Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesinde Acil Tıp Uzmanı Doktor Mustafa İpek, kurbanlıkların kesimi sırasında basit bir cilt kesisinden hayati damarlara zarar verecek ya da ampütasyona kadar yol açabilecek ciddi yaralanmalar yaşanabileceğini belirterek, Kurban Bayramı’nda karşılaşılabilecek olası yaralanmalara karşı vatandaşları uyardı.

“ÇOĞU KASAP DEĞİL”
Kurban Bayramı’nda hastanelerin acilinde kesi yaralanmalarından dolayı yüzde 10 ile 15 civarında artış yaşandığını söyleyen İpek, “Kurban Bayramı’nı sevinçli bir şekilde geçirmeliyiz. Ama maalesef bazen aksilikler bayramda büyük sıkıntılara sebep olabiliyor. Özellikle işin ehli olmayan kişiler tarafından kesilen kurbanlar maalesef büyük patolojilere yol açabiliyor. Aynı zamanda hastanelerin acillerindeki yük de artmış oluyor.” dedi.

Kurban kesimin işin ehli birisinin yapması sonucunda yüzde 90 bu tür vakaların olmadığını kaydeden İpek, “Kurban döneminde başvuran hastalar içerisinde yapılan çalışmalar neticesinde çoğunun kasap olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu işi normal hayatında yapmayan insanlar genellikle bize başvurmaktadır. Eline bıçağı alan maalesef kasap değildir. Kurban kesimi, bu işi meslek olarak yapabilen kişiler tarafından gerçekleştirilmeli. Bu şekilde yapılırsa gerçekten travma sayısı çok azalacaktır. Kurban Bayramında travma bölümüne başvuran hasta sayısında yaklaşık yüzde 10 ile 15 civarında bir artış oluyor. Ama bu iş gerçekten ehil kişiler tarafından yapıldığı takdirde bize başvuran hasta sayısı da çok azalacaktır. Maalesef bu durumlar için çok fazla bütçe de ayrılmaktadır. Örneğin bir kesi olduktan sonra bu sadece basit bir kesi olmayabiliyor. Bazen bir tendon kesisi oluyor. Bazen kesilerden sonra büyük ameliyatlar geçiriyor hastalar. Bu ampütasyona kadar da gidebiliyor. Onun için işi ehline bırakmak lazım” ifadelerini kullandı.

YARALANMA OLDUĞUNDA NE YAPILMALI?
Kesi yaralanmalarında olay yerindeki ilk müdahalenin ardından acil servise başvurulması gerektiğine dikkat çeken İpek, “Bu tarz yaralanmalarla karşılaşıldığı takdirde kanayan bölgeye olabildiğince baskılı bir şekilde pansuman yapılmalıdır. Böylelikle kanamayı engelleyeceğiz. Eğer kanama durmuyorsa soğuk uygulama ve elevasyon yapabiliriz. Yine kanama durmuyorsa bu hastanın büyük bir damar yaralanması olabilir. Bu durumda turnike son çare. Turnike, kesi olan yere en yakın tek kemiğin geçtiği bölgelere yapılması gerekir. Mesela ön kol, çift kemiğin geçtiği bölgedir. Buraya yapılacak olan turnike yeterli etkiyi göstermeyebilir. Turnikeyi en yakın kola yapmak gerekir. Aynı şekilde bacakta bir yara varsa turnikenin uyluk bölgesine yapılması gerek. Ardından tabii en yakın acil servise muhakkak başvurulmalı” ifadelerine yer verdi.
