Yoğun bakım servisinde tedavi gören Emine Burkay’ın beyin ölümü gerçekleşti. Vasiyeti üzerine ailesi Burkay’ın organlarını bağışladı. İzmir’den gelen ekip tarafından Burkay’dan alınan karaciğer İzmir’de bir hastaya nakledildi.
İKİSİ DE BÖBREK NAKLİYLE HAYATA TUTUNMUŞ
Emine Burkay’ın böbrek hastası olduğu, 2009 yılında babasından alınıp, kendisine nakledilen böbrekle sağlığına kavuştuğu ancak 6 ay önce tekrar eden hastalığı nedeniyle yeniden diyaliz tedavisi görmeye başladığı bildirildi. Eşi Oktay Burkay’ın da böbrek hastası olduğu ve 13 yıl önce babası Hasan Burkay’ın böbreği bağışlaması ile tekrar yaşama tutunduğu belirtildi.
‘AİLESİ VASİYETİ YERİNE GETİRİP BİR HASTAYA UMUT OLDU’
Denizli İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Berna Öztürk, Emine Burkay’ın ailesine baş sağlığı dileyerek organ bağışında bulundukları için teşekkür etti. Uzm. Dr. Öztürk, “5 yıldan fazla diyalize girmiş ve 2009 yılında babasının böbreği ile sağlığına kavuşmuş olan Emine Burkay’ın hikayesi, organ bağışının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Burkay’ın böbreği ret verince ne yazık ki 6 aydır yine diyaliz süreci başlamış olup kendisi de organ nakli beklerken üzücü bir kaza sonucu hayatını kaybetmiştir. Organ nakli bekleyen hasta olarak yaşamında bu zorlu süreçleri çokça yaşamış olan Burkay, sağlığında organ bağışçısı olmuş ve ailesine de bu konuda vasiyet etmiştir. Emine Burkay’ın ailesi acılarını bir kenara bırakarak, vasiyeti yerine getirdiler, organ bağışında bulundular ve bir hastaya umut oldular. Onlara bu konuda duyarlılıklarından dolayı teşekkürlerimi iletiyor ve baş sağlığı diliyorum” dedi.
‘ORGAN BEKLEDİKLERİ İÇİN BAĞIŞ KONUSUNDA FARKINDALIĞI YÜKSEK BİR AİLE’
Uzm. Dr. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emine Burkay’ın aynı kazada vefat eden eşi de diyaliz hastası olup, böbrek nakliyle sağlığına kavuşmuş. Diliyoruz ki kimse sağlığını kaybetmesin, organ bağışı beklemek zorunda kalmasın ama Türkiye’de ne yazık ki yaklaşık 33 bin hasta organ beklemektedir. Burkay ailesi, kendileri de uzun yıllar diyaliz süreci ve organ nakli bekledikleri için organ bağışı konusunda farkındalığı yüksek bir aileydi. Organ bağışının önemini; müdürlük olarak yürüttüğümüz ‘Her Bağış Yeni Bir Hayat Projesi’ kapsamında sağlık ekiplerimizin gayreti ile her alanda anlatmaya çalışıyoruz. Elbette, bu süreci yaşayanlar bu konuda çok daha duyarlı olabiliyorlar. Ama bizim amacımız, organ bağışında farkındalık düzeyini arttırmak ve bağış sayılarını çoğaltabilmek. Çünkü her bağış, organ nakli bekleyen hastalar için bir umut olmakta ve sağlıklarına kavuşabilmelerini sağlamaktadır. Vatandaşlarımızı da bu konuda duyarlı olmaya ve organ bağışında bulunmaya davet ediyoruz.
HABER7
Anne babasının sevmeye kıyamadığı çocukların sokak köpeklerinin vahşi saldırılarına terk edilmesini isteyen sözde hayvanseverlerin maskesi düşüyor.
Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda müzakere edilen ‘başıboş köpek düzenlemesi’ni sabote eden köpekçi STK’lar ve güdümündeki muhalefet partileri, komisyonu sabote etmek için tüyler ürperten insafsızlıklar sergiliyor.
Evladını köpeklerin parçaladığı babayı salondan attıran, kızı köpek saldırısında can veren anneyi “şov yapmakla” itham edip tartaklamaya kalkan CHP, HDP, İyi Parti ve TİP ittifakı, köpekçi sivil toplum kuruluşlarından destek görüyor.
“Merhamet” duyarı kasarak kanun çalışmasına itiraz eden “Pethsop lobisi”nin asıl gayesinin 2 milyar dolarlık evcil hayvan pazarındaki rant olduğu belirtiliyor. Hayvanseverlik maskesi altında 205 milyon lira bağış toplayan STK’ların dolandırıcılık izleri ise MASAK’ın radarına girmiş durumda…
DUYGU SÖMÜRÜSÜYLE AÇILAN RANT KAPISI
Hayvan haklarını koruma iddiasıyla açtıkları derneklerde sosyal medya yayınları, ve mama kumbaralarıyla bağış toplayan lobiler, zor durumda bulunan yaralı ve sakat hayvanların görüntülerini paylaşıyor. Dernek çalışanları bu yolla adeta hayvanseverlerin duyguları sömürüyor.

KÖPEK İÇİN TOPLADILAR EV ARABA ALIP TATİL YAPTILAR
Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) mama lobisi ile ilgili hazırladığı raporda; hayvansever vatandaşların vicdani duygularını sömürerek yapılan kampanyalar, açılan sosyal medya yayınları ve bağış kumbaraları aracılığıyla milyonlarca liraya varan maddi kaynağa erişildiğini gözler önüne seriyor.
7 bini aşkın kişi ve bin 500’ü aşkın firmanın incelendiği rapora göre, toplanan bağışlarla tatil giderleri, araç kiralama, özel okul ödemeleri, ev veya konut kredisi taksiti gibi harcamaların yapıldığı saptandı.
Raporda yer alan 21 STK’ya 2021-2024 yıllarında giren toplam bağış tutarının 205 milyon TL olduğu belirtildi.
Yolsuzluk riski görülen bu STK’lar üzerine yapılan detaylı incelemede, 11 STK hakkında, toplanan bağışları zimmete geçirilmesi kapsamında kuvvetli suç şüphesi bulunuyor. Bu çerçevede toplam 68 milyon TL tutarında suç geliri tespit edildi.

KÖPEK TERÖRÜNÜN ARKASINA BUNLAR VAR
Hayvan sevgisi kılıfıyla adeta para basan mama lobisinin “marifeti” bunlarla sınırlı değil.
Mama fiyatı, etle yarışıyor. Hayvan otelleri, pet klinikleri eklenince pasta daha da büyüyor. Pet ve mama lobilerinin, bu serveti kaybetmemek için kanuni düzenlemeyi engellemeye çalıştığı ifade ediliyor.
Türkiye gazetesinin haberine göre, günümüzde ülke genelinde 5.500 pet mağazası ve 2.000 pet kliniği bulunuyor. Bunun yanı sıra hayvan çiftlikleri, barınaklar ve pet otelleri faaliyet gösteriyor. Türkiye evcil hayvan ürün ve hizmetleri sektörü her yıl yaklaşık olarak yüzde 15 büyüyor. Kedi ve köpek mamaları neredeyse et fiyatları ile yarışıyor. Bugün iyi bir marka köpek mamasının kilogram fiyatı 400 lirayı buluyor. Aynı şekilde bilinen bir kedi mamasının fiyatı ise 400-500 lira civarında.
Türkiye’de kedi köpek mamaları konusunda 8 fabrika, üretici ve ithalatçı olarak irili ufaklı bine yakın firma faaliyet gösteriyor. Türkiye’de pet pazarının büyüklüğü 2 milyar doları geçmiş durumda.
Hayvan otelleri ve pet klinikleri de cep yakıyor. Bugün hasta bir hayvanın tedavi edilmesi, insandan farklı değil. Pet kliniklerinden içeri girmek 3 bin liradan başlıyor. Ayrıca hayvan otelleri fiyatları da uçmuş durumda. Bir köpeğin bir hafta hayvan otelinde kalması 8-10 bin lira arasında…
Türkiye’de ciddi olaylara sebebiyet veren başıboş köpeklerin son dönemdeki saldırılarından bazıları görüntülere böyle yansıdı:


