Bu kapsamda 2022’de, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi pilot bölge seçildi. İlçenin 6 farklı noktasına depozito iade makineleri yerleştirildi.
Yazılımı yerli mühendisler tarafından yapılan makineye, ambalajlı atıkların barkodu okutuluyor. Sistem atığı, cam şişe, pet ve alüminyum ambalajlı ürün olarak kategorilere ayırıyor ve ilgili atık haznesine atıyor.
Ambalajlı ürünler, makineye atıldıktan sonra karşılığında şişe başına ücret alınıyor ve bu ücret belirli marketlerde kullanılıyor.
“DOĞAYI KORUYUP YANGINLARI ENGELLİYORUZ”
Yoğun ilgi gösterilen sistem sayesinde sokak ve caddelerde, cam şişe, pet ve alüminyum ambalaj atıkları gözle görünür düzeyde azaldı. Topladıkları atıkları makinelere atanlar ek gelir elde ederken ilçe esnafının da ekonomisi canlandı.
Kızılcahamam’da yaşayan Ali Güneysu, bir haftada 40 ambalaj atığı topladığını söyledi.
Atıklarının bedeli olarak makineden fiş aldığını ve o fişle marketlerde harcama yaptığını anlatan Güneysu, “Topladığım atığın miktarına göre para kazanıyorum. Bu parayla bahçemdeki kedilere mama alıyorum. Sırf onlar için yapıyorum. Yoksa amacım bununla çay, şeker almak değil, sırf mama.” dedi.
Güneysu, “Böylelikle doğayı koruyup yangınları engelliyoruz. Şişe kırıkları doğada kırılacağına burada toplansın. Herkes bu atıkları toplasa memleketimize katkı olur.” diye konuştu.
İlçede yaşayan Öznur Aksoy da çocuklarının içtiği su şişelerini ve bir restorandan çalışan eşinin getirdiği şişeleri düzenli olarak biriktirip iade makinesini attığını söyledi.
Makinelerin çok yarar sağladığını anlatan Aksoy, “Buradan aldığımız fişleri önce telefona yüklüyoruz. Belediyeden aldığımız fişi küçük esnafın kazanması amacıyla marketlerde harcıyoruz. Marketten deterjan, pirinç, çay ve mutfak ihtiyaçlarımı alıyorum. 1 ayda 500 lira fiş alıyorum. Eşim restorandaki şişeleri biriktiriyor, burada değerlendiriyoruz. Aynı zamanda da doğayı koruyoruz.” ifadelerini kullandı.

Artık Kızılcahamam’da yerde atık şişelerin bulunmadığını ve insanların çok duyarlı olduğunu dile getiren Aksoy, “Bildiğim kadarıyla Türkiye genelinde şu an sadece Kızılcahamam’da var. Keşke diğer yerlerde de bu makineler olsa.” dedi.
“SOKAKLARDAKİ PET ŞİŞE SAYISI MİNİMUM SEVİYEYE İNDİ”
Kızılcahamam Belediyesi Sıfır Atık Bahçesi görevlisi Emre Karadaş ise ilçenin çeşitli bölgelerindeki iade makinelerine vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini vurguladı.
Toplanan atıkların, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının lisanslı geri dönüşüm firmasına gönderildiğini ve ekonomiye geri kazandırıldığını ifade eden Karadaş, şunları kaydetti:
“Sokaklardaki pet şişe sayısı minimum seviyeye indi. İlçemizde büyük bir bilinçlendirme çalışması yapıldı ve bunun faydasını doğada şu an görüyoruz. Yoldan geçerken birinin içtiği su şişesini makineye attığını görüyoruz çünkü bu Kızılcahamam’da bir gelenek oldu. Kızılcahamamlılar sıfır atık konusunda bu bilinci gerçekten yakaladılar ve sonuna kadar destekliyorlar.”
Karadaş, projenin ülke geneline yayılmasının önemine de değindi.
BİRÇOK NOKTAYA DEPOZİTO İADE MAKİNELERİ YERLEŞTİRİLECEK
Öte yandan, Türkiye’de 0,1-3,0 litre arasında yılda yaklaşık 20 milyar cam, pet ve alüminyumdan yapılan ambalajlı içecek üretiliyor.
