Arazi – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sat, 03 Aug 2024 00:24:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Yapay zeka destekli sulama sistemi verimde artış, enerjiden tasarruf sağlıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/yapay-zeka-destekli-sulama-sistemi-verimde-artis-enerjiden-tasarruf-sagliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yapay-zeka-destekli-sulama-sistemi-verimde-artis-enerjiden-tasarruf-sagliyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:24:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17170 Suyun en çok tüketildiği sektör olan tarımda su tasarrufu için başvurulan yöntemlerden biri olan akıllı sulama, bitkinin ihtiyacı kadar suyun verilmesi ile sudan ve üretimden maksimum verimin elde edilmesi için geliştirilen sistemleri kapsıyor.

Bu sistemler üzerine çalışan E-Sular firmasının kurucu ortağı ve elektrik elektronik mühendisi Fatma Aktaş, AA muhabirine, sürdürülebilir tarım, su ve gübre yönetiminde ileri teknolojik çözümler üzerine 5 yıldır aktif olarak sahada çalışmalar yaptıklarını, Türkiye ve Azerbaycan’da birçok çiftçiye hizmet verdiklerini, 2021’de İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi ile yollarının kesişmesinin kendilerini çok ileriye taşıdığını söyledi.

Sulama, su yönetimi ve gübreleme gibi alanlarda kullanılabilecek yazılım ve yapay zeka çözümlerinin tarımın daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlayacağını kaydeden Aktaş, Türkiye’deki su kullanımı verilerinin dijital tarımın yaygınlaşmasının gerekliliğini gösterdiğini ifade etti.

DSİ verilerine göre Türkiye’nin toplam su hacminin 112 milyar metreküp, yıllık kişi başı su tüketiminin ise 1300 metreküp olduğunu hatırlatan Aktaş, su fakiri olma sınırının 1000 metreküp olduğunu ve Türkiye’nin su fakiri olmaya doğru gittiğini, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi faktörlerin de bu baskıyı artırdığını belirtti.

“SANAYİ VE EVLERDE 1,5 YILDA KULLANDIĞIMIZ KADAR SUYU TARIMDA SADECE 1 YILDA İSRAF EDİYORUZ”

Türkiye’de 1 yılda kullanılan 55 milyar metreküp suyun 45 milyar metreküpünün tarımda harcandığını vurgulayan Aktaş, “Biz yanlış sulamadan dolayı 1 yılda bunun 25 milyar metreküpünü israf ediyoruz. Bunu şöyle somutlaştırırsak daha anlaşılır olacaktır; biz sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığımız suyu tarımda sadece 1 yılda israf ediyoruz.” dedi.

Yapay zeka destekli akıllı sulama sistemlerinin tarımda önemli avantajlar sağladığını dile getiren Aktaş, şöyle devam etti:

“Çiftçi ne kadar su kullanabileceğini, bitkinin ne kadar suya ihtiyacı olduğunu bu teknolojilerin sağladığı verilerle analiz edebiliyor. Sistemdeki çeşitli kayıp, kaçak, arıza durumlarını insanların manuel olarak tespit etmesi çok zor çünkü çok geniş alanlar ve bu geniş alanları insan kaynağı ile manuel olarak yönetmek zor. Gittikçe de daha çok zorlaşıyor. O yüzden buralara teknolojileri entegre ederek daha öngörülebilir, riskleri daha azaltıcı ve günün sonunda veriye dayalı kararlar verebileceği hatta aksiyon alabileceği sistemler sayesinde hem su kısmında hem de enerji bacağında ciddi anlamda tasarruf elde edebiliyorlar.”

“YÜZDE 30 İLA YÜZDE 60 BANDINDA BİR VERİM SAĞLIYOR”

Tarım arazileri ve seralarda su ve enerji optimizasyonu için suyun çıktığı kaynaktan bitkiye ulaşana kadarki süreci uçtan uca dijital hale getirerek yapay zeka teknolojileriyle buradaki verileri anlamlandırdıklarını ve çiftçilere daha verimli üretim imkanı sunduklarını anlatan Aktaş, araziye gittiklerinde işe ilk olarak suyun kaynağını yönetmekle başladıklarını aktardı.

Aktaş, “Akabinde arazi içine gittiğimizde bazı arazilerde 20, 30 bazılarında yüzlerce, binlerce vana var. Bu vanaları yönetmek gerekiyor. Burada mesela bizim vana kontrol ünitelerimiz var. Otomatik ve verimli bir şekilde havuzun doldurulması gerekiyor. Bunun için havuz seviye sensörlerimiz var. Çeşitli toprak nem sensörlerimiz var, iklim istasyonu gibi sensörlerimiz var. Her arazinin de çiftçinin de ihtiyacına göre çeşitli ürünler var. ” diye konuştu.

