Darbecilere karşı koyarken bacağından ve vücudunun çeşitli yerlerinden vurulan, karaciğeri hasar gören, parmağı kopan, dalağı delinen, kaburgaları kırılan Ala, darbe girişimine karşı gösterdiği yararlılık dolayısıyla Devlet Övünç Madalyası ile taltif edildi.

Darbe girişimi sonrasında tuğgeneralliğe terfi eden, daha sonra Milli Savunma Bakanlığı ASAL Genel Müdürlüğüne atanan Ala, tümgeneral rütbesiyle Samsun Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığının yanı sıra Garnizon Komutanı olarak görevini sürdürüyor.
Davut Ala, AA muhabirine, 15 Temmuz’da televizyonda tankların havalimanına gittiğini görünce darbe girişiminde bulunulduğunu anladığını, eşi ile bir oğlunun Yalova’da olduğunu, diğer oğlunu evde yalnız bırakarak Zeytinburnu Kaymakamlığına gittiğini söyledi.

Bu sırada kalkışmada şehit düşen silah arkadaşı Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk’ü aradığını, onun da karargaha gitmek için araç istediğini öğrendiğini dile getiren Ala, ancak darbecilerin aracı göndermediğini aktardı.
Bunun üzerine eve gidip tabancasını aldığını ve polis arabasıyla kışlaya doğru yola çıktığını belirten Ala, şöyle devam etti:
“Rahmetli Sait Albay aradı, ‘Vali yardımcımız arabayı gönderdi, ben kışlama gidiyorum.’ dedim. ‘Beni de kışlama bırakır mısın?’ dedi. Yollarda askeri araçları görüyoruz. İnsanları ezmişler, ayaklar, bacaklar kopmuş. Bazıları askerleri dövüyor. Askeri araca müdahale edeceğiz ama siviliz, halk ters tepki verdi. Ondan sonra kışlamıza gittik. Bunlar başarısız olacağını anlayınca tanklar geri dönmeye başlamışlar ama pes etmemişler daha. Yanımıza asker aldık. Ambulans geliyor, durdurmaya çalıştık, durmadı. Havaya ateş edince durdular. ‘Nereye gidiyorsun?’ dedim. ‘Arkada yaralı var, hastaneye götürüyoruz.’ dediler. Ambulansın kapısını açtım, beraber çalıştığımız istihbaratçı yüzbaşı ve akademide okuyan iki kurmay yüzbaşı, hain. A Haber baskınında vurulmuşlar. Onları indirdik ve derdest edip polis ekibine teslim ettik.”

Ala, 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında darbecilerle girilen çatışmada Kurmay Albay Ertürk ile polis memuru Serdar Gökbayrak’ın şehit olduğunu, birçok asker ve polisin de yaralandığını anlattı.
Ertürk’e, “Komutanım” diye bağırdığını ancak sesinin çıkmadığını gözyaşlarıyla anlatan Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şehit olmuş. Ondan sonra bize de mermi atmaya başladılar. Biz de onlara karşılık verdik. Silah tutukluk yapıyor sandım. Yanımdaki uzman çavuş, ‘Komutanım, silah tutukluk yapmamış, parmağınıza bakın.’ dedi. Baktım, tetiği tutan parmak yok, onun için ateş edemiyorum. Bu arada polis memuru arkadaşı vurdular. Onu kurtarmaya giderken bir mermi daha yedim. Bize haince ateş ettiler. Helikopterin yanına düştüm. Kalbin yaklaşık 1,5 santim altından bir daha vuruldum. Ciğer acısı ve kan kokusu var ya, işte orada o olayı yaşadım. ‘Öleceğiz’ dedik, başka çaresi yok, her tarafımızdan vurulmuşuz. Sonra arkadaşlarımızı aradım. ‘Çocuklarımı önce Allah’a, sonra sizlere emanet ediyorum.’ dedim. Kelimeişehadet getirdim, başım dönmeye başladı. Ciğer acısıyla kan kokusu daha da şiddetlendi. Bayılmışım. Gözlerimi hastanede açtım. Beni oradan götürürken bazı FETÖ’cüler kaburgalarıma tekme atmış, kırmışlar. Orada bir de eziyet etmişler. Hastanede yoğun bakım odasına almışlar. Yoğun bakım odasında yine eziyet görmüşüz.”

