBU
Türkiye, Portekiz ve Çekya ile F Grubu’nda mücadele edecek Gürcistan’ın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:
Fransız teknik adam Willy Sagnol’un başında bulunduğu Gürcistan Milli Futbol Takımı, elemelerde İspanya, İskoçya, Norveç ve Kıbrıs Rum Kesimi ile mücadele etti. A Grubu’nda çıktığı 8 maçta 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 4 yenilgi yaşayan Gürcistan, 8 puanla 4. sırada yer aldı. Bu müsabakalarda 12 kez fileleri havalandıran Gürcistan Milli Takımı, kalesinde ise 18 gol gördü.
Elemeler sonucunda EURO 2024 vizesi alamayan Gürcistan, UEFA Uluslar Ligi’ndeki sıralamasına göre play-off oynama hakkı elde etti. Play-off yarı finalinde Lüksemburg’u 2-0 mağlup eden Gürcistan Milli Takımı, finalde ise EURO 2004’ün şampiyonu Yunanistan ile eşleşti.
Normal süresi ve uzatma bölümleri 0-0 tamamlanan maçta Yunanistan’a penaltı atışları sonucunda 4-2 üstünlük kuran Gürcistan, tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda oynama hakkı elde etti.
ÖNE ÇIKAN OYUNCULARI
EURO 2024 vizesi alarak büyük bir sürprize imza atan Gürcistan’ın turnuvada en güvendiği isim, Napoli’nin yıldızı Khvicha Kvaratskhelia olacak. Elemelerde 4 gol kaydeden 23 yaşındaki sol kanat oyuncusu, şampiyonada sergileyeceği performansla iz bırakmayı hedefliyor. Valencia’da görev yapan kaleci Giorgi Mamardashvili ile Metz’de oynayan santrfor Georges Mikautadze de Gürcistan’ın etkili oyuncuları arasında yer alıyor.
100’ün üzerinde milli maça çıkan 36 yaşındaki kaptan Guram Kashia da savunmadaki tecrübesiyle rakiplerine geçit vermemeye çalışacak.
İşte Gürcistan’ın kadrosu:
Kaleci: Giorgi Mamardashvili (Valencia), Giorgi Loria (Dinamo Tiflis), Luka Gugeshashvili (Karabağ)
Defans: Solomon Kvirkvelia (Al-Okhdood), Giorgi Gvelesiani (Persepolis), Guram Kashia (Slovan Bratislava), Jemal Tabidze (Panetolikos), Lasha Dvali (APOEL), Luka Lochoshvili (Cremonese), Otar Kakabadze (Cracovia), Giorgi Gocholeishvili (Shakhtar Donetsk)
Orta saha: Gabriel Sigua (Basel), Giorgi Chakvetadze (Watford), Anzor Mekvabishvili (Universitatea Craiova), Otar Kiteishvili (Sturm Graz), Nika Kvekveskiri (Lech Poznan), Giorgi Kochorashvili (Levante), Sandro Altunashvili (Wolfsberger), Levan Shengelia (Panetolikos), Giorgi Tsitaishvili (Dinamo Batum), Saba Lobjanidze (Atlanta United)
Forvet: Zuriko Davitashvili (Bordeaux), Budu Zivzivadze (Karlsruher), Georges Mikautadze (Metz), Giorgi Kvilitaia (APOEL), Khvicha Kvaratskhelia (Napoli)
MAÇ TAKVİMİ
Gürcistan’ın EURO 2024 F Grubu’nda oynayacağı maçların programı şöyle:
18 Haziran Salı:
19.00 Türkiye-Gürcistan (BVB Stadı-Dortmund)
22 Haziran Cumartesi:
16.00 Gürcistan-Çekya (Volkspark Stadı-Hamburg)
26 Haziran Çarşamba:
22.00 Gürcistan-Portekiz (Arena AufSchalke-Gelsenkirchen)

DEV HEYECAN SADECE TRT’DE!
Avrupa Şampiyonası Almanya’nın 10 farklı şehrindeki 10 stadyumda toplamda 51 maç şeklinde oynanacak. EURO 2024’e Almanya’nın Berlin, Köln, Münih, Frankfurt, Hamburg, Dortmund, Leipzig, Gelsenkirchen, Stuttgart ve Düsseldorf şehirleri ev sahipliği yapacak.
Almanya’da 1 ay boyunca sürecek dev turnuvada oynanacak maçların tamamı; TRT 1, TRT Spor, TRT’nin dijital platformu tabii ve trtspor.com.tr’den canlı yayınlarla sporseverlerle buluşacak.
UEFA’nın yayın hakları sınırlılık ilkesi gereği, TRT 1 ve TRT Spor yayınının mevcut frekansı EURO 2024 maçları esnasında şifreleniyor.
Bu kapsamda, TRT yayınlarını Türkiye’den uydudan takip eden izleyicilerin maç yayınlarını şifresiz izleyebilmeleri için frekans bilgilerini güncellemeleri gerekiyor.
Daha önce frekans ayarlarını güncelleyen izleyicilerin, frekanslarını tekrardan güncellemeleri gerekmiyor.
İzleyicilerin yapacağı frekans güncelleme işlemiyle birlikte TRT 1 ve TRT SPOR kanallarının frekansları tek bir seferde güncellenmiş olacak.
TRT frekans bilgisi:
Uydu: TÜRKSAT 4A
Frekans: 11794
Polarizasyon: V Dikey
Sembol Oranı: 30.000
FEC: 3/4
]]>Kamışlı merkezli, MOSSAD güdümlü bir ofis açan İsrail, 4 bin hektarlık arazi satın aldı. Çiftlik evleri, fabrika ve konutlar ile çok sayıda tarla PKK’lı aracılar tarafından İsrailli şahıslara devredildi. Siyonistlere bulgur fabrikası sahibi Halid Bako, Amar Abdo gibi sözde iş adamları ve örgütün mali kanadında etkin isimlerden Alişar ve Şıh Dilo kod adlı militanların aracılık ettiği öğrenildi.
HEYETLER BÖLGEDE
İsrailli yetkililerin yayılmacı hevesleri açık ettiği korsan arzımevut haritasında yer verilen Suriye’nin doğu ve kuzey bölgesine Tel Aviv’den sivil heyetler gelerek alan taraması yapıyor. Gazetemizin elde ettiği bilgiye göre, İsrailli şahıslar Fırat boyu ve Süleyman Şah Türbesi’nin yer aldığı Set Tişrin, Çelebiye, Ayn İsa bölgeleri ile Karakozak çevresi ile de özel olarak ilgileniyor. İsrailli eksperler arasında Irak’tan göçen Yahudiler de bulunuyor. Yahudilerin istediği arazilere satmak istemeyenler tehdit edilerek ev, arazi ve fabrikaları zorla ellerinden alınıyor. Satışların Şam kayıtlarına geçmesi için de özel özen gösteriliyor.
“FİLİSTİN’DEN BETER OLACAK”
Sahada konuştuğumuz Kürt vatandaşlar, İsrail’in Filistin işgal döneminde uyguladığı yöntemleri birebir Suriye’de de tatbik ettiğini söyledi. Bölgenin önemli araştırmacılarından Mirza Rakan “İsrail için Kürtler, Filistinlilerden daha kıymetli bir millet değil. Hatta Araplar ve İsrailliler Hazreti İsmail ve İshak’tan amca çocukları hukukları var. Bu kan dökme üzerine kurulmuş işgal rejiminin açık emellerini görmeyen Kürtler var. Hem Irak hem de Suriye’de bu kanlı projeye payandalık eden kişiler ve yapılar Kürtlere tarihin en trajik sonunu hazırlıyor. Siyonistler hedeflerine ulaştığında Irak ve Suriye’de Müslüman tek bir Türk kalmayacak. Sonumuz Filistin’den daha beter olur” dedi.
SİYONİST REJİM, TÜRKİYE’NİN BAŞINI AĞRITACAK HER YARAYI KAŞIYOR
Siyonist yayılmacılık ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihî uyarısı ile bölgede yaşanan son gelişmeleri gazetemize değerlendiren uzmanlardan ciddi bir uyarı geldi. Öncelikle Batı ittifakının gözle görülür kuşatma çabasına dikkati çeken uluslararası ilişkiler uzmanı Tuğrul Çamaş “Adalar Denizi’nde Yunanistan, yine Yunanistan-Dedeağaç ve Romanya hattında doğrudan, Suriye’nin Doğu ve Kuzey ile birlikte Irak Kuzey aksında PKK-YPG, DEAŞ gibi taşeron güçlerle verilen mesajlar çok net. Batılı koalisyon daha stratejik kullanabilmek adına Irak ve Suriye’de devletimsi bir yapıya ihtiyaç duyuyor. Bir başka deyişle Türkiye kuşatmasında savaştıracak vesayet aparatları ihdas ettiler” dedi.
LÜBNAN’A GİRME HAZIRLIĞI
Çamaş şöyle devam etti:
Uzun vadede ne gerçekten bir devlet olacak ne de bölgede kalıcı niteliğe sahip bir teşkilat elde edemeyecek olsalar da esas gaye ABD önderliğindeki batı kuşatmasına militan ve savaşçı kazandırmak. Bu korsan oluşumla Türkiye ve sınırlarının istikrarsızlaştırmak istendiği çok açık.
Türkiye bu meselelerle meşgul olurken önümüzdeki aylarda İsrail’in Lübnan’a girme hazırlıkları yaptığı biliniyor. İsrail’le dur diyebilecek tek ülke olan Türkiye’yi sözde devletleştirilmiş terör yapıları ile meşgul ederek Lübnan işgal sürecinde çaresiz bırakmaya çalışıyorlar.
“TÜRKİYE DIŞLANACAK”
Türkiye’yi oyalamak isteyenlerin salt askerî planlar yapmadığını kaydeden Dr. Çamaş, Türkiye’nin ana aktör konumda olduğu enerji-ticaret eksenli üç büyük projeye dikkati çekti: İsrail ve müttefik unsurların tarihî niteliğe sahip 100 milyarlarca dolarlık dev projeleri akamete uğratmak için var gücü ile mücadele ediyor. Oldukça stratejik hamlelerle Türkiye merkezli yolları tıkamak istiyorlar. Bu projelerden birisi Türkiye’yi dışlayan Sea-2Sea Projesi… Diğerleri Türkiye merkezli Kalkınma Yolu ve Kuzey-Güney Koridoru… Bütün bu plan ve programlar Zengezur Koridoru ile yakından ilgili çalışmalar.
Şayet başarılı olurlar ise Anadolu ve Trakya Yarımadası’nın tarihten gelen geleneksel ulaşım koridoru olması fonksiyonu da ortadan kaldırılmış olacak. Bizim bu Doğu-Batı savaşında denge siyaseti adına yaptığımız hamleler artık askerî tedbirleri de kapsamak zorunda.
4 YILDIR TOPRAK SATIN ALIYORLAR
Kamışlı kökenli Salih Faleh, sözde işgal yönetiminde yakın akrabalarının olduğunu ve 3-4 yıldır İsraillilere gizlice toprak satışı yapıldığını söyledi. Faled “Bölgeden 800 bini aşkın Kürt onların kalıplarına uymadığı için sürüldü. Buna on binlerce Arap, Türkmen ve Çerkez de eklendi. Burada kalanlar ise uyuşturucu, fuhuş ya da sözde Kürdistan yalanına kurban edilerek cephede öldürtülüyor. Çiftlik evleri ve kıraç topraklara büyük servetler ödeniyor. İsraillilere devrediliyor. Büyük bir felakete sürükleniyoruz. Kürt ve Arap aşiretlerinin liderleri sus payı alıp göz yumuyor” diye konuştu.
TÜRKİYE GOLAN’A YÜRÜMEK ZORUNDA
Suriyeli araştırmacı Dr. Nevvaf Etbibeg, şu an gelinen noktada İsrail işgal güçlerinin önünde durabilecek herhangi bir ordu ya da grup olmadığını ifade etti.
“Kamışlı, Haseke, Halep, Şam, Kerkük, Humus, Erbil ile birlikte Anadolu tehdit altında” diyen Etbibeg, şunları söyledi:
Bölgenin geleceğini Türkiye belirleyecek. Türkiye sınırına ekilen PKK gerçek bir İsrail mayınıdır. İşgal bölgeleri Mossad ajanları ile doldu. Türkiye ve Suriyeli binlerce devrimci asker, bir yolunu bulup mutlaka Golan’a yürümek zorunda. Aksi hâlde İsrail tankları ve uçakları Türkiye sınırında ve Suriye topraklarında olacak.
Kamışlı merkezli, MOSSAD güdümlü bir ofis açan İsrail, 4 bin hektarlık arazi satın aldı. Çiftlik evleri, fabrika ve konutlar ile çok sayıda tarla PKK’lı aracılar tarafından İsrailli şahıslara devredildi. Siyonistlere bulgur fabrikası sahibi Halid Bako, Amar Abdo gibi sözde iş adamları ve örgütün mali kanadında etkin isimlerden Alişar ve Şıh Dilo kod adlı militanların aracılık ettiği öğrenildi.
HEYETLER BÖLGEDE
İsrailli yetkililerin yayılmacı hevesleri açık ettiği korsan arzımevut haritasında yer verilen Suriye’nin doğu ve kuzey bölgesine Tel Aviv’den sivil heyetler gelerek alan taraması yapıyor. Gazetemizin elde ettiği bilgiye göre, İsrailli şahıslar Fırat boyu ve Süleyman Şah Türbesi’nin yer aldığı Set Tişrin, Çelebiye, Ayn İsa bölgeleri ile Karakozak çevresi ile de özel olarak ilgileniyor. İsrailli eksperler arasında Irak’tan göçen Yahudiler de bulunuyor. Yahudilerin istediği arazilere satmak istemeyenler tehdit edilerek ev, arazi ve fabrikaları zorla ellerinden alınıyor. Satışların Şam kayıtlarına geçmesi için de özel özen gösteriliyor.
“FİLİSTİN’DEN BETER OLACAK”
Bölgedeki Kürt vatandaşlar, İsrail’in Filistin işgal döneminde uyguladığı yöntemleri birebir Suriye’de de tatbik ettiğini söyledi. Bölgenin önemli araştırmacılarından Mirza Rakan “İsrail için Kürtler, Filistinlilerden daha kıymetli bir millet değil. Hatta Araplar ve İsrailliler Hazreti İsmail ve İshak’tan amca çocukları hukukları var. Bu kan dökme üzerine kurulmuş işgal rejiminin açık emellerini görmeyen Kürtler var. Hem Irak hem de Suriye’de bu kanlı projeye payandalık eden kişiler ve yapılar Kürtlere tarihin en trajik sonunu hazırlıyor. Siyonistler hedeflerine ulaştığında Irak ve Suriye’de Müslüman tek bir Türk kalmayacak. Sonumuz Filistin’den daha beter olur” dedi.
SİYONİST REJİM, TÜRKİYE’NİN BAŞINI AĞRITACAK HER YARAYI KAŞIYOR
Siyonist yayılmacılık ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihî uyarısı ile bölgede yaşanan son gelişmeleri gazetemize değerlendiren uzmanlardan ciddi bir uyarı geldi. Öncelikle Batı ittifakının gözle görülür kuşatma çabasına dikkati çeken uluslararası ilişkiler uzmanı Tuğrul Çamaş “Adalar Denizi’nde Yunanistan, yine Yunanistan-Dedeağaç ve Romanya hattında doğrudan, Suriye’nin Doğu ve Kuzey ile birlikte Irak Kuzey aksında PKK-YPG, DEAŞ gibi taşeron güçlerle verilen mesajlar çok net. Batılı koalisyon daha stratejik kullanabilmek adına Irak ve Suriye’de devletimsi bir yapıya ihtiyaç duyuyor. Bir başka deyişle Türkiye kuşatmasında savaştıracak vesayet aparatları ihdas ettiler” dedi.
LÜBNAN’A GİRME HAZIRLIĞI
Çamaş şöyle devam etti: Uzun vadede ne gerçekten bir devlet olacak ne de bölgede kalıcı niteliğe sahip bir teşkilat elde edemeyecek olsalar da esas gaye ABD önderliğindeki batı kuşatmasına militan ve savaşçı kazandırmak. Bu korsan oluşumla Türkiye ve sınırlarının istikrarsızlaştırmak istendiği çok açık.
Türkiye bu meselelerle meşgul olurken önümüzdeki aylarda İsrail’in Lübnan’a girme hazırlıkları yaptığı biliniyor. İsrail’le dur diyebilecek tek ülke olan Türkiye’yi sözde devletleştirilmiş terör yapıları ile meşgul ederek Lübnan işgal sürecinde çaresiz bırakmaya çalışıyorlar. 
“TÜRKİYE DIŞLANACAK”
Türkiye’yi oyalamak isteyenlerin salt askerî planlar yapmadığını kaydeden Dr. Çamaş, Türkiye’nin ana aktör konumda olduğu enerji-ticaret eksenli üç büyük projeye dikkati çekti: İsrail ve müttefik unsurların tarihî niteliğe sahip 100 milyarlarca dolarlık dev projeleri akamete uğratmak için var gücü ile mücadele ediyor. Oldukça stratejik hamlelerle Türkiye merkezli yolları tıkamak istiyorlar. Bu projelerden birisi Türkiye’yi dışlayan Sea-2Sea Projesi… Diğerleri Türkiye merkezli Kalkınma Yolu ve Kuzey-Güney Koridoru… Bütün bu plan ve programlar Zengezur Koridoru ile yakından ilgili çalışmalar.
Şayet başarılı olurlar ise Anadolu ve Trakya Yarımadası’nın tarihten gelen geleneksel ulaşım koridoru olması fonksiyonu da ortadan kaldırılmış olacak. Bizim bu Doğu-Batı savaşında denge siyaseti adına yaptığımız hamleler artık askerî tedbirleri de kapsamak zorunda.

TÜRKİYE VE MISIR’DAKİ MAĞDUR VE TANIKLARLA GÖRÜŞÜLDÜ
BM’den yapılan açıklamada, raporun, Türkiye ve Mısır’daki savaş mağdurları ve tanıklarıyla yapılan görüşmeler ışığında hazırlandığı ifade edildi.
İsrail tüm dünyayı kandırmış! 7 Ekim’de müzik festivalinden kaçanların helikopter ileri vurulma anları
İSRAİL’DEN KANIT ERİŞİMİNE ENGEL
Açıklamada, “BM’nin 7 Ekim 2023 tarihinde ve sonrasında meydana gelen olaylara ilişkin ilk derinlemesine araştırması olan Komisyon raporu, Türkiye ve Mısır’a düzenlenen bir misyon sırasında ve mağdurlar ve tanıklarla yapılan görüşmelere, gelişmiş adli tıp analizleriyle doğrulanan binlerce açık kaynak belgesine, yüzlerce başvuruya, uydu görüntülerine ve adli tıp raporlarına dayanmaktadır. İsrail, Komisyon’un soruşturmalarını engellemiş ve Komisyon’un İsrail ve İşgal Altındaki Filistin Topraklarına erişimini engellemiştir” denildi.

‘İSRAİL SALDIRILARI, HAMAS DA ROKET ATMAYI DURDURMALI’
Komisyon Başkanı Navi Pillay, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Suç işleyen herkesin sorumlu tutulması zorunludur. Her iki tarafın saldırganlığı ve intikamı da dâhil olmak üzere tekrar eden şiddet döngülerini durdurmanın tek yolu uluslararası hukuka sıkı sıkıya bağlı kalınmasını sağlamaktır. İsrail, yüzlerce sivilin hayatına mal olan ve yine yüz binlerce insanı temel hizmetlerden ve insani yardımdan mahrum bırakarak güvenli olmayan yerlere sürgün eden Refah saldırısı da dâhil olmak üzere Gazze’deki askeri operasyonlarını ve saldırılarını derhal durdurmalıdır. Hamas ve Filistinli silahlı gruplar roket saldırılarını derhal durdurmalı ve tüm rehineleri serbest bırakmalıdır. Rehinelerin alınması bir savaş suçu teşkil etmektedir.”

‘ÇOK SAYIDA İNSANLIK SUÇU’
Komisyon raporunda, İsrail’in çok sayıda insanlık suçu işlediği vurgulanarak, “Komisyon, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları ve saldırılarıyla ilgili olarak, İsrailli yetkililerin bir savaş yöntemi olarak aç bırakma, cinayet veya kasten öldürme, kasıtlı olarak sivillere ve sivil nesnelere yönelik saldırılar düzenleme, zorla nakletme, cinsel şiddet, işkence ve insanlık dışı veya zalimce muamele, keyfi gözaltı ve kişisel onura hakaret gibi savaş suçlarından sorumlu olduğunu tespit etmiştir.

İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki ve diğer yerlerdeki insanlara yüzlerce tahliye emri yayınlamış olsa da Komisyon, bunların zaman zaman yetersiz, belirsiz ve çelişkili olduğunu ve güvenli tahliyeler için yeterli zaman sağlamadığını tespit etmiştir. Ayrıca, tahliye yolları ve güvenli olarak belirlenen alanlar İsrail güçleri tarafından sürekli olarak saldırıya uğramıştır. Komisyon tüm bunların zorla nakil anlamına geldiğini tespit etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

‘HAMAS DA SUÇ İŞLEDİ’
Rapor, 7 Ekim’de düzenlenen saldırılarda Hamas’ın da savaş ve insanlık suçu işlediğini belirterek, “Rapor, 7 Ekim’de İsrail’de meydana gelen saldırıyla ilgili olarak, Hamas’ın askeri kanadının ve diğer 6 Filistinli silahlı grubun, sivillere karşı kasten saldırı düzenlemek, cinayet veya kasten öldürme, işkence, insanlık dışı veya zalimce muamele, hasmın mülkünü tahrip etmek veya ele geçirmek, kişisel onura saldırmak ve çocuklar da dahil olmak üzere rehin almak gibi savaş suçlarından sorumlu olduğunu tespit etmiştir. İsrail kasaba ve şehirlerine ayrım gözetmeksizin binlerce mermi atılması ve bunun sonucunda sivillerin ölmesi ve yaralanması da uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun ihlalidir” denildi.



TÜRKİYE VE MISIR’DAKİ MAĞDUR VE TANIKLARLA GÖRÜŞÜLDÜ
BM’den yapılan açıklamada, raporun, Türkiye ve Mısır’daki savaş mağdurları ve tanıklarıyla yapılan görüşmeler ışığında hazırlandığı ifade edildi.

İSRAİL’DEN KANIT ERİŞİMİNE ENGEL
Açıklamada, “BM’nin 7 Ekim 2023 tarihinde ve sonrasında meydana gelen olaylara ilişkin ilk derinlemesine araştırması olan Komisyon raporu, Türkiye ve Mısır’a düzenlenen bir misyon sırasında ve mağdurlar ve tanıklarla yapılan görüşmelere, gelişmiş adli tıp analizleriyle doğrulanan binlerce açık kaynak belgesine, yüzlerce başvuruya, uydu görüntülerine ve adli tıp raporlarına dayanmaktadır. İsrail, Komisyon’un soruşturmalarını engellemiş ve Komisyon’un İsrail ve İşgal Altındaki Filistin Topraklarına erişimini engellemiştir” denildi.

‘İSRAİL SALDIRILARI, HAMAS DA ROKET ATMAYI DURDURMALI’
Komisyon Başkanı Navi Pillay, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Suç işleyen herkesin sorumlu tutulması zorunludur. Her iki tarafın saldırganlığı ve intikamı da dâhil olmak üzere tekrar eden şiddet döngülerini durdurmanın tek yolu uluslararası hukuka sıkı sıkıya bağlı kalınmasını sağlamaktır. İsrail, yüzlerce sivilin hayatına mal olan ve yine yüz binlerce insanı temel hizmetlerden ve insani yardımdan mahrum bırakarak güvenli olmayan yerlere sürgün eden Refah saldırısı da dâhil olmak üzere Gazze’deki askeri operasyonlarını ve saldırılarını derhal durdurmalıdır. Hamas ve Filistinli silahlı gruplar roket saldırılarını derhal durdurmalı ve tüm rehineleri serbest bırakmalıdır. Rehinelerin alınması bir savaş suçu teşkil etmektedir.”

‘ÇOK SAYIDA İNSANLIK SUÇU’
Komisyon raporunda, İsrail’in çok sayıda insanlık suçu işlediği vurgulanarak, “Komisyon, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları ve saldırılarıyla ilgili olarak, İsrailli yetkililerin bir savaş yöntemi olarak aç bırakma, cinayet veya kasten öldürme, kasıtlı olarak sivillere ve sivil nesnelere yönelik saldırılar düzenleme, zorla nakletme, cinsel şiddet, işkence ve insanlık dışı veya zalimce muamele, keyfi gözaltı ve kişisel onura hakaret gibi savaş suçlarından sorumlu olduğunu tespit etmiştir.

İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki ve diğer yerlerdeki insanlara yüzlerce tahliye emri yayınlamış olsa da Komisyon, bunların zaman zaman yetersiz, belirsiz ve çelişkili olduğunu ve güvenli tahliyeler için yeterli zaman sağlamadığını tespit etmiştir. Ayrıca, tahliye yolları ve güvenli olarak belirlenen alanlar İsrail güçleri tarafından sürekli olarak saldırıya uğramıştır. Komisyon tüm bunların zorla nakil anlamına geldiğini tespit etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

‘HAMAS’DA SUÇ İŞLEDİ’
Rapor, 7 Ekim’de düzenlenen saldırılarda Hamas’ın da savaş ve insanlık suçu işlediğini belirterek, “Rapor, 7 Ekim’de İsrail’de meydana gelen saldırıyla ilgili olarak, Hamas’ın askeri kanadının ve diğer 6 Filistinli silahlı grubun, sivillere karşı kasten saldırı düzenlemek, cinayet veya kasten öldürme, işkence, insanlık dışı veya zalimce muamele, hasmın mülkünü tahrip etmek veya ele geçirmek, kişisel onura saldırmak ve çocuklar da dahil olmak üzere rehin almak gibi savaş suçlarından sorumlu olduğunu tespit etmiştir. İsrail kasaba ve şehirlerine ayrım gözetmeksizin binlerce mermi atılması ve bunun sonucunda sivillerin ölmesi ve yaralanması da uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun ihlalidir” denildi.
“MOSKOVA KENDİNİ BATIYA KAPATMIYOR”
Batılı ülkelerin adil olmayan politikalar yürüttüğünü savunan Lavrov, “Ancak ne yazık ki kolektif Batı’nın özellikle ekonomi, finans, ticaret ve daha pek çok alanda aldığı kararlar BM Şartı’nın temel ilkelerine giderek daha fazla uymamaktadır. BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere çok taraflı kurumlar sisteminde reform yapılması, küresel ekonominin pandemi sonrası toparlanması ve BM Genel Kurulu tarafından onaylanan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması konularında büyük ölçüde benzer yaklaşımlara sahibiz” şeklinde konuştu.
Batılı ülkelere mesaj veren Lavrov, “Rusya, Çin veya Kuzey Kore ile herhangi bir ittifakın parçası değildir ancak Batılı ülkelerin ‘nükleer kozu oynama’ girişimlerini görüyor ve bunlara karşı çıkıyor. Moskova kendisini Batı’ya karşı kapatmıyor ancak oradakilerin bu davranışlarıyla çatışmanın devam etmesinden başka bir sonuç çıkmayacağını anlamaları gerekiyor” dedi.
LAVROV, FİDAN’LA İKİLİ İLİŞKİLERİ GÖRÜŞTÜ
Oturumdan önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşme gerçekleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, bakanların iki ülke arasındaki siyasi, ticari ve ekonomik iş birliğini görüştüğü belirtildi. Rus tarafı mevcut sorunların çözümü, bağların daha da genişletilmesi ve gelecek vaat eden etkileşim alanlarının bulunması amacıyla temasların sürdürülmesi ihtiyacına dikkat çekti.
Orta Doğu ve Kafkasya’daki durumun yanı sıra bazı uluslararası platformlar da dahil olmak üzere uluslararası gündemin ana konularının ele alındığı toplantıda, Lavrov’un Fidan’ı Rusya’nın BRICS dönem başkanlığının öncelikleri hakkında bilgilendirdiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca Rusya’nın Ukrayna ihtilafı etrafındaki duruma ilişkin ilkesel değerlendirmesi de ele alındı.
İSRAİL’İN FİLİSTİN SALDIRILARINA KINAMA
BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından yayınlanan ortak bildiride ise İsrail’in Filistin saldırıları kınandı. Yapılan açıklamada, “Bakanlar, ilgili BM Genel Kurulu kararlarının ve BMGK’nin 2720 sayılı kararının uygulanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinli sivil nüfusa doğrudan güvenli ve engelsiz şekilde insani yardımın derhal ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakanlar, İsrail’in Refah’taki askeri operasyonunu ve bunun sivil yaşamı doğrudan etkileyen sonuçlarını, özellikle de buradaki Filistinli sivillerin yoğunluğu ve Filistin’den Refah geçişinin askıya alınmasının yol açtığı insani felaketi göz önünde bulundurarak kınadı. Ayrıca Filistin halkını topraklarından zorla çıkarmayı, sınır dışı etmeyi veya başka bir yere göndermeyi amaçlayan her türlü girişimi reddettiklerini yineledi” denildi.
Artan gerilimin Orta Doğu bölgesinin geri kalanına yayılma tehlikesi konusunda uyarı yapılan bildiride, “Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı dava çerçevesinde Uluslararası Adalet Divanı’nın geçici tedbirler aldığına dikkat çektiler. Bakanlar, İsrail’in uluslararası hukuku, Şartı, BM kararlarını ve mahkeme kararlarını bariz bir şekilde göz ardı etmesi konusunda ciddi endişelerini dile getirdiler. Ortak bildiride BRICS ülkelerinin Ukrayna sorununun çözümüne dair arabuluculuk tekliflerinin memnuniyetle karşılandığı da belirtilirken bugün gerçekleşen BRICS+ Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın oturumunda ise devletler arası eşit ve dengeli kalkınma politikası üzerinde duruldu” ifadesi kullanıldı.
Farklı siyasi statüler ile Fransa’ya bağlı bulunan kolonilerden Guadeloupe, Martinique, Saint-Martin, Saint-Barthélemy, Saint Pierre and Miquelon Atlas Okyanusu’nda, Reunion, Mayotte ve Fransız Güney ve Antarktika Toprakları Hint Okyanusu’nda, Fransız Polinezyası, Yeni Kaledonya, Wallis ve Futuna Pasifik Okyanusu’nda, Fransız Guyanası da Güney Amerika’da yer alıyor.

