Analizde, “Kredilerin gelişimi ve kompozisyonu, iç talep koşulları, fiyat istikrarı ve makro finansal istikrar açısından önem taşımaktadır. 2018 yılı sonrası azalan yabancı para (YP) krediler son dönemde artış eğilimine girmiştir. Bu artış sonrasında TCMB, sıkı para politikası duruşunu destekleyici ilave sıkılaşma adımları atmış ve 23 Mayıs 2024 tarihinde yatırım hariç YP kredilerde aylık yüzde 2 büyümenin aşılması durumunda zorunlu karşılık tesisi uygulamasını devreye alarak YP kredilere yönelik sınırlama getirmiştir. Bu yazıda YP kredilerde son dönemdeki artışın dinamikleri incelenmekte, kredi vadelerindeki gelişmeler arz/talep yönlü faktörlerle analiz edilmektedir.” ifadesi kullanıldı.
Geçen yılın ikinci yarısından itibaren başlayan parasal sıkılaştırma döngüsünde TL ve YP kredi faiz oranları arasındaki farkın açıldığı belirtilen analizde, “İyileşen kur beklentilerinin de katkısıyla firmaların YP cinsi kredi talebi canlanmıştır. Aynı dönemde bankaların uluslararası piyasalardan borçlanma koşulları iyileşmiş ve yurt dışı YP borçların sektörün toplam yükümlülükleri içindeki payı artmıştır. Artan sermaye ve efektif girişleri ile kapatılan TCMB taraflı swap işlemleri neticesinde bankaların YP likidite pozisyonu güçlenmiştir. Bahse konu arz ve talep yönlü bileşenler YP kredileri desteklemiştir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
KREDİ VADELERİNDE KISALMA VURGUSU
Kredilerin gelişiminde büyüme hızının yanı sıra vade kompozisyonunun da finansal istikrar açısından önem taşıdığı ifade edilerek şu bilgiler verildi:
“Uzun vadeli krediler daha çok yatırım amaçlı kullanılmakta ve firmaların iş ve finansal çevrimlerden kaynaklı kredi standartlarında yaşanabilecek değişimlerden daha az etkilenmesini sağlayarak finansal istikrarı desteklemektedir. Bahse konu dönemde ise YP kredilerdeki artışa rağmen vadelerin kısaldığı dikkati çekmektedir. Bu durum, tarihsel olarak yatırım ve proje finansmanı amacıyla kullandırılan YP kredilerin son dönemde işletme sermayesi finansmanı amacıyla kullandırıldığını ima etmektedir. Bu eğilimin temel sürükleyicisini belirleyebilmek amacıyla banka ve firma düzeyinde bir veri seti kullanılmıştır.
Firma talebinin kontrol edildiği modelde arz yönlü faktörlere odaklanılmıştır. Sonuçlar, YP kredi tutarı ile yurt dışı YP fonlamanın payı ve döviz likiditesi arasında pozitif bir ilişkiye işaret etmektedir. Diğer yandan, YP kredi vadesi ile yurt dışı YP fonlamanın payı arasında pozitif, döviz likiditesi arasında ise negatif bir ilişki bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle, yurt dışı YP fonlama payı yüksek olan bankaların daha fazla ve daha uzun vadeli YP kredi verdiği görülmektedir. Yurt dışı YP fonlama oranı 1 puan arttığında bankaların YP kredi tutarı yüzde 0,8, vadesi yüzde 0,7 artmaktadır. Fakat bir önceki ay döviz likiditesi daha yüksek olan bankaların daha kısa vadeli olarak daha fazla YP kredi verdiği dikkati çekmektedir. Döviz likiditesi oranı 1 puan arttığında bankaların YP kredi tutarı yüzde 3,6 artarken, vadesi yüzde 1,5 kısalmaktadır.”