Verinin ve yapay zekanın desteği ile “izle, öğren, yönet” felsefesiyle maksimum verimi minimum kaynak yönetimi ile sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Aktaş, sistemin verime ve tasarrufa yansımaları hakkında şunları söyledi:

“Mesela bir işletmemiz var. 7 ila 10 kuyusu var. Kuyusunu ve havuzunu yönetiyoruz. Sadece bir sezonda o proje çıktısında gözlemlediğimiz enerji bacağında yüzde 30’a varan bir tasarruf sağlamıştık. Sulama kısmında da doğru zamanda yeteri kadar sulama yapıldığı için yüzde 30 ila yüzde 60 bandında bir verim sağlıyor. Tarımın sadece su ve enerji değil işçilik gibi bir problemi de var ama uzaktan yönetebilir dijital teknolojiler, araziye gitmeyi minimize ettiği için oradaki maliyetleri de azaltmış oluyor.”

MOBİL UYGULAMA İLE AKILLI SULAMA SENSÖRLERI UZAKTAN NASIL KONTROL EDİLİYOR?

Geliştirdikleri sensörlerle toprak nemi, sıcaklık, basınç, akış, tuzluluk ve pH değerlerinin anlık olarak takip edilebildiğinden, aynı zamanda elde edilen bu verilerle bitkilerin su ihtiyaçlarını ve toprak kalitesini analiz ederek sulama süreçlerinin otomatik olarak yönetilebildiğinden bahseden Aktaş, şu bilgileri paylaştı:

“Kullanıcı mobil uygulamanın ara yüzüne girdiğinde öncelikle arazisinde hangi cihazlar var, kaç vanası, sensörü, pompası var, onları görüyor. Sonra detaylar kısmına girdiğinde hem anlık hem de geçmişe yönelik haftalık, aylık, yıllık veriler ve bolca grafikler var. Bunları raporlandırabiliyor, arazinin haritasını görebiliyor. Cihazların hepsini ekleyip anlık olarak takip edebiliyor. Bir de arka hesap bildirim sistemlerimiz var. Hani vanası açıldı, sulama başladı ve kapandı, pompası çalıştı diye. Çiftçi bunları uygulama içerisinden de görebiliyor. Aynı zamanda biz telegram üzerinden sürekli bildirim gönderiyoruz. Sistemler de zaten akıllı olup kendileri çalıştığı ve aksiyon alan sistemler olduğu için 7/24 hiç uygulamaya girmeden de aslında süreci takip edebiliyoruz.”

“(BİTKİNİN) İHTİYACI NEYSE VERİP GELECEK YIL SU İHTİYACINDAN KISMIYORUM”

Yapay zeka destekli sulama sistemini 1300 dekarlık Cevizli Bahçe adlı tarım işletmesinde kullanan Ziraat Mühendisi Gürcan Balcı, mobil uygulamasından da faydalandıkları sistemin kurulumunun ve kullanımının çok pratik olduğunu söyledi.

Chandler ceviz ağaçlarının bulunduğu arazide 72 su vanası olduğunu ve bu vanaların otonom olarak çalıştığını belirten Balcı, “Zaten en büyük şey tüketimde. Sulama kontrolümüzle biz bu nem değerlerini tansiyon metrelerle ölçtüğümüzde su tüketimimizi de minimize etmeye çalışıyoruz. İhtiyacı neyse, 5 litreyse 5 litre verip gelecek yıl su ihtiyacımdan kısmıyorum. İhtiyaçlarımızı belirleyip bu ihtiyaçlar doğrultusunda gidiyorum. Mobil uygulama çok basit, sade ve komple Türkçe. Vanalar, pompalar, kuyular, toprak analiz kısmı da var. Mesela iki havuzumuz var ve mobil uygulamada sadece bir tuşa basıp kuyulardaki motorları kendi kendine çalıştırıp havuzumuzu doldurabiliyorum. Su istediğim seviyeye geldiğinde de sensör haber veriyor, pompalarımı kapatıyorum.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yapay-zeka-destekli-sulama-sistemi-verimde-artis-enerjiden-tasarruf-sagliyor/feed/ 0
Arsa alacaklara çok önemli uyarı! Uzmanlar tek tek açıkladı https://www.foxtvhaber.com.tr/arsa-alacaklara-cok-onemli-uyari-uzmanlar-tek-tek-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/arsa-alacaklara-cok-onemli-uyari-uzmanlar-tek-tek-acikladi/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:12:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15096 AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Kovid-19 ve depremlerin ardından arsa ve tarlalara talep artarken, bu alanda satış rekorları görülmeye başlandı.

Geçen yıl Türkiye genelinde toplam gayrimenkul satış adedi 2 milyon 949 bine ulaşırken, bu rakamın 1 milyon 723 binini arsa, tarla, iş yeri ve diğer taşınmazlar oluşturdu. Konut dışı gayrimenkul satışlarının en az yüzde 90’ının arsa ve tarlalardan oluştuğu değerlendirildiğinde bu alanda tüm zamanların yıllık rekoru kırılmış oldu. Konut dışı gayrimenkulün toplam satış içerisindeki payı da yüzde 58,44 ile en yüksek orana yükseldi.

Yüksek satış adetleri bu yıl kısmen düşse de arsa ve tarlalara güçlü talebin sürdüğünü belirten uzmanlar, salgın ve depremlerin etkisinin yanı sıra konut alamayan yatırımcıların arsa ve tarlaya yönelmesinin bu durumda etkili olduğunu anlattı.

