Türk savunma sanayisinin önde gelen şirketlerinden ASELSAN da fuara ilk defa katılım sağlayarak askeri ve sivil alandaki hava platformu sistemlerini sergiliyor.
ASELSAN Genel Müdürü Akyol, şirketin yüksek teknoloji alanındaki hedefleri, uzay ve uydu çalışmaları ve geleceğe dönük vizyonuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.
Akyol, 49 yıl önce kurulan ASELSAN’ın Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi şirketlerinden olduğunu vurgulayarak, “Özellikle platformlarımıza elektronik sistemler konusunda çözüm sağlayan bir şirketiz. Geçtiğimiz yıllarda kara ve denizdeki birçok ürünü başarıyla silahlı kuvvetlerimize ve dünyadaki şirketlere teslim ettik.” diye konuştu.
Havacılık alanında da Türkiye’nin son yıllarda önemli atılımlar yaptığına işaret eden Akyol, Türkiye’nin helikopterleri, uçakları, İHA’ları ve milli uydusuyla bu alanda ihracat yapabilecek seviyeye geldiğini ve ASELSAN’ın da bu ürünlerin tamamında elektronik sistemleri sağlayan şirket olduğunu dile getirdi.
Akyol, ASELSAN’ın, dünyanın önde gelen prestijli etkinliklerinden Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı’na katılarak 6 teknoloji alanında 50’den fazla ürünü dünyadaki kullanıcılarla buluşturmak istediğini belirtti. ASELSAN Genel Müdürü, aviyonik sistemler, elektronik harp çözümleri, elektro-optik kameralar, radar sistemleri ve haberleşme teknolojilerinin bu ürünler arasında yer aldığını söyledi.
Bu ürünlerin havacılık ve uzay sektöründeki önemine dikkati çeken Akyol, “Bu teknolojiler, uçaklar, insansız hava araçları (İHA) ve diğer platformlara güç veriyor. Özellikle Aesa burun radarı ve ASELFLIR-500 elektro-optik kameramız gibi ürünlerle sektördeki iddiamızı ortaya koyuyoruz.” ifadesini kullandı.

“YATIRIMLARIMIZ ÜLKEMİZE STRATEJİK KATKI SAĞLARKEN ULUSLARARASI İŞBİRLİKLERİNİ DE ARTIRIYOR”
ASELSAN’ın yüksek teknoloji üretimiyle Türkiye’ye stratejik ve ekonomik katkı sağladığının altını çizen Akyol, “Bir kilogram başına 2 bin dolar ihracat yapabilen bir şirketiz. Yatırımlarımız ülkemize stratejik katkı sağlarken uluslararası işbirliklerini de artırıyor.” dedi.
Akyol, Türk devletinin, milletin ve şirketin hissedarlarının desteğiyle bu hedeflere doğru ilerlediklerini belirterek, ASELSAN’ın yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla savunma sanayisinde global ölçekteki hedeflerine ulaşmak için çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.
Ahmet Akyol, “Bugün itibarıyla ASELSAN, 2,5 milyar dolar yıllık gelire, 18 ülkede ofisi, fabrikası ve faaliyeti olan uluslararası konuma ve Türkiye’de 16 farklı yerde değişik iştirakiyle uluslararası şirkete dönüştü.” ifadesini kullandı.
Şirketin iştirakleriyle, yaklaşık 14 bin kişilik çalışan ailesiyle 2030 ve 2040 hedeflerini ortaya koyduğunu ve 2030 yılı için kapsamlı program hazırladıklarını söyleyen Akyol, şöyle devam etti:
“Şu anda içinde ürün ve teknoloji yol haritaları, daha yalın ve hızlı işleyiş, dijital dönüşüm, seri üretim kapsamında yapılacak ilave yetenekler ve bütün bunların kombine edildiği ve insana biraz daha fazla yatırım yapıldığı bir anlayışla 2030 programını uyguluyoruz. Bu programın amacı, ASELSAN’ı bulunduğu noktadan, şu an dünyanın 47. büyük savunma sanayi şirketi konumundayız, 7 yıl sonra dünyadaki ilk 30’un içine dahil edebilmek. Bunun da anahtarı, birinci önceliği, her şeyin üstünde gelen önceliğimiz ihracat. Bütün ekiplerimizle gece gündüz dünyanın dört bir yanında bu geliştirdiğimiz yetkinliklerin ihracatla buluşması için çalışıyoruz.”
Akyol, ASELSAN’ın geçen yıl 20 yeni ürünü ilk defa ihraç etme imkanı bulduğunu, bugün itibarıyla şirketin ürünlerinin ihraç edildiği ülke sayısının 88’e ulaştığı bilgisini verdi.
Geçen yıl 600 milyon dolarlık yeni ihracat sözleşmesi imzaladıklarını, bu yıl rakamı biraz daha yukarı çıkarmaya çalıştıklarını belirten Akyol, “ASELSAN’ın bütün ekiplerinin birinci önceliği, ihracat ve uluslararası işbirliği odaklı. (Önceliğimiz) Bu imkanlarımızı, sistemlerimizi büyütmek, geliştirmek ve 2030’da bulunduğumuz noktanın bir üst ligine ASELSAN’ı taşımak.” dedi.
“ASELSAN’IN FAALİYETLERİNİN ODAĞINDA YETİŞMİŞ GENÇ VE DİNAMIK İNSAN KAYNAĞI VAR”
Akyol, şirketin başarısının arkasındaki en önemli faktörlerden birinin “nitelikli insan kaynağı” olduğunu dile getirerek, ASELSAN’ın tüm faaliyetlerinin en önemli odak noktasında, yetişmiş genç ve dinamik insan kaynağı olduğunu ifade etti.
ASELSAN’ı diğer uluslararası firmalardan ayıran faktörlerden birinin, yüzde 63’ü mühendis ve 34 yaş ortalamasına sahip nitelikli kadroları olduğunu söyleyen Akyol, bugün itibarıyla şirketin kendi bünyesinde yaklaşık 11 bin çalışan olduğunu, 18 iştiraki dahil edildiğinde 14 bin kişilik kadroya sahip olduklarını dile getirdi.
