
CİNGÖZ: URANYUM HER İSTENİLEN YERDEN ALINABİLECEK BİR MADDE DEĞİLDİR
Kararın dünya piyasalarını etkileyeceğine inandığını aktaran Cingöz, “Rusya’dan zenginleştirilmiş uranyum tedarik eden ülkelerin de ABD’nin kararından etkilenmeyeceğini düşünüyorum. Uranyum her istenilen yerden alınabilecek bir madde değildir. Çıkartılması, üretilmesi ve satışı özel uluslararası kurallara tabidir. Bu nedenle Rusya’dan alım yapan ülkelerin alımları da kuvvetle muhtemel ki devam edecektir. ABD, Aralık 2023’te Kanada, Fransa, Japonya ve İngiltere’nin liderleriyle, bu ülkelerde bulunan uranyum zenginleştirme tesislerinin kapasitelerinde ortak olarak artırıma gidilmesini planladı. Ülkeler bu amaçla 4,2 milyar dolarlık bir finansman planını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bu da ABD’nin tedarik zincirine bu ülkeleri dahil etmeyi planladığını göstermektedir. Ayrıca yasaklamanın karardan 90 gün sonra devreye girecek olması da tedarikte sıkıntı yaşamamak amacıyla zaman kazanmaya yönelik olarak değerlendirilmelidir” diye konuştu.
“ABD VE AVRUPA ÇEŞİTLİ SEKTÖRLERDE RUSYA’YA YÖNELİK YAPTIRIMLARINI GİDEREK ARTIRAN BİR POLİTİKA İZLEMEKTEDİR”
Başta uranyum tedariğine bağlı olmak üzere çeşitli nedenlerle nükleer reaktörleri kapatmak zorunda kalacağı değerlendirilen tesislerin 2027 sonuna kadar teşviklerle destekleneceğinin açıklanması da dikkatlerden kaçırılmaması gerektiğini aktaran Cingöz, “Ayrıca Rusya’dan zenginleştirilmiş uranyumun ABD’ye ithalatını yasaklayan tasarının, ABD Enerji Bakanı’nın, Dışişleri ve Ticaret Bakanlıkları ile istişarede bulunarak Amerikan tüketicilerine istisnalar getirmesine izin verdiği de göz ardı edilmemelidir. ABD’nin zenginleştirilmiş uranyum ithalatında Rosatom’un payının yüzde 20 olduğu dikkate alındığında bu durumun Amerikan iç pazarı için belirsizlik yaratacağı açıktır. Bu da Rus uranyumunu kullanan ABD’li tüketicileri tedariklerini sürdürebilmek için yasaktan muafiyetler elde etmeye zorlayacaktır. ABD ve Avrupa çeşitli sektörlerde Rusya’ya yönelik yaptırımlarını giderek artıran bir politika izlemektedir. Ancak ABD’nin Rusya’dan uranyum ithalatını yasaklayan bu kararı, tıpkı Rusya-Ukrayna krizi patlak verdiğinde Avrupa’nın petrol ve gaz konusunda yaşadığı sıkıntılar gibi ABD’ye de sıkıntı yaşatacaktır. O dönemde benzer yaptırımlar Avrupa’nın tutumu genel ekonomik düzeye ve insanların günlük yaşamlarına olumsuz bir etki etmişti ve enerji fiyatlarının fırlamasına neden olarak enflasyonun yükselmesine yol açmıştı. ABD’de de zenginleştirilmiş uranyum ihtiyacını karşılayacak bir iç kapasite bulunmuyor. Ek olarak bu maddeyi başka tedarikçilerden karşılamaya çalışması durumunda da Rusya’nın teklif ettiği fiyat aralığında ithalat yapamayacaktır. Bu yaptırımlardan ABD zarar görecektir” dedi.

