Vodafone’un yeni raporu, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel’in katılımıyla düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.
Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy şunları söyledi:
“Fiber altyapı meselesi, ülkemizin bir sorunu haline gelmiş durumda ve bu sorunun giderilmesi için yenilikçi ve çözüm odaklı yapısal değişikliklere ihtiyaç var. Bugün uluslararası tarafsız araştırmalar, yaklaşık 90 ülkenin değerlendirildiği fiber gelişmişlik endekslerinde Türkiye’nin ancak 50. sıralarda yer aldığını gösteriyor. Sabitte lisans uzatmanın da yapılacağı önümüzdeki birkaç yılın ülkemiz için kritik bir dönüm noktası teşkil ettiğini düşünüyoruz. Bu sürecin adil ve sektörel rekabeti destekleyecek şekilde yürütülmesi son derece mühim. Bizler bu süreci ülkemizin dijitalleşme misyonu açısından bir fırsat alanı olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda hazırladığımız ‘Dijitalleşme Yolunda Sabit Genişbant Politikaları’ konulu rapor, gelişen bir dijital ekosistemi etkinleştirmede fiber altyapının vazgeçilmez rolüne odaklanan 2030 vizyonumuzun hayata geçirilmesi için önemli bir referans noktası.”
Engin Aksoy şöyle devam etti:
“Dijital dünya şaşırtıcı bir hızla ilerliyor ve biz geride kalıyoruz. Türkiye’nin Güney Kore ile aynı yoğunluğa ulaşması için fiber hattını 2 milyon kilometreye çıkarması ve bunun için fiber hattını her yıl bir önceki yıla göre %17 artırması gerekiyor. Bu durumda ortaya çıkacak etkiler, her yıl Türkiye GSYH’sine %2,2’lik bir katkı sağlayabilir. Diğer bir deyişle, mevcut düzende devam edersek, her yıl 19 milyar dolarlık bir değerden mahrum kalacağız. Veriler, uluslararası örneklerin gerisinde kalan fiber kapsama, FTTS oranı ve ortalama sabit genişbant hızında endişe verici bir fark olduğunu ortaya koyuyor. Bu fark, sektördeki yapısal sorunlar, özellikle sabit altyapı tarafında dikey bütünleşik yapı ve altyapı paylaşım mevzuatı ile ilişkili. Bu sorunların, telekomünikasyon pazarının mevcut aksak yapısından kaynaklandığına, adil rekabeti engellediğine ve nihayetinde müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini etkilediğine inanıyoruz. Dolayısıyla, bizim için yapısal ayrışmanın gerçekleşmesi, ayrışmayla eş zamanlı olarak ortak altyapı şirketinin kurulmasına giden yolun açılması, lisans uzatma sürecinin yapısal reformlar için fırsat olarak değerlendirilerek hakkaniyetli bir şekilde uzatmanın yapılması öncelikli konular arasında yer alıyor.”
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel ise şunları kaydetti:
“Biz altyapı sahibi ve işletmecisinin ayrışmasının hem rekabeti tesis edeceğine hem de verimliliği sağlayacağına inanıyoruz. Ayrışma, uluslararası alanda yaygın olarak kabul görmüş, fiber yatırımlarını ve rekabeti artırmada uygulanan bir model. Fiber altyapının yaygınlaşmasının, altyapı sahipliğinin yapısal ayrışmayla tamamen bağımsız bir şirket tarafından yönetilmesi ile mümkün olacağına inanıyoruz. Altyapı ve üstyapı hizmetlerinin ayrılması, telekom operatörlerinin iş modellerini sadeleştiriyor. Ayrışma ile sadeleşmiş yönetim stratejileri; kurum içi etkin uygulamalar, yönetim motivasyonu ve nihayetinde genel verimliliğin artmasını sağlayabiliyor. Tüm operatörlere açık ve eşit hizmet veren bir altyapı firmasının varlığı, altyapının en verimli şekilde kullanımını sağlayacak, perakende piyasada artan rekabet ile yatırımın aboneliğe dönüşmesi hızlanacaktır. Diğer ülkelerde işe yaradığı kanıtlanmış, fiber altyapının tüm potansiyelini açığa çıkaran ve vatandaşlar ve işletmeler için daha hızlı, daha uygun fiyatlı internet erişimi sağlayan bu modeli benimsememiz gerekiyor. Önerdiğimiz ayrışma modeli, aslında daha önce devlet kurumlarının da işaret ettiği ve elektrik sektöründe de uygulanan bir model. Yapısal ayrışmanın, sektördeki yapısal engelleri ortadan kaldırmanın ve ülkemizdeki fiber altyapının tüm potansiyelini açığa çıkarmanın en etkili yolu olduğuna inanıyoruz.”
Hasan Süel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Lisans uzatmayla eş zamanlı olarak ayrışmanın yapılması ve altyapı politika kararlarının alınarak takvime bağlanması gerek. Kalkınma Planı’nda da yer alan genişbant stratejisinin ortaya koyulması ve hayata geçirilmesi önem arz ediyor. Sabit hizmet lisans uzatma süreçlerinde fiyatlandırmanın denge gözeterek hakkaniyetle belirlenmesi, hem ülke hazinesi için kazanç, hem de adil rekabetin tesisi için bir adım olacak. Hakkaniyetli bir lisans sürecinin uluslararası kabul gören metotlar çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin, uzatma bedelinin belirlenmesinde EBITDA önemli bir rol oynuyor. Sabit altyapıda lisans uzatmanın nasıl yapılacağı önümüzdeki diğer lisans süreçleri için de bir örnek oluşturacak. Burada mobil ve sabitte farklılaşan değerleme yöntemleri ve bedelleri pazarda yapısal sorunlara sebep olabilir. Dolayısıyla sabitte seçilecek uzatma yöntemi 5G ve 2029 yılında yapılacak ihaleler için emsal oluşturacaktır. Burada hakkaniyet esasını savunuyoruz. Bu esas, sektörde rekabeti ve kamu menfaatini sağlayacak.”
Hasan Süel, şirketin politika önerilerini ise şöyle sıraladı:
Herkes için yüksek hızda erişim mottosuyla 81 ilde fiber ağlar ören Türk Telekom, teknoloji birikimiyle yerli ekosistemi destekleyerek Türkiye’yi yarının teknolojilerine hazırlıyor.
441 bin kilometre fiber altyapısı ve yüzde 52’si fiberle bağlı LTE baz istasyonlarıyla Türkiye’nin 5G’ye hazır operatörü olan Türk Telekom, sağlıktan finansa, eğitimden sanayiye birçok alanda öncü 5G çalışmalarına imza attı.
5G’ye geçiş sürecinde yerli unsurları geliştirmeyi odak noktasına alan Türk Telekom, imalat sektörünü, Endüstri 5.0 ve 5G teknolojileriyle tanıştırma konusunda öncü ve Türkiye’nin otomasyonda gelecek vizyonunu şekillendiren WIN Eurasia Fuarı’na teknoloji çözüm ortağı olarak destek verdi.
İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen fuar, yapay genel zekayla 5G teknolojisindeki gelişmeleri endüstri ile bir araya getirdi.
Teknoloji birikimiyle endüstriyel otomasyon ve 5G alanında birçok farklı sektörde öncü çalışmalara imza atan Türk Telekom, WIN Eurasia’nın internet ve 5G altyapısını sağladı.
Fuarda yer alan 5G Arena’nın içindeki demo fabrika, Türk Telekom ile Nokia’nın teknoloji çözüm ortaklığıyla inşa edildi. 42 teknoloji geliştirici markayı bir araya getiren demo fabrikada, 30 farklı 5G kullanım senaryosu, Türk Telekom teknolojisiyle eş zamanlı şekilde hayata geçirildi.
“5G ALANINDA ALTYAPI YATIRIMLARIMIZA DEVAM EDİYORUZ”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerle buluşturmak için ara vermeden çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Özden, 441 bin kilometre fiber altyapıları ve yüzde 52’si fiberle bağlı LTE baz istasyonlarıyla Türkiye’nin 5G’ye en hazır operatörü olduklarını kaydederek, “Endüstriyel Şebekeler ve 5G Dikey Sektör Uygulamaları konularında sanayiden tarıma, eğitimden sağlığa kadar farklı sektörlerde birçok önemli çalışmayı tamamladık. Ülkemizi her alanda üst sıralara taşıma motivasyonu ve yerli ekosistemin oluşması yönündeki gayretimizle 5G alanında altyapı yatırımlarımıza devam ediyoruz. 5G’ye olabildiğince yerli unsurlarla geçmeyi ve geliştirdiğimiz yenilikçi çözümleri dünyaya ihraç etmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türk Telekom olarak, ülkenin teknolojisini ve potansiyelini en yüksek seviyeye getirmek adına üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirme konusunda kararlı olduklarını anlatan Özden, fuarda sergilenen endüstriyel otomasyon teknolojileri deneyim senaryolarıyla, bu teknolojinin pratikteki etkilerini tüm ziyaretçilerle buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını vurguladı.
WIN Eurasia’da deneyim alanlarının ev sahipliğini üstlenen ve alanda sergilenen deneyim senaryolarının 5G altyapısını sağlayan Türk Telekom’un yöneticileri farklı dikey sektörlerde yapılan 5G demolarının detaylarını katılımcılarla paylaştı.
Türk Telekom Network ve Kalite Güvence Direktörü Emel Uzun Subaş, “5G, Metaverse ve Yapay Genel Zekanın Otomasyon ve Üretim Süreçlerine Etkisi” panelinde, Türk Telekom İş Zekası ve Veri Yönetişim Direktörü Murat Kılıç, “Yapay Genel Zeka ve Otomasyon, Geleceğin Üretim Paradigması” panelinde, Türk Telekom Mobil Erişim Direktörü Ahmet Serdar Muslu, “5G ve Ekosistem” panelinde, Türk Telekom Ürün ve Servis Yönetimi Direktörü Fatih Türkoğlu, “Makineler Günümüzün Yeni İnternet Kullanıcıları” panelinde konuşmacı olarak deneyimlerini anlattı.