En yakını Fransa’ya yaklaşık 4 bin kilometre, en uzağı 17 bin kilometre mesafedeki 12 Fransız kolonisi, sahip olduğu yaşam standartları açısından da ana karanın uzağında kalıyor.
Türlü sosyoekonomik sorunlarla mücadele eden ve Fransız yönetiminin bu topraklara sağladığı altyapı ve güvenlik hizmetlerinin yetersizliğinden şikayetçi olan koloniler, daha fazla özerklik ve bağımsızlık taleplerinde bulunuyor.
AA muhabiri, Yeni Kaledonya’da bağımsızlık yanlılarının harekete geçtiği ve Fransa’nın bastırmak için güç kullandığı olaylarla yeniden gündeme gelen Fransız kolonilerindeki yerli hakların taleplerini ve kolonilerin karşı karşıya kaldıkları sorunları derledi.
– YENİ KALEDONYA’DA BAĞIMSIZLIK YANLILARI BASTIRILDI
Fransa ana karasından yaklaşık 17 bin kilometre uzaklıktaki Yeni Kaledonya’da Fransız hükümetinin yerli halkın seçimlerdeki etkisini azaltmaya yönelik anayasal reform girişimi, Ada’daki bağımsızlık yanlılarını harekete geçirdi.
Fransız hükümetinin yerli halkla 1988’de imzaladığı Noumea Antlaşması’na aykırı şekilde, en az 10 yıldır Ada’da yaşayan Fransızların seçimlerde oy kullanmalarının yolunu açma girişimi protestolara neden oldu.

Fransız hükümeti, yaklaşık bir ay süren olayları bastırmak için Ada’ya polis ve jandarma sevk etti. Ada’da çıkan olaylarda 7 kişi hayatını kaybetti, 13 Mayıs’ta ilan edilen OHAL süreci, 27 Mayıs’ta başkent Noumea’da da durumun kontrol altına alınmasıyla kaldırıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ada’ya yaptığı ziyarette anayasal reform tasarısını geri çekmedi ve bağımsızlık yanlılarıyla karşıtlarına diyalog için süre tanıdı.
Yakın zamanda Yeni Kaledonya’da 7 kişinin hayatını kaybettiği olaylar, ülkenin diğer kolonilerinde de yaşanan sorunları ve özerklik taleplerini gündeme getirdi.

– FRANSIZ GUYANASI, DAHA FAZLA ÖZERKLİK İSTİYOR
Güney Amerika’da yer alan, Fransa’ya 7 bin kilometre uzaklıkta bulunan, yaklaşık 300 bin kişiye ev sahipliği yapan Fransız Guyanası’nda güvenlik sıkıntısı yaşanıyor.
Cinayet oranlarının ana karadan 10 kat fazla seyrettiği Fransız Guyanası’nda kayıt dışı göç ve Brezilya sınırındaki yasa dışı altın madenciliği de koloninin karşı karşıya bulunduğu başlıca sorunlar arasında.
Yoksulluğun ve işsizlik oranının yüksek olduğu kolonide halk, hükümetin altyapı ve sağlık sektörüne yatırımlarının yetersizliğinden şikayet ediyor.
Fransız Guyanası’nda genç nüfusun neredeyse yüzde 40’ı eğitim veya iş için yurt dışına gidiyor.
Fransız Guyanası yerel yönetimi, Emmanuel Macron’un Fransa’nın Akdeniz’deki adası Korsika’ya daha fazla özerklik sözü verirken Guyana için benzer adımlar atılmamasına tepki gösteriyor.
Fransız Guyanası Meclis Başkanı Gabriel Serville, Fransa’dan 160 kilometre uzaklıkta bulunan Korsika için kültürel çeşitlilikten bahsedildiğini ancak 7 bin kilometre ötede, kendi doğruları bulunan Fransız Guyanası’nın bunun 100 katı fazlasını hak ettiğini belirterek, hükümetin daha fazla özerklik sağlama konusundaki “çifte standardını” eleştiriyor.
Fransız Guyanası Kongresi, 2020 yılında özel statü altında daha fazla özerklik talep edilmesine ilişkin oylama yaptı. Yerel halkın bu talebine rağmen aradan geçen yaklaşık 4 yılın ardından Paris yönetimi ile anayasal düzenleme alanında müzakere sürecinde ilerleme katedilmedi.
– GUADELOUPE VE MARTINIQUE’DE KOVID-19 PROTESTOLARI SONRASI ÖZERKLİK TALEPLERİ ARTTI
Karayipler’de Fransa’ya yaklaşık 7 bin kilometre uzaklıkta yer alan 400 bin nüfuslu Guadeloupe’ta ulusal ortalamanın 6 kat üstünde seyreden suç ve 20 kat üstündeki silahlı soygun oranları nedeniyle güvenlik sıkıntısı yaşanıyor.
Gençlerin de giderek artan oranda suçlara karışması dolayısıyla nisan ayında 18 yaş altı kişilere Ada’nın ticari başkenti Pointe-a-Pitre’de belli saatlerde sokağa çıkma yasağı getirildi.
Ada’da Kovid salgını döneminde Fransız hükümetinin yürürlüğe koyduğu kapanma tedbirleri nedeniyle yoğun protestolar yaşandı.
Diğer kolonilerden Martinique’de yayılan olayları bastırmak için Fransa, bölgeye güvenlik güçleri sevk etti.
Bunun üzerine özerklik tartışmaları yeniden gündeme gelirken Fransa’nın o dönemdeki Denizaşırı Topraklar Bakanı Sebastien Lecornu, “özerklik müzakerelerine hazır olduklarını” belirtti.
Kovid-19 salgını protestolarından sonra özerklik talepleri, komşu koloni Martinique’te de hız kazandı.
Martinique Yürütme Konseyi Başkanı Serge Letchimy, Ada’ya Fransa’dan ayrılmadan özerklik statüsü verilmesine ilişkin bölgesel ortaklarından destek arayışına girdi. Kasım ayında Martinique Kongresi, Fransız Anayasası’na, yasaların Ada’nın sosyal ve ekonomik gerçeklerine göre uyarlanmasına izin veren bir maddenin eklenmesinden yana oy kullandı.

– FRANSA’NIN EN FAKİR TOPRAĞI MAYOTTE’DE GÜVENLİK VE SU SORUNU ÇÖZÜLEMİYOR
Fransa’nın yaklaşık 8 bin kilometre uzağında, Hint Okyanusu’nda bulunan kolonisi Mayotte’de de son yıllarda güvenlik sorunu yaşanıyor.
“Yüzyılın en kötü kuraklığı ile” karşı karşıya olan 310 bin nüfuslu Ada’da yıllardır devam eden içme suyu sıkıntısı kriz boyutuna ulaştı. Fransız hükümeti, kasımda Ada’da 82 su sağlama noktası oluşturdu ve Mayotte sakinlerine askerlerle içme suyu dağıtmaya başladı.
Göçmen akışının olduğu Ada’da hükümet, “doğumla kazanılan vatandaşlığı” sınırlandırmak için anayasal değişikliğe gitme kararı aldı.

Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, şubat ayında, Ada’da doğan göçmen çocuklarının artık “otomatikman” Fransız vatandaşı olamayacaklarını duyurdu. Yeni düzenlemeyle Ada’da doğan çocukların Fransız vatandaşı olabilmeleri için Fransız ebeveynlere sahip bulunmaları şartı getirildi.
Bu vatandaşlık kısıtlaması, Ada’daki yaşam koşullarının kötüleşmesinden sorumlu tutulan Comoro Adası göçmenlerine karşı alındı.
Halkın yüzde 90’ından fazlasının Müslüman olduğu Ada’da son aylarda genellikle kirli sulardan bulaşan kolera salgını yaygınlaştı.
Fransa hükümeti, düzensiz göçmen akışından muzdarip Ada’da güvenlik durumunu kontrol altına almak için nisan ortalarında 1700 polis ve asker sevk etti ve 11 haftalık operasyon başlattı.
Verilere göre, Mayotte halkının yaşam standartları Fransızlardan 7 kat daha düşük ve halkın yüzde 77’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
– FRANSIZ POLINEZYASI’NDA BAĞIMSIZLIK YANLISI PARTİ BAŞA GEÇTİ
Güney Pasifik’te 100’den fazla adadan oluşan yaklaşık 300 bin nüfuslu ve ana karaya yaklaşık 16 bin kilometre uzaklıktaki Fransız Polinezyası, Fransa’nın 1966-1996 yıllarında yaptığı yaklaşık 200 nükleer testin etkilerini protesto ediyor.
Fransa’dan halk üzerinde ciddi olumsuz etkileri olan testler için özür bekleyen Polinezya’da geçen yılki seçimleri bağımsızlık yanlısı Tavini Huiraatira Partisi kazandı.
Polinezya yönetimi, adayı tam bir egemenlik yolunda ilerletmek isterken Fransız hükümeti, bağımsızlık müzakerelerine yanaşmıyor ve Ada’nın siyasi bağımsızlığından önce tarım, ekonomi ve gıda konularında kendine yeter hale gelmesi için çalışılması gerektiğini savunuyor.
– REUNION
Fransa’ya yaklaşık 9 bin kilometre mesafedeki Reunion, 2022 yılı sonunda beraberindeki 6 koloniyle Fransız yönetimine karşı daha fazla özerklik talep ettikleri “Fort-de-France” çağrısına imza attı.
Reunion Bölge Konseyi Başkanı Huguette Bello’nun bu çağrıya imza atması, Reunion Senatosunda tartışma yarattı, sağcılar “Ada’nın Fransız tutulması” için mücadele vereceklerini bildirdi.

– KORSİKA’YA “KENDİNE ÖZGÜ ÖZERKLİK” SÖZÜ
Fransa’dan çok İtalya’ya yakınlığıyla bilinen Akdeniz’deki Korsika Adası, kolonilerden farklı bir tarihe sahip olsa da daha fazla özerklik istemesiyle biliniyor.
Mecliste bağımsızlık yanlılarının çoğunlukta olduğu Ada’ya eylül ayında yaptığı ziyarette Macron, “Korsika’ya özgü özerklik” çağrısı yaparak, sağcılar ve bağımsızlık yanlılarına özerklik konusunda ortak metinde uzlaşmaları için 6 ay süre tanıdı.
Mart ayında taraflar, Ada’ya daha fazla özerklik tanıyan metnin üzerinde uzlaştı. Kültürel olarak farklı bir kimliğe ve tarihsel geçmişe sahip Korsika’da özerklik müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesi, hükümetin aynı yaklaşımı göstermediği kolonilerde tepkiyle karşılandı.
– DENIZAŞIRI TOPRAKLARDA MACRON’A DESTEK AZALMIŞTI
2017’deki seçimlerde yüzde 66’lık oy oranıyla aşırı sağcı Marine Le Pen’e karşı ezici başarı elde eden Macron, 2022 seçimlerinde aynı başarıyı gösteremedi.
Macron’un yüzde 58 ile ikinci kez göreve seçildiği oylamada Marine Le Pen, yüzde 42 civarında oy aldı.
Le Pen, bir önceki seçimlerde Macron’dan yana oy kullanan Fransa’nın denizaşırı toprakları Guadeloupe, Martinique, Fransız Guyanası, Mayotte ve Reunion’da yüzde 60 civarında oy alarak ezici üstünlük sağladı. Saint Pierre ve Miquelon’da oyların yaklaşık yüzde 51’ini alan Le Pen, Fransız Polinezyası’nda da yüzde 48 oy elde etti.

‘AVRUPA’NIN TÜRKİYE’YE İHTİYACI VAR’
AB-Türkiye ilişkileriyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Stano, AB’nin Türkiye’nin öneminin farkında olduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı var, Avrupa’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var. Çünkü birlikte daha güçlüyüz.” diyen Stano, ancak AB’nin yaklaşımının prensip ve değerler çerçevesinde olduğunu ve bunlar olmazsa ilerlenemeyeceğini söyledi.
‘TÜRKİYE SADECE KENDİSİ VE BÖLGE İÇİN DEĞİL AB İÇİN DE ÖNEMLİ BİR ÜLKE’
Stano, üyelik müzakerelerinin donmuş durumda olmasıyla ilgili, “Hiçbir yere varamadığımızı görmek benim de yüreğimi acıtıyor çünkü Türkiye sadece kendisi için değil, sadece bölge için değil, AB için de önemli bir ülke.” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN KOMŞUSU OLMAK BİR AYRICALIKTIR’
Gazetecilerin, AB tarafından Türkiye’nin son dönemde “aday ülke”den çok “komşu ülke” muamelesi yapıldığıyla ilgili sorusu üzerine Stano, “Türkiye’ye komşu ülke muamelesi yapmakta yanlış bir şey görmüyorum. Yani Türkiye’nin komşusu olmak bir ayrıcalıktır, AB’nin komşusu olmak da bir ayrıcalıktır.” değerlendirmesini yaptı.
Stano, şöyle devam etti:
“Harika ilişkilerimiz olan ve AB’ye girmeyi düşünmeyen ülkeler var. Yani modeller var ve bu bizim iş birliğimizi geliştirmemize engel değil. O halde mevcut şartlarda elimizden geleni yapalım. Yani harika ilişkilerimiz olan ve AB’ye girmeyi düşünmeyen ülkeler var. Yani modeller var ve bu bizim iş birliğimizi geliştirmemize engel değil.”
Katılım müzakerelerinin yeniden başlatılmasıyla ilgili Stano, “Bu tüm üye devletleri ikna etme becerisiyle de ilgili çünkü ancak 27 üye ülke ‘evet’ dediğinde çözülebilir.” dedi.
AB, TÜRKİYE’YE VİZE SERBESTİSİ VERECEK Mİ?
Stano gazetecilerin Türk vatandaşlarına vize zorluğuyla ilgili sorusuna, Şengen vizelerinin tamamen üye ülkelerin yetki alanında olduğu yanıtını verdi.

Bunun Brüksel’den “empoze edilemeyeceğini” söyleyen Stano, “Üye ülkeler arasında Türkiye ile vize serbestisi konusunda ilerlemeye yönelik bir anlaşmanın olmaması, bazı üye ülkelerin muhtemelen bu alanda sorunlar gördüğü gerçeğinin bir yansımasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
‘KIBRIS MESELESİ BİR ENGEL OLUŞTURUYOR’
Stano, AB’nin Türkiye ile iş birliği yapmak istediğini ancak bunun ilkeler çerçevesinde olması gerektiğini kaydederek Kıbrıs meselesinin bir engel oluşturduğunu söyledi, “AB’nin bir üyesini tanımamazlık edemezsiniz.” ifadesini kullandı.
AB ÜYELİĞİ İÇİN RUSYA DAYATMASI
Stano, yaptırımlar konusunda Türkiye ile AB ilişkilerinin çok yönlü olduğuna işaret ederek, “Eğer Türkiye (Rusya’ya yönelik) AB yaptırımlarına uyarsa ve aynı yaptırımları uygulamaya koyarsa bu, elbette oyunu değiştirir.” dedi.

Türkiye’nin AB yaptırımlarını uygulamasının Rusya’yı çok olumsuz etkileyeceğini belirten Stano, “Yaptırımların uygulanması AB tarafında çok fazla iyi niyet ve güven yaratacaktır. Bu Türkiye’nin adaylığını gerçekten samimi ve açık bir şekilde ifade ettiğinin nihai kanıtı olabilir.” ifadesini kullandı.
Stano, Türkiye’nin aday ülke taahhüdünü kanıtlamasının kolay ve hızlı yollarından birisinin AB’nin dış politikasına, kararlarına ve eylemlerine uyum sağlaması olabileceğini savundu.

Sözcü Stano, Türkiye’nin yaptırımlara uyum sağlamasa bile yaptırımların etkisizleştirilmesine izin vermemesi gerektiğini belirterek Türk yetkililerin yaptırımların çevresinden dolaşılmasıyla mücadele ettiğini sözlerine ekledi.
]]>AP seçim sonuçları dün açıklanırken, özellikle bazı ülkelerdeki aşırı sağ partiler oy oranlarını yükseltti bazı ülkelerde ise beklenmedik bir şekilde sol galip geldi.
AP’nin yeni dağılımında ise, merkez siyasetin konumunu koruduğunu ancak Yeşiller ile birlikte sol partilerin düşüşe geçtiği görüldü. Aşırı sağa olan bu denli destek ise, “sürpriz” olarak yorumlandı.

URSULA VON DER LEYEN: Bir dönem daha “Avrupa Komisyonu Başkanı” olmak isteyen Ursula von der Leyen, “Komisyon Başkanı” olmak için parlamentoda gerekli 361 oyu toplamış olabilir. Ursula von der Leyen’in de üyesi olduğu ve bu dönem de parlamentodaki çoğunluğunu koruyan Avrupa Halk Partisi (EPP) 184 koltuk kazandı. Leyen daha önce başkanlığı, EPP ile birlikte Sosyalist ve Demokrat İlerici İttifakı (S&D) ve Liberallerin desteğini alarak kazanmıştı. Bu dönem de bu üç grubun toplam koltuk sayısı Leyen’i “Komisyon Başkanı” yapmak için yeterli.

GIORGIO MELONI: İtalya’da Başbakan Giorgia Meloni’nin “İtalya’nın Kardeşleri Partisi” yüzde 30 civarında oy aldı. Muhalefetteki merkez sol Demokrat Parti (PD) yüzde 23, Beş Yıldız Hareketi (M5S) yüzde 12, Silvio Berlusconi’nin kurduğu Forza İtalya yüzde 9 oy aldı. İtalya’daki seçim sonucuyla birlikte, Meloni’nin İtalyan siyaseti üzerindeki hakimiyetini daha da sıkılaştıracağı söyleniyor. Meloni, Polonyalı Donald Tusk ile birlikte, seçimden zaferle eve dönen az sayıdaki liderinden biri oldu.

AŞIRI SAĞ PARTİLER: Dün gecenin en dikkat çekici gelişmelerinden biri de Fransız siyasetçi Marine Le Pen’in liderlik ettiği aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin (RN) aldığı yüzde 31’lik oy oranı oldu. Ulusal Cephe’nin aldığı bu sonuçların hemen ardından Macron Meclis’i feshederek erken seçim kararı aldı. Fransa’nın dışında Avusturya ve Almanya’da da aşırı sağcı partiler başarı gösterdi. Avusturya’da, aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 6 milletvekilliği kazanarak ilk sıraya yerleşti. Almanya’da seçimde ilk sırayı parlamentoda 30 koltuk kazanan Hristiyan Demokrat CDU/CSU ittifakı aldı. İkinci sırada ise, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi yer aldı. Yine aşırı sağ partileri Hollanda’da birinci, Romanya’da ikinci parti oldular.

SOSYALİSTLER VE DEMOKRATLAR: Bu seçimden göz kamaştırarak çıkmasalar da sosyalistler ve sosyal demokratlar da kazandı denebilir. Merkez sol partiler, İspanya ve İtalya gibi büyük ülkelerde ikinci, Raphael Glucksmann’ın merkez solu yeniden canlandırdığı Fransa’da ise üçüncü sırada yer aldılar. Merkez sol, Almanya’da ise hayal kırıklığı yaşadı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD), aşırı sağcı AfD’nin de gerisinde kalarak üçüncü sırada kendine yer buldu.

PETER MAGYAR: Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın karşısında artık yeni ve güçlü bir rakip var diyebiliriz. Bir dönem Orban hükümetinde yer alan Magyar, yılın başında muhalefete öncülük etmeye başladı. AP seçimlerinde de oyların yüzde 30’unu alarak, Macar muhalefetinin tartışmasız yeni lideri olacağını kanıtladı.

ROBERTA METSOLA: Avrupa Parlamentosu Başkanı Metsola, yeniden AP’ye seçildi. Maltalı siyasetçi, ülkesindeki AP seçimlerinde ana muhalefetteki Milliyetçi Parti (PN) tarafından aday gösterildi; 87 bin oy alarak, ülkenin AB’ye katılmasından bu yana bir seçimde en çok oy alan milletvekili oldu.

EMMANUEL MACRON: Seçimin belki de en büyük kaybedeni Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron. Rakibi aşırı sağcı Ulusal Birlik’in (RN) yüzde 31 sularında oy alması ve partisi Rönesans’ın yüzde 15’te kalması Macron için tehlikeye işaret ediyor olabilir. Macron, AP seçim sonuçlarının ardından Meclis’i feshederek erken seçim kararı aldı. Fransa birkaç ay içinde seçime gidecek. Erken seçimin sonuçları, Macron’un da geleceğine etki edebilir.

OLAF SCHOLZ: Almanya’da koalisyon hükümetinin en büyük partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD-Scholz’un partisi) seçimlerde üçüncü sırada yer aldı. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ikinci sıraya yerleşti. Bu sonuç, SPD’nin bir asırlık en kötü sonucu oldu. Almanya’da AP seçimde ilk sırayı, 30 koltuk kazanan Hristiyan Demokrat CDU/CSU ittifakı birinci bitirdi. Koalisyonun diğer ortağı Yeşillerin de oy oranlarının düşmesiyle birlikte Almanya’daki koalisyon hükümetinin meşruiyeti sarsılabilir. Almanya’da merkez sağ ve aşırı sağ, Scholz’u erken seçim kararı almaya çağırıyor.

YEŞİLLER PARTİSİ: Yeşiller, 2019’daki güçlü performansının ardından Almanya’da büyük bir darbe aldı. Sandalye sayısı 21’den 12’ye geriledi. Fransa’da zar zor tutundular ve Portekiz’de sıfır çektiler.
VICTOR ORBAN: Macaristan’ın milliyetçi lideri Orban, Magyar’ın kendisine meydan okuması sonrası beklenenden daha kötü bir performans sergiledi. Partisi Fidesz oyların yüzde 43,8’ini almış olsa da bu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde şimdiye kadarki en kötü sonucu oldu. Sadece aylar önce muhalefete geçen rakibi Magyar, seçimde yüzde 30 aldı.

MATTEO SALVINI: 2019’da oyların yüzde 34’ünü alarak büyük bir başarı elde eden ve şu anda aşırı sağ “Kimlik ve Demokrasi Grubu”na başkanlık eden Lig Partisi, bu sefer yüzde 9’un altında oy alarak İtalya’da büyük bir kan kaybetti.

SONUÇ OLARAK; AP SEÇİMLERİNİ TEK BİR CÜMLEYLE ŞU ŞEKİLDE ÖZETLEYEBİLİRİZ:
“AVRUPA DAHA DA SAĞA KAYDI, MERKEZ DİRENİYOR”
Ülkede 2022’de yüzde 25,9’luk oy oranıyla birinci olarak iktidara gelen Meloni liderliğindeki FdI, Almanya ve Fransa’da oy kaybederek ciddi biçimde gerileyen iktidar partilerinin aksine, bu seçimden gücünü koruyarak ve oylarını arttırarak çıktı.
Başbakan ve FdI lideri Meloni, sabah radyo kanalına yaptığı değerlendirmede, seçim sonuçlarının kendileri açısından sansasyonel olduğunu ve hükümetinin güçlenerek çıktığını belirtti.
Meloni, ayrıca AP seçimlerine düşük katılımın, AB kurumlarının halktan çok uzaklaştığını gösterdiğini söyledi.
İtalya’da AP seçimlerinde oyları ciddi oranda artan diğer parti ise Elly Schlein liderliğinde ana muhalefetteki Demokratik Parti (PD) oldu.
2022’deki genel seçimlerde yüzde 19 civarındaki oyuyla ikinci sırada yer alan PD, Elly Schlein’ın liderliğinde girdiği ilk seçimde yine ikinci sırada yer buldu ancak oy oranını yüzde 24’e yükseltti.
Schlein, seçim değerlendirmesinde sonuçların olağanüstü olduğunu vurgulayarak, “Mesaj net: Meloni, biz geliyoruz.” dedi.
Öte yandan, dünkü seçimlerde oy oranı artan başka bir parti ise geçen yıl hayatını kaybeden Silvio Berlusconi’nin partisi ve iktidarın küçük ortağı Forza Italia (FI) oldu. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’nin liderliğindeki FI, yüzde 9,6’luk oy oranıyla diğer iktidar ortağı Lig’i geride bıraktı.
– Marine Le Pen’in İtalya’daki ortağı Lig Partisi geriledi
Fransa’daki AP seçiminden açık farkla birinci çıkan Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisinin (RN) AP’deki “Kimlik ve Demokrasi” (ID) grubu içinde müttefiki olan İtalya’daki aşırı sağcı Lig Partisinin oyları geriledi.
İtalya’daki sağ koalisyon iktidarında Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma-Altyapı Bakanı olarak görev yapan Matteo Salvini liderliğindeki Lig, resmi olmayan sonuçlara göre AP seçimlerinde yüzde 9’luk oy aldı.
2019’daki AP seçimlerinde yüzde 34 civarında destek alan Lig’in oyları, bu seçimde yüzde 9’a kadar düştü. Lig, 2022’de ülkedeki genel seçimlerde aldığı oy civarında bir oran tuttururken son seçimden farklı olarak iktidar ortaklarından Forza Italia partisinin de gerisinde kaldı.
Oyları gerileyen bir diğer parti ise muhalefette yer alan sola yakın düzen karşıtı 5 Yıldız Hareketi (M5S) oldu. Eski Başbakan Giuseppe Conte yönetimindeki M5S’in oyları yüzde 9,9’a düştü. M5S, 2022’deki genel seçimlerde yüzde 15 civarında oy almıştı.
– İtalya’dan ilginç isimler, AP’ye seçildi
Ülkede geçen yıl ırkçı ve eş cinsellik karşıtı yorumların yer aldığı “Dünya Baş Aşağı” isimli kitabının yayımlanmasıyla dikkati çeken İtalyan ordusu generallerinden Roberto Vannacci de aşırı sağcı Lig Partisinden aday olduğu AP’ye seçildi.
Vannacci, seçim kampanyası döneminde mevcut Avrupa’yı beğenmediğini ve bunu değiştirmek için siyasete atıldığını ifade etmişti.
Macaristan’da geçen yıl aşırı sağcı iki kişiye saldırdığı gerekçesiyle tutuklu yargılanan ve bazı duruşmalara elleri ile ayakları zincirli şekilde getirilmesi İtalyan kamuoyunda infial yaratan İtalyan vatandaşı Ilaria Salis de Yeşil ve Sol İttifak’ın listelerinden AP’ye seçildi.
Halen Macaristan’da ev hapsinde tutulan Salis’in, Avrupa Parlamenteri olduktan sonra Budapeşte yönetiminin nasıl hareket edeceği merak konusu.
– AP seçimleri İtalyan basınında
AP seçimlerinin sonucu İtalyan basınında da geniş yankı uyandırdı.
Ulusal basının yüksek tirajlı gazetelerinden La Repubblica, “AB’de sağ çığ gibi” manşetiyle AP’de gücü artan aşırı sağ partilere dikkati çekerek, Brüksel’in Avrupa yanlısı koalisyonu elinde tutmaya devam ettiğini yazdı.
Corriere della Sera gazetesi, seçim sonuçlarını “Meloni kazanıyor, Macron çöküyor” başlığıyla okuyucularına aktardı.
Gazetenin seçimle ilgili haberlerinde Meloni hükümetinin, dün akşamki sonuçlar ışığında Avrupa’daki büyük ülkelerin arasında “en güçlü hükümet” olarak kaldığı ifade edildi.
“Meloni ve Le Pen kazanıyor” manşetiyle yayımlanan La Stampa gazetesi, Meloni’nin dünkü seçimlerde büyük AB ülkeleri arasında iktidardayken oylarını arttıran tek lider olduğuna dikkati çekti.
Rainews24 kanalı da AP seçimlerinin sonuçlarını, internet sitesinden “Avrupa sağa gidiyor” manşetiyle duyurdu.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı ve çeşitli bölgelere eş zamanlı şekilde kara, hava ve denizden yoğun şekilde düzenlediği söz konusu saldırılarda 64’ü çocuk 274 Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail’in Nusayrat’taki kanlı katliamına tanıklık edenler saldırı anlarını Deyr el-Belah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nde anlattı.
“KIYAMET GÜNÜ GİBİYDİ”
O anları yaşayan Filistinlilerden biri olan Umm İslam el-Assar, “Kıyamet gününün dehşeti gibiydi. Herkes etrafındakilerden kaçıyordu, sokaklar ve yollar cesetlerle doluydu, her yerde kan vardı” dedi.
“SON DERECE ZOR VE ANİYDİ”
Her şeyin bir anda olduğunu belirten Filistinli kadın, “Olan bitenler, son derece zor ve aniydi. Evlerimizdeydik ve bir anda büyük bir gürültü koptu, her yerden bomba sesleri duymaya başladık. Quadcopter dronlar makineli tüfeklerle herkese ateş açmaya başladı” diye konuştu.
“HİÇBİR UYARI YAPILMADI”
Hiçbir uyarı yapılmadığını aktaran Umm İslam, bir anda İsrail ordusunun evleri ve sivilleri bombalamaya, vurmaya başladığını söyledi.
Umm İslam ani saldırı hakkında, “Kardeşimin evi de hedef alınan evlerdendi. Ev, eşi ve 6 kızının üzerine yıkıldı. İnsanlar ne olduğunu, nereye gideceklerini bilemeden sokaklara çıkarak koşuşturmaya başladı” ifadelerini kullandı.
“HER YERDE KAN VARDI”
Umm İslam el-Assar’ın kız kardeşi Umm Beşar da o dehşet anlarını, “Kuşatma, etrafımızda patlamalar, bir anda her yanı toz kapladı, göz gözü görmüyordu. Ölüler yerdeydi, her yerde kan vardı. Öyle ki genç-yaşlı masum insanlar yaralandı” sözleriyle anlattı.
İSRAİL ASKERLERİ KAMPA NAKLİYE KAMYONLARI İLE SIZDI
Filistinli kaynaklar, İsrail özel kuvvetlerinin, Gazze Şeridi’ndeki 4 İsrailli esiri kurtarmak için Nusayrat Mülteci Kampı’na kapalı nakliye kamyonu ve sivil araçla sızdığını belirtti.
Söz konusu kaynaklar, “Gazze Şeridi’nde yaygın olan bu nakliye kamyonları genellikle eşya taşımak için kullanılıyordu ancak İsrail saldırıları nedeniyle artık sıklıkla insani yardımların taşınmasında kullanılır oldu.” açıklamasında bulundu.
İSRAİL ORDUSU İDDİALARI YALANLADI
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee ise saldırıdan saatler sonra yaptığı açıklamada, İsrail özel kuvvetlerinin Nusayrat’a yardım kamyonlarıyla girmediğini ve ABD’nin yüzer iskelesinin de kullanılmadığını iddia etti.
İsrail ordusunun 8 Haziran’daki 4 İsrailli esiri “kurtarma operasyonundan” önce Nusayrat Mülteci Kampı, yerinden edilen Filistinlilerin yoğun şekilde bulunduğu bir bölge idi.
İsrail ordusu, gerçekleştirdiği kanlı katliamın ardından kademeli olarak Nusayrat’a yönelik bombardımanını durdurdu.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun 8 Haziran’da Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı ve çeşitli bölgelere eş zamanlı şekilde kara, hava ve denizden yoğun şekilde düzenlediği saldırılarda 64’ü çocuk, 57’si kadın 274 Filistinlinin öldüğünü ve 153’ü çocuk, 161’i kadın 698 Filistinlinin yaralandığı bildirdi.
Göreve geldiği taktirde Türk futbolunda birçok seyi değiştireceğini belirten Servet Yardımcı, hedeflerini tek tek anlattı.
İşte Servet Yardımcı’nın konuşmasından öne çıkanlar…
“18 TEMMUZ’DA YENİ SAYFA AÇILACAK”
“18 Temmuz’da yapılacak TFF seçimi olağanüstü bir seçim. Maalesef futbolumuzun tüm paydaşları gidişattan memnun olmadığı için TFF yönetimi bu kararı almak zorunda kalmıştır. 18 Temmuz’da inanıyorum ki yeni bir sayfa açılacaktır.”
“HER ŞEY YENİLENECEK”
“18 Temmuz’dan sonra Türk futbolunda her şey yenilecek, dünya ve Avrupa’da yer alan sistemler ülkemizde de hayata geçirilecektir. TFF’nin 18 Temmuz’da değişim yönünde oy kullanacak her bir ferdi futbolda yeni bir yükselişin başlangıcına imza atacaktır.”
“ÖYLE SORULAR GELDİ Kİ…”
“Bana her zaman Türk futbolu hakkında sorular gelir. Son 2 yıldır bana Avrupa’da Türk futbolu ile ilgili öyle sorular geldi ki… Ne diyeceğimi bilemedim. Gelen her soruda bir futbol adamı olarak büyük üzüntü yaşadım. Futbolda elbet sorunlar olur, asıl marifet sorunların çözümü noktasında gösterilen irade ve beceridir. Benim başında olduğum kurullar, sorunları çözecek bir anlayışa sahip. FIFA ve UEFA’da nasıl çözüyorsak öyle çözeceğiz.”
“DEĞİŞMESİ GEREKEN YÖNETİM DEĞİL, ZİHNİYET”
“Edindiğim bilgi ve tecrübeyi şimdi TFF başkanı olarak ülkeme kazandırmak istiyorum. Futbolda güven ortamı tamamen yok oldu. Oyun ne kadar adil ve gerçekse, futbolun topluma verdiği keyif o kadar yüksek olur. Türk futbolunda alınan kararlar, adil oyun kavramına ters düşmektedir. Rekabet yerine husumet eden futbol iklimi artık son bulmalıdır. Türk futbolunda değişmesi gereken yönetim değil, zihniyettir. Futbolumuzu bu noktaya getiren yanlış ne varsa, tümünü değiştireceğiz.”
“BİZ KİMSEYLE KAVGA ETMEYECEĞİZ”
“Biz kimseyle kavga etmeyeceğiz, herkesle birlikte çalışacağız. Avrupa’daki adil, ekonomisi güçlü futbol ortamını buraya getireceğiz.”
“18 Temmuz’dan itibaren yepyeni bir anlayışla, tüm paydaşlar ile ortak hareket ederek ilerleyeceğiz. Sakin, güler yüzlü bir tavırla sorunları ele alacağız. Ben UEFA’daki görevime başlarken futbola katkı sağlamak için yola çıkmıştım. İstanbul’u finaller şehri yapma hedefim vardı. Türkiye, UEFA’nın en güvenilir limanı haline gelmiştir. İstanbul, UEFA için çok önemli bir şehir. 2026 UEFA Avrupa Ligi ve 2027 Konferans Ligi finallerini ülkemize kazandırdık.”
“ARTIK HEDEFİMİZ DÜNYA KUPASINI DÜZENLEMEK OLMALI”
“UEFA’nın elit seviyesindeki tüm organizasyonları ülkemize kazandırdık. Yakın dostum, UEFA Başkanı Ceferin’e teşekkür ederim. Bizim artık hedefimiz Dünya Kupası düzenlemek olmalı.”
“Futbolda büyük organizasyonları alabilmek için siyasi destek olmazsa olmazdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın futbola olan bakış açısı bizler için büyük bir şans. Türk futbolunun üst seviyeye gelmesi için tüm yatırımları seferber ettiler.”
“ALLAH’IN İZNİYLE 14 TEMMUZ’DA FİNAL OYNAYACAĞIZ”
“Bizim Çocuklar’ın Almanya’da her şeyi başarabileceğine inanıyorum. Biz ekibimizle bir karar aldık; A Milli Takım, turnuvadan dönene kadar yeni dönem projelerimizi konuşmayacağız. Allah’ın izniyle 14 Temmuz’da final oynayacağız. Gerekirse projelerimizi 17 Temmuz’da açıklarız.”
“PUSULAMIZ AY-YILDIZ OLACAK”
“Benim ekibimde yer alan herkes, kulüp üyeliklerini askıya alacak. 18 Temmuz’dan sonra adalet, güven ve kurumsallık öne çıkacak. TFF’yi yönetirken pusulamız ay-yıldız olacak.”
“Biz Türkiye’nin futbol federasyonu olacağız. Ülkemiz, milletimiz ve Türk futbolu adına yeni bir başlangıç olmasını diliyoruz.”
]]>Şimdiye kadar Almanya, Hollanda, Avusturya, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Bulgaristan, Hırvatistan, Malta, Fransa, İspanya, Danimarka, Polonya, Portekiz, Romanya ve İsveç’ten sonuçlar alındı.
Buna göre, Almanya’da Hristiyan demokratları bir araya getiren EPP 30, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı 16, Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) 14, Liberal partileri birleştiren Avrupa’yı Yenile (RE) 8, Sol 4 ve AP’de henüz bir gruba dahil olmayan partiler ise 19 milletvekili kazandı.

