Açıklamada, atamalara ilişkin şu ifadeler yer aldı:
“Valilik makamının onayı ile 18 il emniyet müdür yardımcısı, 16 ilçe emniyet müdürü ve 15 şube müdürü, 3 ilçe emniyet müdür yardımcısı ve 2 şube müdür yardımcısının yeni görevleri belirlendi. Yapılan atama ve görevlendirmelerin İstanbul’umuza ve Emniyet Teşkilatı’mıza hayırlı olması temennisiyle bütün personelimize görevlerinde başarılar diliyoruz.”
Açıklamada, 2. Sınıf Emniyet müdürlerinden Zafer Baybaba, Hüseyin Güleç, Aykut Korkmaz, Hasan Demirbağ, Erdem Torlak, Taner Ertürk, Murat Özbek, Gülpınar Adir, Özgür Yılmaz, Deniz Halıcı Çelik, Mustafa Ergenç, Serkan Kılınç, Seval Erdem Gürdoğan, Filibya Saral, Göksel Önder, Kadir Arslan, Neslihan Türkün ile Murat Çaykara’nın İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak atandığı belirtildi.
2. Sınıf Emniyet müdürlerinden Cemil Erim’in Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürü, Korkut Okyay’ın Bağcılar İlçe Emniyet Müdürü, Mehmet Baykara’nın Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürü, Şekip Akın’ın Beykoz İlçe Emniyet Müdürü, Özay Kayhan’ın Esenyurt İlçe Emniyet Müdürü, Cemal Ünlü’nün Fatih İlçe Emniyet Müdürü, Hakan Erişmiş’in Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürü, Murat Milletsever’in Sarıyer İlçe Emniyet Müdürü, Ali Kesikoğlu’nun Şişli İlçe Emniyet Müdürü, Mehmet Yaşar Zehir’in Üsküdar İlçe Emniyet Müdürü olarak atandığı kaydedilen açıklamada, 3. Sınıf Emniyet Müdürlerinden Serdar Örs’ün Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürü, Murat Özburun’un Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürü, Oktay Çelik’in Maltepe İlçe Emniyet Müdürü, Hakan Öztürk’ün Pendik İlçe Emniyet Müdürü, Kıvanç Taşçı’nın Silivri İlçe Emniyet Müdürü ve Fatih Tilki’nin Tuzla İlçe Emniyet Müdürü olarak atandığı duyuruldu.
Valilik açıklamasında, 3. Sınıf Emniyet müdürlerinden Tuncer Bilici’nin Belge Yönetimi Şube Müdürü, Abidin Erik’in Boğaziçi Köprüleri Koruma Şube Müdürü, Adnan Ayhan’ın Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürü, Binali Ökten’in İstanbul Atatürk Havalimanı Şube Müdürü, Azmi İlker Çiftci’nin İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Şube Müdürü, İbrahim Duran’ın Koordinasyon Şube Müdürü, Arınç Çevik’in Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü, Ziya Şaşmaz’ın Olay Yeri İnceleme Şube Müdürü, Mustafa Aktan’ın Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü, Ömer Faruk Günay’ın Önleyici Hizmetler Şube Müdürü, Mustafa Sarı’nın Polis Arama ve Kurtarma (PAK) Şube Müdürü, Banu Ördek’in Sosyal Hizmetler ve Sağlık Şube Müdürü ile vekaleten Deniz Limanı Şube Müdürü, Halil İbrahim Başlı’nın Turizm Şube Müdürü olarak, 4. Sınıf Emniyet Müdürlerinden Ahmet Lütfü Çırakoğlu’nun Güven Timleri Şube Müdürü, Tunay Başarık’ın da Trafik Denetleme Şube Müdürü olarak atandığı belirtildi.
4. Sınıf Emniyet müdürlerinden Sami Pektaş’ın Başakşehir İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı, Serhat Kalyoncu’nun ise Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı olarak atandığı kaydedilen açıklamada, Emniyet Amirlerinden Zülküf Demir’in Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı, Yılmaz Kahraman’ın Sultangazi İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı ve Ali Osman Serhatoğlu’nun da Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Vekili olarak atandığı ifade edildi.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, itidal çağrısı yaparak, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi. Böylelikle, Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan gelmiş oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in “son 2 günde tehlikeli gerilimi tırmandırma” politikalarını kınadı. Bu tehlikeli tırmanışın bölgede ciddi güvenlik sonuçlarına yol açacak çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, suikast politikaları ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmenin bölgesel çatışmalara sebep olabileceğine dikkati çekildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası etkin güçlere, sorumlulukları gereği, Orta Doğu’da yaşanan bu gerilimin kontrolden çıkmadan önüne geçmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, “Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmadan bölgesel gerilimin artması, durumu daha karmaşık hale getirdiği gibi İsrail’de ateşkes isteyen bir iradenin olmadığına da işaret ediyor. Bu gerilim ayrıca Mısır ve ortaklarının Gazze Şeridi’nde savaşı durdurarak Filistin halkının acılarını hafifletmenin çabalarını da baltalıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
Barajın, Türkiye Cumhuriyeti’nin hayata geçirdiği büyük yatırımlar arasında yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, “Ülkemize kazandırılan bu abidevi eser, ismine yakışır şekilde ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük barajı durumunda. Tesis, aynı zamanda mühendislik alanında dünyada da söz sahibi yapılar arasında bulunuyor. Atatürk Barajı, sahip olduğu elektrik kurulu gücü, gövde dolgu hacmi ve baraj gölü açısından ülkemizde ve Avrupa’da en büyük olma unvanını elinde bulunduruyor. Bununla birlikte tesis, taşkın kontrol hacmi bakımından dünyada üçüncü, gövde dolgu hacmi bakımından ise 6. sırada yer alıyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamada, barajda 1990 yılında su tutulmaya başlandığı anımsatılarak, “Baraj rezervuarında depolanan 48,7 milyar metreküp su, ülkemizin su depolama kapasitesinin yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor. Bu müthiş su kütlesi, başta hidroelektrik enerji üretimi ve tarım olmak üzere, su ürünleri üretimi, ulaşım, su yolu taşımacılığı ve turizm gibi sektörlere de hizmet sunuyor.” ifadesi kullanıldı.
Atatürk Barajı’nın 8 türbinden oluşan 2 bin 400 megavat kurulu güce sahip olduğuna işaret edilen açıklama, şöyle devam etti:
“Atatürk Barajı ve HES, yıllık 8,9 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretim kapasitesine sahip. Dev tesis, bu özelliğiyle ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük hidroelektrik santrali konumunda bulunuyor. Atatürk Barajı ilk türbinin devreye alınarak enerji üretmeye başladığı 1992 yılından bu yana yaklaşık 210 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üreterek ülke ekonomisine bu yolla yaklaşık 500 milyar lira katkı sağladı.”
Açıklamada, Atatürk Barajı’yla sulanabilen 800 bin hektarlık alanın, Türkiye’nin ekonomik olarak sulanabilir arazisinin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğu bildirildi.
Barajda depolanan suların 1995’ten itibaren tarım arazileriyle buluştuğunun anımsatıldığı açıklamada, “O tarihten bu yana sulanan arazi miktarı sürekli arttı ve günümüz itibarıyla yaklaşık 450 bin hektara ulaştı. Atatürk Barajı 1995 yılından günümüze kadar tarımsal sulama yoluyla ülke ekonomisine yaklaşık 423 milyar lira katkı sağladı. Atatürk Barajı’nın, enerji ve tarımsal sulama başta olmak üzere taşkın kontrol ve diğer gelir getirici faaliyetlerle birlikte milli ekonomiye her yıl yaklaşık 1,7 milyar dolar katkı sağladığı hesaplanıyor. Bu katkı, sulama sahasının tamamına su iletilmesiyle daha da artacak.” ifadeleri kullanıldı.
SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ VE TURİZME KATKI SAĞLIYOR
Açıklamada, Atatürk Baraj Gölü’nde çeşitli türlerde balık yetiştiriciliği ve avcılık da yapıldığına dikkat çekilerek, sazan türü balıkların yetiştirilerek bölgenin gıda çeşitliliğine ve yeni iş alanlarına kavuşmasına katkı sağladığı belirtildi.
Baraj gölünün çeşitli kesimlerinde tesis edilen iskeleler vasıtasıyla yolcu ve yük taşımacılığı yapıldığının da aktarıldığı açıklamada, Atatürk Barajı’nın her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırladığı bildirildi.
Açıklamada, barajın işletme ömrüne de işaret edilerek, şunları kaydedildi:
“Fırat Nehri üzerinde Atatürk Barajı’nın akış yukarısında inşa edilen Keban ve Karakaya gibi büyük barajlar, filtre görevi görerek baraj rezervuarının rüsubatla dolmasını engelliyor. Bu avantaj sayesinde Atatürk Barajı daha uzun yıllar ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve ülkemizde inşa edilen en büyük mühendislik eseri olarak Ulu Önder’in ismini yaşatmaya devam edecek.”