K-AUS MERKEZİ YAZILIM PLATFORMU DEVREYE ALINACAK
Uraloğlu, kara yolu altyapısını inşa ederken teknolojideki gelişme ve küresel trendleri dikkate aldıklarının altını çizerek, akıllı ve otonom teknolojiler sayesinde hızlı ve emniyetli yol altyapısı tesis ettiklerini vurguladı. Araçların otonom sürüş sistemleri için yeni gelişen altyapıyı hazır hale getirmeye devam ettiklerinin de altını çizen Uraloğlu, kaydetti: “Yollarımızı ulaşımda ‘aklın yolu’ dediğimiz akıllı ulaşım sistemleri ile donatmaya devam ederken, tüm sistemlerin de milli ve yerli olmasına özen gösteriyoruz. Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine (K-AUS) Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi’ni başlattık. Proje kapsamında Türkiye’nin e-devlet altyapısına da kuran Türksat A.Ş., K-AUS Yazılım Platformu’nu yerli ve milli imkanlarla geliştirecek. İşin süresi 24 ay, bakım devresi de 12 ay olarak belirlendi. 3 ayrı başlık altında projelendirdiğimiz sistem kapsamında ilk olarak İstanbul’da K-AUS Test ve Uygulama Koridoru uygulamasını başlatacağız. Pilot bölge olarak Antalya’yı seçtik. Karayolları Genel Müdürlüğü Ana AUS Merkezinde ise tüm kurulacak sistemlerin yazılım altyapısını oluşturacak Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nı devreye alacağız.”

”KAZA RİSKİ EN AZA İNECEK”
Uraloğlu, akıllı ulaşım sistemleri kapsamında ilk olarak fiber optik internet altyapısının yanı sıra enerji, kazı, kablolama, donatıların yapılacağını daha sonra merkez ve bölge sistem donanımları ile kontrol odalarının tamamlanacağını açıkladı. Ayrıca akıllı yol uygulamaları kapsamında bir diğer işin dijital mesaj işaretleri, değişken trafik işaretleri ve meteorolojik bilgi istasyonları olduğunu da anlatan Uraloğlu, “Ayrıca yine akıllı yol uygulaması kapsamında sinyalizasyon sistemleri, kamera sistemleri, araç algılayıcı sistemler, simülasyon yazılımları ve Merkezi IoT (nesnelerin interneti) platformu da kurulacak. Ayrıca tüm Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı bölgeler müdürlüklerine de iş zekâsı ve karar destek sistemi, entegrasyonları ve Karayolları Mobil uygulaması da yapılacak. Ayrıca akıllı yollarımızı kullanan araçların araç-araç, araç-altyapı haberleşme altyapısının da kurulumu yapılacak. Bu sistemimizi hayata geçtiğinde akıllı yollarımızı kullanan araçlar diğer araçlarla ve yolun kendisiyle haberleşecek kaza riski en aza indirilecek” dedi.

”GELECEK YILIN SONUNDA TAMAMLANACAK”
Uraloğlu, 30 kilometrelik Hasdal-İstanbul Havalimanı ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Kontrol Merkezi, Antalya- Kemer yolu ve Antalya- Ankara yolunda K-AUS Test ve Uygulama Koridoru’nu kuracaklarını bildirdi. Uraloğlu, proje ile geleneksel AUS sistemlerinden elde edilen verileri araç-içi ünitelere iletilecek, araçlarla araçlar ve araçlarla altyapı arasında haberleşmeyi sağlayacaklarını anlattı. Söz konusu proje ile trafiğin etkin ve verimli kullanılmasını ve kazaların önlenmesini sağlamayı amaçladıklarını belirten Uraloğlu, “K-AUS kapsamında yol kenarı üniteleri, araç İçi üniteleri, çeşitli araç algılayıcı sistemleri, plaka tanıma, kamera, fiber optik kablo gibi daha birçok altyapı sistemi kurulacak. K-AUS uygulamaları ile akıllı ulaşım ekosisteminin asli unsurları olan araç-altyapı-merkez arasındaki iş birliği geliştirilerek karayolu ulaşımındaki kapasite ve performans artırılacaktır. Karayollarının etkin kullanımıyla birlikte ulaşımda hareketlilik ve sürdürülebilirlik sağlanacak, yol güvenliği artacak. 2025 yılının sonunda tamamlamayı planladığımız projenin bakım devresi de 12 ay olacak. Proje ile akıllı ulaşım sistemlerimizi yerli ve milli yazılıma da kavuşturmuş olacağız” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Söz konusu elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının 2023 sonu itibarıyla 7,3 milyon elektronik imza ve 964 bin mobil imza olmak üzere toplam 8,3 milyon elektronik sertifika oluşturduğunu belirten Uraloğlu, Türkiye’nin haberleşme altyapısının taleplere hızlı bir şekilde uyum gösterdiğini kaydetti.

“ABONELERİN YÜZDE 92’Sİ 4,5 G KULLANICISI”
Bakan Uraloğlu, 2023 sonu itibarıyla mobil abone sayısının 92,2 milyona, mobil abone yaygınlığının da yaklaşık yüzde 108’lere çıktığını belirterek, “Mobil abonesi olan 84,9 milyon vatandaşımız, 2016 yılında hizmete başlayan 4,5 G aboneliğine geçmiş durumda. Hatta 4,5 G hizmetinin toplam abonelerin yüzde 92’sini oluşturduğunu görüyoruz. Makineler Arası İletişim (M2M) abone sayısı ise 9,3 milyona ulaşarak yıllık bazda yüzde 15,4 büyüme göstermiş durumda. 2023 sonu itibarıyla taşınan toplam mobil numara sayısı ise 177,3 milyonu geçmiş olup 2023 yılı içinde taşınan mobil numara sayısı ise 10,2 milyona ulaştı” dedi.
Bakan Uraloğlu, sabit hatlarda numara taşınabilirliği uygulamasının başladığı 10 Eylül 2009’dan 31 Aralık 2023’e kadar toplam 2 milyon 609 bin 377 numara taşıma işlemi gerçekleştiğinin de altını çizdi.

