Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına tepki gösterdi. Bakan Uraloğlu ayrıca uzaya fırlatılan TÜRKSAT 6A hakkında da açıklamalarda bulundu. Uraloğlu, TÜRKSAT 6A’nın yıl sonuna doğru hizmete başlayacağını söyledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Trabzon İl Başkanlığı tarafından düzenlenen İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, “Bizler Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alpaslan’a kadar uzanan kutlu bir davaya sahip çıkıyoruz. Zulme uğrayan milletlerin, Gazze’nin, Filistin’in, Doğu Türkistan’ın sesi oluyoruz. Ay yıldızlı bayrağımız sadece bizim bayrağımız değil, dünyanın dört bir köşesindeki mazlumların bayrağıdır.
Bu vesileyle İsrail’in çoğu bebek, çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli kardeşimizi şehit ederek Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. 3 gün önce şehit olan Hamas lideri İsmail Haniye’ye Allah’tan rahmet diliyor, Filistin’deki zulmün bir an evvel sona ermesini rabbimden niyaz ediyorum. Yıllardır devam eden ve 7 Ekim’de katliama dönüşen saldırılar sonunda Gazze’deki mazlum Filistin halkına yapılan zulüm hepimizi derinden yaralamaktadır.
Bakmaya dayanmayacak seviyelerde bir vahşet yaşanıyor. İnsanlığa bu kadar mı düşmansınız? Kalbinizde merhametin zerresi de mi yok? Masum bebeklerin, masum sivillerin yakılarak öldürülmesini hiçbir inanç, hiçbir ideoloji meşru görmez, gösteremez.
Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen gün de belirttiği gibi kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikteyiz ve biz kimsenin tehditlerine boyun eğmeyiz. Bu da böyle bilinsin” diye konuştu.

‘2 BİN 251 KİLOMETRE HIZLI TREN AĞI İNŞA ETTİK’
TÜRKSAT 6A’nın yıl sonuna doğru hizmete başlayacağını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Türkiye; AK Parti hükümetlerimiz ile 22 yılda her alanda büyük atılımlar yaptı. Bazılarının hayal bile edemeyeceği projeleri milletimizin hizmetine sundu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüleri, İstanbul Havalimanı, Ordu-Giresun ve Rize-Artvin Havalimanları, İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Ankara-Niğde Otoyolları gibi küresel ölçekli mega projeleri hayata geçirdik.
2002 yılında 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 29 bin 434 kilometreye ulaştırdık. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. Türkiye’yi Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi yaptık.
Ülkemizi hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettik. Havacılıkta çağ atladık. İç hatlardaki aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye yükselttik. 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 131 ülkede 346 noktaya ulaştık. 10 Ağustos’ta da Çukurova Uluslararası Havalimanımızın açılışını da gerçekleştireceğiz inşallah.
Geniş bant abone sayımız 2002 yılında 20 bin iken bugün 93,3 milyona ulaştı ve fiber optik kablo uzunluğumuz 561 bin 695 kilometreye yükseldi. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı başarıyla fırlattık. Test süreci devam ediyor. İnşallah yıl sonuna doğru da kalıcı yörüngesine ulaşarak hizmete başlayacak” ifadelerini kullandı.

MECLİS’TEKİ ARBEDE
Kürsüde katılımcılara seslenen Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, Meclis’te yaşanan arbedeye ilişkin konuştu. Karaismailoğlu, “Değerli arkadaşlar sabrın da bir sınırı oluyor. Maalesef olmaması gereken şeyler ama sebebi sonucu belli olan bir şey. Bazılarında hak ettiği dilden konuşmak gerekiyor. Keşke olmasaydı” dedi.
İl Sağlık Müdürlüğü görevini Doç. Dr. Güner’e devrettiğini aktaran Memişoğlu, “Bunlar nöbet. Dünyadaki her makamın sonu var. Her zenginliğin, her fakirliğin sonu var. Bunu bilmemiz lazım.” değerlendirmesini yaptı.

Bakan Memişoğlu, dünyada şu anda bir vahşetin yaşandığına dikkati çekerek, bunun da hesabının verileceği günün geleceğini, bu konuda hiçbir şüpheleri olmadığını ifade etti.
Hiçbir makamın baki kalmadığını, bunun bilinciyle hareket ettiklerini dile getiren Memişoğlu, “Milletimize hizmet etmek, onların hizmetkarı olmak, bu dünya imtihanını iyi geçmek için çabalıyoruz, uğraşıyoruz. Gerçekten bizler Türk milleti olarak, medeniyet kurduğumuz zaman barış, huzur gelen dünyaya inşallah çok çalışarak yine aynı şekilde huzur ve mutluluk, iyilik getireceğiz.” diye konuştu.
Memişoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevine 2016’da atandığında büyük bir sorumluluk aldığını belirterek, 10 sene başhekimlik, 4 sene genel sekreterlik ve tıbbi direktörlük yaptığını ancak İstanbul gibi medeniyetin başşehrinin sağlığıyla ilgili bütün sorumluluğu alarak görev yapmanın, başta kendisine zor bir görev gibi geldiğini dile getirdi.

Ekip arkadaşlarıyla birlikte hep beraber 8 senenin kendi açılarından başarılı bir dönem olduğunu anlatan Memişoğlu, bu süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Müdür oldum, 15-20 gün sonra Vodafone’daki terör saldırısı oldu. Daha sonra yılbaşında Reina saldırısı oldu. Bina yıkılmasından uçak kazasına, bina yangınından salgınına, depremine kadar 8 sene boyunca burada çok şey yaşadık. Binaların ve fiziki mekanların dili olmuyor. Onları dile getirdiği zaman, esasında çok şey yaşandığının şahitleri genelde bu binalar. Özellikle Kovid’de dünyaya örnek olacak bir mücadele sergilendi. Hiçbir insanımız, hatta evdeki, huzurevindeki dahi insanımıza direkt giderek hizmet ve sağlık ulaştırmaya çalıştık. Esasında ben sadece o kahramanların görünen yüzüydüm. İstanbul’daki ilçe sağlığından aile hekimliğine, şoföründen temizlik elemanına, doktorundan hemşiresine, sağlık memuruna, başhekiminden il müdürüne kadar herkes müthiş bir kahramanlık örneği gösterdi. Onlara minnetlerimi arz ediyorum. İyi ki varlar.”
– “TOPLUMUN HASTA OLMADAN SAĞLIĞIN KIYMETİNİ BİLMESİ BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ”
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık sektörünün, sağlık çalışanının ve sağlık altyapısının dünyaya örnek olabilecek bir sistem olduğunu, bunun kıymetinin bilinmesi ve sağlık yapısının daha da geliştirilmesi gerektiğini, bunun için çabalayacaklarını ifade etti.
Sadece Kovid veya depremle mücadele etmediklerini belirten Memişoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye gönderdikleri ekiplerden bahsetti. Memişoğlu, deprem sabahında binlerce doktor ve sağlık çalışanının havalimanında bölgeye gitmek için kendilerinden talimat ve görevlendirme beklediklerini anlatarak, “Başka hiçbir ülkenin sağlıkçılarının bu kadar özveriyle deprem bölgesine emin olun koştuğunu sanmıyorum.” dedi.
Memişoğlu, temel sağlık hizmetlerini önemsediklerine işaret ederek, “İl Sağlık Müdürlüğündeyken de Türkiye’de ilk defa 2017’de konsept ve model, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan aile sağlığı merkezleri inşa ettik. Bunlar şu anda hizmet sunmakta ve çok da memnuniyeti üst seviyeye çıkarmakta. Temel sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve en önemlisi toplumun hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmesi bizim için çok değerli.” diye konuştu.
– “İNSANLARIN İYİLİĞİNİ ÖN PLANDA TUTUP, İYİLİKLE ÇALIŞARAK, ÜRETEREK BAŞARI ELDE ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Bunun yanında, 8 yılda en küçüğü 300 yataklı 28 hastanenin hizmete sunulduğunu aktaran Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, gerçekten çok büyük desteğiyle 28 hastane ilave edildi kamu sağlık sistemine. Bunların 8’i sadece Kovid’le mücadele ederken açıldı. Hepinizin malumu, Başakşehir Çam Sakura’sından Okmeydanı’na, Göztepe’sinden Başıbüyük’üne, 2 acil durum hastanesinden Sancaktepe’sine, Seyrantepe’sinden, Büyükçekmece’sinden Sultanbeyli’sinden, Sarıyer’inden birçok hastaneyi hizmete açtık hep beraber. Sadece binasını değil, insan gücünü de cihazını da hepsini temin ederek, hiç kimsenin ‘Bu hastane bitti ama hizmete açılmadı.’ demesine fırsat vermeden açtık. Ben bu ekiple gurur duyuyorum. Çok zorlu günler yaşadık, çok güzel günler yaşadık ama hep ekip olmayı bildik. Hep ekip halinde hareket ettik. Sabrettik, tevekkül ettik, çalıştık. Bizim esasında başarımızın formülü bu. İnşallah Bakanlıkta da bu şekilde hareket edeceğiz. İnsanların iyiliğini ön planda tutup, iyilikle çalışarak, üreterek başarı elde etmeye çalışıyoruz. Onun için biz koşacağız, çalışacağız. İnşallah, bazı sıkıntıları olan son zamanlarda sağlık sektörüyle, yeniden çok memnun eden, aynı zamanda sağlık teknolojisi ve bilgisi üreten bir sağlık sektörü haline getireceğiz.”
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin, lokomotif, öncü, en çok gelir getiren, en memnun olunan, sadece ülkeye değil bütün çevreye ve dünyaya sağlık, huzur, mutluluk getirecek bir sağlık sektörü ve insan gücü olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
“Ben İstanbul İl Sağlık Müdürlüğündeki görevimi çok başarılı, özellikle Kovid’de, halk sağlığında filyasyon ekiplerini, ilçe sağlık müdürlüklerini ve birinci basamağımızı yöneten Abdullah Emre Güner kardeşime veriyorum. Onun da bu konuda bizimle aynı mantıkla, aynı ilkelerle hareket ettiğini bildiğim için arkama bakmadan, güvenerek, esasında çok büyük zaman geçirdiğimiz ve İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak bana büyük gurur veren bu makamı ona tevdi ediyoruz. Allah onu utandırmasın. Allah bizleri ve onu, bize güvenenlere, milletimize, devletimize ve Sayın Cumhurbaşkanımıza mahcup etmesin.” şeklinde konuştu.
– “KOŞACAĞIZ, KOŞMAYA HAZIRIZ”
İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner de Bakan Memişoğlu’ndan müdürlüğü devralmaktan büyük onu ve gurur duyduğunu ifade etti.
Güner, “Koşacağız, koşmaya hazırız. Rabb’im bu memlekete, bu yüce millete hizmet etmeyi bize nasip etti. Sizin bize devrettiğiniz bayrağı daha yükseklere inşallah taşıyacağız.” dedi.
Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Memişoğlu ile İl Sağlık Müdürü Güner birbirlerine çiçek takdiminde bulundu. Güner, Bakan Memişoğlu’na Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi ile semazenlerin yer aldığı, sabır, tevazu ve hoşgörünün anlatıldığı bir tablo hediye etti.
Devir teslim töreni, günün anısına çekilen fotoğrafın ardından sona erdi.
Bakan Yardımcısı Aydın, törende yaptığı konuşmada, “Bakanlık olarak Türkiye Yüzyılı’nın emektarlarına huzurlu ve refah içinde hayatlarını idame ettirebilmeleri için neler yapabiliriz gayreti içerisinde olduk” dedi.

Emekliler Yılı kapsamında birçok anlaşmaya imza attıklarını dile getiren Aydın, “Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024 yılını ‘Emekliler Yılı’ ilan etmesiyle birlikte Bakan’ımız Prof. Dr. Vedat Işıkhan öncülüğünde kamu kurum ve kuruluşlarımız ve özel sektör firmalarıyla bir araya geldik. Emeklilerimiz için avantaj ve ayrıcalıklar elde ettik. Bu vesileyle tüm bakanlıklarımızla kurum ve kuruluşlarımızla ciddi mesafeler aldık” diye konuştu.
Anlaşmalarla emeklilerin yapacakları harcamalarda giyimden ulaşıma, gıdadan ev araç ve gereçlerine kadar pek çok alanda indirimler yapıldığına dikkati çeken Aydın, sosyal güvenlik il müdürlüklerinin 3 bin 700’ü aşan firmayla görüşme yaparak anlaşmalara imza attığını ifade etti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının şehirlerarası yolcu taşımacılığında emeklilere özel yüzde 20, demir yolu taşımacılığında yüzde 10 indirim yaptığını anımsatan Aydın, ayrıca PTTcell tarafından emeklilere özel uygun fiyatlı konuşma ve internet hizmeti sunan ‘Emekli Paketi’ oluşturulduğuna, PTT Kargo’da emeklilerin yüzde 20 indirimden faydalandırıldığına dikkati çekti.

Emeklilere, PTT bünyesinde bulunan misafirhanelerde 2024 yılı içinde yüzde 15, PTT lokal ve sosyal tesislerinde ise yüzde 20 indirim uygulandığını da aktaran Aydın, emeklilere yönelik çalışmalarla ilgili desteklerinden ötürü ilgili tüm kurum ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti.
“EMEKLİ VATANDAŞLARIMIZIN HAYATINI KOLAYLAŞTIRMAK ADINA ADIMLAR ATIYORUZ”
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, “Bizler de hükümet olarak emekli vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak adına adımlar atıyoruz. Elbette bu noktada tecrübesi ile günümüzün modern ihtiyaçlarını harmanlayan PTT gibi köklü bir kurumun da katkısı büyük” diye konuştu.

Sayan, yapılan işbirlikleriyle emeklilerin PTT’ye ait misafirhanelerden indirimli yararlanmasının önünün açıldığına işaret ederek, “Bizler bu ve bunun gibi çalışmaların artması için elimizden gelen desteği göstermeye hazırız” ifadesini kullandı.
SGK Başkanı Raci Kaya, emeklilerin sosyal ve ekonomik olarak refahlarının artırılması için çalışmalara hız kesmeden devam ettiklerinin altını çizerek, emeklilere daha iyi bir yaşam sunmak için yapılan bu protokollerin, başta emekliler olmak üzere tüm taraflara hayırlı olmasını diledi.

BKM Genel Müdürü Ozan Deniz, “PTT’nin sağlayacağı katkı ve kurumlarımızın işbirliğinin getireceği sinerji ile hem emeklilere TROY kart sağlanması noktasında hem de firmaların, markaların emeklilere yönelik gerçekleştirecekleri indirim ve kampanyalar noktasında daha destekleyici ve teşvik edici olacağımıza inanıyorum.” açıklamasında bulundu.

PTT Genel Müdürü Gülten de “SGK ve TROY iş birliğiyle karşılıklı imzaladığımız protokol kapsamında emekli vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran hizmetlerimizi sunmayı sürdürüyoruz” dedi.

Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Projesi kapsamında yapılan işbirliğiyle PTTBank ve TROY, emeklilerden TROY logolu banka/kredi kartı kullananlara özel indirim, fırsat, promosyon ve kampanya imkanları sağlayacak.
]]>Yumaklı, “Yakala kısırlaştır sal modeli kanun içine konulmuş. Bu modelin uygulanabilirliği istenilen düzeyde olmamış. Hayvanların sahiplendirilmesi için yoğun kampanya yapılsın. Köpekler önce sokaktan çekilip sonra rehabilite edilecek.” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yumaklı, AA Editör Masası toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Bakan Yumaklı, açıklamasında şunları kaydetti;
(Başıboş sokak köpekleri düzenlemesi) Bu alanda 2004 ve 2021’de düzenlemeler yapılmış. Bu düzenlemelerin temel sebebi o dönemlerde ortaya çıkan sorunları çözmek amacıyla. Temel olarak da şunu söyleyebiliriz. Evcil hayvanların mal statüsünden can statüsüne taşınması, dönüştürülmesi bu düzenlemeler sayesinde olmuş. 2021 yılındaki düzenlemenin temel gerekçesi o dönemde hayvanlara yapılan işkenceler çok gündemdeydi. O süreçte o sorunu çözmek üzere buradaki düzenlemeler gerçekleştirilmiş.

Bu düzenlemeleri yaparken yakala, kısırlaştır, sal modeli kanuni düzenlemenin içerisine konulmuş. Tabii geçen süreç içerisinde bu modelin uygulanabilirliği maalesef istenilen düzeyde olmamış ve popülasyon kontrol altına alınamamış. Herkesin artık kabul ettiği diye baştan söylediğim husus şu. Artık herkes kabul ediyor ki, bu popülasyonun artması sebebiyle artık sosyal hayatın farklı şekillerde ve olumsuz bir biçimde etkilenmesi söz konusu.

Hepimizin çok yakından gördüğü, bildiği ve özellikle bizleri derinden yaralayan birçok olaya da şahit olduk. Biz bu sorunu çözmek için bakanlık olarak bizim koordinasyonumuzda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı hep birlikte bir çaba başlattık. Bazı bakanlıklar dönem dönem girdiler bu çalışmanın içerisine. Ve bu teknik konuları çalıştık. Daha sonra AK Parti Grubu bizim teknik çalışmamızı ve toplumun diğer kesimlerini dinledi ve bu yasal düzenleme konusunu meclisin gündemine getirdi.
“4 MİLYON CİVARINDA BAŞIBOŞ KÖPEK OLDUĞUNU TAHMİN EDİYORUZ”
Burada şu hususun özellikle altını çizmek istiyorum. Sorun, bu hayvanların sahipsiz olma sorunudur. Sahipsizlik, sorumsuzluğu getirmektedir. Yani dolayısıyla buradaki temel bakış açımız ilk başlangıçta toplumsal hayatı etkileyen hususların elimine edilmesi ve sahiplendirme, daha sonra da popülasyonun kontrol altına alınması için kısırlaştırma, rehabilitasyon ve diğer hususlardı. Yaklaşık 4 milyon civarında bir hayvan olduğunu, başıboş köpek olduğunu tahmin ediyoruz. Neden bunu bu şekilde söylüyorum? Çünkü sürekli yer değiştiren, tam sayamadığımız, hiçbir yerel yönetimin bize net rakam veremediği bir ortamda elimizdeki verilerden hareketle bunu tahmin ettik.
“BUGÜNLERİ MUMLA ARAR HALE GELEBİLİRİZ”
Bu köpeklerin yılda bir, iki kez yavrulayabiliyor olması, her batında 6-8 hayvan, yavru meydana gelmiş olması. Bunlardan bir bölümü elbette yaşamına devam edemiyor ama, ben buradaki artış hızını herkesin kendi hesaplamasına bırakayım. Belli bir rakam söylemeye gerek yok burada. 4 milyonun üzerine eğer kontrol altına alınmazsa, bu artış hızıyla, senede iki kez doğum, her batında 6-8 yavru nereye gideceğini ben herkesin kendi hesaplamasına bırakmak istiyorum. Hiçbir şeye dokunmazsak, bu şekilde devam edilirse, karşılaşacağımız o kadar çok problem olacak ki zaten bugünü herhalde, mumla arar hale gelebiliriz.
“DÜZENLEMEYE UYMAYAN BELEDİYELER İÇİN HAPİS CEZASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Bu hayvanların sokaklarda başıboş olmasının, sahipsiz ve sorumsuz bir şekilde, sorumlusu olmayan bir şekilde yaşamına devam etmesinin getireceği, bugün itibarıyla getirdiği ve ileride getireceği sorunları herhalde herkes kabul ediyor artık. Bunun çözümü, sokaklardan bu hayvanların, evvela evvel emirde çekilmesidir. Bu konuda sorumluluğu olan tüm kurumlar, vazifelerini yerine getirecek, bu kadar basit. Yerel yönetimler, belediyeler. Ben sokaklardaki köpeklere dokunmayacağım. Onları toplayacağım şeklinde bir yaklaşım içinde olabilirler mi bu kanun çıktıktan sonra ve yaptırımı ne olacak? Olamazlar çünkü bu konuda kanun görevlerini yerine getirmeyen zaten kamu görevlileri için hali hazırda mevcut da yasal düzenlemeler de var. Ama burada tekrar belirtiliyor bu. 6 aydan 2 yıla kadar bu görevlerini yerine getirmeyenlere hapis cezası öngörülüyor.
Şunu bir kez daha söyleyelim; Sorun sokaklarda sahipsiz, başıboş köpeklerin olması sorunudur. Toplumsal hayatı etkilemektedir. Bunun çözümü sokaklardan, toplumsal hayattan bu hayvanların çekilmesidir. Ondan sonraki süreçte bunların rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, sahiplendirilmesi, sahiplendirilmeyenlerin de, barınaklarda, bakım evlerinde bakılmasıdır. Özellikle gündeme, maalesef hepsinin toplu bir imhası diye vurgulanan konu da söylendiği gibi değil. Burada, saldırgan artık işte o tariflendi, yasada da tariflenmiş vaziyette. Önce hali hazırda mevcut veteriner kanununa da atıf yapılıyor. Orada hangi hayvanların, hangi şartlarda, nasıl ötenazi yapılabileceğine dair de zaten kriterler belli. Bu vardı zaten. Bu yerine getirilmiyordu. Tekraren bu kanunda ona atıf yaparak, sorumluların, ilgililerin, bu vazifelerini yerine getirmeleri sağlanıyor.
]]>Bakan Göktaş, daha önce yüksek hızlı trene binmemiş ve bu yönde talebi bulunan devlet himayesindeki çocukların isteklerini yerine getirdi. Onlarla Konya’ya yüksek hızlı trenle giden Göktaş, çocuklarla seyahat boyunca sohbet etti, yakından ilgilendi.
Göktaş, seyahati sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, çocukların kendileri için çok kıymetli olduğunu vurguladı.
Devlet himayesindeki çocukların yaz boyunca birçok faaliyete katıldığını, çeşitli etkinliklerde yer aldığını bildiren Göktaş, “Birlikte yolculuk ettiğimiz çocuklarımız daha önce hiç yüksek hızlı trene binmemiş veya Konya’ya gitmemiş çocuklarımız.” diye konuştu.

Yüksek hızlı trene binme yönündeki isteklerini yerine getirdikleri çocukların Mevlana diyarı Konya’da kültürel ve turistik yerleri gezeceğini, çeşitli aktivitelere katılacağını aktaran Göktaş, “Çocuklarımızı güzel bir gün bekliyor. Biz de onların heyecanını paylaşıyoruz.” ifadesini kullandı.
– GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bakan Göktaş, TÜİK verilerine yansıyan doğurganlık hızının azalmasına yönelik yapılacak çalışmalara ilişkin soru üzerine, bu konunun Türkiye’nin geleceği açısından öneminin farkında olduklarını ve bununla ilgili kapsamlı çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.
Doğurganlık hızı azalması ve nüfusun yaşlanmasının sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın sorunu olduğuna dikkati çeken Göktaş, şunları söyledi:
“Bu konunun ciddiyetinin farkındayız. Türkiye hala genç ve dinamik bir nüfusa sahip ancak doğurganlık oranının azalması ileri yıllarda ülkemiz için büyük bir risk. Bakanlık olarak biz de bu konuda yoğun çalışmalar yapıyoruz. Bu konudaki politikalarımızı yeni kurduğumuz Aile ve Nüfus Politikaları Daire Başkanlığı çatısı altında çok yönlü olarak sürdürüyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde bu konuda alarm zilleri çalıyor. Bizler de bu Başkanlık altında hem yurt dışı modellerini çalışıyor hem de doğurganlık oranlarındaki düşüşün nedenlerini araştırıyor ve bununla ilgili çalışmaları yapıyoruz.”

– “ÖNEMLİ BIR SAHA ÇALIŞMASI BAŞLATACAĞIZ”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, politikaları çok katmanlı olarak geniş bir perspektifle oluşturmaya çalıştıklarını belirterek, “Bu sadece çalışan kadınları ilgilendiren bir konu değil. Meseleye sadece kadın odaklı bakmıyor, çok daha geniş kapsamlı ele alıyoruz. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde en ince hassasiyetleri tespit ederek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla ilgili önemli bir saha çalışması başlatacağız.” dedi.
Çalışmaları çok boyutlu olarak sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, “Bu konuda, Bakanlığımızla birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Sağlık, Hazine ve Maliye bakanlıkları yetkililerinden oluşan bir çalışma grubu oluşturuyoruz. Hem saha çalışmaları ile bu grubu besleyecek hem de konuyu çok boyutlu olarak ele alacağız.” diye konuştu.
– 11 BİN 11 ÇİFT, AİLE VE GENÇLİK FONU’NDAN YARARLANDI
Deprem bölgesinde pilot uygulaması devam eden Aile ve Gençlik Fonu’ndaki son duruma ilişkin soru üzerine Göktaş, projeye gençlerin yoğun ilgisinin olduğunu söyledi.
Göktaş, “Bugün itibarıyla 11 bin 11 çiftimiz fondan yararlanmak için başvurdu. 3 bin 500’den fazla gencimize evlilik ve danışmanlık hizmeti vermeye başladık.” açıklamalarında bulundu.
Proje kapsamında başvurusu onaylanan çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sağladıklarını aktaran Göktaş, “Bu ay 733 çiftimize ödemesini gerçekleştirdik. Bugüne kadar başvurusu onaylanan ve evlilik öncesi eğitim programına katılan toplam 2 bin 385 çiftin paraları hesaplarına yatırıldı. Önümüzdeki aylarda bu rakam daha da artacak.” diye konuştu.
Aile ve Gençlik Fonu projesinin uygulamasında deprem bölgesinin pilot bölge olarak seçildiğini anımsatan Göktaş, “Bu konuda yeni bir bilgiyi paylaşmak istiyorum, önümüzdeki dönemde doğum oranının en düşük olduğu üç ilimizi de pilot uygulama kapsamına almayı, Aile ve Gençlik Fonu’muzu buralarda uygulamayı hedefliyoruz.” dedi.

– SOSYAL YARDIMLARDA ARTIŞ
Bakan Göktaş, temmuz ayı memur maaş katsayılarına yapılan yeni düzenleme sonrasında sosyal yardım modelleri kapsamındaki ödemelere ilişkin soruya karşılık da yeni hizmet modelleri ve alanları geliştirmeyi, ortaya çıkacak yeni zorluklara ve risklere çözümler üretmeyi sürdürdüklerini bildirdi. Göktaş, şunları kaydetti:
“Sosyal yardım ödemelerinde yapılan artışlarla birlikte yaşlı aylığı 3 bin 504 liradan 4 bin 181 liraya yükseldi. Buna ek olarak yüzde 40-69 arası engelli oranına sahip vatandaşların aylığı 2 bin 797 liradan 3 bin 338 liraya yüzde 70 ve üzeri engelli raporu bulunan vatandaşların aylığı da 4 bin 196 liradan 5 bin 7 liraya çıktı. Evde Bakım Yardımı 7 bin 608 liradan 9 bin 77 liraya, koruyucu ailelere çocuk başına yapılan ödemelerin aylık ortalaması 8 bin 515 liradan 10 bin 159 liraya, Sosyo Ekonomik Destek hizmetinde çocuk başına yapılan ekonomik destek tutarı ortalama 5 bin 330 liradan 6 bin 360 liraya yükseldi. Ayrıca ağır silikozis aylığı da 7 bin 698 liradan 9 bin 185 liraya çıkıyor. Artış yapılan yeni ödeme tutarı, temmuz ayı ödemesi olarak ağustos dönemine yansıtılacak.”
“VAROLUŞSAL BİR FELAKET”
2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızının 2023 yılında 1,51’e gerilediğini hatırlatan Erdoğan, “Yani nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin altındadır. Bu Türkiye açısından varoluşsal bir felakettir, tehdittir. Mevcut durum ülkemiz açısından tolere edilebilir durumdan çıkmıştır.” demişti.
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 ve modernize kitlerinin alımında azaltmaya gidileceğine dair iddialara “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

IRAK İLE TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULMASI
Bakanlık kaynakları, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.
SURİYE İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM
Bakanlık kaynakları, Şam tarafından gelen son açıklamalar sonrası Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik sorulara şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”


BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın birlikte Nijer’e gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili sorulara şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız; Dışişleri Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, MİT Başkanımız, Savunma Sanayii Başkanımız ve Ticaret Bakan Yardımcımız ile birlikte Nijer’i ziyaret etmişlerdir. Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür.”

MSB’DEN SON DAKİKA AÇIKLAMALARI
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
SON BİR HAFTADA 72 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında; teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.
Bu vesileyle, 12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Rıdvan TALAY’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Terörle mücadele konusunda komşumuz Irak ile iş birliği ve görüşmelere de devam edilmektedir.
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi arzuluyoruz.
Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır.
İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır.
Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin; bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.

SINIRLARDA 340 ŞAHIS YAKALANDI
Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir.
09-11 Temmuz tarihleri arasında Vaşington’da icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte iştirak eden Sayın Bakanımız zirve kapsamında;
Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır.
Ayrıca, 06 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir.
NATO makamlarına; sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İSRAİL’İN ‘GÜVENLİ BÖLGE’DE KATLİAMLARI
İsrail’in, Han Yunus kentinde “güvenli bölge” olarak belirlediği El Mevasi’de yaşayan Filistinlilere saldırarak onlarca sivili katletmesini lanetliyoruz.
İsrail, âdeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekûn katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir.
Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesine verdiği zarar ve buranın askerî üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır.
İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda,
Aden Körfezi’nde ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden teşkil edilen Birleşik Görev Kuvveti-151 (Combined Task Force- CTF-151)’in komutası; 24 Temmuz 2024-22 Ocak 2025 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 7’nci kez deruhte edilecektir.
Söz konusu görev, ülkemizin sadece çevre denizlerimizde değil, diğer coğrafyalarda da deniz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir güç olduğunu ortaya koymaktadır.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Sri Lanka’nın ardından Umman’a liman ziyareti gerçekleştirmektedir.
Korvetimiz, 21 Temmuz’da bir sonraki liman olan Katar’a seyre başlayacak, 23-25 Temmuz tarihleri arasında Katar’ın Doha limanını ziyaret edecektir.
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilecek Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi için 22 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni icra edilecektir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, 13 Temmuz’da Emirgan/İstanbul’da başlayan “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı” bugün (18 Temmuz) Göcek/Muğla’da tamamlanacaktır.
82’nci yıl dönümünde (14 Temmuz 1942), Çanakkale Morto Koyu açıklarında 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan bir mayına çarparak batan ATILAY denizaltısı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Öte yandan, 19-21 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’de icra edilecek “Royal International Air Tattoo Hava Gösterilerinin 50’nci Yıl Dönümü” etkinlikleri kapsamında; SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ve 2 adet F-4 uçağımız ile statik gösteri yapılması planlanmaktadır.
DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE / İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir.
Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır.
Ayrıca, Aydın/Söke’deki kâğıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde icra edilmektedir. Bu kapsamda, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini” aday değerlendirme süreci devam etmektedir.
“Millî Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 20 Temmuz’da tamamlanacaktır.
Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 ve modernize kitlerinin alımında azaltmaya gidileceğine dair iddialara “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

IRAK İLE TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULMASI
Bakanlık kaynakları, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.
SURİYE İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM
Bakanlık kaynakları, Şam tarafından gelen son açıklamalar sonrası Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik sorulara şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”


BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın birlikte Nijer’e gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili sorulara şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız; Dışişleri Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, MİT Başkanımız, Savunma Sanayii Başkanımız ve Ticaret Bakan Yardımcımız ile birlikte Nijer’i ziyaret etmişlerdir. Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür.”

