Söz konusu 19 yılda dünyada 3 bin 254 sel, 2 bin 43 fırtına, 552 şiddetli deprem, 432 ekstrem sıcaklık, 376 heyelan ve 338 kuraklık olayı yaşandı. Bu afetlerin 577’si Çin’den, 467’si ABD’den, 321’i Hindistan’dan, 304’ü Filipinler’den ve 278’i Endonezya’dan rapor edildi.
Doğal afetlerin 6 bin 681’i iklim kaynaklı afet olarak değerlendirilirken bu afetler sonucunda 510 bin 837 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 3 milyar 900 milyon kişi afetlerden etkilendi.
Büyük bir coğrafya ve farklı iklim bölgelerine sahip olan Türkiye’de de afetlere dönüşen çok sayıda ve türde şiddetli meteorolojik olaylar görülüyor.
“METEOROLOJİK OLAYLARDAN KAYNAKLANAN AFETLERİN SAYISI ARTIYOR”
Ankara Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Somuncu, AA muhabirine, doğal yollardan meydana gelen ya da insan kaynaklı doğa olaylarının can ve mal kaybına neden olduğu durumların afet olarak değerlendirildiğini söyledi.
İklim değişikliğinden kaynaklanan afetlerin literatürde doğal afet olarak nitelendirildiğini ve bunlardan birinin sıcaklık artışı olduğunu belirten Somuncu, “Sıcaklık artışının ekstrem veya akut yansımaları sıcak hava dalgaları şeklinde. Bunu çok sık bir şekilde yaşamaya başladık. Örneğin geçenlerde Hindistan’da hava sıcaklığı 45 dereceye ulaştı. Türkiye’de de nisan, mayıs ayı ortalamaları 8-10 santigrat derece yüksekti.” dedi.
Son yıllarda meteorolojik olaylardan kaynaklanan afetlerin sayısının arttığını bildiren Somuncu, şöyle devam etti:
“Meteoroloji Genel Müdürlüğünde 1940’tan 2022’ye kadar veriler var. 2019, 2020, 2021 yıllarında meteorolojik olaylardan kaynaklanan fırtına, dolu, aşırı soğuklar, aşırı sıcaklar gibi yaklaşık 750 ila 1000 afet var. Bunların sayısı 1940’a baktığımızda bugünkünün dörtte biri kadar ya da işte 60’lı, 70’li yıllara göre yarıya yakın ama özellikle 1990’dan itibaren, 2000’li yıllarla birlikte çok ciddi bir artış olduğunu görüyoruz ve bütün projeksiyonlar gelecekte bunun daha da artacağını bize net bir şekilde gösteriyor.”
“MERCAN RESİFLERİ SON 150 YILDA NEREDEYSE YARI YARIYA AZALDI”
Somuncu, iklim değişikliğine bağlı afetlerin biyolojik çeşitliliğin azalmasında giderek daha önemli bir rol oynadığını, deniz, kara ve tatlı su ekosistemlerini değiştirerek yerel türlerin kaybına, artan hastalıklara, bitki ve hayvanların kitlesel ölümlere ve aynı zamanda iklim kaynaklı ilk yok oluşlara neden olduğunu anlattı.
Deniz suyu sıcaklıklarındaki artışla birlikte okyanus yaşamını destekleyen mercan resifleri ve mangrovların suyun daha soğuk olabileceği daha yüksek enlemlere ve rakımlara göç etmeye başladığını aktaran Somuncu “Okyanusta, artan sıcaklıklar deniz ve kıyı ekosistemlerinin kaybolma riskini geri döndürülemez bir şekilde artırıyor. Örneğin, canlı mercan resifleri son 150 yılda neredeyse yarı yarıya azaldı ve kalan resiflerin neredeyse tamamı daha fazla ısınma sonucunda yok olma tehdidiyle karşı karşıya.” diye konuştu.
Afetlerin denizel ekosistemdeki biyoçeşitliliğe etkilerinden birinin de balık popülasyonundaki azalma olduğuna değinen Somuncu, denizlerdeki kirlilik, aşırı ve kontrolsüz avcılık ile artan deniz suyu sıcaklıkları nedeniyle Türkiye’de 15-20 yıl önce yaklaşık 500-550 bin ton civarında olan avlanan balık miktarının son yıllarda 250 ila 300 bin tona kadar düştüğüne dikkati çekti.
Artan sıcaklıkların hayvanların ve bitkilerin birçoğunu dünyanın kutuplarına doğru hareket etmeye zorladığını vurgulayan Somuncu, “Küresel ısınma ve bu sıcaklık derecesi arttıkça sivrisinek popülasyonunda artış ve gelecekte yüksek enlemlere doğru çıkışı söz konusu olacak. Bu, doğrudan ekosistemdeki değişim, biyolojik çeşitlilikle ilgili bir durum ve bu bağlamda örnekleri çoğaltabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
“ANTALYA VE TRABZON İÇİN EYLEM PLANLARI HAZIRLANDI”
İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) iklim değişikliğine bağlı afetleri önleme ve bunlarla mücadele konusunda birçok çalışma yürüttüğünü hatırlatan Somuncu, bu çalışmalardan birinin “Türkiye’de İklim Değişikliğinden Kaynaklanan Afet Risklerinin Azaltılması ve Uyum Konusunda AFAD’ın Kapasitesinin Artırılması İçin Teknik Destek Projesi” olduğunu, proje kapsamında Türkiye’de iklim değişikliğinden kaynaklanan afetlere en çok maruz kalan illerden Antalya ve Trabzon için yerel eylem planları hazırlandığı bilgisini paylaştı.
Somuncu, eylem planlarının önemini, “Afet riskinin azaltılması ve iklime uyum konusunda Türkiye’de yerel ölçekte tek bir eylem planı yok. Dolayısıyla Trabzon ve Antalya için hazırlanmış olan AFAD’ın kurumsal başkanlığındaki bu iki eylem planı şu anda Türkiye’de ilk ve tek. Yani örnek teşkil edecek nitelikte.” sözleriyle özetledi.
GAZZE YARDIMLARI TÜRK UYDULARININ DESTEĞİYLE ULAŞTI
Türkiye, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılar sırasında Filistinlilere en çok insani yardımda bulunan ülke oldu. Yardımların kesintisiz ulaşması için ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte Türksat da rol oynadı.
Türk Kızılayı öncülüğünde hazırlanan insani yardım malzemeleri gemilerle bölgeye ulaştırıldı. Bu gemilerin dünyayla iletişimi Türk uyduları üzerinden verilen genişbant internet hizmetiyle sağlandı.
Bağışçılar ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan işbirliği kapsamında temin edilen ambulans, su arıtma sistemi, gıda, hijyen kolisi, içme suyu, çadır ve ilaç gibi malzemeleri taşıyan yardım gemileriyle iletişim uydu üzerinden yapıldı.
Gemilere Türksat’ın özel uydu anteni HidrON SOTM takılarak Türksat 5B uydusu üzerinden 100 megabitlik genişbant internet hizmeti verildi. Böylece gemilerin sorunsuz iletişim kurarak, bölgeye ulaşmalarına katkı sağlandı.
DEPREM SONRASI İLETİŞİM SIKINTISI UYDULARLA AŞILDI
Türk uydularının afetlerde üstlendiği kritik rollere ilişkin son örneklerden biri Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası yaşananlar oldu. 6 Şubat 2023’teki depremlerde iletişim altyapısı çökerken neredeyse tüm elektrik altyapısı zarar görmüştü. Hızla Türksat’ın uydu antenleri bölgeye konuşlandırılarak, bölgenin iletişimi uydular üzerinden sağlandı.
Özellikle arama-kurtarma faaliyetlerinin yaşanan erişim sorunlarından etkilenmemesi amacıyla gerekli ekipmanlar bölgeye ulaştırıldı. Arama kurtarma faaliyetlerinde iletişimin kesilmeden sürdürülmesini teminen uydu bağlantılı 1 canlı yayın aracı Adıyaman’a, 4 mobil küçük çaplı uydu terminali (VSAT) anteni Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adıyaman’a gönderildi.
AFAD koordinasyonunda iletilen 167 lokasyona VSAT kurulumları yapıldı. Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Malatya ve Kilis’e internet ihtiyacı için toplam 203 VSAT terminali kuruldu.
Afetten etkilenen tüm şehirlerde “evrensel hizmet” kapsamında Türksat tarafından kurulan GSM altyapısının da hizmet sunabilmesi amacıyla 36 noktaya baz istasyonları sevk edildi. Deprem sonrası kurulan çadır kentlerin birçoğunda iletişim altyapısını Türksat kurdu.
TÜRKSAT’IN KURDUĞU UYDU ANTENİ SAYISI 3 BİNİ GEÇTİ
Ayrıca, yurt içinde ayrıca afet durumlarında acil durum müdahale ekiplerinin ve arama kurtarma faaliyetlerinin koordinasyonunda kullanılan iletişim altyapıları, doğrudan uydu bağlantısı yoluyla güvence altına alındı.
Afet durumlarında kritik öneme sahip AFAD başta olmak üzere Türk Kızılayı, Orman Genel Müdürlüğü ve kolluk kuvvetlerinin iletişimi doğrudan Türksat uyduları yoluyla gerçekleştirildi.
Selden yangınlara, depremden arama kurtarmaya kadar acil durumlarda iletişimde kesinti yaşanmasını önlemek için Sahil Güvenlik Komutanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, TRT gibi kurumlara da VSAT anteni kuruldu. Türksat tarafından Türkiye çapında söz konusu kuruluşlara kurulan VSAT anteni sayısı 3 bin 272’ye ulaştı.
İlgili kurumlarla Türksat arasında yapılan mutabakatla acil durum müdahale ekipleri, araçları ve kurumları VSAT antenleriyle donatıldı. Türksat 5B başta olmak üzere, tüm Türksat uydularına bağlanan terminallerle afet durumlarında iletişimin kesilmesinin önüne geçildi.
Bu sayılar 1951-2000 arası artmaya başladı ve kuraklık 17’ye, aşırı sıcak hava durumu 5’e, aşırı hava olayı 42,54’e, sel 40,6’ya, orman yangını sayısı ise 6’ya yükseldi.
İklim değişikliğinin etkisini yoğun şekilde göstermeye başladığı 2000’li yıllarda ise rakamlarda daha büyük artışlar gözlendi. Buna göre 2000-2023 arası yılda ortalama 26 kuraklık, 21,65 aşırı sıcak hava durumu, 106 aşırı hava olayı, 171 sel, 12 orman yangını yaşandı.
İklim değişikliği etkisiyle sayıları ve şiddeti artan aşırı hava olayları ekonomik açıdan büyük kayıplara neden olurken risklere karşı sigorta sektörünün önemi de her geçen daha fazla artıyor.
METEOROLOJİK AFETLERİN FATURASI
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliğinin, aşırı hava olaylarına neden olan hidrolojik, klimatolojik ve meteorolojik tehlikelerin sıklık, kuvvet ve sürelerini artırdığını, bunun da afetleri etkilediğini belirtti.
Doğa kaynaklı afetler arasında iklimsel, meteorolojik ve hidrolojik afetlerin sayısının hızla arttığına dikkati çeken Kadıoğlu, “Bu tehlikelere eğer insan veya insan yapısı bir şey maruz kalırsa ve maruz kalanlar bundan olumsuz etkilenirse afet oluşur. İklim değişikliği sadece tehlikenin büyüklüğünü etkiliyor, gerisi tamamen insanın yerdeki yerleşimiyle ilgili.” diye konuştu.
Aşırı nüfus artışı ve çarpık kentleşmeden dolayı dünyada ve Türkiye’de hidrometeorolojik afetlerin sayısının ve iklimle ilişkili ekstrem olayların sosyoekonomik etkilerinin hızla arttığına değinen Kadıoğlu, iklimle ilişkili afetlerden dolayı ekonomik kayıpların da katlanarak çoğaldığını söyledi.
Prof. Dr. Kadıoğlu, “1990’larda afetlerden dolayı küresel ekonomik kayıpların toplamı 10 yılda 608 milyar dolardan fazla oldu. 21. yüzyılda meteorolojik afetlerden dolayı yaşanacak kayıpların önemli ölçüde artması, 2050’ye kadar da yıllık 300 milyar dolara ulaşması bekleniyor.” dedi.
“SİGORTA ŞİRKETLERİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKLERİNE UYGUN ÜRÜNLER GELİŞTİRİYOR”
İklimle ilişkili afetlerden dolayı katlanan ekonomik kayıplarda en yüksek payı sigorta sektörünün aldığını, bu nedenle iklim değişikliğinin etkilerine karşı sigortanın giderek daha önemli hale geldiğini ifade eden Kadıoğlu, aşırı hava olayları, sel, fırtına ve yangın gibi doğa kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddetindeki artışın sigorta sektörünü doğrudan etkilediğini bildirdi.
Sigorta şirketlerinin, değişen iklim koşullarına uyum sağlayarak yenilikçi çözümler geliştirmesi ve riskleri daha etkin bir şekilde yönetmesinin, hem sektörün sürdürülebilirliği hem de toplumun genel refahı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Kadıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Risklerin artması, yeni ürün ve hizmetler, yenilikçi yaklaşımlar, kamu-özel ortaklıkları, yasal ve düzenleyici çerçeve, farkındalık ve eğitim konuları iklim değişikliğinin etkilerine karşı sigorta ile ilgili önemli noktalar. İklim değişikliği, sigortalanabilir risklerin artmasına neden oluyor. Özellikle sel, fırtına, yangın gibi doğal afetlerin sayısındaki artış sonucu, sigorta şirketleri daha yüksek tazminatlarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, sigorta primlerinin yükselmesine ve bazı bölgelerde sigorta teminatlarının kısıtlanmasına yol açabilir.”
Sigorta şirketlerinin, iklim değişikliği risklerini yönetebilmek için yeni ürünler ve hizmetler geliştirdiğinden, hava durumu sigortaları, mahsul sigortaları ve afet sigortaları gibi özel sigorta türleri sunduklarından bahseden Kadıoğlu, bu tür sigortaların, özellikle tarım sektörü gibi iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen sektörler için önemli olduğunun altını çizdi.
Bazı ülkelerin, iklim değişikliğinin sigorta sektörüne etkilerini azaltmak için kamu ile özel sektör ortaklıkları oluşturduğunu anlatan Kadıoğlu, “Bu ortaklıklar, afetlere karşı finansal koruma sağlamak ve sigorta maliyetlerini dengelemek amacıyla risk paylaşımı yapıyor. İklim değişikliğine karşı sigorta sektörünün daha iyi hazırlanabilmesi için yasal ve düzenleyici çerçeveler de geliştiriliyor. Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, sigorta sektörünü iklim risklerine karşı daha dayanıklı hale getirebilmek için çeşitli politikalar ve düzenlemeler ifadelerini kullandı.
“DASK, ASK OLSUN” ÖNERİSİ
Sigorta sektöründe, iklim değişikliği ve buna bağlı riskler konusunda farkındalığın artırılmasının önemini işaret eden Kadıoğlu, sigorta şirketlerinin, müşterilerini iklim riskleri ve bu risklere karşı nasıl korunabilecekleri hakkında bilgilendirmek için çalışmalar yaptıklarını aktardı.
Doğal Afet Sigortalar Kurumu’nun (DASK) şu an daha çok deprem sigortası olarak bilinip uygulandığını hatırlatan Kadıoğlu, DASK’ın sel gibi afetleri de kapsaması için çalışmalar bulunduğunu ancak bunların yeterli olmadığı yorumunu yaptı.
Kadıoğlu, “DASK bence kısaca ‘ASK’ yani ‘Afet Sigorta Kurumu’ haline dönüştürülerek, doğa, teknolojik ve insan kaynaklı tüm afetleri kapsamalıdır. Özellikle küresel iklim değişikliğinin yüzümüze vurduğu çarpık kentleşme sonucu artan meteorolojik, hidrolojik ve klimatolojik afetler, ayrım yapılmaksızın tümüyle sigorta kapsamına alınmalıdır. Küresel iklim değişikliğini bu kadar çok konuştuğumuz bugünlerde hava ve su ile ilgili afetleri sigorta kapsamına doğru bir şekilde almamak olmaz.” değerlendirmesini yaptı.
Bakanlığındaki çalışmalar için “Fikrim var, katkı vermek istiyorum.” diyen herkesi bir kez daha birlikte hareket etmeye davet eden Tekin, Mualla Selçuk’un kendileriyle paylaştığı Din Öğretiminde Dayanıklı Sınıflar Hareketi Projesi’ni bir akademisyen olarak büyük mutlulukla karşıladığını, projeyle yapılmak isteneni önemsediğini anlattı.
KAVRAM 10 YILLAR İÇİNDE DEĞİŞTİ
İçinde yaşanılan çağın, insanı öngörülemeyen ve genel ifadeyle “afet” kavramı ile tanımlanabilecek çok sayıda problemle karşı karşıya bıraktığına işaret eden Tekin, bu kavramın anlamının da 10 yıllar içinde değiştiğini ve çok farklı türlerinin olduğunu söyledi.
Bilmeden, okumadan fikir sahibi olmak ve insanların emeklerini kendi kişisel çıkarları uğruna boşa çıkarmanın da afet türlerinden biri olduğunu ifade eden Tekin, bu bakımdan projenin öğretmenlere kazandıracaklarının önemini vurguladı.
Afet denilince geçen yıl yaşanan depremin, iki yıl süren pandemi sürecinin akıllara geldiğini dile getiren Tekin, başka afet türlerinin de bulunduğunu, eğitimcilerin çeşitli afetlerin önüne geçebilecek önlemler alabileceğine inandığını belirtti.
Tekin, Dayanıklı Sınıflar Hareketi Projesi’ne ilişkin şöyle konuştu:
“Madde bağımlılığı ve dijital bağımlılıklar dahil hepsinin normal koşullarda proje kapsamında bir afet olarak tanımlanması gerekiyor. Öğretmen arkadaşlarımızın bu tür konularda nasıl davranacağını, nasıl tepki vereceğini istişare edip bir hocamın ifadesiyle ‘karşılaşma ahlakı’ oluşturmak gerekiyor.
Oturup düşündüğünüzde bu anlamda dayanıklı olmamız gereken toplumsal sorunların sayısını çokça arttırabiliriz. Gazze’de yaşananlar bu anlamda bir sorun. Etrafımızdaki, komşularımızdaki yaşananlar sebebiyle misafir ettiğimiz kardeşlerimiz, aynı şekilde ‘Dayanıklı Sınıflar’ kapsamında öğretmen arkadaşlarımızın birlikte hareket etmesi gereken konular. Bunların sayısını artırmak mümkün. Hatta daha ileri gidelim, tasarruflu kullanmamız gereken, Allah’ın lütfu olan kaynaklar, bunlarla ilgili yaşadığımız konular. Bunların hepsi bu proje kapsamında.
Öğretmen arkadaşlarımız, çalışma arkadaşlarımız bu konuda mütevazı da olsa bir ‘iyilik hareketi’ başlatır, biz de bunu yaygınlaştırabilirsek bizim açımızdan mutluluk verici olacak. Bir iyilik hareketi başlatmak istiyoruz, bir çığır açmak istiyoruz. Bir başlangıç noktası burası. Umarım devamı büyüyerek, artarak gelir.”
Bakan Tekin, konuşmasının ardından, programa katılan 3 öğretmene doğum günleri dolayısıyla pasta ve çeşitli hediyelerle sürpriz yaptı. Öğretmenlerden biri de Bakan Yusuf Tekin’in, doğum günleri vesilesiyle kaleme aldığı notu okudu.
Mualla Selçuk ise Dayanıklı Sınıflar Hareketi kursuna 80 öğretmen, 8 eğitimci ve 3 panelistin katıldığını, projenin mukavemet artıran, dayanıklılığı güçlendiren ve eğitimcilere “dayanıklı ol” çağrısı yapan bir eğitim hareketi olduğunu anlattı.
PROJE DEPREMİN ARDINDAN ORTAYA ÇIKTI
Değer temelli bir din öğretimi projesi olan “Dayanıklı Sınıflar Hareketi”, 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremin ardından ortaya çıktı.
Dayanıklı Sınıflar Hareketi Projesi, inanç, hayat ve ben arasındaki ilişkiyi inceleyerek, dayanıklı olmak ve yeniden yola devam etmek üzere öğretmenlerin ve öğrencilerin iyi oluş durumlarına yardımcı olma hedefiyle tasarlandı.
]]>Seçim maratonunda 90 gündür sahada, İstanbul’un 39 ilçesinde vatandaşlarla bir araya geldiğini söyleyen Kurum’un açıklamalarından öne çıkan satırlar şu şekilde:
Toplumun tüm kesimlerini dinleme imkanı bulduk. Yoğun bir süreçti. Vatandaşlarımızın 31 Mart’ta sandığa gittiğinde tercihini eserden hizmetten yana kullanacağından eminim. Pazar günü bu neticeyi hep birlikte göreceğiz.
İlk 6 aylık planımızı İstanbullularla paylaştık. 1 Nisan’dan sonra çözüme odaklanacağız. 5 yıldır yapılmayan işleri teker teker bitireceğiz. Ben, ilk günden itibaren milletimiz bizden görev yaptığımız süreçte ne bekliyorsa, yapmaya çalıştım. Biz geçmişte ne yaptığımızı anlattığımızda aslında bunlar bir vaatten öte, yapmış, gerçekleştirmiş biri olarak söylüyorum. Referansımız işlerimiz, 81 ilde olan eserlerimiz.
“Mesele Kurum değil, ülkenin geleceği”
Kararsız seçmenimiz kendisine ilişkin ne yapılacağını yani nasıl hizmet verileceğini merak ediyor. Dün Baykar’ı ziyaret ettiö. Orada gençlerimizle, mühendislerimiz ve meslektaşlarımızla bir aradaydık. Bir tane gencimiz şunu sordu. “Ben İstanbul’da yaşayan biri olarak en önemli konunun deprem olduğunu düşünüyorum” dedi. Yani kararsızdı. Ben ona şey anlattım. Yani bakın ben 5 senelik süreçte işte afetlerde, depremlerde, sellerde, yangınlarda neler yaptım? Kısaca onu anlattım ve ikna olduğunu düşünüyorum. Bizim projelerimizi dinleyen gören ki kararsız seçmenimiz garanti seçmenimiz, geleceği adına şu kararı verecek ‘Ben deprem endişesi yaşamalı mıyım? Yaşamamalı mıyım? Ya mesele bu ülkenin geleceği. İstanbul sadece kendini ilgilendiren bir şehir değil. Yani tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor. Baktığınızda bugün İstanbul’un güçlü olması demek, Türkiye’nin güçlü olması demek. O yüzden ne yapacağız; deprem riskini ortadan kaldıracağız, trafik çilesini bitireceğiz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk defa bir aday tarafından 6 aylık ve 1 yıllık eylem planları açıklandı. Biz gerçekten çok çalıştık. Bakanlık tecrübelerimize dayanarak da İstanbul’un ihtiyaçlarını bildiğimiz için bunların hepsini projeye çevirdik. 1 Nisan sabahından sonra “Murat Kurum ve arkadaşları bugün acaba nerede temel atıyor? Nerede iş yapıyor?” diyecekler.
“İstanbul’da algı belediyeciliği var”
İstanbul 5 yıldır ihmal edilmiş ve İstanbullu buna kırgın. İşten atılanı mı dersiniz, sokak hayvanları mı dersiniz. Hep bir algı siyaseti yapılmış. İstanbul bir rant olarak görülmüş ve kendi gelecekleri için İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmişler. İstanbul’da eser ve hizmet yok, kaynaklar depreme değil, reklama harcanıyor.
İstanbullu şeffaflık bekliyor. Seçim sürecinde açıklanan mal varlığı 3 gün sonra nasıl 1,5 milyar artar?
“İstanbullu artık ‘hizmet gelsin’ istiyor”
İstanbul’da tabela belediyeciliği var. Çalışmıyorlar, önceden başlatılmış projelerin hiçbiri tamamlanmadı. İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Yeni bir tane metro ihalesi yok. Bir engelleme de yok. Engelleyen şu an İstanbul’un başında olan belediye başkanıdır. Çünkü odağı, öznesi İstanbul değil. İstanbullu artık hizmet gelsin istiyor. Reklama, algıya bütçe buluyorsunuz. İşe gelince bütçe yok. Nerede bu para? Paranın nerede olduğunu millet çok iyi biliyor. Küfe boş, anlatabileceği eser yok, hizmet yok.
“Ulaşım projeleri ilk 6 ayda başlayacak”
Ulaşım projeleri ilk 6 ayda başlayacak. İlk 6 ayda İkitelli-Ataköy arasındaki Mimar Sinan İstasyonu’nu, Çekmeköy-Samandıra hattı arasındaki Sancaktepe Hastane istasyonunu hizmete alacağız. Toplamda 184,7 km uzunluğunda 11 yeni raylı sistem hattına başlayacağız. 1 yıl içinde 20 hat ve 270,6 km raylı sistem çalışmasına sürdürmüş olacağız.
İlk 6 ayda 41,3 km, 1 yılın sonunda toplamda 47,5 km tünel yapımına başlanacak. İlk 6 ay 45 kavşak yapımı, 260 km’lik ana yol ve yan yol yapımını başlatacağız. İlk yıl 50 km motosiklet yolunu hizmete açacağız. 100 km motosiklet güvenlik bariyeri yapacağız.
“İstanbul taksisi bir marka haline gelecek”
Ayrıca İstanbul’un büyük problemlerinden biri otopark. İlk yıl 50 bin araçlık otopark yapımını başlatacağız. 25 bin araçlık otoparkı hizmete alacağız. Beyaz masa ve taksi sistemini tek bir merkezden yöneteceğiz. Bilimsel verilerle gerçek ihtiyacı belirleyeceğiz. Eğitim, denetim, ödül ve ceza uygulamalarını işleteceğiz. Dijital uygulamalar tek merkezde buluşacak. İlk 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz, gündemden çıkacak. İstanbul taksisi bir marka haline gelecek.
Mevcut metrobüs kapasitesini artıracağız. İlk yıl 100 adet yeni metrobüs, 250 yeni otobüs alacağız. Filomuzu yenilememiz lazım. Özel halk otobüslerinin paralarını ödemiyorlar. Başka işlere para buluyorlar, esnafa para ödemiyorlar. İETT otobüsleri, bakımları yandaşlara yaptırıldığı için yanıyor. İşleri liyakatli ellerle yapacağız.
“31 Mart’ta manipülasyon yapacaklar”
İstanbul’u depreme hazırlamak için gece gündüz çalışacağız. 650 bin yeni konutu tamamlayacağız. Bunların hepsi projelendirildi, bütçelendirildi, kaynağı da belli.
Şimdiden yalan yanlış anketleri piyasaya sürüyorlar. 31 Mart’ta manipülasyon yapacaklar. Kaybedeceklerini bildikleri için algıyı yönetiyorlar. Siz arka plan çalışmalarıyla bu işleri yapamazsınız. Milletimiz 22 yıldır olduğu gibi, doğru söyleyenle, yalan söyleyeni, algı yapanla, iş yapanı ayırmıştır. Onlar ne yaparsa yapsın 31 Mart’ta biz kazanacağız. Milletimizin ferasetinin 31 Mart’ta tecelli edeceğine inanıyorum. Sahadayım, araştırmalarımız seçmeni kazandığımızı gösteriyor.
15 Nisan’da “Yarısı Bizden Yarısı Büyükşehirden” kampanyamızı başlatıyoruz. Başvuru süresi 1 ay olacak. Başvuru sonrasında acil öncelikli olanlar da ilk 6 ayda 20 bin konutun yapımına başlayacağız. İlk yıl 60 bin konutun yapımına başlayacağız.
“Kapsamlı afet yönetim sistemi olacak”
Bu şehri afete hazırlamamız lazım. Sadece 1 tane lojistik merkezi var. İtfaiye merkezi eksik, helikopter pisti eksik, toplanma alanı eksik. Bizim tüm bunları farkındalık çevresinde tüm vatandaşımıza anlatmamız gerekiyor. İlk 6 ay, Anadolu ve Avrupa yakalarına birer tane Afet Müdahale Merkezi yapımına başlayacağız. 1 yılın sonunda ise kalan 7 Afet Müdahale Merkezi yapımına başlayacağız.
Afet Lojistik Destek Merkezi sayısını 1’den 7’ye çıkaracağız. 1 yılın sonunda afet çantası dağıtımına başlayacağız ve Afet Akademisi’ni hayata geçireceğiz.
“İlk yıl 100 kreş açacağız”
Hedefimiz “eşsiz İstanbul”. İstanbulluların sosyal hayatını kolaylaştıracak projelerimiz de var. İlk yıl 100 kreş açacağız. Mevcut yönetiminin 5 yılda yapamadığını 1 yılda yapacağız. Ve sahipsiz hayvanlar… Bu konuda 5 yıl içerisinde yapılan hiçbir şey yok. İlk yıl 39 ilçeye sahipsiz hayvanlar için 50 bin kapasiteli bakım merkezi açacağız. Sokak hayvanlarının bakımı ve aşılaması bu merkezlerde yapılacak. Bir taraftan da kısırlaştırma işlemlerini yürüteceğiz.
İlk 6 ayda Silahtarağa Arıtma Tesisi açılacak. Mevcut yönetim, “temel atmama töreni” ile litaretüre geçti.
“İhtiyaç sahibi emeklilere 2 bin 500 lira destek vereceğiz”
İlk 6 ayda gençlerimiz için paylaşımlı ofisler açacağız. Bu ofislerde gençlerimiz masaları kiralayacaklar. Gerekli hizmetleri belediye sağlayacak. Bunları Teknoparklar ile bağlayacağız. İSMEK’i özüne çevireceğiz.
İhtiyaç sahibi tüm emeklilere 2 bin 500 lira destek vereceğiz. İstanbul kartlara yapılacak bu ödemeler.
İlköğretim öğrencilerine ücretsiz ulaşım sağlayacağız. Üniversite öğrencilerine mevcut tarifeden yüzde 40 indirim yapacağız. Tüm öğretmenlere indirimli ulaşım sağlayacağız. Ve deniz ulaşımında ücretsiz aktarma sağlayacağız. Deniz ulaşımını teşvik edeceğiz.
Üniversite öğrencilerine yıllık 10 bin lira eğitim desteği vereceğiz. Öğrenci evlerine aylık 25 metreküp doğal gaz desteği vereceğiz.
“50 bin lira evlilik desteği vereceğiz”
Bunun yanı sıra gençlere 50 bin lira evlilik desteği vereceğiz. Gençlerimize beyaz eşya desteği vererek yanlarında olacağız. Kadın girişimcilere 100 bin lira hibe sağlayacağız. Bunlar hemen ilk 6 ayda gerçekleştireceğimiz projeler. İlk işini kuran gençlerimize 100 bin lira destek vereceğiz.
İstanbul’da eğitim külfet olmayacak. “Eşsiz İstanbul” hedefimizle sosyal yardımlar yapacağız. Çocuklara beslenme çantası Büyükşehir Belediyesinden olacak.
Sürekli sokakta, çalışan bir başkan olacağıma tüm İstanbullulara söz veriyorum. İstanbul’un geleceği için vereceğimiz kararda, bir tarafta çalışan, üreten, hayalleri olan, diğer tarafta İstanbul’u bir basamak olarak görenler olacak. İstanbulluları benimle birlikte yol yürümeye davet ediyorum.
Kurum, ekibiyle birlikte sürdürdüğü seçim çalışmalarında “Sadece İstanbul” vurgusu yaparak, 1 Nisan’da göreve gelmesi halinde tek gündeminin İstanbul olacağının mesajını veriyor.
İBB adayı Kurum’un, Megakent’e yönelik ortaya koyduğu vaatler, seçmende karşılık bulmuş durumda.
31 Mart seçimlerini kazanmak üzere yola çıkan Kurum’un vaatlerini derledik.
1- Trafiği ahatlatacak İki Büyük Hamle
Esenler ve Harem otogarları şehrin dışına taşınacak ve 6 yeni Lojistik Merkezi kurulacak. Şehrin içerisindeki büyük araç faaliyetleri en aza indirilecek.
2- Metrobüs hattı uzatılacak
TÜYAP-Silivri Otonom Metrobüs Hattı ile birlikte, İstanbul’un ulaşım kapsamı genişletilecek.
Her yıl 100 yeni elektrikli metrobüs ve 250 yeni elektrikli otobüs ekleyerek, İBB araç filosunun her daim yeni ve güvenli ulaştırma yapısını koruyacağız.