“562 BİN KİLOMETRE FİBER ALTYAPIYA ULAŞTIK”
Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak internet altyapısında gerçekleştirilen çalışmaların ve yatırımların meyvesini almaya başladıklarını belirterek, geniş bant internet abone sayısının geçen yıla göre yüzde 3’e yakın artarak 93,3 milyona çıktığını bildirdi. Uraloğlu, 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 8,6 civarında artışla 562 bin kilometre fiber altyapıya ulaşıldığını da vurgulayarak, “Fiber internet abone sayısı da geçen yıla göre tam tamına yüzde 20’lik artışla 6,8 milyona ulaştı. Şimdi vatandaşlarımızla birlikte daha büyük hayaller kurmamız ve bunları gerçeğe dönüştürmek için çalışmamız gereken bir dönemdeyiz. Şu anda toplam 562 bin kilometre olan fiber uzunluğumuzu bu yılın sonuna kadar 600 bin kilometreye ulaştırmayı planlıyoruz. 4 yıl içerisinde ise fiber uzunluğumuzu 850 bin kilometreye taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
Fiber altyapının internete hızlı erişimin yanında vatandaşların internet kullanımını da artırdığına dikkat çeken Bakan Uraloğlu, 2022’nin son çeyreğinde sabit geniş bant abonelerinin ortalama aylık veri kullanımının 243 gigabyte, 2023 yılının son çeyreğinde ise bunun 260,3 gigabyte olduğunun altını çizdi. Uraloğlu, 4,5 G altyapısı kullanan mobil abonelerin ise 2022 yılı dördüncü çeyreğinde 14,8 gigabyte olan veri kullanımının 17,2 gigabyte’a ulaştığını aktardı.
“YÜZDE 72,3’LÜK REKOR ARTIŞ YAŞANDI”
Bakan Uraloğlu, 2023 yılı son çeyreğinde elektronik haberleşme sektörü operatör gelirlerinin 70,1 milyar TL’ye ulaştığını açıkladı. 2023 yılının tamamında ise gelirlerin 244 milyar TL’ye ulaştığını belirten Uraloğlu, “2023 yılında bir önceki yıla göre tam tamına yüzde 72,3’lük rekor bir artış yaşanarak toplam gelir 224 milyar TL’yi aştı.
Ülkemizin haberleşme altyapısına en fazla yatırım yapan ve en büyük şirketleri olan Türk Telekom ve mobil operatörler özelinde gelirlerin yüzde 80’e yakın arttığını da görüyoruz. Yatırımları incelendiğinde, Türk Telekom ve mobil operatörler özelinde önceki yıla göre sektörde yapılan yatırım tutarı yaklaşık yüzde 85 artarak 41,2 milyar TL’ye ulaşmış. Haberleşme sektöründe yaptığınız yatırım her zaman misliyle sizlere döner” açıklamasında bulundu.
Yatırım yaparak büyümek ve altyapısını geliştirmek için çalışan diğer operatörlerin de net satış gelirlerinin 2023’te yüzde 53 gibi önemli oranda artarak 53,6 milyar TL’ye çıktığını bildiren Bakan Uraloğlu, “Diğer operatörlerimizin altyapı için yaptığı yatırım tutarı 11,2 milyar TL’yi buldu. Ancak tüm işletmecilerin yatırımları bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 68,6 artarak 52,4 milyar TL olmuş durumda” dedi.
Uraloğlu, araştırmaya göre, eve kadar fiberde 18 milyon hane erişimi ile Türkiye’nin Avrupa’da 2. sıraya yükseldiğini açıkladı.
Bakan Uraloğlu, ayrıca çok yakın zamanda da fiber altyapıda Türkiye’nin Avrupa’nın lideri olacağına inandığını belirtti.
Uraloğlu, bu konudaki gelişmeleri şu ifadelerle aktardı:
“Son açıklanan raporda Türkiye, fiber altyapıda Avrupa’da en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer alıyor. Bu rapor, haberleşme altyapımıza ve tabi ki fiber altyapımıza verdiğimiz önemin sonuçlarını aldığımızın göstergesidir.”
“4 YIL İÇERİSİNDE İSE FİBER UZUNLUĞUMUZU 850 BİN KİLOMETREYE TAŞIYACAĞIZ”
Bakan Uraloğlu, “Şu anda toplam fiber uzunluğumuz yaklaşık 550 bin kilometre ve bu yılın sonuna kadar 600 bin kilometreye ulaştırmayı planlıyoruz. 4 yıl içerisinde ise fiber uzunluğumuzu 850 bin kilometreye taşıyacağız” dedi.
“TÜRKİYE, FRANSA’NIN ARDINDAN AVRUPA’NIN 2. ÜLKESİ KONUMUNA YÜKSELDİ”
FTTH/B Market Panorama Araştırması’na göre Türkiye’nin fiber internet altyapısında Avrupa’nın en hızlı gelişen ülkelerin başında geldiğini belirten Uraloğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Araştırmaya göre eve kadar fiber altyapıda 18 milyon haneye ulaşan altyapısıyla Türkiye, Fransa’nın ardından Avrupa’nın 2. ülkesi konumuna yükseldi. Her geçen yıl artan yatırımlarımızın meyvesini alarak bu anlamda Avrupa’nın zirvesine oynuyoruz. İnanıyorum ki çok yakın zamanda da fiber altyapıda ülkemiz Avrupa’nın lideri olacak.”

“BİR YILDA 2,5 MİLYON EVE FİBER ALTYAPI ULAŞTI”
Bakan Uraloğlu, FTTH Avrupa Konseyi’nin bir önceki raporunda Türkiye’nin fiber altyapıda üçüncü sırada yer aldığına da işaret ederek, şu bilgileri verdi:
“Bugüne kadar gerek bilişim ve haberleşme politikalarında, gerekse de mevzuatta yapılan çalışmalarımız ile günü kurtarmanın dışında köklü reform niteliği taşıyan çalışmalar yaptık. Bunun sonucunda dün insanımız için hayal olan pek çok ulaşım ve bilişim hizmeti bugün gündelik hayatın vazgeçilmezi oldu. Bu bağlamda Türkiye gelişim açısından Avrupa ortalamasının üzerinde bir ivme yakaladı. Sadece bir yılda 2,5 milyona yakın eve fiber altyapıyı ulaştırdık. Böylece fiberde bir yılda Avrupa’nın ilk iki ülkesinden biri konumuna yükseldik.”

“TÜRKİYE, FİBER ALTYAPIDA AVRUPA’DA EN HIZLI BÜYÜYEN PAZARLAR ARASINDA YER ALIYOR”
Bakan Uraloğlu, “Raporda da Türkiye, fiber altyapıda Avrupa’da en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer alıyor. Bu rapor, haberleşme altyapımıza ve tabi ki fiber altyapımıza verdiğimiz önemin sonuçlarını aldığımızın göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

“DAHA BÜYÜK HAYALLER KURMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEMDEYİZ”
2071 vizyonu hedefleri doğrultusunda haberleşme altyapı yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini belirten Uraloğlu, 2002’de neredeyse sıfır olan geniş bant abone sayısının da bugün 95 milyonu geçtiğini anımsatarak şöyle konuştu:
“Önümüzdeki dönemde de geniş bant internet hizmetini her eve ulaştırmış olacağız. Bundan 20 yıl önce ülkemizde yaşayan birisine şu anda bulunduğumuz yeri anlatsaydık, herhalde bizi hayal kurmakla suçlarlardı. Ama işte hayalleri artık gerçeğe dönüştürdük. Şimdi vatandaşlarımızla birlikte daha büyük hayaller kurmamız ve bunları gerçeğe dönüştürmek için çalışmamız gereken bir dönemdeyiz.”

