İsrail’de esir yakınları ve onlara destek olmak isteyen binlerce gösterici başken Tel Aviv’de bir araya geldi.
Kirya Askeri Üssü yakınlarında toplanan binlerce İsrailli Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetine Gazze Şeridi’nde ateşkes ve esir anlaşması müzakerelerinde sergiledikleri politika nedeniyle tepki gösterdi.
“SUÇLUSUN, HAPSE GİR” SLOGANLARI
Devletin sabotajcısı olarak nitelendirilen Netanyahu için “Suçlusun”, “Doğrudan hapse gir” pankartları açan İsrailliler, esir anlaşmasının bir an önce imzalanmasını talep ederken, istifa çağrısı yaptı.
Öte yandan protestolar sırasında göstericiler ile polis arasında çatışma çıkarken, 2 gösterici gözaltına alındı. Atlı bir polisin çarptığı gösterici ise hastaneye kaldırıldı.





Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ateşkes görüşmeleri hakkında bilgi sahibi olan yetkililer, İsrail’in Katarlılarla görüştüğünü belirterek, “Onlarla Hamas’ın cevabını görüştüler ve İsrail’in cevabını birkaç gün içinde vereceklerine söz verdiler” dedi.
ATEŞKESİ ONAYLAMAK İÇİN NETANYAHU’DAN ŞAKA GİBİ ŞARTLAR
Hamas ve İsrail arasında, Gazze’de bir ateşkes ve karşılıklı esir takasına ilişkin müzakerelerde ilerleme kaydedildiği aktarılırken İsrail Başbakanlığı Basın Ofisi, olası bir anlaşmada temel şart olarak talep ettiği maddeleri açıkladı.
Netanyahu, birinci talep olarak “hedeflerine ulaşana kadar İsrail’in Gazze’ye yeniden saldırabilme hakkını elinde tutma” şartını duyurdu.

Ayrıca Mısır’dan Gazze’ye “silah kaçırılmasına” ve binlerce silahlı Hamas mensubunun Gazze’nin kuzeyine dönmesine izin verilmeyeceği aktarıldı.
Olası bir anlaşmada, Gazze’den serbest bırakılacak İsrailli esirlerin sayısının en yüksek rakama çıkartılmasının sağlanması istendi.
Açıklamada, İsrail’in kabul ettiği ve ABD Başkanı Joe Biden’ın memnuniyetle karşıladığı planın, İsrail’in “savaştaki hedeflerini gölgelemeyeceği” belirtildi.

İsrail, Gazze’ye saldırılarında hedefini “Hamas’ın askeri becerilerini yok etmek ve Hamas’ın Gazze’de yeniden hakim güç olmasını engellemek” olarak açıklamıştı.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 19 Haziran’da bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “Hamas’ı askeri olarak yok etmenin mümkün olmadığını, Hamas’ın bir fikir olduğunu” belirtmiş, “böyle bir hedef koymanın kamuoyunun gözünü boyamak anlamına geldiğini” ifade etmişti.

İSRAİL, GAZZE’YE SALDIRILARA DEVAM ETMEKTE ISRARCI
İsrail, ateşkes ve karşılıklı esir takasının gerçekleşmesinin ardından Gazze’ye saldırılarına devam etmekte ısrar ediyor. Buna karşın, Hamas, bir anlaşma sağlanması halinde bunun kalıcı bir ateşkese dönüşmesi için arabuluculardan güvence talep ediyor.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor. Netanyahu’nun koalisyonundaki aşırı sağcı siyasilerin, Gazze’ye saldırıların durması halinde, başbakanı, hükümeti devirmekle tehdit ettiği biliniyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor. Arabulucuların hazırladığı son ateşkes taslağını Hamas heyetinin onayladığı bildirilmişti.
İsrail Dış İstihbarat Teşkilatı Mossad Direktörü David Barnea, hafta sonu Doha’ya gidip temaslarda bulunmuştu. İsrailli yetkililer, “tarafların ilk defa bir anlaşmaya bu kadar yakın olduğunu” belirtmişti.
İsrail’in bu hafta müzakerelere devam etmesi için bir heyeti Kahire’ye göndermesi bekleniyor. ABD dış istihbarat teşkilatı CIA Direktörü William Burns’un de aynı şekilde görüşmelere katılacağı aktarılıyor.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 38 bin 153 Filistinli öldü, 87 bin 828 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 323’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 679 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti. Gazze Şeridi’nde hala daha bir kısmı hayatta bir kısmı ölü 120 kadar İsrailli esir bulunduğu aktarılıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 570 Filistinli hayatını kaybetti.
Bereke, son ateşkes girişimi ve Hamas hareketinin bu konudaki tutumu hakkında AA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Bereke, “Hamas ve Filistin direniş grupları, kalıcı ateşkes, siyonist işgal ordusunun Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine dönüşü ve Gazze’nin yeniden imar ve inşası başta olmak üzere Filistin halkının taleplerini gerçekleştirecek her türlü girişime açıktır.” dedi.
Hareketin, Mısır ve Katar’ın ateşkese yönelik yeni girişimlerine “olumlu yanıt verdiğini” belirten Bereke, arabuluculara Filistin halkının bu taleplerini gerçekleştirecek her türlü girişimi desteklediğini bildirdiğini söyledi.
Bereke, “Hamas hareketi olarak bizim görevimiz işgale karşı koymak, topraklarımızı özgürleştirmek, kutsallarımızı yeniden tesis etmek ve Filistin halkımızı savunmak için çalışmaktır. Eğer yeni girişim, Filistin halkına yönelik saldırganlığa son verir ve işgal ordusunun geri çekilmesini sağlarsa, biz de bunu olumlu karşılayacağız.” ifadelerini kullandı.
NETANYAHU KALICI ATEŞKESİ REDDEDİYOR
Bereke, müzakerelerin mevcut durumu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ateşkese dair olumsuz tutumuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Top İsrail’de. Çünkü suçlu (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu kalıcı ateşkesi reddediyor ve her zaman Filistin halkına yönelik saldırganlığını sürdürmek istediğini vurguluyor. Netanyahu, her zaman hileli dövüşüyor, yalan söylüyor ve savaşı uzatmak istiyor. Çünkü savaş durduğunda yolsuzluk suçlaması nedeniyle siyonist oluşumda yargılanacak. Bu nedenle bu savaşı erteliyor, uzatıyor ve bu savaşı kendisi için şahsi bir savaş olarak görüyor.”
Netanyahu’nun “Filistin halkına karşı bir soykırım savaş ve gerçek bir açlık savaşı” yürüttüğünü vurgulayan Bereke, bu uygulamaların “İsrail işgalinin hapishanelerindeki esirleri tehdit ettiğini ve Filistin halkına baskı yaptığını” ifade etti.
“Netanyahu’nun suçları, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi suçlarını aştı” değerlendirmesinde bulunan Bereke, uluslararası topluma ve Uluslararası Adalet Divanına “Netanyahu ve ekibinin insanlığa karşı savaş suçlusu olarak cezalandırılması” çağrısını yineledi.
İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad, 3 Temmuz’da, esir takası müzakerelerinde arabuluculuk yapan tarafların (Katar ve Mısır), Hamas’ın ateşkes teklifine verdiği yanıtı İsrailli müzakere ekibine ilettiğini duyurmuştu.
İsrail Yayın Kurumu, dün, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası anlaşmasına varılması için yapılacak müzakerelere İsrail’den bir heyet göndermeyi kararlaştırdığını bildirmişti.
Adı açıklanmayan İsrailli bir yetkili, “Hamas’ın savaşı sona erdirmek için garanti alma talebinden vazgeçmesinin” ardından İsrail’in daha kapsamlı şekilde anlaşmaya varma konusunda iyimser olduğunu belirtmişti.
İsrail Yayın Kurumu, Mossad Direktörü David Barnea’nın Hamas’la esir değişimi görüşmeleri ve Gazze’de ateşkes için müzakere heyetine başkanlık edeceğini öne sürdü.
Esir takasının ele alınacağı bir sonraki müzakerenin nerede yapılacağı henüz bilinmiyor. Daha önce İsrail ile Hamas arasında esir takası için yapılan dolaylı müzakerelere Mısır’ın başkenti Kahire ve Katar’ın başkenti Doha ev sahipliği yapmıştı.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın esir yakınlarıyla yaptığı görüşmede, Tel Aviv yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gruplarla esir takası anlaşmasına “her zamankinden daha yakın olduğunu” söylediği aktarılmıştı.
Netanyahu’nun Hamas’ın yanıtını ele almak için dün Güvenlik Kabinesi’ni toplayacağı bildirilmişti.
Bakanlıktan yapılan açıklama şu şekilde:
“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 10 Haziran günü kabul edilen, Gazze’de ateşkes sağlanmasına yönelik 2735 sayılı kararı, Gazze’deki katliamın sona ermesi bakımından önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz.
Hamas’ın söz konusu ateşkes planına yapıcı ve olumlu yaklaşımını memnuniyetle karşılıyoruz.
İsrail’in, kalıcı ateşkese riayet edeceğini taahhüt etmesi ve söz konusu kararın tüm unsurlarını eksiksiz şekilde uygulaması şarttır.
Türkiye, savaşın kalıcı şekilde sona ermesini, İsrail’in Gazze’nin tamamından geri çekilmesini, rehinelerin ve tutukluların karşılıklı salıverilmesini, yerlerinden edilen Filistinlilerin Gazze’ye geri dönüşünü, insani yardımların kesintisiz ve yeterli düzeyde ulaştırılmasını ve Gazze’nin yeniden imarını sağlayacak adımlara katkı vermeyi sürdürecektir.”
“GAZZE’DE ATEŞEKES” TASARISINA ONAY
15 üyeli BMGK’da yapılan oylamada, ABD’nin sunduğu karar tasarısı 14 “evet” oyu alırken, Rusya “çekimser” oy kullandı.
Kabul edilen kararda, Mısır, ABD ve Katar tarafından yürütülen diplomatik çabalara işaret edilirken, 31 Mayıs’ta Biden’ın sunduğu 3 aşamalı teklif memnuniyetle karşılandı.