3- Kavşak ve yol düzenlemeleri
Trafik sıkışıklığının yaşandığı noktalarda, 151 kavşak ve yol düzenlemesiyle İstanbul trafiğine hızlı ve etkili bir çözüm sunulacak.
4- İki yakaya iki büyük tünel
Karayolu ulaşımı dev tünel projeleriyle rahatlatılacak. İlk 5 yılda, Avrupa yakasında 25,7 kilometrelik Çayırbaşı – Ayazağa – Levazım – Dolmabahçe tüneli ile 11,6 kilometrelik Kağıthane – Bayrampaşa Hal tüneli açılacak.
Anadolu yakasında ise Yenisahra ile Bostancı 10,2 kilometrelik tünelle bağlanacak. Araç başı 10 dakika kazanılacak ve karbon emisyonu yılda 13 ton azalacak.
İkinci beş yılda, Bayrampaşa Hal – Büyükçekmece arasında 50,9 kilometre karayolu tüneli tamamlanacak. Araç başına 45 dakika kazanılırken, yılda 44 ton karbon emisyonu engellenmiş olacak.
Harem-Çengelköy-Kavacık arasında ise 23,8 kilometrelik karayolu bağlantısı yapılarak sahil yoluna alternatif güzergâh sunulacak. Araç başına 20 dakika kazanılırken, karbon salınımı yıllık 26 ton azalmış olacak.
Böylece İstanbul akıllı, güvenli, konforlu, sürdürülebilir, iklim dostu, emisyonsuz ulaşımı olan bir şehir hâline gelecek.
E-5’in Anadolu yakasına düşen trafik yükü Göztepe – Çayırova arasında 30 kilometrelik yan yol düzenlemesiyle azaltılacak. Araç başına 12 dakika kazanılırken her yıl karbon emisyonu 20 ton azalmış olacak.

5- Raylı sistem hattı iki katına çıkarılacak
Raylı sistem hattı ilk 5 yılda 2 katına, 2034 yılına kadar da 1004 kilometreye çıkarılacak
Karayolu kullanım oranı ilk 5 yılda yüzde 72’den yüzde 60’a, 2034’e kadar da yüzde 48’e düşürülecek.
6- Sıfır atık başkenti İstanbul
Tüm yatırımlarda ve yapılarda Sıfır Atık modeli esas alınacak, iklim değişikliğine karşı politikalar yürütülecek.
Her ilçeye atık geri kazanım merkezi kurulacak. 3000 tonluk 2 adet katı atık yakma tesisi kurulacak. 500 tonluk endüstriyel atık yakma tesisi hizmete alınacak.
7- Müzeler şehri İstanbul
Çağdaş müze teknolojilerini kullanarak geçmiş ile bugünü bir arada sunacak, kentin kadim görsel hafızasını tanıtıp yaşatacak ve ileriye taşıyacak müzeler inşa edilecek.
Bu müzeler; İstanbul Kent Müzesi, Yenikapı Arkeoloji Müzesi, İstanbul Biyografi Müzesi, İstanbul Gastronomi Müzesi ve İstanbul Gravür Müzesi olarak sıralandı.

