Bu kapsamda, hava ve uzay eczacılığı alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim de öğrencileriyle birlikte, astronotların uzayda yüksek oranda bulunan radyasyondan korunmaları amacıyla harekete geçti.
Prof. Dr. Değim ve öğrencileri çalışmaları sonucunda, radyasyonu ve ultraviyole ışığı geçirmediği bilinen akrep derisinden krem üretti. Bu kremle göreve giden astronotların uzay yürüyüşünde özellikle yüz ve ellerinin radyasyonun etkilerinden korunması hedefleniyor.

UZAYDA DAHA FAZLA RADYASYON VAR
Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim, yaptığı açıklamada, dünyada güneş kremi önemliyken, uzayda ise radyasyon tutucu kremin daha önemli olduğunu söyledi.
Uzaya giden insanların daha fazla radyasyona maruz kaldığını vurgulayan Değim, “Radyasyona en dayanıklı, radyasyondan ölmeyen, zarar görmeyen canlılar akrepler ve kitin tabakası olan diğer böcekler. Akrebin kabuğundan bir merhem geliştirdik, kabuğu toz ederek. Akrepler, o derilerin içindeki hiyalin tabakası nedeniyle radyasyonu kendi bünyelerine almıyorlar. Biz de, uzay görevine çıkan astronotların bu kremi kullanarak daha az radyasyona maruz kalmalarını hedefledik.” ifadelerini kullandı.
Değim, akrep derisinin ultraviyole ışığı ve radyasyonu yansıttığını belirterek, “Akrep derisinden hazırladığımız merhemin kullanıldığı bölgede radyasyon ya da ultraviyole ışığı yansımış olacağı için kişi, ultraviyole ışığından ve radyasyondan korunmuş olacak.” dedi.
Yapılan çalışmaların, astronotların dünyadakilere göre 10 ila 50 kat daha fazla radyasyona maruz kaldığını gösterdiğini aktaran Değim, bunu azaltmak için kremi geliştirdiklerini dile getirdi.
Değim, bu kremle ilgili patent başvurusu sürecinin de devam ettiğini söyledi.

UZAYA GİDENLERİN KULLANMASI GEREKEN İLAÇLAR İÇİN ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLÜYOR
Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim, 2018-2019 yıllarında üniversitede Hava ve Uzay Eczacılığı alanında ders vermeye başladıklarını anlattı.
Bu kapsamda uzaya giden insanların vücudunda ne gibi değişiklikler olduğu, bu kişilerin uzayda hangi ilaca ihtiyacının bulunduğuna ilişkin çalışmalar yaptıklarını aktaran Değim, bu konuda bilgi birikimi oluşmaya başladığını söyledi.
Prof. Dr. Değim, standart dışı olan konuların öğrencileri daha çok meraklandırdığını kaydederek, Alper Gezeravcı’nın uzaya gitmesiyle bu dersin daha da dikkat çektiğini, farklı fakültelerin de bu konuyla rağbet göstermeye başladığını ve konuşma yapmak için davetler aldığını belirtti. Değim, Hava ve Uzay Eczacılığı konusunda ders veren ilk akademisyen olduğunu da dile getirdi.
Bu derste “Uzaya giden insanın hangi ilaç formülasyonlarına ihtiyacı olur?”, “Uzayda ilaçların stabilitesi nasıl değişir?” konularının üzerinde durduklarını ifade eden Değim, şöyle devam etti:
“Çünkü uzay aracında ilaçların daha fazla radyasyona, titreşime maruz kalması, basınç değişikliğine uğraması söz konusu. Dolayısıyla, biz eczacılar olarak bunu önceden öngörerek, ‘Stabilitelerinde, formülasyonlarında neleri dikkate almalıyız?’ bunu veya ‘Hangi ilaç formülasyonlarının, hangi ilaç etken maddesine ihtiyacı olur?’ onu inceliyoruz. Çünkü uzay aracının içinde inanılmaz bir jiroskopik etki oluyor. O da astronotların, orada bulunan insanların başlarının dönmesine, fizyolojisinin değişmesine neden oluyor.”
ASTRONOTLARIN SAÇLARINI YIKAMASI İÇİN BONELİ KURU ŞAMPUAN GELİŞTİRİLDİ
İnsanların saç yıkama, banyo yapma, diş fırçalama gibi bazı kozmetik ihtiyaçları olduğunu belirten Değim, dünyadakiler gibi uzaya gidenlerin de bunları yapmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Değim, bu kapsamda geliştirdikleri formülasyondan birinin kuru şampuan olduğu kaydederek, “Çünkü uzay aracının içinde de astronotların banyoya, saçlarını yıkamaya ihtiyacı var. Ama dünyadaki kadar bol su kaynağı yok. Dolayısıyla kuru şampuan formülasyonumuz var. Zaten, normalde Eczacılık Mevzuatımızda var bu. Fakat bu uzay görevleri veya gelişen teknolojiyle daha ön plana çıktı. Kuru şampuan toz şeklinde, su kullanmadan kullandığımız bir şampuan.” diye konuştu.
Su kaynaklarına ulaşımın zor olması sebebiyle kuru şampuanın afet durumlarında da kullanılabileceğine dikkati çeken Değim, öğrencisi tarafından geliştirilen formül kapsamında hazırlanan ve içinde kuru şampuan bulunan bonenin başa takılarak saçların temizlenebileceğini anlattı.
Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidecek olan astronot Alper Gezeravcı, 18 Ocak saat 01.11’de Kennedy Uzay Üssü’nden gerçekleştirilecek olan fırlatma ile uzaya çıkan ilk Türk olacak.
Bu çerçevede Astronot Gezeravcı, fırlatma öncesinde rutin olarak uygulanan karantinada açıklamalarda bulundu.
İcra edeceği görevinden dolayı son derece mutlu olduğunu dile getiren astronot Gezeravcı, bu deneyimin gelecek nesillere ilham verecek olmasından dolayı mutlu olduğunu söyledi.