‘OYLAMAYLA İKİ DEVLETİ ÇÖZÜM YOK EDİLEMEZ’
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail meclisinin “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergeyi kabul etmesine tepki göstererek, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” açıklamasında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in daha önce yaptığı açıklamada mevcut gelişmelerin “iki devletli çözümü kalbinden bıçakladığını” söylediğini anımsatan Dujarric, Guterres’in İsrail meclisinin aldığı karar karşısında hayal kırıklığına uğradığını dile getirdi.

Dujarric, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” diyerek, BM’nin 1967 sınırlarınca iki devletli çözümü desteklediğinin altını çizdi.
İsrail meclisinin aldığı kararın BM kararları, uluslararası hukuk ve daha önce varılan anlaşmalarla uyumsuz olduğunu kaydeden Dujarric, “Guterres, taraflara iki devletli çözümden uzaklaştıracak tüm adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor.” mesajını verdi.
ABD: KARARA SEVİNMEDİK
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesi kararına “çok sevinmediklerini” duyurdu.

Önerge hakkında birebir konuşamayacağın belirten Patel, “ABD, hem İsrailliler hem de Filistinliler için barış inşa etme konusunda kararlı.” ifadelerini kullandı.
HAMAS: ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ BMGK KARARLARININ HAFİFE ALINMASIDIR!
Hamas’tan yapılan açıklamada da, “Siyonist Knesset’te Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan önergenin kabul edilmesi, Filistin topraklarında hiçbir meşruiyeti olmayan işgalci bir tarafın verdiği geçersiz bir karardır.” ifadeleri kullanıldı.

‘ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİ OLARAK HAREKETE GEÇMELİ’
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Filistin halkımızın, Siyonist terör hükümetinin kendisine karşı yürüttüğü faşist imha savaşı karşısında direnişini, mücadelesini ve meşru savunmasını sürdüreceğini teyit ediyoruz. Bu karar uluslararası topluma bir meydan okuma mesajı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Filistin’e Birleşmiş Milletlere tam üyelik verilmesini destekleyen kararlarının hafife alınması anlamına geliyor.”
Hamas, “İsrail Meclisinin bu suç niteliğindeki kararlarını, uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının tüm haklarına erişmesini sağlamak için uluslararası toplumun ciddi olarak harekete geçmesi gerektiğini” vurguladı.
ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ FRANSA’DA ŞAŞKINLIK YARATTI
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen kararlara aykırı olarak İsrail Meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesinden duyulan “şaşkınlık” vurgulandı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in İsrail polisi eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının “sorumsuz” olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tür eylemlerin bölgeyi istikrarsızlaştırdığı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Açıklamada, Fransa’nın söz konusu baskını kınadığı, “barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan iki devletli çözümün acilen hayata geçirilmesi gerektiği” kaydedildi.
“Sadece iki devletli bir çözüm hem İsraillilere hem de Filistinlilere adil ve kalıcı bir barış getirebilir ve bölgede istikrarı garanti altına alabilir” ifadesi kullanılan açıklamada, “İsrailli ve Filistinli siyasi liderlerin barışa yönelik gönüllü ve cesur bir taahhütte bulunmalarının” gerekliliğinin altı çizildi.
Kudüs’teki kutsal yerlerin tarihi statüsünün korunmasının önemi hatırlatılan açıklamada, Ürdün’ün bu konudaki “özel rolüne” dikkati çekildi.

NE OLMUŞTU?
İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önerge kabul edilmişti.
Söz konusu önergede, “Filistin devletinin kurulmasının İsrail devleti ve vatandaşları için tehdit oluşturacağı” iddiasına yer verilmişti.
]]>
‘OYLAMAYLA İKİ DEVLETİ ÇÖZÜM YOK EDİLEMEZ’
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail meclisinin “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergeyi kabul etmesine tepki göstererek, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” açıklamasında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in daha önce yaptığı açıklamada mevcut gelişmelerin “iki devletli çözümü kalbinden bıçakladığını” söylediğini anımsatan Dujarric, Guterres’in İsrail meclisinin aldığı karar karşısında hayal kırıklığına uğradığını dile getirdi.

Dujarric, “Oylamayla iki devletli çözüm yok edilemez.” diyerek, BM’nin 1967 sınırlarınca iki devletli çözümü desteklediğinin altını çizdi.
İsrail meclisinin aldığı kararın BM kararları, uluslararası hukuk ve daha önce varılan anlaşmalarla uyumsuz olduğunu kaydeden Dujarric, “Guterres, taraflara iki devletli çözümden uzaklaştıracak tüm adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor.” mesajını verdi.
HAMAS: ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ BMGK KARARLARININ HAFİFE ALINMASIDIR!
Hamas’tan yapılan açıklamada da, “Siyonist Knesset’te Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan önergenin kabul edilmesi, Filistin topraklarında hiçbir meşruiyeti olmayan işgalci bir tarafın verdiği geçersiz bir karardır.” ifadeleri kullanıldı.

‘ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİ OLARAK HAREKETE GEÇMELİ’
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Filistin halkımızın, Siyonist terör hükümetinin kendisine karşı yürüttüğü faşist imha savaşı karşısında direnişini, mücadelesini ve meşru savunmasını sürdüreceğini teyit ediyoruz. Bu karar uluslararası topluma bir meydan okuma mesajı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Filistin’e Birleşmiş Milletlere tam üyelik verilmesini destekleyen kararlarının hafife alınması anlamına geliyor.”
Hamas, “İsrail Meclisinin bu suç niteliğindeki kararlarını, uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının tüm haklarına erişmesini sağlamak için uluslararası toplumun ciddi olarak harekete geçmesi gerektiğini” vurguladı.
ÖNERGENİN KABUL EDİLMESİ FRANSA’DA ŞAŞKINLIK YARATTI
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen kararlara aykırı olarak İsrail Meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önergenin kabul edilmesinden duyulan “şaşkınlık” vurgulandı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in İsrail polisi eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının “sorumsuz” olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tür eylemlerin bölgeyi istikrarsızlaştırdığı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Açıklamada, Fransa’nın söz konusu baskını kınadığı, “barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan iki devletli çözümün acilen hayata geçirilmesi gerektiği” kaydedildi.
“Sadece iki devletli bir çözüm hem İsraillilere hem de Filistinlilere adil ve kalıcı bir barış getirebilir ve bölgede istikrarı garanti altına alabilir” ifadesi kullanılan açıklamada, “İsrailli ve Filistinli siyasi liderlerin barışa yönelik gönüllü ve cesur bir taahhütte bulunmalarının” gerekliliğinin altı çizildi.
Kudüs’teki kutsal yerlerin tarihi statüsünün korunmasının önemi hatırlatılan açıklamada, Ürdün’ün bu konudaki “özel rolüne” dikkati çekildi.