‘CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ÇIKTI, ‘EY MİLLET GÖREV SİZİN’ DEDİ
Ala, yaklaşık 2 ay hastanede tedavi gördüğünü, ilk müdahalede bulunan doktor sayesinde hayatta kaldığını vurgulayarak, hastanede bulunduğu sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonla aradığını ve birkaç dakika konuştuklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gece 02.00’de aramasının hayatında yaşadığı en önemli olay olduğunu belirten Ala, “Bu, vefanın göstergesidir. Askerlikte şöyle bir deyim vardır, ‘Eğer komutan taşın arkasına saklanırsa ordusu dağın arkasına saklanır.’ O günkü başkomutan kim? Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Taşın arkasına saklanmadı. Çıktı televizyondan, ‘Ey milletim görev sizin.’ dedi. Ordu kimdi o gün? Millet. Onlar da dışarıya çıktı. Düşmana gerekli cevabı verdi. Ondan sonra da iyileştik elhamdülillah.” ifadelerini kullandı.

15 TEMMUZ’U UNUTTURMAMAMIZ LAZIM’
Ala, ilk ateş edildiğinde cebindeki cep telefonunun parçalandığını, cüzdanının hasar aldığını, bu sayede ayakta kaldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“O gece söylenecek sözler 251 şehit ve 2 bin 193 gazi tarafından yeterince söylendi. Yüce Allah bir daha böyle bir olayı bu millete yaşatmasın. Yaşatacakları da perişan etsin. 15 Temmuz’u unutturmamamız lazım. Gençlerimize unutturmamak için bunun gerçek bir ölüm kalım, yaşam meselesi olduğunu anlatmamız lazım. Tarih tekerrürden ibarettir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başkomutanımıza ve silah arkadaşlarına, onun nezdinde bu ülke için terini dahi dökmüş tüm insanlara, şehitlerimize, gazilerimize Rabb’imden rahmet diliyorum. Hayatta kalanlara da yüce Allah’ım sağlık, sıhhat ve huzur versin.”
]]>Darbecilere karşı koyarken bacağından ve vücudunun çeşitli yerlerinden vurulan, karaciğeri hasar gören, parmağı kopan, dalağı delinen, kaburgaları kırılan Ala, darbe girişimine karşı gösterdiği yararlılık dolayısıyla Devlet Övünç Madalyası ile taltif edildi.
Darbe girişimi sonrasında tuğgeneralliğe terfi eden, daha sonra Milli Savunma Bakanlığı ASAL Genel Müdürlüğüne atanan Ala, tümgeneral rütbesiyle Samsun Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığının yanı sıra Garnizon Komutanı olarak görevini sürdürüyor.
Davut Ala, AA muhabirine, 15 Temmuz’da televizyonda tankların havalimanına gittiğini görünce darbe girişiminde bulunulduğunu anladığını, eşi ile bir oğlunun Yalova’da olduğunu, diğer oğlunu evde yalnız bırakarak Zeytinburnu Kaymakamlığına gittiğini söyledi.
Bu sırada kalkışmada şehit düşen silah arkadaşı Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk’ü aradığını, onun da karargaha gitmek için araç istediğini öğrendiğini dile getiren Ala, ancak darbecilerin aracı göndermediğini aktardı.
Bunun üzerine eve gidip tabancasını aldığını ve polis arabasıyla kışlaya doğru yola çıktığını belirten Ala, şöyle devam etti:
“Rahmetli Sait Albay aradı, ‘Vali yardımcımız arabayı gönderdi, ben kışlama gidiyorum.’ dedim. ‘Beni de kışlama bırakır mısın?’ dedi. Yollarda askeri araçları görüyoruz. İnsanları ezmişler, ayaklar, bacaklar kopmuş. Bazıları askerleri dövüyor. Askeri araca müdahale edeceğiz ama siviliz, halk ters tepki verdi. Ondan sonra kışlamıza gittik. Bunlar başarısız olacağını anlayınca tanklar geri dönmeye başlamışlar ama pes etmemişler daha. Yanımıza asker aldık. Ambulans geliyor, durdurmaya çalıştık, durmadı. Havaya ateş edince durdular. ‘Nereye gidiyorsun?’ dedim. ‘Arkada yaralı var, hastaneye götürüyoruz.’ dediler. Ambulansın kapısını açtım, beraber çalıştığımız istihbaratçı yüzbaşı ve akademide okuyan iki kurmay yüzbaşı, hain. A Haber baskınında vurulmuşlar. Onları indirdik ve derdest edip polis ekibine teslim ettik.”
Ala, 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında darbecilerle girilen çatışmada Kurmay Albay Ertürk ile polis memuru Serdar Gökbayrak’ın şehit olduğunu, birçok asker ve polisin de yaralandığını anlattı.
