Şehidin anısını yaşatmak ve 15 Temmuz gecesi yaşananları unutturmamak adına müze tarzında hazırlanan özel oda, ziyaretlere açık tutuluyor.
Şehidin babası Nebi Acar, AA muhabirine, 15 Temmuz’da şehit düşen oğluyla gurur duyduğunu söyledi.
15 Temmuz 2016 gecesinde büyük acılar yaşandığına işaret eden Acar, o gece oğluyla konuşmadığını, ne olup bittiğini tam olarak anlamadığını, oğlunun şehit düştüğü haberini ise polis ve jandarma ekiplerinden öğrendiğini anlattı.
Acar, 8 yıl geçmesine rağmen acılarının, özlemlerinin arttığını dile getirerek, “Her fotoğrafta, her görüntüde, her sohbette acılar tazeleniyor, katlanarak büyüyor. Hem acı hem özlem katlanarak devam ediyor.” dedi.

Oğlunun bu vatan için can vermiş bir kahraman olduğunu vurgulayan Acar, “Şehidimi yere göre sığdıramıyorum. Ancak kalbime sığdırıyorum. Bu gururun tarifi olmaz, korkunç bir acı yaşadık ama bu gururu da yaşıyoruz. Makamların en yücesi. Böyle bir evladın babası olmak bize gurur veriyor.” diye konuştu.
Acar, evin giriş katındaki odada şehidin anılarını yaşattıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Burası dedesinin bakkal dükkanıydı. Yusufeli Belediyesinin destekleriyle burayı düzenledik. Bulduğumuz resimleri, eşyaları burada sergiliyoruz. Unutturmamaya gayret ediyoruz. Ziyarete açık, görmek isteyenler bize söylüyor, gelip geziyor.”
Acar, cuma günleri oğlunun kabrinin bakımını yaptığını ifade ederek, mezarlığın ışıklandırılıp aydınlatılması ve eksik kalan çevre düzenlemesinin bitirilmesi için yetkililerden talepte bulundu.

“Gelinimi, torunumu görünce sanki Dursun’umu görmüş gibi mutlu oluyorum”
Şehidin annesi Fatma Acar ise şehit annesi olmaktan duyduğu gururu dile getirdi.
Anne Acar, “Allah’a şükür kahraman bir şehit annesiyim. Acımız hiç azalmıyor, aksine artıyor. Yüreğimizdeki yangın sönmüyor. Gelinim ve torunum beni hiç yalnız bırakmıyor. İzmir’den kalkıp geliyorlar. Bana şehidimin emaneti. Gelinimi, torunumu görünce sanki Dursun’umu görmüş gibi mutlu oluyorum.” dedi.
Her cuma şehit oğlunun mezarına giderek dua okuduğunu, mezarı başında oğluyla konuştuğunu anlatan Acar, “Ben oğlumla gurur duyuyorum. Kahraman olduğunu biliyorum. Süleyman Soylu kapıma kadar geldi. Oğlumun kahramanlığını bana anlattı. Oğlumu çok özledim. Ağlamaktan gözyaşım kurudu, gözyaşım gelmiyor. 8 yıldır uykular haram oldu, uyku yok.” ifadelerine yer verdi.

“BABAMI ÖZLEYİNCE YANIMDA VARSA FOTOĞRAFINA BAKIYORUM”
Şehidin 11 yaşındaki kızı Elif Naz Acar da babasını çok özlediğini belirterek, sık sık babası için anı defterine yazılar yazdığını söyledi.

Babasının ülke için canını feda ettiğini ve bunun gurur verici olduğunu vurgulayan Acar, şöyle konuştu:
“Üzülüyor musun diye soracak olursanız, gerçekten çok üzülüyorum. Çünkü sevdiğim birini kaybettim. ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler’, bunun önemi çok büyük. Bütün şehitler peygamberimizim komşusudur. Babamı özleyince yanımda varsa fotoğrafına bakıyorum. Kendim hatırlamaya çalışıyorum anılarımızı. Anı defterine neler yaptığımı, babamı ne kadar özlediğimi, annemin, babaannemin, dedemin iyi olduğunu yazıyorum. Hani mezarlıkları ziyaret edip dua ederler ya biz de mezara gidiyoruz. Ben orada çok rahatlıyorum, çünkü onu hissediyorum.”

Acar, köyde hazırlanan odada babasının eşyalarına dokunmanın kendisini rahatlattığını ifade ederek, “Burada 15 Temmuz’da babamın giydiği botlar var. Bombaların atıldığı, babamın şehit olduğu yerdeki toprak var. Babamın kıyafetleri, fotoğrafları var.” diye konuştu.
TURUNCU MAHKUM KIYAFETİYLE DURUŞMAYA KATILDI
İkilinin yargılandığı duruşmaya ilişkin detaylar gelmeye başladı.
Boston’daki John Joseph Moakley Adliyesi’nde Türkiye’ye iadesinin görüşüldüğü duruşmaya Tok, turuncu tutuklu kıyafeti ile getirildi. Tok’un avukatı Brendan Kelly, davanın düşmesi ve Tok’un tutuksuz yargılanmasını talep etti.

AVUKATINI DEĞİŞTİRİYOR
Yargıç, Tok’un avukatının ve savcının açıklamalarının ardından Tok’un tutukluluk halinin devamına, bir sonraki duruşmanın 27 Haziran’da yapılmasına karar verdi. Tok’un bir sonraki duruşmaya farklı bir avukatla katılması beklenirken, mevcut avukatı Kelly duruşma sonrası sorulara cevap vermeden adliyeden hızla uzaklaştı.

Timur Cihantimur’un annesinden 2 buçuk saat sonra hakim karşısına çıktığı ve üzerinde annesinden farklı olarak gri bir tulum bulunduğu belirtiliyor.
HAYATINI KAYBEDEN ACİ’NİN AİLESİ DE DURUŞMAYA KATILDI
Aci’nin aile üyeleri duruşmaya katılarak, duruşma sonrası basına açıklamalarda bulundu. Aci’nin aile üyelerinden bazıları ise ellerinde “Oğuz Murat Aci için adalet” yazılı pankart açtı. Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci’nin kuzeni Lütfiye Çiçek, davanın ilk duruşması olması nedeniyle heyecanlı olduklarını dile getirerek, davanın ertelendiğini ifade etti. Çiçek, “Ben ABD’nin adaletine sonsuz güveniyorum. Gerçekten doğru kararı vereceklerine inanıyorum” dedi.