ALMANYA
Almanya’da AP seçimlerinde ilk sırayı 29 milletvekilliği kazanan Hristiyan demokrat CDU/CSU ittifakı, ikinci sırayı 17 milletvekili ile AfD aldı. Hükümet koalisyonunun büyük ortağı Sosyal Demokratlar (SPD) ise 14 milletvekili kazanarak üçüncü sıraya geriledi. Koalisyonun diğer ortakları Yeşiller 12 ve Hür Demokrat Parti (FDP) 5 milletvekilliği kazanabildi.

HOLLANDA
Hollanda’da RE ile aşırı sağcı Kimlik ve Demokrasi (ID) yedişer, EPP 6, Yeşiller ile S&D dörder, Sol 1, diğerleri 1 milletvekilliği aldı.

AVUSTURYA’DA AŞIRI SAĞ İLK SIRAYA YERLEŞTİ
Avusturya’da da aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 6 milletvekilliği kazanarak ilk sıraya yerleşirken onu beşer milletvekilliği ile EPP ve S&D izledi, Yeşiller ve RE ise ikişer sandalye sahibi oldu.

YUNANİSTAN
Yunanistan’dan EPP 8, Sol 4, S&D 3, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) ile bağımsızlar ikişer milletvekilliği kazandı.

GÜNEY KIBRIS RUM KESİMİ
GKRY’de toplam 6 sandalyeden EPP ile bağımsızlar ikişer, Sol ile S&D birer tanesini elde etti.

BULGARİSTAN VE HIRVATİSTAN
Bulgaristan’da EPP 6, RE 5, S&D 2, diğerleri 4 milletvekili çıkarırken, Hırvatistan’da EPP 6, S&D 4, Yeşiller 1 ve diğerleri 1 sandalye kazandı.
MALTA VE DANIMARKA
Malta’dan EPP ve S&D üçer milletvekilliği aldı.
Danimarka’da seçim, RE’ye 4, Yeşiller ve S&D’ye üçer, Sol, ID ve diğerlerine ise birer sandalye kazandırdı.
İspanya’da EPP 22, S&D 20, ECR 7, Yeşiller 4, Sol ve diğerleri üçer, henüz bir gruba dahil olmayan partilerden 1 milletvekili AP’ye gönderildi.

FRANSA’DA DA AŞIRI SAĞ İLK SIRADA
Fransa’da aşırı sağcı ID 30, Re 14, S&D 13, Sol 8, EPP 6, Yeşiller 5 milletvekili çıkardı.
Fransa’da AP seçimlerinde partilerin dağılımına bakıldığında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisinin yüzde 31,5 oyla açık farkla ilk sıraya yerleştiği görülüyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans ise RN’nin yarısından az oy toplayarak yüzde 15,2’lik oranla ikinci sırayı aldı ve üçüncü parti olan Sosyalistleri küçük farkla geride bırakabildi. Muhalefetteki Sosyalist Parti (PS) yüzde 14 ile üçüncü sıraya yerleşirken yine muhalefetteki aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi yüzde 8,7 oy oranıyla 4’üncü sırayı, merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) ise 7,2 oranla 5’nci sırayı aldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AP seçimlerinde ülkesinde aşırı sağın açık farkla ilk sırada çıkması üzerine parlamentoyu feshederek erken genel seçim kararı aldı.

“ULUSAL MECLİSİ FESHEDİYORUM”
Partisinin açık farkla yenilgiye uğramasının ardından açıklamalarda bulunan Macron, sonuçların “Avrupa’yı savunan partiler için iyi olmadığını” kabul etti ve 30 Haziran – 7 Temmuz tarihlerinde erken seçime gidileceğini duyurdu.
Macron, “Oylamayla, parlamenter geleceğimizin seçimini yeniden size vermeye karar verdim. O yüzden bu akşam Ulusal Meclisi feshediyorum.” açıklamasında bulundu.

POLONYA, PORTEKİZ VE ROMANYA
Polonya’da EPP 20, ECR 10, RE 3, S&D 2, diğerleri 9 sandalye kazandı.
Portekiz’den EPP ve S&D yedişer, RE, Sol ve ID 2, Yeşiller 1 milletvekili gönderirken, İsveç’te EPP ile S&D beşer, Yeşiller, RE ve ECR üçer ve Sol ise 2 milletvekili çıkardı.
Romanya S&D 13, EPP 12, RE 2, ECR 1, diğerleri 5 sandalye elde etti.
AP’NİN GÖRÜNÜMÜNE DAİR İLK PROJEKSİYON PAYLAŞILDI
AP tarafından yeni parlamentosunun görünümüne dair paylaşılan ilk projeksiyona göre, Hristiyan demokratların çatı partisi EPP 186 sandalye ile AP’de en büyük siyasi grup olmaya devam ediyor.
Onu yine, 133 milletvekil ile S&D ve 82 ile RE izliyor.
Aşırı sağcı partilerden ECR 70 ve ID 60 sandalye ile ilk 5’te yer alırken Yeşiller 53, Sol 36 sandalye kazanmış görünüyor.
Çoğunlukla aşırı sağ eğilimli partilerden 100 milletvekilinin bağımsız üye olarak parlamentoya girdiği görülüyor. Bu milletvekillerinin AP’de yeni bir siyasi grup kurması da muhtemel.
HER ÜLKE NÜFUSU ORANINDA MİLLETVEKİLİ ÇIKARACAK
Bu seçimde ilk kez AP seçimlerinde 705 yerine 720 milletvekili seçiliyor. Nüfuslarına göre en çok milletvekilini çıkaran ilk 5 ülke sırasıyla 96 ile Almanya, 81 ile Fransa, 76 ile İtalya, 61 ile İspanya, 53 ile Polonya’dan oluşuyor.
Romanya 33, Hollanda 31, Belçika 22, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Çekya 21’er, Avusturya 20, Bulgaristan 17, Slovakya, Danimarka ve Finlandiya 15’er, İrlanda 14, Hırvatistan 12, Litvanya 11, Letonya ve Slovenya dokuzar, Estonya 7, Malta, Lüksemburg ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi altışar milletvekili çıkaracak.
YENİ YASAMA DÖNEMİ 16 TEMMUZ’DA BAŞLAYACAK
Resmi sonuçların 10 Haziran’da açıklanmasıyla AP’ye girebilen ulusal partiler, siyasi gruplarını oluşturma sürecine başlayacak.
İlk genel kurul 16 Temmuz’da toplanacak, böylece yeni yasama dönemi başlamış olacak.
1998’DE ATILAN KRİTİK ADIM
Aslında Türkiye’nin Afrika stratejisinin AB tarafından bile imrenilecek bir atılım olarak görülmesinin temelleri 1998 yılına dayanıyor. O donemde iktidarda olan ANASOL-D hükümeti tarafından Afrika Eylem Planı‘nın başlatılmasından bu yana yeni bir eksene girildi. 2005 yılında Ankara’nın o yılı “Afrika yılı” ilan etmesi ve 2008 yılında Türkiye’nin Afrika Birliği‘ne stratejik bir ortak olarak kabul edilmesiyle Türkiye’nin Afrika ile ilişkileri ivme kazandı. 5 yılda bir düzenlenen Türkiye-Afrika Ortaklık Zirveleri‘nin sonuncusu İstanbul’da yapıldı. Afrika‘da 2002 yılında 12 olan Türk büyükelçiliği sayısı bugün 44’e ulaştı. Türk Hava Yolları şu anda 60’tan fazla Afrika noktasına uçuyor. Son yirmi yılda Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret 5.4 milyar dolardan 40 milyar doların üzerine çıktı. Bu stratejiye Türkiye’yi Osmanlı geçmişinden dolayı bir “Afro-Avrasya” devleti olarak tasvir eden bir anlatı da eşlik ediyor. Tabii bu noktada Türkiye’nin önemli bir rakibi de var. Çin, yıllardır Afrika kıtasında önemli bir nüfuz yaratmak için çaba gösteren ülkelerin başında geliyor. Birçok ülkede çok önemli Çin yatırımları mevcut.

EGEMENLİĞE SAYGI PRENSİBİ
Afrika’da yayınlanan The Nation gazetesi “Türkiye, Çin’in Afrika’daki ekonomik saltanatına nasıl karşı koyuyor?” analizinde daha önce Çinli firmalara verilen bazı ihalelerin, bu sektörde hala rakipsiz olan Pekin‘in yeni rakiplere zemin kaybetmeye başlamasıyla Türk şirketlerine gittiği vurgulandı. Bu durum, Dünya Bankası‘nın Afrika’nın nüfusunun hızla artması ve kentleşmenin etkisiyle altyapı harcamalarına olan talebin 2040 yılına kadar yılda 300 milyar ABD dolarına ulaşacağını açıkladığı bir dönemde gerçekleşiyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı‘nın (TIKA) 22 ofis kurması ve Maarif Vakfı‘nın onlarca ülkede 200’e yakın okul işletmesi ile Türkiye uzun zamandır Afrika’da güçlü bir varlık gösteriyor. Bu durum Türk inşaat projelerinin çoğalmasına yol açtı. Türkiye Müteahhitler Birliği, Türk inşaat firmalarının şu anda Afrika’daki uluslararası inşaat işlerinin yüzde 20’sinden fazlasını yürüttüğünü belirtiyor.
Uluslararası raporlarda Türkiye’nin uyguladığı strateji ‘bromans‘ olarak nitelendiriliyor. Bu kardeşlik (brotherhood) ve aşk (romans) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Burada en kritik olan ise Türkiye’nin sömürgeleşme travmasını atlatamayan bu ülkelere ‘egemenliğe saygı’ prensibiyle yaklaşması. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Genel Sekreteri Wamkele Mene, “Türkiye hiçbir sömürge bagajı olmadan geliyor. Bu bir avantaj” diyor.
AFRİKA İLE YAKINLAŞMANIN KİLOMETRE TAŞLARI
1998
Afrika Eylem Planı Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından sunuldu
2005
“Afrika Yılı” Olarak İlan Edildi 2005 Türkiye’ye Afrika Birliği (AU) tarafından gözlemci statüsü verildi.
2008
Türkiye, Afrika Birliği’nin stratejik ortağı oldu 2008 1. Türkiye-Afrika Zirvesi, İstanbul
2011
Türkiye’nin Somali’de birincil aktör olarak ortaya çıkışı
2014
2. Türkiye-Afrika Zirvesi, (MalaboEkvator Ginesi)
2021
3. Türkiye-Afrika Zirvesi, (İstanbul)
AFRİKA’NIN SÖMÜRGECİLİK KARŞITI HAYIRSEVER AĞABEYİ
Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından düşünce kuruluşu Stiftung Wissenschaft und Politik’e hazırlatılan ‘Türkiye’nin Afrika’daki Güvenlik Ayak İzini İncelemek‘ başlıklı raporda Türkiye’nin Afrika hamlelerinden çıkarılabilecek dersler sıralandı. Alman haber ajansı Deutsche Welle de Türkiye’yi Afrika’nın sömürge karşıtı cömert ağabeyi olarak tanımlayan detaylı bir analiz yayınladı. The Economist ise “Türkiye Afrika’ya büyük bir diplomatik ve kurumsal atılım yapıyor. Mühendisler ve dizilerin yanı sıra silahlar ve askerler de gönderiyor” diyerek bu çabaları övdü. Atlantic Council, “Türkiye’nin Afrika’ya yaklaşımı NATO’nun gelecekteki angajmanına ışık tutabilir” diyerek NATO’nun Afrika’daki etkisinin Türkiye ile gelişebileceği yorumunu yaptı.
TÜRKİYE’NİN AFRİKA’DAKİ AYAK İZLERİ
Türkiye’nin kıtada artan etkisi, genellikle stratejik ticaret yolları üzerinde yer alan limanlar, demiryolları, enerji tedariki ve havaalanları gibi altyapı projelerine yapılan yatırımları içeriyor. Bu yatırımlar genellikle ek ekonomik faaliyetlere yol açan uzun vadeli işletme imtiyazlarını mümkün kılıyor. Daha sonra, birçok ülkede oteller, konferans binaları ve spor sahaları gibi ticari varlıklara önemli yatırımlar yapılıyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından iş konseylerinin yaygınlaştırılması, özel-kamu ortaklıklarını ve yatırımlarını teşvik ediyor.

25 OKULDA AFRİKALI ÖĞRENCİLERE TÜRKÇE EĞİTİM
Türkiye’nin Afrika ile yakınlaşması, daha önce burada etki alanı kurmak için yüzlerce eğitim kurumu açan FETÖ’nün okullarının kolaylıkla Ankara’ya devredilmesini sağladı. Şimdi “Maarif okulları” olarak anılan bu okullar 25 Afrika ülkesinde yaklaşık yirmi bin öğrenciye Türkçe eğitim veriyor. Son on yılda Afrika‘dan 20 bine yakın öğrenci Türkiye’de üniversite okumak için burs aldı. Bu okullardan mezun olan öğrenciler Türkiye-Afrika arasında ticareti geliştirmek için kurulan birçok şirkette yönetici olarak kolaylıkla iş buluyorlar.

TÜRK DİZİLERİ AFRİKA’DA ÇOK POPÜLER
Türkiye’de çekilen dizi ve filmler Afrika’da Netflix gibi platformlarda en çok izlenen yapımlar arasında yer alıyor. Birçok Afrikalı Türkçeyi bu dizilerden öğrendiklerini söylüyor. Bu dizilerin Nijerya ve Uganda gibi birçok Afrika ülkesinin sosyokültürel yapısını bile etkilediği belirtiliyor. Muhteşem Yüzyıl, Uganda televizyonuna geldiğinde büyük bir izleyici kitlesi bularak Türk ürünlerine yönelik artan bir talep yarattı. İtalya’daki Girona Üniversitesi’nden Sebastián Ruiz Cabrera tarafından yayınlanan bir makale “Türk-kültürel ürünlerinin Afrika’ya yönelik dış politikası üzerindeki etkileri: Kenya, Mozambik ve Senegal’de bir yumuşak güç örneği olarak Türk dizileri” başlığını taşıyordu.
AB RAPORUNDA YER ALAN ANALİZ: ‘TÜRKİYE İLE YAPICI ORTAKLIK ŞART’
Chaillot Raporu adı verilen AB raporu Türkiye’nin dünyadaki dört farklı bölgedeki varlığını ve bu bölgelerle etkileşimini inceliyor: Batı Balkanlar; Güney Kafkasya; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Körfez bölgesi ve Afrika. Raporun en geniş yer ayırdığı yer ise Afrika kıtası. Türkiye’nin artan etkisi bu bölümde Türk Hava Yolları’nın kıtanın en ücra köşelerine yaptığı uçuşlar, hemen hemen Afrika’daki tüm ülkelerle imzalanan güvenlik iş birliği anlaşmaları, İHA ve zırhlı satışları, Türkiye’nin eğitim kurumlarında okuyan binlerce Afrikalı öğrenci ve diplomatik ziyaretlerin giderek artan sıklığı örnek gösteriliyor. Raporda şu ifadelere yer veriliyor:
İTALYA ANKARA İLE ORTAK STRATEJİ PEŞİNDE
Nijer, Mali ve Gabon‘da Fransa’ya sempati duyan rejimlerin yakın zamanda devrilmesi ve bununla birlikte Fransız güçlerinin geri çekilmesi Fransa’nın Batı Afrika’daki tarihi siyasi ve ekonomik etkisini ciddi şekilde zayıflattı. BBC’ye göre bu durum Afrika‘da bir etki alanı oluşturmak isteyen İtalya‘nın iştahını kabartmış durumda. İtalya’nın yeni Başbakanı Meloni‘nin Türkiye’ye ocak ayında yaptığı ziyarette Afrika‘da Türkiye ile ortak hareket etme isteğini dile getirdiği biliniyor.
AFRİKA DÜNYADA NEDEN BU KADAR İLGİ ÇEKİYOR
‘Yükselen Afrika‘ için reel gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) büyümesinin 2024 ve 2025 yıllarında sırasıyla ortalama %3.8 ve %4.2 olması bekleniyor. Bu oran, %2.9 ve %3.2 olarak öngörülen küresel ortalamalardan daha yüksek. Yani Afrika, Asya’dan sonra en hızlı büyüyen ikinci bölge olmaya devam edecek. Bu da tüm dünyanın ekonomik açıdan bu bölgede iş yapma iştahını artırıyor.
AA muhabiri, 27 AB ülkesinde düzenlenen seçimlerle ilgili merak edilen konuları 10 soruda derledi.
1- AP NEDİR, GÖREVİ NELERDİR?
AB kurumları arasında üyeleri doğrudan halk tarafından seçilen tek organdır. Seçimleri 5 yılda bir yapılır. “Avrupa vatandaşı” sayılan AB üyesi ülkelerin vatandaşları, bu seçimlerde oy kullanarak parlamento üyelerini seçer. AP’nin üyeleri, “milletvekili” olarak adlandırılır. Parlamento Genel Kurulu, Fransa’nın Strazburg kentinde toplanır. Parlamentonun siyasi grupları ve komiteleri Brüksel’de toplanır, sekretaryası ise Lüksemburg’dadır. Parlamentoda siyasi görüşlere göre oluşturulan “siyasi gruplar” bulunur. AP, AB Konseyi ile yasama yetkisini paylaşır. Ayrıca AB’nin çok yıllı ve yıllık bütçesini, uluslararası anlaşmalarını ve genişleme gibi önemli kararlarını onaylar. AB Komisyonu Başkanı ve Komisyon üyelerinin göreve başlamaları için onay verir. AB Komisyonu başta olmak üzere diğer AB kurum ve organlarını denetler.

2. MEVCUT AP’DE KAÇ SİYASI GRUP VAR?
AP’de büyükten küçüğe 177 sandalyeli Avrupa Halk Partisi (EPP), 139 sandalyeli Sosyalistler ve Demokratlar (S&D), 102 sandalyeli Avrupa’yı Yenile (Renew Europe), 72 sandalyeli Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı, 68 sandalyeli Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR), 59 sandalyeli Kimlik ve Demokrasi (ID), 37 sandalyeli Avrupa Solu ve 50 bağımsız milletvekili bulunuyor.
3. SIYASİ GRUPLAR NEYE GÖRE OLUŞTURULUYOR?
Üye ülkelerden siyasi partilerin AP’ye gönderebildikleri milletvekilleri, Avrupa çapında kendileriyle benzer düşüncelere sahip mevkidaşlarıyla koalisyonlar kuruyor. Bunlara “siyasi grup” adı veriliyor.
Parlamentodaki her grubun, 7 AB ülkesinden en az 23 milletvekilini içermesi gerekiyor.
Halihazırda AP’de EPP isimli siyasi grup merkez sağcı partileri, S&D merkez sol eğilimli siyasi partileri, Avrupa’yı Yenile liberalleri, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı iklim, çevre ve göçmen haklarını önceleyen siyasi partileri, ECR muhafazakarları, ID aşırı sağcı siyasi partileri ve Avrupa Solu sol eğilimli siyasi partileri bir araya getiriyor.
4. AP SEÇIMLERİ İÇİN OY KULLANMA SÜRECİ NASIL?
Seçim, AB çapında 4 gün sürüyor.
27 ülke, 6-9 Haziran olarak belirlenen günlerde kendi takvimlerini belirledi.
6 Haziran’da Hollanda’da başlayan seçim, 7 Haziran’da İrlanda, Çekya ve Estonya’da yapıldı.
Bugün ise İtalya, Malta, Slovakya ve Letonya sandık başında.
En hareketli gün, 21 ülke seçmeninin sandık başında olacağı yarın yaşanacak. Oy verme işleminin sürdüğü Estonya ve İtalya’ya 19 ülkenin eklenmesiyle 9 Haziran’da AB’nin toplam 21 üyesinde birden seçim yapılacak.
Almanya, Fransa, İspanya, Polonya, Romanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, Finlandiya, Avusturya, Bulgaristan, Danimarka, İsveç, Hırvatistan, Litvanya, Slovenya, Lüksemburg ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sandığa gidecek.
5. KIMLER OY KULLANABİLİYOR?
Oy kullanmanın ilk şartı, 27 AB üyesinden birinin vatandaşlığına sahip olmak.
Yaş kriteri ise üye ülkeden ülkeye değişiyor.
AB genelinde 18 yaşından büyükler oy verebilirken bu sene ilk defa Almanya, Avusturya, Belçika, Malta’da 16, Yunanistan’da 17 yaşındakiler AB’nin geleceğinde söz sahibi olacak.
6. HANGI ÜLKE KAÇ MİLLETVEKİLİ ÇIKARACAK?
Her ülke, nüfusu oranında milletvekili çıkarıyor.
İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla 705 olan milletvekili sayısı 720’ye çıkarıldı.
Almanya 96, Fransa 81, İtalya 76, İspanya 61, Polonya 53, Romanya 33, Hollanda 31, Belçika 22, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Çekya 21’er, Avusturya 20, Bulgaristan 17, Slovakya, Danimarka ve Finlandiya 15’er, İrlanda 14, Hırvatistan 12, Litvanya 11, Letonya ve Slovenya 9’ar, Estonya 7, Malta, Lüksemburg ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 6’şar milletvekili çıkaracak.
7. AVRUPA SEÇMENI YÜKSEK KATILIM GÖSTERİYOR MU?
1979’da düzenlenen ilk AP seçiminde seçmenlerin yüzde 61’i sandığa gitmişti. Ardından yapılacak seçimlerde katılım oranı düşerek 50-59 bandında seyretti.
Son seçimde AB seçmeninin yalnızca yüzde 50,66’sı sandığa gitmişti.
AP’nin “Eurobarometer” isimli seçim anketine göre bu sene halkın yüzde 60’ı oy kullanacağını belirtti.
8. SEÇMENLER, OYLARINI NEYE GÖRE VERECEK?
Kovid-19, Ukrayna’daki savaş ve ardından gelen enerji krizi, hayat pahalılığı, enflasyon gibi başlıkların seçmenlerin oyunda temel belirleyici olacağı tahmin ediliyor.
Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa yeniden ortaya çıkan savaş ve Rusya’dan yönelen tehdidin de kimi seçmenin kararında etkili olması bekleniyor.
Göçmen krizi, çevre ve iklim konuları da bir kısım seçmenin oyunu belirleyecek. Son aylarda İsrail’in Gazze’deki saldırıları karşısında AB’nin “İsrail yanlısı” ya da “çifte standart temelli” bir politika izlediğini düşünerek Avrupa başkentlerinde protestolar düzenleyen kesimin de oy kullanırken bu konuda hassasiyet gösteren partilere oy vermeyi tercih etmesi muhtemel.
9. SEÇİM SONUÇLARIYLA İLGİLİ BEKLENTİLER NELER?
Aşırı sağcı partilerin sandalye sayısını artırmasına kesin gözle bakılıyor.
Liberallerin ve yeşillerin oy kaybetmesi bekleniyor. Bu iki durum birleştiğinde Hristiyan demokratlar, muhafazakarlar ve aşırı sağdan oluşan koalisyonun ilk defa AP’de çoğunluğu elde etmesi ve AB politikasına yön verebileceği düşünülüyor.
10. SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK?
9 Haziran akşamı tüm üye ülkelerdeki sandıkların kapanmasıyla resmi olmayan ilk sonuçlar elde edilecek.
10 Haziran itibarıyla bir yandan AP’ye milletvekili gönderen partiler koalisyon görüşmelerine girerek “AP’deki siyasi grupları” oluşturma sürecine, diğer yandan oluşacak siyasi partilerin AB Komisyonu başkanlığı için liste başı adayları da destek bulabilmek amacıyla müzakerelerine başlayacak.
İlk Genel Kurul toplantısı, 16 Temmuz’da yapılacak ve böylece yeni yasama dönemi başlamış olacak.
İlerleyen dönemde AB ülkelerinin liderleri ve AP milletvekillerinin ortaklaşa katıldığı süreçte AB Komisyonu Başkanı, ardından Komisyon üyeleri atanacak.
AB Konseyinin yeni başkanı, üye ülkelerin liderleri tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecek ve 1 Aralık’ta görevine başlayacak.
Böylece AB’nin gelecek 5 yıllık yönetimi belirlenmiş olacak.

‘İSRAİL’İN BARBARCA VAHŞETİNİ DURDURMAK İÇİN BİRLEŞİK BİR CEPHE ORTAYA KOYMALIYIZ’
Pakistan’ın işgal altındaki Filistin topraklarında uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarına dayalı olarak adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışı sürekli olarak desteklediğini belirten Dar, İsrail’in işgal altındaki tüm Arap topraklarından tamamen çekilmesi, Filistin halkının vazgeçilmez haklarının iade edilmesi, Filistin’e dönüş hakkı da dahil olmak üzere, Filistinliler için 1967 öncesi sınırların ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir vatan kurulması çağrısı yaptı.
Dar, şöyle devam etti:
“Pakistan, Araplar ve İsrail arasındaki tüm önemli anlaşmazlıkların kapsamlı bir çözümü sağlanmadan Orta Doğu’da kalıcı bir barışın olamayacağına inanıyor. Egemen, sürdürülebilir ve sınırları bitişik olan bir Filistin devletinin kurulması, bölgesel barış ve istikrarın mutlak ön şartıdır.
Filistinlilere yönelik korkunç cinayetler, kötü muamele ve tehcir karşısında sessizlik ve eylemsizlik bir seçenek değildir. Filistin’deki kardeşlerimiz için ayağa kalkmalı ve İsrail’in insanlık dışı ve barbarca vahşetini durdurmak için birleşik bir cephe ortaya koymalıyız.”