İsrail’in, Biden’ın teklifini kabul ettiği belirtilen kararda, Hamas’a da teklifi kabul etme ve uygulama çağrısı yapıldı.
Kararda, böylelikle 3 aşamalı teklif uyarınca; ilk aşamada hemen ateşkes, kadın, yaşlı ve yaralı esirlerin serbest bırakılması, Filistinli esirlerin takas edilmesi, İsrail güçlerinin Gazze’de nüfus bulunan yerlerden çekilmesi, insani yardımın artması, temel hizmetlerin yeniden inşası, Filistinli sivillerin Gazze’nin kuzeyi dahil tüm şerit genelinde evlerine dönmesinin ve uluslararası toplumun gerekli konut katkısı yapmasının sağlanacağı aktarıldı.
Tarafların anlaşmasının ardından ikinci aşamada, krizin nihai olarak sonlandırılması için geri kalan esirlerin tümünün serbest bırakılması talep edilen kararda, İsrail’in tüm Gazze’den çekilmesi istendi.
Kararda, üçüncü aşamada, Gazze için birkaç yıla yayılan yeniden inşa planının başlatılacağı belirtilirken, ölen esirlerin de cesetlerinin teslim edilmesi öngörüldü.
İlk aşama için müzakerelerin 6 haftadan fazla sürmesi halinde ateşkesin müzakereler bitene kadar devam edeceği kaydedilen kararda, tarafların anlaşma hükümlerine uymasının önemi vurgulanarak, BMGK ve BM üyelerinden destek istendi.
Kararda, iki devletli çözüme destek verilirken, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’nın Filistin Yönetimi altında birleşmesinin önemine işaret edildi.
“TAMPON BÖLGE’YE KARŞI ÇIKAN İFADE ÇIKARILDI
ABD’nin müzakerelere açtığı ilk karar tasarısında, İsrail güçlerinin, Gazze’de nüfus bulunan yerlerden çekilmesi desteklenirken, Gazze’de “tampon bölge” oluşturulmasına karşı çıkılmıştı.
Oylamaya sunulan son metinde, “tampon bölge”ye karşı çıkılan ifadenin silinmiş olması ise dikkati çekti.
Diğer taraftan karar metnine, Biden’ın teklifinin yazılı olarak eklenmemesi tepki çeken hususlar arasında yer aldı.
ABD, 7 Ekim’in ardından farklı BMGK üyelerinin sunduğu Gazze’de ateşkes talep edilen birçok karar tasarısını veto etmişti.
BIDEN’IN ATEŞEKES ÖNERİSİ
ABD Başkanı Biden, 31 Mayıs’ta Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in Gazze’deki ateşkes ve esirlerle ilgili yeni bir öneride bulunduğunu duyurmuştu.
Biden, İsrail’in 3 aşamadan oluşan yeni ateşkes önerisi sunduğunu ve ilk aşamada 6 haftalık ateşkes sürecinde İsrail’in Gazze’deki yerleşim yerlerinden çekilmeyi ve tarafların elindeki esirlerin bir bölümünün serbest bırakılmasını öngördüğünü bildirmişti.
İlk aşamada, “İsrail güçlerinin Gazze’deki yerleşim yerlerinden tam olarak geri çekileceğini” açıklayan Biden, aynı süreçte öncelikle yaşlıların ve kadınların bulunduğu esirlerin serbest bırakılmasının ve Gazze’ye insani yardımların artmasının öngörüldüğünü ifade etmişti.
İsrail’in Gazze’den çekileceğini (ilk aşamadaki), geçici ateşkesin kalıcı olarak çatışmaların sonlandırılmasına dönüşeceğini, ikinci aşamada tarafların tüm başlıklarda anlaşmaya varması ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda ise üçüncü aşamaya geçileceğini söylemişti.
Bu aşamada da Gazze’nin yeniden inşa sürecinin gündeme geleceğini belirtmişti.
]]>Kirby, ABD Başkanı Biden’ın cuma günü detaylarını kamuoyuna duyurduğu Gazze’de 3 aşamalı ateşkes taslağının “İsrail’e ait teklif” olduğunu ancak süreci Amerikan kamuoyu nezdinde daha etkili anlatmak ve ABD’nin de rolüne vurgu yapmak amacıyla öneriyi Biden’ın açıkladığını belirtti.

“ŞİMDİ BİR SONRAKİ AŞAMAYA GEÇME ZAMANI”
Cuma günü Biden’ın duyurduğu anlaşma taslağı üzerinde Tel Aviv ile çalıştıklarını ve taslağın İsrail’e ait olduğunu vurgulayan Kirby, Biden’ın konuşmasından önce İsrail tarafıyla görüştüklerini ve kamuoyuna açıklanmayan bazı ilave başlıkların da bulunduğunu kaydetti.
Kirby, Hamas’ın yeniden bir 7 Ekim saldırısı düzenleyemeyecek noktaya baskılandığını ve Refah’ta Hamas liderlerinin üzerinde baskı kurulduğunu dile getirerek, “Ancak şu an, bir sonraki aşamaya geçme zamanı. 6 haftalık ateşkesi içeren ilk aşamaya geçilsin, bazı esirler serbest bırakılsın, 600 tır yardım (Gazze’ye) girsin, ondan sonra ikinci aşama olan kalıcı ateşkese doğru ilerleyebiliriz.” diye konuştu.

“BiDEN, İSRAiL’İN ÖNERİSİNİ DUYURDU”
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Biden’ın açıkladığı taslak ile kendi önerileri arasında “bazı boşlukların olduğu” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Kirby, şunları söyledi:
“Hangi boşluklara referans verdiğinizi bilmiyorum. İsrail’den bazı farklı açıklamaları gördüm ancak İsrail Dışişleri Bakanı’nın da söylediği gibi bu, İsrail’in önerisidir ve (Biden’ın) İsrailliler ile üzerinde çalıştığımız bu öneriyi doğru şekilde aktardığından da eminiz. Dolayısıyla konuşacak herhangi bir boşluk olduğunu sanmıyorum.”
Kirby, İsrail’in Hamas’ı yok etme “misyonunu” ABD olarak her zaman tanıdıklarını ve bu konuda aynı düşündüklerini kaydederek, Biden’ın şu an önceliğinin 6 haftalık ateşkesi içeren ilk aşamaya geçilmesi ve esirlerin serbest bırakılması için anlaşmanın taraflarca kabul edilmesi olduğunu aktardı.
Hamas yetkililerinin, cuma günkü ateşkes önerisine ilk tepkilerinin olumlu olduğunu hatırlatan Kirby, hem İsrail’in hem de Hamas’ın bu anlaşma etrafında uzlaşmasının ve bir an önce 6 haftalık geçici ateşkes sürecinin başlamasının önemine işaret etti.
“Şu anda top Hamas’ın sahasında, perşembe gecesi öneri kendilerine yazılı olarak iletildi. Bunu kabul etmeliler. Bu öneri, Gazze halkı için de İsrail halkı için de olumlu, şimdi artık ilerlemeleri gerekiyor.” diyen Kirby, Hamas’ın teklifi kabul etmesini umduklarını, sonrasında taraflar arasında yapılacak müzakerelerle kalıcı ateşkese giden yolun açılabileceğini belirtti.