“ÇOCUĞUNA DA HATA YAPIYOR”
Eylem Tok’a seslenen Çiçek, “Aslında ona söylemek istediğimiz birkaç şey vardı ama maalesef söylemedik. O sadece bizim kuzenimin çocuğuna değil, aslında kendi çocuğuna da çok büyük bir yanlış yapıyor ve çok büyük bir zarar veriyor. Çünkü çocuğunu bu şekilde oradan oraya kaçırmakla hiçbir şekilde iyilik yapmış olmuyor. Eğer Türkiye’deyken hiç bunlar yaşanmadan ailenin yanında olsaydı ve çocuğunu teslim etmiş olsaydı şimdi hiçbir şekilde kendi de bu sıkıntıları çekmeyecekti” ifadelerini kullandı.

“BU NASIL ANNELİK”
Eylem Tok’un kendisini anne olduğunu söyleyerek savunduğunu belirten Çiçek, “Sadece şunu söylüyorum ona anneyim diyor. Nasıl bir annelik bu? Bir anne evlatsız kaldı, bir çocuk babasız kaldı. Yani bu mu annelik adaleti? Ben gerçekten bunu çok merak ediyorum” dedi.

“FOTOĞRAFTAKİ GÜLÜMSEYEN YÜZDEN ESER YOKTU”
Aci’nin annesi Pervin Aci’nin Eylem Tok’un yüz ifadesini çok merak ettiğini dile getiren Çiçek, “Eylem Tok’un yüzünü çok merak ediyordu. New York’ta resim çekildiklerinde gülümseyen yüz onun içinde o kadar büyük bir ukde olarak kalmıştı ki. Ama bugün Pervin Abla, bugün emin ol o yüzden hiçbir eser yoktu. Çünkü bütün salon sadece sizin için oradaydı. Onları destekleyen hiç kimse yoktu” ifadelerini kullanarak, Eylem Tok’un yüzünde sadece korku olduğunu açıkladı.

Eylem Tok’un bir sonraki duruşmaya kadar düşünerek bir karar vermesi çağrısında bulunan Çiçek, “Diğer mahkemeye kadar olan zamanda düşünüp gerçekten doğru olan kararı alır ve çocuğunu da bu zorluktan kurtarır” dedi.
EYLEM TOK’A SORDU: “Katil annesi olmak nasıl bir duygu?”
Turks in Boston Derneği’nin kurucusu Esat Gök, “Adaletin başladığı ilk gün bu. Tabii ki ilk duruşma ile biteceğini zannetmiyoruz. Tabii ki uzayacak ama içeride gerek hakimin tavrı olsun gördüğümüz konu bizim lehimize olacak hissi ve kanaati oluştu bizlerde. Mahkeme sonucunda da ben Eylem Hanım’a şey sordum. ‘Katil annesi olmak nasıl bir duygu?’ diye sordum. Kendisi de Allahu ekber dedi. Başka hiçbir şey söylemedi. Yani orada belki biraz alaycı bir tavırla yaklaşmış oldu ama biz kesinlikle bu süreçte kendisinin bu alaycı tavrını ağır bir şekilde ödeyeceğine eminiz” dedi.

“RAHAT UYKU UYUMADIKLARINA EMİNİZ”
Eylem Tok’un duruşmada çok tedirgin ve gergin olduğunu aktaran Gök, “Kendisine nefret dolu bakan kalabalığın etkisinden bayağı bir rahatsız oldu. Şu an içerisindeki korkunun ben katlanarak arttığı kanaatindeyim. Ama kendisinin ve oğlunun rahat uyku uymadığından yüzde yüz eminiz” dedi.
Öte yandan Cihantimur’un “taksirle öldürme ve yaralama”, 44 yaşındaki annesi Eylem Tok’un ise “suçluyu koruma” suçundan Türkiye’ye iadesi isteniyor.
Yağmur Güzel’in özel haberine göre; Ünlü estetikçi Bülent Cihantimur’un 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur’un babasının otomobiliyle çıktığı gezinti bir faciayla sonuçlanmışı. Kemerburgaz’da ATV’leri bozulan Oğuz Murat Aci ve beraberindekilere çarpan Timur Cİhantimur, yaralıları olay yerinde bırakarak annesi Eylem Tok tarafından olay yerinden kaçırıldı. Kazada 1 çocuk babası Oğuz Murat Aci hayatını kaybetti. Eylem Tok aynı gece oğlunu önce Mısır’a ardından da ABD’ye kaçırdı.
Oğuz Murat Aci’nin ailesi Eylem Tok ve oğluna Türkiye’ye dönmeleri ve adalete teslim olmaları için çağrıda bulundu. Ancak herhangi bir yanıt alamadı. ABD’de oldukları ortaya çıkınca Adalet Bakanlığı, ABD’li yetkililerle temasa geçti ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının çıkarttığı yakalama kararını iletti. Adalaet Bakanı Yılmaz Tunç, Eylem Tok ve oğlunun ABD’li makamlar tarafından gözaltına alındığını sosyal medya hesabından duyurdu.

