Geçen yıl dış ticaret hacminin bir önceki yıla göre yüzde 5,3’lük düşüş yaşayarak 2,2 milyar dolar olduğunu anımsatan Arslan, “Nisan 2023 ile Mart 2024 döneminde Türkiye’nin Sırbistan’a ihracatı 1.560 milyon dolar olurken Türkiye’nin Sırbistan’dan ithalatı ise 726 milyon dolar oldu.” diye konuştu.
Arslan, iki ülke arasında ticaret hacmini büyütmek için önemli fırsatların bulunduğunu kaydederek, “100’üncü yılını geride bırakarak ikinci yüzyılına güçlü bir adım atan Türkiye, siyasal ve ekonomik istikrarı, üretimdeki gücü, stratejik konumu ve vizyoner yatırımcılarıyla geleceğe güvenle bakıyor.” ifadelerini kullandı.
Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı ile ekonomik anlamda sağlam adımlar atan Türkiye’nin son dönemde yatırım çekmek ve iş ortamını geliştirmek için atılımlar yapan Sırbistan’la güçlü bir ticaret hacmi oluşturmaya hazır olduğunu belirten Arslan, şunları aktardı:
“Aynı şekilde Türkiye’nin üretimdeki gücü, genç ve nitelikli insan kaynağı, gelişmiş teknolojik altyapısı, yatırımcı dostu ticari ortamı Sırp yatırımcılar açısından yeni imkanlar sunuyor. Bu fırsatlar doğrultusunda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Yüzyılı’nda, iki ülke için ortaya koyduğu 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşacağımıza canı gönülden inanıyoruz.”
“SIRBİSTAN’DA 1000 TÜRK FİRMAMIZ YAKLAŞIK 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR”
Osman Arslan, Türkiye ve Sırbistan arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesinin sadece iki ülkenin değil, aynı zamanda bölgesel istikrarın ve refahın artmasına da katkı sağlayacağına işaret etti.
Gerek Halk Bankası’nın verdiği finansal destekler gerekse DEİK Türkiye-Sırbistan İş Konseyi’nin yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetleriyle üzerlerine düşen görevi bu alanda gerçekleştirdiklerini aktaran Arslan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkelerimiz açısından ticari kapasitenin geliştirilmesinin sadece Türkiye ve Sırbistan açısından değil, bölgede yaşayanların birbirleriyle entegrasyonu açısından çok stratejik ve kıymetli olduğuna inanıyorum. Buradan hareketle Türkiye ve Sırbistan özel sektör temsilcilerinin üçüncü ülkelere de örnek bir iş birliği içerisinde olmasını arzu ediyorum.”
Arslan, Balkanlar ve Avrupa arasında bir kavşak görevi gören stratejik konumu ile ticaret ve transit geçiş açısından potansiyel avantajlara sahip Sırbistan’ın Avrupa pazarında önemli hedefleri olan şirketler ve yatırımcılar açısından ilgiyle takip edildiğine dikkati çekerek, “Halk Bankası olarak Sırbistan’da bulunmamızın oluşturduğu sinerji, Türkiye’den gelecek firmaların Sırbistan’da yatırım yapma iştahını artırıyor. Sırbistan’da 1000 Türk firmamız yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlıyor.” dedi.
“SIRBISTAN’DAKİ YATIRIMLARIMIZIN TOPLAM DEĞERİ SON 10 YILDA 1 MİLYON DOLARDAN 400 MİLYON DOLARA YÜKSELDİ”
Osman Arslan, Sırbistan’ın özellikle bilişim ve mühendislik gibi sektörlerde iyi eğitimli ve vasıflı bir iş gücüne sahip olmasının da teknoloji ve mühendislik alanında yatırım yapmayı planlayan şirketlere önemli avantajlar sağladığını dile getirdi.
Türkiye olarak Sırbistan’daki yatırımların toplam değerinin son 10 yılda 1 milyon dolardan 400 milyon dolara yükseldiğini belirten Arslan, “Son yıllarda müteahhitlik firmalarımızın faaliyetlerinde de artış yaşanıyor. Bu alanda faaliyet gösteren firmalarımız, 57 adet proje ile yaklaşık 1 milyar dolarlık iş hacmine sahip.” açıklamasını yaptı.
Arslan, TCMB verilerine göre, 2022 yılında Türkiye’nin Sırbistan’da stok yatırım tutarının 307 milyon dolar seviyesinde olurken öne çıkan yatırımların tekstil sektöründen gerçekleştiğini ifade etti. Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Otomotiv, makinalar, sağlık ve enerji sektörleri yatırımların yoğunlaştığı diğer sektörlerdir. Türk müteahhit firmalarının Belgrad-Sarajevo otoyolu başta olmak üzere inşaat yatırımlarının yanı sıra yenilenebilir enerji sektöründe de ortak proje fırsatları bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde Ticaret Bakan Yardımcımız Mahmut Gürcan ile Belgrad Büyükelçimiz Hami Aksoy’un katılımlarıyla gerçekleştirdiğimiz Türkiye-Sırbistan Yuvarlak Masa toplantısında da değinildiği üzere EXPO 2027’nin Sırbistan’da düzenlenecek olması Türk firmalarımız açısından da önemli bir fırsat oluşturuyor.”