NETANYAHU, ÖNERİDE BOŞLUKLARIN OLDUĞUNU SAVUNMUŞTU
İsrail Başbakanı Netanyahu, Biden’ın açıkladığı taslakla ilgili, esir takası ve ateşkes teklifinin Gazze’ye saldırıları durdurmayacağını, sadece İsrailli esirlerin serbest bırakılması için geçici ateşkes sağlayacağını söylemişti.
Netanyahu, Meclisin Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi’nde yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Biden tarafından kamuoyuna açıklanan Gazze’de ateşkes ve esir takası teklifine karşı çıkmıştı.
Biden’ın Gazze’ye saldırıları sona erdirme yönündeki teklife ilk tepkisini veren Netanyahu, İsrail’in önerdiği ile Biden’ın sunduğu teklif arasında “boşlukların” olduğunu öne sürmüştü.

Siyasi gözlemciler, iki ateşkes önerisi arasında öne çıkan en büyük farkın, Hamas’ın teklif sunduğu dönemde İsrail’in saldırıları nedeniyle toplam sivil can kaybı 27 bin civarındayken şimdi ise 37 bine yaklaşması olduğuna dikkati çekiyor.
İsrail’in sunduğu, ilk kez Biden’ın açıkladığı 3 aşamalı yeni ateşkes taslağının ilk kademesi 6 haftadan oluşuyor ve bu süreçte İsrail askerlerinin Gazze’deki yerleşim yerlerinden tamamen geri çekilmesi öngörülüyor.
Ayrıca bu aşamada Hamas’ın elindeki rehinelerin, öncelikle yaşlılar ve kadınlar olmak üzere bir kısmının bırakılması, buna mukabil İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilerin bir bölümünün salıverilmesi ve Gazze’ye insani yardımların günlük 600 tır seviyesine çıkarılması da taslakta bulunuyor.
İlk aşama, yerlerinden edilen Gazzelilerin yaşadıkları bölgelere güvenli şekilde geri dönebilmelerini de içeriyor.
Bu 45 günlük ilk kademede İsrail ile Hamas arasında ikinci aşamaya geçiş için çatışmaların kalıcı şekilde sonlandırılması amacıyla müzakere sürecinin de yürütülmesi planlanıyor.
İsrail yönetiminde özellikle aşırı radikal üyelerin, defalarca kalıcı ateşkese sıcak bakmadığını açıklamaları nedeniyle bu müzakerelerin, ilk aşama sürecinde en kırılgan konu olabileceği değerlendirmesi yapılıyor.
2. ve 3. aşamalarda neler var?
İkinci aşamaya geçildiğinde ise sağ olan İsrailli erkek askerler dahil hayatta kalan tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden tamamen çekilerek ilk kademedeki geçici ateşkesin kalıcı şekilde çatışmaların sonlandırılmasına dönüşmesi öngörülüyor.
İkinci aşamanın da başarıyla sonuçlandırılarak tarafların anlaşmaya varması ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda anlaşmanın üçüncü yani son kademesine geçilmesi ve Gazze’nin yeniden inşa süreci gündeme getirilerek ölen rehinelerin cenazelerinin teslim edileceği belirtiliyor.
Biden, ateşkes önerisini açıkladığı basın toplantısında, İsrail’in Gazze’de “Hamas’ın işini bitirdiğini” savunarak, İsrail’in bombardımanları sonucu yerle bir olan Gazze’nin yeniden inşasına katkı sunacak Arap ülkelerinin “Hamas’ın yeniden silahlanmasına izin vermeyecek yaklaşım içinde” bulunacağını söyledi.
Son ateşkes teklifi, 4 ay önce Hamas’ın sunduğu öneriyle benzeşiyor
İsrail’in ABD üzerinden gündeme getirdiği Gazze’de yeni ateşkes önerisinin yaklaşık 4 ay önce, 6 Şubat’ta Hamas’ın sunduğu esir takası ve ateşkes teklifinden çok farklı olmaması dikkati çekti.
Hamas, o dönemde taraflar arasında devam eden müzakerelere yönelik Katar ve Mısır üzerinden sunduğu öneride aynı şekilde üç aşamalı ateşkes taslağını gündeme getirmişti.
Her kademenin 45 gün süreceği Hamas’ın taslağının ilk aşamasında da kadın, hasta, 60 yaş üzeri ve 19 yaş altındaki tüm rehinelerle birlikte 35-40 civarında İsrailli erkeğin, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli kadın ve çocukların serbest bırakılması karşılığında salıverilmesi önerilmişti.
İkinci 45 günlük aşamada da İsrailli askerler dahil hayattaki diğer erkek rehinelerin bırakılması, son yani üçüncü aşamada da iki taraftaki cenazelerin değişimi ve akabinde Gazze’nin yeniden inşası için ablukanın kaldırılması isteniyordu.
Hamas, teklifinde İsrail hapishanelerinden 1500 Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını ve bunlardan üçte birini İsrail tarafından ömür boyu hapse çarptırılan Filistinliler arasından seçmek istediğini iletmişti.
Esir takası sürerken Gazze’ye yardım amacıyla sınır geçiş kapılarının açılması, İsrail ile Hamas’ın kalıcı barış için müzakerelere devam etmesi ve toplam 4,5 ay (135 gün) sonra da kalıcı barışın sağlanması öngörülüyordu.
Biden, Hamas’ın teklifi için “biraz abartılı göründüğü” değerlendirmesinde bulunmuştu
ABD Başkanı Joe Biden, 6 Şubat’ta Hamas’ın o tarihlerde devam eden ateşkes müzakerelerine yönelik “çerçeve anlaşma” şeklinde Mısır ve Katar üzerinden sunduğu taslak için “biraz abartılı göründüğü” değerlendirmesinde bulunmuştu.
İsrail de bu teklife yönelik müzakerelerin parçası olarak savaşı bitirmeye dair herhangi bir taahhütte bulunamayacağını beyan edince Hamas’ın önerdiği ateşkes anlaşması çıkmaza girmişti.
Tel Aviv yönetimi ile Hamas arasında esir takası mutabakatı kapsamında Mısır’ın başkenti Kahire’de 13 Şubat’ta yapılan toplantının arından ABD, İsrail, Katar ve Mısır’dan heyetlerin katıldığı müzakereler, Fransa’nın başkenti Paris’te devam etmiş ve 24 Şubat’ta sonlanmıştı.
Hamas’ın ateşkes önerdiği 6 Şubat’ta, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri süren saldırıları sonucu Gazze’deki sivil kayıpların sayısı 27 bin 585 olarak kayıtlara geçmişken o dönemden bu yana yaklaşık 4 aylık süreçte bu sayı neredeyse 10 bin artarak şu anda en az 15 bin 328’i çocuk, 10 bin 171’i kadın olmak üzere 36 bin 379’a ulaşmış bulunuyor.
Biden için benzer ilk taslaktan sonra yaklaşık 10 bin Filistinlinin daha öldürülmesinin ardından ne değişti?
Biden’ın, Hamas’ın benzer ateşkes teklifine “abartılı” bulduğunu söyleyerek destek vermemesine rağmen 4 ay sonra saldırılarda yaklaşık 10 bin Filistinlinin daha öldürülmesinin ardından neden şimdi İsrail’in önerdiği taslağı sahiplenerek taraflara çağrıda bulunduğu değişik yorumlara sebep oluyor.
Siyasi gözlemciler, Biden’ın kasımdaki başkanlık seçimlerinde Gazze’de İsrail’in saldırılarına verdiği destek ve “soykırım işbirlikçiliği” baskısına karşı, kendi seçmen tabanı da dahil dünyadan gelen büyük tepkiler üzerine zorlandığı değerlendirmesini yapıyor.
İsrail’in Gazze’de on binlerce sivili öldürmesi ve abluka altında tuttuğu bölgeye insani yardımların girişini engelleyerek felaket düzeyinde açlık ve kıtlığa yol açması, tüm dünyada Tel Aviv yönetimine tepkilerin artmasına neden oluyor.
ABD dahil birçok ülkede milyonlarca kişi, Filistinlilerin haklarını savunmak ve katliamlara ‘Dur!’ demek için sokaklara dökülürken İsrail hükümetinde ABD üzerinden sunulan teklife “İsrail’in tüm hedeflerine ulaşmadan savaşın sona ermeyeceği” şeklinde tavır sergileyen kesim de bulunuyor.
Tüm bunlar, ateşkes başlasa bile müzakere sürecinin zorlu geçeceğini gösteriyor. 18 yıldır İsrail’in uyguladığı ablukanın sona erip ermeyeceği, yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’de nasıl bir yönetimin olacağı ve yerle bir edilen Gazze Şeridi’ndeki yeniden imar sürecinin nasıl işleyeceği gibi konuların nasıl neticeleneceği de merakla bekleniyor.
Bakan Fidan, Türkiye’nin son derece büyük bir gündeme sahip olduğunu belirtti.
Bakan Fidan, “Önemli olan, hedefimiz, bölgemizde barışın ve güvenliğin sağlanması.” ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“HEDEFİMİZ, BÖLGEMİZDE BARIŞIN VE GÜVENLİĞİN SAĞLANMASI”
“Türkiye son derece büyük bir gündeme sahip. Dış politika hedeflerimizi hem yöntem olarak, hem de hedef olarak bir tasvipe tabi tuttuk. Önemli olan, hedefimiz, bölgemizde barışın ve güvenliğin sağlanması.