ÖZER ACİ EKOL TV’YE KONUŞTU
Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci ilk açıklamasını Ekol TV’ye yaptı. Özer Aci “Biz haklıydık. Sabırlı olduk sizlerinde sayesinde başardık. Ben tek başıma ne yapabilirdim. Eylem Hanım’a defalarca eli kelepçeli ülkene dönme diye seslenmiştim. Şu an duygularımı ifade edemiyorum” dedi.
ARTIK ONLAR DEĞİL BİZ GÜLECEĞİZ
Oğuz Murat Aci’nin eşi Şükriye Aci ise Ekol TV’ye Eylem Tok ve oğlunun yakalanmasıyla ilgili şunları söyledi: “Bu kadar acının üzerine mutlu oldum. Artık pişkin pişkin gezemeyecekler. Artık onlar değil biz güleceğiz. Son zamanlarda umudumu kaybetmek üzereydim. Hiçbir gelişme olmuyordu. Bayram öncesi bize çok güzel bir haber oldu. Artık onlar düşünsün. Hak ettikleri cezayı almaları için sonuna kadar savaşacağız.”
HEM KENDİ HAYATLARINI, HEM DE BİZİM HAYATIMIZI MAHVETTİLER
Şükriye Aci, Eylem Tok için de, “Yüz yüze söylemek istediğim çok şey var. Annelik iç güdüsüyle hareket edip oğlu için en büyük hatayı yaptı. Bundan sonra da bunun cezasını kendisi ve oğlu çekecek. Bahsettiği annelik iç güdüsüyle hem bizim hayatımızı, hem kendi hayatlarını mahvettiler” diye konuştu.
SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK
Oğuz Murat Aci’nin ailesinin avukatı Hacı Orhan, bundan sonraki hukuki süreçle ilgili şunları söyledi: “Eylem Tok ve oğlu ABD vatandaşı. Şu anda gözaltında olmaları lazım. İade ederlerse Türkiye’de yargılanacak, iade etmezlerse orada yargılanacaklar. Şu an gözaltında oldukları için mutlaka yargılanacaklar. Bu süreç ardından ABD’de mahkemeye çıkacak, bir dava açılacak. Mahkeme tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verecek. Dolayısıyla iade etmeme durumu var. Şu an süreci takip ediyoruz. Bu çok güzel bir süreç bizim açımızdan, aile mutlu. Ben ‘taksirle adam öldürme’ olduğu için iade edileceğini düşünüyorum. Bu işlerin süresi yok.”

Olayın üzerinden yaklaşık 3,5 ay geçerken kırmızı bülten de çıkartılan anne ve oğul halen yakalanmadı.

Vefat eden Oğuz Murat Aci’nin 21 aylık oğlu Pars Ege ise babası yanı başındayken doğduğu hastaneye bu kez babasız getirilerek sünnet ettirildi.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde gerçekleşen operasyonda torunlarının yanında olan Aci’nin annesi Pervin Aci ve babası Özer Aci, Babalar Günü ve Kurban Bayramı’na günler kala acılarının hala taze olduğunu anlatırken torunları Pars Ege için üzüldüklerini belirtti.

Aci çifti, Eylem Tok ve oğlunun teslim olmaları için çağrılarını yineledi. Çift yaşananları anlatırken duygusal anlar yaşadı, anne Pervin Aci gözyaşlarına hakim olmadı.

Öte yandan kaza sonrası beyin ameliyatı geçiren Aci’nin kayınbiraderi 22 yaşındaki Tahsin Arslan’ın kayıp telefonunun hala bulunamadığı belirtildi.

“UNUTMAYACAĞIZ, MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu söyleyen Özer Aci, “Küçük oğlumun sünnetini yaptırdık. Bu hastanede doğmuştu, doğumunda yoktum, memleketteydik. Oğlumla, rahmetliyle görüştüm, ‘Baba bambaşka bir duygu, anlatamam’ dedi. Oğlum, duygularımı yaşıyorsun dedim. Kendisi, oğlunun sünnetinde bulunamadı ama onun vazifesini harfiyen yerine getirdik. Şu an annesi, hem annelik hem babalık yapıyor, babası olsaydı yanında torunum, belki daha az ağlayacaktı. Eşine, çocuğuna destek olmuş olacaktı. Her ne kadar vazifeleri yerine getirsek bile bir baba olamıyoruz ancak büyük baba sevgisi vereceğiz. Kurban Bayramı, kurbanımızı keseceğiz ancak bayramlarımız sevinç, bahar bayramları değil, karalar giymişiz. Unutamıyoruz, unutmayacağız, mücadelemize devam edeceğiz. Bu bayram olmaz, öteki bayram olur. Çağrımızdan hiçbir şeyden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Şu an bence saklanıyor, bir yerden bir yere hareket ettiği an kırmızı bülten yakalayacak, herhalde şu an o bölgede sabit bir yerde duruyor. 24 Kasım’da vizesi bitiyor, o zaman ne yapacak? Eli kelepçeli olarak bu ülkeye gelecek, hesabını verecek. Oğlu istemeyerek yaptı da o pahalı arabayı baba aldı, altına tahsis etti, anne anahtarı tahsis etti. Kazadan birkaç saat önce annenin yanına geliyor, çocuk 25-30 yaşında gibi oturuyor. Anne babaya da bu olaydan dolayı bir ceza verilmeli, anne çocuğu kaçırdı, telefonları topladı. Şu ana kadar bildiğim kadarıyla telefon bulunmadı Onu da Eylem Hanım alıp götürmüştür, belki ABD’ye kadar götürmüştür diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“BEN BÜLENT BEY’E SORAYIM; BABALAR GÜNÜ NASIL GEÇİYOR”
Anne ve oğlun bir an önce teslim olması gerektiğini söyleyen Aci, “Kendime göre bir yas tutuyorum, yakalandığını duyduğum an o yastan çıkacağımı düşünüyorum. Onu davul zurnayla karşılayacağım. Son gülen iyi gülermiş, son gülen ben olacağım çünkü ben haklıyım. Bir bayram geliyor ama bizim bayramımız yok artık, bayramlarımız karaya döndü. Şu ana kadar ne çocuklarını ne eşini teslim etti Bülent Bey, ne de aradı, sordu. Maddi manevi yanımdaydı da maddi kısmını kenara bırakın dedik, tamam ama manevi olarak da hiçbir zaman yanımda olmadılar, insanlık bitmiş. Evladım öldü gitti ama 4 tane yaralı gencimiz vardı. Onu bırak orada 9 tane daha aile var, o aileler dahil bu 3,5 aydır hiç kimse ne arayan ne soran oldu. Her şey hayatta para değil, aç değiliz, Allah’a şükür açıkta değiliz. Babalar Günü’nde ondan mahrum olduk, hep başımdan öperdi, benden daha boyluydu. Babalar Günü de Anneler Günü gibi buruk geçecek. Mezarını ziyaret ederiz, geldik deriz gerçi her gün ediyoruz. Ben Bülent Bey’e sorayım; Babalar Günü nasıl geçiyor diye, benim iyi geçmediği her halükarda belli. Bir baba deyip elinden öpemeyecek hiçbir bayramda çocuğum, Babalar Günü’nü kutlayamayacak o dalı, yönü hep eksik olacak. Sünnetinde yanında olamadı, olsaydı çok iyi olurdu, kendi istiyordu şu an sünnet yaptırmamızdaki en büyük etken rahmetli oğlum. Gelinim, acılı bir eş olarak, eşim böyle istiyordu yaşı dolmadan yapalım, istediği şey yerine gelsin ruhu rahat etsin diye çaba gösterdi. Daha sonra da olabilirdi ama oğlum öyle istediği için öyle oldu. Hem sünnet hem Babalar Günü ama ne yazık ki acı bir olayla” dedi.