Mektupta Apple, işçilerin bağışlarını İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerle bağlantılı örgütlere göndermekle suçlandı.
Bu iddianın derhal soruşturulması talep edilen mektupta, Apple’dan tüm sivil toplum örgütlerine “bağış” yapılmasını durdurması istendi.
Birçok büyük kurum gibi Apple çalışanları da “Benevity” isimli platform aracılığıyla kar amacı gütmeyen organizasyonlara bağış yapabiliyor ve karşılığında işverenlerinden “katkı payı” alabiliyor.
Bağış listesindeki kurumların arasında İsrail ordusundaki askerlere bağış toplayan “Friends of the IDF (FIDF)”, Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere katkı sağlayan “HaYovel”, “One Israel Fund”, “the Jewish National Fund” ve “İsraelGives” isimli örgütler yer alıyor.
Apple yönetimi, konuyla ilgili sorulara yanıt vermedi.
“Apples4Ceasefire” adı altında örgütlenen Apple çalışanları, nisan ayında “Filistin halkına desteklerini kefiye, iğne, bilezik veya kıyafetlerle ifade eden” Apple Store çalışanlarının disipline gönderilmesine ve işten çıkarılmasına itirazda bulunmuştu.
“APPLE, SAVAŞ SUÇLARINI DESTEKLEYEN KURULUŞLARA FON GÖNDERMEDİĞİNDEN EMİN OLMALI”
New York’ta “Bizim paramızla değil” adlı grup, eyaletteki kar amacı gütmeyen kuruluşların İsraillilerin Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da gasbettiği Filistin toprakları için bağış toplama yetkilerini ve kar amacı gütmeyen kuruluş statülerini kaybetmesi amacıyla çaba gösteriyor.

Anayasal Haklar Merkezinde kıdemli avukat Diala Shamas, yaptığı açıklamada, bağış listesinde ismi geçen kurumları “en kötü aktörler” olarak nitelendirerek “Ne yazık ki Batı Şeria ve Gazze’deki yasa dışı faaliyetleri açıkça destekleyen kuruluşlar hakkında çok az inceleme yapıldı.” dedi.
Shamas, uluslararası insan hakları hukukunu ihlal eden faaliyetlerin finansmanına karşı yasaların ABD Gelir İdaresi tarafından yeterince uygulanmadığını belirterek, bu nedenle şirketlerin ve bireylerin katkılarının potansiyel olarak yasa dışı faaliyetlerde bulunan kuruluşlara gitmediğinden emin olmaları gerektiğini söyledi.
Şirketlerin bağış yaparken genellikle bir kuruluşun federal gelir vergisinden muaf ve kar amacı gütmediğini ifade eden “501(c)(3)” statüsüne sahip olduğu gerçeğine güvendiklerini dile getiren Shamas, “Ancak bir kuruluşun kar amacı gütmeyen bir statüye sahip olup olmadığına bakılmaksızın savaş suçlarına yardım ve yataklık etmek yasa dışı.” diye konuştu.
Shamas, Apple’ın bu kuruluşların hiçbirine fon göndermediğinden emin olması gerektiğini söyledi.

APPLE’IN BAĞIŞ LİSTESİNDEKİ KURUM, İSRAİL ORDUSUNA 34,5 MİLYON DOLAR GÖNDERDİĞİNİ İDDİA EDİYOR
İsrail askerlerinin işkence, yargısız infaz ve Filistinlilere yönelik diğer suistimallerle suçlanmasının yanı sıra birçok askerin Filistinli tutuklulara yönelik yağma ve kötü muamele görüntülerini sosyal medyada paylaşması nedeniyle İsrail ordusunun davranışları ve disiplini özellikle mercek altına alındı.
Apple’ın bağışlar listesinde yer alan “Friends of the IDF”, İsrail ordusu için bağış toplamak amacıyla kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kayıtlı ve savaşın başlamasından sonraki ilk haftalarda İsrail ordusuna 34,5 milyon dolar (yaklaşık 1 milyar 114 milyon 249 bin lira) bağış aktardığını iddia ediyor.
The Guardian gazetesi tarafından Aralık 2023’te yapılan habere göre, kitlesel fonlama platformu “IsraelGives”, savaştan sonraki iki ay içinde Batı Şeria’daki “askeri, paramiliter ve yerleşim” faaliyetlerini desteklemek için 5,3 milyon doların (yaklaşık 171 milyon 180 bin lira) üzerinde bağış almıştı. Bu para orantısız şekilde Amerikalı bağışçılardan gelmişti.
Birçok diğer teknoloji şirketi gibi Apple da web sitesinde Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de dahil olmak üzere “uluslararası kabul görmüş insan haklarına saygı” çerçevesine kurumsal bağlılığını ifade ediyor.
Ancak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları başladığından bu yana BM İnsan Hakları Ofisi, İsrail ordusunun saldırılarını defalarca kınadı.

“GÖNÜL RAHATLIĞIYLA KURBANLARINIZI EMANET EDEİLİRSİNİZ”
Dizi oyuncusu Burak Haktanır, Türkiye Diyanet Vakfı’nın kurban bağışlarını güvenilir bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını vurgulayarak şunları aktardı: “Vakfın gönüllüsü olarak Gana’daki kurban dağıtım organizasyonuna katılmış ve emanetlerinizi oradaki ihtiyaç sahibi kardeşlerimize ulaştırıldığına bizzat şahitlik etmiştim. Bu yıl da Vakfın gönüllüsü olarak Endonezya’da kurban dağıtım organizasyonuna katılacağım ve emanetlerinizin orada sağlıklı bir şekilde dağıtılmasına hem katkıda bulunacağım hem de şahitlik edeceğim. Sizler de kurban bağışlarınızı gönül rahatlığıyla Türkiye Diyanet Vakfı’na emanet edebilirsiniz.”

“TÜRKİYE’DE VE 79 ÜLKEDE İYİLİK SEFERBERLİĞİ”
Sanatçı Dursun Ali Erzincanlı, Türkiye Diyanet Vakfı’nın Türkiye’de ve 79 ülkede hayırseverlerin kurban emanetlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını belirterek şu çağrıyı yaptı: “Türkiye’den Filistin’e; Afrika’dan Asya’ya dünyanın dört bir yanına uzanan bu iyilik seferberliğine siz de emanetlerinizle destek olabilirsiniz. Haydi sen de bu hayır seferberliğine katıl.”

“KURBANINI PAYLAŞ KARDEŞİNLE YAKINLAŞ”
Oyuncu Emre Üçtepe, Vakfın gönüllüsü olarak geçen yıl deprem bölgesindeki kurban dağıtımlarına katıldığını hatırlatarak, “Bu sene de inşallah Etiyopya’da milletimizin emaneti olan kurbanları kardeşlerimize ulaştıracağız. Haydi sen de bu iyilik hareketine katıl, kurbanını paylaş, kardeşinle yakınlaş.” şeklinde konuştu.

“EN GÜVENLİ ŞEKİLDE YERİNE ULAŞACAK”
Akademisyen ve Sanatçı Fatih Koca, Türkiye Diyanet Vakfı’nın kurban bağışlarını güvenilir bir şekilde canla başla ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığına dikkat çekerek, “Ben de kurbanımı Türkiye Diyanet Vakfı’na bağışlıyorum. Sizler de bağışlarsanız en güvenli şekilde yerine ulaşacaktır.” dedi.

“MİLLETİMİZİN EMANETLERİNİ ULAŞTIRMAK İÇİN YOLA ÇIKACAĞIZ”
Gazeteci Mehmet Ardıç ise hazırladığı videoda “Milletimizin güvenerek Türkiye Diyanet Vakfı’na emanet ettiği kurbanları ihtiyaç sahibi kardeşlerimize ulaştırmak bizim için büyük bir sorumluluk ve gurur kaynağı. Geçtiğimiz yıllarda yurt içinde ve yurt dışında birçok faaliyette aktif olarak rol aldım. Bu yıl ise Endonezya’da milletimizin Türkiye Diyanet Vakfı’na emanet ettiği kurbanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için yola çıkacağız. Sen de bu kardeşlik hareketine katıl ve bir kurban bağışı yaparak destek ol.” ifadelerini kullandı.

“KURBANIMIZA İHTİYACI OLAN İNSANLAR VAR”
Sanatçı Murat Kekilli, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde dünyanın birçok yerinde kurbanlara ihtiyaç duyan insanlar olduğunu hatırlattı ve TDV’nin bu konuda güvenilir bir adres olduğunu vurguladı. Kekilli, “Dünyanın birçok bölgesinde kurbanlarımıza ihtiyacı olan insanlar var. Türkiye Diyanet Vakfı da bu konuda aracılarımızdan bir tanesi. Canla başla çalışan insanlardan oluşuyor. Kurbanlarınızı TDV’ye bağışlayabilirsiniz.” dedi.

