Azerbaycan Hava Yolları’na ait bir Embraer 190 yolcu uçağı, dün Kazakistan’ın Aktau kenti yakınlarında alev alarak yere çakıldı.
38 kişinin hayatını kaybettiği kazada, 29 kişi ise mucizevi şekilde kurtarılarak tedavi altına alındı. Kazanın ardından uçaksavar füzesi iddiaları gündeme geldi.
Uçak, Bakü’den Çeçenistan’ın Grozni kentine gitmek üzere yola çıkmış, ancak rotasından yüzlerce kilometre saparak Hazar Denizi’nin doğu kıyısında acil iniş yapmaya çalışmıştı.
UÇAKSAVAR FÜZESİ TARAFINDAN VURULDU İDDİASI
Havadayken sekiz çizen uçağın neden böyle bir sapma yaşadığıyla ilgili tartışmalar sürerken İngiliz Telegraph gazetesine göre, Rus askeri blog yazarları ve bazı havacılık analistleri, kazanın sebebinin uçaksavar füzesi olabileceğini öne sürdü.
Olay yerinden gelen görüntüler, uçağın dik bir açıyla çakıldığı ve yere düşerken bir ateş topuna dönüştüğünü gösteriyor.

RUSLAR İDDİALARI DESTEKLİYOR
Kaza sonrasında uçağın gövdesindeki deliklerin dikkat çektiğini belirten bazı analistler, bu deliklerin uçaksavar füzesinin şarapnel parçalarından kaynaklanabileceğini iddia etti.
Rus güvenlik servisleriyle bağlantılı olduğu bilinen Baza isimli bir Telegram kanalı, “Bu delikler, bombardıman veya bir patlama izlerini andırıyor.” dedi.
1,3 milyon abonesi olan Rybar isimli bir başka Telegram kanalı ise, gövdedeki hasarın “uçaksavar füzesinin çarpıcı unsurlarını” taşıdığını belirterek iddiaları destekledi.

OKSİJEN TANKI PATLADI
Kazadan hemen önce, uçak mürettebatının havada bir çarpışma yaşandığını bildirdiği öğrenildi.
İlk etapta, bu çarpışmanın kuş sürüsünden kaynaklandığı düşünüldü.
Ancak, daha sonra uçağın oksijen tanklarından birinin patladığı bilgisi ortaya çıktı.
RUSYA’NIN MÜDAHALE ETTİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR
Bu durum, çarpışmanın bir Rus hava savunma sistemiyle karşılaşma olabileceği yönündeki spekülasyonları güçlendirdi.
Telegraph’a göre, uçak planlanmayan bir rota üzerinden geçerken, Rus yetkililerin uçağın uçtuğu bölgeyi kontrol altına aldığı ileri sürüldü.
Kazanın kesin nedeni henüz netleşmemişken uçaksavar füze iddiası, hem Azerbaycan hem de Kazakistan yetkilileri tarafından derinlemesine incelenmeye alındı.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de Heyet Tahrir Şam çatısı altında birleşen muhalif gruplar, Beşar Esad yönetimine karşı ayaklanarak 8 Aralık tarihinde Şam’a girerek 61 yıllık Baas rejimin çökertmişti.
İran ve Rusya’nın destekleriyle ayakta duran Beşar Esad ise, yenilgisinin ardından Rusya’ya kaçarak mülteci olmuştu.
Suriye’nin geçici yönetimini devralan HTŞ lideri Ahmed eş-Şera , ülkenin yeniden ayaklanması sürecini resmen başlattığını duyurmuştu.
SURİYE’DEN TAZMİNAT TALEP ETTİ
Yaşanan halk darbesinden dış güçleri sorumlu tuttuklarını ifade eden İran yönetimi ise, yeni Suriye hükümetinden Esad yönetimindeki borçları ödemesini istedi.
30 milyar dolarlık bir tazminat beklediklerini açıklayan İran, “Hükümet değişse bile İran’ın Suriye üzerindeki alacaklarından vazgeçilmeyecek. Suriye’de kurulacak yeni yönetim, bu borcu İran halkına ödemekle yükümlü olacak” açıklamasını yapmıştı.

İRAN’A 300 MİLYAR DOLARLIK TAZMİNAT
İran’ın tazminat isteğine, eş-Şara geçici hükümetinden bir adım geldi.
Lübnan’ın El-Modon gazetesinde yayınlanan habere göre, Suriye’nin yeni yönetimi, uluslararası mahkemeler aracılığıyla İran’dan 300 milyar dolar tazminat talep etmeye hazırlanıyor.
“ESAD’A VERDİKLERİ DESTEK ÜLKEDE YIKIMA NEDEN OLDU”
Tazminatın, “Tahran’ın devrik devlet başkanı Beşşar Esad rejimi lehine milislerle kurduğu askeri ittifak sırasında, Suriyelilere ve Suriye’nin altyapısına yönelik suç teşkil eden ve keyfi politikalar nedeniyle oluşan zararların karşılanması amacıyla, Suriye halkına ve Suriye devletine ödeneceği” ifade edildi.
Yeni hükümet, İran’ı Esad’a verdikleri destek nedeniyle yaşanan katliama “ortak” olarak görüyor.

İRAN İLE İLETİŞİM KURULMADI
Lübnan merkezli El-Modon gazetesinin haberine göre, Suriye’deki yeni siyasi yönetime yakın bir kaynak, İran ile henüz herhangi bir iletişim kurulmadığını belirtti.
Kaynak ayrıca, Şam Büyükelçiliği ve Suriye’nin Tahran Büyükelçiliğinin açılmasına ilişkin diplomatik müzakereler de dahil olmak üzere, İran’la hiçbir görüşme gerçekleştirilmediğini ve Tahran yönetiminin, Esad rejimine destek amacıyla kurduğu askeri ittifak nedeniyle dava edileceğini ifade etti.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze topraklarını işgal eden İsrail ordusu, saldırılarına yenilerini eklemeye devam ediyor.
Binlerce masumu katleden ordu, bu defa yaptıkları katliamı dünyaya duyuran basın mensuplarını hedef aldı.
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’na baskın düzenleyen İsrail askerleri El-Kuds el-Yevm (alqudstoday-tv) televizyonuna ait canlı yayın aracına bombalı saldırı düzenledi.
5 GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ
Feci saldırıda araçta ve aracın yakınında bulunan 5 gazeteci hayatını kaybetti.

KİMLİKLERİ AÇIKLANDI
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, televizyon çalışanlarından 5’inin hayatını kaybettiği, ölenlerin foto muhabiri Eymen el-Cedy ile gazeteciler Faysal Ebu el-Kumsan, İbrahim eş-Şeyh Ali, Muhammed el-Led’a ve Fadi Hassune olduğu kaydedildi.
ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ SAYISI 201’E ÇIKTI
Açıklamada, söz konusu gazetecilerin öldürülmesiyle İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda öldürülen gazeteci sayısının 201’e çıktığı ifade edildi.
İsrail’in Filistinli gazetecileri hedef alması, öldürmesi ve suikasta uğratmasının en güçlü şekilde kınandığı açıklamada, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Arap Gazeteciler Federasyonu ve dünyanın tüm ülkelerindeki gazetecilik kuruluşlarına, Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik bu sistematik suçları kınamaları çağrısında bulunuldu.

“ABD, İNGİLTERE, ALMANYA VE FRANSA SORUMLU”
Açıklamada, “Bu iğrenç ve vahşi suçun işlenmesinden” tamamen İsrail ve soykırım suçuna iştirak eden ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler sorumlu tutuldu.
Uluslararası topluma, uluslararası örgütlere ve dünyanın tüm ülkelerindeki gazetecilik ve medya çalışmalarıyla ilgili örgütlere İsrail’in suçlarını kınamaları, onu caydırmaları, devam eden suçlarından dolayı uluslararası mahkemelerde yargılamaları ve İsrailli suçluları adalete teslim etmeleri çağrısında bulunulan açıklamada ayrıca soykırım suçunu durdurmak, Filistin’de ve özelde Gazze Şeridi’nde gazetecileri ve medya çalışanlarını korumak, onları öldürme ve suikast suçunu durdurmak için İsrail’e ciddi ve etkili baskı uygulamaları talep edildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olumsuz hava koşulları nedeniyle il genelindeki resmi ve özel olmak üzere tüm örgün ile yaygın eğitim kurumlarında eğitim ve öğretime bir gün ara verildi.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel ile çocuğu kreşe ya da anaokuluna giden kamu çalışanı anneler de izinli sayılacak.
VAN-BAHÇESARAY KARAYOLU GEÇİCİ OLARAK TRAFİĞE KAPATILDI
kar yağışı ve tipi hayatı olumsuz etkiledi. Vatandaşlar, lapa lapa yağan kar yağışının altında gezintiye çıkıp fotoğraf çekerken, Van-Bahçesaray karayolu geçici olarak trafiğe kapatıldı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarısının ardından Van’da akşam saatleri itibariyle kar yağışı etkili oldu. Kar ve tipi, kent merkezinde vatandaşlar sokağa çıkarak gezinti yaptı. Kar kalınlığı kent merkezinin kenar mahallelerinde 10, yüksek kesimlerde ise 25 santimetreye kadar ulaştı. Yağışa hazırlıksız yakalanan sürücüler trafikte zor anlar yaşadı. Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı karla mücadele ekipleri, trafikte aksama yaşanmaması için kent merkezinde kar küreme çalışması başlattı. Bu arada Van-Bahçesaray karayolu da kar ve tipi nedeniyle geçici olarak trafiğe kapatıldı.
Van kent merkezine kar yağmasından mutlu olduklarını belirten Erdem Aldemir, “Hakkari’den Van’a gezmeye geldim. Burada güzel bir kar yağışı var. Bu bölgenin güzelliği de kar ile oluyor. Kar yağışına çok sevindik.” dedi.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğretmenlere sınav uygulamalarında rehber niteliği taşıyan söz konusu örnek soruların çözüm videoları ise öğrencilerin yazılı sınav sorularının cevaplarına ilişkin bilgi sahibi olmalarını sağlayacak.
Öte yandan eğitim kurumu sınıf/alan zümreleri, kendi il sınıf/alan zümrelerince hazırlanan konu soru dağılım tablolarına göre söz konusu örneklerde yer alan soru şekillerine uygun açık uçlu veya kısa cevaplı sorulardan oluşan sınav sorularını hazırlayacak.
Örnek soru kitapçıklarına ve çözüm videolarına bakanlığın internet sitesinden ulaşılabiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay’da Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, bağlı okullara gönderdiği yazıda kız öğrencilerin servislerde ön koltuklara oturtulmamasını istedi.
Yazıda konu hakkında öğrencilerin bilgilendirilmesini ve servislerde ön koltukta kız öğrencinin oturduğunun tespiti halinde şoförlerin derhal uyarılması gerektiği belirtildi.
EĞİTİM-SEN: GERİ ÇEKİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ
Eğitim-Sen Hatay Şubesi’nden yapılan açıklamada da “Eğitim Sen Hatay Şubesi olarak Antakya İlçe milli eğitim müdürlüğünün bu yazısını hukuki, pedagojik, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından doğru bulmadığımızı; laiklik karşıtı bu yazıyı geri çekmesini talep ediyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz” denildi.
Eğitim Sen Hatay Şubesi olarak Antakya İlçe milli eğitim müdürlüğünün bu yazısını hukuki, pedagojik, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından doğru bulmadığımızı; laiklik karşıtı bu yazıyı geri çekmesini talep ediyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. pic.twitter.com/KMARvyfHp1
— EĞİTİM SEN HATAY ŞUBESİ (@sen_subesi) December 16, 2024CHP’Lİ EMİR: SORUŞTURMA BAŞLATILMALI
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir X hesabından yaptığı açıklamada, “Kız çocuklarının okula gönderilmemesini karma eğitime bağlayan gerici Milli Eğitim Bakanı’nın aynı kafadaki İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden çıkan yazının izahatı yoktur! Neymiş? Taşımalı eğitimde kız öğrenciler ön koltuklara oturmayacak, oturanlar uyarılacakmış. Bu kararı akıl eden, yazıyı onaylayan, itiraz etmeyip uygulamaya alan kim varsa hepsi hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır ve yazı geri çekilmelidir! Kadınları, kız çocuklarını ön koltuklardan değil kendi kirli zihniyetinizden koruyun” dedi.
REKLAM
Kız çocuklarının okula gönderilmemesini karma eğitime bağlayan gerici Milli Eğitim Bakanı’nın aynı kafadaki İl Milli Eğitim Müdürlüğün’den çıkan yazının izahati yoktur!
Neymiş? Taşımalı eğitimde kız öğrenciler ön koltuklara oturmayacak, oturanlar uyarılacakmış.
Bu kararı akıl… pic.twitter.com/SCcTM1z89g
— Murat Emir (@muratemirchp) December 17, 2024YENİ AÇIKLAMA: DİKKATE ALMAYIN
Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün taşımalı eğitim ile ilgili okullara gönderdiği ‘Öğrenci servislerinde ön koltukta kız öğrenciler oturmasın’ talimatlı yazısı geri çekildi.

Şube Müdürü Mehmet Öztürk imzasıyla yeniden okullara iletilen yazıyla 12.12.2024 tarihinde iletilen ‘Kız öğrencilerin ön koltukta oturtulması’ içerikli yazının dikkate alınmaması istendi. 17.12.2024 tarihli yazıda, yapılacak iş ve işlemlerin Okul Servis Yönetmeliği’ne göre yürütülmesi istendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-2025 eğitim öğretim yılında kademeli olarak uygulanmaya başlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” doğrultusunda 5. ve 9. sınıflara yönelik örnek ölçme araçları ve etkinlik örnekleri daha önce eylül, ekim ve kasım aylarında yayımlanmıştı.
Yeni yayımlanan ölçme araçları da ilgili derslerin farklı öğrenme çıktıları ve süreç bileşenlerinin bir bütün halinde ölçülmesine olanak sağlayan farklı yaklaşımlar kullanılarak hazırlandı.
Yayımlanan ölçme ve değerlendirme araçları hem öğrenme süreçlerinde hem de sınıf içi ölçme ve değerlendirmede kullanılabilecek.
Yeni müfredata uygun ölçme ve değerlendirme araçları ilerleyen dönemlerde belirli aralıklarla yayımlanmaya devam edecek.
Yeni ölçme araçlarına bakanlığın sitesinden ulaşılabiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜLKELERİNİ AYAĞA KALDIRMALILAR: Bölgemizde ve dünyada önemli hadiseler cereyan ediyor. Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri de aynı zaviyeden Suriye halkının çıkarını önceleyen bir yaklaşımla çok yakından takip ediyoruz. Suriye halkının birliğe, dayanışmaya, uzlaşıya ve savaş yorgunu ülkelerini süratle ayağa kaldırmaya ihtiyacı var. Biz de komşuları ve kardeşleri, bu zorlu süreçte Suriye’de istikrarın sağlanmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin yeniden tesisine atfettiğimiz önemi her fırsatta vurguluyoruz.
SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLMALIYIZ: Tüm dini, mezhebi ve etnik grupların yan yana sulh içinde yaşadığı terörden arındırılmış bir Suriye’nin inşası en samimi beklentimiz. D-8 üyeleri olarak bu zorlu mücadelelerle Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmamız gerektiğine inanıyorum.

BUGÜN DÜNDEN DAHA GÜÇLÜYÜZ: Teşkilatımızı büyütmek suretiyle etki alanını daha da geliştirmek için yeni üye ve ortaklara kapımızın açık olması gerekiyor. Bu noktada Endonezya Cumhurbaşkanımızın talebini ben de aynen paylaşıyorum. Son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştiren Azerbaycan’ın teşkilatımıza üye olmasıyla birlikte bugün dünden daha güçlüyüz. Kardeş Azerbaycan’a D-8 ailemize hoş geldiniz diyorum.
KÜRESEL GÜVENLİK KURUMLARI İŞLEVSİZ: Yaklaşık çeyrek asırlık geçmişe sahip teşkilatımızın kuruluş felsefesinde yer alan barış, diyalog, işbirliği, adalet ve eşitlik kavramlarının önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Artan çatışmalar, krizler ve savaşlar karşısında maalesef küresel güvenlik ve istikrarı teminle görevli kurumlar sorumluluklarını yerine getirmiyor. Gelinen noktada sadece siyasi sistemin değil, temelleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında atılan ekonomik nizamın da ciddi sarsıntılar geçirdiğini görüyoruz. Küresel iktisadi kurumlar cari gerçeklere ya uyum sağlayamıyor ya da ihtiyaç duyulan desteği vermekte zorlanıyor. Böylesine hassas bir dönemde gerçekleştirdiğimiz zirvemizde alacağımız kararların sorunların çözümünde bize rehberlik etmesini ümit ediyorum.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN YOLU GENÇLER: Toplantımızın temasını teşkil eden gençler ve KOBİ’ler ülkemizin son 22 yıldır ekonomi alanında kaydettiği ilerlemenin de lokomotifi oldu. Üye ülkelerimizdeki toplamda 1 milyardan fazla nüfusumuzun çok büyük kısmı gençlerden oluşuyor. Avrupa dahil Batı’da nüfusun giderek yaşlandığı bir dönemde genç nüfus iyi değerlendirilebildiğinde bizler için çok büyük bir avantaj. Türkiye olarak sürdürülebilir kalkınmanın ancak gençlerin ekonomiye azami iştiraki ile mümkün olabileceğini biliyoruz. Gençlerimizin teknolojik ve dijital becerileriyle girişimci ruhlarını geliştiren proje ve programlar yürütüyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’e en az gelişmiş ülkeleri dahil etmek suretiyle küresel adalet ve gelişime katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

TERCİHLİ TİCARETİN ÖNEMİ: KOBİ’lerin desteklenmesinde D-8’in mevcut imkânlarını daha etkin şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Ticaretten yatırıma, kırsal kalkınmadan tarıma, turizmden enerji ve ulaştırmaya kadar çeşitli alanlarda KOBİ’leri bilgilendirici programlar düzenlenmesinde fayda var. KOBİ’lerin teşkilatımızın en önemli girişimlerinden olan tercihli ticaret uygulamalarından azami derecede istifade edebilmeleri için programlar geliştirilmesi gerekiyor. Bu programlar ülkemiz arasındaki ticarete önemli katkı sunacak. Mısır’ın da tercihli ticaret anlaşmasını onaylamasıyla birlikte artık çok daha geniş çerçevede anlaşmanın uygulanması mümkün olacak.
ABBAS VE MİKATİ DESTEK İSTEDİ
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “İsrail’in 1967 sınırlarında Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi gerektiği konusunda tüm dünya hemfikirdir. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerine devam ediyor ve dünya, tek bir standartla hareket etmeli” ifadelerini kullandı. Lübnan Başbakanı Necib Mikati ise Lübnan’ın çok büyük bir kriz yaşadığını belirtti ve İsrail’in ülkelerine saldırıları nedeniyle D-8 ülkelerinden yardım istedi.

KAHIRE’DE YOĞUN DIPLOMASI TRAFIĞI
YENİ Başkanlık Sarayı’ndaki aile fotoğrafı çekiminin ardından, liderler Kuran’da ilk inen ayet olan İkra (Oku) yazılı tablo önünde zirve anı defterini imzaladı. Salonda, Fetih Suresi okundu. Toplantıya, D-8 üyesi Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ile Pakistan’ın devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov da katıldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es- Sisi ile görüşen Erdoğan, Mısır’la savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kalkınma başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmeye, 15 milyar dolar karşılıklı ticaret hacmi hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le görüşmesinde ise Erdoğan, siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için çalışmaların devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la da bir araya geldi.

İSRAİL’E KARŞI BİRLİK ÇAĞRISI
D-8 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Filistin ve Lübnan’daki durumlara ilişkin özel oturumda İslam ülkelerine İsrail’e karşı atılacak adımlar için birlik ve öncülük etme çağrısında bulunan Başkan Erdoğan şu mesajları verdi:
İsrail yönetimi, Amerika’nın aleni, birçok Batılı ülkenin de dolaylı desteğinden cesaret alarak saldırılarını genişleterek sürdürüyor. Lübnan’dan sonra Suriye de İsrail yayılmacılığının hedefi oldu. İsrail’in Golan tepelerinde yasadışı yerleşimlerini genişletmesi dâhil Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan adımlarını görüyoruz. Suriye’nin ve bölgemizin istikrarını tehdit eden bu hukuksuzluklara D-8 olarak çok daha güçlü tepki vermemiz gerek.

TECRİT EDİLMELİ
İslam ülkeleri olarak İsrail’e karşı atılabilecek adımlara öncülük etmeliyiz. Her şeyden önce İsrail’e silah ambargosu uygulanması, İsrail ile ticaretin sonlandırılması ve uluslararası alanda tecrit edilmesi çok mühim. Silah satışının durdurulması girişimimize aralarında güvenlik konseyinin daimi 2 üyesinin de bulunduğu 52 üye ve 2 uluslararası teşkilat destek verdi. Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan ve Türkiye olarak bizim de müdahillik başvurusu yaptığımız davaya D-8 üyeleri başta olmak üzere azami sayıda ülkenin müdahil olmasını teşvik etmeliyiz. Kısa vadede Gazze’de kalıcı ateşkese ulaşmak her zamankinden daha fazla önem kazandı. Bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Uzun soluklu hedefimiz ise 2 devletli çözümü hayata geçirmek için bir müzakere sürecinin başlatılması olmalıdır. Ateşkesin sağlanması konusunda Katar ve Mısır’ın sürdürdüğü müzakerelere güçlü destek vererek bir an evvel neticeye ulaşmalıyız.
DAHA FAZLA ÇABA HARCAMALIYIZ
Lübnan’da ateşkesin tesisi ve Suriye’de Esad rejiminin çökmesi, ümit ediyorum daha olumlu bir dönemin başlangıcı olacaktır. Lübnan’ın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde hep birlikte kardeşlerimizin yanında olmamız lazım. Filistin’de olduğu gibi Lübnan’da da siyasi dağınıklığın devam etmesine izin vermemeliyiz. Acil ve kalıcı bir barışın tesisi için D-8 ülkeleri olarak hep birlikte daha fazla çaba harcamalıyız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Güney Kore halkına olan “sarsılmaz” desteğine dikkati çeken Blinken, ABD’nin iki ülke arasındaki ittifaka olan bağlılığını yineledi ve ittifakın ortak değerlere ve karşılıklı çıkarlara dayanan ilişkisine değindi.
Blinken, ABD’nin bölgesel güvenlik, refah ve demokratik ilkelerin desteklenmesi de dahil olmak üzere ittifakın ortak hedeflerini yerine getirmek üzere Güney Kore’de Devlet Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Yoon Suk Yeol’un yerine vekaleten getirilen Başbakan Han Duck-soo ile işbirliği içinde çalışma niyetini ifade etti.
İkili, bölgesel ve küresel zorlukların ele alınmasında iki ülke arasında süregelen işbirliğine dikkati çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güler, Suriye‘de son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin gelen soruya verdiği yanıtta ” Suriye‘deki gelişmeleri yakınen takip ediyoruz. Yeni yönetim, devamlı açıkladığı olumlu mesajlarla kendisinin dünyayla ilişki kurması açısından çok önemli adımlar atıyor. AB, İngiltere, Fransa, İtalya, ABD’yle direkt ilişkileri kurmaya başladılar. Bunlar, yeni yönetimin lehine olan gelişmeler. Ayrıca, Suriye içerisinde de topluma verdikleri olumlu mesajlarla da halkla beraber çalışmaya başladığını ve devam edeceğini de açıkça ifade ediyorlar” dedi.
“İSTEDİĞİMİZ SEVİYEDE DEĞİL”
Türkiye‘deki Suriyeli göçmenlerin ülkelerine dönüşlerine ilişkin de konuşan Güler, “Ülkemizde yaşayan Suriyeli vatandaşlar da kendilerine açılan yeni kapılar da dahil olmak üzere çıkışla ilgili faaliyetlerini sürdürmeye başlamışlardır. Henüz arzu edilen seviyede olmasa da yapılacak düzenlemeler sayesinde Suriyeli vatandaşlarımızın güvenli ve onurlu bir şekilde kendi topraklarına kavuşacağını düşünüyoruz” sözlerini sarf etti.
“ZARAR VERMEDEN AYRILACAKLARINI DÜŞÜNÜYORUZ”
Güler öte yandan “Suriye’de şu anda Ayn El-Arab bölgesinde YPG/PKK elemanları bölgeden çıkmama konusunda direniyorlar, Haseke bölgesinde bir eylemde bulundular. Yeni yönetim özellikle Rakka ve Tapka’yı terk etmeleri konusunda kendilerine telkinlerde bulunuyor. Kendi aralarında bu anlaşmaları yapabileceklerini düşünüyoruz. Ayn El-Arab ve Sırrın’da ağır silahları dahil bırakarak, yönetime teslim ederek buralardan çıkmasını ve oradaki vatandaşları rahatsız etmeden, onların daha büyük çatışmalarla zarar vermeden buradan ayrılacaklarını düşünüyoruz” diye konuştu.

Milli Savunma BakanıTbmm Genel KuruluYaşar GülerPolitikaGüvenlikTürkiyeSuriyeGöçmenHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SICAKLIKLAR NORMALLERİN ÜZERİNDE
Hava sıcaklıklarının iç ve batı kesimlerde mevsim normallerinin 3 ila 5 derece üzerinde, diğer yerlerde mevsim normalleri civarında seyretmesi bekleniyor. Rüzgarın ise genellikle güneyli, kuzeydoğu kesimlerde batı ve kuzeybatılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.
BUZLANMA, DON VE ÇIĞ UYARISI
Yağışların gece saatlerinden itibaren İzmir, Aydın, Çanakkale çevreleri ile Balıkesir’in batı ilçelerinde yerel kuvvetli olması beklendiğini belirten Meteoroloji, yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı dikkatli ve tedbirli olunması konusunda uyardı. Sabah ve gece saatlerinde doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı beklendiği belirtilerek yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarıda bulunuldu. Ayrıca, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yükseklerinde dik ve eğimli yamaçlarında çığ tehlikesi bulunduğundan yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarı yapıldı.
BAZI İLLERDE HAVA DURUMU
İSTANBUL °C, 15°C Parçalı çok bulutlu, gece saatlerinden sonra sağanak yağışlı
ANKARA °C, 8°C Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu
İZMİR °C, 17°C Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların gece saatlerinden sonra yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.
ÇANAKKALE °C, 16°C Parçalı çok bulutlu, sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların gece saatlerinden sonra yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ANTALYA °C, 18°C Az bulutlu ve açık, öğleden sonra parçalı bulutlu, doğu ilçeleri sağanak yağışlı
SAMSUN °C, 16°C Parçalı bulutlu
ERZURUM °C, 0°C Parçalı bulutlu
DİYARBAKIR °C, 5°C Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu
GAZİANTEP °C, 11°C Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu

YaşamDünyaDoğakar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CENTCOM, Suriye‘nin Deyrizor vilayetinde hedefli bir saldırıda IŞİD Lideri Ebu Yusuf‘u öldürdüğünü açıkladı. Bugün sosyal medya platformu X üzerinden CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, “19 Aralık’ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Suriye‘nin Deyrizor Vilayetinde IŞİD lideri Ebu Yusuf aka Mahmud’u hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirerek Ebu Yusuf de dahil olmak üzere iki DEAŞ mensubunun öldürülmesini sağladı” denildi.
“KARARLILIĞIMIZIN PARÇASIDIR”
Açıklamada ayrıca “Bu hava saldırısı CENTCOM’un bölgedeki ortaklarıyla birlikte teröristlerin ABD’den, müttefiklerimizden ve ortaklarımızdan sivillere ve askeri personele yönelik saldırı planlama, organize etme ve gerçekleştirme çabalarını bozma ve geriletme yönündeki süregelen kararlılığının bir parçasıdır. Saldırı daha önce Suriye rejimi ve Ruslar tarafından kontrol edilen bir bölgede gerçekleştirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.
“AGRESİF BİR ŞEKİLDE HEDEF ALACAĞIZ”
CENTCOM Komutanı Michael Erik Kurilla ise operasyona ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bölgedeki müttefik ve ortaklarıyla birlikte çalışan ABD, daha önce de ifade edildiği üzere, IŞİD’in Suriye’deki mevcut durumdan faydalanmasına ve yeniden yapılanmasına izin vermeyecektir. IŞİD’in, şu anda Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 8 binden fazla DEAŞ mensubunun kaçmasını sağlama niyeti vardır. Suriye dışında operasyonlar yürütmeye çalışanlar da dahil olmak üzere bu liderleri ve ajanları agresif bir şekilde hedef alacağız.”

Amerika Birleşik DevletleriEbu YusufGüvenlikPolitikaSuriyeDünyaIşid
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>17 MİLYON DOLAR
Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberine göre, Korkmaz’ın uçağını 17 milyon dolara Ronaldo’ya sattığı, yerine 73 milyon dolara GLOBAL 7500 uçağı aldığı anlaşıldı. Kokrmaz’ın yeni uçağının şu anda Almanya’da BRABUS tesislerinde designer tarafından tasarımının yapıldığı ve 14 Şubat’ta Korkmaz’a teslim edileceği öğrenildi.
Sezgin Baran Korkmaz
Ayrıca Korkmaz’a ait uçağın TMSF’ye icra dairesi tarafından satıldığı öne sürülmüştü. ABD’de yaşayan ve bazı yatırımları olduğu belirtilen Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye ne zaman döneceği önümüzdeki günlerde görülecek ola kara para aklama mahkemesiyle belli olacak.
Sezgin Baran KorkmazCristiano Ronaldo3-sayfaFinansFutbolHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2 MAHKUMUN NAKLEDİLMESİ NEDENİYLE OLAYLAR ÇIKTI
Devlet Güvenlik Sekreteri Victor Hugo Chavez, basına yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının 2 mahkumun nakledilmesi nedeniyle çıktığını, polisin cezaevinde güvenliği sağlamak için operasyon yaptığını belirtti. Mahkumlar, çeşitli mobilyaları ve çöpleri ateşe verdi. Operasyonda çok sayıda silah, kesici alet ve patlayıcı madde ele geçirildi.
Öte yandan isyanın duyulması üzerine mahkum yakınları bilgi almak için cezaevi önünde toplandı.

GüvenlikCezaevi3-sayfaGüncelMahkumHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“4 BİN İRAN YANLISI MİLİTANI TAHRAN’A GÖTÜRDÜK”
Vladimir Putin, Suriye‘de Esad düşmeden önce toplamda 30 bin rejim askerinin ve İran yanlısı milisin savaşmadan geri çekildiğini belirtmiş ve kendilerinin 4 bin İran yanlısı militanı Tahran’a götürdüklerini öne sürmüştü.
DEVRİM MUHAFIZLARI İDDİAYI YALANLADI
İran tarafından ise Putin’in bu açıklamalarına yalanlama geldi. Putin’in Suriye‘de 4 bin İranlı savaşçıyı Tahran’a götürdükleri yönündeki sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Devrim Muhafızları Ordusu, ülkedeki son çatışmalarda 15 askeri danışmanlarının hayatını kaybettiğini iddia etti.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Suriye‘de 27 Kasım’da rejim karşıtı silahlı gruplar ile Beşar Esad güçleri arasında çatışmalar yoğunlaşmıştı. Gruplar, 30 Kasım ile 7 Aralık tarihleri arasında Halep, İdlib, Hama ve Humus gibi en büyük illerde üstünlük kurmuştu. Başkent Şam’a 7 Aralık’ta girmeye başlayan gruplara halk kitlelerinin de destek vermesiyle rejim, Şam ve diğer birçok bölgede kontrolü tümüyle kaybederek çökmüştü. Baas Partisinin 61 yıllık iktidarı sona ererken, rejim lideri Esed, 8 Aralık’ta başkentten kendisi ve ailesi için sığınma sağlama kararı alan Rusya’ya kaçmıştı.
Öte yandan, Suriye Milli Ordusu da aralıkta başlatılan Özgürlük Şafağı Operasyonu’nun ilk gününde Tel Rıfat ilçe merkezini terör örgütü PKK/YPG’den kurtarmıştı. Operasyonda Münbiç ilçesinin de kurtarılmasıyla, Fırat Nehri’nin batısındaki en büyük terör yuvasına dönüşen bölge, PKK/YPG’den temizlenmişti. Baas rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’de geçici yönetim kuruldu, Muhammed el-Beşir Mart 2025’e kadar geçici yönetimin başbakanı olarak görevlendirildi. Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği, 14 Aralık’ta yeniden faaliyete geçti. Rejimin devrilmesinin ardından birçok Batı ülkesi Şam’a heyet gönderdi.
Erdem AksoyHaberler.com – DünyaUluslararası İlişkilerDevrim MuhafızlarıPolitikaSuriyeTahranRusyaDünyaİran
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SURİYE’de 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesi ile Türkiye’deki Suriyelilerin Hatay’daki Cilvegözü Gümrük Kapısı’ndan ülkelerine dönüşleri sürüyor. 13 yıldır Türkiye’de yaşayan Suriyeli Ferhat Ramazan, “13 yıldır annemi, babaannemi görmedim. Onlara kavuşacağım için mutluyum” dedi.
Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Gümrük Kapısı’na sabahın ilk ışıklarıyla araçlarla gelen Suriyeliler, burada kurulan çadırların altında işlemlerinin yapılması için sıraya giriyor. Yanlarında getirdikleri yaşam malzemeleri ile işlemlerini yaptıran Suriyeliler, gönüllü olarak ülkelerine geçiyor. Jandarma herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için yoğun güvenlik önlemi alırken, dönenler Türk halkına misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ediyor. Cilvegözü Gümrük Kapısı’nda sıra bekleyen Suriyelilere, başta Kızılay olmak üzere Göç İdaresi ekipleri de yemek ihtiyaçlarını karşılayıp, diğer ihtiyaçları için de hizmet veriyor.
‘TÜRKİYE’DEN ALLAH RAZI OLSUN’
Yaklaşık 13 yıldır Türkiye’de yaşadığını belirten Ferhat Ramazan (38), “13 yıldır annemi, babaannemi görmedim. Onlara kavuşacağım için mutluyum. Burada inşaatlarda çalıştım. Orada da aynı işi yapacağım. Türklerden, Türkiye’den Allah razı olsun” dedi. Ailesiyle ülkesine dönen Safa Ebubekir (31) ise 7 yıldır Türk halkının misafirperverliği için teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ – TekirdağKapaklı ilçesinde gece saatinde başlayan yoğun sis, sabahın erken saatlerinde de ilçe genelinde etkisini gösteriyor.
18 Aralık Çarşamba gecesi saat 22.00 sonrası Kapaklı ilçesi genelinde etkinli olan sisli hava, 19 Aralık Perşembe günü sabahın erken saatlerinde de etkisini kent genelinde sürdürmeye devam etti.
Normal şartlarda 35 kilometre olan görüş mesafesi ise 8 kilometreye düşmesi sebebiyle sürücüler trafikte sis farlarını açarak ilerliyor. Saat 12.00’dan sonra ise sisli havanın kalkarak görüş seviyesinin yükselmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FT’nin haberine göre kardeşlerden biri olan Hafız Makhlouf’un Moskova yakınlarındaki bir konut binasında üç odalı bir dairede yaşıyor. Bir kaynak, Esad’ın erkek ve kız kardeşlerinin Moskova’da daire satın almadığını belirtti. İddiaya göre mülkü Neva kulelerine yapılan yatırımlardan kâr elde etmek için aldılar. Telegram kanalı, Beşar Esad’ın ailesinin, Ulitsa 1905 Goda metro istasyonunun yakınındaki Klimashkina Caddesi’ndeki bir evde bir daireye yerleşmiş olabileceğine yazdı. Cheka-OGPU, Esad ailesinin Suriye’deki hizmetkarlarının da Rusya’ya taşınabileceğini belirti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Esad ailesinin sermayesinin 1-2 milyar dolar olduğunu tahmin ederken, Washington, zengin Suriyelilerin varlıklarının farklı hesaplarda veya offshore hesaplarda saklandığına inandığı için kesin bir rakam veremiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ise, Suriye eski cumhurbaşkanının mevcut parası rahat bir yaşam için yeterli. Telegraph haberinde, “Beşar Esad sürgündeki yeni lüks hayatında hâlâ şampanya yudumluyor ve havyar yiyor olabilir” dedi. Rusya’da Suriye’nin eski cumhurbaşkanının durumu resmi olarak açıklanmazken, Kommersant, gelecekte Beşar Esad’ın Rusya’dan siyasi sığınma hakkı alabileceğini öne sürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Suriyeliler kendi kendilerini savunmak zorundalar çünkü biz orada olmayacağız. Orta Doğu önemli ama Orta Doğu’daki sorunu yönetmek Ukrayna ile Rusya’yı barıştırmaktan daha kolay.”
BLINKEN TÜRKİYE’Yİ ZİYARET EDECEK
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Blinken, sırasıyla Ürdün’ün Akabe kentinde ve daha sonra Ankara’da temaslarda bulunacak.
Blinken’ın ana gündeminde Suriye’deki son gelişmeler, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından geçiş süreci çalışmaları ve ülkedeki siyasi süreç ile Gazze’de olası ateşkes anlaşmasına yönelik başlıklar olacak.
Açıklamada, “Bakan Blinken, değerli bir NATO müttefiki olan Türkiye’de üst düzey yetkililerle bir araya gelecek ve terörle mücadeleden bölgesel istikrara kadar ortak öncelikler üzerindeki devam eden ikili iş birliklerini ele alacak.” ifadesine yer verildi.
Açıklamaya göre Blinken, Türkiye ve Ürdün temaslarında, “ABD’nin hesap verebilir ve temsili bir Suriye hükümetine geçiş sürecine desteğini” de yineleyecek.
Blinken ayrıca, görüşmelerinde, bu geçiş döneminde ABD’nin Suriye’nin komşularına desteğini vurgulayacak ve bölgede yerinden edilmiş Suriyelilerle ilgili ihtiyaçların giderilmesine yönelik konuları görüşecek.
ABD’li Bakan’ın bir diğer önemli başlığı ise Gazze’de olası ateşkes süreci ile buna bağlı olarak esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’ye daha fazla insani yardım girmesi olacak.
Ankara’da resmi kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın 13 Aralık Cuma günü Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceği bildirilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seminer, Alaçam Etyemez Mahallesi Merkez Camii Kur’an Kursu’nda yapıldı. Seminerde konuşan Alaçam İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Mevlüt Şen, bağımlılığın dünyanın en önemli problemlerinden biri olduğunu söyledi. Şen, “Başta uyuşturucu olmak üzere her türlü olumsuz etkiye sahip bağımlılıkla mücadele konusunda anne ve babalara büyük sorumluluklar düşüyor. Bağımlılıkla mücadele konusunda devletimiz her türlü tedbiri alıyor ve önleyici çalışmalar yapıyor. Milli ve manevi değerlere bağlı, merhametli, karar alan, vicdanlı, ‘hayır’ demeyi bilen, vatanına ve milletine bağlı çocuklar yetiştirme gayretindeyiz. Böylece çocuklarımızın ve gençlerimizin bağımlılıkla karşılaşma ihtimali en aza indirmiş olacağız. Proje ilçemizde de başarılı bir şekilde uygulanıyor. Olumlu sonuçlar alıyoruz. Projenin hedef kitlesi olan annelerden bu projeleri sahiplenmelerini ve projenin geliştirilmesi yönünde katılımcı olmalarını istiyoruz” dedi.
İlçe Jandarma Komutanı Şen, proje ile ilgili bütün mahallelerde seminer vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. – SAMSUN
JandarmaNarkotik3-sayfasamsunEğitimSağlıkAlaçam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya’da, polis ekiplerinin okul çevreleri ile servis araçlarına yönelik denetimleri sürüyor. Bu kapsamda 35 okul çevresinde yapılan uygulamada, 426 şahıs ile 192 araç sorgulandı.
13 yurt çevresinde yapılan denetimlerde ise 189 şahıs ile 107 araç sorgulandı. Servis araçlarına yönelik denetimlerde de 62 araç kontrolü gerçekleştirildi.
Ekiplerin denetimlerinin devam edeceği bildirildi. – MALATYA
Yerel HaberlerGüvenlikmalatya3-sayfaEğitimPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ 15 Temmuz Demokrasi Meydanında ayakkabı boyacılığı yapan Ahmet Kartalmış (52), azmiyle takdir topluyor. Mesleğe 17 yaşında başlayan 4 çocuk babası Kartalmış, yaşadığı geçim sıkıntısına rağmen 4 çocuğundan 2’sini okuttuğunu, 2’sini ise okutmaya devam ettiğini söyledi.
“Okumadığım için pişmanım”
Kış aylarında çalışmanın zorluğundan bahseden Kartalmış, “Ekmeğimi ayakkabı boyacılığı yaparak kazanıyorum. Bu iş sayesinde çocuklarımı okutuyorum. Tabi kış aylarında çalışmak çok zor. Bununda nedeni hava çok soğuk ama mecbur işimizi yapmak zorundayız. Günlük 600 ile 700 lira bir kazanç sağlıyoruz. Okumadığım için çok pişmanım. Okumanın kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yüzden çocuklarımı okutmaya çalışıyorum. Çocuklarıma okumanın öneminden bahsediyorum ve gençlere naçizane tavsiyem, eğitimlerini tamamlayarak kendilerini geliştirsinler ve bir meslek sahibi olsunlar” dedi.
“Boyacılık bizden sonra biter”
Yapmış olduğu mesleğin gençler tarafından tercih edilmediğini belirten Ahmet Kartalmış, “Gençler şimdi bir işe girip çalışmıyor bile, gelip burada boyacılık mı yapacak? Zaten gençlik bitmiş. Biz 17 yaşımızdan beri bu işi yaptığımız için devam ettiriyoruz ama bizden sonra boyacılık yapan olmaz. Bizde bir yerde mecburiyetten yapıyoruz. Geçimimizi sağlamamız gerekiyor” diye konuştu. – ELAZIĞ
Yerel HaberlerDemokrasi15 TemmuzEkonomiEğitimYerelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi alan Vali Aygöl, yaptığı açıklamada, anaokulunun kentin eğitim kalitesini artırma yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.
Eğitim yatırımlarının sadece bugünü değil aynı zamanda geleceği de şekillendirdiğini vurgulayan Aygöl, “Çocuklarımızın çağın gereklerine uygun ortamlarda eğitim alabilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
İl genelinde eğitim altyapısını güçlendirmek ve modern kurumlar kazandırmak amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında inşa edilmeye başlanan anaokulunun kısa sürede hizmete açılması planlanıyor.
Bahçelievler MahallesiŞefik AygölPolitikaEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLKOKUL, ORTAOKUL VE LİSELER İÇİN OKUL KIYAFETİ OKUL MÜDÜRLÜĞÜNCE BELİRLENECEK
Değişiklik ile birlikte; ilkokul, ortaokul ve liselerde öğrenciler için okul kıyafeti, okul-aile birliği yönetim kurulunun ve ikinci dönem başında yapılacak öğretmenler kurulunda öğretmenlerin de görüşü alınarak özel işaret, baskı ve desen gibi kısıtlayıcı ayrıntılara yer verilmeden okul müdürlüğünce belirlenecek. Belirlenen okul kıyafeti görseli ise okulun internet sitesinde yayınlanacak. Belirlenen okul kıyafeti 4 eğitim ve öğretim yılı geçmeden değiştirilemeyecek. Okul kıyafeti değiştirildiğinde ara sınıflardaki öğrenciler bir üst öğrenim kademesine geçene kadar mevcut okul kıyafetlerini giymeye devam edebilecek.
EKONOMİK OLACAK, ÖZEL GÜNLER İÇİN KIYAFET ALDIRILMAYACAK
Belirlenen okul kıyafeti 1739 sayılı kanunda yer alan genel ve özel amaçlar ile temel ilkeler doğrultusunda ekonomik, sade, kullanışlı, kolay temin edilebilir ve pedagojik esaslara uygun olacak. Özel gün, hafta ve kutlamalarda ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye mali yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacak. Okul öncesi eğitim kurumları ve özel eğitim okullarındaki öğrenciler ise yaş grubu özelliklerine uygun, temiz ve düzenli bir kıyafet giyecek. Sağlık özrü bulunan ve bu durumu belgelendiren öğrenciler ise özürlerinin gerektirdiği şekilde kıyafet giyebilecek. Öğrenciler, öğrenim gördükleri programın özelliklerine göre atölye, işçilik, laboratuvar ve işyerlerinde okul yönetiminin onayı ile önlük, tulum veya yapılan işin özelliklerine uygun kıyafet giyecek. Okul kıyafeti temin edilmesine yönelik olarak okul-aile birliklerince kıyafet satışı ve serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirilmeler yapılamayacak.


Milli Eğitim BakanlığıAile İçi ŞiddetEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Beylikdüzü Haldun Taner İlkokulu’nda düzenlenen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un farklı ilçelerinde kentin birikimi, kültürü ve akademik potansiyelini yazacak uzman eğiticiler ve üniversite hocalarıyla buluştuklarını söyledi.
İstanbul’un farklı yerlerinde bu etkinliklerin devam ettiğini belirten Yentür, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki yeni pedagojik ve sınıf içi uygulamalar ağırlıklı, ölçme değerlendirme ve iletişime yönelik, öğretmen arkadaşlarımızın, sınıfta ve sahada daha güçlü olması ve ihtiyaç duydukları bütün alanlar için, öğrenme, erişim ve tecrübe paylaşımı etkinlikleri düzenliyoruz. Bu programının en büyük amacı, herhangi resmi zorunluluk yok. Tamamen gönüllü ve istekli.” diye konuştu.
Öğretmenlerin kendini geliştiren, yenileyen, değiştiren ve topluma öncü insanlar olduğuna dikkati çeken Yentür, “Öğretmen hem öğrenendir hem de öğretendir. O yüzden biz burada öğretmen arkadaşlarımıza çok nitelikli öğrenme ve paylaşma imkanları sunuyoruz ve hazırlıyoruz. Öğretmenlerimizin ilgi ve motivasyonu bizi de bu konuda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yentür, 5-6 yıldır İstanbul’da olan öğretmen akademelerini son 2 yılda daha çok yaygınlaştırdıklarını belirterek şöyle devam etti:
“Öğretmenlerin rahat erişebilecekleri Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Kartal; Avrupa Yakası’nda da Fatih, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Beylikdüzü ilçelerinde haftasonları rahatlıkla erişebilecekleri okullarda bu tür faaliyetler ve atölyeleri düzenliyoruz. Bugün de Beylikdüzü’ndeki 130 öğretmen katılım belgesi alacak.”
Konuşmaların sonunda Yentür tarafından öğretmenlere katılım sertifikaları takdim edildi.
Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürü Zekeriya Postacı da ay yıldızlı bayrağın olduğu tabloyu Yentür’e hediye etti.
Programın sonunda toplu hatıra fotoğrafı çekildi.
Türkiye YüzyılıYerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerBeylikdüzüistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HASTANE VE FAKÜLTELERDE YAŞANAN USULSÜZLÜK İDDİALARI BİR BİR ARAŞTIRILMALI!”
“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan çetenin ardından gündeme gelen sağlık kurumlarındaki usulsüzlüklere dair konuşan Dinç, kendilerine iletilen bazı iddiaları kamuoyuyla paylaşarak yetkililere seslendi: “Bu çetenin kendi menfaat ve çıkarları için akla-hayale gelmeyecek şekilde masum bebekleri katlettiklerini hepimiz gördük. Sağlık kuruluşlarında yaşanan ahlaksızlık ve usulsüzlüğe millet olarak hepimiz şahit olduk. Bu olayın açığa çıkması sonrasında bazı fakültelerde yaşanan sıkıntılarla ilgili iddia ve talepler tarafımıza iletildi. Fakülte ve bağlı bulunduğu üniversitenin ismini vermiyorum ama bize iletilen iddiaları dile getirmek istiyorum.
Fakültelerde doktorların, öğretim görevlilerinin malzeme parası adı altında yasa dışı bir şekilde astronomik rakamlarla hastalardan ücret talep edildiğine dair iddialar var. Bu ücretler hastanelerdeki aracılar üzerinden veya hastane dışındaki danışmanlık merkezi olarak gösterilen yasa dışı muayenehanelerden bu ücretlerin tahsil edildiği iddiaları bize iletildi. Ayrıca hastanenin imkânlarını, alet ve edevatını kendi özel muayenehanelerinde kullandıklarına dair de iddialar var. Sağlık personeli tarafından hastalarla ilgilenmek yerine estetik işlemler yapıldığı, yasa dışı olarak heyet raporları verildiği, ameliyathanelerdeki randevuların bile satıldığı ve ücretini ödemeyen hastaların ücreti ödeyene kadar ameliyatlarının ertelendiği gibi ciddi iddialar var. Ayrıca öğretim görevlilerinin derslere girmediği, asistanların eğitimsiz bırakıldığı konusunda da ciddi iddialar var. Yetkililerin tüm bunlara rağmen herhangi bir yaptırımda bulunmadığına dair de iddialar var. Bu iddialar tek tek araştırılmalı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı bu iddiaların üzerine gitmeli ve görevini suiistimal eden her kim varsa hesabını vermelidir. Tabii bunları söylerken tüm sağlık çalışanlarını ve öğretim görevlerini töhmet altında bırakmak istemiyorum.”
“GAZZE’NİN KUZEYİNDE CİDDİ KATLİAMLAR YAŞANIYOR”
Filistin’de yaşanan soykırımın halen devam ettiğini belirterek sözlerine devam eden Dinç, “Bir yılı aşkın bir süredir Filistin’de kadın, çocuk ve siviller katlediliyor. Bununla birlikte 2 aydır Lübnan’da işgal güçlerinin saldırıları sonucu katliamlar yaşanıyor. İşgal güçleri, 2 aydır gerçekleştirdikleri saldırılara rağmen Lübnan’da bir köy dahi elde edemediler, o bölgede bir tampon bölge oluşturamadılar ve bundan dolayı ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Bu kazanım, siyonist terör şebekesine karşı diz çökmeyen Lübnan halkınındır. Siyonist rejim, Lübnan’da bir ateşkes yaptı ama Gazze’de halen soykırımlarına devam ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyinde ciddi katliamlar yaşanıyor. Gazze’nin kuzeyinde açlık krizi ile birlikte sağlık krizi de başlamış durumda. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan günümüze Gazze’de bin 50 sağlık çalışanı şehit edildi, 310 tanesi de işgal güçlerinin zindanlarında esirdir. Tüm bu saldırılara rağmen sağlık çalışanları hiçbir şekilde pes etmiyorlar. İnsanlığın onuru ve haysiyeti için mücadelelerine devam ediyorlar.” diye belirtti.
“ACİL BİR ŞEKİLDE GAZZE’DE İNSANİ YARDIM KORİDORU OLUŞTURULMALI”
Kuzey Gazze’de yaşanan ilaç sıkıntısını bir kez daha dile getiren Dinç, kronik hastaların tedavi edilemediğini, halkın kirli suyu tüketmek zorunda kaldığını ve oluşan çöp yığınlarından dolayı salgın hastalıkların baş gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:
“Siyonist terör şebekesinin sağlık hizmetlerini hedef alması, Gazze’deki tüm insanları yok etmek istediği anlamına gelmektedir. Bu yüzden acil bir şekilde Gazze’de insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. O bölgeye tıbbi malzemeler gönderilmelidir. Sağlık çalışanları o bölgeye ivedilikle gitmelidir. Gazze’de kronik hastalığı bulunanların o bölgeden tahliye edilip acilen tedavi altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ateşkesin sağlanabilmesi için İslam ülkeleri tüm gücünü kullanmalı, sağlanabilecek ateşkes ile hiçbir şart ve koşula bağlanılmadan siyonist terör şebekesi o bölgeden çıkmalıdır.”
“AZAMİ SÜRE MAĞDURLARI İÇİN KAPSAMLI BİR AF ÇIKARILMALI VE BU ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELERİNE DÖNÜP MEZUN OLMALI”
İç gündeme dair bazı sorun ve sıkıntıları da gündeme getiren Dinç, ilk olarak azami süre mağdurlarının sorun ve taleplerini dile getirerek, “2014 yılında çıkan bir yasaya göre; 2 yıllık üniversite okuyanlar 4 yıl içerisinde, 4 yıllık üniversite okuyanlar 6 içerisinde, 6 yıllık üniversite okuyanlar ise 9 içerisinde mezun olması gerekiyor. Ancak ülkemizde önce pandemi sonra büyük bir deprem yaşandı. Ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşandı. Tüm bunlara bağlı olarak öğrencilerimiz bu süreçlerde okullarından mezun olamadılar. 2022 yılında bir af çıktı ancak bu af kapsamlı olmadığı için genel olarak tüm öğrenciler bu aftan yararlanamadı. Bu öğrencilerimizin mağdur olmaması için, kapsamlı bir af çıkarılmalı ve üniversiteden mezun olması gereken öğrencilerimiz tekrardan üniversite kayıtlarını yaparak öğrenimlerine devam etmesi sağlanmalı.” dedi.
“MERSİN, ADANA VE ANTALYA GİBİ İLLERDE HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA SEL FELAKETİ YAŞANIYOR”
Son olarak bazı illerde yaşanan bir takım sorunları da gündeme getiren Dinç, bazı illerde yaşanan sel felaketlerinin önüne geçilmesi için, “Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde her yağmur yağdığında sel felaketi yaşanıyor. Her yağmur yağdığında sel felaketinin yaşanmaması için altyapı ile ilgili ciddi çalışma yapılmalı. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yağan yağmur sularının tahliye edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Yağmur yağmadan önce erken uyarı sistemi geliştirilmeli ve önlemlerin önceden alınması gerekiyor. Mazgal ve kanalizasyon giderlerinin temizlenmesi gerekiyor. Önceden yaşanan sel felaketleri göz önünde bulundurularak bir daha bu tür felaketlerin yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“SUYUN DAR GELİRLİ VATANDAŞLARA BİR MİKTAR BELİRLENEREK ÜCRETSİZ OLARAK VERİLMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF SU FİYATLARI HER YIL ASTRONOMİK BİR ŞEKİLDE YÜKSELMEKTE”
“Adana ve Mersin’deki su fiyatlarının diğer çevre illerdeki su fiyatları arasında astronomik farklar var.” diyerek sözlerine devam eden Dinç, “Mersin’de şu an su birim fiyatı 27,15 TL’dir. Bir ay sonra bu rakam 36,20 TL olacak. Adana’da da şu an su birim fiyatı, 17,85 TL’dir. Hatay’da ise bu rakam 7,63 TL’dir. Birbirine yakın farklı illerin arasında tüketilen suyun fiyatının bu kadar astronomik derecede farklı olması herhangi bir mantık sığmaz. Bu fiyatlar arasında neden bu kadar fark olduğunu soruyoruz ve cevabının şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca temel bir ihtiyaç olan suyun dar gelirli vatandaşlara bir miktar belirlenerek ücretsiz olarak verilmesi gerekmektedir. Fakat biz bunu beklerken maalesef su fiyatları her yıl astronomik bir şekilde yükselmektedir. Buna yönelik tedbirlerin alınıp düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda seçim döneminde belediye başkanlarının vaatlerini uygulamaya koymaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“DİYARBAKIR-SİLVAN KARAYOLU’NDA ASFALTIN YAPISINDAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR, ARAÇLAR ZARAR GÖRÜYOR”
Dinç sözlerini “Diyarbakır-Silvan Karayolu’ndaki asfaltın yapısı ve kullanılan mıcır dolayısıyla bu yolu kullanan araçlar kaza yapıyor, can kayıpları yaşanıyor. En basiti olarak araçlarının camı kırılıyor. Bu konu ile ilgili Karayolları Müdürlüğü denetlemelerini yapmalı, sorunlar her neyse tek tek tespit edilip vatandaşların mağduriyeti giderilmelidir.” dedi.

Sağlık Bakanlığıİnsan HaklarıDoğal AfetlerMilletvekiliFaruk DinçPolitikaHastaneEğitimSağlıkMersinDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uşak Valisi Naci Aktaş başkanlığında hayırsever etkinliğinde Yaşar Erdem, Saim Erdem, Sultan Metin ve Filiz Şanlı tarafından yaptırılıp Diyanet İşleri Başkanlığına devredilecek olan Kur’an kursunun protokol imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreninde Vali Aktaş ve hayırseverlerin yanı sıra Uşak İl Müftüsü Burhan Çakır’da katıldı.
Öte yandan Vali Aktaş, hayırseverlere teşekkür ederek Uşak’a için hayırlı olmasını diledi. – UŞAK
Diyanet İşleri BaşkanlığıBurhan ÇakırPolitikaEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇOCUKLAR YANLIŞ ANLAMIŞ”
Amasya Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi 3 kızın ailesi konuyla ilgili açıklama yaptı. Cumhuriyet’ten Mehmet Menekşe’ye konuşan mağdur öğrencilerden A.K’nın annesi Ayşe K. “Kızım bana otelde çalışan şefin kendisine dokunduğunu, rahatsız ettiğini söyledi. Bana ‘Çocuklar yanlış anlamış, gözünüz arkada kalmasın, böyle bir sıkıntı yok’ dendi. Kızım şu an psikolojik destek alıyor” dedi.
“KIZLAR İFFETSİZLİK YAPIYOR”
Tacize uğrayan E.A’nın babası A.A. ise şu ifadeleri kullandı; “Lütfullah Aksu ismindeki hoca çocuğu tehdit etmiş ‘Sesini çıkarma, senin boğazını sıkarım’ diye. Benim çocuğum sekiz kez kriz geçirdi, şu anda psikolojik tedavi görüyor, ilaç kullanıyor. Ben bir buçuk ay önce okula gidip Müdür İbrahim Şimşek ile görüştüm ‘Önemli bir durum yok, bunlar çocuk’ dedi. Stajdan sorumlu Ahmet Ünlü de bir şey yok diye olayı kapatmaya çalışıyor. Müdür, çocukların erkek arkadaşı var, iffetsizlik yapıyor diye çocukları karalamaya çalışmış. Benim kızım böyle bir şey olmadığını söylüyor.”
Kız öğrencilerden A.A’nın üç yıl önce de okulun uygulama otelinde taciz edildiği, o dönemin okul müdür yardımcısı Lütfullah Aksu ve müdür Yusuf M’nin olayı örtbas ettiği öne sürüldü.
“SANA KİMSE İNANMAZ, BOŞUNA REKLAM YAPMA”
Müdür Yusuf M., geçtiğimiz yıl 11. sınıfta okuyan bir öğrencinin taciz şikâyeti üzerine görevden alınmış, başka bir okula öğretmen olarak atanmış. Daha sonra da emekli olmuştu. Yusuf M’nin taciz davası devam ediyor. Olaylara tepki gösteren baba A.A., “Üç yıl önce de okulun uygulama otelinde kızıma yönelik bir taciz olayı olduğunu duyunca okula gittim. O zaman da Müdür yardımcısı Lütfullah Aksu kızıma ‘Bundan bir şey tutturamazsın, sana kimse inanmaz, boşuna kendini reklam yapma, adın kötüye çıkar’ diye tehditkâr konuşmuş” şeklinde konuştu.
Cumhuriyet SavcılığıAntalya3-sayfaGüncelEğitimTurizmHukukÇocukYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, din görevlileri, akademisyenler, öğretmenler ile sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan çalıştayın açılışında konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, saha araştırmalarında karşılaştıkları sorunlardan birinin, imam hatip okullarında ya da seçmeli din derslerinde Kur’an-ı Kerim öğretimi olduğunu, bunun çözülmemesinin öğrencileri imam hatip okullarını tercih etme noktasında olumsuz etkilediğini söyledi.
Öğrencilerin, Kur’an-ı Kerim dersi nedeniyle imam hatip okullarından nakil aldırdığını aktaran Yapıcı, “Kur’an-ı Kerim öğretimi konusu öğrencilerin nazarında bir problem gibi gözüküyor. Bunları görmezden gelemeyiz, suçu da hiç kimseye atamayız. Bazı okullarda meslektaşlarımız öyle bir yöntem geliştirmişler ki Kur’an-ı Kerim dersi problem değil. İyi örnekler var sahada. O yüzden Kur’an-ı Kerim öğretimi konusunu sahada bunu uygulayan öğretmenlerimizle sorunla bizzat karşılaşan hocalarımızla bu işin paydaşı olan Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu hocalarımızla ilahiyat fakültelerimizdeki hocalarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki yetkin gönüllüleriyle bu meseleyi masaya yatırmak, ‘Sorun nedir? Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bu konuda farklı öneriler nelerdir?’ sorularını konuşalım istedik.” ifadelerini kullandı.
Çalıştayda, Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli hale gelmesi için 7 başlığın tartışılacağını ve çözüm üretileceğini belirten Yapıcı, konunun “Kur’an-ı Kerim’i nasıl sevdirelim?”, “Kur’an-ı Kerim öğretiminde yöntem ve teknikler”, “Kur’an-ı Kerim dersinde ölçme, değerlendirme ve eğitim teknolojilerinin kullanımı”, “Kur’an-ı Kerim öğretmenlerinin eğitimi ve gelişimi”, “Kur’an-ı Kerim eğitiminde hafızlık”, “Çocukluk döneminde Kur’an-ı Kerim öğretimi” ve “Seçmeli derslerde Kur’an-ı Kerim öğretimi” başlıklarında ele alınacağını aktardı.
Yapıcı, Türkiye ve İstanbul genelindeki seçmeli ders oranlarına bakıldığında en düşük oranın Kur’an-ı Kerim dersi olduğunu vurguladı.
“Gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz?”
ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, bugünün gençlerine dini nasıl anlatacakları ve onlara ilahi kelamı nasıl ulaştıracakları konusuna önem verdiklerini anlattı.
Türkiye’de 4-6 yaştan üniversite son sınıfa kadar 28 milyon genç olduğuna işaret eden Ceylan, “Biz bu gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz? Ulaştıramadıklarımızı ne kadar dertleniyoruz? Ulaştırdıklarımızın niteliğini, kalitesini ne kadar artırabiliriz? Bu soruların cevaplarını arayacağız. İmam hatip okullarımızı baz aldığımızda 1,5 milyona yakın gencimiz var. Onları yeniden Kur’an’la buluşturmak, sadece yüzüyle değil, ruhuyla buluşturmak, o ruhu kimliklerine işlemek için bir mücadelemiz, çabamız var.” diye konuştu.
Çalıştayın sonucunda, Türkiye’de okullarda okutulan Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli bir hale gelmesi amacıyla eylem planı çıkarılacak.
Kültür SanatSivil ToplumistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜNEY Kore’de muhalefet partileri, Devlet Başkanı Yoon’un azli için meclise önerge verecek.
Güney Kore’de muhalefet partileri, sıkıyönetim ilanı nedeniyle Devlet Başkanı Yoon Seuk Yeol’ün görevden alınması için meclise önerge vereceğini duyurdu. Önergenin 6-7 Aralık’ta görüşülmesinin beklendiğini duyurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın kuzeyine 29 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde düzenlenen hava harekatları sonucunda Hakurk bölgesinde 6 ve Gara bölgesinde 3 PKK’lı terörist olmak üzere toplam 9 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, teröristlere nefes aldırmıyor! Irak’ın kuzeyine 29 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde düzenlenen hava harekatları sonucunda Hakurk bölgesinde 6 ve Gara bölgesinde 3 PKK’lı terörist olmak üzere toplam 9 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi. Terörü kaynağında kurutmakta azimliyiz, kararlıyız, muktediriz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAMİBYA’da, 27 Kasım genel seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre, 34 yıldır iktidarda bulunan Güney Batı Afrika Halkları Organizasyonu’nun (SWAPO) adayı Nandi-Ndaitwah, ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı seçildi.
Namibya Seçim Komisyonu’nun (NEC) verilerine göre, SWAPO’nun adayı Nandi-Ndaitwah, oyların yüzde 57,6’sını aldı. Mevcut Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nandi-Ndaitwah, böylece Namibya’nın ilk kadın cumhurbaşkanı oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna üyelik konusunu 3-4 Aralık’ta Brüksel’de yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde ve sırasında bir kez daha gündeme taşıdı.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, NATO dışişleri bakanlarına gönderdiği mektupta, toplantı sırasında Ukrayna’ya üyelik daveti yapılmasını istedi.
Konu, Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında, çalışma yemeği formatında toplanan NATO-Ukrayna Konseyi’nin de gündemindeydi.
Ukrayna bu yönde bir davetin üyeliğin geri çevrilemez olduğunu göstereceği ve Rusya’ya karşı doğru cevap olacağı görüşünde.
NATO’nun tüm üyelerinin aynı görüşte olduğunu söylemek ise oldukça zor.
NATO liderleri, Ukrayna’nın bir gün İttifak’a katılacağının kararını, herhangi bir tarih belirtmeksizin, 2008’deki Bükreş Zirvesi’nde aldılar.
Savaşın başlamasının üzerinden geçen bin günde NATO’nun üyelik konusundaki söyleminde geldiği en ileri nokta ise bu yıl 9-11 Temmuz’da yapılan Washington Zirvesi’nin sonuç bildirisindeki ifadeler: “Müttefiklerin mutabık kalması ve şartların karşılanması halinde Ukrayna’yı İttifak’a katılmaya davet edecek konumda olacağımızı bir kez daha teyit ediyoruz.”
Üyelik daveti için olmazsa olmaz şart NATO üyelerinin oybirliği. İttifak üyeleri henüz bu aşamaya gelemedi.
Hangi ülkeler karşı çıkıyor?
Ukrayna’nın üyeliğine sıcak bakmadığı bilinen ülkeler arasında ilk akla gelen Macaristan.
Toplantı sonrasında açıklama yapan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, “Bu ülke savaşta ve savaştaki bir ülke İttifak’ın güvenliğine katkı sağlayamaz” dedi.
Macaristan, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunda son ana kadar itirazını kaldırmamıştı.
NATO’nun en güçlü üyesi ABD ise olası bir üyelik daveti için zamanlamanın doğru olmadığı görüşünde. Aslında çoğu ülkenin bu görüşte olduğunu söylemek mümkün.
Kağıt üstündeki şartlar bir yana NATO’nun şu an Ukrayna’ya üyelik davetinde bulunması pratikte pek mümkün gözükmüyor.
Bunun nedeni Ukrayna’nın savaşta olması.
Ukrayna’ya üyelik daveti yapılması savaşı daha da tırmandırma riski içeriyor.
Savaş bitmeden olası bir üyelik ise tüm İttifak’ın doğrudan savaşa taraf olması anlamına gelir ki şu aşamada çoğunluk bundan yana değil.
Ukrayna’nın savaşta olduğu ülkenin, NATO’nun, müttefiklerin güvenliğine yönelik en önemli ve doğrudan tehdit olarak gördüğü Rusya olması olası bir davet konusunda aceleci ve duygusal hareket edilmesini engelliyor.
Bu risklere karşın Letonya, Çekya gibi üyelik daveti yapılmasında pek sakınca görmeyen ülkeler de var.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, önceliğin üyelik davetinden ziyade, Ukrayna barış görüşmelerine girmeye karar verdiğinde bunu güçlü bir pozisyonda yapmasının nasıl sağlanacağına yoğunlaşmak olduğu mesajını verdi.
Türkiye’den bekle gör yaklaşımı
Türkiye, Ukrayna’nın NATO üyeliğine ilke olarak karşı değil.
Bununla birlikte öne çıkan bir pozisyon almamayı tercih eden Türkiye, kararını diğer ülkelerin adımlarını da dikkate alarak atmaktan yana.
NATO üyesi ülkeler arasında uzlaşı bulunmaması Türkiye’nin net pozisyon almasını frenleyen etkenlerden biri.
Rusya’yla ilişkileri ve Ukrayna’daki savaşın devam ediyor olması Ankara’nın pozisyonunu şekillendiren diğer unsurlar.
Türkiye, Ukrayna konusunda savaşa müdahil olmaksızın elinden gelenin en fazlasını yapma çabası içinde ve diplomasiye şans verilmesini istiyor.
Ukrayna’nın olası üyeliği konusunda şartların henüz oluşmadığı ve bu adım için doğru zaman olmadığı görüşü şu aşamada daha ağır basıyor.
Toplantı için Brüksel’de bulunun Hakan Fidan’ın bugün Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ile bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
Trump’ın tavrı merak konusu
ABD Başkanı Joe Biden’dan görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Donald Trump’ın Ukrayna konusundaki tavrı NATO’daki dengeleri de etkileme potansiyeli içeriyor.
Bazı ülkelerin pozisyon belirlemek için yeni Amerikan yönetimini beklediği biliniyor.
Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze toplantı öncesinde, “Herkes yeni ABD yönetiminin çalışmaya başlamasını bekliyor. Bu söylenen ya da söylenmeyen bir husus ama bir gerçek” dedi.
Trump, henüz bunu nasıl yapacağına ilişkin detaylar net olmasa da göreve geldiğinde savaşı bir günde bitireceği iddiasında.
NATO’daki genel görüş, barış masasına ne zaman ve hangi şartlarla oturacağına karar verecek olanın Ukrayna olduğu yönünde.
Trump, ilk görev dönemindeki çıkış ve hamleleriyle zaman zaman NATO’nun geleneksel işleyişini zorlamıştı. Şimdi de “Ukrayna’yı zorda bırakacak bir adım atar mı?” sorusu soruluyor.
Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi olarak atadığı Keith Kellog, geçtiğimiz aylarda ortak imzayla kaleme aldığı bir makalede, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin uzun bir süre ertelenmesi karşılığında güvenlik garantileri içeren bir barış anlaşması yapılması çağrısında bulunmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖLÜ SAYISI 135’E YÜKSELDİ
İnsan hakları örgütleri tarafından yapılan açıklamaya göre olayda 135 kişi hayatını kaybetti. Açıklamada, güvenlik güçlerinin çatışmaya müdahale sırasında çok fazla göz yaşartıcı gaz kullandığı ve seyircilerin değil yetkililerin korunmasına öncelik verdiği ifade edildi.
Pazar günü Gine Geçici Devlet Başkanı Mamady Doumbouya onuruna düzenlenen yerel bir turnuva sırasında hakemin tartışmalı penaltı kararının ardından taraftar birbirine girmiş ve izdiham yaşanmıştı. Yüzlerce kişinin sahaya indiği olaylarda polis göz yaşartıcı gaz ile müdahale etmişti. Gine Başbakanı Amadou Bah Oury, olayın sorumlularının tespit edilmesi için soruşturma başlatıldığını ifade etmişti. Resmi açıklamada izdiham sonucu aralarında çocukların da bulunduğu en az 56 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DİJİTAL BİYOPSİ KAVRAMI İLE LİTERATÜRE GİRMİŞTİ
Ekibiyle geliştirdiği ‘DISCO Transparency’ adlı özel tekniği ile memeli bir hayvan olan deney faresinin tamamı ile kalp, göz, pankreas gibi bazı insan organ ve dokularını şeffaflaştırıp, dijital olarak haritalandırmayı başaran, ‘dijital biyopsi’ kavramını literatüre sokarak tıp dünyasında çığır açan Prof. Dr. Ali Ertürk, ses getiren yeni bir araştırmaya daha imza attı. Almanya’nın Münih eyaletinde, Ludwig Maximillian’s Üniversitesi Helmholtz Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü Direktörü olarak çalışmalarını yürüten Genetik ve Nörobilim Uzmanı Prof. Dr. Ertürk ve ekibi, önce kafatasının sadece beyni koruyan sert bir kask olmadığını, beynin yaşayan bir parçası olduğunu gösterdi. Kafatası ile beyin arasında yer alan ‘gizli geçitlerde’ bulunan yüzbinlerce savunma hücresinin, birdenbire beyne girebildiğini keşfeden Prof. Dr. Ertürk’ün araştırması, geçtiğimiz yıl dünyanın en saygın bilim dergilerinden Cell’de yayınlandı. Prof. Dr. Ertürk, koronavirüsün, bu mekanizmayı kullanarak beyne sızabileceği hipotezinden hareketle yeni bir çalışma daha başlattı ve bunun için yüzlerce hastanın verisi incelendi. Uzamış Covid (Long Covid) hastaları ile uzamış Covid yaşamayan hastaların beyin sıvılarından alınan örnekler karşılaştırıldı, Covid’den ölen onlarca hastanın kadavrası, kafatası ve beyin örnekleri DISCO Transparency yöntemiyle dijitalleştirilerek incelendi. Geçtiğimiz hafta Cell Host & Microbe dergisinde yayınlanan araştırma, ürkütücü bir gerçeği ortaya çıkardı. Koronavirüsün insan hücresine girebilmek için kullandığı spike proteinleri, kafatasındaki bu gizli geçitlerde ‘çöp gibi’ birikiyor, hatta yıllarca burada gizlenerek beyin yüzeyine sızabiliyor.

VİRÜSÜN VÜCUTTAKİ FOTOĞRAFINI ÇEKTİ
Helmholtz Enstitüsü’ndeki laboratuvarlarının kapılarını Demirören Haber Ajansı’na açan ve yeni araştırmanın detaylarını ilk kez DHA’ya anlatan Prof. Dr. Ertürk, virüsün spike proteininin, hastalık atlatılsa bile yıllarca beynin koruyucu katmanlarında, kafatası kemik iliğinde kalabildiğini vurguladı. Ertürk ayrıca DISCO Transparency tekniği ile virüsün vücutta nerelere yerleştiğini en ince ayrıntısına kadar fareler üzerinde göstermeyi başardı. Üç boyutlu haritalandırma sayesinde Wuhan’da ilk çıkan orijinal virüsün sadece akciğerlere yerleştiği, daha sonraki varyantların ise mideden kalbe, akciğerden böbreklere, hatta testis ve yumurtalıklara kadar neredeyse her organa yerleşebildiği görsel olarak da ortaya konuldu. İnfluenza yani grip virüsü sadece akciğere yerleşirken koronavirüsün neredeyse tüm vücuda yayıldığını kaydeden Prof. Dr. Ertürk, Covid’in sadece beyin ve kalp hastalıklarını değil, böbrek, karaciğer gibi başka organları da etkileyen pek çok hastalığın artmasına da yol açacağını vurguladı.

UZAMIŞ KOVİD’İN SIRRI, ÇÖP GİBİ BİRİKEN PROTEİNLER
Prof. Dr. Ertürk, şunları söyledi: “Kafatasını bu zamana kadar hep bir kasket gibi, sadece beyni koruyan bir görevi olduğu düşünülüyordu. Bu konudaki ilk çalışmamızda bunun böyle olmadığını, kafatasının beynin yaşayan bir parçası olduğunu gösterdik. Çünkü kafatasında küçük küçük kapılar var. Kafatasındaki hücreleri beyne bağlayan kapılar. Bunu şeffaflık ve üç boyutlu taramalar sayesinde gösterdik. Bu araştırmamız Cell dergisinde yayınlanmıştı. Bu çalışmanın ardından bu kapıların başka hastalıklarda da etkili olup olmayacağını araştırmak istedik. Özellikle koronavirüsü merak ettik. Acaba oralarda toplanıp beyne girebiliyor mu diye bir hipotezi araştırmaya başladık. Yüzlerce hastanın verisi ile çalıştık. 50’nin üzerinde Covid sonrası hayatını kaybetmiş hastanın kadavrasında kafatasını inceledik. 60’a yakın hala hayatta olan Long Covid (uzamış Covid) hastası ile uzamış Covid yaşamayan hastalara göre bu tür inflamasyon ve nöronlara zarar veren proteinlerin arttığını fark ettik. Bu çalışma gerçekten önemli çünkü koronavirüsün spike proteininin vücutta bu kadar uzun süre kaldığı bilinmiyordu, bunu kesin olarak kanıtlamış olduk. Long Covid dediğimiz korona sonrası oluşan hastalıkların belki de yüzde yüzünün vücutta artmış, çöp gibi etrafta kalan proteinler nedeniyle oluştuğunu gösterdik.”

‘YILLARCA YOK OLMAYIP SAKLANMASI ÜRKÜTÜCÜ’
Prof. Dr. Ertürk, “İşin ürkütücü kısmı, buralardaki spike proteinler yok olmuyor. Seneler boyunca kafatasının o bölgelerinde saklı duruyor ve beyne geçiş yapabiliyorlar. Beyne geçtikleri zaman da hem inflamasyon hem de damar bozukluklarına, parçalanmalarına neden oluyor. Bu da ne demek? Beynin sağlıklı halini (bağışıklığını) aşağı çekiyor. Beynin dış kısmı, korteks dediğimiz bölgenin, iç kısımlarına göre daha çok etkilendiğini gördük. Çünkü kafatasına daha yakın bu bölge. Beyin yüzeyi bizim düşüncemizi, hafızamızı, karakterimizi, birçok şey kontrol eden bölgelerin olduğu bir yer. Bu etki hem yeni nörolojik hastalıkların sıfırdan ortaya çıkmasına neden olabilir hem de var olan yatkınlıkları tetikleyebilir. Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla depresyon, şizofreni gibi nöropsikiyatrik hastalıklarda artış yaşanabilir” diye konuştu.

‘UZAMIŞ COVİD’İN, PANDEMİDEN DAHA BÜYÜK ETKİSİ OLABİLİR’
Hayvan modellerinde yine şeffaflığı kullanarak virüsün vücutta nerelerde yayıldığını da çalıştıklarını kaydeden Ertürk, şu bilgileri verdi: “Burada da gördük ki influenza virüsü sadece akciğerde kalıyor. Aynı şekilde ilk çıkan koronavirüs tipi olan Wuhan virüsü de akciğeri tutuyor. Ama Delta ve Omicron’dan sonraki varyantlar bütün vücuda yayılıyor. Aslında korkutucu bir resim bu bilgiye baktığınızda. Çünkü virüs bir şekilde varyantlarla hem vücuda daha çok yayılma hem de beyne daha çok ulaşma şeklinde bir hedef oluşturmuş durumda. Varyantlar çeşitlendikçe vücutta değişik dokulara ulaşma kapasitesi de artıyor. Gençler bile artık çok erken yaşlarda bazı hastalıklara yakalanabilir vücutta biriken bu spike proteinleri yüzünden. Kalp hastalıklarındaki artışın muhtemelen sebebi de vücuda yayılan koronavirüs spike proteinleri aslında, çalışmamızda bunu net olarak gösterdik. Şu an dünyanın yaklaşık yüzde 60’ı Covid geçirmiş durumda. 4 milyardan fazla insan demek bu. Bunların da yüzde 10 ila 15’inde uzamış Covid olduğu düşünülüyor. Yani 400 ila 600 milyon kişi, Long Covid olabilir. Long Covid’in etkisi maalesef artacak. Belki Covid’den çok daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALEZYALI yetkililer, ülkede yaklaşık bir haftadır etkili olan selde 6 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, ülkenin doğu kıyılarına 5 günde son 6 aydaki kadar yağış düşmesi nedeniyle bazı eyaletlerde geniş pirinç tarlalarının da sular altında kaldığını ve çiftçilerin milyonlarca dolar zarar ettiğini belirtti. Kelantan ile Terengganu eyaletlerinde yolların ve evlerin hasar gördüğünü söyleyen Enver, 6 kişinin hayatını kaybettiği selde altyapıyı onarma maliyetinin 224 milyon doları bulabileceğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Starmer, gerek ABD gerek Avrupa ile olan bağlarını güçlendireceklerini belirten Starmer bir taraf seçmek zorunda olmaklarını ifade etti.
Starmer yaptığı açıklamada, Ukrayna konusuna vurgu yaparak Batı’nın asıl yönelmesi gereken konunun Ukrayna-Rusya savaşı olduğunu dile getirerek Batı’da bölünme yaratacak tartışmalardan kaçındı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esed rejimi güçleriyle 7 gündür çatışan Heyet Tahrir Şam’ın başını çektiği rejim karşıtı gruplar, Hama ili istikametinde ilerliyor.
Gruplar, Hama’nın kuzeyindeki Zor El Mahruka, Zor El Heysa, Zor Ebu Zeyid, Zor El Meselih, Zor Ec-Cedid, Hattap, El-Rehcen, Kuzey Serha, Güney Serha, Mericib El-Cemelen, Şıheytir, El-Hasnevi, El-Şekusiye, Ebu Leffe, Musteriha, Beyyud, Servet ve Maarşahrura yerleşim yerleri ile Nasiriye Tepesi’nin kontrolünü ele geçirdi.
Birinci hat olan Maptane-Halfaya-Taybet İmam’ı kırarak, rejim kontrolündeki Hama kent merkezine 3 koldan ilerleyen rejim karşıtı gruplar, Kamhane-Muharde-Maar Suhur hattında rejim güçleriyle çatışıyor.
REKLAM
Çatışma hattı, Hama kent merkezinin dış mahallelerine 6 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Sahadaki kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Esed rejimi, Hama’daki bankaları ve döviz bürolarını boşaltıyor.
– Suriye’deki gelişmeler
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında, 27 Kasım’da, Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı.
28 Kasım’da Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, 30 Kasım’da merkezin büyük bölümünü ele geçirmişti.
30 Kasım’da Han Şeyhun ilçesini alarak tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlayan silahlı gruplar, Hama ilinde de çatışarak ilerleyişini sürdürüyor.
Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin’in aktardığı bilgilere göre, Suriye Milli Ordusu güçlerinin öncülüğünde Münbiç’e yönelik harekâtın yarın sabah başlaması söz konusu.
Habertürk TV canlı yayınında konuşan Çetiner Çetin, “Harekât aslında bugün başlayacaktı ancak Suriye Milli Ordusu’nun eksik kalacağı endişesiyle harekât ertelendi. İdlib’ten diğer muhalif güçlerinde de katılımıyla harekâtın yarın sabah başlaması planlanıyor. İdlib’den Münbiç’e muhalif gruplar gelmeye başladı.” dedi.
REKLAM
Halep İline bağlı olan Münbiç’in savaş öncesi nüfusu 100 bin olarak tespit edilirken hâlihazırda ne kadar insan yaşadığına dâir net bir bilgi bulunmuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı’nın ‘X’ hesabından yapılan açıklamada “Bakanımız Hakan Fidan, Brüksel’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında Kuzey Atlantik Konseyi Dışişleri Bakanları Çalışma Oturumu’na katıldı.” denildi.
HAKAN FİDAN, MEVKİDAŞLARI İLE GÖRÜŞTÜ.
Hakan Fidan NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi için bulunduğu Brüksel’de Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ve Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly ile görüşmelerde bulundu.
Hakan Fidan ayrıca İspanya Dışişleri, Avrupa Birliği ve İşbirliği Bakanı José Manuel Albares ile de bir araya geldi.
Hakan Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede ve dünyada yaşanan çatışmaları ele aldı. Suriye, Ukrayna ve Gazze görüşmelerin ana konusu oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Sybiha, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında düzenlenen NATO-Ukrayna Konseyi formatındaki oturum öncesi açıklamalarda bulundu.
Rutte, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın da katılacağını belirttiği toplantıda Ukrayna’ya askeri desteğin artırılması ihtiyacı, ülkedeki enerji altyapısının korunması ve hava savunması yardımları gibi başlıkların ele alınacağını belirtti.
NATO’nun Ukrayna’ya desteğini yineleyen Rutte, “Müttefiklerin sizinle birlikte olduğu konusunda sizi temin etmek istiyorum.” dedi.
REKLAM
Rutte, savaşın sürdüğü Ukrayna’da soğuk kış günlerinin de yaşandığına işaret ederek, enerji şebekesi ve altyapısının korunmasına destek olunması gerektiğini vurguladı. Rutte, “Ukrayna’da Rusya’nın kışı silah haline getirmesine izin veremeyiz.” diye konuştu.
Ukrayna’nın başta hava savunma sistemleri olmak üzere askeri yardımların artırılması ihtiyacına da değinen Rutte, “Bir gün Ruslarla bir tür görüşmeye karar verdiğinizde bunu güçlü bir pozisyonda yapabileceğinizden emin olmak için çok daha fazlasının yapılması gerekiyor. Bu akşam bunu konuşacağız.” ifadelerini kullandı.
“Kesinliğe, güçlü kararlara ihtiyacımız var”
Sybiha ise ülkesinin geleceği için “kesinliğe” ihtiyaçları olduğunu dile getirerek, “Şimdi jeopolitik kesinlik zamanıdır ve bizim bu kesinliğe ihtiyacımız var. Bizi güçlendirecek, kapasitelerimizi güçlendirecek güçlü kararlara ihtiyacımız var.” dedi.
Rusya’nın ülkedeki enerji kaynaklarını “silah haline getirdiği” yorumunu yapan Sybiha, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna halkı, Ukraynalı siviller, muhtemelen en yoğun füze saldırısına maruz kalıyor. Bizi nükleer enerjiden koparmaya çalışıyorlar. Nükleer enerji tesislerine saldırmaya başladılar. Bu da Rus saldırganlığının yeni bir gerçeği. Bu nedenle (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’i aramak ya da Moskova’yı ziyaret etmek yerine güçlü, güçlü tarihi kararlara ihtiyacımız var.”
Sybiha, ülkesinin stratejik enerji tesislerini ve altyapılarının korunması için “acilen ilave 19 hava savunma sistemine ihtiyaçları olduğunu” aktararak, “Bu 19 hava savunma sistemini temin ettikten sonra kışı geçireceğimizden eminiz. İhtiyaçlarımızın somut listesini zaten gönderdik, bugün ve önümüzdeki günlerde yapacağımız görüşmelerin somut sonuçlarından birinin de en yakın ortaklarımızın bu hava savunma sistemlerini acilen tedarik etme kararı olacağını umuyoruz.” ifadelerini kullandı.
NATO’nun Brüksel’deki karargahında bugün başlayan Dışişleri Bakanları Toplantısı, yarın da devam edecek.
Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rutte, Ukrayna’ya üyelik daveti ile ilgili herhangi bir gelişme olmadığını söylerken şu an için önemli olan meselenin Ukrayna’ya silah yardımı olduğunu belirtti. Rutte “Toplandığımız bu zirvede şu an için âcil olan konuları ele almalıyız. Şu an için âcil olan konu ise Ukrayna’ya silah yardımıdır.” dedi.
Rutte, Ukrayna’nın üyeliğinin bir süreç gerektirdiğini belirtirken “Ukrayna’nın üyeliği için bir köprü kurduk ancak bu yavaş yavaş gerçekleşecektir.” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise 1 Aralık’ta yaptığı açıklamada, NATO’ya üyelik konusunda dolaylı bir daveti kabul etmeyeceklerini belirterek sürecin netleşmesi konusundaki kararlılığını vurguladı. Ukrayna Savaşın başından beri NATO’ya üyelik konusunda taleplerini iletse de henüz net bir karşılık bulamadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yonhap’ın haberine göre, sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etmek üzere Ulusal Meclis’te acil oturum düzenlendi. Meclisin 300 üyesinden 190’ının katılabildiği kurulda sunulan önerge, oybirliğiyle kabul edildi.
Güney Kore Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, ülkede ilan edilen sıkıyönetimin yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiği belirtildi.
Anayasa uyarınca sıkıyönetimin parlamento çoğunluğunun talebiyle kaldırılması gerekiyor.
Güney Kore Ulusal Meclisi Başkanı Woo Won-Shik, yaptığı açıklamada, “Meclisin ana binasına giren tüm askerler tamamen ayrıldı.” ifadesini kullandı.
CUMHURBAŞKANI SIKIYÖNETİM İLAN ETTİĞİNİ DUYURMUŞTU
Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol YTN televizyonunda canlı olarak yayınlanan konuşmasında sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Yoon, ülke muhalefetinin ‘yıkıcı’ çabaları nedeniyle hükümetin felç olduğunu öne sürerken, sıkıyönetim kararıyla ülkenin demokrasisinin ve özgür bir Kore’nin yeniden inşa edileceğini söyledi.
Muhalefet partilerinin ülkeyi krize sokmak için parlamentoyu rehin aldıklarını öne süren Yoon, özgür ve anayasal düzeni korumak için böyle bir tedbire başvurmaktan başka çaresi olmadığını belirtti.
Yoon, “Özgür Kore Cumhuriyeti’ni Kuzey Kore komünist güçlerinin tehdidinden korumak, halkımızın özgürlüğünü ve mutluluğunu yağmalayan aşağılık Kuzey Kore yanlısı devlet karşıtı güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” dedi.
REKLAM
Güney Kore ordusu, parlamento ve parti faaliyetlerinin yasaklandığını duyururken, tüm medya ve yayıncılık faaliyetlerinin kontrol altına alınacağını bildirdi.
Stajyerler dahil tüm sağlık personelinin 48 saat içinde işe dönmeleri emredildi. Ordunun kurallarına uymayanların ‘bir tutuklama emri olmaksızın’ tutuklanacağı duyuruldu.
“ORDU MİLLETVEKİLLERİNİ TUTUKLAYABİLİR”
Anamuhalefet partisi olan Demokrat Parti, kararın ardından milletvekillerini ‘acil’ koduyla parlamentoya çağırdı. Parti lideri Lee Jae-Myung, kararın anayasaya aykırı olduğunu söyledi. Sıkıyönetim kararını parlamentoda durdurmaya çalışacaklarını söyleyen Lee Jae-Myung, “Ancak ordu parlamento üyelerini tutuklayabilir” açıklamasını yaptı.
Parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran Lee Jae-Myung, internet üzerinden yaptığı canlı yayında “Tanklar, zırhlı personel taşıyıcılar, silahlı ve bıçaklı askerler ülkeyi yönetecek. Kore Cumhuriyeti ekonomisi geri dönüşü olmayacak şekilde çökecek. Yurttaşlarım, lütfen parlamentoya gelin” dedi.
Ülkenin iktidar partisi olan Halkın Gücü Partisi lideri Han Dong-Hoon da sıkıyönetim ilanının yanlış olduğunu belirtirken, kararı engelleme sözü verdi.
Parlamento Başkanı’nın ise oturumu toplamak için parlamentoya gittiği bilgisi paylaşıldı. Ancak polis araçlarının parlamentoyu çembere aldığı belirtildi.
Ülke para birimi Won, sıkıyönetim kararının duyurulmasıyla yüzde 1 değer kaybederek dolar karşısında son iki yılın dip seviyesine geriledi.
Kore Borsasının yarın açılıp açılmayacağına da henüz karar verilmedi.
ABD, KONUYU TAKİP ETTİKLERİNİ BİLDİRDİ
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden Yönetiminin, Güney Kore yönetimi ile temas hâlinde olduğu ve durumu yakından takip ettikleri ifade edildi. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise olayları endişe ile takip ettiklerini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Kurt Campbell yaptığı açıklamada “Güney Kore ile olan ittifakımız çelik gibidir, sarsılmaz. Ancak yaşananları endişe ile takip ediyoruz ve krizin anayasaya uygun olarak çözülmesini bekliyoruz.” dedi.
ORDU MECLİSE GİRMEYE ÇALIŞIRKEN PROTESTOLAR BAŞLADI
Sıkıyönetim kararını protesto etmek amacıyla Güney Kore Ulusal Meclisi’nin önünde toplanan protestocular, güvenlik güçleriyle arbede yaşıyor. Bu sırada Güney Kore Ordusuna bağlı birlikler de meclis binasına girmeye çalışıyor.

Yetkililerince yapılan açıklamaya göre sıkıyönetim, rejim karşıtı güçler hariç Güney Kore vatandaşlarının gündelik hayatında herhangi bir rahatsızlık yaratmayacak.

Güney Kore Ulusal Meclisi ise yapılan oylamada sıkıyönetim kararını engelleme yönünde karar aldı.
“EKONOMİYİ RAHATLATMAK İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİ ALACAĞIZ”
Güney Kore Maliye Bakanı Choi San-Mok, sıkıyönetim ilânı sonrası yaptığı açıklamada “Ekonomiyi rahatlatmak için bütün yöntemleri seferber edeceğiz. Buna piyasaya nakit akışı sağlamak da dâhil.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye-Rusya ilişkileri ile Suriye’deki son gelişmeler, küresel ve bölgesel konular ele alındı.
Görüşmede, Türkiye’nin bir yandan Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ederken, öte yandan Suriye’de adil ve kalıcı çözüm için çabaladığını belirten Erdoğan, bütün bunlarla birlikte bölgede diplomasiye daha fazla alan açılmasının önemli olduğunu, bu süreçte Suriye rejiminin siyasi çözüm sürecine angaje olması gerektiğini kaydetti.
Suriye’de yaşanan son gelişmeler bağlamında en önemli hususun sivillerin zarar görmemesi olduğunun altını çizen Erdoğan, Suriye’nin daha büyük istikrarsızlıklara kaynaklık etmemesi gerektiğini, Türkiye’nin Suriye’de sükunetin sağlanması için elinden gelen tüm gayreti gösterdiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki son gelişmelerden istifade etmeye çalışan terör örgütü PKK ve uzantılarıyla mücadele konusunda Türkiye’nin kararlı tutumunu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Kore’de siyasi kriz Haberi Görüntüle
Öncelikle Güney Kore’de “Başkanlık Sistemi” uygulanıyor, Cumhurbaşkanı’nın 5 yılda bir halk tarafından seçildiği bir şekilde yönetiliyor. Nisan ayında gerçekleşen seçimlerde, 300 koltuklu parlamentoda çoğunluk muhalefete geçti.

Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un partisi Halkın Gücü Partisi 108 koltuğa sahip. Muhalefetin ise toplamda 192 koltuğu bulunuyor, bunun çoğunluğu da 171 ile ana muhalefet partisi Kore Demokratik Partisi‘nde.
SIKIYÖNETİM SÜRECİNE NASIL GELİNDİ?
Bir süredir siyasi baskı karşısında olan Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol, ülkede 50 yıldan uzun bir süre sonra ilk kez sıkıyönetim ilan etti. Peki bu akşam Güney Kore’de yerel saatle 23:00 sularında ilan edilen sıkıyönetim sürecine nasıl gelindi?
REKLAM
Ulusal televizyon kanalında gece yarısı duyuru yapan Güney Kore Cumhurbaşkanı, Kuzey Kore’yi tehdit olarak gösterdi ve “Kuzey Kore yanlısı, devlet karşıtı güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” ifadelerini kullandı.
Dünyanın şaşkına döndüğü bu açıklama, Güney Kore ve dünya basınında Yoon’un aslında kendi üstündeki siyasi baskıdan kurtulmak istediği şeklinde yorumlandı.
Bu yılın başında parlamentoda çoğunluğunu kaybetmiş olan Yoon, muhalefet tarafından hükümetin iktidarını zayıflatmaya amaçlayan bir dizi muhalefet tasarısı ve önergesiyle mücadele ediyordu.
NİSAN AYINDAN BERİ ‘TOPAL ÖRDEK’
Yoon, muhalefetin ezici bir çoğunlukla kazandığı Nisan ayındaki Güney Kore genel seçimlerinden bu yana ‘topal ördek’ bir başkandı. O zamandan beri hükümeti istediği yasa tasarılarını geçiremedi ve bunun yerine muhalefetin geçirdiği yasa tasarılarını veto etmekle yetindi.
Yoon ve First Lady’e yönelik de bazı yolsuzluk iddiaları da medyada yer almıştı. Yoon, geçtiğimiz ay, First Lady’nin görevlerini denetleyecek bir ofis kurduğunu söyleyerek ulusal televizyonda özür dilemek zorunda kalmıştı. Ancak muhalefet partilerinin talep ettiği daha geniş ve bağımsız bir soruşturmayı reddetti.
REKLAM
Bu hafta başında ise muhalefet, hükümetin bütçe kesinti yapmasını önerdi. (Bütçe tasarısı veto edilemez). Aynı zamanda, muhalefet, First Lady’i soruşturmadıkları için hükümetin denetim kurumunun başkanı da dahil olmak üzere kabine üyelerini görevden almak için harekete geçti.
Yoon’un bu beklenmedik sıkıyönetim ilanı da üzerinde artan baskıdan kaçmanın bir yolu olarak yorumlandı.
SAATLER SONRA SIKIYÖNETİM HÜKÜMSÜZ HALE GELDİ
Güney Kore’de sıkıyönetim en son 1979’da, başkanın darbe sırasında suikasta uğraması üzerine ilan edilmişti. Ülkede 1987’de parlamenter demokrasiye kavuştuğundan beri hiç sıkıyönetim uygulanmadı.
Yoon’un kararının ardından saatler sonra parlamento sıkıyönetimin kaldırılmasını oylayarak kabul etti. Sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etmek üzere Ulusal Meclis’te acil oturum düzenlendi. Meclisin 300 üyesinden 190’ının katılabildiği kurulda sunulan önerge, oybirliğiyle kabul edildi.
Güney Kore Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, ülkede ilan edilen sıkıyönetimin yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiği belirtildi.
EĞİTİM VE ULAŞIM NORMAL İŞLEYİŞİNDE SÜRECEK
Güney Kore’de, Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim ilanı, Parlamento’nun da bu kararı oylayıp kaldırılmasını kabulünün ardından ülkede eğitim ve ulaşımın olağan akışında faaliyet göstermeye devam edeceği belirtildi.
Yonhap’ın haberine göre, sıkıyönetim kararının kaldırılması için Ulusal Meclis’te yapılan oylama sonrası, Devlet Başkan Yoon’un oylamaya ilişkin tepkisi bekleniyor. Güney Kore yasalarına göre, Devlet Başkanı oylamaya uymakla yükümlü.
Diğer yandan Güney Kore Eğitim Bakanlığı, ülkedeki basın mensuplarına eğitimin normal akışında süreceğine ilişkin açıklama gönderdi.
Açıklamada, okul ve eğitim kurumlarının kapanmayacağı, olağan akışında faaliyetine devam edeceği belirtildi.
Aynı şekilde, Güney Kore Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı’ndaki acil toplantının ardından duruma ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, insanların günlük yaşamında aksaklıkları önlemek için kara yolları, demir yolları, hava taşımacılığı ve inşaat alanlarının normal şekilde çalışmasının sağlanacağı belirtildi.
Güney Kore Merkez Bankasından yapılan açıklamada da sıkıyönetim ilanının piyasa üzerindeki etkisini ölçmek ve gerekli müdahaleleri görüşmek üzere acil toplantı yapılacağı bilgisi yer aldı.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son olarak TOKİ tarafından yeni projeler adeta ardı ardına sıralandı. Açıklanan projeler çerçevesinde, 2+1 ile 3+1 dairelerin satışları yapılacak.
Satış listesinde yer alan en uygun konuta peşinat ve aylık 7 bin 789,50 TL taksitten başlayan fiyatlarla sahip olunabilecek.
TUNCELİ’DE 54 DAİRE SATIŞA ÇIKARILACAK
TOKİ; Tunceli ve Mazgirt’te 118 adet konut ve 2 dükkanlı ticaret merkezi kapsamında, stokta bulunan 43 adet dairenin satışa çıkartılacağını açıkladı.
TOKİ tarafından Tunceli’de satışa çıkarılacak konutlar arasında en uygun dairenin; 155 bin 790,01 TL peşinat, 180 ay vade ve 7 bin 789,50 TL taksitten başlayan fiyatlarla alıcısını beklediği görüldü.
Ayrıca başvuru tarihleri, 27 Kasım 2024 – 03 Aralık 2024 olarak duyuruldu.
Söz konusu dairelerin listesi şu şekilde:


EkonomiFinansEmlakYaşamDünyaToki
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GAZİANTEP PLAKALI ARAÇLAR HALEP KALESİ’NDE
Gaziantep plakalı ve çakarlı çok sayıda lüks araç, kentin simge yerlerinden Halep Kalesi’ne geldi. Ayrıca kalede Türk bayrağının dalgalandığı görüldü.
8 YIL SONRA HALEP’E DÖNDÜLER
Öte yandan 2016’da Rusya’nın müdahalesiyle kentten ayrılmak zorunda kalan muhalif güçler, sekiz yılın ardından Halep’e dönmüş oldu. Rejim karşıtı gruplar, kısa sürede valilik ve emniyet müdürlüğü binalarının yanı sıra kentin simgesi olan Halep Kalesi’nde kontrolü sağlayarak ‘Özgür Suriye Bayrağı’nı (ÖSO) göndere çekti.

GaziantepGüncelSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Florida’da ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump ile bir araya geldiğini söyledi. Sözcü Farah Dakhlallah, Rutte ve Trump’ın ‘ittifakın karşı karşıya olduğu bir dizi küresel güvenlik meselesini ele aldıklarını’ belirtti.
TRUMP BİDEN’I FÜZE KARARI NEDENİYLE ELEŞTİRMİŞTİ
Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı ve NATO’nun yapısıyla ilgili görüşlerinin mevcut Başkan Biden’dan çok daha farklı olduğu biliniyor. Trump kampanya döneminde birçok kez, göreve geldikten sonra Rusya-Ukrayna Savaşı’nı hızla bitireceğini vurgularken, Trump’ın ekibi Biden yönetiminin Kiev’e uzun menzilli füzelerin kullanılması yetkisi vermesini sert bir biçimde eleştirmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’daki haber kurumlarına göre merkezdeki sekiz katlı bir bina beş füze ile vuruldu.
Cumartesi yerel saatle sabaha karşı saat 04:00’te gerçekleşen saldırılar şehri sarstı.
İsrail ordusu saldırılarla ilgili bir yorum yapmadı.
Merkezdeki Basta mahallesinde arama ve kurtarma ekipleri karanlıkta çalışmalarını yürütmek zorunda kaldı.
Son aylarda İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere örgütün çok sayıda lideri öldürüldü.
Hizbullah, Filistin’deki Hamas’a destek olmak için attığı füzeleri sıklaştırmasıyla İsrail’in hedefi oldu.
Lübnanlı yetkililere göre çatışmalarda şimdiye kadar 3.500 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ve Lübnan arasında ateşkesin gerçekleştirilmesi için ABD bölgeye bir arabulucu gönderse de henüz görüşmelerde bir ilerleme sağlanamadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sarı kod uyarısının ardından İstanbul’da sağanak yağış başladı. Taksim’de etkili olan yağış nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşadı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 49 il için gönderdiği sarı kod uyarılarının ardından İstanbul’da sağanak yağış etkili oluyor. Taksim Meydanı’nda etkili olan yağmur vatandaşları olumsuz etkilerken, yağmura hazırlıksız yakalananlar ise zor anlar yaşadı.
Etkili olan yağışta bazı vatandaşların ve turistlerin şemsiyeleri ile ilerlediği, şemsiyesi olmayanlar ise saçakların altında bekledikleri görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Bandırma ilçesinde sabah saatlerinde etkili olan yoğun sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Şiddetli yağmur, cadde ve sokakları göle çevirdi.
Meteorolojinin günler öncesi yaptığı uyarılar, Güney Marmara Bölgesinde özellikle Bandırma’da da etlili oldu. Sabah üzeri bağlayan sağanak yağış rüzgazla birlikte şiddettini hızla arttırdı. Yağmurdan kaçanlar kapalı mekanların tentelerine sığınırken, trafikte ciddi aksamalar yaşandı. Yollarda biriken su, sürücülere zor anlar yaşatarak trafik akışını yavaşlattı.
Bandırma’nın en işlek caddesi olan Cumhuriyet Caddesi’nde de aşırı yağışlar nedeniyle alt yapının yetersizliği nedeniyle rögar kapaklarından sel suları yola aktı. Araçların ve yayaların her türlü risklere tedbir amaçlı, Bandırma Belediyesi Trafik Zabıta birimleri duba koyarak önlem aldı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamalara göre, gün boyu Bandırma’da şiddetli sağanak yağış etkili olacak. Gün içerisinde toplamda 30 mm kadar yağış düşmesi bekleniyor. Ayrıca, yağışla birlikte rüzgarın hızını artıracağı tahmin ediliyor.
Yetkililer, vatandaşların su baskınlarına karşı tedbirli olmalarını ve yapılan uyarıları dikkate almalarını önerdi. Özellikle sürücülerin, su birikintilerine karşı dikkatli olması gerektiği vurgulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kovancılar İlçe Müftülüğü her hafta farklı bir camide “sabah namazı buluşması” programı gerçekleştiriyor. Bu çerçevede Seyda Ubeydullah Camisinde ‘sabah namazı buluşması’ gerçekleştirildi. İlçe Müftüsü İrfan Çavaş’ın katıldığı programdan sonra vatandaşlarla sohbet edilip katılım sağlayanlara ikram yapıldı. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Balık ve Vahşi Yaşam Enstitüsü (USFWS), zürafaların ‘Nesli Tehlike Altındaki Türler Sözleşmesi’ (Endangered Species Act) kapsamında kanunla koruma altına alınması için çağrıda bulundu.
USFWS’den yapılan açıklamada, zürafaların nesillerinin tehlike altında olduğu belirtilerek ilk kez koruma çağrısında bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada yapılan çağrının, Afrika’daki zürafa popülasyonlarının büyük oranda azalması ve türün doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, yasa dışı avlanma, hastalıklar ve iklim değişikliği gibi tehditler sebebiyle yapıldığı belirtildi.
Bilim insanları, son 30 yılda zürafa popülasyonlarının yüzde 40 oranında azaldığını belirtiyor. Koruma önerisi, kamuoyunun 60 günlük bir değerlendirme sürecine katılmasını içeriyor. ABD’de bu süreçte bilimsel veriler toplanacak ve türün korunmasına yönelik daha somut adımlar atılacak.
Açıklamada bu çağrının, zürafaların yaşam alanlarının korunmasından yasa dışı ticaretin önlenmesine kadar birçok alanda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çektiği vurgulandı. USFWS, bu süreci kamuoyu, bilim insanları ve çevre kuruluşlarının katkılarıyla yürütmeyi planladığını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇİN SOKAĞI DAHİL YENİ BİR YAŞAM ALANI KURACAĞIZ”
BYD’nin yatırımına ilişkin Egedesonsöz’e açıklamalarda bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “İçinde Çin sokağının da olduğu yeni yaşam alanları oluşturmaya çalışıyorum. Ben mimarım ve tam da çözüme ulaşabilecek mesleğe sahibim” ifadelerini kullandı.
“BİR TANE DAHA VESTEL GELİYOR”
Zeyrek ayrıca “BYD’nin parasını Manisa’da tutmam lazım benim. Aslında bir tane daha Vestel geliyor Manisa’ya. Yaklaşık 20 bin kişinin çalışacağı alandan bahsediyoruz. Burada onunla birlikte yan sanayiler gelmeye başlıyor. Yeni OSB bölgelerine yönlendiriyorum gelen sanayicileri. Soma, Kırkağaç gelişsin diye.
Bununla ilgili bir lojistik merkezi kurmaya çalışıyoruz. Alsancak Limanı da artık limitlerini doldurdu. Biz Soma üzerinden Aliağa ve Çandarlı limanlarına inmeyi düşünüyoruz. TCDD’den bir tane rayla birlikte yeni lojistik merkezine şehri yaymamız gerekiyor bizim” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs ayında 2016 seçimlerinden önce yetişkin film yıldızı Stormy Daniels’a yapılan “sus payı” ödemeleriyle ilgili olarak 34 ticari kaydı tahrif etmekten suçlu bulunmuştu.
New York Mahkemesinde görülen davanın Başkanı Yargıç Juan Merchan, Trump’ın “sus payı” davasında suçlamaların düşürülmesi amacıyla dilekçe sunma talebini kabul ederek, nihai ceza kararının açıklanacağı duruşmayı üçüncü kez süresiz olarak erteledi.
Davaya bakan New York yargıcı Juan Merchan, Trump’ın avukatlarına davanın tamamen düşürülmesini talep eden bir dilekçe sunmaları için 2 Aralık’a kadar süre verirken, davayı takip eden Başsavcı Alivn Bragg’in de cevap vermesi için 9 Aralık tarihini belirledi. Trump’ın Sözcüsü ve Beyaz Saray’ın yeni İletişim Direktörlüğüne atanan Steven Cheung karara ilişkin açıklamasında, “Başkan Trump’a karşı açılan sahte Manhattan Davası, kesin bir galibiyetle artık tamamen durduruldu ve ceza ertelendi” dedi.
Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, Merchan’a gönderdiği mektupta cezanın ertelenmesine karşı olmadıklarını ancak davanın düşürülmesine yönelik her türlü çabayla mücadele edeceklerini belirtmişti.
Trump’ın avukatları son taleplerini bu hafta Merchan’a gönderdikleri bir mektupla iletmişlerdi. Trump’ın avukatları gönderdikleri mektupta, “Nasıl ki görevdeki bir Başkan herhangi bir cezai süreçten tamamen muafsa, seçilmiş Başkan olarak Trump da muaftır” diyerek Trump’ın yemin etmesinden bir ay önce, 20 Aralık’a kadar argümanlarını sunmak için izin istemişlerdi. Avukatlar, yaptıkları açıklamada, Trump başkan seçildiği için mahkumiyet kararının iptal edilmesi ve davanın düşmesi gerektiğini belirterek, davanın devam etmesinin anayasaya aykırı olacağını savunmuşlardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAR YAĞIŞI BEKLENEN İLÇELER AÇIKLANDI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı (AKOM), kentteki hava durumuna ilişkin uyarılarda bulundu.
Hava sıcaklığının öğle saatlerinde 5’ye kadar düşeceğini belirten AKOM, gün içerisinde kentte kar yağışının beklendiği ilçeleri de açıkladı.
AKOM’un tahminlerine göre, Çatalca, Silivri, Arnavutköy, Sarıyer, Beykoz, Çekmeköy ve Şile gibi yüksek noktalarda kalan ilçelerde karla karışık yağmur ve kısa süreli kar görülecek.
DENİZ ULAŞIMI KİLİT
Etkisi arttıran fırtınadan deniz ulaşımı da olumsuz etkilendi. İstanbul Deniz Otobüsleri’nin (İDO) internet sitesindeki duyuruya göre, kötü hava koşulları sebebiyle saat 07.45’deki Yenikapı- Yalova, 08.00’deki Pendik-Yalova, saat 08.30’daki Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı- Kadıköy, 08.30’daki Bandırma-Yenikapı-Kadıköy, saat 09.00’daki Pendik-Yalova, 09.05’teki Kabataş-Kadıköy-Yenikapı- Bursa, 09.45’teki Yalova-Yenikapı ve Yenikapı-Yalova seferleri ile saat 10.30’daki Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı-Kadıköy seferleri gerçekleştirilemeyecek.
Şehir Hatları AŞ’den yapılan duyuruda ise aynı sebeple, Bostancı-Moda-Karaköy-Kabataş Hattı seferlerinin Moda uğraması, Büyükada- Sedef Adası, Ortaköy-Beşiktaş- Eminönü hatları ile Paralel Hat seferlerinin Ortaköy uğramasının gerçekleştirilemediği bildirildi.
UÇAKLAR PİSTE İNEMİYOR
Hava ulaşımında da benzer bir durum söz konusu. İstanbul Havalimanı’na gelen bazı uçaklar iniş yapamayınca pisti pas geçerken, bazıları da bir süre havada tur atmak zorunda kaldı. Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş yapmak isteyen uçaklar da bir süre havada tur atmak zorunda kaldı. Kalkış seferlerinde ise kısa süreli gecikmeler yaşandığı bildirildi.
Ayrıca Türk Hava Yolları, 38 uçuşun İstanbul’da beklenen fırtına nedeniyle iptal edildiğini açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dün akşam şiddetli lodosun etkisine giren Adalar bugün saat 08.30 sularında rüzgarın değişmesiyle birlikte Karayel fırtınasının etkisine girdi. Fırtınanın şiddeti 80 km’ye kadar çıktı.
Şiddetli rüzgar Adalar’da kıyı şeridinde etkili oluyor. Bir çok sahil kesimi su altında kaldı. Kıyıdaki çakıl taşları iç kesimlere doğru sürüklendi. Hava sıcaklığı yaklaşık 8 derece düştü. Adalar’da kıyı şeridinde göletler oluştu. Şehir hatları vapurları ve yolcu motorları seferlerinde zorluklar yaşamaya başladı.
İstanbul Şehir Hatları A.Ş yapılan açıklamada, Büyükada- Sedef Adası Hattı, Maltepe-Büyükada-Heybeliada-Burgazada-Kınalıada Hattı, Adalar- Beşiktaş hattı seferlerinin ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağını duyurdu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ‘listeria’ bakterisi nedeniyle bir bebeğin hayatını kaybettiğini duyurdu.
CDC, listeria bakterisi nedeniyle ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bir bebeğin hayatını kaybettiğini, dört eyalette 9 kişinin hastaneye kaldırıldığını ifade etti. Açıklamada, Kaliforniya, New York, Illinois ve New Jersey’de toplam 11 vakanın bildirildiği ifadeleri kullanıldı. CDC, bakterinin ‘Yu- Shang Food’ isimli markanın şarküteri ürünlerinden bulaşmış olabileceğini incelemelerin sürdüğünü belirtti.
LİSTERİA BAKTERİSİ NEDİR?
Listeria bakterisi, özellikle gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabilen bir bakteri türüdür. En yaygın türü Listeria monocytogenes’dir. Bu bakteri, genellikle süt ürünleri, çiğ etler ve işlenmiş etler gibi gıdalarda bulunabilir. Listeria’nın neden olduğu enfeksiyon, listeriyoz olarak bilinir. Listeriyoz, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, hamile kadınlar, yaşlılar ve bebekler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hamile kadınlarda bu enfeksiyon, düşük doğum yapma, erken doğum veya bebekte ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1300 HEKTAR BÜYÜKLÜĞÜNDE
Kovada Gölü Milli Parklar Şefi Bahaddin Uysal, kasnak meşesinin doğal yolla meşcere veya orman kurduğu dünyadaki tek alan olması nedeniyle bölgenin ‘tabiatı koruma alanı’ statüsüyle koruma altına alındığını ve 1300 hektar büyüklüğe sahip olduğunu söyledi. Kasnak meşesi ormanının Eğirdir Gölü ve Kovada Gölü sulak alanlarının bulunduğu havzada ardıç, çam ve sedir gibi ormanlarla komşuluk ettiğini belirten Uysal, “Ülkemize has bir tür olan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan kasnak meşesi gerek saf gerekse sedir ve ardıç ile karıştığı en güzel örneklerinin yer aldığı eşsiz bir ekosistemdir” dedi.

İZİN İÇİN DİLEKÇE YAZILIYOR
Ormanın 1987 yılında tabiat koruma alanı ilan edildiği ve koruma altında olması nedeniyle girişlerin de belli izinler çerçevesinde yapılabildiği, izinsiz girişlerin kesinlikle yasak olduğunu söyleyen Uysal, “Sadece bilimsel çalışmalar ve eğitim amaçlı alana girişlere izin verilmektedir. Bu ormandaki kasnak meşesi endemik bir tür. Farklı bölgelerimizde ülkemizin bu ağaçtan münferit bireyler olmasıyla birlikte orman kurabildiği doğal tek alan burasıdır. Eşsiz sonbahar görseli ise ekimin son haftasıyla kasımın ortası arasında yaşanıyor. Bu iki- üç haftalık sürede alanda güzel bir sonbahar görseli oluyor ama alana gezmek için girişler yasak. Sadece bilimsel ve eğitim amaçlı ayrılmış bir alan olduğu için sadece bilimsel ve eğitim amaçlı girebiliyoruz. Bunun için de Isparta Şube Müdürlüğümüze ya da Kovada Gölü Milli Parkı Şefliği’ne bilimsel ya da eğitim amaçlı alana gelmek istedikleriyle ilgili bir dilekçe yazılması gerekiyor. Uygun görülmesi durumunda alana şefin ya da görevlendireceği bir personelin eşliğinde girişlere izin veriliyor” diye konuştu.
67 ENDEMİK TÜR BULUNUYOR
Üniversiteler veya DKMP uzmanlarının bölgede yaban hayatı ve bitki türleriyle ilgili bilimsel çalışmalar yaptığını anlatan Bahaddin Uysal, alanda okullara yönelik sunumlar da yapılabildiğini dile getirdi. Araştırmalara göre alanda 23 memeli, 442 bitki türünün tespit edildiğini ifade eden Uysal, “Bunların 67’si endemik tür. Amacımız doğal olarak oluşmuş bu değerli alanı koruyup, gelecek nesillere aktarmak. Bunun için de sürekli bilimsel çalışmalar yapılıyor, ekosistemi daha iyi anlamaya ve ona zarar vermeden koruma statüsünün daha da güçlenmesi ve dünya çapında tanınan bir doğal miras alanı haline gelmesini hedefliyoruz” dedi.
İKİNCİ EN KALIN KASNAK MEŞESİ
Diğer yandan endemik kasnak meşesi ormanında ölçümleri 2021 yılında yapılan çapı 1,37 metre, çevresi 4,30 metre ve boyu 33,5 metre ölçülen Türkiye’nin bilinen ikinci en kalın çaplı kasnak meşesi de bulunuyor. ‘Koca kasnak’ adı verilen ağaç ormanın Beşbahçe mevkisinde özel koruma altında.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzlanda Meteoroloji Ofisi’nden yapılan açıklamada, Reykjanes Yarımadası’ndaki yanardağda dün yeniden patlama yaşandığı belirtildi.
Şiddeti Ağustos’takinden daha düşük olan patlamanın ardından yanardağ etrafında 3 kilometre uzunlukta bir çatlağın oluştuğu kaydedilen açıklamada, olayın havayolları için tehdit oluşturmadığı bilgisi paylaşıldı.
Yetkililer, Grindavik kenti de dahil bazı bölgelerdeki gaz emisyonları konusunda uyarıda bulundu.
Öte yandan, bölgedeki yaklaşık 50 konut sakini tahliye edildi.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Süregelen bu saldırılar, İsrail’e yaptırım ve özellikle silah ambargosu uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Soykırımcı İsrail hükümetine destek verenlerin bu suçlara ortak olduklarını yineliyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme, Netanyahu ve Gallant’ın suç işledikleri için yeteri kadar delil olduğunu belirtirken, İsrail devletinin mahkemenin yetkisinin kabul edip etmemesinin önemli olmadığını vurguladı.
Sivil halka saldırılar planlamakla suçlanan Netanyahu ve Gallant’ın, Gazze’deki halkı bilinçli olarak aç bıraktığı, bunun da bir savaş suçu olduğun ifade edildi.
HAMAS LİDERİ HAKKINDA DA YAKALAMA EMRİ ÇIKARILDI
Mahkeme, Hamas liderlerinden Muhammed Diab Ibrahim Al-Masri hakkında da tutuklama emri çıkardı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında yakalama kararı çıkarmış ve bu kararın ömür boyu geçerli olduğunu belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rusya Silahlı Kuvvetlerinin Ukrayna’daki eylemleriyle ilgili bilgi verildi.
Ukrayna: Rusya ilk kez kıtalararası balistik füze kullandı Haberi Görüntüle
Rus birliklerinin Donetsk bölgesinde Dalneye yerleşim birimini ele geçirdiği kaydedilen açıklamada, “İngiltere üretimi 2 adet “Storm Shadow” seyir füzesi, ABD yapımı 6 adet HIMARS füzesi ve 67 insansız hava aracı (İHA) vuruldu.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 648 uçak, 283 helikopter, 36 bin 467 İHA, 586 hava savunma füze sistemi, 19 bin 420 tank ve zırhlı araç, 1490 çok namlulu roketatar, 18 bin 318 obüs ve havan topu ile 28 bin 573 özel askeri aracın imha edildiği kaydedildi.
Dün, İngiliz basınında çıkan haberlerde, İngiltere’nin Ukrayna’ya temin ettiği “Storm Shadow” (Fırtına Gölgesi) uzun menzilli seyir füzelerinin ilk kez Rus topraklarında kullanıldığı belirtilmişti. Söz konusu füzelerin, 250 kilometrenin üzerinde menzile sahip olduğu biliniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rus haber ajansı TASS ve Diyalog Bölgeleri Merkezinin Moskova’daki Rus Realizm Sanat Enstitüsü’nde düzenlediği foruma, 65 ülkeden 1000’i aşkın uzman katıldı.
Foruma, Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Müdür Yardımcısı Sergey Nalobin, eski Avusturya, Avrupa ve Uluslararası İlişkiler Bakanı ve Rusya’daki Önemli Konulara İlişkin Jeopolitik Gözlemevi Merkezi (G.O.R.K.I.) Başkanı Karin Kneissl, TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov ile Anadolu Ajansı (AA) Teyit Haberleri Müdürü Ömer Faruk Görçin de iştirak etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, forumun açılışına görüntülü mesaj gönderdi.
Zaharova, mesajında, ABD’nin Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta ve Google aracılığıyla son 10 yılda kavramları değiştirdiğini belirterek, “Bunlar, kamu bilincini manipüle etme aracı haline geldi.” ifadesini kullandı.
Wikipedia’da da sahte bilgilerin yer aldığını söyleyen Zaharova, “Wikipedia’da siyaset ve tarihle ilgili yazılarda aşırı derecede taraflılık ve ön yargı görmek mümkün.” dedi.
Sözcü Zaharova, tüm bunların insanoğlunun güvenliği ve refahını tehlikeye attığını, bu nedenle de yalan haberlerle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
G.O.R.K.I. Başkanı Kneissl, yalan haberlerin uluslararası ilişkileri de etkilediğini belirterek, “Son zamanlarda dünyada yalan bilgilere dayanılarak oluşturulan birkaç çatışma yaşandı. 2002-2003’te Irak’taki savaş da büyük bir yalan üzerine inşa edildi. Bu nedenle haberleri okurken dikkatli olmak gerekiyor.” diye konuştu.
TASS Genel Müdürü Kondraşov da bazı ülkelerin Rus medyasını engellemeye çalıştığını dile getirerek, “Bu ülkeler, kendi egemenliğiyle ilgili sorunlar yaşıyor.” ifadesini kullandı.
“AA, sahte bilgilerle mücadele ediyor, okuyucuları karşısında sorumluluk üstleniyor”
Forum kapsamında yalan haberlere karşı alınan önlemlerle ilgili panel düzenlendi.
AA Teyit Haberleri Müdürü Görçin, buradaki konuşmasında, modern dünyada sosyal medya araçlarının insanlar için ana bilgi kaynağı haline geldiğine işaret ederek, “Dünya nüfusu 8 milyara ulaştı. Sosyal ağ kullanıcı sayısı 5 milyara yaklaştı. Televizyon ve yazılı basını bilgi aracı olarak kullanan kişi sayısı ise gittikçe azalıyor. Dolayısıyla insanlar artık sosyal medya araçlarını kullanarak bilgi sahibi oluyor.” dedi.
Bu nedenle sosyal medyada yer alan haberler, fotoğraflar ve görüntülerin denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Görçin, AA’nın, sahte bilgilerle mücadele ettiğini ve bu konuda okuyucular karşısında sorumluluk üstlendiğini, özellikle İsrail’in Filistin konusundaki haberlerini denetlediğini ve sahte olanları ortaya çıkarmaya çabaladıklarını söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Müdür Yardımcısı Nalobin de sahte haber ve bilgilerle mücadele ettiklerini dile getirerek, “Ekiplerimiz, haberlerin kaynaklarını denetleyerek analiz yapıyor ve haberin doğru olup olmadığını tespit ediyor, sahte haberin antitezini oluşturuyor.” diye konuştu.
Yalan haberlerin birçoğunun Batılı ülkeler tarafından yapıldığını kaydeden Nalobin, “Bu yalan haberleri de Batı basını yayıyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA – Bursa’da etkisini artıran şiddetli lodos ağacı devirdi. Ağacın yarısı yolu kapatırken, diğer yarısı ise elektrik tellerine takıldı.
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Alemdar Mahallesi Sevim Sokak’ta meydana geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Marmara Bölgesi’nde yaptığı uyarıların ardından şiddetli rüzgar ağacı kökünden söktü. Kökünden sökülen ağacın yarısı yolu kapatırken, diğer yarısı ise elektrik tellerine takıldı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ve belediye ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri ise tellere takılan ağacı kesti. Düşen ağaç sebebiyle bir süreliğine kapanan yol, ağacın yoldan kaldırılmasıyla tekrar açıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Filistin’deki kitlesel katliamlarına bir yenisini daha ekledi. Yerel yetkililerden edinilen bilgilere göre, İsrail ordusu bu kez Gazze Şeridi’ndeki Kemal Advan Hastanesi yakınlarında bulunan bir yerleşim bölgesini hedef aldı. Saldırıda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 66 kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken, 100’ü aşkın kişinin yaralandığı kaydedildi. Devam eden İsrail saldırılarının arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığı belirtilirken, İsrail’den saldırının amacına dair açıklama yapılmadı. – GAZZE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, karara ilişkin X’ten paylaşımda bulundu. Ghebreyesus, DSÖ’nün M çiçeği virüsüne karşı “LC16m8 aşısını” acil kullanım listesine eklediğini belirterek, bunun salgın bölgelerinde 1 yaş üstü çocuklar için listelenen ilk aşı olduğunu kaydetti.
“HAYATİ BİR ADIM”
“Bu, M çiçeği virüsü yayılmaya devam ederken özellikle çocuklar olmak üzere savunmasız popülasyonları korumak için hayati bir adımdır.” ifadelerini kullanan Ghebreyesus, son iki ayda, salgının merkezi olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki şüpheli tüm M çiçeği vakalarının yarısının 12 yaş altındaki çocuklar olduğunu hatırlattı. Ghebreyesus, “Bu yıl görülen şüpheli M çiçeği vakalarının toplam sayısı 40 bini aştı ve 1200 ölüm bildirildi. Burundi ve Uganda’daki salgınlar da genişliyor. 22 Kasım Cuma günü epidemiyolojik durumu ve devam eden müdahaleyi incelemek üzere Mpox Acil Durum Komitesini yeniden toplayacağım.” ifadelerini kullandı.
DSÖ, 13 Eylül’de M çiçeği virüsüne karşı ön yeterlilik alan ilk aşının Bavarian Nordic’in ürettiği “MVA-BN” olduğunu duyurmuştu. DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti. M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİNLİ BAKAN GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi 10 ülkenin savunma bakanlarının yanı sıra ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Çin’den temsilciler, ASEAN Plus Savunma Bakanları Toplantısı için Laos’un başkenti Viyentiyan’da bir araya geldi. Çin Savunma Bakanı Don Jun, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in toplantı çerçevesinde görüşme talebini reddetti.
“TALİHSİZ BİR DURUM VE BÖLGEYİ ETKİLİYOR”
Austin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu talihsiz bir durum ve bölgeyi etkiliyor. Çünkü bildiğiniz üzere bölge, iki önemli aktörün, bölgedeki iki büyük gücün birbiriyle görüşüyor olmasını gerçekten görmek istiyor” dedi. Austin, “Bunun geleceğe yönelik herhangi bir yansıması olacağını düşünmüyorum. Bunun sadece şu an için yapmayı tercih ettikleri bir şey olduğunu ve niçin böylesine iyi bir fırsatı değerlendirmemeyi seçtiklerini ancak onların açıklayabileceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İKİ BAKAN EN SON MAYIS AYINDA BİR ARAYA GELMİŞTİ
Austin, Çinli mevkidaşı Dong ile geçtiğimiz mayıs ayında uluslararası savunma forumu Shangri-La Diyalogu marjında bir araya gelmişti. İki bakan, ABD ve Çin’in Tayvan konusunda anlaşmazlıkları olduğunu yinelemiş fakat askeri iletişim kanallarının açık tutulmasının önemine vurgu yapmıştı.
Tayvan’ın bağımsızlığını tanımayan ve kendi toprakların bir parçası olarak kabul eden Çin, üç hafta önce Tayvan’a 2 milyar dolarlık silah satışına onay veren ABD’yi sert bir şekilde eleştirmiş ve “egemenliğini savunmak için kararlı karşı tedbirler alacağını” açıklamıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünce yasadışı silah ticareti suçunun önlenmesi ile ilgili yapılan çalışmalarda, 16 Kasım’da Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bulunan ikamete operasyon düzenlendi. Operasyonda, 100 adet tabanca, 100 adet şarjör, 16 adet uzatmalı şarjör, 3 adet pompalı tüfek ve 4 bin 882 adet tabanca fişeği ele geçirildi.
Olayla ilgili gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, nüfus sayımı öncesi Erbil ve Süleymaniye kentlerinden çok sayıda ailenin Kerkük’e getirildiğini gözlemlediklerini belirtti.
Turan, “Türkmenler, Irak’taki nüfus sayımını destekliyor. Kerkük 2003 sonrası demografik değişikliğe uğradı. Sayım öncesi de 260 bin kişi kent dışından getirilerek Kerkük nüfus kütüğüne yazdırıldı.” dedi.
“Kerkük’ün demografisini etkilemeye ve Türkmen kimliğini bozmaya yönelik ciddi girişimler var.” diyen ITC Başkanı Turan, Kerkük nüfus sayım sonuçlarının ilanının 1957 yılı nüfus sayımı kütükleri incelenene kadar ertelenmesini talep ettiklerini bildirdi.
Irak’ta tüm ülkeyi kapsayan nüfus sayımı sokağa çıkma yasağının olduğu 2 gün boyunca elektronik ortamda 120 bin görevli tarafından gerçekleştiriliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Dışişleri Bakanlığı, Yemen açıklarında bir Türk firmasına ait Anadolu S adlı kuru yük gemisine Husiler tarafından füze saldırısı düzenlenmesine tepki gösterdi.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Bir Türk firmasına ait Panama bandıralı Anadolu S adlı kuru yük gemisine Yemen açıklarında seyrederken Husiler tarafından düzenlenen füze saldırılarını kınıyoruz. Benzer bir hadisenin tekrar yaşanmamasını teminen gerekli girişimlerde bulunulmaktadır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NUN Eğitim ve Kültür Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen zirve, eğitimciler başta olmak üzere eğitimin her alanından katılımcıları bir araya getirmeyi hedefliyor. Bu yıl, bireysel ve toplumsal özgürlüğün sağlanması için sınırların önemine odaklanılarak, sınırların insanın içsel ve sosyal dünyasını nasıl şekillendirdiği üzerine derinlemesine bir bakış sunulacak.

SORULAR CEVAP BULACAK
Zirvede, “Gerçek özgürlük nedir ve sınırlar bu özgürlüğü nasıl şekillendirir?”, “Sınırsız bir yaşam gerçekten mümkün mü?” gibi sorulara yanıt aranacak. Eğitimde sınırları doğru belirlemenin bireylerin kimlik ve karakter gelişimindeki rolü tartışılacak. Eğitim dünyasının önde gelen isimleri arasında yer alan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Prof. Dr. Kemal Sayar, Prof. Dr. Şule Alan, Doç. Dr. Lütfü Hanoğlu ve Prof. Dr. Dursun Ali Tökel, özgürleştirici sınırların nasıl oluşturulabileceği ve eğitimcilerin bu süreçteki rolü üzerine konuşmalar yapacak.
Zirve boyunca gerçekleşecek olan farklı paneller, atölyeler ve söyleşilerle katılımcılar, sınırların bireysel ve toplumsal gelişim üzerindeki etkilerini keşfetme fırsatı bulacak. Özellikle çağımızın hız ve haz odaklı yaşam tarzının insanın sınırlarını nasıl ihlal ettiğine, bu ihlallerin özgürlük kavramına getirdiği yeni tanımlamalara dikkat çekilecek. Farklı temalarda atölye çalışmaları sunulacak; teknolojinin sınırları, kişisel sınırlar ve sosyal sorumluluk gibi konular derinlemesine işlenecek.

BÜTÜN EĞİTİMCİLER DAVETLİ
NUN Okulları tarafından ilk kez 10 Mart 2018’de düzenlenen geleneksel zirveye bütün eğitimciler davet edildi. Saat 09.00’da başlayacak ve hoş geldiniz konuşmasını NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, açılış konuşmasını ise Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in yapacağı zirvede yönetmen ve yazar Nacer Khemir, “İnsanın engel tanımayan sınırları”, Prof. Dr. Kemal Sayar, “Eğitim serüveninde özgürlük sanrısı ve sınırlar”, Prof. Dr. Mustafa Otrar, “Üretken yapay zekâ öğrenmesi çağında okulda sınırlar”, Prof. Dr. Şule Alan, “Dikkat: Sınır ihlali var”, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel, “Sınırlarda aidiyet inşası”, Prof. Dr. Nabi Avcı, “Dijital görgü ve sınırlar”, Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, “Vücudumuzun karar mekanizması nasıl sınır çizer?” konulu konuşmalar yapacak.
Zirvede ayrıca Yönetim Danışmanı Mehmet Yücel Atış, Akademisyen Doç. Dr. Gül Esra Atalay ve fotoğrafçı-seyyah Sevde Sevan Usak’ın panelist olarak katıldığı “Serbest Çağrışım” başlıklı panel düzenlenecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakan Yusuf Tekin ile ÖSYM Başkanı Ersoy’un görüşmesine yönelik MEB’ten yapılan yazılı açıklamada “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında hazırlanan beceri örgüsü temelli müfredata geçiş yapılmasının ardından dört yıl sonraki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için birlikte yürütülecek çalışmalara ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Bu kapsamda “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bu yıldan itibaren lise 9’uncu sınıflarda uygulanmaya başlamasıyla birlikte bu öğrencilerin 4 sonra gireceği YKS’de soruların yeni müfredatla uyumlu hâle getirilerek hazırlanması konusu istişare edildi” denildi.

Bakanlık kaynakları 4 yıl içinde sınav sistemlerinde bir sistem değişikliği yapılamayacağını belirterek “Bu yıl ve gelecek 3 yıl için YKS ve LGS soruları benzer tipte olacak. 4 yıl sonraki YKS’de ise sorular yeni müfredatın kazanımlarını ölçmeye yönelik olacak.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Soru tipleri yeni müfredata uygun hazırlanacak. Sorular öğrencilerin yeni müfredatla hedeflenen becerileri kazanı kazanmadığını ölçecek” dedi.

LGS 15 HAZİRAN’DA YAPILACAK
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 2024-2025 eğitim öğretim yılı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki sınavın 15 Haziran 2025’te yapılacağı bildirildi.

Yapılan yazılı açıklamada “LGS kapsamındaki merkezi sınavda tüm sorular, 8’inci sınıf ders kitapları öğretim programlarında yer alan konu ve kazanımlar esas alınarak hazırlanacak ve önceki sınavdan farklı bir uygulama olmayacak” denildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havacılık Bölümleri Hangileri?
Havacılık alanında kariyer yapmak isteyenler için 2 yıllık (önlisans) ve 4 yıllık (lisans) programlar mevcuttur. Bunlar:
2 YILLIK (ÖN LİSANS) HAVACILIK BÖLÜMLERİ
Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri
Uçak Teknolojisi
Havacılıkta Yer Hizmetleri Yönetimi
Hava Lojistiği
İnsansız Hava Aracı Teknolojisi ve Operatörlüğü
4 YILLIK (LİSANS) HAVACILIK BÖLÜMLERİ
Pilotaj
Uçak Mühendisliği
Havacılık ve Uzay Mühendisliği
Havacılık Elektrik ve Elektroniği
Havacılık Yönetimi
Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği
Uzay Bilimleri ve Teknolojileri
Astronomi ve Uzay Bilimleri
Bu bölümler, havacılık sektöründe farklı alanlarda uzmanlaşmak isteyen öğrencilere yönelik eğitim programlarıdır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavru Köpek İlk Kakasını Ne Zaman Yapar?
Yenidoğan köpek yavruları, doğumdan hemen sonra annelerinin yardımıyla ilk dışkılarını yaparlar. Anne köpek, yavrularının karınlarını ve genital bölgelerini yalayarak dışkılamalarını teşvik eder. Bu süreç, yavruların sindirim sistemlerinin düzgün çalışmasına yardımcı olur. İlk birkaç hafta boyunca, yavruların dışkılarını yapmaları tamamen anne köpeğin bu uyarıcı hareketlerine bağlıdır. Yaklaşık iki ila üç haftalık olduklarında, yavrular kendi başlarına dışkılamaya başlayabilirler. Bu dönemde, yavruların hareketlenmesi ve çevrelerini keşfetmeye başlamasıyla birlikte, tuvalet alışkanlıkları da gelişir. Ancak, bu süreçte yavruların sağlıklı bir şekilde büyümeleri ve gelişmeleri için anne köpeğin ve sahibinin dikkatli bir şekilde gözlem yapması önemlidir.
Yavru Köpeklerin Tuvaleti Geldiğini Nasıl Anlarız?
Yavru köpeklerin tuvalet ihtiyacı olduğunu anlamak için bazı belirgin davranışlar sergilerler. Yavru köpekler, tuvalet ihtiyacı hissettiklerinde huzursuzlanır, bulundukları alanı dikkatlice koklar ve kendi etraflarında daireler çizerler. Ayrıca, yemek yedikten veya su içtikten sonra uyandıktan ya da oyun oynarken birden durgunlaşarak tuvalet ihtiyacını belirtirler. Bu davranışları fark ettiğinizde, köpeğinizi hemen belirlediğiniz tuvalet alanına götürmeniz önemlidir. Sabırlı ve tutarlı bir şekilde bu işaretleri takip ederek, yavru köpeğinizin tuvalet eğitimini kolaylaştırmanız mümkündür.
Yavru Köpek Tuvalet Eğitimi Ne Kadar Sürer ve Nasıl Verilir?
Yavru köpeklerin tuvalet eğitimi 4 ila 6 ay sürebilir, ancak bu süre köpeğin cinsine, yaşına ve bireysel öğrenme hızına bağlı olarak değişebilir. Eğitime başlamak için en uygun zaman, köpeğin 8 ila 12 haftalık olduğu dönemdir. Eğitim sürecinde sabırlı ve tutarlı olmak ise çok önemlidir.
Köpeğinizin beslenme ve su içme saatlerini düzenli hale getirerek, tuvalet zamanlarını tahmin edebilirsiniz.
Her yemekten sonra ve uyandıktan hemen sonra köpeğinizi belirlediğiniz tuvalet alanına götürün.
Tuvaletini doğru yere yaptığında onu ödüllendirin ve övgü dolu sözler söyleyin. Yanlış yere tuvalet yaptığında ise sert bir ses tonuyla uyarın, ancak asla fiziksel ceza uygulamayın.
Eğitim sürecinde sabırlı ve kararlı olmak, yavru köpeğinizin tuvalet alışkanlığını kazanmasına yardımcı olacaktır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İKTA SİSTEMİ NEDİR?
İkta kelimesinin sözlük anlamı kesmek ve ayırmaktır. İkta sistemi Hz. Ebu Bekir zamanında kullanılmaya başlamıştır. Türk İslam Devletleri’nde görülmektedir. Bilinen kadarı ile ikta sistemi ilk olarak Büyük Selçuklu Devleti’nde uygulanmıştır. Peki ikta sistemi nedir?
İkta sistemi miri topraklardan, yani devlete ait topraklardan elde edilen vergi gelirlerinin devlet görevlilerine maaş karşılığında verilmesidir. İkta sisteminde kullanılan toprak devlete aittir, ikta sahibi toprağın sahibi değildir, yani toprağın mülkiyet hakkı devlete aittir. İkta sisteminde, devlet çalışanlarına veya askerlere, devlet adına yaptıkları hizmetin bir karşılığı olarak şehir merkezinden uzak birer toprak parçası verilmektedir. Verilen bu toprak parçaları ise bir süre karşılığında o kişinin kullanımına bırakılmaktadır, süre dolduğunda devlet bu araziyi o kişiden geri almaktadır. Devlet tarafından bu kişilere verilen toprakların vergi gelirleri de ikta sahiplerine ait olmaktadır. Yani o toprak üzerinden elde edilen gelir devlete değil, o kişiye aittir. İkta sistemi ile toprak sahibi olan kişinin ise devlet adına asker yetiştirme yükümlülüğü bulunmaktadır.
İKTA SİSTEMİ TARIMSAL ÜRETİMİN GELİŞMESİNE NE GİBİ KATKILAR SAĞLAMIŞTIR?
İkta sisteminin tarımsal üretimin gelişmesine önemli katkıları olmuştur. Zira ikta sistemi ile bu topraklar üzerinden elde edilen gelir, ikta verilen kişiye ait olduğundan, bu topraklarda gecikmeksizin tarım üretimi başlamıştır. İkta sistemi ile şehir merkezinden uzak, bakir topraklar sahiplendirilmiş ve bu topraklarda üretim hızla artmıştır. Sahipsiz, bakir topraklarda tarımın yapılması ile de ülkenin ekonomisi gelişmiştir.
SELÇUKLULARDA İKTA SİSTEMİ
Diğer Türk İslam Devletleri’nde olduğu gibi, Selçuklu Devleti’nde de ikta sistemi uygulanmıştır. Selçuklularda ikta sistemi birtakım kurallara bağlanmıştır. Bu kurallara uymayanlardan da ikta toprakları geri alınmıştır. Selçuklularda ikta sistemi kurallarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
İKTA VE TIMAR SİSTEMİ ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
İkta sisteminin ne olduğu yukarıda anlatılmıştır. İkta ve tımar sistemi arasındaki farklılıkları açıklamadan önce, tımar sisteminin ne olduğunu açıklamakta fayda vardır.
Tımar sistemi Osmanlı Devleti’nin uyguladığı bir uygulamadır. Tımar sistemi, Osmanlı Devleti’nde savaşlarda önemli başarılar kazanmış komutanlara veya önemli işler yapmış olan devlet adamlarına, yaptıkları hizmetin karşılığı olarak toprak verilmesidir. Tımar sisteminde verilen topraklar, şehir merkezinden uzak, bakir, ekilmemiş topraklardır. Osmanlı Devleti’nin tımar sistemi kapsamında verdiği toprakların sahiplerinden bazı beklentileri bulunmaktadır ve toprak sahipleri bu beklentileri karşılayamadığında, bu topraklar geri alınmaktadır. Osmanlı Devleti’nin tımar sahibinden beklentileri şu şekilde sıralanabilmektedir:
İkta ve tımar sistemi dış görünüş olarak birbirlerine oldukça benzemektedir. Lakin iki uygulama arasında birtakım farklılıklar bulunmaktadır. İkta ve tımar sistemi arasındaki farklılıkların başında; ikta sisteminin Selçuklu Devleti’nde, tımar sisteminin ise Osmanlı Devleti’nde uygulanmasıdır. İkinci ve asıl farklılık ise; ikta sisteminde elde edilen gelirin devlet adamlarına, tımar sisteminde ise elde edilen gelirin askerlere verilmesidir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Festival alanında büyük bir kalabalığın gözü önünde gerçekleşen kaza anı kameralara yansıdı. Görüntülerde, Caballero’nun yaptığı tehlikeli hareketin ardından olay yerinde can verdiği görülüyor. Göstericinin yanında bulunan diğer kişiler hızla alandan uzaklaştı.
Mahates kentinden gelen ve daha önce de benzer gösterilerde yer alan Caballero’nun ani ölümü, festivalin geri kalanını da gölgeledi. Yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Bu yıl İspanya’da da benzer kazaların yaşandığını hatırlatan uzmanlar, bu tür etkinliklerde güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Valencia’da 64 yaşında bir kişinin ağır yaralandığı, Tordesillas kentinde ise başka bir göstericinin kaza geçirdiği bildirildi.



KolombiyaFestivalGüvenlik3-sayfaYaşamDünyaKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NHC, bazı izole bölgelerde 75 santimetreye kadar yağış bırakması beklenen tropikal fırtınanın, Orta Amerika ülkeleri ve Meksika’nın güneyinde toprak kaymaları ve sellere neden olabileceği uyarısı yaptı.
Meksikalı yetkililer de tropikal fırtınanın Yucatan Yarımadası üzerinde yoğun yağışlara neden olabileceği konusunda halka uyarıda bulundu.
Uzmanlar, tropik fırtınanın ilerleyen haftalarda ABD’ye ulaşabileceğini belirterek, özellikle Florida’da ikamet edenlerin hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖREV İÇİN YETERSİZ
* Trump, Savunma Bakanlığı için eski asker ve televizyon yorumcusu Pete Hegseth’i aday göstereceğini açıkladı. Çin karşıtlığı ile bilinin Hegseth, hem Irak hem de Afganistan’da farklı dönemlerde görev yaptı. Bazı yetkililer Hegseth’in bu görev için yeterli olmadığını iddia etti.
* Donald Trump, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilciliği görevine emlak zengini golf arkadaşı Yahudi işadamı Steven Witkoff’u atayacağını duyurdu. Witkoff, Filistin’de iki devletli çözüme karşı biri. Gazze saldırıları sırasında ateşkes ve barış görüşmelerine de itiraz etmesiyle dikkat çekmişti.
* İşadamı Elon Musk ve girişimci Vivek Ramaswamy yeni kurulacak Hükümet Verimliliği Bakanlığı’nı yönetecek. Trump, ikilinin savurgan harcamaların kesilmesinde etkili olacağını aktardı.

ABD’DE BAŞKANLIK DEVRİ ‘BARIŞÇIL’ OLACAK
ABD Başkanı Joe Biden ile seçilmiş başkan Donald Trump seçimden sonra ilk kez Washington’da bir araya geldi.
Görüşmenin başında Oval Ofis’te kameralara poz veren ve el sıkışan Biden ile Trump, birbirlerine teşekkür etti.
Biden, başkanlık görevini Trump’a sorunsuz bir şekilde devredeceğini vurgulayarak, “Yeniden hoş geldiniz. Pürüzsüz bir geçiş süreci olmasını bekliyoruz, ihtiyacınız olan her şeyi karşılamak üzere yapabileceğimiz her şeyi yapacağız” diye konuştu. Daha sonra söz alan Trump da “Siyaset zor bir iş ve çoğunlukla dünya çok hoş değil ama bugün dünya güzel. Geçiş süreci olabildiğince pürüzsüz olacak, bunun için çok minnettarım” ifadesini kullandı.
Daha sonra Trump ve Biden’ın, Beyaz Saray’daki basına kapalı görüşmesi, yaklaşık iki saat sürdü.
ANKARA-WASHINGTON İLİŞKİLERİNDE YENİ SAYFA
Donald Trump ikinci kez ABD’de başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlanırken, Amerikalı uzmanlar Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu yönde ilerleyebileceğini düşünüyor. Eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Wilson Center Ortadoğu Programı Başkanı James Jeffrey, ikinci Trump döneminde ikili ilişkilerin geleceği konusunda “gayet iyimser” olduğunu vurguladı. Hudson Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Luke Coffey ise her yeni ABD yönetiminin müttefiklerle ilişkileri sıfırlama konusunda bir fırsat sunduğunu belirterek, “Bir fırsat sunacak, çünkü hem Başkan Trump hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, pragmatik olabileceğini ve milli meseleleri her tür kişisel anlaşmazlığın önüne koyabileceğini kanıtladı” ifadesini kullandı.
ABD ASKERLERİ GÜNEY KIBRIS’A YERLEŞMEK İÇİN GÜN SAYIYOR
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından ABD’ye verildiği belirtilen eski bir Türk köyü olan Tatlısu’daki (Mari) helikopter üssünde çalışmalara hız verildiği bildirildi. Rum basınının Mari’deki Evangelos Florakis Helikopter Üssü ile ilgili yayımladığı haber fotoğraflarında, ABD’ye ait askeri iş makinelerinin bölgedeki çalışmalara katıldığı görüldü. Mari’deki deniz üssü ile liman bölgesinde de genişletme çalışmaları yürüten GKRY’nin, bu alanlarda ABD’den teknik destek aldığı ileri sürülürken, helikopter üssünün Vasiliko Elektrik Santrali’ne komşu olarak inşa edilmesi dikkati çekti. ABD’nin bölgede gizli helikopter üssü bulunduğu iddia edilmiş, Pentagon bu iddiaları ve Mari’ye üs kurulması konusuna dair soruları yanıtsız bırakmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Terör örgütü PKK/YPG, Fırat Nehri’nin doğusunda Irak sınırından başlayarak yaklaşık 122 kilometrelik bir hatta kurduğu onlarca gözlem kulesiyle Fırat Nehri’nin batısında konuşlu İran destekli grupları gözetleme olanağına sahip olacak. Kuleler sayesinde terör örgütü PKK/YPG, Fırat Nehri’nin iki yakasında silah ve petrol kaçakçılığını gözetleyebilecek. AA muhabiri, PKK/YPG’li teröristlerin inşa ettiği kuleleri ve kulelerin karşısında konuşlanan İran destekli grupların mevzilerini görüntüledi.

12 METRE YÜKSEKLİĞİNDE BETONARME KULELER
Kulelerin inşaat projesi, doğuda Suriye-Irak sınırındaki Bağoz beldesinden başlayarak Cedit Akidat beldesine kadar uzanıyor. Terör örgütü PKK/YPG, kuleleri yıl başından bu yana 1000 metrekare, yani yaklaşık bir dönüm alan üzerinde Arap çiftçilerin arazilerine el koyarak kurmaya başladı.
Her biri 12 metre yüksekliğindeki betonarme kuleler, teröristlere hem yer altında hem de üstünde faaliyet alanı tanıyor. Demirle güçlendirilerek beton duvarlarla çevrilen kuleler, toplamda 1000 metrekarelik bir alanı kaplıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GELİŞMİŞ GÖZETİM SİSTEMLERİ
Kulelerin ABD ordusunun desteğiyle modern güvenlik teknolojileriyle donatıldığını aktaran kaynaklar, her kulede güvenlik kameraları, termal dürbünler, hafif ve orta çaplı silahlar, sinyal karıştırıcı sistemleri, anti-personel ve zırh delici füzelerin bulunduğunu anlattı.

PKK/YPG’li teröristler, inşası tamamlanan kulelere, terör örgütünün “öz savunma güçleri” olarak adlandırılan yapılanmasının üyelerini konuşlandırdı. Her bir kulede iki saatlik sürelerle 7-8 terörist nöbet tutuyor. Kulelerde görev yapan teröristlere her 24 saatte bir lojistik malzeme sağlayan araçlarla destek veriliyor. Ayrıca teröristler düzenli olarak kuleler arasında devriye geziyor. Terör örgütü, Deyrizor’un doğusunda Latva Ziban bölgesinde de kule inşaat faaliyetlerini sürdürüyor.

TOPRAKLAR GASBEDİLDİ
Güvenlik gerekçesiyle adını vermek istemeyen Bağozlu çiftçi, PKK/YPG’li teröristlerin nehrin kenarındaki tarlasından bir dönüm toprak gasbettiğini söyledi. Tarlasını belirli saatlerde ve teröristlerden izin almak zorunda kalarak sulayabildiğini söyleyen çiftçi, “İtiraz ettik. Ama boş. Tarlama sadece 09.00-17.00 saatlerinde girebiliyorum. Kulelere yakın evler boşaltıldı. Artık orada kimse yaşamıyor.” dedi.
Acil durumlarda nehrin bir yakasından diğerine geçişi sağlayan geçitlerin de kuleler nedeniyle engellendiğini belirten çiftçi, “Köylerin bir kısmı doğuda, kalan kısmı da batıda. Her iki tarafta akrabalarım var. Acil sağlık durumu olduğunda nehrin diğer tarafına geçiyorduk. Artık geçemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Erdoğan, geçtiğimiz gün Bakü’ye gitmişti. Burada BM İklim Zirvesi’ne katılmış ve ardından uçakta gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Başkan Erdoğan’ın İsrail ile ticareti tümüyle kestik mesajı dünya basınının gündemine girdi.

BAŞKAN ERDOĞAN’I ÖVDÜ
ABD merkezli VOA News, Başkan Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i övdü. BM iklim görüşmelerinde dünya liderlerinin en önemli isimlerinin katılmadığını, boşluğu başka liderlerin doldurduğunu bildirdi. Haberde 50 liderin konuşma yapacağı ancak bunlardan en önemlilerinin Aliyev ve Başkan Erdoğan olduğu belirtildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BAŞKAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİ GÜNDEMDE
ABD merkezli Newsweek, “Türkiye İsrail ile ilişkilerini kesti” başlığıyla haber yayınladı. Haberde, Başkan Erdoğan’ın sözlerine yer verildi.

Bir diğer ABD merkezli haber kuruluşuABC News, Başkan Erdoğan’ın Suriye ile normalleşme süreci hakkındaki görüşlerine yer verdi ve Başkan Erdoğan’ın “Suriye ile uzlaşma konusunda umutluyuz” sözünü başlığına taşıdı.

İngiltere merkezli Middle East Eye, Başkan Erdoğan’ın “Türkiye, İsrail ile tüm ilişkilerini kesiyor” ifadelerini başlığına taşıdı. Haberinde uçakta gazetecilere yapılan açıklamalara yer verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberi: Barbar İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde akıl almaz vahşetine devam ediyor. Çocuk, kadın demeden sivilleri katleden katil İsrail ordusu, yaralıları bile yattığı yerde vuruyor.

Gazze’de bir ay görev yapan İngiliz organ nakli uzmanı Prof. Dr. Nizam Mamode, İngiltere Parlamentosu’nun Uluslararası Kalkınma Komitesi’nin “Gazze’deki İnsani Durum” başlıklı oturumunda İsrail vahşetini anlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mamode, bölgedeki manzarayı 2. Dünya Savaşı’nda atom bombası atılan Hiroşima ve Nagasaki’ye benzettiğini söyledi.

İnsanların çadır veya derme çatma yapılarda yaşadığını kaydeden Mamode, drone’ların, İsrail bombardımanlarının ardından operasyon yaptığını söyledi.

Mamode “Çadırların bulunduğu kalabalık bir noktaya bomba düştükten sonra drone’lar geliyordu, çocukları ve sivilleri vuruyordu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesini sabah saatlerinden itibaren en az 5 hava saldırısıyla hedef aldı. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre İsrail, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’deki Gubeyri ve Burc el-Baracine bölgelerini hedef aldı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’nin tehdidinin ardından gelen şiddetli saldırılar sonrası bölgeyi toz ve duman bulutu kapladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gubeyri bölgesine, ilk etapta ikisi İsrail’e ait bir insansız hava aracı, biri de savaş uçaklarıyla 3 hava saldırısı düzenlendi ve saldırılar sonucunda Gubeyri belediyesi yakınlarındaki bir bina yıkıldı. Hizbullah mensuplarının, Gubeyri’de bölge sakinlerini uyarmak ve tahliyeyi hızlandırmak için havaya yoğun ateş açtığı kaydedildi.

İsrail’in daha sonra yine Gubeyri’deki Tayyune bölgesine çok şiddetli bir saldırı daha düzenlediği ve bu saldırının sesinin tüm Beyrut’tan duyulduğu aktarıldı.
İsrail bombası yolcu uçağının yanına düştü!

Öte yandan İsrail güçlerinin Uluslararası Refik Hariri Havalimanı’na yakın bir noktaya bir hava saldırısı gerçekleştirdiği aktarıldı. Havalimanında bir yolcu uçağının yakınına düşen bomba büyük paniğe neden oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DİRENİŞ MUTFAĞI
Filistinli gastronomi içerik üreticisi Hamada Shoo, sosyal medyada yıllardır Gazze’nin kültürel zenginliklerini tanıtırken, İsrail’in saldırıları sonrası bambaşka bir görevi üstlenerek bir mülteci kampında çadır mutfak kurdu. Shoo, yardım paketlerinden çıkan sınırlı malzemelerle hazırladığı çikolatalı donutlardan sıcak makarnalara kadar birçok lezzetle çocukların yüzlerini güldürüyor. “Her yemek bir direnişin hikayesi” diyen Shoo, Gazze halkının zorluklara karşı mücadelesini dünyaya duyuruyor.

ÇOCUKLARI SEVİNDİREN GÖNÜLLÜ
Eskiden sosyal medya hesaplarında Gazze’nin pidelerini, çıtır kızarmış tavuklarını paylaşan Shoo, şimdi yardım paketlerinden hazırladığı yemeklerle kamptaki çocuklara mutluluk aşılıyor. Gönüllü kuruluşlarla iş birliği yapan Hamada Shoo, savaştan etkilenen çocuklara yalnızca besin değil moral ve psikolojik destek de sağlıyor. “Çocukların yüzlerindeki o mutluluğu görmek, bu işin değerini hatırlatıyor” diyen Shoo, savaşın gölgesinde yaşayan çocukların en sevdikleri lezzetleri tekrar tatmalarını sağlıyor.

SAMİRA’NIN MÜTEVAZI SOFRASI
Gazze’nin doğusunda, yoksulluğun izlerini en ağır şekilde taşıyan el-Zeytun Mahallesi’nde ise Samira Abu Amra’nın mütevazı mutfağı, bir umut kapısı olarak öne çıkıyor. Kendi imkanları ve hayırseverden aldığı bağışlarla ayakta kalan Samira, her hafta yaklaşık 70 aile için yemek hazırlıyor. İhtiyaç sahiplerine ulaşabilmek için kısıtlı kaynaklarını büyük bir titizlikle kullanan Samira, mahalledeki çocuklar ve ailelerin sıcak bir öğün için evinin önünde sıraya dizilmesine vesile oluyor. Çocuklar ve aileler, Samira’nın mutfağında buluşarak savaşın soğuk yüzüne karşı birlikte direniş sergiliyor.



Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP DiyarbakırMilletvekili Sezgin Tanrıkulu, ” Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:
” Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını göstermek istiyorsunuz”
“Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Burada yasama uzmanları var, biz varız ama Anayasa’ya aykırı yasa yapılıyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor. Kanun Hükmünde Kararname ile bu kadar çok işlemin yapılmayacağını Cumhurbaşkanı’nın hukukçuları bilmiyor mu? Ama Anayasa’ya aykırı bir düzen oluşsun sonra Anayasa’ya aykırılık arkadan gelir. Böyle bir düzen olmaz. Hiçkimse Türkiye’ye demokratik demiyor. Yumuşak mı sert mi bir otokrasi arasında gidip geliyoruz. Etki Ajanlığı Yasası’na teorik olarak ihtiyacınız var mı? Bana göre yok. Torba ceza maddeleri var. Onlar sizin ihtiyacınızı zaten karşılıyor. Yargı düzeni bağımsız değil. İstediğiniz insanı istediğiniz biçimde bir soruşturma açıp, bir gizli tanık bulup içeri alabiliyorsunuz. Buna neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Çünkü Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını hem içeriye hem de dışarıya, aynı sınıfta yarıştığınız devletlere göstermek için. O devletler Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Macaristan. Artık biz demokrasi liginde değiliz. O nedenle kayyum yasasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Ahmet Özer’in, Ahmet Türk’ün suçsuz olduğunu bilmiyor musunuz? Toplumsal barışımızın altına bu kayyum siyasetiyle, uyguladığınız dille en büyük dinamiti koyuyorsunuz. Böyle bir barış siyaseti, demokratik siyaset olmaz. Siyaseti bütün bu uygulamalarla zehirlediniz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, 2011 yılında iç savaş boyutlarına ulaşmıştı. Bölgedeki diğer ülkeler, Rusya ve ABD’nin de dahil olmasıyla vekalet savaşına dönüşen çatışmalarda bugüne kadar 500.000 kişi hayatını kaybetti.
Bugün Suriye dört farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bunlar Esad yönetiminin ya da farklı ideoloji ve bağlantılara sahip çeşitli silahlı grupların ve tek taraflı ilan edilmiş oluşumların kontrolünde.
Suriye’de hangi grupların nerelere hakim olduğu, savaşın başından beri önemli ölçüde değişti.
Başlangıçta muhalif gruplara büyük miktarda toprak kaybeden Esad yönetimi, 2015 yılında Rusya’nın savaşa aktif müdahalesi sayesinde, bugün ülkenin üçte ikisini kontrol ediyor.
Ancak özellikle ülkenin kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde, kendilerini yetkili ilan eden gruplar ve uluslararası aktörlerin desteklediği silahlı örgütler tarafından çizilen birçok iç sınır bulunuyor.
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, “Şam’ın doğusundan Fırat Nehri’ne kadar olan bölgede daha yoğun bir İran etkisi var” diyor.
“ Akdeniz kıyı şeridinden Şam’a kadar uzanan bölge ile ülkenin güneyindeki topraklar, Rusya’nın etki alanı.”
İran ve Rusya, Esad yönetimine en fazla destek veren ülkeler.
Suriye’nin Akdeniz’deki başlıca limanının bulunduğu ve iç savaşın başından beri kritik önem taşıyan Lazkiye, Esad’ın kontrolünde.
İdlib kimin kontrolünde?
Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib, Esad karşıtı cihatçı silahlı grupların ellerinde kalan son kaleleri.
Şam yönetiminin 2015 yılında kontrolünü kaybetmesinden bu yana İdlib, birçok rakip muhalif grubun kontrolü altına girdi.
İdlib’in hakimiyeti şu anda Sünni İslamcı siyasi ve silahlı örgüt ’ın (HTŞ) elinde.
BBC İzleme Servisi Cihatçı Medya Uzmanı Mina Al-Lami HTŞ’nin eski isminin “Nusra Cephesi” olduğunu belirtiyor ve “Bu isim birçok kişiye tanıdık gelecektir. Bu örgüt El Kaide’nin Suriye’deki koluydu” diye hatırlatıyor.
Suriye’deki muhalif gruplar El Kaide bağlantıları sebebiyle Nusra Cephesi ile işbirliği yapmayı reddederken, örgüt 2017’de El Kaide ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Al-Lami, “Herkes, El Kaide etiketinden korkuyordu. Örgüt de, bağımsızlığını ilan etti.” diyor.
HTŞ bağımsız olduğunu, herhangi bir dış güçle bağlantısı bulunmadığını ve küresel cihat hedefleri olmadığını iddia ediyor. Ancak Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Türkiye, HTŞ’nin El Kaide ile bağlantısı olduğunu düşünüyor ve HTŞ’yi terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Suriyeli gazeteci ve Annaharar Gazetesi Türkiye Editörü Sarkis Kassargian bölgede HTŞ’yi destekleyen birçok radikal grup bulunduğunu, çoğunluğu Çinli Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin de bunlardan biri olduğunu söylüyor.
HTŞ, Türkiye destekli silahlı grupların çoğunu İdlib’den çıkardıktan sonra İdlib’de fiili idari kontrolü ele aldı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “HTŞ’nin bakanlıkları var, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bakanları var. Bakanlar yeni projeler duyuruyorlar, yeniden yapılandırma çalışmalarına odaklanıyorlar, mezuniyet törenlerine katılıyorlar” diyor ve ekliyor.
“Yani gerçekten kendini devletin içindeki bir alt devlet olarak sunmaya çalışıyor, kendi hizmetlerini sunuyor ve gerçekten uluslararası kamuoyunun onayını kazanmaya çalışıyor.”
Şam yönetimine muhalif Türkiye ile Şam yönetiminin müttefikleri Rusya ve İran, 2017 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’daki görüşmelerinde çatışmaları azaltmak için, İdlib’in de aralarında bulunduğu çatışmasızlık bölgeleri oluşturma kararı aldı.
Sonraki yıl Rusya ile Türkiye, İdlib’de muhalifler ve Suriye Ordusu arasında tampon bölge oluşturmak üzere anlaştı.
Afrin kimin kontrolünde?
Bir zamanlar Kürt grupların denetimindeki, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan bölgesinin kontrolü bugün Türkiye destekli Esad muhaliflerinin elinde.
2018 yılında ABD’nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Afrin’de sınır güvenlik gücü oluşturma kararının ardından Türkiye, sınırın karşı tarafındaki Kürt gruplara yönelik ‘nı başlattı. Ankara YPG’yi, ülkenin güneydoğusunda 30 yılı aşkın süredir çatıştığı PKK’nın bir kolu olarak ve milli güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri Afrin bölgesi Türkiye ile müttefiki Suriyeli grupların kontrolünde.
Türkiye 2017 yılında, desteklediği silahlı örgütleri (SMO) şemsiyesi altında toplamıştı. SMO, ilk etapta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak adlandırılmıştı.
SMO’nun oluşumunda, Sultan Murat Tugayı gibi Türkiye ordusu ve istihbaratı ile bizzat bağlantılı olan örgütler ile Müslüman Kardeşler ve Katar’a bağlı diğer gruplar yer almıştı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Bildiğimiz kadarıyla bu gruplar cihatçı gruplarla beraber çalışmıyor. Türkiye’nin bölgedeki gündemi, öncelikleri ve hedefleri ile eşgüdüm içindeler. Yani, Kürtlerin yönetimindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye hükümetinin güçlerinin kesinlikle karşısındalar” diyor.
Türkiye’nin desteğiyle SMO’nun kontrolünü ele aldığı bölgeler Afrin’den Cerablus’a, Fırat Nehri’nin batısına ve doğuda da Tel Abyad’dan Resulayn’a kadar uzanıyor.
SMO, Suriye Geçici Hükümeti isimli idari yapının parçası. Türkiye devleti ve ordusu da Afrin bölgesinde büyük rol oynuyor.
Menbic kimin denetiminde?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, ülkenin kuzeyinde büyük etkiye sahip.
Kürt ve Arap kökenli milisler ile muhalif gruplardan oluşan koalisyon, Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge ile batıdaki Tel Rıfat ve Menbic kentlerinin kontrolünü elinde tutuyor.
SDG 2018 yılında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurarak tek taraflı olarak özerkliğini ilan etti. Suriye topraklarının dörtte biri SDG’nin kontrolünde ve bu alanda ABD ile Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.
Güvenlik uzmanı Serhat Erkmen, SDG’yi “Diğer muhalif yapılardan farklı olarak, bir tarafıyla Moskova, diğer tarafıyla Washington olmak üzere, iki ayrı kanaldan kendisine uluslararası meşruiyet yaratma hedefinde olan bir yapı” olarak tanımlıyor.
“Bir yandan Rusya’nın da yönlendirmesiyle Suriye hükümetiyle görüşmeler yapıp Suriye’nin geleceğine nasıl entegre olabileceğine dair mevcut Beşar Esad yönetimiyle görüşmelerini devam ettirirken, diğer tarafıyla onun kendi ülkesinde kesinlikle reddettiği ABD ile yakın politik, ekonomik ve askeri işbirliği yapıyor.”
Suriye’deki IŞİD tehdidi bitti mi?
(IŞİD) ya da Arapça ismiyle DAEŞ olarak da bilinen örgüt, 2014 yılında halifelik ilan etmiş, yıllar içinde Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti.
IŞİD’in ortaya çıkması Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirmişti. ABD öncülüğünde 70’ten fazla devlet, IŞİD’e karşı koalisyon kurmuştu.
2019 yılında bu koalisyon IŞİD’i, Suriye’de elinde kalan son topraktan da çıkardı. Ama Suriye’de IŞİD tehdidi tamamen sona erdi mi?
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Yeniden, vur-kaç saldırıları düzenleyen bir muhalif gruba dönüştü. Ancak hala Suriye’de çok aktifler, hatta bu sene saldırıları kayda değer miktarda arttı” diyor.
Al-Lami’ye göre IŞİD, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği kamplardaki savaşçılarını ve ailelerini serbest bırakabilirse bir dönüm noktası yaşanabilir.
Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in yenilmesinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala on binlerce kişinin alıkonduğunu söylüyor.
El Hol ve Roj kampları ile en az 27 gözaltı tesisinde 11.500 erkek, 14.500 kadın ve 30.000 çocuğun alıkonduğu tahmin ediliyor.
Mina al-Lami, “IŞİD’in gözü o kampların üzerinde. Bu kampları ve hapishaneleri basıp, alıkonulan insanları serbest bırakmak için herhangi bir kriz çıkmasını, güvenlik önlemlerinde herhangi bir zayıflama olmasını bekliyor” diyor.
“Örneğin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere karşı büyük bir askeri operasyon düzenlemesi, ya da ABD’nin Suriye’deki Şii milis gruplara yönelik bir operasyon düzenlemesi, bu tarz bir kriz oluşturabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Başkanı seçilen Donald Trump, görevi 20 Ocak’ta devralacağı Joe Biden ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump’ı karşılayan Biden yaptığı açıklamada, Trump’a Ocak ayında sorunsuz bir iktidar devretme sözü verdi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, yaklaşık iki saat süren görüşmede, Trump ve Biden’ın ulusal güvenlik ve iç politika konularını ele aldığını açıkladı.
ABD’de 4 Kasım’da yapılan seçimlerde 47’inci Başkan seçilen Donald Trump, “Beyaz Saray’ı geri kazanmasından” bir hafta sonra Başkan Joe Biden ile görüşmek üzere Beyaz Saray’a geldi.
Trump’ı karşılayan Biden, basına yaptığı kısa açıklamada, “yumuşak bir iktidar geçişi” çağrısında bulundu.
Biden, “Söylediğimiz gibi, yumuşak bir geçiş geçirmeyi, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi karşılamak için elimizden geleni yapmayı dört gözle bekliyoruz. Tekrar hoş geldiniz” dedi. Görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Trump ise “Siyaset zordur ve pek çok durumda pek hoş bir dünya değildir, ancak bugün hoş bir dünya ve olabildiğince sorunsuz bir geçişi çok takdir ediyorum ve bunu çok takdir ediyorum” dedi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, iki saat süren görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın seçilmiş Başkan Donald Trump ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmenin “önemli bir toplantı – görüş alışverişi” olduğunu söyledi.
Jean-Pierre, “Toplantıda ulusun ve dünyanın karşı karşıya olduğu önemli ulusal güvenlik ve iç politika konuları ele alındı. Başkan Biden ayrıca Kongre’nin halefinin seçildiği ancak görev süresinin başlamasından önceki dönemi için yapılacaklar listesinde yer alan, hükümetin finanse edilmesi ve Başkan’ın talep ettiği afet ek fonunun sağlanması gibi önemli konuları da gündeme getirdi” ifadelerini kullandı.
Jean-Pierre, Biden’ın, seçimden bir gün sonra seçilmiş Başkana ve geçen hafta Rose Garden’da Amerikan halkına yönelik yaptığı “Düzenli bir geçiş ve barışçıl bir iktidar geçişi sağlayacağız” ifadelerini yinelediğini belirtti.
Joe Biden’ın Donald Trump ile görüşmesine, Biden’ın özel kalem müdürü Jeff Zients’in yanı sıra seçilmiş başkan Trump’ın kısa süre önce Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olarak görev yapacağını açıkladığı Susie Wiles da katıldı. Trump’ın kampanyasını yöneten Wiles, bu görevi üstlenen ilk kadın olacak.
Joe Biden’ın eşi Jill Biden da Trump’ı karşılama töreninde Biden’a eşlik etti.
Beyaz Saray, Jill Biden’ın Trump’a eşi Melania Trump için el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu verdiğini ve “ekibinin geçiş sürecine yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade ettiğini” bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polonya’nın kuzeyindeki Redzikowo köyü yakınlarında inşa edilen ABD füze savunma sisteminin bir parçası olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü bugün düzenlenen törenle faaliyete girdi. ABD ve onun Avrupalı müttefiklerini İran başta olmak üzere Orta Doğu’dan gelecek füze tehditlerine karşı korumayı amaçlayan füze savunma üssünün her biri 8’er SM-3 IIA önleyici füzesine sahip 3 adet MK41 dikey atım sistemi ve 1 adet SPY-1D balistik füze erken uyarı radarı ile donatıldığı bildirildi.
Bin ile 3 bin kilometre arasında menzile sahip füzelerinin bulunduğu üssün aynı zamanda NATO savunma sisteminin önemli bir unsuru olduğu belirtildi. Üssün açılışında konuşan Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ABD ordusu gibi dünyanın güvenliğini koruyacak olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü’nün açılışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Şimdi tüm dünya açık ve net bir şekilde burasının artık Rusya’nın etki alanı olmadığını görecek” ifadelerini kullanan Duda, Polonya genelinde halihazırda 10 bine yakın ABD askerinin görev yaptığını, ABD’nin Polonya ve tüm NATO’nun güvenliğinin garantörü olduğunu söyledi.
Aegeis Ashore Füze Savunma Üssün’nde 500’e yakın ABD askerinin görev yapacağı belirtilirken Polonya hükümeti üssün gelecekte Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı da Polonya’yı savunmasını bekliyor. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Kongresi’nin iki yasama organından biri olan Senato’da Çoğunluk Lideri içim seçim yapıldı. Senatonun çoğunluk liderliğine Güney Dakota Senatörü John Thune seçildi. Cumhuriyetçi Partili senatörler tarafından seçilen Thune, görevi 2007 yılından bu yana Senatodaki Cumhuriyetçilerin liderliğini üstlenen 82 yaşındaki Kentucky Senatörü Mitch McConnel’dan devralacak.
Halihazırda Senato Azınlık Lider Yardımcısı olarak görev yapan Thune’un Senatonun Çoğunluk Lideri olarak görevi, ocak ayında yeni seçilen senatörlerin göreve gelmesiyle birlikte devralması bekleniyor.
ABD basınında yer alan haberlere göre, kapalı kapılar ardında yapılan gizli oylamada, Thune 29 oy, rakibi Texas Senatörü John Cornyn ise 24 oy aldı. Haberlerde, daha önce kendisini seçilmiş başkan Donald Trump’ın adayı olarak tanıtan ve Trump’ın sağcı müttefikleri tarafından desteklenen Florida Senatörü Rick Scott ise önceki oylama turunda sadece 13 oy aldı ve diğer adaylar Thune ile Cornyn’in oldukça gerisinde kalması nedeniyle yarıştan çekilmek zorunda kaldı.
1961 doğumlu Thune, 2005 yılından bu yana Güney Dakota Senatörü olarak görev yapıyor. Senatoda dördüncü döneminde bulunan Thune, 2021’den bu yana da Azınlık Lideri Yardımcısı vazifesinde bulunuyor. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, fotokapan ile görüntülenen Anadolu Parsının görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, “Tüm ihtişamıyla, bugüne kadar kaydedilen en net görüntülerinden biriyle ormanlarımızın gizli kahramanı Anadolu Parsı. Tüm imkanlarımızla bu kıymetli hazinemizi korumaya devam edeceğiz” dedi. Bakan Yumaklı paylaşımında Anadolu Parsı’nın görüntülerine de yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnanlı yetkililerden alınan bilgiye göre, Beyrut’taki Camille Chamoun Sports City Stadium’un, yerinden edilenlerin yerleştirileceği bir merkez haline getirilmesi için inşa ve donatım çalışmalarına başlandı.
Onlarca işçi, söz konusu spor tesisinde oda inşası ve su tesisatı kurulumuna yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Beyrut Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle inşa edilecek merkeze, İsrail saldırılarında evleri yıkılan veya evlerinden ayrılmak zorunda kalan aileler yerleştirilecek.
Merkeze, yerinden edilenler ve Beyrut’taki okullarda veya özel mekanlarda kalanlar kabul edilecek.
Yerel kaynaklara göre, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle bugüne kadar 1 milyon 200 binden fazla insan yerinden edildi. Bu da Lübnan nüfusunun yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesinde bir isim daha belli oldu. Trump, yaptığı açıklamada, Ulusal İstihbarat Direktörü olarak eski Demokrat Kongre Üyesi Tulsi Gabbard’ı seçtiğini aktardı. Trump, “Tulsi 20 yılı aşkın bir süredir ülkemiz ve tüm ABD’lilerin özgürlükleri için mücadele etmekte. Demokratların eski başkan adayı olarak her iki partide de geniş bir desteğe sahip olan Tulsi, artık gururlu bir Cumhuriyetçi. Tulsi’nin kariyerini tanımlayan korkusuzluğunu istihbarat topluluğumuza yansıtacağına, anayasal haklarımızı savunacağını ve barışı güvence altına alacağını biliyorum. Tulsi hepimizi gururlandıracak” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.
Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.
Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.
Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.
Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.
Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ICARDI’NIN YERİNİ JOVİC DOLDURACAK
Calcio Mercato’da yer alan habere göre; Galatasaray, Milan forması giyen Luka Jovic ile ilgileniyor. Mauro Icardi’nin sakatlığı sonrası forvet transferi yapmak isteyen sarı kırmızılı takım, Milan’ın 26 yaşındaki golcüyü radarına aldı. Sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Sırp golcünün ayrılığa sıcak baktığı belirtildi. Ayrıca yıldız isme İtalya’dan da taliplerin olduğu vurgulandı.

JOVIC’İN RAKAMLARI
Luka Jovic, bu sezon Milan’da istediğini bulamadı. Sadece 4 maçta forma giyebilen 26 yaşındaki golcü, 1 kez gol sevinci yaşadı. Kızılyıldız, Benfica, Frankfurt, Real Madrid ve Fiorentina formaları giyen Jovic, kariyeri boyunca tüm kulvarlarda çıktığı 297 maçta 82 gol, 26 asistlik performans sergiledi. Sırbistan Milli Takımı’nın da formasını terleton deneyimli forvet, 42 karşılaşmada 11 gol attı ve 2 asist yaptı. Luka Jovic’in güncel piyasa değeri ise 5 milyon euro.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Binlerce adayın uzun süredir hazırlandığı ve ter döktüğü Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) süreç tamamlandı.
KPSS kapsamında Genel Yetenek, Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri sınavları 14 Temmuz’da, Alan Bilgisi oturumları 20-21 Temmuz’da ve ÖABT sınavı ise 4 Ağustos’ta düzenlendi.
Sınavların sona ermesinin ardından sonuçlar 23 Ağustos 2024 tarihinde açıklanmıştı.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nden (ÖSYM) 2024 Kamu Personel Seçme Sınavı (2024-KPSS Lisans) ile ilgili açıklama geldi.
4 SORU İPTAL EDİLDİ
ÖSYM’den yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
14 Temmuz 2024 tarihinde uygulanan 2024-KPSS Lisans’ın Genel Kültür-Genel Yetenek Oturumunda yer alan Genel Yetenek Testi Temel Soru Kitapçığına göre 3 ve 29 numaralı soruları ile Genel Kültür-Genel Yetenek Oturumunda yer alan Genel Kültür Testi Temel Soru Kitapçığına göre 33 ve 36 numaralı soruları, yargı kararları gereği iptal edilerek yeniden değerlendirme yapılmıştır.
Adaylar, yargı kararı gereği yapılan değerlendirme sonuçlarına 7 Kasım 2024 tarihinde saat 14.30’dan itibaren ÖSYM’nin ‘https://sonuc.osym.gov.tr’ adresinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle erişebilecektir.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sözleşmeli öğretmen alımı kapsamında 2 Temmuz – 10 Ağustos 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen sözlü sınav süreci, yönetmelikteki değişiklikler üzerine açılan davalar nedeniyle ertelenmişti.
Yönetmelik değişikliği ile sözlü sınavın etkisi %100’den %50’ye indirilmiş ve adayların KPSS puanları ile sözlü sınav puanları eşit ağırlıklı olarak değerlendirilmişti. Danıştay’ın yürütmeyi durdurma taleplerini oy birliğiyle reddetmesinin ardından Bakanlık, sonuçları açıklama kararı aldı.
SAAT 22:00’DE SONUÇLAR AÇIKLANDI
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre adaylar, sonuçlarını bu akşam saat 22.00 itibarıyla e-Devlet platformundan öğrenebilecek.
İtirazlar ise 28 Ekim – 1 Kasım tarihleri arasında alınacak ve 11 Kasım’da sonuçlanacak.
Atama tercihleri 14-20 Kasım tarihleri arasında yapılacak, sonuçlar ise 23 Kasım’da duyurulacak.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATATÜRK Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Ayperi Öztürk, kasım ayının ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olduğunu hatırlatarak, Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 1 yılda yaklaşık 31 bin kişinin yeni akciğer kanseri tanısı aldığını ve 25 bine yakın akciğer kanserine bağlı ölüm bildirildiğini söyledi.
Doç. Dr. Ayperi Öztürk, akciğer kanserinin dünyada ve Türkiye’de kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer aldığını söyledi. Doç. Dr. Öztürk, “2022 yılı verilerine göre dünyada yaklaşık 2,5 milyon yeni akciğer kanseri tanısı konulmuş olup, bunların 1,8 milyon kadarı akciğer kanserine bağlı ölüm olarak bildirilmiştir. Bu oldukça yüksek bir rakam. Ülkemizde ise son 1 yılda Sağlık Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 31 bin kişi yeni akciğer kanseri tanısı almış. Yine ölümlere baktığımızda ise 25 bine yakın akciğer kanserine bağlı ölüm bildirilmiştir” dedi.
Doç. Dr. Öztürk, sigaranın akciğer kanseri için en önemli risk faktörü olduğunu söyleyerek, “Ancak sadece sigarayla sınırlı kalmadığını, tütün ve tütün ürünlerini kapsadığını söylemek daha doğru olacaktır. Sigaranın dışında nargile, özellikle elektronik sigaralar yine bu maruziyetin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Aslında sadece sigara içenler değil, içmeyenler de etkilenmektedir. Mesela bebeklerde, sigara içen annenin ya da içen babanın yanında yaşamak, anne aracılığıyla tensel temas nedeniyle de sigara içerisindeki nikotin ve benzeri yabancı maddeler ya da kanserojen maddelerden geçmektedir” diye konuştu.
Akciğer kanserinde bir başka önemli noktanın elektronik sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Öztürk, “Son dönemde özellikle gençler arasında popüler olarak ‘Sigara içmiyorum ama ben elektronik sigara içiyorum’ gibi bir algı yaratılmış durumda. Halbuki elektronik sigara içerisinde, sigaranın içinde olan nikotinin dışındaki kimyasal maddeler kadar zararlı kanserojen ve kimyasal maddeler bulunmaktadır. Gençler arasında sık tercih ediliyor ancak oldukça yanlıştır. Kesinlikle bu tür tütün ve tütün ürünlerini asla kullanmamak gerekir. Bir başka çevresel faktör de aslında hava kirliliği, radon gazı, asbest gibi tozsal maruziyetler. Özellikle deprem bölgesinde depremden sonra ortaya çıkan asbest tozları da ileriki yıllarda kanserojen madde olarak çıkabilecektir” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Öztürk, akciğer kanserinin erken dönemde şikayet ya da belirti vermeyebileceğini ifade ederek, “Bu nedenle yavaş seyreder ve geç dönemde genellikle hastalarımız tanı almaktadır. Erken teşhis konulduğunda önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık, yaklaşık yüzde 70 oranında sağ kalım mevcuttur. Hatta bunu çok erken tanı dediğimiz; enstitü aşamasında yakaladığımızda yüzde 100 olmakta. Hastalığın tedavisi için yeni tedavilerden, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerden bahsedebiliriz. Aslında halk arasındaki başka bir deyişle aşı tedavileri ve akıllı ilaçlar bu gruba dahil olmaktadır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOĞAZİÇİ Üniversitesi’nde ‘Tarım ve Gıda Sektörlerinde Yapay Zeka ve İş Zekası’ başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. 1 Kasım’da düzenlenen etkinliğe katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, “Gıda ve tarım sektörleri için sosyal sermayeye çok ihtiyacımız var. Bunun için de sektördeki herkesi bilinçlendirmeli ve geliştirmeliyiz” dedi.
Etkinliğe Tarım ve Ormancılık Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları Zekeriya Coştu ve Oruç Baba İnan, akademisyenler ve sektör temsilcileri katıldı. Bakan Yardımcıları kamuda gerçekleştirilen çalışmalardan ve önümüzdeki süreçte hayata geçirecekleri projelerden bahsetti ve sektör temsilcileriyle görüş alışverişinde bulundu. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.
ASİL: AKADEMİ VE SEKTÖR ARASINDA KÖPRÜ OLMAK İSTİYORUZ
Akademi ve Sektör Yöneticileri İş birliği Derneği (ASYÖNDER) Başkanı Doğan Asil, akademi ve sektörün işbirliğiyle ‘know-how’ı takip eden değil, ‘know-why’ sürecinde olanların önümüzdeki çağın aktörleri olacağını belirtti. ASYÖNDER olarak akademi ve sektör arasında köprü olmak istediklerini söyleyerek derneğin ana çalışma prensiplerini oluşturacak etki modelini tanıtan Asil, “ASYÖNDER olarak ilk işbirliği toplantımızı, tarım ve gıda alanında gerçekleştirdik. Hem özel sektörün hem de kamunun sektörle ilgili bilgilerinden faydalandık. Akademinin, üniversitelerin sektör için yapabileceklerini değerlendirdik. Bundan sonra da diğer sektörlerin temsilcileriyle bir araya gelerek akademi ile sektörel işbirliklerinin kurulması amacıyla neler yapabileceğimizi konuşacağız” ifadelerini kullandı.
ÖZERTAN: TARIMDAKİ GORDİON DÜĞÜMÜNÜ ÇÖZMEYİ UMUYORUZ
Etkinlikte konuşan Boğaziçi Üniversitesi Yenilikçi Tarım ve Gıda İşletmeciliği Platformu (Bountarım) Kurucu Üyelerinden Prof. Dr. Gökhan Özertan, bu tür etkinliklerin akademi ve sektörün buluşması açısından değerli olduğundan bahsetti. Tarımın bir çok farklı girdi ve çıktıya sahip sektör olduğunu belirten Özertan, “Biz bunu onlarca farklı ipten oluşan bir Gordion düğümüne benzetiyoruz. Bu düğümü birlikte etkin bir şekilde çözmeyi umuyoruz” dedi.
COŞKUN: SEKTÖR TEMSİLCİLERİ DAHA SIK BULUŞMAK İSTİYOR
Akademi ve kamu temsilcileri ile bu modelde daha çok bir araya gelmek istediklerini belirten BÜYEM Başkanı ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Coşkun, üniversite olarak BÜYEM (Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi), TÜBİTAK Teknoloji Transfer Ofisi’nin yanı sıra üniversitelerin uygulama ve araştırma merkezleriyle yürüttükleri akademi, kamu ve özel sektör iş birliklerine değindi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hasat etkinliğinde, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencileri, belediye çalışanları ile cennet hurması topladı.
Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, yaptığı açıklamada, üniversite ve öğrencilere katkı sağlayacak her çalışmada yer almaya çalıştıklarını belirtti.
Her yıl gerek staj için gerek diğer konular için öğrencileri ağırladıklarını aktaran Subaşı, şunları kaydetti:
“Park Bahçeler Müdürlüğü Sera Alanımız aslında sizler için aslında en aktif okullardan biridir. Çünkü burada uygulamalı anlamda bir eğitim almış oluyorsunuz. Bitkiye dokunma ve onu yakından gözlemleme fırsatı buluyorsunuz. Bir park ve refüjde bile siz öğrenciler birçok açıdan bakma imkanı bulabilirsiniz. O bitkilerin birbiriyle uyumu ya da uyumsuzluğu, sulama durumu, birbirine yakınlığı ve uzaklığı gibi birçok konuda fikir ve bilgi sahibi olabiliyorsunuz.”
BŞEÜ Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahadır Sayıncı da fakülte olarak uygulamalı eğitimleri artırmak anlamında eğilimlerinin bulunduğunu dile getirerek, öğrencilerin sera ve dışındaki faaliyetlere dahil olmasını önemsediklerini bildirdi.
Etkinlik, Subaşı ve beraberindekilerin cennet hurması toplaması ve hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen Ticaret Bakanlığı İhracat Süreçleri ve Devlet Destekleri Eğitim Programında konuşan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Basri İlhan, “İş dünyası olarak üretim ve ihracatın ülke ekonomisi için ne anlama geldiğini biliyoruz, sorumluluğumuzun farkındayız. Şartlar ne olursa olsun, üretmeye devam edeceğiz” dedi.
Eğitim programının açılış konuşmasını yapan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Basri İlhan, “Ülke ve bölge ekonomisinin gelişmesine, ihracat yönüyle döviz girdisi sağlanmasına ve sanayileşmeye sağladığı katkılarla Malatya’mız, bölgemizin çekim merkezi konumundadır. Şehrimizin sahip olduğu bu stratejik konumun farkındayız. Bu nedenle, hedefimiz ihracatçı üyelerimizin sayılarının artması. Üyelerimizin yeni pazarlar bulmaları, ihracat kapasiteleriniz artırmaları ve ihracat yapmayan üyelerimizin de ihracata yönelmelerini önemsiyoruz. Bu kapsamda Odamızda kurduğumuz Dış Ticaret Birimi aktif bir şekilde çalışıyor. Gerek odamızda düzenlediğimiz ihracat eğitimleri, gerekse URGE projeleri ile şehrimizin ihracatı her geçen yıl artıyor. Deprem öncesinde yıllık 455 Milyon dolar olan ihracatımız, depremin etkisiyle 2023’te yüzde 13 düşüşle 392 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ancak, ihracatımızın yeniden ivme kazandığını söyleyebilirim. Hemen rakamlarla ifade etmek isterim. 2024’ün ilk 10 ayında geçtiğimiz yıla göre yüzde 9,6 artışla 347 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
“İş dünyası olarak üretim ve ihracatın ülke ekonomisi için ne anlama geldiğini biliyoruz, sorumluluğumuzun farkındayız” diyen İlhan, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Şartlar ne olursa olsun, üretmeye devam edeceğiz. Şehrimizin ana ihracat kalemi kuru kayısı olsa da farklı sektörlerde ihracat yapan firmalarımız da var. Küresel ihracatın daraldığı bu dönemde inovatif ve yüksek katma değerli ürünleri ihracat kalemlerimize katmamız kaçınılmaz. Yükte hafif, pahada ağır ürünlerin ihracatını gerçekleştirecek firmaların sayılarını arttırmamız gerekiyor. Sanayiciler olarak en zayıf olduğumuz alanın, yenilikçi buluş, inovasyon kapasitesi ve AR-GE kültürü olduğunun farkındayız. Bugünkü eğitimlerin bu anlamda şehrimiz ihracat kültürüne önemli bir katkı sunacağına gönülden inanıyoruz. Sanayimiz için önemli bir konu olan Yeşil Mutabakat konusuna da değinmeden geçmek istemiyorum. Zaman daralıyor. 2026 yılında tamamen uygulanmaya başlanacak olan Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenlemesi, özellikle AB ülkelerine ihracat yapan firmalarımızı yakından ilgilendiriyor. Bugünkü eğitimler arasında Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği konusu da var. Sanayicilerimizin bu eğitimi kaçırmamalarını diliyorum.”
Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Mükerrem Aksoy ve Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak da birer konuşma yaptı. Konuşmalarda eğitimin faaliyetlerinin önemine vurgu yapıldı. Konuşmaların ardından Ticaret Bakanlığı Uzmanları tarafından TSO üyelerine sunum gerçekleştirildi. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇLİK dönemindeki düzensiz uykunun yaşlılıkta beyin sağlığı için ciddi riskler oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Vedat Göral, “Genç yaşlarda uyku düzeni oluşturmak, yaşlılıkta bilişsel sağlığımızı korumak adına çok önemli. Düzensiz uyku sadece hafızayı değil, aynı zamanda beynin yapısını da olumsuz etkileyebiliyor” dedi.
Uyku düzensizliğinin hayatın her anını etkilediğini ifade eden Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Vedat Göral, “Kalitesiz bir uyku gençlikte anlaşılmasa da yaşlılık döneminde ciddi hastalıkları da beraberinde getiriyor. Beyinde bulunan glimfatik sistem, uykusuz kalan kişilerde yeteri kadar çalışmadığı için beynin fonksiyonlarının bozulmasını, beynin küçülmesini, demansı ve hafıza kaybını tetikliyor. Uyku düzenine genç yaşlarda özen göstermenin, ilerleyen yaşlarda beyin sağlığı için kritik önem taşıyor” diye konuştu.
‘UYKU KALİTESİ BEYİN SAĞLIĞINI KORUYOR’
Sağlıklı bir beyin için düzenli uyku süresinin ideal seviyede olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Göral, “Genç yaşlarda uyku düzeni oluşturmak, yaşlılıkta bilişsel sağlığımızı korumak adına çok önemli. Düzensiz uyku sadece hafızayı değil, aynı zamanda beynin yapısını da olumsuz etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.
GLİMFATİK SİSTEMİN ETKİSİ VE UYKU ÖNERİLERİ
Uyku düzeninin beyindeki glimfatik sistemin sağlıklı çalışmasını desteklediğini ve bu sistemin uyku sırasında toksinleri temizlediğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, ideal uyku süresinin 7 saat olduğunu belirtti. Prof. Dr. Göral, “Gereğinden fazla veya eksik uyku, beyin sağlığı açısından zararlı. Oda sıcaklığı, ışık koşulları gibi etkenler de uyku kalitesini artırmak için dikkate alınmalıdır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kahramankazan Belediyesi 2024 Yılı Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı Ekim ayında gerçekleşen meclis toplantı tutanağının kabul edilmesi ile başladı. Toplantıda gündem dışı maddeler, 2025 yılı ücret tarifesi değişikliği, şehirlerarası yolcu durağı yapılması, ortak hizmet protokolü, tehlike içeren kavşak ve yollara uyarı işareti ve hız düşürücü engel yapılması, Yıldırım Beyazıt Mahallesi ve Fatih Mahallesi sorunları, Milli Egemenlik Parkı bakım çalışması, Sayıştay 2023 raporu konuları görüşülerek oy birliği ile kabul edildi.
Kahramankazan Belediyesi olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi ile AdanaCeyhan Belediyesi arasında kardeş şehir olma kararı aldıklarını belirten Başkan Çırpanoğlu, kararın sosyo-ekonomik anlamda ilçeye olumlu etkileri olacağını ifade etti.
“Eğitim yatırımlarımız devam edecek”
Kahramankazan Belediyesi olarak öğrencilere destek vermeye devam ettiklerini belirten Başkan Çırpanoğlu, “Lisans ve ön lisans olmak üzere yükseköğrenimlerine devam eden 1000 üniversite öğrencimize 800 TL olarak belirlediğimiz burs destekleri öğrencilerimizin hesaplarına yatırıldı. İnşallah gücümüz yettiğince ilçemizde ikamet eden öğrencilere ve eğitimlerine yönelik yatırımlarımız artarak devam edecek” dedi.
Ayrıca Yükseköğretim Kurumları Sınavı ile Liselere Giriş Sınavı’na girecek öğrencilerin eğitim hayatlarına destek olmak için çalışma içerisinde olduklarını söyleyen Başkan Çırpanoğlu, öğrencilerin sınava hazırlık sürecini verimli şekilde geçirecekleri, hedefledikleri lise ve üniversiteyi kazanmalarına yardımcı olacak online eğitim programı hazırladıklarını vurguladı.
TAİ- TUSAŞ bölgesinin HAB bölgesi kapsamına alınması hakkında istişarelerin yapıldığı toplantı, bir sonraki meclis toplantısının 02.12.2024 tarihinde yapılması kararının ardından sona erdi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler, Yenibosna Mahallesi’nde bulunan özel okulun dış cephesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangın nedeniyle okuldan öğrenciler tahliye edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ticaret Bakanlığı ve Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası İşbirliği ile düzenlenecek programda, Bakanlık yetkilileri tarafından yatımcılara sağlanan destekler konusunda detaylı bilgiler verilecek. Eğitim programında şu konular hakkında bilgiler verilecek, “Mal ihracatına yönelik sağlanan devlet destekleri, KOBİ ve kümeleme destekleri, fuar destekleri, markalaşma ve tasarım destekleri, e-ihracat destekleri/ kolay ihracat platformu, hizmet ihracatına yönelik sağlanan devlet destekleri, yeşil mutabakata uyum projesi destekleri ‘responsible’ programı, Ticaret Bakanlığı destek yönetim sistemi.”
Elazığ’ın ekonomik alanda gelişmesi, yeni yatırım alanları, ihracat ve Ticaret Bakanlığa başta olmak üzere diğer kamu kurumlarının verdiği desteklerden, mevcut ve yeni yatırımcıları bilgilendirmek amacıyla Ticaret Bakanlığı ve Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası işbirliği ile düzenleyecekleri eğitim programının yatırımcılar açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Elazığ TSO Başkanı Alan, “Elazığ, üretim ve ihracatı ile son yıllarda önemli bir atılım yaşayan şehir konumunu her yıl daha da pekiştiriyor ve daha ötelere taşıyor. Birinci OSB’den sonra ikinci OSB’miz olan TEKNOVA’da parsellerimizin kısa bir süre içerisinde yoğun bir talep görmesi ve üretime başlaması da gösteriyor ki ilimiz üretim ve ihracat yolunda istikrarlı bir büyüme yaşıyor. Mevcut iş insanlarımızın yatırımlarını daha da genişletmeleri, yeni ve genç girişimcilerimizin de Ticaret Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarımız tarafından sağlanan teşvikler konusunda düzenleyeceğimiz eğitim programına tüm yatırımcılarımız davetlidir” dedi.
7 Kasım 2024 Perşembe günü Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası konferans salonunda saat 09.00’da başlayacak eğitim programına katılım sağlayanlara Bakanlık onaylı katılım sertifikası verilecek. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkez İlkokulu Bisiklet ve Değerler Kulübü öğrencileri danışman öğretmenler Muhittin Çapacı ve İlknur Atalay önderliğinde Atatürk Haftası kapsamında Gökçehüyük Barajında doğa yürüyüşü ve çevre tanıma etkinliğinde buluştu.
Öğrencilere çevre temizliği konusunda bilinçlendirme çalışmalarının yapıldığı kaydeden Okul Müdürü Cemal Şahin, “Doğayı sev yeşili koru anlayışının öğrencilerimizde oluşması için Atatürk Haftası kapsamında bu etkinliği düzenledik. Öğrencilerimiz Gökçehüyük barajında yaşadıkları doğayı tanıma ve doğada yaşayan canlıların bazılarının yaşamsal hareketleri gözlemleme fırsatı buldu. Etkinliğimizin gerçekleştirilmesinde desteklerini esirgemeyen İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Tahir Kibar Bey olmak üzere katkıda bulunan Seydişehir Belediyemize ve velilerimize teşekkür ederiz.” dedi.
Öğrencilerin Gökçehüyük Barajında gerçekleştirdiği etkinliğe İlçe Milli Eğitim Müdürü Tahir Kibar da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk dünyası için ortak alfabenin; ortak istikbalin ve geleceğe adım atmanın nişanesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesile ile özellikle ak sakallıların koordinasyonunda ortak dili geliştirmek amacı ile ortak alfabe çalışması eylül 2024’te tamamlandı. 34 harfli alfabede mutabık kalındı. Üyelerin bu alfabe ile gerekli dönüşümü tamamlaması gerek.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;
“Ortak bir gelecek inşasını hedef alan kuruluşumuzun 15. yıl dönümünü idrak ettik. Gaspıralı’nın hatıra parasını sizlere takdir etmenin bahtiyarlığını duyuyorum. Zirve’nin Türk dünyası için hayırlara vesile olmasın rabbimden niyaz ediyorum. Teşkilatımız istikrar ve refah iklimini güçlendiren, örnek alınan platform haline gelmiştir.
Türk dünyasını ilelebet payidar kılacak güçlü irade bu masadaki tüm dostlarımda mevcuttur. Teşkilatımızı çok daha ileri taşıyacağız. Güney Kafkasya’daki 30 yıllık çatışma ardından barışa giden yolun kapıları açılmıştır. Azerbaycan’ın tarihi kazanımları en yakın zamanda barış anlaşması ile masada da perçinlemesini ümit ediyoruz.
“BM KARAR DAHİ ALAMIYOR DAHA DOĞRUSU ALMAK İSTEMİYOR”
Gazze başta olmak üzere soykırımın durdurulması noktasında uluslararası toplum kötü bir sınav veriyor. BM güvenlik konseyi karar dahi alamıyor daha doğrusu alma istemiyor. Netanyahu’nun ırkçı zihniyeti Filistinlileri yerlerinden etmeye niyetleniyor. Lübnan’da bir senede ölenlerin sayısı 3 bine yaklaştı yerlerinden edinenlerin sayısı 1. milyona yaklaştı. Türkiye olarak bu katliamları kabul etmiyoruz. Kalıcı barışı tesis etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.
“AFGANİSTAN HALKININ YANINDAYIZ”
Savaşın en başından beri her iki tarafın masada olduğu müzakere sürecini, adil barışı destekliyoruz. Türk devletleri olarak barışa destek vermemiz önemli. Coğrafyamızın istikrarını Afganistan’daki gelişmelerden ayrı görmüyoruz. Afgan halkının yanındayız. Geçici yönetimin de insan haklarını esas alması kendilerine yeni kapı açacaktır.
“34 HARFLİ ALFABEDE MUTABIK KALINDI”
Geçen sene hayata geçirdiğimiz Türk yatırım fonunun faaliyete alınarak projelerimize destek sağlayacağından eminim. Yenilenebilir enerji için iş birliğimizi yoğunlaştıralım. Türk akademisi ve Türk Dil Kurumu tarafından Eylül ayında Bakü’de düzenlenen ortak alfabe komisyonunda ortak Türk alfabesinde mutabakata varılması tarihi adım teşkil etmiştir. Ortak alfabe, ortak istikbalimizin ve geleceğe adım atmanın da nişanesidir. Bu vesile ile özellikle ak sakallıların koordinasyonunda ortak dili geliştirmek amacı ile ortak alfabe çalışması eylül 2024’te tamamlandı. 34 harfli alfabede mutabık kalındı. Üyelerin bu alfabe ile gerekli dönüşümü tamamlaması gerek. Türk dünyası 2040 vizyonu ile belirlediğimiz hedefler için bugünkü kararların aramızdaki, ülkü birliğinin seviyesini tüm dünyaya ispatlayacaktır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKŞENER, AYLAR SONRA GÖRÜNTÜLENDİ
İYİ Parti, kuruluşunun 7. yılını Ankara Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen programla kutladı. Törene katılım yoğun olurken, gecenin sürprizi partinin kurucu ve eski Genel Başkanı Meral Akşener oldu.

AYAĞA KALKARAK DERVİŞOĞLU’NA SARILDI
Aylar sonra görüntülenen Akşener, protokolde Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun yanında yer aldı. Partililer, “Anamızı da aldık geldik”, “Adalet peşinde” pankartları açıktı, “İktidara doğru Dervişoğlu” sloganları attı. Akşener, konuşmasının ardından yerine gelen Müsavat Dervişoğlu’na ayağa kalkarak selamladı.

DERVİŞOĞLU, ÖZEL OLARAK DAVET MEKTUBU VERMİŞ
Öte yandan, İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Meral Akşener’e özel olarak hazırlanan davet mektubunun bizzat İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu tarafından teslim edildiği ve Akşener’in Dervişoğlu tarafından 7. kuruluş yıl dönümü etkinliğine özel olarak davet edildiği öğrenilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Afrika Cumhuriyeti’nden Angola’ya uzanan binlerce kilometrelik sahil şeridindeki kolonilerde yaklaşık 2 milyon Cape kürklü fokunun yaşadığı tahmin ediliyor.
Kahverengi kürkleri ve 2 metreyi aşan boylarıyla, en büyük fok türleri arasında yer alan Cape kürklü foklarda rastlanan kuduz salgını, bilimsel açıdan emsalsiz bir örnek teşkil ediyor.
KUDUZ ALARMI
Güney Afrika Tarım Bakanlığının temmuz ayında yayımladığı rapora göre, foklar arasında kuduz salgını, ilk kez mayıs ayında görüldü.
Ancak önceki yıllarda ölen foklardan alınan örneklerden edinilen bilgiler ışığında, ilk vaka geçmişinin 2022 yılına dayandığı tahmin ediliyor.
Raporda, temmuz sonu itibarıyla Cape Town ile Plattenberg şehirleri arasındaki sahil şeridinde toplam 17 vaka tespit edildiği ve bu salgının dünya genelinde deniz memelileri arasında görülen ilk kuduz salgını olduğu ifade edildi.
VAKA SAYISI 24’E YÜKSELDİ
Cape Town’da faaliyet gösteren Hout Bay Fok Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi yetkilisi Kim Hattingh, temmuzdan beri tespit edilen 7 vaka ile birlikte toplam vaka sayısının 24’e yükseldiğini belirtti.
Hattingh, bu salgının deniz memelileri arasında ilk kez görüldüğüne dikkati çekerek, “Deniz memelileri arasında kuduz salgınları konusunda bilimsel bir emsal yok ve kuduzun deniz yaşamını nasıl etkileyeceği hakkında hiçbir şey bilinmiyor.” dedi.

FOKLAR İNSANLARA SALDIRIYOR
Kuduz fokların insanlara saldırdığı vakalara değinen Hattingh, “İnsanların ısırıldığına dair birkaç vaka bildirildi, ancak insanların fok ısırıklarından kuduz kaptığına dair bir rapor yok. Ancak, deniz yaşamının yuvası olan okyanusta yüzecekseniz, kuduza karşı aşı olmanız önerilir.” diye konuştu.
Hattingh, fokların açlık nedeniyle de insanlara saldırabileceğine değinerek, “Sahilde bir fok görürseniz, ne yapıyor olursa olsun hayvandan en az 30 metre uzakta durun.” ifadesini kullandı.
Salgın ilk kez görüldüğü için kuduz olmuş bir foku tespit etmenin zor olduğunu belirten Hattingh, “Karada, fokların düzensiz davrandığını, başlarını çevirdiğini ve yutmakta zorlandığını, beslenme doğasına aykırı şekilde nesneleri yakalayıp ısırmaya çalıştığını fark ettik. Ayrıca hayvanın bu belirtileri gösterdikten sonra 30 dakika içinde öldüğünü de tespit ettik.” dedi.
Hattingh, denizde de şişkin halde ve hasta görünümlü foklara rastladıklarına değinerek, “Ayrıca suda yüzen ve teknelere ve insanlara saldıran foklar gördük, ancak bunun kuduz olmayabileceğini, aç ve eskiden olduğundan çok daha saldırgan olan foklar olabileceğini not etmek mühim.” diye konuştu.
BALIKÇILIK ENDÜSTRİSİ FOKLARI TEHDİT EDİYOR
Cape kürklü fokların 2018’de 2 milyon olarak tespit edilen nüfusunun 2021’deki kitlesel ölümlerin ardından düşmüş olabileceğine değinen Hattingh, “Cape kürklü foklar, ciddi tehlike altında, balıkçılık endüstrisi tarafından her gün öldürülüyorlar ve bu, yıllardır devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Hattingh, fokların Afrika geleneksel tıbbında ilaç yapımında kullanılmak üzere yoğun talep gördüğünü belirterek, “Bu vahşet ve cinayet her gün artıyor ve bu hayvanların önümüzdeki birkaç yıl içinde büyük bir risk altında olacağına inanıyoruz. Yerel balıkçılık endüstrisi, fokların, yunusların, balinaların tüm balıkları yediğine inanıyor, bu yüzden foklar ne kadar çok ölürlerse balıkçılar için o kadar iyi.” dedi.
Hout Bay Fok Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’nin 1999’dan beri Cape kürklü fokların yetiştirilip doğaya salınması için faaliyet yürüttüğünü kaydeden Hattingh, “Bu hayvanlar sadece fok bakıcılarımız tarafından bakılıyor. Şu anda etiketlenip serbest bırakılmadan önce fokları kuduz aşısıyla aşılıyoruz.” bilgisini verdi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katliamcı İsrail ordusunun Gazze işgali bir yılı aşkın süredir devam ediyor.
Binlerce masum sivili katleden ordu, her gün yeni bir saldırı daha düzenleyerek Gazze’de yaşanan insanlık dramını daha da derinleştiriyor.
Hava ve karadan düzenlenen saldırıdan canlı kurtulmayı başaran Filistinliler ise, işgalci ordunun zulmünden kurtulamıyor.
ZORUNLU GÖÇ EDİYORLAR
Saldırılarda ailesini ve tüm sevdiklerini kaybeden siviller, yıkık binalarda ya da salgın hastalık riskinin yüksek olduğu mülteci kamplarında kalmaya zorlanıyor.
İsrail askerleri ise, her şeyini kaybetmiş bu insanları, kaldıkları bölgenin operasyon bölgesi olduğunu dikte ederek göç etmeye zorluyor.
Gazze’nin kuzeyinde birçok masumu evinden ve sevdiklerinden ayıran katil ordu, bir tahliye çağrısı daha yaptı.
“NEREYE GİTTİĞİMİZİ BİLMİYORUM”
İsrail askerlerinin saldırılarından kaçmak için sürekleri göç etmek zorunda kalan siviller, tekrar yollara düştü.
Gazze’nin kuzeyindeki evlerini geride bırakarak saldırılardan kaçan bir ailenin küçük kızı ise, göç ederken gözyaşlarına boğuldu.
Yaşam savaşı için sürekli göç etmek zorunda kalan ailenin küçük kızı, “Ayağım acıyor artık yürüyemiyorum. Nereye gittiğimizi bilmiyorum.” sözleriyle yaşanan insanlık dışı durumu gözler önüne serdi.



Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de seçim günü yaklaştıkça adaylar arasındaki gerilim artmaya başladı.
5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimine sayılı günler kala, adayların oy yüzdelerinde dalgalanmalar yaşanıyor.
Son açıklanan ankete göre Kamala Harris öndeyken, yeni ankette ise farklı bir tablo görüldü.
TRUMP HARRİS’İN 2 PUAN ÖNÜNDE
Ülkenin köklü gazetelerinden Wall Street Journal, 19-22 Ekim arasında bin 500 kayıtlı seçmenle yapılan anket sonuçlarını paylaştı.
Katılımcıların yüzde 47’si eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump’a, yüzde 45’i ise ABD Başkan Yardımcısı ve Demokratların başkan adayı Kamala Harris’e oy vereceğini ifade etti.
EKONOMİ KONUSUNDA TRUMP’A GÜVEN DUYULUYOR
Financial Times gazetesinin son anketinde de seçmenlerin yüzde 44’ü Trump’a ekonomi konusunda daha fazla güvendiğini belirtirken, Harris’e güvenenlerin oranı yüzde 43’te kaldı.
Florida Üniversitesi Seçim Laboratuvarı’nın verilerine göre 25 milyon seçmen, başlayan erken oylama sürecinde sandık başına giderek ya da posta yoluyla oyunu kullandı.


Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Genişletilmiş BRICS Oturumuna katılmak üzere bulunduğu Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyetinin başkenti Kazan’da ikili temaslarda bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Aliyev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bir araya geldi.

BARIŞ İÇİN GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNULDU
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre görüşmede liderler, iki ülke arasındaki barış gündeminin ilerletilmesi, barış anlaşması, sınırların belirlenmesi ve çizilmesi ile karşılıklı ilgi duyulan diğer konular hakkında görüş alışverişinde bulundu.

“MÜZAKERELERE DEVAM” TALİMATI
Aliyev ve Paşinyan, dışişleri bakanlarına, Barış ve Devletlerarası İlişkiler Anlaşması’nın en kısa sürede sonuçlandırılması ve imzalanması için müzakerelere devam edilmesi talimatı verdi.

SAMİMİ ANLAR DİKKAT ÇEKTİ
Görüşmeler olumlu ilerlerken barış havası iki lidere de yansımış durumda. Özellikle kendi aralarındaki gülümsemeler ve samimi sohbetler objektiflerden kaçmadı.
İkili arasındaki samimi tavırlar barış adına büyük bir adım olarak yorumlandı.


Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; açıklamada ayrıca İsrail savaş uçaklarının, ülkenin doğusundaki Hirmil’in ilçe merkezinde bir mahalleye düzenlediği hava saldırılarında 5 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı ifade edildi.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberinde de İsrail savaş uçaklarının güneydeki Bint Cubeyl ilçesine bağlı Haris kasabasında bir eve düzenlediği hava saldırısı sonucu 2, Sayda ilçesine bağlı Tuffahata kasabasında bir eve düzenlediği hava saldırısında da 6 kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.
Haberde, İsrail’in doğudaki Baalbek ilçesine bağlı Nebi Şit kentinde bir eve düzenlediği hava saldırısında ise 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 kişinin de yaralandığı aktarıldı.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmasına yönelik önlemler almaya devam ettiklerini belirten Yellen, gelecek hafta içinde Rusya’ya askeri açıdan kritik girdiler sağlayan üçüncü ülkelerdeki aracılar da dahil olmak üzere Rusya’yı hedef alan “güçlü yeni yaptırımlar” açıklayacaklarını söyledi.

Fotoğraf: AA
BASKIYI ARTIRMAK İÇİN İLAVE ADIM
Yellen, ABD’nin Orta Doğu’daki çatışmalara yanıt olarak da elindeki tüm araçları kullandığını aktararak, bu ayın başlarında İran’ın İsrail’e yönelik saldırısına cevaben İran üzerindeki baskıyı artırmak için ilave adımlar attıklarını ve yaptırımları İran’ın enerji sektöründen elde ettiği gelirleri hedef alacak şekilde genişlettiklerini anımsattı.
Bölgede istikrarı artırmak için ellerinden geleni yapmaya odaklandıklarını dile getiren Yellen, Gazze’ye yardım akışının sağlanması için çalıştıklarını, aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilere yaptırım uyguladıklarını ve Filistinli bankalar için hayati önem taşıyan bankacılık ilişkilerinin sürdürülmesi için İsrail’e baskı yaptıklarını anlattı.
Yellen, İsrail kabinesinin, Batı Şeria’daki ekonomik istikrarı desteklemek üzere ay sonuna kadar bölgedeki bankaların muhabir bankacılık ilişkilerini korumaya yönelik muafiyetleri uzatmasını beklediklerini kaydetti.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tanıklar, İsrail’in Gazze’nin kuzeyindeki farklı bölgelere ve Cibaliya beldesine yönelik saldırılarında da ölen ve yaralananlar olduğunu kaydetti.
AA’ya konuşan bir sağlık kaynağı da Gazze’nin batısındaki Sanayi bölgesinde bir grup Filistinliyi hedef alan İHA saldırısında 3 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 42 bin 718 Filistinli öldü, 100 bin 282 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 356’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 752 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 166’sı çocuk 760 Filistinli hayatını kaybetti.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güney Koreli üst düzey bir hükümet kaynağı, Yonhap’a yaptığı açıklamada, “Rusya’ya destek için gönderilen Kuzey Kore özel kuvvetlerinin taktiklerini ve savaş kabiliyetlerini izlemek üzere Ukrayna’ya personel gönderilmesi ihtimali var.” dedi.