Türkiye bölgesinde ekonomik ve siyasi olarak dev olan bir ülke. Barış konusunu güvenliğin en önemli aşaması olarak görüyoruz.
Yeni yapılandırmada belli coğrafyaları mikroya aldık. Latin Amerika’yı ayrı bir genel müdürlük yaptık. Afrika’daki genel müdürlük sayımızı 3’e çıkarıyoruz. Türk devletleri ile ilgili genel müdürlük kuruyoruz. Bunlar coğrafya ile ilgili konular. Denkleme yeni disiplinler getirmek gerekiyor.
Konsolosluk ve Türk vatandaşları ile ilgili konular, onlar için de ayrı bir genel müdürlük yaptık. Amacımız, bizim için önemli konuları daha odaklı bir şekilde yönetmek.”
TÜRKİYE VE ABD, GAZZE KONUSUNDA NEREDE UZLAŞIYOR VE AYRIŞIYOR?
“Nerde ayrışıyoruz, onlar kayıtsız şartsız İsrail’i destekliyor. Biz de Filistin’i destekliyoruz. Bu bir ayrım noktası. Büyük devletlerin bir özelliği vardır, şuna bakmanız lazım. Konular arasında ayrım yapabiliyor mu? Kavga konularında kavga edip, iş birliği konusunda iş birlikleri devam ediyor mu? Bizim de ABD ile böyle anlaşamadığımız, konuşarak çözmeye çalıştığımız, iş birliği yaptığımız alanlar da var.”
ABD’NİN DESTEĞİ OLMADAN İSRAİL’İN BU DENLİ CÜRET İÇERİSİNDE SOYKIRIM YAPMASI MÜMKÜN DEĞİL
“Gazze meselesinde şu anda ABD’nin askeri desteği olmadan İsrail’in bu denli cüret içerisinde soykırım yapması mümkün değil. ABD Başkanı kendisi de söyledi. Nerede uzlaşıyoruz? Geldiğimiz noktada ateşkes konusunda uzlaşımız var. O konuda bir çalışma var. Bugün de ABD’li mevkidaşımla bu konuyu konuştum. İki devletli çözümün olmadığı durumda bu sorunun sürekli kendini tekrarlayacak bir patoloji olduğu konusunda hem fikiriz.”
“İSRAİL’İN HER GEÇEN GÜN ABD’YE VE BATI’YA MALİYETİ ARTIYOR”
“ABD’deki siyasal anlayışın İsrail’in bu katliamların önüne geçmesini düşünmüyorum. Niyet olabilir. ABD’de üniversitelerde protestolar var. Bu da siyasilere belli mesajları gönderiyor. İsrail’in her geçen gün ABD’ye ve Batı’ya maliyeti artıyor.
Birçok ülke İsrail konusunda adım atmaktan çekiniyor. Çünkü ABD ve Batı’nın ürettiği algıdan ve kendi kendilerine uyguladıkları sınırlamalardan dolayı. Bir yerde öncülüğe ihtiyaçları oluyor.”
GAZZE İÇİN KAHİRE’DEKİ ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ
“Tarafların başta uzlaşmama alanları genişti. Katarlı ve Mısırlı arkadaşlar yoğun çalıştılar. Biz de Türkiye olarak gerekli çabaları gösterdik. Hamas’la iletişim halindeydik. Konunun tıkandığı yer İsrail’in kalıcı bir ateşkes istememesi. Hamas’ın da, “Ben rehineleri vermeyi kabul edeceğim, karşısında da ateşkes bekliyorum” talebi var. İsrail bunu kabul etmiyor. İsrail bu müzakereleri devam ettiriyordu, çünkü Hamas’ın reddedeceğini bekliyordu. Açığa çıktı, İsrail ateşkesi istemiyor.
ABD’li, Katarlı mevkidaşlarımla, Hamas lideriyle de konuştum. Ateşkeste nerede duruyoruz bunu görmemiz gerekiyordu. Geçen hafta neredeysek oradayız, tıkanmışlık durumundayız. ABD, İsrail’i zorlamak durumunda. ABD seçimlere giderken Biden’a kendi kamuoyunun belli bir kısmından büyük tepki geliyor.”
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
“SINIRLI BİR OPERASYON”
İsrail ordusunun, kendilerine, dün Refah’a düzenledikleri saldırının “sınırlı bir operasyon” olduğunu ilettiğini söyleyen Kirby, İsrail’in bu adımı “Hamas’ın Gazze’ye silah aktarmasını engellemek amacıyla” attığını savundu.
“Refah konusundaki görüşlerimiz aynı, defalarca ve istikrarlı bir şekilde bu kadar yoğun nüfusu barındıran Refah’a yönelik kapsamlı bir kara operasyonunu desteklemediğimizi söyledik” diyen Kirby, bu tür bir kara saldırısının bölgedeki 1,5 milyon Filistinli sivilin hayatını ciddi şekilde riske atacağını vurguladı.
ABD Başkanı Biden’ın, dün İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmesinde Refah’a yönelik bir saldırının yaratacağı insani krizle ilgili endişelerini “açık bir şekilde” dile getirdiğini kaydeden Kirby, İsrail’in buna rağmen Refah’a kara saldırısına hazırlanmaya devam ettiğine yönelik soruları yanıtsız bıraktı.
Gazze Şeridi’ne insani yardımların girebilmesi için Refah ve Kerem Şalom sınır kapılarının açık kalması gerektiğini ifade eden Kirby, bu konuları da İsrailli muhataplarına sürekli aktardıklarını söyledi.
ATEŞKES SÜRECİNE İYİMSER BAKIŞ
Öte yandan Kirby, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına ilişkin attığı adımın halen İsrail ve ABD tarafından değerlendirildiğini ve süreci yakından takip ettiklerini dile getirdi.
Hamas ile İsrail’in, ateşkes anlaşması konusunda aradaki boşluğu kapatabilmeleri gerektiğini ve iyimser olduklarını vurgulayan Kirby, “Biz ABD olarak aradaki makasın kapatılabileceği bir metin üzerinde olduğumuza inanıyoruz. İsrail heyeti Kahire’ye gidiyor, orada oturup konuşacaklar ve (ateşkesin sağlandığı) o noktaya ulaşıp ulaşamayacağımızı göreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Hamas dün yanıt verdi, bazı değişiklik önerileri oldu. Şimdiki görev ise müzakerelerin devamı. (Ateşkes anlaşmasıyla ilgili) Bu aradaki boşlukları kapatabilmeliyiz diye düşünüyoruz” ifadesini kullanan Kirby, Kahire’deki müzakerelerde son duruma dikkati çekti.
Kahire’de hem İsrail tarafının hem de Katar ve Mısır’ın hazır olduğunu ve ABD’nin de katılımıyla ateşkesle ilgili müzakerelerin süreceğini belirten Kirby, Hamas’ın dünkü adımının ardından bu görüşmelerin son derece önemli olduğunu kaydetti.
HAMAS, ATEŞKES ÖNERİSİNE ONAY VERMİŞTİ
Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Katar ve Mısır’a, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasına ilişkin önerilerini onayladığını bildirmişti.
Hamas’ın Katar ve Mısır tarafından iletilen “ateşkes önerilerine” onay verdiğini duyurmasının ardından İsrail Savaş Kabinesi, Refah’ta saldırılara devam kararı almıştı.
İsrail ordusu, 6 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, zorla yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı Refah’ın doğusundaki bazı mahallelerin boşaltılmasını istemiş, bu sabah Gazze’nin Refah bölgesine kara saldırısı başlatarak Mısır’la olan sınır kapısının Gazze tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 34 bin 789 Filistinli öldürüldü, 78 bin 204 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ve Hamas arasında devam eden ateşkes görüşmelerini anımsatan Kurtulmuş, bu kapsamda Hamas’ın, Mısır’ın ve Katar’ın inisiyatifleri, Türkiye’nin de telkinleriyle ateşkes konusunda ortaya konulanları kabul ettiği ve ateşkesi imzalamak üzere hazır olduğuna yönelik bilgiyi aldığını anlattı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bundan dolayı fevkalade memnun olduğumuzu ifade etmek isterim. Ancak İsrail hükümetinin bu konuda acilen karşılık vermesi ve bütün insanlığın beklediği, bütün uluslararası camianın beklediği bir acil ateşkesin derhal sağlanmasını temin etmemiz gerekir. Bu çerçevede MIKTA ülkeleri parlamento başkanları olarak hem parlamentolar düzeyinde inisiyatif almak hem de hükümetlerimizi harekete geçirerek, İsrail hükümetine baskı yaparak bu barışın bir an evvel sağlanması, böylece 7 aydır bütün insanlığın ortak acısı olan Gazze’deki bu insani dramın sona ermesi, yıkımın sonlandırılması ve bu acil ateşkesin kalıcı bir barışa dönmesi için biz de uluslararası camianın bütün kurumlarını hayata geçirmemiz gerekir. Temennimiz odur ki İsrail hükümeti de inadından vazgeçerek bir an evvel bu barış görüşmesinde olumlu adım atar ve öncelikle acil ateşkesin sağlanması, hızlı bir şekilde insani yardımların da ulaştırılması mümkün olur.”