Bunların çevre kirliliğine yol açmaması amacıyla hayata geçirilen Depozito Yönetim Sistemi, 2025’te Türkiye genelinde devreye girecek.
Başta satış noktaları olmak üzere birçok noktaya depozito iade makineleri yerleştirilecek.
Ambalajlı ürünleri makineye attıktan sonra karşılığında şişe başına 25 kuruş alınacak. 25 kuruş, yazılımı Bakanlık tarafından yapılan e-cüzdan hesabına yatırılacak.
Vatandaş ürünün fiyatı dışında ödenen bedeli geri alabilmek için sistemin belirlediği market veya diğer toplama noktalarına yönlendirilecek, depozito bedelini geri alabilmek için atığı iade edecek.
“PLASTİKLER ÖNGÖRÜLEMEYECEK ŞEKİLDE ÇOĞALMIŞ DURUMDA”
Deniz kirliliğinin nedeninin bilinçsiz toplum olduğunu söyleyen Geri Dönüşümcüler ve Geri Kazanımcılar Derneği (GEKADER) Genel Koordinatörü Evren Kotoğlu, “Bunlar hiç görmek istediğimiz şeyler değil. Burada Sarıyer’deyiz artık plastikler öngörülemeyecek şekilde çoğalmış durumda. Sadece görebildiklerimiz değil göremediğimiz mikroplastikler de var. Günümüzde deniz balıklarının yüzde 40’ı ila 60’ı arasında mikroplastik parçaları olduğu görülüyor. Bu deniz pisliği neden oluşuyor akıntıdan da oluşuyor diyebiliriz ancak, bunun asıl sebebi bilinçsiz toplumumuz. Çöpe attıkları atıkları aslında evlerinde ayrıştırsalar ya da artık her ilimizde olan geri dönüşüm merkezlerine getirseler döngüsel ekonomiye de katkıları olacak. Ayrıca köpüklenme için müsilaj ya da türevleri diyorlar, bu konuda pek çok üniversite denizlerden örnekler alıyor ve inceliyor. Ancak şunu diyebilirim tekrar çok fazla atık attığımız için deniz döngüsünü tamamlayamıyor. Bu yüzden görmek istemediğimiz tablolar karşımıza çıkıyor” dedi.

“BAŞLICA SEBEBİ BOĞAZDAN GEÇEN GEMİLER
İstanbul Su Ürünleri Kooperatif Başkan Yardımcısı Tuna Serter ise, “Deniz kirliliğinin başlıca sebebi şu an görmekte olduğunuz boğazdan geçen gemiler. Çok fazla atık atıyorlar. Biz endüstriyel avcılık yaptığımız için balık ağlarımıza takılıyor atılan atıklar. Bulaşık makinesi, buzdolabı, demir parçaları. Açıklarda da bu sorun var kıyılarda da. Marmara da böyle bir sorun var. Demir sahaları çok büyük. Boğazdan geçen gemiler geçiş yapmadan önce sıra bekliyorlar ve çöplerini demir attıkları alanlara bırakıyorlar. En büyük sebeplerden biri onlar. Ayrıca kıyılardan denize akan kanalizasyonlar var. Arıtma tesisleri yeterli değil. Bu konuda balıkçılara büyük yaptırımlar var, cezalar kesiliyor. Bizim atıklarımızı arıtma tesislerine basmamız isteniyor. Doğru olan da aslında o fakat biz basıyoruz, fakat buradaki evler atıklarını direkt boğaza salabiliyorlar. Biz yaptığımızda ceza kesiliyor evler yaptığında bir cezai yaptırımı yok açıkçası. Biz elimizden geleni yapıyoruz fakat denizin hali ortada. Şu an avcılık yok ama sahil yine çöp dolu. Denizanaları ile ilgili sorun daha çok akıntı ile ilgili. Akıntı bir yukarıdan bir de aşağıdan olduğunda bir yöne gidemedikleri için bir noktada sıkışıyorlar, bir fırtına çıktığında ise geriye bir şey kalmıyor” diye konuştu.