“BENİM ELİMİ ÖPECEK OĞLUM YOK”
Oğlunun her an aklında ve kalbinde olduğunu söyleyen anne Pervin Aci, “Oğlumun heyecanını, o güzel babalığını, bekleyişini hep gözümden geçirdim. Hepimiz bugün çocuğumuz yok diye ağlıyoruz. Hüzün, herkes de bir yaş var, gözyaşı durmadı ki ne yapacağız bilmiyorum. Gittikçe kin de artıyor, oğlumu çok özledim. Kinim kadına gelmedi, kırmızı bülten çıkarıldı, ondan da bir haber yok, inşallah yakında gelir. Bayram ertesi bekliyorum. Oğlumun kurbanını bağışladık, kurban keseceğiz ama ne bayramı, bayram benim neyime, neyimize. Kurban keserken fotoğrafları var, heyecanı var. Benim elimi öperdi, elimi öpecek oğlum yok, kızım, damadım herkes var ama o çok farklı. Cumhurbaşkanım, Adalet Bakanıma, Dışişleri Bakanıma da sesleniyorum, acım daha beter, zannediyorum ki o yakalanırsa yanan yere bir su serpilir, öyle hissediyorum. Bilmiyorum, gelirse öyle olur muyum, Eylem Tok, aklı başındaysa gelsin artık biraz toparlasın kendini, bundan kaçış yok. Nereye kadar gidecek ki ömrünün sonuna kadar kaçabilecek mi, bir gün tutuklanacak, gelsin, adalete teslim olsun. O çocuk da bir an evvel hayata dönsün, yeniden bir yol çizsin. Babayı görmedim, maddi manevi hiçbir şey beklemiyorum. Karısını çocuğunu alsın, gelsin, kimse ondan bir şey istemiyor. Onda bunda gözüm yok, adam ne yaparsa yapsın, umurumda değil. Doktor olsaydı çocuğumun kanayan yarasına azıcık, 2 parmak bassaydı. 10-15 dakika ileride hastanemize getirseydi o güzelim doktorların elinde çocuğum kurtulurdu. O doktor değil, ne o anne ne de o doktor, ikisi de ne anne olabilir ne doktor olur” dedi.
“68 GÜNÜN BELKİ 38 GÜNÜNÜ HİÇ HATIRLAMIYORUM”
Baba Özer Aci, “Biz gecelerle gündüzleri karıştırdığımı için geçen 68 günün belki 38 gününü hiç hatırlamıyorum. Böyle bir olayda şok mu yaşadık. Atlatamadık. Yüreğimizdeki bu yara kapanmadı. Ve basın buradayken bir kamuoyu oluştuktan sonra ben olsam da olmasam da bu saatten sonra devam edecek. Daha önce de dile getirdim. Ben vazgeçmeyeceğim mücadelemden, ben haklıyım. Adalet, hak hukuk istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, bende buna sonuna kadar inanıyorum. Bana taziyeye gelebilmeleri için suçluların teslim olması gerekiyor. Bu taziyeye gelmeleri için birinci şarttır. Hiçbir şey gizli kalmayacak. Eylem Tok eninde sonunda gelip adalete teslim olacak” dedi.
“HER GÜN MEZARA BOŞ GİDİP BOŞ GELİYORUM”
Aci, “Mezarda yatan oğluma, torunuma içtenlikle şunu diyebilmem lazım: “Suçlular gelip adalete gelip teslim oldu.” Ben her gün mezara boş gidip boş geliyorum. Bir şey söyleyemiyorum oğluma. “Mücadele ediyorum” diyorum. Mücadeleden vazgeçmeyeceğim. Son nefesime kadar peşindeyim. Er ya da geç dönecekler” diye konuştu.
“ÇIRPINDIKÇA ÇAMURA BATIYORSUNUZ”
Baba Aci, “Eylem Hanım bir an önce gelip adalete teslim olun. Sizi yönlendiren yanlış yönlendiriyor. Çırpındıkça çamura batıyorsunuz. Onlar da vicdanlı olsunlar. Onun çocuğu ormanda 160-170’le giderken hiç mi vicdanları sızlamadı. Defalarca o bölgede ceza yemiş. Yine de dur demeyip araba vermişler. Belki başkaları da öldü, belki başkalarından tecrübe edindikleri için yurt dışına hızlıca kaçtılar. En son avukatları vasıtasıyla oğlumun yedinci günü kuran okunuyordu. O gün sabah erkenden avukatımı arayıp taziyeye gitmek için aramışlar. Avukatımız da taziye var müsait değiliz demiş. Ben onu şöyle düzelttim. Kusura bakmasınlar bugün uygun değil ama ilk başta ne söylediysem onu tekrar ediyorum: Eski hanımı ve oğlu adalete teslim olur. Buyursun gelsinler” diye konuştu.
ASIL TUTUKLANMASI GEREKEN BABA
Dosyanın tek tutuklu sanığı Ayşe Ceren Saltoğlu’nun tahliye edilmesiyle ilgili konuşan Özer Aci, “Tutuklanması yanlıştı salıverilmesi de yanlış, bir insan suçluysa tutuklanmışsa şuan niye salıverildi. Tutuklanması yanlıştı. Asıl tutuklanması gereken baba. Baba aile çete reisi, organize eden yurt dışına kaçışını sağlayan haberi olan, ama sözde onun hiçbir şeyden haberi yok. O kliniğe gidiyor, eşiyle çocuğu havalimanına gidiyor haberi yok. Çocuk mu kandırıyor? Kınıyorum. Doktor diye unvanı var. Yazıklar olsun. Bu işin baş sorumlusu baba. Hala dışarıda. 68 gündür adalet diye dilimde tüy bitti. Tek başına mücadele ediyor gibiyim” dedi
“BİNLERCE OĞUZ OLUŞTU”
Özer Aci, “Tek başıma mücadele ediyorum derken davada yalnız değilim. Binlerce Oğuz oluştu. Binlerce vicdanlı insanlar oluştu. Acısını acısı gibi paylaşan insanlar var. Eylem Hanım bir an önce gelsin adalete teslim olsun. Hem kendi hem bizim iyiliğimiz için. Bu acılı yüreğe bir su serpsin. Sadece onun ki evlatta bizim ki evlat değil mi? Bir an empati kurup evladının yanında olmadığını düşünsün. Biz o durumdayız. Annelik içgüdüsüyle kaçırıyor götürüyor ama insan taa ABD’lere kaçmaz. Adalete sığınır” dedi.
Oğlunu Mısır’a kaçıran yazar sessizliğini bozdu: ‘Lütfen beni de anlayın’