NE OLMUŞTU?
İsrail meclisinde “Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan” önerge kabul edilmişti.
Söz konusu önergede, “Filistin devletinin kurulmasının İsrail devleti ve vatandaşları için tehdit oluşturacağı” iddiasına yer verilmişti.
]]>Toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Raci Kaya, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.
“HAZİRANDA NFLASYON HIZLA GERİLEYECEKTİR”
Toplantı sonrasında yapılan yazılı açıklamada, ekonomi politikalarının etkin bir koordinasyon içerisinde uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulan EKK’nin 2024 yılı beşinci toplantısının gerçekleştirildiği hatırlatıldı.
Ekonomi programının ilk yılını geride bırakırken, şu ana kadar elde edilen kazanımların, doğru yolda ilerlendiğini gösterdiği bildirilen açıklamada, “Bu süreçte daha dengeli bir büyümeye doğru yol alırken istihdam tarihi yüksek seviyelere ulaşmış, işsizlik oranı düşmeye devam ederek tek haneli seviyelerde seyretmiştir. Cari açık önemli ölçüde azalırken, rezervlerimiz güçlenmiş ve ülke risk primimizde önemli gerileme yaşanmıştır.” ifadelerine yer verildi.
Kalıcı refah artışına ulaşmak ve yatırım ortamını daha da iyileştirmek için fiyat istikrarını sağlamanın temel öncelik olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Haziran ayı ile birlikte dezenflasyon süreci başlayacak ve yılın ikinci yarısında yıllık enflasyon hızla gerileyecektir. Piyasadaki enflasyon beklentileri de bunu teyit eder niteliktedir. Uygulamaya aldığımız kamuda tasarruf ve verimlilik paketiyle daha da güçlendireceğimiz mali disiplin, dezenflasyon sürecine destek olmaya devam edecektir. On İkinci Kalkınma Planı’nın odağında yer alan yeşil ve dijital dönüşüm çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. İkiz dönüşümü sağlamak amacıyla yeni sanayi politikalarını hayata geçiriyoruz. Nitelikli yatırımlara ve yüksek teknoloji ürün ihracatına sağladığımız desteklerle katma değerli üretimi ve verimliliği artırmayı sürdüreceğiz.”
TOPLANTIDA ELE ALINAN KONULAR
Açıklamada, toplantıda Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü korunması ve güçlendirilmesi amacıyla kurulacak Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması kapsamında sanayide yeşil dönüşümü gerçekleştirmeye yönelik yürütülen çalışmaların istişare edildiği bildirildi.
Katma değeri yüksek, ihracat potansiyelini artıracak ve cari işlemler dengesinde sürdürebilir iyileşmeyi sağlayacak yatırımlara yönelik olarak yeniden yapılandırılan Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri’nde (YTAK) durumun değerlendirildiği belirtilen açıklamada, aktif sanayi politikalarının önemli bir bileşeni olan YTAK süreçlerinin hızlandırılmasının kararlaştırıldığı kaydedildi.
Toplantıda istihdam teşviklerine yönelik etki analizi çalışmasının kurul üyeleriyle paylaşıldığı, gelecek dönemde teşviklerin gözden geçirilerek sistemin etkinliğinin artırılmasına yönelik atılması gereken adımların ele alındığı ifade edilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası öncülüğünde yürütülen “Dijital Türk Lirası Projesi” ile bankalara verilmesi öngörülen “Toplumsal Yatırım Notu” çalışmalarında gelinen son durumun da toplantıda gözden geçirildiği vurgulandı.
]]>Antalya’da teleferik faciası! Kurtarma çalışmaları sürüyor



















Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait teleferik hattında dün gece hattı tutan demirlerden birinin çıkarak çarptığı kabinin tabanının kopmasıyla içerisindeki 8 kişi yere düştü.
Metrelerce yüksekten düşen 8 kişiden 1’i hayatını kaybetti, 7’si yaralandı. Hattın durması üzerine 24 kabindeki 171 kişi mahsur kaldı.
128 KİŞİ KURTARILDI, OPERASYON SÜRÜYOR
Gece boyunca süren ve sabah da devam eden çalışmalarda 16 kabindeki 128 kişinin kurtarıldığı, 43 kişi için de çalışmaların devam ettiği duyuruldu.
AFAD, 543 personel, 7 helikopter, 1 askeri kargo uçağı, 108 araç ve 6 ambulansın görevlendirildiğini açıkladı.
Kazayla ilgili olarak soruşturma başlatılırken, 5 kişilik birlirkişi heyeti de incelemelerine başladı.
AFAD BAŞKANI: 128 KİŞİ KURTARILDI, 43 KİŞİNİN TAHLİYESİ SÜRÜYOR
AFAD Başkanı Okay Memiş, son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu:
“Çalışmalarımız aralıksız sürdürülmektedir. Şu ana kadar asılı kalan kabinlerden 16 kabinde 128 vatandaşımızın tahliyesini gerçekleştirmiş olduk. 8 kabinde 43 vatandaşımızın tahliye işlemleri devam ediyor.

Bu tahliye işlemlerini 4 helikopterle sürdürüyoruz. Kabinlere ulaşıp ip yardımıyla tahliyelerini gerçekleştiriyoruz.
Bugün için rüzgardan kaynaklı uçuşlarda yer yer sorunlar yaşanıyor. İlerleyen süreçte hava kararmadan operasyonumuzu tamamlamayı ümit ediyoruz.”

SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kazaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sarısu-Tünektepe teleferik hattındaki teleferik direğinin kırılarak seyir halindeki kabinlerden birinin düşmesi sonucu meydana gelen olayda hayatını kaybeden kişiye Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlara da acil şifalar diledi.

Teleferik kabinlerinde mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için çalışmaların büyük bir dikkat ve hassasiyetle devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:
“Önceliğimiz vatandaşlarımıza bir an önce ulaşılmasıdır. Hepimizi üzen olayla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatılmıştır. Olayın nedeni ve sorumlularının tespiti için makine mühendisi, elektrik mühendisi ve iş sağlığı güvenliği uzmanlarından oluşan 5 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup, halihazırda olay yerinde incelemelerine devam etmektedirler. Adli soruşturma, bir Cumhuriyet Başsavcıvekili ve bir Cumhuriyet Savcısının koordinasyonunda tüm yönleriyle sürdürülmektedir.”


TAHLİYELER SÜRÜYOR
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Antalya’da mahsur kalan 15 kabindeki 112 kişi başarıyla tahliye edilmiştir. Kurtarma çalışmaları titizlikle sürdürülmektedir” dedi.

MSB’DEN AÇIKLAMA
MSB’den yapılan açıklamada, “Antalya’da meydana gelen teleferik kazası sonrası mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına destek için Konya’daki 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığımızdan 1 adet AS-532 Couger tipi helikopter görevlendirildi.” denildi.

MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİ GÖREVLENDİRİLDİ
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Antalya’da meydana gelen teleferik kazasını soruşturmak üzere mülkiye müfettişlerinin görevlendirildiğini açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bugün Antalya Konyaaltı’nda teleferik hattını taşıyan direklerden birinin devrilmesi sonucu 1 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 7 kişinin yaralandığını belirtti.

“Olayla ilgili mülkiye müfettişleri görevlendirilmiştir” ifadesini kullanan Yerlikaya, gelişmelerden kamuoyunun bilgilendirileceğini aktardı.

