ÜLKELERİNİ AYAĞA KALDIRMALILAR: Bölgemizde ve dünyada önemli hadiseler cereyan ediyor. Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri de aynı zaviyeden Suriye halkının çıkarını önceleyen bir yaklaşımla çok yakından takip ediyoruz. Suriye halkının birliğe, dayanışmaya, uzlaşıya ve savaş yorgunu ülkelerini süratle ayağa kaldırmaya ihtiyacı var. Biz de komşuları ve kardeşleri, bu zorlu süreçte Suriye’de istikrarın sağlanmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin yeniden tesisine atfettiğimiz önemi her fırsatta vurguluyoruz.
SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLMALIYIZ: Tüm dini, mezhebi ve etnik grupların yan yana sulh içinde yaşadığı terörden arındırılmış bir Suriye’nin inşası en samimi beklentimiz. D-8 üyeleri olarak bu zorlu mücadelelerle Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmamız gerektiğine inanıyorum.

BUGÜN DÜNDEN DAHA GÜÇLÜYÜZ: Teşkilatımızı büyütmek suretiyle etki alanını daha da geliştirmek için yeni üye ve ortaklara kapımızın açık olması gerekiyor. Bu noktada Endonezya Cumhurbaşkanımızın talebini ben de aynen paylaşıyorum. Son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştiren Azerbaycan’ın teşkilatımıza üye olmasıyla birlikte bugün dünden daha güçlüyüz. Kardeş Azerbaycan’a D-8 ailemize hoş geldiniz diyorum.
KÜRESEL GÜVENLİK KURUMLARI İŞLEVSİZ: Yaklaşık çeyrek asırlık geçmişe sahip teşkilatımızın kuruluş felsefesinde yer alan barış, diyalog, işbirliği, adalet ve eşitlik kavramlarının önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Artan çatışmalar, krizler ve savaşlar karşısında maalesef küresel güvenlik ve istikrarı teminle görevli kurumlar sorumluluklarını yerine getirmiyor. Gelinen noktada sadece siyasi sistemin değil, temelleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında atılan ekonomik nizamın da ciddi sarsıntılar geçirdiğini görüyoruz. Küresel iktisadi kurumlar cari gerçeklere ya uyum sağlayamıyor ya da ihtiyaç duyulan desteği vermekte zorlanıyor. Böylesine hassas bir dönemde gerçekleştirdiğimiz zirvemizde alacağımız kararların sorunların çözümünde bize rehberlik etmesini ümit ediyorum.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN YOLU GENÇLER: Toplantımızın temasını teşkil eden gençler ve KOBİ’ler ülkemizin son 22 yıldır ekonomi alanında kaydettiği ilerlemenin de lokomotifi oldu. Üye ülkelerimizdeki toplamda 1 milyardan fazla nüfusumuzun çok büyük kısmı gençlerden oluşuyor. Avrupa dahil Batı’da nüfusun giderek yaşlandığı bir dönemde genç nüfus iyi değerlendirilebildiğinde bizler için çok büyük bir avantaj. Türkiye olarak sürdürülebilir kalkınmanın ancak gençlerin ekonomiye azami iştiraki ile mümkün olabileceğini biliyoruz. Gençlerimizin teknolojik ve dijital becerileriyle girişimci ruhlarını geliştiren proje ve programlar yürütüyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’e en az gelişmiş ülkeleri dahil etmek suretiyle küresel adalet ve gelişime katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

TERCİHLİ TİCARETİN ÖNEMİ: KOBİ’lerin desteklenmesinde D-8’in mevcut imkânlarını daha etkin şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Ticaretten yatırıma, kırsal kalkınmadan tarıma, turizmden enerji ve ulaştırmaya kadar çeşitli alanlarda KOBİ’leri bilgilendirici programlar düzenlenmesinde fayda var. KOBİ’lerin teşkilatımızın en önemli girişimlerinden olan tercihli ticaret uygulamalarından azami derecede istifade edebilmeleri için programlar geliştirilmesi gerekiyor. Bu programlar ülkemiz arasındaki ticarete önemli katkı sunacak. Mısır’ın da tercihli ticaret anlaşmasını onaylamasıyla birlikte artık çok daha geniş çerçevede anlaşmanın uygulanması mümkün olacak.
ABBAS VE MİKATİ DESTEK İSTEDİ
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “İsrail’in 1967 sınırlarında Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi gerektiği konusunda tüm dünya hemfikirdir. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerine devam ediyor ve dünya, tek bir standartla hareket etmeli” ifadelerini kullandı. Lübnan Başbakanı Necib Mikati ise Lübnan’ın çok büyük bir kriz yaşadığını belirtti ve İsrail’in ülkelerine saldırıları nedeniyle D-8 ülkelerinden yardım istedi.

KAHIRE’DE YOĞUN DIPLOMASI TRAFIĞI
YENİ Başkanlık Sarayı’ndaki aile fotoğrafı çekiminin ardından, liderler Kuran’da ilk inen ayet olan İkra (Oku) yazılı tablo önünde zirve anı defterini imzaladı. Salonda, Fetih Suresi okundu. Toplantıya, D-8 üyesi Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ile Pakistan’ın devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov da katıldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es- Sisi ile görüşen Erdoğan, Mısır’la savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kalkınma başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmeye, 15 milyar dolar karşılıklı ticaret hacmi hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le görüşmesinde ise Erdoğan, siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için çalışmaların devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la da bir araya geldi.

İSRAİL’E KARŞI BİRLİK ÇAĞRISI
D-8 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Filistin ve Lübnan’daki durumlara ilişkin özel oturumda İslam ülkelerine İsrail’e karşı atılacak adımlar için birlik ve öncülük etme çağrısında bulunan Başkan Erdoğan şu mesajları verdi:
İsrail yönetimi, Amerika’nın aleni, birçok Batılı ülkenin de dolaylı desteğinden cesaret alarak saldırılarını genişleterek sürdürüyor. Lübnan’dan sonra Suriye de İsrail yayılmacılığının hedefi oldu. İsrail’in Golan tepelerinde yasadışı yerleşimlerini genişletmesi dâhil Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan adımlarını görüyoruz. Suriye’nin ve bölgemizin istikrarını tehdit eden bu hukuksuzluklara D-8 olarak çok daha güçlü tepki vermemiz gerek.

TECRİT EDİLMELİ
İslam ülkeleri olarak İsrail’e karşı atılabilecek adımlara öncülük etmeliyiz. Her şeyden önce İsrail’e silah ambargosu uygulanması, İsrail ile ticaretin sonlandırılması ve uluslararası alanda tecrit edilmesi çok mühim. Silah satışının durdurulması girişimimize aralarında güvenlik konseyinin daimi 2 üyesinin de bulunduğu 52 üye ve 2 uluslararası teşkilat destek verdi. Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan ve Türkiye olarak bizim de müdahillik başvurusu yaptığımız davaya D-8 üyeleri başta olmak üzere azami sayıda ülkenin müdahil olmasını teşvik etmeliyiz. Kısa vadede Gazze’de kalıcı ateşkese ulaşmak her zamankinden daha fazla önem kazandı. Bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Uzun soluklu hedefimiz ise 2 devletli çözümü hayata geçirmek için bir müzakere sürecinin başlatılması olmalıdır. Ateşkesin sağlanması konusunda Katar ve Mısır’ın sürdürdüğü müzakerelere güçlü destek vererek bir an evvel neticeye ulaşmalıyız.
DAHA FAZLA ÇABA HARCAMALIYIZ
Lübnan’da ateşkesin tesisi ve Suriye’de Esad rejiminin çökmesi, ümit ediyorum daha olumlu bir dönemin başlangıcı olacaktır. Lübnan’ın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde hep birlikte kardeşlerimizin yanında olmamız lazım. Filistin’de olduğu gibi Lübnan’da da siyasi dağınıklığın devam etmesine izin vermemeliyiz. Acil ve kalıcı bir barışın tesisi için D-8 ülkeleri olarak hep birlikte daha fazla çaba harcamalıyız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜ’den yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Mingeçevir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veysel Eyyubov ile Sürekli Gelişim ve Bölgesel İnovasyonlar Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Asım Memmedov’u makamında ağırlayan Sözbir, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Öğrenci değişim programları, ortak projeler ve işbirliği imkanlarının görüşüldüğü ziyaret, hediye takdimiyle sona erdi.
Ziyarette, DÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk ile DÜ Uluslararası Ofis Koordinatörü Doç. Dr. Sibel Bayram da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Azerbaycan Mingeçevir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veysel Eyyubov ile Sürekli Gelişim ve Bölgesel İnovasyonlar Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Asım Memmedov, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir’i ziyaret etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk ile Düzce Üniversitesi Uluslararası Ofis Koordinatörü Doç. Dr. Sibel Bayram da yer aldı.
Öğrenci değişim programları, ortak projeler ve iş birliği imkanları başta olmak üzere farklı konuların görüşüldüğü ziyaret, hediye takdimiyle sona erdi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’de devam eden orman yangınlarının söndürülmesine destek veren Azerbaycan’a teşekkür etti. Bakanlığın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Ülkemiz genelindeki orman yangınlarını söndürme çalışmalarına verdiği değerli destek için Can Azerbaycan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD VE İRAN, TÜRKİYE SURİYE YAKINLAŞMASINDA TAKINDIĞI TAVIR
Türkiye ile Suriye’nin yakınlaşması ile ilgili ABD ve İran’ın tavrının ne olduğu sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz. Şu ana kadar bu süreç olumlu istikamette gelişti. Temenni ediyorum ki yakın bir zamanda somut adımları da atarız. ABD ve İran’ın da bu müspet gelişmelerden memnuniyet duyması ve çekilen onca acının son bulması için süreci desteklemesi gerekir. Biz komşumuzdaki yangını söndürmek için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız. Biz Suriye’de barış istiyoruz ve barışın yanında olan herkesi de bu tarihi çağrımıza desteğe bekliyoruz.” şeklinde cevap verdi.
“ZENGEZUR KORİDORU’NUN AÇILMASI AZERBAYCAN-ERMENİSTAN BARIŞINI TAÇLANDIRACAK ADIMDIR”
“Ermenistan-Azerbaycan barış anlaşması ve İran’ın Zengezur Koridoru’na bakışı konusunda ne söylersiniz ve Ermenistan-Türkiye sınırının açılması düşünülebilir mi?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Niye düşünülmesin. Yani biz bu konuda zaten Paşinyan’a her şeyi söyledik. Artık bütün yelkenleri barışa açmamız lazım. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış yakında sağlanır diye umut ediyoruz. Bu barışı Türkiye olarak yürekten destekliyoruz. Zengezur Koridoru’nun açılması da bu barış anlaşmasını taçlandıracak ve tamamlayacak adımdır. Azerbaycan’ın da Ermenistan’ın da Türkiye’nin de bölgedeki diğer ülkelerin de refah ve huzuruna bu adımlar olumlu katkı sağlar. Bu kadar olumlu yönü bulunan kararların geciktirilmeden alınması ve gereğinin yapılmasını arzu ederiz. Bölgeden olumlu sinyaller geliyor, bunların müjdeli haberlere dönüşmesini temenni ediyoruz. Diğer ülkelerin de barış sürecine katkı sağlamak noktasında benzer bir yaklaşım ortaya koymaları kalıcı barışın bir an önce tesisi için önemlidir. İran Cumhurbaşkanıyla yaptığımız görüşmede Zengezur Koridoru konusunu konuşmadık. Biz sadece bu seçimi nasıl kazandığı konusunda değerlendirmeler yaptık. Türkiye-İran münasebetlerini çok daha farklı bir noktaya taşıyalım istiyoruz. Zengezur Koridoru özellikle Azerbaycan, Ermenistan ve İran herkesin çıkarına olacak stratejik koridordur ve bu koridor devreye girdiği anda İran da rahatlayacak, Azerbaycan da rahatlayacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev için o koridor çok önemli. İnşallah oradaki raylı sistem devreye girdiği anda burada Azerbaycan çok çok rahatlayacak.” şeklinde cevap verdi.
FRANSA’DAKİ ERKEN SEÇİMLER DİĞER AVRUPA ÜLKELERİNİN FİLİSTİN POLİTİKASINI ETKİLER Mİ?
“Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kararıyla gidilen erken genel seçimlerde, sandıktan birinci çıkan solcu Yeni Halk Cephesi ittifakının başlıca seçim vaatleri arasında Filistin devletinin tanınması yer alıyor. Eğer başarılı olurlar ise Filistin’e yönelik tutumları diğer Avrupa ülkeleri için de örnek teşkil eder mi?” sorusu üzerine Başkan Erdoğan şu şekilde cevap verdi: “Cumhurbaşkanı olarak şu anda kim hükümeti kiminle kuracak bunun kararını Fransa Cumhurbaşkanı Macron verecek. Şu anda koalisyon güçleri hangileriyse bunların hepsi de parlamentoda gereken çalışmaları yapacaklar ve bu konuda da nihai söz Macron’a ait. Diğer yandan tarihin doğru tarafında durmak isteyenlerin yapması gereken, Filistin’i devlet olarak tanımaktır. Hakkaniyetli, adaletli yaklaşım bunu gerektirir. Avrupa’da zaten Filistin’in haklılığının ve Filistin Devleti’nin tanınması sürecinin fitili ateşlenmiştir. En son İspanya’nın, Norveç’in, İrlanda’nın, Slovenya’nın aldıkları isabetli kararlar o kapıyı aralamıştır. Fransa’nın böylesi bir karar alması bizi memnun eder. Filistin’i tanıma kararı dünya barışına, huzura katkı sağlar. Bugün itibariyle Filistin’i devlet olarak tanımayan bütün ülkeler, vakit geçirmeden bu doğru kararı almalıdır. Hem bölgesel hem küresel barışın yolu, 1967 sınırlarında iki devletli çözümden geçmektedir.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Türkiye yüzyılı vizyonumuz çerçevesinde yürüttüğümüz dış politikamızın esaslarından biri ülkemizin ötesinde Türk dünyasında da barış, refah ve güvenliğe katkı sunmaktır. Günümüzdeki küresel sınamalar karşısında en güçlü dayanağımız Türk dünyasının birlik ve beraberliğidir. Türk Devletleri Teşkilatı bu birlik ve beraberliğin en somut tezahürüdür. Büyük çabalarla gerçekleştirdiğimiz atılımlar sayesinde aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’nın geldiği işbirliği düzeyinden hepimiz gurur duyuyoruz. Dünyanın ekonomi ağırlık merkezlerinin değiştiği ve coğrafyamızın öneminin giderek arttığı bir dönemde Türk dünyası olarak ülkelerimiz arasındaki bağları daha da güçlendireceğimize inanıyorum. Türk yatırım fonunun 18 Mayıs 2024 itibarıyla açılış toplantılarının yapılması bu yöndeki ortak irademizin açık göstergesidir. İstanbul’da gerçekleşen söz konusu toplantıya ben de bizzat katıldım. Türk yatırım fonunun, Türk dünyasının ekonomik ve ticari kalkınmasına önemli katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Macaristan’ında fona üye olmak için başvurmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Umuyoruz ki geçtiğimiz yıl Ankara’da kurulmasına karar verdiğimiz Sivil Koruma Mekanizması başta olmak üzere müzakerelerini sürdürdüğümüz çalışmalarımızı birer birer hayata geçireceğiz. Bu çalışmalarımızın süratli bir şekilde takip edilebilmesi için sekretaryamızın güçlendirilmesinin öncelikli bir mesele olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda atılan tüm adımları destekleyeceğiz” dedi.
“KARABAĞ AZERBAYCANDIR VE HEP AZERBAYCAN KALACAKTIR”
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki müzakereler hakkında değerlenirmelerde bulunan Yılmaz, “Bundan 3 yıl önce 15 Haziran 2021’de bu kadim şehirde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki eşsiz ilişkileri taçlandıran Şuşa Beyannamesi imzalandı. 8 Kasım 2020 tarihinde Şuşa’nın işgalden kurtarılmasıyla Azerbaycan’ın 44 günlük vatan muharebesindeki zaferi de resmi olarak ilan edilmişti. Aradan geçen sürede azad olan tüm bölgelerde olduğu gibi Şuşa’daki kalkınma ve gelişme gururla şahit oluyoruz. Bir kez daha Karabağ Azerbaycandır ve hep Azerbaycan kalacaktır diyoruz. Biz başından beri bu zaferi sadece işgalin sonu değil, Güney Kafkasya’da barış, refah ve istikrar yolunda tarihi bir fırsat penceresinin açılışı olarak gördük. Bu çerçevede müzakereleri büyük emek ve titizlikle yürütülen Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış anlaşmasının biran önce imzalanmasının Güne Kafkasya’da kapsamlı bölgesel çözümün önümüzdeki en büyük engeli ortadan kaldıracağına inanıyorum. Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın tesisi sadece bölge ülkeler için değil, bölgesel ulaşım hatlarının nihayet açılacak olması nedeniyle küresel güvenlik ve bağlantısallık bakımından da büyük önem taşımaktadır. Söz konusu hatların açılması bölgesel işbirliğini arttırarak, Orta Asya, Karadeniz ve Hazar havzalar dahil tüm Türk dünyası için büyük avantajlar yaratacak yeni fırsatları beraberinde getirecektir. Uluslararası kurumların on yıllar boyunca Azerbaycan’a karşı adaletsizliğe kayıtsız kalmasına rağmen, Azerbaycan halkı Sayın Cumhurbaşkan İlham Aliyev’in kararlı liderliğinde kendi kahramanlığı sayesinde hakkını geri almıştır. Birinci Karabağ Savaşı sonrasında yerlerinden edilen 1 milyon Azerbacanlı kardeşimiz için sesini çıkarmayan devletlerin bugün haksız ve temelsiz suçlamalarla kardeş Azerbaycan’ı hedef almaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Türk dünyası olarak bu temelsiz suçlamalara karşı Azerbaycan’a güçlü destek vermemiz kardeşliğimizin olduğu kadar adaletin de gereğidir” İfadelerini kullandı.