“(Kalkınma Yolu) Bölgesel barışa da imkan sağlayacak önemli bir mekanizma olacak”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Batı eksenli üretimin artık yavaş yavaş yeni yerlere, yeni üretim merkezlerine kaydığını ve buna paralel olarak da yeni ticaret yollarının gelişmekte olduğunu belirterek, “Yine Türkiye olarak bizim de içinde olduğumuz ve henüz başlangıç safhasında bulunan, Körfez ülkeleri, Irak ve Türkiye’nin üzerinden geçecek olan Kalkınma Yolu Projesi de hem büyük bir transit proje hem büyük bir ticaret ortaklığı hem de ülkeleri birbirlerine yaklaştıran bir proje olmanın ötesinde, bölgesel barışa da imkan sağlayacak önemli bir mekanizma olacaktır.” diye konuştu.
Uluslararası finansmanın ve uluslararası üretimin adil ve hakkaniyetli bir şekilde yürütüleceği, kurala dayalı yeni bir küresel ticaret sistemine ihtiyaç olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Gücü olanların sadece kendi istedikleri gibi kuralları değiştirdikleri ve yönlendirdikleri bir sistem değil; herkes için uluslararası ticaretin kuralının eşit olduğu, uygulanabilir bir küresel sistemin ortaya konulmasının önemli olduğu kanaatindeyiz. Bu konuda MIKTA ülkelerinin önemli bir fonksiyon icra edeceğini, özellikle ‘kazan kazan’ prensibi çerçevesinde dünyada yeni ticaret imkanlarını geliştirerek dünya ekonomisinde adil bir dağılımın sağlanmasına katkıda bulunacağına yürekten inanıyorum. Bunun için ikili işbirliklerimiz önemli olduğu gibi çok taraflı ticari iş birliklerimizin de gerçekten güçlendirilmesinin fevkalade yararlı olacağını; bu anlamda dünya ticaretine ve dünya siyasetine katkı sağlayacağına inanıyorum.”
Dünya ticaretinin kurala dayalı bir şekilde yürütülmesinin, aynı zamanda barışa dayalı bir dünya sisteminin kurulabilmesi için de önemli olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, temsil kabiliyeti ve ekonomik gücü yüksek MIKTA ülkelerinin gelecek dönemde, ticaret alanındaki farklılıkları ortadan kaldıracağına inandığını söyledi.