Eyüpsultan’da 1 kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazada oğlunu kaybeden baba Özer Aci, aile dostları aracılığıyla T.C.’nin babası Bülent Cihantimur ile görüştüklerini açıkladı. Cihantimur ile bire bir iletişim kurmadığını vurgulayan Aci, görüşmenin kısa sürede sona erdiğini belirterek detayları anlattı. Aci kan parası iddialarına da yanıt verdi.

“DOLAYLI OLARAK İRTİBATA GEÇTİ; 3-5 DAKİKA KONUŞMAMIZ OLDU”
Özer Aci, “Ben hiçbir zaman, ‘İrtibata geçilmedi, konuşmadık, şöyle yapılmadı, böyle olmadı’ demedim. Bülent Bey, 15. gün ifadeye gittiğinde adliyede, bize taziyeye geldiklerini söylemiş. Burası benim evim, bir de çaprazda oğlumun evi var. Benimle irtibata geçmediler demedim, dolaylı olarak irtibata geçti, 3-5 dakika bir konuşmamız oldu. O zaman zarfında kendisinden şu istekte bulundum, ‘Eski eşini ve çocuğunu getir, adalete teslim et. Ondan sonra da buyur taziyeye gel’ dedim. Geçen 19 gün zarfında ne gelen oldu ne giden oldu. Görüşmede ben sadece bir şey istedim, eşinin ve çocuğunun adalete teslim olmasını istedim. Buraya, evime gelmedi. Gelmişse ispat etsin. Farklı bir noktada görüştük. Onda benim evime gelecek cesaret yok, olsa çoktan gelmişti. Kendisi bazı şeyleri farklı yollarla halledeceğini düşündüğü için böyle bir girişimde bulunmadı, bulunacağını da sanmıyorum. 8. gün Kuran okutuyorduk, o gün avukatımla görüşmüş. Taziyeye geleceklerini söylemiş, avukatım gerekli cevabı vermiş. Şöyle demiş, ‘Bugün Kur’an okutuluyor, acılı aile, bizim söylemimiz hala devam ediyor, eşini ve çocuğunuzu getirin. Ertesi gün taziyeye gelebilirsiniz’ demiş. Ben sözümün arkasındayım, eğer bana taziyeye gelecekse, acımı dindirecekse, önce çocuğunu ve eşini adalete teslim etsin, ertesi gün buyursun gelsin” dedi.

“KENDİSİNE SİTEM ETTİM DOĞRU”
Görüşmeye 5-6 kişi geldikleri için kendilerine sitem ettiğini belirten Aci, “Benim aile dostumla, dolaylı olarak birileri vasıtasıyla iletişime geçildi. Aile dostuma maddi ve manevi yanımda olduğunu söylemiş. Ben de onlara şunu söyledim. ‘Maddi kısmı bir kenara bıraksın, gelsin görüşelim’ dedim. 5-6 kişi geldiler, hatta kınadım. ‘Ne yüzle 5-6 kişi geliyorsunuz?’ diye kınadım. Çok kısa bir görüşme oldu. İşte telefon alışverişi olduğunu söylemiş. Bende onun telefonu yok, öyle bir insanla görüşmek istemem ama mecburiyetten görüşeceğim, bu ayrı bir olay. Çok kısa bir görüşmede aile dostumun evinde ona şunu söyledim, “Git çocuğunu, eski eşini al adalete teslim et, ondan sonra taziyeye mi geleceksin buyur gel’ dedim. Kendisi herhangi birşey söylemedi. Net bir ‘Başınız sağolsun, Allah rahmet eylesin, acınızı paylaşıyoruz’ gibi şeyler söylemedi. Aile dostumuzun evine gelmesiyle bu taziye kabul oluyorsa, ısmarlamayla hac yapmak gibi birşey olur. Benim evim belli, adresim belli. Ona ben sitem ettim doğru. ‘Ben senin birinci gün kim olduğunu buldum, sen benim kim olduğumu, çocuğunun kimi öldürdüğünü niye bulamadın?’ diye sitem ettim. Zengin ve kolun uzun ya. Burada neden bu özelliklerini kullanmadı. Görüştüğümüz süre o kadar. Hiçbirşey söylemedi.” diye konuştu.