Ekibin, Kuzey Kore savaş taktiklerini analiz edebilecek ya da yakalanan Kuzey Korelilerin sorgulanmasında görev alabilecek istihbarat birimlerinden ve askeri personelden oluşması bekleniyor.
Güney Kore, Kuzey Kore ve Rusya’ya karşı derinleşen askeri işbirlikleri nedeniyle “aşamalı önlemler” alacağını bildirmişti. Güney Kore Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Kim Tae-hyo, Kuzey Kore birliklerinin derhal geri çekilmesi için Pyongyang yönetimine çağrıda bulunmuştu.
REKLAM
KUZEY KORE: KORKUNÇ SONUÇLARI OLUR
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong, Güney Kore ve Ukrayna’yı eleştirerek ülkesine karşı yapılacak askeri provokasyonun “korkunç sonuçları” olabileceği uyarısında bulundu.
Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansının (KCNA) haberine göre, Kim, Pyongyang’ın Rusya’ya destek vermek için Ukrayna’ya asker gönderdiği iddialarının ardından Seul ve Kiev’i eleştirdi.
Kim, Güney Kore’nin ülkesine insanız hava araçları (İHA) göndermesini “affedilmeyecek çirkin bir askeri provokasyon” olarak nitelendirerek “Nükleer silahı olan bir devlete karşı yapılacak askeri bir provokasyon, dünyanın büyük ya da küçük herhangi bir ülkesindeki politikacıların ve askeri uzmanların normal düşünce yapılarıyla hayal bile edemeyecekleri korkunç durumlara yol açabilir.” dedi.
Ukraynalı ve Güney Koreli yetkililere “deliler” diye hitap eden Kim, bu ülkelerin, nükleer silah sahibi ülkelere karşı “takip kabiliyeti olmaksızın rastgele ve pervasızca sözler sarf ettiğini” savundu.
Kim ayrıca Kiev ve Seul’ün “ABD tarafından yetiştirilmiş kötü köpekler” olduğunu söyledi.
REKLAM
Güney’in gönderdiği İHA’lar konusundaki soruşturmanın sürdüğünü kaydeden Kim, “Misilleme ve intikamımızın nasıl tamamlanacağını kimse bilmiyor.” dedi.
ABD: İDDİALARI İNCELİYORUZ
ABD Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore’nin Rusya’ya destek amacıyla Ukrayna’ya asker gönderdiğine ilişkin iddiaları incelediklerini, konuyu müttefikleriyle görüştüklerini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Patel, Rus güçlere destek olmak için Kuzey Kore askerlerinin Ukrayna’da savaşa katıldığına ilişkin haber ve iddialar bulunduğunu belirterek, “Durumu incelemeye devam ediyoruz. Daha da önemlisi, ortak ve müttefiklerimizle istişarelerimiz sürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Müttefikler arasında özellikle NATO üyeleriyle diyaloğun önemine işaret eden Patel, “İddialar doğruysa, Rusya’nın faaliyetlerinin sadece Ukrayna ve Avrupa’nın güvenliğini etkilemediğini bir kez daha görmüş olacağız.” dedi.
REKLAM
Patel, tüm dünyadaki müttefiklerin Rusya’nın faaliyetlerinin doğurduğu tehlikenin farkında olduğunu ifade etti.
“Eğer iddialar doğruysa, bu tehlike arz eder.” diyen Patel, Rusya ve Kuzey Kore arasında ilişkilerin yakınlaşmasının Hint Pasifik bölgesi ve küresel güvenlik için istikrar sağlayıcı bir etken olmadığını kaydetti.
Güney Kore’nin Ukrayna’ya istihbarat ve askeri yetkililerden oluşan bir ekip konuşlandıracağı iddiasına ilişkin de konuşan Patel, bunun ülkelerin egemen şekilde alacağı bir karar olduğunu belirtti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Avrupa Birliği (AB) liderleriyle yaptığı görüşmelerin ardından Brüksel’de gazetecilere verdiği demeçte, Rusya’nın savaş alanına yaklaşık 10 bin Kuzey Kore askeri konuşlandırmaya hazırlandığını söylemişti.
KUZEY KORE’NİN RUSYA’YA ASKER GÖNDERDİĞİ İDDİALARI
Güney Kore, 18 Ekim’de Kuzey Kore’nin Rusya’ya destek olmak amacıyla Ukrayna’ya yaklaşık 10 bin asker göndermeyi planladığını savunmuştu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, iddiayı henüz teyit edemeyeceklerini söylemişti.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da Kuzey’in Rusya’ya destek amacıyla Ukrayna’ya asker gönderdiğine ilişkin iddiaları henüz teyit edemediklerini ve incelemelerin sürdüğünü bildirmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Kore ordusunun Rusya’da olduğu iddiasıyla ilgili bilgilerin çelişkili olduğuna dikkati çekmiş, “Çok fazla çelişkili bilgi görüyoruz. Güney Koreliler bir şey söylüyor, ardından Pentagon bu tür açıklamaları teyit etmediklerini açıklıyor. Muhtemelen buna böyle yaklaşmamız gerekiyor.” diye konuşmuştu.
Peskov, Kuzey Kore ordusunun Rusya’da olup olmadığı ve Ukrayna’daki “özel askeri operasyona” katılıp katılmadığı yönündeki soruya, “Bu, özel askeri operasyonun yürütülmesiyle ilgili bir soru. Savunma Bakanlığı ile iletişime geçmeniz gerekiyor.” yanıtını vermişti.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İsrail vatandaşı Oded Gindi, sahibi olduğu NSO Group’un işletme müdürü Yehuda Lahav ile birlikte, 25 Haziran 2021’de M-ABGG sefer sayılı kiralık uçakla El Dorado Havalimanı’ndaki narkotik polisine ait hangara inmiş. Pegasus’un satın alınması için Duque hükümeti yetkilileri tarafından kendilerine teslim edilen 5,5 milyon doları yanlarında götürmüşler.”
Petro, İsrail istihbaratının kara para aklama raporuna dayanarak, iki İsrail uçağının daha Kolombiya’ya indiğini ve 5,5 milyon dolar nakit alarak Tel Aviv’e döndüklerinin kayıtlara geçtiğini belirtti.
Toplamda 11 milyon dolar nakit ödendiğini dile getiren Petro, “Pegasus yazılımı, altı aydan uzun bir süre boyunca Kolombiya’da gençlik liderlerini ve muhalefeti gizlice dinlemek için kullanıldı. Bu bilgiler daha sonra sağcı bir dergi tarafından özel olarak yayımlandı.” ifadesini kullandı.
REKLAM
Petro, ellerindeki tüm bilgileri başsavcılığa sunacaklarını ve bu durumu “ciddi bir şekilde” takip edeceklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Petro, eski Devlet Başkanı Ivan Duque’nin Pegasus casus yazılımının satın alındığına dair iddiaları reddettiğini hatırlatarak, “İsrail’den gelen uçakların bu amaçla Kolombiya’ya indiğini kimse inkar edemez.” dedi.
Kolombiya’da özel bir derginin haberine göre, Kolombiya İstihbarat Müdürlüğü (DNI), uyuşturucu örgütlerinden ele geçirilen fonlar aracılığıyla İsrailli şirket NSO Group’a Pegasus yazılımı için ödeme yapıldığını kabul etti.
“SUÇ İŞLEDİKLERİNİN FARKINDAYDILAR VE BU YÜZDEN GİZLİCE HAREKET ETTİLER”
AA’nın haberine göre; DNI Direktörü Jorge Lemus, basına yaptığı açıklamada, 2021 yılının haziran ve eylül ayları arasında Bogota’dan Tel Aviv’e 11 milyon dolar nakit paranın transfer edildiğini bildirdi.
Lemus, uyuşturucu kartellerinden ele geçirilen paraların Kolombiya vergi makamlarına bildirilmediğini belirterek, “Suç işlediklerinin farkındaydılar ve bu yüzden gizlice hareket ettiler.” değerlendirmesinde bulundu.
Basında yer alan haberlere göre, başsavcılık, Pegasus casus yazılımının kara para aklama yoluyla satın alındığını açığa çıkarmak amacıyla Duque hükümetinin üst düzey yetkilileri ve askeri görevlileri hakkında soruşturma başlatacak.
İsrailli siber güvenlik şirketi NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımının, kullanıcıların haberi olmadan telefon konuşmalarının dinlenmesi, ses kaydı alınması, e-postaların takip edilmesi ve telefonlardan fotoğraf çekilmesi gibi casusluk faaliyetleri için dünyanın dört bir yanında kullanıldığı ortaya çıkmıştı.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİLDİKLERİ TEK OYUN YARALILARI TEDAVİ
Filistinli bir aile, BBC için günlük yaşamlarını belgesel filme çekti. Ailenin çocukları Hamud ve Hallum bombalardan hasar görmüş bir evin oturma odasında acil yardım görevlisi oyunu oynuyor. Küçük bir oyuncak bebeğin vücuduna dikiş atan kardeşleri izleyen fizyoterapist baba Hamid, “Bunlar çocukların oynayacağı oyunlar değil. Onları böyle görünce, çok üzülüyorum. Bomba sesini oyuncak sesinden daha çok tanıyorlar” diyor
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraee, X hesabından yaptığı paylaşımda, Beyrut’un güneyinde Hizbullah’a ait bir silah deposunu vurduklarını öne sürdü.
Saldırılar, Adraee’nin Beyrut’un güneyindeki bazı noktalara Hizbullah’a ait olduğu iddiasıyla saldırma tehdidinde bulunmasının ardından geldi.
İsrail, 10 Ekim’den bu yana Beyrut’a saldırı düzenlemiyordu.
İSRAİL’İN LÜBNAN’DA ŞİDDETLENEN SALDIRILARINDA 2 BİN 350 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah ile 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 2 bin 350 kişi öldü, 10 bin 906 kişi yaralandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erakçi, “Savaş ve provokasyon istemiyoruz. Ancak her türlü savaşa veya provokasyona karşı da tamamen hazırlıklıyız. Bölgeyi herhangi bir savaş felaketinden uzaklaştırmak için Irak hükümetiyle istişare çabamızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erakçi, Irak hükümeti, halkı ve dini mercii Ayetullah Ali es-Sistani’nin Gazze ve Lübnan’daki savaşı reddetmesi ve her iki halka yönelik desteğini takdirle karşıladıklarını kaydetti.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi’nin, Bağdat’ta Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile görüştükten sonra ortak basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

“ABD KENDİ ORDUSUNU TEHLİKEYE ATIYOR”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin balistik füzeleri engellemek için kullandığı THAAD olarak bilinen Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemleri için İsrail’e asker konuşlandıracağına dair iddialara ilişkin, “ABD’nin kendi askerlerinin hayatını tehlikeye attığını” ifade etti.
Erakçi, X sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, “ABD, İsrail’e rekor miktarda silah teslim ediyor. Şimdi de askerlerinin hayatlarını tehlikeye atıyor ve onları füze sistemlerini işletmek için İsrail’de konuşlandırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bölgede topyekun bir savaşın çıkmaması için son günlerde büyük çaba sarf ettiklerini belirten İranlı Bakan, “Halkımızı ve çıkarlarımızı savunma konusunda kırmızı çizgimizin olmadığını da açıkça söylüyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMERİKA Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletini etkileyen Helene Kasırgası’nın neden olduğu afetlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 230’u aştı.
ABD’nin Florida eyaletinde kategori 4 seviyesinde karaya çıkan Helene Kasırgası nedeniyle can kaybı artıyor. Kuzey Carolina, Güney Carolina, Georgia, Florida, Tennessee ve Virginia eyaletlerinde etkili olan ‘Helene’ kasırgasında yaşanan can kaybı 230’u aştı.
Helene, 2005 yılında bin 392 kişinin ölümüne yol açan Katrina Kasırgası’ndan bu yana ABD’yi vuran en ölümcül kasırga oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Sultangazi’de lahmacun salonuna giren 2 hırsız, dakikalar içinde motosiklet çalarak kayıplara karıştı. Hırsızların motosikleti çaldığı anlar saniye saniye güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, geçtiğimiz Cuma günü saat 02.30 sıralarında Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan lahmacun salonunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 hırsız lahmacun salonunu gözüne kestirerek harekete geçti. Hırsızlardan maskeli olan gözcülük yaparken, şapkalı ise kısa sürede lahmacun salonunun kapısını açtı. İçeriye giren hırsızlardan biri, çekmecede bulunan motosiklet anahtarını aldı. Hırsızlar 10 dakika içinde çaldıkları motosikletle olay yerinden uzaklaşarak kayıplara karıştı. Rahat tavırları ile motosiklet çalan hırsızların o anları işyerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde hırsızlardan birisinin gözcülük yaparken, diğerinin ise işyerinin kapısını zorlayarak açtığı ardından çaldıkları motosiklet ile olay yerinden uzaklaştıkları görülüyor.
“Elimizi kolumuzu bağladılar”
Hırsızlık hakkında konuşan işyeri sahibi Fahrettin Tenil, “Sabah geldik dükkanı açacaktık. Bismillah dedik ve baktık bizim kapı zorlanmış açık halde bulduk. Baktık masa, sandalyeler dağınık. Kamera kayıtlarına baktık. Ondan sonra bir baktık bizim motor da yok. Sağı solu karıştırmışlar, dağıtmışlar. Ondan sonra buralara baktık, motorun anahtarını da arayıp bulmuşlar. Gece saat 02.30’da gelmişler, iki kişi, biri şapkalı, biri de maskeli. Kapıyı zorlamışlar, içeri girmişler. ve rahat bir şekilde motoru almışlar çıkarmışlar. Hiç korkmadan, hiç tereddüt etmeden sanki kendi evlerine girer gibi. Yani bu uygun bir şey değil, bu doğru bir şey değil. Biz böyle bir şey gençlerimizden beklemiyoruz. Biz böyle bir nesil beklemiyoruz şimdiki gençlerden. Maalesef çok kötü şey bu hareket. Emniyet güçlerimize haber verdik, parmak izleri alındı, gerekeni yaptırdık. İnşallah en kısa sürede emniyet bulunmasını temenni ediyoruz. Yani bir motorumuz vardı. Başka da bir şeyimiz yoktu. O da elimiz ayağımız idi aldılar, götürdüler. Şimdi sipariş alamıyoruz, veremiyoruz. Elinizi kolumuzu bağladılar. İnşallah pişman olup getirirler ya da bir yere bırakırlar. Yani yaptığı hareketler doğru değil. Toplumdan böyle bir hareket yapmalarını beklemiyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te katıldığı etkinlik kapsamında AA muhabirine, İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma yönelik açıklamalarda bulunan Alhelou, “Filistinli gazeteciler sessizlerin sesidir.” dedi.
Alhelou, Batı medyasının genellikle İsrail yanlısı ve tek taraflı olduğunu ve bu yüzden Filistinlilere ilişkin gelişmeleri ele almanın kendileri için çok şey ifade ettiğini, Gazze’deki soykırımın 1 yıl önce başlamadığını, 76 yıldır zulme maruz kaldıklarını belirtti.
Yaşananları dünyaya duyurmaya çalışmanın kendileri için ahlaki bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Alhelou, “Çok sayıda meslektaşımızı kaybettik. İsrail, Filistinlilerin söylemlerini sansürlemeye, kısıtlamalar getirmeye ve medyaya yayın yasağı uygulamaya çalıştı, bu nedenle Gazze’ye yabancı gazetecilerin girişini engelledi.” diye konuştu.
Alhelou, İsrail’in Gazze’yi dünyanın en büyük toplama ve her türlü katliamı gerçekleştirdiği imha kampına dönüştürdüğünü kaydederek, Üsküp’te insanların Gazze’deki Filistinlilerin acılarını önemsediğini gördüğünü aktardı.
“Gazze’yi yıkılmadan önce gördüğüm için şanslıyım”
Meselenin siyasi değil tamamen insani olduğuna dikkati çeken Alhelou, İsrail’in Filistinli Hristiyanları da öldürdüğünü, kilise, cami, üniversite, fırın ve hastaneleri yerle bir ettiğini anlattı.
Gazze’de doğduğunu ve doğduğu toprakları üzüntü içinde terk etmek zorunda kaldığını dile getiren Alhelou, “Birleşmiş Milletler (BM) okullarında eğitim gördüm. Sevdiklerimi, kız kardeşimi, yeğenlerimi, kuzenlerimi kaybettim. Tamamen yıkım. Gazze’nin güzelliklerini haberleştiren son gazeteciydim. Sembolik yapılar, turistik yerler ve tarihi yerler vardı. Ne yazık ki sonsuza dek yıkılan Gazze hakkında yaptığım belgesel filmimin sonuna geldim.” ifadelerini kullandı.
Alhelou, “Geçtiğimiz aralık ayında bir İsrail F-16 savaş uçağı kız kardeşimin evini bombaladı ve kız kardeşim ile 6 çocuğu öldü ve hala enkaz altındalar. Geçen yaz onları ziyaret ettiğim ve Gazze’yi yıkılmadan önce gördüğüm için şanslıyım.” dedi.
İsrail’in sivilleri öldürdüğüne ve saldırılarını meşrulaştırdığına işaret eden Alhelou, şöyle devam etti:
“İsrail esirleri umursamıyor. İsrail Gazze nüfusunu etnik olarak temizlemek istiyor. Gazze’nin demografisini beğenmiyor. Gazze’de 2,5 milyon insan yaşıyor. İsrail, Filistinlilerin kararlılığından rahatsız çünkü biz hiçbir yere gitmiyoruz. İnsanların kendi kaderlerini tayin etme hakkı var ve özgürlük için mücadele ediyorlar. Bu fedakarlıklar boşa gitmemeli. İsrail’in lekelenmiş imajını parlatamayacağından eminiz çünkü sonsuza dek bir soykırımı meşrulaştırmak için yalanlar ve sahtecilik kullanan bir ülke olarak bilinecek.”
“Tarih size merhamet göstermeyecek”
Alhelou, soykırımın yıl dönümü kapsamında dünyaya mesaj iletmek istediğini aktararak, “Mesajım şu ki; bizi acınacak şekilde hayal kırıklığına uğrattığınız. Soykırımı durdurabileceğinizi, İsrail’e ateşkes sağlanması için baskı uygulayabileceğinizi biliyoruz ancak iki yüzlüsünüz, çifte standartlarınız var.” diye konuştu.
İsrail’in kendini mağdur olarak göstermeye çalıştığını kaydeden Alhelou, “Biz mağduruz. Gün be gün katledilişimizi izliyorsunuz ancak tarih size merhamet göstermeyecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Alhelou, Filistin’e destek protestolarına devam eden dünya milletlerine saygı ve hürmetlerini ileterek, “Filistin halkının özgürlüğü olmadan dünyanın özgürlüğü eksiktir.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MEKSİKA’nın Chilpancingo Belediye Başkanı Alejandro Arcos, görevine başladıktan yaklaşık bir hafta sonra öldürüldü.
Meksika’nın Guerrero eyaletinin başkenti Chilpancingo’nun Belediye Başkanı Alejandro Arcos’un, görevine başladıktan yaklaşık bir hafta sonra öldürüldüğü bildirildi.
Eyalet Savcılığı, yaklaşık bir hafta önce yemin ederek görevine başlayan Arcos’a ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, olaya ilişkin detaylar paylaşılmazken, kentte daha önce yerel yönetimden bir yöneticinin de vurularak öldürüldüğü kaydedildi.
Guerrero Eyalet Valisi Evelyn Salgado Pineda, Arcos’un öldürülmesini kınadığını açıklayarak “Chilpancingo’nun bazı noktalarında operasyonların artırılması talimatını verdim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siyasi hayatına Milli Selamet Partisi’nde (MSP) Genel Başkan Yardımcılığı göreviyle başlayan ve çeşitli dönemlerde bakanlık görevlerini yürüten Milli Görüş Hareketi’nin ileri gelenlerinden Türk siyasetçi Mehmet Recai Kutan, 94 yaşında tedavi gördüğü Güven Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
Mehmet Recai Kutan kimdir
1930 yılında Malatya’da doğan ve ilk, orta ve lise eğitimini Malatya’da tamamlayan Kutan, İstanbul Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesi’nden 1952 yılında mezun oldu.
1952-1969 yılları arasında Devlet Su İşleri’nde (DSİ) çeşitli görevlerde bulunan Kutan, Malatya DSİ 92. Şube Başmühendisi, Diyarbakır DSİ 10. Bölge Müdürü ve DSİ Genel Müdür Muavini olarak çalıştı. 1969’da TÜMAŞ Türk Mühendislik Müşavirlik A.Ş.’yi Genel Müdür olarak organize etti.
Siyasi hayatı
Siyasi hayatına 1974-1980 yılları arasında Milli Selamet Partisi’nde (MSP) Genel Başkan Yardımcılığı göreviyle başlayan Kutan, 1977 seçimlerinde MSP’den Malatya Milletvekili oldu ve aynı yıl kurulan koalisyon hükümetinde İmar ve İskan Bakanı olarak görev yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından diğer MSP yöneticileriyle birlikte 9,5 ay hapis yatan Kutan, sonrasında beraat etti.
1983’te kurulan Refah Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Kutan, 20. Dönem Malatya Milletvekili olarak Meclis’e girdi. 1996-1997 yılları arasında 54. Hükümet’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptı. Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından Fazilet Partisi’nin genel başkanlığına seçilen Kutan, partinin kapatılmasından sonra 2001 yılında Saadet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve kurucu genel başkanlık görevini üstlendi. 26 Ekim 2008’deki olağan kongrede genel başkanlık görevini Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a devretti.
Son zamanlarında Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği ve Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanlığı görevlerini yürüten Kutan iyi derecede İngilizce, Arapça ve Fransızca bilmekteydi. Kutan evli ve 3 çocuk babasıydı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BREZİLYA’da halk, yerel seçimler için sandık başına gitti.
Brezilya’da dün yapılan yerel seçimlerde halk, 5 bin 569 belediye başkanı ile 58 bin meclis üyesini seçmek için sandık başına gitti.
Mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın desteklediği Sosyal Demokrat Parti (PSD) 887 belediye başkanlığını kazanırken, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun desteklediği Brezilya Demokratik Hareketi (MDB) ise 863 belediye başkanlığını aldı.
Brezilya’nın en büyük kenti Sao Paulo başta olmak üzere Porto Alegre, Fortaleza, Cuiaba, Natal ve Aracaju’da hiçbir adayın yüzde 50 oy oranını geçememesi nedeniyle en çok oy alan iki aday 27 Ekim’de yapılacak ikinci turda yarışacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’da, İsrail’in Gazze’ye karşı başlattığı işgalin birinci yıl dönümünde bir araya gelen yüzlerce vatandaş, ellerinde pankartlar ile sloganlar atarak ‘Filistin’e Destek Yürüyüşü’ düzenledi.
AntalyaKudüs Platfomu, İsrail’in Filistin’e başlattığı saldırıların birinci yıl dönümü için yürüyüş düzenledi. Yüzlerce vatandaş, Muratpaşa ilçesinde bulunan Aydın Kanza Parkında toplandı. Parkta bir araya gelen gönüllüler, ellerinde ‘Bir sabah gelecek kardan aydınlık’, ‘Tek çare İslam birliği’, ‘İncirlik üssü kapatılsın’ yazılı pankartlarla, ‘Susma haykır siyonizme hayır’ sloganları atarak, Cumhuriyet Meydanı’na kadar yaklaşık 2 kilometre yürüdü.
Meydanda toplanan gönüllüler, burada basın açıklamasında bulundu. Platform adına açıklamada bulunan Mustafa Erduran, Gazze’de sergilenen destansı direnişin, tüm zorluklara rağmen ayakta duran halkın başarısı olduğunu belirtti. Filistin’deki durumun ümmeti birleştirdiğine inandığını söyleyen Erduran, “Bir araya gelerek asaletimizi gösterdik. Karanlığımızı, gücümüzü ve imkanlarımızı Gazze halkı için ortaya koyduk. Bugünü hatırlayın, Gazze’deki kardeşlerinize karşı sorumluluğunuzu hatırlayın. Onları unutmayın, onlar bizim kardeşlerimiz, ailelerimiz ve sevdiklerimizdir” diye konuştu. Açıklamanın ardından duaların okunmasıyla yürüyüş sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE – İsrail’in 7 Ekim’de başlattığı saldırıların birinci yılında can kaybı 41 bin 909’a yükselirken 97 bin 303 sivil de yaralandı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim’de başlattığı saldırılarında bir yıl geride kaldı. İsrail’in her geçen gün şiddetini ve alanını genişlettiği saldırıların nedeniyle on binlerce sivil hayatını kaybetti ve yaralandı. Milyonlarca Filistinlinin evlerinden edildiği saldırılarda çocuklar eğitimlerine devam edemeyip hayatta kalma mücadelesi vermeye başladı. Sivillerin evlerini çeşitli bahanelerle hedef alan İsrail, yerleşim alanlarının yanı sıra hastaneleri, sağlık merkezlerini, okulları, ambulansları ve kampları da vurdu. İsrail’in saldırılarının üzerinden bir yıl geçerken Filistin Sağlık Bakanlığı düzenlediği basın toplantısı ile son bilgileri paylaştı.
Bir yılda 41 bin 909 Filistinli hayatını kaybetti
İsrail’in Gazze’ye 7 Ekim’de başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 41 bin 909’a yükselirken 97 bin 303 sivil de yaralandı. 312 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 4’ü İsrail hapishanelerinde olmak üzere 986 sağlık personelinin İsrail tarafından tutuklandığı aktarıldı. İsrail saldırılarında sağlık kurumlarının yüzde 65’inin hedef alındığı belirtilirken geriye kalan sağlık kurumlarının kapasitesinden fazla dolulukla hizmet vermeye devam ettiği bildirildi.
İsrail saldırılarında altyapı ve kanalizasyon ağlarının da tahrip edilmesi sonucu güvenli içme suyu sağlanamadı; hepatit, çocuk felci ve cilt hastalıklarının yanı sıra salgın hastalıklar yayıldı. Sağlık sektörünün sistematik olarak hedef alınması sonucu Gazze Şeridi’nde 2 milyondan fazla Filistinli temel sağlık hizmetlerine erişemiyor. En az 50 bin hamile ise doğum hizmetinden mahrum kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah, 7 Ekim’de başlayan Gazze savaşının birinci yılında İsrail’in kuzeyinde bulunan Hayfa kentine hava saldırısı gerçekleştirdi. Hizbullah, Hayfa’nın güneyindeki bir askeri üssü hedef aldığını söyledi. İsrail polisi, “Fadi 1” füzeleriyle gerçekleştirilen saldırı sonucu 10 kişinin hafif yaralandığını açıkladı.
Öte yandan, İsrail ordusu, Hizbullah’ın Beyrut’taki istihbarat karargahına ait komuta merkezleri, istihbarat toplama araçları ve ek altyapı tesislerinden oluşan hedefleri vurduğu açıkladı. İsrail, Hizbullah’ı komuta merkezlerini ve silahlarını kasıtlı olarak Beyrut’un merkezindeki konutların altına yerleştirmek ve sivil nüfusu tehlikeye atmakla suçladı.
Dünya çapında protestolara sebep olan ve Orta Doğu’nun birçok bölgesine yayılabilecek bir savaşın birinci yılında, Kudüs ve İsrail’in güneyinde törenler ve protestolar düzenleniyor. Törenler, geçen yıl 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e roket fırlattığı saatte, sabah 06: 29’da başladı.
Hamas’ın İsrail’e karşı “El Aksa Tufanı” adını verdiği 7 Ekim 2023 operasyonunda birçoğu sivillerden oluşan 1.200 kişi hayatını kaybetmiş, 250 kişi ise rehin alarak Gazze’ye götürülmüştü.
İsrail güvenlik güçleri, İsrail- Filistin çatışmasının en kanlı döneminin başladığı 7 Ekim 2023’ün birinci yılını geride bırakırken, Filistinlilerin olası saldırılarına karşı bugün için günü İsrail genelinde güvenlik güçlerinin teyakkuzda olduğunu açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL’in saldırıları birçok ülkede protesto edildi.
Almanya, İspanya ve Pakistan’da binlerce kişi, 7 Ekim saldırılarının birinci yılında Filistin’e destek olmak amacıyla yürüyüş düzenledi.
Almanya’nın başkenti Berlin’de yaklaşık 4 bin kişi, uluslararası topluma Gazze’deki çocukların durumunu yakından izleme çağrısı yaparak, bir an önce ateşkes sağlanması talebinde bulundu.
İspanya’nın Barselona kentinde de binlerce kişi, Filistin ve Lübnan bayrakları taşıyarak iki ülkedeki mevcut insani duruma dikkat çekti. Protestoya katılanlar, İsrail’e Gazze ve Lübnan’daki sivillere yönelik saldırıları nedeniyle tepki gösterdi.
Pakistan’ın güneyindeki Karaçi kentinde ise binlerce protestocu Gazze halkıyla dayanışma içinde olduklarını söyleyerek, uluslararası topluma çatışmanın durdurulması çağrısı yaptı.
Son günlerde, ABD, İtalya, Polonya, Letonya ve Yemen dahil olmak üzere birçok ülkede İsrail’e yönelik protesto gösterileri düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırıkkale’nin Çelebi ilçesine bağlı Karaağıl köyünde 25 Eylül’den beri kayıp olan 47 yaşındaki Sevgi Gülden Yalçıner’i arama çalışmaları devam ediyor. Kayıp kadının bulunması için jandarma, AFAD ve dalgıç ekipleri yoğun bir çalışma yürüttü.
Öte yandan, Yalçıner’in kaybolmasının ardından yürütülen soruşturma kapsamında cinayet şüphesiyle gözaltına alınan sekiz zanlıdan ikisi tutuklanmıştı. Olayla ilgili incelemeler ve soruşturma devam ettiği öğrenildi. – KIRIKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TİKA tarafından yapılan yazılı bilgilendirmeye göre, hibe edilen söz konusu fidanların 200’ü, Lesotho’nun Bağımsızlık Günü’nden bir gün önce Ha Ramabanta kırsalındaki Fatima İlköğretim Okulu’nda düzenlenen törenle dikildi.
Kral 3. Letsie 2024 başında ülkesine 1 milyon ağaç dikme hedefi belirlerken, hedef doğrultusunda TİKA tarafından Lesotho Çevre ve Ormancılık Bakanlığına üzüm, elma, şeftali ve çam fidanları ile dikim için gerekli ekipman ve gübre desteği sağladı.
TİKA tarafından teslim edilen 100 elma ve 100 şeftali fidanı, Ha Ramabanta kasabasındaki Fatima İlköğretim Okulu’nda öğrencilerin katılımıyla toprakla buluşturuldu.
TİKA’ya teşekkür
Okul Müdürü Matumelo Ramanamane, bu projenin öğrencilerin sağlık ve refahına yapacağı katkıya dikkati çekti.
Teşekkürlerini ileten Ramanamane, Türkiye’nin hediyesi olan fidanlara iyi bakacaklarını belirtti.
Lesotho Kızılhaç Derneği Başkanı Harry Nkhetse, iklim değişikliğiyle mücadelede uzun vadeli ortaklıkların önemini vurgularken, TİKA ve diğer paydaşlarla işbirliğini güçlendirme kararlılığını ifade etti.
TİKA Pretorya Program Koordinatörü Abdulkadir Abukan, TİKA’nın küresel gıda güvenliği ve iklim kriziyle mücadeleye yönelik projelerinden örnekler vererek, bu projenin Lesotho’nun toprak kaymaları ve gıda güvenliği açısından taşıdığı önemini vurguladı.
Abukan, İşbirliği yaptıkları IFRC, Lesotho Kızılhaç Derneği ve Lesotho Hükümeti’ne teşekkür etti.
IFRC Pretoria Kümesi Operasyon Başkanı Kopano Masilo da TİKA’ya verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, projenin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı mücadelenin önemine işaret etti.
Masilo, Lesotho’nun 200. yıl dönümünü 2 bin ağaç ile kutlayan bu girişimin, ülkede çevresel sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğine önemli katkılar sunacağını kaydetti.
Türkiye’nin Pretorya Büyükelçisi Ayşegül Kandaş, TİKA, IFRC ve Lesotho Kızılhaç Derneği arasındaki işbirliğine övgüde bulunarak, ağaç dikme girişiminin uzun vadede bölgede gıda güvenliği ve iklim direncine katkıda bulunacağını söyledi.
Lesotho Krallığı
Lesotho, Güney Afrika ile tamamen çevrili, denize kıyısı olmayan bir ülke. “Gökyüzündeki Krallık” ve “Dağ Krallığı” olarak da bilinen ülke, yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip.
Rakımı en düşük noktası bile 1400 metre olan Lesotho, tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olup, sel ve toprak kayması gibi doğal afetlerle mücadele ediyor. TİKA tarafından hibe edilen fidanların, bu sorunlarla mücadelede katkı sağlaması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB’nin sosyal medya hesabından operasyonlara yönelik görüntüler paylaşılarak, “Terör yuvalarını yerle bir etmeye devam ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak’ın kuzeyindeki Gara ve Metina bölgelerinde tespit ettiği 6 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Operasyonlarımız, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla sürecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KANADA üç günde üç kişiyi öldüren kadın seri katil vakasıyla sarsıldı.
Kanada’da 1-3 Ekim tarihlerinde Toronto, Niagara Şelalesi ve Hamilton’da ikisi erkek üç kişi öldürüldü. Kimliği tespit edilen 30 yaşındaki Sabrina Kauldhar, gerçekleştirdiği cinayetlerin ardından üç gün boyunca kaçmayı başardı.
Polis, cinayetleri çözmesi için 100’den fazla müfettiş görevlendirdi. Sabrina Kauldhar, Kanada’nın Ontario eyaletinin Burlington şehrinde tutuklandı. Kauldhar’ın daha önce de poliste kaydı olduğu anlaşıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Japonya Araştırma Enstitüsü, torunlar da dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar akrabası olmayan yaşlıların sayısının 2050’de 4,48 milyona ulaşacağını belirtti.
Enstitü, 65 yaş ve üzeri kişilerin yüzde 10’undan fazlasına tekabül eden bu 4,48 milyonun cenazelerine kimin sahip çıkacağı ve huzurevlerinde kimin yaşlılara kefil olacağı konusunda endişeler olduğunu ifade etti.
Ayrıca bakıma ihtiyacı olduğu belgelenen yaşlıların sayısının 2050’de 590 bine yükseleceği öngörülüyor.
2050’DE KORKUTAN ARTIŞ…
Japonya’da pek çok bakımevi ve tıbbi tesis, yaşlılara bakım hizmeti vermek için kefil talep ediyor.
Yaşlanan ülkede evlenen kişi sayısı azaldığı için, üçüncü dereceden akrabası olmayan 65 yaş ve üzeri kişilerin sayısı sürekli artıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik düzenlediği saldırılar devam ediyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle 42 bine yakın masum hayatını kaybederken, 100 bine yakın kişi de yaralandı.
Ayrıca, İsrail’in saldırıları nedeniyle mahalleler yıkıldı ve yine binlerce kişi yerinden edildi.
Saldırıların 200’üncü gününde Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan açıklama ise İsrail’in zalimliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Açıklamada, İsrail tarafından Gazze’ye 75 bin ton bomba atıldığı bildirildi.
HİROŞİMAYA ATILAN BOMBA MİKTARININ 6 KATINA DENK
Bu, İkinci Dünya Savaşı’nda Hiroşima’ya atılan bomba miktarının yaklaşık 6 katına denk geliyor.
İngiltere’nin başkenti Londra’daki Queen Mary Üniversitesinin çalışmasına göre, Gazze’deki yapıların yüzde 54 ila 66’sı İsrail saldırılarında zarar gördü veya tamamen yıkıldı. İsrail saldırıları, 2024 yılının şubat ayını da kapsayan ilk 120 günlük dönemde 420 bin ila 652 bin ton karbondioksit eş değeri salıma neden olurken bu rakam 26 ülke ve bölgenin yıllık karbon emisyonundan daha fazlasına tekabül ediyor.
Saldırıların çevreye verdiği zararı artıran en önemli faktörlerin başında uluslararası hukuka göre yoğun sivil nüfusun bulunduğu bölgelerde kullanımı yasak olan beyaz fosfor bombası geliyor.

Uluslararası Af Örgütü, İsrail ordusunun Gazze’nin yoğun nüfuslu sivil bölgelerinde beyaz fosforlu top mermileri kullandığını belgelerken aralarında Anadolu Ajansı foto muhabirinin çektiği fotoğrafların da yer aldığı çok sayıda kanıt ortaya koydu.
Toprakta ve suda yıllarca kalabilen beyaz fosfor, kısa vadede temas ettiği bitkileri öldürüyor, uzun vadede ise tarımda gübre etkisi meydana getirerek aşırı miktarda bitki, yosun ve alg çoğalmasına sebep oluyor.
SU KİRİZİ DE DERİNLEŞMEYE BAŞLADI
Gazze’deki askeri hedeflerin dışında kritik altyapı tesislerini de hedef alan İsrail, elektrik hatlarına düzenlediği saldırılarla Gazze’yi karanlıkta bıraktı. Sadece elektrik hatlarını değil, su hatlarını da vuran İsrail, Gazze’de büyük bir su krizi yaşanmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), saldırıların ilk 8 ayı sonunda su ve temizlik tesisleri ile altyapının yaklaşık yüzde 67’sinin yıkıldığını veya zarar gördüğünü açıkladı.
Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam tarafından temmuz ayında yayımlanan “Su Savaşı Suçları” başlıklı rapora göre, acil durumlarda hayatta kalabilmek için bir kişi günlük 15 litre suya ihtiyaç duyarken Gazzeliler yemek, duş ve temizlik gibi ihtiyaçlarını karşılamak için 4,74 litre suya ulaşabiliyor. Bu rakam İsrail saldırıları öncesi dönemle kıyaslandığında, Gazze halkının ulaştığı suyun yüzde 94 azaldığını gösteriyor.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne su akışını kesmesi sonucu derinleşen su sorunu, halkın kuyulardaki kirli suları kullanmak zorunda kalmasına neden oluyor. Gazzelilerin su alabilmek için saatler boyunca bekledikleri su kuyruklarına birçok kez saldırı düzenleyen İsrail, 17 Ekim 2023’te ise su bidonlarıyla eve dönen 2 çocuğu öldürdü.

GAZZE’DE ATIKLAR TOPLANAMIYOR
Hollanda merkezli sivil toplum kuruluşu PAX for Peace tarafından haziran ayında yayımlanan “Gazze’de Savaş ve Çöp” isimli rapora göre, boyutları farklılık gösteren en az 225 atık toplama alanının bulunduğu Gazze Şeridi çevresinde, atık toplama araçlarının saldırılarda zarar görmesi ve İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından çöp toplama alanlarına erişimin engellenmesi nedeniyle sokaklarda ve tarlalarda yüz binlerce ton katı atık ortaya çıktı.
Çatışmaların başlamasıyla nüfusun yüzde 85’inden fazlasının yerinden edildiği Gazze’de, yapıların yüzde 62’si saldırılar sonrası enkaza dönüşürken Gazze Belediyesinin verilerine göre sadece kent genelinde en az 100 bin ton katı atık birikti.

SALGIN HASTALIK RİSKİ
Tıbbi atıkların imha edilememesi, kimyasalların ve radyoaktif maddelerin toprağa ve yer altı sularına karışması Hepatit B ve Hepatit C gibi hastalıkların yayılmasına yol açarken depolama alanlarından önce suya ve toprağa, ardından da bu alanlarda yapılan tarımsal faaliyetler yoluyla besin zincirine karışan kimyasallar insan ve hayvan vücuduna kadar ulaşıyor.
Filistin Sağlık Bakanlığından 4 Mart 2024’te yapılan açıklamada, yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde yaklaşık 1 milyon bulaşıcı hastalık vakası tespit edildiği ve tedavi için gerekli tıbbi imkanlara sahip olunmadığı belirtildi.
YIKIM VE KARBNON YÜKÜ
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail saldırılarının Gazze’de yol açtığı yıkım nedeniyle oluşan 23 milyon ton enkazı kaldırmanın yıllar sürebileceğini açıkladı. BM’ye göre, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında, aralarında sivillerin yaşadığı evler ile hastane ve okul binalarının da bulunduğu 156 bin ila 200 bin yapının zarar gördüğü veya tamamen yıkıldığı göz önüne alındığında bunların yeniden inşasının 46,8 milyon ton ila 60 milyon ton karbondioksit eş değeri salıma neden olacağı tahmin ediliyor. Bu rakam 135’ten fazla ülkenin yıllık karbondioksit emisyonundan fazlasına, İsveç ile Portekiz’inkine ise eşit miktara denk geliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Joe Biden yönetiminin son birkaç yıldır ABD’li sponsorlarla gelen yüz binlerce göçmene uyguladığı geçici giriş programını yenilemeyeceği duyuruldu.
Ekim 2022’den bu yana Küba, Haiti, Nikaragua ve Venezuela’dan yaklaşık 530 bin göçmenin ABD’ye hava yoluyla girdiği kaydedildi.
İKİ YILLIK İKAMET İZİNLERİ UZATILMAYACAK
Gelecek hafta süresi dolacak program kapsamında gelenlerin, iki yıllık ikamet izinlerinin uzatılmayacağı belirtildi.
Ancak bu göçmenlerin çoğunun, diğer vize programları kapsamında başvuruda bulunarak, ABD’de kalabilecekleri açıklandı.

YASA DIŞI GEÇİŞLERİ AZALTMAK AMACIYLA BAŞLATILDI
Joe Biden yönetimi, söz konusu programı, göçmenlere ABD’ye girmeleri için yasal bir süreç sağlamak ve Meksika sınırındaki yasa dışı geçişleri azaltmak amacıyla başlattı.
Biden’ın başkanlığı döneminde rekor sayıda göçmen yasa dışı geçiş yaparken yakalandı fakat Biden’ın yeni sınır kısıtlamaları getirmesiyle son aylarda geçişlerde düşüş görüldü.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇIRILÇIPLAK İRAN’I PROTESTO ETTİLER
Kadınlar, İsrail’e geçtiğimiz günlerde füze saldırısı düzenleyen İran’ı çırılçıplak protesto etti. Kadınlar, “Kahrolsun İran” sloganları attı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ’da İl Jandarma Komutanlığına bağlı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma timleri, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’ dolayısıyla Sivrice ilçesinde bulunan Hazar Gölü kıyısında ve Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde bulunan hayvanları ziyaret ederek mama desteğinde bulundu. Ekipler daha sonra, Avukat Rasim Küçükel Ortaokulunda öğrencilerle bir araya gelerek ‘Hayvan hakları ve hayvan sevgisi’ hakkında bilgilendirmelerde bulundu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mustafa Tarık Erdoğan, 1996 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü birincilikle bitirdi. 50 yaşındaki Erdoğan, dönemin şartları nedeniyle ticaretle uğraşmaya başladı. Ticaret yaptığı sırada bir kişinin borcuna karşılık lunapark alan Erdoğan, içerisinde gondol, salıncak, atlı karınca gibi eğlence aletlerinin bulunduğu taşınabilir malzemelerle Türkiye’nin birçok şehrini gezmeye başladı. Vinç yardımıyla tırlara lunapark aletlerini koyan Erdoğan, 25 çalışanıyla şehir şehir gezerek panayırlara katılıyor. Erdoğan, son olarak Bolu’nun Mudurnu ilçesi, Taşkesti beldesi ve Gerede ilçesinde düzenlenen panayırlara katıldı.
“İl il, ilçe ilçe giderek hizmet vermeye çalışıyorum”
Mezun olduğu dönemde şartlar nedeniyle ticarete atıldığını ifade eden Mustafa Tarık Erdoğan, “Ülkemizin bulunduğu şartlar nedeniyle ticaretle uğraştım. Alacağım karşılığında bir lunapark almak zorunda kaldım ve bu işe başladım. Türkiye’nin çeşitli noktalarına il il, ilçe ilçe giderek hizmet vermeye çalışıyorum. Ekmeğimizin kavgasındayız. Bir makine mühendisi olarak bu işle uğraşıyorum. Bazen gondol sallıyorum, gerektiğinde bakımını yapıyorum. Makine mühendisleri arasında Türkiye’de lunaparkçılık yapan tek benimdir. Ancak masrafımızı alabiliyoruz. Tır, nakliye, vinç ve eleman giderlerine harcıyoruz. Ama en azından yanımızda yaklaşık 20-25 kişinin geçimini sağlamış oluyoruz” dedi. – BOLU
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN BİLİM İNSANI
Kocaeli Üniversitesi’nin bilimsel başarıları bir kez daha dünya çapında dikkat çekti. Üniversitenin önemli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Zafer Cantürk, “Kariyer Boyu Etki” kategorisinde dünyanın en etkili bilim insanları listesine girerek büyük bir onur elde etti. Bu prestijli liste, bilim insanlarının kariyerleri boyunca yaptıkları araştırmaların ve yayınladıkları makalelerin dünya bilim camiasında yarattığı etkiyi ölçüyor. Prof. Dr. Cantürk’ün uzun yıllar boyunca sağlık ve bilim dünyasında gerçekleştirdiği çalışmalar, onun bu prestijli listeye adını yazdırmasını sağladı.

DÜNYANIN EN ETKİLİ BİLİM İNSANLARI LİSTESİNDE
Kocaeli Üniversitesi’nden yalnızca Prof. Dr. Cantürk değil, pek çok öğretim üyesi de bu önemli listede yer aldı. “Yıllık Etki” ve “Kariyer Boyu Etki” kategorilerinde öne çıkan isimler, mühendislik, teknoloji ve sağlık alanlarında yaptıkları çalışmalarla bilime değerli katkılarda bulunuyor. Prof. Dr. Mustafa Çanakçı, Doç. Dr. Ertan Alptekin gibi isimler de bu listeye girmeyi başaran bilim insanları arasında yer alıyor.

GELECEĞİN BİLİM İNSANLARINI YETİŞTİRİYOR
Kocaeli Üniversitesi’nin dünya çapındaki bu bilimsel başarıları, üniversitenin ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığını daha da artırırken, Türkiye’nin bilim dünyasındaki yükselen konumunu da pekiştiriyor. Üniversite, güçlü akademik kadrosu ile geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeye ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 1 Ekim’de NATO Genel Sekreterliği görevini Jens Stoltenberg’den devralmasının ardından ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdi.
NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez Ukrayna’ya gelen Rutte, Kiev temaslarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky ile gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Rusya’nın saldırılarının ardından Ukrayna’yı beşinci kez ziyaret ettiğini söyleyen Rutte, “Odessa, Harkov ve Kiev’de çeşitli temaslarda bulundum. Ancak, NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez buraya geliyorum” dedi.
“NATO UKRAYNA’NIN YANINDA”
“Ukrayna halkına ve izleyen herkese NATO’nun Ukrayna’nın yanında olduğunu açıkça ifade etmek istiyorum” diyen Rutte, şu ifadeleri kullandı:
Yeni NATO Genel Sekreteri olarak bu desteği ileriye taşımak önceliğim ve ayrıcalığım. Ukrayna’nın galip gelmesini sağlamak için sizinle birlikte çalışıyoruz. Daha önce de ifade etmiştim, yorulmak bilmeyen liderliğiniz bana ve hepimize ilham kaynağı.
Ordunuzun bağlılığı ve Ukrayna halkının kararlılığı, bize özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu ve bunu savunmak için elimizden geleni yapmamızın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

“BİR YIL İÇİNDE 40 MİLYAR EURO DEĞERİNDE ASKERİ YARDIM YAPILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Ukrayna’nın güvenliğinin NATO için de önemli olduğunu kaydeden Genel Sekreter Mark Rutte, “NATO müttefikleri, Rusya’nın 2022 yılında başlayan saldırılarının ardından yüzde 99’u askeri yardım olmak üzere eşi benzeri görülmemiş bir destek sağlıyor. Ancak daha fazlasının gerektiğini biliyoruz” dedi.
NATO müttefiklerinin mali yardımda bulunmayı taahhüt ettiklerini kaydeden Rutte,“Bir yıl içerisinde 40 milyar euro değerinde askeri yardım yapılması öngörülüyor”dedi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Gazze’deki masumları öldürmeye devam ederken bir yandan da rotasını Lübnan’a çevirdi.
Orta Doğu adeta ateş çemberine döndü.
Saldırılarını durdurmayan İsrail, dün Beyrut’ta 3 farklı noktaya hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu saldırıdan sonra yaptığı açıklamada, Beyrut’ta “nokta atışı” bir saldırı düzenlendiğinin altını çizdi.
Hedef alınan noktanın Başura bölgesindeki Hizbullah’a ait sağlık merkezi olduğu belirtildi.
Gece gerçekleştirilen bu saldırıda 7 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.
LÜBNAN’DA DA ÇOCUKLAR ÖLÜYOR
Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’de de şiddetli patlama sesleri duyuldu.
İsrail ordusu bugün ise Lübnan’ın güneyindeki Bint Cubeyl belediye binasını vurduklarını, saldırıda en az 15 Hizbullah üyesinin öldüğünü açıkladı.
Hizbullah’tan saldırıya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında 127’si çocuk olmak üzere bin 974 kişinin öldüğünü açıkladı.

İSRAİL BİR KEZ DAHA “TAHLİYE” DEDİ
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki 25 kasabada yaşayanlar için yeni tahliye uyarısı yayınladı.
Lübnan haber ajansı, İsrail’in ilerleyen saatlerde Beyrut’un güneyindeki Jamous, Kafa’at ve Chyah mahallelerini de vurduğunu aktardı.
İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyinde Nebatiye kentinin Ernun beldesine düzenlediği hava saldırısında iki kişinin öldüğü bildirildi.
Öte yandan Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki Sa’sa yerleşimine İsrail güçlerini hedef alan roket saldırısı düzenlediğini açıkladı.

İLK KEZ İSRAİL’E ATEŞ AÇILDI
İsrail ordusu dün ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde, Hizbullah’ın kalesi olarak nitelendirilen Dahiye bölgesindeki birçok mahalleye 12 hava saldırısı gerçekleştirdi.
Saldırılarda Dahiye’nin Hreyk, Eş-Şeyyah, Hades Beyrut, Şuveyfat, El-Amrusiye, Er-Ruveys ve El-Camus mahalleleri hedef alındı.
Lübnan ordusu, ülkenin güneyindeki hava saldırılarında bir Lübnan askerinin yaralandığını açıkladı. Askerin, Lübnan ordusuna bağlı bir birliğin güneydeki Kawkaba kasabasının girişinde yol açma çalışmaları sırasında yaralandığı belirtildi.
Lübnan ordusu daha sonraki açıklamasında, bir askerin öldürülmesinin ardından ilk kez İsrail’e ateş açıldığını duyurdu. İsrail saldırılarında şimdiye kadar üç Lübnan askeri öldü.
Öte yandan İsrail ordusu, sekiz askerinin Lübnan’daki çatışmalarda öldürüldüğünü duyurdu.

YÜZLERCE KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam bin 328 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında ise Hizbullah lideri Hasan Nasrallah öldürüldü.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden edildi.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, 100 binden fazla kişinin de Suriye’ye geçtiği belirtiliyor.


Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi, çalışma ortamında ergonomik şartların sağlanması, personelin iş veriminin ve memnuniyetinin attırılması, uzun vadede baş gösteren iş hastalıklarının önlenmesi ve sağlıklı beslenmenin sağlanması amacıyla Bursa İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle Sağlıklı Beslenme ve Ofis Ergonomisi eğitimi gerçekleştirdi. Osmangazi Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen eğitime personel yoğun bir katılım gösterdi.
Yıldırım İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan Fizyoterapist Pınar Aydeniz, masa başı çalışanlar için ofis ergonomisi eğitiminin büyük önem taşıdığını ifade etti. Masa başında çalışanların genellikle baş, boyun ve sırt ağrılarından şikayetçi olduklarına vurgu yapan Aydeniz, “Omurga sağlığımızı korumak için masa başında çalışırken belli egzersizler yapmamız gerekiyor. Biz bu egzersizlere ofis rehabilitasyonu diyoruz. Masa başı çalışan kişiler eğer düzenli egzersiz yapmaz ise omurgada bozukluklar meydana gelebiliyor. Özellikle bel ve boyun düzleşmeleri yaşanabiliyor. Bu sıkıntıların önüne geçmek için düzenli yürüyüş ve egzersiz yapılmasını öneriyoruz. Oturma sırasında vücudun uygun duruş şekli mutlaka sağlanmalıdır. Oturma pozisyonu en fazla iki saatte bir değiştirilerek hareket edilmesi zorunludur” dedi.
Fizyoterapist Pınar Aydeniz yaptığı bilgilendirmenin ardından masa başında çalışanların mutlaka yapması gereken kültür-fizik hareketlerini uygulamalı olarak gösterdi.
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Canan Tanrıöver ise “Amacımız sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam konusunda farkındalık oluşturmak. Sağlıklı beslenmenin temelini bağırsaklar oluşturur. Bağırsak geçirgenliğini azaltmamız gerekir. Rafine gıdalardan daha az beslenmeliyiz. Paketli gıdaları tüketmemeliyiz. Sebze, meyve ve kuru baklagiller gibi posalı yiyeceklerin tüketimini arttırmalıyız. Beyaz unu tamamen bırakıp, ata tohumlarından üretilen undan yapılmış ekmekleri tüketmeliyiz. Bol su içmeliyiz. Sağlıklı beslenme ile birlikte fiziksel aktiviteleri de hayatımızın içerisine almamız lazım” diye konuştu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erasmus+ Gençlik Akreditasyonu, Avrupa Dayanışma Programı Kalite Sertifikası ve Eurodesk Temas Noktası unvanlarına sahip olan dernek, gençlere çeşitli alanlarda kişisel ve sosyal beceriler kazandırmayı hedefliyor.
YENGEÇDER, Avrupa Dayanışma Programı kapsamında uluslararası düzeyde ses getiren projelere imza atarak, gençlerin Avrupa’daki akranlarıyla iş birliği yapmalarına imkan tanıyor. Şu anda dernek, Ukrayna, Yunanistan, Estonya, Azerbaycan, Sırbistan ve İtalya’dan gelen 8 katılımcıyı Muğla’da ağırlıyor. Bu katılımcılar, yerel toplumun ihtiyaçlarına yönelik çeşitli gönüllü çalışmalarda bulunurken, aynı zamanda kültürler arası etkileşimi de teşvik ediyor.
Gönüllüler, Türk el sanatları, İngilizce konuşma kulüpleri, sportif faaliyetler ve akıl zeka oyunları gibi alanlarda gönüllülük faaliyetleri gerçekleştiriyor. Bu çalışmalar, gençlerin sadece kişisel gelişimlerine değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinci kazanmalarına da katkı sağlıyor.
Uluslararası Proje Koordinatörü Ömer Faruk Konyar, derneğin sahip olduğu unvanların gençlerin yurt dışı gönüllülük çalışmalarına katılmalarını kolaylaştırdığını ve uzun dönem gönüllülere ev sahipliği yaptıklarını belirtti.
Konyar açıklamasında, “Avrupa Dayanışma Programı kapsamında yurt dışından gelen gönüllülere ev sahipliği yapmaya devam ediyoruz. Ayrıca Türkiye’deki gençlerin de bu program kapsamında 2 haftadan 1 yıla kadar gönüllü çalışmalara katılmalarına destek veriyoruz. Muğla’da şu an Ukrayna, Yunanistan, Estonya, Azerbaycan, Sırbistan ve İtalya’dan 8 gönüllümüz var. Bu gönüllüler, Türk el sanatları, İngilizce konuşma kulüpleri, sportif faaliyetler ve akıl zeka oyunları gibi birçok alanda gönüllülük faaliyetleri yürütüyorlar” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçeye 20 kilometre uzaklıkta bulunan Ortaç köyünde yaşayan Karaköm ailesi, her sene bu mevsimde okul yoluna dalları sarkan ağaçtan ceviz toplayarak, yere düşen yapraklarını temizliyor. Karaköm çifti, her gün ağaçtan düşen cevizleri okul yolunda toplayarak bir kısmını evlerine getiriyor bir kısmını ise karşılaştıkları öğrenci ve öğretmelere taze taze ikram ediyorlar.
Ceviz ağacının kendilerini ait olduğunu belirten Sevda Karaköm, “Ceviz ağacı bize ait. Ceviz ağacımız tamda okul yolunda duruyor. Bizde öğrencilerin daha rahat okula gitmelerini sağlamak için her gün temizliyoruz ve düşen cevizleri de topluyoruz. Toplama işlemi sırasında yoldan geçen öğrenci ve öğretmenlere de ikramda bulunuyoruz. Aile olarak her gün okul yolunda mesai yapıyoruz” dedi. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ata Sahne’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Atakum Belediyesi, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) Derneği Samsun Temsilciliğinin iş birliğince düzenlenen seminerde Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Öğretim Üyesi ve Türk PDR Derneği Samsun Temsilcisi Doç. Dr. Meryem Vural, sunum yaptı.
Mutlu ilişki yürüten çiftlerin yüzde 80’inin aile içi sorunlarını çözemediklerini belirten Vural, “Evlilikte sorunların bir kısmı çözülemez ve süregelen sorunlardır. Bu sorunlar eşlerin kişilik özelliklerinin veya temel yaşam felsefesinin farklılığından kaynaklanmaktadır. Araştırmalar gösteriyor ki her ilişkide en az bir sorun bulunmakta. Sağlam ilişkileri olan çiftler, sorunları çözmeye çalışmaktan ziyade sorunu konuşabilmeye ve temasta kalmaya odaklanır. Mutlu ilişkileri olan çiftlerin birbirlerinin iç dünyası hakkında bilgiye sahip oldukları, birbirlerine hayranlık ve beğeni duydukları bilinmekte.” dedi.
Evlilikte sorunlar içinden çıkılmaz hale geldiğinde evlilik danışmanlarına başvurulduğunu anlatan Vural, “Evlilikte sorunlar büyümeden, boşanma sürecine girmeden evlilik danışmanlarına başvurmak gerekiyor. Çiftlerin ilişkilerini güçlendirebilmek için önleyici, koruyucu hizmetler kapsamında aile danışmanlığı hizmetinden yararlanabilmeleri oldukça önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.
Ulusal Psikolojik Danışmanlar Günü kapsamında kentteki psikolojik danışmanlar bir araya gelerek kutlama yemeğine katıldı.
Programa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İrfan Yetik, Atakum Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Nuray Kahraman ve Samsun’da görev yapan psikolojik danışmanlar katıldı.
???????
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz Kurs Merkezleri’nde eğitim gören öğrenciler, “Kendi Geleceğini İnşa Etmek” konulu motivasyon ve hedef belirleme eğitimine katıldı. Çukurova Üniversitesi Kariyer Planlama Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Oğuzhan Kırdök’ün konuşmacı olduğu eğitimde, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da gençlere hitap ederek, tecrübelerini ve görüşlerini paylaştı.
Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleşen eğitimde, gençlere çok güvendiğini belirten Karalar, şöyle konuştu:
“Gençlere güveniyor ve inanıyorum. Ülkenin yükselişi gençlerin yükselişi ile mümkün olacaktır. Gençler, ülkenizi sevin! Biz okul sıralarında ülke sevgisinin, yurttaşlığın, ülkenin sorunlarının ne olduğunu öğrendik. Çok sayıda gencimiz yurtdışına çıkıyor. Çok yazık. Devlet bizim gelişmemiz için olanaklar sağlıyor. Dolayısıyla bizim, bu ülkeye karşı sorumluluğumuz var, ülkemizi sevmek durumundayız. Kendimizi yükseltirken devletimizin de yükselmesini sağlıyoruz. Bunu unutmamalıyız. Ne kadar genç beyin ülkemizde kalırsa, ülkemiz de o oranda gelişir. Ben, hiçbir şartta bu ülkeyi bırakıp gitmek istemedim. Hepimizin bu ülkeye borcu var.
Zamanında çalışın, kendinize inanın, meslek seçimini doğru yapın. Sadece son yılınızda ders çalışmaya yüklenmeyin. Can kulağı ile dersi derste dinleyin. Ders çalışmak bir süreç. Ders, derste öğrenilir. Dersi derste dinleyip, matematiğin, fiziğin, tüm derslerin temelini on bir yıllık eğitim boyunca alırsanız, son yıla zaten çok fazla yükünüz kalmaz. Geriye kalan zamanı tekrar yaparak, soru çözerek geçirirsiniz. İşi son yıla bırakmak doğru bir yöntem değil. 11 yıl boyunca bize verileni depolasak işimiz daha kolay olacak.”
Ekonomik kriz büyüdükçe vatandaşın çözüm için belediyelere daha sık başvurduğunu aktaran Başkan Karalar, ücretsiz kurslarla, fırsat eşitliği sağlamaya çalıştıklarını da sözlerine ekledi.
İkinci halk kütüphanesi kente kazandırılacak
Son olarak başarının iki sırrının olduğunu; birincisinin kendine inanmak, diğerinin ise seçilen meslek ne olursa olsun, işini severek yapmak olduğunu anlatan Karalar, İnce Memed Halk Kütüphanesi’ne gösterilen yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, en kısa sürede ikinci halk kütüphanesinin kente kazandırılacağını duyurdu. Karalar, “Sizlere güveniyorum, inanıyorum sizlerin başarısı ülke için, bizler için, benim için, aileniz için, en çok da kendiniz için çok önemli” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversiteden yapılan yazılı açıklamaya göre, Karahocagil, KAEÜ Teknoloji Transfer Ofisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TTO) tarafından düzenlenen “Ar-Ge Gönüllüsü” programına katıldı.
KAEÜ Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki programda konuşan Karahocagil, öğrencilerin Ar-Ge çalışmaları kapsamında hazırlayacakları projelerin hem üniversite eğitimlerine hem de ülke adına önemli kazanım sağlayacağını vurguladı.
Ar-Ge çalışmaları ile öğrencilerin bilim üreteceğini belirten Karahocagil, şunları kaydetti:
“Ürettiğimiz bu bilgilerin aktarımını eğitim öğretim ile yapacağız. Daha sonra ürettiğimiz bu bilginin topluma faydasını gözeteceğiz. Çünkü üretilen ve aktarılan bilgiler topluma faydalı olmalıdır. Bu sayede yükselir ve amacımıza ulaşırız. Ar-Ge gönüllüleri olan öğrencilere çok fazla görev düşüyor. Gerçekleştireceğiniz çalışmalar hem kişisel gelişiminiz, hem üniversite başarınız hem de ülkemiz ve insanlık için çok önemli. Ürettiğiniz her bilgi insanlığın faydasına olmalı. Çünkü bizler insanlığın iyiliği, huzuru ve mutluluğu için çabalayan bir medeniyetin temsilcileriyiz.”
Rektör Yardımcısı ve Ar-Ge Direktörü Prof. Dr. Ali Güneş de “Ahiliğin izinde mükemmele yolculuk” mottosuyla çıktıkları yolda Ar-Ge gönüllüsü öğrencilerin gelecek adına görev üstlendiğini belirtti.
Konuşmaların ardından Karahocagil ve Güneş, öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oda hizmet binasında ekonomi dünyasının belki de en karmaşık ve en çok konuşulan konularından biri olan enflasyonu derinlemesine ele almak, bu dinamik ve çok boyutlu olguyu daha iyi anlamak amacıyla “Enflasyon Düzeltmesi ve Vergilendirme” konulu eğitim düzenlendi. Eğitimde enflasyonun ekonomideki yeri, fiyat istikrarının önemi, para politikalarının rolü ve enflasyonun bireyler ve işletmeler üzerindeki etkilerini çok yönlü olarak konunun uzmanları ele aldı. Aynı zamanda, özel sektör ve kamu kurumlarının bu konuda geliştirdikleri çözüm yollarını ve ekonomik aktörlerin enflasyonla nasıl başa çıkabileceğine dair önemli stratejileri de ele alındı. Vergi Denetim ve Raporlama Bölüm Başkan Yardımcısı Yeminli Mali Müşavir Fatih İncel ‘Enflasyon Düzeltmesi ve Vergilendirme’ konusunda sunum gerçekleştirdi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi, çalışma ortamında ergonomik şartların sağlanması, personelin iş veriminin ve memnuniyetinin atırılması, uzun vadede ortaya çıkan iş hastalıklarının önlenmesi ve sağlıklı beslenmenin sağlanması için Bursa İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle ‘sağlıklı beslenme ve ofis ergonomisi’ eğitimi düzenledi. Belediye Meclis Salonu’ndaki eğitime, katılım yoğun oldu.
Yıldırım İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan Fizyoterapist Pınar Aydeniz, masa başı çalışanlar için ofis ergonomisi eğitiminin büyük önem taşıdığını söyledi. Masa başında çalışanların genellikle baş, boyun ve sırt ağrılarından şikayetçi olduklarını vurgulayan Aydeniz, “Omurga sağlığımızı korumak için masa başında çalışırken belli egzersizler yapmamız gerekiyor. Biz bu egzersizlere ofis rehabilitasyonu diyoruz. Masa başı çalışan kişiler eğer düzenli egzersiz yapmaz ise omurgada bozukluklar meydana gelebiliyor. Özellikle bel ve boyun düzleşmeleri yaşanabiliyor. Bu sıkıntıların önüne geçmek için düzenli yürüyüş ve egzersiz yapılmasını öneriyoruz. Oturma sırasında vücudun uygun duruş şekli mutlaka sağlanmalıdır. Oturma pozisyonu en fazla iki saatte bir değiştirilerek hareket edilmesi zorunludur” dedi.
Pınar Aydeniz, yaptığı bilgilendirmenin ardından masa başında çalışanların mutlaka yapması gereken kültür-fizik hareketlerini uygulamalı olarak gösterdi.
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü diyetisyeni Canan Tanrıöver ise “Amacımız sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam konusunda farkındalık oluşturmak. Sağlıklı beslenmenin temelini bağırsaklar oluşturur. Bağırsak geçirgenliğini azaltmamız gerekir. Rafine gıdalardan daha az beslenmeliyiz. Paketli gıdaları tüketmemeliyiz. Sebze, meyve ve kuru baklagiller gibi posalı yiyeceklerin tüketimini arttırmalıyız. Beyaz unu tamamen bırakıp, ata tohumlarından üretilen undan yapılmış ekmekleri tüketmeliyiz. Bol su içmeliyiz. Sağlıklı beslenme ile birlikte fiziksel aktiviteleri de hayatımızın içerisine almamız lazım” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZONGULDAK
Aşırı yağıştan kaynaklanan su taşkınları ve heyelanların yaşandığı Zonguldak’ta, valilik sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent genelinde devam etmesi beklenen olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim Çarşamba günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Valiliğin açıklamasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de idari izinli sayılacağı ifade edildi. Ayrıca BEUN sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, üniversitede de eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği açıklandı.
BARTIN
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün turuncu kod uyarısı verdiği Bartın’da, valilikçe sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim Çarşamba günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Vali Nurtaç Arslan imzasını taşıyan açıklamada, “Bartın il genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim 2024 Çarşamba günü tüm resmi ve özel örgün ile yaygın eğitim kurumlarında (rehabilitasyon merkezleri ve özel kurslar dahil) eğitim öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 2 Ekim 2024 tarihinde 1 gün süreyle idari izinli sayılacaklardır” denildi.
KASTAMONU
Valilikten yapılan açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelindeki resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında, 1 Ekim Salı günü eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de belirtilen tarihte idari izinli sayılacağı kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞTE ÜÇ STRATEJİK BÖLGE
METULA: İsrail’in en kuzeyindeki şehirlerden biri olan Metula, tarihi boyunca İsrail ve Lübnan arasındaki çatışmaların merkezinde yer aldı. 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan bu yana stratejik bir sınır kasabası olan Metula, Hizbullah’ın Lübnan’dan İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda sık sık hedef olmuştur. Bölgenin askeri ve stratejik önemi, sınırdaki ilk savunma hattı olmasıyla ilgili.
İsrail askeri Lübnan’a ilerliyor
MISGAV AM: Bu küçük kibbutz, Lübnan sınırına son derece yakın konumlandı ve geçmişte de defalarca Hizbullah saldırılarının hedefi oldu. İsrail açısından savunma hattının güçlendirilmesi için önemli bir askeri nokta olarak görülüyor.
KFAR GILADI: İsrail’in en eski kibbutzlarından biri olan Kfar Giladi, özellikle Lübnan sınırına çok yakın olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Tarih boyunca pek çok çatışmanın yaşandığı bu bölge, İsrail-Lübnan arasındaki savunma ve operasyon planlarının merkezinde yer alıyor.
İSRAİL NEDEN BU BÖLGELERİ TERCİH EDİYOR?REKLAM
İsrail Neden Bu Bölgeleri Tercih Ediyor?
Coğrafi ve Stratejik Konum: Bu bölgeler, Lübnan sınırına oldukça yakın ve doğrudan Hizbullah’ın kontrolündeki güney Lübnan’a açılan alanlarda yer alıyor. İsrail, bu bölgeden başlatacağı bir operasyonla Hizbullah’a hızlı ve etkili bir darbe vurmayı hedefliyor. Özellikle Hizbullah’ın yerleşim yerleri ve askeri varlıkları bu sınır bölgelerinde yoğunlaşmış durumda.
Sınır Güvenliği: Bu bölgeler, İsrail’in kuzey sınırındaki en önemli savunma hatlarını oluşturuyor. Hizbullah’ın saldırılarına karşı ilk tepki verecek noktalar olması nedeniyle, bu alanlarda askeri hareketliliğin artması, sınır güvenliğini sağlamada kritik öneme sahip.
İsrail’e Lübnan çağrısı Haberi Görüntüle
Operasyonel Kolaylık: Bu bölgelerde İsrail uzun yıllardır askeri altyapısını güçlendirmiş durumda. Metula, Misgav Am ve Kfar Giladi’deki askeri üsler, savunma hatları ve lojistik ağlar, İsrail’e operasyonel açıdan büyük kolaylık sağlıyor. Hem hava saldırıları hem de kara harekâtı için bu bölgelerden başlayarak Hizbullah’a yönelik bir operasyonun yönetilmesi daha etkin bir sonuç doğurabilir.
İSRAİL O BÖLGELERE GİRİŞİ YASAKLADI
Öte yandan Reuters’in haberine göre Lübnan Ordusu’nun güney sınırından çekildiği belirtilirken, İsrail ordusu, Lübnan sınırındaki bazı bölgeleri “askeri yasak bölge” ilan etti.
REKLAM
İsrail ordu sözcülüğünden yapılan açıklamada, Lübnan sınır hattının sıfır noktasındaki Metula (Matalla), çevresindeki Misgav Am ve Kfar Giladi yerleşimleri “kapalı askeri bölge” ilan edildi. Bu bölgelere girişin yasaklandığı duyuruldu.
ABD basınında çıkan haberlere göre, İsrail, Lübnan’a “karadan sınırlı işgaline” her an başlayabilir.
İsrail, Lübnan’da füze deposu vurdu Haberi Görüntüle
CNN’e konuşan ve adı açıklanmayan ABD’li bir yetkili, “İsrail’in, Lübnan’ın güneyine yönelik ilk başta planlanandan daha sınırlı bir kara saldırısı düzenleyeceğine ve bunun her an başlayabileceğine inandıklarını” söylemişti.
İSRAİL TOPÇULARI GÜNEY LÜBNAN KASABALARINI BOMBALAMAYA BAŞLADI,
İsrail topçuları, kara harekâtının başlatılmasına hazırlık amacıyla Güney Lübnan kasabalarını bombalıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Neşşar, daha önce karadan karaya füze biriminin komutanı ve Bedir biriminin komutan yardımcısı olarak çalıştığı için füze alanında önemli bir uzmandı.” ifadelerine yer verildi.
Hizbullah’tan İsrail’in söz konusu iddiasına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Hizbullah, 24 Eylül’de “İsrail ordusunun, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine düzenlediği saldırıda hedef aldığını açıkladığı” İbrahim Muhammed Kubeysi’nin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.
REKLAMSALDIRILARDA 1208 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1208 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
*Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da Helene Kasırgası ile ilgili düzenlediği basın toplantısının bitiminde Lübnan’daki son duruma ilişkin soruyu yanıtladı.
İsrail’den Lübnan’a kara saldırısı iması
Biden, İsrail’in Lübnan’a yönelik olası “sınırlı kara operasyonu” ile ilgili durumun farkında ve İsrail’in planından tatminkar olup olmadığına ilişkin soruya yanıt verdi. Biden, “Tahmininden daha fazla farkındayım ve onların (operasyonlarını) durdurmalarından tatminkar olurum. Şimdi hemen ateşkes olmalı.” değerlendirmesini yaptı.
ABD’Lİ YETKİLİ: OPERASYON YAKIN ZAMANDA GERÇEKLEŞEBİLİR
Adı açıklanmayan ABD’li bir yetkili, Reuters haber ajansına İsrail’in Lübnan’a düzenleyeceği iddia edilen “sınırlı kara operasyonu”yla ilgili açıklama yaptı. ABD’nin gözlemlerine göre İsrail birliklerinin konumunun, operasyonun yakın zamanda gerçekleşebileceğine işaret ettiği öne sürüldü
CNN’e konuşan ve adı açıklanmayan ABD’li bir yetkiliyse, İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarının seyrine ilişkin değerlendirme yaptı.
ABD’li yetkili, hafta sonu İsrailli ve Amerikalı yetkililer arasında yapılan görüşmelerin ardından “İsrail’in, Lübnan’ın güneyine yönelik ilk başta planlanandan daha sınırlı bir kara operasyonu düzenleyeceğine ve bunun her an başlayabileceğine inandıklarını” söyledi.
Aynı yetkili, İsrail’in bu bölgede Hizbullah’a ait bazı altyapı tesislerini hedef alacağını belirttiğini ve son birkaç gündür zaten “küçük baskınlar” yaptığını dile getirdi.
İsrail’in 2006 yılındaki gibi kapsamlı bir işgale hazırlandığına inanmadıklarını vurgulayan ABD’li yetkili, İsrail’in daha önce planladığından daha sınırlı bir saldırı düzenleyeceğine inandıklarını kaydetti.
Söz konusu yetkili ayrıca, ABD’nin, bölgede sınırlı olarak başlayan bir saldırının daha büyük bir çatışmaya dönüşme potansiyeli olduğu konusundaki endişelerini İsrailli yetkililere aktardığını belirtti.
SALDIRILARDA 1217 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
REKLAM
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1217 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıkları, çok sayıda askeri araç uğultusunu duyduklarına vurgu yaparak, İsrail topçularının da el-Vezzani sınır bölgesini topçu atışlarıyla vurduğunu kaydetti.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, bu sabah, ülkenin kuzeyindeki zırhlı birlikleri ziyaret ederek Lübnan’a kara saldırısı imasında bulunmuştu.
ABD: İsrail, Lübnan’a operasyon yapacağını bildirdi Haberi Görüntüle İSRAİL MEDYASINDA YER ALMADI
İsrail medyasında ise operasyona dair bir haber olmaması dikkat çekti…
İSRAİL’İN LÜBNAN’A ŞİDDETLENEN SALDIRILARINDA 1217 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1217 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
REKLAM
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mehl, Norveç hükümetinin ülkeye yasa dışı girişlerin önüne geçmek ve güvenliği artırmak için Rusya sınırına tel örgü çekmek, sınırda görev alan personel sayısını artırmak gibi çeşitli önlemler üzerinde çalıştığını bildirdi.
Sınıra çekilmesi planlanan tel örgünün tek başına caydırıcı olmayacağını dile getiren Mehl, tellerde insanların sınıra yaklaştıklarını tespit etmeye yarayan sensörler olacağını kaydetti.
Mehl, “Bu, Norveç ile Rusya arasındaki sınırın tamamında ya da bir kısmında geçerli olabilecek bir önlem.” dedi.
FİNLANDİYA, RUSYA İLE KARA SINIRINI KAPATMIŞTI
Geçen sene Finlandiya’nın NATO üyesi olmasının ardından gerekli belgeleri olmayan 1300’den fazla göçmen, Rusya üzerinden ülkeye girmişti. Bunun üzerine Helsinki yönetimi, 28 Kasım 2023’te Rusya ile kara sınırını kapatmıştı.
Finlandiya, 4 Nisan 2024’te aldığı kararla, Rusya sınırında daha önce kapatılan geçiş noktalarıyla bazı limanların süresiz kapalı kalacağını duyurmuştu.
2023’te ve bu yılın başlarında gelen göçmenlerin çoğu Afganistan, Mısır, Irak, Somali, Suriye ve Yemen dahil olmak üzere Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden geliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’e Lübnan çağrısı Haberi Görüntüle
İsrail savaş uçaklarının son birkaç günde Hizbullah’ın hava savunma birimlerine ait olduğu iddia edilen başka tesisleri de hedef aldığını hatırlattı.
17 EYLÜL’DEN BERİ 1217 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
REKLAM
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1217 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Barrot, İsrail’e Lübnan’a herhangi bir kara saldırısından kaçınma çağrısı yaparak, “Tüm taraflar, hala masada olan ve hâlâ umut olan, ancak çok az zamanımız kalan ateşkes önerisini kabul etme fırsatını şimdi değerlendirmelidir.” ifadelerini kullandı.
Lübnanlı yetkililerin Fransa-ABD girişimini desteklediğine dikkati çeken Barrot, “İsrailli yetkililerle her gün iletişim halindeyiz. Onları bu girişimi benimsemeye ve kara saldırısından kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Barrot, İsrailin Beyrutun güney banliyösünü (Dahiye) hedef alan yoğun saldırılarına rağmen Lübnanda diplomatik çözümlerin olduğunu belirterek, kendisinin de tıbbi-insani yardım desteğinde bulunmak üzere Lübnan’a geldiğini belirtti.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, bu sabah, ülkenin kuzeyindeki zırhlı birlikleri ziyaret ederek Lübnana kara saldırısı imasında bulunmuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan’dan 35 füzenin İsrail’in kuzeyindeki Batı Celile bölgesine atıldığı ve bölgede uyarı sirenlerinin çaldığı belirtildi.
Füzelerden bazılarına müdahale edildiği aktarılan açıklamada, bazılarının da açık alana düştüğü ifade edildi.
İsrail ordusuna ait savaş uçakları ve insansız hava araçlarının (İHA), “Lübnan genelinde” Hizbullah’a ait çok sayıda noktaya saldırı düzenlediği bildirildi.
REKLAM
Hedef alınan yerler arasında karargahlar, cephanelikler, füze rampaları ve askeri binaların bulunduğu öne sürüldü.
Maariv gazetesinin haberinde Lübnan’dan atılan füzeler sonucu Batı Celile’deki birçok noktada yangın çıktığı ve yaralanmanın yaşanmadığı aktarıldı.
İSRAİL’İN KUZEYİNDE SALDIRILAR
Hizbullah’tan yapılan açıklamada ise İsrail’in kuzeyindeki “Kefr Ciladi” yerleşiminin, “Nur” füzesiyle hedef alındığı duyuruldu.
Buna göre, Lübnan’ın güneyinde karşılıklı saldırıların başladığı 8 Ekim’den bu yana Hizbullah ilk kez “Nur” füzesini kullanmış oldu.
İsrail’in kuzeyindeki el-Kabiri, Saar ve Gesher Haziv yerleşimlerinin çok sayıda füzeyle vurulduğu belirtildi.
Hizbullah, İran’ın 2005’te ürettiği gemisavar füzesi “Nur”u elinde bulundurduklarını geçen yıl duyurdu ve söz konusu füzenin fırlatma rampalarının gösterildiği bir video yayınladı.
1217 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
REKLAM
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1217 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İSRAİL, YEMEN’İ VURMAYA BAŞLADI
İsrail, Yemen’e hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. İsrail ordusu, Yemen’deki Hudeyde Limanı ve Ras Isa Limanı’na hava saldırıları düzenlendiğini belirterek, saldırıda çok sayıda savaş uçağı ve yakıt ikmal uçağı kullanıldığını aktardı. Ordu, Husilerin söz konusu limanları İran’dan silah ve petrol dahil olmak üzere askeri amaçlı sevkiyatlar için kullandığını belirterek, saldırıların Husilerin İsrail’e düzenlediği füze saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

HUSİLER: İSRAİL’LE UZUN SOLUKLU BİR SAVAŞA GİRECEĞİZ
Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail ile uzun soluklu bir savaşa gireceklerini belirtti. Husilere bağlı sözde Savunma Bakanlığı Manevi Yönlendirme Dairesi Müdür Yardımcısı Abdullah bin Amir, İsrail ordusundan yapılan “Husilerin de zamanının geleceği” şeklindeki açıklamaya tepki gösterdi.

“GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR SAVAŞ”
Bin Amir, “26sep.net” sitesine yaptığı açıklamada, “İsrail, ‘Yemen’in de vakti gelecek’ diyor. Yemenliler ise ‘O vakit gelinceye kadar beklemeyeceğiz’ diyor. Allah’ın izniyle ilerleyen günler ve aylar yenilgi değil zaferlerle dolu olacak. Bu, uzun ve geri dönüşü olmayan bir savaş olacak.” ifadesini kullandı.
LÜBNAN’DAKİ SON SALDIRIDA 21 KİŞİ CAN VERDİ
İsrail ordusunun, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentine düzenlediği hava saldırılarında 21 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun, ülkenin doğusundaki Baalbek kentini hava saldırılarıyla hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında ilk belirlemelere göre 21 kişinin öldüğü, 47 kişinin yaralandığı kaydedildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun ülkeye bugün düzenlediği hava saldırılarında 42 kişinin öldüğünü, son iki gün içinde öldürülenler arasında 14 sağlık çalışanının bulunduğunu bildirmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkememizin aşağıda esas numaraları belirtilen dosyalarında verilen ara kararı gereğince; Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Zonguldak ili, Merkez, Karaman, Çukurören ve Eceler Mah/Köylerinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 06.12.2018 tarih ve 8230-9 sayılı Kamu Yararı Kararına müteakip, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7’nci maddesi gereğince Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından 28/02/2019 tarih 5-146 no’lu Kamulaştırma Kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlandığı, aşağıda dökümü yapılan taşınmazlar hakkında kamulaştırılmasına karar verilmiş olmakla; taşınmaz maliklerinin tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine karşı 30 gün içinde idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabileceği, açılacak davanın Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne yöneltileceği, tebliğ ve ilandan itibaren 30 gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan ilgili idare adına tescil edileceğine karar verileceği,Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına Vakıflar Bankası Zonguldak Şubesine yatırılacağı, konuya ve kamulaştırılan taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delillerin tebliğden itibaren 10 gün içinde mahkememize yazılı olarak bildirilmesi gerektiği konusu, aşağıda numarası bildirilen Esas sayılı dosyaların duruşmalarının 01.10.2024, 03.10.2024 ve 15.10.2024 günü saat:09.00’dan itibaren itibaren yapılacağı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca ilanen tebliğ olunur.
DAVACI : TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
TAŞINMAZIN BULUNDUĞU YER: ZONGULDAK İLİ, MERKEZ, KARAMAN, ÇUKURÖREN VE ECELER MAH./KÖY
DOSYA NOADAPARSELDAVALI/MALİKMAH/KÖYKAMULAŞTIRILAN ALAN M212024/1381746ABDURRAHMAN AKYÜZ ve ark.KARAMAN43,25 m² irtifak22024/1391745ÜMİT AKYÜZ ve ark.KARAMAN21,94 m² irtifak32024/14118887AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE425,21 m² irtifak
29,16 m² direk yeri42024/14218514BAYRAM KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE1648,29 m² irtifak52024/14315612GÜLTEN BİÇER ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ386,45 m² irtifak62024/14418935AKİF KÖKGÖZ ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE313,54 m² irtifak72024/145105169ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN70,21 m² irtifak82024/1461105AYHAN SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN1153,25 m² irtifak92024/14710342İLYAS ÇOLAKOĞLU ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ40,92 m²irtifak102024/14815714CEVAT ÜSTÜNBAŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ392,74 m² irtifak112024/14915719BEDRİYE AKKUŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ212,27 m² irtifak122024/15015710ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ209,5 m² irtifak132024/15115718FATMA DEMİRTAŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ523,71 m² irtifak142024/1521575EMİNE ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ73,71 m² irtifak152024/15315717NAZIM ERÇETİN ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ10,45 m² irtifak162024/1541574EROL ÇOLAKOĞLU ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ607,6 m² irtifak172024/15510619AYŞE SARIOĞLU ve ark.ECELER209,22 m² irtifak182024/15610617ERSİN SARI ve ark.ECELER153,57 m² irtifak
24,21m² direk yeri192024/1571573HAYRULLAH ÜSTÜNKARAMAN
KADI MAHALLESİ212,78m² irtifak202024/15810621-ECELER116,06 m² irtifak
8,89 m² direk yeri212024/15910343ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ1160,01 m² irtifak
13,51 m² direk yeri222024/16010635HAYRULLAH BİLİRECELER288,75 m² irtifak232024/1611891CELALETTİN KÖKGÖZ ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE591,73 m² irtifak
21,89 m² direk yeri242024/16210642NAZIM SARIECELER506,49 m² irtifak252024/16318884AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE601,56 m² irtifak262024/1641063ALİ BİLİRECELER313,12 m² irtifak272024/16518882AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE164,08m² irtifak282024/16618876HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE1099,06 m² irtifak
9,52 m² direk yeri292024/16711020ARİF SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN1132,15 m² irtifak
25,81 m² direk yeri302024/16821718HALİL ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR MAH.37,4m² irtifak312024/169105221ABDULKERİM ERKOL ve ark.KARAMAN14,27m² irtifak322024/17010590ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN577,96 m² irtifak
17,64 m² direk yeri332024/171105115ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN1197,04 m² irtifak342024/17210624AYŞE KAHYA ve ark.ECELER119,22 m² irtifak352024/17310626DURSUNE KAHYA ve ark.ECELER584,65 m² irtifak362024/17410628CEMİL TOPALECELER498,8 m² irtifak372024/17510625HİKMET KAHYA ve ark.ECELER211,18 m² irtifak382024/1761762ALİ AKKOÇ ve ark.KARAMAN26,9 m² irtifak392024/17710636İSMAİL BİLİR ve ark.ECELER17,36 m² irtifak402024/17810599ALİ BAŞKURT ve ark.KARAMAN57,33 m² irtifak412024/1791074NAZIM SARIECELER263,92 m² irtifak422024/1801072KENAN KAHYA ve ark.ECELER39,4 m² irtifak432024/1811106RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN228,07 m² irtifak442024/18211021RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN287,19 m² irtifak
10,58 direk yeri452024/18311023RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN210,23 m² irtifak462024/18511014NURTEN SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN78,22 m² irtifak472024/18710584HASAN ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN1024,23 m² irtifak
12,59 direk yeri482024/19018840HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE20,33 m² irtifak492024/19110597ASIM BOZKURT ve ark.KARAMAN72,51 m² irtifak502024/19218846CEMAL EKİM ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE169,13m² irtifak512024/19310598ORHAN ÇOLAKOĞLUKARAMAN31,1m² irtifak522024/1941102SELAHATTİN SEMERCİ ve arkÇUKURÖREN248,98 m² irtifak532024/195105113MUSTAFA AYKANATKARAMAN624,43 m² irtifak542024/1961103RECEP SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN319,08 m² irtifak
21,9 m² direk yeri55
562024/197
2024/198217
11019
7HAYRULLAH ÜSTÜN
KEMAL SEMERCİ ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.
ÇUKURÖREN9,83 m² irtifak
384,46 m² irtifak572024/19911022RECEP SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN648,54 m² irtifak582024/2001871FEVZİ KESKİN ve ark.KARAMAN YENİ MAHALLE2334,65 m² irtifak
15,54 m² direk yeri592024/2011872ŞAHİN SEMERCİ ve ark.KARAMAN57,67 m² irtifak602024/20210344HAYRULLAH ÜSTÜNKARAMAN
KADI MAHALLESİ38,04 m² irtifak612024/2031761ALİ AKKOÇ ve ark.KARAMAN46,63 m² irtifak622024/204105117KİBAR DEMİRCAN ve ark.KARAMAN565,65 m² irtifak632024/20515715GÜLAY AKKOÇ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ235,73 m² irtifak642024/206105114ALİ EKİM ve ark.KARAMAN1024,59 m² irtifak652024/2071756CELAL AYDINKARAMAN9,99 m² irtifak662024/20810537HAYRİ ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN48m² irtifak672024/2091755CELAL AYDINKARAMAN19,6 m² irtifak682024/2101744CEMİL AKYÜZ ve ark.KARAMAN18,54 m² irtifak692024/211105116HASAN ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN257,95 m² irtifak702024/2121757EMİNE AYKUŞ ve ark.KARAMAN12,28 m² irtifak712024/2131743CEMİL AKYÜZ ve ark.KARAMAN24,64 m² irtifak722024/2141747FATMA AYDEMİR ve ark.KARAMAN16,21 m² irtifak732024/2151754ABDULLAH ERARSLAN ve ark.KARAMAN25,92 m² irtifak742024/2161742CEMİL AYKÜZve ark.KARAMAN12,52 m² irtifak752024/21715631CEVDET AKYOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ82,57 m² irtifak762024/21815630HÜSNÜ ERKOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ168,57m² irtifak77
782024/219
2024/220156
15621
29RIFAT ALBOĞA ve ark.
ORHAN ÇOLAKOĞLUKARAMAN
KADI MAHALLESİ
KARAMAN
KADI MAHALLESİ334,17 m² irtifak
130,95 m² irtifak792024/22115627ADEM ÜSTÜNTAĞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ876,42 m² irtifak
15,43 m² direk yeri802024/22215615ERDAL AKYOLKARAMAN
KADI MAHALLESİ13,32 m² irtifak812024/22315617NAİL AKTAŞKARAMAN
KADI MAHALLESİ785,54 m² irtifak822024/22415614ABDÜLKERİM ERKOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ857,42 m² irtifak
9,52 m² direk yeri832024/22510535NECATİ AYKANATKARAMAN13,83 m² irtifak842024/22610716KADİR KAHYA ve ark.ECELER168,27 m² irtifak
8,88 m² direk yeri852024/22710534BAHATTİN EMEÇKARAMAN29,56 m² irtifak862024/22810536CEVAT ÜSTÜNBAŞ ve ark.KARAMAN17,21 m² irtifak872024/22915720EROL ÇOLAKOĞLUKARAMAN
KADI MAHALLESİ56,38 m² irtifak882024/2301073AHMET -ECELER633,67 m² irtifak
17,64 m² direk yeri892024/23110715HABİBE AKTAŞ ve ark.ECELER235,72 m² irtifak902024/23218881ERCAN ALKAN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE303,52 m² irtifak912024/2331762MEHMET AKKOÇ ve ark.KARAMAN26,9 m² irtifak922024/2341075EMİN SARI ve ark.ECELER174,11 m² irtifak932024/235105168AKİF ATAMAN ve ark.KARAMAN528,22 m² irtifak942024/236105164ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN149,5 m² irtifak952024/237105181KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN44,03 m² irtifak
11,64 m² direk yeri962024/23818834FEVZİ KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE3609,33 m² irtifak
35,28 m² direk yeri972024/23910719ERSİN SARI ve ark.ECELER163,32 m² irtifak982024/240105183MUSTAFA AKAY ve ark.KARAMAN378,39 m² irtifak
2,8 m² direk yeri992024/2412164KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.1101,46 m² irtifak1002024/24210714AHMET ÇOLAK ve ark.ECELER208,58 m² irtifak1012024/2432163KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.128,52 m² irtifak1022024/24410341ŞABAN DEMİRTAŞKARAMAN
KADI MAHALLESİ526,24m² irtifak1032024/24510712HASAN KAHYAECELER402,24 m² irtifak1042024/24618880MUZAFFER ALKANKARAMAN
YENİ MAHALLE31,12 m² irtifak1052024/247105182MEHMET DİRLİKKARAMAN239,92 m² irtifak
7,46 m² direk yeri1062024/24810713AYŞE KAHYA ve ark.ECELER182m² irtifak1072024/24910316ERDAL AKYOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ122,99 m² irtifak1082024/25018879HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE306 m² irtifak
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02096786
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Edirne Belediyesi Gençlik Korosu seçmeleri 8-18 yaş arası gençler arasında olacak.
Kontenjanın sınırlı olduğu seçmeler, 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarında gerçekleşecek.
Belediye Başkanı Akın, çocuklara süt dağıttı
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, 28 Eylül Dünya Okul Sütü Günü kapsamında çocuklara süt dağıttı.
Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Akın, Edirne Belediyesi Romacted Çocuk Evi’ni ziyaret ederek burada eğitim gören çocuklarla bir araya geldi.
Çocuklara süt ikram eden Akın, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve dezavantajlı çocukların eğitime erişimini arttırmak amacıyla hizmet veren Romacted öğrencilerine belediye olarak desteklerini sürdüreceklerini söyledi.
Programa Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Edirne Belediyesi Sağlık Hizmetleri Birimi Hemşiresi İnci Özer ve Çavuşbey Mahalle Muhtarı Serkan Kuş da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tasarruf tedbirleri kapsamında okullarda temizlik hizmetlerinin sınırlandırılmasıyla ortaya çıkan hijyen sorunu çözmek için harekete geçen Ankara Büyükşehir Belediyesi, “Temiz Okul, Sağlıklı Gelecek” projesiyle Başkent’teki okullara destek vermeye başladı. Çankaya, Keçiören ve Gölbaşı Belediyeleri de okullara temizlik desteğinin ilk gününde Büyükşehir Belediyesi’ni yalnız bırakmadı.
Projenin ilk gününde toplamda 22 okulun 454 dersliği temizlendi
Büyükşehir Belediyesi, yeni başlattığı projeyle okullara hem temizlik malzemesi sağlıyor hem de hafta sonları belediyeye bağlı ekiplerle okullarda temizlik hizmeti sunuyor. Başkent’te yaşayan öğrencilerin sağlıklı ve hijyenik bir ortamda eğitim almasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, projenin ilk gününde 208 personel ve 44 aracıyla toplam 10 bin 376 öğrencinin öğrenim gördüğü 22 okulun 454 dersliğini detaylı bir şekilde temizledi. Okullarda ayrıca ilaçlama işlemleri de yapıldı.
Başvuruların 106’sı son dakika iptal edildi
Büyükşehir Belediyesi’nin okulların temizlik taleplerini almaya başlamasının ardından toplam 265 okul hizmetten faydalanmak için başvuruda bulundu. Başvuran okullardan 106’sı “Milli Eğitim Bakanlığı talimatıyla başvurumuzu iptal ediyoruz”, “Okulda tadilat var”, “Okulda sınav var”, “Velilerin talebi üzerine başvurumuzu iptal ediyoruz” gibi çeşitli nedenlerle son dakikada başvurularının iptalini istedi.
208 personel ve 44 muhtelif araçla temizlik başladı
Kent Estetiği Daire Başkanı Esra Güngör, okullara temizlik desteğine ilişkin, “Ankara’da eğitim öğretim veren okullarımızda temizlik ve hijyen malzemelerinin dağıtılmasının yanında, hafta sonları da belediyemizin tüm ekiplerinin seferberliğiyle temizleme ve dezenfekte çalışmalarına başlamış bulunmaktayız. Her hafta sonu 50 okulumuzun bu hizmetten yararlanmasını hedefliyoruz. Kısa sürede 208 personel ve 44 muhtelif araçla ekibimizi kurduk” dedi.
28 ve 29 Eylül’de 52 okul için temizlik planlaması yaptıklarını kaydeden Güngör, “Talep formunda bize iletilen bilgilere göre 1199 derslikte toplam 30 bin 985 öğrencinin kullandığı 52 okulda okul içi ve avlusunda temizlik, dezenfekte ve ilaçlama çalışması programlanmıştır” diye konuştu. Bazı okulların taleplerini son dakika iptal ettiklerini belirten Güngör, temizlik desteği programında ilk ve orta dereceli okullara öncelik verdiklerinin altını çizerek, “Avlu temizliğiyle başlayıp iç mekanlarda sınıf ve ortak kullanım alanlarının temizliği yapılacak, tüm sıraları silip, tuvaletleri yıkayacağız. Okulu komple dezenfekte edip belediyemizin kendi şirketinin ürettiği el dezenfektanlarını okullara bırakacağız” ifadelerini kullandı.
Okullara malzeme ve hizmet desteği
“Temiz Okul, Sağlıklı Gelecek” projesiyle talepte bulunan tüm okullara hem temizlik malzemesi sağlanıyor hem de hafta sonları belediyeye bağlı ekiplerle okullarda temizlik hizmeti sunuluyor. Okullar, temizlik malzemesi talebi için “https://forms.ankara.bel.tr/okul-temizlik”, hafta sonu temizlik hizmeti için ise “https://forms.ankara.bel.tr/temizlik-hizmeti” adreslerinden başvurabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVM içerisinde kurulan eğitim parkurunda çocuklar, itfaiyecilik mesleğini keşfetme fırsatı buldu. Çocuklar aynı zamanda parkurda yer alan çeşitli aktivitelerle yangın güvenliği ve acil durum müdahale yöntemleri hakkında bilgi sahibi oldu. Ayrıca, etkinlik alanında kurulan bilgilendirme standında uzman itfaiyeciler, ziyaretçilere meslekleri hakkında detaylı bilgi vererek yangın güvenliği konusunda bilinçlendirme çalışması yaptı.
Mersin Büyükşehir Belediyesinin bu etkinliği, çocukların itfaiyecilik mesleğine olan ilgisini ve yangın güvenliği konusundaki farkındalığını arttırdı. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bunge Gıda Türkiye ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) arasında gerçekleştirilen iş birliği çerçevesinde kurulan KomiliZeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nün Sonbahar dönemi eğitimlerinin ikinci etabı tamamlandı. Geçen yıl eğitimlerine başlayan Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nde 2023 yılı boyunca 127 kadın zeytin çiftçisi eğitim alarak zeytin yetiştiriciliği sertifikasına sahip olurken proje kapsamında beş yılın sonunda en az 600 kadın çiftçiye eğitim verilmesi hedefleniyor. Proje Koordinatörü Bülent Önder, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın ekonomik desteğiyle yürütülen Kadın Zeytincilerin Sürdürülebilir Tarıma dahil edilebilmesi projesinin bir etabının daha başarılı bir şekilde sona ermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2023 yılında başladıkları eğitim serüveni yolculuğunda bugüne kadar 7 eğitim verdiklerini aktaran Önder, “Geçen yıl 127 kadın zeytin üreticimize yönelik bu eğitimleri verdik. Bu yıl Edremit Körfezi bölgesinde 150 kadın üreticimize eğitim verebilmek için yola çıktık. Bundan sonra da Ayvalık Ticaret Odası’nda bir eğitim daha yapacağız. Devamında da Burhaniye ve Edremit’te de eğitimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
Bülent Önder, verdikleri eğitimlerde öncelikle dünya ve Türkiye’de zeytincilik ile başlayıp; zeytincilik ve zeytinyağındaki genel durumun yanı sıra zeytin filizinin seçiminden, ekimine, aşılanmasına, budanmasına, bakımına, hasadına, hasatta dikkat edilmesi gerekenlere, ambalajlamaya, gıda regülasyonuna, devamında ise işin ticarileşme boyutuna, markalaşmasına, nihayetinde de zeytinyağı ve turizm ilişkisiyle de eğitimlerimizi tamamlıyoruz. 2023 yılında eğitim verdikleri 127 kadın zeytinci üzerinde olan etkilerini ölçmek için bu yıl içerisinde ‘etki enerjisi’ çalışması yapacağız. Bu eğitimlerde o kadın zeytincilerimizin hayatlarına nasıl dokunduğumuzu ve neleri değiştirebildiğini ölçerek, bunların sonucunu bir rapor halinde yayınlayacağız” diye konuştu.
Bünge -Komili Zeytinyağları Operasyon Şefi Mehmet Cavlı ise Türkiye geneline bakıldığında zeytin üreticilerinin bilimsel olarak bazı eksikliklerinin olduğunu ve bu tür bir eğitime ihtiyaçları olduğunu tespit ettikten hemen sonra Kadın Zeytin Çiftçilere yönelik söz konusu eğitimlere başladıklarını anlattı. Zeytin ağaçlarının verimini ve daha kaliteli zeytinyağı üretimini arttırabilmek adına Kadın Çiftçilere yönelik verdikleri eğitimlerin oldukça başarılı olduğunu belirten Cavlı, “Eğitimlerin ardından bu eğitimlere katılan kadın çiftçilerimiz kendi aralarında oluşturdukları sosyal medya gruplarında bilgi birikimlerini paylaşıyorlar. Zeytin hasadı yaptıklarında; hasat konusunda yaptıkları çalışmaları bu gruplarda bulunan diğer arkadaşlarıyla paylaşarak, aslında kendi aralarında bambaşka bir eğitim sürecine daha girmiş oluyorlar. Hatta bazı sosyal medya guruplarındaki kadın çiftçilerimiz kooperatifleşmeye kadar gidebiliyorlar. Bizler, bu gelişmeleri izledikçe, sektörel anlamda gerçekten çok önemli bir meşale yaktığımızı gözlemleyebiliyoruz. Bu durumda bizleri sonsuz mutlu kılıyor” dedi.
Kadın çiftçiler için verilen sonbahar eğitimlerinin ikinci etabının sertifika töreninde; Bülent Önder ve Mehmet Cavlı’nın yanı sıra Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, ATO Yönetim Kurulu Mehmet Çokkorkmaz ve proje eğitmenleri yer aldı.
Öte yandan, Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitü’nün düzenlediği ‘Kadın zeytinciler için zeytin yetiştiriciliği, zeytinyağı üretimi ve girişimcilik’ eğitim programına katılan kadın zeytin çiftçilerinin eğitimini desteklemesi için ‘Zeytincinin Başucu Rehberi’ kitabı hazırlandığı da gelen bilgiler arasında. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Vali Hasan Şıldak’ın Taş Tepeler Projesi kapsamında il genelinde 10 noktada devam eden kazı çalışmalarını yakından takip ettiği belirtildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şıldak, Dünya Neolitik Kongresi’nin bir ilk olacağını, birçok ülkeden akademisyen ve uzmanın Şanlıurfa’da bir araya geleceğini ifade etti.
Kongre öncesi tüm planlamaları gözden geçirdiklerini belirten Şıldak, şunları kaydetti:
“Bu buluşma ile birlikte yine neolitik sözcüğünün gerçek değerinin Şanlıurfa’da çok daha değer kazanacağını düşünüyorum. Böylesine bir buluşmanın dünyada ilk kez olacak olması ilimiz adına mutluluk verici. İnşallah 4-8 Kasım tarihleri arasında ilimizdeki tüm arkeolojik çalışmalara ivme kazandıracak bu girişim, Valiliğimiz ile birlikte Büyükşehir Belediyemiz, Kalkınma Ajansımızın desteği ve iki güzide üniversitemiz ev sahipliğinde ilimizde yapılacaktır. Şanlıurfa adına gurur duyacağımız bir buluşma olacak. Bizler de bu organizasyona katkı sunmak için heyecanlanıyoruz. Tüm bu çerçevede Şanlıurfa, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştırıyor. Son yıllarda hızla ilerleyen arkeolojik kazılar şimdi Taş Tepeler Projesi ile çok daha kapsamlı bir boyutta gelişiyor. Bizler de Dünya Neolitik Kongresi öncesi tüm planlamalarımızı gözden geçirerek, ilimizi en iyi şekilde bu dev buluşmaya hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Geleceğe birlikte oynuyoruz, yeteneği başarıya dönüştürüyoruz.” sloganıyla eğitimi ve sporu buluşturan iş birliğinin yeni dönem anlaşması, Okyanus Kolejleri’nin Kemerburgaz Kampüsü’nde gerçekleştirilen toplantıda duyuruldu.
Okyanus Kolejleri Genel Müdürü Lokman Demiray’ın ev sahipliği yaptığı toplantıya, Anadolu Efes Spor Kulübü Genel Direktörü Alper Yılmaz’ın yanı sıra lacivert-beyazlı oyuncular Derek Willis, Salih Altuntaş ve Kaan Onat katıldı.
Toplantısında konuşan Alper Yılmaz, eğitimin önemine değinerek, “Eğitimin ve sporun, birbirini tamamlayan iki önemli parça olduğunu düşünüyoruz. Anadolu Efes olarak, altyapımızda yer alan genç sporcularımızın eğitimine öncelik veriyoruz. Onların iyi birer basketbolcu olmalarının yanı sıra iyi eğitim almış, örnek sporcular olarak yetişmesini istiyoruz.” dedi.
Yılmaz, kulüp olarak eğitime büyük önem verdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:
“Türk basketbolunun geleceğine yatırım yapma vizyonumuz çerçevesinde ülkemizin en nitelikli eğitim kurumlarından Okyanus Kolejleri ile olan iş birliğimizi geliştirerek sürdürüyoruz. 8 yıldır süren iş birliği kapsamında 480 öğrencinin eğitim ve spor hayatına katkı sağladık. 8 öğrenci, Anadolu Efes Spor Kulübünün A takımına seçildi. Şu an 60’tan fazla altyapı oyuncumuz Okyanus Kolejleri’nde eğitim alıyor. Altyapıda kadro planlamasını yaparken, dersleri iyi olan oyuncularımızı seçerek motivasyon sağlamaya çalışıyoruz. Yani karnedeki notlar da bizim için yetenek kadar önem taşıyor. Okyanus Kolejleri’nin desteği ile genç yetenekleri geleceğe hazırlıyoruz. Farklı projelerle zenginleştirmeyi hedeflediğimiz bu anlamlı iş birliğinden dolayı çok mutluyuz.”
Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demiray da “Anadolu Efes ile sporcu eğitimi konusunda iş birliğimizi 4 yıl daha uzatarak yeni bir döneme taşıdığımız için çok mutluyuz. Genç yeteneklerin keşfedilmesine katkıda bulunmak ve Türk basketboluna hizmet etmek Okyanus Kolejleri olarak bize gurur veriyor. Ülkemizi, farklı alanlarda iyi eğitim almış gençlerin geleceğe taşıyacağına inanıyoruz. Sporcular, eğitimin önemini gündemde tutan en önemli rol modeller arasında yer alıyor.” ifadelerini kullandı.
Oyuncuların görüşleri
Anadolu Efes’in ABD’li oyuncusu Derek Willis ise iyi eğitimli sporcuların daha başarılı kariyer oluşturduğunu anlatarak, “Sporcular, yeteneklerini iyi bir eğitimle birleştirdikleri zaman altyapılardan daha donanımlı oyuncular olarak çıkıyorlar. İyi bir eğitim hayatı olan sporcular, iyi ve uzun bir kariyer oluşturmada daha başarılı oluyor. Bu iş birliğinin diğer spor kulüplerine ve okullara da örnek olmasını diliyorum. Türkiye’deki kolejlerde gençlerin aldığı basketbol eğitimi ve tesislerin durumu ABD’deki standartların üstünde.” diye konuştu.
Okyanus Kolejleri’nden mezun Salih Altuntaş da iki kurum arasındaki iş birliğinin önemini anlatarak, “Anadolu Efes ile Okyanus Kolejleri’nin çıktığı spor ve eğitim yolculuğu hayatımı değiştirdi. Şu an hayalini kurduğum kulüpte, Anadolu Efes’te birbirinden yetenekli oyuncularla beraber oynuyorum. Kariyer hikayemin, öğrenci arkadaşlarıma da ilham vermesini umuyorum.” şeklinde görüş belirtti.
Okyanus Kolejleri’nde eğitim hayatına devam eden Kaan Onat da “Genç oyuncuların en iyi şekilde yetişmesi amacıyla iş birliğine imza atan okuluma ve Anadolu Efes’e çok teşekkür ediyorum. Eğitimle sporu birleştiren anlaşmanın sonuçlarından biri olarak Anadolu Efes’in altyapısına kabul edildiğim ve milli takıma yükselme fırsatı yakaladığım için çok mutluyum. Hem spor kariyerimde hem de eğitim hayatımda başarılı olmak için çok çalışmaya devam edeceğim.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler’in Filistin Ajansı (UNRWA), Gazze’de süren savaş nedeniyle çocukların eğitiminin 5 yıl geriye gittiğini, bu durumun kayıp nesil yaratma riski oluşturduğunu belirtti.
UNRWA’dan paylaşılan, Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nce yapılan araştırmada, 7 Ekim’de başlayan savaş nedeniyle çocukların eğitiminin 5 yıl kadar geriye gideceği, bu durumun kalıcı travma yaşamış genç ve çocuklardan oluşan ‘kayıp nesil’ yaratma riski taşıdığı vurgulandı.
Araştırma kapsamında yayımlanan makalede, “Gazze’deki mevcut savaş, 625 bin öğrencinin tamamının eğitimini ciddi şekilde kesintiye uğratmış ve 22 bin 564 öğretmenin yaşamlarını ve geçim kaynaklarını etkilemiştir. Ekim 2023 ile Temmuz 2024 arasında Gazze’deki neredeyse tüm okul binaları İsrail askeri saldırılarının ardından ya tamamen ya da kısmen yıkılmıştır. Ağustos 2024 itibariyle OCHA’nın Sağlık Bakanlığı’ndan aldığı rakamlara göre bu saldırılarda 10 bin 627’si çocuk ve 411’i öğretmen olmak üzere 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetmiştir. Ayrıca, bu saldırılar 15 bin 394’ü öğrenci ve 2 bin 411’i öğretmen olmak üzere en az 94 bin Filistinlinin yaralanmasına neden olmuştur. Çok daha fazlasından ise haber alınamıyor. Temmuz 2024 itibariyle Gazze’de yaklaşık 1,9 milyon kişi yerinden edilmiş olup, bunların yaklaşık 1 milyonu okullar da dahil olmak üzere UNRWA tesislerine ve komşu bölgelere sığınmıştır. Yerinden edilenlerin yaklaşık yarısının çocuk olduğu tahmin edilmektedir. Pek çok çocuk ve ailesi, geçtiğimiz 10 ay boyunca defalarca yerlerinden edilmeye devam etmiştir” denildi.
‘KAPSAMLI ÖĞRETİM METODOLOJİLERİ KULLANILMALI’
Cambridge Üniversitesi’nden paylaşılan makalede, son 5 yıl içinde çocukların deneyimlediği sınırlı öğrenme fırsatları ve travmalar nedeniyle yeni öğretim metodolojilerinin, en kısa sürede uygulanması gerektiğine dikkat çekildi.
Makalede, “Ayrıca, çoğu çocuğun son beş yıl içinde deneyimlediği son derece sınırlı öğrenme fırsatları ve yaşadıkları travma göz önüne alındığında, aynı sınıf içinde akademik yeterliliklerde önemli farklılıklar olması ve yaşadıkları travma göz önüne alındığında daha genel bir farklılaştırılmış eğitim yaklaşımına ihtiyaç duyulması beklenmektedir. Bu zorlukların etkili bir şekilde ele alınabilmesi için, öğretmen ve danışmanların temin edilip eğitilmesi ve okullarda okuma yazma ve aritmetik için hedefe yönelik destek programlarının uygulanması elzemdir. Gazze’deki çocukların eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bu yeni öğretim metodolojilerinin, kapsamlı desteğin sağlanması için mümkün olan en kısa sürede uygulanması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.
‘GELECEK NESİLLER İÇİN UMUTLARIN YOK OLMA RİSKİ’
Cambridge Üniversitesi, Gazzeli çocukların ihtiyacı olan eğitim için siyasi irade ve mali taahhüdün gerekliliğini vurgulayarak, “Bu eylem çağrısının hayata geçirilmesi için siyasi irade, mali taahhüt ve tüm uluslararası aktörlerin, paydaşların ve ortakların Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde kabul edildiği üzere eşit ve kaliteli eğitim hakkını sağlamak üzere somut adımlar atması gerekmektedir. Filistinlilerin eğitimine yönelik devam eden saldırılar bağlamında daha azı, bu bölgedeki gençlerin gelecek nesilleri için umutları yok etme riski taşımaktadır. Ortak geleceğimiz, şimdi acilen ne yapılacağına bağlıdır” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KİMLER TERCİH YAPABİLİR?
BOŞ KONTENJANLARI NEREDEN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ?
ÖSYM’nin internet sitesindeki “Ek Yerleştirme Kılavuzu”nda hangi üniversitenin hangi bölümlerinde, ne kadar kontenjan boşluğu yer aldığı detaylı bir şekilde yazılı.
TERCİHLER NEREYE BİLDİRİLECEK?
Ek yerleştirme işlemleri, ÖSYM tarafından yürütülecek. Adaylar tercihlerini, 6-11 Eylül 2024 tarihleri arasında T.C. kimlik numarası ve şifresiyle ÖSYM’nin https://ais.osym. gov.tr adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulamasından yapabilecek.
TERCİH TAKVİMİ NASIL İŞLEYECEK?
Ek yerleştirme için ücret ödemeleri 80 TL olarak belirlendi. Bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri üniversiteler tarafından, yerleştirme sonuçları duyurusunda belirtilecek ayrıca, adayların yerleştirme sonuç belgelerinde de yer alacak tarihler arasında yapılacak. Kayıt tarihleri, adayların internette yayımlanan yerleştirme sonuçlarında da belirtilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, SİBERAY Programı kapsamında TEİAŞ personeline ve özel bir eğitim-öğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilere yönelik toplumsal farkındalık ve duyarlılık oluşturmak amacıyla siber güvenlik, güvenli internet kullanımı, teknoloji bağımlılığı, siber zorbalık ve yasa dışı bahis konularında bilgilendirilme semineri düzenledi. – SAMSUN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Yunus Emre Enstitüsü tarafından organize edilen “Tarih Boyunca Türkçe’nin Farklı Kıtalardaki Serüveni” başlıklı söyleşi Ankara’da düzenlendi.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Yunus Emre Enstitüsü tarafından organize edilen “Tarih Boyunca Türkçe’nin Farklı Kıtalardaki Serüveni” adlı söyleşi, Cumhuriyet Müzesi binasında gerçekleştirildi.
İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan söyleşide, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda ilerleyen Türkiye’nin, Türkçe ve Türk kültürünün öğretimi noktasında üstün çabalar gösterdiğine dikkat çekildi.
Burada konuşan Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy, Hun İmparatorluğu ve Göktürk Devleti’nden beri yazılı metinlerle izlenebilen Türkçe’nin farklı kıtalarda ve kültürlerde öğretimine 21. Yüzyılın başına kadar gerekli ihtimamın gösterilmediğini dile getirerek, “Bugün, büyük krizlerin ve belirsizliklerin bölgesinde köklü geçmişinden almış olduğu güçle Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin adımlarla ilerleyen Türkiye, Türkçe ve Türk kültürünün öğretimi noktasında da üstün çabalar göstermektedir. Bu bağlamda ülkemizi ve hedeflerini dünyaya tanıtmak, kültürümüzü daha değişik coğrafyalara yaymak için Yunus Emre Enstitüsü bütün imkanlarıyla seferberlik halindedir” dedi.
YEE’nin, Türkçeyi Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Amerika’ya ve dünyanın tüm coğrafyalarında yaygınlaştırma girişimlerinin kararlılıkla devam ettiğini Aliy, kültürel diplomasi girişimleri kapsamında 67 ülkede yer alan 91 merkezle Türkçe öğretme faaliyetlerinin devam ettiğini kaydetti.
Prof. Dr. İlber Ortaylı ise Türkçe’nin netice itibarıyla Türklerin soyu olduğunu ifade ederek, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu durumu Oğuz Türkçesi içerisinde ele aldığını ve hiçbir zaman Türklüğün reddedilmediğini söyledi.
Ortaylı, Türkçe’nin kullanımı, fiillerin ve kelimelerin çekimi gibi birçok durumdan dolayı özelliklerinin farklı olduğunu ve Türkçe’nin eski bir dil grubuna ait olduğunu ifade etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı da Ortaylı’nın bilgeliğiyle, Türk kültürüne ve diline olan katkısıyla gençlerin Türkçe ve Türk olmakla ile ilgili fikirlerini temellendirmek anlamında çok özel bir tecrübe yaşadıklarını vurguladı.
Söyleşiye, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın yanı sıra YEE Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy ile Prof. Dr. İlber Ortaylı ve çok sayıda yabancı misyon temsilcisi katıldı.
Söyleşinin ardından ise günün önemine istinaden hatıra fotoğrafı çektirildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMASYA’da, Fen Bilgisi Öğretmeni Tezcan Tetik, nefes borusuna tavuk döner kaçan öğrencisi Bekir Köse’yi (11), ‘Heimlich’ manevrasıyla kurtardı. O anlar, okulun güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, Akbilek Mahallesi’ndeki Gazi Ortaokulu’nda meydana geldi. Teneffüste, 6’ncı sınıf öğrencisi Bekir Köse’nin yediği tavuk döner, nefes borusuna kaçtı. Fen Bilgisi Öğretmeni Tezcan Tetik, öğrencinin koridorda koştuğunu görünce hemen müdahalede bulundu. Daha önce ilk yardım eğitimi alan Tetik, öğrenciyi ‘Heimlich’ manevrası yaparak kurtardı. Yaşananlar, okulun güvenlik kamerasına yansıdı.
Öğretmen Tezcan Tetik, “Bekir Köse isimli öğrencimiz öğlen arası yemek yerken bir anda koridorda koştuğunu gördüm ve boğazında bir şey takıldığını düşündük. Heimlich manevrasını yaptık. Sonrasında öğrencimizin rahatladığını hissedince elini yüzünü yıkamasını sağladık. Daha önce Heimlich manevrası eğitimini almıştık. Dolayısıyla öğrencimizi bu manevrayla kurtarmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Artık okullarımızda ve günlük hayatta bu durum olağan hale geldi. Bu eğitimi bütün öğretmenlerin bilmesinin çok faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği, Schengen bölgesindeki vize krizinde giderek daha fazla zorlanıyor.
Özellikle Schengen vizesi başvurularında artan reddedilme oranları ve sınır güvenliği endişeleri, Avrupa’nın karşılaştığı ciddi bir sorunu işaret ediyor.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ: GÖÇ POLİTİKALARI VE SINIR YÖNETİMİ
Bu krizin, göç politikaları ve sınır yönetimiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülüyor. Ancak, bu karmaşık süreçte Türkiye’nin Avrupa’nın çözüm arayışında merkezi bir rol oynayabileceği vurgulanıyor.
Türkiye, göç ve mülteci krizinin yönetiminde kritik bir ülke olarak öne çıkıyor. 2016’da imzalanan AB-Türkiye mülteci anlaşması, Avrupa’nın mülteci akışını kontrol etmesine yardımcı olmuştu.
Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki etkinliği, Avrupa’nın Schengen sınırlarını güvence altına almak için Türkiye’ye olan ihtiyacını artırıyor.
Avrupa Birliği, Türkiye ile iş birliğini güçlendirerek göç akışlarını yönetmeyi ve Schengen bölgesinde yaşanan sınır güvenliği sıkıntılarını hafifletmeyi hedefliyor.
Schengen vizesine olan taleplerin yoğunluğu, özellikle pandemi sonrası dönemde, artan seyahat isteği ile daha da yükseldi. Bu durum, Schengen vize başvurularında daha katı değerlendirmelere yol açtı.

TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ
AB ülkeleri, Schengen bölgesinin açık sınırlarının, yasadışı göçmenler ve güvenlik tehditleri nedeniyle zayıfladığını düşünüyor. Özellikle Yunanistan ve İtalya gibi güney Avrupa ülkelerine yönelik göç baskısının artması, Avrupa’nın Türkiye ile iş birliğini güçlendirmesini zorunlu hale getiriyor.
Avrupa’nın, Schengen vize krizini aşmak için Türkiye ile ilişkilerini yeniden yapılandırma ve güçlendirme ihtiyacı, bu krizin çözümünde kritik bir unsur olarak görülüyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin stratejik konumu ve göçmenlere yönelik politikalarının, Avrupa Birliği’nin sınır güvenliği politikalarıyla uyumlu bir hale getirilmesinin Schengen krizini hafifletebileceğini belirtiyor.

GÖÇ KRİZİNE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Bu süreçte Türkiye, AB ile olan mülteci anlaşmalarını daha etkin hale getirerek Avrupa’nın bu zorlu sürecinden çıkmasına yardımcı olabilir.
AB ve Türkiye arasındaki bu iş birliği, sadece göç politikalarıyla sınırlı kalmayıp, Schengen bölgesinin genel güvenliğini artırma ve vize süreçlerini daha verimli hale getirme yolunda önemli bir adım olabilir.
Schengen bölgesi, AB vatandaşları için serbest dolaşımın temel direği olarak kabul ediliyor ve bu bölgedeki sorunlar, Avrupa’nın ekonomik ve sosyal yapısını doğrudan etkiliyor.
Türkiye ile yapılacak iş birlikleri, hem Avrupa’nın göç krizini hafifletmesi hem de Schengen bölgesinin sürdürülebilirliği açısından büyük bir fırsat olarak görülüyor.
Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya’da şu sıralar gündem seçim…
Almanya’nın Brandenburg eyaletinde halk, eyalet meclis üyelerini seçmek üzere sandık başına gitti.
İlk sonuçlara göre, Sosyal Demokrat Parti yüzde 32 oyla önde görülüyor.
SAĞ PARTİ 29 OYLA İKİNCİ SIRADA
İkinci sırada yüzde 29 oyla aşırı sağ parti Almanya için Alternatif Partisi yer alıyor.
BSW yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken Hristiyan Birlik Partisi ise yüzde 11 buçuk ile dördüncü parti oldu.
AFD’YE PROTESTO OYU
AFD’nin bir önceki seçime göre yüzde 5 buçukluk oy artışı özellikle göç, hayat pahalılığı ve güvenlik konularındaki endişelere dayanan bir protesto oyu olarak değerlendiriliyor.
İLGİLİ HABERSchengen’de derin çatlak: Almanya bugün kara denetimlerine başlıyorAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, işgal altındaki Golan Tepeleri’nin güneyinde ve Beyt Şan kentinde uyarı sirenlerinin çaldığı belirtildi.
İSRAİL HAVA SAHASINA GİREN İHA’YA ROKETLİ MÜDAHALE
Irak’tan gönderilen ve Suriye üzerinden İsrail hava sahasına giren bir İHA’nın tespit edildiği belirtilen açıklamada, söz konusu İHA’ya çok sayıda roketle müdahale edildiği ve yaralanmanın yaşanmadığı aktarıldı.
Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde çok sayıda roketin havalandığı görünüyor.
Irak’ta Şii milis gruplardan oluşan “Irak’ta İslami Direniş”, insansız hava aracıyla Ürdün Vadisi’nin kuzeyindeki İsrail yerleşimine saldırı düzenlediklerini duyurmuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arap Baharı’nın etkisi ile 2011’de Suriye’deki halk ayaklanması tüm dünyayı etkileyen bir iç savaşa dönüştü..
Uzun yıllar sonra bugün halen çatışmaların devam ettiği, Suriyelilerin yüzlerce gruba ayrıldığı, şehirlerin yerle bir olduğu ülkede askeri ve siyasi birlik sağlanamıyor.
Tüm yaşananlara rağmen koltuğunu koruyan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise savaş nedeniyle ülkeyi terk eden vatandaşlarının ülkeye geri dönmeleri için af çıkarmaya devam ediyor.
Daha önce 25 kez Suriye halkına yönelik af ilan eden ve halkından geri gelmelerini isteyen Esad, bu çağrılarında başarılı olamamıştı, ancak çağrılarına devam etmekten vazgeçmiyor..
YENİDEN GENEL AF İLAN ETTİ
Suriye Devlet Başkanı BeşarEsad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağlayan bir kanunun hükmünde kararname yayınladı.
Suriye Arap Haber Ajansı’nda (SANA) yer alan habere göre kararname, yurt içinde 3 ay, yurt dışından 4 ay içinde teslim olan hükümlüleri, saklanan ve adaletten kaçanları kapsıyor.
Ayrıca topluma ve devlete ciddi saldırı teşkil eden bazı cünhalar, rüşvet, sahtecilik ve genel ahlaka aykırı bazı kabahatler dışındaki tüm cünhalar ve ihlallere ilişkin cezalar için genel af öngörülüyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ÇAĞRI
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79. Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) hareketi öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamasında Esad’a çağrıda bulunmuştu:
Suriye’deki gerilimin sona ermesi gerektiğini, İsrail’in terör estirdiğini çok açık ortaya koyacağız. Batılı ülkeler bunu anlamamakta ısrar ediyor. Bizler de söylemekte ısrar edeceğiz.
Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için Esad ile görüşme irademizi ortaya koyduk. Karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan: Esad ile görüşmek için irade ortaya koydukDilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu iç cephe komutanlığının Hayfa’nın kuzeyindeki Lübnan sınırına kadar uzanan Celile gibi bölgelerde yeni güvenlik talimatları duyurmasının ardından Hayfa kenti ve civarındaki Nasıra kenti çevresinde saldırı alarmları çaldı.
HİZBULLAH’TAN İSRAİL’E ROKETLİ SALDIRI
İsrail devlet televizyonunun haberine göre, Lübnan’dan İsrail topraklarının derinliklerine doğru 15 roket atıldı.
Nasıra’da bir noktaya isabet eden füzenin yangına yol açtığı cep telefonu kameralarınca kaydedildi. Sosyal medyada, İsrail’in kuzeyindeki özellikle Nasıra kenti çevresinde hava savunma sistemlerinden ateşlenen önleyici füzelerin atılan mühimmatlara doğru ilerlediği, havada patlamalar yaşandığı görüntüler paylaşıldı.
İsrail basınındaki haberlere göre, Hizbullah’ın son saldırısıyla kuzeydeki Ramat David isimli Hayfa kentine yakın İsrail ordusuna ait hava üssü hedef alındı.
Lübnan’daki Hizbullah’tan yapılan yazılı açıklamada, onlarca roketle İsrail topraklarının, Ramat David üssü ve havaalanının hedef alındığı kaydedildi.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı’ndan yapılan açıklamada ise 60’lı yaşlarında bir kişinin şarapnel nedeniyle hafif yaralandığı bildirildi.
Saldırıda hedef alındığı kaydedilen hava üssünün çevresine isabet eden roketlerin bir kısmının ufak çapta yangına sebep olduğu ve itfaiye ekiplerinin müdahale ettiği aktarıldı.

İSRAİL YENİ GÜVENLİK TALİMATLARI YAYINLADI
İsrail ordusu iç cephe komutanlığı akşam saatlerinde vatandaşlarına yeni güvenlik talimatları yayınladı. Talimatlara göre, açık alanlarda 30, kapalı alanlarda sığınak bulunması durumunda 300 kişiden fazla toplanmalar kısıtlandı. Bu bölgedeki eğitim ve iş yerlerinin yakınlarında güvenli bir sığınak bulunması halinde faaliyetlerin normal seyredebileceği bildirildi. Bu bölgelerdeki tüm plajlar kapatıldı.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında, bir roket veya başka bir saldırı ihtimaline karşı uyarıların güncellenebileceğini söyledi.
İsrail ordusu ve Lübnan Hizbullahı arasında çatışmalar 21 Eylül Cumartesi günü boyunca karşılıklı gerilimle devam etti.
Lübnan Hizbullahı, İsrail’in kuzeyindeki bölgelere 100’den fazla roketle saldırı düzenledi. Hizbullah’ın saldırılarında İsrail’in kuzeyinde ve işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki bazı bölgelerde yangın çıktı, bazı noktalar da isabet aldı.
Aynı şekilde, İsrail ordusu gün içinde iki ayrı dizi hava saldırısında Lübnan içinde Beka Vadisi ve güneyde 300 kadar noktada yüzlerce roket rampasının yanı sıra binlerce savaş başlığını imha ettiğini açıkladı.

İSRAİL ORDUSUNUN, BEYRUT’A YÖNELİK HAVA SALDIRISI
İsrail ordusunun 20 Eylül’de Beyrut’un güneyine düzenlediği hava saldırısında 3’ü çocuk 7’si kadın 37 kişi hayatını kaybetti.
Hizbullah, saldırıda aralarında üst düzey askeri komutanlarından İbrahim Akil’in de bulunduğu 15 mensubunun öldüğünü duyurdu.
Lübnan’da 17-18 Eylül tarihlerinde çağrı cihazları ile telsizlerin patlatılması ve ardından gerçekleşen Beyrut saldırısında toplamda 76 kişi hayatını kaybetti.
İsrail-Lübnan sınırında 8 Ekim 2023’ten bu yana taraflar arasında zaman zaman şiddetlenen çatışmalar meydana geliyor.
Uluslararası toplum, İsrail’in üst üste gelen saldırıları karşısında bölgesel bir savaşın patlak vermesine karşı uyarı yapıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’na katılmak ve çeşitli görüşmeler gerçekleştirmek amacıyla ABD’nin New York şehrine ulaştı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, NEW YORK’TA BM GENEL KURULU İÇİN HAZIR
Özel uçak “CAN” ile TSİ 23.57’de John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’na gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve bazı yetkililer de ABD’ye geldi.

TÜRKEVİ’NDE SEVGİ SELİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, buradan Türkevi’ne geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Türkevi girişinde kendilerini bekleyen kalabalık tarafından sevgi gösterileriyle karşılandı.
Ellerinde Türk bayrakları bulunan vatandaşlara doğru yürüyen Erdoğan çifti, bir süre burada sohbet etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, basın mensuplarına selam verdikten sonra beraberlerindeki heyetle Türkevi’ne girdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ziyareti kapsamında BM 79. Genel Kuruluna katılacak ve bazı temaslarda bulunacak.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Lübnan’da yoğun saldırılar düzenliyor.
Onlarca kişinin hayatını kaybettiği telsiz ve çağrı cihazı saldırılarının yanı sıra başkent Beyrut’ta dün gerçekleştirilen bina saldırısı sonrası İsrail savaş suçu sayılan eylemlerini sürdürüyor.
“GÜNEY LÜBNAN’DA GENİŞ ÇAPLI SALDIRILAR DÜZENLİYORUZ”
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın İsrail topraklarına ateş açma hazırlıklarının tespit edilmesinin ardından güney Lübnan’da geniş çaplı saldırılar düzenliyoruz. Hava kuvvetlerine ait onlarca uçak şu anda İsrail vatandaşlarına yönelik tehditleri bertaraf etmek üzere hedeflere ve rampalarına saldırmaktadır” dedi.
İsrail’in Beyrut’tun Dahiyeh semtinde bir binaya düzenlediği saldırıda 37 kişi hayatını kaybetmiş, 68 kişi de yaralanmıştı. Salı ve çarşamba günleri peş peşe gerçekleştirilen çağrı cihazı ve telsiz saldırılarında ise can kaybı 39, yaralı sayısı 3 bin olarak açıklanmıştı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fransa’da 2,5 aylık belirsizliğin ardından yeni hükümet kuruldu. Ulusal Meclis’in askıda kaldığı ve ülke içindeki siyasi bölünmelerin derinleştiği seçimlerin üzerinden 2,5 ay geçmesinin ardından açıklama Elysee Sarayı tarafından yapıldı.
FRANSA’DA YENİ HÜKÜMET: BARNIER LİDERLİĞİNDE KABİNE AÇIKLANDI
Açıklamada, Macron’un sandıktan birinci çıkan sol ittifakın adayı yerine başbakan olarak atadığı eski Avrupa Birliği (AB) Brexit Başmüzakerecisi Michel Barnier’in hükümeti kurduğu belirtildi.
Açıklamada, 39 üyeli kabinede 33 yaşındaki Antoine Armand’ın maliye bakanı olarak görev yapacağı, Jean-Noel Barrot’un ise dışişleri bakanı olacağı kaydedildi. Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun ise görevine devam edeceği bildirildi.

MACRON’UN BARNİER KARARI
Fransa’da 7 Temmuz’da gerçekleştirilen ikinci tur seçimlerinde birinci olan Yeni Halk Cephesi başbakan adayı olarak Lucie Castets’i göstermişti.
Macron, Castets’in Ulusal Meclis’te güven oyu almasının mümkün olmadığını belirtmiş ve başbakan olarak atamayı reddetmişti.
Macron 5 Eylül’de merkez sağ Cumhuriyetçiler (LR) Partisinden Michel Barnier’i Başbakan olarak atama kararı almıştı.
Michel Barnier başbakan olarak seçilmesinin ardından yaptığı açıklamada, sol görüşlü politikacılar da dahil olmak üzere her kesimden politikacıların bulunduğu bir hükümet kurmaya açık olduğunu söylemişti. Barnier’in başbakanlığı ülkede protestolara neden oldu.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eyalet yetkilileri, bölgedeki Suzu kentinde bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Wajima’da ise şehrin belediye başkanı 10 kişinin kaybolduğunu açıkladı. Eyaletin kuzey bölgesindeki itfaiye ekipleri Suzu, ve Wajima’da nehirler tarafından sürüklenen üç kişinin kaybolduğunu rapor etti.
Noto bölgesindeki deprem restorasyonundan sorumlu kara bakanlık ofisi, 1 Ocak’taki depremde hasar gören Wajima’daki bir tünelin, inşaat sahasında meydana gelen heyelandan sonra dört kişinin kayıp olduğunu belirtti.

TEHLİKELİ DURUMLAR SÖZ KONUSU
Bölgede birçok ev su altında kalırken, Wajima’da yaklaşık 3.100, Suzu’da 1.200 hane elektriksiz kaldı.
Bir kişinin heyelan altında kaldığı ve iki kişinin bir evin çatısından yardım istediği yönünde raporlar var.
Kara bakanlığına göre, sabah saat 11 itibarıyla eyalette 10’dan fazla nehir taştı.
Noto, Yeni Yıl Günü’nde 7.6 büyüklüğünde bir depremle sarsılan bir bölgeydi. Ishikawa Valisi Hiroshi Hase, güçlü depremin ardından bazı bölgelerdeki yapıların hâlâ savunmasız olduğunu göz önünde bulundurarak, insanları “beklenen tehlikeli durumlara karşı” harekete geçmeye çağırdı.

YOĞUN YAĞIŞLAR DEVAM EDECEK
Ajans, Pazar gününe kadar Noto da dahil olmak üzere Tohoku ve Hokuriku bölgesinde heyelanlar, düşük rakımlı alanlarda sel ve nehir taşkınlarına karşı insanları dikkatli olmaya çağırdı.
Yoğun yağış nedeniyle çeşitli yerlerde otoyollar ve yollar kapatıldı. Ajans, Tohoku ve Hokuriku bölgelerinde Pazar sabahı saat 6’ya kadar 24 saatlik süre içinde yağışın 150 mm’ye kadar ulaşmasının beklendiğini bildirdi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da katıldığı törende 23 tip balistik füze ve insansız hava araçları sergilendi.
Törende yeni geliştirilen 1000 kilometrelik menzile sahip “Cihad” adlı balistik füze ile keşif ve saldırı operasyonları için geliştirilen “Şahid-136 B” adı verilen kamikaze insansız hava aracı da ilk kez sergilendi.

İŞGAL EDİLEMEZ OLDUKLARINI SAVUNDU
Geçit töreninde konuşan Pezeşkiyan, İran’ın caydırıcılık kapasitesi nedeniyle kimsenin işgal etme girişiminde dahi bulunamayacağını savunarak, “Bu silahlı kuvvetler güçlü ve yetenekli olmasaydı bugün İran güvende olmazdı.” dedi.
Bölgede İsrail’in saldırganlığından kaynaklanan sorunlara işaret eden Pezeşkiyan, “İslam ülkeleri birlik sağlarsa siyonist rejim (İsrail) bu suçları işleyemez.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre 2024 PT 5 adlı asteroit, Dünya’nın atmosferine çarpmak yerine yörüngeye girerek “Mini Ay” olarak kalacak.
Yaklaşık bir şehir otobüsü uzunluğundaki bir asteroitin gezegenimizin etrafında yaklaşık iki ay kalması bekleniyor.
29 Eylül’den 25 Kasım’a kadar Dünya’nın yörüngesinde kalacak ve ardından Güneş’in yörüngesine dönecek olan asteroid Güneş Sistemi’nde yolcuğuna devam edecek.
REKLAM
Asteroit, 7 Ağustos’ta NASA tarafından finanse edilen bir program olan Asteroid Terrestrial-Impact Last Alert System (Atlas) tarafından keşfedildi.
DÜNYA’NIN İLK MİNİ AY’I DEĞİL
Yaklaşık 10 metre çapı olan asteroit, Dünya’nın uydusu Ay ile karşılaştırıldığında çok küçük.
Bilim insanları, asteroit “Mini Ay’ın1 2055’te tekrar Dünya yörüngesine döneceğine inandıklarını eklediler.
Bu, Dünya’nın sahip olduğu ilk “Mini Ay” değil. Araştırmacılar, 1981 ve 2022’de iki “Mini Ay” olay gerçekleştiğini yazdı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın hiç beklemediği bu siber saldırının ardından herkes saldırıların nasıl gerçekleştiği sorusunun yanıtını arıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da dün yaptığı açıklamada soruşturmanın sürdüğünü söyledi.
Budapeşte merkezli "BAC" şirketi
İlk kez New York Times’ın ortaya attığı ve daha sonra birçok yetkilinin açıkladığına göre, MOSSAD, Hizbullah’ın sipariş ettiği çağrı cihazlarının içine patlayıcı yerleştirdi. Salı günü Hizbullah mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılmasının ardından gözler bu cihazların üreticisi Gold Apollo’ya çevrildi. Tayvan merkezli çağrı cihazı şirketi Gold Apollo Lübnan’a gönderilen çağrı cihazlarını kendisinin üretmediğini açıkladı, Budapeşte merkezli şirketi işaret etti.
REKLAM
Gold Apollo, Lübnan’a ithal edilen ve daha sonra Hizbullah’ın tedarik ettiği 5 bin adet çağrı cihazının (çoğunlukla AP924 model çağrı cihazı) üretimini Avrupa’daki bir şirkete taşeron olarak verdiğini açıklayarak, marka lisansı verdikleri Budapeşte merkezli “BAC” isimli firmayı işaret etti.
New York Times’ın 12 eski ve mevcut istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, İsrail’in cihazları kendisinin ürettiği iddia ediliyor. MOSSAD’ın geliştirdiği plan dahilinde Macaristan, Norveç ve Bulgaristan’da üç paravan şirket kurduğu öne sürüldü ve Hizbullah için üretilen ilk cihazların 2022 yazında temin edildiği iddia edildi.
Cristiana Barsony Arcidiacono
Bu süreçte öne çıkan isim ise cihazları tedarik eden BAC şirketi ve kurucusu 49 yaşındaki Cristiana Barsony Arcidiacono oldu. MOSSAD’ın operasyonuyla Hizbullah’ı tuzağa düşüren ismin Cristiana olduğu iddia edildi.
Birleşik Krallık’ta eğitim gören iş kadını, Hizbullah’a yönelik saldırıda kullanılan çağrı cihazlarını ürettiği yönündeki iddiaları reddetti. University College London (UCL) mezunu ve BAC Consultancy’nin CEO’su Cristiana Barsony-Arcidiacono, kendisinin sadece tedarik zincirinde bir halka olduğunu ve çağrı cihazlarını üretmediğini söyledi.
Sadece NBC News’in ulaşabildiği Cristiana, “Çağrı cihazlarını ben üretmiyorum. Ben sadece aracıyım. Yanlış anladınız sanırım” dedi.

Diğer yandan şirketin internet sitesine dünden beri erişim sağlanamıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede yaşananlar izlenirken, 18 Eylül günü yine aynı saatlerde bu sefer Lübnan’da telsizler patlatıldı. Saldırıların ardından 37 kişi öldü, binlerce kişi yaralandı.
Lübnan’da iki gün üst üste gerçekleştirilen bu siber saldırılarının ardından gözler İsrail’e ve Hizbullah’a çevrildi.
Hizbullah İsrail’i suçladı, İsrail saldırılara dair yorum yapmadı.
“ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın beklenen açıklaması dün geldi. Siber saldırıların ardından kameraların karşısına ilk kez geçen Nasrallah, İsrail’e yanıt vereceklerini söyledi.
Nasrallah açıklamasında İsrail’in kırmızı çizgiyi aştığını, ve bunun bir savaş ilanı olabileceğini söyledi. “İki gün boyunca yaşananlar katliamdı” diyen Nasrallah, “Asla teslim olmayacağız. Bu saldırı cevapsız kalmayacak. Yılmayacağız, İsrail’e gereken yanıtı vereceğiz” ifadelerini kullandı ve ekledi “Düşmanı bitireceğiz, Lübnan cephesi asla bitmeyecek. Bugün itibarıyla karşılık vereceğimiz üslup çok sert olacak”
İSRAİL HİZBULLAH HEDEFLERİNİ VURDU
Nasrallah’ın konuşmasından hemen önce İsrail ordusu, Lübnan’daki Hizbullah hedeflerinin vurulduğunu duyurdu.
İsrail ordusu gece boyu da Lübnan’da çok sayıda noktaya hava saldırısı düzenledi. Yetkililer, Hizbullah’ın ateşlenmeye hazır 30 füze platformuyla 150 füze rampasının hedef alındığını açıkladı
İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göreyse söz konusu saldırı İsrail istihbaratıyla işbirliği içinde gerçekleştirildi.
Açıklamada, Hizbullah’a ait İsrail topraklarına doğru ateşlenmeye hazır 30 füze platformu ve 150 füze rampasının hedef alındığı belirtildi.
Açıklamada, hava saldırılarında, 100 noktada İsrail’e fırlatmaya hazır bin roket başlığının vurularak imha edildiği aktarıldı.
Hizbullah’ın açıklamalarının ardından, yetkililer, İsrail askerlerinin Lübnan sınırındaki hareketliliğini artırdığını söyledi.
Son haftalarda, İsrailli yetkililer, Hizbullah’a karşı potansiyel olarak daha büyük bir askeri operasyon konusunda uyarılarını artırdılar.
İsrail-Lübnan sınırında yaşayan on binlerce İsrailli, tahliye edildi.
İsrail Savunma Bakanı, dün yaptığı açıklamada yerinden edilen sakinlerin geri dönmesi için bölgenin güvenli hale getirilmesi için çalıştıklarını, Hizbullah’ın ise ağır bir bedel ödeyeceğini söyledi.
*Haberin görselleri Associated Press ve AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu gelişmelerin ardından konuşan eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçilerin yeniden başkan adayı olan Donald Trump, Kasım ayında gerçekleşecek ABD Başkanlık seçimlerini “İsrail tarihinin en önemli seçimi” olarak nitelendirdi.
Trump, rakibi Kamala Harris’in seçimi kazanması durumunda Yahudi devletinin “yok edileceğini”, “dünyadan silineceğini” ve “varlığının sona ereceğini” iddia etti.
ABD’de bir antisemitizm etkinliğinde konuşan Trump, İsrail için kendisinin büyük oranda desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Trump, Yahudi seçmenlere hitap ederek, “Dünyadaki diğer insanlardan daha fazla Kamala Harris’i yenmelisiniz,” dedi.
Ardından “İsrail’i yeniden harika yapma” sözü verdi.
*Haberin görseli Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz Saray Sözcüsü Jean-Pierre, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayarak ABD’nin İsrail’e verdiği desteğe ilişkin konuştu.
Orta Doğu’daki “gerginliğin” artmasının ardından ABD’nin İsrail’e sağladığı silah desteğinin durdurulması taleplerinin sorulması üzerine Jean-Pierre, “ABD’nin politikasının değişmediğini” kaydetti.
Sözcü Jean-Pierre, “İsrail’in güvenliğine olan bağlılığımız sarsılmazdır ve bu değişmemiştir. İsrail’in güvenliğini desteklemeye devam etme konusundaki kararlılığımız sürüyor.” dedi.
REKLAM
Jean-Pierre ayrıca bölgede bir “diplomatik çözüm” görmek istediklerine dikkati çekerek, “Bunun başarılabileceğine inanıyoruz ve bu şekilde ilerlemek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’e koşulsuz destek vermekle eleştirilen ABD yönetimi, ağustos ortasında yaptığı duyuruyla, bu ülkeye 5 ayrı pakette toplam 20 milyar dolarlık silah satışına onay vermişti.
Toplam değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile bunların ilgili mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturuyordu.
Öte yandan 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da diğer paketlerde yer almış, bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verilmişti.
Toplam satış değeri 20,3 milyar doları bulan paket, Gazze’de ateşkes sürecinin belirsizliğini koruduğu ve bölgede gerginliğin yükseldiği bir dönemde onaylanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalçın’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Yalçın ve beraberinde Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti.
Görüşmeyi 29 Ağustos’ta tanıtımı yapılan İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir.” ifadelerini kullandı.
Ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücretin altındaki rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ifade eden Yalçın, programın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini bildirdi.
Yalçın, bunun üzerine Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını belirttiğini aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi. – KİLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİLİS – Kilis’te polis ekipleri, yeni eğitim öğretimin yılının başlamasıyla birlikte okul önlerinde denetim gerçekleştirdi.
Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakırhan, bir restoranda düzenlenen “Ekmek ve Adalet Mücadelesinde Buluşuyoruz Programı”na katılarak, basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Burada konuşan Bakırhan, yerel basının Türkiye’nin aynası olduğunu ifade etti.
Toplumun her kesimiyle bir araya geldiklerini dile getiren Bakırhan, adalet ve özgürlük arayanların yanında olmaya devam edeceklerini anlattı.
Bir gazetecinin Anayasa çalışmaları hakkındaki sorusu üzerine Bakırhan, şu cevabı verdi:
“Yeni bir Anayasa olmalı, demokratik olmalı. Toplumun dinamikleri yapım sürecine katılmalı. Bu konuda samimiyet olmalı. Anayasa 3-5 farklı partinin bir araya gelerek yapacağı bir şey değil, toplum sözleşmesidir. Toplumun dahil olmadığı bir Anayasa, Anayasa olmaz. Öncekilerinin kötü bir örneği olur. Adı Anayasa olur, yine olur, demokratik olmaz.”
Bakırhan, daha sonra Akdeniz ilçesindeki Karaduvar Balıkçılar Kooperatifi’ni ziyaret etti, ardından Kazanlı Taziye Evi’nde “Kazanlı Örtü Altı Üreticileri Toplantısı”na katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bakan Işıkhan ile toplu sözleşme hükümlerini engelleyen tasarruf genelgesinin revize edilmesi konusunu ele aldıklarını belirtti. Yalçın, “Geçtiğimiz ay Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yapmış olduğumuz görüşmede Anayasa, Kanunlar ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak toplu sözleşme hükümlerimizi engelleyen Tasarruf Tedbirlerini görüşmüş, yanlışın düzeltilmesi gerektiğini belirtmiştik” dedi.
Yalçın, Bakan Işıkhan ile yaptıkları görüşmede de toplu sözleşme görüşmelerinde karar altına alınan servis hizmeti kazanımının engellenmesinin oluşturduğu mağduriyeti ve toplumsal maliyet oluşturduğunu, okulların açılmasıyla artan trafik ve bazı kurumlarda servis sözleşme yenileme dönemlerinin gelmesi sebebiyle sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi. Yalçın, ilk toplu sözleşmeden itibaren 12 yıldır uygulanan koruyucu giyim kazanımının kapsamının genişlemesi yönüyle memurların memnuniyetinin arttığını, usulsüz idari işlemlerle engellenerek masaya olan güveni zedelediğini belirterek, “Kamu İşveren Heyeti ve Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin masada kararlaştırılanı sahada uygulama noktasında ortak hareket etmesi gerektiğini, fazla çalışma ücreti T.S’deki kazanımlarımızla hemen hemen bütün kurumlarda uygulanan, emeğin ve akıtılan alın terinin karşılığının verilmesi noktasında emekçinin hakkı olan bir kazanımdır” ifadelerini kullandı.
Fazla çalışma ücretinin eksiksiz verilmesi ve masanın dışında karar alınmaması gerektiğini ifade eden Yalçın, şunları kaydetti:
“Seyyanen ilave ödemenin emekli aylığına yansıtılması, 1. Dereceye 3600 Ek Gösterge çalışmasının tamamlanması, 4688 sayılı Kanun’da değişikliğin gerçekleşmesi, koruma ve güvenlik görevlilerinin ek ödemesi, Ayniyat saymanlarının ÖHT sorununun çözülmesi, Mühendislik Meslek Kanunu, YHS ve diğer kamu görevlilerinin beklentilerinin karşılanması gerektiğini belirterek, çözümde geç kalınmaması, hızlı hareket edilmesi gerektiğini aktardık.”
“İyi bir eğitim sağlanabilmesi için tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla görüştüklerini de belirten Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir” şeklinde konuştu.
Ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücretin altındaki rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ifade eden Yalçın, programın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini belirtti.
Yalçın, Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını belirttiğini kaydetti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Ahiliğin bir meslek örgütü olmasının dışında insan yetiştirme ve medeniyet projesi olduğunu söyledi.
Ahiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal hayata düzen getirdiğini, yeni bir anlayışın hakim olmasını sağladığını, dışarıdan tehditlerin olduğu dönemlerde devleti ve milleti ayakta tutabildiğini vurgulayan Karahocagil, “Ahiliğin bizim ne kadar önemli bir değerimiz olduğu daha çok ortaya çıkmaktadır. Bir yıla yakın bir süredir Gazze’de insanlık katliamı ve soykırım yapılıyor, bütün dünyanın seyirci kaldığı bu sistem devam ediyor. Yarın bunların başka yerlerde olma ihtimalini görüyoruz. Bunun için mazlumların sesi ve güvencesi olmak, onların güvendiği yer olmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz var. Ahilik öyle bir değer ve sistem ki içindekilerle toplumsal düzeni, barışı sağlarken, insanın gelişimine de odaklanmaktadır.” diye konuştu.
Daha sonra öğrencilere üniversite, yerleşke, imkanlar ve kent hakkında bilgiler verilirken, her fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu da kendi bünyesinde öğrencilere yönelik seminer düzenledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur- Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ı kabul etti.
Yalçın’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Yalçın ve beraberinde Memur- Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Bakan Işıkhan’ı ziyaret etti. Görüşmeyi 29 Ağustos’ta tanıtımı yapılan İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla gerçekleştirdiklerini ifade eden Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir” dedi.
Yalçın, ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücret altı rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ve uygulamanın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini ifade etti.
Yalçın, bunun üzerine Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Törene, Kaymakam Semih Doğanoğlu, Belediye Başkanı Ertunç Güngör, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hakan Keşküş, Nallıhan Meslek Yüksekokulu Müdürü Ayhan Aydın ve öğrenciler katıldı.
Bilgisayar programcılığı ve elektronik teknolojisi alanında 2 yıl eğitim görecek öğrencilere başarılar dileyen Aydın, her zaman öğrencilerin yanında olacaklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düşük doğum oranları ve azalan genç nüfus sorunlarıyla mücadele eden Japonya, yaşlı nüfus konusunda yeni bir rekor kırdı.
Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre, 100 yaş ve üzeri kişilerin sayısı 54 yıl üst üste artarak geçen sene 95 bin 119 ile rekor seviyeye ulaştı.
100 yaş ve üzeri kişilerin yüzde 83’lük kısmını 83 bin 958 kişi ile kadınların oluşturduğu bildirilirken, yüzde 17’lik kısmını ise 11 bin 161 kişi ile erkeklerin oluşturduğu kaydedildi.
YAŞLI NÜFUSTA YENİ REKOR
100 yaşını geçenlerin toplam sayısının bir önceki yıla göre 2 bin 980 arttığı bildirilirken, ortalama yaşam süresinin de 3 yıl sonra ilk kez artarak 2023’te kadınlar için 87,14’e, erkekler için ise 81,09’a yükseldiği ifade edildi.
Güncel verilere göre, en yaşlı erkek 110 yaşındaki Kiyotaka Mizuno olurken, en yaşlı kadın ise aynı zamanda dünyanın en yaşlı insanı unvanını elinde bulunduran 116 yaşındaki Tomiko Itooka oldu.
61 YIL ÖNCE SAYILARI 153’TÜ
Bu alandaki verilerin toplanmaya başlandığı yıl olan 1963’te 153 olarak bilinen 100 yaş ve üzeri kişi sayısı; 1981’de bin, 1998’de ise 10 bin sınırını aşmıştı.
Ortalama yaşam sürelerinin tıp endüstrisi ile tedavi ve bakım hizmetlerindeki gelişmeler nedeniyle düzenli olarak arttığı değerlendiriliyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meta’dan Rusya’yı kızdıran karar…
Milyonlarca kullanıcıya sahip uygulamaları tek çatı altında toplayan Meta, Rus medyasına ait bazı kuuluşları ve haber ajanslarını platformlarında yasakladı.
Yasağın duyurulmasının ardından tepki gören Meta, konuya ilişkin açıklama yaptı.
“RUS MEDYA KURULUŞLARI KÜRESEL OLARAK YASAKLANDI”
Açıklamada, “Dikkatli bir değerlendirmenin ardından Rus devlet medya kuruluşlarına karşı devam eden yaptırımlarımızı genişlettik. Rossiya Segodnya, RT ve bunlarla bağlantılı kuruluşlar, dış müdahale faaliyetleri nedeniyle uygulamalarımızdan küresel olarak yasaklanmıştır.” ifadesi kullanıldı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gündemdeki konulara dair yaptığı açıklamada, Meta’nın aldığı karara da değindi.
“BU KARAR OLUMSUZ VE KABUL EDİLEMEZ”
Peskov, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta’nın Rus medya kuruluşlarını yasaklama kararının olumsuz ve kabul edilemez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
Meta bu eylemlerle kendisini itibarsızlaştırıyor. Rus medyasına yönelik bu tür seçici eylemler kabul edilemez. Bunu son derece olumsuz bir karar olarak değerlendiriyoruz. Elbette bu, Meta ile ilişkilerimizi iyileştirme ihtimalini zorlaştırıyor.

RUS MEDYASI VE ABD
ABD Adalet Bakanlığı, 4 Eylül’de yaptığı açıklamada, aralarında RT’nin de olduğu Rusya’ya bağlı bazı medya kuruluşları ile sosyal medya platformlarını, 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalışmakla suçlamış ve bu kapsamda yaptırımlar açıklamıştı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da 13 Eylül’de yabancı ülkelerde “istikrarsızlaştırıcı” faaliyetlerde bulunduğu ve Ukrayna’daki savaşında Moskova yönetimine önemli ölçüde destek sağladığı gerekçesiyle Rus devlet kanalı RT ile bağlantılı 3 kurum ile 2 kişiye yönelik yaptırım kararı alındığını açıklamıştı.
SEÇİMLERE MÜDAHALE İDDİALARINI REDDETTİLER
ABD istihbaratı, ülkede 2016 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerine Rusya’nın RT ve diğer medya kurumları üzerinden müdahale etmeye çalıştığı sonucuna varmış, Moskova ise seçimlere müdahale iddialarını reddetmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in siber saldırısı sonucu Lübnan’da Hizbullah’ın da iletişim için kullandığı çağrı cihazlarında patlamalar meydana geldi.
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, İsrail’in “pager” isimli çağrı cihazlarına sızması sonucu yüzlerce Lübnanlı yaralandı.
NNA’dan yapılan açıklamada, “Beyrut’un güney banliyöleri ile Lübnan’ın birçok bölgesinde benzeri görülmemiş düşmanca bir güvenlik olayı yaşandı. Yüksek teknoloji kullanılarak taşınabilir pager sistemleri patlatıldı ve çok sayıda yaralı olduğu, yaralıların hastanelere nakledildiği bildirildi.” ifadeleri kullanıldı.
İSRAİL ÇAĞRI CİHAZLARINI PATLATTI
Lübnan’da bazı çağrı cihazlarının, sahiplerinin üzerindeyken patladığı anlar sosyal medyaya yansıdı.
Görüntülerde, taşınabilir cihazların sinyal vermesiyle sahipleri tarafından ellerine alındığı ve bu esnada infilak ettiği fark ediliyor.
8 ÖLÜ, 2 BİN 800 YARALI VAR
Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada 8 kişinin hayatını kaybettiği, 2 bin 800 kişinin ise yaralandığı duyuruldu.
Yaralanan kişilerin çoğunun Hizbullah mensubu olduğu kaydedildi.

SAĞLIKÇILARA ACİL KODLU ÇAĞRI YAPILDI
Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanı Firas el-Ebyad, “Ülkenin farklı bölgelerinde çağrı cihazlarının patlaması sonucu yüzlerce kişi yaralandı.” dedi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, acil servislere gelen yüksek sayıda yaralılarla ilgilenmek için tüm sağlık çalışanlarına görev yaptıkları sağlık merkezine gitmeleri talimatı verdi.
Lübnanlılardan kan bağışı yapmalarını talep eden Sağlık Bakanlığı, yollarda ambulanslara öncelik verilmesi çağrısı yaptı.

LÜBNAN SOKAKLARINDA KAOS…
Sağlık Bakanlığı, personelinden ve vatandaşlardan çağrı cihazları kullanmamasını istedi.
Başkent Beyrut sokaklarında onlarca ambulansın hareketliliği gözlemlenirken Lübnan askerleri de kentteki kaos ve trafikteki yoğunluğu ortadan kaldırmak için caddelerde konuşlandı.

HİZBULLAH: EN BÜYÜK GÜVENLİK İHLALİ
Reuters’a konuşan bir güvenlik kaynağı ise, Hizbullah’ın yüzlerce üyesinin, haberleşmek için kullandıkları çağrı cihazlarının patlaması sonucu ağır yaralandığını söyledi.
Hizbullah yetkilisi, çağrı cihazlarının patlatılmasının İsrail ile yaklaşık bir yıldır süren savaşta örgütün maruz kaldığı “en büyük güvenlik ihlali” olduğunu söyledi.



Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk felci vakalarındaki artış sonrası yapılan aşılama çalışmalarına ilişkin konuşan UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, “Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye.” ifadesinde bulundu.
Lazzarini, açıklamalarında ikinci doz uygulamalarına ilişkin de konuştu.
“BİR SONRAKİ GÖREVİMİZ İKİNCİ DOZU SAĞLAMAKTIR”
Aşılamaya ilişkin konuşan Lazzari, şu sözleri sarf etti:
Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye: Çocuk felci aşılama kampanyasının 1. turu başarıyla sona erdi. UNRWA ve ortakları yüz binlerce çocuğu aşılayarak aşılama kapsamını yüzde 90’a ulaştırmıştır.
Çatışmanın tarafları, gerekli olan farklı ‘insani duraklamalara’ büyük ölçüde saygı göstererek, siyasi irade olduğunda yardımın kesintiye uğramadan sağlanabileceğini göstermiştir.
Bir sonraki görevimiz çocuklara Eylül sonunda ikinci dozu sağlamaktır. Kampanyayı güvenli bir şekilde yürütmek için yeni duraklamalara ihtiyaç duyulacak olsa da, Gazze’deki insanların nerede olurlarsa olsunlar acilen ihtiyaç duydukları şey ateşkestir.

KAMPANYA BAŞLATILMIŞTI
Filistin Sağlık Bakanlığı, 16 Ağustos’ta, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının tespit edildiğini duyurması sonrası, DSÖ, Filistin Sağlık Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve BM’nin Filistin Ajansının (UNWRA) iş birliğiyle, Gazze’de 10 yaş altı 600 binden fazla çocuğu kapsayan çocuk felci aşılama kampanyası başlatılmıştı.
Ayrıca, cumartesi günü açıklamada bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kampanyanın ilk aşamasında 560 binden fazla çocuğun aşılandığını duyurmuştu.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerlerinin Gazze’de sürdürdüğü zulüm 10 ayı aşkındır devam ediyor.
Binlerce Gazzeliyi öldüren İsrail ordusu, savaştan kaçmayı başaran sivilleri ise yurtlarından ederek kendi topraklarından uzaklaştırıyor.
Göçebe olarak zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan Gazzeliler, İsrail askerlerinin sınırda uyguladığı ambargo nedeniyle yiyecek ve temiz suya ulaşmakta zorluk çekiyor.
TÜRK KIZILAYI’NDAN YARDIM ELİ
Savaşın ilk gününden itibaren yardımlarını esirgemeyen Türk Kızılayı, açlıkla mücadele eden Gazzelilere bir gıda yardımı daha gerçekleştirdi.

20 BİN KİŞİLİK GIDA YARDIMI DAĞITILIYOR
Gazze’ye insani yardımın ulaşmasında yaşanan zorluğu yerelden temin ettiği gıda malzemeleriyle aşma yoluna giden Kızılay, kuru gıda, sıvı yağ, ton balığı dahil 16 kalem malzemeden oluşan 20 bin kişilik gıda kolisini Han Yunus’taki dağınık yerleşim bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya başladı.
Yardımların Gazze’ye ulaşması sürecinin her aşamasında Filistin, Mısır ve Ürdün Kızılayı ile koordineli bir çalışma yürüten Kızılay, bölgeye karayolu üzerinden insani yardım sevkiyatı gerçekleştirmek için de planlama çalışmalarını sürdürüyor.
GÜNDE 15 BİN KİŞİ KAPASİTELİ AŞEVİ FAALİYETİ SÜRÜYOR
Çatışmaların başladığı 7 Ekim’den bu yana önce Refah’ta, ardından Deyr Belah’ta hizmet veren aşeviyle Kızılay, günde 15 bin kişinin sıcak yemek ihtiyacını karşılıyor.
Aşevinden yararlananların pek çoğu, günde sadece bir öğün yemek yediklerini, bu yemeğin de Türk Kızılay aşevinden sağladıkları öğün olduğunu anlatıyor.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖCALAN İÇİN SLOGAN ATTILAR
“Festival” adı altında gerçekleştirilen gösteride PKK yandaşları, terör örgütünün bayraklarını taşıdı ve elebaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde sloganlar attı.

FRANSA’NIN İZNİ DAHİLİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Fransa Dışişleri Bakanlığı, AA muhabirinin, PKK Avrupa Birliği ve Fransa tarafından terör örgütü olarak tanınırken örgüte ait paçavralarla terör propagandasının yapıldığı bu gösteriye neden izin verildiği sorusunu henüz yanıtlamadı. Türkiye, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2021’de terör örgütü PKK/PYD/YPG güdümündeki sözde “Suriye Demokratik Konseyi” mensupları ile görüşmesini kınamıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye geneli ve KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da toplam 227 sınav merkezi, 5 bin 683 bina ve 99 bin 765 salonun kullanıldığı sınava 1 milyon 864 bin 867 aday başvuru yaptı.
Saat 10.15’te başlayan sınavda adaylara 120 sorudan oluşan “genel yetenek” ve “genel kültür” testleri uygulandı. Adaylara 130 dakika süre verildi.
SORU KİTAPÇIĞI VE CEVAP ANAHTARI ERİŞİME AÇILDI
Öte yandan 2024-KPSS Ortaöğretim temel soru kitapçığıyla cevap anahtarı adayların erişimine açıldı.
ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, sınava başvuran adaylar, temel soru kitapçığı diziliminde verilen sınav sorularının tamamına ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden erişebilecek.
Temel soru kitapçığı görüntüleme süreci, 25 Eylül’de saat 23.59’da sona erecek. Öte yandan, 2024-KPSS Ortaöğretim temel soru kitapçığı ile cevap anahtarının yüzde 10’u ÖSYM’nin internet sitesinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adaylar, saat 09.00 itibarıyla görevlilerin kontrolleri altında sınav merkezine alınmaya başlandı.
Sadece sınav giriş belgeleri ve kimliklerini beraberinde getirmesi gereken adaylara girişte detaylı arama yapıldı.
Adaylar, görevliler tarafından yanlarında; toka, küpe, saat ve benzeri takıların bulunmaması için uyarıldı.
Adaylar, saat 10.00’a kadar sınav merkezine alındı. Bu saatten sonra kapılar kapatıldı ve gelen adaylar içeri alınmadı.
Genel yetenek ve genel kültür testlerinin uygulandığı sınavda adaylara 120 soru soruldu. Saat 10.15 itibarıyla başlayan sınav 130 dakika sürdü ve saat 12.25’te sona erdi.
Ek süre kullanması uygun görülen engelli adaylar ise bu sınavda 30 dakika ilave sürelerini kullandı.
Diğer yandan 81 il ve Lefkoşa’da gerçekleştirilen sınava, 900 bin 148’i kadın, 964 bin 719’u ise erkek olmak üzere 1 milyon 864 bin 867 aday başvurdu.
ALTIN KOLYESİNİ BIRAKMADI, SINAVA GİRMEDİ
Sınava gelen adaylar, üzerlerindeki takı ve tokaları bölgedeki emanetçilere ya da ailelerine teslim etti.
Ankara’da altın kolyeyle merkeze gelen genç kız ise kolyesini kimseye bırakamayacağını söyleyerek, sınava girmekten vazgeçti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlkokul öğrencisi Narin Güran’ın Diyarbakır’da öldürülmesinin ardından eğitim-öğretim yılının buruk başladığı vurgulanarak, Bakanlığın Narin’in okulundaki arkadaşlarına yönelik psikososyal destek çalışmalarına ilişkin soru üzerine Tekin, bir Bakan, bir baba ve vatandaş olarak Narin’in başına gelen olaydan dolayı çok üzgün olduğunu ifade etti.
Bakanlık olarak bu tür olaylarda çocukların yanında olmaya çalıştıklarını dile getiren Tekin, yeni eğitim-öğretim yılının açılışı için tüm birim amirlerinin, bakan yardımcılarının değişik illerde öğrencilerle ve öğretmenlerle bir araya geldiğini belirtti.
REKLAM
Bakan Tekin, konuya ilişkin şöyle konuştu: “Bugün de Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturduğumuz bir ekip, genel müdürümüzün başkanlığında Diyarbakır’a gittiler, Narin çocuğumuzun okulu Tavşantepe İlkokulu’nda, eğitim-öğretim yılının açılışını orada yaptılar. Özel olarak travmayla mücadele ve ilk müdahaleler konusunda eğitilmiş, yetkin 4 arkadaşımız, genel müdürlüğümüz ve genel müdürlüğümüzdeki uzman arkadaşlarla beraber eğitim öğretimi orada açtılar. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın yetkilileriyle beraber okuldaki çocuklarımızın yas ve travma konusundaki süreci atlatmalarına ilişkin alınabilecek tedbirleri aldılar. Allah başımıza bir daha böyle bir şey getirmesin. Temennim odur ki inşallah bu vahşeti işleyen kişiler, bir an önce kanunen de hesap verirler.”
Yeni eğitim-öğretim sürecindeki yenilikler konusuna da değinen Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda hazırlanan yeni programları, her kademenin ilk sınıflarında bugün itibarıyla başlattıklarını, yeni dönemde okul-aile işbirliğine de büyük önem vereceklerini söyledi. Tekin, bu kapsamda oluşturdukları Velivizyon Platformu’nu da tanıttı.
Bu dönem bir başka üzerinde duracakları konunun Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi olduğunu belirten Tekin, bu süreçte “her insanın bir mesleği olmalı” mottosuyla hareket edeceklerini, bu kapsamda 7 ve 8. sınıf öğrencileri için zanaat atölyeleri oluşturduklarını, ayrıca meslek liseleri bünyesinde meslek ortaokulları açacaklarını, yeni mesleki ve teknik Anadolu liselerinde yeni okul türleri hayata geçireceklerini bildirdi.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tekin, TBMM açıldıktan sonra teklifin yasalaşmasıyla Milli Eğitim Akademisi ile öğretmenlerin istihdam süreçlerini ve hizmet eğitim süreçlerini yetkin akademisyenlerle birlikte uygulama ağırlıklı şekilde yürütüleceği yeni bir sürecin başlayacağını kaydetti.
REKLAM“EĞİTİM-ÖĞRETİM MATERYALLERİMİZ YETERLİ”
Öğrencilere yardımcı kaynak verilmesi konusunda görüşü sunulan Bakan Tekin, ders kitapları, öğretmenler, destekleme ve yetiştirme kursları (DYK) ve dünyada en çok “tık”lanan eğitim portalları arasında bulunan EBA içeriklerinin, öğrencilerin kademeler arası geçiş sınavlarına hazırlanmaları konusunda yeterli olduğunu ifade etti.
Bu kadar zengin içerik varken çocuklara ilave bir mali yük getirecek şekilde kitap aldırmanın kimseye bir faydasının bulunmadığının altını çizen Tekin, şöyle devam etti: “Bu konuya şöyle de bakıyorum; kamu politikaları üzerine vesayet uygulamaya çalışan bir mekanizma var demektir bu. Çünkü sadece bu yıl 250 milyona yakın ders kitabını ücretsiz dağıttık. İlave bu kadar materyal varken dışardan ilave bir materyali velilere yük olacak şekilde satın aldırmak asla tasvip ettiğimiz bir şey değil. (Velilerimizi) Bir kez daha uyarmış olayım, kitaplarımız ve materyalimiz yeterlidir. Lütfen idarecilerimize ve öğretmenlerimize hiçbir denetimden geçmemiş olan piyasada satılan test, ders benzeri kitapları çocuklarınıza aldırmayın, öğretmenlerimizi bu konuda baskı altına almayın. Biz bunu asla ve kesinlikle istemiyoruz. Bir materyale ihtiyaç varsa bunu zaten EBA’da sunuyoruz. İlave basılı materyal de gönderiyoruz zaten.”
REKLAM
Bakan Tekin, 20 bin öğretmen atamasına ilişkin süreçle ilgili bilgi verirken, öğretmen atamalarının KPSS puanının yüzde 50’si ve mülakat sonucunun yüzde 50’si alınarak olması yönünde yönetmelik değişikliği yaptıklarını hatırlattı.
Böylece mevcut yönetmelikte yüzde 100 mülakat notuyla atama yapılacağına ilişkin bir hüküm varken bu oranı yüzde 50’ye düşürdüklerini ifade eden Tekin, “Mülakatsız atama yapılsın diyenler, dava açtılar. Ama biz zaten yüzde 100’ü yüzde 50’ye düşürdük. Danıştayda açılan dava süreci devam ediyor. Danıştayın bu konuda vereceği karara göre, öğretmen arkadaşların mülakat notlarını açıklayıp atama süreçlerini başlatacağız. Burada bu karara kadar beklemek durumundayız. Aksi durumda farklı tablolar, farklı durumlar ortaya çıkabilir.” diye konuştu.
AKRAN ZORBALIĞIYLA MÜCADELE
Bakan Tekin, bu yıl okullara gönderilen genelgelerinden birisinin de şiddet ve akran zorbalığıyla ilgili olduğunu söyledi.
Okulların bu konuyla ilgili komisyonlar kuracaklarını, rehber öğretmenlerin bu konudaki farkındalığını artıracak tedbirler aldıklarını anlatan Tekin, bu yıl şube seçimlerinde de öğrencilerin yaş aralığına dikkat edildiğini bildirdi.
Bir sınıfta 66, 72 ve 84 aylık çocukların bulunabildiğine dikkati çeken Tekin, “Akran zorbalığının önemli sebeplerinden bir tanesi burası. Aynı sınıfta aralarında 1,5 yaş farkı olan iki çocuğumuz bulunuyor. İkisinin de yasal hakkı, bir problemimiz yok. Fakat bizim bu sene şube tercihlerinin merkezi yapılmasındaki çıkış noktalarımızdan bir tanesi tam da burasıydı. Biz şubeleri oluştururken parametrelerimizi de ona göre koyduk. Yani 66 aylık bir çocukla, 84 aylık bir çocuğu aynı sınıfa vermek, aynı şubeye vermek yerine daha birbirine yakın yaş aralıklarındaki çocukları aynı sınıflara vererek tedbirler alıyoruz.” ifadelerini kullandı.
DİJİTAL BAĞIMLILIK İÇİN VELİLERE MESAJ
Bakan Tekin, ailelerin dijital bağımlılıkla mücadele konusunda çocuklarına örnek olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çocuğumuzla sohbet ederken elimizdeki cep telefonunu, sosyal medyada paylaşım yapmayı ya da oyun oynamayı bir tarafa bırakalım, doğru örnek olalım. Oradaki mücadeleyi ailelerle beraber yürütmek arzusundayız. Dediğim gibi biz okullarda sınıflarda bu mücadeleyi yapabiliriz, onun dışındakileri ailelerle yapabiliriz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Rusya- Ukrayna Savaşı öncesinde doğalgazının yüzde 40’ını Rusya’dan ithal ediyordu.
Savaşla birlikte Rusya’da AB’ye doğalgaz sevkiyatı büyük ölçüde azaldı.
SON DURUMU AÇIKLADI
Avrupa Birliği Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson, Brüksel’de Avrupa’nın enerji dönüşümünde attığı adımların değerlendirildiği “AB Enerji Birliği 2024” raporuna ilişkin basın toplantısı düzenledi.
AB’nin son iki yılda yenilenebilir enerji kurulumunda hızla ilerlediğini anımsatan Simson, “2024’ün ilk yarısında rüzgar ve güneş enerjisi yeni rekor kırarak elektrik üretiminde ilk kez fosil yakıtları geride bıraktı.” diye konuştu.
“RUS GAZI OLMADAN DEVAM EDECEĞİZ”
Simson, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasını sağlamak için pazar entegrasyonu, şebeke ve altyapı yatırımlarının önemine işaret etti.
Rus fosil yakıtlarına on yıllardır süren “bağımlılığı” sona erdirmeyi başardıklarını belirten Simson, geçmişte AB’nin her yıl Rusya’dan 150 milyar metreküp gaz ithal ettiğini, bunun artık 50 milyar metreküpün altına indiğini kaydetti.
Simson, “Rusya’ya olan bağımlılığımız 2021’de yüzde 45 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 15’e düştü.” ifadesini kullandı.
AB gaz depolarının yüzde 90 doluluğa hedeflenen tarih olan 1 Kasım’dan haftalar önce ulaştığını anımsatan Simson, Avrupa’nın 2022 ile 2024 arasında gaz tüketimini yüzde 18 oranında azalttığını vurguladı.
Simson, AB’nin temiz enerji dönüşümünü sağlaması, iklim taahhütlerini yerine getirmesi ve sanayisinin rekabet gücünü koruması için gelecek 5 yılın kritik önem taşıdığına işaret etti.
“Rus gazını, Avrupa’nın enerji arz güvenliğini tehdit etmeden aşamalı olarak kaldırılma sürecini tamamlamaya kararlıyız.” diyen Simson, AB’nin Ukrayna transit güzergahından gelen Rus gazı olmadan yoluna devam etmeye hazır olduğunu söyledi.

“DAHA AZ FOSİL YAKIT İTHAL EDECEĞİZ”
Simson, Avrupa’da enerjinin halen çok pahalı olduğunu belirterek, “Yüksek enerji fiyatları özellikle Çin ve ABD karşısında Avrupa’nın uluslararası rekabet gücünü etkiliyor.” dedi.
Enerji fiyatlarının 2022’deki zirve seviyesinden indirmek için çok çalıştıklarını vurgulayan Simson, bu aşamada yapısal sorunların ele alınması gerektiğini söyledi.
Simson, fiyatları düşürmekte ana yöntemin yenilenebilir enerji kurulumunu hızlandırmak olduğunu ifade etti.
Enerji altyapı ve şebeke gelişimine daha fazla destek sağlamaları gerektiğini belirten Simson, rekabet gücünü, arz güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığı garanti altına almak için temiz enerjiye daha fazla yönelmeleri ve daha az fosil yakıt ithal etmeleri gerektiğini anlattı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 15.00 sıralarında Göynük ilçesi Karaardıç köyü yakınlarında başlamıştı. Henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan orman yangını için Nallıhan, Göynük ve Mudurnu ilçelerinden bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekibi sevk edildi. Ekiplerin hızlı müdahalesi neticesinde yangının etrafı çevrildi. Yaklaşık 3 saatlik mücadelenin sonucunda alevler kontrol altına alındı. Ekiplerin bölgede soğutma çalışması devam ediyor. – BOLU

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adı açıklanmayan Suriyeli bir askeri kaynak, Lübnan’ın kuzeybatısından Suriye’nin orta bölümündeki bazı askeri mevzileri hedef alan bir hava saldırısı başlatıldığını ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellediğini bazılarını da düşürdüğünü söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polis, iki haftadır ülkenin güneyindeki Davao kentinde kendisine ait İsa Mesih Krallığı Kilisesi’nin yerleşkesinde kalan Quiboloy’un yakalanması için girişimlerde bulunuyordu ancak destekçileri, emniyet mensuplarının yerleşkeye girmelerine izin vermiyordu.
Polis ve silahlı kuvvetlerin 24 saatlik ültimatom vermesinin ardından papaz Quiboloy, emniyet güçlerine teslim oldu.
“SÜRECE DAHİL OLAN HERKES HESAP VERECEK”
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr, yaptığı açıklamada, “(Quiboloy) Ona diğer tutuklular gibi davranacağız ve haklarına saygı göstereceğiz. Süreci sonuna kadar götüreceğiz. Süreç şeffaf olacak. Sürece dahil olan herkes hesap verecek.” dedi.
ABD’NİN İADE TALEBİ OLMADI
Marcos, Quiboloy için ABD’den iade talebinin olmadığını belirterek, papazın önce yerel mahkemelerde yargılanması ve yöneltilen suçlamalara cevap vermesi gerektiğini vurguladı.
Quiboloy, FBI’ın arananlar listesinde yer alıyordu.
NE OLMUŞTU?
Kasım 2021’de ABD Federal Savcılığı, Quiboloy ile iki üst düzey kilise yöneticisi hakkında komplo, çocuk ve kadınların zorla cinsel istismarı, dolandırıcılık, sahte evlilik, kara para aklama, nakit kaçakçılığı ve vize sahteciliği gibi suçlamalarla iddianame hazırlamıştı.
Federal savcıların yaptığı açıklamada, ABD’nin Los Angeles eyaletindeki Van Nuys bölgesinde faaliyet gösteren Filipinler merkezli kilisenin liderinin “lanetleme” tehdidiyle zorladığı kadınlar ve reşit olmayan kız çocuklarına cinsel istismarda bulunmakla suçlandığı duyurulmuştu.
1985 yılında kurulan ve 74 yaşındaki Quiboloy’un başkanlık ettiği İsa Mesih Krallığı Kilisesinin yaklaşık 200 ülkede 6 milyon üyesinin bulunduğu öne sürülüyor.
Eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin yakın arkadaşı Quiboloy, kendisini “Tanrı’nın tayin edilmiş oğlu” olarak tanımlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>12 GÖZALTI
İsrail ordusunun son 24 saatte işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli kentlerinde aralarında bir kadın gazeteci ile eski tutukluların da bulunduğu en az 12 Filistinliyi gözaltına aldığı kaydedildi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı 7 Ekim’den bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 691 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde de beş senenin ardından Avrupa Birliği’nce dışişleri bakanlarının Gymnich adı verilen gayri resmi toplantısına davet edildi. Fidan’ın AB’nin ardından AL toplantısına davet edilmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülkelerle normalleşme süreçlerine verdiği katkının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Fidan, bu toplantılara katılım göstererek küresel şartları gözeterek alternatif kulvarlarda Türkiye’nin politikalarını ve tezlerini üst düzeyde dünyaya anlatıyor. Türkiye uyguladığı kapsayıcı ve çok boyutlu diplomasi ile dünya politikalarında etkisini günden güne artırıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KURUMSAL İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ GÜNDEMDE
Konsey toplantıları Mart ve Eylül aylarında olmak üzere düzenli olarak yılda iki kez Kahire’de yapılıyor. Arap Ligi’nin gündeminde bulunan Filistin başta olmak üzere birçok başlık Türkiye’nin dış politika gündeminde öncelikli konular arasında yer alıyor.

Türkiye’nin Arap ülkeleriyle son yıllarda gelişen ve çeşitlenen ilişkileri, hem bölgedeki mevcut sorunlara çözüm arayışları hem de karşılıklı yarar temelinde geleceğe yönelik somut işbirlikleri bağlamında yeni fırsatlar sunuyor.Bu çerçevede, Arap Ligi’yle kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve eşgüdümün artırılması gündemde.

ÜYE ÜLKELERLE GELİŞEN İLİŞKİLERİN YANSIMASI
Fidan’ın Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına davet edilmesi de üye ülkelerle gelişen ikili ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin bölgedeki rolüne duyulan ilginin yansıması olarak değerlendiriliyor.
SON DÖNEM TEMASLARDA ARTIŞ
AL Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) toplantılarında, 2018 yılından başlayarak Türkiye’nin Arap ülkelerinin içişlerine karıştığı iddiasıyla bazı aleyhte kararlar kabul edilmiş, ancak farklı seviyelerde gerçekleştirilen girişimler ve zaman içinde Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleriyle gelişen ilişkiler neticesinde mezkûr kararlarda kullanılan dilin giderek yumuşatıldığı görüldü. Bu süre zarfında AL’yle gelişen temas ve ilişkilerimiz kapsamında, Fidan 13-14 Ekim 2023 tarihlerinde Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette AL Genel Sekreteri (ALGS) Ahmed Aboul Gheit’le görüştü. Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ahmet Yıldız ile AL Genel Sekreter Yardımcısı (ALGSY) Büyükelçi Hossam Zaki başkanlığında 28 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da siyasi istişareler gerçekleştirildi, Hossam Zaki bilahare Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seri, ABD’ye ait SİHA’nın Marib semalarında saldırı görevi sırasında Husilere ait hava savunma sistemleri tarafından vurularak düşürüldüğü bilgisini verdi.
Sözcü Seri, bununla birlikte, düşürdükleri MQ-9 tipi SİHA sayısının 8’e yükseldiğini aktardı.
KIZILDENİZ’DEKİ DURUM
Yemen’deki İran’ın desteklediği Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten beri Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.
REKLAM
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023’te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
Avrupa Birliği (AB) Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliği için 19 Şubat’ta Aspides misyonunu başlatırken İtalya da 5 Mart’ta parlamento kararıyla bu misyona katılarak taktik komutayı üstlendi.
Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD yönetiminin “son fırsat önerisi” olarak nitelendirdiği yeni önerinin, bugün ya da ilerleyen günlerde taraflara sunulacağı belirtildi.
ABD’nin yeni önerisinin, başta Philadelphi Koridoru olmak üzere İsrail ile Hamas arasında anlaşmazlık olan tüm konuları içerdiği ifade edildi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde süren saldırılarının durdurulması için taraflar arasında uzun süredir müzakereler devam ediyor.
İsrail’in anlaşma taslağına eklediği maddelerin ve özellikle de Mısır-Gazze sınır hattı Philadelphi Koridoru’nda kontrolünü sürdürme ısrarının müzakereleri zora soktuğu vurgulanıyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yerel saatle 20.00’de oy verme işleminin sona ermesinin ardından oy sayımına başlandı.

Bağımsız Seçim Kurulu, yerel saat ile 17.00’ye kadar yurtiçinde seçmen katılımının yüzde 26,45, yurtdışından da yüzde 18,31 olduğunu açıklamıştı. Sandıklar kapandıktan sonra toplam katılım oranı henüz açıklanmadı.
Resmi seçim sonuçlarının yarın açıklanması bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde, mevcut Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Sosyalist Güçler Hareketi’nden (FFS) Yusuf Uşiş ve Barış Toplumu Hareketi’nden (MSP) Abdulaali Hassani Şerif yarışıyor.

CEZAYİR’DE SEÇİM SÜRECİ
Cezayir’de 2019 yılında kitlesel halk protestoları sonucu 20 yıllık iktidarı sonrasında istifa etmek zorunda kalan Abdulaziz Buteflika’nın ardından Abdülmecid Tebbun, yapılan seçimleri kazanarak cumhurbaşkanı olmuştu.
Halen görevde olan 78 yaşındaki Cumhurbaşkanı Tebbun, görevini bir dönem daha devam ettirmek için bağımsız adaylığını koyarken; ordu, medya, dini topluluklar, işverenler ile bazı siyasi partilerin desteğini aldığı ve seçimin favorisi olarak görüldüğü belirtiliyor.
Cezayir’deki en büyük İslami eğilimli parti olan ve mecliste 65 milletvekili bulunan ana muhalefet partisi MSP de 57 yaşındaki mühendis Abdulaali Hassani Şerif’i aday gösterdi.
Mecliste 26 milletvekili olan FFS Genel Sekreteri Yusuf Uşuşi ise eski gazeteci ve milletvekili olarak adaylar arasında yer aldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Protesto gösterisinde, “Philadelphia Koridoru esir çıkmazına dönüşüyor”, “Onları eve getirin”, “Binyamin Netanyahu İsrail’i öldürüyor” pankartları taşıyan göstericiler, Netanyahu aleyhinde sloganlar attı.
Protestocular Ayalon Otoyolu’nun girişini kısa süreliğine kapattı. Esirlerin serbest bırakılması için hükümete çağrıda bulunan göstericilere müdahale eden polis 2 kişiyi gözaltına aldı.
Öte yandan Kudüs’teki gösteride ise, esir anlaşması isteyen göstericiler sokaklarda davullar çalarak, esirlerin serbest bırakılması için sloganlar attı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OBAM’da sanattan spora, kültürel aktivitelerden el beceri faaliyetlerine kadar yürütülen etkinliklerle topluma kazandırılan engelli bireylerin, Pazartesi günü okula başlayacak birinci sınıf öğrencileri için bir sürprizi olacak. OBAM’da gerçekleştirilen Engelsiz Yaşam Atölyesi’ne katılan 17 engelli birey, ders zilinin çalmasıyla birlikte okul sıralarındaki yerlerini alacak olan minik öğrenciler için içerisinde kurşun kalem, boya kalemi, silgi, cetvel, kalemtıraş ve etiketin bulunduğu iki bin adet kalem kutu hazırladı. Eğitim hayatlarının ilk gününde çiçeği burnunda öğrencilere mutluluk yaşatmak isteyen engelli bireyler tarafından hazırlanan kalem kutular, Pazartesi günü birinci sınıf öğrencilerine dağıtılacak. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da 9 Eyül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılında 2 milyon 951 bin 685 öğrenci ders başı yapacak. İstanbul Valiliği, servis araçları ve ilk günlerde velilerin yaratacağı sirkülasyonun şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına neden olabileceği gerekçesiyle, eğitim – öğretim saatlerinde düzenlemeye gidildiğini duyurdu.
Konuyla ilgili İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklama şöyle:
“2024 – 2025 Eğitim öğretim yılı, 09.09.2024 Pazartesi günü başlayacak. İstanbul’da resmi ve özel okullarımızda 2.951.685 öğrencimiz eğitim öğretime başlayacak olup bu öğrencilerimizden 715.835’i ilk kez yeni okullarında eğitim – öğretime başlayacaklardır. Okulların açılmasıyla birlikte 16.000’i aşkın öğrenci servisi trafiğe çıkacaktır. Servis araçları ve velilerimizin ilk günlerde yaratacağı sirkülasyonun, şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına sebep olacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle İstanbul’daki tüm okullarda okulların açılacağı 09.09.2024 Pazartesi günü eğitim öğretimin 10.00 ile 15.00 saatleri arasında yapılmasına karar verilmiştir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de S plaka öğrenci servis taşımacılığı 2024-2025 eğitim öğretim yılı kilometre ücret tarifelerinin belirlenmesi için Düzce Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda toplantı düzenlendi.
Belediye Başkan Yardımcısı Cihan Ünal başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, SS Otobüsçüler Minibüsçüler ve Servis Araçları Odası ile Düzce Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası temsilcileri katıldı. Görüşmelerde çevre illerdeki ücret tarifeleri de göz önünde bulunduruldu. Görüşmeler sonucu, kar oranı düşürülerek yeni servis ücretleri maliyetin altında ve diğer şehirlerden daha düşük tutuldu.
Buna göre, 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde Düzce’de uygulanacak servis ücret tarifesi en kısa mesafe (0-1 km) için bin 670 lira, en uzun mesafe (23-25 km) için ise 3 bin 900 TL olarak belirlendi. 25 kilometreyi aşanlar için kilometre başına alınacak ücret ise 39 TL olarak tespit edildi.
Ayrıca, 36 hafta üzerinden hesaplanan servis ücret tarifesinde; aynı aileden 2 çocuğun aynı servisten yararlanması halinde ve ayrıca peşin ödemelerde yüzde 10 indirim uygulanması da kararlaştırıldı.
Yeni ücret tarifesinin 1 yıl süreyle artış planlanmadan uygulanacağı açıklandı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Ankara Büyükelçiliği X hesabından İzmir’de askerlerinin maruz kaldığı olaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“USS Wasp’te görevli ABD’li askeri personelin bugün İzmir’de saldırıya maruz kaldığını ve şu an güvende olduğunu teyit ederiz. Olaya hızlı müdahale etmelerinden ve olayla ilgili soruşturma başlatmalarından dolayı Türk makamlarına teşekkür ederiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen 11’i çocuk 26 kaçak göçmen, Yunan unsurları tarafından Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde, motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Motoru sökülmüş lastik bot içinde aralarında çocukların da bulunduğu kaçak göçmenleri Yunan Sahil Güvenliği, Türk kara sularına geri iterek ölüme terk etti.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botları ‘KB-111’ ve ‘KB-4510’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik bot içindeki 11’i çocuk toplam 26 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bangladeş’te Dhaka Tribune gazetesinin haberine göre, Muson yağmurları yaklaşık 14 gündür Bangladeş’te büyük zarara yol açtı, milyonlarca kişinin hayatını olumsuz etkiledi.
ÖLÜ SAYISI 59’A ÇIKTI
Yetkililer, sellerden çoğu Hindistan sınırındaki 11 bölgede yaklaşık 5 milyon 500 bin kişinin etkilendiğini belirtti.
Seller nedeniyle ölenlerin sayısının, 37’si ülkenin kuzeydoğusundaki Feni ve Cumilla bölgelerinde olmak üzere 59’a yükseldiği ifade edildi.
Sel felaketinden etkilenen bölgelerde yaklaşık 600 sağlık ekibinin sahada görev yaptığı belirtilmişti. Felaket nedeniyle 500 binden fazla kişinin bölgedeki 3 bin 403 geçici barınağa yerleştirildiği kaydedilmişti.



Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’de esir yakınları ve onlara destek olmak isteyen binlerce gösterici başken Tel Aviv’de bir araya geldi.
Kirya Askeri Üssü yakınlarında toplanan binlerce İsrailli Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetine Gazze Şeridi’nde ateşkes ve esir anlaşması müzakerelerinde sergiledikleri politika nedeniyle tepki gösterdi.
“SUÇLUSUN, HAPSE GİR” SLOGANLARI
Devletin sabotajcısı olarak nitelendirilen Netanyahu için “Suçlusun”, “Doğrudan hapse gir” pankartları açan İsrailliler, esir anlaşmasının bir an önce imzalanmasını talep ederken, istifa çağrısı yaptı.
Öte yandan protestolar sırasında göstericiler ile polis arasında çatışma çıkarken, 2 gösterici gözaltına alındı. Atlı bir polisin çarptığı gösterici ise hastaneye kaldırıldı.





Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hollanda Savunma Bakanı Ruben Brekelmans, sosyal medya platformu ‘X’ hesabından, Ukrayna’ya yollanan zırhlı araçlara ilişkin paylaşım yaptı.
28 ZIRHLI ARAÇ GÖNDERİLDİ
Brekelmans, Ukrayna’ya Viking paletli 28 zırhlı muharebe aracı tedarik ettiklerini, bu araçların kullanımı için Ukraynalı askerlerin Hollanda Deniz Piyadeleri tarafından eğitildiğini belirtti.
“Ukrayna’ya desteğimiz, Rusya’yı uzak tutmaya devam ediyor.” ifadesini kullanan Brekelmans, Rus saldırganlığıyla mücadelede Ukrayna’nın yardımına ihtiyaçları olduğunu bildirdi.
“UKRAYNA, HOLLANDA’NIN VERDİĞİ F-16 SAVAŞ UÇAKLARINI RUSYA TOPRAKLARINDA DA KULLANABİLİR”
Brekelmans, Hollanda kamu yayıncısı NOS’a yaptığı açıklamada da “Ukrayna, Hollanda’nın verdiği F-16 savaş uçaklarını Rusya topraklarında da kullanabilir.” dedi.
Savaş hukukunun, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması durumunda Ukrayna’nın da askeri hedeflere saldırabilmesine imkan verdiğini ileri süren Brekelmans, “Bu, örneğin Rusya’dan bir füze fırlatılırsa, onu Rusya’nın üzerinde de F-16 ile önleyebileceğiniz anlamına gelir.” diye konuştu.
Brekelmans, Rus savaş uçaklarının kullandığı ve füzelerin gönderildiği havalimanlarının da savaş hukukuna göre meşru hedef olduğunu savunarak, “(Ukrayna’nın) Saldırıların sivil hedeflere yönelik olmaması gerekir. Ukrayna’nın bunu yapmasına kesinlikle izin verilmiyor. Bizim belirlediğimiz koşullar bunlar.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yemekhane, kantin, bilgisayar laboratuvarı, dört seminer salonu, dört öğlenci kulübü odası, 10 derslik, 28 personel odasının yer alacağı bina, 6 bin 113 metrekare kapalı alana sahip olacak.
Kastamonu Valisi Meftun Dallı, temel atma törenindeki konuşmasında, katkılarından dolayı Ali Kütük’e teşekkür ederek, “Bu süreçte katkısı, emeği olan herkese, önceki Valimize, sel sebebiyle burada bulunan valilerimize, Rektörümüze, bu iş için koşturan Çatalzeytin Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum.” dedi.
AK Parti Kastamonu MilletvekiliFatma Serap Ekmekci ise kısa sürede meslek yüksekokulunun açılışını yapmayı dileyerek, “Çatalzeytinli hemşehrilerimize, öğrencilerime, akademik personelimize hayırlı olsun. Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı olarak nitelendirdiği bu yüzyılda hep beraber, emin adımlarla yürüyoruz, yürümek zorundayız.” diye konuştu.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal da üniversitelerinin 18 yaşında olduğuna işaret ederek, 14 fakültesi, 13 meslek yüksekokulu, 2 yüksekokul ile eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürdüklerini söyledi.
İş insanı Ali Kütük ise eğitime katkı sağlamaya hayatı boyunca önem verdiğini vurgulayarak, “Bugüne kadar 2 ilkokul, 1 ortaokul, 4 de cami yaptım. Ortadaki ekonomik bunalıma rağmen İstanbulÜmraniye’de çok önemli konumda bulunan yerimi sattım ve buraya 70 milyon lira vermenin hazırlığını yaptım. Bu okulun 70 milyon lira ile yapılmayacağını biliyorum ama ben hiçbir işimi yarım bırakmadım.” ifadesini kullandı.
Kastamonu Müftüsü Bekir Derin tarafından yapılan duanın ardından meslek yüksekokulunun temeli atıldı.
Törene Çatalzeytin Kaymakam Vekili Hilal Buse Ünal, Çatalzeytin Belediye Başkanı Ahmet Demir, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün, eski Bakan Murat Başesgioğlu ile vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fransa’nın başkenti Paris’te, 8 Eylül’e kadar sürecek olan 17. Paralimpik Yaz Oyunları’nın açılış töreni gerçekleşti. 183 ülkeden, 4 binden fazla sporcusunun katıldığı Paris 2024 Paralimpik Oyunları geçit töreninde önemli anlar yaşandı.
Tüm dünyanın gözü önünde İsrail’in soykırımına uğrayan Filistin, oyunlara tek sporcuyla katıldı. Filistin’in kafilesi, seyircilerden büyük destek aldı.

Filistin’i para atletizmde temsil eden Fadi Aldeeb ve beraberindeki heyet Concorde Meydanı’ndan geçerken binlerce seyirci tarafından alkışlandı. Bazı sporseverler de ayağa kalkıp alkışlarla Filistin’e olan desteğini gösterdi.
Alman televizyon kanalında skandal! Büyük tepki topladı: Filistin’in adını anmadılar… | Video
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu anlara, Alman devlet kanalının anonsu damga vurdu. AB ülkeleri içerisinde en koşulsuz şartsız İsrail’e destek veren ülke olan Almanya’nın devlet kanalında Filistin sansürü uygulandı. Geçit törenini canlı yayınlayan ZDF’de Alman spiker, tepki çeken bir skandala imza attı. Anons yapan Alman spiker, Filistinli sporcuların geçişi sırasında suskunluğa büründü.