“DUALARLA BESMELELERLE KESİLİYOR”
Ses Sanatçısı Mustafa Cihat, Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldığını hatırlatarak, “Türkiye Diyanet Vakfı, her yıl olduğu gibi Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında ihtiyaç sahibi kardeşlerimiz için kurbanlarımızı bizim isimlerimizi anarak dualarla, besmelelerle kesiyor. Allah onlardan razı olsun. Bu yıl da inşallah hep birlikte kurbanlarımızı verelim. Şimdiden bayramınız mübarek olsun.” İfadelerini kullandı.

“GÖNÜLLERDE YER EDİNEBİLİRSİNİZ”
Ses Sanatçısı ve oyuncu Necip Karakaya, TDV’nin dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine kurban bağışlarını ulaştırma seferberliğine destek çağrısında bulundu ve “Kurbanlarınızı Türkiye Diyanet Vakfı’na bağışlayarak ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin gönüllerinde yer edinebilirsiniz” dedi.
“EMANETLERİNİZİN DOĞRU YERE ULAŞMASINA ŞAHİTLİK EDİYORUZ”
Rap sanatçısı Resul Aydemir, vakfın gönüllüsü olarak son 7 yıldır Türkiye’de ve dünya genelinde kurban emanetlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüsü olarak Ramazan’da, kurbanda sizlerin emanetlerini kardeşlerimize götürüyoruz. Emanetlerinizin doğru yere ulaşmasına şahitlik ediyoruz. Bu sene Burundi’de Afrika’nın göbeğinde sizlerin kurban emanetlerini kardeşlerimize ulaştırmaya çalışacağız. Sen de bu seferberliğe katıl.”

“KARDEŞLİK SEFERBERLİĞİNE KATIL”
Milli güreşçi Rıza Kayaalp da vakfın insani yardım çalışmalarına gönüllü olarak katıldığını belirterek, “Her yıl olduğu gibi bu sene de Türkiye Diyanet Vakfı, başta ülkemiz ve Filistin olmak üzere dünyanın dört bir yanında milletimizin kurban emanetini ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Haydi, sen de kardeşlik seferberliğine katıl, kurbanını paylaş kardeşinle yakınlaş.” diye konuştu.
TDV’YE KURBAN VEKALETİ NASIL VERİLEBİLİR?
Türkiye Diyanet Vakfı bu Kurban Bayramı’nda Türkiye’de ve 79 ülkede vekaletle kurban kesmeyi planlıyor. Kurbanlarını TDV aracılığıyla kestirmek isteyenler www.tdv.org ve bagis.tdv.org web adreslerinden, Android ve Apple store mağazalarından indirilebilen mobil bağış uygulamasından kurban vekaletlerini verebilecekleri gibi il ve ilçe müftülükleri, TDV şubeleri, din görevlileri, tüm PTT şubeleri ve bankalar aracılığıyla da Türkiye Diyanet Vakfı kurban programına katılım sağlayabilirler. Yurt dışında yaşayanlar ise din hizmetleri müşavirlikleri, ataşelikler, koordinatörlükler ve bu ülkelerdeki cami dernekleri ile din görevlileri vasıtasıyla kurban vekaletlerini verebilirler.
Bu kapsamda 3 kıta ve 30 ülkede ihtiyaç sahibi mazlum ve mağdur bölgelere ulaşılarak kardeşlik bağlarımız güçlenecek.
Çeyrek asırdır Kurban organizasyonu gerçekleştiren Deniz Feneri Derneği’nin bu bayram belirlemiş olduğu kurban bedeli ise Yurtdışında 3600 TL olurken yurt içi vekalet ücreti 12000 TL olarak belirlendi.

Ayrıca Gazze’de kesilmek üzere kurban vekaleti vermek isteyenler için rakam 7000 TL olurken Yemen 6000 TL Arakan 4500 TL Suriye 12000 TL olarak belirlendi.
Vekalet yoluyla kurbanlarını derneğe bağışlamak isteyen hayırseverler, kurban çalışmaları için belirlenen ülkeler arasından dilediğinde kurbanını kestirip ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak.
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av Mehmet Cengiz yaptığı kısa açıklamada şunları söyledi Kurbanların bir bölümünün Türkiye’de, bir bölümünün İsrail zulmünün yaşandığı Gazze’de bir diğer bölümünün ise yurt dışında açlık, yoksulluk ve iç çatışmaların yoğun olarak yaşandığı ülkelerde kesilerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak” dedi.
PEKİ DENİZ FENERİ DERNEĞİ NE YAPACAK?
Yüzyılın iyilik hareketi, 2024 yılı Kurban çalışması kapsamında Türkiye ile birlikte 30 ülke ve bölgede kurban bağışlarını sahiplerine ulaştıracak.
DENİZ FENERİ GÖNÜLLÜLERİ YOLLARA DÜŞECEK
Deniz Feneri Derneği gönüllüleri, hayırseverlerin kurbanlarını kesip muhtaçlara ulaştırmak için yollara düşecek. Kimisi saatlerce uçak yolculuğu yapacak, kimisi doğru dürüst yolu bile olmayan bölgelerde zor şartlar altında ihtiyaç sahiplerine ulaşacak. Gittikleri bölgelerde derneğin gönüllüleri, her şeye rağmen kendilerine emanet edilen kurbanları ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak.

KARDEŞLİK DUYGULARI GÜÇLENECEK
Deniz Feneri Derneği, kurban hisselerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırırken toplumlar arasında bir kardeşlik köprüsü kurmak ve insanlara umut ışığı olabilmek için bölge insanlarını sevgiyle kucaklayacak
Dernek, bağışçılarının vekalet yoluyla bağışladıkları kurbanları dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara ulaştırmasıyla birlikte, Müslümanlar arasındaki kardeşlik, paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeyi hedefliyor.
İNSANİ YARDIMDA ÖNCELİKLİ BÖLGELER
Derneğin kurban organizasyonunda öncelik mülteci kampları, savaş, doğal afet, kronik açlık ve yoksulluk bölgeleri ile yaşlılar, kimsesizler, dullar, yetimhaneler, ve hastanelere verilecek.
BİNLERCE YETİME BAYRAMLIK KIYAFET
Deniz Feneri, ayrıca Türkiye ile birlikte toplamda 30 ülkede binlerce yetime bayramlık kıyafet yardımında bulunmayı planlıyor.
Tüm hayırseverler 1050 TL karşılığında yetim çocuklara bir bayramlık hediye edebilir ya da dilerlerse BAYRAMLIK yazıp 5560’ye göndererek projeye 25TL destekte bulunabilirler.

3 KITADA KURBAN ORGANİZASYONU
Afrika’dan Balkanlara, Güneydoğu Asya’dan Ortadoğu’ya kadar üç kıtada ihtiyaç sahiplerine ve yetimlere ulaşacak olan dernek bu yıl da kurban çalışmaları için yollara düşecek.
Kurbanlıklar Nasıl Kesiliyor?
-Kurbanlıklar Deniz Feneri görevlilerince kesim yapılacak olan ülke ve bölgelerde kurban olma özelliklerine uygun olarak satın alınır.
-Kurbanlıklar İslami usullere uygun olarak kesilir.
-Kesilen kurbanlar ihtiyaç sahiplerine elden dağıtılır.
-Kurban kesimlerinin gerçekleştiğine dair bilgi, kısa mesaj ile vekalet sahiplerine iletilir. Ayrıca kurban kesimi sırasında alınan video da link olarak vekalet sahibinin cep telefonuna gönderilir.
Kurbanınızı Nasıl Bağışlayabilirsiniz?
Bağışlar, Deniz Feneri Derneği’nin merkezlerine gidilerek elden, internet üzerinden online olarak ya da kurumun 0212 414 60 60 numaralı telefon numarasından detaylı bilgi alınarak yapılabilecek.
Kurban bağışları www.denizfeneri.org.tr adresli internet sitesinden kredi kartı ile, bankalarda bulunan Deniz Feneri Derneği bağış hesaplarından ya da 0212 414 60 60 no’lu çağrı merkezi üzerinden kredi kartı ile yapılabilecek.
Kurban kesimlerinin gerçekleştiğine dair bilgi, kısa mesaj ile vekalet sahiplerine iletilecek.