“AKKUYU NGS PROJESİNDE UYGULANAN YAP-SAHİP OL-İŞLET MODELİ OSMANLI DÖNEMİNDEN BERİ BİLİNEN BİR YAKLAŞIMDIR”
Cingöz, Rusya’ya konulan ambargolar Akkuyu NGS’ye yakıt tedarikini etkileyip etkilemeyeceğine dair ise “ABD’nin kararı kendini bağlayacaktır. NATO’nun en büyük ortağı ABD’nin Türkiye’de Rusya gibi ekonomik tesisler inşa etmediği not edilmelidir. Türkiye-Rusya ilişkileri son derece stratejik olup çok çeşitli alanları kapsamaktadır. Ukrayna-Rusya çatışma sırasında Türkiye tarafsız olarak her iki ülke ile ilişkisini sürdürmeyi başarmıştır. Hatta iki ülke liderlerini bir araya getirebilecek seviyelerde sürdürülen bu ilişkilerin elbette ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok küresel oyuncuyu rahatsız ettiği de muhakkaktır. NATO üyesi olmasına karşın Türkiye NATO’nun Rusya ambargolarına dahil olmayarak kendi politikasını uygulamayı başarmıştır. Akkuyu NGS’nin Türkiye’de kurulumunun devam ettiği ve ilk ünitenin devreye alınması için son aşamaların yaklaştığı bir sürece gelinmiştir ve Rusya tarafından Türkiye ile imzalanan hükümetler arası anlaşmalar temelinde işletileceği bilinen Akkuyu NGS için bir sıkıntı söz konusu olmayacaktır, olamaz da. Santralin işleticisi bizzat Rusya iken olumsuz bir etki beklenemez. Akkuyu NGS projesinde uygulanan Yap-Sahip Ol-İşlet modeli Osmanlı döneminden beri bilinen bir yaklaşımdır. Örneğin ‘İstanbul’da Tramvay, Tünel İşletmeleri, Elektrik, Gaz İdaresi, Haydarpaşa Liman İşletmesi ve İzmir’de Liman İşletmesi, Göztepe Tramvay İşletmesi gibi işletmelerin yabancı şirketlere yaptırılarak hizmet vermeleri, kamu ve özel sektör ile halkın istifadelerine sunulmuştur’ denildiğinde hatırlanacaktır. Bu uygulamayı cazip kılan taraf inşaat, işletme, bakım ve onarımlar sürecinde devlet bütçesinden bir harcama yapılmıyor olmasıdır. Akkuyu NGS’nin kurucu ve işleticisi de Rusya olacağı için zenginleştirilmiş uranyum sıkıntısı yaşanması olası değildir. Unutulmamalıdır ki nükleer tesis sahibi olmak Türkiye’ye çağ atlatacaktır. Burada yetişecek Türk nükleer mühendisleri, teknik ve ara elemanları ilerleyen zamanlarda Türkiye’nin kendi NGS’lerini yapabilmesine imkân sağlayabileceği hatırda tutulmalı ve bu eksenli bir devlet politikası hazırlığımız mutlaka olmalıdır” şeklinde konuştu.

BOZKUŞ: TÜRKİYE RUSYA İLE YÜRÜTTÜĞÜ AKKUYU NGS PROJESİNDE NÜKLEER YAKIT SIKINTISI ÇEKMEYECEKTİR
Siyaset Bilimci ve Stratejist Mehmet Bozkuş da Türkiye’de Akkuyu NGS’nin Yap-Sahip Ol-İşlet modeliyle inşa edilmesi sayesinde bu ve benzeri yaptırımlardan etkilenmeyeceğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Günümüzde dünya ekonomisi büyük risklerle boğuşuyor. ABD’nin de böyle bir karar alması artan maliyetler nedeniyle enerjiye ulaşmasında büyük sıkıntılar doğuracaktır. Ancak Türkiye Rusya ile yürüttüğü Akkuyu NGS projesinde nükleer yakıt sıkıntısı çekmeyecektir. Yap-Sahip Ol-İşlet modeli ile inşa edilen Akkuyu NGS’de anlaşmalar gereği santralin çalışması için gerekli olan tüm ekipmanlar ve yakıt Rusya tarafından sağlanacaktır. Türkiye bu sayede hem nükleer enerji santraline sahip olurken bununla beraber nükleer üretim kapasitesine ulaşma imkanına kavuşacaktır. Bu teknoloji enerjinin yanı sıra tarıma ve sağlık da dahil olmak üzere birçok alanda kullanılmaktadır. Bu da Türkiye’nin teknoloji temelini oluşturarak dışa bağımlılığının önüne geçmesini sağlayacak yeni yatırımları beraberinde getirecektir. Gelişmiş refah ve kalkınmış toplumlara baktığımızda birçok NGS’ye sahip oldukları görülmektedir.”