“O İNSANIN BİR LOKMASI BOĞAZIMDAN GEÇMEYECEK”
Kan parası iddiasıyla ilgili konuşan baba Aci, “Bazı televizyon kanalları ne yazık ki, iğrenç kelimeyi kullanıyorlar ben kendimden utanıyorum. Bana şu İstanbul’u bağışlasalar oğlum geri gelmeyecek. O insanın bir lokması benim boğazımdan geçmeyecektir. Bunu açık açık net bir şekilde söylüyorum ” dedi. Aci, Cihantimur ailesinin cenaze yemeği için tekrar aile dostuyla iletişime geçtiklerini anlatarak,” Görüşme yanılmıyorsam Pazartesi ya da Salı 3. veya 4. gün olmuştu. Bundan sonra aile dostumun bana dönmesiyle 9. gün sanırım, yemek söyleneceği söylendi. Ben de, ‘Bir adım atıyorlarsa adım atarım’ diyerek bir noktada buluşuruz diyerek olumlu baktım. Fakat daha sonra aile dostum bana şunu söyledi. ‘Yemeği ben organize edecekmişim, ücretini onlar ödeyecekmiş’ dedi. Aile dostuma bu konu üzerine kendilerine ne dediğini sordum. Kendisi benim adıma reddetmiş. ‘İyi yapmışsın, dedim. Aile dostuma ‘Onlara söyle bu saatten sonra yemek birşey getirirseler, yakında köpek çiftliği var oraya köpeklere yem ederim’ dedim. Geçen yine aynı kanal üzerinden Eylem Tok’un annesi aradı, başsağlığı dilemeye gelecekmiş. Ben de yine aynı söylemimi tekrar ettim. Gitsin annesi önce kızını ve torununu alsın Türkiye’ye getirsin, adalete teslim etsin.” diye konuştu.

Kazanın ardından polis ekiplerinden önce olay yerine gelen anne Eylem Tok, oğlu T.C.’yi olay yerinden kaçırmış, ekiplerce yapılan incelemeler sonucunda anne ile oğlunun ertesi gün saat 03.50 sıralarında Mısır’a çıkış yaptıkları tespit edilmişti. Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde ise aynı gün şüpheli Eylem Tok hakkında ‘suçluyu kayırma’ suçundan, şüpheli T.C. hakkında ‘bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak’ suçundan tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı.
Soruşturma çerçevesinde ayrıca, şüpheli anne ile oğlu hakkında kırmızı bülten çıkarılması talep edildi. Buna ilişkin hazırlanan formlar düzenlenerek Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

“MÜVEKKİLLERİMİZİN BURADAKİ TEK TALEBİ BİR AN ÖNCE SUÇLULARIN ADALETE TESLİM OLMASIDIR”
Oğuz Murat Acı’nın ailesinin avukatları, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı meydanında konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.
Adliyede gerekli soruşturmaların takibinde olduklarını belirten Oğuz Murat Acı’nın ailesinin avukatı Hacı Orhan, “Ne yazık ki 18 yaşından küçük 10 tane gencin 2 tane lüks araç ile alışkanlık haline getirdikleri Sarıyer-Göktürk yolunda yapmış oldukları yarış sebebiyle ne yazık ki talihsiz bir olay meydana geldi. Bu trafik kazasından sonra olay yerine gelen annenin ne yazık ki yapmış olduğu ihmaller müvekkillerimizin acısına acı katmıştır. Müvekkillerimizin buradaki tek talebi bir an önce suçluların adalete teslim olmasıdır ve onların yargılanmasıdır, gerekli cezayı almasıdır” dedi.
“BABAYLA İLGİLİ ŞİKAYETİ DE YAPACAĞIZ”
Açıklamasına devam eden avukat Orhan, “Babası, diğer çocukların babalarını arıyor zaten bunların hepsi akrabalar. Diğer baba kendi oğlunun telefonunu aradığında telefonu bir görevli açıyor, ‘ben güvenlik görevlisiyim, bu telefon buraya, bana bırakıldı’ deyip beyanda bulunuyor. Ne yazık ki orada bulunan ve olaya karışan kişiler tarafından ve o çarpan çocuğun annesi tarafından telefonlar götürüldü. Hakikaten şu an annenin yapmış olduğu eylem ne yazık ki acıları arttırmıştır ve ihmal yolu ile adam öldürmeye, kasten adam öldürmeye kadar gidecek olan bir süreci başlatmıştır. En son gördüğümüz kadarıyla havaalanına suçlu anne ve çocuğu bırakan kişilerin ne yazık ki babanın iş yerinde çalışan kişiler olduğunu öğrendik. Babayla ilgili şikayeti de yapacağız’’ şeklinde konuştu.
“ACIMIZI EĞER PAYLAŞIYOR OLSALARDI BUGÜN CENAZEMİZDE, TAZİYEMİZDE OLURLARDI”
Açıklamaların daha da zarar verici olduğunu belirten Orhan, “Bir trafik kazası normal bir yargılamadır. Suçlu kişi ne yazık ki bugün de devletimize güvenmediğini, adaletimize güvenmediğini beyan ederek ayrıca tarafları üzmüştür. Müvekkillerimizin tek bir talebi var. Hiçbir dedikoduya mahal vermeyecek şekilde müvekkillerimiz suçluların öncelikle adalete teslim edilmesini ve verilecek en yüksek şekilde ceza almalarını talep etmektedirler. Gözü yaşlı bir anne, gözü yaşlı bir baba, ne yazık ki 1 buçuk yaşında bir çocuk ve 27 yaşında dul bir annenin feryadıdır bunlar. Bizim açımızdan, bizimle diyalog kurmak istiyorlarsa öncelikle adalete teslim olmaları gerekir. Adaletten kaçmış, bu ülkeden kaçmış olan birisiyle şu an yapılacak hiçbir görüşme yoktur. Acımızı eğer paylaşıyor olsalardı bugün yanımızda, cenazemizde, taziyemizde bizimle birlikte olurlardı diye ifade ettiler. Ne yazık ki bugüne kadar ailesinden hiçbiri, ölen kişinin ailesine bir ziyarette bulunmamış. O yüzden şu an bir görüşme yok diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Kazada hayatını kaybeden Oğuz Acı’nın babası Özer Acı, Sarıyer’deki evinde gazetecilere yaptığı açıklamada, olaya şahit olan bir görgü tanığının “Oğuz biraz aşağıdaydı, ben 7-8 kişinin araca bindiğini gördüm, orada bir kadın sesi duydum ama aşağıda olduğum için göremedim.” dediğini anlattı.