“DENİZE GİREMİYORUM ÇÜNKÜ DENİZ ÇOK PİS”
Deniz
e girmek istediğini ancak pis olduğu için giremediğini söyleyen sporcu Yüksel Kılıç, “Buraya güneşlenmeye geldim. Denize giremiyorum çünkü deniz çok pis. Oldukça fazla denizanası var ve yüzde 80’ni ölü. Neden ölü? Bir de böyle bir soru var. Yaşaması lazım sonuçta canlı bir organizma ama ölü demek ki su pis. Onun için sadece güneşleniyorum. Denizde çok çöp de var, Sarıyer Belediyesi yer yer temizliyor ama yeterli olmuyor. Bence daha fazla önlem almaları lazım. Köpüklenme de görülüyor. Birkaç sene önce müsilaj diyorlardı, denizler kirleniyor. Sonuçta çok atık var. Üstünü görüyoruz ama altı nasıl bilmiyoruz. Bu konuda bilgilendirilmemiz lazım. Ben bunun için yüzmüyorum sadece güneşlenip D vitamini alıyorum. İstesek de girilecek gibi değil. Yılın şu aylarında herkes balık olta atıp balık tutuyordu, yunuslar görülüyordu ama şu an denizler pis. Ben anlayamadım. Pandemiden önce ben hep bu aylarda denize de girerdim ama şu an giremiyorum. Oğlum da burada o da arabanın içinde oturuyor. Denize baktı “Baba ben bu suya girmem” ifadelerini kullandı.

“DENİZİ KİRLETMEK İNSANLIK DEĞİL”
“Denize çöp atan insanlar kendi evlerinde oturdukları gibi otursalar böyle olmaz” diyen Tuncay Ay, “Denizi kirletmek insanlık değil bence. Ben burada İstinye Bayırı’nda büyüdüm hep burada denize girerdik. İstanbul’da denize girilebilecek tek yer burası ve Sarayburnu gibi akıntılı yerlerdir. Denizde çöpler var şu an burada girilmez ancak açıklarda girebilirsin. Buranın da kirliliğine artık bir şey diyemiyorsun insanlar atıyorlar. Kendi evlerinde oturdukları gibi otursalar böyle olmaz” diye konuştu.
“Dünyanın gözünün üstünde olduğu bu şehirde gözümüzün içindeki çöpleri toplamaktan aciziz”
Sarıyer denizinin çöplükle dolmasının üzüntüsünü yaşadığını söyleyen Cengiz Tekin, “Dünyanın incisi İstanbul, İstanbul’un incisi Sarıyer. Böyle güzel bir ilçenin sahillerinin toplum olarak ve burada yaşayanlar olarak hepimizi derinden üzüyor. Özellikle bu kirlilik maalesef daha fazla oluyor. Hem denizdeki teknelerden atılan çöpler, hem de sahillerden atılan çöpler rüzgar ve akıntılarla birlikte toplanıyor ve bizim 35 kilometrelik sahilimizi etkiliyor. Bununla beraber denizanaları da var. Bu sorunun düzeltilebilmesi mümkün. Dünyada denize kıyısı olan bütün beldelerde bu temizlikler yapılabiliyor. Bu konuda sanırım insan kaynağı ve proje eksikliği var. Dünyanın gözünün üstünde olduğu bu şehirde gözümüzün içindeki çöpleri toplamaktan aciziz” dedi.
“Kıyılara vuran çöpler Sarıyer’in en büyük sorunlarından bir tanesi”
30 senedir Sarıyer’de denize giremediğini söyleyen Cem Tanfer, “Kıyılara vuran çöpler Sarıyer’in en büyük sorunlarından bir tanesi ve belediyemizin eksikliği. Temizleniyor ama ne kadar temizleniyor. Doğma büyüme Sarıyerli biri olarak ben çocukluk, gençlik yıllarımda burada denize girerdim. Eski Sarıyerliler burayı bilirler, ben 46 yaşındayım 30 senedir burada denize giremiyorum. Neden giremiyorum? Belediyenin yetersizliği. Ekipman mı yetersiz, hizmet mi yetersiz bilemiyorum. 10-15 gündür denizde köpüklenme de var. Bunun geçen gemilerden gelen kaçak atıklardan olduğunu düşünüyorum. Kimseyi de suçlamak istemem ama bu gerekli analizlerin yapılmasını gerektiğini büyüklerimize, belediyemize söylemek istiyorum. Geçtiğimiz senelerde böyle bir sorun çok yoktu ama özellikle bu sene balıklarla alakalı bir sıkıntı da var. Bilinçsizlik, eğitimsizlik” ifadelerini kullandı.