8- 39 ilçeye çocuk kütüphanesi
Gelecek odaklı hareket edilerek, ilçe belediyeleri ve ilgili bakanlıklar ile iş birliği yaparak her ilçeye çocuk kütüphanesi açılacak.
Güncel kitapların da yer aldığı e-kitap platformu ile İstanbul’un iki yakasında Sahaf ve Antikacılar Çarşısı inşa edilecek.
9- Şehir kütüphaneleri
Rami Kütüphanesi örneğinde olduğu gibi, iç ve dış mekanlarıyla okuma sevdalılarının tüm ihtiyaçlarına cevap verecek 3 İstanbul Şehir Kütüphanesi kurulacak.
10- Her mahalleye spor tesisi
Hareketi mahallelerden başlatarak, bu eşsiz şehrin spor kültürünü artırmak adına 964 mahalleye spor tesisi kurulacak.

11- Sporun merkezi İstanbul cup
Tüm spor branşlarının katılımıyla, olimpiyat ruhunu ve dinamiğini içinde barındıran İstanbul Cup’la eşsiz bir şehir ve spor kültürü oluşturulacak.
12- Amatör sporun şehri İstanbul
Çeşitli açık hava spor alanları oluşturulacak ve bu tesisleri, yerel amatör spor kulüpleriyle iş birliği içinde yönetilecek. Amatör spor kulüpleri desteklenecek.
13- Yaşlı ve engelliler için geçici bakım merkezleri
Kısa süreli bakım hizmeti ile; özel ilgi, destek ve korumaya ihtiyacı olan, bağımsız yaşamakta güçlük çeken yaşlı ve engelli vatandaşlar, yakınlarıyla birlikte kısa süreli ihtiyaçlarında misafir edilerek kendilerine destek olunacak.
14- Emin eller kreşleri oluşturacağız
Şehir merkezinin bazı noktalarında ve Büyükşehir Belediye tesislerinde vatandaşların çocuklarını güvenle teslim edeceği Emin Eller mekanları oluşturulacak.
Çocukların burada uzman ekipler eşliğinde eğlenecek, öğrenecek ve aileleri işlerini gönül rahatlığıyla halledene kadar vakit geçirebilecekler.
15- Haydarpaşa, Kadıköy, Moda yeni görünümüne kavuşacak
Anadolu Yakası’nın incisi Kadıköy-Moda-Haydarpaşa sahili, yenileme ve dönüşüm çalışmasıyla birlikte yeni ve eşsiz görünümüne kavuşacak.

16- Sirkeci Tren Garı ve çevresinin tarihi dönüşümü
Sirkeci Tren Garı ve çevresinde yapılacak düzenlemeyle tarihi mirasa sahip çıkılacak.
Garın ray sistemi kaldırılmadan yapılacak tematik düzenleme ile kent hazinesi, vatandaşların kullanımına açarak şehrin yaşayan bir parçası haline dönüştürülecek.
17- Süleymaniye Camii’nin çevresinin çehresi değişecek
Mimar Sinan’ın eşsiz eseri Süleymaniye Camii ve çevresinde gerçekleşecek yenileme ve iyileştirme çalışmalarıyla ecdadın bıraktığı mirasa sahip çıkılacak, emanetleri gelecek nesillere aktarılacak.
18- 39 ilçenin kent meydanları dönüştürülecek
İstanbul’un kalbi olan meydanları yenileyerek şehre ait kültürel miras korunacak, kişi başına düşen aktif yeşil alan artırılacak.
19- Eşsizliğin kıyısı İstanbul olacak!
6,2 milyon metrekare kıyı alanının çevre ve peyzaj düzenlemesini yaparak Çatalca’dan Silivri’ye Şile’den Tuzla’ya kadar tüm sahil bandını kapsayacak şekilde kıyı düzenlemesi yapılacak.

20- Anadolu ve Avrupa Yakası’nda 50 bin kapasiteli sahipsiz hayvan yaşam merkezi
Sahipsiz sokak hayvanları tedavi edilecek, kısırlaştırılacak, mikroçip ve küpeleme yöntemiyle kayıt altına alınacak.
Sahipsiz sokak hayvanlarının sahiplendirilmesi kolaylaştırılacak ve sahiplendirmeye özendirecek uygulamalar yapılacak. Kaçak hayvan girişini engellemek için de tüm imkanlar seferber edilecek.
21- Hane halkı esas alınarak adaletli su tarifesi uygulayacağız
Her evin hane halkının sayısı ve kullanım miktarı dikkate alınacak, adil bir şekilde su ücretlendirmesi yapılacak.
22- Kadınların ve ailelerin İstanbul’u
Öncelik kadın ve çocukların güvenliğine verilecek, okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar için özel politikalar üretilecek.
23- 75+ yaş üstü büyüklere E-Sağlık takip hizmeti oluşturulacak
Büyükler için geliştirilen E-Sağlık Takip Sistemi’yle, onların her anında yanlarında olunacak, sağlık durumları online olarak takip edilecek.

24- Ana ve Yan Yol Çalışmaları
İstanbul’un farklı noktalarında trafik yoğunluğunu azaltmak ve trafiği hızlandırmak adına çalışmalar yapılacak.
•Altınşehir – Bahçeşehir arası 20 km yan yol
•TÜYAP – Silivri arası 40 km ana yol – 80 km yan yol
•Sultanbeyli – Kurtköy arası 30 km yan yol
•Göztepe – Çayırova arası 29,6 km ana yol, 60 km yan yol
25- İstanbul’un Deniz Ulaşımı; Şehri Birbirine Bağlayacak
Sürdürülebilir bir İstanbul için, ulaşım sorununa 3 Yeni Deniz Hattı ekleyerek, Deniz Ulaşım Payını 2 kat artırarak karayolu trafiğini azaltmak adına çözüm üretilecek.
•İstinye-Yenikapı Arabalı Vapuru
•Çubuklu-Yenikapı Arabalı Vapuru
•Sirkeci-Harem Nostalji Vapuru

26- Afet Eğitim Merkezi
Afet bilinci, İBB başta olmak üzere tüm toplum özelinde en baştan geliştirilecek. Sadece afet çerçevesinin dışında, evde okulda, işte ve hayatın her anında risklere karşı yaşam biçimini değiştirme ve durum yönetimi eğitim programları düzenlenecek.
27- Yeşil Sanayi Dönüşümü
Temiz ve sürdürülebilir bir İstanbul için sanayi alanlarında yeşil dönüşüme başlayacak, daha yeşil yarınlar için “0” emisyon hedefine en hızlı şekilde ulaşılacak.
28- Belediye, Oda ve Sanayici İş Birliği
Sanayii güven altına alarak sürdürülebilir bir sanayi ve üretim için en hızlı şekilde çalışmaya başlanacak.
29- Risksiz Sanayi Dönüşümü
İstanbul’da sanayi sektörünün katma değeri yüksek, “yükte hafif, pahada ağır” üretime yönelik ihtiyaç duyacağı Ar-Ge, inovasyon ve kuluçka merkezlerinin oluşumu sağlanacak.
Bu konuda sanayicinin her zaman yanında olunacak. Sanayi tesisleri; dirençli, nitelikli, yüksek teknolojili hale getirilecek. Sanayicilerin arazi talepleri birlikte yönetilecek.

30- 350 km Dere Islahı
Islah projesi ile İstanbulluları potansiyel sel felaketlerine ve su kaynaklarından dolayı oluşabilecek sorunlara karşı etkili bir şekilde korumayı amaçlayarak erozyon kontrolü ve taşkın riskinin azaltılmasına odaklanılacak.
31- Afet Yönetim Sistemi
Şehrimizin toplam bina stokunu depreme hazırlıklı hale getirirken, farklı afet çeşitlerine göre de bir Afet Yönetim biçimi oluşturarak bu eşsiz şehri her türlü felakete karşı hazırlamak zorundayız.
Bu kapsamda İl Afet Risk Azaltma Planı’yla, Belediyemiz tarafından yapılacak çalışmaları sıkı şekilde takip edeceğiz.
32- AR-GE İnovasyon ve Kuluçka Merkezleri
İstanbul’un sürdürülebilir ve yeni üretim kollarına yayılan bir ağa kavuşması için gençlerimize ve geleceğe yatırım yapacağız.
•Gençlere Yenilikçi Proje Desteği
•Proje Geliştirme Desteği
•Ofis Alanı Desteği
•Sürdürülebilir Rekabet Desteği

33- 39 İlçede Tam Donanımlı Geçici Yaşam Alanları
Afetlere karşı dirençli ve hazırlıklı bir İstanbul için her ilçeye uygun yaşam alanları kurarak, bölge halkının herhangi bir afet durumunda güvenliği sağlanacak.
•Toplam iki milyon kişilik kapasite.
34- 4 Boyutlu Şehir Modeli Projesi
Deprem, sel, yangın gibi afet senaryolarını sanal ortamda simüle ederek, şehrimizi olası en kötü durumlara karşı hazırlıklı hale getirmeyi amaçlıyoruz.
35- 65 Yeni Heliport
Afet anında her bir mahallemize dakikalar içinde ulaşabilmemizi sağlayacak bu heliport pistleri İstanbullulara günlük yaşamda hizmet verecek şekilde; sportif, sanatsal ve sosyal aktivite alanları olarak kullanılacak şekilde tasarlandı.
36- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Eğitim Kampüsü
İçerisinde farklı engel gruplarına yönelik okulların, spor merkezinin, hobi bahçelerinin, tanı merkezlerinin, atölyelerinin ve inovasyon merkezinin olduğu İstanbul Özel Eğitim Kampüsü’nü şehrimize kazandıracağız.
37- Gençlere Yarı-Zamanlı İş İmkanı
“Ben okurken iş hayatına da atılmak istiyorum.” diyen üniversiteli gençlerimize, Büyükşehir Belediyesi olarak yarı-zamanlı faaliyetlerde, saatte 200 TL gelir ile iş imkânı sağlayacağız.

38- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Kampları
Gençlere İstanbul’un ve Türkiye’nin her bölgesinde doğa sevgisini aşılayacak kamp alanları ve etkinlik imkânları sunacağız.
39- Gençler Bi Kahve’ye
Üniversitelerin çevrelerinde ve gençlerimizin yoğun olduğu alanlarda internetin ücretsiz ve kahvelerin uygun fiyata sunulduğu kahve dükkanları açacağız.
40- Gençler Mekanistanbul’da Buluşacak
Kapılarının sadece gençlerimize açık olacağı özel sosyal tesisleri yapacağız.
Burada, diyetisyenlikten psikolojik danışmanlığa, öğrenci koçluğundan kütüphaneye dek pek çok imkânı gençlerimizin hizmetine sunacağız.
41- Kadın Kıraathaneleri
Kadınlara ücretsiz kütüphane hizmetinin sunulduğu, ikramlar eşliğinde günlük gazeteleri okuyabilecekleri, sosyal aktiviteler yapacakları, mahallelerinde kendilerine özel toplantı ve programlar icra edebilecekleri mekanlar oluşturacağız.
42- El Emeğine E-Ticaret ve Pazar Yeri Desteği
Kadınlarımızın el emeklerine, alım garantili e-ticaret ve pazar yeri destekleriyle kazanç kapıları açacağız.

43- Bakıcı ve Temizlik Hizmetleri
Bakıcı ve ev temizliğine ihtiyaç duyan vatandaşlarımıza özel, bu hizmetler; Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla erişilebilir halde, alanında eğitimli, tecrübeli ve güvenilir ekipler tarafından verilecek.
44- Anne ve Çocuk Atölyeleri
Anneler ve çocuklarının uzman rehberler eşliğinde, eğitici ve geliştirici bir ortamda kaliteli vakit geçirmelerini sağlayacak, çocuklarımızın yaşıtlarıyla kaynaşmasını ve yeteneklerini geliştirmelerine destek olacağız.
45- İstanbul Kültür Akademisi’ni Kuracağız
İstanbul Kültür Akademisi’ni kurarak şehrin kültürünü konu alan eğitim projeleri ve akademik çalışmalara destek sağlayacağız.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezleri sahnelerini, amatör tiyatro gruplarına ücretsiz olarak açacağız. Böylelikle yeni yetenekleri her zaman desteklemiş olacağız.
46- Şehre İki Yeni Tiyatro Kazandırılacak
İstanbul’a 2 yeni tiyatro kazandırılacak, yeni oyunlarla repertuvarı genişleteceğiz.
47- İki Görkemli Konser Salonu Yapılacak
Anadolu ve Avrupa Yakası’na, sosyal ve kültürel alanları artırmak amacıyla İstanbul’a yakışacak konser alanları yapacağız.

48- Anadolu Yakası’na Yeni Kültür Merkezi Yapılacak
Anadolu Yakası’nda, sahneleri, galerileri, kütüphanesi ve yeme-içme mekanlarıyla donatılmış bir kültür merkezi yapacağız.
49- İSMEK Özüne Dönüyor
İstanbul’la özdeşleşen İSMEK özüne dönecek. Böylelikle İstanbul’da meslek sahibi olmak isteyen herkese yeni fırsatlar sunulacak.
İstanbullunun istediği mesleğe veya işe göre alacağı zanaat eğitimiyle hem şehrin kültürel değerleri geleceğe taşınacak hem de işsizlik sorununa karşı alternatif bir çözüm sunulacak.
50- Evlenecek Gençlere 50 Bin TL Hibe Desteği
Evlenecek gençlere 50 bin TL hibe desteği vereceğiz.
51- Transfer Ve Hareketlilik Merkezi
Yenikapı, İncirli, Çobançeşme, Söğütlüçeşme, Kozyatağı, Samandıra ve Kurtköy gibi şehrin önemli merkez noktalarında elektrikli mobilet, bisiklet, şarj ve park noktalarını barındıracak Transfer ve Hareketlilik Merkezleri kurulacak.
52- Motosiklet Yolları
Motosiklet kullanarak geçimini sağlayan veya trafikte motoruyla seyahat eden vatandaşlarımızı korumak amacıyla yeni şeritler oluşturacağız.

53- Ulaşım Akademisi
Sürücü, yolcu ve yayaların yeterli ulaşım kültürü ve bilincine sahip olması adına Ulaşım Akademisi projemizi hayata geçireceğiz.
54- 7/24 Bakıcı ve Temizlik Hizmeti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlarımız için 7/24 yemek ve temizlik hizmetleri sunacak.
Ayrıca, geçici bakım ihtiyacı olan yaşlı ve engellilere özel destek sağlanacak.
55- Tarihe Geçecek Dönüşüm 650 Bin Konut
Toplam 650 bin konutun dönüşümünü gerçekleştirerek İstanbul’un yapılarını depreme karşı güçlendireceğiz.
56- 100 Bin Sosyal Konut
100 bin sosyal konut, evleri dönüşüme giren ev sahiplerinin kullanımı için düşük fiyatlara kiralanacak, İstanbulluların maddi ve manevi zarar yaşamasının önüne geçilecek.
39 ilçeye hizmet verecek. Satılmayacak kiralanacak. 18 ayda tamamlanacak.

57- 39 İlçeye Kentsel Dönüşüm Ofisleri
İstanbulluların dönüşümle ilgili sorularına ve sorunlarına çare bulmaya yönelik, 39 ilçeye “Kentsel Dönüşüm Ofisleri” kuracağız.
58- 39 İlçeye Geçici Sahipsiz Hayvan Bakım Merkezi
Sahipsiz Sokak Hayvanları Bakım Merkezleri 39 ilçeye yayılacak, mevcutta var olanlar iyileştirilecek.
Bu geçici bakım merkezlerinde mikroçip ve küpeleme yöntemiyle kayıt altına alınan dostlarımızı her iki yakada toplam 50 bin can kapasiteli Sahipsiz Hayvan Yaşam Merkezleri’nde ağırlayacağız.
Sahipsiz sokak hayvanlarının sahiplendirilmesi kolaylaştırılacak ve sahiplendirmeye özendirecek uygulamalar yapılacaktır.
Kaçak hayvan girişini engellemek için de tüm imkanlar seferber edilecektir.
59- Üniversite Öğrencilerine Şehirler Arası Ulaşım Desteği
Hiçbir öğrencimiz; aile hasreti çekmeyecek. Memleketine giden öğrenci kardeşlerimizin yılda iki defa olmak üzere otobüs biletinin yarısını biz ödeyeceğiz.
60- Sosyal ve Spor Tesislerinde yüzde 50’ye Kadar İndirim
Gençlerimiz, belediyemizin sosyal ve spor tesislerinde; yüzde 50’ye varan indirimlerden faydalanabilecek.

61- Toplu Taşımada Öğrencilerimize %40 İndirim
İstanbul’umuzu; gençler ve üniversitelilerin doyasıya yaşayacağı bir şehir yapacağız.
Bu şehri; eğitim almanın, üniversite okumanın çok keyifli olduğu bir şehir haline getirmek adına;
Gençlerimizin aylık İstanbul kart kullanım ücretlerinde, %40’lık bir indirim uygulayacağız! İlkokul öğrencilerine ulaşımı ücretsiz yapacağız!
62- İhtiyaç Sahibi Emeklilere 2.500 TL Destek Ödemesi
İhtiyaç sahibi emeklilerin İstanbul kartlarına her ay 2500 TL destek ödemesi yapılacak. Onların her anında yanlarında olmak, yaşamlarını kolaylaştırmak öncelikli görevimiz olacak.
63- 151 Köyde 151 Kırsal Kalkınma Projesi
Sürdürülebilir kalkınma ve doğal alanların korunması hedefiyle, kırsal mahallelerimizi 151 Köy’de 151 Kırsal Kalkınma Projesi’yle destekleyeceğiz.
64- Tematik Köyler Oluşturacağız
Kırsal mahallelerde bulunan doğal alanlar korunarak, altyapı desteği sağlanacak.
Yeni yapılaşmaya izin verilmeyecek ve her mahalle kendi özgün turistik kimliğiyle öne çıkacak.
Kuş gözlem noktaları, kamp alanları ve yürüyüş rotaları oluşturularak doğal güzellikler korunacak. Ayrıca, ziyaretçilere doğal tarım ve hayvancılık atölyeleri kurularak özgün kültür yaşatılacak, gelenekler tanıtılacak.