ASELSAN Genel Müdürü Akyol, şunları kaydetti:
“Lise çağından, ASELSAN meslek liseleriyle gençliğimizi desteklemeye çalışıyoruz. Sonrasında staj programlarımız var. Her yıl binden fazla öğrencimizi gerek meslek lisesi gerek üniversite öğrencilerimizi staja alıp ASELSAN deneyimini erken yaşta kazandırmaya çalışıyoruz ve çok daha üzerine önemli düştüğümüz, aday mühendislik müessesimiz var. Bu sene 3. sınıfa indirdik. 3. ve 4. sınıftaki üniversite öğrencisi arkadaşlarımızı 3. sınıfta haftada bir gün, 4. sınıfta haftada 2 gün ASELSAN’da çalışır hale getiriyoruz. Onların erken yaşta bu deneyimi kazanması, hem okurken hem endüstride olanları deneyimlemesini istiyoruz. Sonrasında da ASELSAN’a başladıklarında gelişim durmasın, devam etsin amacıyla 4. nesil üniversite olan ASELSAN Akademi’yi tesis ettik. Çok seçkin üniversitelerimizin hocaları, çalışanlarımızı ASELSAN’da YÖK ile yaptığımız bir protokolle master ve doktora yaptırıyorlar. Dolayısıyla, liseden üniversiteye, üniversiteden ASELSAN’da çalışırken devamlı insan kaynağının kıymetinin geliştirildiği bir anlayışı taşıyoruz. Bir taraftan da seçim aşamasında da zaten oldukça zorlayıcı kriterlerle en nitelikli kadroları aramıza kazandırmaya çalışıyoruz.”
“ASELSAN, YURT DIŞINDA ÇALIŞAN TÜRK MÜHENDİSLERDEN DE YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR”
Akyol, şirketin yurt dışında çalışan Türk mühendislerden de yoğun ilgi gördüğünü vurgulayarak, “2023’te yurt dışından dönmek isteyen mühendis başvurularının, 2024’ün ilk 6 ayında geçen yılın 2 katına çıktığını görüyoruz. Bu, ASELSAN’ın küresel ölçekteki başarısının ve cazibesinin göstergesidir.” diye konuştu.
Etkinliğin konuğu Akyol, Türk savunma sanayisindeki gelişmelere ve milli projelerde gelinen son duruma ilişkin sunum yaptı.
Akyol, ASELSAN’ın hikayesinin, 1975’te Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından uygulanan haksız ambargolara cevap olarak başladığını belirtti.
Savunma sanayisindeki gelişmelerin, 2004’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde tarihi bir Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla büyük ivme kazandığını vurgulayan Akyol, sektörün bugün dünyada gururla izlenen seviyelere geldiğini söyledi.
Milletin tüm fertlerinin sektörü tam anlamıyla desteklediğine işaret eden Akyol, “Savunma sanayisinin kendi dinamikleri olduğunu belirtmek gerekiyor. Sivil piyasalarda, iyi bir ürün çıkardığınızda dünya genelindeki tüm müşterilere ulaşma şansınız var. Ancak askeri alımlarda sınırlı bir dünyaya yönelik çalıştığınızda, hitap ettiğiniz pazar sadece güvenlik güçlerini kapsıyor.” diye konuştu.
“SEKTÖRÜN AKADEMİSİ DİYEBİLECEĞİM BİR ŞİRKET”
Savunma sanayisindeki kültürün diğer hizmet ve üretim alanlarına da pozitif etkisi bulunduğunu dile getiren Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ASELSAN, Türkiye’de adeta bir okul niteliğinde olup, birçok yönetici ve girişimci yetiştirmiştir. Sektörün akademisi diyebileceğim bir şirkettir. Mesleki eğitimdeki öncü rolümüzü ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin (MTAL) başarılarıyla kanıtlıyoruz. Türkiye’de LGS sonuçlarına göre ilk kez yüzde 0,46’lık dilimden öğrenci alan ASELSAN MTAL ilk mezunlarını verdi. Savunma sanayimize güç katan lisemiz, Milli Teknoloji Hamlesi’nin parçası olacak başarılı gençlerin ilk tercihi arasında bulunuyor. Öğrencilerimizin YKS’de elde ettiği sonuçlar, ASELSAN MTAL’in başarısını kanıtlıyor.”
Akyol, ASELSAN olarak 3 bine yakın tedarikçileriyle savunma ekosistemlerini sürekli büyüttüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“ASELSAN büyüdükçe, ülkemizde etkin rol oynayabilecek girişimcilerimizi de büyütmeyi amaçlıyoruz. Girişimcilerimize başka yerde bulamayacakları imkanları sağlayarak, ileri teknoloji çıktılarının hem ASELSAN’ın hem de ülkemizin rekabet gücüne katkı sunmasını hedefliyoruz. ASELSAN çatısı altındaki Girişimcilik Merkezi’mizde öncelikle yenilikçilik yönü güçlü, teknoloji odaklı ve işbirliği potansiyeli yüksek girişimleri tespit etmeyi amaçlıyoruz. Bu destekler neticesinde start-up’larla birlikte ASELSAN’ın etki alanını genişletmeyi, işbirlikleriyle yeni ürün ve çözümlere ulaşmayı, know-how ve ticari kazanımlar elde etmeyi hedefliyoruz. ASELSAN’da spin-out ve spin-off projelerini desteklemek için program başlattık. Çalışmalarımız sayesinde güncel spin-out sayımız 57’ye ulaştı.”
“SAVUNMA SEKTÖRÜ ÇOK ÖNEMLİ”
GİV Genel Başkanı Mehmet Koç da savunma sanayisinin çok önemli bir sektör olduğunu vurguladı.