KIYI BALIKÇILIĞI AZALDI
Sahilde balık tutan Volkan Girim, “Deniz kirli demek burada iyimserlik olur baksanıza. Balık tuttuktan sonra suyun içine atıp yıkıyoruz başka türlü hijyen bekleyemeyiz. Balıklarda bu kirlilik için yaşamak zorundalar başka yaşayacakları alan yok. Ya ölecekler ya yaşayacaklar. Çıkma imkanları olsa eminim dışarı çıkarlardı. Son yıllarda kıyı balıkçılığı yüzde 70-80 azaldı. Kaynaklarımıza hiç bakmıyoruz, denetlenmiyor, hiçbir şey olmuyor. Kendimizi de soyutlamıyorum hem halkta hem denetleyen kurumlarda inanılmaz bir boşvermişlik var” dedi.
Bakan Özhaseki’nin açıklamalarından satır başları şöyle;
Ülkemizin dört bir köşesi denizlerle kaplı vaziyette. Denize girme bakımından en güzel imkanlara sahibiyiz. Mavi bayraklı plaj sayısında dünya üçüncüsüyüz. 555 tane mavi bayraklı plajımız var. İspanya ve Yunanistan bizden fazla plaja sahip yerler. Oralarda da plajları ikiye bölmüşler yoksa bizim daha fazla plajımız var.
Sahilde kıyı bandı kuralı 50 metre. Bu kurala uyulmadığını görüyoruz. Biz bu yaz ‘Denizler Halkındır’ sloganıyla bir hareket başlatıyoruz.
Bakanlığımızda 3 konu başlığı var. Şehircilik, çevre konusu ve iklim değişikliği.
Biz kendimize iki tane misyon biçtik. Baştan sona bütün gücümüzle deprem olduğundan beri bütün gücümüzü deprem bölgesine aktardık. Biz deprem bakanlığı gibi algılanmaya başladık.
SAHİL ŞERİDİNDE TEMİZLİĞE BAŞLIYORUZ
Hatay’dan başlayarak Artvin’e kadar sahil şeridinde bir tarama yaptırıyorum. Ne kadar kaçaklık varsa, işgal varsa, vatandaşın denize erişimini engelleyecek varsa temizliğe başlıyoruz.
Orada halkın denize rahat ulaşımını engelleyen ne varsa yok edeceğiz. Orada bir birim kururarak halka açık hale getireceğiz.
Kültür ve Turizm Bakanlığı da halk plajları açılıyor. Ne kadar talep geldiyse tamamını imzaladım. Kendi Çevre Ajansı bünyemizde bir kuruluşumuz var. Plajları kendimiz işleteceğiz. İnsanlar ne istiyorlarsa yesinler içsinler rahat etsinler. Belediyelerle büyük bir sıkıntımız yok. Onlar plajları halk plajı olarak işletiyorlar.
Sahillerimizde binlerce yat var. Allah daha çok versin herkesin yatı olsun. Ama bunlar bulabildikleri yerlere bağlıyorlardı. Ağaçlara bağlıyorlardı. Sahillerde şamadıra dediğimiz bir sistem 50 metre arayla mapa şamandıra koyacağız oraya bağlayacaklar.
Sahillerde duran yat sayısı bilinmiyor. Hiç görmediğimiz tanımadığımız bayraklar var üzerinde bunları tanımıyoruz.
Gemilerin kanunen belli yerlere sintine denilen kirlilikleri vermeleri lazım. Ben soruyorum kaptanlara ne yapıyorsunuz diye. Açığa bıraktıklarını itiraf ediyorlar. Çevre cezaları ağır aslında. Geçen bir gemiye 90 milyon ceza kestik. Kaptan “Ben 50 milyona gemiyi veririm” dedi.
Mapa şamandıraya bağlanan yatlardan günlük 100 euro para alacağız.
Müsilaj komusunda yüzeydeki müsilajı gemilerle çekiyoruz, karada geniş çuvallara koyuyoruz. Çuvallarda su süzülüyor. Kalan malzemeyi belli kimyasallarla kullanılabilir hale getiriyoruz.
Ankara Gölbaşı’nda suyun dibini temizlemeye başladık. Orası da bitti.