65- Tarım Emekçilerine Alım Garantisi Vereceğiz
İstanbullu çiftçilerimize tohum, fide, gübre, yakıt, hayvan, makine ve teçhizat gibi tarımsal girdilere doğrudan destek sağlanacak.
Toprak emekçilerine, sözleşmeli tarım ile alım garantisi sunulacak.
66- İklim Dostu İstanbul
2040 hedefi net sıfır emisyon. İstanbul’umuzu sürdürülebilir politikalar ile yönetecek, doğa dostu yatırımlar yaparak Net Sıfır Emisyon hedefine emin adımlar atarak ulaşacağız.
RES, GES, JES yenilenebilir enerji yatırımları yapacağız.
67- İstanbul Botanik Bahçesi
İstanbul halkına ve İstanbul’a nefes aldırmak için Botanik Bahçesi yapacağız. Metropolün rengini, muadilleri Hyde Park (1,4 milyon m2) ve Central Park’ın (3,4 milyon m2) toplamlarının yaklaşık 2 katı büyüklüğünde, yani 8,14 milyon m2’lik botanik park ile yeşile çevireceğiz.
68- Yeni Kent Ormanları
İstanbul’a yeni kent ormanları kazandırılarak, şehrin aktif yeşil alan miktarını artırmakla birlikte hava kirliliğini azaltacağız.
69- 39 İlçeye Mahalle Bahçesi Yapacağız
İstanbul’un 964 mahallesinde gerçekleştireceğimiz Mahalle Bahçeleri projemiz ile, çocukların güvenli oyun ve spor alanlarına sahip olduğu, mahalle kültürünün canlandığı çok fonksiyonlu alanlar oluşturacağız.
Şehrimize yaklaşık 5 milyon m2 yeşil alan kazandırırken aynı zamanda mahallelerdeki otopark sorununu da uygun olan bahçelerimizin altına yapacağımız katlı kapalı otoparklarla çözeceğiz.
Mahalle Bahçeleri, afet durumlarında ise toplanma ve barınma alanları olarak kullanılabilecek.

70- Esenler Otogarı’nı Millet Bahçesine Dönüştüreceğiz
İstanbul’un tam ortasında, artık bu şehrin ihtiyacına cevap veremeyen, alt katları adeta harabeye dönmüş Esenler Otogarı’nı taşıyıp bulunduğu alanın tamamını bölgenin en büyük parkına dönüştüreceğiz.
Bu parkın içinde atölyeler, bilim merkezi, kuluçka merkezi, kütüphane, aşevi; altında ise otoparklar kurarak çevredeki ulaşımı rahatlatacağız.
71- Tüm Öğretmenlere İndirimli Ulaşım Desteği
Özel, geçici ve sözleşmeli öğretmen ayrımı ortadan kaldırılacak ve tüm öğretmenlere indirimli ulaşım imkânı sağlanacak.
72- Madde Bağımlıları İçin ‘Bahar Evleri’
Şehrin dışında Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Köyü kurulacak, vatandaşlar tek başlarına bırakılmadan umut dolu bir geleceğe adım atacaklar.
73- Engelsiz İstanbul İnşa Edilecek
10 yeni Engelsiz Yaşam Merkezi’yle, engelli vatandaşlarımıza yönelik çalışmalar çeşitlendirilecek, şehirdeki engelsiz uygulamalar artırılacak.
İstanbul Kart ile avantajlar sağlanacak ve engelli istihdamı desteklenecek.

74- Yaşlılar İçin 3 Büyük Yaşam Merkezi
İki yakada toplamda 3 büyük Yaşlı ve Engelli Yaşam Merkezi kurularak, yaşlı ve engelli bireylere daha kapsamlı destekler sunulacak.
75- Büyüklerimize Yemek ve Temizlik Desteği
İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak yalnız yaşayan büyüklerimizin destekçisi olacağız.
Kişisel bakım, yemek desteği, hane temizliği, muayene ve tıbbi bakım hizmetleri vereceğiz.
76- Öğrenci Evlerine Doğalgaz Desteği
Öğrenci evlerine aylık 25 metreküp doğalgaz desteği verilecek.
77- Üniversite Öğrencilerine 10 Bin TL Eğitim Desteği
İstanbul’un ve Türkiye’nin geleceği, üniversite öğrencilerimize 10 bin TL eğitim desteği verecek, her anlarında destekçileri olacağız.
78- İlk İşini Kuran Gençlere 100 Bin TL Hibe Desteği
İlk işini kuran gençlere 100 bin TL hibe desteği verilecek.

79- 39 İlçede 100 Bin Kişinin Kullanımı İçin Paylaşımlı Ofisler
İlk işlerini kurmak isteyen veya var olan işlerini büyütmek için çalışan gençlerimize 100.000 kişinin kullanabileceği Paylaşımlı Ofisler kuracak, gençlerimizin her zaman yanında olacağız.
80- 7/24 Nöbetçi Kreşler Açılacak
Her mahalleye kreş hizmeti götürülecek. Gece emekçilerine özel, 7/24 nöbetçi kreş uygulaması başlatılacak.
81- 0-6 Yaş Çocuğu Olan Ebeveynlere Ücretsiz Ulaşım
Aile kart sahiplerine, 0-6 yaş arası çocuğu olan anne ve babalar için çocuklarıyla yapacakları yolculukta ücretsiz ulaşım imkânı sağlanacak.
82- Girişimci Kadınlara 100 Bin TL Hibe
İstanbullu kadınlar kendi işlerini kurma fırsatı bulacak. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadına 100 bin TL hibe verilecek.
83- İlkokul Çocuklarına Beslenme ve Ücretsiz Ulaşım Desteği
İlkokul çağındaki çocuklar için okullara ücretsiz beslenme ve ulaşım desteği verilecek.

84- Okullara Güvenlik ve Temizlik Desteği
Tüm okullara güvenlik ve temizlik desteği sağlanacak. Her okulda, çocuk psikolojisine hakim ve iyi eğitim almış güvenlikler görev yapacak.
85- Afet Lojistik Destek Merkezlerini 1’den 7’ye Çıkaracağız
Afet durumunda; İstanbul’un tüm gıda ve tıbbi malzeme ihtiyacı kesintisiz olarak buralardan sağlanacak: Alibeyköy, Atatürk Havalimanı, İstanbul Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Samandıra Askeri Hava Üssü, Maltepe, Yenikapı.
86- 9 Noktada Yeni Afet Müdahale Merkezi
Afet durumları için 9 noktada itfaiye, tıbbi ünite ve iletişim altyapısına sahip 9 adet Afet Müdahale Merkezi’yle birlikte, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde Afet Yönetim Merkezi kurulacak:
Esenler, Ümraniye, Arnavutköy, Büyükçekmece, Başakşehir, Şile, Esenyurt, Pendik, Maltepe.
87- 50 Yeni İtfaiye İstasyonu 204 Yeni İtfaiye Aracı
Afet müdahale kapasitesini 50 yeni itfaiye istasyonu ve 204 yeni itfaiye aracına ek yaparak, yangın söndürme helikopteri ve ambulans görevi yapacak deniz itfaiye araçlarıyla artıracağız.

88- İki Yeni Acil Durum Hastanesi
İstanbul’un mevcut 2 Acil Durum Hastanesi’ne ek olarak biri Arnavutköy diğeri Pendik’te olmak üzere 2 yeni Acil Durum Hastanesi yapılacak.
89- 8 Yeni Hasta Yakını Konaklama Merkezi
Avrupa ve Anadolu Yakası’na dörder adet, afet anlarında acil müdahale ekiplerinin konaklayacağı, normal zamanlarda ise hasta yakınlarının ücretsiz bir şekilde faydalanabileceği 8 Hasta Yakını Konaklama Merkezleri kuracağız.
90- Kültür, Sanat Ve Turizm İle Yaşayan Bir İstanbul
İstanbul’a modern bir Kültür Yaşam Merkezi kazandırarak, genç yeteneklerin yetişmesi ve desteklenmesi için çalışacağız.
İstanbul’un kültürel planlamasını yapacağız. İstanbul’da turizm potansiyelini artıracağız. Kültürel mirası gelecek nesillere aktaracağız. Genç sanatçıların yetişeceği bir ekosistem oluşturacağız.
91- Dijital İkiz İstanbul
Dijital İkiz İstanbul projesi ile şehre ait her veri tek merkezden ölçülerek yönetilecek.
Dört Boyutlu Şehir Modeli üzerinde deprem, sel,yangın gibi afet senaryolarını sanal ortamda simüle edilerek, şehrimizi olası en kötü durumlara karşı hazırlıklı hale getirmeyi amaçlamaktadır.
BYTE-İstanbul vatandaşların rahatı için modern kent uyumlu hizmetlerle donatılacak.
Hepsi Taze ile pazardan mutfağa gıda hattı kurulacak. Ürünlerin üretimden vatandaşların ellerine geçene kadar ki tüm aşamalarını, bütün ayrıntılarıyla öğrenme imkânına kavuşacak.
@Parket ile İstanbul’un tüm otoparkları tek uygulamayla elinizin altında olacak. Yol-@çık ile ulaşım araçlarına cepten ulaşılabileceksiniz. Bulunulan konumdan gidilmek istenen konuma kadar en verimli ulaşım araçları anlık olarak takip edilebilecek.

92- Spor Alanları Afet Toplanma Alanları Olacak
Yeni spor alanları afet anında yüzbinlere kolayca kucak açacak toplanma bölgeleri, heliport ve geçici barınma alanları olarak planlanacak.
93- Olimpiyat Şehri İstanbul
İstanbul’u Olimpiyat şehri yapacak projelere imza atarak, “Olimpik Şehir İstanbul! Hedef 2036!” vizyonuyla sporun ve sporcunun her zaman yanında olacağız. 5 yıl içerisinde Olimpiyat Oyunları için gerekli tesisleri tamamlayacağız.
Tüm dünyanın takip edeceği uluslararası spor organizasyonlarını şehrimizle buluşturarak, İstanbul’u bir spor başkenti haline getireceğiz.
94- Çemberlitaş Meydanı ve Caddeleri Özüne Dönüyor
Pertevniyal Camii ve çevresinde yapılacak düzenlemeyle, tarihi yarımadaya yakışır bir görünüm elde edilecek.
Kara Surları rehabilitasyon çalışmasıyla bostanların ve surların yakınındaki binaları özgün ve mimari yapıya uygun hale getireceğiz.
95- Sultan Ahmet Meydanı’nda 1700 Yıl Öncesine Yolculuk
Fatih Sultan Mehmet’in emanetine sahip çıkarak, VR gözlükler ile 1700 yıl öncesinin Sultan Ahmet Meydanı çevresinde vatandaşlarımızı tarihi bir geziye çıkaracağız.

96- Fatih Camii Çevresi Eski Güzel Günlere Geri Dönüyor
Fatih Camii ve çevresinde yer alan mimari değerlerimizi koruyacak bir düzenleme çalışması yaparak, bölgenin tarihi dokusuna yeniden kavuştuğu, İstanbul’un gözde turistik bölgelerinden birine dönüştüreceğiz.
97- Kıble Çeşme Caddesi Hayat Bulacak
Kıble Çeşme Caddesi’nde bulunan tarihi yapılar restore edilerek, Eminönü’nün çehresi güzelleştirilecek.
98- Eminönü-Sirkeci İstanbul’a Kavuşacak
Eminönü-Sirkeci ile Tarihi Yarımada’nın sahil bandında yenileme ve peyzaj çalışması yaparak, İstanbulluların sosyal aktivite imkanlarını artıracağız.
99- Tarihi Yarımada Yenileme ve Güçlendirme Projeleri
Eminönü – Sirkeci Sahil Bandı Düzenlemesi, Kıble Çeşme Caddesi Rehabilitasyonu, Sirkeci Tren Garı Çevre Düzenlemesi, Sultanahmet Meydanı Çevresi Düzenlemesi, Süleymaniye Camii ve Çevresi Düzenlemesi.
Fatih Camii Çevresinin Yenileme ve Düzenleme Projesi, Ordu Caddesi ve Çemberlitaş Meydanı Düzenlemesi, Haydarpaşa Tren Garı ve Kadıköy Meydanı Düzenlemesi.

100- İstanbul Trafiğinin Çözümü; Bisiklet Yolu
Akıllı ulaşım sistemleri uygulanacak; bisiklet ulaşımını teşvik etmek için bisiklet yollarının uzunluğu 2029’da 1000 km’yle iki katına, 2034’te ise 1500 km’ye çıkartılacak.
101- İspark Otopark Ücretlerinde %25 İndirim Uygulayacağız
Aracını evinin önüne park eden vatandaşımızdan gece veya gündüz saatlerinde ücret alınmayacak. Ücretsiz park süresini 2 katına çıkaracağız.
102- 5 Yılda 250 Bin Araçlık Otopark
İstanbul’un sokaklarını otopark olmaktan kurtarmak için ilçelerimizin farklı noktalarında açık ve kapalı otoparklar inşa edeceğiz.

103- Taksi Sorunu Çözülecek
Yepyeni bir dijital sistemle mevcut sorunlar araştırılacak. Taksicilere yönelik eğitim, denetim, ödül ve ceza uygulamalarıyla birlikte, taksi sayısı ihale yöntemiyle artırılarak soruna kökten bir çözüm getirilecek.
Dijital uygulamaları tek merkezde buluşturacağız. Bilimsel verilerle gerçek ihtiyaçları belirleyeceğiz.
İhale yöntemiyle etaplar halinde artış sağlayacağız. Eğitim, denetim, ödül, ceza uygulamalarını işleteceğiz.
]]>