“BİZİM ÇOCUKLARIMIZI ORADA BIRAKMIŞ”
Bu beyandan anlaşıldığı gibi Eylem Tok’un kazanın ardından oğlunu gelip aldığını dile getiren Acı, “Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendi kamuoyuna bir duyuru yapmış, biz yardım ettik, diye. Ama görgü tanığı arkadaş ‘Bizim yanımızda bir kadın yoktu, ilk Oğuz ağabeyimizi ambulansa bindirdik, sonra diğer yaralıları ambulanslarla sevk ettikten sonra ben olay yerinden ayrıldım.’ diyor. Eğer yardım ettiyse bu görgü tanığı olay yerinde niye görmemiş, bir feryadını, bir sızlamasını, haykırışını. Sadece yaptığı şey, oğlunu aramış, işte 112’yi oğlu aramış veya ona benzer bir şey diyor.” ifadelerini kullandı.
BAZI YARALILARIN CEP TELEFONLARININ KAYIP OLDUĞU İDDİASI
Yaralılardan bazılarının telefonlarının kayıp olduğunu ileri süren Acı, “Oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş, zaten oğlum da 8 metre aşağıdaymış. Fakat iki telefon kayıp. Bu kayıp telefonlardan biri güvenliğe bırakılıyor, daha sonra gelip alınıyor.” diye konuştu.
“MUHAKKAK ADALET TECELLİ EDECEKTİR”
Acı, Eylem Tok’un avukatı üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin de şunları kaydetti:
“Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce ‘Keşke benim de evladım ölseydi.’ demesi lazım. Ben asla ölmesini istemem ama içgüdülerle hareket etmek değil. Korku veya evladını kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetine güvenmiyor mu? Güvensin, ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korusun. Onun beyanların çoğu duygu şeyi… ‘Ben teslim olacağım.’ diyor. Yakalama kararı çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz. Yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum; bir an önce gel teslim ol. Şu an anne olarak hem kendine hem eski eşine hem evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir.”
Ailenin avukatı Burak Erden ise kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın 1,5 yaşında çocuğu olduğunu söyledi.
Kaza yerinde, bazı telefonların kaybolduğuna yönelik iddialar olduğunu belirten Erden, “Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Biz hem anne hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmakla ilgili bir suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık, çünkü alıyor yurt dışına kaçırıyor, üç dört saat içerisinde. Bu ileriki günlerde netleşecek.” değerlendirmesini yaptı.