MSB’DEN SON DAKİKA AÇIKLAMALARI
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
SON BİR HAFTADA 72 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında; teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.
Bu vesileyle, 12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Rıdvan TALAY’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Terörle mücadele konusunda komşumuz Irak ile iş birliği ve görüşmelere de devam edilmektedir.
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi arzuluyoruz.
Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır.
İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır.
Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin; bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.

SINIRLARDA 340 ŞAHIS YAKALANDI
Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir.
09-11 Temmuz tarihleri arasında Vaşington’da icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte iştirak eden Sayın Bakanımız zirve kapsamında;
Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır.
Ayrıca, 06 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir.
NATO makamlarına; sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İSRAİL’İN ‘GÜVENLİ BÖLGE’DE KATLİAMLARI
İsrail’in, Han Yunus kentinde “güvenli bölge” olarak belirlediği El Mevasi’de yaşayan Filistinlilere saldırarak onlarca sivili katletmesini lanetliyoruz.
İsrail, âdeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekûn katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir.
Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesine verdiği zarar ve buranın askerî üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır.
İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda,
Aden Körfezi’nde ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden teşkil edilen Birleşik Görev Kuvveti-151 (Combined Task Force- CTF-151)’in komutası; 24 Temmuz 2024-22 Ocak 2025 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 7’nci kez deruhte edilecektir.
Söz konusu görev, ülkemizin sadece çevre denizlerimizde değil, diğer coğrafyalarda da deniz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir güç olduğunu ortaya koymaktadır.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Sri Lanka’nın ardından Umman’a liman ziyareti gerçekleştirmektedir.
Korvetimiz, 21 Temmuz’da bir sonraki liman olan Katar’a seyre başlayacak, 23-25 Temmuz tarihleri arasında Katar’ın Doha limanını ziyaret edecektir.
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilecek Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi için 22 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni icra edilecektir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, 13 Temmuz’da Emirgan/İstanbul’da başlayan “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı” bugün (18 Temmuz) Göcek/Muğla’da tamamlanacaktır.
82’nci yıl dönümünde (14 Temmuz 1942), Çanakkale Morto Koyu açıklarında 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan bir mayına çarparak batan ATILAY denizaltısı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Öte yandan, 19-21 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’de icra edilecek “Royal International Air Tattoo Hava Gösterilerinin 50’nci Yıl Dönümü” etkinlikleri kapsamında; SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ve 2 adet F-4 uçağımız ile statik gösteri yapılması planlanmaktadır.
DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE / İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir.
Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır.
Ayrıca, Aydın/Söke’deki kâğıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde icra edilmektedir. Bu kapsamda, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini” aday değerlendirme süreci devam etmektedir.
“Millî Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 20 Temmuz’da tamamlanacaktır.
Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
Basın toplantısında, Bakan Fidan’la birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar da hazır bulundu.

“ÇALIŞMALARIMIZ YOĞUNLAŞARAK DEVAM EDİYOR”
Fidan, seçkin bir heyetle Nijer’i ziyaret ettiklerini ve burada son derece verimli görüşmeler yaptıklarını söyledi.
“Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda Afrika ile ortaklık politikamız her geçen gün daha da kurumsallaşarak ilerlemekte. Diplomasi, ekonomi, finans, güvenlik, savunma, eğitim ve sağlık gibi alanlarda Afrika ülkeleriyle ortak çalışmalarımız yoğunlaşarak devam ediyor.” diyen Fidan, Türkiye’nin 54 Afrika ülkesinin 44’ünde büyükelçiliğinin bulunduğunu hatırlattı.

Fidan, Nijer ile tarihi ilişkilerinin Osmanlı dönemine kadar uzandığını ve son yıllarda Nijer ile ilişkileri daha yapısal bir zemine oturtmak için yoğun çaba içerisinde olduklarını belirtti.
“Afrika ile ilişkilerimizi geliştirirken buradaki halkların, kardeşlerimizin yararını ve refahını esas alacak çalışmaları hayata geçiriyoruz. Afrika’daki barış, güvenlik ve istikrar da önceliklerimiz arasında yer almakta. Özellikle bildiğiniz gibi Sahel bölgesindeki istikrarsızlık, terör sorunu her geçen gün daha da kronik bir hal almış durumda.” diyen Fidan, Nijer Başbakanı ve Ekonomi ve Finans Bakanı Ali Mahamane Lamine Zeine’nin şubatta Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlattı.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikili ilişkilere stratejik bir perspektif kazandırma vizyonunu ortaya koyduğunu, bu doğrultuda seçkin heyetle birlikte yaptıkları Nijer ziyaretinde muhataplarıyla birçok konuyu ele alma imkanı bulduklarını dile getirdi.
Terörle mücadele, eğitim, enerji, sağlık, ticaret, güvenlik, savunma dahil birçok konuyu görüştüklerini belirten Fidan, heyet olarak Başbakan Zeine ile bir araya geldiklerini, bakanların ve kurum başkanlarının muhataplarıyla ikili görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Fidan, eş zamanlı olarak üç çalışma grubu halinde, dış politika, güvenlik, savunma, enerji ve madencilik, ekonomi ve ticaret başlıklarını ayrıntılı şekilde ele aldıklarını, Nijer Devlet Başkanı Vatanın Korunması Ulusal Konseyi Başkanı General Abdourahmane Tiani tarafından kabul edildiklerini, toplantı sonuçlarını değerlendirdiklerini ve bir dizi ortak adım atma üzerinde mutabık kaldıklarını aktardı.
Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında sahip olduğu tecrübeyi dost ülkelerle paylaşma politikası izlediğini belirten Fidan, terörün Afrikalıların büyük sorunlarından biri olduğunu vurguladı.

SAVUNMA SANAYİSİ, İSTİHBARAT, ENERJİ VE EKONOMİ KONULARI KONUŞULDU
Fidan, şunları kaydetti:
“Somali’de yaptığımız gibi Nijer’de de terörle mücadele çerçevesinde savunma sanayisini ve istihbarat kapasitesini ilerletmek için neler yapabileceği hususunu ele aldık. Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın ana kaynağı olan teröre karşı ne gibi adımlar atacağımızı ayrıca tartıştık.
Eğitim ve sağlık alanında Dostluk Hastanesi, Maarif Okulları öğrenci bursları gibi faaliyetleri nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi değerlendirdik. Ekonomi ve finans konularında işbirliğinin ilerletilmesi konusunu da görüştük. Türk yatırımcılarının artması, müteahhitlik hizmetleri ticaretin ahdi zeminin güçlendirilmesi gibi muhtelif konuları ele aldık.
Enerji ve madencilik alanında da verimli görüşmelerimiz oldu. İşbirliğimizi geliştirmeyi ve yatırımları arttırmayı kararlaştırdık. Alınan kararları sistemli bir şekilde takip edeceğiz. Takvime bağlanan konuları ilgili bakanlık ve kurumlarımızla eş güdüm içinde hayata geçireceğiz. Ziyaretimizin her iki ülke için de hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
]]>Basın toplantısında, Bakan Fidan’la birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar da hazır bulundu.

“ÇALIŞMALARIMIZ YOĞUNLAŞARAK DEVAM EDİYOR”
Fidan, seçkin bir heyetle Nijer’i ziyaret ettiklerini ve burada son derece verimli görüşmeler yaptıklarını söyledi.
“Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda Afrika ile ortaklık politikamız her geçen gün daha da kurumsallaşarak ilerlemekte. Diplomasi, ekonomi, finans, güvenlik, savunma, eğitim ve sağlık gibi alanlarda Afrika ülkeleriyle ortak çalışmalarımız yoğunlaşarak devam ediyor.” diyen Fidan, Türkiye’nin 54 Afrika ülkesinin 44’ünde büyükelçiliğinin bulunduğunu hatırlattı.

Fidan, Nijer ile tarihi ilişkilerinin Osmanlı dönemine kadar uzandığını ve son yıllarda Nijer ile ilişkileri daha yapısal bir zemine oturtmak için yoğun çaba içerisinde olduklarını belirtti.
“Afrika ile ilişkilerimizi geliştirirken buradaki halkların, kardeşlerimizin yararını ve refahını esas alacak çalışmaları hayata geçiriyoruz. Afrika’daki barış, güvenlik ve istikrar da önceliklerimiz arasında yer almakta. Özellikle bildiğiniz gibi Sahel bölgesindeki istikrarsızlık, terör sorunu her geçen gün daha da kronik bir hal almış durumda.” diyen Fidan, Nijer Başbakanı ve Ekonomi ve Finans Bakanı Ali Mahamane Lamine Zeine’nin şubatta Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlattı.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikili ilişkilere stratejik bir perspektif kazandırma vizyonunu ortaya koyduğunu, bu doğrultuda seçkin heyetle birlikte yaptıkları Nijer ziyaretinde muhataplarıyla birçok konuyu ele alma imkanı bulduklarını dile getirdi.
Terörle mücadele, eğitim, enerji, sağlık, ticaret, güvenlik, savunma dahil birçok konuyu görüştüklerini belirten Fidan, heyet olarak Başbakan Zeine ile bir araya geldiklerini, bakanların ve kurum başkanlarının muhataplarıyla ikili görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Fidan, eş zamanlı olarak üç çalışma grubu halinde, dış politika, güvenlik, savunma, enerji ve madencilik, ekonomi ve ticaret başlıklarını ayrıntılı şekilde ele aldıklarını, Nijer Devlet Başkanı Vatanın Korunması Ulusal Konseyi Başkanı General Abdourahmane Tiani tarafından kabul edildiklerini, toplantı sonuçlarını değerlendirdiklerini ve bir dizi ortak adım atma üzerinde mutabık kaldıklarını aktardı.
Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında sahip olduğu tecrübeyi dost ülkelerle paylaşma politikası izlediğini belirten Fidan, terörün Afrikalıların büyük sorunlarından biri olduğunu vurguladı.

SAVUNMA SANAYİSİ, İSTİHBARAT, ENERJİ VE EKONOMİ KONULARI KONUŞULDU
Fidan, şunları kaydetti:
“Somali’de yaptığımız gibi Nijer’de de terörle mücadele çerçevesinde savunma sanayisini ve istihbarat kapasitesini ilerletmek için neler yapabileceği hususunu ele aldık. Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın ana kaynağı olan teröre karşı ne gibi adımlar atacağımızı ayrıca tartıştık.
Eğitim ve sağlık alanında Dostluk Hastanesi, Maarif Okulları öğrenci bursları gibi faaliyetleri nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi değerlendirdik. Ekonomi ve finans konularında işbirliğinin ilerletilmesi konusunu da görüştük. Türk yatırımcılarının artması, müteahhitlik hizmetleri ticaretin ahdi zeminin güçlendirilmesi gibi muhtelif konuları ele aldık.
Enerji ve madencilik alanında da verimli görüşmelerimiz oldu. İşbirliğimizi geliştirmeyi ve yatırımları arttırmayı kararlaştırdık. Alınan kararları sistemli bir şekilde takip edeceğiz. Takvime bağlanan konuları ilgili bakanlık ve kurumlarımızla eş güdüm içinde hayata geçireceğiz. Ziyaretimizin her iki ülke için de hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
]]>Terörle mücadele başta olmak üzere devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Yaşar Güler, yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi.

KALLEŞ FETÖ İLE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK
Bakan Yaşar Güler, toplantıda şunları kaydetti;
Dün 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüzün sekizincisini hep birlikte idrak ettik. Cumhuriyetimize, demokrasimize ve millî birliğimize uzanan hain ellerin topyekûn bir irade ile kırıldığı bu günde, tüm dünyaya ordu-millet dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha açıkça ilan ettik. Bakanlığımızın kalleş FETÖ’yle mücadelesi, örgütle iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya kadar titizlikle, rehavete kapılmadan aralıksız sürdürülmektedir ve kararlılıkla sürdürülmeye de devam edilecektir.
Bu hafta ayrıca kahraman ordumuzun tarihindeki en önemli başarılardan birisi olan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünü de büyük bir gururla hep birlikte kutlayacağız. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Günümüz güvenlik ortamı, çatışma ve gerginliklerle oldukça hassas hâle gelmiş ve tehditlerin çeşitliliği de artmıştır. Bu kritik ortamda ülkemizi, yurttaşlarımızı, millî hak ve menfaatlerimizi korumaya yönelik faaliyetlerimizi 7 gün 24 saat esasıyla sürdürmekteyiz. Tüm personelime, millî güvenliğimizin sarsılmadan korunmasında verdiği emek, gösterdiği çaba ve mesai mefhumu gözetmeksizin icra ettiği kutsal görev için yürekten kutluyorum.
Öncelikli görevimiz olan terörle mücadelede operasyonlarımız sarp arazi, aşırı sıcak hava koşullarında aralıksız devam etmektedir. Terör örgütü bu operasyonlar neticesinde hareket edemeyecek hâle getirilmiştir.
Örgüt mensupları kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde büyük kayıplar yaşadıklarını itiraf etmektedirler. Terör örgütünün sözde elebaşları, kara propaganda ve dezenformasyon ile düştükleri acziyeti örtmeye çalışmakta, saklanacak güvenli yer aramakta ve Mehmetçiğin aman vermeyen takibi karşısında kaçınılmaz sona yaklaşmaktadır.
‘KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOK’
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde oluşan iş birliği iklimi ve sahada terör örgütüne karşı ortak mücadelemiz, örgütün çözülme hızında ivme yaratmış ve bölgenin kalıcı istikrarına zemin hazırlamıştır. Birlikte hareket ederek, tecrübelerimizi paylaşarak ve karşılıklı destekle kazandığımız müşterek kabiliyetler, sahadaki konumumuzu güçlendirmekte, bu birliktelikten rahatsızlık duyanları ise hayal kırıklığına uğratmaktadır.
Şunu tekrar ifade etmek istiyoruz: Bizim kimsenin toprağında, egemenlik haklarında gözümüz yoktur. Mücadelemiz bölgenin huzur ve refahına zarar veren terör örgütleriyledir. Geçmişte DEAŞ terör örgütünün Irak topraklarını istila etme çabaları devam ederken söylediğimiz gibi Irak toprak bütünlüğüne saygımız tamdır. Bu toprakların geleceğinde yeri olmayan terör örgütünün sonunu, bölgenin gerçek sahipleri getirecektir. Bu durum, bölgedeki istikrarsız ortamdan nemalanan bazı kesimleri de kaygılandırmaktadır.

İyi komşuluk ilişkilerimize yönelik attığımız her adımda barış ve huzur ortamını bozmayı hedefleyen odakların niyetlerinin farkındayız. Ancak, nifak tohumlarının bu topraklarda yeşeremeyeceğini tüm kesimlerin çok iyi bilmesi gerekiyor.
SURİYE AÇIKLAMASI
Öte yandan, Suriye’deki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Suriye’nin kaderini, kederinden memnuniyet duyanların değil, kendi halkının belirleyeceğini hatırlatmak istiyorum.
BARIŞ VE HUZURDAN YANA OLANLAR TÜRKİYE İLE BİRLİKTE HAREKET EDİYOR
Irak’ta olduğu gibi Suriye’deki terör yapılarını ortadan kaldırmaya yönelik samimi girişimleri de destekliyoruz. Özellikle belirtmek isterim ki bölgede barış ve huzurdan yana olan taraflar, Türkiye ile hareket etmektedirler. İllegal yapılarla ve terör örgütleriyle çarpık ilişkileri olan kimi kesimler ise Suriye’nin toprak bütünlüğünü, egemenlik haklarını, ekonomik kaynaklarını ve halkının huzurunu gasp etmektedirler. Operasyonlarımız daha önce söylediğimiz gibi alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında devam etmektedir. Terörle mücadelemizde haklıyız, kararlıyız, azimliyiz, yetkiniz, yeterliyiz ve irade sahibiyiz.
Bununla birlikte uluslararası harekât ve misyonlar ile dost ve müttefik ülkelerle eğitim-danışmanlık faaliyetlerimize dünyanın değişik coğrafyalarında başarıyla devam etmekteyiz. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviye ve gösterdiği profesyonel yaklaşımın tüm uluslararası platformda olduğu gibi en son gerçekleşen NATO zirvesindeki temaslarda da dost ve müttefik ülkeler tarafından takdir edildiği iftiharla gözlenmiştir. Bu vesileyle tüm silah ve mesai arkadaşlarıma, görevlerinde başarılar diliyor, her birinizin gözlerinden öpüyor, yolunuz ve bahtınız açık olsun diyorum.”
ESED NE DEMİŞTİ?
Esed, Erdoğan ile Türk askerlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunun gündeme gelmesi halinde görüşeceğini söyledi.

Esed, ‘‘Türkiye ile ilişkileri geliştirecek her türlü girişime olumlu bakıyoruz. Bu da doğal bir şey. Kimse komşularıyla sorun yaratmayı düşünmüyor ama bu kuralların dışına çıkmamız gerektiği anlamına gelmiyor.” demişti.
Esed sonuç getirecek eylem arayışında olduklarını dile getirerek “Toplantı veya toplantı dışı hiçbir tedbire karşı değiliz. Önemli olan Suriye’nin çıkarına, Türkiye’nin çıkarlarına aynı anda ulaşacak olumlu sonuçlara ulaşmamızdır. Suriye, çeyrek asırdan fazla bir süredir sınırın her iki tarafının güvenliği ve terörle mücadele konusunda verdiği taahhütlere her zaman sadık kalmıştır ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusuna da bu şekilde bakıyoruz” diye konuştu.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında “Su Verimliliği Seferberliği İşbirliği” protokolü imzalandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın imza attığı protokol töreni Ankara’da gerçekleştirildi.
“2 MİLYAR 400 MİLYON İNSAN TEMİZ SUYA HASRET”
Bakan Yumaklı, yaptığı konuşmada, bacasız sanayi olarak nitelendirilen turizmde en önemli girdilerden bir tanesinin su olduğunun altını çizerek, “Küresel iklim değişikliğinin bu bağlamda tehdit etmesi sebebiyle bizlerde suyun verimli kullanımı için çok farklı eylemler oluşturuyoruz. Dünyada 80 ülkenin su sıkıntısı çektiği, 2 milyar 400 milyon insanında temiz suya hasret kaldığını belirtmemiz gerekir” ifadesini kullandı.
“2030 YILINDA SU FAKİRİ ÜLKELER ARASINA GİRMEMİZ İŞTEN BİLE DEĞİL”
Bakan Yumaklı, “Su zengini ülke değiliz. Su stresi altında bir ülkeyiz. Eğer bugün burada imzalayacağımız protokol de dahil olmak üzere belirlenmiş olan eylemleri hayata geçirmediğimiz takdirde 2030 yılında su fakiri ülkeler arasına girmemiz işten bile değil” diye konuştu.
“SU VERİMLİLİĞİ SEFERBERLİĞİNİ ULUSLARARASI ARENAYA TAŞIYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur” şiarını hatırlatan Bakan Yumaklı, “Suda Sıfır Kayıp ilkesiyle yola çıktık. Saygıdeğer hanımefendinin başlattığı ‘Su Verimliliği Seferberliğini’ bütün ülke çapına hatta uluslararası arenaya da taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
“İÇME SUYU SİSTEMLERİNDE SU KAYBINI YÜZDE 25’E DÜŞÜRME HEDEFİNDEYİZ”
Geçtiğimiz yıl yayımlanan Su Verimliliği Belgesini hatırlatan Bakan Yumaklı, “9 ulusal hedef ve 114 eylem vardı. Bu kapsamda 2033 yılına kadar; kişi başı 150 litre olan günlük ortalama su tüketiminin 120 litreye düşürme hedefindeyiz. İçme suyu sistemlerinde ortalama yüzde 32 olan su kaybının yüzde 25’e düşürme hedefindeyiz” şeklinde konuştu.
“162 ADET SEKTÖREL SU VERİMLİLİĞİ REHBERİ YAYIMLANDI”
Mevcutta yüzde 50 civarında olan tarımsal sulama randımanının yüzde 60’a yükseltilmesini, endüstriyel kullanımda da yüzde 30’luk su tasarrufunu amaçladıklarını dile getiren Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Hedeflerin gerçekleşmesine yönelik 162 adet sektörel su verimliliği rehberi yayımlanmış durumda. Turizm tesislerinde büyük alanları kapsayan peyzaj alanlarının kurakçıl peyzaja geçilmesiyle birlikte önemli bir su kazanımı etkisi olacaktır. Gri su ve yağmur suyu sistemleri ile suyun yeniden kullanımının eylem planlarımız ile uyumlu faaliyetlerimiz olacak.”
“Turizm Sektörü İçin Su Verimliliği Rehberi”ne dikkati çeken Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:
“Sektöre özgü, dünyada kabul gören, mevcut en iyi tekniklerin yaygınlaştırılmasını istiyoruz. Bu uygulamaları yaygınlaştıracak sistemleri oluşturmak ve teşvik etmek de işbirliği içerisinde yürütmekte son derece önemli. Bugün burada imzalanan iş birliği protokolüyle, gerçekten çok geniş bir alana insan popülasyonu anlamında da çok geniş bir kitleye hitap edeceğimizi düşünüyorum.”
“SU TURİZM İÇİN HAYATİ ROL OYNAMAKTA”
Bakan Ersoy ise yaptığı konuşmada, suyun öneminin altını çizerek, “Su sadece yaşamın devamı için değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma, tarım, enerji üretimi ve turizm gibi birçok sektörde de hayati rol oynamaktadır. Bu açıdan değerlendirdiğimizde; su kaynaklarımızın sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, geleceğimiz için bir ihtiyaç değil, büyük bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
“KAMUOYUNDA SUYUN ÖNEMİ KONUSUNDA FARKINDALIK OLUŞTURACAĞIZ”
Bakan Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bakanlıklarımız arasında kurulan bu iş birliği; su kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını sağlamaya yönelik önemli bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu protokol çerçevesinde, su tasarrufu sağlayacak projeler geliştirerek, mevcut su kaynaklarının daha etkin kullanımı sağlayacak ve kamuoyunda suyun önemi konusunda farkındalık oluşturacağız.”
“10 YIL İÇİNDE YÜZDE 40 ORANINDA SU KAZANIMININ SAĞLANMASINI HEDEFLİYORUZ”
Kültür ve Turizm Bakanlığının turizm bölgelerinde suyun verimli kullanımını teşvik edecek, su tüketimini azaltacak uygulamaları hayata geçireceklerine dikkati çeken Bakan Ersoy, “Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planıyla; turizm sektöründe su kullanım verimliliğinin artırılmasını, bunun neticesi olarak da önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 40 oranında su kazanımının sağlanmasını hedefliyoruz. Turizm sektörü için hazırladığımız Su Verimliliği Rehberinde; peyzaj alanlarında kurakçıl peyzaj uygulamalarına geçilmesi bunun yanı sıra sulama yöntemi-zamanı ve süresinin optimize edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor” açıklamasında bulundu.
Bu süreci Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı çerçevesinde de ele aldıklarını belirten Ersoy, “Otellerin ve işletmelerin sürdürülebilirlik belgesi alabilmesi için ‘su tasarrufu kriterleri’ getirmiştik. Hatta bu kriteri, programın ilk aşaması olarak değerlendirdik. Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında; Türkiye’de 1. Aşama Belgesi’ne sahip 17 bin 237 konaklama tesisi 3. Aşama Sertifikasına sahip bin 73 konaklama tesisi bulunuyor” ifadelerine yer verdi.
Atık su arıtma tesislerini işaret eden Bakan Ersoy, “Arıtılmış suyun, atık su arıtma tesis alanı içerisinde sulama suyu, yangın suyu gibi alanlarda kullanılmasının yanında, ilerleyen zamanlarda arıtılmış suyun gri su şebekesine alınabilmesi ve bu sayede diğer alanlarda kullanılabilmesi için gerekli altyapı tesis inşa aşamasında hazırlanmaktadır. Buna ilave olarak, tesisler yağmur suyunun toplanabilmesi de göz önünde bulundurularak projelendirilmektedir” şeklinde konuştu.
“15 Temmuz, Millî Kahramanlığın dış bağlantılı ihanet ve işgal girişimine iman ve iradeyle direniş ve dik duruş mefkûresidir. 15 Temmuz şehitlerimize ve bilcümle bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü münasebetiyle Türkiye aleyhine karanlık senaryo hazırlığı içinde olanlara sadece felaket günlerinde Türk milletinin hangi fedakârlıkları göze alacağını idrak etmelerini ikazen tavsiye ediyorum.”

BAKAN YERLİKAYA: MİLLETİMİZ HAİNLERE GEREKEN CEVABI VERDİ
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Tarih: 15 Temmuz 2016… Yer: Gaziantep. O uzun gecede Gaziantep Valisi olarak görev yapıyordum. O Gaziantep ki; Milli Mücadele ruhunun öncüsü, istiklal ve istikbalimizin sönmeyen meşalesi olmuş bir şehirdir. Zillet altında yaşamaktansa seve seve ölüme koşanların; Fransız işgalinde, “Haydi Antepliler namus günüdür!’’ diyen Karayılan’ın, “Düşman cesedimi çiğnemeden geçemez, Antepe’e giremez!” diyen Şahinbey’in, iffet ve namus uğruna şehadete eren Şehitkamil’in yurdudur… Hamd olsun cesaretini, ferasetini ve gücünü ay yıldızlı bayrağımızdan, vatan aşkından, “İman dolu göğsü gibi serhaddinden’’ alan milletimiz ülkemizin dört bir yanında o hainlere gereken cevabı verdi! O gün bir kez daha gördük ki bu milletin bağrından; daha nice Karayılanlar, Şahinbeyler, Şehitkamiller, Kara Fatmalar, Yörük Ali Efeler, Çetmili Kara Ali Çavuşlar çıkar” ifadelerini kullandı.
BAKAN FİDAN: ASLA GEÇİT VERMEYECEKTİR
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sosyal medya hesabından 15 Temmuz’a ilişkin paylaşımda bulundu.
“Devletimizin en hassas organlarına bir istihbarat örgütü gibi sızan FETÖ, emniyet ve yargı içindeki unsurlarıyla hazırladığı 7 Şubat ve 17/25 Aralık komplolarının başarısızlığı neticesinde deşifre olmuştu.” ifadelerini kullanan Fidan, şöyle devam etti:
“Bu terör örgütünün, 15 Temmuz’da ordu içindeki uzantılarını kullanarak darbe yoluyla devleti ele geçirme teşebbüsü ise Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, milletimiz tarafından akamete uğratılmıştır. 15 Temmuz destanı akabinde FETÖ’ye karşı yürütülen topyekûn mücadele, Türk milletinin iradesini gasbetmeye yeltenenlerin cezasız kalmayacağını bir kez daha göstermiştir. Ülkemizde çökertilen bu örgütün yurt dışındaki üyelerini yargı önüne çıkarmak için her türlü adımı kararlılıkla atmaya devam ediyoruz. Aziz milletimiz, bağımsızlığına kasteden gerek asli gerek vekil güçlere asla geçit vermeyecektir. Bu uğurda canlarını veren 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.”
BAKAN GÖKTAŞ: MİLLETİN ZAFERİ’Nİ NESİLDEN NESİLE AKTARACAĞIZ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir hilal uğruna canlarını feda etmekten çekinmeden hain FETÖ’nün darbe teşebbüsünü göğsünde durduran kahramanlarımızı da; o karanlık gecenin nasıl aydınlığa döndüğünü de unutmadık, unutmayacağız. 15Temmuz’un ruhunu bu topraklarda her daim diri tutacak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi liderliğindeki ‘Milletin Zaferi’ni nesilden nesile aktaracağız. Demokrasimize ve milli birliğimize kasteden hain darbe girişiminin yıl dönümünde aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

BAKAN BOLAT: 15 TEMMUZ RUHUNU YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “15 Temmuz gecesi, aziz milletimiz şanlı tarihinden aldığı güçle, ülkemizin geleceğini hedef alan hain darbe girişimine karşı şanlı bir direniş göstermiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın göstermiş olduğu liderlik ve milletimizin dünyaya örnek olan engin cesaretiyle bütünleşmiş olan direniş ruhu, devletimizi, geleceğimizi, ekonomimizi, güvenliğimizi hedef alan cuntacıların ve onların arkasındaki odakların planlarının başarısızlığa mahkum olmasında büyük bir rol oynamıştır. 15 Temmuz gecesi devletimizi, kurumlarımızı, Gazi Meclisimizi, şehirlerimizi ve milletimizin iradesini hedef alan saldırılara karşı devlet-millet el ele vererek Türkiye’mizin geleceğini karanlığa sokmaya çalışan hain saldırıyı püskürttük. Bu düşüncelerle, ülkemizin bağımsızlığını ve birliğini hedef alan hain darbe girişiminin yıl dönümünde 15 Temmuz gecesi şehit olan tüm vatan evlatlarımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu aziz vatan için canını feda eden tüm kahraman asker, polis ve sivil şehitlerimize şükranlarımızı sunuyor, Yüce Allah’tan gani rahmet diliyoruz. Tarih boyunca birçok zorluğun üstesinden gelen milletimiz ile el ele vererek ecdadımızın bize miras bıraktığı ülkemizi daha güçlü yarınlara hazırlamaya ve 15 Temmuz ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
BAKAN KACIR: 15 TEMMUZ CUMHURBAŞKANIMIZ LİDERLİĞİNDE KAZANILMIŞ MİLLETİN ZAFERİ’DİR
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yayımladığı mesajında, “15 Temmuz Türk Milletinin istiklâline ve istikbâline sahip çıkarak, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla birlikte verdiği kahramanca mücadelenin ve yazdığı destanın adıdır. Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kazanılmış Milletin Zaferi’dir. Şair’in ‘Asım’ın nesli diyordum ya; nesilmiş gerçek…’ diye bahsettiği o nesilden, namusunu çiğnetmemek adına şehadete koşan kahramanlarımızı rahmetle, şanlı gazilerimizi minnetle anıyorum” ifadelerine yer verdi.
BAKAN ERSOY: DEMOKRASİMİZİ VE MİLLÎ BİRLİĞİMİZİ HER ZAMAN KORUYACAĞIZ
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “15 Temmuz, aziz milletimizin tek yürek olarak canı pahasına yazdığı bir destandır. Bu kahramanlık destanını birlik ve beraberlik ruhuyla asla unutmayacağız ve daima yaşatacağız. Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakarak, ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıma kararlılığımızla demokrasimizi ve millî birliğimizi her zaman koruyacağız. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükran ve minnetle anıyorum” diye konuştu.