TRT Haber’in sorularını yanıtladı
TBMM Başkanı Kurtulmuş, toplantı oturumlarına verilen arada TRT Haber’in gündeme ilişkin sorusunu yanıtladı.
MIKTA 10. Parlamento Başkanları Toplantısının oturumları devam ederken Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğine ilişkin bilgileri aldıklarını ve üçüncü oturumdaki konuşmasına başlarken bu konuyu gündeme getirdiğini söyleyen Kurtulmuş, “MIKTA önemli bir uluslararası platform. Bütün uluslararası platformlarda biz, acilen İsrail hükümetinin bu ateşkesi kabul etmesi ve bundan sonra kalıcı ve adil bir ateşkesin sağlanabilmesi için müzakerelerin sürdürülmesi ama eş zamanlı olarak da artık nefes alma kabiliyetini yitirmiş olan Gazze Şeridi’ndeki 2 milyona yakın insana da süratli bir şekilde insani ve tıbbi yardımların ulaştırılması için çağrılarımızı tekrarlıyoruz.” dedi.
Toplantıda, MIKTA üyesi ülkelere, “İsrail hükümetine siz de parlamento başkanları ve ayrıca ülkelerinizin yöneticileri olarak baskı yapın ve bir an evvel bu ateşkes teklifi kabul edilsin. Hiç olmazsa şu insani dram bir sona ersin, bir nefes alınsın.” çağrısı yaptıklarını dile getiren Kurtulmuş, İsrail hükümetinin ateşkese ikna edilmesi, zorlanması ve ateşkesin temin edilmesi gerektiğini vurguladı.
İsrail Ordu Radyosu’nda bir programa katılan Strock, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin geri getirilmesi ve bir ateşkes öngören Hamas ile olası anlaşmayı eleştirdi.
“22 KİŞİ İÇİN ASKERLERİN ÇABASINI ÇÖPE ATAMAZSINIZ”
Strock, Hamas ile anlaşmayı “dikkatsiz, berbat ve korkunç” şeklinde niteleyerek, “Hükümet, yüz binlerce askere gidip savaşma emri verdi. Onlar da her şeyi geride bırakıp hükümetin belirlediği amaçlar için savaşa gitti. Şimdi tüm emeklerini 22 veya 33 kişiyi kurtarmak için çöpe attığını açıklayan bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” dedi.
Aşırı sağcı Bakan’ın açıklamalarına hem iktidar koalisyonundan hem muhalefetten tepkiler gecikmedi.
İsrail’deki hükümete 7 Ekim’den sonra katılan Ulusal Birlik Partisi’nden Bakan Chili Tropper, sosyal medya üzerinden “Biri anlaşmayı desteklesin veya kabul etmesin ‘bir kişinin hayatını kurtaranın dünyayı kurtarmış olacağı’ Yahudilik inancı, esirler ve onların yakınlarının acılarına karşı Bakan Strock’un sarf ettiği gibi anlayışsız ve pervasız sözlerine engel olmalı.” ifadeleriyle tepki gösterdi.
Buna karşın ana muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, sosyal medya paylaşımında, Strock’un sözlerine yanıt olarak “içerisinde 22 veya 33 kadar fanatik barındıran bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” ifadesini kullandı.
Hamas ve İsrail arasındaki ateşkes müzakerelerinde kritik saatler yaklaştı. İsrail’in arabulucularla Hamas’a sunduğu teklife vereceği yanıt bekleniyor.
İsrail, Hamas’a karşı son teklifinde “esnek davrandığını” savunuyor ancak Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin güneyinde 1,5 milyon kadar zorla yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah’a saldıracaklarını uluslararası toplumdan gelen uyarılara rağmen tekrar ediyor.
Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı figürler bir ateşkes ve esir takası anlaşması imzalanması halinde hükümeti devirmekle tehdit ediyor.
Başbakan Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Mısır ve Katar arabuluculuğunda hazırlanan yeni bir ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması teklifinin 26 Nisan’da Hamas’a sunulduğu, Hamas’ın teklif üzerinde çalıştığı ve yakında yanıtını vereceği açıklanmıştı.
İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 24 binden fazlası kadın ve çocuk 34 bini aşkın Filistinli öldü.
Sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu bölgede 77 binden fazla yaralı var, 7 bin kadar kişinin de kayıp olduğu aktarılıyor. Gazze Şeridi içinde 1,9 milyondan fazla Filistinli ise zorla göç ettirildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 25 Mart’ta geçen “ateşkes kararı” hiçe sayılarak İsrail ordusunun saldırıları devam ediyor.
İsrail Ordu Radyosu’nda bir programa katılan Strock, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin geri getirilmesi ve bir ateşkes öngören Hamas ile olası anlaşmayı eleştirdi.
“22 KİŞİ İÇİN ASKERLERİN ÇABASINI ÇÖPE ATAMAZSINIZ”
Strock, Hamas ile anlaşmayı “dikkatsiz, berbat ve korkunç” şeklinde niteleyerek, “Hükümet, yüz binlerce askere gidip savaşma emri verdi. Onlar da her şeyi geride bırakıp hükümetin belirlediği amaçlar için savaşa gitti. Şimdi tüm emeklerini 22 veya 33 kişiyi kurtarmak için çöpe attığını açıklayan bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” dedi.
Aşırı sağcı Bakan’ın açıklamalarına hem iktidar koalisyonundan hem muhalefetten tepkiler gecikmedi.
İsrail’deki hükümete 7 Ekim’den sonra katılan Ulusal Birlik Partisi’nden Bakan Chili Tropper, sosyal medya üzerinden “Biri anlaşmayı desteklesin veya kabul etmesin ‘bir kişinin hayatını kurtaranın dünyayı kurtarmış olacağı’ Yahudilik inancı, esirler ve onların yakınlarının acılarına karşı Bakan Strock’un sarf ettiği gibi anlayışsız ve pervasız sözlerine engel olmalı.” ifadeleriyle tepki gösterdi.
Buna karşın ana muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, sosyal medya paylaşımında, Strock’un sözlerine yanıt olarak “içerisinde 22 veya 33 kadar fanatik barındıran bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” ifadesini kullandı.
Hamas ve İsrail arasındaki ateşkes müzakerelerinde kritik saatler yaklaştı. İsrail’in arabulucularla Hamas’a sunduğu teklife vereceği yanıt bekleniyor.
İsrail, Hamas’a karşı son teklifinde “esnek davrandığını” savunuyor ancak Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin güneyinde 1,5 milyon kadar zorla yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah’a saldıracaklarını uluslararası toplumdan gelen uyarılara rağmen tekrar ediyor.
Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı figürler bir ateşkes ve esir takası anlaşması imzalanması halinde hükümeti devirmekle tehdit ediyor.
Başbakan Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Mısır ve Katar arabuluculuğunda hazırlanan yeni bir ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması teklifinin 26 Nisan’da Hamas’a sunulduğu, Hamas’ın teklif üzerinde çalıştığı ve yakında yanıtını vereceği açıklanmıştı.
İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 24 binden fazlası kadın ve çocuk 34 bini aşkın Filistinli öldü.
Sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu bölgede 77 binden fazla yaralı var, 7 bin kadar kişinin de kayıp olduğu aktarılıyor. Gazze Şeridi içinde 1,9 milyondan fazla Filistinli ise zorla göç ettirildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 25 Mart’ta geçen “ateşkes kararı” hiçe sayılarak İsrail ordusunun saldırıları devam ediyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
İRAN-İSRAİL GERİLİMİ
Bölge ülkeleri olarak üçüncü tarafların kendi çatışmalarını bu coğrafyaya taşımasını istemediklerini belirten Fidan, “Tek mağdur olan Gazze halkıdır. Nihai amacımız adil ve kalıcı barışın sağlanmasıdır.” dedi.
“TEK MAĞDUR OLAN GAZZE HALKIDIR”
Bakan Fidan, “Tüm tarafların yapıcı tutum sergilemesinde büyük fayda görüyoruz. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması için var gücümüzle çalışacağız.” ifadelerini kullandı.
“ATEŞKESLE İLGİLİ SÜREÇTE TÜRKİYE VE KATAR ÖNEMLİ BİR ROL OYNUYOR”
Ateşkesle ilgili konuya da değinen Fidan, “Türkiye ile Katar arasında özellikle Filistin meselesindeki var olan krizle ilgili büyük bir koordinasyon ilerliyor. Özellikle kıymetli mevkidaşımla sürekli bir iletişim halindeyiz. Türkiye ve Katar, Hamas ile sağlıklı ilişkisi olan ülkelerden. Biz ateşkes için var gücümüzle çalışıyoruz. Ateşkesle ilgili süreçte Katar önemli bir rol oynuyor.” ifadelerini kullandı.
NETANYAHU’NUN KANLI KOLTUK SEVDASI
Dışişleri Bakanı Fidan, “Netahyahu’nun iktidarda kalabilmek için bölgemizi bir savaşa sürüklemeye çalıştığı aşikardır.” dedi.
13 Nisan’da yaşananların çok önemli dersler ortaya koyduğuna dikkati çeken Fidan, “Birinci olarak uluslararası hukuk herkes için bağlayıcıdır. Küresel düzeyde barış ve istikrarın anahtarı, uluslararası hukuka uyulmasıdır. İkinci olarak (İsrail Başbakanı Binyamin) Netahyahu’nun iktidarda kalabilmek için bölgemizi bir savaşa sürüklemeye çalıştığı aşikardır. Netanyahu’yu kayıtsız ve şartsız destekleyenler tutumlarını acilen gözden geçirmek zorundadırlar. Üçüncüsü ve en önemlisi yaşanan olayların temelinde Gazze’de İsrail tarafından uygulanan şiddet ve zulüm yatmakta. Şu hususun altını çizmek istiyorum, şu anda mağdur olan ne İsrail ne de İran’dır. Mağdur olan Gazze halkıdır.” diye konuştu.
MASAYA YATIRILAN KONULAR
Bakan Fidan, “Sayın Haniye’ye taziyelerimizi ilettik. Görüşmemizde ateşkes müzakerelerini ele aldık, gelinen noktayı konuştuk. Türkiye iki devletli çözüm için yoğun çaba sarfediyor. Ortaya çıkacak bir fayda varsa biz böyle görüyoruz. Bunu yaparken Batı’dan bu fikri destekleyen bazı ülkelerin Hamas’a karşı fikir ayrılıkları görüyoruz. Bu tür algıların giderilmesi için nasıl bir görüşleri var onları ele aldık.” ifadelerini kullandı.
AL SANİ: İNSANİ DRAMA SON VERMEK İÇİN TÜRKİYE’NİN ROLÜ ÇOK ÇOK ÖNEMLİ
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, “(Gazze’de) İnsani drama son vermek için Türkiye’nin rolü ve etkinliği özellikle bölgede çok çok önemli.” dedi.
Uluslararası hukuk çerçevesinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadan bu konunun çözüme kavuşmayacağını dile getiren Al Sani, insani yardım konusunda da koordinasyonun çok önemli olduğunu belirtti.
Al Sani, esirlerin bırakılması için Katar’ın ilgili kardeş ve dost ülkelerle koordine içerisinde çalıştığına ve görüşmelere devam ettiğine dikkati çekerek “Bu koordinasyonun sürekli olması konusunda hemfikiriz ve herkes için de tabii ki olumlu yansımaları olacaktır.” ifadesini kullandı.
İki daimi üye Rusya ve Çin’in vetoları nedeniyle ABD’nin tasarısı kabul edilmemişti.
ABD’NİN BAŞARILI OLMASINI ENGELLEMEK İSTEDİLER
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, oylama sonrasındaki konuşmasında, ülkesinin iyi niyetle sunduğu karar tasarısının tüm konsey üyeleriyle müzakereler sonucu ortaya çıktığını belirtti.
Rusya ve Çin’in vetolarını açıklamak için bahaneler ortaya atacağını savunan Greenfield, asıl sebebin bu ülkelerin “Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamaktan kaçınması” olduğunu dile getirdi.
Greenfield, diğer temel sebebin ise ABD’nin başarılı olmasını engellemek olduğunu kaydederek, “Rusya gene ilerleme yerine siyaset yapmayı tercih etti. Komşusuna karşı savaş başlatan Rusya’nın kendisi cam bir evde otururken başkasına taş atması iki yüzlülüktür.” ifadelerini kullandı.
BMGK’de ileride sunulacak karar tasarılarının yürütülen diplomatik çaba ve müzakereleri baltalamaması gerektiğini kaydeden Greenfield, “Eğer sahadaki diplomasiyi desteklemeyen bir karar tasarısı daha sunulursa, Konsey yine çıkmaza girer.” diyerek ABD’nin BMGK’nin seçilmiş üyelerinin sunmayı planladığı karar tasarısını veto edeceğine işaret etti.