ŞARBON RİSKİNE DİKKAT
Eldivensiz kurban kesen kasapların büyük bir tehlike altında olduğuna dikkat çeken İpek, son olarak şunları kaydetti:

“Kurbanlarımızı kasaplara kestirdik. Ama kasaplar da büyük bir tehlike altındalar maalesef. Çok sayıda kurban kesen kasapların sonrasında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne (KKKA) maruz kalma riskleri de var. Kene sokmasına maruz kalabiliyor. Aynı zamanda şarbon hastalığına da maruz kalabiliyorlar. Kurban Bayramında kesim yapıldıktan birkaç gün sonra vücudumuzda döküntülerin başlaması, yara çıkması veya ateşin yükselmesi durumunda mutlaka bunu önemseyip en yakın sağlık kuruluşuna özellikle enfeksiyon hastalıkları bölümüne veya acillere başvurabilirler. Bu durumda özellikle eldivensiz kurban kesilmemelidir. Hayvana bire bir temas edilmemelidir.”
“TARİH TEKERRÜRDEN İBARET”
Sempozyuma konuşmacı olarak katılan Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “İstanbul’da deprem” başlıklı sunumunda Türkiye’de daha önce yaşanan depremlere ilişkin kritik bilgiler vererek beklenen büyük Marmara depremine ilişkin açıklamalarda bulundu. “Dünyadaki en önemli müdahale ekiplerine sahibiz ancak İstanbul’da büyük bir deprem karşısında kaç sokağa girebiliriz ki?” diyen Prof. Dr. Şükrü Ersoy, konuşmasına şöyle devam etti: “Hatay’da bunu yaşadık. İş müdahaleye kaldıysa biz ölmüşüz demektir. Tarih tekerrürden ibaret. İstanbullular şu an depremle kumar oynuyor” ifadelerini kullandı.

TÜM SORUN YAPI STOKU
“İstanbul tüm Türkiye’ye bakabilir ancak tüm Türkiye İstanbul’a bakamaz” diyen Prof. Dr. Şükrü Ersoy, İstanbul’un neden önemli olduğunu şu cümlelerle anlattı: “Nüfus açısından 20 milyona yakın nüfus var, 1,5 milyon bina var, kültürel yapılar burada, ulusal gelirimizin en az yüzde 35’i buradan geliyor. Deprem tehlikesi var. İstanbul için çok şey yapıldı. Pek çok şey yapılsa da yeterli değil. Tüm sorun yapı stokundan kaynaklanmaktadır.”
İŞTE ZEMİNİ EN RİSKLİ BÖLGELER
Olası bir Marmara depreminde İstanbul’da büyük heyelanlar meydana gelebileceğini belirten Dr. Şükrü Ersoy, o bölgeleri şöyle sıraladı: “Örneğin Büyükçekmece, Küçükçekmece, Güngören, Avcılar, Bağcılar, Esenler gibi yerlerin zeminleri kötüdür. Heyelan meydana gelebilir.”

“GÜNEYDE İKİ KOL TEHLİKELİ”
Marmara’da depremin Kocaeli’nde sonra Düzce’de devam ettiğine dikkat çeken Ersoy, “İstanbul’da 2019’da 5.8 büyüklüğünde bir deprem paniğe neden oldu ve bazı binalar hasar aldı. Bu büyük depremin provasıydı. Ama eninde sonunda deprem olacak. 7 üzerinde, en kötü senaryo 7,5 büyüklüğünde bir deprem olması yönünde. Biz hep Kuzey kolunu konuştuk, bir de güney kolları var. Bolu’dan itibaren Marmara’nın güneyine doğru 2 tane kol var ve bu kollar da çok tehlikeli. 7 üzerinde depremler yaratabilir” dedi.