Yalova – Bursa kara yolunda 12 Nisan tarihinde motosikletin otomobile arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada, motor sürücüsü Ziya Ö. (20) ve arkadaşı Melek Karakaş yaralı olarak Yalova Eğim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede 5 gün süren yaşam savaşını kaybeden Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencisi Melek’in kazadan 3 gün önce organlarını bağışladığı ortaya çıktı. Genç Melek’in organlarının bağışı için Yalova’ya Ankara, Bursa ve Çanakkale’den sağlık ekipleri geldi.
Melek’in ameliyatla alınan kalbi Ankara’da 15 yaşındaki bir gence nakli için yola çıkarıldı. Kalbin Sabiha Gökçe Havaalanı’ndan uçakla Ankara’ya götürüleceği bildirildi. Öte yandan böbrekler Bursa, karaciğer de Çanakkale iline sevk edildi.

BAĞIŞLADIĞINI SÖYLEDİĞİ GÜN KAZA YAPTI
Acılı anne Viorica Cristina Karakaş, kazadan kaza öncesinde sabah kızıyla evde kahvaltı yaptığını söyledi. Kahvaltıda kızının organlarını bağışladığını söylediğini belirten Karakaş, “Ben bir şey yaptım anne dedi. Ne yaptın annecim dedim. Ben organlarımı bağışladım. Dedim ki niye böyle yaptın, çok güzel bir şey ama daha erken değil mi?’ dedim. Moralim çok bozuldu, bir his girdi içime. Sonra ben çalıştığım için işe gittim ama iş yerinde halen o his üstümdeydi. Çalıştığım yerde cep telefonuyla konuşmak yasak olduğu için molalarda arıyordum. Aradım o hisle annem ne yapıyorum diye. Çalıştığım iş yerinde hatta ambulans sesi de duydum. Ben nereden biliyim” dedi.

Acılı anne kazada hatalı tarafın motosiklet olduğunu ifade ederek sürücüsünün tutuklanmasını istedi.
Abla Adile Karakaş ise kardeşinin organ bağışını kazadan 3 gün önce yaptığını fakat bunu yıllardır dile getirdiğini kaydetti.
Diğer abla Sibel Kaya ise, “Benim sadece tek isteğim, kardeşimi toprağın altına verdikten sonra motosiklet sürücüsünün normal şekilde yatağında uyumasını istemiyorum” dedi.

“ALLAH’IN MUCİZESİ”
Melek’in eniştesi Furkan Kaya ise şunları kaydetti:
“Allah’ın mucizesi gibi vefat etmiş oldu. Melek 3 gün önce annemize ben organlarımı bağışlayacağım diyor. Tamam herkes bağışlayabilir. Bu kaza başına geliyor. Araca sağdan vuruyorlar. Melek 30-35 metre fırlayıp asfalta vuruyor. Sadece beyin hasarı alıyor. Kalbi, dalağı, böbreği, hiçbir yerinde kırık çıkık yok. Organ nakli olacak her şey duruyor. Biz de zaten ona inanamadık. Bu mucize olmuş. Kardeşim 3 gün önce burada organ bağışı yapacağım diyor. Allah’ın takdiri böyle olmuş. Yine de mutlu gönderdik. Ahmet’e, Mehmet’e, Cansu’ya, Zeynep’e belki de hayat olacak, olsun. Bizim kardeşimiz Melek herkese örnek olsun. İnşallah herkes bunu yapar. Doktorlar geldi. Genç bedene ait organ bulmak zor. Sonuçta ölüm hak. Bu organ bağışı Ahmetler, Mehmetler, Cansular hayat bekliyor, yıllardır uğraşıyorlar. Bizim de başımıza gelebilirdi. Organ bağışı yapsınlar. Melek melek oldu. Bunda kötülük yok, kötü bir şey değil. İnsanlar bekliyor.”

2.5 yıldır kalp nakli bekleyen çocuk, Ankara Üniversitesi Cebeci Çocuk Hastanesi’nde ameliyat edildi; yeni kalbi nakledildikten sonra yoğun bakıma alındı. Aslan’ın durumunun ağırlaşması nedeniyle 11 aydır hastanede yatarak tedavi gördüğü belirtildi. Kazadan 3 gün önce organlarını bağışladığı ortaya çıkan Karakaş’ın karaciğeri ve böbrekleri 3 hastaya daha umut oldu.
Emin Furkan Aslan’ın durumunun iyi olduğu öğrenildi.

‘HER BAĞIŞ YENİ BİR HAYAT’
Emin Furkan Aslan nakil sırası beklediği hastanede kalp resmi çizip ‘Her bağış yeni bir hayattır’ yazmış; resimle çekilen fotoğrafını da sosyal medyada paylaşarak bağış çağrısı yapmıştı.

GÖZYAŞLARIYLA UĞURLADILAR
Yalova’da son yolculuğuna uğurlanan Melek Karakaş, 9 yıl önce vefat eden babasının yanına defnedildi. Rumen asıllı anne Viorica Cristina Karakaş, kızının tabutuna sarılarak ağladı.