Türk Devletlerinin coğrafi açıdan enerji projelerindeki rolüne vurgu yapan Yılmaz, “Küresel düzlemde yaşanan gelişmeler enerji arz güvenliğinin ve enerji alanında işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Kaynak açısından zengin ve önemli coğrafi konumda yer alan Türk devletlerinin rolü bu düzlemde kritik önem taşımaktadır. Doğu ile batıyı birbirine bağlayan büyük ölçekli enerji ve ulaşım altyapı projelerini hep birlikte başarıyla hayata geçiriyoruz. Azerbaycan ile bu alanda hayata geçirdiğimiz projeler örnek niteliğindedir. Başta Türkmen doğalgazı olmak üzere Hazar ötesi kaynakların Türkiye ve Avrupa’ya taşınması hem bizlerin ulusal refahına hem de Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayacaktır. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde enerji mekanizmasının kurulmasından memnunuz. Bu kapsamda ortak projeler geliştirilmesini desteklemekteyiz. Başta yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve piyasa regülasyonları olmak üzere üye ülkelerin ihtiyaç duyabilecekleri konularda deneyim paylaşımına hazırız. Günümüzde doğu batı ekseninde artan ticaret akışıyla birlikte bölgemiz önemli ulaşım koridorlarının kavşağında merkezi bir konuma yerleşti. Bu çerçevede biz de bölgesel bağlantısallığı kolaylaştıracak şekilde altyapı projelerine yatırımlarımızı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde çalışmalarımızı arttırdık. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasında ulaştırma alanında imzalanan belgelerin hayata geçirilmesine büyük önem atfediyoruz. Orta koridoru geliştirme konusunda ülkelerimizce yapılacak çalışmalar hem işbirliğimizi güçlendirecek hem de Türk dünyasının küresel rolünü ortaya koyacaktır” diye konuştu.
“BM İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 31’İNCİ TARAFLAR KONFERANSI’NA EV SAHİPLİĞİ İÇİN ADAYLIĞIMIZI DUYURDUK”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Bu yıl 29’uncusu yapılacak olan BM iklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na Azerbaycan’ın ev sahipliği yamasından memnuniyet duyduğunu belirterek, “İklim değişikliği ve çevre sorunları yüzleşmemiz gereken en zorlu küresel krizler arasında yer alıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik çabalara sürdürülebilir kalkınma ve yeşil dönüşüm temelinde katkıda bulunuyoruz. Bu kapsamda 2053 yılı için net sıfır emüsyon hedefimizi ve yeşil kalkınma vizyonumuzu ilan ettik. Ulusal katkı beyanımızda sera gazı emüsyon azaltım hedefimizi 2 katına çıkarttık. 2026 yılında düzenlenecek BM iklim Değişikliği 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için adaylığımızı duyurduk. Bu konuda bizi destekleyen ülkelere teşekkür ederiz. Azerbaycan’ın BM İklim Değişikliği 29’uncu Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Özellikle iklim finansmanı konusunda önemli kararların alınacağı bu konferans kapsamında ve hazırlık sürecinde yakın işbirliğimizi ve desteğimizi sürdüreceğiz. Azerbaycan’ın bu konferansa ev sahipliği bölgesel işbirliği açısından da büyük önem taşıyor” dedi.
“COĞRAFYAMIZIN ÇEVRESİNDE YÜKSELEN KRİZLER SADECE BİZLER İÇİN DEĞİL TÜM ULUSLARARASI DÜZEN İÇİN SINAMA TEŞKİL ETMEKTEDİR”
Bölgede ve dünyada yaşanan çatışmalar hakkında değerlendirme yapan Yılmaz, “Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı, sürdürülebilir ve adadaki gerçekleri esas alan bir çözüme yönelik çabalarımızı sürdürüyoruz. Bu bağlamda 2022 yılındaki Semerkant Zirvesi’nde KKTC’ye gözlemci statüsü verilme kararı Kıbrıs Türklerine Türk dünyasının dayanışma ruhunu göstermekle kalmamış aynı zamanda KKTC’nin uluslararası sahada görünürlüğünü ve temaslarını arttırmasına imkan sağlamıştır. Coğrafyamızın çevresinde yükselen krizler sadece bizler için değil tüm uluslararası düzen için sınama teşkil etmektedir. Türk devletleri Teşkilatı olarak burada üreteceğimiz huzur ve istikrarın yakın çevremize de sirayet etmesini arzu ediyoruz. Ukrayna’da savaşın ilk gününden beri barışın tesis edilmesi yönündeki çağrılarımızı ve diplomatik çabalarımızı sürdürüyor uluslararası toplumu da bu yönde uyarmaya devam ediyoruz. Başta Gazze olmak üzere bölgemizdeki çatışmaların kalıcı bir şekilde sonlandırılması hepimizin önceliğidir. Özellikle Gazze’de yaşanan soykırıma varan katliamlar hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Üzerimize düşen vazife el ve güç birliğiyle yanı başımızda süregiden bu insani trajediye dur demektir. Sorun İsrail’in yıllardır devam eden Filistin topraklarını işgalidir. Bu işgal sona ermeden Filistin halkının direnişi de bitmez. Kalıcı ateşkes bir an önce sağlanmalı, insani yardımlar kesintisiz şekilde mazlum Gazze halkına ulaştırılmalı ve 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı.
“BM GÜVENLİK KONSEYİ’NİN ÜÇ DAİMİ ÜYESİ ÇATIŞMANIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTEMEDİ”
Azerbaycan topraklarının Ermenistan işgali sırasında etnik temizlik, soykırıma ve yıkıma maruz kaldığını belirten Aliyev, “O dönemde çatışmanın çözümü için büyük çaba sarf ettik ancak bu çabalarımız sonuçsuz kaldı. Böylece BM Güvenlik Konseyi’nin üç daimi üyesi çatışmaya çözüm sağlayamadı, daha doğrusu istemedi. Hepsi de çeşitli nedenlerden dolayı Ermenistan’ın gerçekleştirdiği işgalin kalıcı olmasını istiyordu. Eski AGİT Minsk grubu üçlüsü ve Ermeni tarafıyla 2003 yılının sonlarından itibaren birçok kez görüştüm ancak, tüm bunlar bir sonuç getirmedi. Bunu eski Minsk grubu üyeleri ve Ermeni tarafı istemedi. Ermenistan tarafı topraklarımızı sonsuza kadar işgal altında tutmak istiyordu” dedi.

“SÜREÇ KİMSENİN MÜDAHALESİ OLMADAN İLERLİYOR”
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinde arabulucular olmadan ikili düzeyde daha iyi sonuçlar aldıklarını ifade eden Aliyev, “Bu süreç kimsenin müdahalesi olmadan ilerliyor. Sınırların belirlenmesi ve hatta çizilmesi konusunda anlaşmaya varabiliyoruz. Barış anlaşması henüz imzalanmadı ancak sınırların belirlenmesi süreci başarıyla devam ediyor” dedi.

“BARIŞ ANLAŞMASININ ANA MADDELERİNİ BİRKAÇ AY İÇİNDE SONUÇLANDIRABİLİRİZ”
Müzakere sürecinde oldukça hızlı ilerlediklerini belirten Aliyev, “Barış anlaşması metni üzerindeki çalışmayı, en azından ana maddelerini birkaç ay içinde sonuçlandırabileceğimizi düşünüyorum. İşgal sırasında arabulucuların planının Madrid ilkeleri olarak adlandırılan temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varmak olduğunu belirtmek isterim. Bunların paraflanması ve daha sonra taslak haline getirilmesi gerekiyordu. Bunun bir seçenek olabileceğine inanıyoruz. Ana maddelerin üzerinde anlaşmaya varmak, bunları başlatmak ve ardından metin üzerinde çalışmak gibi. Ermenistan anayasayı değiştirirse bu gerçekleşecek” ifadelerini kullandı.

“BARIŞ ANLAŞMASININ TEMEL ŞARTI ERMENİSTAN ANAYASASININ DEĞİŞTİRİLMESİDİR”
Ermenistan ile 28 yılda üzerinde anlaşmaya varılamayan konuların 1-2 yılda çözülmesi zor olduğunu vurgulayan Aliyev, “Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki esaslı müzakereler geçtiğimiz aralık ayından itibaren başladı. Çünkü bundan önce Ermenistan, Dağlık Karabağ meselesini barış anlaşmasına dahil etmek istiyordu ve bu kabul edilemezdi. Bu konu Azerbaycan’ın iç meselesidir. Karabağ’dan bölücü rejimin ortadan kaldırılmasının ardından Aralık ayından itibaren sadece 6 aydır müzakereler devam ediyor. Bu süreç zaman alıyor ve elbette barış anlaşmasının temel şartı Ermenistan anayasasının değiştirilmesidir. Çünkü orada Azerbaycan’a karşı toprak iddiaları yer alıyor ve bu gerçekleşmeden barış anlaşması imzalanmayacak. Bu bilinen bir meseledir” dedi.

“GERİ DÖNÜŞ HAKKI BATI AZERBAYCAN TOPLULUĞU TEMSİLCİLERİNE DE SAĞLANMALIDIR”
Karabağ Ermenileri’nin geri dönmesi konusuna değinen Aliyev, “Eskiden Ermenistan’da yaşayan ‘Batı Azerbaycan Topluluğu’ temsilcileri de dahil olmak üzere karşılıklı olarak geri dönüş hakkı sağlanmalıdır. Azerbaycan halkı sonuncu defa 1988 yılında, Ermenistan topraklarından etnik olarak temizlendi ve oradaki maddi, kültürel mirasımız tamamen yok edildi” ifadelerini kullandı.
Konferansta AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, TBMM Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım da yer aldı.

Etkinliğe Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Özbekistan Ali Meclisi Yasama Meclisi Başkan Yardımcısı, Özbekistan Liberal Demokrat Partisi Lideri Aktam Haitov ile Kazakistan Amanat Partisi İcra Sekreteri Daulet Keribek de katılım sağladı.
Azerbaycan Milli Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Siyasi Partilerle İlişkiler ve Yasama Yetkisi Dairesi Başkanı Adalet Veliyev, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konferans katılımcılarına mektubunu okudu.

AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Ala, etkinlikte yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü, huzurunu ve güvenliğini bölgenin suhuletinin anahtarı olarak gördüklerini söyledi.
Ala, Türkiye olarak Azerbaycan topraklarının haksız ve hukuksuz işgaline karşı birlikte mücadele ettiklerini, ikili ve uluslararası düzeyde örnek dayanışma sergilediklerini belirtti.

Karabağ’da elde edilen zaferin Türkiye’de de aynı coşkuyla kutlandığını söyleyen Ala, şunları kaydetti:
“Şuşa, Türk ve İslam dünyasına mal olmuş vatan toprağıdır. Şuşa Beyannamesi’ni Türkiye ile Azerbaycan’ın eşsiz kardeşlik ve dayanışması, ikili ve bölgesel vizyonları çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Şuşa Beyannamesi, son derece köklü ve sağlam temeller üzerine inşa edilmiştir. Bu belgeye temel oluşturan ilişkilerimiz, gücünü ortak tarihimizden, dilimizden, kültürümüzden, örf ve adetlerimizden ve gönül bağımızdan almaktadır. Şuşa Beyannamesi, ikili ilişkilerimizin hukuki zeminini perçinlemiş ve geleceğinin rotasını çizmiştir.
Bu belge, ilişkilerimizi müttefiklik seviyesine ulaştırmasının yanı sıra arzularımızı ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için hepimize cumhurbaşkanlarımızca verilen rehber ve talimat niteliği taşımaktadır.”

– “TÜRKIYE VE AZERBAYCAN BİRLİKTELİĞİ, ORTAK COĞRAFYAMIZ İÇİNGÜÇLÜ GÜVENCE KAYNAĞIDIR”
Ala, beyannameyle Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin her alanda sürekli daha üst düzeye taşındığını vurguladı.
Şuşa Beyannamesi’nin sadece ikili ilişkilere ışık tutan rehber değil aynı zamanda bölgesel güvenlik ve kalıcı barışı temel alan belge olduğuna dikkati çeken Ala, “Türkiye ve Azerbaycan birlikteliği bir tehdit değil ortak coğrafyamız için güçlü güvence kaynağıdır. Küresel ve bölgesel çapta büyük değişimlerin ve dalgalanmaların yaşandığı böylesine çalkantılı bir dönemde Şuşa Beyannamesi’nin değeri ve önemi çok daha iyi anlaşılmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Gazze’de yaşananlara da değinen Ala, “Tüm çabalarımıza rağmen ne yazık ki Gazze’de masum kardeşlerimizin kanı akmaya devam ediyor. 21. yüzyılda toplu mezarların bulunduğu, insanların açlıktan ölmeye mahkum bırakıldığı bu ölçüde bir katliam, dünya ve insanlık için utanç kaynağıdır. Dünya, bu alçak saldırıları durdurmak için gerekli somut adımları atmaya mecburdur.” şeklinde konuştu.
– “KKTC OLARAK TÜRK DEVLETLERİ TEŞKILATINA TAM ÜYELİĞE HAZIRIZ”
KKTC Başbakanı Üstel, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına gözlemci üye olarak girmesinin, Türk dünyasının son yıllardaki dayanışma vizyonunun gerçek bir örneği olduğunu söyledi.
Üstel, bu gelişmenin kardeş Türk devletlerinin yan yana, omuz omuza olduğunu bir kez daha tüm dünyaya kanıtladığını kaydederek, “Türk dünyası ailesinin tartışılmaz bir üyesi olan Kıbrıs Türk halkı, Türk Devletleri Teşkilatının bir üyesi olmaktan büyük onur ve mutluluk duymaktadır.” dedi.
Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesine ve karşılaştığı haksızlıklara değinen Üstel, “Kıbrıs Türk halkının yürütmekte olduğu varoluş mücadelesinde sizlerin dayanışması ve desteği bizler için çok önemlidir. Yaşananların ardından 2020 yılı ile birlikte tıpkı Azerbaycan gibi, kendi göbeğimizin bağını kendimiz kesmeye karar verdik ve yeni dış politik vizyonumuzu ortaya koyduk. Bu vizyon, tıpkı burada bulunan tüm Türk devletleri gibi özgürce, egemen şekilde, kendi topraklarımızda ve kendi devletimizde, sonsuza dek yaşama vizyonudur.” diye konuştu.
Üstel, Azerbaycan ve diğer Türk ülkeleriyle ilişkilerinin her geçen gün geliştiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Azerbaycan Milli Meclisinde KKTC Dostluk Grubu kuruldu. Bu, en basit tabirle meclislerimizin birbirini tanıması anlamına gelmektedir ki bu, çok önemli bir adımdır. İnanıyorum ki çok yakın bir gelecekte Türk Devletleri Teşkilatına üye tüm ülkelerin hem siyasal partileri ile, hem de meclisleri ile buna benzer işbirliği antlaşmalarına imza atacak ve çok kısa sürede onlarla da kucaklaşacağız. KKTC olarak Türk Devletleri Teşkilatına tam üyeliğe hazırız ve inanıyoruz ki bu da çok kısa bir sürede gerçekleşecektir.
Tüm Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinden siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerimizi geliştirme noktasında kapılarını bize açmasını bekliyoruz.”
‘FİLİSTİN’İ TÜM PLATFORMLARDA SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“İnterpress” medya grubu Başkanı Toğrul Allahverdili Batı Azerbaycan’ın mücadelesi ve bütün dünyanın gözü önünde Filistin’de İsrail vahşetinden, sivillere karşı katliamdan konuştu.
Açıklamalarından satır başları şu şekilde:
Filistini Batı Azerbaycan’dan ayırmadan savunan Allahverdili biz her ortamda haksizlıga susmayıb haklının yanında olan toplumuz. Dünde, bu günde, yarında aynı olacağız söyledi.
İstanbul’da Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) binasına saldırmak Türk düşmanlığı yapan ve Türkiye Azerbaycan kardeşliyine karşı olan bir zihniyetin eylemidir. Filistini tüm uluslararası platformlarda savunuyoruz ve savunmaya devam edeceğiz. Ama Azerbaycan hem Kabe`miz hem de Kudüs’ümüzdür. Azerbaycan’a yapılan bu saygısızlığı asla ve asla kabul edemeyiz! Eminiz ki, Devletimiz birilerinin maşası olan bu bozucu unsurların bir sonraki tahribatlarının önlenmesi için gereken tedbirleri alacaktır.

Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyon Başkanvekili Parviz Mammadzade, Azerbaycan topraklarının 30 yıl işgal altında kaldığını anımsatarak, “Batı Azerbaycan demek kimsenin toprağında gözümüz olduğu anlamına gelmez. Oradan göç etmiş, mecburi sürgün edilmiş insanlarımızın duygularını göstermek istiyoruz. Bu forumların, toplantıların faydalı olacağını düşünüyorum.” dedi.
İzmir Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Eşref Tuna da Batı Azerbaycan’ın kanayan yaraları olduğunu, geri alınması mücadelesinde yıllar içinde yüzlerce şehit verildiğini aktardı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel de böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyet dile getirerek Azerbaycan’ın 28 Mayıs Bağımsızlık Günü’nü kutladı.
Yüksel, “Azerbaycan ve Türkiye arasında ortak tarih, kültür, müzik, mirasımız var. İki bedende bir candır Türkiye ve Azerbaycan. Tek devlet iki millet söylemleriyle hareket ediyoruz. Bir ve beraber olmaya devam edeceğiz. Bu bir ve beraberlikten kasıt vatanlarımızın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğümüzün korunması demek.” diye konuştu.
Proje başkanı ve Karabağ Gazisi Nahid Canbakışlı da maksatlarının Batı Azerbaycan’da yaşananları tüm Türkiye’ye duyurmak olduğunu belirtti.
Batı Azerbaycan’ın nesiller boyunca kendilerine ev sahipliği yaptığını bildiren Canbakışlı, “Zaman geldi Azerbaycan toprakları birer birer bizim elimizden alındı. Bölgede olmayan bir devlet yaratıldı. Bu da Ermenistan devletiydi. 1915, 1918, 1920 ve 1923 hatta 1988’e kadar orada yaşayan Azerbaycan Türklerine karşı devamlı operasyonlar yapıldı. Orada katliamlar yapıldı. Zorla göçe mecbur edildiler. 500 bin insan mecburen o toprakları boşalttı.” diye konuştu.
Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili Rıfat Sait ise enformasyonun önemine dikkat çekerek, “İsrail bugün katliam yaparken hala Hamas konuşuluyor. Yani Filistin’in saldırgan olduğunu söylüyorlar. Ancak bütün dünyanın gözü önünde İsrail vahşeti var. Bunu anlatmak lazım. Enformasyon dediğimiz bu. Bunlar dezenformasyon yapıyorlar. “ diye konuştu.
Forum kapsamında ayrıca “Batı Azerbaycan’a Dönüşün Türkiye ve Azerbaycan Medyasına Yansımaları” konulu panel de gerçekleştirildi.
]]>Görüşmeye, Bakanların yanı sıra iki ülke heyetleri de katıldı.
‘BİR MİLLET İKİ DEVLET’
Bakan Tunç, burada yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın bağımsızlık gününü kutlayarak, tüm şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
Türkiye ve Azerbaycan’ın gücünü ortak tarih ve kültür birliğinden alan, sıkı bağlarla birbirine kenetlenmiş, geçmişte olduğu gibi bugün de kader birliği içindeki iki ülke olduğuna dikkati çeken Tunç, Azerbaycan’ın eski Cumhurbaşkanı ve ulusal lideri Haydar Aliyev’in “Bir millet iki devlet” sözüne atıfta bulunarak, bunun iki ülke arasındaki kardeşlik bağını en güzel tanımlayan ifade olduğunu vurguladı.

Bakan Tunç, iki ülke arasındaki ilişkinin siyasi, ekonomik, kültürel ve insani işbirliğini de güçlendirdiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başta olmak üzere, iki ülke arasında yapılan ziyaretleri, ülkeler arasındaki benzersiz ilişkinin bir diğer göstergesi olarak gördüklerini anlattı.
‘GÖSTERDİĞİMİZ DAYANIŞMAYI ARTIRARAK SÜRDÜRÜYORUZ’
Tunç, 15 Haziran 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından imzalanan Şuşa Beyannamesi ile iki ülke arasındaki ilişkilerin müttefiklik düzeyine yükseltildiğini anımsatarak, “Şuşa Beyannamesi onay süreci de her iki ülke tarafından tamamlanmıştır. Gerek ikili ilişkilerde gerekse bölgesel konularda gösterdiğimiz dayanışmayı bu vesileyle artırarak sürdürüyoruz.” dedi.
Şuşa Beyannamesi’nin her alanda işbirliğini içeren çok önemli bir belge olduğunu söyleyen Tunç, şunları kaydetti:
“Siyasi, askeri, ekonomik, eğitim, adli konular gibi tüm konularda iki ülkenin müttefik olması açısından Şuşa Beyannamesi, gerçekten tarihi bir belge olarak yerini almıştır.
Azerbaycan’da temsilcilikleri bulunan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Kültür Merkezleri ve ticaret müşavirliklerimiz, Azerbaycanlı kardeşlerimizin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelinmesi ve ikili ilişkilerimizin farklı boyutlarda gelişmesi adına yakın işbirliği içerisinde çalışmaktadır.”
Bakan Tunç, özellikle Kafkasya’da barış, istikrar ve kalkınmanın sağlanması için Türkiye ve Azerbaycan arasındaki dayanışmanın öneminin tartışılmaz olduğunun da altını çizdi.
‘TÜM İMKANLARIMIZLA YANINIZDA YER ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanan Karabağ Savaşı’nın, her fırsatta Azerbaycan’a saldırmaya çalışan Ermenistan’ın bölgede barış ve huzurun önündeki en büyük tehdit olduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydeden Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Askeri kapasitesini oldukça güçlendiren ve işgalci Ermenistan’a karşı üstünlük kuran kardeş Azerbaycan, meşru müdafaa hakkını kullanarak Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in kararlı liderliğinde, haklı mücadelesini uluslararası hukuk ve insan haklarına uygun bir şekilde yürütmüş ve zafere ulaştırmıştır. Her zaman olduğu gibi bu süreçte de Türkiye Devleti ve halkı olarak tüm imkanlarımızla yanınızda yer aldığımızı ve almaya devam edeceğimizi ifade etmekten de büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz.”
‘ADLİ İŞ BİRLİĞİNİN ULAŞTIĞI NOKTADAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ’
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki çok yönlü ve stratejik boyuttaki iş birliğinin adli ilişkiler alanında da kendini gösterdiğini söyleyen Bakan Tunç, iki ülke arasında çok sayıda adli yardımlaşma talebinin de bulunduğunu aktardı.
Tunç, bu adli yardımlaşma taleplerinin sorunsuz bir şekilde yürütüldüğünü bildirerek, “Kardeş Azerbaycan adli mercilerinden ülkemize iletilen her türlü adli yardım talebi, sanki ülkemizin bir başka adli mercisinden iletiliyormuş gibi o özenle yerine getirilmeye, değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple adli işbirliğinin ulaştığı noktadan memnuniyet duyuyoruz.” diye konuştu.
Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerin iki ülke arasında mevcut olan işbirliğini daha da geliştirilmesine büyük katkı sağlayacağına olan inandığını kaydeden Bakan Tunç, Azerbaycan ve Türkiye’nin üyesi olduğu Türk Devletleri Teşkilatı olarak da tüm alanlarda olduğu gibi adli konularda da önemli işbirliklerinin sağlandığını belirtti.
Bakan Tunç, Azerbaycan’la uzun süre öncesine dayanan işbirliklerinin olduğuna dikkati çekerek, bu ilişkileri kardeşlik hukuku çerçevesinde daha da geliştirmenin gayreti içİnde olacaklarını vurguladı.
Azerbaycan Adalet Bakanı Fikret Memmedov ise iki devlet arasındaki müttefikliğin sadece anlaşmalar üzerinde değil, amaçlar üzerinde de tastiklendiğini belirterek, bunun zirvesinin de Karabağ Savaşı olduğunu vurguladı. Memmedov, iki ülke Cumhurbaşkanı arasındaki sıkı ilişkinin devletlerin tarihi yakınlığını daha da ileri seviyeye çıkardığına işaret etti.
Konuşmaların ardından iki Bakan, iadli konularda bilgi ve deneyim paylaşımını içeren iş birliği protokolünü imzaladı.
İmzaların ardından, Bakanlar Tunç ve Memmedov karşılıklı hediye takdiminde bulundu.
AZERBAYCAN TÜRKİYE DAYANIŞMASI GÜÇLENEREK BÜYÜDÜ
Saygı duruşu ve iki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından, geçmişten günümüze Azerbaycan’ı tanitan video sunumu yapıldı. Daha sonra katılımcıları selamlayan ve günün önemi hakkında konuşan İSTAD Genel Başkanı Sefer Karakoyunlu; “Azerbaycan’ın bağımsızlık günü kutlu olsun. Azerbaycan Cumhuriyeti aslında 28 Mayıs 1918’de ‘Azerbaycan Demokratik Halk Cumhuriyeti’ olarak kurulmuş olup şarkın ilk Türk Cumhuriyeti’dir. Ancak Azerbaycan 1920’de Ruslar tarafından tekrar işgal edilmiş, bu durum 20 Ocak 1990 tarihine kadar devam etmiştir. Bu tarihte meydanlarda buluşan Azerbaycan halkın üzerine, SSCB tankları sürülmüş, 137 soydaşımız hunharca katledilmiştir.

Bu vahşet karşısında Azerbaycan Türkleri daha da güçlenmiş milli birlik ve dayanışma en üst seviyelere taşınmış ve 18 Ekim 1991 de Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu bağımsızlık bölge halklarına örnek olmuş ve diğer halklarda bir bir bağımsızlıklarını ilan etmiş, SSCB dağılmıştır. Azerbaycan’ın bağımsızlığını kabul eden ilk ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği ve dayanışması asırlara dayanmaktadır. Bu kardeşlik bugün olduğu gibi gelecekte de en üst seviyede devam edecektir.
İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık gününü en içten dileklerimizle kutlarız. Vatanın bağımsızlığı ve bekası için, yüzde yirmisi işgal altında kalan bu toprakların, 44 gün + 23 saatlik bir zamanda diliminde kahramanlık dolu mücadele sonucu, vatan topraklarına katan ve 106 yıl önce bağımsız Azerbaycan’ın temelini atan soydaşlarımızı, rahmetle ve şükranla anıyoruz gazilerimize acil şifalar diliyoruz. Bir ülkenin bağımsızlıĝı ne kadar önemli ise, o bağımsızlığı devem ettirip ülkeyi dünya devletleri seviyesine taşımakta bir o kadar önemlidir. Bugün Kafkasya’nın parlayan yıldızı Azerbaycan, dünya devletleri sıralamasında çok yüksek bir yere gelmiştir. Bu vesile ile Azerbaycan ordusunu, Azerbaycan halkını ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’i kutluyoruz.

En büyük arzumuz Hocalı Soykırımını işleyen canilerin, bir önce yargılanması ve hak ettikleri cezayı almalarıdır. Geçmişte ve bugün olduğu gibi, Türkiye – Azerbaycan kardeşliği sonsuza dek sürecektir. Yaşasın Türkiye Azerbaycan Kardeşliği ve Dayanışması” dedi.
Azerbaycan İstanbul konsolosu Cavid Elekberli ise yapmış olduğu konuşmada; Türkiye – Azerbaycan kardeşliğine vurgu yaparak, tarih boyunca Turkiye Azerbaycan’ın, Azerbaycan da Türkiye’in yanında olmuştur. Özellikle 44 gün süren 2. Karabağ Zaferi’ne giden yol, Türkiye – Azerbaycan dayanışmasına güç katmış ve mücadele zaferle sonuçlanmıştır. Türkiye – Azerbaycan Kardeşliği ve dayanışması, dunyaya örnek bir kardeşliktir. Var olsun bu dayanışma, bayramınız kutlu olsun” dedi.
Programda selamlama konuşması yapan TADEF Genel Başkan Vekili Perviz Memmedzade; “Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin Kuruluşunun 106.Yıl kutlu olsun. Biz galip devletiz. İlk kez bayramı, bayram gibi yaşıyoruz. 44 günlük vatan muharebesinde, Türkiye’nin yanımızda olması, bize Zafer duygusunu en üst seviyede yaşatmıştır. Bu dayanışmanın sonsuza dek sürmesini diler, programa desteği olan herkese teşekkür ederiz” diyerek, birlik dayanışma mesajları verdi. Kutlama programı müzik ve ikramlarla son buldu.

Tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan “Tek Yol Tek Kuşak” girişiminin en önemli halkasını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Gürcistan Demiryolları tarafından 24 Mayıs 2023 tarihinde başlayan Marabda-Ahıllek kesimindeki bakım çalışmalarının tamamlanmasının ardından tekrar işletmeye açıldı. Türkiye’den 440 ton “Soda Külü” yüklü ilk ihracat treni dün Türkiye’den Azerbaycan’a doğru yola çıktı. Azerbaycan’dan Adana Yenice’ye “Plastik Ham Maddesi” taşıyan ilk tren de bu sabah saatlerinde Türkiye’ye ulaştı.
“HATTA İLK TİCARİ TAŞIMA 30 EKİM 2017 TARİHİNDE BAŞLADI”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 30 Ekim 2017 tarihinde Türkiye-Gürcistan ve Azerbaycan işbirliği ile açılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nda bugüne kadar konvansiyonel taşımalar da dahil olmak üzere toplam 1 milyon 470 bin ton yük taşındığını ifade ederek, “Bu rakamlar dahi bu hattın bölge için ne kadar önemli bir demiryolu hattı olduğunu gösteriyor. Toplam 757 kilometre uzunluğundaki Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nın 429 kilometresi Azerbaycan, 220 kilometresi Gürcistan ve 79 kilometresi Türkiye sınırları içerisinde yer alıyor. Hatta ilk ticari taşıma 30 Ekim 2017 tarihinde Kazakistan-Türkiye arasında 4 bin 700 kilometrelik mesafede başladı. Hatta Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Çin’e yük taşımacılığı gerçekleştiriliyor.” diye konuştu.

“ÇİN’DEN TÜRKİYE’YE 200 KONTEYNER İÇERİSİNDE 50 BİN ADET YAŞAM ÇADIRI TAŞINDI”
Çin’in Xi’an şehrinden 42 adet konteyner yüklü vagondan oluşan blok konteyner yük treninin, 6 Kasım 2019’da Ankara’dan Çekya’nın Prag şehrine gönderildiğini anımsatan Bakan Uraloğlu, “Tren, Çin-Türkiye parkurunu 12 günde ve Çin-Prag arasındaki toplam parkurunu ise 18 günde tamamlamış ve Demir İpek Yolu üzerinden Çin’den Avrupa’ya giden ve Marmaray’ı kullanarak Avrupa’ya ulaşan ilk yük treni olarak tarihe geçmişti. Ayrıca Türkiye’den Çin’e ilk ihracat blok treni ise 4 Aralık 2020’de Çerkezköy’den hareket ederek Xian eyaletinde Xinzhu şehrine ulaşmıştı. Ayrıca Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremleri sonrasında BaküTiflis-Kars Demiryolu Hattı ile Çin’den Türkiye’ye 200 konteyner içerisinde 50 bin adet yaşam çadırı taşındı. Bu anlamda da bu hattın çok büyük katkısını gördük” dedi.
-“YILDA BİN 500 BLOK TREN İŞLETMEYİ VE 6,5 TON YÜK TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ”
Türkiye ile Çin arasında Orta Koridor ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ile orta vadede yıllık 200 blok tren işletmeyi hedeflediklerinin de altını çizen Uraloğlu, “Uzun vadede ise, Orta Koridor ve Bakü-Tiflis-Kars güzergâhından yılda bin 500 blok tren işletmeyi ve 6,5 ton yük taşıması yapılmasını hedefliyoruz. Ayrıca Türkiye ile Çin arasındaki toplam seyir süresini 10 güne düşürmeyi planlıyoruz” dedi.
Bakan Uraloğlu ayrıca Bakü-Tiflis-Kars ve Orta Koridor üzerinden gerçekleştirilen taşımalarda önemli bir lojistik merkez oluşturacak Kars Lojistik merkezinin 2021 yılı Mayıs ayında hizmete açtıklarını da hatırlattı.

“ORTA KORİDOR VE BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLU HATTI, ZENGEZUR KORİDORU’NUN ETKİNLİĞİNİ ARTTIRACAK”
Orta Koridor ve Bakü- Tiflis – Kars Demiryolu Hattı’nın etkinliğini artıracak olan Zengezur Koridoru’nun önemine de dikkati çeken Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın batı kısımları ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ermenistan üzerinden Zengezur Bölgesi’nden geçecek kara ve demiryolu hatlarını birleştirecek. Zengezur Koridoru’nun işlerlik kazanmasıyla beraber, Orta Koridor’un demiryolu ve karayolu yük taşıma kapasitesi artacak, bu da Pekin’den Londra’ya uzanan Doğu-Batı ticaretinin artışına olumlu katkı sağlayacak. Orta Koridor’un etkinliğinin artmasıyla hem Azerbaycan ile Hazar Denizi üzerinde geliştirilebilecek projeler hem de Nahçıvan ve Rusya ile ulaşım ve enerji alanında sağlanabilecek iş birlikleri ile ülkemizin bölgedeki stratejik konumunun önemi artacak.”