Ülkelerin alfabetik sırayla anons yapıldığı anları simultane çevirerek yayınlayan ZDF, Filistin’in adını es geçti. Kendinden önce ve sonra gelen ülkeleri sıralayan Alman spiker, Filistin’i anons etmedi. Filistin’i açık açık görmezden gelen Alman kanalın yayını medyada büyük tepki topladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana Havzası Neresi?
Adana Havzası, genellikle Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin çevresindeki verimli toprakları ifade eder. Bu nehirler, havzanın en önemli su kaynaklarıdır ve tarımsal üretimin yanı sıra, bölgenin ekosisteminin devamlılığı için de kritik bir role sahiptir. Havza, hem tarımsal hem de endüstriyel faaliyetlerin yoğun olarak gerçekleştiği bir alandır. Pamuk, mısır, buğday, narenciye ve sebze üretimi bu bölgenin tarımsal faaliyetlerinin başında gelir.
Adana Havzası Hangi İlleri Kapsar?
Adana Havzası, coğrafi olarak birkaç il sınırını kapsar. Havzanın merkezi Adana ili olsa da, komşu iller de bu havzanın bir parçasıdır. Adana Havzası’nın kapsadığı iller şunlardır:
Adana Havzasının Önemi
Adana Havzası, Türkiye’nin tarımsal üretiminde kritik bir rol oynar. Havzada yer alan geniş tarım arazileri, modern sulama teknikleriyle desteklenmekte ve yüksek verimlilik sağlamaktadır. Çukurova olarak da anılan bu bölge, hem Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan hem de ihracat yapılan önemli ürünlerin üretildiği bir alandır. Bunun yanı sıra, havzada yer alan endüstriyel tesisler de ekonomiye katkıda bulunmaktadır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tekin konuşmasında, daha sağlıklı bir eğitim öğretim yılı geçirmek üzere geçen yıl olduğu gibi 2024-2025 eğitim öğretim yılında da bir dizi önlemler aldıklarını hatırlattı.
Tekin, Bakanlık olarak yaptıkları değerlendirmeler sonucunda bu yıl eğitim öğretim yılı başlamadan önce 2024-2025 eğitim öğretim yılında yürütülecek faaliyetlere ilişkin genelge, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline ilişkin genelge, 24 Kasım Öğretmenler Günü haftasına ilişkin genelge ve okullarda şiddetin önlenmesine ilişkin olmak üzere toplam 4 genelge yayımladıklarını belirtti.
Bu yıl eğitim öğretim yılında 3 konuyu ana gündemlerine aldıklarını vurgulayan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi ve ailelerin çocuklarının eğitimi sürecinde daha aktif rol alması üzerine odaklandıklarını ifade etti.
“NEDEN TÜRKİYE MODELİ OLMASIN”
Bakan Tekin, dünya ülkelerinin kendine özgü eğitim modellerine değinerek, “Herkes eğitim modellerine örnek verirken Güney Kore modeli, Finlandiya modeli diye tanımlamalarda bulunuyor. Biz de dedik ki neden Türkiye modeli olmasın? Dolayısıyla 10 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak kendimize ait bir model olabileceğini düşündüğümüz için erdem-değer-eylem çerçevesinde bilgiyi beceriye dönüştüren bir yaklaşımın benimsendiği, bize özgü bir model olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelini geliştirmiş olduk.” değerlendirmesinde bulundu.
Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi ile “herkesin bir mesleği olmalı” anlayışıyla sektör işbirlikleriyle mesleki eğitime erişimi, kaliteyi artırmayı ve öğrencileri hayata ve istihdama hazırlayarak ülkenin kalkınmasına katkı sunmayı hedeflediklerini bildiren Tekin, bu kapsamda meslek liselerinde teorisini geliştiren öğrencilerin, sektör işbirliği çerçevesinde işletmelerde beceri eğitimi alması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
Tekin, okul-aile işbirliğini güçlendirmek, öğrencilerin, sosyal ve akademik yönden bütünsel eğitimine daha fazla katkı sağlamak amacıyla velilere yönelik “Velivizyon” platformu oluşturduklarını aktararak, platform için 27 bölümden oluşan bir dizi film çekildiğini kaydetti.
Bakan Tekin, öğrencilerin okula kayıt ücreti konusuna da değinerek, Bakanlıkça öğrencilerin merkezi sınavla veya adrese dayalı olarak otomatik olarak yerleştirildiğini, kayıt için herhangi bir işleme ayrıca gerek duyulmayacağını vurguladı.
Okul güvenliğinin sağlanması, öğrenci pansiyonlarının kapasiteli olarak kullanılması, il, ilçe veya kurumlarda deneme sınavlarının yapılmaması gerektiğine dikkati çeken Tekin, halk eğitim merkezlerinde açılan kurslar, fahiş fiyat uygulaması yapan özel öğretim kurumları gibi konularda gerekli çalışmaların titizlikle sürdürülmesini istedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya ise Milli Eğitim Bakanlığının 1 milyon 200 bin öğretmen ve 20 milyona yakın öğrencisiyle 85 milyonu kapsayan büyük bir aile olduğunu ifade etti.
Milli Eğitim Bakanlığı ile her türlü işbirliğine hazır olduklarını belirten Yerlikaya, eğitim-öğretim yılının öğrenci ve öğretmenlere, ailelere ve tüm eğitim camiasına hayırlı olmasını diledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’de birçok üniversitede 2024 2025 akademik takvim eylül sonu ekim başında başlayacak. Özellikle şehir dışında ön lisans ve lisans eğitimi alacak öğrenciler, eğitimleri için seyahat edecek.
Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) tarafından açılacak olan KYK yurtlarına YKS, DGS, yüksek lisans öğrencileri yerleşebilecek.
KYK yurt başvuru sonuçları açıklandıktan sonra KYK yurtlarını kazanan öğrenciler belirlenecek, kayıtlarını yapmayanların yerine ise yedek adaylar seçilecek.
Peki, KYK yurtları ne zaman, ayın kaçında açılacak? KYK yurtları açıldı mı? İşte o takvim…

KYK YURDU AÇILIŞ TARİHİ 2024-2025
Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü, okulların tatil olduğu yaz aylarında da gençlere hizmet vermeye devam ediyor.
KYK yurtları açılış tarihi illere göre değişiyor.
Öğrenciler, eğitim alacakları şehirlerdeki Kredi ve Yurtlar Kurumu Müdürlüğünden bilgi alarak yurtların açılış tarihini öğrenebilirler.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Valiliği ile İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından desteklenen Gezici Kütüphane, il merkezi ve köylerde hizmet veriyor.
En ücra mahallelere kadar giderek öğrencilere kitaplara erişim imkanı sağlayan Gezici Kütüphane ile Samsun’un Çarşamba ilçesi Ustacalı ve Kızılot mahalleleri ile Terme’nin Kumcağız Mahallesi’nde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan ailelerin çocuklarına yönelik etkinlikler düzenlendi.
Kütüphane otobüsü ile çocuklar kitapla buluşturularak vakitlerini değerlendirmeleri ve gelişimlerine katkı verilmesi sağlanıyor.
Ayrıca akıl ve zeka oyunları oynama, boyama, çizgi film izleme gibi etkinliklerin yanı sıra otobüsün yanında oluşturulan alanda halat çekme, çuval yarışı, seksek gibi oyunlar oynanarak sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunuluyor.
Gazi İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mikdat Malat, AA muhabirine, Gezici Kütüphane ile mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunduklarını söyledi.
Çocukların sportif ve sosyal yeteneklerini geliştirmek, kütüphaneye farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli aktiviteler sunduklarını belirten Malat, “Bundan sonra da mevsimlik tarım işçilerinin bulunduğu alanlarda kütüphane otobüsümüzle hizmet vermeye devam edeceğiz.” dedi.
İŞKUR Çarşamba Hizmet Merkezi Şube Müdürü Rıfat Yıldız da mevsimlik işçilerin bölgede bulunduğu dönemde boşta kalan çocuklara yönelik etkinlikler yaptıklarını, bu sayede çocukların eğitim ve sosyal anlamda eksiklerini bir nebze gidermeyi amaçladıklarını vurguladı.
Gezici Kütüphane’den yararlanan çocuklardan Yaren Karka ise oyunlar oynayıp kütüphane aracına girince kendisini mutlu hissettiğini, resim yaparken yeteneğinin geliştiğini, kitap okurken de okumasının hızlandığını fark ettiğini anlattı.
Rosidar Utaş da kitap okuyup resim yaptığını kaydetti.
Helin Yol, boyadığı resimlerin kendisini resim öğretmeni olma hayaline yönelttiğini dile getirerek, “Resimler çok güzeldi, inşallah resim öğretmeni olurum. Burayı çok sevdim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbulKültür Üniversitesi’nde Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’nin faaliyete açılmasını duyuran, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe ve üniversitenin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Müdürü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, üniversite öğrencilerinin, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleşmesinde en önemli rolü üstlendiklerini belirtti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’ni faaliyete açtı. Müdürlüğünü Üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil’in yürüteceği Merkezde sürdürülebilir kalkınmada üniversite ve sanayi iş birliği üzerine çalışmalar olacak.
REKTÖR PROF.DR.YÜKSEKTEPE: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ BÜYÜK
Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının bir kültür olarak benimsenmesi, gerektiğini kaydeden Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, üniversitelerin bu başlıktaki rolünden bahsederek, “2015’te Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Konferansında “Gündem 2030: BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” belirlendi. Bu kapsamda üniversitelerden beklenen bir rehberlik misyonu var. “Gündem 2030″ İstanbul Kültür Üniversitesi olarak bizim Kurumsal Anayasamızda başta doğaya, çevreye saygı ve toplumsal duyarlılık olmak üzere pek çok maddemizle örtüşüyor. Dolayısıyla Merkezin açılışında Gündem 2030 referansımız, kurumsal anayasamız ise planladığımız faaliyet alanlarında ilham kaynağımız oldu” dedi.
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN BELİRLEDİĞİ TÜM KALKINMA AMAÇLARI BİZİM İÇİN KIYMETLİ”
Pandemi ile birlikte kriz ve riskler noktasında çok önemli dersler alındığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Üney Yüksektepe, Kültür Üniversitesi’nin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinde odaklanacakları temel faaliyet alanlarını ise şöyle açıkladı: “Birleşmiş Milletlerin belirlediği tüm kalkınma amaçları bizim için çok kıymetli. Bu 17 amaç içinde Kültür olarak; nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sanayi, yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, amaçlar için ortaklıklar alanında Merkezimizle fayda üreteceğiz. Merkez bünyesinde tüm çalışma başlıklarımızda önlisans ve lisans öğrencilerimizin aktif rol alması da bizim için önemli. Her öğrencimizi, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını içselleştirmiş, bu konuda duyarlı bireyler olarak iş dünyasına hazırlamak en önemli hedefimiz”.
PROF.DR. TİFTİKÇİGİL: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA SANAYİ VE ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞİ ÖN PLANDA OLACAK
2024-2025 yılında faaliyetlerine başlayacak Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinin; ulusal ve uluslararası boyutta çalışmalara odaklanacağını belirten Merkez Müdürü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını yükseköğretim misyonu ve vizyonunun bir parçası olarak benimsediklerini belirtti. Eğitim faaliyetlerini gerçekleştirirken; çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan topluma sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturma konusunda da öncülük etmeyi hedeflediklerini belirten Prof.Dr. Yavuz Tiftikçigil merkezin amaçları ve faaliyet alanlarını şöyle özetledi:
“Öncelikli amacımız Sürdürülebilir kalkınmanın bir alan olarak gelişmesi ve farkındalığı artırmak. Bu amaç çerçevesinde sanayi ile üniversite iş birliğini sağlamak ve geliştirmek üzerine çıktılar vereceğiz. Türkiye’deki yeşil ekonomik dönüşüm başlığındaki konular da alanımızda olacak. Mikro ve makro düzeyde sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, kapsayıcı kalkınma, adil dönüşüm, ekonomik, sosyal ve ekolojik sürdürülebilirlik gibi alanlarda bilgi üretmek, araştırma ve uygulama girişimlerimiz olacak. Sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan kurum ve kuruluşlara eğitim-öğretim, danışmanlık hizmeti, Ar-Ge ve proje desteği başlıklarında da aktif çalışmalarımız olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depremin derin izlerini kendisini çocuklara adayarak sildi
ADIYAMAN – Adıyaman’ın Besni ilçesinde yetim büyüyen ve 6 Şubat depreminde kardeşini kaybeden Leman Neslihan Aslan, deprem sonrası travmaları kendisini yetim ve öksüz çocuklara adayarak atlattı.
Babasız büyüyen Leman Neslihan Aslan, 6 Şubat depreminde Besni ilçesi Pınarbaşı Mahallesi Abdiağa Caddesi’nde bulunan Nur Apartmanı’nın enkazında kaldı. Annesi ve iki kardeşiyle saatler sonra enkazdan sağ çıkmayı başaran Leman Neslihan Aslan’ın 19 yaşındaki kardeşi İbrahim Aslan’ın cansız bedeni enkazdan çıkartıldı.
Annesi ağır yaralanan, kardeşini kaybeden Leman Neslihan Aslan, depremden sonra yetim ve öksüz çocuklara destek olmak için Besni Sosyal Hizmetler Merkezi gönüllüsü oldu. İngilizce Öğretmenliği mezunu olan Leman Neslihan Aslan, köy köy dolaşarak çocukların yanında oldu. Leman öğretmen daha sonra Besni Belediyesi Toplumsal Gelişim Merkezi bünyesinde açılan İngilizce kursunda öğrencilere İngilizce eğitimi verdi. Yaz tatili boyunca 60 öğrenciye İngilizce eğitimi veren Leman öğretmen, depremin açtığı derin yaraları kendisini çocuklara adayarak kapattı.
Çocuklarla hayata bağlandığını vurgulayan öğretmen Leman Neslihan Aslan, “6 Şubat depreminde yani asrın felaketi olayında Adıyaman’ın Besni ilçesinde ailemle birlikte enkazda kaldık maalesef. Bir kardeşimi enkazda kaybettik, annem ağır yaralı olarak çıktı, hala tedavileri devam etmekte. Ben içerden kendim çıktım. Daha önce AFAD eğitimleri almıştım, depremin olduğunu bildiğim için güvenli bir şekilde çıktım. Kendim çıktıktan sonra annemi çıkarttım aynı şekilde. Sosyal hizmetlere giderek ‘ailesini kaybeden yetim, öksüzlerle ilgilenmek istiyorum’ dedim. Onlar da sağ olsunlar yardımcı oldular. Besni de ailesini kaybeden 19 yetim ve öksüz öğrenci var, çocuk var. Daha öğrenci olmayan 5 yaşında çocuklar var. Onlarla ilgilenmek istedim. Onların psiko-sosyal destekte bulunmak istedim. Okul hayatlarında eğitimlerine katkı sunmak istedim. Bir şeyler yapmak istedim. Sosyal hizmetlerde beş ay boyunca gönüllü öğretmenlik yapmamı sağladılar ve o çocuklarla ilgilendim. Ben yetim büyüdüm, o yüzden benim hayatım her zaman yetimlerin hayatında iz bırakmak, yetimlere dokunmak. Yasımı hala tutmadım, hala içimde bir yerde kardeşimin sızısı, hala içimde bir yerde var. Çocuklar ben demek olduğu için çocuklarla birlikte yasımı, stresimi, her türlü hüznümü attım zaten. Öğretmen olduğum için de benim tek gayem öğretmek, çocuklarla birlikte olmak. O yüzden her şeyi çocuklarla birlikte hallettim, öyle güzel gelişmeler yaşadık ki hayata tutundular, eğitime tutundular. Bir hayalleri oldu. Deprem zamanı umudunu kaybeden çocuklar şuan kitap okuyorlar, bir yandan okul dersleriyle ilgileniyorlar, bir yandan edebiyatla ilgileniyorlar. O şekilde hayata tutundular yani” dedi.
Besni Belediye Başkanı Reşit Alkan ise konuşmasında, “Leman hocamız 6 Şubat depreminde bütün halkımızla, bizimle birlikte yaşadığımız bütün acıların hepsini yaşamış bir öğretmenimiz. Belediyemizin himayesindeki TOGEM’lerde kurs vererek öğrencilere faydalı olmaya çalıştı. Bu vesileyle de üzerindeki travmayı, üzüntüyü, bir takım yaşadığı psikolojik sorunları bu şekliyle bertaraf etmiş oldu” şeklinde konuştu.
Leman öğretmen ile aynı okulda görev yapan öğretmen Songül Tüy ise, “Birçok insanda kaygı bozukluğu, psikolojik sıkıntılar, umutsuzluk baş gösterirken Leman öğretmenimde tam tersine her gün yeni bir ışık, her gün yeni bir umut oldu. Hem kendisine, hem bize, hem tüm öğrencilerine umut vermeye devam ediyor. Işık saçıyor, kendisini tebrik ediyorum” diye konuştu.
Öğrenciler ise Leman öğretmenlerini çok sevdiklerini ve onun derslerine katıldıkları için oldukça mutlu olduklarını vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EHAD’dan yapılan açıklamaya göre, dün açılış konuşmalarıyla başlayan program, bugün de çeşitli etkinlikler ve toplantılarla devam etti.
Kızılcahamam İlçe Müftülüğü ve Kızılcahamam Belediyesinin de katkılarıyla gerçekleştirilen ve yarın da sürecek kamp programında, öğretim görevlisi Ayşe Karakaya “Hafızlığın Değeri ve İşlevselliğinin Arttırılması”, Emine Çınar da ” Gazze, Kur’an ve Direniş Gücü” konulu sunum yapacak.
Türkiye’nin farklı illerinden 80 üniversiteli kadın hafızın katıldığı programda ayrıca takım çalışması ve gönüllülük, zaman yönetimi, kariyer planlama, temel iletişim becerileri, liderlik, gençlerin zararlı akımlardan korunması ve aile bilinci, hızlı öğrenme teknikleri konularında seminerler verilecek.
Gençlerin ve hafızların profesyonel kariyerlerinde başarılı olmaları için gereken bilgi ve becerileri kazanmalarını amaçlayan ve staj ile kariyer geliştirme süreçlerini destekleyen çeşitli eğitim modüllerini içeren EHAD Staj ve Kariyer Eğitim Programı, Ankara gezisiyle son bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Rektörlük makamında gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Türkiye ve İran arasındaki dostane ilişkilerin eğitim ve kültürel iş birliği alanlarında daha da güçlendirilmesi için önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ziyaret sırasında Başkonsolos Ebrahimi, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nu tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Ebrahimi, İran ve Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağların her iki ülkenin de akademik alanlarda yapacağı ortak çalışmalarla daha da pekişeceğine olan inancını dile getirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda güçlenmesi adına, başta eğitim, kültür ve bilimsel araştırmalar olmak üzere çeşitli projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ebrahimi, Erzurum’da görev yaptığı süre boyunca bu tür iş birliklerine öncülük edeceklerini belirtti.
Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Atatürk Üniversitesinin sadece ulusal değil, uluslararası alanda da önemli projelere imza attığını ve bu projelerin bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağladığını söyledi. Üniversitenin, uluslararası iş birlikleri kapsamında gerçekleştirdiği sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin artarak devam edeceğini belirten Hacımüftüoğlu, İran üniversiteleri ile ortak yürütülecek projelerin iki ülke halkları arasındaki bağları daha da güçlendireceğini vurguladı.
Öğrenci ve akademisyen değişim programları gibi alanlarda yapılabilecek iş birliklerinin de gündeme geldiği görüşme, karşılıklı iyi dileklerin sunulmasının ardından sona erdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İshak Hasanoğlu ile birlikte Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Ziyarette, yeni eğitim-öğretim yılına yönelik hazırlıklar hakkında bilgi alındı. Daha sonra Patnos Kaymakamı Hasan Taş’ı makamında ziyaret eden Kökrek, ilçedeki eğitim çalışmaları ve hazırlıklarla ilgili görüş alışverişinde bulundu. Kökrek, Patnos Belediye Başkanı Abdulhalik Taşkın’ı da makamında ziyaret ederek, ilçede yeni eğitim-öğretim yılında hayata geçirilecek projeler üzerinde duruldu. Dedeli Belde Belediye Başkanı Veysi Durak’ı ziyaret eden Kökrek, yerel yönetimlerle iş birliğinin eğitimde daha etkili çözümler üretilmesine katkı sağlayacağını belirtti. Kökrek, Patnos Süphan Dağı Anadolu Lisesi’nde de incelemelerde bulunarak, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde yapılan hazırlıkları yerinde inceledi. Program kapsamında, Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürü Mansur Vural’ın vefat eden annesi Hazal Vural için de taziye ziyaretinde bulunan Kökrek, merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay günü sabah saatlerinde, Melotte sosyal medya hesaplarından tehdit içerikli mesajlar paylaşmaya başladı. “Bugün o gün” ve “Tanrı’nın emrini yerine getireceğim” gibi ifadeler kullanan gencin bu paylaşımları, maalesef yaklaşan tehlikenin habercisiydi.
Saat 10:00 civarında, Melotte elinde gizlediği kırık cam parçalarıyla okula girdi. Güvenlik kamerası görüntüleri, gencin sakin bir şekilde resepsiyona yaklaştığını, ardından aniden “Sizi öldüreceğim!” diye bağırarak saldırıya geçtiğini gösteriyor. İlk hedefi, maalesef 12 yaşındaki bir öğrenci oldu.
Bu kritik anda, okulun iki kahraman çalışanı devreye girdi. Gençlik ve entegrasyon koordinatörü Molly Bulmer ile resepsiyonist Alicia Richards, kendi canlarını hiçe sayarak Melotte’u etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Bu cesur müdahale sayesinde, daha büyük bir facianın önüne geçildi.
Olayın ardından okul hemen kapatıldı ve polis ekipleri kısa sürede olay yerine ulaştı. Melotte gözaltına alındı ve ardından başlayan hukuki süreç, geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.
Sheffield Crown Court’ta görülen davada, Melotte üç kez ağır yaralama teşebbüsünden suçlu bulundu. Hâkim Jeremy Richardson KC, gencin ruh sağlığı sorunları olduğunu kabul etmekle birlikte, toplum güvenliğinin ön planda tutulması gerektiğini vurguladı. Sonuç olarak Melotte, 5 yılı genç suçlu kurumunda ve 5 yılı şartlı tahliye olmak üzere toplam 10 yıllık bir cezaya çarptırıldı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, 9 eylül’de başlayacak 2024-2025 eğitim öğretim yılı öncesi artan eğitim giderlerini ve ailelerin yaşadıkları ekonomik sorunları ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çeşitli eğitim materyallerinin maliyetlerinin hesaplandığı ve geçen yıllarla karşılaştırıldığı bir rapor hazırladıklarını belirten Kütük, raporda ayrıca hükümetin eğitimde nasıl sorunlara sebep olduğuna iliksin tespitler ve bu sorunların çözümlerine yönelik önerilere yer verdiklerini söyledi.
Kütük’ün yaptığı açıklamalar şöyle:
“Çocuklarımızın okula kaydında bir ailenin ödemesi gereken maliyeti ve bir çocuğun okula başlama giderleriyle ilgili bir araştırma yaptık. Ankara’da 137 kalem üzerinden yaptırmış olduğumuz araştırmalarda maliyetlerin ne kadar yüksek olduğunu, veliler ve aileler için bunu karşılamanın ne kadar zor olduğunu gördük. Burada geçen yılla bu yıl arasında yaptığımız bir kıyaslamada ortalama artışın yüzde 88.8 olduğunu gördük. Asgari ücretin 17 bin lira olduğu, memur emeklilerine ve memurlara yüzde 19 zam yapıldığı bir yerde bir çocuğun okula başlamasının maliyetinin geçen yılla bu yıl arasındaki artışı yüzde 88.8 olmuştur.
“Zor bir eğitim-öğretim süreci bizleri bekliyor”
Gerçekten okulların açılmasıyla beraber çocuklar, veliler ve öğretmenler açısından da zor bir eğitim-öğretim sürecinin bizleri beklediğini görüyoruz. Doğal olarak hükümet, Milli Eğitim Bakanlığı’na yeterli bütçeyi ayırmadığı için okul idareleri bu giderleri karşılamak için velilere yükleniyor. Oradan bunun karşılanması için çeşitli adlar altında veliler ödeme yapmak durumunda kalıyor. Veliler müşteri, öğretmenler tahsildar, okullar ticarethane haline gelmiş.
Buradan baktığımızda önünde ‘milli’ sözcüğü yazan bir kurumda hükümetin ve devletin bu çocukların nitelikle eğitim-öğretim alabilmesi için öncelikle çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik bir desteğe ihtiyaç var. Ama görüyoruz ki özel okullara hükümet tarafından aktarılan paralar devlet okullarına aktarıldığı zaman -çok az bir miktarıyla bile- çok zor durumda kalmadan eğitim-öğretim devam eder.
Bu eğitim-öğretim yılında çocuklarımızın daha nitelikli okullara başlayabilmesi, velilerin daha az sıkıntı yaşaması adına hükümete çağrımızdır. Okullarımızın ihtiyaçlarını karşılayın. Bir de bunun gibi, güvenlik ve temizlik ihtiyacını karşılayacak personel gibi de ayrıca yine veliler üzerinden okul idaresinin yapmış olduğu personel alımları da olacak. Bu da velilerin üzerine ek yükün getirileceğini gösteriyor.”
Okullar eğitim-öğretime hazır değil. Deprem bölgesindeki konteyner kentlerde çok ilkel ve zor koşullarda hiçbir destek almadan eğitim-öğretimini sürdürmek zorunda kalan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin, Gerede Esentepe Güreş Sahası’nda düzenlenen 4. Ramazan Dede Anma Etkinlikleri ve Gerede 73. Tarihi Esentepe Yağlı Güreşleri programına katıldı.
Başpehlivanlarla dev Türk bayrağını taşıyan ve fotoğraf çektiren Tekin, daha sonra başpehlivanların kura çekimini gerçekleştirdi.
Tekin, yaptığı konuşmada, bu geleneğe ve kültüre sahip çıkan Geredelilere teşekkür etti.
Bu geleneğin, Anadolu’da azalmaya başladığını dile getiren Tekin, “Aynı şey seyirci açısından da geçerli. Şimdi seyircilerimiz de azaldı. Ama ısrarla bu geleneklere sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkacağız, güreşçi kardeşlerimiz sahip çıkacak ve bu gelenek devam edecek inşallah. Hep beraber bunlara sahip çıkmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
“Bizi bir arada tutan değerler ilanihaye devam edecek”
Bakanlık olarak hedeflerine değinen Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milli Eğitim Bakanlığı olarak görevimiz, çocuklarımıza, gençlerimize bu kültürü gelecek kuşaklara aksettirecek şekilde bir eğitim öğretim vermek. Sizi temin ediyorum, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile geleneklerimizin, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması için inanın yapılması gereken şeyleri yapıyoruz. Siz de destek verirseniz başarılı olacağız. Biz başarılı olursak, işte bu ilişkilerimiz, toplumsal yapımız, kültürümüz, geleneklerimiz bizi bir arada tutan değerler, ilanihaye devam edecek inşallah.”
Gerede’de planlanan eğitim yatırımlarından bahseden Tekin, 2024 ve 2025 yatırım programındaki çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Tekin, bu etkinlikleri devam ettiren Kaymakamlığa, Belediyeye, Valiliğe ve milletvekillerine teşekkür ederek, “Sporcularımız ve seyircilerimize teşekkür ediyorum. Onlar olmasa bu etkinliğin hiçbir anlamı yok.” dedi.
Konuşmasının ardından Bakan Tekin, “güreş ağası açık artırması”na katıldı. İş insanı Sadık Öner, açık artırmayla Güreş ağası oldu.
Etkinliğe, Bolu Valisi Erkan Kılıç, AK Parti Bolu MilletvekiliYüksel Coşkunyürek, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, AK Parti İl Başkanı Suat Güner, MHP İl Başkanı Ayhan Çelikkol, vatandaşlar ve güreşçiler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adaklı ilçesine bağlı Sütlüce köyünden uzun yıllar önce İstanbul’a göç eden 1924 doğumlu iş insanı Kazım Demircioğlu, köyünün 2 bin 300 rakımlı tepesinde bulunan Şeker Baba Türbesi’nin (Haser Baba) yolunu yaptırdı ve türbenin yanına mutfak inşa ettirdi.
Mutfak binasının hizmete açılması dolayısıyla Vali Ahmet Hamdi Usta, Demircioğlu ve Belediye Başkanı Erdal Arıkan’ın da katılımıyla program düzenlendi.
Programda Demircioğlu, öğrencilere burs verilmesi için Valiliğe 500 bin lira teslim edeceğini söyledi. Ardından Vali Usta’nın Bingöl’de bazı okulları depreme dayanaksız olması nedeniyle yıktıklarını anlatmasına üzerine Demircioğlu, kentte anne ve babasının adını taşıyan 12 derslikli okul yaptıracağı sözünü verdi.
Vali Usta, Demircioğlu’na verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Kazım Demircioğlu gibi insanların çok kıymetli olduğunu ifade eden Usta, “Bu insanları kuvözde büyütülen bir bebek gibi pamuklar içerisinde yaşatmamız, gerekli ilgiyi göstermemiz lazım. Onların her sözü, konuşması, adımı inanın asırlık birikimin neticesi olan işler. Onun için de o insanlarla sık sık beraber olmak, konuşmak ve anmak büyük bir kazanç. Allah Kazım amcaya uzun ve sağlıklı ömürler versin.” diye konuştu.
Mutfağın olduğu yapının etrafına ceviz ağaçları diken Vali Usta ve beraberindekiler, daha sonra Şeker Baba Türbesi’ni ziyaret etti.
Programa, Vali Usta’nın eşi Şerife Usta, İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Atsü, Yayladere Kaymakamı Mehmet Buğra Katırcı, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Çintay, Adaklı Belediye Başkanı Erdal Almalı, eski Ilıcalar Belediye Başkanı Mehmet Akif Günerigök, askeri erkan, bölgede yaşayan vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ancak Kanada yetkili makamlarının “cezanın kaçınılmazlığı” ilkesini ihlal ederek Hunka’yı iade etmeyi reddettiği kaydedilen açıklamada, “Bazı ülkelerin Nazizm ile mücadele konusundaki isteksizliğine rağmen başsavcılık, Hunka’nın Interpol veri tabanına dahil edilmesi yönünde olumlu bir karar aldırmayı başardı. Soykırım sanığının uluslararası alanda aranması sürüyor.” ifadelerine yer verildi.
REKLAM
Açıklamada, Hunka’nın herhangi bir devletin topraklarında bulunduğunun tespit edilmesi halinde Rus yetkili kurumlarının iade talebi göndereceği ifade edildi.
KANADA PARLAMENTOSU’NDA ALKIŞLANMIŞTI
Geçen yıl 22 Eylül’de, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmanın ardından Avam Kamarası Başkanı Anthony Rota, salonda bulunan 99 yaşındaki Ukrayna kökenli Yaroslav Hunka’yı “savaş kahramanı” olarak tanıtmış ve kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür etmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve parlamento üyelerince alkışlarla karşılanan Hunka’nın, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin tarafında savaştığının ortaya çıkması üzerine Rota, ağır eleştirilere maruz kalmış, tepkilerin ardından istifa etmişti.
Daha sonra Kanada Başbakanı Trudeau, parlamentoda yapılan oturumda eski Nazi askeri Hunka’nın alkışlanmasını “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda, TikTok’a erişim yasağının kaldırılmasına karar verildiğini bildiren Gurung, ayrıca Başbakan Khadga Prasad Oli’nin tüm sosyal medya platformlarına eşit muamele edilmesi için talimat verdiğini aktardı.
Hükümet, tüm sosyal medya platformlarından Nepal’de irtibat bürosu açmalarını, vergi ödemelerini ve ülkenin yasa ve yönetmeliklerine uymalarını da istedi.
Çin menşeli sosyal medya platformu TikTok’a erişim, platformun “ülkedeki sosyal yapıya zarar verdiği” gerekçesiyle Kasım 2023’te yasaklanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzakerelerde tarihin tekerrür ettiğini belirten Albanese, “İsrail, Filistin’in geri kalan kısımlarına sahip olmak için müzakereleri kullanıyor. İsrail, ateşkes müzakereleri kılıfıyla kalıcı işgal ve daha fazla toprak gaspı için koşullar oluşturmayı deniyor.” ifadelerini kullandı.
Albanese, Filistin tarihine aşina olanların, İsrail’in yasadışı işgali altında Filistinlilere neler olduğunu ve yerleşimci sömürgeciliğin örneğinin farkında olacağını bildirdi.
Katar’ın başkenti Doha’da 15-16 Ağustos’ta, İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkes sağlanması için müzakereler yapılmıştı.
Hamas, ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yeni şartlar sürerek anlaşmaya varılmasını engellediğini belirtmişti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankete göre katılımcıların yüzde 85’i ülkede bir ayrışma olduğunu belirtirken, yüzde 84’ü ülkedeki kamu hizmetlerinin, yüzde 83’ü ise İngiltere ekonomisinin endişe verici seviyede olduğunu ifade etti.
Ülkede temmuz sonunda başlayan ve yaklaşık 1 hafta süren aşırı sağcı şiddet olayları sonrasında yapılan ankete katılanların yüzde 73’ü aşırı sağın yükselişinin endişe verici olduğunu kaydetti.
Aşırı sağın yükselişinden endişeli olduğunu belirtenlerin sayısı marttan bu yana 11 puan artarken aşırı solun yükselişinden endişeli olanların oranı 7 puan artarak yüzde 59 oldu.
REKLAM
Katılımcıların yüzde 84’ü aşırı sağcı şiddet olaylarının yaşandığı bölgelerdeki halkın güvenliğinden endişe duyduğunu da vurguladı.
SOSYAL MEDYA BAŞARISIZ OLDU
Halkın yüzde 57’si aşırı sağcı olayları ele almakta polisi başarılı bulurken, Başbakan Keir Starmer’ı başarılı bulanların oranı yüzde 39, İçişleri Bakanı Yvette Cooper’ı başarılı bulanların oranı yüzde 30, politikacıları başarılı bulanların oranı ise yüzde 21 oldu.
Aşırı sağcı şiddet olaylarını ele almada ana muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Rishi Sunak’ın “iyi iş çıkardığını” belirtenlerin oranı yüzde 13, aşırı sağcı Reform UK Partisi lideri Nigel Farage’ı aynı konuda başarılı bulanların oranı yüzde 21 oldu.
Olayların yaşandığı dönemde Starmer’ın eleştiri oklarının hedefi olan sosyal medya şirketleri, halkın gözünde de olayları ele almakta başarılı olamadı.
Sosyal medya şirketlerini başarılı bulanların oranı yüzde 12, başarısız bulanların oranı yüzde 60 oldu.
REKLAMHALKIN YARISI SİYASİ GÖRÜŞ FARKLILIKLARININ AYRIŞTIRICI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
İngiltere’de suçların ve antisosyal davranışların büyük bir problem olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 86 olurken, kadınların yüzde 55’i, erkeklerin ise yüzde 42’si bir suçun kurbanı olmaktan endişe duyduğunu aktardı.
Aralık 2018’de halkın yüzde 31’i insanların siyasi görüşlerindeki farklılıkların toplum için tehlikeli olacak kadar ayrıştırıcı olduğuna inanırken bu oran “Bölünmüş Britanya” anketine yüzde 51 olarak yansıdı.
Ankete katılanlar yüzde 73’ü ülkede demokrasinin durumundan, yüzde 74’ü ise dini aşırıcılıktan endişeli olduğunu dile getirdi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Askalan şehrinden olan ve 46. Zırhlı Tabur’da görev yaptığı belirtilen Nekhemia’nın ailesine ölüm haberinin iletildiği dile getirildi.
7 Ekim 2023’ten bu yana ölen İsrail askerlerinin sayısı 331’i Gazze’yi karadan işgal sürecinde olmak üzere 695’e yükseldi.
GAZZE’NİN İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
REKLAM
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 480’i çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 265 Filistinli öldü, 93 bin 144 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 695 askerinin öldüğünü, 10 bin 56 askerinin yaralandığını duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 640 Filistinli hayatını kaybetti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, 8 Ekim 2023 – 20 Ağustos 2024 tarihleri arasında İsrail’in Lübnan topraklarına düzenlediği saldırılarda 564 kişinin öldüğü, bin 848 kişinin ise yaralandığı belirtildi. Ölenlerin yüzde 93’ünün Lübnan vatandaşı olduğu ifade edildi.
İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan’da 110 bin 99 kişinin de yerinden edildiği aktarıldı.
İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullahı arasında sınır hattında 8 Ekim 2023’ten bu yana çatışmalar yaşanıyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlığın internet sitesinden yayımlanan duyuruya göre, öğrencilerin zihinsel, sosyal, duygusal, fiziksel ve ahlaki bakımdan gelişimini desteklemek amacıyla geliştirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulanmasına ilişkin genelge Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 ile gönderildi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik planlanan eğitimler kapsamında eğitici eğitimleri 3 Haziran’da başladı. Öğretmenlerin eğitimi ise 2-6 Eylül’de mesleki çalışma döneminde il milli eğitim müdürlükleri koordinesinde yapılacak.
REKLAM
Bu kapsamda eğitimler, eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenler tarafından okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5, ortaöğretim hazırlık ve 9’uncu sınıf düzeyinde derslere girecek öğretmenlere yönelik il veya ilçe milli eğitim müdürlükleri ve okul yönetimleri tarafından 3 gün sürecek şekilde teorik ve uygulamalı olarak planlanacak.
EĞİTİMLER BRANŞ TEMELLİ YAPILACAK
Eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenlerce modelin kapsamı dışındaki diğer sınıf düzeylerinde derslere giren öğretmenlere de ayrıca teorik ve uygulamalı eğitimler verilecek.
Buna göre diğer sınıf düzeylerinde derse giren öğretmenlere yönelik eğitimler, birinci dönem içinde yer alan ara tatilde, il milli eğitim müdürlükleri koordinesinde il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerince planlanarak yapılacak ve branş temelli olarak en fazla 50 kişilik gruplar şeklinde düzenlenecek.
Genelgeye göre, eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenlerin, okul idarelerince hazırlanacak şube ve ders dağılımlarında öncelikli olarak ilgili sınıflara görevlendirilmeleri, ilgili sınıflar düzeyinde derse girecek öğretmenlerin branşlarında eğitim almaları sağlanacak. Herhangi bir zorunlulukla ilgili sınıflarda öğretmen değişimi yaşandığında bu sınıflara girecek öğretmenler eğitimlerini tamamlamalarının ardından derslere girebilecek.
REKLAMPLANLAMALAR YAPILACAK
İl milli eğitim müdürlükleri koordinesinde il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince yapılacak planlama dahilinde tüm kademelerdeki okul yöneticileri Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortak Metni’ni inceleyecek.
Yöneticilere yönelik eğitimlerde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne göre yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin rol ve görevleriyle ilgili bilgilendirme ve müzakereler gerçekleştirilecek, okul yöneticileri modelin yapı taşları ve temel yaklaşımı konusunda 1 Eylül’e kadar eğitime tabi tutulacak.
Zümre toplantılarında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel yaklaşımı ve öğrenci profili doğrultusunda öğretim programları ve ders kitapları göz önünde bulundurularak modelde yer alan tüm bileşenlerin etkin ve doğru şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak planlamalar yapılacak.
Bu kapsamda, planlama yapılırken temel, bütünleşik ve üst düzey düşünme becerilerinden oluşan kavramsal beceriler, alan becerileri ve eğilimler dikkate alınacak. “Erdem-değer-eylem” çerçevesi, sosyal duygusal öğrenme becerileri ve sistem düşüncesi olarak yapılandırılan okuryazarlık becerilerini içeren programlar arası bileşenler, zenginleştirme ve destekleme olmak üzere ikiye ayrılan farklılaştırma uygulamaları temel alınacak.
REKLAM
Ayrıca okul temelli planlama kapsamında etkinliklerde öğrenci katılımını destekleyici, yaparak ve yaşayarak öğrenmeye imkan tanıyan ve öğrencilerin bütüncül gelişimini amaçlayan çalışmalar ile sosyal sorumluluk çalışmaları ve hayat boyu öğrenme olarak yer alan program dışı faaliyetler dikkate alınacak.
BEP’LERDE TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÖĞRETİM PROGRAMI ESAS ALINACAK
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yapısı gereği her tür yerel şart ve imkanda uygulamaya müsait olduğu göz önünde bulundurularak, öğretim programlarının öğrenme çıktılarının gerektirdiği beceriler azami düzeyde öğrenciye kazandırılacak şekilde planlama yapılacak.
Genel eğitim programı uygulayan özel eğitim okullarında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programları uygulanacak, öğrenciler için bireyselleştirilmiş eğitim programları (BEP) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı esas alınarak hazırlanacak.
Kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları kapsamında eğitimlerini sürdüren özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için de BEP’ler Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı esas alınarak hazırlanacak.
REKLAM
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda çocuklara sunulacak ders kitapları ve e-içerikler, öğrencilerin çok yönlü gelişimi için birbirinin tamamlayıcısı olarak hazırlandı. Bu nedenle, ders kitapları ve ders kitaplarında yer alan e-içeriklerin tamamı kullanılacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yapılacak sınıf içi ölçme değerlendirme faaliyetleri, öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerinin ölçülmesinin yanı sıra öğrenme eksiklikleri ve eğilimlerine ilişkin veri oluşturacak şekilde planlanacak.
ÖĞRENCİLER AKADEMİK BAŞARILARINA GÖRE SIRALANACAK
Ölçme ve değerlendirme faaliyetleri, beceri odaklı, öğretim sürecini en üst düzeyde destekleyen ve geri bildirim sağlayan geliştirici bir yapıda olacak şekilde yürütülecek.
Ölçme ve değerlendirme uygulamaları Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun olarak süreç odaklı ve geliştirici bir yaklaşımla yürütülecek. Öğrenciler eğitim öğretim yılı içerisinde sınıf içi ölçme uygulamaları hariç akademik başarılarına göre sıralanacak ve onları bir yarışa dahil edecek şekilde il, ilçe ve okul geneli sınavlar yapılmayacak.
REKLAM
Sınıf içi ölçme kapsamında gerçekleştirilecek yazılı sınavları öğrenme çıktıları esas alınarak bilgi ve beceri bütünlüğünü ölçecek şekilde eğitim kurumu sınıf veya alan zümreleri tarafından hazırlanıp uygulanacak.
ÖĞRENCİLERİN ESERLERİN İÇERİĞİNİ DEĞERLENDİRMELERİ SAĞLANACAK
İlkokul, ortaokul kademelerinde Türkçe, lise kademesinde ise Türk dili ve edebiyatı derslerinde, yaygın edebi türler arasından seçilmek kaydıyla ilgili sınıflar düzeyinde her dönem iki, öğretim yılı boyunca toplam 4 eser okunacak ve bir eleştirel film analizi yapılacak.
Öğretim programı kapsamında değerlendirmeye tabi olacak 4 eserin dışında da öğrencilerin kitap okuması teşvik edilecek.
Okunacak eserlerin ve izlenecek filmlerin belirlenmesinde öğretim programında yer alan metin seçimi ölçütleri dikkate alınacak. Eserlerin bu ölçütler doğrultusunda zümre öğretmenleri tarafından öğrencilerin yaş ve sınıf seviyelerine uygun olarak belirlenecek.
Ayrıca zümre öğretmenlerince Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programları kapsamında yer alan Eleştirel Okuma, Dinleme/İzleme Formu kullanılarak öğrencilerin okudukları ve dinledikleri/izledikleri eserlerin içeriğini değerlendirmeleri sağlanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ın Yıldızeli ilçesinde çıkan orman yangını, ekiplerin 2 saat süren çalışmasının ardından kontrol altına alındı.
Yangın, saat 15.30 sıralarında ilçeye bağlı Ilıca köyü yakınlarındaki ormanda çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangını görenler durumu ekiplere haber verdi. İhbar üzerine bölgeye jandarma, orman işletme ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın rüzgarın da etkisiyle büyüdü. Yangının söndürülme çalışmalarına köylüler de destek verdi. Yangın, yaklaşık 2 saat süren çalışmanın ardından kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarının devam ettiği bölgede çok sayıda çam ve meşe ağacı yanarak kül oldu. Yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beçin Çamovası yakınlarındaki ormanlık alandan dumanların yükseldiği ihbarı üzerine Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesinden çok sayıda ekip bölgeye sevk edildi.
Ekipler, yangına havadan ve karadan müdahale ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kevser Camisi önünde açılan kermeste hayırsever vatandaşlar evlerinde hazırladıkları yiyecekleri satışa sundu.
Filistin temalı eşyalarında satışa sunulduğu kermeste 131 bin 100 lira toplantı.
Sivil toplum örgütleri adına açıklama yapan Halit Gökçe, İsrail’in zulmü altındaki Filistin halkına destek olmak istediklerini söyledi.
Bu amaçla kermes düzenlendiğini aktaran Gökçe, “Kermeste Filistin mücadelesini ve Siyonist İsrail’in zulmünü anlatan fotoğraflardan oluşan sergimiz de yer aldı. Mescid-i Aksa maketimiz yoğun ilgi gördü. Kermesimi boyunca yardımsever halkımızın destekleri ile 131 bin 100 lira toplandı ve ilgili yardım hesabına bu miktar yatırıldı. Bizlere destek olan tüm halkımızdan Allah razı olsun ve niyetlerini kabul etsin. Mazlum Filistin halkına destek olmak için etkinliklerimiz devam edecek.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA’nın Milas ilçesinde orman yangını çıktı. Alevlere havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Milas’ın kırsal Beçin ile Çamovalı mahalleleri arasındaki ormanda saat 17.30 sıralarında yangın çıktı. Alev ve dumanı fark eden çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye orman ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Çıkış nedeni henüz belirlenemeyen yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangının Muğla sınırlarına sıçrama ihtimaline karşı hızlı bir şekilde tedbirler alındı. Muğla Kavaklıdere Çayboyu Mahallesi’ne ivedilikle intikal ederek gerekli önlemler alan ekipler, yangının kontrol altında tutulması için çalışmalara destek veriyor.
Yetkililer, yangının Muğla sınırlarına yayılmaması için her türlü güvenlik önlemi alındığını belirtti. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK’ün Ovacık ilçesinde orman yangını çıktı. Bölgeye sevk edilen ekipler, yangına müdahale ediyor.
İlçeye bağlı Beydini ve Alınca köyleri arasında saat 14.30 sıralarında orman yangını çıktı. Köylülerin ihbarı üzerine bölgeye Orman İşletme Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, 9 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 dozer, 11 kamyonet ve 81 personel ile alevlere müdahale etti.
Ekiplerin yangını söndürme çalışmaları devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesinde dün akşam saatlerinde başlayan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle büyüyen yangına müdahaleler sürerken, bir orman yangını haberi de Ödemiş ilçesinden geldi. Ödemiş ilçesi Pirinçci Mahallesi’nde saat 15.30’da çıkan orman yangınına ilk müdahale 16.02 de yapıldı. İzmir Orman Bölge müdürlüğüne ait 1 uçak, 2 helikopter, 6 arazöz, 1 su ikmal ekibi ile yangına müdahale ediliyor.
Yangınları kontrol alma çalışmaları sürüyor. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Avrupa Müslüman Forumu ve Küresel Filistin Zirvesi Organizasyon Komitesi ile birlikte Meclis’i ziyaret eden Nelson Mandela’nın torunu Güney Afrika Ulusal Meclisi Milletvekili Nkosi Zwelivelile Mandela ile görüştü.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Avrupa Müslüman Forumu ve Küresel Filistin Zirvesi Organizasyon Komitesi ile birlikte Meclis’imizi ziyaret eden Nelson Mandela’nın torunu Güney Afrika Ulusal Meclisi Milletvekili Nkosi Zwelivelile Mandela ve mazlum Filistin halkının siyonist İsrail karşısındaki duruşundan etkilenerek Müslüman olan değerli sporcu Jeff Monson ile Meclis’imizde bir araya geldik. İsrail’in zulmüne karşı adaletin ve insanlığın yanında yer alan iki değerli kardeşimize göstermiş oldukları cesur duruşları dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum. ‘Filistin’in bu zor zamanlarında kardeşlerimin yanında olabilmek için İslam’ı benimsedim’ diyerek yüreklerimizi fetheden Monson’ın, Müslüman olduktan sonra ilk cuma namazını Gazi Meclis’imizin içerisinde yer alan camide eda etmesini de oldukça anlamlı ve kıymetli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre yangın Ilıca köyü yakınlarında meydana geldi. Yangının çıkma sebebi henüz öğrenilemedi. Rüzgarın etkisiyle yangın yayıldı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ve Orman İşletme ekipleri sevk edildi. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Golan Tepeleri’ne yönelik saldırının ardından Orta Doğu’da savaşı yayma noktasına getirdi. Geçtiğimiz günlerde misilleme olarak Lübnan’ın başkenti Beyrut’u vurarak çok sayıda sivilin ölümüne yol açan İsrail, Lübnan’ı yine vurdu.
İsrail’in Orta Doğu’daki peş peşe saldırılarının ardından ülkeler bir bir vatandaşlarına “Lübnan’ı ve Tel Aviv’i terk edin” çağrılarında bulundu. Ayrıca çok sayıda hava yolu şirketi İsrail ve Lübnan’a uçuşları durdurdu. Son olarak İngiltere’den dikkat çeken bir açıklama geldi.
İNGİLTERE: ASKERİ OPERASYONA HAZIRIZ
İngiltere, Lübnan’dan tahliye operasyonuna ihtiyaç duyulması halinde askeri varlıklarının hazır olduğunu açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki büyükelçiliklere destek sağlamak için “Gerekirse İngiliz askeri kuvvetleri Orta Doğu’ya gönderilecek” açıklamasında bulundu.
İngiliz askeri nakliye helikopterleri Lübnan için yüksek alarm durumuna geçti. İngiliz ordusu, gerek duyulması halinde diplomatik personellerinin Orta Doğu’dan tahliye edilmesine hazır olduğunu bildirdi.
İSVEÇ BEYRUT BÜYÜKELÇİLİĞİNİ TAŞIYOR
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom İsveç Radyosu’na yaptığı açıklamada, elçilik personeline Beyrut’tan Kıbrıs’a gitmelerini söylediklerini ve Beyrut Büyükelçiliği’ni geçici olarak başka bir yere taşımayı planladıklarını söyledi.
Billstrom, kararın başlangıçta Ağustos ayı için alındığını ancak güvenlik durumuna bağlı olarak uzatılabileceğini aktardı.
ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ UYARDI!
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, vatandaşlarına yaptığı güvenlik uyarısında, “Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Büyükelçilikten ülkedeki vatandaşlara yapılan uyarıda, birtakım hava yolu şirketlerinin “bölgeye uçuşlarını iptal ettiği” ancak ticari uçuşların devam ettiği belirtildi.
RUSYA: LÜBNAN’I TERK EDİN
Rusya, vatandaşlarına Lübnan’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, olası bir savaş ihtimaline karşı vatandaşlarından Lübnan’ın terk edilmesi istendi.
THY UÇUŞLARI DURDURDU
Türk Hava Yolları (THY), bu gece İran’a yapılması planlanan bazı uçak seferlerini iptal ettiğini duyurdu. Seferlerin sabah saatlerinde yapılacağı öğrenildi.
Pegasus Hava Yolları, İran, Irak ve Ürdün’e yapacağı seferlerde değişikliğe gitti. Uçuş güvenliği nedeniyle alınan yeni kararla, Pegasus tarafından İran, Irak ve Ürdün’e planlanan gece seferleri gündüz yapılacak.
AİR FRANCE BEYRUT UÇUŞLARINI ASKIYA ALDI
Fransız hava yolu şirketi Air France’ın, Lübnan’ın başkenti Beyrut’a 6 Ağustos’a kadar uçuşlarını askıya aldığı bildirildi.
Air France yolcu hizmetlerinden edindiği bilgiye göre, Fransa’nın başkenti Paris ile Beyrut arasındaki uçuşların tamamı, bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle 6 Ağustos’a kadar iptal edildi.
AZERBAYCAN
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bölgede hızla değişen güvenlik durumu dikkate alınarak, Azerbaycan vatandaşlarının zorunlu olmadıkça Lübnan’ı ziyaret etmemeleri ve ülkede yaşayan vatandaşların en kısa sürede oradan ayrılması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca Lübnan’da bulunan Azerbaycan vatandaşlarının korunma ve güvenlik kurallarına uymaları ve nüfusun yoğun olduğu yerlerden uzak durmaları istendi.
POLONYA VE MACARİSTAN UÇUŞLARI DURDURDU
Orta Doğu’da artan gerilim hava yolu şirketlerini etkiledi. Polonya hava yolu şirketi LOT tarafından dün yapılan açıklamada Polonya-İsrail ile Polonya-Lübnan uçuşlarının askıya alındığı belirtildi. Bölgede gerilim ve çatışmaların artması nedeniyle uçuşların askıya alındığı aktarılırken, İsrail uçuşlarının çift taraflı olarak 4, 5 ve 6 Ağustos’u da kapsayacak şekilde uzatıldığı bildirildi.
Öte yandan, Macar hava yolu şirketi Wizzair de geçici olarak tüm İsrail ve Ürdün uçuşlarını çift taraflı olarak askıya aldığını duyurdu. Bölgede durumun giderek gerginleşmesi dolayısıyla böyle bir karar aldıklarını duyuran Wizzair, söz konusu karardan etkilenen yolculara bilet ücretlerini iade edeceklerini aktarırken, arzu eden yolcuların ise bilet tarihlerini ücretsiz şekilde değiştirebileceklerini bildirdi.
İSVİÇRE
İsviçre Uluslararası Hava Yolları (Swiss), Orta Doğu yaşanan son gelişmeler nedeniyle Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşları karşılıklı durdurdu.
Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşlar, 8 Ağustos’a kadar “mürettebat ve yolcuların güvenliği” gerekçesiyle askıya alınırken, 29 Temmuz’da Zürih ile Beyrut arasındaki uçuşların askıya alınma süresi de 12 Ağustos’a kadar uzatıldı.
ALMANYA
Alman hava yolu firması Lufthansa, güvenlik gerekçesiyle Beyrut ve Tel Aviv’e uçuşlarını askıya aldı. Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, 8 Ağustos’a kadar Tel Aviv’e uçulmayacağı ve daha önce alınan Beyrut’a uçmama kararının kapsamının da 12 Ağustos’a kadar uzatıldığı belirtildi.
Karara gerekçe olarak bölgede kötüleşen güvenlik durumu gösterildi, uçuşların yeniden başlatılmasıyla ilgili “sahadaki durumun izleneceği” kaydedildi.
HİNDİSTAN
Hindistan hava yolu firması Air India, Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle Tel Aviv’e ve bu kentten yaptığı uçuşları durdurma kararı aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, “Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde devam eden durum göz önünde bulundurularak, Tel Aviv uçuşlarımızı 8 Ağustos’a kadar askıya aldık.” ifadesi kullanıldı.
İTALYA
İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu firması ITA’nın X hesabından yapılan açıklamada, Tel Aviv’e ve bu kentten planlanan uçuşların 6 Ağustos’a kadar askıya alındığı belirtildi.
Açıklamada, karara gerekçe olarak “Orta Doğu’daki gelişmeler ile yolcu ve mürettebatının güvenliği” gösterildi.
POLONYA
Polonya haber ajansı PAP’ın haberinde, Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT’un güvenlik gerekçesiyle 3-4 Ağustos’ta Lübnan ve İsrail’e planlanan 8 uçuşunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
Hollanda Kraliyet Havayolu KLM de İsrail uçuşlarını 26 Ekim tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu.
FRANSA VE YUNANİSTAN
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a uçuşlarını askıya alan hava yolu şirketleri arasında Yunanistan’ın Aegean Havayolları ve Almanya’nın Condor Havayolları da yer aldı.
Aegean ve Condor Havayolları, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle Atina’dan Beyrut’a uçuşlarını 1 Ağustos’a kadar askıya aldığını duyurmuştu. Air France da Paris-Charles de Gaulle ile Beyrut havalimanları arasındaki uçuşlarını 2 günlüğüne durdurduğunu duyurmuştu.
SİNGAPUR
Singapur Havayollarından (SIA) yapılan açıklamada, Orta Doğu’da yükselen gerilim nedeniyle uçuşlarda İran hava sahasının kullanılmayacağı ve alternatif rotalara başvurulacağı belirtildi.
“Amsterdam, Brüksel, Kopenhag, Frankfurt, İstanbul, Londra, New York, Manchester, Milano, Münih, Paris, Roma ve Zürih” uçuşlarının bu durumdan etkileneceği ifade edilen açıklamada, “Orta Doğu’daki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz ve uçuş rotalarımızı gerektiği gibi ayarlayacağız.” ifadesi kullanıldı.
BEN GURION HAVALİMANINDA SON DURUM
İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki Uluslararası Ben Gurion Havalimanı’nın resmi internet sitesi geçici bir arıza nedeniyle çökerken, havalimanı normal faaliyetine devam ediyor.
Havalimanı işletmesinden yapılan açıklamada, arızanın siteye yapılan girişlerin yoğunluğundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve sorunun giderilmeye çalışıldığı ifade edildi.
GOLAN TEPELERİ SALDIRISI
27 Temmuz Cumartesi akşamı, Mecdel Şems kasabasındaki futbol sahasına bir roket düştü. Azınlık Dürzi topluluğundan 12 İsrailli çocuk ve genç öldürüldü.
İsrail, Hizbullah’ın saldırıyı Lübnan içinden atılan İran yapımı bir roketle düzenlediğini iddia etti. ABD de Hizbullah’ı suçladı. Hizbullah ise kesin bir dille saldırının arkasında olmadığını söyledi.
BEYRUT VURULDU, ŞÜKÜR ÖLDÜRÜLDÜ
Hizbullah, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen İsrail saldırısında üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürüldüğünü doğruladı.
Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde düzenlenen saldırıda, en az 4 kişi daha öldürüldü, 10’larca masum sivil yaralandı. Ölenler arasında iki çocuk da bulunuyor. 10 yaşındaki Hassan ve 6 yaşındaki kız kardeşi Amira toprağa verildi. Saldırıda bölgedeki birçok ev hasar aldı.
]]>Açıklamada, atamalara ilişkin şu ifadeler yer aldı:
“Valilik makamının onayı ile 18 il emniyet müdür yardımcısı, 16 ilçe emniyet müdürü ve 15 şube müdürü, 3 ilçe emniyet müdür yardımcısı ve 2 şube müdür yardımcısının yeni görevleri belirlendi. Yapılan atama ve görevlendirmelerin İstanbul’umuza ve Emniyet Teşkilatı’mıza hayırlı olması temennisiyle bütün personelimize görevlerinde başarılar diliyoruz.”
Açıklamada, 2. Sınıf Emniyet müdürlerinden Zafer Baybaba, Hüseyin Güleç, Aykut Korkmaz, Hasan Demirbağ, Erdem Torlak, Taner Ertürk, Murat Özbek, Gülpınar Adir, Özgür Yılmaz, Deniz Halıcı Çelik, Mustafa Ergenç, Serkan Kılınç, Seval Erdem Gürdoğan, Filibya Saral, Göksel Önder, Kadir Arslan, Neslihan Türkün ile Murat Çaykara’nın İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak atandığı belirtildi.
2. Sınıf Emniyet müdürlerinden Cemil Erim’in Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürü, Korkut Okyay’ın Bağcılar İlçe Emniyet Müdürü, Mehmet Baykara’nın Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürü, Şekip Akın’ın Beykoz İlçe Emniyet Müdürü, Özay Kayhan’ın Esenyurt İlçe Emniyet Müdürü, Cemal Ünlü’nün Fatih İlçe Emniyet Müdürü, Hakan Erişmiş’in Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürü, Murat Milletsever’in Sarıyer İlçe Emniyet Müdürü, Ali Kesikoğlu’nun Şişli İlçe Emniyet Müdürü, Mehmet Yaşar Zehir’in Üsküdar İlçe Emniyet Müdürü olarak atandığı kaydedilen açıklamada, 3. Sınıf Emniyet Müdürlerinden Serdar Örs’ün Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürü, Murat Özburun’un Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürü, Oktay Çelik’in Maltepe İlçe Emniyet Müdürü, Hakan Öztürk’ün Pendik İlçe Emniyet Müdürü, Kıvanç Taşçı’nın Silivri İlçe Emniyet Müdürü ve Fatih Tilki’nin Tuzla İlçe Emniyet Müdürü olarak atandığı duyuruldu.
Valilik açıklamasında, 3. Sınıf Emniyet müdürlerinden Tuncer Bilici’nin Belge Yönetimi Şube Müdürü, Abidin Erik’in Boğaziçi Köprüleri Koruma Şube Müdürü, Adnan Ayhan’ın Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürü, Binali Ökten’in İstanbul Atatürk Havalimanı Şube Müdürü, Azmi İlker Çiftci’nin İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Şube Müdürü, İbrahim Duran’ın Koordinasyon Şube Müdürü, Arınç Çevik’in Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü, Ziya Şaşmaz’ın Olay Yeri İnceleme Şube Müdürü, Mustafa Aktan’ın Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü, Ömer Faruk Günay’ın Önleyici Hizmetler Şube Müdürü, Mustafa Sarı’nın Polis Arama ve Kurtarma (PAK) Şube Müdürü, Banu Ördek’in Sosyal Hizmetler ve Sağlık Şube Müdürü ile vekaleten Deniz Limanı Şube Müdürü, Halil İbrahim Başlı’nın Turizm Şube Müdürü olarak, 4. Sınıf Emniyet Müdürlerinden Ahmet Lütfü Çırakoğlu’nun Güven Timleri Şube Müdürü, Tunay Başarık’ın da Trafik Denetleme Şube Müdürü olarak atandığı belirtildi.
4. Sınıf Emniyet müdürlerinden Sami Pektaş’ın Başakşehir İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı, Serhat Kalyoncu’nun ise Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı olarak atandığı kaydedilen açıklamada, Emniyet Amirlerinden Zülküf Demir’in Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı, Yılmaz Kahraman’ın Sultangazi İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı ve Ali Osman Serhatoğlu’nun da Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Vekili olarak atandığı ifade edildi.
“HENİYYE AYNI ZAMANDA SON VE MEŞRU FİLİSTİN SEÇİMLERİNİN SEÇİLMİŞ BAŞBAKANIYDI”
Erdoğan, hain, kalleş ve alçakça bir suikast sonucu şehit olan Heniyye başta olmak üzere, tüm şehitleri rahmetle yad ettiklerini belirterek, “İsmail Heniyye, hayatını halkının özgürlüğüne adamış bir kahramandı. Bu uğurda kendisi ve ailesi nice fedakarlıklar yaptı. Heniyye aynı zamanda son ve meşru Filistin seçimlerinin seçilmiş başbakanıydı. 10 aydır ateşkes için, soykırımı bitirmek için, barış için çalışan lider bir siyasetçiydi. İsrail tarafından kahpece hedef alınması, başlı başına İsrail’in barışı istemediğinin, kendi rehinelerini kurtarmak için dahi bir derdinin olmadığının delilidir.” diye konuştu.

“GAZZELİ KARDEŞLERİMİZ 300 GÜNDÜR DÜNYANIN GÖRDÜĞÜ EN VAHŞİ KATLİAMLARDAN BİRİNE MARUZ BIRAKILIYOR”
Bugün sadece Heniyye’nin vasiyetini yerine getirmek için değil, aynı zamanda Filistin halkıyla olan dayanışmalarını göstermek için de bir arada olduklarını vurgulayan Bilal Erdoğan, “Gazzeli kardeşlerimiz 300 gündür dünyanın son asırda gördüğü en vahşi katliamlardan birine maruz bırakılıyor. 16 bini çocuk 40 bin masum Filistinli, İsrail barbarlığının kurbanı oldu. Camiler, kiliseler bombalandı. Pazar yerleri, mülteci kampları, hastaneler, okullar, üniversiteler hatta spor alanları hedef alındı.” ifadesini kullandı.

“KUVÖZDEKİ BEBEKLERİ KATLETTİLER”
Bilal Erdoğan, Gazze’nin neredeyse tamamının devasa bir enkaz yığınına dönüştüğünü dile getirerek, “Tüm insanlığın gözleri önünde İsrail, Gazze’yi dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdi. Kuvözdeki bebekleri katlettiler. Gıda sırasında bekleyen, hatta sokakta oyun oynayan çocukları bilerek hedef aldılar. Gazetecileri, doktorları acımasızca öldürdüler. İnsanlıktan zerre nasibini almamış bu azgın güruh, insana dair tüm değerleri katletti. İsrail bir terör devleti olduğunu, bölgemizin başına bela olan haydut bir devlet olduğunu bir kez daha gösterdi.” değerlendirmesinde bulundu.

“ARTIK SİYONİZM, SİYONAZİZİM OLARAK ANILACAKTIR”
Filistinlilerin ilkeleri ve değerleri olan bir düşmana karşı mücadele vermediklerinin altını çizen Bilal Erdoğan, şöyle devam etti:
“Filistinli kardeşlerimiz, tam tersine namertçe saldıran, kalleşçe tuzaklar kuran bir katil sürüsüne karşı kahramanca direniyor. Kandan beslenen, kan içmeye doymayan bir canilikle karşı karşıyayız. Bakınız yeryüzünde hiçbir din, böyle bir soykırımı meşrulaştıramaz. Ne kadar sapkın olursa olsun hiçbir ideoloji, masum bir bebeğin hedef alınmasını, çadırlarında uyuyan masum sivillerin yakılarak katledilmesini meşrulaştıramaz. Gazze’de son 300 gün yaşananlar aynen bundan 80 yıl önce Nazilerin elinde toplama kamplarında yaşananlar gibidir. Siyonizm tıpkı nazizm gibi insanlık dışı bir ideolojidir. Tıpkı nazizm gibi insanlığı tehdit eden hastalıklı bir düşüncedir. Siyonizmin maskesi tüm dünyada düşmüştür. Artık siyonizm, siyonazizim olarak anılacaktır. Gazze, tüm insanlığın nasıl bir tehditle yüzleştiğini ortaya koymuştur.”
Bilal Erdoğan, Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Batılı ülkelere herkesin siyonizmin gerçek yüzünü gördüğünü vurgulayarak, “Yönetimleri farklı davransa da halklar siyonizmin nasıl barbar, acımasız, kural ve kanun tanımaz bir ideoloji olduğunu anlamıştır. Bunu insanlık adına, insanlığın ve bölgemizin geleceği adına bir kazanım olarak görüyoruz. Dünyamız nasıl beyazların üstünlüğüne dayanan ırkçı Apartheid rejiminden kurtulduysa, aynı zihniyeti din temelli devam ettiren siyonazizmden de kurtulacaktır Allah’ın izniyle.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin yürekli duruşunun siyonist rejimi ve destekçilerini ciddi olarak rahatsız ettiğini belirten Bilal Erdoğan, “Bugüne kadar her şeyi yaptılar, her türlü tehdide başvurdular ama Cumhurbaşkanı’mızı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni susturamadılar. Milletimiz tüm dünyaya örnek olacak şekilde Filistinli kardeşlerine sahip çıktı. Maddi ve manevi bedel ödeme pahasına mazlumun yanında yer aldı. Milletimiz, İsrail’in emellerine hizmet etmeyi meslek edinmiş bazı satılmışlar dışında, siyasi görüş farkı olmaksızın Filistinli kardeşlerinin yanında yer aldı.” dedi.

“İSRAİLLİ KLAVYE SOYTARILARININ KÜSTAHLIKLARINA ASLA PRİM VERMEDİK”
Bilal Erdoğan, Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, “İsrail’e karşı somut tedbirler alan ülke Türkiye’dir. Üyesi olduğu tüm teşkilatlarda Filistin’in hakkını savunan ülke Türkiye’dir. Kalıcı ateşkesin ve barışın tesisi için samimiyetle çalışan ülke Türkiye’dir. Millet ve devlet olarak baskılara boyun eğmedik, zorbalıklar karşısında geri adım atmadık. İsrailli klavye soytarılarının küstahlıklarına asla prim vermedik. Katillerin suçlarını yüzlerine cesaretle haykırmaktan asla çekinmedik. Tüm gücümüzle, tüm imkanlarımızla Filistinli kardeşlerimize destek olduk. Gönül isterdi ki bütün İslam ülkeleri Türkiye ile birlikte hareket etsin. Maalesef o noktaya gelmek henüz nasip olmadı.” ifadesini kullandı.

“Ay yıldızlı al bayrağımız asırlardır olduğu gibi bugün de mazlum ve mağdur gönüllere umut aşılarken zalimlerin kabusu olmaya devam ediyor.” diyen Bilal Erdoğan, “Cumhurbaşkanı’mıza hakaretler savuran alçakların, onunla birlikte bayrağımızı neden hedef aldığını çok iyi biliyoruz. Nerede olursa olsun bayrağımızın dalgalandığı yerde güven vardır, huzur vardır, adalet vardır.” değerlendirmesinde bulundu.
Bilal Erdoğan, sahnede Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” adlı şiirinden dizeler okuduktan sonra “Şehidimizin son örtüsü olan hilal ve yıldız göklerde nazlı nazlı dalgalandığı sürece Allah’ın izniyle emperyalistler amaçlarına ulaşamayacaklar. Her gün kontrolü iyice kaybetmelerinin, iyice pervasızlaşmalarının, iyice kudurmalarının sebebi işte budur. Güçlü Türkiye, güçlü İslam alemi demektir. Güçlü Türkiye, daha adil bir dünya mümkün demektir.” diye konuştu.
Mazluma umut, zalime korku salan bir Türkiye’nin inşası için çalışmaya devam edeceklerini belirten Bilal Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Türkiye büyük ve güçlü olsun ki zalimler, masumların kanını dökmeden önce bir kez daha düşünsün. Onun için çalışmak, çok çalışmak zorundayız. Hangi sahada olursak olalım, işimizin hakkını verip işimizde en iyisi olmak zorundayız. Toplum olarak, çok çalışanı, işini daha iyi yapanı takdir eden bir zihniyeti egemen kılmak zorundayız. Ancak bu şekilde zulümlere engel olacak güce ve kudrete ülke ve millet olarak kavuşabiliriz. “

TÜRGEV BAŞKANI YILMAZ’DAN ETKİNLİKLE İLGİLİ AÇIKLAMA
AA muhabirine, eyleme katılımı ve alandaki atmosferi değerlendiren Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz da Beyazıt ve Eminönü’nden Ayasofya’ya akın akın coşkulu insanların geldiğini söyledi.
Bugün çok büyük bir umut içinde olduklarını kaydeden Yılmaz, “Perşembe günü, 7 Ekim’in üzerinden geçen 300’üncü günüydü, bu adaletsizliğin, soykırımın, savaş suçlarının ama görüyoruz ki başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere bütün Türkiye bu adaletsizliğe, soykırıma karşı çıkıyor. 300 gün çok uzun bir zaman ama insanlarımız istikrarlı bir şekilde tepkilerini tekrar tekrar ortaya koyuyorlar, protestolar yapıyorlar, haksızlığa karşı duruyorlar. Özellikle meydanda çok sayıda gencimizin, annemizin, küçük çocuğun olması bizi büyük bir umuda sevk ediyor.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, Ayasofya’nın fethin sembolü olduğunu, yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ibadete açıldığını hatırlatarak, “Bu bizim kızılelmamızdı. Artık yeni bir kızılelmamız var. Kudüs’ün, Filistin’in, Gazze’nin bağımsızlığı, nehirden denize özgür bir Filistin’in varlığı bizim yeni kızılelmamız. İnşallah bu gençlikle, bu bilinçli toplumla, Cumhurbaşkanı’mızın rehberliğiyle bu umudumuza, kızılelmamıza kavuşacağız.” diye konuştu.

“BOYKOTU SÜREKLİ DEVAM ETTİRMEMİZ GEREKİYOR”
Filistin için yapılan tüm protestolara özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Yine görüyoruz ki gençler burada başroldeler. Reflekslerini, hassasiyetlerini, haksızlığa, adaletsizliğe karşı tepkilerini gösteriyorlar, göstermeye de devam edecekler. Boykot konusunda çok hassas olmamız, boykotu sürekli devam ettirmemiz gerekiyor. Bu, odaklı veya toplu boykot olabilir. Tabii ki bazı yüksek teknoloji, endüstri ürünü olan markaları belki boykot etmek mümkün değil ama en azından birkaç ürünle birlikte boykotumuzu devam ettirip istikrar sağlayabilirsek muhakkak Filistin direnişine büyük katkı sağlayacak. Gösterdiğimiz en küçük mücadeleyi bile hiçbir zaman küçümsememeliyiz. Muhakkak bunlar damla damla büyüyecek, bir nehir olacak, sonra denize dönüşecek ve inşallah Filistin’in kurtuluşu için hep birlikte büyük bir güç haline gelecek.”
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik açıklamalarının kendilerine büyük motivasyon sağladığını da sözlerine ekledi.
“ERKİLET FAYI 7.5, ERCİYES FAYININ 7.3 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETEBİLECEĞİ ANLAŞILDI”
Son MTA tarafından yapılan çalışmaların ardından sunulan raporda 6.2 büyüklüğünde değerlendirme yapılan fayların 7.5 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceğinin anlaşıldığının altını çizen Evsen; “En son MTA tarafından yapılan Türkiye’nin Yer Kabuğunun Jeodinamiği Özelliği Projesi çerçevesinde Kayseri etrafında yer alan faylarla ilgili bir çalışma yapıldı. Bu çalışma Şubat ayında MTA’nın kendi sitesinde yayınlandı, birkaç gün önce de bunların sunumu gerçekleştirildi. Yapılan bu çalışmalar içerisinde paleosismolojik çalışmalar en önemlileri arasında yer almaktadır. Bu paleosismolojik çalışmalarda fayların cinsi, maksimum ortalama büyüklükleri, atım miktarları, kayma hızı, depremler, depremlerin tarihlendirilmesi ve depremlerin ortalama tekerrür periyotlarının bilinmesi gerekiyordu. Bu anlamda MTA’nın yapmış olduğu çalışmasında bu bilinmezliklerin bir kısmı ortaya çıkartılmış oldu. Yapılan bu çalışmalarla birlikte Yeşilhisar, İncesu, Erkilet ve Erciyes faylarının yanal atım özelliğinin yanında normal fay özelliğini gösterdiği anlaşılmış oldu. Paleosismolojik verilerden elde edilen değerlendirmelere göre Kayseri’de milattan önce 25 bin 400 yılından itibaren günümüze kadar Yeşilhisar, Erkilet, Erciyes ve İncesu faylarında toplamda 14 tane depremin olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Ayrıca Erkilet segmenti üzerinde yapılan çalışmalarda da 6.3 ve 6.7 büyüklüğünde iki tane daha yüzey kırığı oluşturan depremlerin olduğu yapılan çalışmalarla tespiti gerçekleştirilmiştir. Biz bu güne kadar depremleri aletsel ve tarihsel dönem kayıtlarından hareketle 6.2 mertebesine göre değerlendirme yapıyorduk. Ama bu günden itibaren en büyüğü Erkilet Fay Zonu üzerinde 7.5 olmak üzere yeni deprem riskini öğrenmiş bulunuyoruz. Yeşilhisar Fay Zonu 40 kilometre olmak üzere 6,7 büyüklüğünde, İncesu Fay Zonu 22 kilometre olmak üzere 6.6 büyüklüğünde, Erkilet Fay zonu 49 kilometre uzunluğunda olmak üzere 7.5 büyüklüğünde, Erciyes Fayı da 56 kilometre uzunluğunda olmak üzere 7.3 büyüklüğünde deprem üretebileceği yapılan rapordan anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

“ERKİLET, ERCİYES VE YEŞİLHİSAR FAYLARINDA DEPREM OLABİLİR”
Kayseri’den geçen 3 faya dikkat çeken Evsen; “Yeşilhisar Fay Zonu ortalama 3 bin yıl, Erkilet Fay Zonu ortalama 4 bin yıl, Erciyes Fay Zonu da 5 bin yılda bir tekrarlanma süresinin olduğu yine yapılan çalışmalarda belirlenmiştir. Yeşilhisar Fay Zonu’ndaki son deprem günümüzden 7 bin yıl önce, Erkilet Fay Zonu’ndaki deprem günümüzden 7 bin 500 yıl önce, Erciyes Fay Zonu’ndaki deprem günümüzden 15 bin yıl önce gerçekleşmiştir. Bu şartlar altında yapılan değerlendirmelere göre hem Erkilet, hem Erciyes hem de Yeşilhisar Fay Zonları’nda deprem olabileceği potansiyel olarak değerlendirilmiştir” diye konuştu.
“6 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ 10 DEPREM, 7 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ 1 DEPREME EŞİTTİR”
6 ile 7 büyüklüğündeki deprem arasında matematiksel olarak 1 puan fark olsa da logaritmik olarak 10 puan fark olduğunu belirten Evsen; “Deprem büyüklükleri, deprem şiddetinden farklı değerlendirilmektedir. Deprem büyüklükleri yapılırken bazı özellikler göz önüne alınarak değerlendirmeler yapılır. 6.0 büyüklüğündeki bir deprem ile 7.0 büyüklüğündeki deprem arasında matematiksel olarak 1 puan fark vardır. Ama logaritmik bazlı olduğundan dolayı bu 10 puan fark arz eder. Yani 6 büyüklüğündeki 10 tane deprem, 7 büyüklüğündeki 1 tane depreme eşittir. Eskiden 6.2 mertebesinde yapmış olduğumuz değerlendirmeler, günümüzde 7.5 mertebesine risk olarak yükseldiğinde arada 13 kat fark demektir. Dolayısıyla aritmetik ile logaritmik farkı burada birbirinden ayırmamız gerekiyor” dedi.
100 KİLOMETRE MESAFEDEKİ YERLEŞİM YERLERİ ETKİLENİR
7.5 büyüklüğündeki bir depremde en fazla etkilenecek bölgeler hakkında da bilgiler veren Jeoloji Mühendisi Adnan Evsen; “Eğer 7.5 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşirse başta Kayseri merkez olmak üzere Kocasinan, Melikgazi, Talas, İncesu, Yeşilhisar gibi yerleşim birimleri başta olmak üzere 100 kilometre mesafe içerisinde yaşayan bütün yerleşim birimleri etkilenir” şeklinde konuştu.
Amerikan basınında çıkan haberlere göre Soğuk Savaş’tan bu yana gerçekleşen en büyük takas için görüşmeler perde arkasında yaklaşık iki yıldır devam ediyordu.
Asrın takası, Rus ve Amerikan istihbaratlarının toplantıları, uluslararası zirvelerde gerçekleşen gizli görüşmeler ve liderlerin telefon görüşmelerindeki pazarlıklarıyla filmlere konu olacak cinsten bir sürecin sonunda gerçekleşti.
Amerikan New York Times ve Wall Street Journal gazetelerinin sürecin detaylarını içeren haberlerine göre, takas anlaşmasının nihai hedefi ABD açısından Paul Whelan, Rusya açısından ise Vadim Krasikov’un serbest bırakılmasıydı.

SÜREÇ CENEVRE’DE BAŞLADI
Her şey 16 Haziran 2021’de Cenevre’de gerçekleşen ABD-Rusya zirvesinde başladı. Burada bir araya gelen ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya lideri Vladimir Putin, iki ülke arasındaki mahkûm sorunlarıyla ilgili istihbarat teşkilatları arasında diyalog hattı kurulması konusunda anlaşmaya vardı. ABD sürecin en başında 2018’de Rusya’da casusluk suçlamasıyla tutuklanan Paul Whelan’ın serbest bırakılmasını amaçlıyordu. Ne var ki Washington yönetiminin elinde Whelan’a karşı Rusya’yı takasa ikna edebilecek bir tutuklu yoktu. Aralık 2022’de Slovenya’da iki Rus casusun tutuklanması, ABD yönetimini harekete geçirdi ve CIA Rusya’ya Whelan karşılığında iki casusun takasını teklif etti ama Rusya reddetti.
GAZETECİNİN TUTUKLANMASI
ABD savunma ve dışişleri yetkilileri, Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a küçük çaplı bir takas yerine birçok ismin dahil edileceği bir anlaşmanın Rusya’dan olumlu karşılık bulabileceğini raporladı ve Blinken bu konuyu Mart 2023’te Biden’a aktardı. Bu sırada Rusya’nın WSJ muhabiri Evan Gershkovich’i ajanlık suçlamasıyla tutuklaması, sürecin daha da zorlaşmasına neden oldu.

PUTİN ISRARLA ONU İSTEDİ
Washington, Whelan’ın serbest bırakılması için çaba sarf ederken, Kremlin’in amacı ise 2019’da Berlin’de Çeçen lider Selim Han Hangoşvili’yi öldürdüğü gerekçesiyle müebbet hapse çarptırılan Vadim Krasikov’u geri almaktı. Putin’in Krasikov’u hem arkadaşı olarak hem de Almanya’daki dava sürecinde ağzını sıkı tuttuğu için görevini yerine getiren sembol bir isim olarak görmesi nedeniyle serbest bırakılmasına önem verdiği belirtiliyor. ABD’li yetkililer, Almanya’ya Rus muhalif lider Aleksey Navalni’yi de içeren bir takas anlaşmasında Krasikov’un serbest kalması teklifini yaptı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile bir dizi görüşme yapıldı.

ABRAMOVIÇ DE DAHİL OLDU
Kasım 2023’te ABD’nin başmüzakerecisi Roger Cartens, İsrail başkenti Tel Aviv’de Rus oligark Roman Abramoviç ile bir araya geldi ve Putin’in Krasikov-Navalni takasına açık olup olmayacağını sordu. Kremlin bu formüle yeşil ışık yaktı. Rusya’da tutuklu Navalni’nin 16 Şubat’taki ani ölümü anlaşmayı yine çıkmaza girme noktasına getirdi. Ancak ABD tarafı anlaşmaya Navalni’nin ekibinden siyasi tutuklular ve muhalif siyasetçi Vladimir Kara-Murza’yı dahil ederek Berlin’i ikna etti. 7 Haziran’da Scholz’un onayladığı anlaşma taslağı 25 Haziran’da CIA tarafından bir Ortadoğu başkentindeki toplantıda Rus istihbaratı FSB’ye iletildi.
SON GÖRÜŞME TÜRKİYE’DE
Anlaşma ayrıca Rus casusların tutuklu bulunduğu Slovenya, Norveç ve Polonya’dan taahhütler gerektiriyordu. ABD Başkanı Joe Biden, anlaşmanın bu tarafındaki son onayı da 21 Temmuz’da seçimlerden çekildiğini açıklamadan 2 saat önce Slovenya Başbakanı’nı arayarak aldı. Tüm bu çetrefilli süreçte Türkiye aracı rol oynarken, Ankara’ya inen 7 farklı uçaktan mahkûmların değişimiyle son buldu.
WSJ’DEN ERDOĞAN’A ÖVGÜ ‘DİPLOMASİ BAŞARISI’
AMERİKAN Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) yönetiminde Ankara’da yapılan takas operasyonunu Türkiye açısından diplomasi başarısı olarak yorumladı. Gazetenin, “Mahkûm Takası Batı’ya Türkiye’nin Aracı Olarak Değerini Hatırlatıyor” başlıklı haberinde, “ABD ve Rusya arasındaki esir takasına ev sahipliği yapmak, ülkesini Ukrayna savaşıyla ilgili müzakerelerin merkezine yerleştiren Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir başka diplomatik zafer anlamına geliyor” ifadeleri kullanıldı. Haberde, Türkiye’nin, Ukrayna savaşının patlak verdiği günden bu yana birçok “esir takasına” aracılık yaptığı da hatırlatıldı.
3 LİDERDEN KARŞILAMA
Esir takasının ardından ABD, Rusya ve Almanya liderleri Washington, Moskova ve Köln’deki havalimanlarında serbest kalan tutukluları karşıladı. Washington’daki törende ABD Başkanı Joe Biden’a Başkan Yardımcısı Kamala Harris de eşlik etti.

Rusya lideri Putin de Moskova’da uçaktan inen esirlerin tek tek elini sıktı ve Rusya’ya sadık kaldıkları için teşekkür ederek kendilerine devlet nişanı verileceğini söyledi. Alman Şansölyesi Olaf Scholz da Köln/Bonn havalimanındaki törende Almanya’ya ulaşan 13 rehineyi karşıladı.
MİT KİLİT ROL ÜSTLENDİ
İKİNCİ Dünya Savaşı sonrası yapılan en büyük takas operasyonunda ABD, Rusya ve Almanya’nın yardım talebi üzerine Türkiye devreye girdi. MİT’in üst düzey yetkilileri, tarihe geçen bu operasyonun gerçekleşmesi öncesinde bir yıldan fazla süredir taraflar ile sık sık bir araya geldi. Süreç içerisinde MİT Başkanı İbrahim Kalın da birçok kez muhatapları ile hem yüz yüze hem de telefon görüşmeleri yaptı.
TÜRKİYE HAKEMLİK YAPTI
Tarihi esir takasında ABD, Rusya, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç ve Belarus olmak üzere 7 ülke yer aldı. Taraflarla defalarca görüşmeler yapıldı, süreç bazen tıkanma noktasına geldi. Her seferinde Türkiye, yeniden tarafları anlaşma noktasında bir araya getirmeyi başardı. Ülkeler arasında oluşan güvensizlik anlarında ise Türkiye’nin hakemliği ve verdiği güven devreye girdi.
Tarafların, takasa ilişkin çekince, anlaşmazlık ve talepleri de yine MİT’in yapıcı çözümleri sayesinde aşıldı. Takas operasyonunun her adımı MİT’in kontrolünde ilerledi. Operasyon için müzakereler son ana kadar devam etti. Operasyon anında bile taraflar arasında oluşan anlaşmazlıklar, MİT’in sağladığı soğukkanlı ve başarılı istihbarat diplomasisi ile yönetildi. Türkiye’nin aylarca süren ve tüm taraflarla yapıcı yaklaşımı sonrası takas için anlaşmaya varıldı.
ESENBOĞA’DA TARİHİ GÜN
1 Ağustos sabahının ilk saatlerinde MİT, takasın yapılacağı Ankara Esenboğa Havalimanı’nda gerekli güvenlik önlemlerini aldı.
Esenboğa Havalimanı, hayatın olağan akışını bozmayacak şekilde operasyon için hazır hale getirildi. Operasyon boyunca takası yapılacak 26 kişinin güvenliği ön planda tutuldu.
AYNI ANDA YEDİ UÇAK
İl Sağlık Müdürlüğü görevini Doç. Dr. Güner’e devrettiğini aktaran Memişoğlu, “Bunlar nöbet. Dünyadaki her makamın sonu var. Her zenginliğin, her fakirliğin sonu var. Bunu bilmemiz lazım.” değerlendirmesini yaptı.

Bakan Memişoğlu, dünyada şu anda bir vahşetin yaşandığına dikkati çekerek, bunun da hesabının verileceği günün geleceğini, bu konuda hiçbir şüpheleri olmadığını ifade etti.
Hiçbir makamın baki kalmadığını, bunun bilinciyle hareket ettiklerini dile getiren Memişoğlu, “Milletimize hizmet etmek, onların hizmetkarı olmak, bu dünya imtihanını iyi geçmek için çabalıyoruz, uğraşıyoruz. Gerçekten bizler Türk milleti olarak, medeniyet kurduğumuz zaman barış, huzur gelen dünyaya inşallah çok çalışarak yine aynı şekilde huzur ve mutluluk, iyilik getireceğiz.” diye konuştu.
Memişoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevine 2016’da atandığında büyük bir sorumluluk aldığını belirterek, 10 sene başhekimlik, 4 sene genel sekreterlik ve tıbbi direktörlük yaptığını ancak İstanbul gibi medeniyetin başşehrinin sağlığıyla ilgili bütün sorumluluğu alarak görev yapmanın, başta kendisine zor bir görev gibi geldiğini dile getirdi.

Ekip arkadaşlarıyla birlikte hep beraber 8 senenin kendi açılarından başarılı bir dönem olduğunu anlatan Memişoğlu, bu süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Müdür oldum, 15-20 gün sonra Vodafone’daki terör saldırısı oldu. Daha sonra yılbaşında Reina saldırısı oldu. Bina yıkılmasından uçak kazasına, bina yangınından salgınına, depremine kadar 8 sene boyunca burada çok şey yaşadık. Binaların ve fiziki mekanların dili olmuyor. Onları dile getirdiği zaman, esasında çok şey yaşandığının şahitleri genelde bu binalar. Özellikle Kovid’de dünyaya örnek olacak bir mücadele sergilendi. Hiçbir insanımız, hatta evdeki, huzurevindeki dahi insanımıza direkt giderek hizmet ve sağlık ulaştırmaya çalıştık. Esasında ben sadece o kahramanların görünen yüzüydüm. İstanbul’daki ilçe sağlığından aile hekimliğine, şoföründen temizlik elemanına, doktorundan hemşiresine, sağlık memuruna, başhekiminden il müdürüne kadar herkes müthiş bir kahramanlık örneği gösterdi. Onlara minnetlerimi arz ediyorum. İyi ki varlar.”
– “TOPLUMUN HASTA OLMADAN SAĞLIĞIN KIYMETİNİ BİLMESİ BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ”
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık sektörünün, sağlık çalışanının ve sağlık altyapısının dünyaya örnek olabilecek bir sistem olduğunu, bunun kıymetinin bilinmesi ve sağlık yapısının daha da geliştirilmesi gerektiğini, bunun için çabalayacaklarını ifade etti.
Sadece Kovid veya depremle mücadele etmediklerini belirten Memişoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye gönderdikleri ekiplerden bahsetti. Memişoğlu, deprem sabahında binlerce doktor ve sağlık çalışanının havalimanında bölgeye gitmek için kendilerinden talimat ve görevlendirme beklediklerini anlatarak, “Başka hiçbir ülkenin sağlıkçılarının bu kadar özveriyle deprem bölgesine emin olun koştuğunu sanmıyorum.” dedi.
Memişoğlu, temel sağlık hizmetlerini önemsediklerine işaret ederek, “İl Sağlık Müdürlüğündeyken de Türkiye’de ilk defa 2017’de konsept ve model, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan aile sağlığı merkezleri inşa ettik. Bunlar şu anda hizmet sunmakta ve çok da memnuniyeti üst seviyeye çıkarmakta. Temel sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve en önemlisi toplumun hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmesi bizim için çok değerli.” diye konuştu.
– “İNSANLARIN İYİLİĞİNİ ÖN PLANDA TUTUP, İYİLİKLE ÇALIŞARAK, ÜRETEREK BAŞARI ELDE ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Bunun yanında, 8 yılda en küçüğü 300 yataklı 28 hastanenin hizmete sunulduğunu aktaran Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, gerçekten çok büyük desteğiyle 28 hastane ilave edildi kamu sağlık sistemine. Bunların 8’i sadece Kovid’le mücadele ederken açıldı. Hepinizin malumu, Başakşehir Çam Sakura’sından Okmeydanı’na, Göztepe’sinden Başıbüyük’üne, 2 acil durum hastanesinden Sancaktepe’sine, Seyrantepe’sinden, Büyükçekmece’sinden Sultanbeyli’sinden, Sarıyer’inden birçok hastaneyi hizmete açtık hep beraber. Sadece binasını değil, insan gücünü de cihazını da hepsini temin ederek, hiç kimsenin ‘Bu hastane bitti ama hizmete açılmadı.’ demesine fırsat vermeden açtık. Ben bu ekiple gurur duyuyorum. Çok zorlu günler yaşadık, çok güzel günler yaşadık ama hep ekip olmayı bildik. Hep ekip halinde hareket ettik. Sabrettik, tevekkül ettik, çalıştık. Bizim esasında başarımızın formülü bu. İnşallah Bakanlıkta da bu şekilde hareket edeceğiz. İnsanların iyiliğini ön planda tutup, iyilikle çalışarak, üreterek başarı elde etmeye çalışıyoruz. Onun için biz koşacağız, çalışacağız. İnşallah, bazı sıkıntıları olan son zamanlarda sağlık sektörüyle, yeniden çok memnun eden, aynı zamanda sağlık teknolojisi ve bilgisi üreten bir sağlık sektörü haline getireceğiz.”
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin, lokomotif, öncü, en çok gelir getiren, en memnun olunan, sadece ülkeye değil bütün çevreye ve dünyaya sağlık, huzur, mutluluk getirecek bir sağlık sektörü ve insan gücü olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
“Ben İstanbul İl Sağlık Müdürlüğündeki görevimi çok başarılı, özellikle Kovid’de, halk sağlığında filyasyon ekiplerini, ilçe sağlık müdürlüklerini ve birinci basamağımızı yöneten Abdullah Emre Güner kardeşime veriyorum. Onun da bu konuda bizimle aynı mantıkla, aynı ilkelerle hareket ettiğini bildiğim için arkama bakmadan, güvenerek, esasında çok büyük zaman geçirdiğimiz ve İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak bana büyük gurur veren bu makamı ona tevdi ediyoruz. Allah onu utandırmasın. Allah bizleri ve onu, bize güvenenlere, milletimize, devletimize ve Sayın Cumhurbaşkanımıza mahcup etmesin.” şeklinde konuştu.
– “KOŞACAĞIZ, KOŞMAYA HAZIRIZ”
İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner de Bakan Memişoğlu’ndan müdürlüğü devralmaktan büyük onu ve gurur duyduğunu ifade etti.
Güner, “Koşacağız, koşmaya hazırız. Rabb’im bu memlekete, bu yüce millete hizmet etmeyi bize nasip etti. Sizin bize devrettiğiniz bayrağı daha yükseklere inşallah taşıyacağız.” dedi.
Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Memişoğlu ile İl Sağlık Müdürü Güner birbirlerine çiçek takdiminde bulundu. Güner, Bakan Memişoğlu’na Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi ile semazenlerin yer aldığı, sabır, tevazu ve hoşgörünün anlatıldığı bir tablo hediye etti.
Devir teslim töreni, günün anısına çekilen fotoğrafın ardından sona erdi.
Sincar’ın Gopel köyünden İsmail Guli Mahmud, 10 yıldır kamplarda yaşıyor.
AA’ya konuşan Mahmud, “Sincar’da emniyet yok. Durum çok kötü. Hâlihazırda daha da kötüye gidiyor. PKK var, Haşdi Şabi var ve başka silahlı güçler de var. Sincar’da nelerin yaşandığını bilemiyoruz. Su yok, elektrik yok. Gittiğimde suyu satın almak zorunda kalacağım. Buna benzer temel sorunlar var. Döndüğümüzde kalacak bir evimiz yok.” dedi.
Irak hükümetine çağrı yapan Mahmud, hükümetin geri dönebilenlere evlerini yapabilecekleri şekilde maddi yardımda bulunması gerektiğini söyledi.

– “SİNCAR’A GİDENLER TEKRAR KAMPLARA GERİ DÖNMEK ZORUNDA KALIYOR”
Mahmud, “Evine dönmek isteyenlere ayrıca iş imkanları da oluşturulamadı. Mesela evine dönenler ne iş yapacak?. Irak hükümetinin vereceği 4 milyon dinar (yaklaşık 2 bin 700 dolar) çok yetersiz. Bu parayla bir oda bile yapamazsınız.” şeklinde konuştu.
PKK mağduru Sincarlı Mahmud, şöyle devam etti:
“Sincar güvenli hale gelirse, istikrar olursa, su ve elektrik gelirse dönmek isteriz. Şu an Sincar’a gidenler tekrar kamplara geri dönmek zorunda kalıyor. Çünkü orada yaşam imkanları yok. Çadırların altındaki yaşam, DEAŞ’ın elindeki şartlar gibidir. Sürekli olarak çadırlarımız yanıyor. Irak hükümeti bu konuya el atmalı ve Yezidilerin bu haline çare bulsun.”

– “ANNELERİMIZ VE KIZ KARDEŞLERİMİZ HALA DEAŞ’IN ELİNDE”
Sincar’ın Tilbenat köyünden Salim Kori de 3 Ağustos 2014’te DEAŞ’tan kaçan Yezidilerden biri.
Kori, “3 Ağustos tarihi bizim için çok acı bir gün ve bu tarihi her sene büyük bir hüzünle anıyoruz. Annelerimiz ve kız kardeşlerimiz hala DEAŞ’ın elinde. Kadınlarımızı DEAŞ’ın elinden kurtaramadık.” dedi.
– “SINCAR’IN İDARESİNİN KİMİN ELİNDE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ”
Kamptaki çadırlarda yaşamak istemediklerini dile getiren Kori, 10 yıldır sürdürdükleri bu durumun çekilmez boyutta olduğunu anlattı.
DEAŞ’tan kaçıp ve PKK nedeniyle evine dönemeyen Kori, şunları kaydetti:
“Çocuklar, kadınlar, erkekler ve gençler kimse bir gelecek göremiyor. Sincar’ın idaresinin kimin elinde olduğunu bilmiyoruz. Şehirde kim var emin değiliz. Orada hala Kaymakam yok. Nahiyelerde müdür yok. Kim yönetecek orayı? Şehrin kimin tarafından yönetileceğini bilseydik geleceğimizin ne olacağını tahmin edebilirdik. Uluslararası kamuoyu da gözünü Yezidilerin sorunlarına kapatmış durumda.”
Yıllardır kamp yaşamını sürdürmek zorunda kalan Sincar’ın Hanesor köyünden Usame Süleyman ise “Sincar’da istikrar yok. Orada her türlü değişik gruplar var. Çadırlarda yaşamaya mecburuz, çünkü gidecek başka yerimiz yok. Keşke Sincar’da başımızı sokabileceğimiz bir evimiz olsaydı da bu güneşin altında yaşamaktan daha iyiydi. Ancak Sincar’da yaşam çok zor.” ifadelerini kullandı.

– “SİNCAR ŞEHİR MERKEZINDE YASA DIŞI SİLAHLI GRUPLAR (TERÖR ÖRGÜTÜ PKK) VARLIĞI SÜRÜYOR”
Yezidilerin kutsal mekanlarından Laleş Tapınağı sorumlusu Said Cerdo ise DEAŞ tarafından kaçırılan veya öldürülen 3 bin kişinin akıbetinden hala haber alınamadığını söyledi.
“Sincar trajedisinin üzerinden 10 yıl geçti ancak Yezidilerin yaraları henüz iyileşmedi.” diyen Cerdo, Yezidiler’in hala kamplarda yaşayıp evlerine dönemediklerine işaret etti.
Cerdo, Sincar’da güvenli ortam oluşturulamadığını vurgulayarak, “Sincar şehir merkezinde yasa dışı silahlı grupları (terör örgütü PKK) varlığı sürüyor. Orada siyasi çekişme ortamı var. Sincar sığınmacılarına herhangi bir tazminat ödenmedi. Sincar’a yönelik bölgesel müdahaleler de Yezidilerin dönüşünün önünde engel teşkil etmektedir.” değerlendirmesi yaptı.

Erbil ile Bağdat arasında imzalanan Sincar Anlaşması’nın uygulanmamasını da eleştiren Cerdo, şöyle devam etti:
“Ne yazık ki Sincar’ın normalleştirilmesini öngören Erbil ve Bağdat arasında imzalanan Sincar Anlaşması hayata geçmedi. Irak hükümetinin bu anlaşmayı uygulama noktasında geri adım attığını görüyoruz. Irak hükümeti üzerinde bu anlaşmanın uygulanmaması için bölgesel bir baskı var. Irak hükümeti bu konuda cesur adım atmalı ve Sincar’daki şartların normalleşmesi için uluslararası kamuoyunun da desteğini almalı. Ancak Bağdat hükümeti, Yezidilerin evlerine dönebilmesi için şartları uygun hale getiremedi. O yüzden kampların kapatılması kararı yanlıştı. Her aileye 4 milyon dinar (2 bin 700 dolar) evlerine dönmeleri için yeterli değildir. Bu para ile hiçbir şey yapamazlar. Irak onlara çok iyi bir yardım sunmalıydı. Sincar olaylarından sonra Yezidilerin yurt dışına gidişi devam ediyor. Hükümet bu nedenleri ortadan kaldırmalıdır. O nedenlerden bir tanesi de Sincar’ın siyasi hesapların merkezi haline gelmesidir. Sincar ile ilgili alınan kararlar uygulanmıyor. Irak Anayasası ihlal ediliyor ve Yezidi soykırımı davası unutulmuş durumda.”



Bir dava adamı İsmail Haniye’nin portresi: Hayatını Filistin’e adadı



















Son dakika haberi: İran Devrim Muhafızları, önceki gün Tahran’da şehit edilen Hamas lideri İsmail Haniye’ye düzenlenen saldırının detaylarıyla ilgili yeni açıklama yaptı.
“HANİYE’YE SUİKASTI SİYONİST OLUŞUM GERÇEKLEŞTİRDİ”
Haniye’ye yönelik düzenlenen suikastın konutun Hamas liderinin kaldığı konutun dışından ateşlenen 7 kilogram savaş başlığı taşıyan kısa menzilli bir mermiyle düzenlendiği belirtilen açıklamada, “Suikastı Siyonist oluşum gerçekleştirdi ve ABD tarafından desteklendi” ifadelerine yer verildi.
İran, “İntikamın en uygun zamanda alınacağını” da vurguladı.
İRAN DAHA ÖNCE “FÜZE ÜLKE DIŞINDAN ATILDI” DEMİŞTİ
Suikasttan saatler sonra açıklama yapan İran, saldırının yerel saatle gece 02.00‘de ülke sınırları dışından atılan bir füzeyle gerçekleştiğini açıklamıştı.
BİNANIN DİĞER KISIMLARINDA HASAR YOK
Haniye’nin ağırlandığı İran Cumhurbaşkanlığı’na ait kompleksin içerisindeki misafirhanenin saldırı sonrası çekilen görüntülerinde misafirhane binasında sadece Haniye’nin bulunduğu katın vurulduğu ve binanın diğer kısımlarında hasar olmadığı görüldü.

CENAZESİ KATAR’DA DEFNEDİLDİ
Haniye için Katar’da cenaze töreni düzenlendi. Arap ve İslam dünyasından çok sayıda liderin katıldığı törende Türkiye heyeti de hazır bulundu. Haniye, Doha’nın 15 kilometre kuzeyindeki Luseyl kentinde defnedildi. Cenazede İsrail karşıtı sloganlar atıldı.

Türkiye’den de geniş bir heyet Doha’daki programda hazır bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile birçok milletvekili törene katıldı.

ABD MEDYASI: BOMBA 2 AY ÖNCE YERLEŞTİRİLDİ
ABD merkezli New York Times gazetesine bilgi veren kaynaklar, Haniye’nin kaldığı konuta 2 ay önce yerleştirilen bombanın uzaktan kumandayla patlatıldığını söyledi.
Haniye, daha önce Tahran’a geldiğinde birkaç kez bu misafirhaneyi kullanmıştı.

İran Devrim Muhafızları, ABD’nin suikastı desteklediğini söyledi. ABD’den ise yapılan açıklamada, “Saldırıdan haberimiz yoktu” denilmişti. Filistin Yasama Konseyi Üyesi Mustafa Bargusi de suikastın ABD’nin bilgisi olmadan gerçekleşmesinin “imkansız” olduğunu vurgulayarak, “Bildiğim bir şey var ki o da İsrail’in bu suikastı ABD’nin bilgisi olmadan gerçekleştirmiş olmasını hayal etmek çok zor” ifadelerini kullanmıştı.

Haniye’ye düzenlenen suikasttan hemen önce işgalci İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’yi ziyaret etmiş ve Kongre’de konuşma yapmıştı. Netanyahu’nun Kongre üyeleri tarafından alkışlanması tüm dünya kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı.
HANİYE, AİLESİNDEN BİRÇOK KİŞİYİ ŞEHİT VERDİ
Hayatı mücadeleyle geçen İsmail Haniye, ailesinden 60’a yakın ismi şehit verdi. Nisan ayında oğulları Hazem, Amir ve Muhammed, Şati Kampı’nda içinde bulundukları aracı İsrail’in bombalaması sonucu şehit olmuştu. Haniye’nin gelini İnas Haniye, acı haberden sonra yayımladığı videoda, “Bu dünya fanidir ve Allah’ın izniyle buluşmamız cennette olacaktır. Elveda milletin lideri” dedi.

Türkiye, suikasta sert tepki veren ülkelerden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Siyonist barbarlık bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacaktır” dedi. Erdoğan ayrıca, Haniye’nin ailesini de telefonla arayarak başsağlığı diledi.

301 GÜNDÜR SOYKIRIM VAR
İsrail’in Gazze’deki 2,3 milyon Filistinliyi hedef aldığı soykırımda 301 gün geride kaldı. 7 Ekim 2023’ten bu yana 3 bin 457 katliam gerçekleştirildi, 39 bin 480 Filistinli şehit oldu. Öldürülenlerin 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i ise kadın.


Daha önce yurt dışından ithal edilen sistemler; gümrük kapılarında, limanlarda ve havalimanlarında kullanılıyordu.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ortak çalışmasıyla gümrük kapılarında, limanlarda ve havalimanlarında kullanılan tarama sistemlerinin yerli imkanlarla geliştirilmesi için 2019 yılında “Milli Tarama Sistemleri Projesi” başlatıldı.
Yeni sistemlerle birlikte kaçakçılıkla mücadele daha etkin bir şekilde sürdürülecek.
Proje kapsamında 24 Temmuz’da Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün tarafından 3.sü imzalanan protokol ile gümrük kaçakçılığına karşı yeni yerli tarama sistemleri eklenecek.
Yakın gelecekte milli kaynaklarla geliştirilecek “Yarı Sabit Araç ve Konteyner Tarama Sistemi”, “Mobil Araç ve Konteyner Tarama Sistemi”, “Yutucu Tespit Sistemi”, “Tren Tarama Sistemi”, “Backscatter Araç ve Konteyner Tarama Sistemi”, “CT Bagaj Tarama Sistemi”, gümrüklerde, limanlarda ve havalimanlarında kaçakçılara göz açtırmamayı planlıyor.
‘Yarı Sabit Araç ve Konteyner Tarama Sistemi’; belirli bir konumda kurulup, gerektiğinde başka bir yere taşınabiliyor. Genellikle büyük araçları ve konteynerleri taramak için tasarlanan sistem, yüksek enerjili X-ışınları veya diğer elektromanyetik dalgaları kullanarak içyapının görüntülenmesini sağlayacak.
Araçların, konteynerlerin ve diğer büyük yüklerin içyapısını hızlı ve etkili bir şekilde taramak için tasarlanan ‘Mobil Araç ve Konteyner Tarama Sistemi’ genellikle kamyon veya treyler üzerine monte edilip, tarama yapılacak alana kolayca taşınabiliyor. Yüksek enerjili X-ışınları veya diğer elektromanyetik dalgaları kullanarak araçların ve konteynerlerin içindeki gizli malzemeleri tespit edebilecek.

Araçların, konteynerlerin ve diğer büyük yüklerin içindeki saklı malzemeleri tespit etmek için kullanılacak olan ‘Backscatter Araç ve Konteyner Tarama Sistemi’; elektromanyetik dalgaların geri saçılması teknolojisini kullanan ileri bir görüntüleme teknolojisine sahip.
‘CT Bagaj Tarama Sistemi’ de bagajları her yönden tarayarak, 3 boyutlu görüntü alabilecek ve bagaj içinde şüphelenilen herhangi bir eşyayı seçip, ayrı olarak detaylı incelenmesine olanak sağlayabiliyor. Organik ve inorganik maddeleri görüntüleyebilen sistem, renk tanımlaması yapıp, bagaj içindeki patlayıcı maddeleri; konumu, şekli, yeri ve açısı fark etmeksizin, otomatik olarak tespit edebilecek.
Türkiye’nin hedef veya transit ülke konumunda olduğu yasa dışı uyuşturucu madde sevkiyatlarında, uyuşturucu kuryelerinin vücutlarında taşıdığı uyuşturucu maddelerin tespit eden ‘Yutucu Tespit Sistemi’ devreye girecek.
Trenlerin içindeki kargo ve yolcu bölmelerini taramada kullanılacak olan ‘Tren Tarama Sistemi’, trenin içindeki eşya veya kişileri tespit etmek için ileri bir görüntüleme ve tespit teknolojisine sahip. Sabit veya mobil olabilen sistem, genellikle trenlerin hareket halindeyken bile taranmasına imkan sağlayacak.
Konuya ilişkin bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Önümüzdeki süreçte, mevcut sistemlerin etkinliğini artırmak ve yeni teknolojik yenilikleri entegre etmek amacıyla yeni tarama ve kontrol sistemlerinin geliştirilmesine devam edilecek, bunlara ilave olarak yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilerin proje kapsamında geliştirilmesi, tarama sistemlerine entegrasyonu ve yaygınlaştırılması sağlanacaktır.’’ gümrüklerin daha etkin ve daha üst düzeyde güvenli hale getirilmesinin amaçlandığına dikkat çekildi.

‘Deprembis’ uygulamasının yeni sürümü artık fay bilgilerini, geçmişte meydana gelen depremleri ve fay hattının hangi büyüklükte deprem üretebileceği bilgilerini vermeye başladı.

Uluslararası deprem ajanslarının verilerinin kullanıldığı uygulama 925×740 metre alanlar arasındaki zeminleri gösterirken, kabul edilmiş fay hatlarını da inceleme imkanı sağlıyor.

Ücretsiz kullanıma sunulan ‘deprembis’ uygulamasına günlük 10 sorgulama hakkıyla www.deprembis.com.tr adresinden erişilebiliyor.

‘HERKES OTURDUĞU YERİN ZEMİNİNİ MERAK EDİYOR’
Prof. Dr. Kutoğlu, vatandaşların da girip rahatlıkla anlayabileceği şekilde bir uygulama olduğunu belirterek, “Deprem konusu, ülkemizde vatandaşlarımızı çok meşgul eden bir konu. Özellikle geçtiğimiz sene yaşadığımız 6 Şubat depremlerinden sonra bütün ülke olarak vatandaşlarımız tedirgin. Herkes oturduğu yerin zeminini merak ediyor. Herkes bölgesinde fay var mı, yok mu; bu fay aktif mi, değil mi; bu fay deprem üretirse ne kadar büyüklükte deprem üretir, ne kadar hasar olur gibi soruları merak ediyor. Bununla ilgili de sürekli her gün haberlerde birtakım açıklamalar, görüşler görüyoruz. Bu açıklamalar ve görüşler de zaman zaman birbiriyle çelişebiliyor. Vatandaşımızın da kafası karışabiliyor. Biz istedik ki kabul görmüş, uluslararası arenada yayınlanmış, üzerinde uzlaşılmış verileri toplayıp vatandaşımızın anlayacağı dilde, vatandaşımızın kendi zeminini, bölgesindeki tehlikeyi sorgulayabileceği bir formata getirelim. Böylece vatandaşımız rahatlıkla kendi başına bulunduğu bölgedeki durumu gözden geçirebilsin istedik” dedi.

‘DEPREM TARİHİ ÇOK GEÇMİŞTEYSE O KADAR YAKIN TEHLİKE SÖZ KONUSUDUR’
Prof. Dr. Kutoğlu, vatandaşların bölgelerindeki fayların kaç büyüklüğünde deprem üretebileceğini de uygulama sayesinde görebileceğini belirterek, “Üzerinde uzlaşılmış global deprem ajansları, yer bilimleri ajansları tarafından servis edilen verileri ve depremleri de topladık. Bunları ‘deprembis’ portalına aktardık. Şimdi vatandaşlarımız artık burada sisteme giriş yapıp bölgelerindeki fayları da sorgulayabilecekler. Vatandaşlarımız artık bulundukları bölgedeki fayların mevcudiyetini, fayların kaç büyüklüğünde deprem üretebileceğini ve en son ne zaman ve kaç büyüklüğünde deprem üretmiş olduğunu fayın üzerine tıklayarak görebilecekler. Deprem tarihi çok geçmişteyse o kadar yakın tehlike söz konusudur. Artık vatandaşlarımız rahatlıkla, kimseye ihtiyaç duymadan bu bilgileri ‘deprembis’ üzerinden görebilecekler” diye konuştu.

YENİ FAYLAR VE HAREKET HIZLARI EKLENECEK
Projeyi sosyal sorumluluk projesi olarak geliştirdikleri söyleyen Prof. Dr. Kutoğlu, ‘deprembis’ internet sitesini ticari kullanıma sunmadıkları için sistemdeki yoğunluğu engellemek adına her kullanıcıyı günlük 10 sorgulama ile sınırladıklarını söyledi.

3’üncü aşamada güncellenen fay haritalarındaki bilgileri verileri de sistem içerisine aktaracaklarını belirterek, “3’üncü fazda, çalışmaya devam ediyoruz. Bu fayların hareket hızlarını da koyacağız. Ortalama kaç senede bir deprem üretir bunları da üzerine koyacağız. Dolayısıyla geçmiş depremden bu yana geçen süreye bakıldığı zaman tehdidin ne kadar yakın olduğu görmek mümkün olacak. Bunlar, uluslararası kuruluşlarca servis edilen fay haritaları. Biz Maden Tetkik Arama’nın (MTA), haritalarını da sayısallaştırıyoruz onları da sayısallaştırdıkça haritamızda onlar da bulunacak” ifadelerini kullandı.

“Anadolu’nun kilidi, doğu ile batının kavşak noktası” olarak nitelendirdiği kente değer katmak için çalıştıklarını ifade eden Göktaş, “Ecdadımızın emaneti olan bu güzel şehri, her alanda güçlü kılarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğudur. Bu anlayışla, 2002’den bugüne kadar yapılan 138 milyar liranın üzerinde yatırımla Afyonkarahisar’a büyük hizmetler yapıldı.” diye konuştu.
İlk günkü heyecanla, el, gönül birliğiyle güzel bir şehir miras bırakmak için çalıştıklarını bildiren Göktaş, şunları söyledi:
“Sosyal hizmet merkezlerimizle bu şehrin kadınlarına, çocuklarına, yaşlılarına, engellilerine hizmet ediyoruz. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımızla 7’den 77’ye vatandaşlarımızın yanında olmaya gayret ediyoruz. Bu noktada Afyonkarahisar’da ve Antalya’da ‘Bireysel Sosyal Hizmet Danışmanlığı Modeli’nin pilot uygulamasını başlattık.
Bu kapsamda bugün Afyonkarahisar’da 350 otizmli birey ve ailesi için sosyal hizmet danışmanlarımız görevlendirdik. Bu modelle, otizmli bireylerin kendilerine ve ailelerine destek vermeye başladık. Danışmanlarımız her aileyi, ihtiyaçları doğrultusunda belirli aralıklarla takibini yapıyor. Böylece otizmli bireylerin en uygun hizmetlere ulaşması için aileyle çalışarak karar alma süreçlerine yardımcı oluyoruz. Bunun yanı sıra ailelerimize psikososyal destek hizmeti veriyoruz.”
Göktaş, proje kapsamında edindikleri tecrübeyi Afyonkarahisar ve Antalya’nın ardından tüm illere aktaracaklarını belirtti.
‘KENDİNİ BİLMEZ BİR BAKAN…’
AK Parti’nin 23 yıl boyunca yurdun geneline dev eserler kazandırdığını, büyük hizmetler götürdüğünü ifade eden Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, her daim bölgesinde ve dünyada sorunlara çözüm üreten, barış odaklı bir vizyon doğrultusunda hareket etti, adım attı.” dedi.
Erdoğan’ın uluslararası tüm platformlarda Türkiye’nin hak ve hukukunu, devletin çıkarlarını, milletin onurunu kararlılıkla savunduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti:
“Dünya beşten büyüktür çıkışıyla her zaman adalet ve eşitlik için sesini yükselterek, adil ve dengeli bir sistemin kurulması gerekliliğini dile getirdi. Filistin’den Yemen’e, Libya’dan Ukrayna’ya kadar derin krizlerin yaşandığı her bölgede her daim mazlumun ve mağdurun sesi oldu. Kudüs’ü savunmanın insanlığı savunmak, barışı savunmak, farklı inançlara saygıyı savunmak olduğu inancıyla Filistin mücadelesini her daim sürdüreceğini dile getirdi.
Filistin davası bizim öz meselemiz, Filistinliler can kardeşimizdir. Asırlardır barışın ve huzurun temsilcisi olan Filistin toprakları, bugün ne yazık ki hala bir ateş çemberi altında tutuluyor. 75 yıldır işgal altında olan Filistin, bütün dünyanın gözü önünde yağmalanıyor. Çatışmalar nedeniyle Gazze’de hayatını kaybeden 40 bine yakın Filistinlinin çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bugün Filistinli kardeşlerimiz soykırıma uğruyor. Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işgalci olduğunu tespit etmesine rağmen İsrail işgallerine devam ediyor.”
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına tepki gösteren Göktaş, şunları kaydetti:
“İsrailli kendini bilmez bir Bakan, Sayın Cumhurbaşkanımızın adını ağzına almaya cüret ederek, pervasızca demokrasi dersi verme hadsizliğinde bulunabiliyor. Bugün soykırım suçluları, bu mücadelenin yılmaz savunucusu İsmail Heniyye’yi hain bir suikast sonucu şehit etti. Heniyye, inandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi öldü. Bütün ömrünü Filistin davasına adadı. Verdiği mücadeleyle kendinden sonra gelen tüm nesillere örnek oldu. Gazze’nin şehitler kervanına katılan Heniyye’ye Allah’tan rahmet diliyorum. Özgür Filistin davası uğruna şehit olan tüm Filistinli kahramanları rahmetle yad ediyorum. Tüm Filistin halkına ve Filistin davasına gönül vermiş insanlara sabır ve başsağlığı diliyorum. Nehirden denize, özgür Filistin için dualarımız onlarla.
İsrail, Gazze’de işlediği soykırımın üstünü kapatamayacak ve er ya da geç bu insanlık dışı vahşetin hesabını adalet önünde verecek. Bütün dünyanın sessiz kaldığı bu büyük insanlık dramına, Filistinli kardeşlerimizin uğradığı soykırıma sessiz kalmayacağız. Her daim Filistin’in haklı mücadelesini savunmaya devam edeceğiz.”
]]>Uygulama yapan polislere biber gazı sıkıp ateş ettiler
Hazırlanan iddianamede, olay günü DHKP-C silahlı terör örgütü mensubu Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un, adliyenin D blok kapısına yaklaştıkları sırada görevli polis memurları tarafından uygulama yapıldığı, uygulama sırasında eylemci Birkoç’un görevli polis memurlarının yüzlerine 2-3 saniye kadar biber gazı sıktığı, bu sırada Birkoç’un arkasında bulunan Yayla’nın polis memuruna ateş ettiği, silahın ateş almaması üzerine yeniden ateş ettiği ve sağ ayağından yaraladığı anlatıldı.
1 vatandaşın ölümüne neden oldukları kaydedildi
Polislerden birinin adliye binası istikametine diğerinin C blok istikametine doğru koşmaya başlaması üzerine her iki eylemcinin de C blok istikametine doğru koşan polis memurunun arkasından polis memurlarını hedef alarak ateş ederek koşmaya başladıklarının belirtildiği iddianamede, bu sırada Dilfiraz Karataş isimli vatandaşın eylemcilerce açılan ateş sonucu olay yerinde yaralandığı, sonrasında kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, eylemcilerin ise C blok önündeki nöbet kulübesine doğru ateş ederek gelmesi üzerine kulübede bulunan polislerin karşılık vermesiyle etkisiz hale getirildikleri aktarıldı.
Örgütün ‘Merkez Komitesi’ deşifre oldu
Hazırlanan iddianamede, DHKP-C terör örgütünün ‘merkez komite’ olarak adlandırılan yapı tarafından yönetildiği, örgüt yönetiminin silahlı, bombalı ve benzeri bir eylem kararı alması sürecinde örgüt sorumlularının bu süreçte rol aldığı, şüpheliler Zerrin Sarı, Fehriye Erdal, Seher Demir ve Musa Aşoğlu’nun örgütün merkez ve genel komitesi içerisinde faaliyet yürüttükleri ve bu şüpheliler hakkında yakalama kararı çıkarıldığı kaydedildi. İddianamede, örgüt yöneticilerinin örgüt üyeleri arasında iş bölümü yapma, örgütün hedef ve amaçları doğrultusunda yapılacak eylem, gösteri yürüyüşü, propaganda faaliyetlerini yürütecek örgüt üyelerine talimat verme ve örgüt üyeleri arasında hiyerarşiyi belirleme pozisyonunda bulundukları kaydedildi.
Örgüt şemasının detayları ortaya çıktı
Örgütün şemasının da yer aldığı iddianamede, merkez komitesinde yer alan 4 şüphelinin yanı sıra, şüphelilerden Necmiye Birkoç’un örgütün sözde mahalli alan yapılanması sorumlusu, Ayten Öztürk’ün sözde Türkiye sorumlusu, Seda Şaraldı’nın sözde halkın hukuk bürosu yöneticisi, Seher Adıgüzel’in grup yorum sorumlusu, Meryem Özsöğüt’ün sözde sağlık kabini sorumlusu, Ulaş İnci’nin sözde gençlik sorumlusu olduğu da belirtildi.
Gözaltına alındıklarında örgütsel tavır sergiledikleri aktarıldı
Hazırlanan iddianamede, şüphelilerin gözaltına alınmalarıyla beraber örgütsel tavır sergiledikleri, örgüt mensuplarının gözaltında bulundukları süre içerisinde açlık grevine gitme, tüm aşamalarda direnme, imza atmama gibi uymaları gereken kuralların örgüt tarafından yazılı hale getirildiği kitapçıktaki kurallara harfiyen uydukları kaydedildi.
19 şüpheliye 15’er yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede, firari şüpheliler Zerrin Sarı, Seher Demir, Musa Aşoğlu, Fehriye Erdal ile şüpheliler Necmiye Birkoç, Nejla Birkoç, Ayten Öztürk, Diyar Ersoy, Elif Ersoy, Ercan Güneş, Gamze Eroğlu, Hakan İnci, Hasan Karapınar, Meryem Özsöğüt, Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, Oktay Kelebek, Seda Şaraldı, Seher Adıgüzel ve Ulaş İnci’nin ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan ayrı ayrı 7’şer yıl 6’şar aydan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Öte yandan öldürülen teröristler Emrah Yayla ile Pınar Birkoç hakkında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’, ‘kasten öldürme’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘tasarlayarak öldürme’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği öğrenildi. Şüphelilerin yargılanmasına 31 Ekim tarihinde İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesi’nce başlanacak.
Milli İstihbarat Akademisinden yapılan açıklamaya göre, akademinin hazırladığı “İsrail’de Radikal Sağ” raporunda, 7 Ekim sonrasında İsrail’in politik ve askeri hamlelerinin en belirleyici toplumsal kesimlerinden birinin, ülkedeki fanatik, şiddet yanlısı, aşırı sağcı gruplar olduğu belirtildi.
Raporda bu grupların, mevcut durumda Gazze’nin işgal altında tutularak, Gazzelilerin sürülmesini ve bu toprakların yerleşime açılmasını savunduğu vurgulandı.
TEMEL MOTİVASYON ‘VADEDİLMİŞ’ TOPRAK İNANCI
Raporda, Filistin coğrafyasında ve özellikle de 7 Ekim sonrasında Gazze’de, İsrail’in yürüttüğü kanlı saldırıların teolojik ve politik bağlamının çözümlenmeye çalışıldığı kaydedildi.
İsrail’deki aşırı sağ siyaset ile işgalci yerleşimciliğin örtüştüğü bildirilen raporda, İsrail aşırı sağının temel motivasyonunun, “Ürdün Nehri’nden Akdeniz’e kadar olan bölgenin dini motivasyonlarla tamamen Yahudileştirilmesi olduğu” belirtildi.
Raporda, İsrail’in 1967’den beri Doğu Kudüs, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve 2005/2023 dönemi hariç Gazze’yi uluslararası hukuka aykırı olarak işgal altında tuttuğu aktarıldı.
1967 yılı sonrasında ise dini motivasyonlarla buralarda işgalci yerleşimler kuran aşırı sağcı Yahudi grupların, İsrail’in bu bölgelerde askeri varlık göstermek için bahane olarak kullandığı unsurlar olduğu kaydedilen raporda, bu yönüyle yerleşimlerin de İsrail jeopolitik düzleminin ileri karakolları olarak görüldüğünün altı çizildi.
GAZZE VE BATI ŞERİA DETAYI: İNKANSIZ…
İsrail’in güvenlik sağlama kapasitesinin yetersizliği ve bu bölgelerde iskan edebileceği yeterli Yahudi nüfusuna sahip olmamasına da dikkati çekilen raporda, bu bağlamda Batı Şeria ve Gazze’nin ilhak edilerek, doğrudan siyasal egemenlik alanına dahil edilmesinin imkansız olduğu vurgulandı.
İSRAİL’DE AŞIRI SAĞ-SEKÜLER GERİLİMİ VAR
Raporun devamında ise “Batı Şeria’da yaşayan işgalci yerleşimci grupların, İsrail’den bu bölgede daha fazla askeri varlık göstermesini talep etmesi ve Filistinlilere karşı terör eylemlerinde bulunarak gerilimi zirvede tutmasının ciddi bir askeri ve finansal maliyeti vardır. Bu durum da İsrail’deki fanatik, aşırı sağcı gruplarla önemli bir kısmını liberal-seküler İsraillilerin oluşturduğu üst düzey askeri kadrolar arasında ciddi bir gerilime sebep olmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

Raporda, 2005’te Gazze’den çekilen İsrail’in yerleşimleri boşaltmasının ise yerleşimcilerin İsrail Devleti’ne karşı şüpheci ve temkinli tutumlar geliştirmesine sebep olduğu anlatıldı.
Bu güvensizlik ortamında fanatik aşırı sağcı grupların, gerektiğinde devlete karşı yasal ve devletten bağımsız finansal ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli sivil toplum ağları kurduğu aktarılan raporda, devletten büyük destek alsalar da bu kuruluşların, aşırı sağın İsrail siyasetine angaje olmasının önemli araçları haline geldiği belirtildi.
İsrail radikal sağının devlet kadrolarıyla yaşadığı gerilimlerin de anlatıldığı raporda, İsrail’in en sağ eğilimli koalisyonunun Ocak 2023’te İsrail Yüksek Mahkemesinin yapısını ve yetkilerini değiştirme girişimine vurgu yapıldı. İsrailli “askeri elitlerin” açıktan tepkisini çekerek durumu daha da gergin hale getirdiği belirtildi.
NETANYAHU SOYKIRIMA GİRİŞTİ
7 Ekim sonrasında gelişen Gazze’nin işgali sürecinde, “askeri elitler ve sağ koalisyon” arasındaki çatışmanın yeni bir düzleme taşındığı ifade edilen raporda, askeri kanadın yine kanlı ancak görece daha kontrollü bir işgal süreci yürütme planları yaptığı kaydedildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun başını çektiği hükümetin ise açıktan soykırıma girişerek, siyasi destek kayıplarını toparlamaya çalıştığı ve Netanyahu’nun sürecin gidişat ve nihayetini belirsizleştirdiğine işaret edildi.

Aşırı sağcı grupların, Gazze’deki işgalin kalıcı hale getirilmesini ve Gazze’nin Yahudi yerleşimine açılmasını savunmasının, İsrail ordusuyla yaşadıkları gerilimin yeni unsurlarından biri olduğu aktarılan raporda, ordunun, mevcut hükümete muhalif duruşunun da etkisiyle burada Yahudi varlığını güvence altına almanın büyük askeri ve finansal maliyetleri olacağını öne sürdüğü tespiti yapıldı.
]]>Rusya’da muhabirlik yapan Gershkovich, Mart 2023’te casusluk suçundan tutuklandı
Takası yapılan her isimlerden biri olan ve dünya kamuoyunda adı sıkça duyulan Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich, Rusya’da muhabirlik yaparken Mart 2023’te casusluk suçundan tutuklandı. Rus savcılığı Evan Gershkovich’i, “Sverdlovsk bölgesinde askeri teçhizat üretimi ve onarımı yapan bir savunma şirketinin faaliyetleri hakkında gizli bilgi toplamak” gerekçesi ile suçladı. Gershkovich, Rusya tarihinde casusluk suçlaması ile tutuklanan ilk yabancı medya çalışanı oldu. Takas görüşmelerinin yapıldığı dönemde Rusya tarafından 19 yıl hapse mahkum edildi.

ABD Deniz Piyade Kolordusu’nda 8 yıl görev yapmış olan Whelan da takas edildi
Rusya’da tutuklu olan ve takas operasyonunda ABD’ye teslim edilen bir diğer isim eski bir deniz piyadesi olan Paul Whelan. ABD Deniz Piyade Kolordusu’nda 8 yıl görev yapmış olan Paul Whelan, 2018 yılında “casusluk” suçlaması ile Moskova’da tutuklandı. 2022 yılında Whelan’ın yasadışı silah ticareti ve terör finansmanlığı suçundan 10 yıldır ABD’de hapis yatan Viktor Bout ile takas edilmesi gündeme geldi ancak Paul Whelan’ın adı takas listesinde yer almadı. Bu olay Bıden hükümetinin kamuoyunda büyük tepki toplamasına neden oldu.
ABD ve Rus vatandaşı Kurmasheva ABD’ye iadesi yapılan bir diğer gazeteci oldu
ABD ve Rusya vatandaşlığı olan Alsu Kurmasheva da ABD’ye iadesi yapılan bir diğer gazeteci oldu. Alsu Kurmasheva, Mayıs 2023’te ailevi sebeplerden dolayı gittiği Rusya’dan Çekya’ya dönmeye çalışırken havaalanında gözaltına alındı. “Yabancı çalışan olup devlete bildirmeme” ve “dezenformasyon” suçlarından hüküm giydi.
İdam Cezasından Kurtuldu
Kızıl Haç bünyesinde çalışan Rico Krieger, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Belarus’ta gözaltına alındı. Rico Krieger, Belarus’a turist olarak gittiğini iddia etti ancak Rusya’ya göre bu ajanlık için bir kılıftı. Rico Krieger, Rusya’ya göre Ukrayna güvenlik servislerinde yer aldı. Altı ayrı suçlama ile mahkum edilen Rico Krieger, 24 Haziran 2024’te “terör ve paralı askerlik” suçlamaları ile Belarus’ta idam cezasına çarptırıldı. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Rico Krieger afetti. Krieger, affedildikten 2 gün sonra Türkiye’de gerçekleştirilen takas operasyonu ile Almanya’ya döndü.

NAVALNY’nin Yakın Müttefiki İade Edildi
Tarihi takas sırasında Almanya’ya dönen bir diğer önemli isim de İlya Yashin’di. Rus vatandaşı olan Yashin, Krasnoselsky Belediye Başkanlığı yaptı. Rus muhalif lider Aleksey Navalny’nin yakın müttefiki olan ve muhalif çizgide siyaset yapan Yashin, Rus ordusu hakkında “yanlış bilgi” yaydığı gerekçesi ile Aralık 2022’de mahkum edildi.
Putin’e muhalif Kara-Murza Almanya’ya döndü
Rusya Devlet Başkanı Putin’in en büyük muhaliflerinden olan Vladimir Kara-Murza da Türkiye’deki takas operasyonunda Almanya’ya dönen önemli isimlerden biri oldu. 25 yıl hapse mahkum edilen Vladimir Kara-Murza, Nisan 2022’de Rus ordusu hakkında “yanlış bilgi” yayma, “istenmeyen bir örgütle” işbirliği yapma ve devlete ihanet suçlamalarıyla tutuklandı. İki kez zehirlenen ve ölümden dönen Vladimir Kara-Murza’ya verilen ceza uluslararası kamuoyunda sıkça kınandı. Vladimir Kara-Murza, hapishanede olduğu dönemde Washington Post için yazılar da kaleme aldı.
Rus istihbarat çalışanı Rusya’ya döndü
Rusya için önemli bir isim olan Vadim Krasikov, takas operasyonunda Almanya’dan getirilen tek isim oldu. Vadim Krasikov, Rusya Devlet Başkanı Putin’in terörist olarak adlandırdığı Çeçen muhalif savaşçı Zelimkhan Khangoshvili öldürmek için FSB tarafından özel eğitim alarak, Berlin’e gönderildi. Vadim Krasikov, 2019’da Khangoshvili’yi Almanya’da öldürme suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yakalandığı ilk dönemde Rusya ile bağlantısı reddedilen Vadim KRASİKOV için PUTİN daha sonra “vatansever” ifadelerini kullandı. Vadim Krasikov’un, ölmeden önce muhalif siyasetçi Aleksey Navalny ile takası da gündeme gelmişti.
Rusya’ya dönen iki çocuklu bir aile de vardı
Öte yandan takas operasyonunda dizilere konu olan bir hikaye de gerçek oldu. Tarihi takasta iki çocuklu Rusya Dış İstihbarat Servisi’ne çalışan karı-koca da yer aldı. SVR çalışanı Artem Dultsev ve Anna Dultseva Slovenya’da sahte Arjantin pasaportu ile yakalandı. Maria Rosa Mayer Munoz takma ismini kullanan Anna Dultseva, Slovenya’da bir sanat galerisi sahibi gibi davranıyordu. İki çocukları ile birlikte Slovenya’dan getirilen aile takas operasyonu ile Rus yetkililere teslim edildi.
]]>Milli İstihbarat Akademisinden yapılan açıklamaya göre, akademinin hazırladığı “İsrail’de Radikal Sağ” raporunda, 7 Ekim sonrasında İsrail’in politik ve askeri hamlelerinin en belirleyici toplumsal kesimlerinden birinin, ülkedeki fanatik, şiddet yanlısı, aşırı sağcı gruplar olduğu belirtildi.
Raporda bu grupların, mevcut durumda Gazze’nin işgal altında tutularak, Gazzelilerin sürülmesini ve bu toprakların yerleşime açılmasını savunduğu vurgulandı.
TEMEL MOTİVASYON ‘VADEDİLMİŞ’ TOPRAK İNANCI
Raporda, Filistin coğrafyasında ve özellikle de 7 Ekim sonrasında Gazze’de, İsrail’in yürüttüğü kanlı saldırıların teolojik ve politik bağlamının çözümlenmeye çalışıldığı kaydedildi.
İsrail’deki aşırı sağ siyaset ile işgalci yerleşimciliğin örtüştüğü bildirilen raporda, İsrail aşırı sağının temel motivasyonunun, “Ürdün Nehri’nden Akdeniz’e kadar olan bölgenin dini motivasyonlarla tamamen Yahudileştirilmesi olduğu” belirtildi.
Raporda, İsrail’in 1967’den beri Doğu Kudüs, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve 2005/2023 dönemi hariç Gazze’yi uluslararası hukuka aykırı olarak işgal altında tuttuğu aktarıldı.
1967 yılı sonrasında ise dini motivasyonlarla buralarda işgalci yerleşimler kuran aşırı sağcı Yahudi grupların, İsrail’in bu bölgelerde askeri varlık göstermek için bahane olarak kullandığı unsurlar olduğu kaydedilen raporda, bu yönüyle yerleşimlerin de İsrail jeopolitik düzleminin ileri karakolları olarak görüldüğünün altı çizildi.
GAZZE VE BATI ŞERİA DETAYI: İNKANSIZ…
İsrail’in güvenlik sağlama kapasitesinin yetersizliği ve bu bölgelerde iskan edebileceği yeterli Yahudi nüfusuna sahip olmamasına da dikkati çekilen raporda, bu bağlamda Batı Şeria ve Gazze’nin ilhak edilerek, doğrudan siyasal egemenlik alanına dahil edilmesinin imkansız olduğu vurgulandı.
İSRAİL’DE AŞIRI SAĞ-SEKÜLER GERİLİMİ VAR
Raporun devamında ise “Batı Şeria’da yaşayan işgalci yerleşimci grupların, İsrail’den bu bölgede daha fazla askeri varlık göstermesini talep etmesi ve Filistinlilere karşı terör eylemlerinde bulunarak gerilimi zirvede tutmasının ciddi bir askeri ve finansal maliyeti vardır. Bu durum da İsrail’deki fanatik, aşırı sağcı gruplarla önemli bir kısmını liberal-seküler İsraillilerin oluşturduğu üst düzey askeri kadrolar arasında ciddi bir gerilime sebep olmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

Raporda, 2005’te Gazze’den çekilen İsrail’in yerleşimleri boşaltmasının ise yerleşimcilerin İsrail Devleti’ne karşı şüpheci ve temkinli tutumlar geliştirmesine sebep olduğu anlatıldı.
Bu güvensizlik ortamında fanatik aşırı sağcı grupların, gerektiğinde devlete karşı yasal ve devletten bağımsız finansal ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli sivil toplum ağları kurduğu aktarılan raporda, devletten büyük destek alsalar da bu kuruluşların, aşırı sağın İsrail siyasetine angaje olmasının önemli araçları haline geldiği belirtildi.
İsrail radikal sağının devlet kadrolarıyla yaşadığı gerilimlerin de anlatıldığı raporda, İsrail’in en sağ eğilimli koalisyonunun Ocak 2023’te İsrail Yüksek Mahkemesinin yapısını ve yetkilerini değiştirme girişimine vurgu yapıldı. İsrailli “askeri elitlerin” açıktan tepkisini çekerek durumu daha da gergin hale getirdiği belirtildi.
NETANYAHU SOYKIRIMA GİRİŞTİ
7 Ekim sonrasında gelişen Gazze’nin işgali sürecinde, “askeri elitler ve sağ koalisyon” arasındaki çatışmanın yeni bir düzleme taşındığı ifade edilen raporda, askeri kanadın yine kanlı ancak görece daha kontrollü bir işgal süreci yürütme planları yaptığı kaydedildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun başını çektiği hükümetin ise açıktan soykırıma girişerek, siyasi destek kayıplarını toparlamaya çalıştığı ve Netanyahu’nun sürecin gidişat ve nihayetini belirsizleştirdiğine işaret edildi.

Aşırı sağcı grupların, Gazze’deki işgalin kalıcı hale getirilmesini ve Gazze’nin Yahudi yerleşimine açılmasını savunmasının, İsrail ordusuyla yaşadıkları gerilimin yeni unsurlarından biri olduğu aktarılan raporda, ordunun, mevcut hükümete muhalif duruşunun da etkisiyle burada Yahudi varlığını güvence altına almanın büyük askeri ve finansal maliyetleri olacağını öne sürdüğü tespiti yapıldı.
]]>HAVA DURUMU NASIL OLACAK?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü olarak yapılan değerlendirmelere göre; Ülkemizin kuzey kesimleri ve Doğu Akdeniz’in parçalı bulutlu, Doğu Karadeniz kıyı illerinin iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu ve Doğu Akdeniz’in Toroslar kesimi ile Artvin çevreleri ve Edirne’nin kuzey kesimlerinin yer yer çok bulutlu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklıklarının batı ve iç kesimlerde mevsim normallerinin 3-5 derece üzerinde, yurdun doğusunda normalleri civarında seyretmesi bekleniyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzeyli yönlerden, yurdun güney kesimlerinde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.
BÖLGELERİMİZDE HAVA
MARMARA
Az bulutlu ve açık, zamanla batı kesimleri parçalı bulutlu, Edirne’nin kuzey kesimlerinin bu akşam saatlerinde kısa süreli yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
EDİRNE °C, 39°C
Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu, kuzey kesimleri akşam saatlerinde kısa süreli yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İSTANBUL °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
KIRKLARELİ °C, 37°C
Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu
KOCAELİ °C, 35°C
Az bulutlu ve açık

EGE
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
AFYONKARAHİSAR °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLİ °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
İZMİR °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
MUĞLA °C, 37°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, Doğu Akdeniz’in yer yer parçalı bulutlu, Toroslar kesiminin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA °C, 35°C
Parçalı bulutlu, öğleden sonra kuzey ilçeleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ANTALYA °C, 32°C
Az bulutlu ve açık
HATAY °C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
ISPARTA °C, 37°C
Az bulutlu ve açık

İÇ ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
ÇANKIRI °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
ESKİŞEHİR °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
KONYA °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
BATI KARADENİZ
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU °C, 31°C
Az bulutlu ve açık
DÜZCE °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
SİNOP °C, 30°C
Az bulutlu ve açık
ZONGULDAK °C, 28°C
Az bulutlu ve açık

ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı, yer yer çok bulutlu, Doğu Karadeniz kıyı illerinin iç kesimleri ile Artvin çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
ARTVİN °C, 27°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
TRABZON °C, 28°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, iç kesimleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Az bulutlu, bölgenin kuzeydoğu kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, öğleden sonra Erzurum, Kars, Ardahan, Ağrı ve Iğdır çevreleri ile Van’ın doğu ilçelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM °C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KARS °C, 27°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MALATYA °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
VAN °C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, öğleden sonra doğu ilçeleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 40°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
]]>Levy, İsrail’in Hamas ve Hizbullah liderlerine düzenlediği suikastların “bazı İsrailli kabadayıların egosunu” tatmin etmekten başka bir amaca hizmet etmediğine dikkati çekti.
Suikastların ne İsrail’in çıkarlarına ne de güvenliği oluşturmaya hizmet ettiğini söyleyen Levy, “Bu herkesin kendilerinin ne kadar sofistike olduklarını göstermek için James Bond olmak istediği çocuk oyunu gibi.” dedi.
Levy, Netanyahu’nun “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi öldürmenin Hamas’ı ortadan kaldıracağını ve İsrail’in hedefine ulaşacağını” düşündüğünü ancak bunun tamamen gerçeklikten kopuk bir düşünce olduğunu vurguladı.
Hamas’ın Netanyahu’nun düşüncesinin aksine siyasi açıdan 7 Ekim öncesinden “çok daha güçlü” olduğunu aktaran Levy, “Siyasi olarak Hamas bugün Batı Şeria’da, Arap dünyasında, belki de tüm dünyada çok daha popüler, çok daha fazla kabul görüyor.” diye konuştu.
Levy, geçmişte suikasta uğrayan Hamas liderlerini hatırlatarak, İsrail’in her seferinde Hamas’ın ortadan kaldırıldığını öne sürdüğünün ancak “birkaç ay sonra daha güçlü bir Hamas görüldüğünün” altını çizdi.
– “NETANYAHU ÇATIŞMANIN BİTMESİNİ İSTEMİYOR”
Son zamanlarda düzenlenen suikastların Netanyahu’nun Gazze’deki çatışmanın devam etmesini istediğine işaret ettiğini kaydeden Levy, ateşkes görüşmelerinin “müzakerecilerden biri öldürüldüğünde” devam edemeyeceğinin altını çizdi.
Levy, ateşkes görüşmelerinin uzun bir süre erteleneceğini belirterek, “Ya görüşmelere devam edersin ya da suikastlara, ikisini birlikte yapamazsın.” şeklinde konuştu.
Yakın zamanda bölgesel bir savaş ile karşı karşıya kalınabileceğini aktaran Levy, böyle bir durumda ateşkes konusunun değerlendirilmeyeceğini ve kimsenin İsrail’le diyaloğa girmeyeceğini dile getirdi.
Levy, İsrailli esirlerin geri alınmasının hiçbir zaman Netanyahu’nun hedefi olmadığının altını çizerek, Başbakan’ın “gerilimi tırmandırmak istiyormuş” gibi davrandığını belirtti.
Aklı başında kimsenin Heniyye’nin öldürülmesinin İsrailli esirlerin geri alınmasına katkı sağlayacağını düşünmediğini anlatan Levy, bu suikastın aksine bunu ertelediğini ancak Netanyahu’nun “amacının da” bu olduğunu kaydetti.
Levy, “Netanyahu çatışmanın bitmesini istemiyor; çatışmanın sona ermesini ve ateşkesi ertelemek için mümkün olan her şeyi yapıyor. Bunun yüzünden de esirlerin hayatlarıyla oynuyor.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel savaş olasılığını anımsatan Levy, İran’ın bu senaryoya dahil olacağını düşünmediğini kaydetti.
– NE OLMUŞTU?
Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür, İsrail ordusunun 30 Temmuz’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırıda öldürülmüştü.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı.
İran ile Hamas, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtirken, Tel Aviv yönetimi bu suikasta ilişkin suskunluğunu sürdürüyor.
– İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 39 bin 480 Filistinli öldü, 91 bin 128 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 684 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 594 Filistinli hayatını kaybetti.
İşletmenin ruhsatsız olduğunun tespit edilmesi üzerine açılan davanın üçüncü duruşması Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma” suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talebiyle tutuklu yargılanan işletme sahibi Bülent B. ile müştekiler Hüseyin Duman, Merve Sude Yaşa, Kadir Yaşa, Safiye Yaşa, Mehmet Han Yaşa, Emine Solmaz ve taraf avukatları katıldı. Diğer tutuksuz sanıklardan bazıları ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.
Gelen belgelerin okunmasıyla başlayan duruşmada savunmalar alındı. Olayda yaralı olarak kurtulan 5 yaşındaki Mila Duman’ın ifadesi alındı. Psikolog nezaretinde alınan ifadesinde Mila, olay anında annesi, babası, Kerem ağabeyi ile bir yaşlı teyzenin yanında olduğunu söyledi. Küçük kız, suların onu alıp götürdüğünü ve sonra kendisini kurtardıklarını anlattı. Minik kızın savunması esnasında teyzesi ve müşteki Çiçek Dinç, sanık Bülent B’ye ‘Katilsin’ diyerek tepki gösterdi.
Daha sonra müşteki Hüseyin Duman savunma yaptı. Duman, “Artık sanığın bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan değil, olası kast ile ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan yargılanmasını ve ceza almasını istiyoruz” dedi. Duman, suçluların en ağır cezayı almasını talep etti.
Müşteki Safiye Yaşa ise dere yatağını doldurarak oraya bungalovların inşa edildiğini ifade etti.
Sanık Bülent B., savunmasında doğal afet sonucu bungalovların ağaç kütüklerinin çarpması sonucu yıkıldığını anlattı. Olay zamanı metrekareye 245 milimetre yağmur düştüğünü kaydeden Bülent B., 6 bin 500 kilometrelik alan genişliğindeki Kırklareli’nde sadece 80 kilometrekarelik alanda yağışın etkili olduğunu belirtti.
“BU BİR KADER”
Suçluysa suçunu çekeceğini ifade eden Bülent B, “Yani orada bir doğal afetten fazlası var. Yağmurun merkezi bungalovların bulunduğu vadi oldu. Bu bir kader. Orada bir keşif yapıldı, inceleme yapıldı. Bilim adamlarına, hukukçulara güvenmek zorundayız. Ben suçluysam cezamı çekeyim. Cezam idam ise idam edileyim. Olay günü yollar çökmüş, sanki bir göktaşı düşmüş gibiydi. Ben de öğleden sonra ancak ulaşabildim. Evler yalnızca orada yıkıldı, yüksek gerilim direkleri yalnızca orada devrildi. 150 yıllık dişbudak ağaçları sadece orada yıkıldı, mühendislik yapısı su tutma bendi sadece orada yıkıldı. Bir insan olarak, bir baba olarak ben de üzüntülüyüm can kayıpları yaşandığı için. Bilirkişi raporuna göre Ege’den gelen bir bulut Çanakkale’yi geçmiş, diğer illeri geçmiş sadece İğneada tarafında etkili olmuştur. Bu bir kader. Eğer siyasi erkler, bürokrasi ya da yargı tarafından korunuyor olsaydım 11 aydır tutuklu olmazdım” dedi.
Müşteki Safiye Yaşa, sanık Bülent B’nin savunması sırasında tepki gösterdi.
Duruşma, cumhuriyet savcısının mütaalası ile devam etti. Savcı, sanık Bülent B’nin tutukluluk halinin devamını talep ederek, tutuksuz sanık B.G, C.A. ve S.U’nun tutuklanması talebine ilişkin kararı ise mahkeme heyetinin takdirine bıraktığını belirtti. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanık Bülent B’nin tutukluluk halinin, diğer sanıkların da adli kontrol hükümlerinin devamına karar verdi.
]]>
ABD VE 9 ÜLKE İSRAİL, İRAN VE LÜBNAN’A PLANLANAN UÇUŞLARINI DURDURDU
Orta Doğu’da büyüyen güvenlik krizi sebebiyle ABD hava yolu şirketlerinden New York ile İsrail arasında haftada 14 sefer yapan United Havayolları, 6 Ağustos’a kadar İsrail seferlerini durdurdu.
İNGİLTERE
Delta Havayolları, 2 Ağustos’a kadar İsrail uçuşlarını askıya almış, İngiltere’nin önde gelen hava yolu şirketlerinden British Airways (BA) de bu ülkeye dünkü uçuşlarını iptal etmişti.

İSVİÇRE
İsviçre Uluslararası Hava Yolları (Swiss), Orta Doğu yaşanan son gelişmeler nedeniyle Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşları karşılıklı durdurdu.
Zürih ile Tel Aviv arasındaki uçuşlar, 8 Ağustos’a kadar “mürettebat ve yolcuların güvenliği” gerekçesiyle askıya alınırken, 29 Temmuz’da Zürih ile Beyrut arasındaki uçuşların askıya alınma süresi de 12 Ağustos’a kadar uzatıldı.
ALMANYA
Alman hava yolu firması Lufthansa, güvenlik gerekçesiyle Beyrut ve Tel Aviv’e uçuşlarını askıya aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, 8 Ağustos’a kadar Tel Aviv’e uçulmayacağı ve daha önce alınan Beyrut’a uçmama kararının kapsamının da 12 Ağustos’a kadar uzatıldığı belirtildi.

Karara gerekçe olarak bölgede kötüleşen güvenlik durumu gösterildi, uçuşların yeniden başlatılmasıyla ilgili “sahadaki durumun izleneceği” kaydedildi.
HİNDİSTAN
Hindistan hava yolu firması Air India, Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle Tel Aviv’e ve bu kentten yaptığı uçuşları durdurma kararı aldı.
Hava yolu şirketinden yapılan açıklamada, “Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde devam eden durum göz önünde bulundurularak, Tel Aviv uçuşlarımızı 8 Ağustos’a kadar askıya aldık.” ifadesi kullanıldı.
İTALYA
İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu firması ITA’nın X hesabından yapılan açıklamada, Tel Aviv’e ve bu kentten planlanan uçuşların 6 Ağustos’a kadar askıya alındığı belirtildi.
Açıklamada, karara gerekçe olarak “Orta Doğu’daki gelişmeler ile yolcu ve mürettebatının güvenliği” gösterildi.

POLONYA
Polonya haber ajansı PAP’ın haberinde, Polonya’nın ulusal hava yolu şirketi LOT’un güvenlik gerekçesiyle 3-4 Ağustos’ta Lübnan ve İsrail’e planlanan 8 uçuşunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
HOLLANDA
Hollanda Kraliyet Havayolu KLM de İsrail uçuşlarını 26 Ekim tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu.
FRANSA
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a uçuşlarını askıya alan hava yolu şirketleri arasında Yunanistan’ın Aegean Havayolları ve Almanya’nın Condor Havayolları da yer aldı.
Aegean ve Condor Havayolları, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle Atina’dan Beyrut’a uçuşlarını 1 Ağustos’a kadar askıya aldığını duyurmuştu.
Air France da Paris-Charles de Gaulle ile Beyrut havalimanları arasındaki uçuşlarını 2 günlüğüne durdurduğunu duyurmuştu.
SİNGAPUR
Singapur Havayollarından (SIA) yapılan açıklamada, Orta Doğu’da yükselen gerilim nedeniyle uçuşlarda İran hava sahasının kullanılmayacağı ve alternatif rotalara başvurulacağı belirtildi.
“Amsterdam, Brüksel, Kopenhag, Frankfurt, İstanbul, Londra, New York, Manchester, Milano, Münih, Paris, Roma ve Zürih” uçuşlarının bu durumdan etkileneceği ifade edilen açıklamada, “Orta Doğu’daki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz ve uçuş rotalarımızı gerektiği gibi ayarlayacağız.” ifadesi kullanıldı.

İSRAİL SİBER SALDIRIYLA KIVRANIYOR
İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki Uluslararası Ben Gurion Havalimanı’nın resmi internet sitesi geçici bir arıza nedeniyle çökerken, havalimanı normal faaliyetine devam ediyor.
Havalimanı işletmesinden yapılan açıklamada, arızanın siteye yapılan girişlerin yoğunluğundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve sorunun giderilmeye çalışıldığı ifade edildi.
Açıklamada, “Havaalanı her zamanki gibi faaliyette.” ifadesi kullanıldı ve havalimanı idaresinin resmi duyurularının takip edilmesi tavsiye edildi.

ABD Başkanı Joe Biden, MİT’in başarısının ardından Türkiye’ye teşekkür ederek, “Müttefikimiz Türkiye’ye çabaları için minnettarım,” dedi. Benzer şekilde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini iletti.


Bu tarihi operasyon, MİT’in uluslararası alanda kabul görmüş arabuluculuk rolünü bir kez daha ortaya koydu. ABD, Rusya ve Almanya’nın Türkiye’den yardım istemesiyle başlayan süreçte, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında izlediği adil ve yapıcı politika ile geçmişteki arabuluculuk başarıları etkili oldu. Tarafların güvenini kazanan Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla MİT’i takas operasyonunun baş aktörü olarak görevlendirdi.

OPERASYON HAZIRLIKLARI
MİT üst düzey yetkilileri, operasyon öncesinde taraflarla sık sık görüşmeler gerçekleştirdi. MİT Başkanı İbrahim Kalın, muhataplarıyla hem yüz yüze hem de telefon görüşmeleri yaparak süreçte etkin bir rol oynadı. Çekinceler, anlaşmazlıklar ve talepler, MİT’in adil ve yapıcı çözümleri sayesinde aşıldı.
ERDOĞAN ONAY VERDİ, MİT HAREKETE GEÇTİ
Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında izlediği yapıcı politika ve geçmişte yapılan takas operasyonlarında Ankara’nın başarısı, tarafların iş birliği için Türkiye’yi tercih etmelerinde etkili oldu.

Tarafların teklifi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayı ile Milli İstihbarat Teşkilatı, operasyon için harekete geçti.
KALIN’DAN TELEFON DİPLOMASİSİ
MİT’in üst düzey yetkilileri, tarihe geçen operasyonun gerçekleşmesi öncesinde taraflar ile sık sık bir araya geldi.
Süreç içerisinde MİT Başkanı İbrahim Kalın da birçok kez muhatapları ile hem yüz yüze hem de telefon görüşmeleri yaptı.
Tarafların, takasa ilişkin çekince, anlaşmazlık ve talepleri de yine MİT’in adil ve yapıcı çözümleri sayesinde aşıldı.
Operasyon için müzakereler son ana kadar devam etti. Operasyon anında bile taraflar arasında oluşan anlaşmazlıklar, MİT’in sağladığı soğukkanlı ve başarılı istihbarat diplomasisi ile yönetildi.
ANLAŞMA SAĞLANDI, MİT DÜĞMEYE BASTI
MİT’in, taraflar arasında her türlü anlaşmayı sağlaması sonrasında operasyon için düğmeye basıldı.

ADIM ADIM TAKAS OPERASYONU
Takas sürecinde toplam 26 kişinin güvenliği ön planda tutuldu. İlk olarak, Rusya’nın teslim alacağı 10 kişi uçaklardan indirildi, ardından Rusya’nın teslim edeceği 16 kişi alana intikal etti. MİT gözetiminde gerçekleştirilen karşılıklı teyit ve sağlık kontrollerinin ardından, kişiler belirlenen uçaklara aktarıldı. Üç uçağın havalanmasıyla MİT’in tarihe geçen takas operasyonu başarıyla tamamlandı.

ŞAHİN: HEMŞEHRİ OLMAK İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE KADER BİRLİĞİ YAPMAKTIR
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, burada yaptığı konuşmada bu yıl hemşehri dernekleri ile beraber yurtdışında yaşayan Türklerin de festivale katılmasının önemini vurgulayarak şunları söyledi:
“Hemşehri olmak iyi günde kötü günde kader birliği yapmaktır. Gaziantep Modeli tam bu. ‘Birlikte iyilik, rahmet var’ modeli. Bu festivaldeki gibi böyle bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Bu zor coğrafyada, zor dönemde yola çıkarken söylediğimiz ‘önce insan’ düsturu etrafında daha çok bir araya gelmemiz lazım. Birbirimizle daha çok hemhal olmamız, daha çok dertlerimizi ve sevinçlerimizi paylaşmamız lazım. Bu şehir önemli zorluklar geçirdi. En son geçirdiğimiz 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde sizler ilk yardımımıza koşanlardınız. En büyük felaketin yaşandığı gecede büyük dayanışmayı gördük. Büyük millet olmanın önemini, bizi biz yapan değerlerini anladık. Kültürün bir kimlik, ortak geçmiş olduğunu yarınlarımıza da büyük vatanın, milletin olduğunu anladık. Bu zorlu coğrafyada kardeşlik ve sevgi ile güçlü olmak zorundayız.”

SIRAKAYA: YURT DIŞINDA YAŞAYAN GURBETÇİLER, MEMLEKETLERİNİ ASLA İHMAL ETMEDİLER
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, hemşehri derneklerine davetinden dolayı Başkan Fatma Şahin’e teşekkür ederek, “Kıymetli hemşehri dernekleri, bugün ana vatanımızda gazi, kahraman ve fedakar olan şehrimizde sizlerle buluşmuş olmaktan çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Bu yöresel ve bölgesel dernekleri bir araya getiren yurtdışındaki Türk toplumunu bu kadim şehirde misafir eden ve bu gönül köprülerinin ulaşmasına vesile olan her bir kardeşimi sevgiyle selamlıyorum. Burada yaşayan vatandaşlarımızın içinde yurtdışında yaşayan akrabaları var. Gitmiş oldukları ülkeleri inşa ederken memleketleriyle olan bu bağlarını asla ihmal etmediler. Buraya karşı olan muhabbetlerini asla akamete uğratmadılar. Kendilerini korudular ve bir neslin kurulmasına vesile oldular. Bugün bu ortamı dolduran herkese teşekkür ederim” diye konuştu.
Bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Hizmetleri ve Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Genel Müdürü Ali Murat Başçeri, yurtdışında yaşayan kardeşlerimizi ülkemizin yurtdışındaki en önemli temsilcileri olarak görüyoruz. Vatandaşlarımızın öz kimliklerini koruyarak yaşadıkları ülkeye her alanda katkı sağlamaları temel gayemiz. Bulunduğunuz ülkelerdeki büyükelçiliklerimizin ve konsolosluklarımızın kapılarının sizlere daima açık olduğunu vurgulamak istiyorum” dedi.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Yardımcısı Abdulhadi Turus, “Bu festivalde sizlerle bir arada olmanın bahtiyarını yaşıyorum. Bu anlamlı organizasyonun Gaziantepli hemşerilerimiz başta olmak üzere yurtdışındaki millet varlığımız ve derneklerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.
Uluslararası Demokratlar Birliği (Udi) Başkanı Kenan Aslan ise organizasyona emek verenlere teşekkür ederek, “Böyle güzel etkinliklerde buluşmak, unutulmayacak hatıralar biriktirmek bizler için çok değerli” dedi.
Açılış töreninde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Mesut Bozatlı, İrfan Çelikaslan ve Derya Bakbak, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin ve Pazarcık Belediye Başkanı Haydar İkizer de de festivalin önemine vurgu yapan konuşmalar yaptı.
Konuşmaların ardından kurdele kesim törenine geçildi. Festivalde yöresel kültürlerin tanıtıldığı stantları gezen Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, burada sergilenen yöresel ürünleri inceledi. Erzurumlular Derneği’nin konseri ise katılımcılardan büyük ilgi gördü.
Ankara’da gerçekleşen takas operasyonu kapsamında ABD’den iki, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç ve Rusya’dan birer uçak olmak üzere 7 uçak ile 26 kişi Türkiye’ye nakledildi.
Operasyon kapsamında ikisi çocuk 10 kişinin Rusya’ya, 13 kişinin Almanya’ya, 3 kişinin de ABD’ye nakli sağlandı.
Operasyonda takas edilenler arasında The Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich, ABD’li eski Deniz Piyadesi Paul Whela, Almanya vatandaşı paralı asker Rico Krieger, Rus muhalif İlya Yashin, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) subayı Vadim Krasikov öne çıkıyor.
Operasyon dünya basınında geniş yer bulurken birçok haberde Türkiye’nin oynadığı role dikkat çekildi.
ABD
New York Times (NYT) gazetesi, MİT’in tutuklu takası operasyonunu “Rusya kapsamlı tutuklu takasında Evan Gershkovich’i serbest bıraktı” başlığıyla sayfasına taşıdı. Haberde, Wall Street Journal (WSJ) muhabiri ve diğerlerinin Rusya ile Batı arasında “on yıllardır gerçekleşen en geniş kapsamlı takasla” Türkiye’de serbest bırakıldığı bildirildi.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Moskova’nın ilk kez “önde gelen muhalifleri” serbest bıraktığı belirtilen haberde, “Anlaşmanın kapsamının Sovyet sonrası dönemde çok az örneği var” ifadesine yer verildi.
Washington Post (WP) gazetesi de Gershkovich’in serbest bırakılmasını ön plana taşıdığı başlığında takas operasyonu “dönüm noktası” olarak nitelendirildi. Haberde 7 ülkenin “Soğuk Savaş’ın zirvesinden bu yana yapılan en büyük tutuklu takasında en az iki düzine kişiyi değiş tokuş” ettiği kaydedildi.
Takasın “tarihteki en karmaşık takaslardan biri” olduğu vurgulanan haberde, bunun ABD-Rusya ilişkilerinin “hiç olmadığı kadar kötü bir savaş döneminde” gerçekleştiği ifade edildi. MİT’in operasyonu iki ülke arasında yapılan önceki takaslarla kıyaslanarak, “Perşembe günkü takas çok daha karmaşıktı çünkü yedi ülkeyi kapsıyordu” denildi.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise takas operasyonunu “WSJ muhabiri Evan Gershkovich serbest bırakıldı” başlığıyla duyurdu. “Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük Doğu-Batı tutuklu takası” ifadesi kullanılan haberde, 32 yaşındaki gazetecinin serbest bırakılmasının sağlandığı vurgulandı.
CNN, Gershkovich ve Paul Whelan’ın serbest bırakılmasına vurgu yaptığı haberinde MİT’in yönettiği operasyonu “tarihi tutuklu takası” olarak nitelendirdi.
Associated Press’in haberinde ise MİT’in yürüttüğü operasyon, “Sovyet sonrası tarihin en büyük tutuklu takası” olarak duyurularak, bunun Washington-Rusya ilişkilerinin Soğuk Savaş’tan sonra “en düşük noktada” olduğu bir dönemde gerçekleşmesine dikkat çekildi. Haberde, “kapsamı şaşırtıcı” olarak nitelendirilen takasın “yıllar süren gizli görüşmelerin” ardından uygulandığı ifade edildi.
İngiltere
İngiltere’de The Times gazetesi, takas operasyonunun Türkiye’nin başkentinde yapıldığını belirterek, “Takas, geçmişteki takaslarda kilit rol oynayan bir ülkenin başkenti olan Ankara’da gerçekleşti” ifadesine yer verdi.
Haberde, Türkiye’nin 2022’de de Washington ile Moskova arasında tutuklu takası gerçekleştirdiği hatırlatılarak, bunun ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla hapiste bulunan Rus pilot Konstantin Yaroshenko ile Rusya’da polise saldırı suçlamasıyla hapiste bulunan eski ABD deniz piyadesi Trevor Reed’i kapsadığı aktarıldı.
Sky News haberinde de takas operasyonunun Ankara’da gerçekleştiği vurgulanarak, bu operasyonun, “Soğuk Savaş’tan bu yana yapılan en büyük takas” olduğu ve “bir dizi yüksek profilli ismin serbest bırakıldığına” dikkat çekildi.
BBC’nin haberinde, operasyonun “modern tarihin en büyük ve en sıra dışı tutuklu takaslarından biri olduğu” değerlendirmesine yer verildi. Haberde, “Sadece 24’e varan çok sayıdaki bireysel tahliye açısından değil, aynı zamanda ABD, Rusya, Almanya ve diğer 3 Avrupa ülkesi olmak üzere ülke sayısı açısından da sıra dışı” ifadesi kullanıldı.
İngiliz The Guardian gazetesinin haberinde de Rusya’da tutuklu bulunan çok sayıda yabancı ülke vatandaşı ile Rus siyasilerin serbest bırakılmasını içeren “büyük takasın” Ankara’da gerçekleştiği kaydedildi.
İsviçre
İsviçre kamu yayın kuruluşu RSI haberinde, takasın MİT’in koordinesinde Ankara’da yapıldığına yer verdi.
Ülkede Almanca yayın yapan SRF Televizyonu da MİT’in koordinasyonuyla gerçekleşen operasyonda toplam 7 ülkeden 26 kişinin takas edildiği bildirildi. Haberde, operasyona 7 uçağın katıldığı da yer aldı.
Almanca yayın yapan Tages-Anzeiger gazetesi ise Türkiye’de Rusya, ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında büyük bir tutuklu değişimi yapıldığını belirtti.
Haberde, “Türkiye, her iki tarafla olan bağları sayesinde Moskova ile Batı arasındaki esir değişiminde tartışmasız önemli bir rol oynadı” ifadeleri kullanıldı.
Hollanda
Hollanda kamu yayın kuruluşu NOS’nin haberinde, takasın Cumhurbaşkanlığından duyurulduğu belirtildi. Haberde, takasın MİT’in koordinesinde Ankara’da yapıldığına yer verildi.
AD gazetesi, konu hakkındaki haberinin başlığında “Rusya ve Batı arasında Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük esir değişimi” ifadesi kullanılırken takasın Türkiye’nin başkenti Ankara’da gerçekleştirdiği aktarıldı.
Trouw gazetesinde takasın “Soğuk Savaş’tan bu yana gerçekleşen en büyük tutuklu takası olduğu” vurgulanırken, MİT’in koordinasyonuyla gerçekleşen operasyonda toplam 7 ülkeden 26 kişinin takas edildiği bildirildi. Haberde, takasa Türk hükümetinin arabuluculuk yaptığını bildirilerek, operasyona 7 uçağın katıldığı bilgisi de yer aldı.
NRC gazetesinin haberinde Türkiye’de Rusya, ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında büyük bir “tutuklu değişimi” yaşandığını belirtildi. Haberde, takasın Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştiği ve Türk yetkililerin Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich ve eski deniz piyadesi Paul Whelan’ın serbest bırakıldığını doğruladığı aktarıldı.
Fransa
Fransız gazetesi Le Parisien’deki haberde, Rus ve Batılı 26 tutuklunun Ankara’da takas edildiği bildirilerek, bu takasının “Soğuk Savaş’tan bu yana en önemli takaslardan biri” olduğu vurgulandı. Haberde, takas edilenler arasında Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich ve eski ABD Deniz Piyadesi Paul Whelan’ın isimlerinin öne çıktığı aktarıldı.
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Le Monde’da da Türkiye’nin arabulucuğu ile Rusya ile “büyük bir tutuklu takasının” yapıldığı, 7 ülkeyi kapsayan takasın Ankara’da koordine edildiği belirtildi.
Liberation gazetesi ise Ankara’da Rusya ve çok sayıda Batılı ülke arasında 26 kişinin takas edildiğini ve bunun “Rusya ile Soğuk Savaş’tan bu yana yapılan en büyük tutuklu takası” olduğunu kaydetti.
Belçika
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Flamanca yayın yapan De Morgen’in haberinde, takasın Ankara’da yapıldığı belirtilerek, Türkiye’nin “büyük mahkum takasında” rol oynadığı kaydedildi.
Takasın MİT tarafından koordine edildiği aktarılan haberde, teşkilatın “önemli bir arabuluculuk rolü” üstlendiğini ifade edildi. Habere, bu takasın Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana “en büyük tutuklu takası” olduğuna dikkat çekildi.
Asya-Pasifik
Avustralya Yayın Kurumu (ABC), MİT’in operasyonunu “Tutuklu Amerikalılar Evan Gershkovich ve Paul Whelan büyük küresel tutuklu takasında serbest bırakıldı” başlığıyla gündeme taşıdı. Haberde, “Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük uluslararası tutuklu takasını” Türkiye’nin koordine ettiği aktarıldı.
Avustralya merkezli News.com.au sitesinin haberinde “Bu, Soğuk Savaş’tan bu yana tek seferde gerçekleştirilen en büyük tutuklu takası” ifadesi kullanıldı.
Hindistan’da yayın yapan India Today gazetesi ise takas operasyonunu ABD vatandaşlarının Rusya tarafından serbest bırakılması üzerinden gördü. Haberde, “ABD ve Rusya’nın Sovyetler Birliği sonrası tarihin en büyük tutuklu takasını” gerçekleştirdiği ifade edildi.
FÜZE VEYA BOMBA
Nitekim İsrail basınındaki haberlere göre füze, İran dışından değil içinden ateşlendi. Bu haberlerde, saldırının büyük ihtimalle 25 kilometre menzilli ve omuzdan atılan Spike füzesi ile yapılmış olabileceği söyleniyor.
Askeri uzmanların üzerinde durduğu bir diğer iddia ise, saldırının, İran hava sahasına fark edilmeden giren F-35’lerce yapıldığı. Buna göre, F-35’in üstün radara yakalanmama özellikleri kullanılarak Tahran’a yaklaşıldı ve füze atışı yapıldı. Nokta atışının ancak bu şekilde mümkün olduğunu belirten uzmanlar, F-35’in İran’in çok katmanlı hava savunma sistemlerine yakalanmayacak kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Bir başka iddia da, saldırıda “uzaktan kumandalı bomba” kullanıldığı yönünde. “New York Times” gazetesi, Haniye’nin füzeyle değil Tahran’da kaldığı misafirhaneye gizlice sokulan uzaktan kumandalı bombayla öldürüldüğünü öne sürdü. Aralarında iki İranlı ve bir ABD’li yetkilinin de bulunduğu yetkililere dayandırılan habere göre, patlayıcı cihaz, yaklaşık 2 ay önce Tahran’daki Devrim Muhafızları binasına gizlice sokuldu. Gazeteye konuşan yetkililer, binada çok az hasar olduğuna dikkat çekiyor.
BİNANIN ARKASI DAĞ
Öte yandan Haniye’nin Tahran’da suikasta uğradığı binanın fotoğrafları da doğrulandı. İran basınında yer alan fotoğrafta binanın bir kısmının hasar aldığı görülüyor. Uydu şirketi Maxar Technologies tarafından, sadece 6 gün önce, 25 Temmuz’da çekilen aynı binanın başka bir görüntüsünde hasar ve yeşil branda görünmüyor. Bu da hasarın yeni olduğunu doğruluyor. Açık erişimli uydu görüntülerinde, Haniye’nin bulunduğu binanın, Sadabat Sarayı Parkı yakınında, Devrim Muhafızları’nın koruduğu yerleşke içinde, kısmen kent tarafına ama büyük ölçüde dağlara bakan geniş bir cepheye sahip olduğu fark ediliyor. Bina, yerleşkenin uzağından ya da dağlık araziden rahatlıkla görülebiliyor. Bölgede yaşayanlar, suikastın gerçekleştiği anlarda küçük bir patlama sesi duyduklarını ifade ediyor. Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki Başkan Yardımcısı Halil el-Hayya, görgü tanıklarının Haniye’nin bulunduğu odaya füze isabet ettiğini doğruladığını söylerken, odanın tahrip olduğunu ve binadaki bazı cam, pencere, kapı ve duvarlarında hasar oluştuğunu aktardı.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin töreni için bulunduğu Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürüldüğü bina dikkat çekti. Görüntülerde, konutta yalnızca Haniye’nin bulunduğu katın vurulduğu ve diğer kısımların zarar görmediği ortaya çıktı.
O görüntüleri Milliyet’e yorumlayan Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Abdullah Ağar, “Olasılıklardan biri bomba. Neden bomba? Bir bina gösteriliyor o binadaki o tahribatı ne yapar? Bu görüntülere baktığımızda, binanın içerisine yerleştirilmiş bir bomba olasılığının olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bir patlama görüntüsü var, o görüntülerde patlama içten dışa doğru gerçekleşiyor. Eğer bu görüntüler gerçekten buraya aitse, bomba olasılığı daha da artıyor. Ancak şu an için net bir şey olmadığından tüm bunları olasılık olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Kaza sırasında kaldırımdaki 2 çocuk olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada yaralanan 6 kişi ise ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

Tedavi altına alınan 3 çocuk daha kurtarılamadı.

Hastanede tedavileri süren 3 yaralıdan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

ŞANLIURFA VALİSİ HASAN ŞILDAK FECİ KAZAYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI
Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesi Akçakale Caddesi üzerinde yaşanan feci kazada 5 çocuk hayatını kaybederken 3 kişi ise yaralandı. Kazanın yaşandığı bölgeye gelen Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, incelemelerde bulundu. Görevlilerden bilgi alan Vali Şıldak, basın mensuplarına açıklama yaptı.
Şıldak, “Bu akşam il merkezinde Eyyübiye ilçemiz sınırlarında, Akçakale yolu üzerinde maalesef elim bir trafik kazası yaşadık. Kaza seyir halindeki bir aracın bilinmeyen bir sebeple kontrolden çıkıp yol kenarında bulunan yaya vatandaşlarımıza ve park halindeki 2 araca çarpması suretiyle gerçekleşiyor. 21.30 sıralarında kaza vuku buluyor ve maalesef 5 vatandaşımızı kazada kaybetmiş durumdayız. Büyük bir üzüntü yaşıyoruz. Ben hayatını kaybeden vatandaşlarımıza öncelikle başsağlığı diliyorum. Maalesef bunlar çocuk yaşta vatandaşlarımız. Yaş tespiti yapılacak. 2 çocuğumuzu olay yerinde, 3 çocuğumuzu ise hastanede müdahale esnasında kaybettik. Yine 3 yaralımız var. İki yetişkin ve bir çocuk olmak üzere. Bunlardan da 1 yetişkin vatandaşımızın maalesef durumu ağır. Şu an onlar tedavi altında. Yol trafiğe kapalı. Trafik ekiplerimiz ve cumhuriyet savcımız olay yerinde. Olayın oluş sebebini ve bu konudaki sorumlulukları belirleyecekler. Tabi ben öncelikle Şanlıurfa’ya, vatandaşlarımıza başsağlığı dilemek istiyorum. Böylesine üzüntü verici ve anlık bir sebepten dolayı meydana gelen kazanın sonuçları ağır oldu. Her zaman ifade ettiğimiz gibi trafik hata affetmiyor ve 5 çocuğumuzu maalesef kaybetmiş durumdayız. Büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Ben ailelerine başsağlığı diliyorum. Bütün ülkemize ve şehrimize başsağlığı diliyorum. Biz de olay yerindeyiz. Hem vatandaşlarımıza başsağlığı dilemek hem de buradaki çalışmaları koordine etmek üzere olay yerindeyiz. Burada bütün birimlerimiz, olayın vahametini gördük. Şimdi de buradan hastaneye geçip yaralılarımızla ilgileneceğiz” diye konuştu.

Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Kasim Gulpinar ile olay yerinde incelemelerde bulunan Vali Hasan Şıldak, gazetecilere, Eyyübiye ilçesi Akçakale yolunda elim bir trafik kazasını yaşandığını söyledi.

Kazanın detaylarına ilişkin bilgiler paylaşan Şıldak, şöyle konuştu:
“Kaza, seyir halindeki bir aracın, bilinmeyen bir nedenle kontrolden çıkıp yolun kenarındaki yaya vatandaşlarımıza ve park halindeki 2 araca çarpması suretiyle meydana geldi. Maalesef 5 vatandaşımızı kazada kaybetmiş bulunuyoruz ve ne yazık ki bunlar çocuk yaştaki vatandaşlarımız. Yaş tespitleri yapılacak. 2 çocuğumuz olay yerinde, 3 çocuğumuzu da hastanede tedavi esnasında kaybettik. 2’si çocuk 3 vatandaşımız da yaralı. Bu yaralılardan birinin daha durumu ağır. Tedavileri sürüyor. Yol ise trafiğe kapalı. Ekiplerimiz olayın oluş sebebini ve sorumluları belirleyecek.”

Kazada hayatını kaybedenlere başsağlığı dileyen Şıldak, yaralılara da şifa dileyerek, tüm sürücülere trafikte dikkatli olmaları yönünde çağrıda bulundu.

Söz konusu dönemde restoran zincirinin ABD satışları yüzde 0,7, “Uluslararası İşletilen Piyasalar” segmenti satışları yüzde 1,1 ve franchising haklarını stratejik ortaklara lisansladığı restoranların bulunduğu “Uluslararası Gelişmiş Lisanslı Pazarlar” segmenti satışları yüzde 1,3 düştü.
Bilanço açıklamasında, “Orta Doğu’daki savaşın devam eden etkisi ve Çin’deki olumsuz karşılaştırılabilir satışlar, Latin Amerika ve Japonya’daki karşılaştırılabilir olumlu satışlarla dengelendi” değerlendirmesi yer aldı.

Şirketin geliri ve karı beklentilerin altında kaldı
McDonald’s’ın geliri, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse yatay seyrederek 6,49 milyar dolar oldu. Şirketin geliri, bu dönemde 6,61 milyar dolar olan piyasa beklentilerinin altında kaldı.
McDonald’s’ın net karı ise ikinci çeyrekte yüzde 12 azalışla 2,02 milyar dolara gerileri. Şirket geçen senenin aynı döneminde 2,31 milyar dolar kar elde etmişti.
Geçen senenin ikinci çeyreğinde 3,15 dolar olan şirketin hisse başına karı da 2024’ün ayını döneminde 2,80 dolara geriledi. Şirketin hisse başına karı da bu dönemde 3,08 dolar olan piyasa beklentilerini karşılayamadı.
McDonald’s Üst Yöneticisi (CEO) Chris Kempczinski, finansal sonuçlara ilişkin açıklamasında, tüketicilerin harcamaları konusunda daha seçici davrandığını belirtti.

Boykotlardan olumsuz etkilendi
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle boykotların hedefi haline gelen McDonald’s’ın finansal sonuçları, geçen yılın son çeyreği ile bu yılın ilk çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmalardan olumsuz etkilenmişti.
Restoran zincirinin geliri, geçen yılın son çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmaların şirketin satışlarını etkilemesiyle piyasa beklentilerinin altında kalırken, bu yılın ilk çeyreğinde Orta Doğu’daki restoranlarını da içeren pazar grubundaki satışları gerilemişti.

Starbucks da kan kaybediyor
ABD’li kahve zinciri Starbucks’ın küresel satışları, nisan-haziran döneminde yüzde 3 düştü. Mali takviminde 30 Haziran’da sona eren üç aylık dönemi üçüncü çeyrek olarak kabul eden kahve zinciri Starbucks, bilançosunu açıkladı.
Buna göre, Starbucks’ın küresel karşılaştırılabilir mağaza satışları söz konusu dönemde yüzde 3 azaldı. Şirketin Kuzey Amerika’daki satışları yüzde 2 ve uluslararası satışları yüzde 7 geriledi.
Geliri beklentilerin altında
Starbucks’ın toplam net geliri, nisan-haziran döneminde yüzde 0,6 azalışla 9,11 milyar dolara indi. Şirketin toplam net geliri geçen yılın aynı döneminde 9,16 milyar dolar olarak kaydedilmişti.
Piyasa beklentileri şirketin gelirinin bu dönemde 9,24 milyar dolar olması yönündeydi.
Starbucks’ın geçen senenin nisan-haziran döneminde 99 sent olan hisse başına karı da bu yılın aynı döneminde 93 sente indi.
Şirketin hisse başına karı bu dönemde piyasa beklentilerine paralel bir seyir izledi.

Starbucks’ın küresel satışında ilk düşüş
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle protesto ve boykot kampanyalarıyla karşı karşıya kalan şirketlerden biri olan Starbucks’ın finansal sonuçları, son iki çeyrekte olumsuz etkilenmişti.
Kahve zinciri, geçen yıl ekim-aralık döneminde, kısmen Orta Doğu’daki mağazalardaki satışların olumsuz etkilenmesi nedeniyle yıllık satış tahminini düşürmüştü.
Şirketin geliri, ocak-mart döneminde yüzde 2 azılırken, küresel satışları yüzde 4 azalışla 2020 sonunda bu yana ilk düşüşünü kaydetmişti.
Atılgan, cömert, cesaretli kişiliği ve kanaatkarlığıyla tanınan Osman Gazi, büyük bir coğrafya üzerinde tek hanedana dayalı en uzun süre devamlılık gösteren devlete ismini verdi.

Osman Gazi’nin naaşı, vasiyeti üzerine 1326 yılında Bursa’daki Tophane mevkisinde sekizgen planlı, üzeri kubbeyle örtülü “Gümüşlü Kümbet”e defnedildi. Şehrin fethinden sonra kiliseden dönüştürülen türbenin ortasında, Osman Gazi’ye ait etrafı sedef kakmalı, pirinç parmaklıklarla çevrili, sırma işlemeli kadifeyle örtülü ahşap sanduka bulunuyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali İhsan Karataş, AA muhabirine, 13’üncü yüzyılın ortalarında Moğol istilası nedeniyle yurdunu terk etmek zorunda kalan Türk beyliklerinin Batı Anadolu’ya geldiğini söyledi.
Selçuklu Sultanı Alaeddin Bey’e bir savaşta yardım ettiği için Söğüt ve Domaniç’in verildiği Kayı Boyu’nun lideri Ertuğrul Gazi’nin zamanla bölgede fetih faaliyetlerinde bulunarak topraklarını genişlettiğini ve Osmanlı Devleti’nin temellerini attığını belirten Karataş, “Ertuğrul Gazi vefat edince onun yerine oğlu Osman Gazi geçmiştir. Osman Gazi, aşiretin lideri olmuş ve babasından devraldığı bu toprakları aşağı yukarı 4 bin kilometrekareden 16 bin kilometrekareye çıkaracak kadar büyütmüştür.” dedi.

Osman Gazi’nin Eskişehir civarı, Domaniç, İnegöl, Yenişehir’i fethettiğini dile getiren Karataş, kurucu padişahın çok istemesine ve kuşatmasına rağmen Bursa’nın fethini göremeden vefat ettiğini anımsattı.

“Onun adaletine herkes inanır, güvenir”
Prof. Dr. Karataş, Osman Gazi’nin çocukluğunun beylerin olduğu bir ortamda geçtiği bilgisini vererek, “Yöneticileri görüyor, toplantılara katılıyor, alplerle spor faaliyetlerine, avlara katılıyor. Yani oldukça hareketli bir delikanlı olarak büyümüştür.” ifadesini kullandı.

Kişilik özellikleriyle Osman Gazi’nin kardeşleri arasında öne çıktığını anlatan Karataş, toplumu idare edecek, yönlendirecek, önceki fetihleri aksatmayacak liderlik özelliklerine sahip olduğunu vurguladı.

Padişahın, yapı olarak liderliği sürdürebilecek, toplumu dağıtmadan bulunduğu yerden alıp daha ileriye götürebilecek bir kişiliğinin olduğunu aktaran Karataş, şöyle devam etti:
“Neşri, Aşıkpaşazade gibi eski Osmanlı tarihi kaynaklarında anlatılana göre, Osman Gazi çok cömert, dindar bir insandı. Belli günlerde yemekler yaptırıp halka dağıtan, fakiri fukarayı gözeten bir insandı. Bey olduktan sonra Eskişehir bölgesinde bir yerde pazar kuruluyor. O pazara, o bölgeden bir Hristiyan, ağaçtan oyarak yaptığı bardakları satmak için getiriyor. Bir Müslüman bardakları bir şekilde ele geçirmiş, parasını vermemiş. Bu şahıs, durumu Osman Gazi’ye şikayet ediyor. O Müslüman cezalandırılmıştır. Ortamın emniyeti sağlanmıştır. Gayrimüslimlere, Hristiyanlara dahi İslam hukukunun öngördüğü adalet sistemi uygulanmıştır. Sonuçta bu, Osman Gazi’yi çevrede meşhur yapmıştır. Onun adaletine herkes inanır, güvenir. Hatta denilir ki bu hadiseden sonra, önceden o bölgede kadınlar pazara pek gelmezlerdi ama Osman Gazi’nin sağladığı güven ve adalet dolayısıyla Hristiyan kadınlar da gelip pazarda mallarını satabiliyor.”

Osman Gazi’nin dünya malına pek tamah etmediğini dile getiren Karataş, “Vefat ettiğinde miras paylaşımı olacak. Evine bakılıyor; tuzluk var, yemek yapacak birkaç kap kacak var. Bir kaftanı var. Birkaç da küçükbaş hayvanı var. Başka da bir şeyi yok. Hayatını kanaatkarlık içinde geçiren birisidir. Türk toplumuna koca bir Osmanlı’yı hediye etmiş birisidir. Türk toplumunun önemli bir atasıdır Osman Gazi. Öyle bir devlet kurmuştur ki tarihe baktığınızda kaç devlete 6 asırlık bir ömür nasip olmuştur, çok azdır.” diye konuştu.
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye, onun da oğlu Orhan Gazi’ye nasihatlerde bulunduğunu hatırlatan Karataş, bu metinlerin herkes tarafından okunması gerektiğini sözlerine ekledi.

YATILI BÖLGE ORTAOKULLARI VE PANSİYONLU OKULLARA YERLEŞTİRMEYE İLİŞKİN KRİTERLER
Komisyon; taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan, taşınması ekonomik olmayan, iklimi veya ulaşım şartları taşımaya elverişsiz olan yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerini yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirdikten sonra taşıma hizmetinden faydalanacakları ve öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerini gruplandırarak taşıma merkezi okulları ve kurumları belirleyecek. Ayrıca, öğrencisi taşınacak yerleşim yerinin taşıma merkezine uzaklığının en az 2 kilometre olması esas olacak ve 30 kilometreden fazla mesafeden taşıma yapılmayacak. Ancak can güvenliğinin olmaması, iklim koşulları ve coğrafi şartların elverişsiz olması gerekçelerinden herhangi birine bağlı olarak planlama komisyonu kararı ve mülki idare amiri onayı ile 2 kilometreden az mesafeden taşıma yapılabilecek. Taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirilecek. Öğrencisi taşınacak okul ve yerleşim birimlerinden can güvenliğinin olmaması, iklim koşulları ve ulaşım şartlarının elverişsiz veya taşıma maliyetinin yüksek olması gerekçelerinden birine bağlı olarak başka bir il veya ilçe sınırları içindeki taşıma merkezi okul ve kuruma taşınması; eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı tarafından düzenlenen inceleme raporu dikkate alınarak değerlendirme komisyonunca uygun görülenler hariç, ilçeler arası taşıma yapılamayacak. İhalelerin zamanında yapılamaması, ihalelere katılım sağlanmaması, yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, taşımanın ekonomik olmaması ve benzeri nedenlerle taşıma faaliyetlerinin gerçekleştirilememesi durumunda mülki idare amirinin onayı ile farklı eğitime erişim seçenekleri uygulanabilecek. Bu hükme ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenecek.

YERLEŞİM BİRİMİNİN BELİRLENMESİ İÇİN KRİTERLER
Öğrencisi taşınacak yerleşim biriminin belirlenmesinde, toplu taşıma hizmetinin bulunmaması, eğitime erişim ihtiyacı olan öğrencinin sürekli veya geçici ikamet ettiği yerleşim yerinde bu ihtiyacını karşılayacağı türde eğitim kurumu bulunmaması veya bu kurumların kapalı olması şartları birlikte aranacak. Öğrencisi taşınacak okulların belirlenmesinde ise öğrenci sayısı yetersizliği nedeniyle okulun kapalı olması, okulun güçlendirmeye alınması, yeniden yapılmak üzere yıkım kararı alınması; yangın, sel, deprem gibi doğal afetlere maruz kalması, can ve mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmedik olayların ortaya çıkması sonucu kullanılamaması şartları aranacak. Yönetmelik ile ayrıca taşıma ve yemek hizmet alımı ihalelerinde dikkat edilmesi gereken hususların geliştirilmesi ve açıklığa kavuşturulması, bu kapsamda taşıma uygulaması sürecinde öğrenciler açısından herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için eğitim öğretim hizmetlerinin aksatılmadan yürütülmesi, ayrıca alanda yaşanan yeterli sayıda okul servis aracı bulunamaması ile araç ve sürücü yaş şartından kaynaklanan problemlerin çözülmesi amacıyla düzenlenmeler yapıldı.

OLAĞANÜSTÜ HALLERLE İLGİLİ DURUMLAR
Bakanlığın yeni yönetmeliği ile olağanüstü durumlarda alınacak tedbirleri belirleyen hükümler altında yer alan ‘olağanüstü haller’in kapsamı genişletildi. Doğal afetler sonucu barınma yerleri zarar gören öğrencilerin taşıma uygulaması kapsamına alınması sağlandı ve bu doğrultuda mevzuata “Yangın, sel, deprem gibi doğal afetler nedeniyle yetkili kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici barınma merkezlerine yerleştirilen öğrenciler, öğrenci taşıma uygulaması kapsamına alınabilir” hükmü eklendi. Bunun yanında öğrencileri taşıma kapsamında olmayan yerleşim birimlerindeki okulların ve pansiyonların güçlendirmeye alınması, yıkılıp yeniden yapılması; yangın, sel, deprem gibi doğal afete uğraması hâlinde öğrencilerin ikamet veya geçici ikametlerinin öğrenim görülecek okula uzaklığı ve toplu taşıma hizmetleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çözüm bulununcaya kadar öğrenciler, öğrenci taşıma uygulaması kapsamına alınabilecek. Taşıma hizmetinin sağlıklı, güvenli ve düzenli bir şekilde yürütülmesinde farkındalık oluşturmak amacıyla öğrenci ile velilere öğrenci taşıma uygulaması hakkında bilgilendirme eğitimi verilecek.

ÜCRETSİZ ÖĞLE YEMEĞİ UYGULAMASI
Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında taşınan özel eğitim öğrenci ve kursiyerler dışındaki ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğle yemeği verilecek. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğrenci taşıma uygulaması kapsamında öğle yemeği verilen okullarda açılan özel eğitim sınıflarına devam eden öğrenciler de bu hizmetten yararlandırılacak. Yemekler, 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre temin edilecek. Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında sunulacak yemek hizmeti alımlarında öğretmenevleri, yemek üretimi yapan döner sermayeli okullar ile ilgili mevzuatı doğrultusunda okul ve pansiyon yemekhanelerine öncelik verilecek. Yemek bedeli, ilgili okul ve kurum hesabına aktarılacak. Yemek hizmetlerinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanacak. Yemeklerin hazırlanmasında ve sunulmasında besin değerinin korunmasına, sağlığa uygunluğuna ve zamanında öğrenciye ulaştırılmasına gerekli özen gösterilecek. Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında yemek hizmeti sunulan okullarda eğitim gören kapsam dışındaki öğrencilerden Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı verileri dikkate alınarak okul müdürlüğü tarafından tespit edilenlere de öğle yemeği verilebilecek.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ildeki yetkililerle görüşmek, sağlık tesislerinde yerinde incelemelerde bulunmak ve İl Sağlık Müdürlüğünden bilgi almak için 1 Ağustos Perşembe günü Trabzon’daydı.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Trabzon Valiliğini ve Trabzon Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti. Trabzon Valiliğinde yetkililerin katılımıyla yapılan geniş kapsamlı değerlendirme toplantısında ildeki sağlık yatırımlarına ve hizmetlerine dair bilgi aldı, bu toplantıdan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesinde görüşmeler gerçekleştirdi.

Sayın Bakan davetli olduğu “Trabzonspor 50. Yıl Etkinlikleri”ne katıldı ve burada konuşma yaptı. Konuşmasının ardından etkinlikten ayrılan Sayın Memişoğlu, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Daha sonra sahada sağlık hizmetlerine dair yerinde incelemeler yaptı.
Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Trabzon programı kapsamında Gazipaşa Aile Sağlığı Merkezini ziyaret etti. Aile hekimleri, hemşireler ve merkezde görevli sağlık çalışanları ile sohbet eden Sağlık Bakanı, gösterdikleri özverili çalışmalar dolayısıyla tüm ekibe teşekkür etti.
Sağlık Bakanı, Türkiye’nin en modern hastanelerinden biri olarak tasarlanan, 900 yatak kapasitesine sahip olacak Trabzon Şehir Hastanesi inşaat alanını gezdi ve 2025 yılında tamamlanması planlanan hastanenin yapım süreciyle ilgili yetkililerden bilgi aldı.
“ŞU ANDA İNŞAATIMIZ YÜZDE 43 BANDINDA YAPILMIŞ DURUMDA”
Trabzon Şehir Hastanesinde basın açıklaması yapan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, “Trabzon şehrimize, ilimizin sağlıkla ilgili hizmetlerini, yatırımlarını ve sorunlarını değerlendirmek üzere geldik. Malum Trabzon’a güzel bir şehir hastanesi yapıyoruz. İnşallah 2025 senesi sonu itibarıyla milletimizin hizmetine sunacağız. Şu anda inşaatımız %43 bandında yapılmış durumda. Bu inşaatın bitiminde çok güzel bir hastanemizi, Sayın Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği hastanelerimizden bir tanesini daha, Trabzon halkının hizmetine sunacağız. Sağlıkla ilgili bazı sorunlarımızı inşallah Trabzon’da da özellikle temel sağlık hizmetlerini, Aile Sağlığı Merkezlerimizi kuvvetlendirerek çözmeye çalışacağız. Bizi burada çok iyi ağırlayan Sayın Valimize, Belediye Başkanımıza ve diğer arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Biz hem sağlık çalışanları hem de sağlık altyapısıyla dünyanın sağlık hizmetini iyi sunan sayılı ülkelerinden biriyiz. Daha da iyi olacağız. Bunun yanında hem sağlık teknolojisini hem de sağlık bilimini üreteceğiz.” dedi.

Sayın Memişoğlu konuşmasında sağlık çalışanlarının üzüntü duyduğu konuya değindi: “Gazze’deki olaylar, İran’daki olaylar nedeniyle üzgünüz. İnsanlığı yaralayan, vahşeti yapan bazı ülkelerin, İsrail’in, bunu seyreden, buna izin veren bazı ülkelerin kendine gelmesini istiyoruz. Biz sağlık çalışanları üzülüyoruz; hastaneler bombalanıyor, insanlar öldürülüyor. Onun için bizim daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz gerekiyor. Bu konuda da bütün dünyanın hassasiyet göstermesini bekliyoruz. Çünkü biz insanları yaşatmaya çalışıyoruz, insanlara faydalı olmaya çalışıyoruz ama maalesef 40 bin insan öldürüldü. Canlara kıyılan görüntüleri görmek, bu olayları yaşamak istemiyoruz. Biz sağlık çalışanları insanları yaşatmaya çalıştığımız için bu olaylardan daha çok etkileniyoruz. Bu nedenle dünyanın barışçıl ve iyi niyetli yönetilmesini istiyoruz.”
Sağlık Bakanı konuşmasında, bu sabah Trabzonspor’un 50. yıl etkinliklerine katıldığından bahsederek Trabzonspor’a başarı dileklerini iletti.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Trabzon’da sağlık tesisleri ziyaretlerini tamamladıktan sonra İl Sağlık Müdürlüğüne giderek burada ildeki sağlık hizmetlerinin durumu hakkında detaylı bilgi aldı.

]]>

DÜNYANIN GÖRMEZDEN GELDİĞİ VAHŞET
7 Ekim 2023’ten bu yana her gün ortalama 131 Filistinlinin hayatını kaybettiği İsrail saldırıları, dünyanın büyük ölçüde görmezden geldiği trajik boyutlarda bir vahşettir. İsrail rakamlarına göre, Hamas savaşçılarının güney İsrail’deki bölgelere saldırması, 1.200 kişiyi öldürmesi ve 250 kişiyi rehin almasının ardından İsrail, Gazze’ye savaş açtı.
Dünya çapındaki ateşkes çağrılarına rağmen İsrail kanlı savaşa devam ediyor. Filistinliler savaşın başlamasının 300. gününü anarken, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği vahşetin bir özeti sizler için ele aldık.
KÜLTÜRÜ YOK ETMEK
Geçtiğimiz ekim ayından bu yana İsrail’in aralıksız saldırıları nedeniyle Gazze’deki hastaneler ve evler de dahil olmak üzere binaların yarısından fazlası ve yüzlerce kültürel ve dini öneme sahip mekan hasar gördü veya yok edildi.
ŞEHRİN YÜZDE 50’Sİ YOK OLDU
Uydu görüntüleri analizinde Gazze’deki toplam yapıların yaklaşık yüzde 50’sinin ve tüm evlerin yaklaşık yüzde 62’sinin hasar gördüğü veya yıkıldığı ortaya çıktı.
Dini ve kültürel öneme sahip yerlere yönelik hedefli top atışları ve hava saldırıları Gazze’yi çirkinleştirirken, topraklarıyla ve tarihleriyle bağlarını koparmamak için İsrail’e karşı mücadele eden Filistinliler için Gazze bir hatıra haline geldi.
EN ESKİ CAMİYİ YIKTILAR
Gazze’deki en büyük ve en eski cami olan ve antik bir Filistin tapınağının yerinde bulunduğu düşünülen Büyük Ömer Camii, yıkılan yerler arasında. MS 444’e tarihlenen beşinci yüzyıl Bizans kilisesi Jabalia da öyle. Levant’taki en önemli kiliselerden biri olan kilise, moloz haline gelmeden önce mozaik zeminlerinde üç yıllık bir restorasyon geçirmişti.

‘SOYKIRIM İŞLENİYOR’
Güney Afrika’nın hukuk ekibi, Uluslararası Adalet Divanı’ndaki (UAD) davada, Gazze’nin inşa edilmiş çevresinin ve kültürel mirasının yok edilmesini delil olarak göstererek, İsrail’in soykırım ve diğer savaş suçları işlediğini ileri sürüyor.
Ocak ayında ilk kez görülen davada, “İsrail’in Filistin’e ait müzeler, kütüphaneler, arşivler, üniversiteler, dini ve arkeolojik alanlar da dahil olmak üzere çok sayıda öğrenim ve kültür merkezine zarar verdiği ve onları yok ettiği” belirtiliyordu.
TOPLU MEZARLAR
BM’ye göre, Gazze’deki Nasır ve El Şifa hastanelerinde Filistinli kurbanların elleri bağlı ve çırılçıplak halde bulunduğu toplu mezarların bulunmasının ardından İsrail ciddi savaş suçları işlemekle suçlanıyor .
Mart ayında Gazze’deki en büyük hastane olan el Şifa Hastanesi’ne yönelik 14 günlük İsrail kuşatmasının ardından iki toplu mezardan en az 30 Filistinlinin cesedi çıkarıldı. Hastane, İsrail’in 1 Nisan’da çekilmesinin ardından büyük ölçüde harabeye dönmüştü.
İsrail ordusunun dört ay süren kara işgalinin ardından 7 Nisan’da şehirden çekilmesinin ardından Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’nde açılan toplu mezarda 283 ceset daha bulundu.

BM ‘DEHŞETE DÜŞTÜ’
BM hakları şefi “dehşete düştüğünü” söyledi. ABD ayrıca İsrail’den “inanılmaz derecede rahatsız edici” raporlar hakkında bilgi istedi.
KAMPI 63 KEZ BOMBALADI
Uluslararası toplumun tepkisizliği İsrail’i daha da cesaretlendirdi; İsrail, sadece iki hafta önce Gazze’deki Nuseyrat mülteci kampını yedi gün içinde 63 kez bombaladı ve 90’dan fazla kişiyi öldürdü.
Gazze’deki en yoğun nüfuslu kamplardan biri olan Nuseyrat kampı 250.000 Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail saldırılarının ardından 250’den fazla yaralının yüzde 75’inden fazlası yanıklarla hastanelere kaldırıldı. Gazze hükümetinin medya ofisi, İsrail’in termal ve kimyasal silahlar kullandığını söyledi.
UAD’NİN KARARI
Mayıs ayının başlarında Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davada bir dizi güçlü ve hukuken bağlayıcı geçici tedbir kararı almıştı.
Mahkeme, İsrail’in askeri saldırılarını derhal durdurmasını, soykırım iddialarını soruşturmak üzere BM tarafından yetkilendirilen herhangi bir kuruma engelsiz erişim sağlamasını ve acil ihtiyaç duyulan temel hizmetler ve insani yardımların engelsiz bir şekilde sağlanması için Mısır ile olan Refah sınırı da dahil olmak üzere açık kara sınır kapılarını korumasını emretti. Ayrıca İsrail’in, alınan tüm tedbirlerle ilgili olarak bir ay içinde mahkemeye rapor sunması emredildi.
KARARIN KORKUNÇ NEDENLERİ
Karar, İsrail’in yaklaşık 10 aydır sürdürdüğü soykırım amaçlı askeri operasyonlarını yoğunlaştırmasıyla Gazze’deki Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı eşi benzeri görülmemiş ve kötüleşen insani durum ışığında alındı.
İSRAİL YİNE İSTEDİĞİNİ YAPTI
Ancak İsrail, çatışmaların derhal durdurulması ve insani yardıma erişimin sağlanması yönündeki BM kararlarını ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarını hiçe saymaya devam etti.

HANİYE SUİKASTİ NASIL KARŞILANDI?
İsrail, Filistinli üst düzey müzakereci Haniye’yi öldürerek ve aynı zamanda Beyrut’taki Hizbullah’ın üst düzey bir liderini hedef alarak bölgeye saldırganlık mesajı gönderiyor ve savaş çanlarını çalıyor .
İsrail’in abluka altındaki Gazze’deki kaygılı sakinler, onun şehadetinin Filistin topraklarını harap eden savaşı daha da uzatacağından endişe duyduklarını dile getirdiler.
Beştepe’deki toplantıya Şura üyeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu katıldı.

İletişim Başkanlığı, YAŞ toplantısında alınan kararları duyurdu.
Yapılan açıklama şöyle:
2024 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısında;
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli general/amiral ve albaylardan;

23 GENERAL VE AMİRAL BİR ÜST RÜTBEYE YÜKSELTİLDİ
30 Ağustos 2024 tarihinden geçerli olmak üzere;
31 GENERAL VE AMİRAL EMEKLİYE SEVK EDİLDİ
DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANIN GÖREV SÜRESİ BİR YIL UZATILDI

GENERAL VE AMİRAL SAYISI 327’YE YÜKSELDİ
İSİM İSİM ORDUDAKİ DEĞİŞİM
30 Ağustos 2024 tarihinden geçerli olmak üzere;
K.K.K.lığından Korgeneraller Levent ERGÜN ve Metin TOKEL Orgeneralliğe;
Dz.K.K.lığından Koramiral Kadir YILDIZ Oramiralliğe; K.K.K.lığından Tümgeneraller Tevfik ALGAN ve Gültekin YARALI Korgeneralliğe; Dz.K.K.lığından Tümamiraller Mustafa KAYA ve Yalçın PAYAL Koramiralliğe; Hv.K.K.lığından Tümgeneral Yaşar KADIOĞLU Korgeneralliğe terfi ettirilmişlerdir.
Ferat VURAL, Ahmet GÜLMÜŞ, Rıfat DÖNEL, İlhan İSTANBULLU, Yusuf DİKER ve Zeynel Abidin ERGİNBAŞ Tümgeneralliğe; Dz.K.K.lığından Tuğamiraller Serhat SÖZBİR, Mehmet Emre SEZENLER, Mevlüt Savaş BİLİCAN ve Recep Erdinç YETKİN Tümamiralliğe;
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni rütbe ve görevlerinin Milletimize, Devletimize, Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını dileriz.
Büyük bir özveri ve onurla görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak olan general, amiral ve albaylara hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, hayatlarının yeni dönemlerinde, kendilerine ve ailelerine mutluluk ve esenlikler temenni ederiz.
Bir üst rütbeye yükseltilen General-Amiral ve Albaylar, görev süresi 1 yıl uzatılan General ve Amiraller ile Yaş Haddi Nedeniyle Emekliye Sevkedilen Generaller ile ilgili liste Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi http://tccb.gov.tr’de yayınlanacaktır.”
“O sadece Filistin’in değil İslam’ın şehididir.
İsmail Haniye, barışı isteyen bir liderdi. İsrail, barışı isteyen Haniye’yi öldürerek barışı değil savaşı tercih ettiğini ortaya koydu.
Bugün itibarıyla savaş yeni bir aşamaya geçti. Bugün itibarıyla yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu katil Netanyahu durdurulmazsa bölge savaşına daha yakınız diyebiliriz.
Çünkü Amerikan Kongresi’nde ayakta alkışlanan Netanyahu, ABD’den aldığı güçle yeni bir aşamaya geçti. Asıl hedefi olan savaşı bölgeye yaymak için düğmeye bastı.
ÖNCE BEYRUT SONRA TAHRAN
30 Temmuz’da Hizbullah Lideri Nasrallah’ın danışmanı Fuad Şükr’ü hedef alan saldırı ve ondan birkaç saat sonra 31 Temmuz’da Tahran’da İsmail Haniye’ye yönelik olarak düzenlenen suikast Netanyahu’nun yeni bir konsepte geçtiğini gösteriyor. Aynı gecede kritik iki saldırı. Bunu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Netanyahu iki kritik suikastla birlikte İran’ı savaşa çekmek ve savaşı bölgeye yaymak için ilk hamleyi yaptı.
YENİ HİTLER
Netanyahu, kendisini n Arz-ı Mev’ud’u gerçekleştiren bir lider olarak tarihe geçmek istediği belli ama bunu başaramayacak. Bölgeyi kan gölüne çeviren yeni Hitler olarak tarihte yerini almış oldu.
Netanyahu’nun yeni bir savaş stratejisiyle karşı karşıyayız.
7 Ekim İsrail-Gazze savaşının başlangıç tarihiydi.
30 Temmuz’da Beyrut’a attığı füzeler, İsrail’in savaşı Lübnan’a sıçratmak için yaptığı bir saldırıydı.
31 Temmuz’da Tahran’da İsmail Haniye’ye yapılan suikast ise savaşın bölgeye yayılması için yapılan en kritik hamleydi.
Savaşta yeni bir aşama ile karşı karşıyayız. O nedenle bu süreci soğukkanlı bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.
NEDEN İRAN?
İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın yemin töreni için bulunduğu Tahran’da İsrail’in yaptığı bir saldırı sonucunda şehit edildi. Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah’ın yemin törenine katılma isteğini ‘Can güvenliğini sağlayamayız’ gerekçesiyle reddeden İran, İsmail Haniye’nin katılmasını neden istedi? Burada İran’a yönelik bir imada bulunmak istemiyorum. Ama sonuç ortada.
REİSİ SUİKASTİ YENİDEN İNCELENMELİ
O nedenle Haniye suikastından sonra Cumhurbaşkanı Reisi’ye yapılan suikastı yeniden ele almalıyız. İsrail, İran’ın en kritik noktalarını vuruyor. İran’ın kalbine kadar girmiş durumda.
– 27 Kasım 2020 tarihinde İran’ın nükleer programının kilit isimlerinden Muhsin Fahrizade Tahran’da Mossad tarafından düzenlenen suikastla ortadan kaldırıldı.
– 3 Ocak 2024 tarihinde Kirman vilayetinde Kasım Süleymani’nin mezarı başındaki anmalar sırasında patlayan bomba sonucunda 84 kişi hayatını kaybetti.
– 19 Mayıs 2024 Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopteri düşürüldü.
İRAN GÜVENLİ DEĞİL
Bunlar İsrail’in İran’ı kalbinde vurabilecek bir kapasiteye ulaştığını gösteriyor. İran, “Benim savunmam Şam’dan, Bağdat’tan, Beyrut’tan başlar” der ama Tahran’ı koruyamıyor. Bence önce Tahran’a baksın. İran artık İran için güvenli değil.
İSRAİL, İRAN’IN KALBİNE SIZMIŞ
Cumhurbaşkanının uçağını düşürecek kadar İsrail, İran’ın kılcal damarlarına kadar sızmış durumda.
İran Şahı Pehlevi, Mısır’a kaçtıktan sonra, “CIA altımı oymuş ama haberim olmamış” demişti. Bunu tahtıyla, canıyla ödedi.
İsrail, bu denli büyük suikastları ABD desteği olmadan yapamaz. Bu da gösteriyor ki CIA ve MOSSAD, İran’ın kalbine kadar sızmış durumda. İçeride çok önemli isimlere suikastlar düzenleyebiliyorlar.
İRAN CUMHURBAŞKANI
1- Haniye suikastının Tahran’da düzenlenmesi, İran içinden destek almadan olmaz.
2- Suikastın Devrim Muhafızları’nın kullandığı “Güvenli ev”de gerçekleşmesi soru işaretlerini daha çok artırıyor. Demek ki güvenli denilen ev, güvenli değilmiş.
3- Yeni cumhurbaşkanının yemin töreninin düzenlendiği gün, Tahran’da güvenlik seviyesinin en üst düzeyde olması gerekir. Ayrıca Haniye suikastı İran Devrim Muhafızları’nın güvenli konutunda gerçekleşti. Haniye, yemin töreninden sonra Tahran’da kalmış. Belli ki içeriden bu bilgiyi bilen birileri İsrail’e sızdırmış. İran’ın güvenlik konutlarını bilen, içeriden bir kaynak, İsrail’e nokta hedef bildirmiş.
FÜZE NEREDEN ATILDI?
4-Suikast ister İran dışından atılan füzelerle yapılsın ister İran toprakları içinden roket atılsın. Bu uydu ve radar izleriyle rahatlıkla tespit edilir. Bakalım İran bunu kamuoyuyla paylaşabilecek mi?
BEYAZ SARAY YEŞİL IŞIK MI YAKTI?
5- Haniye’den önce Hamas’ın Lideri Şeyh Yasin’e bir suikast gerçekleştirilmişti. Şeyh Yasin suikastının Beyrut kasabı Ariel Şaron’un çiftliğinde Ürdün liderinin de katıldığı bir toplantıda kararlaştırıldığı ortaya çıkmıştı. Haniye suikastı nerede planlandı acaba? Gazze kasabı Netanyahu ile Biden görüşmesi sırasında yeşil ışık mı yakıldı?
ALKIŞLAR KATLİAM GETİRDİ
6- Netanyahu siyasi hayatında ABD’den en büyük desteği Gazze saldırısından sonra aldı. ABD Kongresi’nde ayakta alkışlandı. Biden tarafından Beyaz Saray’da ağırlandı. Trump ve Kamala Harris’le görüştü. Daha önce savaşın Lübnan’a sıçramasına sıcak bakmayan Biden, artık başkan adayı değil. Biden, Netanyahu ile görüşmesinde savaşı bölgeye yayma konusundaki çekincesini kaldırdığını mı söyledi?
EMRİVAKİ Mİ YAPTI
7- Ya da tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, ABD’deki yönetim boşluğunu ve kaosu görüp, ABD derin devletinin desteğiyle fiili bir durum yaratmayı mı çalışıyor? Hangisi doğruysa bölge için bir felaketten başka bir şey değil.
MİT BAŞKANI UYARMIŞTI
7 Ekim’den sonra İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin Bet direktörü Ronen Bar, “Katar, Türkiye ve Lübnan dahil olmak üzere dünyanın her yerinde Hamas liderlerini, yıllar sürse bile öldürmeye kararlı olduklarını” açıklamıştı. Bu açıklamadan sonra Şin Bet Başkanı’nın telefonu çaldı. Arayan MİT Başkanı İbrahim Kalın’dı. Şin Bet Başkanı’na, “Sakın ha sakın. Böyle bir şeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Bunun ciddi sonuçları olur” dedi.
MOSSAD’A OPERASYONLAR
Türkiye sadece uyarmadı. Gereken tedbirleri de aldı. İsmail Haniye Türkiye’ye de geldi. Mossad bırakın suikast düzenlemeyi, yanına yaklaşamadı. Ayrıca MİT ve İçişleri Bakanlığı, Mossad’a yönelik üst üste operasyonlar yapıyor. Mossad hücrelerini çökertiyor.
7 Ekim’den sonra Netanyahu, “Bölge ülkelerinin haritasını değiştireceğiz” demişti. Gazze saldırısında başta ABD olmak üzere batı dünyasından “sınırsız destek” almanın verdiği güçle şimdi, “Savaş 2.0” yazılımına geçti.
NETANYAHU DURDURULAMAZSA
Netanyahu, bölge savaşı için ilk hamleyi yaptı. İlk kurşunu attı. Artık bölgemiz daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Netanyahu burada durdurulmazsa bölgeyi içine alacak bir savaş kapımızda demektir.”
]]>Beştepe’deki toplantıya Şura üyeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu katıldı.

İletişim Başkanlığı, YAŞ toplantısında alınan kararları duyurdu.
Yapılan açıklama şöyle:
2024 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısında;
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli general/amiral ve albaylardan;

23 GENERAL VE AMİRAL BİR ÜST RÜTBEYE YÜKSELTİLDİ
30 Ağustos 2024 tarihinden geçerli olmak üzere;

31 GENERAL VE AMİRAL EMEKLİYE SEVK EDİLDİ
DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANIN GÖREV SÜRESİ BİR YIL UZATILDI

GENERAL VE AMİRAL SAYISI 327’YE YÜKSELDİ
İSİM İSİM ORDUDAKİ DEĞİŞİM
30 Ağustos 2024 tarihinden geçerli olmak üzere;
K.K.K.lığından Korgeneraller Levent ERGÜN ve Metin TOKEL Orgeneralliğe;
Dz.K.K.lığından Koramiral Kadir YILDIZ Oramiralliğe; K.K.K.lığından Tümgeneraller Tevfik ALGAN ve Gültekin YARALI Korgeneralliğe; Dz.K.K.lığından Tümamiraller Mustafa KAYA ve Yalçın PAYAL Koramiralliğe; Hv.K.K.lığından Tümgeneral Yaşar KADIOĞLU Korgeneralliğe terfi ettirilmişlerdir.
Ferat VURAL, Ahmet GÜLMÜŞ, Rıfat DÖNEL, İlhan İSTANBULLU, Yusuf DİKER ve Zeynel Abidin ERGİNBAŞ Tümgeneralliğe; Dz.K.K.lığından Tuğamiraller Serhat SÖZBİR, Mehmet Emre SEZENLER, Mevlüt Savaş BİLİCAN ve Recep Erdinç YETKİN Tümamiralliğe;
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni rütbe ve görevlerinin Milletimize, Devletimize, Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını dileriz.
Büyük bir özveri ve onurla görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak olan general, amiral ve albaylara hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, hayatlarının yeni dönemlerinde, kendilerine ve ailelerine mutluluk ve esenlikler temenni ederiz.
Bir üst rütbeye yükseltilen General-Amiral ve Albaylar, görev süresi 1 yıl uzatılan General ve Amiraller ile Yaş Haddi Nedeniyle Emekliye Sevkedilen Generaller ile ilgili liste Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi http://tccb.gov.tr’de yayınlanacaktır.”
Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesinin şekillendiği 2024 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısı bugün Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde icra edilecektir. Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip önümüzdeki saatlerde açıklanacak Yüksek Askerî Şûra kararlarının devletimize, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği kararlı operasyonlara dikkat çeken Tuğamiral Aktürk, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil son bir haftada 67, 1 Ocak’tan bugüne kadar ise bin 588 (Irak 770, Suriye 818) terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki Gara, Kandil ve Asos’ta bulunan terör hedeflerine yönelik 26 Temmuz’da icra edilen hava harekâtıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 25 hedef başarıyla imha edilmiştir” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Öte yandan Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde teröristlere ait 6 adet mağara/tünel tespit etmiştir. Tespit edilen mağara/tüneller dâhil arama-tarama faaliyetlerinde çok sayıda el ve sis bombası, mayın/el yapımı patlayıcı, havan, uçaksavar ve makineli tüfek mühimmatı ile yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.”
Hudut hattının Cumhuriyet tarihinin en etkin tedbirleri ve çok yönlü güvenlik sistemleriyle kesintisiz bir şekilde korunduğuna vurgu yapan Tuğamiral Aktürk, “Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 5’i terör örgütü mensubu olmak üzere 310 şahıs yakalanmış, 916 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 412’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 66 bin 975’e yükselmiştir. Ayrıca son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 30 (30.156 gram) kilogramdan fazla uyuşturucu ele geçirilmiştir” diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in programına ilişkin de bilgi veren Tuğamiral Aktürk, “31 Temmuz’da Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanı’nı kabul eden Sayın Bakanımız, bugün Yüksek Askerî Şûra toplantısı sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü münasebetiyle düzenlenen resepsiyona katılacaktır. Bakanımız, yarın da ülkemize resmî ziyaret gerçekleştirecek Ukrayna Savunma Bakanı ile bir araya gelecektir” açıklamasında bulundu.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 40 bine yaklaştığını belirten Tuğamiral Aktürk, “Gazze’de hayatta kalabilenler ise yerlerinden edilmiş ve temel insani ihtiyaçlarından yoksun hâlde yaşamak zorunda bırakılmıştır. Okullar, hastaneler ve diğer sivil hedefler İsrail bombalarının hedefi olmaya devam etmektedir. Öte yandan İsrail’in saldırılarını Yemen’e ve Lübnan’a yöneltmesi bölgemizde çatışmaların yayılması ve istikrarsızlık riskini artırmaktadır. İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesini, uluslararası toplumun çağrısı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çerçevesinde derhâl ve koşulsuz ateşkesi kabul etmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz” şeklinde konuştu.
Tuğamiral Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından oluşturulan rezerv güç ile yangın söndürme çalışmalarına aralıksız destek olunmaktadır. Bu kapsamda bugüne kadar 17 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 50 helikopter ile 995 sorti yapılarak destek sağlanmıştır” dedi.
Silahaltına alınacak yedek subay ve astsubaylara ilişkin de Tuğamiral Aktürk, “Ağustos, Eylül ve Ekim 2024 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları yarın (2 Ağustos) açıklanacaktır. Sonuçlar e-Devlet Kapısı, askerlik şubeleri ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir” ifadelerini kullandı.
]]>Söz konusu bıçaklı saldırının gerçekleştirdiği yerin yakınlarında bulunan caminin çevresinde Merseyside polisi yoğun güvenlik önlemi aldı.
“Spekülasyonların kimseye faydası yok”
Olaya ilişkin açıklama yapan Merseyside polisi, aşırı sağcı İngiliz Savunma Ligi (EDL) destekçisi olduğu düşünülen grubun camiye saldırdığını ifade etti.
Yerel saatle 19.45’te (TSİ 21.45) cami önünde toplanan gruba müdahale eden polise şişe ve çöp kovaları atıldığı belirtilen açıklamada, bir polisin burnunun kırıldığı, bir polis minibüsünün ise ateşe verildiği aktarıldı.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Merseyside Emniyet Müdür Yardımcısı Alex Gloss, “Üç çocuğun trajik şekilde hayatını kaybetmesiyle sarsılan bir toplumda bunun yaşandığını görmek iğrenç” ifadesini kullandı.
Gloss, polis ve acil servis çalışanlarının, hayatlarının en kötü manzarasıyla karşı karşıya kalmışken şimdi saldırıya uğradığını belirterek, “Bu akşam Southport’taki olaya, Merseyside bölgesinde yaşamayan, Merseyside insanını umursamayanlar katıldı” değerlendirmesini yaptı.
Bıçaklı saldırının 17 yaşındaki şüphelisinin kimliğine ilişkin spekülasyonların şiddet olayları için kullanıldığına işaret eden Gloss, “Şahsın zaten gözaltında bulunduğunu ve Birleşik Krallık doğumlu olduğunu açıkladık. Şu aşamada spekülasyonların kimseye faydası yok. Polis memurlarımızın bunlarla karşı karşıya kalmaması lazımdı ancak bu akşam yeterince acı çeken yerel halkın güvenliğini sağlayacak ve suça karışanları gözaltına alacaklar” ifadelerini kullandı.
Aşırı sağcı hesaplar doğruluğu şüpheli bilgiler paylaştı
İngiliz medyasında yer alan habere göre, bazı sosyal medya hesaplarında gözaltındaki kişinin kimliğine ilişkin doğruluğu şüpheli bilgiler paylaşıldı.
İçişleri Bakanı Yvette Cooper, konuya ilişkin parlamentoda yaptığı değerlendirmede, “Sosyal medya şirketlerinin sorumluluk alması gerek.” ifadesini kullandı ve halka spekülasyonlara inanmama çağrısı yaptı.
The Guardian gazetesi ise şüphelinin kimliğine ilişkin detayların, İngiltere ve ABD’den bilgiler aktaran haber platformu izlenimi veren siteden yayıldığını öne sürdü.
Bu sitede, saldırı şüphelisinin geçen yıl ülkeye kaçak giren “Ali” isimli sığınmacı olduğu iddia edildi.
The Guardian’ın haberinde, sosyal medya platformu TikTok’ta ise aşırı sağcı Reform UK Partisi destekçisi bir kişinin paylaştığı iddiaların 800 bin izlenmeye ulaştığı bilgisine yer verildi.
Southport’taki bıçaklı saldırı
İngiltere’nin Liverpool kentine yaklaşık 35, Manchester kentine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Southport’ta 29 Temmuz öğle saatlerinde bir saldırganın, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişiyi bıçakladığı açıklanmıştı.
Hart Caddesi’ndeki binada yaşanan olayın ardından bölgeye giden polis, şüpheliyi saldırıda kullandığı belirtilen bıçakla gözaltına almıştı. Görgü tanıkları, yaralılar arasında çok sayıda çocuğun bulunduğunu, olayın Amerikalı şarkıcı Taylor Swift temalı etkinlikte yaşandığını anlatmıştı.
Merseyside Emniyet Müdürü Serena Kennedy de saldırıya ilişkin düzenlenen ortak basın toplantısında, yerel saatle 11.47’de (TSİ 13.47) polise “dans okulunda bıçaklı saldırı olduğu” ihbarının geldiğini kaydetmişti.
Aldıkları bıçak darbeleri nedeniyle 2 çocuğun yaşamını yitirdiğini, 6’sı ağır 9 çocuğun yaralandığını açıklayan Kennedy, 2 yetişkinin de ağır yaralı olduğunu, bu kişilerin çocukları korumaya çalışırken yaralandıklarını söylemişti.
Kennedy, olayla ilgili 17 yaşındaki erkek zanlının cinayet şüphesiyle gözaltında olduğunu ve sorgusunun sürdüğünü kaydederek, şüphelinin Lancashire bölgesindeki Banks’ten geldiği ancak aslen Galler’in başkenti Cardiff’ten olduğu bilgisini paylaşmıştı.
Olaydan bir gün sonra, yaralı bir çocuğun daha hayatını kaybettiği açıklanmıştı.
Saldırının ardından hükümetten tepki açıklamaları gelmişti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, X hesabından yaptığı açıklamada, Southport’tan gelen haberlerin korkunç ve şok edici olduğunu belirtmişti.
Starmer, olay yerine hemen ulaşan polis ve sağlık ekiplerine teşekkür ederek, kendisinin sık sık gelişmeler konusunda bilgilendirildiğini kaydetmişti.
İçişleri Bakanı Yvette Cooper, X’ten yaptığı paylaşımda, bölgedeki güvenlik güçleriyle temasta olduğunu ve çalışmalara tam destek verdiğini ifade etmişti.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının 2 milyon, Valiliğin 200 bin liralık eş finansman desteğiyle Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde kurulan atölyede ilk etapta 15 kadın kursiyer istihdam edildi.

“Haneye gelir getirerek ürünün geleceğe aktarılmasını sağlayacağız”
İl Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Tekin, AA muhabirine, daha önce erkek ustalar tarafından üretilen tescilli Siirt battaniyesine kadın eli değdiğini söyledi.
Atölyede 15 kadının istihdam edildiğini ifade eden Tekin, “GAP ve Valilik desteğiyle hayata geçirilen projesinin amacı unutulmaya yüz tutan, coğrafi işaret belgesi alan battaniyenin aslına uygun dokunması. Doğal saf tiftik kullanarak geçmişten gelen bir geleneği gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyoruz. İlimizde eskiden erkeklerin yapmış olduğu mesleği kadın kursiyerleri istihdam ederek bu işin daha estetik ve modern hale gelmesini hedefliyoruz.” dedi.

Tekin, 2 milyon 200 bin lira bütçe ile bu atölyeyi aktif hale getirdiklerini anlatarak, kadın kursiyerlerin zamanla bu işte dokuma ustası olarak yetişeceğini kaydetti.
Kursiyerlere ücret ödendiğini belirten Tekin, kadınların kursta eğitim gördükten sonra da parça başına ücret ödeyerek bu işi evlerinde de sürdürmelerini sağlayacaklarını söyledi.
Tekin, “Haneye katkı sağlamayan bir ürünün ileri kuşaklara aktarılması, babadan oğula geçmesi çok zor. Bu nedenle haneye gelir getirerek ürünün gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.
Ürünün pazarda müşteri kitlesine ulaşması için ARGE çalışmalarına da ağırlık verdiklerini dile getiren Tekin, battaniyenin yanında telefon kılıfı, çanta, tulum, yastık kılıfı gibi ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlere isim yazılması gibi düşüncelerinin de olduğunu aktardı.
Tekin, ürünlerde günümüz şartlarına uygun motifler de işlemeyi planladıklarını ifade ederek, ürünlere kenti ve tarihini yansıtacak motifler işleneceğini söyledi.

“Kadın elinin değmesi battaniyeyi daha da güzelleştirecek”
Ayrıca ilde Bakanlık düzeyinde sanatçı kimlik kartı bulunan 3 usta olduğunu belirten Tekin, bu proje ile kadın ustalara da sanatçı kartı çıkartarak, bu işte usta yetiştireceklerini ifade etti. Tekin, şöyle devam etti:
“Kadınlarımızın sanatçı kartlarına haiz olması DİKA’dan, GAP ve KOSGEB’den destek almalarına imkan sağlayacak. Geçmişte bu ürünü sadece erkek ustalarımız üretmiş. Bu projede kadın ustalarımızı da yetiştirerek zamanla kurs sayımızı artıracağız. İlimizde sadece erkek ustalar yetiştirildi. Naif olan tiftiğe kadın elinin değmesinin battaniyeyi daha da güzelleştireceğini inanıyoruz. Kadın eğitmenlerimize, kadın kursiyerlerimize önem veriyoruz.”
“Bu proje kadınlar için çok güzel oldu”
Kursiyerlerden Fatma Işıkkaya, geçen ay başladığı dokumacılık kursunda önemli mesafe katettiğini söyledi.
Battaniye üretiminin sadece erkek mesleği olmadığını dile getiren Işıkkaya, şunları söyledi:
“Bu proje Siirt için biz kadınlar için çok güzel oldu. Aslında çok önceden bu işe merakım vardı. Dedelerimizin, babalarımızın dokuduğu geleneksel ürünlere biz de ilgi duyuyoruz. Ürün çıkarmaya başladık. Kadınların bu alana estetik kazandırdığını düşünüyorum. Kursun sonunda ustalık belgesi alabilmemiz büyük bir avantaj sağlıyor. Bu alanda devam etmeyi düşünüyorum. Çünkü çok sevdim bu mesleği.”
Güneş Erdoğan, battaniye dokumacılığının kadınlara yakıştığını dile getirerek, bu mesleği sürdüreceğini belirtti.
Meriç Çakay da battaniye üretiminin aynı zamanda baba mesleği olduğunu anlatarak, kendilerine sunulan bu güzel fırsatı değerlendirmek istediğini söyledi.
Kadınların bu işi öğrenmesini istediğini dile getiren Çakay, üretime başladıkları bir ayda çok ürün çıkardıklarını anlattı.
Emine Yücel de ileride usta olup, kendi atölyesini kurmak istediğini söyledi.

Siyonist rejimin alçak suikastının kınandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
‘ŞEHİT BÜYÜYECEK, ŞEHİT ZAFERE YÜRÜYECEĞİZ’
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Şehit, şehit büyüyecek, Şehit, şehit zafere yürüyeceğiz…
Emperyalist, Siyonist ve işbirlikçilerine karşı verdiğimiz mücadelede şehitlerimiz yolumuzun ışığı ve mihenk taşlarıdır. Şehitlerimiz yok oluşun değil aksine inadına varoluşun sembolleridir. Şehitlerimiz ümmetin ve mücadelenin damarlarına yürüyen kandır.
‘İSLAM ÜMMETİNİ, HAMAS VE TÜM FİLİSTİN DİRENİŞİNİ BU KUTLU ŞEHADET DOLAYISIYLA TEBRİK EDİYORUZ’
Filistin İslami Direnişimizin liderlerinden İsmail Heniyye de Siyonist bir suikast sonucu şehadete yürüdü. İsmail Heniyye yaşamı ve mücadelesiyle tüm ümmete örnek olacak sembol bir isimdi. Ailesinin pek çok ferdini, çocukları ve torunlarını şehit vermiş, bizlere sabır ve onurlu duruşun ne olduğunu davranışlarıyla öğretmişti. Rabbimizin şehitler için hazırladığı nimet ve cenneti en çok hak edenlerden biriydi. İslam ümmetini, Hamas ve tüm Filistin direnişini bu kutlu şehadet dolayısıyla tebrik ediyoruz.
‘BU HADİSE GÖSTERMİŞTİR Kİ DÜŞMAN TOPYEKUN HAREKET ETMEKTEDİR’
Mücadele ve cihad meydanları şehitsiz olmaz, Siyonist katiller iyi bilsin ki bizler için şehadet ölümsüzlüğün adı ve zaferin müjdecisidir. Liderini şehit vermiş bir hareket olarak Hamas mensuplarının yüreklerinde nasıl bir intikam ateşi harlandığını iyi biliyoruz. Akıncılar Hareketi olarak Hamas ve tüm Filistin direnişine bedeli ne olursa olsun sonuna kadar destek vereceğimizi ve yanlarında duracağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Bu hadise göstermiştir ki düşman topyekûn hareket etmektedir, bizler de ümmet olarak bir araya gelmezsek bu savaşı ve Rabbimizin bize sunduğu imtihanı kaybedeceğiz.

‘TÜRKİYE MÜSLÜMANLARINI BİR ARAYA GETİRECEK HER ADIMI KOŞULSUZ DESTEKLEMEYE HAZIRIZ’
Akıncılar Hareketi olarak öteden beri söylediğimiz gibi, Türkiye Müslümanları olarak tüm ayrılıklarımızı ve farklılıklarımızı bir kenara bırakıp, nehirden denize tüm Filistin özgür olana kadar kısa, orta ve uzun vadede yardım ve desteklerimizi planlayıp tüm güçlerimizi bir araya getirmek suretiyle Filistinli kardeşlerimize destek vermeliyiz. Siyonist katillerle destansı bir mücadele veren mücahidlerimize ve şehitlerimize olan borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz. Akıncılar Hareketi olarak Türkiye Müslümanlarını bir araya getirecek her adımı ön koşulsuz olarak desteklemeye hazırız.
‘SUİKASTIN İRAN’DA GERÇEKLEŞMİŞ OLMASINI MANİDAR BULUYORUZ’
İsmail Heniyye’ye yapılan suikastın İran’da gerçekleşmiş olmasını oldukça manidar
buluyoruz. İran göstermiş olduğu bu güvenlik zafiyetini kendi içinde mutlaka sorgulamalı, ihmal ve kusuru olanları en ağır şekilde cezalandırmalıdır. İran, misafiri ve koruması altındaki birine karşı Siyonist rejimin bu alçakça ve küstahça saldırısına, bedeli ne olursa olsun Siyonist rejime aynı oranda canını yakacak bir cevap vermelidir. Aksi takdirde bu hadise tarih boyunca alnında kara bir leke olarak kalacaktır.

‘MÜSLÜMAN ÜLKELERİ VE HÜKÜMETLERİNİ UYARIYORUZ!’
Müslüman ülkeleri ve hükümetlerini de uyarıyoruz: Boynunuzdaki küresel güçlerin taktığı kölelik halkasını söküp atın; bir avuç mücahidin gösterdiği cesaret ve zafer yürüyüşüne hep beraber katılın. Askeri, ekonomik ve siyasi hesapları masanızın üstünden kaldırın.Rabbimizin kitab-ı keriminde vadettiği izzet ve şerefe odaklanın. Unutmayın ki küresel güçler ve Siyonistlerle işbirliği size zilletten başka bir şey getirmeyecektir. Ümmet olarak hep beraber ayağa kalkalım ve Siyonist rejimin sonunu getirecek feryadımızı yükseltelim…
ALLAHUEKBER!
]]>Bunun üzerine CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş tarafından konuyla ilgili basın toplantısı düzenlenmiş, ABB’ ye ait borçlar ve hizmet fiyatları ile ilgili açıklamalar yapılmıştı.
Söz konusu açıklamaların ve kamuoyuna açıklanan verilerin gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle AK Parti İl Başkanlığı tarafından bugün bir basın toplantısı düzenlendi.
MANSUR YAVAŞ PANİK HALİNDE
Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan AK Parti Grup Başkan Vekili Nihat Yalçın;
‘’ABB’nin iflasa doğru sürüklenmesinin Bakanlık tarafından tescillenmesinin ardından, Mansur Yavaş ilk defa, bu kadar çaresiz, bu kadar öfkeli ve bu kadar panik halinde kamuoyu önünde hesap vermek zorunda kalmıştır. Yaşanan irtifa kaybının ardından yalan yanlış bir çok bilgi ile kamuoyunda algı oluşturmaya çalışmış doğruları manipüle etmiştir.’’

YAVAŞ ABB MECLİSİNDEN 52 MİLYAR TL EK KAYNAK KULLANMA YETKİSİ ALMIŞ
Yavaş’ın ‘engelleniyoruz’ iddialarını cevaplayan Yalçın, 5 yıllık sürede Mansur Yavaş’ın ABB Meclisi’nden 12 defa toplamda 31.971.041.709,73 TL borçlanma yetkisi aldığını belirterek “Buna rağmen Mansur Yavaş 5 yıl boyunca engelleniyoruz edebiyatı yapmış ve halen aynı edebiyata devam etmektedir. Kaldı ki, 5 yılda 32 Milyar borçlanma yetkisinin yanında 20 Milyar Liralık gayrimenkul satmış, bu gayrimenkullerin satış yetkisi kararlarının tamamı geçtiğimiz 5 yılda oy birliği ile alınmıştır. 5 yılda 32 Milyar borçlanma yetkisi, 20 Milyar satış yetkisi aldığınız halde, halen daha engellediler, çalıştırmadılar gibi yalan beyanlarla kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye utanmıyor musunuz ?’’ dedi.

ANKARA TÜRKİYE’NİN EN PAHALI 3. ULAŞIMI KONUMUNA GELDİ
Mansur Yavaş’ın ulaşımla ilgili iddialarına da cevap veren Yalçın “Mansur yavaş ulaşım fiyatlarıyla ilgili de gerçeği yansıtmayan açıklamalarda bulundu. Bizden önce EGO bilet fiyatlarının 1 dolar olduğunu şimdiyse 0.45 dolar yani 15 lira olduğunu beyan etti. Fakat 8 nisan 2019 tarihinde Mansur yavaş göreve geldiğinde EGO bilet fiyatı 2.5 TL idi. O dönemin dolar kurunun 6.28 olduğunu düşündüğümüzde EGO bilet fiyatı 0.40 dolardı. Son yaptığınız %40 zam ardından bilet fiyatları 21 lira oldu. Dolar bazında değerlendirdiğimizde ise şuan bir EGO bileti 0.64 dolar.Hangi verilere göre nasıl bir hesap yaptınız bilmiyorum, ancak ulaşımı ucuzlatma vaadiyle geldiniz şimdi hesap ortada. Ankara Türkiye’nin en pahalı 3. ulaşımı konumuna geldi. Tüm bu gerçekler ortadayken yalan bilgilerle kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye utanmıyor musunuz ?’’ ifadelerini kullandı.
“GÖREVE GELDİĞİNİZDE TÜRKİYE’NİN EN UCUZ SU ANKARA’DAYDI”
Mansur Yavaş’ın “bizden önce suyun metreküpünü 1,6 dolardan sattılar, şimdi biz 0,73 dolardan satıyoruz” sözlerinin de doğru olmadığını belirten Yalçın, 8 Nisan 2019’da suyun metreküp fiyatının 0.79 dolar olduğunu söyleyerek ASKİ verilerini açıkladı. Yalçın “Bu veriler doğrultusunda ortalama su satış fiyatı 35 Lira’dır yani güncel dolar kuruyla ise 1,08 dolardır. Göreve geldiğinizde Türkiye’nin en ucuz suyunu kullanan Ankara’da bugün Ülkenin en pahalı su tarifelerinden bir tanesi uygulanmaktadır.” şeklinde konuştu.

Temmuz 2024 Aski tarifesi:
0-15 m3 arası 25,08TL / 0,76$
16-30 m3 arası 35,13TL / 1,08$
30 m3 üzeri 45,42TL / 1,37$
‘’ABB BASİRETSİZ, BECERİKSİZ, LİYAKATSİZ KADROLARLA İFLASA DOĞRU SÜRÜKLENMEKTEDİR.’’
Türkiye’nin SGK’ya en borçlu belediye olması konusuna da değinen Yalçın “Tüm bu yalanların ardından, açık ve net bir gerçek vardır. Mansur Yavaş göreve geldiğinde 225 milyon TL olan Ankara Büyükşehir Belediyesi sigorta prim borcu 25.5 kat artışla 5.7 milyar lira olmuştur. ABB basiretsiz, beceriksiz, liyakatsiz kadrolarla iflasa doğru sürüklenmektedir.” dedi.

‘YAPILANDIRMA İSTEDİNİZ, BORCUN İLK TAKSİDİ ÖDEMEDİNİZ’’
SGK’ya olan borcu için devletten yapılandırma talep eden Mansur Yavaş’ın 2023 yılında yapılandırmadan faydalandığı ama ilk taksitini bile ödemediği için yapılandırma dosyasının iptal olduğu ortaya çıktı.
Yalçın “12 Mart 2023 tarihli ve 32130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı alacaklıların yeniden yapılandırılmasına ilişkin kanun ile bu talep ettiğiniz yapılandırma yapılabilirdi. Zaten bununla ilgili talepte bulunarak yapılandırmadan da yararlandınız. İlk taksit ödenmemesi ardından yapılandırma dosyaları iptal olmuş, belediye şirketleri bu haktan yararlanamamıştır. Bu yaklaşım kamu zararına da neden olmuştur.” dedi.
]]>Heniyye’ye rahmet, başta Hamas Hareketi olmak üzere ailesine ve Filistin halkına başsağlığı dileyen Turan, “Bizde liderler ölünce davalar bitmez. ” diye konuştu.
İsrail’in Beyrut’a yönelik hava saldırısı ile Heniyye suikastına işaret eden Turan, “İsrail terör devletinin gözünü kan bürüdüğünü; hedeflerine, sapkın hayallerine ulaşabilmek için bütün bir dünyayı yangın yerine çevirmeyi göze alabileceğini göstermiş oluyor.” dedi.

– “ORTA DOĞU’YA BARIŞ GELMEZSE DÜNYAYA BARIŞ GELME İHTİMALİ YOKTUR”
Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Turan, “Dünyada sadece kendilerinin yaşadıklarını ve kendi inandıklarının doğru olduğunu zannediyorlar. Bu sapkın düşüncelere bütün insanlığı inandırmaya çalışıyorlar. Gazze’ye de saldırırken bu düşünceleri ağızlarından dökmüşlerdi.” ifadelerini kullandı.
Şu anda insanlık alemi ve dünya barışının siyonist anlayış tarafından tehdit edildiğini vurgulayan Turan, “Filistin meselesi, Orta Doğu barışının anahtarıdır; Orta Doğu barışı da dünya barışının anahtarıdır. Orta Doğu’ya barış gelmezse dünyaya barış gelme ihtimali yoktur. Bunu kabul etmek zorundayız.” görüşünü paylaştı.
Gazze’nin bütün insanlığın vicdanının terazisi olduğunu ifade eden Turan, “Hak ile batıl mücadelesinin bugünümüz dünyasındaki yansımasıdır.” dedi.
Bu savaşın sadece Filistinlilerle değil, bütün İslam dünyasıyla sürdürülen bir savaş olduğunun altını çizen Turan, “Bugün işgal altında olan ilk kıblemizdir. İlk kıblesi işgal altında olanların bu işgale göz yumması mümkün değildir.” diye konuştu.
– “ABD YÖNETIMINI SIYONIZM ESİR ALMIŞ DURUMDA”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresinde ayakta alkışlandığını hatırlatan Turan, şunları kaydetti:
“Katil Netanyahu’yu kongrelerinde misafir edip alkışlayanlar, bu cinayetin suç ortağıdır. Bugün cinayetten sonra o alkışlayanlar, yaptıkları açıklamalarda suçu işleyen faillere yönelik tavsiyelerde bulunmak yerine hala insanlığı ve bütün dünyayı tehdit etmektedir. ‘İsrail istediğini yapabilir, İsrail’e yönelik herhangi bir girişimde bulunan karşısında bizi bulur’ diyerek dünyayı tehdit etmektedirler. ABD yöneticileri, ‘ABD’nin varlığı, İsrail’e armağan olsun’ diyor adeta. ABD yönetimini siyonizm esir almış durumda. Siyonizm, sapkın hayallerine ve hedeflerine ulaşmak için ABD’yi ve batı emperyalizmini kullanıyor. Onlar da bölgedeki emperyal çıkarlarını gerçekleştirmek için bütün bir savaşı, bu cinayet şebekesine ihale etmiş durumdalar.”
Bütün dünya barışının tehdit altında olduğunu dile getiren Turan, “Bir an önce bu cinayet şebekesi durdurulmalı, dizginlenmeli ve hak ettiği cevabı verilmelidir. Aksi takdirde dünyada barışın ve huzurun olması mümkün değildir. 3. Dünya Savaşı ne zaman çıkar sorusunu sormaya gerek yok; zaten savaş bütün cephelerde şu anda devam ediyor. Hiçbir devletin bugün uluslararası hukuk nezdinde egemenliği kalmamıştır. Bütün ülkelerin egemenlikleri tehdit, saldırı altındadır. Kilometrelerce uzakta bir ülkenin başkentinde istediğinize suikast yapma, cinayet işleme, suç işleme hakkını ve haddini kendinde buluyorsanız orada ne uluslararası toplumdan ne uluslararası hukuktan ne ülke egemenliğinden bahsetmek mümkün değildir.” diye konuştu.
“Fitne ateşini yakan mutlaka o ateşin içinde yanar.” diyen Turan, ateşin nerede başlayıp nereye kadar devam edeceğini hiç kimsenin kestiremeyeceğini söyledi.

– “BU EVANJELİST, SİYONİST ANLAYIŞ DÜNYA BARIŞINI TEHDİT EDİYOR”
Bugün karşı karşıya kalınan yalın gerçeğin bu olduğunu ifade eden Turan, “Bu Evanjelist, siyonist anlayış dünya barışını, huzurunu, insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bütün bir insanlık olarak, iyilik cephesinin mensupları olarak, küresel vicdan olarak bir araya gelmeli. Dinimiz, dilimiz, ırkımız, milliyetimiz, soyumuz, sopumuz ne olursa olsun; buna karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz.” dedi.
Filistin davasına desteklerinin süreceğini belirten Turan, “Yine güçlü bir şekilde Meclisimizde, ülkemizin diğer makamlarında, meydanlarımızda olur; hakkın, hakikatin temsilcilerini ağırlayacağız, ağırlamaya devam edeceğiz. Bizi, hiçbir kimse bu yolda geri döndüremez.” dedi.
– HANİYE’NİN CENAZESİ
Hasan Turan, Heniyye’nin cenazesinin, yarın Tahran’da kılınacak namazın ardından Doha’ya götürüleceği yönünde bir bilgiye sahip olduğunu anlattı.
Turan, Doha’daki cenaze törenine katılacağını ifade etti.
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Akıncı ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Bayraktar TB2 ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
HALİD MEŞAL SUİKASTİ
25 Eylül 1997’de Mossad, bu dönemde faaliyetlerine Ürdün’de devam eden Halid Meşal’e başkent Amman’da suikast girişiminde bulundu.
O dönemde İsrail Başbakanı bugün olduğu gibi, Binyamin Netanyahu’ydu. Netanyahu, suikastın olabildiğince gizli ve sessiz olmasını istiyordu.
ZEHİRLİ SPREY PLANI
Plan şuydu: İki Mossad ajanı bir sokakta Meşal’in arkasından yürüyecek, ajanlardan biri çalkalanmış bir soda şişesini ses çıkarıp dikkat dağıtma amacıyla açarken diğeri de Meşal’e öldürücü bir sprey püskürtecekti.
Plana dair diğer bir anlatı ise, turist kılığında Ürdün’e girecek olan İsrail ajanlarının Halid Meşal’in kulağına bir cihaz kullanarak hızlıca yayılan bir zehir enjekte edileceğiydi.
MOSSAD AJANLARI FARK EDİLDİ
Mossad ajanları 25 Eylül’de sahte Kanada kimlikleriyle, turist kisvesi altında Amman’a vardılar. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi ve Mossad ajanları Meşal’i sessiz bir şekilde hedef alamadı. Fark edilen ajanlar zehri Meşal’in kulağına püskürtseler de fark edildiler ve kaçmaya başladılar.
Ancak kaçan ajanlar bölgedeki Hamas üyeleri ve Ürdün polisi tarafından yakalandılar. Meşal ise birkaç saat sonra ağrı, kusma ve benzeri şikayetlerle hastaneye kaldırıldı, kısa bir süre içerisinde komaya girdi.
Ajanların üzerinden çıkan pasaportlar üzerine Kanadalı diplomatlar karakola çağrıldı. Böylece iki kişinin ajan oldukları ve Kanada vatandaşı olmadıkları anlaşıldı.

ÜRDÜN VE ABD ARAYA GİRDİ
Olaylar üzerine Ürdün Kralı Hüseyin, Netanyahu’ya ulaşarak panzehirin derhal Ürdün’e teslim edilmesini, aksi takdirde 1994’te yapılan barış anlaşmasının iptal edileceğini söyledi. Fakat Netanyahu bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Kral Hüseyin, yakalanan iki Mossad ajanının idam edileceği tehdidinde bulunarak Netanyahu’yu uzlaşıya zorladı.

MEŞAL İYİLEŞEREK KOMADAN ÇIKTI
Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton da devreye girerek Netanyahu’yu anlaşmaya ikna etti. Böylece İsrail hem panzehri vermeyi, hem de Şeyh Ahmed Yasin de dahil olmak üzere 70 Hamas tutuklusunu serbest bırakmayı kabul etti. Karşılığında iki Mossad ajanı serbest bırakıldı. Ürdün’e ulaştırılan panzehirin kullanılmasıyla Meşal iyileşti ve komadan çıktı.

Hamas’ın ruhani lideri ve kurucusu Şeyh Ahmed Yasin yakın sırdaşı Haniye’yi 1997’de yardımcısı olarak atamıştı.
Bu yüksek profil, Haniyeh’in suikast hedefi haline gelmesi anlamına geliyordu. İsrail o zamana kadar Filistinli liderleri yıllar boyunca öldürme konusunda uzun bir plan oluşturmuştu.
2003’TE KILPAYI KURTULDULAR
Haniye ve Yasin, Eylül 2003’te İsrail’in Gazze Şehri’ndeki bir suikast girişiminden, İsrail hava saldırısından saniyelerle kıl payı kurtulmuşlardı.
Şeyh Yasin, 22 Mart 2004’te tekerlekli sandalyesiyle sabah namazını kıldığı camiden çıkarken İsrail ordusuna ait helikopterler tarafından atılan füzelerle hayatını kaybetti.
Dönemin İsrail başbakanı Ariel Şaron’un gözetiminde Gazze Şeridi’nde gerçekleşen suikast operasyonunda, Şeyh Yasin’in 7 arkadaşı hayatını kaybetti, 2 oğlu da yaralandı.
ŞEYH YASİN’DEN 20 YIL SONRA ŞEHİT OLDU
“Allah’ım, ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum.” diyerek Filistin davasının “yalnız bırakılmışlığından” yakınan Şeyh Yasin’in suikaste kurban gitmesi, Filistin’in yanı sıra tüm İslam dünyasında büyük tepkiye neden olmuştu.
Filistin ulusal bağımsızlık mücadelesinin yirminci yüzyıldaki önde gelen sembollerinden biri olarak kabul edilen Şeyh Yasin, 1987’de kurduğu Hamas hareketiyle Filistin sahasındaki direnişin yeni adresi olmuştu.
Haniye ise Şeyh Yasin’den tam 20 yıl sonra İsrail tarafından şehit edildi.
]]>“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, itidal çağrısı yaparak, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi. Böylelikle, Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan gelmiş oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in “son 2 günde tehlikeli gerilimi tırmandırma” politikalarını kınadı. Bu tehlikeli tırmanışın bölgede ciddi güvenlik sonuçlarına yol açacak çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, suikast politikaları ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmenin bölgesel çatışmalara sebep olabileceğine dikkati çekildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası etkin güçlere, sorumlulukları gereği, Orta Doğu’da yaşanan bu gerilimin kontrolden çıkmadan önüne geçmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, “Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmadan bölgesel gerilimin artması, durumu daha karmaşık hale getirdiği gibi İsrail’de ateşkes isteyen bir iradenin olmadığına da işaret ediyor. Bu gerilim ayrıca Mısır ve ortaklarının Gazze Şeridi’nde savaşı durdurarak Filistin halkının acılarını hafifletmenin çabalarını da baltalıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan geldi. Alman hükümeti de Hamas lideri Haniye’nin öldürüldüğü ve bir Hizbullah komutanının hedef alındığı ayrı ayrı İsrail saldırılarının ardından Orta Doğu’da itidal çağrısında bulundu. Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
BEYRUT’DAKİ SALDIRI! FUAD ŞÜKÜR ÖLDÜ MÜ?
İsrail ordusu, dün gece Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’ın komutanlarından Fuad Şükür’ü öldürdüğünü duyurdu. İsrail ordusu yaptığı yazılı açıklamada, saldırının savaş uçaklarıyla gerçekleştirildiğini belirterek, öldürülen komutanın Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın “sağ kolu” olduğunu iddia etti. Hizbullah ise İsrail’in hedef aldığı üst düzey komutanın yıkılan binanın enkazı altında olduğunu, arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini duyurdu.