Uraloğlu, 41,6 kilometre uzunluğundaki Bilecik-Yenişehir Devlet Yolu’nun açılışında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yol medeniyettir, yol gelişmedir, yol büyümedir.” sözünden hareketle Türkiye’nin dört bir yanında ulaşım altyapısını güçlendirmek ve vatandaşlara daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle durmadan, yılmadan çalıştıklarını söyledi.
Bakan Uraloğlu, 2002 yılından bu yana ülkenin ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar, sadece kara yollarına ise 165 milyar doların üstünde yatırım gerçekleştirdiklerini, 22 yıl önce 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu yaklaşık 29 bin 400 kilometreye çıkardıklarını anlattı.
Sadece 6 şehir bölünmüş yollarla birbirine bağlıyken bugün 77 ili bölünmüş yollarla birbirine bağladıklarını vurgulayan Uraloğlu, “1714 kilometre olan otoyol uzunluğumuzu 3 bin 726 kilometreye ulaştırdık. Geçit vermeyen dağları tünellerle, vadileri köprülerle aştık. Ülkemizi yarınlara taşıyacak yeni kara yolu projelerine de devam ediyoruz.” diye konuştu.
Uraloğlu, son 22 yılda Bilecik’in ulaşım ve iletişim altyapısı için 110 milyar 562 milyon lira yatırım gerçekleştirdikleri bilgisini verdi.
Bu ilde 2002 yılında 21 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 184 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Uraloğlu, 231 kilometre bitümlü sıcak karışım kaplama yaparak Bileciklileri yollarda konforla tanıştırdıklarını, 137 kilometre tek platformlu yolun iyileştirmesini yaptıklarını ifade etti.
Bilecik-Yenişehir kara yolunun 3,9 milyar liraya mal olduğunu bildiren Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Projemiz kapsamında 2×2 standardında bitümlü sıcak karışım kaplamalı 41,6 kilometre bölünmüş yol, bir köprülü kavşak, iki tane 158 metre uzunluğunda köprü, 22 hemzemin kavşak ve 9 tarımsal altgeçit inşa ettik. Uyguladığımız projeyle 97 virajı ortadan kaldırdık. Minimum kurp yarıçapını, hani şu ‘virajlar’ diyoruz ya onu 40 metreden 300 metreye yükselterek çok daha güvenli ve konforlu bir yolculuk imkanı sağladık. Ulaşım süresini de 51 dakikadan 25 dakikaya düşürdük. Zamandan 162 milyon lira, akaryakıttan 61 milyon lira olmak üzere yıllık 223 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 4 bin 356 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.”

“ANKARA-İSTANBUL YHT HATTI’NDAKİ SEYAHAT SÜRESİNİ 35 DAKİKA DAHA KISALTACAĞIZ”
Uraloğlu, Bilecik Çevre Yolu Projesi’ne de başladıklarını belirterek, “Ayrıca Bilecik’i, Kütahya’ya, Eskişehir’e, Sakarya’ya, Kocaeli’ye, Bursa’ya, Yalova’ya, Yenişehir Havalimanı, Gemlik ve Bandırma limanlarına bölünmüş yollarla bağladık. Hasılı Marmara, Karadeniz, Akdeniz ve Ege’ye bağlamış olduk.” ifadesini kullandı.
Bilecik’in kara yolu ulaşım ağını güçlendirirken demir yolu altyapısını unutmadıklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Başta Pamukova ile İnönü arasındaki 96 kilometrelik hat olmak üzere Bilecik’in mevcut demir yolu altyapısının tamamını yeniledik. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren (YHT) Hattı ile Bilecik’i YHT konforuyla tanıştırdık. Proje kapsamında Bilecik ve Bozüyük istasyonlarında Yüksek Hızlı Tren istasyonlarımızı da inşa ettik. T26 Tüneli, Doğançay Ripajı-1 ve 2’nci kesimlerdeki işlerin tamamlanmasının ardından Ankara-İstanbul YHT Hattı’ndaki seyahat süresini 35 dakika daha kısaltacağız. Bilecik Bozüyük Lojistik Merkezi’yle de 1,9 milyon ton taşıma kapasitesi sağlayacağız. İhaleyi bu yıl içinde yaparak çalışmalara başlayacağız. Ülkemize 654 bin metrekarelik lojistik alan daha kazandıracağız.”
Uraloğlu, 2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ideoloji siyaseti değil, hizmet siyaseti yaptıklarına işaret ederek, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla hareket ediyoruz. Bu noktada 31 Mart seçimlerinde Bilecik Belediye Başkanlığı için AK Parti’den aday gösterdiğimiz Sayın Mustafa Yaman kardeşimizle Bilecik’te daha iyiye doğru inşallah beraberce gayret edeceğiz. 1 Nisan sabahı itibarıyla Bilecik’e daha güzel hizmetler yapmaya başlayacağız. Canıgönülden inanıyorum ki sizlerin desteğiyle inşallah onu da Bilecik Belediye Başkanı olarak görevine başlatmış olacağız. Türkiye Yüzyılı’na da bu vesileyle daha güzel hizmetler Bilecik’te de kazandırmış olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Açılışta, Bilecik Valisi Şefik Aygöl, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir ve Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen de katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek Bilecik-Yenişehir Devlet Yolu’nun açılışı gerçekleştirildi.
Uraloğlu, “Terminal İstanbul projesi ile İstanbul Atatürk Havalimanımız artık; ülkemizin en büyük teknoparkı olarak dijital dönüşüm ve teknoloji gelişiminde ülkemizin amiral gemisi olacak. İstanbul’un dünyanın en gelişmiş ilk 20 girişimcilik şehrinden biri olmasını sağlayacaktır.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Terminal İstanbul Tanıtım toplantısında konuştu. Terminal İstanbul projesinin İstanbul’u bilişim ve yüksek teknoloji dünyasının önemli bir merkezi haline getireceğini belirten Uraloğlu, “Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, bugün bilgi üretmeyen, ürettiği bilgiyi ürüne dönüştüremeyen ülkelerin gelişmeleri artık mümkün değil. Bunun için dijital toplum olmalı ve dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamalıyız. Dijital toplum, sadece internet erişimine sahip olmayı değil, aynı zamanda dijital becerilere sahip bireylerin ve işletmelerin var olduğu bir toplumu da ifade ediyor.” dedi.
Bakan Uraloğlu, dijital okuryazarlığın da bu noktada son derece önemli olduğunu belirterek, İnternet dünyasında karşılaştığı bilgileri güvenilir kaynaklardan teyit ederek, hakikatin ve gerçeğin peşinde, bilinçli bir kullanıcı olmanın her zamankinden daha hayati bir önem arz etmekte olduğunun altını çizdi.

94 MİLYON İNTERNET ABONESİ
Özellikle Kovid 19 pandemi sürecinde yaşanılan zorluklarda, dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu anımsatan Uraloğlu, “İşe ve okula gitmeden uzaktan eğitim ve evden çalışma gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Ülkemizin dijital altyapısının gücü sayesinde pandemi sürecini kolayca geride bırakabildik. Ancak süreç herkesin, eşit ve güvenli bir şekilde dijital dünyaya erişim sağlayabilmesi için, daha çok çalışmamız gerektiğini de ortaya koydu. Bu kapsamda da ülkemiz genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve fiber altyapının güçlendirilmesi gibi stratejik adımlarla hizmetlerin daha hızlı ve güvenilir olması adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün yaklaşık 19,5 milyonu sabit abone, 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam; 94,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık.” açıklamasında bulundu.
İLK YERLİ VE MİLLİ UYDU YAKINDA UZAYDA
Fiber altyapı uzunluğunu bu yıl 600 bin kilometreye yükseltmeyi planladıklarını ifade eden Uraloğlu, 2028 yılına kadar da bunu 850 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Ulaştınma ve Altyapı Bakanlığı olarak yerli, milli ve özgün üretime de büyük önem verdiklerini vurgulayan Uraloğlu, “Bir yandan 5G ile ilgili çalışmalarda yerli ve milli çerçevede ilerlerken, bir yandan da 6G teknolojisinin hazırlıklarına başladık.” dedi.
Uraloğlu, 5G altyapıları için kritik öneme sahip, 5G çekirdek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve yazılım ürünleri geliştirdiklerini belirterek, “Akıllı fabrika uygulamaları, özel endüstriyel mobil şebekeler, 5G destekli çevrim içi uzaktan ameliyat gibi, çok sayıda yenilikçi projeye de imza attık. Yerlilik ve millilik anlamında bu yıl atacağımız önemli bir adım da; Türksat 6A’dır. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu da yakında uzayda olacak.” şeklinde konuştu.