ALİYEV: İRAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞE HAZIRIZ
Aliyev, yaptığı açıklamada, “Bugün İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile gerçekleştirdiğimiz görüşmenin ardından, üst düzey heyeti taşıyan helikopterin İran’a acil iniş yaptığı haberi bizleri ciddi şekilde endişelendirdi. Yüce Allah’a dualarımız Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetle birlikte. Azerbaycan Cumhuriyeti komşu, dost ve kardeş bir ülke olarak her türlü desteği vermeye hazırdır” dedi.
İRAN CUMHURBAŞKANI REİSİ, HELİKOPTER KAZASI ÖNCESİNDE ALİYEV İLE AZERBAYCAN-İRAN SINIRINDA BİR ARAYA GELDİ
Helikopter kazası öncesi Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Aras Nehri üzerindeki Hudaferin Barajı’nın açılışı için bir araya geldi.
Azerbaycan-İran sınırında yapılan görüşmede, Aliyev ve Reisi birlikte gerçekleştirdiği projenin iki halk ve devlet için büyük önem taşıdığını belirtti. Görüşme sonrası, liderler “Hudaferin” hidroelektrik santralinin faaliyete geçmesi ve “Kız Kalesi” hidroelektrik santralinin açılış töreni gerçekleştirildi.
BÖLGENİN İSTİKRARI İÇİN ÖNEMLİ BİR FAKTÖR
İran ve Azerbaycan dostluğunun sarsılmaz olduğunu vurgulayan Aliyev, “Bugün İran-Azerbaycan dostluğunun ne kadar güçlü olduğunu tüm dünya görüyor. Kız Kalesi hidroelektrik santralinin açılışı ve Hudaferin hidroelektrik santralinin faaliyete geçmesi, bence tarihi bir olaydır. Bu dostluğun derin kökleri ve derin bir tarihi var. İran-Azerbaycan dostluğu bölgenin istikrarı ve gelecekteki güvenlik tedbirlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir faktördür” dedi.
Aliyev, bu projenin iki ülke için de siyasi bir iradeyi simgelediğini belirterek, “İran ve Azerbaycan arasında her zaman Aras Nehri üzerinden bir bağ bulunmuştur. İki milyon küp metre su hacmi olan Hudaferin Barajı faaliyete geçerek bölgenin gelişimine katkı sağlayacak ve 40 binden fazla işyeri oluşturacak. Aynı zamanda tarım alanları için içme suyu kaynağı olacaktır” dedi.
Uzun yıllardır bölgeye uzak ülkelerin bölgeye müdahale etmesine değinen Aliyev, “Bölgenin kalkınması bölge ülkelerinde yaşayan halkların iradesiyle sağlanmalıdır. Bölgenin dışında olan ülkelerin işlerimize müdahalesi kabul edilemez. Ermenistan uzun yıllardır buradan uzakta bulunan ülkelerin korumasına ve desteğine bel bağlamıştı. Sonuç nasıl oldu? Sonuç onlar için pek de iç açıcı olmamıştı. Bölge devletleri güçlü devletlerdir, bağımsız politika yürüten devletlerdir. Hiçbir dış güç bu devletlerin iradesini etkilememiştir ve etkilemeyecektir. Ermenistan’ın doğru politikayı yürüterek bölgesel işbirliğine zarar vermek yerine katkı sağlayacağını umuyorum” dedi.

“DÜŞMANLAR NE AZERBAYCAN’IN NE DE İRAN’IN GELİŞİMİNİ GÖRMEK İSTEMİYORLAR”
Filistin meselesine de dayanışma göstermek istediğini vurgulayan Reisi, “Uluslararası kuruluşlarla işbirliğini güçlendirmek ve özellikle Filistin meselesinde dayanışma göstermek istiyoruz. Azerbaycan ve İran halklarının Filistin’e ve Gazze’deki insanlara verdiği desteğe şüphe yok. İslam ülkeleri arasında, İslam dünyasındaki sorunların çözümünde işbirliği büyük önem taşır” dedi.
Reisi, Azerbaycan’la işbirliğine her zaman önem verdiğini belirterek, “Enerji, ulaştırma, kültür, ekonomi ve ticaret alanlarındaki ilişkiler ülkelerimizin halklarının çıkarlarına hizmet etmelidir. Bizim için en önemli konu ülkelerimizin çıkarlarıdır. Düşmanlar ne Azerbaycan’ın, ne de İran’ın gelişimini görmek istemiyorlar. Azerbaycan’ın kalkınmasını bizim de kalkınmamız anlamına geldiğini düşünüyoruz. Karabağ’ın Azerbaycan’ın toprağı olduğunu açıkça belirten ilk ülkelerden biri olduk. Bu bölgede, Karabağ’ın kalkınma programı temelinde işbirliğimizi her zaman göstermeye hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek isterim” dedi.
HELİKOPTER KAZASI
Aliyev ile görüşmesinin ardından dönüş yolunda olan Reisi’yi taşıyan helikopter, İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Berazin ile Erdeşiri köyleri arasındaki Dizmar ormanında sert iniş yapmış ve bölgeye arama-kurtarma ekipleri yönlendirilmişti.
Yoğun sis ve hava şartlarının elverişsizliği nedeniyle arama kurtarma çalışmalarının olumsuz etkilenirken, helikopterde Reisi’nin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın da bulunduğu aktarılmıştı. Reisi’nin sağlık durumuna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
HUDAFERİN VE KIZ KALESİ SANTRALLERİ FAALİYETİ
Hudaferin ve Kız Kalesi hidroelektrik santralleri ve su tesisleri projesi, 1977 yılında Sovyetler Birliği ile İran arasında imzalanan anlaşma temelinde hazırlanmış, ancak, inşaat çalışmaları 1990’ların başında Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20’sinin Ermenistan tarafından işgal edilmesiyle durdurulmuştu. 2020’deki Karabağ Savaşı sonucunda Azerbaycan’ın topraklarının geri alınmasıyla birlikte, hidroelektrik santrallerinin inşaatı ve kullanıma alınması süreci devam etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde baş başa ve heyetler arası görüşmelerde bulundu.
Görüşmelerin ardından, Yılmaz ve Asadov’un başkanlığında, Türkiye-Azerbaycan Karma Ekonomik Komisyonu 11. Dönem Toplantısı düzenlendi.
Toplantı sonrasında iki ülke arasındaki anlaşmaların imza törenine geçildi.

120 maddelik KEK Protokolü’nü imzalayan Yılmaz ve Asadov’un huzurunda, komisyon kapsamında ayrıca şu anlaşmalar imza altına alındı:
“- Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile Azerbaycan Cumhuriyeti Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Kalkınması Ajansı (KOBİA) Arasında Mutabakat Zaptı
– Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı Arasında Ticaretin Kolaylaştırılması Ortak Çalışma Grubu Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptı
– Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Anlaşması
– Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Gıda Güvenliği Ajansı Arasında Hayvan Hastalıkları ile Mücadelede İşbirliği Hakkında Niyet Beyanı.”

“İKİLİ İLİŞKİLERİMİZE PEK ÇOK BAŞLIKTA İVME KAZANDIRMAYI HEDEFLİYORUZ”
İmza töreninin ardından Asadov ile birlikte basın açıklaması yapan Yılmaz, iki ülke arasındaki işbirliğinin bu seviyelere gelmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in dirayetli liderliği, dostluğu ve kararlılığının büyük rolü olduğunu söyledi.
İki kardeş ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesi yönünde KEK mekanizmasına önem verdiklerini dile getiren Yılmaz, 10. dönemde imzalanan 86 maddelik eylem planındaki eylemlerden yüzde 74’ünü, 64 adedini gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeni eylem planımızda ise ticaret, yatırım, sanayi, teknoloji, dijital dönüşüm, tarım, orman, su, gıda güvenliği, enerji, madencilik, çevre, şehircilik, eğitim, bilim, kültür, turizm, gençlik ve spor, sağlık, afet-acil durum, finans, göç ve diaspora gibi başlıklarda 120 adet eylem maddemiz bulunuyor. 11. Dönem Eylem Planımızda, KOBİ’ler arasında işbirliğinin geliştirilmesi, kamu-özel sektör işbirliği alanında tecrübe paylaşımı yapılması, yeni kara yolu anlaşmasının imzalanması, Orta Koridor’da işbirliğinin güçlendirilmesi, Enerji Forumu’nun 4. toplantısının düzenlenmesi, üniversiteler arası işbirliğinin geliştirilmesi, gençlik forumu düzenlenmesi, işgalden kurtarılan bölgelerin kalkınması alanında işbirliğinin güçlendirilmesi, Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde çalışmaların yapılması gibi eylemler bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde, bu eylem maddelerini Azerbaycanlı kardeşlerimizle koordinasyon içerisinde hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirerek, ikili ilişkilerimize pek çok başlıkta ivme kazandırmayı hedefliyoruz.”
“HEDEFİMİZ, 15 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİNİ EN KISA SÜREDE YAKALAMAKTIR”
Toplantı vesilesiyle, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri güçlendirme yollarına, mevcut işbirliklerinin derinleştirilmesine, yeni işbirliği alanlarının ortaya konulmasına ve ortak projeler geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunduklarını aktaran Yılmaz, 2023 yılında Azerbaycan ile ikili ticaret hacminin 7,5 milyar doları bulduğunu, Türkiye’nin Azerbaycan’ın ihracatında ikinci, ithalatında ise üçüncü sırada yer aldığını hatırlattı.
Yılmaz, Azerbaycan’ın en önemli ticaret ortaklarından biri olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Hedefimiz, Sayın Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmini en kısa sürede yakalamaktır. Yolun yarısına gelmiş durumdayız, kalanını da önümüzdeki dönemde hızlı bir şekilde alacağımıza inanıyoruz. Bu kapsamda, 2021 yılında yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşmamızın kapsamını genişletiyoruz. Kapsamın Genişletilmesine İlişkin Protokol’e dair iç onay süreçlerini en kısa sürede tamamlamayı ve iş insanlarımızın Türkiye ve Azerbaycan pazarına erişimlerini daha avantajlı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalarımız, ticaret hacmi hedefimize ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Tercihli ticareti orta vadede serbest ticaretle de inşallah taçlandıracağız.”
Ulaşım imkanlarını geliştirme, gümrüklerde sadeleştirme, gümrük kapılarında iyileştirme gibi tedbirlerle ticareti çok daha kolay ve hızlı hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Yılmaz, Türkiye’nin Azerbaycan’daki yatırımlarının 13 milyar dolar seviyesine ulaştığını, üçüncü ülkelerden giden yatırımların eklenmesiyle bu rakamların daha yükseleceğini dile getirdi.
Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımlarının 21 milyar dolar seviyesinde olduğunu bildirerek, “Müteahhitlerimiz, Azerbaycan’da bugüne kadar 19,3 milyar dolar değerinde 526 proje üstlenmiştir. Bundan sonraki süreçte de Azerbaycan’daki yatırımlarımızı arttırmaya ve başta işgalden kurtarılan bölgeler olmak üzere Azerbaycan’ın alt ve üstyapısının geliştirilmesine yönelik tüm projelere katkı sunma konusunda hazır ve istekliyiz.” diye konuştu.
Türkiye Yüzyılı’nı Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin de yüzyılı yapmak için omuz omuza çalışmaya devam edeceklerini anlatan Yılmaz, “Her zaman iyi günde, kötü günde, rahat ve sıkıntılı zamanlarda kader birliği içinde tek millet iki devlet anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz.” dedi.
Toplantıda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Azerbaycan Dijital Kalkınma ve Ulaştırma Bakanı Reşad Nebiyev ve Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev de hazır bulundu.
]]>
Birleşmiş Milletlerin (BM) yargı organı UAD’nin Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Barış Sarayı’ndaki yerleşkesinde yapılan duruşmalarda, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Elnur Mammadov, Ermenistan’ı Azerbaycan Türklerine karşı etnik temizlik yapmakla suçladı.
Mammadov, Divan yargıçları karşısındaki sunumunda “Ermenistan, 1991’deki yasa dışı işgalinin ardından, daha önce işgal ettiği topraklardaki Azerbaycan nüfusuna ve kültürüne yönelik 30 yıllık etnik temizlik ve buna bağlı kültürel yok etme kampanyası yürütüyor.” dedi.
Ermenistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) birçok kararına açıkça meydan okuduğunu belirten Mammadov, “Ermenistan, Azerbaycan Türklerini atalarının evlerinden sürmek, yerlerine tek etnikli bir Ermeni nüfusu yerleştirmek ve Azerbaycanlıların geri dönmelerini engellemek için sistematik bir kampanya yürütmüştür.” ifadelerini kullandı.
Mammadov, Ermenistan’ın Karabağ’da kasıtlı olarak kara mayınları ve bubi tuzakları yerleştirdiğini anlatarak, “Azerbaycan’ın sunduğu gerçekler ve kanıtlar, bu sistematik, ırkçı motivasyonlu kampanyanın sadece bir parçasını oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu.
Ermenistan’ın, BMGK’nin birçok kararında, Azerbaycan egemenliğindeki topraklardaki güçlerini “derhal, tamamen ve koşulsuz” olarak çekmesi çağrısına uymadığından bahseden Mammadov, Ermenistan’ın uluslararası ve insan hakları mahkemelerinin kararlarına da karşı hareket ettiğini aktardı.
Mammadov, sunumunda, Ermeni ırkçı hareketinin ana liderlerinden biri haline gelen Garegin Nzhdeh’in sadece Ermeni ırkından oluşan ve Ermenistan toprakları dışındaki bölgelere de yayılmayı hedefleyen tek uluslu devlet ideolojisinin bugünkü Ermenistan’da giderek daha yaygın ve görünür hale geldiğini anlatarak, bu ideolojinin Azerbaycan Türklerine karşı yapılan ırkçı ve ayrımcı saldırılara kaynaklık ettiğini vurguladı.
Azerbaycan Türkleri topraklarına geri dönmek istiyor
Ermenistan işgali öncesinde, Karabağ’daki birçok noktada Azerbaycan Türklerinin nüfusun büyük bölümünü oluşturduğunu fakat işgal süresince bu durumun tersine döndürüldüğünü aktaran Mammadov, Ermenistan tarafından sürülen Azerbaycan Türklerinin topraklarına geri dönme hakkı talep ettiğini söyledi.
Mammadov, Ermenistan’ın mayın ve bubi tuzakları yerleştirerek, Azerbaycan Türklerinin topraklarına dönüşünü engellediğini ifade etti.
Mammadov, Ermenistan’ın kasıtlı olarak mayınların yer aldığı haritaları Azerbaycan’a vermediğini ve bunun yanında Azerbaycan Türklerine karşı yürütülen nefret söylemini ve dezenformasyonu engellemediği gibi, sorumluları cezalandırmadığını vurguladı.
Ermenistan’ın Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı uygulamaları
Azerbaycan’ın avukatlarından Stephen Fietta, Ermenistan’ın Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı uygulamalarını anlatarak, Ermenistan tarafının iddia ettiğinin aksine Divan’ın yargı yetkisi olduğunu ve davayı esastan incelemesi gerektiğini belirtti.
Fietta, UAD’nin söz konusu davaya ırk ayrımcılığı sözleşmesi kapsamında bakmaya yetkili olduğunu vurguladı ve bu sebeple davanın esasına girerek Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik iddialarını incelemesini talep etti.
Azerbaycan’ın avukatlarından Uluslararası Hukuk Profesörü Stefan Talmon ve Profesör Vaughan Lowe, Ermenistan’ın itirazlarının hukuken geçerli olmadığını anlatarak, Azerbaycan’ın, Ermenistan’a karşı açtığı davanın konu ve zaman bakımından Divan’ın yetkisine uygun olduğunu belirtti.
Azerbaycan’ın avukatlarından Samuel Wordsworth, Ermenistan’ın, savunma amaçlı değil, aksine Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı saiklerle mayınları yerleştirdiği ve geri dönmelerini engellemek için kullandığını dile getirdi.
Cenevre Üniversitesinden Uluslararası Hukuk Profesörü Laurence Boisson De Chazournes, Ermenistan’ın, 1991’den Karabağ’ın kurtarılmasına kadar devam eden süreçte, Azerbaycan Türklerine yönelik kültürel unsurları bilinçli şekilde yok ettiğini ve bunu yaparken çevreye ağır tahribat verdiğini vurguladı.
Ermenistan suçlamaları reddetti
Ermenistan avukatları, dün yapılan duruşmada UAD’nin davaya bakmaya konu ve zaman bakımından yetkisi olmadığını belirterek, Azerbaycan’ın açtığı davanın yetkisizlik sebebiyle düşürülmesini istemişti.
Duruşmalar yarın Ermenistan, 26 Nisan Cuma günü ise Azerbaycan tarafının yapacağı ikinci tur sunumların ardından sona erecek.
İki ülke arasındaki karşılıklı dava
İki ülke birbirine karşı karşılıklı aynı davayı açtı.
Ermenistan, 16 Eylül 2021’de “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla Azerbaycan aleyhine UAD’de dava açtı.
Ermenistan’ın Azerbaycan aleyhine iddiaları, Azerbaycanlıların “Vatan Muharebesi” dediği, Eylül 2020’de başlayarak 44 gün süren 2. Karabağ Savaşı ve sonrasında yaşananları kapsıyor.
Azerbaycan, 21 Nisan 2023’te, mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlar hakkında verilecek karara kadar davanın esası hakkındaki yargılamanın askıya alınmasını istedi.
Divanın, 15-19 Nisan’da her iki ülkenin de yargı yetkisine ilişkin sözlü beyanlarının alındığı duruşmalarda Azerbaycan, mahkemenin yargı yetkisinin bulunmadığını, Ermenistan’ın gerekli kabul edilebilirlik şartları oluşmadan siyasi amaçla dava açtığını ve UAD nezdindeki dava açma amacını kötüye kullandığını belirterek, davanın reddini istemişti.
Bugün başlayan duruşmalar ise Azerbaycan’ın, 23 Eylül 2021’de, yine aynı sözleşmenin ihlal edildiği iddiasıyla Ermenistan aleyhine açtığı davaya ilişkin.
Ermenistan, 21 Nisan 2023’te Azerbaycan’ın açtığı davada mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlara ilişkin bugün başlayan duruşmalar 26 Nisan’da sona erecek.
Türkiye ile Azerbaycan arasında “Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı” imzalandı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Azerbaycan Tarım Bakanı Mecnun Memmedov ile Bakanlık’ta görüştü.
TÜRKİYE VE KARDEŞ ÜLKE AZERBAYCAN İMZAYI ATTI
Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye-Azerbaycan 11. Dönem Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı vesilesiyle Memmedov ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Azerbaycan’da şubat ayında gerçekleştirilen seçimler sonrası aynı göreve tekrar atanması dolayısıyla Memmedov’u tebrik eden Yumaklı, bakanlıklar arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleşerek ilerlediğine dikkati çekti.
Yumaklı, Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı’nın bu işbirliğinin önemli aşamalarından olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Ülkelerimiz arasında tarımsal ticaret artarak devam etmektedir. Son 10 yıl içerisindeki verilerimiz değerlendirildiğinde bu artış daha iyi görülmektedir. Tarımsal ticaret hacmimiz 2012 yılından bu yana yaklaşık yüzde 87 artış göstermiştir. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yakaladığımız bu ivmenin artarak devam edeceğini ümit ediyoruz.”
“Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı”nın önemine de değinen Yumaklı, “Halihazırda var olan işbirliğimizi ve eylem maddelerimizi belirli bir zaman çizelgesi içinde gerçekleştirmemize olanak sağlayacak bu beyan vesilesiyle ilişkilerimizin daha da gelişeceğine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN TARIM SİGORTALARI ALANINDAKİ TECRÜBELERİ ÇOK ÖNEMLİ”
Memmedov da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin sağlam bir temele sahip olduğunu belirterek, her alanda olduğu gibi tarım alanında kurulan işbirliğinin her geçen gün daha da ileriye taşınmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Türkiye’ye, şap hastalığıyla mücadele başta olmak üzere, tarımsal alanda Azerbaycan’a verdiği destek için teşekkür eden Memmedov, imzalanan işbirliği niyet beyanının, ülkesinde AR-GE’ye dayalı tarımın geliştirilmesi açısından önemini vurguladı.
Memmedov, Tarım Sigortaları Havuzu’nun (TARSİM) da Türkiye’nin desteğiyle Azerbaycan’da hayata geçirildiğini, kurak geçen bir dönemde Türkiye’nin bu alandaki tecrübesinden yararlanmanın büyük faydasını gördüklerini bildirdi.
Konuşmaların ardından iki bakan, “Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı”nı imzaladılar.
“İSTİŞARE MEKANİZMASINI SÜREKLİ DEVREDE TUTUYORUZ”
Yumaklı, toplantı sonrası görüşmeye ilişkin Azerbaycanlı gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“İmzaladığımız anlaşmalardan daha da önemlisi, bundan sonra yapacaklarımızın dışında, bugüne kadar yaptıklarımızın da fikri takibinin olması açısından oluşturulan eylem planıdır. Bunun içerisinde araştırma geliştirmeden tutalım da bitkisel üretim, hayvansal üretim ve bunlara ilişkin araştırma geliştirme faaliyetlerinin karşılıklı paylaşımı, tarımsal ürün sigortaları, toplulaştırma, sulamaya kadar birçok konuda yine karşılıklı olarak bilgi ve tecrübe paylaşımını yapacağız. Elbette tarım yürütme komitelerinin, devreye alınmış olan eylem planının takibi, özellikle kurumsal takibi açısından çok büyük önemi var.”
“İKİNCİ KARABAĞ SAVAŞI’NIN SONUÇLARI ERMENİSTAN’A DERS VERMEDİ”
Geçen sene düzenlenen terörle mücadele operasyonu sonucunda Azerbaycan’ın egemenliğini tam olarak sağladığını ifade eden Aliyev, “İkinci Karabağ Savaşı sırasında ve terörle mücadele operasyonu sonucunda büyük kahramanlıklar gösterdik. Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Şehitlerimizin, yiğit askerlerimizin ve subaylarımızın özverisi, profesyonelliği ve kahramanlıkları sonucunda bugün inşa ediyoruz ve bu topraklara hayat dönüyor. Maalesef İkinci Karabağ Savaşı’nın sonuçları Ermenistan’a ders vermedi. Geçen seneki Nevruz Bayramı tebriklerimde bundan bahsetmiştim ve İkinci Karabağ Savaşı’ndaki yenilgilerinin kendilerine ders vermemesinden dolayı üzüntümü dile getirmiştim. Ders olsaydı terörle mücadele operasyonu yapılmasına gerek kalmazdı. Ermenistan, İkinci Karabağ Savaşı’ndan sonra aradan geçen üç yılda doğru bir karar vermemiş, yasadışı silahlı gruplarını sonsuza kadar topraklarımızda tutmak istiyordu ve sözde ‘Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni yaşatmak istiyordu. Bütün bunlar uluslararası hukuka tamamen aykırıdır ve en önemlisi Azerbaycan halkının iradesine aykırıdır” dedi.
“YOLUMUZDAN DÖNMEYECEĞİMİZİ GÖSTERDİK”
İkinci Karabağ Savaşı sonucunda Azerbaycan’ın savaş alanında işgal edilmiş topraklarının çoğunu kurtardığını belirten Aliyev, “Ancak işgal sırasında birçok başkentten bize defalarca bu çatışmanın askeri bir çözümünün olmadığına dair sinyaller gönderildi. Her türlü çatışmanın askeri bir çözümü olduğunu kanıtladık. İşgalci devlet başka bir ülkenin topraklarını hukuka aykırı olarak işgal ediyorsa ve o toprakları gönüllü olarak terk etmek istemiyorsa tek yol askeri yoldur. Uluslararası hukuk çerçevesinde toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi yeniden sağladık. Altı ay önce gerçekleştirilen başarılı terörle mücadele operasyonu, uluslararası hukukun ve Azerbaycan halkının yılmaz ruhunun bir kutlamasıdır. Ermenistan’ın arkasında herhangi bir güç dursa bile yolumuzdan dönmeyeceğimizi, istediğimizi elde edeceğimizi bir kez daha gösterdik ve başardık” ifadelerini kullandı.