Rusya-Ukrayna krizinin başta Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmak üzere küresel piyasalarda boru gazının yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin önemini günden güne artırdığına dikkati çeken Arslan, Avrupa ülkelerinde yıllık 450 milyar metreküp düzeyindeki doğal gaz ihtiyacının yüzde 40’ının LNG olarak karşılandığını kaydetti.
Arslan, LNG’nin payının 2-3 yıl önce yaklaşık yüzde 30-35 seviyesinde olduğunu vurgulayarak, “Özellikle, Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın en büyük doğal gaz tüketicileri arasında yer alan Birleşik Krallık, İtalya gibi ülkeler doğal gaz altyapı yatırım planlamalarında LNG tesislerine önem veriyor. Bunun yanı sıra Avrupa ülkelerine hem boru gazı hem de LNG ile doğal gaz ulaştırmayı planlayan Yunanistan’ın yatırımları dikkat çekici. Önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın LNG ithalat kapasitesini 250 milyar metreküp, boru gazı ithalat kapasitesini ise 50 milyar metreküp artırması hedefleniyor. Toplam 300 milyar metreküp civarında yeni kapasite Avrupa ülkelerinin yıllık ortalama talebinin yarısından fazlasına karşılık geliyor.” diye konuştu.
Avrupa’da Rus gazına bağımlılığın azaltılması hedeflenirken ABD LNG’sinin toplam ithalattaki payının arttığına işaret eden Arslan, AB ülkelerinin son 2 yılda LNG ithalatına 175 milyar avro ödediğini, bunun 75 milyar avrosunun ABD, 25 milyar avrosunun ise Rusya’ya ödendiğini anlattı.
TÜRKİYE’NİN DOĞAL GAZ İTHALATININ YÜZDE 30’U LNG İLE KARŞILANIYOR
Arslan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) raporlarına göre, Türkiye’nin geçen yıl 50,5 milyar metreküp doğal gaz ithal ettiğini belirterek, bunun yaklaşık yüzde 30’unun LNG formatında olduğuna dikkati çekti.
Son on yıllık dönemde Türkiye’nin ithal ettiği doğal gazda LNG’nin payının yüzde 15’ten yüzde 30’a yükseldiğini kaydeden Arslan, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki dönemde küresel piyasalardaki LNG yatırımları ile ortaya çıkması olası LNG fırsatları ile bu oranın yüzde 40’a kadar çıkacağını tahmin ediyoruz. 2025-2027 arasında Türkiye’nin yıllık 36,15 milyar metreküplük boru gazı kontratı sona erecek. Doğal gaz arz güvenliğinin sağlanması amacıyla mevcut boru gazı anlaşmalarının yenilenmesi için uygun bir zemin oluşacağını düşünüyorum. Buna ek olarak, yeni LNG kontratları ve özellikle artan spot LNG altyapı kapasitesi ile anlık, ucuz LNG kaynakları Türkiye tarafından tedarik edilecektir.”
Arslan, enerji alanında düzenlemeler içeren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin TBMM Genel Kurulunda 2 Mayıs’ta kabul edildiğini anımsatarak, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’na “sıvılaştırma” tanımı eklendiğinin altını çizdi.
Söz konusu tanımın eklenmesiyle Türkiye’nin başta komşu ülkelerle olmak üzere Avrupa ülkelerine LNG ticaretinin önünün açıldığını vurgulayan Arslan, “Kanun değişikliği ile Türkiye’nin ithal ettiği doğal gazı veya keşifler sonucu üretilen yerli gazı sıvılaştırarak ülkelere ihraç etmesi hedefleniyor.” dedi.
Arslan, Sakarya Doğal Gaz Sahası’nın üretime geçmesiyle Türkiye’nin 350-400 milyon metreküp seviyesinde olan doğal gaz üretim kapasitesini 800-850 milyon metreküpe çıkardığını ifade etti.
Türkiye’nin geçen yıl 900 milyon metreküp doğal gaz ihraç ettiğini belirten Arslan, Bulgaristan’ın 370 milyon metreküple en fazla doğal gaz ihraç edilen ülke olduğunu kaydetti.