“ARSA VE TARLAYA YÖNELİK TALEPLE BİRLİKTE DOLANDIRICILIK HADİSELERİ DE ARTTI”

Gayrimenkul Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Derneği (GAPAS) Başkanı İsmail Özcan, son birkaç yılda konuta erişimin zorlaşmasının daha makul bütçelerle yapılabilen arsa ve arazi yatırımlarını artırdığını belirterek, yüksek meblağların konuşulduğu bu alanın kötü niyetlilerin de ilgisinden kaçmadığını söyledi.

Son dönemde toplam gayrimenkul satışları içerisinde konut dışı yatırımların daha yüksek pay aldığını dile getiren Özcan, “Görece daha makul bütçelerle alınabilen araziler ve hızlı değer artışı eğilimine sahip arsalar yatırımcıların gözdesi haline geldi.” dedi.

Özcan, özellikle kırsal yörelerdeki tarlalara da ilginin artmasıyla bu alanda bazı dolandırıcılık hadiselerinin de yaşanmaya başlandığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı yatırımcıların satın alınacak araziyi görmeden, yerinde ve resmi kurumlarda inceleme yapmadan, sadece fiyatının cazip olduğu algısı ve öngörüsüyle satın almalar yaptığını ve parasal kayıplar yaşadığını, gerçekte öyle bir yerin olmadığını ya da satış yapmak isteyenlere verilen kaporaların buharlaştığı yönünde duyumlar alıyoruz. Satın alınan araziye imarın geleceği, son zamanların popüler konaklama üniteleri olan mobil evlerin (tiny house) koyulabileceği, ürün hasadıyla 3-5 yılda yatırımın geri alınacağı gibi satış argümanlarının gerçekte geçerliliğinin olmadığı durumlarda vatandaşımızın yatırımı heba oluyor.”

“MESLEK MENSUPLARINDAN VE RESMİ KURUMLARDAN BİLGİLER DOĞRULATILMALI”

İsmail Özcan, arsa ve tarla yatırımlarının daha fazla incelemeye konu olması gerektiğini belirterek, “Yatırımcılarımız almayı düşündüğü araziyi dikkatlice incelemeli; mimar, inşaat mühendisi, gayrimenkul danışmanı veya şehir plancısı gibi ilgili meslek mensuplarından ve resmi kurumlardan bilgileri doğrulatmalı; satıcıdan tapu kayıt örneğini ya da takyidat belgesini istemelidir.” diye konuştu.

Arsanın ne kadarına hangi bina türünün yapılabileceğinin, arsanın emsalinin ve çekme mesafelerinin öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Özcan, “Bölgede imar planı yapılması sonrasında kamuya bırakılması gereken parsel bölümlerinden gerekli terklerin yapılıp yapılmadığı bilinmelidir.” açıklamasında bulundu.

“ARSA ÜZERİNE ŞERH OLUP OLMADIĞI ÖĞRENİLMELİ”

GAPAS Başkanı Özcan, arsa üzerinde herhangi bir kamu kuruluşunun şerhinin olup olmadığının, arazinin çeşitli koruma alanı içinde bulunup bulunmadığının da önemli olduğunun altını çizdi.

Özcan, “Ayrıca arsanın kadastrol yola cephesinin bulunup bulunmadığı öğrenilmeli. Çünkü kadastrol yola cephesi olmayan araziler için diğer parsellerden geçiş hakkı talep edilmesi gerekiyor. Arazi üzerinde devletin ve ilgili belediyenin öngördüğü bir proje çalışmasının olup olmadığı araştırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“ARAZİNİN BÖLÜNEBİLİR OLMASI YAPI YAPILABİLECEĞİ ANLAMINA GELMEZ”

Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Avukat Ali Yüksel de Kovid-19 sonrası vatandaşların şehirlerden uzaklaşmak istemesiyle kırsal alanlarda yapılaşma furyası başladığını anımsatarak, emlak sitelerinde dahi “üzerine konteyner koymaya uygun, villa yapmaya uygun, yazlık yapmaya uygun” şeklinde teşvik edici ifadelerle yayınlanan ilanların arttığını anlattı.

Bazı arazilerin de “ileride ev yapmaya uygun” söylemleriyle satıldığını, yoğun taleple birlikte tarım alanlarının dahi satılmaya başlandığını dile getiren Yüksel, tarım alanlarının ve zeytinliklerin imara açılamadığını, tarlaların parsellenmesinin veya bölünmesinin sıkı kurallara bağlı olduğunu, arazinin bölünebilir olmasının yapı yapılabileceği anlamına gelmediğini vurguladı.

“BUNGALOVLAR ANCAK TURİZM AMAÇLI KULLANILABİLİR”

Ali Yüksel, sit alanlarında yapılaşmanın yasak veya sınırlı olduğunu, deniz kıyısına yakın alanların ve su havzalarının yapılaşma yasağı içinde bulunduğunu belirterek, 2B arazilerinde imar planı olması halinde yapılaşmanın olabildiğini söyledi.