‘BU VAHŞET KARŞISINDA SESSİZ KALMAYI SEÇENLERİ TARİH DOĞRU OLARAK YARGILAMAYACAKTIR’
İsrail’in hastanelere, sağlık kuruluşlarına önceden planlanmış şekilde saldırdığını belirten Dar, şöyle devam etti:
“İsrail’in aralıksız ve acımasız saldırganlığı, Filistin halkını yok etmeye yönelik apaçık bir girişimdir. Dünya, İsrail işgal güçlerinin, uluslararası hukuka dayalı dünya görüşünü ve Uluslararası Adalet Divanının emirlerini hiçe sayarak, çağımızın en büyük katliamlarından birisini yaptığına tanık oluyor. Bu vahşet karşısında sessiz kalmayı seçenleri tarih doğru olarak yargılamayacaktır.”
İsrail’in açlığı ve kıtlığı savaş silahı olarak kullandığını aktaran Dar, İsrailli yerleşimcilerin yardım konvoylarına yönelik son saldırıları ve İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nı ele geçirmesinin, sivilleri aç bırakma niyetiyle insani yardım malzemelerinin kasıtlı olarak engellenmesi anlamına geldiğini vurguladı.

‘SAVAŞ SUÇLARININ TARİHİNDE YENİ VE KORKUNÇ BİR SAYFA’
Bunun, uluslararası insani hukuk ve savaş hukuku kapsamındaki savaş suçlarının tarihinde tamamen yeni ve korkunç bir sayfa olduğunu vurgulayan Dar, uluslararası toplumun, Filistinlilere uygulanan bu toplu cezalandırmayı durdurmak için harekete geçmesi gerektiğini belirterek, “Açlığın bir savaş silahı olarak kullanılmasını kınıyoruz ve derhal ateşkes sağlanması ve Gazze’ye engelsiz insani yardım akışı sağlanması çağrısında bulunuyoruz.” dedi.
Dar, Uluslararası Adalet Divanının, İsrail için verdiği Refah’taki askeri saldırısını derhal durdurması yönündeki talimatının gecikmeksizin uygulanmasını, uluslararası toplumun, cinayetleri durdurmak ve insani acıları durdurmak için harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
‘İSRAİL’İN YOL AÇTIĞI YIKIM BENZERSİZDİR’
D-8 teşkilatının, Filistin halkının acılarına son vermek için ilgili tüm uluslararası forumlarda ekonomik olduğu kadar siyasi gücünü de kullanması gerektiğini dile getiren Dar, İsrail işgal güçlerinin bu açıkça yasa dışı ve soykırım niteliğindeki eylemine derhal ve koşulsuz olarak son vermesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Dar, D-8 platformu aracılığıyla Gazze halkına yönelik insani yardımları koordine edebileceğini ve saldırı sona erdiğinde yeniden inşa çabalarında da rol oynayabileceklerini aktardı.
“Filistinlilerin hayatlarını ve geçim kaynaklarını yeniden inşa etmelerini istiyorsak ve İsrail’in onları ortadan kaldırmasa bile kalıcı olarak sakat bırakma yönündeki hain tasarımında başarılı olmasına izin vermemek istiyorsak bu çok önemlidir.” diyen Dar, bu toplantının, aynı zamanda İsrail saldırganlığını durdurmak ve kuşatma altındaki Gazze halkına tüm insani yardım kanallarını açmak için ortak ve acil bir uluslararası eylem çağrısı ve kampanyasına da öncülük etmesi gerektiğini kaydetti.
‘FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE ANLAMLI DESTEK VERMEK İÇİN HAREKETE GEÇELİM’
Dar, Pakistan’ın Filistinliler için halihazırda 8 yardım sevkiyatı gönderdiğini, belirterek, sözlerini, “İsrail’in orantısız ve aralıksız saldırganlığının yol açtığı yıkımın boyutu benzersizdir. Dolayısıyla Gazze’nin restorasyonu ve rehabilitasyonuna yönelik olağanüstü bir uluslararası çaba gerekmektedir. Şimdi hepimiz bir araya gelip Filistinli kardeşlerimize anlamlı destek vermek için harekete geçelim.” diye tamamladı.

Bugün Gazze’de yaşananların, hayal edilemeyecek boyutlarda, eşi benzeri görülmemiş bir trajedi olduğunu vurgulayan Dar, İsrail işgal güçleri tarafından 40 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğünü, on binlercesinin de yaralandığını anlattı.
Dar, dünyanın, orantısız bir biçimde çok sayıda kadın ve çocukla birlikte sivillerin ayrım gözetmeksizin öldürülmesine tanık olduğunu, İsrail güçlerinin, Filistinlilerin varlığını hedef almak için sistematik olarak hastaneleri ve hayati önem taşıyan altyapıları bombaladığına dikkati çekti.
OMZUNDAN SERTÇE İTİLDİ
Kopenhag merkezli BT gazetesine konuşan görgü tanıkları Anna Ravn ve Marie Adrian, bir erkeğin Frederiksen’e doğru yürüdüğünü ve ardından “omzundan sertçe iterek kenara ittiğini” gördüklerini ancak Başbakan’ın yere düşmediğini aktardı.
Olayın meydana geldiği Kultorvet Meydanı’ndaki bir işletmede çalışan Soren Kjaergaard ise BT’ye yaptığı açıklamada, olaydan sonra Frederiksen’i gördüğünü, yüzünde görünür bir yara olmadığını ve hızla olay yerinden uzaklaştığını ifade etti.
Kasper Jorgensen isimli bir başka görgü tanığı da Ekstra Bladet gazetesine verdiği demeçte, Frederiksen’in koruma görevlilerinden bir erkek ile bir polis memurunun saldırganı yakaladığını gördüğünü kaydetti.
Yetkililer, Frederiksen’e saldırmak suçundan gözaltına alınan 39 yaşındaki erkeğin öğle saatlerinde Kopenhag Bölge Mahkemesi’nde ön duruşmaya çıkarılacağını bildirdi.
BOYUN İNCİNMESİ YAŞADI
Frederiksen’in dün uğradığı saldırı sonucu boyun incinmesi yaşadığı açıklandı.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, dün başkent Kopenhag’da saldırıya uğramıştı. Saldırganın tutuklandığı olayda Frederiksen’in sağlık durumuna ilişkin Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, Danimarka Başbakanının hafif şekilde boyun incinmesi yaşadığı bildirildi. Açıklamada, “Başbakan sağlıklı ve güvende, ancak olayın şokunda” denildi. Frederiksen’in kontrol amacıyla hastaneye götürüldüğü kaydedilen açıklamada, Başbakan Frederiksen’in bugünkü programlarının iptal edildiği bildirildi.
SİYASİ LİDERLERDEN KINAMA
Bu arada, birçok Avrupalı lider ve yetkili, Danimarkalı lidere yönelik saldırıyı kınayarak, sosyal medya hesaplarından destek mesajı paylaştı.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X paylaşımında, “Demokratik yollarla seçilmiş bir lidere karşı yapılan bir başka fiziksel saldırı karşısında şok oldum. Bunu kınıyorum.” ifadelerine yer verdi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, X hesabından, saldırı karşısında “şok olduğunu” belirterek, “Siyasi liderlerimize yönelik her türlü şiddeti şiddetle kınıyorum. NATO müttefikleri değerlerimiz olan özgürlüğü, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü korumak için bir arada durmaktadır.” mesajını paylaştı.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“Demokrasiye ve Avrupa Konseyi değerlerine saldırı teşkil eden seçilmiş siyasetçilere yönelik şiddet eylemlerindeki artıştan endişe duyuyoruz.”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, X’teki paylaşımında, saldırının “kabul edilemez olduğunu” kaydederek, “Bu eylemi şiddetle kınıyor ve Mette Frederiksen’e acil şifalar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
İrlanda Başbakanı Simon Harris, X’ten yaptığı paylaşımda, şiddetin siyasette yeri olmadığını ve hoş görülemeyeceğini belirterek, Mette ve ailesiyle dayanışma içinde olduğunu vurguladı.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Frederiksen’e desteğini bildirdiği X paylaşımında şunları kaydetti:
“Bu gece yaşanan saldırı, özgürlük, hoşgörü ve barıştan oluşan bir Avrupa’ya inanan hepimize yönelik bir saldırıdır. Bu zor zamanlarda hem kendi desteğimi hem de İspanyol vatandaşlarının desteğini kendisine ilettim.”
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, X hesabından yaptığı paylaşımda, saldırıyı “demokrasinin değerlerine yönelik tahammül edilemez bir şiddet eylemi” olarak nitelendirerek, Frederiksen ile dayanışma içinde olduğunu aktardı.
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, X paylaşımında, “Demokratik yollarla seçilmiş bir lidere yapılan saldırı aynı zamanda demokrasimize yapılmış bir saldırıdır.” ifadesini kullandı.
Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib, sosyal medya paylaşımında saldırıyı kınayarak, söz konusu şiddet eyleminin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağını kaydetti.
Danimarka Başbakanlık Ofisi, dün, Başbakan Frederiksen’in Kopenhag’daki Kultorvet Meydanı’nda bir kişinin saldırısına uğradığını ve saldırganın gözaltına alındığını açıklamıştı.
Frederiksen’in saldırı nedeniyle şoke olduğu vurgulanan açıklamada, şüphelinin nasıl saldırdığı ve Başbakan’ın yaralanıp yaralanmadığı konusunda bilgi verilmemişti.

‘BOŞ YERE NÜKLEER SAVAŞTAN BAHSETMEYİN’
Nükleer silah kullanımı ile gerilimi Rusya’nın değil İngiltere’nin başlattığını dile getiren Putin, karşılıklı olarak nükleer saldırıların gerçekleşmesi halinde çok sayıda kurban olacağını, ancak işin bu noktaya gelmeyeceğini varsaydığını ifade etti.
Rusya ve ABD’nin füze saldırısına karşı uyarı sistemine sahip olduğunu bildiren Putin, Avrupa ülkelerinin ise nükleer saldırıya karşı hazırlıksız olduğunun altını çizdi. Rusya’nın elindeki nükleer silahların ABD’nin Japonya’da kullandığı silahlardan 4 kat daha güçlü olduğuna dikkati çeken Putin, herkese boş yere nükleer savaştan bahsetmemesi çağrısında bulundu.
‘NÜKLEER SİLAH KULLANMAYI GEREKTİRECEK BİR DURUM OLUŞTUĞUNA İNANMIYORUM’
Rusya’nın nükleer doktrini olduğunu ve orada her şeyin yazdığını vurgulayan Putin, “Nükleer silahların kullanımı, ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit söz konusu olduğunda istisnai durumlarda mümkündür. Böyle bir durumun oluştuğuna inanmıyorum. Böyle bir ihtiyaç yok.” ifadelerini kullandı.

Putin, nükleer doktrinin yaşayan bir araç olduğuna dikkati çekerek, dünyada olup bitenleri dikkatle izlediklerini ve bu doktrinde bazı değişiklikler yapmayı göz ardı etmediklerini ifade etti.
Ancak gerekirse nükleer silah denemeleri yapacaklarının altını çizen Putin, enformasyon ve bilgisayar imkanlarının her şeyi yeniden üretmeye izin verdiği için şu ana kadar bu denemeleri yapmadıklarını aktardı.
‘BİZ ELBETTE ZAFER ELDE EDECEĞİZ’
Ukrayna ile müzakereler konusuna değinen Putin, tüm silahlı çatışmaların barış anlaşmalarıyla sonuçlandığını kaydetti. Putin, “Yeterince önemli bir Avrupa ülkesinin eski liderlerinden birisi bana tüm bu anlaşmaların ya askeri yenilgiye ya da zafere dayanabileceğini söylemişti. Biz elbette zafer elde edeceğiz.” şeklinde konuştu.

‘İSTANBUL’DA ANLAŞTIĞIMIZ ŞARTLAR ÇERÇEVESİNDE MÜZAKERELERE HAZIRIZ’
Moskova’nın çıkarlarını karşılayacak anlaşmalar yapılması gerektiğini vurgulayan Putin, mevcut Kiev yönetimiyle anlaşma yapmanın oldukça sorunlu olduğunu kaydetti.
Putin, “Ukrayna’da iktidar meşruiyetini kaybetti. Bu, ülke anayasasında da yer alıyor.” diye konuştu.
Ancak Kiev’in müzakere yapmak isterse bunu yapacak birini bulabileceğini dile getiren Putin, “Biz bu müzakerelere hazırız. Ancak tekrar ediyorum, bazı varsayımlarla değil, önce Minsk’te, sonra da İstanbul’da bu müzakereleri başlatırken üzerinde anlaştığımız şartlar çerçevesinde hazırız.” ifadelerini kullandı.

‘SİLAH TEDARİK ETMİYORUZ ANCAK BAZI MEŞRU YAPILARAK SAĞLAMA HAKKIMIZI SAKLI TUTUYORUZ’
Rusya’nın Ukrayna’ya silah sağlayan ülkelerin hassas hedeflerini vuracak bölgelere uzun menzilli silah gönderip göndermediğinin sorulması üzerine Putin, “Henüz (silah) tedarik etmiyoruz. Ancak bunu (silah tedarikini) askeri nitelikte de dahil olmak üzere, kendi üzerlerinde belirli şekilde baskı gören devletlere ve hatta bazı meşru yapılara sağlama hakkımızı saklı tutuyoruz.” şeklinde konuştu.
Putin, Ukrayna’daki çatışmalar nedeniyle ülkesinde yeni bir askeri seferberlik ihtiyacı olmadığına vurgu yaparak, geçen yıl seferberlik kararı olmadan 300 binden fazla kişinin gönüllü sözleşmeli asker olduğunu, bu yılın başından bu yana da 160 binden fazla kişinin sözleşme imzaladığını bildirdi.
Ayrıca Putin, bu yıl Donbas’ta ve diğer çatışma bölgelerinde Rus ordusunun 47 yerleşim birimini ve 880 kilometrekarelik alanı Ukrayna ordusundan aldığı bilgisini paylaştı.
Yunan basınında KAAN ve dron filosu



















Türkiye ile ABD arasında yürütülen F-16 görüşmeleri neticesinde ikili ilişkilerin olumlu bir ivme kazandığını yazan ABD basını, Türkiye ve Amerika’nın uzlaşma zamanının geldiğini dile getirdi.
‘TÜRKİYE ABD İÇİN ÇOK ÖNEMLİ KONUMDA’
Küresel kargaşanın yaşandığı bir dönemde ne Türkiye’nin ne de ABD’nin birbirine yabancı kalma lüksünün olmadığı belirtilirken Gazze ve Ukrayna’ya yakın olması sebebiyle Türkiye’yi ABD için çok önemli bir konuma getirdiğinden bahsedildi.

İLİŞKİLERİ DENGELEYECEK KİLİT NOKTA
ABD’nin Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu’da Çin, İran ve Rusya nüfuzunun dengelenmesine yardımcı olmak için Türkiye’den yararlanabileceği ifade edildi.
‘TÜRKİYE DEĞERLİ BİR ORTAK’
Yazıda, “Ülkenin coğrafi konumu, bölgesel nüfuzu ve artan savunma sanayii kapasitesi, Türkiye’yi çok kutupluluk ve düzensizlik ile mücadelede değerli bir ortak haline getiriyor” denildi.
Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında benzersiz bir rol oynadığına vurgu yapıldı.
ARTIK DIŞARI BAĞLI DEĞİLİZ
Türkiye’nin yerli savunma sanayisini genişlettiği kaydedilen yazıda, “Türkiye’nin savunma harcamalarının GSYİH’ye oranı yükseldi ve ülke artık insansız hava araçlarından tanklara ve savaş gemilerine kadar kendi askeri ihtiyacının yüzde 80’ini yerli savunma üretimiyle karşılıyor. Aynı zamanda Ukrayna’ya silah satabilecek ve Avrupa ülkelerinin zırhlı araçlar, kısa menzilli füzeler, mühimmat mermileri ve insansız hava araçları gibi temel savunma malzemesi stoklarının yenilenmesine yardımcı olabilecek bir konumda” ifadeleri kullanıldı.

SAVUNMA TEDARİKÇİSİ
Haberde, “Türkiye’yi geleneksel alıcı rolü yerine savunma tedarikçisi olarak düşünmek, transatlantik güvenlik planlamasında yeni olasılıkların önünü açabilir. ABD ve Türkiye, jeopolitik çıkarlarının örtüştüğü yerlerde işbirliği fırsatlarını araştırmalıdır. Ankara’nın bölgesel ağır sıklet olma arayışı ve Washington’un Çin ve Rusya nüfuzuna karşı koyma arzusu, pratikte birbirini tamamlayıcı amaçlar olabilir” denildi.
TÜRKİYE’NİN AFRİKA DİPLOMASİSİ
Türkiye’nin Afrika’daki çeşitli alanlarda Çinli şirketleri geride bıraktığı belirtilirken Ankara’nın 2007 yılından bu yana Afrika ülkeleriyle kapsamlı diplomasi yürüttüğüne dikkat çekildi. Türkiye’nin yakın zamanda Fransız ve ABD kuvvetlerini sınır dışı eden Nijer de dahil olmak üzere Doğu ve Batı Afrika’daki ülkelerle savunma işbirliğini genişlettiğine işaret edildi.
“ABD, TÜRKİYE’Yİ KAFKASYA’DA YAPICI ROL OYNAMAYA TEŞVİK ETMELİDİR”
Türkiye’nin Türk devletleri olan ilişkilerine ve Kafkasya’daki nüfusuna dikkat çekilen haberde, “ABD, Türkiye’yi Kafkasya’da yapıcı rol oynamaya teşvik etmelidir. Biden yönetimi şimdi Türkiye’den Azerbaycan’ı Ermenistan’la resmi bir barış anlaşmasına doğru itmesini istemeli. Eğer bu gerçekleşirse Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu azaltabilir” denildi.

TÜRKİYE, GAZZE KONUSUNDA HAFİFE ALINMAMALI
Washington’un Gazze ve Filistin konusunda Türkiye’yi hafife almaması gerektiğinin altı çizildi. Gazze’nin istikrara kavuşturulması zamanı geldiğinde, Türkiye’nin inşaat sektörü ve siyasi desteğinin değerli olacağından söz edildi.

TÜRKİYE, ÇOK KÜRESEL PARLAMA NOKTASININ ORTASINDA
Türkiye’nin ABD’nin yeni bir diyaloğu geciktiremeyeceği kadar çok küresel parlama noktasının ortasında durduğundan bahsedilirken yazıda, “ABD Başkanı Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir sonraki buluşmasında sadece ikili meselelerin standart listesi hakkında değil, aynı zamanda daha geniş bir sıfırlama hakkında da bir görüşme başlatma fırsatını değerlendirmeli. Ankara’nın, ticaret ve savunma ortaklıkları konusunda ABD ve Avrupalı müttefiklerine sunabileceği çok şey var; ayrıca özellikle Türkiye’nin aktif olduğu ancak ABD’nin erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde Çin, İran ve Rusya’nın nüfuzunun kontrol altına alınmasına yardımcı olmak konusunda da sunabileceği çok şey var” ifadelerine yer verildi.
50 yaşındaki çalıştırıcı için Başkan Dursun Özbek’in de katılımıyla Rams Park’ta bir imza töreni düzenleniyor.
CANLI AKTARIYORUZ!
SAYFA SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR, TIKLAYIN…
OKAN BURUK’UN AÇIKLAMALARI
“Winner Okan Buruk değil, asıl winner Galatasaray! Her zaman kupaları kazanmak isteyen, Türk futbolunda en çok kupa kazanan takım. Biz de ona hizmet etmeye çalışıyoruz.”
“HER SENE DAHA ZOR OLUYOR”
“Beni buraya layık gören başkanımıza teşekkürler. İki yıl önce de amacımızın şampiyonluk olduğunu söyledik. 2 şampiyonluk yaşadık ve verdiğimiz sözleri, tuttuk. İki senede 3 kupa kazandık. Avrupa’da bu sene oynadığımız oyun, Şampiyonlar Ligi’nde bir Türk takımının adını duyurmak çok önemliydi. İlk günkü istek ve konsantrasyonla devam ediyoruz. Her sene daha zor oluyor, yine zor bir sezona başlayacağız. Devam etmemi isteyen başkan ve yönetime teşekkürler.”
Okan Buruk: “Hedefimiz tekrar şampiyonluk ve Avrupa’da başarı.”
Dursun Özbek: “Hocam 5. yıldızı da söyle.”
Okan Buruk: “Hedef 25, hedef 5. yıldız.”
“G.SARAY’IN HAYALLERİ BİTMİYOR”
“2018’de Akhisarspor ile Türkiye Kupası’nı kazandım. Öyle bir takımla kupa kazanmak çok değerliydi. Hedefim Galatasaray’ın teknik direktörü olabilmekti. Rizespor, Başakşehir ile şampiyonluk… Burada şampiyonluklar ve Süper Kupa… Hayalimi yaşıyorum. Bundan sonra hedefimiz sırayla kupaları kazanmak. İlk hedef 5. yıldız. Galatasaray’ın hayalleri bitmiyor, hiçbir camiaya benzemiyoruz. Başarı ile mutlu oluyoruz ve bunun peşinde koşacağız. Bu sene daha da tutkulu olmamız gerekiyor. Yine şampiyon olmak ve geçen sene insanların ve bizim ağzımızda Şampiyonlar Ligi tadı kaldı. Şampiyonlar Ligi’ne yine girmek istiyoruz.
JOSE MOURINHO AÇIKLAMASI
Soru: “Jose Mourinho’nun gelmesinde payınız olduğunu düşünüyor musunuz?”
Okan Buruk: “Ben yoktum görüşmelerde. O yüzden payım yok.”
Dursun Özbek: “Bence var.”
Okan Buruk: “Her takım için teknik direktör önemli. Beşiktaş başarılı bir teknik adamla imza attı. Trabzonspor, Abdullah Avcı gibi başarılı bir teknik adamla devam ediyor. Geçen seneden daha çekişmeli olacak. Aslında bizim performansımızı rakiplerimiz yukarı çekti. Yine şampiyonluk istiyoruz.”
SORU: “Erden Timur sonrası ayrılacağı söylenen futbolcular var. Bu haberler doğru mu?”
“Erden Bey yanımızda olduğunu dışarıdan net bir şekilde gösteriyor. Hepimizin hayatı Galatasaray’a adanmış. Oyuncularla ilgili sorun yok. Temmuz ayının başında hepsi burada olacak. Ayrılmak istediğimiz oyuncular olacak, devam etmek istediklerimiz bizimle olacak. Olumsuz bir şey olmadı.”