“SONSUZA KADAR BU TOPRAKLARDA YAŞAYACAĞIZ”
Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü İkinci Karabağ Savaşı’nda ve terörle mücadele operasyonunda tüm dünyaya gösterdiklerini vurgulayan Aliyev, “En önemlisi halkımıza sonsuz gurur kaynağı olacak, Azerbaycan halkının büyüklüğünü tüm dünyaya göstermiş böyle bir genç nesil yetişmiştir. Gençlerimiz vatanseverlik ruhuyla, milli ruhla yetiştiler. Üç yıl önce toprağımızın kurtuluşu için ölmeye hazırdılar ve öleceklerdi. Tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Savaş alanında tüm şehitlerimizin, Hocalı’nın masum kurbanlarının kanını aldık ve bununla gurur duyuyoruz. Toprak bütünlüğümüzü, egemenliğimizi, uluslararası hukuku, ulusal onurumuzu yeniden sağladık ve bugün özgür bir halk olarak yaşıyor, inşa ediyoruz ve sonsuza kadar bu topraklarda yaşayacağız” ifadelerini kullandı.
HANKENDİ’NİN MERKEZİ MEYDANI “ZAFER MEYDANI” OLDU
Uzun yıllar boyunca Hankendi’nin merkezi meydanının ve merkezdeki idari binanın Ermeni bölücüler tarafından Azerbaycan’a karşı planlar hazırlamak için kullanıldığını söyleyen Aliyev, “Uzun yıllar bu meydan ve bu bina bölücülerin yuvasıydı. Ermenistan tarafından finanse edilen ve silahlandırılan ayrılıkçılar aslında Ermeni ordusunun bir parçasıydı. İşte bu meydanda halkımıza karşı çirkin planlar hazırlanıyordu. Hocalı soykırımının yapılması emri bu binada verildi. Bugün bu meydanda duruyoruz. Bu meydana Zafer Meydanı adını verdiğimi, bundan sonra Zafer Meydanı olacağını değerli halkıma bildirmek isterim. Bugün işgalden kurtarılmış Karabağ’da başımızı dik tutarak yaşıyoruz. Bu yıl vatandaşlarımız Hankendi’ye ve Hocalı, Şuşa, Cebrayıl, Kelbecer gibi diğer şehirlere, birçok köye dönecek” dedi.
Hankendi’de Azerbaycan halkının bayramını tebrik etmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirten Aliyev, “İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından hepimiz gururla yaşıyoruz. Adaleti yeniden tesis ettiğimiz, topraklarımızı işgalcilerden kurtardığımız, gücümüzü gösterdiğimiz için hepimiz gurur duyuyoruz ve bundan sonra herkes bizi hesaba katmalıdır, aksi takdirde kendisi pişman olacaktır. Aziz milletimin yaklaşan bayramını bir kez daha en kalbi duygularımla kutluyor, Azerbaycan halkına sağlık ve yeni başarılar diliyorum. Karabağ Azerbaycan’dır” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’da Nevruz Bayramı nedeniyle 20-26 Mart tarihleri arasında resmi tatil ilan edildi.
Görüşmenin ardından Aliyev ve Stoltenberg ortak basın toplantısında konuştu.
Aliyev, NATO ile ilişkilerinin 30 yılı aşkın geçmişe sahip olduğunu, Azerbaycan barış gücünün Kosova ve Afganistan’da görev yaptığını, bunun kendileri için büyük deneyim olduğunu söyledi.

“MEŞRU MÜDAFAA HAKKIMIZI KULLANDIK”
Azerbaycan topraklarının yıllarca Ermenistan’ın işgali altında kalmasından, 2. Karabağ Savaşı’nda ve Eylül 2023’teki anti terör operasyonundan bahseden Aliyev, “Azerbaycan, kendi toprak bütünlüğünü ve egemenliğini kendisi sağladı. Bu, uzun süren çatışmaların nasıl çözülebileceğinin açık bir örneğidir. Çatışma askeri ve siyasi yollarla çözüldü. Biz, BM şartı kapsamındaki meşru müdafaa hakkımızı kullandık.” dedi.
Aliyev, Ermenistan’la barış müzakerelerinin devam ettiğini vurgulayarak, “Barışa hiçbir zaman olmadığımız kadar yakınız.” diye konuştu.

“GÜNEY KAFKASYA’DA ÇOK CİDDİ BİR DEĞİŞİM OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
İşgal döneminde müzakerelerin ve AGİT Minsk Grubu’nun faaliyetlerinin hiçbir sonuç vermediğini hatırlatan Aliyev, “Bugün ben inanıyorum ve ümit ediyorum ki Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması sonucunda bu konuda nihayet bir sonuç elde edilecektir. Güney Kafkasya’da çok ciddi bir değişim olacağını düşünüyorum. Bu, uzun zamandır beklenen barışın sağlanacağı anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Aliyev, enerji güvenliği konularına da değinerek, “Azerbaycan 8 ülkeye doğal gaz ihraç ediyor ve bunlardan 6’sı NATO üyesidir. Gelecek yıllarda bu sayının artacağından eminim. Avrupa Komisyonu Azerbaycan’ı güvenilir ortak olarak görüyor. Bu hem büyük bir avantaj, hem de büyük bir sorumluluktur.” dedi.
Azerbaycan’ın yeşil enerjiye yaptığı yatırımlardan bahseden Aliyev, Stoltenberg’i bu yıl ev sahipliği yapacakları Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’na (COP29) davet etti.

“UKRAYNA’DA DURUM ÇOK CİDDİ”
Stoltenberg, Azerbaycan’ın NATO üyeleriyle yakın ilişkiler geliştirmesini memnuniyetle karşıladığını, NATO üyesi ülkelere Azerbaycan doğal gazının iletilmesinden gelecekte de elektrik iletilecek olmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.
Azerbaycan barış gücünün Afganistan’ı terk eden sonuncu birlik olduğunu hatırlatan Stoltenberg, “NATO kuvvetlerinin Afganistan’dan tahliyesinde önemli bir konu olan havaalanının güvenliğinden siz sorumluydunuz.” dedi.
Stoltenberg, Ermenistan’la Azerbaycan arasındaki barış sürecine ilişkin, “Barışa hiçbir zaman olmadığımız kadar yakın olduğunuzla ilişkin sözlerinizi takdirle karşılıyorum. Kalıcı bir barışa varmak için bu fırsatı kullanmanızı destekliyorum.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Stoltenberg, “NATO, mevcut savaşın sonuçlarından oldukça endişeli ve Ukrayna’yı destekliyor. Azerbaycan’ın Ukrayna’ya yaptığı yardımları (insani yardımlar) memnuniyetle karşılıyorum. Ama daha fazla desteğe ihtiyaç var çünkü Ukrayna’da durum çok ciddi.” ifadelerini kullandı.
Stoltenberg, iklim değişikliği ile mücadelenin önemine değinerek Azerbaycan’ın ev sahipliğindeki COP29’un bu hususta önemli etkinlik olacağını vurguladı.
STOLTENBERG, GÜRCİSTAN VE ERMENİSTAN’I DA ZİYARET EDECEK
Stoltenberg, Azerbaycan temaslarını yarın da sürdürerek Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Savunma Bakanı Zakir Hasanov ile görüşecek.
Azerbaycan’daki temaslarının ardından Gürcistan’a geçecek olan Stoltenberg, başkent Tiflis’te Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili ve Başbakan İrakli Kobakhidze ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Genel Sekreter, Güney Kafkasya ziyaretini 19 Mart’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ve Başbakan Nikol Paşinyan ile yapacağı görüşmelerle tamamlayacak.

DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN’IN KONUŞMASINDAN KONU BAŞLIKLARI
Fidan, iyi komşuluk ilişkileri ve tarihi dostluk bağları üzerine kurulu üçlü toplantı mekanizmasının ortak çıkarları ve endişeleri tartışmak için eşsiz bir platform olduğunu kaydetti.
Tiflis’te düzenlenen son toplantıdan bu yana uzun zaman geçtiğine işaret eden Fidan, bu sürede gerek uluslararası alanda gerek bölgede büyük krizlere tanıklık edildiğini hatırlattı.

KOVİD-19 SALGINI
Fidan, Kovid-19 salgınının ekonomik düzeni altüst ettiğini, ulaştırma ve tedarik zincirini olumsuz etkilediğini vurguladı.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Fidan, “Ukrayna’daki savaş, bölgemizde ve ötesinde her geçen gün daha da insani ve maddi yüke mal olmayı sürdürüyor” ifadesini kullandı.

GAZZE’DEKİ KATLİAM
Bakan Fidan, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin “Gazze’de devam eden katliam, uluslararası sistemin içerisinde bulunduğu acziyeti göstermeye devam ediyor.” diye konuştu.
AZERBEYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Bölgede olumlu gelişmelerin de yaşandığına işaret eden Fidan, Azerbaycan’ın 30 yıllık işgalin ardından toprak bütünlüğünü yeniden tesis ettiğini, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) aday statüsü aldığını söyledi.
GÜNEY KAFKASYA İÇİN HEDEFLERİ
Fidan, toplantıda, bölgedeki yeni durumu ve işbirliğini geliştirmenin yollarının arandığını kaydederek, “Güney Kafkasya’yı bir barış, istikrar ve ortak refah alanına dönüştürmek için önümüzde gerçek bir fırsat var.” dedi.

ENERJİ İŞBİRLİĞİ
Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan ile enerji, bağlantısallık alanlarındaki başarılı işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata varıldığını söyleyen Fidan, çalışmaların ilerletilmesi için neler yapılabileceğinin görüşüldüğünü vurguladı.

BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLU
Fidan, toplantıda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bir an önce tam kapasiteyle faaliyete geçmesi gerektiğinin vurgulandığını aktararak, “Karadeniz’in güvenlik, ekonomi, enerji ve ulaştırma gibi alanlar başta olmak üzere tüm bölge için taşıdığı stratejik öneme değindik. Somut projelerle, bölgemizde ve ötesinde işbirliğimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki irademizi yineledik” diye konuştu.
ÜÇLÜ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın, çok taraflı ekonomik platformlarda da işbirliği ruhuyla hareket ettiğine dikkati çeken Fidan, buna en yakın örneğin 2023’te yaşandığını ifade etti.
Fidan, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığında, Azerbaycan ve Gürcistan’ın çalışmalarına büyük katkı sağladığını, Türkiye’nin de her konuda elinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.

AZERBEYCAN’DA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONFERANSI
Azerbaycan’ın bu yıl BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu taraflar konferansına ev sahipliğini ve dönem başkanlığını memnuniyetle karşıladıklarını ve tebrik ettiklerini dile getiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü;
KÜRESEL GÜVENLİK
“Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması sadece bölge için değil küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından da fevkalade önemlidir. İkinci Karabağ Savaşı’nın sona erdiği Kasım 2020’den bu yana bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsatın ortaya çıktığına inanmaktayız. Diğer bölge ülkelerinin de kazan-kazan anlayışıyla yapıcı bir yaklaşım sergilemelerini ve Zengezur hattı gibi bölgesel ve küresel bağlantı projelerine destek vermelerini bekliyoruz.”