Bungalovların ancak turizm amaçlı ve verilen ruhsata göre çalışabildiğini, konut olarak kullanılamadığını vurgulayan Yüksel, yatırım yaparken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

“Bir arazide yapılaşmanın nasıl olabileceği belediyelerden, belediye dışındaki alanlarda il özel idarelerinden sorulmalıdır. ‘İleride imara açılacak’ gibi ifadelerle satışa sunulan tarlaların gelecekte yapılaşmaya açılması ancak imar planı yapılmasına bağlıdır. İmar planları tarım, zeytinlik, sit alanı, orman ve su havzası gibi alanlar korunarak yapılır. Bu alanların imara açılması çok zordur. Tarla vasıflı yerlerin bölünemeyeceği, parsellenemeyeceği, bu şekilde satışının resmi yoldan olamayacağı ise yasanın açık kuralıdır. İmara açık yerlerde ise planların izin verdiği ölçüde bölünmesi mümkündür.”

Yüksel, satışı yapanların malik olup olmadığının tapu dairelerinden sorulması, gayrimenkulün üzerinde ipotek veya başka bir sınırlama olup olmadığının incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Ali Yüksel, “Arsa ve tarla satışlarında sakıncalı durumlar çıkmaması için tarla veya arsaların çok sayıda kişiye satıldığı kampanyalarda yasal düzenlemeye gidilmeli, Tüketici Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta var olan boşlukların doldurulmalı.” şeklinde konuştu.

“MARKALI ARSA SATIŞLARINDA VADEDİLENLER BELEDİYEYE SORULMALI”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Gayrimenkul Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Hakan Akdoğan ise arsa yatırımının konuttan daha zor ve karmaşık olduğunu belirterek, kendi içinde birçok dinamikleri barındırdığını söyledi.

Son dönemde arsa ve tarlaya talebin artmasıyla şirketlerin de arsa satışına başladığını dile getiren Akdoğan, şu uyarılarda bulundu:

“Şirketler, bir yeri alıp parselasyon yaparak ve proje geliştirerek ‘markalı arsa’ ismiyle satıyorlar. Bu konuda çeşitli vaatlerde bulunuyorlar. Öte yandan satışların büyük kısmı ise bireysel gerçekleşiyor. Arsa ve tarlaya talebin artmasıyla bazı mağduriyetler de yaşanabiliyor. Tüketicilerimiz, mağduriyet yaşamamak için arsa veya tarla alırken mutlaka ilgili belediyeden bilgi almalı, imar durumunu sormalı. Markalı arsa dediğimiz gayrimenkul satışlarında vadedilen projenin yapılıp yapılamayacağı ve konuyla ilgili ruhsat çalışması olup olmadığı belediyeden öğrenilmeli. Arsa ve tarla alırken taşınmaz ticareti yetki belgesi olan emlakçılardan destek alınmalı.”

Hakan Akdoğan, “Arsa en iyi getirisi olan yatırımdır ancak çok risk de barındırır. İmarlı yer bir anda imarsız yere dönüşebilir. Kendi içinde imar uygulamaları hızlı bir şekilde değişebilir. Bu konulara dikkat edilmelidir.” diye konuştu.

“MAKET ÜZERİNDEN ARSA VEYA TARLA ALMAYIN”

Silivri Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Mustafa Altınkök de son yıllarda arsalara ve tarlalara yüksek talepten yararlanmak isteyen bazı fırsatçıların vatandaşlara maket üstünden satış yapmak istediğini söyledi.

Altınkök, “Yapılan reklam ve maket çalışmalarında verilen vaatler, sıralanan bir sürü özellik genellikle bir pazarlama taktiği olarak sözde kalıyor. Yatırımcılarımız bu gibi durumlara kanmamalı, maket üzerinden arsa veya tarla almamalı.” şeklinde konuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/arsa-alacaklara-cok-onemli-uyari-uzmanlar-tek-tek-acikladi/feed/ 0
Doğu’da tarımsal arazilerin yüzde 68’i ekiliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/doguda-tarimsal-arazilerin-yuzde-68i-ekiliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/doguda-tarimsal-arazilerin-yuzde-68i-ekiliyor/#respond Mon, 24 Jun 2024 00:00:44 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13403 15 ili bünyesinde bulunduran Doğu Anadolu Projesi (DAP) bölgesinde tarımsal amaçlı kullanılan arazinin yüzde 68’inde ekim yapılırken; yüzde 26’sı nadasa bırakılıyor. Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma Programı 2021-2023 Eylem Planı’nda, bölgede nadasa bırakılan arazinin fazla olmasında; bölgenin yükseltisinin fazla, dağlık ve engebeli bir coğrafyaya sahip olması, vejetasyon periyodunun kısalığı ve köylerde kalan nüfusun yaşlı olması gibi nedenlerin olduğunun düşünüldüğü ifade edilerek, “Bölge, 55.838 hm3/yıl yer üstü su kaynağı ve 1.616 hm3/yıl yer altı su kaynağı olmak üzere toplam 57.454 hm3/yıl su kaynağına sahiptir. Türkiye’nin yüzde 15 tarım arazisine sahip olan bölge, Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyelinin ise yüzde 36’sına sahiptir.” denildi.