Ertürk’e, “Komutanım” diye bağırdığını ancak sesinin çıkmadığını gözyaşlarıyla anlatan Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şehit olmuş. Ondan sonra bize de mermi atmaya başladılar. Biz de onlara karşılık verdik. Silah tutukluk yapıyor sandım. Yanımdaki uzman çavuş, ‘Komutanım, silah tutukluk yapmamış, parmağınıza bakın.’ dedi. Baktım, tetiği tutan parmak yok, onun için ateş edemiyorum. Bu arada polis memuru arkadaşı vurdular. Onu kurtarmaya giderken bir mermi daha yedim. Bize haince ateş ettiler. Helikopterin yanına düştüm. Kalbin yaklaşık 1,5 santim altından bir daha vuruldum. Ciğer acısı ve kan kokusu var ya, işte orada o olayı yaşadım. ‘Öleceğiz’ dedik, başka çaresi yok, her tarafımızdan vurulmuşuz. Sonra arkadaşlarımızı aradım. ‘Çocuklarımı önce Allah’a, sonra sizlere emanet ediyorum.’ dedim. Kelimeişehadet getirdim, başım dönmeye başladı. Ciğer acısıyla kan kokusu daha da şiddetlendi. Bayılmışım. Gözlerimi hastanede açtım. Beni oradan götürürken bazı FETÖ’cüler kaburgalarıma tekme atmış, kırmışlar. Orada bir de eziyet etmişler. Hastanede yoğun bakım odasına almışlar. Yoğun bakım odasında yine eziyet görmüşüz.”
‘CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ÇIKTI, ‘EY MİLLET GÖREV SİZİN’ DEDİ
Ala, yaklaşık 2 ay hastanede tedavi gördüğünü, ilk müdahalede bulunan doktor sayesinde hayatta kaldığını vurgulayarak, hastanede bulunduğu sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonla aradığını ve birkaç dakika konuştuklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gece 02.00’de aramasının hayatında yaşadığı en önemli olay olduğunu belirten Ala, “Bu, vefanın göstergesidir. Askerlikte şöyle bir deyim vardır, ‘Eğer komutan taşın arkasına saklanırsa ordusu dağın arkasına saklanır.’ O günkü başkomutan kim? Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Taşın arkasına saklanmadı. Çıktı televizyondan, ‘Ey milletim görev sizin.’ dedi. Ordu kimdi o gün? Millet. Onlar da dışarıya çıktı. Düşmana gerekli cevabı verdi. Ondan sonra da iyileştik elhamdülillah.” ifadelerini kullandı.
15 TEMMUZ’U UNUTTURMAMAMIZ LAZIM’
Ala, ilk ateş edildiğinde cebindeki cep telefonunun parçalandığını, cüzdanının hasar aldığını, bu sayede ayakta kaldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“O gece söylenecek sözler 251 şehit ve 2 bin 193 gazi tarafından yeterince söylendi. Yüce Allah bir daha böyle bir olayı bu millete yaşatmasın. Yaşatacakları da perişan etsin. 15 Temmuz’u unutturmamamız lazım. Gençlerimize unutturmamak için bunun gerçek bir ölüm kalım, yaşam meselesi olduğunu anlatmamız lazım. Tarih tekerrürden ibarettir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başkomutanımıza ve silah arkadaşlarına, onun nezdinde bu ülke için terini dahi dökmüş tüm insanlara, şehitlerimize, gazilerimize Rabb’imden rahmet diliyorum. Hayatta kalanlara da yüce Allah’ım sağlık, sıhhat ve huzur versin.”
]]>
AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma programı düzenlendi. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Bursa Milletvekili Mustafa Varank, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, eski AK Parti Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile çok sayıda partili katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa’nın da aralarında olduğu 81 ildeki teşkilat bayramlaşmasına videokonferansla katılarak partililere hitap ettiği programda konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin sonuçlarını değerlendirdi. AK Parti teşkilatlarının her zaman hedefe yürüdüğünü söyleyen Ala, “AK Parti’nin kıymetli emek verenleri hiç merak etmeyin. Önümüzdeki dönemi her alanda eş zamanlı reformlar yaparak Türkiye’nin, milletimizin ihtiyaç duyduğu bütün hizmetleri ayaklarına götürme dönemi olarak değerlendireceğiz. Geçtiğimiz seçimde de bütün teşkilat mensuplarımız, gece gündüz çalıştınız. Bütün önceki dönem milletvekillerimiz, arkadaşlarımız biliyorum ki gecelerini gündüzlerine katarak çalıştılar ama milletin de bize verdiği dersi iyi okumamız lazım” ifadelerini kullandı.
‘ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİ REFORMLARLA GEÇİRMEK BOYNUMUZUN BORCU’
Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“AK Parti’nin temel vasfı da milletin verdiği mesajı olduğu gibi doğru dürüst okuyabilmektir. Şimdiye kadar hep bunu yaptık. Bundan sonra da suçlu arama yerine, suç varsa, değerlendirilmesi gereken bir şey varsa o bizlerde. Orada hiç şüphe yok ama milletimizin mesajını doğru dürüst okuyabilmektir, hüner. Bunu, bütün Türkiye siyasetinin doğru dürüst yapması icap eder. Onun için önümüzdeki dönemi, milletimizin ihtiyaç duyduğu reformlar dönemi olarak geçirmek bizim boynumuzun borcudur. Hiç unutmayalım ki AK Parti kurulduğunda, nasıl ki Türkiye’nin önüne bir vizyon koydu ve 21 yıldır AK Parti iktidarının yaptıklarını, dünyada örnek olarak gösterilecek başarılar olarak ortaya çıkardık, şimdi de önümüzdeki mevcut durumu iyi okuyarak, yolumuza Türkiye Yüzyılı vizyonuyla devam edersek, 2028’de bu millete bir zafer daha hediye ederiz.”