Ülkelerin savunma sanayisi bütçelerine ilişkin bilgi veren Koç, “Amerika’nın 2023 yılındaki savunma sanayisi bütçesi 900 milyar dolar, onu takip eden Çin’in ise 300 milyar dolar.” dedi.
Koç, Türkiye’nin 2023’te 15,8 milyar dolarlık bütçesiyle dünyada 22. sırada yer aldığını ifade ederek, “Ekonomilerle kıyasladığımızda, Türk savunma sanayisinin daha gidecek çok yolu olduğunu ve bu bütçenin 40-50 milyar dolarlara çıkabileceğini öngörebiliriz.” diye konuştu.
ASELSAN olarak denizin derinliklerinden uzayın derinliklerine kadar her alanda her platforma kritik sistemler geliştirdiklerini belirten Akyol, “Bir taraftan da sivil dünyaya da hizmet etmeye çalışıyoruz. 2023 çok önemli başarılarla geçti. 2024 yılına da milletimizin beklediği önemli projelerde güzel gelişmeler katederek girdik.” diye konuştu.

“ASELFLIR-500 RAKİPLERINE ORANLA YÜZDE 30 DAHA İYİ PERFORMANS GÖSTERİYOR”
Akyol, İHA kameralarına Kanada tarafından uygulanan ambargoları anımsatarak, “O dönem Savunma Sanayii Başkanlığımızın liderliğinde bir geliştirme projesi başlattık. Önce ambargoyu bertaraf edecek bir kamera yapmak daha da ötesinde dünyada bu alandaki en iyi kamerayı da yapabilmek üzere yola çıkmıştık. Geldiğimiz noktada İHA kameramız ASELFLIR-500’ü tamamladık. Artık operasyonel olarak Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımına da girdi.” ifadelerini kullandı.
ASELFLIR-500’ün rakiplerine oranla yüzde 30 daha iyi performans sergilediğine dikkati çeken Akyol, kameranın lazer işaretlemedeki başarısıyla da güdümlü mühimmatların daha hassas vuruş kabiliyeti kazanmasını sağlamış olduğunu vurguladı.
Akyol, “Bugün gururla şunu söyleyebiliriz; bu kamera artık gökyüzünün yıldızları SİHA’larımızın dünyadaki en nitelikli kamerası olarak hem Silahlı Kuvvetlerimizin hizmetine girmiş hem seri üretim safhasında önemli bir aşama katetmiş hem de artık dost ve müttefik ülkelere ihraç edilebilecek bir noktaya gelmiştir.” şeklinde konuştu.
Hava savunmada alçak, orta, yüksek irtifa olarak katmanlı bir mimari olduğunu belirten Akyol, Türkiye’nin yaptığı yatırımlarla artık uçtan uca katmanlı hava savunmayı tamamlama noktasına geldiğinin altını çizdi.
Akyol, ASELSAN’ın alçak irtifada KORKUT sistemi olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendisine yönelen dron, seyir füzesi ve benzeri tüm tehditleri parçacıklı mühimmatlarla önce tespit edip sonra onları engellemeye dayalı bir teknoloji. Bu envantere kazandırdığımız ve seri üretimini devam ettirdiğimiz bir sistem. Bunun bir üstünde HİSAR-A diye isimlendirdiğimiz bu sefer biraz daha irtifanın arttığı artık füzelerin devreye girdiği bir sistem var. Burada da Roketsan ile güzel bir işbirliğimiz var. Füzeleri onlar bize sağlıyorlar, biz de bütün sistemi bir araya getirerek alçak irtifalı HİSAR-A’yı tamamlayıp envantere kazandırdık.
Bir üstünde de HİSAR-O’muz var. Orta menzilde. Bunun da envantere kazandırıldığını ve seri üretime devam edildiğini söyleyebilirim. Şimdi de uzun menzilli hava savunma sistemimiz SİPER’i Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine kazandırıyoruz. Böylece çok alçak irtifadan yüksek irtifaya kadar katmanlı hava savunmasını 2024 yılında tamamlamış oluyoruz.”

“TÜRKIYE DÜNYADAKI SAYILI ÜLKELERDEN BIRI HALINE GELECEK”
Hava savunmasının mobilitesinin de önemli olduğunun altını çizen Akyol, bu anlamda hibrit hava savunma olarak adlandırdıkları GÜRZ sistemini de birkaç yıl içinde envantere kazandıracaklarını söyledi.
Akyol, “Böylece hem irtifa bazında bütün katmanları hem de fonksiyon bazında değişik fonksiyonları da envantere almış ve hava savunma alanında çözüm sağlayabilen dünyada belki 5-6 ülkeden biri haline gelmiş olacağımızı da söyleyebilirim.” dedi.
Bu yıl gemilerin muhasım denizaltıların çok uzak mesafelerden tespit edilmesini sağlayan düşük frekans aktif sonar DÜFAS’ı tamamladıklarını anımsatan Akyol, EYP ve mayın ile mücadele kapsamında da YENER sistemini bu sene tamamlayıp Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim ettiklerini anlattı.
kyol, TOLUN mühimmatını tamamladıklarını söyleyerek, “Aynı anda bir uçaktan 8 tane atılabilmesi, bir motoru olmadığı için çok maliyet etkin bir mühimmat olması ve motoru olmadığı halde süzülerek 100 kilometreden fazla bir menzile gidebilmesi üç tane stratejik konu olarak ön plana çıkıyor.” şeklinde konuştu.
Gelecek planlamaları ile ilgili bilgi veren Akyol, giderek artan dron tehditlerini engellemek için dronları radyo dalgası yayarak durdurabilen bir teknoloji üzerine çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.