İSTANBUL’DA BU BÖLGELERİN ZEMİNİ GÜÇLÜ
İstanbul’un zeminiyle ilgili bilgi veren Ersoy, “Anadolu yakasının neredeyse tamamı, Avrupa’da Haliç’in kuzey kısmına denk gelen yerler Türkiye’nin en sağlam zeminleri. Ancak yapı stoğu o kadar gelişti ki depreme karşı hassas zemin üzerindeler artık. Buralardaki zeminler için daha dikkatli olmamız lazım. Aslında zemin zayıf ama uygun yapılmış bir binadaysanız güvenli yerdesiniz. Ancak en sağlam zeminde bile kötü bir binadaysanız yine tehlikedesiniz” dedi. “Ayrıca dere yataklarının olduğu yerler en tehlikeli yerlerdir” diyen Ersoy, “Deprem dalgaları geçemediği yerlerde takılıyor ve üstündeki binalara kuvvet bindirip çökertir. Ayrıca son zamanlarda yapılan 30 katlı binalar var, bunlar da risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

KRİTİK KONULAR MASAYA YATIRILDI
Sempozyumda “Yapay Zeka ve Hastane Öncesi Acil Sağlık”, “İntraOsseöz, Krikotirotomi, İğne Dekompresyon Uygulama İlkeleri”, “Bezmialem Vakıf Üniversitenin Afete Hazırlığı ve BEZAK”, “KBRN Nedir?” başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. “KBRN Kıyafetleri ve Özellikleri”, “Arama Kurtarma Operasyonları Yönetimi AFAD İl Başkanlığı”, “İtfaiye Birimlerinin Afet Anındaki Yeri ve Önemi” sempozyumda anlatıldı. Sempozyumun ikinci günü ise “Askeri Alanda Paramedik Olmak”, “Depremde Paramediklerin Yeri ve Önemi”, “Acil Çağrı Merkezinde Paramedik Olmak”, “112 Acil Sağlık Hizmetlerine Genel Bir Bakış Açısı”, “Sağlık Çalışanlarında Tükenmişlik Sendromu ile Başa Çıkma Yöntemleri”, “Stresle Başa Çıkma Yöntemleri”, “Acil Serviste Paramediklerin Önemi” başlıklı konular ele alındı.
]]>İki daimi üye Rusya ve Çin’in vetoları nedeniyle ABD’nin tasarısı kabul edilmemişti.
ABD’NİN BAŞARILI OLMASINI ENGELLEMEK İSTEDİLER
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, oylama sonrasındaki konuşmasında, ülkesinin iyi niyetle sunduğu karar tasarısının tüm konsey üyeleriyle müzakereler sonucu ortaya çıktığını belirtti.
Rusya ve Çin’in vetolarını açıklamak için bahaneler ortaya atacağını savunan Greenfield, asıl sebebin bu ülkelerin “Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamaktan kaçınması” olduğunu dile getirdi.
Greenfield, diğer temel sebebin ise ABD’nin başarılı olmasını engellemek olduğunu kaydederek, “Rusya gene ilerleme yerine siyaset yapmayı tercih etti. Komşusuna karşı savaş başlatan Rusya’nın kendisi cam bir evde otururken başkasına taş atması iki yüzlülüktür.” ifadelerini kullandı.
BMGK’de ileride sunulacak karar tasarılarının yürütülen diplomatik çaba ve müzakereleri baltalamaması gerektiğini kaydeden Greenfield, “Eğer sahadaki diplomasiyi desteklemeyen bir karar tasarısı daha sunulursa, Konsey yine çıkmaza girer.” diyerek ABD’nin BMGK’nin seçilmiş üyelerinin sunmayı planladığı karar tasarısını veto edeceğine işaret etti.

ACİL ATEŞKES İÇİN ADIM ATILMALI
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun ise “Konsey acil ve koşulsuz ateşkes için adım atmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Konsey’in bu konuda “ayağını sürdüğünü ve çok vakit kaybettiğini” kaydeden Zhang, BM Şartı ve Konseyin onurunu korumak için ABD tasarısını veto ettiğini söyledi.
Zhang, BMGK’nin seçilmiş üyelerinin Gazze’de ramazan ayında ateşkes talep edilen ve rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunulan karar tasarısının doğru yönde bir adım olduğunu belirterek, Çin’in bunu desteklediğini söyledi.
ABD’nin eleştirilerini iki yüzlü olarak nitelendiren Zhang, “Eğer ABD ateşkes konusunda ciddiyse, o zaman BMGK’nin seçilmiş üyelerince sunulacak tasarıyı destekler.” dedi.