Arslan, Türkiye’nin konum itibarıyla doğal gazda arz-talep köprüsünün tam merkezinde yer aldığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle Rusya ve Azerbaycan’da ortaya çıkabilecek üretim fazlası doğal gazı ithal edecek ülkelere en hızlı ulaştıracak konumdayız. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin mevcut ithalat kontratları ve buna ek olarak doğal gaz keşif sahalarındaki üretim kapasitesinin artması ve Akdeniz ile Karadeniz’de olası yeni keşiflerden gelecek doğal gazı sıvılaştırması ile başta Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere komşuları ile ticaret imkanının geliştirilebileceğini düşünüyorum.”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, küresel ekonominin, resesyon endişeleri ve finansal göstergelerdeki dalgalanmalarla geçirdiği bir dönemi, ülkenin dirençli ekonomisi, güçlü liderliği ve rekabet avantajıyla büyüyerek geride bıraktığının altını çizdi.
Arslan, ülke ekonomisinin ekonomi yönetiminin kararlı tutumu ve bankacılık sisteminin güçlü altyapısı sayesinde küresel ekonomiden kaynaklanan negatif etkilerden en az düzeyde etkilendiğini ifade etti.
Ülkemizin bu istikrarlı büyümesinde kuşkusuz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen akabinde hayata geçirilen yapısal reformların ve kararlı ekonomi politikalarının önemli etkisi olduğunu belirten Arslan, “Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS), 2023’te olumlu bir ivme yakalayarak günümüzde 310 baz puan seviyesine gelmesi atılan adımların meyvelerini vermeye başladığının en net göstergelerindendir.” ifadelerini kullandı.
Arslan, KOBİ’lerin güvenli limanı olduklarının altını çizerek, şöyle devam etti:
“Ülkemiz, istiklalden istikbale giden yolda bir asrı geride bırakırken, Türkiye Yüzyılı hedeflerine odaklanmış KOBİ’lerimizin, esnaf ve sanatkârımızın, girişimcilerin gayretiyle ekonomimizin güçlenmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz. KOBİ kredileri büyüklüğümüz 2023’te 615,5 milyar TL’ye ulaşmıştır.
KOBİ kredileri alanındaki yüzde 19 pazar payımız ile sektörümüzün lider KOBİ bankası olmaya devam etmekteyiz. Güçlü finansal altyapımızla, KOBİ’lerimizin, esnaf ve sanatkârımızın, girişimcilerimizin yanında olmaktan, ekonomimizi büyütmek için çalışmaktan ve ülkemizin kalkınma hamlesine katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz.”
Halkbank’ın esnaf ve sanatkârların ihtiyaçlarını en iyi bilen banka olduğunu belirten Arslan, “Bankamızın kuruluş harcında esnafımızın alın teri ve emeği var. Bugün bankamızda kredili esnaf sayımız 841 bin iken, esnaf kredi büyüklüğümüz ise 235,1 milyar TL’ye ulaşmış durumdadır.” açıklamasını yaptı.
“HER YAŞTAN VE EĞİTİM DÜZEYİNDEN 142 BİNİ AŞKIN GİRİŞİMCİYE 25 MİLYAR TL KREDİ KULLANDIRDIK”
Osman Arslan, Türkiye Yüzyılı’nda gelişen teknolojiyi takip ettiklerini, değişen koşullara uygun projeler üreterek, genç girişimcileri de sektör ayrımı yapmaksızın geniş bir yelpazede desteklediklerini ifade etti.
2021 yılından bu yana kendi işini kurmak isteyen her yaştan ve eğitim düzeyinden 142 bini aşkın girişimciye 25 milyar TL kredi kullandırdıklarını vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:
“Geleceğin girişimciliğini bugünden inşa etmek için Dijital Gelecekte Genç Girişimciler Vizyon Buluşması’nı ve Jet Luck Projesi’ni hayata geçirdik. Halk Yatırım hizmeti olan kitle fonlama platformu ‘Fonlabüyüsün’ ile girişimcilere ihtiyaç duydukları finansal kaynaklara kitle fonlarıyla erişim olanağı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Yıldız Teknik Üniversitesi Startup House işbirliğiyle, HUBrica adını verdiğimiz bir girişim hızlandırma programına başlayacağız. Yakın zamanda ekosisteme yönelik buluşmalar ve seminerler düzenleyeceğimiz Girişimcilik Merkezimizi de hizmete sunacağız.”
Arslan, Halkbank’ın, kadın girişimciliğini desteklediğini belirterek, “Sürdürülebilir kalkınma için öncelikli hedefimiz ülkemizde yüzde 14 düzeyinde seyreden kadın girişimciliği oranını dünya ortalaması olan yüzde 35 seviyesine çıkarmaktır. 2021’de hayata geçirdiğimiz Kadın Girişimci Kredi Destek Paketi ile bugüne kadar, farklı meslek gruplarından 217 bin kadın girişimciye ulaşarak 57 milyar TL finansal destek sunduk.” değerlendirmesinde bulundu.