“UZAY MİSYONU GELECEK NESİLLERE İLHAM VERECEK”
Gezeravcı, şunları söyledi:
Tarif etmek hakikaten zor; kelimelere, cümlelere sığdırması mümkün olmayan hisler içerisindeyiz. Bugüne kadar icra edilmemiş bir görevi, ülkemizin 100. yılında icra etmek, bugüne kadar fazlasıyla yer alma konusunda hak ettiğimiz bir platformda, uzay ortamında ilk görevimizin icrasıyla yerimizi alacak olmamız son derece mutluluk verici.
Gelecek nesillerimize ilham kaynağı olması, onların bugüne kadar kısıtlamak zorunda oldukları hayallerini artık uzayın derinliklerine taşımaya vesile olacak bir görev olması da mutluluk verici.

“YOĞUN BİR EĞİTİM SÜRECİYDİ, 8 AYLIK BIR SÜREÇ”
Yoğun bir eğitim süreciydi. 8 aylık bir süreç ancak bu normalde planlı, bu işin rutin olarak yapıldığı dönemlerde ilgili otoritelerin ifade ettiği şekliyle çok daha uzun bir sürenin içerisinde gerçekleştirilen eğitim paketi, bizim farklı şartlardan kaynaklanan; ülkemizin maalesef 2023’ün başlangıcında hepimizi çok derinden etkileyen, hepimizi yasa boğan deprem felaketiyle karşılaşmamız neticesinde zorunlu olarak geç başlamamız bir sürecin neticesinde.
Programın katılımcısı olan başka ülkelerinde farklı yaşamış olduğu süreçler neticesinde doğal akışın içerisinde geç başladığımız bir süreçti.
“ORADAKİ GÖREV YAPAN ASTRONOTLARI DÜNYADAN GÖTÜRÜLEBİLECEK POTANSİYEL BİR HASTALIKTAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Fırlatma öncesi karantina uygulamasının önemine değinen Gezeravcı, şöyle devam etti:
Karantinanın amacı asli olarak; göreve gidecek olduğunuz Uluslararası Uzay İstasyonu’nda hali hazırda görev yapan astronot ekibine dünyadan herhangi bir hastalık götürmemek bulaştırmamak. Dolayısıyla hastalıkların genel olarak 14 günlük kuluçka süresini göz önünde bulundurup bu 14 günü dünyada, dış ortamdan izole bir şekilde geçirerek, dış dünyayla herhangi bir şekilde temas edip potansiyel ilave bir hastalık, virüs kapmadan 14 günün sonunda direkt fırlatmanın gerçekleştirileceği şekilde bir planlamayla oradaki görev yapan astronotlarımızı dünyadan götürülebilecek potansiyel bir hastalıktan uzak tutmaya çalışıyoruz. Asli amaç buna hizmet ediyor.

“100. YILIMIZDA BU DÖNEME KISMET OLAN GÖREV HAYIRLI UĞURLU OLSUN”
Öncelikle milletimize, Cumhuriyetimizin 100. Yılında icra edecek olduğumuz, gelecek nesillerimize hayallerinin sınırını gözleriyle görebildikleri gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşımaya imkan verecek, ilham olacak bu görevin icrasıyla bugüne kadar fazlasıyla hak ettiğimiz ancak 100. yılımızda bu döneme kısmet olan görev vesilesiyle hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Güçlü iradesiyle bu görevin yapılmasına karar veren ve imkanlarıyla bunu mümkün kılan devletimize, kadirşinas milletimize şükranlarımı sunuyorum.
Son olarak beni yetiştirerek bu günlere getiren ve evlatlarının ülkemizin tevdi ettiği bu görevin icrası esnasında destekleriyle hiçbir zaman yalnız bırakmayan anne, babama, aileme ve kardeşlerime selamlarımı saygılarımı iletiyorum.