“HER İKİ KIRMIZI ÇİZGİ DE İSRAİL TARAFINDAN AŞILMIŞ OLDU”
Peki bu saldırıların perde arkasında neler var? TEPAV Dış Politika Programı Direktörü ve eski diplomat Gülru Gezer ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi KKTC/Lefkoşa Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Milliyet.com.tr’den Sercan Dinç’e değerlendirmelerde bulundu.
Gülru Gezer: İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’ne yönelik saldırı sonrasında İsrail’den yanıt bekliyorduk. Dün gece Beyrut’ta Hizbullah mahallesinde saldırı düzenlendi. Fuad Şükür; Nasrallah’ın en kıdemli danışmanlarından birine yönelik suikast girişimi gerçekleşti. Hizbullah için bu kırmızı çizgi. Hizbullah’ın aslında iki kırmızı çizgisi var; Birincisi Beyrut’ta vurulmak. İkincisi ise sivil kayıpların olması. Her iki kırmızı çizgi de dün gece İsrail tarafından aşılmış oldu.
Tabi bu artık savaşın çok farklı noktaya evrildiğini gösteriyor. Çünkü nisanda İran’ın Şam Büyükelçiliğinin konsolosluk birimi vurulduğundan İran, ‘Bu bizim topraklarımıza yönelik saldırıdır. Egemenliğimizin ihlalidir’ diyerek 13 Nisan’da İsrail’e yönelik geniş çaplı İran İslam Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana ilk saldırısını gerçekleştirmişti.
“GERİ DÖNÜLMEZ BİR NOKTAYA GELMİŞ BULUNUYORUZ”
Bu sefer İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü. Buna tabi ki hem Hamas’ın bir yanıtı olacaktır, hem İran’ın bir yanıtı olacaktır. Hamas’tan gelen ilk açıklamalarda bu saldırının yanıtsız kalmayacağı ifade edildi. Savaşın çok kritik bir noktaya evrildiğini görüyoruz. Küresel etkileri olabilecek bölgesel savaşa evrilme ihtimali an meselesi. Geri dönülmez bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.
“TAKTİKSEL BİR STRATEJİ”
Doç. Dr. Emete Gözügüzelli: Bu haince bir öldürmedir ve savaş suçudur. Bu nedenle Haniye’nin Hamas’ın lideri olarak ve Beyrut’ta gerçekleştirilen saldırılara baktığımızda Netanyahu’nun stratejisi ve temel amacı bölgesel çatışma alanını genişletmek. Ve bu genişletme programında bir strateji değişikliğine gidildiğini görüyoruz. Özellikle bu mücadeleyi veren Filistin halkının direnişiyle ilgili mücadeleyi veren, destekleyen liderlerin hedef alınarak öldürülmesi yoluna gidilmesinde taktiksel bir strateji var.
O da sahada arzu ettiği başarıyı elde edemeyen Netanyahu’nun sahanın dışındaki alanlarda sivil olarak liderleri hedef alarak, demolarize olan ordusuna moral depolamak ve aynı zamanda bundan sonra genişletilecek savaş stratejisinde kamuoyunu da etkileyerek kendisine destek sağlamak.
NETANYAHU’NUN SAVAŞ STRATEJİSİ: ABD’NİN FİİLİ OLARAK BÖLGEDE ÇATIŞMAYA GİRMESİ
Bu saldırılar bize şunu da göstermektedir; Birincisi Netanyahu’nun savaş stratejisi taktiksel olarak gerginliği tırmandırıcı ve ABD’yi doğrudan fiili olarak bu çatışmaya sokacak şekilde bölgede konuşlanmayı sağlayacak bir atmosfer yaratmaya çalışıyor. Bu bilinçli bir hamledir. ABD askerlerinin bölgeye donanmasıyla yığılması ve özellikle Netanyahu’nun ortaya koyduğu savaş ve saldırı eylemlerinde önemli bir hamledir.
“SAVAŞIN ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇERİSİNDE DAHA BÜYÜK POTANSİYELE EVRİMLEŞECEK SÜRECE DOĞRU GİDİYORUZ”
Ne misilleme, ne haince öldürülme uluslararası hukuk kabul etmez. Netanyahu bunu yapıyorsa belli bir amaç doğrultusunda planlı yapıyor.
Uzun vadeye yayılacak şekilde bir savaş sürecine girmek ve bu savaşın özellikle önümüzdeki yıl içerisinde daha büyük potansiyele evrimleşecek sürece doğru gidiyoruz. Çok tehlikelidir. Küresel ve dünya barışının bölgemizde hissedilmesi için ivedi olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Netanyahu’nun BMGK’nın alacağı olağanüstü toplantıyla derhalde diğer devletlerin içişlerine müdahale etmek, egemenliklerini ihlal etmek, haince suikast planları gerçekleştirmek gibi uluslararası hukuka aykırı ilkeleri yerlebir eden Netanyahu’ya dünya kamuoyu güçlü bir şekilde karşı durmak zorundadır. Bu kabul edilemez.
ABD’DEN ALDIĞI TAKTİK VE STRATEJİK DESTEK SÖZ KONUSU
Netanyahu’nun bunu ABD Kongresi’ndeki ziyaretinden sonra gerçekleştirmesi kesinlikle ve kesinlike ABD’den aldığı taktik ve stratejik destekle söz konusudur. Çünkü ABD ve İsrail’in aslında geçmişinde suikastle adam öldürmek sorun değil.
2006 öncesinde olaylara bakıldığında ölümler yüksek mahkemeye taşınmış ve yüksek mahkeme de 5 yıl boyunca bu davaya bakmayarak nihayetinde 14 Aralık 2006 verdiği kararla ‘ne uygulanabilir, ne uygulanamaz’ demiş. Dolayısıyla bunu sürümcemede belirsiz bırakarak İsrail’e yeşil ışık yakmıştır.
PHOENİX STRATEJİSİ
İkinci Vietnam Savaşı’ndan merkez istihbarat teşkilatının Vietkong Sempatizanlarını ortadan kaldırmak için Phoenix programı uygulayarak 40 bine yakın kişiye suikastlerle öldürüldüğü ve bu ABD’nin kendi içerisinde bir istihbarat biriminin kurulduğu stratejiydi. Bu strateji özellikle de 11 Eylül sonrasında çok daha somut, net bir şekilde ‘hedefle öldürme’ stratejisine girmiş, İsrail de bu merkezden aldığı eğitimler ve taktiksel destekle birlikte askeri personeline bu yönde eğitimler verilmiştir. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada ABD ziyareti sonrasında tamamıyla böyle bir stratejiye girilmesi aynı Phoenix Stratejisi bağlamında Vietnam’da ABD’nin uyguladığı taktikle Filistin’in önde gelen siyasi liderlerinin hedef noktasına getirilerek bu mücadeleyi, gerginliği tırmandırmak stratejisine girilmiştir.
Bunda uluslararası hukukta hedefli öldürme noktasında uygulamasının özellikle gerçekleştirilmesi ve bunun bu şekilde ortaya konması belli bir amaca hizmet ediyor. O da bölgesel çatışmayı daha fazla yaymak.
Sarıçam ilçesi Cerenli Mahallesi’nde oturan İsmail Babat, iddiaya göre 16 Ocak 2018’de emekli uzman çavuş olan bacanağı Nuri Özdemir’i (49) tabancayla öldürdü. İsmail Babat, denetimli serbestlikle geçen yıl mayıs ayında tahliye oldu. İsmail Babat’in babası Rifat ve üvey annesi Hürü arasında iddiaya göre ailevi nedenlerle husumet oluştu.
İsmail Babat, 21 Kasım 2023’te yanına aldığı tabanca ve av tüfeğiyle babası ve üvey annesini evlerine giden yolda pusu kurarak beklemeye başladı. Babasının otomobilini gören İsmail Babat önce av tüfeğiyle, fişek bitince de tabancayla peş peşe ateş edip, kaçtı. Saldırıda yaralanan Rifat ve Hürü Babat çifti, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Hürü Babat, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.
SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPTI
Cinayet şüphelisi İsmail Babat’ın, olaydan bir süre önce sosyal medya hesabından paylaşım yaptığı ortaya çıktı. Babat, yayınladığı görüntüde, “İhanetin bedeli, ölümdür. Kalem kırılırsa, geri yapıştırırsın” dediği görüldü.
Olaydan 2 gün sonra yakalanıp tutuklanan İsmail Babat, birlikte hereket ettiği ileri sürülen amcası Adil Babat (46) ile yeğeni A.B. (17) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ikinci duruşmasına katılan Rifat Babat, ilk kez ifade verdi.
‘PUSU KURDULAR’
Olay günü eşi ile birlikte dünürlerinin yemek davetine gittiklerini belirten Rifat Babat, “Yemekten sonra saat 15.00 gibi eve gitmek için yola çıktık. Eve yaklaştığımızda yol kenarında yeğenim A.B. bir aracın içinden kafasını çıkartıp sırıttı, kardeşim Adil ise yolun köşesine gizlenmişti. Onları görünce pusuya düştüğümü anlayıp gaza bastım. Bir anda silahlar patlamaya başladı. Kaç silahla kaç kişi ateş etti bilmiyorum. Araçla evin önüne kadar geldim. Arabayı durdurdum, benim ve eşimden kan akıyordu. Sanıyorum okulun oradan sıkan Adil’di, yolda sıkan ise oğlum İsmail’di. Eşim bayıldı, ben de ölmüş numarası yaptım. Öldüğümü sanıp daha fazla ateş etmediler. Bana pusu kuran oğlum İsmail, kardeşim Adil ve yeğenim A.B.’den şikayetçiyim” dedi.
OĞLU SUÇUNU İTİRAF ETTİ
Babası Rifat Babat’ın ifadesi üzerine söz hakkı verilen sanık İsmail Babat, psikolojisinin iyi olmadığını belirterek, “Babam atamdır. Evimi bastı, ölümden döndüm. Ben öksüz büyüdüm. Babam ve üvey annem hayatı bana zindan etti. Olayı yapan benim. Olay anında şuurumu kaybettim. Bana suç işlettiler, infazımı yaktılar, cinnet geçirttiler” diye konuştu. Adil Babat ise iftiraya uğradığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.
AKIL HASTANESİNE GÖNDERİN
Sanık İsmail Babat’ın avukatı, müvekkilinin akli melekelerinin yerinde olmadığını iddia ederek tam teşekküllü bir akıl hastanesine sevk edilerek akıl sağlığı ile ilgili rapor alınmasını istedi, ayrıca, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, İsmail Babat ve A.B.’nin tutukluluğunun devamına karar verirken, duruşmayı olay yerinde keşif yapılması ve eksikliklerin giderilmesi için erteledi.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
Sıcaklıkların iç bölgelerde 1-3 derece azalması, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmaması bekleniyor.
Genellikle kuzeyli, yurdun güney kesimlerinde batı ve güneybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara, Kuzey ve Kıyı Ege ile Orta Karadeniz kıyılarında kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI
Rüzgarın, Marmara, Kuzey ve Kıyı Ege ile Orta Karadeniz kıyılarında kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
Yağışların Doğu Karadeniz kıyılarında yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
BÖLGELERİMİZDE HAVA

MARMARA
Parçalı yer yer çok bulutlu, İstanbul’un kuzey çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
EDİRNE °C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
İSTANBUL °C, 31°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, kuzey çevreleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KIRKLARELİ °C, 31°C
Parçalı bulutlu
KOCAELİ °C, 30°C
Parçalı bulutlu, kuzey çevreleri yer yer çok bulutlu
EGE
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın kuzey kesimleri ile kıyılarda kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
A.KARAHİSAR °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
DENİZLİ °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
MANİSA °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
MUĞLA °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, zamanla iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA °C, 38°C
Az bulutlu ve açık, iç kesimleri yer yer parçalı bulutlu
ANTALYA °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
HATAY °C, 34°C
Az bulutlu ve açık, zamanla kuzeyi parçalı bulutlu
ISPARTA °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
İÇ ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
ÇANKIRI °C, 31°C
Parçalı ve az bulutlu
ESKİŞEHİR °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
KONYA °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Düzce ve Karabük dışında kalan yerlerin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU °C, 27°C
Parçalı yer yer çok bulutlu
DÜZCE °C, 30°C
Parçalı yer yer çok bulutlu
SİNOP °C, 27°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ZONGULDAK °C, 27°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Artvin çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Doğu Karadeniz kıyılarında yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın Orta Karadeniz kıyılarında kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
AMASYA °C, 31°C
Parçalı bulutlu
ARTVİN °C, 24°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Yağışların yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
SAMSUN °C, 29°C
Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON °C, 27°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Yağışların yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, kuzeydoğu kesimlerinin yer yer çok bulutlu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM °C, 25°C
Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KARS °C, 23°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MALATYA °C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN °C, 27°C
Parçalı ve az bulutlu
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLERDE HAVA
Doğu Karadeniz, Marmara, Ege ve Batı Akdeniz’de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.
KARADENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Karadeniz’de kuzey ve kuzeydoğudan, doğusu kuzeybatıdan 3 ila 5; Doğu Karadeniz’de batı ve kuzeybatıdan 4 ila 6, doğusu sabah saatlerinde yer yer 7 kuvvetinde; Dalga: 1,0 ila 2,0 m, doğusu 1,5 ila 2,5 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
MARMARA
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 4 ila 6, akşam saatlerinde yer yer 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, akşam saatlerinde 2,5 m; Görüş: İyi.
EGE
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu; Rüzgar: Kuzey Ege’de kuzey ve kuzeydoğudan 5 ila 7; Güney Ege’de kuzey ve kuzeybatıdan 3 ila 5, kuzeyi 5 ila 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Orta ve Kuzey Ege 2,0 ila 3,0 m, Görüş: İyi.
AKDENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu; Rüzgar: Batı Akdeniz’de batı ve güneybatıdan, sabah saatlerinde kuzeydoğudan 3 ila 5, sabah saatlerinde Antalya Körfezi 5 ila 7; Doğu Akdeniz’de batı ve güneybatıdan, sabah saatlerinde batısı kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Antalya Körfezi sabah saatlerinde 1,5 ila 2,5 m; Görüş: İyi.
VAN GÖLÜ
Hava Durumu: Az bulutlu ve açık; Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan, akşam saatlerinde güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,75 m; Görüş: İyi.
Arkadaşıyla birlikte sohbet ettikten sonra eve dönmek isteyen 14 yaşındaki Mehmet Can Kocabıyık, arkasından saldıran köpeği görünce kaçmaya çalıştı. Köpekten kaçmak isterken yaklaşık 1,5 metrelik bahçe duvarına çıkan Kocabıyık buradan dengesini kaybederek beton zemine düştü.

AYAĞINA DEMİR SAPLANDI
Kocabıyık’ın yerde hareketsiz yattığını gören çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Sırt üstü düşmenin etkisiyle nefessiz kalan ve ayağına da demir saplanan Kocabıyık, olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından önce Akhisar Mustafa Kiraz Devlet Hastanesine sonrasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesine sevk edildi. Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi ekibi tarafından tedavi alınan 14 yaşındaki Mehmet Can Kocabıyık’ın sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi. Akciğerlerindeki zedelenme nedeniyle hastanede müşahedede tutulan Kocabıyık’ın ameliyat geçirme riskinin de bulunduğu öğrenildi.

“DURDUK YERE SALDIRDI”
Yaşadığı korku dolu anları anlatan Mehmet Can Kocabıyık, “Arkadaşımla ayrıldıktan sonra eve doğru giderken arkamdan bir köpek sesi duydum. Arkama baktığımda köpek bana saldırıyordu. Hızlı da geliyordu. Ben de ilk bulduğum karşıdaki apartmana doğru koştum. Oradan duvardan tırmanırken korkuluklara ayağım battı ve sırt üstü yere düştüm. Durduk yere saldırdı. Ondan birkaç dakika öncesinde de arkadaşıma saldırmıştı. Eve giderken de bana saldırdı. Geçen sene de başka bir arkadaşımın aynı köpek yüzünden kolu kırıldı” dedi.
Kendisi tanıyanların durumu ambulansa bildirdiklerini ve hastaneye kaldırıldığını söyleyen Kocabıyık, “Şansıma eski ev sahibimizin bahçesine düşmüşüm. Olanı duyunca hemen ambulans çağırdılar. Ayağıma pansuman yaptılar. Orada hep iki tane köpek duruyor. Bir tanesi geldi bana saldırdı. Normalde köpekleri severim de bazı köpeklerden nefret etmeye başladım” diye konuştu.

“MECLİSTE BAĞRIŞIYORLAR YA GELSİNLER BURADA BAĞIRSINLAR”
Yaşadıkları yüzünden uyku uyuyamadığını söyleyen baba Recep Kocabıyık, “Kendi seyyar aracımla Akhisar’da çalışıyorum. Köpeklerden biz de sıkıntı çekiyoruz. Oğlum arayıp durumu haber verince koştum hastaneye gittim. Bu çocuk ayağını değil de kafasını çarpsaydı ne olacaktı? Bunun hesabını bana sokak hayvanları mı verecek? Dünden beri gözümde uyku yok. Hayvan koruyucuları gelsin beni kurtarsın hadi. Ya bu çocuk ölseydi ne olacaktı? Mecliste bağrışıyorlar ya gelsinler burada bağırsınlar. Bugün benim çocuğuma olan yarın başkasının çocuğuna olacak. Bu şekilde olmaz. Her yerde aynı sorun. Geçenlerde sağlık ocağında küçük çocuğuma saldırdı. 3 gün müşahede altında tutulacak. Akciğerinde sıkıntı olduğu söylendi. Akciğerlerinde hava varmış o havayı alacaklar. Sırt üstü düşmesi nedeniyle nefessiz kaldı. Ameliyat yapma durumu da olabilirmiş. Uykusuz nöbet tutuyorum. 3 santimetrelik demir girdi ayağına. Ya kafasına girseydi ne olacaktı?” ifadelerini kullandı.
“ŞİKAYETÇİ OLACAĞIM”
Önlem almadığı için Akhisar Belediyesinden şikayetçi olacağını kaydeden baba Kocabıyık, “Polis arkadaşlar köpeklerin alındığını söylediler. Tutanağın tutulduğunu söyledi. Ben de Akhisar Belediyesinden şikayetçi olduğumu söyledim. Hastaneden çıktıktan sonra Akhisar Belediyesinden şikayetçi olacağım” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Olimpiyat Oyunları’nın açılışındaki görüntüleri ile ilgili, “Kasıtlı olarak öne çıkarılan pedofili ve LGBT unsurları, küresel fesat merkezlerinin çirkin yüzünü açıkça ortaya koymuştur. Bu zihniyet, insanın edep ve haysiyetine, toplumların inanç ve değerlerine karşı adeta savaş ilan etmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Diyanet’in Olimpiyat Oyunları’nın açılış törenindeki söz konusu görüntülere ilişkin açıklaması şöyle:
“BU SÜREÇLERİN EN VAHİM YÖNÜ…”
“Dünyanın bir noktasında ortaya çıkan herhangi bir anlayışın, zaman ve mekan sınırı olmaksızın tüm dünyayı etkisi altına alabildiği iletişim çağında, insanlığın inanç, değer, algı ve kültür bakımından hızlı ve kapsamlı bir dejenerasyona maruz bırakıldığı süreçlerden geçmekteyiz. Bu süreçlerin en vahim yönü; inanca, ahlaka ve değerlere yönelik suikastlar karşısında milletlerin, toplumların ve özellikle genç nesillerin savunmasız kalmasıdır.

“HER TÜRLÜ YOZLAŞMAYA ZEMİN TEŞKİL EDEN ‘CİNSİYETSİZLEŞTİRME’ POLİTİKALARI GELMEKTEDİR”
Tarih boyunca insanlığın cahiliyeye hapsolduğu dönemlerde fıtratı tahrip eden sapkın anlayış ve uygulamalar olagelmiştir. Ancak iletişim ve etkileşim imkanlarının baş döndürücü boyutlara ulaştığı günümüzde bu tür yaklaşımların yıkıcı etkisi her zamankinden fazla olmakta ve bir bölgeyi değil, tüm insanlığı tehdit etmektedir. İnsanın maddi ve manevi gerçekliğini, varoluşsal değerini ve saygınlığını hiçe sayan, onu özüne yabancılaştıran söz konusu yaklaşımların başında cinsel yönelim özgürlüğü adı altında, her türlü yozlaşmaya zemin teşkil eden “cinsiyetsizleştirme” politikaları gelmektedir.

“LGBT SÖYLEMLERİ ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI DEĞİL, İDEOLOJİK PAYANDADIR”
İnsana doğuştan yüklenen bir kod olmakla Allah’ın kararına işaret eden cinsiyet, bireyin kendi karar verebileceği ya da arzu ettiğinde değiştirebileceği bir vasıf değildir. İnsanın kadın ya da erkek olarak yaratılması ilahi bir nimet ve hikmet olup, cinsiyetsizleştirme çalışmalarının odağında bu ilahi iradeye başkaldırı vardır. LGBT söylemleri bir özgürlük çağrısı değil, aksine insanı Allah, âlem, gaye, hikmet ve sorumluluk bağlamından koparmayı, anlamsız ve amaçsız bir hayatın girdabında tüketim nesnesi haline dönüştürmeyi hedefleyen karanlık emperyalist ideolojilerin payandasıdır. İnsanı insan yapan her türlü değeri, erdemi, üstün ve onurlu vasfı yok sayarak onu sınırsız özgürlük adı altında hüsrana sürükleyen bu renkli söylemler, aslında evsiz ve köksüz kalmış zavallı bir insan üreterek onu kendi menfaat çarklarında öğütmeyi amaçlayan din ve ahlak karşıtı ideolojik akımlardır.

“KASITLI OLARAK ÖNE ÇIKARILAN PEDOFİLİ VE LGBT UNSURLARI…”
Bu bağlamda Fransa’da gerçekleştirilen 2024 olimpiyatları açılış töreninde kasıtlı olarak öne çıkarılan pedofili ve LGBT unsurları, küresel fesat merkezlerinin çirkin yüzünü açıkça ortaya koymuştur. Her platformu propaganda aracına dönüştüren bu zihniyet, insanın edep ve haysiyetine, toplumların inanç ve değerlerine karşı adeta savaş ilan etmiştir. Tüm dünyada canlı yayınlanan bir program, özellikle gençlerin duygu ve düşüncelerini cinsiyet ekseninde suiistimal etmeyi hedefleyen sapkın bir zihniyetin boy gösterisine dönüşmüştür. Başta ev sahibi Fransa olmak üzere, bazı Batı ülkelerinin insanlığı utandıran bu rezalete göz yumması, sanatı ve sporu böylesine çirkin bir propagandaya alet etmesi ise tam bir akıl tutulmasıdır. Geçmişten beri ötekileştirdiği inanç, kültür ve medeniyetlere karşı tahammülsüzlüğü ile bilinen Batı, gelinen noktada kendi toplumunun dini sembollerini ve değerlerini bile tahkir eden bir savrulmayı alkışlamakla aslında iflas ettiğini göstermektedir.

“AHLAKSIZLIĞI TEŞVİK EDEN HİÇBİR FAALİYET, ÖZGÜRLÜK SÖYLEMLERİNİN ARKASINA SIĞINILARAK MEŞRU HALE GETİRİLEMEZ”
Bilinmelidir ki, yeryüzünün en seçkin ve değerli varlığı olan insanın tertemiz fıtratını bozmayı amaçlayan hiçbir anlayış, dini ve insani değerleri aşağılayan hiçbir yaklaşım, ahlaksızlığı teşvik eden hiçbir faaliyet, özgürlük söylemlerinin arkasına sığınılarak meşru hale getirilemez. Kulu Rabbinden uzaklaştıran, ilahi vahye ve bütün peygamberlerin uyarılarına açıkça karşı çıkan, aileyi ve sağlıklı bir toplum yapısını yok etmeyi hedefleyen cinsiyetsizleştirme politikaları, sağduyu sahibi herkes tarafından lanetlenmeye müstahaktır. İnsanlık ailesi olarak bu sapkın anlayışlara karşı insanlığın geleceğini korumak adına kolektif bir duruş sergilemek zorunluluk haline gelmiştir. Bilhassa Batı toplumlarının yöneticilerine, entelektüellerine, dini liderlerine, sivil toplum önderlerine, aklıselim sahibi her ferdine bu konuda büyük bir sorumluluk düşmektedir.
“SPORCULARIMIZA BAŞARILAR DİLİYORUZ”
Diyanet İşleri Başkanlığı, inancı, ahlakı ve insanın nezih varlığını tehdit eden her türlü söylem ve eylem karşısında kararlılıkla durmaya devam edecektir. Başta cinsiyetsizlik olmak üzere, gençlerimizin inanç dünyalarını, benlik algılarını ve kimlik bilinçlerini yaralayan akımlar karşısında onları iyiye ve doğruya yönlendirmeyi sürdürecektir. Sanatı ve sporu insana değer katan vasfıyla destekleyerek teşvik ediyor, bu vesileyle ülkemizi temsil eden sporcularımıza başarılar diliyoruz.”
]]>
PEZEŞKİYAN YEMİN EDEREK GÖREVİNE BAŞLADI
Pezeşkiyan, törende yemin ederek ülkenin 9’uncu cumhurbaşkanı olarak resmen görevine başladı. Pezeşkiyan, yemin töreninde yaptığı konuşmada, kurulacak yeni hükümetin İran ve dünya için yeni fırsatlar sunacağını belirterek, “Kurulacak yeni hükümet ile birlikte ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve halkın sorunlarını anlama fırsatı, halkın taleplerini duyma ve yöntemsel sorunları düzeltme ve önümüzdeki tehditler karşısında milli birliği oluşturma fırsatı yakalayacağız” ifadelerini kullandı.
‘İSLAMİ VE DEVRİMCİ KİMLİĞİMİZ İLE BÖLGENİN İLK SIRASINDA YER ALAN BİR ÜLKE OLACAĞIZ’
Devlet ve toplum arasındaki güveni yeniden tesis edeceklerini kaydeden Pezeşkiyan, 14’üncü dönem hükümetinin ulusal birlik hükümeti olacağını ve halktan aldığı oy ve güvenle hareket edeceğini söyledi. Pezeşkiyan, “Anayasaya ve Dini Liderimiz Ayetullah Ali Hamaney’in vizyonuna bağlı kalarak bölgede ekonomiden kültüre ve teknolojiye kadar İslami ve devrimci kimliğimiz ile bölgenin ilk sırasında yer alan bir ülke olacağız. Ülkenin gençlerine, kadınlarına, farklı etnik gruplarına ulusal fırsat gözüyle bakmalıyız. Memleketin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretebilirler ve bu zamana kadar ülke yönetiminde kenarda bırakılmış bu fırsatları artık değerlendirmeliyiz” dedi.

Konuşmasında dış politikaya dair mesajlar da veren Pezeşkiyan, hükümeti döneminde bölge ülkeleri ile ilişkileri geliştirmeye önem vereceğini ve bu doğrultuda hareket edeceğini belirterek, “Bölge ülkeleri ortak çıkarlarını kendi aralarındaki rekabet ve gerilimler ile yok etmemelidir. Hükümet olarak güçlü bir bölgesel işbirliğinden yanayız” ifadelerini kullandı.
‘MÜSLÜMANLARA İNSANLIK DERSİ VEREMEZLER’
ABD’nin İsrail’e verdiği desteğe ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki konuşmasına değinen Pezeşkiyan, “Gazzeli çocukları öldürenlere silah temin edenler, Müslümanlara insanlık dersi veremezler. Gazze’de kadın ve çocuklar ile savaşan ve onları bombalayan bir rejimin liderinin teşvik edilmesi ve alkışlarla karşılanmasını dünyada hiç kimse kabul edemez” dedi.

‘BENİM HÜKÜMETİM HİÇBİR ŞEKİLDE BASKI VE ZORBALIĞA TESLİM OLMAYACAKTIR’
ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı maksimum baskı politikasında başarısız olduğunu kaydeden Pezeşkiyan, “Benim hükümetim hiçbir şekilde baskı ve zorbalığa teslim olmayacaktır. Şu ana kadarki duruşumuz ve müzakereler, her zaman taahhütlerimize bağlı kaldığımızı göstermiştir. İran milletine karşı baskı ve yaptırımlar sonuç vermemiştir ve bu millet ile gereken saygıyı göstererek konuşmanız gerekir” dedi.

İRAN’DAN BATILI ÜLKELERE ÇAĞRI
İran dış politikasının ülkenin ulusal çıkarları doğrultusunda küresel ve bölgesel istikrar ve barışı sağlamak üzerine olacağını kaydeden Pezeşkiyan, dünyaya açılmak ve küresel ticarette yer almak istediklerini söyledi. Pezeşkiyan, “Dünyada yeni yükselen güçlü oyuncular ile ilişkilerimizi güçlendireceğiz. Doğuda yer alan komşularımız ve Farsça konuşan ülkeler ile işbirliğimizi artıracağız. Batılı ülkeleri gerçekçi olmaya ve karşılıklı saygı çerçevesinde ilişki geliştirmeye çağırıyoruz. İran’ın dünya ile ticaretini ve ekonomisini normalleştirmek istiyorum ve İran’a yönelik zalimce yaptırımları kaldırmak için çalışacağım” ifadelerini kullandı.
NE OLMUŞTU?
İran’da 5 Temmuz’da yapılan 14’üncü cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk kökenli Tebriz Milletvekili Mesut Pezeşkiyan, oyların yüzde 53.7’sini alarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in Gazze’deki katliamlarına yönelik yaptığı son çıkış Tel Aviv’de geniş yankı uyandırdı. Erdoğan’ın “Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız.” açıklaması İsrail basınının manşetlerinde yer aldı.
Türkiye’nin askeri gücüne dikkat çekildi. Ankara’nın İsrail’le savaşan gruplara silah ve askeri destek sağlayabileceğine vurgu yapıldı.
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz ise Türkiye’yi NATO üzerinden hedef almaya çalıştı.
TEL AVİV’İ ENDİŞELENDİREN AÇIKLAMALAR
Türkiye Gazze’deki katliama sessiz kalmıyor, her platformda sesini çıkarıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu katliamın durması için sıkı bir diplomasi trafiği yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik açıklamaları Tel Aviv’i endişelendiriyor.
KATZ HADDİNİ AŞTI
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, haddini aştı. Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan hadsiz paylaşımlar yaptı. Katz, bu kez NATO üzerinden Türkiye’yi hedef almaya çalıştı. İsrailli diplomatlara seslendi. Tüm NATO üyeleriyle acilen temasa geçmeleri talimatını verdi. Türkiye’nin kınanması çağrısı yaptı.
Ayrıca Türkiye’nin NATO’dan ihraç edilmesi gerektiğini de söyledi. Türkiye’nin Gazze diplomasisi İsrail’de endişe kaynağı oluşturdu. Zira Ankara batılı ülkeler ve NATO içinde İsrail’e karşı duran sayılı ülkeler arasın yer alıyor.
Katz’ın NATO çıkışını da bu bağlamda okumak gerekiyor. Çünkü NATO’nun İsrail’e destek vermemesinin önündeki engel Türkiye olarak görülüyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ALTINI ÇİZMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’daki NATO Zirvesi sonunda yaptığı basın toplantısında İsrail’in NATO ile ortak ilişkisine izin vermeyeceklerinin altını çizmişti.
Bunun farkında olan İsrail basını da Erdoğan’ın “Karabağ ve Libya’ya girdik aynısını Filistinliler için yaparız” açıklamasını manşetlere taşıdı.
‘ERDOĞAN ASKERİ ADIM ATMAYACAK ANCAK BAŞKA CİDDİ KAYGILAR VAR’
Yediot Ahronot Gazetesi “Erdoğan askeri adım atmayacak ancak başka ciddi kaygılar var” başlığını attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e savaş açmayacağını yazan Yediot Ahronot Gazetesi, ancak İsrail’e karşı savaşan herkese yardım edebileceği veya silah sağlayabileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çıkışı Tel Aviv’i kaygılandırdığını vurguladı.
Çünkü Ankara BM’de, uluslararası arenada ve NATO’da etkili bir ülke.
Gazete, Ankara’nın bu diplomatik gücüyle İsrail’e zarar verme ihtimali olduğunu yazdı.
Batılı ülkelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları karşısında sessiz kalmasının ise İsrail’de hayal kırıklığına yol açtığını belirtti.
ESKİ BÜYÜKELÇİ LİEL’DEN YORUM ALDILAR
Globes, Ankara’nın Hamas’ın yakın dostu olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e saldırmasının şaşırtıcı olmadığı yorumunu yaptı.
Haberde, “Ancak, dışişleri bakanlığı koridorlarında dahi Erdoğan’ın sözlerini duyunca çok şaşırdılar” denildi.
Gazete, İsrail’in Türkiye’deki eski Büyükelçisi Alon Liel’in de yorumunu aldı. Liel Türkiye’nin İsrail ile savaşan güçlere finansal veya askeri kaynak sağlayabileceğinin altını çizdi.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ORTA DOĞU’NUN EN BÜYÜK ORDULARINDAN BİRİNİN BAŞKOMUTANI”
Israel Hayom Gazetesi ise, “Erdoğan orta Doğu’daki çatışmalara böyle müdahale ediyor” manşetini tercih etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini “alışılmadık” diye niteledi.
Türk liderin Orta Doğu’nun en büyük ordularından birinin başkomutanı olduğunu yazdı. Gazeteye göre, Türk ordusunun özellikle günümüzde en fazla öne çıkan unsuru, oyunun kurallarını değiştiren silah “Erdoğan’ın ‘drone ordusu.” görülüyor
Gazete, bu bağlamda Türk SİHA’larının Libya ve Karabağ’daki etkisini de hatırlattı.
“İSRAİL, LÜBNAN’A GİRERSE BÖLGEYE ASKER GÖNDERİLEBİLECEK” İDDİASI
Jerusalem Post Gazetesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını haberleştirdi. Türkiye ilişkilerinde uzman isimlerin görüşlerine yer verdi. Buna göre, eğer İsrail Lübnan’a girerse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgeye asker gönderebileceğine dikkati çekti.
Gazete, Erdoğan’ın doğrudan İsrail’e askeri bir harekette bulunmayacağını da yazdı.
]]>
Dernek Başkanı Fatih Deveci, “Genci, yaşlısı, öğrencisi kim gelirse bize sorudukları ilk soru; ‘Bebekten şehit olur mu?’ Biz de onlara ‘karşımızda ki alçak bir terör örgütü, bunlar için genç, yaşlı, çocuk, bebek, asker, polis ya da basın mensubu fark etmiyor’ diyoruz” dedi.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 31 Temmuz 2018’de, eşi Astsubay Çavuş Serkan Karakaya’yı birliğinde ziyaret eden Nurcan Karakaya ile 10 aylık bebeği Bedirhan Mustafa Karakaya, otomobille dönüşe geçti.

Dönüş yolunda PKK’lı teröristlerce önceden yola tuzaklanan patlayıcı, Bedirhan bebek ve annesinin geçtiği sırada infilak etti.

Nurcan Karakaya olay yerinde, 10 aylık bebeği Bedirhan Mustafa Karakaya ise kaldırıldığı hastanede şehit oldu.

Bedirhan bebek ve annesi Nurcan Karakaya şehadetlerinin 6’ncı yıl dönümünde anılıyor. Bedirhan bebeğin Şehit Aileleri ve Gazileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinde bulunan müzede, şehit olmadan önce giydiği yeleği ve emziği ise sergilenmeye devam ediyor.

’10 AYLIK BEBEĞİMİZ ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇİYOR’
Ziyaretçilerin, Bedirhan bebeğin yeleği ve emziğini görünce duygusal anlar yaşadığını belirten Sivas Şehit Aileleri ve Gazileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fatih Deveci, “Bu yıl Bedirhan bebeğimizin şehadetinin 6’ncı seneyi devriyesi. 2018 yılında Bedirhan bebek ve annesi Nurcan Karakaya 6 yıl önce astsubay eşini Hakkari’de bulunan üs bölgesinde ziyaret ettiğinde teröristler tarafından fark ediliyor. Dönüş yolunda bombalı saldırı ile birlikte 10 aylık bebeğimiz ve annesi şehadet şerbetini içiyor. Biz burada şehitler müzesinde bütün şehitlerimizin emanetlerini sergiliyoruz. Sivas kütüğüne kayıtlı 455 şehidimiz var. Bu 455 şehidimizin arasında en çok dikkat çeken ve insanlar tarafından en çok sorgulanan emaneti, Bedirhan bebeğin emaneti oluyor. Yıl içerisinde ilkokuldan, liseden, üniversiteden öğrencileri ağırlıyoruz, ziyarete geliyorlar. Genci, yaşlısı, öğrencisi kim gelirse bize sordukları ilk soru; ‘Bebekten şehit olur mu?’ Biz de onlara ‘karşımızda ki alçak bir terör örgütü, bunlar için genç, yaşlı, çocuk, bebek, asker, polis ya da basın mensubu fark etmiyor’ diyoruz. Yaptıkları katliamları bu müzede sergiliyoruz. İnsanlarda bire bir görüyor ve yaşıyorlar” diye konuştu.

“PKK TARAFINDAN VAHŞİCE KATLEDİLEN EN GENÇ VATANDAŞIMIZDIR”
Şehit Bedirhan bebeğin hiçbir zaman unutulmayacağını belirten Deveci, “Bedirhan bebek, Türkiye gündemine oturmuş, Türkiye’de söz sahibi olmuş bir şehittir. Bedirhan bebek şehit olduğunda Cumhurbaşkanımız ve o günün devlet erkanı tüm programlarını iptal etti. Cumhurbaşkanımız, 10 aylık bebeğin tabutunu sırtında taşıyarak defneden kişilerden biridir. Bedirhan bebek, PKK terör örgütü tarafından vahşice katledilen en genç vatandaşımızdır. Bu sebeple unutulmaması gayet normaldir” ifadelerini kullandı.



TECAVÜZCÜ DOKUZ ASKER
İsrail devlet televizyonu KAN’ın, dün Sde Teiman Askeri Üssü’nde 9 askerin cinsel işkence ve darp ettikleri bir Filistinlinin ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı haberini yayımlamasıyla askeri polis, konu hakkında soruşturma başlattı, askerler gözaltına alındı.

‘NEDEN ASKERLERİMİZ GÖZ ALTINDA?’
Bu haberin ardından aralarında askerlerin de bulunduğu İsrailli aşırı sağcılardan oluşan silahlı ve yüzleri maskeli bir grup, cinsel işkence yapmakla suçlanan askerlerin gözaltına alınmasını protesto ederek askeri üsse baskın düzenledi.
‘YEMEN TARLASI’
İsrail ordusu güney komutanlığının sorumluluğunda olan Sde Teiman Askeri Üssü adını, 1949 ile 1950 arasında Yemen’den İsrail’e getirilen 49 bin Yemenli Yahudi’nin ilk etapta yerleştirildiği bölge olmasından alıyor. Bu nedenle “Yemen tarlası” ismini taşıyor.

TOPLAMA KAMPI OLDU
İsrail, bu askeri üste 2008 ve 2014’te Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar sırasında alıkoyduğu yüzlerce Filistinli için toplama kampları kurdu.
‘YASA DIŞI SAVAŞÇILAR’
Ordu, 7 Ekim 2023’ten sonra “yasa dışı savaşçılar” oldukları iddiasıyla Gazze Şeridi’nden yüzlerce Filistinli sivili bu üste insanlık dışı şartlar altında tutmayı sürdürdü.

İSRAİLLİ STK İNSANLIK DIŞI MUAMELELERİ YAZDI
İsrailli sivil toplum örgütü “İsrail Sivil Haklar Derneği (ACRI)”, söz konusu üste oldukça kötü alıkonulma şartlarını açığa çıkaran bir makale yayımladı.
İSRAİLİN İŞKENCE ÇEŞİTLERİ
‘DERHAL KAPATILMALI’
ACRI, ülkedeki 5 STK’dan biri olarak bu hapishanenin derhal kapatılması için İsrail Yüksek Mahkemesine başvuranlar arasında yer alıyor.
Mahkemeye sunduğu dilekçede ACRI, son birkaç ayda söz konusu hapishanede “hayal etmesi dahi mümkün olmayan olaylara” dair birçok delilin biriktiğini kaydetti.
ACRI’N DİLEKÇESİ
“Anestezi olmaksızın cerrahi operasyonlar yapılıyor, tutuklular günlerce ağır şartlarda tutuluyor, organlarının kesilmesine yol açacak şekilde uzuvları kelepçeli kalıyor, tıbbi tedavi ve tuvalet ihtiyaçları karşılanırken dahi gözleri uzun süre bağlı tutuluyor ve alıkonulan bazı Filistinliler darp ve ihlallerle dolu şekilde sürekli gözetim altında tutuluyor.”
Dilekçede, üssün bir hapishane olması için kanuna göre alıkonulanların “sağlık ve onurlarını zedelemeyecek” şartları sağlaması gerektiğine işaret edildi.
“Alıkonulanlar için asgari oranda insani şartları sağlamadığımız takdirde bizler de insan olmayacağız” ifadelerine yer verilen dilekçede, alıkonulan kişilere uygulanan muamelenin yasa dışı olduğu kaydedildi.

İŞKENCE TANIKLARI KONUŞTU
Haaretz gazetesinin, askeri üsteki tanıklardan aldığı bilgiye göre, esirlerin korunması görevini üstlenen “Birim 100” üyeleri, son aylarda çok sayıda şiddet olayına karıştı.
Sde Teiman’da görev yapan bir asker, “Birim 100” üyelerinin alıkonulan Filistinlilerin bulunduğu alana pimi çekilmiş el bombası attıklarını söyledi. Tanıklık yapan asker, şiddetli darptan dolayı bazı Filistinlilerin dişlerinin ve kaburga kemiklerinin de kırıldığını aktardı.
Söz konusu üste tutulan Filistinlerin sayısına ilişkin İsrail makamlarından henüz açıklama yapılmadı.
TUTUKLARIN SAĞLIK GÜVENCESİ YOK
Haaretz’in haberine göre hükümet, İsrail Yüksek Mahkemesine 15 Temmuz’da Sde Teiman’daki tutukluların çoğunun başka yerlere naklinin yapılacağını iletti. Haberde ayrıca 7 Ekim’den bu yana aktif olarak kullanılan Sde Teiman üssünde tutulan Filistinli esirlerden 36’sının öldürüldüğü kaydedildi.

TİHEK Kanunu çerçevesinde belirlenmiş 15 temeldeki her türlü ayrımcılığın yasaklandığını kaydeden Kılıç, kanunda öngörülen temellerden birinin de din ve inanç temelinde ayrımcılık olduğunu söyledi.
Söz konusu ayrımcılıkla, özel mülklerde havuzların kullanımı ve başka hizmet alanlarında karşılaşılabildiğini belirten Kılıç, “Vatandaşlara bir ayrımcılık yapılması, aynı durumda olanlara ayrımcı muamele sergilenmesi kanunen yasaklanmış durumda.” açıklamasını yaptı.
TİHEK’in daha önce bu konuda yapılan başvurularda ihlal kararları verdiğini anımsatan Kılıç, 2021’de verilen bir kararda, haşema ile havuza girilmesinde sağlık açısından sorun olmadığının raporlandığını, ihlal kararında da bu rapora değinildiğini ifade etti.

– “KİŞİLERİN HİZMET ALIRKEN KISITLANMALARI YASAKLANMIŞ DURUMDA”
Kılıç, TİHEK Kanunu ile düzenlenen yasaklama ve düzenlemelerin yanında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden başlamak üzere uluslararası sözleşmelerde ve Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesinin 22 numaralı yorumunda da ayrımcılığın yasaklandığını belirtti.
Muharrem Kılıç, “Kişilerin din ve inançlarını temsil eden giyimle kuşamla ya da ritüellerin temsili niteliğindeki durumlar üzerinden ayrımcılığa maruz bırakılması insan haklarına ve eşitlik hukukuna aykırılık teşkil ediyor.” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yorumları doğrultusunda da hak ve özgürlük alanına ilişkin kısıtlamaların makuliyet ölçüsünü aşacak şekilde yapılmasının yasaklandığını belirten Kılıç, konuyla ilgili yargı makamlarınca verilen kararların da mevcut olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Kılıç, “Din ve inanç özgürlüğünün herhangi ritüelle olduğu gibi o dinin sembollerinin gösterimi noktasında kişilerin haklarının hizmet alırken kısıtlanmaları, ayrımcılığa maruz bırakılmaları yasaklanmış durumda.” diye konuştu.
– BUGÜNE KADAR “HAŞEMA” NEDENIYLE 13 İHLAL KARARI VERİLDİ
TİHEK Başkanı Kılıç, haşema ile havuz kullandırılmaması nedeniyle daha önce verilen kararlara ilişkin, “2020’de ilk kararımızı vermiştik, ayrımcılık yasağının ihlali olarak nitelendirilmiştik. Bir sitede, o sitenin sakini olan bir vatandaşın kendi inancına uygun olan kıyafetle, haşemayla havuza girme isteğinde, diğer vatandaşlara imkan sağlanırken ona sağlanmaması nedeniyle, başvuran kişi hakkında ihlal kararı vermiştik.” dedi.
Kılıç, TİHEK tarafından diğer yıllarda verilen kararlara ilişkin, “2021 yılında da vermiş olduğumuz bir karar vardı. 2022’de 8 karar verdik bu noktada. Yine ihlal kararı verdi kurulumuz. Geçen yıl da 3 karar, yani kurulumuz bu zamana kadar 13 karar vermiş durumda. Bu bir içtihadın, içtihat birliğinin oluştuğu anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
TİHEK’in verdiği kararlara ilişkin yargı yolunun açık olduğunu dile getiren Kılıç, verilen ihlal kararlarının yargı kurumlarınca uygun bulunduğunu belirterek, “Yani hem yargı kararları hem de kurulumuzun vermiş olduğu kararlar, bunun din ve inanç özgürlüğüne dair bir ihlal olduğunu tespit etmiş durumda.” diye konuştu.

– TİHEK’IN RESEN İNCELEME YETKİSİ DE BULUNUYOR
Muharrem Kılıç, ayrımcılığa maruz kalanların TİHEK’e başvurabileceklerini, bunu şahsen ya da avukatları aracılığıyla da yapabileceklerini dile getirdi.
Kılıç, TİHEK’e müracaatta herhangi bir başvuru ücretinin bulunmadığını vurgulayarak, “İllerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar üzerinden ya da doğrudan web sayfamız üzerinden bize başvuru yapabilirler.” ifadelerini kullandı.
TİHEK’e başvuru öncesi, ayrımcılığa maruz kaldığını iddia eden kişilerin, mağduriyetlerinin giderilmesini ilgili kişiden isteme koşulunun bulunduğunu belirten Kılıç, 30 gün içinde yanıt alınmadığı halde, mağdur olduğunu savunanların TİHEK’e başvurabileceğini söyledi.
Kılıç, telafisi imkansız bir durumla karşı karşıya kalınması halinde ise başvuru koşulu aranmaksızın TİHEK’in harekete geçebileceğini belirterek, resen inceleme yetkilerinin de bulunduğunu bildirdi.

Bu mağduriyet durumlarının, hukuk ya da ceza davasına konu olabilecek nitelikte de olabildiğini dile getiren Kılıç, TİHEK’e yapılan başvuruların dava sürelerini durdurduğunu belirterek, bunun herhangi bir mahrumiyet ya da mağduriyete yol açmadığını kaydetti.
Kentte Avrupa Yakası’nda sabah saatlerinden itibaren başlayan yağış, yerel olarak aralıklarla devam etti.
Başakşehir, Bayrampaşa, Bahçelievler, Esenler, Fatih, Sultangazi, Zeytinburnu ilçelerinde zaman zaman sağanak şeklinde görülen yağış nedeniyle trafikte yoğunluk oluştu.

Kağıthane ve Sarıyer’ın bazı bölgelerinde de kısa süreli yağış etkili oldu.
Beyoğlu’nda yollarda su birikintileri oluştu, bazı vatandaşlar sağanaktan şemsiyeyle korunmaya çalışırken, bazıları ise tentelerin altına sığındı.
Yağışın da etkisiyle sürücüler, su birikintilerinin oluştuğu yollarda yavaş ilerleyebildi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Yoğunluk Haritası verilerine göre, saat 09.20 itibarıyla kent genelinde trafik yoğunluğu yüzde 56 ölçüldü.
Yurt genelinde, yeni haftada sağanak geçişleri devam edecek. Sıcaklık; yurdun iç kesimleri, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde mevsim normallerinin altında seyredecek.
TRT’de yer alan habere göre, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Fevzi Burak Tekin, yeni haftada dar alanda yağışlar beklendiğini belirterek şunları söyledi:
“Ülkemizin kuzey kesimlerinde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışları etkili olacak. Marmara, Batı Karadeniz, Orta ve Doğu Karadeniz’in kıyı kesimlerinde bugün yağış bekleniyor. Doğu Karadeniz’de yarın kuvvetli yağış öngörülüyor.”
KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI
Kuvvetli rüzgar beklentisi de olduğunu aktaran Tekin, “Perşembe ve cuma günü kuzey doğu kesimlerinde sağanak tahmin ediyoruz. Marmara’nın güney batısı, kuzey Ege, Batı ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden çarşamba günü ise Marmara’nın güney batısı ve kuzey Ege kıyılarında yine kuzeyli yönlerden rüzgâr kuvvetli esecek” dedi.
3 BÜYÜK İLİN HAVA DURUMU
Ankara ve İzmir’de üç gün boyunca yağış beklenmiyor. İstanbul’da bugün sabah saatlerinden itibaren yağış görülecek. Aralıklarla gün boyunca devam edecek. Çarşamba ve perşembe günü ise İstanbul’da yağış ara verecek.
Hava sıcaklığı bugün İzmir’de 38, Ankara’da 32, İstanbul’da 30 derece olacak.

Bölgelerimizde hava
MARMARA
Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin kuzey ve doğu kesimleri ile Balıkesir’in kuzeyi, Çanakkale’nin kuzey ve doğusunun yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor. Rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Edirne 31°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.
İstanbul 30°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.
Kırklareli 28°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.
Kocaeli 30°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.
EGE
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Afyonkarahisar 31°C
Parçalı ve az bulutlu
Denizli 39°C
Parçalı ve az bulutlu
İzmir 38°C
Az bulutlu ve açık
Manisa 38°C
Parçalı ve az bulutlu
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, zamanla iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra Doğu Toroslar mevkiinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor.
Adana 36°C
Az bulutlu ve açık, iç kesimleri yer yer parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra Toroslar mevkii yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.
Antalya 39°C
Az bulutlu ve açık
Hatay 34°C
Az bulutlu ve açık, zamanla kuzeyi yer yer parçalı bulutlu
Isparta 34°C
Az bulutlu ve açık
İÇ ANADOLU
Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra kuzey kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
Ankara 32°C
Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra kuzey kesimleri parçalı bulutlu
Çankırı 34°C
Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra parçalı bulutlu
Eskişehir 31°C
Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra kuzey kesimleri parçalı bulutlu
Konya 32°C
Az bulutlu ve açık
BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Sinop dışında bölge genelinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor. Rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
Bolu 28°C
Parçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
Düzce 31°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
Sinop 29°C
Parçalı bulutlu
Zonguldak 28°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Doğu Karadeniz kıyıları ile Ordu, Artvin, Tokat ve Samsun’un doğusunun yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor. Rüzgarın Orta Karadeniz kıyılarında kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
Amasya 32°C
Parçalı bulutlu
Artvin 27°C
Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
Samsun 31°C
Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra doğu kesimleri yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
Trabzon 28°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık, zamanla kuzey kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
Erzurum 28°C
Parçalı ve az bulutlu
Kars 26°C
Parçalı ve az bulutlu
Malatya 37°C
Az bulutlu ve açık
Van 28°C
Az bulutlu ve açık
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
Diyarbakır 41°C
Az bulutlu ve açık
Gaziantep 39°C
Az bulutlu ve açık
Siirt 38°C
Az bulutlu ve açık
Şanlıurfa 42°C
Az bulutlu ve açık

KANUNLA İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE SAĞLIĞI GÖZETİLECEK
Kanunla, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişikliğe gidilerek, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi ekleniyor.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.
HAYVAN BAKIMEVİNİN TANIMI DEĞİŞTİ
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.

HAYVAN SAHİPLENMEYE YASAL SORUMLULUK ŞARTI
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak.

Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
VETERİNER, İNSAN SAĞLIĞINA TEŞKİL EDEN HASTALIKLI HAYVANLARA ÖTENAZİ KARARINI VEREBİLİR
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.

Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
SAHİPSİZ HAYVANLARI BAKIMEVİ DIŞINDA BİR YERE BIRAKMAK YASAKLANACAK
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.

KAMU KURUM VE KURULUŞLARA YAPILACAK DESTEK KAPSAMI GENİŞLETİLECEK
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.

Kanunla, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırıldı.
25 BİNİ AŞAN BELEDİYEYE BAKIMEVİ ZORUNLULUĞU
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
BELEDİYE BAŞKANI VE YETKİLİLERİNE 6 AYDAN 2 YILA KADAR HAPİS CEZASI VERİLEBİLECEK
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.

Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak.
Belediyelerce bu oranların üzerinde yapılan harcamaların yüzde 40’ı, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belediyeye aktarılacak. Aktarılacak tutar hiçbir şekilde maddedeki oranların yüzde 40’ını geçemeyecek. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
‘ÖLDÜRME YOK, SAHİPLENME, TEŞVİK VAR’
Teklifin görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, bazı milletvekillerinin “medeni dünya”, “bilimsel görüş” söylemlerini kullandığını ifade etti.
ABD’de, İngiltere’de sahiplenilmeyen hayvanlara ötanazi yapıldığını belirten Güler, muhalefet milletvekillerinin “Bu kanun, öldürme kanunu” dediğini aktararak, “Bu kanunda öldürme yok, sahiplenme var, teşvik var.” dedi. Güler, şunları kaydetti:
“Dünya Sağlık Örgütü raporlarını okuduk. Tarım ve Orman ile Sağlık bakanlıklarımızın raporlarını okuduk. Grup Başkanvekilimiz Bahadır Yenişehirlioğlu başkanlığında akademisyenleri, sanatçıları, hayvanseverleri, mağdur aileleri, evladı, kızı vefat edenleri dinledik. Bu ölçüler ışığında teklifi hazırladık. Teklifin hayırlar getirmesini diliyorum. Belediye başkanlarımıza güçlü destek veriyoruz. Barınakları kurun. Kısırlaştırma seferberliği yapalım, aşılayalım. Vicdanlarınıza sesleniyorum, barınakları kurun.”

Kanun teklifinin görüşmelerinin son bölümünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç da izledi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, teklifin oylanmasından önce yaptığı konuşmada, Meclisin 1 Ekim’e kadar tatile gireceğini belirtti. 28. Yasama Dönemi 2. Yasama Yılı’nda Meclis’te çok sayıda önemli düzenleme yapıldığını ifade eden Adan, ayrıca TBMM’nin bu süreçte milletin sesini dünya kamuoyuna duyurduğunu vurguladı.
Teklifin yasalaşmasının ardından, TBMM Genel Kurulu tatile girdi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi, 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
İsrail’de Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin tutulduğu Sde Teiman askeri üssündeki bir Filistinliye cinsel istismar ve işkencede bulundukları suçlamasıyla 9 askerin gözaltına alınmasıyla başlayan kriz, askerlerin sorgu için götürüldüğü askeri üste devam etti.
İsrail basınındaki haberlere göre, yaklaşık 100 kişilik İsrailli aşırı sağcı grup, gözaltına alınan 9 İsrail askerinin çıkarıldığı askeri mahkemenin de içinde bulunduğu Beit Lid askeri üssüne girdi.
Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri mahkemeye zorla giren İsrailli aşırı sağcı göstericiler ve onları önlemeye çalışan askerler arasında arbede yaşandı.
İsrail askerleri ve polislerinin, göstericileri askeri üsten çıkarmaya çalışırken kargaşa yaşandığı görüldü.
Beit Lid askeri mahkemesinden çıkarılan İsrailli aşırı sağcılar, askeri üssün gözaltı merkezinin önünde gösterilerine devam etti.
İsrailli aşırı sağcı gruplar, askeri hapishanenin bulunduğu bölümdeki demir kapıyı yumrukladı.
İsrail askerleri, göstericileri alandan uzaklaştırmak için askeri üsten sıktıkları tazyikli suya başvurdu.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, polise kanunu çiğneyenlere karşı harekete geçme talimatı verdiğini açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin de bölgedeki askeri üsse geldiği bildirildi.
İsrail muhalefetinden eski Savunma Bakanı Benny Gantz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, iktidar koalisyonu içindeki “şiddete çağrı yapan aşırıcı figürleri” eleştirerek İsrail’in sorrumlu kararlar alacak bir hükümete ihtiyaç duyduğunu belirtti.
9 İsrail askerinin bir Filistinliye cinsel işkence yapma suçlamasıyla gözaltına alınması
İsrail’de, Gazze Şeridi’nde alıkonulanların tutulduğu Sde Teiman gözaltı tesisinde Filistinlilere cinsel işkence yapmak ve cinsel istismar etmekle suçlanan 9 İsrail askerinin gözaltına alındığı haberleri ülkede siyasetin merkez gündemi oldu.
CİNSEL İŞKENCEYE MARUZ KALAN FİLİSTİNLİ YÜRÜYEMİYOR
Olayın kurbanı Filistinlinin hastaneye kaldırıldığı ve yürüyemediği İsrail basınında yer aldı.
Gözaltına alınan bazı askerlerin, askeri savcılığın gönderdiği askerlere göz yaşartıcı gaz sıktığı, taraflar arasında sözlü atışmalar yaşandığı görüntüler sosyal medyaya yansımıştı.
İsrailli aşırı sağcı milletvekillerinin de aralarında yer aldığı onlarca kişilik aşırı sağcı gösterici grubu, Sde Teiman askeri üssüne zorla girerek baskın düzenlemişti.
İsrail basınına yansıyan görüntülerde, aşırı sağcı Milletvekili Zvi Sukkot’un askeri üssün zincirli kapısını aralayarak içeri girmeye çalıştığı, askerlerin kendisini engellemeye çalıştığı görülmüştü.
Bunun ardından kalabalığın askeri üssün demir kapısını tutmaya çalışan askerleri zorlayarak içeri girdiği görülmüştü. Göstericilerin, askeri üssün içine doğru koşuşturduğu askerlerin bazılarını engellemeye çalıştığı anlar ile arbede ve kargaşa görüntüleri sosyal medyaya yansımıştı.
Ordu radyosunun haberine göre, silahlı ve üniformalı bazı yedek askerler de göstericilere destek olmak üzere bölgeye gelmişti.
Katil Binyamin Netanyahu, askeri üsse düzenlenen baskını kınayarak sükunet çağrısı yapmıştı.
İsrail’de iktidar koalisyonundaki sağ ve aşırı sağ partiler, askeri savcılığın askerleri gözaltına alma girişimine karşı çıkmıştı. Buna karşın muhalefet, “bağımsız yapıların soruşturmalarını yürütmesi gerektiği, kimsenin hukuktan üstün olmadığı” vurgusu yapmıştı.
SDE TEİMAN GÖZALTI MERKEZİ İŞKENCELERLE GÜNDEMDE
İsrail’in güneyinde yer alan ve alıkonan Gazzelilerin tutulduğu Sde Teiman gözaltı merkezi sık sık işkencelerle gündeme geliyor.
New York Times gazetesinde geçen ay çıkan haberde, Sde Teima gözaltı merkezinde alıkonan Gazzelilerin etrafı açık bir alanda gözleri bağlı olarak günde 18 saate kadar elleri kelepçeli şekilde yerde sessiz şekilde oturtulduğu belirtilmişti.
Haberde, gözaltı merkezine getirilen Filistinli tutukluların burada 3 aya kadar kaldığı ve sorgulama süreçlerinde birçok kişinin insanlık dışı muameleye ve işkenceye maruz kaldığı kaydedilmişti.
Burada tutulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı Gazzeliler, Sde Teima’da maruz kaldıkları işkenceleri dile getirmişti.
]]>Habere göre, bir Filistinli mahkum alıkonulduğu İsrail’deki cezaevinde gardiyanlar tarafından dövüldü ve kaburgaları kırılarak öldürüldü.
Filistinli mahkumlardan biri, kronik hastalığının tedavi edilmemesi, diğeri de saatlerce yardım çığlıkları atmasına rağmen müdahale edilmemesi sonucunda hayatını kaybetti.
“İsrail-İnsan Hakları İçin Doktorlar” (PHRI) adlı STK tarafından doğrulanan otopsi raporlarına göre, bu üç kişi, 7 Ekim’den bu yana İsrail hapishanelerinde ölen Batı Şeria veya İsrail’den gelen 13 Filistinli arasında yer alıyor. Gazze’den getirilen ve yaşamını yitiren mahkumların sayısı ise tam olarak bilinmiyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail’in “tıka basa” dolu olan cezaevlerindeki koşulların tehlikeli şekilde kötüleştiğini ve yaygın olarak şiddet uygulandığını bildirdi.
Merkezi İsrail’de bulunan insan hakları örgütü “Hamoked”in icra direktörü Jessica Montell, WP’ye yaptığı açıklamada, “Şiddet her yere yayılmış durumda. Aşırı kalabalık. Görüştüğümüz her mahkum 30 kilo vermiş.” diye konuştu.
İsrail’deki İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin İcra Direktörü Tal Steiner, İsrail’in söz konusu hak ihlallerinin, ülkedeki “intikam atmosferi”nden kaynaklandığını belirtti.
Steiner, cezaevlerindeki şiddetin, politika yapıcıların desteğinin ve hesap verebilirlik eksikliğinin bir “kombinasyonu” olarak nitelendirdi.
Tanıklar, gardiyanların “çıldırmışçasına” mahkumlara saldırdığını söyledi
İsrail’deki cezaevinde Aralık 2023’te gardiyanlar tarafından şiddetli şekilde dövülmesinin ardından yaşamını yitiren 23 yaşındaki Abdulrahman Bahash’ın 2 mahkum arkadaşı, isimlerinin açıklanmaması koşuluyla arkadaşlarını ölüme götüren o günü WP’ye anlattı.
Tanıklar, gardiyanların koğuştaki tüm hücreleri bastığını ve mahkumları dövmeden önce kelepçelediğini kaydetti.
Görgü tanıklarından 28 yaşındaki eski bir mahkum da gardiyanların kendilerine “çıldırmışçasına” saldırdığını, coplarla tekmelerle vurduğunu söyledi.
Tanık, Bahash ve hücresindekilerin “tecrit odalarından” oluşan bir alana götürüldüğünü, daha sonra Bahash’ın vücudunda morluklarla döndüğünü ve kaburgalarının kırılmış olabileceğini söylediğini aktardı.
Bahash’ın ayakta duramaz hale geldiğini dile getiren tanık, arkadaşının olaydan 3 hafta sonra 1 Ocak’ta hayatını kaybettiğini ifade etti.
İsrailli yetkililer, mahkumun ailesinin otopsi raporunu ve Bahash’ın cesedini görmesine izin vermedi.
Bahash’ın ailesi adına otopsi sonucunu gören PHRI doktoru Daniel Solomon’un bildirdiğine göre, otopsi raporu, Bahash’ın “kaburga kırıkları ve dalak yaralanması”nın muhtemelen saldırı sonucu meydana geldiğini gösteriyor.
“DOKTORA İHTİYACIM VAR!”
Kasım 2023’te Megiddo Hapishanesinde hayatını kaybeden 33 yaşındaki Abdul Rahman al-Maari’nin kardeşi İbrahim, Maari’nin Şubat 2023’te geçici kontrol noktasında alıkonulduğunu, Hamas’la bağlantılı olmak ve ateşli silah bulundurmakla suçlandığını dile getirdi.
İbrahim, 7 Ekim’den sonra kardeşiyle irtibatı kaybettiklerini belirtti.
PHRI’den Doktor Danny Rosin’in incelediği otopsi raporunda, Maari’nin kaburgalarının kırıldığı; sırt, kalça, sol kol, baş ve boyun taraflarında çürüklerin görüldüğü bilgisi yer alıyor.
Aynı bölümde tutulan 32 yaşındaki Khairy Hamad, hücre araması yapılırken gardiyanlara cevap verdiği gerekçesiyle Maari’nin, elleri kelepçeli şekilde merdivenlerden aşağı atıldığını ve başından kanlar geldiğini aktardı.
Tanıklardan Sariy Khourieh, saatlerce acı içinde feryat edişini dinledikleri Maari’nin “Doktora ihtiyacım var!” diye bağırdığını anlattı.
Khourieh, saat 04.00 sularında Maari’nin sustuğunu, ilerleyen saatlerde de gardiyanların onun cesedini gördüğünü ifade etti.
İsrail’deki bir cezaevinde tutulan 21 yaşındaki Muhammed al-Sabbar ise Hirschsprung (kalın bağırsak felci) hastalığının tedavi edilmemesinin ardından 28 Şubat’ta hayatını kaybetti.
Otopsi raporuna göre kronik rahatsızlığının düzgün bir şekilde tedavi edilmesi durumunda Sabbar’ın ölümü önlenebilirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kendilerine verilen hayvan desteğiyle üretime devam eden ve yeniden sürü sahibi olan besiciler, devlet desteğiyle besiciliğe devam ediyor. 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde İslahiye’nin kırsal Ağabey Mahallesi’ndeki evleri yıkılan ve ailesiyle enkaz altında kalan 48 yaşındaki Sultan Aslan’ın yaklaşık 300 küçükbaş hayvanı da ahırın yıkılması sonucu telef oldu.
Geçimini hayvancılıkla sağlayan Sultan Aslan’a Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından telef olan 300 küçükbaş hayvanının yerine bedelsiz hayvan desteği verildi.
Depremlerde hayvanları telef olan Sultan Aslan’a küçükbaş hayvanları Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İslahiye Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından teslim edildi. Devlet tarafından verilen hayvan desteği sonrası besiciliğe devam eden Sultan Aslan, 300 küçükbaş hayvanının yeni doğumlarla 450’ye yükseldiğini söyledi.
Geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki depremlerde telef olan hayvanlarının yerine damızlık olarak dağıtılan hayvanların ilk kuzu ve oğlaklarını kucağına almaya başladığını belirten Aslan, desteklerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür etti.
Deprem günü yaşadığı zorlukları anlatan Aslan, hayvanlarının büyük bölümünün ahırın yıkılması sonucu kaybettiğini ve telef olan hayvanlarını depremden iki gün sonra enkazdan çıkarabildiğini söyledi.
“TELEF OLAN HAYVANLARIMIZIN SESİ BİR HAFTA BOYUNCA KULAKLARIMIZDAN ÇIKMADI”
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından depremde telef olan hayvanlarının yerine yenilerinin verildiğini belirten Aslan, “Devletimizden Allah razı olsun. Telef olan hayvan kadar tekrar bana ücretsiz hayvan hibe ettiler. Rabbim o günü bir daha kimseye göstermesin ve yaşadıklarımızı da kimseye yaşatmasın. Çünkü o gün gerçekten çok zordu. Telef olan hayvanlarımızın sesi bir hafta boyunca kulaklarımızdan hiç çıkmadı. Enkaz altında kalan hayvanlarımızı saatlerce enkaz altından çıkaramadık. Hayvanlarımız bağıra bağıra telef oldu” dedi.
“DEVLETİN VERDİĞİ DESTEKLE AYAKTA DURUYORUZ”
Depremin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle telef olan hayvanlarının yerine yenisinin verildiğini belirten Aslan, “Devlet destek vermeseydi biz bitmiştik, hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Allah razı olsun devletimizin verdiği desteklerle tekrar sürü sahibi olduk ve ayakta durabildik. Biraz koyunlarımız kalmıştı ama devletimizden Allah razı olsun bize büyük destek çıktı. Telef olan 295 hayvanımın yerine tekrar 295 adet hayvan verdi. Devletin bana vermiş olduğu destek sayesinde yine besiciliğe devam ediyorum. Devlet destek vermeseydi tekrar besicilik yapamazdık” şeklinde konuştu.
Hayvancılığı çok sevdiğini anlatan Aslan, “Eşim de bana yardım ediyor ama hayvanlarla daha çok ben ilgileniyorum. Yem vermeden süt sağımına ve ahırı temizlemeye kadar tamamen hayvanlarla daha çok ben ilgileniyorum. Çünkü hayvancılığı çok seviyorum” diye konuştu.
Ekipler, ayrıca Hilal Şahin’e ailesinin Yusuf Gença’dan ayrılması ya da nikah kıyması yönünde baskı yaptığını belirledi. Cinayeti Abidin Uçar ile A.D.’nin (17) gerçekleştirdiği, saldırıyı Hilal Şahin’in ailesinin azmettirdiği tespit edildi. Ekipler, Hilal Şahin’in eski eşi Abidin Uçar, babası Hacı Şahin (58), kardeşi Şahan Şahin (31), amcası Musa Şahin (52), kuzenleri Biran Şahin (23), Mehmet Sait Sızmaz (37), eşi Meltem Sızmaz’ı (37) ve A.D.’yi gözaltına aldı. Baba Hacı Şahin, kardeşi Musa Şahin ve oğlu Şahan Şahin, eski damatları Abidin Uçar’ı eve çağırarak cinayeti planladıklarını belirlendi.

SALDIRI ÖNCESİ ÇARŞAF GİYDİ
Olay günü amca Musa Şahin, kara çarşaf giyen Abidin Uçar ile şapka takan A.D.’yi otomobille eve yakın parka getirdiği tespit edildi. Uçar ile A.D.’nin dikkat çekmemek için kol kola girip aile gibi davranarak sokakta yürüdükleri sonrasında da Yusuf Gença’nın evine gittikleri tespit edildi. Şüpheli A.D.’nin kapıyı çaldığı, Abidin Uçar’ın da kapının açılması üzerine içeri girip önce eski eşinin birlikte Yusuf Gença’ya ardından da eski eşi Hilal Şahin’e ateş ettikten sonra kaçtı. Gença ölürken, Hilal Şahin ise ağır yaralandı.
DAVA AÇILDI
Olaydan sonra yakalanıp tutuklanan Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin, Musa Şahin, Şahan Şahin, Biran Şahin ile adli kontrolle serbest bırakılan Mehmet Sait Sızmaz ve eşi Meltem Sızmaz hakkındaki soruşturma tamamlandı. Savcı, sanıkların ‘tasarlayarak ve töre saiki ile öldürme’ ile ‘öldürmeye teşebbüs’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve ayrıca 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen davaya devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin ve Musa Şahin ile olayda ağır yaralanan Hilal Şahin, öldürülenin babası Esef Gença ile tarafların avukatları katıldı. Yargılama sırasında daha önce tahliye edilen Şahan Şahin ve Biran Şahin ise duruşmaya katılmadı.

‘EŞİM ÇOCUKLUK ARKADAŞIMLA KAÇTI’
Sanık Abidin Uçar, 10 yıllık eşi Hilal Şahin’in çocukluk arkadaşı olan Yusuf Gença ile kaçtığını söyledi. 3-5 ay geçtikten sonra eşinin kötü yola düştüğünü iddia eden Uçar, “Yusuf’a birkaç defa sosyal medyadan yazdım, ‘Onu kötü yola sokma’ dedim. Yusuf da ‘Benim malım seni ilgilendirmez’ dedi. Daha sonra çocuklarımı yanıma aldım. Kızımın vücudunda morluklar vardı. Yusuf, kızıma cinsel istismarda bulunmuş. Kızımın karakolda bu yönde ifadesi var” dedi.
‘AYAKLARINA SIKACAKSIN’
Kayınpederi Hacı Şahin’ın kızı Hilal’in kötü yola düştüğünü öğrendiğini ve kendisine ‘Ayaklarına sıkacaksın’ dediğini iddia eden Abidin Uçar, savunmasında şunları söyledi:


‘CİNAYETTEN HABERİM YOKTU’
12-13 yaşından bu yana uyuşturucu kullandığını belirten sanıklardan A.D. de olayın böyle olacağını bilmediğini cinayetten haberini olmadığını ileri sürdü.

Diğer sanıklar da olayla ilgilerinin olmadığını belirterek, suçlamaları kabul etmedi.

‘AİLEMDEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM’
Hilal Şahin, eski eşi Abidin Uçar tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını söyledi.

Daha sonra Yusuf Gença ile kaçtığını belirten Hilal Şahin, “Olay günü kapı çaldı. 2 kişi içeri girdi. Biri peçeliydi, diğer şapkalıydı. Önce Yusuf’a, sonra bana ateş edildi. Benim öldüğümü düşünerek başımda kelime-i şahadet getirdi. Sesinden hatırladığım kadarıyla bu şahıs eski eşim Abidin’dir. Sadece Abidin’den şikayetçiyim, ailemden şikayetçi değilim” dedi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verirken duruşmayı eksiklerin tamamlanması için erteledi.

ÖNCE TEHDİT GELDİ SONRA UYARILAR SIRALANDI
İsrail ordusu saldırıdan direkt Hizbullah’ı sorumlu tutarken, Hizbullah ise saldırıyla bir bağlantısının olmadığını savundu. İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik Mecdel Şems saldırısına sert bir misilleme yapacağı tehdidinin ardından başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı ülkelerden vatandaşlarına uyarı geldi.

ABD’DEN ‘SAVAŞ KORKUSU’
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, Mecdel Şems olayından kaynaklı bölgede artan tansiyon nedeniyle Lübnan’daki uçak seferlerini aksatan değişikliğin meydana geldiği belirtilerek ABD vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri uyarısı yapıldı.
Açıklamada, “Lübnan’da tam kapsamlı bir savaş korkusu, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki şiddetli çatışmalar son haftalarda arttı” ifadesi yer aldı.

AVUSTRALYA ‘DERHAL HAREKET EDİN’ DEDİ
Avustralya hükümeti de vatandaşlarına daha önce yayınlanan ve mevcut gelişmelerin ardından güncellenen Lübnan’a seyahat etmemeleri yönündeki çağrısını yineledi.
Hükümetin açıklamasında, “Güvenlik durumunun istikrarsızlığı ve güvenlik durumunun daha da kötüleşme riski nedeniyle Lübnan’a seyahat etmemenizi tavsiye etmeye devam ediyoruz. Lübnan’daki Avustralyalılar, ticari uçuşlar devam ederken derhal ülkeyi terk etmelidir. Beyrut havalimanı kapanabilir ve uzun bir süre boyunca ülkeyi terk edemeyebilirsiniz” ifadeleri kullanıldı.
‘DURUM KÖTÜYE GİDERSE ‘DIŞARI ÇIKAMIYABİLİRSİNİZ’
Norveç’in Beyrut’taki Büyükelçiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Norveç vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yapıldı ve ülkeye mevcut seyahat uyarıları yinelendi.
Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın arttığı uyarısı yapılan paylaşımda, durumun daha kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına seyahat seçeneklerinin sınırlı hale gelebileceği de kaydedildi. Paylaşımda, böyle bir durumun yaşanması karşısında Norveç Büyükelçiliğinin, vatandaşlarının ülkeyi terk etmelerine yardımcı olmak için çok sınırlı kaynaklara sahip olacağı da hatırlatıldı.
OLASILIKLAR ‘GÖZ ARDI EDİLEMEZ’
Almanya da diğer ülkeler gibi daha önceki Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.
26 Haziran’daki güncellemeye göre Alman vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulunulan yazılı açıklamada, Alman vatandaşlarına acilen Lübnan’dan ayrılmaları çağrısı yapıldı.
Açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun oldukça değişken olduğu ve Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesinde askeri çatışmaların son haftalarda yoğunlaştığı belirtilerek, “Durumun daha da şiddetlenmesi ve çatışmanın genişlemesi göz ardı edilemez.” ifadesi kullanıldı.
Gerilimin daha da artmasının Refik Hariri Havalimanı’ndaki hava trafiğinin tamamen durmasına da yol açabileceği uyarısında bulunulan açıklamada, bu durumda Lübnan’ı hava yoluyla terk etmenin mümkün olmayacağı kaydedildi.
‘ŞAHSİ TAHLİYE PLANI’
İngiltere’nin, Ekim 2023’te vatandaşlarına yaptığı ülkeyi terk etme tavsiyesi ise geçerliliğini koruyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığınca yayımlanan güncel seyahat uyarısında, “Bakanlık, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı ve Lübnan’daki diğer gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle Lübnan’a tüm seyahatlere karşı uyarıyor.” açıklaması yapıldı.
İsrail-Lübnan sınırında karşılıklı füze ve top atışları olduğunu belirtilen uyarıda, Beka Vadisi ile Litani nehrinin kuzeyinde de riskler bulunduğu kaydedildi. Seyahat uyarısında Lübnan’daki yabancı misyonların etrafında protestolar yapıldığı anımsatılan uyarıda, şunlar kaydedildi:
“Tansiyonun yüksek olduğu bölgede gerginlik çok kısa sürede artabilir, Lübnan’dan çıkış rotalarını etkileyebilir. Siyasi ve güvenlik durumlarının kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına ticari seferler ciddi şekilde aksayabilir, kısa süre kala iptal edilebilir, tüm ülkedeki yollar kapatılabilir. İngiliz Büyükelçiliğinin sağlayabileceği yardım kısıtlı olabilir. Eğer şu an Lübnan’daysanız ayrılmanızı tavsiye ediyoruz.”
Dışişleri Bakanlığının acil durumda tahliye gerçekleştiremeyebileceği de vurgulanan seyahat uyarısında, herkesin şahsi tahliye planı yapması tavsiye edildi.
BELÇİKA’DAN AÇIKLAMA
Belçika Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler ışığında İsrail, Filistin toprakları ve Lübnan’a tüm seyahatlerin iptal edilmesi tavsiye
‘ASKERİ ÇATIŞMA ÖNLENMELİ’
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Mecdel Şems beldesine yönelik saldırı şiddetle kınandı.
“Yeni bir askeri çatışmayı tırmandırmayı önlemek için her şeyin yapılması” gerektiği belirtilen açıklamada, Fransız vatandaşlarının Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarına seyahat etmemeleri tavsiye edildi.
‘ÜLKEYİ TERK EDİN!’
İsveç Dışişleri Bakanlığı sayfasından yapılan duyuruda, “Lübnan’daki durum tehlikeli ve öngörülmez, bu nedenle İsveç vatandaşlarının ülkeyi terk etmesini tavsiye ediyoruz” ifadesi kullanıldı.
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de X hesabından yaptığı paylaşımda, “Defalarca söyledim, yine söylüyorum: İsveç vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmesi veya söz konusu ülkeye gitmekten kaçınması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
DANİMARKA’DAN UYARI
Danimarka Dışişleri Bakanlığı ise X hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşlarının Lübnan’a yapacakları seyahatleri durdurmasını tavsiye ederken, ülkeyi terk etmelerini istedi.
‘KIRMIZI KOD’
Hollanda Dışişleri Bakanlığının, Lübnan’a seyahatten kaçınılması ve bu ülkedekilerin acilen ayrılmaları yönünde 26 Haziran’da verdiği uyarının hala devam ettiği bilgisine yer verilen internet sayfasında, “Lübnan için seyahat tavsiyesinin renk kodu kırmızıdır. Durumunuz ne olursa olsun oraya seyahat etmeyin. Başınız belaya girerse Hollanda Büyükelçiliği size her zaman yardımcı olamayabilir” ifadeleri yer alıyor. Hollanda merkezli Transavia Havayollarının Amsterdam-Beyrut seferleri iptal edilirken, bilet satış sayfasında gelecek 1 hafta boyunca Beyrut’a sefer olmadığı görülüyor.
‘GERGİNLİK TIRMANABİLİR’
İrlanda da daha önce yaptığı Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.
27 Haziran’da İsrail-Lübnan sınırında yükselen tansiyon nedeniyle İrlanda, Lübnan’da bulunan vatandaşlarına “ülkeyi terk etme ve bu ülkeye seyahatlerini iptal etme” çağrısı yapmıştı. İrlanda Dışişleri Bakanlığının yayımladığı seyahat uyarısında, İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin kısa sürede daha da fazla tırmanabileceği belirtilmişti.
Bu durumun Lübnan’dan ayrılmayı da etkileyebileceğine işaret edilen açıklamada, “Bakanlık, tüm İrlanda vatandaşlarına imkan varken ticari seferlerle ülkeden ayrılmayı şiddetle tavsiye ediyor” ifadesi kullanılmıştı.
ODTÜ’nün son 3 yılda hem Quacquarelli Symonds (QS) hem de THE sıralamalarında aldığı başarılı sonuçların yansımalarını ulusal ve uluslararası alanda gördüklerini belirten Kök, özellikle başarı sıralamasında ilk binde yer alan öğrenciler tarafından tercih edilme oranlarında artış gözlemlediklerini söyledi.
Kök, ODTÜ’deki Ar-Ge kültürünün ivme kazandığını belirterek, “Geçen hafta Cumhurbaşkanı Yardımcımızın teşrifleriyle açtığımız araştırma parkı da aslında araştırma ekosistemimize verdiğimiz önemi gösteriyor. Bunun, bundan sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki araştırmalara da bir yön vereceğini düşünüyorum” dedi.
Tercih dönemindeki üniversite adaylarına tavsiyelerde bulunan Kök, şunları söyledi:
“Tercih yapacak öğrencilerimizin aslında çok uzun bir süreci göz önüne alarak karar vermeleri lazım. Buradaki önemli konu şu; gerçekten kendilerini mutlu hissedecekleri ve kendi özelliklerini de işin içine alarak bir seçim yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Üniversite de ön planda ama seçecekleri bölüm de önemli. Bölümü belirledikten sonra aldıkları puana göre üniversiteleri de seçmeleri gerekiyor. Buradaki en önemli parametrelerden biri seçecekleri üniversitenin araştırmaya, eğitime, topluma, hizmete ne kadar önem verdiği, akademik kadrosu, uluslararasılaşmada hangi düzeyde, özellikle girdikleri üniversitelerin uluslararasılaşmaya bakma boyutları nasıl, yurt dışında bir dönem ya da iki dönem lisans eğitimleri zamanında eğitim alabiliyor mu, bunların hepsini bir araya getirip ondan sonra ortak bir karar verip tercihlerini belirlemelerini öneriyorum.”
ODTÜ’ye geçen yıl ilk binden 251 öğrenci aldıklarını vurgulayan Kök, üniversitenin sadece mühendislikle öne çıkmadığını, diğer fakültelerde de yüzde 1’lik ve yüzde 2’lik dilimlerden başarılı öğrencilere eğitim verdiklerini söyledi.
Kök, üniversitelerini seçmek isteyen adayların, eğitim görmek istedikleri bölümleri çok detaylı incelemeleri gerektiğini anlattı.
Uzun bir aranın ardından bu sene Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümüne 25 öğrenci alınacağını bildiren Kök, “Sadece lisansüstü seviyede devam ediyordu. Ancak özellikle yabancı dil bilen sporcularımızın yetiştirilmesi bağlamında tekrar lisans eğitimine dönüş yaptık” diye konuştu.
“BAZILARI KENDİ ŞİRKETLERİNİ KURMA AŞAMLARINA GELİYOR”
Rektör Kök, üniversitede kapsamında yürütülen havacılık ve uzay çalışmalarıyla ilgili de bilgi verdi.
Türkiye’de ve dünyada son dönemde uzay çalışmalarının çok farklı aşamalara ulaştığını ifade eden Kök, üniversitede havacılık ve uzay mühendisliği bölümünün olduğunu ve son yıllarda en çok tercih edilen bölümler arasına yerleştiğini belirtti.
Bölümün disiplinlerarası olduğunu vurgulayan Kök, çok farklı derslerin verildiği bir bölüm olması dolayısıyla değişik alanlarda iş imkanlarının bulunduğunu aktardı.
Ankara’da savunma sanayi sektörünün geliştiğini, bundan dolayı mezunların çok rahat iş imkanı bulabildiğini belirten Kök, “Havacılık ve uzay mühendisliği başta olmak üzere bazı bölümlerin son sınıf öğrencilerinin Ankara’daki savunma sanayi şirketlerinde çalışmalarına imkan sağlıyoruz ki hem stajyer mühendis olarak çalışsınlar hem de bitirdikten sonra tercih ederlerse bir iş imkanı da olsun” dedi.
Kök, Türkiye’deki ilk Teknokent olan ODTÜ Teknokent’te şu anda 13 bin personel çalıştığını, bunun 10 bin 800’ünün Ar-Ge personeli olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:
“Oradaki şirketlerin çok büyük bir kısmı ki 400’den fazla Ar-Ge şirketi var, savunma sanayi ağırlıklı çalışan. Bu şirketler öğrencilerin stajlarını yapabilme imkanları da sağlıyorlar. Buradaki start-up ve teknoloji firmaları öğrencilerimize girişimcilik ve inovasyon konularında da destek sağlamaktadır. Öğrencilerimizin bölümlerinde ve staj dönemlerinde edinecekleri bilgi ve becerilerle, kendi projelerini geliştirme ve girişimcilik ekosisteminde yer alma olanaklarına sahip oluyorlar ve bazıları kendi şirketlerini kurma aşamalarına geliyor. Dolayısıyla eğitimi ve araştırmayı Teknokent sayesinde tamamlayan bir eğitim de öğrencilerimize sağlıyoruz.”
Ayrıca ODTÜ Teknokent’te havacılık ve uzay alanında çalışan şirketlerin çok farklı araştırmaları olduğunu anlatan Kök, TÜRKSAT-6A haberleşme uydusu ve İMECE yer gözlem uydusu projelerinin yanı sıra uydu görüntülerinin işlenmesi ve yorumlanması, yapay zeka ile hassas tarım uygulamalarının geliştirilmesi, ilk yerli sonda roketinin başarıyla uzaya gönderilmesi için yapay zeka alanındaki çalışmalar ve doğal afetlerden müsilaj gibi çevre sorunlarına kadar birçok alanda araştırmaların devam ettiğini belirtti.
“2,6 MİLYON AVROLUK ERC PROJESİ ALDIK”
ODTÜ Rektörü Kök, tamamen ODTÜ’lü öğrenciler tarafından yapılacak ilk küp uydu projeleri olan METUCube çalışmalarına da değindi.
METUCube’ün, öğrencilere Küçük Uzay Sistemleri Laboratuvarı’nda küçük uyduların tasarlanması, inşa edilmesi ve idare edilmesinde uygulamalı deneyimler kazandırdığını ve projenin Asya Pasifik Uzay İşbirliği Örgütünce (APSCO) desteklendiğini bildiren Kök, “Bu projenin aynı zamanda afet sonrası izleme ve erken afet tahmin olasılığı yeteneklerini de öğrencilerimize kazandırdığını paylaşmak isterim” dedi.
Kök, uzay ve havacılık alanındaki bir diğer proje olan KuTadGu projesiyle de alçak dünya yörüngesi kullanılarak milli radyasyon ölçme tasarımı başta olmak üzere bunların analiz ve üretiminin yapıldığını; projenin, bu amaçla Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nden (CERN) destek alınan ilk çalışma olduğunu söyledi.
Üniversitedeki araştırma merkezinde yer alan laboratuvarlardan ODTÜ İVMER dahilinde parçacık radyasyonu testleri oluşturma çalışmalarının devam ettiğini belirten Kök, “Bunlar uzaya gönderilecek ve daha sonra nükleer radyasyon dedektörleri, güneş hücre görüntüleme araçları ve özel üretilmiş radyasyon testi elektronik malzemelerinin de test edilmesi bu bağlamda gerçekleştirilmiş olacak” dedi.
Son dönemde gururlandıkları bir proje daha olduğunu aktaran Kök, “İleri düzey European Research Council (ERC) araştırma desteği kapsamında 2,6 milyon avroluk bir bütçeyle desteklenen ERC projesi aldık ve projenin başlığı da ‘Go Space’. Dolayısıyla havacılık ve uzayda geldiğimiz noktada ileri düzey ERC projesi alarak uluslararası alanda üniversitemizi ve ülkemizi ön plana getirdiğimizi de paylaşmak isterim” ifadelerini kullandı.
Go Space’in uzay araştırmalarında çığır açacak yenilikçi teknolojiler ve bilimsel keşifler yapmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir proje olduğunu belirten Kök, uzayda kullanılacak yeni malzemelerin geliştirilmesi, yenilikçi enerji çözümleri, uzayda yaşamın biyolojik etkileri, yüksek hızlı iletişim teknolojileri ve otonom uzay araçları gibi konuların araştırılacağını, ayrıca Mars ve diğer gezegenlere yönelik insanlı ve insansız görevler planlanarak gezegen keşifleri yapılacağını ifade etti.
“BU ALAN GELECEK YILLARIN ALANI”
Rektör Kök, Yükseköğretim Kurulunun bu sene ilk kez açtığı yapay zekaya ilişkin bölümleri de değerlendirdi.
YÖK’ün yapay zekayla ilgili yeni bölümler açmasının Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon kapasitesini artırmak için atılmış önemli bir adım olduğunu ifade eden Kök, bu bölümlerin ülkenin dijital dönüşüm sürecine katkıda bulunacak nitelikli iş gücü yetiştirilmesine olanak sağlayacağını ve uluslararası alanda rekabet gücünü artıracağını ifade etti.
Kök, “Geçen yıl bilgisayar mühendisliği bölümümüzü tercih eden 110 öğrencinin hepsi ilk 800’den üniversitemize girdi. Bu yıl da kontenjanımız 5 arttı ve bilgisayar mühendisliğinde yine aynı başarıyı sağlayacağımızı düşünüyorum. Çünkü gerçekten bu alan gelecek yılların alanı” dedi.
ODTÜ’de yapay zekanın her alanda kullanılacağını göz önünde bulundurarak eğitim programlarını güncellediklerini ifade eden Kök, öğrencilerin yapay zeka teknolojilerini gerçek dünya problemleri üzerinde uygulayabilmeleri için ilgili kuruluşlar ile staj ve proje ortaklıkları kurulmasına yönelik teşvik edici programlar oluşturduklarını belirtti.
Yapay zekayla ilgili ODTÜ’de bir hub oluşturmak üzere çalışmalara başladıklarını vurgulayan Kök, “Ön çalışmalarımızı yaptık. Bu alandaki uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmalarımız devam ediyor. Bu konuyla ilgili çalışmalarımızı yaklaşık bir yıl içinde basınla paylaşacağız” dedi.
Yakın zamanda yayınlanan Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Eylem Planı doğrultusunda yerli ve milli teknolojilerdeki yapay zeka uygulamalarında ODTÜ olarak üzerlerine düşen her şeyi yapmaya hazır olduklarını belirten Kök, şöyle konuştu:
“Biliyorsunuz bu eylem planında bakanlıklara, YÖK’e, TÜBİTAK’a ve üniversitelere düşen farklı görevler var. ODTÜ, Türkiye Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Eylem Planı’na yapacağı katkılarla, yapay zeka alanında ülkenin bilimsel ve teknolojik kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Bu alanda ileri araştırma merkezleri kurarak ve mevcut merkezleri güçlendirerek yapay zeka projelerini destekleyecek, farklı disiplinlerde yapay zeka dersleri ve lisansüstü programları sunarak öğrencilere ve araştırmacılara gerekli bilgi ve becerileri kazandıracağız.
Kendi oluşturacağımız hub üzerinden bu süreçte ulusal ve uluslararası boyutta katkı vermeye ve yer almaya devam edeceğimizi paylaşmak istiyorum. Oluşturma süreci devam eden ve içerisinde mühendislik fakültesi dışında diğer disiplinlerin de yer aldığı, araştırmacılarımızın, öğretim üyelerimizin oluşturduğu bu hub süreci içerisinde yerli ve milli teknolojilere elimizden gelen tüm katkıyı vermeye devam edeceğiz. Böylece bu süreçte öncü bir rol alacağız. Bu kapsamlı yaklaşım, ODTÜ’nün yapay zeka alanında öncü bir rol üstlenmesini ve Türkiye’nin bu alandaki rekabet gücünü artırmasını sağlayacaktır.”
Yayınlanan son raporda, hem yağış alacak bölgeler duyuruldu hem de hava sıcaklık raporuna dair bilgi verildi.
GÜNEŞLİ GEÇECEK
Meteoroloji’den yapılan son hava durumu tahminlerine göre; Türkiye güneşli ve sıcak bir gün geçirecek. Rize ve Artvin çevrelerinde kuvvetli sağanak beklenirken, Marmara’nın güneyi, Kuzey Ege ve Güneydoğu Anadolu’da poyraz etkili olacak.
Önemli bir değişiklik beklenmiyor. Ülkemiz genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.
İL İL HAVA DURUMU RAPORU
MARMARA
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin güneybatı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
EDİRNE °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
İSTANBUL °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
KIRKLARELİ °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
KOCAELİ °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
EGE
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; Kuzey Ege kıyılarında kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
A.KARAHİSAR °C, 30°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLİ °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
İZMİR °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
MANİSA °C, 40°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
ANTALYA °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
HATAY °C, 37°C
Az bulutlu ve açık
ISPARTA °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
İÇ ANADOLU
Az bulutlu ve açık, bölgenin kuzeydoğu kesimlerinin parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin doğu kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
ANKARA °C, 31°C
Az bulutlu ve açık
ÇANKIRI °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
ESKİŞEHİR °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
SİVAS °C, 29°C
Parçalı bulutlu
BATI KARADENİZ
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU °C, 31°C
Az bulutlu ve açık
DÜZCE °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
SİNOP °C, 29°C
Az bulutlu ve açık
ZONGULDAK °C, 31°C
Az bulutlu ve açık
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Artvin çevreleri ile Trabzon ve Rize’nin iç ve yüksek kesimlerinin yerel aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA °C, 32°C
Parçalı bulutlu
ARTVİN °C, 27°C
Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde yerel aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN °C, 31°C
Parçalı bulutlu
TRABZON °C, 29°C
Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde iç ve yüksek kesimleri yerel aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık, bölgenin doğu kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin batı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
ERZURUM °C, 25°C
Parçalı yer yer çok bulutlu
KARS °C, 25°C
Parçalı yer yer çok bulutlu
MALATYA °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
VAN °C, 29°C
Az bulutlu ve açık
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT °C, 37°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
]]>Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.

Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.

Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
YEREL YÖNETİMLER YETKİLİ OLACAK
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin 5’inci maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aranın ardından Komisyonun yerini almaması üzerine Bozdağ, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>“NETANYAHU’NUN SONU DA ÖYLE OLACAK”
İnsanlığın Filistinlilerin yanında duracağı belirtilen açıklamada, “Soykırımcı Hitler’in sonu nasıl olduysa, soykırımcı Netanyahu’nun sonu da öyle olacak.” ifadesine yer verildi.
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, sosyal medya hesabında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan iftira ve hakaret içeren paylaşım yapmıştı.

KATZ’IN SKANDAL PAYLAŞIMINA PEŞ PEŞE TEPKİLER GELDİ
YILMAZ: NAZİ ZİHNİYETLİLERİNİN SONU TARİHTE YAŞANANDAN FARKLI OLMAYACAK
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından, İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın X sosyal medya platformundan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına ilişkin açıklama yaptı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:
“Uluslararası Adalet Divanı önünde soykırım ve savaş suçlarıyla yargılanan, Gazze’de kalıcı ateşkes ve barış yerine çatışmaları bölgeye yaymaya çalışan, insani değerlerin içini boşaltan Netanyahu yönetiminden Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik hadsiz ifadeler yok hükmündedir. Köklü geleneği olan demokratik bir hukuk devleti olarak; mazlum Filistin halkını, hangi dinden olursa olsun herkes için adaleti, bölgesel istikrarı ve küresel barışı savunmaya devam edeceğiz. İnsanlık er geç kazanacak. Günümüzün Hitlerleri ve Nazi zihniyetlilerinin sonu ise tarihte yaşanandan farklı olmayacak.”
KILIÇ: KATİLLER ÇILDIRMAYA DEVAM EDECEK
Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan mazlum insanların yanında olduğu sürece bu katiller çıldırmaya devam edecektir. Hadsiz ve küstah açıklamalarıyla hakkı ve mazlumları savunan sesimizi bastıracaklarını zannediyorlar. Ancak Recep Tayyip ERDOĞAN ve yol arkadaşları her zaman mazlumun yanında olacaktır. Netanyahu ve kabinesinin üyeleri bütün soykırımcılar gibi tarihin çöplüklerinde kendilerini bulacaktır.” ifadelerini kullandı.
FİDAN: CUMHURBAŞKANIMIZ İNSANLIK VİCDANININ SESİ OLMUŞTUR
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, İsrailli bazı yetkililerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef olan söylemlerine ilişkin tepki gösterdi.
“Cumhurbaşkanımız insanlık vicdanının sesi olmuştur. Bu haklı sesi bastırmak isteyen, başta İsrail olmak üzere uluslararası siyonist çevreler büyük bir telaş içindeler.” ifadesini kullanan Fidan, tarihin bütün soykırımcılar ve destekçileri için aynı şekilde sonuçlandığını hatırlattı.
IŞIKHAN: SİZ, BİR AVUÇ KATİL VE SOYKIRIMCISINIZ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İşgalci devlet İsrail’in Dışişleri Bakanı Katz’in hadsiz ve ahlaksız açıklamasını en ağır şekilde kınıyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan dünya mazlumlarının hür ve gür sesidir. Hakikati savunma mücadelemizin sarsılmaz iradesidir. Bu coğrafyayı kana bulamanızın karşısında duracağız. Siz, bir avuç katil ve soykırımcısınız.” dedi.
KACIR: TÜRKİYE, İNSANLIĞIN, ADALETİN, VİCDANIN YIKILMAZ KALESİDİR
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabından İsrail’e tepki gösterdi. Kacır paylaşımında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan her daim mazlumun yanında, zalimin dimdik karşısındadır. Türkiye, insanlığın, adaletin, vicdanın, merhametin yıkılmaz kalesidir. Görünen o ki, soykırımcı İsrail yönetimi telaşa düşmüş. Ne yapsalar boş, ne deseler beyhude! İşledikleri suçların hesabını tarih ve insanlık önünde er ya da geç muhakkak verecekler” ifadelerini kullandı.
Türk üniversitelerinin tanıtıldığı fuara, Türkiye’de eğitim almak isteyen Tunuslu öğrenciler ile Tunus merkezli eğitim kurumları yoğun ilgi gösterdi.

Tunus Büyükelçisi Demircan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tunus ile Türkiye arasında üniversite öğrencilerine yönelik eğitim faaliyetlerinin iki ülke arasındaki iyi ilişkileri, ticareti, sanayiyi ve kültürel işbirliğini geliştirdiğini söyledi.
Türkiye’de eğitim gören yabancı öğrencilerin kendi ülkelerinde döndüklerinde Türkiye’nin birer temsilcisi gibi hareket ettiklerini söyleyen Demircan, “Yabancı öğrencilerin Türkiye’ye gelmesi ve eğitim almasını, ülkemizin yurtdışına açılması açısından yumuşak bir güç olarak görüyoruz. Yabancı öğrencilerin Türkiye’de eğitim almalarının desteklenmesi ve bu yönde politika üretilmesi hükümetimizin başarılı bir ön görüsüdür. Biz de eğitim fuarları ve diğer eğitim faaliyetleri ile Türkiye’de bin 600 civarında olan Tunuslu öğrenci sayısını daha yukarılara çekmek için gayret ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

– TÜRKLYE ULUSLARARASI ÖĞRENCL SAYISINDA İLK ON ÜLKE ARASINDA
Türkiye’nin son yıllarda uluslararası öğrencilerin ülkeye yönelimleri konusunda çok ciddi çabalar gösterdiğini belirten İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aydın ise, “Şu an Türkiye’de dünyanın dört bir tarafından gelen 350 bin civarında uluslararası öğrenci var. Tunus da bizim için ayrı bir öneme sahip ülkelerden. Bu yüzden eğitim fuarını bu dönem burada yapma ihtiyacı duyduk. Türkiye hem yaşam hem de iaşe bakımından uluslararası öğrenci istihdam eden diğer ülkelere nazaran çok daha avantajlı bir durumda. UNESCO’nun verilerine göre Türkiye uluslararası öğrenci sayısında ilk on ülke arasında.” ifadelerini kullandı.
Ulaşılabilirlik, ortak dil, ortak kültür ve ortak değerlerden dolayı bu coğrafyadan gelen öğrencilerin Türkiye’de kendilerini yabancı hissetmediklerini vurgulayan Aydın, sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Ortadoğu coğrafyasında kendimizi yabancı hissetmiyoruz. Türkiye’nin yakın mesafe olarak yakın olması ve ulaşılabilirlik olmayı ülkemiz avantaja dönüştürerek 2010’lu yıllardaki 30 bin civarında olan uluslararası öğrenci sayısını bugün 350 bine çıkardı. Tabi bu kendiliğinden olmadı ülkedeki misafirperverlik ve Türk halkının özellikle uluslararası öğrenciye göstermiş olduğu yakınlık çok önemli faktörler arasında. Özellikle de Orta Doğu’da tarihi bağlarla birbirimize bağlandığımız bu coğrafyadan gelen öğrencilere ayrı bir yakınlık göstermesi sonucunda bu rakamlara ulaşılmıştır.”
Türkiye’de eğitim aldıktan sonra ülkelerinde önemli görevlere gelen birçok uluslararası öğrenciyi ülkelerinde ziyaret ettiğinde Büyük gurur yaşadığını belirten Aydın, uluslararası öğrencilerin Türkiye’de eğitim görmeleri için gayretlerini devam ettirdiklerini vurguladı.

– TUNUS’TA HER YIL 2 BİN ÖĞRENCI YURTDIŞINDA EĞİTİM ALMAK İÇİN BAŞVURUYOR
Fuarı düzenleyen Ok Tamam Şirketi Genel Müdürü Ahmed Derviş, Tunus’ta geçen yıl düzenledikleri fuarın verimli geçtiğini bu yüzden bu yıl ikincisini düzenlemek için Tunus’a geldiklerini söyledi.
Hedeflerinin Tunuslu öğrencilerin üniversite eğitimlerini Türkiye’de almalarını sağlamak olduğunu vurgulayan Derviş, “Türkiye’deki üniversitelerin eğitim sistemleri ve alt yapısı oldukça güçlü. Bu yüzden uluslararası öğrencilerden Türkiye’ye büyük bir rağbet var. Biz şirket olarak birçok ülkede faaliyet gösteriyoruz. Kuveyt ve Mısır’da da düzenlediğimiz fuarlar ile Türkiye’de uluslararası öğrencilerin eğitim almasına ön ayak oluyoruz.” dedi.
Fuar katılımcılarından Antalya Bilim Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Direktörü Göknur Gündoğar da, “Fuarda, üniversitemizin uluslararası arenada akademik programlarını tanıtıyoruz. Öğrenci adaylarımıza Türkiye’de eğitim görmelerinin avantajlarını, dünyada edindiği yer ve uluslararası öğrencilere sunduğu tüm imkanları anlatıyoruz. Bu imkanı bulduğumuz fuarı düzenleyen ve destek veren taraflara teşekkür ediyoruz.” dedi.
Resmi verilere göre Tunus’ta her yıl yaklaşık 2 bin öğrenci yurtdışında lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi almak için başvuruda bulunuyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM), hakkında tutuklama kararı çıkardığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde alkışlarla karşılanması uluslararası hukukçular ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerini çileden çıkardı.

ABD’li uluslararası hukukçu ve eski BM İnsan Hakları Yetkilisi Craig Mokhiber, sosyal medya platformu X’teki hesabı aracılığıyla Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde çekilen fotoğrafı ile Adolf Hitler’in yandaşları arasında çekilmiş fotoğrafını yan yana koyarak, “Tarih her şeyi yazıyor” notunu paylaştı. Mokhiber’in mesajını yanıtlayan BM Raportörü Francesca Albanese de gönderiye yorum olarak, “Tam da bugün bunu düşünüyordum” diye yazdı. Albanese’nin cevabı, İsrail ve onun en başta gelen iki destekçisi ABD ve Almanya’yı harekete geçirdi.

ABD: GÖREVİNDE DURAMAZ
İsrail’in Gazze’de işlediği katliamlara karşı yönelttiği sert eleştirilerle bilinen Albanese’nin X’teki mesajına tepki gösteren ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Lindha- Thomas Greenfield, mesajı anti-semitizm şeklinde değerlendirerek, “İnsan haklarını desteklemekle görevli BM yetkililerinin anti-semitik tavırlarına yer yok. ABD olarak, Albanese’nin bu tavrını kesinlikle tasvip etmediğimizi vurgularken kendisinin bu görevi sürdürmek için elverişli olmadığını düşündüğümüzü bildirmek istiyoruz” diyerek Albanese’nin görevinden alınmasını istedi.

ALMANYA ERİŞİM YASAĞI GETİRDİ
Albanese’nin mesajı, Almanya’yı da harekete geçirdi. Mesajın altına yorum yazan Alman kullanıcılar, BM Raportörüne ağza alınmayacak hakaretler savurdu. Craig Mokhiber ise hakaretleri yanıtlayarak, “Bu tür durumlarda genellikle Alman trollerin harekete geçtiğini ve utanmazca yaklaşık 40 bin insanı katleden savaş suçlusu bir lideri savunduğunu” dile getirdi. Hamzajazaeri adlı bir diğer kullanıcı ise Almanya’da yaşadığını ve bir süre sonra Mokhiber’in mesajına erişim yasağı uygulanmaya başlandığını görsel paylaşarak teyit etti.
İSRAİL’E MEYDAN OKUDU
Mokhiber’in yayınladığı mesaja tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanlığı, resmi X hesabı üzerinden yayınladığı açıklamada, Albanese’yi BM’deki görevini bir kalkan gibi kullanarak “Holokost’un anısını suistimal etmek”, “Nefret yaymak” ve “Anti-semitizm” yapmakla suçladı. Albanese ise İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına karşı geri adım atmadı. Açıklamayı alıntılayan Albanese, “Holokost’un anısı dünyadaki vicdanlı insanlar sayesinde duruyor. Kurumsal bağırışlarınız ve seçici öfkeniz nihayet harekete geçen uluslararası adaleti durduramayacak” diyerek İsrail’e karşı UCM ve UAD’de işletilen hukuki sürece vurgu yaptı.

SOYKIRIMA KARŞI DİK DURUŞ
İşgalci İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye yönelik sürdürdüğü saldırılarda ölü sayısı 39 bini aşarken yaralı sayısı ise 90 bine yaklaştı. Gazze’deki Filistinlilere insani yardım, sağlık malzemesi ve yakıt ulaştırılmasını engelleyen İsrail’e, BM platformlarından en sert tepki gösterenlerden biri Francesca Albanese olmuştu. İsrail’in 27 Mayıs’ta Gazze’nin güneyindeki Refah’ta bir çadır kenti vurarak yüzlerce Filistinliyi öldürmesini “Soykırım” olarak niteleyen Albenese, İsrail’in hesap vermekten kaçmasının engellenmesi için dünyaya çağrı yapmıştı.


Erzurum’un doğusundaki 2 bin 42 rakımlı Topdağı’na 1852-1855 yılları arasında dönemin Valisi Zarif Mustafa Paşa tarafından inşa edilen Mecidiye Tabyası, 9 Kasım 1877’de kente gelen Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından Osmanlı-Rus savaşında kumanda merkezi olarak da kullanıldı.
Erzurum’un savunulmasında önemli bir rol üstlenen Mecidiye Tabyası ile Aziziye Tabyası’nın içinde bulunduğu 378 hektar büyüklüğündeki alan 2009 yılında ‘Erzurum Nene Hatun Tarihi Milli Parkı’ olarak ilan edildi.
Etrafı çitle çevrilen tabyalardan Mecidiye, son günlerde bölgede hayvancılık yapanlar tarafından ahır olarak kullanılmaya başlandı. Özellikle gün içinde öğle sıcağında büyükbaşları, tabyaların odalarına getiren köylüler, güneşin etkisi geçene kadar burada bekletiyor.
’21 TABYA GÜNÜMÜZE ULAŞTI’
Tarihte 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehrin düşman kuvvetlerine karşı savunulmasını sağladığı için tarihi bir öneme sahip olan Mecidiye Tabyası’nın ahır olarak kullanılması tepki çekti.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ilan edilen Nenehatun Milli Parkı’nın içindeki tabyaya ineklerin konulmasının ecdadın kemiklerini sızlattığını belirten Erzurum Kalkınma Vakfı (ERVAK) Başkanı Erdal Güzel, “Erzurum bir tabyalar şehridir. Askeri savunma mekanizmalarının yoğun olduğu bir şehirdir. 2’nci Abdülhamit Han, ‘Erzurum düşerse Anadolu düşer’ ifadesi sebebiyle Erzurum’a önem verilmiş, savunma konusunda sığınaklar, savunma binaları yapılarak şehir koruma altına alınmıştır. Erzurum 52 tabyası, surlarıyla tarihin canlı tanıklığını yapan bir şehirdir. 52 tabyadan 21 tabya günümüze ulaşmıştır. Bunları da muhafaza etmek, vefa göstermek konusunda birtakım sıkıntılarımız var” dedi.

‘İHTİMAM GÖSTERİLMİYOR’
Aziziye ve Mecidiye tabyalarının önemli bir miras olmalarına rağmen gereken korumanın yapılamadığını söyleyen Başkan Güzel, “Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşına tanıklık eden Nene Hatun’un kahramanlığını dünyaya duyurulduğu o savaşta Aziziye ve Mecidiye tabyalarımızın önemi büyüktür. Şehrimize yakın olmaları sebebiyle gözbebeği manasındadır. Buralar Milli Park olarak ilan edilmiştir. Ne yazık ki yeteri kadar ihtimam gösterilemiyor. Tarihi mirasımıza bakamıyoruz. Dışarıdan gelen turistlere gezdirmek istediğimiz zaman nahoş durumlarla karşılaşabiliyoruz. Özelikle yörede yaşayan köylü vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için orayı kullanmaları bir sorun. Büyükşehir belediyesi onlara yer yaparsa hayvanlarını orada barındırırsa tarihi eseri de korumuş oluruz” diye konuştu.

‘BU HALİYLE GÖRMELERİNİ İSTEMİYORUZ’
Erzurum’un 2025 yılında Kültür Başkenti olarak ilan edildiğini hatırlatan Erdal Güzel, “Özbekistan’da düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Turizm Bakanları Toplantısı’nda Erzurum’un ‘EİT 2025 Yılı Turizm Başkenti’ seçildi. 2025 yılında buraya yerli yabancı çok sayıda misafir gelecek. Buraları gezip görmek isteyecekler. Biz tabyaları bu haliyle görmelerini istemiyoruz. Yetkililerden bunların bir an evvel sahiplenilmesi, temizlenmesi, bakımının yapılmasını istiyoruz. Bu görüntüler hoşumuza gitmiyor. Hoş görüntüler değil. Ecdadın kemlikleri sızlıyor. Bunu sızlatmamak gerekiyor. En kısa zamanda yetkilerin çözüm bulacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Dünyaca ünlü piyanist Evgeny Grinko, 9 Mart, 11 Mart ve 4 Temmuz tarihlerinde İstanbul’da , 10 Mart’ta Ankara’da ve 13 Mart’ta İzmir’de hayranlarıyla bir araya geldi.
“Amar Pelos Dois” şarkısıyla 2017’de Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazanan Portekizli sanatçı Salvador Sobral, İstanbul’daki ilk konserini İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) 29 Mart’ta verdi.
Şarkıcı Lara Fabian, dünya turnesi kapsamında, 25 Nisan’da İstanbul Volkswagen Arena’da, ödüllü keman virtüözü David Garrett ise 4 Mayıs’ta İzmir, 5 Mayıs’ta Ankara ve 7 Mayıs’ta İstanbul’da sahne aldı.
Dünyaca ünlü şarkıcı Imany, yeni albümü Voodoo-Cello’nun Türkiye turnesi kapsamında 4-8 Haziran arasına İzmir, Ankara, Antalya ve İstanbul’da dinleyicilerle buluştu.
Kariyeri boyunca 5 kez Grammy Ödülü’ne, 6 kez de Latin Grammy Ödülü’ne aday gösterilen ünlü İtalyan tenor Andrea Bocelli 8 Haziran’da BJK Tüpraş Stadyumu’nda konser verdi.
Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), sezonun son konserinde 22 Haziran’da dünyaca ünlü soprano Olga Peretyatko’yu ağırladı.
Buena Vista Social Club üyeleri, 8 sene aradan sonra “Buena Vista All Stars” adıyla 22 Haziran’da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbul’da hayranlarıyla buluştu.
Lübnanlı şarkıcı ve televizyoncu Nancy Ajram da 22 Haziran’da İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda sahne aldı.
Maximum Uniq Hall’de ise 28 Haziran’da “Maceo Plex – Raxon – Via – Leyna”, 29 Haziran’da “Oscar and The Wolf” konseri gerçekleştirildi.
Kanadalı müzisyen ve besteci Loreena McKennitt, 3 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluştu.

ABD’li müzik grubu Pink Martini ise Antalya’nın Serik ilçesinde “Regnum Live in Concerts” kapsamında 7 Mayıs’ta Antalya’da sahneye çıktı. Türkçe dahil 25 dilde şarkılar seslendiren topluluk, 22 Temmuz’da da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde konser verdi.

– 31. İSTANBUL CAZ FESTIVALI’NDE DÜNYACA ÜNLÜ İSİMER SAHNE ALDI
Grammy ödüllü caz sanatçısı Gregory Porter 8 Temmuz’da, Türkiye’deki ilk konseriyle R&B, soul ve indie’nin genç ismi Arlo Parks 9 Temmuz’da, Jamaika kökenli İngiliz caz duayeni Yolanda Brown 10 Temmuz’da, “Wicked Game”, “Blue Hotel” ve “Baby Did A Bad Bad Thing” adlı şarkılarıyla uzun yıllar müzik listelerinin vazgeçilmezlerinden Chris Isaak 12 Temmuz’da ve Joshua Redman Group Feat. Gabrielle Cavassa 17 Temmuz’da, 31. İstanbul Caz Festivali kapsamında dinleyicilerle buluştu.
– KÜÇÜKÇİFTLİK PARK’TA DÜNYACA ÜNLÜ METAL GRUPLARI KONSER VERDİ
KüçükÇiftlik Park’ta Metal gruplarından Scorpions “Love at First Sting” albümlerinin 40. yılı dolayısıyla düzenledikleri turne kapsamında 23-25 Mayıs’ta, ABD’de 1983’te kurulan ve thrash metal türünün öncü isimlerinden kabul edilen Megadeth 12 Haziran’da, modern hard rock ve heavy metal müziğin öncülerinden kabul edilen İngiliz rock grubu Deep Purple 25 Haziran’da sahne aldı.
Besteci ve şarkıcı Goran Bregovic, “The Wedding and The Funeral Band” (Düğün ve Cenaze Orkestrası) ile 8 Temmuz’da Çeşme’de, 12 Temmuz’da İstanbul Maximum Uniq Hall’de müzikseverlerle buluştu.
İngiliz müzik grubu Massive Attack da 23 Temmuz’da İstanbul’da hayranlarıyla bir araya geldi. BKM ve Pozitif işbirliği ile Bonus Parkorman’da konser veren grup, sahnesinde müzisyen Elizabeth Fraser, Young Fathers, Deborah Miller ve Horace Andy’i ağırladı.
İngiliz heavy metal grubu Judas Priest, 24 Temmuz’da “Invincible Shield Tour Europe” turnesi kapsamında BKM organizasyonu ile Bonus Park Orman’da konser verdi.

– GIPSY KINGS YENİDEN İSTANBUL’DA
Latin müziğini tüm dünyada tanıtan Grammy Ödüllü müzik grubu Gipsy Kings, 26 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde sahne aldı.
Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki konserlerde ayrıca İbrahim Maalouf, Azerbaycanlı piyanist ve şarkıcı Aziza Mustafa Zadeh, Lara Fabian, Alice Merton, ünlü piyanist Maria Joao Pires, rock grubu Cairokee, Alman piyanist Reiner Weiss, Polonyalı klasik gitar sanatçısı Marcin Dylla, İngiliz rock grubu Wishbone Ash, Fransız çellist Edgar Moreau, serbest cazın öncüsü olarak görülen İngiliz sanatçı John Surman, İzlandalı rock grubu Kaleo, İsveçli ünlü müzisyen ve gitar virtüözü Yngwie Malmsteen ve Kazakistanlı müzisyen Dimash Qudaibergen’in de arasında bulunduğu dünyaca ünlü sanatçılar ağırlandı.
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ferruh Özpilavcı, kurumun Süleymaniye’deki başkanlık binasında gerçekleştirilen teslimi öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki bütün yazma eser kütüphanelerinin toplandığı özel, tematik ve butik bir başkanlık olduklarını söyledi.
Başkanlığın el yazması eserlerin ideal iklimlendirme koşulları sağlanarak rutubetsiz bir ortamda muhafaza edilmesi, acil müdahale edilmesi gereken eserlerin restorasyonu ve eserlerin kataloglarının çıkarılması, dijitalleştirilmesi ve bu bilgilerin hizmete sunulması gibi çalışmalar yaptığını aktaran Özpilavcı, “Bir sonraki aşama da bunların bilimsel neşir ve çevirilerinin yapılması. Bu bağlamda da 200’den fazla yayınımız var ve hala eserler hazırlanmaya devam ediyor.” dedi.

– “KURULUŞUNDAN BU YANA ALDIĞIMIZ ESERLER 15 BİNİ BULDU”
Kütüphane ve koleksiyonlardaki kitapların değerlendirilmesinin yanı sıra tespit edilen eserlerin satın alınmasına yönelik de çalışmalar yaptıklarına işaret eden Özpilavcı, şunları kaydetti:
“Alanlarında uzman kişilerden oluşan bir heyetimiz var; bunlar eserin değerini takdir ediyor. Bir şekilde atasından, dedesinden kalmış, elinde yazma olanlardan ya da bu işlerle alakalı koleksiyonerlerden veya sahaflardan yazma eser alıyoruz. Kuruluşundan bu yana aldığımız eserler 15 bini buldu ki, bu çok büyük bir rakam. Bunlar belki yurt dışına gidecekti veya telef olabilirdi. Devletin buna bir bütçe ayırması, uzman bir kurum üzerinden değerlendirilmesi, bunların ideal bir ortama ve kondisyona kavuşturulduktan sonra görüntüsüyle, katalog bilgisiyle uluslararası seviyede araştırmacıların erişimine sunulması çok önemli.”
Özpilavcı, kuruma gelen bağışları da değerlendirdiklerini, bağışlanan eserler belirli bir sayıya ulaştığında özel bir koleksiyon açılabildiğini ve akademik literatüre geçtiği için ismi verilen bağışçının adının kalıcı bir hale geldiğini anlattı.
Eserlerin yurt içi ve yurt dışındaki araştırmacıların istifadesine sunulmasının önemini de vurgulayan Ferruh Özpilavcı, yazma eserlere bağlı 300’e yakın koleksiyon bulunduğunu, bunlara yönelik eksik eserlerin bulunması ve koleksiyonlara geri kazandırılması için özel çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.
Bağışlanan eserin ait olduğu koleksiyona adını veren Hacı Beşir Ağa’nın 18. yüzyılda Osmanlı’da harem ağalığı yapan ve el yazması kitaplara çok ilgi gösteren bir zat olduğuna, pek çok kütüphane kurduğuna işaret eden Özpilavcı, koleksiyondan eserlerin geçmişte elle çoğaltılmak üzere ödünç verilebildiğini ve bunların bazılarının geri getirilmeyebildiğini, bütün bunlar göz önüne alındığında eserin koleksiyona geri kazandırılmasının çok önemli olduğunu dile getirdi.

– “ESERİ BAĞIŞLADIĞIM IÇIN ÇOK MUTLUYUM”
Eseri bağışlayan kitap meraklısı araştırmacı Mehmet Yayla, küçük yaşlarından bugüne tarihe ve eski eserlere çok meraklı olduğunu belirterek, “Kendi çabalarımla Osmanlıca öğrendim. Boş zamanlarımda müzeleri ve tarihi yerleri geziyorum. Tabii kitaplara da ilgim olduğu ve Osmanlıca öğrendiğim için Osmanlı Türkçesi kitaplar alıp okumaya çalışıyorum.” dedi.
Aldığı kitapların içerisinde el yazması özel bir esere rast geldiğini, kitap üzerindeki mühürler ve kayıtlar incelendiğinde Beşir Ağa’nın koleksiyonuna ait olduğunu öğrendiğini söyleyen Yayla, “Güler Doğan Averbek hocam, kitabın Süleymaniye Kütüphanesi’ne verilerek koleksiyona geri kazandırılmasının iyi olacağını söyledi. Ben de başkalarına da örnek olacağı mülahazasıyla eserin tekrar koleksiyona katılması gerektiğini düşündüm ve getirip kütüphaneye teslim ettim.” şeklinde konuştu.
Eseri bağışlayarak koleksiyona ait kayıp el yazmasının yuvasına geri dönmesini sağladığı için çok mutlu olduğunu ifade eden Yayla, şunları anlattı:
“Buraya gelmeden önce Beşir Ağa’nın Eyüp Sultan’daki kabrine gittim. Orada dua ettim ve içimden ‘Sizin bir eseriniz elime ulaştı. Tekrardan yerine bırakıp sizin vakfınızı tamamlıyorum.’ diye geçirdim ve konuyu kendisine de iletmiş oldum. Ellerinde böyle değerli el yazmaları olan herkese de bu eserleri bağış veya satış yoluyla ait oldukları yere geri kazandırmalarını tavsiye ederim.”
– “İSTANBUL’DAKI KÜTÜPHANELER BÜYÜK ÖLÇÜDE KORUNMUŞ”
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Güler Doğan Averbek de İstanbul’daki kütüphanelerde bulunan tarihi koleksiyonlarla ilgili çalışmalar yaptıklarını, ulaştıkları bilgilere göre pek çok koleksiyonun az kayıpla bugüne ulaştığını gördüklerini kaydetti.
Prof. Dr. İsmail Erünsal’ın kütüphaneler ve el yazmalarıyla ilgili çalışmaları bulunduğunu belirten Averbek, şu bilgileri verdi:
“Erünsal’ın şu tespitini önemli buluyorum. Osmanlı topraklarında mesela Hicaz, Şam ve Mısır bölgesinde neredeyse tamamen yok olan vakıf kütüphaneleri var ama İstanbul’daki kütüphaneler büyük ölçüde korunmuş. Koleksiyonlarda kayıplar var ama çok az. Mesela ben bu kitaba baktığımda bir hırsızlık malı olmadığını, muhtemelen ödünç verildiği dönemde koleksiyondan ayrıldığını ve kitaplar arasında unutulduğunu tahmin ediyorum. Sonrakiler de anlamadı ve bugüne kadar geldi. Çünkü kötü niyet olsa eserdeki kayıtlar silinirdi, mühürler kazınırdı. Kötü niyet yok, çok iyi de korunmuş. Yani İstanbul’daki kütüphanelerin korunmasını, İstanbul’un dünyada İslam yazmaları konusunda cennet olması neticesini vermesi bakımından çok önemsiyorum.”
Averbek, Cumhuriyet öncesinde 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Batı’da İstanbul’daki kütüphanelerin yağmalanmasına yönelik bir plan hazırlandığına dikkati çekerek, “İstanbul’daki yazmaları Hicaz bölgesinde, Kahire’de, Bağdat’ta olduğu gibi yağmalamayı planlıyorlar fakat bu gerçekleşmiyor. İstanbul kütüphaneleri korunmuş, bunu bilmemiz lazım.” dedi.
El yazmalarının bugün de çok iyi korunmaya devam ettiğini vurgulayan Averbek, “Elinde yazma eserler olanlar, hiç düşünmeden bunları Türkiye Yazma Eserler Kurumuna ulaştırabilir. Mehmet bey çok doğru bir şey yaptı, zaten yapması gereken bir şeydi belki ama istese yapmayabilirdi.” açıklamasını yaptı.

– “DİĞER ZAYI NÜSHALARIN DA KOLEKSİYONA KAZANDIRILMASI ÖNEMLİ”
Türkiye Yazma Eserler Kurumunda 11 yıldır kataloglama biriminde görev yapan yazma eser uzmanı Tenzile Derin Şahal ise koleksiyonların kayıp olan nüshalarına ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Eserlere ilişkin verileri girerken Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan katalogları da incelediklerini belirten Şahal, şunları kaydetti:
“Bu kataloglar analize açık olmasını istediğimiz veriler açısından yetersiz. Yani hepsi çok çok iyi niyetlerle yapılmış ama yetersiz. Şimdi biz fiziksel olarak elimizde olan ve görüntüsüne de sahip olduğumuz eserlerin bütün bilgilerini girmeye çalışıyoruz. ‘Emsile ve Bina’ gibi yaygınlığından dolayı dikkat çekmeyeceğini düşünülen eserlerin bulunduğu nüshalarda bile çok kıymetli alimlerin el yazısıyla çok önemli notları olabiliyor. Bütün bu yazmaların kenarlarındaki notlara kadar detaylı açıklamalarını giriyoruz. Fakat zayi olan nüshalar var.”
Şahal, Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan koleksiyonlar özelinde zayi nüshalara ilişkin gerçekleştirilen çalışmalara değinerek, “Bu bizim takibinde olacağımız bir konu olacak. Çünkü bu şekilde neticelenmesi bizi çok mutlu etti. ‘Mecmu’atü’l-Ebyati’l-Arabiyye’ adlı eser, ait olduğu yere geri döndü. Bu neden diğer zayi nüshalar için olmasın? Neden kaybolduğunu, ne nedenle kütüphaneden çıktığını yani bunun tarihsel gelişimini incelemek de bizim kendimize görev bildiğimiz, iş kalemleri arasında.” değerlendirmesini yaptı.
Mehmet Yayla’nın bağışının başkalarına da örnek olmasını ve zayi olan nüshaların çok daha iyi şartlarda korunacağı kütüphaneye geri dönmesini arzu ettiklerini ifade eden Şahal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kataloglama birimi olarak eseri koleksiyondaki yerine koymadan önce sayfa sayfa inceleyeceğiz. Her sayfada hangi bilgiler var, hepsinin dökümünü yapacağız. Bu bilgileri 46 başlıkta giriyor ve birbirleriyle bağlantılandırıyoruz. Bir sonraki aşamada fiziksel ve sanatsal özelliklerini dikkate alarak hikayesini daha da derinleştirmeye çalışıyoruz. Öncelikli vazifemiz bütün verileri doğru ve standart bir şekilde girmek. Bu bir Arap edebiyatı mecmuası, içinde muhtemelen parça parça şiirler, beyitler, paragraflar var. Bütün bunların teker teker hangi sayfada kimin nakli olduğunu, kimin eserinden alındığını yazıyoruz. Bu da bu mecmuayı yazan kişinin ilgi alanını tespit etmemize yarıyor.”

– BEŞİR AĞA KOLEKSİYONU VE ESER HAKKINDA
Osmanlı Devleti’nde kurulan kütüphaneler ve şahsi koleksiyonlar konusunda yaptığı araştırmalarla bilinen Prof. Dr. İsmail E. Erünsal’a göre Hacı Beşir Ağa, Cağaloğlu’nda yaptırdığı cami, medrese, zaviye, mektep ve kütüphaneden müteşekkil külliyeye pek çok kitap vakfetti.
Külliyenin Temmuz 1745 tarihli vakfiyesine göre kütüphanede dört hafızıkütüp (kütüphaneci) görevliydi. Hacı Beşir Ağa tarafından kurulan kütüphanelerin en zengini olan bu koleksiyonda zaman içinde kütüphanecilerin bazı kitapların beş günlük süreyle dışarıya çıkarılmasına izin verdiği ve bunun sonucunda bazı kitapların kaybolduğu tespit edildi.
Bunun üzerine kütüphane kapatılarak Ocak 1784’te bir sayım yapıldı ve 38 kitabın kaybolduğu belirlendi. Geriye kalan 676 kitap da kütüphanecilere teslim edilerek şartlara aykırı hareket edilmemesi istendi ve kütüphane tekrar hizmete açıldı.
Yapılan incelemenin sonucunda Fazlullah b. Muhibbullah el-Muhibbi’ye ait daha çok muhtelif Arapça beyitlerden müteşekkil bir mecmua olduğu tespit edilen yazmanın, Beşir Ağa Kütüphanesi’nden yaklaşık 250 yıl önce kaybolduğu tespit edildi.
Eserin başında bulunan bir kayda göre 1151 senesinde Beşir Ağa’nın şahsi kütüphanesinde bulunduğu tespit edilen yazma eser, koleksiyona vakfedilen diğer kitaplarda olduğu gibi Beşir Ağa’nın 1158 tarihli ikinci bir kaydını, Evkaf-ı Haremeyn Müfettişi Mehmed Emin Efendi’nin vakıf kaydı ile mührünü, ayrıca koleksiyon numarası olan 677 sayısını taşıyor.
Daha önce muhtevası hakkında detaylı bir bilgiye sahip olunmayan, 220 sayfadan ibaret olan yazma, kısa sürede gerekli restorasyon ve bakım sürecinden geçirilerek dijital kopyası araştırmacıların istifadesine sunulacak ve Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’nde bulunan Beşir Ağa Koleksiyonu’nda kendi raf aralığında muhafaza altına alınacak.
Avşar, 1982’den sonra başta Bahtiyar Vahapzade olmak üzere çok sayıda Azeri sanatçı ve düşünürün eserlerini Türk Edebiyatı Dergisinde yayınladıklarını söyledi.
Rahmetli Ahmet Kabaklı’nın bu konuda büyük katkıları olduğunu belirten Avşar, “Burada nice değerli yazar ve şaire ev sahipliği yaptık. Birçok değerli isim bu kürsülerden konuşma imkanına erişti. Bugün de önemli bir şairi ağırlıyoruz. Kendisi sivil toplumdan edebiyat sahasına kadar önemli çalışmaları olan biri isim. Huraman Hanım’ın Türk dünyasında hak etiği bir değeri var. Kendisini burada ağırlamaktan çok mutluyuz.” dedi.
– “TÜRK DÜNYASI VE AZERBAYCAN’IN AŞKINI DA ŞİİRİNDE BIZE GÖSTERİR”
Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı da “Şiirin anlamı, şairin karnındadır.” sözüne işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Huraman Muradova, kendisindeki bu anlamı sözüne dökmüş kıymetli bir şairdir. O gönlünde hissettiklerini insanlarla paylaşan, onlara ulaştırabilen kıymetli bir şahsiyettir. Aşk onun şiirinin temel unsurudur ve bu Allah aşkıdır. Yaradan’dan ötürü yaratılana yönelen bir aşktır. Bunun yanı sıra o, Türk dünyası ve Azerbaycan’ın aşkını da şiirinde bize gösterir. Huraman Muradova, vatan aşığı Türk ve Müslüman bir şairdir.”
Prof. Dr. Ramazan Korkmaz da insanların yaşadıkları toprakların ruhunu taşıdıklarını ve coğrafyanın insan ruhunun bir temsili olduğu dile getirdi.
“Azerbaycan, sözün bayraktarlığını yapan millettir.” diyen Korkma, “Bugün ele aldığımız Huraman Hanım da bu geleneğin bir parçasıdır. Onun şiirlerinde, toprakların ruhunu görmek mümkündür. İnsanlar maddi kayıplar yaşayabilirler ama asıl kayıp ruhta yaşanan kayıptır. Muradova’nın şiirlerinde yaşanılan kayıplar ve acıları görmek mümkündür. Geçmişte olduğu gibi bir çocuk, vatan için yazılan şiirleri okuyarak kendisini inşa eder ve bugün maddi kayıplar giderilmişse şiirin önemi çok büyüktür. Muradova da bu geleneğin önemli bir temsilcidir.” ifadelerini kullandı.
– “Şiir insanın, anlatılmaz ve tanımlanamaz hallerini söze döker”
Türk Edebiyatı Dergisi Yazı İşleri Müdürü Enver Ayko ise şiirin edebi türler içinde en “kişisel” olan tür olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:
“Şiir insanın, anlatılmaz ve tanımlanamaz hallerini söze döker ve onun ruhuna dokunur. Bu etki Muradova’nın şiirlerinde de görülür. Onun şiirlerini, vatan sevgisi ve lirik şiirler olarak ikiye ayırmak mümkündür. Muradova, şifai gelenekten fazlasıyla beslenmiştir ve onun şiirleri okunmak, söylenmek için yazılmış gibidir. Artık şiirlerde girmediğimiz, doğanın sesinin de onun şiirinde önemli bir yansıması vardır. Huraman Muradova’nın şiirindeki temel ses ise vatan adanmış aşkın bir ifadesidir.”
Huraman Murodova da burada olmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu belirterek, şiirin kendisi için varlığının bir aynası olduğunu söyledi.
Şiirin anı zamanda hissettiklerinin sesi olduğunu anlatan Murodova, “Benim Türk dünyasına karşı sevdamın bir yansımasıdır. Kardeş Türkiye’deyim ve bu kitap benim için kardeşliğin bir yoludur. Ben de sizlere bu kitap vesileleriyle Azerbaycan’ın selamını getirdim.” dedi.
Program, Muradova’nın kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.
Zehirlendikleri değerlendirilen 12 kişi, Atatürk Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil yoğun bakımda gözetim altına alındı.
Atatürk Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mevlana Gül, gazetecilere, hastaların 96 saat gözetim altında tutulacağını söyledi.
Mantar alırken dikkatli olunması gerektiğini belirten Gül, “Şu an yoğun bakımda 12 hastayı mantar zehirlenmesi açısından takip ediyoruz. Şu anda henüz böbrek, karaciğer yetmezliği yaşayan bir hastamız yok, uygun antidot tedavisiyle takip ediyoruz. Her şey kontrol altında ama ilerleyen saatlerde neler gelişebileceğini tahmin edemiyoruz.” dedi.
Gül, bilinçsiz şekilde mantar tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Kültür mantarı olsa dahi temizliğine dikkat etmeden pişirildikten sonra ısıtıp tekrar yenildiği sürece iyice yıkanmamışsa böbrek yetmezliğine götürebilecek ishale sebep olabilir ama toplama mantarlarda 96 saat sonra bile çok hızlı ilerleyen karaciğer yetmezliğine sebep olabildiği için bunlara dikkat etmek gerekiyor. Geçmiş haftalarda artan yağışlar nedeniyle çok fazla mantar zehirlenmesiyle karşılaşmaktayız. Bunun sebebi halkın bilinçsiz şekilde toplaması, pişirmesine ve yıkamasına dikkat etmeden tüketmeleri. Ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen denetimden geçmemiş ve paketlenmemiş, üzerinde son kullanma ve paketleme tarihini görmediğiniz mantarları tüketmeyin. Marketten alınan kültür mantarlarında da paketlemenin çok düzgün, temiz ve parlak göründüğünden emin olunmalı.”
Rengi değişmiş mantarların da tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Gül, “Mantar zehirlenmesiyle gelen hastalarımıza kaç kişiyle yedikleri, nereden aldıkları, kaç kişide bu semptomların görüldüğünü soruyoruz. Eğer birlikte yenilendiyse sadece bize başvuran değil, diğer yiyen kişilerde de aynı semptomların gelişebileceği, erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğini bildirmek isteriz.” dedi.
– “DIĞER ZEHiRLENENLER DE BiZiMLE AYNI YERDEN ALAN AiLELER”
Mantardan zehirlenen 67 yaşındaki emekli öğretmen Fevzi Aydemir de mantarı yedikten birkaç saat sonra ciddi derecede ağrısı olduğunu söyledi.
Aydemir, eşinin ve kızının da zehirlendiğini belirterek şunları kaydetti:
“Köye giderken bir marketin yanında mantar satıyorlardı. Bu sene hiç mantar almamıştık, alayım da yiyelim dedim. Kendi topladığımız mantarları yemedik, oradan aldığımız mantarları akşam 20.00 gibi yedik, gece 04.00’te ailecek eşim ve kızımla kıvranmaya başladık. İlk mantardan olduğunu düşünmedik, sonra aklımıza gelince herhalde zehirlendik dedim ve ambulans çağırdım. Hastaneye geldik, müdahale ettiler. Biz 3 kişi geldik, 2 de torunum vardı, Allah’tan onlar yemedi. Aslında mantarın mevsimi geçti, bu yıl yağışlardan dolayı mantarların olduğunu ve zehirli olabileceğini anlamadık. Diğer zehirlenenler de bizle aynı yerden alan aileler, onlar da zehirlenmiş şekilde geldiler. Çok sıkıntı çektik, halkımıza tavsiyem, satın alacağız mantarlara dikkat edin, sakın sokaktan mantar almayın. Bir daha yemeyi bırak mantar bile almayacağım.”
Milli Eğitim Bakanlığı okullarda mesleki eğitimde yeni bir döneme giriyor. Sadece liselerde olan mesleki eğitim, artık ortaokuldan itibaren başlayacak. Öğrencilerin küçük yaşta temel mesleki becerileri keşfetmeleri ve mesleki başarılarını artırmalarını amaçlayan projenin ilk adımı, Sivas’ta atılacak. Kent merkezindeki Sivas Bilişim Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde açılacak olan meslek ortaokulu projenin ilk adımı olacak. Okulun 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde ilk öğrencilerini alarak eğitim hayatına başlaması planlanıyor.

‘TÜRKİYE’DE BİR İLK OLACAKTIR’
Açılması planlanan meslek ortaokulunun birçok aşamasının tamamlandığını belirten Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Necati Yener, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde tüm meslek liselerimizin bünyesinde ortaokulların olması önemseniyor. Amacımız burada çocuklarımızın yetenekleri doğrultusunda meslek liselerine yönlendirilmeleridir. Bu okul da Türkiye’de bir ilk olacaktır. Şimdiden Sivas’taki tüm ortaokul öğrencilerimizin, Sivas Bilişim Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde açılacak olan ortaokulu heyecanla beklediklerini görmekteyiz. Meslek liseleri gerçekten çok iyi bir noktaya geldi. Bu, yıllarca verilen emek ve teşviklerin sonucudur. Teknofest, bu noktada çok kıymetli bir yere sahiptir. Teknofest’in Türkiye ve dünya çapında ses getirmiş olması gerçekten çok kıymetli. Meslek liseleri bu gün bir atılım içerisindeyse Teknofest’in bunda çok ciddi bir katkısı vardır. Sivas Bilişim Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Teknofest’te insansız hava aracı alanında katılmış olduğu yarışmada da Türkiye birincisi olmuştur. Teknofest felsefesini Türkiye’ye kazandıranlara ne kadar teşekkür etsek azdır” diye konuştu.
‘ÇOK CİDDİ BİR KATKISININ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’
Sivas Bilişim Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin özelliklerinden bahseden ve açılacak ortaokulun öneminden değinen Yener, “Burası Türkiye’de bulunan 16 tematik liseden bir tanesi. Bu 16 lisenin 5’inde siber güvenlik bölümü var. Sivas’ta da, Sivas Bilişim Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bünyesinde siber güvenlik alanı mevcuttur. Tabii bu lisemizin bünyesine bir de ortaokulun katılmasıyla eminim ki, ülkemizin geleceği ve en büyük zenginliği olan çocuklarımız noktasında çok ciddi bir katkısının olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘KENDİ YETENEKLERİ DOĞRULTUSUNDA LİSELERİNİ SEÇMELERİ ÇOK KIYMETLİ’
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin Türkiye için çok büyük bir kazanım olduğunu söyleyen Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Necati Yener, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde bu rehberlik çalışmalarının ilkokuldan başlayıp ortaokul ve lise seviyesinde işin felsefesini anlatma noktasında ciddi çalışmalar var. Gerçekten Türkiye için büyük bir kazanım olan bu modeli, en iyi anlatabileceğimiz alanlardır, diye düşünüyorum. Çocuklarımızın yeteneklerine göre alan belirlemeleri ve meslek liselerimizde ki bu çeşitlilikte kendi yetenekleri doğrultusunda liselerini seçmelerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.
HAVA SICAKLIĞI: Önemli bir değişiklik beklenmiyor. Ülkemiz genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzey yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güneybatısı, Kıyı Ege, İç Anadolu’nun güney ve doğusu ile Doğu Anadolu’nun batısında kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
UYARILAR
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yağışların; Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Artvin ve Ardahan çevrelerinde yerel kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (ani sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar vb.) dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

BÖLGELERİMİZDE HAVA
MARMARA
Az bulutlu ve açık, bu akşam saatlerinde bölgenin doğusunun parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin güneybatı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
EDİRNE 19°C, 36°C
Az bulutlu ve açık
İSTANBUL 22°C, 33°C
Az bulutlu ve açık
KIRKLARELİ 20°C, 34°C
Az bulutlu ve açık
KOCAELİ 21°C, 32°C
Az bulutlu ve açık, bu akşam saatlerinde parçalı bulutlu
EGE
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; Kıyı Ege’de kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
A.KARAHİSAR 14°C, 29°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLİ 22°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
İZMİR 25°C, 36°C
Az bulutlu ve açık
MANİSA 24°C, 38°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA 25°C, 40°C
Az bulutlu ve açık
ANTALYA 27°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
HATAY 25°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
ISPARTA 16°C, 31°C
Az bulutlu ve açık
İÇ ANADOLU
Sivas çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin güney ve doğu kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
ANKARA 17°C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
ÇANKIRI 16°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
ESKİŞEHİR 17°C, 31°C
Parçalı ve az bulutlu
SİVAS 14°C, 26°C
Yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
BATI KARADENİZ
Parçalı yer yer çok bulutlu, bu akşam saatlerinde bölgenin kıyı kesimleri ile Karabük ve Kastamonu çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU 14°C, 29°C
Parçalı bulutlu
DÜZCE 18°C, 31°C
Parçalı bulutlu
SİNOP 21°C, 28°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, bu akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ZONGULDAK 19°C, 29°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, bu akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Orta Karadeniz kıyıları ve Doğu Karadeniz ile Tokat çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; bölgenin kıyı kesimleri ile Artvin çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
AMASYA 20°C, 30°C
Parçalı bulutlu
ARTVİN 17°C, 25°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
SAMSUN 22°C, 31°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, bu akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; bu akşam saatlerinde doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
TRABZON 21°C, 27°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; yarın (Pazar) yerel kuvvetli olması bekleniyor.
DOĞU ANADOLU
Öğleden sonra Ardahan çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; bölgenin batı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
ERZURUM 12°C, 25°C
Öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KARS 12°C, 22°C
Parçalı yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MALATYA 18°C, 33°C
Parçalı bulutlu
VAN 16°C, 27°C
Öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR 23°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP 23°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT 26°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA 26°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
Binanın mimari ve sanatsal özellikleri açısından titizlikle yürütülen çalışmaların yaklaşık 1 yılda tamamlanmasıyla köşk, Cumhuriyetin 100. yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuyla yeniden ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Yenilenen yüzüyle misafirlerine ev sahipliği yapan köşk, kentte ziyaret edilen tarihi mekanların başında geliyor.

Her geçen gün daha da ön plana çıkan Atatürk Köşkü’nün ziyaretçi sayısı yılın ilk yarısında 95 bin 175 kişiye ulaştı.
Haftanın 7 günü 09.00-19.00 saatleri arasında açık olan köşkte, Büyükşehir Belediyesi bando ve mehter ekibince her çarşamba Atatürk’ün sevdiği şarkıların seslendirildiği dinleti de gerçekleştiriliyor.

“Atatürk’ün manevi hatırasını orada yaşatıyoruz”
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AA muhabirine, Trabzon’un özellikli bir şehir olduğunu söyledi.
Trabzon’da cihanşümul 3 padişahın izinin olduğunu belirten Genç, “Trabzon’umuzu böyle anlatıyoruz. Fatih’in fethettiği, Yavuz’un yönettiği, Kanuni’nin doğduğu, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün üç kez teşrif ettiği ve vasiyetini yazdığı bir şehir. Mustafa Kemal Atatürk şehrimize teşrif ettiklerinde şu anda Atatürk Köşkü olarak ziyarete açık olan bir köşkte, konakta misafirimiz oldular.” dedi.
Genç, Atatürk Köşkü’nün önemine işaret ederek, “Mustafa Kemal’in hem vasiyetini yazdığı hem konakladığı köşkümüz Eylül 2022’de restorasyona girdi. Orada 355 çok kıymetli eser var. Onların ve yapının restorasyon işi yapıldı ve Cumhuriyetimizin 100. yılında 29 Ekim 2023’te yeniden ziyarete açıldı.” diye konuştu.

Köşke bu yıl ziyaretçilerin daha çok rağbet ettiğini vurgulayan Genç, şöyle devam etti:
“Ziyaretçi sayımız artan bir oranla da devam ediyor. 6 ayda, 95 bin 175 ziyaretçimiz olmuş. Biz de zaman zaman orada etkinlikler yapıyoruz. Atatürk’ün manevi hatırasını orada yaşatıyoruz. Haftada bir gün Atatürk’ün sevdiği şarkılar başta olmak üzere dinletiler, çeşitli programlar yapıyoruz.”
Genç, Atatürk Köşkü’nün, Trabzon’da ziyaret edilen önemli noktalardan olduğunu anlatarak, “Bu tür mekanlar hem tarihi hem de bize emanet mekanlar. Ayrıca halkımızın ve turistlerin ziyaretine açık mekanlar. Dolayısıyla sayısal anlamda hedefimiz yok ama Atatürk Köşkü’nü aslına en uygun şekliyle ziyaretçilerimize hazır halde tutmak bizim görevimiz. Ziyaretçi sayımız ne kadar artarsa biz de o oranda mutlu oluruz.” ifadelerini kullandı.

“Burası gerçekten güzel, görülmeye değer bir yer”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden turla bölgeye geldiklerini belirten Şerife Aydıntaş, “Trabzon’da ilk Atatürk Köşkü’ne geldik. Burası gerçekten güzel, görülmeye değer bir yer. Atatürk’ün bütün eserleri, bütün evleri görülmeye değer.” dedi.
Antalya’dan gelen Demet Akbulak ise “Burayı hiç görmemiştim. Daha önce de Karadeniz’e gelmiştim ama burası gerçekten mükemmel. Dolmabahçe’de hissettiğimi burada da hissettim. İnsan inanılmaz güzel şeyler hissediyor.” diye konuştu.
Ziyaretçilerden Arife Yılmaz, “Çok görmek istiyordum burayı, çok beğendim.Yıllardır söylüyordum zaten, hayalimi gerçekleştirdim. Atatürk’ün Köşkü’nü de gördüm, çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.

Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin getirilmesi için anlaşma imzalanması çağrısı yapılan, Netanyahu hükümetine karşı her hafta cumartesi günü düzenlenen protestolar devam etti.
Binlerce kişi, Gazze’deki esirlerin geri getirilmesi konusunda siyasi iradenin kayıtsızlığı ve savaşın yönetimini eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep ettikleri protestolarını yineledi.

Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin çeşitli noktalarında hükümetin istifasını ve esirlerin geri getirilmesini talep etti.
Protestoların merkezi, binlerce İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’de yer alan, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.
Ellerinde İsrail bayrakları bulunan protestocular, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde yazıların yer aldığı pankart, afiş ve dövizler taşıdı. Caddede kurulan platformda hükümetin eleştirildiği konuşmalar yapıldı.
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Menachem Begin Caddesi’nde Savunma Bakanlığının önünde Netanyahu ve hükümete eleştirilerini yöneltti. İsrailli esir yakınları, Netanyahu ve kabine üyelerini, “esirleri geri getirecek anlaşmaya engel olmakla” suçladı, Netanyahu’nun ABD Kongresinde yaptığı konuşmada “esir takası anlaşmasına değinmemesini” eleştirdi.

İsrailli esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davul ve düdük çalan protestocular, “Hepsi hemen eve”, “Yardım” yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak.”, “Sen baştasın, sen suçlusun.” diye bağırdı.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önündeki Menachem Begin Caddesi’ne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.
Netanyahu’nun evinin önünde de gösteri yapıldı
Sahil kenti Hayfa’nın yanı sıra kuzeyde Kayserya kentinde Netanyahu’nun şahsi konutunun çevresinde de binlerce gösterici, İsrail bayrakları, meşaleler, davul ve düdüklerle toplandı. Göstericiler, “Sen baştasın, sen suçlusun.” sloganları atarak hükümetin istifasını ve erken seçim talep etti.
Batı Kudüs’te de İsrailliler, esirlerin serbest bırakılması için hükümetin anlaşma yapması talebiyle yürüdü.
Hükümetin istifası ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, ülkenin çeşitli noktalarındaki yolları ve kavşakları kapattı. İsrail polisinin bazı noktalarda göstericilere güç kullanması sonucu arbede yaşandı.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor.
İsrail basınındaki haberlere göre, güvenlik teşkilatı ve müzakereleri yürüten istihbarat teşkilatları anlaşma yapılması yönünde görüş bildirmişti. Buna karşın Netanyahu’nun hükümetindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı karşısında anlaşmaya yanaşmadığı ifade edilmişti.
Esir takası müzakerelerinin ivme kazandığı geçen haftalarda Netanyahu, Refah Sınır Kapısı ve Gazze’nin Mısır sınırındaki İsrail işgalinin devam etmesinin olası mutabakatın şartlarından biri olduğunu söylemişti.
İsrail basınında, Netanyahu’nun yeni talepleriyle esir takası müzakerelerini zora soktuğuna dair haberler yer almıştı.
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“AYDER’İ ESKİ İHTİŞAMINA KAVUŞTURDUK”
Toplam tutarı 1,6 milyar lirayı bulan hizmet ve yatırımların Rize’ye ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Ayder’e yaptığımız yatırımı çok çok önemsiyoruz. Vatandaşımızın buraya gelen yerli yabancı şikayetlerini dinledik. Ayder’i doğa koruma projemizle şanına yakışır bir hale getireceğiz demiştik, sözümüzü tuttuk. Ayder’i eski güzelliğine kavuşturduk inşallah yarın orada olacağız.

Rize’ye hasret gidermek için de geldik. Yakın çevremizde yaşanan olayları siz de görüyorsunuz. Rusya-Ukrayna bizim Karadeniz’deki komşularımız. 2,5 yıldır süren savaşta on binlerce insan öldü. Batılı savaş baronları dışında bundan kimse hayır görmedi. Biz barış için çalışıyoruz. İki komşumuz arasında dengeli politika izleyerek savaşın Karadeniz’e sirayet etmesine engel olduk. Bizi eleştirenler şimdi bize hak veriyor.
“İNSANLIK ADINA BİZ UTANDIK”
7 Ekim’den beri Türkiye insanlığın vicdanı oldu. Kimseden çekinmeden Gazze’li ve Filistinli kardeşlerimiz için harekete geçtik. Bölgeye en fazla yardım malzemesi gönderen ülkeyiz. İsrail’in katliamlarını tüm dünyaya anlattık. Batı dünyası ise İsrail’in yanında yer aldı. Önceki gün ABD’deki o rezil sahneleri hep birlikte gördük. Açıkçası insanlık adına biz utandık.

Netanyahu gibi birine kırmızı halı sermek, yalanlarını elleri şişinceye kadar alkışlamak Amerika için büyük bir akıl tutulmasıdır.
ABBAS TEPKİSİ
Bazı siyasi partiler diyorlar ki; ‘Şuanda hükümet Filistin Başkanı’nı Türkiye’ye davet etsin ve parlamentoda konuştursun’. Size bunu davet etmediğimizi kim söyledi?
Davet ettiğimiz halde gelmeyen Abbas; kusura bakmasın bizden ayrıca özür dilemesi lazım. Bekliyoruz. Bakalım gelebilecek mi? Gelir veya gelmez ama biz Filistin halkı için söylenmesi gerekenleri her toplantıda dile getiriyoruz.
Kalbinde zerre kadar insanlık olan böyle bir vicdansızlığı meşrulaştıramaz. Hortlatılmak istenen Haçlı zihniyeti işte budur. Temsilciler Meclisi dışında binlerce insan bunları lanetliyor. 40 bin masumun katilini alkışlayanları görünce kendi geleceğimiz için endişeleniyoruz. Gazze’ye dikilen o kirli gözlerin garantisini yarın Anadolu’ya yapmayacaklarını kim söyleyebilir? Türkiye her zaman güçlü olmak, caydırıcı olmak zorundadır diyoruz.

EKONOMİ MESAJI
Her alanda tam bağımsız Türkiye hedefimiz için koşturuyoruz. Son 22 yılda çok çalıştık. Onca ihanete rağmen önemli başarılara imza attık. Ekonomide oralama yüzde 5,5 büyüme kaydettik. Türkiye dünyada satın alma paritesinde 11. sıraya yükseldi. İhracatımız 256 milyar dolara yükseldi. Turist sayısı 57 milyona çıkarttık.

Savunma sanayiinde dışa bağımlılık yüzde 20 seviyesine düştü. Terörle mücadele çok iyi bir yerdeyiz. Terör örgütlerinin mevcudiyetini sınır içinde neredeyse bitirdik. Sınır ötesinde ise mücadeleye devam ediyoruz. Evlatlarımıza terör tehdidinin olmadığı bir ülke teslim etmekte kararlıyız.
“PROGRAMIMIZI KARARLILIKLA UYGULAYACAĞIZ”
Ekonomideki zorlukların farkındayız. Geçen yıl ortaya koyduğumuz OVP’nin etkilerini görüyoruz. Merkez Bankası rezervemiz hiç olmadığı kadar artıyor. Risk seviyesi azalıyor. Gri listeden çıktık. Kredi derecelendirme kuruluşları bile hakkımızı teslim etmeye başladı. Son 2 yılda fiyat balonunun oluştuğu sektörlerde dengelenme hız kazandı. Bütçe dengelerini iyileştiriyoruz.

İşsizlik oranı bir önceki yıla göre azaldı ve yüzde 8,4 seviyesinde gerçekleşti. Programımızı kararlılıkla uygulayacağız. Politikalarımıza güvenmeye devam edin. Felaket tellallarına kulak asmayın. Türkiye’ye düşmanlık besleyenlerin oyunlarına lütfen gelmeyin. Türkiye bu sürecin sonunda çok farklı bir ülke olacak. Bundan şüphe duymuyoruz.
HABER7
7 Ekim’den bu yana 10 aydır Gazze Şeridi’ne saldıran terör devleti İsrail 3 esiri kurtarma dışında hiçbir başarı elde edemezken, Gazze’de istiklal mücadelesi veren Hamas’ın oluşturduğu direniş tünellerinin karmaşık ağı hâlâ çözülemedi. İsrail ordusunun keşfedip kimisini incelemeye aldığı, kimisini bombaladığı tünellerin hem yan kollarının bulunduğu hem de süratle yeniden restore edilebildiği belirtildi. Gazze’nin hudut bölgelerinden İsrail’e çok yakın noktalarda hala tünel ağının mevcudiyetini koruduğu kaydedildi. Filistinli mücahidlerin 7 Ekim’deki Aksa Tufanı benzeri yeni bir operasyon yapabilmesinin imkanının bulunduğu vurgulandı.
| Hamas’ın Gazze’deki hakimiyetini koruyabilmek için geliştirdiği teknolojiler arasında, yer altına ördüğü tünel ağı geliyor. İçerisinde haberleşmenin olduğu, kamera sistemlerinin bulunduğu, internet hizmetinin kesintiye uğramadığı savaş tünelleri, modern dünyanın en spesifik olguları arasında yer alıyor. 7 Ekim’den bu yana süren Gazze savaşında sivilleri öldürmekten başka bir şey yapamayan İsrail ordusunun gerçek manada kabusu olan tünellerde Hamas, şimdiye kadar yankı uyandıran başarılar elde etti. Kaç kilometre olduğu, yer altında kaç katlı ve hangi derinlikte yapılar olduğu hiçbir zaman öğrenilemeyen Hamas tünellerinde ciddi mühendislik başarısı bulunduğu belirtiliyor. |
‘ENDİŞE VERİCİ’ DİYEREK DUYURDULAR
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (İDF) Gazze tünelleriyle ilgili raporu, İsrail merkezli medya kuruluşu N12’de yayınlandı. Amit Segal imzalı haberde, “Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağının İDF için büyük baş ağrısı oluşturduğu, güvenlik yetkililerinin bu tünel sistemini ‘örümcek ağına’ benzettiği ve bir tünel kesildiğinde alternatif yolların hemen devreye girdiği” ifade edildi.
İsrail medyasında “İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin son değerlendirmesi endişe verici” ifadesiyle yayınlanan rapora göre İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde devam eden çatışmalar sırasında Hamas’ın tünel sisteminin yüksek kalitede olduğunu ve çoğu tünelin restore edildiğini değerlendirdi.

TABURLAR HALA AKTİF, KUZEYDEN GÜNEYE İRTİBAT KURULABİLİYOR
Hamas’ın kuzey ve güneydeki askerî bağlantısının hala aktif olduğuna değinilen haberde, “Taburlar ve tugaylar arasında bağlantı var ve Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyi arasında da bağlantı var. Burada Hamas açısından stratejik kollar ve arterlerden bahsediyoruz. Çünkü ancak onlar aracılığıyla mücadelede ve karar alma süreçlerinde sürekliliği koruyabilirler” denildi.
Özellikle Han Yunus’ta hasarlı tünellerin büyük kısmının onarıldığı ve bunun, tünellerin inşası için gerekli bileşenler de dahil olmak üzere beton fabrikalarının restorasyonuna ek olarak yapıldığı belirtildi.
İşgalci ordunun değerlendirmesine göre, Hamas’ın merkez kampları ile Gazze merkezindeki Şucaiye ve gündeydeki Refah’ta tünellerin büyük bölümü oldukça yüksek kalitede.

HAMAS BAŞARDI
N12’deki haberde görüşüne yer verilen fakat ismi açıklanmayan bir subay, “Gazze Şeridi boyunca tamamen iletişim kurabilen ve birbirine bağlanabilen Hamas, yeraltında kaybolmayı başardı ve manevra yapan kuvvetlere aniden saldırılar başlatmaya muvaffak oldu. Tünellere güvenerek kimi nereye ve ne zaman göndereceğini biliyorlardı.” dedi.

İSRAİL ORDUSU TÜNELLERLE İLGİLİ HER ŞEYİ BİLMEDİĞİNİ BİLİYOR
Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağlarını iyi bilen bir güvenlik yetkilisinin, “Bu bir örümcek ağı gibi. Bir tüneli keserseniz, otomatik olarak alternatif tüneller ortaya çıkıyor. O da var olmaya devam edebiliyor” şeklindeki görüşü aktarıldı.
Başka bir uzman ise Hamas tünelleriyle ilgili, “Bu, sistemi tutan damarlar gibi, içlerinden kan akıyor.” benzetmesi yapıyor.
Haberde, “İDF, devasa tünel projesi ve yeraltı şehri hakkında her şeyi bilmediklerini biliyor.” deniliyor.

İSRAİL’DE BASKIN KORKUSU
Refah’taki mevcut durumun, savaş sonrasında Kassam Tugayları’na sınıra yakın noktalarda cephanelik oluşturma ve baskın düzenleme kabiliyeti sağladığı tespiti aktarıldı.

SANSÜR MESAJI
N12’deki haberde “Burada yayınlanan her şeyin sansür tarafından yayına onaylandığını belirtiyoruz” sözlerine yer vermesi ise dikkat çekti. İsrail’de medyaya uygulanan sansürün boyutunu gözler önüne seren bu ifadeler, işgal ülkesinde basına yönelik baskının boyutunu gösterdi.
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“AYDER’İ ESKİ İHTİŞAMINA KAVUŞTURDUK”
Toplam tutarı 1,6 milyar lirayı bulan hizmet ve yatırımların Rize’ye ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Ayder’e yaptığımız yatırımı çok çok önemsiyoruz. Vatandaşımızın buraya gelen yerli yabancı şikayetlerini dinledik. Ayder’i doğa koruma projemizle şanına yakışır bir hale getireceğiz demiştik, sözümüzü tuttuk. Ayder’i eski güzelliğine kavuşturduk inşallah yarın orada olacağız.
Rize’ye hasret gidermek için de geldik. Yakın çevremizde yaşanan olayları siz de görüyorsunuz. Rusya-Ukrayna bizim Karadeniz’deki komşularımız. 2,5 yıldır süren savaşta on binlerce insan öldü. Batılı savaş baronları dışında bundan kimse hayır görmedi. Biz barış için çalışıyoruz. İki komşumuz arasında dengeli politika izleyerek savaşın Karadeniz’e sirayet etmesine engel olduk. Bizi eleştirenler şimdi bize hak veriyor.
“İNSANLIK ADINA BİZ UTANDIK”
7 Ekim’den beri Türkiye insanlığın vicdanı oldu. Kimseden çekinmeden Gazze’li ve Filistinli kardeşlerimiz için harekete geçtik. Bölgeye en fazla yardım malzemesi gönderen ülkeyiz. İsrail’in katliamlarını tüm dünyaya anlattık. Batı dünyası ise İsrail’in yanında yer aldı. Önceki gün ABD’deki o rezil sahneleri hep birlikte gördük. Açıkçası insanlık adına biz utandık.
ABBAS TEPKİSİ
Bazı siyasi partiler diyorlar ki; ‘Şuanda hükümet Filistin Başkanı’nı Türkiye’ye davet etsin ve parlamentoda konuştursun’. Size bunu davet etmediğimizi kim söyledi?
Davet ettiğimiz halde gelmeyen Abbas; kusura bakmasın bizden ayrıca özür dilemesi lazım. Bekliyoruz. Bakalım gelebilecek mi? Gelir veya gelmez ama biz Filistin halkı için söylenmesi gerekenleri her toplantıda dile getiriyoruz.
Kalbinde zerre kadar insanlık olan böyle bir vicdansızlığı meşrulaştıramaz. Hortlatılmak istenen Haçlı zihniyeti işte budur. Temsilciler Meclisi dışında binlerce insan bunları lanetliyor. 40 bin masumun katilini alkışlayanları görünce kendi geleceğimiz için endişeleniyoruz. Gazze’ye dikilen o kirli gözlerin garantisini yarın Anadolu’ya yapmayacaklarını kim söyleyebilir? Türkiye her zaman güçlü olmak, caydırıcı olmak zorundadır diyoruz.
EKONOMİ MESAJI
Her alanda tam bağımsız Türkiye hedefimiz için koşturuyoruz. Son 22 yılda çok çalıştık. Onca ihanete rağmen önemli başarılara imza attık. Ekonomide oralama yüzde 5,5 büyüme kaydettik. Türkiye dünyada satın alma paritesinde 11. sıraya yükseldi. İhracatımız 256 milyar dolara yükseldi. Turist sayısı 57 milyona çıkarttık.
Savunma sanayiinde dışa bağımlılık yüzde 20 seviyesine düştü. Terörle mücadele çok iyi bir yerdeyiz. Terör örgütlerinin mevcudiyetini sınır içinde neredeyse bitirdik. Sınır ötesinde ise mücadeleye devam ediyoruz. Evlatlarımıza terör tehdidinin olmadığı bir ülke teslim etmekte kararlıyız.
“PROGRAMIMIZI KARARLILIKLA UYGULAYACAĞIZ”
Ekonomideki zorlukların farkındayız. Geçen yıl ortaya koyduğumuz OVP’nin etkilerini görüyoruz. Merkez Bankası rezervemiz hiç olmadığı kadar artıyor. Risk seviyesi azalıyor. Gri listeden çıktık. Kredi derecelendirme kuruluşları bile hakkımızı teslim etmeye başladı. Son 2 yılda fiyat balonunun oluştuğu sektörlerde dengelenme hız kazandı. Bütçe dengelerini iyileştiriyoruz. İşsizlik oranı bir önceki yıla göre azaldı ve yüzde 8,4 seviyesinde gerçekleşti. Programımızı kararlılıkla uygulayacağız. Politikalarımıza güvenmeye devam edin. Felaket tellallarına kulak asmayın. Türkiye’ye düşmanlık besleyenlerin oyunlarına lütfen gelmeyin. Türkiye bu sürecin sonunda çok farklı bir ülke olacak. Bundan şüphe duymuyoruz.
Ülkede 10 adayın katılacağı devlet başkanlığı seçimi yarışı, Büyük Vatansever Kutup (Gran Polo Patriotico) adayı Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve muhalefet koalisyonu Birleşik Demokratik Platform (PUD) adayı Edmundo Gonzalez arasında geçecek.
Devlet başkanı adaylarından Gonzalez’in seçimi kazanması durumunda, iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) 25 yıllık yönetimi son bulacak.
Maduro ise devlet başkanlığı seçimini kazandığı takdirde göreve üçüncü kez seçilmeye hak kazanacak. Venezuela’da 10 yıl sonra ilk kez tüm muhalefet partileri seçimi boykot etmeme kararı aldı.
Devlet Başkanı Maduro, 26 Temmuz’da Bolivar Bulvarında düzenlediği seçim kampanyasının kapanışında son yılların en kalabalık mitingine hitap etti.
Gonzalez ise seçim kampanyasının son gününde başkent Karakas’taki Las Mercedes semtinde, az sayıda toplanan destekçileriyle bir araya geldi.
Şehrin en sembolik cadde ve meydanları Maduro’nun dev afişleriyle donatılırken, muhalefetin seçim kampanyası ise bu konuda beklenen etkiyi gösteremedi.
– ANKETLERDE BELİRSİZLİK HAKIM
Ülkenin en büyük medyası Telesur’un haberine göre, Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri tarafından yayımlanan anketlerde, Maduro, ortalama yüzde 71 ile önde görünürken, en yakın rakibi Gonzalez ise yüzde 23,9 ile ikinci sırada yer alıyor.
Muhalefete yakın medya tarafından yayımlanan anketlerde ise Gonzalez, ortalama yüzde 60 ile en yakıp rakiplerine büyük fark atıyor.
– ADAYLARIN VAATLERİ
Seçimin favorilerinden Maduro, kazandığı takdirde 6 yıllık görev süresinde ihracata yönelik ekonomik dönüşüm, komşu ülke Guyana ile yaşanan ihtilaflı Esequibo bölgesindeki Venezuela’nın haklarının korunması, sosyal programların devam ettirilmesi, konut yardımı ve istihdamın arttırılması için yeni paketlerin açıklanacağını söyledi.
61 yaşındaki Maduro, seçim kampanyası sırasında yaptığı konuşmalarda, ülke ekonomisinin güçlendirilmesi, enflasyonla mücadele, Amazon Ormanlarının ve diğer doğal rezervlerinin de korunması için adımlar atacaklarını bildirdi.
Muhalefet koalisyonu adayı, eski Arjantin ve Cezayir Büyükelçisi emekli diplomat Gonzalez ise seçimleri kazandıktan sonra ülkedeki kurumların güçlendirileceğini, ekonominin yeniden canlandırılması için teşvik paketleri açıklayacaklarını duyurdu.
Siyasi yasaklı olduğu için devlet başkanı adayı olamayan eski milletvekili Maria Corina Machado, mitinglerde 74 yaşındaki Gonzalez’e “büyük” destek verdi ve halktan oy istedi.

– “MADURO’NUN EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YANINDA DURACAĞIZ”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Venezuelalılar, destekledikleri adayların seçimden galip çıkacağına inandıklarını belirtti.
Seçimde Maduro’yu destekleyeceğini dile getiren Silvano Morales, “Aşırıcılar, halkı temsil etmiyor. Daha çok Kuzey Amerika imparatorluğunu temsil ediyorlar (ABD’yi kastederek) bunlar, vatanı sattı ve birçok ölümden sorumlular. Maduro’nun en güçlü şekilde yanında duracağız.” ifadesini kullandı.
Ramon Martinez, ülkeye uygulanan ekonomik ambargolardan muhalefeti sorumlu tutarak, “Ülkeye daha fazla ekonomik ambargo uygulanması için ABD’ye çağrıda bulundular. Bunlar, bu halka ihanet ediyor. Dünkü mitingde binlerce kişi toplandı, inanıyorum ki Maduro, bu seçimden zaferle çıkacak.” diye konuştu.
Venezuelalı Simon Bolivar da Devlet Başkanı Maduro’yu destekleyeceğini ve seçimlerden galip çıkacaklarına inandığını kaydetti.
– “ÖZGÜR VE ADİL SEÇİMLERİ HAK EDİYORUZ”
Stefania isimli üniversite öğrencisi, seçimde muhalefet koalisyonu adayı Gonzalez’i destekleyeceğini ve mevcut hükümetin değişmesi gerektiğini vurguladı.
Machado ve Gonzalez’in mitingine insanların gönüllü katıldığını savunan Stefania, “Halk, artık çok yorgun ve değişim istiyor. Halk, Gonzalez’in kazanmasını istiyor. Özgür ve adil seçimleri hak ediyoruz.” diye konuştu.
Bir başka Venezuelalı İan Consuegra da muhalefet adayı Gonzalez için oyunu atacağını belirterek, “Bizleri 20 yıldan fazladır yöneten bu mevcut hükûmetin gitmesini istiyoruz. Özgür bir Venezuela’da hayatımı sürdürmek istiyorum. Umarım bu hükümet, yenilgiyi olgunluk ve saygıyla karşılar.” dedi.
Seçimlerden zaferle çıkan aday, 10 Ocak 2025’te ülkenin yeni devlet başkanı olarak yemin edecek.
Aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda ülke, Venezuela’daki seçimlere gözlemci gönderdi. Venezuela Ulusal Seçim Konseyi’nin (CNE) talebi üzerine Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne bağlı 4 uzman da seçimlerde gözlemci olarak görev yapacak.
Hepatit, en basit anlamıyla karaciğer iltihabı olarak tanımlanırken, viral hepatitler, kronik karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilen, tüm dünyada yaygın olarak görülen önemli halk sağlığı sorunları arasında yer alıyor.
Viral hepatitlere, başta Hepatit A, Hepatit B, Hepatit C, Hepatit D ve Hepatit E virüsleri olmak üzere farklı virüs tiplerinin sebep olabiliyor. Özellikle Hepatit B ve Hepatit C virüsleri, uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabiliyor.
Kirlenmiş su ve besinlerle salgınlara yol açabilen, kötü hijyenik koşullarda kolaylıkla bulaşabilen bir hastalık olan Hepatit A enfeksiyonu, çocukluk çağında hafif belirtilerle geçiriliyor, ileri yaşlarda ise daha ağır seyredip şiddetli karaciğer hastalığına sebep olabiliyor.
Bebeklere 18’inci ve 24’üncü aylarda, risk grubundaki kişilere de en az 6 ay ara ile 2 doz halinde sağlık kuruluşlarında Hepatit A aşısı uygulanıyor, bu aşı kapsayılıcılığı yüksek oranlarda sürdürülüyor.
– HEPATİT B VE HEPATİT C’NİN BULAŞMA YOLLARI
Hepatit B’nin bulaşma yolları arasında, kontrol edilmemiş kan ve kan ürünlerinin damar yoluyla vücuda verilmesi, sterilize edilmemiş cerrahi malzemelerin kullanıldığı diş tedavisi ve tıbbi müdahaleler, tıraş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların paylaşımı, sterilize edilmemiş araçlarla dövme, akupunktur veya vücut takılarının uygulanması, Hepatit B ve Hepatit C taşıyıcılarının aile içi teması ve korunmasız cinsel ilişki yer alıyor.
Hepatit C virüsünün bulaşma yolları, Hepatit B virüsü bulaşma yolları ile benzer olmakla birlikte esas yayılma yolu hastalık bulaşmış kan ve kan ürünleri ile doğrudan temas olarak ön plana çıkıyor.
Ancak Hepatit C virüsü bulaşmış kan ile temas etmiş diğer vücut sıvıları da bulaşma açısından kaynak olabiliyor. Hepatit C virüsüne karşı aşı henüz bulunmamakla birlikte kullanılmaya başlanan yeni ilaçlarla tedavide yüzde 95’in üzerinde iyileşme sağlanıyor.

– HEPATİT B HASTALIĞINDAN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU AŞI
Açıklamada, Hepatit B hastalığından korunmanın en etkili yolunun aşılanma olduğu vurgulanarak, şu bilgilere de yer verildi:
“Ülkemizde Hepatit B aşısı 1998 itibarıyla Sağlık Bakanlığı Çocukluk Dönemi Aşı Takvimi’ne eklenmiştir. 2005-2009 yıllarında okullarda yapılan destek aşılamaları ve risk grubu aşılamaları uygulamaya alınmıştır. Bakanlığımızca yürütülen ‘Genişletilmiş Bağışıklama Programı’ kapsamındaki Hepatit B kontrol programı stratejilerine göre Hepatit B aşılamaları yüksek öncelikli strateji olarak belirlenmiştir. Bağışıklama hizmetleri, Bakanlığımız tarafından yürütülen en önemli ve etkili koruyucu sağlık hizmetlerinden biridir.”
“Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarı göstergelerinden biri 5 yaş altı çocuklarda akut Hepatit B hastalığı görülme sıklığının yüz binde 1’in altına indirilmesidir. Ülkemizde bu hedefe 2009 itibarıyla ulaşılmış ve halen sürdürülmektedir.” ifadelerine yer verilen açıklamada, Hepatit B aşısının, bebeklerde ilk dozunun doğumda, 2. ve 3. dozlarının ise 1 ve 6 aylıkken uygulandığı hatırlatıldı.
Açıklamada, Hepatit B aşısının risk grubundaki kişilere ise 0, 1 ve 6 ay takvimi ile 3 doz olarak uygulandığı ifade edildi.
– HEPATİT B VİRÜSÜ YOKSA HEPATIT D VIRÜSÜ ENFEKSİYON YAPAMIYOR
Hepatit D virüsünün, Hepatit B virüs enfeksiyonu olan kişilerde hastalığa yol açtığı, kişide Hepatit B virüsü yoksa Hepatit D virüsünün de enfeksiyon yapamayacağına dikkatin çekildiği açıklamada, “Hepatit B virüs enfeksiyonu olan kişilerde Hepatit D virüsü, hafif seyreden Hepatit B virüs enfeksiyonunu daha ağır ve hızlı seyreden bir hastalığa dönüştürebilir.” uyarısında bulunuldu.
Hepatit D virüsünün kan ve kan ürünleri temasıyla, kas içi veya damar içi enjeksiyonla, cinsel yolla ve mukoza yoluyla bulaşabildiğine işaret edilen açıklamada, Hepatit E virüsünün ise dışkı ile temas yoluyla bulaştığı, vahşi ve evcil hayvanlarda bulunduğu anlatıldı.
Hepatit E hastalığının gebelikte geçirildiğinde daha ciddi seyredebileceği belirtilen açıklamada, özellikle gebelerde son 3 aylık dönemde düşük, erken doğum, ciddi karaciğer yetmezliği riskinin artmasına sebep olabileceği hatırlatıldı.
Hepatit E virüsünün aşısının olmadığı anımsatılan açıklamada, aşı dışında hepatitlerden korunmanın en etkili yolunun, bulaşma şekline göre gerekli korunma önlemlerinin alınması olduğu bilgisi verildi.
Paris’te düzenlenen 2024 Olimpiyat Oyunları kapsamında dün Sen Nehri’nde yapılan açılış töreninde, 6 bin 800 sporcu 85 tekneyle 6 kilometrelik güzergahta geçit yaptı.
Yaklaşık 4 saat süren tören, canlı performansların yanı sıra hazırlanan videolarla desteklenen televizyon yayınlarıyla dünya genelinde takip edildi.
ELEŞTİRİLERİN HEDEFİ OLDU
Törende sergilenen performanslar ise, LGBT propagandası yapıldığı ve Leonardo da Vinci’nin Hz. İsa’nın havarileri ile yediği yemeği konu alan “Son Akşam Yemeği” isimli tablosunun “drag queen” gösterisiyle canlandırılmasıyla dine hakaret içerdiği gerekçesiyle eleştirilerin hedefi oldu.
FRANSA KATOLİK KLİSESİ TEPKİLİ
Fransa Katolik Kilisesine ait X hesabından, Olimpiyat Oyunları açılış törenine ilişkin Fransız piskoposların görüşü yayımlandı.
Törende Hristiyanlıkla alay eden sahnelerin yer aldığı belirtilen açıklamada, “Bu tören maalesef Hristiyanlıkla alay eden sahneleri içeriyordu, bu durumu derin bir üzüntüyle karşılıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, bu durum karşısında Hristiyanlarla dayanışma ifade eden diğer dinlerin mensuplarına teşekkür edildi.
“Bu sabah düşüncelerimiz, bazı sahnelerin aşırılığı ve provokasyonu nedeniyle incinen tüm kıtalardaki Hristiyanlarla beraber.” ifadelerine yer verilen açıklamada, Olimpiyat Oyunları’nın bazı sanatçıların ideolojik önyargılarının ötesinde bir durum olduğunun farkına varılması istendi.
Açıklamada, sporun, sporcuların ve izleyicilerin kalbine derinden işleyen bir faaliyet olduğu vurgulanırken, dini inançlara saygı çerçevesinde, sporda ve Olimpiyat Oyunları sırasında paylaşılan tüm değerlere herkesin ihtiyacı olduğu kaydedildi.
“BU GERÇEKTEN GEREKLİ MİYDİ?”
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aşırı sağcı Fransız üyesi Marion Marechal, X hesabından, “Paris 2024 açılış törenini izleyen ve Son Akşam Yemeği’nin bu ‘drag queen’ parodisi karşısında hakarete uğradığını hisseden dünyadaki tüm Hristiyanlar, şunu bilin ki konuşan Fransa değil, her türlü provokasyona hazır solcu bir azınlık.” açıklamasını yaptı.
Aşırı sağcı lider Marine Le Pen’in yeğeni olan Marechal, bu olayın kendisini temsil etmediğini “Benim adıma değil” etiketini paylaşarak gösterdi.
Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partili milletvekili Laure Lavalette ise X hesabından, Son Akşam Yemeği tablosu ve törendeki performansının yer aldığı bir resmi paylaşarak tepkisini ortaya koydu.
Lavalette, Macron’a hitap ederek, “Sayın Cumhurbaşkanı, hepimiz Paris 2024 Olimpiyat Oyunları nedeniyle çok mutluyuz ve bu akşam siyaset konuşmak istemiyorum. Ancak bu gerçekten gerekli miydi?” ifadelerini kullandı.
FRANSIZ AVUKAT MAHKEMEYE TAŞIYACAK
Fransız avukat Fabrice di Vizio, X hesabından yaptığı açıklamada, Hz. İsa’nın havarileri ile yediği yemeği konu alan “Son Akşam Yemeği” tablosunun Olimpiyat Oyunları açılışında “drag queen” gösterisiyle canlandırılmasına ilişkin, 29 Temmuz’da suç duyurusunda bulunacağını duyurdu.
Di Vizio, şunları kaydetti:
“Ben bir Katolik olarak Tanrı önünde yemin ederim ki (şikayet) edeceğim. Bunu pazartesiden itibaren yapacağım ve tüm Hristiyanları, uğradığımız manevi zararın giderilmesi için bana eşlik etmeye davet ediyorum. Bana ‘dine hakaret hakkından’ ve ifade özgürlüğünden bahsetmesinler.”
KÜSTAH ALAYCILIK
Törene, Fransa dışından tepki verenler arasında ABD’nin Minnesota eyaletinden Winona-Rochester Piskoposu Robert Barron da yer aldı.
Katolik din adamı Barron, X hesabından yaptığı videolu paylaşımda, daha önce Fransa’da 3 yıl yaşadığını ve olimpiyatların açılış törenlerini izlemekten zevk aldığını söyledi.
Paris’teki törende “Son Akşam Yemeği”yle dalga geçildiğini ve bu görüntülerin tüm dünyaya yayıldığını kaydeden Barron, “Fransa, kültürünü öne çıkarmak isterken Hristiyanlığın merkezinde yer alan son akşam yemeğiyle, Hz. İsa’nın çarmıha gerilme beklentisiyle kanını ve etini vermesiyle dalga geçti.” diye konuştu.
Gösteriyi, “Bir tür iğrenç, küstah alaycılık” sözleriyle niteleyen Barron, Fransa’nın Hristiyanlıkta önemli bir ülke olduğunu ifade etti.
Barron, böylesine bir Fransa’nın Hristiyanlık inancıyla dalga geçme yolunu seçtiğini belirterek, “İslam’la bu şekilde dalga geçmeye cesaret edebilirler miydi? Kur’an’dan bir sahneyle böyle açıkça dalga geçebilirler miydi?” diye sordu.
Piskopos Barron, Hristiyanların sessiz kalmaması ve sesini duyurması gerektiğini de sözlerine ekledi.

DUMANLARIN ÇIKTIĞI GÖRÜNTÜ KAMERADA
Olay yerindeki mazgaldan 9 Ocak’ta dumanların çıktığı bir güvenlik kamerası görüntüsü de ortaya çıktı. Çevredeki esnafın durumu, o tarihte kurumlara ilettiği öğrenildi. İzmir’de 2 kişinin akıma kapılarak öldüğü yerde yapılan inceleme sonrasında belediye ve elektrik firması geldi, çözüm için çalışma yaptı. Çalışma ile yer altında kablolar, 50 santimetre daha aşağıya alındı. Destek belediye hizmetlerinin kabloları kapatmasından sonra bölgede tekrar elektrik verilip, yol trafiğe açıldı.

BİLİRKİŞİ: HER İKİ KURUMUN İHMALLERİ OLDUĞU KANAATİNE VARILMAKTA
Öte yandan bilirkişinin hazırladığı ön raporda, bir besleme devresine ait kablonun yağmur tahliye mazgalına sıkıştığı ve zedelendiği, ölümlere bu bölümdeki faz toprak arızasının neden olduğu belirtildi. Raporda, besleme devrelerine ait kabloların zeminden 36 ila 45 santimetre derinlikte olduğu, sıcaklığın olduğu yerde bu derinliğin 15 santimetreye kadar gerilediği, neredeyse mazgalın ulaşılabilirliğiyle aynı seviyeye geldiğine dikkat çekildi. Raporda, ilgili düzenlemeye göre, bu derinliğin normalde 60 ila 80 santimetre olması gerektiği vurgulandı. Raporda ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Kablo derinliğinin 15 santimetreye ayrılmış konumunda, bu kadar küçük gömülüme derinliğe neden olan faktör; rögar kapağı bitişiğinden beyaz renkli drenaj borusunun kabloları kapağa doğru genişlemesi ve bu arada kablo koruyucu borunun bu bölümünün iptal edilmiş olması. İZSU uygulamalarından olan bu kırılması asli nedenlerinden biri olduğu inancındayız. Kabloların 36 ve 45 santimetre aralığında derinliğe gömülmüş olması, kazanın yaşanmış olması asli nedenlerden biri olarak GDZ Elektrik’in uygulamalarının sonucu olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak her iki kurumun ihmalleri olduğu kanaatine varılmaktadır.”

14 KİŞİ TUTUKLANDI
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 30 kişiden 14’ü tutuklandı. Hakkında gözaltı karar verilen 2 şüpheliden birinin kanser tedavisi gördüğü, bir şüphelinin de yurt dışında olduğu belirtildi.

11 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI
Soruşturma kapsamında 11 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi. Savcılık talimatı ile dün İZSU’dan Adana Belediyesi Genel Sekreteri eski Genel Müdür Ali Hıdır Köseoğlu, Genel Müdür Gürkan Erdoğan, Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sadi, Gediz Elektrik’ten Dağıtım Genel Müdürü Uğur Yüksel, Metropol Bölge Müdürü Ali Arcan, Sistem İşletme ve Bakım Müdürü Ekrem Yıldırım, Operasyon Direktörü Sefa Pişkinleblebici, Planlama ve Teknoloji Direktörü Necati Ergin, Yapım İşleri Saha Sorumlusu Mürsel Arıcı, Yapım İşleri Sorumlusu Uzman Alper Doğan ve Gediz Elektrik personeli Halit Özpelit gözaltına alındı.

11 ŞÜPHELİ ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST
Şüphelilerin ifade işlemleri sürdüğü sırada olayla ilgili yeni bilirkişi raporu ortaya çıktı. 5 kişilik bilirkişi heyetinin tuttuğu raporda, olayın gerçekleşmesinde Deniz ve Öktemay’ın herhangi bir kişisel kusuru olmadığı belirlendi. Raporda olayın öngörülebilir ve önlenebilir olduğu, kaçınılmazlık unsurunun ise bulunmadığı değerlendirildi. Buna göre, olayın gerçekleşmesinde, öngörülemeyecek ve önlenemeyecek olan herhangi bir olağanüstü doğa olayının bulunmadığı kanaatine varıldı, olayın gerçekleşmesinde birtakım ihmaller ve teknik kusurlar silsilesi ile Deniz ve Öktemay dışında gelişen zincirleme kusur unsurlarının sebep olduğu tespit edildi. Bilirkişi raporunda, söz konusu olayın gerçekleştiği yerde iki kurumun da koruyucu ve önleyici tedbirler almadığı belirlendi. Soruşturma kapsamında, gözaltına alınan ve mahkemeye çıkartılan 11 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

DENİZ AİLESİ’NDEN TEPKİ
Özge Ceren Deniz’in ailesinin avukatı Ayşe Sarıçiçek, aile adına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve eski belediye başkanı Tunç Soyer’in dün duruşmaları takip etmek için İzmir Adliyesi’ne gelip, açıklama yapmalarına tepki gösterdi. Açıklamada, “İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, dosyada alınan gözaltı kararları nedense, İzmir Büyük Şehir Belediyesi’nde paniğe ve tepkiye neden olmuştur. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski Belediye Başkanı Tunç Soyer ve yeni Belediye Başkanı Cemil Tugay, Savcılığın gözaltı kararlarından sonra peş peşe açıklamalarda bulundu ve her iki başkan da belediye personellerine destek olmak için İzmir Adliyesi’ne geldi. Eski ve yeni belediye başkanlarının koşarak adliyeye gelmesi görüntüsü, akıllara şu soruyu getiriyor; Belediye bu suça iştirak eden suçlu ve sorumluların bulunmasını istemiyor mu? Alınan gözaltı kararları bir güvenlik tedbiridir. Bağımsız ve tarafsız yargı, hukuk çerçevesinde titizlikle çalışmasını yürütecek ve en adil kararını verecektir. Ama İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki bu telaşı anlamak mümkün değildir” denildi.

‘2 GENÇ İNSANIN ÖLDÜĞÜ ASLA UNUTULMAMALIDIR’
Açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi:
“Soruşturma kapsamında İZSU Genel Müdürü ve üst düzey bazı yöneticilerin gözaltına alınması sonrasında bazı CHP milletvekillerinin yaptıkları sert açıklamalar ve belediye başkanlarının soruşturmanın yürütüldüğü adliyeye gelerek gövde gösterisi yapması ‘adli mercileri etkilemeye yöneliktir’. Bu davranışlar doğru değildir. Gözaltına alınan şahıslar mahkemece serbest bırakıldıktan sonra gülerek, zafer kazanmışçasına adliyeden ayrılmışlardır. Soruşturmanın mağdur tarafında, genç yaşta yaşamı sona ermiş 2 genç insanın öldüğü asla unutulmamalıdır. Herkesin sükunetle ve yargıya etkilemeye çalışmadan, müdahale etmeden süreci takip etmesi lazımdır. İzmir’in göbeğinde tüm vicdanları sızlatan bir olay yaşandı. Bunun sorumlularının bulunması hepimizin isteği. Sürecin sağlıklı yürümesi için de herkesin adli makamlara ve çalışmasına saygı duyması ve güvenmesi gerekir. Yargıyı etkilemeye yönelik ve soruşturmayı saptırmaya yönelik her türlü açıklamayı ve bu açıklama ve davranışlarda bulunan tüm kişileri mağdure Özge Ceren Deniz ailesi olarak kınıyoruz.”



Kastamonu, Sinop, Zonguldak, Ordu, Samsun, Bartın ve Düzce için turuncu kod verilirken; Artvin, Giresun, Rize, Ardahan, Erzurum, Kars ve Trabzon için sarı kod verildi.
Sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar konusunda vatandaşların dikkatli olması istendi.
HAVA SICAKLIKLARI MEVSİM NORMALLERİNE GELİYOR
Marmara’nın doğusu, İç Anadolu’nun kuzeydoğusu, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeyi, Ankara çevreleri, Mersin’in doğusu, Adana’nın güney ve batısı ile Hatay’ın kıyı kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Karadeniz kıyıları, Artvin, Kars ve Ardahan çevreleri ile Erzurum’un kuzey kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
Önemli bir değişiklik beklenmiyor. Ülkemiz genelinde mevsim normalleri civarında, iç ve kuzeybatı kesimlerde yer yer mevsim normalleri altında seyredeceği tahmin ediliyor.
MARMARA
Parçalı ve çok bulutlu, doğu kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın, güneybatı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
EDİRNE 20°C, 33°C
Parçalı bulutlu
İSTANBUL 21°C, 30°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KIRKLARELİ 20°C, 32°C
Parçalı bulutlu
KOCAELİ 22°C, 29°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
EGE
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın, kıyı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.
A.KARAHİSAR 15°C, 27°C
Parçalı bulutlu
DENİZLİ 21°C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
İZMİR 25°C, 36°C
Az bulutlu ve açık
MANİSA 25°C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, Doğu Akdeniz’in parçalı bulutlu ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA 25°C, 35°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ANTALYA 28°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
HATAY 26°C, 33°C
Parçalı ve çok bulutlu, yarın (Cumartesi) sabah saatlerinde kıyı kesimleri yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ISPARTA 17°C, 30°C
Az bulutlu
İÇ ANADOLU
Parçalı ve çok bulutlu, kuzeydoğu kesimleri ile Ankara, Niğde, Nevşehir ve Kayseri çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Çankırı çevrelerinde yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın, güney ve doğu kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) eseceği tahmin ediliyor.
ANKARA 17°C, 29°C
Parçalı bulutlu, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ÇANKIRI 17°C, 28°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ESKİŞEHİR 18°C, 27°C
Parçalı bulutlu
SİVAS 15°C, 25°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yer yer kuvvetli olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU 15°C, 24°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
DÜZCE 19°C, 28°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
SİNOP 22°C, 26°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ZONGULDAK 18°C, 26°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yer yer kuvvetli olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA 20°C, 28°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ARTVİN 19°C, 25°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, bu gece ve yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
SAMSUN 21°C, 29°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
TRABZON 24°C, 27°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, kuzey kesimlerinin yer yer çok bulutlu ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Kars ve Ardahan çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın, batı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) eseceği tahmin ediliyor.
ERZURUM 14°C, 24°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KARS 13°C, 24°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Cumartesi) öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
MALATYA 20°C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN 15°C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR 25°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP 24°C, 36°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT 27°C, 37°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA 27°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
]]>
Haber7 – ÖZEL
Tesettürün önemine vurgu yapan son Cuma hutbesine ‘saçmalık’ diyerek hedef alan ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘a yönelik hakaretvari ifadeler kullanan CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel‘e yönelik tepkiler artarak devam ediyor. CHP ise tepkilere karşı sessiz kalmayı sürdürüyor.
Sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda kınama mesajı gelirken Diyanet Sen, CHP Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. Memur-Sen, MİL-SEN, Mil Diyanet Sen, Anadolu-Sen gibi onlarca STK, CHP’li Yücel’in sözlerini eleştirerek “Haddinizi bilin” ifadelerinde bulundu.
AK PARTİ’DEN CHP’Lİ SÖZCÜYE SERT TEPKİ: ÖZÜR DİLE!
CHP’li sözcüye AK Parti milletvekillerinden sert tepki geldi. TBMM Genel Kurulu’nda söz alan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan ve AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, CHP sözcüsünün ayetlere karşı saygısızlık yaptığını söyleyerek ‘Özür dile’ çağrısında bulundu.
ARSLAN: KENDİ DÜŞÜNCESİYSE SAYGISIZ, PARTİ GÖRÜŞÜYSE ÇOK VAHİM!
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan, CHP sözcüsü Yücel’in Allah’ın ayetlerini hedef aldığını belirtti.
CHP sözcüsünün ifadelerinin parti görüşüyse çok vahim olduğunu dile getiren Arslan, “AK Parti’nin bir milletvekili olarak, Türkiye’nin ve milletimizin geleceği için önemli gördüğümüz bir konuya değinmek istiyorum: Hazımsızlık. Evet, hazımsızlık; sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. CHP’nin maalesef her konudaki karşıt görüşlülüğünü anlıyorduk, lakin bugün Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine muhalefet edeceğini beklemezdik. Tüm müminlere hitap eden ancak CHP Parti Sözcüsünün ‘saçma’ dediği Cuma hutbesindeki Allah’ın ayetine muhalefet etmek, eğer kendi düşüncesi ise çok saygısız ama parti görüşü ise çok vahim bir durumdur.” ifadelerini kullandı.
İSLAM’IN YAKASINI BIRAKIN!
Arslan, İslam’a yönelik muhalefetin beyhude olduğunu dile getirdi ve şu ifadelerde bulundu:
“Sizler dilediğiniz gibi yaşıyor, dilediğiniz gibi davranabiliyorsunuz. Ancak sizlere bir tavsiyem olacak; İslam dininin yakasını bırakın artık! Toplumumuzda, farklı düşüncelere ve inançlara sahip insanların bir arada yaşaması gerektiğini kabul edin. Yüce Allah’ın indirdiği Kuranı Kerimin ayetlerine karşı rahatsızlığınızı görmek, anlayışsızlığınızı meşrulaştırmaktan öte bir yere gitmemektedir. İstediğiniz kadar Allah’ın dinine, kitabına muhalefet edin, sadece kendinizi aldatır ve milletimizi üzersiniz! Toplumumuzda birbirimize karşı daha anlayışlı olma ve hoşgörü gösterme konusunda CHP’nin rahatsızlığını görmek doğrusu bizleri şaşırtmayan bir durumdur.”

CHP’YE ‘İNANÇLARA SAYGI’ ÇAĞRISI!
CHP’ye inançlara saygı çağrısı yapan Arslan, şöyle konuştu:
“Hazımsızlık, farklılıkları kabullenememe ve hoşgörüsüzlüğü beraberinde getirir. Bizler, AK Parti’nin mensupları olarak, herkesin birbirine saygı göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Farklı düşüncelere, inançlara ve yaşam tarzlarına sahip olan herkesin, bu toplumun eşit ve onurlu bir bireyi olduğunu, CHP de kabul etmelidir. Hz. Peygamber’in şu güzel sözünü hatırlatmak isterim: Müminler birbirini sevmede, birbirine acıyıp merhamet etmede, birbirine hürmette bir binanın tuğlaları gibi olurlar.
Bizler, AK Parti’nin mensupları olarak, bu tuğlaların her birinin, birlikte daha güçlü bir Türkiye inşa etmek için olduğunu biliyoruz. Birbirimize olan sevgimiz, saygımız ve hoşgörümüz, bu ülkenin temel değerleridir.”
BAYIRCI: BU İSLAM DÜŞMANLIĞIDIR!
AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, Deniz Yücel’in açıklamalarını İslam düşmanlığı olarak nitelendirdi. Bayırcı, şu ifadeleri kullandı:
“Bu İslam düşmanlığıdır. Milletimizin edep ve ahlak başta olmak üzere tüm değerleriyle savaşmaktır. Tüm bu ifadeler yüce Allah’ın kelamıdır.”
“ÖZÜR DİLE” ÇAĞRISI!
“Şu unutulmamalıdır ki eğer bu milletin dinine, diyanetine, hutbesine, tesettürüne, örtüsüne el uzatırsanız karşınızda göğsü iman dolu vatan evlatlarını bulursunuz. Dün de böyleydi de böyle ilelebet de böyle olacak. CHP sözcüsü Müslümanlardan özür dilemelidir.”

AYETLERİN OKUNDUĞU CUMA HUTBESİNE SAÇMALIK DEMİŞTİ
Tesettür ayetlerine yönelik ‘saçmalık’ ifadesini kullanan CHP Sözcüsü Deniz Yücel şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bir Diyanet İşleri Başkanı var ki akıllara zarar! Adam kendini resmen Şeyh’ül-İslam sanıyor. Geçtiğimiz Cuma hutbesinde, ‘Kadınların yüz, el ve ayakları hariç örtünmesi gerektiğini, kadınların gençlerin erken yaşta evlenmesi gerektiğine’ dair bir şeyler saçmalamış. Diyanetin sınırsız bütçesiyle, saltanat süren bu hadsiz adam, Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu unutmuşa benziyor. Unuttuysan hatırlatalım, Ali Erbaş! İnsanların giyimine, yaşam tarzına, kaç yaşında evleneceklerine telkin ve tavsiye yoluyla dahi karışamazsın. Haddini bil! Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti! Türkiye’de kadınlar kaç yaşında kadınlar kaç yaşında evleneceklerine kendileri karar verebilirler. Türkiye’de kadınlar siz istiyorsunuz diye dört duvarına sıkışıp kalmazlar.”
CHP’li Deniz Yücel’in ifadesi kamuoyunda büyük tepki çekmişti.




“ADİL BİR DÜNYA İÇİN FİLİSTİN’İ DESTEKLEYİN”
Çarşamba günü ABD Kongresi’ne hitap eden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, uluslararası kamuoyunun, 40.000 erkek, kadın, çocuk ve bebeğin öldürüldüğü Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suç işleyen İsrail’e yönelik eleştirilerini reddetti. Ayrıca yakın gelecekte kan dökmeye son vereceğine dair bir işaret vermeyi reddederek hükümetinin soykırım ve imha politikalarının arkasında duran Netanyahu, Amerika’nın önde gelen politikacıları tarafından defalarca ayakta alkışlandı.
Şeytan ve avaneleri yere inip ayin yapsa;
Bu kadar cüretkar olamazlardı.

Bilimsel kanıtlar, Allah’ın yeryüzünü dört milyar yıl önce yarattığına işaret ediyor. Dünya defalarca yıkıldı ve yeniden inşa edildi. Son 200.000 yılda insanoğlu, geçmiş hatalardan ders alabilmek, barışı muhafaza etmek, ve düzeni sağlamak için kurumlar ve örgütler kurdu. Buna yönelik anlaşmalar kaleme aldı.

Gerçekten de bizi diğer canlılardan ayıran nokta budur. Bizler bir milyon yıldır aynı barajı inşa eden kunduzlardan farklı olarak, bilgiyi biriktirme ve gelecek nesillere aktarma kabiliyetine sahibiz.
“ŞİMDİ CANAVARLARIN ZAMANI”
İşte bu nedenle Antonio Gramsci’nin 1932’de, yani II. Dünya Savaşı’ndan hemen önce, sarf ettiği sözlerin günümüzde karşılık bulması ürkütücüdür: “Eski dünya ölüyor, yenisi doğmakta zorlanıyor. Şimdi canavarların zamanı.”
İnsanlık yüz yıl sonra başladığı noktaya dönmüş bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi barışı ve adaleti savunan kurumlar ile metinler ortaya çıkarmamıza rağmen, bugün tarihin ilk canlı yayınlanan soykırımına şahitlik ediyoruz.
Filistin’de yaşanan acıların tarihte eşi benzeri olmamıştır. Ahlâki bir vazife olarak adaletsizliğe direnmenin 75 senedir tecessümü olan Filistin halkı, küresel bir seyirci kitlesinin gözleri önünde hayatta kalma cüretini göstermektedir.

Filistinlilerin direnişi, çok sevdiğim bir şiirde tasvir edilen insanlığın adalet mücadelesini temsil etmektedir:
“Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın”
Adalet ve daha iyi bir dünya kurma mücadelesinin, müşterek bilincimizde derin karşılıkları olan meseleler olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bir başka şiirde çok vurucu bir biçimde ifade edildiği gibi:
“Bilirim ki yaşamak
Berrak bir gökte çocuklar uğruna savaşmaktır”
Bu, yalnızca teorik bir ideal değil, insanlığın tarihi kötülüklerin tekrarını engellemek, adil ve huzurlu bir dünya kurmak için benimsemek zorunda olduğu pratik bir ihtiyaçtır.
Yaklaşık yirmi yıl önce, MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) araştırma asistanı olduğum dönemde, bir grup öğrenci olarak Filistin mücadelesi hakkında farkındalık oluşturmak maksadıyla bir araya gelmiştik. Duvarlara afişler asacak, bilgilendirici filmler gösterecek, el ilanları dağıtacaktık. Günümüzde uluslararası toplumun anlamlı bir adım atmasına mani olan eylemsizlik, o günlerde de şu sorularla kendini gösteriyordu: “Bunu yapınca ne değişecek? Onlarca senedir devam eden kanamayı bu mu durduracak?”

Bu şüpheler anlaşılır olsa da neticede yanlıştı. Zira önemsiz görünen hareketler etkisini derhal göstermeyebilir veya zahir olmayabilir. Ancak daha kapsamlı bir farkındalık ve değişim hareketine katkıda bulunabilirler. Allah’a şükürler olsun, bugün protestolar ABD ve Avrupa’yı, hatta Harvard, MIT ve Columbia gibi dünyanın en prestijli okullarını kasıp kavuruyor.
İster düzenlenen etkinlikler ister bireysel çabalar şeklinde olsun, yaptıklarımız daha büyük bir adalet mücadelesine katkı sunuyor. Bizler sadece pasif gözlemci değiliz. Toplumlarımızın ahlâki dokusunu şekillendirme konusunda aktif katılımcılarız. Aradığımız değişimi ise önce kendimizde başlatmalıyız. Arkadaşlarıma yirmi yıl önce söylediğim gibi, direniş ve mücadele yalnızca ön saflardaki kahramanlara ait değildir. Aynı zamanda geride kalanların ataleti harekete dönüştürmesinin aracıdır.
Soykırımcı Netanyahu’nun ABD kongresinde dile getirdiği yalanlar:
Nihai hedef, çocuklarımızın güvenli ve onurlu bir biçimde büyüyebileceği bir dünya kurmaktır. Bunun içinse adaleti ihya edecek, zulme meydan okuyacak, barışı savunacak toplu bir çaba gerekir. Şiir devam ediyor:
“Çünkü biz savaşmasak,
anamın giydiği pazen,
sofrada böldüğümüz somun,
yani ıscacık benekleri çocukluğumun,
cılk yaralar halinde;
yayılırlar toprağa,
etlerimiz kokar,
gökyüzünü kokutur.”
Harekete geçmezsek neticesi bu olacaktır. Peki, insanlığın böyle bir kıyametin zeminini hazırlamaktan vazgeçmesi için ne gerekli? Şiiri okumaya devam edelim:
“Dünya
kirletilmez bir inatla dönüyor
altımıza yıldızlar seriliyor
yüzüm suya davranıyor koşaraktan
ve inzal.”
Filistin halkı, direnerek vazifesini yerine getiriyor. Değişmesi gereken geriye kalanlardır, yani hepimiz. Sadece Filistin’de adalet için ayağa kalkan bir avuç insan değil. Geride kalanlar değişmezse dünya kurtarılamaz. Yirmi yıl sonra çocuklarımıza adil dünya için ayağa kalktığımızı söylebilmek istiyorsak, bugün iyiliğe doğru zerre kadar da olsa, küçücük bir adım atarak işe başlamalıyız.

BAŞARIYI ÖDÜLLENDİREN BİR VAKIF ÜNİVERSİTESİ
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi öğrencileri tam burslu veya %50 indirimli olarak öğrenim görmektedir. Öğrenciler, öğrenim bursu ve indirimleri yanında merkezî yerleştirmedeki başarı sıralamalarına göre değişen miktarlarda nakit burslar, hazırlık sınıfında ücretsiz ders kitapları ve öğrenci yurtlarında kontenjan dahilinde belli oranlarda indirimli konaklama imkânları elde edebilmektedir.
SEÇKİN AKADEMİK KADRO
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinin programlarında seçkin ve alanında söz sahibi akademisyenlerimiz ders vermektedir.

ÖĞRENCİ ODAKLI EĞİTİM ÖĞRETİM
Üniversitenin lisans programları dışında öğrencileri için uyguladığı Akademik Gelişim ve Destek Programları, mezunlarına hayatın ve mesleğin gerekleri olan donanımı sağlamayı vazgeçilmez bir görev saydığı gibi, istekli ve yetenekli gençlere henüz lisans aşamasında iken lisansüstü öğrenime hazırlanma imkânları sunmaktadır. Öte yandan “Akademik Gelişim Programı” kapsamında öğrencilere akademik alanda ihtiyaç duyacakları Arapça, Farsça, Antik Yunanca, Latince gibi dilleri de öğrenebilme imkânı sunulmaktadır.

ÇİFT ANADAL VE YANDAL PROGRAMLARI
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinde gerek fakülte içi, gerekse farklı fakültelerdeki bölüm ve programlar arası çift anadal ve yandal imkânları mevcuttur. Ayrıca lisans ders programlarında öğrencilerin farklı bölümlerde açılan dersleri alabilmelerine imkân sağlayan “serbest seçmeli” dersler bulunmaktadır.
HAZIRLIK SINIFI PROGRAMLARI YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE BİR MARKA
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Hazırlık Sınıfı Programları “Yabancı Dil Öğretimi”nde bir marka haline gelmiş durumdadır. Üniversitenin lisans programlarına bağlı olarak Zorunlu İngilizce ve Arapça Hazırlık sınıfları bulunmaktadır. Ayrıca yurt dışı öğrencilerine Türkçe Hazırlık Sınıfı Programı uygulanmaktadır.
ŞEHRİN MERKEZİNDE YERLEŞKE
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Ümraniye Elmalıkent yerleşkesi, her türlü ihtiyaca cevap vermek üzere neoklasik tarzda bir mimari ile tasarlanmıştır. Genişlik ve ferahlık hissini doyasıya veren özgün peyzaj alanlarına sahip bulunan yerleşke dünya metropolü İstanbul’un her noktasına kolay ulaşım imkânı sunan bir lokasyonda bulunmaktadır. Ümraniye Elmalıkent Yerleşkesi, Ümraniye Alemdağ Caddesi’ne ve “Üsküdar-Ümraniye-Çekmeköy” metro hattına yürüme mesafesindedir.

LİSANS VE LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALAR İÇİN MÜKEMMEL BİR ORTAM
Kuruluşundan itibaren Üniversitede kütüphane ve dokümantasyon hizmetlerine büyük önem verilmiş ve bu birimin sürekli geliştirilmesi kurumun temel politikalarından olmuştur.
Nitekim Yükseköğretim Kurulunun yayımladığı “Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023” raporlarında İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinin ülkemizdeki bütün vakıf yükseköğretim kurumları arasında öğrenci başına düşen basılı kitap sayısı en fazla üniversite olduğu görülmektedir. Ümraniye Elmalıkent yerleşkesindeki kütüphane, üç katta 10.000 m2’yi aşan kapalı alana sahiptir. 1.000.000 cilt kitap ve 1.500 kişi oturma kapasitesi, grup çalışma odaları, sesli sessiz çalışma bölümleri, seminer odaları vb. mekânlarıyla öğrenciler ve araştırmacılar için cazip bir bilim, fikir ve sanat atmosferi oluşturmak üzere tasarlanmıştır. Kütüphanede halen, 138.000 cilt basılı kitap, 240.000 elektronik kitap (e-kitap) ve 1.209 adet dergiye ait 22.853 cilt/ sayı dergi ile eğitim öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerini desteklemek üzere üst düzey bir hizmet sunmaktadır.
Ülkemizin ve bölgemizin önde gelen üniversitelerinden biri olma yolunda kararlılıkla ilerleyen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, 2024-2025 akademik yılında heyecanla yeni dönem öğrencilerini bekliyor…

ABD Başkanı Joe Biden partisinin içindeki siyasi baskılara daha fazla dayanamadı. Kasım ayında gerçekleşecek seçimlerden çekildiğini açıkladı. Biden geçtiğimiz günlerde başkanlık adaylığından ayrılmayacağını duyurmuş; Kararı parti içinde ve seçmenler tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Art arda gerçekleştirdiği gaflar, sağlık sorunları hakkında spekülasyonlar ve rakibi Trump’ın canlı yayında kendisine karşı üstün performansı, Biden’ın kritik kararında önemli faktörler kuşkusuz…
Biden çekilirken, yardımcısı Kamala Harris’i destekleyeceğini belirtti. Yüksek olasılıkla aday gösterilmesi beklenen Harris ise durumu olumlu karşıladı ve memnuniyet duyacağını duyurdu. Parti içinde önemli bir konuma sahip olan eski başkan Barak Obama’nın ve tecrübeli siyasetçi Nancy Pelosi’nin Harris’e destek açıklamamaları ise kafa karıştırdı. Beyaz Saray muhabirlerinin isim vermeden aktardığı raporlara göre, Obama’nın eşi Mişel Obama’yı aday olarak düşündüğü iddia edildi. Pelosi’nin de “adayları görmek gerekiyor” şeklindeki açıklaması, kuşkusuz Harris’ten farklı opsiyonların da masada olduğunun kanıtı.
Trump’ın rakibi 19-22 Ağustos tarihlerindeki kongrede belli olacak. Delegelerin yarısından fazlasının oyunu alan adayın kim ya da kimler olacağı netlik kazanmamışken; Harris’in başarılı kariyeri oldukça dikkat çekici.
HARRIS HIRSIYLA ÖN PLANA ÇIKAN BİR SİYASETÇİ KONUMUNDA
Kamala Harris, 1964’te Kaliforniya’nın Oakland kentinde, göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Harris liseyi Kanada’da okudu. Howard Üniversitesi’nde siyaset bilimleri ve ekonomi eğitimi aldı. Ardından da San Franciso’da hukuk eğitimini tamamladı.
Kamala Harris, 1990 yılında hukuk fakültesini bitirdi. 2003’te San Francisco’nun ilk kadın eyalet savcısı oldu. 2010’da ise 32. Kaliforniya Eyalet Başsavcısı seçildi.
Yıllar geçtikçe siyasete olan ilgisi artan Kamala Harris 2015’te Senato’ya aday oldu. 2017’de seçildi. Harris’in Senato’ya girişinde, eski başkan Obama ve mevcut başkan Biden’ın etkisi büyüktü.
Harris Senato’ya girdikten iki yıl sonra başkanlık adaylığına talip olduğunu açıkladı. Ancak yıl içerisinde desteğini yitirdi ve adaylıktan çekildi. Demokratlar daha tecrübeli bir siyasetçi olan Joe Biden’ın, Trump’ı mağlup edebileceğini değerlendi. Nitekim bu tahmin başarılı oldu ve Biden seçimi kazandı. Bu seçim galibiyetinde ise yardımcısı Harris’ti.
Trump’ın kazanma yolunda ilerlediği bir yarışta Harris bir anda kendisini mücadelenin içinde bulacak gibi görünüyor. Eğer seçimden galibiyetle ayrılırsa, Birleşik Devletler Tarihi’nin ilk siyahi ve Güney Asya kökenli kadını durumunda olacak.
YAŞ HARRIS İÇİN BİR AVANTAJ OLABİLİR
Nikki Haley Cumhuriyetçilerin önseçimleri sırasında seksen yaşındaki adayını değiştiren ilk partinin kazanacağı söylemişti. Bunu kendisinin seçilmesi için söylemişti ancak yaptığı dinamiklik vurgusu önemliydi. 81 yaşındaki Biden’ın aksine 59 yaşındaki Harris oldukça dinç bir görüntüye sahip ve sadece bu gerçek bile Trump’ın en güçlü saldırı hatlarından birini etkisiz hale getiriyor. Nitekim devam eden seçim kampanyası boyunca Trump, Biden’ın yaşından dolayı Başkanlık görevini yürütemediğini vurgulamış; Biden yarıştan çekildiğini açıklarken bile “bu söylediklerini yarın unutacak” yorumunda bulunmuştu.
Harris’e karşı ise ciddi bir argümanı olmadı. “O sürekli kahkaha atan biri, ilginç hareketler sergiliyor, Biden’dan daha kolay yenebileceğim bir rakip” açıklamasıyla yetinmek durumunda kaldı.
Realiteye baktığımızda, Harris eski bir savcı, Trump hüküm giymiş bir suçlu durumunda bulunuyor. Dolayısıyla halk nezdinde daha iyi bir imaja sahip olduğu kuşkusuz. Anketler, seçmenlerin kayda değer bir kısmının Trump’ın suç işlediğini düşündüğünü ancak yine de ona oy vermeyi planladığını gösteriyor. Bu durum oldukça önemli zira, seçmenin, rakibi görevini yerine getiremediğine inandıkları Biden yerine, kötünün iyisi olarak Trump’a yönelmelerine işaret ediyor olabilir. Harris’in adaylığı ise bu durumu tersine çevirme ihtimaline sahip.
Son kamuoyu yoklamalarında Harris, Trump’ın 2 puan gerisinde, %46’ya %48 durumunda. Biden ise Trump’ın 3 puan gerisinde bulunuyordu. Harris’in destekçilerinin bilhassa Afro-Amerikalılar, genç seçmenler ve kadınlar olduğu biliniyor.
Kuşkusuz bu denklemde Harris’in muhtemel rakiplerini de incelemek gerekiyor. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom bu adaylardan biri. Newsom, karizmatik bir tarza sahip ve Biden’a yönelik eleştirileriyle dikkat çekiyor. Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, 10 yetişkin Amerikalıdan altısı Newsom’u tanıyor. Ancak ona karşı olumlu bakış açısının Kaliforniya yönetimindeki aksaklıklar gerekçe gösterilerek olumsuza doğru yöneldiği değerlendiriliyor.
HARRIS’IN PARTİ İÇİNDEKİ RAKİPLERİNİN ESAS HEDEFİ 2028 SEÇİMLERİ
Michigan Valisi Gretchen Whitmer ise bir başka önemli aday olarak görülüyor. Whitmer, birçok yorumcunun 2028’de başkanlık yarışına gireceği yönünde spekülasyon yaptığı, popülerliği giderek artan, ülkenin orta batı bölümünden bir Demokrat. Geçmişte Biden için kampanya yürütmüştü..
Whitmer, daha önce New York Times’a yaptığı açıklamada 2028’de X kuşağından bir başkan görmek istediğini söylemiş; Ancak kendi ismini öne çıkartmaktan kaçınmıştı.
Kentucky Valisi Andy Beshear, Maryland Valisi Wes Moore, Senatörler Amy Klobuchar ve Cory Booker diğer olası adaylar. Michelle Obama’nın adaylığı ise oldukça zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Anketlerse, Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın başarılı seçim kampanyasıyla, Kamala Harris de dahil olmak üzere tüm rakiplerinin önünde olduğunu gösteriyor. Ancak kesin bir yargıya ulaşmak henüz mümkün değil.
]]>Bayraklı’da metrekareye 39,7 kilogram yağış düştü. Yağış nedeniyle kent merkezi Bayraklı ve Konak ilçelerinde bazı cadde ile sokaklar suyla dolarken, araç sürücüleri ve yayalar zor anlar yaşadı. Sağanaktan korunmak için kaçmaya çalışan Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Özge Ceren Deniz (23) suyla dolan yolda elektrik akımına kapıldı. Onu kurtarmak isteyen ikinci el eşya satışı işiyle uğraşan, amatör müzisyen İnanç Öktemay (44) da akıma kapılıp, bir anda yere yığıldı. Deniz ve Öktemay, kaldırıldığı hastanede yaşamlarını yitirdi. İnanç Öktemay İzmir’de, Özge Ceren Deniz Osmaniye’de toprağa verildi.

DUMANLARIN ÇIKTIĞI GÖRÜNTÜ KAMERADA
Olay yerindeki mazgaldan 9 Ocak’ta dumanların çıktığı bir güvenlik kamerası görüntüsü de ortaya çıktı. Çevredeki esnafın durumu, o tarihte kurumlara ilettiği öğrenildi. İzmir’de 2 kişinin akıma kapılarak öldüğü yerde yapılan inceleme sonrasında belediye ve elektrik firması geldi, çözüm için çalışma yaptı. Çalışma ile yer altında kablolar, 50 santimetre daha aşağıya alındı. Destek belediye hizmetlerinin kabloları kapatmasından sonra bölgede tekrar elektrik verilip, yol trafiğe açıldı.

BİLİRKİŞİ ÖN RAPORU: HER İKİ KURUMUN İHMALLERİ OLDUĞU KANAATİNE VARILMAKTA
Öte yandan bilirkişinin hazırladığı ön raporda, bir besleme devresine ait kablonun yağmur tahliye mazgalına sıkıştığı ve zedelendiği, ölümlere bu bölümdeki faz toprak arızasının neden olduğu belirtildi.

Raporda, besleme devrelerine ait kabloların zeminden 36 ila 45 santimetre derinlikte olduğu, sıcaklığın olduğu yerde bu derinliğin 15 santimetreye kadar gerilediği, neredeyse mazgalın ulaşılabilirliğiyle aynı seviyeye geldiğine dikkat çekildi. Raporda, ilgili düzenlemeye göre, bu derinliğin normalde 60 ila 80 santimetre olması gerektiği vurgulandı. Raporda ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Kablo derinliğinin 15 santimetreye ayrılmış konumunda, bu kadar küçük gömülüme derinliğe neden olan faktör; rögar kapağı bitişiğinden beyaz renkli drenaj borusunun kabloları kapağa doğru genişlemesi ve bu arada kablo koruyucu borunun bu bölümünün iptal edilmiş olması. İZSU uygulamalarından olan bu kırılması asli nedenlerinden biri olduğu inancındayız. Kabloların 36 ve 45 santimetre aralığında derinliğe gömülmüş olması, kazanın yaşanmış olması asli nedenlerden biri olarak GDZ Elektrik’in uygulamalarının sonucu olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak her iki kurumun ihmalleri olduğu kanaatine varılmaktadır.”
14 KİŞİ TUTUKLANDI
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 30 kişiden 14’ü tutuklandı. Hakkında gözaltı karar verilen 2 şüpheliden birinin kanser tedavisi gördüğü, bir şüphelinin de yurt dışında olduğu belirtildi.