Murat Kurum, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
‘DEPREM BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ’
Depremle ilgili bilim insanları İstanbul’da 1 buçuk milyon riskli konutun olduğu, 600 binin acil dönüştürülmesi gerektiğini bugün bütün bilim insanlarımız söylüyor.
İstanbul lokomotif bir şehirse, İstanbul sadece kendini değil tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir şehirse biz İstanbul’u depreme hazırlamak zorundayız. Böyle bir gerçeğimiz var ve bu siyasi bir tercih de değil. Hepimizin ortak tercihi olmak zorunda.
Deprem bir milli güvenlik meselesi. Ben 600 bin konut dönüştürülmeli diyorum, CHP’li başkan dönüştürülmemesi lazım diyor. Bize 1500 tane dava açmışlar kentsel dönüşümün durdurulması için. Davayı açan CHP’liler. 11 ilde yaptığımız TOKİ konutlarının biri yıkılmadı.
‘VATANDAŞA 700 BİN TL HİBE VERECEĞİZ’
Biz tarihe geçecek, İstanbul’un kurtuluşu olan bir dönüşüm yapmak istiyoruz. Bunun her yıl 60 bin konutunu 5 yılda da 300 bin konutunu KİPTAŞ eliyle yapacağız.
‘Yarısı bizden’ kampanyasını biz mayıs ayında başlatmıştık şimdi o kampanya bakanlığımız eliyle devam ediyor biz de büyükşehir eliyle bu kampanyaya 300 bin konutla katkıda bulunacağız.
Vatandaşımıza 700 bin hibe, 700 bin kredi, 100 bin taşınma ve kira yardımı vereceğiz ve vatandaşımız 5833 TL’den başlayan taksitle bunu ödeyebilecek. 18 ayda teslim edeceğiz.
’10 DAİRESİ OLAN YERE 10 DAİRE İMKANI VERECEĞİZ’
10 dairesi olan bir yerin yeniden 10 daire yapabilmesine imkan sağlayacağız. Orada yüzde 25-30 kaybı var ya o kaybını imar planı yaparak vatandaşımıza vereceğiz. Yerinde, rızaya dayalı, vatandaşımız istiyorsa biz planını yapacağız. Vatandaşımızın önünü açacağız.
‘KİRAYA VERMEK ÜZERE 100 BİN SOSYAL KONUT YAPACAĞIZ’
100 bin sosyal konut yapacağız. Bu konutlar satılmayacak, kiralanacak. İstanbul’a yeni 100 bin konut arz edeceğiz. Hem kira fiyatlarını düşürecek hem de burayı deprem dönüşümüne girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatta kiralayacağız. Arzı arttırmadan kira fiyatı düşmez.
‘PROJELERİMİZİN TOPLAM BÜTÇESİ 58 MİLYAR DOLAR’
Bizim bütün projelerimizin ben arkadaşlara çalışırken dedim ki biz gerçekçi olmalıyız, bir şeyi söylüyorsak gerçekleştirebileceğimiz vaatleri vermeliyiz dedim çalıştık bunları 58 milyar dolar para tutuyor. Bütün projeler hepsi fiyatlandırıldı.
Bizim İBB bütçesi her yıl 7 milyar dolar. 5 yılda 35 milyar dolar. 35 milyar dolar bir bütçe bunun yüzde 70’ini yatırıma ayırsanız, diğer kısmını personel, genel giderlere ayırdığınızı düşünün yaklaşık yüzde 40-45’i buradan çıkıyor.
‘İBB BÜTÇESİNİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ’
Biz öz gelirimizi arttıracağız. Biz bütçemizi 2 katına çıkaracağız. Ben bunu geçmişte Çevre Bakanlığı dönemimde yaptım. Çevre Bakanlığı bütçesi bakanlıklar içerisinde en düşük bütçeli kuruluştur. Biz 81 ile 365 bin sosyal konut ürettik, 46 bin afet konutunu bitirdik, 72 milyon metrekare Millet Bahçesi yaptık. 40 tarihi mekanın ihyasını yaptık.
‘İSRAFI BİTİRDİK’ DEYİP TABELALARA 500 MİLYON HARCAMAYI BİLİYORLAR’
Afet lojistik merkezinde afeti tek elden yöneteceğiz, ilgili kurumlarımızla birlikte yapacağız. Toplanma alanlarında 6 saatte 2 milyon kişiye çadır kurabilecek altyapıyı tesis edeceğiz.
Bütün İstanbul’da Afet Farkındalık Akademisiyle birlikte afet farkındalığını ortaya koyacağız. Yeni helikopter pistleri koymamız lazım. Helikopter pistleriyle alakalı eksiklik var. 65 yeni helikopter pisti yapmak istiyoruz. Yeni itfaiye istasyonları lazım. Lojistik merkez 1 tane. 1 lojistik merkez 39 ilçeye yetebilir mi 16 milyon insana yetebilir mi?
Bununla ilgili hiçbir adım, çaba yok. Ama 2 günlük konsere 550 milyon harcamayı biliyorlar. ‘İsrafı bitirdik’ deyip tabelalara 500 milyon harcamayı biliyorlar. Kapı arkasında balya balya paralarla poz vermeyi biliyorlar ama afete geldi mi iş yok.
]]>
Murat Kurum, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
‘DEPREM BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ’
Depremle ilgili bilim insanları İstanbul’da 1 buçuk milyon riskli konutun olduğu, 600 binin acil dönüştürülmesi gerektiğini bugün bütün bilim insanlarımız söylüyor.
İstanbul lokomotif bir şehirse, İstanbul sadece kendini değil tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir şehirse biz İstanbul’u depreme hazırlamak zorundayız. Böyle bir gerçeğimiz var ve bu siyasi bir tercih de değil. Hepimizin ortak tercihi olmak zorunda.
Deprem bir milli güvenlik meselesi. Ben 600 bin konut dönüştürülmeli diyorum, CHP’li başkan dönüştürülmemesi lazım diyor. Bize 1500 tane dava açmışlar kentsel dönüşümün durdurulması için. Davayı açan CHP’liler. 11 ilde yaptığımız TOKİ konutlarının biri yıkılmadı.
‘VATANDAŞA 700 BİN TL HİBE VERECEĞİZ’
Biz tarihe geçecek, İstanbul’un kurtuluşu olan bir dönüşüm yapmak istiyoruz. Bunun her yıl 60 bin konutunu 5 yılda da 300 bin konutunu KİPTAŞ eliyle yapacağız.
‘Yarısı bizden’ kampanyasını biz mayıs ayında başlatmıştık şimdi o kampanya bakanlığımız eliyle devam ediyor biz de büyükşehir eliyle bu kampanyaya 300 bin konutla katkıda bulunacağız.
Vatandaşımıza 700 bin hibe, 700 bin kredi, 100 bin taşınma ve kira yardımı vereceğiz ve vatandaşımız 5833 TL’den başlayan taksitle bunu ödeyebilecek. 18 ayda teslim edeceğiz.
’10 DAİRESİ OLAN YERE 10 DAİRE İMKANI VERECEĞİZ’
10 dairesi olan bir yerin yeniden 10 daire yapabilmesine imkan sağlayacağız. Orada yüzde 25-30 kaybı var ya o kaybını imar planı yaparak vatandaşımıza vereceğiz. Yerinde, rızaya dayalı, vatandaşımız istiyorsa biz planını yapacağız. Vatandaşımızın önünü açacağız.
‘KİRAYA VERMEK ÜZERE 100 BİN SOSYAL KONUT YAPACAĞIZ’
100 bin sosyal konut yapacağız. Bu konutlar satılmayacak, kiralanacak. İstanbul’a yeni 100 bin konut arz edeceğiz. Hem kira fiyatlarını düşürecek hem de burayı deprem dönüşümüne girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatta kiralayacağız. Arzı arttırmadan kira fiyatı düşmez.
‘PROJELERİMİZİN TOPLAM BÜTÇESİ 58 MİLYAR DOLAR’
Bizim bütün projelerimizin ben arkadaşlara çalışırken dedim ki biz gerçekçi olmalıyız, bir şeyi söylüyorsak gerçekleştirebileceğimiz vaatleri vermeliyiz dedim çalıştık bunları 58 milyar dolar para tutuyor. Bütün projeler hepsi fiyatlandırıldı.
Bizim İBB bütçesi her yıl 7 milyar dolar. 5 yılda 35 milyar dolar. 35 milyar dolar bir bütçe bunun yüzde 70’ini yatırıma ayırsanız, diğer kısmını personel, genel giderlere ayırdığınızı düşünün yaklaşık yüzde 40-45’i buradan çıkıyor.
‘İBB BÜTÇESİNİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ’
Biz öz gelirimizi arttıracağız. Biz bütçemizi 2 katına çıkaracağız. Ben bunu geçmişte Çevre Bakanlığı dönemimde yaptım. Çevre Bakanlığı bütçesi bakanlıklar içerisinde en düşük bütçeli kuruluştur. Biz 81 ile 365 bin sosyal konut ürettik, 46 bin afet konutunu bitirdik, 72 milyon metrekare Millet Bahçesi yaptık. 40 tarihi mekanın ihyasını yaptık.
‘İSRAFI BİTİRDİK’ DEYİP TABELALARA 500 MİLYON HARCAMAYI BİLİYORLAR’
Afet lojistik merkezinde afeti tek elden yöneteceğiz, ilgili kurumlarımızla birlikte yapacağız. Toplanma alanlarında 6 saatte 2 milyon kişiye çadır kurabilecek altyapıyı tesis edeceğiz.
Bütün İstanbul’da Afet Farkındalık Akademisiyle birlikte afet farkındalığını ortaya koyacağız. Yeni helikopter pistleri koymamız lazım. Helikopter pistleriyle alakalı eksiklik var. 65 yeni helikopter pisti yapmak istiyoruz. Yeni itfaiye istasyonları lazım. Lojistik merkez 1 tane. 1 lojistik merkez 39 ilçeye yetebilir mi 16 milyon insana yetebilir mi?
Bununla ilgili hiçbir adım, çaba yok. Ama 2 günlük konsere 550 milyon harcamayı biliyorlar. ‘İsrafı bitirdik’ deyip tabelalara 500 milyon harcamayı biliyorlar. Kapı arkasında balya balya paralarla poz vermeyi biliyorlar ama afete geldi mi iş yok.
]]>NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışına katıldığı 3. Antalya Diplomasi Forumu; 19 devlet başkanı, 73 bakan, 57 uluslararası temsilci ve 147 ülkeden temsilciyi ağırlıyor.
“ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, TÜRKİYE’NİN MARKA DEĞERLERİNDEN BİRİSİ HALİNE GELDİ”
UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da forum kapsamında düzenlenen “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” paneline katıldı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen forumun Türkiye’nin marka değerlerinden birisi haline geldiğini belirten Başkan Altay, Konya Büyükşehir ve UCLG olarak bu yıl ilk kez yerel yönetimlerle ilgili bir panelle programa dahil olduklarını dile getirerek, diplomasinin yerelleşmesinin çok önemli ve kıymetli olduğunu forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

BAŞKAN ALTAY’DAN DİRENÇLİ ŞEHİRLER VURGUSU
Forumda yaptığı konuşmada şehirlerin dirençli hale getirilmesi vurgusu yapan Başkan Altay, “Yerel yöneticilerin bir dezavantajı var. Biz dünyada oluşan krizlerin aslında karar vericileri değiliz. Savaşlara biz karar vermiyoruz, iklim değişikliğinin oluşma nedenlerine biz karar vermiyoruz ama buradan çıkan sonuçlar şehrimizde yaşayan insanları doğrudan etkiliyor. Global dünyada aslında şehir yöneticileri olarak zorluğumuz bu yaşanan olayların karar vericileri olmadığımız halde şehrimizde yaşanan krizlere karşı şehrimizi dirençli hale getirmek. Onun için yerel yönetimlerin diplomaside yer almasının çok kıymetli ve önemli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Dirençli şehirler oluşturabilmenin şehirlerin en önemli gündemlerinden birisi olması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Çünkü ülkemiz ve dünya birçok sıkıntıyla karşı karşıya. Depremler, iklim değişikliğinin şehirlerimiz üzerindeki etkileri, yaşanan savaşlar ve bunların bütün etkilerini şehirler olarak bizler yaşıyoruz. Özellikle 11 ilimizi etkileyen depremde fark ettik ki yerel yöneticilerin en önemli gündeminin şehirleri dirençli hale getirmek. Çünkü bu şehirde yaşayan insanların bütün sorumluluğunu biz taşıyoruz. Onun için her tülü afete karşı öncelikle şehirlerimizi dirençli hale getirmemiz gerekiyor” dedi.
“ŞEHİRLERİMİZİN FİNANSA ULAŞMASINI KOLAYLAŞTIRACAK ÇÖZÜMLER BULMALIYIZ”
Başkan Altay konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben bu dirençli şehirler meselesini iki bağlamda incelememiz gerektiğini düşünüyorum. Bir, afet öncesinde yapmamız gerekenler, iki, afet sırasında yardımlaşma ve dayanışma. Afet öncesi yapılması gerekenler her şehrin kendine göre risk haritalarını oluşturarak en sorunlu alandan başlayarak çözümler üretmemiz gerekiyor. Bazı şehirlerin depremle ilgili öncelikleri olurken bazı şehirlerin tsunamiyle ilgili, bazı şehirlerin kuraklıkla, bazı şehirlerin aşırı yağışlarla ilgili sorunları var. Dolayısıyla bunun için hızlıca çözümler üretmemiz gerekiyor. Şehirlerin buna hazır olması için aslında ulaşmamız gereken şey, finans kaynağı. Bence hepimizin yapması gereken şey, şehirlerimizin bu finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler ve yollar bulmak. Çok güzel fikirleriniz olabilir, çok güzel projeleriniz olabilir ama bunu eğer gerçekleştirmek istiyorsanız finansa ihtiyacınız var. Dolayısıyla özellikle şehirlerin afetlere hazırlanması konusunda global sistemin ekonomik olarak şehirleri desteklemesi konusunda çok daha fazla inisiyatif ve rol alması gerekiyor.”

“TÜM AFETLERE KARŞI BİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ”
Tüm afetlere karşı birlikte hareket etmeyi, sorunları birlikte çözmeyi de başarmak zorunda olduklarını kaydeden Başkan Altay, “Afet öncesi yapmamız gerekenlerin listesi her şehir için belki farklı farklı ama afet sırasında büyük bir dayanışmanın dünyanın gösterdiğini de mutlulukla izliyoruz. Özellikle Türkiye’de yaşanan depremde dünyanın birçok ülkesinden ve birçok şehirden arama-kurtarma başta olmak üzere çok sayıda yardım aldık, bunun da büyük bir mutluluğunu yaşıyoruz. Çünkü bir problem yaşadığınızda dostlarınızı yanınızda hissetmek çok önemli. Onların sadece varlığı bile önemli. Onun için şehirlerin bu konuda da birbiriyle iletişim halinde olması ve bu tür durumlara hazırlıklı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“UMUYORUM Kİ BİRLİKTELİĞİMİZ ARTARAK DEVAM EDECEK”
Dünyanın savaşların yaşandığı bir dönemde olduğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Rusya-Ukrayna arasında yaşananlar Ukrayna’nın birçok şehrini neredeyse haritadan sildi. Yine Gazze’de yaşananlar. Hem Filistinlilere duyduğumuz saygıyı, onların mücadelesine desteğimizi, yaşanan katliamın insanlık tarihi için kara bir leke olduğunu ifade etmek hem de diğer konularda şehirlerin gündemini taşımak zorundayız. Bu anlamda bu tür platformların çok önemli ve kıymetli olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki bu birlikteliğimiz artarak devam edecektir” açıklamalarını yaptı.
Moderatörlüğünü UCLG Genel Sekreteri Emilia Saiz’ın yaptığı panelde; Filistin Ramallah Belediye Başkanı İssa Kassis, Güney Afrika Cumhuriyeti Johannesburg Belediye Başkanı Kabelo Gwamanda, Güney Afrika Yerel Yönetim Birliği (SALGA) ve UCLG Eş Başkanı Bekhe Stofile ile Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Genel Sekreteri Fabrizio Rossi de panelde konuşmalar yaptı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yasin Ekrem Serim ve AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka da Başkan Altay’ın konuşma yaptığı “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” panelini takip etti.
“YEREL MESELELERİN TÜM DÜNYADA KONUŞULMASI KONUSUNDA UCLG BAŞKANI OLARAK ROL ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Panel sonrası toplantıyı değerlendiren Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi ve UCLG olarak forumda ilk kez bu yıl yerel yönetimlerle ilgili bir gündem oluşturduklarının altını çizerek, “Burada belediye başkanlarımızla yerel gündemin küresele gündeme aktarılmasıyla ilgili ciddi bir panel gerçekleştirilmiş oldu. Yerel meselelerin tüm dünyada konuşulması konusunda UCLG Başkanı olarak rol almaya devam edeceğiz. Ayrıca Antalya Diplomasi Forumu’nu, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak partnerliğini bu yıl gerçekleştirerek, Rumi Dreams’i tüm dünyadan gelen misafirlerimize Hazreti Mevlana’nın öğretilerini tanıtılması konusunda bir tanıtım aracına dönüştürdük. Herhalde en çok ziyaret edilen alanlardan birisi oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her alanda şehrimizi temsil etmeye devam edeceğiz” açıklamalarını yaptı.
BAŞKAN ALTAY, EMİNE ERDOĞAN İLE GÖRÜŞTÜ
Başkan Altay, Antalya Diploması Forumu’na konuşmacı olarak katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’yle de bir görüşme gerçekleştirdi. Başkan Altay, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni de gezerek sergiyi inceledi.

“RUMİ DREAMS” SERGİSİ EN ÇOK İLGİ GÖREN ALANLARDAN OLDU
Öte yandan Konya Büyükşehir Belediyesi ve Sanatçı Refik Anadol’un Mevlana’nın hayatından esinlenerek hazırladığı “Rumi Rüyaları” (Rumi Dreams) sergisi de Antalya Diplomasi Forumu’na renk katıyor. Yapay zeka kullanılarak oluşturulan “Rumi Dreams” sergisi foruma katılan yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği alanlardan birisi oluyor.
AK Parti İBB Başkan adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen “Fırıncılık Sektörü Güç Birliği Toplantısı’na katıldı. Programda Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin, Öğütülmüş Tahıl ve Unlu Mamüller Sektörü Başkanı, AK Parti MKYK üyesi Mehmet Umur ile fırıncı esnafı eşlik etti.

“DEPREMLE MÜCADELE OLMAZSA OLMAZIMIZ”
Programda konuşan Murat Kurum, “Bu şehirde deprem tehlikesini bilerek yaşamak zorundayız. Bir taraftan da depremle mücadele bizim olmazsa olmazımız. Afete hazırlık bizim en önemli gündemimiz. Bu noktada fırıncı esnafımıza şunu söylemek istiyorum. Biz afete hazırlık noktasında, afetin ilk anında vatandaşımıza her türlü hizmetleri verebileceğimiz bir anlayışla çalışacağız. İlk yardım, arama kurtarma, ilk 6 saatte barınma ihtiyaçlarını giderecek bir taraftan da iaşe hizmetlerini giderecek anlayışla çalışacağız. İBB olarak İstanbul’un her mahallesine ilk günde sıcak ekmek çıkaracak mobil ekmek fırınlarını sizlerle birlikte kuracağız. Bu sistem çok önemli. Çünkü afet esnasında vatandaşımıza sıcak bir çorba, sıcak bir ekmek verebilmek emin olun çok değerli ve kıymetli. O yüzden de İBB İstanbul’un 39 ilçesine 964 mahallesine yetecek mobil ekmek fırınlarını buradaki değerli esnafımızla kuracak. Ben yetersiz bir yönetim nedeniyle 5 yıldır yaşadığınız biriken sorunlarınızı çok iyi biliyorum. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul gibi yüksek standartları ve talebi olan bu şehirde biz de fırıncılarımızı İstanbul’un şanına yaraşır, İstanbul’a yaraşır standartlara ulaştıracağız” dedi.
“EKMEK FİYATINDA STANDARDI SAĞLAYACAĞIZ”
Fırıncı esnafıyla ilgili çalışmalara da değinen Kurum, “Bizim fırınlarımız; her gün milyonlarca insanımızın yararlandığı dükkânlardır. Biz fırınlarımızda; yetersiz denetim ve kontrollerle hiçbir yere varamayız. Şu anki durum İstanbul’u gözardı edenlerin esnafın vatandaşın sorunlarını görmeyenlerin yönettiği bir İBB yönetimiyle karşı karşıyayız.İstanbul’un mührünü aldığımızda; ekmeğimizin her zaman aynı yüksek kalitede çıkaracağımız, ekmek fiyatında da standardı getireceğimiz bir anlayışı sizlerle birlikte yakalayacağız. İstanbulumuzun bazı bölgelerinde başına buyruk şekilde çalışan fırınları tek tek biliyorum. Fırıncılar odamızın denetimi dışında, ruhsatsız bir şekilde faaliyet gösteren bu işletmelerden hepiniz şikayetçisiniz. Daha fazla mağdur olmanıza İBB olarak asla izin vermeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren; İstanbul’da tek bir denetimsiz, sağlıksız, ruhsatsız fırın işletmesi kalmayacak. İşletme kayıt belgesi olmayan dükkânların, bu belgeyi almaları noktasında da teşvik edici girişimlerimizi süratle yapacağız. Fırıncılık sektöründeki rekabetin adil bir zeminde sürdürülmesi için kararlı adımlarla ilerleyeceğiz. Fırıncılık sektöründe yaşanan insan gücü sıkıntısının da farkındayız. Bu anlamda da; İstanbul ekmeği bir marka olacak. Bu markayı yapabilmek için de meslek eğitimleri, mesleki rehberlik hizmetlerimizi artıracağız. Bu problemi de beraber çözeceğiz. Buradan iki müjdemi de vermek istiyorum. Birincisi; merhum Kadir Topbaş ağabeyimiz döneminde açılan Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz. Burda ustalarımıza sertifika vermek suretiyle onların fırınlarımıza eleman olarak, usta olarak, iş yeri sahibi olarak yetişmelerine imkan sağlayacağız. Yine fırıncılık sektöründe çalışan işçilerimizin şikâyetlerini biliyoruz. Yeterince dinlenemiyorlar, yavrularına ailelerine vakit ayıramıyorlar. Buna dair de planımız hazır. Pazar tatili uygulamasını aşamalı olarak, siz değerli kardeşlerimizle birlikte uygulamaya geçeceğiz. Yine sektörümüzün dengesiz fiyatlardan etkilenmemeleri için de fiyat tarifelerinin zamanında yapılması için dijital uygulama getireceğiz. Fırıncımızın hakkını, hukukunu koruyacağız, baş tacı edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“SEÇİM ATMOSFERİ ÇOK GÜÇLÜ BİR HAL ALMIŞTIR”
31 Mart yerel seçileriyle ilgili konuşan Kurum, “Projeler hazır, yatırımlarımız hazır, çözümlerimiz hazır. 1 Nisan’a ayımız kaldı. Bu 1 aylık süreçte hep birlikte çok çalışacağız, birlikte çalışacağız. Seçim atmosferi çok güçlü bir hal almıştır. Vatandaşımızın ilk günlerde hissettiği bıkkınlık, bezmişlik hali yerini artık umuda ve heyecana bırakmıştır. Çünkü vatandaşımız 31 Mart’ta gerçek belediyecilikle CHP belediyeciliği farkını bu 5 yılda çok iyi görmüştür. 31 Mart’ta milletimiz bu farkı oylayacak.Değerli kardeşlerim eser siyasetiyle mazeret siyaseti arasında bir tercih yapacak. Ben inanıyorum ki; İstanbullu hemşehrilerimiz 5 yıldır çektikleri çileyi gözönünde bulundurarak; hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti mizi ve Cumhur İttifakımızı seçecektir”
]]>
AK PARTİ’DEN İMAMOĞLU’NA JET CEVAP!
İmamoğlu, dönüştürülmesi planan 650 bin konutun asla yapılamayacağını ve olmaması gerektiğini belirtti. İBB adayının sözlerine AK Parti’nin İBB adayı Murat Kurum ve AK Parti İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe cevap verdi.
Tatil beldelerinden afet koordinasyonunu yönetmeye çalışan bu vurdumduymazlık ve vicdansızlık İstanbul’un kaderi olmayacağını belirten Kabaktepe şu ifadeleri kullandı;
CHP’li aday yeni bir açıklama yapmış, akla ziyan! Herhalde bu açıklamayı da ‘yapay zeka’ ile planladılar.
Kişi kendinden bilir işi! İstanbul’a 100 bin konut sözü verip bunun onda birini bile yapamayan basiretsiz anlayış, İstanbul’a verdiğimiz depreme dayanıklı 650 bin güvenli konut sözümüze “yapılamaz, yapılmamalı” diyor.