Marmara’da sahillerde iş yeri olan 8-10 grup var. “Çok sıkı denetimleriniz var bu denetimlere ara verin” diye rica bulundular. “Bana bunu söylüyorsanız hiç söylemeyin toplantı bitti” dedim. Sadece vatandaş değil koca koca şirketler de bu taleplerde bulunuyor.
Akdeniz Parlamenterler Assemblesi diye geçiyor. Ödül töreninde 2022 yılında sıfır atık projesine ödül vermeye karar vermişler. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin başka programı olduğu için ben ödülü almaya gittim. 30 Mart sıfır atık günü ilan edildi.
Dünyayı çok kirletmeye başladık. Sanayi devrimi ile çok kirletiyoruz ve başımıza bela olarak geri dönüyor. Sıfır atık projesinin amacı geri dönüşüm. Geri dönüşümde yüzde 30’lara geldik. 6 milyar dolar kadar gelir de ettik. Emine Hanım bu işin bayraktarlığını yapıyor Allah razı olsun.
Türkiye’de kağıdı ayrıştırarak atarsanız ağaçları kesilmekten kurtarıyorsunuz.
Bu işin birinci ayağı belediyelerden başlıyor. İstanbul’da Esenler bu işte başarılı. Bu dönem Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’müz var. Kendine has bir bütçesi var geri dönüşümden gelen bir bütçe. Çöpleri ilçe belediyeleri topluyor, ana kumanda Büyük Şehir Belediyeleri’nde. Biz dönüşüm poşetleri vereceğiz. Kağıtları atabilecekleri ayrı poşetler, cam atıkları atabilecekleri, organik atıkları atabilecekleri ayrı poşetler vereceğiz.
Geri dönüşüm işine başlıyoruz. Cam şişeleri alırken bir fiyatını vereceksiniz. Depozito meselesini söylüyorum.
400 metrekareden büyük okullar gibi alanlarda geri dönüşüm kutuları koyacağız. Atan parasını alacak.
Elektrikliye dönmeye başladık. Gelecek elektriklide. Bunun da kendine has sorunları var. Evlerde insanların şarj edebilecekleri bir ortamla ilgili yönetmelik gerekiyor.
]]>Belgeyi kazanmada eğitimin rolü büyük
Sürdürülebilirliği ve çevre dostu iş uygulamalarını destekleyen Aslı’da Sıfır Atık Belgesi’ne giden süreçten bahseden Genel Müdür Bayıralan “Fiziki şartların uygun hale getirilmesi yönünde de adımlar atılarak fabrika ve idari binalarda gerekli düzenlemeler gerçekleştirdik. İdari binada bireysel çöp kutuları yerine ortak atık dönüşüm istasyonları koyduk. Biriken atıkların uygun şekilde geçici depolanması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın belirlediği şartlara uygun olarak tehlikeli ve tehlikesiz geçici depolama alanları oluşturduk. Ancak belgenin kazanılmasına yönelik en önemli aşamalardan biri çalışma arkadaşlarımıza yönelik atıkların dönüşümü ve çevresel ekosisteme katkılarını anlatan eğitim oldu.” dedi.

“2023 yılında 500 ağaç kurtardık”
Yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Genel Müdür Caner Bayıralan, “Çalışma arkadaşlarımızla birlikte atık yönetimi organizasyonu kurmamızın yanında tekrar kullanılabilir ürünlerin dönüştürülmesi gibi çevre dostu uygulamalarımız Sıfır Atık Belgesi ile ödüllendirildi. Böylece zincir işletmelerde sürdürülebilirlik alanında örnek bir model oluşturmanın kapılarını araladık. Uyguladığımız atık politikası sayesinde 2023 yılında 350.000 kWh enerji tasarrufu sağladık ve yaklaşık 500 ağacın kurtarılmasına vesile olduk.” dedi.
Açıklamalarını sürdüren Bayıralan, “Koru Sürdürülebilir Yaşam ve Çevreyi Koruma Derneği (Koruder) ile iş birliği yaparak üretimde ortaya çıkan gıda artıklarının kompost üretiminde kullanılmasını hedeflediliyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Karbon salımını azaltma çalışmalarının kapsamı genişleyecek
Sıfır Atık Belgesi’ni almakla yetinmeyen Aslı, bu konudaki çalışmalarını daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda marka, karbon salımını minimize edecek bir iş modeli hedefliyor. Önümüzdeki dönemde Aslı çalışanlarına verilen eğitimlerin çerçevesi genişletilecek ve sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalar geliştirilecek. İşletmede kullanılan elektrik, su ve doğalgaz miktarını azalabilmesi için uygun sistemlere yer verilecek.