ACİL ATEŞKES İÇİN ADIM ATILMALI
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun ise “Konsey acil ve koşulsuz ateşkes için adım atmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Konsey’in bu konuda “ayağını sürdüğünü ve çok vakit kaybettiğini” kaydeden Zhang, BM Şartı ve Konseyin onurunu korumak için ABD tasarısını veto ettiğini söyledi.
Zhang, BMGK’nin seçilmiş üyelerinin Gazze’de ramazan ayında ateşkes talep edilen ve rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunulan karar tasarısının doğru yönde bir adım olduğunu belirterek, Çin’in bunu desteklediğini söyledi.
ABD’nin eleştirilerini iki yüzlü olarak nitelendiren Zhang, “Eğer ABD ateşkes konusunda ciddiyse, o zaman BMGK’nin seçilmiş üyelerince sunulacak tasarıyı destekler.” dedi.
DESTEKLEYEN ÜLKELER KARA LEKEYE BULANDI
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise karar tasarısını destekleyen ülkeleri eleştirdi.
“Destekleyen ülkeler kara lekeye bulandı.” diyen Nebenzia, şöyle konuştu:
“Efendileriniz, koruyucularınız size tasarıya destek vermenizi söyledi. Dediler ki, Rusya nasılsa veto eder, böylelikle biz de ABD’yle ters düşmeyiz. O yüzden şimdi kalkıp da Rusya ve Çin’in vetosunu hayal kırıklığıyla karşıladığınızı söyleyemeyin. Bu iki yüzlülük.”
Oylama öncesinde yaptığı açıklamada ise Nebenzia, ABD’nin karar tasarısının ateşkes çağrısında bulunmadığını, bunu talep ediyor algısı yaratarak uluslararası toplumu yanlış yönlendirdiğini belirtmişti.
Nebenzia, “ABD oy verenlerine bir kemik atarak onların gözünü boyuyor.” ifadelerini kullanmıştı.
DAHA FAZLA KAN AKMASINA ENDEN OALCAKTI
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama ise konuşmasını tüm Arap dünyasını adına yaptığını belirterek, kendilerinin şubatta sunduğu karar tasarısının kabul edilmesi halinde binlerce canın kurtulmuş olacağını savundu.
Cezayir’in ABD’nin karar tasarısının daha dengeli ve kabul edilebilir olması için değişiklik önerilerinde bulunduğunu ancak bunların çoğunun dikkate alınmadığını aktaran Bendjama, “Karar tasarısı acil ateşkes talebinde bulunmuyordu. Bu nedenle biz hayır oyu kullandık.” açıklamasında bulundu.
Bendjama, karar tasarısında aynı zamanda binlerce can kaybına yol açan İsrail’in sorumluluğuna atıfta bile bulunulmadığına işaret ederek, “Bu kişiler kendi kendine zarar vermedi. Öldürüldüler ve suçlular hesap vermeli.” vurgusunda bulundu.
ABD’nin karar tasarısının barış mesajı vermediğini, aksine sivillerin öldürülmeye devam edilmesine göz yumduğunu belirten Bendjama, “Karar tasarısı daha fazla kan akıtılmasına geçit verecekti.” değerlendirmesinde bulundu.
– “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu”
Karar tasarısı oylamasında “çekimser” oy kullanan Guyana’nın BM Daimi Temsilcisi Caroly Rodrigues-Birkett ise “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu.” dedi.
Birkett, konuya ilişkin bilgisi olmayan bir kişinin karar tasarısını okuduğunda Gazze’de suçların kim tarafından gerçekleştirildiğini anlamayacağına işaret ederek, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kurulmaması gerektiğini kaydetti.
İnsan eliyle yapılan bu felaketin acil ateşkes sağlanmadan durdurulmasının mümkün olmadığını kaydeden Birkett, “Filistin halkı başkalarının suçu nedeniyle esir tutulmamalı.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN KARAR TASARISI
ABD’nin 20 Şubat’ta müzakerelere açtığı karar tasarısının son hali, Gazze’de ateşkesi rehinelerin bırakılmasıyla ilişkilendirip diplomasiyi destekleme çağrısıyla yetinmişti.
Diplomatik çabalarla sağlanacak olan ateşkesin sürdürülebilir ateşkese çevrilmesinin önemine işaret edilen tasarıda, “Hamas ve diğer terörist ve aşırıcı grupların Filistin halkını temsil etmediği” ve Hamas’ın “bazı üye ülkelerce terör örgütü ilan edildiği”ne dikkat çekilmişti.
Gazze’nin 1967’de işgal edilen toprakların bir parçası olduğu vurgulanan karar tasarısında, iki devletli çözüme destek verilmişti.
Karar tasarısında, “Tüm taraflarda sivilleri korumak için acil ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması, gerekli insani yardımın sevkiyatı, çekilen acının azaltılması ve söz konusu ateşkesin geri kalan tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla birlikte sağlanması için diplomatik çabaların desteklenmesi önem taşıyor.” ifadeleri kullanılmıştı.
Tüm taraflara uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yapılan tasarıda, siviller ve sivil altyapının korunması ile insani yardım erişiminin sağlanması istenilmişti.
Gazze’de sivil halkın zorla yerinden edilmesine karşı çıkılan karar tasarısında, bunun uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunu ihlal edeceği bildirilmişti.
9 KEZ KARAR TASARISI OYLANDI
Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra BMGK’de bugün yapılanla 9 karar tasarısı oylamaya sunuldu.
Şimdiye kadar sadece 2712 ile 2720 sayılı kararlar kabul edilirken, bunlarda ateşkes çağrısı yapılmadı.
]]>İki daimi üye Rusya ve Çin’in vetoları nedeniyle ABD’nin tasarısı kabul edilmemişti.
ABD’NİN BAŞARILI OLMASINI ENGELLEMEK İSTEDİLER
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, oylama sonrasındaki konuşmasında, ülkesinin iyi niyetle sunduğu karar tasarısının tüm konsey üyeleriyle müzakereler sonucu ortaya çıktığını belirtti.
Rusya ve Çin’in vetolarını açıklamak için bahaneler ortaya atacağını savunan Greenfield, asıl sebebin bu ülkelerin “Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamaktan kaçınması” olduğunu dile getirdi.
Greenfield, diğer temel sebebin ise ABD’nin başarılı olmasını engellemek olduğunu kaydederek, “Rusya gene ilerleme yerine siyaset yapmayı tercih etti. Komşusuna karşı savaş başlatan Rusya’nın kendisi cam bir evde otururken başkasına taş atması iki yüzlülüktür.” ifadelerini kullandı.
BMGK’de ileride sunulacak karar tasarılarının yürütülen diplomatik çaba ve müzakereleri baltalamaması gerektiğini kaydeden Greenfield, “Eğer sahadaki diplomasiyi desteklemeyen bir karar tasarısı daha sunulursa, Konsey yine çıkmaza girer.” diyerek ABD’nin BMGK’nin seçilmiş üyelerinin sunmayı planladığı karar tasarısını veto edeceğine işaret etti.

ACİL ATEŞKES İÇİN ADIM ATILMALI
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun ise “Konsey acil ve koşulsuz ateşkes için adım atmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Konsey’in bu konuda “ayağını sürdüğünü ve çok vakit kaybettiğini” kaydeden Zhang, BM Şartı ve Konseyin onurunu korumak için ABD tasarısını veto ettiğini söyledi.
Zhang, BMGK’nin seçilmiş üyelerinin Gazze’de ramazan ayında ateşkes talep edilen ve rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunulan karar tasarısının doğru yönde bir adım olduğunu belirterek, Çin’in bunu desteklediğini söyledi.
ABD’nin eleştirilerini iki yüzlü olarak nitelendiren Zhang, “Eğer ABD ateşkes konusunda ciddiyse, o zaman BMGK’nin seçilmiş üyelerince sunulacak tasarıyı destekler.” dedi.
DESTEKLEYEN ÜLKELER KARA LEKEYE BULANDI
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise karar tasarısını destekleyen ülkeleri eleştirdi.
“Destekleyen ülkeler kara lekeye bulandı.” diyen Nebenzia, şöyle konuştu:
“Efendileriniz, koruyucularınız size tasarıya destek vermenizi söyledi. Dediler ki, Rusya nasılsa veto eder, böylelikle biz de ABD’yle ters düşmeyiz. O yüzden şimdi kalkıp da Rusya ve Çin’in vetosunu hayal kırıklığıyla karşıladığınızı söyleyemeyin. Bu iki yüzlülük.”
Oylama öncesinde yaptığı açıklamada ise Nebenzia, ABD’nin karar tasarısının ateşkes çağrısında bulunmadığını, bunu talep ediyor algısı yaratarak uluslararası toplumu yanlış yönlendirdiğini belirtmişti.
Nebenzia, “ABD oy verenlerine bir kemik atarak onların gözünü boyuyor.” ifadelerini kullanmıştı.
DAHA FAZLA KAN AKMASINA ENDEN OALCAKTI
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama ise konuşmasını tüm Arap dünyasını adına yaptığını belirterek, kendilerinin şubatta sunduğu karar tasarısının kabul edilmesi halinde binlerce canın kurtulmuş olacağını savundu.
Cezayir’in ABD’nin karar tasarısının daha dengeli ve kabul edilebilir olması için değişiklik önerilerinde bulunduğunu ancak bunların çoğunun dikkate alınmadığını aktaran Bendjama, “Karar tasarısı acil ateşkes talebinde bulunmuyordu. Bu nedenle biz hayır oyu kullandık.” açıklamasında bulundu.
Bendjama, karar tasarısında aynı zamanda binlerce can kaybına yol açan İsrail’in sorumluluğuna atıfta bile bulunulmadığına işaret ederek, “Bu kişiler kendi kendine zarar vermedi. Öldürüldüler ve suçlular hesap vermeli.” vurgusunda bulundu.
ABD’nin karar tasarısının barış mesajı vermediğini, aksine sivillerin öldürülmeye devam edilmesine göz yumduğunu belirten Bendjama, “Karar tasarısı daha fazla kan akıtılmasına geçit verecekti.” değerlendirmesinde bulundu.
– “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu”
Karar tasarısı oylamasında “çekimser” oy kullanan Guyana’nın BM Daimi Temsilcisi Caroly Rodrigues-Birkett ise “Çekimser oy kullandık çünkü karar tasarısı acilen ateşkes çağrısında bulunmuyordu.” dedi.
Birkett, konuya ilişkin bilgisi olmayan bir kişinin karar tasarısını okuduğunda Gazze’de suçların kim tarafından gerçekleştirildiğini anlamayacağına işaret ederek, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kurulmaması gerektiğini kaydetti.
İnsan eliyle yapılan bu felaketin acil ateşkes sağlanmadan durdurulmasının mümkün olmadığını kaydeden Birkett, “Filistin halkı başkalarının suçu nedeniyle esir tutulmamalı.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN KARAR TASARISI
ABD’nin 20 Şubat’ta müzakerelere açtığı karar tasarısının son hali, Gazze’de ateşkesi rehinelerin bırakılmasıyla ilişkilendirip diplomasiyi destekleme çağrısıyla yetinmişti.
Diplomatik çabalarla sağlanacak olan ateşkesin sürdürülebilir ateşkese çevrilmesinin önemine işaret edilen tasarıda, “Hamas ve diğer terörist ve aşırıcı grupların Filistin halkını temsil etmediği” ve Hamas’ın “bazı üye ülkelerce terör örgütü ilan edildiği”ne dikkat çekilmişti.
Gazze’nin 1967’de işgal edilen toprakların bir parçası olduğu vurgulanan karar tasarısında, iki devletli çözüme destek verilmişti.
Karar tasarısında, “Tüm taraflarda sivilleri korumak için acil ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması, gerekli insani yardımın sevkiyatı, çekilen acının azaltılması ve söz konusu ateşkesin geri kalan tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla birlikte sağlanması için diplomatik çabaların desteklenmesi önem taşıyor.” ifadeleri kullanılmıştı.
Tüm taraflara uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yapılan tasarıda, siviller ve sivil altyapının korunması ile insani yardım erişiminin sağlanması istenilmişti.
Gazze’de sivil halkın zorla yerinden edilmesine karşı çıkılan karar tasarısında, bunun uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunu ihlal edeceği bildirilmişti.
9 KEZ KARAR TASARISI OYLANDI
Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra BMGK’de bugün yapılanla 9 karar tasarısı oylamaya sunuldu.
Şimdiye kadar sadece 2712 ile 2720 sayılı kararlar kabul edilirken, bunlarda ateşkes çağrısı yapılmadı.
]]>148 ülkeden 19 devlet ve hükümet başkanı, 2 özerk yönetim başkanı, 64 bakan, 1 meclis başkanı, 20 yabancı bakan yardımcısı, 57 uluslararası temsilci olmak üzere 4 bin 700’e yakın katılımcının katıldığı programda, küresel krizler, ticaret savaşları gibi konular tartışıldı.