PARANIN KAYNAKLARI ARASINDA İBB DE VAR
CHP’deki skandaldaki yeni gelişmeleri bugünkü köşesinde ele alan gazeteci Nedim Şener, ifade veren CHP’lilerin balya balya paraların il binasının alımı için kullanılan ‘bağış’ diye tanımladıkları ödeme olduğunu söyledi. CHP İl Başkanı Kaftancıoğlu ve ifade veren diğer belediye başkanlarının ne kaynak ne de makbuz gösterdiğini belirten Şener, “Mesele belediye başkanlarının parayı nereden bulduğuna gelince kilitleniyor. Balya balya paranın kaynaklarından birisinin de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğu ifadelere yansıyor.” dedi.
“BAĞIŞ HESABIMIZ YOK”
Soruşturma kapsamında CHP’de mali işlerden sorumlu olan Bülent Kuşoğlu’nun İfadesine dikkat çeken Şener, bu ifadeyle CHP’li belediyelerin oyununun bozulduğunu söyledi. Şener, Kuşoğlu‘nun ifadesini şöyle aktardı;
“Bu binanın (CHP il binası) tasarrufunda hiçbir eksiklik yok. Tapudaki değer neyse odur. O da 24 milyon TL’dir. Bunu da banka marifetiyle yolladık. Onlar bir ödeme yapmışlarsa ben bilmiyorum.
Parti için açılmış ve toplanmış bir kampanya paramız da bağış hesabımız da yok. Genel merkezde (CHP Genel Merkezi) kayıtlar mevcuttur. CHP bunları açıklamalıdır. Toplanan paralarla ilgili fark yatırdık diyorlar. Ama bağışlar da öyle toplanmaz. Makbuz karşılığı ya da banka üzerinden yapılır. Her yıl da bağış miktarı değişir. Bu yıl en yüksek limit 300 bin TL’dir. O tarihte 50-55 bin TL’ydi. Elden bağış bile olsa 15 milyon liranın o dönemin en üst limiti olan 50-55 bin liralık makbuzu olmak zorunda. Kaldı ki banka kayıtları da yok. Aralık sonuydu, Hazine’den yeni yardım gelmemişti. 2 parça halinde parayı kesinlikle bankadan yolladık. Ben de sonradan duydum. Aradan farklar verildiğini de duydum. Ama kurumsal olarak partinin kayıtlarında neyse benim açımdan odur. Parti kurumsaldır. Genel merkezde kayıtlar mevcuttur. Genel merkezdeki herkes bunu açıklayabilir. Ellerinde evraklar da var.”
ÜZERİNDE ÇALIŞILMIŞ İFADELER
CHP Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ile onun verdiği paraları taşıyan Melih Morsünbül’ün ifadesi birbirini tamamlayan ‘üzerinde çalışılmış iki ifade’ gibi durduğunu söyleyen Şener, “Morsünbül, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın 9 Aralık 2019 günü kendisini çağırıp bir laptop çantası vererek içinde kendisinin ve arkadaşlarının CHP’nin il binası için yaptıkları bağışların olduğunu söylemiş. Bu denli detay veren Ali Kılıç, her nedense içinde kaç TL olduğunu söylememiş. Melih Morsünbül de paranın 200 bin TL olduğunu verilen adreste sayılırken öğrenmiş. Ali Kılıç, belediye çalışanına verdiği para miktarı gibi kime teslim edeceğini de söylememiş. Sadece bir adres verip göndermiş. Morsünbül de parayı teslim ettiği yerden bir makbuz almamış. CHP’li belediye başkanı da makbuz sormamış…” ifadelerini kullandı.
PARALARI SÜREKLİ YANINDA TAŞIYORMUŞ
Şener, ifade veren kişilerin önceden çalışılmış gibi konuştuğunu belirterek ifadedeki bir noktaya dikkat çekti. Kılıç’ın ifadesinde “Bir tuğla da sen koy” kampanyası yapıldığını belirterek ifadesinde 50 bin TL bağış yaptığını 3 arkadaşından da 50’şer bin lira alarak 200 bin TL topladığını ve bu paraları belediye personeli Melih Morsünbül’ü çağırarak teslim ettiğini söyleyen Şener, Kılıç’ın paraları sürekli yanında taşıdığını iddia eden komik savunmasına değindi.
Şener, Kılıç’ın “Topladığım bağış paralarını sürekli yanımda bulunduruyordum. Çünkü bulunduğum ortamda başka bağış yapılırsa onları da bu bağış miktarının üzerine ekleyip bana söylenen kişiye teslim edecektim.” sözlerini aktardı.
“NASIL İNANDIRICI DEĞİL Mİ?”
CHP’li belediye başkanlarının verdiği ifadelerde gariplik olduğunu ifade eden Şener, “İnandırıcı değil mi?” diyerek şu ifadelere yer verdi;
Şöyle düşünün, yıllarca CHP’de siyaset yapan, Belediye Başkanı olan Ali Kılıç, isim ve telefon numaralarına kadar hatırladığı arkadaşlarından 50’şer bin TL alıyor, bir çantada sürekli yanında taşıyor. Ama her nedense kendisininki dahil 200 bin TL olan çantayı bağış toplamak için sürekli yanında taşıyan Kılıç’a başka kimse para vermiyor. Çantada 200 bin TL olduğunu bilen Kılıç, Melih Morsünbül’e bunun bağış parası olduğunu detaylı biçimde anlatıyor ama teslim ettiği çantada kaç TL olduğunu söylemiyor. Ayrıca belirli bir isim vermeden sadece eline bir adres tutuşturup parayı yolluyor. Nasıl inandırıcı değil mi?
Morsünbül ifadesinde parayı teslim ettiğini ertesi gün (10 Aralık 2019) söylemiş, Ali Kılıç ise ifadesinde Morsünbül’ün parayı adrese teslim ettikten sonra (9 Aralık 2019) arayarak bildirdiğini söylüyor.
Nedense kimsenin aklına makbuz gelmiyor. Parayı toplayanların aklına makbuz vermek, parayı verenlerin aklına makbuz istemek gelmiyor. Ali Kılıç da ‘bağış’ dediği paranın karşılığında makbuz istememiş. Nasıl inandırıcı değil mi?
Neyse gerçek ortaya çıkacak; CHP’li Bülent Kuşoğlu “Bina için yapılmış bir kampanya yok” derken, aslında kampanya arkasına gizlenmiş kirli para ilişkilerini mi işaret ediyor? Birileri kampanya arkasına kirli menfaat ilişkilerini mi gizliyor?
“Bir tuğla da sen koy” derken bakalım o “tuğla” pardon “balya” çekilip duvar yıkıldığında altında kimler kalacak.
]]>Bu kapsamda bugün CHP Parti Meclisi üyesi Turgay Özcan’ın savcılıkta verdiği ifadesinde, şüpheli Serkan Çebi’nin dostu olduğunu, söz konusu bağışların bir kısmına makbuz kesildiğini ancak hangi bağış karşılığında, kime ne kadar bağış makbuzu verildiğini bilmediğini belirtti.
O dönem Parti Genel Saymanlığından kendisinin de başkanı olduğu CHP Küçükçekmece İlçe Başkanlığına yapılacak bağışlar karşılığında verilecek makbuz koçanları gönderildiğini iddia eden Özcan, kendisinin bağışı parti adına aldığı için bu bağışlara karşılık makbuz verilip verilmemesi gerektiğini bilmediğini öne sürdü.
Bağış kampanyası devam ederken isimlerini hatırlayamadığı bazı arkadaşlarının kampanyaya destek olmak amacıyla meblağını hatırlayamadığı paraları kendisine elden teslim ettiğini aktaran Özcan, böylece 80-85 bin lira bağış parasının kendisinde toplandığını anlattı.
“PARANIN BELİRTİLEN ADRESTE KİME TESLİM EDİLECEĞİ BANA SÖYLENMEDİ”
Özcan, 9 Aralık 2019’da ismini hatırlayamadığı CHP İstanbul İl Başkanlığından bir yöneticinin kendisini arayarak toplanan paraları söz konusu adrese götürmesini istediğini ancak kendisinin o sırada müsait olmadığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Kendisine güvendiğim, uzun yıllar dostum olan Serkan Çebi’yi arayarak durumu anlattım. Geldiğinde kendisine bir poşet içerisinde toplamış olduğum bağışları verdim ve hatta kendisine bu poşette bulunan paraları 100 bin liraya tamamlayarak kendisine verdiğim adrese götürüp teslim etmesini istedim. O da kabul etti. Kendisi de vermiş olduğum bağış paralarının üzerine 15-20 bin lira ekleyerek toplamda 100 bin lira olmak üzere belirtilen adrese götürdü. Paranın belirtilen adreste kime teslim edileceği bana söylenmedi.”
Özcan’a kendisinin para verip karşılığında makbuz alıp almadığının sorulması üzerine şüpheli, hatırlayamamakla birlikte yaklaşık 8-10 bin lira bağışladığını söyleyerek, şöyle dedi:
“Ben bağış kampanyası yapıldığı dönemde CHP Küçükçekmece İlçe Başkanı olmama ve Parti Genel Saymanlığından benim de başkanı bulunduğum CHP Küçükçekmece İlçe Başkanlığına makbuz koçanları gönderilmesine rağmen bana teslim edilen paralar karşılığında bu arkadaşlara makbuz vermedim. Hatta parayı benden teslim alarak görüntülerini çekildiği ofise götüren arkadaşım Serkan Çebi’nin benim teslim ettiğim paranın üzerine eklemiş olduğu 15-20 bin lira karşılığında da herhangi bir makbuz veya belge vermedim. Zaten uzun yıllar bu insanlar beni tanıdığı için bana güvenirler ve hiçbir şekilde benim bu parayı amacım dışında kullanmayacağımı bilirler.”
“BAĞIŞLARA KARŞILIK MAKBUZ VERMEMENİN SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM”
Söz konusu paraların usule uygun bir şekilde toplanıp toplanmadığını veya belgelendirilip belgelendirilmediği konusunda sorumluluk ve yetkinin Genel Merkeze ait olduğunu, paraların bir kısmına makbuz kesilmiş olabileceğini, durum böyleyse kendilerinin biz bu makbuzları zaten Genel Merkeze gönderdiklerini ifade eden Özcan, “O tarihlerde Parti Genel Saymanlığından bağışların karşılığında verilecek makbuzlar gönderilmişti. Ancak bizzat benim yaptığım ve bana yapılan bağışlara ilişkin herhangi bir makbuz kesmedim veya bu kişilere vermedim. Partiye yapılan bağışlara karşılık olarak makbuz veya herhangi bir belge vermemenin suç olduğunu da bilmiyordum.” diye konuştu.
SORUŞTURMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin resen soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz, CHP İstanbul İl Başkanlığının bulunduğu binayı CHP’ye satan Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Şirketi’nin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ifadesi alınmıştı.
Söz konusu görüntülerde yer aldığı tespit edilen Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel’in “şüpheli”, hukuk bürosunun sahibi Gökhan Taşkapan’ın ise “bilgi sahibi” sıfatıyla ifadesinin alındığı soruşturmada, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin oğlu Serkan Çebi, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın danışmanı Melih Morsümbül, iş insanı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ile Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin de şüpheli olarak ifade vermişti.
Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için re’sen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Danışmanı Melih Morsümbül ve iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti.