Modern tesiste üretilen geleneksel ve yenilikçi tatlar
İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 bin metrekarelik modern fabrikasında üretim yapan Aslı, alan ve kapasite bakımından Türkiye’nin sayılı unlu mamul tesislerinden birine sahip. Ev konforundaki rahat atmosferi ve konuksever yaklaşımı ile günün her saatine uygun eklektik bir menü oluşturan Aslı, su böreği, zengin kahvaltı seçenekleri, geleneksel Türk ve dünya mutfağından lezzetli yemekleri, eşsiz sütlü ve şerbetli tatlılar, taze pastalar, kahve ve soğuk içecek çeşitleriyle her yaştan misafirlere keyifli bir deneyim sağlıyor. Restoranın börek alanındaki ustalığı, gurme lezzet sunumları ile birleştirdiği tadları da barındırıyor. Bu kapsamda Şiş Börek, Çökertme Börek, İskender Börek, Kebap Börek ve Beyti Börek gibi yenilikçi ürünler Aslı menüsünde yer alıyor.
]]>Belgeyi kazanmada eğitimin rolü büyük
Sürdürülebilirliği ve çevre dostu iş uygulamalarını destekleyen Aslı’da Sıfır Atık Belgesi’ne giden süreçten bahseden Genel Müdür Bayıralan “Fiziki şartların uygun hale getirilmesi yönünde de adımlar atılarak fabrika ve idari binalarda gerekli düzenlemeler gerçekleştirdik. İdari binada bireysel çöp kutuları yerine ortak atık dönüşüm istasyonları koyduk. Biriken atıkların uygun şekilde geçici depolanması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın belirlediği şartlara uygun olarak tehlikeli ve tehlikesiz geçici depolama alanları oluşturduk. Ancak belgenin kazanılmasına yönelik en önemli aşamalardan biri çalışma arkadaşlarımıza yönelik atıkların dönüşümü ve çevresel ekosisteme katkılarını anlatan eğitim oldu.” dedi.

“2023 yılında 500 ağaç kurtardık”
Yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Genel Müdür Caner Bayıralan, “Çalışma arkadaşlarımızla birlikte atık yönetimi organizasyonu kurmamızın yanında tekrar kullanılabilir ürünlerin dönüştürülmesi gibi çevre dostu uygulamalarımız Sıfır Atık Belgesi ile ödüllendirildi. Böylece zincir işletmelerde sürdürülebilirlik alanında örnek bir model oluşturmanın kapılarını araladık. Uyguladığımız atık politikası sayesinde 2023 yılında 350.000 kWh enerji tasarrufu sağladık ve yaklaşık 500 ağacın kurtarılmasına vesile olduk.” dedi.
Açıklamalarını sürdüren Bayıralan, “Koru Sürdürülebilir Yaşam ve Çevreyi Koruma Derneği (Koruder) ile iş birliği yaparak üretimde ortaya çıkan gıda artıklarının kompost üretiminde kullanılmasını hedeflediliyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Karbon salımını azaltma çalışmalarının kapsamı genişleyecek
Sıfır Atık Belgesi’ni almakla yetinmeyen Aslı, bu konudaki çalışmalarını daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda marka, karbon salımını minimize edecek bir iş modeli hedefliyor. Önümüzdeki dönemde Aslı çalışanlarına verilen eğitimlerin çerçevesi genişletilecek ve sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalar geliştirilecek. İşletmede kullanılan elektrik, su ve doğalgaz miktarını azalabilmesi için uygun sistemlere yer verilecek.

