Ekipler, ayrıca Hilal Şahin’e ailesinin Yusuf Gença’dan ayrılması ya da nikah kıyması yönünde baskı yaptığını belirledi. Cinayeti Abidin Uçar ile A.D.’nin (17) gerçekleştirdiği, saldırıyı Hilal Şahin’in ailesinin azmettirdiği tespit edildi. Ekipler, Hilal Şahin’in eski eşi Abidin Uçar, babası Hacı Şahin (58), kardeşi Şahan Şahin (31), amcası Musa Şahin (52), kuzenleri Biran Şahin (23), Mehmet Sait Sızmaz (37), eşi Meltem Sızmaz’ı (37) ve A.D.’yi gözaltına aldı. Baba Hacı Şahin, kardeşi Musa Şahin ve oğlu Şahan Şahin, eski damatları Abidin Uçar’ı eve çağırarak cinayeti planladıklarını belirlendi.

SALDIRI ÖNCESİ ÇARŞAF GİYDİ
Olay günü amca Musa Şahin, kara çarşaf giyen Abidin Uçar ile şapka takan A.D.’yi otomobille eve yakın parka getirdiği tespit edildi. Uçar ile A.D.’nin dikkat çekmemek için kol kola girip aile gibi davranarak sokakta yürüdükleri sonrasında da Yusuf Gença’nın evine gittikleri tespit edildi. Şüpheli A.D.’nin kapıyı çaldığı, Abidin Uçar’ın da kapının açılması üzerine içeri girip önce eski eşinin birlikte Yusuf Gença’ya ardından da eski eşi Hilal Şahin’e ateş ettikten sonra kaçtı. Gença ölürken, Hilal Şahin ise ağır yaralandı.
DAVA AÇILDI
Olaydan sonra yakalanıp tutuklanan Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin, Musa Şahin, Şahan Şahin, Biran Şahin ile adli kontrolle serbest bırakılan Mehmet Sait Sızmaz ve eşi Meltem Sızmaz hakkındaki soruşturma tamamlandı. Savcı, sanıkların ‘tasarlayarak ve töre saiki ile öldürme’ ile ‘öldürmeye teşebbüs’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve ayrıca 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen davaya devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Abidin Uçar, A.D., Hacı Şahin ve Musa Şahin ile olayda ağır yaralanan Hilal Şahin, öldürülenin babası Esef Gença ile tarafların avukatları katıldı. Yargılama sırasında daha önce tahliye edilen Şahan Şahin ve Biran Şahin ise duruşmaya katılmadı.

‘EŞİM ÇOCUKLUK ARKADAŞIMLA KAÇTI’
Sanık Abidin Uçar, 10 yıllık eşi Hilal Şahin’in çocukluk arkadaşı olan Yusuf Gença ile kaçtığını söyledi. 3-5 ay geçtikten sonra eşinin kötü yola düştüğünü iddia eden Uçar, “Yusuf’a birkaç defa sosyal medyadan yazdım, ‘Onu kötü yola sokma’ dedim. Yusuf da ‘Benim malım seni ilgilendirmez’ dedi. Daha sonra çocuklarımı yanıma aldım. Kızımın vücudunda morluklar vardı. Yusuf, kızıma cinsel istismarda bulunmuş. Kızımın karakolda bu yönde ifadesi var” dedi.
‘AYAKLARINA SIKACAKSIN’
Kayınpederi Hacı Şahin’ın kızı Hilal’in kötü yola düştüğünü öğrendiğini ve kendisine ‘Ayaklarına sıkacaksın’ dediğini iddia eden Abidin Uçar, savunmasında şunları söyledi:


‘CİNAYETTEN HABERİM YOKTU’
12-13 yaşından bu yana uyuşturucu kullandığını belirten sanıklardan A.D. de olayın böyle olacağını bilmediğini cinayetten haberini olmadığını ileri sürdü.

Diğer sanıklar da olayla ilgilerinin olmadığını belirterek, suçlamaları kabul etmedi.

‘AİLEMDEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM’
Hilal Şahin, eski eşi Abidin Uçar tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını söyledi.