Su kaynakları etkin kullanılamıyor

Bölgede tarım alanı (dekar) başına düşen kullanılabilir su potansiyelinin en yüksek ilinin Bingöl olduğu belirtilerek şu tespitlere yer verildi, “Bingöl’ü Elazığ, Tunceli ve Hakkâri illeri takip etmektedir. Bölgede Bingöl ilinin kullanılabilir su potansiyeli yüksek olmasına rağmen topoğrafik yapısı itibariyle tarım arazileri küçük olması nedeniyle mevcut su kaynakları etkin bir şekilde kullanılmamaktadır. Kaynakların etkin bir şekilde kullanılamamasının üç temel sebebi; mevcut sulama altyapısının bakım onarım yetersizliği nedeniyle işlevini yitirmiş olması, bazı tesislerin ekonomik ömrünü tamamlamış olması ve birçok alana ise sulama altyapısının ulaşmamış olmasından kaynaklanmaktadır.”

TAŞKINLAR SORUN TEŞKIL EDIYOR

DSİ tarafından “Büyük Su İşleri Programı” kapsamında, 1936-2018 yılları arasında, yapımı tamamlanan 79 sulama tesisi ile DAP Bölgesinde, brüt 441.174 hektar alanın sulandığı ifade edilen 2021-2023 Eylem Planı’nda, “ Bu tesislerin 72 tanesi sadece sulama amaçlı iken; geri kalan 7 tesisten enerji üretimi ve içme suyu olarak faydalanılmaktadır. Yağışlar, mevsimsel sıcaklık değişimleri gibi doğal durumlarla birlikte; yanlış arazi kullanımları, dere yataklarına yönelik yapılan yanlış müdahaleler gibi etkenler taşkın sorunlarına neden olmaktadır. Taşkınlar, bölgede özellikle tarımsal nitelikleri açısından önem taşıyan Iğdır ve Muş ovaları için büyük sorun teşkil etmektedir. Bu konuda DSİ tarafından yapılan çalışmalar kapsamında, bölgede işletme halinde olan tesisler 2014 yılında 1.397 iken; 2018 yılında 1.666’ya yükselmiştir. Taşkınlardan korunan alan ise 112.061 hektar alandan 2018 yılında 244.727 hektar alana çıkmıştır.” ifadesi dile getirildi.

Malatya, Elazığ, Bitlis ve Sivas’ta tarımsal sulamada enerji kıymetli DAP Bölgesinde tarımsal sulamada enerji tüketiminin Malatya, Elazığ, Bitlis ve Sivas illerinde ortalamanın üzerinde bir değere sahip olduğu vurgulanan eylem planında, “ Bilhassa ortalamanın üzerinde çıkan bu illerde kullanılabilir su potansiyelinin tarımsal arazi varlığına göre düşük olması sebebiyle, tarımda yaygın olarak pompaj sulamaları kullanılmaktadır. Bu da enerji tüketimini artırmaktadır. Bir diğer sebep ise bu illerde meyveciliğin gelişmiş olması ve yamaç arazilerin değerlendirilmesi amacıyla bahçe tesislerinin bu alanlara kurulması sonucu suyun enerji tüketilerek kullanılması gerekliliğidir. Elazığ ilinde kullanılabilir su potansiyelinin yüksek olması, ilin çevresindeki baraj göllerinin varlığını göstermektedir. Bu potansiyele rağmen enerji tüketiminin yüksek olması ise baraj gölünden pompa üniteleri ile sulama yapılmasıdır.” Tespitlerine yer verildi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/doguda-tarimsal-arazilerin-yuzde-68i-ekiliyor/feed/ 0
TarımGES, tarlada enerji üretirken daha az su tüketimi ve daha çok verim sağlayacak https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimges-tarlada-enerji-uretirken-daha-az-su-tuketimi-ve-daha-cok-verim-saglayacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimges-tarlada-enerji-uretirken-daha-az-su-tuketimi-ve-daha-cok-verim-saglayacak/#respond Sat, 22 Jun 2024 07:00:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13320 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (ODTÜ-GÜNAM) Modül Teknolojileri Birim Koordinatörü Doç. Dr. Talat Özden, tarım alanlarında kullanılan güneş enerjisi panelleri ile daha az su tüketimi, küresel iklim krizinin neden olduğu aşırı sıcaklara karşı daha etkin koruma sağlamayı, ürünlerin dondan etkilenmesini önlemeyi ve arazinin ikili kullanım verimini artırmayı hedeflediklerini söyledi.

Güneş enerjisinden doğrudan elektrik enerjisi elde edilmesini sağlayan fotovoltaik sistemler, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma noktasında önemli avantajlar sağlarken geniş kurulum alanlarına ihtiyaç duyulması nedeniyle tarımsal amaçlı ekim yapılabilir alanlara karşı baskı oluşturuyor.

Bu baskıyı ortadan kaldırmak için bir alternatif olan ve TarımGES olarak da adlandırılan Tarıma Entegre Fotovoltaik Sistemler, tarım alanı üzerine tarımsal faaliyeti etkilemeyecek yapıda yükseltilmiş güneş panelleri ile kurularak aynı anda hem yenilenebilir kaynaktan enerji üretmeyi hem de gıda üretimine olanak sağlıyor.

Bu alandaki projelerden biri olan “Tarımda yeşil dönüşüm için güneş enerjisi”, ODTÜ-GÜNAM, Erciyes Üniversitesi ve TAT Gıda ortaklığında başlatıldı.