ASELSAN’ın lazer silahı GÖKBERK’ten bahseden Akyol, lazerin kaynağını da yerli olarak geliştirdiklerini vurguladı. Akyol, otonominin, üzerinde çalıştıkları önemli başlıklardan olduğunu aktararak, “Deringöz isminde yeni bir ürün üzerine çalışıyoruz. Geçtiğimiz günlerde ilk dalışını yaptık. Yapay zeka destekli otonom sürüş algoritmalarına sahip. Denizin altına 600 metreye kadar dalabilen sonarları olan, su altında haberleşme ve su altında keşif gözetleme kabiliyetine sahip bir ürün.” diye konuştu.
ASELSAN’DAN 400 MILYON DOLARLIK YATIRIM
ASELSAN’ın Ankara’da 400 milyon dolarlık yeni bir yatırıma başladığının altını çizen Akyol, yatırımla beraber binin üzerinde ilave nitelikli istihdamı Türkiye’ye kazandıracaklarını anlattı.
“BÜTÜN ÇALIŞMALARDA YAPAY ZEKA ROBOTLARINI KULLANIR DURUMA GELDIK”
Ahmet Akyol, ASELSAN’ın geliştirdiği bütün ürünlerde ve sistemlerde yapay zeka fonksiyonunun mutlaka bir gereksinim olarak konulmasını iç işleyişlerine dahil ettiklerini belirterek, ürünlerde yapay zekayı etkin kullanmanın öncelikleri olduğunu söyledi.
Karar vericilerin yapay zeka destekli algoritmalarla işini kolaylaştırmak ve büyük veriyi işlemek üzere komuta kontrol sistemlerinde yapay zekayı etkin olarak kullandıklarını aktaran Akyol, “Gerek insansız kara, deniz araçlarında gerek otonominin olduğu diğer sistemlerde yapay zeka destekli algoritmalarla burada fark yaratmaya çalışıyoruz. ASELSAN içerisindeki bütün çalışmalarda yapay zeka robotlarını kullanır duruma geldik. Bunu içerideki süreçlerimizde adım adım yaygınlaştırıyoruz.” dedi.
Akyol, çip teknolojisinin çok kritik olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Çip teknolojisinin askeri ve sivil boyutu var. Bizim açımızdan askeri boyutunda bağımsızlık stratejik öncelik. Bu amaçla Bilkent Üniversitesi ile ortak bir şirketimiz var. Yine ASELSAN’ın İstanbul’da MKR-IC ve TÜYAR isimli iki ayrı çipe odaklanmış alt şirketi var. Bu üç alt şirketle ve kendi bünyemizdeki çip tasarım ekiplerimizle buraya önemli miktarda kaynak ve yatırım yapıyoruz. Özellikle radar ve elektronik harpte kullanılan son derece stratejik olan galyum nitratta, transistör seviyesinde millileştirmeyi tamamladık.
Bir radarda yaklaşık 1000’den fazla çip bulunuyor. Bu çipleri kendimiz tasarlıyoruz. 2024 itibarıyla bu çipleri Ankara’da seri üretebilme imkanına kavuştuk. Alt transistörlerini Bilkent Üniversitesi ile ortak şirketimizde, üstündeki çip seviyesi üretimleri de ASELSAN’da çoklu adetlerde yapabilecek duruma geldik. Binlerce çipi seri ürettiğimizi söyleyebilirim. Bu, askeri alandaki bağımsızlığımız açısından önemli.”
“TÜRKİYE’NİN İHRACAT BAŞARISINA ÖNEMLİ BİR KATKI SUNUYORUZ”
Akyol, kuantum alanında da bir dizi proje yürüttüklerini ifade ederek, kuantumun bir taraftan radar, lidar boyutuna, diğer taraftan da kuantum anahtar dağıtım sistemleri, kuantum kriptoloji konusuna yatırım yaptıklarını söyledi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ile kurdukları KUANTAL laboratuvarına değinen Akyol, “Gebze Teknik Üniversitesi ile de kuantum alanında işbirliğimiz var. Normalde radar sinyalini göndererek radarda tespit imkanı varken, kuantum foton kaynaklarıyla bir radar yapılabilmesi bir teori şu anda. Teori aşamasındayken biz buna yatırım yapıyoruz. Bunu çok erken safhada Türkiye’ye kazandırmak istiyoruz. Başarılı aşamalar sağlandı ama bu uzun bir yolculuk.” diye konuştu.
Akyol, güvenli haberleşmede kuantum sistemleri çıktığında kuantum anahtar dağıtımının önemli bir konu haline geleceğine işaret ederek, “Konvansiyonel sistemlerin yaptığı kriptolojinin kuantum bilgisayarlarıyla bertaraf edilmesi çok kolay. Dolayısıyla burada kuantuma dayanıklı algoritmalar, kriptoloji önemli bir konu haline geliyor.” dedi.
Yurt dışından bilim adamlarının, çalışanların Türkiye’ye dönüşü için “Next Big Move to Türkiye” programları olduğuna değinen Akyol, “Her yıl çağrılara çıkıyoruz. 2023 yılında 27 arkadaşımızı ASELSAN’a döndürdük. Türk milletine gurur veren, Türk devletine güç veren ve mühendislerimize heyecan veren bu çalışmalara arkadaşlarımız katılmaktan gurur duyuyorlar.” ifadesini kullandı.
“ÜRÜN IHRAÇ ETTIĞIMIZ ÜLKE SAYISINI 86’YA ÇIKARDIK”
Akyol, 2023’te yeni ihracat sözleşmeleri açısından kendi iç rekorlarını kırdıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2023’te 601 milyon dolarlık yeni ihracat sözleşmesini, 30 farklı ülkeyle imzalamış olduk. İlk defa geçen yıl 16 yeni ürünü ihraç etme başarısına ulaştık. Ürün ihraç ettiğimiz ülke sayısını 86’ya çıkardık. ASELSAN’ın bu yıl yeni ihracat sözleşmeleri açısından 1 milyar dolara yaklaşma hedefi var. Sözleşmelerin hacimleri artırıyor ve dolayısıyla ihracat tutarı da artacak. Türkiye’nin ihracat başarısına önemli bir katkı sunuyoruz. Doğrudan satışları artırmak için de ekiplerimiz dünyanın dört bir yanında.