BAKAN TUNÇ: ÜLKEMİZDE DARBELER DÖNEMİ BİR DAHA AÇILMAMAK ÜZERE KAPANMIŞTIR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
“15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıl dönümünde tüm darbeleri ve darbe girişimlerini lanetliyor; vatanımız, bağımsızlığımız ve demokrasimiz uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Mazisi kahramanlıklarla dolu aziz milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü tebrik ediyorum. 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen hain darbe girişimi, aziz milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Darbelerle, muhtıralarla, kumpaslarla, sokak olaylarıyla amacına ulaşamayan vesayetçi zihniyet, FETÖ eliyle anayasal düzeni ve milli iradeyi yok etmek istemiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve halkın oylarıyla seçilmiş hükümeti devirmeye kalkışmıştır. Aziz milletimiz, tıpkı Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da hainlere geçit vermemiş, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara akın ederek vatan ve bayrak aşkıyla yeni bir kahramanlık destanı yazmıştır. Hainlerin karşısında dimdik duran milletimiz, onurlu mücadelesiyle tüm dünyaya bir kez daha demokrasi dersi vermiştir. Hain darbe girişiminin önlenmesinde en önemli unsurlardan biri de şüphesiz tarafsız ve bağımsız yargıdır. Darbe girişiminin ilk anından itibaren Cumhuriyet başsavcılıkları soruşturmalarını başlatmış, darbeciler hakkında gözaltı ve tutuklama kararları vermiştir. Yargı mensuplarının gösterdiği kahramanlık, geçmişteki darbelerde cuntacıları ‘hazır ol’da bekleyen vesayetçi yargı anlayışının tarihe karıştığının en önemli göstergesi olmuştur. 15 Temmuz’la birlikte ülkemizde artık darbeler dönemi bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Geçmişten geleceğe kurduğumuz köprünün harcını birliğimizle, kardeşliğimizle, istiklal aşkıyla, vatan ve millet sevgisiyle karmaya devam edeceğiz. Vesayetçi zihniyete, ülkemiz üzerinde oyun kurmak isteyen şer odaklarına asla müsaade etmeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeyi sürdüreceğiz. Başta FETÖ ve PKK olmak üzere ülkemizin huzurunu hedef alan hiçbir terör örgütüne göz açtırmayacağız.”
‘BAKAN TEKİN: 15 TEMMUZ EMPERYALİSTLERE TARİHİ BİR CEVAPTIR’
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “15 Temmuz, milletimizin bağımsızlık ve hürriyetine olan sarsılmaz inancının teşekkül ettiği, ortak zaferimizin ve kutlu direnişimizin yıl dönümüdür. O gece, milletimiz hain darbe girişimini sadece püskürtmekle kalmamış, birlik, beraberlik ve demokrasiye olan bağlılığın gücünü tüm dünyaya göstermiştir. 15 Temmuz, emperyalistlere ve onların iş birlikçilerine verilmiş tarihî ve destansı bir cevaptır. Bu nedenle, 15 Temmuz Destanı’nı diri tutacak, yarınları kuracak bir ruhla anmaya devam edeceğiz. Unutmamak, unutturmamak, şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak hepimizin görevidir. Millî Eğitim Bakanlığı olarak genç nesillerimizi millî ve manevi değerlerine bağlı, vatan sevgisiyle yoğrulmuş bireyler olarak yetiştirmeyi en öncelikli görevimiz olarak kabul ediyoruz. 15 Temmuz ruhunu ve milletimizin direnişini genç nesillerimize aktararak, evlatlarımızın her daim vatanına, milletine ve bayrağına bağlı, cesur ve fedakâr bireyler olmasını hedefliyoruz. Bu vesileyle, 15 Temmuz’un yıl dönümünde bir kez daha vatanımız için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Birlik ve beraberlik içinde, daha güçlü bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
BAKAN MEMİŞOĞLU: UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Unutmadık, unutmayacağız, vatan hainlerine dur dememizin üzerinden 8 yıl geçti. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum. Rabbim, vatanımızı ve milletimizi korusun” ifadelerini kullandı.
]]>Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin, NATO Zirvesi çerçevesinde bulunduğu ABD’nin başkenti Washington’da el-Hurra kanalına röportaj verdi.

TÜRKİYE VE SURİYE HEYETLERİ BAĞDAT’TA BİR ARAYA GELECEK
Bakan Hüseyin, Suriye krizini görüşmek üzere yakın zamanda Irak’ın başkenti Bağdat’ta Suriyeli ve Türk yetkililerin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirileceğini ifade etti.
Irak’ın Ankara ile Şam arasında arabuluculuk girişimi olduğunu belirten Hüseyin, Washington’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile konuyu ele aldığını söyledi.

TOPLANTI TARİHİ HENÜZ NETLEŞMEDİ
Irak’ın aynı zamanda Suriye tarafıyla da görüştüğünü kaydeden Hüseyin, iki ülke yetkililerinin hazır bulunacağı toplantının tarihine dair bilgi vermedi. Hüseyin, ülkesinin bölgenin istikrarı için dost ve müttefik ülkelerle iletişimde olduğunu vurguladı.

SURİYE’DEN JET HIZINDA YANIT: 2011 ÖNCESİNE GERİ DÖNÜLMELİ
Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı da konuya dair açıklamada bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada normalleşmenin iki ülkenin ve halkının ortak çıkarlarına hizmet ettiğinin vurgulayarak,
‘NORMALLEŞME İKİ ÜLKENİN ÇIKARINA HİZMET ETMEKTEDİR’
“Aynı bağlamda Suriye, Suriye-Türkiye ilişkilerini düzeltmeye yönelik girişimleri göz önünde bulundurdu. Bu girişimlerin sonucunun medyanın bir hedefi olmadığına inanıyor. Aksine, mevcut gerçeklere dayanan ve iki ülke arasındaki ilişkiyi yönlendiren, temeli egemenliğe, bağımsızlığa ve toprak bütünlüğüne saygı olan belirli ilkelere dayanan amaca yönelik bir yoldur. Kendi güvenliklerini ve istikrarlarını tehdit eden her şeyle yüzleşmenin yanı sıra, iki ülkenin ve iki halkın ortak çıkarlarına hizmet etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE ORTAK MÜCADELE VURGUSU
Bakanlık, “Suriye Arap Cumhuriyeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal durumuna dönmesiyle temsil edilen arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için bu konudaki her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor” açıklamasında bulunan Bakanlık, “Bu temellerin başında yasadışı olarak bulunan güçlerin Suriye topraklarından çekilmesi ve sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele gelmektedir.” ifadelerini sözlerine ekledi.
Açıklamada, “Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin pozisyon ve açıklamaların devam ettiği bir dönemde, Suriye Arap Cumhuriyeti, gerçekler ve olayların kanıtladığı üzere, bir yandan halklar ile diğer yandan Suriye’ye ve ülkelerine zarar veren hükümetlerin politika ve uygulamaları arasında net bir ayrım yapmak konusunda her zaman istekli olduğunu hatırlatmak ister.

Suriye, ülkelerin çıkarlarının çatışma veya düşmanlığa değil, aralarındaki sağlam ilişkilere dayandığına dair katı bir inanca dayanıyordu ve hala da öyle. Buna dayanarak Suriye, kendisi ve bu ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek için ortaya konan çeşitli girişimlere olumlu yaklaşma konusunda istekliydi.
‘İKİ ÜLKE ARASINDAKİ NORMAL İLİŞKİNİN GERİ DÖNÜŞÜ, 2011 ÖNCESİNDEKİ DURUMA GERİ DÖNÜŞE DAYANIYOR’
Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi için samimi çaba gösteren kardeş ve dost ülkelere teşekkür ve takdirlerini ifade ederken, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguluyor.” denildi.
ADALET BAKANLIĞI 22 BİN 984 PERSONEL ALACAK!
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ”1 Ocak 2023 tarihinden bu yana vefat, emeklilik, istifa, göreve son verme ve benzeri sebeplerle Bakanlığımızdan ayrılan toplam personel sayımız 6.976 olmuştur. Bu süreçte artmaya devam iş yükümüz, yeni kurulan mahkeme ve dairelerimiz, faaliyete geçen bölge adliye mahkemeleriz personel ihtiyacımızı daha da artırmıştır.
17.05.2024 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarruf Tedbirleri konulu 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında personel ihdas talebimiz asgari düzeye indirgenmiş; adliyelerimiz, ceza İnfaz kurumları, icra daireleri ve adli tıp kurumunda görev yapmak üzere 22.984 personel talebi iletilmiştir” şeklinde açıklama yaptı.
GENEL BAŞVURU ŞARTLARI NELER OLACAK?
Türk Vatandaşı olmak,
Kamu haklarından mahrum bulunmamak,
Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü Maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,(…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak,
Askerlikle ilgisi bulunmamak veya askerlik çağına gelmemiş bulunmak veya askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,
Güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmak,
Adalet Bakanlığı Memur, Sınav-Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 6-18/c maddesinde bulunan şartları taşıdığını Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü Devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemek,
Merkezi sınavdan (KPSS) en az 70 puan almak,
g) Yapılacak sınavın son başvuru tarihi olan 16/07/2019 itibarıyla 18 yaşını doldurmuş olmak;
Merkezi sınavın (KPSS-2018) yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla; infaz ve koruma memurları için 30 yaşını bitirmemiş olmak (01 Ocak 1988 ve sonrası doğumlu olanlar sınava müracaat edebilecektir.); teknisyen, büro personeli (ceza infaz kurumu kâtibi), destek personeli (aşçı, kaloriferci, şoför) ve hemşire için ise 35 yaşını bitirmemiş olmak (01 Ocak 1983 ve sonrası doğumlu olanlar sınava müracaat edebilecektir.
Hizmet göreceği sınıfla ilgili özel kanun veya diğer mevzuatta aranan şartları taşımak.
KPSS TABAN PUAN KAÇ OLUR?
Adalet Bakanlığı merkezi sınavdan (KPSS) en az 70 puan şartını her dönem istemektedir. Geçen yıl yapılan alımlarda da en düşük 70 olarak değerlendirilmiştir.
BAŞVURULAR NE ZAMAN?
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarının ardından en çok merak edilen konu da ilanın ne zaman yayınlanacağı. Bakan Tunç alımlar için talepte bulunduklarını belirtti. İlanın önümüzdeki ay yayınlanması beklenmektedir.
]]>Bakan Tekin, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen, 2023 YLSY bursiyerlerine yönelik “Vizyon ve Farkındalık Eğitimleri” programına katıldı.
Tekin, burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu programa çok önem verdiğini ifade etti.

Programın yapıldığı salondaki bursiyerlere imrendiğini kaydeden Tekin, “Yerinizde olmayı her şeyden çok isterdim, gerçekten çok şanslısınız.” diye konuştu.
Üniversiteden mezun olduktan sonra yurt dışına gitmek için başvurduğunu ancak 28 Şubat sürecinde Milli Eğitim Bakanlığından “Yurt dışına gönderilmeniz uygun görülmemiştir.” şeklinde yazı geldiğini anlatan Tekin, “1416 mağduru” olduğunu söyledi.
Tekin, 2014 yılında, 1416 sayılı kanunla ilgili çok sayıda yenilik ve düzenleme yaptıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“MEB 1416 ile ilgili sıkıntılı konular vardı. Başka bir konu da malum FETÖ belası, bir şekilde bursiyer olarak seçilen kişilerle bağlantıya geçerek, bu arkadaşlarımız üzerinde vesayet uygulamaya başlamıştı, böyle bir süreç söz konusuydu. 2013 yılında ben bakanlıkta müsteşar olunca, kendi tecrübemle ve başımdan geçen olayın da etkisiyle o zamanki bakanımız Sayın Naci Avcı’ya, ‘1416 bursunu revize etmemiz gerekiyor.’ dedik. Naci Hoca da inisiyatif verdi, ‘Nasıl eksiklikler varsa hazırlayıp yasal düzenlemeye kavuşturalım.’ dedi. Teknik değişiklikler yaptık.”

BAKAN TEKİN RAHATSIZ OLDUĞU KONUYU AÇIKLADI
“Örnek olsun diye, arkadaşımız sosyoloji çalışacak, yurt dışına gidiyor, diyelim ki İngiltere’de ‘Türkiye’deki etnik ve dini azınlıklarla ilgili’ master, doktora tezi yapıyor. Ben buna karşıyım. Türkiye’de bu kadar akademisyen var, onlar çalışabilirler. Yurt dışına gönderdiğimiz kişinin, bulunduğu üniversitede Türkiye ile ilgili bir çalışma yapmasını ben açıkçası çok iyi niyetli bulmuyorum. O yüzden de gönderdiğimiz o arkadaşlara da ‘Yurt dışındayken Türkiye ile ilgili çalışma mümkün olduğunca yapmayacaksınız, siz Türkiye ile ilgili çalışma yapmak üzere gitmiyorsunuz, başka amaçlarla gidiyorsunuz.’ şeklinde yaklaşmıştık.”
Tekin, bursiyerlere, bakan olarak değil ağabey, akademisyen, hoca olarak baktığını, yaşadıkları problemleri çözmek ve orada bulundukları sürede ülkeye maksimum fayda verecek şekilde yetişmeleri için en iyi imkanları sunma konusunda taahhütlerde bulunduğunu söyledi.
Oryantasyon programı kapsamında, yurt dışındaki eğitimlerle ilgili dikkat çekilmesi gereken konulara ilişkin, uzun yıllar yurt dışında kalan kişilerin tecrübelerini aktaracağını belirten Tekin, “İnşallah sizler sahip olduğunuz nimetlerin, bu büyük imkanın farkına varıp, ona göre kendinizi yetiştirirsiniz. Bu ülkeye borcumuz var hepimizin. Kendinizi iyi yetiştirip, bu ülkeye borcunuzu ifa edersiniz diyorum.” ifadelerini kullandı.

ONLARIN BAŞARILARI BİZİM ÜLKEMİZE DAİR HAYALLERİ SÜSLEYECEK
Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürü Fethi Fahri Kaya da 27 kamu kurumu ve 81 üniversiteden gelen talepler doğrultusunda açılan ilana, 9 bin 309 başvuru yapıldığını, 2 bin 550 adayın sözlü mülakata çağrılmaya hak kazandığını bildirdi.
Kaya, 563 adayın resmi kursiyerlik hakkı elde ettiğini ve 4 gün sürecek programla öğrencilerin, donanımlı şekilde yurt dışına uğurlanması için bilim insanlarıyla bir araya getirileceğini belirterek, “Kursiyerlerimiz başarıları sayesinde kazandıkları bu bursla belki de hayatlarının en önemli eşiğini geride bıraktılar. Onların bundan sonraki başarıları ise artık bizim ülkemize dair hayallerimizi süsleyecek.” dedi.

Bakan Tekin, daha sonra yurt dışına gidecek bursiyerlerle sohbet etti.
]]>Çalıştayda kitabın II. cildinde yer alacak filozof ve alimlerin, maarife ve eğitime dair fikirleri, sunulan bildirilerle müzakere edildi. Bunun yanında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Bakanlığın gündemindeki yeni müfredat gündem oldu.
Konu hakkında Maarif Platformu Başkanı Prof. Dr. Osman Çakmak, Proje ve Çalıştay hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Çakmak, “Eksiklikleri tamamlandığı takdirde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Cumhuriyet tarihinin bugüne değin ortaya konulmuş önemli projelerinden birisi halini alabilir.” dedi.
Çalıştayda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Milli Eğitim Bakanlığının gündemindeki yeni müfredat görüşüldü.
Toplantıda, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik başlatılan sistemli saldırılar da ele alındı.

Çalıştayda Prof. Dr. Çakmak’a yöneltilen sorular ve cevapları şöyle:
Çalıştayda katılımcıların en çok merak ettiği ve üzerinde durduğu hususlar neler oldu?
Elbette ki en başta tarihin derinliklerinden gizli kalmış üstü örtülmüş bize ait hazinenin ortaya çıkarılması her seferinde izleyicilerde büyük bir heyecan dalgası husule getiriyordu.
Çalıştay kapsamında Yusuf Has Hacib’ten Ahmet Yesevi’ye; İmam Gazali’den İbn-i Arabi’ye; Mevlana’dan Yunus Emre ve Attar’a; Kindi, Sühreverdi, Nizamül Mülk’e kadar dünya bilim ve düşünce tarihine mal olmuş birçok düşünür ve âlimin maarifle ilgili düşünceleri masaya yatırıldı. Bilim tarihçisi Fuat Sezgin, yaptığı kapsamlı çalışmaları Batı’nın üzerini örttüğü ilim tarihinin gerçeklerini; ecdadımızın bilim ve medeniyet hazinelerini ortaya çıkarmıştı.
Bilim tarihinin gerçekleri hala ders kitaplarına yansıtıldı mı? Hayır! Bu çalışmalar neredeyse olduğu yerde kaldı. Fuat Sezgin tarafından bilim tarihine dair hazineler ortaya çıkaran çalışmalar yapıldı ancak arkasından yapılması gereken maarif ve eğitim hazinelerinin ortaya çıkarılmasına dair yeni projeler başlatılmadı. İşte başlattığımız bu projeyi Fuat Sezgin’in umut, amaç ve hedefine giden yola döşenmiş taşların devamı ve nihayetinde tamamlayıcı bir parçası olarak da görebiliriz.

Araştırmacılar bu toplantıda kendi araştırdıkları bilim adamının maarife, pedagojiye ve eğitime getirdikleri yenilikleri ve öncü buluşları sundular. Toplantıda başka hangi konular gündeme geldi?
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Yeni Müfredat konusu en sık gündeme gelen konular arasındaydı. Diyebilirim ki konunun odak noktası bu ve bunun gibi projelerin yeni müfredata sunacağı katkı konusuydu.
Diğer gündem gelen bir konu ise Bakan Yusuf Tekin’e son zamanlarda başlatılan sistemli saldırı oldu. Bilindiği gibi yeni müfredat çalışmalarından dolayı, Bakan Yusuf Tekin hedef tahtasında bulunuyor. Müfredatın köklere, değer ve ahlaka, kimlik inşasına vurgu yapması muhalefet cephesinde büyük bir rahatsızlık oluşturdu. Ana muhalefet partisi Meclis’te sürekli bu konuyu sürekli gündeme getiriyor ve Bakan’a saldırıyorlar. Sendikalar yanında; bir kısım sanatçılar, “Bakan laik eğitime karşı savaş açtı” diye bilinen nakaratlardan ibaret bildiriler yayınlıyorlar. Bakan derhal görevden alınsın istiyorlar.
Şehitlerimize ve Gazze’deki soykırıma sessiz kalmalarıyla ünlü sözde bu sanatçı ve çevrelerin bilim akıl ve eğitim gerçeklerinden tamamen uzak bu karşı çıkmalarını kınıyoruz.
En başta şunu söyleyeyim ki tüm paneller boyunca ülkenin dört bir köşesinden çalıştaya katılan ülkemizin güzide bilim adamları Milli Eğitim Bakanı’nın bu çalışmalarında yanında olduklarını belirttiler, Bakanlığın bu çığırtkanların bağırmalarına bakmadan yoluna devam etmesini istediler.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin elbette ki bir çok eksikliği var. Çünkü daha yolun başında bulunuyor. Eksiklikler bizim başlattığımız ‘Maarif Düşüncemiz’ gibi benzer çalışmalar dikkate alınarak tamamlanabilir. Karşı çıkanlar zerre kadar samimi olsalardı meseleleri bilim platformlarında ele alırlardı. Yapıcı tenkitlerini ortaya koyarlardı.
Şunu da açık yüreklilikte söyleyebiliriz ki; eksiklikleri tamamlandığı takdirde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Cumhuriyet tarihinin bugüne değin ortaya konulmuş önemli projelerinden birisi halini alabilir.

Konuyu biraz daha açarsak… Gerek sizin proje ve/veya diğer benzer projelerin Milli Eğitimin modelin katkı süreci nasıl işleyecek? Bu iş nasıl olacak?
Durum şu ki milli ve manevi duyarlılık, genel geçer ilmi ve usul esasında köklü bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Öncellikle yabancı bir eğitim sistemi ve müfredatının tasallutuna maruz kalmış bir milletin çocukları olduğumuzu hatırlatmak isterim. Seküler mantık ve mantalitede yer bulmuş mevcut mahsurlu eğitim sistemin her yönüyle gözden geçirilip değiştirilmesi gerektiğini de dikkatlere arz ederim.
Konuyu mercek altına alınca şunu görüyoruz: Filozof ve alimlerin insan, bilgi ve topluma dair fikirleri analiz edince iki asırdır peşinden koştuğumuz Batı pedagojisinin eğitim sisteminin temelini teşkil eden felsefe ve modeller dikkatlice inceliyoruz. Bunların önemli bir kısmı, hatta büyük kısmı bize ait bizden alınmış. Batı, kurduğu “oryantalizm” disiplini ile bizi yıllarca inceleyip, medeniyet kodlarımızı çözüp, bunları almış ve kendi rengine büründürerek bir pedagoji tesis etmiş.
Biz bu proje ile fikri ve kültürel dünyamızın esasını teşkil eden bilimde ve maarifte öncü düşünürlerinin maarifi oluşturan insan, bilgi, toplum, alem, varlık, ahlak gibi bileşenlere dair serdettikleri fikirleri yeniden keşfediyor ve bunu yazılı hale getirip, kitaplaştırıyoruz.
Arkadaşlarımız bir proje yaptı. Projede çalışanların büyük çoğunluğu üniversitelerin eğitim fakültelerindeki akademisyenler. Bunlar sahip çıkmadığımız, bize unutturulan düşünce hazinemizi tekrar hatırlattı. Bu düşünce hazinemizle 21. yüzyılın maarif modelini pek ala inşa edebiliriz dediler ve bu uzun soluklu yola koyuldular.
Burada bizi, çalışmalarımızla örtüşmesi itibariyle de sevindiren durum şu ki; Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde “İnsan-ı Kâmil”, “Yetkin ve Erdemli Birey”, “Maziden Atiye Köprü”, “Bütüncül Eğitim”, “Kalp”, “Ruh” gibi bize ait kavramlar, modelin teorik dayanaklarını ve amacını teşkil ediyor olmasıdır.

Demek oluyor ki Bakanlığın yeni müfredat çalışmalarında kendi değerlerimizle buluşma iradesi var. Ortada bir tevafuk var. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Evet. Zaten Bakanlığa son zamanlarda gelişen sistemli saldırıların arkasında bu var. Bilinen ezberlerin tekrar edildiği malum saldırılarla bu çevreler eğitimin maarif halini almasını istemiyorlar. Ahlaklı olmak, kalp ve ruhu işletmek, insani değerlerin sahibi olmak gericilik olur mu? Bu saldırıların niyeti farklı. Tabiatta Allah’ın kanun ve yasaları değişmiyor; güneşi, havayı ve gıdaları kullanmak gericilik olmadığı gibi namuslu olmak, dürüst olmak, temiz ve düzenli yaşamak, yardımsever olmak gibi ahlaki sıfatları kazanmak insan olmanın gereği.
Bakanlığa ve Bakana mevcut saldırıların herhangi bir dayanak ve esası var mı?
Müfredatta ve modelde eksik yönler olabilir ve vardır. Ne var ki eksikliklerin tartışma ve geliştirme yerleri bilim mahfilleri olmalı.
Bakan hakkında suç duyuruları yapılıyor. İlmî dayanaktan yoksun ve tamamen çarpıtılmış suçlamalar ve saldırılar bunlar. Öze ve köklere dönülmesi, böylece eğitime kimlik kazandırılması, ülkemiz eğitiminin öncelikli ihtiyaçlarıdır. Müfredatı kendimize göre uyarlamamız Milli Eğitimimizin asli bir görevidir. Yeni müfredat çalışmaları ile Bakanlık bu doğrultuda az da olsa bazı kazanımlar elde etti.
Şunu açık ve kesin biliyoruz: Bilimi ateizme ve materyalizme alet edenler; çağdaşlığı maske yapan bazı çevreler bu gelişmelerden rahatsız oluyor. Her zamanki gibi laiklik ve çağdaşlık kavramları üzerinden çalışmaları baltalamaya ve sabote etmeye çalışıyorlar. Durumdan vazife çıkartan “zımmı zümreler”, sistemden nemalanan yol kesen haramiler bunlar. Özellikle eğitimi rant hale getiren çevrelerin içerideki yerli işbirlikçileri ile birlikte çalışıyor.

Şu halde iyi şeyler yapmak yetmiyor. İyi şeylere karşı direnen medyaya hakim ve dışarıdan destek alan güruha karşı tedbirler alınmalı değil mi?
Evet şimdiye kadar iyi projeler hep yarı yolda kaldı ya da gerçek çözümlere sıra gelmedi ise asıl sebebi bu engellemeler oldu. Bu aydın geçinen kesim ya Amerikan, ya Fransız, ya İtalyan, ya da Alman Liselerini bitirmişlerdir; Çocuklarını da aynı ‘liselerde’ okutabilmek için, yapmayacakları fedakârlık yok. Atilla İlhan’ın da ifade ettiği gibi, bunlar düşünmüyordu ki, yurdumuzdaki (gerçekte bütün dünyadaki ‘ecnebi’ okullar, çeşitli Hıristiyan tarikatların misyonerlik çağdaşlığım faaliyetleri içindedir; okulları açanlar ya da yönetenler, ya papazlardır, ya da rahibelerdir. Çocuğunu göndermeyi (bizatihi o okulu), Laikliğe hiç de aykırı bulmuyor. ‘Çağdaşlığın’, ‘alafrangalığın’ kaçınılmaz bir gereği sayıyor; İş, üstelik mensup olduğunu iddia ettiği dinin (İslam’ın)öğretimi oldu mu, dehşete düşüyor!… Çifte standart’ değil mi şimdi bu? Dahası kendi ülkesi, tarihi ve geleceği aleyhine işleyen bir ‘çifte standart’?
Şu halde, bir yandan yabancı kavram ve anlayışlarla hesaplaşırken bir yandan da tüm iyi projelere engel çıkaran yapılarla hesaplaşmayı göze almalıyız. Bu büyük bir özgüvenle kendi medeniyet köklerimize dair büyük bir farkındalık ve yüksek bir idrakle olur. Şunu bilmeliyiz ki bu çevreler bizim kendimize ait anlam ve kavram haritamızı oluşturmamızın, netleştirmemizin şiddetle karşısına çıkacaklardır ve çıkıyorlar. Taklit olamayan eğitim sistem ve modele kavuşmamızı istemeyeceklerdir. Bunlar, kendi temel değer dinamiklerimizle kendimiz yeniden var etmenin karşısında duracaklardır. Bu açık bir gerçek… Ve şu anda da bu anlamda kıran kırana mücadele devam ediyor. Bunun farkında olmalıyız.

Maarif Platformu olarak destek verdiğiniz bu proje, köklere bağlanmak ve eğitime felsefe kazandırmak anlamını taşıdığına göre bu projenin müfredatlara yansıtılması en elzem ve biricik vazife. Bundan sonra yapılması gereken konu bu. Bu iş nasıl olacak?
Bu çalışma çok katmanlı, çok yönlü ve uzun soluklu bir çalışmayı gerekli kılmaktadır. Bunun yol ve yöntemleri üzerinde durulmaktadır. Projeyi hazırlayan ekibin mahareti yansıra, sivil teşekküller, ayrıca hükümet yetkililerinin bu projeye sahip çıkması kabulü halinde süreç kolaylaşacaktır. Sadece okul müfredatlarına değil, hayatın her alanına yansıması halinde eğitim, bilgi meselesi olmaktan kurtulacak ve medeniyet meselesi haline gelecektir. Sanat, spor, kültürün her alanı bundan etkilenecektir.

Sadece öğretime dayanan Millî Eğitim; işin kimlik, terbiye kısmını, ahlâk yönünü ihmal edince bugün gelinen noktayı göz önüne alırsan bu projenin önemine nasıl bir vurgu yapabiliriz?
20. Yüzyılın Türkiye’si, öğretimi fırsatçı ve menfaatçi (pragmatist) bir program çerçevesinde düzenledi. Üreten, gayretli ve hamiyetli nesiller yerine terlemeden kazanmanın yollarını arayan, alın terini ve emeği takdir etmeyen nesiller türedi.
Eğitimde fıtratın isteği şey; önce çocuğa kimlik ve aidiyet duygularının kazandırılması ve kim olduğunun öğretilmesidir. İnsan olduğunun şuuruna vardırılması ve ahlaki değerlerin kazandırılmasıdır. Aksi takdirde çocuk rüzgârın önünde sağa sola sürüklenen yaprak gibi kalacaktır.
Bugün Türkiye’nin yaşadığı problemlerin en önemlisi, her alanda ahlâkî kaygının fiillerimizden dışlanmasıdır. En başta şahsî menfaatini milletin önüne geçiren yaygın bir anlayışla karşı karşıyayız. Öğrencilere, “geleceğini kazanmak” adına herkesin kendi gemisini kurtarması gerektiği telkin ediliyor.
Maneviyatsız ve medeniyetsiz kalkınma bizi konfora, rahata, lükse, iktidara alıştırdığından fırsatçı bir ticaret anlayışı ortaya çıktı. Durdurulamayan bir enflasyonla karşı karşıyayız. Ahlâklı olmayı güçleştiren, ahlâksız olmayı kolaylaştıran çevre şartlarının çoğalması insanımızı huzursuz hale getirdi. Tüm bu olumsuz durumlar, maarifi diriltmeden maliyeyi düzeltmenin ve ekonomiyi düzlüğe çıkarmanın mümkün olmadığını gösteriyor.
Maarif Platformu olarak destek verdiğimiz bu projeden, köklere bağlanmak ve eğitime felsefe kazandırmak anlamı çıkıyor. Bu projenin sonuçlarının müfredatlara yansıtılması halinde eğitim, bilgi meselesi olmaktan kurtulacak ve medeniyet meselesi haline gelecektir. Sanat, spor, kültürün her alanı bundan etkilenecektir.