]]>Enstitünün, yaygın hizmet ağıyla değer ürettiğini aktaran Şahin, “Sanayicilerin yüksek kalitede, uluslararası standartlara uygun üretim yapmasına hizmet eden TSE, sadece ülkede değil, uluslararası alanda da tercih edilen, prestijli bir marka değerine kavuştu. Enstitü, dünyanın birçok ülkesindeki kuruluşlarla kurduğu güçlü iş ilişkileriyle sanayicilerimizin yaşayabileceği olası teknik engelleri kaldırıyor. Standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek çalışmalar yapıyor ve bunlarla ilgili belgeleri düzenliyor.” dedi.
Şahin, TSE’nin ülkenin enerji politikası doğrultusunda da faaliyetlerde bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin, daha fazla yatırım yoluyla yerli üretim kapasitesini artırmak amacıyla enerji sektöründe yeniden yapılanma arayışına girdiğini söyledi.
TSE’nin, Nükleer Güvenlik Denetimleri ve Yaptırımları Yönetmeliği hükümlerinde belirtilen düzenlemeler çerçevesinde Akkuyu NGS için saha ve inşaat denetimlerini gerçekleştirmek üzere teknik destek kuruluşu (TDK) olarak hizmet verdiğini anımsatan Şahin, “Türkiye ile Rusya hükümeti arasında 2010’da imzaları atılan Akkuyu NGS Projesi kapsamında aktif şekilde gerçekleştirilen TDK denetimleri, ilgili iş programı çerçevesinde, saha teknik uzmanları tarafından dereceli yaklaşımla yürütülüyor.” diye konuştu.
Şahin, Akkuyu NGS için Rusya, Ukrayna ve Avrupa ülkelerinde üretilen ekipmanların imalat denetimlerinin de ilgili uzmanlarca yapıldığını aktardı.
TSE, YERLİ ÜRETİCİLERDEN TEDARİK EDİLECEK ÜRÜNLERDEN SORUMLU
Akkuyu NGS inşasında kullanılacak “yüksek güvenlikli ve herhangi bir güvenlik sınıfına girmeyen ürünlerin” yerli üreticilerden tedarikine yönelik görüşmelerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinesinde 2012’de başlatıldığını hatırlatan Şahin, “ROSATOM ve REIN firmalarıyla (Rosatom Energy International) yapılan görüşmeler ve denetimlerle 2020’de TSE, Akkuyu NGS tarafından Türkiye’de ‘Ana Malzeme Bilim Kuruluşu’ olarak yetkilendirilmiştir. Enstitümüzün, ‘Nükleer Güvenlik Sınıfı 3’ kapsamındaki ürünlerin test ve belgelendirilmesi konusunda da yetki süreci devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Şahin, TSE’nin, nükleer santral inşasında kullanılmak üzere yerli üreticilerden tedarik edilecek ürün ve ekipmanların proje normlarını kapsayacak şekilde test ve belgelendirmesinden sorumlu olduğunu kaydetti.
Ayrıca, üreticiler tarafından üretilecek malzemeler ile baz materyal imalat prosedürü dokümanlarının hazırlanmasında teknik destek sağlanması konusunda da TSE’nin sorumluluğu olduğuna işaret eden Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Enstitümüz, ekipman üreticilerinin Akkuyu NGS teknik şartnamelerine göre hazırlanacak ekipman imalat prosedürü dokümanlarının hazırlanmasına, test programlarının oluşturulmasına, ekipman ve malzemelerin tasarım ve sismik hesaplamalarına teknik destek sağlıyor. Nükleer güç santralinde kullanılacak ürünlerin standardizasyonu, IC İçtaş-Titan 2 Ortaklığı tarafından talep edilen teknik karşılaştırma raporlarının düzenlenmesi ve ikame yerli ürünlerin tespit edilmesinden de sorumluyuz.”
Şahin, Akkuyu NGS’nin inşasındaki ürün gruplarına yönelik çalışmalar yapıldığını da söyledi.
Teknik raporlar hazırlarken TSE laboratuvarlarından destek alındığına işaret eden Şahin, şunları kaydetti:
“Enstitümüzün ‘onaylı malzeme kuruluşu’ olarak yetkilendirilmesi sonucu verdiğimiz hizmetlerle, şu ana kadar 21,3 milyar lira tutarında yerli malzeme sanayicilerimizden tedarik edilerek Akkuyu NGS Projesi’nde kullanıldı. Yapı sektörü üreticilerinden, donatı çeliği ve bağ teli tedariki için 9,6 milyar liralık ve ekipman üreticilerinden de 11,7 milyar liralık malzeme tedarik edilerek Akkuyu NGS Projesi’ne katkı sağlandı. Böylelikle ülkemiz sanayisinin de aynı doğrultuda ve sürdürülebilir biçimde güçlenmesini sağlayacak.”