DESTEKLEYEN ÜLKELER KARA LEKEYE BULANDI
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise karar tasarısını destekleyen ülkeleri eleştirdi.
“Destekleyen ülkeler kara lekeye bulandı.” diyen Nebenzia, şöyle konuştu:
“Efendileriniz, koruyucularınız size tasarıya destek vermenizi söyledi. Dediler ki, Rusya nasılsa veto eder, böylelikle biz de ABD’yle ters düşmeyiz. O yüzden şimdi kalkıp da Rusya ve Çin’in vetosunu hayal kırıklığıyla karşıladığınızı söyleyemeyin. Bu iki yüzlülük.”
Oylama öncesinde yaptığı açıklamada ise Nebenzia, ABD’nin karar tasarısının ateşkes çağrısında bulunmadığını, bunu talep ediyor algısı yaratarak uluslararası toplumu yanlış yönlendirdiğini belirtmişti.
Nebenzia, “ABD oy verenlerine bir kemik atarak onların gözünü boyuyor.” ifadelerini kullanmıştı.
DAHA FAZLA KAN AKMASINA ENDEN OALCAKTI
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama ise konuşmasını tüm Arap dünyasını adına yaptığını belirterek, kendilerinin şubatta sunduğu karar tasarısının kabul edilmesi halinde binlerce canın kurtulmuş olacağını savundu.
Cezayir’in ABD’nin karar tasarısının daha dengeli ve kabul edilebilir olması için değişiklik önerilerinde bulunduğunu ancak bunların çoğunun dikkate alınmadığını aktaran Bendjama, “Karar tasarısı acil ateşkes talebinde bulunmuyordu. Bu nedenle biz hayır oyu kullandık.” açıklamasında bulundu.
Bendjama, karar tasarısında aynı zamanda binlerce can kaybına yol açan İsrail’in sorumluluğuna atıfta bile bulunulmadığına işaret ederek, “Bu kişiler kendi kendine zarar vermedi. Öldürüldüler ve suçlular hesap vermeli.” vurgusunda bulundu.
ABD’nin karar tasarısının barış mesajı vermediğini, aksine sivillerin öldürülmeye devam edilmesine göz yumduğunu belirten Bendjama, “Karar tasarısı daha fazla kan akıtılmasına geçit verecekti.” değerlendirmesinde bulundu.
– “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu”
Karar tasarısı oylamasında “çekimser” oy kullanan Guyana’nın BM Daimi Temsilcisi Caroly Rodrigues-Birkett ise “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu.” dedi.
Birkett, konuya ilişkin bilgisi olmayan bir kişinin karar tasarısını okuduğunda Gazze’de suçların kim tarafından gerçekleştirildiğini anlamayacağına işaret ederek, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kurulmaması gerektiğini kaydetti.
İnsan eliyle yapılan bu felaketin acil ateşkes sağlanmadan durdurulmasının mümkün olmadığını kaydeden Birkett, “Filistin halkı başkalarının suçu nedeniyle esir tutulmamalı.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN KARAR TASARISI
ABD’nin 20 Şubat’ta müzakerelere açtığı karar tasarısının son hali, Gazze’de ateşkesi rehinelerin bırakılmasıyla ilişkilendirip diplomasiyi destekleme çağrısıyla yetinmişti.
Diplomatik çabalarla sağlanacak olan ateşkesin sürdürülebilir ateşkese çevrilmesinin önemine işaret edilen tasarıda, “Hamas ve diğer terörist ve aşırıcı grupların Filistin halkını temsil etmediği” ve Hamas’ın “bazı üye ülkelerce terör örgütü ilan edildiği”ne dikkat çekilmişti.
Gazze’nin 1967’de işgal edilen toprakların bir parçası olduğu vurgulanan karar tasarısında, iki devletli çözüme destek verilmişti.
Karar tasarısında, “Tüm taraflarda sivilleri korumak için acil ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması, gerekli insani yardımın sevkiyatı, çekilen acının azaltılması ve söz konusu ateşkesin geri kalan tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla birlikte sağlanması için diplomatik çabaların desteklenmesi önem taşıyor.” ifadeleri kullanılmıştı.