1,6 MİLYAR DOLAR İLE İLK 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ
Geleceğin ihtiyaçlarını iyi tespit eden ülkelerin, bilişim sektöründe de bir adım öne geçebilmek için akıl almaz bir rekabet içinde bulunduğunu ifade eden Uraloğlu, “Ayrıca devir artık sadece rakiplerinle değil kendinizle de rekabet etme devri. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü öyle büyük bir hızla büyüyor ki; bu sektörün 2026 yılında 5,6 trilyon dolar küresel büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Daha çok girişimci çeken, yenilikçi fikirleri elinde tutan, yarının kazananı olacak.” dedi.
Bu noktada Avrupa girişimcilik ekosistemi istatistiklerine bakıldığında Türkiye’nin 1.6 milyar ile Avrupa ülkeleri arasında ilk 10 ülkeden biri olduğun belirten Uraloğlu, “Batı dünyasına olan yakınlığımız ve genç nüfusumuzla, Ülkemizin bölgede en büyük üretim ve yatırım merkezi olması hiç de zor değil. Gelişmiş ülkelerle her konuda rekabete girebilmek, bu ülkelerle dünya pazarlarında yarışabilmek için, kamu ve özel sektör şirketlerimizin büyümesi ve dünya pazarlarına daha fazla nüfuz etmeleri gerekir. Bunu gerçekleştirmek için de sadece devletin değil, herkesin bilişime yatırım yapması gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarlar, bulut bilişim, makineler arası iletişim, blok zincir uygulamaları ve yapay zeka teknolojilerinin konuşulduğu zamanlarda Terminal İstanbul projesinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, “Bu noktada İstanbul’u dünya çapında bir inovasyon merkezine dönüştürecek ortamı oluşturmak ve iş birliği platformu sağlamak üzere girişimcilik alanındaki eşsiz projelerden biri olan Terminal İstanbul projesiyle, uzun yıllar Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olarak hizmet veren Atatürk Havalimanı; milyonlarca yolcunun bağlantı noktasıyken artık binlerce girişime ev sahipliği yapan bir çekim merkezi olacak. Dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden birine dönüşecek” dedi.

Terminal İstanbul; fiziki şartları, merkezi konumu, hava ulaşımı dahil her türlü ulaşım rahatlığı, Türkiye’nin en büyük Millet Bahçesinin hemen yanında olması gibi eşsiz avantajlarıyla tüm İstanbul’a hizmet vereceğini vurgulayan Uraloğlu, Toplumda bilim kültürü, teknoloji farkındalığı ve bilim yetkinliğinin gelişeceğini kaydetti.
Uraloğlu, “ Özellikle teknoloji tutkunlarını bir araya getiren TEKNOFEST’e de ev sahipliği yapan İstanbul Atatürk Havalimanımız artık; ülkemizin en büyük teknoparkı olarak dijital dönüşüm ve teknoloji gelişiminde ülkemizin amiral gemisi olacak. İstanbul’un dünyanın en gelişmiş ilk 20 girişimcilik şehrinden biri olmasını sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.
Terminal İstanbul sayesinde yerli üretim ile yüksek teknoloji üreten çok daha fazla küresel markalar çıkacağını belirten Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye Yüzyılı; Dijitalin, başarının ve bilimin yüzyılı olacaktır. Bu düşüncelerle Terminal İstanbul projesini hayata geçiren Sanayi ve Teknoloji Bakanımızı, kıymetli ekibini ve diğer tüm paydaşlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Gençlerimize, girişimcilerimizi, ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun.”
]]>Dünya Bankası Lojistik Endeksi’nde Türkiye’nin iyi bir konumda olduğunu dile getiren Şimşek, “Türkiye, dünya sıralamasında 90’ı aşkın yükselen ve gelişmekte olan ülkenin önünde, 38. sırada yer alıyor. Fiziksel altyapı açısından ilerlememizin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
Türkiye için bir diğer önemli alanın ise dijital dönüşüm olduğuna işaret eden Şimşek, bu konunun da aynı zamanda altyapının bir parçası olduğunu ve yapay zekaya hazırlıklı olmanın önemli bir ölçüt olduğunu söyledi.

“DİJİTAL DÖNÜŞÜM ODAKLANILMASI GEREKEN ÖNEMLİ BİR ALAN”
Dijital dönüşümün odaklanılması gereken önemli bir alan olduğunu belirten Şimşek, “Diğer bir husus ise sürdürülebilir enerji altyapısıdır. İklim değişikliği önemli bir gerçekliktir. İklim değişikliğiyle mücadelede de sürdürülebilir enerji altyapısına yatırım yapmamız önemlidir. Türkiye, geçmiş dönemlere kıyasla bu alanda ilerleme kaydetti. Bugün kurulu güç kapasitemizin yaklaşık yüzde 55’i yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Hidroelektrik tabii ki önemli bir unsur, ancak güneş, rüzgar ve jeotermal de giderek önem kazanıyor. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yıl boyunca yatırımların yaklaşık 100 milyar dolara ulaşması bekleniyor.” diye konuştu.
Gelişmekte olan ülkelerin toplam yatırım ihtiyacı 10 yıl önce 2,5 trilyon dolar iken, şu an yıllık 4 trilyon dolar olduğuna dikkati çeken Bakan Şimşek, KÖİ’nin finansal kaynakların toplanması, riskler ve fırsatların paylaşılması, bilgi aktarımı, yenilik ve teknolojiyi teşvik ve doğrudan yabancı yatırımın çekilmesi konusunda büyük faydalar sağladığını anlattı.
Türkiye’nin bugüne kadar 249 KÖİ projesini başarıyla hayata geçirdiğini ve KÖİ projelerinde önde gelen ülkelerden biri olduğunu belirten Şimşek, “Mevcut demografik trendlere ve büyümeye göre Türkiye’nin yatırım ihtiyacının ne olduğuna dair bir tahmin var. Ancak Türkiye’yi en iyi gelişmekte olan ülke uygulamalarıyla karşılaştırdığınızda açıkçası 2040’a kadar 405 milyar dolarlık bir yatırım açığı tahmini yapılıyor.” dedi.

“TCMB, YETERLİ SIKILAŞTIRMA YAPTIĞINI DÜŞÜNÜYOR”
Bakan Şimşek, Türkiye’nin eylül ayından bu yana uyguladığı ekonomi programına da değindi.
Ekonomi programının amaçlarını anlatan Şimşek, “Program, fiyat istikrarını sağlamayı, mali disiplini yeniden tesis etmeyi, cari açığı azaltmayı, büyümede yeniden dengelenmeyi ve tabii ki verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçirmeyi hedefliyor. Fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda para politikasında gerekli adımlar atılarak, sıkılaşma süreci başladı. Ayrıca bazı seçici kredi sıkılaştırmaları, niceliksel sıkılaştırmalar yaptık. Destekleyici maliye ve gelir politikaları uyguladık. Önümüzdeki dönemde de daha destekleyici gelir ve maliye politikalarını uygulamaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“TCMB, yeterli sıkılaştırma yaptığını düşünüyor” diyen Mehmet Şimşek, uygulanan ekonomi programının işe yarayacağına inandıklarını dile getirerek, programın henüz çok erken aşamalarında olunduğunu, sabırlı ve ileriye dönük kararlı olunması gerektiğini vurguladı.
“TÜRKİYE’NİN BÜYÜME SORUNU YOK”
Türkiye’nin büyüme sorunu olmadığını belirten Şimşek, şöyle devam etti:
“Dengeli bir büyüme patikasıyla cari açığı azaltmak istiyoruz. Türkiye’nin büyüme sorunu yok. Başta da söylediğim gibi Türkiye büyüklük açısından Çin ve Hindistan değil ama kesinlikle en iyi performansı gösteren gelişmekte olan piyasalarla aynı seviyede. Neden? Çünkü burası girişimci bir ülke. Nüfusta nispeten olumlu bir demografik yapıya sahibiz. Yani iyi bir altyapımız var. Biliyorsunuz, sadece iç talebe baktığınızda Türkiye son 20 yılda ortalama yüzde 5,5 büyüdü, net ihracatı da eklerseniz yüzde 5,4 büyüdü. Sorunun olduğu yer burasıdır. Kompozisyonu geliştirmemiz gereken yer burası.”