11 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI
Soruşturma kapsamında 11 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi. Savcılık talimatı ile dün İZSU’dan Adana Belediyesi Genel Sekreteri eski Genel Müdür Ali Hıdır Köseoğlu, Genel Müdür Gürkan Erdoğan, Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sadi, Gediz Elektrik’ten Dağıtım Genel Müdürü Uğur Yüksel, Metropol Bölge Müdürü Ali Arcan, Sistem İşletme ve Bakım Müdürü Ekrem Yıldırım, Operasyon Direktörü Sefa Pişkinleblebici, Planlama ve Teknoloji Direktörü Necati Ergin, Yapım İşleri Saha Sorumlusu Mürsel Arıcı, Yapım İşleri Sorumlusu Uzman Alper Doğan ve Gediz Elektrik personeli Halit Özpelit gözaltına alındı. Şüphelilerden Ordu’da gözaltına alınan Halit Özpelit’in SEGBİS’le bağlanıp ifadesinin alınacağı belirtildi.
AKOM’DAN SON DAKİKA UYARI
Megakentteki bunaltıcı sıcaklar yerini sağanak yağışa bırakıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM’dan yapılan açıklamaya göre bugün başlayacak olan yağışlar hafta sonuna kadar etkili olacak. AKOM’un yaptığı uyarıda “Gün içerisinde Avrupa Yakası’nın batı bölgelerinde gök gürültülü sağanak yağmur geçişlerinin yaşanabileceği ön görülmektedir. İstanbul genelinde bu gece saatlerinden itibaren başlaması ve Cumartesi akşam saatlerine kadar aralıklarla etkili olması beklenen gök gürültülü sağanak yağmur geçişlerinin yaşanacağı tahmin edilmektedir” ifadelerine yer verildi.
BUGÜN HAVA NASIL OLACAK?
MARMARA
Parçalı, yer yer çok bulutlu, bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın, bölgenin güney ve batısında kuzeyli yönlerden yer yer kuvvetli (40-60 km) eseceği tahmin ediliyor.
EDİRNE 19°C, 32°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İSTANBUL 22°C, 29°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
KIRKLARELİ 19°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
KOCAELİ 21°C, 26°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
EGE
Parçalı, yer yer çok bulutlu, bölgenin iç kesimleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, bu akşam Kütahya, Uşak ve Afyonkarahisar çevreleri ile Denizli’nin doğusunda kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın, kıyılarında kuzeyli yönlerden yer yer kuvvetli (40-60 km) eseceği tahmin ediliyor.
A.KARAHİSAR 18°C, 27°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
DENİZLİ 21°C, 34°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
İZMİR 24°C, 33°C
Parçalı ve az bulutlu
MUĞLA 21°C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu
AKDENİZ
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin (Antalya kıyıları haric) yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Adana ve Mersin’in kuzeyi ile Kahramanmaraş’ın batı ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ADANA 26°C, 33°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, kuzey ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ANTALYA 27°C, 36°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu
HATAY 26°C, 31°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, kıyı ilçeleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ISPARTA 19°C, 29°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
İÇ ANADOLU
Parçalı, yer yer çok bulutlu, bölge geneli yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, bölgenin batısında yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ANKARA 18°C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, aralıklı ve yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ESKİŞEHİR 20°C, 25°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, bu akşsam yerel kuvvetli olması bekleniyor.
KONYA 18°C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
SİVAS 15°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
BATI KARADENİZ
Parçalı ve az bulutlu, iç kesimlerinin yer yer çok bulutlu, bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; yerel kuvvetli, kıyılaranda yer yer çok kuvvetli ve şiddetli olması bekleniyor.
BOLU 15°C, 23°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.
DÜZCE 20°C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli, yer yer çok kuvvetli ve şiddetli olması bekleniyor.
SİNOP 26°C, 29°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli, yer yer çok kuvvetli ve şiddetli olması bekleniyor.
ZONGULDAK 21°C, 25°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli, yer yer çok kuvvetli ve şiddetli olması bekleniyor.
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, sabah saatlerinden itibaren bölge genelini (Ordu ve Giresun hariç) yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA 20°C, 32°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, sabah saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
RİZE 22°C, 31°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, sabah saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN 23°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, sabah saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON 22°C, 29°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, sabah saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, kuzeyinin yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra Ardahan, Kars, Iğdır ve Erzincan çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM 12°C, 30°C
Parçalı ve çok bulutlu
KARS 12°C, 27°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MALATYA 20°C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN 16°C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık, batı kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR 24°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP 24°C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu
SİİRT 26°C, 38°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA 26°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
]]>
İnalcık, ilk ve ortaokulu Ankara ve Sivas’ta okuduktan sonra liseyi Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebi’nde tamamladı. Lisans eğitimini ise 1935’te Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesinde bitirdi.
Üniversitenin Yeniçağ Tarihi Bölümünde yaptığı çalışma ile Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün dikkatini çeken İnalcık, onun tavsiyesi ile ilmi yardımcı olarak görevlendirildi. “Tanzimat ve Bulgar Meselesi” adlı doktora tezini 1942’de tamamlayan İnalcık, 1943’te “Viyana’dan Büyük Ricat’e Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı” başlıklı teziyle doçent ünvanı aldı.
Üniversitenin Arap Dili ve Edebiyatı Bölümünden Şevkiye Işıl ile 1945’te evlenen Halil İnalcık’ın bu evlilikten Günhan isimli kızı dünyaya geldi. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesinde dersler veren İnalcık, 1947’de Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçildi.
ABD’de Osmanlı-Türk tarihi araştırmalarının gelişimine katkı sağladı
İnalcık, üniversite tarafından 1949’da İngiltere’ye gönderildi ve burada Osmanlı tarihine ait kaynakları araştırdı, önemli tarihçilerle tanıştı. 1952’de “Viyana Bozgun Yıllarında Osmanlı-Kırım Hanlığı İşbirliği” teziyle profesörlük ünvanı aldı.
Columbia, Princeton, Pennsylvania ve Harvard üniversitelerinde ziyaretçi profesör olarak dersler veren İnalcık, ABD’de Osmanlı-Türk tarihi araştırmalarının gelişimine büyük katkı sağladı.
Öğrenci olarak girip hocalık yaptığı Ankara Üniversitesinden 1972’de emekli olan İnalcık, Chicago Üniversitesinde Osmanlı Tarihi Kürsüsü’nü kurdu. Chicago Üniversitesinden de 1986’da emekliye ayrılan İnalcık, 1993’te Bilkent Üniversitesinde Tarih Bölümünü kurarak, 23 yıl boyunca yüksek lisans ve doktora öğrencilerine seminer dersi verdi.
2003’te aynı üniversitede “Halil İnalcık Center for Ottoman Studies” adlı bir merkez kuran İnalcık, yıllardan beri çeşitli arşivlerden topladığı belge ve defterlerin kopyalarını, yarım kalmış araştırma metinlerini, binden fazla ayrı basımı ve diğer materyalleri buraya bağışladı.
“Tarihçilerin Kutbu” İnalcık Fatih Camisi Haziresi’ne defnedildi
İnalcık, iyi düzeyde İngilizce, Fransızca ve Almanca’nın yanı sıra orta düzeyde de Arapça, Farsça ve İtalyanca biliyordu. Uluslararası çapta şöhreti olan İnalcık, Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2 bin bilim insanı arasında gösterilirken Türk, Amerikan, İngiliz, Sırp ve Arnavutluk akademilerine üye seçildi.
Akademik hayatı boyunca çok sayıda ödül kazanan ve birçok üniversiteden de fahri doktora unvanı alan İnalcık, 2002’de İslam Konferansı Teşkilatı tarafından “Teşekkür Plaketi” ile Kültür Bakanlığınca “2002 Kültür ve Sanat Büyük Ödülü“ne layık görüldü.
Yayımlanmış yüzlerce makalesi ve onlarca kitabı bulunan, tarih alanındaki çalışmalarıyla dünya çapında tanınırlığa ulaşan ve “Tarihçilerin Kutbu” olarak anılan İnalcık, 25 Temmuz 2016’da Ankara’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Cenazesi, Bakanlar Kurulu kararıyla çok sevdiği Osmanlı padişahı olan Fatih Sultan Mehmet’in de türbesinin bulunduğu Fatih Camisi Haziresi’ne defnedildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla İnalcık’ın mezarı, geleneksel Osmanlı ulema kabri şeklinde yapıldı.

“Osmanlı tarihini bir bütün halinde ele aldı”
İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli, AA muhabirine, hocası Prof. Dr. Halil İnalcık’ı hayırla yad ettiğini ve onun unutulmayacak bir sima olduğunu söyledi.
Üniversiteye girdiği dönemlerde sık sık İnalcık’ın makalelerinden istifade ettiğini belirten İpşirli, “Kendisiyle fiilen görüşmemiz ve ondan sonra irtibatımızın devam etmesi 1990 yılında oldu. ABD’ye bir program için gitmiştim, orada 1,5-2 ay kadar kaldım. Hoca da ‘Mutlaka Chicago’ya gel, konuşacağımız konular var.’ demişti. Orada enine boyuna hocamızla konuşma imkanım oldu. Daha sonra da 1991 yılında bir sempozyumda beraber olduk. Bundan sonraki çalışmalarımız hep devam etti.” diye konuştu.
İnalcık’ın çalışmalarıyla, Osmanlı tarihini dikkate almadan yazılacak Avrupa ve Dünya tarihinin eksik kalacağı fikrini güçlü bir şekilde ortaya koyduğunu kaydeden İpşirli, şöyle devam etti:
“Yetiştirmiş olduğu talebeler, yazmış olduğu kitaplarla bu alandaki hizmeti çok büyük oldu. Bunun hep devam edeceğine inanıyorum. Bugün tarih alanındaki hangi teze veya hangi kitaba baksanız İnalcık’ın mutlaka 3, 5, bazen 10, 15 makalesine ve kitabına referans veriliyor bibliyografyada ve dipnotlarda. Bu çok önemli. Kendisi Osmanlı tarihini bir bütün halinde ele aldı. Önce Tanzimat ile başlıyor, doktora tezidir. Daha sonra ilgi alanı Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna yöneliyor. Osmanlı’nın kuruluşuna çok büyük zaman ayırdı, çok önemli arkeoloji araştırmaları yaptı. Bu da ilktir, Osmanlı arkeolojisi. Bursa’ya giderek oradaki tepeleri, birtakım belirtileri, mekanları tek tek gördü, yaşlı kimselerden bazı bilgiler aldı. Bütün bunlar önemli ve bir ilk. O manada takdir etmek lazım.”

“ABD’de ortaya koyduğu sistem ve ileri sürdüğü fikirler son derece etkili oldu”
İpşirli, İnalcık’ın sosyal ve ekonomik tarih ile hukuk konusuna önem verdiğini, sosyal ve ekonomik tarihin incelenmeden Osmanlı’nın gerçek kimliğinin ortaya konulmasının mümkün olmadığını ifade ettiğini söyledi.
Halil İnalcık’ın İstanbul’a ve Fatih Sultan Mehmet’e çok emek verdiğini, en çok üzerinde durduğu ve çalışma yaptığı konular olduğunu ifade eden İpşirli, “1953 senesi önemli bir sene, fethin 500. yıl dönümünde birtakım hazırlıklar yapılıyor, birçok akademisyene görevler veriliyor. İnalcık da o sırada iki önemli kitap yazdı, bunlardan biri ‘Defter-i Arvanid’di. Arnavutluk fetihten sonra nasıl bir yönetimle Osmanlı’ya bağlandığını anlatan bir kaynağı yayımladı. Bu kaynak büyük yankı uyandırdı.” ifadesini kullandı.
İnalcık’ın genç yaştan itibaren Türk Tarih Kurumunun üyesi olarak çalışmalar yaptığını, verdiği dersleri genellikle makaleye ve kitaba dönüştürdüğünü anlatan İpşirli, şöyle konuştu:
“Asıl onun açılımı ABD’de oluyor. 1972’den 2000 yıllarına kadar Princeton Üniversitesinde ve Chicago Üniversitesinde bulundu. Orada bir çığır açtı hoca, bu çok önemli. Onların daveti üzerine oraya gitti, onun ortaya koyduğu sistem ve ileri sürdüğü fikirler son derece etkili oldu. İnalcık, ansiklopedilere çok güzel makaleler yazdı. En çok etkili olan çalışmaları onlardı. Gerek Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı İslam Ansiklopedisi, gerek Türkiye Diyanet Vakfının çıkarmış olduğu İslam Ansiklopedisi, bir de Batılıların çıkardığı bir ‘Encyclopaedia of Islam’ var, üç dilde yayımlanmış, orada çok önemli makaleleri var İnalcık Hoca’nın.”
İpşirli, 1990’lı yılların başında Halil İnalcık’ı, Dragos’taki evinde ziyaret ettiğini, Diyanet Vakfının çıkaracağı bir ansiklopediye yazı yazması teklifini götürdüğünü, Hoca’nın “Bir gün merkezi ziyaret edeyim” dediğini belirterek süreci şöyle anlattı:
“Ben aldım getirdim Bağlarbaşı’ndaki merkeze. Çalışmalar hakkında bilgi aldı, ‘Mukataa maddesi var mı, iltizam maddesi var mı?’ gibi özel sorular sordu ve dedi ki ‘Açık çek veriyorum, yapmış olduğum bütün çalışmalar ansiklopediye dahil edilebilir ama son olarak benim görmem lazım.’ Önemli katkıları oldu. Yine 1990’lı yılların başındaydı, Türk Tarih Kurumunda uluslararası bir tarih kongresinin toplantısı vardı. Dediler ‘Hoca seni arıyor.’ Hemen kendisini odasında ziyaret ettim, ‘Diyanet İslam Ansiklopedi ne durumda? Bu bizim gurur kaynağımız. Bu Batılılar bizim yüzümüze gülerler ama bizi hep hakir görürler. İnşallah bu çalışma bizim bütün o güçlü tarihimizi ortaya koyacak.’ dedi.”
“Şu anda Fatih’in komşusu, bu da onun için en büyük mükafat”
İpşirli, İnalcık’ın uzun yıllar yurt dışında bulunduğunu, kongrelere katıldığını, çok sayıda Doğu bilimci ile dostluk kurduğunu, ancak hiçbir zaman kendi kimliğini ve değerlerini kaybetmediğini, bu konuda Kırım kökenli olmasının etkili olabileceğini ve kendisinin her zaman “Ben Kırım Bahçesarayı’ndaki caminin müezzini Halil Hoca’nın torunuyum.” dediğini anımsattı.
İnalcık’ın sadece sosyal ve ekonomik tarih konusunda yazmakla kalmadığını vurgulayan İpşirli, “Bu konudaki yanlış çalışmaları veya yanlış görüş ortaya koyanları da şiddetle eleştirdi. (Franz) Babinger’e yazmış olduğu eleştiriler var, birtakım Batılı tarihçilere yazılı eleştiriler var. Bu manada açmış olduğu çığır devam edecektir. Hiçbir zaman unutulmayacağına ben inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
İpşirli, İnalcık’ın başarısında kaynakları çok iyi bilmesinin önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekerek, “Arşiv kaynaklarını ve tarihi kaynakları biliyordu. İkinci olarak literatürü çok iyi takip ediyordu. Ben Chicago’daki bir talebesine sordum, ‘Hocamın nasıl geçer günü?’ diye, ‘Deliler gibi okur. Hemen çıkan her şeyi okumaya ve onları değerlendirmeye çok önem verir.’ dedi. Bu ömrünün sonuna kadar devam etti.” diye konuştu.
Halil İnalcık’ın kendilerine bir örnek teşkil ettiğini kaydeden İpşirli, Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’a verdiği emeklerin karşılığını gördüğünü, vefatının ardından Fatih Camisi Haziresi’ne defnedildiğini vurgulayarak, “Şu anda Fatih’in komşusu, civarında başka tarihçiler var. Bu da onun için en büyük mükafat. Karacaahmet Mezarlığı’nda bir aile kabristanı varmış. Oraya defnedileceği sırada bazı meslektaşları ve tabii ki Cumhurbaşkanının izni olmadan olmuyor, onun da sahip çıkmasıyla oraya defnedildi.” dedi.
Burs programına ilişkin film gösterimiyle başlayan tören, öğrencilerin konuşmasıyla devam etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yoğun programı nedeniyle katılamadığı törene saygı ve sevgilerini ilettiği bir mesaj gönderdi.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden yüksek onur derecesiyle mezun olan Azerbaycanlı Seljan Jahangirova, eğitim hayatını başarıyla tamamlamış bir Türkiye Burslusu olmaktan gurur duyduğunu dile getirdi.
Ankara Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nü birincilik unvanıyla tamamlayan Filistinli Osama Hindi, İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamlar nedeniyle buruk sevinç yaşadığını belirterek, başarısını, mezun olma şansı elinden alınan Filistinli gençlere ithaf etti.
– TÜRKİYE, DÜNYA İÇİN GEÇİŞ NOKTASI GÖREVİ GÖRÜYOR
Bakan Yardımcısı Çam, öğrencilere Türkiye’deki hatıralarını canlı tutma öğüdünde bulunarak, onların artık Türkiye’nin evlatları olduğunu belirtti.
Öğrencilerden bir kısmının ülkede kalarak meslek hayatını sürdüreceğini söyleyen Çam, bursluların eğitimleri için aileleri, ülkeleri ve Türkiye tarafından maddi ve manevi pek çok yatırım yapıldığını dile getirdi.
Çam, sosyal medyada uluslararası öğrencilerle ilgili çıkan bazı üzücü haberlere dikkati çekerek, öğrencilerin bunlardan etkilenmemesini rica etti.
Üniversitelerin evrensel bir ortamı içinde barındırması gerektiğini anlatan Çam, çok uluslu ortamın üniversite eğitimindeki önemine değindi.
Çam, öğrencilere kendini geliştirme ve fırsatları değerlendirme önerisinde bulunarak, Türkçe konuşmayı öğrenmelerinin kendileri için büyük avantaj olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin imkanlarının giderek genişlediğinin altını çizen Çam, ülkenin, geçiş noktası olduğunu ve uluslararası zorluklar karşısında sığınak görevi görebileceğini söyledi.
Çam, ülkenin ithalat, ihracat ve turizm sektöründe geliştiğine dikkati çekerek, turizm gelirlerini artırma hedeflerinden bahsetti.
İsrail’in Gazze’deki katliamlarına işaret eden Çam, Biyomedikal Mühendisliği’nden mezun olan Filistinli Hindi’nin başarısına işaret etti ve hastanelerdeki ekipmanları kırmaya çalışan zihniyete karşı “sıfırdan başlama mücadelesiyle” adaletin yanında olmaya çalıştıklarını kaydetti.
Çam, Kıbrıs Türk halkının da “mazlum” olduğunu belirterek, burslulara ithafen “Bu toprakların değerlerini bilen insanlar olarak, gençlerimiz olarak bu davaların da sahibi olmanızı diliyorum.” dedi.

– TÜRKİYE, FARKLI COĞRAFYALARDAN ÖĞRENCILERE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR
YTB Başkanı Eren, törende yaptığı konuşmada, Türkiye Bursları’ndan faydalanan öğrenciler için 13’üncü kez mezuniyet töreni gerçekleştirildiğine işaret ederek, burs programının Türkiye’nin en büyük başarılarından biri olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizmiş olduğu vizyon çerçevesinde programı organize etmeye gayret ettiklerini anlatan Eren, Türkiye’nin, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi birçok kurumuyla programı büyüttüklerini söyledi.

Eren, Anadolu coğrafyasını merkeze alarak “Dünya beşten büyüktür” şiarıyla hareket ettiklerini vurgulayarak, Türkiye Bursları’nın ülkenin stratejik enstrümanı olduğunu ve tüm dünyadan en başarılı öğrencilerin getirildiğini kaydetti.
Asya Pasifik’ten Kuzey Afrika’ya, Türkistan coğrafyasından Güney Amerika’ya birçok öğrenciye kucak açtıklarını belirten Eren, “Türkiye’nin gönüllü elçileri” olarak nitelendirdiği öğrencilerden Türkiye’deki tecrübelerini unutmamasını istedi.
Eren, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşanan vahşete işaret ederek, ABD Kongresi’nde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun uzun süre boyunca alkışlanmasının, uluslararası sistemin yıkılışını gösterdiğini dile getirdi.
2 bin 800’den fazla öğrenciyi mezun ettiklerini ve birçok burslunun fakülte birincisi olduğunu aktaran Eren, “Sizin ikinci bir aileniz olarak buradayız.” dedi.

– ULUSLARARASI ÖĞRENCİ HAREKETLİLİĞİ
Gazi Üniversitesi Rektörü Yıldız, öğrencilerin uluslararası hareketliliğinin, Türkiye’de yükseköğretimin gelişmesiyle arttığını vurgulayarak, ülkenin 2022’de uluslararası öğrenci sayısına göre dünyadaki ilk 10 ülke sıralamasına girerek dünya sıralamasında 10’uncu, Avrupa ülkeleri sıralamasında 5’inci ülke olduğunu hatırlattı.
Yıldız, üniversitelerin uluslararası öğrenci hareketliliği için cazibe merkezi haline gelmesini engelleyecek her türlü olumsuzluğu ortadan kaldırmanın herkes için sorumluluk olduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından öğrencilere sertifika takdim edildi.
Filistinli öğrenci Osama Hindi, 2023-2024 akademik eğitim dönemleri mezunlarını temsilen mezuniyet kütüğüne ismini çaktı.
Tören, aile fotoğrafı çekilmesi ve kep atılmasıyla sona erdi.

– TÜRKİYE BURSLARI
Türkiye Bursları programı kapsamında, uluslararası öğrencilere yükseköğrenim bursları veriliyor.
Dünya genelindeki başarılı öğrencilere fırsat eşitliği sağlayarak uluslararası standartlarda burslu eğitim almalarını sağlamayı amaçlayan program, Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki karşılıklı işbirliğinin geliştirmesi ve pek çok alanda bölgesel ve küresel kalkınmaya katkı sağlanmasını hedefliyor.
Uluslararası öğrenciler için İstanbul ve Konya’da da mezuniyet töreni düzenlenmesi planlanıyor.



Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı 2 saat 45 dakika sürdü. Terörle mücadele, Suriye ile normalleşme ve Gazze’deki katliam görüşüldü.

MASADA KRİTİK KONULAR!
İletişim Başkanlığı, toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamayı paylaştı.
1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.
2. 15 Temmuz ihanetinin faili FETÖ ile mücadelede gelinen aşama ve önümüzdeki süreçte atılacak adımlar değerlendirilmiş; Türkiye’ye hasım odakların güdümünde her türlü menfur eyleme tevessül eden ve mağduriyet kisvesiyle kendisini aklamaya çalışan terör örgütünün tamamen çökertilmesine yönelik sarsılmaz kararlılık vurgulanmıştır.
3. Terörle mücadelede artan gayretlerimizin, bölge ülkelerinin samimi iş birliği ile müşterek güvenlik meselelerinin çözümüne sağlam bir zemin teşkil ederek komşularımız Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve refahına kalıcı katkıda bulunacağına işaret edilmiştir.
4. Meselelerin çözüme kavuşturulması sürecinde, Suriye’de tüm tarafları kapsayan gerçek bir toplumsal mutabakata ulaşılmasına yönelik desteğin sürdürüleceği ve nifak girişimleri ile iki halkın kadim dostluğunu hedef alan kışkırtmalara müsaade edilmeyeceği vurgulanmış; Suriye topraklarının bölücü terörden arındırılmasının, öncelikle Suriye’nin menfaatlerini ve bekasını teminat altına alacağının altı çizilmiştir.
5. Uluslararası toplumun artan tepkisine rağmen gerçekleştirdiği katliamlarla hiçbir hukuk kuralı ve insani değerle ilişkisi kalmadığını açıkça ilan eden İsrail yönetimi’nin gecikmeksizin durdurulması gerektiği belirtilmiş; aksi hâlde, önce mücavir alanlara müteakiben tüm bölgeye yayılacak bir şiddet sarmalının tetiklenebileceği tekrar hatırlatılmıştır.
6. Türkiye’nin uluslararası antlaşmalar çerçevesinde ve garantör ülke sıfatıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı sayesinde, yarım asırdır Ada’nın tamamında hâkim kılınan barış, huzur ve güven ortamının; harekâtın meşruiyetini ve başarısını tarih önünde tartışmasız bir şekilde teyit ettiği kaydedilmiştir.
Millî davamız olan Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde iki devletli çözüm esasına göre neticelenmesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak tanınması istikametindeki kararlı tutumumuzun muhafaza edileceği vurgulanmıştır.
7. Ege ve Akdeniz’deki meselelerde diyaloğa öncelik veren ve yapıcı yaklaşımımızın istismarına fırsat verilmeyeceği belirtilmiş; hak, alaka ve menfaatlerimizin müdaafasına yönelik tavizsiz uygulamaların sürdürüleceği ifade edilmiştir.
8. Ukrayna’daki savaşa ilişkin gelişmeler ve son dönemdeki diplomatik çabalar ele alınmış; savaşın daha fazla tırmanmadan ve bölgeye yayılmadan adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çok taraflı samimi gayretlerin artırılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.
9. Somali, Libya, Sudan ve Nijer başta olmak üzere Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında uzun vadeli bir yaklaşımla geliştirilen ilişkiler değerlendirilmiş; Türkiye’nin, güven ve istikrarın tesisi hususunda üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirerek kardeş Afrika halklarının huzur ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceği kaydedilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.
İktisadi Kalkınma Vakfı’nın 2023 verilerine göre, Türkiye 1 milyon 55 bin 885 başvuruyla en çok vize başvurusu yapan 2. ülke olarak konumlanıyor. Başvurular sonucunda 612 bin 841 kişiye çok girişli uniform Schengen vizesi verilirken, ret oranı ise 2022’ye göre 6 puan yükselerek yüzde 21,7’ye çıktı.
Birleşik Arap Emirlikleri tarafından direkt yetkilendirilmesi bulunan resmi acente DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, başvuruların reddedilmesiyle popüler hale gelen yerlerin başında Dubai olduğunu ve 1 günle vize alınabildiğini anlattı.

ONAYLANMAYAN VİZE SORUNU
Sorunsuz tatil yapmak isteyenlerin kolay vize ya da vizesiz ülkelere seyahat seçeneklerini değerlendirdiklerini belirten DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, “Schengen vize başvurularında son dönemde gözle görülür bir artış var. Ancak vize başvurusu için gerekli olan randevular ileri tarihlere veriliyor, hatta bazen gerçekleştirilmek istenen seyahat tarihinden bile geç gerçekleştirilebiliyor. Başvuruların reddedilmesi ya da randevunun geç verilmesi sonucu başvuru yapanların hem yatırdıkları harçlar yanıyor hem de tatil için ödedikleri bedelin belli bir kısmı ceza olarak kesilebiliyor. Üstelik, ilkinde reddedilen vize başvurularının sonraki başvurularda çıkma ihtimali daha da düşüyor. Vatandaşlarımız, bu kadar stresin üstüne bir de istedikleri tatili gerçekleştirmiyorlar” ifadelerini kullandı.
VİZESİZ YERLER TERCİH EDİLİYOR
“Türk tatilciler daha kolay erişilebilir ve vizesiz destinasyonlara yöneliyor. Bu durum, Dubai gibi turistik cazibe merkezlerine olan talebi artırıyor” diyen Burak Akdemir, “Dubai Vizesi Yetkili Başvuru Merkezi olarak, eşsiz turistik yerleri, Türk damak tadına yakın yemek seçenekleriyle, deniziyle kumuyla, alışverişiyle, gece hayatıyla gidenlerin tekrar gitmek istediği Dubai’ye online başvuruyla 1 günde vize hizmeti veriyoruz. Dubai vizesi, Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikte geçerli. Dubai, son derece çekici turistik aktiviteleri ve göz alıcı şehir hayatı ile biliniyor. Dubai’nin sunduğu eşsiz deneyimler, Türk tatilcileri her geçen gün yeni keşifler için bu gözde şehre çekmeye devam ediyor. Türk tatilciler için alternatif bir destinasyon olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.

TATİLİNİ RİSKE ATMAK İSTEMEYENLERİN ALTERNATİFİ BELLİ
30 ve 60 günlük tek ya da çok girişli Dubai vizelerinin yanı sıra 2 yıllık freelancer serbest çalışma vizesi, ekspres vize de verildiğini dile getiren Akdemir, “Vatandaşlarımız, tatil planlarını riske atmak istemiyor ve Dubai gibi daha erişilebilir destinasyonları tercih ediyor. Türkiye’den Dubai’ye seyahat eden tatilciler için vizenin yanı sıra havalimanı karşılama ve istenilen noktaya transfer, araç kiralama, seyahatini en güzel hâtıralarla ölümsüz kılmak isteyenler için Dubai’nin olmazsa olmazı çöl safari turu, helikopter turu ve kişiye özel rehberlerimizle şehir turu hizmetleri de sunuyoruz” diye konuştu.
Akdemir, yeni popüler seyahat rotaları arasında Mısır, Bali, Umman, Katar gibi alternatif destinasyonların da yer aldığını belirtti.
Haber7 – ÖZEL
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’a giderek ABD Kongresi’nde bir konuşma yaptı. Soykırımcı Netanyahu, konuşması için Kongre’ye girmesinin ardından büyük bir coşkuyla karşılanırken, uzun süre ayakta alkışlandı.
Katil Netanyahu’nun girişindeki alkış tam 3 dakika 40 saniye sürdü. İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Kongresi’nde ayakta alkışlanırken, İsrail’in Gazze’deki katliamı devam ediyordu.

Soykırım uygulayan Netanyahu’nun Gazze politikasına tepkilerini ortaya koymak üzere toplanan binlerce kişi Washington’da protesto gösterisi düzenledi.
Netanyahu’nun alkışlandığı görüntülere ilişkin konuşan gazeteciler sert tepki gösterdi.
Netanyahu’nun, İsrail ordusunun Refah’ta “neredeyse hiç sivil öldürmediğini” ilişkin açıklamalarına isyan eden Filistinli Gazeteci Moin Naim, böylesine bir katliamı alkışlayacak insanların olmasının dünya için utanç verici olduğunu söyleyerek isyan etti. Haber7’ye konuşan Gazeteci Serdar Arseven ve Gazeteci Yazar M. Mustafa Uzun da dün izlenen görüntülerin ‘insanlık için ‘utanç kaynağı’ olduğunu vurguladılar.
FİLİSTİNLİ GAZETECİ İSYAN ETTİ
ABD kongresinde yaşanılanları ‘sirk oyunu’ olarak nitelendiren Filistinli Gazeteci Moin Naim, yaşanılan katliamın boyutunun Filistin harici insanlık adına ‘utanç verici’ görüntüler olduğunu belirtti. Filistinli Gazeteci Moin Naim, “Bu dünyada bu kadar katliamı alkışlayabilecek insan olduğunu görmek Filistin olduğu için değil insan olduğu için utandırır” dedi.
Moin Naim, soykırımcı Netanyahu’nun Gazze’de saldırılar devam ederken ABD kongresinde alkışlandığı görüntülerle üç temel unsurun daha anlaşılır olduğunu açıkladı. İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarının ve katliamın asıl failinin ABD olduğunu belirten Moin Naim, ABD’li kongre üyelerinin kendilerini kaptırarak alkışlamalarıyla İsrail basının dahi dalga geçtiğini hatırlattı. Netanyahu’nun işlediği savaş suçlarını alenen açıkladığını ve anlattığını ifade eden Moin Naim, ABD senatosunun büyük bir kısmının İsrail devletinin ABD’de PR çalışmasını yapan IBAK kurumu tarafından fonlandığını dile getirdi. ABD tarihinde ilk kez İsrail’e karşı senatoda protesto edildiğine de vurgu yapan Moin Naim, Demokrat Parti’nin birçok kongre üyesinin katılım sağlamadığı ve hatta Filistin yanlısı olmayan başkan adayının dahi katılım sağlamadığına dikkat çekti.
BATI’NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ DİYEREK AÇIKLADI!
Netanyahu’nun alkışlandığı görüntülere ilişkin konuşan Gazeteci Yazar M. Mustafa Uzun, ABD’nin insanlık karnesinin sıfır olduğunu vurguladı.
Uzun, ABD Kongresi’nin kanlar üzerine kurulu olduğunu söyleyerek Gazze kasabı Netanyahu’nun alkışlanmasının şaşırtıcı olmadığını belirtti. Demokrat Parti Başkanı ve yardımcısının kongreye katılmayarak pek çok üyenin de katılım sağlamamasına dikkat çeken Mustafa Uzun, Netanyahu’nun dün alkışlandığı esnada beş kişinin şehit edildiğinin altını çizdi. Bu görüntülerin batının iki yüzlülüğünü ortaya çıkardığını söyleyen Gazeteci Uzun, meclisin dün akşam Amerika tarihindeki o kara lekelere bir yenisini daha eklediğini açıkladı.
ARSEVEN: “ABD SİYONİZMİN UŞAĞI SÖZDE DEVLET”
ABD’ye sert eleştirilerde bulunan Gazeteci Serdar Arseven, ABD’nin sözde devlet olduğunu ve devlet olmanın hiçbir özelliğine sahip olmadığını ifade etti. Dünyayı zulme ve kana boğan ABD tarafından soykırımcı Netanyahu’nun alkışlanmasının şaşırtıcı olmadığını söyleyen Arseven, ABD ve İsrail’in soykırım kardeşi ve soykırımcılığın ortak paydaları olduğunu belirtti. Serdar Arseven, “ABD’de ister Cumhuriyetçi ister Demokrat gelsin, ABD’lilerin siyasi tercihlerinin hiçbir önemi yoktur. Sonuçta ABD, Siyonizmin uşağı olan bir sözde devlettir” dedi.
Amerika’nın topyekûn İslam düşmanı olduğunu belirten Gazeteci Serdar Arseven, ABD Kongresi’nde Siyonizm’in savunucusu Netanyahu’nun alkışlanmasının Müslümanlar tarafından ‘uyanış’ olması gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’nin de tehdit altında olduğunu söyleyen Arseven, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerin altını çizdi. Netanyahu’nun sivil katliamı yapmadığına dair kongrede konuşma yaparken ve ayakta alkışlanırken Gazze’de onlarca çocuğun aynı anda katledildiğini açıklayan Serdar Arseven, ABD Kongresi’ndeki görüntüleri kınayarak lanetlediğini belirtti.
İktisadi Kalkınma Vakfı’nın 2023 verilerine göre, Türkiye 1 milyon 55 bin 885 başvuruyla en çok vize başvurusu yapan 2. ülke olarak konumlanıyor. Başvurular sonucunda 612 bin 841 kişiye çok girişli uniform Schengen vizesi verilirken, ret oranı ise 2022’ye göre 6 puan yükselerek yüzde 21,7’ye çıktı.
Birleşik Arap Emirlikleri tarafından direkt yetkilendirilmesi bulunan resmi acente DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, başvuruların reddedilmesiyle popüler hale gelen yerlerin başında Dubai olduğunu ve 1 günle vize alınabildiğini anlattı.
ONAYLANMAYAN VİZE SORUNU
Sorunsuz tatil yapmak isteyenlerin kolay vize ya da vizesiz ülkelere seyahat seçeneklerini değerlendirdiklerini belirten DubaiVizeAl Yönetim Kurulu Üyesi Burak Akdemir, “Schengen vize başvurularında son dönemde gözle görülür bir artış var. Ancak vize başvurusu için gerekli olan randevular ileri tarihlere veriliyor, hatta bazen gerçekleştirilmek istenen seyahat tarihinden bile geç gerçekleştirilebiliyor. Başvuruların reddedilmesi ya da randevunun geç verilmesi sonucu başvuru yapanların hem yatırdıkları harçlar yanıyor hem de tatil için ödedikleri bedelin belli bir kısmı ceza olarak kesilebiliyor. Üstelik, ilkinde reddedilen vize başvurularının sonraki başvurularda çıkma ihtimali daha da düşüyor. Vatandaşlarımız, bu kadar stresin üstüne bir de istedikleri tatili gerçekleştirmiyorlar” ifadelerini kullandı.
VİZESİZ YERLER TERCİH EDİLİYOR
“Türk tatilciler daha kolay erişilebilir ve vizesiz destinasyonlara yöneliyor. Bu durum, Dubai gibi turistik cazibe merkezlerine olan talebi artırıyor” diyen Burak Akdemir, “Dubai Vizesi Yetkili Başvuru Merkezi olarak, eşsiz turistik yerleri, Türk damak tadına yakın yemek seçenekleriyle, deniziyle kumuyla, alışverişiyle, gece hayatıyla gidenlerin tekrar gitmek istediği Dubai’ye online başvuruyla 1 günde vize hizmeti veriyoruz. Dubai vizesi, Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikte geçerli. Dubai, son derece çekici turistik aktiviteleri ve göz alıcı şehir hayatı ile biliniyor. Dubai’nin sunduğu eşsiz deneyimler, Türk tatilcileri her geçen gün yeni keşifler için bu gözde şehre çekmeye devam ediyor. Türk tatilciler için alternatif bir destinasyon olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.
TATİLİNİ RİSKE ATMAK İSTEMEYENLERİN ALTERNATİFİ BELLİ
30 ve 60 günlük tek ya da çok girişli Dubai vizelerinin yanı sıra 2 yıllık freelancer serbest çalışma vizesi, ekspres vize de verildiğini dile getiren Akdemir, “Vatandaşlarımız, tatil planlarını riske atmak istemiyor ve Dubai gibi daha erişilebilir destinasyonları tercih ediyor. Türkiye’den Dubai’ye seyahat eden tatilciler için vizenin yanı sıra havalimanı karşılama ve istenilen noktaya transfer, araç kiralama, seyahatini en güzel hâtıralarla ölümsüz kılmak isteyenler için Dubai’nin olmazsa olmazı çöl safari turu, helikopter turu ve kişiye özel rehberlerimizle şehir turu hizmetleri de sunuyoruz” diye konuştu.
Akdemir, yeni popüler seyahat rotaları arasında Mısır, Bali, Umman, Katar gibi alternatif destinasyonların da yer aldığını belirtti.
BİLİRKİŞİ RAPORU AÇIKLANDI
Konak ilçesinde 12 Temmuz’da sağanak sırasında su birikintisine basan Özge Ceren Deniz ile İnanç Öktemay’ın elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesiyle ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma devam ediyor. İZSU, Gdz Elektrik ve altyapı işlemlerini yürüten firmalardan çalışanların bulunduğu 35 şüpheliden 14’ünün tutuklandığı olayda, bilirkişi heyeti raporu da açıklandı.
Bilirkişi incelemesine ilişkin teknik detayların yer aldığı raporda, olay yerini kapsayan Gdz Elektrik’e ait alçak gerilim devrelerinin yalıtım dirençlerinin ölçüldüğü, F ve M besleme devrelerinin birer faz kablosundaki kaçakların yaşanılan olayın açık nedeni olabileceği belirtildi.
Kazı çalışması sonucu M besleme devresine ait tek damarlı kablolardan birisinin yağmur tahliye mazgal kapağı altında sıkışmış ve yalıtımının zedelenmiş durumda olduğunun görüldüğü, F besleme devresine ait arızalı faz iletkenine ise olay yerinde rastlanmadığı kaydedildi.
Elektrik kablolarının yönetmeliğe göre yüzeyden 60-80 santimetre derinlikte olması gerekirken olay yeri çevresinde 36-45 santimetre aralığına gömülü olduğu, temasın olduğu noktada ise derinliğin mazgal kapağı seviyesine geldiğinin aktarıldığı raporda, şu görüşlere yer verildi:
“Mazgal kapağı bitişiğinden geçirilen beyaz renkli drenaj borusunun kabloları kapağa doğru yükseltmesi ve bu arada kablo koruyucu borunun bu bölümde iptal edilmiş olması, İZSU uygulamalarının sonucudur. Bu durumun, kazanın asli nedenlerinden biri olduğu kanaatindeyiz. Kabloların 36-45 santimetre aralığındaki derinliğe gömülmüş olması, kazanın yaşanmış olmasının asli nedenlerinden bir diğeri olarak Gediz A.Ş’nin uygulamaları sonucu olduğu kanaatindeyiz. Sonuç olarak her iki kurumun ihmalleri olduğu kanaatine varılmaktadır.”
Raporda, ölüm olayının yaşandığı bölgede İZSU’nun çalışması öncesi de sorunlar yaşandığına ilişkin tanık ve şüpheli ifadelerinin bulunduğuna işaret edilerek, “Olaylar zincirinin 4 Ocak 2024’teki İZSU çalışmasından önce başlamış olması 2015 yılında devreye alınan bu kabloların sorunlarının yalnızca İZSU çalışması ile ilgili olmadığına işaret etmektedir. 5-6 yıl önce yaya kaldırımı altındaki onarımı yapılan yanık kablo arızaları da dikkate alındığında bölgenin denize olan yakınlığı, su taşkınlarına müsaitliği gibi yerel koşulların yeterince dikkate alınmadığı, arızaların kök nedenlerinin analiz edilmeyip bir an önce arızayı gidererek işi sonlandırma alışkanlığı gibi olumsuz uygulamaların olayda etken olabileceği değerlendirilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
Raporun sonuç bölümünde ölümlere neden olan faz-toprak arızasının yaşanmasında etkili olan unsurlar ise şöyle sıralandı:
“Gdz Elektrik tarafından, 2015 senesinde yapılan altyapı çalışmaları esnasında kabloların, asgari 60-80 santimetre derinliğe gömülmüş olmaması; İZSU ekiplerinin, yağmur suyu tahliye mazgalı ve drenaj borusu ile ilgili işler sırasında elektrik kablolarını yüzeye daha da yakınlaştırmaları, İZSU ekipleri ile Gdz Elektrik arasında altyapı çalışmalarında yeterli koordinasyonun olmaması, birbirlerini denetleyemedikleri gibi hatalı durumları düzeltme konusunda işbirliği yapamamaları olayın yaşanmasında etkili olmuştur.”
Raporda, ayrıca elektrik tesisatı boyunca meydana gelebilecek yalıtım hataları sonucu can kayıplarının önlenmesi için en önemli koruma önlemi olan RCD (Artık Akım Koruma Cihazı) ve RCM (Artık Akım İzleme Cihazı) sistemlerinin dağıtım şebekelerinde kullanımı için TEDAŞ’ın uygulama yönetmeliğinde düzenleme yapılması gerektiği de belirtildi.
OLAY VE SORUŞTURMA
Konak ilçesinde 12 Temmuz’da sağanak sırasında su birikintisine basan Deniz ve Öktemay, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmiş, soruşturma kapsamında gözaltı talimatı verilen 35 şüpheliden 33’ü yakalanmış, 6’sı ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. Gözaltındaki 27 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmiş, 14’ü tutuklanmıştı.
Dosya kapsamında bilirkişi raporuna göre 5 şüphelinin daha olayda ihmalinin olduğu belirlenerek gözaltı talimatı verilmiş, bunlardan 3’ü yakalanırken 1 kişinin kanser tedavisi gördüğü, 1 kişinin ise yurt dışında olduğu belirtilmişti. Yakalanan 3 kişi daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Şüpheliler ifadelerinde “elektrik kablosunun yüzeye yakın olduğunu”, “koruyucu borusunun kesildiğini”, “elde malzeme olmadığı için borunun değiştirilemediğini” söylemiş, “mazgallarda yapılan işlemler sırasında İZSU gözlemcisinin izinli olduğu” da kayıtlarda yer almıştı.
]]>BİLİRKİŞİ RAPORU AÇIKLANDI
Konak ilçesinde 12 Temmuz’da sağanak sırasında su birikintisine basan Özge Ceren Deniz ile İnanç Öktemay’ın elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesiyle ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma devam ediyor. İZSU, Gdz Elektrik ve altyapı işlemlerini yürüten firmalardan çalışanların bulunduğu 35 şüpheliden 14’ünün tutuklandığı olayda, bilirkişi heyeti raporu da açıklandı.
Bilirkişi incelemesine ilişkin teknik detayların yer aldığı raporda, olay yerini kapsayan Gdz Elektrik’e ait alçak gerilim devrelerinin yalıtım dirençlerinin ölçüldüğü, F ve M besleme devrelerinin birer faz kablosundaki kaçakların yaşanılan olayın açık nedeni olabileceği belirtildi.
Kazı çalışması sonucu M besleme devresine ait tek damarlı kablolardan birisinin yağmur tahliye mazgal kapağı altında sıkışmış ve yalıtımının zedelenmiş durumda olduğunun görüldüğü, F besleme devresine ait arızalı faz iletkenine ise olay yerinde rastlanmadığı kaydedildi.
Elektrik kablolarının yönetmeliğe göre yüzeyden 60-80 santimetre derinlikte olması gerekirken olay yeri çevresinde 36-45 santimetre aralığına gömülü olduğu, temasın olduğu noktada ise derinliğin mazgal kapağı seviyesine geldiğinin aktarıldığı raporda, şu görüşlere yer verildi:
“Mazgal kapağı bitişiğinden geçirilen beyaz renkli drenaj borusunun kabloları kapağa doğru yükseltmesi ve bu arada kablo koruyucu borunun bu bölümde iptal edilmiş olması, İZSU uygulamalarının sonucudur. Bu durumun, kazanın asli nedenlerinden biri olduğu kanaatindeyiz. Kabloların 36-45 santimetre aralığındaki derinliğe gömülmüş olması, kazanın yaşanmış olmasının asli nedenlerinden bir diğeri olarak Gediz A.Ş’nin uygulamaları sonucu olduğu kanaatindeyiz. Sonuç olarak her iki kurumun ihmalleri olduğu kanaatine varılmaktadır.”
Raporda, ölüm olayının yaşandığı bölgede İZSU’nun çalışması öncesi de sorunlar yaşandığına ilişkin tanık ve şüpheli ifadelerinin bulunduğuna işaret edilerek, “Olaylar zincirinin 4 Ocak 2024’teki İZSU çalışmasından önce başlamış olması 2015 yılında devreye alınan bu kabloların sorunlarının yalnızca İZSU çalışması ile ilgili olmadığına işaret etmektedir. 5-6 yıl önce yaya kaldırımı altındaki onarımı yapılan yanık kablo arızaları da dikkate alındığında bölgenin denize olan yakınlığı, su taşkınlarına müsaitliği gibi yerel koşulların yeterince dikkate alınmadığı, arızaların kök nedenlerinin analiz edilmeyip bir an önce arızayı gidererek işi sonlandırma alışkanlığı gibi olumsuz uygulamaların olayda etken olabileceği değerlendirilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
Raporun sonuç bölümünde ölümlere neden olan faz-toprak arızasının yaşanmasında etkili olan unsurlar ise şöyle sıralandı:
“Gdz Elektrik tarafından, 2015 senesinde yapılan altyapı çalışmaları esnasında kabloların, asgari 60-80 santimetre derinliğe gömülmüş olmaması; İZSU ekiplerinin, yağmur suyu tahliye mazgalı ve drenaj borusu ile ilgili işler sırasında elektrik kablolarını yüzeye daha da yakınlaştırmaları, İZSU ekipleri ile Gdz Elektrik arasında altyapı çalışmalarında yeterli koordinasyonun olmaması, birbirlerini denetleyemedikleri gibi hatalı durumları düzeltme konusunda işbirliği yapamamaları olayın yaşanmasında etkili olmuştur.”
Raporda, ayrıca elektrik tesisatı boyunca meydana gelebilecek yalıtım hataları sonucu can kayıplarının önlenmesi için en önemli koruma önlemi olan RCD (Artık Akım Koruma Cihazı) ve RCM (Artık Akım İzleme Cihazı) sistemlerinin dağıtım şebekelerinde kullanımı için TEDAŞ’ın uygulama yönetmeliğinde düzenleme yapılması gerektiği de belirtildi.
OLAY VE SORUŞTURMA
Konak ilçesinde 12 Temmuz’da sağanak sırasında su birikintisine basan Deniz ve Öktemay, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmiş, soruşturma kapsamında gözaltı talimatı verilen 35 şüpheliden 33’ü yakalanmış, 6’sı ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. Gözaltındaki 27 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmiş, 14’ü tutuklanmıştı.
Dosya kapsamında bilirkişi raporuna göre 5 şüphelinin daha olayda ihmalinin olduğu belirlenerek gözaltı talimatı verilmiş, bunlardan 3’ü yakalanırken 1 kişinin kanser tedavisi gördüğü, 1 kişinin ise yurt dışında olduğu belirtilmişti. Yakalanan 3 kişi daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Şüpheliler ifadelerinde “elektrik kablosunun yüzeye yakın olduğunu”, “koruyucu borusunun kesildiğini”, “elde malzeme olmadığı için borunun değiştirilemediğini” söylemiş, “mazgallarda yapılan işlemler sırasında İZSU gözlemcisinin izinli olduğu” da kayıtlarda yer almıştı.
]]>BABA İÇİN DE İDDİANAME HAZIRLANDI
Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayıp, cinayetle ilgili ilk iddianamesini E.Ö. için hazırladı. E.Ö. hakkında ‘canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme’ suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar, ‘ruhsatsız silah taşıma’ suçundan da 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istendi. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı, baba Orhan Ö. için de iddianame hazırladı. Orhan Ö. için ‘canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye azmettirme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
BABADAN ‘ÖLDÜR’ TALİMATI İDDİASI
İddianamede; Orhan Ö.’nün dini nikahla yaşadığı Sultan Durmaz ile ayrıldıktan sonra Durmaz’ı sürekli rahatsız ettiği, işlediği başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu İzmir Buca Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan 2 Mayıs’ta izinli çıktığı belirtildi. Orhan Ö.’nün çıktıktan sonra Durmaz’ın yaşadığı evin önüne gelip, birilerinin başına bir iş geleceği yönünde tehdit ettiği de iddianamede yer aldı. Ayrıca E.Ö.’nün olaydan önce aradığı Durmaz’a babası Orhan Ö.’nün talimatıyla kendisini öldüreceğini söylediği belirtildi.
TANIK İFADELERİ DOĞRULADI
İddianamede; E.Ö.’nün, Orhan Ö.’nün ceza infaz kurumunda bulunduğu sürede Sultan Durmaz’a yönelik herhangi bir eyleminin bulunmamasına karşılık, Orhan Ö.’nün cezaevinden çıktığı dönemde, oğlunun Durmaz’ın evinin önüne gidip Ataman’ı öldürmesinin Orhan Ö.’nün ‘azmettirici’ olduğunu gösterdiği; olayla ilgili alınan tanık ifadelerin de bunu doğruladığına yer verildi. Bu iddianame de Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianameleri kabul eden Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi, açılan davaların birleştirilmesine karar verdi.
HASTANE KAYITLARINDA YOK
Balıkesir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tensip zaptı düzenledi. Tensip zaptında mahkeme tarafından E.Ö.’nün, nüfus ve hastane kayıtlarına göre 24 Nisan 2007’de doğduğu belirtilerek, nüfusa ise 14 Ağustos 2009’da kaydının gerçekleşmesi hususu yer aldı. Orhan Ö.’nün düşük ve ölüm de dahil başka bir çocuğu olup olmadığının araştırılması istendi. Ayrıca Balıkesir İl Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak 24 Nisan’da 2007’de topuk kanı alınıp alınmadığı soruldu. Yine E.Ö.’nün tüm hastane kayıtları hakkında mahkemeye bilgi verilmesi, 24 Nisan 2007 tarihi öncesinde herhangi bir kayıt bulunup bulunmadığı bilgisi istendi. Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mahkemeye E.Ö.’nün topuk numunesinin bulunmadığı ve anneye ait 2007 doğumlu bir bebeğin kayıtlarda olmadığı bildirildi.
CİNAYET SANIĞINA 24 YIL, BABAYA BERAAT
Davanın karar duruşması 12 Temmuz’da görüldü. Mahkeme heyeti, kararını açıklayıp, Balıkesir’de bir zincir restoranda motokurye olarak çalışan Ata Emre Akman’ı bıçaklayıp öldüren tutuklu sanıklardan E.Ö., 24 yıl hapis cezasına çarptırılırken, onu azmettirmekle suçlanan babası Orhan Ö.’nün (39) ise beraatine karar verdi.
‘FÜTURSUZCA, SADİST DUYGULARLA SEBEPSİZ OLARAK ÖLDÜRÜLDÜ’
Balıkesir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerekçeli karar da açıklandı. 35 sayfalık gerekçeli kararda, E.Ö. ile Ata Emre Akman arasında olay öncesine dayanan herhangi bir husumet bulunmadığı belirtildi. E.Ö.’nün ilk defa karşılaştığı Akman’la çok kısa bir süre konuşmasının ardından elindeki bıçağı acımasızca ve hunharca savurduğu kaydedildi. E.Ö.’nün öldürücü bölgeleri hedef alarak 25 bıçak darbesiyle Akman’ı öldürmesiyle ilgili “Failin eylemini her türlü insani duygu, düşünce ve değerden arınmış şekilde, pervasız ve fütursuzca, içindeki sadist duyguların tezahürü sonrası maktulü sebepsiz olarak sırf öldürmek için öldürdüğü ve suça konu eylemin yasa metnindeki canavarca hisse vücut verdiği kabul edilmiştir” ifadelerine yer verildi.
‘SOMUT BİR DELİL OLMADIĞI İÇİN BEERATİNE KARAR VERİLDİ’
Azmettirici suçundan yargılanan Orhan Ö. ile ilgili verilen kararla ilgili olarak da Yargıtay kararları da dikkate alınarak azmettirme suçuna ilişkin somut bir delil olmaması nedeniyle beraatine kararı verildiği kaydedildi.
‘CEZASIZLIK ALGISI TOPLUM REFAHINI, HUZUR VE SÜKUNUNU HEDEF ALMAKTADIR’
Gerekçeli kararda İnfaz Kanunu’nun yetersiz olduğuna da vurgu yapılarak, “En azından hayata karşı işlenen suçlar yönünden ceza infaz yasası ile TCK’da yeniden bir değerlendirme yapılmasında fayda olduğu değerlendirilmektedir. Suçluların kendi dünyasındaki cezasızlık algısı çok ciddi şekilde toplum refahını, huzur ve sükununu hedef almaktadır” denildi.
KARAR MECLİS’E GÖNDERİLDİ
Hakimlerin kanun doğrultusunda karar verdiği, adaletin verilen kararlar ve infazla birlikte tesis edildiği, eğer adalete olan inancın tam olarak sağlanması durumunda kimsenin ‘sosyal medyada adalet noktasında medet ummayacağı’ da gerekçeli kararda ifade edildi. Adalet duygusunun tatmin edilmesi için cezanın infazında ortaya çıkacak aksaklıkların düzenlenmesi için kararın TBMM Adalet Komisyonu’na gönderilmesine karar verildiği belirtildi.
Son bir haftada, biri terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride yer alan 94 terörist etkisiz hale getirildi. Yılbaşından bu yana Irak’ta 726 ve Suriye’nin kuzeyinde 795 terörist etkisiz hale getirilirken toplam sayı 1521 oldu.
Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 3 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolu’na teslim oldu.
Terör inlerine kilit vurmayı sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit
Operasyon bölgesinde teröristlere ait çok sayıda mühimmat, mayın ve yaşam malzemesi de ele geçirildi.
MSB’den yapılan açıklamada, 19 Temmuz’da şehit olan Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan’a bir kez daha baş sağlığı dilendi.

HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENEN KİŞİ SAYISI 66 BİN 59
Son bir hafta içerisinde, 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 395 şahıs yakalandı.
1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 102 oldu.
Son bir haftada engellenen 834 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 66 bin 59’a ulaştı.
“İSRAİL BMGK KARARINA RAĞMEN GAZZE’DE İNSANLIK DIŞI KATLİAMLARINA DEVAM EDİYOR”
MSB İsrail’in Gazze’deki katliamlarına ilişkin de açıklama yaptı:
“İsrail, uluslararası toplumun tüm çağrılarına ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararına rağmen Gazze’de insanlık dışı katliamlarına devam etmektedir.
İsrail’in süregiden saldırıları ve İsrailli yetkililerin kışkırtıcı açıklamaları Gazze’de devam eden çatışmaların bölgesel savaşa dönüşme ve yeni felaketlere yol açma riskini artırıyor.
İsrail uçaklarının Yemen’e gerçekleştirdiği hava saldırıları ve İsrail-Lübnan sınırında artan gerginlik bölgesel barış ve istikrarı tehdit ediyor.
1967 sınırlarında, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması uluslararası hukukun gereğidir.
Nitekim, Uluslararası Adalet Divanı da son Kararında Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur.”
6 ADET F-16 UÇAĞI KATAR’A İNTİKAL EDECEK
Kara Kuvvetlerince yapılan çalışmalar, eğitimler, tatbikatlarla ortak bilgi, tecrübe ve yetenek paylaşımının Deniz ve Hava unsurlarınca da gerçekleştirilmesi amacıyla; Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilen Deniz ve Hava Unsur Komutanlıkları kapsamında; Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi (TCG KUMKALE ve TCG KUŞADASI) için 26 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni yapılacak
Hava Unsur Komutanlığı için de 30 Temmuz’da 6 adet F-16 uçağı Katar’a intikal edecek.
SAVUNMA SANAYİ / ENVANTERE GİREN YENİ SİLAH SİSTEMLERİ
MSB’den yapılan açıklamada, “Teknolojisi, tecrübesi, mühendislik altyapısı ve proje yönetim sistematiği ile tüm dünyanın dikkatini çeken yerli ve millî savunma sanayimizle Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri daha da artmaktadır.” denildi.
T-70 Genel Maksat Helikopteri ile Sabit Kanatlı Dikey İniş Kalkışlı İnsansız Hava Aracının (BAHA) muayene ve kabul faaliyeti tamamlandı.
Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile BOTAŞ arasında “Deniz Temizlik ve Petrol Toplama Gemisi” üretilmesine yönelik sözleşme imzalandı.
İTALYAN GEMİSİNİN EGE DENİZİ’NDEKİ FAALİYETLERİ
Milli Savunma Bakanlığı Kaynakları, Ege’nin güneyinde Türk deniz yetki alanına girmeye çalışan bir İtalyan gemisiyle ilgili gerginlik yaşandığına ilişkin haberleri değerlendirdi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yunanistan tarafından 21 Temmuz tarihinde İtalyan bayraklı R/V IEVOLI RELLUME Kablo döşeme gemisinin icra edeceği faaliyetlere ilişkin bir kısmı Deniz Yeki Alanlarımıza giren seyir duyuruları yayınlanmıştır. Konuyla ilgili olarak tarafımızdan derhal itiraz nitelikli seyir duyuruları yayınlanmış ve Deniz Yetki Alanlarımıza giren bölgelerde çalışma yapılabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti makamlarından izin alınması gerektiği bildirilmiştir.
22 Temmuzda söz konusu gemi Deniz Yetki Alanımıza girmemesi konusunda uyarılmış ve gemilerimiz tarafından engellenmiştir. Daha sonra yapılan koordinasyon neticesinde belirtilen koordinatlarda çalışma yapılmasına izin verilmiş ve Deniz Kuvvetlerimize ait gemiler refakatinde faaliyetini tamamlayarak kıta sahanlığımızdan ayrılmıştır. Bahse konu geminin faaliyetleri bölgede bulunan Deniz Kuvvetleri unsurlarımızca yakından takip edilmektedir.
Deniz yetki alanlarımıza saygı duyan ve işbirliği yapan Yunan ve İtalyan makamlarına teşekkür ediyoruz.”
“IRAK’IN KUZEYİNDE KİLİT KAPANACAK”
Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid’in eşi ve ülkenin eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin baldızı Shanaz İbrahim Ahmed’in “TSK’nın operasyonları sivil halka zarar veriyor” şeklindeki sözlerine de yanıt verdi.
TSK’ya yönelik söz konusu iddiaların asılsız olduğunu vurgulayan kaynaklar, “Bu açıklama ve ithamların, Irak’ın genelini yansıtmadığı açıktır. Kaldı ki Irak tarafı da PKK’yı yasaklı örgüt olarak ilan etmiştir. Ülkemiz kardeş Irak ile bu türden asılsız iddialar üzerine diyalog geliştirmemektedir. Türkiye olarak ikili ilişkilerimizi her alanda geliştirmek istiyoruz. Bu alanlardan biri de terörle mücadeledir. Irak’ın kuzeyinde kilit kapanacak ama terörle mücadele hiçbir zaman bitmeyecek. ‘Terör’ kelimesi bu coğrafyadan tamamen silinene kadar mücadelemiz devam edecek.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN SURİYE’YE AVENGER STİNGER HAVA SAVUNMA SİSTEMİ NAKLİ
Bakanlık kaynakları, ABD’nin Suriye’ye Avenger Stinger Hava Savunma Sistemlerini naklederek bunları terör örgütü PKK/YPG’ye verdiğine dair haberlere ilişkin şunları kaydetti:
”TSK, savunma ve güvenlik konusunda her gelişmeyi yakından takip etmektedir. ABD, bölgede bulunan kendi üslerinin hava savunmasını sağlamak maksadıyla Avenger Stinger Hava Savunma Sistemleri göndermiştir. Müttefikimiz ABD’den beklentimiz, daha önce DEAŞ’la mücadele bahanesiyle terör örgütü PKK/YPG-SDG’ye verdiği tüm yardım ve desteği sonlandırması, bir terör örgütüyle işbirliği yapılarak başka bir terör örgütüyle mücadele edilemeyeceğini anlaması ve terörle mücadelemize samimi destek vermesidir.”
M4 KARAYOLUNDA RUSYA İLE ORTAK DEVRİYELER
Bakanlık kaynakları, İdlib’deki M4 karayolunda Rusya ile yeniden ortak devriyelerin başlayıp başlamayacağına dair soruya da şu cevabı verdi:
Bölgenin barış ve huzura kavuşması için Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü girişimde bulunmaktadır ve gelecekte de bulunmaya devam edecektir. Bu kapsamda, M4 karayolunun güvenliğinin kontrol edilmesi konusunu başından beri ifade etmekteyiz. Bu konuda muhataplar ile görüşmeler sürmektedir. Türkiye, bölgede istikrar ve barışa katkı sağlayacak hiçbir çabadan çekinmemekte, sorumluluk almaktan imtina etmemektedir.”
]]>
Eylem Tok duruşmaya turuncu mahkum kıyafetiyle getirilmiş: Fotoğraftaki halinden eser yok












İstanbul’da 1 Mart gecesi ehliyetsiz kullandığı araçla Murat Aci’nın hayatını kaybetmesine ve dört kişinin yaralanmasına yol açan Timur Cihantimur ile annesi Eylem Tok’un, Türkiye’ye iadesiyle ilgili davaların görülmesine Massachusetts eyaleti Boston Bölge Mahkemesi’nde devam ediliyor.
TASLAK METİNDE İADE KARARI
Massachusetts Bölge Başsavcı Yardımcısı Kristen A. Kearney, Eylem Tok’un 11 Eylül’de Boston’da yapılacak Türkiye’ye iadesiyle ilgili duruşması öncesinde, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iadeyi onaylaması için hazırladığı taslak karar metnini Hakim Donald Cabell’e sundu. Taslak metninde Tok’un Türkiye’ye iade kararı gerekçeleriyle açıklandı.

Bununla birlikte VOA Türkçe’den Mehmet Sümer haberine göre, taslak kararın duruşmanın yapılacağı tarihten bir buçuk ay öncesinde kamuya açık bir ortamda paylaşılmış olmasını “sıradışı” olarak değerlendirdi.
Taslak karar metninde hakimin Türkiye’den gelen delilleri yeterli bulduğu belirtilerek, “Kaçak olan Eylem Tok’un Türk Ceza Kanunu’nun 281’inci maddesine aykırı olarak delilleri yok etmek, saklamak ve değiştirmek; ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 283. maddesine aykırı olarak suçluyu korumaktan Türkiye’ye iadesini onaylıyorum. ABD Dışişleri Bakanı tarafından iade ve teslim konusunda daha ayrıntılı karar verilinceye kadar kendisini bu süre içinde gözetim altında tutulması için adli kolluk güçlerine teslim ediyorum” ifadesi yer aldı.
BAŞSAVCI KAMUYA AÇIK ŞEKİLDE PAYLAŞTI
Başsavcı Yardımcısı Kearney’nin hazırladığı taslak karar metnini, ABD Adalet Sistemi Mahkeme Elektronik Kayıtlarının tutulduğu kamuya açık çevrimiçi sistem üzerinden paylaşması dikkat çekti.
Tok ile ilgili hazırlanan taslak iade kararında şu ifadelere yer verildi: “Mahkeme, 11 Eylül 2024 tarihinde yapılan bir iade duruşmasının özellikle Türkiye Cumhuriyeti tarafından sunulan tasdikli, onaylı belge ve delilleri, hem avukatların hem de savcının yaptığı karşılıklı savunma ve argümanlarını değerlendirdikten sonra aşağıdaki hususları tespit ederek, tasdik için ABD Dışişleri Bakanlığı’nın onayına sunmuştur.”
Taslak karar metninde, imzası olan kişilerin ayrıca mahkemenin yargılama ve iade işlemlerini yürütmeye yetkisi olduğu belirtilerek “Bu Mahkeme, Türkiye’nin Tok’un iadesi talebine cevaben ABD tarafından yapılan şikayet sonrasında 14 Haziran 2024 tarihinde bu bölgede bulunan ve tutuklanan Eylem Tok’u kişisel olarak yargılama yetkisine sahiptir. ABD ile Türkiye arasındaki suçluların iadesi anlaşması bu davayla ilgili tüm süreç içinde tam olarak yürürlükte ve geçerliydi. ABD ile Türkiye arasındaki suçluların iadesi anlaşmasındaki Madde 2 uyarınca, Tok’un yargılandığı ve yargılanmak üzere iadesinin talep edildiği suçları kapsamaktadır” ifadesi kullanıldı.
Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmanın 2. Maddesi şöyle: Suçlu iadesi, talep eden devlet adli makamlarınca yürütülen bir soruşturma, kovuşturma veya isteyen devlet mahkemelerince verilip kesinleşmiş bir mahkeme hükmü nedeniyle talep edilen devlet ülkesinde bulunan şüpheli, sanık veya hükümlünün isteyen devlete teslim edilmesidir.”
HAKİM ONAYLADI
Savcının hazırladığı taslak karar metninde, Türkiye’nin ABD ile 1979 yılında imzaladığı suçluların iadesiyle ilgili ikili anlaşma kapsamına uygun şekilde onaylanmış ve tasdik edilmiş belgeler sunduğu, bu belgelerin Tok’un yargılandığı suçlarla ilgili metinleri içerdiği belirtildi. Taslak karar metninde, “Türkiye’nin iade talebinde bulunduğu Eylem Tok’un, bu mahkeme huzurunda aşağıdaki suçları işlediğine inanmak için muhtemel nedenler bulunmaktadır. Mahkemeye sunulan deliller, Tok’un suçlandığı suçların eğer ABD’de işlenmiş olması halinde ağır suçlardan yargılanmak üzere tutuklanmasını haklı çıkarmak için yeterlidir. Türk savcısının yeminli ifadesi, çok sayıda görgü tanığının ifadesi ve Türk görevliler tarafından elde edilen diğer belge ve kanıtlar sağlanmıştır. Bu nedenle ve yukarıdaki bulgular uyarınca, kaçak Eylem Tok’un Türk Ceza Kanunu’nun 281. maddesine aykırı olarak Delilleri Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme ve Türk Ceza Kanunu’nun 283. maddesine aykırı olarak Suçluyu Koruma suçlarından Türkiye’ye iadesini onaylıyorum. Bu davada sunulan kanıtların bir kopyası ve bu davada alınan her türlü tanık ifadeleriyle birlikte mahkeme katibinden tasdiknameyle, iade talebinin onaylı bir kopyasını Dışişleri Bakanı’na iletmesini emrediyorum” ifadeleri yer aldı.
]]>METEOROLOJİK GÖRÜNÜM
Meteoroloji Genel Müdürlüğü olarak yapılan değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Marmara’nın batısı, İç Ege’nin doğusu, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri ve İskenderun Körfezi, İç Anadolu’nun batı ve güneyi, (Samsun hariç) Batı ve Orta Karadeniz kıyı illeri ve Bolu ile Doğu Anadolu’nun doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Trakya’nın kuzeyi, İç Ege’nin doğusu, Akdeniz’in iç kesimleri ve İç Anadolu’nun batısında yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
HAVA SICAKLIĞI: İç ve kuzeydoğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde bir değişiklik olmayacağı, Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzeyli, yurdun güney kesimlerinde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güney ve batısı ile Ege kıyılarında yer yer kuvvetli (40-60 km) eseceği tahmin ediliyor.
14 İL İÇİN SARI KODLU UYARI YAPILDI
UYARILAR
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Trakya’nın kuzeyi, İç Ege’nin doğusu, Akdeniz’in iç kesimleri ve İç Anadolu’nun batısında görülecek yağışların yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar, vb) dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
BÖLGELERİMİZDE HAVA
MARMARA
Parçalı, yer yer çok bulutlu, Marmara’nın batısının yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
EDİRNE 22°C, 31°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İSTANBUL 25°C, 32°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra Avrupa yakası yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KIRKLARELİ 22°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KOCAELİ 23°C, 33°C
Parçalı bulutlu
EGE
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) Uşak, Kütahya, Denizli, Afyonkarahisar çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
A.KARAHİSAR 18°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DENİZLİ 25°C, 39°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İZMİR 25°C, 37°C
Parçalı ve az bulutlu
MUĞLA 24°C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
AKDENİZ
Parçalı ve az bulutlu, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri ve İskenderun Körfezi çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yarın (Perşembe) bölgenin iç kesimlerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ADANA 27°C, 34°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ANTALYA 28°C, 32°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
HATAY 27°C, 33°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ISPARTA 25°C, 34°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, bu akşam ve yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İÇ ANADOLU
Parçalı, yer yer çok bulutlu, batı ve güney kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA 21°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) yer yer çok bulutlu, batısı yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ESKİŞEHİR 20°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KONYA 22°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu, bu akşam ve yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SİVAS 14°C, 31°C
Parçalı ve az bulutlu
BATI KARADENİZ
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) Bolu çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU 15°C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DÜZCE 19°C, 33°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu
SİNOP 24°C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu
ZONGULDAK 22°C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Samsun hariç bölgenin kıyı kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA 19°C, 34°C
Parçalı bulutlu
ARTVİN 18°C, 27°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN 22°C, 29°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, iç ve doğu kesimleri aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON 23°C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, bu akşam saatlerinde Ağrı ve Iğdır ile yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra Van ve Ağrı’nın doğu çevrelerinin yer yer çok bulutlu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM 12°C, 27°C
Parçalı ve az bulutlu
KARS 12°C, 25°C
Parçalı bulutlu
MALATYA 20°C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN 16°C, 28°C
Parçalı bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra doğu kesimleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık, batı kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR 25°C, 40°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP 25°C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
SİİRT 26°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA 28°C, 40°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLERDE HAVA
Marmara ve Ege’de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.
KARADENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Karadeniz’de kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5, bugün akşam saatlerinde doğusu güneydoğudan 2 ila 4, yarın (Perşembe) akşam saatlerinde doğusu 4 ila 6; Doğu Karadeniz’de batı ve güneybatıdan, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra kuzeybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde; Dalga: 0,5 ila 1,5 yer yer 2,0 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
MARMARA
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) akşam saatlerinde batısı yerel gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5 yer yer 6, bugün ve yarın (Perşembe) akşam saatlerinde doğusu 5 ila 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, bugün ve yarın (Perşembe) akşam saatlerinde doğusu yer yer 2,5 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
EGE
Hava Durumu: Az bulutlu ve açık; Rüzgar: Kuzey Ege’de kuzey ve kuzeydoğudan, yarın (Perşembe) sabah saatlerinden itibaren güneyi kuzeybatıdan 3 ila 5 yer yer 6, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra geneli 5 ila 7; Güney Ege’de kuzey ve kuzeybatıdan 4 ila 6, bugün ve yarın (Perşembe) akşam saatlerinde kuzeyi 5 ila 7 kuvvetinde, Dalga: 1,5 ila 2,5 m, yer yer 3,0 m; Görüş: İyi.
AKDENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, Doğu Akdeniz’in doğusu sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Akdeniz’de batı ve kuzeybatıdan, gece saatlerinden itibaren Antalya Körfezi güneydoğudan 3 ila 5; Doğu Akdeniz’de batı ve güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
VAN GÖLÜ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 2 ila 4 yer yer 5 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,75 m; Görüş: İyi.
]]>
KÜÇÜCÜK MEZE 450 TL
Söz konusu menü oyunu ağırlıklı olarak balık ve kebap restoranlarında yapılıyor.
Datça’ya tatile giden bir vatandaş, restoranın menü oyununu şöyle anlatıyor:
“Arkadaşlarımızla 4 kişi Eski Datça’da bir balık restoranına gittik. Kapıda menü yoktu, içeriye girdik ve menü istedik. Bize menülerinin yenilendiğini o nedenle veremeyeceklerini, istediğimiz şeyi büfeden seçebileceğimizi söylediler. Büfede de fiyat yazmıyordu. 5 çeşit meze seçtik. Küçük bir tabak mezenin en fazla 100- 150 TL olacağını düşündük. Her bir meze tabağına 450 TL yazmışlar! Sadece mezeler 2.250 TL tutmuş. Ana yemek olarak ise alabalık istedik. Ona ne yazdılar bilmiyoruz. Kuver, su, meze toplam 11 bin TL hesap geldi. Şok geçirdik. Fiyatı bilseydik oturmazdık. Tadımız kaçmasın diye konuyu uzatmadık, hesabı ödedik.”
QR KOD SİSTEMİ ARIZALI!
Restoranların bir diğer oyunu ise QR kod. Masa üzerinde bulunan QR kod sistemini kapatan restoranlar, bakanlık denetimi olduğunda bunu hemen aktif hale getiriyor. Menü ya da fiyat öğrenmek isteyen vatandaşa ise “Sistem arızalı, menüde sorun var” şeklinde dönüş yapılıyor. Bu sorunu yaşayan bir vatandaş, “Eşimle Kaş’ta kahvaltıya gittik. Kapıdaki menüde kişi başı kahvaltı fiyatı 700 TL yazıyordu. Kahvaltı detaylarını öğrenmek için QR kod okuttuk, bozuktu. Sorduğumuzda serpme kahvaltı, her şey var dediler. Biz de kabul ettik. İki kişi için 1.400 TL, yüzde 10 da servis ücreti dahil 1.540 TL ödeyeceğimizi düşünürken 2.100 TL hesap geldi. ‘Bu ne?’ diye sorduğumuzda sahanda yumurta, su, ekmek ve çay ücreti dediler. Serpme kahvaltıda çay, yumurta ekmek yoksa ne var? Biraz tartıştık, tadımız kaçmasın diye hesabı ödeyip kalktık. Sorunu Cimer’e ve şikâyet platformlarına yazdık.”dedi.
BİRİ ÜÇ YAPIYORLAR
Bazı vatandaşlar menü ile kasa arasındaki farktan şikâyet ederken bazıları ise restoranların kaşla göz arasında aynı ürünün iki, hatta üç kez girilip bu şekilde hesabın şişirildiğinden şikâyet ediyor. Konuyla ilgili şikâyet platformlarına da yüzlerce bildirim yağıyor. Bir vatandaş, “Bir kafeye oturdum. Menüde poğaça 40, çay 15 TL yazıyordu. Bir poğaça yedim, iki çay içtim. 70 TL hesap beklerken 90 TL çıktı. Çay 20 TL, poğaça 50 TL dediler. İtiraz ettim, 10 TL düştüler, 80 TL ödedim” diyor. Bir başka vatandaş da, “Siparişlerin hepsini üçle çarpmışlar. 3 çay içtik 9 çay, iki su içtik 6 su yazmışlar. Aman arkadaşlar fişlerinize dikkat edin, hesabınızı bilin” şeklinde rahatsızlığını sosyal medyada dile getirerek, uyarıda bulunuyor.
TABELADA FARKLI MENÜDE FARKLI FİYAT
Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili Avukat İbrahim Güllü, Ticaret Bakanlığı’nın restoran ve kafelerdeki fahiş fiyatla mücadele için çıkardığı yasayı hatırlatarak, “Ancak bazı işletmeler arkadan dolanmanın yolunu buluyor. Bize de bu konuyla ilgili yüzlerce şikâyet geliyor. Kapıdaki tabela ile menüdeki fiyatı farklı koyuyorlar. Bazı tüketiciler bunu fark edip şikâyet ediyor ancak bazıları görmüyor. Aynı zamanda masada QR kod oluyor ancak ürünü yazıp fiyatı yazmıyorlar. Yani siz sadece seçeceğiniz ürünü görüyorsunuz ancak ürün fiyatını bilmiyorsunuz” dedi. Tüketicilerin kesinlikle menü istemesini, menü yok diyen işletmeleri şikâyet etmesini öneren Güllü, “Bir de masada, kasada ya da tabelada farklı fiyat varsa kanunen tüketici lehine olan fiyat uygulanır. Tüketiciler böyle durumlarda haklarını arasın, tüketici hakem heyetine şikâyet etsin” ifadelerini kullandı.
METEOROLOJİK GÖRÜNÜM
Meteoroloji Genel Müdürlüğü olarak yapılan değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Marmara’nın batısı, İç Ege’nin doğusu, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri ve İskenderun Körfezi, İç Anadolu’nun batı ve güneyi, (Samsun hariç) Batı ve Orta Karadeniz kıyı illeri ve Bolu ile Doğu Anadolu’nun doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Trakya’nın kuzeyi, İç Ege’nin doğusu, Akdeniz’in iç kesimleri ve İç Anadolu’nun batısında yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
HAVA SICAKLIĞI: İç ve kuzeydoğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde bir değişiklik olmayacağı, Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzeyli, yurdun güney kesimlerinde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güney ve batısı ile Ege kıyılarında yer yer kuvvetli (40-60 km) eseceği tahmin ediliyor.
14 İL İÇİN SARI KODLU UYARI YAPILDI
UYARILAR
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Trakya’nın kuzeyi, İç Ege’nin doğusu, Akdeniz’in iç kesimleri ve İç Anadolu’nun batısında görülecek yağışların yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar, vb) dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
BÖLGELERİMİZDE HAVA
MARMARA
Parçalı, yer yer çok bulutlu, Marmara’nın batısının yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
EDİRNE 22°C, 31°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İSTANBUL 25°C, 32°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra Avrupa yakası yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KIRKLARELİ 22°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KOCAELİ 23°C, 33°C
Parçalı bulutlu
EGE
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) Uşak, Kütahya, Denizli, Afyonkarahisar çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
A.KARAHİSAR 18°C, 30°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DENİZLİ 25°C, 39°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İZMİR 25°C, 37°C
Parçalı ve az bulutlu
MUĞLA 24°C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
AKDENİZ
Parçalı ve az bulutlu, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri ve İskenderun Körfezi çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yarın (Perşembe) bölgenin iç kesimlerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ADANA 27°C, 34°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ANTALYA 28°C, 32°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
HATAY 27°C, 33°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ISPARTA 25°C, 34°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, bu akşam ve yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İÇ ANADOLU
Parçalı, yer yer çok bulutlu, batı ve güney kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA 21°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) yer yer çok bulutlu, batısı yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ESKİŞEHİR 20°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KONYA 22°C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu, bu akşam ve yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra yer yer çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SİVAS 14°C, 31°C
Parçalı ve az bulutlu
BATI KARADENİZ
Parçalı, yer yer çok bulutlu, yarın (Perşembe) Bolu çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU 15°C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DÜZCE 19°C, 33°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu
SİNOP 24°C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu
ZONGULDAK 22°C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Samsun hariç bölgenin kıyı kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA 19°C, 34°C
Parçalı bulutlu
ARTVİN 18°C, 27°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN 22°C, 29°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, iç ve doğu kesimleri aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON 23°C, 28°C
Parçalı, yer yer çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, bu akşam saatlerinde Ağrı ve Iğdır ile yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra Van ve Ağrı’nın doğu çevrelerinin yer yer çok bulutlu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM 12°C, 27°C
Parçalı ve az bulutlu
KARS 12°C, 25°C
Parçalı bulutlu
MALATYA 20°C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN 16°C, 28°C
Parçalı bulutlu, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra doğu kesimleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık, batı kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR 25°C, 40°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP 25°C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
SİİRT 26°C, 39°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA 28°C, 40°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLERDE HAVA
Marmara ve Ege’de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.
KARADENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Karadeniz’de kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5, bugün akşam saatlerinde doğusu güneydoğudan 2 ila 4, yarın (Perşembe) akşam saatlerinde doğusu 4 ila 6; Doğu Karadeniz’de batı ve güneybatıdan, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra kuzeybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde; Dalga: 0,5 ila 1,5 yer yer 2,0 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
MARMARA
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, yarın (Perşembe) akşam saatlerinde batısı yerel gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5 yer yer 6, bugün ve yarın (Perşembe) akşam saatlerinde doğusu 5 ila 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, bugün ve yarın (Perşembe) akşam saatlerinde doğusu yer yer 2,5 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
EGE
Hava Durumu: Az bulutlu ve açık; Rüzgar: Kuzey Ege’de kuzey ve kuzeydoğudan, yarın (Perşembe) sabah saatlerinden itibaren güneyi kuzeybatıdan 3 ila 5 yer yer 6, yarın (Perşembe) öğle saatlerinden sonra geneli 5 ila 7; Güney Ege’de kuzey ve kuzeybatıdan 4 ila 6, bugün ve yarın (Perşembe) akşam saatlerinde kuzeyi 5 ila 7 kuvvetinde, Dalga: 1,5 ila 2,5 m, yer yer 3,0 m; Görüş: İyi.
AKDENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, Doğu Akdeniz’in doğusu sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Akdeniz’de batı ve kuzeybatıdan, gece saatlerinden itibaren Antalya Körfezi güneydoğudan 3 ila 5; Doğu Akdeniz’de batı ve güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
VAN GÖLÜ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 2 ila 4 yer yer 5 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,75 m; Görüş: İyi.
]]>
Haber7 – ÖZEL
Ayetler ve hadislerin anlatıldığı Cuma hutbesine ‘saçmalık‘ diyen ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı ‘hadsiz‘ diyerek hedef alan CHP ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel’e tepkiler yağmaya devam ediyor.
Haber7‘ye açıklamalarda bulunan Mil Diyanet Sen Genel Başkanı ve MİL-SEN Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Celaleddin Gül ile Diyanet-Sen Genel Başkanı ve Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, CHP sözcüsü Deniz Yücel’e sert tepki gösterdi.
GÜL: GUSÜL ABDESTİ BİLMEYEN KİŞİLER DİYANET’E KARIŞIYOR
Mil-Diyanet Sen Genel Başkanı Celaleddin Gül, daha önce hutbe ve minber dokunulmazlığı istediklerini ve CHP’li Yücel’in açıklamasıyla bir kez daha haklı çıktıklarını kaydetti. Başkan Celaleddin Gül, CHP sözcüsü Yücel’in haddini aştığını belirterek, “Bunlar şimdi Kur’an ayetlerini tefsir etmeye başladı. Biz bunlara ‘din cahili’ diyoruz. Ömründe bir vakit namaza gitmemiş, ağzı rakı kokan, gusül abdest bilmeyen kişiler kalkmış bütün kamuoyu önünde ‘Kuran’da şu var veya yok’ diyor. Bunu sen nereden bileceksin? Sen ne anlarsın bu işlerden? Kaldı ki, laiklik devlet işlerini ayırmaksa neden dinimize ve Diyanet’e karışıyorsun?” diye konuştu.

SİZİN EĞİTİMİN NE Kİ DİYANET’İ ELEŞTİRİYORSUNUZ!
Başkan Celaleddin Gül, CHP sözcüsünün eğitiminin olmamasına vurgu yaparak, Diyanet’i eleştirmesine tepki gösterdi. Gül, “Siz kimsiniz ki Diyanet’in işine karışıyorsunuz? Burnunuzu sokuyorsunuz. Siz müfessir misiniz? Tefsirci misiniz? Hadisçi misiniz? İslami eğitiminiz ne ki bu hutbeleri eleştirebiliyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisi böyle devam ederse, tüm üyelerimizle birlikte CHP’nin önünde kendilerini kınayan bir basın açıklaması yapmayı düşünüyoruz.” dedi.
NORMALLEŞME FALAN HİKAYE!
CHP zihniyetinin hiç değimediğini söyleyen Gül, “Deniz Yücel’in açıklamaları tamamen saçma sapan ve CHP zihniyetine uygun olan ifadeler. Normalleşme falan diyorlar ya, hepsi hikaye. CHP aynı CHP, zihniyet aynı zihniyet. Diyanet düşmanlığı ve İslam düşmanlığı devam ediyor.” ifadesinde bulundu.
KONU ALİ ERBAŞ DEĞİL!
İslami değerlere doğrudan saldıramadıkları için Başkan Ali Erbaş’ı hedef aldıklarını vurgulayan Gül, şunları söyledi:
“Konu aslında Ali Erbaş değil. Bugüne kadar özellikle iki konuda hutbelerimiz eleştirildi. Birincisi, Atatürk hutbelerde niye yok? İkincisi, son zamanlarda özellikle eşcinsel LGBT derneklerine, aileye ve doğum oranlarının düşmesine ilişkin konularda doğurganlığı ve evliliği teşvik eden hadislerin ve ayetlerin söylenmesi. Bir de tesettür konusunu özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı olarak son hutbelerimizde biraz yoğunlaştırdık. Böyle olunca dikkat çekti ve “Ne oluyoruz?” demeye başladılar. Diyenler kim? İşte bu malum kesim.”

HER HAFTA SALDIRIYORLAR, ARTIK HUTBE VEREMEZ HALE GELDİK
“Biz hutbelere dokunulmazlık getirilmesini istiyoruz. Hutbeler özgürce, Allah’ın tüm Kuran’da açıkladığı ve Peygamber Efendimizin açıkladığı tüm hükümleri rahatça eleştiri konusu olmadan söyleyebilmeliyiz, okuyabilmeliyiz. Hutbe verirken artık korkar hale geldik. Acaba bu hafta bize kim saldıracak? Acaba bu hafta hutbenin konusundan kim rahatsızlık duyacak? Böyle bir şey olabilir mi? Ali Erbaş kendi heva ve hevesinden konuşmamıştır. Allah’ın ayetlerini okumuştur, Kuran’ın ayetlerini okumuştur.”
LAİKLİĞİ DE ATATÜRK’Ü DE İSTİSMAR EDİYORLAR
“Yıllardır Atatürk hutbelerde niye yok diye soruluyor. Peki, Ankara’da Anıtkabir’e birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Maltepe’de bir cami yapılacak. Şimdi ‘Bu hutbede Atatürk’ün adı niye geçmiyor’ diye bağıranlar, ‘Biz bu camiyi yaptırmayız’ diyorlar. Neden? Çünkü Anıtkabir’e yakın. Hani laiklik vardı? Anıtkabir’e mescit yapalım. ‘Hayır.’ ’10 Kasım’da hatim indirelim, salavat getirelim, dua delim.’ ‘Olmaz, Hayır!’ Hem laikliği hem Atatürk’ü istismar ediyorlar.
‘LAİKLİĞİN TANIMI YAPILSIN’ DİYE ÇAĞRIDA BULUNDUK
Laikliğin tanımı olmamasından dolayı istismar edildiğini kaydeden Gül, “Zaten biz de Diyanet-Sen olarak yeni yapılacak anayasa çalışmalarında bu istismarları önlemek adına Cumhurbaşkanımıza laikliğin tanımının yapılması çağrısında bulunduk. Kısacası, CHP sözcüsü, Cumhuriyet, Birgün ve diğer sol kesimin son zamanlardaki hutbelerimize müdahaleleri ve polemik konusu yapmaları, Diyanet’i de geçip İslam’a saldırmaları, asla kabul edilebilir bir durum değildir.” dedi.
HUTBELERE DOKULMAZLIK İSTEMİŞTİK, BİR KEZ DAHA HAKLI ÇIKTIK
Hutbelere dokulmazlık verilmesi gerektiğini söyleyen Gül, şu ifadelerde bulundu:
“Daha önce ben kürsü dokunulmazlığı gerektiğini söylemiştim. Kamuoyu şaşırmıştı. ‘Bu da ne demek?’ demişti. Hatta Sözcü ve Cumhuriyet gazeteleri beni manşet yapmıştı: ‘İmamlar dokunulmazlık istiyor’ diye. Ben de ‘Hayır, minber ve hutbe dokunulmazlığı istiyoruz’ demiştim ve hala da diyorum. Bugüne kadar birçok televizyon programında da bunu dile getirdim. Ali Erbaş’a da bu konuyu izah ettim. Bir kez daha ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.”
HANGİ KONUYU ANLATSAK, HEMEN AYAKLANIYORLAR
“Ben o minber dokunulmazlığını şunun için istiyordum. Şimdi Kur’an LGBT’ye ‘Haramdır’ diyor, hemen ayaklanıyorlar. ‘Faiz haramdır’ diyor, bankacılar hareketleniyor. ‘Ahlak, tesettür’ diyorsun, bunlar ayaklanıyor. Peki biz bu Kuran’ın hükümlerini nasıl anlatacağız? Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anayasal görevi topluma dini en güzel kaynaklardan, en sağlam kaynaklardan toplumu din konusunda bilgilendirmektir.”
YILDIZ: KLASİK CHP ZİHNİYETİNİN DİN DÜŞMANLIĞI
Diyanet-Sen Genel Başkanı ve Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, CHP’nin ikiyüzlü bir tavır sergilediğini belirtti.
CHP’nin seçimden seçime değiştiğini vurgulayan Yıldız, “Bu açıklamada CHP’nin her zamanki ikiyüzlülüğünü ve ikircikli tavrını görüyoruz. Seçim zamanlarında Yasin okumayı, mevlit okumayı kimseye bırakmayanlar, maalesef seçim geçtikten sonra bu milletin gerçek değerleriyle hesaplaşma noktasında bilinçaltındaki niyetlerini açığa vuruyorlar. Dolayısıyla biz bunu klasik CHP zihniyeti ve klasik CHP zihniyetinin din düşmanlığı olarak görüyoruz.” diye konuştu.

CHP AYETLERİ HEDEF ALIYOR!
Hutbenin ayet ve hadislerden oluştuğunu söyleyen Yıldız, CHP’nin ayetleri hedef aldığını vurguladı. Hutbelerin ayet ile hadislere ve onların tefsirlerine dayandığını söyleyen Yıldız, “Hutbeler ayetlerden ve hadislerden ibarettir. Hutbe öyle kafadan yazılan bir metin değildir. Ayetle başlar, hadisle başlar. Onların tefsiri yazılır. Onlardan almamız gereken dersler, öğütler, notlar çıkartılır. Yine aynı şekilde ayet ve hadisle de hutbe hitama erdirilir.” dedi.
CHP, LAİKLİĞİ DE BİLMİYOR
Diyanet’in anayasal görevini ifa ettiğini belirten Yıldız, şunları söyledi:
“Bir kurumun anayasal görevini yerine getirmeyi bunlar hadsizlik ve saçmalıkla suçluyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş, yönetmelik ve varlık sebebi zaten kanunlarla oluş sebebi, milletimizi aydınlatmak, dini bilgilerle donatmak ve insanları zararlı alışkanlıklardan uzak tutmaktır. Diyanet İşleri Başkanımız da bu ayetleri ve hadisi şerifleri okudu ve bu anlamda asli görevlerini yerine getirmektedir. Dolayısıyla bir kurumun asli görevlerini yerine getirirken onu kınamak, ötekileştirmek ve hakaret etmek ne kadar saçmalık ve hadsizlikse o kadar da laikliğe aykırıdır. CHP laikliği de bilmiyor. Kendi sapık inançlarını ve ideolojilerini laikliğe alet ederek, laikliği bahane ederek milleti baskılamaya, milletin değerlerini itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.”

BATIL ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ
İşlerine geldiği zaman laikliği, işlerine geldiği zaman da dini istismar ettiğini belirten Yıldız, CHP’nin istismarcılığını cahiliye dönemindeki müşriklerin helvadan ve hamurdan yaptığı putları acıkınca yemesine benzetti. Yıldız, “Bunların dedeleri de böyledi. Hamurdan putlar yaparlar, karınları acıkınca da kesip yerlerdi. Dolayısıyla olaya bu pencereden bakıyorum. Bizler de inşallah hakkın, hakikatin tarafı olarak bu batıl zihniyetlere ve sapık ideolojilere karşı mücadele edeceğiz.” şeklinde konuştu.
ALİ ERBAŞ ÜZERİNDEN MİLLETİN DEĞERLERİNE PARMAK SALLIYORLAR
Dini değerleri doğrudan hedef alamadıklarını belirten Yıldız, “Aslında bu hedef alma, Ali Erbaş’ın şahsıyla alakalı bir durum değil. Tüm camilerde okunan bu hutbeyi doğrudan hedef alamayan CHP, Milletin genel tepkisinden çekinerek bu hadsizliği ve çıkışı, Ali Erbaş üzerinden vermeye kalktılar. Milletin değerlerine ve hutbenin içeriğine parmak sallamaya çalıştılar.” ifadesinde bulundu.
CHP GENEL MERKEZİ ÖNÜNDE BU HADSİZLİĞİ YÜZLERİNE VURACAĞIZ
CHP’den yapılan açıklamayı CHP Genel Merkezi önünde kınayacaklarını söyleyen Yıldız, “Biz Diyanet ailesi olarak bunların hangi niyetle, hangi fikirle ve amaçlarla bu hadsizliği yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. İnşallah yarın saat 15.00’da CHP Genel Merkezi’nin önünde bu ikiyüzlülüğünü, hadsizliğini, saçma davranışlarını CHP’nin yüzüne vuracağız inşallah.” dedi.

FBI ajanlarının mitingde neler olduğunu öğrenmek için “yorulmadan” çalıştıklarını aktaran Wray, FBI’ın soruşturma boyunca tüm kaynakları kullandığını söyleyerek, “Altına bakılmadık taş bırakmayacağız. Saldırgan ölmüş olabilir ama FBI’ın soruşturması devam ediyor” dedi.
ÇATIDA 8 BOŞ MERMİ KOVANI BULUNDU
Saldırganın öldürülmeden önce 8 el ateş edip etmediği sorulan Wray, saldırganın bulunduğu çatıda sekiz mermi kovanı bulunduğunu ve saldırganın bir dronu olduğunu teyit etti. Şu anda saldırganın herhangi bir suç ortağına ulaşılamadığını ifade eden Wray, saldırganın evinde 1 ve aracında 2 patlayıcı cihaz ve telefonunda şifreli mesajlaşma uygulamaları bulunduğunu açıkladı. Wray, saldırganın telefonuna girmeyi başardıklarını aktardı. Patlayıcıların uzaktan patlatılmalarını sağlayabilecek alıcılara sahip olduğunu söyleyen Wray, saldırganın kendisinde de bir verici olduğunu belirtti.

SALDIRGAN MİTİNG ÖNCESİ BÖLGEDE DRON UÇURMUŞ
Wray, saldırganın olay günü yerel saatle 15.50 ya da 16.00 sularında mitingden 2 saat önce miting alanında sahnenin 200 metre ötesinde dron uçurduğunu belirterek, dronun yaklaşık 11 dakika boyunca havada olduğunu ifade etti. FBI’ın saldırganın dronun uçuş rotasını tersine mühendislikle belirlediğini söyleyen Wray, saldırganın dron ile çektiği görüntülerin incelendiğini açıkladı.
SALDIRGANIN EVİNDE 14 SİLAH BULUNDU
Wray, FBI ajanların saldırganın evinde yaptıkları aramada 14 silah bulduğunu söyleyerek, “Suikast girişiminde kullandığı silah, yasal olarak satın alınan AR tarzı bir tüfekti. Anladığım kadarıyla onu ilk satın alan kişi olan babasından satın aldı. Yine yasal olarak” dedi.

SALDIRGAN DAHA ÖNCE FBI’IN RADARINA GİRMEMİŞ
Wray, silahlı saldırganın suikast girişiminden önce FBI’ın radarında olmadığını söyleyerek, saldırgan hakkında FBI veri tabanında bilgi olmadığını ifade etti. Wray, “Henüz saldırganın neden saldırdığına dair net bir resme sahip değiliz” dedi.
Wray, saldırganın kullandığı silahın katlanabilir dipçikli olduğunu ve bu nedenle ateş etmeden önce silahlı olduğunun fark edilmediğini belirtti. Wray, FBI’ın saldırganı henüz onu silahla dolaşırken gören herhangi bir tanık bulamadığını söyledi.
SALDIRGAN, SUİKAST GİRİŞİMİ ÖNCESİ KENNEDY SUİKASTINI ARAŞTIRMIŞ
Saldırganın 6 Temmuz’da 1963’te eski Başkan John F. Kennedy’ye suikast düzenleyen Lee Harvey Oswald’ın Kennedy’den ne kadar uzakta olduğunu araştırdığını belirten Wray, “Bu, onun ruh hali açısından açıkça önemli olan bir arama” ifadelerini kullandı. Wray, aynı gün saldırganın Trump’ın mitingi için kayıt yaptırdığını belirtti.

DONALD TRUMP’A SUİKAST GİRİŞİMİ
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı ve eski Başkan Trump’a Pensilvanya eyaletine bağlı Butler kentinde 13 Temmuz’da düzenlediği seçim mitinginde 20 yaşındaki Thomas Matthew Crooks tarafından suikast girişiminde bulunulmuş, Trump açılan ateş sonucu kulağından yaralanmıştı. Crooks, Gizli Servis ajanları tarafından vurularak etkisiz hale getirilmişti.
Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava 10 Temmuz 2020’de karara bağlandı. Danıştay 10. Dairesi’nin, camiden müzeye dönüştürüldüğü 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya’da yeniden ibadet etmenin yolu açıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın ibadete açılmasına ilişkin kararnameyi aynı gün imzaladı. Ardından Ayasofya’nın Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020’de 86 yıl sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle ibadete açıldı.
İstanbul Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu, AA muhabirine, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin İstanbul’un fethinin en önemli sembollerinden birisi olduğunu söyledi.
Ayasofya’nın fetihten sonra asırlarca Müslümanlara hizmet verdiğini belirten Aktürkoğlu, 4 yıl önce alınan kararla tekrar ibadete açıldığını hatırlattı.
Aktürkoğlu, Ayasofya yeniden ibadete açıldıktan sonra yerli ve yabancı turistlerden büyük rağbet gördüğünü anlatarak, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ibadete açıldığı 24 Temmuz 2020’de itibaren 4 yıl boyunca yaklaşık 25 milyon ziyaretçiyi kabul etmiş. Ayasofya Camisi’nde hem yerli ve hem yabancı birçok ziyaretçiyi aralıksız olarak ağırlamaktayız.” dedi.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne ülkenin dört bir yanından gelenler olduğu gibi dünyanın farklı ülkelerinden de Müslüman ve gayrimüslim ziyaretçilerin geldiğini ifade eden Aktürkoğlu, “Herkesin ilgisini çeken önemli tarihi mekanlardan bir tanesi. Ayasofya Camisi sezona göre, günlük ortalama 50 bin civarında ziyaret sayısına ulaşılıyor. Senelik ise yaklaşık 6-7 milyonu bulan ziyaretçi sayımız oluyor.” diye konuştu.
Aktürkoğlu, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde günlük namaz vakitlerinin dışında İstanbul Müftülüğüne bağlı çeşitli etkinlikler de yapıldığını aktararak, şöyle devam etti:
“Örneğin; Ayasofya derslerimiz var, cumartesi ve pazar günleri özellikle Sahih-i Buhari dersleri, irşat dersleri, irfan dersleri, bunun haricinde kandil gecelerinde icra ettiğimiz özel programlar ve özellikle Kur’an kurslarımızda yetişen hafızlarımızın icazet merasimlerini de Milli Eğitim Bakanlığıyla ortak yürüttüğümüz hafızlık projesinin icazet merasimlerini de Ayasofya’da yapmaktayız. Yılda iki defa icazet merasimini Ayasofya’da yapıyoruz.”
CAMİDE 50 PERSONEL MİSAFİRLERİ YARDIMCI OLUYOR
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne gelen insanların Müslüman olmak için kendilerine başvurduğunu aktaran Aktürkoğlu, günlük ortalama bir veya iki kişinin ihtida merasimini camide yaptıklarını kaydetti.
Aktürkoğlu, Ayasofya’da hem irşat hem de teşrifat hizmetleri yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Diyanet personeli olarak burada 50 personelimiz var. Bunlardan bir kısmı teşrifat dediğimiz ziyaretçilerin cami adabına uygun ve namaz esnasında saf düzeninin alınması noktasında cemaatimize yönlendirme ve yardımcı oluyor. Onun haricinde de dini rehberlik yapan, özellikle yabancı turistlere yönelik İslam ile Ayasofya’nın kültürel ve dini yönlerinden bahseden cami rehberlerimiz var.”
Bütün programlarında, alanında söz sahibi akademisyenlerin ders verdiği İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, çoğu yurt dışı tecrübesine sahip 270 hocasıyla yeni eğitim öğretim dönemine hazır. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde her 9 öğrenciye bir öğretim üyesi düşüyor.
Üniversitede gerek fakülte içi gerekse farklı fakültelerdeki bölüm ve programlar arası çift anadal ve yandal imkanları bulunuyor.

HER ÖĞRENCİ BİR ‘DÜNYA VATANDAŞI’
Öğrencilere özel hazırlanan Akademik Gelişim Programları (AGEP), ikinci yabancı dil öğrenme ve derinlemesine okuma gruplarıyla lisans aşamasında iken lisansüstü öğrenime hazırlanma fırsatı sunuyor.

Yabancı dil öğretiminde marka olan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde adeta uluslararası bir ortam var. Öğrencilerini “dünya vatandaşı” olma idealiyle yetiştiren İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde 30’dan fazla dil konuşuluyor.

İngilizce ve Arapça Hazırlık birimlerinde dil sadece gramer olarak değil, gündelik hayatın bütün alanlarında kullanılabilecek şekilde öğretiliyor. Üniversitede yabancı lisan kalın kitaplar ve klasik usullerle değil; film, oyun, münazara ve öğrencilerin hazırladıkları sunumlarla interaktif şekilde öğrencilere aktarılıyor.

Akademik Gelişim Programı kapsamında akademik alanda ihtiyaç duyulan Almanca, Farsça, Antik Yunanca, Latince gibi ikinci yabancı dil öğrenme imkanı sunuluyor.

Halihazırda İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde konuşulan dillerden bazıları şöyle sıralanıyor:
İngilizce, Fransızca, Latince, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Arapça, Farsça, İbranice, Ruandaca, Ugandaca, Zazaca, Kurmanci, Makedonca, Arnavutça, Sırpça, Yunanca, Boşnakça, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kırım Tatar Türkçesi, Gürcüce, Peştuca, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Prizren Türkçesi…
Ebru, ney gibi geleneksel sanatta uzmanlaşmak isteyen öğrencilere ücretsiz imkanlar sağlanıyor.

ADETA ARAŞTIRMA YUVASI
Üniversite bünyesinde evrensel nitelik taşıyan araştırmalara imza atılan Kuran Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KURAMER), Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (29 MAYIS PAMER), Arapça Öğretimi ve Uygulama Araştırma Merkezi (29 MAYIS ARÖMER), Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (29 MAYIS TÜRÖMER) ve Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (29 MAYIS SÜREM) yer alıyor.

DEVASA KÜTÜPHANEYLE VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE BİR‘İNCİ’
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi “Öğrenci başına en çok kitap düşen vakıf üniversitesi kütüphanesi” unvanını elinde bulunduruyor. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi; 10 bin metrekare kapalı alana sahip olup, 1 milyon cilt kitap, 1.500 kişi oturma kapasiteli zengin kütüphane olanaklarını bünyesinde barındırıyor. Çay ve çorba ikramlarının bulunduğu kütüphanede hafta sonu ve resmi tatiller de dahil olmak üzere haftanın her günü 22.00’ye kadar açık. Sınav dönemlerinde ise 24 saat boyunca öğrencilerin hizmetinde.

HER KULÜP ADETA ‘SİVİL ORGANİZASYON OKULU’
Öğrencilere organizasyon becerileri kazandıran öğrenci kulüpleri, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’ni öne çıkaran bir diğer unsur. Halihazırda İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde faaliyet gösteren 63 öğrenci kulübünden bazıları şunlar:
Medeniyet Kulübü, Düşünce Atölyesi, Edebiyat ve Düşünce Kulübü, Enderun Kulübü, Felsefiyat Kulübü, Uluslararası Öğrenci Kulübü, Fotoğrafçılık Kulübü, Genç Yaklaşım Kulübü, Kültür ve Sanat Atölyesi, Müzik Kulübü, Satranç Kulübü, Sinema Kulübü, Spor Kulübü, Şiir Kulübü, Türk Dünyası Kulübü, Dans ve Tiyatro Kulübü, Barış ve Kardeşlik Kulübü, Aktiffikir Kulübü, Pozitif Bakış Kulübü, Tarih ve Sanat Kulübü…

DOĞAYLA BİR ARADA
Ümraniye Elmalıkent’te tabiatla iç içe üniversite yerleşkesi bulunan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, öğrencilerine kolay ulaşım imkanı sunan lokasyona sahip.

RAKAMLARLA İSTANBUL 29 MAYIS ÜNİVERSİTESİ
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde 5 fakülte, 22 lisans programı, 37 lisansüstü programı, 7 araştırma merkezi yer alıyor. Üniversite bünyesinde 63 öğrenci kulübü faaliyette. 205 akademisyen, 65 yarı zamanlı akademisyenle güçlü kadro ile öğrencilere ilim aşılanıyor. 4 bin 200 öğrencinin öğrenim gördüğü İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nin kütüphanesinde 140 bini aşkın kitap mevcut.


KIZININ MEZARI BAŞINDA ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR ETTİ
Kızına dua okuyup, mezar taşını öpen Baba Murat Pınar, geçen hafta TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaşananlara değindi.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyen bir vekili alkışladığımız için eşime bir saldırı gerçekleştirdiler”
Acılı bir aile olarak oraya bir sorunu anlatmak için geldiklerini belirten Pınar, eşine yapılan davranışların kabul edilemez olduğunu kaydetti. Murat Pınar, “Bunu biz ne yaptık deyip başlarını öne eğerek dinlemek yerine, önce insan diyen, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyen bir vekili alkışladığımız için eşime bir saldırı gerçekleştirdiler. Biz bugüne kadar yapılan hiçbir saldırıda susmadık. Başka Mahra’lar olmasın diye kurduğumuz derneğin verdiği mücadele sonucunda bu kanun komisyondan geçti. Önümüzdeki hafta inşallah meclise gelmesini bekliyoruz. Komisyonda ‘önce insan, önce çocuk’ diyen tüm vekillere teşekkür ediyoruz” dedi.

ERDOĞAN GRUP TOPLANTISINDA BAHSETMİŞTİ
Baba Murat Pınar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Komisyon çalışmaları sırasında köpek yüzünden hayatını kaybetmiş 10 yaşındaki kızının acısını yüreğinde taşıyan annenin, 10 yaşındaki oğlu parçalanmış bir babanın üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir” açıklamasına işaret ederek şunları söyledi:
“Bugün Cumhurbaşkanımızın yaptığı bir açıklama var. Bu açıklama vatandaşına önem verdiğini gösteriyor. İnce ayrıntılara dokundu. Eşimden ve kızımdan bahsetti. Bu konunun halkımızı ne kadar yaraladığını, büyük bir sorun olduğunu ve buna karşı göstermiş oldukları destek ile mücadele için Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bu açıklamalarını yaptığında kendisini ayakta alkışlayan tüm vekillere ve tüm vatandaşlara, başıboş köpek konusunda bizlere destek veren tüm üye ve gönüllülerimize çok teşekkür ediyorum. İnşallah aynı mücadeleyi bu kararın meclise geldiğinde de göstermelerini rica ediyorum.”

“Dik duruşunu ve önce insan demesini değerli buluyoruz”
Son 28 ayda 25 çocuğun bu problemler yüzünden hayatını kaybettiğini aktaran Pınar, “Bir başka Mahra daha olmasın diye mücadele ederken son 28 ayda 25 çocuğumuzu kaybetmemiz çok acı verici. Cumhurbaşkanımızın bu başıboş köpek sorunu konusunda dik duruşu, asala kimseye taviz vermemesi, dik duruşunu ve önce insan demesini çok değerli buluyoruz çünkü birçok parti vekili bunu diyemedi” dedi.

“BİZE VERDİKLERİ SÖZLERDEN DÖNDÜLER”
Son olarak bir sitemi olduğunu sözlerine ekleyen Pınar, “Daha önce Ali Babacan Bey ile görüşme yapmıştık. Sokak köpeklerinin toplanması konusunda her türlü desteği vereceklerini iletmişlerdi. Fatih Erbakan Bey ile de birebir görüşme yapmıştık. Kendisi de aynı açıklamaları yapmıştı, bu konuda her türlü desteği vereceğini söylemişti. Seçimlerden önce de bu açıklamaları yaptılar ancak son günlerde yaptıkları açıklamalar, vatandaşlara verdikleri vaatlerden döndüklerini, bizlere verdikleri sözden döndüklerini gösteriyor. Siz bir parti başkanısınız verdiğiniz sözden dönmemeniz gerekiyor. Sizin de önce insan demenizi beklerdim, bunu diyemediniz. Önce insan demeniz için meclisi yasayı oylayacağı gün sizin de orada olup önce insan demenizi bekliyorum” dedi.

Binalardaki bazı noktaların gözle görülebilir şekilde eğimli duruşu, bazı noktalardaki balkonların ise demir destekler yardımıyla ayakta durması göze çarptı.

Binalardaki kopmuş ve çatlamış bölümlerin içinde ise paslanmış demir malzemeler ve kolayca parçalanabilen bir beton yapısı olduğu görüldü.

Maddi sıkıntılar ve geçmiş dönemde ev sahiplerinin tamamının dönüşüm konusunda anlaşamaması gibi sebeplerle bu zamana kadar kentsel dönüşüm süreci başlatılamamış sitenin sakinleri bir müteahhit ile halen görüşme halinde olduklarını belirtti.

KİRALAR 10-15 BİN LİRA ARASINDA
Site sakinleri; dış çatlakları ve görünümüne rağmen binada kiraların 10 bin lira ile 15 bin lira arasında değiştiğini aktardı.

Geniş bir alanda yer alan ve çevresinde de birçok apartman bulunan sitenin orta bahçesindeki koridorun ise diğer çevre sakinleri tarafından da sokak benzeri geçiş rotası olarak kullanıldığı görüldü.

Site sakinlerinin bir kısmı, maddi sıkıntılar ve kira fiyatlarından dolayı müteahhitle anlaşma yapılması halinde de bina yıkılana kadar sitede yaşamayı sürdüreceklerini ifade etti.

HAZİRAN AYINDA 3 BİNA KENDİLİĞİNDEN ÇÖKTÜ
Kentsel dönüşüme yönelik uyarı, proje ve çalışmaların devam ettiği İstanbul’da kendiliğinden çökme riski bulunan birçok yapı olduğu biliniyor.

Son dönemde; Bahçelievler’de 27 Haziran’da aynı gün içinde 2 farklı binada kısmi çökme meydana gelmiş, 2 Haziran’da ise Küçükçekmece’de çöken bir binada 1 kişi hayatını kaybetmişti.

“KORKUNUN ÖLÜME FAYDASI YOK”
Site sakini Cafer Sayan, “Kentsel dönüşüm sürecine başvurdular. Bu Pazartesi herhalde imza vereceğiz. Oturmaya devam edeceğiz, nereye gideceğiz? Korkunun ölüme faydası yok. Şimdi buraya 10 kat veriyorlar, yukarıya 9 ve 8 kat. 95 daireden 85 taneye yakını düşüyor müteahhide.” ifadelerini kullandı.

“10 BİN LİRADAN AŞAĞI KİRA YOK”
Site hakkında bilgi veren Sayan, “Burada kiralar Allah’ı olmayan ne kadarı varsa, o kadar. 10 bin liradan aşağı kira yok. 12-13 ve 15 bin civarı. Bu blokta 22 daire var, 5 kişi yaşasa her bir evde 100’e yakın kişi var” açıklamasında bulundu.
“10 YILDIR BÖYLE
Son dönemde farklı binalarda yaşanan çökmeleri de duyduğunu söyleyen site sakini Hasan Özcan, “Duyduk, başka yerlerde de oldu. Bizler müracaat yaptık, bir müteahhitle anlaştık. 4 blok da var burada. 10 yıldır çatlaklar içinde yaşıyoruz” dedi.
“2 KOLON ÇÜRÜK DENDİ”
Özcan, “Ben 2002’de yöneticiydim. Deprem sonrasında bir profesör getirdim. İçeride depo vardı, onları sök dedi, başka koyduk. Bize 2 kolonun çürük olduğunu onları yaptırmamız gerektiğini söyledi, daha da bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
“EMEKLİYİZ NASIL GİDECEĞİZ”
Emekli olduğunu ve gelecek süreçte başka yerde yaşamaya maddi durumu olmadığını ifade eden Özcan, “Mecburuz emekliyiz, nasıl gideceğiz? Burada yüzde 80 emekliler oturuyor. Müteahhit burada 90 daire varsa 180’e çıkartacak, bizim daireleri küçültecek, öyle yaparsak öyle kabul edelim dedi. Biz de kabul ettik. Burada oturacak bir vatandaşın verecek parası yok” ifadelerini kullandı.
Buradan AK Parti’nin ülkeye hizmet mücadelesi omuz veren tüm partililere vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum. Grup toplantımıza heyecan katan kardeşlerimize hoşgeldiniz diyorum.
Doktor Sadık Ahmet, inandığı değerleri savunmaktan ismiyle müsamma bir dava adıydı. Batı Trakya Türk azınlığın bugünkü kazanımlarda merhüm Sadık Ahmet’in büyük payı vardır. Kendisini bir kez daha anıyor, ailesine sabır diliyorum.

“3 ÇEYREK ASIRDIR HAKSIZLIĞA, AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYORLAR”
Yunan makamlarıyla görüşmelerimizde Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunları gündemimizin ilk sırasında alıyor, Din, ibadet, ve eğitim konusundaki meseleler sürekli takibimizdedir. Bundan sonra da Batı Trakya Türk azınlığa kol kanat germeye devam edeceğiz. Aynı durum Kıbrıs Türk halkının hakları için de geçerlidir. 1960’lardan beri neredeyse 3 çeyrek asırdır, haksızlığa, ayrımcılığa maruz kalıyor.
Yakılan köyleri, öldürülen çocukları, Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kuruluşlar hiçbir şey yapmadılar. 20 Temmuz 1974 Barış harekatıyla Türkiye, Kıbrıs Türk halklarının bağımsızlığına uzanan elleri kırmıştır. Kıbrıs Türkünün bağımsızlık iradesini kırmaya çalışan politikalar o günden bugüne kadar artarak devam etmektedir.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıldönümü
Son olarak 2004 yılında Annan Planı’na evet diyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cezalandırılırken plana hayır diyen Rum kesimi Avrupa Birliği’ne tam üye yapılarak ödüllendirildi. Daha sonra oturulan müzakere masalarından ne yazık ki hiçbir sonuç çıkmadı. Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını artık görmüş durumdayız. Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. Anavatan ve garantör ülke olarak duruşumuzu Barış Harekatı’nın 50’inci yıl dönümünde çok net biçimde tekrar ortaya koyduk. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı ülkemizden geniş bir heyetin de katılımıyla Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle beraber büyük bir coşkuyla kutladık. Kıbrıs davasına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına verdiğimiz önemi böylece bir kez daha tüm dünyaya ilan etmiş olduk.

Hedefimiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaktır. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde attığımız adımların devamını getirmekte kararlıyız. Aynı şekilde Kıbrıs Türk Halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu vesileyle Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ve Mücahitleri tekrar rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla yad ediyorum. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramına iştirak etmek suretiyle Kıbrıs Türk halkına varlıklarıyla destek olan; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı’nda beraber yol yürüdüğümüz ortaklarımıza, siyasi partilerin genel başkanlarına ve milletvekillerine hassaten teşekkür ediyorum.
“15 TEMMUZ İHANETİNİN FAİLLERİNİ AKLAMA GÖREVİNİ DE CHP ÜSTLENDİ”
Özellikle muhalefetin, Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Hatırlanacağı üzere “Sâbık Genel Başkan” döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar, siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri, Avrupa’da ülke ülke dolaşıp, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı.
Geçen hafta 8’inci yıldönümünü geride bıraktığımız 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de yine CHP yönetimi üstlenmişti. Milletin, bir gecede 252 evladını şehit vererek yazdığı milli irade destanına, “kontrollü darbe” yaftası vuranlar da, bu kifayetsizlerden başkası değildi. Türkiye’ye ve Türk siyasetine yakışmayan bu tavrın değişim işaretleri göstermesini, açık söyleyeyim, “muhalefetin normalleşmesi” adına kaydadeğer buluyoruz. Lefkoşe’de sergilenen birlikteliğin, başta terörle mücadele olmak üzere milli meselelerde istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın şahsında Kıbrıs Türk halkına samimi ev sahiplikleri için buradan ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Burada şunu da ifade etmek isterim. Biz, komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde asla değiliz. Yakın çevremizden başlayarak tüm ülkelerle dostluğumuzu ilerletmeye, bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da son derece samimiyiz, kararlıyız, iyi niyetliyiz. Tokalaşmak amacıyla uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Nitekim son bir yılda bu yönde önemli adımlar attık. Komşularımızın yanı sıra, pek çok uluslararası kuruluşla işbirliğimizi ilerlettik. Artan güvenlik tehditleri karşısında Türkiye’nin manevra alanını genişletmek için gayretlerimizi inşallah daha da yoğunlaştıracağız.
ENFLASYON MESAJI: EN KÖTÜ TABLO GERİDE KALDI
Ekonomide de sıkıntılarımızın üstesinden geliyoruz. Enflasyon bundan sonra daha hissedilir şekilde düşecektir. Enflasyonda da en kötü tabloyu geride bıraktığımızı düşünüyorum. 11 yıl sonra gelen not artırımı, Türkiye için çok geç kalmış bir adım. Türkiye’nin ekonomik kapasitesi bu oranların çok üzerinde. Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz. Milletimiz gönlünü ferah tutsun, Türkiye doğru yoldadır ve hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir.
CHP’Lİ BELEDİYELERE TEPKİ
Bunlar aynı riyakarlığa seçim döneminde de başvurdular. Suyu ucuzlatmaktan bahsediyorlardı, şimdi yüzde 500 zam yapıyorlar. Liyakattan bahsediyorlardır, şimdi belediyeleri akrabadan geçinmiyor. Otoparkından toplu taşımaya belediye bünyesinde hangi hizmetler sunuluyorsa hiç sektirmeden hepsinde fahiş artışa geçtiler. Daha 4 ay öncesinde meydanlarda bol keseden para dağıtıyorlardı şimdi emeklileri kapısına dahi yaklaştırmıyorlar.

Buradan sayın Genel Başkan Özgür Özel’e seslenmek istiyorum; dürüst siyaset verilen sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak veremezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarınıza söyleyin; bedavaya verecekleri hizmetlere yaptıkları zamları düşürsünler.
“BAKANLIĞIMIZ BORÇLARIN TAHSİLİNE BAŞLAYACAK”
Emeklilere faydanız dokunsun istiyorsanız talimat verin belediyeleriniz Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan birikmiş borçlarını ödesinler.
Şu anda belediyelerin borçlarıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığımız kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.
Öyle 25 kuruşa simit yok. Milletin varlığını değişik yerlerde harcamaya müsaade yok. Dolayısıyla Bakanlığımız bu tahsili yerinde yapacaktır. Biz siyasette hiçbir zaman böyle ucuz yollara meyletmedik, Sırf seçim kazanacağız diye böyle sözler vermedik. Gerçekten yapmak isteyip de irademizi aşan sebeplerden dolayı yapamadığımız hususlar elbette olmuştur. Ama gayretimize, samimiyetimize halkımız şahittir.
Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesine büyük katkıda bulunduk. Bizden önce emekli maaşları insani standartların altındaydı. Emeklilerimiz için önceki yıllarda da olduğu gibi bu yıl da maaş artışı yaptık.
Sıkıntıların, serzenişlerin de farkındayım. Bizim popülizmle işimiz yok, biz meydanlarda söz verip sonra cayanlardan değil sözümüzün dimdik arkasında duranlardan olduk. Bu ülke yakın geçmişte kendi çıkarı için, seçim kazanmak için vatandaşın umutlarıyla oynayanlardan çok çekti. Bizim hedefimiz el ele verip vatandaşımızın refahını artırmaktır.
SOKAK HAYVANLARI DÜZENLEMESİ
Maalesef bu sayı her yıl asimetrik şekilde artıyor. Üstelik çocukalara, yetişkinlere, yaşlılara başka hayvanlara saldırıyorlar. Trafik kazalarına neden oluyorlar. Müdahale edilmedikçe sorun daha da büyüyor. Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Çocuklarımız gönül rahatlığıyla okula gitmek parkta oynamak istiyor. Bizim bu arzulara sessiz kalmamız düşünülemez. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Dağdaki eli kanlı teröristlere methiyeler düzenler bize vicdan ve merhamet nutku çekemez. Timsahın gözyaşı merhametten değildir.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et

İç ve kuzeydoğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde bir değişiklik olmayacağı, Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.

Genellikle kuzey, Akdeniz kıyılarında güney yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.

KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
Yağışların, öğle saatlerinde Doğu Akdeniz’de yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar, vb) dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
5 KENTE SARI KODLU UYARI

BUGÜN HAVA NASIL? (24 TEMMUZ 2024)

MARMARA
Parçalı ve az bulutlu, doğu kesimleri ile Balıkesir’in kuzey kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
EDİRNE °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
İSTANBUL °C, 33°C
Parçalı bulutlu, bu sabah saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KIRKLARELİ °C, 33°C
Parçalı ve az bulutlu
KOCAELİ °C, 33°C
Parçalı bulutlu, bu sabah saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
EGE
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
A.KARAHİSAR °C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
DENİZLİ °C, 39°C
Parçalı ve az bulutlu
İZMİR °C, 37°C
Az bulutlu ve açık
MANİSA °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Parçalı ve az bulutlu, Orta Akdeniz’in iç kesimleri ile Doğu Akdeniz’in yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, öğle saatlerinden sonra Mersin, Adana ve Osmaniye çevreleri ile Hatay’ın kıyı, Kahramanmaraş’ın güneybatı kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.
ADANA °C, 35°C
Parçalı bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ANTALYA °C, 33°C
Parçalı ve az bulutlu
HATAY °C, 33°C
Parçalı bulutlu, kıyı kesimlerinin aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ISPARTA °C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
İÇ ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, Konya, Karaman, Niğde, Kayseri, Sivas ve Çankırı çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA °C, 33°C
Parçalı ve az bulutlu
ESKİŞEHİR °C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
KONYA °C, 32°C
Parçalı bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SİVAS °C, 31°C
Parçalı ve az bulutlu, sabah saatlerinde gök gürültülü sağanak yağışlı
BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU °C, 28°C
Parçalı bulutlu, bu sabah ve öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DÜZCE °C, 32°C
Parçalı bulutlu, bu sabah ve öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SİNOP °C, 29°C
Parçalı bulutlu, bu sabah ve öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ZONGULDAK °C, 29°C
Parçalı bulutlu, bu sabah ve öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, kıyıları ile Artvin çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA °C, 33°C
Parçalı bulutlu
ARTVİN °C, 27°C
Parçalı bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN °C, 28°C
Parçalı bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON °C, 28°C
Parçalı bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, kuzeydoğusunun yer yer çok bulutlu, Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı çevreleri ile Erzurum ve Van’ın kuzey ve doğu kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM °C, 28°C
Parçalı bulutlu, öğle saatlerinde kuzey ve doğu kesimleri yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KARS °C, 26°C
Parçalı bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MALATYA °C, 37°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN °C, 29°C
Parçalı bulutlu, öğle saatlerinde kuzey ve doğu kesimleri yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık, batı kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 38°C
Parçalı ve az bulutlu
SİİRT °C, 40°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLERDE HAVA
Öğle saatlerinden sonra Ege’de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.
KARADENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, Doğu Karadeniz’in doğusu kuvvetli olmak üzere Doğu Karadeniz ile akşam saatlerine kadar Batı Karadeniz sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Karadeniz’de kuzey ve kuzeydoğudan, sabah doğusu kuzeybatıdan; Doğu Karadeniz’de batı ve kuzeybatıdan, gece güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde; Dalga: 0,5 ila 1,5 yer yer 2,0 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
MARMARA
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, sabah saatlerinde yerel gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5 öğle ve akşam saatlerinde yer yer 6 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5 m öğle ve akşam yer yer 2,0 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
EGE
Hava Durumu: Az bulutlu ve açık; Rüzgar: Kuzey Ege’de kuzey ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinden sonra geneli kuzeybatıdan 4 ila 6, öğle saatlerinden sonra güneyi 7; Güney Ege’de batı ve kuzeybatıdan 4 ila 6, öğle saatlerinden sonra 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, yer yer 2,5 m; Görüş: İyi.
AKDENİZ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, Doğu Akdeniz’in doğusu sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı; Rüzgar: Batı Akdeniz’de batı ve güneybatıdan 3 ila 5, batısı batı ve kuzeybatıdan 6; Doğu Akdeniz’de batı ve güneybatıdan 3 ila 5, öğle ve akşam doğusu yer yer 6 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, yer yer 2,5 m; Görüş: İyi, yağış anında orta.
VAN GÖLÜ
Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu; Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinde güneybatıdan, akşam kuzeybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,75 m; Görüş: İyi.
BU SÜRECE NASIL GELİNDİ?
FARC, 1964 yılında Marksist-Leninist bir ideoloji doğrultusunda kuruldu ve Kolombiya’nın kırsal alanlarında gerilla mücadelesi verdi. 2016 yılında Kolombiya hükümeti ile FARC arasında tarihi bir barış anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, FARC’ın silah bırakmasını ve siyasi bir parti olarak faaliyet göstermesini öngörüyordu. Ancak, anlaşmanın ardından FARC içerisindeki bazı fraksiyonlar silah bırakmayı reddetti ve mücadeleye devam etti.
FARC’ın en büyük fraksiyonu olan Estado Mayor Central, barış anlaşmasını ihanet olarak nitelendirmiş ve silahlı mücadeleyi sürdürme kararı almıştır. Bu grup, uyuşturucu ticareti ve yasadışı altın madenciliği gibi faaliyetlerle kendini finanse etmekte ve Kolombiya’nın kırsal bölgelerinde etkinlik göstermektedir. Kolombiya hükümeti, Estado Mayor Central’ın barış sürecini tehdit ettiğini ve güvenlik risklerini artırdığını öne sürerek, ateşkesi sona erdirme kararı aldı. Hükümet, bu fraksiyona karşı kararlı bir duruş sergilemekte ve askeri operasyonlarla bu tehdidi bertaraf etmeye çalışmaktadır.
GELECEKTE NELER OLACAK?
Ateşkesin sona erdirilmesi, Kolombiya için ciddi güvenlik riskleri doğuruyor. Estado Mayor Central’ın yeniden silahlı mücadeleye dönmesi, ülkenin bazı bölgelerinde şiddet olaylarının artmasına yol açabilir. Bu durum, Kolombiya’daki güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyecek ve barış sürecine olan güveni sarsacaktır.
Kolombiya hükümetinin askeri operasyonları artırması, kısa vadede Estado Mayor Central’ı zayıflatabilir. Ancak, bu operasyonların uzun vadede kalıcı bir çözüm getirmesi zor görünüyor. Estado Mayor Central, köklü bir örgüt yapısı ve geniş bir destek ağına sahip. Bu nedenle, askeri operasyonların yanı sıra siyasi ve sosyal çözümler de üretilmelidir.
KALICI BARIŞ İÇİN NE YAPILMALI?
Kolombiya’da kalıcı bir barışın sağlanması için, hükümetin ve FARC’ın yeniden masaya oturması gerekmektedir. Müzakerelerin yeniden başlaması, her iki taraf için de güven artırıcı adımlar atılmasıyla mümkün olabilir. Hükümetin özellikle kırsal kesimlerde yaşayan halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sağlık, eğitim ve altyapı hizmetlerinin artırılması gerekmektedir. Aynı zamanda, FARC’ın da silah bırakma konusunda kararlı olması ve barış sürecine tam anlamıyla sadık kalması gerekmektedir.
Uluslararası toplumun da Kolombiya’daki barış sürecine destek vermesi önemlidir. Birçok ülke ve uluslararası örgüt, Kolombiya’da barışın sağlanması için çaba göstermektedir. Bu çabaların artırılması ve Kolombiya hükümeti ile Estado Mayor Central arasında yeniden müzakerelerin başlaması için baskı yapılması gerekmektedir. Uluslararası toplumun sağlayacağı maddi ve manevi destek, barış sürecinin başarılı olmasında kritik bir rol oynayacaktır.
Kolombiya’da barışın sağlanması, sadece ülke için değil, aynı zamanda bölge ve dünya için de büyük bir kazanım olacaktır. Bu zorlu süreçte, tüm tarafların barışa olan inançlarını koruması ve yapıcı adımlar atması gerekmektedir. Kolombiya halkı, yıllardır süren çatışmalardan sonra hak ettiği barış ve huzura ancak bu şekilde kavuşabilir.
Son olarak, Kolombiya’da barış sürecinin başarıya ulaşması, diğer çatışma bölgelerine de örnek teşkil edebilir. Bu nedenle, Kolombiya’da barışın sağlanması, sadece yerel değil, küresel bir öneme sahiptir. Kolombiya hükümeti, FARC ve uluslararası toplum, birlikte hareket ederek bu zorlu süreci başarıya ulaştırabilir ve Kolombiya’yı barışa kavuşturabilir.
]]>
2018’DE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
İmara aykırı ve kaçak yapılar konusunda; 18 Mayıs 2018’de yürürlüğe giren 7143 Sayılı Kanun ile önemli bir düzenleme yapıldı. 3194 Sayılı İmar Kanunu’na geçici 16. madde eklendi. İlgili düzenleme uyarınca; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amaçlandı. Bu kapsamda; 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılan yapılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca 31 Ekim 2018 tarihine kadar başvurulması ve şartların sağlanması halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği hüküm altına alındı. Yapı kayıt belgesi alan kaçak yapılar bu düzenleme sayesinde yasal statü elde etti.
SORUMLULUK MALİKLERE BIRAKILDI
Yine ilgili yasal düzenleme ile yapının depreme dayanıklılığı hususunun bina sahibinin sorumluluğunda olduğu düzenlendi. Yani idarenin olası bir deprem hasarı ya da çökme gibi durumlarda tazminat gibi sorumluluklar altına girmeyeceği hükme bağlandı. Yani yapı kayıt belgeleri binanın depreme dayanıklı olup olmadığına bakılmaksızın verilirken, olası bir olumsuzlukla ortaya çıkacak tablodan da malikler sorumlu tutulmuş oldu.
TEBLİĞİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAYA DAVA AÇILDI
Tüm bu hususlar daha sonra Bakanlık tarafından çıkarılan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine Dair Tebliğe de aynen yansıdı. Tebliğin yayımın ardından bazı hükümlerinin iptali için Danıştay 6. Dairesi’nde dava açıldı.
DANIŞTAY ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURDU
Daire yaptığı incelemelerin ardından bir hüküm yönünden Anayasa’ya aykırılık tespit ederek, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapma kararı aldı. Yüksek Mahkeme; yapı kayıt belgesi verilen yapının depreme dayanıklılığı konusunda idarenin değil sadece bina sahibinin sorumlu olacağına dair hükmün iptalini istedi.
AYM OYBİRLİĞİ İLE İPTAL EDİLDİ
Anayasa Mahkemesi, Danıştay’ın itirazını haklı bularak, ilgili düzenlemenin oybirliğiyle iptaline karar verdi. Kararda; idarenin denetim ve gözetim sorumluluğunun devam ettiği bir konuda idare aleyhine tazminat davası açılamamasının Anayasa’ya aykırı olduğunu vurguladı.
ARTIK KAMU DA SORUMLU
Yüksek Mahkeme’nin bu kararı sonrası yapı kayıt belgesi alan ve yasal statüye kavuşan binalarda deprem gibi etkenlerle yaşanabilecek olaylardan kamu kurumları da sorumlu olacak. Vatandaşlar ilgili kamu kurumları aleyhine tazminat davası açabilecek.
3 MİLYON YAPI KAYIT BELGESİ ALINDI
Kahramanmaraş ve çevre illeri vuran depremler Türkiye’de imar affı tartışmalarını beraberinde getirdi. Yapı kayıt belgesi alan binaların depreme dayanıklı olup olmadığı bir kez daha gündeme taşındı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre; imar affından 5 milyon 849 bin konut ve 1 milyon 237 bin ticari olmak üzere 7 milyon 86 bin adet bağımsız bölüm yararlandı. 3 milyon 110 bin adet Yapı Kayıt Belgesi verildi.
Akar, Birlik Vakfınca düzenlenen “İhanet Gecesi ve Kıbrıs Davamız” konulu etkinliğe katıldı.
Burada konuşan Akar, tarihin olmadığı yerde milletin de olmayacağını belirterek, “Tarihin sıkıntılı bölümleri varsa oradan ibret alacaksın ki bir daha tekerrür etmesin. Eğer başarılı bölümleri varsa ilham alacaksın ve bu bayrak bizim. Dolayısıyla biz diyoruz ki bu bayrağın altında, bu memlekette, bu şekliyle, bu tarihle bizim varlığımızı sürdürmemiz lazım.” görüşünü paylaştı.
AA’nın haberine göre; Hulusi Akar, 85 milyonun, hiçbir şekilde ayrım yapılmaksızın tarihe yaraşır şekilde yaşaması gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle son dönemlerde dillerine pelesenk oldu. İçeriden dışarıdan Türk-Kürt meselesini kullanıyorlar. Ne yapıyorlar, PKK’yı çıkarıyorlar. PKK Kürt değil, YPG Kürt değil. Bunlar terör örgütü. PKK’nın, YPG’nin içinde Alman da var, Türk de var, Fransız da var, Çin de var, Kürt de var. Ama Kürt değil, Kürtlerin temsilcisi değil. Bir terör örgütü. Diğer taraftan da bizim Kürt kardeşlerimiz PKK’lı değil. Öyle bir şey asla yok.”
İsrail’in, Filistinlilere yönelik saldırılarına da değinen Akar, son verilere göre 16 bin 174 çocuk ve 10 bin 799 kadın olmak üzere toplam 39 bin 90 Filistinlinin İsrail tarafından katledildiğini söyledi.
15 Temmuz darbe girişiminin “AK Parti’ye karşı yapıldığına” ilişkin söylemlere karşı çıkan Akar, “Bu asil milletimize karşı, 85 milyona karşı yapıldı.” ifadesini kullandı.
Akar, FETÖ mensuplarının yurt dışında korunup kollandığına işaret ederek, “Bunlar oralarda yuvalanıyorlar. Zaten orada olanlar vardı, bir de şimdi buradan kaçanlar var, yuvalanıyorlar ve oradan dijiteröristlik yapıyorlar. Sosyal medyadan her türlü fitneyi fesadı, Cumhurbaşkanımıza karşı, bizlere karşı, tehditler, hakaretler gibi her türlü alçaklığı sütre gerisinden, gizlenip karanlık odalardan yaptılar, yapmaya devam ediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
“AKIN ÖZTÜRK SEN GELME, MEHMET SEN DE GELME”
Hulusi Akar, 15 Temmuz darbe girişiminin ertesi günü yani 16 Temmuz’da yaşadıklarına ilişkin, şunları anlattı:
“Binali Bey’e, ‘Bunlar vazgeçtiler, durdurdular, bundan sonra herhangi bir şey olmayacak, teslim olacaklar, ben Genelkurmay’a gidiyorum’ dedim. ‘Genelkurmay’a gitme, ora hala bizim kontrolümüzde değil, sen Çankaya’ya git’ dedi. ‘Tamam’ dedim ve kimsenin yüzüne bakmadan çıktım. Bu Akın Öztürk, ‘Ben de geleyim’ dedi. ‘Sen gelme Akın Öztürk’ dedim.
Bizim arabanın önüne Mehmet Dişli bindi, bizi helikopter pistine götürdü. Orada 5-10-20 tane helikopter var. Yanlış hatırlamıyorsam birine bindik, arıza yaptı indik diğerine bindik falan. Bindik helikoptere, gideceğiz. ‘Mehmet sen de gelme’ dedim. ‘Komutanım, bu darbeciler ateş ediyorlar, benim irtibatım var, burada Genelkurmay Başkanı var, ateş etmeyin diyeceğim’ dedi. Bindik, Çankaya’da indik, yürüdük, Yıldırım Türkeş’in odasına girdik. Allah’tan o, televizyonda dedi ki, ‘Paşa içeri girerken dedi ki, onlardan biri de buydu. Daha girerken söyledi’ dedi. Yani koruma kollama diye bir şey yok.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un himayelerinde, İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği tarafından İÜ Rektörlük binasında, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılında Uluslararası Kıbrıs Sempozyumu” düzenlendi.
Sempozyumda konuşan Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında Türkiye’de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Tatar, Kıbrıs Türkü’nün tek yürek halinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşatılması, güçlendirilmesi için birlikte mücadeleyi sürdürmek zorunda olduğunu belirterek, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü kutlarken, Doğu Akdeniz’de her türlü tahakküme, her türlü saldırıya rağmen Türk Devleti’nin varlığıyla büyük bir başarıya imza attığımızı beyan etmek istiyorum.” diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirmek, ekonomik, sosyal ve kültürel mirasını devam ettirmek için büyük bir çaba içerisinde olduklarını dile getiren Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uluslararası toplum insan hakları ihlaliyle bize diz çökertmeye çalışıyor. Bu çağda seyahat, ticaret ve sporda bile ambargo uygulanması onların ne kadar samimiyetten uzak olduğunu gösteriyor. Kıbrıs Türkü’nü umutsuzluğa, federasyona sürüklemek istiyorlar. Federasyonun tehlikelerinin farkındayız. Federasyonun ön şartı ‘Sıfır asker, sıfır garantidir.’ Bu nedir? Türkiye Cumhuriyeti olmadığı için garantörlük hakkı ortadan kalkacak, Kıbrıs Türkü kendini Avrupa’nın kucağında bulacak. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin sağlanması için Türkiye’nin tam desteğiyle çalışıyoruz.”
Tatar, 1974 Barış Harekatı’nın çok başarılı bir harekat olduğunu; bu harekat sonrası Türkiye’nin çok büyük ambargolarla karşı karşıya kaldığını kaydetti.
“Kıbrıs meselesi Türkiyesiz çözülemez”
Ersin Tatar, 18 Temmuz’da, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yıl Dönümü” başlıklı başkanlık tezkeresinin TBMM’de ittifakla kabul edilmesinden büyük mutluluk duyduğunu vurgulayarak, “Bu tezkere bizim için çok önemli ve kıymetliydi çünkü bir kez daha Türkiye iki devletli siyaseti nasıl desteklediğini ittifakla, oy birliğiyle belli etti. İlk tezkere 1974 Barış Harekatı dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin adaya çıkmasını temin eden bir tezkeredir. 50 yıl sonra, 18 Temmuz 2024’de Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen tezkerede barış harekatına atıfta bulunuluyor.” dedi.
Türklerin Kıbrıs’taki varlığının 500. senesini kutlayacağı süreçte bu durumun kimse tarafından sorgulanamayacağının altını çizen Tatar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tarihi mücadelelerle dolu mücahit halkın elbette kendi devletini kurması en doğal hakkıdır. Biz de bunu yaptık. Bizim kurumsal ve konjonktürel varlığımız her zaman olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti ile bu yolu yürümemizden geçer. Kıbrıs meselesi Rauf Denktaş’ın söylediği gibi Türkiyesiz çözülemez. Türkiye, her zaman ana vatan olarak orada olacaktır ve bu süreci birlikte yöneteceğiz. Ben, Türkiye ve Ankara ile istişare etmeden bu konuda adım atmam ve bu benim en büyük hakkımdır çünkü bölgenin en büyük ülkesi Türkiye’dir. Bu ada Türkiye’nin burnunun dibindedir ve Türkiye garantör ülkedir.”
Teklifle, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi eklenecek.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık bir şekilde tanımlanacak.
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.

ÖTENAZİ YASAKLANDI
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.
Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
Teklifle, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılacak.
Muhalefet milletvekilleri teklifin kabul edilmesine tepki gösterdi.
TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayasofya’da yaz okuluna katılan öğrencilerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Bugün çok anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptıklarını dile getiren Beşinci, “Binlerce gencimiz Ayasofya’ya akın etti. 7 bin gencimizle burada saflarda namazlara durduk, ibadetlerimizi yaptık, dualarımızı ettik.” dedi.
Ayasofya’nın bir fetih nişanesi olduğunu vurgulayan Beşinci, şöyle konuştu:
“Bazı devletler için, bazı milletler için sembol eserler vardır. Ayasofya bizim için de odur. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı’mızın gösterdiği bir hedeftir. Ayasofya’nın dirilişi, Mescid-i Aksa’nın özgürlüğe kavuşmasının habercisidir. Aslında önemli bir manifestodur. Bu gençlik bunu hedef olarak aldı ve kabul etti. Bu doğrultuda yazacaklar, çizecekler. İnanıyoruz ki Türkiye Yüzyılı’nda, oranın özgürlüğü için çalışacaklar.”

Beşinci, TÜGVA’nın yaz okullarına vatandaşların çok teveccüh gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:
“210 bin öğrencimizi ağırladık. Farklı etkinliklerde buluştuk. Tarihi geziler yaptık, kültürel bilincimizi artırdık. Yine Ayasofya bunlardan bir tanesi oldu. Buradaki atmosferi, heyecanı, coşkuyu anlatmam gerekirse, kelimelere sığdıramam. ‘Bu gençlik nereye gidiyor?’ sorusunun cevabı. Hani büyükler hep sorar ya, cevabı bence Ayasofya’da saklı. Burada çok farklı bir anlam, çok farklı bir mana var. Kötülerin sesi yüksek çıktığı için iyilere galebe çalmaya çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz.”

– “AYASOFYA’NIN AÇILMASINI SAĞLADIĞI İÇİN CUMHURBAŞKANI’MIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Etkinliğe katılan öğrencilerden Ömer Marangoz, yaz okulunda Kur’an eğitimi alarak spor yaptıklarını belirterek, “Gerçekten benim için çok eğitici, çok güzel oldu. Katıldığım için çok memnun oldum. İyi ki katılmışım. Bugün de Ayasofya gezimiz oldu. Bu, Ayasofya’ya üçüncü gelişim. Burası çok güzel bir yer, gerçekten tarihi olduğunu belli eden bir yer. Ayasofya’yı çok seviyorum. TÜGVA’ya da böyle bir şey yaptığı için çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Berat Badır Alkan da yaz okulunda futbol oynadığını, yüzme öğrendiğini, Kur’an-ı Kerim öğrenerek kendini geliştirdiğini söyledi.
Mehmet Emir Üstün ise çok güzel etkinlikler yaptıklarını, Ayasofya’da dua edip namaz kıldıklarını, yaz okulundan çok memnun kaldığını ifade etti.
Muhammed Yasir Deniz, yaz okulunda Hazreti Muhammed’in hayatıyla birlikte Kur’an-ı Kerim’i tecvitli okumayı öğrendiğini anlatarak, “Ayasofya’nın açılmasını sağladığı için Cumhurbaşkanı’mıza teşekkür ediyorum. TÜGVA’ya da böyle bir etkinlik düzenlediği için teşekkür ediyorum.” dedi.

Fatma Zehra Aslan da emeği geçenlere teşekkür ederek, “Tiyatroya gittik, yüzme kursuna gittik. Kur’an öğrendik. Çok güzel etkinlikler. TÜGVA’yı çok seviyorum. Bundan sonra hep TÜGVA’ya geleceğim. Ayasofya’yı çok seviyorum, burada namaz kıldık.” ifadelerini kullandı.

– TÜGVA YAZ OKULLARINA 81 ILDE 210 BİN ÖĞRENCİ KATILDI
Türkiye genelinde bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen ve 81 il 605 ilçede 210 bin gencin katılımıyla düzenlenen yaz okulu projesi, eğlenceli etkinlikler ve öğretici derslerle devam ediyor.
Ücretsiz olan yaz okulunda, bu yıl 83 bin öğrenci Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi. Gençlere birlik ve beraberlik duygularını aşılamayı, milli ve manevi değerlerine bağlı bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen TÜGVA Yaz Okulu, İstanbul’un tarihi ve kültürel mekanlarına yapılan eğitim gezileriyle de çok yönlü eğitim faaliyeti gerçekleştiriyor.
“Kıbrıs Barış Harekatı Belgeseli” gösterimi ile başlayan sempozyumda açılış konuşmasını gerçekleştiren Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de fiziki bir ada, fizikİ bir üs olan Kıbrıs’tan vazgeçmesi de asla düşünülemez. Bundan sonra da düşünülemeyecektir“ ifadelerini kullandı.

“BELKİ BUGÜN KIBRIS’TA BİR TEK TÜRKÜN BİLE VARLIĞINDAN BAHSEDEMİYOR OLACAKTIK”
Numan Kurtulmuş, Barış Harekatı’nda rol alan isimlere değinerek, “Eğer onların cesaretleri ve kararlılıkları olmasaydı; bugün Kıbrıs’ta bir Türk devletinin varlığından bahsedemiyorduk. Daha da acısı, eğer bu Barış Harekatı olmasaydı belki bugün Kıbrıs’ta bir tek Türkün bile varlığından bahsedemiyor olacaktık. Bugün de Doğu Akdeniz’e şöyle bir baktığınız zaman, herhalde dünyanın bütün büyük devletlerinin Doğu Akdeniz’de fiziki ve fiili varlığı söz konusudur. Herkes bir şekilde Doğu Akdeniz’de olabilmek için can atmaktadır. Çünkü dünyada egemenlik elde edebilmek için Doğu Akdeniz’in fevkalede geçiş noktalarından birisi olduğunu herkes biliyor. Burada Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de fiziki bir ada, fiziki bir üs olan Kıbrıs’tan vazgeçmesi de asla düşünülemez. Bundan sonra da düşünülemeyecektir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk Devleti’nin varlığı inşallah kıyamete kadar devam edecektir” dedi.
“KIBRIS’TA TEK BİR İŞGALCİ VARDIR”
Harekatın bir özgürlük mücadelesi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Dublin’deki Avrupa Parlamento Başkanları Toplantısında Rum yönetiminin parlamento başkanı ‘Kıbrıs’ta işgalci ve Kıbrıs Devleti’ni ortadan kaldıran Türkler’ diye bir cümle kullandı. Sonra sıra bana geldi. Orada da ifade ettim; evet Kıbrıs’ta bir işgalci vardır, o işgalci Türk tarafı değil Kıbrıs Devleti’ni ortadan kaldıran Rum tarafıdır, Rum kesimidir. Kıbrıs Barış Harekatı sadece bir askeri başarı değildir. Askeri başarı olmasının üstünde ve ötesinde Kıbrıs Barış Harekâtı, Türklerin özgürlük ve onur mücadelesidir. Eğer Kıbrıs’taki o olaylara sessiz kalınsaydı, böyle bir hareket olmasaydı: sadece Kıbrıs Türkleri işkence ve zulüm altında bırakılmış olmayacak aynı zamanda topyekûn Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan biz Türkler de onurumuzu, haysiyetimizi kaybedecektik. Dolayısıyla bu Barış Harekâtı aynı zamanda Türkiye Türklerinin haysiyet mücadelesidir. Bu harekât sadece bir askeri başarı değil aynı zamanda uluslararası alanda bütün zorluklara rağmen başarıyla kazanılmış bir zaferdir. Bütün dünyanın nasıl karşı çıktığını dün gibi hatırlıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bütün kurum ve kuruluşlarıyla tam manasıyla teşekkül etmiş bir devlettir. Bundan sonra da kıyamete kadar yaşayacaktır. Bir kere daha burada ilan ediyoruz ki; şartlar ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kuzey Kıbrıs Türk halkını hiçbir yerde hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır” şeklinde konuştu.

“BU DAVA MÜŞTEREK BİR MİLLİ DAVADIR”
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılını kutlarken, gerçekten Doğu Akdeniz’de Türk devletinin ortaya çıkması ile her türlü esarete, her türlü tahakküme, her türlü saldırıya rağmen büyük bir başarı öyküsünü, bu destanı birlikte yazdığımızı da İstanbul Üniversitesi gibi bir irfan kurumunda beyan etmek istiyorum. Hepimiz büyük bir başarıya imza attık. Ve netice itibariyle şu anda Doğu Akdeniz’de KKTC, anavatan Türkiye Cumhuriyeti’yle gerek havada, gerek denizde gerek karada iş birliği içerisinde. Ancak uluslararası toplum, bizleri ambargo ve izolasyonlarla bir bakıma diz çökertmeye çalışıyor bizlere, gerçekten insan hakları ihlalini sonuna kadar, hala daha yapmak suretiyle, bizleri ambargo ve izalasyonlarla bir bakıma diz çökertmeye çalışıyorlar. Çünkü artık bu çağda seyahat özgürlüğü, ticaret hatta sporda bile ambargoların uygulanması onların ne kadar hüsniyetsiz, ne kadar samimiyetten uzak olduğunu gösterir. Biz, ENOSIS’e kapılarımızı açık bırakacak, Avrupa Birliği çerçevesinde bir anlaşmayı her zaman reddedeceğimizi belirtiyoruz. Çünkü bizim kurumsal ve konjektörel varlığımız, her zaman olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’yle birlikte bu yolu yürümemizden geçer. Onun için bu dava, müşterek bir milli davadır” diye konuştu.
]]>İsrail’den gelen eleştirilerin ardından Adidas, Filistinlilerin hakları konusunda uzun süredir sesini yükselten Hadid’i ayakkabı reklamından çıkardı.
HADİD’E DESTEK ADİDAS’A BOYKOT
Daily Mail’in konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Hadid, hukuki süreçler için konuyu avukatlarına bildirirken marka ise reklam kampanyasının “neden olduğu herhangi bir üzüntü veya sıkıntı” için özür diledi.
Şirketin kararının ardından çok sayıda sosyal medya kullanıcısı Hadid’i savunarak Adidas’a tepki gösterdi.
Sosyal medya kullanıcısı bir kişi “Bella Hadid bir kahraman! Umarım Adidas boykottan zarar görür.” derken başka bir kullanıcı da “Üzgünüm çocuklar, Bella Hadid’e yaptıkları korkakça muamele yüzünden Adidas almıyorum.” ifadelerini kullandı.
Adidas’a yönelik tepkiler boykot çağrılarına evrilirken kullanıcılar, “Bella Hadid olayından sonra güle güle Adidas diyeceğiz. Soykırım suçlularını cesaretlendirenler, dürüstçe kazandığımız paradan hiç para almamalı. Araplar ve Filistin yanlısı boykot Starbucks ve McDonald’s’ta deprem oluyor… Adidas, adios!” paylaşımları yaptı.
Siyasi analist Sami Hamdi, boykotların, Gazze Şeridi’ne yönelik ölümcül saldırılarını sürdüren İsrail’i desteklediği düşünülen diğer şirketler üzerindeki etkisine dikkati çekti.
Hamdi, “McDonald’s, Starbucks, KFC ve diğer markalar, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki boykot hareketlerinin etkilerini şimdiden yaşamaya başladı ve bu markaların birçoğu birçok şubesini kapatmak zorunda kaldı. Adidas’ın da aynı şekilde boykot edilmesi yönünde çağrılar yapılmaya başlandı bile.” dedi.

TEL AVİV’DE BÜYÜYEN PANİK!
Hamdi, Tel Aviv’in, kamuoyunda kendisine yönelik gün geçtikçe artan olumsuz algı nedeniyle giderek daha fazla sıkıntı yaşadığına işaret etti.
“Tel Aviv’de, İsrail’in kamuoyu söylemi üzerindeki tekelini kaybettiğine dair artan bir panik var.” diyen Hamdi, İsrail’in müttefiklerinin giderek artan Filistin yanlısı kamuoyu baskısından rahatsızlık duymaya başladığını söyledi.
Hamdi, “Bu nedenle İsrail, kamuoyu belirlemede çok etkili olan Filistinli sesleri boğmak için umutsuz bir çabayla Filistin sempatisini uzaktan da olsa ima eden markalara saldırıyor. Bella Hadid’in önce işe alınması, sonra da işten çıkarılması, Almanya ve Adidas’ın, geçmişte yaşanan bir soykırımla ilgili vicdan azabını, bugün yaşanan soykırımı kınayan ve sesi giderek daha gür çıkan bir kamuoyuyla birlikte nasıl yönetecekleri konusundaki kafa karışıklığını ve belirsizliği yansıtıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
KARLAR RİSK ALTINDA
Adidas’ın 2023 yıllık raporu, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın, 8,2 milyar avroluk satışıyla şirketin toplam satışlarının yüzde 39’unu oluşturarak en büyük paya sahip olduğunu gösteriyor.
Asya-Pasifik bölgesinde satışlar aynı yıl 2,3 milyar avro (küresel satışların yüzde 11’i) olarak gerçekleşirken dünyanın bu 4 bölgesi Adidas’ın satışlarının yüzde 50’sine denk geliyor.
Bu bölgelerdeki önemli Müslüman nüfus göz önüne alındığında, Adidas’ın duruşunun 2024 satışlarını nasıl etkileyeceği konusunda soru işaretleri ortaya çıkarken İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından Starbucks ve McDonald’s gibi markaların yakın zamanda karşı karşıya kaldığı tepkiler akıllara geliyor.
Şubat ayında McDonald’s, çatışmanın 2023’ün son çeyreğinde, özellikle Orta Doğu’da ve Malezya ve Endonezya gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki satışlarını “önemli ölçüde etkilediğini” duyurmuştu.
Starbucks ise boykotlar nedeniyle Orta Doğu’da çalışan yaklaşık 2 bin kişiyi işten çıkardığını açıklamıştı.
Britanya ve ABD pasaportları güç kaybediyor
10 yıl önce dünyanın en güçlü pasaportları olarak zirveyi paylaşan Birleşik Krallık ve ABD pasaportları sıralamada gerilemeye devam ediyor. 2024 endeksine göre Birleşik Krallık pasaportu ile vizesiz seyahat edilebilen ülke sayısı 190’a düştü. Yeni endekste Birleşik Krallık, Belçika, Danimarka, Yeni Zelanda, Norveç ve İsviçre 4. sırada yer aldı. Diğer taraftan endekste son 10 yıldaki düşüş trendini sürdüren ve 186 ülkeye vizesiz seyahat edilebilen ABD pasaportu listede 8. sırada yer alıyor. 26 ülkeye vizesiz seyahat edilebilen Afganistan pasaportu sıralamanın dibine demir atmış durumda. Bu, 19 yıldır yayınlanan listenin tarihinde görülen en düşük skor olarak kayda geçti.
Endekse ilişkin bir değerlendirme yapan Henley & Partners Türkiye Direktörü Burak Demirel, “2006 yılında küresel bazda vizesiz seyahat edilebilen ortalama ülke sayısı 58 iken bu sayının 2024’te neredeyse ikiye katlanarak 111’e yükseldi. Ancak, listenin en üstünde yer alanlarla en altında yer alanlar arasındaki makas daha önce hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Listenin en üst sırasında yer alan Singapur pasaportu ile 195 ülkeye vizesiz seyahat edilebilirken en alt sırada yer alan Afganistan pasaportu ile sadece 26 ülkeye gitmek mümkün.
Havayolu ulaşımında maliyetler düşüyor
IATA verilerine göre 2024 yılı içinde havalimanları 22 bin rota ve 39 milyon uçuşla yaklaşık 5 milyar insanı buluşturacak. Havacılık Sektörünün bu yılki gelir beklentisi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde olsa da giderlerin de 936 milyar dolarla rekor seviyeye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da 30,5 milyar dolarlık bir net kar demek. Buradan yola çıkarak yolcu başına en düşük net karın sıradan bir otel kafesinde single espresso fiyatına tekabül eden 6,14 dolar düzeyinde olacağını gösteriyor. Buna karşın, uçak yolculuğunun gerçek maliyeti son 10 yılda yüzde 34 oranında düşmüş durumda. International Air Transport Association
Endekste yükselenler, düşenler ve seçim etkisi
Sıralamada en görkemli yükselişi gösteren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) pasaportu endeksin ilk yayınlandığı yıl olan 2006’dan bu yana vizesiz seyahat haritasına 152 destinasyon dahil ederek vizesiz seyahat edilebilen ülke sayısını 185’e çıkardı. Endekste 62. sırada olan BAE, 53 basamak yükselerek 9. sıraya yerleşti ve bu yıl ilk kez ilk 10 içinde yer buldu. Endekste son 10 yıldaki en sert düşüşü ise 25. sıradan 42. sıraya gerileyen Venezüella yaşadı. Ülke, son 10 yılda ülkesini terk etmek zorunda kalan 7 milyondan fazla Venezüellalının kaderini şekillendirebilecek 28 Temmuz’daki başkanlık seçimlerine odaklanmış durumda. Diğer taraftan, Henley Küresel Mobilite 2024 Raporunda da vurgulandığı üzere ABD’de göç ve turizme bağlı sektörler de yaklaşan genel seçimler konusunda oldukça kaygılı bir görünüm içinde. Bu kesimin en fazla öne çıkan endişeleri olası yeni bir Trump yönetiminin Geçici Koruma Statüsü uygulamasını sonlandırması ve toplu sınır dışı etmelerin gündeme taşıması.
Afrika’dan yapılan Schengen başvurularının yüzde 30’una ret
Yayınlanan rapor içinde yer alan yeni bir araştırma ise Schengen vizesi için en fazla ret yanıtı alan pasaportların çeşitli Afrika ülkelerine ait olduğunu gösteriyor. Buna göre Afrika’dan iletilen her 10 Schengen başvurusundan 3’ü ret yanıtı alıyor. Dünya genelinde ise Schengen başvurularının yüzde 10’u reddediliyor. Bununla birlikte Afrika kıtası kişi başı Schengen başvurusunda en düşük orana sahip. Araştırma başvuru yapılan Afrika ülkesinin yoksulluk düzeyiyle alınan ret yanıtlarının doğru orantılı olduğunu da ortaya koyuyor.
Türk Pasaportu ile 118 ülkeye vizesiz seyahat
Türkiye Ocak 2024’ten bu yana endekste 7 basamak tırmanarak 52. sıradan 45. sıraya tırmandı. Bu yükselişle birlikte Türk pasaportuyla vizesiz gidilebilen ülke sayısı 118’e yükseldi. Türkiye’nin sıralamada yükseldiği yeni konum aynı zamanda son 10 yıldaki en iyi performansı olarak göze çarpıyor.
]]>BBC News muhabiri Victoria Gill’in haberine göre Güneş ışığının nüfuz edemediği 5 km derinlikte, oksijenin deniz suyunu hidrojen ve oksijene ayıran doğal olarak oluşan metalik “nodüller” tarafından üretildiği tespit edildi. Birkaç madencilik şirketi, deniz bilimcilerinin yeni keşfedilen süreci bozabileceğinden ve oksijene bağımlı deniz yaşamına zarar verebileceğinden endişe ettiği bu nodülleri toplamayı planlıyor.
İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden baş araştırmacı Prof. Andrew Sweetman, “Bunu ilk kez 2013’te gördüm, deniz tabanında tamamen karanlıkta muazzam miktarda oksijen üretiliyordu. Bunu görmezden geldim çünkü bana öğretilen şey şuydu: Oksijeni yalnızca fotosentez yoluyla elde edersiniz.“ sözlerini kullandı.
“Sonunda, yıllardır bu potansiyel olarak büyük keşfi görmezden geldiğimi fark ettim” açıklamasında bulunan Prof. Andrew Sweetman ve meslektaşları araştırmalarını Hawaii ve Meksika arasındaki derin deniz bölgesinde gerçekleştirdiler.

BBC’nin haberinde yer alan bilgilere göre bulunan nodüller, deniz suyunda çözünmüş metal parçalar veya diğer döküntüler üzerinde toplandığında oluşuyor ve bu milyonlarca yıllık bir süreçten geçiyor. Bu nodüller lityum, kobalt ve bakır gibi pil yapımında kullanılan metalleri içerdiğinden, birçok madencilik şirketi bunları toplayıp yüzeye çıkarmak için teknoloji geliştiriyor. Prof. Sweetman, ürettikleri koyu oksijenin deniz tabanındaki yaşamı da destekleyebileceği bilgisini paylaştı.
YAŞAM ALANLARININ YOK OLMASINA NEDEN OLABİLİR
Nature Geoscience dergisinde yayınlanan keşfi, önerilen derin deniz madenciliği girişimlerinin riskleri hakkında yeni endişeler doğuruyor. Keşfin yapıldığı Clarion-Clipperton Bölgesi, halihazırda çok sayıda deniz tabanı madenciliği şirketi tarafından araştırılan bir alan olup, bu şirketler nodülleri toplayıp yüzeydeki bir gemiye taşımak için teknoloji geliştiriyorlar.
ABD Ulusal Oşinografi ve Atmosfer İdaresi, deniz tabanı madenciliğinin “deniz tabanı yaşam alanlarının yok olmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.
44 ülkeden 800’ü aşkın deniz bilimci, çevresel risklere dikkat çeken ve madencilik faaliyetlerine ara verilmesini talep eden bir dilekçeye imza attı.
Derin okyanusta sürekli olarak yeni türler keşfediliyor – Ay’ın yüzeyi hakkında derin deniz hakkında bildiğimizden daha fazla şey bildiğimiz sıklıkla söylenir. Ve bu keşif, nodüllerin kendilerinin orada yaşamı desteklemek için oksijen sağlayabileceğini düşündürüyor. Deniz tabanı madenciliği dilekçesini imzalayan bilim insanlarından biri olan ve Edinburgh Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Prof. Murray Roberts, BBC News’e verdiği demeçte, “Derin deniz nodül alanlarında şerit madenciliğinin, zar zor anlayabildiğimiz ekosistemleri yok edeceğine dair ezici kanıtlar var. Bu alanlar gezegenimizin çok büyük alanlarını kapladığı için, bunların önemli bir oksijen üretim kaynağı olabileceğini bilerek derin deniz madenciliğine devam etmek çılgınlık olur.” dedi.
Prof. Sweetman şunları ekledi: “Bu çalışmanın madenciliğe son vereceğini düşünmüyorum. Bunu daha ayrıntılı bir şekilde keşfetmemiz ve gelecekte derin okyanusa girip onu mümkün olan en çevre dostu şekilde çıkarmak istiyorsak bu bilgileri ve topladığımız verileri kullanmamız gerekiyor.”
Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde,
Biden’ın adaylıktan çekilmesi
Yeni yüzyıl Türkiye için emsalsiz fırsatlarla doludur. Milli birlik ve beraberlik içinde bu fırsatları yakalayacağımız düşüncesindeyim. Fakat milletimizin hassasiyetleri üzerinde oynama yapanlar, tahrip etmek için çaba harcayanlar çok tehlikeli provokasyonları birer birer sahneye sürmektedir. Muhalefetin umut bağladığı, siparişle siyaset yaptığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın Amerika Birleşik Devletleri başkanlık yarışından çekilmesi, bölgesel ve küresel zeminde etkileri olacak bir gelişmedir.
“HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜ NEFES DAHİ ALMAYACAKTIR”
Sayın Cumhurbaşkanımızı ve iktidarını devirme planı yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin tazyikiyle güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devletinin bağlantı noktaları, yol haritası, ana güzergahı kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle bertaraf edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla mücavir bölgelerde hiçbir terör örgütü nefes dahi alamayacaktır.
Öcalan sloganları atan DEM’liler
Sürekli operasyon stratejisi Allah’ın izniyle başarıyla ulaşacak terörün ve bölücülüğün kökü kazınacaktır. Buna rağmen Mersin’de halay çekip İmralı canisi lehine slogan atan bir avuç şehir eşkiyası ile Diyarbakır’ın sözde Kürdistan olduğunu ileri süren DEM’li hainler şımarıklıklarının ağır sonuçlarına inşallah katlanacaklardır. Doğu ve Güneydoğu’daki bazı il ve ilçelerde fiili durum yaratmak için belediye hizmetlerinin şer hedefler uğruna seferber edilmesi, bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu azgınlaşmış tahrikleri dikkatle ve yakinen takip ettiğimiz herkesçe bilinmelidir.
“CHP’NİN ŞİFRELERİ PKK’NIN ELİNDEDİR”
Türkiye’nin bölünmesi hususunda kapalı devre işbirliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran Cumhuriyet Halk Partisi ile DEM ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam bu günlerde CHP Genel Başkanı’nın “Kürtler ben eşit hissetmiyorum.” diyorsa onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz açıklaması yakından tanıdığımız bölücü bir ağızdır. DEM’lenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP Cumhuriyet Halk Partisi demokrasimize leke sürmektedir. DEM’lenen CHP milli birlik ve kardeşlik hukukumuzun kundaklamaktadır.
Terörist Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenlerin profili çeşitlenen Sarosçu Kavala’ya siyasi geleceğini bağlayanlar ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzun muhafaza teminininden bahsetmeleri söz konusu değildir. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde DEM’in kullanımındadır. Türk milleti köksüz ve kötü niyetli müfritleri görmektedir. Bu nedenle emperyalizmin içimize kadar yuva yapmış piyonları muhakkak çuvallayacak alayının birden oyunları bozulacak mahçubiyet ve mağlubiyet akıbetleri olacaktır.
CHP’NİN EKONOMİ SÖYLEMLERİ
Karamsar tablolar çizenler, kötümser telafuz ve telkinlerle vakit geçirenler gerçek manada Türkiye’nin gücünü ve Türk milletinin gürbüz iradesini kavramaktan aciz düşenlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi yalnızca ağır bir bühtan değil aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin delisavmasıdır.
“TÜRKİYE EKONOMİSİ HIZLA İLERLEME KAYDETMEKTEDİR”
Halbuki Türkiye ekonomisi güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır. Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte büyüme, istihdam, ihracat, yatırım, üretim ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler ekonomik dengelemeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi en kötü kötü senaryoların engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir.
Toplumun her kesimi büyümenin nimetlerinden elbette istifade edecek özellikle istismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri sosyal ekonomik ve insani seviyeye kavuşacaklardır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın ortak gayesi budur.
Demlenen CHP milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu kundaklamaktadır.
CHP Milli güvenliğe zarardır.
CHP’nin şifreleri PKK’nın elindedir.
CHP ilkelerinden uzaklaştı, tek yaptıkları atıp tutmak.
Kıbrıs davasının arkasındayız. Kıbrıs Türkü’nün egemenlik hakları hep yok sayıldı.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
Gazze katliamının ilk günlerinden itibaren Suriye ve Irak’tan götürülen 2.000’i aşkın PKK’lı terörist, İsrail ordusu ile birlikte soykırıma ortak oldu. Katliama destek amacı ile bölgeden 2 bin 500 kişilik yeni bir ekip daha yola çıkma hazırlığı yapıyor.
Son katliam kafilesinde PKK’lıların yanında 600’den fazla DEAŞ’lı terörist de yer alıyor. Bu kapsamda başta Deyrizor, Rakka, Tabka, Guveran, Sinai, el-Alaya, Şeddadi ve el-Kisra gibi hapishanelerde tutulan 1.000 DEAŞ’lı serbest bırakıldı.
İSRAİL’DEN 18 GÜNLÜK EĞİTİM
İsrail’den gelen ve aralarında Ezidi-Kürt subaylar ve MOSSAD ajanlarının da yer aldığı özel ekip, seçilen PKK ve DEAŞ’li teröristlere Sincar’da 18 günlük özel eğitim veriyor. Sonrasında ise sahte pasaportlarla bu teröristler Erbil üzerinden Gazze’ye taşınıyor. Teröristler Gazze’de Avrupa, Kafkasya, ABD ve Sırbistan gibi farklı coğrafyalardan gelen paralı teröristler ve özel eğitimli ABD ve İsrail ordu mensupları ile müşterek hareket edecek.
HAMAS’I HEDEF GÖSTERDİLER
Bir dönem Suriye ve Irak’ta sayıları 65 bini aşan DEAŞ terör örgütü mensubundan 3-4 bini ABD ordusu ve CIA tarafından Badiye Çölü’ne taşındı. Suriye savaşı ile birlikte ortaya çıkan terör aparatı DEAŞ’ın 2015-2024 aralığında 8 binden fazla üyesi, PKK saflarına katıldı. Bu terörist geçişlerinin özellikle TSK’nın Suriye operasyon süreçlerinde gerçekleştiği görüldü.
Kritik dönemlerde devreye giren DEAŞ faktörünün aradan geçen dokuz aya rağmen Gazze’de ciddi bir askeri başarı elde edemeyen İsrail’in isteği ile desteğe gittiği öğrenildi. DEAŞ’ın son salıverilme tiyatrosu ile eş zamanlı yayınlanan örgüt bildirisinde HAMAS, mürtet (dinden çıkmış) ve savaşılması farz olan bir yapı olarak nitelendirildi. DEAŞ sözde sözcüsünün fetvası İsrail’e terörist transferinin de işaret fişeği olarak yorumlandı.

AYNI TAKTİĞİ UYGULUYORLAR
Suriye ve Irak’tan Gazze katliamı için yapılan terörist transferinde de Türkiye pasaportlularla aynı yöntemler uygulanıyor. Başta Kürt İsrail dostluk Birliği, Salti Vakfı, Kürt Enstitüsü, İsrailli Yahudi Kürtler Birliği, Bat İlan Enstitüsü ve benzeri sekiz sözde sivil toplum örgütü aktif rol üstleniyor.
İsrail Meclis Başkanı Mickey Levy, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın yakın dostu olduğu belirtilen Ofra Bengio ve Efraim İnbar gibi bir çok ismin de bu sürece yoğun katkısı var. Bölgeye gönderilen Kürt asıllı asker ve MOSSAD temsilcileri Gazze’de savaşan ve Babil, Dicle, Mezopotamya, Barzan, Rojova, Ninova gibi isimler verilen Kürt Siyonist silahlı gruplarının görüntülü mesajlarını ve davetlerini izletiyor.

Soykırıma destek amaçlı götürülen isimler dil ve adaptasyon amaçlı küçük gruplara bölünerek Gazze ile ilgili detaylı eğitimlere tabi tutuluyor. İsrailli Kürtlerin yaşadığı Kiryat, Afula, Kiryat Malachi gibi yerleşkelerden getirilen 100’ü aşkın Kürt asıllı siyonist bu teröristlere tercümanlık ve rehberlik desteği sunuyor. İsrail’de hâlen 320 bin Kürt kökenli Yahudi yaşamakta. Erbil’den Tel Aviv’e aktarmalı günlük ortalama 55-60 uçuş seferi düzenleniyor. Suriye ve Irak’tan giden ve Gazze’de öldürülenler büyük oranda İsrail’e defnedilmekte.
Gazze katliamının ilk günlerinden itibaren Suriye ve Irak’tan götürülen 2.000’i aşkın PKK’lı terörist, İsrail ordusu ile birlikte soykırıma ortak oldu. Katliama destek amacı ile bölgeden 2 bin 500 kişilik yeni bir ekip daha yola çıkma hazırlığı yapıyor.
Son katliam kafilesinde PKK’lıların yanında 600’den fazla DEAŞ’lı terörist de yer alıyor. Bu kapsamda başta Deyrizor, Rakka, Tabka, Guveran, Sinai, el-Alaya, Şeddadi ve el-Kisra gibi hapishanelerde tutulan 1.000 DEAŞ’lı serbest bırakıldı.
İSRAİL’DEN 18 GÜNLÜK EĞİTİM
İsrail’den gelen ve aralarında Ezidi-Kürt subaylar ve MOSSAD ajanlarının da yer aldığı özel ekip, seçilen PKK ve DEAŞ’li teröristlere Sincar’da 18 günlük özel eğitim veriyor. Sonrasında ise sahte pasaportlarla bu teröristler Erbil üzerinden Gazze’ye taşınıyor. Teröristler Gazze’de Avrupa, Kafkasya, ABD ve Sırbistan gibi farklı coğrafyalardan gelen paralı teröristler ve özel eğitimli ABD ve İsrail ordu mensupları ile müşterek hareket edecek.
HAMAS’I HEDEF GÖSTERDİLER
Bir dönem Suriye ve Irak’ta sayıları 65 bini aşan DEAŞ terör örgütü mensubundan 3-4 bini ABD ordusu ve CIA tarafından Badiye Çölü’ne taşındı. Suriye savaşı ile birlikte ortaya çıkan terör aparatı DEAŞ’ın 2015-2024 aralığında 8 binden fazla üyesi, PKK saflarına katıldı. Bu terörist geçişlerinin özellikle TSK’nın Suriye operasyon süreçlerinde gerçekleştiği görüldü.
Kritik dönemlerde devreye giren DEAŞ faktörünün aradan geçen dokuz aya rağmen Gazze’de ciddi bir askeri başarı elde edemeyen İsrail’in isteği ile desteğe gittiği öğrenildi. DEAŞ’ın son salıverilme tiyatrosu ile eş zamanlı yayınlanan örgüt bildirisinde HAMAS, mürtet (dinden çıkmış) ve savaşılması farz olan bir yapı olarak nitelendirildi. DEAŞ sözde sözcüsünün fetvası İsrail’e terörist transferinin de işaret fişeği olarak yorumlandı.

AYNI TAKTİĞİ UYGULUYORLAR
Suriye ve Irak’tan Gazze katliamı için yapılan terörist transferinde de Türkiye pasaportlularla aynı yöntemler uygulanıyor. Başta Kürt İsrail dostluk Birliği, Salti Vakfı, Kürt Enstitüsü, İsrailli Yahudi Kürtler Birliği, Bat İlan Enstitüsü ve benzeri sekiz sözde sivil toplum örgütü aktif rol üstleniyor.
İsrail Meclis Başkanı Mickey Levy, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın yakın dostu olduğu belirtilen Ofra Bengio ve Efraim İnbar gibi bir çok ismin de bu sürece yoğun katkısı var. Bölgeye gönderilen Kürt asıllı asker ve MOSSAD temsilcileri Gazze’de savaşan ve Babil, Dicle, Mezopotamya, Barzan, Rojova, Ninova gibi isimler verilen Kürt Siyonist silahlı gruplarının görüntülü mesajlarını ve davetlerini izletiyor.

Soykırıma destek amaçlı götürülen isimler dil ve adaptasyon amaçlı küçük gruplara bölünerek Gazze ile ilgili detaylı eğitimlere tabi tutuluyor. İsrailli Kürtlerin yaşadığı Kiryat, Afula, Kiryat Malachi gibi yerleşkelerden getirilen 100’ü aşkın Kürt asıllı siyonist bu teröristlere tercümanlık ve rehberlik desteği sunuyor. İsrail’de hâlen 320 bin Kürt kökenli Yahudi yaşamakta. Erbil’den Tel Aviv’e aktarmalı günlük ortalama 55-60 uçuş seferi düzenleniyor. Suriye ve Irak’tan giden ve Gazze’de öldürülenler büyük oranda İsrail’e defnedilmekte.
]]>Üniversitede Fars Dili ve Edebiyatı okudu fakat Türk kültürüne olan merakı onu Türkçe öğrenmeye sevk etti.
Resmi bir dil kursuna katılma şansı olmayan Nazarluy, internet kaynakları ve kitaplarla kendi kendine Türkçe öğrendi. Bu süreçte Türkçeyi akıcı şekilde konuşmayı ve yazmayı başaran Nazarluy, edebi yeteneklerini bu yeni dilde ifade etmeye karar verdi.
Türkçeyi öğrendikten sonra modern Türk edebiyatından bazı eserleri Farsçaya kazandıran Nazarluy, babasının vefatından sonra Türk edebiyatının klasik ve modern eserlerinden ilham alarak kendi şiirlerini yazdı.
Daha sonra şiirlerini bir kitapta toplayan Nazarluy’un “Nadirane Gönül Sözü” adını verdiği şiir kitabı, manevi aşk, insan ilişkileri ve yaşamın çeşitli yönleri üzerine yazılmış duygusal şiirlerden oluşuyor.
Kitap, yazarın özellikle vefat eden babasına duyduğu derin sevgi ve özlemi dile getiren şiirlerle dikkati çekiyor. Kitap yayımlandıktan sonra özellikle İran’daki Türkçe bilenler tarafından yoğun ilgi gördü.
Türkçeye olan tutkusunu ve hikayesini AA muhabirine anlatan Rukiye Nazarluy, “Çocukluktan itibaren Türk dili ve kültürüne meraklıydım, hiçbir kursta eğitim görmedim. Üniversitede Fars Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdim fakat özellikle Türkçeye ve edebiyatına çok meraklıydım.” dedi.
Türk diliyle ilgili ilk çalışmasına üniversitede İran Türkü ünlü şair Şehriyar ismiyle bilinen Muhammed Hüseyin Behçet Tebrizi’nin Türkçe şiir kitabını Farsçaya çevirip eser üzerinde inceleme yaparak başladığını anlatan Nazarluy, “Daha sonra da Türk edebiyatından eserleri incelemeye devam ettim. Bu süreçte babamdan büyük destek gördüm. Babam edebiyat çalışmalarımı sürdürmemi ve bir kitap yazmamı istedi.” diye konuştu.

“Benim için Türkçe öğrenme ve konuşmaya başlama sürecim rüya gibiydi”
Mezuniyetten sonra Türkçeyi daha iyi öğrenmek ve konuşabilmek için kitaplar ve internet kaynaklarına başvurduğunu belirten Nazarluy, “Türkçe benim ruhumla aşina olan bir dil. Benim için Türk dilinin cazibesiyle öğrenme ve konuşmaya başlama sürecim rüya gibiydi.” dedi.
İranlı edebiyatçı, kendisi de şair olan babasını kaybettikten sonra şiir yazmaya karar verdiğini söyledi.
Bu süreçte Türkçe şiirler yazmaya başladığını anlatan İranlı edebiyatçı, “Türk dilinde bambaşka bir duygu var. Şiir açısından oldukça derinlikli bir dil. Bu dilde konuşup, yazıp çeviri yapmak ve en önemlisi şiir söylemek benim için Allah’ın bir lütfu.” şeklinde konuştu.

Türkçe edebi eserlere İran’da ilgi yoğun
Türkçe eserler yazmaya karar verdikten sonra akademisyen Özgül Öngel’in vesilesiyle Türk yazar ve şairlerden Melahat Ürkmez, Ali Uğur Gündem ve Hayrettin Taylan ile tanışma fırsatı bulduğunu aktaran Nazarluy, “Özellikle Nadirane Gönül Sözü şiir kitabını yazarken bu isimlerin büyük desteğini gördüm.” dedi.
Kendisinin de bu yazarların bazı eserlerini Farsçaya çevirdiğini söyleyen Rukiye Nazarluy, Türk kitaplarına İran’da yoğun ilgi olduğuna dikkati çekti.
Nazarluy, özellikle tasavvuf alanında Türk yazarlar tarafından kaleme alınan eserlerin birçoğunun Farsçaya çevrilerek ciddi bir okuyucu kitlesi bulduğunu belirtti.
İran’ın en köklü yayınevlerinden biri olan Gooya Kitabevi’nin sahiplerinden Nasır Mirbakıri de uzun yıllardır edebiyat, roman ve şiir kitapları başta olmak üzere bu alanda faaliyet gösterdiklerini dile getirdi.
Son yıllarda Türk yazarların eserlerini de Farsçaya tercüme ettirerek İran’da yayınladıklarını anlatan Mirbakıri, Türk eserlere İran’daki ilginin yoğun olduğunu söyledi.
Mirbakıri, Rukiye Nazarluy’un Türkçeye büyük ilgi duyduğunu ve eserlerinde de okuyucularına bu ilgiyi fark ettirdiğini sözlerine ekledi.
Elitaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:
ERDOĞAN İLE ÖZEL GÖRÜŞEBİLİR
Cumhurbaşkanı ile Özel’in KKTC’de duruşu çok önemliydi. Siyasette normalleşme sürüyor. 29 Ekim’de resepsiyon olur Külliye’de. Sayın Cumhurbaşkanımız olağanüstü bir durum olmadığında TBMM’deki resepsiyona katılıyor. Bugüne kadar Kılıçdaroğlu, Küliiye’ye gitmemişti. Ama Sayın Özel Külliye’ye giderek resepsiyona katılır. Özel ve Erdoğan görüşme fırsatı bulabilir.
Özel, ekonomiden sorumlu başkan yardımcısı Şimşek’e gidecek ve ders verecek diye ifade edildi. Bu da yanlış bir yaklaşımdı. Ama anormal bir süreç işlettiler. Halbuki süreç içerisinde verginin tabana yayılması ile ilgili konuda fikirlerini verebilselerdi daha iyi olurdu. Vergi paketi konusunda görüşlerini verselerdi daha iyi olurdu, tabana yayılabilirdi. Ders vermek yerine katkı sağlamak daha önemli bir işti. Bu tavır ilişkileri biraz daha protokol haline döndürdü.
Oraya gidip de biz şunu istiyoruz, olmaz olmaz tavrı doğru değildir. Bilgi almadılar, asgari ücret şöyle olsun diye konuştular. Karatepe’nin Şimşek tarafından kabul edilmesinin nedeni iki ekonomist tarafından fikir birliğinin yapılmasıydı.
SİYASETTE ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI
Erken seçim konusunda Özgür Özel’e baskı yapıyorlar. CHP’de parti içi dinamikler sıkıntıda. 2028 yılına kadar bizim gündemimizde seçim yok. Ekonomi artık toparlanıyor, altyapı yatırımları arttı. Eğer yeniden seçim diye bir ortam ortaya çıktığı takdirde yaptığınız bütün programlar ortada kalır. Bir tarafta ekonominin gerçekleri var. Hedefimiz 2026’da tek hane, bunun için çalışıyoruz. Enflasyonu hızla düşüreceğiz.
EMEKLİLİK SİSTEMİ
Emeklilikte farklı sigorta kurullarına tabii olanlar var. Tarım BAĞKUR’lusu 15 gün prim ödedi 30 gün sayılıyor. Özel’e yanlış bilgi veriyorlar. Diyor ki Özel “Eskiden en düşük emekli maaşı asgari ücretten daha fazlaydı” 3600 gün prim ödeyen emekliyle 7200 gün prim ödeyen aynı maaşı almaya başladı. Bir taraftan vatandaş diyor ki 7200 gün primim var 13 bin küsür alıyorum, diğeri diyor ki 3600 gün primim var 12 bin 500 TL alıyorum. Burada bir adaletsizlik var. Buradaki prim ödeyenler arasındaki dengesizlik arttığı için insanlar ne kadar prim ödüyorsa karşılığını almak istiyor. Emeklilik primlerini bir anda yaptığınız takdirde herkesin maaşında önlenemez bir fiyat artışı ve hayat pahalılığıyla karşılaşıyorsunuz.

EYT ile ilgili kısım, EYT’nin 5 yıllık maliyeti 300 milyar dolar. 6 Şubat depreminin Türkiye’ye imalat maliyeti 60 milyar dolar. Toplumda bir konses oluştu. Kimse itiraz etmedi. 2023 yılında 2,5 milyon kişi emekli olabilecekti. 2028 yılında da 4.8 milyon kişiye çıkacaktı. Muhtemelen şu an 3 milyona yakın kişi EYT’den emekli oldu. Erken emeklilik için kimse itiraz etmedi.
Medya bile EYT ne zaman çıkacak dedi. 85 milyon dedi ki 4,5 milyon insanın erken emekli olmasından dolayı maliyeti hep birlikte ödeyeceğiz dediler. 85 milyon erken emekliliğin bedelini birlikte ödeyeceğiz dediler, onu hayata geçirmeye çalışacağız dediler.
SOKAK HAYVANLARI DÜZENLEMESİ
Çok tartışıldı muhakkak ki hayvanları koruyabilmek en önemli unsurlarından birisi. Ama başıboş köpekler insan hayatında tehlike oluşturuluyorsa bunun kontrol altına alınması gerekir. Ötenazi başlığına tepki gösteriyorlar. Kanunda diyor ki toplanan sokak köpekleri sahiplendirilene kadar bir alanda toplanın kısırlaştırılır.

Sahiplenilmeyen bütün köpekler uyutulacak diye bir şey yok. Başıboş köpeklerinin halk sağlığını tehdit eder noktaya geldiği zaman ötenazi uygulanacak. Böyle bir şeyi karar veren kurul ve kuruluşlar var.
Artık bunun gereksiz tartışmadan ziyade komisyondan geçtikten sonra Genel Kurul’da kanunlaşması tarafındayım. Komisyonda evladı ölen, 10 yıl çocuğunu tedavi ettirecek babanın feryadı görmektense o milletvekilleri vicdanı sorumluluk hissederler.
SURİYELİLERİN GERİ DÖNÜŞÜ
Önce DEAŞ’la başlayıp ardından PKK/YPG’nin teröristan kurmak istemesiyle ilgili bir süreçti. Cumhurbaşkanımız her zaman söylüyor, “Bütün ülkelerin toprak bütünlüğüne saygılıdır” diye.
Terörle ilişkili olan ve ya çeşitli suça karışmış Suriyeli vatandaşların 100 veya 200 kişinin Suriye’ye gönderilmek üzere toplanma merkezlerine gönderildiğini duyduk. Suriye’de iç huzur hakim olursa bu insanlar kendi ülkelerine dönerler. Suriye ve Türkiye Cumhurbaşkanı arasında medya üzerinde görüşülme konuşulurken birkaç gün sonra Kayseri’de provokasyona sebep oldular. Teröristan hayalleri suya düştü. Türkiye-Suriye normalleşmesi rahatsız ediyor.
]]>
Proje çalışmaları, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Deprem Araştırma ve Uygulama Merkez (DAUM) Müdürü Doç. Dr. Ökmen Sümer başkanlığında, Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği öğretim elemanı paleosismoloji konusunda uzman Dr. Çiğdem Tepe, Afyon Kocatepe Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Çağlar Özkaymak ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğretim üyesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Volkan Karabacak tarafından yürütülüyor.

Yaklaşık 20 yıldır deprem konusunda çalışmalar yürüten Deprem Araştırma ve Uygulama Merkez (DAUM) Müdürü Doç. Dr. Ökmen Sümer, bölgede devam eden çalışmalar hakkında açıklamada bulundu. Sümer, “Özellikle 2012 yılından itibaren bu süreç başladı. Son yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından hızlanan bir proje çerçevesinde buradayız. Türkiye Paleosismoloji Projesi, bu yaklaşık 25’in üzerinde kurumla, 100’ü aşkın bilim insanının çalıştığı çok büyük bir projedir, hatta dünyanın en büyük paleosismoloji projesi diyebiliriz. Paleosismoloji projesi deyince ne anlıyoruz, fayların geçmişine bakarak ileride nasıl deprem üretecekleri ile ilgili bir yaklaşım gösteren bir bilim dalıdır. Dolayısıyla özellikle burada 3 bakanlığın, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın olduğu, Kamu Araştırmaları Destek Grubu (KAMAK) projesiyle Dokuz Eylül Üniversitesinin yürütücülüğünde Bozova Fayını çalışıyoruz. Neden Bozova Fayını öncelikle aldık, çalışıyoruz bu önemli çünkü Atatürk Barajına yakın bir faydır. Evet, uzunluğu itibariyle 50-55 kilometrelik bir fay. 7’ye varan bir deprem üretebilir ama Atatürk Barajına etkisi, önemi dolayısıyla biz öncelikli olarak Bozova Fayını öne çekerek, bu fayın geçmişini anlamaya yönelik bilimsel çalışmalar başlattık. Bir yıldır çalışmalarımız devam ediyor. Burada da yaklaşık bir aydan beri çalışıyoruz. 5 tane farklı alanda bizim hendek dediğimiz kazılar yaparak, fayın içine bakarak, o fayın deprem tarihçesi ile ilgili bilgiler elde ediyoruz. Bu projenin sonunda 8-9 ay sonra, bu tarihlemeleri de yaptıktan sonra, bu laboratuvar çalışmaları da bittiğinde biz bu fayla ilgili çok fazla bilimsel bilgiye sahip olacağız. Burada önemli olan biliyorsunuz Atatürk barajı, 90’larda yapımına başlanan bir baraj ve o dönemde diri fay projeksiyonumuz bugünkü gibi değildi. Ama O zamanki yapım aşamasında şansımız olduğunu düşünüyorum. Atatürk Barajı’nın bendini kesmiyor bu fay. Yani bu bilinçli mi yapıldı, bilinçsiz mi yapıldı, o çok önemli değil ama en azından bendi kesen bir depremde iki türlü hasar oluşuyor, bir tanesi yüzeyin yırtılması, bir tanesi de dalgadan kaynaklı hasarlar, dolayısıyla biz en azından Atatürk Barajı bendini kesen bir fay riskinden kurtulmuş durumdayız. En azından onu söyleyebiliriz. Tabi Bozova fayı kırılırsa Atatürk Barajının bendi özelikle havzanın güneyi ile ilgili bir baskın olur mu, bu çalışmanın sonunda yapılacak, çalışmalarla ortaya çıkacak. Ama Atatürk Barajı önemi ile ilgili özelikle Bozova Fayı, öncelikli fay ilan edildi. Ve burada 3 üniversite, Dokuz Eylül Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesinden hocalarla beraber yaklaşık 10 kişilik ekiple 1 aydan beri çalışıyoruz” dedi.

“Şu an için korkulacak bir durum yok”
Sümer, şu an için korkulacak bir durumun olmadığını belirterek, “Kötü senaryo ile ilgili konuşmak çok erken ama en azından fayın Atatürk Barajı bendini kesmediği için şu anda birazcık rahatız diyebiliriz. Şu an için korkulacak bir durum yok. En azından biz barajın bendinin fay tarafından kesilmediğini biliyoruz. Dolayısıyla bu bizim için bir avantaj. Ama bu çalışma bittikten sonra sarsıntı kaynaklı bir hasar baraja bu anlamda zarar verir mi bunun simülasyonları yapılacak. Baskı haritaları hazırlanacak, en büyük riskler ne olur diye bakılacak. Ve bu da Adıyaman ve Urfa’da ve daha güneydeki illerimiz için il afet risk azaltma ilan planları çerçevesinde AFAD’ın bünyesinde değerlendirilecek. Yani bu proje, özellikle devletin farklı kurumlarında aktif olacak bilgileri oluşturacak çok önemli bir projeden bir tanesi diyebiliriz” ifadelerini kullandı.



Davada Eyüp Yıldızoğlu, Murtaza Caner Şirin ve Faruk Şahin eylemi haksız tahrik altında işledikleri gerekçesiyle 18’er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Osman Sonar ise delil yetersizliğinden beraat etti.
Adana Seyhan’a bağlı Tepebağ Mahallesi’ndeki bir bara arkadaşları ile 15 Aralık 2022’de eğlenmeye giden Osman Sonar (48) iddiaya göre, arka masada oturan İsmail Ceylan ile selamlaştı, taraflar birbirlerine ikramda bulundu.
Daha sonra Osman Sonar, İsmail Ceylan’ı masasına davet etti. Ancak Ceylan, teklifi kabul etmedi. Kısa süre sonra Osman Sonar’ın masasındaki Faruk Şahin (30), önünden geçen İsmail Ceylan’ı garson sanıp, “Garson, bakar mısın?” dedi.
Bu söz üzerine çıkan kavgada, Eyüp Yıldızoğlu (23) ve Murtaza Caner Şirin (21), tabancayla İsmail Ceylan’a ateş etti. Vücuduna 7 mermi isabet eden Ceylan, hastanede yaşamını yitirdi. Eyüp Yıldızoğlu, Murtaza Caner Şirin ve Faruk Şahin tutuklandı, Osman Sonar adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Cumhuriyet Savcısı, İsmail Ceylan’ın öldürülmesi ile ilgili soruşturmayı tamamlayarak sanıklar Yıldızoğlu, Şirin, Şahin ve Sonar hakkında ‘Kasten öldürme’ suçundan iddianame hazırladı.
SAVCIDAN 3 CEZA, 1 BERAAT TALEBİ
Adana 6’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sanıklar Eyüp Yıldızoğlu ve Murtaza Caner Şirin karar duruşmasına bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Yargılama sırasında adli kontrol şartıyla tahliye edilen Faruk Şahin ile tutuksuz sanık Osman Sonar, duruşmaya gelmedi. Tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada savcı, esas hakkındaki mütalaasını verdi. Savcı, sanıklar Yıldızoğlu, Şirin ve Şahin’in ‘Fikir ve eylem birliği içinde kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmalarını, sanık Sonar’ın delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesini istedi.
“İKİMİZDEN BAŞKA OLAYDA SİLAH KULLANAN OLMADI”
Son savunmaları sorulan sanıklardan Eyüp Yıldızoğlu, “Dışarıda bir süre sigara içtikten sonra içeri girdiğimizde İsmail Ceylan, ‘Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?’ diyerek küfrediyordu. Faruk Şahin yakasından tutup, ‘Küfretmeni gerektirecek bir şey yok’ dedi. Bir anda silah sesi duydum. Arkadaşın belindeki silahı aldım; havaya doğru 2 el ateş edecektim. Sekip başkasına gelir diye korkup yere doğru 2 el ateş ettim. Murtaza ise yakın mesafeden maktule 4-5 kere ateş etti. İkimizden başka olayda silah kullanan olmadı” dedi.
“TANIMIYORDUM, KÜFREDİNCE ATEŞ ETTİM”
Sanık Murtaza Caner Şirin ise İsmail Ceylan’ın küfredip, elini beline götürdüğünü iddia ederek kendisini şöyle savundu:
“Ben de onu durdurmak için 1 el yere ateş ettim. Aramızda çekişme oldu, silahı elimden almaya çalıştı. Ben de hedef gözetmeden yere doğru ateş etmeye devam ettim. Kesinlikle öldürme kastım yoktu. Keşke bu olay yaşanmasaydı. Maktulü tanımıyordum, küfredince ateş ettim. Öldürmemi gerektirecek herhangi bir husumetim yoktu.”
“GARSON OLMADIĞINI ÖĞRENİNCE ÖZÜR DİLEDİM”
Sanık Faruk Şahin de daha önceki duruşmalarda yaptığı savunmasında, “Eğlenirken maktul önümden geçti. Giyimi nedeniyle garson olduğunu düşündüm. ‘Garson bakar mısın?’ dedim. O da ‘Sen kimsin lan, kaç kuruşluk adamsın, garsona benzer bir halim mi var?’dedi. Garson olmadığını öğrenince özür diledim. Bana küfretti, arkadaşlar maktulü sakinleştirip, masasına götürmeye çalıştı. Maktul aldığı alkolün etkisiyle yere düşer gibi sendeledi. Sonra 4-5 el silah sesi duydum” demişti. Sanık Osman Sonar ise daha önce vermiş olduğu savunmasında öldürme olayı ile ilgisinin olmadığını söylemişti.
“İYİ HAL” İNDİRİMİ UYGULANMADI
Mahkeme heyeti, sanıklar Eyüp Yıldızoğlu, Murtaza Caner Şirin ve Faruk Şahin’i ‘Fikir ve eylem birliği içinde kasten öldürme’ suçundan önce müebbet hapse mahkum etti. Daha sonra heyet, sanıkların cezasını, eylemlerini haksız tahrik altında gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 18’er yıl hapis cezasına indirdi.
Sanıklara, suça meyilli kişilikleri, yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak ‘iyi hal’ indirimi uygulanmadı. Heyet ayrıca sanıklardan Yıldızoğlu ve Şirin’i ‘Ruhsatsız silah bulundurmak’ suçundan 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezasına mahkum etti. Tutuksuz sanık Osman Sonar ise delil yetersizliğinden beraat etti.
TBMM’de sokak hayvanları ile ilgili toplanan komisyonda; CHP, TİP ve DEM’li milletvekilleri görüşmeleri yapılan düzenlemelere karşı çıkmış, hayatını kaybeden Mahra’nın acılı annesine saldırmıştı.
Köpeklerin saldırısı sonrası kaçarken hayatını kaybeden Pınar’ın acılı ailesi kızlarının son sözlerini, Meclis’te kendilerine yönelik saldırıları ve yaşadıklarını anlattı. Acılı anne, CHP için çocukların köpek kadar değeri olmadığını söylerken; “Kadın haklarını savunuyoruz’ diyorlar ama acılı bir kadına şiddet uyguladılar.” ifadelerini kullandı. Acılı baba ise TBMM’deki saldırıyı anlatırken; “İnsanın değil de köpeğin vekili gibi davrandılar. CHP köpekleri savunan halktan uzak bir parti oldu. Ben bu tavırlarını 2 yıldır biliyordum, gerçek yüzlerini tüm Türkiye gördü” diye konuştu.
Acılı aile kızlarının hayatını kaybettiği günü anlatırken; Mahra’nın son sözlerinin “Baba ölmeyeceğim değil mi?” olduğunu söyledi. Baba Pınar o günü şu sözlerle anlatıyor…
“5 Mart sabahı kızımla yaptığım son kahvaltı oldu. Sabah ben işe gittim, kızım Mahra da evden çıktı. Ben işe gittikten bir süre sonra çalıştığım otelin müdürü “Kızınız kamyonun altında kaldı” dedi. Ben olay yerine gittiğimde kızımın bir ayağını paramparça gördüm. Üzerinden kamyon geçmiş. Kızım benim elimi tuttu ve bana “Baba beni köpekler kovaladı. Baba ölmeyeceğim değil mi?” dedi. Bana son sözleri bu oldu. Kızımın en son elini orada tutmuştum. Çok acı çekiyordu. Ambülans geldi, hastaneye götürüldü. Ameliyat oldu ayağından, ayağı biraz toparlandı. Ancak sonra beynine pıhtı attı. Bacağını kesmek zorunda kaldılar, beyninin zarar gören yerini aldılar. Bir süre yoğun bakımda direndikten sonra hayatını kaybetti. Kızım yavru kedileri çok severdi. Onları sürekli beslerdi. Olay günü de bizim evin oradaki boş arazide, sokak kedileri için tahta toplayıp yuva yapmak istemiş. O sırada iki tane büyük köpek kızıma saldırmış. Kızım da onlardan kaçayım derken kamyonun altında kaldı.”
MAMA LOBİSİNİN DERDİ PARA
Sokak köpeklerine ilişkin görüşülen düzenlemelere muhalefetin karşı çıkmasına değinen baba; bu isimlerin dertlerini ‘para’ olduğunu söyledi ve devam etti;

“Sahipsiz köpekler bakın bu sıcakta sokakta yaşıyor. Sokakta yedikleri yemekler zaten bu sıcakta bozulur. İçtikleri plastik su kapları bile bu sıcakta köpeklere büyük zarar veriyor. Bu yasaya karşı çıkan, köpekler sokakta kalsın diyenlerin kendileri bu sıcakta ne kadar kalabilir? Klimasız ortamda 15 dakika bile duramayanlar, köpekler sokakta kalsın diyor. Aslında böyle davranarak köpeklere kendileri daha çok zarar veriyor. Köpek de köpek diye tutturuyorlar da, sokak köpeklerinin parçaladığı diğer hayvanlar ne olacak, umurlarında bile değil. Söz konusu olan köpek değil. Bu yasaya karşı çıkanların bir kısmını hariç tutuyorum ama geriye kalanların çoğunun derdi para. Sokak hayvanlarına mama diye para toplayıp, bunun üzerinden nasıl zenginleştikleri ortada. MASAK mama lobisine ne kadar para gittiği, dernek başkanlarının nasıl zenginleştiği raporlarla kamuoyu ile paylaşıldı. Bana veteriner bile “Mama lobisiyle baş edemezsiniz” dedi. Halkın onlara verdiği parayla ceplerini dolduruyor. Bu gelir kaynağını kaybetmek istemiyorlar. Mama lobisi için mesele sokak köpeklerini savunmak değil, para…”
“CHP HALKTAN UZAK BİR PARTİ”
TBMM’de CHP ve TİP’li vekillerin kendilerine yönelik saldırılarını ise şu sözlerle anlattılar;

“AK Partili vekiller sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan çocukların fotoğraflarını önlerine koyunca, muhalefet vekilleri de sokak köpeklerinin fotoğrafını koydu. Ben bunu görünce eşime “Lütfen onlarla muhatap olma” demiştim. Yasa tasarısını hazırlayan vekilimiz konuşma sırasında “Çocukları köpeklere parçalatmayacağız. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” deyince biz “Önce insan, önce çocuk” diyerek alkışladık. Eşime saldırmaya başladılar. “Bunu çıkarın” dediler. Eşim de yanında kızımın olay günü ayağında olan kanlı ayakkabılarını gösterdi. “Sokakta köpeklerin başı boş şekilde kalıp, çocuklarımızı parçalamasına göz yumman herkes, çocuğumun katilidir” diye bağırdı. Eşime saldırıya devam ettiler. Oraya acılı bir anne gelmiş, vekilin konuşmasını alkışladık diye saldırmak nedir? Bana DEM ya da TİP partisinin oradaki saldırgan tavrından öte CHP’nin tavrına üzüldüm. İnsanın değil de köpeğin vekili gibi davrandılar. Eşim ve ailesi CHP’li. Atatürk’ün partisi diyoruz ama şimdiki CHP halkın partisi değil. Halk düşmanı gibi davranıyor. Orada CHP’nin acılı anneyi dinlemesini beklerdim. Ama CHP halktan uzak köpekleri savunan bir parti oldu. Yazıklar olsun. Eşimin olayından sonra CHP milletvekili Barış Karadeniz konuşma yaptı. “Çocuklarınıza sorun, köpekleri uyutalım mı?” diye AK Partili vekillere sordu. Sonra acılı baba Halil Bey de “Ben sorabilirim de Derya hanım, Mahra’ya sorabilir mi? Mahra hayatta değil” dedi. Halil Bey’in de üstüne yürüdüler. CHP gerçek yüzünü göstermiş oldu. Ben 2.5 yıldır bunların bu tavırlarını biliyordum. Şimdi tüm Türkiye gördü. Eşimle bu olaydan sonra Özgür Özel görüşmek istedi. Eşim kabul etmedi. “Bugüne kadar yanımızda olmadınız. Bundan sonra da olamazsınız”
“ACILI BİR KADINA SALDIRDILAR”
Sinirlerim çok bozuk. Kızımı kaybettikten sonra çok yıpranmıştım. Ama bu sefer çok sinirlerim bozuldu. Ben normalde sakin bir insanım ama beni bile çileden çıkardılar. Köpek haklarını savunanlar tarafından da birçok defa böyle saldırılara maruz kalmıştım. Şimdi kameralar çekerken onları savunanlar tarafından saldırıya uğradım. “Kadın hakları, insan hakları, doğa haklarını savunuyoruz” diyorlar ama acılı bir kadına şiddet uyguladılar. Ben de bir kadınım, benim çocuğum da kızdı. Bizim hiç hayat hakkımız yokmuş gibi, köpekleri savunuyorlar.

“BUNA DUR DENİLMESİ GEREKİYOR ARTIK”
Sokak köpeklerine yönelik yasa bence eksiklikler taşıyor. Sokak köpeklerine yiyecek vermek de yasaklanmalı. Beslediklerinde sokak köpeklerinin sayısının önüne kimse geçemez. Sadece sokak köpekleri değil, genel anlamda hayvan beslemek yasaklanmalı. Sokaklarda köpek terörü var. Bu teröre karşı ses çıkaranları da tehdit eden köpek savunucuları var. Köpekleri insanların evlerinin önünde besliyorlar. Gidin başka yerde besleyin deyince de sizi medyaya veririm, kameraları yığarım diye tehdit ediyorlar. Hem köpekler üzerinden rant sağlıyorlar hem de sokakları terörize ediyorlar. Buna dur denilmesi gerekiyor artık. Yasa eksik kalan bir diğer nokta ise, yasaklı ırklar konusu ve sahipli köpeklere tasma bağ takma zorunluluğu. Ayrıca köpeklerin kamusal alanlara çocuk parkları gibi girmemesi gerektiği ve dışkılarının toplanması zorunluluğu da yasada yer almalı.”
O TAVIRDAN SONRA ARTIK CHP’Lİ DEĞİLİM
CHP’li bir aileden geldiğini kaydeden anne Pınar, TBMM’de yaşadığı saldırının ardından artık CHP’li olmadığı kaydederek;
“Özgür Özel’in özel kalemi arayıp benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben görüşmek istemediğimi ilettim. Bu olaydan daha önce CHP’li üyelere Mahra’nın başına gelenler iletilmişti. Başıboş köpek sorunu anlatılmıştı. Ama ilgilenmediler. Olay olduktan sonra benimle görüşmek istemelerinin hiçbir anlamı yok. Kızımı kaybedeli 29 ay oldu. Bana 29 ay boyunca başın sağ olsun bile demediler. Köpeklerin özgürlüğünden bahsederken bana başın sağ olsun bile demediler. Şimdi bu olaydan sonra beni aramaları hiç inandırıcı değil.
Ben CHP’li bir aileden geliyorum. CHP’liydim ama artık değilim. Benim acıma karşı tutundukları tavırdan sonra artık CHP’li değilim. Ben kızımı öpmeye kıyamazken, kızımı kaybettim. Köpekleri savunurken ölen çocuklara hiç kıymet vermiyorlar. CHP için ölen çocukların köpek kadar değeri yok. Köpek terörünü savunuyorlar.” dedi.
ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, öğrencilerin yüzde 96,21’i tercihlerine yerleşti.
28 Haziran- 17 Temmuz 2024 tarihleri arasında 1 milyon 13 bin 239 öğrenci, merkezî sınavla öğrenci alan okullar ile yerel yerleştirme için tercihte bulundu. Böylece ilk yerleştirmede öğrencilerin yüzde 96,21’i tercihlerine yerleşti.

OKULLARDA DOLULUK ORANI
Sınavla öğrenci alan okullar için açılan 202 bin 348 kontenjanın 197 bin 129’u öğrenciler tarafından tercih edildi ve yerleştirme oranı % 97,42 olarak gerçekleşti.
Depremzede öğrenciler için ayrılan kontenjanların dışında, ilk yerleştirme döneminde fen liselerindeki 39 bin 720 ve sosyal bilimler liselerindeki 9 bin 480 kontenjanın tamamı doldu.
ANADOLU LİSELERİNİN DOLULUK ORANI
Anadolu liselerinde bulunan 67 bin 390 kontenjana 67 bin 167 öğrenci yerleşti ve Anadolu liselerinin kontenjan doluluk oranı yüzde 99,66 oldu.
İHL’LERİN DOLULUK ORANI
Anadolu imam hatip liselerinde bulunan 43 bin 268 kontenjana 41 bin 135 öğrenci yerleşti ve bu okul türünün kontenjanlarındaki doluluk oranı yüzde 95,07 oldu.

MESLEK LİSELERİNİN DOLULUK ORANI
Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde bulunan 42 bin 490 kontenjana 39 bin 627 öğrencinin yerleşmesiyle doluluk oranı yüzde 93,26 olarak gerçekleşti.
Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Osmaniye illeri ile Gaziantep ilinin İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 5 Şubat 2023 tarihi itibarıyla kayıtlı bulunan depremzede öğrenciler için Türkiye genelinde 6 bin 805 kontenjan açıldı. Bu kapsamda açılan kontenjanlara başvuran öğrencilerin tamamı tercihlerine yerleştirildi.
ÖĞRENCİLER İLK ÜÇ TERCİHLERİNDEN BİRİNE YERLEŞTİ
Merkezî ve yerel yerleştirmede tercih sırasına göre yerleşme durumu ise şöyle gerçekleşti: Merkezî yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yüzde 72,64’ü ilk üç tercihinden birine yerleşti.
Yerel yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yarısından fazlası ilk tercihine yerleşirken öğrencilerin yüzde 95,77’si ise ilk üç tercihinden birine yerleşti.
NAKİL İŞLEMLERİ İKİ DÖNEMDE YAPILACAK
Sınavla ve yerel yerleştirme kapsamında açık kalan kontenjanlara yerleştirmeye esas nakil işlemleri iki dönem hâlinde yapılacak. Yerleştiği okulu değiştirmek isteyen öğrenciler de nakil talebinde bulunabilecekler.
Her iki dönemde de merkezî sınav puanı ile öğrenci alan okullar için en fazla 3, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla 3, pansiyonlu okullar için en fazla 3 okul tercihi yapılabilecek.
Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihte bulunan ve ilk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde kayıt alanından okul ve farklı tür tercih etme zorunluluğu bulunmayacak. Ancak tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk 2 okulu kayıt alanından seçmek suretiyle en fazla 3 okul tercihinde bulunabilecek. Yapılan tercihlerde aynı okul türünden en fazla 2 okul seçilebilecek.

NAKİL SÜRECİ
Yerleştirmeye esas 1. nakil için tercihler 22 – 26 Temmuz tarihleri arasında yapılacak ve 1. nakil sonuçları 29 Temmuz’da açıklanacak.
İkinci nakil tercih başvuruları ise 29 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında alınacak, sonuçlar 5 Ağustos’ta ilan edilecek.
6 – 14 Ağustos tarihleri arasında boş kalan kontenjanlara, hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il/ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca yerleştirme başvuruları alınacak. Okul ve kurumlar yatılılık başvurularını 19- 23 Ağustos tarihleri arasında alacak. 26 Ağustos’ta ise yatılılık yerleştirme sonuçları ilan edilecek.
]]>Uyutmuyor, bunaltıyor; esmiyor! Yüksek nem ne zaman etkisini kaybedecek?










Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yeni değerlendirmeler yayımlandı. Ülke genelinde son günlerde etkisini sürdüren sıcak hava devam edecek mi? Yeni haftada hava durumu nasıl olacak? İşte Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yeni hafta için hava durumu tahminleri…
17 İL İÇİN SAĞANAK UYARISI
17 il için gök gürültülü sağanak yağış uyarısı verildi.
Türkiye’nin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu olacağı belirtildi. Bolu, Karabük, Giresun, Trabzon, Artvin, Kars ve Ardahan çevreleri, Düzce, Bartın, Zonguldak ve Rize’nin iç kesimleri, Eskişehir’in kuzeyi, Bursa’nın ve Ağrı’nın doğusu, Bitlis’in kuzeydoğusu ve Van’ın kuzeyinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Pazartesi günü ile Trakya’da yağışların etkili olması bekleniyor.
Salı ve Çarşamba günleri Marmara ve Orta Karadeniz’de yağış bekleniyor. İstanbul’da beklenen yağışın 23 Temmuz Çarşamba günü olacağı tahminler arasında yer alıyor.

BUGÜN HAVA DURUMU NASIL?
Ülkemizin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Edirne, Kırklareli, Kars ve Ardahan çevreleri ile Erzurum’un kuzey ve Van’ın doğu çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmiyor. Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.
Rüzgarın ise genellikle kuzeyli, Akdeniz kıyılarında güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.
MARMARA
Az bulutlu, batısının zamanla parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra Edirne ve Kırklareli çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
EDİRNE °C, 40°C
Parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İSTANBUL °C, 36°C
Az bulutlu
BURSA °C, 37°C
Az bulutlu
KOCAELİ °C, 37°C
Az bulutlu

EGE
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
AFYONKARAHİSAR °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
DENİZLİ °C, 42°C
Az bulutlu ve açık
İZMİR °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
MANİSA °C, 42°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, zamanla doğusu yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA °C, 37°C
Az bulutlu ve açık, zamanla yer yer parçalı bulutlu
ANTALYA °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
HATAY °C, 35°C
Az bulutlu ve açık, zamanla yer yer parçalı bulutlu
ISPARTA °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
İÇ ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA °C, 37°C
Parçalı ve az bulutlu
ÇANKIRI °C, 38°C
Az bulutlu
ESKİŞEHİR °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
SİVAS °C, 34°C
Az bulutlu

BATI KARADENİZ
Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor
BOLU °C, 33°C
Parçalı ve az bulutlu
KASTAMONU °C, 35°C
Az bulutlu
SİNOP °C, 30°C
Az bulutlu
ZONGULDAK °C, 30°C
Az bulutlu
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra Artvin’in iç ve yüksek kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA °C, 37°C
Az bulutlu
ARTVİN °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra yüksek kesimleri yer yer çok bulutlu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
SAMSUN °C, 30°C
Az bulutlu
TRABZON °C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu

DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, kuzeydoğusunun yer yer çok bulutlu, Kars ve Ardahan çevreleri ile Erzurum’un kuzey, Van’ın doğu çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM °C, 29°C
Parçalı bulutlu, kuzey çevreleri öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KARS °C, 26°C
Parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MALATYA °C, 37°C
Az bulutlu
VAN °C, 29°C
Parçalı bulutlu, doğu çevreleri öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 40°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA °C, 42°C
Az bulutlu ve açık
20. yüzyılda bu korkular yerini hain planlara bırakmıştı. Osmanlı’yı yıkmak sömürgeci devletlerin en büyük hayaliydi. Bu hayali gerçekleştirmekte kararlıydılar. Planları Osmanlı’daki bir takım grupları ayaklandırarak devleti bölmekti. Plan yapanların başında ise Siyonist ve Ermeni gruplar yer alıyordu. Ancak yaptıkları her planı bozan biri vardı. Sultan Abdulhamid Han…

Ne yapsalar nafile… Sultan Abdulhamid Han üstün siyasi zekası ve ileri görüşlülüğü ile yapılan hain düzenekleri bozuyor, adeta dünyalarına başlarına yıkıyordu. Geriye sadece tek bir seçenek kalmıştı.
Başka çareleri kalmamıştı. Ya Abdulhamid Han ölecek ya da Osmanlı’yı yıkma hayalleri bitmek zorunda kalacaktı. Uzun uzun görüştüler. Rusya üzerinden gelen Ermeni bir çete ile Joles adındaki bir Belçikalı’nın liderliğindeki çete yaklaşık bir ay boyunca İstanbul’da plan yaptılar. Padişaha bir suikast tasarladılar.
Uzun zaman boyunca Sultan Abdulhamid Han’ı izlediler. Yaşamını büyük bir intizam içinde geçiren 2. Abdulhamid’in günlük ve haftalık rutinini takip ettiler. Bir devlet başkanının bu denli dakik olması hayret ettiriyordu.

Sultan Abdulhamid her cuma Beşiktaş’ta bulunan Yıldız Sarayı’ndan faytonla Yıldız Camii’ne gidiyordu. Faytonu ise diğer faytonların önüne konuluyordu. Cuma namazı ve selamlamanın ardından geçen 1 dakika 42 saniye sonra faytonunda oluyordu. Evet, saniyesi saniyesinden şaşmıyordu.
Plan şuydu. Bombalı düzenekli bir fayton düzeneği kurulacaktı. Bu düzenek Viyana’da tasarlandı. Şoför koltuğunun altına gizli bir bölme yapıldı. Bu bölme 120 kilo bombayı içine alabilecek kadar büyüktü. Bu faytonun parçaları İstanbul’a getirtildi ve burada kuruldu. Beykoz’da ise patlama denemeleri gerçekleştirildi.
Yapılan planın son aşamasına gelindi. Yine bir Cuma günü, namaz çıkışında Sultan Abdulhamid burada öldürülecekti. Tarihler 21 Temmuz 1905’i gösteriyordu. Aylardır üzerinde çalışılan fayton Padişah’ın faytonuna oldukça yakında bir noktadaydı. Faytonun altına yerleştirilen onlarca kiloluk bomba düzeneği Cuma namazından 1 dakika 42 saniye sonra patlayacaktı.

2. Abdulhamid o gün de Cuma namazını eda etmek üzere Yıldız Camii’ne gitti. Namazını kıldı ve daha sonra faytonuna doğru yol almaya başladı. Evet, suikast için tasarlanan süre başlamıştı. Ancak o gün Abdulhamid Han konuşmaya daldı. Konuştuğu kişi Şeyhülislam Cemalettin Efendi’ydi. O esnada zaman Sultan Abdulhamid Han’ın lehine ilerliyordu. Konuşma bitti, Abdulhamid Han merdivenlerden iniyordu. Tam o sırada, planlanan saatte bomba infilak etti. Büyük bir gürültü koptu. Yer yerinden oynadı. Ortalık dumanlarla kaplandı ve buram buram barut kokusu sardı… Sadece 1 dakikalık gecikme Sultan Abdulhamid Han’ın kurtuluşu olmuştu.
Evet, Sultan Abdulhamid’e yapılan suikast girişimi başarısız olmuştu. Ancak onlarca insan bu saldırıda hayatını kaybetti. İnsanlar endişeliydi. Halkı teskin edip sakinleştiren de yine Abdulhamid Han’ın kendisi olmuştu. Ortalık durulduktan sonra gelen ikinci faytona bindi ve bizzat kendisi sürdü. Sarayına doğru yol aldı.

Hainlerin planları yine başlarını yıkılmıştı. Sultan Abdulhamid Han, hayatı boyunca abdestsiz yere basmamıştı. Yatağının başucunda bir tuğla saklar, kalkar kalkmaz o tuğla ile teyemmüm alırdı. Abdest alacağı yere ulaşana kadar dahi yere abdestsiz adım atmazdı. Takva hayatı da siyasi zekası kadar dikkat çeken 2. Abdulhamid bu dehşet verici suikast girişiminden kıl payı kurtuldu.
ABDULHAMİD HAN SUİKAST GİRİŞİMİNDEN NASIL KURTULDU?
Suikastın ardından suikast teşebbüsü için bir komisyon kuruldu. Ciddi çalışmaların ardından suç ağında görevli 40 kişinin kimlikleri tespit edildi. Bu komisyon aynı zamanda bir rapor hazırladı. Raporda suikaste ilişkin tüm bilgiler yer alıyordu. Bu rapor birkaç adet basıldı.
Raporlardan birkaçı 1990’larda Paris’te Sultan Abdulhamid’in mühür satışı sırasında satıldı. Fiyatı ise yaklaşık 15 bin dolardı. Bu rakam bu kitap için oldukça pahalıydı. Bunun nedenini öğrenmek ise derin araştırma gerektirdi. Araştırmalar sonucunda raporu satın alan adamın Lübnan’ın Paris Büyükelçisi olduğu ortaya çıktı. Söz konusu büyükelçi, raporda da yer alan, suikast teşebbüsünde bulunanlardan birinin torunuydu. Dedesi hakkında bilgi var diye bu rapora adeta bir servet ödemişti.

Günümüzde de, Yıldız Suikastı olarak adlandırılan, Sultan Abdulhamid Han’ı yok etmeyi hedefleyen bu saldırının detaylarının yer aldığı bu raporlara ulaşmak oldukça güç…
İsrail’in Hudeyde Limanı’na saldırısı, Binyamin Netanyahu hükümetinin açıklamasına göre, Husilerin 19 Temmuz’da Tel Aviv’e gerçekleştirdiği insansız hava araçlı saldırıya karşılık olarak verildi.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, Husilerin Tel Aviv’deki ABD konsolosluk binası yakınlarına düzenlediği bu saldırıda, bir İsrailli öldü, 10 kişi yaralandı.