BARIŞ VE NORMALLEŞME SÜREÇLERİ
Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede devam eden barış ve normalleşme süreçlerini de ele aldıklarını, mevkidaşı Bayramov’un Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında kendilerini bilgilendirdiğini kaydetti.
GÜRCİSTAN’A TAM DESTEK
Gürcistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırları dahilindeki toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğinin altını çizdiklerini aktaran Fidan, Gürcistan hükümetinin Abhazya ile Güney Osetya ihtilaflarının barışçıl çözümüne yönelik politikalarına tam desteklerini yinelediklerini belirtti.
Fidan, Gürcistan’ı AB aday ülkesi statüsü verilmesinden dolayı tebrik ettiklerini, Gürcistan’ın Avrupa Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla daha fazla bütünleşme arzusuna destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

‘ZULME SON VERİN’
Gazze’deki katliamı ve yaşanan eşi görülmemiş insani trajedinin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de değerlendirdiklerini aktaran Fidan, şunları kaydetti:
“Mübarek ramazan ayında halen Gazzelileri açlık ve salgın hastalıklarla karşı karşıya bırakmaya devam eden bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk. Acil ateşkes ilanının, insani yardımların Gazze’ye derhal ve kesintisiz ulaşılmasının önemini vurguladık. İki devletli çözüm temelinde bölgeye kalıcı barış getirmesi ihtiyacı hakkında mutabık kaldık. Son olarak üçlü formatta ve ikili ilişkiler yoluyla işbirliğimizin daha fazla geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.”

DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN’IN KONUŞMASINDAN KONU BAŞLIKLARI
Fidan, iyi komşuluk ilişkileri ve tarihi dostluk bağları üzerine kurulu üçlü toplantı mekanizmasının ortak çıkarları ve endişeleri tartışmak için eşsiz bir platform olduğunu kaydetti.
Tiflis’te düzenlenen son toplantıdan bu yana uzun zaman geçtiğine işaret eden Fidan, bu sürede gerek uluslararası alanda gerek bölgede büyük krizlere tanıklık edildiğini hatırlattı.

KOVİD-19 SALGINI
Fidan, Kovid-19 salgınının ekonomik düzeni altüst ettiğini, ulaştırma ve tedarik zincirini olumsuz etkilediğini vurguladı.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Fidan, “Ukrayna’daki savaş, bölgemizde ve ötesinde her geçen gün daha da insani ve maddi yüke mal olmayı sürdürüyor” ifadesini kullandı.

GAZZE’DEKİ KATLİAM
Bakan Fidan, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin “Gazze’de devam eden katliam, uluslararası sistemin içerisinde bulunduğu acziyeti göstermeye devam ediyor.” diye konuştu.
AZERBEYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Bölgede olumlu gelişmelerin de yaşandığına işaret eden Fidan, Azerbaycan’ın 30 yıllık işgalin ardından toprak bütünlüğünü yeniden tesis ettiğini, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) aday statüsü aldığını söyledi.
GÜNEY KAFKASYA İÇİN HEDEFLERİ
Fidan, toplantıda, bölgedeki yeni durumu ve işbirliğini geliştirmenin yollarının arandığını kaydederek, “Güney Kafkasya’yı bir barış, istikrar ve ortak refah alanına dönüştürmek için önümüzde gerçek bir fırsat var.” dedi.

ENERJİ İŞBİRLİĞİ
Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan ile enerji, bağlantısallık alanlarındaki başarılı işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata varıldığını söyleyen Fidan, çalışmaların ilerletilmesi için neler yapılabileceğinin görüşüldüğünü vurguladı.

BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLU
Fidan, toplantıda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bir an önce tam kapasiteyle faaliyete geçmesi gerektiğinin vurgulandığını aktararak, “Karadeniz’in güvenlik, ekonomi, enerji ve ulaştırma gibi alanlar başta olmak üzere tüm bölge için taşıdığı stratejik öneme değindik. Somut projelerle, bölgemizde ve ötesinde işbirliğimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki irademizi yineledik” diye konuştu.
ÜÇLÜ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın, çok taraflı ekonomik platformlarda da işbirliği ruhuyla hareket ettiğine dikkati çeken Fidan, buna en yakın örneğin 2023’te yaşandığını ifade etti.
Fidan, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığında, Azerbaycan ve Gürcistan’ın çalışmalarına büyük katkı sağladığını, Türkiye’nin de her konuda elinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.

AZERBEYCAN’DA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONFERANSI
Azerbaycan’ın bu yıl BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu taraflar konferansına ev sahipliğini ve dönem başkanlığını memnuniyetle karşıladıklarını ve tebrik ettiklerini dile getiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü;
KÜRESEL GÜVENLİK
“Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması sadece bölge için değil küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından da fevkalade önemlidir. İkinci Karabağ Savaşı’nın sona erdiği Kasım 2020’den bu yana bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsatın ortaya çıktığına inanmaktayız. Diğer bölge ülkelerinin de kazan-kazan anlayışıyla yapıcı bir yaklaşım sergilemelerini ve Zengezur hattı gibi bölgesel ve küresel bağlantı projelerine destek vermelerini bekliyoruz.”

BARIŞ VE NORMALLEŞME SÜREÇLERİ
Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede devam eden barış ve normalleşme süreçlerini de ele aldıklarını, mevkidaşı Bayramov’un Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında kendilerini bilgilendirdiğini kaydetti.
GÜRCİSTAN’A TAM DESTEK
Gürcistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırları dahilindeki toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğinin altını çizdiklerini aktaran Fidan, Gürcistan hükümetinin Abhazya ile Güney Osetya ihtilaflarının barışçıl çözümüne yönelik politikalarına tam desteklerini yinelediklerini belirtti.
Fidan, Gürcistan’ı AB aday ülkesi statüsü verilmesinden dolayı tebrik ettiklerini, Gürcistan’ın Avrupa Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla daha fazla bütünleşme arzusuna destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

‘ZULME SON VERİN’
Gazze’deki katliamı ve yaşanan eşi görülmemiş insani trajedinin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de değerlendirdiklerini aktaran Fidan, şunları kaydetti:
“Mübarek ramazan ayında halen Gazzelileri açlık ve salgın hastalıklarla karşı karşıya bırakmaya devam eden bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk. Acil ateşkes ilanının, insani yardımların Gazze’ye derhal ve kesintisiz ulaşılmasının önemini vurguladık. İki devletli çözüm temelinde bölgeye kalıcı barış getirmesi ihtiyacı hakkında mutabık kaldık. Son olarak üçlü formatta ve ikili ilişkiler yoluyla işbirliğimizin daha fazla geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.”
Antalya Diplomasi Forumu’nda Zengezur konusu, muhatapları ile müzakere edildi. Ermeni tarafı, kontrol ve işleyişin kendilerine ait olduğu görüşünü savundu. Türkiye’nin Ermenistan ile Normalleşme Süreci Özel Temsilcisi Serdar Kılıç’ın katıldığı görüşmelerde, Türk tarafı Zengezur’a özel statü verilmesini, Rusya’ya bağlı olmakla birlikte otonom vilayet statüsüne sahip Kaliningrad modelinin uygulanmasını teklif etti. Diplomasi Forumu’nda konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev de Ermeni Anayasasındaki bazı maddelerin Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini söyledi.
PARA, PARİS VE ‘DİASPORA’DAN
Azerbaycanlı uzman Gaffar Mehdiyev, aralarında PKK’lı teröristlerin de yer aldığı 10 bin kişinin Zengilan’dan başlayan ve Taşkesen’e uzanan hatta yerleştirildiğini ifade etti. Sasna Tsrer, Voma, Nor Asala, Bever ve Yerkrapa gibi çetelerin, günlük 12 dolar olan ücretleri Fransa ve Ermeni diasporası tarafından oluşturulan özel bir fon tarafından ödeniyor.
Güvenlik kaynakları, Ermenistan-Azerbaycan sınır hattı ile Zengezur arazisine konuşlanan terörist ve çetelerin Suriye, Lübnan, Avrupa ülkeleri, İran ve ABD’den toplandığı bilgisine ulaştı.
ERİVAN SAVAŞA HAZIRLANIYOR
Mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı vurgusunu yapan Prof. Dr. Mehdiyev, sınırdaki tacizlere dikkat çekerek uyardı:
Zengezur sadece Türk dünyası ve Ermenistan’ı ilgilendiren bir koridor değil. Bölge ve dünya ticareti için kritik önem taşıyor. Ermeniler hiçbir sözünü tutmadı. Antalya’da da güvenlik ve ticaret işlerliği açısından Ermeni kanunlarının geçerli olacağı ısrarını sürdürdüler. Rusya, Türkiye ve Azerbaycan elbette kabul etmeyecek. Ermeniler üç senedir Fransa ve İran’dan aldıkları talimat gereği en ufak bir adım atmadı. Gizli gizli savaş hazırlığı yapıyorlar. Bu faaliyetleri de Karabağ işgalinde sözde komutan olan Samvel Babayan açığa vurdu. Babayan, herkesin savaşa hazırlıklı olması gerektiğini belirtti. Hindistan, İran ve Fransa sofistike silahlarla bölgeyi ateş topuna çevirmek istiyor.
HİNDİSTAN FÜZE FRANSA SİLAH VERDİ
Ermenistan’a çalışan çeteciler Suriye, Lübnan, Avrupa, İran ve ABD’den toplandı. Fransız ve İranlı askerî uzmanlar, pusudaki çetelere sabotaj, elektronik harp, füze, mayın ve istihbarat eğitimleri veriyor. Erivan, Fransa’dan modern silah sistemleri aldığını itiraf etti. Hindistan da Brahmos süpersonik uzun menzilli seyir füzelerini Ermenistan’a teslim etti.
ALİYEV: OTURUP İZLEYEMEYİZ
Stratejist Taleh Şahsuvarlı ise Erivan’ın dış yönlendirmelerle anlaşma maddelerini uygulamamakta direndiğini kaydetti.
Fransa ve İran’ın farklı planları olduğunu kaydeden Şahsuvarlı “Zengezur hattına militan ve silah yığıyorlar. Ayrıca, koridorun Ermeni tarafında kalan birçok köy boşaltıldı. İran buradan hile yolu ile arazi toplayıp yandaşlarını yerleştiriyor. Fransa da dağılan ordusunu toparlaması için Paşinyan’a telkinde bulunup silah veriyor” dedi.
Azerbaycan güvenlik kaynakları sınıra taşınan çetelerin Ermeni Savunma Bakanlığında kaydı olmadığı bilgisini paylaştı. Bakü’nün artan tehdit ve sabotaj girişimlerine karşı tedbir aldığı aktarıldı. Ermenistan’ın silahlandırılmasını ciddi tehdit olarak niteleyen Azerbaycan lideri Aliyev “Bu duruma daha fazla tepkisiz kalamayız” mesajını verdi.
Antalya Diplomasi Forumu’nda Zengezur konusu, muhatapları ile müzakere edildi. Ermeni tarafı, kontrol ve işleyişin kendilerine ait olduğu görüşünü savundu. Türkiye’nin Ermenistan ile Normalleşme Süreci Özel Temsilcisi Serdar Kılıç’ın katıldığı görüşmelerde, Türk tarafı Zengezur’a özel statü verilmesini, Rusya’ya bağlı olmakla birlikte otonom vilayet statüsüne sahip Kaliningrad modelinin uygulanmasını teklif etti. Diplomasi Forumu’nda konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev de Ermeni Anayasasındaki bazı maddelerin Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini söyledi.
PARA, PARİS VE ‘DİASPORA’DAN
Azerbaycanlı uzman Gaffar Mehdiyev, aralarında PKK’lı teröristlerin de yer aldığı 10 bin kişinin Zengilan’dan başlayan ve Taşkesen’e uzanan hatta yerleştirildiğini ifade etti. Sasna Tsrer, Voma, Nor Asala, Bever ve Yerkrapa gibi çetelerin, günlük 12 dolar olan ücretleri Fransa ve Ermeni diasporası tarafından oluşturulan özel bir fon tarafından ödeniyor.
Güvenlik kaynakları, Ermenistan-Azerbaycan sınır hattı ile Zengezur arazisine konuşlanan terörist ve çetelerin Suriye, Lübnan, Avrupa ülkeleri, İran ve ABD’den toplandığı bilgisine ulaştı.
ERİVAN SAVAŞA HAZIRLANIYOR
Mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı vurgusunu yapan Prof. Dr. Mehdiyev, sınırdaki tacizlere dikkat çekerek uyardı:
Zengezur sadece Türk dünyası ve Ermenistan’ı ilgilendiren bir koridor değil. Bölge ve dünya ticareti için kritik önem taşıyor. Ermeniler hiçbir sözünü tutmadı. Antalya’da da güvenlik ve ticaret işlerliği açısından Ermeni kanunlarının geçerli olacağı ısrarını sürdürdüler. Rusya, Türkiye ve Azerbaycan elbette kabul etmeyecek. Ermeniler üç senedir Fransa ve İran’dan aldıkları talimat gereği en ufak bir adım atmadı. Gizli gizli savaş hazırlığı yapıyorlar. Bu faaliyetleri de Karabağ işgalinde sözde komutan olan Samvel Babayan açığa vurdu. Babayan, herkesin savaşa hazırlıklı olması gerektiğini belirtti. Hindistan, İran ve Fransa sofistike silahlarla bölgeyi ateş topuna çevirmek istiyor.
HİNDİSTAN FÜZE FRANSA SİLAH VERDİ
Ermenistan’a çalışan çeteciler Suriye, Lübnan, Avrupa, İran ve ABD’den toplandı. Fransız ve İranlı askerî uzmanlar, pusudaki çetelere sabotaj, elektronik harp, füze, mayın ve istihbarat eğitimleri veriyor. Erivan, Fransa’dan modern silah sistemleri aldığını itiraf etti. Hindistan da Brahmos süpersonik uzun menzilli seyir füzelerini Ermenistan’a teslim etti.
ALİYEV: OTURUP İZLEYEMEYİZ
Stratejist Taleh Şahsuvarlı ise Erivan’ın dış yönlendirmelerle anlaşma maddelerini uygulamamakta direndiğini kaydetti.
Fransa ve İran’ın farklı planları olduğunu kaydeden Şahsuvarlı “Zengezur hattına militan ve silah yığıyorlar. Ayrıca, koridorun Ermeni tarafında kalan birçok köy boşaltıldı. İran buradan hile yolu ile arazi toplayıp yandaşlarını yerleştiriyor. Fransa da dağılan ordusunu toparlaması için Paşinyan’a telkinde bulunup silah veriyor” dedi.
Azerbaycan güvenlik kaynakları sınıra taşınan çetelerin Ermeni Savunma Bakanlığında kaydı olmadığı bilgisini paylaştı. Bakü’nün artan tehdit ve sabotaj girişimlerine karşı tedbir aldığı aktarıldı. Ermenistan’ın silahlandırılmasını ciddi tehdit olarak niteleyen Azerbaycan lideri Aliyev “Bu duruma daha fazla tepkisiz kalamayız” mesajını verdi.
TÜRKPA Genel Sekreteri Er, programda yaptığı konuşmada, 1918’de, Osmanlı Devleti’nin kendisinin de zor durumda olduğu bir dönemde Azerbaycan’ın çağrılarını yanıtsız bırakmadığını ve yardıma koştuğunu belirtti.

Er, Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Azerbaycanlı kardeşlerinin imdadına yetiştiğini ve Bakü’yü kurtardığını söyledi.
Kafkas İslam Ordusu’nun 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Bolşevik ve Ermeni çetelerden kurtararak kahramanlık destanı yazdığını vurgulayan Er, Bakü’nün kurtarılmasının Azerbaycan devlet tarihinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Er, “Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan halkının kalbinde ebediyen yer edinmiştir. Onların kahramanlığı, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir parlak örneğini daha tarihin hafızasına altın harflerle kazıdı. Nuri Paşa’nın kahramanlıkları iki milletin ortak tarihinde şerefli kardeşliğin sayfasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’nın Cumhuriyet döneminde kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer aldığını hatırlatan Er, bu gibi şahısların gelecek nesillere öğretilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“NURİ KİLLİGİL PAŞA, CUMHURİYET TARİHİNİN İLK ENDÜSTRİYEL SİLAH TASARIMCILARINDAN OLMUŞTUR”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Mesten de Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’a gelerek kardeşlerine yardımda bulunmasının iki ülke arasındaki kardeşliğin en büyük nişanelerinden olduğunu anlattı.
Mesten, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en seçkin askerlerini Azerbaycan’a gönderdiğini hatırlatarak, “Bu ordu sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden ve zulümden kurtuldu. Bugün ise bizlere düşen atalarımızın yüzyıl öncesinden bıraktığı emanete sahip çıkmaktır.” dedi.
Nuri Paşa’nın savunma sanayiindeki faaliyetlerinden de bahseden Mesten, “Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur. Arap-İsrail savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretmiştir.” diye konuştu.
Mesten, 2. Karabağ Savaşı’nda da Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a gösterdiği siyasi ve manevi destekleri hatırlatarak, “Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeşliği et ile tırnak gibidir. Kardeş ülkelerimiz arasında bütün bu gelişmelere rağmen, önümüzde çok daha büyük görevler bizleri bekliyor. Bize düşen, aramızdaki bağları daha da sağlamlaştırarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir.” şeklinde konuştu.