“MERKEZ BANKASI REZERVLERİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE İYİLEŞTİ”
Merkez Bankası rezervlerinin geçen yıl mayıs ayından bu yana önemli ölçüde iyileştiğini ve ihracatçıların liranın zayıflaması yönündeki çağrıları nedeniyle son birkaç haftadır baskı altında olduğunu söyleyen Şimşek, şunları kaydetti:
“Seçim yaklaşırken birçok spekülasyon var. Dün katıldığım bir televizyon programında da seçim sonrası bakış açımızı anlattım. Ama elbette, biliyorsunuz, insanlar geçmişe bakma ve geçmişi geleceğe taşıma eğilimindeler. Geçen yılın seçim öncesi ile karşılaştırıldığında mevcut koşullar önemli ölçüde farklı olduğundan para politikası seyrinin düzeltilmesi önemlidir. Attığımız diğer adımlar da var. Derecelendirme kuruluşları attığımız adımların sonunda görünümü yükseltti. Piyasaya baktığımızda ise Türkiye’nin risk algısı kredi notundan iki kademe daha iyi ve gerçekten önemli olan da bu.”
“ÜNİVERSİTE DİPLOMALARI BİLE TEHDİT ALTINDA”
Bakan Şimşek, sunumu sonrasında panelde yaptığı konuşmada ise yapay zekanın önemine dikkati çekerek, “Elbette insanlara yatırım yapmak, becerileri geliştirmek, yeni kabiliyetler kazandırmak gerekiyor. Yapay zeka ortaya çıkana kadar üniversite diplomasına sahip insanlar ayrıcalıklıydı çünkü kaliteli işlere sahiplerdi ve gelirleri artıyordu. Ancak yapay zekayla birlikte eğer iyi bir altyapımız ve ekosistemimiz yoksa üniversite diplomaları bile tehdit altında.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğunu da dile getiren Şimşek, İstanbul gibi bir şehirde deprem risklerinin azaltılması için yatırım yapılması gerektiğini ve bunun da uzun vadeli bir bakış açısı gerektirdiğini sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma sanayisinin gündemdeki konularına ilişkin değerlendirmede bulundu.
İhracatın finansmanı konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı ile görüşmelerini sürdürdüklerini belirten Görgün, bu amaca yönelik geliştirmelerin en doğru adresinin Bakanlık olduğunu söyledi. Görgün, “Ekiplerin detaylandırması gerekiyor ama Hazine ve Maliye Bakanlığımız savunma sanayisiyle ilgili her konuya çok açık. Buradan nasıl bir sonuç çıkar, ona hep beraber bakacağız. Hangi modeller, nasıl şekillenebilir, daha henüz başındayız.” dedi.
Çeşitli ülkelerden savunma sanayisi ürünlerine gelen talebin karşılanmasına yönelik altyapı kapasitesine ilişkin bilgi veren Görgün, tüm görüşmeleri bu durumu dikkate alarak yaptıklarını ifade etti.
Görgün, “Şirketlerimiz de çok ciddi altyapılara kavuştular. Seri üretimde ihtiyaç duyulan altyapıların karşılanması için tüm şirketlerimiz yatırımlarını yaptılar. Bunların açılışları yavaş yavaş olacak. Verdiğimiz sözü zamanında tutabilmek üzere o planlamaları yapmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
“YETİŞTİREMEDİK BAHANESİNİN ARKASINDA OLMAYIZ”
Kapasitelerini genişlettikleri alanları gözeterek çalıştıklarını vurgulayan Görgün, “Sipariş aldık ama altyapımız veya insan kaynağımız yeterli değil, onun için yapamadık, yetiştiremedik bahanesi arkasında hiçbir zaman olmayız. Hesaplamadan da yola çıkmayız. Şirketlerimiz bunun çok farkındalar.” değerlendirmesinde bulundu.
Görgün, savunma sanayisi alanında ihtiyaç olduğu zaman dünyadaki herkesten önce o ihtiyacı karşılayabilir bir altyapının bulunmasının çok önem taşıdığına dikkati çekerek, “Ürün veya alt ürün bazında ‘full’ kapasite altyapılar ve ihtiyaç olduğu zaman tam kapasite çalışabilecek altyapılar, bunları belirleyerek yatırımlarımızı şirketlerimizin yapmasını telkin ediyoruz.” dedi.
“İHA’LARIN TESLİM ZAMANIYLA İLGİLİ HİÇ ŞİKAYET ALMADIK”
Havacılık alanında özellikle insansız hava araçlarına (İHA) çok fazla talep olduğuna işaret eden Görgün, şöyle konuştu:
“Hem BAYKAR hem TUSAŞ bunlara göre planlarını yapıyorlar. BAYKAR zaten bu alanda dünya lideri. SİHA’lar konusunda en fazla ihracat yapan birinci şirket dünyada. Onlar da 34-35 ülkeye ulaştılar ihracatta. Yeni siparişleri var, bu siparişlere göre altyapılarını, kapasitelerini müşterinin beklediği zaman diliminde teslim edebilmek, tedarike karşılık verebilmek adına kendi içlerinde planlamalar yapıyorlar.”
Görgün, İHA’ların teslim zamanıyla ilgili hiç şikayet almadıklarını dile getirerek, “Bizim için dürüstlük, güven, ilişki içinde olduğunuz muhataplarımıza karşı oluşturduğumuz iş ahlakı çok önemli. BAYKAR da bunun en güzelini sergiliyor. Verdikleri bir söz varsa teslim tarihinden hep önce verdiler.” ifadelerini kullandı.
“İHA’LARIMIZ GURURUMUZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyarette görüşülen konular arasında savunma sanayisinin de olduğunu belirten Görgün, görüşmelerde Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin Türkiye’ye yapacağı ziyaretin de konuşulduğunu bildirdi.
Görgün, Mısır’daki şirketler ve oradaki muhataplarla bir çalıştay düzenledikleri bilgisini vererek, “Sayın Cumhurbaşkanları da savunma sanayisindeki işbirliğini desteklediler. Somut çıktılar kısa zamanda ortaya çıkar ama alanlar aşağı yukarı şekilleniyor.” dedi.
Herhangi bir ülkeyle savunma alanında ilk konuşulan konunun İHA’lar olduğunu vurgulayan Görgün, “İHA’larımız gururumuz, medarıiftiharımız. Ortaya koydukları başarı, sahadaki başarıları herkes tarafından takdirle izleniyor, biliniyor.” diye konuştu.
Görgün, savunma sanayisinin yerlileşmesi ve millileşmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın inanılmaz bir katkısı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ne olursa olsun koşulsuz desteği var, bizlere verdiği motivasyon, cesaret var. Savunma sanayisiyle ilgili önüne getirdiğimiz her konuda bize verdiği destek var. Uluslararası alanda da bizim dost ve müttefik ülkelerle var olan sistemlerimiz ve bunların ihracatıyla ilgili konular gündemde olduğunda her zaman en büyük destekçimiz Cumhurbaşkanı’mız oluyor. Uluslararası delegasyonlarda, heyetlerde, ziyaretlerde savunma sanayisi konuları diğer konularla birlikte mutlaka gündemde oluyor.”
Farklı alanlarda, platformlarda ve sistemlerde çalıştıklarını belirten Görgün, mart ayına kalmadan savunma sanayisi alanında birçok müjdeyi paylaşabileceklerini söyledi.
SEKTÖRÜN GELECEĞİNE YATIRIM
Haluk Görgün, sektörde gençlere yönelik eğitim programlarına da değinerek, savunma sanayisi akademilerini, şirketlerin tüm akademik birimleriyle birleştirdiklerini bildirdi.
Birimleri ortak bir hedefe yönlendirecek şekilde hizalamaya gayret gösterdiklerini ifade eden Görgün, “Birçok eğitim programımız var. Çalışanlara, öğrencilere, mezunlara, sektörün içinde ve dışında olanlara, üniversiteye ilk başlayanlara, bitirmek üzere olanlara hatta alan bazlı veya konu bazlı yetkinlik kazandırmaya varana kadar çok farklı içerikler var.” dedi.
Görgün, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile son dönemde duyurdukları nitelikli anlaşmalar yaptıklarını anımsatarak, “Dolayısıyla bu, mühendislik öğrencilerinde daha mezun olmadan önce ekosisteme aşinalığı sağlayacak bir yaklaşım.” diye konuştu.
Öğretim görevlilerinin yurt dışındaki üniversitelerde ders vermesini sağlayacak bir protokolleri olduğunu vurgulayan Görgün, şirketlerinin akademisyenleri konu bazlı destekleyeceğini, öğretim görevlilerinin araştırma yapıp insan yetiştireceklerini dile getirdi.
UZUN SOLUKLU, NİTELİKLİ, TEKNİK DONANIMLI İNSAN KAYNAĞI
Görgün, Milli Eğitim Bakanlığı ile tematik görüşmeler yaptıklarını, mesleki ve teknik Anadolu liseleri açmaları konusunda şirketlerine telkinde bulunduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Çok başarılı örnekler var. ASELSAN’ın mesleki teknik Anadolu lisesi var. Geçtiğimiz sene BAYKAR, mesleki teknik Anadolu lisesi açtı. 500 tam puanlı öğrenci aldı. Savunma sanayisi tercih edilen bir alan. Meslek liseleri, insanların çocukları için çok tercih ettikleri bir şey değildi. Savunma sanayisinin bu alana önem vermesiyle, katkı sağlamasıyla, buradan beklentilerini ortaya koymasıyla bu liseleri tercih eden öğrencilerimiz, velilerimiz olmaya başladı.”
Gençleri yetiştirmenin ve iyi donanımlarla mezun edebilmenin önemli sorumlulukları olduğunu vurgulayan Görgün, “Tam puanlı öğrenci alma hedefinde değiliz. Uzun soluklu, nitelikli, teknik donanımı en yüksek seviyede insan kıymeti ihtiyacının karşılanmasını önemsiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Kırklareli Vize ve Demirköy Çevre Yolları’nın açılışına katıldı. Törende konuşan Bakan Uraloğlu, Trakya Bölgesinin; güçlü kara yolu altyapısı, limanları, demir yolu ve hava yolu bağlantıları ile Avrupa’yı Asya’ya bağlayan köprü konumunda olduğunu belirtti.
Türkiye’nin ulaşım ve iletişim altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlara daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle önemli adımlar atıldığının ve atılacağının altını çizen Bakan Uraloğlu, Türkiye Yüzyılı’nda şehirlerin birbirine daha da yakınlaştığını, ulaşım altyapısının güçlendirildiğini ifade etti.