Evimiz İsrail Partisi lideri Avigdor Liberman, İsrail’in saldırdığı Hudeyde Limanı’nın “tamamen yok edilmesi” yönünde çağrıda bulundu.
Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten beri Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor ve bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.
Husiler, Gazze Şeridi ve Filistin ile dayanışma çerçevesinde, dini, ahlaki ve insani görevlerinin gereği olarak, İsrail’in Kızıldeniz, Umman Denizi ve Hint Okyanusu’ndaki gemilerini veya bağlantılı gemileri işgal altındaki Filistin’in (İsrail) limanlarına yönelmesini engelleme kararlarını, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sona erip bölgedeki abluka bitene kadar uygulamaya devam edeceğini duyurmuştu.
ABD öncülüğünde kurulan koalisyon ise 12 Ocak 2024’ten bu yana, Husilerin bu saldırılarına karşılık Yemen’in çeşitli bölgelerindeki hedefleri vurmaya başladı.
Washington ve Londra’nın müdahalesi ve gerilimin tırmanmasıyla, Husiler, artık tüm ABD ve İngiliz gemilerini askeri hedefleri arasında gördüğünü duyurdu.
Yemen’in dünyaya açılan kapısı
Hudeyde limanı, Yemen’in Kızıldeniz üzerindeki batı kıyılarının orta kesimlerinde yer alıyor ve ülkenin başlıca dış ticaret limanı sayılıyor.
Bölgenin Doğu ile Batı arasındaki küresel ticaret hareketine yakınlığı nedeniyle liman, 1961 yılında dönemin Sovyetler Birliği’nin desteğiyle inşa edildi.
Önünden doğudan batıya çeşitli emtia ve petrol ticareti yapan gemiler geçen limanın yakınında da tam tersi yönde, doğu ile batı arasındaki uluslararası internet hatları, deniz alanının tabanından geçiyor.
Limandan, aynı zamanda, savaştan bu yana ülkeye ulaşan insani yardımların yanı sıra, çeşitli ihracat ve ithalat ürünleri ile Yemen’in geçmişte tanık olduğu ve halen devam eden büyüme ve gelişme sürecinin gerektirdiği her türlü emtianın geçişi gerçekleşiyor.
Hudeyde Limanı, Kızıldeniz kıyısındaki diğer limanlara göre stratejik konumu, uluslararası nakliye hatlarına yakınlığı, dalgalardan ve su akıntılarından doğal koruması ve muson rüzgarlarına maruz kalmaması gibi bir dizi avantaja sahip olması bakımından benzersiz sayılıyor.
Nakliye şeridi 10 bin 433 deniz mili uzunluğunda, 200 metre genişliğinde ve yaklaşık 10 metre derinliğinde olan liman, maksimum 31 bin ton yük kapasiteli konteyner gemilerini kabul etme kapasitesine sahip.
Limanda, 2014 yılına kadar, 250 metre uzunluğunda iki rıhtımın yanı sıra toplam bin 461 metre uzunluğunda 8 rıhtım bulunuyordu ve liman rıhtımı petrol tankerleri ve diğer petrol ürünlerinin boşaltılmasına ayrılmıştı.
Hayati tesislerin hedef alınması
Yangının ve yükselen dumanın büyüklüğünü ortaya koyan görüntülerde, İsrail’in Hudeyde Limanı’ndaki petrol ve petrol ürünlerinin depolarını kasten bombaladığı görülüyor.
İsrail’in bu saldırısı, Yemen’i artan yakıt ihtiyacını karşılamakta ek zorluklarla karşı karşıya bırakıyor.
Zorlu insani koşullar tehlikeli bir şekilde tırmanırken, Hudeyde kentinin en önemli enerji santrallerinden birinin yanı sıra, petrol tesisi ofisleri de İsrail tarafından vuruldu.
Yemen hükümetinin 2010 yılına ait verilerine göre, limandaki toplam alanı bir milyon metrekareyi aşan 12 depo kısmen veya tamamen İsrail bombardımanına maruz kaldı.
Husiler, şu ana kadar, limandaki toplam hasarın boyutunu, kargo gemilerini ve insani yardım karşılama imkanının kalıp kalmadığına ilişkin bir açıklama yapmadı.
Haber7 – ÖZEL
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü coşkuyla kutlanırken dönemin şahitlerinden Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı’nın 83 yaşındaki babası Çumra Kaymakamı Yaşar Yaycı, Haber7‘ye konuştu.
Harekatın toplanma ve dağıtım yeri olarak seçilen Konya’nın Çumra ilçesinde yaşadıklarını anlatan eski Kaymakam Yaşar Yaycı, perde arkasındaki gizli kahramanları ve yaşanan mucizevi olayları anlattı.

YAŞAR YAYCI: BİZE EMİR GELDİ
Genelkurmay Başkanlığı’ndan emir geldiğini ve Çumra’nın dağıtım ve toplanma alanı olarak seçildiğini kaydeden Yaşar Yaycı, kaymakam olarak birlikleri karşıladığını kaydetti. Yaşar Yaycı, “Gelen birlikler Çumra’da bir meydanlıkta toplanacak ve bir gece kalacaktı. ‘Siz karşılayın uğurlayın’ şeklinde bize emirler geldi. Yunanistan’ın saldırma ihtimaline karşı Trakya sınırına sevk edileceği söylendi.” dedi.

HALK COŞKUYLA KARŞILADI
Tabur komutanını karşılamaya müftü ve jandarma komutanıyla gittiğini ifade eden Yaycı, halkın da birlikleri sevinçle karşıladığını vurguladı. Harp kıyafeti giyen askerlerin rütbelerinin olmadığını söyleyen Yaşar Yaycı, “Halk askerin konaklayacağını öğrenince davullar ve zurnalar çalmaya başladı. Akşam geç vakit Bolu Komando Taburu Sabri Paşa başkanlığında gelen askerler konaklama yerine konakladı. Gelen paşaya, ‘Hoşgeldiniz paşam’ dedim ve kendimi tanıttım.” dedi.
TEHDİT MEKTUBUNU HATIRLATTI, “ARTIK GERİ DÖNÜŞÜ YOK” CEVABINI ALDI
Komutana Amerika’nın tehdit mektubunu hatırlattığını ifade eden Yaycı, “O zaman Kıbrıs’a harekat gündeme gelince Johnson’ın yazdığı mektup aklıma geldi. Paşa ‘Yarın inşallah Kıbrıs’ta olacağız.’ dedi. Ben de dedim ki, ‘Paşam bunun geri dönüşü olur mu? Johnson mektup yazmıştı.’ Dedi ki, ‘Bunun artık geri dönüşü yok. Yarın Kıbrıs’tayız. Eğer sağ çıkarsam, dönüşte kahveni içerim.’ dedi. Böylece sabahleyin yola çıktılar.” dedi.
O KADAR ÇOK GÖNDERDİLER Kİ ÇOBAN TUTMAK ZORUNDA KALDIM
Harekat sırasında halkın akın akın yardım getirdiğini belirten Yaycı, “Devletin talimatıyla orduya yardım toplanıyordu. Halk akın akın yardıma geldi. Binlerce keçi, koyun getirdi. O kadar fazlaydı ki çobanlar tuttum. Harekat bittikten sonra 2 bin küsür elimizde kaldı. Bunları Et ve Balık Kurumu’na sattık. O kadar çoktu. Kavunlar, karpuzlar, meyveler, sebzeler… Dolduruyor halk.” diye konuştu.
OTOBÜSÇÜ İKİ TORBA ANAHTARLA GELDİ, CADDELER OTOBÜSLERLE DOLDU
Yunan sınırına sevk edilecek askerler için otobüs lazım olduğunu ve o dönem Çumra Seyahat’in sahibinin otobüsleri seferber ettiğini kaydeden Yaycı, “Asker sevki için otobüs gerekiyordu. Çumra Seyahat’in başkanını çağırdım ve Yunan sınırına asker sevk edeceğimizi söyledim. Başkan, ‘Baş üstüne efendim!’ dedi. Bir süre sonra yönetim kuruluyla elinde iki torba geldi. Torbaların içinde tüm otobüslerin anahtarları vardı. ‘Otobüslerin şoförleri de başında, anahtarlar da burada, emirlerimizi bekliyorlar. İstediğiniz yere gönderebilirsiniz.’ dedi. Ücretlerini harekattan sonra ödeyeceğimizi söyledim. ‘Ücretin ne önemi var. Biz hiçbir ücret talep etmiyoruz. Benzini de her şeyi de bizden. Yeter ki, vatan sağolsun!’ dedi. Bütün caddeler otobüslerle doldu. Tabii, gözlerimizin yaşarmaması mümkün değil.” ifadelerinde bulundu.
GÖNÜLLÜ OLMAK İÇİN GELEN YAŞLILARI BÖYLE TESKİN ETTİM
Halkın gönüllü askerlik için akın akın geldiğini kaydeden Yaycı, yaşlıları ise bir deftere isimlerini yazdırarak teskin ettiğini söyledi.
Yaycı, yaşadıklarını söyle anlattı:
“Köylere asker sevk edeceğimizi ve belirli doğumluların sabah sekizde hazır olmalarını söyledik. Gece uyumak mümkün değil. Gece 01.00-02.00 sıralarında bir yaşlı amca yanında bir gençle geldi. ‘Buyur amca’ dedim. Dedi ki, ‘Devlet asker istiyor. Benim yaşım müsait değil. Bak oğlumu getirdim. Oğlum sana emanet, vatana helal olsun.’ Daha sonra yaşlılar gönüllü olarak akın akın gelmeye başladı, ‘Biz de askere gideceğiz.’ Yaşlıları teskin etmek için askerlik şubesine talimat verdim, ‘Bir defter açın. Herkesin adını kaydedin. ‘Askerlik şubesine kaydınızı yaptırıyoruz, deyin’ dedim.’ ‘Biz de gideceğiz’ diyorlar çünkü. Çumra halkını görüyor musunuz? Allah onlardan razı olsun.”
DÜŞEN HELİKOPTER SERÇE SAYESİNE KURTULDU
Müftüyü de yanına alarak yardımları kamyonlara yükletip birliklerin bulunduğu Mersin’in Ovacık’a götürdüğünü belirten Yaycı, komutanların kendisine harekat ile ilgili bilgi verdiğini anlattı.

Ovacık’a vardığında kendisini tanıyan askerlerle görüştüğünü söyleyen Yaycı, “Şimdi size olmuş bir olayı anlatıyorum” diyerek şöyle konuştu:
“Ovacık’a gittiğimde birinci harekat bitmişti. Asker oraya toplanmıştı. O gece ağırladığım komutanlarla çadıra girdik ve onlar bana brifing verdi. Harita üzerinden göstererek bana dediler ki; ‘Biz 70 helikopter havalanacağız. Askerleri isim isim 10’ar kişi helikopterlere yerleştireceğiz. ‘Helikopter havalanmaya hazırdır’ diyerek birlik komutanı geldi. Ben de denetlemeye çıktım. Baktım ki birinci helikopter 10 kişi olması lazımken 20 kişi var. Ötekilerine geçtim; 15 kişi var, 30 kişi var, 20 kişi var… 20. helikopterden sonrakiler az, daha sondakiler ise boş. ‘Eyvah dedim, Türk milleti askerden kaçıyor’ diye beynimden vurulmuşa döndüm. İlk helikopterdeki askerlere döndüm, ‘Oğlum sen hangi helikopterdesin?’ dedim, ’26. veya 27. helikopterdeyim’ dedi. ‘Burada ne geziyorsunuz?’ diye sordum. ‘Komutanım, emir gelirse ilk helikopterler gider, durun emri gelirse biz gidemeyiz. Bir an evvel savaşa gidelim’ diye bindik.’ dedi. Dedim ki, ‘Oğlum bundan sonra artık geri dönüşü yok. Herkes helikopterine binsin.’ Gözlerimiz doldu o sırada. Böylece 70 helikoptere bindik.’ Komutan anlatmaya devam etti; ‘Beşparmak Dağları’na geldik. Alev fışkırıyor, alev. Rumlar mevzilenmiş, taret ve top mermileriyle ateş ediyorlar. Bu ateşin içerisine inme emri verdim. 70 helikopter bu ateşin içerisine askeri indirdik. Atılan top ve taret mermileri helikopterlerimizin 5 metre gerisine düşüyor. Hiçbir helikopterimiz isabet almadı. Allah ile bizimle beraberdi. İlk şehitleri de mevzilerde verdik. Askeri indirdik, son harekatı yaptık, Ovacak’a dönüyoruz. Bir helikopterimizden anons geldi, ‘Komutanım, benzin kaybediyorum, vuruldum’ dedi. Bir taret mermisi isabet etmiş, denizin ortasındayız. Pilot, ‘Komutanım, yapacak bir şey yok, hakkınızı helal edin, biz düşüyoruz.’ dedi. Biz diğer helikopterlerle döndük. Baktık ki, vurulan helikopterimiz de geldi. Hayretler içerisinde kaldık.’ dedi.”

BANA O HELİKOPTERİ GÖSTERDİLER
Komutanların kendisine vurulan helikopteri gösterdiğini belirteen Yaycı, devamında şunları söyledi:
“Bana gösterdiklerinde 70 helikopter ve pilotlar da oradaydı. Devamını pilot anlattı; ‘Denizin ortasında benzin kaybetmeye başladık. Düşeceğimizi anladık. Bir süre sonra düşme kesildi. Hayret ettik.’ ‘Ne oldu?’ diye sordum. Bana gösterdiler o kurşun deliğini. Bir serçe gelmiş, o taret mermisinin açtığı deliğe girmiş ve orada ezilmiş. Dolayısıyla helikopterin benzin kaybını önlemiş. Ben gözümle gördüm bunu. Bu, bizlere Allah’ın büyük yardımı.”

ALLAH BU MİLLETE YARDIM EDİYOR
Ovacık’taki askeri birliklere de yardım yağdığını ve harekat sırasında belirten Yaycı, “Allah, Çumra halkından, Konya halkından ve bütün milletimizden razı olsun. O dönem olağanüstü şeyler yaşadık. Bunlar tevatür değil. Kıbrıs çok şükür bizimdir, bundan sonra da hiçbir güç elimizden alamaz. Allah bu millete yardım ediyor, koruyor.” diye konuştu.

20. yüzyılda bu korkular yerini hain planlara bırakmıştı. Osmanlı’yı yıkmak sömürgeci devletlerin en büyük hayaliydi. Bu hayali gerçekleştirmekte kararlıydılar. Planları Osmanlı’daki bir takım grupları ayaklandırarak devleti bölmekti. Plan yapanların başında ise Siyonist ve Ermeni gruplar yer alıyordu. Ancak yaptıkları her planı bozan biri vardı. Sultan Abdulhamid Han…

Ne yapsalar nafile… Sultan Abdulhamid Han üstün siyasi zekası ve ileri görüşlülüğü ile yapılan hain düzenekleri bozuyor, adeta dünyalarına başlarına yıkıyordu. Geriye sadece tek bir seçenek kalmıştı.
Başka çareleri kalmamıştı. Ya Abdulhamid Han ölecek ya da Osmanlı’yı yıkma hayalleri bitmek zorunda kalacaktı. Uzun uzun görüştüler. Rusya üzerinden gelen Ermeni bir çete ile Joles adındaki bir Belçikalı’nın liderliğindeki çete yaklaşık bir ay boyunca İstanbul’da plan yaptılar. Padişaha bir suikast tasarladılar.
Uzun zaman boyunca Sultan Abdulhamid Han’ı izlediler. Yaşamını büyük bir intizam içinde geçiren 2. Abdulhamid’in günlük ve haftalık rutinini takip ettiler. Bir devlet başkanının bu denli dakik olması hayret ettiriyordu.

Sultan Abdulhamid her cuma Beşiktaş’ta bulunan Yıldız Sarayı’ndan faytonla Yıldız Camii’ne gidiyordu. Faytonu ise diğer faytonların önüne konuluyordu. Cuma namazı ve selamlamanın ardından geçen 1 dakika 42 saniye sonra faytonunda oluyordu. Evet, saniyesi saniyesinden şaşmıyordu.
Plan şuydu. Bombalı düzenekli bir fayton düzeneği kurulacaktı. Bu düzenek Viyana’da tasarlandı. Şoför koltuğunun altına gizli bir bölme yapıldı. Bu bölme 120 kilo bombayı içine alabilecek kadar büyüktü. Bu faytonun parçaları İstanbul’a getirtildi ve burada kuruldu. Beykoz’da ise patlama denemeleri gerçekleştirildi.
Yapılan planın son aşamasına gelindi. Yine bir Cuma günü, namaz çıkışında Sultan Abdulhamid burada öldürülecekti. Tarihler 21 Temmuz 1905’i gösteriyordu. Aylardır üzerinde çalışılan fayton Padişah’ın faytonuna oldukça yakında bir noktadaydı. Faytonun altına yerleştirilen onlarca kiloluk bomba düzeneği Cuma namazından 1 dakika 42 saniye sonra patlayacaktı.

2. Abdulhamid o gün de Cuma namazını eda etmek üzere Yıldız Camii’ne gitti. Namazını kıldı ve daha sonra faytonuna doğru yol almaya başladı. Evet, suikast için tasarlanan süre başlamıştı. Ancak o gün Abdulhamid Han konuşmaya daldı. Konuştuğu kişi Şeyhülislam Cemalettin Efendi’ydi. O esnada zaman Sultan Abdulhamid Han’ın lehine ilerliyordu. Konuşma bitti, Abdulhamid Han merdivenlerden iniyordu. Tam o sırada, planlanan saatte bomba infilak etti. Büyük bir gürültü koptu. Yer yerinden oynadı. Ortalık dumanlarla kaplandı ve buram buram barut kokusu sardı… Sadece 1 dakikalık gecikme Sultan Abdulhamid Han’ın kurtuluşu olmuştu.
Evet, Sultan Abdulhamid’e yapılan suikast girişimi başarısız olmuştu. Ancak onlarca insan bu saldırıda hayatını kaybetti. İnsanlar endişeliydi. Halkı teskin edip sakinleştiren de yine Abdulhamid Han’ın kendisi olmuştu. Ortalık durulduktan sonra gelen ikinci faytona bindi ve bizzat kendisi sürdü. Sarayına doğru yol aldı.

Hainlerin planları yine başlarını yıkılmıştı. Sultan Abdulhamid Han, hayatı boyunca abdestsiz yere basmamıştı. Yatağının başucunda bir tuğla saklar, kalkar kalkmaz o tuğla ile teyemmüm alırdı. Abdest alacağı yere ulaşana kadar dahi yere abdestsiz adım atmazdı. Takva hayatı da siyasi zekası kadar dikkat çeken 2. Abdulhamid bu dehşet verici suikast girişiminden kıl payı kurtuldu.
ABDULHAMİD HAN SUİKAST GİRİŞİMİNDEN NASIL KURTULDU?
Suikastın ardından suikast teşebbüsü için bir komisyon kuruldu. Ciddi çalışmaların ardından suç ağında görevli 40 kişinin kimlikleri tespit edildi. Bu komisyon aynı zamanda bir rapor hazırladı. Raporda suikaste ilişkin tüm bilgiler yer alıyordu. Bu rapor birkaç adet basıldı.
Raporlardan birkaçı 1990’larda Paris’te Sultan Abdulhamid’in mühür satışı sırasında satıldı. Fiyatı ise yaklaşık 15 bin dolardı. Bu rakam bu kitap için oldukça pahalıydı. Bunun nedenini öğrenmek ise derin araştırma gerektirdi. Araştırmalar sonucunda raporu satın alan adamın Lübnan’ın Paris Büyükelçisi olduğu ortaya çıktı. Söz konusu büyükelçi, raporda da yer alan, suikast teşebbüsünde bulunanlardan birinin torunuydu. Dedesi hakkında bilgi var diye bu rapora adeta bir servet ödemişti.

Günümüzde de, Yıldız Suikastı olarak adlandırılan, Sultan Abdulhamid Han’ı yok etmeyi hedefleyen bu saldırının detaylarının yer aldığı bu raporlara ulaşmak oldukça güç…
Son olarak, Gazze’deki Sağlık Bakanlığı 18 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile koordinasyonlu olarak atık sulardan alınan numunelerde yapılan incelemelerde çocuk felci virüsünün tespit edildiğini ve binlerce kişinin çocuk felcine yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu duyurmuştu.
– ÇOCUKLARI BEKLEYEN HASTALIK TEHLİKESİ
Gazze’nin kuzeyindeki okullardan birinde 3 çocuğuyla yaşayan Tamir Gaben, çocuklarının çocuk felcine yakalanmasından korktuğunu söyledi.
Gaben, “Okullarda durum çok kötü. Yiyecek yok, içecek yok. Çocuklar çöplüklerin yakınında oynuyor. Hastalanıp ölenler oldu. Saldırılarda ölmeseler bile virüse yakalanıp hastalanarak ölecekler.” dedi.
İsrail’in evlerini bombalamasının ardından bir okula yerleştiklerini anlatan Zaim ez-Zaim (48) ise virüs ve hastalıklarla dolu atık su göletleriyle çevrili bir yerde yaşadıklarını ancak başka seçenekleri olmadığını vurguladı.
Atık sular ve çöpler nedeniyle hastalandıklarını kaydeden Zaim, şimdi de çocuk felci tehlikesinin kapıda olduğunu dile getirdi.
Bir atık su birikintisinin yakınında yaşayan Edhem en-Nemr (55) ise çocukları ve torunlarının savaşın başından bu yana hastalıklar mücadele ettiğini dile getirdi.
İsrail’in su kuyularını ve arıtma tesislerini tahrip ettiğini ve temiz su bulamadıklarını belirten Nemr, çevrede akan ya da birikinti halini alan atık suların hastalıkların yayılmasının başlıca sebebi olduğunu aktardı.

– CİLT HASTALIKLARINDA GÖRÜLMEMİŞ BİR ARTIŞ YAŞANIYOR
Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesinde görev yapan doktor Sahir Nasr ise atık sulardan kaynaklı hastalıklara yakalanan çok sayıda kişinin hastaneye müracaat ettiğini dile getirdi.
Nasr, “Son zamanlarda cilt hastalıkları, bakteriyel, viral hastalıklar ve mantar hastalıkları ile hepatitte anormal bir artış gözlüyoruz. Mantar hastalıklarının da bağışıklığı düşük olan insanlarda görüldüğünü hatırlatmak gerekir. Savaştan önce böyle bir şey yoktu. Hastaneye müracaat eden 5 hastadan 3 ya da 4’ü cilt hastalığına yakalanmış oluyor. Daha önce görmediğimiz hastalıklarla da karşılaşıyoruz.” dedi.
Bu hastalıkların çoğunlukla bağışıklığın düşük olması, yetersiz beslenme, ilaç eksikliği ve kişisel temizliğin yapılamamasından kaynaklandığına dikkati çeken Nasr, okullarda içme suyuna atık su karıştığını, bunun da hastalıklara yol açtığını ifade etti.
Nasr, yeterli miktarda gıda, vitamin, antibiyotik, ilaç ve merhemin bulunmayışının da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığını aktardı.

– ALT YAPININ TAHRIP EDİLMESİ
Gazze Belediyeler Birliği Koordinatörü Hüsni Muhenna, “İsrail, Gazze’de altyapıyı tahrip ederek, atık suların sokaklarda ve alçak bölgelerde taşmasına ve bazı bölgelerde deniz kıyısına sızmasına yol açtı ve bu da bir çevre felaketine sebep oldu.” dedi.
Muhenna, İsrail’in, belediyelerin ekipman ve çalışanlarına yönelik saldırıları nedeniyle gereken hizmeti veremediklerini ve gerçek ve tehlikeli bir kriz yaşadıklarını dile getirdi.

Nar, “Uluslararası insanlık tarihine mal olmuş bir kültürel kavramın herhangi bir şirketin uhdesinde kalmamasını sağlamanın hukuki yolunu şu an açmış oluyoruz. Marka tescilini gerçekleştireceğiz” dedi.

Güzelyalı semtinde ikinci el kitap satan 16 yıllık sahaf Ümit Nar, 30 Aralık 2021’de ‘Hermes Sahaf’ olan iş yerinin ismini tescil ettirmek amacıyla Türk Patent Kurumu’na başvurdu. Sahaflar Derneği Başkanı da olan Nar, tescil talebi için beklemeye başladı. Fransız lüks moda markası Hermes’in Türkiye’deki avukatları, ticari isim ihlali iddiasıyla itirazda bulundu. Türk Patent Kurumu da Nar’ın talebi reddetti. Bunun üzerine Nar, Türk Patent Kurumu’nun kararıyla Fransız lüks moda markası Hermes’e karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Davanın 3’üncü duruşması, 29 Haziran’da görüldü. Mahkeme, Türk Patent Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun Nar’ın ‘Hermes’ ismini kullanmasını engelleyen kararını istinaf yolu açık olmak üzere iptal etti.
‘MAHKEME BENİ HAKLI BULDU’
2008 yılından bu yana sahaflık yaptığını belirten Ümit Nar, Hermes’in sanatçıları koruyan ve insanlarla tanrılar arasında habercilik yapan bir karakter olduğunu söyledi. Nar, “2021 yılının son günlerinde ‘Hermes Sahaf’ markasını tescil ettirmek için patent kurumuna başvurdum. Süreç işledi. İki sene boyunca karşı tarafın avukatları tarafından itirazlar oldu. Patent Kurumu’nun Yüksek İstişare Kurulu, avukatlık bürosunun itiraz ettiği 4 başlıktan 3’ünde beni, 1’inde onları haklı buldu. Haklı buldukları bir nokta benzerlik, karıştırma konusuydu. Oysaki böyle bir benzerlik ya da karıştırma olması mümkün değil. Bizde Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde Ankara’da dava açtık. Dava 1 yıldır görülüyordu. 3’üncü duruşma, 29 Haziran günü yapıldı. Mahkeme beni haklı buldu ve marka tescilimin yolunu açtı” diye konuştu.

‘ÇOK BÜYÜK BİR KAZANIM’
Marka tescilini almaları için artık önlerinde bir engel kalmadığına dikkati çeken Nar, “Uluslararası insanlık tarihine mal olmuş bir kültürel kavramın herhangi bir şirketin uhdesinde kalmamasını sağlamanın hukuki yolunu şu an açmış oluyoruz. Marka tescilini gerçekleştireceğiz” dedi. Karşısındaki firmaya marka devi olarak bakmadığını dile getiren Nar, “Elbette büyük, hacimli firma ama bundan 100 sene sonra o firma olmayabilir. Belki 100 sene sonra ben olabilirim. Dünyadaki ekonomik hareketlerin bu kadar kaygan bir zeminde olduğu yerde, bir markayı sanki dünyanın yaratıldığından beri varmış ve sonsuza kadar var olacakmış gibi değerlendirip, bütün bu marka haklarını o kişiye vermek zaten başlı başına yanlış. Ama bu büyük markalar için tanınmış ‘marka’ diye statü var. Bu statü yerel esnafın, küçük esnafın kendi topraklarımıza ait kavramları kullanmasını engelleyen bir içerik taşıyor. Mahkeme kararının bunun değişmesi yolunda çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Çok büyük bir kazanım olduğunu düşünüyorum. Tam anlamıyla zafer değil, ama zafere giden yolda çok önemli bir kazanım. Mahkemenin kararı bana bu isim hakkını veriyor. Mahkemede onamış durumda” diye konuştu.
‘YARGI İÇTİHATLARININ ÖNÜNÜN AÇILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ’
Kararı bir zafer olarak değerlendiren Avukat Hasan Hilmi Güllü ise “İlk derece mahkemesi kararını açıkladı ve sonuç olarak başvurumuzun kısmen kabulü ile ‘Hermes Sahaf’ markamızın belirli hizmetlerde tescil edilerek kullanılabilmesine karar verdi. Bu kararı, küresel çapta faaliyet gösteren dev markaların ‘Kullanmayacaklarını bildikleri halde kendilerinin faaliyet göstermedikleri alanlarda diğer kişilerce yapılan marka tescillerine itiraz ederek söz konusu alanlarda faaliyet gösteren gerçek hizmet sahiplerinin markalarını tescil etmelerini önlemek’ şeklindeki uygulamaya ilk defa ‘dur’ denmiş olması anlamında bir zafer olarak değerlendiriyoruz. Bu öncü kararla bir dünya devinin marka tescil kurumunu amacından saptırarak, tescil müessesesinin ruhuna aykırı hareket etmesine kısmen de olsa ‘Dur’ denilmiştir. Bu karar sonrasında bu tarz dev markaların sürdüregeldikleri ‘agresif marka tescil politikaları’nı sınırlayacak yargı içtihatlarının önünün açılacağını düşünüyoruz” dedi.
Cahide Sonku, Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu, Hazım Körmükçü, Talat Artemel, Reşit Gürzap, Mahmut Moralı ve Şevkiye Mav’ın öğrencisi olan Pekuysal, daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları dram bölümü kadrosuna geçti ve “Vahşi Kız” oyununda “hizmetçi kız” rolünü oynadı.

Pekuysal, 1954’te Elmer Rice’ın “Sokakta”, 1956’da Henrik Ibsen’in “Peer Gynt”, 1959’da Noel Coward’ın “Ne Umurum”, 1961’de Flers-Caillavet’nin “Yufka Yüreklinin Biri”, 1964’te Hidayet Sayın’ın “Topuzlu”, 1965’te Haldun Taner’in “Eşeğin Gölgesi”, 1968’de Shakespeare’in “Romeo ile Juliet” ve 1976’da “Kısasa Kısas” oyunlarında rol aldı.
– RADYO TİYATROSUNDA SESLENDİRMELER YAPTI
Oyunculuğun yanında Arkası Yarın adlı radyo tiyatrosunda seslendirmeler de yapan usta sanatçı, radyo temsillerine duyduğu özlemi, “Bak şunun altını çizerek söylüyorum, radyodaki o temsiller vardı ya bir ömürdü onlar benim için. Bugün çağırsalar, ‘Haydi gel Suna Pekuysal.’ deseler, koşarım yine. Koşmak ne kelime, uçarım, uçarım.” sözleriyle dile getirmişti.
Suna Pekuysal, Türkan Şoray’ın rol aldığı, 1961 yapımı “Güzeller Resmi Geçidi” filmine seslendirme sanatçısı olarak katkıda bulundu.
Oyuncu Ergun Köknar ile 1964’te evlenen Pekuysal, 1970-1973 yılları arasında eşiyle kurduğu Üsküdar Oyuncuları Topluluğunun oyunlarında rol aldı.
Fakir Baykurt’un uyarlaması “Tırpan”daki rolüyle 1980 Avni Dilligil ve Ulvi Uraz ödüllerine değer görüldü.
– ZİHNİ GÖKTAY ILE AYNI SAHNEYİ PAYLAŞTI
İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984’te sahnelenen ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu “Lüküs Hayat” operetinde uzun yıllar Zihni Göktay ile aynı sahneyi paylaşan sanatçı, bu rolüyle 1986 Sanat Kurumu ve 1987 İsmail Dümbüllü ödüllerini kazandı.
Sanatçı ayrıca, 1998 Afife Tiyatro Ödülleri-Nisa Serezli Aşkıner “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, 2000 “Belkıs Dilligil Onur Ödülü”, 2001 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali “Yaşam Boyu Onur Ödülü” ve 2003 “Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü”ne değer görüldü.
Pekuysal, Emekli olduktan sonra Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği “Ahududu” adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.
“Yeter Anne”, “Kadın Savcısı” ve “Ekmek Teknesi” adlı dizilerde de izleyici karşısına çıkan Pekuysal, sanat hayatı boyunca 250’den fazla oyunda ve 100’e yakın sinema filminde başrol ve yan rollerde oynadı.
İstanbul’da 22 Temmuz 2008’de vefat eden Pekuysal’ın rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:
“Can Yoldaşı (1952), Halıcı Kız (1953), Yaprak Dökümü (1958), Bir Bahar Akşamı (1961), Otobüs Yolcuları (1961), Zavallı Necdet (1961), Cilali İbo Zoraki Baba (1961), Minnoş (1961), Hayat Bazen Tatlıdır (1962), Küçük Hanımın Kısmeti (1962), Küçük Hanım Avrupa’da (1962), Küçük Hanımın Şoförü (1962), Aşk Güzeldir (1962), Neşemizi Bulalım (1962), Yedi Kocalı Hürmüz (1963), Kiralık Koca (1963), Şoförler Kralı (1964), Yalancının Mumu (1965), Çalıkuşu (1966), Trafik Belma (1967), Kadın Değil, Baş Belası (1968), Kanlı Nigar (1968), Ayşecik-Yuvanın Bekçileri (1969), Küçük Hanımın Şoförü (1970), Keloğlan Aramızda (1971), Hayat Sevince Güzel (1971), Keloğlan (1971), Keloğlan ve Can Kız (1972), Ben Bir Garip Keloğlanım (1976), İnşaat (2003), Hırsız Var (2005)”
Bingöl’de 7’nci sınıf öğrencisi Selman Karatoprak (13) köyde bulduğu, kendini ağırlığının yüzlerce katını taşıyabilen gergedan böceğinin (Oryctes nasicornis) fotoğrafını çekip, ailesi aracılığıyla Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Dr. Öğretim Görevlisi Mustafa İlçin’e ulaştırdı.
Daha sonra doğaya salınan böcekle ilgili konuşan İlçin, gergedan böceğinin çok değerli sanıldığını ve bu yüzden kaçak olarak avlandığını belirterek, “Türkiye’de bu böceğin maddi bir karşılığı yok. Bu böceklerin popülasyonlarının korunması ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği için avlanmaması gerekiyor. İdari birimlerce izinsiz toplayanlara 100 bin liraya kadar para cezası öngörülmektedir. Tarımsal anlamda da bir zararı söz konusu değildir” dedi.
Bingöl’de 7’nci sınıf öğrencisi Selman Karatoprak, ailesiyle tatil için gittiği merkeze bağlı Ağaçeli köyünde, kendi ağırlığının yüzlerce katını taşıyabilen gergedan böceğini buldu. Karatoprak, ilk defa gördüğü böceği bir süre çeşitli yiyeceklerle beslemeye çalıştı.
Karatoprak, daha sonra, böceğin fotoğrafını çekerek, ailesi aracılığıyla Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Dr. Öğretim Görevlisi Mustafa İlçin’e ulaştırdı. Böceği ilk kez gördüğünü belirten Selman Karatoprak, “Arkadaşlarımla oynadıktan sonra eve dönerken, şöyle farklı bir böcek gördüm. Eve gelip babamın telefonundan araştırmaya başladım. Adının gergedan böceği olduğunu öğrendik. Bu böcek kendi ağırlığının kat kat fazlasını taşıyan bir böcek türüymüş. Böceği yeniden doğaya salacağım” dedi. Böcek daha sonra doğal ortamına bırakıldı.

‘GÜÇLÜ BİR YAPIYA SAHİP’
Dr. Öğretim Görevlisi Mustafa İlçin, gergedan böceğinin güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirterek, “Halk arasında gergedan böceği olarak bilinen bir tür olup, oldukça spesifik bir yapıya sahiptir. Erkek böceklerde boynuzumsu bir yapısı vardır. Dişileri ise boynuzsuz bir yapıya sahiptir. Genel itibariyle 20-60 milimetre arasında uzunlukları vardır. Gergedan böceğimiz, kendi boyutunun 850 katından daha fazla yük kaldırabilme potansiyeline sahiptir. Oldukça güçlü bir böcektir. Kanat yapısı elitradır. Elitra kanat yapısına sahip olan böceklerin de tabii böyle bir güçlü yapıya sahip olduğunu da ayrıca ifade etmek mümkün” diye konuştu.
‘SAYILARININ AZALMASI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİMİZE CİDDİ BİR ZARAR VERMEKTEDİR’
Kaçak avcılar tarafından değerli sanılarak fazlaca toplandığı için sayılarında azalma olduğunu ifade eden İlçin, şöyle konuştu:
“Gergedan böceğinin farklı ülkelerde özellikle ekonomik anlamda bir kullanışının söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Türkiye’de maddi bir karşılığı yoktur. Bu durumun popülasyonları açısından, özellikle kaçak avcılar noktasında ciddi bir tehlike oluşturduğunu söylemek mümkün. Bu da doğamıza, biyolojik çeşitliliğimize ciddi bir zarar vermektedir. Tarımsal anlamda bir zararı söz konusu değildir. Bingöl ve çevresinde bu böceğe rastlamak mümkün. Başta Avrupa, Asya ve Afrika’nın kuzey kısımlarında da yerleşik göstermektedir. Ülkemizin de birçok bölgesinde görebileceğimiz bir böcektir. Maalesef popülasyonları noktasında da ciddi azalış olduğunu da ifade etmek mümkün. Bundan mutlaka kaçınmak gerekmektedir. Kaçak avcılar tarafından maddi değerlerinin olduğu sanılıp fazlaca toplandığından, sayıları gittikçe azalmaktadır. İdari birimlerce 100 bin liraya kadar cezası vardır.”
Son olarak, Gazze’deki Sağlık Bakanlığı 18 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile koordinasyonlu olarak atık sulardan alınan numunelerde yapılan incelemelerde çocuk felci virüsünün tespit edildiğini ve binlerce kişinin çocuk felcine yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu duyurmuştu.
– ÇOCUKLARI BEKLEYEN HASTALIK TEHLİKESİ
Gazze’nin kuzeyindeki okullardan birinde 3 çocuğuyla yaşayan Tamir Gaben, çocuklarının çocuk felcine yakalanmasından korktuğunu söyledi.
Gaben, “Okullarda durum çok kötü. Yiyecek yok, içecek yok. Çocuklar çöplüklerin yakınında oynuyor. Hastalanıp ölenler oldu. Saldırılarda ölmeseler bile virüse yakalanıp hastalanarak ölecekler.” dedi.
İsrail’in evlerini bombalamasının ardından bir okula yerleştiklerini anlatan Zaim ez-Zaim (48) ise virüs ve hastalıklarla dolu atık su göletleriyle çevrili bir yerde yaşadıklarını ancak başka seçenekleri olmadığını vurguladı.
Atık sular ve çöpler nedeniyle hastalandıklarını kaydeden Zaim, şimdi de çocuk felci tehlikesinin kapıda olduğunu dile getirdi.
Bir atık su birikintisinin yakınında yaşayan Edhem en-Nemr (55) ise çocukları ve torunlarının savaşın başından bu yana hastalıklar mücadele ettiğini dile getirdi.
İsrail’in su kuyularını ve arıtma tesislerini tahrip ettiğini ve temiz su bulamadıklarını belirten Nemr, çevrede akan ya da birikinti halini alan atık suların hastalıkların yayılmasının başlıca sebebi olduğunu aktardı.

– CİLT HASTALIKLARINDA GÖRÜLMEMİŞ BİR ARTIŞ YAŞANIYOR
Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesinde görev yapan doktor Sahir Nasr ise atık sulardan kaynaklı hastalıklara yakalanan çok sayıda kişinin hastaneye müracaat ettiğini dile getirdi.
Nasr, “Son zamanlarda cilt hastalıkları, bakteriyel, viral hastalıklar ve mantar hastalıkları ile hepatitte anormal bir artış gözlüyoruz. Mantar hastalıklarının da bağışıklığı düşük olan insanlarda görüldüğünü hatırlatmak gerekir. Savaştan önce böyle bir şey yoktu. Hastaneye müracaat eden 5 hastadan 3 ya da 4’ü cilt hastalığına yakalanmış oluyor. Daha önce görmediğimiz hastalıklarla da karşılaşıyoruz.” dedi.
Bu hastalıkların çoğunlukla bağışıklığın düşük olması, yetersiz beslenme, ilaç eksikliği ve kişisel temizliğin yapılamamasından kaynaklandığına dikkati çeken Nasr, okullarda içme suyuna atık su karıştığını, bunun da hastalıklara yol açtığını ifade etti.
Nasr, yeterli miktarda gıda, vitamin, antibiyotik, ilaç ve merhemin bulunmayışının da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığını aktardı.

– ALT YAPININ TAHRIP EDİLMESİ
Gazze Belediyeler Birliği Koordinatörü Hüsni Muhenna, “İsrail, Gazze’de altyapıyı tahrip ederek, atık suların sokaklarda ve alçak bölgelerde taşmasına ve bazı bölgelerde deniz kıyısına sızmasına yol açtı ve bu da bir çevre felaketine sebep oldu.” dedi.
Muhenna, İsrail’in, belediyelerin ekipman ve çalışanlarına yönelik saldırıları nedeniyle gereken hizmeti veremediklerini ve gerçek ve tehlikeli bir kriz yaşadıklarını dile getirdi.

Soruşturma kapsamında daha önce şirketlerinde yapılan aramalarda dijital materyal ve defterlere el konulan Polat çiftinin de yer aldığı şüphelilerle ilgili hazırlanan 908 sayfalık son raporda Dilan Polat’ın 2020-2023 yılları arasında 3 gayrimenkul aldığı, hesabına 5 milyon 400 bin lira girdiği fakat hesaplarında şüphe uyandıracak bir verinin olmadığı aktarıldı.
Raporda, Dilan Polat’ın ticari ve finansal işlemlerde karar yetkisinin olmadığı, karar vericilerinin Engin ve Sezgin Polat olduğu kaydedildi.
Engin Polat’ın hesabına ise 2020-2023 yılları arasında 71 milyon 904 bin lira giriş, 144 milyon 208 bin lira ise para çıkışı olduğu, bu yıllar arasında 3 araç ile 6 gayrimenkul aldığına dikkati çekilen raporda, yasa dışı bahse ilişkin bir tespitin bulunmadığı ifade edildi.
YASA DIŞI BAHİS VE KARA PARA YOK
Aile şirketlerinin genel ticari kapasiteleri dikkate alındığında mal varlığı konusunda gerçekleşen işlemlerin elde edilen gelirlerle orantılı olduğu bilgisi verildi.
Engin Polat’ın yasal defterin yanı sıra vergi matrahını azaltıcı şekilde kayıtlarının diğer kayıt ortamlarında kaydetmesiyle hesap dönemlerinde kaçakçılık (çift defter tutma) suçunu işlediği belirtilen raporda, yasa dışı bahis ve kara para aklamaya ilişkin bir tespit bulunmadığı da vurgulandı.
İddianamede ise soruşturmaya konu şahıs ve şirketlerin hesaplarına yasa dışı yoldan devşirilen paranın açık ve kolayca tespit edilebilir şekilde gönderilmesini beklemenin doğru bir yaklaşım olmayacağının altını çizen savcının şu değerlendirmeleri yer aldı:
“Soruşturma konusu şahıs ve şirketlerin profesyonel bir taktik ve organizasyonla nihai amaçlarını perdelemek için güzellik ve kozmetik sektöründe faaliyet gösteren onlarca şirketi kurup hatta hatırı sayılır rakamlara ulaşan gerçek ticari faaliyetlerde de bulunup, bu faaliyetler sırasında şirketler arasında paraların gezdirilmesi sırasında gerek sahte faturalardan gerekse nakit para çekimi ve yatırımı şeklindeki eylemlerden istifade ederek gerçek ticari faaliyetlerden elde edilen paralarla yasa dışı yoldan akan paraların adeta harmanlanması suretiyle kontrolü imkansız hale getirmeye çalıştıkları değerlendirilmektedir. Nitekim bir kısım yüksek tutarlı paranın da gerçek durumun ortaya çıkmaması amacıyla kripto cüzdanlar eliyle muhafaza edilip ilgilisine aktarıldığı yahut uhdede tutulup ihtiyaç halinde lüks yaşam içerisinde kullanıldığı, bu suretle aklama sürecinin işletildiği kanaatine ulaşılmıştır.”
İTİRAZ REDDEDİLDİ
MASAK raporundan sonra 5 tutuklu sanığın 4’ünün tutukluluklarına yapılan itiraz 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.
DİLAN POLAT TAHLİYE OLACAK MI?
Dilan Polat için ise eksik evraklar tamamlandıktan sonra yarın değerlendirme yapılacak.
NE OLMUŞTU?
İstanbul merkezli 6 ilde 1 Kasım 2023 ve devamında düzenlenen operasyonlarda, Dilan Polat ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 24 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Soruşturma kapsamında daha önce şirketlerinde yapılan aramalarda dijital materyal ve defterlere el konulan Polat çiftinin de yer aldığı şüphelilerle ilgili Mali Suçları Araştırma Kurulunca (MASAK) ön inceleme raporu hazırlanmış, raporda tasfiye halindeki 3 firmadan aile bireylerine ait şirketlere sözde ticaret karşılığında sahte fatura kesilmesi yöntemiyle 200 milyon lira para girişi olduğu belirlenmişti.
Paranın yine aile bireylerine ait şirketler arasında transfer edildiği, son aşamada ise Engin Polat’ın sahibi olduğu Milda Gayrimenkul isimli firmada toplanarak gayrimenkul ve çok sayıda araç alındığının tespitinin ardından İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şüphelilerin kimliklerini belirlemiş, İstanbul merkezli Ankara, Yalova, Ordu, Kırklareli ve Manisa’da 43 adrese eş zamanlı operasyon düzenlemişti.
Soruşturma kapsamında çalışmalarını sürdüren ekipler, Dilan ve Engin Polat’a ait bir medikal şirketin Ankara’da başka bir firmaya isim hakkını verdiğini, bu firmanın hesabındaki 1 milyon 800 bin liranın da ortakların kişisel hesaplarına aktarılmaya çalışıldığını tespit etmişti.
Dilan Polat, Engin Polat ve Sıla Doğu’nun da aralarında bulunduğu şüphelilerden 16’sı tutuklanmış, hakimlik, 27 şirkete kayyum atanmasına hükmetmişti.
İDDİANAMEDE NE VAR?
Soruşturmanın tamamlanmasıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, yasa dışı yollardan edinilen paraların “soğuk cüzdan yöntemi”yle sisteme sokulmadan transfer edilerek aklamaya tabi tutulduğu aktarılarak, örgütün söz konusu faaliyetler sırasında, kısa sürede ulaştıkları şöhret ve tanınırlık sayesinde bir kısım gerçek ticari faaliyetlerde de bulunduğu, bu sayede aklama suçlarının en belirgin yönü olan takip ve kontrolün zorlaştırılmasını sağlamaya çalıştıkları değerlendirmesi yapılıyor.
Delillerle sabit olan yasa dışı bahisten gelen paranın perdelenmeye çalışıldığı, zenginleşmenin gerçek bir ticaretten kaynaklandığı imajının oluşturulması için birden çok şirketin kurulduğu anlatılan iddianamede, bu şirketlerin faaliyetleri sırasında gerçekte olmayan iş ve işlemlere ilişkin sahte faturaların düzenlenip kullanıldığı ve kanunen tutulması gereken defterler dışında harici gizli kayıtların tutulduğu belirtiliyor.
İddianamede, soruşturma kapsamına alınan 31 şirketin ve bu şirketlerin sahip olduğu taşınmaz, araç ve benzeri tüm mal varlığının müsadere edilip mülkiyetin kamuya geçirilmesi de talep ediliyor.
Dilan ve Engin Polat’ın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından toplam 20’şer yıldan 40’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, diğer şüphelilerin de farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları öngörülüyor.
Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, gönderildiği Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince, yargılamayı yapma konusunda yetkili mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi olduğu belirtilerek iade edilmişti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının “görevli mahkemenin temel cezaya göre belirlenebilir olduğu, artırım maddesinin mahkemenin görevini belirlemede esas olmadığı” vurgulanarak yapılan itiraz Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
Mahkeme, davanın ilk duruşmasının 4 Eylül’de yapılmasına karar verdi. Duruşmaların 5 ve 6 Eylül’de de devam etmesi bekleniyor.

Daire sahibi Hakan Ülkü’nün teyzesi olayın ardından sosyal medya aracılığıyla belediyeye ulaştı.

Salı günü incelemelerde bulunan belediye ekipleri, binanın eski ve riskli olduğunu belirterek karot örneği alınması gerektiğini belirtti.

Güngören’deki Soğanlı Caddesi’nde bulunan 47 yıllık, 6 katlı binanın en üst katında yaşayan Hakan Ülkü’nün oturduğu dairenin mutfak tavanındaki beton döküldü.

Ülkü, evde olmadığı sırada yaşanan olayı ertesi gün fark etti. Uzun zamandır evin farklı noktalarında dökülme ve çatlakların olduğunu belirten Ülkü “Bahçelievler’de oldu geçenlerde gördük haberlerde, Küçükçekmece’de oldu, Avcılar’da oldu. Bir anda yıkılsa geriye sadece ölümden başka birşey kalmayacak” diye konuştu. Binada dükkanı olan Ethem Polat ise, banka kredilerinin yüksek olduğunu belirterek, bir anda binadan kimsenin çıkamayacağını belirtti. Polat, “Yarın öbür gün belediye buraya gelip suyunu kesse, elektriğini kesse, biz mağdur oluruz. Benim borcum var, harcım var nereye ödeyeceksin?” diye sordu.

“HER TRAMVAY GEÇTİĞİNDE SALLANIYOR”
Hakan Ülkü, binanın uzun zamandır sallandığını belirterek, “Ben yaklaşık 2 senedir bu binada yaşıyorum. Bu binanın 1977 yılında yapımı bitmiş, 1979 yılında taşınılmış, yani 1979 yılından beri oturumu olan bir bina. Bu bölgedeki ilk bina; böyle söyleyebilirim. İlk yapıldığı zamandan beri bu binanın yani sallantıları bitmemiş, hep varmış. Bir kamyon geçse, bir araba geçse bu sallantı hissediliyormuş ki, şu anda zaten tramvay durağı yol üzerinde olduğu için her tramvay geçtiğinde sallanmaya devam ediyor. Ben 2 senedir bu binadayım benden öncesinde de teyzem, onun öncesinde de dedemle anneannem burada oturuyordu. Teyzemin kaldığı zamandan itibaren bu binada döküntüler var” dedi.

“SONUMUZ NE OLACAK BİLEMİYORUM”
Binanın giriş katında bulunan dükkan sahiplerini ikna edemediğini iddia eden Ülkü, “Gece geldiğimde fark etmedim ama ertesi gün uyandığım zaman fark ettim, mutfağımın tavanı çökmüş bir durumdaydı. Her taraf beton yığını beton da diyemem ona gerçi, deniz kabuğu yığını ve pas, demir de yoktu. Ben o sırada evde olsaydım, evde olduğum sırada başıma düşseydi; belki ölümle sonuçlanabilirdi. Bina kalabalık bir bina, çevre kalabalık bir çevre, cadde üzerindeyiz. Gerek bina içi gerek bina dışı birçok hasara sebep olabilir. Oluşan döküntüler sokaktan geçen insanlara zarar verebilir. Yüksek bir yerdeyiz, bir kişinin başına düşmesi bir kişinin ölümü demek ve bunun önüne kim geçebilir bilemiyorum açıkçası. Aylarca konuştuk görüştük, gerek bina içi gerek çevreyle; ama gelin görün ki bir sonuç alamadık. Binada oturanlar istemedi, isteyemedi. Dükkan sahipleri hiç istemiyor. Belediye bu konuda çok destek çıkamıyor açıkçası. Yani burada şu an kimsenin durumu iyi değil, insanlar o yüzden yanaşamıyor. Kentsel dönüşüme girişemiyorlar. Bu konuda açıkçası sonumuz ne olacak bilemiyorum” ifadelerini kullandı.

“BİR ANDA YIKILSA GERİYE ÖLÜMDEN BAŞKA BİRŞEY KALMAYACAK”
Bina yapılırken deniz kumu kullanıldığını söyleyen Ülkü, “Binanın dökülen parçasından, mutfağımın düşen parçasından gördüğüm kadarıyla komple deniz kabuğu dolu. Zaten o deniz kabuğunun deniz tuzundan oluşan oksitlenmeler sebebiyle demir denen birşey kalmamış, pas yığınına dönmüş. Betonu tutacak hiçbir parça yok. Beton düşmesi sadece benim başıma değil bu binadaki herkesin de başına gelebilirdi. Ölümle sonuçlanabilirdi tehlikeli bir durum. Bu durumu bina WhatsApp grubunda paylaşarak bina sakinlerini ikna etmeye çalışıyoruz. Umarım kentsel dönüşüme yanaşırlar yani durumun farkındalardır. Tek değiller, kalabalık aileler, birden fazla ölüme sebebiyet verebilir. Bahçelievler’de oldu geçenlerde gördük haberlerde, Küçükçekmece’de oldu, Avcılar’da oldu. Bir anda yıkılsa geriye sadece ölümden başka birşey kalmayacak” diye konuştu.

Olaydan sonra Ülkü’nün teyzesi sosyal medyadan konuyu belediyeye bildirdi. Belediye ekipleri ise, Salı günü incelemelerde bulundukları binanın eski ve riskli olduğunu belirterek, binadan karot örneği alınması gerektiğini söyledi.

“3-4 KİŞİ DIŞINDA KİMSENİN DURUMU İYİ DEĞİL”
Binada dükkanı olan Ethem Polat, “Esnaf olarak ben dükkanda, bir anda binanın zarar etmesini istemiyorum. Sadece müteahhitle beraber anlaşmamız lazım ama müteahhitlerle anlaşmıyoruz şu anda. Şöyle bir şey var bu binada 3- 4 kişinin durumu biraz iyi ama öbürlerinin hiçbirinin değil. Bazılarının kiraya çıksa kiraya veremeyecek kadar durumları yok. 6-7 kişi en az, onlar çıksa mağdur olacaklar. Onların çoğu bilmiyor ben de diyorum ki biz burayı müteahhite vereceksek hep beraber anlaşalım ne gerekiyorsa ben razıyım. Binanın çürük olmasını ben de istemem, yapılmasını isterim; daha güzel olur. Herkes para kazanır. Ben diyorum ki müteahhitle anlaşalım yaptıralım, verelim. Yarın öbür gün belediye buraya gelip suyunu kesse, elektriğini kesse, biz mağdur oluruz. Benim borcum var, harcım var nereye ödeyeceksin? Bir senede biz buradan çıkamayız. Yarın öbür gün gün burada su kapandığı zaman esnaflar mağdur olur. Binadaki sakinler de öyle. Kiracı adam çıkacak burada veriyorsa 5 bin lira, 10 bin lira kira. 20 bin liraya ev tutamaz, çıkamaz bir anda.Zaman verildiğinde, herkes anlaşır, evinden çıkar hep beraber anlaşırız. Maddi kaygı bence, banka kredileri yüksek. Banka kredileri düşürse hep beraber yaparız. 1 milyona 3- 4 milyon istiyorlar. Onu aydan aya nasıl ödeyecek alan kişi ?” diye konuştu.




Türkçe ve İngilizce hazırlanan kitapta, Kıbrıslı Türklerin haklarının tanınması ve korunması için adil ve eşitlikçi çözüm yolları değerlendiriliyor.
Kıbrıs Türk toplumunun maruz kaldığı derin acıların unutulmamasını amaçlayan kitapta Türkiye ile KKTC’nin Kıbrıs meselesine yönelik yeni vizyon ve çözüm önerilerine yer veriliyor.
Kıbrıs meselesinin ortaya çıkışı, Yunanistan’ın Enosis planı, Zürih ve Londra Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun anlatıldığı kitapta ayrıca Ada’da Rum zulmü, Rum toplumunun Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması yönündeki istemi, Akritas Planı, 1963 Kanlı Noel Olayları, 1964 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı, Kıbrıs Türklerine yönelik süregelen saldırılar ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı da ele alınıyor.
Birleşmiş Milletler müzakere süreci, zirve anlaşmaları, çalışma notları, Butros Ghali’nin “Fikirler Dizisi”, 1975’te kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983’te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1997 müzakere süreci, Annan Planı, Kıbrıs Rum tarafının AB üyeliği ve 2004–2024 müzakere sürecinin derlendiği kitapta, iki devletli çözüm modeli de tartışılıyor.
– “20 TEMMUZ 1974, KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI TÜM DÜNYAYA GÖSTERMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitabın takdim yazısında, 1963 Kanlı Noel’inden 1974 Barış Harekatı’na kadar yaklaşık 11 yıllık sürenin, Kıbrıs Türkleri için baskı ve eziyet ile geçen çok zor bir dönem olduğunu ifade etti.
Ada için Enosis hayali kuranların, barış ve huzuru yok ederek Kıbrıs Türklerine zulmettiklerini anımsatan Erdoğan, kendi imzaladıkları uluslararası antlaşmalara bile uymayan Enosis hayalperestlerinin her türlü zulmüne rağmen Kıbrıs Türkü’nün direniş azmi gösterdiğini ve Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde Kıbrıs Türklerinin yanında yer aldığını belirtti.

Erdoğan, şunları kaydetti:
“Türk ordusu, 50 yıl önce mücahit kardeşlerimizle beraber başlattığı harekatla Ada’ya barış, istikrar, demokrasi ve huzur getirmiştir. 20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını tüm dünyaya göstermiştir. Bu tarih aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi statüsünün ve egemenlik haklarının da sembolüdür. Tamamen yok edilmek istenen Kıbrıs Türkleri, günümüzde kendi bayrakları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında, huzur ve güven içinde yaşamaktadır.”
– “KIBRIS MESELESI ADA’DAKİ GERÇEKLER TEMELINDE ADİL VE KALICI BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI”
Kıbrıs meselesinin çözümü için Kıbrıs Türk tarafının, yarım asrı aşkın süre boyunca her türlü çabayı gösterdiğine fakat müzakerelerden sonuç alınamadığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türkleri, zulmü bildikleri halde hiçbir zaman intikam amacında olmamış, uzlaşıdan ve müzakereden kaçmamışlardır. Kıbrıs Adası’nda huzurun temini ve korunması için her uluslararası platformda, açık görüşlülükle taraflarla bir araya gelmiş, müzakerelerde barış yanlısı tutumlarını sürdürmüşlerdir. Gayemiz, 1974’te getirilen barışın kalıcılığını temin etmek ve barış içerisinde yaşamanın yollarını aramak olmuştur.
KKTC’nin varlığı ve Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarları göz ardı edilerek bir çözüme ulaşılması mümkün değildir. Fakat maalesef Ada’nın güneyinde kendini Kıbrıs’ın tek sahibi ve hakimi olarak gören zihniyet, varlığını halen sürdürmektedir. Ana vatan Türkiye, Kıbrıs Türklerinin varlığının, refahının ve güvenliğinin daima garantörü olacaktır. Kıbrıs Türklerine yönelik gayriinsani ve hukuk dışı ambargonun kaldırılması; Ada’da Kıbrıs Türkleri için eşit uluslararası statünün ve eşit egemenliğin teyit edilmesi için gayretimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında yayımlanan bu kitap aracılığıyla, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden tüm dünyaya yaptığım tarihi çağrıyı tekrarlamak istiyorum: ‘Gelin Ada’daki gerçeklere daha fazla sırtınızı dönmeyin ve KKTC’yi bir an evvel tanıyın.’
Uluslararası toplumu, bunu kabullenerek KKTC’nin bağımsızlığını tanımaya, bu ülkeyle diplomatik, siyasi ve ekonomik bağlar kurmaya davet ediyoruz. Kıbrıs meselesinin Ada’daki gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması, oldukça mühimdir.”
Erdoğan, böylesine anlamlı bir yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan kitaba emeği geçenleri tebrik ederek, Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçikleri ve mücahitleri rahmetle, gazileri de şükranla andığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lefkoşa dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu.
“KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ”
Türkiye ile KKTC arasındaki sarsılmaz bağları bir kez daha vurguladıklarını ifade eden Erdoğan, “Bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkünün yanındayız.” dedi. İktidar ve muhalefet olarak verdikleri birlik, beraberlik ve dayanışma tablosunun kıymetli olduğundan bahseden Erdoğan, “Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası, kırmızı çizgisi olduğu böylece anlaşılmıştır. Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez.” ifadelerini kullandı.
“Her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını açıkçası mümkün görmüyoruz.” diye konuşan Erdoğan, “1974 Barış Harekatı’yla kurduğumuz, 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanıyla tahkim ettiğimiz kazanımları, tüm dünyada tanınan Kıbrıs Türk Devleti ile taçlandıracağız.” dedi.
Erdoğan, emeklilik sisteminin değiştiği iddialarına da açıklamalarda bulundu.
YUNANİSTAN SAVUNMA BAKANI’NA SERT TEPKİ: DAHA DENSİZ EDEP DIŞI BİR İFADE OLAMAZ
SORU- Yunan Savunma Bakanının açıklamalarıyla ilgili konuştunuz. Hem Türk askeri hem Türkiye’yle ilgili ‘Ada’da işgalci’ ifadelerini kullandı. Yakın zamanda Yunanistan ile ısınmaya, normalleşmeye başlayan ilişkiler vardı. Bu açıklamalar Türk-Yunan ilişkilerini tekrar soğuma noktasına getirebilecek düzeyde mi?
Zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit oluyoruz. Biz Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir. O tarihte Kıbrıs’ta hem Rum kesimi hem Yunanistan’daki darbeciler tarafından başlatılan soykırıma Türkiye, net ve keskin bir son vermek için bu harekatı yapmıştır. Yani uluslararası hukukun bize tanıdığı garantörlük hakkı kapsamında bu müdahale yapılmıştır. Türk askeri düşmanına bile zulmetmeyen ama mazlumun hakkını asla çiğnetmeyen şanlı bir maziye sahiptir. Aynı anlayışla bugün de gelecekte de hareket etmeye devam edecektir. Bilsinler ki Mehmetçiğin ayak bastığı topraklarda işgal kültürü değil, huzur hakim olur. Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile konuştum. “Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız” dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi. Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki; farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz.
“ONLAR ASKERİ ÜS YAPIYOR, BİZ SİYASİ ÜS YAPIYORUZ”
SORU- KKTC Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, bir gün önce dikkat çekici bir açıklama yaptı. “Güney Kıbrıs, Yunanistan’la Larnaka kıyılarında bir deniz üssü inşa etme girişiminde. Amerika ve Avrupa Birliği ile anlaştıkları yönünde haberler çıkıyor. Bunlar yalanlanmadı” diyor. Dolayısıyla artık Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’yle anlaşılarak bir deniz üssü kurulmasının zamanı geldiğini söylüyor. Deniz ve hava üssü kurulması kısa zamanda söz konusu olur mu? Bu konuda adımlar atılacak mı? Diğer yandan Güney Kıbrıs’ı İsrail’in lojistik üs olarak kullandığına dönük haberlerde çok çıkıyor. Sayın Tatar da bunun Kıbrıs’ı, Ortadoğu’daki bazı büyük terör örgütlerinin hedefi haline getireceği yönünde uyarılarda bulundu. Bu tür bir gelişme konusunda Türkiye hangi adımlara atmayı düşünür?
Şu anda Ada’da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatı yapıyoruz. Onları bir göreyim, durum nedir dedim. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Allah nasip ederse en geç Kasım ayı ortalarında bitecek. Bu iki bina, başkanlık binasıyla parlamento binası bittiği zaman, yanında da oraya hizmet verecek gayet güzel bir mescit yapılıyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar. Adanın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’deki katliama ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzeyde yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğalgaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğalgazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara.
“ÇOK GÜÇLÜ TOHUMLAR ATTIK”
SORU- Türkiye, Barış Harekatı yaptığı zaman Türkiye’ye ambargolar uygulandı. Külliyedeki ilk veya ikinci 29 Ekim resepsiyonunda ‘uçaklarımıza tekerlek vermeyenlere karşı bizim de yapacaklarımız var’ demiştiniz. Aradan yıllar geçti. Şimdi, savunma sanayimiz var. Bu gelişmeyle ilgili bugün burada ne hissettiniz? Sizi duygulandıran bir şey oldu mu Türk savunma sanayinin geldiği noktayla ilgili?
Biliyorsunuz, uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas uçaklarımızın lastiklerini yapar hale geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu’nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA’lara kadar geldiğimiz nokta belli. Aselsan, Havelsan, Roketsan, tüm bunlar şu anda savunma sanayiinde dünyayla adeta yarış halinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz. Özellikle de şu anda Batı ülkeleri bizim insansız hava araçlarımızla ilgili sipariş üstüne sipariş veriyor. Ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğim. Ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık bizden bu tür taleplerde bulunması devranın nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim. Özellikle Amerika’daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye’nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan “ben yaparım” demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler.
“HEPSİNİN İNTİKAMINI ALIYORUZ”
SORU- Milli Savunma Bakanlığı uzun süredir “kilit kapanıyor” başlığıyla Kuzey Irak’a ilişkin operasyonları paylaşıyor. Siz de dönem dönem Irak’ın kuzeyinde PKK varlığının tamamen bitirileceğini belirttiniz. Bu konuda neredeyiz? Bu yaz döneminde bu iş biter mi, ne dersiniz?
Terörle mücadele bir matematik olayı değil. İki kere iki dört diyemezsiniz. Örneğin Pençe Kilit Harekat bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız. Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.
İSRAİL’İN GAZZE SALDIRILARI
SORU- Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’i işgalci ilan etti, işgal ettiği toprakları terk etmesini söyledi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun sonuçları ne olur? Bugünden sonra süreci nasıl etkiler?
Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail’i tazminata mahkum etti. Miktarını henüz açıklamadılar. İsrail zaten bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararların hiçbirini uygulamadı. Çünkü yanında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Batı var. Biz şu anda Uluslararası Adalet Divanı’na karşı dünyanın değişik birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. İspanya’nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya’nın, Norveç’in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir. İsrail’e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değildir. İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Umarım bu karar ve bundan önce alınan ve İsrail tarafından uygulanmayan kararlar uluslararası toplumda bir uyanışı beraberinde getirir. Filistinlilerin acılarına alışmamalı, onların durumunu olağan görmemeliyiz. Her yeni günde daha çok artan bir tonda sesimizi zulme karşı yükseltmeliyiz. Bu bizim insani görevimiz, tarihe borcumuzdur. Bugün takınılan ya da takınılmayan her tavır tarihe geçmektedir. Herkesi tarihin doğru tarafında durmaya bir kez daha davet ediyorum.
“İSRAİL’İN COĞRAFYAMIZI KENDİ KARANLIĞINA ÇEKİP BÖLGEYİ YANGIN YERİNE ÇEVİRME İSTEĞİ ORTADADIR”
SORU- İsrail’in Gazze hattındaki soykırımı, saldırıları devam ediyor. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri’nde bir başkanlık seçimi var. Amerika’da başkanlık seçimlerinin nasıl sonuçlanacağı, İsrail’in Gazze politikalarını etkiler mi? Ek olarak da şunu sormak istiyorum, siz sürekli İsrail’in savaşı bölgeye yaymak istediğini söylüyorsunuz. İsrail bunu niye yapmak istiyor? Orta Doğu’yu ateşe atacak olan bu savaşı tüm bölgeye yayma girişimleri İsrail’in, engellenebilir mi? Nasıl engellenir?
Bu konuyla ilgili olarak İsrail, 1947’de ne yaptıysa şimdi de aynısını yapıyor, değişen bir şey yok. Tüm mesele İsrail’in bu davranışlarına karşı haktan yana olanlar, adaletten yana olanların el ele verip bu Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararın yanında herkesin yer almasını sağlamaktır. Bu oyunu ancak, böylesi bir duruşla bozarız. Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması, katil Netanyahu’ya ve beraberindekilere verdiği desteği çekmesi şarttır. İsrail’in coğrafyamızı kendi karanlığına çekip bölgeyi yangın yerine çevirme isteği ortadadır. Gazze’de onca zulme rağmen hedeflerine ulaşamamanın hıncı ile hareket etmektedir. Uluslararası toplumun bir ve kararlı karşı koyuşu İsrail’in en istemediği şeydir. İsrail zulmüne karşı birleşmeli ve onları uluslararası hukuka uymaya zorlamalıyız. Bu sayede sadece Gazze ya da Filistin değil, ateş çemberine dönmüş bölgemiz de büyük çatışmaların içine çekilmekten kurtulur.
ABD’DEKİ BAŞKANLIK SEÇİMLERİ
SORU: “Trump zaten daha önce bir dönem görev yaptı ve siz onunla çalıştınız. Sonrasında da Biden seçildi ve onunla da bir süre çalıştınız. Şimdi Trump’ın yeniden anketlerde önde gittiğini görüyoruz, ki siz de kendisiyle görüştünüz. Türkiye-Amerika ilişkileri bağlamında önümüzdeki süreçle ilgili, Türkiye için iyi günler gelecek ifadesi kullandığınız için soruyorum. Daha iyisini bekliyor muyuz bugünkünden?
Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da “Trump’la bir akşam yemeği yiyeceğiz” dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban’ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. “Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor’un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil” dediler. Sayın Orban malum Moskova’ya gitti, eleştirdiler. Çin’e gitti aynı şekilde eleştirdiler. Ardından Şuşa’daki toplantıya katıldı, eleştirdiler. Şimdi de Macaristan’ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız, bunun hesabı içindeler. Bize de düşen şu anda sabır. Bu sabırla birlikte de inşallah gereğini vakti saati geldiğinde birlikte yaparız. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız.
BİLİŞİM KRİZİ
SORU- Geçtiğimiz gün dünyanın büyük bir bölümü şu ana kadar tarihin en büyük bilişim krizi olarak görülen sorundan etkilendi. Biz de etkilendik. Bazı uçuşlarda aksaklıklar yaşandı, bazı bankalardan para çekilemedi. Haliyle o saatlerde hepimiz kaygılandık, korktuk ve milli ve yerli yazılımın önemini bir kez daha anlatmış olduk. Neredeyiz bu konuda Türkiye olarak güvende hissetmeli miyiz?
Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Arkadaşlar, Türk Hava Yolları’nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Şu anda işlerimiz ufak tefek aksamalarla yürüyor. Yani dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, vatandaşlarımızı mağdur etmeden atıyoruz.
EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI
SORU- Meclisin tatil öncesi görüştüğü en önemli düzenlemelerden biri vergi adımları ve en düşük emekli maaşının 12 bin 500 liraya yükseltilmesine yönelik düzenleme oldu. Basına yansıyan bazı haberler var emeklilik sisteminde köklü değişiklik içeren yeni bir hazırlık yapılıyor diye. Bu konuyla ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkanlar nispetinde yapıyoruz. Eldeki imkanlar dahilinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Engelleri aşmayı kendimize şiar edinmiş bir iktidar olarak sürekli tüm vatandaşlarımızın refahını artırmak için sürekli yeni yol haritaları oluşturuyoruz. Ekonomik istikrardan taviz vermeden, popülizm tuzaklarına düşmeden en rasyonel adımı nasıl atarız anlayışı içinde hareket ediyoruz. Aslında Grup Başkanımız Abdullah Güler gerekli açıklamaları yaptı. En düşük emekli maaşının 12 bin 500 lira olacağını açıkladı. Bütün bunlara rağmen muhalefet bakıyorsunuz, düşünmeden, görüşmeden, konuşmadan “asgari ücret 17 bin” diyor. Bunların sırtında maalesef küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz. Nasıl bu işi ekonomik dengeleri bozmayacak biçimde götürürüz? Buna bakıyoruz, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Onun için de yeni yasama döneminde inşallah bu konuyu gündeme alacağız. O şekilde de yola devam edeceğiz. Grup başkanımız ne açıkladıysa gündemimizde o konular var, gerisi söylentiden ibaret.
]]>İstanbul’da yaşayan 4 yaşındaki Abdullah Majzoub, bir yaşından beri, tekrar eden öksürük, ateş ve nefes darlığı şikayeti ile sürekli hastanelik oluyordu. Çocuk defalarca zatürree tedavisi gördü, durumu düzelmedi. Bir süre sonra şikayetleri için alerjik astım tedavisi görmeye başladı.
3 yıl boyunca torba torba ilaç kullanmak zorunda kalan Abdullah’ın nefes darlığı ve öksürük şikayeti nüksedince ailesi Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Acil Servisi’ne götürdü. Çekilen röntgen ve tomografisinde, sağ akciğerin neredeyse yarısının tamamen çökmüş olduğu görüldü.
Çocuk Cerrahi hekimlerinin dikkati sayesinde, yıllar önce yabancı cisim yuttuğu anlaşılan çocuğun 3 yıl boyunca nefes borusunda karpuz çekirdeği ile yaşadığı anlaşıldı. Küçük Abdullah, girişimsel bir işlem olan bronkoskopi ile ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşturuldu.
Doktorları, nefes borusunda bu kadar uzun süre yabancı cisimle yaşayan bir hastanın, “ameliyata gerek kalmadan” tedavi edilebilmesinin literatürde nadiren görüldüğünü, bu vakanın kendilerini de şaşkına çevirdiğini kaydetti.

İstanbul Bağcılar’da yaşayan Maryam Majzoub’un en küçük çocuğu Abdullah (4), henüz bir yaşındayken kardeşiyle karpuz yedikten sonra öksürmeye başlaması üzerine acile götürüldü. Yapılan tetkiklerinde her şey normal çıktı ve üst solunum yolu enfeksiyonu düşünülerek taburcu edildi. Fakat anne Maryam Majzoub, bu olaydan sonra sık sık hastalanan oğlunu sürekli hastaneye götürmek zorunda kaldı. Küçük çocuk defalarca zatürre tedavisi gördü, durumu düzelmedi. Bir süre sonra nefes darlığı nedeniyle alerjik astım tedavisi uygulandı.
3 yıl boyunca pek çok ilaç kullanmak zorunda kalan Abdullah’ın nefes darlığı geçtiğimiz günlerde nüksedince, ailesi bu kez Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Acil Servisine başvurdu. Sağ akciğerin neredeyse yarısının sıvıyla dolduğu anlaşılınca, Çocuk Cerrahi Kliniği’nin de görüşüne başvuruldu. Hekimlerin dikkati sayesinde çekilen tomografi sonrası, küçük Abdullah’ın nefes borusuna yıllar önce yabancı cisim kaçtığı anlaşıldı. 3 yıl boyunca nefes borusunda karpuz çekirdeği ile yaşayan Abdullah, üzerinden bu kadar uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, girişimsel bir işlem olan bronkoskopi ile ameliyata dahi gerek kalmadan sağlığına kavuşturuldu.
Çocuk Cerrahi Kliniği’nden Opr. Dr. Mehmet Çakmak ile Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Eres, nefes borusunda bu kadar uzun süre yabancı cisimle yaşayan bir hastanın, “ameliyata gerek kalmadan” tedavi edilebilmesinin literatürde nadiren görüldüğünü, bu vakanın kendilerini de şaşkına çevirdiğini kaydetti.

HASTA ÖYKÜSÜNDE ÜÇ YIL GERİYE GİDİNCE GERÇEK ORTAYA ÇIKTI
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Cerrahi Kliniği’nden Opr. Dr. Mehmet Çakmak, “Acil servisteki doktor arkadaşlarımızın muayenesi sonrası çekilen akciğer röntgeninde, sağ alt bölgede sıvı birikimi nedeniyle bize danıştılar. Hastanın öyküsünü annesinden tekrar dinlediğimizde, şikayetlerinin 1 yaşında kardeşleriyle otururken karpuz çekirdeğini ağzına götürmesi sonrası başladığını öğrendik. O zaman çekilen akciğer röntgeninde herhangi bir patolojik bulguya rastlanmayınca, 3 yıl boyunca semptomlarının ara ara iyileşmesi nedeniyle de daha çok astım, bronşit pnömoni gibi teşhisler düşünülmüş ve buna yönelik tedaviler verilmiş. Çünkü normalde yabancı cisim aspirasyonlarında, semptomlar gerilemez. Biz, annesinin verdiği öyküyü dinleyince tomografi çektik ve sağ akciğer alt bölgeyi havalandıran bronşun, bir yabancı cisimle tıkalı olduğunu tespit ettik. Yaptığımız bronkoskopide bir karpuz çekirdeğine rastladık ve işlem esnasında karpuz çekirdeğini çıkardık” dedi.

“EN ÇOK FINDIK ÇIKARIYORUZ, EN TEHLİKELİSİ LEBLEBİ”
Dr. Çakmak, kendilerini en çok, bu kadar uzun süre geçmiş olmasına rağmen karpuz çekirdeğinin nefes borusunda mukoza tabakasının içine gömülmeden kalabilmiş olmasının şaşırttığına değinerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü üzerinden uzun süre geçmiş yabancı cisim aspirasyonlarında, vücut bir nevi kamufle edebilmek adına, yabancı cismin mukoza tabakasının altına gömülmesine sebep olur. O bölgedeki akciğer lobu atelektazi dediğimiz çökmeye doğru ilerlemişti. Eğer cismi çıkarmasaydık, o akciğer lobu tamamen söner ve kullanılamaz hale gelirdi. Biz yabancı cisim aspirasyonlarında en çok kuruyemiş ve fındık çıkarıyoruz. Kuruyemişlerin yüzde 70-80’ini fındık oluşturuyor. Bronkoskopide bizi en fazla zorlayan yabancı cisim ise leblebi tarzı şişen ve ilerleyici tıkanıklığa sebep olan kuruyemişler. Bunlar kolaylıkla parçalanıyor, soluk borusuyla akciğerin çeşitli dallarına yayılabiliyor. O da işlemin uzamasına sebep oluyor. Bir hastamızın sağ soluk borusundan iki tane beton çivisi çıkarmıştık. Yine yakalara takılan çengelli iğnelerin aspirasyonu oldukça riskli. Ayrıca toplumumuzda yaygın olarak kullanılan ve diş ağrısını geçireceğine inanılan kehribar kolyesi de bebekler için oldukça tehlikeli. Biz, Çam ve Sakura Çocuk Cerrahisi Kliniği olarak Avrupa yakasında oldukça fazla hastaya bronkoskopi yapıyoruz. Çeşitli kongrelerde de yayınladığımız çalışmalarda, aile öyküsünde yabancı cisim aspirasyonu şüpheli hastaların yaklaşık yüzde 90’ında sonuç pozitif çıkıyor. O nedenle ailenin dikkati burada çok önemli.”
ÖZELLİKLE 1-3 YAŞ ARASI BEBEKLERE DİKKAT!
Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Eres ise çocuklarda yabancı cisim aspirasyonlarının özellikle fındık fıstık gibi yiyeceklerin, küçük oyuncak parçalarının, boncukların soluk borusuna kaçmasıyla oluştuğunu anlatarak, “Çocuklarda çok ciddi solunum sıkıntılarına yol açabilir. 1-3 yaş arasında çok sık görüyoruz. Bu yaş grubunda ölüme sebep olabilen kazaların yüzde 7’si bu nedenle gerçekleşiyor. Kısmi tıkanıklıklarda çocukta nefes darlığı, öksürük, birden morarma, bilinç kaybı, olabilir. Belirgin öyküsü olan çocuklarda acil servise başvuruluyor ve bronkoskopi ile rahatlıkla tedavi edilebiliyor. Ama öyküyü tam veremeyen ailelerde, yabancı cisim aspirasyonu düşünülmediği için, görüntülemede de çıkmadıysa, bu çocuklar uzun süre diğer tanılarla izlenebiliyor. Bu da süreci uzatıyor.” dedi.

“AMELİYATA GEREK KALMADAN TEDAVİ EDİLEBİLDİ”
Ailelerin çocuğun boğazına bir şey kaçtığında ağır bir belirti yoksa ilk başta durumu önemsemeyebildiğine dikkat çeken Dr. Eres, “Çocuklarının başına geldiğinde acil servise başvurmakta da gecikiyorlar ya da hastalar bazen acil serviste akciğer filmleri çekiliyor, solunum bulgularına bakılıyor, muayeneleri yapılıyor, her şey normal çıkıyor. Nefes sıkıntısı da olmayınca, aile de bu yönde bir öykü vermediyse; atlanabiliyor. Oysa tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, geçmeyen hırıltı, tedaviye yanıt vermeyen astım bulguları varsa, aileler geçmişe yönelik düşünmeli ve o konuda bilgi vermeli. Geçmeyen öksürüklerde, tedaviye yanıt alınamayan astım olgularında bronkoskopi yapılarak yabancı cisim aspirasyonu ve diğer organik patolojiler ekarte edilmeli. Bizim vakamızda da 3 yıl geçmiş, Çocuk Cerrahisi ekibini kutlamak gerekiyor gerçekten. Çünkü 3 yıllık bir geçmişi olan çekirdek parçasını o doku içerisinden seçip çıkarmak, ameliyata gerek kalmadan hastayı tedavi edebilmek gerçekten çok zor bir işlem.ö Anne Maryam Majzoub da ilk kez 3 yıl önce öksürük şikayetiyle doktora gittiklerini, ancak akciğer filmleri temiz çıkınca enfeksiyon sanıldığını, oğlunun öksürüğünün hiç geçmediğini söyledi ve “Ateş oluyordu sürekli. Daha sonra bir doktor astım teşhisi koydu. Torba torba ilaç kullandık ama hiçbir fayda görmedik. Geçen hafta yine şikayetleri artınca buraya geldik. Acile başvurduk. Sonra Çocuk Cerrahi ekibi gördü bizi ve çekirdek kaçtığını buldular” ifadelerini kullandı.
En düşük emekli aylığı 12 bin 500 liraya çıkarılacak
Bu teklife göre en düşük emekli aylığı 12 bin 500 liraya çıkarılacak. Vergi aslı uzlaşma kapsamından çıkarılacak; günlük hasılat tutarlarının ortalaması alınarak mükelleflerin aylık ve yıllık hasılat tutarları tespit edilecek.
Altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli madenler borsa rayici ile değerlenecek.
Kredi kartı, banka kartı, ön ödemeli kart, karekod, elektronik cüzdan ve benzeri ödeme araçlarıyla gerçekleştirilen tahsilatların, kendi mükellefiyeti adına kayıtlı olmayan ödeme sistemleri veya cihazları aracılığıyla yapılması durumunda tahsilatı yapan mükelleflere ve kendi adına kayıtlı olan bu sistem veya cihazları kullandıranlara ayrı ayrı her bir işlem için belirlenen özel usulsüzlük cezasının 3 katı ceza uygulanacak.
Yabancı devlet kurum ve kuruluşları tarafından deprem nedeniyle yapılacak yardımlara KDV istisnası sağlanacak.
Yurt dışına çıkış yapan vatandaşlardan çıkış başına alınacak harç tutarı 500 liraya yükseltilecek.
Kamu görevlileri sendikasının kurulu olduğu hizmet kolunda sendika üyesi olabilecek toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 1’ini sendika üyesi kaydeden kamu görevlileri sendikalarına üye olup aylık ve ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine, aylık veya ücretleriyle birlikte aylık 707 gösterge rakamının, memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda toplu sözleşme ikramiyesi ödenecek. Toplu sözleşme ikramiyesi ödenen kamu görevlilerine ayrıca toplu sözleşme desteği yapılmayacak.
9. Yargı Paketi Genel Kurula geliyor
Ayrıca Genel Kurul, kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni ele alacak.
Bu teklife göre de Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılacak.
Hakim ve Savcı Yardımcılığı Mülakatı’na çağrılacak aday sayısında değişiklik yapılacak, ilan edilen kadro sayısının bir katı fazlası aday, mülakata çağrılacak.
Buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirlenecek.
Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alacak. Kadın evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilecek. Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki kocasının soyadından oluşuyorsa, kadın bu soyadlarından sadece birisini evleneceği kocasının soyadının önünde kullanabilecek.
Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak önödeme kapsamına alınacak.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecek.
Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek. Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek.
Genel Kurulda, vergi ve sosyal güvenlik alanına ilişkin kanun teklifi ile 9. Yargı Paketi’nin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından daha önce görüşülmesi ertelenen Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine devam edilmesi bekleniyor.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin teklifin komisyon süreci devam edecek
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, sahipsiz hayvanlara ilişkin düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edecek.
Teklife göre, saldırgan olan, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan veya sahiplenilmesi yasak olan hayvanlara yerel yönetimlerce “ötanazi” yapılacak.
Rehabilite edilen hayvanlar sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırılacak, Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
Başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
Yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek, sahipli hayvanlarını terk edenlere yönelik idari para cezası 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak.
Kedi ve köpek sahiplerinin, hayvanlarını 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemiyle kayıt altına aldırmaları zorunlu olacak.
Tüketicilerin korunmasına yönelik kanun teklifinin komisyon görüşmeleri başlıyor
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlanacak.
Bu teklife göre de kredi veren ile tüketiciler arasındaki sözleşmelerin şekil şartı, bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve tüketici kimliğinin doğrulanmasını içeren yöntemler yoluyla kurulabilmesine imkan sağlanacak.
Doğrudan satış sistemine ilişkin hususlar düzenlenerek, tarafların hak ve yükümlülükleri belirgin hale getirilecek. Uzlaşma müessesesinin ticari reklam ve haksız ticari uygulamalara ilişkin hükümler için de uygulanmasına imkan tanınacak.
Yurt içinde yerleşik pazar yerlerinin rekabet gücünün artırılarak yurt dışı menşeli pazar yerlerine karşı korunması, istihdam seviyesinin artırılması ve ihracat artışına hız kazandırılarak daha çok işletmenin ihracata yönelmesinin sağlanması amacıyla destekleyici tedbirler alınacak.
İhtisas komisyonları gündemi
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu, “kolluk uygulamaları ve insan haklarının korunması” konusunda bilgilendirecek.
Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan Türkiye’de Finansal Okuryazarlığın Yaygınlaştırılması ve Düzeyinin Artırılması Alt Komisyonu ilk toplantısını yapacak. Komisyonda başkan seçilecek, çalışma takvimi belirlenecek.
Salı ve çarşamba günleri, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak.
]]>Teknopark Ankara’da saha ve trafik güvenliği alanlarında faaliyet gösteren MESAN Elektronik Sanayi Ticaret AŞ, güvenlik güçleriyle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına kritik görevlere yönelik cihaz ve sistemler sağlıyor.
AR-GE çalışmalarıyla yurt dışından temin edilen çeşitli cihaz ve ekipmanlara daha gelişmiş yerli alternatifler geliştiren MESAN, yurt içindeki ihtiyacı karşılamaya devam ederken, ihracat gerçekleştirdi ve geliştirdiği çözümü patentle tescilledi.
MESAN Genel Müdürü Mustafa Ünlü, Medar MTS’nin LiDAR (lazer) tabanlı bir mobil hız tespit sistemi olduğunu ve araç üzerinde, yol kenarında tripod üzerinde ya da bir direk üzerinde kullanılabildiğini söyledi.
3 YILDIR 81 İLDE AKTİF KULLANILIYOR
2020 öncesine kadar Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığına doppler tabanlı hız tespit sistemleri temin ettiklerini belirten Ünlü, teknoloji ilerledikçe LiDAR tabanlı sistemlere geçişin gündeme geldiğini ve ihtiyaç oluşturduğunu dile getirdi.
AR-GE faaliyetlerini bu çerçevede ilerletip LiDAR tabanlı bir mobil hız tespit geliştirdiklerini anlatan Ünlü, 3 yıllık AR-GE çalışması sonucu Jandarma Genel Komutanlığı trafik timleri için yeni tip hız tespit sistemini geliştirdiklerini belirtti. Ünlü, ardından onaylanan sistemin seri üretimine geçilerek Jandarma Genel Komutanlığına teslim edildiğini ve bugün itibarıyla ürünün 3 yılı aşkın süredir 81 ilde aktif olarak kullanıldığını vurguladı.
Son dönemde LiDAR teknolojisinin öne çıktığına işaret eden Ünlü, şöyle konuştu:
“Hem donanımsal anlamda önü çok açık, hem de yazılımsal anlamda vermiş olduğu keskin verilerle, geliştirme anlamında size çok fazla iş yapabilmenizi sağlıyor. Trafik sektöründe de çok ciddi anlamda kullanılabilir hale geldi. Özellikle global oyunculara da baktığınız zaman doppler tabanlı çalışan sistemlerin üretici ve geliştiricilerinin yüzde 80’e yakınının LiDAR teknolojisine geçmiş durumda olduğu ve tüm yatırımların da buraya odaklandığı görülüyor.
NEDEN LİDAR?
Hız tespit uygulamasında yol kenarına tripod üzerine ya da araç üzerine sistemi monte ettiğinizde 4-5 şeritli bir yola baktığınız zaman yoğun trafikte araç kaçırılmaması gerekli. Trafikte hayalet okumaların önüne geçilmesi şart, yani araç geçmediği halde yol kenarında bir levha veya bir bileşen rüzgardan dolayı salınım yapıyorsa araç gibi yansıma almamanız gerekli. Tampon tampona trafikte araçları birbirinden ayırt edebilmeniz şart. Büyük bir sinyal kümesi içerisinden her hedefi doğru şekilde ayırt etmek ve bu sorunları klasik doppler çözümleriyle bertaraf etmek zordur. Ancak LiDAR ile nokta atışı yaparsanız ki bizim sistemimiz bu yaklaşımla çalışıyor; yolu örümcek ağı gibi sarıyoruz; bu sayede araçları birbirinden rahatlıkla ayırıyor ve yanlış okumaların/araç kaçırmaların önüne geçiyoruz. Biz bu sebeple LiDAR teknolojisini tercih ettik.”
Mustafa Ünlü, ana hedeflerinden birinin ihracat olduğunu, buna da yurt içindeki projelerin vesile olduğunu söyledi. Jandarma Genel Komutanlığına 300 sistem teslim ettiklerini belirten Ünlü, sahadan gelen geri dönüşlerle sistemi sürekli geliştirdiklerini, ilave edilmesi gereken unsurları sisteme kazandırdıklarını ifade etti. Ünlü, bu sayede sistemin anlık hız tespiti yanında plaka tanıma gerçekleştirip, merkezde araç sorgulamalarını yapıp aranan araç uyarısının tekrar ekibe aktarabilir hale gelmesini sağladığını belirtti.
Sistemi rakiplerinden ayıran bir özelliğin de detaylı araç sınıflaması yapabilir hale gelmesi olduğunu anlatan Ünlü, başlangıçta 2 olan araç sınıflandırmasının 5’e çıktığını ve bu sayede şerit ihlalini de tespit etme imkanına kavuştuklarını kaydetti. Ünlü, “LiDAR teknolojisiyle hem araç sınıflarını hem şeridi hem de araç hızlarını çok keskin şekilde oluşturabiliyoruz. Dolayısıyla bütün bu verileri harmanlayıp farklı farklı uygulamaları da yapabilir hale geldik. Yani tek bir sistemle plaka tanıma, şerit ihlali tespiti yapabildiğiniz, trafik istatistik raporları oluşturabildiğiniz, anlık hız tespiti gerçekleştirebildiğiniz bir çözüm oluşturduk.” değerlendirmesini yaptı.
ABD VE BAE’DEN BİZE SATIN TALEBİ
“Milli ve özgün mobil hız tespit sistemiz Medar MTS bu kapsamında ülkemizin ilk ve tek patente sahip çözümü oldu.” diyen Ünlü şu ifadeleri kullandı;
“Amerika kıtası ve Hollanda’daki büyük trafik güvenliği fuarlarında boy gösterdik. Çok ciddi talepler aldık, beklediğimiz üzerinde bir ilgi gördük. Çünkü market bazı global oyuncular tarafından penetre edilmiş durumda ve kullanıcılar artık oradan farklı ve yenilikçi sistemlere yönelmek istiyorlar. Rakip ürünlerin fiyatları çok yüksek, bu tip firmalar zaten satış yaptıkları için ürünlerine yenilikçi özellikler katmayı pek tercih etmiyorlar. Bizim gibi yenilikçi firmalar orada yeni sistemlerle, yeni teknolojilerle yer aldığında çok ilgi çekiyor. Bu faaliyetler ve yurt dışı pazarlama çalışmaları sonucu 3 ülkeye ihracat yaptık. Şu an 7 farklı son kullanıcı tarafından ülkemizle birlikte 4 ülkede ürünlerimiz kullanılıyor. Yeni pazarlara da açılıyoruz. İnşallah yakın zamanda da haberlerini vereceğiz. Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri ve bir Türk cumhuriyeti ülkesine satış yaptık.”
Trafik güvenliği alanında ürün gamını genişletmeye yönelik AR-GE çalışmaları bulunduğunu, 2025 yılında 2 yeni ürünü duyurmayı planladıklarını aktaran Ünlü, bunlardan birinin istatistik tabanlı diğerinin ise yine özel konseptte hız tespiti ve güvenlik amaçlı olacağını belirtti.
Yurt dışı pazar payını artırmak için ciddi çaba sarf ettiklerini vurgulayan Ünlü, sözlerini, “Yurt içinde ise Jandarma Genel Komutanlığı gerçekten oldukça vizyoner bir yaklaşımla avantajları ve günümüz teknolojisini takip ederek LiDAR tabanlı mobil hız tespit sistemine geçme kararı verdi. Benzer şekilde önemli hedeflerimiz arasın Emniyet Genel Müdürlüğümüze de kendi sistemlerimizi kazandırmak istiyoruz. Bunun için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. HAB bölgesinde 11 bin metrekare alan içinde kurduğumuz yeni tesisimiz ile bölge gücü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.” diye tamamladı.
]]>Nar, “Uluslararası insanlık tarihine mal olmuş bir kültürel kavramın herhangi bir şirketin uhdesinde kalmamasını sağlamanın hukuki yolunu şu an açmış oluyoruz. Marka tescilini gerçekleştireceğiz” dedi.

Güzelyalı semtinde ikinci el kitap satan 16 yıllık sahaf Ümit Nar, 30 Aralık 2021’de ‘Hermes Sahaf’ olan iş yerinin ismini tescil ettirmek amacıyla Türk Patent Kurumu’na başvurdu. Sahaflar Derneği Başkanı da olan Nar, tescil talebi için beklemeye başladı. Fransız lüks moda markası Hermes’in Türkiye’deki avukatları, ticari isim ihlali iddiasıyla itirazda bulundu. Türk Patent Kurumu da Nar’ın talebi reddetti. Bunun üzerine Nar, Türk Patent Kurumu’nun kararıyla Fransız lüks moda markası Hermes’e karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Davanın 3’üncü duruşması, 29 Haziran’da görüldü. Mahkeme, Türk Patent Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun Nar’ın ‘Hermes’ ismini kullanmasını engelleyen kararını istinaf yolu açık olmak üzere iptal etti.
‘MAHKEME BENİ HAKLI BULDU’
2008 yılından bu yana sahaflık yaptığını belirten Ümit Nar, Hermes’in sanatçıları koruyan ve insanlarla tanrılar arasında habercilik yapan bir karakter olduğunu söyledi. Nar, “2021 yılının son günlerinde ‘Hermes Sahaf’ markasını tescil ettirmek için patent kurumuna başvurdum. Süreç işledi. İki sene boyunca karşı tarafın avukatları tarafından itirazlar oldu. Patent Kurumu’nun Yüksek İstişare Kurulu, avukatlık bürosunun itiraz ettiği 4 başlıktan 3’ünde beni, 1’inde onları haklı buldu. Haklı buldukları bir nokta benzerlik, karıştırma konusuydu. Oysaki böyle bir benzerlik ya da karıştırma olması mümkün değil. Bizde Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde Ankara’da dava açtık. Dava 1 yıldır görülüyordu. 3’üncü duruşma, 29 Haziran günü yapıldı. Mahkeme beni haklı buldu ve marka tescilimin yolunu açtı” diye konuştu.

‘ÇOK BÜYÜK BİR KAZANIM’
Marka tescilini almaları için artık önlerinde bir engel kalmadığına dikkati çeken Nar, “Uluslararası insanlık tarihine mal olmuş bir kültürel kavramın herhangi bir şirketin uhdesinde kalmamasını sağlamanın hukuki yolunu şu an açmış oluyoruz. Marka tescilini gerçekleştireceğiz” dedi. Karşısındaki firmaya marka devi olarak bakmadığını dile getiren Nar, “Elbette büyük, hacimli firma ama bundan 100 sene sonra o firma olmayabilir. Belki 100 sene sonra ben olabilirim. Dünyadaki ekonomik hareketlerin bu kadar kaygan bir zeminde olduğu yerde, bir markayı sanki dünyanın yaratıldığından beri varmış ve sonsuza kadar var olacakmış gibi değerlendirip, bütün bu marka haklarını o kişiye vermek zaten başlı başına yanlış. Ama bu büyük markalar için tanınmış ‘marka’ diye statü var. Bu statü yerel esnafın, küçük esnafın kendi topraklarımıza ait kavramları kullanmasını engelleyen bir içerik taşıyor. Mahkeme kararının bunun değişmesi yolunda çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Çok büyük bir kazanım olduğunu düşünüyorum. Tam anlamıyla zafer değil, ama zafere giden yolda çok önemli bir kazanım. Mahkemenin kararı bana bu isim hakkını veriyor. Mahkemede onamış durumda” diye konuştu.
‘YARGI İÇTİHATLARININ ÖNÜNÜN AÇILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ’
Kararı bir zafer olarak değerlendiren Avukat Hasan Hilmi Güllü ise “İlk derece mahkemesi kararını açıkladı ve sonuç olarak başvurumuzun kısmen kabulü ile ‘Hermes Sahaf’ markamızın belirli hizmetlerde tescil edilerek kullanılabilmesine karar verdi. Bu kararı, küresel çapta faaliyet gösteren dev markaların ‘Kullanmayacaklarını bildikleri halde kendilerinin faaliyet göstermedikleri alanlarda diğer kişilerce yapılan marka tescillerine itiraz ederek söz konusu alanlarda faaliyet gösteren gerçek hizmet sahiplerinin markalarını tescil etmelerini önlemek’ şeklindeki uygulamaya ilk defa ‘dur’ denmiş olması anlamında bir zafer olarak değerlendiriyoruz. Bu öncü kararla bir dünya devinin marka tescil kurumunu amacından saptırarak, tescil müessesesinin ruhuna aykırı hareket etmesine kısmen de olsa ‘Dur’ denilmiştir. Bu karar sonrasında bu tarz dev markaların sürdüregeldikleri ‘agresif marka tescil politikaları’nı sınırlayacak yargı içtihatlarının önünün açılacağını düşünüyoruz” dedi.
Ev sahibi Erdoğan H.’nin kiracısından dairesinden çıkmasını istemesine başta olumsuz yanıt veren kiracısı daha sonra çıkacağını iletti. Yaşanan kavga sonrası taraflar karakolda birbirinden şikayetçi oldu. Karakoldaki işlerini bitirdikten sonra dairesine dönen ev sahibi Erdoğan H. gördüğü manzara karşısında şaşkına uğradı. Dairenin camının parçalandığını gören ev sahibi, daireye girdiğinde eşyaların boşaltıldığını ancak daireye çeşitli hasarlar verildiğini gördü. Evdeki ampullerin, duyların ve prizlerin söküldüğünü, duvarların ve mutfak tezgahının zarar gördüğünü, duş kabini ve fayansların kırıldığını gören ev sahibi aynı zamanda evde uzun zamandır atılmamış çöplerin bulunduğunu fark etti.
Başından geçen olayları anlatan Erdoğan H., “Kiracıdan ev kirasını istedik. ‘Vermiyorum’ dedi. ‘Evi boşaltıyorum, kirayı vermiyorum’ dedi. Karakolluk olduk. Karakola gittik, geldik evi bu hale sokmuş kendisi. 7 seneden beri kiracımdı. Daha öncesinde sorunlar yaşamıyorduk. 3 aydan beri sorunlar yaşamaya başladık. Evin kırığına, çıkığına bakmıyordu. Ben de ikaz ediyordum. Eve bak diye. Eve bakmıyordu. Kırığını, çıkığını ben yaptırıyordum. Kira ücretini cüzi bir para olarak veriyordu. ‘Kiraya zam yapalım’ dedik, ‘yapmıyorum da çıkmıyorum da’ dedi. 2 ay süre verdik. 2 ay sonra ‘çıkacağım’ dedi. 2 ay sonra çıktı. Çıkarken evi bu hale soktu” dedi.
“4-5 KİŞİ ÜZERİME YÜRÜDÜ”
Kiracısının akrabaları ve arkadaşlarıyla kendisine saldırdığını söyleyen Erdoğan H., “Kavga ettik. 1 ay önce sözlü bir tartışmamız oldu. En sonunda ‘kirayı da vermiyorum’ dedi. İçeride 1 aylık kira ücreti vardı. ‘Vermiyorum, alabilirsen al dedi kaba kuvvetle’ dedi. Üzerime 4-5 kişi yürüdü. Akrabaları, kardeşleri, arkadaşları, üzerime yürüdüler. Sonra karakolluk olduk. Memur beyler baktılar. İfademizi verdik. Sonra eve geldiğimde evi bu hale sokmuş. Camları kırmış. Mahkemeye verdik. Davacıyım ve evimin yapılmasını istiyorum. Şikâyetçiyim. Maddi hasarlar açtı. Artık hukuka başvuracağım” ifadelerini kullandı.
Ev sahibi bundan sonraki süreçte hukuki yollarla hakkını arayacağını dile getirdi.
Adalar’da hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30, nem oranı yüzde 89 iken, Arnavutköy’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,9, nem oranı yüzde 84 oldu.
Ataşehir’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,7, nem oranı yüzde 99’a ulaştı.
Avcılar’da hava sıcaklığı 25,7, hissedilen sıcaklık 28,3, nem oranı yüzde 83 olarak ölçüldü. Bağcılar’da hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 28,2, nem oranı yüzde 87’ye ulaştı.
Bahçelievler’de hava sıcaklığı 25,7, hissedilen sıcaklık 28,3, nem oranı yüzde 83 olurken, Bakırköy’de hava sıcaklığı 25,7, hissedilen sıcaklık 28,3, nem oranı yüzde 83 olarak kaydedildi.
Başakşehir’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,9 iken, nem oranı yüzde 84 olarak ölçüldü.

Bayrampaşa’da hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 28,2, nem oranı yüzde 87 olurken, Beşiktaş’ta hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 29,3 derece ve nem oranı yüzde 98’e ulaştı.
Beykoz’da ise hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,8 iken, nem oranı yüzde 80 olarak ölçüldü. Beylikdüzü’nde hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 29,4, nem oranı yüzde 89 olarak ölçüldü.
Beyoğlu’nda hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 39,3 iken, nem oranı yüzde 98’e ulaştı.
Büyükçekmece’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,8, nem oranı yüzde 94 olarak ölçüldü. Çatalca’da ise hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,4 iken, nem oranı yüzde 97’ye ulaştı.
Çekmeköy’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 22,3, nem oranı yüzde 85 olarak kaydedilirken, Esenler’de hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 28,2, nem oranı yüzde 87 olarak ölçüldü.
Esenyurt’ta hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,8 olurken, nem oranı yüzde 94 oldu.
Eyüpsultan’da hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,6 iken, nem oranı yüzde 86 olarak ölçüldü.
Fatih’te hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 26, nem oranı ise yüzde 92’yi buldu.
Gaziosmanpaşa ve Güngören’de hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 28,2, nem oranı da yüzde 88 ölçüldü.
Kadıköy’de hava sıcaklığı 26,8, hissedilen sıcaklık 30,8, nem oranı da yüzde 87 olarak kaydedilirken, Kağıthane’de hava sıcaklığı 25,3, hissedilen sıcaklık 29,1, nem oranı da yüzde 98’i buldu.
Kartal’da hava sıcaklığı 26,5, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı da yüzde 88 ölçüldü.
Küçükçekmece’de hava sıcaklığı 25,7, hissedilen sıcaklık 28,3, nem oranı yüzde 83 olarak ölçülürken, Maltepe’de hava sıcaklığı 26,5, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı da yüzde 88 oldu.
Pendik’te hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,1 iken, nem oranı yüzde 89 olarak ölçüldü.
Sancaktepe’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,2, nem oranı yüzde 89’a ulaştı.
Sarıyer’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,9, nem oranı ise yüzde 95 olarak kaydedildi.
Silivri’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,2 iken, nem oranı yüzde 96’ya ulaştı.
Sultanbeyli’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 29,4, nem oranı ise yüzde 89 olarak ölçüldü.
Sultangazi’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,2, nem oranı yüzde 89 oldu.
Şile’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,8, nem oranı da yüzde 80’i bulurken, Şişli’de hava sıcaklığı 25,4, hissedilen sıcaklık 29,3, nem oranı da yüzde 98’e ulaştı.
Tuzla’da hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,3, nem oranı da yüzde 88’i buldu.
Ümraniye’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,6 olmasına rağmen, nem oranı yüzde 99 ile rekor kırdı.
Üsküdar’da hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,8, nem oranı yüzde 86’ya ulaşırken, Zeytinburnu’nda hava sıcaklığı 25,7, hissedilen sıcaklık 28,3, nem oranı da yüzde 83’e ulaştı.
Megakentte genel hava sıcaklığı günün ilk saatlerinde 25,7, hissedilen sıcaklık 28,3 derece ve nem oranı yüzde 83’ü buldu.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Hüseyin Aydın, Tarım Kredi Marketler Genel Müdürü Orhan Kozan da Emine Erdoğan’a eşlik ederek, market hakkında bilgi verdi.
Marketin içine yerleştirilen geri dönüşüm otomatı hakkında çalışanlardan bilgi alan Erdoğan, vatandaşların kendi getirdikleri veya marketten satın alabilecekleri kaplarla deterjan, kuruyemiş, bakliyat, süt ve sıvı yağ gibi ürünleri dilediği miktarda, paketli ürünlere göre daha avantajlı fiyatlardan satın alabileceği reyonlarda incelemede bulundu.

DOLUM İSTASYONLARI HAKKINDA BİLGİ ALDI
Emine Erdoğan, tek kullanımlık ambalajların önüne geçerek atıkları en aza indirmeyi hedefleyen çamaşır, bulaşık deterjanı ve sıvı sabun “dolum istasyonunu” da inceleyerek, nasıl kullanıldığı hakkında bilgi aldı. Yüzde 70’e varan su tasarrufu sağlayan damla sulama sistemiyle üretilen meyve ve sebzelerin, “sisleme” sistemiyle gün boyu taze kalmasının sağlandığı reyonu da inceleyen Emine Erdoğan, bu sistemle atığın azaldığına dikkati çekti. Erdoğan, Anadolu’nun dört bir yanındaki kadınların üretime katılarak kendi ve ülke ekonomisine katkı sağlamasını destekleyen özel reyondaki kadın kooperatiflerinin ürünlerini dikkatle inceledi, ata tohumundan üretilen ürünlere de ilgi gösterdi.
Çölyak hastaları ile glütensiz beslenmeyi tercih edenlere yönelik temel gıda, atıştırmalık ve kahvaltılık kategorilerindeki çok sayıda ürünü de inceleyen Emine Erdoğan, organik bakliyat ürünlerinin konvansiyonel ürünlerle temasını önleyecek şekilde satışa sunularak, el değmeden paketleme imkanı sunan “bakliyat ve kuruyemiş çeşmesi” hakkında da bilgi aldı.

Kasalar da dahil hiçbir aşamada plastik poşetin kullanılmadığı marketin, hijyenik ve doğaya faydalı olduğunu belirten Erdoğan, market çalışanları ve alışverişe gelen vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Ziyaret esnasında Bakan Yumaklı, Emine Erdoğan’a, geçen günlerde hayata geçen, gıda işletmelerinin denetim durumunun tüketicilerce takip edilmesine imkan sağlayan karekod uygulaması hakkında bilgi verdi.
VATANDAŞLAR, TÜRKİYE GENELİNE YAYILMASINI İSTİYOR
Markete alışverişe gelenler, evlerinden getirdikleri şişe ve diğer kaplarla dolum noktalarından ürün satın alınabilmesini desteklediklerini ve marketin kurduğu sistemin Türkiye geneline yayılmasını istediklerini belirtti.
MARKETTE ENERJİ TASARRUFU DA SAĞLANIYOR
Satış alanlarında gün ışığına duyarlı, aydınlatma seviyesini ayarlayabilen led aydınlatmalarla enerji tasarrufu sağlanıyor. Kağıt etiket basımında kullanılan doğaya zararlı toner ve kartuş gibi ürünler yerine elektronik raf etiketleri kullanılıyor. Ayrıca, müşterilere talebi doğrultusunda alışveriş fişi SMS olarak gönderilerek, kağıt israfı önleniyor, böylece kağıt basımı için harcanacak enerjiden tasarruf edilmesine katkı sağlanıyor. Markette bulunan geri dönüşüm otomatlarıyla cam, metal, plastik ambalajlar geri kazanıma gönderiliyor.
Ambalaj iadesine ait depozito fişlerinin alışveriş ödemelerinde kullanılmasına imkan tanınarak, atıkların toplanmasına katkı sağlanıyor.

EMİNE ERDOĞAN’DAN ZİYARETE İLİŞKİN PAYLAŞIM
Emine Erdoğan, ziyarete ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.Türkiye’de bir ilk olarak Ankara’da hayata geçirilen, atıksız yaşam biçimini teşvik eden, “Tarım Kredi Sıfır Market”i ziyaret ettiğini belirten Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Geri dönüşüm otomatını ve dolum istasyonunu inceleyerek, ata tohumdan yetiştirilen ürünler ile kadın kooperatiflerimizin ürettiği ürünler hakkında bilgi aldım. Sıfır Atık felsefesinin, günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi için verilen bu çabanın, her çevre dostunun desteğiyle daha da anlam kazanacağına yürekten inanıyorum. Sadece bugünü değil, geleceği de düşünerek hayata geçirilen projenin ülke genelinde yaygınlaşmasını diliyor, emek verenlere teşekkür ediyorum.”

Konuşmasında “Merasimlerin en hayırlısındayız” diyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Hafızlık en hayırlı iş. Peygamber Efendimiz, ‘Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir’ diyor. En hayırlı insanların merasimi de en hayırlı merasimdir. Hayırlı, uğurlu olsun. Hafızlarımız eşrefi ümmet. Yani ümmetin en şereflileri. İnşallah ömrünüz boyunca Kuran’ı koruyacaksınız. Kuran da sizi koruyacak. Yüce Rabbimiz ayeti kerimesinde bu müjdeyi veriyor zaten. Rabbimiz, ‘Kuran’ı şüphesiz biz indirdik, onun muhafızı biziz’ buyuruyor ama Cenabıhak bazı kullarını vesile kılıyor. Bunlar hafızlardır. Bu ayeti kerimede Allah Teâlâ’nın Kuran’ı korumasına vesile kıldığı kimseler hafızlardır. Kur’an ilk indiğinde vahiy katipleri tarafından yazıldı. Sonra ezberlendi. İlk hafız peygamber efendimiz. Ashabı kiramdan binlerce hafız var. Günümüz kadar milyonlarca insan Kuranı Kerim’i hıfz etti. Bugün hıfız faaliyetleri dünyanın her yerinde devam etmekte” diye konuştu.

“ALLAH RESULÜ HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA’NIN VASİYETİ OMUZLARIMIZDA”
Kur’an’ın mucize olduğunu dile getiren Erbaş, “Kur’an-ı Kerim nüzulüyle, inişiyle, muhafazası, hıfzıyla, tilavetiyle mucize. Bu mucize kitapla ilgili yüce Rabbimiz, Hazreti Muhammed’e hitaben, ‘Kitabı sana insanların karanlıklardan aydınlığa çıkarasın diye indirdik’ diye buyuruyor. Peygamber Efendimiz, 23 sene boyunca elindeki en büyük mucize Kur’an-ı Kerim’le insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmaya çalıştı. 23 sene sonunda Arafat’ta bütün insanlığa bir vasiyette bulundu. Allah Resulü Hazreti Muhammed Mustafa’nın vasiyeti omuzlarımızda” şeklinde konuştu.

“PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİNE İTTİBA EDEREK İNSANLARI AYDINLATMAYA ÇALIŞACAĞIZ”
Hazreti Muhammed’in vasiyetini hatırlatan Erbaş, “Buyurdu ki ‘Size iki şeyi emanet bıraktım. Bu iki şeye sarıldığınız müddetçe yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ve peygamberinin sünnetidir’. İşte bu vasiyetle Kur’an ve sünnet bize emanet edildi. Nasıl ki Peygamber Efendimiz Kur’an’la insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmaya çalıştıysa biz de onun varisleri olarak Kur’an-ı Kerim’e sarılarak ve Peygamber Efendimizin sünnetine ittiba ederek insanları aydınlatmaya çalışacağız. Aşırılıklardan, hurafelerden uzak, mutedil orta yol dediğimiz İslam anlayışı ve Kur’an’ın aydınlığı ile insanlara hizmet edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“İYİLİKLERİN, KÖTÜLÜKLERE EGEMEN OLMASINA SİZLER ŞAHİTLİK EDECEKSİNİZ”
Başkan ayetlerden örnekler veren Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Bakınız Rabbimiz, Peygamber Efendimizi başka bir ayeti kerimede nasıl tanıtıyor bize? Şüphesiz seni bir şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Onun izniyle Allah’a davetçi ve etrafını aydınlatan bir kandil olarak gönderdik. İşte peygamber varisleri, hafızlarımız, hepiniz bir şahitsiniz. İyiliklerin, kötülüklere egemen olmasına sizler şahitlik edeceksiniz. Bunda katkınız olacak. Dünyayı iyilik değiştirir. İyilik yeryüzünde hakim oluncaya kadar çalışmaktır vazifemiz. Kimse kötülük yapmasın, kimse kötü olmasın, kötülükler ortadan kalksın, derdimiz bu. Hafızlarımız, sizler de Peygamber Efendimiz gibi iyiliklerin kötülüklere hakim olmasını, egemen olmasına şahitlik yapacaksınız. Hepimiz uyarıcılık vazifemizi yapacağız. Güzellikleri müjdeleyeceğiz, Allah’a davet edeceğiz inşallah” dedi.
Programa, İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, hafızlar ve aileleri katıldı. Programda ayrıca Kur’an tilaveti gerçekleştirildi.

SON 48 SAATTE 7 FARKLI KATLİAM
İsrail ordusunun son 48 saatte Gazze’nin çeşitli bölgelerinde 7 “katliam” gerçekleştirdiği, söz konusu saldırılarda 71 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 163 kişinin yaralandığı belirtildi.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının 38 bin 919’a, yaralananların sayısının da 88 bin 622’ye yükseldiği kaydedildi.
ÇOK SAYIDA CESET HALEN ENKAZ ALTINDA!
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında cesetlerin bulunduğu ancak İsrail’in engellemeleri nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.

KATİL İSRAİL’İN GECE SALDIRILARINDA EN AZ 24 FİLİSTİNLİ ŞEHİT OLDU
Öte yandan İsrail ordusunun gece boyunca Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu en az 24 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre, İsrail ordusu Gazze’nin farklı bölgelerini hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.
İsrail topçu birlikleri, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi’ni gece boyunca bombaladı.
Filistin Kızılayına bağlı ambulans ekipleri, Tel el-Heva Mahallesi’ndeki “Toplum Fakültesi” yakınlarına düzenlenen saldırıda ölen 6 kişinin cesetlerini El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakletti.

Kurtarma ve sivil savunma ekipleri İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlediği hava saldırısına hedef olan Ayyad Ailesi’ne ait evin enkazından 6 kişinin cenazesini çıkardı. Saldırıda yaralanan 10 kişi El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakledildi. Enkazda arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği, ölü sayısının artabileceği belirtildi.
İsrail ordusuna ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda Şureyhi Ailesi’nin evini bombaladı. Saldırıda Yasin Şureyhi isimli Filistinli, eşi ve 2 çocuğuyla beraber can verdi. Şureyhi ailesinin evin enkazından çıkarılan cansız bedenleri Avde Hastanesi’ne kaldırıldı.

Cibaliya Mülteci Kampı’nın El-Alemi bölgesinde Ebu Casir Ailesi’ne ait ev İsrail savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırıda hayatını kaybeden 4 kişinin cenazeleri Kemal Advan Hastanesi’ne nakledildi.
İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki El-Beric Mülteci Kampı’nda El-Butran Ailesi’nin evini bombaladı, saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi. Kamptaki Şehitler Kavşağı çevresinde sivillerin yaşadığı bir diğer ev de İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.

SİYONİSTLER HAN YUNUS VE REFAH’I “GELİŞİGÜZEL” BOMBARDIMANA TUTTU
Haberde, İsrail topçu birliklerinin gece boyunca Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ve Refah kentini bombaladığı belirtildi.
Sivil yerleşim yerlerini “gelişigüzel” hedef almaya devam eden İsrail güçleri, Han Yunus’un kuzeyindeki 5. Cadde’de bisikletiyle ilerleyen bir sivili insansız hava aracıyla (İHA) doğrudan hedef aldı. Hayatını kaybeden bisiklet sürücüsünün cenazesi sivil savunma ekipleri tarafından Nasır Hastanesi’ne götürüldü.
Savaş uçakları, Nusayrat Mülteci Kampı’nda Ebu Sidre Ailesi’ne ait sivillerin yaşadığı evi bombaladı. Saldırıda ölenlerin olduğu, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

DSÖ’DEN KORKUTAN AÇIKLAMA
Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tip iki çocuk felci virüsü tespit edildiğini bildirdi.
Ghebreyesus, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada, Han Yunus ile Deyr el-Belah kentinde alınan numunelerde yapılan incelemeler sonucu 6 örnekte tip iki çocuk felci virüsü saptandığını kaydetti.
Bölgede henüz felç vakasına rastlanmadığını belirtilen Ghebreyesus, DSÖ, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer ortaklarının, virüsün yayılmasını durdurmak ve gerekli müdahale yöntemlerini belirlemek için risk değerlendirmesi yaptığını aktardı.
Ghebreyesus, Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi, nüfusun sürekli yerinden edilmesi, tıbbi malzeme sıkıntısı, su kalitesinin düşük olması gibi birçok olumsuz etkenin, çocuk felci de dahil olmak üzere aşıyla önlenebilir hastalık riskini artırdığını vurguladı.
Bu olumsuz etkenlerin çocuk felci gibi hastalıkların yayılması için uygun ortam yarattığına işaret eden Ghebreyesus, “(Hastalıklarla) etkili bir müdahale için ateşkes şart.” ifadesini kullandı.


SON 48 SAATTE 7 FARKLI KATLİAM
İsrail ordusunun son 48 saatte Gazze’nin çeşitli bölgelerinde 7 “katliam” gerçekleştirdiği, söz konusu saldırılarda 71 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 163 kişinin yaralandığı belirtildi.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının 38 bin 919’a, yaralananların sayısının da 88 bin 622’ye yükseldiği kaydedildi.
ÇOK SAYIDA CESET HALEN ENKAZ ALTINDA!
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında cesetlerin bulunduğu ancak İsrail’in engellemeleri nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.

KATİL İSRAİL’İN GECE SALDIRILARINDA EN AZ 24 FİLİSTİNLİ ŞEHİT OLDU
Öte yandan İsrail ordusunun gece boyunca Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu en az 24 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre, İsrail ordusu Gazze’nin farklı bölgelerini hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.
İsrail topçu birlikleri, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi’ni gece boyunca bombaladı.
Filistin Kızılayına bağlı ambulans ekipleri, Tel el-Heva Mahallesi’ndeki “Toplum Fakültesi” yakınlarına düzenlenen saldırıda ölen 6 kişinin cesetlerini El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakletti.

Kurtarma ve sivil savunma ekipleri İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlediği hava saldırısına hedef olan Ayyad Ailesi’ne ait evin enkazından 6 kişinin cenazesini çıkardı. Saldırıda yaralanan 10 kişi El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakledildi. Enkazda arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği, ölü sayısının artabileceği belirtildi.
İsrail ordusuna ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda Şureyhi Ailesi’nin evini bombaladı. Saldırıda Yasin Şureyhi isimli Filistinli, eşi ve 2 çocuğuyla beraber can verdi. Şureyhi ailesinin evin enkazından çıkarılan cansız bedenleri Avde Hastanesi’ne kaldırıldı.

Cibaliya Mülteci Kampı’nın El-Alemi bölgesinde Ebu Casir Ailesi’ne ait ev İsrail savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırıda hayatını kaybeden 4 kişinin cenazeleri Kemal Advan Hastanesi’ne nakledildi.
İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki El-Beric Mülteci Kampı’nda El-Butran Ailesi’nin evini bombaladı, saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi. Kamptaki Şehitler Kavşağı çevresinde sivillerin yaşadığı bir diğer ev de İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.

SİYONİSTLER HAN YUNUS VE REFAH’I “GELİŞİGÜZEL” BOMBARDIMANA TUTTU
Haberde, İsrail topçu birliklerinin gece boyunca Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ve Refah kentini bombaladığı belirtildi.
Sivil yerleşim yerlerini “gelişigüzel” hedef almaya devam eden İsrail güçleri, Han Yunus’un kuzeyindeki 5. Cadde’de bisikletiyle ilerleyen bir sivili insansız hava aracıyla (İHA) doğrudan hedef aldı. Hayatını kaybeden bisiklet sürücüsünün cenazesi sivil savunma ekipleri tarafından Nasır Hastanesi’ne götürüldü.
Savaş uçakları, Nusayrat Mülteci Kampı’nda Ebu Sidre Ailesi’ne ait sivillerin yaşadığı evi bombaladı. Saldırıda ölenlerin olduğu, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

DSÖ’DEN KORKUTAN AÇIKLAMA
Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tip iki çocuk felci virüsü tespit edildiğini bildirdi.
Ghebreyesus, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada, Han Yunus ile Deyr el-Belah kentinde alınan numunelerde yapılan incelemeler sonucu 6 örnekte tip iki çocuk felci virüsü saptandığını kaydetti.
Bölgede henüz felç vakasına rastlanmadığını belirtilen Ghebreyesus, DSÖ, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer ortaklarının, virüsün yayılmasını durdurmak ve gerekli müdahale yöntemlerini belirlemek için risk değerlendirmesi yaptığını aktardı.
Ghebreyesus, Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi, nüfusun sürekli yerinden edilmesi, tıbbi malzeme sıkıntısı, su kalitesinin düşük olması gibi birçok olumsuz etkenin, çocuk felci de dahil olmak üzere aşıyla önlenebilir hastalık riskini artırdığını vurguladı.
Bu olumsuz etkenlerin çocuk felci gibi hastalıkların yayılması için uygun ortam yarattığına işaret eden Ghebreyesus, “(Hastalıklarla) etkili bir müdahale için ateşkes şart.” ifadesini kullandı.


BAŞKAN KINAY’IN KAMPANYA PARASI KİMİN HESABINDA TOPLANDI
Tuncay Baki Ugantaş, “Destek” adı altında seçim kampanyası için meclis üyelerinden ve birçok iş insanından toplanan paralar; Tuncay Baki Ugantaş’ın annesi Keziban Ugantaş’ın hesabına yatırıldı.
Anne Keziban Ugantaş’ın banka hesapları, seçim sürecinde para trafiğini yöneten ana hesap oldu.
Siyasi isimlerden kampanyayı yürütebilmek için borç adı altında para isteyen Tuncay Baki Ugantaş; daha sonra ödenmek kaydıyla siyasilerden annesinin hesabına para yatırılmasını istedi, yine organizasyon ve kampanya ödemelerinde kullanılmak üzere ileri vadeli teminat çekleri kullanıldı.
Keziban Ugantaş’ın hesabına milyonlarca TL aktarıldı.
Karabağlar Belediye Başkan Yardımcısı Burcu Ugantaş’la Helil Kınay’ın eşi Melih Kınay’ın; seçim sürecinde para trafiği işlemlerinde bizzat yer aldıkları ve İzmir’de birçok kuyumcudan ve döviz bürosundan usule uygun olmayan işlemler gerçekleştirdikleri iddia edildi. Burcu Ugantaş’ın ve Melih Kınay’ın aynı gün ve aynı saatlerde milyonlarca TL bedellik işlemler yaptıkları iddia edildi.
Ugantaş ve Melih Kınay’ın bu yaptıkları işlemleri; kişilerden toplanan paralarla değil ‘kendi birikimlerimizle kampanyayı yürüttük’ söylemlerini desteklemek amacıyla yapıldığı ifade edildi.
Bunun doğru olmadığını ifade eden meclis üyeleri “bizce; sırf daha sonra finansörlere bağlı kalmamak ve belki de geri ödemede sorumluluk almamak adına, finansör paraları aklandı ve 3. kişilerden destek adı altında toplanan kimi borç, kimi bağış niteliğindeki paraların; Melih Kınay ve Helil Kınay’ın birikimi olduğu izlenimi yaratıldı” iddiasında bulunarak seçim süreci ile seçimde yapılan organizasyonların, bu organizasyonlara harcanan paralar ile kesilen faturaların, yine organizasyonlar ile kampanya her kim tarafından ve nasıl finanse edildi ise para akışı ile organizasyonlar için nakdi temin ettiği iddia edilen kişilerin malvarlıklarının araştırılması gerektiğini ifade ettiler.
ELLERİYLE VERDİLER İHTARLA GERİ ALAMIYORLAR
Karabağlarda Belediye Meclis Üyelerinin bazıları seçim ve seçimden sonra önemli görevlere aynı aileden kişilerin getirilmesiyle ilgili sıkıntılarını dile getirirken; belediye çalışanları ise geçtiğimiz günlerde ellerine geçen noter ihtarını konuşuyor.
Alacaklıların; seçim kampanyası için verdikleri borcu tahsil edemedikleri, birden fazla ismin birbirlerine kendi alacaklarını alıp alamadıklarını sordukları ve hatta kendi aralarında kulisler yaptıkları ve bazı alacaklıların borç olarak gönderilen paraların iadesi için son çare olarak Tuncay Uğantaş’a ihtar çektikleri, Başkan E.Helil Kınay’dan ise çözüm bulması için yardım istedikleri konuşuluyor. Helil Kınay borçla bir ilgisi olmadığını, herhangi bir sebeple para toplandığından haberi olmadığını ve yardım edemeyeceğini söylerken, Karabağlar Belediyesinin Mayıs ayından bu yana yaptığı etkinlikleri kendi organizasyon firmasından almayan; fakat İzmir’de birlikte çalıştığı iddia edilen organizasyon firmalarına iş yaptırtan Tuncay Baki Ugantaş’ın ise “alacağı olan icra yapsın” dediği konuşuluyor. Söylentilerle şok olan belediye çalışanları böyle bir olayın daha önce hiç yaşanmadığını ifade etti
GENEL BAŞKAN OLANLARI BİLİYOR İZMİR’E AVUKAT GÖNDERDİ
CHP’li birçok isim olayların İzmir’i aşıp Ankara’ya ulaştığını ifade ederek şöyle konuştu ; “Karabağlar Belediyesi’nde, huzursuzlukların ve hukuksuzluğun yaşandığını Genel Başkan Özgür Özel biliyor. Hatta birçok belge ve dokümanın kendisine ulaştırıldığı da gerçek, fakat Özgür Özel olayların büyümemesi için değil sürecin uzamasına kararı vermiş olacak ki Genel Merkezden İzmir’e başkan Helil Kınay’ın ve Ugantaş ailesinin savunmasını yapmak için bir avukat görevlendirdi” dedi.
BAŞKAN HELİL KINAY “TOPLANAN PARALARDAN HABERİM YOK“
CHP’nin İzmir Karabağlar Belediye başkanı Helil Kınay’a seçim döneminde borç veren kişiler alacağını tahsil edemediği için ihtar gönderdi. İhtara cevap veren başkan Kınay seçim kampanyası sürecinde kimseden borç almadığını, maddi destek talebinde bulunmadığını ve bağış kampanyası yapmadığını ifade ederek “alınan ya da toplanan paralardan haberi olmadığını söyledi”
Burcu Ugantaş ve Koray Ugantaş da seçim kampanyası ve finansal konularla hiç ilgileri olmadığını beyan ederken, afiş, konser, seçim kampanyasında kullanılan arabalar ve sayısız giderle kimler ilgilendi.
BELEDİYE SARMALI
Haber araştırmasını gerçekleştirirken şaşkınlık veren geçmişten bugüne ilişki ağları da belgelerle ortaya çıktı.
Belediye içerisinden aldığım bilgiler şöyle; Başkan Helil Kınay’ın Karayolları müdürü olduğu süreçte inşaat firması olan İzzet Çakır’a verdiği iddia edilen birçok ihaleler ve seçim kampanyasında yine Tuncay Baki Ugantaş adına kestiği yüksek miktarlı çeklerin nedenini şöyle ifade ettiler :
“Siyaset “al gülüm ver gülüm” işleyişiyle yürür. Aslında başkan Helin hanım İzzet beye çok destek olmuş zamanında. İzzet beyde şimdi Helil hanımın seçim kampanyasında hem maddi hem de manevi destek oldu, fakat karşılıksız değil, eşi Nurcan Pirgan Çakır CHP meclis üyesi ve gerisini zaman gösterecek.
Elvin Sönmez Gürler belediye başkan yardımcısı oldu. Yine kendisi başkan Helil Kınay’ın uzun yıllardır arkadaşı olup eşi aynı zamanda birçok belediye ihalesini alan ve iş yapan Edip Güler ‘in eşi ( Edip Güler fidancılık) Sahil evlerinde bulunan ‘Ege Bahçesi’ isimli iş yerleri seçim aşamasında toplanma alanı olarak başkan hanıma tahsis edildi.
Burcu Ugantaş daha önce iktidar partisiyle çalışan biri ve şimdi ana muhalefet partisinde, kendisi başkan yardımcısı, eşi beyefendi de belediye şirketi Karbel’in başına getirildi.
Helil hanımın uzun yıllardır yol haritasını Maden Odası başkanı olan Aykut Akdemir belirler. Başkan hanımda Akdemir’in fikirlerine ve görüşlerine büyük önem verir, o haritaya uyar. Geçtiğimiz günlerde Karabağlar belediyesi ile TMMOB arasında imzalar atıldı iş birliği sağlandı “İl Koordinasyon kurulu kuruldu. Aslında dışarıda oluşmuş bu ekip şimdi el birliğiyle Karabağlar Belediyesini yönetiyorlar. Helil hanım Encümen- Hukuk- İmar ve denetim gibi en önemli komisyonlara Ugantaş ailesinden başkan yardımcısı Burcu Ugantaş’ı, Rahile Yeni ve İzzet Çakır’ın eşi Nurcan Pirgan Çakır’ı atayarak yapılacak ihalelerin ve önemli işlerin bilgilerin dışarıya sızmamasını istiyor. Daha da önemlisi Başkan Kınay başta olmak üzere atadığı tüm isimlerin ne CHP örgüt geçmişi var ne de belediyecilik geçmişi var. Örgütten ve belediyecilik geçmişi olanlar da zaten görevde değiller”
BAŞKAN KINAY’IN PARALARDAN HABERİ YOKSA TOPLANAN PARALAR NEREDE?
İzmir Karabağlar Belediyesi’nde seçim kampanyasında ve sonrasında yaşanan ve üç kişiden fazla oluşmuş bir ekip seçim kampanyası için toplanan yaklaşık 25 milyon TL olduğu iddia edilen paradan başkan Helin Kınay’ın kendi ifadesiyle haberinin olmadığı, kimseden seçim kampanyası için destek, borç almadığını bağış kampanyası gerçekleştirmediğini açıkça ifade etti. Melih Kınay, Burcu Ugantaş, Koray Ugantaş, Tuncay Baki Ugantaş ve anne Keziban Ugantaş’ın da para trafiğinin içerisinde olması belediye ve belediye başkanının üzerinde şaibe yarattı.
İlgili belgeler şu şekilde:


KİMDİR BU UGANTAŞ AİLESİ?
Karabağlar Belediyesi’nde ailecek çalıştığı söylenen Ugantaş ailesinden Tuncay Baki Ugantaş kendisine ait organizasyon firmasıyla hemen hemen İzmir’deki birçok belediyenin etkinlik, festival, tanıtım, konser işlerini alıyor.
Tuncay Baki Ugantaş’ın yalnızca Ankara’da 20 ‘den fazla ceza dosyası bulunuyor. Çoğu kapanmış olan dosyaların içeriği dikkat çekici. Koray adıyla bilinen, Bülent Koray Ugantaş aslında bir diş hekimi fakat mesleğini hiç yapmamış.
Ankara’da Koray Ugantaş adına 10’larca ceza dosyası bulunmakta (kapalı olanlar mevcut) kardeş Ugantaş’ında açılan dosyalarda içerikler abisi Ugantaş’la benzerlik gösteriyor. Koray Ugantaş, Karabağlar Belediyesi’nin Karbel şirket genel müdürü olarak görev yapıyor.
Burcu Ugantaş Koray Ugantaş’ın eşi Karabağlar Belediyesi başkan yardımcısı Kültür sanat, basın , spor gibi belediyenin önemli birimleri kendisine bağlı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel “belediyelerde kayırma aile boyu çalışanlar olmayacak böyle bir durumu biliyorsanız bizlere ihbar edin” diyerek vatandaşa seslenmişti.
Özel, bir aileden üç kişinin aynı belediyede ve iyi mevkilerde olmasını nasıl karşılayacak bilinmez fakat, belediyede yaşanan bu olaylar başkan Helil Kınay’ı zor durumda bırakacağa benziyor.
Türkçe ve İngilizce hazırlanan kitapta, Kıbrıslı Türklerin haklarının tanınması ve korunması için adil ve eşitlikçi çözüm yolları değerlendiriliyor.
Kıbrıs Türk toplumunun maruz kaldığı derin acıların unutulmamasını amaçlayan kitapta Türkiye ile KKTC’nin Kıbrıs meselesine yönelik yeni vizyon ve çözüm önerilerine yer veriliyor.
Kıbrıs meselesinin ortaya çıkışı, Yunanistan’ın Enosis planı, Zürih ve Londra Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun anlatıldığı kitapta ayrıca Ada’da Rum zulmü, Rum toplumunun Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması yönündeki istemi, Akritas Planı, 1963 Kanlı Noel Olayları, 1964 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı, Kıbrıs Türklerine yönelik süregelen saldırılar ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı da ele alınıyor.
Birleşmiş Milletler müzakere süreci, zirve anlaşmaları, çalışma notları, Butros Ghali’nin “Fikirler Dizisi”, 1975’te kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983’te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1997 müzakere süreci, Annan Planı, Kıbrıs Rum tarafının AB üyeliği ve 2004–2024 müzakere sürecinin derlendiği kitapta, iki devletli çözüm modeli de tartışılıyor.
– “20 TEMMUZ 1974, KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI TÜM DÜNYAYA GÖSTERMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitabın takdim yazısında, 1963 Kanlı Noel’inden 1974 Barış Harekatı’na kadar yaklaşık 11 yıllık sürenin, Kıbrıs Türkleri için baskı ve eziyet ile geçen çok zor bir dönem olduğunu ifade etti.
Ada için Enosis hayali kuranların, barış ve huzuru yok ederek Kıbrıs Türklerine zulmettiklerini anımsatan Erdoğan, kendi imzaladıkları uluslararası antlaşmalara bile uymayan Enosis hayalperestlerinin her türlü zulmüne rağmen Kıbrıs Türkü’nün direniş azmi gösterdiğini ve Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde Kıbrıs Türklerinin yanında yer aldığını belirtti.

Erdoğan, şunları kaydetti:
“Türk ordusu, 50 yıl önce mücahit kardeşlerimizle beraber başlattığı harekatla Ada’ya barış, istikrar, demokrasi ve huzur getirmiştir. 20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını tüm dünyaya göstermiştir. Bu tarih aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi statüsünün ve egemenlik haklarının da sembolüdür. Tamamen yok edilmek istenen Kıbrıs Türkleri, günümüzde kendi bayrakları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında, huzur ve güven içinde yaşamaktadır.”
– “KIBRIS MESELESI ADA’DAKİ GERÇEKLER TEMELINDE ADİL VE KALICI BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI”
Kıbrıs meselesinin çözümü için Kıbrıs Türk tarafının, yarım asrı aşkın süre boyunca her türlü çabayı gösterdiğine fakat müzakerelerden sonuç alınamadığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türkleri, zulmü bildikleri halde hiçbir zaman intikam amacında olmamış, uzlaşıdan ve müzakereden kaçmamışlardır. Kıbrıs Adası’nda huzurun temini ve korunması için her uluslararası platformda, açık görüşlülükle taraflarla bir araya gelmiş, müzakerelerde barış yanlısı tutumlarını sürdürmüşlerdir. Gayemiz, 1974’te getirilen barışın kalıcılığını temin etmek ve barış içerisinde yaşamanın yollarını aramak olmuştur.
KKTC’nin varlığı ve Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarları göz ardı edilerek bir çözüme ulaşılması mümkün değildir. Fakat maalesef Ada’nın güneyinde kendini Kıbrıs’ın tek sahibi ve hakimi olarak gören zihniyet, varlığını halen sürdürmektedir. Ana vatan Türkiye, Kıbrıs Türklerinin varlığının, refahının ve güvenliğinin daima garantörü olacaktır. Kıbrıs Türklerine yönelik gayriinsani ve hukuk dışı ambargonun kaldırılması; Ada’da Kıbrıs Türkleri için eşit uluslararası statünün ve eşit egemenliğin teyit edilmesi için gayretimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında yayımlanan bu kitap aracılığıyla, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden tüm dünyaya yaptığım tarihi çağrıyı tekrarlamak istiyorum: ‘Gelin Ada’daki gerçeklere daha fazla sırtınızı dönmeyin ve KKTC’yi bir an evvel tanıyın.’
Uluslararası toplumu, bunu kabullenerek KKTC’nin bağımsızlığını tanımaya, bu ülkeyle diplomatik, siyasi ve ekonomik bağlar kurmaya davet ediyoruz. Kıbrıs meselesinin Ada’daki gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması, oldukça mühimdir.”
Erdoğan, böylesine anlamlı bir yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan kitaba emeği geçenleri tebrik ederek, Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçikleri ve mücahitleri rahmetle, gazileri de şükranla andığını kaydetti.

RESMEN TERÖRİST İLAN EDİLDİ
Pakistan hükümeti, TLP’nin bir hafta süren Gazze’ye destek gösterileri ardından, parti ile masaya otururken, yapılan toplantı sonucu tarafların anlaşmaya vardığı belirtildi.
DÜNYAYA AYNISINI YAPMAYA DAVET EDECEK
Anlaşma dahilinde Pakistan hükümeti, İsrail Başbakanı’nı resmen “terörist” olarak tanıyacak ve uluslararası toplumu da aynısını yapmaya davet edecek.
Federal hükümet ile TLP’yi temsil eden Allama Ghulam Abbas Faizi ve Shafique Amini arasında 18 Temmuz’da başlayan görüşmeler sonucu hükümetin, “İsrail’in zulmüne maruz kalan Filistinli kurbanlarına” yönelik desteğin hızlandırılacağını açıklandı.
İMZALAR ATILDI
Anlaşma, Pakistan Başbakanı’nın Siyasi İşler Danışmanı Sanaullah ve Enformasyon Bakanı Tarar tarafından imzalandı.
Sanaullah, TLP’nin Filistin halkına yönelik çabalarını tebrik ederek, hükümetin Gazze’ye daha fazla insani yardım sevkiyatı yapılacağını bildirdi.
Filistin’e 31 Temmuz’a kadar 1000 tondan fazla gıda ve ilaç sevkiyatı yapılacağını duyuran Sanaullah, hükümetin, Filistin halkına tıbbi yardım sağlanması ve bölgeye sağlık personeli gönderilmesi konusunda da mutabık kalındığını söyledi.
Filistin hükümetinin gerekli düzenlemeleri yapması halinde yaralı Filistinlilerin tedavileri için Pakistan’a getirileceğini belirten Sanaullah, ülkedeki okul ve hastanelerin Filistinlilere eğitim ve tıbbi imkanlar sağlamak üzere açık olduğunu da kaydetti.
NETANYAHU BİR TERÖRİST
Sanaullah, İsrail’i “terörist devlet” ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu da uluslararası yasalara göre savaş suçlusu olarak tanımlayarak, Pakistan’ın Filistinlilere yardım etmek ve İsrail’i kınamak için mümkün olan her yolu kullanacağını aktardı.
Netanyahu’nun yargılanmasını talep eden Sanaullah, “Netanyahu bir terörist ve savaş suçlarının failidir.” ifadesinin ardından, “Netanyahu, İsrail tarafından Filistin’de işlenen vahşetten sorumludur. Biz onu terörist olarak adlandırıyor ve uluslararası kamuoyundan İsrail Başbakanı Netanyahu’yu terörist olarak tanımasını talep ediyoruz” çağrısında bulundu.

İSRAİL’İ DESTEKLEYEN ŞİRKETLERİN TESPİTİ İÇİN KOMİTE KURULDU
“Sadece İsrail’i değil, İsrail ile ilişkili tüm ürünleri ve bu zulme doğrudan veya dolaylı olarak karışan veya bunlara yardım eden şirketleri boykot edeceğiz.” diyen Sanaullah, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını finansal olarak destekleyen şirketleri tespit edilmesi ve bu şirketlerin ürünlerinin yasaklanması için komite kurulduğunu açıkladı.
Pakistan hükümetinin, Filistinlilere karşı savaş suçu işleyen İsrail güçlerine doğrudan ya da dolaylı olarak yardım eden şirketlerin ürünlerinden ya da hizmetlerinden faydalanmayacağını aktaran Sanaullah, uluslararası camiayı da Netanyahu’yu yaptıklarından sorumlu tutmaya ve adalete teslim etmeye davet etti.
Sanaullah, TLP’nin Filistin halkına olan tutkusunu tebrik ederek hükümetin, ABD’de tutuklu Aafia Sıddıki’nin serbest bırakılması için çabaların hızlandırılması konusunda parti ile mutabık kaldığını kaydetti.
TLP ise anlaşmaya varılmasının ardından, Ravalpindi şehrinin Faizabad ilçesinde düzenlediği eylemi önceki akşam sonlandırmıştı.
]]>Yıldız’ın Gazze için yazdığı “Aşk Ülkesi” şiirine, sosyal medyada binlerce beğeni ve yorum yağdı.

İşte “Aşk Ülkesi” şiirinin sözleri;
AŞK ÜLKESİ
Ne suyum var, ne içmeye tasım var
Ne çığlığım kaldı, ne de sesim var
Doğduğumdan beri her gün yasım var
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Şiddetli acıdan güldün mü sen hiç
Ölmeyi kurtuluş bildin mi sen hiç
Günde onlarca kez öldün mü sen hiç
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Kundakta dünyaya küsmek ne demek
Öfkeden çeneyi kasmak ne demek
Narkoz yokken bacak kesmek ne demek
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Saçlar nasıl bir gecede ağarmış
Bir ölüden çocuk nasıl doğarmış
Bir mezara kaç cenaze sığarmış
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Gün olur yaşayan ölüler kokar
Bir damla gözyaşı cihanı yakar
Bir duruş, bir bakış kaleler yıkar
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Sürekli acıyla kul sınanır mı
Toprak ki, kan ile hiç sulanır mı
Şehidi olmayan ev kınanır mı
Sen Gazneli değilsin ki bilesin
Yiğit eğilmezse kırarlar elbet
Yoluna bin tuzak kurarlar elbet
Susandan da hesap sorarlar elbet
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Bütün dünya sağır, lal olmuş dili
Meydanı boş bulmuş iblisin dölü
Onuru ne bilir yaşayan ölü
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Yeryüzü çağırır kıyametini
Sorarlar herkesten hıyanetini
Gazzeli korudu emanetini
Sen gazeli değilsin ki bilesin
Nihanî dil aciz yürek sesine
İnsan olmayanın Gazze nesine
Onlar yürüdüler aşk ülkesine
Sen Gazneli değilsin ki bilesin
Sadettin Yıldız

SAADETTİN YILDIZ KİMDİR?
Araştırmacı-yazar. 15 Ocak 1946, Kızıltan köyü / Şarkışla / Sivas doğumlu. Çiçekli İlkokulu (1960), Pamukpınar İlköğretmen Okulu (1966), Ankara Yüksek Öğretmen Okulu (1971), Ankara Üniversitesi DTCF Türkoloji Bölümü (1972) mezunu. Yüksek lisansını “Arif Nihat Asya’nın Hayatı, Şahsiyeti ve Nesirleri” (1989) adlı tezle, doktorasını “Arif Nihat Asya’nın Şiiri” (1993) adlı tezle tamamladı. Edirne’de edebiyat öğretmeni (1972-75), Eskişehir Eğitim Enstitüsünde Türkçe Bölümü şefi (1975-84), Trakya Üniversitesi Çanakkale Eğitim Yüksek Okulu sekreteri (1984-86); Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi TDE Bölümü başkanı (1986-97), aynı üniversiteye bağlı Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulu müdürü (1994-97); Ahmed Yesevi Üniversitesi Tarih-Filoloji Fakültesi öğretim üyesi (1998-99) olarak hizmet verdi. 1997 yılından sonra Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi TDE Bölümüde öğretim üyesi ve bölüm başkanı oldu.
Makaleleri Dolunay, Doğuş-Edebiyat, Işıklar, Töre, Türk Edebiyatı, Kardeş Edebiyatlar, Millî Kültür, Meş’ale, Edebiyat Güncesi ve üniversite dergilerinde yayımlandı. 1968’de Ülkemiz Dergisi Şiir Yarışmasında Türkiye Üniversiteler ve Yüksekokullar Üçüncülüğü kazandı. Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası adlı eseri ile Türkiye Yazarlar Birliği 1997 Yılı İnceleme Ödülünü aldı. İLESAM ve Türk Ocağı üyesidir.
ESERLERİ:
İNCELEME: Arif Nihat Asya’nın Nesirleri (1991), Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası (1997), Tanzimat Dönemi Edebiyatı (2004).
DENEME: Irmak Dağların Ötesinde (1995).
Ayrıca bir ders kitabı vardır.
KAYNAK: Muharrem Dayanç / Saadettin Yıldız – Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası (Türk Dili, Mayıs 1998), Ahmed Zaimoğlu / Irmak Dağlar Ötesinde (Orkun, Ekim 1998), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).
İzmir’de sıcaklık artarken, yağışların düşmesi baraj doluluk oranlarını olumsuz etkiliyor. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) verilerine göre, kentin içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı’nda geçtiğimiz yılın temmuz ayında 37,55 olan su doluluk oranı bu yıl aynı dönemde yüzde 24,65’e düştü. Tahtalı Barajı’nın su doluluk oranındaki düşüşü değerlendiren Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Tahtalı Barajı’nda doluluk 2021 yılında yüzde 60 iken, 2021’de yüzde 50, ve 2023’te yüzde 37’ye, bugün ise yüzde 24,65’e düştü. Bu oran 2008 sonrasının en düşük seviyesi ve daha temmuzun ortasındayız. Ekim ve kasım ayında doluluk yüzde 12’lere kadar düşecek bu da tehlike çanları demek” diye konuştu.
‘YAĞMURUN YAĞMADIĞI YILLARA HAZIR OLABİLMEK LAZIM’
Bu yıl Süper El-Nino ile Türkiye genelinin yüzde 12 daha fazla yağış aldığını ama bu yağışların Ege kıyılarına gelmediğini aktaran Prof. Dr. Yaşar, “Ege kıyıları çok kurak geçti. La-Nina beklediğimiz kadar sert geçerse işimiz çok zor. Çünkü La-Nina demek soğuma, soğuma demek kuraklık demek. Biz henüz kuraklık yaşamadık. 5-6 yıl yağmurun yağmadığı yıllara hazır olabilmek lazım. Hazır olmak için de yer altı sularını çok iyi kullanmak, rezerv olarak tutmak lazım. Biz 2020’de barajlarımız yüzde 70 doluyken dahi yeraltı rezervini kullandık. Şu anda Manisa’da Gölmarmara kurudu, altında obruklar başladı. İzmir’in suyunun yaklaşık yüzde 35’i Manisa’daki yeraltı kuyularından sağlanıyordu. Ama orada da 40 metrelerden 400 metrelere düştü” diye konuştu.

‘SU KONUSUNDA B VE C PLANLARININ YAPILMASI LAZIM’
Suyun bilinçli kullanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, “Tarımsal sulama için Çiğli Arıtma Tesisi’nden çıkan, gri su dediğimiz arıtılmış suyun doğrudan Menemen Ovası’na kazandırılması gerekir. Menemen’de ayrı kuyu açılmaması, başka bir su kaynağı aranmaması lazım. Yeraltı suları rezervdir ve dünyadaki büyük kurak dönemler için saklanır. Şu anda ihtiyacımız yok ama çok uzun bir kuraklık dönemi için hazır olmamız lazım. Mesela deniz suyunu kullanmak için raporların hazırlanması lazım. Herhangi bir büyük kurak dönemde İzmir’in deniz suyunun nereden alınacağı, nasıl getireceği bütün bunların hesaplarının yapılması lazım. Su konusunda B ve C planlarının yapılması lazım” dedi.
‘İZMİR’DE SU YERALTINDAN KULLANILDIĞI İÇİN PAHALI’
Israrla yer altına suyunun kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, şöyle devam etti: “İzmir suyun yüzde 55’ini yakın zamana kadar yer altından çekiyordu. Şu anda azaldı, iyice derinden başladı çekmeye. Derinden çektikçe su paramız artıyor, İzmir ve Manisa, Türkiye’de en çok suya para veren şehirler. Suyun yüzde 55’i yeraltından çekilirken, enerji harcanıyor. Derine indikçe sudaki ağır metal de artıyor, ağır metallerin temizlenmesine de ayrı enerji harcıyorsunuz. Belediyeye kuyuların bulunduğu yere güneş enerjisi, rüzgar panelleri koyup elektrikten tasarrufu önermiştim. Çünkü belediyenin bütçesinin 4’te 1’i elektriğe gidiyor. Suyu çok iyi planlamamız lazım.”
İZMİR’İN 3 BARAJINDA DOLULUK DÜŞTÜ
İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) verilerine göre, Tahtalı Barajı’nda doluluk geçtiğimiz yıl temmuz ayında yüzde 37,55 iken bu yıl aynı dönemde yüzde 24,65 oldu. Balçova Barajı’nda ise aktif su doluluk oranı geçtiğimiz yıl yüzde 45,58 iken, bu yıl yüzde 55,33 oldu. Gördes Barajı’ndaki doluluk oranı geçtiğimiz yıl temmuz ayında yüzde 7,04 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 8,97 olarak kaydedildi. Ürkmez Barajı’nda doluluk oranı geçtiğimiz yıl yüzde 39,02 iken, bu yıl yüzde 33,20 olarak kayıtlara geçti. Güzelhisar Barajı’nda doluluk geçtiğimiz yılın temmuz ayında 69,02 iken bu yıl yüzde 77,02’ye çıktı. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda ise aktif su doluluk oranı yüzde 43,13 iken, bu yıl yüzde 26,07 oldu.(DHA)
]]>50. yıl coşkusu! Siyasi liderler de KKTC’de!



















Prof. Dr. İsmail Şahin, “Kıbrıs’ta İki Devletli Çözüm – Tarih, Kimlik, Siyaset” adlı kitabında, neden en gerçekçi yolun iki devletli çözüm olduğunu anlatıyor. Kitabın yazarı Şahin, şu değerlendirmelerde bulunuyor:
15 Temmuz 1974 tarihinde, Kıbrıs’taki Makarios karşıtı güçler EOKA-B, Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) ve Yunan Alayı (ELDİK) Yunan hükümetinin (askeri cunta) desteğiyle Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı bir darbe gerçekleştirmişti. Darbenin amacı, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını (Enosis) sağlamak ve adayı tamamen Yunan kontrolüne geçirmekti. 1967 yılında darbeyle Yunanistan’da iktidarı ele geçiren askerler, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını güçlü bir şekilde destekliyordu. Makarios ise daha pragmatik bir yaklaşıma sahipti ve Enosis’in hemen gerçekleştirilmesinden ziyade zamana yayılmasını savunuyordu. Zira Makarios, ani bir Enosis hamlesinin Türkiye’nin askeri müdahalesine yol açacağına inanıyordu. Lefkoşa ile Atina arasındaki Enosis anlaşmazlığından dolayı Yunan hükümeti ile Makarios’un arası gün geçtikçe daha da bozuldu.

1963 yılında Kıbrıs Türklerine yönelik başlatılan saldırılar, Türkiye’nin siyasi ve askeri müdahaleleriyle 1968 yılında durulmuş ve adadaki gergin havanın yumuşamasıyla toplum liderleri arasında diplomatik görüşmeler başlamıştı. Makarios, 1963-1968 arası dönemde, Türkiye’ye rağmen Enosis’in gerçekleşmesinin bir hayal olduğunu çok iyi tecrübe etmişti. Bu yüzden Enosis’i ikinci plana iterek Kıbrıs’ın bağımsızlığını ve egemenliğini koruma konusuna daha fazla önem vermeye başlamıştı. Makarios’un bu bağımsız tutumu, Yunanistan’daki cuntanın hoşuna gitmiyordu. Makarios’u güzellikle yola getiremeyeceğini anlayan Yunanistan, meseleyi şiddet yoluyla çözmeye karar vermişti. Bunun üzerine Yunanistan’daki askeri cunta tarafından 1971 yılında, Kıbrıs’ta EOKA-B adında bir yeraltı örgütü kuruldu. EOKA-B’nin ana hedefi, Makarios’u devirmek ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını sağlamaktı. Örgütün başında adaya gizlice gönderilen iflah olmaz Enosis taraftarı, Türk düşmanı ve anti-komünist Grivas bulunuyordu.
İFLAH OLMAZ ENOSİS TUTKUSU
Yakın geçmişte Kıbrıs Türklerini adadan temizlemek konusunda sıkı bir iş birliği yapan Grivas ve Makarios artık karşıt saflarda yer alıyordu. Grivas’a göre Makarios, Yunanlıların milli davası Enosis’e ihanet etmişti. Yunan Alayı ve RMMO’nun da destek verdiği EOKA-B’nin hedefinde sadece Makarios bulunmuyordu; Makarios hükümeti ile yakın ilişkiler içinde olan solcu gruplar ve komünist örgütler de EOKA-B’nin kara listesinde yer alıyordu. Bu dönemde solcu gruplar, sendikalar ve AKEL gibi siyasi partiler Kıbrıs’ta güçlü bir etkiye sahipti ve Makarios hükümetine destek veriyorlardı. EOKA-B, suikastlar, terör saldırıları ve diğer caydırıcı eylemler yoluyla, solcu grupların etkisini kırarak, kendi ideolojik ve siyasi hedeflerine ulaşmayı amaçlıyordu. İşin zor kısmını Makarios oluşturuyordu. O hem kilisenin başpiskoposu hem de devletin başkanıydı. Bu nedenle Makarios’u devirmek, EOKA-B için stratejik bir önem arz ediyordu.
EOKA-B, Enosis’i gerçekleştirmek için Kıbrıs’ta tam bir kontrol sağlamanın gerekli olduğunu düşünüyordu. Makarios ve solcuların etkisi, bu hedefin önünde bir engel olarak görülüyordu. Bu nedenle, EOKA-B, Makarios ve solcu gruplara karşı suikast, şiddet ve terör eylemleri düzenleyerek, adada kendi hakimiyetini kurmayı ve bu sayede Yunanistan’ın Kıbrıs üzerindeki kontrolünü artırmayı planlıyordu. Kıbrıs’ı ele geçirme ya da ada üzerinde hakimiyet kurma düşüncesi, 1967-1974 yılları arasında Yunanistan’da iktidarda olan askeri cuntaya ait değildi. Yunanistan’ın Enosis ısrarının kökeninde, Helenizm ideolojisi ve Megali İdea (Büyük Fikir) yatıyordu. Megali İdea, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde yaşayan Yunan halklarının birleştirilmesini ve Bizans İmparatorluğu’nun eski topraklarının geri alınmasını hedefleyen yayılmacı bir ideolojiydi. Bu bağlamda Kıbrıs’ta yaşayan Rumlar, Yunanistan’ın bir parçası olarak kabul ediliyordu. İktidardaki Yunan askeri cuntası, kendi meşruiyetini ve kamuoyu desteğini artırmak adına Yunan halkı için milli gurur ve prestij kaynağı olan Enosis hedefini kullanıyordu. Yunanistan’da güçlü bir milliyetçi duygunun yaygın olduğu bu dönemde, Enosis’in gerçekleştirilmesi, Yunan halkı için büyük bir zafer ve tarihi bir olay olarak tarihi kayıtlara geçebilirdi.
YANLIŞ HESAPLAMALAR VE İDEOLOJİK KÖRLÜK
Yunan hükümetinin stratejik hesaplarına göre, Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunması imkansıza yakın bir olasılıktı. Özellikle ABD ve NATO’nun Türkiye’nin askeri müdahalesine izin vermeyeceği kanaati, Atina’da özgüven patlamasını da beraberinde getirmişti. Bununla birlikte Atina, Sovyetler Birliği’nin güçlü tepki gösterme ihtimalinden dolayı Türkiye’nin askeri müdahaleye başvuramayacağını düşünüyordu. Bununla birlikte Yunan hükümeti, İngiltere, ABD ve NATO’nun desteğine aşırı derecede güveniyordu. Enosis hedefine olan bağlılıktan dolayı yakalandığı ideolojik körlük, Türkiye’nin vereceği tepkiyi görmeyi engelliyordu. Bir defa Türkiye, Garantörlük Antlaşması gereği, Kıbrıs’a müdahale hakkına sahipti. Yunan hükümeti, herhangi bir darbe durumunda Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanacağını ve bu kapsamda uluslararası destek bulacağını öngöremiyordu. Yunan hükümeti, 15 Temmuz’da Kıbrıs’ta yaptığı darbeyle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini bozduğu gibi uluslararası taahhütlerinin de dışına çıkmıştı. Dolayısıyla Türkiye’nin askeri müdahalesi uluslararası hukuk nezdinde yasal ve meşru bir zemine oturmuştu. Bu yüzden İngiltere, ABD ve NATO’nun tüm baskısına rağmen Türkiye’nin müdahalesi engellenememişti.
TÜRKİYE’NİN KARARLILIĞI VE HIZLI HAREKETİ
15 Temmuz darbesiyle Yunanistan Kıbrıs’ı ele geçirmişti. Makarios darbeden sağ kurtulup adadan kaçmayı başarmıştı. Darbeciler Makarios’un yerine EOKA mensubu Enosis taraftarı Nikos Sampson’u getirmişlerdi. Bu defa Rumlar arasında şiddetli çatışmalar patlak vermişti. Türkiye’nin hızlı karar verip ivedi bir şekilde hareket etmesi gerekiyordu. Darbeciler yerini sağlamlaştırmadan iktidardan uzaklaştırılmalıydı. Hukuki ve siyasi şartlar ve konjonktür Türkiye’den yanaydı. Zira darbe, uluslararası düzeyde büyük bir tepkiye yol açmıştı. Başbakan Bülent Ecevit kararlı ama temkinliydi. Önce diplomasi diyordu. Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Türk Silahlı Kuvvetleri önce müdahale, sonra diplomasi görüşünü savunuyordu. Bir takım görüş ayrılıklarına rağmen tüm taraflar, acil müdahale konusunda mutabıktı. Darbe rejimi, meşruiyet kazanmadan devrilmeliydi. Çünkü müdahalenin geciktirilmesi veya sürüncemede kalması, Kıbrıs’taki Yunan hakimiyetini daha güçlü ve yasal hale getirebilirdi. Böyle bir senaryoda, Kıbrıs Türklerinin akıbeti, egemenliği Yunanistan’a geçen adalarda yaşayan Türklerden farklı olmayacaktı. İngiltere Dışişleri Bakanı James Callaghan müdahaleye karşıydı. Hatta Türkleri müdahaleden vazgeçirmesi için ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’dan yardım talep ediyordu. Kissinger, Callaghan’a gönderdiği cevabi bir yazıda, “galiba bu defa Osmanlıları durduramayacağız” diyordu. Türk hükümetinin geri adım atması ihtimal dışıydı. Çünkü hiçbir hükümet, gözünü Batı Anadolu’dan bir türlü alamayan Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ele geçirmesine sessiz kalamazdı. Bu, Yunanistan’ın Ege’den Doğu Akdeniz’e Türkiye’yi kuşatması demekti. Sadece Kıbrıs Türklerini değil tüm Türkiye’yi büyük bir beka sorunuyla karşı karşıya getiren bu elim hadisenin vakit kaybetmeden def edilmesi gerekiyordu. Bu defa mızrak çuvala sığmıyordu.
Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ele geçirmesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunun zayıflamasına ve bölgedeki askeri güç dengesinin Yunanistan lehine değişmesine neden olabilirdi. Böyle bir senaryoda, Türkiye’nin deniz güvenliği, askeri, ekonomik ve ticari faaliyetleri ciddi bir biçimde kısıtlanabilirdi. Türkiye’nin bu riski göze alması, telafisi güç ve imkânsız zararlara yol açabileceğinden Türk hükümeti, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın icrasında kararlı bir duruş sergiliyordu. Askeri ve diplomatik raporlar, Kıbrıs’ı Yunan’a teslim etmenin risklerinin harekâtı göze almanın risklerinden daha fazla olduğunu söylüyordu. Son yıllarda ortaya çıkan Doğu Akdeniz Krizi, bu gerçekliği bir kez daha gözler önüne serdi. Bugünden geriye bakıldığında, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtı ile Yunanistan’ın sadece Kıbrıs’ı değil aynı zamanda Doğu Akdeniz’i istila etmesinin önüne geçtiği rahatlıkla görülebiliyor.
]]> Törenler bugün Kıbrıs Türklerinin efsanevi liderleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın anıt mezarlarını ziyaretin ardından Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda resmi geçitle başladı.
Kutlamalar öncesinde TBMM’de 2 devletli çözüm tezkeresi kabul edildi. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne dair TBMM kararı Resmi Gazete’de de yayımlandı.
LİDERLERDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Atatürk Anıtı’ndaki törende siyasi liderler kürsüden vatandaşlara seslendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. 85 milyonun selam ve sevgilerini özellikle iletmek istiyorum. Bizleri bağrınıza bastığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vatan için, bayrak için, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düşen yiğitlerin aziz ruhları şad olsun. Kıbrıs Türk’ünün hakları ve hürriyetleri için cesaretle savaşan gazilerimizin her birinin ellerinden öpüyor, şükranlarımı sunuyorum. Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarları olan Bülent Ecevit’i, Necmettin Erbakan’ı, Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle anıyorum.
KKTC BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZ
Bugün tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiz. Anavatan Türkiye ve KKTC olarak sırt sırtayız. İktidar-muhalefet ayrımı olmadan bugün burada olmamız Türkiye’nin Kıbrıs davasına verdiğimiz önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs canımızdan bir parçadır, göz bebeğimizdir. Burası bize Hz. Osman’ın, sahabenin, kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Siyasi parti liderlerine de teşekkür ediyorum. Milli meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz.
BM BARIŞ GÜCÜ CİNNET FURYASINI DURDURAMADI
Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın saldırılarına maruz kalıyordu. BM Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı. Katliamın önüne geçemedi. 1974’e gelindiğinde insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştı. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihi bir adım attı. Anavatan ve garantör ülke olarak hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik. Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır. O gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hakimse Türkiye’de aynı bayram havası hakimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’ı Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.
MİÇOTAKİS’E ‘SATAŞMA YAPMA’ DEDİK
Adanın güneyinde ise kendilerini Kıbrıs adasının tek hakimi gören şımarık zihniyet var. Rum lider EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimiz Güney’e geçtiklerine saldırıya uğruyor, Güney’deki camiler kundaklanıyor. İşte geçenlerde Yunanistan Savunma Bakanı akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis’le yurt dışında bir araya geldik, kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz KKTC’deyiz, duydum ki sen de Güney’desin, herhalde bizlere sataşma yapmazsın’ dedim. Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam. Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atılıyor. Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. Müzakerelere yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim demenin kimseye faydası yoktur. Biz Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız.
TEHDİTLERE BOYUN EĞMEYİZ
Türkiye ile Yunanistan arasında diyaloğun güçlendirilmesi Kıbrıs meselesinin çözümüne de katkı yapacaktır. Taşınmaz Mal Komisyonu, Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegane adresidir. Bunun dışında başka yollara tevessül edenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Kıbrıs Türkleri’nin yok sayılması mümkün değildir. KKTC’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’daki zirveye Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği. Bu süreçteki dirayetli liderlik için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Sayın Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.
KKTC’Lİ ÖĞRENCİLERE MÜJDE
Temmuz ayı itibarıyla artık KKTC vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasının kararlaştırdık.
ERSİN TATAR: KIBRIS, TÜRKİYE’NİN AYRILMAZ PARÇASIDIR
KTTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Kıbrıs Türkleri zulme boyun eğmedi. Hedeflerimize muhakkak ulaşacağız. Amacımız sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmaktır. Rum tarafı halen anlaşmaya yanaşmamaktadır. Türk askerinin Kıbrıs’ta uzaklaştırılmasını talep ediyor bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Türklüğün onurunu çiğnetmeyeceğiz.
Güneyde devam eden silahlanma barışa hizmet etmiyor.
Rum yönetiminin bazı ülkelerle anlaşma yapması adayı tehlikeye atıyor.
Türk devletleri teşkilatları ile ilişki kurmaya hazırız.
77. ve 78. genel kurul toplantısında milat niteliğindeki konuşmalar KKTC için onur meselesidir. Rum yönetimi KKTC’ye yönelik izolasyonları daha da yoğunlaştırmıştır. Kıbrıs konusunda kınanması gerekenlerin en başında Yunanistan gelmektedir.
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye’nin ayrılmaz bir parçasıdır. KKTC Doğu Akdeniz’de Türk cumhuriyetlerinin kalesidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız her platformda sesimiz olduğunuz için teşekkür ederiz.
TBMM’de KKTC için alınan karara dikkatlerinizi çekiyorum. 74 tarihli Barış Harekatı Tezkeresidir. Oy birliğiyle alan TBMM Başkanı nezdinde teşekkür ediyorum.
ANADOLU VE AKINCI’DAN GÖVDE GÖSTERİSİ
Törenlerde Türk Silahlı Kuvvetleri de gövde gösterisi yapacak. Türk donanmasının en büyük savaş gemisi TCG Anadolu, 50 gemi eşliğinde Girne’de denizde geçit töreni düzenleyecek.
Türk Yıldızları gösteri uçaklarının yanısıra 4 F-16 savaş uçağı ve 2 Akıncı TİHA, Lefkoşa’daki resmi geçit töreninde uçacak.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN KKTC’DE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ercan Havalimanı’nda, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından resmi törenle karşılandı.
Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye geldi.

“ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la Atatürk Anıtı’nı ziyaret etti.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, anıta çelenk bıraktı.

Anıt Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere şunlara kaydetti:
Törene TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri katıldı.
]]>Osmanlı Devleti’nin, 1878’deki Rusya ile yaptığı savaştan yenilgiyle ayrılmasının ardından, yardım karşılığı İngiltere’ye kiralanan Kıbrıs, 5 Kasım 1914’te ise İngiltere tarafından tamamen ilhak edildi. Ada, 1923’te imzalanan Lozan Anlaşması ile tamamen İngiltere’ye bırakıldı.
Kıbrıs’ın ve Anadolu’nun batı yakasının Yunanistan’a bağlanmasını hedefleyen “Enosis” hayallerini 1821’den beri sürdüren Kıbrıslı Rumlar, İngiltere yönetiminde Yunanistan’ın desteğiyle bu planlarını açıkça ilan etmeye başladı.
Kıbrıslı Rumlar, adanın tamamını diplomatik yollardan ele geçiremeyeceklerini anlayınca terör örgütü “EOKA”yı kurdu.
1 Nisan 1955’te kanlı eylemlerine başlayan ve “Enosis”e karşı olan herkesi düşman ilan eden örgüt, 1958 sonuna kadar 400 Rum, 109 Türk ve 100 İngiliz’i öldürdü, 33 Türk köyünde yaşayanlar ise EOKA’nın faaliyetleri nedeniyle göç etmek zorunda kaldı.
Saldırılar karşısında direniş teşkilatları kuran Kıbrıslı Türkler de güçlerini 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) çatısı altında birleştirdi.

Adadaki kaos ortamı, Zürih ve Londra Antlaşmalarına kadar devam etti. 11 Şubat 1959’da imzalanan antlaşmalar neticesinde İngiltere, Türkiye ve Yunanistan devletlerinin garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması kararlaştırıldı.
Kıbrıs Türk toplumuna 1960 Anayasası ile sağlanan haklar, 1963’te Rum tarafının tek taraflı kararı sonrası kaldırıldı ve bu tarihten itibaren Türk toplumuna karşı silahlı saldırılar yeniden başladı.

KANLI NOEL
EOKA’nın Lefkoşa’nın Tahtakale semtinde 20 Aralık 1963 gecesi otomobillerine açılan ateş sonucu Kıbrıs Türkü Zeki Halil ve Cemaliye Emirali’nin şehit edilmesiyle başlayan “Kanlı Noel” saldırılarında, 364 kişi şehit düştü, 103 Türk köyü boşaltıldı, 25 bin kadar insan evlerinden edildi.
Rum çeteleri, 24 Aralık 1963’te Lefkoşa’nın Kumsal bölgesindeki saldırılarına devam ederken, Kıbrıs’taki Türk Alayı’nda doktor olan Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet İlhan ile çocukları Murat, Kutsi ve Hakan banyo küvetinde öldürülmüş halde bulundu. Bu olay tarihe “Kumsal Katliamı” ya da “Banyo Katliamı” olarak geçti.
YUNAN UÇAKLARI İLE BOMBARDIMAN
5 Ağustos 1964’te Rum ve Yunan birlikleri Erenköy bölgesindeki Kıbrıs Türk halkına karşı saldırıya geçti. Yunan uçaklarının Erenköy bölgesini bombalaması sonucu birçok Türk şehit edildi.
Türkiye bu durum üzerine sınırlı bir hava harekatı düzenledi ve Türk halkına yönelik toplu bir katliamı önledi, Rum birlikleri bozguna uğratıldı.
8 Ağustos 1964’te uçağı düşürülen Türk pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, hiçbir yara almadan Rumlara esir düştü. Topel, daha sonra yapılan Rum işkenceleri sonucu şehit oldu.

TÜRKİYE, GARANTÖR OLARAK DEVREYE GİRDİ
Türkiye, 20 Temmuz 1974’te garantör devlet olarak müdahale hakkını kullandı ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Barış Harekatı’na başladı.
Birleşmiş Milletler’in çağrısı üzerine 22 Temmuz 1974’te ateşkes sağlandı ve çatışmalar durdu.
Kıbrıs adasındaki taraflar arasında 25 Temmuz 1974’te “Cenevre Görüşmeleri” başladı. Yunanistan ve Rum tarafının, istekleri kabul etmemesi ve adadaki Türk halkına karşı katliam yapma ihtimalleri ikinci harekatı zorunlu hale getirdi.
Bu kapsamda, “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla 14 Ağustos 1974’teki “İkinci Kıbrıs Barış Harekatı” ile adaya barış ve huzur getirildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri harekat süresince, 498 Mehmetçik ve Kıbrıslı 786 mücahidi şehit verdi.


KARADENİZ VE DOĞU ANADOLU’DA ŞİDDETLİ SAĞANAK
Yağışların; Trabzon, Rize, Artvin, Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı çevreleri ile Giresun’un doğusunda yerel kuvvetli olması bekleniyor.
SICAKLIK MEVSİM NORMALLERİNİN ÜZERİNDE
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmiyor. Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın ise genellikle kuzeyli, Akdeniz kıyıları ile Güneydoğu Anadolu’da güney ve batı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.
10 KENT İÇİN “SARI” ALARM
Meteoroloji tarafından Ağrı, Artvin, Erzurum, Giresun, Kars, Ordu, Rize, Trabzon, Ardahan ve Iğdır için “sarı” alarm verilerek şiddetli sağanak uyarısında bulunuldu.

İL İL HAVA DURUMU
Son tahminlere göre illerimizde beklenen sıcaklıklar ve hava durumu ise şöyle olacak:
ANKARA: 35, Parçalı ve az bulutlu
İSTANBUL: 35, Parçalı bulutlu, doğusu kısa süreli ve yerel sağanak yağışlı
İZMİR: 39, Az bulutlu ve açık
KOCAELİ: 35, Parçalı bulutlu, doğusu kısa süreli ve yerel sağanak yağışlı
BURSA: 37, Parçalı ve az bulutlu
EDİRNE: 39, Parçalı ve az bulutlu
A.KARAHİSAR: 33, Az bulutlu
DENİZLİ: 41, Az bulutlu ve açık
MANİSA: 41, Az bulutlu ve açık
ADANA: 39, Az bulutlu ve açık
ANTALYA: 42, Az bulutlu ve açık
HATAY: 34, Az bulutlu ve açık
ISPARTA: 35, Az bulutlu
ESKİŞEHİR: 34, Parçalı ve az bulutlu
SİVAS: 30, Parçalı ve az bulutlu
YOZGAT: 29, Parçalı ve az bulutlu
BOLU: 34, Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DÜZCE: 35, Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ZONGULDAK: 31, Parçalı ve az bulutlu, öğleden sonra iç kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor
SİNOP: 30, Parçalı ve az bulutlu
AMASYA: 35, Parçalı bulutlu
SAMSUN: 34, Parçalı bulutlu, iç ve doğusu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON: 30, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor
ARTVİN: 25, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor
ERZURUM: 25, Parçalı ve çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların kuvvetli olması bekleniyor
KARS: 22, Parçalı ve çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların kuvvetli olması bekleniyor
MALATYA: 35, Parçalı ve az bulutlu
VAN: 27, Parçalı bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DİYARBAKIR: 39, Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP: 38, Az bulutlu ve açık
SİİRT: 37, Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA: 39, Az bulutlu ve açık
]]>Belediye Başkanı Rahmi Metin’e de ziyarette bulunan Yerlikaya, TOKİ tarafından yapılan belediye bloklarını dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti.

AK Parti İl Başkalığını ziyaret eden Yerlikaya, daha sonra AFAD İl Müdürlüğünde AFAD binası arkasında meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili yetkililerden bilgi aldı.
AFAD Müdürlüğünde güvenlik toplantısına katılan Yerlikaya, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Huzuru” mottosuyla toplantılar yaptıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin huzuru ve güvenliği için çalıştıklarını ifade eden Yerlikaya, şunları söyledi:
‘HİÇ KİMSE BİZİM MİLLETİMİZE ŞEKİL YAPAMAZ’
Devletten ve milletten güçlü bir irade tanımadıklarını, vatandaşı rahatsız eden kim varsa gereğini yaptıklarını anlatan Yerlikaya, “Bugün itibarıyla uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel çökertip adalete teslim etmiş olduğumuz organize suç örgütü sayısı 619, devam eden de projelerimiz var. Adliyelerimiz ile beraber kararlıyız. Hiç kimse bizim milletimize, aziz milletimize şekil yapamaz. Buna müsaade edemeyiz.” diye konuştu.

“Biz Türkiye Yüzyılı’nda huzurla ilgili görev olarak huzurun yüzyılını ifade ediyoruz. Bu noktada başta terör örgütleri ile PKK, KCK, FETÖ, DEAŞ, MLKP gibi terör örgütleri ile mücadele bizim olmazsa olmaz birinci görevimiz. Bununla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bütün hükümetlerinde olduğu gibi yine kararlılıkla, azimle, güvenlik birimlerimizle ülke içerisinde bizim görev alanımızda olduğu gibi ülke dışında da yine hakeza sınırımızın hemen ötesinde de Savunma Bakanlığımız ve Milli İstihbaratımızla da büyük bir uyum ve kararlılıkla çalışıyoruz.”
Organize suç örgütleri ve “şehir eşkıyaları” ile mücadele ettiklerini anlatan Yerlikaya, uyuşturucu tacirleri, düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleri ile mücadele ettiklerine işaret etti.
NARVAS TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE UYGULANIYOR
Özellikle uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili 112 aracılığıyla gelen her türlü ihbarın özel bir yazılım programıyla kayda alındığını ve bunun da nakış gibi işlendiğini değerlendiren Yerlikaya, şöyle devam etti:

“Şu anda İstanbul’da pilot çalışma olarak başlayan Narkotik Vaka Analiz Sistemi (NARVAS) artık Türkiye’de emniyet ve jandarma bölgesinin tamamında uygulanıyor. Biz şunu istiyoruz. Yavrularımızı, vatandaşlarımızı hiç kimsenin zehirlemeye cesaret edemeyecek hale getirmekte kararlıyız ama bu noktada seferberlik ruhu ile hareket etmemiz lazım. Arz cephesinde İçişleri Bakanlığı biziz, biz mücadele ediyoruz. Büyük arzla, küçük arzla, baronundan kullanıcısına varıncaya kadar kararlıyız. Bu kabine döneminde 35 binin üzerinde tutuklama, 15 bine yakın adli kontrol. Yani toplam 50 bin bu noktada verilen mahkeme kararları var. Hep birlikte başardık. 131 ton bununla ilgili yakalanan uyuşturucu türleri var.”
Uyuşturucu ile seferberlik ruhunun önemli olduğuna işaret eden Yerlikaya, uyuşturucuyla mücadelede vatandaş ihbarlarının önemini vurguladı.
Toplantıya, Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, AK Parti Rize Milletvekili Harun Mertoğlu, Belediye Başkanı Rahmi Metin ve diğer ilgililer katıldı.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndaki bayrak değişiminden sonra Murat Kurum’un yeniden bakanlığı devralmasıyla İstanbul’da da bayrak değişimi yaşandı. 6 yıldır bakanlığın İstanbul il müdürlüğü görevini yürüten Hacı Mehmet Güner görevi yerel yönetimlerin tecrübeli isimlerinden biri olan Dr. M. Ejder Batur’a devretti.
Ataşehir’deki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen devir teslim törenin ardından Batur yeni görevine başladı.

‘EN ÖNEMLİ GÖREVİMİZDEN BİRİ BU ŞEHRİ DEPREM HAZIRLAMAK’
Devir teslim töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek konuşmasına başlayan Batur, “Kamu görevlileri bir bayrak devridir. Biz bu bayrağı alacağız ve bizden sonraki gelenlere teslim edene kadar da canla başla, en iyi şekilde bulunduğumuz kamu hizmetini en iyi şekilde yapmaya çalışacağız. Sorumluluğumuz İstanbul’dur. İstanbul bizim medeniyetimizin başkenti. İstanbul bizim kültürümüzün başkentidir. İstanbul bizim en kıymetli varlığımızdır. İstanbul 39 ilçesiyle, 963 mahallesiyle, 16 milyon insanımızın yaşadığı, ülkemizin her 5 kişiden birisinin yaşadığı mega kent. Bu çerçevede de mega problemleri olan bir şehir. Bu mega kent Cumhurbaşkanımızın Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde sorunlarının büyük kısmını geride bırakmış ve bunları bertaraf etmiş bir şekilde günümüze kadar geldi. Tabii deprem gibi bazı problemler öyle bugünden yarına, yarından öbür güne kısa sürede çözülebilecek hususlarda değil. Bunun için yıllara sari çalışmalar gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün de İstanbul’umuzda yaşayan hemşerilerimizin hayat konforunu, yaşam konforunu arttırmanın yanı sıra en önemli görevi de 39 ilçe belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve hükümetimizin diğer organlarıyla beraber bu şehri depreme hazırlamaktır. Bu zamana kadar özellikle hükümetlerimiz döneminde bu konuda çok ciddi mesafeler alındı. Özellikle 2012’de çıkartılan 6306 sayılı kanunla beraber bu iş çok ciddi bir motivasyonla, kötü yapı stoğunun değişimiyle alakalı ciddi mesafe alındı. Ama hala alınması gereken yol var” dedi.

‘İNSAMIZI ÖLDÜREN BİNALARDAN YAŞATAN BİNALARA GEÇİRME ZORUNLULUĞUMUZ VAR’
İstanbul’u da etkileyen 1999 Gölcük merkez üslü depremin ardından 25 yıl geçtiğini ve bilim insanlarının da ortak kanaati olarak depremin her geçen saniye İstanbul’a daha da yaklaştığının altını çizen Batur, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Biz de bu şuurla çalışmalarımızı canla başla çalışacağız. Hepimizin hala aklında olan 1 buçuk yıl önce bu toprakların gördüğü en büyük afetle karşılaştık ki bakanlığımız bütün unsurlarıyla Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, liderliğinde, Bakanımızın yine yoğun çabalarıyla beraber o 11 ildeki depreme karşı, o kötü yapı stoğunun sonucundaki enkaz giderilmeye çalışılıyor. Bunu tekrar yaşamamak için ve bunun İstanbul’da yaşanmaması için bu felaket gelmeden hazırlamak mecburiyetindeyiz. Çünkü İstanbul farklı bir pozisyonu olan, stratejik bir şehrimiz. Böyle bir görevimiz ve yükümlülüğümüz var. Bu bilinçle, insanımızın yaşam konforuna ne katabiliyoruzla beraber, depremde insanlarımızı öldüren binalardan yaşatan binalara geçirmek zorundayız. Bu konuda aciliyetimiz var. Bunu da Büyükşehir Belediyesi, 39 ilçe belediyesi, diğer ilgili kamu kurumlarımızın tamamıyla beraber bir senkronize içerisinde yapma mecburiyetimiz var. Bunu da inşallah burada olabildiğince yapmaya, sağlamaya göre ve sorumluluğumuz içerisinde gerçekleştirmeye çalışacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bakanımızın azimli, çalışkan duruşu ve tutumuyla üstesinden en kısa zaman içerisinde geleceğiz.”

M. EJDER BATUR KİMDİR?
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Yerel Yönetimler Başkanı ve İl Başkan Yardımcısı olan M. Ejder Batur, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Yapılarda Sismik İzolasyon başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Akıllı Kent Tasarım Sistemlerinin Pilot Ölçekte Uygulanabilirliği başlıklı teziyle de doktora programını bitirerek doktor derecesini aldı. AK Parti Ümraniye İlçe Başkanlığı’nda Kurucu İlçe Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Batur, 2004’teki Mahalli İdareler seçiminin akabinde Ümraniye Belediyesi’nde 2004-2019 yıllarında üç dönem Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Ümraniye Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekilliği görevinde de bulunan Batur, İBB Meclis Üyeliği, İBB İmar Komisyonu Başkanvekilliği görevlerinde bulundu. 24 Şubat 2021’de gerçekleştirilen 7. Olağan İl Kongresi’nde İl Yürütme Kurulu üyeliğine seçilen Batur, Yerel Yönetimlerden sorumlu İl Başkan Yardımcısı olarak atanmıştır
]]>Gazze Şeridi’ne yönelik 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılar ile İsrail ordusunun verdiği kayıplar, askerlikten muaf olan Haredilerin de silah altına alınması tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
75 YIL SONRA İLK CELPLER GÖNDERİLECEK
İsrail ordusunun, 21 Temmuz itibarıyla 1949’dan bu yana zorunlu askerlik muafiyetinden yararlanan binlerce Haredi’ye askerlik hizmeti için celp göndermeye başlaması bekleniyor.
Haredilerin on yıllardır İsrail’de sahip olduğu bu muafiyet İsrail’deki halkçı ve laik kesim tarafından sert şekilde eleştiriliyor.
Açıklamaları Haredilere yönelik dini bir fetva olarak kabul edilen kıdemli hahamlar ise zorunlu askerliğin reddedilmesi, hatta celp emirlerinin yırtılması yönünde çağrıda bulunuyor.
ORDUYA ÖZEL İSTEK
Haredilerin kadınlarla bir arada bulunmamak, özel yiyecek sağlanması ve Şabat’a saygı gösterilmesi gibi orduya özel düzenlemeler getiren “özel istekleri” bulunuyor.
Şas Partisi ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri, Haredilerin askerlik hizmetine karşı çıkıyor. Bu partilerin halihazırda hükümetten çekilme kararı almamaları, 2022’nin son aylarında kurulan koalisyon hükümetinin dağılmasından endişe eden Netanyahu’ya bir çıkış yolu sundu.
Ancak, özellikle iki partinin tabanını oluşturan Haredilerin İsrail’de askere alınmasına karşı protestoların artması durumunda, koalisyon hükümetinden çekilme her iki siyasi partinin de gündeminde bir seçenek olmayı sürdürüyor.

HAREDİLER ASKERLİK YAPMAMA HAKKINA SAHİPTİ
Hayatlarını Tevrat’ı okumaya adadıklarını söyleyen Harediler, laik dünyaya entegrasyonun dini kimliklerini ve toplumlarının devamlılığını tehdit ettiğini düşünüyor.
Harediler dini okullara devam ederek tecil haklarını askere alınma yaşı olan 18’den askerlikten muaf tutulma yaşı olan 26’ya kadar kullanıp askerlik yapmama hakkına sahip olabiliyorlar.
ASKERE ALINAN HAREDİ SAYISININ 4 BİN 800 OLMASI BEKLENİYOR
İsrailli gözlemciler, ordunun Haredilere askerlik celbi gönderme nedenini, Haredilerin kendi iradeleriyle askerlik şubelerine gidip teslim olmayı istememelerinin bir işareti olarak değerlendiriyor.
İsrail gazetesi “Maariv”e göre, ilk aşamada, askere alınacak 1800 Haredi’ye ek olarak 2024 yılı boyunca 3 bin genç Haredi askere alınacak ve sayı bu sene için 4 bin 800’e çıkacak.
Aynı şekilde 2025 ve 2026’da da her sene 4 bin 800 Haredi’nin askere alınması planlanıyor.
Askere alınan Haredilerin yüzde 50’sini 18-21 yaş arası, yüzde 40’ını 21-23 yaş arası ve geri kalan yüzde 10’nu da 23 yaş üstü Harediler oluşturacak.
Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılar, işgal altındaki Batı Şeria’daki yoğun baskınlar ve 8 Ekim’den itibaren Lübnan Hizbullahı ile karşılıklı saldırılar gölgesinde İsrail ordusu aylardır personel sıkıntısı çekiyor.

YOĞUN PROTESTOLAR
Ordunun askerlik çağrısı niyetini duyurmasının ardından yüzlerce Haredi, 16 Temmuz Salı günü Ultra Ortodoksların kalesi kabul edilen Bney Brak şehrinde gösteri yaptı.
İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamada, göstericilerin bir yolu kapattığı ve “Naziler” sloganı atarak polise saldırdıkları” belirtildi.
Polisin güç kullanmak zorunda kaldığı ifade edilen açıklamada 9 Haredi Yahudi’nin kamu düzenini ihlal suçlamasıyla gözaltına alındığı aktarıldı.
Bu protestodan saatler önce Harediler, bir haham ile orduya katılma planlarını görüşmek üzere şehre gelen iki subaya saldırdı.
İsrail devlet televizyonu KAN, eski hahambaşı Yitzhak Yosef’e ait olduğu belirtilen ve Haredileri zorunlu askerliği reddetmeye ve askerlik celplerini yırtmaya çağıran bir ses kaydı yayımladı.

Haredilerin askere alınması konusunda bölünmüş hükümet koalisyonunun çökmesinden korkan Netanyahu, Haredilerin askerlik hizmetinden muafiyetini koruyacak eski bir yasa tasarısını geçirmeye çalıştı.
Ancak Yüksek Mahkeme daha önce benzeri görülmemiş bir kararla Netanyahu’nun yolunu tıkadı.
İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran’da oy birliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti.
Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti.
Ultra Ortodoks Yahudileri askerlik hizmetinden kurtaran yasal muafiyet Mart 2024’te sona ererken askerlik yapmayı reddedenler, artık devlet desteği alamayacak.
Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor.
”ZİYARETLER AY SONUNA KADAR ÜCRETSİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı açılış töreninde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi yapının önümüzdeki ayın sonuna kadar ücretsiz şekilde ziyaret edileceğini duyurdu.
Erdoğan, “Yıldız Sarayı direnişin sembolü, sıradan bir yapı değildir, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına tanık oldu” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabiatla uyumu, mimarisi ve Türk saray bahçeleri geleneğinin son örneği olan Yıldız Sarayı nadide bir eserdir.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Erdoğan, Yıldız sarayına girişlerin önümüzdeki ayın sonuna kadar ücretsiz olduğunu duyurdu.

YILDIZ SARAYI’NIN ÖNEMİ
Türk Osmanlı saray mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde yer alır. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nden (1520-1566) itibaren padişahlar tarafından av sahası olarak kullanılan ve Hazine-i Hassa’ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmed yaptırmıştır. 18’inci yüzyıl sonunda Sultan III. Selim, validesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı, babası için de bir çeşme yaptırmıştır. Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü’nde oturan Sultan Abdülaziz ise Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD YILDIZ SARAYI’NDA YAŞAMIŞTI
Sultan Murat’ın rahatsızlığı nedeniyle tahtan indirilmesinden sonra, kardeşi Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) 33 yıllık saltanat devri başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid; amcası Sultan Abdülaziz’in ve ağabeyi Sultan V. Murat’ın birbirini takip eden ikametlerine sahne olan Dolmabahçe Sarayı’nın deniz kıyısında bulunması ve bu sarayın denizden kuşatılması ihtimalini göz önünde bulundurarak, 7 Nisan 1877’de Yıldız’a taşınmıştır. Nisan 1877’de Yıldız’da aralıklarla ikâmet etmeye başlayan genç padişah, Ocak 1878’de temelli olarak Yıldız’a yerleşmiştir.
200 yıllık tarihiyle Yıldız Sarayı, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına şahitlik etmiştir. Sultan 2. Abdulhamit’le özdeş hale gelmiştir. 2. Mahmut burayı yeni ordunun askerlerinin talimlerini izlemek için kullanmıştır. Yıldız Sarayına asıl hürriyetini kazandıran Abdülhamit Han olmuştur.

YILDIZ SARAYININ TARİHİ
Yıldız Sarayı kompleksi, Osmanlı Devleti’nin son sarayı olması açısından ayrı bir önem taşıyor.
Asıl şeklini Sultan II. Abdülhamid döneminde alan saray, 33 yıl boyunca devletin yönetim merkezi, Sultan’ın ve ailesinin ikametgahı olarak kullanıldı.
Köşkler, yönetim ve koruma yapılarıyla parklar bütününden oluşan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid’in 1909’da tahttan indirilmesiyle önemini yitirdi.
Son Osmanlı padişahı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray, 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını tümüyle dış dünyaya kapattı.

“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”
Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum.
Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.

SARAYDA HANGİ ESERLER SERGİLENECEK?
İlk defa ziyarete açılacak yapılar arasında “Limonluk”, “Hamam”, “III. Selim Çeşmesi”, “Ada Köşkü” ve “Cihannüma Köşkü” de yer alıyor.
Sultan II. Abdülhamid’in hayatına, kişiliğine ve liderliğine ışık tutan eserler, onunla özdeşleşen, Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyüklerinden olma özelliği taşıyan kütüphane ve marangozhanenin yanı sıra Yıldız Albümleri’nden seçilen fotoğraflar da ilk defa tarih ve sanat meraklılarının ilgisine sunulacak.
Kütüphane kısmında askeriyeden coğrafyaya, felsefeden casusluk romanlarına, astronomiden botanik ve zoolojiye kadar binlerce nadir eser gün yüzüne çıkarıldı.
İlk defa görülecek yazma eserler arasında “Muhibbi” mahlasıyla şiirler yazan Kanuni Sultan Süleyman’a ait divan, Matrakçı Nasuh’un, Kanuni’nin Irak seferini anlattığı kitap, KatipÇelebi’nin “Cihannüma”sı ve ünlü hattatlara ait Kur’an-ı Kerim örnekleri yer alıyor.

Haber7-ÖZEL
ABD’li teknoloji devi Microsoft’un 365 uygulamalarında yaşanan arızalar nedeniyle dünyadaki birçok sektörde problemler oluştu. Yazılım sistemindeki küresel sıkıntı havacılık ve bankacılık gibi sektörler başta olmak üzere tüm sektörlerde aksamalara neden oldu. Dünyayı etkisi altına yazılım sıkıntısı gelecek yıllarda yaşanabilecek olası olaylar için pek çok soruyu da beraberinde getirdi.
ABD, AVRUPA VE KÜRESEL SİSTEME BAĞLI ÜLKELER ETKİLENDİ
Dünya genelinde yaşanan şimdiye kadarki en büyük yazılım sorunu küresel sisteme bağlı tekel içinde dönen birçok ülkeyi olumsuz etkiledi. ABD başta olmak üzere, Avrupa hatta Avustralya’ya kadar birçok ülkedeki hizmetlerde sorunlar yaşanıyor. İngiltere’de bazı televizyon kanallarının yayını kesilirken, büyük bankalar, havaalanları, hastaneler ve finans kurumları geçici olarak hizmet dışı kaldı.

Berlin‘de tüm uçuşlar durdurulurken ABD’de acil servis hizmetleri bile askıya alındı. İngiltere‘de ise sağlık randevu sistemi çöktü.
TÜRKİYE’DE DE BİRÇOK KURUM ETKİLENDİ
Dünya genelinde yaşanan aksaklıktan Türkiye de nasibini aldı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok sistemde problemler ortaya çıktı. Resmi makamlardan “Sistemi bir an önce işler hale getireceğiz” açıklamaları yapılırken ülkemizdeki hava yolu şirketleri, telekom hizmetleri ve bankalar gibi önemli kurumlarda problemler yaşanıyor.
MİLLİ YAZILIMIN ÖNEMİ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI
Küresel sistemin teknolojilerini kullanan birçok ülke yaşanan krizden etkilenirken, yazılım krizi bir gerçeği daha gözler önüne serdi. Dünya genelinde global sisteme karşı kendi yazılım sistemini geliştiren ve kullanan Rusya ve Çin gibi ülkelerin yaşanan krizden etkilenmemesi yerli yazılımın önemini ortaya çıkardı.
Türkiye’nin gelecekte yaşanabilecek bu tarz küresel sorunlardan etkilenmemek için savunma sanayi ve havacılık sanayinde olduğu gibi yazılım sektöründe de milli sistemlere geçmesinin önemi vurgulanıyor. Teknolojik anlamda yeterli alt yapıya sahip olunan ülkemizde, bilgisayar sistemlerinin ve yazılımlarının da yerlileştirilmesi ülkemizi önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek olası siber saldırılar ve global teknoloji şirketlerinin yaşadığı olumsuzluklarda güvence altına alacak.

YERLİ YAZILIM KULLANAN RUSYA’DA KRİZ HİSSEDİLMEDİ
ABD‘li yazılımlara bağlı dünya ülkeleri Microsoft krizine karşı seferber olurken küresel güçlerin sistemlerine karşı kendi yazılımlarıyla sistemlerini kuran Rusya’da ise kriz hissedilmedi. Rusya Dijital Kalkınma Bakanlığı, dünya çapında başta havalimanları olmak üzere çok sayıda sektörü etkileyen iletişim kesintisine ilişkin yaptığı açıklamada “Microsoft ile ilgili gelişmeler, kritik altyapı tesislerinde yabancı yazılımların yerine yerli yazılım kullanılmasının önemini bir kez daha gösteriyor” ifadesi kullanıldı.
Ülkenin en büyük bankası Sberbank da yaptığı açıklamada, küresel iletişim kesintisinin bankanın faaliyetlerini etkilemediğini bildirdi.
SELÇUK BAYRAKTAR’DAN YERLİ YAZILIM VURGUSU
Dünya çapında yaşanan kriz sonrası BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da yerli ve milli yazılıma dikkat çekti. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Bayraktar şu ifadelere yer verdi;
Tek işletim sistemi,
Tek arama motoru,
Bir iki sosyal medya platformu
Birkaç alışveriş sitesi…
Sadece birinin çökmesi bile dünyada bağlı olan tüm devletlerin kritik alt yapısının neredeyse çökmesine neden oluyor.
Refahı tüm dünyaya yayması umulan yüksek teknoloji ve inovasyon, an geliyor, dünya sistemini kilitliyor. Yüksek teknoloji küresel düzeyde tekelleştiğinde, işte bu kadar kırılgan.
Yaşadığımız siber fiziksel ağlarla örülü dünyada, teknolojinin her alanında bağımsızlık toplumlar için vazgeçilmez.
İşte tam da bu nedenle; Tam bağımsız ve müreffeh bir Türkiye için Milli Teknoloji Hamlesi diyoruz.
Kıbrıs Cumhuriyeti, 1959 yılında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Kıbrıs Türkleri ile Rumlar arasında imzalanan Zürih ve Londra anlaşmalarıyla kuruldu.
Bu anlaşmalarda yer alan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantör devletleri olarak kabul edildi.
1960 yılında, uluslararası antlaşmalar uyarınca ve Türkler ile Rumlar arasındaki ortaklık temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, iki halkın da eşit siyasi hak ve statüye sahip olmasını öngörüyordu.
Ancak, Rum tarafı, Ortaklık Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından;
Kıbrıs Türklerini devlet kurumlarından uzaklaştırma, adadaki varlıklarını sona erdirme ve adanın Yunanistan’a bağlanması amacına yönelik faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.
Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumların tek taraflı güç kullanımıyla Anayasa’yı feshetmelerinin ardından 1963’te fiilen son buldu.
Rumlar, Enosis’e ulaşma hedefiyle silahlanarak, Yunanistan’ın da desteğiyle, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine karşı baskı, zulüm ve ambargoyu durmaksızın devam ettirdi.
Takvimler Kasım 1973’ü gösterirken, Yunanistan’da Dimitrios Yoannidis’in önderliğinden bir grup albay ihtilal yaparak ülkenin yönetimini ele geçirdi.
Komşuda yaşanan askeri darbe kısa bir süre sonra Atina’nın dış politikasını da etkiledi.
Cunta rejimi yönünü hızla Kıbrıs’a çevirdi ve adada kontrolü ele geçirmek için çalışmalarını yoğunlaştırdı.
ATİNA’DA DARBE KIBRIS’TA TÜRKLERE YÖNELİK ŞİDDETİ KÖRÜKLEDİ
Nihai amaca ulaşılabilmesi için İslam ve Türk karşıtı EOKA örgütünün kullanılmasına karar verildi.
EOKA, Yunan ordusundaki Rum bir subay olan Yeoryos Grivas tarafından kurulmuş;
Dünya Savaşları’nda ve komünizm karşıtı silahlı mücadelede faaliyet göstermişti.
EOKA, yapı olarak Filistin’de gerilla yöntemlerini kullanarak İngilizler ile savaşan Yahudilerin terör örgütü Irgun’u örnek almıştı.
Yunan İç Savaşı’nda Yunan komünistlere karşı mücadele eden Grivas, 1951 yılında adada gönüllüler toplayarak Yunanistan’a eğitime götürmüş;
1954 yılında eğitimi alan savaşçılar ile Kıbrıs’a geri dönmüştü..
EOKA 1 Nisan 1955 tarihinde ilk sabotaj eylemini gerçekleştirmişti.
Örgüt, ilerleyen günlerde Makarios karşıtı faaliyetlerini yoğunlaştırdı.
Diplomatik görüşmelerin kesilmesinden kısa bir süre sonra, 15 Temmuz 1974 sabahına, Kıbrıslılar silah ve top sesleriyle uyandı.
Ancak bu kez saldırıya maruz kalan sistematik olarak katledilmeye başnana Türkler değil, Makarios’un Başkanlık Sarayı’ydı.
Yunan subayların komutasındaki, Rum Milli Muhafız Ordusu ve EOKA darbe düzenledi.
Öldü denilen Makarios, kaçmayı başardı.
“Yaşıyorum, direnişe devam” mesajı verdi.
Ardından da adadaki İngiliz üslerinden Malta’ya oradan da İngiltere’ye kaçmayı başardı.
Darbede hayatını zor kurtaran Makarios, 19 Temmuz 1974’te BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada; hem Yunanistan’ın amacını açık biçimde ortaya koydu.
Hem yapılan katliamları hem de Kıbrıs Türklerini bekleyen tehlikeleri anlattı.
Makarios tarihi konuşmasında “Güvenlik Konseyi üyelerine, Atina darbesi tarafından yaratılan bu anormal duruma son vermek için ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulunuyorum” dedi.
“Kıbrıs’taki olaylar sadece Kıbrıslı Rumların iç meselesi değildir. Kıbrıs Türkleri de etkilenmektedir.
Yunan cuntasının darbesi bir işgaldir ve sonuçlarından hem Rumlar hem de Türkler olmak üzere tüm Kıbrıs halkı zarar görmektedir.” ifadelerini kullandı.
Darbenin başarılı olmasının ardından EOKA’nın tanınan simalarından Nikos Sampson yeni hükûmetin geçici devlet başkanı olarak ilan edildi.
Makarios yandaşı 2 bin kadar Yunan öldürüldü.
Binlerce kişi hapishaneye gönderildi.
Kısa bir süre sonra da “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti” kuruldu.
ANKARA SOYKIRIMI ÖNLEMEK İÇİN HAREKETE GEÇTİ
Darbe ve Rumlar arasında yaşanan çatışmalar, Kıbrıs Türklerini de harekete geçirdi.
Darbe haberini, uzun yıllar Türk Ajansı Kıbrıs Müdürü olarak görev yapan Kemal Aşık’tan alan Rauf Denktaş;
Kıbrıs Türklerine olayın Rumlar arasında bir mesele olduğunu aktardı.
Çatışmalara müdahil olunmaması gerektiğini söyledi.
Öte yandan Ankara’ya mesaj göndererek Enosis için son adımın atıldığını belirtti.
Müdahaleden başka bir çare olmadığının altını çizdi.
Denktaş’ın mesajı, Türkiye’de karşılık buldu.
Ankara ilk olarak İngiltere ile birlikte adaya ortak müdahalede bulunma fikrini değerlendirdi.
Düşüncelerini paylaşmak için başkent Londra’ya hareket etti.
Ancak diplomatik temaslardan sonuç alamadı.
Kısa bir süre sonra Türk Büyük Millet Meclisi Ada’ya tek başına müdahale etme kararı aldı.
BARIŞ HAREKATI SABAH SAATLERİNDE BAŞLADI
Türk ordusu, adaya saat 06.05’ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı.
İlk taburlar inerken ciddi bir ateşle karşılaşmadılar.
Denizden çıkarmaysa Karaoğlanoğlu Plajı’na yapıldı.
Harekâtın ikinci günü Rumlar, havadan inen birliklerle denizden çıkan birliklerin birleşmesini engellemek istedi.
Saldırılarını yoğunlaştırdı..
Savaş sürerken haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden dolayı Kocatepe muhribi, Türk uçaklarınca batırıldı ve 54 asker şehit düştü.
Dış baskıların artması neticesinde Ankara, BMKG’nin 353 sayılı kararını kabul etti.
Harekatın üçüncü gününde saat 17.00’den itibaren ateş kesmeye karar verdi.
Başarılı bir operasyonla ateşkes başlamadan Girne-Lefkoşa hattı da birleştirildi.
25 Temmuz 1974’te toplanan 1. Cenevre Konferansı, 30 Temmuz 1974’te imzalanan Cenevre Deklarasyonu ile son buldu.
Deklarasyonda, Yunanistan ve Rumlar tarafından işgal edilen Türk acilen boşaltılması ile Ada’da barışın ve anayasal düzenin yeniden tesisini teminen;
Dışişleri bakanları arasında müzakerelere devam edilmesi kararı alındı.
Öte yandan deklarasyonla Ada’da Kıbrıs Türk toplumu ile Kıbrıs Rum toplumu olmak üzere iki özerk yönetimin mevcudiyeti ilkesel olarak tanındı..
YUNANİSTAN ULUSLARARASI HUKUKU HİÇE SAYDI
Konferansın 8 Ağustos’ta başlayan ikinci aşamasında, Yunan yönetimi uluslararası hukukun kararını reddetti.
Ada’da yeni anayasal düzenin kurulmasına yönelik tüm teklifleri olumsuz karşıladı
Ve anayasaya ilişkin varılacak bir uzlaşma için Türk birliklerinin geri çekilmesini ön koşul olarak ileri sürdü.
2. Cenevre Konferansı görüşmelerinden de bir sonuç çıkmayınca 14 Ağustos’ta “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci aşaması başladı.
Ve 16 Ağustos’ta tekrar ateşkes ilan edildi.
İkinci harekat sırasında geri çekilen Rum askerleri, geçtikleri Türk köylerini yakarak silahsız insanları katletti.
Toplu katliamlar, katliam çukurları ve mezarlar, harekatın bitiminde ortaya çıkarıldı.
Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, Türk ordusu 498 şehit verirken Kıbrıs Türk tarafı ise 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti.
Kıbrıs Türkleri genel olarak ise 1672 şehit verdi.
TÜRK ORDUSU’NUN OPERASYONU ATİNA’NIN DENGESİNİ BOZDU
Türkiye’nin başlattığı harekat başarıyla sonuçlanırken Ada’da yaşayan Kıbrıs Türk halkının güvenliği de sağlandı ve Ada’ya barış hakim oldu.
Kıbrıs’ta mevcut sınırların çizilmesine olanak sağlayan harekatın peşine Kıbrıslı Türkler, 1 Ekim 1974’te Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi’ni kurdu.
Ardından Kıbrıs Türklerinin devlet yapısını kökleştirme, anayasa yapma ve çok partili sisteme geçme gibi tecrübeler yaşadığı Kıbrıs Türk Federe Devleti 13 Şubat 1975’te ilan edildi.
KTFD Meclisi, 15 Kasım 1983’te oy birliğiyle aldığı bir kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti..
Gelişmelerin ardından Yunanistan’daki cunta idaresi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki Nikos Sampson Hükûmeti görevini bıraktı.
Askeri hükûmet ise idareyi sivillere devretme kararı aldı.
Ve yedi yıldır Fransa’da sürgünde bulunan Konstantin Karamanlis’i hükûmeti kurması için Yunanistan’a çağırdı.
Karamanlis’in 24 Temmuz 1974’te hükûmeti kurması ile 1967’den beri devam eden cunta rejimi de son bulmuş oldu.
]]>Serginin, göreve gelmesinin ardından resmi bakanlık toplantıları dışında katıldığı ilk etkinlik olduğunu belirten Pirinççi, fotoğraf sergisinde yer alan eserlerin bir nevi hafızaları tazelediğini belirtti.
Pirinççi, “Anadolu Ajansının Yeşil Hattının ne kadar etkili olduğunu zaten biliyorduk. Dolayısıyla bu sergi de aslında onun bir göstergesi oldu. Televizyonlarda içimizin yandığını hissederek izlediğiniz görüntüleri bir kez daha ikonik fotoğraflarla görmek oldukça önemliydi. Bu açıdan 4 farklı haber ajansının bir araya gelerek Ankara’da böyle bir etkinlik yapması, farkındalık oluşturması dikkat çekici. İlgi duyan kişilerin de burada olduğunu görmek çevre, yangınlar veya orman yangınları ile bunların oluşturduğu risklere dikkat çekilmesi anlamında oldukça önemli. Gerekli veya yeterli farkındalığı oluşturduğunu düşünüyorum.” dedi.

“TÜÇA’NIN ÖNEMLİ BİR MİSYONU VAR”
Türkiye Çevre Ajansının 2020’de kurulmasıyla birlikte çevre farkındalığı oluşturmak, sıfır atık, geri dönüşüm, depozito yönetim sistemleri, denizlerin denetlenmesi, mapa ve şamandıra sistemleriyle denizlerde kirliliğin engellenmesi gibi faaliyetler gerçekleştirildiğini anlatan Pirinççi, şöyle devam etti:
“Türkiye Çevre Ajansının karada ve denizde özellikle çevreye yönelik farkındalığın artırılması açısından önemli bir misyonu var ki malum küresel ısınma Türkiye dahil olmak üzere bütün dünyada etkisini iyice gösteriyor. Çok ani felaketlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bir yandan ülkelerin ve toplumların direncini artırmak gerekirken diğer yandan da geleceğe yönelik o direnci veya mukavemeti artırmak için önlemler almak gerekiyor.”
TÜÇA olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi’nin daha fazla yayılması ve uygulanması aşamasında çalışmalar yürüttüklerine değinen Pirinççi, depozito yönetim sistemini de bu konuda önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Pirinççi, Türkiye’de bir yılda 20 milyardan fazla pet şişe, içecek şişesi, cam, teneke veya karton şişe üretildiği ve bunların geri dönüşüme uğramadan atık haline geldiği düşünüldüğünde depozito yönetim sisteminin hem ülkeye hem de çevrenin korunmasına önemli katkılar sunacağını ifade etti.

“ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İLE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİRBİRİNDEN AYRILMAZ YAPILAR”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı isminin 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şeklinde değiştirildiğini, ardından Türkiye’nin iklim müzakerelerini yürütmeye yönelik İklim Değişikliği Başkanlığının kurulduğunu hatırlatan Pirinççi, çevre ve şehircilik ile iklim değişikliği kavramlarının birbirinden ayrılmaz yapılar olduğu değerlendirmesini paylaştı.
Türkiye Çevre Ajansının da bu yapının ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Pirinççi, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hepsi sayın Murat Kurum Bakanımızın öncülüğünde iklim değişikliği veya küresel ısınma ve bunlarla ilişkili veya ilişkisiz çevreye yansıyacak olumsuz etkileri azaltmaya, yıpranmaları en aza indirmeye, geleceğe özellikle önümüzdeki kuşaklara daha az zarar görmüş bir çevre bırakmaya yönelik hamleler. Türkiye Çevre Ajansı da burada o aktörlerden bir tanesi ki tek başına değil. Başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum olmak üzere bütün bakanlık unsurlarıyla ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla, diğer resmi kurum ve kuruluşlarla birlikte el birliğiyle gelmekte olan bir tehlikeyi engellemek veya o tehlikenin risklerini azaltmaya yönelik bir seferberlik çalışması aslında. Şu anda bu riskler çok doğrudan görünmüyor veya algısal düzeyde kısmen görünüyor olabilir ama gerçekten de çevre, bu anlamda giderek tüketilen bir şey. Bunun kendini yenilemesi oldukça önemli dolayısıyla Türkiye Çevre Ajansı da bu bağlamda destek olan kuruluşlardan bir tanesi.”
Gaziemir ve Buca ilçeleri arasında etkili olan yangın dolayısıyla İzmir’e gelen Yumaklı, yangın yönetim merkezinde çalışmalar hakkında Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’den bilgi alarak helikopterle yanan alanları inceledi.
Daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan Yumaklı, Bergama’daki orman yangınında kaza sonucu hayatını kaybeden işletme şefi Şahin Dönertaş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diledi.
Bakan Yumaklı’nın açıklamaları şu şekilde;
Edirne, Bursa, Balıkesir, Manisa, Uşak, Kütahya, İzmir Foça, İzmir Bergama ve en son da yerleşim yerleşim yerlerine yakın seyreden İzmir Buca yangınları ekiplerin söndürmek için mücadele ettikleri yangınlar oldu. An itibariyle yangınların hepsi kontrol altına alındı.
Sıcaklık nedeniyle Ege ve Akdeniz kıyılarında alarmdayız.
“KAYIP YA DA MAL ZİYANI BİLDİRİLMEDİ”
Yangına karşı mücadelede alevlerin arasında kalanların olmasına rağmen herhangi bir sorun yaşanmadığını bildiren Yumaklı, “Buca yangını için söyleyeyim, bize rapor edilmiş herhangi bir kayıp ya da bir mal ziyanı bildirilmedi. Elbette bütün bunları söylerken bu ekosistemde yaşayan, bizimle bu dünyayı paylaşan canlıları da unutmamak gerekir ve maalesef bu tür olaylardan en çok etkilenenler de onlar oluyor.” dedi.
Yumaklı, gece yarısından sonra yangın bölgesinde birtakım ihtiyaçların olduğuna yönelik yalan haberlerin dolaşıma sokulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“DEZENFORMASYON YAPTILAR”
“Birçok insan bu yalanlarla beraber sanki yardım ihtiyacı varmış gibi doğal olarak, ben hepsine teşekkür ediyorum ancak buradaki çalışmaları aksatırcasına, insanlar o yalanlarla kendilerine söylenen ‘yanık kremi gerekiyor, ayran gerekiyor, şu gerekiyor, bu gerekiyor…’ Bu yalanlarla arabalarına atlayıp buraya gelen insanlar oldu. Bizler zaten düzenli olarak açıklama yapıyoruz, gerek bu şekilde gerekse sosyal medya hesaplarımızdan ve diğer resmi hesaplarımızdan, lütfen bu yalanlara kanmasınlar. Ben çok özür dileyerek bu ahlaksızlığı hiçbir yere sığdıramıyorum, neye hizmet ettiğini herkesin kendi vicdanına bıraktığım bu dezenformasyonu da kınıyorum.”

Bütün teşkilatların 15 Eylül’e kadar alarm halinde olacağını ifade eden Yumaklı, “Vatandaşlarımız olmadan biz bu mücadeleden galip çıkamayız. Mümkün olduğu kadar yangın başlatma ihtimali olan ne varsa, hangi faaliyet, hangi eylem varsa lütfen bunlardan uzak duralım. Bir şey olmaz demeyelim, oluyor.” dedi.
“Farklı ülkelerde haftalarca, aylarca hala yangınları süren ülkeler var. Çok şükür biz böyle bir ülke değiliz”
Yumaklı, 24 saat boyunca insansız hava araçlarıyla ve yangın yönetim uçağıyla Türkiye’yi gözetlediklerini ve tespit ettikleri yangınlara en kısa zamanda müdahale ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Bütün risk analizleri yapılmış durumda. Yani bizim tek istediğimiz şu, hep söylüyoruz. Yangınla mücadele etmek elbette bir performans gerektirir. görüyorsunuz farklı ülkelerde haftalarca, aylarca hala yangınları süren ülkeler var. Çok şükür biz böyle bir ülke değiliz. Hatta yardım isteyenlere de mümkün olduğu kadar elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Ancak asıl başarının yangının çıkmaması olduğunu ve bu başarının sadece bir bakanlığın, bir Orman Genel Müdürlüğü teşkilatının değil, bütün ülkeye ait olduğunu tekraren belirtmek istiyorum ve istirham ediyorum, ‘bir şey olmaz’ demeyelim, yangınların yüzde 90’ının insan unsurundan kaynaklandığını söylüyoruz. Bu kimi zaman o ‘bir şey olmaz’ denilen hususlardan, kimi zaman ihmalden kimi zaman farklı gerekçelerle çıkıyor.”
Buca’daki yangının çıkış sebebine ilişkin bir soru üzerine Yumaklı, “Halen kolluk güçlerimiz bunlarla ilgili gerekli tahkikatı yapıyor. Ama benim şu anda size söyleyebileceğim bir sebep yok.” dedi.

Divan, yarın açıklayacağı danışma görüşünde İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ilhak uygulamaları, Doğu Kudüs’ün statüsünü değiştirme çabaları, apartheid ve ayrımcı uygulamaların hukuka aykırılığı, bunların başta İsrail olmak üzere tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar açısından doğuracağı sonuçlar hakkında kanaatini açıklayacak.
Divan Başkanı Lübnanlı Yargıç Nawaf Salam tarafından halka açık oturumda okunacak danışma görüşünde, İsrail’in Filistin’i işgalinin hukuka aykırı olduğu, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal ettiği, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğu, Filistinlilere yönelik ayrımcı ve ırkçı uygulamaların hak ihlali teşkil ettiğinin teyit edilmesi bekleniyor.
49 ÜLKE BEYANDA BULUNDU
Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda faaliyetlerini sürdüren Divan’da, 19-26 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 49 ülke, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Afrika Birliği, İsrail’in Filistin topraklarını işgal ve ilhakına ilişkin kendi görüşlerini sözlü olarak Divan’a sunmuştu.
Bunun öncesinde de yine aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 54 devlet ve 3 uluslararası kuruluş Ağustos 2023’e kadar yazılı beyanlarını Divana ulaştırmıştı.
Türkiye, İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria’daki ilhakı ve özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün korunmasına ilişkin olarak Divan’a yazılı beyanını ilk ulaştıran ülke olmuştu.
Divan önünde, danışma görüşünde ilk defa bu kadar çok sayıda devletin yazılı ve sözlü beyanda bulunduğu görülürken, yazılı beyanda bulunan İsrail’in sözlü duruşmalarda yer almaması dikkati çekmişti.
UYGULAMALAR HUKUKA AYKIRI
Duruşmalara katılan devletlerin büyük çoğunluğu, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin ve Filistinlilere yönelik uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu savunmuştu.
Belçika, İsviçre, İrlanda, İspanya ve Norveç gibi batılı ülkeler dahil çoğunluğu Orta Doğu’dan olan ülkelerin yer aldığı, 19-26 Şubat 2024 tarihinde gerçekleşen duruşmalarda, “İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkının bulunmadığı”, “İlhak yoluyla toprak edinmenin hukuka aykırı olduğu”, “Filistin topraklarındaki ilhak ve yerleşimci uygulamalarının demografik yapıyı zorla değiştirmek anlamına geldiği”, “Diğer devletlerin, İsrail’in Filistin’deki işgalini tanımama yükümlülüğü olduğu” ve “İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediği” savunulmuştu.
TÜRKİYE FİLİSTİN İŞGALİNE KARŞI ÇIKTI
Türkiye, UAD’nin danışma görüşü oluşturulması sürecinde 26 Şubat 2024’te yaptığı sunumda, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediğini ve bu sebeple işgali “derhal ve koşulsuz olarak” sona erdirmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Sunumunda, İsrail’in Filistin’deki işgaline son vermesi ve 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kalıcı ve sürekli bir çözüme ulaşılması çağrısını yineleyen Türkiye, uluslararası toplumu ve kuruluşları, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet etmişti.
Türkiye, özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırılık teşkil ettiğini belirtmişti.
– ABD ve İngiltere, İsrail’in tezlerini savundu
ABD ve İngiltere ise İsrail’in tezlerini savunarak, Divan’dan herhangi bir danışma görüşü vermemesini istemişti.
İngiltere, İsrail-Filistin uyuşmazlığının ikili müzakereler yoluyla çözülmesi ve Divan önüne getirilmemesi gerektiğini savunurken, ABD tarafı ise İsrail’in Filistin’i işgalini “güvenlik endişeleri” gerekçesiyle meşru göstermeye çalışmıştı.
BM Genel Kurulu, UAD’den görüş istemişti
BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti.
BM Genel Kurulunun Divana sunduğu sorular, şu şekilde:
“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?
2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”
Danışma görüşü talebi 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.
Danışma görüşü nedir?
Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Divan’ın görevleri arasında ilk olarak, devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.
BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebilir. Devletler, Divan’dan danışma görüşü isteyemez.
UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşünü açıklayacak.
Danışma görüşünün etkisi nedir?
UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.
Danışma görüşleri, ileride açılabilecek benzer konulardaki davalarda Divan’ın ne yönde karar verebileceğini de gösterirken, danışma görüşü aleyhine hareket eden devletler açısından politik baskı aracı olarak kullanılabiliyor.
Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koyması dikkati çekiyor.
Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmenin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.
UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında uyguladığı ihlallerin sonlandırılması yönündeki baskının artması bekleniyor.
Buna ek olarak, İsrail’e askeri, siyasi ve mali destek veren ülkelerin de uluslararası toplum tarafından bu desteklerini sonlandırmaları yönünde gelecek çağrıları yanıtlamak zorunda kalmaları öngörülüyor.
Danışma görüşü, İsrail’in Adalet Divanında yargılandığı davadan farklı
Güney Afrika’nın, İsrail aleyhine, Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali sebebiyle Uluslararası Adalet Divanında açtığı dava, iki ülke arasında çekişmeli yargılama anlamına gelirken, yarın başlayacak danışma görüşü, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor.
Danışma görüşünde, davalı-davacı şeklinde ayrım bulunmuyor ve UAD, BM organları ya da kuruluşlarının faaliyet alanlarına ilişkin yönelttiği sorular hakkındaki görüşünü açıklıyor.
Divan Statüsü’nün 66. maddesi gereği, BM üyesi ülkeler, danışma görüşü istenen konular üzerine yazılı ve sözlü beyanda bulunma hakkına sahip.
Çekişmeli davalardan farklı olarak herhangi bir ad-hoc hakim atanmadığından, danışma görüşü kararını UAD’nin daimi 15 hakimi verecek.
Buna ek olarak soykırım davası sadece Gazze’de işlenen soykırım suçlarını ve ihlalleri ele alırken, yarın açıklanacak danışma görüşünün kapsamında, Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere tüm Filistin topraklarındaki başta işgal ve ilhak olmak üzere birçok uluslararası hukuk kuralının ihlali yer alıyor.
Bakan Yumaklı’nın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları:
“Hayatını kaybeden işletme şefimizi rahmetle anarak başlamak istiyorum. Şahin Dönertaş kardeşim 41 yaşında bu vatan için, yeşil vatan için hayatını hiçe sayan kahramanlardan sadece bir tanesi. Ailesine, bütün sevenlerine ve Orman Genel Müdürlüğü teşkilatımıza ve bakanlığımıza başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar dün 9 adet yangın vardı bizim üst risk grubunda diye tanımladığımız. Ancak 34’ü orman yangını 14’ü de orman dışı yangın olmak üzere bütün yurt çapında 48 adet yangınla mücadele etti arkadaşlarımız. Orman dışında başlayan yangınların da ormana sirayet etmesiyle birlikte. Edirne, Bursa, Balıkesir, Manisa, Uşak, Kütahya, İzmir Foça, İzmir Bergama ve en sonunda dün akşam yerleşim merkezlerine yakın seyretmesi hasebiyle de İzmir Buca yangınları bizim arkadaşlarımızın hakikaten canını hiçe sayarak söndürmek için mücadele ettikleri yangınlar oldu. An itibarıyla bu yangınların tamamının kontrol altına alındığını duyurmak istiyorum.”