]]>Akkuyu NGS projesinin dünyanın en büyük nükleer inşaat projelerinden biri olduğunu anımsatan Zoteeva, santralin teknolojik anlamda birçok farklı ve kendine has özelliği içinde barındırdığını söyledi.
Zoteeva, inşa edilen ünitelerin en son güvenlik sınıfına sahip olduğunu ve santrali iç ve dış etkenlere karşı dayanıklı hale getirdiğini kaydetti.
Sınıfının en güçlüsü olan iki adet Liebherr LR 13000 kendinden tahrikli paletli vincin saha görev yaptığını ifade eden Zoteeva, “Bu modelden dünyada sadece beş adet bulunuyor.” bilgisini paylaştı.
Zoteeva, santralin inşası aşamasında izlenen yöntem ve modele de dikkati çekerek, “Bu özgün modeli başarıyla nihayete erdirmek için her türlü gayreti sarf ediyoruz.” dedi.
İLK ÜNİTEDE TAM ÖLÇEKLİ DEVREYE ALMA ÇALIŞMALARINA GEÇİLECEK
Akkuyu NGS’nin projesinde gelinen aşamaya da değinen Zoteeva, santralin ilk güç ünitesin ve ilgili tüm altyapı tesislerinde genel inşaat aşamasının tamamlandığını söyledi.
Zoteeva, tam ölçekli devreye alma çalışmalarına geçileceğini belirterek, “İlk güç ünitesinde kurulan tüm ekipman ve sistemlerin teker teker kontrol ve test edildiği aşamaya geçiyoruz.” ifadesini kullandı.
Ünitenin bünyesinde binlerce ekipman ve sistem barındırdığını ve bunların uyum içinde çalışması gerektiğini vurgulayan Zoteeva, “Bir güç ünitesinin işletmeye alınmasını bir bütün halinde düşünmek gerekiyor. Bu nedenle sadece reaktör binası değil, yüzlerce ekipmanın hazır hale getirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla halihazırda bulunduğumuz aşama, tüm bu ekipman ve sistemlerin kurulumundan sonra teker teker test edilmesi ve bunun akabinde de uyum içinde işletmeye ne kadar hazır olduklarının kontrol edilmesini ifade ediyor.” diye konuştu.
Zoteeva, ilk ünitede elektrik üretimi için ana devreye alma çalışmalarının tamamlaması ve ünitenin tüm sistemlerinin devreye hazır duruma getirilmesi gerektiğini kaydederek, “1’inci ünitede ilk test elektriğini bu yıl üretmeye başlamayı planlıyoruz.” dedi.
Bunun büyük ve zahmetli bir iş olduğuna dikkati çeken Zoteeva, bunun başarıyla yerine getirilmesi için gerekli tüm kaynaklara sahip olduklarını söyledi.
“YAPTIRIMLAR BİZİ KESİNLİKLE RAHATSIZ EDİYOR”
Zoteeva, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, Rosatom’un karşı karşıya olduğu bazı yaptırımların Akkuyu NGS projesine etkisi konusundaki daha önceki açıklamasının hatırlatılması üzerine de, “Öncelikle, Sayın Bakan’a tamamen katılıyorum. Bunlar bizi kesinlikle rahatsız ediyor ve bizim sabit işleyişimizde bir nevi dengesizlik oluşturuyor.” ifadesini kullandı.
Söz konusu yaptırımların yasal çerçevesinin tartışılması gerektiğine dikkati çeken Zoteeva, “Ancak şunu söyleyebilirim, ben uzun yıllardır Türkiye’de yaşıyorum ve Türk halkını çok iyi biliyorum. Türk halkı güçlüdür, kendisinin manipüle edilmesine asla izin vermez. Dolayısıyla biz kesinlikle tüm bu zorlukların üstesinden hep birlikte geleceğiz. Hiçbir sivrisinek ısırığı, hiçbir küçük kirli numara bize engel olamaz ve planlarımızı bozamaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu NGS, toplam 4 bin 800 megavat kapasiteye sahip 4 reaktörden oluşacak. Akkuyu NGS’de, ilk reaktörün bu yıl devreye alınması hedefleniyor.
]]>