Daha sonra Yusuf Gença ile kaçtığını belirten Hilal Şahin, “Olay günü kapı çaldı. 2 kişi içeri girdi. Biri peçeliydi, diğer şapkalıydı. Önce Yusuf’a, sonra bana ateş edildi. Benim öldüğümü düşünerek başımda kelime-i şahadet getirdi. Sesinden hatırladığım kadarıyla bu şahıs eski eşim Abidin’dir. Sadece Abidin’den şikayetçiyim, ailemden şikayetçi değilim” dedi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verirken duruşmayı eksiklerin tamamlanması için erteledi.
İHA’nın haberine göre aile, avukatları aracılığıyla kayıtlara intihar olarak geçen olayla ilgili yeniden keşif yapılıp soruşturma açılması için başvuruda bulundu.
27 Ocak’ta Adana’da ebe Elif Çelik ile nişanlanan komiser Mehmet Şimşek, nişandan sonra tekrar görev yeri Karaman Ayrancı’ya döndü. Ancak Karaman’a gittiğinde Şimşek’in nişanlısına hediye olarak alıp odasındaki çekmecede tuttuğu 27 bin liralık pırlanta yüzükle imzasının bulunduğu boş A4 kağıdının çalındığı iddia edildi.
KAMERA KAYITLARI İNCELENDİ
Kamera kayıtlarını inceleyen Şimşek, 28 Ocak’ta makam odasına polis A.D.’nin izinsiz şekilde girdiğini tespit etti. Olayı 31 Ocak’ta yargıya taşıyan Mehmet Şimşek, 1 Şubat’ta aracında ölü bulundu. Başından vurulan komiserin ölümü ise kayıtlara intihar diye geçti. Hırsızlık şüphelisi A.D. ise 10 Şubat’ta tutuklandı, ancak 4 Nisan’da serbest bırakıldı.

OLAYDA CİNAYET ŞÜPHESİ
Savcılık, önceki nişanlısından ayrılması, hırsızlık olayı ve görev yerinin değişmesinin Şimşek’i derinden etkilediğine hükmedip takipsizlik kararı verdi. Ayrıca savcılık, Şimşek’in evinde ve makam odasında bulunan psikolojik ilaçlarla ilgili detaylara da takipsizlik kararında yer verdi. Ailenin avukatı Nazan Akça Subaşı, olay yerindeki 2 farklı saç teliyle 5 parmak izinin incelenmemesine tepki gösterdi ve karara itiraz etti.
“İNTİHAR OLDUĞUNU KABUL ETMİYORUZ”
İHA’ya konuşan Mehmet Şimşek’in ablası Zeynep İnceer, kardeşinin intihar etmesi için hiçbir sebebi olmadığını söyleyerek, “Kardeşimi olaydan 3 gün önce nişanlayıp yolladık. Gittiğinde ise pırlanta yüzüğün ve kağıdın çalındığını fark etmiş. Kardeşim olayı gerçekleştiren A.D.’yi şikayet etmiş ve ardından arabasında kafasından vurulmuş halde bulundu. Birçok delil kayıp ve biz bunların bulunmasını istiyoruz. Bu olayın intihar olduğunu asla kabul etmiyoruz” dedi.

ÇİFTE MUTLULUK YAŞAYACAKTIK AMA OLMADI”
Kardeşinin otomobilindeki toprak örneği ve parmak izlerinin alınmadığını öne süren İnceer, “Arabasında bulunan toprak örneği, kıl ve parmak izi incelenmedi. Ayrıca iki görgü tanığımız var ifadeleri alınmadı. Köyde bulunan kimsenin ifadesi alınmadı ve deliller karartıldı. 16 Mayıs’ta hem doğum günüydü, hem de düğün tarihi alınmıştı. Çifte mutluluk yaşayacaktık ama olmadı. Polis memuru A.D., 1 buçuk ay hapiste yattı ve şu anda elini kolunu sallayarak geziyor. Hırsızlık yapan normal vatandaş bile 6 ay yatarken polis memuru dışarıda geziyor” ifadelerini kullandı.

“BU İLAÇLAR BİLİNÇLİ KATILDI”
Kardeşinin evinde ve makam odasında bulunan psikolojik ilaçların son kullanma tarihlerinin geçmiş olduğunu ve bu ilaçların bilinçli bir şekilde koyulduğunu ileri süren İnceer, şunları söyledi:
“Polis memuru A.D. ve kardeşimin korumasından şüpheleniyoruz. Zaten hırsızlık kanıtlandı. 4 yıl tarihi geçmiş ilaçları evine ve iş yerine katılmış şekilde bulundu. Kardeşim bu ilaçları asla kullanmadı. Kırmızı reçete ile satılan ilaçları hiçbir eczane veremez. Tarihi geçmiş ilaçları öğrenince şüphemiz daha da arttı. Biz başından beri bu olayın intihar olduğunu düşünmüyorduk.”
“ANNEM ACIYA DAYANAMADI”
Annesi Emine Şimşek’in de evladının ölüm haberini aldıktan sonra hayatını kaybettiğini anlatan İnceer, “Olay günü annem cenazeyi beklerken beyin kanaması geçirdi ve beyin ölümü gerçekleşti. Annemi de 1 hafta sonra defnettik yani iki acıyı birden yaşadık. Katilin cezaevine atılmasını ve korumanın cezasını çekmesini istiyoruz. Dosyaya itiraz ettik, avukatımıza güveniyoruz. Bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.