“ARKADAŞLARIM BENIM BU PARAYI BAĞIŞ KAMPANYASI KAPSAMINDA CHP İL TEŞKİLATINA TESLIM EDECEĞİM KONUSUNDA BANA GÜVENİYORLARDI”
10 şüphelinin ifade verdiği soruşturma çerçevesinde, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç da 11.kişi olarak ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade verdi. Şüpheli Kılıç’ın ifadesinde, “2019 yılının sonbaharında CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın başlattığı ‘Bir Tuğla da Sen Koy’ bağış kampanyasından toplanacak paralarla CHP İstanbul İl Başkanlığı binası alınması planlanıyordu. Bu husus parti toplantılarında sürekli olarak konuşulan bir konuydu. Ben de CHP Parti mensubu olmam nedeniyle bu kampanyaya destek vermeyi uygun gördüm. Bu kapsamda kendim 50 bin lira bağış yaptım. Yine samimi olduğum arkadaşlarımdan da bu kampanyaya destek olmalarını rica ettim. Arkadaşlarımdan olan Ercan Konak 50 bin lira, Hüseyin Kalkan 50 bin lira, Vedat Ali Aydın 50 bin lira olmak üzere toplamda 200 bin lira bağış parası topladım. Arkadaşlarım bağış paralarını doğrudan bana teslim ettiler çünkü benim bu parayı bağış kampanyası kapsamında CHP İl Teşkilatına teslim edeceğim konusunda bana güveniyorlardı. Topladığım bağış paralarını da sürekli olarak yanımda bulunduruyordum çünkü bulunduğum ortamda başka bağış yapılırsa onları da bu bağış miktarının üzerine ekleyip bana söylenen kişiye teslim edecektim” dedi.

“KAMPANYANIN BAŞLATILMASINDA VE PARALARIN TOPLANMASINDA SORUMLULUK CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI’NA AİTTİR”
CHP İstanbul İl Teşkilatından birisinin kendisini arayarak paraları kendisinin belirttiği adrese götürmesini istediğini söyleyen Kılıç, “Bana telefondan bir adres gönderdi. Ben de müsait değildim bu nedenle Melih Morsümbül’ü arayarak bulunduğum yere çağırdım. Toplamda 200 bin lirayı kendisine vererek iletilen adrese götürmesini istedim. O da kendisine denileni yaptı, ona herhangi bir kişi ismi vermedim. Aynı gün parayı belirtilen adrese götürdü, orada bulunan kişilere teslim ettiğini söyledi. Konu bu şekilde kapandı. O tarihlerde parti binası alınması için herkes seferber olmuş durumdaydı. Bu nedenle parayı verdiğimiz anda makbuzun alınıp alınmamasının çok önemli olduğunu düşünmedim. Bağış makbuzlarını CHP İstanbul İl Teşkilatının daha sonra bana göndereceğini düşündüm. Sadece İl Binası alınmasına destek olmak amacıyla kendimin ve yakın arkadaşlarımın yaptığı bağış paraları oraya gönderilmiştir. Benden bizzat bağış yapmamı isteyen kimse yoktu. Toplantılarda sürekli olarak herkesin imkanları ölçüsünde bu kampanyaya gönüllü olması isteniliyordu. Ben de gönüllü olarak kampanyaya destekte bulundum. Kampanyanın başlatılmasında ve paraların toplanmasında sorumluluk CHP İstanbul İl Başkanlığı’na aittir. Yine satın alınan İl Binası için elden ödenen paranın parti gideri olarak kayıtlara girip girmediği hakkında bir bilgim yoktur” ifadelerini kullandı.



Kısa sürede sosyal medya platformu X’te ‘en çok ilgi çeken başlık’ (TT) olan görüntülere yorum yapan vatandaşlar, paranın nereden geldiği, kime gittiği ve nerelere harcandığı sorularını sordular.
Görüntülerde balyalar halinde masaya dizilen milyonlarca lira, çevresindeki kişiler tarafından tasnif edilerek etiketleniyor ve siyah seyahat valizlerine yerleştiriliyor. 
“İMAMOĞLU’NUN KASASI”
Görüntülerde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde Beylikdüzü Belediyespor Başkanlığı yapan, İmamoğlu İBB Başkanı seçildikten sonra da İBB Spor Başkanlığı’na getirilen Fatih Keleş dikkati çekiyor.
Keleş’in, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminden beri İmamoğlu’nun ‘kasası’ olarak tanındığı belirtiliyor. Keleş ayrıca, İmamoğlu’nun hemşehrisi ve İBB Belediye Meclis Üyesi.
NEREDEN GELDİ, KİME GİTTİ
Görüntüler kısa sürede X’te en çok etkileşim alanlar listesinde üst sıralara çıktı. Habere yorum yapanlar, paranın nereden geldiğini, kime gittiğini ve ne için kullanıldığını sorgulayan paylaşımlar yaptılar.
CHP Kurultayı öncesinde ve İmamoğlu’na destek vermek için İyi Parti’den istifalar yaşanırken, İmamoğlu’nun delege ve İyi Partili bazı isimleri ‘satın aldığı’ iddiaları ortaya atılmıştı. Örneğin 7 Aralık 2023’te CHP ile ittifak yapılmamasını eleştirerek istifa eden İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu için İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan “İmamoğlu satın aldı” paylaşımı yapmıştı.
Arslan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Özel Kalem Müdürlüğü ve ABB İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra İYİ Parti’den Ankara Milletvekili seçilmişti.
‘ÇUVALLA PARAYI ONGUN ALDI’
Siyasal iletişimci Atılgan Bayar, 2019 kampanyasında destek olduğu İmamoğlu için basın danışmanı Murat Ongun’a verilen ‘çuvalla para’yı açıkladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz bedelli askerliğe kaçanların oyunu istemiyoruz” sözleri üzerine, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bedelli askerlik yaptığını açıklayan ‘asker arkadaşı’ siyasal iletişimci Atılgan Bayar, 2019 seçimi öncesi İmamoğlu’na verilen “çuvalla para”yı gündeme taşıdı.
Bayar, dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dizisinde, 2019’da yapılan yerel seçimlerde, tekrarlanan seçim dahil İmamoğlu’na yardım ettiğini belirterek, bu yardımlarını şöyle ifade etti:
“Dinle Ekrem; sana kazandıran bir seçim stratejisi yazdık mı? Yazdık. O kollarını çevirdiğin konuşmanı asistanım cep telefonuna gönderdiği SMS’lerle tane tane besledi mi? Besledi. Sinan Çetin’in ekibine sana iki film çektirdim mi? Çektirdim. Bütün bunlar için, sadece iki şarkının teliflerini sahiplerine ödemen dışında, senden bir şey talep ettim mi? Etmedim. Seçildikten sonra talep ettim mi? Etmedim.”
PARALAR SAÇILDI
Bayar, İmamoğlu için basın danışmanı Murat Ongun’a verilen ‘çuvalla para’yı da şöyle anlattı:
“İş adamı bir arkadaşıma Beylikdüzü’ndeki kültür merkezinde sana bir çuval bağış yaptırdım mı? Yaptırdım. Çanta patlamış da paralar yere saçılmıştı. Murat Ongun teslim aldı. Umarım o para bağış envanterine işlenmiştir.”
YEREL SEÇİMDE ‘BAĞIŞ’ YOK
Bayar’ın, paranın ‘bağış envanterine girip girmediğini’ sorgulaması dikkat çekse de, belediye başkanları seçim öncesi yasal olarak ‘bağış’ kabul edemiyorlar. Bağış mekanizması, açılan bağış hesabına yatırmak ve yasayla belirlenmiş sınırda olmak kaydıyla ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde işletilebiliyor. Bayar’ın açıklamalarına, İmamoğlu ve Murat Ongun’dan bir cevap gelmedi.
Havadan, karadan ve denizden kuşattığı şehirde en az 13 bin 430’u çocuk, 8 bin 900’ü kadın olmak üzere 30 bin 800 sivili katletti.

Okul, hastane, ibadethane ve bütün yaşam alanlarını yok eden İsrail on binlerce insanı da yerinden etti.
Hayatta kalan insanlar ise zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Filistin’de durum her geçen gün daha da kötüleşiyor.

İsrail, Gazzelilerin temel insani ihtiyaçlara dahi ulaşmasına engel oluyor.
Hatta yardım almak için meydanlara toplanan masumlara dahi acımasızca kurşun yağdırdı.
İşte bu şartlar altında Deniz Feneri Derneği Gazze’ye yardım için bütün imkanlarını seferber etti.
Onlarca yardım kampanyası düzenleyerek Gazze’ye umut olmak için seferber olmuş durumda.
Filistin dışında iç savaş, göç ve yoksulluk sebebiyle ihtiyaç yoksulluk içindeki Afrika ülkelerini de Ramazan ayında yalnız bırakmıyor.
Bu yılki faaliyet sloganını “Bağışlayın Bereketlensin” olarak belirleyen Deniz Feneri Derneği, iftar sofraları, zekât, fitre, fidye, gıda paketi ve bayramlık elbise dağıtımlarıyla 1 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor.
Uzun yıllardır dünyanın çeşitli mazlum coğrafyalarında Ramazan çalışmaları yapan Deniz Feneri Derneği bu yıl da Türkiye’de ve dünyada 3 kıta 25 ülkede yardım faaliyetleri gerçekleştirecek.