ANTALYA VALİLİĞİNDEN AÇIKLAMA
Antalya Valiliği, kentteki teleferik kazası nedeniyle havadaki kabinlerde mahsur kalanlardan 96’sının kurtarıldığını bildirdi.
Valilikten yapılan açıklamada, 07.00 itibarıyla 96 vatandaşın ekiplerce tahliye edildiği belirtildi.
Açıklamada, havada asılı bulunan 9 kabinde tahliye çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.
BELEDİYE BAŞKANI BÖCEK: 13 KABİNDE 100’E YAKIN VATANDAŞIMIZ VAR
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, kentteki teleferik kazası nedeniyle havadaki kabinlerde mahsur kalanları kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Şu ana kadar 11 kabindeki 74 vatandaşımız kurtarıldı, 13 kabinde 100’e yakın vatandaşımız var.” dedi.
Böcek, Antalya Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda yaptığı açıklamada, talihsiz kazada bir vatandaşın hayatını kaybettiğini, 7’si kazada, 3’ü tahliye sırasında olmak üzere yaralananların sayısının 10 olduğunu söyledi.

Krizde görev yapan tüm kuruluşlara teşekkür eden Böcek, “İnşallah kısa zamanda, sabaha kadar bütün vatandaşlarımızı kurtarmış oluruz.” diye konuştu.
Böcek, gazetecilerin sorusu üzerine, teleferiğin 2017’de kendisinden önceki dönemde faaliyete geçtiğini ve belediye şirketi bünyesinde hizmet vermeye devam ettiğini dile getirdi.

Yıllık ağır ve rutin normal bakımlarının hepsinin yapıldığını vurgulayan Böcek, “Yılbaşından sonra ağır bakımı protokolü, anlaşması zaten yapılmış. Sezon açılışı 5 Mart’ta başlamıştı. Bu talihsiz olayla ilgili bütün amacımız şu anda 100’e yakın vatandaşımızın bir an önce kurtulması. Diğer konularda zaten gerekli çalışmaları yapacağız.” dedi.