16 noktada dünyanın çeşitli yerlerinde ofislerimiz var. Geçen yıl Şili’de büyük rakiplere karşı tank modernizasyon ihalesi kazandık. Şili’deki ofisimizi açacağız. Yeni ofisler planladık. Yeni ofislerle ilgili önümüzdeki dönem Özbekistan, Umman var, Endonezya, Nijerya gelebilir. NATO’ya ihracat için de özel birim kurduk. Bu, yüksek standartta ihracat yapabilme kabiliyetinizi gösteriyor. Bütün NATO unsurlarıyla çalışıyoruz ve burada da önemli bir gelişmeyi bekliyoruz.”
“Sağlıkta, kent güvenliğinde, sivil güvenlik alanında, enerjide ve ulaşımda ürünlerimiz var”
Ahmet Akyol, Körfez ülkelerinin, coğrafi ve kültürel yakınlık ile pazar büyüklüğü açısından stratejik öncelikleri arasında olduğunu aktararak, ASELSAN’ın Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve diğer bölge ülkelerinde geçmiş dönemde başarılı çalışmalarının olduğunu hatırlattı.
Körfezdeki ofisleri tekrar canlandırdıklarını ve olmayanları eklediklerini anlatan Akyol, “Temaslar, toplantılar adım adım devam ediyor ve sözleşmeler yavaş yavaş başladı. Geçtiğimiz aylarda Abu Dabi ofisimizi açtık. Katar’da 30’dan fazla çalışanımız var. Suudi Arabistan’da zaten ofisimiz vardı, biraz büyüttük. Belki Umman’ı ekleyeceğiz yakında. Ürdün’de fabrikamız var.” diye konuştu.
Akyol, askeri teknolojilerdeki yetkinliklerinin sivil alanlara da aktarılmasının ASELSAN’ın temel misyonlarından biri olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu hem Türkiye’deki kritik alanlarda millileşmeyi sağlayacağı gibi ASELSAN’ın büyümesine de ciddi katkı sağlayacak bir alan. Sağlıkta, kent güvenliğinde, sivil güvenlik alanında, enerjide ve ulaşımda ürünlerimiz var. Yeni çıkardığımız mobil röntgen cihazını Hacettepe Üniversitesi’nde envantere aldık. Bu alanda geçtiğimiz dönemde ventilatörler üretmiştik, 6 binden fazla satışı oldu. Ani kalp durmalarına karşı müdahale cihazını ürettik, satışı 10 bin 500’ü geçti, ihracatı da oluyor. Sağlık alanında önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyoruz.
Bir başka alan ise ulaşım. İstanbul’da bizim mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 100 milli sinyalizasyon sistemi kullanılıyor. Bir taraftan metro sinyalizasyon yaparken bir taraftan da Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının tren setlerini akıllı hale getirip bu sinyalizasyonla birleştiriyoruz. COBALT isimli yazılımımızla da bu sistemi uçtan uca yönetiyoruz. Kendi sinyalizasyon sistemimizi yapabilen dünyada 5 ülkeden 1’i olduk.”

“İSTANBUL’DA BU YIL ASELSAN GIRIŞIMCILIK MERKEZI’NI AÇACAĞIZ”
Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde yaklaşık 200 bin kameralık bir kent güvenlik sistemlerinin kullanımda olduğunu dile getiren Akyol, “Jandarmamız ve emniyetimiz bunu kullanıyor. Sadece kamera değil, bunun arkasındaki bütün görüntü işleme algoritmaları, yapay zeka destekli sistemler, analizler, uçtan uca büyük verinin entegrasyonu dahil kullanılıyor. Bunu biraz daha uca yaymak için polis ve jandarmamızın yaka kameralarını da yaptık. Görev sahalarında bunu yaygınlaştırıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığına bu alanda bize yol açtıkları için teşekkür etmek isterim.” ifadelerini kullandı.
Akyol, ASELSAN’ın her yıl etrafındaki ekosistemle birlikte büyüdüğünü belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu ekosistemde bugün itibarıyla 3 bin 400 yerli paydaş bulunuyor. Girişimciliği çok kritik görüyoruz. İstanbul’da bu yıl ASELSAN Girişimcilik Merkezi’ni açacağız. Çalışmalarımız bitmek üzere. Sadece mevcut tedarik ekosistemindeki firmalara değil, bizim bir ihtiyacımız olduğunda bunu bir girişim üzerinden yapmayı bir model olarak tasarladık. Türkiye’nin değişik yerlerinde 17 alt iştirakimiz var.
ASELSAN’ın Konya’da silah ve uzak komuta silah sistemleri üzerine devasa bir tesisi var. Sivas’ta optik tesisimiz var. Bu sene de Malatya’yı açtık, içinin kurulumu yapılıyor, nisan, mayıs ayında üretim başlayacak. Adıyaman’da TUSAŞ, ASELSAN, Roketsan bir araya gelerek konnektör kablo alanında bir fabrikayı tesis ediyoruz. Bir taraftan Anadolu’daki ekosisteme can vermek, bir taraftan yüksek teknolojide odaklanma sağlamak, bazen de ticari olarak bir alanın daha özel geliştirilmesini sağlamak gibi yurt içinde ve zaman zaman yurt dışında iştirak çalışmalarımız var.”
Şirketin yıllık cirosu geçen yıl 2022’ye kıyasla yüzde 10 büyüyerek 73,6 milyar liraya ulaştı. ASELSAN’ın brüt karı, aynı dönemde yüzde 13 artarken Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Karı (FAVÖK) yüzde 14 artış göstererek 16 milyar liraya yükseldi.
FAVÖK marjı yüzde 22 olarak gerçekleşen ASELSAN’ın geçen yıl net karı 7,4 milyar lira oldu. Şirketin öz kaynaklarının aktife oranı da yüzde 59 olarak açıklandı.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Türkiye Yüzyılı’nın simgesi olan 2023’e damga vurduklarını belirtti.