“BOŞUNA ‘BİR MİLLET İKİ DEVLETİZ’ DEMİYORUZ”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Kılıç ise konuşmasında, Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz. İyi ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz.” dedi.
Kılıç, Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetlerinden, onların o dönemde Azerbaycan’da gördükleri saygı ve hürmetten bahsederek, “Killigil soyadını alan Nuri Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından milletle birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, ülkesi ve Türk dünyası için dinlenmeden çalışmaya devam etti. Sık sık Türk dünyasının bir olmasından, bir olarak çok daha güçlü olacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi.” şeklinde konuştu.

“KOYUN KOYUNA YATAN OSMANLI ASKERLERİ BİZE EMANET VE MİRASTIR”
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Bağcı da Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de kazandığı zaferin İstanbul ve Bakü’yü kontrol altında tutmak isteyen güçleri çılgına döndürdüğünü ve hüsrana uğrattığını vurguladı.
Bağcı, Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Türk şehitliklerinin olduğunu aktararak, “Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır. Bu miras ve emaneti, kardeşliğimizin mayasını teşkil eden bu birlikteliği korumak görevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’yla ilgili filmin gösterildiği etkinlik, Türk ve Azerbaycanlı akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.

TÜRKPA Genel Sekreteri Er, programda yaptığı konuşmada, 1918’de, Osmanlı Devleti’nin kendisinin de zor durumda olduğu bir dönemde Azerbaycan’ın çağrılarını yanıtsız bırakmadığını ve yardıma koştuğunu belirtti.
Er, Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Azerbaycanlı kardeşlerinin imdadına yetiştiğini ve Bakü’yü kurtardığını söyledi.
Kafkas İslam Ordusu’nun 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Bolşevik ve Ermeni çetelerden kurtararak kahramanlık destanı yazdığını vurgulayan Er, Bakü’nün kurtarılmasının Azerbaycan devlet tarihinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Er, “Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan halkının kalbinde ebediyen yer edinmiştir. Onların kahramanlığı, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir parlak örneğini daha tarihin hafızasına altın harflerle kazıdı. Nuri Paşa’nın kahramanlıkları iki milletin ortak tarihinde şerefli kardeşliğin sayfasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’nın Cumhuriyet döneminde kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer aldığını hatırlatan Er, bu gibi şahısların gelecek nesillere öğretilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
“Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Mesten de Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’a gelerek kardeşlerine yardımda bulunmasının iki ülke arasındaki kardeşliğin en büyük nişanelerinden olduğunu anlattı.
Mesten, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en seçkin askerlerini Azerbaycan’a gönderdiğini hatırlatarak, “Bu ordu sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden ve zulümden kurtuldu. Bugün ise bizlere düşen atalarımızın yüzyıl öncesinden bıraktığı emanete sahip çıkmaktır.” dedi.
Nuri Paşa’nın savunma sanayiindeki faaliyetlerinden de bahseden Mesten, “Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur. Arap-İsrail savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretmiştir.” diye konuştu.
Mesten, 2. Karabağ Savaşı’nda da Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a gösterdiği siyasi ve manevi destekleri hatırlatarak, “Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeşliği et ile tırnak gibidir. Kardeş ülkelerimiz arasında bütün bu gelişmelere rağmen, önümüzde çok daha büyük görevler bizleri bekliyor. Bize düşen, aramızdaki bağları daha da sağlamlaştırarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir.” şeklinde konuştu.
– “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Kılıç ise konuşmasında, Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz. İyi ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz.” dedi.
Kılıç, Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetlerinden, onların o dönemde Azerbaycan’da gördükleri saygı ve hürmetten bahsederek, “Killigil soyadını alan Nuri Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından milletle birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, ülkesi ve Türk dünyası için dinlenmeden çalışmaya devam etti. Sık sık Türk dünyasının bir olmasından, bir olarak çok daha güçlü olacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi.” şeklinde konuştu.
“Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır”
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Bağcı da Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de kazandığı zaferin İstanbul ve Bakü’yü kontrol altında tutmak isteyen güçleri çılgına döndürdüğünü ve hüsrana uğrattığını vurguladı.
Bağcı, Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Türk şehitliklerinin olduğunu aktararak, “Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır. Bu miras ve emaneti, kardeşliğimizin mayasını teşkil eden bu birlikteliği korumak görevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’yla ilgili filmin gösterildiği etkinlik, Türk ve Azerbaycanlı akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.
Ukrayna’daki savaş nedeniyle doğal gaz krizi yaşayan Avrupa, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için yeni arayışlara girdi.
Bu arayışlar, Bakü’den Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan 3 bin 500 kilometrelik Güney Gaz Koridoru’nun paydaşları arasındaki Azerbaycan’a ilgiyi artırırken bu ülkeyle enerji alanındaki ilişkileri derinleştirdi.
Avrupa Birliği (AB) ile Azerbaycan arasında 18 Temmuz 2022’de “Enerji Alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. İlk dönemde sadece Gürcistan ve Türkiye’ye doğal gaz sevk eden Azerbaycan, 5 Avrupa ülkesinin eklenmesiyle 7 ülkeye doğal gaz ihraç eden ülke haline geldi. Bugün Azerbaycan’ın doğal gaz ihracatının yüzde 50’si Avrupa ülkelerine yapılıyor. AB liderleri Azerbaycan’ı “güvenilir ortak” ve “Pan Avrupa gaz tedarikçisi” şeklinde nitelendiriyor.

AZERBAYCAN’DAN AVRUPA’YA DOĞAL GAZ HACMİNİN 20 MİLYAR METREKÜPE ÇIKARILMASI BEKLENİYOR
Azerbaycan, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan’a doğal gaz ihraç ediyor. Sırbistan, Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Slovakya, Kuzey Makedonya gibi ülkelerin de ilerleyen dönemde Azerbaycan’dan doğal gaz alacağı öngörülüyor.
Avrupa’ya 2021’de 8 milyar metreküpten fazla doğal gaz ihraç eden Azerbaycan, 2023’te bu rakamı 11,8 milyar metreküpe çıkardı. AB ile imzalanan mutabakat zaptı gereği 2027’ye kadar Azerbaycan’dan Avrupa’ya gönderilen doğal gaz hacminin 20 milyar metreküpe çıkarılması bekleniyor.
Azerbaycan, 2021’de 19 milyar metreküp, 2022’de 22,6 milyar metreküp, 2023’te ise 23,8 milyar metreküp doğal gaz ihracatı gerçekleştirdi.
BORU HATLARININ KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI GEREKİYOR
Azerbaycan’ın kanıtlanmış 2,6 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunuyor ve Abşeron, Ümid, Babek ve Karabağ yataklarında yapılan keşif işlemlerinin ardından rezervin artması bekleniyor.
Azerbaycan’dan Avrupa’ya gönderilen gazın artırılması için ek yatırımlara ihtiyaç duyuluyor.
Güney Gaz Koridoru’nun Avrupa ayağı olan TAP’ın yıllık kapasitesi 10 milyar metreküp olarak hesaplanıyor. Bu boru hattının kapasitesinin iki kat artırılması planlanıyor.
Koridorun Türkiye ayağı TANAP’ın kapasitesinin de 16 milyar metreküpten önce 24 milyar metreküpe, daha sonra 31 milyar metreküpe çıkartılması, yatırımlarla gerçekleştirilebilecek hedef olarak değerlendiriliyor.
Rusya’dan yılda yaklaşık 155 milyar metreküp doğal gaz satın alan Avrupa’nın Azerbaycan’dan daha fazla doğal gaz satın alması durumunda yapılacak yatırımların daha da artması bekleniyor.
“AZERBAYCAN’IN KENDİSİNE VE ORTAKLARINA EN AZ 100 YIL YETECEK DOĞAL GAZI VAR”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bir konuşmasında, Avrupa’ya doğal gaz sevkini, “Avrasya’nın enerji haritasını yeniden şekillendirdikleri” ve “Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkılar sundukları” şeklinde değerlendirerek, “Bize ve ortaklarımıza en az 100 yıl yetecek kadar doğal gaz rezervimiz var.” bilgisini paylaşmıştı.
Azerbaycan’la “Enerji Alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı”na imza atan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “AB, güvenilir enerji tedarikçilerine yöneliyor. Azerbaycan da bunlardan biri.” şeklinde açıklamada bulunmuştu.
“AZERBAYCAN, İSTİKRARLI VE GÜVENİLİR DOĞAL GAZ SAĞLAYICISI”
Caspian Barrel Petrol Araştırmaları Merkezi Başkanı İlham Şaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın 31 Aralık 2020’den beri Avrupa’ya doğal gaz ihraç ettiğini bildirdi.
Şaban, “Azerbaycan, geçen 3 yılda istikrarlı ve güvenilir doğal gaz sağlayıcısı olduğunu Avrupa pazarında kanıtladı. Bu sayede Avrupa’da Azerbaycan’a olan güven giderek artıyor.” dedi.
Azerbaycan’ın Abşeron yatağını da işletmeye başladığını, Ümid yatağında üretimi artırdığını bildiren Şaban, Babek ve Karabağ yataklarının da işletilmeye başlanılmasıyla ülkenin doğal gaz ihracatının artacağını belirtti.
Şaban, “Azerbaycan’ın yeteri kadar doğal gaz rezervi var. Üretimde ve ihracatta petrolden doğal gaza geçiş yapıyoruz. 21. yüzyıl Azerbaycan için doğal gaz yüzyılı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’ın zamanında yatırımlar yaparak petrol ve doğal gaz hatları inşa ettiğini hatırlatan Şaban, şu değerlendirmede bulundu:
“Bunun sonucu olarak Hazar’ın diğer ülkelerinin petrol ve doğal gazı Azerbaycan üzerinden transit olarak taşınıyor. Petrol üretimindeki azalmayı transit gelirleriyle kapatıyoruz. Kazakistan ve Türkmenistan petrolü Azerbaycan üzerinden taşınıyor. Türkmenistan’ın zengin doğal gaz kaynakları var. Buralardan çıkarılacak doğal gaz gelecekte Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilecek. Sadece bunun için biraz zaman lazım.”
]]>Ukrayna’daki savaş nedeniyle doğal gaz krizi yaşayan Avrupa, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için yeni arayışlara girdi. Bu arayışlar, Bakü’den Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan 3 bin 500 kilometrelik Güney Gaz Koridoru’nun paydaşları arasındaki Azerbaycan’a ilgiyi artırırken bu ülkeyle enerji alanındaki ilişkileri derinleştirdi.
Avrupa Birliği (AB) ile Azerbaycan arasında 18 Temmuz 2022’de “Enerji Alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. İlk dönemde sadece Gürcistan ve Türkiye’ye doğal gaz sevk eden Azerbaycan, 5 Avrupa ülkesinin eklenmesiyle 7 ülkeye doğal gaz ihraç eden ülke haline geldi. Bugün Azerbaycan’ın doğal gaz ihracatının yüzde 50’si Avrupa ülkelerine yapılıyor. AB liderleri Azerbaycan’ı “güvenilir ortak” ve “Pan Avrupa gaz tedarikçisi” şeklinde nitelendiriyor.
Azerbaycan, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan’a doğal gaz ihraç ediyor. Sırbistan, Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Slovakya, Kuzey Makedonya gibi ülkelerin de ilerleyen dönemde Azerbaycan’dan doğal gaz alacağı öngörülüyor.
Avrupa’ya 2021’de 8 milyar metreküpten fazla doğal gaz ihraç eden Azerbaycan, 2023’te bu rakamı 11,8 milyar metreküpe çıkardı. AB ile imzalanan mutabakat zaptı gereği 2027’ye kadar Azerbaycan’dan Avrupa’ya gönderilen doğal gaz hacminin 20 milyar metreküpe çıkarılması bekleniyor.
Azerbaycan, 2021’de 19 milyar metreküp, 2022’de 22,6 milyar metreküp, 2023’te ise 23,8 milyar metreküp doğal gaz ihracatı gerçekleştirdi.
BORU HATLARININ KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI GEREKİYOR
Azerbaycan’ın kanıtlanmış 2,6 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunuyor ve Abşeron, Ümid, Babek ve Karabağ yataklarında yapılan keşif işlemlerinin ardından rezervin artması bekleniyor.
Azerbaycan’dan Avrupa’ya gönderilen gazın artırılması için ek yatırımlara ihtiyaç duyuluyor.
Güney Gaz Koridoru’nun Avrupa ayağı olan TAP’ın yıllık kapasitesi 10 milyar metreküp olarak hesaplanıyor. Bu boru hattının kapasitesinin iki kat artırılması planlanıyor.
Koridorun Türkiye ayağı TANAP’ın kapasitesinin de 16 milyar metreküpten önce 24 milyar metreküpe, daha sonra 31 milyar metreküpe çıkartılması, yatırımlarla gerçekleştirilebilecek hedef olarak değerlendiriliyor.
Rusya’dan yılda yaklaşık 155 milyar metreküp doğal gaz satın alan Avrupa’nın Azerbaycan’dan daha fazla doğal gaz satın alması durumunda yapılacak yatırımların daha da artması bekleniyor.
“AZERBAYCAN’IN KENDİSİNE VE ORTAKLARINA EN AZ 100 YIL YETECEK DOĞAL GAZI VAR”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bir konuşmasında, Avrupa’ya doğal gaz sevkini, “Avrasya’nın enerji haritasını yeniden şekillendirdikleri” ve “Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkılar sundukları” şeklinde değerlendirerek, “Bize ve ortaklarımıza en az 100 yıl yetecek kadar doğal gaz rezervimiz var.” bilgisini paylaşmıştı.
Azerbaycan’la “Enerji Alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı”na imza atan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “AB, güvenilir enerji tedarikçilerine yöneliyor. Azerbaycan da bunlardan biri.” şeklinde açıklamada bulunmuştu.
“AZERBAYCAN, İSTİKRARLI VE GÜVENİLİR DOĞAL GAZ SAĞLAYICISI”
Caspian Barrel Petrol Araştırmaları Merkezi Başkanı İlham Şaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın 31 Aralık 2020’den beri Avrupa’ya doğal gaz ihraç ettiğini bildirdi.
Şaban, “Azerbaycan, geçen 3 yılda istikrarlı ve güvenilir doğal gaz sağlayıcısı olduğunu Avrupa pazarında kanıtladı. Bu sayede Avrupa’da Azerbaycan’a olan güven giderek artıyor.” dedi.
Azerbaycan’ın Abşeron yatağını da işletmeye başladığını, Ümid yatağında üretimi artırdığını bildiren Şaban, Babek ve Karabağ yataklarının da işletilmeye başlanılmasıyla ülkenin doğal gaz ihracatının artacağını belirtti.
Şaban, “Azerbaycan’ın yeteri kadar doğal gaz rezervi var. Üretimde ve ihracatta petrolden doğal gaza geçiş yapıyoruz. 21. yüzyıl Azerbaycan için doğal gaz yüzyılı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’ın zamanında yatırımlar yaparak petrol ve doğal gaz hatları inşa ettiğini hatırlatan Şaban, şu değerlendirmede bulundu:
“Bunun sonucu olarak Hazar’ın diğer ülkelerinin petrol ve doğal gazı Azerbaycan üzerinden transit olarak taşınıyor. Petrol üretimindeki azalmayı transit gelirleriyle kapatıyoruz. Kazakistan ve Türkmenistan petrolü Azerbaycan üzerinden taşınıyor. Türkmenistan’ın zengin doğal gaz kaynakları var. Buralardan çıkarılacak doğal gaz gelecekte Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilecek. Sadece bunun için biraz zaman lazım.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul Üyesi, Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Azerbaycan’daki seçimleri ve bölgenin geleceğine etkisini yazdı.

CAN KELİMESİYLE ÖZDEŞLEŞEN ÜLKE: AZERBAYCAN
Prof. Dr. Aygün Attar’ın yazısı şöyle:
Azerbaycan bizim için Can kelimesi ile özdeşleşen kardeş ülkedir. Dostur müttefiktir özdür Azerbaycan.
Devlet başkanlarımız ve resmî yetkililer tarafından uluslararası ilişkilerin dayandığı varsayımların fevkinde değerlendirilen milletçe kalbimizde özel yeri olan Can Azerbaycan cumhurbaşkanı seçimlerine sayılı günler kaldı.

Azerbaycan seçimlerini duygusal bağlarımızın ötesinde bölgesel konumu ve jeopolitik
önemi nedeniyle tahlil edersek karşımıza havzanın petrol ve doğalgaz kaynaklarının kullanılmasına yönelik doğru stratejiyi belirleyerek, ülkenin ulusal çıkarlarını uluslararası bazda giderek artan enerji ihtiyaçları ile uzlaştırmış ve bu bağlamda güvenilir bir ortak imajı kazanmış, ulusal iktisadi ve mali temettüleri güçlendirmek suretiyle uluslararası etkinliğini yükseltmiş olan bir ülke çıkıyor.