Bu binaların kentsel dönüşüme girmesine, İstanbul’un değişimine karşı çıkan bu siyasi zihniyeti iyi tanıyın.
Kendi siyasi çıkarları söz konusu olunca ‘değişimci’ olanlar, iş vatandaşın can ve mal güvenliğine gelince ‘istemezükçü’ oldular.
İstanbul’da büyük bir afet riski var mı? Evet.
İstanbul’da yüz binlerce riskli yapı var mı? Evet.
İstanbul’da afetlere ve büyük risklere karşı 5 yıldır sadece uyuklayan, sempozyum düzenlemekten öteye gidemeyen bir misafir başkan var mı? Evet.
Ama iş yapmaya gelince hevesleri yok.
İcraatları yok.
Yönetim aklı, sağduyu, vicdan, empati yok.
Kentsel dönüşüm konusunda sınıfta kalan tembel CHP’li İBB yönetimi, sorumluluktan kaçmak için ‘bu kentsel dönüşüm yapılamaz, yapılmamalı’ diyor.
CHP’li adayın keyfi öyle istiyor çünkü;
‘Kentsel dönüşüm yapmayacağız, insanları afetlere terk edeceğiz, yarı zamanlı başkanlık yapacağız!’
Yok öyle yağma!
Buradan söz veriyorum!
İstanbul, tarihin gördüğü en nitelikli ve hakkaniyetli kentsel dönüşümle afetlere karşı risksiz bir şehir haline gelecek.
Tatil beldelerinden afet koordinasyonunu yönetmeye çalışan bu vurdumduymazlık ve vicdansızlık, İstanbul’un kaderi değildir ve asla da olmayacaktır!
MURAT KURUM’DAN AÇIKLAMA: ŞAŞIRMADIM
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin 650 bin konutun dönüşüm vaadini ‘olmaması gereken’ bir proje olarak değerlendirmesine ilişkin açıklamada bulundu.

Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Kurum, “İstanbul’da 600 bini acil dönüşmesi gereken 1.5 milyon riskli konut varken, mevcut İBB Başkanı’nın 650 bin konut dönüşüm vaadimizi “OLMAMASI GEREKEN” bir proje olarak görmesine şaşırmadım. Sürekli bahane üreten, kentsel dönüşüm projelerine dava açan bir anlayışın kabiliyetlerinin, İstanbul için vizyonlarının bizim projelerimizi kavrayabilecek düzeyde olmasını beklemiyorum. Hep söylüyoruz: Bu konu siyaset üstüdür. İstanbul’un deprem gerçeğine karşı kaybedecek 1 saniyesi dahi yoktur.” dedi.
1 Nisan sabahının geleceğe güvenle bakmak isteyenlerin günü olacağını ifade eden Kurum, “Halkımızın gönlü ferah olsun. Milletimizin meselelerini dert etmeyenlerden, bunları siyasi malzeme yapanlardan 31 Mart’ta kurtulacağız. 1 Nisan, İstanbul’un geleceğine endişesiz ve güvenle bakmak isteyenler için yeni bir gün olacak.” ifadesini kullandı.
İstanbul depremi gerçekleşirse ne olacak? “Acil müdahale” senaryosu hazırlandı










Akın, “Deprem dağılımlarının öbeklenmesi bir tesadüf değildir. Özellikle Türkiye’nin içerisinde olduğu deprem kuşağında oldukça fazla deprem yaşıyoruz. Depremlerin bu şekilde dağılım göstermesi bir tesadüf değil. Afrika ve Arap levhasının bize itmesiyle bu depremler meydana geliyor. Deprem meydana geldiğinde ve siz hissettiğiniz andan itibaren depremin gücünün giderek arttığını bilmemiz lazım. Depremin gücü giderek artacak azalmayacak dolayısıyla çöp kapan tutun prosedürünü uygulamanız için aslında çok kısıtlı bir zamanınız olacak. Buna göre kendi planınızı yapmak zorundasınız. Özellikle sosyal medyada yayılan ve HAARP ismini verilen, tamamen radyo dalgası sinyalleri gönderen antenlerin deprem ürettiği bir teori gibi yayılıyor. Tabi ki bunlar bilimsel değil. Bu şekilde depremler kesinlikle meydana gelmez. Herhangi bir devletin gemisi savaş gemisi bir deprem oluşturamaz. Lütfen bilimle kalalım böyle şeylere dikkat etmeyelim. Deprem büyüklüğü ve şiddeti birbirinden tamamen farklı kavramlardır bunları çok karıştırıyoruz. Depremin büyüklüğü aletsel bir büyüklüktür depremin büyüklüğü değişmez fakat şiddet ise uzaklıkla azalır. Bunu nasıl ayırt edebilirsiniz deprem büyüklüğü ondalık sayılarla gösterilir yani siz 5.6 büyüklüğünde diyebilirsiniz 5,6 şiddeti ifadesi yanlıştır. Lütfen bunlara artık dikkat edelim. Çünkü ülkemiz deprem ülkesi” şeklinde konuştu.
“ŞU ANDA BİRİNCİ VE BEŞİNCİ DERECE DEPREM BÖLGESİ DİYE BİR KAVRAM KALMADI”
Kahramanmaraş depreminin 600 kilometrelik bir alanda etkili olduğunu kaydeden Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgenç Akın, “Türkiye’nin deprem bölgelerinden ayrıldığı bilgisi aslında yanlış olmamakla birlikte şu anda tamamen işlevini yitirmiştir. Şu anda birinci dereceden deprem bölgesi ya da beşinci dereceden deprem bölgesi gibi bir kavram kalmamıştır. Örnek veriyorum 5 dereceden biri deprem bölgesi önceden Karaman’da sanki hiç depremden etkilenmeyecekmiş gibi bir bilgi uyandırıyordu. Fakat bu 2019’da yapılan çalışmayla değişti ve artık deprem bölgeleri haritası yerine parsel bazında deprem tehlikesine elde edebildiğimiz bu haritaları bilim insanları üretti” diye konuştu.
“TRABZON’DA ÇOK GÜVEN ALTINDA DEĞİLİZ”
Depremin afet olmadığını vurgulayan Akın, “Uzaklık hasar ilişkisi yine çok önemli bir konu. Biz ilimizde fay yok veya çevre ildeki bir deprem bizi etkilemez diye düşünmeyin. Çünkü 1970 depreminde 135 kilometre uzaklıktaki bir TOFAŞ fabrikası yıkıldı. Maraş depreminde ise 300 kilometre ileride binalar yıkıldı. Trabzon ülkemizdeki en aktif faylardan bir tanesi olan Kuzey Anadolu hattına uzaklığı yaklaşık olarak 150 kilometre. Dolayısıyla sizin yapınızda ya da zemininizde meydana gelen bir problemden dolayı bizim yani Trabzon’da çok güven altında olduğumuzu söyleyemeyiz. Bu tamamen sizin zemininize ve yapınıza bağlı olarak değişmektedir. Deprem afet değildir. Bunu afete çeviren bizim bilgisizliğimiz, cehaletimizdir. Her ne kadar can kayıpları üzücü olsa da bu dünyamızın yaşadığına işaret eder. Eğer depremler olmasaydı biz mineral içeriği yüksek, verimli topraklara ulaşamazdık. Hidrokarbon rezervuarları oluşmazdı. Yeraltı sularına ve jeotermal enerjiye ulaşamazdık” ifadelerini kullandı.
“ACİLEN DEPREM SEFERBERLİĞİ İLAN EDİLMELİ”
Yapısal dönüşümler yerine kentsel dönüşüm yapılması gerektiğinin altını çizen Akın, “Ülke çapında acilen deprem seferberliği ilan edilmeli. Resmi kurum ve kuruluşların denetim konusunda daha aktif rol amaları gerekiyor. Yapısal dönüşüm yerine kentsel dönüşüm yapılmalı. Biz bazen bir yapıyı yıkıyoruz ve o yapının yerine yenisini yapıyoruz. Halbuki bu kentsel dönüşüm değil yapısal dönüşüm oluyor. Afete dayanıklı, dirençli bir yapının olduğunu öğrenmemiz ve bunu kesinlikle bireysel olarak talep etmemiz gerekiyor. Biz bir ev alırken öncelikle afete dirençli mi değil mi özelliklerine bakmak yerine başka şeylere bakıyoruz. Bu alışkanlığımızı bırakmamız lazım” dedi.
“HERHANGİ BİR DEVLETİN SAVAŞ GEMİSİ BİR DEPREM OLUŞTURAMAZ”
KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgenç Akın, “Özellikle sosyal medyada yayılan ve HAARP ismi verilen, tamamen radyo dalgası sinyalleri gönderen antenlerin deprem ürettiği bir teori gibi yayılıyor. Tabii ki bunlar bilimsel değil. Bu şekilde depremler kesinlikle meydana gelmez. Herhangi bir devletin savaş gemisi bir deprem oluşturamaz. Lütfen bilimle kalalım böyle şeylere dikkat etmeyelim” dedi.
Yıldırım, “6 Şubat’ta depremin hemen ardından harekete geçtik ve arama kurtarma çalışmalarına başladık. Devlet kurumları ve STK’larla büyük bir koordinasyon içinde çalıştık. Reyhanlı ve Kilis’te bulunan koordine merkezlerimizde de çalışmalar yürütüldü. Bu çalışmalar sırasında sadece arama kurtarma ekiplerimiz değil; acil yardım, gıda ve barınma alanında çalışan 10 binin üzerinde gönüllümüz görev aldı. Halkımız, depremden etkilenen vatandaşlarımızı bağrına bastı. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar kişiyle ilgilenecek bir mekanizma bulamazsınız büyük bir iyilik hareketi halkın içinde oluştu” dedi.

“ARAMA KURTARMA ALANINA ÖZEL ÖNEM VERMELİYİZ”
Şu ana kadar 8 bine yakın arama kurtarma personeli yetiştirdiklerini belirten Yıldırım, “Olası bir Marmara Depremi’nden 40 milyon kişinin etkilenmesi bekleniyor. Bütün STK’lara çağrıda bulunuyorum. Arama kurtarma alanına özel önem vermemiz gerekiyor. Bütün illerde bu arama kurtarma ekiplerinin varlığı çok önemli. Eğer Marmara’da böyle bir deprem yaşanırsa 6 Şubat’ta yaşanan depremden daha büyük etkisi olur. Bütün öğretmenlere ve imamlara böylesi bir durumda neler yapmaları gerektiği konusunda, tıpkı ilk yardım eğitimi gibi ‘ilk kurtarma eğitimi’ şeklinde eğitim verilmesi lazım. Afet yaşanan bölgelere iyi niyetli insanlar gittiği gibi, kötü niyetli insanlar da gidiyor. Mutlaka AFAD bünyesinde emniyet ve askeriye ile koordineli çalışan güvenlikle ilgili bir birim kurulmalı” ifadelerini kullandı.

İHH’ya bağlı lojistik merkezlerine değinen Yıldırım, merkezlerin afet olması durumunda etkilenme ihtimalinin en az olduğu yerlere kurulduğunu belirtti. Yıldırım, “Çalışmalarımızı, özellikle İstanbul dışındaki arkadaşlarımızı çok hızlı harekete geçirebilecek şekilde planlıyoruz” diye konuştu.
“AFAD İLE KOORDİNELİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞTIK”
İHH Afet Yönetimi Biriminden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Kars ise, 6 Şubat depreminin yaşandığı ilk saatlerden itibaren AFAD’ın illerdeki kriz yönetim merkezleri ile koordineli bir şekilde çalışmalarda bulunduklarını belirtti. Kars, “Ekiplerimiz, 2 bin 156 arama kurtarma görevlisi, 3 arama köpeği, 241 araç ve 38 ekibin ekipman ve malzemesi ile Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Şanlıurfa olmak üzere toplamda 8 ilde arama kurtarma operasyonlarına katıldı. İHH Arama Kurtarma Ekiplerimiz tarafından enkazdan vefat etmiş veya yaralı olarak toplam 3 bin 278 kişi tarafından çıkarıldı” dedi.

“18 AKREDİTE EKİBİMİZ VAR”
Şu anda İHH’nın Türkiye genelinde 77 ekipte 3 bin 687 arama kurtarma gönüllüsünün bulunduğunu belirten Kars, “AFAD’ın Ulusal Akreditasyonunu tamamlamış 1 ağır, 2 orta, 15 hafif ekip olmak suretiyle 18 akredite ekibimiz ve 656 personel ve gönüllümüz var. 34 ekibimiz ise, akreditasyon hazırlıklarına devam ediyor. İstanbul, Bursa ve Konya’da olmak üzere 3 Afet Yönetimi ve Koordinasyon Merkezimiz bulunmaktadır. Lojistik hizmet grubumuzda ise 20 akredite personel ile İstanbul’da 2, Konya, Bursa, Kilis ve Reyhanlı’da 1’er adet olmak üzere toplam 6 adet lojistik depomuz mevcut. Şu anda içerisinde bulunduğumuz İHH Emre Yerli Afet Yönetimi ve Lojistik Merkezi de olası bir afet durumunda özellikle İstanbul için gerekli çalışmaları koordine edebilmek amacıyla kuruldu” dedi.