YANGIN DÜN SAAT 13.00’TE BAŞLADI!
Yangın, dün saat 13.00 sıralarında Buca ilçesinde başlayıp, ardından Gaziemir ilçesine sıçradı. Rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüyen yangına, Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri başta olmak üzere, itfaiye ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu müdahalede bulundu.
Yangına Orman Genel Müdürlüğü ekipleri, 7 uçak ve 4’ü gece görüşlü olmak üzere 20 helikopterden oluşan toplam 27 adet hava aracı, 40 adet arazöz, 9 su ikmal aracı, 4 dozer ve 4 yer ekibi, belediyelerden 21 tanker ve 5 arazöz ve 5 polis TOMA’sı ile müdahaleye devam ediyor.
Öte yandan İzmir Valisi Süleyman Elban sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yangına ilk andan itibaren 7 uçak, 23 helikopter, 2 treyler çekici, 98 arazöz, 19 su tankeri, 1 paletli traktör, 21 tonajlı tanker, 8 dozer, 13 TOMA, 69 Yunus polis timi, 26 trafik ekibi, 98 sivil ekip ve 2172 personel ile müdahale edildiğini belirtti.
ALEVLERİN YERLEŞİM YERLERİNE SIÇRAMASI TEHDİDİ ENGELLENDİ
Gece saatlerinde yerleşim yerlerini tehdit yangın nedeniyle bölge tedbir amaçlı boşaltılırken, ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu alevler yerleşim yerlerine sıçraması engellendi.

– UÇAK SEFERLERİ NORMALE DÖNDÜ
Yangının Adnan Menderes Havalimanı’na yakın konumda olması ve yükselen duman nedeniyle aksamalar yaşanan hava trafiği normale döndü.

Havalimanında yaşanan aksamalar nedeniyle yolcu yoğunluğu yaşandığı öğrenildi.
– Sarnıç Mahallesi’nde elektrik kesintisi uygulanıyor
Sarnıç Mahallesi’nde tedbiren elektrik kesintisi uygulandı.
Alevlerin çevredeki evleri tehdit etmesi nedeniyle polis ve jandarma ekipleri vatandaşları bölgeden uzaklaştırdı.

Alevlerin evlere sıçramaması için Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye araçlarıyla TOMA’larla yangın ile evler arasına set kuruldu.

BALIKESİR’DE ÇIKAN ORMAN YANGININA MÜDAHALE EDILIYOR
Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde, arazide başlayarak ormana sıçrayan yangını kontrol altına almak için çalışmalar sürüyor.
Altıeylül ilçesi Paşaköy Mahallesi’ndeki tarım arazisinde yangın çıktı.
Yangını görenlerin ihbarı üzerine bölgeye, Orman Bölge Müdürlüğü ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi itfaiyesine bağlı ekipler sevk edildi.
Ekipler, havadan ve karadan müdahaleyle yangını kontrol altına almaya çalışıyor.
– Herkes elinden gelen her şeyi yapıyor”
Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, yangına ilişkin, gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının ot balyası sırasında bir kıvılcımdan çıktığını söyledi.
Şehirli, rüzgarın daire şeklinde esmesinden dolayı yangının ilerlediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Valilik, kaymakamlıklarımız ve belediyelerimiz herkes elinden gelen her şeyi yapıyor. Tedbir amaçlı İnkaya Mahallesi’ndeki vatandaşlar bölgeden uzaklaştırılıyor. Şu ana kadar herhangi bir can kaybı söz konusu değil, sadece ormanımız ciddi zarar altında. Peş peşe gelen bu yangınlar gerçekten çok can sıkıcı, herkese geçmiş olsun diliyorum. Rüzgarın değişik yönlerden esmesi kontrolü zorlaştırıyor.”
– 380 PERSONELLE MÜDAHALE DEVAM EDİYOR
Balıkesir Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, arazide başlayıp ormanlık alana sıçrayan yangına 4 uçak, 2 helikopter, 29 arazöz, 14 su ikmal, 12 ilk müdahale, 15 hizmet aracı, 6 dozer, 6 greyder, 2 treyler, 6 kepçe, 4 otobüs, 3 toma ve 380 personelle müdahalenin devam ettiği belirtildi.
Paşaköy Mahallesi’nde devam eden yangının yerleşim yerlerini tehdit etmesi nedeniyle İnkaya Mahallesi’nde 92 vatandaşın tahliye edilerek kamu misafirhanelerine yerleştirildiği bildirildi.
Yangının Paşaköy Mahallesi’nde balya makinasının çalışması esnasında yangının tespit edildiği dile getirilen açıklamada, olayla ilgili gözaltına alınan 1 kişiyle ilgili işlemlerin devam ettiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca kent genelinde tarım arazilerindeki yangın riskinin azaltılması amacıyla, yarın 08.00-20.00 saatleri arasında biçerdöver ile hububat hasadı ve balya bağlama işlemleri durdurulduğu ifade edildi.

KÜTAHYA’DA ORMAN YANGINI
Kütahya’nın Gediz ilçesinde çıkan orman yangınının söndürülmesi için havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Gümele ve Karaağaç köyleri arasındaki ormanlık alandan yoğun dumanlar yükseldiğini görenler, 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.
İhbar üzerine bölgeye Kütahya Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı çok sayıda arazöz ile Gediz Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ekipler, kuvvetli rüzgarın etkili olduğu çamlık bölgedeki yangına havadan ve karadan müdahaleyi sürdürüyor.
– DERE MAHALLESİ TAHLIYE EDİLDİ
Kütahya Valisi Musa Işın, yangın bölgesine gelerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Işın, bugün Kütahya’da 4 orman yangınının çıktığını söyledi.
Işın, öğleden önce Tavşanlı ve Altıntaş ilçelerinde çıkan 3 yangının söndürüldüğünü belirterek, Gediz’deki yangının ise 80 hektarlık alanda etkili olduğunu anlattı.
Yangının büyük oranda kontrol altına alındığını belirten Işın, şunları kaydetti:
“Sadece bir uçta hafif yangın devam etmektedir. Bölgede 4 helikopter, 2 uçak, Denizli’de ve Eskişehir’den takviyeler yapmak suretiyle bütün belediyelerimizin, AFAD, Orman Bölge Müdürlüklerimizin bütün yangın ekipmanları araçları personeli şu anda sahada çalışmaktadır. Çok profesyonelce bir çalışma yapıldığını söyleyebilirim. Yangın bölgesinin yakınında bulunan 30 haneli Dere Mahallesi’ni her ihtimale karşı tahliye ettik. İnsanları ve hayvanları güvenli bölgeye intikal ettirdik. Her ihtimale karşı böyle bir tedbir de aldık. İnşallah yangını buraya sirayet etmeden söndürmüş olacağız.”

MANİSA’DA ORMAN YANGINI
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde tarım arazisinden ormana sıçrayan yangına havadan ve karadan müdahale başlatıldı.
Avşar Mahallesi’nde bir tarım arazisinde henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle ormanlık alana yayıldı.
İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 3 uçak, 5 helikopter, 8 arazöz, 2 su ikmal aracı ve dozer ile Manisa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekibi sevk edildi.
Yangın nedeniyle bir bağ evi, tedbir amaçlı tahliye edildi.
Yangının kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.


İKİ BÖLGEDE KUVVETLİ SAĞANAK
Yağışların; Doğu Karadeniz kıyıları, Artvin, Kars ve Ardahan çevreleri ile Erzurum’un kuzey ve doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.

SICAKLIK MEVSİM NORMALLERİNİN ÜZERİNDE
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmiyor. Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.
RÜZGARIN ŞİDDETİ ORTA KUVVETTE
Rüzgar genellikle kuzeyli, Akdeniz kıyıları ile Güneydoğu Anadolu’da güney ve batı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güneybatısı, Kuzey Ege, Orta Karadeniz’in iç kesimleri ile İç Anadolu’nun doğusunda kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) olarak eseceği tahmin ediliyor.
İLLERİMİZDE HAVA DURUMU
Son tahminlere göre illerimizde beklenen sıcaklıklar ve hava durumu ise şöyle:
ANKARA: 34, Parçalı ve az bulutlu
İSTANBUL: 35, Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde Çatalca çevreleri kısa süreli ve yerel sağanak yağışlı
İZMİR: 40, Az bulutlu ve açık
KOCAELİ: 36, Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu
BURSA: 37, Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu
EDİRNE: 37, Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra ve akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
A.KARAHİSAR: 33, Az bulutlu
DENİZLİ: 40, Az bulutlu ve açık
MANİSA: 41, Az bulutlu ve açık
ADANA: 37, Az bulutlu ve açık
ANTALYA: 41, Az bulutlu ve açık
HATAY: 34, Az bulutlu ve açık
ISPARTA: 34, Az bulutlu
ESKİŞEHİR: 36, Parçalı ve az bulutlu
SİVAS: 30, Parçalı ve az bulutlu
YOZGAT: 31, Parçalı ve az bulutlu
BOLU: 33, Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ZONGULDAK: 30, Parçalı ve az bulutlu
SİNOP: 31, Parçalı ve az bulutlu
AMASYA: 36, Parçalı ve az bulutlu
SAMSUN: 33, Parçalı bulutlu
TRABZON: 29, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor
ARTVİN: 26, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor
ERZURUM: 24, Parçalı ve çok bulutlu, öğleden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, kuzey ve doğu ilçelerinde kuvvetli olması bekleniyor
KARS: 24, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, öğleden sonra kuzey ve doğu ilçelerinde kuvvetli olması bekleniyor
MALATYA: 36, Parçalı ve az bulutlu
VAN: 29, Parçalı bulutlu
DİYARBAKIR: 40, Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP: 38, Az bulutlu ve açık
SİİRT: 38, Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA: 40, Az bulutlu ve açık
Yoğun bakım servisinde tedavi gören Emine Burkay’ın beyin ölümü gerçekleşti. Vasiyeti üzerine ailesi Burkay’ın organlarını bağışladı. İzmir’den gelen ekip tarafından Burkay’dan alınan karaciğer İzmir’de bir hastaya nakledildi.
İKİSİ DE BÖBREK NAKLİYLE HAYATA TUTUNMUŞ
Emine Burkay’ın böbrek hastası olduğu, 2009 yılında babasından alınıp, kendisine nakledilen böbrekle sağlığına kavuştuğu ancak 6 ay önce tekrar eden hastalığı nedeniyle yeniden diyaliz tedavisi görmeye başladığı bildirildi. Eşi Oktay Burkay’ın da böbrek hastası olduğu ve 13 yıl önce babası Hasan Burkay’ın böbreği bağışlaması ile tekrar yaşama tutunduğu belirtildi.
‘AİLESİ VASİYETİ YERİNE GETİRİP BİR HASTAYA UMUT OLDU’
Denizli İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Berna Öztürk, Emine Burkay’ın ailesine baş sağlığı dileyerek organ bağışında bulundukları için teşekkür etti. Uzm. Dr. Öztürk, “5 yıldan fazla diyalize girmiş ve 2009 yılında babasının böbreği ile sağlığına kavuşmuş olan Emine Burkay’ın hikayesi, organ bağışının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Burkay’ın böbreği ret verince ne yazık ki 6 aydır yine diyaliz süreci başlamış olup kendisi de organ nakli beklerken üzücü bir kaza sonucu hayatını kaybetmiştir. Organ nakli bekleyen hasta olarak yaşamında bu zorlu süreçleri çokça yaşamış olan Burkay, sağlığında organ bağışçısı olmuş ve ailesine de bu konuda vasiyet etmiştir. Emine Burkay’ın ailesi acılarını bir kenara bırakarak, vasiyeti yerine getirdiler, organ bağışında bulundular ve bir hastaya umut oldular. Onlara bu konuda duyarlılıklarından dolayı teşekkürlerimi iletiyor ve baş sağlığı diliyorum” dedi.
‘ORGAN BEKLEDİKLERİ İÇİN BAĞIŞ KONUSUNDA FARKINDALIĞI YÜKSEK BİR AİLE’
Uzm. Dr. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emine Burkay’ın aynı kazada vefat eden eşi de diyaliz hastası olup, böbrek nakliyle sağlığına kavuşmuş. Diliyoruz ki kimse sağlığını kaybetmesin, organ bağışı beklemek zorunda kalmasın ama Türkiye’de ne yazık ki yaklaşık 33 bin hasta organ beklemektedir. Burkay ailesi, kendileri de uzun yıllar diyaliz süreci ve organ nakli bekledikleri için organ bağışı konusunda farkındalığı yüksek bir aileydi. Organ bağışının önemini; müdürlük olarak yürüttüğümüz ‘Her Bağış Yeni Bir Hayat Projesi’ kapsamında sağlık ekiplerimizin gayreti ile her alanda anlatmaya çalışıyoruz. Elbette, bu süreci yaşayanlar bu konuda çok daha duyarlı olabiliyorlar. Ama bizim amacımız, organ bağışında farkındalık düzeyini arttırmak ve bağış sayılarını çoğaltabilmek. Çünkü her bağış, organ nakli bekleyen hastalar için bir umut olmakta ve sağlıklarına kavuşabilmelerini sağlamaktadır. Vatandaşlarımızı da bu konuda duyarlı olmaya ve organ bağışında bulunmaya davet ediyoruz.
Serbest bırakıldıktan sonra Gazze Şeridi’nin merkezindeki Deyr el-Belah kentindeki Aksa Şehitleri Hastanesi’nde tedavi altına alınan Filistinliler, alıkonuldukları süre boyunca aç bırakıldıklarını ve İsrail askerleri tarafından işkence gördüklerini anlattı.
İsrail, dün Gazze Şeridi’nde alıkoyduğu, aralarında yaşlı bir kadının da bulunduğu 16 Filistinliyi serbest bıraktı. Deyr el-Belah’ın doğusundaki Kissufim askeri bölgesinden giriş yapan Filistinlilerden 13’ü sağlık durumlarının kötü olması nedeniyle Aksa Şehitleri Hastanesi’ne götürüldü.
İsrail ordusu, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de aralarında çocuk, kadın, gazeteci, sağlık çalışanı olmak üzere binlerce Filistinliyi alıkoydu, bunlardan bir kısmını serbest bırakırken, kalanların akıbetinin ne olduğu bilinmiyor.
“Her gün açlık, susuzluk ve işkenceyle geçti”
Görme engelli Nadur Halid Gaseliyye (27), Gazze Şeridi’nin kuzeyinde sığındıkları bir barınma merkezinde aralarında yaşlıların da bulunduğu 10 kişiyle birlikte alıkonulduğunu söyledi.
Gaseliyye, görme engelli olmasına ve bunu belirtmesine rağmen İsrail askerlerinin diğer Filistinlilere yaptıkları gibi onun da gözlerini bağladığını ifade etti.
“Alıkonulma çok zordu, her gün açlık, susuzluk ve işkenceye maruz bırakıldık. Son günlerde suyumuzu kesmeye başladılar” diyen Gaseliyye, bu süre boyunca yaşadığı zorlukları şu sözlerle aktardı:
“Cezaevinde hava çok sıcaktı. Çok terliyordum. Gözlerimdeki bağ şiddetli ağrı ve yanmaya neden oluyordu. Yüzümü suyla yıkamalarını istedim ama reddettiler. Nakil sırasında şiddetli dayak da dahil olmak üzere çeşitli işkencelere maruz kaldık. Silahların dipçiğiyle sırtımıza ve omurgamıza vurdular. Bazı insanlar bu yüzden öldü. Dayakların şiddetinin yanı sıra üzerimize köpekleri salıyorlardı ve elektrikli cop kullanıyorlardı.”
Filistinliler en korkunç işkence ve aşağılanmalara maruz kalıyor
Serbest bırakılan 35 yaşındaki Muhammed Habib ise “ağır dayaklara, çıplak aramaya ve çok kötü muamelelere maruz kaldıklarını” belirtti.
Tutuldukları hapishanede “insanların dayanılmaz trajik koşullarda yaşam mücadelesi verdiğine ve insan haklarının ayaklar altına alındığına” dikkati çeken Habib, uluslararası toplumun ve insan hakları kuruluşlarının sessizliğinden güç alan İsrail güçlerinin hapishanelerde Filistinlilere en korkunç işkence, aşağılama ve kötü muamelede bulunduğunu vurguladı.
İşgal altındaki Doğu Kudüs’e gittiği sırada yolda alıkonulan 64 yaşındaki Filistinli kadın Necah Safi, İsrail askerlerinin “Batı Şeria’da bulunma süresi bittiği” gerekçesiyle kendisini alıkoyduğunu ifade etti.
Hasta kız kardeşine tedavisi sırasında refakat etmek için Batı Şeria’ya geldiğini belirten Safi, kardeşinin ölümünden sonra İsrail saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi’ne dönemediğini ve Batı Şeria’da mahsur kaldığını dile getirdi.
Hapishanelerde çıplak arama yapılıyor
Askerlerin kendisini kelepçeledikten sonra bir sorgu merkezine götürdüğünü ve bütün gece orada kaldığını, ardından Remle hapishanesine nakledildiğini söyleyen Safi, yaşadığı şiddeti şu sözlerle anlattı:
“İsrailli kadın askerler Filistinlileri soydu ve güvenlik görevlilerinin önünde çıplak olarak arama yaptı. Askerler fotoğrafımı çekmek için beni başörtümü çıkarmaya zorladı. Başörtümü çıkarmayı reddettiğim için bana küfür ve hakaret yağdırdılar.”
Cezaevi idaresinin 27 günden uzun bir süre zarfında ailesiyle iletişim kurmasına ve onlara nerede tutulduğunu söylemesine izin vermediğini belirten Safi, askerlerin alıkoydukları tüm Filistinli kadınları hücrelerde tecrit altında tuttuklarını ve her gün hakaret ve küfür yağdırarak hem psikolojik hem fiziksel şiddet uyguladıklarını anlattı.
Filistinli yaşlı kadın, İsrail askerlerinin kendisini Deyr al-Belah’a götürerek serbest bıraktıktan sonra bulundukları bölgeye doğru ateş açtıklarını aktardı.
İsrail ordusu geçtiğimiz aylarda sağlık durumları kötüleşen onlarca esiri ayrı gruplar halinde serbest bıraktı.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan son açıklamaya göre, İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde 310 sağlık personeli ile 36 gazetecinin de aralarında bulunduğu 5 bin kişiyi alıkoymuştu.
Geçen yıl 7 Aralık’ta Keçiören ilçesi Kafkas Mahallesi’ndeki evinden çıkıp okuluna giderken boş arazide bulunan çok sayıda sahipsiz hayvanın saldırısına uğraması sonucu ağır yaralanan Tunahan Yılmaz’ın babası Halil Yılmaz, dün sahipsiz hayvanlara yönelik Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerini takip etmek için Meclis’e gitti.
Teklife karşı çıkan bazı muhalefet milletvekillerinin olduğunu ve görüşmeler sırasında gerginlik yaşandığını anlatan Yılmaz, “Dün Meclis’e mağdur aileler olarak davet etmişlerdi bizi. Oraya mağdur aile olarak gittik. Biz zannettik ki oradaki milletvekillerimiz bizim sesimiz olacak. Onlar bırakın sesimiz olmayı benim sesimi aldılar.” dedi.

“ÇOCUĞUMA GEÇMİŞ OLSUN DEMEDİLER”
Meclis’te yaklaşık 8 saat saygı çerçevesi içinde konuşmaları dinlediğini ifade eden Yılmaz, hiç kimsenin mağdurlara geçmiş olsun demediğini ileri sürdü. Yılmaz, “Hiç kimseden bahsetmediler. Benden bahsetmediler, çocuğuma geçmiş olsun demediler.” dedi.
“BANA ‘SEN KİMSİN’ DEDİ”
Görüşmeler sırasında bir milletvekilinin “Bu çocuklara sordunuz mu siz, bu yasayı. Sokaktaki başıboş köpekler uyutulacak, ötenazi olacak diye sordunuz mu? Tarih sizi kanlı elleriyle anacak.” dediğini ileri süren Yılmaz, bunun üzerine “Ben sordum, dedim. Bana ‘Sen kimsin?’ dedi.” açıklamasında bulundu.

“SOKAKLARIMIZI GÜVENLİ HALE GETİRSİNLER”
Yılmaz, tartışmanın ardından çok sinirlendiğini ve olanları sağlıklı hatırlayamadığını, kimseye saygısızlık yapmadığını dile getirdi.
Kimseyi incitmek istemediğini söyleyen Yılmaz, “Benim sadece bir amacım var. Sokaklarımızı güvenli hale getirsinler. Şehirlerimizi güvenli hale getirsinler. Tek amacımız bu.” dedi.

Herkesin kendi çocuğuna bakmakla yükümlü olduğunu ve bu sorunun hemen çözülmesini istediğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:
“Diğer bütün çocuklar bizim çocuklarımız. Ben o dünkü ‘Sen kimsin?’ diyen vekile diyorum. Onlar bizim geleceğimiz. Onların çocukları da bizim çocuklarımız. Allah benim yaşadığım acıları onların çocuklarına yaşatmasın. Biz oraya sesimiz olsun diye gittik. Masalara vurmalar, bağırmalar, çağırmalar, ben neye uğradığımı şaşırdım zaten orada. Dedim ki ‘Ben nasıl bir ortama geldim?’ Ben ömrümde böyle bir ortam görmedim, saygı çerçevesinde bir konuşma bekliyordum. Bizim sesimiz olurlar dedim. Mağduriyetimizi anlatırız dedim. Ama söz hakkı da verilmedi.”

“TEDAVİ SÜRECİ DAHA DA UZAYACAK”
Meclis’ten çıktıktan sonra ağlayarak eve gittiğini anlatan Yılmaz, “Tunahan bana ‘Niye ağlıyorsun baba?’ dedi. Oğlum sen iyileşiyorsun ya ben ondan ağlıyorum dedim.” ifadesini kullandı.
Başıboş sokak köpeklerine insan gücünün yetmeyeceğini ifade eden Yılmaz, Tunahan’ın saldırıya uğradığı bölgede de halen çok sayıda başıboş köpek olduğunu söyledi.
Yılmaz, oğlu Tunahan’ın önümüzdeki 2 yıllık tedavi programının belli olduğunu, bu sürecin daha da uzayacağını kaydetti.

Zafer Mahallesi’nde ormanlık alanda çıkan yangına müdahale için Orman Genel Müdürlüğüne bağlı 7 uçak, 16 helikopter, 35 arazöz, 11 su ikmal aracı, 4 dozer, 4 yer ekibi ile çok sayıda itfaiye görevlisi sevk edildi.
Yangının kontrol altına alınması için Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait 5 helikopter ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı TOMA’lar da görev yapıyor.
Yangın nedeniyle bölgede bulunan arı kovanları ile küçükbaş hayvan ağılları tahliye edildi.

Rüzgarın yönünü değiştirmesi nedeniyle farklı yönlerde yayılan yangın, Sarnıç Piknik Alanı civarında yerleşim birimlerine yaklaştı.
Alevlerin yerleşim birimlerine yakın noktada etkili olması üzerine Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleriyle TOMA’lar, bu bölgeye yoğunlaştı.
Evlere yaklaşık 100 metre mesafedeki alevlere karşı vatandaşlar da müdahaleye katıldı. Hortumlarla ağaçları ve evlerini ıslatan vatandaşların, yoğun duman nedeniyle zor anlar yaşadığı gözlendi.
“RÜZGAR SÜREKLİ YÖN DEĞİŞTİRİYOR”
Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, yangın bölgesinde yaptığı incelemenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, ekiplerin olağanüstü bir mücadele verdiğini, rüzgarın sürekli yön değiştirmesi nedeniyle zorluk yaşandığını söyledi.
Yangının bazı yönlerde durduğunu, soğutma yapıldığını aktaran Duman, belediye arama kurtarma ekiplerinin de çalışmalara katıldığını aktardı.
Bölgede çimento fabrikası olduğunu belirten Başkan Duman, buna yönelik bir risk bulunduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını sözlerine ekledi.

– KOVANLARINI KURTARMAYA ÇALIŞTI
Sarnıç’ta arıcılık yapan Kemal Korkmaz ise yangında 80 kovanının yandığını, 20-30 kovanı kurtarabildiğini belirterek, “Yapacak bir şey yok. Masrafım 500 bin liradan aşağı yoktur. Kovanlarım yandı, her şeyim yandı. Üzgünüm.” dedi.
Bu bölgede yangından etkilenen bir köpek ise çevredeki vatandaşlar tarafından motosiklete alınarak kurtarıldı.

– UÇAK SEFERLERİ NORMALE DÖNDÜ
Yangının Adnan Menderes Havalimanı’na yakın konumda olması ve yükselen duman nedeniyle aksamalar yaşanan hava trafiği normale döndü.
Havalimanında yaşanan aksamalar nedeniyle yolcu yoğunluğu yaşandığı öğrenildi.
– Sarnıç Mahallesi’nde elektrik kesintisi uygulanıyor
Sarnıç Mahallesi’nde tedbiren elektrik kesintisi uygulandı.
Alevlerin çevredeki evleri tehdit etmesi nedeniyle polis ve jandarma ekipleri vatandaşları bölgeden uzaklaştırdı.
Alevlerin evlere sıçramaması için Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye araçlarıyla TOMA’larla yangın ile evler arasına set kuruldu.

Güvenlik güçleri, alevlerin yakın olduğu Sarnıç Mahallesi Çamlık Caddesi üzerindeki evleri tahliye etmeye başladı.
Yangına gece görüşlü helikopterlerle müdahale yapılıyor.
İl Emniyet Müdürü Celal Sel ve İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Osman Kılıç ekiplerinden bilgi aldı.
Bölgede Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor.

BALIKESİR’DE ÇIKAN ORMAN YANGININA MÜDAHALE EDILIYOR
Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde, arazide başlayarak ormana sıçrayan yangını kontrol altına almak için çalışmalar sürüyor.
Altıeylül ilçesi Paşaköy Mahallesi’ndeki tarım arazisinde yangın çıktı.
Yangını görenlerin ihbarı üzerine bölgeye, Orman Bölge Müdürlüğü ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi itfaiyesine bağlı ekipler sevk edildi.
Ekipler, havadan ve karadan müdahaleyle yangını kontrol altına almaya çalışıyor.
– Herkes elinden gelen her şeyi yapıyor”
Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, yangına ilişkin, gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının ot balyası sırasında bir kıvılcımdan çıktığını söyledi.
Şehirli, rüzgarın daire şeklinde esmesinden dolayı yangının ilerlediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Valilik, kaymakamlıklarımız ve belediyelerimiz herkes elinden gelen her şeyi yapıyor. Tedbir amaçlı İnkaya Mahallesi’ndeki vatandaşlar bölgeden uzaklaştırılıyor. Şu ana kadar herhangi bir can kaybı söz konusu değil, sadece ormanımız ciddi zarar altında. Peş peşe gelen bu yangınlar gerçekten çok can sıkıcı, herkese geçmiş olsun diliyorum. Rüzgarın değişik yönlerden esmesi kontrolü zorlaştırıyor.”
– 380 PERSONELLE MÜDAHALE DEVAM EDİYOR
Balıkesir Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, arazide başlayıp ormanlık alana sıçrayan yangına 4 uçak, 2 helikopter, 29 arazöz, 14 su ikmal, 12 ilk müdahale, 15 hizmet aracı, 6 dozer, 6 greyder, 2 treyler, 6 kepçe, 4 otobüs, 3 toma ve 380 personelle müdahalenin devam ettiği belirtildi.
Paşaköy Mahallesi’nde devam eden yangının yerleşim yerlerini tehdit etmesi nedeniyle İnkaya Mahallesi’nde 92 vatandaşın tahliye edilerek kamu misafirhanelerine yerleştirildiği bildirildi.
Yangının Paşaköy Mahallesi’nde balya makinasının çalışması esnasında yangının tespit edildiği dile getirilen açıklamada, olayla ilgili gözaltına alınan 1 kişiyle ilgili işlemlerin devam ettiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca kent genelinde tarım arazilerindeki yangın riskinin azaltılması amacıyla, yarın 08.00-20.00 saatleri arasında biçerdöver ile hububat hasadı ve balya bağlama işlemleri durdurulduğu ifade edildi.

KÜTAHYA’DA ORMAN YANGINI
Kütahya’nın Gediz ilçesinde çıkan orman yangınının söndürülmesi için havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Gümele ve Karaağaç köyleri arasındaki ormanlık alandan yoğun dumanlar yükseldiğini görenler, 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.
İhbar üzerine bölgeye Kütahya Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı çok sayıda arazöz ile Gediz Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ekipler, kuvvetli rüzgarın etkili olduğu çamlık bölgedeki yangına havadan ve karadan müdahaleyi sürdürüyor.
– DERE MAHALLESİ TAHLIYE EDİLDİ
Kütahya Valisi Musa Işın, yangın bölgesine gelerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Işın, bugün Kütahya’da 4 orman yangınının çıktığını söyledi.
Işın, öğleden önce Tavşanlı ve Altıntaş ilçelerinde çıkan 3 yangının söndürüldüğünü belirterek, Gediz’deki yangının ise 80 hektarlık alanda etkili olduğunu anlattı.
Yangının büyük oranda kontrol altına alındığını belirten Işın, şunları kaydetti:
“Sadece bir uçta hafif yangın devam etmektedir. Bölgede 4 helikopter, 2 uçak, Denizli’de ve Eskişehir’den takviyeler yapmak suretiyle bütün belediyelerimizin, AFAD, Orman Bölge Müdürlüklerimizin bütün yangın ekipmanları araçları personeli şu anda sahada çalışmaktadır. Çok profesyonelce bir çalışma yapıldığını söyleyebilirim. Yangın bölgesinin yakınında bulunan 30 haneli Dere Mahallesi’ni her ihtimale karşı tahliye ettik. İnsanları ve hayvanları güvenli bölgeye intikal ettirdik. Her ihtimale karşı böyle bir tedbir de aldık. İnşallah yangını buraya sirayet etmeden söndürmüş olacağız.”

MANİSA’DA ORMAN YANGINI
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde tarım arazisinden ormana sıçrayan yangına havadan ve karadan müdahale başlatıldı.
Avşar Mahallesi’nde bir tarım arazisinde henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle ormanlık alana yayıldı.
İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 3 uçak, 5 helikopter, 8 arazöz, 2 su ikmal aracı ve dozer ile Manisa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekibi sevk edildi.
Yangın nedeniyle bir bağ evi, tedbir amaçlı tahliye edildi.
Yangının kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.



‘OYLAMAYLA İKİ DEVLETİ ÇÖZÜM YOK EDİLEMEZ’
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail meclisinin “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergeyi kabul etmesine tepki göstererek, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” açıklamasında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in daha önce yaptığı açıklamada mevcut gelişmelerin “iki devletli çözümü kalbinden bıçakladığını” söylediğini anımsatan Dujarric, Guterres’in İsrail meclisinin aldığı karar karşısında hayal kırıklığına uğradığını dile getirdi.

Dujarric, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” diyerek, BM’nin 1967 sınırlarınca iki devletli çözümü desteklediğinin altını çizdi.
İsrail meclisinin aldığı kararın BM kararları, uluslararası hukuk ve daha önce varılan anlaşmalarla uyumsuz olduğunu kaydeden Dujarric, “Guterres, taraflara iki devletli çözümden uzaklaştıracak tüm adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor.” mesajını verdi.
ABD: KARARA SEVİNMEDİK
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesi kararına “çok sevinmediklerini” duyurdu.

Önerge hakkında birebir konuşamayacağın belirten Patel, “ABD, hem İsrailliler hem de Filistinliler için barış inşa etme konusunda kararlı.” ifadelerini kullandı.
HAMAS: ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ BMGK KARARLARININ HAFİFE ALINMASIDIR!
Hamas’tan yapılan açıklamada da, “Siyonist Knesset’te Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan önergenin kabul edilmesi, Filistin topraklarında hiçbir meşruiyeti olmayan işgalci bir tarafın verdiği geçersiz bir karardır.” ifadeleri kullanıldı.

‘ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİ OLARAK HAREKETE GEÇMELİ’
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Filistin halkımızın, Siyonist terör hükümetinin kendisine karşı yürüttüğü faşist imha savaşı karşısında direnişini, mücadelesini ve meşru savunmasını sürdüreceğini teyit ediyoruz. Bu karar uluslararası topluma bir meydan okuma mesajı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Filistin’e Birleşmiş Milletlere tam üyelik verilmesini destekleyen kararlarının hafife alınması anlamına geliyor.”
Hamas, “İsrail Meclisinin bu suç niteliğindeki kararlarını, uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının tüm haklarına erişmesini sağlamak için uluslararası toplumun ciddi olarak harekete geçmesi gerektiğini” vurguladı.
ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ FRANSA’DA ŞAŞKINLIK YARATTI
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen kararlara aykırı olarak İsrail Meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesinden duyulan “şaşkınlık” vurgulandı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in İsrail polisi eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının “sorumsuz” olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tür eylemlerin bölgeyi istikrarsızlaştırdığı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Açıklamada, Fransa’nın söz konusu baskını kınadığı, “barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan iki devletli çözümün acilen hayata geçirilmesi gerektiği” kaydedildi.
“Sadece iki devletli bir çözüm hem İsraillilere hem de Filistinlilere adil ve kalıcı bir barış getirebilir ve bölgede istikrarı garanti altına alabilir” ifadesi kullanılan açıklamada, “İsrailli ve Filistinli siyasi liderlerin barışa yönelik gönüllü ve cesur bir taahhütte bulunmalarının” gerekliliğinin altı çizildi.
Kudüs’teki kutsal yerlerin tarihi statüsünün korunmasının önemi hatırlatılan açıklamada, Ürdün’ün bu konudaki “özel rolüne” dikkati çekildi.

NE OLMUŞTU?
İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önerge kabul edilmişti.
Söz konusu önergede, “Filistin devletinin kurulmasının İsrail devleti ve vatandaşları için tehdit oluşturacağı” iddiasına yer verilmişti.
]]>HABER7
Anne babasının sevmeye kıyamadığı çocukların sokak köpeklerinin vahşi saldırılarına terk edilmesini isteyen sözde hayvanseverlerin maskesi düşüyor.
Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda müzakere edilen ‘başıboş köpek düzenlemesi’ni sabote eden köpekçi STK’lar ve güdümündeki muhalefet partileri, komisyonu sabote etmek için tüyler ürperten insafsızlıklar sergiliyor.
Evladını köpeklerin parçaladığı babayı salondan attıran, kızı köpek saldırısında can veren anneyi “şov yapmakla” itham edip tartaklamaya kalkan CHP, HDP, İyi Parti ve TİP ittifakı, köpekçi sivil toplum kuruluşlarından destek görüyor.
“Merhamet” duyarı kasarak kanun çalışmasına itiraz eden “Pethsop lobisi”nin asıl gayesinin 2 milyar dolarlık evcil hayvan pazarındaki rant olduğu belirtiliyor. Hayvanseverlik maskesi altında 205 milyon lira bağış toplayan STK’ların dolandırıcılık izleri ise MASAK’ın radarına girmiş durumda…
DUYGU SÖMÜRÜSÜYLE AÇILAN RANT KAPISI
Hayvan haklarını koruma iddiasıyla açtıkları derneklerde sosyal medya yayınları, ve mama kumbaralarıyla bağış toplayan lobiler, zor durumda bulunan yaralı ve sakat hayvanların görüntülerini paylaşıyor. Dernek çalışanları bu yolla adeta hayvanseverlerin duyguları sömürüyor.

KÖPEK İÇİN TOPLADILAR EV ARABA ALIP TATİL YAPTILAR
Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) mama lobisi ile ilgili hazırladığı raporda; hayvansever vatandaşların vicdani duygularını sömürerek yapılan kampanyalar, açılan sosyal medya yayınları ve bağış kumbaraları aracılığıyla milyonlarca liraya varan maddi kaynağa erişildiğini gözler önüne seriyor.
7 bini aşkın kişi ve bin 500’ü aşkın firmanın incelendiği rapora göre, toplanan bağışlarla tatil giderleri, araç kiralama, özel okul ödemeleri, ev veya konut kredisi taksiti gibi harcamaların yapıldığı saptandı.
Raporda yer alan 21 STK’ya 2021-2024 yıllarında giren toplam bağış tutarının 205 milyon TL olduğu belirtildi.
Yolsuzluk riski görülen bu STK’lar üzerine yapılan detaylı incelemede, 11 STK hakkında, toplanan bağışları zimmete geçirilmesi kapsamında kuvvetli suç şüphesi bulunuyor. Bu çerçevede toplam 68 milyon TL tutarında suç geliri tespit edildi.

KÖPEK TERÖRÜNÜN ARKASINA BUNLAR VAR
Hayvan sevgisi kılıfıyla adeta para basan mama lobisinin “marifeti” bunlarla sınırlı değil.
Mama fiyatı, etle yarışıyor. Hayvan otelleri, pet klinikleri eklenince pasta daha da büyüyor. Pet ve mama lobilerinin, bu serveti kaybetmemek için kanuni düzenlemeyi engellemeye çalıştığı ifade ediliyor.
Türkiye gazetesinin haberine göre, günümüzde ülke genelinde 5.500 pet mağazası ve 2.000 pet kliniği bulunuyor. Bunun yanı sıra hayvan çiftlikleri, barınaklar ve pet otelleri faaliyet gösteriyor. Türkiye evcil hayvan ürün ve hizmetleri sektörü her yıl yaklaşık olarak yüzde 15 büyüyor. Kedi ve köpek mamaları neredeyse et fiyatları ile yarışıyor. Bugün iyi bir marka köpek mamasının kilogram fiyatı 400 lirayı buluyor. Aynı şekilde bilinen bir kedi mamasının fiyatı ise 400-500 lira civarında.
Türkiye’de kedi köpek mamaları konusunda 8 fabrika, üretici ve ithalatçı olarak irili ufaklı bine yakın firma faaliyet gösteriyor. Türkiye’de pet pazarının büyüklüğü 2 milyar doları geçmiş durumda.
Hayvan otelleri ve pet klinikleri de cep yakıyor. Bugün hasta bir hayvanın tedavi edilmesi, insandan farklı değil. Pet kliniklerinden içeri girmek 3 bin liradan başlıyor. Ayrıca hayvan otelleri fiyatları da uçmuş durumda. Bir köpeğin bir hafta hayvan otelinde kalması 8-10 bin lira arasında…
Türkiye’de ciddi olaylara sebebiyet veren başıboş köpeklerin son dönemdeki saldırılarından bazıları görüntülere böyle yansıdı:


STEAM OYUN PLATFORMUNA GÖNDERİLEN MESAJ
İsmini vermek istemeyen soruşturma ekibinden 3 kaynak, ABC’ye, Crooks’un suikast girişiminin arkasında yatan nedeni belirlemek için çalışan müfettişlerin, “Steam” adlı oyun platformuna gönderilen bir mesaj bulduklarını açıkladı. Kaynaklar, Crooks tarafından yazıldığına inandıkları mesajda, “13 Temmuz prömiyerim olacak, olup biteni izleyin” ifadesinin kullanıldığını belirtti.
MERMİNİN UZUN MESAFEDE RÜZGARA KARŞI GİDİŞATI
Crooks’un elektronik aletlerinde incelemeleri sürdüren yetkililerin, telefonda Trump ve başkan Joe Biden’in resimlerini bulduğu, ayrıca internet kayıtlarında “merminin uzun mesafede rüzgara karşı gidişatı” konusunda aramalara rastladığı kaydedildi.
1 SAAT ÖNCEDEN FOTOĞRAFI ÇEKİLİP POLİSLE PAYLAŞILMIŞ
Diğer yandan olay günü Crooks silahını ateşlemeden önce seçim mitingi alanında yaşananalar hakkında da yeni detaylar ortaya çıkıyor. Gizli Servis ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yetkililerinin dün Senato üyelerine verdiği kapalı brifingten sızan bilgilere göre, Crooks’un Trump kürsüye çıkmadan 1 saatten önce sırtında çanta ile meydanda dolaştığı, elindeki telemetre aleti ile ölçümler yaparken kolluk kuvvetlerinin dikkatini çektiği belirtildi.
AP’ye konuşan, söz konusu brifingten bilgisi olan 8 güvenlik yetkilisine göre, Crooks’un “şüpheli” durumunun telsizle üst makamlara haber verildiği, alandan fotoğrafının çekilip paylaşıldığı ancak bu süreçte Crooks’un gözden kaybolarak Trump kürsüye çıktıktan sonra 135 metre uzaklıktaki binanın çatısında görüldüğü aktarıldı.
ÇATIYA ÇIKAN POLİSE SİLAH DOĞRULTMUŞ
Mitinge katılanların uyarısı üzerine bina yakınında bulunan yerel bir polis memurunun çatıya çıkmaya çalıştığı, ancak Crooks’un kendisine silah doğrultması üzerine karşılık veremeden geri çekildiği belirtildi. Hemen sonra da Crooks’un Trump’ı hedef alarak silahını ateşlediği bildirildi.
Gizli Servis yetkilileri, Crooks’un saldırıyı gerçekleştirdiği alanın güvenliğinin yerel ve eyalet polislerinin görev alanı içinde olduğunu savunurken, yerel kolluk kuvvetleri de en üst yetkili birim olarak Gizli Servisin böyle bir görevlendirme yapmadığı ve de personel sayılarının buna yeterli olmadığı şeklinde karşılık veriyor.
CUMHURİYETÇİLER GİZLİ SERVİS DİREKTÖRÜNE TEPKİLİ
Trump’a yönelik suikast girişimini engellemede başarısız olmakla eleştirilen ABD Gizli Servisi üzerinde de baskılar gittikçe artıyor. Kongre’de Senato üyelerine verilen brifingten sonra dün Milwaukee şehrinde devam eden Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’ne katılan Gizli Servis Direktörü Kimberly Cheatle, burada bir grup Cumhuriyetçi Kongre üyesinin tepkisiyle karşılaştı.
Tennessee Senatörü Marsha Blackburn, kongre alanında yürüyen Cheatle’nin peşinden giderek, “Bu bir suikast girişimiydi. İnsanlara cevap borçlusun. Başkan Trump’a cevap borçlusunuz” diye bağırdı.
Gruptaki Wyoming Senatörü John Barrasso da Cheatle’nin hiçbir cevap vermeden yürümeye devam etmesine tepki göstererek, “Bu sessizlik gerçeklere karşı duvar örmektir” ifadesini kullandı.
Sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerde Cheatle’nin daha sonra durup etrafını çeviren Kongre üyelerini başını sallayarak dinlediği, sordukları sorulara ise “Burası bunlara cevap vermenin yeri ve zamanı değil.” diyerek yanıtsız bıraktığı duyuldu.
Blackburn ve Barrasso, dün Senato üyelerine verilen brifingten sonra yaptığı açıklamalarda, Gizli Servisin, Trump’a suikast girişimi öncesi zanlıyı “şüpheli” olarak bir saat önceden bildiğini duyurmuş, buna rağmen saldırının engellenememesi nedeniyle Cheatle’ye istifa çağrısında bulunmuştu.
TRUMP’A SUİKAST GİRİŞİMİ
Eski ABD Başkanı Trump, 13 Temmuz’da Pensilvanya’da Butler bölgesinde mitingde kürsüden destekçilerine hitap ettiği sırada silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırıda mitinge katılan 1 kişi ölmüş, 2 kişi yaralanmış, ABD Gizli Servisi saldırganın etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı. FBI, saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamış, incelemelerin ardından suikast girişiminde bulunan ve olay mahallinde öldürülen kişinin 20 yaşındaki Thomas Matthew Crooks olduğunu bildirmişti.
]]>
‘OYLAMAYLA İKİ DEVLETİ ÇÖZÜM YOK EDİLEMEZ’
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail meclisinin “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergeyi kabul etmesine tepki göstererek, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” açıklamasında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in daha önce yaptığı açıklamada mevcut gelişmelerin “iki devletli çözümü kalbinden bıçakladığını” söylediğini anımsatan Dujarric, Guterres’in İsrail meclisinin aldığı karar karşısında hayal kırıklığına uğradığını dile getirdi.

Dujarric, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” diyerek, BM’nin 1967 sınırlarınca iki devletli çözümü desteklediğinin altını çizdi.
İsrail meclisinin aldığı kararın BM kararları, uluslararası hukuk ve daha önce varılan anlaşmalarla uyumsuz olduğunu kaydeden Dujarric, “Guterres, taraflara iki devletli çözümden uzaklaştıracak tüm adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor.” mesajını verdi.
HAMAS: ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ BMGK KARARLARININ HAFİFE ALINMASIDIR!
Hamas’tan yapılan açıklamada da, “Siyonist Knesset’te Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan önergenin kabul edilmesi, Filistin topraklarında hiçbir meşruiyeti olmayan işgalci bir tarafın verdiği geçersiz bir karardır.” ifadeleri kullanıldı.

‘ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİ OLARAK HAREKETE GEÇMELİ’
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Filistin halkımızın, Siyonist terör hükümetinin kendisine karşı yürüttüğü faşist imha savaşı karşısında direnişini, mücadelesini ve meşru savunmasını sürdüreceğini teyit ediyoruz. Bu karar uluslararası topluma bir meydan okuma mesajı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Filistin’e Birleşmiş Milletlere tam üyelik verilmesini destekleyen kararlarının hafife alınması anlamına geliyor.”
Hamas, “İsrail Meclisinin bu suç niteliğindeki kararlarını, uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının tüm haklarına erişmesini sağlamak için uluslararası toplumun ciddi olarak harekete geçmesi gerektiğini” vurguladı.
ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ FRANSA’DA ŞAŞKINLIK YARATTI
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen kararlara aykırı olarak İsrail Meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesinden duyulan “şaşkınlık” vurgulandı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in İsrail polisi eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının “sorumsuz” olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tür eylemlerin bölgeyi istikrarsızlaştırdığı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Açıklamada, Fransa’nın söz konusu baskını kınadığı, “barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan iki devletli çözümün acilen hayata geçirilmesi gerektiği” kaydedildi.
“Sadece iki devletli bir çözüm hem İsraillilere hem de Filistinlilere adil ve kalıcı bir barış getirebilir ve bölgede istikrarı garanti altına alabilir” ifadesi kullanılan açıklamada, “İsrailli ve Filistinli siyasi liderlerin barışa yönelik gönüllü ve cesur bir taahhütte bulunmalarının” gerekliliğinin altı çizildi.
Kudüs’teki kutsal yerlerin tarihi statüsünün korunmasının önemi hatırlatılan açıklamada, Ürdün’ün bu konudaki “özel rolüne” dikkati çekildi.

NE OLMUŞTU?
İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önerge kabul edilmişti.
Söz konusu önergede, “Filistin devletinin kurulmasının İsrail devleti ve vatandaşları için tehdit oluşturacağı” iddiasına yer verilmişti.
]]>Gazeteci Halil İbrahim İzgi, burada yaptığı konuşmada, müzede haksızlık ve zulüm mekanizmasının uluslararası, ekonomik ve medya ayaklarının temel bir anlatıyla işlendiğini söyledi.

Bu müze ve benzeri yerlerin sadece bir anma değil aynı zamanda ilham alınacak üretim mekanları olarak da görülmesi gerektiğini dile getiren İzgi, “Buralarda daha sık bir araya gelmemiz lazım. Çünkü burası bir müze değil. Bu anlamda da kıymetli. Burası bir hafıza mekanı.” dedi.
İzgi, “Hikayenin bir parçası da biziz, birçoğumuz bizzat yaşadı. Kenarından yaşayanlar da o kadar büyük bir anlatının içinde muhakkak suretle bir şeyler buluyorlar. Burası bir üretim mekanı, hafızamızı taze tutma, dersler çıkarma mekanı. Yayıncılığın da aynı şekilde, dersler çıkararak muhakkak surette bu anlatıyı oluşturabileceğini düşünüyorum. Gençlerimiz 15 Temmuz’da ne kadar şuurlu olduklarını, ne kadar vatansever olduklarını gösterdiler. Buranın neye hayır dediğimizi göstermek kadar, nelere evet diyeceğimize ve neler yapmamız gerektiğine karar vermemiz gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

– “TÜRK TOPLUMUNUN BÖYLE BİR SAĞDUYUSU VAR”
Yayıncı ve yazar Melike Günyüz, 15 Temmuz’un Türkiye gibi bir toplumda dinin kullanışlı bir alan olduğunu gösterdiğini belirterek, “Herhangi bir dini inanç bağlamında zihnimizin akıl etme ve sorgulama melekelerini çok çabuk saf dışı bırakabileceğimizi de gösterdi. Bunu çok kötü yaşayarak gördük. Yani bundan sonrası için, ülkenin selameti için bunu çok önemli bir nokta olarak görüyorum.” diye konuştu.
Çocuklara sahip çıkmanın önemini vurgulayan Günyüz, “Genel olarak muhafazakar Türk ailelerinde şöyle bir durum var. ‘Ben çalışıyorum, çocuklarımız aman dinden uzak olmasınlar, güvenilir bir yerlerde dinini öğrensinler.’ Dinini kaybetmesinler kaygısı ne yazık ki bizi bu günlere getirdi. Olayı çok daha büyük düşünmek zorundayız. Ben yıllar geçtikçe yaşım ilerledikçe aslında devletin açtığı yaz Kuran kurslarının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.” ifadelerini kullandı.
Olayın bir bütün olarak ele alınması gerektiğine işaret eden Günyüz, “15 Temmuz gecesi bence millet olmanın çok önemli bir göstergesiydi.” diye konuştu.
Günyüz, 15 Temmuz gecesinde toplumun her kesiminden insanın sokağa çıktığını vurgulayarak, “Türk toplumunun böyle bir sağduyusu var. Yani o sağduyu, millet olma sağduyusu, aslında size o anda neyin yanlış olduğunu gösteriyor. Sistemin adaletli işlemesinin de çok önemli olduğunu görüyoruz.” görüşünü paylaştı.
Devletin kendi içindeki denetim mekanizmalarının da önemli olduğunun altını çizen Günyüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oluşturduğu güven ortamını ve bir bayrak altında toplanma duygusunu çok kıymetli bulduğunu kaydetti.
– “BU ÜLKENİN GELECEK NESİLLERİNE BORCUMUZ VAR”
Hafıza 15 Temmuz Müzesi Müdürü Tuba Danış Ketancı ise 15 Temmuz gecesine ait güvenlik kamerası görüntüleri, cep telefonuyla çekilmiş görüntüler ve kameramanların şahitlikleriyle çekilmiş o geceyi anlatan görüntüler bulunduğunu belirterek, “Saat olarak baktığınızda bir ülkenin tarihinde çok kısa görünse de hiç bitmeyecekmiş gibi bir gece yaşadık.” dedi.
Müzede 15 Temmuz’da yaşananların yanı sıra Amerika’nın keşfi sonrasında başlayan sömürgecilik tarihinin ve güç elde etmek isteyen insanoğlunun yaptığı kötülüklerin de işlendiğini dile getiren Ketancı, “FETÖ ilk değildir, son da olmayacak muhtemelen ama biz akıllı olursak, uyanık olursak, çocuklarımızı bilinçli yetiştirirsek en azından bizim ülkemiz için son olmasını diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Her ülkede güç devşirmek için farklı adlar altında yapılanmaların milletin aleyhine çalışmalar yapabildiğini belirten Ketancı, “Şehitlerimize borcumuz kadar aslında çocuklarımıza ve torunlarımıza da borcumuz var. Bu ülkenin gelecek nesillerine borcumuz var. Bu vatan kolay kazanılmadı.” değerlendirmesini yaptı.
Ketancı, “Silahlı darbe girişimine sivil halk olarak, silahsız olarak, ilk engel olan Türk milletiyiz. Biz bununla ne kadar gurur duysak az ama bu gururla belli çalışmalar yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu açıdan kitap çok kalıcı bir eser. Filmler, görseller hepsi çok kalıcı eserler. Kendi dilimizi oluşturmanız gerekiyor.” diye konuştu.
15 Temmuz hain darbe girişiminde şehit olanların yakınlarının da katıldığı etkinlik, konuşmaların ardından sona erdi.
İlk yangın haberi İzmir’in Bergama ilçesinden dün akşam saatlerinde geldi.
Çobanlar Mahallesi yakınlarında bulunan ormanlık alanda başlayan yangına müdahale ikinci gününde de sürdü.

Vatandaşların ihbarıyla bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
Yangına 6 uçak, 5 helikopter, 25 arazöz, 7 su ikmal aracı, 4 dozer ve 4 ayrı yer ekibi müdahale etti.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, alevlerin yangının ikinci gününde kontrol altına alındığını açıkladı.

YANGINA MÜDAHALEYE GİDEN EKİP KAZA YAPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
Yangında alevlerle mücadele sırasında bir de kaza yaşandı.
Orman İşletme Müdürlüğüne ait pikap, dün akşam saatlerinde çıkan yangına müdahalenin sürdüğü Çobanlar Mahallesi’nde kontrolden çıkarak devrildi.
Kazada ulaştırma personeli Özgür Dilsiz ile Bergama Orman İşletme Müdürü Şahin Dönertaş yaralandı.

Kazada yaralanan Dönertaş, kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı.
GAZİEMİR İLE BUCA ARASINDAKİ ORMANLIK ALANDA YANGIN
İzmir’in Gaziemir ile Buca ilçeleri arasındaki ormanlık alanda yangın çıktı.
Zafer Mahallesi’ndeki ormanlık alanda başlayan yangın üzerine bölgeye askeri ve sivil ekipler yönlendirildi.

Ekipler, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.
İZMİR’E UÇUŞLAR AKSIYOR
Yangının Adnan Menderes Havalimanı’na yakın konumda olması ve yükselen duman nedeniyle uçak seferlerinde aksama yaşanıyor.

Bazı seferler ertelenirken havalimanına inecek bazı uçakların çevre havalimanlarına yönlendirildiği öğrenildi.
BURSA’DA ORMANLIK ALANDA YANGIN BAŞLADI
Bursa’nın Orhaneli ilçesinde, ormanlık alanda çıkan yangınının söndürülmesi için çalışma başlatıldı.
İlçenin kırsal Çivili Mahallesi’nde ormanlık alandan yoğun dumanlar yükseldiğini görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.
İhbar üzerine bölgeye Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ile Orhaneli Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
Ekipler, yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahalede bulunuyor.
BALIKESİR ALTIEYLÜL’DE ORMAN YANGINI BAŞLADI
Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde, arazide başlayarak ormana sıçrayan yangın, kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Altıeylül ilçesi Paşaköy Mahallesi’ndeki tarım arazisinde henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.
Yangını görenlerin ihbarı üzerine bölgeye, Orman Bölge Müdürlüğü ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi itfaiyesine bağlı ekipler sevk edildi.
Ekipler, yangına havadan ve karadan müdahale ediyor.
KÜTAHYA’DA ORMAN YANGINI
Kütahya’nın Gediz ilçesinde çıkan orman yangınının söndürülmesi için havadan ve karadan çalışma başlatıldı.

Gümele ve Karaağaç köyleri arasındaki ormanlık alandan yoğun dumanlar yükseldiğini görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.
İhbar üzerine bölgeye Kütahya Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı çok sayıda arazöz ile Gediz Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ekipler, kuvvetli rüzgarın etkili olduğu çamlık bölgedeki yangına havadan ve karadan müdahaleyi sürdürüyor.
MANİSA’DA ORMAN YANGINI
Bir diğer yangın haberi ise Manisa’dan geldi.

Turgutlu ilçesinde tarım arazisinden ormana sıçrayan yangına havadan ve karadan müdahale başlatıldı.
Avşar Mahallesi’nde bir tarım arazisinde henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle ormanlık alana yayıldı.
İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 3 uçak, 5 helikopter, 8 arazöz, 2 su ikmal aracı ve dozer ile Manisa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekibi sevk edildi.

Yangın nedeniyle bir bağ evi, tedbir amaçlı tahliye edildi.
Bölgede alevlerin evlere yaklaşması nedeniyle bölge sakinlerinin ellerindeki hortumlarla önlem aldığı görüldü.
Yangının kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.
AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) aday gösterdiği ve 6-9 Haziran’da yapılan seçimlerin ardından AB liderlerinin üzerinde uzlaşarak AP’ye önerdiği von der Leyen, Genel Kurul’da güvenoyu aldı.
Kapalı zarf usulüyle yapılan oylamada milletvekillerinin 401’i “evet” , 284’ü “hayır” oyu verirken, 15’i ise çekimser kaldı.
Von der Leyen böylece 2019’dan bu yana yürüttüğü AB Komisyonu Başkanı görevine 5 yıl daha devam etme hakkı kazandı.
URSULA VON DER LEYEN KİMDİR?
İkinci kez AB Komisyonu Başkanlığı görevine getirilen von der Leyen, 8 Ekim 1958’de Belçika’da doğdu.
Alman bir ailede dünyaya gelen von der Leyen’in babası Ernst Albrecht, AB’nin atanan ilk yetkililerinden biri ve Aşağı Saksonya Eyalet Başkanı’ydı.
Von der Leyen’in siyasetle iç içe geçen çocukluk ve gençlik yılları, onun gelecekteki kariyerinin temelini oluşturdu.
Alman siyasetçi, üniversite hayatına ekonomi alanında başlasa da Hannover Tıp Fakültesinde 1987’de tıp diplomasını aldı.
Siyasi kariyeri 1990’da Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) partisine katılmasıyla başlayan von der Leyen, Aşağı Saksonya Parlamentosu üyeliği ve eyalet hükümetinde çeşitli bakanlık pozisyonlarında görev aldı.
Von der Leyen, 2005’te, Dönemin Başbakanı Angela Merkel’in kabinesinde Aile, Yaşlılar, Kadınlar ve Gençlik Bakanı olarak atanmasıyla federal hükümette yer almaya başladı.
2009-2013 döneminde Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı olarak görev yapan Von der Leyen, 2013’te Almanya’nın ilk kadın Savunma Bakanı olarak bir ilke imza attı ve bu görevi, 2019’a kadar sürdürdü.
Von der Leyen’in, AB Komisyonu Başkanı olma yolculuğu Temmuz 2019’da aday gösterilmesiyle başladı. Tecrübeli siyasetçi, AP’nin ve AB liderlerinin çoğunluğunun desteğini arkasına olarak Komisyon’a Başkan olarak seçilen ilk kadın olarak 1 Aralık 2019’da görevi devraldı.
Von der Leyen’in görev süresi boyunca karşılaştığı krizler ve sıcak çatışmalar karşısında takındığı tutum, sıklıkla eleştirildi.
Kovid-19 salgını sırasında AB’nin ilk aşı tedarik süreci ve dağıtım gecikmeleri nedeniyle eleştirilere maruz kalan von der Leyen’e bu konuda “görevi ve unvanı kötüye kullanmak” gibi çeşitli suçlamalarla dava açıldı.
Von der Leyen’in iddialı iklim politikaları için yaptığı baskı da bunların ekonomik etkilerinden endişe duyan bazı üye ülkelerin ve aşırı sağ partilerin muhalefetiyle karşılaştı.
Von der Leyen’in, İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye başlattığı saldırıların ardından takındığı tavır ve İsrail’e sunduğu “koşulsuz destek”, Avrupa’da yaşayanların yanı sıra AB yönetimi ve AP içinde tepkilere neden oldu.
Saldırıların başladığı günlerde İsrail’e “destek” ziyaretinde bulunan ilk liderlerden biri olan von der Leyen’in sivil kayıplara rağmen “İsrail’in kendini savunma hakkına” vurgu yapan söylemleri, Filistinli sivillerin karşı karşıya kaldığı insani krize karşı duyarsızlık suçlamalarına yol açtı.
AB’nin yürütme organı Komisyon’a başkanlık edecek von der Leyen, kanun teklifleri sunarak yasama sürecini başlatacak, AB müktesebatını ve bütçeyi uygulayacak, idari denetim yapacak ekibin başında olacak.
EŞİNİN ÖLÜMÜYLE İLGİSİ OLMADIĞINI SÖYLEDİ
AA’da yer alan habere göre eşinin öldürülmesiyle bir ilgisinin bulunmadığını savunan A.P. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, “nitelikli kasten öldürme” suçundan açılan davada 10. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanmıştı.
“MAHKUMİYETE YETERLİ DELİL BULUNAMADI”
Mahkeme, yargılama sonrası yaptığı değerlendirmede sanık aleyhine görülen delillerin aydınlatılmış olduğu, sanığın suçu işlediğine ilişkin şüpheden öte mahkumiyete yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığını bildirmiş, kararında şu ifadeleri kullanmıştı:
“BERAATİNE KARAR VERİLMİŞTİR”
“Olay öncesi maktulle sanığın birbirlerine sevgi içerikli mesajlar göndermeleri, maktulle sanık arasında öldürmeyi gerektirir bir neden bulunmaması, olayın öncesindeki gece maktulle sanığın birlikte eğlenceye gitmiş olmaları, olay sabahı sanığın hastalanan maktulü hastaneye götürdükten sonra maktulle sanığın birbiriyle samimi şekilde eve dönmüş olmaları, ölüm olayının sanığın evden ayrıldığı saatten önce gerçekleştiğinin tespit edilememiş olması hususları dikkate alınarak sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiştir.”
AİLESİ KARARI YARGITAY’A TAŞIDI
Maktulün ailesi ise olayı istinafa taşımış, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararı hukuku uygun bulmuştu. Ancak savcı ile aile, bu kararı Yargıtay’a taşımıştı. Öte yandan, Polat’ın annesinin de 28 yıl önce bıçaklanarak öldürüldüğü öğrenilmişti.
YARGITAY TEMYİZ BAŞVURUSUNU KABUL ETTİ
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2016 yılında Rüya Polat’ın evinde bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunmasına ilişkin yargılanan sanık koca A.P. hakkında İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin delil yetersizliği nedeniyle verdiği beraat kararına ilişkin temyiz başvurusunu kabul etti.
İKİ ÜYE KARŞI GÖRÜŞ BİLDİRDİ
Kararda evdeki televizyonda takılı hard diskte maktulün eski erkek arkadaşına ait samimi fotoğrafların bulunduğuna işaret edilerek sanığın bu kişiyi daha önce tehdit ettiğine yer verildi. Maktulün kimseyle bir husumetinin tespit edilmediğine de değinilen kararda, şunlar kaydedildi:
“Sanığın olay günü televizyona takılı olan hard diskte maktulün eski sevgilisine ait fotoğrafları görüp kıskançlık krizine girmesi veya varlıklı olan maktulün mirasını alabilmek için önce maktulün yüzüne yastıkla bastırarak boğduğu ve daha sonra 28 yerinden bıçakladığı, olaya hırsızlık süsü vermek için evin her tarafını karıştırdığı ve suçta kullandığı bıçağı bir poşete koyarak televizyon ve lambaları açık bırakarak panikle evden çıktığı, evden çıkmadan önce olayın heyecanıyla büyük tuvaletini altına kaçırdığı, iç çamaşırını bir poşete koyarak pencereden aşağı attığı, feribottayken suçta kullandığı suç aletini denize attığı, ailesinin yanında bir süre vakit geçirdikten sonra delil oluşturmak için eşine mesaj attığı ve yine tanık yaratmak için eve çilingir çağırdığı sabit olmakla, sanığın üzerine atılı nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyeti yerine, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.”
BERAAT KARARI BOZULDU
Daire, iki üyenin karşı görüşüne rağmen üç üyenin kararıyla sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği yönünde hükümde bulunarak kararı bozdu.
Divan, yarın açıklayacağı danışma görüşünde İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ilhak uygulamaları, Doğu Kudüs’ün statüsünü değiştirme çabaları, apartheid ve ayrımcı uygulamaların hukuka aykırılığı, bunların başta İsrail olmak üzere tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar açısından doğuracağı sonuçlar hakkında kanaatini açıklayacak.
Divan Başkanı Lübnanlı Yargıç Nawaf Salam tarafından halka açık oturumda okunacak danışma görüşünde, İsrail’in Filistin’i işgalinin hukuka aykırı olduğu, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal ettiği, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğu, Filistinlilere yönelik ayrımcı ve ırkçı uygulamaların hak ihlali teşkil ettiğinin teyit edilmesi bekleniyor.
49 ÜLKE BEYANDA BULUNDU
Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda faaliyetlerini sürdüren Divan’da, 19-26 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 49 ülke, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Afrika Birliği, İsrail’in Filistin topraklarını işgal ve ilhakına ilişkin kendi görüşlerini sözlü olarak Divan’a sunmuştu.
Bunun öncesinde de yine aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 54 devlet ve 3 uluslararası kuruluş Ağustos 2023’e kadar yazılı beyanlarını Divana ulaştırmıştı.
Türkiye, İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria’daki ilhakı ve özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün korunmasına ilişkin olarak Divan’a yazılı beyanını ilk ulaştıran ülke olmuştu.
Divan önünde, danışma görüşünde ilk defa bu kadar çok sayıda devletin yazılı ve sözlü beyanda bulunduğu görülürken, yazılı beyanda bulunan İsrail’in sözlü duruşmalarda yer almaması dikkati çekmişti.
UYGULAMALAR HUKUKA AYKIRI
Duruşmalara katılan devletlerin büyük çoğunluğu, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin ve Filistinlilere yönelik uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu savunmuştu.
Belçika, İsviçre, İrlanda, İspanya ve Norveç gibi batılı ülkeler dahil çoğunluğu Orta Doğu’dan olan ülkelerin yer aldığı, 19-26 Şubat 2024 tarihinde gerçekleşen duruşmalarda, “İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkının bulunmadığı”, “İlhak yoluyla toprak edinmenin hukuka aykırı olduğu”, “Filistin topraklarındaki ilhak ve yerleşimci uygulamalarının demografik yapıyı zorla değiştirmek anlamına geldiği”, “Diğer devletlerin, İsrail’in Filistin’deki işgalini tanımama yükümlülüğü olduğu” ve “İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediği” savunulmuştu.
TÜRKİYE FİLİSTİN İŞGALİNE KARŞI ÇIKTI
Türkiye, UAD’nin danışma görüşü oluşturulması sürecinde 26 Şubat 2024’te yaptığı sunumda, İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediğini ve bu sebeple işgali “derhal ve koşulsuz olarak” sona erdirmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Sunumunda, İsrail’in Filistin’deki işgaline son vermesi ve 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kalıcı ve sürekli bir çözüme ulaşılması çağrısını yineleyen Türkiye, uluslararası toplumu ve kuruluşları, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet etmişti.
Türkiye, özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırılık teşkil ettiğini belirtmişti.
– ABD ve İngiltere, İsrail’in tezlerini savundu
ABD ve İngiltere ise İsrail’in tezlerini savunarak, Divan’dan herhangi bir danışma görüşü vermemesini istemişti.
İngiltere, İsrail-Filistin uyuşmazlığının ikili müzakereler yoluyla çözülmesi ve Divan önüne getirilmemesi gerektiğini savunurken, ABD tarafı ise İsrail’in Filistin’i işgalini “güvenlik endişeleri” gerekçesiyle meşru göstermeye çalışmıştı.
BM Genel Kurulu, UAD’den görüş istemişti
BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti.
BM Genel Kurulunun Divana sunduğu sorular, şu şekilde:
“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?
2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”
Danışma görüşü talebi 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.
Danışma görüşü nedir?
Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Divan’ın görevleri arasında ilk olarak, devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.
BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebilir. Devletler, Divan’dan danışma görüşü isteyemez.
UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşünü açıklayacak.
Danışma görüşünün etkisi nedir?
UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.
Danışma görüşleri, ileride açılabilecek benzer konulardaki davalarda Divan’ın ne yönde karar verebileceğini de gösterirken, danışma görüşü aleyhine hareket eden devletler açısından politik baskı aracı olarak kullanılabiliyor.
Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koyması dikkati çekiyor.
Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmenin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.
UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında uyguladığı ihlallerin sonlandırılması yönündeki baskının artması bekleniyor.
Buna ek olarak, İsrail’e askeri, siyasi ve mali destek veren ülkelerin de uluslararası toplum tarafından bu desteklerini sonlandırmaları yönünde gelecek çağrıları yanıtlamak zorunda kalmaları öngörülüyor.
Danışma görüşü, İsrail’in Adalet Divanında yargılandığı davadan farklı
Güney Afrika’nın, İsrail aleyhine, Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali sebebiyle Uluslararası Adalet Divanında açtığı dava, iki ülke arasında çekişmeli yargılama anlamına gelirken, yarın başlayacak danışma görüşü, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor.
Danışma görüşünde, davalı-davacı şeklinde ayrım bulunmuyor ve UAD, BM organları ya da kuruluşlarının faaliyet alanlarına ilişkin yönelttiği sorular hakkındaki görüşünü açıklıyor.
Divan Statüsü’nün 66. maddesi gereği, BM üyesi ülkeler, danışma görüşü istenen konular üzerine yazılı ve sözlü beyanda bulunma hakkına sahip.
Çekişmeli davalardan farklı olarak herhangi bir ad-hoc hakim atanmadığından, danışma görüşü kararını UAD’nin daimi 15 hakimi verecek.
Buna ek olarak soykırım davası sadece Gazze’de işlenen soykırım suçlarını ve ihlalleri ele alırken, yarın açıklanacak danışma görüşünün kapsamında, Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere tüm Filistin topraklarındaki başta işgal ve ilhak olmak üzere birçok uluslararası hukuk kuralının ihlali yer alıyor.
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 ve modernize kitlerinin alımında azaltmaya gidileceğine dair iddialara “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

IRAK İLE TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULMASI
Bakanlık kaynakları, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.
SURİYE İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM
Bakanlık kaynakları, Şam tarafından gelen son açıklamalar sonrası Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik sorulara şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”


BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın birlikte Nijer’e gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili sorulara şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız; Dışişleri Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, MİT Başkanımız, Savunma Sanayii Başkanımız ve Ticaret Bakan Yardımcımız ile birlikte Nijer’i ziyaret etmişlerdir. Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür.”

MSB’DEN SON DAKİKA AÇIKLAMALARI
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
SON BİR HAFTADA 72 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında; teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.
Bu vesileyle, 12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Rıdvan TALAY’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Terörle mücadele konusunda komşumuz Irak ile iş birliği ve görüşmelere de devam edilmektedir.
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi arzuluyoruz.
Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır.
İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır.
Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin; bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.

SINIRLARDA 340 ŞAHIS YAKALANDI
Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir.
09-11 Temmuz tarihleri arasında Vaşington’da icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte iştirak eden Sayın Bakanımız zirve kapsamında;
Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır.
Ayrıca, 06 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir.
NATO makamlarına; sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İSRAİL’İN ‘GÜVENLİ BÖLGE’DE KATLİAMLARI
İsrail’in, Han Yunus kentinde “güvenli bölge” olarak belirlediği El Mevasi’de yaşayan Filistinlilere saldırarak onlarca sivili katletmesini lanetliyoruz.
İsrail, âdeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekûn katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir.
Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesine verdiği zarar ve buranın askerî üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır.
İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda,
Aden Körfezi’nde ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden teşkil edilen Birleşik Görev Kuvveti-151 (Combined Task Force- CTF-151)’in komutası; 24 Temmuz 2024-22 Ocak 2025 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 7’nci kez deruhte edilecektir.
Söz konusu görev, ülkemizin sadece çevre denizlerimizde değil, diğer coğrafyalarda da deniz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir güç olduğunu ortaya koymaktadır.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Sri Lanka’nın ardından Umman’a liman ziyareti gerçekleştirmektedir.
Korvetimiz, 21 Temmuz’da bir sonraki liman olan Katar’a seyre başlayacak, 23-25 Temmuz tarihleri arasında Katar’ın Doha limanını ziyaret edecektir.
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilecek Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi için 22 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni icra edilecektir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, 13 Temmuz’da Emirgan/İstanbul’da başlayan “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı” bugün (18 Temmuz) Göcek/Muğla’da tamamlanacaktır.
82’nci yıl dönümünde (14 Temmuz 1942), Çanakkale Morto Koyu açıklarında 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan bir mayına çarparak batan ATILAY denizaltısı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Öte yandan, 19-21 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’de icra edilecek “Royal International Air Tattoo Hava Gösterilerinin 50’nci Yıl Dönümü” etkinlikleri kapsamında; SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ve 2 adet F-4 uçağımız ile statik gösteri yapılması planlanmaktadır.
DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE / İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir.
Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır.
Ayrıca, Aydın/Söke’deki kâğıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde icra edilmektedir. Bu kapsamda, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini” aday değerlendirme süreci devam etmektedir.
“Millî Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 20 Temmuz’da tamamlanacaktır.
Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 ve modernize kitlerinin alımında azaltmaya gidileceğine dair iddialara “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

IRAK İLE TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULMASI
Bakanlık kaynakları, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.
SURİYE İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM
Bakanlık kaynakları, Şam tarafından gelen son açıklamalar sonrası Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik sorulara şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”


BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın birlikte Nijer’e gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili sorulara şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız; Dışişleri Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, MİT Başkanımız, Savunma Sanayii Başkanımız ve Ticaret Bakan Yardımcımız ile birlikte Nijer’i ziyaret etmişlerdir. Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür.”

MSB’DEN SON DAKİKA AÇIKLAMALARI
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
SON BİR HAFTADA 72 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında; teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.
Bu vesileyle, 12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Rıdvan TALAY’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Terörle mücadele konusunda komşumuz Irak ile iş birliği ve görüşmelere de devam edilmektedir.
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi arzuluyoruz.
Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır.
İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır.
Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin; bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.

SINIRLARDA 340 ŞAHIS YAKALANDI
Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir.
09-11 Temmuz tarihleri arasında Vaşington’da icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte iştirak eden Sayın Bakanımız zirve kapsamında;
Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır.
Ayrıca, 06 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir.
NATO makamlarına; sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İSRAİL’İN ‘GÜVENLİ BÖLGE’DE KATLİAMLARI
İsrail’in, Han Yunus kentinde “güvenli bölge” olarak belirlediği El Mevasi’de yaşayan Filistinlilere saldırarak onlarca sivili katletmesini lanetliyoruz.
İsrail, âdeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekûn katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir.
Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesine verdiği zarar ve buranın askerî üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır.
İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda,
Aden Körfezi’nde ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden teşkil edilen Birleşik Görev Kuvveti-151 (Combined Task Force- CTF-151)’in komutası; 24 Temmuz 2024-22 Ocak 2025 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 7’nci kez deruhte edilecektir.
Söz konusu görev, ülkemizin sadece çevre denizlerimizde değil, diğer coğrafyalarda da deniz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir güç olduğunu ortaya koymaktadır.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Sri Lanka’nın ardından Umman’a liman ziyareti gerçekleştirmektedir.
Korvetimiz, 21 Temmuz’da bir sonraki liman olan Katar’a seyre başlayacak, 23-25 Temmuz tarihleri arasında Katar’ın Doha limanını ziyaret edecektir.
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilecek Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi için 22 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni icra edilecektir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, 13 Temmuz’da Emirgan/İstanbul’da başlayan “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı” bugün (18 Temmuz) Göcek/Muğla’da tamamlanacaktır.
82’nci yıl dönümünde (14 Temmuz 1942), Çanakkale Morto Koyu açıklarında 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan bir mayına çarparak batan ATILAY denizaltısı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Öte yandan, 19-21 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’de icra edilecek “Royal International Air Tattoo Hava Gösterilerinin 50’nci Yıl Dönümü” etkinlikleri kapsamında; SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ve 2 adet F-4 uçağımız ile statik gösteri yapılması planlanmaktadır.
DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE / İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir.
Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır.
Ayrıca, Aydın/Söke’deki kâğıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde icra edilmektedir. Bu kapsamda, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini” aday değerlendirme süreci devam etmektedir.
“Millî Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 20 Temmuz’da tamamlanacaktır.
Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
Bilirkişilerin ‘Uygun değildir’ şeklinde görüş belirttiği üst geçidi her gün yüzlerce kişinin kullandığını belirten Yeniyalı Mahallesi Muhtarı Metin Kaplan, yıkılan üst geçidin yerine hemen yenisinin yapılması gerektiğini söyledi.
Körfez ilçesinde 2012 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından D-100 Karayolu’nda Yeniyalı ve Barbaros mahallelerini birbirine bağlayan yaya üst geçidi inşa edildi. Üst geçidin Barbaros Mahallesi tarafındaki ayağının indiği noktanın yanında bulunan Taşyürek Apartmanı’nda yaşayan Taşyürek ailesi, burayı kullananların evlerinin içini gördüğünü belirterek 2014 yılında üst geçidin yıkılması için mahkemeye başvurdu.

Başvuruyu inceleyen Kocaeli İdare Mahkemesi, konuyu bilirkişiye danıştı. Bilirkişinin raporunda, dava konusu üst geçitten geçildiğinde evin içinin gözüktüğü vurgulanarak, “Söz konusu üst geçit, bölgedeki 3’üncü üst geçit. Üst geçidin bulunduğu bölgede bir yaya bağlantısı oluşturduğu düşüncesiyle, ulaşım planlaması bakış açısına göre doğru bir karar olduğu, ancak seçilen yaya geçidi türü, kalitesi, malzemesi ve ekipmanları (asansör veya yürüyen merdiven) bakımından oldukça yetersiz kaldığı ve doğru bir ulaşım türü olamadığı, yaya üst geçidi teknik özellikleri yönünden oldukça fazla eksiklik barındırdığı, güneydeki konutlara yakın geçmesi, sokağın trafik akımını olumsuz etkilemesi, iniş ve çıkışlarının uygun hale getirilerek kullanımına devam edilmesinin kamu yararına daha uygun olacağı, eğer bu yapılamıyorsa kullanımından vazgeçilmesinin maddi ve sosyal yükü olsa da yukarıda anlatılan iki noktadan yaya geçişlerinin devam olunabileceği” ifadelerine yer verildi. Mahkeme heyeti 2016 yılında, bilirkişi raporu ve dosyadaki ifadeleri birlikte değerlendirerek üst geçidin yıkılması yönünde karar aldı.

2023’TE YIKIM KARARI ALINDI
Karayolları Genel Müdürlüğü karara itiraz ederek dosyayı istinafa götürürken, dönemin Körfez Belediye Başkanı İsmail Baran uzlaşma amacıyla üst geçidin evin içini gören kısımlarının üzerinin kapatılması yönünde aile ile anlaşma sağladı. Üzeri metal iskelet ile kapatılarak Taşyürek ailesinin evinin içinin gözükmesi önlenen üst geçit ile ilgili hukuk süreci 2023 yılına kadar devam etti.
Dosyayı inceleyen üst mahkeme, üst geçidin yıkılması yönünde itiraz yolu kapalı olmak üzere nihai kararını açıkladı. Dosyanın karara bağlanmasının ardından, Karayolları Genel Müdürlüğü ekipleri üst geçidin yıkımına başladı. Önce üst kısımdaki metal iskeletin söküleceği üst geçit, daha sonra parçalanarak bulunduğu yerden kaldırılacak.

MUHTAR: BURADAN HER GÜN YÜZLERCE KİŞİ GEÇİYOR
Yeniyalı Mahallesi Muhtarı Metin Kaplan, “Bu üst geçidin yıkımıyla ilgili karar 2016 yılında alındı. Buradan her gün Barbaros ve Yeniyalı mahallelerinde oturan yüzlerce kişi geçiyor. Burası yıkıldıktan sonra hemen yenisinin yapılması gerekiyor. Üst geçidin ayağının hemen yan tarafındaki binanın en üst katında oturan bir aile, evin içinin gözüktüğünü belirterek şikayetçi olmuş. Mahkeme 2016’da yıkım kararı aldı ancak dosya üst mahkemelere gitti. En son 2023 yılının Mart ayında kesin yıkım kararı verilmiş. Şimdi de yıkım başladı” dedi.

Adalar’da hava sıcaklığı 27,1, hissedilen sıcaklık 32,4, nem oranı yüzde 93 iken, Arnavutköy’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,8, nem oranı yüzde 83 oldu.
Ataşehir’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,3, nem oranı yüzde 100 ile rekor seviyeye ulaştı.
Avcılar’da hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,2, nem oranı yüzde 84 olarak ölçüldü. Bağcılar’da hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı yüzde 90’a ulaştı.
Bahçelievler’de hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,2, nem oranı yüzde 84 olurken, Bakırköy’de hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,2, nem oranı yüzde 84 olarak kaydedildi.
Başakşehir’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,2 iken, nem oranı yüzde 83 olarak ölçüldü.
Bayrampaşa’da hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı yüzde 90 olurken, Beşiktaş’ta hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 30,5 derece ve nem oranı yüzde 98’e ulaştı.
Beykoz’da ise hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 29,6 iken, nem oranı yüzde 79 olarak ölçüldü. Beylikdüzü’nde hava sıcaklığı 27,1, hissedilen sıcaklık 30,7, nem oranı yüzde 82 olarak ölçüldü.
Beyoğlu’nda hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 30,3 iken, nem oranı yüzde 98’e ulaştı.
Büyükçekmece’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,1, nem oranı yüzde 89 olarak ölçüldü. Çatalca’da ise hava sıcaklığı 25,2 hissedilen sıcaklık 27,5 iken, nem oranı yüzde 82’ye ulaştı.
Çekmeköy’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 22,9, nem oranı yüzde 87 olarak kaydedilirken, Esenler’de hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı yüzde 90 olarak ölçüldü.
Esenyurt’ta hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,1 olurken, nem oranı yüzde 89 oldu.
Eyüpsultan’da hava sıcaklığı 25,8, hissedilen sıcaklık 28,6 iken, nem oranı yüzde 85 olarak ölçüldü.
Fatih’te hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 29,1, nem oranı ise yüzde 81’i buldu.
Gaziosmanpaşa ve Güngören’de hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı da yüzde 90’a ulaştı.
Kadıköy’de, hava sıcaklığı 27,4, hissedilen sıcaklık 32,4, nem oranı da yüzde 89 olarak kaydedilirken, Kağıthane’de hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı da yüzde 98’i buldu.
Kartal’da hava sıcaklığı 27, hissedilen sıcaklık 32,1, nem oranı da yüzde 93 ölçüldü.
Küçükçekmece’de hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı yüzde 85 olarak ölçülürken, Maltepe’de hava sıcaklığı 27, hissedilen sıcaklık 32,1, nem oranı da yüzde 93 oldu.
Pendik’te hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,6 iken, nem oranı yüzde 95 olarak ölçüldü.
Sancaktepe’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 29,4, nem oranı yüzde 89’a ulaştı.
Sarıyer’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 30,4, nem oranı ise yüzde 97 olarak kaydedildi.
Silivri’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 28,7 iken, nem oranı yüzde 82’ye ulaştı.
Sultanbeyli’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 29,4, nem oranı ise yüzde 89 olarak ölçüldü.
Sultangazi’de hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 28,8, nem oranı yüzde 85 oldu.
Şile’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,9, nem oranı da yüzde 84’ü bulurken, Şişli’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 30,5, nem oranı da yüzde 98’e ulaştı.
Tuzla’da hava sıcaklığı 25,5, hissedilen sıcaklık 28,5 iken, nem oranı da yüzde 89’u buldu.
Ümraniye’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,4 olmasına karşılık, nem oranı yüzde 100 ile rekor kırdı.
Üsküdar’da hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 28,9, nem oranı yüzde 86’ya ulaşırken, Zeytinburnu’nda hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı da yüzde 85’e ulaştı.
Megakentte genel hava sıcaklığı sabahın ilk saatleri itibarıyla 26,7, hissedilen sıcaklık 30,3 derece ve nem oranı yüzde 85’i buldu.
BUGÜN HAVA NASIL OLACAK?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü olarak yapılan değerlendirmelere göre: Ülkenin kuzey, iç ve doğu kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Akdeniz’in Toroslar kesimi, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeyi ile Kayseri’nin doğu kesimleri, Bolu, Karabük, Sivas, Samsun, Amasya’nın doğusu ve Ordu çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Ülkemizin güneydoğu kesimlerinde toz taşınımı bekleniyor.
– İSTANBUL °C, 36°C
– ANKARA °C, 34°C
– İZMİR °C, 39°C
– BURSA °C, 37°C
– EDİRNE °C, 41°C
– KOCAELİ °C, 37°C
– A.KARAHİSAR °C, 33°C
– DENİZLİ °C, 40°C
– MANİSA °C, 40°C
– ADANA °C, 36°C: Parçalı bulutlu, kuzey çevreleri aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
– ANTALYA °C, 36°C
– HATAY °C, 33°C
– ISPARTA °C, 35°C
– ÇANKIRI °C, 37°C
– ESKİŞEHİR °C, 35°C
– SİVAS °C, 31°C: Parçalı, zamanla çok bulutlu ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
– BOLU °C, 33°C: Parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
– DÜZCE °C, 36°C
– SİNOP °C, 30°C
– ZONGULDAK °C, 31°C
– AMASYA °C, 35°C: Parçalı, zamanla yer yer çok bulutlu, doğu kesimleri yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
– ARTVİN °C, 26°C: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
– SAMSUN °C, 32°C: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
– TRABZON °C, 29°C: Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların gece saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
– ERZURUM °C, 26°C: Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, öğle saatlerinden sonra yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
– KARS °C, 24°C: Parçalı ve çok bulutlu, yerel olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, öğle saatlerinden sonra yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
– MALATYA °C, 38°C
– VAN °C, 29°C
– DİYARBAKIR °C, 41°C
– GAZİANTEP °C, 40°C
– SİİRT °C, 40°C
– ŞANLIURFA °C, 42°C
]]>CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in konuşması sırasında Halil Yılmaz, bazı muhalefet parti milletvekillerinin açıklamalarına “Sabahtan beri sizi dinliyorum. Nasıl bir insansınız?” diyerek tepki gösterdi.
“Sen kimsin” diye bağıran muhalefet partisi vekillerine tepki gösteren baba Yılmaz, “Benim çocuğum diri diri yendi, 10 yıl tedavi görecek. Ben Allah’a çocuğumu alsın diye yalvardım” dedi.

OKULA GİDERKEN SALDIRIYA UĞRAMIŞTI
Tunahan Yılmaz, 7 Aralık 2023 günü Keçiören ilçesi Kafkas Mahallesi’ndeki evinden çıkıp okuluna giderken boş arazide bulunan çok sayıda sahipsiz hayvanın saldırısına uğramış ve ağır yaralanmıştı.
Yılmaz’ın başına Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaklaşık 12 saat süren operasyonla deri nakli yapılmıştı. Tunahan Yılmaz’ın fonksiyon geri kazanımı için fizik tedavi ve rehabilitasyon süreciyle ilgili tedavisi sürüyor.
KIZININ AYAKKABILARINI GÖSTERDİ
Tepki gösteren bir diğer isim de, sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Mahra Melin Pınar’ın annesi Derya Pınar’dı.
Kendisine müdahale eden muhalefet milletvekillerine, kızının olay sırasında giydiği ayakkabıları gösteren Pınar, vekillerin duyarsızlığına isyan etti.
Bir akıl tutulması yaşandığını, bunun kabul edilemez bir şey olduğunu belirten Pınar, “Bu insanlar bir kez olsun beni arayıp ‘başın sağ olsun’ demediler, yanımızda olmadılar, sadece köpeklerin yaşamını konuştular. Köpekler sokakta kalsın ama nasıl kalırsa kalsın, hiç umurlarında değil.” dedi.
Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ardından birçok ölüm yaşandığını ifade eden Pınar, “2 sene içinde 75 ölüm yaşandı, bunların 25’i çocuk. En sonuncusu da daha dün Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği öğrencisini kaybettik. Bunlar olurken hala köpekleri sokaklarda tutmaya çalışmak iyi niyetli bir davranış değil” diye konuştu.
Köpeklerin başıboşluğu üzerinden rant sağlayan gruplar olduğunu dile getiren Pınar, köpeklerin sokaklarda zaten çok da refah içinde yaşamadıklarını söyledi. Pınar, “Hem kendilerine hem çevreye hem yaban hayatına hem sokakta bulunan diğer canlılara büyük zarar veriyorlar. Köpekleri araç olarak kullanıp sokakları terörize eden insanlar da var” dedi.
ACILI BABA VE ANNE KOMİSYONDA YAŞANANLARI ANLATTI
Tunahan’ın babası Halil Yılmaz ve Mahra’nın annesi Derya Pınar, komisyonda yaşananlarla ilgili TRT Haber’e konuştu.
Halil Yılmaz “7,8 saat sabırlı bir şekilde dinledim konuşmaları. Bir tanesi de çıkıp ne Tunahan’ın ismini andı, ne de diğer çocukların ismini andı. Diyebilirlerdi ki ‘Acınızı paylaşıyoruz.’ Sokaklarımız, şehirlerimiz güvenli hale gelsin, benim tek arzum bu.” dedi.
Derya Pınar ise, “Hiçbiri de demiyordu ki ‘Gelin arkadaşlar bakın, bu kızcağız öldü, bu aile perişan oldu. Bundan önce ölen gençlerimiz, çocuklarımız, yaşlılarımız sakat kalanlar, uzuv kayıpları yaşayanlar. Onlarca, binlerce travma var. Gelin bu işi çözelim, hem bu köpekleri sokaktan toplayalım hem de insanları bu tehlikeden uzak tutalım’ demediler.” dedi.
Kentte saat 05.30 itibarıyla ilçe ilçe hava sıcaklığı, hissedilen sıcaklık ve nem oranları şöyle:
Adalar’da hava sıcaklığı 27,1, hissedilen sıcaklık 32,4, nem oranı yüzde 93 iken, Arnavutköy’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,8, nem oranı yüzde 83 oldu.
Ataşehir’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,3, nem oranı yüzde 100 ile rekor seviyeye ulaştı.
Avcılar’da hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,2, nem oranı yüzde 84 olarak ölçüldü. Bağcılar’da hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı yüzde 90’a ulaştı.
Bahçelievler’de hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,2, nem oranı yüzde 84 olurken, Bakırköy’de hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,2, nem oranı yüzde 84 olarak kaydedildi.
Başakşehir’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,2 iken, nem oranı yüzde 83 olarak ölçüldü.
Bayrampaşa’da hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı yüzde 90 olurken, Beşiktaş’ta hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 30,5 derece ve nem oranı yüzde 98’e ulaştı.
Beykoz’da ise hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 29,6 iken, nem oranı yüzde 79 olarak ölçüldü. Beylikdüzü’nde hava sıcaklığı 27,1, hissedilen sıcaklık 30,7, nem oranı yüzde 82 olarak ölçüldü.
Beyoğlu’nda hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 30,3 iken, nem oranı yüzde 98’e ulaştı.
Büyükçekmece’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,1, nem oranı yüzde 89 olarak ölçüldü. Çatalca’da ise hava sıcaklığı 25,2 hissedilen sıcaklık 27,5 iken, nem oranı yüzde 82’ye ulaştı.
Çekmeköy’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 22,9, nem oranı yüzde 87 olarak kaydedilirken, Esenler’de hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı yüzde 90 olarak ölçüldü.
Esenyurt’ta hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,1 olurken, nem oranı yüzde 89 oldu.
Eyüpsultan’da hava sıcaklığı 25,8, hissedilen sıcaklık 28,6 iken, nem oranı yüzde 85 olarak ölçüldü.
Fatih’te hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 29,1, nem oranı ise yüzde 81’i buldu.
Gaziosmanpaşa ve Güngören’de hava sıcaklığı 26,3, hissedilen sıcaklık 30,1, nem oranı da yüzde 90’a ulaştı.
Kadıköy’de, hava sıcaklığı 27,4, hissedilen sıcaklık 32,4, nem oranı da yüzde 89 olarak kaydedilirken, Kağıthane’de hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı da yüzde 98’i buldu.
Kartal’da hava sıcaklığı 27, hissedilen sıcaklık 32,1, nem oranı da yüzde 93 ölçüldü.
Küçükçekmece’de hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı yüzde 85 olarak ölçülürken, Maltepe’de hava sıcaklığı 27, hissedilen sıcaklık 32,1, nem oranı da yüzde 93 oldu.
Pendik’te hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,6 iken, nem oranı yüzde 95 olarak ölçüldü.
Sancaktepe’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 29,4, nem oranı yüzde 89’a ulaştı.
Sarıyer’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 30,4, nem oranı ise yüzde 97 olarak kaydedildi.
Silivri’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 28,7 iken, nem oranı yüzde 82’ye ulaştı.
Sultanbeyli’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 29,4, nem oranı ise yüzde 89 olarak ölçüldü.
Sultangazi’de hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 28,8, nem oranı yüzde 85 oldu.
Şile’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 23,9, nem oranı da yüzde 84’ü bulurken, Şişli’de hava sıcaklığı 26, hissedilen sıcaklık 30,5, nem oranı da yüzde 98’e ulaştı.
Tuzla’da hava sıcaklığı 25,5, hissedilen sıcaklık 28,5 iken, nem oranı da yüzde 89’u buldu.
Ümraniye’de hava sıcaklığı ve hissedilen sıcaklık 24,4 olmasına karşılık, nem oranı yüzde 100 ile rekor kırdı.
Üsküdar’da hava sıcaklığı 25,9, hissedilen sıcaklık 28,9, nem oranı yüzde 86’ya ulaşırken, Zeytinburnu’nda hava sıcaklığı 26,7, hissedilen sıcaklık 30,3, nem oranı da yüzde 85’e ulaştı.
Megakentte genel hava sıcaklığı sabahın ilk saatleri itibarıyla 26,7, hissedilen sıcaklık 30,3 derece ve nem oranı yüzde 85’i buldu.
]]>CUMHURBAŞKANLIĞI İDARİ İŞLER BAŞKANLIĞINA SUSMAZ ATANDI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına Hakkı Susmaz atandı.
Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğüne ise Bekir Keleş getirildi.

Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı Tarık Yusuf Uçar görevden alındı. Bu göreve, Gençlik ve Spor Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bensiz atandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında açık bulunan başmüfettişlik görevlerine ise Esra Tuba Aydemir, Ferit Ezeroğlu, Fevzi Ünver, Aynur Genç, Mehmet Karahan ve Ufak Yılmaz’ın atamaları yapıldı.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM BAKANLIĞINDA GÖREVDEN ALMA VE ATAMALAR
Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığında da bazı üst kademe yöneticileri görevden alındı, bu görevlere yeni isimler atandı.
Buna göre, görevden alınan Bakan Yardımcıları Vedad Gürgen ile Refik Tuzcuoğlu’nun yerine Ömer Bulut ve Burak Demiralp, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Akdeniz, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Nurettin Taş, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Hüseyin Bayraktar, Personel Genel Müdürü İbrahim Yılmaz, Rehberlik ve Teftiş Başkanı İhsan Yiğit ile Strateji Geliştirme Başkanı Sadi Kızık ise görevden alındı.
Milli Emlak Genel Müdürlüğüne Veli Tunçez, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğüne Fatih Turan, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğüne Eyyüp Karahan, Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne Murat Oral, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne Banu Aslan, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğüne Kasım Yenigün, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne İsmail Tüzgen, Personel Genel Müdürlüğüne Halil Erdoğan, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına Aytaç Yüksel, Strateji Geliştirme Başkanlığına da Yusuf Alperen Ayar getirildi.
YENİ TOKİ BAŞKANI DA BELLİ OLDU
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Hakan Gedikli, Toplu Konut İdaresi Başkanı Mustafa Levent Sungur, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Taşınmaz ve Kaynak Geliştirme Genel Müdürü ise Oğuzhan Yaylacı oldu.
Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcılığına Yahya Kesimal, Mekansal Planlama Genel Müdür Yardımcılığına Selçuk Aydemir, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne ise Maliki Ejder Batur’un ataması yapıldı.

ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELİĞİNE METİN KIRATLI SEÇİLDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan Anayasa Mahkemesi Üyeliğine Seçme Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Buna göre, eski Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi.
Kıratlı, 12 Mayıs’ta görev süresi dolan Muhammed Emin Kuz’un yerine Anayasa Mahkemesi üyesi oldu.
METİN KIRATLI KİMDİR?
14 Şubat 1969 tarihinde Konya/Ereğli’de doğdu. İlkokul ve lise eğitimini Ereğli’de tamamladı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990 yılında mezun oldu.
Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Diplomasisi Eğitim Programı Goethe Enstitüsünde (Berlin) yabancı dil eğitimi aldı. Daha sonra İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans Programını bitirdi. Kırıkkale Üniversitesinde doktora eğitimini tamamladı.
Ankara Adliyesinde hâkimlik stajına başlayan KIRATLI, staj bitimi sırasıyla Ulaş Hâkimliği, Çaldıran Hâkimliği, Yalvaç Hâkimliği ve Manavgat Hâkimliği görevlerini yapmış olup, 2004 yılında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne atanarak Tetkik Hâkimlik, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdür olarak görev almıştır. 2014 yılında 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesiyle Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcılığı görevine atanmış olup, 3 Ağustos 2018 tarihinden itibaren de Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı olarak görevini sürdürmektedir.
23 Kasım 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile YÖK Üyeliğine atanmıştır. Ayrıca, Akdeniz Havzası ve Afrika Medeniyetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Başkanlığını yürütmektedir.
İyi derecede Almanca bilen KIRATLI, evli ve iki çocuk babasıdır.

KÖKLÜ TOKAT VALİSİ OLDU
Tokat Valiliğine de İstanbul Bakırköy Kaymakamı Abdullah Köklü atandı.

ABDULLAH KÖKLÜ KİMDİR?
Bilecik-Bozüyük doğumlu olan Abdullah Köklü aslen Ankara-Nallıhanlıdır. İlköğrenimini Balıkesir ve Kocaeli, ortaöğrenimini ise İstanbul illerinde tamamladı. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu.
Açılan sınavları kazanarak Kocaeli Kaymakam Adayı olarak mesleğe başladı. Vilayet stajını Kocaeli Valiliğinde, teftiş stajını Rize’de, Kaymakam Refikliği stajını ise Sakarya-Akyazı’da tamamladı.
Daha sonra sırasıyla Bursa ili Büyükorhan, Harmancık ve Keles ilçelerinde Kaymakam vekilliği görevinde bulundu.
2007 yılında bilgisini artırmak ve yabancı dilini geliştirmek üzere bir yıl süre ile İçişleri Bakanlığı tarafından İngiltere-Leicester Üniversitesine gönderildi. Yurda döndükten sonra Ankara’da kamu diplomasisi ve 93. Dönem Kaymakamlık kursunu üstün başarıyla bitirdi.
2009-2011 yıllarında Afyonkarahisar- Hocalar Kaymakamlığı,
2011-2013 yıllarında Artvin- Şavşat Kaymakamlığı,
2013-2016 yıllarında ise Bingöl- Genç Kaymakamlığı görevlerinde bulundu.
2016 yılı Aralık ayındaki Kararname ile İçişleri Bakanlığı Dış İlişkiler Başkan yardımcısı olarak atanan Abdullah Köklü, geçici görevle Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünde Köydes ve Özel İdareler biriminde görev aldı.
2017-2022 tarihleri arasında Çanakkale İli Vali Yardımcılığı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği görevinde bulundu.
12 Ağustos 2022 tarihi itibariyle Bakırköy Kaymakamlığı görevine atandı.
Öğretmen Yasemin Hanım ile evli olan Abdullah Köklü iki çocuk babasıdır.
BMGK’da, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un başkanlığında Filistin’deki durum hakkında oturum düzenlendi.
Lavrov, konuşmasına başlamadan önce, BMGK’ye giren ve kimliği bilinmeyen iki kadın ellerinde resimlerle “Esirleri serbest bırakın.” diye bağırdı. Lavrov, gösteri düzenleyenlere “Derdiniz ne? Biriniz gelin, açık bir şekilde anlatın.” dedi. Söz konusu kişilerden cevap gelmeyince göstericiler güvenlik tarafından dışarıya çıkarıldı.
Bunun ardından Lavrov, konuşmasına geçti.
“Orta Doğu daha önce benzeri görülmemiş güvenlik riskleriyle karşı karşıya.” uyarısında bulunan Lavrov, akan kanı durdurmak ve sivillerin acısını dindirmek için dürüst diyaloğa ihtiyaç olduğunu söyledi.
Lavrov, Rusya’nın tarihsel olarak bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler yürüttüğünü belirterek, ülkesinin Filistin’in BM üyeliğini de desteklediğini, halihazırda BM üyesi 150 ülkenin Filistin’i tanıdığını kaydetti.
BMGK’nin son 10 ayda bakanlar düzeyinde Filistin’deki durumu görüşmek için 4. kez bir araya geldiğini, 4 BMGK kararının kabul edildiğini ifade eden Lavrov, “Ancak işgal altındaki Filistin topraklarında akan kan, bu kararların sadece kağıtta mürekkep olduğunu gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Lavrov, “Dostu ABD’nin desteğiyle İsrail’in kapsamlı askeri operasyonu son 10 ayda çok korkunç bir yıkıma yol açtı.” dedi.
Gazze’de 10 ayda 40 bine yakın sivilin öldürüldüğünü ifade eden Lavrov, bunun Ukrayna’nın güneydoğusunda “10 yıldır süren ihtilafta” ölenlerin iki katı olduğunu söyledi.
Lavrov, (BM Genel Sekreteri Antonio) Guterres’in 2009’da söylediği gibi “Gazze’deki ihtilaf, dünyada insanların kaçmasına bile izin vermeyen tek ihtilaf” olduğunu belirterek, durumun daha da kötüleştiğine işaret etti.
Rusya Dışişleri Bakanı, Orta Doğu’da kötüleşen durumdan ABD politikalarını sorumlu tuttu.
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Mansur: Gazze en çok belgelenen soykırım olarak tarihe geçecek
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur ise “Gazze en çok belgelenen soykırım olarak tarihe geçecek.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in aylardır kıtlık, susuzluk ve hastalığı silah olarak kullanarak bir insani facia yarattığını aktaran Mansur, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin halkı ve esirleri umursamadığını dile getirdi.
Mansur, Netanyahu’nun uluslararası hukuk ve insan onurunu da umursamadığını, sadece siyasi yaşamını düşündüğünü belirtti.
“Size soruyorum BM Güvenlik Konseyi, bu akıl hastasının Filistin halkına yönelik soykırımını kim durduracak? Kim onun karar vermesini engelleyecek?” sorularını yönelten Mansur, artık değişim zamanı olduğunu vurguladı.
İsrail’in Gazze’de yaptığı toplu cezalandırmadır”
“Uluslararası toplumun Gazze’deki duruma tepki vermekte başarısız” olduğuna işaret eden Lavrov, konuya ilişkin alınan hiçbir BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmadığının altını çizdi.
7 Ekim saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirten Lavrov, “İsrail’in Gazze’de yaptığı toplu cezalandırmadır.” ifadesini kullandı.
Toplu cezalandırmanın uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu dile getiren Lavrov, “Bir ihlalle başka ihlaller yaparak savaşamazsınız.” dedi.
BM Genel Sekreteri’nin ofisini de “çifte standart” uygulamakla suçlayan Lavrov, Gazze’ye yönelik saldırılardan bahsederken saldırının kim tarafından yapıldığını açık şekilde söylemediklerini ancak söz konusu Ukrayna olunca hemen Rusya’yı suçladıklarını kaydetti.
Lavrov, BM çalışanlarının tüm üyelere karşı tarafsız olması zorunluluğunun altını çizdi.
“İsrail, gerginliği artırmak istiyor”
Orta Doğu’da gerginlik ve İran’ın dahil olma ihtimaline ilişkin soruya Lavrov, “İran gerginliği artırmak istemiyor. İsrail istiyor.” dedi.
Lavrov, Hizbullah’ın da itidalli davrandığını ancak ABD ve İsrail’in çatışmayı körüklemeye, “kapsamlı savaş” başlatmaya çalıştığını söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanı, Batı’nın gerginliği azaltmak için ihtiyaç olan tüm çabayı sarf etmesi gerektiğini ifade etti.
“İstanbul’da barış sağlanmak üzereydi”
Ukrayna’daki durum hakkında da konuşan Lavrov, “Minsk Anlaşması uygulansaydı Ukrayna, Kırım hariç 1991 sınırlarını muhafaza ederdi.” diye konuştu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin “barış önerisinin” tek taraflı ve kabul edilemez olduğunu vurgulayan Lavrov, İstanbul’da 2022’de yürütülen müzakerelerde barışın sağlanmak üzere olduğunu anımsatarak, “Dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Ukrayna’ya imzalamayın talimatını verdi ve masadan kalktılar.” ifadesini kullandı.
Lavrov, “Ukrayna’ya silah pompalamayı bırakırsanız savaş sona erer.” dedi.
“Avrasya güvenlik modelini savunuyoruz”
NATO’nun adil olmayan ve agresif bir politikası bulunduğunu kaydeden Lavrov, kendilerinin Avrasya güvenlik modelini savunduklarını söyledi.
Lavrov, bu modelin eşitlik temelli olacağını ve herkesin çıkarlarını gözeteceğini belirtti.
“ABD halkının seçeceği her liderle çalışmaya hazırız”
Eski ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna’ya desteğin kesilmesini savunan yeni başkan yardımcısı adayı J.D Vance’in seçilmesi durumunda ilişkilerin nasıl olacağının sorulması üzerine Lavrov, “ABD halkının seçeceği her liderle çalışmaya hazırız.” dedi.
Lavrov, Trump’ın başkan olduğu dönemde Rusya’ya yoğun ekonomik ve diplomatik yaptırım uygulandığını ancak buna rağmen “diyalog kanallarının en üst seviyede açık” olduğunu bildirdi.
Mevcut ABD yönetimiyle diyaloğun bulunmadığını ifade eden Lavrov, ilişkilerin saygılı ve eşit zeminde yürümek zorunda olduğunun altını çizdi.
Sendikaların çağrısıyla, üzeri arandıktan sonra Saraçhane’deki alana girdiğini, kendisiyle birlikte tutuklanan sanıkların tahliye edildiğini belirten Yanar, “Tutuklu bulunmam nedeniyle KYK yurdundan ve işimden atıldım. Tahliyemi talep ediyorum.” dedi.
“FLAMALAR VE TEKMELERLE POLİSİ GEÇMEYE ÇALIŞTIK”
Tutuklu sanıklardan Ayşe Beliz İnce de flamalar ve tekmelerle polisi geçmeye çalıştıklarını söyleyerek, “Polis baskın geldi. Biz meydana varamadık. Bu defa olmasa da varacağız meydana. Görüntüdeki kişi benim.” ifadelerini kullandı.
Tutuksuz sanık Bekir Aslan ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in çağrısı ve Özel’in de burada bulunması üzerine söz konusu alana gittiğini belirterek, polise zarar vermek amacıyla orada olmadığını savundu.
25 SANIK İÇİN TAHLİYE KARARI
Kendilerine dağılmaları yönünde uyarı yapılmadığını öne süren Aslan, “Taksim yasağından haberim vardı ama belirttiğim gibi çağrı üzerine gittim. Üzerime plastik mermi sıkılması sonucu eylemimi gerçekleştirdim. Akabinde polis memurları tarafından darbedildiğime ilişkin rapor aldım. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Müştekilere ya da kamu malına zarar vermedim. Zarar varsa somutlaştırıldığı takdirde gidermek istiyorum.” diye konuştu.
Ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu 25 sanığın delil karartma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle yurt dışı çıkış yasağı tedbiriyle tahliyesine karar verdi.
Duruşmaya ara verildiği sırada izleyicilerden bazılarının salonda sanıkların fotoğrafını çektiğini ve sosyal medyada paylaştığını belirten mahkeme, fotoğrafı çeken kişilerin tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. Duruşma ertelendi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, DİSK, KESK, DEM Parti, TMMOB, TDB, SOL Parti ve CHP İstanbul İl Örgütü gibi çeşitli parti, konfederasyon, sendika, STK, marjinal grup ve oluşumlar tarafından, sosyal medyadan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Fatih Saraçhane Parkı’nda kanunsuz yürüyüş gerçekleştirileceğine dair çağrılarda bulunulduğu belirtiliyor.
Fatih Kaymakamlığınca alınan yasaklama kararına istinaden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce, belirtilen yer ve çevresinde olmak üzere kapama ve arama noktaları oluşturularak gerekli tedbirlerin alındığı bildirilen iddianamede, grupların birlikte ve bireysel olarak olay yerine geldikleri ifade ediliyor.
İddianamede, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile emniyet tedbirlerinden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı arasında saat 08.30’da yapılan müzakerede, yapılan eylemin kanunsuz olduğu, Taksim Meydanı’nda toplu yapılacak etkinliğe izin verilmediği, bu konuda yasaklama kararı bulunduğu, Taksim Meydanı’na yürüyüşe izin verilmeyeceği ve eyleme son verip dağılmaları gerektiğinin bildirildiği aktarılıyor.
İlerleyen saatlerde katılımcı sayısının 20 bine ulaştığı alanda, yeniden dağılma uyarısında bulunulduğu kaydedilen iddianamede, saat 11.35’te saldırgan grupların emniyet görevlilerine taş ve flamalarla saldırmaya başladıkları belirtiliyor.
İddianamede, flamaları bulunan ve aralarında maske takanların da olduğu gruplardan 150 kişinin, taş, su damacanası, flama sopası, el ve tekmelerle polis kalkanlarına, ara boşluklardan ise polislerin vücutlarına ve kafalarına vurmaya başladıkları bilgisine yer veriliyor.
Saldırgan grubun eylemlerine devam ettiği kaydedilen iddianamede, “Ayrıca itme, çekme ve vurma suretiyle 35 boy kalkanı, 77 görev kalkanı, 1 el telsizi, 22 kask, 23 gaz maskesi, 1 ZET tüfeğine zarar verdiklerinin tespit edildiği, benzer eylem ve polise yönelik saldırıların belirli aralıklarla saat 12.44’e kadar devam ettiği” belirtiliyor.
İddianamede şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri aktarılarak, “Şüphelilerin taş, kaldırım taşı gibi sert cisim atmak, flama sopası, su damacanası ile vurmak, tekmelemek, yumruk atmak, iteklemek suretiyle müşteki polis memurlarını yaraladıkları, olay yerinin çok kalabalık ve yaşanılan arbedenin büyük olması nedeniyle hangi şüphelin hangi müştekiyi yaraladığının tespitinin mümkün olmadığı” vurgulanıyor.
30 şüphelinin, “görevi yaptırmamak için direnme” “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “kasten yaralama” ve “kamu malına zarar verme” suçlarından 3 yıl 9’ar aydan 17’şer yıla kadar hapisle cezasına çarptırılması isteniyor.
]]>Doktorların ‘konuşamaz, cümle kuramaz, sadece birtakım sesler çıkarabilir’ dediği Kılınçarslan, küçüklüğünde geçirdiği ameliyatlar sonucu kafatasına takılan işitme cihazı sayesinde duyabiliyor. Anne, baba ve özel eğitim desteğiyle konuşmayı öğrenen Kılınçarslan ilkokul, ortaokul ve lisede başarılı bir eğitim dönemi geçirdi.
YKS öncesi sıkı bir çalışma programı uygulayan Kılınçarslan, okuldan sonra akşamları kent kütüphanesinde ders çalışarak binlerce soru çözdü.
Kılınçarslan, sınavdan önce son iki ay, okuldan sonra evinde kamp sürecine girerek Y-TYT Türkiye 67’ncisi ve Y-SAY Türkiye 150’ncisi olarak, çok istediği doktorluk mesleğine bir adım daha yaklaştı.
Başarısıyla ailesinin göğsünü kabartan Kılınçarslan, AA muhabirine, küçüklükten beri hayalinde doktorluk mesleği olduğunu söyledi.
Hastalığının, doktorların mesleklerini icra ederken kullandıkları stetoskop cihazını takmasına engel olduğunu belirten Kılınçarslan, “10’uncu sınıfta biri bana ‘doktor olamazsın’ demişti. Bu beni çok üzmüştü ama ne olursa olsun motivasyonumu asla kaybetmedim ve doktorluğun peşini asla bırakmadım. Araştırmaya devam ettim. 11’inci sınıfta okul bizi Ankara’ya Hacettepe Üniversitesi’ne geziye götürmüştü. Orada durumumu anlattım. ‘Sen doktor olabilirsin.’ dediler. Yeni stetoskop modelleri çıkmış ve onları alarak doktorluk yapabilirmişim. Bunu duyunca çok sevindim.” ifadelerini kullandı.
Kılınçarslan, sınavın açıklanmasını sabırsızlıkla beklediğini dile getirerek, “Sabah saat 07.30 civarında annem ve kardeşim, YKS açıklanmış diye beni uyandırdı. Bir baktım derece yapmışım. TYT Isparta il birincisiyim, sayısalda da Türkiye 150’ncisi olmuşum. Bu benim için güzel bir başarı.” diye konuştu.

“Bu hayatta her şey bazen bitmiyor”
Hasta ve engellilere yardım etmek için doktor olmak istediğini vurgulayan Kılınçarslan, “Birinci tercih sırama Hacettepe Tıp Fakültesini yazacağım. İnşallah olur ve iyi bir doktor olarak insanlara yardım edebilirim.” dedi.
Kılınçarslan, engelli bireylere seslenerek, şöyle konuştu:
“Bu hayatta her şey bazen bitmiyor. Bazen devam etmek gerekiyor. Azmetmek gerekiyor. Hayatı sevmek gerekiyor. Belki biz hayata dezavantajlı başladık ya da hayatımız bir anda alt üst oldu gibi düşünüyoruz ama azimle bu hayatın akışını değiştirebiliriz. Ben değiştirdiğimi düşünüyorum. ‘Konuşamaz’ denilen bir çocukken şu an buradayım ve size seslenebiliyorum. Bu benim için çok güzel bir başarı ve sizin de bunları başaracağınıza gerçekten inanıyorum. Kulaklarım olmamış veya gözlerimde problem var diyerek hayattan vazgeçmek bence doğru bir şey değil. Engelimizi engel olarak değil de bir basamak olarak düşünmek gerekiyor.”
Baba Ramazan Kılınçarslan da doğuştan işitme engelli kızının başarısıyla büyük sevinç yaşadığına değinerek, “Zeki bir kız zaten, azmi de çok fazla, hırsı da var. Zaten LGS sınavında Türkiye’de ilk bine girmişti. Kızımın tıp fakültesini de başaracağını ve çok iyi bir doktor olarak yetişeceğini düşünüyorum. İnsanlığa, vatana ve millete hayırlı olur.” ifadelerini kullandı.
Yıldız’ın köşe yazısı şu şekilde:
15 Temmuz’da, ülkemizin uçurumun kenarından çekip alınması bir kahramanlık hikayesidir. Ve fakat, ülkece uçuruma doğru sürüklenirken hepimizin kişisel hikâyeleri var, çoğumuzunki dram.
Size kendi yaşadıklarımın özetini anlatacağım. Uzun ama yine de eksik bir yazıya hazır mısınız?
Deneyimli bir gazeteci dostum bana, “Kassandra” lakabını taktı, birkaç köşe yazısında da nedenini anlattı. Kassandra, olacakları önceden bilen ama buna kimseyi inandıramamakla cezalandırılmış mitolojik karakterdi.
Halbuki üstün bir yeteneğim yok. İki şeyim var; birbirleriyle ilgisiz gibi görünen parçaları birleştirerek puzzle yapmak ve birleştirmek için akademik bilgiyi kullanmak.
Bu bir alışkanlık. Size ilgisiz gelen parça, bana bir şey anlatır.

Anlatmaya başlayayım.
Nisan 2007’de, Sabah gazetesinde çok okunan bir köşem vardı. Fatih Altaylı’nın iki sütun 10 cm olarak başlattığı yazılarım, gördüğü ilgiden neredeyse tam sayfaya yaklaşmıştı.
TMSF Sabah’a el koyunca, Fatih Altaylı yayın yönetmenliğinden istifa etti, yerine gelen ve şimdi kaçak olan Ergun Babahan’ın ilk işi, yazılarıma son vermek oldu.
Odamı topladığımı gören Yavuz Donat, “Olmaz öyle şey, sen çok okunuyorsun” isyanıyla Babahan’ı aradı. “Benim değil, TMSF’nin gazeteye atadığı yeni yönetim kurulunun kararı” cevabını aldı.
Suçu attığı yönetim kurulunun başkanı Mehmet Akif Yaşın o sırada beni aradı, “Böyle bir karar söz konusu değil, Babahan yalan söylüyor, lütfen gazetede yazmaya devam edin” dedi, Fatih Altaylı şahit.
Bana göre yayın yönetmenin istemediği yerde, köşe yazarı çalışamazdı, kendisine teşekkür ettim ve Sabah defterini kapattım.
Aynı günlerde Taraf gazetesi yayına başlamıştı. Olabilirdi, her yeni gazete, işsiz gazeteci sayısının azalması demekti.
Ve fakat Taraf’a, basın tarihinde hep tuhaf rolleri olan Çetin Altan’ın, romancı oğlu Ahmet Altan yayın yönetmeni olmuştu. Ne alâkaydı?
Türkiye’de gazeteci yokmuş gibi, yazı işleri müdürü olarak Yasemin Çongar ABD’den getirilmişti. Garipti. İşkillenmeye yeterdi.
Sanki ülkede benden başka işkillenen yokmuş gibi (ki yokmuş), Habertürk’te bu konuya dikkat çekmiş, adrese teslim, “Hain Kadınlar” başlığıyla şu yazıyı yazmıştım:
“Hep derim ya, ben kadınlardan korkarım. Hain erkekler ortada dururlarken öylece, hain kadınlar küçücük bedenlerinin içine gizleyebilirler hainliklerini. O küçücük cüsseden beklemezsiniz o büyüklükte kötülükleri.

Zaten en büyük avantajları da mini minnacık oluşlarıdır. O yüzden bakın tarihe, büyük toplumların, büyük adamların sonunu getiren hain kadınlardır çoğu zaman…
Küçücük hain kadınlar… Hırslı kadınlar… Ruhları çürük kadınlar… Korkmalı onlardan.
Sızıverirler incecik yapılarıyla içinize. Sizi satarlar, ülkelerini satarlar…
Bilmem anlatabildim mi sevgili okur?”
Yazının tarihi 16 Ekim 2008! Ülkem henüz FETÖ konusunda uykudayken. O yazıyla, medyada saldırılar başladı, “İlker Başbuğ’un danışmanı Nuran Yıldız, Yasemin Çongar’ı vatanı satmakla suçladı” haberleri yayıldı.
Başbuğ’u tanıyordum, arada sohbet ederdik ama danışmanı değildim. TSK danışmanlığımı istemiş, ancak nedense olmamıştı.
O yazımdan bir süre sonra, en çok okunan yazarlarından biri olduğum halde, Habertürk’teki yazılarıma son verildi.
O sıralar, Türk ordusunun iletişimini Pentagon’la kıyaslamalı analiz ettiğim, bu konudaki ilk akademik çalışma olan “Tanklar ve Sözcükler” kitabımla ilgili Vatan gazetesine röportaj vermiştim. Röportajı yapan bir arkadaşımdı, artık değil.
Arkadaşım da olsalar gazetecilere güvenmediğimden, röportajı baskıdan önce görmek istedim. Gördüm de.
Ertesi gün röportaj “TSK’nın danışmanı Nuran Yıldız” alt başlığıyla çıktı. Gece bana gönderilen halinde bu ifade yoktu.
Muhabir arkadaş “Bunu ben eklemedim” dedi. Yayın yönetmeni Tayfun Devecioğlu’nu aradım, “Hocam yazı Ankara’dan öyle geldi. İstanbul’da bunu ekleyecek kapasitede biri yok” dedi.
TSK düşmanlarına hedef gösterilmiştim. İtibarsızlaştırma saldırıları arttı.
Kim ekledi ya da ekletti, o kısım halâ karanlık.
Sene 2010. Entelektüel bir tartışma ortamı olarak ilgi gören Radikal gazetesinde, “yetmez ama evet”çi İsmet Berkan’ın yerine (şimdi kaçak, Londra’da) Eyüp Can’ın yayın yönetmeni olmasıyla tuhaf değişiklikler olmaya, köşe yazıları, haberler Türkiye karşıtlığı kokmaya başlamıştı.
Tüm vatanseverler gibi, benim hakkımda da yalan haberler yapıyorlar, Eyüp Can’ı arayıp söylesem bile değişen bir şey olmuyordu.
Aynı günlerde Oda Tv’de, ülkedeki tuhaflıkların altını çizen, dolayısıyla birilerini rahatsız eden yazılar yazıyordum.
Yine bu dönemde, ne hikmetse, Eyüp Can’ın eşi Elif Şafak durmadan “çok satanlar” listesine giriyordu.
Ne tesadüfse artık aynı günlerde ülkemde, Türk askerini beceriksiz gösteren “Kurtlar Vadisi” büyük ilgi görüyordu!
Bitmedi. “Tanklar ve Sözcükler” kitabımdaki cümleleri bağlamından kopararak, olmayan cümleleri varmış gibi göstererek Aktüel dergisinde kitabı ve beni karalayan analiz yazdılar. Yazanlar kaçak şimdi.

Önce tutuklanıp sonra serbest bırakılan Nazlı Ilıcak, o uyduruk analizlerin ekranlardaki sözcüsü oldu. “Bu kadın var ya bu kadın” diyerek bana iftiralar atıyordu.
Aradım, “O analiz doğru değil, siz kitabı okudunuz mu” dedim ama o, bildiğini yapmaya devam etti.
15 Temmuz’a giden süreçte büyük suç ve günahları olan Ilıcak, şimdi serbest.
Ergenekon, Balyoz kumpasları sürerken. Şimdilerde milyonluk takipçisi olan, o günlerde ise Gülen’in dizinin dibinden ayrılmayan eski bir İLEF’li televizyoncu, Radikal’de “İlker Başbuğ ve Nuran Yıldız” tutuklanacak yazdı.
Hatırlayacaksınız, tutuklanacak kişilerin ismi FETÖ’cü gazeteciler aracılığıyla önce medyaya servis ediliyor, ardından tutuklamalar geliyordu.
Doğan Şentürk gibi güya arkadaşım olan gazeteciler, yönettikleri televizyonlarda tutuklanacağımı, ana haberlere taşıdılar. Sonra hiç sıkılmadan “haberim olmadı” dedi FOX’u yöneten Şentürk, söylediği doğru değildi. (FETÖ’nün palazlanma sürecinde masum medya neredeyse yoktur.)
Haberi izleyen konu komşu hasta annemi aradı, “Nuran tutuklanmış öyle mi” dediler. Parkinson olan annemin hastalığı, bir haftada bir yıllık ilerledi.
Nereye gittiysem oradan, anneme telefonda sesleri dinlettim, kuşlar, trafik vs. tutuklanmadığımı kanıtlamak için uğraştım.
İçinde kitap, pijama, çarşaf, havlu, ağrı kesiciyle çantam hazır, her sabah saat 5’te, tutuklamaya gelecek polis araçları bekledik pencerede.
Evimde hep birileri kaldı, polisler bulacakları delilleri yanlarında getirdikleri için, o sırada yalnız olmamam lazımdı.
“Neden tutuklanacağımı hiç bilmiyorum, ben yanlış bir çizgi bile çizmem” dedim, avukatım Şahin Mengü’ye.
“Seninle ilgisi yok zaten” dedi, “Başbuğ’u tutuklayacaklar, yolu döşüyorlar.”
O zor süreçte, hiç ama hiç kimse arayıp sormadı. Ne tanıdığım siyasetçiler, ne dost bildiğim insanlar. Derim o zaman kalınlaştı.

Eyvallahsızlığım o günlerin mirası.
FETÖ’nün hedefindeki Org. Başbuğ, basın toplantısı düzenleyerek boş bir lav silahı gösterdi. Herkesle birlikte “ne gereği var” şaşkınlığıyla izlediğim basın toplantısını, benim organize ettiğimi yaydılar.
Çok sonra öğrendik ki o toplantının fikrini veren, şu an halâ birçok devlet kurumuna danışmanlık yapan eskimiş bir iletişim danışmanı idi.
Şimdilerde. Habertürk başta olmak üzere televizyonların vazgeçilmezi, adı lazım değil bir gazeteci bozuntusu, o günlerde FETÖ’nün sağlam neferiydi, hakkımda asılsız yazılar yazıyordu.
O yazılardan birine kızıp, dostum Erol Olçok’u aramıştım. Gece çalışıp gündüz geç kalktığı için, öğleye doğru uykulu bir sesle, “Tam 7 kez aramışsın. Bu senin tarzın değil, ne oldu, üçüncü dünya savaşı mı çıktı?” demişti.
Konuyu anlatınca “Boş versene, adam hasta” demişti. Adam hasta ama halâ ekranlarda yorum yapıyor!
O günlerde, FETÖ’nin kullanışlı neferi karı koca da (boşandılar mı ne) ekranlardan, vatansever herkese saldırıyorlardı. Şimdilerde sanki hiç suçları yokmuş gibi utanmadan, ekranlarda boy göstermeye devam ediyorlar.
Gerçekten de bu ülkede, ne yaparlarsa yapsınlar bazı tiplere hiçbir şey olmuyor.

Ülkenin uçurumun kıyısına doğru sürüklendiği o süreçte, durumun farkında olan, uyarıda bulunan herkes ağır faturalar ödedi, ödedik.
Ruhlarımız yaralandı, sevdiklerimizi kaybettik.
Sürecin günahı kolay kolay temizlenmez. Aldatıldığınızı söyleyerek uyarıda bulunanları düşmanlaştırmalarına, itibarsızlaştırmalarına göz yumulması günahı kat be kat katlıyor çünkü.
Ve. 15 Temmuz gecesi. Yazlıkta akşam yemeği yerken telefonum çaldı. Telefondaki iş adamı “Darbe oluyor” dedi, “dalga mı geçiyorsun” dedim. Sesindeki panik inanmama yeterdi, “sana Kassandra diyorlar, sence ne olur bu işin sonu” sorusuna verdiğim cevabı, çok sonra bana hatırlattı: “Bu devletin kendini koruma refleksine güvenmek zorundayız.”
Bir saat kadar sonra, işkence misali o telefon tekrar çaldı, açmasaydım iyiydi ama açtım, “Erol’u öldürdüler” dedi karşımdaki ses.
“Mümkün değil” dedim, “Erol Olçok ölmez.” O hayat dolu adam mümkün değildi, ölmezdi.
Ağladım. Ağladım. Dost kaybetmişler varsa, onlar beni anlayacaktır.
Geriye doğru bakınca, her şeyin Pentagon’un davetini reddetmemle başladığını görüyorum.
“Tanklar ve Sözcükler” basıldıktan sonra, 2007’de, beni Pentagon’a davet ettiklerinde, kitabımı İngilizceye çevirmeyi teklif ettiklerinde kabul etseydim, başıma bunların hiçbiri gelmeyecek, en çok okunan, en çok tanınan, paylaşılamayan kişi olacaktım.
O daveti reddetmek, o olanakları elimin tersiyle itmek, benim gibi bu vatana aşkla bağlı olanlar için bir onur meselesiydi.

15 Temmuz’u doğru anlamak gerek.
Bu vatana çıkarla değil, aşkla bağlı olanlara selam olsun.
Not: Yazıyı sonuna kadar okuduysanız ne mutlu bana. Ki daha çok eksik.
Sanıklar bugün hakim karşısına çıktı.
9 sanığın sorgularının tamamlananması beklenirken hakim ve müşteki avukatlar ihmaller zinciri üzerinde durdu.
Tadilat için firmaların gece kulübü ile 6,5 milyona anlaştıkları ve ölen iki işçinin sigortasız çalıştırıldığı ortaya çıktı.
Savcılık, 7’si tutuklu 9 sanık hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak suçundan 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis isteniyor.
“BU TAKDİR-İ İLAHİDİR”
Kimlik tespitleri ile başlayan duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Çağatay Altunel, “Yaşanan elim kazadan dolayı çok üzgünüm. Teknik metal işletmesinin sahibiyim. Ramazan ayının 1 ve 2. günü öncesinde biz tadilat yapılacak yere gelerek ses yalıtım malzemelerinin sökülmesini ve dışarı çıkarılmasını talep ettik. 15 gün kadar çalışma yaptık. Olay günü Pendik’te elim kazanın meydana geldiği haberini aldım ve yola çıktım. Benim personelim olay günü kaçmaya çalışmamıştır. Şahsıma taksirle ölüme neden olma suçu isnat edilse de kendi tarafımdan ihmal ve tehlike oluşturabilecek bir durum söz konusu değildir. Ben 1 saat sonra orada olacağım için ben de yangında hayatımı kaybedebilirdim. Ben 15 yıldır teknik metal firmasının sahibiyim, bugüne kadar böyle bir kaza meydana gelmemiştir. Tutuklu bulunduğum süre içerisinde iş yerim iflasın eşiğine gelmiştir. Bakmakla yükümlü olduğum yaşlı ve hasta annem vardır. Bu takdir-i ilahidir sizin de takdir ettiğiniz gibi. Affınıza sığınıyorum. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Çağatay Altunel’e müşteki avukatı tarafından “Mekanda tadilat izni olmadığını bilmiyor muydunuz?” şeklinde soru soruldu. Altunel “Bilmiyorduk. Normalde sorardık tadilat izni olup olmadığını ama sormadık bu kez” dedi.
“MADDİ ANLAMDA SIKINTIYA GİRMİŞ DURUMDAYIZ”
Tutuklu sanık Kahraman Erdem ise savunmasında “Benim mobilya dekorasyon firmam var. Metal dizayn üzerine işler yapıyoruz. ‘Böyle bir iş var beraber yapalım’ dedim Çağatay’a. Birlikte yapmaya karar verdik. Çağatay Altunel’in dediklerine katılıyorum. Bizim yaptığımız iş aslında tadilat değil. Dekorasyon üzerine işler yapıyoruz. Ramazan ayında işe başladık. Biz işe başladığımızda sıkıntı olmasın diye ısı izolasyonu olan maddeler gözümüze çarptı. Bunu hayatını kaybeden şantiye şefi Sinan Bey’e ilettik. Daha sonra duvardaki yalıtım malzemelerini gördük. Yanıcı olabileceğini söyledik. Tamamen temizlediler onları. Olay günü ben ofisteydim. Şantiye şefi Sinan Yılmaz bir anda ayağa kalktı bağırmaya başladı. Ofisten çıktım herkes yangın tüpü ile koşuyordu. Benim bulunduğum ofis içerisinde pasaja çıkan kapı vardı. Ben oradan dışarı çıktım. Daha sonra itfaiye geldi. Biz gerekli önlemleri aldık. Rahmetli Ahmet Sever benim çalışanımdı. Kendisi malulen emekliydi bu yüzden sigorta yapılmasını kabul etmedi. Para kesileceğini söyledi. Ahmet Usta’ya her türlü desteği sağlıyordum. Atölyemi kapatmak zorunda kaldım. Maddi anlamda sıkıntıya girmiş durumdayız. Tahliyemi talep ediyorum elbette” şeklinde konuştu.
2 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Sanık avukatlarının da savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.
Davada 2 kişi tahliye edildi.
NE OLMUŞTU?
Gece kulübünde 2 Nisan’da tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, iş yerinin mesul müdürü İsmet Şen (65), iş yerinin ortakları Mehmet Menduh Ceylan (45), Şahzade Şekergümüş (50) ve Fatma Dörtgül, muhasebeci S.A. (39), işletme müdürü A.A.P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu Kahraman Erdem (47), metal işleri firma sahibi Çağatay Altunel (43) ve mobilyacı E.E. (40) gözaltına alınmış, E.E. emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı.
Çalışmalar kapsamında iş yeri teknik servis sorumlusu İbrahim Bildirici, iş kazasından suç kaydı bulunan sahne yapımı firması sahibi Dursun Çelik ve sahne yapımı teknik servis firması sahibi Sibel Çelik de gözaltına alınmıştı.
İstanbul Adliyesi’ndeki Müracaat Savcılığında ifadeleri alınan 11 şüpheliden 9’u “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiş, 2 şüpheli ise savcılık ifadelerinin ardından serbest kalmıştı.
Sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 8’i tutuklanırken, 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yapılacak bölüm tanıtım sunumları ile çeşitli seminerlerin yer alacağı programda, adayların akıllarındaki soru işaretleri giderilecek. Adaylar ve aileleri, öğretim üyeleriyle tanışırken, bölümlerin sunduğu lisans programlarının içerikleri hakkında bilgi alabilecek, kampüs gezisi yapabilecek.
Bölüm sunumlarında zaman zaman mezunlar da Boğaziçi Üniversitesindeki deneyimlerini adaylarla paylaşacak.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİNDEN BAŞARILI ÖĞRENCİLERE YURT VE BURS İMKANLARI
Boğaziçi Üniversitesi, bu yıl derece yapan aday öğrenciler için yeni bir burs programı başlatacak. Buna göre, YKS’de SAY, EA, SÖZ ve DİL puan türlerinin birinde ilk üçte yer alarak Boğaziçi Üniversitesine yerleşen öğrencilere tek seferlik 100 bin lira nakdi destek sağlanacak.
Ayrıca yerleştiği puan türünde ilk 10’a giren öğrencilere yılda 9 ay süreyle 15 bin lira burs desteği verilecek. Sıralaması 11 ile 100 arasında olan öğrencilere de yılda 9 ay süreyle 10 bin lira destek sağlanacak.
İlk 100’deki tüm öğrenciler nakdi desteğin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi yurtlarında ücretsiz konaklama, yemek bursu ve her dönem başında bir kez kitap bursu, Teknopark’taki kuluçka merkezinden ücretsiz yararlanma, kapalı ve açık havuz, fitness salonu ile SİNEBU’ya ücretsiz üyelik imkanlarından faydalanabilecek.
Adayların bu burslardan faydalanabilmesi için ilk üçte yer alanlar hariç, dereceye girdiği puan türünde ilk tercihine yerleşmesi şartı aranıyor. Bununla birlikte ilk üçün yerleştiği puan türü farklı olabilecekken, ilk tercihlerin Boğaziçi Üniversitesi olması bekleniyor.
Boğaziçi Üniversitesine YKS ile yeni kayıt yapacak öğrencilerin barınma endişesi yaşamaması için İstanbul’un dışından veya uzak semtlerinden gelen öğrencilere sosyoekonomik durumlarından bağımsız olarak üniversite yurtlarında bir sene yurt garantisi verilecek. Bu öğrencilerden ilk bine girenlere ise normal öğrenim süresi boyunca yurtlarda konaklama imkanı sağlanacak.

“ADAY ÖĞRENCİLERİMİZİ GÜNEY KAMPÜS’E DAVET EDİYORUM”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci, bu yıl Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı (BUVAKIF) ve Boğaziçi Üniversitesi Vakfının (BÜVAK) destekleriyle öğrenciler için yeni burs imkanları sunacaklarını kaydetti.
Prof. Dr. İnci, Boğaziçi Üniversitesinin her zaman olduğu gibi son yıllarda da en başarılı öğrencilerin gözdesi olmayı sürdüreceğini belirterek, “Yerleştirme sonuçları ilk binde yer alan öğrencilerin 700’nün Boğaziçi’ni tercih ettiğini gösteriyor. Bu yıl üniversitemizde eğitim hayatlarına devam edecek ilk 100’deki öğrencilerimiz için BUVAKIF ve BÜVAK’ın destekleriyle yeni bir burs programı başlatıyoruz. Lisans programları ve burs imkanları ile ilgili bilgi almak isteyen tüm adaylarımızı, 22-30 Temmuz’da Güney Kampüs’te düzenleyeceğimiz tanıtım günlerimize davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.
AYRI OTURUMLARDA LİSANS PROGRAMLARI HAKKINDA BİLGİ VERİLECEK
Tanıtım günlerinde Mühendislik, İktisadi ve İdari Bilimler, Hukuk, Fen-Edebiyat ile Yönetim Bilimleri fakültelerine bağlı lisans programlarından uzmanlar, saat 10.00’da başlayan ayrı oturumlarda adaylarla bölümler hakkındaki sunumlarda bir araya gelecek.
Üniversitenin internet sitesinde de Boğaziçi Üniversitesi Tanıtım Günleri 2024 ile ilgili detaylı bilgi yer alıyor.
]]>Alihan Kuriş ve yönetiminin desteklendiğini ifade eden Denizolgun, cemaatin bu destek sayesinde yargı mensupları üzerinde baskı kurduklarını vurguladı.

4 ANA GÜÇ ODAĞI
“Bu 2. Bölüm Yazısı; CHP’yi, Türk Yargı Sistemini ve Bürokrasi Kurumlarını Doğrudan İlgilendirmektedir” diyen Fatih Süleyman Denizolgun’un CHP ile ilgili paylaşımı şöyle:
“Dünyanın En Büyük Suç ve Terör Örgütü olan Kurişiilik sisteminin yargı ve bürokrasi üzerinden yaptığı operasyonları; bu kadar şımarıkça, fütursuzca yapmalarını sağlayan, yıllardır onların güvende olduğu vehmini veren 4 ana güç odağı vardır.
Bunların 2’si ana muhalefet partisi içinden gözüken ama aslında asıl siyasi geçmiş kökleri incelendiği vakit CHP ile tam alakası bulunmayan, CHP içinde ayrı bir yapılanma kurmaya çalıştığını düşündüğüm merkezlerdir. Bu 2 merkez; farklı vilayetlerde görev yapan, büyük sorumlulukları olan niteliktedir.
Güç merkezlerinden birini tanımlayacak olursak; yargıda ve bürokrasi de başlı başına bir güçtür. Ankarada yıllardır dostlar biriktiren biridir. Yargıtayda ve başka üst yargı kurumlarında; aktif görevlerde bulunan çok önemli kişilerle sessiz ama derinden bir sistemli ekip çalışması yapacak kadar çok derin ilişkileri olmasından sebep, hem Kurişiiler için hem de başka meseleler için; iş bitirici bir güçlü sistemi yargıda kendi çıkarları için kurmuştur. HSK, Yargıtay, Bakanlık üzerinde dahi, kendi ekipleri üzerinden nüfuz sahibidir. Bu durumu bilen yargı mensubu sayısı da oldukça fazladır.
Herkesin amel defteri kendisini bağlar, Kurişiilere destek olunmasaydı eğer, bizi ilgilendirmeyen bir konu olarak kalmaya devam ederdi.

5 sene önceki beyanatlarımdan da görüleceği üzere; biz Süleymanlıların hiçbir; sistemle, ülkeyle, meşreple, cemaatle, renkle, ırkla, partiyle husumeti ve kavgası yoktur, olamaz da.
Yeter ki; bizim işlerimize karışılmasın veya haksızlık yapılmasın!
Bizimle derdi olmayanın, radarımıza girme ihtimali yoktur!
Şunu da itiraf etmek gerekir ki; Kurişiilerin bu güç merkezinden destek almasının tek sebebi; cemaat mensuplarının; kurban kesilsin, talebe okutulsun, hayr için kullanılsın diye verdikleri paraları rüşvet olarak, çok büyük miktarlarla dağıtmalarından sebeptir. Bu güç merkezi Kurişiilere diyor ki; bu rakama olmaz, daha da kesenin ağzını açın diyor…
Kurişiilerin avukat çetesi; kim neyi talep ederse, kabul ediyor, çünkü kendi ceplerinden çıkan tek bir kuruş yok!
CHP’Lİ GÖZÜKEN 2 ANA AKIM
Yani, yine asıl suçlu; Kurişiiler!
CHP’li gözüken 2. ana akıma gelecek olursak;
Buranın kasti bir suç işleme, yargıyı, bürokrasiyi etkileyeyim diye, ekipler kurayım niyeti başında olmadı aslında…
Bundan sebep; Kurişiiler hemen devreye girerek, bu akımı yoldan çıkartmak ve bu akımın adını kullanmak için, yargıyı, adliyeleri, bürokrasiyi, kurumları etkilemek için oluşturulan ekipler; hatta 1-2 seneye biz geliyoruz, eğer bu kararları çıkartmazsanız, veya uzatmayıp, nadasa bırakmazsanız, geldiğimizde hiçbirinizin gözünüzün yaşına bakmayız diyerek tehditler savurmak için, böylelikle yargıyı ve bürokrasiyi kitlemek için bir tezgah planladılar.
Uzun vadeli bu plan işin, aslen Türk olan, Kanada vatandaşlığı da olan, Amcamın sırdaşı, emanetçisi olan, Amcamın yurtdışındaki tüm işlerini, emanetlerini, varlıklarını, sırlarını bilen bir Muhteremi vesile ettiler.
Çünkü bu Muhterem, 2. Güç merkezinin babası olan Zat ile inşaat şirketinde yıllardır ortaklar, dahası bu merkezin özel kalemi üzerinden, Kanadalı Muhterem ekipler kurarak bu işi organize etti. Kurişiilere operasyon olduğu vakit, Kanadalı Muhteremin de bize gelip, amcamın tüm emanetlerini bize açıklayacağına inancımız tamdır.
5 yıl aynı meclis çatısı altında birlikte çalıştığımız; beyefendiliğine, analitik muhakemesine şahit olduğum, kanun dışı her şeye karşı olduğunu bildiğim, siyaseti; adalet ölçüleriyle yapmak istediğine inandığım, Genel Başkan Sayın Özgür Özel Beyefendinin tüm bu konulardan uzak olduğunu, hiçbir bilgi, ilgi ve alakasının bulunmadığını kesin olarak bildiğim için; hatta Sayın Başkan Beyefendi öğrendiği anda çözümü için müdahale edeceğine tam inandığım için, Sayın Özgür Özel Beyefendiye ve CHP’ ye de saygılarımla ihbarda bulunuyorum.”

BİR UYARI DA AK PARTİ’YE
“Bu 3. Bölüm Yazısı; Ak Partiyi, Türk Yargı Sistemini ve Bürokrasi Kurumlarını Doğrudan İlgilendirmektedir!” başlıklı kısımda ise Denizolgun şunları söyledi:
“Şimdi bizim Ak Partiden gibi gözüken kesime gelecek olursak, bu kişi; CHP’li gibi gözüken, bir önceki bölümde geniş izahta bulunduğum 2. Güç merkezini Kurişiiler için sisteme dahil etmek için katkısı olanlardan biri olan, yine 2. bölümde bahsettiğim Kanadalı Muhteremle de birlikte çalışan biridir. Parti genel merkezimize de, başka muhaliflere de hepsine şahsi oyun kurucu olarak ayrı ayrı oyunlar kurarak; hem Devletimizi, hem Partimizi, hem de Muhalefeti manipüle etmeye çalışan, Adalet Bakanlığımızı da Kurişiiler için rahatsız eden; kumarhane kasası gibi, hep kendi sistemini kazandırmaya çalışan, bu dönem de Mv. olmak istemesine rağmen aday olamayan biridir. Ama gücü yıllardır çok fazladır. Bu kirli hesapları; sadece kendi namına yapan biridir. Yetkili kimseye de asla doğru, tam bilgi vermemiştir.
Sıradan bir milletvekili hiç olmadı. Perde arkasında hep güçlü olduğu yıllardır hep bilinirdi. Bankalarda ve BDDK’da yaptığı operasyonların muhteviyatını bilecek olan kimse yok, ispatlandığında; bazı bankaların kapanmasına yol açacak kadar büyük suçları; Kurişiilerin ve Ali Erhan Kurişin kayınpederi için yapan kişidir. Çünkü; kayınpederle yakın bir dost olmasının yanı sıra; Sakarya’da ortak büyük inşaat projeleri mevcuttur. Kendi Kurişiilerle arayı kesmek istese dahi; o kadar girift ticaretler oldu ki, şimdi çıkmak istese dahi durum açmazda.
Eski dönemlerde BDDK Başkanı olan kişinin özel kaleminin bizim cemaatten olduğunu, bu özel kalemin de şu anda bir kurumda genel müdür yardımcısı olduğunu, BDDK da özel kalem iken, bu kişinin de bankalar ve BDDK operasyonlarında büyük emeği olduğunu unutmamak lazım tabi ki…
Kurişiinin, muhtemel kaçma durumunda; acil eylem planını uygulayıp, çeşitli kurumlardaki yıllar önceden ayarlamış oldukları bürokratları harekete geçirip, Kurişiinin ülkeden kolaylıkla kaçmasını sağlamakla görevli yegane kişiydi.
Konu eski yıllara kadar uzanıyor…
Amcam; Ali Kurişiinin evlenmesine rıza asla göstermedi, açıkça istemediğini halama da, Ali erhana da, misafirhanede birçok kişinin şahitliğinde de söyledi. Köşkte; Ali Erhanın hanımı da yemeğe de geldiğinde, amcam nasıl olur, bana namahrem diyerek kovduğu, artık beraber yemek olayını iptal ettiği, kademeli olarak halamı da köşkten attırdığı doğrudur.
Dahası amcam; yakın arkadaşlarına da, Kurişiilerin amcamın ölmesini beklediklerini, amcama ait ne varsa her şeyin üstüne konma niyetinde olduklarını paylaşması da maalesef doğrudur. Ama bu bir süreçti, amcamın Kurişiilere mesafe koyarak, aleyhte tavır alması, bu günden yarına olan bir hadise değildi.
Daha önceki yazılarımda uzunca izah verdiğim gibi, halamın eniştemle evliliği nasıl 1980 darbesinin projesiyse, Ali Erhan Kurişiinin de evliliği tam bir proje olduğu için, amcam gittikçe soğumaya başlamıştı.

Amcam gittiği bazı önemli görüşmelere; Ali Erhan Kurişiiyi şöförü olarak götürdüğü doğrudur. Ama asla hiçbir masaya, toplantıya oturtmadı, hiçbir siyasi görüşmeye göndermedi. Amcam yukarıda toplantıdayken, Ali Erhan Kurişii müştemilat kısmında; çaycılar, çorbacılar ve ayak takımıyla otururdu. Amcamdan istenen bazı siyasi talepler vardı. Amcam oyalama ve denge kurma taktiği uyguluyordu. Kemal BeyAğabeyin kendisi de, Çetin Doğanın ifadesine göre kurt siyasetçiydi.
Ali Erhan ise; evlilik sonrası gelen sufle akıllarla, kayınpederi ve kayınpederin ortağı bu 3. akım etkisiyle, amcam aleyhine 2’li oyun kurmalar, her talebe tamam deme mesajlarını iletmeler böyle başladı. Amcam da bunu fark edip, önce Ali Erhan; bu işi kaldıramadı, şımardı diyerek geri çekmeye, her adımını takip ettirmeye, hiçbir konuya müdahil ettirmemeye, en son yılı da mobbing uygulatmaya kadar süreci götürdü.

Güç merkezi içinde; S.S teşkilatı yazılarım yol gösterici olacaktır.
Hem 3. akım, Hem de 4. akım detaylarını parti ve devlet büyüklerimle paylaştığımı ifade ederek, saygılarımla kamuoyuyla paylaşıyorum.”
]]>
II.ABDÜLHAMİD 33 YIL BU SARAYDA YÖNETTİ
Tarihi önemiyle öne çıkan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid tarafından yaklaşık 33 sene devletin yönetim merkezi ve ikametgah olarak kullanıldı. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını dış dünyaya kapattı. Yıldız Sarayı, Cumhuriyet’in ilanını takip eden 1924 yılında ‘Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edildi. 1946’dan itibaren uzun bir dönem ‘Harp Akademileri’ olarak kullanıldı. 1978 yılında Kültür Bakanlığı çatısı altında hizmet verdi. 2015 sonrasında Cumhurbaşkanlığı himayesinde hizmet veren saray, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı makamının tensipleriyle Milli Saraylar Başkanlığı’na devredildi. Kapsamlı bir restorasyon süreci geçiren Yıldız Sarayı, uzun bir aranın ardından müze olarak kapılarını halka açmaya hazır hale getirildi.
‘BÜYÜK MABEYN’, ‘HAREM’ VE ‘HAMİD BAHÇESİ’
Yıldız Sarayı’nda ilk defa ziyarete açılacak bölümler arasında ‘Büyük Mabeyn Köşkü’ dikkat çekiyor. Osmanlı döneminde yabancı devlet adamlarının ağırlandığı köşk, yakın zamana kadar Cumhurbaşkanlığı kabullerinde kullanılıyordu. Dönemin saray yaşamını yansıtması bakımından merak uyandıran ‘Harem Bölümü’ de ilk kez gezilecek alanlar arasında yer alıyor. Tarihte ‘Hamid Bahçesi’ olarak adlandırılan, bitki çeşitliliği, doğal nehir görünümündeki su yolu ve peyzaj tasarımıyla dikkat çeken bahçe de müzenin görülebilecek bölümleri arasında yer alıyor. İlk defa görülebilecek yapılar arasında ‘Limonluk’, ‘Hamam’, ‘III. Selim Çeşmesi’, ‘Ada Köşkü’ ve ‘Cihannüma Köşkü’ de bulunuyor.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD VE DÖNEMİNE AİT ESERLER İLK DEFA SERGİLENECEK
Milli Saraylar koleksiyonlarından seçilen Sultan II. Abdülhamid’e ve döneme tanıklık eden eserler modern sergileme düzeniyle hazır hale getirildi. Düzenlemeler çerçevesinde Osmanlı döneminde elçi kabullerinde kullanılan ‘Çit Kasrı’nda Sultan II. Abdülhamid’in kişisel eşyaları ve kendisine verilen diplomatik hediyeler de görülebilecek. Saray’ın ‘Hususi Dairesi’ olarak adlandırılan bölümünde de Yıldız Albümlerinden seçilen tarihi fotoğraflar sergilenecek. Yıldız Sarayı, Pazartesi hariç tüm günler ziyaret edilebilecek.
“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”
Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum. Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.
“SARAY BÖLÜMÜNÜN RESTORASYONUNU BÜYÜK ORANDA TAMAMLADIK”
Yıldız, “2015 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Yıldız Sarayı’nın o tarih itibarıyla 8 farklı kuruma dağılmış yapıları ve alanı bir araya getirildi. İlk çalışma o zaman yapılmıştı. Ardından 2018 yılında Milli Saraylar Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı idaresinde bir kültürel miras kurumu olarak yapılandırılmasının ardından bu çalışmaları Milli Saraylar Başkanlığı devraldı. Bu nokta ülkemiz için tarihi bir noktadır.Çünkü ülkemizin en önemli saray müzelerinden bir tanesinin bir araya gelmesinin ikinci adımı bu restorasyon faaliyetleri olmuştur. 5.5 yıldır burada yüzlerce arkadaşımızın gayretleriyle yürütülen restorasyon çalışmalarında çok önemli bir aşamayı geçmiş durumdayız. Saray bölümünün restorasyonunu büyük oranda tamamlamış durumdayız” dedi.
“100 YILIN ARDINDAN CUMARTESİ SABAHI ZİYARETE AÇIK OLACAK”
Yıldız, “Bu restorasyonla birlikte sarayın ziyaretçiyle nasıl buluşacağını ifade eden tefriş çalışmalarımız ve müzecilik çalışmalarımız da tamamlanmış bulunmaktadır. Şunu memnuniyetle ifade edebiliyoruz ki, inşallah önümüzdeki Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Yıldız Sarayı 100 yılın ardından ziyaretçisiyle buluşacak. Cumartesi sabahından itibaren de yerli ve yabancı ziyaretçilerin ziyaretine açık olacaktır” dedi.
“GİRİŞ ÜCRETİ TESPİT ETMEDİK”
Müze ücretiyle ilgili de bilgi veren Yıldız, “Milli Saraylar’a ait mekanlar ilk açıldığında belirli bir süre ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Şu an burayla ilgili bir giriş ücreti tespit etmemiş durumdayız ama vatandaşlarımız için her zaman bir Müzekart kolaylığımız var. Milli Saraylar’a ait mekanlar Müzekart ile gezilebiliyor, bütün ziyaretçilerimizi buraya bekliyoruz” dedi.
Medya Platformu Derneğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, “Uluslararası Filistin Çalıştayı: Akademisyenler Konuşuyor” toplantısı kapsamındaki oturumlarda, Gazze katliamı, akademik dünyanın sessizliği, medyanın Gazze tutumu, aidiyet ve inanç, protest duruş, kitlesel sivil direniş ve Doğu Türkistan başlıkları ele alınacak. Kongrede aynı zamanda İsrail’in kaçırdığı ve istismara uğrattığı çocuklara dair analizler sunulacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen AK Parti 25-26-27. dönem Nevşehir Milletvekili ve Çalıştay Kurul Başkanı Mustafa Açıkgöz, 20 Temmuz’da duyarlı tüm vatandaşları akademisyenlerin konuşacağı Uluslararası Filistin Çalıştayı’na davet ederek, “Gazze’de yaşananlar bütün dünyanın gündemindeki yerini koruyor. İsrail terörü kadın, çocuk, yaşlı gözetmeden bütün sivilleri katletmeye devam ediyor. Biz de bu Çalıştay ile Gazze’de yaşanan katliamı tüm yönleri ile birlikte akademik dünyanın bakış açısıyla ele almaya ve dünyaya duyurmaya çalışacağız. Çalıştay sonrasında İsrail Konsolosluğu önündeki basın açıklamamıza bütün akademisyenleri akademik cübbeleri ile davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Kongrenin koordinatörü Prof. Dr. Adem Palabıyık ise “Gazze’de yaşananlar katliam boyutuyla devam ettiğini, katil İsrail’in hiçbir ayrım gözetmediğini ve akademisyenlerin çoğunluğunun bu katliama duyarsız kaldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Medya Platformu olarak düzenlediğimiz bu etkinlik aracılığıyla yıllardır İsrail’in izlediği işgal ve katliam sürecini akademik olarak ele alacağız. Özellikle dünyanın birçok yerinde katliama karşı her gün akademisyenlerin de katıldığı gösteriler düzenlenirken ülkemizdeki akademisyenlerin süreçten uzak kalması anlaşılır gibi değil. İlk üniversite eylemleri başladığı an da dahil olmak üzere ülkemizdeki akademik dünya istenilen performansı gösteremedi. Biz de çalıştayımızda özellikle bunu konu edineceğiz. Özellikle Gazzeli akademisyenlerin de katılacağı bilimsel toplantımızda önemli Türk akademisyenler de olacak. Çalıştay sonucunu ise İsrail Konsolosluğu önünde akademik cübbelerimizi giyerek, tarafımdan basına ve kamuoyuna üç dilde ilan edilecektir. Umarım bu süreç, ülkemizdeki akademisyenlerin hem Gazze hem de Doğu Türkistan katliamlarına karşı pasifliklerini az da olsa ortadan kaldırmaya vesile olur. “
Palabıyık, Çalıştayda farklı dillerde konuşmacıların sözlü anlatımlarda bulunacağını da kaydetti.
Çalıştaya katılacak isimler şöyle:
Dr. Adem Palabıyık/Bitlis Eren University
Dr. Asmaa YOUNUS/Van Yüzüncü Yıl University
Dr. Bedri Gencer/Yıldız Technical University
Dr. Ebtihal Abujazar/Marmara University
Dr. Esraa Alshaikh/Writer/Academician
Dr. Fadi ZATARI/İstanbul Sabahattin Zaim University
Dr. Fatma Sümer/Yeni Yüzyıl University
Dr. Mahmoud ALNAFFAR/Van Yüzüncü Yıl University
Dr. Mahmoud El-Rantisi/ İstanbul Medipol University
Dr. Nabil Fouly Mohamed MONGY/ Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Dr. Nilüfer Sabuncuoğlu/Atatürk University
Dr. Nour Alhila/Ibn Haldun University
Dr. Nour Naim/Executive Director of AI MindsAcademy/Academician
Dr. Said Elhaj/Writer/Academician
Mr. Mahmut Bıyıklı/Cheir of TWU (Turkish Writers Union) İstanbul
Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak ve Ada’daki Türklerin güvenliğini de dikkate alarak 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlattı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ile İngiltere ve Yunanistan’a “barışın yeniden tesisini sağlamak üzere müzakerelere başlama” çağrısında bulunan Türkiye, 22 Temmuz’da harekatı durdurdu.

Garantör ülkeler Kıbrıs meselesinin çözümü için görüşmelere başladı. 25 Temmuz 1974’te toplanan 1. Cenevre Konferansı, 30 Temmuz’da Cenevre Deklarasyonu ile son buldu. Konferansın 8 Ağustos’ta başlayan ikinci aşamasında, Yunanistan, Ada’da yeni anayasal düzenin kurulmasına yönelik tüm teklifleri reddetti ve anayasaya ilişkin varılacak bir uzlaşma için Türk birliklerinin geri çekilmesini ön koşul olarak ileri sürdü. 2. Cenevre Konferansı görüşmelerinden de sonuç çıkmayınca 14 Ağustos’ta “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci aşaması başladı ve 16 Ağustos’ta ateşkes ilan edildi.
Parolada ismi geçen Prof. Dr. Ayata, 19 yaşında ODTÜ Sosyal Bilimler Bölümü’nde öğrenciydi.
Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe’nin, tatil için tek başına değil, güvenilir bir aileyle seyahat etmesi için dönemin Turizm Bakanı Orhan Birgit ile yaptığı sohbet, bir anda Cenevre-Ankara hattında Kıbrıs Barış Harekatı’nın parolası oldu.
ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığından emekli olmasının ardından misafir öğretim üyesi olarak aynı üniversitede görevini sürdüren ve “Ayşe tatile çıksın parolası bir sembol, Kıbrıs Barış Harekatı’nın asıl kahramanı ben değilim.” düşüncesiyle 50 yıl basına konuşmayan Prof. Dr. Ayata, harekatın 50. yılının önemine atfen AA’ya konuştu.

1974’te Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda babası Turan Güneş’in Dışişleri Bakanı olduğunu hatırlatan Ayşe Güneş Ayata, harekat öncesinde babasının Çin’e resmi ziyarette bulunduğunu, annesinin babasına eşlik ettiğini, kendisininse babaannesi ve erkek kardeşiyle Ankara’da kaldığını anlattı.
‘TÜRKİYE’DE HİÇ KİMSE FARKINDA DEĞİL’
Bu sürede ODTÜ’de dönem sonu sınavlarının sona erdiğini aktaran Prof. Dr. Ayata, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz tabii harekatı bilmiyoruz, bu nedenle ben de kendime göre tatil planları yapıyorum ve anneannemin İstanbul’daki mütevazı yazlığına giderim diye düşünüyorum. Çin gezisi bir hafta 10 gün sürecek ve annem, babam dönünce ben de tatile gitme planı yapıyorum. Tabii Sampson Darbesi olduğu zaman Çin’de babama haber veriyorlar. Babam acil olarak Türkiye’ye dönüyor. Ben daha meselenin vahametinin farkında değilim. Belki de Türkiye’deki hiç kimse bunun farkında değil. Hatta babamın döneceği gece, ben artık kendimi tatile çıkabilir hissettiğim için İstanbul’a anneannemin yanına gittim. Babam ertesi sabah telefon etti ve ‘Hemen dönüyorsun.’ dedi. Bir arkadaşının arabası geliyormuş Ankara’ya, yani gece İstanbul’a gittim ertesi sabah tekrar Ankara’ya döndüm. Böylelikle tatilim yarıda kesildi, ben de biraz bozuldum, öyle söyleyeyim.”

20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nın ilk aşamasının ardından babasının geniş bir heyetle Cenevre Konferansı’na katıldığını belirten Ayşe Güneş Ayata, o dönemki koalisyon hükümetinin başbakanı Bülent Ecevit ile CHP’li bakanların, desteklerini göstermek üzere heyeti uğurlamaya geldiğini söyledi.
‘BABAMDAN ECEVİT’E BİR İŞARET OLUYOR’
Prof. Dr. Ayata, “Ayşe tatile çıksın” parolasının burada nasıl oluşturulduğunu şöyle anlattı:
“Babam, o sırada Turizm Bakanı Orhan Birgit’e ‘Tatile giden tanıdık birileri varsa Ayşe’yi de onlarla birlikte gönder. Bu işler çok uzun sürecek.’ diyor. Birinci Harekattan sonra Kıbrıs’ta Türklerin bulunduğu yer son derece küçük, Girne, birazcık Girne’nin etrafındaki sıkışık bir alan… Yani o alanın içine sıkışmış olan bir Türk nüfusun orda yaşaması herhalde çok zor görünüyor. Yani tabii ki istenen, bir anlaşma sağlanmasıdır muhtemelen. Ama o anlaşma sağlanmadığı zaman da bir şekilde o askeri harekatın biraz daha genişletici bir şekilde yapılması mümkün olabilir diye düşünülüyor ve onun için de ‘bir parola belirleyelim’ diyorlar. Ben istihbaratçı olmadığım için tam olarak bilmiyorum ama muhtemelen şöyle düşünüyorlar; Babam Turan Güneş ve Bülent Ecevit, ‘başka ülkeler bizi dinliyorlardır’ düşüncesiyle İkinci Harekat’ın başlaması için bir parola belirlenmesine karar veriyorlar. ‘Ayşe tatile çıksın’ parolası babamdan Ecevit’e bir işaret oluyor. Babamın aklına biraz önce de benim tatilimi konuştuğu için ‘Ayşe tatile çıksın’ diyeyim diyor ve sen de o zaman anla ki bu müzakereler de çok fazla bir yere gidemeyecek gibi görünüyor ve bir şekilde harekat hazırlığı yapılmaya başlansın.”

Cenevre Konferansı’nda Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantör ülke, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ise taraflar olarak yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Ayata, “O günlerde Orhan Birgit’in kız kardeşi ve annesi de tatile gideceklermiş. Orhan amca da ‘Ayşe de bir yere gitmek istiyormuş. Ayşe’yi de götürün.’ diyor. Ve babama müzakeredeyken ‘Eğer izin verirsen Ayşe de onlarla tatile çıksın.’ diye mesaj gönderiyor. Babam fena halde telaşlanıyor. Müzakere devam ederken ‘Ayşe tatile çıksın’ lafı nereden çıktı diye. Orhan Birgit’ten bu haberi Profesör Haluk Ülvan getiriyor babama. ‘Haluk nereden çıkarıyor? Ayşe’nin tatili sırası mı şimdi?’ diyor. Fakat böylelikle heyetin içinde bir Ayşe’nin tatiliyle bu parolanın bağlantısı arasında bir bağ oluyor.” diye konuştu.
Prof. Dr. Ayata, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son gece, yani ikinci harekatın başlamasından önceki gece artık meydana çıkıyor ki yani müzakerelerin yürüyecek bir tarafı kalmıyor. Fakat şöyle bir şey var, taktik olarak da Türkiye’nin önceden bunu planlamış olmasını istemiyorlar, çünkü o da diplomatik açıdan ciddi bir sorun. Yani müzakereler devam ederken ‘Türkiye harekata başladı’ densin de istemiyorlar. Babam bu sefer Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla kriptolu olarak ‘Ayşe tatile çıksın’ diye bir mesajı, Bülent Ecevit’e gerçekten gönderiyor.”

GECE 2 GİBİ MESAJ SİLAHLI KUVVETLER’E GİDİYOR
Ayşe Güneş Ayata, olayların bundan sonraki bölümünü başkalarından duyduğu şekliyle anlatacağını belirterek, şöyle konuştu:
“Dışişleri Bakanlığında o zaman teleks masasının başında bir meslek memuru olarak Ertuğrul Apakan oturuyor. Apakan, daha sonra Kıbrıs konusuyla yakından ilgilenmiş ve Dışişleri Müsteşarlığı yapmış olan bir büyükelçi. Apakan şifreyi çözüyor. Şifre: ‘Ayşe tatile çıksın’. Savaşlar, müzakereler dönüyor, ondan sonra bakanın kızı tatile çıkacak… Ertuğrul Apakan bu duruma biraz mütereddit kalıyor. Fakat mesajı alıyor ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’na götürüyor. Müsteşar da ‘aman ne diyorsun’ diyor ve mesajı kaptığı gibi Bülent Ecevit’e gidiyor. Böylelikle harekat hazırlığı başlıyor. Gece yarısı saat 02.00 gibi mesaj bakanlığa ve oradan da Silahlı Kuvvetler’e gidiyor, harekatın başlayacağının sinyali oluyor. Bir taraftan da müzakereleri kesip de o saatte başlamak da istemiyorlar. Müzakereleri kesecekler ama erken saatte kesmek istemiyorlar, çünkü müzakereler öyle bir noktada kesilmesi lazım ki kesildiği an harekat başlasın.

Babamın daha sonra Londra’da Kıbrıslı Türklere anlattığına göre o gece Rauf Denktaş’a ‘Şimdi siz çıkın, Lala Mustafa Paşa’dan beri Kıbrıslı Türklerin gördüğü mezalimi iki saat kadar anlatın.’ diyor. Müzakereler sırasında söz kesmek yok, herkes istediği kadar konuşuyor. Denktaş da 2 saat konuşuyor ama laf bitince bu sefer babam başlıyor, aynı konuşmalara. Biraz daha meseleyi uzatarak. Bir noktadan sonra diğer ülke temsilcileri ‘Türkler bu işi uzatıyor’ diyorlar. Ondan sonra da müzakereler kesiliyor. Müzakereler kesildikten hemen sonra da Kıbrıs’a ikinci harekat başlıyor.”
‘AYŞE DE BURADA’
Ayşe Güneş Ayata, bu olayın ertesi sabahında annesinin kendisine telefon açtığını ve “Biz burada hep senden bahsediyoruz.” dediğini aktarırken, o zaman neden kendisinden bahsedildiğini anlamadığını söyledi.
Konferans sonrasında Esenboğa Havalimanı’na, Bülent Ecevit ve bütün hükümet yetkilileri ile birlikte heyeti karşılamaya gittiklerini dile getiren Prof. Dr. Ayata, “Orhan Birgit, gazetecilikten gelmeydi ve gazetecilere bu parola olayını söylemiş. Birdenbire etrafımda bir hareketlilik yaşandı. Sonra da Bülent Ecevit, gazetecilere, ‘Dışişleri Bakanımız Turan Güneş ile aramızda bir parola kararlaştırdık. Parola olarak kararlaştırdığımız Turan Güneş’in kızı Ayşe de burada’ dedi. Beni gösterdi ve ben de o zaman adımın parola olduğunu öğrendim.”

‘İSMİM BİR SEMBOL AMA OLAYIN KAHRAMANI DEĞİLİM’
Ayşe Güneş Ayata, Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilere Bülent Ecevit’in, “Ayşe tatile çıksın” parolasındaki Ayşe’nin kendisi olduğunu işaret etmesinin ardından hayatında nelerin değiştiğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
“Çok gurur duyduğum, çok mutlu olduğum bir konu hiç şüphe yok ki. Üstünden 50 yıl geçti. 50 yıl sonra bile hatırlanan bir sembol olması ve zaman zaman tekrarlanması, gazetelere çıkması, insanların gelip bana ‘Tatile çıkan Ayşe siz misiniz?’ diye sorması, bunların hepsi çok güzel, çok mutluluk ve gurur verici. Benim ismim bir sembol ama ben bu olayın kahramanı değilim. Bu olayın kahramanları, o zamanın başbakanı Bülent Ecevit, babam Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Türk Silahlı Kuvvetleri ama ben değilim. Şehitler verdiğimiz önemli bir olay tabii ki ve benim onları sahiplenmem pek mümkün değil. O şerefin sahibi ben olamazdım, onun sahipleri belli.”
‘BİR ŞEKİLDE YAŞATILMASI ÖNEMLİ’
Harekatın ardından 50 yıl boyunca özellikle temmuz aylarında gazetecilerin kendisini arayıp bir açıklama yapmasını istediğini aktaran Prof. Dr. Ayata, kendisinin ise bu konu hakkında iki karar aldığını belirterek, bunları şöyle açıkladı:
“Birincisi siyaset bilimci kimliğim ile benim ismimle olan bir semboller dizisini birbirinden ayrı tutmak istedim. İkinci kararım ise harekatın 50. yıl dönümüne dek konuşmamak, eğer ölmez de sağ kalırsam 50. yılında konuşmaktı. 50. yılın çok önemli bir sembol olduğunu düşünüyorum. O ortamı yaşamış olan çok az insan kaldı. Zaten o hükümetten sağ olan iki bakan varmış, ismiyle birlikte bilinen bir de ben varım. Ondan sonra da başka hiç kimse yok. O sembolün bir şeklide yaşatılabilmesi önemli. O zaman yapılanların ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini, ne kadar kararlı olunması, milli hislere ve çıkarlara sahip olarak hareket edilmesi gerektiğini gösteren bir sembol olduğunu düşünüyorum. Onun için konuşmaya karar verdim.”

Prof. Dr. Ayata, “Ayşe tatile çıksın” parolasının, harekata yüklediği anlamına ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
“Babam derdi ki eğer ismin Ayşe olmasaydı ismini sembol yapamazdık. Evet Ayşe benim, o tatile çıkan Ayşe de benim ama öbür taraftan Ayşe, Türkiye’de en çok bilinen kadın isimlerinden biri. Sokakta Ayşe diye bağırdığınız zaman size 5-6 kişi bakar. İsmim bu kadar yaygın bir isim olmasaydı ve bu kadar çok halkın çeşitli kesimleri tarafından kullanılan bir isim olmasaydı belki de bu kadar uzun bilinir olmayabilirdi. Yani bu sembolün yaşamasının önemli nedenlerinden birinin aynı zamanda adımın Ayşe olması ile ilgili olduğuna da hiçbir şüphe yok.”
İLK KIBRIS ZİYARETİM ÇOK ETKİLEYİCİYDİ
Harekattan sonra KKTC’ye gittiği yıllarla ilgili anılarını paylaşan Ayşe Güneş Ayata, şöyle konuştu:
“İlk olarak 1974 yılını 1975’e bağlayan yılbaşında gittim. Zaten hükümet düşmüştü artık ama babam, Bülent Ecevit ve heyetle birlikte gittik. Havaalanı askeri olduğundan feribotla gittik. Bülent Ecevit’in de ilk gidişi. O yüzden akıl almaz bir kalabalık miting. Herhalde Kıbrıslı Türklerin hepsi orada, kalabalık o kadar büyük. Yani Magosa Limanı, lebalep dolu. Bülent Ecevit ardından babam feribottan merdivenle indiler. Sonra bütün Kıbrıs halkı, ‘Ayşe’ diye bağırmaya başladı ve ben o kadar utandım ki kendimi merdivenlerin ortasından aşağıya attım. Annemler ‘eyvah, bir yerini kırdı mı’ diye çok korkmuşlar. Hayır kırmadım. Kıbrıs’a ilk gidişim o. O zaman bütün şehitlikleri, harp alanlarını gezdim. Çok etkileyici, çok duygulandırıcıydı. Bizimle birlikte şehit aileleri de geldi. Hepsi kendi içinde duygusal yoğunluktaydı. İkinci gidişimde duygu yoğunluğu farklıydı. Ben eşimle evlendikten sonra Sayın Denktaş bizi balayına Kıbrıs’a çağırdı ve balayına gittik. Bizi mütevazı evinde ağırladı. Ondan sonra da birkaç defa Kıbrıs’a gittim. ODTÜ’nün Kıbrıs’ta bir kampüsü var, oraya da öğretim üyesi sıfatıyla gittim.”

‘KKTC’DE RESMİ TÖRENE KATILACAĞIZ’
Ayşe Güneş Ayata, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla CHP heyeti ile birlikte KKTC’ye giderek resmi törenlere katılacağını ifade etti. Prof. Dr. Ayata, “CHP Genel Başkanı, harekat sırasında görevde olan ve sağ kalan iki bakanı ve beni davet ettiler. Ayın 18’inde KKTC’ye gideceğim. Ayın 20’sinde resmi törene katıldıktan sonra döneceğim. Benim için çok heyecanlı ve çok önemli bir süreç.” diye konuştu.
– Turan Güneş, parolanın ardından saatine bakarak ayarlama yapıyor
Prof. Dr. Ayata, Cenevre Konferansı öncesi ve sonrasındaki sürece ait aile arşivinden çıkardığı fotoğrafları da AA ile paylaştı.
Cenevre Konferansı’nın ardından Esenboğa Havalimanı’nda babasını, hükümetin diğer bakanları ile birlikte karşılamaya gittiğinde Başbakan Ecevit’in “Ayşe tatile çıksın” parolasını basına açıklarken çekilen tarihi fotoğrafa ilişkin Ayşe Güneş Ayata, “Sevgili Ayşe Güneş’e en iyi dileklerimle – Bülent Ecevit 1974′ notunu düştüğü ve imzaladığı fotoğraf bu.” dedi.
“Ayşe tatile çıksın” parolasının Türkiye’ye ulaştırılmasının ardından babası Turan Güneş’in, Cenevre Konferansı sırasında saatine baktığı anı yansıtan fotoğrafı da gösteren Prof. Dr. Ayata, “Babam bu karede, parolayı Türkiye’ye gönderiyor ve ondan sonra görüşmeleri yapmak üzere toplantıya tekrar girerken o esnada saatine bakıyor. Çünkü saati ayarlamak zorunda. Türkiye’de harekat başlayacak fakat Türkiye’deki harekatın başlama saatiyle görüşmelerin kesilme saatinin senkronize edilmesi lazım. Onun için saatine bakarken bu fotoğrafı çok anlamlı.” ifadelerini kullandı.
]]>Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak ve Ada’daki Türklerin güvenliğini de dikkate alarak 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlattı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ile İngiltere ve Yunanistan’a “barışın yeniden tesisini sağlamak üzere müzakerelere başlama” çağrısında bulunan Türkiye, 22 Temmuz’da harekatı durdurdu.

Garantör ülkeler Kıbrıs meselesinin çözümü için görüşmelere başladı. 25 Temmuz 1974’te toplanan 1. Cenevre Konferansı, 30 Temmuz’da Cenevre Deklarasyonu ile son buldu. Konferansın 8 Ağustos’ta başlayan ikinci aşamasında, Yunanistan, Ada’da yeni anayasal düzenin kurulmasına yönelik tüm teklifleri reddetti ve anayasaya ilişkin varılacak bir uzlaşma için Türk birliklerinin geri çekilmesini ön koşul olarak ileri sürdü. 2. Cenevre Konferansı görüşmelerinden de sonuç çıkmayınca 14 Ağustos’ta “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci aşaması başladı ve 16 Ağustos’ta ateşkes ilan edildi.
Parolada ismi geçen Prof. Dr. Ayata, 19 yaşında ODTÜ Sosyal Bilimler Bölümü’nde öğrenciydi.
Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe’nin, tatil için tek başına değil, güvenilir bir aileyle seyahat etmesi için dönemin Turizm Bakanı Orhan Birgit ile yaptığı sohbet, bir anda Cenevre-Ankara hattında Kıbrıs Barış Harekatı’nın parolası oldu.
ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığından emekli olmasının ardından misafir öğretim üyesi olarak aynı üniversitede görevini sürdüren ve “Ayşe tatile çıksın parolası bir sembol, Kıbrıs Barış Harekatı’nın asıl kahramanı ben değilim.” düşüncesiyle 50 yıl basına konuşmayan Prof. Dr. Ayata, harekatın 50. yılının önemine atfen AA’ya konuştu.

1974’te Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda babası Turan Güneş’in Dışişleri Bakanı olduğunu hatırlatan Ayşe Güneş Ayata, harekat öncesinde babasının Çin’e resmi ziyarette bulunduğunu, annesinin babasına eşlik ettiğini, kendisininse babaannesi ve erkek kardeşiyle Ankara’da kaldığını anlattı.
‘TÜRKİYE’DE HİÇ KİMSE FARKINDA DEĞİL’
Bu sürede ODTÜ’de dönem sonu sınavlarının sona erdiğini aktaran Prof. Dr. Ayata, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz tabii harekatı bilmiyoruz, bu nedenle ben de kendime göre tatil planları yapıyorum ve anneannemin İstanbul’daki mütevazı yazlığına giderim diye düşünüyorum. Çin gezisi bir hafta 10 gün sürecek ve annem, babam dönünce ben de tatile gitme planı yapıyorum. Tabii Sampson Darbesi olduğu zaman Çin’de babama haber veriyorlar. Babam acil olarak Türkiye’ye dönüyor. Ben daha meselenin vahametinin farkında değilim. Belki de Türkiye’deki hiç kimse bunun farkında değil. Hatta babamın döneceği gece, ben artık kendimi tatile çıkabilir hissettiğim için İstanbul’a anneannemin yanına gittim. Babam ertesi sabah telefon etti ve ‘Hemen dönüyorsun.’ dedi. Bir arkadaşının arabası geliyormuş Ankara’ya, yani gece İstanbul’a gittim ertesi sabah tekrar Ankara’ya döndüm. Böylelikle tatilim yarıda kesildi, ben de biraz bozuldum, öyle söyleyeyim.”

20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nın ilk aşamasının ardından babasının geniş bir heyetle Cenevre Konferansı’na katıldığını belirten Ayşe Güneş Ayata, o dönemki koalisyon hükümetinin başbakanı Bülent Ecevit ile CHP’li bakanların, desteklerini göstermek üzere heyeti uğurlamaya geldiğini söyledi.
‘BABAMDAN ECEVİT’E BİR İŞARET OLUYOR’
Prof. Dr. Ayata, “Ayşe tatile çıksın” parolasının burada nasıl oluşturulduğunu şöyle anlattı:
“Babam, o sırada Turizm Bakanı Orhan Birgit’e ‘Tatile giden tanıdık birileri varsa Ayşe’yi de onlarla birlikte gönder. Bu işler çok uzun sürecek.’ diyor. Birinci Harekattan sonra Kıbrıs’ta Türklerin bulunduğu yer son derece küçük, Girne, birazcık Girne’nin etrafındaki sıkışık bir alan… Yani o alanın içine sıkışmış olan bir Türk nüfusun orda yaşaması herhalde çok zor görünüyor. Yani tabii ki istenen, bir anlaşma sağlanmasıdır muhtemelen. Ama o anlaşma sağlanmadığı zaman da bir şekilde o askeri harekatın biraz daha genişletici bir şekilde yapılması mümkün olabilir diye düşünülüyor ve onun için de ‘bir parola belirleyelim’ diyorlar. Ben istihbaratçı olmadığım için tam olarak bilmiyorum ama muhtemelen şöyle düşünüyorlar; Babam Turan Güneş ve Bülent Ecevit, ‘başka ülkeler bizi dinliyorlardır’ düşüncesiyle İkinci Harekat’ın başlaması için bir parola belirlenmesine karar veriyorlar. ‘Ayşe tatile çıksın’ parolası babamdan Ecevit’e bir işaret oluyor. Babamın aklına biraz önce de benim tatilimi konuştuğu için ‘Ayşe tatile çıksın’ diyeyim diyor ve sen de o zaman anla ki bu müzakereler de çok fazla bir yere gidemeyecek gibi görünüyor ve bir şekilde harekat hazırlığı yapılmaya başlansın.”

Cenevre Konferansı’nda Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantör ülke, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ise taraflar olarak yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Ayata, “O günlerde Orhan Birgit’in kız kardeşi ve annesi de tatile gideceklermiş. Orhan amca da ‘Ayşe de bir yere gitmek istiyormuş. Ayşe’yi de götürün.’ diyor. Ve babama müzakeredeyken ‘Eğer izin verirsen Ayşe de onlarla tatile çıksın.’ diye mesaj gönderiyor. Babam fena halde telaşlanıyor. Müzakere devam ederken ‘Ayşe tatile çıksın’ lafı nereden çıktı diye. Orhan Birgit’ten bu haberi Profesör Haluk Ülvan getiriyor babama. ‘Haluk nereden çıkarıyor? Ayşe’nin tatili sırası mı şimdi?’ diyor. Fakat böylelikle heyetin içinde bir Ayşe’nin tatiliyle bu parolanın bağlantısı arasında bir bağ oluyor.” diye konuştu.
Prof. Dr. Ayata, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son gece, yani ikinci harekatın başlamasından önceki gece artık meydana çıkıyor ki yani müzakerelerin yürüyecek bir tarafı kalmıyor. Fakat şöyle bir şey var, taktik olarak da Türkiye’nin önceden bunu planlamış olmasını istemiyorlar, çünkü o da diplomatik açıdan ciddi bir sorun. Yani müzakereler devam ederken ‘Türkiye harekata başladı’ densin de istemiyorlar. Babam bu sefer Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla kriptolu olarak ‘Ayşe tatile çıksın’ diye bir mesajı, Bülent Ecevit’e gerçekten gönderiyor.”

GECE 2 GİBİ MESAJ SİLAHLI KUVVETLER’E GİDİYOR
Ayşe Güneş Ayata, olayların bundan sonraki bölümünü başkalarından duyduğu şekliyle anlatacağını belirterek, şöyle konuştu:
“Dışişleri Bakanlığında o zaman teleks masasının başında bir meslek memuru olarak Ertuğrul Apakan oturuyor. Apakan, daha sonra Kıbrıs konusuyla yakından ilgilenmiş ve Dışişleri Müsteşarlığı yapmış olan bir büyükelçi. Apakan şifreyi çözüyor. Şifre: ‘Ayşe tatile çıksın’. Savaşlar, müzakereler dönüyor, ondan sonra bakanın kızı tatile çıkacak… Ertuğrul Apakan bu duruma biraz mütereddit kalıyor. Fakat mesajı alıyor ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’na götürüyor. Müsteşar da ‘aman ne diyorsun’ diyor ve mesajı kaptığı gibi Bülent Ecevit’e gidiyor. Böylelikle harekat hazırlığı başlıyor. Gece yarısı saat 02.00 gibi mesaj bakanlığa ve oradan da Silahlı Kuvvetler’e gidiyor, harekatın başlayacağının sinyali oluyor. Bir taraftan da müzakereleri kesip de o saatte başlamak da istemiyorlar. Müzakereleri kesecekler ama erken saatte kesmek istemiyorlar, çünkü müzakereler öyle bir noktada kesilmesi lazım ki kesildiği an harekat başlasın.

Babamın daha sonra Londra’da Kıbrıslı Türklere anlattığına göre o gece Rauf Denktaş’a ‘Şimdi siz çıkın, Lala Mustafa Paşa’dan beri Kıbrıslı Türklerin gördüğü mezalimi iki saat kadar anlatın.’ diyor. Müzakereler sırasında söz kesmek yok, herkes istediği kadar konuşuyor. Denktaş da 2 saat konuşuyor ama laf bitince bu sefer babam başlıyor, aynı konuşmalara. Biraz daha meseleyi uzatarak. Bir noktadan sonra diğer ülke temsilcileri ‘Türkler bu işi uzatıyor’ diyorlar. Ondan sonra da müzakereler kesiliyor. Müzakereler kesildikten hemen sonra da Kıbrıs’a ikinci harekat başlıyor.”
‘AYŞE DE BURADA’
Ayşe Güneş Ayata, bu olayın ertesi sabahında annesinin kendisine telefon açtığını ve “Biz burada hep senden bahsediyoruz.” dediğini aktarırken, o zaman neden kendisinden bahsedildiğini anlamadığını söyledi.
Konferans sonrasında Esenboğa Havalimanı’na, Bülent Ecevit ve bütün hükümet yetkilileri ile birlikte heyeti karşılamaya gittiklerini dile getiren Prof. Dr. Ayata, “Orhan Birgit, gazetecilikten gelmeydi ve gazetecilere bu parola olayını söylemiş. Birdenbire etrafımda bir hareketlilik yaşandı. Sonra da Bülent Ecevit, gazetecilere, ‘Dışişleri Bakanımız Turan Güneş ile aramızda bir parola kararlaştırdık. Parola olarak kararlaştırdığımız Turan Güneş’in kızı Ayşe de burada’ dedi. Beni gösterdi ve ben de o zaman adımın parola olduğunu öğrendim.”

‘İSMİM BİR SEMBOL AMA OLAYIN KAHRAMANI DEĞİLİM’
Ayşe Güneş Ayata, Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilere Bülent Ecevit’in, “Ayşe tatile çıksın” parolasındaki Ayşe’nin kendisi olduğunu işaret etmesinin ardından hayatında nelerin değiştiğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
“Çok gurur duyduğum, çok mutlu olduğum bir konu hiç şüphe yok ki. Üstünden 50 yıl geçti. 50 yıl sonra bile hatırlanan bir sembol olması ve zaman zaman tekrarlanması, gazetelere çıkması, insanların gelip bana ‘Tatile çıkan Ayşe siz misiniz?’ diye sorması, bunların hepsi çok güzel, çok mutluluk ve gurur verici. Benim ismim bir sembol ama ben bu olayın kahramanı değilim. Bu olayın kahramanları, o zamanın başbakanı Bülent Ecevit, babam Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Türk Silahlı Kuvvetleri ama ben değilim. Şehitler verdiğimiz önemli bir olay tabii ki ve benim onları sahiplenmem pek mümkün değil. O şerefin sahibi ben olamazdım, onun sahipleri belli.”
‘BİR ŞEKİLDE YAŞATILMASI ÖNEMLİ’
Harekatın ardından 50 yıl boyunca özellikle temmuz aylarında gazetecilerin kendisini arayıp bir açıklama yapmasını istediğini aktaran Prof. Dr. Ayata, kendisinin ise bu konu hakkında iki karar aldığını belirterek, bunları şöyle açıkladı:
“Birincisi siyaset bilimci kimliğim ile benim ismimle olan bir semboller dizisini birbirinden ayrı tutmak istedim. İkinci kararım ise harekatın 50. yıl dönümüne dek konuşmamak, eğer ölmez de sağ kalırsam 50. yılında konuşmaktı. 50. yılın çok önemli bir sembol olduğunu düşünüyorum. O ortamı yaşamış olan çok az insan kaldı. Zaten o hükümetten sağ olan iki bakan varmış, ismiyle birlikte bilinen bir de ben varım. Ondan sonra da başka hiç kimse yok. O sembolün bir şeklide yaşatılabilmesi önemli. O zaman yapılanların ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini, ne kadar kararlı olunması, milli hislere ve çıkarlara sahip olarak hareket edilmesi gerektiğini gösteren bir sembol olduğunu düşünüyorum. Onun için konuşmaya karar verdim.”

Prof. Dr. Ayata, “Ayşe tatile çıksın” parolasının, harekata yüklediği anlamına ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
“Babam derdi ki eğer ismin Ayşe olmasaydı ismini sembol yapamazdık. Evet Ayşe benim, o tatile çıkan Ayşe de benim ama öbür taraftan Ayşe, Türkiye’de en çok bilinen kadın isimlerinden biri. Sokakta Ayşe diye bağırdığınız zaman size 5-6 kişi bakar. İsmim bu kadar yaygın bir isim olmasaydı ve bu kadar çok halkın çeşitli kesimleri tarafından kullanılan bir isim olmasaydı belki de bu kadar uzun bilinir olmayabilirdi. Yani bu sembolün yaşamasının önemli nedenlerinden birinin aynı zamanda adımın Ayşe olması ile ilgili olduğuna da hiçbir şüphe yok.”
İLK KIBRIS ZİYARETİM ÇOK ETKİLEYİCİYDİ
Harekattan sonra KKTC’ye gittiği yıllarla ilgili anılarını paylaşan Ayşe Güneş Ayata, şöyle konuştu:
“İlk olarak 1974 yılını 1975’e bağlayan yılbaşında gittim. Zaten hükümet düşmüştü artık ama babam, Bülent Ecevit ve heyetle birlikte gittik. Havaalanı askeri olduğundan feribotla gittik. Bülent Ecevit’in de ilk gidişi. O yüzden akıl almaz bir kalabalık miting. Herhalde Kıbrıslı Türklerin hepsi orada, kalabalık o kadar büyük. Yani Magosa Limanı, lebalep dolu. Bülent Ecevit ardından babam feribottan merdivenle indiler. Sonra bütün Kıbrıs halkı, ‘Ayşe’ diye bağırmaya başladı ve ben o kadar utandım ki kendimi merdivenlerin ortasından aşağıya attım. Annemler ‘eyvah, bir yerini kırdı mı’ diye çok korkmuşlar. Hayır kırmadım. Kıbrıs’a ilk gidişim o. O zaman bütün şehitlikleri, harp alanlarını gezdim. Çok etkileyici, çok duygulandırıcıydı. Bizimle birlikte şehit aileleri de geldi. Hepsi kendi içinde duygusal yoğunluktaydı. İkinci gidişimde duygu yoğunluğu farklıydı. Ben eşimle evlendikten sonra Sayın Denktaş bizi balayına Kıbrıs’a çağırdı ve balayına gittik. Bizi mütevazı evinde ağırladı. Ondan sonra da birkaç defa Kıbrıs’a gittim. ODTÜ’nün Kıbrıs’ta bir kampüsü var, oraya da öğretim üyesi sıfatıyla gittim.”

‘KKTC’DE RESMİ TÖRENE KATILACAĞIZ’
Ayşe Güneş Ayata, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla CHP heyeti ile birlikte KKTC’ye giderek resmi törenlere katılacağını ifade etti. Prof. Dr. Ayata, “CHP Genel Başkanı, harekat sırasında görevde olan ve sağ kalan iki bakanı ve beni davet ettiler. Ayın 18’inde KKTC’ye gideceğim. Ayın 20’sinde resmi törene katıldıktan sonra döneceğim. Benim için çok heyecanlı ve çok önemli bir süreç.” diye konuştu.
– Turan Güneş, parolanın ardından saatine bakarak ayarlama yapıyor
Prof. Dr. Ayata, Cenevre Konferansı öncesi ve sonrasındaki sürece ait aile arşivinden çıkardığı fotoğrafları da AA ile paylaştı.
Cenevre Konferansı’nın ardından Esenboğa Havalimanı’nda babasını, hükümetin diğer bakanları ile birlikte karşılamaya gittiğinde Başbakan Ecevit’in “Ayşe tatile çıksın” parolasını basına açıklarken çekilen tarihi fotoğrafa ilişkin Ayşe Güneş Ayata, “Sevgili Ayşe Güneş’e en iyi dileklerimle – Bülent Ecevit 1974′ notunu düştüğü ve imzaladığı fotoğraf bu.” dedi.
“Ayşe tatile çıksın” parolasının Türkiye’ye ulaştırılmasının ardından babası Turan Güneş’in, Cenevre Konferansı sırasında saatine baktığı anı yansıtan fotoğrafı da gösteren Prof. Dr. Ayata, “Babam bu karede, parolayı Türkiye’ye gönderiyor ve ondan sonra görüşmeleri yapmak üzere toplantıya tekrar girerken o esnada saatine bakıyor. Çünkü saati ayarlamak zorunda. Türkiye’de harekat başlayacak fakat Türkiye’deki harekatın başlama saatiyle görüşmelerin kesilme saatinin senkronize edilmesi lazım. Onun için saatine bakarken bu fotoğrafı çok anlamlı.” ifadelerini kullandı.
]]>Haber7 – ÖZEL
FETÖ’cü hainlerin 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti. 251 şehit, 2 bin 700 gazi veren vatandaşlar, hainlere geçit vermeyerek vatana sahip çıktı.
Yıldönümü vesilesiyle 15 Temmuz gazileri, Haber7‘ye önemli açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz gazilerinden Yunus Doğan, Mustafa Uygun ve Bekir Demir, gazilerin sorunlarını anlattı.
YUNUS DOĞAN: BÜYÜK TRAVMALAR YAŞADIK
“15 Temmuz gecesi çok şey yaşandı. O gece biz köprüdeydik. Elhamdülillah, biz ufak yaralarla atlattık. Fakat gözümüzün önünde tank atışlarıyla parçalanan güzel kardeşlerimiz oldu. Allah gani gani rahmet etsin.” diyen Yunus Doğan, darbeye karşı direniş gösteren vatandaşların o gece şehit olmak için meydanlara çıktığını söyledi.
YAŞADIKLARIMIZ SENELERCE GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEN GİTMEDİ
O geceyi hala unutamadıklarını kaydeden Yunus Doğan, “Gaziler olarak 15 Temmuz’dan sonrası çok büyük travmalar yaşadık. Çünkü orada yaşadıklarımız senelerce gözümüzün önünden gitmedi, hala da gitmiyor. Büyük bir travmaydı. Fakat şu da bir gerçek ki, Allah o gün, sadece köprüde değil, Türkiye genelinde meydana çıkan insanların üzerinden korkuya almıştı. Öyle ‘Öleceğim, vurulacağım’ ya da ‘Tepemden aşağı bomba düşecek.’ diye öyle bir korku yoktu. Yani bilinçli ya da bilinçsiz herkes oraya şehit olmaya çıkmıştı.” dedi.
ÜZÜNTÜDEN KALP KRİZİ GEÇİRDİM
15 Temmuz’dan kısa süre sonra kalp krizi geçirdiğini söyleyen Yunus Doğan, “Büyük bir travma yaşadık sonrasında ve hala devam ediyor. Ondan kısa bir süre sonra üzüntü, sıkıntı, stresten ben kalp krizi geçirdim, baypas oldum. Durumumuza gelince ben 15 Temmuz’dan önce de maddi olarak iyiydim, elhamdülillah hala da iyiyim.” ifadesinde bulundu.
BİZE “ÇAKMA GAZİLER” DİYORLAR
Gazilere yönelik çirkin ithamlarda bulunulduğunu belirten ve kendilerine sahip çıkılmasını isteyen Doğan, “Biz maaş almayan gazilerdeniz. Yani bizim adımız gazi. Adam hatta tabiri caizse bizimle ‘çakma gaziler’ diye dalga geçiyorlar. Bu da bizi yıpratıyor, üzüyor.” diye konuştu.
BEKİR DEMİR: GAZİLERİMİZ ÇOK DERTLİ
Önce konuşmak istemediğini söyleyen ve sonra dertlerini anlatan Bekir Demir, “15 Temmuz gazileri olarak sıkıntılarımız var. Gazilerimiz çok dertli.” dedi.
BAZI SİYASİLER TELEFONLARIMIZA BİLE ÇIKMIYOR
“Bizim üstümüzden prim yapan ve yüzümüze gülen bazı siyasiler, vekiller ve başkanlar telefonlarımıza bile bakmıyor” diyen Bekir Demir, “Bunlar bizi üzüyor, kırıyor. Hatta ‘rahatsız etmeyin’ diyorlar. Devlet Bahçeli, ‘Gazilerimizi üzmeyin’ diye boşuna konuşmuyor.” dedi.
TEHDİT EDİYORLAR, DALGA GEÇİYORLAR
Darbe girişimlerinde yer alıp sıyrılanların olduğunu belirten Gazi Bekir Demir, göreve iade edilen ve beraat edenler ile ilgili endişelerini dile getirdi. Kendileriyle dalga geçildiğini vurgulayan Demir, şunları söyledi:
“Bizi Kıbrıs Gazisi, Kore Gazileri, Güneydoğu Gazileri’nden farklı görüyorlar” diyen Demir, “Bunlara fırsat veriyorlar. Bize ‘Tayyip’in gazileri’ diyorlar. ‘Yarın hükümet değiştiği zaman siz görün.’ Özgür Özel diyor ya; ‘zibidi.’ Neler diyorlar neler? Biri şehit yakınına küfrediyor, öbürü gaziyi hedef alıyor.”
GAZİLERİN İÇERİSİNDE İŞ YAPAMAYANLAR, KÖTÜ DURUMDA OLANLAR VAR
Bazı gazilerin muhtaç durumda olduğunu belirten Bekir Demir, “Bizim gazilerin içerisinde hala durumu çok kötü, sakat kalıp, işini yapamayıp, zor durumda olanlar var. Hatta bizden durumu iyi olanlardan, onlara yardım edenler bile mevcut.” dedi.
ÖZEL HASTANELER HAKLARINI VERMİYOR
Bazı özel hastanelerde kendilerine yönelik ayrımcı bir tavır olduğunu vurgulayan Demir, “Gazilerin en büyük derdimiz ne olur? Sağlık üzerine olur, hastane işleri olur. İçişleri Bakanlığı’nın kararı var var. Orada diyor ki; ‘Özel hastanede gazinin kendisi, eşi ve birinci derecedeki yakınları yaralanır.’ Bunu çıkaran bakanlık, resmi bir karar bu. 2 senedir özel hastaneler bunu uygulamıyor. Ben çocuğumu götürdüm, ‘Hayır, ücrete tabisiniz’ dediler. Bunu sadece bize, yani 15 Temmuz gazilerine yapıyorlar. Hatta İçişleri Bakanlığımızın genelgesini de götürdüm. Ne diyor biliyor musunuz? Bu kez kıvırıyorlar; ‘Beyefendi, profesör ve doçent doktorlar ücret istiyorlar. Bunun dışındakilere gelebilirsiniz’ diyorlar. ‘Beyefendi, biz bundan 1-2 sene önce profesör ve doçent doktorlara da baktı. Böyle bir şey yoktu.’ Bunları CİMER’e de şikayet ettik, herhangi bir şey çıkmadı.” diye konuştu.
“MAAŞ ALIYOR” İDDİASINA SERT TEPKİ
Maaş aldıklarına yönelik iddialara tepki gösteren Demir, şu ifadelerde bulundu:
“Bir vekilin açıklaması oldu, ‘Maaş alıyorlar’ diye. Biz maaş falan almıyoruz ya! 15 Temmuz gazilerinin maaş almadığını çıkıp da bir tane vekil, bürokrat, bakan söylemiyor ya! Ama demek ki, maaş verilmiyorsa 15 Temmuz gazileri gazi değilsin. Vatandaş diyor ki, ‘Ne kadar maaş alıyorsun?’ ‘Yok almıyoruz’ diyoruz, ‘Ya bir git Allah aşkına’ diyor. Bu nereden kaynaklanıyor? Bir gazeteci çıktı, ‘Maaş alıyorlar’ dedi. Bir dürüst olun ya, tek maaş almayan gaziler, 15 Temmuz gazileridir. Bunlar yüzünden hiç kimse inanmıyor. Yarın bir gün FETÖ gücü eline alırsa, ‘Verin paraları’ der, bunların peşine düşerler bu sefer. Bu nedenle 15 Temmuz gaziler çok üzgünler, sitemliler. Gaziler kenara itilmesin, sahip çıkılsın.”
Erdoğan’ın “Şehit yakınları ve gazilere yanlış yapan karşısında beni bulur” sözlerini hatırlatan Demir, “Allah razı olsun Tayyip Erdoğan’dan. Sadece vurulma derecesine göre, tazminat verildi ve yanında bazı haklar verildi, bu kadar.” diye konuştu.
MUSTAFA UYGUN: BÖYLE BİR TEZAT VAR
İşten dönerken darbeye karşı direnen halka katılan ve darbeci yüzbaşı Mustafa Dağüstü tarafından vurulduğunu söyleyen Gazi Mustafa Uygun, omuriliğinin zedelenmesi sonucu belden aşağısının felç kaldığını belirtti. 2 yılı hastanede olmak üzere 8 yıldır tedavi gören Uygun, tekerlekli sandalye ile ilgili sorun yaşadığını belirtti.
TEKERLEKLİ SANDALYEYE MAHKUMUM, ANKARA’YA NASIL GİDECEĞİM?
Tekerlekli sandalye için Ankara Gazi Üniversitesi‘nden rapor alınması gerektiğini belirten Uygun, bu durumun Türkiye genelindeki gaziler için büyük bir zorluk teşkil ettiğini vurguladı.
Ankara’ya gidip rapor alamadığı için 17 bin TL’ye tekerlekli sandalye aldığını belirten Uygun, “Ben 1 aydır tekerlekli sandalye sıkıntısı çekiyorum ve bildiğim kadarıyla Gazilere tekerlekli sandalye gibi medikal şeyler ücretsiz veriliyor. Ancak bunun için Ankara Gazi Üniversitesi’nden rapor almak gerekiyor. Ben şimdi tekerlekli sandalyeye mahkumum ve buradan Ankara’ya gitmem gerekiyor. Bu durumda Ankara’ya nasıl gideceğim? Böyle bir tezat var. Bu raporu çıkarmak için Edirne’deki de Ankara’ya gidecek, Kars’taki de Şanlıurfa’daki de Ankara’ya gidecek. Oysa bu raporu her ilde bir hastane olsa işlerini rahatlıkla görür. Ben yenisine 17 bin lira verdim. Rapor alsaydım geri ödeme yapacaktı. Sadece 15 Temmuz gazileri değil asker gazileri, polis gazileri de dahil bütün gaziler Ankara’daki Gazi Üniversitesi’nden rapor çıkartması gerekiyor.” dedi.
DEVLETİMİZDEN ALLAH RAZI OLSUN
Malulen emekli olduğunu ve devletin desteğinden memnun olduğunu ifade eden Uygun, “Devletimizden Allah razı olsun. Fizik tedaviye gidiyorum, 8 yıldır devlet karşılıyor. Bunun 2 yılı hastanede geçti, özel kurumda fizik tedavi alıyorum ve bunlara herhangi bir ücret ödemiyorum. Sadece tekerlekli sandalye alırken bir sıkıntı yaşadım.” dedi.
Terörle mücadele başta olmak üzere devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Yaşar Güler, yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi.

KALLEŞ FETÖ İLE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK
Bakan Yaşar Güler, toplantıda şunları kaydetti;
Dün 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüzün sekizincisini hep birlikte idrak ettik. Cumhuriyetimize, demokrasimize ve millî birliğimize uzanan hain ellerin topyekûn bir irade ile kırıldığı bu günde, tüm dünyaya ordu-millet dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha açıkça ilan ettik. Bakanlığımızın kalleş FETÖ’yle mücadelesi, örgütle iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya kadar titizlikle, rehavete kapılmadan aralıksız sürdürülmektedir ve kararlılıkla sürdürülmeye de devam edilecektir.
Bu hafta ayrıca kahraman ordumuzun tarihindeki en önemli başarılardan birisi olan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünü de büyük bir gururla hep birlikte kutlayacağız. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Günümüz güvenlik ortamı, çatışma ve gerginliklerle oldukça hassas hâle gelmiş ve tehditlerin çeşitliliği de artmıştır. Bu kritik ortamda ülkemizi, yurttaşlarımızı, millî hak ve menfaatlerimizi korumaya yönelik faaliyetlerimizi 7 gün 24 saat esasıyla sürdürmekteyiz. Tüm personelime, millî güvenliğimizin sarsılmadan korunmasında verdiği emek, gösterdiği çaba ve mesai mefhumu gözetmeksizin icra ettiği kutsal görev için yürekten kutluyorum.
Öncelikli görevimiz olan terörle mücadelede operasyonlarımız sarp arazi, aşırı sıcak hava koşullarında aralıksız devam etmektedir. Terör örgütü bu operasyonlar neticesinde hareket edemeyecek hâle getirilmiştir.
Örgüt mensupları kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde büyük kayıplar yaşadıklarını itiraf etmektedirler. Terör örgütünün sözde elebaşları, kara propaganda ve dezenformasyon ile düştükleri acziyeti örtmeye çalışmakta, saklanacak güvenli yer aramakta ve Mehmetçiğin aman vermeyen takibi karşısında kaçınılmaz sona yaklaşmaktadır.
‘KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOK’
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde oluşan iş birliği iklimi ve sahada terör örgütüne karşı ortak mücadelemiz, örgütün çözülme hızında ivme yaratmış ve bölgenin kalıcı istikrarına zemin hazırlamıştır. Birlikte hareket ederek, tecrübelerimizi paylaşarak ve karşılıklı destekle kazandığımız müşterek kabiliyetler, sahadaki konumumuzu güçlendirmekte, bu birliktelikten rahatsızlık duyanları ise hayal kırıklığına uğratmaktadır.
Şunu tekrar ifade etmek istiyoruz: Bizim kimsenin toprağında, egemenlik haklarında gözümüz yoktur. Mücadelemiz bölgenin huzur ve refahına zarar veren terör örgütleriyledir. Geçmişte DEAŞ terör örgütünün Irak topraklarını istila etme çabaları devam ederken söylediğimiz gibi Irak toprak bütünlüğüne saygımız tamdır. Bu toprakların geleceğinde yeri olmayan terör örgütünün sonunu, bölgenin gerçek sahipleri getirecektir. Bu durum, bölgedeki istikrarsız ortamdan nemalanan bazı kesimleri de kaygılandırmaktadır.

İyi komşuluk ilişkilerimize yönelik attığımız her adımda barış ve huzur ortamını bozmayı hedefleyen odakların niyetlerinin farkındayız. Ancak, nifak tohumlarının bu topraklarda yeşeremeyeceğini tüm kesimlerin çok iyi bilmesi gerekiyor.
SURİYE AÇIKLAMASI
Öte yandan, Suriye’deki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Suriye’nin kaderini, kederinden memnuniyet duyanların değil, kendi halkının belirleyeceğini hatırlatmak istiyorum.
BARIŞ VE HUZURDAN YANA OLANLAR TÜRKİYE İLE BİRLİKTE HAREKET EDİYOR
Irak’ta olduğu gibi Suriye’deki terör yapılarını ortadan kaldırmaya yönelik samimi girişimleri de destekliyoruz. Özellikle belirtmek isterim ki bölgede barış ve huzurdan yana olan taraflar, Türkiye ile hareket etmektedirler. İllegal yapılarla ve terör örgütleriyle çarpık ilişkileri olan kimi kesimler ise Suriye’nin toprak bütünlüğünü, egemenlik haklarını, ekonomik kaynaklarını ve halkının huzurunu gasp etmektedirler. Operasyonlarımız daha önce söylediğimiz gibi alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında devam etmektedir. Terörle mücadelemizde haklıyız, kararlıyız, azimliyiz, yetkiniz, yeterliyiz ve irade sahibiyiz.
Bununla birlikte uluslararası harekât ve misyonlar ile dost ve müttefik ülkelerle eğitim-danışmanlık faaliyetlerimize dünyanın değişik coğrafyalarında başarıyla devam etmekteyiz. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviye ve gösterdiği profesyonel yaklaşımın tüm uluslararası platformda olduğu gibi en son gerçekleşen NATO zirvesindeki temaslarda da dost ve müttefik ülkeler tarafından takdir edildiği iftiharla gözlenmiştir. Bu vesileyle tüm silah ve mesai arkadaşlarıma, görevlerinde başarılar diliyor, her birinizin gözlerinden öpüyor, yolunuz ve bahtınız açık olsun diyorum.”
ESED NE DEMİŞTİ?
Esed, Erdoğan ile Türk askerlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunun gündeme gelmesi halinde görüşeceğini söyledi.

Esed, ‘‘Türkiye ile ilişkileri geliştirecek her türlü girişime olumlu bakıyoruz. Bu da doğal bir şey. Kimse komşularıyla sorun yaratmayı düşünmüyor ama bu kuralların dışına çıkmamız gerektiği anlamına gelmiyor.” demişti.
Esed sonuç getirecek eylem arayışında olduklarını dile getirerek “Toplantı veya toplantı dışı hiçbir tedbire karşı değiliz. Önemli olan Suriye’nin çıkarına, Türkiye’nin çıkarlarına aynı anda ulaşacak olumlu sonuçlara ulaşmamızdır. Suriye, çeyrek asırdan fazla bir süredir sınırın her iki tarafının güvenliği ve terörle mücadele konusunda verdiği taahhütlere her zaman sadık kalmıştır ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusuna da bu şekilde bakıyoruz” diye konuştu.
]]>Türkiye’nin, 15 Temmuz 2016’da tarihinin en menfur saldırılarından birinin hedefi olduğunu, “zalim, hain ve sinsi” bir terör örgütü eliyle darbe girişimiyle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Altun, şöyle konuştu:
“Esas itibarıyla bir işgal girişimiyle, tarihte görülmemiş şekilde bir terör örgütü eliyle bu hain kalkışmaya girişildi. Hedef evvela milletimizin istiklaliydi, bu vatanın bekasıydı. Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı’mızı ve ailesini katledecekler, ardından sözüm ona yönetime el koyacaklardı. Sonrasında da tabii ki bu aziz vatanı, büyük ülkeyi efendilerine, emir aldıkları dış güçlere teslim edeceklerdi. O gün hedef Erdoğan’sız bir Türkiye yaratmaktı. Çünkü Erdoğan’sız bir Türkiye demek, sömürüye, teslimiyete açık bir Türkiye demekti. Erdoğan’sız bir Türkiye, yeniden bağımlılık zincirine dolanmış bir Türkiye demekti.”

Altun, darbecilerin, işgalcilerin ve onların hamilerinin amacının, kendi ad ve hesabına hareket edebilen, kendi stratejilerini ortaya koyabilen bir Türkiye’nin ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.
“Önceki darbelerde ortaya konulamayan direniş 15 Temmuz’da ortaya konuldu”
Milletin, bu kumpası, kötücül planı yerle yeksan ettiğini dile getiren Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın cesur ve dirayetli liderliği, milletimizin o engin ferasetiyle birleşti ve ortaya muhteşem bir direniş, şanlı bir zafer çıktı. Milletimiz de Cumhurbaşkanı’mız da öncelikle vatan sevgisiyle, vatanı koruma içgüdüsüyle hareket etti. Daha önceki darbelerde ortaya konulamayan direniş, bu kez 15 Temmuz’da ortaya konuldu. Milletimiz, bu duyguyla Cumhurbaşkanı’mızın çağrısına cevap vererek meydanlara çıktı.
Elbette bu aziz milletin güçlü bir hafızası var. Ve o hafızada ne yazık ki çok acı hatıralar var. Darbelerle bu milletin evlatlarına nasıl kıyıldığı, bu milletin kaynaklarının nasıl tarumar edildiği, millete nasıl zulmedildiği toplumsal hafızamızda güçlü şekilde kodlanmış durumda. O gün, 15 Temmuz gecesi, milletin bu hafızası gün yüzüne çıktı. Elbette bu direnişi mümkün kılan unsurlardan biri de milletimizin Sayın Cumhurbaşkanı’mıza olan güveni ve ona duyduğu vefaydı.”
Milletin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cesaretine, darbecilerin üzerine gideceğine güveninin tam olduğunu kaydeden Altun, 2002’den itibaren Erdoğan’ın vesayet odaklarıyla, terör örgütleriyle ve onların hamileriyle cesur şekilde verdiği mücadelenin bu güveni oluşturduğunu vurguladı.
MİLLETİMİZ KİM OLDUĞUNU ÇOK İYİ TANIYORDU
Altun, 27 Nisan e-muhtırası, 7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimi, 6-8 Ekim olayları ve Gezi kalkışması gibi birçok vakada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tehditleri nasıl bertaraf ettiğine milletin şahit olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı’mız, milletimizin bu güvenine sahip çıktı, boşa çıkarmadı. ‘Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım ben bugüne kadar.’ diyerek milleti meydanlara çağırdı, kendisi de darbenin en önemli merkezlerinden birine, İstanbul’a doğru yola çıktı, darbeye karşı direnişi orada yönetti. Bunun yanında yine Sayın Cumhurbaşkanı’mızın o güne kadar ortaya koyduğu hizmet siyaseti, icraat becerisi, bu millette güçlü bir vefa duygusu oluşturdu. 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanı’mıza yönelik koruma refleksini bu güven ve vefa duygusunda gördük. Bütün bunların yanında elbette milletimiz düşmanı, karşısında kimin olduğunu da çok iyi tanıyordu, biliyordu. Hem FETÖ’yü iyi tanıyordu hem de onun hamilerini iyi tanıyordu. Açık ve net şekilde milletin aziz fertleri ‘Vatanı bu hainlere bırakmam.’ dedi. Bütün bunlar sayesinde milletimiz daha önce hiç gösterilmeyen şanlı bir direniş gösterdi ve 15 Temmuz ruhuyla büyük bir destan yazdı.”
15 Temmuz’un hem geçmiş hem bugün hem de gelecekle ilgili kurucu bir mesele, büyük bir olay ve dönüm noktası olduğunu dile getiren Altun, “8 sene önce darbe girişimine karşı konuşmamın başında saydığım motivasyonlarla millet olarak direndik. Şanlı bir zafer ortaya koyduk. Bugün şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyoruz. Bir yandan kayıplarımızdan dolayı hüzün duyarken bir taraftan kahramanlığımızla göğsümüz kabarıyor. 15 Temmuz ruhunu yaşatmaya ve nesilden nesle aktarmaya gayret ediyoruz.” dedi.
Altun, 15 Temmuz sonrasında elde edilen kazanımlarla geleceğe güvenle, kendinden emin ve umutla baktıklarını belirterek, bu kazanımların başında, milletin kendi meselelerinde yegane özne ve bu ülkenin gerçek sahibi olduğunu görüp göstermesinin geldiğini ifade etti.
GELECEĞE GÜVENLE BAKIYORUZ
Geçmişin kötü yönetiminden, vesayet anlayışından, halka tepeden bakan tavır ve uygulamalarından doğan tortuların temizlendiğini ve devlet-millet bütünleşmesinin gerçekleştiğini aktaran Altun, şunları söyledi:
“15 Temmuz’dan sonra millet devletine sahip çıktı. Ülkemizdeki kadim hükümet sistemi krizinin çözümü de 15 Temmuz sonrasında mümkün oldu. Türkiye’nin artık kolayca siyasi istikrarsızlık batağına sürüklenmeyeceğini bilerek bugün geleceğe güvenle bakıyoruz. 15 Temmuz sonrası elde edilen kazanımlar sayesinde, ülkemiz kendini hedef alan diğer bütün tehditlerle olduğu gibi terörle de çok etkili bir mücadele yürütüyor. FETÖ ve diğer habis örgütlerden, dış güçlerin etkisinden bağımsızlaşan devletimiz, çok daha sağlıklı işlemeye başladı. Bugün terörü kaynağında kurutma stratejisi sayesinde terör örgütlerini faaliyete geçmeden hedef alıyoruz. Ülkemizin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği atılım, uluslararası askeri üslerle artan askeri kapasitesi ve etkin uluslararası istihbarat yapılanması ve operasyonları, 15 Temmuz’dan sonra elde edilen kazanımlardır.”
FETÖ mazisinin 40 yıl geriye gittiğine, bunun dış desteklerle örgütlenmiş, gizli, hibrit bir terör örgütü olduğuna işaret eden Altun, FETÖ ile mücadelenin 15 Temmuz’dan önce başladığını ve 15 Temmuz sonrasında hızlandığını aktardı.
Bu mücadelede çok önemli kazanımların elde edildiğini vurgulayan Altun, bununla birlikte FETÖ ile mücadelenin, örgütün hiçbir kalıntısının kalmaması için sürdüğünü söyledi.
FETÖ ile mücadelenin uluslararası boyutuna dikkati çeken Altun, “Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere devletimizin tüm kurumları olarak her fırsatta FETÖ’nün nasıl şer şebekesi olduğunu anlatıyoruz. Birçok dost ve kardeş ülke FETÖ’yü gerçek yüzüyle tanıdı, FETÖ tehdidinin ne boyutlara varabileceğini gördü. Her ne kadar kimi Batı ülkeleri FETÖ mensuplarına yönelik korumacı bir tavır içine girse de günden güne başarılı diplomatik hamlelerimizle, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın güçlü liderliğiyle Batı’da da bu hain terör örgütüne mevzi kaybettiriyoruz.” dedi.
Fahrettin Altun, programın 15 Temmuz ruhunun yaşatılıp nesilden nesle aktarılmasına vesile olmasını diledi.
Panele, TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı ile Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz de katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, 15 Temmuz gecesi yaşananların yer aldığı video izletildi.
]]>PROGRAM ANMA YÜRÜYÜŞÜYLE BAŞLADI
15 Temmuz Anma Etkinlikleri Konya protokolünün ve vatandaşların katılımıyla Alaaddin Tepesi’nden başlayıp Mevlana Meydanı’nda sona eren anma yürüyüşü ve Aslanlı Kışla Caddesi – Konya Büyükşehir Belediyesi Şehitler Abidesi arasında düzenlenen 15 Temmuz Şehitleri Sancak Koşusu ile başladı. Daha sonra meydanda toplanan binlerce vatandaş Konya Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’nın “Kahramanlık Türküleri Konseri”ne eşlik etti.
“TIPKI 8 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE 85 MİLYON HEPİMİZ TEK YUMRUĞUZ”
Şehitlerimizi anmak için saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın coşkuyla okunmasından sonra etkinliklerde dev ekrandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması Konyalılar tarafından ilgiyle takip edildi.
15 Temmuz’un 8’inci seneyi devriyesinde tüm Türkiye’nin birbirine kenetlenmiş durumda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi bugün de omuz omuzayız, biriz beraberiz; genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 85 milyon hepimiz tek yumruğuz. Bu aziz milletin bir ferdi ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, bu muhteşem kardeşlik tablosundan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bu muazzam birlik ve beraberlik için, dosta güven, düşmana korku veren bu dik duruş için her birinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz, zira onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz” ayetini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Manevi bakımdan böyle şerefli bir makama ulaşmak, şehadetle müşerref olmak dünyada her kula nasip olmaz. 15 Temmuz gecesi, darbeye direnen vatandaşlarımızdan 252 şehidimiz bu müjdeye mazhar oldu ve şehitlikle şereflendi. Şehitlerimizin yanı sıra 2 bin 740 insanımız da o gece yaralanarak gazi oldu. Rabbim, Peygamberlikten sonra en yüce mertebe olduğu bildirilen kahramanların hepsinden razı olsun diyorum. Aynı şekilde, her biri birer fedakarlık ve cesaret timsali olan gazilerimize de Mevla’dan hayırlı, sağlıklı ve bereketli ömürler diliyorum. Yine bu vesileyle, o gece televizyondan yaptığımız çağrıya icabet ederken sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, uçakların, helikopterlerin karşısına korkusuzca dikilen, kurşunlara karşı göğüslerini siper eden, ellerinde bayraklarıyla bir istiklal şöleni yazan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
“MERHAMET EDERSEK MAHCUP OLURUZ”
Allah’tan, böylesine karanlık bir geceyi bir daha millete yaşatmamasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesinde fayda görüyorum; yurt dışındaki şarlatandan emir alarak pis ellerini vatanımıza uzatan FETÖ’cü alçaklar, döktükleri kanla tarihimize kara bir leke olarak geçtiler. Modern dönem haşhaşilerini ne biz affedeceğiz ne de 252 evladını bir gecede kara toprağa veren milletimiz affedecektir. Ülkemize, milletimize ve milli iradenin temsilcisi olan hükümetimize kast eden bu ihanet şebekesi, değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacak. Bugün altını çizerek tekrar vurguluyorum, zalime merhamet, mazluma zulümdür. Üzerinden 8 sene geçmesine rağmen acımız da öfkemiz de tazedir. FETÖ ile ve vesayetle mücadele azmimiz ilk günkü kadar diridir, güçlüdür, ayaktadır. Allah’ın izniyle bu kararlılığımızdan hiçbir surette taviz vermeyeceğiz” değerlendirmesini yaptı.