DURSUN ÖZBEK’İN AÇIKLAMALARI!
“Bundan iki yıl önce basın toplantısındaki sözlerime baktım. ‘Bugün Galatasaray için yeni başlangıç ve uzun vadeli planlarımızın ilk adımı’ demişim. Bu sözlerimden iki yıl sonra yine Okan Hocamızla buradayız. Beraber başardıklarımızın gururuyla karşınızdayız.”
“Oyuncularımız ve hocamız, Galatasaray’ın tarihine altın harflerle adlarını yazdırdılar. Daha yolun çok başındayız. Daha çok alınacak kupa var.”
EZELİ RAKİPLERE MESAJ
“Galatasaray’ın şampiyonluklarından sonra rakiplerin neler yaptığını görüyoruz. Onlara sahada kalmayı öneriyorum, umarım buna uygun davranırlar.”
“BOŞ SÖZLEŞMEYE İMZA ATTI”
“Okan Buruk yine rakam konuşmadı, boş sözleşmeye imza attı. Biz kendisini mağdur etmeyiz, yönetim gerekeni yapacak!”
“YİNE ŞAMPİYON OLACAĞIZ”
“Yine şampiyon olacağız, Avrupa’da kupa hedefimiz var. Mayıslar yine bizim olacak. Galatasaray camiası için bu imzanın yine hayırlı ve uğur olmasını diliyorum. İnşallah yeni sezon sonunda 5. yıldızı takacağız.”
SORU: “Erden Timur ‘Tutunacak dalım kalmadı’ dedi. Kendisiyle görüştünüz mü?”
“Erden kardeşimi kulübe ben getirdim. Yeni dönemde çalışmayacağını ifade etti. Kendisine devam etmesinin Galatasaray için iyi olacağını söyledim ve teklifte bulundum. Galatasaray diğer kulüplere benzemez. Galatasaray eleştirilere açık kulüp ve şeffaf. 1905’ten gelmiyor, daha öncesinden geliyor. Her yönetim eleştirildi. Benim ilk dönemimi, rahmetli Mustafa Cengiz’in dönemini hatırlayın. Erden kardeşim için de bu eleştiriler gündeme geldi. Bana ‘Daha önceki döneminizdeki gibi değilsiniz’ deniyor. Bir takım tecrübeler edindik. Erden kardeşimiz genç ve hassas. Etkilendiğini düşünüyorum. Galatasaray’a vereceği katkılar bitmemiştir, devam edecektir. Kapımız kendisine açık. ‘Tutunacak dalım yok’ dediniz ya, Galatasaray 500 yıllık bir çınar. Böyle bir çınarın ne kadar çok dalı vardır, tutunacak dal ararsan, mutlaka vardır. Tartışılır, eleştirilir ve ortak akıl aranır! Onun için değil midir Türkiye’nin en büyük kulübü, Avrupa’nın önemli bir markası.. Bunları dikkate almak lazım. Genç olmasının etkisiyle belki böyle bir karar aldı.”
SORU: “Erden Bey’e iki yıl önce başkanlık sözü verdiniz mi?”
“Bana kırgın olduğunu düşünmüyorum! Ben, onun babası yaşındayım. Başkanıyım. Bana kırgın olduğunu düşünmüyorum ve ben de ona kırgın değilim. Galatasaray’a hizmet etmek için varız. ‘Başkan olacaktım, olmadım…’ Galatasaray’da böyle düşünülmez. Biz borcumuzu hizmet ederek ödüyoruz. Başkanlık sözü, küstüm… Kimse Galatasaray’a küsemez! Yapılanların Galatasaray’ın faydası için olduğunu unutmayın. Hizmet için koltuk davası bizde yok. Bu yüzden dünya markasıyız.”
İmza töreninde Okan Buruk’un kazandığı kupaların bir örneği hediye edildi.
]]>Ukrayna Başkomutanı Oleksandr Sırski, Fransa’nın Ukrayna’da Rusya’ya karşı savaşan birlikleri eğitmek üzere Kiev’e asker göndereceğini duyurdu.
Sırski, Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu ile yaptığı görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu.
Fransız askeri eğitmenlerinin Ukrayna’daki askeri birlikleri ziyaret etmelerine izin veren belgelerin imzalandığını söyledi.
Başkomutan Sırski, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Fransa’nın, Ukrayna askeri personelinin eğitimi için Ukrayna’ya eğitmenler gönderme girişimini memnuniyetle karşılıyorum” ifadelerini kullandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz Şubat ayında birliklerin Ukrayna’ya gönderilmesinin “göz ardı edilemeyeceğini” söylemişti..
Moskova, gelişmeler üzerine, Ukrayna’ya Batılı birliklerin konuşlandırılmasının NATO ile Rusya arasında topyekün bir savaşı tetikleyeceği uyarısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova “Eğer Fransızlar çatışma bölgesinde görünmek isterlerse ister istemez Rus ordusu için hedef haline gelir” diyerek tansiyonu daha da yükseltti.
Çatışmanın fitilini ateşleyebilecek en sert uyarı ise Rus lider Vladimir Putin’den geldi.
Putin, Özbekistan ziyaretinde “Bu hamle Avrupa’da ve dünyada ciddi bir çatışmaya yönelik adım atmaktır. Bunu mu istiyorlar? Tamam o zaman.” açıklamasında bulundu.
RUSYA’NIN HARKOV SALDIRILARI SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRİYOR, NATO’DA ÇATLAKLAR OLUŞTU!
Ukrayna’ya birlik gönderme kararı, NATO içinde ciddi çatlaklara da yol açmış durumda.
Müttefikin önemli üyelerinden İngiltere ve Almanya Rusya ile çatışma riskini artırabilecek askeri hamleleri reddediyor.
Savaşın başından bu yana arabulucu rolünü üstlenen Ankara’nın da küresel bir çatışmaya dönüşebilecek adımlara karşı olduğu değerlendiriliyor.
Nitekim Türkiye, Rusya’nın “özel operasyon” kararından bu yana, hem Moskova ile hem de Kiev’le diyaloğu devam ettirebilen tek NATO üyesi konumunda..
Ve bu durum hem çatışmanın yayılması konusunda bir denge sağlanmasına hem de küresel bir tahıl krizinin yaşanmasının önüne geçilmesine yarıyor.
Ayrıca Ankara’yı jeopolitik ve diplomasi anlamında daha da önemli bir konuma getiriyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya yakın sınır kenti Belgorod aylardır Ukrayna Ordusu tarafından hedef alınıyor.
Saldırılarda kimi zaman balistik füzeler kimi zaman da insansız hava araçları kullanılıyor.
Rus hava savunma sistemleriyse bu saldırıların durdurulmasında genelde başarı sağlayamıyor.
AVRUPA GENİŞ ÇAPLI BİR RUS İSTİLASINA HAZIRLIK YAPIYOR!
Dolayısıyla Kremlin hem uluslararası askeri kabiliyet noktasında prestijini kaybediyor hem de Ukrayna’daki direniş daha da güçlendiriyor.
Gelişmeler üzerine Harkov’a yönelik yeni bir saldırı başlatan Rus Ordusu, sınırda “güvenli bölge” oluşturmak için kolları sıvadı.
Gerçekleştirilen kara saldırılarıyla birlikte hedefe şuana dek tam olarak ulaşılamasa da sınırlı bir ilerleme kaydedildi.
Putin, operasyonun Harkov merkezini ele geçirmek gibi bir amacı barındırmadığını ifade etse de;
Kentin işlek caddelerine ve alışveriş merkezlerine yönelik saldırılar, Kiev yönetimini ABD’den yeni yardımlar isteme konusunda harekete geçirdi.
Bunun neticesinde, Zelenskiy yönetiminin endişelerini paylaşan Biden hükümeti gerilimi daha da yükseltecek bir adıma imza attı.
Beyaz Saray, Ukrayna’nın Harkov bölgesini savunmak için Rusya topraklarındaki hedeflere karşı ABD tarafından tedarik edilen silahları kullanmasına izin verdi.
Bu durum savaşın başından beri ilk kez yaşanıyor ve teknoloji olarak Amerikan silahları Ukrayna birliklerinin kullandığı sistemlerden çok daha ileri teknolojiye sahip…
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Batılı ülkeler tarafından Ukrayna’ya gönderilen silahların Rusya topraklarının hedef alınmasında kullanımına izin verilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Kiev’in geleceğinin NATO ittifakı içinde olduğunu söyleyerek Rusya’nın bölgeyi işgal sebebine gönderme yaptı.
Tüm çatışmalara rağmen, Batı İttifakı’nın Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçmeme noktasındaki kararlılığını da vurgulamış oldu.
Analistler bu durumun normal olduğunu değerlendiriyor.
Zira Rusya, ilk etapta başkent Kiev’e yönelik işgal hareketinde başarısız oldu ve NATO’dan gelen silahlar, Rusya’nın hukuk dışı olarak ilhak ettiği bölgeler hariç, diğer alanlarda başarılı bir sınav verdi.
Rus Ordusu’nun ilerleyişini ve son zamanlardaki yenilmez imajını ciddi anlamda sarstı.
Stoltenberg karşı bir saldırıyla Ukrayna’daki Rus işgalinin sona erdirilmesi konusunda bir açıklamada bulunmadı.
Nitekim, bu tip bir operasyon geçtiğimiz aylarda denenmiş olsa da Rus Ordusu, kurduğu çok katmanlı savunma hatlarıyla Herson bölgesinin batısı hariç, Ukrayna birliklerini püskürtmede başarılı oldu.
40 MİLYAR EUROLUK ASKERİ DESTEK
Bu sebepten olmalı ki, Stoltenberg üye ülkelerden daha fazla askeri yardım istemedi.
Çatışmaların başından bu yana Ukrayna’ya her yıl yaklaşık 40 milyar Euro değerinde askeri destek sağlandığının altını çizdi.
Savaşın devam edeceği her yıl en azından bu seviyedeki yardımların devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa’da Rus tehdidinin önce tüm Ukrayna’ya ardından da diğer ülkelere yayılacağı değerlendirmeleri de yapılıyor.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski konuyla ilgili kritik açıklamalarda bulundu.
Rusya’nın emperyal hırslarını yenmek için Avrupa’nın tamamının yeniden silahlanması gerektiğini belirtti.
Sikorski, Putin’in ülkesinin GSYİH yüzde 40’ını savunmaya harcadığını vurguladı.
Rusya’da askeri sanayi tesislerinde 3 buçuk milyon kişinin çalıştığını belirttti.
Polonyalı Bakan, Avrupa’da durumun tam tersi olduğunu, kıtanın silahsızlanmakla kalmayıp savunma alanında sanayisizleşmeye gittiğini ifade etti.
Rusya’nın operasyonunu neden sınırlı tuttuğuna dair değerlendirmeler de devam ediyor.
Kasım ayında gerçekleşecek ABD seçimlerinde favori durumda olan Donald Trump’ın kazanması durumunda, Moskova ile masaya oturması bekleniyor.
Kremlin’in görüşmelerde ilhak ettiği bölgeleri Ukrayna’dan istemesi, Beyaz Saray’ın da bu talebe sıcak bakması öngörülüyor.
Washington’ın aksi takdirde askeri yardımları keserek Zelenskiy yönetimini, ülkesinin tamamından vazgeçmeye zorlayabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa için en kötü senaryo Rusya’nın Ukrayna’yı tamamen ilhak etmesi.
Çünkü Moskova’nın bu hamleden sonra Baltık ülkelerine yönelik yeni saldırılar başlatması bekleniyor.
Estonya Başbakanı Kaja Kallas, Ukrayna’daki savaşı Rusya’nın kazanıp Baltık ülkelerine yönelmesi durumunda ülkesinin B planının olmadığını belirtti.
Kallas ayrıca “Rusya, toplumlarımıza korku salmak istiyor. AB’nin pek çok yerinde farklı hibrit saldırılar görüyoruz” ifadelerini kullandı.
PUTİN’DEN ENDİŞE UYANDIRAN TEHDİT!
Putin’in ABD ve Fransa’nın başını çektiği Ukrayna savunmasına yönelik yeni hamlelerine vereceği yanıt da merak konusuydu..
Bunun ilk işaretleri bölgedeki enerji tesislerinin yoğun bir şekilde bombalanması oldu.
Ancak kara operasyonları noktasında ele geçirilen birkaç yerleşim yeri dışında cephelerde büyük hareketlilik bulunmuyor.
Tüm bunları değerlendirirken unutulmaması gerekense, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeden kısa bir süre önce “saldırı planımız yok” açıklamasında bulunmasıydı…
Ayrıca Rus liderin son yaptığı, “Dünyanın farklı ülkelerine ve farklı yapılarına, Kiev’e silah sağlayan ülkelerin hassas noktalarını vurabilecek silahlar sağlamayı gündemimize aldık.” açıklaması da söz konusu Batılı ülkelere yönelik tehdidin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
]]>TFF’den yapılan açıklamaya göre kurul, Pendikspor’a 912 bin TL, Galatasaray’a 732 bin TL, Beşiktaş’a 620 bin TL, Konyaspor’a 573 bin TL, MKE Ankaragücü’ne 550 bin TL, Alanyaspor’a 352 bin TL, Samsunspor’a 320 bin TL, Kayserispor’a 312 bin TL, Antalyaspor’a 252 bin TL, Fenerbahçe’ye 224 bin TL, Çaykur Rizespor’a 150 bin TL, Hatayspor, Sivasspor ve Fatih Karagümrük’e ise 112 bin TL para cezası verdi.
Öte yandan İstanbulspor Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu sosyal medyada yapmış olduğu beyanlarında yer alan sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 90 gün hak mahrumiyeti ve 780 bin TL para cezası alırken, Konyaspor Kulübü idarecisi Osman Baharoğlu ile Konyaspor Kulübü görevlilerinden Murat Ural ve Rukiye Yeşilkaya’ya Galatasaray mücadelesinde stadyuma usulsüz seyirci almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 15 gün hak mahrumiyeti cezası verildiği açıklandı.
Samsunsporlu futbolcu Yunus Emre Çift’in ise rakip takım sporcusuna yönelik ciddi faulü nedeniyle 2 resmi müsabakadan men cezası aldığı belirtildi.
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun almış olduğu kararlar şu şekilde:
“1- ATAKAŞ HATAYSPOR Kulübünün, 26.05.2024 tarihinde oynanan ATAKAŞ HATAYSPOR–ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
2- ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.’nin, 26.05.2024 tarihinde oynanan ATAKAŞ HATAYSPOR–ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, Süper Lig ve TFF 1. Lig Yayın Talimatı’nın 8/7. maddesine aykırı eylemi nedeniyle 150.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
3- CORENDON ALANYASPOR Kulübünün, 28.05.2024 tarihinde oynanan CORENDON ALANYASPOR–BİTEXEN ANTALYASPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada CORENDON ALANYASPOR Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada ilk kez gerçekleştirilmesinden dolayı İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KUZEY KALE ARKASI TRİBÜN A ve MARATON TRİBÜN D bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada CORENDON ALANYASPOR Kulübünün, stadyuma usulsüz seyirci alınmasından dolayı 240.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada CORENDON ALANYASPOR Kulübü görevlisi ELİF AKİŞ’in, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 36/1-c maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 10 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
4- BİTEXEN ANTALYASPOR Kulübünün, 28.05.2024 tarihinde oynanan CORENDON ALANYASPOR–BİTEXEN ANTALYASPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 140.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine
Aynı müsabakada BİTEXEN ANTALYASPOR Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
5- EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, 25.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR-MONDİHOME KAYSERİSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta VIP ALT TRİBÜN C blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
6- MONDİHOME KAYSERİSPOR Kulübünün, 25.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR-MONDİHOME KAYSERİSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR KUZEY TRİBÜN A ve B numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada MONDİHOME KAYSERİSPOR Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
7- FENERBAHÇE A.Ş.’nin, 26.05.2024 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-İSTANBULSPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta SPOR TOTO TRİBÜN C, D, E, MARATON ÜST TRİBÜN G, H, KUZEY TRİBÜNÜ C, D, E numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, sportif ekipman talimatına aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
8- KASIMPAŞA A.Ş.’nin, 26.05.2024 tarihinde oynanan KASIMPAŞA A.Ş.–BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KAPALI TRİBÜN C blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
9- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 26.05.2024 tarihinde oynanan KASIMPAŞA A.Ş.–BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 14. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN G numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
10- SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, 26.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 6. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 800.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KALE ARKASI TRİBÜN A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
11- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, 26.05.2024 tarihinde oynanan TRABZONSPOR A.Ş.–MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 8. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 440.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN KUZEY KALE ARKASI ÜST F blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, Süper Lig ve TFF 1. Lig Yayın Talimatı’nın 8/5. maddesine aykırı eylemi nedeniyle 150.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
12- TÜMOSAN KONYASPOR Kulübünün, 26.05.2024 tarihinde oynanan TÜMOSAN KONYASPOR–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 2. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 105.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada TÜMOSAN KONYASPOR Kulübünün, stadyuma usulsüz seyirci alınmasından dolayı 300.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada TÜMOSAN KONYASPOR Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 168.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada TÜMOSAN KONYASPOR Kulübünün, sportif ekipman talimatına aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada TÜMOSAN KONYASPOR Kulübü idarecisi OSMAN BAHAROĞLU’nun, stadyuma usulsüz seyirci almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada TÜMOSAN KONYASPOR Kulübü görevlisi MURAT URAL’ın, stadyuma usulsüz seyirci almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada TÜMOSAN KONYASPOR Kulübü görevlisi RUKİYE YEŞİLKAYA’nın, stadyuma usulsüz seyirci almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
13- GALATASARAY A.Ş.’nin, 26.05.2024 tarihinde oynanan TÜMOSAN KONYASPOR–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 11. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
14- VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, 25.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–YILPORT SAMSUNSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, çim saha sorumlusunun stadyum denetimi ile müsabaka organizasyon güvenlik ve eşgüdüm toplantısına katılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
15- YILPORT SAMSUNSPOR Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 6. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 320.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada YILPORT SAMSUNSPOR Kulübü sporcusu YUNUS EMRE ÇİFT’in, rakip takım sporcusuna yönelik ciddi faulü nedeniyle 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
16- İSTANBULSPOR A.Ş. Başkanı ECMEL FAİK SARIALİOĞLU’nun, 24.05.2024 tarihinde sosyal medyada yapmış olduğu beyanlarında yer alan sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 36/1-b maddesi uyarınca ve FDT’nin 11. maddesinin uygulanması suretiyle 90 GÜN HAK MAHRUMİYETİ ve 780.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.”
]]>‘KÜÇÜK ÇOCUKLAR ACI ÇEKİYOR’
Neier, “Fakat o zamandan bu yana İsrail, Gazze’ye insani yardımların yapılmasını engelleme uygulamasını sürdürüyor ve Hamas’ın 7 Ekim’de yaptığı şeyde en az sorumluluğa sahip küçük çocukların çoğu acı çekiyor yani küçük çocuklar yetersiz besleniyor, bazıları açlıktan ölecek, bazıları da yetersiz beslenme nedeniyle ömür boyu fiziksel veya psikolojik zararlardan muzdarip olacak. İnsani yardımın sürekli engellenmesi, beni (Gazze’de) soykırımın gerçekleşiyor olduğu sonucuna götürdü.” dedi.
‘UZUN SÜREBİLİR’
UAD ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrail konusundaki yasal girişimlerinin şu ana kadar müspet etki yarattığını belirten Neier, “Ama bu savaşı sonlandırabilecek kapasitede olduklarından emin değilim. Savaşın uzun süre devam edebileceğini düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Neier, UAD ve UCM’nin, İsrail’e karşı aldıkları kararları uygulayacak kolluk güçlerinin bulunmadığını ve bunları uygulamak için BM üyesi ülkelerin hükümetlerine bağlı olduklarına dikkati çekti.
“ABD’DE BAŞKANLIK SEÇİMLERİNE ETKİSİ OLACAK”
ABD’de (Başkan Joe) Biden yönetiminin, bazı bombaların sevkiyatını geçici durdurmasına rağmen İsrail’e destek vermeyi sürdürdüğünü belirten Neier, Gazze’de yaşananların kasımda yapılacak başkanlık seçimlerine etkisinin olacağını söyledi.
“BİDEN’A PAHALIYA MAL OLUR”
Neier, “Pek çok gencin Biden’ın performansından memnun olmadığını düşünüyorum ancak (eski ABD Başkanı Donald) Trump’a da oy vereceklerini sanmıyorum. Evlerinde kalıp hiç oy kullanamayacaklarına inanıyorum. Biden, üniversite öğrencilerinin ve diğer gençlerin desteğini alamazsa bu, ona (seçimlerde) çok pahalıya mal olabilir” ifadelerini kullandı.

‘ÇOĞUNLUK İSRAİL’İ DESTEKLİYOR’
Biden’ın kariyeri boyunca İsrail’i desteklediğine dikkati çeken Neier, bu nedenle şu an farklı bir pozisyona geçmesinin çok zor olacağını, diğer yandan ABD toplumunun çoğunluğunun, özellikle Evanjeliklerin İsrail’e uzun yıllardır destek verdiğini savundu.
Neier, İsrail yanlısı lobilerin Kongre üzerinde etkisinin bulunup bulunmadığına ilişkin, “AIPAC’ın (Amerikan İsrail Siyasi Eylem Komitesi) bir miktar etkisinin olduğunu düşünüyorum ancak ABD’deki Evanjelik Hristiyanların etkisine göre yanından bile geçmediğine inanıyorum.” dedi.

‘SAVAŞ DURMALI’
Neier, Biden’ın 29 Mayıs’ta ilk kez açıkladığı, İsrail’in sunduğu Gazze’de ateşkes önerisine ilişkin, “Bu savaşı sona erdirebilecek herhangi bir şey büyük bir başarı olacaktır. Umarım başarılı olur ama başarılı olacağından şüpheliyim. İsrail hükümetinin, Netanyahu’nun başbakanlık pozisyonunu koruyabilmesi için gerekli aşırıcı veya sağcı üyelere sahip olduğunu düşünüyorum. Bunların, İsrail hükümetinin bu ateşkes teklifine uymasını imkansız hale getirebileceklerine inanıyorum” görüşünü paylaştı.

‘DÜŞMAN OLMA OLASIKLARI YÜKSEK’
“Sanırım bölgede ne olacağını söylemek çok zor. İsrail, Hamas’ı yok edebilir ancak İsrail’in bu savaştaki tutumu nedeniyle pek çok Filistinlinin o kadar öfkeleneceğini, öne çıkacak diğer grupları destekleyeceklerini ve İsrail’e saldırılarda Hamas’ın oynadığı rolün aynısını hatta daha acımasız bir rol oynayacaklarını hayal edebiliyorum. İsrail’in, Filistinlilerin olup bitenlerden dolayı çok incinmiş ve mağdur olmuş hissetmelerini bir şekilde engelleyebileceğini düşünemiyorum ve bu savaşın sonucunda Filistinlilerin İsrail’e her zamankinden daha fazla düşman olma ihtimali yüksek”
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMDEN ÖNCE
ABD’nin sıklıkla gündeme getirdiği İsrail-Filistin sorununa ilişkin “iki devletli çözüm” önerisi konusunda da Neier, “Uzun vadede (belki) ancak iki devletli çözümden önce ortaya çıkan liderliği mümkün olduğu kadar yenilemek zorundayız. Ben iki devletli çözümü savunuyorum ama bunun yaşamım boyunca herhangi bir zamanda gerçekleşeceğini düşünmüyorum.” dedi.

EVANJELİKLER KİMDİR?
Hristiyanlıkta, “İncil’i öğretmek, yaymak” anlamına gelen Evanjelizm, ABD’de Hristiyanlar arasında en yaygın mezheplerden birisi olarak kabul ediliyor.
Nüfusun yaklaşık yüzde 25’ine (yaklaşık 80 milyon) denk gelen Evanjelikler, aynı zamanda “Hristiyan siyonistler” olarak da biliniyor.
Evanjelikler, 1948’de Filistin topraklarına kurulan İsrail’in “İncil’in öğretileri doğrultusunda kurulmuş olduğuna”, “Hazreti İsa’nın tekrar hayata bu topraklarda geleceğine” ve bu şekilde “dünyanın sonunun” geleceğine inanıyor.

ARYEH NEİLER KİMDİR?
Almanya’nın Berlin şehrinde 1937’de Yahudi aileden doğan Aryeh Neier, 2 yaşındayken Nazi soykırımından kaçmak için ABD’ye geldi. Neier, ABD’de hukuk okudu ve New York Üniversitesinde dersler verdi.
Sivil özgürlük hareketinin dorukta olduğu 1963’te Amerika Sivil Özgürlükler Birliğine (ACLU) geçen Neier, uzun yıllar yöneticilik yaptı. 1978’de, daha sonra adı İnsan Hakları İzleme Örgütü olarak değişen Helskinki İzleme Örgütünün kurucuları arasında yer aldı.
TÜRKİYE İLE GELİŞEN ENERJİ VETİCARİ İŞ BİRLİĞİ
Putin, Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilere değinerek, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaatının takvim doğrultusunda ilerlediğini vurguladı.
Projede çok sayıda Türk uzmanın çalıştığını aktaran Putin, Akkuyu NGS’nin Türk ekonomisi ve enerji sektörü için yeni bir alan açtığını söyledi.
Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Akkuyu NGS ile stratejik bir karar verdiği görüşünü paylaşarak, “Birçok faydasının yanı sıra hidrokarbon kaynaklara bağımlılığı da azaltıyor. Bu alanda da güvenilir bir çalışma ortaklığımız var” dedi.
Türkiye’de kurulması planlanan doğal gaz merkezinin, başta Avrupa’ya yönelik olmak üzere gaz ticareti için elektronik bir platform olmasının planlandığını belirten Putin, şu ifadeleri kullandı:
“LÜTFEN DOSTUMUZ ERDOĞAN’A BİLGİ VERİN”
Dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var. Türkiye, Ukrayna ile bazı alanlarda işbirliği yaparken, Ukrayna, Türkiye’ye gaz taşıyan boru hatlarını vurmaya çalışıyor. Bu bir şaka veya herhangi bir şekilde abartma değil.
Rus ordusunun elektronik harp sistemleri tarafından iki insansız hava aracı düşürüldü ve Karadeniz sahilindeki gaz pompalama istasyonunun yanına düştü.
Lütfen dostumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu konu hakkındaki gerçeklerle ilgili bilgi verin. Karadeniz altındaki sevkiyat sistemini koruyan gemilere yönelik de sürekli insansız deniz araçlarıyla saldırı yapılıyor.
Putin, Türkiye ile ticari ilişkilerin ve iki ülke ticaret hacminin geliştiğine işaret ederek, “Bana öyle geliyor ki Türkiye’de hükümetin ekonomik bloğu son zamanlarda kredi almaya, yatırım yapmaya, Batılı finans kuruluşlarından hibe almaya ağırlık veriyor. Bu muhtemelen kötü bir şey değil ama eğer Rusya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin kısıtlanmasıyla bağlantılı olursa, o zaman Türk ekonomisinin kazancından çok kaybı olur. Bana göre böyle bir tehdit var” değerlendirmesinde bulundu.
“HEDEFLERİBN VURULMASINA UKRAYNA KARAR VERMİYOR”
Putin, ABD ve Avrupa’dan bazı ülkelerin, Ukrayna’ya verdikleri silahları Rusya topraklarında kullanmasına izin vermesini değerlendirdi. Putin, “Burada Ukrayna ordusunun rolü nedir? Hedefleri belirliyorlar. Ancak bu hedeflerin vurulup vurulmayacağının kararını onlar vermiyor. Bunu ATACMS’lar için Pentagon, Storm Shadow’lar için de İngilizler yapıyor” ifadesini kullandı.
Rusya’nın söz konusu saldırılara “asimetrik” şekilde yanıt vereceğini vurgulayan Putin, “Bunu değerlendireceğiz. Elbette önce hava savunma sistemimizi geliştireceğiz. Rusya, Ukrayna’ya silah sağlayan ülkelerin hassas hedeflerini vuracak bölgelere uzun menzilli silah gönderme hakkına sahiptir” diye konuştu.
“UKRAYNA HER AY 50 BİN İNSANI KAYBEDİYOR”
Ukrayna ordusunun savaşta her ay yaklaşık 50 bin insanı kaybettiğini anlatan Putin, “Ukrayna ordusu ayda yaklaşık 30 bin insanı seferber ediyor. Son iki ayda 50 ila 55 bin kişiyi seferber ettiler. Ama bu sorunu çözmez. Çünkü tüm bu seferberlik sadece kayıpları telafi ediyor” diye konuştu.
“ZELENSKİY’DEN KURTULACAKLAR”
ABD’nin, Ukrayna’daki seferberlik yaşının 18’e düşürülmesi konusunda baskı yaptığını söyleyen Putin, “Sonrasında da Zelenskiy’den kurtulacaklar” ifadesini kullandı. Putin, Batılı ülkelerin Rusya’yı sürekli nükleer tehditler kullanmakla suçladığını belirterek, bunu yanlış bulduğunu ve ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’da nükleer bomba kullanan ülke olduğunu vurguladı.
Ukrayna savaşının nükleer savaş riski yaratacak bir duruma evrilmemesi gerektiğinin altını çizen Putin, “Nedense Batılı ülkeler, Rusya’nın bunu (nükleer silah) asla kullanmayacağına inanıyor. Bizim nükleer doktrinimiz var. Birisinin eylemi egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü tehdit ediyorsa, elimizdeki tüm imkanları kullanmamızın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bu hafife alınmamalıdır.” dedi.
“NATO’YA SALDIRMAYI PLANLAMIYORUZ”
Putin, Rusya’nın NATO’ya saldıracağına yönelik söylemleri “aptallık” şeklinde niteleyerek, “Hepiniz aklınızı mı kaçırdınız? Kim uydurdu bunu? Bu tam bir saçmalık, anlıyor musunuz?” ifadelerini kullandı.
Rusya’da Müslüman nüfusunun artmasından rahatsızlık duymadığını anlatan Putin, “Biz Müslüman nüfusun artmasına karşı değiliz, tam tersine Rusya Federasyonu’nda şu andaki durumdan memnunuz. Ağırlıklı olarak Müslüman nüfusun olduğu bazı cumhuriyetlerimizde doğum oranımız çok iyi, çok mutluyuz” dedi.
Taliban konusunda ise gerçekler üzerinden hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Putin, Afganistan’ı kontrol eden Taliban hükümetiyle ilişkileri geliştirmeleri gerektiğini söyledi.
“Sivil nüfusun tümden yok edilmesine benziyor”
Putin, AA Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan’ın, “3 yıl önce de Ekonomi Forumu kapsamında size yönelttiğim sorunun devamını getirmek istiyorum. Gazze’deki İsrail saldırıları konusunda, dünya genelinde, ABD’de, Avrupa’da ve birçok yerde milyonlarca kişinin hükümetlerinden bu soruna çözüm üretmesi için sokaklara döküldüğünü görüyoruz. Rusya bu konuda bir plana sahip mi? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bünyesinde bir girişimde bulunmayı planlıyor mu?” sorusunu yanıtladı. Devlet Başkanı Putin, “Şu anda Gazze’de olanlar savaşa benzemiyor, bu sivil nüfusun tümden yok edilmesine benziyor” dedi.
Gazze’de yaşananlar nedeniyle ABD’yi suçlayan Putin, “Bunun ABD’nin politikasının bir sonucu olduğuna inanıyoruz. Çözüm sürecini tekeline aldı. Bu son derece zorlu sorunu çözmeye yönelik toplu girişimlere yönelik önceden oluşturulmuş tüm araçları bir kenara ittiler” ifadesini kullandı.
Putin, ABD yönetiminin Gazze konusunda “daha az görüş, daha hızlı çözüm” şeklinde bir yaklaşım sergilemiş olabileceğine işaret ederek, “Ancak uygulamada durumun böyle olmadığı görüldü. Bazı maddi sadakaların yardımıyla sorunu çözmek de mümkün değil. İşin aslını, siyasi meseleleri çözmek lazım. Bu, Birleşmiş Milletler’in bu topraklarda iki devlet kurma kararında öngörüldüğü gibi iki devletin yaratılmasıdır. Bir Filistin devleti ve bir Yahudi devleti” şeklinde konuştu.
“ERDOĞAN’IN ÇABA SARF ETTİĞİNİ BİLİYORUZ”
Söz konusu temel sorunlara değinmeden, durumu çözüme kavuşturmanın mümkün olmadığını vurgulayan Putin, “Filistin devletini Sovyetler Birliiği döneminden beri uzun zamandır tanımış durumdayız. Bu bağlamda yaklaşımımız değişmedi” dedi.
Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sorunun çözümü için önemli bir gayret gösterdiğinin altını çizerek, şöyle konuştu:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çok acil ve uzun süredir devam eden sorunu çözmek için etkin çabalar sarf ettiğini biliyoruz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgedeki, dünyadaki ve İslam dünyasındaki otoritesi de dikkate alındığında katkısının fark edilir olmasını bekliyoruz.
Kendi açımızdan, İsrail ile uzun süredir devam eden ilişkilerimizi de göz önünde bulundurarak, Rusya’nın bu durumu çözmek için yapabileceği her şeyi yapmaya hazırız.
]]>100 milyar ABD doları değerindeki projenin inşaatına 2025 yılına kadar başlanacak ve 2050 gibi erken bir tarihte faaliyete geçebilecek.
TRT Haber’in Bussines Insider’dan aktardığı habere göre, manyetik doğrusal motorlarla çalışan robot arabalar, roket maliyetinin çok altında bir maliyetle insanları ve kargoları yeni inşa edilen bir uzay istasyonuna taşıyacak. Oraya varmak yedi gün sürecek.
UZAY ASANSÖRÜ FİKRİ İMKANSIZ DEĞİL
Bilim adamları, Mars’a ulaşmamızın altı ila sekiz ay sürmesi yerine, bir uzay asansörünün bizi oraya üç ila dört ayda, hatta 40 gün kadar kısa bir sürede ulaştırabileceğini tahmin ediyor .
Uzay asansörleri kavramı yeni değil, ancak böyle bir yapının mühendisliğini yapmak hiç de kolay olmayacak ve teknolojinin yanı sıra diğer birçok sorun da önümüzde duruyor.
2012 yılında yapılan büyük bir uluslararası araştırma, uzay asansörünün uygulanabilir olduğu ancak en iyi şekilde uluslararası iş birliği ile başarılabileceği sonucuna vardı.
Projenin 2025 öncesinde nasıl ilerlediğini görmek için raporu yazan ve şirketin gelecekteki teknoloji oluşturma departmanının bir parçası olan Yoji Ishikawa, Business Insider’a şirketin muhtemelen gelecek yıl inşaata başlamayacağını söylese de şu anda “araştırma ve geliştirme, ortaklık kurma ve tanıtımla meşgul” dedi.
Bazıları böyle bir yapının mümkün olduğundan bile şüphe ediyor.
UZAYA DAHA UCUZ BİR ROTA
İnsanları ve nesneleri roketlerle uzaya fırlatmak son derece pahalıdır. Örneğin NASA, dört Artemis Ay misyonunun fırlatma başına 4,1 milyar dolara mal olacağını tahmin ediyor.
Bunun nedeni roket denklemi denilen bir şey. Uzaya gitmek çok fazla yakıt gerektirir ancak yakıt ağırdır, bu da ihtiyacınız olan yakıt miktarını artırır.
Uzay asansörü, roket veya yakıt ihtiyacını ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Bazı tasarımlara göre uzay asansörleri, yükleri tırmanıcı adı verilen elektromanyetik araçlarla yörüngeye taşıyacak.
Uzay mekiği kullanmak, kargoyu uzaya taşımak için kilogram başına yaklaşık 22 bin dolar tutuyor. Uzay asansörü için tahmin yaklaşık 200 dolar.
DÜNYADA UZAY ASANSÖRÜ YAPMAYA YETECEK KADAR ÇELİK YOK
Şu anda bir uzay asansörü inşa etmenin önündeki en büyük engellerden biri, ipin veya borunun neyden yapılacağı.
Eğer çelik gibi tipik malzemelerden yapılmışsa, maruz kalacağı muazzam gerilime dayanabilmesi için borunun çok kalın olması gerekir.
Ancak dünyada bu kadar çelik bulunmuyor.
Ishikawa’nın raporu Obayashi Corporation’ın karbon nanotüpleri kullanabileceğini öne sürdü . Bir nanotüp, kurşun kalemlerde kullanılan malzeme olan sarılmış bir grafit tabakası
Johnson, çeliğe kıyasla çok daha hafif ve gerilim altında kırılma olasılığının daha düşük olduğunu, dolayısıyla uzay asansörünün çok daha küçük olabileceğini söyledi.
Ancak Nanotüpler çok güçlü olmalarına rağmen aynı zamanda çok küçüktürler; çapları metrenin milyarda biri kadar.
Ishikawa’nın raporuna göre, nesnelerin Dünya’nın dönüşüyle senkronize kaldığı jeosenkron yörüngeye ulaşırken düzgün bir şekilde dengelenebilmesi için ipin en az 35 bin kilometre uzunluğunda olması gerekiyor.
Ishikawa, bunun yerine araştırmacıların tamamen yeni bir materyal geliştirmeleri gerekebileceğini söyledi.
DİĞER ENGELLER NELER?
Ancak malzeme ne olursa olsun, hâlâ başka sorunlar var.
Johnson, örneğin bir uzay asansörünün ipinin inanılmaz bir gerilim altında olacağını ve kopmaya yatkın olacağını söyledi.
Bir yıldırım çarpması onu buharlaştırabilir. Kasırgalar ve musonlar gibi dikkate alınması gereken başka hava koşulları da var.
Operasyona katılan yetkililere ve ilgili belgelere göre, İsrail, geçen yıl ABD Kongresi, Senatosu ve Temsilciler Meclisi üyelerini ve ABD halkını İsrail yanlısı mesajlarla hedef aldı.
Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi’ndeki savaşında eylemlerine destek sağlamayı amaçlayan bir etki kampanyası düzenledi ve bunun için para ödedi.
4 İsrailli yetkili, söz konusu gizli kampanyanın İsrail Diaspora Bakanlığı tarafından görevlendirildiğini söyledi.
OPERASYON İÇİN 2 MİLYON DOLAR AYRILDI
Bakanlık operasyon için yaklaşık 2 milyon dolar ayırdı ve yapay zeka platformlarını gizli etki kampanyası amacıyla kullanan Tel Aviv’deki “Stoic” adlı İsrailli şirketi bu işi yürütmesi için kiraladı.
Ekim 2023’te İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarından birkaç hafta sonra başlayan bu kampanya, X platformunda aktif olmaya devam ediyor.
Kampanyanın en yoğun döneminde, İsrail yanlısı yorumlar yayınlamak için X, Facebook ve Instagram’da “gerçek Amerikalılar” gibi davranan yüzlerce sahte hesap kullanıldı.
“İSRAİL ORDUSUNU FİNANSE ETME ÇAĞRILARI”
Bu sosyal medya hesapları, özellikle New York’tan Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries ve Georgia’dan Senatör Raphael Warnock gibi siyahi ve demokrat olan ABD Temsilciler Meclisi üyelerine odaklandı ve onları İsrail ordusunu finanse etmeye devam etmeye çağıran paylaşımlarda bulundu.