Akyol, şunları kaydetti:
“ASELSAN olarak, 2023 yılını en başarılı şekilde tamamlayan kurumlardan biri olduk. Türkiye’ye ve ordumuza birçok yeni ve kritik teknolojiyi kazandırdık. CENK, AKREP ve ALPER radarları, YENER Mayın Tespit Sistemi, ASELFLIR-400 Kamerası, Gözde Güdüm Kiti, Gökdeniz Hava Savunma Sistemi, ODAKAN kamera ailesi 2023’te ilk defa envantere giren ürünlerimizin sadece bir kısmıdır. Oyun değiştirici bir rol oynayacağını düşündüğümüz birçok üründe de son aşamaya geldik. Dünyanın en iyi kamerası ASELFLIR-500, ülkemizin ilk uzun menzilli hava savunma sistemi SİPER, ilk ufuk ötesi sonarımız DÜFAS, ilk AESA uçak burun radarımız, güdümlü mühimmatımız TOLUN, otonom sualtı aracımız DERİNGÖZ gibi ürünlerimizde de 2023, çok önemli mesafeler katettiğimiz, başarılar elde ettiğimiz bir yıl oldu.
Bu ürünlerin birçoğunda test aşamalarını başarıyla tamamladık, bazılarında seri üretim aşamasına geçtik. ASELSAN olarak ülkemiz için var gücümüzle çalışmaya, teknoloji üretmeye ve hep daha ileriye gitmek için gayret göstermeye devam ediyoruz. 2023 yılında aldığımız 5 milyar dolarlık sipariş ile şirketimizin 2023 sonunda bakiye siparişleri, tarihi rekor seviye olan 11 milyar dolara ulaştı. 4 ülkeye ilk defa ihracat yaptık. 20’den fazla ürünü ilk defa ihraç ettik. Özellikle dünyanın diğer ucunda, Şili’de kazandığımız tank modernizasyon ihalesi ile ASELSAN’ın bu alandaki yetkinliğini kanıtlamış olduk.”
“2023 YILINDA, 601 MILYON DOLARLIK YENI IHRACAT SÖZLEŞMESI IMZALADIK”
Geçen yıl, 601 milyon dolarlık yeni ihracat sözleşmesi imzalayarak tarihi bir başarıya ulaştıklarını aktaran Akyol, Türkiye’nin gurur kaynağı olan ve yurt dışına da ihraç edilen birçok platformu ASELSAN teknolojileriyle donattıklarını ifade etti.
Akyol, “Bu teknolojilerle, ATAK, HÜRKUŞ, Bayraktar TB2, Anka, MİLGEM, Ejder Yalçın, Kirpi gibi marka platformlarımızın gücüne güç katıyoruz. 2023 yılında, dünyanın en büyük savunma sanayi şirketleri arasında 47. sıraya yükseldik.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin en çok AR-GE harcaması yapan şirketleri arasında başı çektiklerini dile getiren Akyol, 2023 yılında çalışan sayısının, büyük çoğunluğu mühendis olmak üzere, 10 bin 500’ü geçmesinin de ASELSAN’ın geldiği seviyeyi gösteren bir başka gelişme olduğunu kaydetti.
ASELSAN’ın, yüksek teknolojiyi geliştirmek ve üretmek için yatırımlarını da sürekli artırdığını belirten Akyol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Geçtiğimiz yıl, İleri Malzeme Tesisi, Güdüm Kiti Entegrasyon ve Üretim Tesisi ile Elektronik Harp Üretim ve Entegrasyon Tesisi faaliyete geçti.
FLIR kamera sistemleri, hava savunma sistemleri, mikroelektronik ve AESA radar alanları için de 4 önemli ve büyük yatırımı daha başlatmış durumdayız. Başarılarımız, bizi Türkiye Yüzyılı’nda daha fazlasını yapma yönünde motive ediyor. Güven veren teknolojilerle yaklaşık yarım asırdır ülkemize hizmet etmeyi başardık. Geliştireceğimiz teknolojilerle, Türkiye Yüzyılı’nın en önemli aktörlerinden, Milli Teknoloji Hamlemizin de en değerli paydaşlarından biri olmayı sürdüreceğiz. 2024 yılında da alanında en iyi ürünleri yapacak, dünyaya ilkleri sunacak ve ihracat odaklı büyüme stratejisini sürdüreceğiz.”
Hava savunmanın en alçak irtifa, alçak irtifa, orta ve yüksek irtifa şeklinde katmanlı bir yapı olduğunu söyleyen Akyol, mühimmatı parçacıklı KORKUT sisteminin çok yakın hava savunmasında önemli olduğunu kaydetti.
Bu sistemin TSK’ya önemli sayıda teslimatını yaptıklarına dikkati çeken Akyol, “İhracatıyla birçok ülke ilgileniyor. Türkiye artık bunları kendi imkanlarıyla üretiyor, kullanıyor ve harekatta da olumlu sonuçlar alıyoruz. İçindeki akıllı mühimmatına kadar, ASELSAN paydaş kuruluşlarıyla üretebiliyor.” dedi.
”HAVA SAVUNMADA ÖNEMLİ GELİŞMELERİN YAŞANDIĞI BİR YIL OLACAK”
Tam bağımsız savunma sanayii için çalıştıklarını ifade eden Akyol, bunun için kritik bileşenlerden olan radarda olağanüstü performans ve başarı sağladıklarını bildirdi.
Ahmet Akyol, hava savunma sistemleri için geliştirdikleri radarlarla, Türkiye’nin üzerinden geçen Alper Gezeravcı’nın vardığı ISS’nin tespit edildiğini belirtti.