Basın toplantısının ardından İHH Emre Yerli Afet Yönetimi ve Lojistik Merkezi gezildi, ekipler çalışmalara yönelik bilgi verdi. İHH bünyesindeki arama kurtarma köpekleri ise eğitmenleriyle birlikte arama tatbikatı yaptı.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Göktaş, deprem bölgesinde vatandaşların acılarına ortak olduklarını, yaraları sarmak için var güçleriyle çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.
Depremler sonrasında devlet olarak ilk andan itibaren tüm imkanları seferber ettiklerini belirten Göktaş, “Bakanlık olarak biz de merkez ve taşra teşkilatımızla depremden etkilenen vatandaşlarımızın yardımına koştuk. Sosyal yardımlar ve psikososyal desteklerimizle vatandaşlarımızı yalnız bırakmadık. Devlet-millet el ele vererek yönettiğimiz bu süreçte güçlü ve büyük Türkiye’nin kimseyi geride bırakmadığını bir kez daha görmüş olduk.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmetleri ve ayni bağış depo yönetiminde Bakanlığın ana çözüm ortağı olduğunu hatırlattı.
Yaşanan afetin ardından ivedi şekilde 1341 kişilik Afet Acil Sosyal Yardım ve 4 bin 466 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) ekibini bölgeye yönlendirdiklerini kaydeden Göktaş, vatandaşların acil ihtiyaçları için de SYDV’ye 1,85 milyar lira aktardıklarını bildirdi.
Afet alanında ihtiyaç duyulan malzemelerin lojistik planlamasının yanı sıra teminini de sağladıklarını aktaran Göktaş, ulusal ve uluslararası toplam 88 ayni bağış deposu kurduklarını belirtti.
Göktaş, deprem bölgesinde 206, deprem bölgesi dışındaki illerde 94 olmak üzere toplam 300 sosyal market kurduklarına işaret ederek, “Bölgede 14 Mobil Sosyal Market Tırını faaliyete geçirdik. Kadınlar ve bebekler için 27 giyim ve bebek bakım ünitesi kurduk. Ayni bağışlar için hava araçlarıyla 487 sefer tertip ettik. 39 binden fazla yardım tırını ayni yardım depolarına yönlendirdik.” bilgisini paylaştı.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ 4,1 MİLYON KİŞİYE PSİKOSOSYAL DESTEK
Göktaş, psikososyal destek ekiplerince hastanelerde, çadırlarda ve vatandaşların yaşadığı tüm alanlarda depremden etkilenenlerle birebir görüşmeler yaptıklarını ve ihtiyaçlarını tespit ettiklerini bildirdi.
Psikososyal Destek Hizmeti kapsamında 4,1 milyon kişiye ulaştıklarını aktaran Göktaş, yapılan çalışmalara ilişkin ise şunları kaydetti:
“Deprem bölgelerinde afetin olumsuz etkilerini azaltmak ve psikolojik sağlamlığı artırmak için bireysel görüşmeler, psikoeğitim ve grup çalışmaları gerçekleştirdik. Verdiğimiz psikoeğitimlerde toplu yaşam alanlarının getirebileceği riskleri dikkate alarak mahremiyet, hijyen, aile içi iletişim gibi konuları önceliklendirdik. Çocukların gelişim dönemlerine bağlı olarak farklı psikoeğitimler gerçekleştirmenin yanı sıra sosyal iyileştirme çalışmaları kapsamında etkinlikler düzenledik. Ayrıca Bakanlığımız koordinasyonunda olmak üzere çeşitli STK’ler de vatandaşların ihtiyaçlarını karşıladı.”
KADIN KOOPERATİFLERİ İŞ ATÖLYELERİ KURULDU
Göktaş, STK’lerle işbirliği içerisinde kadınlar ve çocuklar için çeşitli faaliyet ve etkinliklerin düzenlendiği merkezler açtıklarını, depremden etkilenen kadınların hayatlarını yeniden kurmaları bir yandan da rehabilitasyonlarına destek olmak amacıyla Kadın Kooperatifleri İş Atölyesi adı altında sosyal alanlar oluşturduklarını anlattı.
Çocukların güvenli ve huzurlu ortamda yetişmeleri için de Adıyaman ve Hatay’da yeni çocuk evleri sitelerinin temellerini attıklarını bildiren Göktaş, ayrıca deprem bölgesinde çocukların desteklenmesi için Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da Çocuk Yaşam Merkezlerini hizmete açtıklarının bilgisini verdi.
6 MOLA EVİ HİZMETE AÇILDI
Yaşanan afet sonrasında engelli ve yaşlı vatandaşları yalnız bırakmadıklarını belirten Göktaş, profesyonel bakıma ihtiyacı olduğu tespit edilen 312 yaşlı ve 978 engelli olmak üzere 1290 kişiyi yatılı bakım kuruluşlarına yerleştirdiklerini ifade etti.
Göktaş, depremden etkilenen engelli bireylerin deprem sonrası günlük rutine dönüşlerini kolaylaştırmak için 6 Mola Evini hizmete açtıklarını da kaydetti.
Depremden etkilenen vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde olduklarını vurgulayan Göktaş, şu ifadeleri kullandı.
“Vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti, çocuk ve gençlere yönelik faaliyetler yürütülmesi, çocuk ve aile dostu merkezlerin kurulması amacıyla Bakanlığımız ile sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği protokolleri imzaladık. Güçlü işbirlikleriyle bölgemizin yaralarını sarmaya devam ediyoruz. Depremden etkilenen kardeşlerimiz için canla başla sahada aktif şekilde çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz.”
]]>Dünya genelindeki deprem verilerine göre 2023’te en fazla can kaybının 6 Şubat’taki depremlerde meydana geldiğine dikkati çeken Özmen, “Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili doğrudan 7 ili de dolaylı şekilde etkileyerek toplam 18 ilde hasara neden oldu. Bu depremler, Türkiye’de son yüzyılda en fazla can kaybına ve yıkıma neden olan, en geniş alanı etkileyen ve en fazla sayıda binanın yıkılmasına ve en fazla ekonomik kayıp yaşatan depremler olarak kayıtlara geçti” değerlendirmesini yaptı.
TÜRKİYE YÜZÖLÇÜMÜNÜN YÜZDE 14’Ü DEPREMDEN DOĞRUDAN ETKİLENDİ
Depremlerden doğrudan etkilenen 11 ilde ülke nüfusunun yüzde 16,4’ünün yaşadığına işaret eden Özmen, şöyle konuştu:
“Türkiye yüzölçümünün yüzde 14’ünün doğrudan etkilendiği 11 ilde, 6 Şubat 2023’ten bu yana 57 bin 15 deprem meydana geldi. Yani deprem bölgesi günde ortalama 156, haftada 1096 ve ayda 4 bin 751 depremle sarsıldı. 6 Şubat 2023’ten bugüne son bir yılda 20 bin 761 deprem ile en fazla sarsıntının meydana geldiği il Kahramanmaraş oldu. Bu verilere göre Kahramanmaraş, günde ortalama 56, haftada 399, ayda 1730 deprem yaşadı. Depremlerin en fazla görüldüğü diğer iller ise 15 bin 965 sarsıntıyla Malatya, 6 bin 104 sarsıntıyla Adıyaman ve 5 bin 105 depremle Adana oldu.”
Özmen, afete dirençli kentler oluşturmanın ve afete hazırlığı en üst seviyeye çıkarmanın yolunun eğitimden geçtiğinin altını çizerek, “Afetlerle etkin bir şekilde mücadele edebilmek için toplumun bütün kesimlerinin afet ve afet yönetimi konusunda eğitilmesi, bunun sürdürülebilir bir şekilde, sürekli geliştirilerek, doğru eğitim materyalleriyle, konusunda uzman kişiler tarafından yapılması gerekir” diye konuştu.
AFET YÖNETİMİ, ÜNİVERSİTELERDE SEÇMELİ DERS OLSUN ÖNERİSİ
Kamu kurum kuruluşları ve belediyelerdeki ilgili personele, üniversitelerde afet yönetimiyle ilgili eğitim verilmesinin önemine dikkati çeken Özmen, üniversitelerin de afet ve afet yönetimi eğitimi konusunda öncü rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Özmen, şunları kaydetti:
“Üniversitelerde, afet ve afet yönetimi konusunda seçmeli ve/veya zorunlu dersler koyarak kamu yönetiminden mühendisliğe, hukuktan sağlığa kadar her branştaki öğrencinin bu eğitimleri alması sağlanmalıdır. Çünkü afetlerle ilgili hazırlanan bütün raporlar afetlerin sayısında ve sıklığında artış olduğunu ve ilerleyen yıllar içinde de bu artışın süreceğini göstermektedir. Bu olası afetlerle en etkin bir şekilde mücadele edebilmek, afet risklerini en aza indirebilmek ve olası afetlere karşı en iyi şekilde hazırlık yapabilmek için bu konuda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır.”
Özmen, üniversitelerdeki “Acil Yardım ve Afet Yönetimi Lisans” ve “Acil Durum ve Afet Yönetimi Ön lisans” programlarının, ders müfredatı, eğitim materyalleri, nitelikli akademik personel ihtiyacı ve istihdam alanları gibi sorunlarının giderilerek, bu bölümlerdeki eğitim kalitesinin en üst seviye çıkarılıp, ülke ihtiyaçlarını karşılayacak konuma getirilmesi gerektiğini de belirtti.
Afetlerle mücadelenin bir diğer önemli adımının da mekansal planlar olduğuna işaret eden Özmen, “Bu planlar hazırlanırken afet tehlike ve risk haritalardan yararlanılmalı, yerleşime uygunluk değerlendirmesi buna göre yapılmalı ve afet tehlike ve riski yüksek olan yerlerin imara açılması önlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Murat Kurum’un açıklamalarından satırbaşları:
“EKREM İMAMOĞLU’NA ERDOĞAN CEVABI”
Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözleri ile ilgili de konuşan Kurum;
Gündemi İstanbul dışına çekme amaçlı, saygı ifadelerinden uzak bir siyasetle bir yere varamazsınız. Hatay’ın oradaki suyunu kim getirdi. Konya Büyükşehir getirdi. Sen koca Büyükşehir Belediyesiysen niye 10 bin konut yapmadın, niye oradaki altyapıyı çözme iradesini ortaya koymadın.
Lafa geldi mi çok laf. Bunu söyleyecek yüzleri yok. Heybeleri boş. İstanbul’da verdiği vaatlerinin hiç birini tutmamış bir irade şimdi kalkmış insanları böyle söyleyerek samimiyetten uzak bir şekilde kutuplaştırıyor. Gündemi yine İstanbul dışına çıkartıyor. İstanbul’un meselesi değil, İstanbul’un metrosu, konutu, afeti değil, vatandaşın çilesi değil. Gündem ne? Ekrem Bey’in gündemi farklı gündemlere taşıma, burayı basamak görme meselesi. Bunu artık öğrendik. Bu senaryolar artık bitti.
Depreme karşı hiçbir adım atmayacaksınız, 115 bin konut sözü verip 5 bin konut yapacaksınız. Samimi gibi gelip şimdi de Hatay’dan bahsedeceksiniz. Sizin samimiyetinize kim inanır?
“6 ŞUBATTA YÜREĞİMİZDE BİR ACI İLE UYANDIK”
Bir taraftan acı ile karşı karşıyasınız ama bir yandan da müdahale etmek zorundasınız. Polis telsizi ile birlikte iletişim kurabilmek adına hızlı bir şekilde harekete geçtik. Ne söyleyeceğinizi bilemiyorsunuz. İçiniz dolu. Ama bir taraftan da kucağında çocuğunun cesediyle gelen bir baba bana ‘Allah devletimize zeval vermesin’ diyor.
Bu acıları yaşadık. Hem de dünyada eşi benzeri görülmeyen bir seferberlik başlattık. Arama kurtarma ekipmanlarımızı sevk ettik. 11 ilde eş zamanlı arama kurtarma çalışmalarımızı başlattık. Her gün bir ilde ilçeleriyle birlikte geziler yaptık.
Ne acı bir tesadüf. Geçtiğimiz gün helikopter kazasında şehit olan polisimizin kardeşi ile yardımları ulaştırdık.
14 milyon insanımızı doğrudan etkileyen bir deprem. İş bölümü yaptık, Genel Müdürlerimiz, Bakanlarımız dengeli bir şekilde illere yöneldi.
Hamdolsun 3 ayda dünyada eşi benzeri yoktur böyle bir çalışmanın. 180 bin konutun inşasını başlattık. Şimdi de teslim ediyoruz. O günkü hüznün yerini bugünkü anahtarını almış mutluluklarına şahit oluyoruz.
Depremzede kardeşlerimiz bir yıl sonra evlerine geçiyorlar. Biz onlara hep sözümüzü tuttuk. Elimizi afet bölgesinden çekmeyeceğiz. Gitmediğimiz köy, belde kalmadı.
“650 BİN KONUT DÖNÜŞÜMÜNÜ SAĞLAYACAĞIZ”
5 yıl içerisinde 650 bin konutun dönüşümünü sağlayacaklarını vurgulayan Murat Kurum şunları ifade etti:
Naci Hocamızla uzun zamandır görüşüyoruz. Hem Türkiye’nin hem de dünyanın kabul ettiği bilim insanımız. Bu konuda sizinle çalışabilir miyiz dediğimizle ‘tabi ki’ dedi. İstanbul’da depreme karşı ne yapabiliriz diye sorduğumuzda bize ışık tuttu.
İstanbul dönüşmeli. Biz İstanbul’u dönüştürmek zorundayız ve 31 Mart’ta İstanbullular bunun kararını verecek. Bu dönüşümün içinde Büyükşehir Belediye olarak biz olacağız, ilçe belediyelerimiz olacak, uzman görüşleri olacak, Kandilli’deki Haluk Hocamızla da Naci Görür Hocamızla da çalışacağız.
Siyaset yapılacak bir durum yok. Parti ayrımı gözetemezsiniz. Bu konuda dertli olan İstanbulluların hepsi aynı düşünüyor. Hazırladığımız projeler öyle maket değil inanın bunların hepsi yapılmış, gerçek projeler, sokakta insanların birleştirdiği o İstanbul medeniyetini yaşadığımız, huzurun, yeşilin bir anlayışı ortaya koyacağız ve bu maksatla beş yıl içerisinde 650 bin konutun dönüşümünü sağlayacağız.
“İSTANBUL’UN DİJİTAL İKİZİNİ KURACAĞIZ”
İstanbul’un dijital ikizini yapacağız. Simülasyonla İstanbul’un afet riskini yöneteceğiz. AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum: Dijital simülasyonla İstanbul’un afet riskini yöneteceğiz. Afet lojistik merkezlerini 7’ye çıkaracağız.
“MİLLETİMİZİN YARARINA OLAN HER PROJEYE DESTEK OLDUK”
Atatürk Havalimanı’na Afet Yönetim Merkezi kuracağız. Bakanlıklarla, merkezi yönetimle, muhalefetle niye kavga edelim. Ne kadar uyumlu çalışırsan o kadar güçlü olursun. İsterim ki İstanbul’un sorunlarıyla ilgili herkes ilgili olsun. Milletimizin yararına olan her projeye biz destek olduk. Milletimiz istifade edecekse niye engel olalım. İmamoğlu’nun gündemi burayı basamak olarak görmek. Sizin samimiyetinize kim inanır. Merkezi idareyle yerel idare uyumlu olsun. Hatay depreminde Tekirdağ belediyesinde olanları bilmiyor muyuz? Depremzedeleri kapı dışarı çıkaran anlayış bu anlayış değil mi? 28 Mayıs’ta oy verdi diye depremzedelerimizi aşağalayanlar bunlar değil mi?
“ATATÜRK HAVALİMANI’NA AFET YÖNETİM MERKEZİ KURACAĞIZ”
Bakanlıklarla, merkezi yönetimle, muhalefetle niye kavga edelim. Ne kadar uyumlu çalışırsan o kadar güçlü olursun. İsterim ki İstanbul’un sorunlarıyla ilgili herkes ilgili olsun.
Milletimizin yararına olan her projeye biz destek olduk. Milletimiz istifade edecekse niye engel olalım.
İSTANBUL’DA TRAFİK SORUNUNU ÇÖZECEK FORMÜL
2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğu 2024’te yüzde 64’e, trafik saatlerinde ise yüzde 90’a çıkmış. 2034’e kadar projelerimiz ile raylı sistem kullanımını yüzde 26’dan yüzde 48’e yükselteceğiz.
“ESENLER VE HAREM OTOGARLARINI KALDIRACAĞIZ”
2040’ta sıfır emisyon hedefi koyduk. İstanbullular yeşille iç içe yaşayacak. Metro gitmeyen hiçbir ilçe kalmayacak. Biz şehri Batı’da Silivri, Doğu’da Tuzla’ya kadar genişletmek ve bu manada her ilçeye eşit hizmet sunmak zorundayız.
Bu hizmetleri yapmazsak insanlar mecbur merkezde oturur. Bu kapsamda 151 tane kavşak yapmayı planlıyoruz Mahmutbey Kavşağı gibi. Ataköy de var. Ataköy Kavşağı da yapacağız. Esenler ve Harem Otogarlarını kaldıracağız. Avrupa Otogarı ve Anadolu Otogarı yapacağız.
İSTANBUL’UN İKİ YAKASINA İKİ TÜNEL
22 kilometre mevcut tünel uzunluğumuz var. Başlayacağımız Çayırbaşı-Dolmabahçe arasında. Kilyos’taki vatandaşımız Beşiktaş’a kadar tünelden gelecek. Tünel projesi ile E5’in yükü azalacak.
AK PARTİ’DEN ‘GERÇEK BELEDİYECİLİK’ YEMİNİ
Murat Kurum “31 Mart akşamı tüm belediye başkanları bu yemini edecek” dedi. Kurum gerçek belediyecilik yeminini okudu.
]]>
TOKİ tarafından kentte yapılması planlanan yaklaşık 46 bin konuttan, ihalesi gerçekleştirilen 21 bin 680 konut etaplar halinde inşa ediliyor. Tünel kalıp sistemiyle yapılan konutların bulunduğu bölgelerde çocuk oyun ve spor alanları, okul, cami, otopark, yeşil alanlar ve dükkanlar da bulunuyor.

Yapı İşleri Genel Müdürlüğünce de 204 mahallede yapılması planlanan 9 bin 576 köy tipi afet konutunun ihalesi gerçekleştirildi, bunlardan 314’ü hafif çelik diğerleri ise betonarme konut olarak yapılıyor.
Yoğun bir çalışma sonrası hak sahiplerine verilmek üzere hazır hale getirilen 8 bin 124’ü TOKİ, 1167’si kırsal olmak üzere 9 bin 291 afet konutunun kurasının şubat ayı içerisinde çekilecek.

DEPREMİN MERKEZ ÜSSÜ: PAZARCIK
6 Şubat’ta büyüklüğü 7,7 olan ilk depremin merkez üssü olan Pazarcık’ta, depremler nedeniyle 7 bin 91 bağımsız bölümden oluşan 2 bin 655 bina “yıkık”, “acil yıkılacak”, “ağır hasarlı” ve “orta hasarlı” olarak kaydedildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD koordinesinde, “Türkiye Tek Yürek” kampanyası çerçevesinde Pazarcık’ta evleri yıkılan veya ağır hasar gören afetzedelerin barınma ihtiyacını karşılamak için başlatılan çalışmalar sürüyor.
Depremlerin ardından Pazarcık’ta yer tahsisi yapılan iki mahallede başlatılan TOKİ konutlarının bir kısmı tamamlandı.
İlçede yapımı tamamlanan 839 TOKİ konutu ile 160 köy evi şubat ayında hak sahiplerine teslim edilecek. İhalesi yapılan diğer konutların yapımı ise devam ediyor.