Paylaşımların çoğunu oluşturmak için yapay zeka destekli sohbet robotu ChatGPT kullanıldı.

İsrail’in ABD hükümetini etkilemek için kampanya düzenlediğine dair belgelenmiş ilk vaka
Sosyal medya uzmanları, bu operasyonun, İsrail hükümetinin ABD hükümetini etkilemek için bir kampanya düzenlediğine dair belgelenmiş ilk vaka olduğunu söyledi.
Dünyada hükümet destekli eş güdümlü etki kampanyaları nadir bir durum değil. Ancak bunların kanıtlanması genellikle zor.
İran, Kuzey Kore, Çin, Rusya ve ABD’nin dünya çapında benzer çabaları desteklediğine inanılıyor. Fakat bu tür kampanyalarda devletler, işi özel şirketlere yaptırarak ya da üçüncü bir ülke üzerinden yürüterek katılımlarını gizliyor.
İsrail’deki gözlemci grup FakeReporter’ın İcra Direktörü Achiya Schatz, “İsrail’in bu konudaki rolü pervasızca ve muhtemelen etkisiz. İsrail’in ABD siyasetine müdahale eden bir operasyon yürütmesi son derece sorumsuzca.” dedi.

İSRAİL DİASPORA BAKANLIĞI, KAMPANYAYA DAHİL OLDUĞUNU REDDETTİ
İsrail Diaspora Bakanlığı, bu kampanyaya dahil olduğunu reddetti ve Stoic ile bir bağlantısı olmadığını belirtti. Stoic ise konuyla ilgili sorulara yanıt vermedi.
OpenAI ve Facebook, Instagram, Threads ve WhatsApp’ın sahibi Meta’nın geçen hafta yaptığı açıklamaya göre, bu kampanyanın yaygın bir etkisi olmadı.

FakeReporter, sahte hesapların X, Facebook ve Instagram’da 40 binden fazla takipçi topladığını tespit etti. Ancak Meta, bu takipçilerin çoğunun bot olabileceğini ve geniş kitle oluşturmadığını kaydetti.
TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNE “İSRAİL İÇİN DİJİTAL ASKER” OLMAK ÜZERE DAVET
The Times tarafından görüntülenen mesajlara göre, Ekim 2023’te düzinelerce İsrailli teknoloji “Start-Up”ı, savaş sırasında İsrail için “dijital askerler” olmak üzere acil toplantılara davet içeren e-postalar ve WhatsApp mesajları aldı.
E-posta ve mesajların bazıları İsrail hükümet yetkililerinden ve kuluçka merkezlerinden geldi.
İLK TOPLANTI EKİM 2023’TE TEL AVİV’DE YAPILDI
İlk toplantı Ekim 2023 ortasında Tel Aviv’de yapıldı. 3 katılımcının söylediğine göre, bu, İsraillilerin ülkenin savaş çabalarına yardımcı olmak için teknik becerilerini gönüllü olarak sunabilecekleri gayriresmi bir toplantı gibi görünüyordu.
Bu 3 kişi, toplantıya çeşitli hükümet bakanlıklarının üyelerinin de katıldığını söyledi.
Toplantı kayıtlarına göre katılımcılara, “İsrail için savaşçı” olabilecekleri ve ülke adına “dijital kampanyalar” yürütülebileceği söylendi.
STOİC DIŞINDA BAŞKA ŞİRKETLER DE KİRALANMIŞ OLABİLİR
İsrailli bir yetkili, farklı kampanyaları yürütmek için Stoic dışında başka şirketlerin de kiralanmış olabileceğini belirtti.
Kampanyanın X, Instagram ve Facebook’taki sahte hesaplarının çoğu hayali ABD’li öğrenciler, endişeli vatandaşlar ve yerel seçmenler gibi davrandı. Bu hesaplar İsrail’in savaştaki pozisyonunu destekleyen makaleler ve istatistikler paylaştı.
FakeReporter tarafından yapılan bir analize göre operasyonda Jeffries ve Warnock’un yanı sıra İsrail yanlısı görüşlerini açıkça dile getiren New Yorklu Demokrat Kongre Üyesi Ritchie Torres de hedef alındı.
SAHTE HESAPLAR, SİYASİ İSİMLERİ İSRAİL YANLISI YORUMLARA ZORLADI
Sahte hesaplardan bazıları, Torres’in X’teki paylaşımlarına üniversite kampüslerinde ve ABD’nin büyük şehirlerindeki “antisemitizm” hakkında yorum yaparak yanıt verdi.
Torres’in 8 Aralık 2023’te X’te yangın güvenliği hakkında yaptığı bir paylaşıma yanıt olarak bir sahte hesap, “Çatışmayı Hamas’ın yürüttüğünü” belirtti. Söz konsusu gönderide Yahudilere zulmedildiğini söyleyen bir “etiket (hashtag)” de yer alıyordu.
Sahte hesaplar Facebook’ta Jeffries’in herkese açık sayfasında, Birleşmiş Milletlerin (BM) Gazze’de Hamas üyelerini istihdam ettiğine dair bir raporu görüp görmediğini soran bir paylaşımda bulundu.
Torres, Jeffries ve Warnock ise yorum taleplerine yanıt vermedi.
SAHTE HABER SİTELERİ OLUŞTURULDU
FakeReporter’ın analizine göre kampanya ayrıca “Non-Agenda” ve “UnFold Magazine” gibi sahte isimlerle CNN ve Wall Street Journal gibi yayın organlarından İsrail’in savaş sırasındaki tutumunu destekleyen materyaller çalıp yeniden yazan 3 sahte haber sitesi oluşturdu.
Reddit’teki sahte hesaplar daha sonra sözde haber sitelerindeki makalelere bağlantı vererek bunların tanıtımına yardımcı oldu. Ancak bu çaba özensizdi. Bazı hesaplarda kullanılan profil resimleri bazen oluşturdukları kurgusal kişiliklerle uyuşmuyordu ve paylaşımlarda kullanılan dil yapmacıktı.
Stoic, İslam karşıtı mesajlar yayınlamak için sahte kişi ve biyografiler oluşturdu
En az 2 örnekte, profil fotoğrafları siyah erkeklere ait olan hesaplar “orta yaşlı Yahudi bir kadın” olduklarına dair paylaşımlarda bulundu.
Sahte hesapların İsrail yanlısı makaleler paylaştığı 118 gönderide de aynı cümle yer aldı.
Geçen hafta Meta ve OpenAI, etki kampanyasını Stoic’e atfeden raporlar yayınladı. Meta, operasyonla bağlantılı 510 Facebook hesabını, 11 Facebook sayfasını, 32 Instagram hesabını ve bir Facebook grubunu kaldırdığını açıkladı.
OpenAI, Stoic’in, İsrail, Kanada ve ABD’de kullanılan sosyal medya hizmetlerinde İslam karşıtı mesajlar yayınlamak için gerçek kişilerin yerine geçecek kurgusal kişilikler ve biyografiler oluşturduğunu duyurdu.
X, konuyla ilgili sorulara yanıt vermedi.
Stoic, LinkedIn sayfasında yapay zeka destekli kampanyalar yürütme kabiliyetini tanıtırken, “İleriye baktığımızda, yapay zekanın siyasi kampanyalardaki rolünün, kampanyaların strateji oluşturma, yürütme ve değerlendirme şeklini yeniden şekillendirerek dönüştürücü bir sıçramaya hazırlandığı açıktır.” ifadelerine yer vemişti. Ancak 31 Mayıs itibarıyla Stoic bu paylaşımları LinkedIn’den kaldırdı.
Alman kamu yayıncısı WDR tarafından hazırlanan “Birlik, Adalet ve Çeşitlilik-Irkçılık ve Aidiyet Arasında Milli Takım” başlıklı belgeselde Almanya A Milli Futbol Takımı’nın başarısı için ter döken ve bundan gurur duyan yabancı kökenli futbolcuların toplumun bir kesimi tarafından dışlandıkları ve ırkçı söylemlere maruz bırakıldıkları ortaya kondu.
Bu bağlamda yayımlanan ankete katılanların yüzde 21’nin Alman Milli Takımı’nda daha fazla “beyaz oyuncu” görmek istediğini belirtmesi ve katılımcıların yüzde 17’sinin de milli takım kaptanı İlkay Gündoğan’ın Türk kökenli olmasının “üzücü olduğunu” ifade etmesi, tartışmaları beraberinde getirdi.
HEDEF GÖSTERİLEN İLKAY GÜNDOĞAN ANKETE TEPKİ GÖSTERDİ
Alman Milli Takımı teknik Direktörü Julian Nagelsmann ve milli futbolcular Joshua Kimmich ve İkay Gündoğan anketin yapılmasına tepki gösterdi.
Nagelsmann, böyle bir soru sorulmasının bile başlı başına delilik olduğunu ve şok yaşadığını ifade ederken milli takımda ikinci kaptan olan Joschua Kimmisch ise futbolcuların kökenine ilişkin soruyu yanlış bulduğunu, böyle soruların gereksiz ve saçma olduğunu dile getirdi.
Alman Milli Takımı’nın kaptanı Gündoğan da bu tür anketlerin yapılmasının ve onlara değer verilmesinin üzücü olduğunu ifade etti.

ALMAN GAZETECİDEN İTİRAF NİTELİĞİNDE IRKÇILIK SÖZLERİ
Yıllardır futbolda ırkçılık üzerine çalışmalar yaparak gelişmeleri takip eden ve son olarak “Erkeklerin sahası futbolda sömürgecilik ve ırkçılık” (Spielfeld der Herren Menschen Kolonialismus und Rassismus) isimli kitabı yazan Ronny Blaschke, söz konusu anketi ve Almanya’da futbolda ırkçılık konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Blaschke, ankete katılanların yüzde 21’nin Alman Milli Takımı’nda daha fazla “beyaz oyuncu” görmek istediğini ifade etmesinin kendisi için sürpriz olmadığını belirterek, “Yıllardır futbolda ırkçılıkla uğraştığım ve açık ırkçılığı sürekli gördüğüm bu sayının daha da yüksek olabileceğini düşünüyordum.“ şeklinde konuştu.
“Neden o zaman sadece yüzde 21 oranına bakılıyor?” sorusuna ise Blaschke, “Bence pek çok insan anketin genelinde böyle bir sorunun yöneltilmesinden rahatsız oldu. Ancak aslında bu, sosyal araştırmalarda yaygın bir uygulamadır çünkü böyle bir şey öğrenmek isteniyor.” ifadesini kullandı.
“40-50 YILDIR FUTBOLDA AÇIK BİR IRKÇILIK VAR”
Blaschke, anketin bağlamı olmadan biraz ayrı bir şeymiş gibi görüneceğini, ancak belgeselin tamamı izlendiğinde bunun anlaşılabileceğini aktararak, “Ama 20 yıldır bu konuda haber yapıyorum ve 40-50 yıldır futbolda açık bir ırkçılık var. Ve Türk asıllı bir kaptanımızın olması uzun süre düşünülemezdi. Artık buna sahibiz. Bu aynı zamanda ileriye gidildiğinin de göstergesi.” şeklinde konuştu.
Blaschke, Nagelsmann ve Kimmich’in konuya farklı bir yaklaşım sergilemesini iyi olacağını belirterek, “Ben onlardan belki şuna işaret etmelerini isterdim: ‘Evet futbolda ırkçılık var. Evet, farklılıkları olan bir takımımız var. Genç takımlarımızda siyahi oyuncular var, Türk kökenli oyuncular var’.” şeklinde konuştu.

“PROFESYONEL KURULLARDA TÜRK KÖKENLİ KİMSE YOK”
Ancak yönetim kurullarına, antrenörlere, hakemlere, yöneticilere, spor muhabirlerine ve manajerlere bakılması da gerektiğini ifade eden Blaschke, “Buralarda neredeyse hiç siyahi insan yok. Profesyonel kurullarda Türk kökenli kimse bulunmuyor. Bu (konu) biraz kayboluyor. Bunu aslında çok üzücü buluyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Gazeteci-yazar Blaschke, “Almanya’da yılda 4 milyar avrodan fazla ciro yapan bir sektörden biraz daha fazlası beklenmeli. Sadece sticker ve broşürlerle değil aynı zamanda tüm yapılar da sorgulanmalı.” dedi.
Bu futbolcular başarılı oldukları sürece ve gol attıkları sürece Mesut Özil gibi çok kültürlü toplumun simgeleri olarak sahiplenildiklerini ve pazarlandıklarına işaret eden Blaschke, “Ancak belki çoğunluğun hoşuna gitmeyecek siyasi bir şey yaptığı anda eleştiriliyor, haklı olarak da. Ancak daha fazla, ırkçı bir şekilde eleştiriliyor. Bu da kökeniyle ilişkilendiriliyor.” şeklinde konuştu.

GAZZELİ ÇOCUKLAR ZOR DURUMDA
Gazzeli çocukların, “vücutlarının yapısını etkileyen, büyümelerini geciktiren ve hayatta kalmalarını tehdit eden bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskine maruz bırakan ileri derecede yetersiz beslenmeden” muzdarip olduklarının belirtildiği açıklamada, çocukların sistematik olarak maruz bırakıldıkları tüm krizlere radikal ve acil bir çözüm” bulunması çağrısında bulunuldu.

15 BİN 438 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ
Uluslararası topluma, BM ve uluslararası kuruluşlara, çocuklarla ilgili kuruluşlara ve tüm dünya ülkelerine sorumluluklarını yerine getirerek açlığın pençesindeki Gazze’deki çocukları kurtarma çağrısı yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Soykırım savaşında 15 bin 438 çocuk öldürüldü, on binlercesi yaralandı, 17 binden fazla çocuk ise ebeveynlerinden bir ya da ikisini kaybetti. Yaşadıkları dehşetin yanı sıra, özellikle çocukların ileri düzeyde psikolojik desteğe ihtiyaçları var. İmha savaşı, yerinden edilme ve İsrail saldırganlığının diğer sonuçları nedeniyle 335 bin çocuk son derece zor bir hayat yaşıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesine, diğer tüm uluslararası mahkemelere ve dünyadaki tüm özgür yargıçlara çocukları sistematik olarak hedef alan İsrailli ve ABD’li savaş suçlularının kovuşturulması çağrısı yapıyoruz.”

Açıklamada ayrıca uluslararası toplumdan Gazze’deki “soykırım savaşının” durdurulması, Refah ve Kerem Ebu Salim sınır kapısının ve diğer tüm kara geçişlerinin açılması ve çeşitli türlerdeki çocuk yiyeceklerinin girişine izin verilmesi için İsrail ve ABD’ye baskı yapması istendi.

GAZZELİ ÇOCUKLARIN YÜZDE 85’İ HER ÜÇ GÜNDEN EN AZ BİRİNİ HİÇ YEMEK YEMEDEN GEÇİRİYOR
Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Gazze’deki çocukların yüzde 85’inin her üç günden en az birini hiç yemek yemeden geçirdiğini, bölgeye 6 Mayıs’tan bu yana giren yardım tırı sayısının da günlük ortalama 8 olduğunu açıkladı.
Oxfam’dan yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’ye giren yardımları engellemesi ve bombardımanı sürdürmesi nedeniyle bölgede yardım dağıtma işleminin ve yardım gönüllülerinin bölgeye girişinin imkansız hale geldiği ifade edildi.
Açıklamada sınır kapılarının kapatılması, yardım kuruluşlarının sık sık yerlerini değiştirmeye zorlanması ve yardım malzemelerinin bölgeye girişinde yaşanan uzun kontrol sürecinin, yardım kuruluşlarının çalışmasını imkansızlaştıran etkenlerden olduğu kaydedildi.

Refah Sınır Kapısı’nın kapatılmasıyla binlerce yardım tırının Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda uzun kuyruklar oluşturduğunun altı çizilen açıklamada, “Ancak sınırın ötesi aktif bir çatışma alanı ve çok tehlikeli. İsrail’in bölgeye giren yardımların toplanması ve dağıtılmasını onaylama sürecinin uzaması, çoğunlukla dağıtma işlemlerinin ertelenmesine neden oluyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının, tüm bölgenin yüzde 20’sinden küçük bir alana sıkıştığı vurgulanan açıklamada, İsrail’in bölgeye sığınanlara tam destek vereceği garantisine rağmen Gazze’nin çoğunun insani yardımlara ulaşamadığı aktarıldı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 328’i çocuk, 10 bin 171’i kadın olmak üzere 36 bin 439 Filistinli öldürüldü, 82 bin 627 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
ABD, Gazze saldırılarının başından bu yana müttefiki İsrail’e askeri, istihbarat ve diplomatik düzeylerde güçlü destek sağladı.
Altyapıdan A takıma çıkacak 7-8 futbolcu sayabileceğini belirten Topraktepe, Semih Kılıçsoy’dan övgüyle bahsederken, genç forvete Avrupa’dan teklifler olduğunu da aktardı.
“SEMİH’E AVRUPA’DAN TEKLİFLER VAR”
Serdar Topraktepe, siyah-beyazlı takımın bu sezon ön plana çıkan genç yıldızı Semih Kılıçsoy’un A Milli Takım’da da üstüne koymaya devam edeceğine inandığını dile getirdi.
“Semih, altyapılarda gol kralı olduğunu hatırlatan Topraktepe, “Beşiktaş’ı çok iyi temsil etti. Üzerine koyarak gideceğine eminim. Semih en kısa zamanda daha iyi yerlere gelir. Avrupa’dan teklifler var. Beşiktaş’ı ve Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum. A Milli Takım’ımızdan çok beklentimiz var. Semih kendisini ispatladı. Fiziksel olarak da iyi. Her şeyi yapabilecek kapasitede.” şeklinde görüş belirtti.
“ALTYAPIDA EKİP OLARAK KENDİMİZE GÜVENİYORUZ”
Beşiktaş’la Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanarak önemli bir başarıya imza attıklarının altını çizen Topraktepe yaptığı açıklamada, “Bizim çocuklarımız çok yetenekli. İmkanlar arttığında bizi çok güzel şekilde temsil edeceklerine inanıyorum. 19 yaş altı takımı ile A takım iç içe geldiğinde bile bir değişim oldu. Yurt dışında Ajax, Borussia Dortmund, Bayern Münih ve Benfica böyle. Böyle güzel tesisler olursa Türk futbolu çok daha güzel yerlere gelir. Kısa zamanda yukarı çıkacak 7-8 isim daha sayabilirim. Şartlar oluşursa hepsi A takıma hizmet edebilecek. Altyapımızda senelerce Beşiktaş’a hizmet eden hocalar var. Altyapıda ekip olarak da kendimize güveniyoruz. Şartlar oluşursa çok daha fazlaları çıkacak.” diye konuştu.
“İMKANLARIMIZ DAHA GÜZEL OLACAK”
Altyapıda tesisleşmenin önemine değinen Serdar Topraktepe, “Senede Avrupa’ya 2 oyuncu satabileceğinizi düşünürseniz, çok büyük bir gelir olur. Altyapıya tesis için harcanacak belli bir para var ama bu bir oyuncudan rahatlıkla çıkabilir. Her sene 1-2 oyuncu çıkarttığımızda ve bunun geliri Beşiktaş’ın kasasına girdiğinde, imkanlarımız daha güzel olacak.” dedi.
“KUPAYI ALDIK, BU KONU KAPANDI”
Futbolculuğunun ardından teknik direktörlük kariyerinde yeniden Türkiye Kupası’nı kazanan Serdar Topraktepe, kupa zaferi ile ilgili olarak şu görüşlerini paylaştı:
“İlk günden beri hedeflediğimiz kupayı aldık. Mutluyuz. Beşiktaş’ın müzesinde çok fazla kupa var. Artık kupa tarafını kapatıp, taraftarımızın da istediği, gelecek sezona iyi bir başlangıç yapabileceğimiz yapılanmaya yoğunlaştık. Beşiktaş’ın başarılarla dolu bir kimliği var. Gelecek sezona iyi bir başlangıç yapmak için yönetimimiz gerekli adımları atmaya başladı. Artık odaklanmamız gereken yer önümüzdeki sene. Göreve geldiğimizden beri futbolcuların mutlu olması için gereken ortamı sağlamaya çalıştık. Onlar da kupayı alarak bize yaptıklarımızın doğru olduğunu gösterdi. Kupayı aldık, bu konu kapandı. Beşiktaş’ın hedefleri büyüktür. İnşallah önümüzdeki sezon büyük hedeflerimize doğru iyi bir başlangıç yaparız. Bu sezon aksilikler Beşiktaş’ın yakasını bırakmadı. Sakatlıklarla çok mücadele ettik. İnşallah sezona hazır şekilde başlarsak, her şeyin daha güzel olacağına inanıyorum.”
“SAMET AYBABA TÜM SÜREÇLERDE YANIMIZDAYDI”
Kulüp başkan Hasan Arat ve Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba’nın kupa sürecindeki desteğine değinen başarılı teknik adam, “Samet Aybaba bir abi olarak bizimle beraber. Ondan büyük güç alıyoruz. Büyük bir tecrübesi var. Kendini kanıtlamış bir isim. Başkanımız tesise fazla gelmeyi sevmediğini ve futbolun içine fazla girmek istemediğini söylemişti. Son süreçte biz de ondan hep yanımızda olmasını istedik, bizi kırmadı. Tüm süreçlerde yanımızdaydı.” ifadelerini kullandı.
3 FUTBOLCUYA AYRI PARANTEZ AÇTI
Topraktepe, siyah-beyazlı takımın devre arasında kadrosuna kattığı oyuncuların gelecek sezon önemli katkılar sağlayacağını belirterek, “Al-Musrati çok kaliteli bir oyuncu. Beşiktaş’a çok katkı yapacağına, gelecek sezon daha iyi olacağına inanıyorum. Ernest Muçi de genç ve gelecek vadeden bir oyuncu. Çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Svensson çok iyi bir profesyonel. Tam bir görev adamı. Tecrübeli bir oyuncu. Bu 3 oyuncunun da Beşiktaş’a katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Terör örgütü, Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda işgal ettiği Haseke, Rakka, Deyrizor vilayetleri ile Halep vilayetinin kuzey ve doğusunda 11 Haziran’da sözde yerel seçim yaparak kendisine meşruiyet sağlamayı hedefliyor.
Rusya’nın hava desteğiyle terör örgütünün şiddetli saldırılar düzenlemesi üzerine yaklaşık 250 bin sivil, Şubat 2016’da Tel Rıfat ilçe merkezi ve ona bağlı belde ve köylerden göç etmek zorunda kaldı.
Terör örgütü PKK/YPG, işgal ettiği topraklardaki sivillerin evlerini ve mallarını gasbederek demografik yapıyı değiştirme çabalarına girişti.
Türkiye sınırında çadır kentlerde yaşayan, evleri ve arazileri örgüt tarafından işgal edilen Tel Rıfatlılar, terk etmek zorunda kaldıkları topraklarda sözde “seçim” yapılmasını istemiyor.
SÖZDE SEÇİME TEPKİ
Çadır kentte yaşayan Tel Rıfatlı Mahmut Allito, yaptığı açıklamada, “Tel Rıfatlıların büyük çoğunluğu evlerini, topraklarını terk etti. Neredeyse 7 bin 250 aile Tel Rıfat’tan çıktı. Daha sonra ilçe sakinleri, Türkiye sınırına yakın yerlerde çadır kentlerde yaşamaya başladı. Evlerine, şehirlerine çok yakın olmalarına rağmen gidemiyorlar. Bu onları psikolojik olarak etkiliyor.” dedi.
Allito, Tel Rıfat’ta aslen Tel Rıfatlı olan yaklaşık 200 ailenin kaldığını, gerçek mülk sahipleri ayrıldıktan sonra Tel Rıfat’a yabancıların yerleştirildiğine işaret ederek, “Tel Rıfatlılar orada değil ve bu seçim kabul edilemez. Tel Rıfat’ı temsil edeceklerini nasıl düşünebilirler? Yaklaşık 250 bin insanı yurtlarından ettiler, nasıl onların olmayan toprakları yönetmelerine izin vereceksiniz? Biz, onlara ait olmayan toprakları yönetmelerini kabul etmiyoruz.” dedi.
“TEL RIFAT HALKI ORADA DEĞİL”
Bir diğer Tel Rıfatlı Ömer Çarrad, “2016 yılında örgütün saldırıları sonrasında Tel Rıfat ilçesi beldeleri ve köylerinden yaklaşık 250 bin insan göç etmek zorunda kaldı. Örgütün hüküm sürmeye çalıştığı bir sistemde yaşamak istemedikleri için kamplarda yaşıyorlar. Tel Rıfat halkı orada değil, hangi seçimden bahsediyorlar? Hangi insanlıktan bahsediyorlar? Tel Rıfat halkı evlerine döndüğünde gerçek seçimler olabilir, (Tel Rıfat’ı) gerçek sahipleri yönetebilir.” diye konuştu.
Tel Rıfat’ın ileri gelen ailelerinden Beşir Allito da “8 yıldır vatanımıza, toprağımıza geri dönmek için bekliyoruz. Yaklaşık 8 kilometre uzakta olan yurduma geri dönme umudunu hiç kaybetmedim. İnsanlarımızın sağlık, eğitim ve refah ortamından uzak kalmalarına neden olan örgüt işgalindeki Tel Rıfat’a dönme umudumuz sürüyor.” ifadesini kullandı.
BU SEÇİM KABUL EDİLEBİLİR BİR SEÇİM DEĞİLDİR
Allito, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Terör örgütü Tel Rıfat ve ona bağlı yaklaşık 48 köy ve beldeyi işgal etti. Hüküm sürenler, Kandil Dağı’ndan gelen yabancı insanlar, asıl sahiplerinin arazilerini ve evlerini çaldılar. Halkın olmadığı bir yerde seçim çalışması yapılamaz. Gerçek olan Tel Rıfat’ta Suriyeli olmayan dış güçlerle bağlantılı insanların hüküm sürmeye çalışmasıdır. Bölgenin demografik yapısını değiştirdiler. Bu seçim kabul edilebilir bir seçim değildir.”
]]>Kirby, ABD Başkanı Biden’ın cuma günü detaylarını kamuoyuna duyurduğu Gazze’de 3 aşamalı ateşkes taslağının “İsrail’e ait teklif” olduğunu ancak süreci Amerikan kamuoyu nezdinde daha etkili anlatmak ve ABD’nin de rolüne vurgu yapmak amacıyla öneriyi Biden’ın açıkladığını belirtti.

“ŞİMDİ BİR SONRAKİ AŞAMAYA GEÇME ZAMANI”
Cuma günü Biden’ın duyurduğu anlaşma taslağı üzerinde Tel Aviv ile çalıştıklarını ve taslağın İsrail’e ait olduğunu vurgulayan Kirby, Biden’ın konuşmasından önce İsrail tarafıyla görüştüklerini ve kamuoyuna açıklanmayan bazı ilave başlıkların da bulunduğunu kaydetti.
Kirby, Hamas’ın yeniden bir 7 Ekim saldırısı düzenleyemeyecek noktaya baskılandığını ve Refah’ta Hamas liderlerinin üzerinde baskı kurulduğunu dile getirerek, “Ancak şu an, bir sonraki aşamaya geçme zamanı. 6 haftalık ateşkesi içeren ilk aşamaya geçilsin, bazı esirler serbest bırakılsın, 600 tır yardım (Gazze’ye) girsin, ondan sonra ikinci aşama olan kalıcı ateşkese doğru ilerleyebiliriz.” diye konuştu.

“BiDEN, İSRAiL’İN ÖNERİSİNİ DUYURDU”
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Biden’ın açıkladığı taslak ile kendi önerileri arasında “bazı boşlukların olduğu” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Kirby, şunları söyledi:
“Hangi boşluklara referans verdiğinizi bilmiyorum. İsrail’den bazı farklı açıklamaları gördüm ancak İsrail Dışişleri Bakanı’nın da söylediği gibi bu, İsrail’in önerisidir ve (Biden’ın) İsrailliler ile üzerinde çalıştığımız bu öneriyi doğru şekilde aktardığından da eminiz. Dolayısıyla konuşacak herhangi bir boşluk olduğunu sanmıyorum.”
Kirby, İsrail’in Hamas’ı yok etme “misyonunu” ABD olarak her zaman tanıdıklarını ve bu konuda aynı düşündüklerini kaydederek, Biden’ın şu an önceliğinin 6 haftalık ateşkesi içeren ilk aşamaya geçilmesi ve esirlerin serbest bırakılması için anlaşmanın taraflarca kabul edilmesi olduğunu aktardı.
Hamas yetkililerinin, cuma günkü ateşkes önerisine ilk tepkilerinin olumlu olduğunu hatırlatan Kirby, hem İsrail’in hem de Hamas’ın bu anlaşma etrafında uzlaşmasının ve bir an önce 6 haftalık geçici ateşkes sürecinin başlamasının önemine işaret etti.
“Şu anda top Hamas’ın sahasında, perşembe gecesi öneri kendilerine yazılı olarak iletildi. Bunu kabul etmeliler. Bu öneri, Gazze halkı için de İsrail halkı için de olumlu, şimdi artık ilerlemeleri gerekiyor.” diyen Kirby, Hamas’ın teklifi kabul etmesini umduklarını, sonrasında taraflar arasında yapılacak müzakerelerle kalıcı ateşkese giden yolun açılabileceğini belirtti.

NETANYAHU, ÖNERİDE BOŞLUKLARIN OLDUĞUNU SAVUNMUŞTU
İsrail Başbakanı Netanyahu, Biden’ın açıkladığı taslakla ilgili, esir takası ve ateşkes teklifinin Gazze’ye saldırıları durdurmayacağını, sadece İsrailli esirlerin serbest bırakılması için geçici ateşkes sağlayacağını söylemişti.
Netanyahu, Meclisin Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi’nde yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Biden tarafından kamuoyuna açıklanan Gazze’de ateşkes ve esir takası teklifine karşı çıkmıştı.
Biden’ın Gazze’ye saldırıları sona erdirme yönündeki teklife ilk tepkisini veren Netanyahu, İsrail’in önerdiği ile Biden’ın sunduğu teklif arasında “boşlukların” olduğunu öne sürmüştü.
61 yaşındaki Sheinbaum, oyların yüzde 59,97’sini alarak rakiplerine büyük fark attı.
Yahudi kökenli bir aileden gelen Sheinbaum, İsrail’in Gazze’ye hava saldırıları başlatmasından kısa süre sonra yaptığı açıklamada, sivil yerleşimlere yönelik saldırıları kınadığını bildirdi.
Mevcut Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un, iki devletli çözüm ifadelerini desteklediğini aktaran Sheinbaum, “Öncelikle saldırıları kınıyorum, Meksika hükümetinin taraflar konusunda ilk andan itibaren aldığı pozisyonu destekliyorum.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜ DESTEKLİYOR: “FİLİSTİN DEVLET OLARAK TANINMALI”
Filistin’in devlet olarak tanınması gerektiğini vurgulayan Sheinbaum, “Elbette şiddetin her türlüsü kınanmalıdır, özellikle de sivillere, masum insanlara yapılan her türlü saldırının karşısındayım. Şiddettin derhal durmasını ve Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde belirtilen iki devletli çözüm önerilerine katılıyorum.” ifadesini kullanmıştı.
Dün düzenlenen devlet başkanlığı seçiminde en yakın rakibi muhalefet bloğu adayı Xochitl Galvez’e 30 puan fark atan Sheinbaum, anketlerde belirtilen rakamların da üzerine çıktı.