SİPER’in bu yıl envantere gireceği bilgisini veren Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü:
“SİPER ile uzun menzil yüksek irtifa hava savunmayı da envantere kazandırmayı sağlamış olacağız. ASELSAN, TÜBİTAK, ROKETSAN ve binlerce KOBİ’nin katkıları ile Türkiye bu seviyeye geldi. Devletimizin liderliğinde uçtan uca hava savunma katmanını 2024’te tamamlamış olacağız. SİPER Blok-2 ve SİPER Blok-3 var. Hibrit hava savunma dediğimiz GÜRZ sistemimiz var. Onda da önemli aşamaları geçtik. Bir platform üzerinden hem parçacıklı mühimmat atabilme hem kısa mesafe önleyebilen füzeler atabilme gibi değişik senaryolarda aynı anda angajman yapabilme gibi birkaç yeteneği bir arada bulunduran bir sistem. Bu anlayışla hava savunmada da önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olacağını söyleyebilirim.”
“HİSAR-O VE HİSAR-O+ DA ENVANTERE GİRDİ”
HİSAR-A ve HİSAR-A+’nın envantere girdiğinin altını çizen Akyol, şöyle konuştu:
“Bir üst katmanındaki HİSAR-O ve HİSAR-O+ da envantere girdi. Bazı geliştirmelerle menzili biraz daha uzatmak üzere paydaş kuruluşumuz ROKETSAN ile çalışıyoruz. Hava savunma, arayıcı başlıklarından, bu başlığın yapımındaki tozdan başlayarak malzemesine kadar yerlileştirdiğimiz bir alan. Bugün Türkiye’nin karşılaştığı zaman zaman haksız ambargolar artık bizi toz metalinden başlayacak seviyede yerlileştirmeye götürmüş durumda. Hava savunma, arayıcı başlıklardan haberleşme sistemlerine, radarlarından elektro optik sistemlerine, komuta kontrolünden navigasyonuna, dost düşman tanıma sistemlerinden atış kontrol algoritmaları komuta kontrol sistemlerine kadar tüm teknolojileri tek platformda buluşturduğumuz büyük bir sistem.”
Akyol, 2023’te ASELSAN olarak 20’ye yakın yeni ürün çıkardıklarını dile getirdi.
Geçen yıl Türkiye’nin ilk insansız deniz aracı MARLİN’in Türkiye’nin envanterine girdiğini hatırlatan Akyol, kara ve denizde olduğu gibi denizaltında da insansız sistemlere yöneldiklerini kaydetti.
İnsansız denizaltı aracı DERİNGÖZ’ün bir kamu kurumunun su altı faaliyetleri için kullanıma sunulmak üzere son çalışmalarının yapıldığını vurgulayan Akyol, “Su altında DERİNGÖZ, su üstünde MARLİN, karada da TUNGA ve ERTUNGA gibi ürünleri 2023’te önemli aşamaya getirdik, hatta bazılarının ihracatını yaptık. 2024’te de insansız yeni ürünler ve yeni ihracat çalışmalarına odaklanacağız.” diye konuştu.
ASELSAN’ın insansız araçlara kattığı çok sayıda hareket konseptinin olduğuna dikkati çeken Akyol, su altındaki sensörlerden radarlara, elektro optik sistemlerden haberleşme sistemlerine kadar birçok fonksiyonu insansız sistemlere katma yeteneklerinin bulunduğunu dile getirdi.
“YÜKSEK HIZLI AĞIRLIK ÖLÇÜM SİSTEMİ GELİŞTİRDİK”
Savunma sanayii teknolojilerini sivile aktarmak için de çalıştıklarına değinen Akyol, metro ve TCDD Taşımacılık’ta geliştirdikleri yerli ve milli sinyalizasyon sistemlerinin kullanılmaya başlandığını anımsattı.
Ulaştırma sektöründe de çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Akyol, sözlerini, “Yük taşıyan araçları, 120 kilometre hıza kadar durdurmadan ağırlıklarını ölçebilecek, boyutlarını, aks başına düşen ağırlık miktarını ölçebilecek, plakasını anlık tanıyabilecek ve bütün bunları trafiği durdurmadan yapabilecek yüksek hızlı ağırlık ölçüm sistemini geliştirdik. Bu sistemin ihracatını dost bir ülkeye yaptık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına milli teknolojilere sahip çıktığı için teşekkür ediyorum.” diye tamamladı.
]]>Akyol, “Türkiye’nin 2023 savunma ihracatında kg başına ihracat miktarı 65 dolar. ASELSAN için 2023’te kg başına ihracat ise ASELSAN 2.000 doları aşmış durumda” bilgilerini paylaştı.
ŞİLİ’YE TANK MODERNİZASYONU
Akyol, ASELSAN’ın Şili’de çok yüksek miktarlı bir tank modernizasyon projesi imzaladığını ve Şili’nin Alman Leopard tanklarını ASELSAN’ın modernize edeceğini açıkladı.
Akyol, “Dünyanın bir diğer ucu olan Güney Amerika’da, Şili’de çok yüksek miktarlı bir tank modernizasyon projesini imzaladık. Şili’nin Alman Leopard tanklarını ASELSAN modernize ediyor. Burada yeni gelişmelerle bunu büyütmeyi de planlıyoruz.” dedi.
Ahmet Akyol, aynı zamanda Uzak Doğu’da Filipinler’e hava savunma sistemi ihracatı sözleşmesi de imzalandığını belirtti.
ASELSAN’IN KÜRESEL VARLIĞI
ASELSAN’ın şu anda 14 farklı ülkede fabrikası, tasarım merkezi ve ofisi bulunduğunu söyleyen Akyol, bu yıl 4 yeni ülkeye daha ihracat yaptıklarını ve ASELSAN’ın ihracat yaptığı ülke sayısını 86’ya yükselttiklerini ifade etti. Ayrıca 21 ürünü de ilk defa ihraç ettiklerini belirtti.
ROMANYA İLE YENİ SÖZLEŞMELER
Akyol, Romanya ile hafta içinde çok önemli konukları olacağını ve bazı sözleşmeler imzalayacaklarını söyledi.