KAZA ANI KAMERADA!
Antalya’da 1 kişinin öldüğü, 10 kişinin yaralandığı teleferik kaza anı cep telefonu kamerasına yansıdı.
Antalya’da 1 kişinin öldüğü, 10 kişinin yaralandığı teleferik kazası kabindeki genç kızın cep telefonu kamerasına yansıdı. Kabinde manzarayı izlerken o anları kaydeden genç kızın kaza anında yaşadığı panik anları cep telefonu kamerasına yansıdı.
HAMAS
Hamas’a bağlı El Aksa televizyonuna konuşan grubun üst düzey yetkilisi, “Netanyahu, Refah’ta soykırım ve yeni bir insani felaket gerçekleştirerek takas anlaşmasının sorumluluklarını yerine getirmekten kaçmaya çalışıyor. İsrail’in Refah’a yönelik herhangi bir kara saldırısı, esir takası görüşmelerini havaya uçuracak. Netanyahu ve Nazi ordusu dört aydan fazla bir sürede başaramadığı şeyi, savaş ne kadar sürerse sürsün başaramayacak.” dedi.
HUSİLER
Yemen’deki İran destekli Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Muhammed Ali el-Husi, Netanyahu’nun da aralarında olduğu İsrailli yetkililerin Refah kentine kara saldırısı başlatacakları yönündeki konuşmalarının ardından X sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı. İsrail’in başta Refah olmak üzere tüm Gazze Şeridi’nde saldırılarını artırması durumunda kendilerinin de operasyonlarını büyüteceklerini belirten Husi, İsrail’in Gazze saldırıları ve ablukası devam ettikçe saldırıların da süreceğini vurguladı.
İNGİLTERE
İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron, olası saldırı konusunda derin endişe duyduğunu ifade ederek, “Gazze nüfusunun yarısından fazlasının sığındığı Refah’a yönelik bir askeri saldırı ihtimalinden derin endişe duyuyoruz. Öncelik, yardımların ulaştırılması ve rehinelerin kurtarılması için çatışmalara derhal ara verilmesi ve ardından sürdürülebilir, kalıcı bir ateşkese doğru ilerleme kaydedilmesi olmalıdır.” dedi.
İSPANYA
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, X hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah saldırılarını devam ettirmesi ve genişletmesinin Filistinli mültecilerin hayatı için ciddi bir tehdit oluşturacağını ve insani felaketi büyüteceğini kaydetti. İspanya Dışişleri Bakanı, “Askeri operasyonların Refah’a kadar genişletilmesi, bölgedeki 1 milyondan fazla Filistinli mültecinin hayatını ciddi şekilde tehdit edecek ve insani felaketi artıracaktır. Ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması, uluslararası insancıl hukuka saygı ve yardımın girişini talep ediyoruz.” dedi.
SUUDİ ARABİSTAN
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı uyarı mesajında söz konusu saldırının ciddi yansımaları olacağını belirtti.
Açıklamada, “Suudi Arabistan Krallığı, İsrail’in acımasız saldırıları nedeniyle kaçmak zorunda kalan yüz binlerce sivilin son sığınağı olan Gazze Şeridi’ndeki Refah kentine yönelik saldırı ve hedef almanın çok ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunmaktadır. Krallık, bu insanların zorla sınır dışı edilmesini kategorik olarak reddettiğini ve şiddetle kınadığını teyit etmekte ve derhal ateşkes sağlanması talebini yinelemektedir.” denildi.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 9 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Refah kentine sığınan sivillerin gidecek yeri olmadığını vurgulayarak, “Gazze nüfusunun yarısı şu anda gidecek hiçbir yeri olmayan Refah’a sıkışmış durumda. İsrail ordusunun bundan sonra Refah’a odaklanmayı planladığına dair haberler endişe vericidir. Böyle bir eylem, halihazırda insani bir kabus olan durumu katlanarak arttıracak ve açıklanamayacak bölgesel sonuçlar doğuracaktır.” demişti.
ALMANYA
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, “Refah’ta yaşanan acil durum şimdiden inanılmaz boyutlara ulaştı. 1.3 milyon insan çok dar bir alanda çatışmalardan kaçarak sığınacak bir yer arıyor. İsrail ordusunun Refah’a yönelik bir saldırısı insani bir felaketin başlangıcı olacaktır. Gazze’deki insanların kaçacak bir yeri yok. İsrail, Hamas terörüne karşı kendini savunmalı ama aynı zamanda sivil halkın acılarını da mümkün olduğunca hafifletmeli. Bu nedenle, rehinelerin nihayet serbest bırakılabilmesi için de yeni bir ateşkese ihtiyaç var. Bunu başarmanın yollarını önümüzdeki hafta İsrail’de tekrar görüşeceğim.” dedi.
ABD
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, günlük basın brifinginde, Gazze’deki son durumu ve İsrail’in olası Refah operasyonunu değerlendirdi. Kirby, Gazze’nin güneyine doğru itilen yüz binlerce kişinin dar bir bölgeye sıkıştığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “(İsrail’in) hemen ya da yakın zamanda Refah bölgesinde askeri operasyonlara başlayacağı yönündeki planları görmedik. Filistinliler, Refah içinde ve çevresinde korunuyorlar. Orada yerlerinden edilmiş çok sayıda insan var. Şu anda (Refah’taki) bu insanlara yönelik askeri operasyonlar bir felaket olur ve bu bizim destekleyeceğimiz bir şey değil.”
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel de aynı konudaki soruları yanıtlayarak, Biden yönetiminin Refah’a yönelik bir askeri operasyonu desteklemediğini vurguladı. Patel, Bakanlıkta düzenlediği basın brifinginde, “1 milyondan fazla kişinin sığındığı bu bölgeye plansız şekilde operasyon yapmak bir felaket olur.” değerlendirmesini yaptı.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı açıklamada, “AB’ye üye birçok ülkenin, İsrail’in Refah’a yönelik saldırısının tarif edilemez bir insani felakete ve Mısır ile ciddi gerilimlere yol açacağı yönündeki uyarısını yineliyorum.” ifadesini kullandı. AB Yüksek Temsilcisi, müzakerelerin yeniden başlatılmasının, kan dökülmesini engellemenin tek yolu olduğunu vurguladı. Borrell, dün de İsrail’in Gazze’nin güneyinde sivillerin sığındığı Refah kentine saldırmasının “feci sonuçlara yol açacağı” uyarısında bulunmuştu.
UMMAN
Umman Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail’i kibrinden vazgeçirmek ve saldırılarını durdurmaya zorlamak için uluslararası topluma, yapılan açıklamalar ve siyasi duruşların içeriğini doldurmak için somut önlemler alma çağrısında bulunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı. İnsani ihtiyaçların Gazze Şeridi’nin her yerine ulaştırılması için sınır geçişlerinin açılması gerektiği belirtilen açıklamada, İsrail’in Refah’ı işgalinin tehlikeli sonuçlar doğuracağı vurgulandı. Açıklamada ayrıca İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki sivilleri, mülkleri ve tüm tesisleri hedef almasının yol açacağı yıkıcı etkilerden tamamen sorumlu tutulması çağrısı yapılarak Gazze Şeridi’ne yönelik saldırının, uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka açık bir meydan okuma olduğuna dikkat çekildi.
BAE
BAE Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki Refah’a olası kara saldırısı planından ve bunun insani yansımalarından derin endişe duyulduğu belirtildi. Refah’a yönelik kara harekatının daha fazla masum sivilin ölümüne neden olacağı ve Gazze’nin içinde bulunduğu insani felaketi daha da kötüleştireceğine ilişkin uluslararası topluma yönelik uyarı niteliğindeki açıklamada, kardeş Filistin halkının tehcir edilmesinin ve uluslararası hukuka aykırı her türlü uygulamanın kesin bir şekilde kınandığı ifade edildi. Açıklamada, uluslararası camiaya, Filistin topraklarındaki durumun daha da kötüleye gitmemesi için çaba gösterilmesi ve bölgenin yeni bir şiddet ve istikrarsızlığa sürüklenmemesi çağrısı yapıldı. Ayrıca BAE’nin, bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm için müzakerelere yeniden başlanmasını desteklediği kaydedildi.
FRANSA MUHALEFETİ
Muhalefetteki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi milletvekili Eric Coquerel, dün Paris’teki Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan Filistin’e destek gösterisinde açıklamalarda bulundu. Geçen hafta beraberindeki milletvekili heyetiyle Gazze’de 1 milyonu aşkın insanın sığındığı Refah Sınır Kapısı’nı ziyaret eden Coquerel, bölgede yaşanan felakete ilişkin gözlemlerini anlattı. Coquerel, Gazze’de görev yapan sağlık görevlileriyle görüşmelerinin bölgede bir soykırım işlendiğini gösterdiğini söyledi. “Soykırımın yapıldığına dair kesin bir inançla geri döndük. Uluslararası düzeyde bir tepki olması ve bir felaketin önlenmesi için kamuoyunu uyarmamız gerekiyor artık.” diyen Coquerel, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Refah’a kara operasyonu düzenleyeceklerine ilişkin açıklamalarına da tepki gösterdi. Muhalif milletvekili, “Filistinlilerden Gazze Şeridi’nin kuzeyinden güneyine, Refah’a gitmelerini istedikten sonra şimdi bu bölgeyi bombalıyorlar ve onlardan Mısır’a gitmelerini istiyorlar. Eğer böyle olursa bu kalıcı bir göçe ve Gazze halkının yok olmasına yol açacaktır. (Netanyahu’nun) İstediği bu.” ifadelerini kullandı.
KUVEYT
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in, sivilleri tehcir ettikten sonra Refah’a saldırma planından büyük endişe duyulduğu ifade edildi. Kuveyt’in, Filistin halkına yönelik saldırılar ve zorla göç ettirme planlarına karşı olduğu yinelenen açıklamada, uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) Filistin halkının korunması konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca İsrail’in uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka yönelik mükerrer ihlallerine dur denmesi için uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarının harekete geçirilmesi istendi.
KATAR
Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise olası kara saldırısının, yüz binlerce kişinin son sığınağı olan Refah’ta insani bir felakete yol açacağı uyarısı yapıldı. Filistin halkının tehcir edilmesinin ve Refah’a yönelik saldırı tehditlerinin kınandığı açıklamada, BMGK’ya, İsrail’in Refah’a girerek burada soykırım işlemesinin önüne geçmek için harekete geçme çağrısında bulunuldu.
ÜRDÜN
Ürdün Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail işgal ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırganlığına karşı güvenli bir sığınak olan ve çok sayıda yerlerinden edilen Filistinli kardeşin sığındığı Refah kentine askeri operasyon düzenlemesi tehlikesi konusunda uyarıda bulunuyoruz.” denildi. Filistinlilerin kendi toprakları içinde veya dışında yerlerinden edilmelerini mutlak biçimde reddedildiği vurgulanan açıklamada, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların sona erdirilmesi ve sivillerin korunması gerekliliği kaydedildi. Filistinlilerin yaşadıkları yerlere geri dönmelerini ve yardımın Gazze Şeridi’nin her yerine ulaşmasını garanti altına alacak şekilde derhal ateşkes sağlanması istenen açıklamada, uluslararası topluma “sorumluluklarını üstlenmesi ve İsrail’in benzeri görülmemiş bir insani felakete neden olan şiddetli savaşını sürdürmesini önlemek için acil ve etkili adımlar atması” çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) tehlikeli gidişatı önlemek ve derhal ateşkes ilan edilmesi için gecikmeden sorumluluklarını üstlenmesi gereğini ifade edildi.