“FİNANSAL İSTİKRAR İÇİN RİSKLİ”
Küresel likidite gelişmelerine ve sermaye akımlarına duyarlılığını sınırlamak amacıyla çekirdek dışı YP yükümlülüklerin vadesinin uzamasının ve bankaların yurt dışından daha uzun vadeli borçlanmasının daha düşük zorunlu karşılık oranları ile desteklendiği belirtilen analizde, bulguların, zorunlu karşılık uygulamasının yurt içi YP kredilerin vadesine yansıdığına ve yurt dışından daha fazla borçlanan bankaların daha fazla YP krediyi daha uzun vade ile verdiğine işaret ettiği bildirildi.
Ayrıca, sonuçların son dönemde kısalma eğiliminde olan YP kredi vadesinde bankaların döviz likiditesi kaynaklı gelişmelerin sürükleyici olduğunu ima ettiği belirtilen analizde, bankaların artan döviz likiditesinin, daha fazla ve daha kısa vadeli YP kredi arzına neden olduğunun görüldüğü vurgulanarak şunlar kaydedildi:
“Özetle, YP kredilerin tutarı ile yurt dışı borçlanma ve döviz likiditesi arasında pozitif bir ilişki varken, YP kredi vadelerinin sektörün güçlenen döviz likiditesiyle kısaldığı görülmektedir. Ayrıca firmaların artan döviz kuru riski de finansal istikrara yönelik potansiyel risk teşkil etmektedir. Bu kapsamda, YP kredilerin yatırım amaçlı ve uzun vadeli kullanımı bahse konu risklerin orta-uzun vadede yönetilmesi için büyük önem arz etmektedir. Mayıs ayında getirilen YP kredi düzenlemesinde iki yıldan uzun vadeli yatırım kredilerinin istisna tutulması da bu amaca hizmet etmektedir.”
Bakanlık verilerine göre, RADAR Sistemi, yapay zeka teknolojisine uygun yeni nesil risk senaryo ve veri modelleri kullanarak riskli mükelleflerin tespitine yönelik daha etkin ve hızlı aksiyon alınmasını amaçlıyor.
Sistemle, vergi kayıp ve kaçağına, Hazine destekleri ile uygulama ve denetim etkinliğine yönelik 693 bin 331 mükellef analiz edildi.
Bu kapsamda, mükellefiyet kaydı bulunmadan sürekli motorlu araç alım-satımı gerçekleştirerek haksız fiyat artışlarına sebep olan kişiler, piyasada spekülasyona sebep olan bayi ve galericiler özelinde analiz ve değerlendirme çalışmaları gerçekleştirildi.
Çalışmalarla 59 bin 324 mükellef analize tabi tutuldu, riskli olduğu değerlendirilen 1307 mükellef, hakkında gerekli işlemlerin yapılması amacıyla ilgili birimlere iletildi.
GAYRİMENKUL FIRSATÇILARIYLA MÜCADE EDİLİYOR
Gayrimenkul sektöründeki vergi kayıp-kaçağının önlenmesi ve sektördeki kayıt dışı faaliyetlerle mücadele kapsamında da mali ve finansal veriler ile tapu ve emlak ilan sitelerinin verileri incelendi.
İncelemeler neticesinde, haksız fiyat artışı yaparak piyasayı olumsuz etkileyen ve enflasyona sebep olan gerçek ve tüzel kişiler tespit edildi.
Gayrimenkul kira geliri elde eden ve gelirini beyan etmeyen veya eksik beyan eden kişilere ilişkin de analiz çalışması yürütüldü. Vergisel yükümlülüklerini yerine getirmemiş olabileceği değerlendirilen mükellefler, gereğinin yapılması için denetim birimleriyle paylaşıldı.