Bu çalıştay sonrası bir de sonuç raporu yayınlandı. Raporda hangi konular öne çıkmaktadır?
Sonuç raporunda belirtildiği gibi, bundan sonra yapılması gereken, ortaya konulan eğitim gerçekliklerinin eğitim dünyamıza değişik boyutları ile yansıtılması olmalıdır. Bu proje ve kitap boyutundaki hazırlık ilmi/ kültürel organik alan çalışmaları için bir veri tabanıdır, temel ve ön argümanlardır. Buradan hareketle özgün kavramsallaştırmalar, münhasır modeller, tezler ve literatür üretilerek; mevcut modern kavram/görüş/model ve eserlerle mukayeseli çalışmalara başlanması ve kazanımların ders kitaplarına ve müfredata yansıtılması sürecine geçilecektir. Yapılan eleştirel çalışmalarla, yer yer hesaplaşmalarla uyum modları yakalanacaktır. Önümüzde zorlu ve bir o kadar da önemli aşamalar durmaktadır. Yine benzer şekilde pedagojik uygunluğun güncellemesiyle birlikte, uygulanabilirlik yolunda önemli adımlar atılacaktır. Sonuç raporuna buradan ulaşabilirsiniz…
Son olarak söyleyecekleriniz var mı?
Beklediğimiz şey; bu proje kapsamında ortaya çıkarılan tespit ve bulguların öncelikli olarak müfredatta karşılık bulması ve gerekleriyle birlikte uygulamaya geçilmesi için harekete geçmeleridir.
Bu vesile ile şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, biz Maarif Platformu olarak konuya sonuna kadar sahip çıkmaya devam edeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve yetkililerin motive eden yaklaşımına da anlamlı buluyoruz. Bu vesile ile platformun çabalarını cesaretle tanıtan basının ve STK’ların destekleri çok değerli bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu anlamda destekleri için TÜGVA ve İİKV’na basın camiasına özellikle Yeni Şafak’a teşekkür ediyoruz. Bu dava, derdi olan herkesin meselesidir. Bu noktadaki iyi niyet, çaba ve destek buluşması, muvaffakiyetin anahtarıdır.
]]>Bakan Göktaş, bu yıl “Kooperatifler Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek İnşa Eder” temasıyla kutlanan Uluslararası Kooperatifler Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Göktaş, kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınma ve istihdamı artırmada önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.
Kooperatiflerin geçmişten günümüze her daim toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlara çözüm üreten önemli kuruluşlar olduğunun altını çizen Bakan Göktaş, bu doğrultuda Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı ile imzaladıkları Kadın Kooperatiflerinin Güçlendirilmesi İşbirliği Protokolü ile 81 ilde birçok faaliyet gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Bakan Göktaş, “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında kadın kooperatiflerini desteklemeye devam ettiklerini belirterek, “Kadınlar, kooperatifler aracılığı ile ekonomik güçlerini bir araya getirerek kendi iş fırsatlarını yaratıyor ve yaşam kalitelerini yükseltiyorlar” dedi.
Kadın Kooperatifleri Çalışma Grupları aracılığıyla 910 çalıştay ve bilgilendirme toplantısı düzenlediklerini belirten Bakan Göktaş, “Kadın, ülke olarak geleceğe güvenle bakabilmemizin anahtarıdır. Güçlü bir ülkenin temelinde kadınlarıyla güçlü olan bir toplum vardır. Bu kapsamda, 1.012 yeni kadın kooperatifi kurulmasına destek olduk. Ürün geliştirme, gıda güvenirliği ve ürün hikayeleştirme gibi konularda toplamda 1200 kişiye eğitim verdik. Gerçekleştirdiğimiz tüm bu faaliyetlerden, bugüne kadar yaklaşık 45.000 den fazla kişi faydalandı” dedi.
Göktaş, Bakanlık olarak verdikleri danışmanlık hizmeti ile kadın kooperatiflerinin ürünlerinin bu topraklara has olduğunu gösteren ‘coğrafi işaret’ almalarına kolaylık sağladıklarını vurguladı.
“BEN DE VARIM” DEVREYE GİRİYOR
Ayrıca “Kooperatifler E-Ticaret ile Daha Güçlü” temasıyla, Bakanlığımız Kadın Kooperatifleri Ağı Web Portalında kayıtlı olan ve e-ticaret yapan kadın kooperatiflerimizin görünürlüklerini artırmalarına ve ekonomik yönden güçlenmelerine destek olduklarını belirten Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Bu doğrultuda https://kadingirisimci.gov.tr/ web sitemizde bugün itibarıyla “Ben De Varım” uygulamasını kullanıma açıyoruz. Attığımız bu adım ile e-ticaret yapan kadın kooperatiflerinin web sayfalarına https://kadingirisimci.gov.tr/ adresinden ulaşılabilecek. Böylece e- ticaret yapan kadın kooperatiflerine tek bir platform üzerinden erişim imkânı getiriyoruz.”
Kooperatiflerin kadınlar için önemli olduğunu ve bu alanda farkındalık yaratmak, sorunlara dikkat çekmek ve çözüm üretmek için ilgili taraflarla çeşitli protokoller de imzaladıklarını belirten Bakan Göktaş “Bu kapsamda geçtiğimiz gün, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile “IPARD Programına İlişkin İşbirliği Protokolü” imzaladık. Bu protokol ile TKDK tarafından kadın girişimcilerin ve kadın kooperatiflerinin kırsal kalkınma desteklerinden daha etkin faydalanmalarını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
Bakan Göktaş, protokol kapsamında kırsalda yaşayan kadınlara ücretsiz “TKDK Proje Hazırlama Eğitimi” verileceği müjdesini vererek, “Bakanlık olarak ivme kazandırdığımız kadın girişimciliği çalışmalarını TKDK ile iş birliğinde daha da çok kadına ulaşarak yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Bakanlık olarak, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi için kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Bakan Göktaş “Bu vesileyle, tüm kooperatiflerin 6 Temmuz Uluslararası Kooperatifler Günü’nü kutluyorum.” dedi.
Yıl sonuna kadar toplam 200 bin konutu teslim edeceklerini söyleyen Bakan Kurum, “Malatya ve diğer illerimizde yaralarımızı sarmak için haftalarca vatandaşımızla omuz omuza verdik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, nasıl her depremde, selde, heyelanda ve yangında milletimizin yanında olduysak, asrın felaketinde de milletimizle birlikte bir seferberlik şuuruyla çalıştık. Biliyorsunuz 6 Şubat depremlerini 11 şehrimiz yaşadı. 14 milyon insanımızın hayatı olumsuz etkilendi Yüz binlerce konutumuz ve iş yerimiz kullanılamaz hale geldi. Afetin verdiği maddi kayba baktığımızda 104 milyar doları geçtiğini görüyoruz. Bugüne geldiğimizde; 276 bin konutun, iş yerinin, ofisin ihale süreci tamamlandı. 11 ilimizde inşa faaliyetimiz devam ediyor. 4 bin 500’e yakın köyde evlerimizi süratle teslim ediyoruz. Başlamış olduğumuz 276 bin konutun, toplamda 76 bin yuvamızı kardeşlerimize teslim ettik. Bugün deprem bölgesinde 2000’e yakın şantiyede 153 bin işçi kardeşimiz arı gibi çalışıyor. Gerek şehrin içinde, gerek rezerv alanlarda yıl sonuna kadar toplam 200 bin konutu teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bakan Murat Kurum, devletin tüm imkanları ile deprem bölgesinde olduğunu ve olmaya devam edeceğini belirterek, “Malatya özelinde baktığımızda; şu ana kadar 7 bin 881 konutumuzu bitirip, depremzede ailemizi evlerine kavuşturduk. Malatya genelinde 80 bin 224 ev ve iş yerimizin inşasına da süratle devam ediyoruz. Şehir merkezini, kent meydanını aslına uygun, tarihi dokuyu koruyan, depreme dayanıklı, çevreci, sıfır atık uyumlu olarak inşa ediyoruz. Biz, birçok afette olduğu gibi depremin ilk anlarında da milletimize sözler verdik. Görev süremiz boyunca bu sözleri tuttuk. Şimdi yine bu sözleri tutmanın gururuyla buradayız. Ben bugün sadece bir bakan olarak burada değilim. Malatya’nın bir evladı, deprem bölgesinin kardeşi ve bölgenin ihtiyacını giderecek kişi olarak buradayım. Şantiyede baret takıp yuvalar inşa etmiş bir emekçi olarak karşınızdayım. Milyonlarca vatandaşımıza yeni yuva kazandırmış, milletimizin zor anlarında hep yanında olmuş bir kardeşiniz olarak yanınızdayım. Dün nasıl depremlerde, sellerde, yangınlarda milletimizin hemen yanına koşup hızlıca yeni yuvalarına kavuşturduysak; bugün de deprem bölgemizin tamamında aynı aşkla, azimle, gayretle çalışacağız. Malatya’da yeni yuvalarına kavuşmayan tek bir depremzede kardeşimizi bırakmayacağız. Bu evler teslim edilene kadar da arkadaşlarımla birlikte sürekli deprem bölgesinde olacağız. Elimizi bir an bile depremzede kardeşlerimizin elinden çekmeyeceğiz” dedi.
ŞİÖ’ye üye Kazakistan, Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, İran, Hindistan ve Pakistan’dan devlet ve hükümet başkanlarının hazır bulunacağı zirveye, gözlemci ve diyalog ortağı olarak Belarus, Moğolistan, Azerbaycan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkmenistan liderlerinin de katılımı bekleniyor.
Türkiye’nin son dönemde dünya nüfusunun yarısına yakın nüfusuna sahip ŞİÖ’ye üye ülkeleriyle siyasi ilişkilerinin gelişmesi ticari ve ekonomik yansımaları da beraberinde getirdi.
Son dönemde söz konusu ülkelere üst düzey ziyaretler de artış gösterdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen yıl eylülde Rusya’ya günübirlik ziyaret gerçekleştirmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl kasımda Türk Devletleri Teşkilatı 10. Zirvesi’ne katılmak üzere Kazakistan’a ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 16. Zirvesi’ne katılmak üzere Özbekistan’a ziyarette bulunmuştu.
Bakanlar düzeyindeki öne çıkan ziyaretler kapsamında ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, geçen yılın son ayında Çin’de temaslarda bulundu. Daha sonra mayısta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve haziranda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Çin’e giderek üst düzey görüşmeler yaptı.
ŞİÖ üye ülkelerinin dünyadaki doğal gaz rezervlerinin önemli bölümüne hakim konumda bulunması sebebiyle enerji sektörüne yönelik ziyaretler de bu dönemde hız kazandı. Bakan Bayraktar geçen ay ŞİÖ’nün Enerji Bakanları Konseyinin 4. Toplantısı’na video konferans ile katılmıştı. Bayraktar, Rusya’ya da ziyaret gerçekleştirmişti.
Bakan Fidan ise Çin ziyareti sonrasında BRICS+ toplantısına katılmak ve ikili temaslarda bulunmak üzere gittiği Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin Sarayı’nda bir araya gelmişti. Türkiye ve ŞİÖ ülkeleri arasında üst düzey ziyaretlerin karşılıklı devam etmesi bekleniyor.
ULAŞTIRMA PROJELERİNİN TİCARETE ETKİSİ ÖNEM TAŞIYOR
Enerji anlaşmalarının ve projelerinin yanı sıra ticaretin artırılması amacıyla söz konusu ülkeleri birbirine bağlayan ulaştırma ve altyapı projeleri de dikkati çekiyor.
Bu kapsamda, önde gelen projeler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Çin’in Kuşak ve Yol girişiminde yer alıyor. Kafkasya ve Orta Asya üzerinden Çin’e uzanan bir ulaşım güzergahı olan Orta Koridor girişimi, Türkiye’yi Orta Asya’ya bağlayan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu da bu projeler arasında öne çıkıyor.
Öte yandan, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yapımı planlanan Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu Projesi’ne ilişkin anlaşma da geçen ay imzalandı.
TOPLAM İHRACATIN YAKLAŞIK YÜZDE 10’U ŞİÖ ÜLKELERİNE
G20 içinde yer alan Çin, Hindistan ve Rusya’nın yer aldığı ŞİÖ üye ülkelerine Türkiye’den gerçekleştirilen ihracat Kovid-19 salgının da yaşandığı 2019-2023 döneminde 2020 hariç artış gösterdi.
Bu kapsamda Türkiye’den söz konusu 9 ülkeye 2019’da 14,1 milyar dolarlık ürün ihraç edilirken, bu tutar 2020’de 13,9 milyar dolar oldu. Bu tutar, 2021’de 18,4 milyar dolara, 2022’de 23 milyar dolara kadar yükseldi. Geçen yıl ise ŞİÖ’ye üye ülkelere ihracat 26,1 milyar dolara yaklaştı.
Böylece 5 yıllık dönemde Türkiye’nin söz konusu ülkelere ihracatı yüzde 85’in üzerinde artış gösterdi. Ayrıca bu ülkelere 2023’te gerçekleştirilen ihracatın payı Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor.
Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye ülkelerden ithalatı ise 2019’da 55,6 milyar dolardan 2020’de 49,6 milyar dolara geriledi. Sonraki yıllarda artış gösteren ithalat 2021’de 76 milyar dolara, 2022’de 120,2 milyar dolara kadar çıktı. Geçen yıl ise Türkiye’nin anılan ülkelerden ithalatı 106,3 milyar dolara geriledi.
Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi’nde devir teslim töreni gerçekleştirildi. Yeni Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Fahrettin Koca’dan görevini devraldı. Törende yeni Sağlık Bakanı ve Fahrettin Koca açıklamalarda bulundu.

Fahrettin Koca’nın açıklamaları şu şekilde;
Bugün konuşmamı, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı olarak değil Dr. Fahrettin Koca olarak yapacağım; ama bu bir veda konuşması değil. İnsanımıza karşı, mesuliyet duygum, ömür boyu devam edecek.
Mecliste yaptığım yeminle başlayan, Sağlık Bakanlığı görevimdeki, 2.183 gün, hayatımın tamamen milletime adanmış günleridir. Güveniyle, bu imkânı bana sunan, Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum.
10 Temmuz 2018’de göreve geldim. Görevime bazı ilkelerle geldim. Bunlardan biri, akla ve bilgiye hürmettir. Bir diğeri; dayanışma ruhu ile çözüme dahil olmak isteyenleri, buna dahil etmektir. Bundan hareketle, duruşu, düşüncesi her ne olursa olsun, bütün vatandaşlarımızı kuşatacak, hizmet anlayışını benimsedim. Bir diğer ilkem, iletişime açık olmak, iletişim içinde kalmaktı.
Prensip olarak; zamanında verilmiş cesur kararların, gereklerini yapmaya çalıştım. Şehir Hastaneleri konusundaki çabam, bunlar arasındadır.
“AĞIR SINAVLAR VERDİK”
Sağlık Bakanlarımız, yakın döneme kadar, işlerini, adeta bir hekim gibi, göze çarpmadan yapan kişilerdi. Benim dönemim, acı ve sarsıcı olayların dönemi oldu. 24 Ocak 2020 gününde, Elâzığ depremi acısını yaşadık. Bunu, ilk vakasını, 11 Mart 2020 günü açıkladığımız, Covid-19 küresel salgını izledi. 6 Şubat 2023, Kahramanmaraş-Hatay depremleri, büyük bir travma oldu. Bu üç olayda, ağır sınavlar verdik. Sağlık sistemimizin, bu sınavları başarıyla verdiğine inanıyorum.
Şehir Hastanelerimizin 18’i kamu özel iş birliği ile yapılırken, son 6 yılda ihalesi yapılanların tamamını, genel bütçe kaynakları ile yaptık.
Kamu- Özel işbirliğinde yapılan 18 Şehir Hastanemizin, 25 yıllık maksimum fiktif nominal bedeli 322 Milyar Avroydu. 322 Milyar Avro olan bu bedeli en çok 27,5 Milyar Avro ile sınırlandırdık. Ve böylece Şehir Hastanelerinin bütçeye yük olmasını önledik.
“SAĞLIKTA ŞİDDET SORUNUNU ÖNEMLİ ORANDA ÇÖZDÜK”
Beyaz Reformun adı, uzun süre anılacak bir gelişme olduğuna inanıyorum. Beyaz Reformun sonuçlarıyla, sağlıkta şiddet sorununu, önemli oranda çözdük. Malpraktis sorunu, dünyada eşi olmayan bir şekilde aşıldı. Sağlık çalışanlarına, daha iyi şartlarda hizmet imkânı sağladık. Özlük haklarında, emekliliklerini de kapsayacak şekilde, önemli iyileştirmeler yaptık. Uzman hekim ihtiyacımızı, büyük bir hızla karşılayacak sistemi kurduk.
Sayın Bakan, ben bir emanet devraldım. Çabalarla kıymeti artan, ve sahibi millet olan, bu emaneti şimdi size devrediyorum. Ülkemizin aşı konusunda, dışa bağımlılığını tamamen ortadan kaldıracak olan, yeni Hıfzıssıhha projesini, ulaştığı noktada size devrediyorum. Hepatit A, Suçiçeği ve Kuduz aşıları için başlattığımız teknoloji transferi ile, ülkemizde kurulacak, ve tamamen yerli üretim yapacak tesislerimiz için, saydığım aşılardan ikisinin teknoloji transfer süreci başladı. Kuduz aşısıyla ilgili süreçlerin sürdürülmesini ise, siz üstlenmiş oluyorsunuz. Hedef, 2028 yılına geldiğimizde, bağışıklama programımızdaki tüm aşıları, yerli olarak üretebilmektir. Türkiye olarak, bunu başarabileceğimize kuşku yok.
YENİ BAKANA ‘SAĞLIK VADİSİ PROJESİ’ VURGUSU
Sağlık Vadisi projemiz için, çok gayret gösterdik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın imzası ile kararnamesi çıktı. Sıra, projenin hayata geçmesine gelmiştir. Görev devir-teslim töreninde, anılması en mühim noktalardan biri budur.
Sancaktepe’de yapılması planlanan, Hücre ve Gen Terapisi Hastanesi projemizin, hayat bulması, milletimizin büyük bir beklentisidir. Bu hassas sorumluluğu, bütün gücünüzle devralacağınıza inanıyorum.
İlaç ve tıbbi cihazların yerlileştirilmesi projesi, sağlık sisteminin, hayati ihtiyaçlarından birine cevap verecek. Yerli solunum cihazı, yerli aşı ve yerli tanı kiti üretimleri gerçekleşti. Sürekli glikoz ölçüm sensörlerinin üretimi, son aşamaya geldi. Bu projeleri, gönül rahatlığı ile size devrediyorum.
Bilindiği gibi, Aile Diş Hekimliğini, pilot uygulama olarak başlatmıştık. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin, etkinliğini artıracak sevk sistemi, yılsonu uygulamaya konacak şekilde planlandı. Birinci basamaktan sevk ile, 2. ve 3. Basamak Sağlık tesislerine gelen hastalarımızın, katkı payı ödemelerine son verecek proje, hazır durumdadır.
Uzun bir teşekkür listem var. Bu listede; vefa borcum, şükran duygum, ben yaşadıkça baki kalacak olan insanlar var. En başta, Sayın Cumhurbaşkanımız geliyor.
Bu listede, amirleri olmaktan çok, arkadaşları olmayı tercih ettiğim, sağlık çalışanlarımız var. Hizmetlerimizi takdir eden veya eksik bulan; kendimi her birinin yerine koymaya çalıştığım hastalarımız var. Hatalarımızı dostça, yeri geldiğinde sertçe söyleyenler var. Rehberimiz olan bilim insanlarımız var. Her birine teşekkür ediyorum.
ONAYLİ RANDEVU SİSTEMİ
Onaylı Randevu Sistemi ile, ilk bir ay içinde, randevu taleplerinin %97’sini, aynı günde karşılar duruma geldik. Çözümü, hızla benimseyen halkımıza, teşekkür ediyorum.
Görev sürem içinde, bakan yardımcılığı yapan arkadaşlarıma, birlikte çalıştığım yöneticilere, emekleri, katkıları sebebiyle teşekkür ediyorum.
İki kabinede, birlikte görev yaptığımız bakanlarımıza, teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımıza, tekrar teşekkür ediyorum. Bana, hayatımın en önemli hizmet yıllarını, hediye etmiş oldular.
Görevimi,elimden gelen tüm gayreti sarf ederek, özenle yaptım ve 2.183’üncü gününde, tamamlamış oldum. Sayın bakanım. Bugün, sizin ilk gününüz. Hayırlı olsun.

Kemal Memişoğlu’nun açıklamaları şu şekilde;
Bu ulvi görevi bize layık gören Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Türkiye son 20 senede sağlıkta devrim nitelinde başarılara imza attı.
Bunu Covid gibi dünyayı sarsan salgını en iyi şekilde yönetmesini, başarısını 20 yıldır AK Parti hükümetleri ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki dönüşümle sonuçlandırdık. Türkiye sağlık turizminde dünyanın sayılı ülkeleri arasında bugün. Türkiye artık en büyük hedeflerinden bir tanesini artık sağlık bilgisini üretmek, bu konuda dünyanın lider ülkeleri olma hedefindedir

SAĞLIK BAKANI VE ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANI DEĞİŞTİ
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, görevden affını isteyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine 2 yeni bakan atandı.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla atanan yeni bakanlar…
Sağlık Bakanı: Kemal Memişoğlu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı: Murat Kurum

MURAT KURUM KİMDİR?
Murat Kurum, 1976 yılında Ankara’da doğdu. 1999 yılında Selçuk Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu.
2005 yılına kadar çeşitli kurumlarda görev alan Kurum, 2005-2006 yılları arasında Ankara TOKİ Uygulama Daire Başkanlığı’nda uzman statüsünde yer aldı. 2006 yılından 2009 yılına kadar TOKİ İstanbul Uygulama Daire Başkanlığı’nda İstanbul-Avrupa Yakası Uygulama Şube Müdürlüğü görevini üstlenen Murat Kurum, 2009-2012 yıllarında da Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nda uzman olarak görev aldı.

2009 yılından bu yana TOKİ’nin ortağı niteliğindeki Emlak Konut GYO A.Ş. Genel Müdürlük görevini sürdüren Murat Kurum evli ve 2 çocuk babasıdır.
2009 – 2018 yılları arasında T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı iştiraki Emlak Konut GYO AŞ Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.
2018 – 2023 yılları arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak görev aldı.
14 Mayıs 2023 seçimlerinde AK Parti’den 28. Dönem İstanbul Milletvekili seçilmiştir.
KEMAL MEMİŞOĞLU KİMDİR?
Prof. Dr. Kemal Memişoğlu aslen Rizeli olup, 1966 yılında Trabzon’da dünyaya geldi.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1990 yılında bitirdi. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 1995 yılında Genel Cerrahi Uzmanlığını aldı.
1996-1998 yılları arasında SSK Konya Ereğli Hastanesi, PTT Hastanesi ve Bursa Askeri Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev Yaptı. 1999-2000 yıllarında Miami Üniversitesi Karaciğer ve Gastrointestinal Transplantasyon ünitesinde bulundu. 2000-2002 yıllarında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında Başasistanlık yaptı. 2002 yılı sonunda PTT Hastanesine Başhekim olarak atandı. 2008 yılında Genel Cerrahi Doçenti, 2016 yılında da Genel Cerrahi Profesörü oldu.

2007 yılında Beykent Üniversitesinde başladığı Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans eğitimini 2009 yılında bitirdi. 2002-2012 yılları arasında İstanbul Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi olarak görev yaptı. 02-11-2012 tarihinde İstanbul Anadolu Kuzey Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanı olarak atandı. Mayıs 2014 – Ekim 2016 tarihleri arasında aynı birliğin Genel Sekreterlik görevini yürüttü. 06 Ekim 2016 tarihinde İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak atandı.
Prof. Dr. Memişoğlu’nun ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel yayını bulunmaktadır. Evli ve 3 çocuk babasıdır.
Ziyaret sonrası Bakan Yerlikaya başkanlığında belediye, kurum ve STK’ların bulunduğu teknik toplantı yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantı sonrası Bakan Ali Yerlikaya, son günlerin tartışılan konuları arasında yer alan göç sorunları ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

“AMANSIZ BİR MÜCADELE VERİYORUZ”
Konuşmasında düzensiz göçle durmaksızın mücadele edeceklerini vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, “Gaziantep, İstanbul’dan sonra düzenli göçmen sayısında 2. sırada. Bunlarla ilgili bizim milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın her biriyle beraber üzerinde durmamız gereken konuları, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığıyla birlikte hep beraber neler yapabileceğimizi konuştuk. Bunları tespit ettik. Biliyorsunuz, biz kabineye geldiğimiz ilk günden itibaren Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla düzensiz göçle mücadele ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadeleyle ilgili durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele ediyoruz. Bununla ilgili rakamları bir yıl değerlendirmemizde kamuoyuyla, aziz milletimizle paylaşmıştık. Göçle mücadeleye kaynağında başlayan hudutların korunmasında ve içeride düzensiz göçle mücadelede onların geri gönderme merkezlerinde ve oradan da kendi ülkelerine deport süreci de var yani. Kaynağında başlayıp kaynağında biten bir yaklaşımla etkin bir mücadele ettiğimizi söyledik” dedi.

“YENİ AÇILIMLARIMIZ OLACAK, HAZIRLIKLARI TAMAMLADIK”
Yakın zamanda kayıt dışı göçle ilgili ciddi bir mücadeleye başlayacaklarını ve bu konuda açılımlar olacağını ifade eden Bakan Yerlikaya, “Özellikle de yakın zaman içerisinde yine Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak. Bugün Gaziantep bizim için çok önemli bir şehir, büyük bir şehir. Buradaki tecrübeler ışığında yakın zamanda açıklayacağımız yaklaşımları, yeni konuları ve düzensiz göçle mücadeledeki var olan gücümüzü pekiştirmek, hiçbir zaman duraksamadan aynı şekilde devam etmek adına çalışacağız. Düzenli olan göçmenlerle ilgili olan meselelerimiz var. Onlarla da ilgili kamuoyunda beklenilen, iş dünyasında beklenilen açılımlar da yapmakla ilgili hazırlıklarımızı tamamladık” ifadelerini kullandı.
Son günlerde düzenli ve düzensiz göç konusunda gündeme gelen Gaziantep ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bakan Yerlikaya, “Bugün Antep Modeli’nde Antep’imizde sıkça duyduğumuz Antep’in istişare gücü ve ortak akılla ilgili gelmiş olduğu noktayı düzensiz göç ve kayıt dışılıkla da ilgili olan bu tecrübeyi onlardan edindik. Ben ziyadesiyle istifade ettim ama ekranları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarımıza, özellikle de Gaziantep’teki hemşerilerime şunu söylemek istiyorum. Gaziantep’te düzensiz göçle ilgili mücadelede bizim mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık” şeklinde konuştu.

“DAHA DÜZENLİ VE İSTİKRARLI BİR NOKTAYA GETİRMEKTE KARARLIYIZ”
Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlı olduklarını özellikle vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, “Şanlıurfa’da ve Kilis‘te bu çalışmayı eşzamanlı olarak yapmaya başladık. Bir takvimimiz var. İstanbul’da 19 Temmuz 2023’ten itibaren kesintisiz yapmış olduğumuz mücadelenin nasıl başarılı bir noktaya geldiğini bütün İstanbul’un gördüğü gibi burada da bu mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız. Sık geleceğiz Gaziantep’imize, Şanlıurfa’ya. Bundan sonra Şanlıurfa ve Kilis’e geçeceğiz ve gelişmeleri hep beraber şehrimizde beraber o güçlü istişare ve ortak akıl gücüyle nerelere geldiğini, hemşerilerimizin beklentilerinin neyse onun nasıl tecelli ettiğini Allah’ın izniyle hep beraber göreceğiz” diye konuştu.
]]>“Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele veriyoruz”
Konuşmasında düzensiz göçle durmaksızın mücadele edeceklerini vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, “Gaziantep, İstanbul’dan sonra düzenli göçmen sayısında 2. sırada. Bunlarla ilgili bizim milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın her biriyle beraber üzerinde durmamız gereken konuları, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığıyla birlikte hep beraber neler yapabileceğimizi konuştuk. Bunları tespit ettik. Biliyorsunuz, biz kabineye geldiğimiz ilk günden itibaren Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla düzensiz göçle mücadele ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadeleyle ilgili durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele ediyoruz. Bununla ilgili rakamları bir yıl değerlendirmemizde kamuoyuyla, aziz milletimizle paylaşmıştık. Göçle mücadeleye kaynağında başlayan hudutların korunmasında ve içeride düzensiz göçle mücadelede onların geri gönderme merkezlerinde ve oradan da kendi ülkelerine deport süreci de var yani. Kaynağında başlayıp kaynağında biten bir yaklaşımla etkin bir mücadele ettiğimizi söyledik” dedi.

“Kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak, hazırlıklarımızı tamamladık”
Yakın zamanda kayıt dışı göçle ilgili ciddi bir mücadeleye başlayacaklarını ve bu konuda açılımlar olacağını ifade eden Bakan Yerlikaya, “Özellikle de yakın zaman içerisinde yine Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak. Bugün Gaziantep bizim için çok önemli bir şehir, büyük bir şehir. Buradaki tecrübeler ışığında yakın zamanda açıklayacağımız yaklaşımları, yeni konuları ve düzensiz göçle mücadeledeki var olan gücümüzü pekiştirmek, hiçbir zaman duraksamadan aynı şekilde devam etmek adına çalışacağız. Düzenli olan göçmenlerle ilgili olan meselelerimiz var. Onlarla da ilgili kamuoyunda beklenilen, iş dünyasında beklenilen açılımlar da yapmakla ilgili hazırlıklarımızı tamamladık” ifadelerini kullandı.
“Gaziantep’te düzensiz göçle mücadelede mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık”
Son günlerde düzenli ve düzensiz göç konusunda gündeme gelen Gaziantep ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bakan Yerlikaya, “Bugün Antep Modeli’nde Antep’imizde sıkça duyduğumuz Antep’in istişare gücü ve ortak akılla ilgili gelmiş olduğu noktayı düzensiz göç ve kayıt dışılıkla da ilgili olan bu tecrübeyi onlardan edindik. Ben ziyadesiyle istifade ettim ama ekranları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarımıza, özellikle de Gaziantep’teki hemşerilerime şunu söylemek istiyorum. Gaziantep’te düzensiz göçle ilgili mücadelede bizim mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık” şeklinde konuştu.

“Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız”
Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlı olduklarını özellikle vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, “Şanlıurfa’da ve Kilis‘te bu çalışmayı eşzamanlı olarak yapmaya başladık. Bir takvimimiz var. İstanbul’da 19 Temmuz 2023’ten itibaren kesintisiz yapmış olduğumuz mücadelenin nasıl başarılı bir noktaya geldiğini bütün İstanbul’un gördüğü gibi burada da bu mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız. Sık geleceğiz Gaziantep’imize, Şanlıurfa’ya. Bundan sonra Şanlıurfa ve Kilis’e geçeceğiz ve gelişmeleri hep beraber şehrimizde beraber o güçlü istişare ve ortak akıl gücüyle nerelere geldiğini, hemşerilerimizin beklentilerinin neyse onun nasıl tecelli ettiğini Allah’ın izniyle hep beraber göreceğiz” diye konuştu.
]]>Bugünden itibaren Almanya’da yaşayan Alman vatandaşlığı da almak isteyenler artık konsolosluklara giderek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkmak zorunda kalmayacak. 2000 yılından sonra Alman vatandaşlığına geçenler de yeniden Türk vatandaşlığını alabilecek.
‘VATANDAŞ OLUN’ ÇAĞRISI
Federal Meclis SPD Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, şartları yerine getiren tüm Türk vatandaşlarını Alman vatandaşlığına başvurmaları ve Almanya’da demokrasi için aktif olarak çalışmaları çağrısında bulundu. Önceki dönemlerde Almanya Türk Toplumu Başkanı olarak görev alan ve uzun süre çifte vatandaşlık için mücadele veren Kenan Kolat, “Bu, Almanya’nın artık vazgeçilmez olan göç olgusunu tamamen kabul etmesidir. O anlamda tarihi bir olaydır” dedi. Bunun Almanya demokrasisi açısından önemli bir dönüm noktası olacağını belirten Kolat, “Almanya’daki Türk toplumu ırkçılığa karşı önemli bir panzehir olacak. Türklerin büyük bölümü ırkçı partilere oy vermeyecek. Bu da demokrasinin sağlıklı işlemesini sağlayacak” dedi. Almanya Türk Toplumu Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu da, “27 Haziran Almanyalı Türklerin göç tarihine not düşebilecekleri tarihi bir yıl olacak” diyerek yasanın önemini vurguladı.