İNGİLTERE
İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron, olası saldırı konusunda derin endişe duyduğunu ifade ederek, “Gazze nüfusunun yarısından fazlasının sığındığı Refah’a yönelik bir askeri saldırı ihtimalinden derin endişe duyuyoruz. Öncelik, yardımların ulaştırılması ve rehinelerin kurtarılması için çatışmalara derhal ara verilmesi ve ardından sürdürülebilir, kalıcı bir ateşkese doğru ilerleme kaydedilmesi olmalıdır.” dedi.
SUUDİ ARABİSTAN
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı uyarı mesajında söz konusu saldırının ciddi yansımaları olacağını belirtti.
Açıklamada, “Suudi Arabistan Krallığı, İsrail’in acımasız saldırıları nedeniyle kaçmak zorunda kalan yüz binlerce sivilin son sığınağı olan Gazze Şeridi’ndeki Refah kentine yönelik saldırı ve hedef almanın çok ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunmaktadır. Krallık, bu insanların zorla sınır dışı edilmesini kategorik olarak reddettiğini ve şiddetle kınadığını teyit etmekte ve derhal ateşkes sağlanması talebini yinelemektedir.” denildi.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 9 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Refah kentine sığınan sivillerin gidecek yeri olmadığını vurgulayarak, “Gazze nüfusunun yarısı şu anda gidecek hiçbir yeri olmayan Refah’a sıkışmış durumda. İsrail ordusunun bundan sonra Refah’a odaklanmayı planladığına dair haberler endişe vericidir. Böyle bir eylem, halihazırda insani bir kabus olan durumu katlanarak arttıracak ve açıklanamayacak bölgesel sonuçlar doğuracaktır.” demişti.
ALMANYA
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, “Refah’ta yaşanan acil durum şimdiden inanılmaz boyutlara ulaştı. 1.3 milyon insan çok dar bir alanda çatışmalardan kaçarak sığınacak bir yer arıyor. İsrail ordusunun Refah’a yönelik bir saldırısı insani bir felaketin başlangıcı olacaktır. Gazze’deki insanların kaçacak bir yeri yok. İsrail, Hamas terörüne karşı kendini savunmalı ama aynı zamanda sivil halkın acılarını da mümkün olduğunca hafifletmeli. Bu nedenle, rehinelerin nihayet serbest bırakılabilmesi için de yeni bir ateşkese ihtiyaç var. Bunu başarmanın yollarını önümüzdeki hafta İsrail’de tekrar görüşeceğim.” dedi.
ABD
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, günlük basın brifinginde, Gazze’deki son durumu ve İsrail’in olası Refah operasyonunu değerlendirdi. Kirby, Gazze’nin güneyine doğru itilen yüz binlerce kişinin dar bir bölgeye sıkıştığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “(İsrail’in) hemen ya da yakın zamanda Refah bölgesinde askeri operasyonlara başlayacağı yönündeki planları görmedik. Filistinliler, Refah içinde ve çevresinde korunuyorlar. Orada yerlerinden edilmiş çok sayıda insan var. Şu anda (Refah’taki) bu insanlara yönelik askeri operasyonlar bir felaket olur ve bu bizim destekleyeceğimiz bir şey değil.”
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel de aynı konudaki soruları yanıtlayarak, Biden yönetiminin Refah’a yönelik bir askeri operasyonu desteklemediğini vurguladı. Patel, Bakanlıkta düzenlediği basın brifinginde, “1 milyondan fazla kişinin sığındığı bu bölgeye plansız şekilde operasyon yapmak bir felaket olur.” değerlendirmesini yaptı.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı açıklamada, “AB’ye üye birçok ülkenin, İsrail’in Refah’a yönelik saldırısının tarif edilemez bir insani felakete ve Mısır ile ciddi gerilimlere yol açacağı yönündeki uyarısını yineliyorum.” ifadesini kullandı. AB Yüksek Temsilcisi, müzakerelerin yeniden başlatılmasının, kan dökülmesini engellemenin tek yolu olduğunu vurguladı. Borrell, dün de İsrail’in Gazze’nin güneyinde sivillerin sığındığı Refah kentine saldırmasının “feci sonuçlara yol açacağı” uyarısında bulunmuştu.
UMMAN
Umman Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail’i kibrinden vazgeçirmek ve saldırılarını durdurmaya zorlamak için uluslararası topluma, yapılan açıklamalar ve siyasi duruşların içeriğini doldurmak için somut önlemler alma çağrısında bulunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı. İnsani ihtiyaçların Gazze Şeridi’nin her yerine ulaştırılması için sınır geçişlerinin açılması gerektiği belirtilen açıklamada, İsrail’in Refah’ı işgalinin tehlikeli sonuçlar doğuracağı vurgulandı. Açıklamada ayrıca İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki sivilleri, mülkleri ve tüm tesisleri hedef almasının yol açacağı yıkıcı etkilerden tamamen sorumlu tutulması çağrısı yapılarak Gazze Şeridi’ne yönelik saldırının, uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka açık bir meydan okuma olduğuna dikkat çekildi.
BAE
BAE Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki Refah’a olası kara saldırısı planından ve bunun insani yansımalarından derin endişe duyulduğu belirtildi. Refah’a yönelik kara harekatının daha fazla masum sivilin ölümüne neden olacağı ve Gazze’nin içinde bulunduğu insani felaketi daha da kötüleştireceğine ilişkin uluslararası topluma yönelik uyarı niteliğindeki açıklamada, kardeş Filistin halkının tehcir edilmesinin ve uluslararası hukuka aykırı her türlü uygulamanın kesin bir şekilde kınandığı ifade edildi. Açıklamada, uluslararası camiaya, Filistin topraklarındaki durumun daha da kötüleye gitmemesi için çaba gösterilmesi ve bölgenin yeni bir şiddet ve istikrarsızlığa sürüklenmemesi çağrısı yapıldı. Ayrıca BAE’nin, bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm için müzakerelere yeniden başlanmasını desteklediği kaydedildi.
KUVEYT
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in, sivilleri tehcir ettikten sonra Refah’a saldırma planından büyük endişe duyulduğu ifade edildi. Kuveyt’in, Filistin halkına yönelik saldırılar ve zorla göç ettirme planlarına karşı olduğu yinelenen açıklamada, uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) Filistin halkının korunması konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca İsrail’in uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka yönelik mükerrer ihlallerine dur denmesi için uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarının harekete geçirilmesi istendi.
KATAR
Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise olası kara saldırısının, yüz binlerce kişinin son sığınağı olan Refah’ta insani bir felakete yol açacağı uyarısı yapıldı. Filistin halkının tehcir edilmesinin ve Refah’a yönelik saldırı tehditlerinin kınandığı açıklamada, BMGK’ya, İsrail’in Refah’a girerek burada soykırım işlemesinin önüne geçmek için harekete geçme çağrısında bulunuldu.
ÜRDÜN
Ürdün Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail işgal ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırganlığına karşı güvenli bir sığınak olan ve çok sayıda yerlerinden edilen Filistinli kardeşin sığındığı Refah kentine askeri operasyon düzenlemesi tehlikesi konusunda uyarıda bulunuyoruz.” denildi. Filistinlilerin kendi toprakları içinde veya dışında yerlerinden edilmelerini mutlak biçimde reddedildiği vurgulanan açıklamada, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların sona erdirilmesi ve sivillerin korunması gerekliliği kaydedildi. Filistinlilerin yaşadıkları yerlere geri dönmelerini ve yardımın Gazze Şeridi’nin her yerine ulaşmasını garanti altına alacak şekilde derhal ateşkes sağlanması istenen açıklamada, uluslararası topluma “sorumluluklarını üstlenmesi ve İsrail’in benzeri görülmemiş bir insani felakete neden olan şiddetli savaşını sürdürmesini önlemek için acil ve etkili adımlar atması” çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) tehlikeli gidişatı önlemek ve derhal ateşkes ilan edilmesi için gecikmeden sorumluluklarını üstlenmesi gereğini ifade edildi.
Şirket adı ve logosu kullanılarak vatandaşların cep telefonlarına gönderilen sahte SMS ve e-postalardaki zararlı linklerle, banka ve kredi kartı ile kişisel bilgilerin ele geçirilmeye çalışıldığının tespit edildiğine işaret edilen açıklamada, “Mesajlarda borcu olduğu belirtilen kişiden iletilen linke tıklaması, açılan ekranda kimlik numarası ve araç plakasını yazması istenmektedir. Daha sonra sahte borç bakiyesi gösterilerek sözde borcun kredi kartıyla ödenmesi talep ediliyor. Borcun ödenmemesi durumundaysa kişilere cezai yaptırım uygulanacağı söyleniyor.” ifadesine yer verildi.
SMS ve e-postayla yapılan diğer dolandırıcılık yönteminde ise “kargo gönderi takibi” adı altında vatandaşların banka bilgilerine ulaşılmaya çalışıldığına dikkati çekilen açıklamada, kişinin cep telefonuna ya da e-postasına gelen sahte kargo mesajında “Koliniz yanlış adres nedeniyle gönderim merkezine iade edilmiştir. Tekrar gönderilmesi için lütfen adresinizi güncelleyin” veya “Gümrük vergilerinin ödenmemesi nedeniyle paketiniz 24.01.2024 tarihinde teslim edilememiştir” gibi ifadelere yer verildiği aktarıldı.
BAŞKA HESABA PARA AKTARILIYOR
Açıklamada, bu ve benzeri mesajlardaki linke tıklandığında ise kullanıcıların adres bilgilerini güncellemeleri gerektiği ve paketin gönderimi bahane edilerek ücret talep edildiği belirtilirken, bir sonraki adımda da kişinin kart bilgilerinin girilmesinin istendiği ve bu işlemlerin ardından dolandırıcıların vatandaşların banka hesaplarından başka hesaplara para aktardığının tespit edildiği bildirildi.
Açıklamada, son zamanlarda yeni bir dolandırıcılık yönteminin ortaya çıktığına işaret edilirken, “PTT AŞ posta dağıtım personeli kılığında vatandaşları dolandırmaya çalışan kişiler olduğu tespit edildi. Bu kişiler, vatandaşların evlerine giderek posta veya kargo teslim ediyor ve gönderinin teslim alındığına dair belge imzalatıyor. İmza atılan bu belgeler senet, vekaletname gibi resmi evraklardan oluşuyor. İmza atılan belgeleri de kişinin üzerine kayıtlı varlıkları satmak gibi birçok alanda kullanıyorlar.” değerlendirmesinde bulunuldu.
HUKUKİ SÜREÇ YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR
Yapılan dolandırıcılık faaliyetlerinin vatandaşların PTT’ye duyduğu güveni suistimal ettiğinin belirtildiği açıklamada, şirketin dağıtımla görevli personelinin, gönderileri vatandaşlara resmi kurum kıyafeti ve genellikle el terminaliyle ulaştırdığına dikkati çekildi.
Açıklamada, şirketin, kargo bekleyen alıcının cep telefonuna doğrudan PTT adıyla SMS gönderdiği vurgulanarak, “Uzantısı ‘www.ptt.gov.tr’ olmayan internet sitesi linklerinin dışında iletilen herhangi bir link veya bağlantı adresinin PTT tarafından gönderilmediğinin bilinmesi gerekmektedir. Vatandaşlarımızın beklemedikleri ancak kendilerine getirilen gönderilere karşı teslimat sırasında temkinli olmasını ve dolandırıcılık şüphesi taşıyan kişi veya kişileri yetkili mercilere ihbar etmesini önemle rica ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