Gayrimenkul satışlarını gerçek değer üzerinden beyan etmeyerek düşük tutarda tapu harcı ödeyen, gayrimenkulün gerçek değerinin çok altında tutarda satış faturası düzenleyen, değer artış kazancını beyan etmeyen veya düşük beyan eden mükellefler de takip edildi. RADAR Sistemi’ne takılan mükellefler, denetim birimleriyle paylaşıldı. Bu kapsamda 131 bin 211 mükellef analiz tabi tutularak, 7 bin 117 mükellefe ilişkin değerlendirmeler ilgili birimlere gönderildi.
SOSYAL MEDYA GELİRLERİ DE İNCELENİYOR
Sistemle, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesine ilişkin e-ticaret sektörüne yönelik de analiz ve değerlendirmeler yapıldı. Bu kapsamda 2 bin 749 mükellef analize tabi tutuldu ve riskli olduğu değerlendirilen 1199 mükellef ilgili birimlerle iletildi.
Çeşitli yöntemlerle sosyal medya geliri elde eden ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyenler özelinde de analiz çalışması yürütüldü. Bu çerçevede, 131 bin 813 mükellef incelendi ve 7 bin 493 mükellef denetim birimleriyle paylaşıldı.
FAHİŞ FİYAT ARTIŞI İNCELENDİ
Bakanlıkça, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından fahiş fiyat artışı yapılan mal ve hizmet grupları da belirlendi.
İncelemeler sonucu, fahiş fiyat artışı yapmış olabilecek kişi ve kurumlar tespit edildi. Ayrıca depremlerden sonra gayrimenkul satışlarında fahiş fiyat artışı gerçekleştirmiş olanlar hakkında, iletilen şikayetler ve ilan siteleri üzerinden analiz çalışmaları yapıldı. Risk analiz ve değerlendirme çalışmaları sonucu, 16 bin 839 mükellef analize tabi tutuldu ve 227 mükellef gereği için ilgili birimlere bildirildi.
Haksız vergi iadesinden faydalanarak gelir kaybına sebep olan mükelleflere yönelik de analiz gerçekleştirildi. Bu kapsamda konut teslimleri ve inşaat taahhüt işleri konularında iade talep eden mükellefler, imalatçı ihracatçı mükellefler ve uluslararası taşımacılık istisnasından yararlanan mükellefler için risk analiz ve değerlendirme çalışmaları yürütüldü. Değerlendirmeler sonucunda, 825 mükellef incelendi ve 575 mükellef de ilgili birimlerle paylaşıldı.
Hazine tarafından sağlanan teşviklerine yönelik risk analizi ve değerlendirme çalışması sonucu da 56 bin 884 mükellef analiz edildi ve 4 bin 217 mükellef ilgili birimlere iletildi.
]]>Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Türkiye ile Somali arasında imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın bölge ülkelerine yönelik bir tehdit oluşturmadığını belirterek, “Türk kardeşlerimiz bu anlaşma çerçevesinde sadece 10 yıl boyunca denizlerimizi koruyacak. 10 yıllık işbirliğinden sonra biz de denizlerimizi koruyacak bir donanmaya sahip olacağız.” açıklamasını yapmıştı.
Türkiye ve Somali arasındaki bu anlaşma ABD merkezli özel istihbarat-analiz şirketi Stratfor tarafından mercek altına alındı.
Ajans ‘Ankara, Somali ve Cibuti ile Savunma Anlaşmaları Yoluyla Etkisini Genişletiyor’ başlığı ile bir analiz yayınladı.
BU ADIM NEDEN ÖNEMLİ?
Yeni anlaşmayı ‘Somali Kabinesi ve parlamentosu Türkiye ile 10 yıllık bir savunma ve ekonomik işbirliği anlaşmasını onayladı. Bu, Türkiye’nin 19 Şubat’ta Cibuti ile bir savunma anlaşması imzalamasının ardından geldi’ şeklinde özetleyen STRATFOR ‘Bu adım neden önemli?’ sorusuna yanıt aradı.