Projeyle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan ODTÜ-GÜNAM Modül Teknolojileri Birim Koordinatörü, proje yürütücüsü ve Gümüşhane Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Talat Özden, TarımGES sayesinde aynı arazi üzerinde hem güneş kaynaklı temiz ve yenilenebilir enerji üretimi hem de tarımsal üretim gerçekleştirilebildiğini kaydetti.

Tarım alanlarının çok büyük ve şehir merkezlerine uzak olduğunu, bu alanların sulama veya başka amaçlar için enerji ihtiyacı bulunduğunu belirten Özden, bu ihtiyacı yerinde karşılamanın çok pratik bir çözüm olacağını ifade etti.

Özden, şunları söyledi:

“Bunun yanı sıra biliyorsunuz küresel ısınmanın etkisi her şeyi etkiliyor. Bugün artık mevsimlerin kaymasını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Dolu, seller gibi doğa olaylarını rahatça gözlemleyebiliyoruz ve küresel ısınmanın sonuçlarını çok net görüyoruz. Bu durumun tarıma da yansıması var. Ne gibi? Verimsizlik, meyvelerde yanık, özellikle çiçeklenme ve sıra dışı doğa olaylarından kaynaklı meyve dönemlerinde büyük problemler. İşte TarımGES, esas bunlara da çözüm üretebilecek bir yaklaşım sunuyor. Şartlandırılmış bir gölgelenme yapıyoruz bitkiler üzerinde ama bu, bitkinin ihtiyacı olan ışığı da ona sağlayacak şekilde yüksek kurulumlu bir güneş enerji sistemi.”

KAYISI AĞAÇLARININ VE DOMATESLERİN ÜZERİNDE GÜNEŞ PANELLERİ OLACAK

TarımGES’lerin standart bir tasarıma sahip olmasının mümkün olmadığını, yetiştirilecek üründen arazi büyüklüğüne hatta çiftçinin arazide kullandığı traktör ve tarım aletlerinin ölçülerine kadar pek çok farklı ihtiyacın göz önünde bulundurularak tasarlanması gerektiğini anlatan Özden, şöyle devam etti:

“Meyve ve sebze üretiminin üzerine TarımGES entegrasyonuyla ilgili çalışıyoruz. Erciyes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Deneme Arazisi üzerinde TUBİTAK 1004 S-ATP projesi kapsamında kayısı ıslahı yapılıyor. Bu projedeki kayısılar üzerine TarımGES’i entegre edeceğiz. Kayısılar dona karşı çok hassas bitkiler. Projede geliştirilecek uygun tasarımla oluşturulacak TarımGES ile kayısıların dondan etkilenmemesini sağlayabilir miyiz, verimliliğini artırabilir miyiz gibi konular üzerinde çalışacağız. Sebze olarak ise TAT Gıda’nın Bursa Mustafakemalpaşa’daki tesislerinde domates ve bezelye üretimi için entegre bir TarımGES tasarlıyoruz. Şu anda domates üzerine kurulacak güneş panellerinin tasarım süreçleri devam ediyor. Bu yıl içinde her iki konum için kurulumlarının tamamlanmasını planlıyoruz.”

Özden, arazilere kurmayı planladıkları sistemin özellikleri hakkında, “Kayısı ağacının üzerinde de domateste de hareketli bir sistem kurmayı düşünüyoruz ama kayısıların özelinde devamlı güneşi takip eden değil daha az hareket eden, özellikle ürün verimliliğini önceleyen yeni bir hareketli sistem kontrol algoritması geliştirmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Projenin Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı’ndaki “Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım: Tarladan Sofraya Sürdürülebilir Tarım” konu başlığına önemli bir katkı sunabileceğini işaret eden Özden, tarladan sofraya stratejisi ile gıda üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması ve çiftçilere çevre dostu verimlilik artırıcı çözümlerle destek olunmasının hedeflendiğini söyledi.

“ŞARTLANDIRILMIŞ BİR GÖLGELENDİRME İLE TARIM ÇOK DAHA VERİMLİ HALE GELEBİLİR”

TarımGES’i tasarlarken önceliklerinin bitki sağlığı olduğuna değinen Özden, bu panellerin altında yetişen bitkileri tüketmenin herhangi bir sakıncası olmadığının altını çizdi.

Özellikle Konya Ovası gibi kurak, su stresi baskısı altında olan bölgelerde TarımGES’in sağlayacağı pek çok avantaj olduğunu dile getiren Özden, şöyle devam etti:

“Şartlandırılmış bir gölgelendirme ile tarım bu bölgelerde daha verimli hale gelebilir. Daha az su kaynağına ihtiyaç duyulacağı için su kaynaklarımıza kendini onarabilecek zamanı kazandırabiliriz. Bu bölge için de bazı projeler geliştirilmesi üzerinde çalışıyoruz. Diğer taraftan su stresi altında olan bölgelerde yağmur suyu hasadına imkan veren TarımGES tasarımları da geliştirilebilir. Mustafakemalpaşa’daki arazide yağmur suyu toplayabilir sistemler kurulacak ve bu suyun da tarımda kullanılması planlanıyor. TarımGES tarımsal verimliliği iyi bir noktaya getirme yönünde imkan veriyor.”