PTT AŞ’nin dolandırıcılık girişimlerini önlemek adına yasal girişimlerde bulunduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Şirketimiz, tespitlerimiz ve gelen şikayetler doğrultusunda üzerine düşeni yaparak, dolandırıcılık eylemlerinde kullanıldığı belirlenen sahte internet adreslerinin erişime engellemesi için Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezine ivedilikle bildirmektedir. PTT AŞ, ayrıca dolandırıcılık faaliyetlerinde bulunan kişilerin gerekli cezayı almaları konusunda hukuki süreci yakından takip etmektedir. Mağduriyet yaşatan bu dolandırıcılık girişimlerine karşı vatandaşların daha dikkatli olmasını, hizmetlerimizden yararlanırken sadece şirketimizin resmi internet sitesi olan ‘www.ptt.gov.tr’ ve sosyal medya hesapları dışında hiçbir kaynaktan gelen bilgilere itibar etmemesini rica ederiz.”
Son dakika haberi… Pakistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “teröristlerin saklandıkları yerlere” yönelik bir dizi hassas askeri saldırı gerçekleştirildiği belirtilerek, istihbarata dayalı operasyon sırasında çok sayıda “teröristin” öldürüldüğü aktarıldı.
Açıklamada, son birkaç yıldır İran ile yürütülen temaslarda İslamabad’ın, Tahran yönetimine Pakistan kökenli teröristlerin İran’daki kontrolsüz alanlarda sahip oldukları güvenli sığınaklar ve barınaklarla ilgili ciddi endişelerini sürekli paylaştığına işaret edildi.
Pakistan’ın bu teröristlerin varlığına ve faaliyetlerine ilişkin somut kanıtlar içeren çok sayıda dosyayı da İran ile paylaştığına dikkatin çekildiği açıklamada, uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak Pakistan’ın üye devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin ilke ve amaçlarını desteklediği vurgulandı.
Açıklamada, Pakistan’ın uluslararası hukuk çerçevesindeki meşru haklarını kullandığı, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne herhangi bir bahane ya da koşul altında meydan okunmasına asla izin vermeyeceği belirtildi.
Pakistan’ın bu eyleminin, ülkenin ulusal güvenliğini tüm tehditlere karşı koruma ve savunma konusundaki sarsılmaz kararlılığının bir göstergesi olduğu aktarılan açıklamada, bu son derece karmaşık operasyonun başarıyla yürütülmesinin Pakistan ordusunun profesyonelliğinin de bir kanıtı olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Pakistan’ın kutsal ve dokunulmaz olan halkının emniyet ve güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edeceği kaydedilerek, “Pakistan, İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı duyuyor. Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır. Bu çıkarlar her şeyden önemlidir ve asla tehlikeye atılamaz.” ifadelerine yer verildi.
İran’ın kardeş bir ülke olduğu ve Pakistan halkının İran halkına büyük saygı ve sevgi duyduğu anlatılan açıklamada, İslamabad’ın terör tehdidi de dahil olmak üzere ortak sınamalar karşısında her zaman diyalog ve işbirliğini vurguladığı, ortak çözümler bulmak için çaba sarf etmeye devam edeceği belirtildi.
İRAN’DAN İLK AÇIKLAMA
İran devlet televizyonuna konuşan Sistan-Beluçistan eyaletinin Vali Yardımcısı Ali Rıza Merhameti, Pakistan’ın sabah saatlerinde eyaletin sınır bölgesindeki bir köye füze saldırısı düzenlediğini bildirdi. İranlı yetkili, “Bu saldırıda İranlı olmayan 3 kadın ve 4 çocuk hayatını kaybetti.” dedi.
Eyalete bağlı Seravan kentinde de patlama meydana geldiğini belirten Merhameti ancak can kaybı yaşanmadığını aktardı.
PAKİSTAN’DAN YENİ AÇIKLAMALAR: KRİZİ TIRMANDIRMA NİYETİMİZ YOK
Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, yaptığı yazılı açıklamada, Pakistan’ın ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini vurgulayarak Pakistan ordusunun, İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “teröristlerin sığınaklarına” düzenlediği saldırıya övgüde bulundu. Tahran ile kardeş ülke olduklarını ancak topraklarını savunmak için her türlü tedbiri alacaklarını belirten Alvi, ortadan kaldırılması için küresel çaba gerektiren terörün ortak sıkıntı olduğunun altını çizdi. Pakistan’ın tüm devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı gösterdiğine işaret eden Alvi, diğer ülkelerden de uluslararası hukuku ihlal etmemelerini beklediklerini aktardı. Alvi, İran ile sorunların diyalog ve karşılıklı istişare ile çözülmesi gerektiğine dikkati çekti.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mümtaz Zehra Beluç da ülkesinin İran içerisinde “teröristlere” karşı hava saldırısı düzenlemesinin ardından Tahran ile yaşanan durumu tırmandırma niyetlerinin olmadığını belirtti.
Beluç, Pakistan’ın İran da dahil, tüm ülkelerle barışçıl ilişkiler arzuladığını vurgulayarak “Ancak Pakistan’ın güvenliğinin ve egemenliğinin kutsal olduğunu ve Pakistan’ın kendini korumaya hazır ve istekli olduğunu da ifade ettik.” dedi.
Beluç, Pakistan’ın İran halkını dost ve kardeş olarak gördüğünün altını çizerek, terör tehdidi de dahil olmak üzere ortak zorluklarla yüzleşmek için diyalog ve işbirliğinin şart olduğuna inandıklarını kaydetti.
Arabuluculuk yapan üçüncü bir taraf olmadığına işaret eden Beluç, Pakistan ile İran’ın çeşitli iletişim kanallarına sahip olduğunu belirtti.
İRAN’IN PAKİSTAN’IN BELUCİSTAN EYALETİNDE ÖRGÜT KAMPLARINI HEDEF ALMASI
İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, dün Ceyşu’l Adl örgütünün Pakistan’daki kamplarının füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurmuştu.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın, 16 Ocak’ta sınırdaki Belucistan eyaletinin Panjgur bölgesine hava saldırısı düzenlediğini ve saldırıda 2 çocuğun hayatını kaybettiğini, 3 kız çocuğunun yaralandığını açıklamıştı.
Tahran Büyükelçisini geri çağırma kararı alan Pakistan, halen İran’ı ziyaret eden İran’ın İslamabad Büyükelçisinin de bir süre geri dönmeyebileceğini Tahran’a bildirmişti.
CEYŞU’L ADL ÖRGÜTÜ
İran’da terör örgütü kabul edilen “Ceyşu’l Adl”, “Sünni Beluç halkının haklarını savunduğunu” öne sürerek, ülkenin güneydoğusundaki Pakistan sınırında yer alan Sistan-Beluçistan eyaletinde zaman zaman İran’a karşı silahlı eylemler düzenliyor.
Son dakika haberi… Pakistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “teröristlerin saklandıkları yerlere” yönelik bir dizi hassas askeri saldırı gerçekleştirildiği belirtilerek, istihbarata dayalı operasyon sırasında çok sayıda “teröristin” öldürüldüğü aktarıldı.
Açıklamada, son birkaç yıldır İran ile yürütülen temaslarda İslamabad’ın, Tahran yönetimine Pakistan kökenli teröristlerin İran’daki kontrolsüz alanlarda sahip oldukları güvenli sığınaklar ve barınaklarla ilgili ciddi endişelerini sürekli paylaştığına işaret edildi.
Pakistan’ın bu teröristlerin varlığına ve faaliyetlerine ilişkin somut kanıtlar içeren çok sayıda dosyayı da İran ile paylaştığına dikkatin çekildiği açıklamada, uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak Pakistan’ın üye devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin ilke ve amaçlarını desteklediği vurgulandı.
Açıklamada, Pakistan’ın uluslararası hukuk çerçevesindeki meşru haklarını kullandığı, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne herhangi bir bahane ya da koşul altında meydan okunmasına asla izin vermeyeceği belirtildi.
Pakistan’ın bu eyleminin, ülkenin ulusal güvenliğini tüm tehditlere karşı koruma ve savunma konusundaki sarsılmaz kararlılığının bir göstergesi olduğu aktarılan açıklamada, bu son derece karmaşık operasyonun başarıyla yürütülmesinin Pakistan ordusunun profesyonelliğinin de bir kanıtı olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Pakistan’ın kutsal ve dokunulmaz olan halkının emniyet ve güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edeceği kaydedilerek, “Pakistan, İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı duyuyor. Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır. Bu çıkarlar her şeyden önemlidir ve asla tehlikeye atılamaz.” ifadelerine yer verildi.
İran’ın kardeş bir ülke olduğu ve Pakistan halkının İran halkına büyük saygı ve sevgi duyduğu anlatılan açıklamada, İslamabad’ın terör tehdidi de dahil olmak üzere ortak sınamalar karşısında her zaman diyalog ve işbirliğini vurguladığı, ortak çözümler bulmak için çaba sarf etmeye devam edeceği belirtildi.
İRAN’DAN İLK AÇIKLAMA
İran tarafından saldırılara ilişkin yapılan ilk açıklamada 3 çocuk, 4 kadının hayatını kaybettiğini açıkladı.
İRAN’IN PAKİSTAN’IN BELUCİSTAN EYALETİNDE ÖRGÜT KAMPLARINI HEDEF ALMASI
İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, dün Ceyşu’l Adl örgütünün Pakistan’daki kamplarının füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurmuştu.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın, 16 Ocak’ta sınırdaki Belucistan eyaletinin Panjgur bölgesine hava saldırısı düzenlediğini ve saldırıda 2 çocuğun hayatını kaybettiğini, 3 kız çocuğunun yaralandığını açıklamıştı.
Tahran Büyükelçisini geri çağırma kararı alan Pakistan, halen İran’ı ziyaret eden İran’ın İslamabad Büyükelçisinin de bir süre geri dönmeyebileceğini Tahran’a bildirmişti.
CEYŞU’L ADL ÖRGÜTÜ
İran’da terör örgütü kabul edilen “Ceyşu’l Adl”, “Sünni Beluç halkının haklarını savunduğunu” öne sürerek, ülkenin güneydoğusundaki Pakistan sınırında yer alan Sistan-Beluçistan eyaletinde zaman zaman İran’a karşı silahlı eylemler düzenliyor.
Ulaşımın aksaması dolayısıyla tüm okulların yarın tatil edildiği belirtilen açıklamada, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hamile ve engelli personelin de aynı gün idari izinli sayılacağı aktarıldı.
ERZURUM
Erzurum’da yoğun kar yağışı ve fırtına nedeniyle yarın ilk ve orta dereceli okullar tatil edildi.
Erzurum Valiliğinden yapılan açıklamada, il ve ilçelerde devam eden yoğun kar yağışı ile olumsuz hava şartları nedeniyle ilk ve orta dereceli okullarda eğitim öğretimin 25 Aralık Pazartesi günü tatil edildiği belirtildi.
Erzurum Valiliğinden yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi: “Palandöken, Aziziye ve Yakutiye ilçelerinde kar yağışı, yoğun tip ve olumsuz hava şartları nedeniyle 25.12.2023 Pazartesi günü eğitim ve öğretime 1 gün süre ile ara verilmiştir.”
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’de sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada “Özellikle Sevgili Öğrencilerimize duyurulur. İlimizde yoğun kar yağışı, etkili tipi ve yarın için buzlanma ihtimali nedeniyle ilk ve orta dereceli okullarda eğitime bir (1) gün süreyle ara verilmiştir.” dedi.