YENİ YASADA NELER VAR
* Almanya vatandaşlığına başvuru için ülkede ikamet süresi sekiz yıldan beş yıla indirildi.
* Okul ya da mesleki başarı, iyi Almanca bilgisi, kamu yararına faaliyetler gibi özelliklere sahip olanlar ve başarılı entegrasyon gösterenler 3 yıl sonra da Alman vatandaşlığına geçebilecek.
* Birinci kuşak göçmenlere ve 67 yaş üstündekilere yazılı Almanca testi kalkacak.
* En az 5 yıldır Almanya’da yaşayan göçmenlerin çocukları da Alman vatandaşı olabilecek.
BAŞVURU İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR
* Vatandaşlığa başvuranlardan Alman Anayasası’nın özgür demokratik temel düzenine bağlılığı istenecek.
* İslam karşıtı, Yahudi düşmanı, homofobik olmadığı ve kadın haklarına riayet ettiğini taahhüt edecek. Almanya’da lise veya yüksek öğrenim yapmayanlar Einbürgerungstest adı verilen vatandaşlık testini yapacak.
* Başvuran kişinin cezai bir suçtan mahkumiyeti olmaması gerekiyor.
* Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi B 1 seviyesinde Almanca dil becerisini göstermesi gerekecek.
* Başvuru sahibinin sosyal yardım almaması gerekiyor.

BAKANLIKTA KRİTİK TOPLANTI
İçişleri Bakanlığı’ndan Bakan Yerlikaya’nın ziyaretine ilişkin yapılan açıklamada, “Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya ve Almanya Federal İçişleri ve Yurt Bakanı Sayın Nancy Faeser bugün Berlin’de bir araya geldi. Heyetler arasında gerçekleşen görüşmede; iki bakanlığın sorumlulukları çerçevesinde iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulmuştur. Terörle mücadelede işbirliğinin yanı sıra organize suç ve güvenlik alanında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik imkânlar ele alınmıştır. Göçmen kaçakçılığıyla mücadelede iş birliği konusunda da fikir alışverişinde bulunulmuştur. Almanya’da yürürlüğe giren yeni Vatandaşlık Yasası’nın sağladığı imkanlar ve başvuru süreçlerine ilişkin konular da değerlendirilmiştir. Türk vatandaşlarının Almanya vizesi alma sürecine ilişkin durumlarının nasıl iyileştirilebileceği konusunda görüş teatisinde bulunulmuştur. Son olarak, iki bakanlığın çalışma düzeyinde işbirliği ve iletişimin daha da güçlendirilmesi konuları ele alınmıştır” denildi.

Ziyaretlerinin ardından Köksalan Mahallesi’nde gazetecilere açıklama yapan Işıkhan, Diyarbakır ve Mardin’de yangınlarda yaşamını yitiren vatandaşlara Allah’tan rahmet dileyerek, olayın herkesi etkilediğini ve üzdüğünü söyledi.
Yangınlarda Diyarbakır’da 5, Mardin’de 10 vatandaşı kaybettiklerini, 78 kişinin de yangınlardan etkilendiğini anımsatan Işıkhan, yaralılara Allah’tan şifa diledi.
AİLELERE 100’ER BİN LİRA YARDIM ÖDEMESİ
Acil Yardım Ödeneği ile yangında hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine 100’er bin TL yardım ödemesi yapıldı.

Yaralanan 2 kişinin tedavisinin hastanede sürdüğünü ifade eden Işıkhan, şöyle konuştu:
“Yangın Çınar ilçesinde başlamış. Maalesef rüzgarın etkisiyle de Mazıdağı’na kadar yayılarak büyük bir alanı etkilemiş durumda. Yangın başlar başlamaz her iki ilimizde de Valiliklerimiz koordinatörlüğünde AFAD başta olmak üzere sağlık, UMKE, Tarım ve Orman İl Müdürlüklerimiz olaya anında müdahalede bulunmuşlardır. Allah razı olsun tüm çalışanlarımız ve personelimizden. Müdahale edilmemiş olsaydı yangın daha büyük bir alanda daha büyük bir felakete sebep olabilirdi. Ne yazık ki canlarımızı kaybettik. Bunun yanında küçük ve büyükbaş hayvan kaybımız, aynı zamanda ekili alanlarımız, meralarımız zarar gördü. Bununla ilgili Tarım ve Orman İl Müdürlüklerimiz hasar tespit çalışmalarında bulunmaktalar. Devlet olarak da buradayız. Devletin tüm kurumlarıyla birlikte yangına müdahale edilmeye çalışıldı. Daha sonra acil yardım ödeneğiyle devletimiz gerekli maddi desteği, özellikle yangından zarar gören kardeşlerimize bu desteği sağladı.”
Zarar tespit çalışmalarının sürdüğünü, bu noktada ortaya çıkacak durumla ilgili gerekli destekler ve müdahalelerin Valilikler aracılığıyla yapılacağını bildiren Işıkhan, Mardin’de 86 araç ve 451 personel, Diyarbakır’da 94 araç ve 557 personelle yangına anında müdahale edildiği bilgisini paylaştı.
Bakan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada vatandaşlarımızı yalnız bırakmamak amacıyla ben de bu topraklarda, Mardin’de doğmuş bir kardeşiniz, bir bakanınız olarak da buraya geldim. Buradan sonra Mardin’e geçeceğim. Sayın Cumhurbaşkanımızın taziye dileklerini vatandaşlarımıza ileteceğim. Yanlarında olacağız, ihtiyaçlarını belirleyeceğiz. Sağ olsun devletimiz burada, Sayın Valimiz, milletvekillerimiz burada. Hepimiz buradayız. Bu yaraları da hep birlikte sarmamız lazım. Daha dikkatli olmamız gerektiğini de özellikle vurgulamak istiyorum. Önümüz temmuz, ağustos ayları, bu tür yangınlar ortaya çıkabilir. Daha dikkatli olmamız lazım.”
“SAVCILIKLARIMIZ, HUKUKÇULARIMIZ GÖREVLERİNİN BAŞINDA”
Bir gazetecinin yangının çıkış nedeniyle ilgili sorusu üzerine Işıkhan, bu konuda soruşturmaların devam ettiğini kaydederek, “Bunda kimin kusuru, ihmali varsa elbette savcılıklarımız, hukukçularımız görevlerinin başında.” ifadesini kullandı.
Bakan Işıkhan, “Tarım ve Orman İl Müdürlüklerimiz hasar tespitlerini yapıyor. Esas orası bence çok önemli. Çünkü hasar tespitinde mağdur olan vatandaşlarımıza da kardeşlerimize destek vermemiz ve yaralarını da sarmamız lazım kısa sürede. Tekrar ayakta kalabilmeleri için de onlara destek vereceğiz. Devletimiz her zaman olduğu gibi bakın, her zaman olayın ilk anından itibaren vatandaşlarımızın yanında olmaya başladı. Müdahale edildi. Müdahale eden vatandaşlarımız yaralandı. Hastaneye götürüldü. Onların tedavileri sürüyor.” diye konuştu.
Yangının büyük olduğuna işaret eden Işıkhan, şunları kaydetti:
“Büyük bir yangın. Çünkü anız yangınlarını hepiniz bilirsiniz. Bu tür felaketler ortaya çıkar. Anız yangını, örtü yanar, söner. Ama burada tabii iklimin değişikliğine de çok vurgu yapmamız lazım. Dikkat etmemiz lazım. Havalar daha fazla ısınmaya başladı. Kolay alev almaya başlıyor otlar. Rüzgarın şiddeti artıyor. Tarım ve Orman Bakanlığımız inanılmaz bir şekilde gece gündüz çalışıyor. Vatandaşlarımıza buradan bir duyuru yapmamızda yarar var. Ormanlara, böyle alanlara da cam, sigara, izmarit gibi kolay tutuşacak maddeleri atmamalarını özellikle rica ediyorum. Bu ormanlar, buralar hepimizin. Çanakkale’de de orman yangınları oldu. Sağ olsun tüm ekiplerimiz, Tarım ve Orman Bakanımız görevinin başında, müdahale ediyor. Allah bir daha bu tür afetleri yaşatmasın.”
Bakan Işıkhan’a, Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu ve Suna Kepolu Ataman, Çınar Kaymakamı Muhammed Fatih Günlü ve AK Parti İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak da eşlik etti.
BAKAN IŞIKHAN, MARDİN’DE ANIZ YANGINLARINDA ÖLENLERİN YAKINLARINI ZİYARET ETTİ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve beraberindekiler, Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Yücebağ Mahallesi’nde anız yangınlarında yaşamını yitiren Şeyhmus Demir, Hasan Demir, Mazhar Demir, Nuri Demir, Sinan Deviren, Remzi Yılmaz, Resul Yılmaz, Azat Yılmaz, Taliha Demir ve Fadıl Demir için kurulan taziyeevinde vatandaşlarla bir araya geldi. Ziyarette, Işıkhan vatandaşlara başsağlığı dileğinde bulundu, İl Müftüsü Enver Türkmen dua etti.
Bakan Işıkhan’a, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç, Vali Yardımcısı Muhammed Taha Canpolat, Mazıdağı Kaymakamı Mustafa Görmüş, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İdris Tataroğlu, İl Emniyet Müdürü Cebrail Buğday, AK Parti Mardin İl Başkanı Vahap Alma, Yeşilli Belediye Başkanı Hayrettin Demir de eşlik etti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 günlük Kurban Bayramı tatili sebebiyle tatil öncesi ve sonrası, yollarda ve yolcu taşımacılığında oluşacak yoğunluklara yönelik alınan tedbirler ve denetimler sayesinde vatandaşların bayram tatili boyunca rahat ve huzurlu bir şekilde yolculuk yaptığını belirterek, “Bu sürede ekiplerimiz ve kolluk kuvvetlerimiz ile 7 gün 24 saat sahada denetimlerimizi gerçekleştirdik. Vatandaşlarımızın huzurlu, rahat ve güvenli bir şekilde yolculuklarını gerçekleştirmeleri için bayram tatili öncesi ve bayram süresince yurt genelinde otobüs denetimlerimizi etkin bir şekilde uyguladık.” dedi.
“FAHİŞ FİYATTAN BİLET SATAN İŞLETMECİLER TEK TEK İNCELENDİ”
Kurban Bayram tatilinde şehirler arası otobüslerde fahiş fiyatlı bilet satışlarının önlenmesine yönelik denetimleri aralıksız olarak gerçekleştirdiklerini kaydeden Bakan Uraloğlu, Bakanlığa bildirilen ücret tarifelerine uymayan işletmecilerin tek tek incelenip gerekli idari para yaptırımların uygulandığını ifade etti. Uraloğlu, “Kurban Bayramı tatilinde şehirler arası otobüs seyahatlerinde büyük bir yoğunluk yaşandı. 14 -23 Haziran tarihleri arasında 107 bin 896 adet otobüs seferi gerçekleştirildi ve bu seferlerde 3 milyon 782 bin 90 adet yolcu taşındı.” diye konuştu.
“BAYRAMA GÜVEN İÇİNDE GİRİN DİYE DENETİMLERİMİZİ ARTIRDIK!”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ekipleri ve kolluk kuvvetleri işbirliği ile çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Bayram tatili öncesi ve bayram süresince şehirler arası otobüs seyahatlerine yönelik U-ETDS sistemi üzerinden elektronik olarak yaptığımız denetimlere ilave olarak, yolcu terminallerinde, yol kenarlarında ve karayolları denetim istasyonlarında öncelikle; fahiş fiyatlı bilet satışı, korsan ve yetki belgesiz taşımacılık ve emeklilere yönelik % 20 indirim uygulanıp uygulanmadığına dair 13 bin 855 otobüste denetim yaptık.” ifadelerini kullandı.
Yapılan denetimler kapsamında Karayolu Taşıma Kanunu’na aykırı bir şekilde faaliyette bulunan otobüs işletmecilerine 23 milyon 453 bin 8 lira tutarında idari işlem uygulandığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Bu denetimlerimiz sadece bayramı kapsamıyor. Fahiş fiyatlı bilet satışının önüne geçilmesi, yolcu taşımacılığında düzenin sağlanması ve emeklilere ücret tarifesi üzerinden %20 indirim uygulanması için, yurt genelinde otobüs denetimlerimiz etkin bir şekilde devam etmektedir.” şeklinde konuştu.
]]>Bakan Tekin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Bizi izleyen herkesin geçmiş Kurban Bayramı’nı tebrik ederim. Bayramın, toplumun birleştirilmesine çok büyük katkıları var. Bayram öncesinde de çocuklarımız karnelerini aldı. Okullar tatil oldu ama bakanlık tatil olmadı. Biz bayramın 3’üncü günü çalışmaya başladık. Yaz aylarında daha yoğun çalışmamız lazım, okulların eğitim öğretime hazırlanması, ders kitaplarının hazırlanması gibi atılması gereken adımlar var. Kimseyi mağdur etmeden huzurlu bir şekilde eğitim-öğretim yılının başlaması için tedbirlerimizi alacağız.
Milli Eğitim Bakanlığının muhatap olduğu alan çok büyük fedakarlık gerektiriyor. Bu fedakarlığı maalesef öğretmen camiası tek başına üstleniyor. Öğretmenimizin üzerinden yükü biraz almamız gerekiyor. Öğretmen arkadaşlarımızın bu süre içerisinde karşı karşıya bulundukları sorunları azaltmak için hep beraber çalışmamız gerekiyor. Öğretmenlerin üzerinden yükü en çok alacak kitle velilerimiz. Çocuklarımız, zorunlu eğitim çağını bitirinceye kadar hayatlarının yüzde 10’unu bile okulda geçirmiyorlar. Yüzde 90’lık kısmı ya aileyle birlikte ya toplumun içinde geçiriyorlar. Yaz aylarına geldik. En azından öğretmenlerimizin yaptıklarının unutulmaması açısından velilerimize ciddi sorumluluklar düşüyor.
Velilerimiz eğitimleri başka ülkelerle kıyaslıyorlar. Niye öğretmenler ve okullar üzerinden kıyaslıyorsunuz sadece? Veliler üzerinden de kıyaslayın. Biz, başka ülkedeki veli gibi çocuğumuzla beraber her akşam oturup yarım saat kitap mı okuyoruz yoksa televizyon mu izliyoruz?
Velivizyon adıyla kısa filmler çekiyoruz. Eğitim yükünü hep beraber omuzlaması gereken kitleyiz. Siz de üzerinize düşeni yapın, biz de yapalım. İki taraftan biri üzerine düşeni yapmadığı zaman diğerinin çabası yeterli olmuyor. Velilerimizin biraz daha sürecin içine girmesi gerekiyor. Velilerimiz yaz tatilinde ne yaparsak çocuklarımız okula daha iyi hazırlanır sorusunu sormalı ve cevabını vermeliler.”
SINIFTA KALMANIN GERİ GELMESİ, TÜRKÇEDE 70 PUAN BARAJI KARARI
(Bu kararların alınmasının arkasındaki sebepler nedir?) 5,5 yıl müsteşarlık yaptım. O süre içinde de öğretmen arkadaşlarımızla çok samimi sohbetlerimiz oluyordu. Bakan olarak göreve başladığımdan itibaren de bu diyaloğu kurumsallaştırdık. Her ay öğretmen arkadaşlarımızla öğretmen arkadaşlarımızla görüşüyoruz. 200 ila 400 kişilik toplantılar yaptık. Ziyaret ettiğim her okulda öğretmenler odasında öğretmenlerle sohbet ettik. Öğretmen arkadaşlarımızın bizden talepleri oldu.
Taleplerden bir tanesi, mesleki anlamda başarılı olmamız için, yaptığımız şeylerin karşılığı olması gerekirdi. Devamsızlık bunlardan bir tanesi. Pandemiyle birlikte devamsızlık konusunda ortam biraz gevşedi, bu doğaldır. Bu konuların düzeltilmesi gerekiyordu. Devamsızlık oranlarında yüzde 30 oranında azaltma oldu.
TÜRKÇE KARARIMIZDAN ÖĞRENCİLER DE MUTLU OLDU
Türkçe konusunda da öğretmen arkadaşlarımızdan çok yoğun talep geldi. Türkçe konusunu ben çok önemsiyorum. Ana dilinde kendisini ifade edemeyen çocuk ne eğitim hayatında, ne toplumsal ilişkilerinde ne de aile ilişkilerinde başarılı olabilir. Çocuklarımızdan duyduğumuz iki cümleden biri, anne baba beni anlamıyorsunuz. Aslında bunun arka planında ben kendimi ifade edemiyorum var. Başta öğrenci arkadaşlarımız biraz tepki gösterdiler ama yıl sonu ziyaretinde iyi ki yaptınız dediler. Birçok öğrencimiz mutlu oldu bundan.
Çocukların Türkçe becerilerini ölçebilecek uluslararası bir sınav yoktu. Biz onay aldık. Bütün bunların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu konuyu bile eleştirdi bazı muhalifler. Ana dil ifadesini kullanınca muhalefetten bir kısmı, ‘Bakan Arapça öğretecek çocuklara’ dedi. Bu kadar marjinal tepkilerle karşılaştık. Çok üzüldük bunlara da. Demek ki anlamadan ön yargılarla hareket ederek bu tür eleştirileri yaptılar.
DEVAMSIZLIK KONUSUNDA ESNESLİK OLACAK MI?
Esneslik yapacak bir durum yok. Bu kadar öğretmen arkadaşımız fedakarlık yaparken, devlet bu kadar okul, derslik yaparken, eğitim-öğretim süreçlerine yatırım yaparken çocuklarımızın okul dışında başka ortamlarda vakit geçirmelerini doğru bulmuyorum. Bu konuda kararlı şekilde devam edeceğiz.
YENİ MÜFREDAT HAZIRLIKLARI
Bütün kitaplarımız baştan yazılmayacak. Müfredat değişikliği olan derslerde çalışmalar yapılacak.
Bütün öğretmen arkadaşlarımız yarın itibariyle değişen müfredat konusunda bilgilendirilecek. 720 bin öğretmen gelecek dönem yeni müfredata göre eğitim verecek.
CHP’DEN MÜFREDATA YÖNELİK ‘İDEOLOJİK’ ELEŞTİRİLERİ
Ben bir taraftan eğitim-öğretim sürecinin apolitik olmasıyla ilgili söylemleri kullanıp bir taraftan da kendi ideolojisini dayatmaya karşıyım. Benim ideolojik perspektife uygun müfredat hazırlarsanız kabul ederim deniyor. CHP ile benim aramdaki ayrım şu: Kavramlara bakış açımız farklı. Ben, Türkiye’deki demokrasiyi engelleyen her adıma darbe derken, CHP 27 Mayıs’a darbe demekten imtina ediyor. Laiklik eleştirisi yapıyorlar. Benim laikliğe baktığım yerle CHP’nin baktığı yer arasında fark olması gayet doğal. 1940’lı yılları hatırlayın. Kur’an okumanın yasaklandığı, camilerle ilgili kısıtlamaların olduğu bir Türkiye’den bahsediyoruz. Eğer CHP’nin laiklikle ilgili algısı buysa, biz laiklik konusunda uzlaşamayız. Eğer 28 Şubat sürecinde olan konulara, başörtülü bir vekile haddini bildirin demeyi laiklikle bağdaştırabiliyorlarsa benim bu konuya söyleyecek bir lafım yok. 2008 yılında Anayasa’da yapılan değişiklikleri hatırlayın. Özgürleştirici hamlelere 411 vekilin evet oyu dediği bir düzenlemeydi. Bunu laiklik ilkesine aykırı bulup Anayasa Mahkemesine taşıyorsanız, laiklik anlayışımızın örtüşmesi mümkün değil.
Ezber cümleler kurmak yerine, popülist söylemler üretmek yerine daha sağlıklı bir biçimde bize evrensel laiklik anlayışıyla örtüşmeyen veya bahsettikleri tarzda bir toplum oluşturduğumuza dair eleştirilerini açıkça sunabilirlerdi. Ama onu yapmıyorlar. Ziyaret edip, randevu isteyip görüşlerini paylaşabilirlerdi. Diyalog kapılarının açık olduğunu defalarca söyledim. Randevu isteyen muhalif partilerden milletvekili arkadaşlarımızla oturduk, sohbet ettik. Benim için önemli olan TBMM’nin saygın bir üyesi olarak bir milletvekilinin benden randevu talep etmesi, görüşlerini ifade etmesi benim için bizatihi bir değerdir, seve seve konuşuruz.
CHP, bizimle her karşılaştıklarında veya eleştirdiklerinde söyledikleri klasik cümle şu: Çok sık Milli Eğitim Bakanı değiştiriyorsunuz. Bu eleştiriyi nasıl yaptıklarını anlamıyorum. 1920’yle 1950 arasında 19 tane Milli Eğitim Bakanı değişmiş. Hasan Ali Yücel’i çıkaralım, 7 yıl yapmış. Kendi tarihinde 23 yılda 19 bakan değişikliği varken, AK Parti dönemindeki değişiklikleri bu şekilde okumak… Muhalefetin biraz daha tutarlı eleştiri yapması gerekiyor. İnandırıcı gelmiyor.
2008’deki Anayasa değişikliğine benzer bir durum yine gündemde. CHP’nin tavrını merak ediyorum. CHP değişti diyebilmemiz için şu dile gelmemiz lazım: İktidar, bize gelsin, yaptıklarını anlatsın değil; biz iktidarın yaptığı güzel şeyleri de veya gerekiyorsa şu konularda birliktelik sağlıyoruz. Ben bunu bekliyorum. İktidarın yaptığı iyi şeylerin kamuoyunda takdir edilmesi gerekiyor.”
Bakan Tekin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Bizi izleyen herkesin geçmiş Kurban Bayramı’nı tebrik ederim. Bayramın, toplumun birleştirilmesine çok büyük katkıları var. Bayram öncesinde de çocuklarımız karnelerini aldı. Okullar tatil oldu ama bakanlık tatil olmadı. Biz bayramın 3’üncü günü çalışmaya başladık. Yaz aylarında daha yoğun çalışmamız lazım, okulların eğitim öğretime hazırlanması, ders kitaplarının hazırlanması gibi atılması gereken adımlar var. Kimseyi mağdur etmeden huzurlu bir şekilde eğitim-öğretim yılının başlaması için tedbirlerimizi alacağız.
Milli Eğitim Bakanlığının muhatap olduğu alan çok büyük fedakarlık gerektiriyor. Bu fedakarlığı maalesef öğretmen camiası tek başına üstleniyor. Öğretmenimizin üzerinden yükü biraz almamız gerekiyor. Öğretmen arkadaşlarımızın bu süre içerisinde karşı karşıya bulundukları sorunları azaltmak için hep beraber çalışmamız gerekiyor. Öğretmenlerin üzerinden yükü en çok alacak kitle velilerimiz. Çocuklarımız, zorunlu eğitim çağını bitirinceye kadar hayatlarının yüzde 10’unu bile okulda geçirmiyorlar. Yüzde 90’lık kısmı ya aileyle birlikte ya toplumun içinde geçiriyorlar. Yaz aylarına geldik. En azından öğretmenlerimizin yaptıklarının unutulmaması açısından velilerimize ciddi sorumluluklar düşüyor.
Velilerimiz eğitimleri başka ülkelerle kıyaslıyorlar. Niye öğretmenler ve okullar üzerinden kıyaslıyorsunuz sadece? Veliler üzerinden de kıyaslayın. Biz, başka ülkedeki veli gibi çocuğumuzla beraber her akşam oturup yarım saat kitap mı okuyoruz yoksa televizyon mu izliyoruz?
Velivizyon adıyla kısa filmler çekiyoruz. Eğitim yükünü hep beraber omuzlaması gereken kitleyiz. Siz de üzerinize düşeni yapın, biz de yapalım. İki taraftan biri üzerine düşeni yapmadığı zaman diğerinin çabası yeterli olmuyor. Velilerimizin biraz daha sürecin içine girmesi gerekiyor. Velilerimiz yaz tatilinde ne yaparsak çocuklarımız okula daha iyi hazırlanır sorusunu sormalı ve cevabını vermeliler.”
SINIFTA KALMANIN GERİ GELMESİ, TÜRKÇEDE 70 PUAN BARAJI KARARI
(Bu kararların alınmasının arkasındaki sebepler nedir?) 5,5 yıl müsteşarlık yaptım. O süre içinde de öğretmen arkadaşlarımızla çok samimi sohbetlerimiz oluyordu. Bakan olarak göreve başladığımdan itibaren de bu diyaloğu kurumsallaştırdık. Her ay öğretmen arkadaşlarımızla öğretmen arkadaşlarımızla görüşüyoruz. 200 ila 400 kişilik toplantılar yaptık. Ziyaret ettiğim her okulda öğretmenler odasında öğretmenlerle sohbet ettik. Öğretmen arkadaşlarımızın bizden talepleri oldu.
Taleplerden bir tanesi, mesleki anlamda başarılı olmamız için, yaptığımız şeylerin karşılığı olması gerekirdi. Devamsızlık bunlardan bir tanesi. Pandemiyle birlikte devamsızlık konusunda ortam biraz gevşedi, bu doğaldır. Bu konuların düzeltilmesi gerekiyordu. Devamsızlık oranlarında yüzde 30 oranında azaltma oldu.
TÜRKÇE KARARIMIZDAN ÖĞRENCİLER DE MUTLU OLDU
Türkçe konusunda da öğretmen arkadaşlarımızdan çok yoğun talep geldi. Türkçe konusunu ben çok önemsiyorum. Ana dilinde kendisini ifade edemeyen çocuk ne eğitim hayatında, ne toplumsal ilişkilerinde ne de aile ilişkilerinde başarılı olabilir. Çocuklarımızdan duyduğumuz iki cümleden biri, anne baba beni anlamıyorsunuz. Aslında bunun arka planında ben kendimi ifade edemiyorum var. Başta öğrenci arkadaşlarımız biraz tepki gösterdiler ama yıl sonu ziyaretinde iyi ki yaptınız dediler. Birçok öğrencimiz mutlu oldu bundan.
Çocukların Türkçe becerilerini ölçebilecek uluslararası bir sınav yoktu. Biz onay aldık. Bütün bunların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu konuyu bile eleştirdi bazı muhalifler. Ana dil ifadesini kullanınca muhalefetten bir kısmı, ‘Bakan Arapça öğretecek çocuklara’ dedi. Bu kadar marjinal tepkilerle karşılaştık. Çok üzüldük bunlara da. Demek ki anlamadan ön yargılarla hareket ederek bu tür eleştirileri yaptılar.
DEVAMSIZLIK KONUSUNDA ESNESLİK OLACAK MI?
Esneslik yapacak bir durum yok. Bu kadar öğretmen arkadaşımız fedakarlık yaparken, devlet bu kadar okul, derslik yaparken, eğitim-öğretim süreçlerine yatırım yaparken çocuklarımızın okul dışında başka ortamlarda vakit geçirmelerini doğru bulmuyorum. Bu konuda kararlı şekilde devam edeceğiz.”
YAKUTİYE KENT MEYDANINDA BAYRAMLAŞMA
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Erzurum Teşkilatı tarafından Yakutiye Kent Meydanı’nda düzenlenen bayramlaşma törenine katıldı. Partililerle bayramlaşan Tekin, yeni müfredatla ilgili yaşanan tartışmalara değindi. Bakan Tekin, “Biz bir müfredat yaptık. Son 2,5 aydır Türkiye bunu tartışıyor. 2 şeyi yaptık. Dedik ki, bir ‘Bizim müfredatımız dünyada rekabet ettiğimiz diğer ülkelerin müfredatını yakalasın. Aynı müfredat olsun. Çocuklarımıza onlardan daha fazla şeyi öğretmeyelim. Onlardan daha az şeyi de öğretmeyelim’. Dolayısıyla evrensel ölçütlere uygun bir müfredat oluşturmaya çalıştık. Anlatmaya çalıştığım şey şu, biz bundan 30-40 yıl öncenin müfredatıyla, 30-40 yıl öncenin bakış açısıyla çocuklarımıza ha bire bilgi yüklemeye devam ediyoruz. Dünya bunu terk etti artık. Dünya az bilgi elde ettiği bilginin gündelik hayatta kullanımı, beceriye dönüşmesine odaklanmış durumda. Biz bunu yaptık. İkinci olarak şunu yaptık. Dedik ki, bizim kültürümüz, geleneğimiz, medeniyetimiz, çocuklarımız bu medeniyetine kültürüne sahip olsunlar. Bu birikimi gelecek kuşaklara aktaralım. Bayram olduğunda çocuklar büyüklerin ellerini öpme geleneğinden vazgeçmesinler. Bayram olduğunda çocuklarımız nerede yaşarsa yaşasınlar, gelsinler, büyüklerinin kabirlerini ziyaret etsinler. Memleketindeki büyüklerin ellerini öpsünler. Bu gelenekler devam etsin istiyoruz. Çocuklarımız bunları öğrensin istiyoruz. Muhalefet de diyor ki, ‘Bunlara gerek yok. İçinde yaşadığımız dünyada siz tutucusunuz, siz muhafazakarsınız’. Dolayısıyla bizim yaptığımız şey bu. Ben de diyorum ki bizim halkımız, bizim milletimiz bunu arzu ediyor, bunu istiyor. Değerlerimizi, bizi bir arada tutan, bizi millet yapan değerlerimiz, asgari müştereklerimiz mutlaka gelecek kuşaklara aktarılsın istiyoruz. Böyle bir müfredat değişikliği de yapmış olduk. İnşallah sizlerin de duaları ve destekleriyle eylül ayından itibaren yeni müfredatla çocuklar yetişecek” ifadelerini kullandı.
400 MİLYON LİRA CİVARINDA İNTERNET FATURASI
2000 yılında dönemin başbakanı tarafından ‘Cumhuriyet’in 100’üncü Yılına Mektuplar’ projesini başlattığını hatırlatan Bakan Tekin, şöyle konuştu:
“Mektuplar yazılıyor. 2023 yılı 29 Ekim haftasında PTT bu mektupları ilgili bakanlıklara dağıttı. O dönem eğitimle ilgili yazılanlar, dönemin Milli Eğitim Bakanı’na diye yazılanlar da bana geldi. Okudum. Ben kendi adıma dedim ki, insanoğlu gerçekten nisyan ile maluldür, diyorlar ya. Unutmak bizim doğamızda var. Çok çabuk unutuyoruz. Dönemin öğretmenleri şöyle yazıyorlar. Diyorlar ki ‘İnşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında içinde farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yaparım’ diyor. Diyor ki, öğretmenimiz ‘İnşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında elektriği olan, suyu olan, tuvaleti olan okullarda öğretmenlik yaparım’ diyor. Şimdi bakın arkadaşlar, şu an hiçbir okulumuzda bu ya da benzeri problemlerden bahsetmek mümkün değil. Tersine bizim şu anda dersliklerimizin yüzde doksanına yakınında akıllı tahta var. Akıllı tahta ne demek, biliyor musunuz? Akıllı tahtayı kurabilmek için o okula internet altyapısının yani fiber optik ağlarla, altyapısının döşenmesi lazım. Çok basit geliyor size. Yani Türkiye’nin her tarafındaki okullara sadece okulun olduğu yere internet ve altyapısı götürüyorsunuz. Yetmedi o okula bir internet aboneliği götürüyorsunuz. Peki, bunlar paraları nereden ödeniyor arkadaşlar? Her okulda internet erişimi var. Sadece bize internet erişiminden dolayı bakanlığın ödediği fatura 400 milyon civarında, biz aylık internet faturası ödüyoruz. Rakamların büyüklüğünü görmeniz açısından söylüyorum. Yani bir okula akıllı tahta koyduysak beraberinde internet erişimini sağlamışız. Internet erişim hizmeti vermişiz, demektir. Peki, akıllı tahtayı koyduk. İnternet de var. Çocuk ne seyredecek oradan? Bir de arka planda internete eriştiği zaman o tahtayı açtığı, zaman kendisine faydalı olacak içerik olması lazım arkada. Yüz milyonlarca içerik de EBA’da oluşturduk. Şimdi bunların hepsini düşündüğünüz zaman çok değil, 20 yıl önceki okullarımızla, bugünkü okullarımızı karşılaştırmamız mümkün değil. Sadece bu mu? Mesela bir üniversite öğrencisi o tarihte bir yazmış, ‘Beni başörtümden dolayı okuldan atıyorlar. İnşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında üniversiteler bakanlık, insanların, çocukların, gençlerin kılığına, kıyafetine bakmadan eğitim öğretim hizmeti almalarını sağlarlar’. Şimdi bugün Türkiye’nin hiçbir tarafında başörtüsüyle ilgili problem var mı? Yok. Bakın 20 sene önce değil, 2013 yılına kadar benzeri problemleri yaşadık biz. Sadece bunlar mı? Bunlar da değil. Bunun yanında bakın diyor ki, öğretmenimizin bir tanesi. İnşallah diyor, ‘Günün birinde sınıflarda kırk kişilik dersliklerde ders yapabilirim.’ Neden? Çünkü 60-70 kişilik sınıfta öğretmen ders yapıyor, 40 kişiyi hayal ediyor. Şu an bizim derslik başına düşen öğrenci sayımız Türkiye ortalamamız 22. 20 yıl önce öğretmenimiz 40 kişiyi hayal ederken biz 20-22 kişilik sınıflarda çocuklarımıza dersliklerde eğitim veriyoruz. Şu an bir milyon yüz bin öğretmenimiz var. Yani sokakta gördüğünüz seksen kişiden bir tanesi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından maaşı ödenen öğretmen statüsünde. Bakın bu devasa bir rakam. Derslik başına düşen öğretmen sayısı da öyle. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 30-40’lı rakamlardan kademelere göre, şu anda 13-14’lü rakamlara düşmüş durumda. Bakın bunlar dünya ortalamalarının gerçekten üstünde rakamlar dünyanın hiçbir tarafında bu kadar büyük bir öğretmen kitlesi kamu tarafından fonlandırılmıyor. Bunlar hep AK Parti dönemlerinde Sayın Cumhurbaşkanımızın eğitimle ilgili harcamaları genel bütçeden birinci sıraya yani bütçeden en çok payı bu son yirmi yılda eğitime ayırdığı için yapılabilmiş şeyler.”
DÜNYADA CİDDİ SORUNLAR YAŞANIYOR
Dünyanın her tarafında yapılan seçimlerde marjinal partilerin ivme kazandığını belirten Bakan Yusuf Tekin, “Dünya siyasetini ne kadar izliyorsunuz, bilmiyorum. Ne kadar takip ediyorsunuz, bilmiyorum. Eğer bakarsanız dünyanın her tarafında yapılan seçimlerde marjinal siyasi partiler ivme kazanmış durumda. Bunun sebebi ne olabilir? Bunun sebebine baktığımızda, özellikle son 4-5 yıl içinde dünyanın başından geçen dünyadaki bütün ülkelerin yaşadığı ekonomik, toplumsal, siyasal ya da doğal afet, problemler sebebiyle dünyada ciddi sorunlar yaşanıyor. Bakın, bütün dünyayı etkileyen ve bütün dünyayı eve kilitleyen, eve kilitlenince otomatikman ekonomisini alt üst eden bir pandemi süreci yaşadık. Bunun etkilerini atlatmak çok kolay değil. Üstüne biz 6 Şubat depremini yaşadık. Bunu uluslararası toplantılarda dile getirdiğimde bu depremden etkilenen on bir ilde yaşayan insanların bütün problemlerini kamu bütçesiyle, genel bütçeden çözüyoruz dediğimizde dünyadaki insanlar şaşırıyorlar. Niye böyle bir şey yapıyorsunuz? Nasıl yapıyorsunuz? Buna nasıl gücünüz yetiyor? Yaklaşık 110 milyar dolar arkadaşlar. Orası için harcadığımız bütçe. Bu Türkiye’nin devlet yapısı, Türk toplumunun geleneksel yapısı bize bunu gerektiriyor ve biz bunu yapıyoruz. Üstüne şöyle coğrafyamıza bakın. Rusya, Suriye, Irak, Orta Doğu genel anlamda hatta Azerbaycan’da geçtiğimiz yıl yaşadığımız olaylar. Bunların hepsini düşündüğümüzde hinterlandımızda da doğal bir savaş alanı var. Şimdi bu saydığım şeylerden bizim ekonomik yapmamızın, toplumsal yapımızın, siyasal yapımızın etkilenmemesini iddia etmek yanlış olur. Dünyada diğer milletlerin yaptığı gibi biz de biraz sabredeceğiz” diye konuştu.
Bakan Tekin, konuşması sonrası AK Parti Erzurum Milletvekilleri Selami Altınok, Abdurrahim Fırat, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve partililerle tek tek bayramlaştı.
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Lakshmi Shyam-Sunder ve Türkiye Masası şefi James Walsh başkanlığındaki geniş IM heyeti ayrı ayrı ekonomi bürokrasisi ve özel sektör temsilcileriyle bir dizi temasta bulundular.
IMF heyetinin ziyaretinin tüm üye ülkeler için yapılan yıllık rutin 4. Madde ziyareti olduğu öğrenildi.
UYGULANAN PROGRAMA YOĞUN İLGİ
Edinilen bilgiye göre, Dünya Bankası heyetinin başkan yardımcısı düzeyinde, alışılmışın dışında kalabalık IMF heyetinin de farklı uzmanlık alanlarından 12 kişiden oluşması bu kuruluşların uygulanmakta olan programa yoğun ilgisi olarak değerlendiriliyor.
Dünya Bankası heyetinin döndüğü, IMF heyetinin temaslarının bu hafta da sürdürdüğü belirtiliyor.
Geçen hafta TOBB başta olmak üzere mesleki örgütler ve hükümet dışı kurumlarla da dar kapsamlı da olsa görüşmeler yapıldı.