Tüm taraflara uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yapılan tasarıda, siviller ve sivil altyapının korunması ile insani yardım erişiminin sağlanması istenilmişti.
Gazze’de sivil halkın zorla yerinden edilmesine karşı çıkılan karar tasarısında, bunun uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunu ihlal edeceği bildirilmişti.
9 KEZ KARAR TASARISI OYLANDI
Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra BMGK’de bugün yapılanla 9 karar tasarısı oylamaya sunuldu.
Şimdiye kadar sadece 2712 ile 2720 sayılı kararlar kabul edilirken, bunlarda ateşkes çağrısı yapılmadı.
]]>İki daimi üye Rusya ve Çin’in vetoları nedeniyle ABD’nin tasarısı kabul edilmemişti.
ABD’NİN BAŞARILI OLMASINI ENGELLEMEK İSTEDİLER
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, oylama sonrasındaki konuşmasında, ülkesinin iyi niyetle sunduğu karar tasarısının tüm konsey üyeleriyle müzakereler sonucu ortaya çıktığını belirtti.
Rusya ve Çin’in vetolarını açıklamak için bahaneler ortaya atacağını savunan Greenfield, asıl sebebin bu ülkelerin “Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamaktan kaçınması” olduğunu dile getirdi.
Greenfield, diğer temel sebebin ise ABD’nin başarılı olmasını engellemek olduğunu kaydederek, “Rusya gene ilerleme yerine siyaset yapmayı tercih etti. Komşusuna karşı savaş başlatan Rusya’nın kendisi cam bir evde otururken başkasına taş atması iki yüzlülüktür.” ifadelerini kullandı.
BMGK’de ileride sunulacak karar tasarılarının yürütülen diplomatik çaba ve müzakereleri baltalamaması gerektiğini kaydeden Greenfield, “Eğer sahadaki diplomasiyi desteklemeyen bir karar tasarısı daha sunulursa, Konsey yine çıkmaza girer.” diyerek ABD’nin BMGK’nin seçilmiş üyelerinin sunmayı planladığı karar tasarısını veto edeceğine işaret etti.

ACİL ATEŞKES İÇİN ADIM ATILMALI
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun ise “Konsey acil ve koşulsuz ateşkes için adım atmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Konsey’in bu konuda “ayağını sürdüğünü ve çok vakit kaybettiğini” kaydeden Zhang, BM Şartı ve Konseyin onurunu korumak için ABD tasarısını veto ettiğini söyledi.
Zhang, BMGK’nin seçilmiş üyelerinin Gazze’de ramazan ayında ateşkes talep edilen ve rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunulan karar tasarısının doğru yönde bir adım olduğunu belirterek, Çin’in bunu desteklediğini söyledi.
ABD’nin eleştirilerini iki yüzlü olarak nitelendiren Zhang, “Eğer ABD ateşkes konusunda ciddiyse, o zaman BMGK’nin seçilmiş üyelerince sunulacak tasarıyı destekler.” dedi.
DESTEKLEYEN ÜLKELER KARA LEKEYE BULANDI
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise karar tasarısını destekleyen ülkeleri eleştirdi.
“Destekleyen ülkeler kara lekeye bulandı.” diyen Nebenzia, şöyle konuştu:
“Efendileriniz, koruyucularınız size tasarıya destek vermenizi söyledi. Dediler ki, Rusya nasılsa veto eder, böylelikle biz de ABD’yle ters düşmeyiz. O yüzden şimdi kalkıp da Rusya ve Çin’in vetosunu hayal kırıklığıyla karşıladığınızı söyleyemeyin. Bu iki yüzlülük.”
Oylama öncesinde yaptığı açıklamada ise Nebenzia, ABD’nin karar tasarısının ateşkes çağrısında bulunmadığını, bunu talep ediyor algısı yaratarak uluslararası toplumu yanlış yönlendirdiğini belirtmişti.