KASTAMONU
Kastamonu Valiliğinden yapılan açıklamada, özellikle köylerde yoğun kar yağışının etkili olduğu belirtildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Köylerimizdeki yoğun kar yağışının ardından köy yollarımızda gece buzlanma olacağı değerlendirildiğinden, sadece taşımalı eğitim kapsamındaki öğrencilerimize münhasır olmak kaydıyla, pazartesi günü il genelinde, eğitim ve öğretime ara verilmiştir.”
BİNGÖL
Bingöl’ün Karlıova ilçesinde kar ve olumsuz hava şartları nedeniyle eğitime 1 gün ara verildi.
Karlıova Kaymakamlığından yapılan açıklamada, “Yoğun tipi ve buzlanma sebebiyle Karlıova ilçemiz merkez ve köy okullarının tamamı, 25 Aralık Pazartesi günü tatil edilmiştir. Ayrıca hamile ve engelli kamu çalışanları da idari izinli sayılacaklardır” denildi.
ERZİNCAN
Erzincan’ın Refahiye ilçesinde etkisini sürdüren yoğun kar yağışı nedeniyle eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildi. Refahiye Kaymakamlığından yapılan açıklamada, “İlçede etkili olan kar yağışı nedeniyle, gece oluşabilecek buzlanma riski ile ulaşımda yaşanabilecek muhtemel olumsuzluklar nedeniyle, 25.12.2023 Pazartesi günü ilçe genelinde eğitim öğretime bir gün süre ile ara verildi. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamile, engelli ya da kronik hastalığı bulunan personellerimiz de 25 Aralık 2023 tarihinde idari izinli sayılacaktır.” denildi.
GİRESUN
Giresun’un alçak kesimlerinde etkili olan şiddetli yağmur, yüksek kesimlerde ise kendini kar olarak gösterdi. Kar yağışı nedeniyle Çamoluk ilçesinde okullar 1 gün tatil edildi.
Çamoluk Kaymakamlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kar yağışı ve aşırı soğuk nedeniyle yollarda oluşan buzlanma riski ulaşımı tehlikeye sokacağından yüz yüze eğitime 1 gün ara verildiği belirtildi. Öte yandan Giresun İl Özel İdaresi ekipleri, yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı nedeniyle ulaşımda aksama yaşanmaması için çalışmalarını sürdürüyor.
KARABÜK
Karabük’ün Ovacık ve Eflani ilçelerinde etkili olan kar yağışı nedeniyle taşımalı eğitim ve öğretime 1 gün ara verildi.
Karabük Valiliğinden yapılan açıklamada, “Eflani ve Ovacık ilçelerimizde kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle 25 Aralık 2023 Pazartesi günü taşımalı eğitim ve öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir” denildi.
]]>