SHEINBAUM KİMDİR?
Yahudi kökenli bir aileden gelen Sheinbaum, 1962’de Meksiko’da doğdu. Eşi Jesus Maria Tarriba ile üniversite yıllarında tanışan Sheinbaum, 2 çocuk ve 1 torun sahibi.
Baba tarafından dedesi Litvanya’dan göçen Sheinbaum, anne tarafından dedesi de 2. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan’ı terk edip Meksika’ya göç etti.
Siyasi hayatına Obrador’un Meksiko kentinin Belediye Başkanı olduğu 2000’de Çevre Sekreteri olarak başlayan Sheinbaum, bu görevi 2006’ya kadar sürdürdü.
Sol görüşlü bir aileye mensup olan Sheinbaum, iklim aktivisti ve çevre çalışmalarıyla biliniyor.
Fizik alanında ülkenin önde gelen bilim insanlarından biri olarak kabul edilen Sheinbaum, 2007’de iklim değişikliğiyle ilgili araştırmaları neticesinde Nobel Ödülü kazanan akademisyen grubunun bir üyesi oldu.
Sheinbaum, 2015’te kazandığı Tlalpan Belediye Başkanlığı görevini 2017’ye kadar devam ettirdi.
Sheinbaum, 2018 devlet başkanlığı seçimlerinde aday olduğu Meksiko Belediye Başkanlığını en yakın rakibine 16 puan fark atarak yüzde 47 ile kazandı.
Devlet başkanlığına aday olmak için 2023’te belediye başkanlığı görevini bırakan Sheinbaum, Obrador’un da desteğiyle kurucusu olduğu Ulusal Yenilenme Hareketi’nin (MORENA) devlet başkan adayı oldu.
Ülkenin önde gelen üniversitelerinden Meksiko Ulusal Üniversitesinde (UNAM) Prof. Dr. unvanını alan Claudia Sheinbaum, yenilenebilir enerjiler ve iklim değişikliğine ilişkin çalışmalar yaptı.
GÖREVİ 1 EKİM’DE DEVRALACAK
Sheinbaum, “Meksika tarihinin ilk kadın devlet başkanı” unvanıyla 1 Ekim’de Obrador’dan görevi devralacak.
Seçmenler, devlet başkanının yanı sıra 500 milletvekili, 128 senatör, 32 valilik, federal ve yerel düzeyde 20 bin 708 pozisyon için tercihte bulundu.
“Ülke tarihinin en büyük oylaması” olarak kayıtlara geçen ve 99 milyonu aşkın kişinin oy kullanma hakkı bulunduğu ülkede, sandığa katılım oranı yüzde 60 oldu.
Hızlı sayım tahminlerine göre, iktidar partisi Senatoda ve milletvekili sandalye dağılımında da yeterli çoğunluğa ulaşacak.
Sheinbaum, dünyanın en büyük 12. ekonomisi ve 129 milyon nüfusuyla Meksika’nın devlet başkanlığı görevini 2030’a kadar yürütecek.
“Askeri silah taşıyan sistemler üzerinde çalışmak istediklerini” ifade eden Stark, bunun Alman şirket için yeni bir durum olduğunu ancak yeni uçakları ve teknolojilerini mümkün olan en kısa sürede anlamak ve desteklemenin onlarca yıldır Lufthansa Technik DNA’sının bir parçası olduğunu kaydetti.
Stark, şirketin bakım ve onarımın ötesindeki işlerde yapabileceğine işaret ederek, “Boeing 737’lerin NATO’nun E-7 uçaklarına modifikasyonunu da Hamburg’da yakın koordinasyon içinde gerçekleştirebiliriz.” dedi.
Lufthansa Technik’in yeni strateji önceliğinin jeopolitik krizlerden kazanç sağlamaya yönelik olduğu izlenimine karşı kendini savunan Stark, Ukrayna’daki savaş başlamadan önce savunma işine daha fazla dahil olmak için stratejik bir karar aldıklarını ifade etti.
Stark, “Hava Kuvvetleri ve ortaklarına daha fazla destek sağlayabileceğimizden elbette eminiz. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı saldırı savaşı, eyleme hazır bir Bundeswehr’e (Alman Ordusu) ihtiyacımız olduğunu gösteriyor ve ben bu konuda katkıda bulunabileceğimize inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Bu arada, Lufthansa Technik, Rusya-Ukrayna savaşının ardından Berlin’in 100 milyar avroluk orduyu güçlendirme planına güvenirken, Almanya’nın ABD’den sipariş ettiği 30 adet F-35 bombardıman uçağı ve 60 adet Boeing nakliye helikopterinin bakım ve onarımı için başvuruda bulundu.
“AVRUPA SAVUNMA ÜRETİMİNE DAHA FAZLA YATIRIM YAPMALI”
Öte yandan, Avrupalı uçak üreticisi Airbus’ın Üst Yöneticisi (CEO) Guillaume Faury, Avrupa’nın savunma üretimine daha fazla yatırım yapması gerektiğini söyledi.
Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine röportaj veren Faury, Avrupa ülkelerinin savunma projeleri üzerinde daha yakın çalışması ve kıtada üretim kapasitesine yatırımı artırması gerektiğini açıkladı.
Avrupa Birliği’nin ABD’den 5 kat daha az silah satın aldığını ve bunların 4’te 3’ünün Avrupa’da değil çoğunlukla Amerika’da üretildiğini belirten Faury, “Burada üretim kapasitelerine çok az yatırım yapılıyor ve sonuçta hızlı bir şekilde mevcut silahlar ABD’den tedarik ediliyor. Politikacılar sadece kısa vadede ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceklerine bakmamalı.” ifadelerini kullandı.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SİLAHLANMAYA ETKİSİ
Bu arada, Rusya-Ukrayna Savaşı, Almanya’yı, askeri yaklaşımında tarihi bir dönüşüme iterken Almanya Başbakanı Olaf Scholz, savaşın başlamasından sonra ülkesinin NATO’nun “GSYH’nin yüzde 2’sinin savunma giderlerine harcanması” hedefine uyacaklarını bildirmişti.
Rusya-Ukrayna savaşını “dönüm noktası” olarak nitelendiren Scholz, Bundeswehr’in modern silahlarla yeterince donatılması için 100 milyar avroluk ek fon açıklamıştı.
Rusya-Ukrayna Savaşı ile kendi kıtalarında tehdidi yeniden gören Avrupa devletleri, savunma için yeni yaklaşımları tartışmaya başlarken, NATO’ya artık güvenmeyen Fransa gibi devletlerin yanında, Almanya gibi savunma yapısı gereği İttifak’a sağlam şekilde bağlı olanlar dahi Avrupa merkezli savunma mimarisini gündeme getiriyor.
Avrupalı hükümetlerin askeri harcamalarındaki artış kararı, tedarik ve hareket kabiliyetini artırmayı da amaçlıyor. Devletlerin müstakil yaklaşımları yanında, kuruluş amacı ve kurumsal yapısında savunma yaklaşımı bulunmayan Avrupa Birliği’nin (AB) güvenlik kanadının da güçlenmesi dikkati çekiyor.
AB yeni organizasyonlar, kararlar ve fonlarla hem kurumsal olarak Birliğin hem de devletlerin savunma kapasitesini artırmayı amaçlarken, tüm bu harcamaların savunma mekanizmasını güçlendirebilmesi için ihtiyaç duyulan zaman ve azim konusunda politika yapıcıların elinin çok da güçlü olmadığı ifade ediliyor.
Bölgenin en büyük aşiretlerinden Bekkara, Akidat, Tay, Mevali, Şerabin ve Harp başta olmak üzere, yaklaşık 8 bin kişinin katılımıyla düzenlenen konferansta Suriye muhalefetinin çatı kuruluşu SMDK temsilcileri, Suriye İslam Meclisi, Suriye Milli Ordusu komutanları, Suriyeli Yerel Meclis temsilcileri ve bölgenin ileri gelenleri de yer aldı.
“FIRAT’IN DOĞUSUNDA YAPILAN SÖZDE SEÇİMLERİ KABUL ETMİYORUZ”
SKAM Bağlantı Ofisi Başkanı Zekariya el Ahmed, AA muhabirine, Suriye’nin bölünmesini engellemek ve Fırat’ın doğusunda yapılan sözde seçimleri kabul etmediklerini belirtmek için bir araya geldiklerini söyledi.
Ahmed, “Fırat’ın doğusundaki, Arap, Kürt, Aşuri ve Hristiyan kardeşlerimizin sesini dünyaya duyurmak için burada bulunuyoruz.” dedi
“KANDİL ÇETELERİNİN İŞGALİ ALTINDAKİ BÖLGELERDE BULUNDUKLARI İÇİN KONUŞAMIYORLAR”
PKK/YPG işgalinde bulunan halk adına konuştuklarını belirten Ahmed, “Onlar bize, kendi adlarına konuşmamız için bir mesaj ulaştırdı. Biz de dünyaya, Kandil çetelerinin (Suriye’yi) bölme isteğine karşı olduklarını söylemek için buradayız. Çünkü onlar, Kandil çetelerinin işgali altındaki bölgelerde bulundukları için konuşamıyorlar.” ifadelerini kullandı.
“AMACIMIZ SURİYE’NİN BÖLÜNMESİ DEĞİL BEŞŞAR ESED REJİMİNİ DEVİRMEK”
Ahmed, ” Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, Avrupa Birliği’ne, insan hakları örgütlerine sesimizi şu mesajla ulaştırmak istiyoruz: Amacımız Suriye’nin bölünmesi değil Beşşar Esed rejimini devirmek” şeklinde konuştu.
“BU ÜLKEDE KARDEŞÇE YAŞAMAK İSTİYORUZ”
Afrin Kürt Aşiretler Meclisi Sorumlusu Cihad Sabri Davut da Suriye’de kardeşçe yaşamak istediklerini söyledi.
Davut, “Suriye’nin tüm kesimleri olarak buraya geldik. Bu ülkede kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ülkemiz özgürleşsin, hepimiz tüm mezheplerle birlikte ortak yaşayalım, bu ülk bölünmesin.” diye konuştu.
Ülkenin birlik olmasını istediklerini ifade eden Davut, “Ayrımcılık ve ırkçılık olmasın. Tek bir kanun olsun ve fitne durdurulsun. Kan dökülmesine karşı birlikte duralım ve bu ülkede tek yürek olalım. Bölünme Suriye halkı için çözüm değildir. Çözüm, zulme ve bölünmeye karşı tek yürek olmaktır. Aşiretler Meclisi olarak amacımız kardeşliktir.” dedi.
Suriye Aşiret Konseyi Danışma Kurulu Üyesi Abdullah Tirkevi de Suriye’nin tek ve bölünmez olduğunu, Suriye halkının bir olduğunu ve aralarında herhangi bir ayrım bulunmadığını uluslararası topluma duyurmak için toplandıklarını vurguladı.
Suriye’nin doğuşu, batısı, güneyi, kuzeyi arasında hiçbir fark olmadığının altını çizen Tırkevi “Suriye bütündür. Geçmiş yıllarda, devrimden önce de sonra da (halk) doğal bir şekilde bir arada yaşıyordu. Ancak, bugün ayrılma çağrısı yapan ve devlet kurmaya çalıştıklarını iddia eden bazı kişiler ortaya çıktı. Ama bu Suriye’de mümkün değildir. Suriye birlik içinde olmalıdır.” şeklinde konuştu.
Suriye Geçici Hükümeti eski Başkanı ve Astana’daki müzakerelerdeki Suriye muhalefet heyetinin başkanı Dr. Ahmed Tuma da Suriye’nin bütünlüğünü pekiştiren daha fazla mesaj göndermek istediklerine işaret etti.
Tuma, “Ülkedeki tüm Suriyeliler tarafından üzerinde uzlaşılmadıkça, hiçbir yeni anayasayı kabul etmeyeceğiz ve Suriye’yi baskı ve soykırım devletinden sivil bir demokratik devlete geçirecek bir anayasa olmadıkça bunu kabul etmeyeceğiz.” dedi.
Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG tarafından yayımlanan sözde toplumsal sözleşmeyi kabul etmediklerini dile getiren Tuma, “Bu iğrenç yapı tarafından alınan tüm kararları reddediyoruz. Son olarak ortaya atılan sözde belediye seçimlerini de reddediyoruz. Bizler, Kabileler ve Aşiretler Meclisi olarak ilkelerimize ve Suriye devriminin ilkelerine bağlıyız ve asla vazgeçmeyeceğiz. Şehitlerimize bu yolda ilerlemeye söz verdik ve asla bu yoldan vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.
Kabileler ve Aşiretler Meclisinin yayımladığı sonuç bildirisinde de bölücü PKK’nın Suriye’de işgal ettiği bölgelerde yaptıkları kınandı.
Bildiride, “PKK milislerinin, sözde toplumsal sözleşmeden söz ederek kirli imajını parlatmaya yönelik tüm çaresiz girişimlerini ve bu terörist milislerin işgal ettiği bölgelerde sözde seçim yaparak, terör örgütünü güzelleştirme çabalarını kınıyoruz. Bu icraatları reddediyor ve bunları tanıyan tüm siyasi güçleri kınıyor, doğu vilayetlerdeki halkımızın kararlılığını ve Suriye vatanının birliğini etkileyen bu tür şüpheli projelere girişmeyi reddetmelerini takdir ediyoruz.” ifadeleri yer aldı.
PKK/YPG’nin işlediği suçlar ve Arap aşiretlerine yönelik ihlal ve saldırılarının da uluslararası topluma hatırlatıldığı bildiride, “Aynı şekilde Kürt Ulusal Meclisi’nin bürolarının kapatılması da bununla ilgili dokunulmazlığın bulunmadığının açık bir mesajıdır. Bu milislerin (PKK/YPG), Kürtleri temsil ettiği yönündeki iddiaları ne kabul edilebilir ne de doğrudur. Kürt kardeşlerimiz vatandaki ortağımızdır. Onlar Suriye vatanının birliğine bağlıydılar ve hala da bağlıdırlar.” ifadeleri kullanıldı.
Özgür bir Suriye’nin, komşu ülkeleri tehdit eden bir terör koridoru olmayacağı ve komşu ülkelerin güvenliğinin Suriye’nin güvenliği olduğu beyan edilen bildiride, ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı ve Suriye meselesine ilişkin tüm uluslararası kararların sıkı bir şekilde uygulanmasının gerekliliği, sorunun çözümü ve demokratik bir siyasi geçişin sağlanmasının önemi vurgulandı.
Sonuç bildirisinde, on binlerce Suriye vatandaşının Esed rejimi ve PKK’lı teröristler tarafından sürekli olarak gözaltına alınması kınanarak tüm tutukluların serbest bırakılması ve kayıp kişilerin akıbetinin kısıtlama veya koşul olmaksızın ortaya çıkarılması talep edildi.
Suriye halkının hedeflerine ulaşmak için muhalif güçlerin ve Suriye devriminin kurumlarında ortak çaba gösterilmesinin ve bunlar arasında işbirliği ve uyumun gerekliliğine işaret edilen bildiride, kardeşçe bir atmosferde, Kabileler ve Aşiretler birliğinin ulusal bağlılıkları vurgulanarak, Suriye halkının özgürlük ve sosyal adaletini sağlama, zalim ve soykırımcı rejimi ortadan kaldırma mücadelesinde nihai zafere ulaşma yönündeki çabaları beyan edildi.
“Suriye halkının son yetmiş yılda yaşadığı tüm trajedilere neden olan şey soykırımdır.” ifadesi kullanılan bildiride, İran’ın emri ve silahları altındaki mezhepçi terörist milislerin bölgedeki varlığı ve Suriyelilere karşı işledikleri suçlar da kınandı.
Muhabir:Mehmet Burak Karacaoğlu, Ömer Koparan
Redaktor:Meltem Bulur
Yayınlayan:Bülent Karaaslan
Detaylar
03.06.2024 18:47Suriye – Halep – Azez
4Bülten: GenelKategori:Genel Etiketler :aşiret, Kabile, PKK/YPG, sözde seçim, suriye
Y-34767095
https://haber.aa.com.tr/yayin/34767095
Londra merkezli Okul Eğitiminde Barış ve Kültürel Hoşgörüyü İzleme Enstitüsü (IMPACT-se) tarafından yürütülen çalışma, UNESCO standartlarına göre dünya çapında ders kitabı içeriğini analiz ederek barış ve hoşgörüyü teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu araştırma, 2023-24 akademik yılına yansıyan Suudi okul ders kitaplarındaki son beş yılda meydana gelen değişiklikleri inceliyor. 2019 ile 2024 yılları arasında yayımlanan 371 ders kitabının kaldırılan, değiştirilen veya aynı kalan içerikleri değerlendirilmiş.
Araştırma, 12. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında Siyonizm’in ırkçı bir hareket olarak tanımlandığı bölümün 2023’ten itibaren artık öğretilmediğini, başka bir ders kitabında ise Filistin davasıyla ilgili bölümün çıkarıldığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre, 5. ve 9. sınıflara yönelik sosyal bilgiler ders kitaplarında haritalarda Filistin veya İsrail’in adı geçmiyor.
Rapor, “Çoğu harita, Filistin de dahil olmak üzere Suudi Arabistan’la sınırı olmayan tüm ülkelerin adlarını ve bazı durumlarda tüm ülke adlarını kaldırdı”ğına dikkat çekiyor.
Benzer şekilde, 10-12. sınıflar için hazırlanan coğrafya ders kitabındaki daha önce Filistin olarak adlandırılan iki haritada artık Suudi Arabistan’a sınırı olan herhangi bir ülkenin adı yer almıyor. Aynı eksiklik 6. ve 7. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında da yaşandı.

5. ve 9. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarının 2023 baskıları, İsrail ve Filistin bölgelerini “Filistin” olarak işaretleyen 2022 baskılarının aksine, isimsiz olarak öne çıkarma yönündeki sistematik eğilimi göstermektedir.

“Filistin’i gösteren haritalar kaldırıldı”
10-12. sınıflara yönelik İslâmî çalışmalar ve coğrafya ders kitapları da daha önce İsrail yerine tarihî Filistin’i gösteren haritaları kaldırdı.
2021 yılı 10-12. sınıflar için sosyal bilgiler ders kitabında İsrail’e “Siyonist varlık” şeklinde yapılan atıf, 2022 baskısında kaldırıldı ve Arap ve Suudilerin Filistin davasına desteğine ilişkin bir ders içeren ders kitabının tamamı 2023’te kullanımdan kaldırıldı.

Arap-İsrail savaşlarına ve Suudi Arabistan’ın çatışmaya ilişkin tutumuna ilişkin dersin başlığı, yenilenmiş 2022 baskısında değiştirildi, “Siyonist varlık” ifadesi kaldırıldı ve odak noktası, Arapların “Filistin davasına desteği”ne kaydırıldı.

İsrail’e karşı daha az düşmanca ton
Raporda, ayrıca, ders kitaplarında artık İsrail’e daha az düşmanca bir tonla atıfta bulunulan bazı değişiklikler de belgelendi.
Örneğin, bir lise sosyal bilgiler ders kitabının 2022 versiyonu, İsrail’e yönelik “Siyonist düşman” ifadesinin yerini “İsrail işgal ordusu” olarak değiştirdi.

Lise sosyal bilgiler ders kitabının 2022 baskısı, İsrail’e atıfta bulunmak için kullanılan terminolojiyi biraz yumuşattı ve ülkeye “Siyonist düşman” olarak yapılan atıfları “İsrail işgal ordusu” ile değiştirdi. Ders kitabında ayrıca İsrail’e yönelik “İsrail düşmanı” ifadeleri kaldırılarak yerine “İsrail işgali” ifadesi kullanıldı ve “Siyonistler” terimi de “İsrailliler” veya “İsrail işgal ordusu” olarak değiştirildi.
Aynı ders kitabında “İsrail düşmanı” ifadesi “İsrail işgali” olarak, “Siyonistler” ifadesi ise “İsrailliler” veya “İsrail işgal ordusu” olarak değiştirildi.
Suudi Arabistan, kurulduğu 1948’den bu yana İsrail’i resmî olarak tanımıyor ancak Krallığın, Körfez komşuları Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin son yıllarda yaptığı gibi devletle ilişkilerini normalleştireceğine dair ısrarlı spekülasyonlar var.

Yahudileri üstü kapalı olarak Allah’ın dininden sapmakla suçlayan bir İslâm Araştırmaları ders kitabı metni ve “ruhlarını satan” İsraillileri anlatan bir Kur’ân ayeti, ders kitabının 2022 baskısından kaldırıldı. Yahudilere doğrudan atıf yapılarak, onları Allah’ın dininden sapmakla ve büyüyü kabul etmekle suçlayan, “bazı” milletlere muğlak bir atıf ise 2021 baskısında kaldırıldı.
11 Haziran’da düzenleyeceği sözde seçim için ABD ‘uygun ortam olmadığını’ belirtmiş Türkiye ise bu duruma sert tepki göstermişti.
Terör örgütünün düzenleyeceği sözde seçimlere bir tepki de Barzani taraftarlarından geldi. Barzani’ye yakınlığıyla bilinen bir internet sitesinde yayınlanan yazıya göre YPG’nin düzenlediği bu seçimlerin ‘Kürtlerin yararına olmadığı’ belirtildi.

Barzanicilerin sitesinde yayınlanan yazıda “Rojava’da 11 Haziran’da yapılacak seçimlere günler kaldı. Fakat seçim kararı, yapılış amacı ve yönetimine dair şaibe, kuşku ve açıklamalar ve tartışmalar devam ediyor.” denildi. ABD’nin bu sözde seçimlere yönelik tavrının hatırlatıldığı yazıda Türkiye’nin de seçimler nedeniyle bölgeye operasyon düzenleyebileceği öne sürüldü.

Kürtlerin ABD açıklaması ve Türkiye’nin tutumunu gözetmesi önemlidir. Fakat Kürtlerin seçim tutumu bu güçlerin açıklamalarının da ötesinde stratejik olmalıdır. Çünkü Kürtler seçim konusunda ortak bir mutabakat sağlamış değildir. Genel olarak bakıldığı zaman söylenen şey şudur “Evet hatalar da olsa sonuç olarak orada bir Kürt iradesi var, Kürtlerin çıkarına biçimde seçim desteklenmeli ve seçim etrafında birleşme olmalı” genel geçer bir doğru gibi görünse de mesele bunun çok daha ötesindedir. Mesele şudur “Bu seçim Kürtlerin öz seçimi midir? Kürtlere bir şey kazandıracak mı? Gerçekten tüm Rojava Kürtlerinin birleştiği genel prensipler doğrultusunda mı seçim yapılıyor?”

Bu soruların tümünün tek cevabı var: Hayır.
“SEÇİM KÜRTLERİN SEÇİMİ DEĞİLDİR”
Barzani yanlıları Suriye’nin bölünmesiyle sonuçlanabilecek bir adlandırmayı kullanmaktan çekinmeyerek ‘Rojava’yı Kürdistan toprağı olarak gördüklerini’ belirtiyor ancak “orada ki yönetim orayı ısrarla Kürdistan’ın bir parçası olarak görmüyor ve Kürdi-Kürdistani tüm sembolleri tümden ret ediyor.” diye yazıyor. Yazıda, “Bunun için 11 Haziran seçimleri Kürdistani bir seçim değildir. Bu nedenle biz de salt Kürt olduğumuz için o seçimin etrafında birleşmek zorunda değiliz. Kürdistani saiklerle yapılmayan bir seçimin Kürdistani çıkarları koruması beklenmez. Bu nedenle seçim sürecine yaptığımız eleştirileri “Kürtlüğe karşı tutum” olarak yorumlayan herkese tek cevap şudur: Seçim Kürtlerin seçimi değildir.”
SÜLEYMANİYE’DE TALABANİ’YE ONAYLATILAN ‘BELGE’
Yazıda terör örgütü PKK’nın bu sözde seçimlerle neyi amaçladığı da açığa çıkıyor: “Bir diğer husus ve aslında her şeyden önce gelen konu şudur: Her seçim bir ilkeler ve kanunlar bütününe dayanarak yapılır. Bu seçimin kendisine dayanak yaptığı Toplumsal Sözleşme belgesi Kürdistani olmadığı gibi bir mutabakat sonucu yazılmamıştır. PKK’nin Kürtlerin somut taleplerini sulandırıp, Avrupa anarşistleri ve sol cenahı mutlu edecek kelimelerle adını Toplumsal Sözleşme koyduğu belge Kürtlerin etrafında toplandığı bir belge değildir. O belge sadece ve sadece Abdullah Öcalan’ı lider, PKK’yi de öncü gücü gören ve ilişki düzeneğini kabul eden yapıların sözleşmesidir.”

‘Rojava Toplumsal Sözleşmesi’ adı verilen sözde belgenin Süleymaniye’deki Talabani’ye onaylatıldığını öne süren yazıda şu ifadeler kullanıldı:” Rojava Toplumsal Sözleşmesi’ne özünde Toplumsal Sözleşememe, Tek taraflı dayatma belgesi demek yanlış değildir. İçinde Kürdistani hiçbir ifade yoktur. Bu belge PKK’nin Hukuk Komitesi öncülüğünde yüzde 70’i PKK kadrolarından yüzde 30’da PKK sempatizanlarından oluşan bir birleşim tarafından kaleme alınmıştır. Daha sonra KCK’nin Süleymaniye’deki yönetimine gönderilmiş onaylandıktan sonra da paravan bir komisyon oluşturup insanlara sunulmuştur. Yani hem özü hem de biçimi tek taraflı bir irade dayatmasıdır.”

Talabani, bir süredir PKK terör örgütüne verdiği destekten dolayı Türkiye’nin radarına girmişti. Çeşitli uyarıların ardından Talabani yanlılarının merkezi konumundaki Süleymaniye’ye uçuş yasağı getirilmişti.
Almanya’nın ev sahipliğinde 14 Haziran – 14 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda mücadele edecek olan A Milli Futbol Takımı, turnuva hazırlıkları kapsamında özel maçta İtalya karşısına çıkacak. Milliler, yarın TSİ 22.00’de Bologna şehrinde bulunan Renato Dall’Ara Stadyumu’nda İtalya ile karşı karşıya gelecek.
A Milliler, İtalya maçının ertesi akşamı Bologna’dan, Polonya ile oynayacağı özel maç için Poznan’a hareket edecek. Burada 4 günlük bir kamp gerçekleştirecek olan ay-yıldızlılar, 9 Haziran’da ise müsabakanın yapılacağı başkent Varşova’ya geçecek.
16. randevu
Türkiye ile İtalya bugüne kadar 9’u resmi, 6’sı da özel olmak üzere toplam 15 kez oynadı. Söz konusu müsabakalarda İtalyanlar 11 kez kazanırken, 4 maç da berabere sona erdi. İki takım son olarak 29 Mart 2022 tarihinde mücadele etmiş ve Konya’da oynanan özel karşılaşmayı İtalya 3-2 kazanmıştı. İki ülke ayrıca 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı ortak düzenleyecek.

Millilerin 625. müsabakası
A Milli Futbol Takımı, İtalya karşılamasıyla tarihindeki 625. maçını oynayacak. Ay-yıldızlılar, geride kalan 341’i resmi, 283’ü özel olmak üzere toplamda 624 karşılaşmada 1’i hükmen 242 galibiyet elde etti. Ay-yıldızlılar, 235 mağlubiyet ve 147 kez de beraberlik aldı. Türkiye, oynadığı karşılaşmalarda 852 gol kaydederken, kalesinde ise 895 gole engel olamadı.
Vincenzo Montella 7. maçında
A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, ay-yıldızlıların başında bugüne kadar 3’ü resmi, 3 özel olmak üzere 6 maça çıktı. Montella yönetimindeki milliler, geride kalan müsabakalarda 3 galibiyet, 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik aldı.
Sebastian Gishamer düdük çalacak
İtalya – Türkiye karşılaşmasını Avusturya Futbol Federasyonu’ndan Sebastian Gishamer yönetecek. Gishamer’in yardımcılıklarını Andreas Heidenreich ile Santino Schreiner yapacak. Maçın 4. hakemi ise Antonio Rapuano olacak.
Teknik Direktör Vincenzo Montella tarafından belirlenen listede 35 futbolcu yer almıştı. Millilerde Çağlar Söyüncü ile Enes Ünal sakatlıklarından dolayı kadrodan çıkarılırken, Bertuğ Yıldırım da Ümit Milli Takım’a geçti. Ümit Milliler’in İskoçya maçı kadrosuna alınan Doğan Alemdar ve Ahmetcan Kaplan ise İtalya ile Türkiye arasında oynanacak özel maçın ardından A Milli Takım’ın kampına yeniden katılacak.
A Milli Futbol Takımı’nın, Avrupa Futbol Şampiyonası aday kadrosunda şu futbolcular yer alıyor:
Kaleciler: Altay Bayındır (Manchester United), Doğan Alemdar (Troyes), Mert Günok (Beşiktaş), Uğurcan Çakır (Trabzonspor)
Defans: Mert Müldür, Ferdi Kadıoğlu (Fenerbahçe), Zeki Çelik (Roma), Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (Ajax), Merih Demiral (Al-Ahli), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Panathinaikos), Cenk Özkacar (Valencia)
Orta saha: Berat Özdemir (Trabzonspor), Can Uzun (Nürnberg), Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Okay Yokuşlu (West Bromwich), Orkun Kökçü (Benfica), Salih Özcan (Borussia Dortmund)
Forvet: Abdülkadir Ömür (Hull City), İrfan Can Kahveci (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Leicester City), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Oğuz Aydın (Corendon Alanyaspor), Arda Güler (Real Madrid), Cenk Tosun, Semih Kılıçsoy (Beşiktaş), Yusuf Yazıcı (Lille)
]]>30 YIL SONRA İLK KEZ MECLİS ÇOĞUNLUĞUNU KAYBETTİ
Bu sonuçlara göre, ANC Ulusal Meclisteki 400 sandalyeden 159’unu alırken, 1994’ten beri ilk kez meclis çoğunluğunu kaybetti.
Ana muhalefet partisi Demokratik İttifak (DA) ise yüzde 22’ye yakın oy oranıyla parlamentoda 87 sandalye elde etti.