IMF ŞEFİ WALSH “TÜRKİYE DOĞRU YOLDA” DEMİŞTİ
Mayıs ayı başında konuşan IMF Türkiye Masası Şefi James Walsh, “Türkiye doğru yolda” mesajı vermişti. Walsh, “TCMB ile enflasyonun düşeceği konusunda hemfikiriz” demişti.
TCMB’nin övgüyü hak ettiğini belirten Walsh, TCMB’nin para politikasını sıkılaştırma ve finansal sistemi reforme etme konusunda uzun bir yol kat ettiğini, faiz oranlarını yüksek seviyeye getirdiğini, para politikasını ve finans sektörünün verimliliğini engelleyen birçok mali düzenlemeyi de basitleştirdiğini vurgulamıştı.
BAKAN ŞİMŞEK İLE ÖNEMLİ GÖRÜŞME
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile bir araya geldi. Şimşek ve Banga arasındaki görüşme, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda gerçekleşti.
Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü.
Banga’nın ziyareti, uzun süre sonra Dünya Bankası Grubu Başkanı düzeyinde Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk ziyaret olması bakımından önem taşıyor.

GÖRÜŞMEDE NELER ELE ALINDI?
Edinilen bilgiye göre, görüşmede, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ele alındı. Banga, Türkiye’nin ekonomi programına desteğini yineledi.
Ayrıca, Dünya Bankası ile Türkiye arasında 2024-2028 mali yıllarını kapsayan mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan “Ülke İşbirliği Çerçevesi” görüşüldü. Bu kapsamda, afetlere dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliği ile mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda geliştirilebilecek işbirlikleri üzerinde duruldu.

Dünya Bankası, Türkiye’nin Eylül 2023’te açıkladığı Orta Vadeli Program’ın (OVP) hemen ardından, programa desteğini ifade etmek için 17 milyar dolar olan Türkiye’ye yönelik kaynak tutarını, 18 milyar dolar artırarak 35 milyar dolara çıkarmıştı. Söz konusu kaynak OVP ve 12. Kalkınma Planı’nda ortaya konulan öncelikler kapsamında geliştirilecek projelerin finansmanında kullanılıyor.
BAKAN BAYRAKTAR İLE DE GÖRÜŞTÜ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ile Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine verilen destekleri görüştü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta ağırladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Enerji dönüşüm sürecinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, iletim ve dağıtım altyapısı konularında verilen destekleri ve bu desteklerin nasıl artırılabileceğini ele aldık. Türkiye’de öngörülebilir, şeffaf ve akılcı yatırım ortamı oluşturmak için attığımız adımlara yönelik Dünya Bankası ile işbirliği imkanlarını değerlendirdik.”
BAKAN ŞİMŞEK: ‘ÖNEMLİ BİR PROJEYE İMZA ATILDI! 12 AY İÇİNDE DEVREYE ALINACAK
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni somut bir projeyle destekleyeceklerini belirterek, “Erken uyarı sistemiyle kamu harcamalarında verimlilik, kalite, hız ve tasarruf sağlamak amacıyla Yapay Zeka Destekli Muhasebe ve İleri Analitik Projesi’ni hayata geçireceğiz.” dedi.
Şimşek, AA muhabirine, Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi doğrultusunda Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
Genelgeyle, kamu harcamalarında tasarruf sağlanması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanımı için tedbir alınmasının gerekli görüldüğünü vurgulayan Şimşek, Milli Güvenlik Kurulunun son toplantısında da yapay zeka konusunun ele alındığını ve Türkiye’nin bu alanda ileri kabiliyetler geliştirmesinin önemine işaret edildiğini söyledi.
Şimşek, Bakanlık kaynaklarının daha verimli kullanılacağını, gereksiz harcamaların önleneceğini her fırsatta dile getirdiğine dikkati çekerek, “Hizmet kalitesinin artırılması kapsamında muhasebe hizmetlerinin merkezden, modern bilişim teknolojileri kullanılarak yürütülmesinin, iş süreçlerinin hızlanmasını sağlayacağını dile getirmiştim. Teknoloji ile kamuyu küçültürken hizmet kalitesinden de ödün verilmeyeceğini tekrar vurguluyorum.” diye konuştu.
Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ne uygun tedbirlerin, diğer kamu kurumlarında olduğu gibi Bakanlığında da ilk günden itibaren titizlikle planlandığını ve peyderpey uygulamaya alındığını dile getiren Şimşek, kamu mali yönetiminde dijital uygulamaları yaygınlaştırarak muhasebe ve harcama sistemlerinin bilişim altyapısını güçlendirmeye devam ettiklerini bildirdi.
“VERİMSİZ HARCAMA ALANLARI TASFİYE EDİLECEK”
Şimşek, Tasarruf Tedbirleri Genelgesi çerçevesinde Bakanlığının Muhasebat ve Bilgi Teknolojileri genel müdürlükleri tarafından önemli bir projeye imza atıldığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Erken uyarı sistemiyle kamu harcamalarında verimlilik, kalite, hız ve tasarruf sağlamak amacıyla Yapay Zeka Destekli Muhasebe ve İleri Analitik Projesi’ni hayata geçireceğiz. Yapay zekayla, karar verme ve politika geliştirme süreçlerinin etkinliği artırılacak, verimsiz harcama alanları tasfiye edilecek ve yeni harcama alanları sınırlandırılacak, kamu harcamalarında verimlilik artırılacak. Yapay zeka destekli risk odaklı mali denetim altyapısı oluşturularak iç ve dış denetim faaliyetlerinin etkinliğine katkı sağlanacak.”
Projenin, Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi kapsamında yürütüleceğini aktaran Şimşek, “Yapay zeka giderlerimizi ayrıntılı analiz ederek, tasarruf fırsatlarını belirleyecek ve kurumlarımızın harcama alışkanlıklarını analiz ederek kurumsallaştırılmış harcama önerileri sunacak.” ifadesini kullandı.
“ÖN HAZIRLIK ÇALIŞMALARI İKİ AYDA SONLANDIRILACAK”
Şimşek, projede, Türkiye’nin bu alandaki en önemli kurumlarından TÜBİTAK BİLGEM’in teknoloji paydaşı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Yapay zeka, Muhasebat Genel Müdürlüğüne bağlı muhasebe, ödeme, emanet, tahsilat, mali istatistik, harcama, maaş, taşınır gibi platformlarda geliştirilecek kullanım senaryoları kapsamındaki veriler üzerinde veri analizi ve yapay zeka yöntemlerini kullanacak. İki ay içinde ön hazırlık çalışmalarını sonlandırıp 12 ay gibi kısa süre sonunda da harcama ve ödemeleri yapay zeka destekli yapmayı hedefliyoruz. Ülkemizin kamu harcamalarına nitelik olarak büyük değer kazandıracak yapay zeka projesi, Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni somut bir projeyle destekleyip, ülkemiz ekonomisine katma değer sağlayacak.”
D-8’DEN ORTAK AÇIKLAMA: TÜM DÜNYAYA İLAN EDİYORUZ
Bakan Fidan, “Bugün D-8 ülkeleri Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya, Pakistan ve Türkiye olarak İstanbul’dan Filistin’e desteğimizi en güçlü şekilde duyuruyoruz. Hiçbir şüphemiz yok ki Gazze’deki bu katliamı gerçekleştirenler bir gün hesap verecekler. Filistin’in barışçıl geleceğinin yanında duranlar kazanacaklar. D-8 olarak bugün tarihi bir rol üstleniyoruz. Gazze’deki İsrail zulmü karşısında sessiz kalmadığımızı, sessiz kalamayacağımızı, İstanbul’da hep birlikte tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyoruz. Ukrayna’da işgale karşı çıkanlar, Filistin’de ise işgale direnmeyi suç sayıyor. Gazze, uluslararası sistemin aczini ve yetersizliğini de tüm çıplaklığıyla göstermiştir” ifadelerini kullandı.

‘D-8 ÜLKELERİ OLARAK FİLİSTİN’İN YANINDAYIZ’
Gazze gündemi ile İstanbul’da bir araya gelinen toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İsrail’in savaşı giderek tırmandırma çabalarının karşısında bölgede kardeşlerimiz giderek tehdit altında yaşamaya devam ediyor. Şuanda Mısır sınırındaki olaylar, Lübnan’ın hedef alınması ve Suriye’deki İran konsolosluğuna yapılan saldırılar hep bu bölgesel taşma etkisinin sonuçları. D-8 bizim dayanışmamızı İsrail saldırısına karşı bir başka platform. Bu da kardeşlerimizin bölgede yanında olduğumuzu gösteriyor. Aynı zamanda Mısır’ın Gazze’ye insani yardımın girişindeki inanılmaz rolünden dolayı da tebrik ve takdir ederek kutluyoruz. İsrail, Uluslararası hukuk çerçevesinde birbiri ardına suçlar işlemekte. Gazze’de bulunan bu durum insanlık için bir utanç. Gazze’nin yanında durmak ve zorbalığa ve baskıya direnebilmek hepimizin görevi ve insanlık adına bir dönem. İşgal, ilhak ve yasa dışı yerleşimlere karşı durmak ve insan onurunu yüceltmek zorundayız. D-8 ülkeleri olarak Filistin’in yanındayız ve arkasındayız. Bugünkü toplantımız bu tarihlerin tekrarlanması için bir fırsat. Her noktada iş birliğimizin beyanı ile Filistin halkının haklarını güvence altında almak için çalışıyoruz” diye konuştu.

KATLİAMI GERÇEKLEŞTİRENLER BİR GÜN HESAP VERECEKLER
Gazze’deki katliamı gerçekleştirenlerin bir gün hesap vereceklerini kaydeden Bakan Fidan, “Hiçbir şüphelimiz yok ki Gazze’deki bu katliamı gerçekleştirenler bir gün hesap verecekler. Filistin’in barışçıl geleceğinin yanında duranlar kazanacaklar. Biz bunu gerçekleştirmek için çok çalışma gerçekleştiriyoruz ve çok çalışıyoruz. Başlangıçtan itibaren 2 devletli bağımsız egemen ve toprak bütünlüğü olan 1967 sınırı içerisinde doğu Kudüs başkenti olan bir Filistin devletini desteklemeye devam ettik. Bugüne kadar 148 ülke Filistin devletini tanıdı. İspanya, Norveç, İrlanda ve en yakın geçmişte Slovenya’nın katılması ile yüzlerce ülke bu tarihi adaletsizliğe karşı durdu ve buna muhalefet şartı koydular. Geri kalan ülkeler de eminim ki bunu takip edecekler. Bir noktada Filistin Birleşmiş Milletlere tam üye olacak. Biz bu noktada Filistin Devletini tanımaları için diğer ülkelere çağrıda bulunuyoruz. Birleşmiş Milletler konseyi aslında bu çağrıya kulak vermeli ve bir ülkenin esiri olmaktan çıkmalı. Filistin, halihazırda her türlü siyasi, ekonomik ve yasal desteği tam devlet olarak hak ediyor. Bizim çalışmalarımız sürdürülebilir, kesintisiz ve engelsiz bir biçimde insani yardımların Gazze’ye verilmesi, acil ve kalıcı bir ateşkes için olacaktır. İsrail her zaman bu ateşkes çabalarını manipüle eden ve reddeden taraf oldu. Hamas özellikle bu anlamda kalıcı bir barışı yapıcı destekliyor. Bu bir savaş ya da barış çağrısı değil. Acil ve kalıcı bir çözüm sadece ve sadece daimi ateşkes kurulursa olacaktır. Bu ancak diplomasi ve uzlaşı ile olur. Bu çerçevede bağımsız ve egemen bir Filistin Devletinin kurulmasından başka bir seçenek yoktur” açıklamasında bulundu.
FİLİSTİN’İN BİRLİĞİNİ DESTEKLEYECEĞİZ
“Bunun için aslında daha önce denenmiş yöntemlerin dışına çıkmalı ve farklı yaklaşımları desteklemeliyiz” açıklamasında bulunan Bakan Fidan, “Türkiye olarak her zaman bu çabaların yanında olacağız. Geçerli ve uygulanacak seçenekleri değerlendireceğiz. Filistinli kardeşlerimizin her zaman yanlarında bulunacağız. Yeniden inşa sürecinde de onların yanında olacağız. Filistin’in birliğini destekleyeceğiz” şeklinde konuştu.
TOPLANTININ ARDINDAN BAKAN FİDAN’DAN BİR AÇIKLAMA DAHA!
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen Olağanüstü D-8 Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda konuştu.
Bakan Fidan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ
D-8 olarak bugün tarihi bir rol üstleniyoruz. Gazze’deki İsrail zulmü karşısında sessiz kalmadığımızı, sessiz kalamayacağımızı İstanbul’da hep birlikte tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyoruz. Çağrımıza icabet eden tüm misafirlerimize huzurunuzda şükranlarımı sunuyorum.
MERHUM ERBAKAN HOCA’YI RAHMETLE ANIYORUZ
D-8, 27 yıl önce eski başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan öncülüğünde ekonomik işbirliği için kurulmuştu. Bu vesileyle kendisini de rahmetle anıyoruz. Bildiğiniz gibi Filistin davası öteden beri hepimizin ortak paydasıdır. İstanbul’daki bu toplantıda Gazze’deki vahşetin sona ermesi için neler yapabileceğimizi ele aldık. Filistinli kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız. Gazze’de acilen ateşkesin sağlanması ve Gazze’deki kardeşlerimize insani yardımların ulaştırılması için elimizdeki tüm imkanları seferber edeceğiz. İsrail işgalinin durdurulması ve iki devletli çözüm için var gücümüzle çalışacağız.
TÜRKİYE OLARAK HER TÜRL KATKIYI VERDİK
Fundamentalist Netanyahu hükümeti ateşle oynamaya devam ediyor. Netanyahu kendi halkı dahil bölgedeki herkesin geleceğini tehlikeye atmaktan çekinmiyor. Mısır ve Katar’ın taraflar arasındaki arabuluculuk çabalarını takdirle karşılıyoruz. Türkiye olarak bu müzakerelere her türlü katkıyı verdik, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Grup olarak da bu kararı aldık.
D-8 OLARAK SON BULMASINI İSTİYORUZ
İsrail’in müzakerelerde sürekli oyun bozanlık yapması, ateşkese yanaşmaması, kendini kayıtsız şartsız destekleyenlere artık ciddi maliyetler üretmekte. Gazze’de yaşanan trajedi, bazı ülkelerin ikiyüzlülüğünü ifşa etmiştir. Ukrayna’da işgale karşı çıkanlar, Filistin’de ise işgale direnmeyi suç saymaktadırlar. Gazze uluslararası sistemin aczini ve yetersizliğini tüm çıplaklığıyla sergilemiştir. Bir devlete sahip olmak Filistinlilerin en doğal hakkıdır. Filistin Devleti dünya ülkelerinin büyük bölümü tarafından tanınmaktadır. Ama Amerika’nın vetosu yüzünden Birleşmiş Milletler’e tam üye olamamaktadır. D-8 ülkeleri olarak bu adaletsizliğin son bulmasını istiyoruz.
İSRAİL YALNIZLAŞIYOR
Bu tür adaletsizliklere karşı çıkan ilkeleri ve hakkaniyetli davranan tüm ülkeleri takdirle karşılıyoruz. Avrupa Birliği’ndeki bazı ülkelerin cesur bir tavırla Filistin’e destek çıkmalarını bir umut ışığı olarak görüyoruz. Aynı şekilde batı kamuoyunun hükümetlerinin aksine İsrail’in uyguladığı vahşete isyan etmesi de geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.
İsrail giderek yalnızlaşıyor. D-8 ülkeler olarak bizler sadece ekonomik işbirliğinde değil Filistin konusunda da hep birlikte hareket etme konusunda kararlıyız. İstanbul’da yayınladığımız ortak bildiri bunun tezahürüdür. Çözümü başkalarından beklemiyoruz. Çözüm için buluşuyor, birlikte istişare ediyor, hep birlikte yol alıyoruz. Ortak bildiride yer alan somut adımlar İsrail üzerindeki baskıyı artıracak ve Filistinli kardeşlerimizin özgürlüklerine kavuşmasına katkı sağlayacaktır. D-8 ülkeler olarak İstanbul’da aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kararların takipçisi olacağımızı belirtiyorum. Hepinize saygı ve şükranlarımı sunuyorum.
]]>Bilge Çocuk dergisi tarafından ve Milli Eğitim Bakanlığı destekleriyle gerçekleşen ‘Uzayda Hayat’ kısa hikaye yarışması ödül töreni sonrası Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve uzaya çıkan ilk Türk astronot Alper Gezeravcı açıklamalarda bulundu.

“YEPYENİ BİR MÜFREDATI HAYAT GEÇİRMİŞ OLDUK”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bu yılla ilgili bazı yeni uygulamalar başlattık. Güz yarıyılının sonunda pilot uygulama ile başladık. Önümüzdeki haftayı aynı şekilde değerlendireceğiz. Yıl boyunca çocuklarımız eğitim-öğretim süreçlerinde edindikleri becerileri sergileyecekleri bir festival ortamı oluşturmak istiyoruz ve önümüzdeki hafta Türkiye’nin her tarafında, okullarımızda bu tür etkinlikler olacak. Bu tür etkinliklerin çocuklarımızın başarıları değerlendirmede bir kriter olarak kullanılabileceği bir şekilde sosyal etkinlikleri değerlendirme prosedürünün içerisine aldık. Çocuklarımız bu tür etkinliklere katıldıkları zaman okul başarılarına da pozitif etki yapsın istiyoruz. Tüm bu yaptıklarımızın müfredatta karşılığı olsun diye kazanım mantığından, beceri temelli bir eğitim-öğretim mantığına geçtiğimiz yepyeni bir usulle eğitim-öğretim sürecini yürüteceğimiz bir dönemi başlatıyoruz. 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren beceri temelli, çocuklarımızın dünyada muadillerinin aldığı eğitimlerin aynısını alabilecekleri, aynı bilgileri ve becerileri edinecekleri, edindikleri becerileri sosyal hayatta kullanabilecekleri yepyeni bir müfredatı hayat geçirmiş olduk. ‘Türkiye yüz yılı maarif modeli’ adını verdiğimiz bu model, bütün bu süreci içine alan bir mantıkla hazırlandı. İnşallah ülkemiz için hayırlı olur, Alper Gezeravcılar’ın sayısı artar” diye konuştu.
Müfredat değişikliğinin hangi sınıfları kapsayacağı ile ilgili Bakan Tekin, “ Çok kapsamlı bir müfredat değişikliği olduğu için bu her kademenin ilk sınıfı, okul öncesi, 1, 5 ve 9. sınıflarda önümüzdeki eylül ayından itibaren bahsettiğim kademe başlangıçlarında uygulanmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.
“ORGANİZASYONUN TEMASI ÖNEMLİ”
Alper Gezeravcı ise “ Organizasyonun teması önemli. Benim küçüklüğümde başka milletlerin çocuklarının hayali olduğu gerekçesiyle hayallerime dahi alamadığım bir alanda bugün çocuklarımız makaleler yazıyor, resimler çiziyor. Devletimizin güçlü iradesinin olduğu alanda başka milletlere ait olduklarını düşündükleri hiçbir hayali kurmaktan alıkonamayacak bir neslin kutlu yürüyüşünü bugün, burada hep bir arada kutlamış olduk. Sayın bakanımızın da katılımıyla konuşmalarında ısrarla vurguladığı üzere geleceğe, devletimizin önümüzdeki yıllarda koymuş oldukları hedeflere yürüyüşlerinde emekleri yadsınamaz düzeyde geleceklerini şekillendiren değerli öğretmenlerimizin, milli eğitim bakanlığımızın emekleri sayesinde bu yolları yürüyecek kardeşlerimizin bugün buluşma noktasındayız” dedi.
]]>Ürün güvenliğinin çok yönlü ve kritik öneme sahip olduğunu belirten Bolat, “Türkiye’de ürün güvenliği, çeşitli kurumlarımız tarafından koordinasyon içinde sağlanıyor. TSE, standardizasyon, test ve sertifikasyon konularında ana yetkili kuruluş olarak ürünlerin ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu denetliyor. Bakanlığımız, tüketici ürünleriyle ilgili düzenlemeler yapıyor, denetimler gerçekleştiriyor ve tüketicilerin korunmasını esas alıyor.” diye konuştu.
Bolat, ürün güvenliği konusunda Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Sağlık, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarının da kendi alanlarında çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
“ÜRÜN GÜVENLİĞİ SİSTEMİ TÜRKİYE’MİZİN ÜRETİM VE BÜYÜME HEDEFLERİNE KATKI SAĞLIYOR”
Standartlara uygun davranan firmaların kamu tarafından gözetildiğini belirten Bolat, “Ürünlerin uygunluğu ve hatasız oluşu ticaretimize kalite getiriyor. Aksi davrananlar ise piyasa gözetim ve denetimlerinde elenmekle karşı karşıya kalıyor.” ifadesini kullandı.
Bolat, ürün güvenliğinin en temel unsurlarından birinin bilinçli tüketici ve tüketim anlayışı olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“İç piyasada güvenli ürün üretilmesini ve ürünlerin piyasada etkin denetlenmesini, ayrıca ithalat aşamasında TAREKS üzerinden yalnız güvenli ürünlerin ülkemize girmesini sağlıyoruz. Böylece halkımızın sağlığını ve yaşam kalitesini koruyoruz, ayrıca yerli ve milli üretimi, yurt dışı kaynaklı, güvenilir olmayan ithalata karşı korumuş oluyoruz. TAREKS, sadece riskli ürünlerin denetimine yoğunlaşılmasını mümkün kılıyor. Ülkemizin ihracat ve ithalat dengesine olumlu katkı veren ve kamu kaynaklarının da tasarrufunu sağlayan bu sistem, yapay zekanın kullanımı anlamında emsallerine örnek olmuş öncü, modern bir sistemdir.”
Güvensiz bir ürünün “Türk Malı” adıyla ihraç edilmesinin Türkiye’nin genel ihracatına zarar verdiğini vurgulayan Bolat, “Uluslararası düzenlemeler temelinde, etkin kalite altyapısı sisteminde üretilen ürünler, ilave test, belgelendirme ve denetime tabi tutulmadan başta Avrupa Birliği piyasası olmak üzere diğer ülkelere rahatlıkla ihraç edilebiliyor. Böylece ürün güvenliği sistemi, Türkiye’mizin üretim, yatırım, istihdam ve büyüme hedeflerine önemli katkı sağlıyor.” dedi.
Bolat, Türkiye’nin, teknik düzenlemelerde dünyada öncü konumda olan Avrupa Birliği’nin ürün güvenliği sistemini temel aldığını belirterek, “Tedarik zincirinin tüm halkasındaki insanların ve tüketicilerimizin mağdur olmaması için denetimin bir zorunluluk olduğunu kabul ediyoruz, gereğini yerine getiriyoruz.” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş da hükümetin yaptığı kararlı çalışmalar sonucunda Türkiye ekonomisinde iyiye doğru gidişin olduğunu ve Türk lirasına güvenin arttığını söyledi.
Türkiye’de 1 milyondan fazla otomobil üretildiğini, 60 milyon civarında turistin ülkeye geldiğini belirten Elitaş, “20 yıl önce turistin Türkiye’ye bıraktığı gelir kişi başına yaklaşık 600 dolarken, şimdi 1000 dolarlara yaklaştı. Türkiye’nin önünde orta gelir tuzağını kırabilmek için hiçbir engel olmadığı kanatindeyim.” ifadesini kullandı.
ÖDÜL TÖRENİ
Açılış konuşmalarının ardından işletmelerinde ürün güvenliğini ön planda tutan Durmazlar Makine ve Manas Enerji firmalarına ödül verildi.
Törende, Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen “Ortaokul ve Liseler Arası Güvenli Ürün, Güvenli Gelecek Resim ve Karikatür Yarışması”nda dereceye giren öğrencilere de ödülleri takdim edildi.
Öte yandan, Ürün Güvenliği Haftası kapsamında “Ticarette Teknik Engeller Boyutuyla Ürün Güvenliği Semineri” ve “Ürün Güvenliği Semineri” düzenlenecek.
Sadavi, Irak Başbakanlığının daveti üzerine başkent Bağdat ve Basra’yı ziyaret eden akademisyen, gazeteci ve iş insanlarından oluşan 10 kişilik bir heyeti kabul etti.
Görüşmede Irak’ı Türkiye üzerinden Avrupa’ya açması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin önemli açıklamalar yapan Sadavi, projenin uluslararası ve bölgesel desteğinin olacağını, ticari niteliği artıracağını ve ulaştırma maliyetlerini düşüreceğini aktardı.