‘Somali ile yapılan anlaşma, Türkiye’nin Somali sularında daha sık deniz konuşlandırması yapmasının önünü açıyor’ denilen analizde bunun yasadışı, rapor edilmeyen ve düzenlenmemiş (IUU) balıkçılık faaliyetlerinin yanı sıra ülkenin kıyılarında yeniden canlanan korsanlığın engellenmesine yardımcı olabileceğine dikkat çekildi.
ANKARA’NIN AFRİKA BOYNUZU’NDAKİ VARLIĞI GÜÇLENİYOR
Ankara’nın Afrika Boynuzu’ndaki varlığını güçlendirdiği ifade edilen analizde şu ifadeler yer aldı:
‘Bu Türkiye’nin orta vadede Somali veya Cibuti’de bir deniz üssü kurmasıyla sonuçlanabilir. Uzun vadede, Türkiye-Somali anlaşması muhtemelen Somali’nin donanmasını ve sahil güvenliğini güçlendirecek ve IUU balıkçılığını ve korsanlığını daha da caydıracaktır. Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki nüfuzunu güçlendirme çabası, Asya’ya giden deniz ticaret yollarını güvence altına alma girişimidir; ancak bu, özellikle Abu Dabi ile Ankara arasındaki ikili ilişkilerin kötüleşmesi halinde, muhtemelen Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki bölgesel rekabeti artıracaktır.’

AMERİKAN MEDYASININ İSTİHBARAT KAYNAĞI
Bazılarına göre “Gölge CIA” diye tanımlanan, bazılarına göre ise haftalık ekonomi-finans dergisi “The Economist’in 1 hafta geriden geleni, 4-5 yüz katı daha pahalısı” denilen Stratfor’un skandal paylaşımlarının Amerikan medyasında alıcısı oldukça fazla.
CNN, Bloomberg, AP, Reuters, The New York Times gibi büyük kuruluşların istihbarat konularında “güvenilir kaynaklardan edinilen bilgiye göre” aktardığı haberleri Stratfor’dan edindiği biliniyor.
Ancak Stratfor’un istihbaratlarının ne kadar güvenilir olduğu, bu bilgileri hangi amaçla kamuoyuyla paylaştığı üzerine soru işaretleri bulunuyor.
CIA’İN GÖLGE KURULUŞU
Stratfor, ABD’nin Teksas eyaletinin başkenti Austin’den yönetiliyor.
Stratfor, 1996 yılında ünlü strateji uzmanı ve siyaset bilimci George Friedman tarafından kuruldu.
Kendisini ekonomi, enerji, dış politika ve güvenlik konularında küresel alanda faaliyette bulunan bir kuruluş olarak tanımlayan Stratfor, dünya genelindeki 175’ten fazla ülkeye dair analizler sunuyor.
Online abonelik ve danışmanlık hizmeti sunan Stratfor’un analizlerini abonelerine para karşılığı satması, kendisini, finansmanını genellikle sponsorlardan sağlayan bir düşünce kuruluşu olmaktan çıkarıyor.
Stratfor, kamuya açık kaynaklara dayandırarak hazırladığını iddia ettiği analizlerini, dünyanın değişik bölgelerindeki farklı dilleri bilen İngilizcesi iyi “casuslara” yazdırdığı Wikileaks belgeleri tarafından ortaya çıkarılmıştı.
Bu nedenle medyada ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) “gölge kuruluşu” olarak tanımlanan Stratfor’un, ABD’nin dış politikası açısından büyük önem arz eden bölgelere ilişkin jeopolitik analizlerinin ciddi takipçisi bulunuyor.
]]>
Alkaç, peynir içeriklerinde kullanılan sahte ürünlerin başında nişasta veya maltodekstrin geldiğini, kuru madde miktarını ve ürünün kıvamını artırmak için kullanılan bu yöntemle, daha az süt ile daha fazla hileli ürün elde edilmesinin amaçlandığını aktardı.