Üreten Kadınlar Buluşmalarını, Üreten Kadınlar Yarışması ile Türkiye’nin en güçlü girişimcilik markalarından birine dönüştürdüklerini belirten Arslan, “Üreten Kadınlar Değişken Fonu, İhracatta Kadın İzi Projesi ve Üreten Kadınlar Akademisi MasterClass Marka Eğitimleri, Kadınlar Liderler ve Girişimciler Vizyon Buluşması ile kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” açıklamasını yaptı.
Arslan, Cumhuriyetin 100’üncü, bankanın 85’inci yılına ulaşmanın gururuyla girdikleri 2023 yılında, üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini belirterek, “Halkın Bankası olarak, yeni ekonomi modelimiz ve Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda üretime, ihracata, istihdama ve yatırıma yönelik desteğimiz sürecek; tüm sektörlerde inovatif dönüşümle yerli ve milli kalkınma stratejilerinin ülkemiz ekonomisine katkı sunması için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Dünkü toplantıda konuşan Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “2021’de kadın girişimciliğini desteklemek için hayata geçirdiğimiz Kadın Girişimci Kredi Destek Paketiyle bugüne kadar farklı meslek gruplarından 215 bin kadın girişimciye ulaşarak 53 milyar liralık finansal destek sunduk.
Başarı hikayelerine ortak olduğumuz, ülkemiz için üretim ve istihdam sağlayan kadın girişimci müşteri sayımızı 2024 yılı sonuna kadar 250 bine çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Osman Arslan, Türkiye’de kadınların kullandığı her iki ticari krediden birinde Halkbank’ın imzasının bulunduğu bilgisini paylaştı.
Bankalarında kadın girişimci kredisi bulunan 107 bin müşterinin katılımı ile 2023 Ekim’de bir anket gerçekleştirdiklerini aktaran Arslan, “Bankamızdan finansal ürün kullanarak bir şehri büyüten, geliştiren ve üretimini artıran müşterilerimizin yüzde 45’inde kredi kullanımından kaynaklı ciro artışı olduğunu ve bu müşterilerin ortalama ciro artışlarının yüzde 66’ya ulaştığını tespit ettik. Ayrıca kadın girişimcilerimizin bankamızdan kullandıkları kredilerini de ihracat cirolarında yıllık ortalama yüzde 56 artış kaybettiğini gördük. Böylelikle ülkemizin kalkınma hamlesine de destek olduk.” diye konuştu.
“KADIN GİRİŞİMCİ KREDİLERİNİN YÜZDE 50’SİNİ FİNANSE EDİYORUZ”
Halkbank Genel Müdürü Arslan, ciroyla birlikte istihdamın da arttığını dile getirerek, müşterilerinin kredi kullanımları sonrasında 75 bin kişiye ilave istihdam sağladığını gözlemlediklerini vurguladı. Arslan, “Bununla beraber ankete katılan kadın girişimcilerin çalışanlarının yüzde 58’inin de kadın olması bizi son derece memnun etti. Halkbank olarak sektörde kullandırılan kadın girişimci kredilerinin yüzde 50’sini finanse ediyor olsak da ülkemizde yüzde 14 olan kadın girişimcilik oranının dünya ortalaması olan yüzde 35 seviyesine çıkarmak, kadın girişimciliği kültürünün gelişmesine ve toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜRETEN KADINLAR DEĞİŞKEN FONU’NU HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Osman Arslan, projelerine yenilerini eklemeye devam edeceklerini aktararak, Üreten Kadınlar Değişken Fonu’nu hayata geçirmek üzere çalışmalara başladıklarını ifade etti. Arslan, söz konusu fonun yüzde 80’ini Borsa İstanbul’da işlem gören ve kadınların istihdam ve yönetiminde söz sahibi olmalarını destekleyen yerli şirketlerin hisse senetleri, ihraç ettikleri borçlanma araçları ve kira sertifikalarının oluşturacağını belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Bu fon ile kadın dostu şirketlerin teşvik edilmesi ve güçlenmesi amaçlanıyor. Bununla beraber İhracatta Kadın İzi projemiz ile kadın girişimcilerimizin ihracat yapabilmelerine yönelik bir eğitim programıyla başlayacağız. Eğitim ve mentörlük hizmeti sunacağımız projemiz kapsamında e-ticarete giriş, e-ticaret sitesinin kurulumu, yurt içi ve yurt dışı pazar yerlerinde satış gibi konularda eğitimler düzenleyip daha önce ihracat yapmamış kadın girişimcilerimizin pazar yeri entegrasyonlarını sağlayarak ilk ihracatlarına vesile olmayı hedefliyoruz. Ayrıca önümüzdeki dönemde kadın girişimci ekosisteminin gelişmesi için yeni ve avantajlı finansal ürünlerimizi desteklerimize devam edeceğiz.”
]]>