İKİNCİ DEPREMİN MERKEZ ÜSSÜ: ELBİSTAN
6 Şubat’ta büyüklüğü 7,6 olan ikinci depremin merkez üssü Elbistan’da da yaşanan sarsıntılar nedeniyle 8 bin 576 bağımsız bölümden oluşan 1279 bina “yıkık”, “acil yıkılacak”, “ağır hasarlı” ve “orta hasarlı” olarak tespit edildi.
Depremler nedeniyle evini kaybedenler için başlatılan konut çalışmasında yapımı tamamlanan 1538 TOKİ konutu ve 269 köy evi, kura çekilişinin ardından hak sahiplerine teslim edilecek.
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, kentte 53 bini aşkın binanın hasar gördüğünü söyledi.
Çalışmaların devam ettiğini bildiren Ünlüer, “İlimizde 46 bin konutun yapılmasını planladık. Bunların 30 binini TOKİ kanalıyla merkezlere, 15 binini de köylere yapacağız. Şu an itibarıyla 32 bin konutumuzun yapımı devam ediyor. Yakında yaklaşık 10 bin konutumuzun hak sahibi vatandaşlarımıza teslimatını yapacağız.” diye konuştu.
Elbistan ilçesinde TOKİ ve köy evi olmak üzere 1807 konutu teslim edeceklerini anlatan Ünlüer, Pazarcık’ta da yaklaşık bin konutun hazır olduğunu ifade etti.

Kahramanmaraş’ın ilçelerine göre kurası çekilecek TOKİ’nin kalıcı konut sayıları şöyle:
İLÇELER TOKİ KONUT SAYISI
Elbistan 1538
Pazarcık 839
Afşin 1548
Dulkadiroğlu ve 12 Şubat 2286
Göksun 863
Türkoğlu 1050
Kahramanmaraş’ın ilçelerine göre teslim edilecek köy tipi afet evlerinin sayısı şöyle:
İLÇELER KÖY KONUT SAYISI
Elbistan 269
Pazarcık 160
Afşin 37
Dulkadiroğlu ve 12 Şubat 129
Göksun 128
Türkoğlu 374
Çağlayancerit 50
Nurhak 20

GAZİANTEP’TEKİ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Gaziantep’te de evleri yıkılan veya ağır hasar gören afetzedelerin barınma ihtiyacının kalıcı olarak giderilmesi için başlatılan çalışmalar kapsamında kentte ihalesi yapılan 25 bin 700 konut etaplar halinde yükseliyor.
Bu konutlardan tamamlanan 10 bin TOKİ ve köy evi şubat ayı içerisinde çekilecek kuranın ardından hak sahiplerine teslim edilecek.
Depremden en çok etkilenen Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde ise yapımı tamamlanan 133 ticarethane hak sahiplerine teslim edildi, 203 ticarethanenin de yapımı devam ediyor.
Gaziantep Vali Yardımcısı Sedat Sezik ile İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu, afet konutları hakkında basın mensuplarına bilgi verdi.
Nurdağı ilçesinde 8,5 ay önce yapımına başlanan Başpınar ile Bademli mevkiinde toplam 141 bloktan oluşan 2 bin 509 konut inşa ediliyor. Radye temel üzerine tünel kalıp sistemiyle inşa edilen deprem konutları, depreme karşı dayanıklılığıyla göz önüne çıkıyor. Konutlar zemin artı 3 ve 4 kat olarak inşa edilirken 141 bloktan oluşan projede 28 blok ve 640 deprem konutu tamamlandı. İslahiye’de toplamda 17 bloktan oluşan ve 4 bloğu 3+1, 13 bloğu 2+1 olan içerisinde ortak yaşam alanları ve çocuk oyun alanları bulunan toplam 405 deprem konutunun yapımı tamamlandı.

MALATYA’DA 6 BİN 181 DEPREM KONUTUNUN KURASI ÇEKİLECEK
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerin yıkıma neden olduğu Malatya’da, yapımı tamamlanan afet konutlarından 6 bin 181’inin kurası bu ay içerisinde çekilecek.
Malatya merkez ve ilçelerinde de etaplar halinde afet konutları yükselirken, konutların bir kısmı tamamlandı.
Mart ayında temelleri atılan ve hummalı bir çalışma yürütülen kent genelinde kaba inşaatları tamamlanan, dış cephe işlemleri, kapı, pencere ve mutfak dolapları takılan, çevre düzenlemesi yapılan konutlar kurayla hak sahiplerine teslim edilecek.
Bu kapsamda ilk etapta temeli atılan 14 bin 636 TOKİ konutundan yapımı tamamlanan 5 bin 140’ı, köy evlerinden ise 1041’i bu ay içerisinde çekilecek kurayla sahiplerine teslim edilecek.
Depremin en çok etkilediği kentler arasında yer alan Malatya’ya toplamda 77 bin 717 çok katlı afet konutu, 25 bin 302 de köy evi inşa edilecek.
KİLİS’TE 781 EV TESLİM EDİLECEK
Kilis’te de kalıcı deprem konutlarının yapımında sona gelindi.
Depremler nedeniyle Kilis’te 457 bina yıkıldı, 151 bina ise acil yıkılacak olarak tespit edildi. 1926 binanın ağır hasarlı, 488 binanın orta hasarlı olarak kayıtlara geçtiği kentte, yıkım ve enkaz kaldırma çalışmalarında yüzde 97 seviyesine ulaşıldı.
Depremzedeler için TOKİ tarafından merkezde 2 etap halinde yapılan 1854 afet konutundan yapımı tamamlanan 645’i, köy evlerinde ise 136’sı bu ay çekilecek kurayla hak sahiplerini verilecek.
“İlk kez açıklıyorum” diyen Murat Kurum “100 bin sosyal konut üreterek bu konutları kiralayacağız. Konutlar satılmayacak. Çok uygun bedellerle kiralanacak. Yüksek kira fiyat artışlarına karşı düşük gelirlileri koruyacağız. 39 ilçemizin tamamına ve en riskli bölgelerde ofislerimizi kuracağız.” ifadelerini kullandı.
Murat Kurum’un konuyla ilgili açıklamaları şu şekilde;
15 gündür sahadayız. Her gittiğim yerde insanımız bana depreme hazırlık noktasında ne yapacağımızı, kentsel dönüşümü soruyorlar. Biz de hep söylediğimiz gibi; deprem terörle mücadele kadar önemlidir, bir milli güvenlik sorunudur diyoruz. Evet, İstanbulluların gündemi depremdir, dönüşümdür.
Biz sizlere, annelerimize, çocuklarımıza; afetlere dirençli bir İstanbul vaad ediyoruz. Bizim şu an 39 ilçemizde toplam 7,5 milyon evimiz ve işyerimiz var. Bunun 1,5 milyonu maalesef risk altında. 600 bin konutumuzun bugünden tezi yok acilen dönüştürülmesi gerekiyor.
2019 yerel seçimlerinden önce; “deprem seferberliği ilan ediyoruz” denmişti. “İstanbul’u 5 yılda depreme hazırlayacağız” denmişti. “Her yıl 20 bin, 5 yılda 100 bin konut dönüştüreceğiz” hedefi konulmuştu. “15 bin sosyal konutu süratle bitireceğiz” vaadi verilmişti.
Aslına bakarsanız bizim kayıp 5 yıl olarak tarif ettiğimiz durum işte budur; söz verdiğinin yüzde 5’ini bile yapamamaktır.
Büyükşehir belediyesi ürettiği bu konut sayısıyla, bizim bir ilçe belediyemizin bile başarısının yarısına ulaşamadı. Gerçekten de iddia ettikleri gibi; bu hızla giderlerse dönüşümü 100 yılda bitirebilirler.
Dönüşüm meselesi ciddiyet ister, sorumluluk duygusu ister. Çünkü bu, insanımızın barınma hakkıdır, güvenli yaşama hakkıdır.
Milletimizin bu haklarını bugüne kadar kimsenin insafına terk etmedik, bundan sonra da asla terk etmeyeceğiz.
Değerli İstanbullular, müsterih olun, bizlere güvenin. Çünkü biz dün Kastamonu’daki, Rize’deki Bartın’daki sellerde, Antalya Muğla’daki yangınlarda, Elâzığ’da, Malatya’da ve İzmir’deki depremlerde 46 bin konutu nasıl bitirdiysek; en son asrın felaketinin yaşandığı 11 ilimizde, 3 ayda 180 bin konutun inşasına nasıl başlattıysak; 1 Nisan sabahı görevi aldığımızda da İstanbul’un kaybettiği yılları süratle telafi edeceğiz.
Çünkü bizim derdimiz var! Biz, annelerimizin evlerinde güven ve huzurla yaşamasını istiyoruz. Hiçbir ailemizin acılar yaşamaması için; elimizden gelen en yüksek iradeyi ortaya koymak istiyoruz.
Planlı programlı bir şekilde, ekip ruhuyla hareket ederek; İstanbul’un en riskli yerlerinden başlayarak bir an önce işe koyulacağız.
İstanbullulara söz! İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Bunun için de; ülkemizin kaderini değiştirecek kentsel dönüşüm hamlemizi süratle başlatacağız. 5 yılda 39 ilçemizde; yatay mimari eksenli, komşuluk ilişkilerini odağına alan, nüfusu tek bir kişi bile artırmayacak olan tam 650 bin konut inşa edeceğiz.
Yeni güvenli, huzurlu yuvalarımızın 300 binini, “adeta bilinçli bir şekilde” durdurulan KİPTAŞ eliyle yapacağız.
15 Nisan’da hemen başvuruları alacağız. Yarısı bizden diyerek; 700 bin lira hibe destek vereceğiz. İlave olarak; 700 bin lira kredi desteği, 100 bin lira taşınma yardımı vereceğiz. 18 ayda tamamlayacağız!
Yine 250 bin yuvamızı da; vatandaşımızı ve özel sektörümüzü destekleyerek dönüştüreceğiz. Dönüşecek evin bulunduğu alana dair, “Kolaylaştırıcı Dönüşüm Planı” dediğimiz gerekli imar düzenlemelerini hemen hayata geçireceğiz.
100 BİN KİRALIK SOSYAL KONUT: SATILMAYACAK, ÇOK UCUZA KİRALANACAK
100 bin sosyal konut üreterek bu konutları kiralayacağız. Konutlar satılmayacak. Çok uygun bedellerle kiralanacak. Yüksek kira fiyat artışlarına karşı düşük gelirlileri koruyacağız. 39 ilçemizin tamamına ve en riskli bölgelerde ofislerimizi kuracağız. Ne yapılacağını öğrenecek.
AFET RİSK YÖNETİMİ
Afet risk yönetim sistemini hayata geçireceğiz. Depremlere, afetlere karşı hangi adımları atmamız gerektiğini anlık bileceğiz. Kriz anı yönetimi kaotik olmayacak. İstanbul’un her sokağını görebileceğimiz İstanbul’un dijital ikizini hayata geçireceğiz. Toplanma alanlarını, alt ve üst yapıları afete hazır hale getireceğiz.
Normal zamanlarında kreş veya kütüphane olan yerler afet zamanında geçici yaşam alanı kuracağız. Tüm toplanma alanlarında 2 milyon kişiye hizmet vereceğiz. Atatürk Havalimanı’nda yeni bir afet yönetim merkezi kuruyoruz.
İstanbul’a yeni 6 lojistik merkezi kuracağız. İstanbul’un tüm gıda ve tıbbi malzeme ihtiyacını buradan sağlayacağız. İletişim altyapısı için 9 noktada afet müdahale merkezi kuruyoruz. 2 acil durum hastanemize ek biri Arnavutköy’de biri Pendik’te iki yeni acil durum hastanesi kuracağız. Her iki yakaya ikişer afet ekiplerinin konaklayacağı, 8 yeni hasta yakını konaklama merkezi inşa edeceğiz.
]]>Murat Kurum hayatı ve siyasi kariyeri merak edilip araştırılmaya başlandı. İşte Murat Kurum’un hayatı ile ilgili merak edilen tüm detaylar…
7 Mayıs 1976 yılında Ankara Çankaya’da dünyaya gelen Murat Kurum, memur bir ailenin oğlu. Annesi Kızılcahamamlı ev hanımı Satı Kurum, babası Konyalı inşaat mühendisi Mehmet Kurum. Murat Kurum’un Dilek isminde ablası, Didem isminde de bir kız kardeşi bulunuyor. Şengül Hanım ile evli olan Kurum’un 3 çocuğu var.
EĞİTİM HAYATI
İlkokul birinci sınıfta Konya’da Gazi İlkokulu’nda okuyan Murat Kurum, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nda çalışan babasının Mardin’e tayini çıkmasıyla 2. ve 3. sınıfa Mardin Atatürk İlkokulu’nda devam etti. Daha sonra ailesiyle Ankara’ya gelen Murat Kurum, İlköğretimini Seyranbağları İlkokulu’nda tamamladı. Murat Kurum, ortaokul ve lise öğrenimini Mimar Kemal Lisesi’nde tamamladı. Lisede sporla yakından ilgilenen Kurum, okulun basket takımında oynadı.

Başarılı bir öğrenim hayatı geçiren Murat Kurum üniversitede baba mesleğinden devam ederek, mühendis olmak istedi ve Selçuk Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünü kazandı. Ama onun gönlünde yatan inşaat mühendisliğiydi. Bir sene gıda mühendisliği okuduktan sonra tekrar üniversite sınavına girerek 1995 yılında bu kez hayalindeki İnşaat Mühendisliği Bölümünü kazandı. Kurum, eşi Şengül Hanım ile de o yıllarda tanıştı. 2000 yılında evlendiklerinde Murat Kurum 24, Şengül Hanım 23 yaşındaydı.
Murat Kurum, 1999 yılında, Türkiye’nin Marmara Depremi’yle sarsıldığı bir dönemde üniversiteden mezun oldu. O tarihten itibaren de öğretmen eşiyle birlikte yaşam mücadelesi başladı. Alanında kendini geliştirmek için sürekli çalışan Kurum, yüksek lisansını Kentsel Dönüşüm alanında yaptı.

MESLEKİ KARİYERİ
Murat Kurum, 1999-2005 yılları arasında Türkiye’nin farklı yerlerinde, onlarca farklı şantiyede çalıştı. Kamuyla 2005 yılında TOKİ’de, Uygulama Daire Başkanlığı’nda uzman olarak çalışmaya başladığında tanıştı.
Kariyer basamaklarını adım adım çıkan Kurum, 2006-2008 TOKİ İstanbul Uygulama Daire Başkanlığı Avrupa Yakası Uygulama Şube Müdürlüğü, 2009-2018 T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı İştiraki Emlak Konut GYO AŞ Genel Müdürlüğü görevlerini üstlendi. Emlak Konut’un vizyonunu değiştiren, özellikle İstanbul’a güvenli, sağlıklı konutlar; modern yaşam alanları kazandıran Murat Kurum, Emlak Konut’un marka değerini artırması için özveriyle çalışarak rekor bir büyümeye ulaşmasını sağladı. Emlak Konut’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük 2 halka arzı, onun döneminde gerçekleşti. Kurum’un Emlak Konut’taki bu başarısı, onu kabineye taşıdı.

BAKANLIK DÖNEMİ
Murat Kurum, 2018’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesine Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak atandı. Bakanlık görevi boyunca tüm ekibiyle; yeni bir şehircilik anlayışıyla şehirlerin kalkınması ve dirençli hale getirilmesi, bunu yaparken de çevrenin korunması için hassasiyetle çalışan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal devlet politikası doğrultusunda TOKİ ile dar gelirli vatandaşların ev sahibi olması için sosyal konut kampanyaları hazırladı. Bu kampanyalar dahilinde 365 bin sosyal konut, onun döneminde yapıldı. Kurum, İstanbul özelinde de kentsel dönüşüm faaliyetlerinin bir seferberliğe dönüşmesi için çalışmalarda bulunarak, on binlerce konutun dönüşümünü ve güvenli hale gelmesini sağladı.

Bakanlık görevi boyunca bir çok afetle karşılaşan Kurum, afet bölgelerindeki özverili çalışmalarıyla da gönüllere kazındı. Yaraların sarılması, afet bölgelerinin yeniden ihyası için sahada, afetzedelerle günlerce bir arada olan Kurum; Elazığ, Malatya, İzmir, Kastamonu Bozkurt, Manavgat, Marmaris, Giresun’da şehirleri adeta yeniden inşa etti. Onun döneminde, 46 bin afet konutu sosyal donatı alanlarıyla şehirlere kazandırıldı. Asrın felaketinin ardından 58 gün bölgede kalan Kurum, afetzedeler için geçici yaşam alanları kurdurdu, 180 bin afet konutunun yapımını başlattı.

Beş yıllık bakanlık görevi boyunca 81 ilin tümüne hizmet götüren Murat Kurum, başta Bursa, Balıkesir, Konya olmak üzere 81 ilde 45 şehir meydanını, tarihi ve kültürel kimliğini bozmadan aslına kavuşturdu. 484 millet bahçesinin yapımını başlatarak 81 ile 81 milyon metrekare yeşil hedefine ulaştırdı. Sadece İstanbul’da 39 millet bahçesi yapımını başlatan Kurum’un bakanlığı döneminde, yapımına başlanan millet bahçelerinin 13’ünü tamamlandı. Yine bakanlık görevi boyunca Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık felsefesinin yaygınlaşması için büyük çaba harcadı.

Profesyonel çalışma hayatında devletin her kademesinde vatana ve millete hizmet için gece gündüz çalışan Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ayrılmasının ardından Çevre Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili olarak çalışmalarına TBMM çatısı altında devam etmektedir.