Jelatin ilavesinin de kıvam ve verim artışı için kullanılan bir başka hileli yöntem olduğunun altını çizen Alkaç, “Soya veya melamin ilavesi de ürünün protein oranını artırmaya yönelik başvurulan bir hile. Süt yağı değerli bir besin olduğundan bitkisel yağ ekleyerek üründeki yağ oranının artırılması yoluna giden üreticilerle karşılaşılıyor. Gıda güvenliğini yok sayarak raf ömrünü uzatmak için ürüne natamisin, nisin, sorbik asit, benzoik asit gibi koruyucular ekleyen üreticiler de var.” şeklinde konuştu.
Alkaç, “Peynir üretiminde başvurulan en büyük hilelerden biri bozuk sütün PH değerlerinin fosforik asit kullanılarak peynir yapımına uygun hale getirilmesi. Ürünün albenisini artırmak, rengini güçlendirmek için yasal limit üzerinde boya katılabiliyor. Koyun, keçi, manda gibi daha değerli süt içeren peynirlere inek sütü gibi farklı tür süt ilavesi yapılabiliyor.” dedi.

“Tüketicileri gıda okur yazarlığı konusunda kendilerini geliştirmeye davet ediyoruz”
Alkaç, tüketicilerin ürünleri mutlaka güvendikleri satış noktalarından almalarını, ürünlerin ambalajlı ve etiketli olmasına, etiketinde üretici firmanın adı ve işletme kayıt numarası gibi resmi bilgilerin yer almasına dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı.
Üreticinin işletme kayıt numarasına sahip olmasının, Tarım ve Orman Bakanlığı’na kayıtlı ve bakanlığın da kontrolünde bir işletme olduğunun göstergesi olduğunu belirten Alkaç, “Üzerinde sıklıkla durduğumuz gıda okur yazarlığı büyük bir önem taşıyor. Tüm tüketicileri bu konuda daha duyarlı ve bilinçli olmaya, gıda okur yazarlığı konusunda kendilerini geliştirmeye davet ediyoruz.” diye konuştu.
Deniz Alkaç, Metro Türkiye olarak tüketicinin sağlığını korumanın öncelikleri olduğunu, haksız ticareti önlemek ve sürdürülebilir gıda çalışmalarını desteklemek için gıdalarda taklit ve tağşiş çalışmalarını başlattıklarını kaydetti.
Gıda tağşiş ve taklit açısından potansiyel olabilecek tüm gıda ürün gruplarını masaya yatırdıklarını ve risk analizi ile tağşiş ve taklit analiz parametrelerini çıkararak gıda ürünlerinin tağşiş haritasını oluşturduklarını bildiren Alkaç, “Çalışma ile elde ettiğimiz sonuçlar ışığında 115 farklı ürün çeşidinde 54 farklı taklit riskine karşı analiz çalışmalarımızı düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Bazı analizler Türkiye’de yapılırken bazıları ise yurt dışına gönderilerek analiz süreçleri yürütülüyor.” ifadelerini kullandı.
“Kalite standartlarına uymayan hiçbir ürüne rafta yer vermiyoruz”
Alkaç, Metro Türkiye olarak son 3 yılda tağşiş kapsamında yaklaşık 850 peynire ürün analizi gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Bu analizler süt yağı harici yağ aranması, jelatin eklenmesi, nişasta katılması, soya katılması, melamin ilavesi, eritme tuzları varlığı, koruyucu aranması, boya aranması, bitkisel yağ aranması, farklı türde süt ilavesi gibi 11 farklı parametreyi kapsıyor. Tüm bu parametrelerle üründe daha az süt ile daha fazla ürün elde etme, kuru madde miktarını veya protein miktarını artırma, daha uzun raf ömrü elde etme, kıvam ve renk almasını sağlayarak ürün albenisini artırmak gibi sahtecilik yapmaya ve ticari kazanç sağlamaya yönelik girişimleri tespit edebiliyoruz.