KIRKLARELİ HER GÜN BÜYÜYOR, GELİŞİYOR, GÜZELLEŞİYOR
Avrupa’yla Asya’yı birbirine bağlayan Trakya Bölgesi’nin önemli şehirlerinden Kırklareli’nin her geçen gün geliştiğini ve güzelleştiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Bilindiği üzere Trakya Bölgemiz; güçlü karayolu altyapısı, limanları, demiryolu ve havayolu bağlantıları ile Avrupa’yı Asya’ya bağlayan köprü konumundadır. Özellikle Dereköy Sınır Kapısı üzerinden Bulgaristan’a ulaşım sağlaması, Edirne’den İstanbul’a kadar Trakya’yı kat eden otoyol ve devlet yoluna yakınlığı ile de lojistik açıdan büyük önem arz ediyor. Ayrıca Kırklareli; tarihi yapıları ve kültürel değerlerinin yanı sıra, tarım ve tarıma dayalı sanayi kollarıyla, üretim alanları, pazarlara yakınlığı ve iş gücü kaynakları ile bölgenin yatırıma açık merkezleri arasında yer almaktadır. Bu nitelikleriyle Kırklareli her gün büyüyor, gelişiyor, güzelleşiyor. Biz de bunun farkındayız ve Kırklareli’nin büyüme hızına ve artan trafik yoğunluğuna bağlı olarak yeni proje üretiyor, dev yatırımlar hayata geçiriyoruz. Bugün de Kırklareli’mize iki müjde ile Vize ve Demirköy Çevre Yollarımızın açılışı için geldik. Özellikle İstanbul’dan Kırklareli’ne ulaşım sağlayan güzergâhta hayata geçirdiğimiz karayolu projeleri ile şehrin ulaşım altyapısını geliştirmekteyiz. Bu kapsamda yürüttüğümüz önemli çalışmalar arasında yer alan Saray-Kırklareli Yolu’nun uzunluğu 71 kilometredir. Projemiz ile; bölgede bulunan organize sanayi bölgeleri ile yurtiçi ve yurtdışına sevkiyat yapan, kapasitesi yüksek kireç ve çimento fabrikalarından kaynaklanan ağır taşıt trafiği kentin dışına aldık.” ifadelerini kullandı.
VİZE ŞEHİR GEÇİŞİNİ 12 DAKİKADAN 3 DAKİKAYA İNDİRDİK
Kırklareli Vize ve Demirköy Çevre Yolları’nın hayata geçirilmesi ile birlikte doğaya ve ekonomiye katkı sağlandığını ayrıca zamandan da tasarruf edildiğini böylelikle milyonlarca liralık tasarruf elde edildiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Vize şehir geçişini 12 dakikadan 3 dakikaya indirdik. Böylece çevre yolumuz ile zamandan 72 milyon lira, akaryakıttan 10 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 82 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da bin 193 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Hayırlı uğurlu olsun.” açıklamalarında bulundu.
PINARHİSAR-DEMİRKÖY-İĞNEADA YOLU İLE YILDA 20 MİLYON LİRA TASARRUF
Kırklareli’nin, hem turizm açısından hem de ülke güvenliği açısından stratejik bir konuma sahip ilçesi İğneada için hayata geçirilen Pınarhisar-Demirköy-İğneada Yolu’nun yıllık 20 milyon lira tasarruf edileceğini belirten Bakan Uraloğlu şu sözleri kaydetti:
“Pınarhisar-Demirköy-İğneada Yolu’da, Trakya Bölgesinin Karadeniz sahiline açılan en önemli turizm beldesi olan İğneada’ya ulaşımın sağlanması adına büyük önem taşımaktadır. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve İstanbul illerinin İğneada’ya ulaşan tek aksıdır. Ayrıca Karadeniz kıyısındaki eşsiz longoz ormanları ve orman endüstrisine dayanan ekonomik faaliyetleriyle de öne çıkmaktadır. Demirköy-İğneada Yolumuzu 27,7 kilometre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı tek yol standardında projelendirdik. Yolumuzun Demirköy geçişinde, de 5,5 kilometrelik Demirköy Çevre Yolu’nu tamamladık ve iş kapsamındaki 75 metrelik Bulanık Deresi Köprüsü’nü inşa ettik. Yolun kalan kesimlerinde de çalışmalara hızla devam ediyoruz. Demirköy Çevre Yolumuz ile bölgedeki orman endüstrisinden kaynaklanan ağır taşıt trafiğinin ve özellikle yaz aylarında artış gösteren turistik trafiğin Demirköy şehir merkezinde neden olduğu yoğunluğunu rahatlattık. Bu yolumuzun çok önemli bir yanı daha var. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ülkemizin güvenliği için önem arz eden İğneada bölgesindeki askeri faaliyetleri kapsamında sevk edilen ağır tonajlı askeri araçları geçişine uygun, hızlı ve güvenli ulaşım imkânı da sağlamış olduk. Çevre yolumuzla şehir merkezi üzerinden saatte ortalama 30 kilometre trafik hızı ile 10 dakikada katedilen Demirköy Geçişini, ortalama hızı 90 kilometreye yükselterek 3 dakikaya indirdik. Böylece zamandan 18 milyon lira, akaryakıttan 2 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 20 milyon lira tasarruf edeceğiz. Bu yolumuz sayesinde de çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 291 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.”