Dernek, iftariyelik ikramlarında ve kumanya dağıtımlarında bulunacak, çocuklara bayramlıklar hediye edecek.
Ayrıca, bağışçıların zekât, fidye ve fitreleri de dernek tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.
Çalışmalardan; Afrika, Asya, Orta Doğu ve Balkanlar bölgesi dahil 1 milyon ihtiyaç sahibi kişinin istifade etmesi hedefleniyor.
25 ÜLKEDE İFTAR SOFRALARI KURULACAK
Yüzyılın iyilik hareketi yardımlarını bu yıl yine uzak diyarlara ulaştıracak.
Afganistan, Bangladeş , Filistin, Lübnan, Somali, Sudan, Yemen’inde aralarında bulunduğu 25 ülkede gıda kolisi dağıtımı yapılacak.
Koli içeriği, dağıtım yapılacak ülkelerin beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak oluşturuluyor.
Türkiye’de dağılacak kumanya paketlerinin içerisinde yer alan ürünler şu şekilde: Pirinç, şeker, reçel, nohut, bulgur, kırmızı mercimek, ayçiçek yağı, makarna, arpa şehriye, tel şehriye, tuz, yeşil mercimek, çay, kuru fasulye, pirinç, un, zeytin.
Öte yandan, dernek tarafından yurt içinde ihtiyaç sahibi 50 bin aileye de gıda kartı dağıtılması planlandı”
“Bağışçılar, yapacakları 130 TL’lik destekle bir kişinin iftarlığını karşılayabilecek.
15 RAMAZAN YETİMLER GÜNÜ
Ramazan ayı kapsamında çocuklara yönelik çalışmalar da planlandı.
Bu çerçevede, yurtiçi ve yurtdışında 10 binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafetler hediye edilecek.
Hayırseverler, 1050 TL’ye bir çocuğun bayramlık ihtiyacını karşılayabilecek.
Ramazan ayı boyunca yetimlere yönelik iftar programları ve 15 Ramazan
“İslam Dünyası Yetimler günü” olarak kabul edilen Ramazan’ın 15’ci günü, 25 ülkede yetim sofraları kurup, bayramlık ve yetim harçlığı dağıtılması planlandı.
ADAK, AKİKA, ŞÜKÜR KURBAN
Deniz Feneri, hayırseverlerin adak, akika ve şükür kurbanlarını bu Ramazan da da keserek, ihtiyaç sahibi, dul, yetim, öksüz, fakir ve muhtaç ailelere dağıtıyor. Adak kurban bedeli: yurt içi 7.500 TL, yurt dışı 3.200 TL’dir.

FİTRE VE ZEKAT
Deniz Feneri Derneği bağışçılardan emanet aldığı zekat ve fitreleri de Ramazan’da on binlerce kişiye ulaştırmayı hedefliyor.
-FITRE yazıp 5407’ye SMS göndererek 130 TL
Türkiye’nin bağış hattı 5560’tan da 1 SMS karşılığı 25 TL bağışlanabilir.
Ramazan ayı boyunca gerçekleştireceği insani yardımlara destek olabilirler.
Ayrıca, daha yüksek tutarlarda bağış yapmak isteyen hayırseverler, Deniz Feneri’nin banka hesaplarından, internet sitesinden online olarak veya 0212 414 60 60 numaralı telefonu arayarak çağrı merkezimizden bağışlarını yapabilirler.

AV. MEHMET CENGİZ’DEN RAMAZAN MESAJI
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av. Mehmet Cengiz’in Ramazan Ayı mesajı:
Oruçlarımızla, namazlarımızla, okunan mukabelelerle bir Ramazan Ayına daha kavuşuyoruz.
Bu kutlu ayda nefis muhasebesi yaparak kulluğumuzu gözden geçirip; muhtaçlara elimizi ve gönlümüzü açarak kardeşliğin tadını yüreğimizde hissedeceğiz.
İçimizdeki ibadet aşkı, insan sevgisi, ihtiyaç sahiplerine el uzatma isteği her zamankinden daha coşkulu bir şekilde davranışlarımıza inşAllah yansıyacak.
Bu vesile ile Filistin’de, İsrail’in uyguladığı devlet terörü altında soykırıma uğratılan Ramazan-ı Şerif’e kan ve gözyaşıyla giren kardeşlerimizin yanında olduğumuzu söyleyerek, bütün İslam alemine birlik ve beraberlik diliyorum.
]]>Vakıf, iftariyelik ikramlarında ve kumanya dağıtımlarında bulunacak, çocuklara bayramlıklar hediye edecek. Ayrıca, bağışçıların zekât, fidye ve fitreleri de vakıf tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Çalışmalardan; Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’daki 3 buçuk milyon kişinin istifade etmesi hedefleniyor.

95 BİN AİLEYE GIDA KUMANYASI DAĞITILMASI HEDEFLENDİ
800 TL olarak belirlenen kumanya paketlerinin Türkiye’nin 81 ilinde toplam 50 bin aileye ulaştırılması amaçlanıyor. Yurt dışı çalışmaları kapsamında da toplamda 45 bin ihtiyaç sahibi aileye gıda kumanyası ulaştırılması hedefleniyor. Kumanya paketlerinin içeriği, dağıtım yapılacak ülkelerin beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak oluşturuluyor. Türkiye’de dağılacak kumanya paketlerinin içerisinde yer alan ürünler şu şekilde:
“Pirinç, şeker, reçel, nohut, bulgur, kırmızı mercimek, ayçiçek yağı, makarna, arpa şehriye, tel şehriye, tuz, yeşil mercimek, çay, kuru fasulye, pirinç, un, zeytin.”
Öte yandan, vakıf tarafından yurt içinde ihtiyaç sahibi 15 bin aileye de gıda kartı dağıtılması planlandı.

İFTAR SOFRALARI KURULACAK, BAYRAMLIKLAR HEDİYE EDİLECEK
Bağışçılar, yapacakları 130 TL’lik destekle bir kişinin iftarlığını karşılayabilecek. Ramazan çalışmaları kapsamında vakıf tarafından çocuklara yönelik çalışmalar da planlandı. Bu çerçevede, yurtiçi ve yurtdışında 100 bin yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafetler hediye edilecek. Hayırseverler, 750 TL’ye bir çocuğun bayramlık ihtiyacını karşılayabilecek. Ayrıca, Ramazan ayı boyunca yetimlere yönelik iftar programları ve 15 Ramazan Dünya Yetimler Günü’ne özel programların düzenlenmesi de hedefleniyor.
İHH, bağışçılardan emanet aldığı zekât ve fitreleri de Ramazan’da on binlerce kişiye ulaştırmayı amaçlıyor.

GEÇEN SENE NELER YAPILMIŞTI?
– İHH, 2023 yılı Ramazan çalışmaları kapsamında, 4 milyon 744 bin kişiye yardım ulaştırdı.
– Yardımlardan, deprem bölgeleri ağırlıklı olarak yurt içinde 2 milyon 704 bin, yurt dışında ise 2 milyon 40 bin kişi istifade etti.
-3 milyonu aşkın iftar ve sahur yemeği ikramında bulunuldu.
– 23 bin 504 aileye fitre, fidye ve zekât dağıtıldı.
– 275 bin 640 adet gıda kumanyası dağıtıldı.
-Kumanyalardan 1 milyon 378 bin bin kişi istifade etti.
– 58 bin 748 yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafet hediye edildi.
– Türkiye genelinde 23 bin 584 aileye gıda kartı dağıtımı gerçekleştirildi.
-7 bin 915 çocuğa “Ramazan Çocuk Paketi” ulaştırıldı.
-Suriye’de 900 bin 480 paket ekmek, 2 bin 200 aileye gıda kartı, 48 bin 879 aileye ise hijyen paketi dağıtıldı.
-144 bin 72 kişiye 432 bin 218 adet muhtelif giyim eşyası ulaştırıldı.