Asya ile Avrupa arasında yeni bir uluslararası ticaret rotası olacak Kalkınma Yolu Projesi’ne katılan ülkelerin kendi aralarında teknik normlar için heyetler kurduğuna işaret eden Sadavi, tarafların finansal alternatifleri de incelediğini ifade etti.
Sadavi, Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası olan Irak’ın güneyindeki Basra’da yer alan Büyük Fav Limanı’nın 54 kilometrekare üzerine kurulduğunu ve tamamlandığında bölgenin en büyük limanı olacağını hatırlatarak, “Büyük Fav Limanı, açık denizde olduğundan 19,5 metreye kadar derinliği olan büyük ticaret gemilerine ev sahipliği yapabilecek.” dedi.
Limanın 2025 yılının ortalarından itibaren faaliyete girmeye başlayacağını kaydeden Sadavi, limanda büyük bir askeri üs, petrokimya rafinerileri, doğal gaz depolama tesisleri ve su arıtma tesislerinin yer alacağını söyledi.
Bakan, limanın çevresinde konut ve sanayi bölgelerinin inşa edileceğine işaret ederek, “Fav Yarımadası Orta Doğu’nun en büyük sanayi ve turizm bölgesi olacak.” dedi.

“BÜYÜK FAV LİMANI, KALKINMA YOLU PROJESİ’NİN KALBİ OLACAK”
Sadavi, Büyük Fav Limanı’nın, Kalkınma Yolu Projesi ile küresel ve bölgesel ticarete ciddi katma değer sunacağını kaydederek, “Büyük Fav Limanı, Kalkınma Yolu Projesi’nin kalbi olacak.” dedi.
PEG Infrastructure adlı İtalyan şirketin, Büyük Fav Limanı’ndan başlayarak 1200 kilometrelik otoyol ve demir yolu hatlarıyla Türkiye sınırına bağlanacak Kalkınma Yolu Projesi’nin güzergahı konusunda fizibilite çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Sadavi, “Demir yolu projesinin krokisinin yüzde 75’i tamamlandı. Yolcu trenleri 300 kilometre hızla gidecek. Mal sevkiyatı yapacak trenlerin saatteki hızı ise 140 kilometre olacak.” diye konuştu.
Proje kapsamında inşa edilecek otoyol krokisinin ise yüzde 65 oranında tamamlandığını ifade eden Sadavi, otoyol ve demir yolu hatlarının geçtiği bölgelerdeki istimlak meselesi ve hattın çevresinde inşa edilecek tesisler konusunda İtalyan danışman şirketle görüşmeye devam ettiklerini aktardı.
Sadavi, ayrıca yatırımcılara ve iş insanlarına imkanlar sunmak için Büyük Fav Limanı için özel yasa üzerine çalışıldığını da ifade etti.

“KALKINMA YOLU, EKONOMİK ENTEGRASYON PROJESİDİR”
Proje Basra, Nasıriye, Semave, Divaniye, Necef, Kerbela, Babil, Bağdat, Samarra, Beyci, Selahaddin, Musul, Rabia, Duhok ve Fişabur’dan geçerek Türkiye üzerinden Ceyhan Limanı aracılığıyla deniz yolu veya İstanbul üzerinden kara yoluyla Avrupa’ya uzanacak.
İnşa edilecek demir yolu ve otoyolların toplam maliyetinin 17 milyar doları bulması bekleniyor.
Kalkınma Yolu Projesi için seçilen güzergahın optimum rota olduğunun altını çizen Sadavi, projenin önündeki engelleri minimize etmek için mevcut güzergahın belirlendiğini söyledi.
Projenin, Irak’ın batısındaki şehirlerin içlerinden ziyade çeperlerinden geçtiğini vurgulayan Sadavi, istimlak sorunlarının minimize edilmesi ve engellerin daha kolay aşılması için bu yolu benimsediklerini ifade etti.
Basra’dan Fişabur’a uzanacak demir yolu ve otoyolların çevrelerinde sanayi kentleri kurmayı planladıklarını söyleyen Sadavi, “(Kalkınma Yolu Projesi, basında dile getirildiği gibi sadece demir yolu ve otoyoldan ibaret değildir. Bu, ekonomik entegrasyon projesidir. Projeye ortak olan ülkelere ekonomik entegrasyon sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Nisan’daki Irak ziyaretinde Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında imzalanan dörtlü mutabakat zaptı çerçevesinde Kalkınma Yolu Projesi’nde sürecin takibi ve koordinasyon için “Bakanlar Kurulu”nun kurulacağını söyleyen Sadavi, komşu ülkelerin de projeye katılımına açık olduğunu ifade etti.
Bakan Sadavi, gelecek günlerde dört ülkenin ulaştırma bakanlarının ilk toplantısının yapılacağını aktardı.
İRAN İLE GÖRÜŞMELER YAPILDI, MISIR İLE TEMAS YOK
İran’ın projeye katılması için kapılarının her zaman açık olduğunu kaydeden Sadavi, “Taraflar arasında görüşmeler oldu ve olumlu sonuçlar var.” dedi.
Bakan Sadavi, Kalkınma Yolu Projesi’nin, Süveyş Kanalı’na nazaran daha avantajlı bir proje olduğunu söyledi.
Projenin, ulaştırma süresinde 12-15 günlük bir zaman tasarrufu sağlayacağını ve böylece ulaştırma giderlerinde da karlı olacağını belirten Sadavi, Büyük Fav Limanı’nın da serbest ticari bölge olacağını kaydetti.
Irak’ın proje konusunda hiçbir aktörle siyasi rekabet içerisinde olmadığını ve projeyi siyasetten uzak tutmak istediklerinin altını çizen Sadavi, Mısır ile konuya ilişkin herhangi bir temasın olmadığını ifade etti.
Sadavi, Kalkınma Yolu’nun bölgesel ve küresel ticarette yeni imkanlar doğuracağını aktararak, şunları söyledi:
“Kalkınma Yolu, siyasetten tamamen uzak ekonomi odaklı bir projedir. Hiçbir tarafla rekabete girmeyeceğiz. Irak ve Türkiye coğrafi konumu açısından ayrıcalıklara sahip. Bunu halklarımızın faydasına kullanacağız.”

IKBY’DEN GÜZERGAHIN DEĞİŞTİRİLMESİ TALEBİ
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Kalkınma Yolu Projesi’nin kendi topraklarından geçmesini talep ediyor.
Bakan Sadavi, IKBY’nin projeye ilişkin endişe ve beklentilerine de değinerek, “Erbil ile görüşmeler yapıldı. Kürt tarafından güzergahın değiştirilmesi konusunda öneriler geldi. Ancak öneri, İtalyan şirket ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından reddedildi. İtalyan danışman tarafından önerilen mevcut güzergahta devam edilmesi konusunda vurgu yapıldı.” dedi.
Kalkınma Yolu’nun mevcut güzergahının maliyet ve zaman açısından daha avantajlı olduğunun altını çizen Sadavi, “Bu güzergahta ne tünelin ne de köprünün inşa edilmesine ihtiyaç duyulmayacak. Proje kapsamında sadece bir köprü inşa edilecek.” dedi.
Sadavi, projenin Duhok’tan 4,5 kilometre geçerek Fişabur üzerinden Türkiye sınırına ulaşacağını ifade etti.
Proje kapsamında Ovaköy’de kurulması planlanan yeni sınır kapısının yönetimi konusunda Erbil ile Bağdat arasında belirsizlik sürerken, Bakan Sadavi, sınır kapısının idaresi konusunda görüşmelerin ise yakında yapılacağını aktardı.
ATEŞKESİN ÖTESİNDE İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM
Ekim’den bugüne İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamlar gündeme geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, akan kanın bir an evvel durdurulması ve kalıcı ateşkesle birlikte iki devletli çözüm vurgusu yaptı. Bakan Fidan, “Gazze’de yeni bir süreç başladı. Dünyanın gündemi artık ateşkesi de aşan iki devletli çözümdür. Gazze katliamı dünya kamuoyunun artık gündemine oturdu” dedi. Fidan dengeli bir siyaset götürüleceğini aktardı.
BAKAN FİDAN’DAN 3 PARAMETRELİ SURİYE YANITI
Toplantıda Suriye’deki son durum da Bakan Fidan’a soruldu. Fidan, Suriye politikasındaki 3 parametreyi, Suriye’den yeni sığınmacı girişinin önlenmesi, mevcut sığınmacıların güvenli bölgelerde ikametinin sağlanması, Suriye’nin terörden arındırılarak toprak bütünlüğünün sağlanması olarak ifade etti. Irak ile ilişkilerin pozitif seyrettiğini ifade eden Fidan, kalkınma yolu projesinin Irak’a fayda sağlayacağını, Irak’ın terörden arındırılması konusunda merkezi yönetimin iradesinin olduğunu kaydetti.
DÖVİZ REZERVLERİ İYİLEŞTİ
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir sunum gerçekleştirdi. Şimşek, Merkez Bankası döviz rezervlerinin iyileştiğini belirterek son rakamları paylaştı. Brüt rezervler Mayıs 2023’te 98.5 milyar dolarken bu mayısta 142.2 milyar dolara yükseldi. Swap hariç net rezervlerdeki artış 55.4 milyar dolar. Şimşek’in verdiği bilgiye göre reel gayrı safi yurt içi hasılada dünya ile fark da kapanıyor. Son 20 yılda kişi başına milli gelir yüzde 41’den yüzde 72’ye çıktı. Enflasyona ilişkinde yılın ikinci yarısında düşüş seyredileceği ifade edildi. Bakan Şimşek Orta Vadeli Program (OVP) ın başarıyla yürütüldüğünü enflasyonun tek haneye programın sonunda düşeceğini söyledi. Merkez Bankası rezervlerinin 1.5 milyara çıktığı ve ekonomik verilen pozitif yönde ilerlediği, cari açığın düşmesi ve rezervlerin güçlenmesiyle birlikte yıl sonunda ekonomik hedeflere ulaşılacağını aktardı.
KANTİNLERDEKİ ŞEKERLİ YİYECEKLER 2025’TE KALKACAK
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de kampta yaptığı sunumda, Milli Eğitim Akademisi kurulacağını duyurdu. Tekin, kurulacak akademiyi bitirmeyen öğretmen adaylarının öğretmen olamayacağını söyledi. Bakan Tekin, Akademinin içeriğinin ise Hakimlik yada muhasebe giriş sınavı gibi olacağını aktardı. Mülakatın öğretmenlik alanında kaldırılmaması konusu da gündeme geldi. Bakan Tekin, mülakatta objektiflik gerektiren tedbirler alındığını ifade etti. Bakan Tekin, okul kantinlerinde şekerli yiyeceklerin yasaklanmasının da 2025’e kadar hayata geçeceğini bildirdi.
Dışişleri Bakanı Fidan’ın ziyaret kapsamında mevkidaşı Vang’ın yanı sıra Çin Devlet Başkanı Yardımcısı Han Cıng ile Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Siyasi ve Hukuki İşler Komisyonu Başkanı Çın Vınçing ile de görüşmesi öngörülüyor.
Çin’de yaşayan Türk vatandaşlarıyla buluşması da planlanan Fidan’ın, Pekin’deki temaslarının ardından 4-5 Haziran’da Urumçi ve Kaşgar şehirlerini ziyaret etmesi bekleniyor.
SİNCAN UYGUR BÖLGESİ ZİYARETİ
Bakan Fidan’ın Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni ziyareti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Nisan 2012’de bölgeye yaptığı ziyaretten sonra Türkiye’den en üst düzeyli ziyaret olacak.

Son dönemde Çin’in tüm bölgeleriyle ilişkilerini güçlendirmek için adımlar atan Türkiye, bu çerçevede Çin’deki diplomatik mevcudiyetini Pekin Büyükelçiliği, Guangcou, Şanghay ve Hong Kong Başkonsolosluklarına ilave olarak geçen yıl açtığı Çıngdu Başkonsolosluğuyla pekiştirdi.
ÖNEMLİ KONULAR GÜNDEME GELECEK
Türkiye-Çin ikili ticaret hacminin 2023’te 48 milyar doları geçtiği ve Çin’in Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağı olduğu bir zamanda Bakan Fidan’ın bu ülkede yapacağı temaslarda ekonomik-ticari ilişkiler önemli yer tutuyor.
Görüşmelerde, ikili ticaretin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması ile Çin’den Türkiye’ye özellikle yeni teknolojiler alanında yatırımlara dair işbirliği imkanları da ele alınacak.
UKRAYNA VE GAZZE KONUSU
Bakan Fidan’ın temaslarında, Ukrayna, Gazze ve Kızıldeniz’deki gelişmelerin küresel tedarik hatlarının güvenliğini ve bazı ulaştırma koridoru projelerini olumsuz etkilediği bir dönemde Kuşak ve Yol Girişimi ile Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’nin uyumlaştırılması çalışmaları hakkında da görüş alışverişinde bulunulacak.
Enerji, sivil havacılık, turizm işbirliğinin de diğer gündem konuları arasında yer alacağı görüşmelerde, tek Çin politikası izleyen Türkiye, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği öneme vurgu yapacak.
Görüşmelerde, başta Gazze olmak üzere Ukrayna ve Asya-Pasifik’teki gelişmelerin de değerlendirilmesi öngörülürken, Çin ve Türkiye özellikle Filistin meselesinde benzer görüşlere sahip.
Bakan Fidan’ın Pekin’de yapacağı temaslarda Gazze’de bir an önce kalıcı ateşkes sağlanması ve iki devletli çözümün sağlanması için atılabilecek adımlar önemli yer tutacak.
ÇİN’İN FİLİSTİN TAVRI
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin-Arap Ülkeleri İşbirliği Forumu 10. Bakanlar Konferansı açılış töreninde yaptığı konuşmada Çin’in, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan tam bağımsız Filistin devletinin kuruluşunu ve Filistin’in Birleşmiş Milletlere (BM) tam üyeliğini savunduğunu, çözüm için geniş kapsamlı, yetkin ve etkili bir uluslararası barış konferansının toplanmasını desteklediğini belirtmişti.
Türkiye, Uygur Türklerinin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve Çin’de refah ve huzur içinde yaşamalarının önemini de tüm ikili temaslarda gündeme getirecek.
Ziyaret vesilesiyle yapılacak temaslar, bu konuların tekraren ele alınması bakımından önemli bir fırsat oluşturacak.
]]>Görüşmeye, Bakanların yanı sıra iki ülke heyetleri de katıldı.
‘BİR MİLLET İKİ DEVLET’
Bakan Tunç, burada yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın bağımsızlık gününü kutlayarak, tüm şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
Türkiye ve Azerbaycan’ın gücünü ortak tarih ve kültür birliğinden alan, sıkı bağlarla birbirine kenetlenmiş, geçmişte olduğu gibi bugün de kader birliği içindeki iki ülke olduğuna dikkati çeken Tunç, Azerbaycan’ın eski Cumhurbaşkanı ve ulusal lideri Haydar Aliyev’in “Bir millet iki devlet” sözüne atıfta bulunarak, bunun iki ülke arasındaki kardeşlik bağını en güzel tanımlayan ifade olduğunu vurguladı.

Bakan Tunç, iki ülke arasındaki ilişkinin siyasi, ekonomik, kültürel ve insani işbirliğini de güçlendirdiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başta olmak üzere, iki ülke arasında yapılan ziyaretleri, ülkeler arasındaki benzersiz ilişkinin bir diğer göstergesi olarak gördüklerini anlattı.
‘GÖSTERDİĞİMİZ DAYANIŞMAYI ARTIRARAK SÜRDÜRÜYORUZ’
Tunç, 15 Haziran 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından imzalanan Şuşa Beyannamesi ile iki ülke arasındaki ilişkilerin müttefiklik düzeyine yükseltildiğini anımsatarak, “Şuşa Beyannamesi onay süreci de her iki ülke tarafından tamamlanmıştır. Gerek ikili ilişkilerde gerekse bölgesel konularda gösterdiğimiz dayanışmayı bu vesileyle artırarak sürdürüyoruz.” dedi.
Şuşa Beyannamesi’nin her alanda işbirliğini içeren çok önemli bir belge olduğunu söyleyen Tunç, şunları kaydetti:
“Siyasi, askeri, ekonomik, eğitim, adli konular gibi tüm konularda iki ülkenin müttefik olması açısından Şuşa Beyannamesi, gerçekten tarihi bir belge olarak yerini almıştır.
Azerbaycan’da temsilcilikleri bulunan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Kültür Merkezleri ve ticaret müşavirliklerimiz, Azerbaycanlı kardeşlerimizin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelinmesi ve ikili ilişkilerimizin farklı boyutlarda gelişmesi adına yakın işbirliği içerisinde çalışmaktadır.”
Bakan Tunç, özellikle Kafkasya’da barış, istikrar ve kalkınmanın sağlanması için Türkiye ve Azerbaycan arasındaki dayanışmanın öneminin tartışılmaz olduğunun da altını çizdi.
‘TÜM İMKANLARIMIZLA YANINIZDA YER ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanan Karabağ Savaşı’nın, her fırsatta Azerbaycan’a saldırmaya çalışan Ermenistan’ın bölgede barış ve huzurun önündeki en büyük tehdit olduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydeden Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Askeri kapasitesini oldukça güçlendiren ve işgalci Ermenistan’a karşı üstünlük kuran kardeş Azerbaycan, meşru müdafaa hakkını kullanarak Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in kararlı liderliğinde, haklı mücadelesini uluslararası hukuk ve insan haklarına uygun bir şekilde yürütmüş ve zafere ulaştırmıştır. Her zaman olduğu gibi bu süreçte de Türkiye Devleti ve halkı olarak tüm imkanlarımızla yanınızda yer aldığımızı ve almaya devam edeceğimizi ifade etmekten de büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz.”
‘ADLİ İŞ BİRLİĞİNİN ULAŞTIĞI NOKTADAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ’
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki çok yönlü ve stratejik boyuttaki iş birliğinin adli ilişkiler alanında da kendini gösterdiğini söyleyen Bakan Tunç, iki ülke arasında çok sayıda adli yardımlaşma talebinin de bulunduğunu aktardı.
Tunç, bu adli yardımlaşma taleplerinin sorunsuz bir şekilde yürütüldüğünü bildirerek, “Kardeş Azerbaycan adli mercilerinden ülkemize iletilen her türlü adli yardım talebi, sanki ülkemizin bir başka adli mercisinden iletiliyormuş gibi o özenle yerine getirilmeye, değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple adli işbirliğinin ulaştığı noktadan memnuniyet duyuyoruz.” diye konuştu.
Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerin iki ülke arasında mevcut olan işbirliğini daha da geliştirilmesine büyük katkı sağlayacağına olan inandığını kaydeden Bakan Tunç, Azerbaycan ve Türkiye’nin üyesi olduğu Türk Devletleri Teşkilatı olarak da tüm alanlarda olduğu gibi adli konularda da önemli işbirliklerinin sağlandığını belirtti.
Bakan Tunç, Azerbaycan’la uzun süre öncesine dayanan işbirliklerinin olduğuna dikkati çekerek, bu ilişkileri kardeşlik hukuku çerçevesinde daha da geliştirmenin gayreti içİnde olacaklarını vurguladı.
Azerbaycan Adalet Bakanı Fikret Memmedov ise iki devlet arasındaki müttefikliğin sadece anlaşmalar üzerinde değil, amaçlar üzerinde de tastiklendiğini belirterek, bunun zirvesinin de Karabağ Savaşı olduğunu vurguladı. Memmedov, iki ülke Cumhurbaşkanı arasındaki sıkı ilişkinin devletlerin tarihi yakınlığını daha da ileri seviyeye çıkardığına işaret etti.
Konuşmaların ardından iki Bakan, iadli konularda bilgi ve deneyim paylaşımını içeren iş birliği protokolünü imzaladı.
İmzaların ardından, Bakanlar Tunç ve Memmedov karşılıklı hediye takdiminde bulundu.
Düzenlemeye ilişkin beyin fırtınası sürerken sorun Avrupa’nın da gündemine taşındı. Türkiye’ye her yıl milyonlarca turist gönderen ülkeler, seyahat tavsiyelerine kuduz vakalarını da ekledi.
ALMANYA’DAN KUDUZ AŞISI TAVSİYESİ
Almanya’nın seyahat tavsiyesinde, Türkiye’deki uygulamalara dikkati çekilirken evcil hayvanlar kapsamında yolcu başına en fazla iki hayvanın girişine izin verildiği belirtildi. Her hayvanın açıkça tanınabilir bir dövme veya mikroçiple tanımlanması gerektiğinin altı çizildi.
Bu ülkeden Türkiye’ye seyahatlerde, 12 ay içinde kuduz aşısı olduğuna dair veteriner sertifikası sunulması isteniyor. Bazı köpek türlerinin (dövüş köpekleri) girişinin yasak olduğu ve kuduz, parvovirüs, hepatit ve leptospiroza karşı aşılanmış olmaları gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye’ye seyahat edeceklere ayrıca kuduz aşısı yaptırmaları da tavsiye ediliyor.
FRANSA’DAN “AGRESİFLİK” VURGUSU
Fransa Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Türkiye’ye seyahat edecekler için bilgilendirme yer aldı. Seyahat tavsiyesinde, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde ciddi sayıda sahipsiz köpek bulunduğu ve bunların agresif davranabileceği notu yer aldı.
Vatandaşların sokaklarda bir köpek tarafından ısırıldıklarında Ankara’daki kuduz aşı merkezi ile iletişime geçmeleri gerektiği belirtildi.
Fransız vatandaşlarından, Türkiye’de sahipsiz köpeklere yaklaşmamaları ve onları okşamamaları istenirken, sahipsiz köpeklerin olduğu bölgelere gidilmeden önce tedbiren kuduz aşısı yaptırılması tavsiyesinde bulunuldu.
“KÖPEKLERE YAKLAŞMAYIN” TAVSİYESİ
İngiltere’den yapılan tavsiyede, Türkiye’de birçok kentte sahipsiz köpek bulunduğu ve bunların sürüler halinde dolaşarak boş arazilerde saldırganlaşabildiği aktarıldı. Vatandaşlardan bu konuda dikkatli olmaları istenirken sahipsiz hayvanlara yaklaşılmaması ve ısırılma durumunda tıbbi destek alınması tavsiye edildi.
Belçika Dışişleri Bakanlığının seyahat tavsiyesinde, Türkiye’de şehir ve kırsal alanlarla turistik merkezlerde çok sayıda sahipsiz köpek bulunduğuna dikkati çekilerek, özellikle küçük çocuklar için bunların tehlikeli olabileceği vurgulandı. Kuduz belirtisi tespit edildiği takdirde sağlık kuruluşuna başvurulması, yola çıkılmadan kuduz önleyici aşının yaptırılması tavsiyesinde bulunuldu.
Hollanda Dışişleri Bakanlığının geçen hafta yayımladığı notta, Türkiye’ye seyahat edeceklere önleyici aşı olmaları tavsiye edildi.
Bazı Avrupa ülkeleri de ABD’nin ilgili kurumlarınca yapılan tavsiyelere linklerinde yer verdi. Türkiye’ye seyahatlerde “tavsiye” edilen aşılar arasında kuduz da sayıldı.
BAKAN YUMAKLI’DAN AÇIKLAMA
Avrupa’dan birbiri ardına yapılan seyahat tavsiyelerindeki “kuduz” ve “sahipsiz hayvan” vurgusu ilgili kurumlarca da yakından takip ediliyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da son olarak sosyal medya hesabından konuya dikkati çekerek, Türkiye’de sahipsiz köpek sayısının 4 milyona yaklaştığını, Dünya Sağlık Örgütünün de kuduz riski açısından ülkeyi “yüksek risk” kategorisinde tanımladığını ifade etmişti.
Yumaklı, paylaşımında, “Sağlık Bakanlığı verilerine göre, evcil hayvanlar da dahil olmak üzere 2018-2022 yılları arasında kuduz riskli temas sayısı ortalama 267 bin iken 2023 yılında bu sayı iki katına yakın artarak 438 bine ulaşmıştır. Bu tablonun insan hayatı ve sağlığı açısından ürkütücü boyutlarda olduğu aşikardır.” değerlendirmesinde bulunmuştu.
SON 5 YILDAKİ VAKALAR
Bakanlık verilerine göre, Türkiye’de son 5 yılda ortaya çıkan tablo, konunun ciddiyetini gözler önüne seriyor. 2019’da 59 ilde 494 kuduz vakası görülürken 2020’de 52 ilde 267 vaka pozitif olarak raporlandı. 2021’de 28 ilde 153, 2022’de 41 ilde 277, geçen yıl 35 ilde 282 vaka rapor edildi. Bu yıl yaklaşık 5 aylık dönemde 21 ilde 50 vakaya rastlandı.
Sahipsiz hayvanlar ve kuduz vakaları, sadece olaya maruz kalanları değil, bölgede yaşayan insanları da olumsuz etkiledi. Aralarında Gaziantep, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Malatya, Adıyaman, Erzurum ve Bursa’nın da bulunduğu illerin belli bölgelerinde son 5 yılda karantina süreçleri uygulandı.
Son olarak şubat ayında Gaziantep’in İslahiye ilçesi Kazıklı Mahallesi’nde sahipsiz köpeklerin vatandaşlara saldırması üzerine 6 aylık karantinaya gidildi. Yolbaşı Mahallesi’nde de vatandaşlara saldıran köpeklerin kuduz hastalığı taşıdığının belirlenmesi üzerine 24 Mayıs’ta 6 aylık karantina uygulaması başlatıldı.
Şırnak’ın Uludere ilçesi Ortasu Köyü, geçen yıl tespit edilen kuduz vakası nedeniyle 5 Nisan’a kadar karantinada kaldı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, tarım satış birliklerinden sorumlu Bakanlık olarak, tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunlarını dinlemek ve yöneticileriyle bir durum değerlendirmesi yapmak üzere toplandıklarını belirtti.
Bakan Bolat, kooperatiflerin ekonomik büyüme ve kırsal kalkınmaya katkısı artırılarak, küçük ve orta ölçekli işletmelerin birleşip güçlenmesinin daima desteklendiğini söyledi. Türkiye’nin ekonomik büyüme noktasında çok iyi bir performans gösterdiğini ifade eden Bolat, “Son 21 yılda yıllık ortalama yüzde 5 noktada büyüme oranı kaydettik. Geçen yıl yüzde 4.5 büyüme kaydettik. Önümüzdeki cumartesi günü, TÜİK 2024 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarını açıklayacak. Bu büyümede de olumlu bir rakamın çıkması beklenmektedir, tahmin edilmektedir. Bunda tarama üreticilerimizin de çok büyük katkısı vardır. Bu büyümede inşallah ihracatın artışı ile ithalatın azalışının, dış ticarette pozitif etkisinin büyümede katkısını da göreceğiz” açıklamasında bulundu.