SON 22 YILDA KIRKLARELİ’NİN ULAŞIM VE İLETİŞİM ALTYAPISINA 27 MİLYAR 553 MİLYON LİRA YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK
Kırklareli’nin büyüme hızına ve artan trafik yoğunluğuna bağlı olarak yeni projelerin hayata geçirildiğini ve son 22 yılda ulaşım ve iletişim altyapısına 27 milyar liradan fazla yatırım gerçekleştirildiğini vurgulayan Uraloğlu, “Üretiyor, dev yatırımlar hayata geçiriyoruz. Son 22 yılda kırklareli’nin ulaşım ve iletişim altyapısına 27 milyar 553 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında 77 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 257 kilometreye çıkardık. Kırklareli’yi; Edirne’ye, Tekirdağ’a, İstanbul’a bölünmüş yollar ile bağladık. Kırklareli’nin demiryolu altyapısını da çok önemli yatırımlar yaptık. Şehir içinde kalan tüm demiryolu alt yapısını modernize ettik. 62 kilometresi Kırklareli’nden geçen 229 kilometre uzunluğundaki Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren projesi ile Kırklareli’ni İpek Demiryolu güzergâhının önemli merkezlerinden biri haline de getiriyoruz. Bu proje kapsamında Kırklareli’nde Babaeski, Lüleburgaz, Büyükkarıştıran istasyonları olacak. Projenin tamamlanmasıyla; mevcut hat kapasitesini 4 kat arttıracağız. Halkalı-Kapıkule (Edirne) arası yolcu seyahat süresini 4 saatten 1.5 saate; yük taşıma süresini ise 6.5 saatten 2.5 saate düşüreceğiz. Hattın hizmete alınmasıyla birlikte gelişmeye başlayacak ticari hareketlilik bölge insanımızın ve ülkemizin ekonomik süreçlerine, kalkınmasına ve gelişmesine çok büyük faydalar getirecektir” dedi.
HEM KIRKLARELİ’Yİ HEM DE TÜRKİYE’Yİ; TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİNE CUMHUR İTTİFAKI’YLA KAVUŞTURACAĞIZ
Cumhur İttifakı’nın Kırklareli Belediye Başkan Adayı Derya Bulut için destek isteyen Bakan Uraloğlu, Türkiye’yi, Türkiye Yüzyılı hedeflerine Cumhur İttifakı’yla kavuşturacaklarının altını çizerek, “Canı gönülden inanıyorum ki Kırklareli’nin gelişimi, toplumun kalkınması ve Türkiye Yüzyılı için koyduğumuz hedeflere ulaşmada gerekli her türlü gayret ve kararlılığı göstermeye devam edeceğiz. Milletimizin 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğu Cumhur İttifakını, seçimlerde ve Meclis’te devam ettirerek, mücadelemizin saflarını genişlettik. Cumhur İttifakı olarak derdi millet ve memleket olan bir hareketin mensuplarıyız. Aziz milletimiz son seçimlerde cumhur ittifakını seçerek Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde istikrara, gelişmeye ve kalkınmaya devam demiştir. Şimdi aynı desteği Cumhur İttifakının Kırklareli Belediye Başkan adayı Derya Bulut kardeşimiz için istiyoruz. Hem Kırklareli’yi hem de Türkiye’yi; Türkiye Yüzyılı hedeflerine Cumhur İttifakı’yla kavuşturacağız. Bu düşüncelerle çevreyollarımızı başarıyla tamamlayan işçisinden mühendisine tüm Karayolları Genel Müdürlüğü ve yüklenici firma çalışanlarına teşekkür ediyor, Kırklareli başta olmak üzere tüm ülkemiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı
]]>KOCAELİ GÜNE MÜJDEYLE UYANMIŞTI
Kocaeli, geçtiğimiz yılın aralık ayı başında güne müjdeyle uyanmıştı. Kocaeli Kuzey Hafif Raylı Sistem Hattının, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yatırım programına alınması için gerekli imza atılmıştı. ‘’Şehrimiz için büyük bir fırsat’’ değerlendirmesinde bulunan Başkan Büyükakın, bu gelişmeyi, ‘’Şehrimiz güne bir müjdeyle uyandı. Kuzey Metro hattı için Cumhurbaşkanımız kararnameyi imzaladı. Şehrimize hayırlı olsun’’ sözleriyle duyurmuştu. Bu gelişmenin ardından ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Kocaeli Büyükşehir arasında projeye yönelik devir protokolü imzalanmıştı. Protokol kapsamında her iki kurumun yetki ve çalışma alanları belirlenmişti. Büyükşehir’in altyapı ve gerekli durumlarda kamulaştırma desteği vereceği Kocaeli Kuzey Hafif Raylı Sistem Hattı 1. Aşama projesinde üst yapıdaki imalatları Bakanlığın yapması kararı alınmıştı.

95 MİLYAR TL YATIRIMLA 1. AŞAMA
Protokolün imzalanmasının ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı çalışmaların yürütülmesi için süreci başlattı. Son olarak 8082 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla Kocaeli Kuzey Hafifi Raylı Sistem Hattının 1. Aşamasının 2024 yılı yatırım programına alınması kararlaştırıldı ve karar 15 Ocak 2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. Böylece 95 milyar Türk Lirası yatırım hacmine sahip projede çok önemli bir adım daha atıldı. Toplamda 24 istasyondan oluşacak projenin yatırım programına alınan 1. aşamasında 18 adet istasyon yer alıyor.
MÜLKİYETİ BÜYÜKŞEHİR’E DEVREDİLECEK
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yatırım programına alınan proje için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Büyükşehir Belediyesi arasında 16.10.2023 tarihli resmi yazı ile devir protokolü imzalanmıştı. Bu protokolle işin projelendirilmesinden başlayarak işletmeye açılıp hizmet verebilir hale gelmesine kadar olan süreçte her iki kurumun yetki ve sorumluluklarıyla çalışma alanları belirlenmişti. Buna göre süreç boyunca; gerekli etüt-proje işleri, inşaat, elektromekanik sistem imalatları, altyapı deplaseleri, müşavirlik ve kontrollük hizmetleriyle araç alım işleri Bakanlığın Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olacak. Kocaeli Kuzey Hafif Raylı Sistem Hattı’nın 1. Aşamasının tamamlanmasının ardından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne mülkiyetin devri yapılacak.
BÜYÜKŞEHİR’DEN ALTYAPI DESTEĞİ
Proje sürecinde Büyükşehir Belediyesi altyapı deplaselerine destek verecek, şantiye kurulumu, istasyon ve trafo merkezi gibi alanlardaki çalışmalar, hafriyat döküm sahalarının kullanımı gibi işlerde Bakanlığa kolaylık sağlayacak, projenin test ve devreye alma sürecinde ise ihtiyaç duyulacak hat kesimleri ve teknik personel bulundurma gibi durumlarda destek verecek. Aynı zamanda kamulaştırma ihtiyacı olması durumunda kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilip tüm alanlar imalata uygun şekilde Bakanlığa teslim edilecek.
KENTİN YENİ CAZİBE MERKEZİ OLACAK
Başkan Büyükakın’ın, ‘’Bu çalışma şehrimizin toplu taşıması açısından kritik bir çalışma. Genel sekreterliğim döneminden bu yana üzerinde çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız tarafından kararnamesi imzalandı. Şehrimize hayırlı olsun’’ sözleriyle yorumladığı proje iki etap ve toplamda 35 kilometrelik bir hattan oluşuyor. AYGM (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından hazırlanan projenin 2. aşamasında hattın son noktası Cengiz Topel Havaalanı olarak belirlendi. Büyükşehir’in havaalanının yanında inşa edeceği 60 bin metrekare kapalı alana sahip EXPO merkeziyle beraber bölgeye ulaşımda aksaklık yaşanmayacak. Bölge aynı zamanda Güney Marmara Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu ve metronun kesiştiği bir noktada olacak. Böylece Kocaeli yeni cazibe merkezi daha kazanacak.
18 İSTASYON, GÜNLÜK 300 BİN YOLCU
Kocaeli Kuzey Hafif Raylı Sistem Hattının 1. Aşamasında 26,85 kilometrelik raylı sistem hattı ve 18 istasyon yapılması düşünülüyor. Toplamda 1.8 milyar dolarlık bir yatırım olacağı tahmin ediliyor. Metro hattı ve metro araçları için ayrı ihale yapılacak. Projeyle Kocaeli’nin doğu-batı aksında günlük yaklaşık 300 bin yolcu, yılda 101 milyon yolcu taşıması hedefleniyor.
]]>