Modern tesiste üretilen geleneksel ve yenilikçi tatlar
İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 bin metrekarelik modern fabrikasında üretim yapan Aslı, alan ve kapasite bakımından Türkiye’nin sayılı unlu mamul tesislerinden birine sahip. Ev konforundaki rahat atmosferi ve konuksever yaklaşımı ile günün her saatine uygun eklektik bir menü oluşturan Aslı, su böreği, zengin kahvaltı seçenekleri, geleneksel Türk ve dünya mutfağından lezzetli yemekleri, eşsiz sütlü ve şerbetli tatlılar, taze pastalar, kahve ve soğuk içecek çeşitleriyle her yaştan misafirlere keyifli bir deneyim sağlıyor. Restoranın börek alanındaki ustalığı, gurme lezzet sunumları ile birleştirdiği tadları da barındırıyor. Bu kapsamda Şiş Börek, Çökertme Börek, İskender Börek, Kebap Börek ve Beyti Börek gibi yenilikçi ürünler Aslı menüsünde yer alıyor.
]]>Yıl sonunda operasyona geçmesi planlanan proje için 212 milyon avro yatırım yapıldı.
İGA İstanbul Havalimanı Üst Yönetici (CEO) Vekili Selahattin Bilgen, AA muhabirine, “odağımız dünya, hedefimiz gelecek” anlayışıyla sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmanın, en önemli hedefleri arasında olduğunu söyledi.
2050 Net Sıfır Karbon Emisyonu taahhüdü kapsamında Eskişehir GES projesini geliştirdiklerini ifade eden Bilgen, “Bu GES’in kurulumuyla önleyeceğimiz 105 bin 996 tona eş karbondioksit sera gazı emisyonuyla, küresel ısınma ve dünya genelindeki iklim değişikliklerinin önemli ve endişe verici sonuçlarını hafifletmeyi istiyoruz. Projeyi, sadece enerjide dışa bağımlılığın azaltılması değil, temiz enerji kullanımının yaygınlaşması açısından da son derece önemli görüyorum.” dedi.
Bilgen, temiz enerji, ekonomik kalkınma, toplumsal refah gibi konuları ön planda tutarak gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefleri doğrultusunda çeşitli projeler geliştirdiklerine değinerek, şöyle konuştu:
“Sera Gazı Protokolü’nde belirlenen İGA İstanbul Havalimanı’nın Kapsam 1 ve Kapsam 2 karbon emisyonlarının 2030’da yüzde 45, 2040’ta yüzde 73 düşürülmesi öngörülürken, çevresel sürdürülebilirlik çabalarını güçlendirip, Kapsam 3 emisyonlarını azaltma hedefleri doğrultusunda karbonsuzlaştırma teknolojileri, sürdürülebilir yakıtların tedariki için altyapı desteği, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji gibi ana stratejilere odaklanmayı planlıyoruz.”
ATIK SULAR ARITILARAK PEYZAJDA KULLANILIYOR
Atık dönüşümü çalışmalarıyla atıklardan kaynaklanan emisyonların yüzde 50 azaltılması ve araç filolarının kademeli olarak elektrikli araçlara dönüşümü gibi somut adımlar attıklarını ifade eden Bilgen, “Bu adımların yardımıyla geçen yıl toplam enerji tüketimimiz yüzde 10,7 azaldı. Havalimanımızda tüketilen suyun yüzde 30’unu geri kazanılmış sulardan temin ettik. Su ayak izimiz bir önceki yıla göre yüzde 5 azaldı. Atıklarımızın yüzde 35’ini geri dönüştürdük ve ülke ekonomimize ham madde olarak tekrar kazandırılmasını sağladık.” değerlendirmesinde bulundu.
Bilgen, oluşan atık sularının, atıksu kanalizasyon altyapı sistemiyle toplayarak günde 15 bin metreküp kapasiteli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtıldıktan sonra çevrim içi analizler yoluyla su kalitesi takibi sağlandığını, geri kazanılan suyu peyzaj suyu olarak kullandıklarını anlattı.
Peyzaj alanlarında kullanılan suyun tamamının geri kazanılmış sudan sağlandığını vurgulayan Bilgen, “Böylelikle, havalimanımızda tüketilen suyun yüzde 35’i geri kazanılmış kaynaklardan sağlanıyor. Geri kazanım oranının artırılması için de çalışmalara devam ediyoruz.” dedi.