‘BURADAN BÜYÜK BİR BAŞARI ÇIKARACAĞIZ’
Her problemin aynı zamanda bir fırsatı içinde barındırdığına dikkat çeken Efkan Ala, “Mesele problemi doğru dürüst okuyabilmektir. Nasıl ki baştan beri söylüyorum, aman başarılarımıza güvenip rehavete kapılmayalım. Çünkü başarmak çok önemli önemli meziyettir ama başarıyı sürdürmek ondan daha zordur. Hep bunu söyledim. Şimdi de problemden korkmayız. Problem, içerisinde fırsatları barındırır. Onu çekip çıkaracaksınız. Durumunuzu gözden geçireceksiniz ama hedeflerinizi de gözden geçirip, tespit ettikten sonra, hedeflere kilitleneceksiniz. Biz bunları en iyi yapmış ve bundan sonra da en iyisini, daha da iyi yaparak gösterebilecek bir kadroyuz. İnşallah önümüzdeki dönemi AK Parti’nin yeniden amatör bir ruhla, fakat bütün tecrübelerini dikkate alarak, profesyonel bir anlayışla hedeflerine doğru emin adımlarla yürüdüğü bir dönem olarak ortaya koyacağız. Buradan büyük bir başarı çıkaracağız.”
‘YALAN VE İFTİRA SİYASETİNE ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ’
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank da yaptığı konuşmada, bekledikleri neticeyi alamadıkları seçimleri, bir dönüm noktası olarak gördüklerini söyledi. Varank, “Tek tek bütün arkadaşlarımız kendi muhasebelerini yapacaklar. Biz nerede eksik bıraktık, nerede hatalarımız oldu, milletin gönlündeki yerimizden nasıl bir soğukluk oluşturduk. Bunun muhasebesini tek tek yaparak, Allah’ın izniyle bu dönüm noktasını farklı bir zafere çevireceğiz. Biz buna inanıyoruz” dedi.
‘MUHALEFET NASIL YAPILIR GÖSTERECEĞİZ’
CHP’nin seçim döneminde verdiği vaatleri yerine getirip getirmeyeceğini takip edeceklerini vurgulayan Varank, “Verilen sözlerin takipçisi olacağız. Muhalefet nasıl yapılır, bunu da onlara göstereceğiz. Biz onlar gibi yalan siyasetinden anlamayız. İftira siyasetinden anlamayız. Bizler işimizin takipçisi oluruz. Görüyorsunuz, İstanbul’da belediye başkanlığını kazanmış birtakım partiler, gelir gelmez iftira kampanyalarına başlıyorlar. Tıpkı geçmişte Sayın Cumhurbaşkanımıza iftira attıkları gibi, ‘Bu külliyede altın klozet varmış’ dedikleri gibi ‘İstanbul’da bir belediye başkanımız makam odasına jakuzi yaptırmış’ diye iftira atabiliyorlar. Biz bu yalan ve iftira siyasetine de asla müsaade etmeyeceğiz. Vatandaşımızın aklında hiçbir soru işareti kalmaması için de bunların açıklamalarını yapacağız. Hemen cevaplarını vereceğiz” diye konuştu.
‘FİLİSTİN’LE İLGİLİ ŞÜPHESİ OLAN VARSA HAMAS’A SORSUN’
Gazze üzerinden yapılan eleştirilere de değinen Varank, şöyle konuştu:
“Bakıyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımıza iftira atmaya çalışanlar var. Bu dünyada İsrail’e özür diletmiş bir tane lider var, o da Recep Tayyip Erdoğan. Bize iftira edenler, yok ‘Jet yakıtı sattınız’ diye iftira edenler, ahlaklı siyaset yapıp bize iftira edenlere de lütfen yüz vermeyin. Onların cevaplarını da verin. Eğer Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistin’le ilgili yaptıkları hakkında şüphesi olan varsa, gitsin Hamas’a sorsun. Gitsin Filistin Kurtuluş Örgütü’ne sorsun. Filistin Devleti’nin taraflarına sorsun. Onlarla istişare edip ondan sonra mikrofonların karşısına geçsin. Ahlaklı siyasetten bahsedip de sadece çıkar için çalışanlara da önümüzdeki dönemde gerekli cevapları vereceğiz.”
]]>