AZERBAYCAN GAZININ AVRUPA’YA AKIŞININ ÖNEMİ
Dünya üzere alternatif enerji kaynağı olarak kabul edilen Hazar Denizi bölgesinde petrol ve doğalgaz üretimine ilişkin temel risklerden biri üretilen ürünün dünya pazarlarına güvenli ve serbest güzergahlarla sevk edilmesi ile ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında Azerbaycan ve taraftarlarının ürettiği petrol ve doğalgaz ürünlerini dış pazarlara ihraç etme ve ihracat rotalarını çeşitlendirme açısından daha avantajlı bir konumdadır.
Hazar gazının alternatif yollardan Avrupa ülkelerine ihracatı, sadece Azerbaycan’ın değil, tüm Hazar havzası ülkelerinin doğalgaz ihracatına ilişkin risklerini ciddi oranda azaltmış ve jeoekonomik güvenilirliğini artırmıştır. Bunun yanı sıra Güney Gaz Koridoru ve “Şahdeniz-2” projesinin hayata geçirilmesi ile Azerbaycan doğalgazının Avrupa pazarına çıkarılması bu güvenilirliği daha da güçlendirmiştir.
Azerbaycan, Güney Doğalgaz Koridoru aracılığıyla Avrupa’ya yakıt sağlayarak Avrupa’nın enerji güvenliğinin istikrara kavuşmasında önemli bir rol oynamaktadır.
Batı ile Rusya arasındaki jeopolitik çatışma ve enerji kaynaklarının jeopolitik araca dönüşmesi ortamında Azerbaycan’dan Avrupa’ya kesintisiz enerji akışı Batı’nın rekabet gücünü artırmıştır.
Azerbaycan, İran ve Rusya gibi bölge devletleriyle çevrili olmasına rağmen Avrupa’ya karşı enerji güvenliği ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmiştir.

“AVRUPA’NIN AZERBAYCAN’I GÜVENİLİR ORTAK OLARAK ADLANDIRMASI TESADÜF DEĞİL”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı bundan 100 yıl sonra bile Azerbaycan’ın ortaklar için güvenilir ve önemli bir ortak olacağını belirtmiştir. Bu bağlamda Avrupa Komisyonu’nun Azerbaycan’ı güvenilir bir ortak, Avrupa Birliği Enerji Komisyonu’nun da Azerbaycan’ı “Pan-Avrupa Doğalgaz tedarikçisi” olarak adlandırması da tesadüf değildir.
2022 yılının Temmuz ayında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’iniştiraki ile Azerbaycan ile Avrupa Birliği arasında enerji alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı, Aralık ayında ise Bükreş’te “Azerbaycan Cumhuriyeti, Gürcistan, Romanya ve Macaristan Hükümetleri arasında yeşil enerji kalkınması ve nakli alanında stratejik ortaklık anlaşması” imzalanmıştır. Ayrıca, 2022 yılının Ekim ayında Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da “Yunanistan-Bulgaristan Doğalgaz Ara Bağlantı Kısmı” (IGB) açılış töreni düzenlenmiştir. 2023 yılı Nisan ayının 25-de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Bulgaristan’a yaptığı resmi ziyareti sırasında “Bulgartransgaz” (Bulgaristan), “Transgaz” (Romanya), FGSZ (Macaristan) ve “Eustream” (Slovakya) ile Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) arasında “İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. İmzalanan akitle, Azerbaycan’dan Avrupa’ya ilave doğalgaz tedariki konusunda 4 nakil sistemi operatörü ile SOCAR arasındaki işbirliği koşulları belirlenmektedir.

“AZERBAYCAN ULAŞIM MERKEZİ HALİNE GELDİ”
Azerbaycan hem Avrasya’nın giriş kapısı, hem Doğu-Batı ulaşım ve komünikasyon koridorlarının merkezi devleti olarak değerlendiriliyor. Azerbaycan’dan geçen tarihi İpek Yolu, ülkenin lojistik alanında kadim geleneklere sahip olduğunu göstermektedir. Ülke enerji ve ticaret yollarının kesişme noktasında yer almakta olup gelişmiş altyapısıyla bir ulaşım merkezi haline gelmiştir.
Kadim İpek Yolu’nun hayata döndürülmesinde konusunda önemli yere sahip Azerbaycan, aynı zamanda Bakü-Tiflis-Kars (BTQ) demiryolunun, “Kuzey-Güney”, “Doğu-Batı” Uluslararası Ulaşım Koridorlarının girişimcisi ve uygulayıcısı olarak öne çıkmaktadır. Azerbaycan, Doğu ile Batı arasında bir kapı görevi görmesinin yanı sıra, Kuzey ile Güney’i birbirine bağlayan önemli bir geçiş merkezidir.
Azerbaycan’ın küresel ve bölgesel jeopolitik ağırlığını artıran ana faktörlerden biri, kendine yeten bir ekonomiye, maddi ve insan kaynaklarına, milli iradeye, halk tarafından desteklenen bir hükümete, güçlü bir güvenlik sistemine ve diğer zaruri kurumlara sahip olması, tüm bunlara dayanarak bağımsız bir iç ve dış politika yürütmektedir.
Karabağ Zaferi ile işgalden azad edilmiş topraklarda yeni yatırımlar yaparak petrol ve doğal gaz dışında ülke bütçesine kaynak yaratan Azerbaycan yönetimi son yıllarda yaşanan küresel salgın, makroekonomik istikrarsızlıklar ve İkinci Karabağ Savaşı da dahil olmak üzere savaşlara rağmen bu krizleri ekonomik açıdan en az hasarla atlatmıştır.
Azerbaycan,enerji kaynakları açısından zengin olmasına ve dünyada enerji kaynakları ihracatçısı olarak bilinmesine rağmen yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına da önem vermiştir.
Aynı zamanda AC cari yılda BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi – “COP29” Taraflar Konferansının 29. oturumuna da ev sahipliği yapacaktır. Bu sadece dünya toplumunun dikkatini çekmekle kalmayacak, aynı zamanda Azerbaycan’a uluslararası iklim işbirliğinde kilit oyuncu olarak yeni bir statü kazandıracaktır. Dünya toplumunun güvenini ve Azerbaycan’ın uluslararası düzeydeki mevcut başarısını ilk göstergelerinden biri, Ermenistan ve Bulgaristan’ın Azerbaycan lehine adaylıktan çekilmesidir.
Azerbaycan, Türkiye ile birlikte Güney Kafkasya bölgesini kalkındıracak 3+3 formülü ile tüm komşu ülkelerin ekonomik refahını temin edecek bir proje önerinde bulundu.

AZERBAYCAN VE TÜRKİYE ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYDU
Bölgenin kaderini değiştirmek için elini taşın altına koyan Azerbaycan ve Türkiye devlet başkanları her seferinde işbirliği yönünde çağrılarını yenilemekteler. Ayrıca Asya ile Avrupa arasındaki lojistik transferi üstlenen ve Zengezur Koridoru ile dünya ülkeleri arasında tenasüp oluşturmaya talip olan Azerbaycan, Türkiye’nin kıtalar arası önemli enerji geçiş alanı olmasını sağlayan projeleri gündeminden düşürmüyor.
Batı ile Rusya arasındaki jeopolitik çatışma ve Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle İran’ın nükleer programı nedeniyle uyguladığı yaptırımlar nedeniyle Kuzey Koridoru ve Güney Rotası’nın geçerliliğinin kalmaması, Azerbaycan’dan geçen Orta Koridor’un önemini artırıyor. Halihazırda Orta Koridor, Kazakistan-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye’nin oluşturduğu Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru sayesinde faaliyet göstermektedir. Azerbaycan, bu koridorun nakil kapasitesini artırmak amacıyla Hazar Denizi’ndeki limanlarına ve Bakü-Tiflis-Kars demiryoluna yatırımlarını artırıyor.
Halkın iradesinin sandığa yansıttığı tercih sonucunda seçilecek olan devlet Başkanı Azerbaycan ‘ın savaş sonrası yeni, şahlanış döneminin itibarnamesini de elinde tutarak yeni bir dönem başlatacaktır.
Mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tabiriyle “Azerbaycan, tarihi bir dönemi Karabağ Zaferi ile taçlandırarak geride buraktı.Şimdi yeni bir şahlanma dönemi Azerbaycan’ı bekliyor.”
Yolun açık uğurların bol zaferlerin daim olsun, Azerbaycan.
Doç. Dr. Mahmudov, Zengezur Koridoru’nun açılmasının ekonomik açıdan bölgeye etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.
Azerbaycan ordusunun 44 günlük 2. Karabağ Savaşı’nın ardından topraklarını işgalden kurtarmasıyla Zengezur Koridoru’nun öneminin arttığını kaydeden Mahmudov, Türkiye ve Azerbaycan’ın ekonomik ilişkilerinin çok önemli hale geldiğini söyledi.

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan konusunda aynı siyaseti izlediğini hatırlatan Mahmudov, Zengezur Koridoru’nun Ermenistan’ın Sünik bölgesinin gelişimini sağlayacağını vurguladı.
Zengezur Koridoru’nun bölgesel önemine işaret eden Mahmudov, “(Bu koridor) Hem Azerbaycan için hem Türkiye için ve Nahçıvan için çok önemlidir. Bu yol Orta Asya, Azerbaycan ya da Rusya pazarına girecek Türk iş adamlarının mesafesini kısaltacak. Burada 400 kilometrelik yolun kısaltılmasından bahsediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Mahmudov, Zengezur Koridoru’yla Azerbaycan ile Türkiye arasında ilk kara bağlantısının sağlanacağına dikkati çekerek Türkiye’nin bu koridor üzerinden Azerbaycan pazarına direkt bağlanacağını söyledi.
Öte yandan söz konusu koridorla Türkiye’nin Azerbaycan üzerinden Orta Asya pazarına açılabileceğinin altını çizen Mahmudov, böylelikle Orta Asya ülkeleriyle dış ve ekonomik ilişkilerin gelişiminin sağlanacağını belirtti.
Mahmudov, öte yandan Zengezur Koridoru’nun Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) kurumsallaşmasına katkı sağlayacağına işaret ederek TDT ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinin tüm bölge için önemli olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin Zengezur Koridoru’yla Çin ile de bağlantı kuracağını aktaran Mahmudov, Türk mallarının Çin pazarına, Çin mallarının da Türk pazarlarına girmesinin sağlanacağını aktardı.

“NAHÇIVAN LOJİSTİK MERKEZLERDEN BİRİNE DÖNÜŞECEK”
Mahmudov, söz konusu koridorla Nahçıvan ile Azerbaycan arasında kara yollarının açılacağını belirterek “(Bu) 30 yıla yakın süredir ablukada olan Nahçıvan’ın ekonomik gelişimi için geniş zemin yaratacaktır. Nahçıvan burada lojistik merkezlerden birine dönüşecektir.” değerlendirmesini yaptı.
Mahmudov, Zengezur Koridoru’nun Türkiye’nin Pakistan ile de ilişkilerini geliştirmesi için büyük zemin oluşturacağını söyledi.
KORİDOR, ERMENİSTAN’IN GELİŞİMİ İÇİN DE BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAK
Zengezur Koridoru’nun Ermenistan’ı nasıl etkileyeceğine ilişkin Mahmudov, Zengezur Koridoru açıldıktan sonra bölgenin sürekli gelişiminin sağlanacağını kaydetti.
Mahmudov, söz konusu koridorun açılmasıyla bölgede birçok restoran, kafe ve otelin açılacağını dile getirdi.
Zengezur Koridoru’nun Ermenistan’dan geçmesi durumunda Ermenistan’ın demir yolu hatlarının uluslararası taşımacılığa açılacağını vurgulayan Mahmudov, Ermenistan’ın Sünik bölgesinin büyük gelişim göstereceğini vurguladı.
Zengezur Koridoru’nun açılması için yapılan çalışmalara değinen Mahmudov, “Zengezur Koridoru açıldıktan sonra, artık Nahçıvan’dan Sünik bölgesine geçerek yine Azerbaycan bölgesi olan Doğu Zengezur’la kara bağlantısı kurulacak. Burada tüneller var. Eskiden, Sovyet Birliği vaktinde bu hat işliyordu. Burada tünel ve kara yolu vardı. Bu kara yolu yeniden restore edildikten sonra istihdam için de geniş imkanlar yaratacak.” diye konuştu.

Mahmudov, Zengezur Koridoru’yla “Batı Zengezur’un” Ermenistan’ın Sünik olarak adlandırdığı bölgeyle birleşeceğini, tren ve kara yollarının inşa edilmesi ve enerji hatlarının çekilmesiyle de Ermenistan’ın transit taşımacılıktan pay elde edeceğini, bunun Ermenistan’ın ekonomisi için büyük kazanç olduğunu söyledi.
“TÜRKİYE, RUSYA PAZARINA AZERBAYCAN ÜZERİNDEN DAHİL OLACAK”
Öte yandan Zengezur Koridoru hattından geçecek olan tarihi Culfa Tren İstasyonu’nun Azerbaycan ve Türkiye için büyük önem taşıdığını kaydeden Mahmudov, “Biz iki kardeş ülkeyi birbirinden ayırmıyoruz. Her ikisi için de bu yol önemli.” dedi.
Mahmudov, Türkiye’nin turizminde Rus vatandaşlarının öneminin büyük olduğuna işaret ederek “Culfa’daki mevcut tren yoluyla artık Türk iş adamları, Rusya pazarına dahil olacaktır. Zaten Türkiye Rusya pazarına dahil. Harita üzerinden baktığımızda Türkiye Rusya pazarına Gürcistan üzerinden dahil oluyor ama gelecekte Zengezur Koridoru açıldığında Türkiye, Rusya pazarına Azerbaycan üzerinden dahil olacak. Bu yol daha da kısaldı.” değerlendirmesini yaptı.
Rusya pazarının Azerbaycan ve Türk iş insanları için büyük ham madde pazarı olduğunu kaydeden Mahmudov, Rusya’dan demir, kömür ve ağır metaller ithal edebileceklerini, bu nedenle Culfa tren istasyonunun önemli olduğunu söyledi.
Açılışa Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Göksel Aşan, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, TÜİB Başkanı Hüseyin Büyükfırat, AZPROMO Direktörü Yusuf Abdullayev ve her iki ülkeden çok sayıda iş insanı katıldı.
Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat,2. Karabağ Savaşı ve sonrasındaki antiterör harekatının kahraman şehit ve gazilerini minnetle andığını söyledi. Türkiye’nin ekonomik başarılarından bahseden Bolat, “Türkiye ekonomisi 2023 yılının ilk çeyreğinde yüzde 4, ikinci çeyreğinde yüzde 3,9, üçüncü çeyreğinde ise yüzde 5,9 oranında büyümeyi başarmıştır. 2023 yılının ilk 9 ayında yüzde 4,7 büyüme elde ettik” bilgisini paylaştı.
Bolat, 2002’de 36 milyar dolar olan ihracatın son 20 yılda 7 kat artarak, 2022 yılında 254 milyar dolara yükseldiğini belirterek, “2023’ü 257 milyar dolar ile ka”patacağız. Bu rakam Cumhuriyet tarihinde ulaşılan en yüksek ihracat rakamıdır” ifadelerini kullandı. 2023’ün, dünya ekonomisi için durgunluk yılı olduğunu, dünya ticaretinin bu yıl gerilediğini hatırlatan Bolat, “Böylesine zor bir süreçte hem ekonomik büyüme hem de mal ve hizmet ihracatının artmaya devam etmesi, Türkiye’nin ekonomisinin gücünü ve dayanıklılığını göstermektedir. Türkiye ekonomisi tarih boyunca yaşadığı her zorluktan başarıyla ve güçlenerek çıkmayı başarmıştır” diye konuştu.
“AZERBAYCAN’IN YANINDAYIZ”
Bolat, Azerbaycan’la ilişkilere yönelik, “Önümüzdeki dönemde de dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanında olmayı tüm imkanlarımızla sürdüreceğiz. Azerbaycan devleti ve halkının bizim yanımızda olduğunu her zaman hissediyoruz” ifadelerini kullandı. 15 Haziran 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin müttefiklik düzeyine çıkarıldığını hatırlatan Bolat, “Bu yıl 7 milyar dolar ticaret hacmine ulaşacağız” dedi.
Bolat, iki ülke arasındaki yatırımlardan da bahsetti. “Azerbaycan’ın dünyada yatırım yaptığı ülkeler arasında Türkiye, 19 milyar dolarlık yatırımla birinci sırada geliyor. Türkiye’de 2 bin 800 Azerbaycan şirketi iş yapmaktadır. Azerbaycan’da da 5 bin 800 Türk firması bulunuyor” diye konuştu.
Bu şirketlerin yatırımları 12,5 milyar dolara ulaştı.” diye konuştu. Karabağ’ın imar ve ihyasında Türk şirketlerinin de yer aldığını bildiren Bolat, şu ifadeleri kullandı: “Karabağ’ın çok hızlı bir gelişme sağlamasını bekliyoruz. Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla, Türkiye ile Nahçıvan üzerinden Azerbaycan’a kara yolu bağlantısı sağlanacaktır. Böylece Türkiye’den Uzak Doğu’ya Azerbaycan üzerinden hızlı taşımacılık hattının, Orta Koridor’un çok daha işlek olması mümkün olacaktır. Bakü, Orta Koridor’un en önemli kavşak noktasında bulunmaktadır. Böylece İstanbul’dan Bakü’ye, Bakü’den de Türk dünyasına ve Uzak Doğu’ya sürdürülebilir, rekabetçi ve kesintisiz lojistik hat kurulacaktır.”
Bolat konuşmasını, şöyle tamamladı: “Mevcut konjonktür, ülkelerimize büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatları değerlendirerek ve 21. yüzyılı Türkiye, Azerbaycan ve Türk dünyası yüzyılı yapmak bizim elimizdedir. Bunun için devletler, hükümetler ve iş insanları olarak birlikte çalışacağız ve daha güçlü ekonomilere birlikte ulaşacağız. Bu bizim, halklarımıza karşı görevimizdir. Ticari ve ekonomik ilişkilerimize daha fazla derinlik kazandıracağız.”
]]>