Havalimanından toplanan atıkların da Katı Atık Toplama ve Ayrıştırma Tesisi’ne iletildiğini aktaran Bilgen, “Tesise gelen tüm atıklar tartılarak, yarı otomatik ayrıştırma sisteminde ayrıştırılıyor. Tehlikeli atıklar ise tartım işlemlerinin ardından Tehlikeli Atık Geçici Depolama Sahası’nda depolanıyor ve lisanslı geri kazanım ve bertaraf firmaları tarafından alınıyor. Evsel atıkları yakma tesislerinde, organik atıkları ise biyometanizasyon ve kompost tesislerinde değerlendirerek, döngüsel ekonomiye katkı sağlıyoruz. Bu uygulamalar sayesinde atıkların yüzde 34’ü geri kazanılıyor.” diye konuştu.
]]>Bölgenin Antepfıstığı, zeytin üretimi gibi tarıma dayalı sanayisi için önemli bir çevreci yatırım olan Nizip İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin çalışmaya başlamasıyla beraber Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Balıkların ölmediği, ağaçların kurumadığı, insanların hasta olmadığı Nizip’te her şey fıstık gibi olacak” diyerek ekosistemin korunacağını vurguladı.

TÜRKİYE’NİN EN GELİŞMİŞ ATIKSU ARITMA TESİSİ
Gaziantep’in Nizip ilçesinde hizmet vermeye başlayan Türkiye’nin en gelişmiş ve çevreci atıksu arıtma tesisi özelliğine sahip Nizip İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi ile yıllardır ihmal edilen Nizip Çayı artık temiz akacak. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi (GASKİ) tarafından Nizip Çayı Eylem Planı kapsamında yapımı tamamlanarak açılan hem evsel hem de endüstriyel atıksuları bünyesinde arıtma prosesine sahip tesis, atık suyun içindeki katı maddeler, biyolojik olarak parçalanabilen organik maddeler, patojenik organizmalar ile azot ve fosforu temizliyor. Yıllardır sanayi ve evsel atıkların deşarj edilmesiyle büyük bir kirliliğe maruz kalan, içindeki ve çevresindeki yaşamın büyük zarar gördüğü Nizip Çayı’nın tesis sayesinde kirlenmesinin önüne geçiliyor.

TESİS GAZİANTEP VE BÖLGENİN SU KAYNAKLARINI KORUYACAK
Fiziksel, kimyasal, biyolojik sistemlerin birbirine entegresi ile günde 30 bin 500 metreküp evsel ve 7 bin metreküp endüstriyel olmak üzere toplamda 37 bin 500 metreküp atıksu arıtma kapasitesiyle çalışan tesis, bölgenin ekonomik gücü olan fıstık ve zeytin endüstrisinden çıkan atıksuların çevre kirliliğine ve yer altı sularına yaratacağı etkiyi azaltarak kirlenme riskini en az seviyeye indiriyor. Bölgedeki nehir ve sulardaki canlıların yaşamını tehdit etmeyen, ekosistemi koruyan, suyu doğaya zarar vermeyecek kalitede getirerek deşarj eden Nizip İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 2050 yılına kadar hizmet verecek.

ŞAHİN: BU TESİSTE YÜKSEK MÜHENDİSLİK VE TEKNOLOJİ VAR
Projenin şehrin bütün kurumlarıyla ortak hareket edilerek “Gaziantep Modeli” ile hayata geçirildiğini vurgulayan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Birlikte çalışarak projeleri hayata geçiriyoruz. Bu tesis bölge için çok önemliydi. Nizip’te özellikle zeytin ve fıstık endüstrisinden gelen atıklarla ilgili yapılması gerekenler vardı. Bu tesiste yüksek mühendislik ve teknoloji var. Artık bundan sonra balıkların ölmediği, ağaçların kurumadığı, insanların hasta olmadığı Nizip’te her şey fıstık gibi olacak” diyerek tesisin özelliklerini anlattı.

SÖNMEZLER: HUZURLU, SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ŞEHİR OLUNMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ
Arıtma tesisinin bölgenin ekosistemi için önemini vurgulayan GASKİ Genel Müdürü Hüseyin Sönmezler, bölgenin en büyük su kaynağı olan Fırat nehrine dikkat çekerek, “Fırat bu bölgenin zenginliği. Bizim Fırat’a sahip çıkmamız gerekiyor. Huzurlu, sürdürülebilir bir şehir olunması için elimizden geleni yapıyoruz. Bu tesisler bu anlamda son derece hayati, şehrin hem yeşil hem de dirençli olması için olmazsa olmaz tesisler” dedi.