Kapanış programında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “ADF’de son 3 günde gerçekleştirilen oturumlarda farklı kıtalardan çeşitli seviyedeki katılımcılarla farklı düşünceleri dile getirilmesini sağladık. Muhataplarımız forumun içerik bakımından zenginliğinden etkilendiğini söyledi. Her bir muhatabımızla çok sayıda ikili görüşme yapma imkanı bulduklarından dolayı da müteşekkir olduklarını belirttiler. Yoğun ikili görüşme trafiği yaşandı. Cumhurbaşkanımız seçim ile ilgili yoğun bir trafiği olmasına rağmen teşrif ettiler. 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya gelip, çok kritik konularla ilgili görüşmeler gerçekleştirdi. Ben de 32 mevkidaşım ile ikili görüşme yapma imkanı buldum” dedi. Forumda düzenlenen 47 oturumda güvenlik, enerji, bölgesel konular, yabancı düşmanlığı, ara buluculuk, yapay zeka gibi çeşitli konuların görüşüldüğünü belirten Fidan, “Gazze Temas Grubu üyesi olarak grup üyesi Filistin ve Mısır Dışişleri Bakanı arkadaşlarımla Gazze konusunda bir panele ev sahipliği yaptım. ADF’ye bu üst düzey katılım Türk diplomasisinin etkisini göstermektedir. Tüm insanlığın ortak meselelerini forumda masaya yatırdık. 3 gündür gerçekleştirdiğimiz tüm tartışmalar küresel düzene dair tespitlerimizin ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu” diye konuştu.
‘BİRLİKTE HAREKET ETMEK GEREKİYOR’
Diplomasinin her alanda artırılmasını istediklerini söyleyen Fidan, “Bazı uluslararası aktörlerin çifte standardı ve uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımları forum esnasında adeta ifşa edildi. Bu husus özellikle Filistin halkına dair şiddetin son verilmesine yönelik diplomatik girişimleri ele aldığımız toplantıda ele alındı. Etkinlikte Gazze’de devam eden zulmün sona ermesi için atmamız gereken adımları konuştuk. Karşı karşıya olduğumuz tablonun küresel adaletsiz ve eşitsizliklerin bir yansıması olduğunu ifade ettik. ADF’de gerçekleştirdiğimiz tartışmalar ile düşünmek yeterli değil; birlikte hareket etmek gerekiyor” dedi.
‘TEK TARAFLI ADIM ATILMASI GEREKTİĞİNE İNANANLAR VAR’
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle Filistin konusunu görüşmek için Türkiye’ye geleceğini söyleyen Fidan, “Gazze’de süren zulmün durdurulması, ADF’nin merkezine oturdu. Cumhurbaşkanımızın, bizim yaptığımız görüşmelerde bu konu altı çizilerek vurgulandı. Diplomasinin bütün imkanlarını kullandık. Taraflar arasında devam eden ateşkese yönelik görüşmelerin, arabulucular vasıtasıyla devam ettiğini belirtebilirim. Ramazan ayından önce Filistin’de ateşkese ulaşılması konusunda çok ciddi arzu ve çaba var. Açlığın ve hastalığın kol gezdiği Gazze’de yardımların ulaşması konusunda neler yapılabilir, bunlar ifade edilmeye başladı. Bakan arkadaşlarımla yaptığım görüşmelerde; tek taraflı adım atılması gerektiğine inanan arkadaşlarımız var. Bizler de artık bu görüşleri destekliyoruz. Birilerinin izinleri bekleyerek Gazze’ye yardım ulaştırmak, 2 milyondan fazla insanın yavaş ve sessiz ölümüne ortak olmak manasına geliyor. Uluslararası toplum artık daha farklı adımlar atılması gerektiğine inanıyor” diye konuştu.
FİDAN ABD YOLCUSU
Japonya ile ilişkileri geliştirmeye önem verdiklerini söyleyen Fidan, “Ekim 2021’de Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Biden arasında gerçekleştirilen görüşmede iki ülke arasında stratejik mekanizma konusunda mutabakata varılmıştı. Bu mekanizma bakanlar ve bakan altı düzeyde işletilecek bir mekanizmaydı. Hedeflenen iki ülke arasında sadece güvenlik konuları değil; enerji, ekonomi, politik ve bölgesel konuların tartışıldığı bir platform oluşturmaktı. Alt çalışma grupları oluşturuldu ve görüşmelere başladı. Bu sefer meslektaşım Antony Blinken’ın daveti üzerine stratejik mekanizma toplantısı için ABD’ye önümüzdeki hafta bir seyahat planlandı. Çok çeşitli konularda Amerika ile aramızdaki ilişkilerimizin muhasebesini yapacağız. Cumhurbaşkanımızın Amerika ziyareti konusu orada ele alacağımız bir konu olacak. Her iki ülkede de bir seçim atmosferi var” dedi.
SURİYE KONUSUNDA LAVROV İLE GÖRÜŞME
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmeye değinen Fidan, “Lavrov ile yaptığımız görüşmede bölgesel gelişmeler, Kafkaslardaki barış sürecini masaya yatırma imkanımız oldu. Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Suriye’deki konularla ilgili daha yakın bir tartışma ortamı yaratmamız gerekiyor. Suriye konusunu ayrıca tartışmamız gerekiyor, bu konuda biraz zamana ihtiyacımız var. Gerek mültecilerin geri dönüşü gerek yeni anayasanın yazılması gerek terörizmle mücadele konuları, şu anda askıda olan konular. Bunun ilerletilmesi gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini yakından ilgilendiren bir konu. Rusya’nın arasında bulunduğu birkaç ülke ile bu konuyu yakından tartışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

2 ÜLKEYE ATEŞKES ÇAĞRISI
Ukrayna ile Rusya arasında ateşkese yönelik diyaloğun başlaması gerektiğini söyleyen Fidan, “Ukrayna ile ilgili konuda bizim görüşümüz, her iki taraf da savaşta ulaşabilecekleri neticelerin limitlerine gelmiş durumda. Artık ateşkese yönelik belli bir diyaloğun başlatılması zamanı geldi. Bu, işgalin tanınması anlamına gelmiyor. İşgalin tanınması ve egemenlik konuları ile ateşkes meselesini birbirinden ayırmanın zamanı geldiğine inanıyoruz. 21’inci yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi ve yaralanması, koca bir ülkenin alt ve üst yapısının yok olması, bizim dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil. Bir şekilde durması gerekiyor. Bazı görüşmelerin yapılması fikrinin kabul edilmesi, bu fikre alışılması gerekiyor. Savaşmayla gidilebilecek yerin limitine ulaşıldı diye düşünüyorum. İşgali tanımak söz konusu değil. Egemenlik, işgal konusuyla ateşkesi birbirinden ayırıp, daha farklı bir yöntemle konuya bakma zamanı geldi diye düşünüyoruz” dedi.