AKKOR VE PULAT AKTİF KORUMA SİSTEMLERİ
Füze atışlarına karşı geliştirilen AKKOR ve PULAT aktif koruma sistemlerinin ilk 2 ALTAY tankına takıldığını ve dünyada bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az ülkede olan bir teknolojiye sahip olduklarını vurgulayan Akyol, modernizasyonda da bu sistemleri kullandıklarını söyledi.
3 TANK EKOLÜ DE TAMAM
Dünyada 3 tank ekolü olduğunu (Alman, Rus ve Amerikan) ve ASELSAN olarak tamamını modernize edecek kabiliyete ulaştıklarını ifade eden Akyol, bundan sonraki hedeflerinin insansız kule ve daha yetkin kendini koruma sistemleri olacağını açıkladı.
KANADA AMBARGOSUNUN KALDIRILMASI
Kanada’nın haksız ambargosundan sonra CATS’i geliştirdiklerini ve bugüne kadar ihracatı yapılan ülke sayısının 10’u aştığını belirten Akyol, teslim edilen CATS kamera sayısının 178’i geçmiş durumda olduğunu söyledi.
KANADA’YA KAMERA MESAJI
ASELFLIR-500’ün her kanalda muadillerinden %20-30 daha iyi performans gösterdiğini ve lazer işaretleme menzili açısından çok hassas bir kabiliyete ulaştığını vurgulayan Akyol, sistemin seri üretime girdiğini ve yakında ilk kullanıcılarına ulaşacağını ifade etti.
ASELSAN Genel Müdürü Akyol, “ASELFLIR-500, her kanalda muadillerinden %20-30 daha iyi performansta olduğu artık bütün kullanıcılarımızca kabul edilmiş durumda. Lazer işaretleme menzili açısından gerçekten çok hassas bir kabiliyete ulaştı. Daha uzaktan ve daha hassas hedefleme imkanına kavuştuk. Seri üretime girdi ve yakında fabrikadan ilk kullanıcılarına ulaşmış olacak. Ambargoya gelecek olursak: Kanada’nın NATO müttefikimiz olarak ambargoyu kaldırmış olması iyi bir adım. Ama bugüne kadar bu ambargoyu koyarak bize bu teknolojiyi kazandırdığı için mutlu ve keyifliyiz. Bundan sonra şunu söyleyeyim: Bizim kameramız daha iyidir. Kanada başta olmak üzere herkese hizmet vermeye hazırdır. Geldiğimiz seviye budur.” şeklinde konuştu.
ASELFLIR-600 GELİYOR
ASELFLIR-600’ün de bu yıl uçurulacağını ve daha yüksek bir teknoloji olan TOYGUN’un da Türk güvenlik güçlerine kazandırılacağını açıklayan Akyol, kamera yapan ekibin 3 yıldır hiç cumartesi veya pazar görmeden çalıştığını ve arkasında çok büyük bir fedakarlık ve mühendislik olduğunu söyledi.
Akyol şöyle devam etti:
“Bunun daha da iyisi olan ASELFLIR-600 de geliyor. Bu yıl ASELFLIR-600’ü de uçuracağız. Sonra TOYGUN diye adlandırdığımız KIZILELMA, ANKA-3 ve KAAN’ın hizmetine girecek daha yüksek bir teknolojiyi Türk güvenlik güçlerine kazandırmak için çalışıyoruz. Kamera yapan ekibimiz 3 yıldır hiç cumartesi veya Pazar görmediler. Her gece beraber çalışmaya devam ettiler. Bugün de öyle. Arkadaşlarımız evinden ve çocuklarından dahi uzakta kalarak çalışmaya devam ediyorlar. Arkasında çok büyük bir fedakarlık ve mühendislik var.”
RADARLAR
Yakında radarla ilgili güzel haberlerin olacağını ve önümüzdeki günlerde paylaşılacağını belirten Akyol, KORKUT hava savunma sisteminin Türk Ordusu tarafından başarıyla kullanıldığını ve müttefik ülkelerle ihracatının da görüşüldüğünü söyledi.
HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ
Akyol, “KORKUT hava savunma sistemi Türk Ordusu tarafından başarıyla kullanılıyor. Olumlu bildirimlerini aldık. Müttefik ülkelerle ihracatı da görüşülüyor. İmzalanan sözleşmeler ve çalışmalar var.” ifadelerini kullandı.
Akyol, HİSAR-O+ füzesinin menzilini uzatmak için ROKETSAN ile birlikte çalıştıklarını söyledi. Sistemin seri üretimde olduğunu ve yüksek irtifa performansını da geliştirmeye çalıştıklarını belirten Akyol, “HİSAR-O+ ile füzenin menzilini biraz daha uzatmak üzere ROKETSAN ile çalışıyoruz. Sistem yine seri üretimde. Yüksek irtifayı da biraz daha geliştirmeye çalışıyoruz.” dedi.
SİPER TESLİMATI
SİPER hava savunma sisteminin radar performansının çok etkileyici olduğunu ve geliştirilen füzenin de önemli bir etkinlik sağladığını vurgulayan Akyol, arayıcı başlığının da fark yarattığını söyledi.
Sistemin kabul testlerinin devam ettiğini ve 2024’ün ilk yarısında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edileceğini açıklayan Akyol, SİPER’in Blok-2 ve Blok-3 versiyonlarının da geliştirileceğini ve radarlara da iyileştirmeler yapılacağını belirtti.
HİBRİT HAVA SAVUNMA SİSTEMİ
Akyol, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda SSB ile birlikte hibrit hava savunma sistemi geliştirmeye başladıklarını da açıklayarak, sistemin mobilite ve birden fazla önleyiciyi tek bir platformda buluşturacağını, radarlarının çok hassas olduğunu ve aynı anda parçacıklı mühimmat da atabileceğini ve elektronik harp sistemlerine sahip olduğunu söyledi.
Akyol, hibrit hava savunma sisteminin 2-3 yıl içinde Türk güvenlik güçlerine kazandırılacağını ifade etti.