Nebenzia, “ABD oy verenlerine bir kemik atarak onların gözünü boyuyor.” ifadelerini kullanmıştı.
DAHA FAZLA KAN AKMASINA ENDEN OALCAKTI
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama ise konuşmasını tüm Arap dünyasını adına yaptığını belirterek, kendilerinin şubatta sunduğu karar tasarısının kabul edilmesi halinde binlerce canın kurtulmuş olacağını savundu.
Cezayir’in ABD’nin karar tasarısının daha dengeli ve kabul edilebilir olması için değişiklik önerilerinde bulunduğunu ancak bunların çoğunun dikkate alınmadığını aktaran Bendjama, “Karar tasarısı acil ateşkes talebinde bulunmuyordu. Bu nedenle biz hayır oyu kullandık.” açıklamasında bulundu.
Bendjama, karar tasarısında aynı zamanda binlerce can kaybına yol açan İsrail’in sorumluluğuna atıfta bile bulunulmadığına işaret ederek, “Bu kişiler kendi kendine zarar vermedi. Öldürüldüler ve suçlular hesap vermeli.” vurgusunda bulundu.
ABD’nin karar tasarısının barış mesajı vermediğini, aksine sivillerin öldürülmeye devam edilmesine göz yumduğunu belirten Bendjama, “Karar tasarısı daha fazla kan akıtılmasına geçit verecekti.” değerlendirmesinde bulundu.
– “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu”
Karar tasarısı oylamasında “çekimser” oy kullanan Guyana’nın BM Daimi Temsilcisi Caroly Rodrigues-Birkett ise “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu.” dedi.
Birkett, konuya ilişkin bilgisi olmayan bir kişinin karar tasarısını okuduğunda Gazze’de suçların kim tarafından gerçekleştirildiğini anlamayacağına işaret ederek, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kurulmaması gerektiğini kaydetti.
İnsan eliyle yapılan bu felaketin acil ateşkes sağlanmadan durdurulmasının mümkün olmadığını kaydeden Birkett, “Filistin halkı başkalarının suçu nedeniyle esir tutulmamalı.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN KARAR TASARISI
ABD’nin 20 Şubat’ta müzakerelere açtığı karar tasarısının son hali, Gazze’de ateşkesi rehinelerin bırakılmasıyla ilişkilendirip diplomasiyi destekleme çağrısıyla yetinmişti.
Diplomatik çabalarla sağlanacak olan ateşkesin sürdürülebilir ateşkese çevrilmesinin önemine işaret edilen tasarıda, “Hamas ve diğer terörist ve aşırıcı grupların Filistin halkını temsil etmediği” ve Hamas’ın “bazı üye ülkelerce terör örgütü ilan edildiği”ne dikkat çekilmişti.
Gazze’nin 1967’de işgal edilen toprakların bir parçası olduğu vurgulanan karar tasarısında, iki devletli çözüme destek verilmişti.
Karar tasarısında, “Tüm taraflarda sivilleri korumak için acil ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması, gerekli insani yardımın sevkiyatı, çekilen acının azaltılması ve söz konusu ateşkesin geri kalan tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla birlikte sağlanması için diplomatik çabaların desteklenmesi önem taşıyor.” ifadeleri kullanılmıştı.
Tüm taraflara uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yapılan tasarıda, siviller ve sivil altyapının korunması ile insani yardım erişiminin sağlanması istenilmişti.
Gazze’de sivil halkın zorla yerinden edilmesine karşı çıkılan karar tasarısında, bunun uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunu ihlal edeceği bildirilmişti.
9 KEZ KARAR TASARISI OYLANDI
Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra BMGK’de bugün yapılanla 9 karar tasarısı oylamaya sunuldu.
Şimdiye kadar sadece 2712 ile 2720 sayılı kararlar kabul edilirken, bunlarda ateşkes çağrısı yapılmadı.