NE OLMUŞTU?
Eyüpsultan’da 1 Mart’ta seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kaza sonucu yaralanan Oğuz Murat Acı, İ.G, T.A, S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmıştı. Yaralılardan Oğuz Murat Acı, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetmiş, T.A’nın ise hayati tehlikesinin bulunduğu bildirilmişti.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.
Bakan Yerlikaya’nın yaptığı paylaşımda hazırlanan 6 Şubat Belgeseli paylaşılarak, “Ama asrın felaketini hamdolsun asrın dayanışmasına ve birlikteliğine dönüştürdük Hazırladığımız 6 Şubat Belgeseli, dayanışmamızı, birlikteliğimiz, dünyanın en büyük `İyileştirme Operasyonu´nun nasıl gerçekleştiğini anlatıyor. 6 Şubat´ın 1´inci yılında depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah´tan rahmet diliyorum. Ailelerine, yakınlarına ve Aziz Milletimize başsağlığı diliyorum. Her birinin mekanları cennet olsun” ifadelerine yer verildi.
BAKAN FİDAN: YANIMIZDA OLAN TÜM DOST ÜLKELERE TEŞEKKÜR EDİYORUM
DHA’nın haberine göre; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, deprem döneminde Türkiye´nin yanında olan ülkelere teşekkür ederek, “6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız felaketin sene-i devriyesinde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Devletimiz ve hükümetimiz; milletimizden aldığı güçle, her zaman ve her yerde vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edecek. Zor günümüzde yanımızda olan tüm dost ülkelere de bu vesileyle tekrar teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Hafızalarımızdan ve kalbimizden silinmeyecek o acı gecenin birinci yılındayız. Mevlam ülkemize ve milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Kaybettiğimiz bütün canlarımızı hasretle, rahmetle yad ediyorum” ifadelerine yer verdi.
BAKAN URALOĞLU: KAYBETTİĞİMİZ TÜM CANLARIMIZIN MEKÂNI CENNET OLSUN
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise yaptığı paylaşımda, devletin bütün imkanları ile sahaya indiğini belirterek, “Acının tarifi yoktu… Gözler kapandı, sözler tükendi, asrın felaketiyle gözyaşı döktü Türkiye… Gün; bir can bir nefes için durmadan çalışma, bir olma, birlik olma günü dedik ve devlet olarak bütün imkanlarımızla sahaya indik. Tek yürek, tek bilek olduk; asrın birlikteliğini sergiledik, birlikte iyileştik. Kaybettiğimiz tüm canlarımızın mekânı cennet olsun. Rabb´im ülkemize ve milletimize bir daha böyle afetler yaşatmasın! Unutmadık… Unutmayacağız” ifadeleri kullandı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise depremde yaralanan vatandaşlara şifa dileyerek, “6 Şubat 2023´te meydana gelen Asrın Felaketi´nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah´tan rahmet niyaz ediyor; tedavi süreçleri devam eden kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Rabb´im geride kalanlara sabır versin; ülkemizi ve milletimizi her türlü afetlerden ve felaketlerden muhafaza eylesin” dedi.
BAKAN BOLAT: 86 MİLYON VATANDAŞIMIZI DERİNDEN ETKİLEDİ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, depremin 86 milyon vatandaşı etkilediğini belirterek, “Acısı hala taze olan Asrın Felaketi´nin üzerinden 1 yıl geçti. Tam 1 yıl önce 6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizi derinden sarsan, hiçbir zaman yaşanmasını istemediğimiz yüzyılın felaketini yaşadık. Yaşadığımız bu felaket sadece deprem bölgesinde vatandaşlarımızı değil, 86 milyon vatandaşımızı derinden etkiledi. Pazarcık ve Elbistan ilçelerimizde meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, yüzlerce kilometrelik bir alanda büyük yıkımlara sebep olurken 56 bin şehidimize ve günlerce, aylarca tutulacak yaslara yıllarca unutulamayacak anlara sebep verdi” ifadelerini kullandı.
BAKAN TUNÇ: DEVLETİMİZİN ŞEFKAT ELİ, HERKESE ULAŞTI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise paylaşımında, “Hepimizi derin bir üzüntüye boğan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Dünya tarihinin karada meydana gelen etkisi en yüksek depremi olarak kayıtlara geçen bu büyük afetin ilk anlarından itibaren devlet ve millet olarak yaraları sarmak için seferber olduk. Devletimizin şefkat eli, herkese ulaştı. `Biz birlikte Türkiye´yiz´ diyerek zor zamanları aşmak, şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için gece gündüz demeden çalıştık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan´ın öncülüğünde depremin tüm izlerini silmek için azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah´tan rahmet, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Rabb´im, aynı acıları tekrar yaşatmasın, ülkemizi ve milletimizi her türlü felaket ve afetten korusun” ifadelerini kullandı.
BAKAN GÖKTAŞ: RABBİM BİZLERİ BİR DAHA BÖYLESİ FELAKETLERLE SINAMASIN
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise “Bir yıl geçti üzerinden. Ne kayıplarımızı unuttuk ne deprem bölgesindeki vatandaşlarımızı ne de kendi acısını bir kenara bırakıp yardıma koşan kahramanlarımızı. İlk anından itibaren depremin etkilerini en aza indirmek için asrın birlikteliğini sergileyerek canla başla çalıştık ve milletimize bir söz verdik: Yaralar tamamen sarılıncaya kadar tüm gayretimizle çalışmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kere daha Allah´tan rahmet diliyorum. Rabbim bizleri bir daha böylesi felaketlerle sınamasın” dedi.
ÖZEL: BİZİM ACIMIZIN AYRISI GAYRISI HİÇ OLMADI
CHP Genel Başkanı Özür Özel de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir yıl ki bu, dün gibi. Binlerce annemi, binlerce babamı, binlerce dost, evlat ve arkadaşımı kaybetmiş gibiyim. Bizim acımızın ayrısı gayrısı hiç olmadı. Daima birlikte iyileşmeye çalışacağız. Kaybettiğimiz tüm canlarımıza rahmetle” ifadelerini kullandı.
AKŞENER: O DERİN ÇARESİZLİĞİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise “Kahramanmaraş merkezli depremlerin 1. yılında, kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Yüce Allah´tan rahmet diliyorum. Memleketimizi yasa boğan o büyük acıyı ve o derin çaresizliği unutmadık, unutturmayacağız. İnsanımızı duyan, anlayan ve yaşatan şehirleri hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.
ALTUN: TARİFİ GÖRÜLMEMİŞ BİR ACI BIRAKAN FELAKETİNİN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise yaptığı paylaşımda hayatını kaybedenlere rahmet ve yaralananlara şifa dileyerek, “6 Şubat 2023’te yaşadığımız ve yüreklerimizde tarifi görülmemiş bir acı bırakan deprem felaketinin üzerinden bir yıl geçi. `Asrın felaketi´ olarak nitelenen depremlerde kaybettiğimiz 53 bin 537 canımıza Allah´tan rahmet, yaralananlara şifa ve yakınlarını kaybeden her bir kardeşimize sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Cenab-ı Allah, en zor zamanda bile `Asrın Birlikteliği´ni ortaya koyan necip milletimizi ve güzel ülkemizi her türlü afet ve tehlikeden muhafaza buyursun” dedi.
MSB: MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Milli Savunma Bakanlığı´nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Milli Savunma Bakanlığı olarak 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz Milletimizin başı sağ olsun” denildi.
AFAD: KAYBETTİĞİMİZ VATANDAŞLARIMIZIN ACISI İLK GÜNKÜ GİBİ TAZE
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda ise, “Bundan tam bir yıl önce bugün, 6 Şubat günü saat 04.17´de hepimizi derinden sarsan Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğündeki deprem ile sarsıldık. Bu depremin ardından geniş bir alanda etkili olan çok sayıda deprem yaşadık. Kaybettiğimiz vatandaşlarımızın acısı ilk günkü gibi taze; yüreğimizi yakmaya devam ediyor. İlk andan itibaren Devletimizin tüm imkanları ile Milletimizin yanında olduk; tarihin en büyük arama kurtarma ve iyileştirme çalışmalarını başlattık. Bu süreçte, Devlet-Millet birlikteliği ile dünyada eşine az rastlanır bir dayanışma gösterdik; asrın felaketini asrın birlikteliğine dönüştürdük. Tüm ilgili kurum ve kuruluşlarımız, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve aziz Milletimizin desteği ile gönülden gönüle köprüler kurduk; bir olduk, birlik olduk. Yaralarımızı el birliği ile sardık, afetin izlerini silmek için hep beraber çalıştık. Afetlerde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Kahramanmaraş merkezli 7.7 büyüklüğündeki depremin 45´inci dakikasında afetin büyüklüğü, etki alanı ve kış mevsiminin zorlu koşulları süratle değerlendirilmiş; Türkiye Afet Müdahale Planı´na (TAMP) göre depremin seviyesi 4 olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda uluslararası çağrıya çıkılmış, 90 ülkeden gelen 11 bin 488 arama kurtarma ekibi hızla deprem bölgesine sevk edilmiştir. Asrın Felaketinden Asrın Birlikteliğine” ifadelerini kullandı.