DESTEK OLMAK İÇİN
Hayırseverler, Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerindeki ihtiyaç sahibi Müslümanlar için zekâtlarını, fitrelerini, sadakalarını ve kumanyalarını bağışlayarak İHH’nın Ramazan boyunca gerçekleştireceği kampanyalara destek olabilirler. Bağışçılar;
-FITRE yazıp 4072’ye SMS göndererek 130 TL,
-IFTAR yazıp 4072’ye SMS göndererek 130 TL,
-KUMANYA, BAYRAMLIK ya da IFTAR, kelimelerinden birini yazıp 3072’ye SMS göndererek 30 TL katkıda bulunabilirler. Ayrıca, daha yüksek tutarlarda bağış yapmak isteyen hayırseverler, İHH’nın banka hesaplarından, internet sitesinden online olarak ve en yakın İHH temsilciliğine başvurarak yardımda bulunabilecek.
KİTABIN ÖNSÖZÜNÜ CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN KALEME ALDI
Kuşe kağıda Çekçe ve İngilizce basılan, Türkçe dahil üç dilde açıklamalar ile tasarlanan renkli ve siyah beyaz fotoğraflarla 250 sayfa kalınlığındaki prestij kitabı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Dr. Hakan Fidan da birer önsöz kaleme aldı. Kitabın ilk tanıtımı Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky ile birlikte yapıldı. Sınırlı sayıda basılan ancak aynı zamanda dijital olarak da hazırlanan eser kitapseverlerin erişimine sunulacak.

Tanıtım toplantısında konuşan Türkiye’nin Prag Büyükelçisi Egemen Bağış ile Çek Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky, Prag Kalesi eski Baş Küratörü Profesör Jaroslav Sojka tarafından kaleme alınan kitabı kamuoyuna sunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Büyükelçi Bağış, eşi Beyhan N. Bağış’ın öncülüğünde ve koordinasyonunda oldukça özverili bir ekibin 2 yılı aşkın bir süredir üzerinde çalıştığı kitap ile 2024 yılını karşılamaktan büyük memnuniyet duyduklarını vurguladı. Bağış, eşine teşekkür ederek “Pandemi sürecinde yaşanan kısıtlamalar ve birçok etkinliğin organizasyonumuzun yoğunluğu sırasında insanüstü emek ve çaba verilerek, hafta içi ya da sonu demeden, gece, gündüz çalışılarak bu kitap yayınlanabildi. Beyhan hanımın koordinasyonu, kararlılığı ve azmi olmasaydı bu eser yayınlanamazdı” dedi.
DOSTLUĞUN 100’ÜNCÜ YILINA DOĞRU
Bağış; “Cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yıl dönümünü kutladığımız 2023 senesinin sonuna yaklaştığımız şu günlerde, Türkiye ve Çekya arasında 1924 yılında tesis edilen diplomatik ilişkilerin yüzüncü yıl dönümünü kutlayacağımız 2024 senesini karşılayacak olmanın da sevincini yaşıyoruz” dedi. Bağış, bu tarihi dönemin anısına, 2025 yılında yüz yaşına girecek olan büyükelçilik konut binası hakkında hazırlanan kalıcı eserin, Çekya ve dünyanın farklı yerlerindeki birçok kütüphane ile de paylaşılacağını bildirdi.

Egemen Bağış, “Çekya’da görev üstlenen Türk diplomatları için tarihsel bir husumetin olmadığı ve hiçbir zaman birbirine karşı savaşmamış olan dost ve müttefik bir ülkede görev yapmak bahse konu temsil misyonunu daha da önemli kılar. Muazzam ikili ilişkilerimizin güncel bir göstergesi olarak, kitap aracılığıyla da vurguladığımız gibi 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain darbe girişimi sırasında zarar gören Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Bohemya kristali avizelerini Çek Hükümeti’nin restore etme girişimi, Türk milleti tarafından derinden takdir edilmektedir. Enerji, güvenlik, savunma, turizm, kültür, eğitim ve ticaret alanlarında hâlihazırda önemli bir işbirliğimiz olsa da, ülkelerimize karşılıklı fayda sağlayacak işbirliği için çok daha büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Türkiye’nin Çeklerin en çok tercih ettiği turistik merkezlerden biri olması ve öğrenci değişim programları kapsamında Çekya’nın Türk öğrenciler tarafından en çok tercih edilen ülkelerden biri olması, ülkelerimiz arasındaki ilişkileri güçlendirme yönündeki umudumuzu pekiştirmektedir” ifadelerini kullandı.
“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DE KARLOVY VARY’DE TEDAVİ GÖRDÜ”
Bağış, “Kalıcı küresel barışa katkıda bulunmak amacıyla, NATO şemsiyesi altında ülkelerimiz arasındaki iş birliğini artırmak ve Çek Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği desteği sürdürmek ve güçlendirmek için her türlü çabayı gösteriyoruz. Prag, aynı zamanda bir dönem Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti Büyükelçisi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Türk edebiyatının klasik eserlerinden bazılarını kaleme aldığı bir şehirdir. Dilimizin en iyi ve efsanevi şairlerinden biri olması nedeniyle siyasi karşıtları tarafından bile hala saygı duyulan Nâzım Hikmet Ran, en iyi şiirlerinden bazılarını Prag’daki sürgün döneminde yazmıştır. Bir çoğumuzun bildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de yaralanıp gazi olduktan sonra Karlovy Vary’de tedavi görmüştür. Çek dilindeki bazı harflerin vurgularından etkilenmiş ve yeni alfabemizi oluştururken ‘ş’ ve ‘ç’ gibi harflerden ilham almıştır. Ancak halklarımız arasındaki en önemli bağlardan biri, Birinci Dünya Savaşı sırasında Galiçya cephesinde şehit düşen ve bugün Çek Cumhuriyeti’nin Pardubice, Hodonin ve Valesky Mezirici şehirlerinde ebedi istirahatgahlarında bulunan askerlerimize ait şehitliklerin bulunmasıdır. Binden fazla genç Türk askeri, müttefiklerimizi ve yerel halkı işgalci güçlerden korumak için burada hayatlarını feda etmiştir” dedi.
Bağış, “İkili ilişkilerimiz ve konut binamız ile ilgili az bilinen bu bilgileri ortaya çıkarırken birçok farklı kurum ve şahsın katkılarını aldık. Özellikle, bu kitabın yayınlanmasına destek olan sayın Ahmet Yüce’ye ve Türkiye’de Škoda otomobillerinin distribütörlüğünü yapan Yüce Auto firmasına destekleri için şükranlarımızı sunuyoruz. Avrupa’nın kalbinde yer alan altın şehir Prag’da ülkemizi, milletimizi ve Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil etmek bizim için büyük bir onur vesilesidir. Ülkemiz ile müttefikimiz Çek Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkilerimizi her alanda daha da geliştirme iradesine sahip olduğumuzu söylemekten gurur duyuyorum. Her zaman olduğu gibi, dost ve müttefikimiz Çek Cumhuriyeti ile ikili ilişkilerimizi her alanda daha da geliştirme iradesine sahip olmaktan da ayrıca gurur duyuyoruz. Yaşasın Türk-Çek dostluğu ve müttefikliği” ifadelerini kullandı.
‘BÜYÜKELÇİLİK KONUTU 1944 YILINDAN BERİ TÜRKİYE ENVANTERİNDE’
Kitabı hazırlayan ekibin koordinasyonunu üstlenen, Büyükelçinin eşi Beyhan Bağış ise kitabı hazırlarken, konutları ve Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti’yle ikili ilişkilerine ilişkin pek fazla bilinmeyen hususları bir araya getirdiklerini vurgulayarak “15 Mayıs 1944 tarihinden bu yana devletimiz tarafından kiralanan bu ihtişamlı bina, üzerinde bulunduğu arazisiyle birlikte, 1976 yılında rahmetli Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ve dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in vizyon ve girişimleri ile satın alınarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin envanterine katıldı” diye konuştu.
‘ÇEK PORSELENİ HER ZAMAN TÜRKLERİN İLGİSİNİ ÇEKMİŞTİR’
Beyhan Bağış “Büyükelçilerin sorumlulukları, tüm aile bireylerinin de temsil misyonunu üstlenmelerini gerektiriyor. Konutu düzenli tutmak ve her zaman misafir ağırlamaya hazır olmasını sağlamak genellikle eşlerin sorumluluğundadır. Çek cam ve porseleni her zaman Türklerin ilgisini çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda, Sultan Abdülhamit döneminden bu yana, saraylarımızda ve Cumhuriyet döneminde de bu kitabın ithaf edildiği Büyükelçilik konutumuz dâhil olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki Büyükelçiliklerimizde misafirlerimizi ağırlarken Çek kristal markası Moser ürünlerini kullanıyoruz. Çek Cumhuriyeti’nin önde gelen devlet, siyaset, sanat ve iş dünyasının temsilcilerine de gönderilen kitap aracılığıyla birçok tarihi gerçeği hatırlatma fırsatını yakaladık” dedi.
]]>