BAŞKAN ALTAY ŞEHİTLERİMİZE RAHMET, GAZİLERİMİZE SAĞLIK DİLEDİ
15 Temmuz Gazisi Recep Kara’nın konuşmasının ardından Mevlana Meydanı’nı dolduran Konyalılara hitap eden Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türk milletinin kahramanlık destanlarına bir yenisini daha eklediği 15 Temmuz 2016’daki ihanet girişimine karşı canlarını siper ederek şehadete eren şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere de sağlık ve afiyet diledi.
“TÜM DÜNYAYA, DARBEYE NASIL KARŞI KONULACAĞINI GÖSTERDİK”
“Nasıl ki ecdadımız yedi düvele karşı Çanakkale’de canını feda ederek savaştıysa, 15 Temmuz’da da kahraman milletimizin çelikten iradesi hainleri perişan etti” diyen Başkan Altay, “Millî kimlik ve karakterinde Allah’tan başka bir güç tanımayan kahraman milletimiz o gece de canıyla, kanıyla mücadele etti ve asla karanlığa teslim olmadı. Her zaman milletinin önünde dimdik duran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle sokaklara çıkan kardeşlerimiz, tüm dünyaya, darbeye nasıl karşı konulacağını ve iradesine nasıl sahip çıkılacağını gösterdi. Asırlar boyu ecdadımızın sinesinde taşıdığı inanç, cesaret ve kahramanlık, 15 Temmuz gecesi şehir meydanlarında, milletimizin sinesinde yeniden vuku buldu” ifadelerini kullandı.
“BİZE DÜŞEN BUNDAN SONRA DA 15 TEMMUZ’U UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAKTIR”
Darbeyi püskürten Türk milletinin, bununla da yetinmeyerek 27 gün boyunca şehir meydanlarında demokrasinin, millî iradenin ve bağımsızlığın sarsılmaz bekçisi olduğunu anımsatan Başkan Altay, “O gece, vatan ve millet gayesiyle hareket eden tüm kardeşlerim birer kahramandır. Yüce Allah hepinizden razı olsun. Bize düşen; bundan sonra da bu hainlere ve işbirlikçilerine karşı her zaman uyanık olmaktır. 15 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamaktır. İntikam duygusuyla ülkemizdeki her olayı provoke etmeye çalışan hain FETÖ’ye ve tüm terör örgütlerine karşı savaşta, her zaman devletimizin, milletimizin ve bayrağımızın yanında durmaya devam etmektir. Kimsenin şüphesi olmasın ki, o gece şehadet mertebesine ulaşan kahramanlarımız başta olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarını ilelebet yaşatacağız” açıklamalarını yaptı.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR ŞEY YAŞANMAZ”
AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, “Cumhurbaşkanımızın canına kast edilmesi, millî iradenin tecelligâhı meclisin, Cumhurbaşkanlığı’nın bombalanması, uçaklara, tanklara, tüfeklere çıplak elleriyle dur diyen vatandaşlarımıza, aziz milletimize saldıran ve mermi yağdıran bu hain güruha biz 15 Temmuz gecesinde ‘dur’ dedik. Cumhurbaşkanımız canlı olarak bağlandı ve dedi ki; ‘Milletin gücünün üzerinde bir güç tanımıyorum, sizleri meydanlara davet ediyorum.’ Ve bizler de meydanlara gittik. Bu gerçekten tarihimizde bir milattır. Milletimizle ne kadar gurur duysak azdır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yaşanmaz” dedi.
“İNŞALLAH BÖYLESİNE BİR GECEYLE BİR DAHA KARŞI KARŞIYA KALMAYIZ”
Konya Valisi Vahdettin Özkan ise programda yaptığı konuşmada, aziz Türk milletinin ve Anadolu medeniyetinin mensubu olmaktan gurur duyduğunu dile getirdi. Toplumun geleneklerini taşımayan ve hissiyatına tercüman olmayan bir anlayışın kabul edilemeyeceğini vurgulayan Vali Özkan şu ifadelere yer verdi: “Milletimiz, insanlarımız, iyi niyetli gençlerimiz, kemale ermiş büyüklerimiz, bu tezgahı görüp, bunların kötü emellerine ‘dur’ dedi. Bunun patlaması da 15 Temmuz akşamıydı. İnşallah böylesine bir geceyle millet olarak bir daha karşı karşıya kalmayız.”

7’DEN 70’E KONYALILAR BÜYÜK COŞKU YAŞADI
Mevlana Meydanı’nı 7’den 70’e bayraklarla dolduran Konyalıların büyük coşku yaşadığı anma programında; 15 Temmuz’u anlatan sinevizyon gösterimleri duygulu anlar yaşatırken, 15 Temmuz şehitlerimizin aziz hatırasına, 251 adet Türk bayraklı led ışıklı uçan balonun gökyüzüne bırakılması renkli görüntüler oluşturdu.
Talha Bora Öğe’nin şiir dinletisi, Savaş Talha ve Eşref Ziya konserleriyle devam eden anma programında saatler 00.13’ü gösterdiğinde ise selâ okundu. Program, yapılan dualarla tamamlanırken, demokrasi nöbeti sabah ezanına kadar devam etti.
Programa; AK Parti Konya Milletvekilleri Tahir Akyürek, Orhan Erdem, Mustafa Hakan Özer ile önceki dönem milletvekilleri, Konya İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul, Konya 3. Jet Ana Üst Komutanı Tümgeneral Kadircan Kottaş, Cumhuriyet Başsavcısı Halil İnal, Hava Savunma Tugay Komutanı Tuğgeneral Yusuf Diker, İl Emniyet Müdürü Mahmut Karabulut, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, MHP Konya İl Başkanı Remzi Karaarslan, belediye başkanları, rektörler, bürokratlar, oda başkanları, STK temsilcileri ve binlerce Konyalı vatandaş katıldı.
]]>Peygamberler tarihinin pek çok önemli hadisesine sahne olan bu ayın, Müslümanların inanç ve gönül dünyalarında özel bir yere sahip olduğunu anlatan Erbaş, muharremin barındırdığı hikmetlere binaen hürmete layık bir ay olarak kabul gördüğünü ifade etti.
Muharremin aynı zamanda hicri takvimin başlangıç ayı olduğunu hatırlatan Erbaş, bu açıdan Müslümanlara, Hazreti Muhammed ve ona tabi olanların, cahiliye karanlığından uzaklaşarak aydınlık bir çağın temellerini attıkları kutlu hicretini hatırlattığını kaydetti.
Erbaş, bu ayın çile ve ızdırap dolu Mekke döneminin ardından Müslümanların bir muştu serinliğinde yeni başlangıçlara doğru yürüyüşünü de hatırlattığına işaret ederek şöyle devam etti:
“Diğer yandan muharrem ayı, Ehl-i Beyt’in kutlu mensubu Hazreti Hüseyin’in ve arkadaşlarının şehadetinin acısını ve hüznünü taşır. Maalesef hicri 61 yılının 10 Muharrem’inde, Peygamber Efendimizin çok sevdiği torunlarından Hazreti Hüseyin ve beraberindeki pek çoğu Ehl-i Beyt’ten yetmiş kadar mümin, Kerbela’da acımasızca şehit edilmiştir. Muharrem ayı, o tarifi imkansız elemi bizlere yeniden hatırlatır. Yüreklerimizi derin bir hüzne gark eder.”
Erbaş, hakkın, hukukun, adaletin, merhametin müdafaası için yola çıkan Hazreti Hüseyin ve maiyetindekilerin, zulme karşı onurlu mücadeleleri ve asil duruşlarıyla, hak ve hakikat yolunda yürüyenlerin gönüllerinde müstesna bir yer edindiği değerlendirmesinde bulundu.
Hazreti Hüseyin ve beraberindekileri şehit edenlerin, tarihin karanlık sayfalarında ilelebet mahkum edildiğini de belirten Erbaş, “Zira Allah Rasulü’nün Ehl-i Beyti, Müslümanlar için kıymetli bir emanettir. Hazreti Hüseyin ise bizatihi Peygamber Efendimizin övgüsüne, ilgisine ve muhabbetine mazhar olmuş bir şahsiyettir. Onları sevmek, Allah ve peygamber sevgisinin bir tezahürüdür. Onlara hürmet etmek, her Müslümanın sorumluluğudur.” ifadelerine yer verdi.
Hazreti Hüseyin’i sevmek ve onun yolundan gitmenin geçmişte olduğu gibi bugün de tüm zorluklara göğüs gererek onurlu ve ilkeli bir hayatı tercih etmeyi, zulmün karşısında, mazlumun yanında durmayı, haktan ve hakikatten yana saf tutmayı ve bu uğurda canını bile feda etmeyi göze alabilmek olduğunun altını çizen Erbaş, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla yüreği Kerbela ateşiyle yanan Müslümanlar olarak bizler, hüznümüzü bir matem atmosferine hapsetmeden yaşamalı ve bu olaydan çıkarılacak derslerle yeni Kerbela’ların yaşanmayacağı bir gelecek inşa etmenin gayreti içinde olmalıyız. Hazreti Hüseyin’in şahsında İslam davasına sahip çıkmanın faziletini, İslam kardeşliğinin kıymetini ve fitneden uzak durmanın önemini nesillerimize iyi anlatmalıyız.
Bu vesileyle başta Hazreti Hüseyin ve Kerbela mazlumları olmak üzere asrısaadetten günümüze kadar din, iman, vatan ve mukaddesat uğrunda feday-ı can eden bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum. İdrak ettiğimiz muharrem ayını ve Aşura gününü milletimizin, alem-i İslam’ın ve tüm insanlığın huzur ve selametine vesile kılmasını yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.”
8 Temmuz’da yapılan törende Eğitim Fakültesi birincisi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans Programından Betül Uçtu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi birincisi Ekonomi Lisans Progamından Gülnur Haşımlı, İlahiyat Fakültesi birincisi Hümeyra Çelik ve Konsey Başkan Yardımcısı Abdurrahman Cebecioğlu konuşma yaptı.

Fakülte birincilerinin konuşmalarının ardından Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Sağlam, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Akgün ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yücel, öğrencilerin mezuniyetlerini tebrik etti.
9 Temmuz 2024 tarihinde gerçekleştirilen mezuniyet töreninde ise sırasıyla; Edebiyat Fakültesi birincisi Psikoloji Lisans Programından Shams Mustafayeva, Hukuk Fakültesi birincisi Mehmet Ali Gider ve Konsey Başkanı Muhammed Mirac Kavşit, günün anlam ve önemini belirten birer konuşma yaptı.

Fakülte birincileri ve konsey başkanın konuşmalarının ardından, Edebiyat Fakültesi Dekanı adına Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Şahin ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlyas Çelebi, öğrencilerin mezuniyetlerini tebrik etti.
Dekanların konuşmalarının ardından Rektör Prof. Dr. Mustafa Sinanoğlu, “Sevgili öğrencilerimiz, kıymetli misafirlerimiz, Edebiyat fakültemiz 11., İlahiyat Fakültemiz 9., İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemiz 7., Eğitim Fakültemiz 2. ve Hukuk Fakültemiz 1. dönem mezunlarını hayata uğurlamanın sevincini ve gururunu yaşıyor. Siz sevgili öğrencilerimizi, kıymetli dekanlarımızı ve bölümdeki hocalarımızı tebrik ediyorum” diyerek öğrencileri tebrik etti.

Tercih döneminin yaklaştığını hatırlatan Sinanoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Yerleşkemize Edebiyat, İlahiyat ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemiz olmak üzere üç fakültede 10 lisans programı ile taşınan üniversitemiz; bugün Eğitim ve Hukuk’la beş fakültede 22 lisans programımızla eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmektedir. Bu yılın YKS sınav sonuçlarını biz de öğrenci adaylarımız gibi heyecanla bekliyoruz, bu tercih döneminde lisans programlarımıza 1.310 kontenjan ile yeni öğrencilerimizi bekliyoruz. Adaylara hayırlı başarılar ve hayırlı tercihler diliyorum.”
Üniversitenin akademik gelişimine vurgu yapan Sinanoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ülkemizde artık her il merkezinde en az bir, bazılarında birden fazla, hatta onlarca üniversite var. Üniversitemiz ülkemizdeki 208 yükseköğretim kurumu/üniversite içinde genç bir üniversite olmakla beraber istikrarlı gelişimiyle, akademik ciddiyeti ile tanınan, bilinen bir yükseköğretim kurumu olma hüviyetini kazanmıştır.
Üniversitemiz, yönetişim, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, topluma hizmet, uluslararasılaşma, uzaktan eğitim, kurumsal gelişim ve kalite politikalarının standartlarını belirlemiş ve kısa geçmişine rağmen iç kalite güvence politika ve süreçlerinde önemli mesafeler almış durumdadır.
Diyanet İşleri Başkanımız ve kurucu vakfımız, Türkiye Diyanet Vakfı’nın Mütevelli Heyetinin Kıymetli Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş hocamızın ve vakfımızın mütevelli heyet üyelerinin, Üniversitemiz Mütevelli Heyetinin Kıymetli Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç hocamız ve mütevelli heyetinin kıymetli üyelerinin, seçkin akademik kadromuzun ve idari personelimizin fedakar çabaları ile istikrarlı gelişimini sürdürerek bugünlere gelen üniversitemiz, başarılı bir gelişim grafiğini yakalamış durumdadır.

“YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR”
Elbette daha yapacak çok işimiz var. Ancak şurası çok önemli, ikinci dönem 2024-2028 stratejik plan politikaları ve üniversitemizin bütünleşik kalite plan ve süreçleriyle belirlenen alanlarda gerçekçi hedef ve politikalarla üniversitemizi daha da geliştirmek için ne yapacağımızı biliyoruz ve kadromuza güveniyoruz.
Üniversitemizin en temel özelliği, seçkin ve güçlü bir akademik kadroya sahip bulunmasıdır. Kadromuz her dönem giderek zenginleşmektedir, bu yaz döneminde de aramıza yeni hocalarımız katılacaktır. Siz kıymetli hocalarımız ile kesinlikle ülkemiz standartlarının üzerinde bir eğitim öğretim faaliyeti sürdürmekteyiz.
Lisans eğitiminden sonra Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tezli/tezsiz yüksek lisans ve doktora programlarımız her yıl gelişmekte ve her yıl niteliği/keyfiyeti önceleyen lisansüstü eğitim öğretim anlayışımızı geliştirme çabası içindeyiz.
Önümüzdeki hafta lisansüstü programlarımızın sınavlarını gerçekleştireceğiz. Bu sınavlarda kendi mezunlarımızın farkı ve başarısı bizim için bir sevinç ve gurur vesilesi olmaktadır. Kendi mezunlarımız başta olmak üzere lisansüstü öğrencilerimiz, farklı üniversitelerde -başarı seviyeleriyle dikkat çekerek- araştırma görevliliği kadrolarına rahatlıkla atanıyorlar.
Üniversitemizin bir diğer ayırıcı özelliği ise öğrenci odaklı eğitim anlayışına sahip olmasıdır.
Nitekim öğrencilerimizi öğrenim süreçlerinde yönlendirmek, geliştirmek ve kazanmak amaçlı farklı danışmanlık ve destek programları uygulamaktayız.
Hazırlık programlarımız, Arapça, İngilizce ve Türkçe öğretiminde bir marka haline gelmiş olup dil öğretmekle sınırlı kalmıyor, öğrencilerimizin disiplinli çalışma becerilerini geliştirerek onları aynı zamanda lisans programlarına hazırlamaktadırlar.
Öte yandan üniversitemizin lisans ve lisans üstü programları disiplinli çalışmayı gerektiren bir yoğunluğa ve iş yüküne sahiptir.

“65 ÜLKEDEN 400’E YAKIN ÖĞRENCİMİZ VAR”
Yine son yıllarda Türk yükseköğretim kurumlarının uluslararasılaşma çabaları da dikkat çekmektedir. Avrupa birliği ve Batı ülkelerinin üniversiteleri yanında İslam ülkeleri coğrafyası ile uzun yıllar ihmal edilmiş olan akademik ilişkilerimiz geliştirilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizdeki yurtdışı öğrencisi sayısında her yıl artış gözlemlenmektedir. Üniversitemizde de Türk Cumhuriyetlerinden, diğer İslam ülkelerinden, Avrupa ülkelerinden, Balkanlardan Endonezya’ya, Rusya Ferderasyonu’ndan Afrika ülkelerine 65 farklı ülkeden 400’e yakın uluslararası öğrencimiz mevcuttur.
Saygıdeğer hocalarım, meslektaşlarım ve kıymetli öğrencilerimiz, güçlü akademik kadromuz, seviyeli programlarımız, özverili idari personelimiz ve siz kıymetli öğrencilerimizin bilinçli, istikrarlı emekleri, çabaları bir araya geldiğinde iyi niyet ve samimiyet ile aile ortamında gelişen istikrarlı, nitelikli bir başarı hikayesine şahit olmaktayız.
Mezunlarımızın tercih ettikleri farklı meslek alanları ve lisansüstü sınavlarda gösterdikleri başarılar bize her yıl gurur vermektedir.
Üniversitemize hiçbir zaman desteğini esirgemeyen Diyanet İşleri Başkanımız ve kurucu vakfımız, Türkiye Diyanet Vakfı’nın Mütevelli Heyetinin Kıymetli Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş hocamıza ve Üniversitemiz mütevelli heyetinin kıymetli başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç hocamıza içtenlikle teşekkürlerimi arz ederim.
Bu vesileyle önceden belirlenmiş bir programı sebebiyle aramızda bulunamayan Prof. Dr. Ali Erbaş hocamızın ve Dr. Tayyar Altıkulaç hocamızın selamını ve mezunlarımıza başarı dileklerini sizlere iletmek isterim.
Sevgili öğrencilerimiz iyi, seviyeli bir lisans eğitimi aldınız; sizleri hayata, mesleğe, bilimsel çalışmalara uğurluyoruz. Aldığınız eğitimi geliştirin, çünkü gerçekten günümüzde sıradan insanların şansı kısıtlı… Hedeflerinizi ve bu hedeflere ulaşmak yolunda ihtiyaçlarınızı belirleyin, hırs yapmayın ama kararlı iradeli olun, gün be gün kendinizi geliştirin, kaybedecek zamanınız yok…

Sevgili öğrencilerimiz ülkemize, insanımıza, bölgemize ve hatta insanlığa katkı yapmak yolunda bir derdimiz, hedefimiz olsun. Vaktimizin kıymetini bilelim, merak edelim, devamlı araştıralım, okuyalım; kendimizi geliştirmeye devam edelim. Sizlere tekrar hayırlı başarılar dilerim.
Siz kıymetli mezun öğrencilerimiz, Sizler 29 Mayıs ailesinin bir üyesisiniz, size her zaman kapımız açık, burası sizin üniversiteniz, sizin eviniz…
Ayrıca 2024-2025 akademik yılı tercih döneminde, güçlü akademik kadromuzla, her yıl ihtiyaçlara göre geliştirilmiş lisans ve lisans ve lisansüstü programlarımızla, her gün gelişen üniversite kütüphanemiz ve bu güzel yerleşkemizle, Kurucu Vakfımız ve Mütevelli Heyetimiz desteğiyle hazırladığımız burslarımız ve çeşitli imkanlar ile yeni öğrencilerimizi bekliyoruz…
Bu vesileyle, Filistin’de Gazze’de sizler gibi eğitim öğretimine devam edip bugünlerde mezun olması beklenen ama maalesef, evleri, hastaneleri, okulları başlarına yıkılan ve canlarını kaybeden, şehadete eren on binlerce masum, mazlum Filistinli kardeşimizi de rahmetle anıyorum, bu zulmü şiddetle kınıyorum.
Allah yar ve yardımcınız olsun, Allah yolunuzu açık etsin.”
Mezuniyet töreni dereceye giren öğrencilere plaket ve hediyelerinin takdimi ile sona erdi.
TRUMP İLE KONUŞMAMIZ SAMİMİYDİ
Olay sonrasında Trump ile yaptığı konuşmaya değinen Biden, “Çok samimiydi. Ona ne kadar endişeli olduğumu ve nasıl olduğunu bildiğimden emin olmak istediğimi söyledim. Sesi iyi geliyordu. İyi olduğunu söyledi ve onu aradığım için teşekkür etti” dedi. “Bu silahlı saldırı yarışın gidişatını değiştirdi mi?” sorusu karşısında “Bunu ben bilmiyorum. Siz de bilmiyorsunuz” diyen Biden, güvenlik açığı olup olmadığı sorusuna ise “Durum Odası’nda FBI ve Gizli Servis ile iki toplantı yaptım. Ve hepsinden tamamen bağımsız bir analiz istedim. Bu analizin sonucu geldiğinde ne olacağını göreceğiz” yanıtını verdi.
HATASINI KABUL ETTİ
Joe Biden, suikast girişiminden günler önce bağışçılarıyla yaptığı özel telefon görüşmesinde “(Eski ABD Başkanı) Trump’ı hedef alma zamanı geldiğini” söylemesinin “hata” olduğunu belirterek, “Ona odaklanalım demek istemiştim.” dedi.
28 KEZ YALAN SÖYLEDİ
Soru üzerine Trump ile gerçekleştirdiği seçim münazarasına da değinen Biden, daha sonra münazaranın tamamını izlemediğini ifade etti. Basının yalnızca kendi performansını gündeme getirmesine tepki gösteren Biden, Trump’a ithafen “Neden söylediği yalanlar hakkında konuşmuyorsunuz? Bu konuda neredesiniz? Basın neden bundan hiç bahsetmiyor? O tartışmada 28 kez yalan söylediği doğrulandı” ifadelerini kullandı.
“ONDAN SADECE 3 YAŞ BÜYÜĞÜM”
İlerleyen yaşı nedeniyle yapılan ABD başkanlık yarışından çekilme çağrılarına yanıt veren Biden, “Ben yaşlıyım. Ama Trump’tan sadece üç yaş büyüğüm ve zihinsel durumum oldukça iyi” ifadelerini kullandı. “Üç buçuk yılda herhangi bir başkanın uzun zamandır yapamadığını yaptım” diyen Biden, “İnsanların neden ‘Tanrım, adam 81 yaşında’ dediklerini anlıyorum. Vay be! 83, 84 yaşına geldiğinde ne olacak? Bu makul bir soru” şeklinde konuştu. Demokrat seçmenlerin ön seçim döneminde kendisini liste başı olarak seçtiğini hatırlatan Biden, “Onları dinliyorum” dedi.
Seçim yarışında kalmak ya da yarıştan çekilmek gibi konularda kime danıştığı sorusuna ise Biden, “Kendime. Bunu uzun zamandır yapıyorum” yanıtını verdi.
TRUMP KIŞKIRTICI DİL KULLANIYOR
8 Temmuz’da bağışçılarla yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında kullandığı “Trump’ı hedefe koymanın zamanı geldi” ifadelerine açıklık getiren Biden, “Bu kelimeyi kullanmak bir hataydı” şeklinde konuştu. “Ona odaklanın demek istedim. Ne yaptığına odaklanın. Politikalarına odaklanın, münazarada söylediği yalanların sayısına odaklanın” diyen Biden, “Ben ‘İlk günden diktatör olmak istiyorum’ diyen adam değilim. Seçimin sonucunu kabul etmeyi reddeden adam ben değilim. Bu seçimin sonucunu otomatik olarak kabul etmeyeceğini söyleyen adam değilim. Ülkenizi sadece kazandığınızda sevemezsiniz. Dolayısıyla odak noktamız onun söyledikleriydi” diye konuştu.
Kullandığı dilin kışkırtıcı olabileceği konusunda vicdan muhasebesi yapıp yapmadığı sorulan Biden, “Birilerini kışkırtabilirim diye bir şey söylemiyor musunuz?” yanıtını verdi. Kendisinin değil, rakibi Trump’ın kışkırtıcı bir dil kullandığını söyleyen Biden, “Ben böyle bir dil kullanmadım. Rakibim böyle bir dil kullanıyor. Kaybederse ortalığın kan gölüne döneceğinden bahsediyor, Kongre Binası’nda yaşananlar nedeniyle tutuklanan ve hapse mahkum edilen herkesi nasıl affedeceğinden bahsediyor” dedi.
TRUMP İLE KONUŞMAMIZ SAMİMİYDİ
Olay sonrasında Trump ile yaptığı konuşmaya değinen Biden, “Çok samimiydi. Ona ne kadar endişeli olduğumu ve nasıl olduğunu bildiğimden emin olmak istediğimi söyledim. Sesi iyi geliyordu. İyi olduğunu söyledi ve onu aradığım için teşekkür etti” dedi. “Bu silahlı saldırı yarışın gidişatını değiştirdi mi?” sorusu karşısında “Bunu ben bilmiyorum. Siz de bilmiyorsunuz” diyen Biden, güvenlik açığı olup olmadığı sorusuna ise “Durum Odası’nda FBI ve Gizli Servis ile iki toplantı yaptım. Ve hepsinden tamamen bağımsız bir analiz istedim. Bu analizin sonucu geldiğinde ne olacağını göreceğiz” yanıtını verdi.
28 KEZ YALAN SÖYLEDİ
Soru üzerine Trump ile gerçekleştirdiği seçim münazarasına da değinen Biden, daha sonra münazaranın tamamını izlemediğini ifade etti. Basının yalnızca kendi performansını gündeme getirmesine tepki gösteren Biden, Trump’a ithafen “Neden söylediği yalanlar hakkında konuşmuyorsunuz? Bu konuda neredesiniz? Basın neden bundan hiç bahsetmiyor? O tartışmada 28 kez yalan söylediği doğrulandı” ifadelerini kullandı.
“ONDAN SADECE 3 YAŞ BÜYÜĞÜM”
İlerleyen yaşı nedeniyle yapılan ABD başkanlık yarışından çekilme çağrılarına yanıt veren Biden, “Ben yaşlıyım. Ama Trump’tan sadece üç yaş büyüğüm ve zihinsel durumum oldukça iyi” ifadelerini kullandı. “Üç buçuk yılda herhangi bir başkanın uzun zamandır yapamadığını yaptım” diyen Biden, “İnsanların neden ‘Tanrım, adam 81 yaşında’ dediklerini anlıyorum. Vay be! 83, 84 yaşına geldiğinde ne olacak? Bu makul bir soru” şeklinde konuştu. Demokrat seçmenlerin ön seçim döneminde kendisini liste başı olarak seçtiğini hatırlatan Biden, “Onları dinliyorum” dedi.
Seçim yarışında kalmak ya da yarıştan çekilmek gibi konularda kime danıştığı sorusuna ise Biden, “Kendime. Bunu uzun zamandır yapıyorum” yanıtını verdi.
“Hedef” ifadesine açıklık getirdi
TRUMP KIŞKIRTICI DİL KULLANIYOR
8 Temmuz’da bağışçılarla yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında kullandığı “Trump’ı hedefe koymanın zamanı geldi” ifadelerine açıklık getiren Biden, “Bu kelimeyi kullanmak bir hataydı” şeklinde konuştu. “Ona odaklanın demek istedim. Ne yaptığına odaklanın. Politikalarına odaklanın, münazarada söylediği yalanların sayısına odaklanın” diyen Biden, “Ben ‘İlk günden diktatör olmak istiyorum’ diyen adam değilim. Seçimin sonucunu kabul etmeyi reddeden adam ben değilim. Bu seçimin sonucunu otomatik olarak kabul etmeyeceğini söyleyen adam değilim. Ülkenizi sadece kazandığınızda sevemezsiniz. Dolayısıyla odak noktamız onun söyledikleriydi” diye konuştu.
Kullandığı dilin kışkırtıcı olabileceği konusunda vicdan muhasebesi yapıp yapmadığı sorulan Biden, “Birilerini kışkırtabilirim diye bir şey söylemiyor musunuz?” yanıtını verdi. Kendisinin değil, rakibi Trump’ın kışkırtıcı bir dil kullandığını söyleyen Biden, “Ben böyle bir dil kullanmadım. Rakibim böyle bir dil kullanıyor. Kaybederse ortalığın kan gölüne döneceğinden bahsediyor, Kongre Binası’nda yaşananlar nedeniyle tutuklanan ve hapse mahkum edilen herkesi nasıl affedeceğinden bahsediyor” dedi.
Son zamanlarda gündeme gelen 3. Dünya Savaşı’yla ilgili de konuşan Akar, 3. Dünya Savaşı’nın bir bakıma başladığını belirterek, savaşın üç aşamadan oluştuğunu ifade etti. Şu anda dünyada yaşananların savaşın hazırlık aşamasını oluşturduğunu vurgulayan Akar “Bu hazırlıkların yeterli olduklarını gördüklerinde savaş başlar” dedi.
Akar’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar:
“15 TEMMUZ BÜYÜK BİR ALÇAKLIK”
Bizim 2500 yıllık çok geniş tarihimiz var. Büyük milletin mensuplarıyız. Tarihin akışı içinde her zaman tarih yaşamak için değil, oradaki acılardan ibret almak, şanlı şöhretli taraflarından ilham almak için tarihe bakmak lazım. Bu süreç içinde karşılaştığımız olay var. Hain darbe girişi bunların hiçbirine benzemiyor. Büyük bir alçaklık, namussuzluk. 15 Temmuz gecesi büyük ihanetle karşılaştık. Devlet yapısında büyük bir yıkıma sebep oldu, toplumumuzda da öyle. 252 şehit verdik. Yaralılar çok ıstırap çektiler. Resul diye bir kardeşim vardı, bağırsaklar elinde geziyordu. Birçok yaralımız var hepsi önemli ve değerlidir.
“EMPERYALİZM BİR AKREP GİBİDİR”
Darbe girişimi AK Parti’ye karşı yapılmadı. Bütün millete yapıldı. FETÖ’nün yargılanması konusunda bazı oluşumlar bu anmaların, demokrasi ve milli birlik gününün anılmasının AK Parti’nin ve MHP’nin olduğu yerlerde yapıldığını görüyoruz. Burada bir tarafgirli var. Bakışta bir hata var. Bu emperyalist güçler akrep gibi. Akrepler sokmadan duramaz. Akrepler de duramıyor. FETÖ’yü devletimize ve milletimize karşı kullandılar. Hukukla alakaları yok bunların. İsrail’de büyük bir zulüm var. Soykırıma varan icraatta bulunuyorlar. Büyük bir körlük ve sağırlık içindeler. Bizim inancımız, inşallah Cumhurbaşkanımızın çalışması, hükümetimizin çalışması bunların adalet ve hukuk önünde hesap vermelidirler. Kör ve sağır ülkelerin kendilerini toparlamalarını bekliyoruz.
“85 MİLYON BÜYÜK BİR ŞUURLA KARŞI KOYDU”
Yüz yıllardan beri bu konuda anlaşmalara baktığımızda Türkiye’ye karşı abanma var. Askeri ve siyasi anlamda. Eğer biz İHA’yı, SİHA’yı yapamasaydık, Selçuk Bey bu işi başaramasaydı çok ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. Diplomasimizi rahatlıkla yürütebiliyorsak savunma sanayinin büyük etkisi var. FETÖ konusunda bazı kişiler ve kuruluşlar zihnen bunları mahkum etmediler. Bu konuya yaklaşımları hükümet meselesi gibi bakıyorlar. Muhalefet, iktidar meselesi gibi bakıyorlar. Bu son derece yanlış. Bu meselede direnişte vatandaşımızın aklı selimi, feraseti olmasaydı. FETÖ’ye karşı bütün milletimiz, 85 milyon büyük şuurla karşı koydular.
“SUDAN SEBEPLERLE ELEBAŞINI VERMİYORLAR”
Türkiye uydu gibi yönetilecekti. Ne Azerbaycan’la kardeşlerimize önem vereceklerdi. Ne Libya ile ilişkilerimize saygı göstereceklerdi. FETÖ elemanlarının yurt dışında kollanmaları bunun açık göstergesi. Şu anda birçok FETÖ hesabı Cumhurbaşkanımıza ve bizlere karşı yalan iftira, tacizde bulunmayı sürdürüyor. Bunlar korunuyor, kollanıyor. Avrupa’dan, Amerika’dan yapıyorlar. Oradaki ilgili birimler tedbir almıyorlar. Adalet Bakanlığımız 80-100 klasör gönderdi FETÖ elebaşının Türkiye’ye iadesi için. Sudan gerekçelerle cevap vermediler. Bu mücadeleyi devlet olarak sürdüreceğiz.
TSK’DA FETÖ NE KADAR BİLİNİYORDU?
7 Şubat 2012’ye kadar teröristle alakalı konusunda, kendilerini kuzu postuna büründürmek suretiyle kendilerini kamufle ettiler. 7 Şubat’ta gördük. 17-25 ve 15 Temmuz’a geldik. F tipi diye gerçeklik vardı daha sonra paralel devlet yapısına dönüştü. F tipi dinleme yapar, yalan yanlış, imzalı imzasız mektuplar gönderir, kumpas davaları açar. 17-25’de gerçek yükü görülmeye başladı. Ondan sonra istihbarat birimlerimiz ve diğer kurumlarımız. Bunlar baştan itibaren çeşitli birimlere nüfuz etmişler aynı şekilde silahlı kuvvetlere. 10 bin 5 kişinin ilişiğini kesmiştik Bakan onayıyla. 15 Temmuz’dan sonra. Toplam 24 bin 652’ye ulaştı. Bir şekilde subay, general sızmış. Yargıda, istihbaratta, silahlı kuvvetlerimizde, üniversitelerimizde operasyon var.
FETÖ’NÜN KUMPAS DAVALARI
Askeri hapishaneye ilk defa rütbeliler gelmeye başladı. Olabildiğince komutanlarımızdan yardımıyla siyah elbise giydirilmesini kaldırdık. Hukuk çerçevesinde yapılacak ne varsa yapıldı. İnsani anlamda, askeri ve idari anlamda yapılacakları yapmaya çalıştık. O dönem içinde değişiklikler yapıldı. Hukuki anlamda süreç devam ediyordu. Kara Kuvvetleri Komutanı olduğumuzdan itibaren “burada Türkiye sathında her gittiğimiz yerde vazifemizi hukuk çerçevesinde, şeffaf yapacağız” demiştik. Personelimizi eğittik. Geçmişte karşılaştığımız bazı problemlerin tekerrür etmemesi için bunları vermeye çalıştık. Etrafımızda yakın çalıştığımız subay ve generaller var. Onların tavrından bazı farklılıkları sezdik. İstihbarat birimlerine tekrar tekrar sorduk. ‘Herhangi bir kayıt yoktur’ diye cevap geliyordu.
FETÖ’CÜ ASKERLER NASIL GİZLENDİ?
Bu arkadaşlarla çalıştığımız sırada ne basından çıkanlardan ne duyumlar ne varsa takip ettik. Üzerine gittik. Bilgi ve belge toplamaya çalıştık. 2015’te Genelkurmay Başkanı olmuştum. Kuvvet komutanları ve 2. Başkan ‘arkadaşlar anayasa, hukuk çerçevesinde şeffaf çalışacağız’ dedim. Elimizde yasal bir kanıt yoktu. Şüpheler vardı. İsimler tartışılıyor. Filanca kişi nasıl bir adam? 2016 Şurası’nda buna izin vermeyeceğimizi söylemiştim. Ne biliyorsanız, ne görüyorsanız, evine gidin, annesine babasına sorun, köyüne kasabasına sorun. 2016 Ağustos’una geldiğimizde kanaat sahibi olun diye emir verdim. Buna göre arkadaşlarımız çalışıyorlardı. Geldiğimiz nokta da arkadaşlarımızla bu bilgiler ve belgeler ilerledi. YAŞ çalışmasına bu anlayışla geldik. Olabildiğince gizli tuttuk. O zaman Yaşar Güler Paşa 2. Başkandı. 120-130 civarında general ve amiralın orduda kalmasının uygun olmayacağını tespit ettik.
“KORKU VE PANİKTEN ERKENE ALDILAR”
Sayın Cumhurbaşkanımızla konuştuğumuzda, siyasi, sivil kesimlerin de olduğunu söyledik. Sağolsunlar desteklediler bizi. Esasen bundan dolayı bazı bilgilere göre sonbaharda yapılacak olan hain darbe girişimini bu korku ve panikten dolayı Temmuz’a alındığı konusunda bir kanaat ve bilgi var. Yaklaşımımızın ne kadar doğru olduğunu terör örgütünün paniklediğini anlıyoruz. Tasfiye edeceğimizi gördüler, sapık yola başvurup darbe girişiminde bulundular. Bu kadar büyük olacağını, paralel devlet yapısının darbe girişiminde bulunacağına ihtimal vermiyoruz. Benim yaşadığım en büyük şok buydu. Bizim normal komutan arkadaşlarımız her konuya vakıftır. Asker olarak geçerken evladımıza sorarız ‘nasılsın’, ‘sağol’ derdi. Size özel kalem müdürlüğü yaıpmış, albaydan yarbaydan başka şeyler duyuyorsunuz. Burada 24 bin kişi atıldı. TSK’nın gücünün azaldığı gibi anlayışlar var bu tamamen yanlış.
DARBE AKŞAMI NELER KONUŞULDU?
Genelkurmay karargahındaydım. Yaşar Paşa geldi. bir binbaşının ‘MİT Başkanı’nın alınacağını’ söyledi. ‘Gelsin bir konuşun’ dedim. Durumun kritikliğini anlayalım diye Bakan Bey’le konuştuk. Hakan Bey, 2. Başkan ve Kara Kuvvetleri komutanı ile durumu tezekkür ettik. Zaten Cuma günü. Mesai bitmiş. Geçmişte buna benzer duyumlar almıştık. Garnizon komutanı rahmetli Servet Paşa’ydı, gidip zırhlı birliklerde yatmıştı. Asılsız çıktı. Biz teenni ile dikkatli bir şekilde davrandık. “Uçuşu, havadaki uçakları indirelim, uçaklara müsaade etmeyelim” dedik. Neler yapabileceğimizi madde madde belirledik. Tedbirleri açık ve şekilde direk emirleri verdim. Harekat Merkezi’ni aradım. Harekat Merkezleri 365 gün onlarca kişinin, uzmanın çalıştığı bir sistem. Bu sistem süratli çalışır. Bizim verdiğimiz emir, 19.25’te Kars’daki havaalanına gitmişti.
“O GECE TETKİKATIMIZI YAPTIK HER ŞEY NORMALDİ”
Uçakların kalkmasına müsaade edilmiyor. Kara Kuvvetleri Komutanımız, kara havacılığa gidiyor, binbaşının geldiği birliğe Herhangi bir anormallik olmadığını söylüyor. Kara Kuvvetleri Komutanı’nı denetlemeye gönderdim. Genelkurmay 2. Başkanı kendi çalışmasına gidiyor. Orada arkadaşlarımızın değerlendirmesini derledik toparladık. Hakan Bey çeşitli telefon görüşmeleri yaptı. Bizler o emirleri verdik. Bir girişim olabilir, engellememiz lazım diye söyledik. Gerekli tetkikatı yaptık. Hepsi bize normal geldi.
“DARBECİLERE BAĞIRIP, ÇAĞIRDIM”
Odamızda çalışıyorduk. Kapı çalındı içeri biri girdi. Mehmet Dişli girdi. ‘Biraz sonra göreceksiniz’ dedi kaba bir şekilde. Makam masasında oturmuyordum. Çalışma masasında oturuyordum. ‘Taburlar, tugaylar çıktı geliyor, bizim başımıza geçin’ dedi. ‘Sen manyak mısın, sakın ha böyle bir şey olmaz’ dedim. Bağırdık, çağırdık. İçeri bir sürü asker girdi. Normal değildi. Şok dediğim o. Hipnotize olmuşlar gibiydi. Emir subayı, korumalar, tanıdığım tanımadığım kişiler içeri daldılar. Bağırıp, çağırıyoruz. Dışarıdan sesler duyuluyormuş. Bazıları küfür ediyordu.
“DARBECİLERE ‘SIKACAKSAN SIK’ DEDİM”
Telefonum emir subayındaydı. Nitekim o telefonu daha sonra bulamadık. Birçok telefonu terk edilmiş durumdaydı. Benim telefonum yoktu. Emir subayına teslim ettiğim telefonu bir daha görmedim. Emir subayı içeri girdi ‘Başımıza geçmezseniz size sıkarım’ dedi. Biz de üzerine yürüdük ‘Sık ulan şerefsiz’ dedik. Ağzımız kapatıldı, nefes alamıyorduk. Bizi zaptetmek için ağzımıza, burnumuza bir şeyler tutuyordu. Orada bir kopukluk oldu. Düştük kalktık, koltuğa oturduk. ‘Plastik kelepçeyi çıkarın’ diye bağırdık. Kasatura ile kanırtmak suretiyle kopardılar. Daha sonra boğazımıza tuttuklarının eter olduğunu öğrendik. Oturduktan sonra ‘gidiyoruz’ dediler. Saat 11’e gelmiş. Makam odasından çıktık. Bütün özel kuvvet unsurları oradaydı. Ellerinde silahlar, yüzleri robot gibi, mankurtlardı. ‘Sizin ne işiniz var burada?’ dedim.
“DARBECİLER ‘BAŞIMIZA GEÇİN’ DEDİLER”
Karşıda birisi tüfeği tutup geri geri gidiyordu. Onlara bağırmıştım ‘defolun gidin’ diye. Orada itiş kakış oldu. Kefen bile istedim ben. Kıyafetin bütünlüğü vardı. Tabancam üstümde yoktu. Çıktık, Genelkurmay’ın ortasına helikopter indirmişler. Yolda giderken itiş kakış oldu. Helikopterde tüfeği doğrulttular, tekmeyle müdahale ettik. Akıncı üssüne vardık. Orada bizi odaya aldılar. Odada gelişler-gidişler oldu. Generaller, albaylar girip, çıkıyorlar. Bunların derdi, ‘darbe girişimini başlattık başımızda olun’ dediler.
“YAPTIĞINIZ ŞEREFSİZLİKTİR, ALÇAKLIKTIR DEDİM”
Kışladan giriş ve çıkışların esasları bellidir. Özel Kuvvetler, zırhlı birliklerin dışarı çıkmasına hangi akıl müsaade eder? ‘Şapkalarınızı giyin, yemeklerinizi yiyin’ diye emir verilebilir mi? Benim mizacımı biliyorlar. Anayasa, hukuk, mevzuat diyordum hep. Ne olduğumuzu anlamaları lazım. Kendilerine bir hayal kurmuşlar. Orada bana ‘darbe başarılı ile devam ediyor’ başımıza geçin dediler. Biz de küfürlü bir şekilde ‘yaptığınız büyük şerefsizlik, alçaklıktır’ dedim. ‘Siz bir kere bataklığa battınız, bundan sonra erkeklik, mertlik gösterip, gidip savcıya, polise, inzibata kime teslim olacaksanız olun’ dedim. Bunlar birkaç kez gidip geldiler.
“SİZİ FETULLAH GÜLEN’LE GÖRÜŞTÜREBİLİRİZ DEDİLER”
Ömer, Devrim, Mehmet Dişli, Akın Öztürk, Kubilay vardı. ‘Bu bildiriyi bana okur musunuz’ dediler. Elimin tersiyle ittirdim, almadım. Bu sefer kendileri okudular. Bildiride ekonomi konusunu okudular. ‘Siz kimsiniz ne anlarsınız’ diye bağırıp çağırdım. ‘Başınız, kıçınız kim?’ dedim. İsterseniz kanaat önderiyle Fetullah Gülen’le sizi görüştürebiliriz’ dediler, reddettim. Sabaha karşı moralleri bozulduktan sonra beni Cumhurbaşkanımızla görüştürmek için uğraştılar, ulaşamadıklarını söylediler.
“AKIN ÖZTÜRK ‘BEN DE GELEYİM’ DEDİ”
Orada televizyon var. Bir ara televizyonu açıyorlar, sonra kesiliyor. Polis harekat merkezinin bombalanmasını gördüm. Sabaha karşı Boğaz Köprüsü’nde askerlerin perişan halini gördükten sonra. Nihayet ‘Hakan Bey’e ulaştık’ dediler. Çok kısa görüşmemiz oldu. Hanımla 10-20 saniye kadar konuşabildik. Onlar evdeler, onlar da ayrı bir dram yaşıyorlar. Sayın Başbakanla, Binali Bey’le konuştum. Bu arada pistler bombalanıyordu. Uçakların kalkmaması için. Onlar üzerinde panik yaptı. Genelkurmay’a gideceğimi söyledim. ‘Çankaya’ya gidin’ dediler. Araba ayarlamışlar. Akın Öztürk de geldi. ‘Ben de gideyim’ dedi. Israr ettim ‘Sen burada kal’ dedim. Şaşırmışlardı, panik havası vardı.
“MEHMET DİŞLİ ‘BEN DE GELECEĞİM’ DEDİ”
Odadaydım, ‘dışarı çıkıp nefes alayım’ dedim. Odadakiler ‘dışarıda siviller var’ dediler. Helikoptere bindik. Mehmet Dişli’ye ‘sen de gelme’ dedim. ‘Benim gelmem lazım, ateş ediyorlar, darbecilerle irtibat halinde olacağım, ‘ateş etmeyin’ diye muhabereyi sağlayacağım’ dedi. Çankaya’ya geldik. Tuğrul Türkeş Bey’in odasıymış. Bizi oraya aldılar. Büyük şoklar yaşamışız. Kafamıza tabancayı dayamışlar. İlk andan itibaren Mehmet Dişli’nin bunlarla birlikte olduğunu arkadaşlarımıza söyledik.
“EVİMİZDEKİ ASTSUBAY DA FETÖ’CÜ ÇIKTI”
Yargı bunu hassas bir şekilde değerlendirdi kararı verdi. Mahkum olanlar kesinlik kazandı. Çankaya’da otururken eski Milli Savunma Bakanımız İsmet Yılmaz Bey ‘Malatya’da şunlar oluyor’ dedi. Orada telefon konuşmamız oldu ‘teslim olmalarını sağlayın’ dedim. Hanımla konuştum, ağlıyordu. Onun ağlamasından biz de duygusallaştık. Evlerde bize yardımcı olan astsubay vardı. Bir gardiyan gibi ailelerimizi enterne etmiş. O da FETÖ’cüydü. İletişimizi kesmiş. Telefonla görüştürmüyormuş. Son derece zalim tutum içindeymiş. Eşimin tanıdığı yüzler bunlar. Sosyal medyada FETÖ’cüler öldüğümüz şekilde yayınlar yapmış. Hanım ve çocuklar perişen vaziyetteler.
“YILLARCA DARBEYE HAZIRLANMIŞLAR”
Burada Cumhurbaşkanımıza hepimizin şükran duyması lazım. Son derece istikrarlı tutum takındı. Bayrağına, sancağına, vazifesine bağlı silahlı kuvvetlerimizin kahir ekseriyeti, polis ve jandarmamızın büyük çoğunluğuna saygı duymak lazım. 12 saat sürdü bu iş. Yıllarca hazırlanmışlar. Bu girişimin 12 saatte sona ermesi büyük bir olay.
“YAZILI SORULARA CEVAP VERDİM”
Bu olaylar oldu, alçak darbe girişimi bitince yargı safhası başladı, hukuki safha başladı. Ertesinde bir savcı arkadaşımız geldi. Biz ifademizi verdik. “Bizim esasımız anayasa, mevzuat, bilim ışığında yaptıklarımız oldu” dedi. Soruları cevapladık. Meclis’ten gelen teklife gitmeme durumumuz yok. Bize yazılı soru gönderdiler, cevapladık. Bir daha da talep olmadı. Arkadaşlarımıza zaman zaman soruyorum. Yazılı sorulara verdiğimiz cevapları okudunuz mu diye. ‘Hayır’ dediler. Meclis tutanaklarında sayfalarca neyin olup neyin olmadığını araştırma komisyonuna cevabımızı verdik. Orada duruyor onlar. Mahkemeye, savcılığa verdiğimiz ifadeler var. Herkes ulaşabilir, bakabilir.
“YARALI ASKERİN ANNESİNİN YANINDA AĞLAMIŞTIK”
Çok kahraman şehit aileleri var. GATA’nın yanık bölümü vardı. Orada bir erimiz, herhalde Bolulu’ydu. Yanık enteresan bir şey, bütün deriler çıkıyor, beyaz bir tabaka çıkıyor. En ufak şekilde enfeksiyon kapıyor. GATA’da o çocuğun bakımı yapılıyordu. Aileye gittik. Annesi bir-iki aydan beri çocuğuna bakıyor. Ben orada ağladım. Annesi bize teşekkür etti ‘buraya kadar niye geldiniz, zahmet ettiniz’ diyordu. Orada ağlamıştık. Asil millet bu işte.
“BUNLAR AKILLARINI TESLİM ETMİŞLER”
Eşim kibir olmasın, nazar değmesin, övünmek değil bu. Bazı şeyleri konuşmadan da anlatabiliyoruz. Karşılaştığımızda duygusal anlar oldu. Oğlum ve hanımla karşılaştık. ‘Öldü mü kaldı mı’ diye merak ediyorlardı. ‘Sağol, emredersiniz’den başka bir şey duymadığınız insanların size silah çektiğini düşünebiliyor musunuz? Topumuzu, tüfeğimizi, uçağımızı bize karşı kullanıyorsunuz. Nereye, kime ateş ediyorsunuz? Yıllarca beraber olduğunuz insanlar. Hepsini tanıyorsunuz. Evdeki çocuklara eza, cefa yapan o astsubay! İnsan geçmişin hatırı için insani davranır. Hayır! Çemkiriyor, ‘konuşamazsınız, bir daha aramayın’ diyorlar. Mankurt dediğimiz şey bu. Bunlar akıllarını teslim etmişler, birer robot, mankurt olmuşlar. Kendilerine verilen talimattan başka ne bir insani değer ne milli ve manevi değerleri var.
“15 TEMMUZ’DA AKLIMIZA ŞÜPHEYİ SOKTULAR”
Bunlar bize şüpheyi aklımıza soktu. Şimdi biri geliyor çok doğru dürüst ama şüphe ediyorsunuz. Bu çok fena şey. Personel yönetiminde bu kolay kolay atılacak bir durum değil. Asker ol, sivil ol. Bu virüs sokuldu. Etrafımıza bakarken hep ‘acaba’ diyoruz. Hiç kimseye olabildiğince güveniyoruz. Bazı belediyeler, doğru yanlış kapılara, nizamiyelere kamyonları koydular. Başbakanımız ve cumhurbaşkanımızla konuştuk. O günlerde ikinci bir hareket olabilir mi diye düşündük. Bu kadar tutuklamadan sonra olamayacağını düşündük. Son derece karanlık, zor, yıpratıcı günlerdi.
“DEAŞ’LA GÖĞÜS GÖĞÜSE TEK BİZ MÜCADELE ETTİK”
Çukur operasyonları yapılırken oraya çok sık gittik geldik. Oradaki arkadaşlarımızla hemhal olduk. Darbede hayıflandığımız konulardan biri buydu. Orada asker polis bir olmuştu. 50 kişilik yatakta 100 kişi yatmıştı. Kardeş kardeş, yan yana. Jandarma, polis, asker komandolarımız bir ve beraber oldu. Cidden önemli başarı geliştirdi bu. Orada alçaklar polisleri şehit ettiler. Düşmanın yapmayacağı işleri yaptılar. Suriye’deki sınır güvenliğimizi koruduk. Darbe girişimi olmadan önce Cumhurbaşkanımız sayın Obama ile konuştu. Operasyon yapma noktasına geldiğimizde Amerikalılar vazgeçti. Darbe girişiminden sonra silahlı kuvvetlerden general, amiral, subay, astsubay ayrılınca tezvirat koparıldı. ‘Artık yapamazlar’ diye yalan yanlış konuştular. Allah’a şükür ediyoruz 24 Ağustos’tan itibaren Fırat Kalkanı ve DEAŞ’a karşı ciddi mücadele yapıldı. Onlarca koalisyon ülkesi var. Havadan gelip bombayı atıp gidiyorlar. Biz göğüs göğüse mücadele eden tek silahlı kuvvetleriz. 4 bine yakın DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik.
YUNANİSTAN HELİKOPTERİ NASIL İADE ETTİ?
Avrupa’da Yunan Başbakanı sayın Çipras’la karşılaştık. Bir vesile ile görüştük. ‘Yunanistan’da yargı bağımsız’ dedi. Bir şekilde kendilerini sıyırdılar. Daha sonra adamlar orada kalmak kaydıyla helikopterimiz Türkiye’ye geldi. Yurt dışında teröristler varlıklarını sürdürüyor. Hep oradakiler hem onlara buradan kaçıp, iltihak edenler. Uluslararası bir örgüt hüviyeti almak için gayret gösteriyorlar. İçimizdeki bazı kişileri ve birimleri diri tutmaya çalışıyorlar. Onların meşhur rüyaları var biliyorsunuz. Şunu gördük, bunu gördük, bayramda şu olacak vs. gibi. Aldığımız tedbirlerle bunların yeniden hareket yapma olasılığının imkansıza yakın olduğunu söyleyebiliriz. Su uyur, düşman uyumaz. istihbarat, silahlı kuvvetler, yargımız, polis, jandarmamızın uyanık olması şart. Terörle mücadele takip ve tedbir meselesi. Hiçbir zaman bu iş bitti deme lüksümüz yok.
“GELENEK VE DİNİMİZ YALIN ŞEKİLDE ÖĞRETİLMELİ”
Akan kanı durduracaksınız. Bir taraftan vücuda tamir edeceksiniz. 4-12 yaşında eğitimin çok önemli olduğu söyleniyor. 12 yaşına kadar gerekli imkanlar verilirse o çocuğun 3 lisanı ana dili gibi öğrenebileceği söyleniyor. Biz çocuklarımıza kreş, anaokulu, ilkokullarda milli ve manevi değerlerimizin verilmesi, bu millete mensup olduklarının öğretilmesi, gelenek, görenek, dinimizin en yalın şekilde bunlara verilmesi. Kişilik ve kimlik teşekkül ettiği zaman. Anılar var ortada. ‘Bizler FETÖ ile muhatap olduk, onlara şu cevabı verince bırakıp gittiler’ diyor. Bilgili insanlarla 85 milyon çok güçlü olur.
ASKERİ OKULLAR NEDEN KAPATILDI?
Bu konularda sayın Cumhurbaşkanımıza bildiklerimizi, gördüklerimizi arz ettik. Dinlediler, talimatlarını verdiler. Bu sistem devam ediyor başarılı şekilde. İlave tedbirler alınabilir. Mesele sadece harp cerrahisi değil de mantalite meselesi. Askeri tıpta öğrencilerimize askeri konularda gerekli bilgiler verilmekte. Operasyon bölgesinde daha kolay iletişim sağlanabilmekte.
“BÖLGEDEKİ ASKERLERİ TALTİF ETMEMİZ MÜMKÜN”
Pençe Kilit Operasyon bölgesinde herhangi yasa dışı işi olmayan personelimize rozet çalışması yaptık. Orada sayın Cumhurbaşkanımızın personele karşı teveccühleri çok yüksek. Önümüzdeki günlerde onları rozet, madalya ile taltif etmek gayet mümkün.
“BİR TARAFTAN NAZIM BİR TARAFTAN KISAKÜREK’İ OKUDUK”
Okuldaki arkadaşlarımızla ‘Büyük ve güçlü Türkiye’ derdik. Bir tarafta Nazım Hikmet bir tarafta Necip Fazıl Kısakürek okuduk. Bizim şanlı tarihimiz var. Tarihimiz İslamla şereflenmiş. En son halka cumhuriyet halkası. Bizim büyük ve güçlü olmamız lazım. Bu Türkiye Yüzyılı konusu hayal değil gerçek olacak. Her yerde konuşuyoruz, laf değil iş. Nasıl bütün sporların başı atletizm ise bütün herşeyin başı temel bilimler.
3. DÜNYA SAVAŞI ÇIKAR MI?
Atalarımızı iyi okumamız lazım. Bilim ve akılla bakmamız lazım. Bu hiçbir şekilde dine, milli ve manevi değerlere aykırı bir şey değil. Akıl ve bilimle baktığımızda olayları görüyoruz. Atalarımız ‘Hazır ol cenge istersen sulhü salah’ demişler. Her zaman, bugün dahi bizi cenge hazır olmamız lazım. Daha önce kovitten bahsetseler anlamazdık. Rusya-Ukrayna savaşından bahsetseler inanmazdık. İsrail’in jenosidi ortada. Her an her şey olabilir. Mehmetçiğin yüksek ruh hali kimsede yok. Devlet olarak bizim sorumluluğumuz onlara en ileri teknolojiye dayalı silah, araç ve gereci vermemiz lazım. Parasını verdiğimiz Heron’ların bakımını İsrail’e yaptıramamıştık. Çok şükür şu anda savinma sanayinde Cumhurbaşkanımızın teşvikiyle yüksek seviyelere geldik. Tank, top, hatta uçağımızı, helikopterimizi, İHA, SİHA’larımızı yaptık. Bayraktar meselesi çok önemli mesele. Burada adanmışlık var. Rahmetli Özdemir Bey’in adanmaşlığı var. Bu sayede operasyon yapabiliyoruz, Azerbaycan’da kardeşlerimizi destekliyoruz. Dost ve müttefik ülkelere bunlar ihraç ediliyor. 3. Dünya Savaşı riski her zaman var. Savaş bir bakıma başladı. Savaş en kaba şekilde hazırlık safhası, düzenlenmeler, diplomatik, siyasi çalışmalar, ittifakların kurulması. Ondan sonra bu icra edilir. Ülkeler, bloklar hazırlıklarını sürdürüyorlar. Zaman ve mekân hak ve menfaatleri noktasında yeterli olduklarını gördükleri anda bu savaş başlar.
“SİYASETTE İLETİŞİM ÖNEMLİ”
Siyasetin kuralları var. Vatandaşla oturup, konuşacaksınız. Kurallar ve kurumları belirledikten sonra uyacaksınız. Müşahade, muhakeme, icra. Bunun mevzuatı var, içtüzüğü var. Komisyonda bütün partilerden arkadaşlarımız var. Bire bir konuşmak suretiyle meseleleri çekiyoruz. İletişim önemli. İş yönetimi önemli. Genel kurulda arkadaşlarımızla çok iyi ilişkilerimiz var. Çok değişik konularda ihtisas sahibi insanlar var.
“KIZIMIZ HACETTEPE’DE DOÇENT OLDU”
Kardeşim var esnaftı, kapattı, geçiniyor. Kız kardeşim var. Genelkurmay Başkanlığımız, bakanlığımız sırasında ticari çalışmalarını son derece sınırlı, kontrollü tuttular. Oğlumuz yurt dışında üniversiteyi okudu. Öyle bir fırsat oldu. Orada iş buldu. Ciddi bir bankada takriben 20 yıl çalıştı. Kızımız doktor şu anda. Chicago’da son derece saygın bir üniversiteye doktor olmak için gitti. Not ortalaması 4.0. Böyle başladı 2 sene okudu. Hocaları desteklediler. ‘Eğer doktor olmak için okuyorsunuz, bunun sonunda doktor olma garantiniz yok, mülakat var’ dediler. Kızımın bilgilerini aldık. Hacettepe Tıp Fakültesi’ne verdik. Onlar değerlendirdiler. Prosedür neyse o yapıldı. Senato kararını verdi, kabul ettiler. İngilizcesi çok ileride. Hacettepe’ye kabul edildi. Orayı bitirdi, daha sonra kadın doğum ve onkoloji yaptı. Doçent oldu.
“85 MİLYON BİRİZ VE BERABERİZ”
Gençliğimizde bazı uygulamalar oldu bizi rahatsız etti. Bir anne Kürtçeden başka dil bilmiyor. Bize hizmet ediyor. Onunla konuşacak, nasıl konuşacak. Çok şükür bunların hepsi bitti. Bazı terör uzantıları hala ‘ne oldu’ diyorlar. Çok şey oldu. Bunların kıymetini bilmemiz lazım. Diyoruz ki, Sultan Alparslan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar bu toprakların vatan olması için emek veren bütün devlet büyüklerimizi, komutanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyoruz. 85 milyon biri ve beraberiz. Asil milletimize bu anlamlı günde sağlık ve esenlikler diliyorum.
Bakan Yerlikaya, ilk olarak darbe girişimi gecesi yerleşke içerisinde ilk bombanın düştüğü Havacılık Daire Başkanlığındaki alanı ziyaret etti.

Darbe girişimi esnasında Özel Harekat Başkanlığında şehit olanların fotoğraflarının yer aldığı bölümlere karanfil bırakan Yerlikaya, programa katılan şehit aileleri ve gazilerle sohbet etti.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Kur’an-ı Kerim ve dua okundu.
Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla vatan uğruna büyük bedeller ödeyen Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“HAİNLERİ HEDEF GÖZETTİKLERİ YERLER DE VARDI”
Çok özel bir mekanda, çok özel anları birlikte yaşadıklarını ve dillerinde duaların, yüreklerinde öfkenin olduğunu söyleyen Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Bundan 8 yıl önce, tam da bu dakikalarda, hainlerce, bedeli şehit kanlarıyla ödenmiş kutsal vatan toprağımızda, alçak bir ihanet girişimi yaşandı. O karanlık gecede; gökten bombalar yağdı. Tanklar insanlarımızı ezdi. Masum insanların üzerlerine hedef gözetmeksizin ateş açıldı. Hainlerin hedef gözettikleri yerler de vardı. Korktukları, yok etmek istedikleri, ölüm kusmak istedikleri, o yerlerin başında da, bileği bükülmeyen kahramanların yurdu, Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığı ile Havacılık Dairesi Başkanlığı geliyordu.”
O gece Türk milletini sınadıklarını vurgulayan Yerlikaya, “Vatan sevgimizle sınadılar. Al bayrağımıza duyduğumuz aşkla, canlarımızla, koklamaya doyamadığımız evlatlarımızla sınadılar.” dedi.

Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Son sözü top, tüfek değil iman belirleyecekti.” sözlerini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Canı pahasına sokaklara dökülen o koca yürekler, darbeci alçaklara asla geçit vermediler. O koca yürekler ki, o karanlık gecede kimi bayrağımızın hilali, kimi yıldızı, kimi de asil kanlarıyla boyadıkları alı olmuştu! İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in dizelerinde haykırdığı gibi ‘Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!’
15 Temmuz’un istiklaline, istikbaline ve iradesine canı pahasına sahip çıkan “milletimizin zaferidir” diyen Yerlikaya, “Bu destan tarihe altın harflerle nakşedilecek, nesiller boyu anlatılacak büyük bir destandır. Milli mücadelede olduğu gibi o karanlık gecede Türk milleti ayağa kalkmış, varlığımıza, birliğimize kasteden FETÖ ihanetini bozguna uğratmıştır. Elinde bayrağıyla, kucağında yavrusuyla, yanında evladıyla meydanlara çıkan milletimiz o gece tüm dünyaya haykırmıştır ki ‘bu ülkenin yegane sahibi biziz ve hiç kimse ama hiç kimse hür irademize zincir vuramaz!’” diye konuştu.

“BAYRAĞIMIZI YERE DÜŞÜRMEDİLER”
15 Temmuz gecesi ülkenin dört bir yanında 252 kahramanın şehadete erdiğini ve 2 bin 740 kahramanın da gazilikle onurlandığını hatırlatan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığımızda 44 kahramanımız, Havacılık Dairesi Başkanlığımızda 7 kahramanımız, Ankara Emniyet Müdürlüğümüzde 13 kahramanımız, İstanbul ve Muğla’da 7 kahramanımız şehit oldu. Bu ihanet kalkışmasına karşı milletimize siper oldular, anadan yardan serden geçerek fedayı can eylediler. İşte o yiğitler, tarihe isimlerini altın harflerle yazdıran o kahramanlar, bayrağımızı yere düşürmediler. Onlar gerçek birer kahraman oldular.”
Şehitlerin adlarının yüreklere nakşolduğunu ve aziz hatıralarının hiçbir zaman unutulmayacağını söyleyen Yerlikaya, şehitlerin isimlerini de tek tek okudu.
İçişleri Bakanlığınca hazırlanan “Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim” 15 Temmuz belgeselinin de izlendiği programın sonunda, yerleşke içerisinde bulunan emniyet mensupları “özel harekat yemini” etti.
]]>Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde de İsrail ordusuna ait İHA’larla hedef alınarak hayatını kaybeden 3 kişi, El-Ehli Baptist Hastanesine getirildi.
Görgü tanıklarının aktardığına göre, İsrail uçakları Gazze’nin batısındaki Er-Rimal Mahallesi’ndeki Selahaddin Okulu’nu da hedef aldı. Saldırıda bir kişi öldü ve bir kişi de yaralandı.
İsrail ordusunun Gazze’nin merkezinde bir eve düzenlediği İHA saldırısı sonrasında, El-Aksa Şehitleri Hastanesine biri çocuk, 3 kişinin cenazesi getirildi.
Vurulan bölgede bir pazar olduğu ve o esnada çok sayıda alışveriş yapan kişinin bulunduğu aktarıldı.
İsrail’in Gazze Şeridi’nin en güneyindeki Refah şehrinin kuzeyindeki Ez-Zuhur mahallesinde bir topluluğu hedef alan saldırıda ise 2 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail güçlerinin Deyr el-Belah ve Han Yunus’taki bazı tarım arazilerine ve Filistinlilerin evlerine ateş açtığı da aktarıldı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 38 bin 664 Filistinli öldü, 89 bin 97 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
MEGAZİ MÜLTECİ KAMPINA’DA SALDIRDILAR
Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları, Deyr el-Belah kentindeki Megazi Mülteci Kampı’nda yer alan Selamet ailesine ait evi hedef aldı.
Saldırıda, 3 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı.
Öte yandan, İsrail ordusu, Bureyc Mülteci Kampı başta olmak üzere Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerindeki saldırılarını sürdürüyor.
İsrail ordusu, Nuseyrat Mülteci Kampı da dahil Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki birçok bölgeyi de topçu atışlarıyla vurdu.
Ayrıca, bölgeden alınan bilgiye göre, Refah kentinin kuzeyindeki ez-Zuhur Mahallesi İsrail savaş uçakları tarafından bombalandı, saldırıda çok sayıda Filistinli yaralandı.
NUSAYRAT MÜLTECİ KAMPI’NDAKİ SALDIRISINDA 11 KİŞİ ŞEHİT OLDU
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta bölgesindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda bir evi hedef alması sonucu 11 kişi hayatını kaybetti.
Yerel kaynakların AA’ya verdiği bilgilere göre, İsrail güçleri kamptaki “Hamed” ailesinin evini hedef aldı.
Saldırıda 11 Filistinli yaşamını yitirirken çok sayıda kişi yaralandı. Ölü ve yaralıların yıkılan evden çıkarılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Gazze Şeridi’ndeki hükümet, bugün İsrail’in “uluslararası yasaklı silahları” kullanarak, son 48 saatte en az 320 Filistinliyi öldürdüğünü ve yaraladığını duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 38 bin 664 Filistinli öldü, 89 bin 97 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Zelenskiy, ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerine ilişkin, “Eğer Sayın Donald Trump başkan olursa kendisiyle çalışacağız. Bundan korkmuyorum.” dedi.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’de çoğunluğun Ukrayna’yı ve halkını desteklediğini belirten Zelenskiy, “İki partinin de desteğine sahibiz ve ABD siyasetinin Cumhuriyetçi kanadıyla güçlü ilişkilerimiz var.” ifadesini kullandı.
“KASIMDA HAZIRLANMIŞ BİR PLANIMIZ OLACAĞINA DAİR HEDEF BELİRLEDİM”
Zelenskiy, Ukrayna Barış Zirvesi çerçevesinde yapılacak görüşmeler hakkında bilgi vererek, ağustos başında güvenlikten sorumlu danışmanlar düzeyinde ilk toplantının Katar’da yapılacağı bilgisini paylaşarak, “Bu toplantı enerji güvenliğiyle ilgili olacak. Toplantıda enerji güvenliğine ilişkin plan hazır olacak.” diye konuştu.
Ağustosta Türkiye’de serbest seyrüsefer konusuna ilişkin bir toplantı düzenleneceğini belirten Zelenskiy, bu toplantıda gıda güvenliği konusunun gündeme geleceğini kaydetti.
Zelenskiy, eylülde de Kanada’da esir değişimi ve Ukraynalı çocukların geri dönüşünün insani yönüne ilişkin bir toplantı düzenleneceğini, bu toplantıda bir plan geliştirileceğini aktardı.
“Bu 3 maddeden sonra, eğer başarılı olursa tüm maddeleri uygulama planı, tam olarak hazır olacak. Kasımda hazırlanmış bir planımız olacağına dair hedef belirledim.” diyen Zelenskiy, söz konusu planın İkinci Barış zirvesi için hazır olacağını, Rusya temsilcilerinin de bu zirveye katılması gerektiğini ifade etti.
“F-16’LARDAN DAHA FAZLASINI BEKLİYORUZ”
Ukrayna’nın, ortaklarıyla 23 ikili güvenlik işbirliği anlaşması imzaladığını hatırlatan Zelenskiy, “Bu anlaşmalar paradan silaha, insani yardımdan yeniden inşaya, siber güvenlikten hava savunmasına kadar her şeyi içeriyor. Bu anlaşmaların yaklaşık tutarı 38 milyar dolardır. Bunun güçlü bir sonuç olduğuna inanıyorum.” dedi.
Zelenskiy, Batılı ülkelerin, ülkesine F-16 uçaklarını verme sözüne değinerek, “ortakların yıl sonuna kadar teslim etme sözü verdiği F-16 uçaklarının Rus hava filosuyla aynı düzeyde savaşmak için yetersiz olduğunu, daha fazlasını beklediklerini” kaydetti.
Devlet Başkanı Zelenskiy, Ukraynalı pilotların F-16’larda eğitim süresinin azaltılması, eğitim üssünün genişletilmesi ve uçak sayısının 4-5 yıl içinde değil, yakın gelecekte artırılması gerektiğinin altını çizdi.
“25 HAVA SAVUNMA SİSTEMİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Ukrayna’nın ne kadar “Patriot” hava savunma sistemine ihtiyacı olduğuna ilişkin Zelenskiy, “Hava savunma sistemi yapımız açısından askerlerimize göre 25 sisteme ihtiyacımız var. Bununla Ukrayna’nın hava sahası tamamen kapatılacaktır.” diye konuştu.
Zelenskiy, askeri yardımlarla gelen silahların Rusya topraklarında kullanılması için izin alma konusuna ilişkin soruyu yanıtlarken, “uzun menzilli silahların kullanımı konusunda bazı olumlu sinyaller almaya başladıklarını” aktardı.
“(BATILI SİLAHLARIN RUSYA TOPRAKLARINDA KULLANILMASI) BU KESİNLİKLE ADİL BİR YANITTIR”
Batılı ülkelerin Ukrayna’ya verdiği silahların Rusya topraklarında kullanılmasını “kesinlikle adil” olarak nitelendiren Zelenskiy, “Bir füze veya bombanın atıldığı nokta var. Biz bunun nereden geldiğini anlıyoruz ve buna yanıt veremememiz adil değil. Bu hakkımız olan kesinlikle adil bir yanıttır.” diye konuştu.
Zelenskiy, Ukrayna’nın ortaklarının daha önce yerli üretim silahlarla Rusya’yı vurmayı onaylamadığını belirterek, “Şimdi bu konu gündeme bile gelmiyor ve bu kötü değil.” dedi.
Ülkesinin enerji sisteminin savunulmasına değinen Zelenskiy, “Enerji sistemimizin korunması kısmen Rusya’nın enerji üretim tesislerine güçlü darbe vurmuş olmamıza bağlıdır. Şimdi ortaklarımızla enerji güvenliği konusunu çözmeyi görüşebiliriz. Çünkü enerji güvenliği herkes için çok önemli hale geldi.” ifadelerini kullandı.
“(MACARİSTAN İLE) İLİŞKİLER KURMAYI DENEMELİYİZ”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Ukrayna ziyaretini de değerlendiren Zelenskiy, “Ziyaretin Ukrayna’ya yapılmış olması her halükarda iyi bir şey. Çünkü somut ilişkilerimiz yoktu. Komşuyuz. Macarlarla savaş durumunda değiliz. Güçlü, dostane, en azından pragmatik ilişkiler kurmalıyız.” şeklinde konuştu.
Orban’ın Ukrayna’dan sonra Rusya’ya yaptığı ziyareti doğru bulmadığını söyleyen Zelenskiy, şu ifadeleri kullandı:
“Onun Ukrayna’ya yaptığı ziyaretin doğru olduğuna inanıyorum. Eğer Ukrayna’yı daha sonra Rusya’ya gitmesini kolaylaştırmak için kullandıysa bence bu yanlıştır. Bu arada o Kiev’deyken onun Rusya’yı ziyaret edeceğinden haberim yoktu. Rusya ziyaretini desteklemiyorum. Ancak bu onun kararıdır.”
Zelenskiy, Macaristan ile devletler arası ilişkiler kurmanın önemli olduğunu vurgulayarak, “Ülkeler arasında ilişkiler kurmaya çalışmamız gerektiğine gerçekten inanıyorum. Bunu denemeliyiz.” sözlerini kaydetti.
]]>ANMA PROGRAMI DÜZENLENDİ
AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Bartın Valisi Dr. Nurtaç Arslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, polis ve askeri erkan, kurum ve daire müdürleri, siyasi parti ile sivil toplum örgütleri temsilcilerinin yer aldığı il protokolü 15 Temmuz şehidi Mustafa Yaman’ın baba ocağını ziyaret etti. Anne Kezban, baba Mustafa Yaman ile görüşen Vali Arslan ve beraberindekiler, Çubuklu Köyü Camii’nde okunan Mevlid-i Şerif’i dinledi. Ardından Yaman ailesi ile birlikte kabri ziyaret eden protokol, yapılan duaların ardından köyden ayrıldı.

VALİ O GECEYİ ANLATTI
15 Temmuz Şehidinin kabrinin ardından kısa bir açıklama yapan Vali Nurtaç Arslan, “15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü tarafından kalkışılan hain darbe girişiminin, milletimizin kahramanca, mücadelesi, direnişi ile püskürtülmesinin hem onurunu yaşıyoruz. Aynı zamanda da 253 şehit vermemizin de hüznünü yaşıyoruz. Allah bir daha memleketimizi böyle imtihanlarla karşılaştırmasın diliyoruz. 15 Temmuz darbe girişiminde Ankara’daydım. Yakından hisseden ve yaşayan insanlardan biriyim. O anları yaşadım. Bu aziz milletimiz, kahramanca, cesaretli, fedakarca bu ülkeye, bu devlete sahip çıktıkça, hiç bir kirli oyuna, bu ülke alet olmayacaktır. İstikbalinden, istiklalinden taviz vermeyecektir” diye konuştu.
5 TL HEP YANINDA
Anne Kezban Yaman, ziyaret nedeniyle Vali Arslan ve beraberindekileri teşekkür ederek, bir daha benzeri acıların yaşanmamasını diledi. Oğlu şehit edildiğinde cebinde bulunan son 5 TL’yi kendisi aldığını ve sürekli yanında bulunduğunu belirten Kezban Yaman, yaşananları asla unutamayacağını ifade etti.

Ankara’da yaşayan oğlunun her bayram kendisini ziyarete geldiğini sadece o bayram gelemediğini söyleyen anne Kezban Yaman, oğlundan acı haberi aldığı anları ise şöyle anlattı:
“DÜNYAM ORADA YIKILDI”
“Darbe girişimi haberini ve Gölbaşı’na saldırı düzenlendiğini öğrenince oğlumu aradık. Ulaşamadık. arıyoruz ulaşamıyoruz. Sabah olunca eşim Ankara’ya gideceğini söyledi. Nedenini sorduğumda oğluma ulaşamadığını söyledi. Yine biz umutluyduk. Ben de gideceğim dedim, apar topar kalkarak, 3 günlük işi 2 saat içerisine sığdırdım. Oğlum gelemeyeceği için arabanın bagajına ne var ne yok doldurduk. Zaten onlar buraya gelemediği için bizim onları ziyaret etmeye niyetimiz vardı. Ama olan bitenden de haber almaya çalışıyorduk. Arıyoruz ulaşamıyoruz. Almanya’daki kardeşim aradı. İyi haber bekliyoruz dedim. telefonlara cevap vermiş herhalde, açmış kapatmış dedi. ‘Oh, Ya Rabbi şükür’ dedim. Bunu duymak istiyordum dedim. Gölbaşına girerken tekrar aradık, yine ulaşamadık. Bu kez gelinimi aradım. Nerde olduklarını sordum, Mustafa’yı aradıklarını, bulamadıklarını söyledi. Tekrar aradım, bu kez gelinin ağabeyi baktı. Metanetli olun, sabırlı olun dedi. Ben de “Mustafa’m gitti mi diye bağırdım. Dünyam orda yıkıldı zaten. Sonra hastaneye vardık. Ben sağa sola gidiyorum. aynı başı kesilmiş tavuk gibi. Oğlumu görmek istediğimi söyledim. Ölüsünü yada dirisini görmek istediğimi söyledim. Hastanenin içine doğru gittim. Gelinin büyük ağabeyi geldi, beni sakinleştirmeye çalıştı. Israrla oğlumu sorunca, ‘Başımız sağ olsun’ dedi. O zamana kadar az da olsa bulunan umudum, tamamen tükendi. Beni normal zamanda az itsinler, yere yıkarlar ama o zaman, beni kimse zapt edememiş. Bana kimse güç yetiremiyor. Güneş olduğu halde yer karardı, bana zindan oldu. Bir yere yığıldık kaldık. Sonra oğlumun cenazesinin önünü bekledik.”

ÖLENE KADAR SAKLAYACAK
Oğlu şehit olduğunda cebinden namaz takkesi, 5 TL kağıt para ve 2 TL demir para çıktığını ifade eden acılı anne, “Oğlumun cebinden çıkanları getirdiklerinde 5 TL kağıt parası, 2 TL de demir parası geldi. Onu görünce çok şaşırdım, bu kadarcık parası varmış dedim. O cebinde para olmadan dışarı çıkmazdı. O gün için demek o kadar parası varmış oğlumun. Oğlumun hatırası olarak takke ve kağıt parayı ben aldım. Takkeyi evde, parayı sürekli yanımda taşıyorum” dedi.
CEBİNDEN BORÇU OLDUĞU İSİMLERİ YAZDIĞI KAĞIT ÇIKTI
Mehmet Yaman ise, şehit kardeşinin eşyalarını kendisinin teslim aldığını, kardeşinin cebinden para ve namaz takkesi ile birlikte borçları ve alacaklarının yer aldığı bir not kağıdı da çıktığını ifade etti. Şehidin cenazesinin defin edilmeden borçlulara ulaşarak borçlarının ödendiğini ifade eden Mehmet Yaman, “Kardeşimin alacağı bulunanlar da geldi, borçlarını ödediler. Herkes ile helalleşme sağlandı. Kardeşimin borçlarını yazma, yanında taşıma gibi bir huyu yoktu. Hazırlıklı gitmiş oraya. Olacağı tahmin etmiş herhalde” diye konuştu.

Öte yandan 15 Temmuz şehidi Mustafa Yaman’ın baba ocağına gerçekleştirdiği ziyaret öncesinde ise Bartın il merkezinde Hükümet Caddesi’nde açılan 15 Temmuz Birlik ve Beraberlik Günü konulu fotoğraf sergisini gezen Vali Arslan ve beraberindekiler, il merkezinde bulunan şehitlikte de okunan Kur’an-ı Kerim’i dinleyerek şehitler için dua etti.

FETÖ’cü teröristlerin 15 Temmuz 2016’daki alçak kalkışmasının üzerinden 8 yıl geçti. Askeriye ve emniyet öncelikli olarak birçok kuruma sızarak gerçek hedeflerini 15 Temmuz 2016’da açığa çıkaran, 251 kişiyi şehit eden ve 2 bin 700’ü aşkın vatandaşımızı ise yaralayarak gazi olmasına neden olan alçaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın televizyon programından yaptığı çağrı sonucu halkın demokrasiye sahip çıkmasıyla başarısız oldu.
Alçak girişimin yıl dönümünde 15 Temmuz‘un kahramanları yaşadığı korkunç geceyi tekrar hatırladı. O gecenin kahramanlarından biri olan FETÖ‘nün darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı önünde yaralanan 15 Temmuz gazisi Ahmet Kansız, yaşadıklarını Haber7‘ye anlattı.

12 EYLÜL’Ü 28 ŞUBAT’I İLİKLERİMİZE KADAR YAŞAYAN BİR NESİLİZ
Başkent Ankara‘da bürokratlık yaptığını söyleyen ve 15 Temmuz 2016 günü bürokrat bir arkadaşıyla çay içerken köprüde yaşanan askeri hareketlilikten haber aldığını belirten Kansız, dönemin Gölbaşı Kaymakamı’nın kendisinin arkadaşı olduğunu ve askeri bir sıkıntı olduğunu öğrenmesinin ardından oğluyla birlikte kaymakamın makamına gittiğini söyledi.
Yaşı itibariyle 12 Eylül ve 28 Şubat‘ı iliklerine kadar yaşayan bir nesil olduklarını belirten Kansız, “Gölbaşı’ndan Ankara’ya doğru yola çıkmaya karar verdik. Yolda bir arkadaşımızı gördüm, onu da alıp üç kişi Ankara’ya doğru AK Parti Genel Merkezi’ne ne olup bittiğini anlamaya veya anlamlandırmaya, olayın boyutlarını anlamaya çalışıp ona göre yapılabilecek bir şey varsa yapmamız gerekir diye düşündüm. AK Parti Genel Merkezi’nde orada şu söylendi. Yolda Sayın Başbakan’ın, beyanını radyodan işittim. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığında Jandarma Genel Komutanlığı var şu anda oraya geldik.” dedi.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın önünde zırhlı araç gördüğünü söyleyen Kansız, sonradan ismini öğrendiği Ertuğrul Terzi isimli komutanın orada talimatlar yağdırdığını ifade etti. Orada bir vatandaşın darbecilere yönelik ‘Bu işten vazgeçin’ uyarısı yapması üzerine darbeci komutan Terzi’den “defolun gidin yoksa ateş ettireceğim” cevabını aldıklarını söyledi.
TÜRK BAYRAĞI TAŞIYAN TERÖRİST OLMAZ
12 Eylül darbesinde bile Türk askerinin Türk halkına ateş etmediğini belirterek hiçbir zaman askerlerin ateş açacağını düşünmediğinin vurgulayan Kansız sözlerini şu şekilde devam ettirdi;
Dolayısıyla Türk askerinin geleneğinde böyle bir şey yok. Zulüm etmiştir, vahşet etmiştir ama daha farklı yöntemlerle direkt karşı karşıya çatışma veya müsademe denilebilecek ateş etme tarzı bir şey olmadığı için ben kendi ruhsatlı silahımı bile almadım. Farklı bir düşünceydim. Sadece düşündüğüm şey şu: Dedim ki herhalde ya diyelim ki bu askeri kalkışmaysa, yani bizi döverler, sokarlar, gazı sıkarlar, yerlerde süründürürler. Belki içeriye atarlar ama yani ateş ederler, silah kullanırlar diye düşünmedim hiç. Dolayısıyla, ama yanımdaki gençlerden birisi yere düşünce şaşırdık biz. Sonradan anlıyoruz ki o gençlerden bir tanesi jandarma genel komutanlığının tepesindeki sniperlar tarafından vurulmuş. Bunun üzerine diğer genç, sırtında Türk bayrağı olan genç, “Bayrağım, biz terörist değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız” dercesine döndü. Ben bunu daha sonra mahkeme safahatindeki sanıklardan biri olan Erkan Ökmen’e, Jandarma Genel Komutanlığı özel kalem müdürü albayına dedim ki: “Öyle bir şey oldu. Türk bayrağı taşıyan gencin yanındaki vurulunca o da tehdit olmadığını göstermek adına Türk bayrağını gösteriyordu.” Bana şunu söyledi: “Biz sizin terörist olmadığınızı nasıl bilelim?” Dedim ki: “Bu kadar alçalmayın. Türk bayrağı taşıyan terörist olmaz. Bu sivil vatandaş olduğunu bilmelisiniz. Üstelik siz jandarma personelisiniz. Bizim hayatımızı korumakla görevli olan personel bizim hayatımıza kastediyorsa, orada problem var.”
BUNLAR BİZİM ASKER DEĞİL Mİ? BİZE NİYE ATEŞ ETTİLER?
Gece saatlerinde ise ışıksız bir helikopter tarafından kendilerine ateş açıldığını söyleyen 15 Temmuz gazisi, “O can pazarında bir kısım insanlar hayatlarını kaybetti. O esnada yanımda olanlardan yaşça benden birkaç yaş büyük olan Akif Kapaklı Bey, bağırsaklarına mermi isabet etmişti. Oğlu da yanımızdaydı. Oğlu şok geçiriyordu, Ömer Faruk Kapaklı ismiyle. “Abi, bunlar bizim asker değil mi? Bize niye ateş ettiler?” diyordu. Bağırarak Allah vermesin öyle bir hengame, kafa karışıklığı, kaos, şok, çok kötü bir tablo.” ifadelerini kullandı.
VURULDUĞUMU HASTANEDE FARK ETTİLER
Yaralananları aracıyla hastaneye götürdüğünü belirten Kansız, kendisinin vurulduğunu ilk anda anlamadığını hastanedekilerin uyarısı üzerine fark ettiğini söyledi. Kansız o anları şöyle anlattı;
Ameliyata aldılar Akif abiyi. Gece 04.00 veya 05.00 doğru şehit olduğu haberini aldık. O esnada sırtımdan kan aktığını gördüler. Ben şok içinde farkında değilim. Helikopterden şarapneller vücudumda kalmış. Röntgenlerde bir de mermi yediğim söylendi. Kan akınca omzumdan ve belimden, biz orada Akif abiyi bırakıp tekrar geriye dönmek istiyoruz. Çünkü orada can pazarı yaşandı. İnsanlar arabayla hastaneye intikal ediyor ve müdahale edilmesi gerekiyor. Fakat beni bırakmadılar. Dediler ki: “Siz de yaralısınız. Sizi bırakamayız.” Dedim: “Bende bir şey yok.” Ama yok dediler. “Sen ön tarafı görmüyorsun, arka taraftan kan akıyor.” Hastanede kalmam gerektiğini ama daha ağır yaralılardan müdahale sonucu bana fırsat geleceğini söyleyince kalmak zorunda kaldım.
Gaziliğin kendisi için bir gurur kaynağı olduğunu söyleyen 15 Temmuz gazisi, darbecilerin gerekli cezaları almadıklarını düşündüğünü belirterek bu alçakların ‘idam’ cezasıyla cezalandırılmaları gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye’nin huzur ve güvenliğini bozmaya yönelik yıllardır saldırılar düzenleyen eli kanlı terör örgütü PKK, güvenlik güçlerinin yanı sıra sivilleri de hedef alıyor.
Terör örgütü, hain saldırılarında Ayşenur Alkan, Arzu Özsoy, Necmettin Yılmaz, Şenay Aybüke Yalçın, Neşe Alten, Ayşe ve Numan Konakçı, Yasemin ve Bayram Tekin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda öğretmeni şehit etti.
Batman’ın Kozluk ilçesinde 9 Haziran 2017’de şehit edilen 22 yaşındaki Şenay Aybüke Yalçın’ın acısını yaşayan Türkiye’yi yaklaşık bir ay sonra yeniden yasa boğan Necmettin Yılmaz’ın şehadetinin üzerinden 7 yıl geçti.

HENÜZ 8 AYLIK ÖĞRETMENDİ
Necmettin Yılmaz, 14 Aralık 1993’te Gülay ve Hamit Yılmaz çiftinin ikinci çocuğu olarak Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Demirkapı köyünde dünyaya geldi.
Eğitim hayatına doğup büyüdüğü ilçedeki Demirkapı İlköğretim Okulunda başlayan Yılmaz, ardından Gümüşhane Bağlarbaşı Yatılı Bölge Ortaokulu ve Gümüşhane Ali Fuat Kadirbeyoğlu Anadolu Lisesine devam etti.
Üniversite eğitimi için ailesinin yanından ilk kez ayrılarak Artvin’e giden Yılmaz, 2015 yılında Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.
Çevresinde sakin kişiliğiyle tanınan Yılmaz, meslek hayatına 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Torul’un Altınpınar İlkokulunda ücretli sınıf öğretmenliği yaparak başladı.
Yılmaz, 16 Ekim 2016’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Çiftçibaşı İlkokuluna atandı. 8 aylık öğretmen olan ve öğrencileri tarafından çok sevilen genç öğretmen, 16 Haziran 2017’de yaz tatilini geçirmek için Şanlıurfa’dan memleketi Torul’a dönerken, PKK’lı teröristlerce Tunceli-Erzincan kara yolunun Pülümür ilçesi kesiminde, babasının maddi desteği ile yeni aldığı aracı yakıldıktan sonra kaçırıldı.
23 yaşındaki Necmettin öğretmenin naaşı, aramaların 27’nci gününde 12 Temmuz 2017’de Tunceli’deki Pülümür Çayı’nda bulundu.
Necmettin Yılmaz’ın cenazesi, 16 Temmuz 2017’de Torul ilçe merkezindeki törenin ardından doğup büyüdüğü Demirkapı köyündeki aile kabristanına defnedildi.
ŞEHİDİN KANI YERDE BIRAKILMADI
Tunceli Valiliği, Necmettin Yılmaz’ı katleden terörist grubun, İl Jandarma Komutanlığınca 19 Temmuz 2017’de Nazımiye ilçesi kırsalındaki keşif gözetleme faaliyetleri esnasında silahlı insansız hava aracı tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Yılmaz’ın görev yaptığı Siverek Çiftçibaşı İlkokulunun adını “Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz İlkokulu” olarak değiştirdi.
Yılmaz’ın memleketi Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki Torul Anadolu İmam Hatip Lisesinin adı da “Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Anadolu İmam Hatip Lisesi” oldu.
Tunceli kent merkezi Mameki Köprüsü’nden başlayarak Pülümür kara yolundaki 6 kilometrelik güzergahın adı “Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Bulvarı” olarak değiştirildi.
Yılmaz’ın adı Şanlıurfa, Malatya, Hatay, Kırklareli, Adana, Ağrı, Burdur, Eskişehir ve Batman’daki çeşitli okullarda kütüphanelere, bilim sınıfı, okuma salonu ve atölyelere verildi.
Şehidin ismi, İzmir’in Çeşme ilçesindeki Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz İlkokulunda da yaşatılıyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında, Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Harmancık köyünde kurulan Doğu Karadeniz’in ilk İş Geliştirme Merkezine, Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Geleneksel ve Organik Ürünler İş Geliştirme Merkezi adı verildi.
Öğrencilerine yaz tatili için veda ederken, “Çok çalışın” nasihatinde bulunan şehit öğretmen anısına çeşitli illerde hatıra ormanı oluşturuldu.
‘BU ACIYI TARİF ETMEK MÜMKÜN DEĞİL’
23 yaşında toprağa verdiği oğlunun Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Demirkapı köyündeki Türk bayrakları ile süslenmiş mezarının başında açıklama yapan baba Hamit Yılmaz, oğlunun kaybının üzerinden yıllar geçse de acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi.
Yılmaz, oğlunun anısını yaşatmaya devam ettiklerini belirterek, “Evladımız Necmettin, peygamber mesleği olan öğretmenliği icra edebilmek, Urfa’daki çocuklarımıza yardımcı olabilmek adına elinden gelen çabayı gösterip nihayetinde de tatilini Gümüşhane’de memleketinde geçirmek için yola çıkmıştı. Ancak tatilini geçirmek üzere yola çıkan oğlum, maalesef asalaklar tarafından yolu kesilip alıkoyuldu ve şehit edildi.” diye konuştu.
Evlat acısının tarif edilemeyeceğini dile getiren Yılmaz, “Bu acıyı tarif etmek mümkün değil. Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın.” dedi.
Necmettin öğretmenin ağabeyi Ahmet Yılmaz ise “Necmettin vatanına, bayrağına bağlı biri olarak yetişti ve öğretmenlik mesleğini büyük bir aşkla seçti. Kendini öğrencilerine adamış, görevini kutsal gören bir insandı.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, 15 Temmuz’da sevinci ve hüznü aynı anda yaşadıklarını kaydederek, şehitlere çok şey borçlu olduklarını sözlerine ekledi.
]]>Haber7 – ÖZEL
Sanayici iş adamı Ercan Erdem, başıboş köpek saldırısı nedeniyle ölümle burun buruna geldi. Başıboş köpeklere karşı mücadele verirken dengesini kaybeden Erdem, yere düşerek başından yarlandı ve bilincini kaybetti. Erdem, çevredeki vatandaşların yardımıyla parçalanmaktan kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Bilincinin yerine gelmesinin ardından açıklamalarda bulunan Erdem, “Ben orada ölebilirdim. Hiçbir vatandaşın bu şekilde ölüm ile burun buruna gelmesini istemiyorum” dedi. Çeşme’de başıboş köpek sorunun arttığını dile getiren Ercan Erdem, başta belediyeler olmak üzere yetkililerin gerekli önlemleri alması için çağrıda bulundu.
PARÇALANMAKTAN VATANDAŞLAR KURTARDI
İzmir’in Çeşme ilçesinde 12 Temmuz Cuma akşamı saat 19.30 sıralarında Yıldızburnu mevkine doğru yürüyüşe çıkan iş adamı Ercan Erdem, başıboş köpeklerin saldırısına uğradı. Başıboş köpeklere mukavemette bulunan Erdem, dengesini kaybederek yere düştü ve başını kaldırıma çarptı. Başından yaralanan iş adamı, çarpma sonucu bilincini kaybetti. Sesleri duyarak olay yerine intikal eden vatandaşlar, Erdem’i başıboş köpeklerin parçalamasından kurtararak özel araçlarıyla hastaneye kaldırdı. Hastanede 1 gün müşahede altında kalan Erdem’in taburcu edildikten sonra da evde tedavisine devam edildiği öğrenildi.

“BEN ORADA ÖLEBİLİRDİM”
Yaşadığı korku dolu anları bilinci yerine geldiğinde anlatan Ercan Erdem, “Sağlığım için yürüyüşe çıkmıştım. Normal bir şekilde yürüyüşümü sürdürürken bir anda başıboş gezen bir sokak köpeği hırçın bir şekilde üzerime atıldı. Daha önce köpek de besleyen bir insan olduğum için bu konuda tecrübeliyim. Dolayısıyla kişisel olarak onu tahrik edecek bir davranıştan da kaçındım. Gayet sakin bir şekilde yürümemi sürdürmeye çalıştım. Kendimi korumaya çalışırken arka üstü kaldırıma düştüm ve başımı kaldırıma çarptım. O sırada bilincimi kaybederek olduğum yere yığılmışım. Eğer vatandaşlarımız ilgisiz olsaydı olacakları düşünmek bile istemiyorum. Ben orada ölebilirdim” dedi.
“GÖZLERİMİ HASTANEDE AÇTIM”
Bilincini kaybettiği için gözlerini hastanede açtığını aktaran Erdem, “Olay sonrası o köpeğin daha önce de bir hanımefendiye saldırdığını öğrendim. Saldırı sonrası ben bilincimi kaybedince köpek uzun süre yine benim başımda havlamayı sürdürmüş. Sağ olsunlar insanlık ölmemiş. Diğer olayı hatırlayan bir iki kişi yetişmiş hemen. Vatandaşlardan biri ben baygın haldeyken köpeğin bana zarar vermesini önlemiş ve daha sonrasında da kan akan yerlerime ilk müdahaleyi yapmış. Durumun ciddiyetini düşünerek diğer vatandaşların da yardımıyla beni kendi araçları ile hastaneye yetiştirmişler. Allah onlardan razı olsun. Onların sayesinde kurtuldum. Yoksa belki de o köpek parçalardı beni. Ancak hastanede müşaade altına aldıklarında kendime gelebildim” şeklinde konuştu.

“HATIRLADIKÇA TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLUYOR”
Artık sokağa her çıktığında her an saldırıya uğrayabileceği tedirginliğini yaşayacağını belirten Erdem, “Bundan sonra artık bir köpek gördüğüm zaman tüylerim diken diken olacak. Hemen korunma ihtiyacı hissedeceğim. Özellikle torunlarım ve ailem için çok endişeliyim. Diğer insanlar için endişeliyim. Benim başıma gelen bu saldırının kimsenin başına gelmesini istemiyorum. Çünkü çok korkunç bir olay. Hatırladıkça tüylerim diken diken oluyor. Şu anda benim özgür yürüyüşüm kısıtlanmış durumda. Ben emekliyim. Sağlığım için yürümek istiyorum. Ama şu anda yaşadığım olayın bende meydana getirdiği korku nedeniyle yürüyüşe bile çıkamayacağım” ifadelerini kullandı.
“AVRUPA’DA TEK BİR BAŞIBOŞ KÖPEK GÖRMEDİM”
Çeşme’de sıkça başıboş köpek saldırısının meydana geldiğini aktaran Ercan Erdem, “Örneğin yakın zamanda bizim bahçıvanımızın motosikletten düşmesine bile sebep olan bir saldırı da yaşadık. Yine kendisinin eşi ve kızını köpek saldırısından çevredeki vatandaşlar zorlukla kurtardı. Yani Çeşme’de maalesef başıboş köpek sorunu var. Bu sorunu kesinlikle çözmek gerekiyor. Ben birçok Avrupa ülkesi dolaştım bir tek başıboş köpek görmedim. Avrupa ülkelerine gittiğimde sokaklarda kendimi güvende hissediyorum. Bu güven meselesi çok önemli bir şey. Ama kendi ülkemde maalesef artık güvende hissedemiyorum. Bu gelen bir turist için de, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için de, çocuklar için de ve özellikle hanımefendiler için de çok kötü bir şey. Şu anda olayı duyan tüm komşularım nasıl bir önlem alabiliriz diye kara kara düşünüyorlar. Nasıl güvende olabiliriz diye düşünüyorlar” açıklamasında bulundu.
“BİR TURİSTİN BAŞINA GELSE ÇEŞME’DE TURİZM BİTER”
Böyle bir olayın bir turizm beldesinde yaşanmasını da çok feci bir olay olarak değerlendiren Ercan Erdem, açıklamasının devamında ise şu ifadelere yer verdi:
“Yani bu olay bir İngiliz’in bir Alman’ın başından geçseydi o ülkenin gazeteleri haber yaptığı anda Çeşme’deki turizmi yok sayın. Çeşme turist alan bir yer. Yani dolayısıyla turistler az önce de dile getirdiğim gibi kendi ülkelerinde böyle bir şeye alışık olmadıkları için bu olay vahşilik olarak adlandırılırdı ve Çeşme turizmi kesinlikle baltalanırdı. Ki, onların da başına gelebilirdi, acil önlem alınmazsa hala daha gelebilir.”
“SALDIRGAN OLUP OLMADIKLARINI BİLEMİYORUZ”
Herhangi bir başıboş köpeğin saldırgan olup olmadığını bilemediklerini söyleyen Erdem, başıboş köpeklerin toplanmasını istedi. Kendi köpeklerinin bile başkalarına rahatsızlık vermesini önlediklerini kaydeden Erdem, “Bizim daha önce Yorkshire cinsi bir köpeğimiz vardı. Ailemizin bir parçasıydı. En ufak çevreye bir rahatsızlık vermesini bile önledik. Öldüğü zaman ise çok üzüldük. Evimizden biri eksilmiş olarak hissettik. Köpek seven bir insanım. Ancak sokaklarda hangi köpeğin saldırgan olduğunu hangisinin olmadığını maalesef bilemiyorsunuz.” dedi.
“YETKİLİLER GEREKLİ ADIMLARI ATMALI”
Vatandaşların ölüm ile burun buruna olduğunu belirten Erdem, yetkililere şu ifadelerle çağrıda bulundu:
“Ben sadece bir örneğim. Ben hiçbir vatandaşın bu şekilde ölüm ile burun buruna gelmesini istemiyorum. Dolayısıyla en kısa zamanda insanların kendilerini güvende hissedecekleri bir ortamın oluşturulması lazım. Belediyelerin bu konuda mutlaka adım atması lazım. Görevlerini yapmaları lazım. Dolayısıyla başta yerel yönetimler yani belediyeler olmak üzere yetkililer bu sorunu görmezden gelmeyip vazifelerini yerine getirmeli ve başıboş sokak köpek sorunu ile ilgili gerekli adımları atmalıdır.”
En karanlık gecede dakika dakika yaşananlar: İşte milletin zaferi 15 Temmuz…



















SON DAKİKA HABERİ: MHP Lideri Devlet Bahçeli, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıl dönümü nedeniyle yayınladığı mesajda; “Yeni yüzyılda ne PKK’nın ne de FETÖ’nün ayakta kalma şansı yoktur.” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde yaptığı yazılı açıklama şu şekilde;
“Küresel ve bölgesel merkezli, aynı zamanda kaotik mahiyetli sorun başlıkları gittikçe dallanıp budaklanmakta, özellikle milli huzur ve güvenliğimize çoklu tehditler saçmaktadır.
Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş azminden ürken, bu suretle ürpertici korku nöbetleri geçiren odaklar yeni arayışlar, farklı oyunlar peşindedir.

“TERÖR ÖRGÜTLERİ KİRLİ TAŞERONLAR KULLANIP SİYASİ HEDEFLERE KARŞI KIŞKIRTIYOR”
Bu kapsamda terör örgütleri kanlı tetikçi, kiralık katil ve kirli taşeron olarak kullanılıp alenen belirlenmiş siyasi ve stratejik hedeflere karşı vahşice kışkırtılmaktadır.
Bilinmelidir ki, emperyalizmin hain ve haşhaşi maşaları kurulan şiddet ve dehşet sahnesinde ederi bir dolarlık rolleriyle zehir, zelil ve zilletin fail ve figüranları olarak ilelebet anılacaklardır.
“TÜRKİYE TESLİM ALINMAK İSTENMİŞTİR”
15 Temmuz 2016’da Türkiye teslim alınmak istenmiştir.
O tarihte Türk milleti, son iki asrın en vahim, işbirliği ve irtibat ağı en geniş saldırı ve suikast dalgasına maruz kalmıştır.
Yıkım senaryosu, ‘hizmet ve himmet’ kisvesi altında saklanan vatan, millet ve din düşmanlarının refakatiyle devreye alınmıştır.
15 Temmuz Türk tarihinde bir milat olmakla birlikte devlet ve millet dayanışmasının gıpta edilecek zirve günü olarak da maşeri hafızaya kazınmıştır.
“FETÖ HAÇLI EMELLERİNİN NE İLK OPERASYON ARACI, NE DE SONUNCUSU”
On yıllardır kuluçkaya yatan, sistemli biçimde her alana sızan, aşama aşama her yere sirayet eden; siyasi, sosyal, ekonomik, diplomatik, akademik, askeri, emniyet, bürokratik, medya alanlarında paralel bir örgütlenme çarkı kurmasıyla devlete adeta rakip bir yapı inşa eden FETÖ haçlı emellerinin ne ilk operasyon aracı, ne de sonuncusu olacaktır.
Türk milleti var olduğu müddetçe, muhasım çevrelerle ve müstevli çemberdeki zalimlerle kaçınılmaz hesaplaşma, görüş açısının sıfıra indiği mukadder karşılaşma elbette devam edecektir.
Sekiz yıl önce Türkiye’nin son anda kurtulduğu, bundan mülhem kapatılan dipsiz uçurumun tekrar açılmaya ve kazılmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir.

Güney sınırlarımız boyunca terör devleti, bir başka ifadeyle sözde garnizon devleti veya ikinci İsrail kurma çabalarıyla eşzamanlı olarak FETÖ’nün belini doğrultmaya, nefes borusunu açmak için ilk yardım almaya, enerji ve motivasyon kaynaklarını çeşitlendirmeye başladığı da gayet berrak bir gerçektir.
FETÖ’nün yabancı ülkelere sığınan elebaşlarının sosyal medya anarşisinin ateşiyle fitne kazanını kaynatmalarının yanı sıra,
Pensilvanyalı caninin iç işgal cephesinde konuşlanan gizil ve gizemli uzantılarının, hatta bu terör örgütünün şeref muhalifi telkin ve vaatlerine aldanarak kafese alınan bazı siyasi partilerin eşgüdüm ve elbirliği halinde Türkiye’nin tekrar 15 Temmuz öncesine taşınmasına hizmet ettikleri inkar edilemeyecek netliktedir.
Dünün altılı masa partileri; bugünün uzaktan kumanda edilen, iradeleri rehin alınan partilerine tam manasıyla dümen kırmışlardır.
Bu kimliksiz siyasi zihniyetlerin ziyan ve zillet içinde olmaları şöyle dursun, kademe kademe gerçekleşen rota değişiklikleri esasen Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası elde ettiği demokratik kazanımların rafa kaldırılmasına yönelik olup çok ciddi tehlikeler içermektedir.
15 Temmuz’un sekizinci yıldönümünde, FETÖ’nün devlet ve toplum hayatına son bir hamleyle nüfuz ederek, bununla birlikte uyuyan hücrelerini günbegün harekete geçirerek bir kumpas döngüsü yaratmak, iç barış ve huzur ortamını bozmak, güvensizlik aşılamak ve milli güvenliğimizde hasar oluşturmak amacıyla fırsat kolladığı, buna çanak tutanların daha görünür hale geldikleri anlaşılmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, “Mürekkep Damlası Stratejisi”yle PKK/YPG’ye karşı sürekli operasyon evresine nasıl geçmişse, FETÖ’yü, FETÖ’nün iç ve dış uzantılarını yıldırıcı ve yok edici, bununla mündemiç proaktif nitelikli seri operasyonların bir an evvel icra ve ifa edilmesi beka düzeyinde mecburiyettir.
“PKK NEYSE FETÖ AYNISIDIR”
Çünkü PKK neyse FETÖ aynısıdır.
Türkiye Cumhuriyeti hem PKK’yla hem de FETÖ’yle kıran kırana mücadele edip silindir gibi ezip geçmeye muktedirdir.
Yeni yüzyılda ne PKK’nın ne de FETÖ’nün ayakta kalma şansı yoktur.

Türk tarihinde çok nadir görülen dehşet vakalarından birisi olan mahut kanlı ve meşum gecede FETÖ’nün hain saldırısı nasıl boşa çıkarıldıysa, Türkiye’yi bölme ve ele geçirme arzuları da aynı şekilde berhava edilecektir.
Bugünlerde 15 Temmuz’un intikamını almak amacıyla faaliyete geçen örgütlü ve organize casus şebekesine, kripto damarına, gizli saklı hesap yapan işbirlikçilerine cesaretle ve dirayetle karşı koyulacak, ezcümle nihai hesaplaşma kaçınılmaz olacaktır.
Etrafımızı saran, sinir uçlarımıza basan, tahrik ve karalama kampanyalarına hız katan, yalan ve iftiralarını seriye bağlayan alçaklar koalisyonuna en küçük merhamet ve müsamahamız olmayacaktır.
Terör örgütlerine acımak mazlum ve masumlara en büyük haksızlıktır.
Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gölgelemek, Cumhuriyet’in yeni yüzyılını sekteye uğratmak beyhude bir heves olduğu gibi, böylesi bir hataya tevessül edenler kuşkusuz pişman edilecektir.
CUMHUR İTTİFAKI’NDA BİRLİK MESAJI
Cumhur İttifakı FETÖ ve PKK başta olmak üzere her türlü terör örgütüyle amansız mücadelesini sürdürecektir.
Bilhassa FETÖ’nün iç ve dış uzantılarının son günlerde biteviye yaydıkları fitne ve dedikodu salgının kökü Türk yargısının huzurunda ve şaşmaz adalet teraziyle kazınıp atılacaktır.
Hak, haysiyet ve hukuk inkârcısı devşirilmiş istismarcıların esasen insan içine çıkacak yüzleri kalmayacaktır.
15 Temmuz’da yarım kalan hayallerini yeniden uygulamaya niyetlenenleri Türk milleti çok daha güçlü şekilde tepeleyecek, ülkemize ve milletimize yapılan çok boyutlu ve hain saldırılar Allah’ın izni ve inayetiyle ademe mahkum edilecektir.
15 Temmuz şehitlerimize ve bilcümle aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum.
“İKAZEN TAVSİYE EDİYORUM”
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle Türkiye aleyhine karanlık senaryo hazırlığı içinde olanlara sadece felaket günlerinde Türk milletinin hangi fedakârlıkları göze alacağını titizlikle idrak etmelerini ikazen tavsiye ediyorum.
Rüzgâr eken mihrakların fırtına biçmek durumunda kalacağını yalnızca Türk tarihine bakarak görmek, bundan ders ve ibret almak menfur ve melun emel sahiplerinin hayrına olacağını muhataplarına ilanen duyuruyorum.”
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 8. yıl dönümü dolayısıyla Altınbaş Üniversitesi hem özel bir konferansa ev sahipliği yaptı hem de 7 yıl önce şehitler adına üniversite bünyesinde oluşturulan “15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Ormanı”na fidan dikimi gerçekleştirdi. Ağaç dikme törenine Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, akademisyenler ve çok sayıda personel katılırken Gayrettepe Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu’nda da “8. Yılında 15 Temmuz ‘Milletin Zaferi’” adlı konferans düzenlendi. Konferansa moderatör olarak İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tolga Demiryol eşlik ederken konuşmacılar arasında Dr. Eray Güçlüer, Doç. Dr. Ufuk Adak ve Doç. Dr. Kenan Özkan yer aldı.
15 Temmuz 2016’da yaşanan hain darbe girişimi ve sonrasındaki süreçte yaşananların ele alındığı konferansta, 8 yıl sonra Türkiye’nin geldiği nokta da değerlendirildi. Konuşmacılar, 15 Temmuz’un Türk milletinin demokrasiye bağlılığını, birlik ve beraberlik ruhunu tüm dünyaya gösteren bir dönüm noktası olduğunu vurguladılar.
55 YIL ÖNCESİNE DAYANIYOR
Dr. Eray Güçlüer 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşananların 55 yıllık bir sürecin sonucu olduğunu, çok uzun yıllardır devletin her bir noktasına sessizce sızıldığını aktardığı konuşmasında şunlara değindi:
“Öncelikle bu işin kökenine bakmak lazım. 55 yıl öncesine, 1961 yılına kadar inebildim. 1961 yılında rahmetli Adnan Menderes’in idamından sonra, anayasa değiştiriliyor ve halkın egemenliğinin ötesinde yeni oluşumlar ortaya çıkıyor. Bunlardan biri de Özel Harp Dairesi. ABD tarafından Türkiye’de kuruluyor ama devlet erkânının haberi yok. Yıllık 10 milyon dolar da para harcanıyor buna. CIA’in Türkiye’ye yönelik derin planları vardı ve 1961’den itibaren bu planları uygulamaya çalıştılar. Türkiye’ye sızma, Türkiye’de bir alternatif oluşum kurup ülkeyi ele geçirme planı 55 yıl önce başlatıldı ve sürdürüldü.”
ALÇAK VE KANLI BİR PLAN VARDI AMA GERÇEKLEŞTİREMEDİLER
Eğer 15 Temmuz’da başarılı olsalardı Türkiye’de neler olunacağına dair de konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Bu, aslında bir darbe girişimi değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini Suriyelileştirme, Iraklaştırma ve parçalama projesiydi. Amaçları, İstanbul’da bir Vatikan gibi devletçik kurup, Anadolu’dan ayırarak diğer bölgeleri küçük, yönetilebilir eyaletler haline dönüştürmekti. Ellerinde çok daha alçak ve kanlı bir plan vardı ama bunu gerçekleştiremediler. O gece, yani 15 Temmuz’da, sınır hatlarındaki FETÖ’cü generaller askerleri Suriye ve Irak sınırından çektiler. Sınırları boşalttılar çünkü helikopterlerle Irak’ta toplanan DEAŞ’lılar ABD’ye bağlı helikopterlerle Türkiye’ye girecekti. PKK da DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Türkiye’ye girecekti ve PKK kahramanlaştırılacaktı. Bunu yapamadılar ama Türkiye’nin birçok yerinde iç savaş çıkacaktı. ABD’deki o alçak, Türkiye’ye getirilip İstanbul’da bir Vatikan kuracaktı ve Türkiye 22 eyalete bölünecekti. Bu şekilde, sürekli Batı’ya ve Amerika’ya bağımlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin olmadığı bir düzen kurulacaktı. Ülkemiz olmayacaktı ve istedikleri şey buydu. Ama olmadı; başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu durumda Türk’ün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar” dedi.
FETÖ BİTMEDEN PKK VE DEAŞ BİTMEZ
Son olarak FETÖ ile mücadelenin PKK ve DEAŞ ile mücadeleyle aynı olduğunu ve mücadelenin son bir kişi kalana kadar devam ettirilmesi gerektiğinin de altını çizen Dr. Güçlüer, “Evet, hala FETÖ ile mücadele arzu ettiğimiz seviyede olmayabilir ama 55 yıl sabırla, sessiz sedasız bir şekilde eğittiler, donattılar, istihbarat verdiler ve en üst seviyede finanse ettiler. Devletin çok çeşitli yerlerine sızdılar ve gerçekten başka bir ülke olsaydı, bu belayı defetmesi hiç kolay değildi. Ama biz milletçe bu belayı defetmeyi başardık. Bundan sonra da bu alçakların yapmak istediği planı gördükten sonra, mücadele kesinlikle hız kesmeden bitirilene kadar devam etmelidir. Konuyla ilgili kalıcı birimler oluşturulmalı. Kolay değil ama FETÖ bitmeden PKK ve DEAŞ bitmez. Yani, FETÖ bitmezse, hiçbiri bitmez. Üçü birbiri ile bağlantılıdır” diyerek sözlerini sonlandırdı.
]]>İddianamede şirketlerin en yüksek rakamı internetteki katı sabun satışından kazandığı; toplam 131 milyon 181 bin 454 TL satış yaptığı belirtildi. Balıkesir’deki bir kişinin ise 2 ayda 1866 sipariş kaydıyla toplamda 16 bin 560 adet sabundan aldığı, karşılığında da 1 milyon 194 bin 946 lira ödediği ifade edildi.
Dilan ve Engin Polat iddiasından yeni ayrıntılar gelmeye devam ediyor.
Çift hakkında hazırlanan 77 sayfalık iddianamede; Balıkesir’de yaşayan E.Ö. adlı kişinin 2 ayda 1866 sipariş kaydıyla toplamda 16 bin 560 adet sabundan aldığı, karşılığında da 1 milyon 194 bin 946 lira ödediği ifade ediliyor.
İddianameye göre, suç örgütü üyeliği ve delil karartma suçlarından hakkında soruşturma yürütülen E.Ö.’nün ticaret meslek bilgisi, “Radyo, TV, Posta Yoluyla veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticaret.”
İddianamede, Rise And Shine Kozmetik İthalat İhracat Sanayi Ticaret ve Anonim Şirketi’nin de arasında olduğu 5 şirkete satışları karşılığında bir alışveriş sitesi üzerinden 473,4 milyon TL ödeme yapıldığı da anlatıldı.
Şirketin farklı bir site üzerinden de toplam 131 milyon 181 bin 454,69 TL sabun sattığı belirtildi.
Polat çiftinin mali müşaviri Ahmet Gün ifadesinde Rise And Shine şirketine Engin Polat’ın bilgisi dahilinde sahte faturalar düzenlediğini söyledi. Rise and Shine ürünleri hala satışta.
İşte iddianamedeki o bölüm:
‘’Şirketlerin Trendyol üzerinde en yüksek tutarda satış gerçekleştirdiği ürünün “Katı Sabun” olduğu ve toplam 131.181.454,69 TL tutarında “Katı Sabun” satışı yaptığı, şirketlerin Trendyol üzerinde toplam en yüksek tutarda satış yaptığı kişinin Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme suçundan 2005/637 ve 2010/345 Esas No’lu kovuşturma kayıtlan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda Takipsizlik kararı verilen Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma suçundan 2008/215020 Dosya No’lu soruşturma kaydı olduğu anlaşılan Erdinç ÖZEL adlı şahıs olduğu, meslek bilgisi “Radyo, TV, Posta Yoluyla veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticaret” olan şahsın ilgili platform üzerinde söz konusu şirketlerden yaklaşık iki ay içerisinde 1.866 seferde toplam 16.560 adet 1.194.946,64 TL tutarında ürün aldığı tespit edildi’ ifadelerine yer verildi.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Sektörel 3 Denetim Daire Başkanlığınca hazırlanan rapora da yer verilen iddianamede, şirketlerin sahte fatura tutarının 489 milyon 309 bin 777 lira olduğu, bu tutarın 86 milyon 988 bin 913 lirasının Katma Değer Vergisi (KDV) tutarına denk geldiği, yine şirketlerin kendi aralarında da sahte faturalar düzenlediği, bunların tutarının 117 milyon 443 bin 863 lira olduğu ve 21 milyon 28 bin 562 liralık kısmının KDV tutarına denk geldiği anlatıldı.
Ayrıca iddianamede, şirketlerin sahte belge temin etmek amacıyla özellikle Ahmet Gün tarafından organize edilen soruşturma dışı, sadece sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulmuş şirketlere 46 milyon 103 bin 895 lira ödeme yaptığının görüldüğü belirtildi.
Soruşturmaya konu şirketlerin usulsüzlüklerine yer verilen iddianamede, suç örgütünün dışarıdan temin ettiği sahte faturaları kullanarak aslında gerçek bir ticareti yansıtmayan işlemleri sanki varmış gibi gösterip mal ve hizmet satın aldığından bahisle şirketlerine sahte fatura kabul ettiği, yine şirketler arasında da gerçekte olmayan mal ve hizmet satışlarına ilişkin sahte faturalar düzenlendiği anlatıldı.
İddianamede, yasa dışı bahisten gelen paranın perdelenmeye çalışıldığı, zenginleşmenin gerçek bir ticaretten kaynaklandığı imajının oluşturulması için birden çok şirketin kurulduğu, bu şirketlerin faaliyetleri sırasında gerçekte olmayan iş ve işlemlere ilişkin sahte faturaların düzenlenip kullanıldığı ve kanunen tutulması gereken defterler dışında harici gizli kayıtların tutulduğu aktarıldı.
Sanıkların kastının vergi suçu işleme saikinin ötesine geçtiği, yasa dışı bahisten gelen parayla oluşan zenginliğin perdelenmesi için bir kısım gerçek ticaretin de yapıldığı, kamuoyunda ve toplumda karşılığı olan güzellik merkezi ve kozmetik sektörü tercih edilerek, ulaşılan şöhretin bu kapsamda bir aparat olarak kullanıldığı kaydedilen iddianamede, ödenmesi gereken vergilerin dahi ödenmeyerek uhdede tutulması suretiyle haksız kazanç devşirildiği, haksız şekilde uhdede tutulan tutarların vergi suçları dışında kara para olarak nazara alınması gerektiğine vurgu yapıldı.
ENGİN POLAT’TAN AÇIKLAMA
Bu arada yaklaşık 9 aydır cezaevinde tutuklu yargılanan Engin Polat, sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı.
İftiraya uğradıklarını ve haklarındaki suçlamaların delilsiz olduğunu savunan Polat, “Eşim Dilan Polat’ın bu hukuksuzluğa gücü kalmadı. Bütün vebal üzerinize olacaktır” ifadesini kullandı.
Haber7 – ÖZEL
Tarihinin en çalkantılı dönemini geçiren Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşan kritik başkanlık seçimlerine kan bulaştı. Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump, Pensilvanya’daki mitinginde suikaste uğrarken, bütün dikkatler 3. Dünya Savaşı’nın yüksek sesle dillendirildiği mevcut süreçte yaşanan bu hadiseye çevrildi.
Dünyaya güvenlik ve demokrasi taşımakla övünen ABD’de iç güvenlik zafiyetinin ileri seviyeye ulaştığını gözler önüne seren saldırının arkasında hangi derin odakların yer aldığı tartışma konusu oldu.
Trump’a yönelik suikast girişimiyle ilgili Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Furkan Kaya ve gazeteci yazar Kemal Bozkurt Haber7‘ye değerlendirmelerde bulundu.

BAŞBUĞ: GÖZDAĞI VERDİLER
Konuyu emniyet tedbirleri açısından değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, zafiyet vurgusu yaptı.
Coşkun Başbuğ şöyle konuştu:
Başbuğ, kullanılan silah açısından da organizasyonda acemilikler bulunduğunu kaydederek, “Amatörce bir iş yapıldığı ortada. Bu bilerek mi böyle yapıldı yoksa imkan kabiliyet buna mı el veriyordu tartışılır ancak arkasında bir derin devlet anlamı çıkmasın diye bu şekilde yapıldığı kanaatindeyim.” diye konuştu.

KAYA: 61 YIL SONRA İLK
Doç. Dr. Furkan Kaya bu suikastin geçmiş yıllardaki vakaları hatırlattığını belirterek şunları söyledi:
“John Kenedy, 1963’de Dallas’ta makam arabasında halkı selamlarken 2 el ateş edilerek hayatını kaybetmişti ve yine kafasından vurulmuştu. O tarihten beri çeşitli suikast girişimleri haberleri duyduk ama belki de ilk defa bu şekilde bir olayla karşılaştık. “
KÜRESELCİLERE SAVAŞ AÇAN BAŞKAN
ABD içerisinde küreselciler ve ulusalcılar arasında ciddi bir mücadele olduğuna vurgu yapan Kaya, “Trump da bu anlamda önce Amerika diyerek ve Trumpizm adında bir Amerikan milliyetçiliği meydana getirerek küreselcilerin politikalarına karşı bir duruş sergilediğini ifade ediyor.” dedi.
Suikastin oluş şekline atıfta bulunan Furkan Kaya, suikastçinin çatıda olmasının ve ihtimallere karşı neden önlem alınmadığının halen bir soru işareti olduğunu söyledi. Ardından da sözlerini şöyle sürdürdü:
“En basit koruma tedbirlerinde bile muhakkak çatılarda güvenlik güçlerinin veya polislerin veya servisin elemanları yer alır. Ama bu oalyda böyle bir durum görmedik. Dolayısıyla Trump’a karşı bir yapılanmanın olabileceğini ifade edebiliriz.”

OLAY TRUMP’IN LEHİNE
Son olarak bu olayın Trump’a avantaj olarak döneceğini söyleyen ve kurgu iddialarına inanmadığını söyleyen Furkan Kaya, “Trump zaten öndeydi. Bu olay da kasım ayındaki seçimlere pozitif olarak etki yapacaktır. Kurgu iddiaları ihtimaldir ama ben böyle bir şeye inanmıyorum. Olayı ciddi bir suikast girişimi olarak düşünüyorum.” dedi.

BOZKURT: GİZLİ BİR GÜÇ DEVREYE GİRDİ
MÜSİAD ABD Başkan Yardımcısı ve habername.com Genel Yayın Yönetmeni Kemal Bozkurt, kızışan seçim sürecinde gizli güçlerin devreye girdiğini ifade etti.
Joe Biden’ın seçim çalışmalarını artırdığını dikkat çeken Bozkurt, gizli güçlerin devreye girdiğini belirterek “ Trump zaten öndeydi ama Demokrat Partililer ve Biden da seçimi kazanmak için var gücüyle çalışmaya başlayınca, tahminimi söylüyorum; gizli güçler bu ‘suikast oyunu‘nu yaparak Trump’ı alenen açık ara seçimi kazandırtma yoluna gittiler diye düşünüyorum.“ifadelerini kullandı.
Olayın kime yaradığını sorgulayan Bozkurt, “Trump açısından seçimi iyice avantajlı hale getirdiğini düşünüyorum.” yorumunda bulundu.
Başka ihtimallerin de söz konusu olabileceğini vurgulayan Bozkurt, “Trump ‘Ben iktidara gelirsem bütün savaşları da bitireceğim.’ diye söz verdi. Öyle ki, bir önceki başkanlık döneminde de son yüzyılda hiçbir savaşa katılmayan tek Amerikan başkanıydı.” diyerek cümlelerini sonlandırdı.
Ülkeyi dehşete düşüren ve öfkelendiren olayda, Nairobi’nin Mukuru gecekondu mahallesinde bulunan bulguların ardından Kriminal Soruşturma Müdürlüğü (DCI) Cumartesi günü terk edilmiş taş ocağından beş çanta daha çıkarıldığını, bunlardan üçünde kesik bacaklar ve iki gövde olmak üzere kadın vücut parçaları bulunduğunu duyurdu.

HENÜZ KİMLİKLER TESPİT EDİLMEDİ
Cuma günü polis en az altı kadının cesedini bulduğunu bildirirken, devlet tarafından finanse edilen polis gözlemcisi, çöp denizinde yüzen çuvallarda yedisi kadın olmak üzere dokuz cesedin bulunduğunu söyledi.
Kriminal Soruşturma Müdürlüğü (DCI) Cumartesi günü terk edilmiş taş ocağından beş çanta daha çıkarıldığını, bunlardan üçünün kesik bacaklar ve iki gövde de dahil olmak üzere kadın vücut parçaları içerdiğini söyledi. Soruşturma sürdürülürken olay yerine güvenlik şeridi çekildi.
Keşifler, Kenya’nın geçen yıl Hint Okyanusu kıyısına yakın bir ormanda, dünyanın en kötü tarikat katliamlarından biri olan, yüzlerce kıyamet tarikatına mensup kişinin cesetlerinin bulunduğu toplu mezarların keşfedilmesinin ardından başladı.
Geçtiğimiz ay hükümet karşıtı gösterilerde onlarca kişinin öldürülmesinin ardından ülkenin kolluk kuvvetleri de inceleme altına alındı. Hak grupları, kolluk kuvvetlerini aşırı güç kullanmakla ve protestocuları kaçırmakla suçluyor.

HALK SAKİNLİĞE DAVET EDİLDİ
DCI sözcüsü yaptığı açıklamada, “Kamuoyuna soruşturmalarımızın kapsamlı olacağını ve tarikat üyelerinin olası faaliyetleri ve seri cinayetler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere geniş bir alanı kapsayacağını temin etmek istiyoruz.” dedi. Yapılan açıklamalarda aynı zamanda halk sakinliğe davet edildi ve “Halkımıza sakin kalmaları ve dedektiflerimize bu korkunç sahnenin kurbanlarına adaleti ulaştırma şansı vermeleri çağrısında bulunuyoruz.” sözleri kullanıldı.
Kenya geçen yıl Hint Okyanusu kıyısındaki bir ormanda, korkunç tarikat bağlantılı katliamlarından biri olan, kıyamet günü tarikatının yüzlerce müridinin cesetlerinin bulunduğu toplu mezarların bulunmasıyla sarsılmıştı.
Geçen ay hükümet karşıtı gösteriler sırasında onlarca kişinin öldürülmesinin ardından ülkenin kolluk kuvvetleri de mercek altına alınırken, hak örgütleri polisleri aşırı güç kullanmak ve protestocuları kaçırmakla suçluyor.
Cuma günü polis Mukuru’da en az altı kadın cesedi bulduğunu bildirirken, devlet tarafından finanse edilen polis gözlemcisi yedisi kadın dokuz ceset bulunduğunu söyledi. Mukuru bölgesinde gerginlik yükselirken, yerel medyada polisin öfkeli kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtığı bildiriliyor.
Yerel halk, Cuma günü Nairobi’nin Mukuru gecekondu mahallesindeki çöplükte cesetlerin bulunduğu çöplükte toplandı ve çöplerden bulunan cesetlerin ardından endişelerini dile getirdi.
Elde edilen bilgilere göre DCI, dedektiflerden ve adli tıp uzmanlarından oluşan bir ekibin olay yerine girmesi öfkeli üyeleri tarafından engellendi.

DAHA FAZLA CESET OLMASI BEKLENİYOR
İnsan hakları grubu Vocal Africa’nın yöneticisi Hüseyin Halid, CNN’e yaptığı açıklamada, “Burası cesetlerin atıldığı bir yer gibi görünüyor ve daha fazlasının da olabileceğini düşünüyorum”dedi. Tüm cesetlerin aynı renk kurdelelerle bağlandığını belirtilerek şu açıklama yapıldı: “Hepsi kadındı, hepsi aynı renk kurdelelerle bağlanmış, hepsi aynı renk çuvallarla taşınmıştı.'”
Bağımsız Polis Denetim Otoritesi (IPOA) Cuma günü, korkunç olayda herhangi bir polis müdahalesinin olup olmadığını araştırdığını söyledi.
Açıklamada, “Çuvallara sarılmış ve naylon iplerle sabitlenmiş cesetlerde işkence ve sakatlama izleri görüldü” denildi ve çöplüğün polis karakoluna 100 metreden daha yakın bir mesafede olduğu belirtildi.
Sosyal medyada bazı kişiler bu kişileri kadın cinayeti kurbanları olarak tanımlanırken, Kenya Devlet Başkanı William Ruto Cumartesi günü yaptığı açıklamada hiçbir Kenyalının hayatını kaybetmesi için “hiçbir gerekçe” olmadığını belirterek “Biz hukukun üstünlüğü tarafından yönlendirilen demokratik bir ülkeyiz. Nairobi’de ve ülkenin herhangi bir yerinde gizemli cinayetlere karışanlardan hesap sorulacaktır” dedi.
Kenya’nın korkulan polis gücü sık sık yargısız infazlar ve diğer hak ihlalleriyle suçlanıyor ancak mahkumiyet kararları nadiren çıkıyor.
Pazartesi günü, kıyamet günü tarikatı lideri Paul Nthenge Mackenzie, İsa ile buluşmak için açlıktan ölmeye teşvik etmekle suçlandığı 400’den fazla takipçisinin ölümüyle ilgili olarak 94 sanıkla birlikte yargılanmaya başladı.
Kendisi ve diğer sanıklar ayrıca “Shakahola orman katliamı” olarak adlandırılan olayla ilgili ayrı davalarda cinayet, adam öldürme ve çocuklara zulüm suçlamalarıyla karşı karşıya.
Cumhuriyetçi Parti’den başkanlık için yarışan eski ABD Başkanı Trump, Pensilvanya’da bir mitingde kürsüden destekçilerine hitap ettiği sırada silahlı saldırıya uğradı.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
ÇİN
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, eski ABD Başkanı Donald Trump’a miting sırasında düzenlenen suikast girişimine ilişkin üzüntüsünü ifade ettiği bildirildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Trump’a yönelik suikast girişimine ilişkin açıklama yaptı.
Eski ABD Başkanı Trump’a, Pensilvanya’daki seçim mitingi sırasında düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin gelişmeleri takip ettiklerini belirten Sözcü, Çin Devlet Başkanı Şi’nin, Trump için üzüntüsünü ifade ettiğini belirtti.
RUSYA
Dünyanın dört bir yanında liderler saldırıyı kınayan açıklamalar yayımlarken, Rusya savaşta olduğu Ukrayna’nın en büyük destekçisi ABD’ye iğneleyici bir gönderme yaptı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’de başkan ve başkan adaylarına yönelik suikast girişimlerinin ülkenin iç siyasi yaşamında “gelenek” olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova yaptığı açıklamada, yaşanan silahlı saldırının ardından ABD’nin “nefreti kışkırtma” politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı yardımlara değinen Zaharova, bu fonların saldırıları körüklemek için kullanıldığını iddia etti. Zaharova, “Belki de bu parayı Amerikan polisini ve ABD’de de kanun ile düzeni sağlaması gereken diğer hizmetleri finanse etmek için kullanmak daha iyi olurdu” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden’ın, ülkede başkan, başkan adaylarına, tanınmış kişilere ve siyasi şahsiyetlere yönelik suikast girişimlerinin ABD’nin iç siyasi yaşamının acı verici tezahürleri olduğunu belirttiğini kaydeden Zaharova, “Ama onun tam söylemediklerini söylemek isterim. Biden bunun yalnızca ABD iç siyasi yaşamının acı verici bir tezahürü olmadığını, aynı zamanda bir ‘gelenek’ olduğunu da söylemeliydi.” ifadelerini kullandı.
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
FRANSA
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Düşüncelerim, bir suikast girişiminin kurbanı olan ve kendisine acil şifalar dilediğim Başkan Donald Trump ile birlikte. Bir aktivist hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu demokrasilerimiz için bir trajedidir. Fransa, Amerikan halkının şokunu ve öfkesini paylaşmaktadır” dedi.
MACARİSTAN
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, mesaj yayımlayan ilk liderlerden oldu. Orban açıklamasında, “Bu karanlık saatlerde düşüncelerim ve dualarım Başkan Donald Trump ile birlikte” dedi.
AVUSTURYA
Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, “Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde uğradığı suikast girişimi karşısında dehşete düştüm ve kendisine acil şifalar diliyorum. Siyasi şiddetin toplumumuzda yeri yoktur. Düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birlikte” ifadelerini kullanırken, İrlanda Başbakanı Simon Harris, “Dün gece Pennsylvania’da gördüklerimiz ürkütücü ve yanlıştı. Eski Başkan Trump’ın güvende olması ve suikast girişiminden sağ kurtulması sevindiricidir. Kalplerimiz öldürülen ve ağır yaralanan masum izleyicilerle birlikte. Siyasi şiddetin yeri olamaz” dedi.
HOLLANDA
Hollanda Başbakanı Dick Schoof, saldırıyı gördüğünde şoka uğradığını belirterek, “Eski başkan ve mevcut başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı karşısında şok olduk. Yaralarının hafif olması sevindiricidir. Kendisine acil şifalar diliyor, kendisine ve ailesine en iyi dileklerimi gönderiyorum. Düşüncelerim bu saldırıdan etkilenen herkesle birlikte. Siyasi şiddet tamamen kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
İSPANYA
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Donald Trump’a Pennsylvania’daki bir mitingde yapılan saldırıyı en güçlü şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum. Şiddet ve nefretin demokrasilerde yeri yoktur. Eski Başkan Trump’a ve diğer yaralılara acil şifalar dilerken, hayatını kaybedenlerin ailelerine en içten taziyelerimi iletiyorum” derken, Japonya Başbakanı Fumio Kishida, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı sağlam durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın bir an önce iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
ALMANYA
Almanya Başbakan Olaf Scholz, saldırıyı ‘alçakça’ olarak nitelendirerek, “ABD başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı alçakçadır. Kendisine acil şifalar diliyorum. Düşüncelerim aynı zamanda saldırıdan etkilenen insanlarla birlikte. Bu tür şiddet eylemleri demokrasiyi tehdit etmektedir” dedi.
YUNANİSTAN
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Eski Başkan Trump’a yönelik saldırı karşısında dehşete düştük. Demokratik toplumlarımızda siyasi şiddet kabul edilemez. Kendisine tam ve hızlı bir iyileşme diliyoruz. Ayrıca saldırıda hayatını kaybeden ya da yaralanan görgü tanıklarının ailelerine de en içten taziyelerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.
UKRAYNA
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD’nin bu olaydan daha güçlü çıkmasını dilediğini belirterek, “Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde vurulduğunu öğrendiğimde dehşete kapıldım. Bu tür bir şiddetin hiçbir haklı gerekçesi ve dünyanın hiçbir yerinde yeri yoktur. Şiddet asla galip gelmemelidir. Donald Trump’ın şu anda güvende olduğunu öğrendiğim için rahatladım ve kendisine acil şifalar diliyorum. Bu saldırının kurbanı olan miting katılımcısının yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu olay karşısında dehşete düşen herkese güç dileklerimi iletiyorum. Amerika’nın bu olaydan daha güçlü çıkmasını diliyorum” dedi.
NATO
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Trump’a yönelik saldırıyı kınadığını belirterek, “Eski Başkan Trump’a yönelik suikast girişimi karşısında şok oldum. Kendisine acil şifalar diliyorum ve düşüncelerim saldırıdan etkilenenlerle birlikte. Bu saldırıyı kınıyorum. Siyasi şiddetin demokrasilerimizde yeri yoktur. NATO Müttefikleri özgürlüğümüzü ve değerlerimizi savunmak için bir arada durmaktadır” dedi.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı paylaşımda, Trump’ın uğradığı saldırı karşısında şoke olduğunu ifade etti.
“Siyasi temsilcilere yönelik kabul edilemez şiddet eylemlerine bir kez daha tanık olunduğunu” kaydeden Borrell, Trump’a yönelik suikast girişimini “şiddetle kınadığını” belirtti.
]]>Farklı dönemlerde yapılan kazılarda, bugüne kadar eski Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Roma ve Bizans dönemlerine ait yapı izleri, Helenistik, Roma ve Erken Hristiyanlık dönemlerinden kalma mezarlar, Hitit kralları, prenses, prens ve görevlilerine ait çok sayıda mühür baskısı bulundu.
Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi ve kazı başkanı Doç. Dr. Çiğdem Maner, AA muhabirine, 4 Temmuz’da başlayan kazılarda 30 kişilik ekibin görev aldığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığının temsilcisi olarak da kazıya Sivas Müzesinden sanat tarihçisi Yavuz Akkaya’nın katıldığını, bölgede özellikle bir alana odaklandıklarını aktaran Maner, “Tapınak yapısı olabileceğini düşündüğümüz bir alanda çalışıyoruz. Geçen sene o alanda önemli Hititçe bir tablet parçası çıkmıştı. Büyükbaş hayvan sevkiyatından bahsediyordu, 1200 inek ve 400 öküz gibi. Bu yılki kazılarda bunu destekleyen farklı bulgulara rastladık. Dolayısıyla o alandaki tüm yapıyı ortaya çıkartmaya karar verdik ve bu seneki ana hedeflerimizden birisi bu.” dedi.
Ağustos ayında ise diğer alanlarda çalışmaya başlayacaklarını anlatan Maner, “2022’den itibaren yaptığımız kazılarda anıtsal Hitit yapısına rastladık. Burada anıtsal bir giriş var, geçen sene burada çivi yazılı belge bulundu. ‘A’ alanı dediğimiz alanın bir tapınak yapısı olduğunu düşünüyoruz. Bu tapınağın da meşhur Şavuşka Tapınağı olabileceği düşüncesindeyiz. Önümüzdeki haftalarda burada yapacağımız kazılar bunun doğru olup olmadığını bize gösterecektir.” diye konuştu.
– “ANITSAL BİR GİRİŞ VAR”
Maner, Koç Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerden yüksek lisans eğitimi gören yabancı öğrencilerin de kazı ekibinde yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Bölgede tapınak olduğunu düşünüyoruz, kazılar tabi ileride farklı bir sonuç gösterebilir. Anıtsal bir girişi var, mimari ve yapı şekli olarak diğer tapınak yapılarıyla karşılaştırdığımızda benzerlikler sağlıyor. Zaten arkeolojide karşılaştırmalı çalışıyoruz. Kayalıpınar milattan önce ikinci 1000’de önemli bir yerleşim yeri. Hem eski Asur Ticaret Koloni hem de Hitit döneminde dini bir merkez. Asur döneminde çivi yazılı metinlerde tanrıça İştar’ın tapınağından bahsediliyor. Hitit döneminde ise Şavuşka’dan bahsediliyor. Her iki dönem için de henüz tapınak tespit edilemedi. Ama aslında Kayalıpınar’da bulunan tüm çivi yazılı metinlerden anladığımızda dini faaliyetler, festivaller sürekli burada yapılmaktaydı. Dolayısıyla bu alana odaklanmaya karar verdik ve bütün yapıyı da bu yaz ortaya çıkartmayı planlıyoruz.”
Maner, geçen yılki kazılarda 3. Hattuşili dönemi, eşi, çocukları ve kraliyet ailesine ait çok önemli mühür baskıları ortaya çıktığını anımsattı.
O mühür baskıları sayesinde o dönem Kayalıpınar’ın önemli bir yerleşim yeri olduğunu ve kraliyet ailesinin de burada yaşadığını anladıklarını dile getiren Maner, “Şu an odaklandığımız alanda bu büyük hayvan sevkiyatını destekleyen bir mühür baskısı.” ifadesini kullandı.

Kayalıpınar’da yapılan kazılarda şu ana kadar 100’e yakın envanterlik eser çıktığını belirten Maner, bunların Sivas Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildiğini söyledi.
Bu eserler arasında her döneme ait envanterin bulunduğunu anlatan Maner, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kayalıpınar, Paleolitik Çağ’dan Selçuklu dönemine kadar önemli bir yerleşim yeri. Kızılırmak kenarında olması ve konumunun da yerleşimler arasında bir köprü vazifesi görmesinden dolayı kesintisiz olarak bir yerleşim yeri. Doğası da tarım ve hayvancılık için çok uygun. Dolayısıyla burada bulduğumuz bulgular ve müzeye teslim ettiğimiz eserler tüm bu dönemlere ait. Paleolitik dönemden Selçuklu dönemine kadar geniş bir yelpaze görebiliyoruz.”
Cumhuriyetçi Parti’den başkanlık için yarışan eski ABD Başkanı Trump, Pensilvanya’da bir mitingde kürsüden destekçilerine hitap ettiği sırada silahlı saldırıya uğradı.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
ÇİN
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, eski ABD Başkanı Donald Trump’a miting sırasında düzenlenen suikast girişimine ilişkin üzüntüsünü ifade ettiği bildirildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Trump’a yönelik suikast girişimine ilişkin açıklama yaptı.
Eski ABD Başkanı Trump’a, Pensilvanya’daki seçim mitingi sırasında düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin gelişmeleri takip ettiklerini belirten Sözcü, Çin Devlet Başkanı Şi’nin, Trump için üzüntüsünü ifade ettiğini belirtti.
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
FRANSA
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Düşüncelerim, bir suikast girişiminin kurbanı olan ve kendisine acil şifalar dilediğim Başkan Donald Trump ile birlikte. Bir aktivist hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu demokrasilerimiz için bir trajedidir. Fransa, Amerikan halkının şokunu ve öfkesini paylaşmaktadır” dedi.
MACARİSTAN
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, mesaj yayımlayan ilk liderlerden oldu. Orban açıklamasında, “Bu karanlık saatlerde düşüncelerim ve dualarım Başkan Donald Trump ile birlikte” dedi.
AVUSTURYA
Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, “Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde uğradığı suikast girişimi karşısında dehşete düştüm ve kendisine acil şifalar diliyorum. Siyasi şiddetin toplumumuzda yeri yoktur. Düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birlikte” ifadelerini kullanırken, İrlanda Başbakanı Simon Harris, “Dün gece Pennsylvania’da gördüklerimiz ürkütücü ve yanlıştı. Eski Başkan Trump’ın güvende olması ve suikast girişiminden sağ kurtulması sevindiricidir. Kalplerimiz öldürülen ve ağır yaralanan masum izleyicilerle birlikte. Siyasi şiddetin yeri olamaz” dedi.
HOLLANDA
Hollanda Başbakanı Dick Schoof, saldırıyı gördüğünde şoka uğradığını belirterek, “Eski başkan ve mevcut başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı karşısında şok olduk. Yaralarının hafif olması sevindiricidir. Kendisine acil şifalar diliyor, kendisine ve ailesine en iyi dileklerimi gönderiyorum. Düşüncelerim bu saldırıdan etkilenen herkesle birlikte. Siyasi şiddet tamamen kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
İSPANYA
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Donald Trump’a Pennsylvania’daki bir mitingde yapılan saldırıyı en güçlü şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum. Şiddet ve nefretin demokrasilerde yeri yoktur. Eski Başkan Trump’a ve diğer yaralılara acil şifalar dilerken, hayatını kaybedenlerin ailelerine en içten taziyelerimi iletiyorum” derken, Japonya Başbakanı Fumio Kishida, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı sağlam durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın bir an önce iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
ALMANYA
Almanya Başbakan Olaf Scholz, saldırıyı ‘alçakça’ olarak nitelendirerek, “ABD başkan adayı Donald Trump’a yapılan saldırı alçakçadır. Kendisine acil şifalar diliyorum. Düşüncelerim aynı zamanda saldırıdan etkilenen insanlarla birlikte. Bu tür şiddet eylemleri demokrasiyi tehdit etmektedir” dedi.
YUNANİSTAN
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Eski Başkan Trump’a yönelik saldırı karşısında dehşete düştük. Demokratik toplumlarımızda siyasi şiddet kabul edilemez. Kendisine tam ve hızlı bir iyileşme diliyoruz. Ayrıca saldırıda hayatını kaybeden ya da yaralanan görgü tanıklarının ailelerine de en içten taziyelerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.
UKRAYNA
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD’nin bu olaydan daha güçlü çıkmasını dilediğini belirterek, “Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Pennsylvania’daki mitinginde vurulduğunu öğrendiğimde dehşete kapıldım. Bu tür bir şiddetin hiçbir haklı gerekçesi ve dünyanın hiçbir yerinde yeri yoktur. Şiddet asla galip gelmemelidir. Donald Trump’ın şu anda güvende olduğunu öğrendiğim için rahatladım ve kendisine acil şifalar diliyorum. Bu saldırının kurbanı olan miting katılımcısının yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu olay karşısında dehşete düşen herkese güç dileklerimi iletiyorum. Amerika’nın bu olaydan daha güçlü çıkmasını diliyorum” dedi.
NATO
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Trump’a yönelik saldırıyı kınadığını belirterek, “Eski Başkan Trump’a yönelik suikast girişimi karşısında şok oldum. Kendisine acil şifalar diliyorum ve düşüncelerim saldırıdan etkilenenlerle birlikte. Bu saldırıyı kınıyorum. Siyasi şiddetin demokrasilerimizde yeri yoktur. NATO Müttefikleri özgürlüğümüzü ve değerlerimizi savunmak için bir arada durmaktadır” dedi.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı paylaşımda, Trump’ın uğradığı saldırı karşısında şoke olduğunu ifade etti.
“Siyasi temsilcilere yönelik kabul edilemez şiddet eylemlerine bir kez daha tanık olunduğunu” kaydeden Borrell, Trump’a yönelik suikast girişimini “şiddetle kınadığını” belirtti.
]]>Harekatla soydaşların yıllarca uğradıkları haksızlık ve zulümlerin sona erdirilerek, haklı taleplerinin karşılık bulmasının sağlandığını, hem Türkler hem de Rumlar için adaya barış, huzur ve güvenlik getirildiğini belirten Güler, harekatın, TSK’nın müşterek unsurlarının, Cumhuriyet tarihindeki en kapsamlı harekatı olması ve büyük bir başarıyla icra edilmesi bakımından müstesna bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Bakan Güler, şunları kaydetti:
“RUM TARAFININ PROVOKATİF ADIMLARI ÇÖZÜMSÜZLÜĞE HİZMET ETMEKTEDİR”
“Garantör ülke sıfatıyla uluslararası hukuktan doğan haklarımız çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz ve iki aşamada icra edilen bu harekatta Türk askerinin yetenekleri, emsalsiz kahramanlığı ve fedakarlığı, bir kez daha tarihe altın harflerle yazılmıştır. 1974’ten bu yana adada konuşlu bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı, her iki taraf için de barış ve güvenliğin teminatıdır. Türkiye’nin adadaki askeri varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemler dile getirmek, Rum tarafına hiçbir fayda sağlamayacaktır. Yarım asırdır adada kan ve gözyaşı yoksa bu, Türk Barış Kuvvetlerinin oradaki varlığı sayesindedir. Uzun yıllardır süregelen ve miadı dolmuş söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığı ve sağlamayacağı artık anlaşılmalıdır. Rum tarafının provokatif adımları ve üçüncü ülkelerden aldığı askeri yardımlar da sadece ve sadece çözümsüzlüğe hizmet etmektedir.”

Güler, artık adada tek ve kesin çözümün, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanımız da her platformda uluslararası topluma bir an önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması yönünde çağrı yapmaktadır. Bu çağrının özünde, Kıbrıs meselesindeki düğümün, kalıcı ve adil bir şekilde çözülmesi düşüncesi yer almaktadır. İki devletli çözüm dışında bir çözüm yoktur ve bu konuda artık herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Gerçek şudur ki adada bugün iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunmaktadır. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerin ve ulaşılmak istenen hedefin de bu gerçek üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Bu anlayışla Türkiye, iki devletli çözümün müzakere edilmesinin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasının zamanının geldiği görüşündedir.”
Harekatın 50. yılına özel hazırlık
Bakan Güler, tüm adaya barış ve huzur getiren Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümüne yaraşır çeşitli faaliyetlerin planlandığını belirtti.
Bu kapsamda ilk olarak 4 Haziran’da Milli Savunma Üniversitesi ev sahipliğinde “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci Yıl Dönümü Paneli” düzenlendiğini hatırlatan Güler, şunları aktardı:
“KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ının da iştirak ettiği bu panelde, harekatın icrası ile Kıbrıs konusundaki tezlerimize yönelik önemli bilimsel sunumlar gerçekleştirildi. Aynı şekilde KKTC makamları ile koordine içerisinde, Kıbrıs gazilerimiz ile yakınlarının da katılacağı günün anlam ve önemine yakışır resmi törenler, anma yürüyüşleri ve şehitlik ziyaretleri, TCG Anadolu’nun KKTC liman ziyareti ve 50 gemi ile denizde geçit töreni, Türk Yıldızları Akrobasi Timi gösterisi ve muharip uçak geçişi, 50’nci Yıl Sergisi, 50 pare top atışı, Şafak Nöbeti etkinlikleri kapsamında, bando ve mehteran birliği ile ünlü sanatçıların katılımı ile konserler, Mutlu Barış Harekatı Semineri, konferansı, sempozyumu, makale yarışması, spor müsabakaları, ağaç dikimi, belgesel ve film gösterimleri ve kardeş ülke etkinlikleri başta olmak üzere birçok anlamlı ve özel faaliyetin icra edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, 50’nci yıla özel anı pulu ve madeni para basımı yapılacaktır.”

KIBRIS’IN STRATEJİK KONUMU
Kıbrıs meselesinin bir sorun değil, milli bir dava olduğuna vurgu yapan Güler, “Kıbrıs’ın sahip olduğu stratejik konum, sadece adanın değil, hassas bir süreçten geçen Akdeniz’deki genel güvenlik ve istikrarın devamı bakımından da kritik önemdedir.” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs’ın, Doğu Akdeniz’de ticareti ve son dönemlerde de artan iletişim ve enerji yollarını kontrol altında tutan bir konuma sahip olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının meşru çıkarlarını ve güvenliğini teminat altına alacak şekilde bir an önce çözüme kavuşturulması, ülkemizin en önemli önceliklerindendir. Muhataplarımızdan da Kıbrıs Türkü’nün ve Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarına saygılı olarak hareket etmelerini bekliyoruz. Bu kapsamda, uluslararası camiayı, sadece bir tarafın iddialarını desteklemeyi bırakıp konuya makul, mantıklı, tarafsız ve çözüm odaklı yaklaşmaya davet ediyoruz. Ancak, her zaman dile getirdiğimiz gibi barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken milli menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimiz de iyi bilinmelidir.”
Güler, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) adanın tek temsilcisi gibi hareket ettiğini ve KKTC’nin izni olmadan yabancı askeri kuvvetleri adaya konuşlandırdığına dikkati çekerek, bunun 1960 Anlaşmalarına aykırılık teşkil ettiğini belirtti.
Bakan Güler, şunları söyledi:
“ASKERİ UNSURLARIN KONUŞLANDIĞINI VE SAVAŞ GEMİLERİNİN GÖNDERİLDİĞİNİ BİLİYORUZ”
“İsrail-Hamas çatışmasının başladığı ekim ayından bu yana sivillerin çatışma bölgesinden tahliyesi ve insani yardım adı altında bazı Avrupa devletlerinin (Almanya, Fransa, Hollanda vb.) askeri unsurlarının GKRY’ye konuşlandığını ve ABD başta olmak üzere diğer ülkelerin savaş gemilerinin (İngiltere, Yunanistan, İtalya vb.) GKRY’ye ait limanları kullandığını biliyoruz. GKRY’nin adadaki dengeyi bozan ve KKTC’nin güvenliğine yönelik tehdit oluşturan faaliyetlerine karşı gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğiz. Hem Kıbrıslı kardeşlerimizin güven, huzur ve refah içinde yaşadığı bir geleceği inşa etmek hem de Türkiye ve KKTC’nin Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini korumak için kararlılığımız tamdır. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Garanti ve İttifak Antlaşmaları çerçevesinde, ‘tek millet, iki devlet ve tek yürek’ anlayışıyla Kıbrıslı kardeşlerinin yanlarında olmaya devam edecek, Kıbrıs Türk halkının geleceğe güvenle bakmasına ve refah düzeyinin yükseltilmesine yönelik çalışmalarını daha da geliştirerek sürdürecektir.”
Bakan Güler, 15 Temmuz’un, asil milletin cesareti, engin feraseti ve ordu-millet dayanışması sayesinde kalleşlerin ihanetinden halkın iradesinin zaferine dönüştüğüne vurgu yaparak, “15 Temmuz akşamı Genelkurmay İkinci Başkanı olarak ben ve diğer vatansever silah arkadaşlarım düşman askerine bile yapılmayacak bir muamele ile karşılaştık.” ifadelerini kullandı.
Askerliğin, her türlü duruma karşı teyakkuzda olmayı, mücadele disiplininden ayrılmamayı, bulunulan her ortamda azami dikkati gerektiren ve bunları bir yaşam tarzı olarak benimseten bir meslek olduğuna dikkati çeken Güler, 15 Temmuz’da, ilk andan itibaren olan biteni anlamaya ve ilişkiler ağını çözmeye odaklandığını bildirdi.

Bakan Güler, şöyle devam etti:
“Bir darbe ile karşı karşıyaydık ama bu eski zamanlarda yaşanan ve aslında hiç olmaması gereken darbe girişimlerinden de çok farklıydı. 17-25 Aralık’tan beri resmi olarak devletimizin mücadele halinde olduğu radikal bir örgüt olan FETÖ mensupları tarafından gerçekleştiriliyordu. O gece asil Türk milleti, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine her yaştan insanıyla bu alçaklara, üstün bir cesaretle karşı durmuş, devletinin bekasına ve kendi geleceğine sahip çıkmıştır.
Aynı şekilde, asil milletimizin bağrından çıkmış Türk Silahlı Kuvvetlerimizin devletine, ülkesine bağlı şerefli mensupları da milletimizle omuz omuza vererek bu hainlere karşı kahramanca direnmiş, onlara engel olmuştur. Buradaki kritik husus; bu hainlerin silah kullanması, darbe talimatı vermesi, ordunun tamamının bu işin içinde olduğu izlenimi yaratmaya ve milletimizi buna inandırmaya çalışmasıydı. Ancak, devletine ve milletine bağlı Şehit Ömer Halisdemir gibi vatan evlatlarımızın gösterdiği kahramanlık bu oyunu bozmuş ve bu durum darbe girişiminin akamete uğramasındaki en kritik noktalardan biri olmuştur.”
15 Temmuz gecesi hainlere karşı dimdik durarak canlarını feda eden aziz şehitleri rahmetle yad eden Güler, bu uğurda gazi olan kahramanlara ve 15 Temmuz destanını yazan aziz vatandaşlara saygı ve şükranlarını sunduğunu bildirdi.
“TSK’DAN 23 BİN 859 PERSONEL İHRAÇ EDİLDİ”
Güler, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devletin içine sızan FETÖ mensuplarına yönelik kapsamlı mücadele kapsamında Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde yürütülen çalışmalarda gelinen son duruma ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bugüne kadar TSK’dan 23 bin 859 personel ihraç edilmiş, 2 bin 292 personelin ise rütbesi geri alınmıştır. Açığa alınan ve geçici görevden uzaklaştırılan personel sayısı 245’tir. Bundan sonra da MSB olarak tespit edilen bilgi ve belgeler ışığında FETÖ ile mücadelemiz, büyük bir hassasiyetle ve tavizsiz şekilde yürütülecektir.

Öte yandan, mazisi zaferlerle dolu şanlı ordumuz, 15 Temmuz sonrası hainlerden temizlenmeye başlar başlamaz Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri ile yurt içi ve sınır ötesinde büyük ve kapsamlı operasyonların icrasına yönelmiş, ülkemizin ve vatandaşlarımızın başına musallat olan terör belası bitme noktasına getirilmiştir. Aynı zamanda bu zorlu süreçte zaafa uğrayacağı düşünülen Türk ordusunun çok daha güçlendiği ve harekat kabiliyetinin arttığı tüm dünyaya gösterilmiştir. Kahraman ordumuzun elde ettiği başarılar sayesinde Türkiye, 15 Temmuz hain girişiminde bulunan şer odaklarının planlarını bozmuş, hem sahada hem masada etkin ve oyun kurucu bir ülke haline gelmiştir.”
“Mücadele, FETÖ ile iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya dek sürdürülecek”
FETÖ’nün yeniden yapılanma girişimlerine karşı alınan önlemler hakkında da bilgiler veren Güler, başta güvenlik güçleri olmak üzere devletin tüm kurumlarının koordine halinde diplomatik, siyasi, adli ve istihbari imkanlarını kullanarak hainlerle mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı.
FETÖ ile mücadele kapsamında; menfur darbe girişimi ve örgütle irtibat ve iltisaka ilişkin tüm iddiaların adli makamlara intikal ettirildiğini, buralarda da gerekli soruşturma ve kovuşturmaların yapıldığını ifade eden Güler, şunları kaydetti:
“FETÖ ile mücadele hukuk çerçevesinde tüm birimlerde aynı anlayış, disiplin ve kriterlerle yürütülmekte, devletimizin istihbarat kurumlarından, birimlerimizden ve diğer kaynaklardan elde edilen istihbarat ve bilgilere mutlaka gerekli işlem yapılmaktadır. Bakanlığımızın, yeni bilgi, belge ve veriler ışığında hassasiyetle devam ettirdiği FETÖ ile mücadelesi, bünyemizde FETÖ ile iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya dek kararlılıkla sürdürülecek, TSK’nın şanlı üniformasını hiçbir hainin taşımasına asla müsaade edilmeyecektir.”

HUDUT BİRLİKLERİNDE YOĞUN ÇALIŞMA
Bakan Güler, TSK’nın terör örgütleri arasında hiçbir ayırım yapmadan operasyonlarını yoğun şekilde sürdürdüğüne dikkati çekerek, halkın güvenliği için hudutların dinamik ve çok yönlü etkin tedbirlerle korunduğunu ifade etti.
Sınırlarda düzensiz göçmen geçişi ile kaçakçılığın engellenmesinin yanında özellikle terör örgütleriyle mücadelenin, “hudut namustur” anlayışıyla, Cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkili tedbirleriyle özverili şekilde sürdüğünü ifade eden Güler, hudut birliklerinin imkan ve kabiliyetlerinin günden güne geliştirildiğini belirtti.
Hudut hattında personel takviyesinin yanı sıra teknoloji yoğunluklu sistemlerin de etkin şekilde kullanıldığına işaret eden Güler, hudut emniyetine yönelik dünya standartlarında alınan tedbirlere, milli ve yerli olarak geliştirilen sistemlerle oluşturulan hudut fiziki güvenlik sistemlerine diğer ülkelerin ilgisinin de her geçen gün arttığını bildirdi.
Bakan Güler, 1 Temmuz 2023’ten 12 Temmuz 2024’e kadar 486 terör örgütü mensubunun hudut birliklerince yakalanarak kolluk kuvvetlerine teslim edildiğini bildirerek, bunların 334’ünün FETÖ, 125’inin PKK, 21’inin DEAŞ ve 6’sının MLKP-DHKP/C terör örgütü mensubu olduğunu aktardı.
Güler, şunları kaydetti:
“‘Hudut namustur’ şiarıyla görev yapan TSK, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sınır güvenliğimizde etkin tedbirler almaya ilgili bakanlık ve kamu kurumları ile koordineli olarak devam edecektir. Hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi zaman zaman yeri, zamanı ve hangi ülkeden olduğu belli olmayan ve insan kaçakçılarının reklamlarını da içeren görüntüler üzerinden asılsız iddialar ortaya atılmaktadır. Beklentimiz, 7 gün 24 saat esasına göre sınırlarımızı koruyan 60 bin Mehmetçiğimizin olağanüstü gayret ve emeğine saygı duyulmasıdır. Birçok ülke tarafından örnek alınan ve benzer tedbirlerin hayata geçirilmesi için talepte bulunulan sınırlarımızın güvenliğinden emin olmak isteyen herkesi hudutlarımızda misafir etmekten büyük memnuniyet duyacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”
“TSK terör koridoruna müsaade etmeyecek”
Bakan Güler, Irak’ın kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmaması için başlatılan Pençe serisi operasyonlara ilişkin, “Terörle mücadele kapsamında sınırlarımızın güvenliğini ileriden sağlamak ve vatandaşlarımızın huzurlu ortamda yaşamasını temin etmek amacıyla yeni bir güvenlik anlayışı benimsenmiş ve stratejik bir öngörü ile teröre karşı çok boyutlu ve kapsamlı yaklaşım sergilenerek, ‘terörü sınırlarımızın ötesinde, kaynağında yok etme stratejisi’ doğrultusunda konsept değişikliğine gidilmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu kapsamda terör örgütü PKK/KCK’nın kullandığı sığınak, barınak ve lojistik tesisleri imha etmek, teröristleri etkisiz hale getirmek ve bölgede alan hakimiyeti tesis ederek hudut emniyetini ileriden sağlamak maksadıyla 2019’da başlayan Pençe serisi operasyonlar ile “girilemez” denilen yerlere girerek terör örgütünün çöküş sürecine sokulduğuna dikkati çeken Güler, bu operasyonlarla bugüne kadar 2 bin 6 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Ayrıca 2 bin 846 mağara ve sığınağın kullanılamaz hale getirildiğini, 5 bin 142 mayın ve el yapımı patlayıcının imha edildiğini, 3 bin 831 silah ve 1 milyon 434 bin mühimmatın ele geçirildiğini aktaran Güler, şöyle devam etti:
KARARLILIK MESAJI
“Harekatlarımızda düşünce, planlama ve icrada süratli, sahanın gerektirdiği alışılmadık ve öngörülemez düzeyde özgün, sezilmeyecek ve tepki verilemeyecek bir tempo ile terör örgütü üzerindeki baskı kesintisiz devam ettirilmektedir. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hakimiyetimizi geliştiriyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güney sınırlarımızın hemen ötesinde bir terör koridoru kurulmasına asla müsaade etmeyecektir. 40 yıldır ülkemizin önünde engel olan terör belasını bitirmekte ve güvenlik kilidini tamamen kapatmakta ve Irak’ın kuzeyini teröristlerden tamamen arındırma konusunda kararlıyız.”
Güler, ülkenin ve milletin güvenliğine tehdit oluşturan her türlü terör örgütüne karşı verilen amansız ve oldukça başarılı mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayarak, “Bu vesileyle şu hususu da özellikle vurgulamak gerekir ki terörle mücadelede elde edilen kazanımlar, yıllarca terörden muzdarip olan bölgedeki vatandaşlarımız tarafından da büyük memnuniyetle desteklenmektedir. Nitekim, başta Şırnak ve Hakkari olmak üzere tarihi ve kültürel zenginlikleri olan şehirlerimizde terör, artık gündem olmaktan çıkmıştır. Bu şehirlerimiz artık kendi doğal güzellikleri, pek çok alanda sahip oldukları yüksek potansiyeli ortaya koymaya başlamışlardır.” ifadelerini kullandı.
Suriye harekat alanları
Bakan Güler, 15 Temmuz hain darbe girişiminden kısa süre sonra hudutların ve vatandaşların güvenliğini sağlamak için Suriye ve Irak’ın kuzeyinde PKK/KCK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı icra edilen kapsamlı operasyonlar ile terör örgütüne büyük darbe vurulduğunu belirterek, “Operasyonlar ile ülkemizin güneyinde kurulmak istenen terör koridoru engellenmiş, Suriye’den ülkemize yeni bir göç dalgasının gelmesi ve insanlık dramının yaşanması önlenmiş, hudutlarımızın güvenliği ileriden sağlanmıştır. Oluşturulmak istenen terör koridoru engellenmeseydi, bugün bizlerin ve gelecek nesillerimizin çok daha zor ve karmaşık durumlarla karşı karşıya kalacağının iyi bilinmesi gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.
Suriye ve Irak’ın kuzeyinde başarıyla icra edilen operasyonların “sürekli ve kapsamlı” şekilde devam ettiğini kaydeden Güler, “1 Ocak’tan bugüne kadar Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde 81 bin 368 mühimmat ve 1820 sığınak ile mağara imha edilirken, 732’si Suriye’nin, 656’sı ise Irak’ın kuzeyinde olmak üzere 1388 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Bugüne kadar nerede bir terör tehdidi, kampı, sığınağı, oluşumu veya kümelenmesi varsa kalıcı olarak imha edileceği kararlılığımızı gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı
TERÖRLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
Bakan Güler, terörizmin, başta NATO müttefikleri olmak üzere, tüm ülkeler için ana tehdit unsuru olarak bölgesel ve küresel barış, huzur ve istikrarın en büyük düşmanı olduğunu belirtti.
Türkiye’nin NATO’nun güney sınırlarını da oluşturduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“Ülkemiz uzun yıllardır terörle mücadele eden, enerjisini ve gücünü buna harcayan ve NATO Genel Sekreteri’nin de ifade ettiği gibi terörden en fazla zarar gören NATO müttefikidir. NATO stratejik konseptinde de belirtildiği üzere doğrudan asimetrik tehdit olarak belirlenen terörizm, tüm biçim ve tezahürleriyle iki ana tehditten biri olarak kabul edilmiştir. Gösterdiğimiz hassasiyet ve konuya verdiğimiz önem sayesinde, NATO ve üyelerinin terörizme yaklaşımında önemli ilerleme kaydedildiğini de gözlemliyoruz. Ancak, gerek müttefiklerimizden gerek komşularımızdan terörle mücadele konusunda yeterli desteği göremediğimiz gibi çeşitli bahaneler, yol ve yöntemlerle teröristlere ve uzantılarına destek verildiğini de görüyoruz.
Komşularımızdan, müttefiklerimizden DEAŞ veya bir başka bahane ile milli güvenliğimizi doğrudan etkileyen konulardaki yaklaşımlarını değiştirmelerini ve bizimle işbirliği yapmalarını bekliyor ve bunu her fırsatta kendilerine de ifade ediyoruz.”
Güler, Irak ile terörle mücadelede başlayan işbirliği görüşmelerinin iyi bir atmosferde devam ettiğini belirterek, bu ülkeye yaptıkları son ziyaretin oldukça olumlu ve faydalı olduğunu bildirdi.
Güler, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti onlar için çok önemliydi ve bu ziyarette değişik alanlarda çok sayıda anlaşma imzaladık. Yıllardır PKK’yı hiçbir şekilde ‘terör örgütü’ olarak tanımlamayan Irak, ‘yasaklanmış örgüt’ olarak tanımladı. Irak ilk kez PKK’yı sadece Türkiye’nin değil, kendi problemi olarak da görüyor.” ifadelerini kullandı.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Acılı aile oğlunu şehit verdiği hain darbe girişiminin yıl dönümünde kendilerini yıkan bir olayla daha karşı karşıya kaldı. Batuhan Ergin’in mezarı başındaki Türk bayrağının yıprandığını gören acılı baba, Zincirlikuyu Mezarlıklar Müdürlüğü’ne güvenlik görevlisi aracılığıyla talebini iletti. Birkaç gün sonra şehit oğlunun mezarı başına gittiğinde bayrağın değiştirilmediğini gördü. Güvenliğe isteğini bir kez daha yineledi. Ancak Zincirlikuyu Mezarlıklar Müdürlüğü’nden gelen “Bizim sorumluluğumuzda değil onu da şehidin babası değiştirsin” yanıtı acılı babayı adeta yıktı. Duruma tepki gösteren baba Ahmet Ergin, olayı Beşiktaş Kaymakamı Oğuzhan Bingöl’e anlattı. Şehidin kabri başındaki yıpranan Türk bayrağı kısa süre içinde yenisiyle değiştirildi.
“OĞLUM KALBİNDEN TEK KURŞUNLA VURULARAK ŞEHİT EDİLDİ”
15 Temmuz gecesi şehit olan 21 yaşındaki Batuhan Ergin’in babası Ahmet Ergin o gece ile ilgili, “Batuhan bir arkadaşının evinde televizyon seyrederken darbe olduğunu öğrendi. Ben de kendisini bu konu hakkında uyarmıştım ‘eve gel’ diye. Batuhan sonra sokağa çıktı. Ardından marketlerdeki, bankamatikteki kuyruğu görüp sinirlendi ve ‘Aldığınız ekmekler ve makarnalar bitmeyecek mi sanki vatan elden gidiyor siz ekmek makarna peşine düşmüşsünüz’ dedi. Batuhan, arkadaşıyla birlikte Ortaköy’den 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne tankların önünde darbeye direnmek için geçti. Askerden de yeni gelmişti zaten. Oğlum, kalbinden tek kurşunla vurularak şehit edildi” diye konuştu.
“ASKERDEYKEN DE ÇOK ŞEHİT OLMAK İSTİYORMUŞ”
Oğlunun çok yardımsever olduğunu söyleyen Ergin, “21 yaşındaydı ama çok olgundu. Vatan, millet aşkıyla yanıp tutuşan bir çocuktu. Askere gittiğinde de kendi isteğiyle komando oldu. Askerdeyken de çok şehit olmak istiyormuş. ‘Komutanlarına çatışmaya ben de gelmek istiyorum’ diyormuş. Batuhan, şehitlik makamını askerdeyken de çok istiyormuş. 15 Temmuz gecesi şehit oldu. Allah mekanını cennet eylesin. Evlenip çocuk sahibi olmak çok istiyordu. Eğer şehit olmasaydı şimdi Batuhan’ın 3-4 tane çocuğu vardı. Üzerinden 8 sene geçti. 80 sene de geçse yüreğimizdeki acı dinmiyor. Bizimle mezara kadar da gelecek. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Ben her gün mezara geldiğim zaman daha kötü olarak ayrılıyorum. 8 senede çok yarım kaldık. Eksik kaldık, hayatımız mahvoldu. 4 kişilik mutlu bir aileyken bir bacağımız kesilmiş mutsuz bir aileyiz” dedi.
ACILI BABAYI YIKAN CEVAP
Şehit oğlunun kabrinin başındaki başındaki bayrak bayağı eskidiğini, renginin solduğunu yırtıldığını anlatan baba Ergin, “Bu durumu ben güvenlik görevlisi arkadaşa söyledim. 15 Temmuz geliyor bu bayrağı değiştirin diye. Aradan birkaç gün geçti ve bayrağın değişmediğini gördüm. Zincirlikuyu Mezarlıklar Müdürlüğünde bu işle ilgilenen kişi, ‘Bayrağı değiştirmek bizim görevimiz değil, onu da şehidin babası değiştirsin’ diye bana haber gönderdi. Ben de bu duruma çok sinirlendim. Netice bayrağı değiştirmek değil ben kendim de değiştiririm bayrağı ama burası bir mezarlık. Bu bayrak bizim şehitlerimizin kanını alan bir bayrak. O renkte benim oğlumun da kanı var ve bayrağın rengi solmuş. Nasıl o bayrak değiştirmez. Senin cebinden mi çıkıyor o para? Ben bu olaya çok sinirlendim” ifadelerini kullandı.
“OĞLUM 15 TEMMUZ ŞEHİDİ OLDUĞU İÇİN Mİ BU BAYRAĞI DEĞİŞTİRMEK ZOR GELİYOR”
Aldığı yanıt karşısında büyük üzüntü yaşadığını söyleyen baba Ergin, “Bu arkadaşın Türklüğünden de şüphe ediyorum. Acaba oğlum 15 Temmuz şehidi olduğu için mi bu bayrağı değiştirmek zor geliyor. Senin 15 Temmuz’la bir bağlantın mı var? Zincirlikuyu Mezarlıklar Müdürlüğü’ndeki biri. Her kurum içerisinde bir tane çıbanbaşı, hadsiz vardır. Ben bu olayı bütün Mezarlıklar Müdürlüğüne yıkmıyorum. Aynı gün olayı Beşiktaş Kaymakamımız Oğuzhan Bingöl’e anlattım. Sağ olsun ertesi gün bayrağı değiştirdi. O günden sonra vatandaşlardan ve resmi kurumlardan bana onlarca bayrak hediye edildi. Sorun bayrak değil sorun bu şahsın bana karşı almış olduğu tavır. Sen 15 Temmuz darbesine muhalif olan kişilerden misin de bu bayrağı değiştirmek istemiyorsun? O kadar olay oldu ama kimse beni arayıp da özür dilemedi. Hiçbir olay olmamış gibi herkes kulağının üzerine yattı” dedi.
Sağ kulağından yaralanan Trump’ın, sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmişti.
Olayda, mitinge katılanlardan 1 kişi de hayatını kaybetmişti.

ABD Gizli Servisi, şüpheli bir saldırganın, miting alanının dışındaki yüksek bir yerden kürsünün bulunduğu noktaya birçok kez ateş ettiğini açıklamıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı suikast girişimi olarak tanımlamıştı.

DÜNYADAN PEŞ PEŞE TEPKİLER
JAPONYA
Japonya Başbakanı Kişida Fumio, ABD’deki seçim kampanyası sırasında eski Başkan Donald Trump’ın saldırıya uğraması sonrası “demokrasiye meydan okuyan şiddete karşı durma” çağrısı yaptı.
Başbakan Kişida, sosyal medya hesabı X üzerinden yayımladığı mesajında, “Demokrasiye meydan okuyan her türlü şiddete karşı kararlı bir şekilde durmalıyız. Eski Başkan Trump’ın hızlı bir şekilde iyileşmesi için dua ediyorum” dedi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Sekreter Vekili ve eski Savunma Bakanı Inada Tomomi ise açıklamasında, siyasetçilere yönelik protesto ve muhalefetin “daha radikal hale geldiğini hissettiğini” söyledi.
Japonya’da Temmuz 2022’de eski Başbakan Abe Şinzo’nun da seçim kampanyasında suikasta kurban gitmesini anımsatan Inada, “Söylem alanı radikalleşti. ‘Ne istersen yapabileceğin’ bir vaziyet oluşması durumunda seçimlerin adaleti ve güvenliği tehlikeye girecek. Böyle olursa demokrasinin kendisi korunamaz.” ifadesini kullandı.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm. Kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.” dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer de sosyal medya hesabından saldırıya tepki gösterdi. Starmer paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın mitingindeki şok edici sahneler karşısında dehşete düştüm ve kendisine ve ailesine en iyi dileklerimizi iletiyoruz.
Siyasi şiddetin hiçbir türünün toplumlarımızda yeri yoktur ve düşüncelerim bu saldırının tüm kurbanlarıyla birliktedir.”
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de “Birleşik Krallık hükümeti her türlü siyasi şiddeti en güçlü şekilde kınamaktadır. Pensilvanya’daki şok edici gelişmeleri izlerken, düşüncelerimiz ve en iyi dileklerimiz Başkan Trump’ın yanı sıra tüm kurbanlar ve aileleriyle birliktedir.” dedi.
MEKSİKA
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, Trump’a yapılan saldırıya X hesabından tepki göstererek, “Nasıl olursa olsun, eski Başkan Donald Trump’ın başına gelenleri kınıyoruz. Şiddet mantıksız ve insanlık dışıdır.” ifadesini kullandı.
2 Haziran’daki seçimi kazanan Meksika’nın seçilmiş ilk kadın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da saldırıyı kınayarak, “Eski Başkan Donald Trump’ın iyi olduğunu bilmek sevindirici. Bu saldırıyı kınadığımızı ve her türlü siyasi şiddeti reddettiğimizi bir kez daha yineliyoruz. Barış ve demokrasi her zaman tek seçenek olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
VENEZUELA
Venezuela’da seçim mitingi sırasında, Trump’a yapılan saldırının haberini alan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Trump’a yönelik saldırıyı “şiddetle” kınadıklarını dile getirerek, “Trump’ın kısa zamanda iyileşmesini diliyorum. Tanrı Amerikan halkına huzur ve sükunet versin.” diye konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce de sosyal medya hesabından Pensilvanya’daki saldırıyı kınayarak, “Derin ideolojik ve politik farklılıklarımıza rağmen, nereden gelirse gelsin şiddet her zaman herkes tarafından kınanmalı.” ifadesini kullandı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabındaki açıklamasında, şiddetin her türlüsünü kınadıklarını belirtti.
Küba’nın 65 yıldır saldırıların ve terörizmin kurbanı olduğunu hatırlatan Canel, “Silah ticareti ve ABD’deki politik şiddetin tırmanması, bu tür olaylara yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
BREZİLYA
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise X hesabından saldırıya tepki göstererek, “Eski Başkan Donald Trump’a yönelik saldırı herkes tarafından şiddetle kınanmalı. Bugün gördüklerimiz kabul edilemez.” dedi.
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Trump ile dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
Uruguay Devlet Başkanı Luis Alberto Lacalle de X hesabındaki açıklamasında, şiddettin her türlüsünü reddettiklerini, Trump ve ABD halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.
PARAGUAY
– “Son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz”
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, sosyal medya hesabından kınama mesajı yayımlayarak, “Tüm şiddet eylemlerini en güçlü şekilde kınıyoruz. Eski Başkan Donald Trump ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor ve son olaylardan derin üzüntü duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
5 Kasım’daki başkanlık seçimlerindeki aday adaylarından eski Başkan Trump, Pennsylvania’daki mitinginde konuştuğu sırada kürsüde silahlı saldırıya uğradı.

Trump, saldırıda kulağından yaralanırken 20 yaşında olduğu belirtilen saldırgan öldürüldü, mitingde bulunan 1 kişi hayatını kaybetti.
ABD’DE 4 BAŞKAN SUİKAST SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
Eski ABD Başkanı Abraham Lincoln, 14 Nisan 1865’te eşi Mary Todd Lincoln ile Washington’da “Amerikalı Kuzenimiz” adlı komedi oyununun özel bir gösterimine katıldıkları sırada suikasta uğradı.
Saldırıdan bir gün sonra hayatını kaybeden Lincoln, öldürülen ilk ABD başkanı oldu.
Suikasttan iki yıl önce İç Savaş sırasında Lincoln, Konfederasyon içindeki kölelere özgürlük tanıyan Özgürlük Bildirgesi’ni yayınlarken, siyahların haklarına verdiği destek öldürülme sebebi olarak gösterildi.
ABD’de suikasta kurban giden ikinci başkan ise 2 Temmuz 1881’de James Garfield oldu.
Garfield, görevinin 6. ayında silahlı saldırıya uğradı.
Ülkede üçüncü suikast ise 6 Eylül 1901’de 25. ADB Başkanı William MCKinley’e yapıldı.
MCKinley, New York’ta yaptığı bir konuşmanın ardından insanlarla tokalaşırken vuruldu.
ABD’de ölümle sonuçlanan son suikast ise Kasım 1963’te 25. ABD Başkanı John F. Kennedy’ye düzenlendi.

Kennedy, eşi Jacqueline Kennedy ile birlikte Dallas’ı ziyareti sırada silahlı saldırıya uğradı.
Hastaneye kaldırılan Kennedy kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
ABD ESKİ BAŞKANLARI SALDIRIDAN KURTULDU
ABD’de eski başkanlar, ikinci dönemi için yürüttüğü kampanyalarda hedef haline gelirken, Eski ABD Başkanı Theodore Roosevelt, ikinci kez aday olduğu seçim kampanyası sırasında 14 Ekim 1912’de kurşunların hedefi oldu.
Roosevelt, Milwaukee’deki bir mitingde göğsünden vurulduğu bu saldırıyı yaralı atlattı.
5 Eylül 1975’e gelindiğinde suikastların hedefi bu sefer 38. ABD Başkanı Gerald Ford oldu.
Ford, aynı yıl birkaç hafta içinde iki suikast girişimine maruz kalırken bunları yara almadan atlattı.
İlk suikast girişiminde Ford, saldırganın silahının ateşlenmemesi sonucu kurtulurken 22 Eylül’de ise San Francisco’da bir otelin dışında kadın saldırganın ıskalaması sonucu kurşunların hedefi olmaktan kurtuldu.
40. ABD Başkanı Ronald Reagan ise Mart 1981’de başkent Washington bir konuşmasından çıkıp konvoyuna doğru yürürken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralandı.
Ülkenin 43. Başkanı George W. Bush’a ise 2005’te Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili ile Tiflis’te katıldığı bir mitingde konuşması esnasında el bombası atıldı. El bombasının pimi, mendil çok sıkı sarılı olduğundan takılı kalınca bomba infilak etmedi.
ABD BAŞKAN ADAYLARI SALDIRILARIN HEDEFİNDE
Silahlı şiddet olaylarının sıklıkla gerçekleştiği ABD’de, başkanların yanı sıra başkan adayları da suikast ve saldırıların hedefi oldu.
Eski Adalet Bakanı ve demokratların başkan adayı Robert F. Kennedy, 1968 Kaliforniya ön seçimlerini kazanması dolayısıyla yaptığı zafer konuşmasından birkaç dakika sonra Los Angeles’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıda öldürüldü.
Kennedy, New York’tan ABD senatörü ve 5 yıl önce suikasta kurban giden Başkan John F. Kennedy’nin kardeşiydi.
1972’de ise bu sefer silahlı saldırının hedefi eski Alabama Valisi ve başkan aday adaylarından George Wallace oldu.
Maryland’de bir seçim kampanyası sırasında uğradığı saldırı sonucu Wallace’ın belden aşağısı felç kaldı.
]]>Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin, NATO Zirvesi çerçevesinde bulunduğu ABD’nin başkenti Washington’da el-Hurra kanalına röportaj verdi.

TÜRKİYE VE SURİYE HEYETLERİ BAĞDAT’TA BİR ARAYA GELECEK
Bakan Hüseyin, Suriye krizini görüşmek üzere yakın zamanda Irak’ın başkenti Bağdat’ta Suriyeli ve Türk yetkililerin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirileceğini ifade etti.
Irak’ın Ankara ile Şam arasında arabuluculuk girişimi olduğunu belirten Hüseyin, Washington’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile konuyu ele aldığını söyledi.

TOPLANTI TARİHİ HENÜZ NETLEŞMEDİ
Irak’ın aynı zamanda Suriye tarafıyla da görüştüğünü kaydeden Hüseyin, iki ülke yetkililerinin hazır bulunacağı toplantının tarihine dair bilgi vermedi. Hüseyin, ülkesinin bölgenin istikrarı için dost ve müttefik ülkelerle iletişimde olduğunu vurguladı.

SURİYE’DEN JET HIZINDA YANIT: 2011 ÖNCESİNE GERİ DÖNÜLMELİ
Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı da konuya dair açıklamada bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada normalleşmenin iki ülkenin ve halkının ortak çıkarlarına hizmet ettiğinin vurgulayarak,
‘NORMALLEŞME İKİ ÜLKENİN ÇIKARINA HİZMET ETMEKTEDİR’
“Aynı bağlamda Suriye, Suriye-Türkiye ilişkilerini düzeltmeye yönelik girişimleri göz önünde bulundurdu. Bu girişimlerin sonucunun medyanın bir hedefi olmadığına inanıyor. Aksine, mevcut gerçeklere dayanan ve iki ülke arasındaki ilişkiyi yönlendiren, temeli egemenliğe, bağımsızlığa ve toprak bütünlüğüne saygı olan belirli ilkelere dayanan amaca yönelik bir yoldur. Kendi güvenliklerini ve istikrarlarını tehdit eden her şeyle yüzleşmenin yanı sıra, iki ülkenin ve iki halkın ortak çıkarlarına hizmet etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE ORTAK MÜCADELE VURGUSU
Bakanlık, “Suriye Arap Cumhuriyeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal durumuna dönmesiyle temsil edilen arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için bu konudaki her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor” açıklamasında bulunan Bakanlık, “Bu temellerin başında yasadışı olarak bulunan güçlerin Suriye topraklarından çekilmesi ve sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele gelmektedir.” ifadelerini sözlerine ekledi.
Açıklamada, “Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin pozisyon ve açıklamaların devam ettiği bir dönemde, Suriye Arap Cumhuriyeti, gerçekler ve olayların kanıtladığı üzere, bir yandan halklar ile diğer yandan Suriye’ye ve ülkelerine zarar veren hükümetlerin politika ve uygulamaları arasında net bir ayrım yapmak konusunda her zaman istekli olduğunu hatırlatmak ister.

Suriye, ülkelerin çıkarlarının çatışma veya düşmanlığa değil, aralarındaki sağlam ilişkilere dayandığına dair katı bir inanca dayanıyordu ve hala da öyle. Buna dayanarak Suriye, kendisi ve bu ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek için ortaya konan çeşitli girişimlere olumlu yaklaşma konusunda istekliydi.
‘İKİ ÜLKE ARASINDAKİ NORMAL İLİŞKİNİN GERİ DÖNÜŞÜ, 2011 ÖNCESİNDEKİ DURUMA GERİ DÖNÜŞE DAYANIYOR’
Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi için samimi çaba gösteren kardeş ve dost ülkelere teşekkür ve takdirlerini ifade ederken, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguluyor.” denildi.
Gösterim öncesi konuşan Yerlikaya, “Biz; büyük hasletleri olan, tarihin her sayfasına, şanla ve şerefle imzasını atmış büyük bir milletiz. Metanetliyizdir biz. Acıyı bal eylemesini biliriz. Merhametliyizdir. Mazlumun yanında olur, darda olanın yardımına koşarız. Vatan aşkıyla doluyuzdur. Şehitler tepesini boş bırakmayız. Yufka yürekliyizdir. Göz pınarlarımız her daim doludur bizim. Amma; ihaneti de, hainlerin arkasında duranları da asla affetmeyiz. Bu; dün böyleydi, bugün böyle ve ilelebet de böyle olacak. Zirâ, bu salonu dolduran sizler bilirsiniz, biz, birbirimizi biliriz. Lâkin; Milletimizi tanımayan, geçmişimizden, tarihimizden ders almayanlar oldu. Oysa bu millet gücünü onlara, dün Malazgirt’te, Çanakkale’de, Sakarya’da göstermişti. Anlamayanlar, Akıllanmayanlar, bu millete diz çöktürmeye çalışan alçaklar, bu kez 15 Temmuz 2016’da sahnedeydi. O karanlık gecede, milletimizin üzerine uçaklarla bomba yağdırdılar. Helikopterlerle, ağır silahlarla ateş açtılar. Tanklarla üzerlerine yürüdüler. Gazi Meclisimize saldırdılar. Yetmedi, Gölbaşı Özel Harekat Dairesi Başkanlığı ve Havacılık Dairesi Başkanlığı gibi şehitler ocağı olan, gururumuz olan aslan yuvalarına kinlerini kustular. Sanki Türkiye işgal kuvvetleri tarafından ablukaya alınmıştı” diye konuştu.
“O HAİNLERİN BİR HESABI VARSA, ALLAH’INDA BİR HESABI VARDI”
Yerlikaya, “Sandılar ki, bu millet korkup, sinecekti. Sandılar ki şanlı bayrağımız mahzun kalacaktı. Sandılar ki, ülkemizi kendi karanlıklarında boğacaklardı. Hayır, asla öyle olmayacaktı. O hainlerin bir hesabı varsa; Allah’ın da bir hesabı vardı. Kalpleri vatan aşkıyla çarpan kahramanların,
koca yürekli korkusuzların, geri atacakları tek bir adımları dahi yoktu. O en kritik anlarda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Halkın gücünden büyük güç tanımadım ben bugüne kadar” sözlerinden sonra, yüzbinlerce cesur yürek meydanlara koştu. Vatanına sahip çıktı. Milli iradesine sahip çıktı. Liderinin arkasında durdu. Kimi, yavrusunun önüne siper etti bedenini, kızını kurtarabildi ancak kendisi şehadet şerbetini içti. Kimi, son telefon konuşmasında eşinden helallik istedi. “Merak etme, döneceğim” dedi. Ancak, bir daha asla geri dönemedi. O uzun ve zifiri karanlık gecede;
aziz vatanın 252 evladı şehadete ulaşırken, 2 bin 740 insanımız gazilik onuruna erişti” ifadelerini kullandı.
“AHMET VE MEHMET ORUÇ KARDEŞLERİN DUYGU YÜKLÜ HİKAYESİNİ İZLEYECEĞİZ”
Belgesel hakkında da bilgi veren Yerlikaya, “Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır. Bir gün ismi Ahmet Oruç, Mehmet Oruç olur bu yiğitlerin;
Bir gün Ömer Halisdemir, Ayşe Aykaç. Selam olsun şehitlerimize, selam olsun kahraman gazilerimize, selam olsun “Ahmet’im, Mehmet’in canlarım benim” diye haykıran şehit babası Ali Oruç’a, şehit anası Senem Oruç’a. Biraz sonra “Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim” belgeselinde kahraman şehitlerimiz Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlerin duygu yüklü hikayelerini izleyeceğiz. Ahmet ve Mehmet, ikiz kardeşlerdi. İlk nefeslerini birlikte almışlardı. Kulaklarına ilk ezan aynı anda okunmuştu. İkisi de ana kuzusuydu. En büyük hayallerini birlikte gerçekleştirdiler. İkisi de polis olmuş, O şanlı üniformayı giymişlerdi. Helikopter pilotu olacaklardı. Çelik kartallar gibi gök yüzünde süzüleceklerdi. Ama, 15 Temmuz’da her ikisi de şehit edildiler.
İlk nefeslerini birlikte almışlardı, Son nefeslerini birlikte verdiler. Ve salaları birlikte okundu. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: Türk Milleti birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir” şeklinde konuştu.

15 TEMMUZ’DA MİLLETİMİZ UNUTULMAZ BİR DESTAN YAZDI”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “15 Temmuz’da Milletimiz, birlik ve beraberliğiyle, cesareti ve vatan aşkıyla unutulmaz bir destan yazdı. Bu destanı sizler yazdınız. Allah hepinizden razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle; 15 Temmuz gecesi cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlarımıza canımız pahasına sahip çıktık. Tek yürek, tek bilek olarak darbecilere karşı yürüttüğümüz destansı direnişle, dosta ve düşmana Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini, Türk Milletine asla diz çöktürülemeyeceğini gösterdik. 15 Temmuz’u sizlerin şahitliğinde; asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu duygularla; 15 Temmuz darbe girişiminde “Liderlik nasıl oluruö tüm dünyaya gösteren sayın Cumhurbaşkanımıza, bu kutlu yürüyüşün ruhu olan Aziz Milletimize, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimize, bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şâd, makamları âli olsun. Gazilikle müşerref olan kardeşlerimize Rabbimden sağlık ve afiyet diliyorum” dedi.

“SONUNDA YARGILANACAK OLAN İSRAİL DEVLETİ OLACAK”
Başbakan Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere pek çok İsrailli yetkili hakkında “tutuklama kararı” çıkartılacağını öngördüğünü belirten Olmert, “Ancak sonunda yargılanacak olan İsrail devleti olacak.” dedi.

“HAKKINIZDA TUTUKLAMA KARARI ÇIKARILACAĞI GÜN YAKLAŞIYOR”
Olmert, “İsrail’in, hükümet desteğiyle, Batı Şeria’da her gün işlediği ve sizin (Netanyahu) de kasıtlı olarak göz yumduğunuz suçlardan dolayı hakkınızda tutuklama kararı çıkarılacağı gün yaklaşıyor.” ifadesini kullandı.

“NETANYAHU VE ORDU KOMUTANLARI TÜM BU SUÇLARDAN HABERDAR”
“Arap düşmanı İsrail vatandaşlarının” Batı Şeria’da her gün Filistinlileri evlerinden, topraklarından kovmak niyetiyle suç işlediğini belirten Olmert, Netanyahu ve ordu komutanlarının bütün bu gelişmelerden haberdar olduğunu vurguladı.

“İSRAİL’E CİDDİ VE ACI VERİCİ YAPTIRIMLAR UYGULANACAK”
Batı Şeria’da işlenen suçlara ilişkin Netanyahu ve hükümet üyelerine uyarılarda bulunan Olmert, söz konusu suçlara sessiz kalmaya devam edildiği takdirde “İsrail’e ciddi ve acı verici yaptırımlar uygulanacak ve iyi bir savunmamız olmayacak.” dedi.

“SİZİ SAVUNABİLECEK TEK BİR KİŞİ BİLE BULUNAMAYACAK”
Olmert, konuştuğu bir kaç ordu yetkilisinin dahi Batı Şeria’da yapılanlardan utandığını vurgulayarak, “Sayın Başbakan, bu suçlamalar size yöneltildiğinde, aramızda veya bizi destekleyen uluslararası arenada sizi savunabilecek vicdan sahibi tek bir kişi bile bulunamayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Eski Başbakan Olmert, masum insanlara saldıran, yağmalayan, yok eden, yakan ve öldüren yasa dışı yerleşimcilere ilişkin raporlardan herkesin haberdar olduğunu da belirtti.

Söz konusu suçları işleyen İsraillilerden çok azının cezalandırıldığını vurgulayan Olmert, “(Ulusal Güvenlik Bakanı) Ben-Gvir’in polis memurları tarafından yere atılan, dövülen ve aşağılanan protestocuların sayısından kesinlikle daha az” olduğunu vurguladı.

“HÜKÜMETİ BİR “ZORBA GİBİ KONTROL EDEN TİKTOK BAKANI BEN-GVIR”
İşlenen suçların hiçbirinin ülkenin en üst düzey liderlerinin desteği olmaksızın gerçekleşemeyeceğini belirten Olmert, bu isimlerden ilkinin ve en önemlisinin hükümeti bir “zorba gibi kontrol eden TikTok bakanı Itamar Ben-Gvir” olduğunu kaydetti.
Olmert, aşırı sağcı Bezalel Smotrich’in de yasa dışı Yahudi işgalcilerin Gazze Şeridi’ne ve Lübnan’ın güneyine yerleşmesini desteklediğini hatırlattı.

UAD, İSRAİL’İN FİLİSTİN’İ İŞGALİNİN HUKUKI SONUÇLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞÜNÜ AÇIKLAYACAK
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in, işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin kararını 19 Temmuz Cuma günü açıklayacağını bildirmişti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’ye, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltmişti.

NETANYAHU İÇİN YAKALAMA KARARI BAŞVURUSU
Ayrıca Gazze’de işlenen suçlara ilişkin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, 20 Mayıs’ta, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” başvurusunda bulunduğunu açıklamıştı.
Han, Netanyahu ve Gallant’ın 8 Ekim 2023’ten itibaren Gazze Şeridi’nde “savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdığına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu” bildirmişti.

Roma Statüsü’nün ilgili maddelerinin ihlal edildiğine dikkati çeken Han, İsrailli yetkililere yöneltilen suçlar arasında “savaş suçu olarak sivillerin aç bırakılması”, “kasten büyük acılara veya vücutta ya da sağlıkta ciddi yaralanmalara neden olmak” ve “savaş suçu olarak zalimce muamelenin” yer aldığını kaydetmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz’da ihanet çetesinin 40 yıllık planını bozarak, bizden sonraki nesillere şeref madalyası olarak taşıyacakları yeni bir zafer armağan ettik.” dedi.
Açıklamadan öne çıkan başlıklar şöyle:
Şehit Mustafa Cambaz adına düzenlenen yarışmanın ödül merasiminde sizlerle beraber olmanın memnuniyetini yaşıyorum. Albayrak Medya Grubu verdiği sözü kararlılıkla yerine getiriyor. Yeni Şafak Gazetesi’ne bizleri buluşturduğu için teşekkür ediyorum. Şehit Mustafa Cambaz genç yeteneklere ilham kaynağı olmaya devam ediyor. 2 gün sonra 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıldönümü.

15 Temmuz’da 252 vatan evladını şehit verdik. Hangi alanda olursa olsun hüner ehline hak ettiği değerin verilmesi mühimdir. Mükafatı verilen her başarının daha nitelikli çalışmaların müjdecisi olacağı açıktır. Yarışmamıza ülkemizin her köşesinden fotoğrafın katılımını bunun işareti olarak görüyorum. Dereceye giren tüm kardeşlerimizi tebrik ediyorum. İnşallah daha nice yıllar nice güzel fotoğraflar çekmeye devam edersiniz.
Bizim sanat anlayışımızın temelinde güzel olanı görmek ve göstermek düşüncesi vardır. Merhum Mustafa Cambaz işte böyle bir sanatkâr. Şehit Mustafa Cambaz kardeşimizin hayat hikayesini biraz önce izledik. Şehit Mustafa Cambaz ömrünü inandığı değerlere ve mesleğine adamış takdir ve hayranlık uyandıran eseriyle başarı elde etmiş bir foto muhabirdi. 2000li yıllardan itibaren Türkiye’yi dolaşarak 10 binden fazla fotoğraf çekti. Ucuz hesapların geçici heveslerin peşinde koşmadı.
“FETÖ’CÜLERİN 40 YILLIK PLAN VE HAZIRLIKLARI BİRKAÇ SAAT İÇİNDE BOŞA GİTTİ”
15 Temmuz gecesi olduğu gibi sonunda ölümde olsa hakkın adaletin tarafında yer aldı. FETÖ’cü hainler Mustafa Cambaz kardeşimizi göğsünden 2 kurşunla şehit ettiler. İnsanlarımızı korkakça namertçe katlettiler. Ancak sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar. Her şeyi en ince detayına kadar hesaplamışlardır. 40 yıl boyunca bukalemun gibi 40 kılığa girerek kendilerini gizlemeyi başarmışlardı. 40 yıllık plan ve hazırlık birkaç saat içinde boşa gitti. Yaptıkları hesap o gece Boğaziçi Köprüsünden Yeşilköy Havalimanından Kızılay Meydanından TBMM’den Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden döndü. Millete silah doğrulttukları her yerde Rabbimiz hainlerin hesaplarını başlarına geçirdi.
“15 TEMMUZ RUHUNA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Emperyalist uşaklarına Türkiye’nin teslim alınamayacağını yeniden gösterdik. 15 Temmuz gecesi meydanlar yerine bankamatik kuyruklarına koşanlar aradan geçen 8 yıla rağmen milletin destanına çamur atanlar, unutturmaya çalışanlar, hayal kırıklığı acısını unutamayanlar istemese de biz 15 Temmuz ruhuna sahip çıkacağız. Pazartesi günü 81 ilde çeşitli etkinliklerle 252 vatan evladını yad edeceğiz.

“İSLAM DÜNYASI ARTIK HAREKETE GEÇMELİ”
Gazze’de şahit olduklarımız da birçok perdenin kalkmasına neden olmuştur. Ne oluyorsa hepimizin tüm insanlığın gözü önünde oluyor. Kayıtsız kalanlar ikiyüzlü politikalarını saklama gereği duymuyorlar. Gezi olaylarından 24 saat canlı yayın yapanlar söz konusu Gazze olunca ortadan kayboldular. Soykırımı görmediler. Mazlumların çığlıklarını duymadılar. Üç maymunu oynamaya devam ettiler. Gazze’de İslam alemi kurumları da başarılı sınav verememiştir. Gazze katliamlarında Batı dünyasını eleştirirken Müslümanlar olarak kendimize de hesaba çekmemiz gerekmektedir. İsrail öldürmekten kan dökmekten vazgeçmeyecek. Batılı güçler Holokost utancının etkisiyle İsrail’e destek vermeye devam edecek. BMGK İsrail’e karşı hiçbir adım atmayacak. Böyle bir tablo karşısında İslam dünyası ne yapacak? Bu soruları kendimize daha sık sormaktan başka çıkış yolumuz bulunmuyor.


“ÖLMEK VARSA EN İYİSİ ŞEHİT OLMAKTIR”
9 çocuk sahibi şehit babası Tevfik Oğuz, oğlunun vatan ve bayrak sevdalısı olduğunu ve bununla gurur duyduğunu söyledi. Oğlunun şehadet mertebesine ulaşmasının yıl dönümünde İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Oğuz, aradan yılların geçmesine rağmen oğlunun acısının unutulmadığını belirterek, şehit oğlunun son zamanlarda arkadaşlarına ‘‘Ölmek varsa en iyisi şehit olmaktır” dediğini kaydetti.

Oğuz, oğlunun Diyarbakır’da görev yaptığı yıllarda dönemin İl Emniyet Müdürü şehit Ali Gaffar Okkan’ın yanında olduğunu ve saldırıdan 10 dakika arayla kurtulduğunu yıllar sonra açıkladı.

Öte yandan, kentteki bir kurs merkezinin öğrencileri öğretmenleri gözetiminde şehit polis memuru Eyyüp Oğuz’un şehadetinin yıl dönümü dolayısıyla baba ocağını ziyaret etti. Tevfik Oğuz’u ziyaret edip elini öpen öğrenciler, Oğuz’a Türk Bayrağı ve çiçek hediye etti. Öğrenciler daha sonra öğretmenleri ile birlikte Harput Mahallesi’ndeki Harput Şehitliği’nde bulunan Eyyüp Oğuz ve diğer şehitlerin kabrini ziyaret etti. Burada dualar okundu, çevre temizliği yapıldı.

“EYYÜP, AİLEDE SEÇİLMİŞ BİRİYDİ”
Oğlunun 8 sene önce şehit olduğunu kaydeden baba Oğuz, ”Bu çocukları görünce şehidi neredeyse unuttuk. Çocukları seviyorum. Sağ olsunlar gelip bizi ziyaret ettiler. İnşallah onlar da ileride birer Eyyüp olur. Eyyüp gibi cesaretli birer genç olarak yetişirler. Vallahi acısı hiç unutulmuyor. Eyyüp, ailede seçilmiş biriydi. Ne kadar tamam dersek de unutulmuyor. 4 senedir de annesi öldü. Annesi onu çok merak ediyordu. Eyyüp, cesur adamdı. Eyyüp’ün aklına ölüm gelmezdi” dedi.

“GAFFAR OKKAN’IN YANINDAYDI, EYYÜP 10 DAKİKA İLE KURTULDU”
Şehit oğlunun son zamanlarda arkadaşlarına ”Ölmek varsa en iyisi şehit olmaktır” dediğini aktaran Oğuz, ”Gaffar Okkan’ın yanındaydı. O da 10 dakika ile kurtuldu. Eğer saat 6’da onlarla birlikte çıksaydı Eyyüp de o 6 kişinin içerisindeydi. Fakat Eyyüp’ün saat 6’da, İzmir’de evlendirmiştik, misafirleri geliyor ve Eyyüp de terminalden almaya gidiyor. Eyyüp çıkıyor ondan sonra tarıyorlar. Yanında birçok arkadaşı hayatını kaybetti ama o zamanlar ölüm onun hiç aklına gelmezdi. Ancak son zamanlarda ”Ölmek varsa en iyisi şehit olmaktır” diyormuş. Demek ki içine doğmuş ve o da şehadeti orada tamamlanmış. Allah, hainleri ıslah etsin. Zaten cezalarını aldılar da Allah onları ıslah etsin” diye konuştu.

MİNİK ÇOCUKLAR ŞEHİT BABASINI ZİYARET ETTİ
Şehidin babasını ziyaret ederek bayrak hediye eden 10 yaşındaki Ahmet Tarık ise ”Kurs merkezimiz ile birlikte şehit babası Tevfik dedeyi ziyaret ettik. Şehidimiz ölümden hiç korkmuyormuş. Bizlerin de burada olması gurur verici. Biz Tevfik dedeye çiçek ve bayrak getirdik. O da sağ olsun bize hurma ve çikolata ikram etti. Burada olmaktan hem mutluyum hem de gururluyum” şeklinde konuştu.

Başıboş köpekler nedeniyle sokaklar adeta yürünemeyecek hale geldi

Haber7 – ÖZEL
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla harekete geçen AK Parti, başıboş köpek sorunu ile ilgili kanuni düzenlemeyi Meclis’e getirdi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, saldırgan sokak köpeği tasarısıyla ilgili 17 maddelik kanun teklifinin hazırlandığını belirterek, “Kuduz riski taşıyan, saldırganlaşmış, rehabilite imkanı olmayan sahipsiz köpeklerin uyutulması yani ötenazi kavramını da bu düzenlemede getiriyoruz.” açıklamasında bulundu.
YASAL DÜZENLEME RAHATSIZ ETTİ
Güler’in bu açıklaması, bazı çevreleri rahatsız etti. Daha önce başıboş köpek saldırıları nedeniyle ölen onlarca çocuğa sessiz kalan ve atılacak adıma karşı çıkan bir grup, “ötenazi” uygulaması üzerinden ajitasyona başladı.
Güvenli Sokaklar Derneği Başkanı Murat Pınar ve Avukat Devrim Koçak, yasal düzenleme ile ilgili Haber7‘ye önemli açıklamalarda bulundu.
PINAR: ÇOCUKLAR ÖLÜRKEN KÖPEKLERİN KONUŞULMASI ZULDÜR!
Kızı Mahra Melin Pınar‘ı başıboş köpeklerin saldırısı sonucu kaybeden ve ardından Güvenli Sokaklar Derneği’ni kurarak mücadele başlatan Murat Pınar, “Biz sokaklarda başıboş köpek isemiyoruz. Çocuklar ölürken köpeklerin konuşulmasından da zul duyuyoruz.” dedi.

ÇOCUKLARIN ÖLÜMÜNÜ MAKUL KAYIP GÖRENLER…
“Çocuklar öldüğünde iyi olmuş diyenler var” diyen Pınar, çocukların hayatını kaybetmesini makul kayıp olarak görenlere sert tepki gösterdi. Pınar, “Çocuklar öldüğünde makul kayıp görenler, iyi olmuş diyenler var. Aynı kişiler kanun değişiklik teklifindeki belli şartlarda ötanazi uygulamasına itiraz ediyor, insanlık dışı buluyorlar.” diye konuştu.
ONLARA GÖRE KÖPEKLERİN SOKAKTA KALMASI UĞRUNA TÜM İNSANLAR ÖLEBİLİR
Başıboş köpeklerin sokakta kalmasının hiçbir açıklamasının olamayacağını belirten Pınar, “Doğada her tür, kendi türünü korur. Bunun aksi tek örnek başıboş köpek istismarcısı azgın azınlık herhalde. Onlara göre köpeklerin sokakta başıboş kalması uğruna tüm insanlar ölebilir. Bu düşünce tarzının hukuken, mantıken, dinen, vicdanen, etik olarak hiçbir açıklaması yok!” ifadesinde bulundu.
İNSAN, BİLİNÇSİZ KÖPEKLERE TESLİM EDİLEMEZ
“İnsan eşrefi mahlukattır, hayvanı koruyacak olan insanı, bilinçsiz köpeklere teslim edemeyiz.” sözlerini dile getiren Pınar, “Sokak kimse için yaşam alanı olamaz. Köpekler de başıboşluğa terk edilemez. İnsan hayatı herşeyden üstündür ve önce gelir. Devletimizin yanındayız, başıboş köpek sorunu bitmelidir.” diye konuştu.
DEVRİM KOÇAK: KANUN, YÜZ BİNLERCE TEMEL İNSAN HAKKINA İHLALİNE SEBEP OLDU
“Yakala-Aşıla-Bırak” yönteminin uygulandığı kanunun yıllardır insan hakları ihlaline neden olduğunu açıklayan Avukat Devrim Koçak, “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu köpekleri sokaklarda başıboş bırakmak üzere uygulandığı yıllar boyunca binlerce, yüzbinlerce insan hakkı ihlaline sebep olmuştur. Evrensel hukuk kuralları temel insan haklarını dokunulmaz kılıp yücelterek, uluslararası onaylanmış evraklarla koruma altına almıştır.” dedi.
KANUN SAPTIRILARAK SUİSTİMAL EDİLDİ
Hayvanları korumak için düzenlenen 5199 sayılı kanunun saptırıldığını belirten Devrim Koçak, “Hayvanların şiddet, eziyet ve kötü muameleden korunması esası ülkemizde saptırılarak sadece evcil hayvanlar özelinde suistimal edilmiş, özellikle köpekler istismar edilerek kazanç kapısı, gelir kaynağı haline getirilmiştir.” ifadesinde bulundu.
KANUN DEĞİŞİKLİĞİ KAÇINILMAZDIR
“Başka hiçbir hayvana tanınmayan ayrıcalıklar köpeklere ama sadece başıboş bırakılan köpeklere tanınmaya çalışılmıştır.” diyen Koçak; temel insan hakları, halk sağlığı ve çevrenin korunması için kanun değişikliğinin şart olduğunu kaydetti. Devrim Koçak, “Başıboş bırakılan köpekler sokaklarda terör estirirken istismarcı gruplar tarafından korunmuş, parçalanan, ölen vatandaşlar makul kayıp gibi gösterilmeye çalışılmış hatta gösterilmiştir. Başta insan onuruna ve temel insan haklarına aykırı bu durumun devam etmesi imkanı kalmamıştır. Halk kitleler halinde isyan etmiş, devlet kurumları şikayetlerden başını kaldıramayacak hale gelmiştir. 5199 sayılı Kanun’da temel insan hakları, halk sağlığı ve çevrenin korunması gereği bir değişiklik yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.” dedi.
MEVZUAT, 5199’DAN İBARET DEĞİL
Gösterilen tepkilerin yersiz olduğunu dile getiren Devrim Koçak, şu ifadelerde bulundu:
“Mevzuatı sadece 5199 sayılı Kanundan hayvanı da sadece başıboş köpekten ibaret sanan istismarcı grupların baskıları ve buna sığınan yerel yönetimlerce kanun değişikliğine karşı gösterilen tepki de evrensel hukuk kurallarına ve somut duruma aykırıdır.”
ÖTENAZİ ZATEN KANUNLARIMIZDA VAR!
Ötenazinin veterinerlerce uygulandığını dile getiren ve kanunlarda da belirlendiğini belirten Devrim Koçak, sözlerinin devamında şunları söyledi:
“İnsanın olmadığı yerde köpeklerin de yaşayamayacağı aşikardır! Kaldı ki, mevzuatımızda hayvanların öldürülmesini yasaklayan bir sistem yoktur. Her hayvanın öldürülme şartları da kanunlarca belirlenmektedir. Sanki ülkemizde hiçbir hayvan öldürülmüyormuş gibi yapılan açıklamalar safsatadan öteye gitmez.”
TÜRKİYE BU SÖZLEŞMEYİ UYGULAMAYI TAAHHÜT ETMİŞTİR
“Taraf olduğumuz ‘Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ başıboş köpeklerin sayısının rahatsızlık verdiği durumlarda idari bir kararla ötanazi uygulanacağına hükmetmektedir ve ülkemiz de bu sözleşmeyi usulüne uygun olarak onaylayarak kabul etmiş ve uygulamayı taahhüt etmiştir.”
KARANTİNA BÖLGESİNDEN KÖPEK KAÇIRAN İSTİSMARCI GRUPLAR BU HÜKÜMLERİ UYGULATMIYOR
“5996 sayılı Kanunda, Kuduz Hastalığı ile Mücadele ve Kuduz Hastalığından Korunma Yönetmeliği’nde de öldürme şartları belirlenmiştir. Ancak sözde hayvansever STK temsilcilerine ‘derhal’ tekmil veren bazı valiler, belediye başkanları, bu STK’ların direktifleri ile devlet memurları hakkında işlem yapan bazı bakanlık temsilcileri, DKMP müdürlükleri gibi bilerek ya da bilmeden yetkisini ve görevini kötüye kullananlar sebebiyle karantina bölgesinden köpek kaçırma şımarıklığına erdirilen bir takım istismarcı gruplar bu hükümleri dahi uygulatmamaktadır.”
ÖTENAZİ FİYATINI VETERİNER HEKİM MESLEK BİRLİKLERİ BELİRLİYOR
“Ötenazinin uygulanmasına engel olunması mevzuatta olmadığı anlamına gelmez. Mevzuatımızda ötanazi kavramı vardır, veteriner hekim meslek birliklerince fiyatı belirlenir ve yayımlanır! Devlet kurumları her gün yüzlerce hayvanın ölüm kararını vermektedir. Köpeği diğer hayvanlardan ayıran hiçbir özellik yoktur!”

ÇOCUKLAR ÖLÜRKEN KÖPEKLERİ AKLAMAYA ÇALIŞANLAR YASA DEĞİŞİKLİĞİNİ SAPTIRIYOR
Ötenazi kavramının yasalarca mevcut olmasına rağmen kanun değişikliği teklifini saptırıldığına dikkat çeken Koçak, konuşmasına şöyle devam etti:
“Çocuklar ölürken binbir bahane bulup köpekleri aklamaya çalışanların son çırpınışları kanun değişiklik teklifini de saptırmak içindir. Oysaki sokak hayvanları sahipsiz değildir gibi net bir ifade ile devleti ve halkı tehdit edenlerin sahibi oldukları köpekleri adlarına kayıt ettirerek, kontrol altına almaları tüm sorunu çözecektir.
Mevzuatımız temel insan haklarını temin edip korumak üzere şekillendirilmiştir. Anayasamız, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve kanunlarımız insanların insanlık onuruna yakışır şekilde yaşamalarını sağlamayı amaçlar. Hayvan refahını sağlayacak olan da insandır!”

ÖNLENEBİLECEK HER ÖLÜM CİNAYETTİR
“Kısacası çocuk ölümlerini makul kayıp sayanların, ölen çocukları ‘2 Mete öldü’ veya ‘2-3 çocuk öldü’ diyerek küçümseyenlerin, ‘Kaç çocuk öldü ki başıboş köpekler yüzünden’ gibi insan canını istatistik malzemesi yapanların devri kapanmak zorundadır! Bir ölüm çok ölümdür ve önlenebilecek her ölüm de cinayettir. Çocuklar geleceğimizdir, yaşatmak, korumak zorundayız! Aksi iddialar abesle iştigaldir!”
‘REHABİLİTASYON’A İTİRAZ ETMEYEN ‘ÖTENAZİ’YE İTİRAZ EDEMEZ
“Kısaca ötanazi kavramının kullanışmasına yapılan eleştiriye değinecek olursak o hususta da saptırmalar yapılmaktadır. Hali hazırda mevzuatta kullanılan bir kavramdır, yeni değildir. Ayrıca 5199 sayılı Kanun’a 2021 yılında 7332 sayılı kanunla eklenen “Rehabilitasyon” kavramı; ‘Sahipsiz hayvanların tedavi ve parazit mücadelesinin yapılmasını, aşılanmasını, kısırlaştırılmasını ve dijital kimliklendirme yöntemleriyle işaretlenmesini’ ifade eder. Peki rehabilitasyon nedir? En basit tanımı iyileştirme olan rehabilitasyon ile bu tanım ne kadar uyumludur? Bir başıboş köpek bir insana saldırıp parçaladığında hatta öldürdüğünde bu tanıma göre; ‘Rehabilitasyon süreci tamamlandı artık saldırmaz’ denilebilir mi? Asla! Rehabilitasyon kavramına itiraz etmeyen hiç kimse ötanazi kavramına da itiraz edemez!”

“HİÇBİR İNSANIMIZIN ÖLMESİNE GÖZ YUMULAMAZ”
“Başıboş köpeklerin hatta köpeklerin saldırganlığını önlemek üzere bir rehabilitasyon çalışması yapılabilmesi imkansıza yakındır. Artık hiçbir vatandaşımızın, bilinçsiz köpeklerin istismar edilmek üzere başıboş bırakılması neticesinde yaralanmasına, ölmesine göz yumulamaz!”
“SEVEN SEVDİĞİNİ SAHİPLENİR, SOKAKTA BAŞIBOŞ BIRAKMAZ!”
“Tüm hayvanseverleri başıboş köpekleri sahiplenmeye davet ediyoruz! Toplumda kaos ortamı oluşturmaya çalışan azgın azınlığın aksine, ‘Sokak hayvanları sahipsiz değildir’ diyen gerçek hayvanseverlerin kendini gösterme, elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir. Her ne kadar slogan bir anda ‘Sokak hayvanları sahipsiz değildir’den ‘Sokaktayım yanımdayım’a döndürülse de sokak hiçbir canlı için yaşam alanı olamaz! Sokağa düşen değer kaybeder. Seven sevdiğini sahiplenir, başıboş sokakta bırakmaz! Gün köpekleri başıboşluktan kurtarma günüdür. Çocuklar ölürken köpekleri konuşmak insanlık onuruna aykırıdır!”
Açıklamadan öne çıkan başlıklar şöyle:
Şehit Mustafa Cambaz adına düzenlenen yarışmanın ödül merasiminde sizlerle beraber olmanın memnuniyetini yaşıyorum. Albayrak Medya Grubu verdiği sözü kararlılıkla yerine getiriyor. Yeni Şafak Gazetesi’ne bizleri buluşturduğu için teşekkür ediyorum. Şehit Mustafa Cambaz genç yeteneklere ilham kaynağı olmaya devam ediyor. 2 gün sonra 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıldönümü.
15 Temmuz’da 252 vatan evladını şehit verdik. Hangi alanda olursa olsun hüner ehline hak ettiği değerin verilmesi mühimdir. Mükafatı verilen her başarının daha nitelikli çalışmaların müjdecisi olacağı açıktır. Yarışmamıza ülkemizin her köşesinden fotoğrafın katılımını bunun işareti olarak görüyorum. Dereceye giren tüm kardeşlerimizi tebrik ediyorum. İnşallah daha nice yıllar nice güzel fotoğraflar çekmeye devam edersiniz.
Bizim sanat anlayışımızın temelinde güzel olanı görmek ve göstermek düşüncesi vardır. Merhum Mustafa Cambaz işte böyle bir sanatkâr. Şehit Mustafa Cambaz kardeşimizin hayat hikayesini biraz önce izledik. Şehit Mustafa Cambaz ömrünü inandığı değerlere ve mesleğine adamış takdir ve hayranlık uyandıran eseriyle başarı elde etmiş bir foto muhabirdi. 2000li yıllardan itibaren Türkiye’yi dolaşarak 10 binden fazla fotoğraf çekti. Ucuz hesapların geçici heveslerin peşinde koşmadı.
“FETÖ’CÜLERİN 40 YILLIK PLAN VE HAZIRLIKLARI BİRKAÇ SAAT İÇİNDE BOŞA GİTTİ”
15 Temmuz gecesi olduğu gibi sonunda ölümde olsa hakkın adaletin tarafında yer aldı. FETÖ’cü hainler Mustafa Cambaz kardeşimizi göğsünden 2 kurşunla şehit ettiler. İnsanlarımızı korkakça namertçe katlettiler. Ancak sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar. Her şeyi en ince detayına kadar hesaplamışlardır. 40 yıl boyunca bukalemun gibi 40 kılığa girerek kendilerini gizlemeyi başarmışlardı. 40 yıllık plan ve hazırlık birkaç saat içinde boşa gitti. Yaptıkları hesap o gece Boğaziçi Köprüsünden Yeşilköy Havalimanından Kızılay Meydanından TBMM’den Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden döndü. Millete silah doğrulttukları her yerde Rabbimiz hainlerin hesaplarını başlarına geçirdi.
“15 TEMMUZ RUHUNA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Emperyalist uşaklarına Türkiye’nin teslim alınamayacağını yeniden gösterdik. 15 Temmuz gecesi meydanlar yerine bankamatik kuyruklarına koşanlar aradan geçen 8 yıla rağmen milletin destanına çamur atanlar, unutturmaya çalışanlar, hayal kırıklığı acısını unutamayanlar istemese de biz 15 Temmuz ruhuna sahip çıkacağız. Pazartesi günü 81 ilde çeşitli etkinliklerle 252 vatan evladını yad edeceğiz.
“İSLAM DÜNYASI ARTIK HAREKETE GEÇMELİ”
Gazze’de şahit olduklarımız da birçok perdenin kalkmasına neden olmuştur. Ne oluyorsa hepimizin tüm insanlığın gözü önünde oluyor. Kayıtsız kalanlar ikiyüzlü politikalarını saklama gereği duymuyorlar. Gezi olaylarından 24 saat canlı yayın yapanlar söz konusu Gazze olunca ortadan kayboldular. Soykırımı görmediler. Mazlumların çığlıklarını duymadılar. Üç maymunu oynamaya devam ettiler. Gazze’de İslam alemi kurumları da başarılı sınav verememiştir. Gazze katliamlarında Batı dünyasını eleştirirken Müslümanlar olarak kendimize de hesaba çekmemiz gerekmektedir. İsrail öldürmekten kan dökmekten vazgeçmeyecek. Batılı güçler Holokost utancının etkisiyle İsrail’e destek vermeye devam edecek. BMGK İsrail’e karşı hiçbir adım atmayacak. Böyle bir tablo karşısında İslam dünyası ne yapacak? Bu soruları kendimize daha sık sormaktan başka çıkış yolumuz bulunmuyor.