]]>Mısır’daki deposundan Filistin’e sevk ettiği yardım tırları ile son olarak gıda kumanyası, un, battaniye, kışlık kıyafet, sebze ve meyve ulaştıran İDDEF’in sevkiyat lojistiğini sağlayan İDDEF Genel Başkan Yardımcısı Sinan Aktaş ile İDDEF Acil Yardım Koordinatörü Bilal Turan, Gazze’deki son durum ve çalışmalar hakkında bilgi verdi.
RAMAZAN AYI İÇİN ÖZEL HAZIRLIK
Gazze Şeridi’nde bombalı saldırı ile birlikte insanların açlık ve hastalıkla mücadele ettiğini söyleyen İDDEF Genel Başkan Yardımcısı Sinan Aktaş, “İşgalin ilk gününden bu yana hayırseverlerimizin desteğiyle yardımlarımız devam ediyor. Mısır’daki depomuzdan gıda, acil ihtiyaçlar, temel besin ürünleri, kıyafet, ilaç ve diğer tıbbi malzemeleri Refah sınır kapısına sevk ediyoruz. 2011 yılından bu yana Gazze’de olan İDDEF’imizin şu anda Gazze, Han Yunus, Deyr el-Balah, Cibaliye ve Refah bölgelerinde çalışma gerçekleştiren ekipleri bulunuyor. Gazze içerisindeki ekiplerimiz de yardım tırlarımızı teslim alarak acil ihtiyaç bölgelerine ulaştırıyor. Kumanyalarımızın içeriğini kardeşlerimizin hemen yemek yapabileceği gibi ürünlerle hazırlıyoruz. Siyonist İsrail’in yapmış olduğu tüm dezenformasyona rağmen yardımlarını yoğun şekilde devam ettiren halkımıza çok teşekkür ediyoruz. Yaklaştığımız Ramazan ayı için de Gazze özelinde yoğun bir hazırlık çalışmamız var” dedi.
“EKMEK VE SU İHTİYACI BÜYÜYOR”
İsrail’in Refah şehrini havadan bombaladığını, kara saldırısı başlatması halinde ise sivillerin Gazze Şeridi’nde sığınacak yerlerinin kalmayacağını belirten İDDEF Acil Yardım Koordinatörü Bilal Turan, “İsrail, Gazze’nin kuzeyini bombaladıktan sonra oradaki insanlar Refah şehrine göç etmek zorunda kaldı. Şu anda Refah yaklaşık 1 milyon insana ev sahipliği yapıyor. Hastanelere sığınan veya çadırlarda yaşayan Filistinli kardeşlerimiz kış şartlarıyla da mücadele ediyor. Gıda ve tıbbi malzeme yardımlarımızın yanında battaniye, şilte, yastık ve kışlık kıyafet gibi yardımlarımızı Gazze’ye sevk ettik. Ankara’da da 10.000 adet çadır hazırlığımız sürüyor. 1.000 adet çadırımız ise Gazze limanında şehre ulaşmayı bekliyor. Özellikle ekmek ve su ihtiyacı büyüyor. Un yüklü tırlarımızın sayısını artırarak bölgeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Amacımız Ramazan öncesi yardımların Gazze’ye ulaşmasıdır ki kardeşlerimize bir umut olsun. Gazze’yi gündemimizden düşürmeyelim. Yardımlar Gazze’ye ulaşmıyor ifadesi kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Yardımlar sınırlı da olsa mağdur ve mazlum kardeşlerimize ulaşıyor. Tüm hayırseverlerimize hassasiyetleri için teşekkür ederiz” diye konuştu.
NASIL BAĞIŞ YAPILIR?
Hayırseverler, ayrıca Gazze’deki mağdur ailelere “www.iddef.org” internet sitesi üzerinden, ilgili hesap numaralarına FAST/EFT/havale yoluyla, Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerindeki temsilcilikleri ziyaret ederek ya da 0212 6210065 numaralı çağrı merkezinden detaylı bilgi alarak destekte bulunabildiği gibi GAZZE yazıp 7230’a SMS göndererek 20 TL bağış yapabiliyor.
]]>