Gıda güvenliği kriterlerine uygun doğru ürünleri tüketiciye sunabilmek için tağşiş içermeyen ürünleri reyonlara taşıyoruz. İlgili analizler, ürünler daha rafa gelmeden yapıldığından müşterilerimize sunduğumuz gıdaların güvenilir gıdalar olduğunu garanti altına alıyoruz. Kalite standartlarına uymayan hiçbir ürüne de rafta yer vermiyoruz. Belli bir üretim serisinde herhangi bir risk oluştuğunda o ürün serisini tüm mağazalarımızda raftan çekiyor, tüketicilerin sağlığını hiçbir şekilde riske atmıyoruz.”
Bakan Şimşek, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi amacıyla yürüttükleri çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
Küresel ölçekte payı hızla artan e-ticaretin kullanım oranının Kovid-19 salgınıyla Türkiye’de de yükseldiğine işaret eden Şimşek, e-ticaretin artmasının elektronik ödemelerde de yüksek artışları beraberinde getirdiğini söyledi.
Şimşek, yüksek ticaret hacminin vergi yükümlülüklerine yansıması için Bakanlık olarak kapsamlı analizler yaptıklarını ifade ederek, vergi kayıp ve kaçağını önlemek için banka kartı, kredi kartı ve sanal kart üzerinden yapılan elektronik ödemeleri yakın takibe aldıklarını bildirdi.
Gelir İdaresi Başkanlığının elektronik ödemelere ilişkin verileri, aracı hizmet sağlayıcıları, bankalar ile ödeme ve elektronik para kuruluşlarından aldığını dile getiren Şimşek, “Elektronik ödemelere ilişkin veriler üzerinden elektronik ortamda mal ve hizmet alım satımı yapan firmalar hakkında detaylı çalışma başlattık ve bu kapsamda ödeme kayıtlarından hareketle yaklaşık riskli 250 bin mükellefi analize tabi tuttuk.” diye konuştu.
“SOSYAL MEDYADAN GELİR ELDE EDİP MÜKELLEF OLMAYANLAR TESPİT EDİLDİ”
Yürütülen çalışmalar kapsamında sosyal medya uygulamalarından gelir elde edenleri de izlemeye aldıklarını vurgulayan Şimşek, şöyle devam etti:
“Başta fenomenler olmak üzere, Instagram, Twitch, TikTok ve Facebook gibi sosyal medya uygulamalarından gelir elde edip, bu gelirleri beyan etmeyenler hakkında çalışma başlatıldı. Bu kişilerin tahsilat yöntemi olarak genellikle elektronik ödeme kuruluşlarını tercih ettikleri dikkate alınarak, analizin kapsamı sosyal medya uygulamalarını da kapsayacak şekilde genişletildi. Bu kapsamda sosyal medya uygulamaları üzerinden gerek içerik sağlayıcı olarak gerekse mal veya hizmet satışı gerçekleştirerek gelir elde eden çok sayıda kişi tespit edildi. e-Ticaret ve sosyal medya uygulamalarına yönelik yapılan analiz çalışmaları sırasında gelir elde ettiği halde hiç vergi mükellefiyeti bulunmayanlar tespit edilerek gerekli işlemler başlatıldı.”
Şimşek, bunun yanında, elde ettiği kazancı beyanlarına hiç yansıtmayan, eksik yansıtan mükelleflere de rastlanıldığına dikkati çekerek, bunlar hakkında gönüllü uyum ve izaha davet uygulamaları dahil tüm işlemlerin devreye alındığını dile getirdi.
Vergi kayıp ve kaçağının önüne geçilmesi için yapılan çalışmaların devam edeceğini vurgulayan Şimşek, mükelleflerin uyumsuzluklarının giderilmesi için bilgilendirme ve rehberlik çalışmalarının da yapıldığını anlattı.