Özden, çalıştıkları ürünler özelinde TarımGES sayesinde yüzde 10 ila 20 su tasarrufu sağlamayı öngördüklerini belirtti.

​​​​​​​Halihazırda Türkiye’de TarımGES konusunda bir kanuni düzenleme olmadığını ifade eden Özden, şöyle konuştu:

“Bir çiftçi, arazisi 100 dönümden büyük ise 200 dönüme kadar da sulanabilir arazisi varsa bunun yüzde 3’ü kadar bir alana GES kurabiliyor. Bu kurulumu herhangi bir verimli arazisi üzerine bile yapmak için izin alabiliyor. Şimdilik bu düzenleme kullanılarak küçük ölçekli TarımGES kurulabilir. Yere montajlı, yüksek olmayan normal GES sistemi de kurma hakkınız var ama TarımGES özelliklerinde de kurulum yapabilirsiniz. Biz projelerimizde bu madde aracılığıyla küçük kurulumlar yapıyoruz. Büyük kurulumlar yapmıyoruz ama kanuni düzenlemeler Avrupa’da yavaş yavaş devreye girmeye başladı. Biz de ODTÜ-GÜNAM ekibi ve projelerdeki tarım ortaklarımız olarak Türkiye’de kanuni düzenlemeleri doğru bir şekilde yapabilmek için bilimsel veri üretmeye çalışıyoruz.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimges-tarlada-enerji-uretirken-daha-az-su-tuketimi-ve-daha-cok-verim-saglayacak/feed/ 0
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Türkiye’nin toplam arazi miktarı geriledi https://www.foxtvhaber.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-turkiyenin-toplam-arazi-miktari-geriledi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-turkiyenin-toplam-arazi-miktari-geriledi/#respond Sun, 16 Jun 2024 23:00:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13022 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamasında, her yıl Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun kabul edildiği 11 Haziran’ı takip eden ilk pazar gününün, Toprak Bayramı olarak kutlandığını anımsattı.

Toprağı korumanın gelecek nesillere bırakılabilecek en değerli armağan olduğunu belirten Bayraktar, “Binlerce hatta milyonlarca yılda oluşan toprak, sadece çiftçilerimiz için değil, tüm insanlık için, en önemlisi de geleceğimiz için değerli hazinemizdir. Bu bilinçle 7’den 70’e herkes toprağı korumak için elinden geleni yapmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, ülkede tarım arazilerinin yıldan yıla azaldığına işaret ederek Türkiye’nin, uzun ömürlü bitkilerle beraber toplam arazi miktarının son 20 yılda 26,6 milyon hektardan 23,9 milyon hektara gerilediğine vurgu yaptı.

Son yıllarda atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılmasının yanı sıra tarım arazilerinin korunması amacıyla pek çok çalışma yapıldığını, kanunlar çıkarıldığını aktaran Bayraktar, “Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması, miras yoluyla arazilerinin bölünmesinin engellenmesi gibi uygulamalarla 2019’da 23 milyon 99 bin hektar olan toplam işlenen tarım alanı 2023’te yüzde 3,6 artarak 23 milyon 942 bin hektara ulaştı.” bilgisini paylaştı.

“KİŞİ BAŞINA DÜŞEN ARAZI, ARTAN NÜFUS KARŞISINDA AZALIYOR”

Bayraktar, tarımsal üretim yapılan tarım arazilerinin artığını ancak bu artışın ülkede hızla artan nüfus karşısında halen yetersiz kaldığını bildirdi. Artan nüfusla beraber kişi başına düşen arazi miktarının azalmaya devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu amaçla tarım arazilerinin amaç dışına çıkarılması kesinlikle önlenmelidir. Kara yollarını ve şehirlerin gelişimini projelendirirken, verimli tarım arazileri yerine tarıma elverişli olmayan, daha verimsiz arazilerin kullanılmasına özen gösterilmelidir. Birinci sınıf sulamaya uygun tarım arazilerimizin, imara açılmasına asla izin verilmemeli, bu arazilerin üzerine sanayi tesisleri, şehirler kurulmamalıdır. Turizm, madencilik ve ulaştırma için verimli tarım arazilerimizi kullanmamalı, meyve ağaçlarını, zeytinlikleri kesip yazlıklar inşa edilmemelidir.”