SEÇİMİN ÖNE ÇIKANI ZUMA’NIN MK PARTİSİ OLDU
Eski Cumhurbaşkanı Jacob Zuma tarafından geçen yıl kurulan Ulusun Mızrağı (MK) ise ilk kez girdiği seçimlerde oyların yüzde 14,6’sını toplamayı başardı.
İsmini, ırkçı apartheid rejimine karşı mücadelede ANC’nin silahlı kanadı Ulusun Mızrağı örgütünden alan MK, parlamentoda 58 sandalye kazanarak, üçüncü büyük parti konumuna geldi.
Ülkeyi 2009-2018 yıllarında yöneten Zuma, yolsuzluk iddiaları nedeniyle ANC tarafından görevden el çektirildikten sonra mahkemeye itaatsizlik suçundan 18 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Bu suçtan sabıkası nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından genel seçimlere girmesi yasaklanan Zuma’nın partisinin seçim başarısı, ANC’nin çoğunluğu kaybetmesindeki en büyük faktör olarak değerlendiriliyor.

EFF’NİN OYLARI YÜZDE 9,5’E GERİLEDİ
Bir önceki seçimde yüzde 11’e yakın oy oranıyla üçüncü parti konumunda olan EFF’in oyları ise bu seçimde yüzde 9,5’e geriledi.
2008-2012 yıllarında ANC’nin gençlik kolları başkanı iken, aşırı davranışları nedeniyle görevden alınan Julius Malema’nın 2013’te kurduğu EFF, parlamentoda 39 sandalye elde etti.
Ülkenin en büyük etnik grubu Zuluların yoğunlukta yaşadığı doğu eyaleti KwaZulu Natal’da öne çıkan Inkatha Özgürlük Partisi (IFP), yüzde 4 oy oranıyla 17 milletvekili kazandı.
Seçimin öne çıkan partilerinden Yurtsever İttifak (PA), bir önceki seçimde yüzde 0,04 olan oy oranını bu seçimde yüzde 2’ye yükselterek parlamentoda 9 sandalyenin sahibi oldu.
Ülkede beyaz azınlık Boerler tarafından desteklenen Özgürlük Cephesi Artı (VF) yüzde 1,3’lük oy oranıyla parlamentoda 6 sandalye kazandı.
Eski Johannesburg Belediye Başkanı Herman Mashaba tarafından 2020’de kurulan ActionSA, ilk kez girdiği seçimlerde yüzde 1’in üzerinde oy toplayarak 6 sandalye elde etti.
Afrika Hristiyan Demokrat Parti (ACDP) yüzde 0,6 oyla 3 sandalye kazanırken, Birleşik Demokratik Hareket (UDM) yüzde 0,5’e yakın oyla 3 sandalye sahibi oldu.
AL JAMAAH SANDALYE SAYISINI YÜKSELTTİ
Ülke nüfusunun yüzde 3’ünden azını oluşturan Müslüman azınlığın içinden çıkan Al Jamaah partisi seçimin çıkış yakalayan partilerinden oldu.

Bir önceki seçimde yüzde 0,18 oy oranıyla 1 milletvekili çıkaran parti, bu seçimde oylarını yüzde 0,24’e çıkararak meclisteki sandalye sayısını 2’ye yükseltti.
Eski DA lideri Mmusi Maimane’nin 2022’de kurduğu parti Bir Güney Afrika İnşasının (BOSA) yanı sıra Afrika Dönüşüm Hareketi (ATM), Ulusal Renkli Kongresi (NCC) ve Mzansi Yükseliş Partisi de mecliste ikişer milletvekiliyle temsil edildi.
Azanya Pan Afrikalı Kongresi (PAC), Birleşik Afrikalı Dönüşümü (UAT) ve GOOD partisi ise mecliste birer sandalye kazandı.
KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULACAK
Güney Afrika’da cumhurbaşkanı Ulusal Meclis tarafından salt oy çoğunluğu esasına göre seçiliyor.
1994’ten beri elinde bulundurduğu meclis çoğunluğunu kaybeden ANC, cumhurbaşkanı seçimi için en az 42 sandalyeye sahip bir ittifak desteğine ihtiyaç duyuyor.
Ana muhalefet DA liderliğinde 7 partiden meydana gelen Çok Partili Sözleşme (MPC) ittifakının halihazırda 116 milletvekili bulunuyor.
DA’nın beyaz lideri John Steenhuisen daha önce yaptığı açıklamalarda, ANC ile koalisyon görüşmelerine açık olduklarını, EFF gibi radikal sol partilerle ise bir araya gelmeyeceklerini ifade etmişti.
Güney Afrika ilerleyen günlerde koalisyon görüşmelerine sahne olacak.
2024 genel seçimi
2024 GENEL SEÇİMİ
Güney Afrika’da kayıtlı 28 milyon seçmen, Ulusal Meclisteki 400 milletvekili, ülkenin 9 eyaletindeki 430 yasama meclisi üyesini seçmek üzere, 29 Mayıs’ta sandık başına gitmişti.
Bu seçimde sandık katılım oranı yüzde 58,6 olarak kayıtlara geçti.
Adaylığının onaylanması halinde güçlü adaylardan biri olabileceği değerlendirilen Ahmedinejad, kayıt işlemleri sonrası düzenlediği basın toplantısında, halkın bir çok kesiminden yeniden cumhurbaşkanı olması konusunda gelen istekler sonucunda adaylık başvurusu yaptığını söyledi.

Cumhurbaşkanı seçilmeden önceki dönemde, 2003-2005 arasında Tahran Belediye Başkanlığı yapan Ahmedinejad, Haziran 2005’te eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’ye karşı çıktığı cumhurbaşkanı seçimini kazanarak ülkenin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi.
– YOKSUL KESİMLERE YÖNELIK POLİTİKALARIYLA ÖNE ÇIKAN AHMEDİNEJAD, DIŞ POLİTİKADA “ŞAHİN” SİYASET İZLEDİ
Görev yaptığı süreçte mütevazı hayatıyla dikkati çeken Ahmedinejad, özellikle ülkedeki dar gelirli ve yoksul kesimlere yönelik destekleyici politikalar izledi. Bu dönemde “yoksulluk”, “adalet” ve “eşitlik” gibi sloganlarla ekonomik sorunlar içerisindeki İran halkının desteğini kazanan Ahmedinejad, halka doğrudan para yardımı uygulamasını ve bazı alanlarda sübvansiyonlar başlattı.
Dış politika konusunda ise görev yaptığı süre boyunca “şahin” politikalar izleyen Ahmedinejad, özellikle ülkesinin nükleer ve savunma alanındaki konularda Batılı ülkelere karşı “tavizsiz duruş” sergiledi.
Cumhurbaşkanlığı döneminde hem İran’da hem de dünyada tartışmalara yol açan politikalar izleyen Ahmedinejad, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından insan haklarını göz ardı etmekle suçlandı.

– 2009’DA YENİDEN CUMHURBAŞKANI SEÇİLMESİ SONRASI GÖSTERİLER BAŞLADI
Ahmedinejad, ikinci dönemine seçildiği 12 Haziran 2009’da yüzde 85 katılım oranıyla yapılan seçimlerde rakibi eski Başbakan Mir Hüseyin Musevi’ye karşı oyların yüzde 64’ünü alarak zafer kazandı. Seçimlerde Musevi’yi destekleyenler seçimlerde “hile” yapıldığı iddiasıyla sonuçlara “benim oyum nerede” sloganıyla tepki gösterince seçim gecesi protestolar başladı.
Musevi’nin kampanyasını yansıttığı için “Yeşil Hareket” olarak adlandırılan protestolar sırasında Musevi, 14 Haziran’da sonuçlara karşı Anayasayı Koruyucular Konseyine resmi itirazda bulununca İran lideri Ali Hamaney, Yeşil Hareket liderlerinin talebi üzerine seçimlerde yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturma başlatılması talimatını verdi.

Ahmedinejad ise seçimlerin halkın özgür iradesini yansıttığını ve İran için “büyük bir zafer” olduğunu söyledi.
Yaklaşık bir hafta devam eden gösterilerde resmi rakamlara göre en az 32 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi gözaltına alındı.
Bu süreçte İran lideri Hamaney, Ahmedinejad’a destek verdi.

– İRAN LİDERİ HAMANEY İLE AYRIŞMA SÜRECİ
Ahmedinejad, ikinci döneminde İstihbarat Bakanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei’yi görevden alması nedeniyle ülke lideri Hamaney’in tepkisini çekti.
Bu dönemden sonra Hamaney’in, “Ahmedinejad’ın atamalarına onay vermemesi” sonucu ikili arasında anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı.
Ahmedinejad’ın 2013 yılında görevinin sona ermesinin ardından, kadroları tasfiye edildi daha sonra kendisine yakın isimler aleyhinde soruşturmalar ve tutuklamalar yapıldı.
Bu süreçte kendi döneminde özgürlükleri kısıtladığı noktasında eleştirilen Ahmedinejad’ın görev süresi bittikten sonra özgürlükleri savunan söylemlerde bulunması dikkati çekiyordu.
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin karşısında Mayıs 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmak isteyen Ahmedinejad’ın, Cumhurbaşkanı adayı olmasına Hamaney’den izin çıkmayınca İran lideri ile Ahmedinejad arasındaki anlaşmazlık devam etti.
Ahmedinejad, Cumhurbaşkanlığı dönemindeki yardımcısı Hamid Bakayi’nin “yolsuzluk” suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılması üzerine, Mart 2018’de dönemin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye “büyük zulme ortak olmayalım” diyerek yardım çağrısında bulundu.
– Kendisine yakın isimler tutuklandı, Laricani kardeşleri hedef aldı
Ahmedinejad, bu süreçte İran lideri Hamaney, dönemin Yargı Erki Başkanı Sadık Amuli Laricani ile kardeşi dönemin Meclis Başkanı Ali Laricani’ye eleştiriler içeren açıklamalar yapmaya başladı. Özellikle Laricani kardeşleri hedef alan Ahmedinejad, 10 yıl boyunca yargıyı yöneten Sadık Laricani’yi yargıdaki yolsuzlukların başında yer almakla suçladı.
Kendi döneminde görev yapmış bakanların da aralarında olduğu 43 üst düzey isim, ülke yönetimine eleştiriler yönelten Ahmedinejad’ı Nisan 2018’de yayınladıkları bir bildiriyle hedef aldı. Bildiride, “ülkeyi karıştırmak isteyen yabancı düşmanlara zemin hazırlamakla” itham edilen Ahmedinejad’a, “devrimin ilkelerine geri dön” çağrısı yapıldı.
– DÖNEMİN YARGI ERKİ BAŞKANI LARICANİ’NİN GÖREVDEN ALINMASIYLA AHMEDİNEJAD’A KARŞI YÖNETİMİN TUTUMU YUMUŞADI
Eski Yargı Erki Başkanı Laricani’nin 2019’da İran lideri Hamaney tarafından görevinden alınması ve o dönem Hamaney’den sonra ülkenin lideri olarak gösterilen isimlerden biri olan İbrahim Reisi’nin Yargı Erki Başkanı olarak atanmasıyla Ahmedinejad’a karşı yaklaşım da yumuşamaya başladı.
Buna karşılık Ahmedinejad’ın, 2021’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Reisi’ye karşı aday olma talebi yine Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından veto edildi.
Ahmedinejad şu anda Meclis ile Anayasayı Koruyucular Konseyi arasındaki anlaşmazlıkları çözen anayasal bir kurum olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyinin üyesi olarak görev yapıyor.
Adaylığı iki kez Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından veto edilen eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, 28 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için yeniden adaylık başvurusunda bulundu.
Adaylığının onaylanması halinde güçlü adaylardan biri olabileceği değerlendirilen Ahmedinejad, kayıt işlemleri sonrası düzenlediği basın toplantısında, halkın bir çok kesiminden yeniden cumhurbaşkanı olması konusunda gelen istekler sonucunda adaylık başvurusu yaptığını söyledi.
Aday olabilmesi için Anayasayı Koruyucular Konseyinin onayını alması gerektiğinin farkında olan Ahmedinejad’ın, son yıllarda bir dönem yaptığı gibi ülke yönetimini doğrudan ve keskin şekilde hedef alan söylemlerden kaçınması dikkatleri çekiyor.
Aşırı sağın görünüşünün değiştiğini ancak bunun bile onu daha az tehlikeli yapmayacağının altını çizen Steinmeier, “Tam tersine takipçileri artık birçok dernek, grup ve sözde bilimsel enstitü kurdu. Zengin bağışçılar tarafından destekleniyorlar. Partilerin siyasi yapılarını ve ayrıcalıklarını kullanıyorlar ve etkileri parlamentolara kadar uzanıyor. Aşırı sağcılık, faillerin de ait olduğu ağlara sahiptir, henüz tam olarak araştırılmamış ağlar.” değerlendirmesinde bulundu.

– “DEĞERLERİMİZ İÇİN AYAĞA KALKMALIYIZ”
Steinmeier, “Walter Lübcke cinayeti, ülkemizde aşırı sağcı terör tarafından işlenen bir cinayettir. Böylesine acımasız bir eylem için kullanılabilecek tek bir kelime var, o da terördür.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasından Walter Lübcke’nin hayattayken bir panelde kullandığı “Değerler için ayağa kalkmalısınız.” sözüne atıfta bulunan Steinmeier, “Beş yıl önce bugün, bir demokrat olarak dik duruşunun ve toplumumuza bağlılığının bedelini hayatıyla ödedi. Evet, onun da ifade ettiği gibi değerlerimiz için ayağa kalkmalıyız.” diye konuştu.
Walter Lübcke’nin, liberal ve demokratik toplumdan nefret edenler tarafından öldürüldüğünü kaydeden Alman Cumhurbaşkanı, “O, toplumumuzu oluşturan değerleri savunduğu için öldürüldü. Bu cinayet hepimizi ilgilendirmektedir ve bizi asla rahat bırakmamalıdır.” dedi.
Aşırı sağ terör kurbanlarının kendileri için bir uyarı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Steinmeier, “Bunlar, toplum olarak bize gelecek için dersler vermektedir. Onun ölümü, bize kelimelerin nefreti nasıl körükleyebileceğini ve bu nefretin nasıl şiddete dönüşebileceğini hatırlatıyor.” diye konuştu.
– “Bu geçmiş, Solingen saldırısından Mölln ve Lübeck’e, NSU terör ağının cinayetlerine kadar uzanıyor”
Şiddetin korku tohumları ektiğini ve demokrasinin ihtiyaç duyduğu insanları susturduğunu kaydeden Steinmeier, Almanya’da sorumluluk alan insanlardan yoksun olması durumunda demokrasinin köklerinden kuruyacağını, bu şiddete yer bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Steinmeier, Almanya’da halen aşırı sağcı teröre karşı mücadelede birliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Almanya’da aşırı sağcı şiddetin sürekliliğinin uzun bir geçmişe dayandığına ve halen sürdüğüne dikkati çeken Steinmeier, şöyle devam etti:
“Bu geçmiş, Solingen saldırısından Mölln ve Lübeck’e, uzun süre tanınmayan NSU terör ağının cinayetlerine ve saldırılarına kadar uzanıyor. Ayrıca burada, 6 Nisan 2006’da 21 yaşındaki Halit Yozgat’ın vurularak öldürüldüğü Kassel’de ve 2 Haziran 2019’dan bu yana Almanya’nın içinden geçmeye devam ediyor, Halle’ye, Hanau’ya.”
– LÜBCKE, 2019’DA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ
Kassel Valisi Walter Lübcke, 2015’te mültecilerin Almanya’ya gelmelerini eleştirenlere karşı, “Bu değerleri paylaşmayan istediği zaman bu ülkeyi terk edebilir. Her Alman bunu yapmakta serbesttir.” ifadelerini kullanmış ve bu açıklaması aşırı sağcı çevrelerce büyük tepki çekmişti.
Vali Lübcke, 2 Haziran 2019’da evinin bahçesinde Neonazi Stephan Ernst tarafından başına tek kurşun sıkılarak öldürülmüştü.
Irkçı katil Stephen Ernst’in daha önce de “Frankfurt’ta Türk din görevlisini bıçaklamak”, “mülteci yurduna bombalı saldırıda bulunmak”, “1 Mayıs’ta sendikacılara sopalarla saldırmak” ve “Iraklı mülteciyi bıçakla ağır yaralamak” gibi suçlardan sabıkası bulunuyordu.

Siyasi gözlemciler, iki ateşkes önerisi arasında öne çıkan en büyük farkın, Hamas’ın teklif sunduğu dönemde İsrail’in saldırıları nedeniyle toplam sivil can kaybı 27 bin civarındayken şimdi ise 37 bine yaklaşması olduğuna dikkati çekiyor.
İsrail’in sunduğu, ilk kez Biden’ın açıkladığı 3 aşamalı yeni ateşkes taslağının ilk kademesi 6 haftadan oluşuyor ve bu süreçte İsrail askerlerinin Gazze’deki yerleşim yerlerinden tamamen geri çekilmesi öngörülüyor.
Ayrıca bu aşamada Hamas’ın elindeki rehinelerin, öncelikle yaşlılar ve kadınlar olmak üzere bir kısmının bırakılması, buna mukabil İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilerin bir bölümünün salıverilmesi ve Gazze’ye insani yardımların günlük 600 tır seviyesine çıkarılması da taslakta bulunuyor.
İlk aşama, yerlerinden edilen Gazzelilerin yaşadıkları bölgelere güvenli şekilde geri dönebilmelerini de içeriyor.
Bu 45 günlük ilk kademede İsrail ile Hamas arasında ikinci aşamaya geçiş için çatışmaların kalıcı şekilde sonlandırılması amacıyla müzakere sürecinin de yürütülmesi planlanıyor.
İsrail yönetiminde özellikle aşırı radikal üyelerin, defalarca kalıcı ateşkese sıcak bakmadığını açıklamaları nedeniyle bu müzakerelerin, ilk aşama sürecinde en kırılgan konu olabileceği değerlendirmesi yapılıyor.
2. ve 3. aşamalarda neler var?
İkinci aşamaya geçildiğinde ise sağ olan İsrailli erkek askerler dahil hayatta kalan tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden tamamen çekilerek ilk kademedeki geçici ateşkesin kalıcı şekilde çatışmaların sonlandırılmasına dönüşmesi öngörülüyor.
İkinci aşamanın da başarıyla sonuçlandırılarak tarafların anlaşmaya varması ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda anlaşmanın üçüncü yani son kademesine geçilmesi ve Gazze’nin yeniden inşa süreci gündeme getirilerek ölen rehinelerin cenazelerinin teslim edileceği belirtiliyor.
Biden, ateşkes önerisini açıkladığı basın toplantısında, İsrail’in Gazze’de “Hamas’ın işini bitirdiğini” savunarak, İsrail’in bombardımanları sonucu yerle bir olan Gazze’nin yeniden inşasına katkı sunacak Arap ülkelerinin “Hamas’ın yeniden silahlanmasına izin vermeyecek yaklaşım içinde” bulunacağını söyledi.
Son ateşkes teklifi, 4 ay önce Hamas’ın sunduğu öneriyle benzeşiyor
İsrail’in ABD üzerinden gündeme getirdiği Gazze’de yeni ateşkes önerisinin yaklaşık 4 ay önce, 6 Şubat’ta Hamas’ın sunduğu esir takası ve ateşkes teklifinden çok farklı olmaması dikkati çekti.
Hamas, o dönemde taraflar arasında devam eden müzakerelere yönelik Katar ve Mısır üzerinden sunduğu öneride aynı şekilde üç aşamalı ateşkes taslağını gündeme getirmişti.
Her kademenin 45 gün süreceği Hamas’ın taslağının ilk aşamasında da kadın, hasta, 60 yaş üzeri ve 19 yaş altındaki tüm rehinelerle birlikte 35-40 civarında İsrailli erkeğin, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli kadın ve çocukların serbest bırakılması karşılığında salıverilmesi önerilmişti.
İkinci 45 günlük aşamada da İsrailli askerler dahil hayattaki diğer erkek rehinelerin bırakılması, son yani üçüncü aşamada da iki taraftaki cenazelerin değişimi ve akabinde Gazze’nin yeniden inşası için ablukanın kaldırılması isteniyordu.
Hamas, teklifinde İsrail hapishanelerinden 1500 Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını ve bunlardan üçte birini İsrail tarafından ömür boyu hapse çarptırılan Filistinliler arasından seçmek istediğini iletmişti.
Esir takası sürerken Gazze’ye yardım amacıyla sınır geçiş kapılarının açılması, İsrail ile Hamas’ın kalıcı barış için müzakerelere devam etmesi ve toplam 4,5 ay (135 gün) sonra da kalıcı barışın sağlanması öngörülüyordu.
Biden, Hamas’ın teklifi için “biraz abartılı göründüğü” değerlendirmesinde bulunmuştu
ABD Başkanı Joe Biden, 6 Şubat’ta Hamas’ın o tarihlerde devam eden ateşkes müzakerelerine yönelik “çerçeve anlaşma” şeklinde Mısır ve Katar üzerinden sunduğu taslak için “biraz abartılı göründüğü” değerlendirmesinde bulunmuştu.
İsrail de bu teklife yönelik müzakerelerin parçası olarak savaşı bitirmeye dair herhangi bir taahhütte bulunamayacağını beyan edince Hamas’ın önerdiği ateşkes anlaşması çıkmaza girmişti.
Tel Aviv yönetimi ile Hamas arasında esir takası mutabakatı kapsamında Mısır’ın başkenti Kahire’de 13 Şubat’ta yapılan toplantının arından ABD, İsrail, Katar ve Mısır’dan heyetlerin katıldığı müzakereler, Fransa’nın başkenti Paris’te devam etmiş ve 24 Şubat’ta sonlanmıştı.
Hamas’ın ateşkes önerdiği 6 Şubat’ta, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri süren saldırıları sonucu Gazze’deki sivil kayıpların sayısı 27 bin 585 olarak kayıtlara geçmişken o dönemden bu yana yaklaşık 4 aylık süreçte bu sayı neredeyse 10 bin artarak şu anda en az 15 bin 328’i çocuk, 10 bin 171’i kadın olmak üzere 36 bin 379’a ulaşmış bulunuyor.
Biden için benzer ilk taslaktan sonra yaklaşık 10 bin Filistinlinin daha öldürülmesinin ardından ne değişti?
Biden’ın, Hamas’ın benzer ateşkes teklifine “abartılı” bulduğunu söyleyerek destek vermemesine rağmen 4 ay sonra saldırılarda yaklaşık 10 bin Filistinlinin daha öldürülmesinin ardından neden şimdi İsrail’in önerdiği taslağı sahiplenerek taraflara çağrıda bulunduğu değişik yorumlara sebep oluyor.
Siyasi gözlemciler, Biden’ın kasımdaki başkanlık seçimlerinde Gazze’de İsrail’in saldırılarına verdiği destek ve “soykırım işbirlikçiliği” baskısına karşı, kendi seçmen tabanı da dahil dünyadan gelen büyük tepkiler üzerine zorlandığı değerlendirmesini yapıyor.
İsrail’in Gazze’de on binlerce sivili öldürmesi ve abluka altında tuttuğu bölgeye insani yardımların girişini engelleyerek felaket düzeyinde açlık ve kıtlığa yol açması, tüm dünyada Tel Aviv yönetimine tepkilerin artmasına neden oluyor.
ABD dahil birçok ülkede milyonlarca kişi, Filistinlilerin haklarını savunmak ve katliamlara ‘Dur!’ demek için sokaklara dökülürken İsrail hükümetinde ABD üzerinden sunulan teklife “İsrail’in tüm hedeflerine ulaşmadan savaşın sona ermeyeceği” şeklinde tavır sergileyen kesim de bulunuyor.
Tüm bunlar, ateşkes başlasa bile müzakere sürecinin zorlu geçeceğini gösteriyor. 18 yıldır İsrail’in uyguladığı ablukanın sona erip ermeyeceği, yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’de nasıl bir yönetimin olacağı ve yerle bir edilen Gazze Şeridi’ndeki yeniden imar sürecinin nasıl işleyeceği gibi konuların nasıl neticeleneceği de merakla bekleniyor.
“Şu anda bizdeki gibi popülasyon olmadığında sahipsiz kalan her hayvan yakalanmalı ve kısırlaştırılmalıdır.” diyen Esmeier, bunun dışındaki her şeyin sayılarının artmasına ve acı çekmelerine yol açacağını, köpeklerin vahşi olmadığını ve insanlara ihtiyaç duyduklarını dile getirdi.

Esmeier, “Sadece insanlarla değil köpekler arasında da çatışmalar kaçınılmazdır ancak bu toplu halde öldürülmelerine veya uyutulmalarına yol açmamalıdır çünkü bu, insan kaynaklı bir sorundur.” ifadesini kullandı.
Sahipsiz gezen köpeklerin tümünün geciktirilmeden derhal kısırlaştırılmasını kesinlikle tavsiye ettiğini vurgulayan Esmeier, “Gecikmeler olduğunu biz de biliyoruz, örneğin kısırlaştırılmamış başıboş hayvanın sahibinin ortaya çıkma ihtimaline karşı hayvanların 10 gün boyunca hayvan barınağında tutulması gerekiyor. Bunların hemen kısırlaştırılması gerekiyor.” dedi.

– “SAHİPLİ KISIRLAŞTIRILMAMIŞ HAYVANLAR, ORTALIKTA DOLAŞMAMALI”
Üremenin artmaması için hayvanlara çip takma imkanının bulunduğunu anlatan Esmeier, sonraki 6 ay içinde kısırlaştırma ameliyatının yapılabileceğini, böylelikle üremenin gerçekten sona erebileceğini savundu.
“Bu sırada sahipli kısırlaştırılmamış hayvanların ortalıkta dolaşmasına izin verilmemeli. Bu hayvanların sahipleri olabilir ancak bu arada istemeden de olsa yavruluyor olabilirler.” uyarısında bulunan Esmeier, sahipli köpeklerin durumunu kontrol altına almadan sahipsiz köpek sorununun çözülemeyeceğini, sürekli alevleneceğini savundu.
Esmeier, “Köpeklerin yetişmesini, başıboş gezmelerini biz sağladık ve şimdi ‘İyi, biz berbat ettiğimiz için tüm hayvanları uyutacağız.’ demek, bizim ölçümüz değil.” şeklinde konuştu.
Sahipsiz hayvan sorunuyla kökünden mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Esmeier, bunun da ancak kısırlaştırmayla mümkün olabileceğini savundu.
Aynı anda çok sayıda köpeğin hadım edilebileceğini söyleyen Esmeier, kısırlaştırma çipi takılarak 6 ay zaman kazanılabileceğini ve bu dönemde hepsinin kısırlaştırılabileceğini kaydetti.
– “KISIRLAŞTIRMANIN, DAHA AZ KAYNAK TÜKETECEĞİNE İNANIYORUM”
Esmeier, “Kısırlaştırmanın, örneğin bir hayvanın barınakta ömür boyu kalmasından daha az kaynak tüketeceğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de bulunan sahipsiz köpeklerin hemen veya 24 saat içinde kısırlaştırılabileceğini belirten Esmeier, sahiplerinin gelmesi için 10-12 gün beklenmesine gerek olmadığını, kısırlaştırılmış olarak da teslim edilebileceklerini söyledi.

– “BAŞIBOŞ KALMALARINA İZİN VERİLMİYOR”
Almanya’da bariz şekilde sahipsiz dolaşan her hayvanın “bulunmuş” kabul edildiğine dikkati çeken Esmeier, yerel yönetimlerin bununla “kayıp mal” statüsünde ilgilenme sorumluluğunun bulunduğunu dile getirdi.
Esmeier, “Çünkü sahibinin, 6 ay boyunca bulunan hayvanın kendisine verilmesini talep etme hakkı vardır.” diyerek, bu yüzden Almanya’daki çoğu belediyenin yerel hayvan barınaklarıyla sözleşmeler imzaladığını, dışarıda başıboş kalmalarına izin verilmediğini söyledi.
Kediler konusunda da aynı şeyi yaptıklarını anlatan Esmeier, kısırlaştırıldıktan sonra sokağa bırakıldıklarını, en önemli meselenin çoğalmanın engellenmesi olduğunu vurguladı.
– “BAKMA BİLİNCI OLUŞMALI”
Esmeier, insanların besledikleri kedileri kısırlaştırmadan salıvermeleri gibi benzer sebeplerin kontrolsüz üremelerine yol açtığına dikkati çekti.
İnsanların evlerinde besledikleri kedileri kısırlaştırmadan dışarıya salıvermelerine izin verilmemesi amacıyla mücadele ettiklerini dile getiren Esmeier, Berlin’de böyle bir kısırlaştırma zorunluluğunun bulunduğu bilgisini paylaştı.
Sosyal medya sayesinde dünyadaki pek çok insanın sevimli köpek yavrusu ve başkalarına gösterebilecekleri ince tüylü ve tatlı bir hayvan almak istediğine işaret eden Esmeier, kedi ve köpeklere 15 yıl boyunca bakmak, veterinere para ödemek, yaşlandıklarında da yanında olmak gibi bir bilincin oluşması gerektiğini vurguladı.

BARINAKLARIN FİNANSMANI NASIL?
Esmeier, Almanya’da hayvan barınaklarının yapısı ve finansmanıyla ilgili her belediyede farklı uygulamaların bulunduğunu söyledi.
Berlin Belediyesinin bulunan hayvanların bakım masraflarını 180 güne kadar karşıladığını anlatan Esmeier, “Bu, ‘bulunan hayvanlar’ için yasal süredir ve 6 aydır. Bu süre boyunca (bulunan hayvanın masrafları) Berlin Belediyesi tarafından finanse ediliyor. Hayvanlar, bu süre dışında yuva bulunamazsa tüm masrafları kendimiz karşılamak üzere bizde kalıyorlar ve bağışçılar, özel havyan derneği tarafından finanse ediliyor.” ifadelerini kullandı.
Esmeier, ülkede bir hayvanın sahiplenilene kadar tüm masraflarının finanse edildiği barınakların da bulunduğunu söyleyerek, sahiplenilene kadar masraflarının karşılanmasının belediyenin sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Almanya’da tamamı finanse edilen, belediyelere ait hayvan barınaklarının da bulunduğunu anlatan Esmeier, bunların iki elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar az sayıda olduğunu dile getirdi.

Hayvan koruyucusu olarak bu konudaki bilincin tüm dünyada değişmesinin gerektiğini, bir ülkeyle sınırlı olmadığını vurgulayan Esmeier, şunları kaydetti:
“İyi ki Türkiye’yi çok iyi tanıyorum ve orada çok sayıda hayvansever olduğunu biliyorum ancak sadece hayvanı beslemek ve sevmek zorunda olmadığımı, aynı zamanda onların yavrularına ömür boyu bakılmasını sağlamam ya da (onlara) mani olmam gerektiğine ilişkin bilince ihtiyaç var. Örneğin, sürekli yeni köpek yavrularının üretilmesi ve yaşlı köpeklerin hayvan barınaklarına konulması veya terk edilmesi söz konusu olamaz yani bir evcil hayvandan sorumlu bulunmanın sadece beslemek, okşamak ve sarılmaktan daha fazlası olduğu bilincinin oluşması gerekiyor. Bu, kesinlikle değişmeli.”