“KDV DENETİMLERİ KAPSAMINDA 6 BİN 200 MÜKELLEF ANALİZ EDİLDİ”
Bakan Şimşek, usulsüz KDV uygulamalarına yönelik şikayetler üzerine KDV oran denetimlerine ağırlık verdiklerini belirterek şunları kaydetti:
“Saha denetimleri hız kesmeden devam ediyor. Restoran ve kafelerde yüzde 1 KDV oranıyla gerçekleştirilen satışları yoğun olarak denetleyen Gelir İdaresi Başkanlığı’mız, denetimlerine büfe ve benzeri yerleri de ekledi. Perakende satışında KDV oranı ‘sıfır’ olan ürünleri satan büfe gibi yerlerde, KDV’ye tabi diğer ürünlerin satışlarının sigara satışı gibi gösterilerek KDV’siz satıldığını tespit eden Başkanlık, bu yolla KDV’de meydana gelen kaybı dikkate alarak gerekli vergi ve ceza uygulamalarına başladı.”
Restoran ve kafelerde yüzde 1 KDV oranıyla gerçekleştirilen satışlar dikkate alınarak, yaklaşık 6 bin 200 mükellefin analiz edildiğini ve gerekli işlemlerin başlatıldığını dile getiren Şimşek, “Şahsıma sosyal medya üzerinden gelen ihbar üzerine, restoran ve kafelerde yüzde 1 KDV oranıyla gerçekleştirilen satışlar nedeniyle 39 bin mükellef denetlenirken 2 milyar lira KDV matrah farkı tespit edildi ve gerekli işlemler yapıldı.” ifadesini kullandı.
“VERGİ ÖDEMEYENLERİN ÜZERİNE GİDİYORUZ”
Şimşek, yürütülen bu çalışmaların, vergi adaletinin iyileştirilmesine yönelik sürecin önemli başlangıcı olacağına dikkati çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Bakanlık olarak vergi kayıp ve kaçağını önlemek için pek çok sektör ve alanı yakın izlemeye aldık. Hem saha denetimleri hem de elektronik uygulamalar yoluyla diğer denetimlerimizi yoğunlaştırdık. Denetimlerimizde ciddi vergi kayıplarını tespit ettik, bunların önüne geçmemiz büyük önem taşıyor. Denetim ekiplerimiz hem sahada hem de diğer uygulamalar yoluyla vergi kayıp ve kaçağına göz açtırmayacak. Vergi ödemeyenlerin üzerine gidiyoruz.”
]]>Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testi, bitki görsellerine dayalı ve oldukça heyecan verici bir testtir. Bu testte 5 farklı bitki yer alır ve size en çok hitap eden bitkiyi seçmeniz istenir. Yapacağınız seçim doğrultusunda kişiliğiniz en önemli var oluş sebebini öğrenebilirsiniz.
SEÇTİĞİNİZ BİTKİYE GÖRE KİŞİLİK TESTİ ANALİZİ

Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testi, kişiliğiniz hakkında ne söylüyor? Sizde merak ediyorsanız gelin birlikte öğrenelim! Görselden bir tane bitkiyi seçin ve numarasının altında yazan kişilik analizini okuyun.
1- Sevgi ve Şefkat Dolu Kişilik

Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde eğer bir numaralı bitkiyi seçtiyseniz oldukça sevgi dolu bir kişiliksiniz demektir. Kalbinizde herkese yetecek kadar şefkat ve sevgi bulunuyor. Empati düzeyi yüksek bir kişisiniz.
Çevrenizde bulunan insanlar ile ilişkiler kurma konusunda uzman sayılırsınız. Bu konuda tam bir doğal yeteneksiniz. Dünyadaki en önemli şeyin sevgi olduğuna inanıyorsunuz ve bu hareketlerinize de büyük ölçüde yansıyor.
Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde bir numaralı bitkiyi seçtiyseniz sevginizi göstermekten çekinmeyen, insan ve dost canlısı biri olduğunuzu söyleyebiliriz.
2- Detaycı ve Mükemmeliyetçi Kişilik

Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde iki numaralı bitkiyi seçtiyseniz, ayrıntılar konusunda uzman biri olduğunuz anlaşılıyor. Ayrıntılara odaklanmada olağanüstü bir yeteneğe sahipsiniz elinizi attığınız her işte her konuda titizlikle hareket edersiniz.
Şeytanın ayrıntıda gizli olduğunu düşünür ve ayrıntılara büyük önem verirsiniz. Mükemmeliyetçi bir kişiliğiniz olduğu için her şeyi istediğiniz şekle sokana kadar fazlasıyla iş yükü oluşuyor. Bu iş yükü de sizi çok çalışmaya ve yorulmaya itebiliyor.
Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde iki numaralı bitkiyi seçen kişilerin çevresinde yer alan insanlar, genellikle bir işte kusursuzluk ve ayrıntıların gözden kaçırılmamasını istediğinde ilk size başvuruyor.
3- İyimser ve Umut Dolu Kişilik

Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde üçüncü bitkiyi seçtiyseniz, kişiliğiniz en önemli parçası iyimser olmanızdır. Bu iyimserliğiniz etrafınızda yer alan herkesi etkiliyor ve onlarında moralini yükseltmeye yarıyor.
Hayatın her zaman iyi tarafından bakmaya çalışıyor, karanlığa sebep olan bulutların bile birer umut ışığı olduğunu düşünüyorsunuz. Yaşadığınız her şeyin bir nedeni olduğuna ve bunların bağlantılı bir şekilde gerçekleştiğine inanıyorsunuz.
Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde üçüncü bitkiyi seçen kişiler iyimser bakış açıları sayesinde karşılaştığı zorlukları sakinlik ve huzur ile aşmaya çalışan kişilerdir.
4- Maceracı Kişilik

Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde eğer dördüncü bitkiyi seçtiyseniz maceracı bir kişiliğe sahip olduğunuz anlaşılıyor. Keşif yapmak, yeni şeyler denemek ve limitleri zorlamak sizin yaşam tarzınız. Maceracı kimliğiniz ile çevrenizdeki herkesi etkiliyor bunu onlara da bulaştırıyorsunuz.
Çevrenizdeki insanların konfor alanlarından çıkmasına ve yeni maceralara atılmasına ilham veriyorsunuz. Sizin hayat mottonuz her günü dolu dolu yaşamak ve yeni gelen günde yeni maceralar aramaktır.
5- İçe Dönük ve Analizci Kişilik

Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde beşinci bitkiyi seçen biriyseniz oldukça içe dönük, kim olduğunu ve hayata geliş amacını araştıran birisiniz. Gün içinde çoğu zaman kendinizi kafanızdaki düşüncelerin esiri olup boşluğa dalmış şekilde yakalıyorsunuz. Geçmiş deneyimleriniz ve duygularınızı analiz etmek sizin favori aktiviteniz.
Yalnız kalmak sevdiğiniz bir şey. Yalnızken düşünmeye daha çok fırsat ayırıyor ve kendinizi daha iyi analiz ediyorsunuz. İçe dönük yapınız kendinizi iyi tanımanıza ve çevredeki insanların yorumlamalarını dikkate almamanızı sağlar.
Seçtiğiniz bitkiye göre kişilik testinde kişilik analizlerinin sonuna geldik. Bu test ile kişiliğiniz hakkında bazı noktalarda sizlere bilgi verdiğimizi umuyoruz. Bu testler belirli gruplar üzerinde yapılarak tasarlanır ve birebirde kim olduğunuzu tanıtmazlar. Sadece kişiliğiniz hakkında izlenimler doğrultusunda tahminde bulunur.
Eğlenceli vakit geçirmek için sürecin tadını çıkarın!
]]>