Çiftçilerin son yıllarda tarım arazilerinin aralarına kurulan hobi bahçeleri ile baş etmeye çalıştığını vurgulayan Bayraktar, toprağın hobi bahçelerine heba edilebilecek bir sermaye olmadığının altını çizdi. Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Özellikle büyükşehirlerde, en verimli toprakların bulunduğu sahil illerinde verimli tarım arazilerinin kooperatifleşme ile bölünerek hobi bahçelerine dönüştürülmesi tarım arazilerinde parçalanmayı daha fazla artırıyor. Büyükşehirlerde araziler 250 metrekareye varan parsellere ayrılarak hobi bahçeleri kuruluyor. Küçük parsellere ayrılan bu alanlara yapılan konteyner, prefabrik ev, tiny house, havuz gibi betonarme yapılaşmalarla tarım alanları yok ediliyor. Bu yapılaşmaların hiçbir geçerli izahı olamaz. Tarımsal üretimde verimliliğin artırılmasında, maliyetlerin azaltılmasında, teknolojinin verimli kullanımında tarım arazilerinin büyüklüğü ve bütünlüğü oldukça önemlidir. Her ne sebeple olursa olsun tarım arazilerinin bölünmesi ve hobi bahçelerinde olduğu gibi büyük araziler arasında yapılaşma oluşturulması doğru değildir. Arazilerin parçalanması, bölünmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu kapsamında yasak olmasına rağmen, hobi bahçelerinin bu kadar artması denetimlerin yetersizliğini gösteriyor. Arazilerin telle çevrilmesiyle başlayan hobi bahçesi yapımı, araziye beton dökülmeden belediyeler tarafından en başta engellenmelidir.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-turkiyenin-toplam-arazi-miktari-geriledi/feed/ 0
9 kişinin öldüğü arazi kavgasında kan donduran detaylar! Talimat muhtardan https://www.foxtvhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-kavgasinda-kan-donduran-detaylar-talimat-muhtardan/ https://www.foxtvhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-kavgasinda-kan-donduran-detaylar-talimat-muhtardan/#respond Sun, 18 Feb 2024 23:48:11 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4203 Diyarbakır’da geçtiğimiz yıl çıkan arazi tartışmasında uzun namlulu silahlarla açılan ateşte 9 kişi hayatını kaybetmişti. Olaya ilişkin soruşturma tamamlandı. İddianamede muhtar Behçet Taş’ın aile meclisinde yapılan konuşmada “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” şeklindeki konuşması da yer aldı.

MÜEBBET HAPİS TALEP EDİLDİ

İddianamede olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi.

Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldüğü belirtildi. Yaralılara müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin yaralılara müdahaleyi engellemek için yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen ateşe devam ettikleri kaydedildi. Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, 3 yaralının daha sonra hayatını kaybettiği belirtildi.

İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan jandarma personeli, kaçan saldırganları fotoğraflarından teşhis etti. Otopsi raporlarında ise cesetlerin topuklarından kafaların kadar tüm vücutlarında mermi çekirdeği olduğu belirtildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu ifade edildi.

AMBULANS KAMERASINA TAKILDILAR

İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açarken fotoğrafları da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinden, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı belirtildi.

İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.

ALYAMAÇ AİLESİNİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARIP ARAZİYE ÇEKMİŞLER

Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi. Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gittiği belirtilen iddianamede, Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekip katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek uzun namlulu silahlarla olay yerine gitme şeklini planladıkları ifade edildi.

Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi.

Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açtığı kaydedildi. Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi. Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin kendi aralarında karar aldıkları da belirtildi.

Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurt dışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi. Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen cenaze ve yaralıları almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları tespit edilerek, bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.

İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığı vurgulandı. Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde hak iddia edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.

Mahkeme davanın başka bir ilde görülmesi için valilikten talepte bulundu

Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-kavgasinda-kan-donduran-detaylar-talimat-muhtardan/feed/ 0
9 kişinin öldüğü arazi kavgasında kan donduran detaylar https://www.foxtvhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-kavgasinda-kan-donduran-detaylar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-kavgasinda-kan-donduran-detaylar/#respond Sun, 18 Feb 2024 23:36:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4200 Diyarbakır’da geçtiğimiz yıl çıkan arazi tartışmasında uzun namlulu silahlarla açılan ateşte 9 kişi hayatını kaybetmişti. Olaya ilişkin soruşturma tamamlandı. İddianamede muhtar Behçet Taş’ın aile meclisinde yapılan konuşmada “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” şeklindeki konuşması da yer aldı.

MÜEBBET HAPİS TALEP EDİLDİ

İddianamede olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi.

Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldüğü belirtildi. Yaralılara müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin yaralılara müdahaleyi engellemek için yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen ateşe devam ettikleri kaydedildi. Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, 3 yaralının daha sonra hayatını kaybettiği belirtildi.

İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan jandarma personeli, kaçan saldırganları fotoğraflarından teşhis etti. Otopsi raporlarında ise cesetlerin topuklarından kafaların kadar tüm vücutlarında mermi çekirdeği olduğu belirtildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu ifade edildi.

AMBULANS KAMERASINA TAKILDILAR

İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açarken fotoğrafları da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinden, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı belirtildi.

İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.

ALYAMAÇ AİLESİNİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARIP ARAZİYE ÇEKMİŞLER

Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi. Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gittiği belirtilen iddianamede, Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekip katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek uzun namlulu silahlarla olay yerine gitme şeklini planladıkları ifade edildi.

Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi.

Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açtığı kaydedildi. Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi. Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin kendi aralarında karar aldıkları da belirtildi.

Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurt dışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi. Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen cenaze ve yaralıları almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları tespit edilerek, bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.

İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığı vurgulandı. Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde hak iddia edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.

Mahkeme davanın başka bir ilde görülmesi için valilikten talepte bulundu

Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-kavgasinda-kan-donduran-detaylar/feed/ 0