“TİCARET BAKANLIĞI OLARAK 10 BİNE AŞKIN KOOPERATİFLER VE ORTAKLARINA HİZMET VERİYORUZ”
Tarım satış kooperatiflerinin, çiftçilerin ürünlerinin değerini bulmasında, pazarlılaştırılmasında ve tüketicilere en uygun şartlarda sunulmasında çok büyük katkılar sağladığını vurgulan Bolat, “İstihdam oluşturma ve girişimciliği arttırma noktasında da tarım satış kooperatiflerimiz gerçekten önemli bir fonksiyon icra ediyorlar. Ticaret Bakanlığı olarak 10 bine aşkın kooperatifler ve ortaklarına hizmet veriyoruz. Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri bu alanda öne çıkmaktadır. Ülkemizin 51 vilayetinde 20 üründe faaliyet gösteren 286 adet faal durumda tarım satış kooperatiflerimiz bulunmakta. Bu kooperatiflere ortak olarak da 275 bin civarında çiftçimiz, üreticimiz bulunmaktadır. Bu 275 bin üreticimiz ve 286 adet tarım satış kooperatiflerimizin çatı kuruluşu olarak 13 tane faal tarım satış kooperatifleri ve birlikleri bulunmakta” ifadelerini kullandı.
“TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİMİZ 53 MİLYON DOLAR VE 7,4 MİLYON AVRO İHRACAT KATKISI DA YAPMIŞLARDIR”
Toprak sağlığını korumak, biyoçeşitliliği desteklemek ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için sürdürülebilir tarım uygulamalarının önemine de dikkati çeken Bolat, “Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz üreticilerimize üretim sırasında ayni ve nakli kredilerle destekleyerek de girdi desteği döneminde ciddi bir katkı yapmaktadır. Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz üreticilerimize üretim sırasında ayni ve nakli kredilerle destekleyerek de girdi desteği döneminde ciddi bir katkı yapmaktadırlar. Zeytin ve zeytinyağından yağlı tohumlara, ipek böceğin kozasından tiftiğe kadar değişen ürün gruplarında faaliyet gösteren tarım satış kooperatifleriyle birliklerimiz hem iç talebin karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadırlar hem de ülkemize 2022-2023 sezonunda 53 milyon dolar ve 7,4 milyon avro ihracat katkısı da yapmışlardır. Bunun yanında da işletmelerinde çalıştırdıkları 5 binin üzerindeki istihdam sayısı ile toplamda 20 bin kişilik bir aileye de katkı sunmaktadırlar” ifadelerine yer verdi.
“TBMM’DE MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARI YAPILARAK KOOPERATİFLER İÇİN SÜRE UZATIMINI SAĞLADIK”
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda 2020’de ve 2021 yılında yapılan değişikliklere uyum sağlamak ve tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin güncel mevzuat değişikliği taleplerini karşılamak için harekete geçtiklerini söyleyen Bolat, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Artırma Kanunu’nun 7. maddesi çerçevesinde birlik yönetimlerinin de görüşleri alınmak suretiyle örnek ana sözleşmelerimizde önemli değişiklikler yapıldığını dile getirdi. Bolat, Söz konusu değişiklikler uyum süreci sorunsuz şekilde tamamlanmıştır. Bolat şu şekilde devam etti:
“Kısa süre önce yine kanun değişikliği sebebiyle zorunlu hale gelen KOBBİS sistemine veri girişlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak, kooperatif yönetim kurullarımızın yaptırıma uğramasının önüne geçmek ve kooperatiflerin ticari faaliyetlerinin sekteye uğramasını engellemek amacıyla geçtiğimiz hafta TBMM’de mevzuat değişikliği çalışmaları yapılarak kooperatifler için süre uzatımını sağladık. Bu çalışmaların tüm sektörlerimize hayırlı olmasını diliyoruz.”
“ÇİFTÇİLERİMİZİN EKONOMİK VE SOSYAL REFAHINI ARTTIRMAK İÇİN KOOPERATİFLERİMİZE DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Ticaret Bakanlığı olarak ekonomik ve sosyal gelişiminde önemli aktörler olarak gördükleri kooperatiflere daha iyi hizmetler sunmak üzere çalışmaya aralıksız şekilde devam edeceklerini vurgulayan Bolat, “Çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal refahını arttırmak için kooperatiflerimize destek vermeye devam edeceğiz. Kooperatiflerimiz sadece ekonomik kalkınmanın değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve sürdürülebilir kalkınmanın da temel taşlarıdır. Bu doğrultuda ilgili bakanlıklarımız Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve siz kıymetli birliklerimizin yöneticileri ile sektörlerimizde yaşanan uygulama ve mevzuat kaynaklı sorunları bugünkü toplandığımız vesilesiyle istişare etme fırsatı bulmuş olacağız” şeklinde konuştu.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, tarım satış birliklerinden sorumlu Bakanlık olarak, tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunlarını dinlemek ve yöneticileriyle bir durum değerlendirmesi yapmak üzere toplandıklarını belirtti.
Bakan Bolat, kooperatiflerin ekonomik büyüme ve kırsal kalkınmaya katkısı artırılarak, küçük ve orta ölçekli işletmelerin birleşip güçlenmesinin daima desteklendiğini söyledi. Türkiye’nin ekonomik büyüme noktasında çok iyi bir performans gösterdiğini ifade eden Bolat, “Son 21 yılda yıllık ortalama yüzde 5 noktada büyüme oranı kaydettik. Geçen yıl yüzde 4.5 büyüme kaydettik. Önümüzdeki cumartesi günü, TÜİK 2024 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarını açıklayacak. Bu büyümede de olumlu bir rakamın çıkması beklenmektedir, tahmin edilmektedir. Bunda tarama üreticilerimizin de çok büyük katkısı vardır. Bu büyümede inşallah ihracatın artışı ile ithalatın azalışının, dış ticarette pozitif etkisinin büyümede katkısını da göreceğiz” açıklamasında bulundu.

“TİCARET BAKANLIĞI OLARAK 10 BİNE AŞKIN KOOPERATİFLER VE ORTAKLARINA HİZMET VERİYORUZ”
Tarım satış kooperatiflerinin, çiftçilerin ürünlerinin değerini bulmasında, pazarlılaştırılmasında ve tüketicilere en uygun şartlarda sunulmasında çok büyük katkılar sağladığını vurgulan Bolat, “İstihdam oluşturma ve girişimciliği arttırma noktasında da tarım satış kooperatiflerimiz gerçekten önemli bir fonksiyon icra ediyorlar. Ticaret Bakanlığı olarak 10 bine aşkın kooperatifler ve ortaklarına hizmet veriyoruz. Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri bu alanda öne çıkmaktadır. Ülkemizin 51 vilayetinde 20 üründe faaliyet gösteren 286 adet faal durumda tarım satış kooperatiflerimiz bulunmakta. Bu kooperatiflere ortak olarak da 275 bin civarında çiftçimiz, üreticimiz bulunmaktadır. Bu 275 bin üreticimiz ve 286 adet tarım satış kooperatiflerimizin çatı kuruluşu olarak 13 tane faal tarım satış kooperatifleri ve birlikleri bulunmakta” ifadelerini kullandı.
“TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİMİZ 53 MİLYON DOLAR VE 7,4 MİLYON AVRO İHRACAT KATKISI DA YAPMIŞLARDIR”
Toprak sağlığını korumak, biyoçeşitliliği desteklemek ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için sürdürülebilir tarım uygulamalarının önemine de dikkati çeken Bolat, “Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz üreticilerimize üretim sırasında ayni ve nakli kredilerle destekleyerek de girdi desteği döneminde ciddi bir katkı yapmaktadır. Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz üreticilerimize üretim sırasında ayni ve nakli kredilerle destekleyerek de girdi desteği döneminde ciddi bir katkı yapmaktadırlar. Zeytin ve zeytinyağından yağlı tohumlara, ipek böceğin kozasından tiftiğe kadar değişen ürün gruplarında faaliyet gösteren tarım satış kooperatifleriyle birliklerimiz hem iç talebin karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadırlar hem de ülkemize 2022-2023 sezonunda 53 milyon dolar ve 7,4 milyon avro ihracat katkısı da yapmışlardır. Bunun yanında da işletmelerinde çalıştırdıkları 5 binin üzerindeki istihdam sayısı ile toplamda 20 bin kişilik bir aileye de katkı sunmaktadırlar” ifadelerine yer verdi.
“TBMM’DE MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARI YAPILARAK KOOPERATİFLER İÇİN SÜRE UZATIMINI SAĞLADIK”
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda 2020’de ve 2021 yılında yapılan değişikliklere uyum sağlamak ve tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin güncel mevzuat değişikliği taleplerini karşılamak için harekete geçtiklerini söyleyen Bolat, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Artırma Kanunu’nun 7. maddesi çerçevesinde birlik yönetimlerinin de görüşleri alınmak suretiyle örnek ana sözleşmelerimizde önemli değişiklikler yapıldığını dile getirdi. Bolat, Söz konusu değişiklikler uyum süreci sorunsuz şekilde tamamlanmıştır. Bolat şu şekilde devam etti:
“Kısa süre önce yine kanun değişikliği sebebiyle zorunlu hale gelen KOBBİS sistemine veri girişlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak, kooperatif yönetim kurullarımızın yaptırıma uğramasının önüne geçmek ve kooperatiflerin ticari faaliyetlerinin sekteye uğramasını engellemek amacıyla geçtiğimiz hafta TBMM’de mevzuat değişikliği çalışmaları yapılarak kooperatifler için süre uzatımını sağladık. Bu çalışmaların tüm sektörlerimize hayırlı olmasını diliyoruz.”
“ÇİFTÇİLERİMİZİN EKONOMİK VE SOSYAL REFAHINI ARTTIRMAK İÇİN KOOPERATİFLERİMİZE DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Ticaret Bakanlığı olarak ekonomik ve sosyal gelişiminde önemli aktörler olarak gördükleri kooperatiflere daha iyi hizmetler sunmak üzere çalışmaya aralıksız şekilde devam edeceklerini vurgulayan Bolat, “Çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal refahını arttırmak için kooperatiflerimize destek vermeye devam edeceğiz. Kooperatiflerimiz sadece ekonomik kalkınmanın değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve sürdürülebilir kalkınmanın da temel taşlarıdır. Bu doğrultuda ilgili bakanlıklarımız Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve siz kıymetli birliklerimizin yöneticileri ile sektörlerimizde yaşanan uygulama ve mevzuat kaynaklı sorunları bugünkü toplandığımız vesilesiyle istişare etme fırsatı bulmuş olacağız” şeklinde konuştu.
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram ile birlikte açıklamalarda bulunan Bakan Bolat, ev tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların 20-30 yıl kadar önce Avrupa’daki önemli fuarlarda küçük metrekarelerle de olsa yer almak için büyük mücadele verdiğini belirterek, “Ne mutlu ki artık İstanbul’da dünya çapında bir fuar düzenleniyor. Ev tekstili sektöründe dünya markasıyız.” dedi.

“3 HAZİRAN’DA GÜZEL RAKAMLAR AÇIKLAYACAĞIZ”
Enflasyon sorununun en önemli ihraç pazarlarında da gözlendiğini dile getiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin enflasyon hızında yavaşlama belirtilerinin başladığını ifade etti. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin üretim, istihdam ve 33 milyar dolarlık ihracat performansı ile Türkiye’nin gözbebeği olduğunu ifade eden Ömer Bolat, “Bu sektörü asla ihmal etmeyeceğiz. Bu sektörü daha da geliştirmek istiyoruz. Ancak sektördeki temel sorun, dış talepteki daralmadan kaynaklanıyor. AB’nin ithalatında yüzde 15 düşüş var. Tekstil sektöründeki talep düşüşü yüzde 25’lere ulaştı. Ancak son dönemde siparişlerde de yeniden canlanma başladı. Bunu sektörel fuarlarda da gözlemleyebiliyoruz.” diye konuştu. İhracat rakamlarını gün gün takip ettiklerini belirten Bolat, “İnşallah Mayıs ayı ihracat rakamlarını açıklayacağımız 3 Haziran’da cari açık ve ihracatta çok güzel rakamlar açıklayacağız.” ifadelerini kullandı.
“İHRACAT KREDİ LİMİTİ ARTTI”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “HOMETEX gibi organizasyonlar sayesinde, üretimi, yatırımı ve ihracatı artırmak, ihracatçılarımızın her alanda desteklenmesi ve yeni pazarlara açılabilmesi için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. İhracatçılara desteklerini sürdürdüklerini belirten Bakan Bolat, “Merkez Bankası’nın günlük ihracat kredi limitini 3 milyar liraya çıkardık” dedi.
“FİRMALARIN YENİ İŞ ANLAŞMALARINDAN DOLAYI MUTLUYUZ”
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yoğun programına rağmen HOMETEX’i ziyaret eden Bakan Bolat’a teşekkür etti. Tekstilin Türkiye’nin tarımdan sanayi toplumuna geçişini sağlayan öncü sektörler arasında bulunduğunu belirten İbrahim Burkay, sektör temsilcilerinin farklı alandaki yatırımlarıyla da ekonomideki gelişime güç kattığına dikkat çekti.
Sektöre sunulan desteklerin önemine değinen Başkan Burkay, tekstilin ana kollarından biri olan ev tekstilinin de Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşma konusunda önemli bir noktada bulunduğunu kaydetti. Enflasyonla mücadelenin ve fiyat istikrarının yeniden sağlanmasının temel öncelikleri olduğunu dile getiren İbrahim Burkay, yapısal dönüşümün sağlanması için gereken reformların da hızla hayata geçeceğine inandıklarını söyledi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, fuarda stant açan firmaların, yaptıkları iş anlaşmalarından dolayı mutlu olduklarını da sözlerine ekledi.

“BU ZOR DÖNEMİ DEVLETİMİZLE BİRLİKTE ATLATACAĞIZ”
TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram da ev tekstili sektörünün 180 ülkeye yıllık yaklaşık 3,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirterek, “Türk ev tekstili sektörü, kilogram başı ihracat değerini 9 doların üzerine çıkararak ülkemize en fazla katma değer sağlayan ve dünya Pazar yapı açısından kıyaslandığında da lider öncü sektörlerden biridir” dedi. Dünyada pandemi süreciyle başlayan ve global savaşların etkisiyle giderek kötüleşen küresel ekonominin doğurduğu olumsuz koşullarla mücadele ettiklerini belirten Hasan Hüseyin Bayram, “Bu zor dönemi devletimizle birlikte aşacağız” diye konuştu.
HOMETEX’i ziyaret eden Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve beraberindeki heyet, trend alanlarını ve stantları da yakından inceledi.

‘TÜRKİYE, LATİN AMERİKA’DA ETKİN BİR AKTÖR HALİNE GELMEKTE’
Bakan Fidan, Venezuela ile olan ilişkilerimiz her alanda ilerlemekte olduğunu dile getirerek, “Türkiye olarak Latin Amerika ve Karayipler açılımımızın merkezinde Venezuela yer almakta. Son yıllarda yaptığımız ziyaretler, anlaşmalar, karşılıklı çalışmalar, ticaretin artması başta Venezuela olmak üzere Latin Amerika’da Türkiye giderek daha da etkin bir aktör haline gelmekte. Biz de Bakanlık olarak buna paralel bir şekilde özellikle daha mikro olarak ilişkilerimizi yönetmek için Bakanlığımızda Latin Amerika ve Karayiplere bakan sadece bundan sorumlu yeni bir genel müdürlük kurduk” ifadelerini kullandı.

‘GAZZE KONUSUNDA AYNI DÜŞÜNÜYOR, AYNI ŞEKİLDE HAREKET EDİYORUZ’
Venezuela ile sadece ikili ilişkiler alanında değil, bölgesel ve küresel konularda da görüş alışverişinde bulunduğunu aktaran Bakan Fidan, “Başta, Venezuela’nın maruz kaldığı haksız yaptırımlar olmak üzere birçok konuyu masaya yatırma imkanımız oldu. Bu önemli konulardan biri de şüphesiz ki Filistin meselesi ve Gazze’de devam eden katliamdı. Memnuniyetle ifade etmek istiyorum ki Venezuela’yla Gazze konusunda aynı düşünüyoruz, aynı şekilde hareket ediyoruz. Uluslararası platformlarda da beraber tavır alıyoruz. Gazze’deki katliamın durdurulması, Filistin Devleti’nin tanınması konusunda da çalışmalarımızı ortak sürdürme kararı aldık” diye konuştu.

Türkiye ile Venezuela arasındaki ticaret hacminin bu sene bir milyar doların üstüne çıkacağını hedeflediklerini belirten Venezuela Dışişleri Bakanı Gil, önümüzdeki yıllarda belirlenen hedefin 3 milyar dolar olduğunu kaydetti.
Bakan Fidan ile görüşmelerinde uluslararası politika konusunda birçok konuya değindiklerini aktaran Gil, Filistin’i bağımsız ve özgür bir ülke olarak tanıdıklarını ve yaşanan insanlık suçunun da cezalandırılmasının altını çizdi.
‘3 AVRUPA ÜLKESİNİN FİLİSTİN’İ DEVLET OLARAK TANIMA KARARINI MEMNUNİYETLE KARŞILADIK’
Filistin’i tanıyan devletlerin artması ve iki devletli çözüm ile Gazze’deki krizin sona ermesi için atılabilecek adımların sorulması üzerine Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle üç Avrupa ülkesinin Filistin’i devlet olarak tanıma kararını açıklamalarını memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Esasen uzun zamandır Türkiye olarak dostlarımızla, müttefiklerimizle beraber uluslararası arenada sürdürdüğümüz İsrail’e her türlü diplomatik baskıyı uygulama konusundaki çalışmalarımızın meyve verdiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Katliam durmadı, soykırım devam ediyor ama İsrail’e yönelik uluslararası baskı son on yıllarda emsali görülmemiş şekilde de artıyor. Bu önemli bir kazanım. Bu mücadele uzun soluklu bir mücadele ve bu mücadeleyi sistematik bir şekilde yılmadan, bıkmadan, usanmadan devam ettirmemiz gerekiyor.

‘İSRAİL’İN YALNIZLIĞA MAHKUM EDİLMESİ FEVKELADE ÖNEMLİ’
Türkiye’den sonra başka ülkeler de Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika’nın açtığı davaya taraf olma kararı aldılar. Biz bu sayının giderek artacağına inanıyoruz. İsrail’in hem diplomatik alanda hem hukuk alanında giderek yalnızlığa mahkum edilmesi fevkalade önemli.”
MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI
Görüşme kapsamında iki ülke arasında, Türkiye-Venezuela Dördüncü Ortak İşbirliği Komisyonu Toplantısı Ortak Bildirisi, Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanlarında İşbirliği Anlaşması, Sivil Havacılık Kurumları arasında Teknik İşbirliğine dair Mutabakat Zaptı, Görsel-İşitsel Hizmetlere Dair Ortak Yapım Anlaşması, Eğitim Alanında İş Birliğine İlişkin 2024-2026 Dönemi Uygulama Programı, Venezuela’daki Türkiye Maarif Vakfı Okullarına İlişkin Anlaşma, 2025-2027 Turizm Uygulama Programı, Yükseköğretim Bursları Alanında İşbirliği Protokolü, Teresa Carreno Tiyatrosu Vakfı ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü arasında Mutabakat Zaptı imzalandı.
Bakanlık olarak ITF’ye her yıl katıldıklarını dile getiren Uraloğlu, etkinlikte yoğun bir şekilde ele alınan alternatif ulaşım sistemlerinin hayata geçirilmesi konusunda hava, kara ve deniz yolu ulaşımının da ele alındığını anlattı.
Uraloğlu, alternatif ulaşım koridorlarının oluşturulması noktasında da istişarelerin ve tartışmaların yapıldığını kaydederek, Süveyş Kanalı’nda bir geminin karaya oturması sonrası buradaki sistemin durmasında ve dünya ekonomisinin 10 milyar dolar civarında zarara uğramasına değindi.
Son dönemde de Husilerin Kızıldeniz’de yaptığı saldırılar nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşandığını anımsatan Uraloğlu, Türkiye’nin uluslararası ticaretteki en önemli projelerinden biri olan ve Hindistan, Güney Asya ile Basra Körfezi ülkelerinden gelecek yüklerin, Irak’ın Faw Limanı aracılığıyla Avrupa’ya taşınmasını sağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’ne dikkati çekti.
Uraloğlu, bu projeyi dünyanın takip ettiğini belirterek, “Orada geldiğimiz aşamayı ITF’de anlattık. Bu konuda dörtlü mutabakat sağladık ve bu bizim için kıymetliydi. Ondan sonra dünyanın ilgisinin biraz daha arttığını söyleyebilirim.” dedi.
Toplantıda Türkiye’nin Orta Koridor’daki rolünden, Kalkınma Yolu Projesi’nden, Türkiye’nin demir yolu taşımacılığında karbon emisyonunun sıfırlanmasına ilişkin yatırımlarından bahsettiklerini söyledi.

“TÜRK ŞİRKETLERİN UKRAYNA’DAKİ PROJELERİN FİNANSMANI İÇİN GÖRÜŞMELERİMİZ VAR”
Bakan Uraloğlu, ITF’de Ukrayna Hakkında Özel Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleştirdiklerini belirterek, toplantıda Ukrayna’nın yeniden yapılanmasını masaya yatırdıklarını bildirdi.
Bu toplantıda gündemlerinin ulaştırma olduğunu dile getiren Uraloğlu, çok sayıda katılımcıyla Ukrayna’da neler yapılabileceğinin tartışıldığını kaydetti.
Uraloğlu, Türkiye’nin zaten Ukrayna’nın yeniden imarı için imzaladığı mutabakat zaptı olduğunu ve bu noktada elinden gelen her şeyi yaptığını kaydederek, Türk müteahhitlik sektörünün de Ukrayna’da çok ciddi yatırım ve taahhütleri bulunduğunu aktardı.
Savaşın ilk andaki şiddetinden sonra hasar gören ulaştırma yapılarının tekrar bu ülkeye dönen Türk firmaları tarafından yapıldığını dile getiren Uraloğlu, “Onları, o anlamda da biz teşvik ettik. Tabii herkesin temennisi orada savaşın bir an önce durması. Yoksa savaş altında yapılacak her şey hem daha riskli hem daha çok pahalı.” diye konuştu.
Savaşın bitmesi için Türkiye’nin çabalarından ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı görüşmelerden bahseden Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türk şirketlerin Ukrayna’daki projelerinin finansmanı noktasında Güney Kore ve Japonya ile görüşmelerimiz var. Güney Kore olsun, Japonya olsun, onların finansman noktasında destek verip Türk şirketleriyle orada (Ukrayna’da) belli bir şeyler yapılması konusunda görüşmelerimiz var. İyi günde firmalarımız iş yaptı, para kazandı ama kötü günde de firmalarımız orada. Rusya ile de ilişkilerimiz iyi, Ukrayna ile de iyi. Kesinlikle bizim temennimiz savaşın bir an önce bitmesidir.”
“TÜRKİYE’NİN HEM EKONOMİK OLARAK HEM DE STRATEJİK OLARAK KAZANIMLARINI KORUYACAĞIZ, GELİŞTİRECEĞİZ”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Türkiye’nin küresel ticaret için koridorlar arasındaki boşluğu doldurmaya çalıştığını belirterek, ülkenin sahip olduğu konumu sayesinde daha kısa sürede ve daha az maliyetle taşımacılık imkanı sunduğunu anlattı.
Zengezur Koridoru’ndan Kalkınma Yolu Projesi’ne kadar çok sayıda koridor geliştirdiklerini vurgulayan Uraloğlu, “Diğer koridorlardan yük almamıza gerek yok, artanı taşımamız bile yeterli olacaktır. Herkes daha güvenli, daha kısa, daha ekonomik koridorları tercih edecektir. Ama bunlar olduğu yerde olmuyor, gayret edeceğiz, ediyoruz, daha iyisini yapacağız ve oradan da ülkemizin hem ekonomik olarak hem de stratejik olarak kazanımlarını koruyacağız, geliştireceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
Abdulkadir Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi’nin Türkiye’ye sunacağı avantajlara işaret ederek, şu anda bu koridor üzerindeki istasyonların nereye yapılacağını dahi konuşmaya başladıklarını, sürecin yönetilmesi ve sonrasında işletilmesinde yer alacaklarını bildirdi.
Projenin ortaya konulması ve hayata geçirilmesi konusunda Katar’dan BAE’ye, Irak’tan diğer Körfez ülkelerine kadar birçok ülkeyle görüştüklerini belirten Uraloğlu, somut çıktılar almaya başladıklarının altını çizdi.
“ZENGEZUR KORİDORU İLE TÜRK DÜNYASINA NAHÇIVAN ÜZERİNDEN DAHA RAHAT ULAŞMA İMKANI OLACAK”
Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin Zengezur Koridoru kapsamındaki çalışmalarıyla ilgili de koridorun ulaşımda herhangi bir problemle karşılanırsa alternatif güzergah olacağına dikkati çekti.
Türkiye’nin şu andaki ulaşımının Hazar geçişli olarak Bakü, Tiflis ve Kars hattından sağlandığını anlatan Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Bir yıldır kapalıydı ve ciddi onarımlar yapılması gerekiyor burada. Hattın bir kapasitesi var. Bu kapasitenin mutlaka geliştirilmesi gerekir. Alternatifin olması gerekir. Zengezur Koridoru bu anlamda bir kapasite artırımı sağlayacak. İkincisi sizin elinizde herhangi bir problemle karşılaşırsanız alternatif bir güzergah olacak.
Yine Azerbaycan Bakü geçişli daha yakın bir güzergah olacak. Daha uygun coğrafyadan iklim şartlarından geçen bir güzergah olacak. Bunu bitirdiğimiz an Türk dünyasına Nahçıvan üzerinden daha rahat ulaşma imkanı olacak.
Ermenistan’dan geçerse 43 kilometrelik, İran’dan geçerse yaklaşık 60 kilometrelik bir koridordan bahsediyoruz. Görüşmeler devam ediyor. Netleştiği zaman oradan da geçiş sağlanacak ama Azerbaycan tarafındaki bir kısım yapıldı. Bir kısım yapım çalışmaları devam ediyor. Türkiye tarafında da Dilucu-Iğdır-Kars arası 224 kilometrenin ihalesini yaptık, bu sene başlıyoruz.”
“BUNDAN SONRA İHTİYACI OLANA UYDU YAPIP SATMAYA BAŞLAYACAĞIZ”
Uraloğlu, temmuz ayında uzaya fırlatılması planlanan Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’ya değinerek, askeri ve sivil haberleşme için uyduların önemine işaret etti.
Özellikle askeri haberleşme için bugüne kadar gerekli önlemleri aldıklarını ancak yüzde 90 yerliliğe sahip Türksat 6A ile daha da güvende olunacağını dile getiren Uraloğlu, “Artık yazılımıyla` her türlü donanımıyla daha güvende olacağız. (Türksat 6A ile) Dünyadaki 10 uydu üreticisinden bir tanesi olduk. İnşallah önümüzdeki ay ABD’ye oradan da temmuzda yörüngesine fırlatarak hem kaliteyi artıracağız hem kapsama alanını artıracağız. Faydası ne olacak? Hem o uydunun aldığı görüntüleri haberleşmeyi daha güvenli ve kaliteli yapmış olacağız hem de bundan sonra ihtiyacı olana uydu yapıp satmaya başlayacağız.” ifadelerini kullandı.
“6G’Yİ DE KAÇIRMAYACAĞIZ”
Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin 5G’ye geçişiyle ilgili, “5G’ye doğru zamanda ve doğru fiyatla geçelim istiyoruz. Lisans ve yetkilendirme sürecini tamamlayıp muhtemelen 2026’da 5G’ye geçmiş oluruz. Esasında geçeceğimiz 5G olmayacak, 5,5G gibi olacak. Çünkü zaten o belli bir noktaya geldi. 6G’yi de dünyada takip ediyoruz ve bununla ilgili toplantılara katılıyoruz. O süreci de kaçırmayacağız.” dedi.
Gençlere, doğru bilinende sonuna kadar ısrar edilmesi tavsiyesinde bulunan Uraloğlu, başarmak için önce kendilerine güvenmeleri gerektiğini, “yapabilirim” duygusunun çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye’nin Mavi Bayraklı plaj sayısında bu yıl da dünya üçüncülüğünü koruduğunu belirten Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, merkezi Danimarka Kopenhag’da bulunan Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı-FEE tarafından bugün açıklanan Mavi Bayrak ödülleri sıralamasında yakaladıkları istikrarlı başarının gurur verici olduğunu ve birincilik hedefleri yolunda kararlılıkla ilerlediklerini söyledi.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRKÇEV) koordinasyonunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının iş birliğiyle sürdürdükleri başarılı çalışmalarla sayıyı her geçen yıl yükselttiklerine vurgu yapan Bakan Ersoy, paylaşımında, bu yıl Türkiye’nin 16 plajında daha Mavi Bayrak dalgalanacağını kaydetti.
Bakan Ersoy şu paylaşımı yaptı:
“Mavi Bayrak plajlarımıza çok yakışıyor! Ülkemizden bu yıl 567 plaj, 27 marina, 18 turizm teknesi ve 9 bireysel yat Mavi Bayrak almaya hak kazandı. En çok Mavi Bayrak sahibi ülkeler sıralamasında dünya 3’üncülüğümüzü bu sene de koruyoruz. Bu istikrarlı başarımız elbette gurur verici ama birincilik hedefimiz yolunda da kararlılıkla ilerliyoruz. Mavi Bayraklı plaj sayımızı Türkiye Çevre Eğitim Vakfının (TÜRKÇEV) koordinasyonunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının iş birliğiyle sürdürdüğümüz başarılı çalışmalarla her geçen yıl daha da yükseltiyoruz. Bu sene ülkemizin 16 plajında daha Mavi Bayrak dalgalanacak. Hayırlı olsun.”
Türkiye’nin 16 plajına daha Mavi Bayrak
Dünyanın en çok Mavi Bayraklı plajına bu yıl yine İspanya sahip olurken ikinciliği de Yunanistan elde etti. Türkiye’nin üçüncü olduğu listede İtalya dördüncü, Fransa da beşinci sırada yer aldı.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) koordinasyonunda yürütülen uluslararası Mavi Bayrak ödüllerine Türkiye’den bu yıl 16 plaj daha layık görüldü.
Türkiye’nin 2023 yılında 551 olan Mavi Bayraklı plaj sayısına bu sene; İstanbul’da 3, Balıkesir’de 3, Aydın’da 3, Antalya’da 2, Muğla’da 2, İzmir’de 1, Çanakkale’de 1, Tekirdağ’da 1, Bursa’da 1, Kırklareli’nde 1 ve Yalova’da da 1 plaj eklendi.
Samsun, Mersin, Kocaeli, Bartın, Ordu, Zonguldak ile Van Mavi Bayrak sayısı değişmeyen iller oldu.
Antalya ise 2024 yılında 233 plaj ile Türkiye’nin en çok Mavi Bayrak sahibi şehri olurken Muğla 112 plaj ile ikinci, İzmir 64 plaj ile üçüncü sırada yer aldı. Balıkesir, Aydın, Samsun, Çanakkale, Mersin, Kocaeli ve Tekirdağ ise İzmir’in ardından sırasıyla en çok Mavi Bayraklı plaja sahip olan iller arasında yer aldı.
Mavi Bayrak dünyada 50 ülkede uygulanıyor
Türkiye’de Mavi Bayrak Programı, Avrupa Birliğinin 1987 yılını çevre yılı ilan etmesi ile başlatıldı. Halk sağlığını korumayı, çevre eğitimi ve bilinçlendirme faaliyetleri ile bunu devam ettirmeyi hedef alan program Türkiye’de 1993 yılında uygulanmaya konuldu.
Program kapsamında, Mavi Bayraklı plajlar 33, marinalar 38, turizm tekneleri 51 ve bireysel yatlar 4 kriter ile 16 davranış kuralı içeriyor. Plajlarda sezon içerisinde 15 gün ara ile yüzme suyu analizlerinin yapılması, atık su arıtma tesislerinin uygunluğu, hassas doğal alanların korunması, cankurtaran ve ilkyardım malzemeleri bulundurulması, acil durum planı, engelli imkanları, atıkların ayrıştırılması, çevre eğitimi ve bilgilendirme zorunlu kriterlerden bazılarından. Marinalar ve turizm tekneleri için kurumsal sosyal sorumluluk ve halkın katılımı ve eğitimi de ayrıca beklenen kriterler arasında.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) koordinasyonunda yürütülen Mavi Bayrak Programı, dünyada Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı-FEE koordinasyonunda 50 ülkede uygulanıyor.
Güler’in, Milli Savunma Bakanlığı’ndan katıldığı toplantıda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Bakan Yardımcıları Şuay Alpay ve Alpaslan Kavaklıoğlu da yer aldı.
Bakan Güler, terörle mücadele başta olmak üzere devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi aldı, yapılacak çalışmalarla ilgili talimatlar verdi. Bakan Güler, pazar geçirdiği kaza sonucu hayatlarını kaybeden İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan başta olmak üzere İranlı siyasetçi, bürokrat ve İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet; İran halkına ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

REİSİ’NİN YERİ NE ZAMAN TESPİT EDİLDİ
Kazanın haber alınması sonrası İran makamlarından gelen gece görüş kabiliyetli helikopter talebi üzerine hazırlıklara başladıklarını aktaran Güler, “Bu kapsamda tarafımızdan mevcut şartlarda daha faydalı olabileceği değerlendirilerek Akıncı İHA’nın da hazırlanması talimatı verildi. Cumhurbaşkanlığımızın onayı ve İranlı yetkililerin oluru sonrasında silahsız Akıncı İHA, saat 23.30’da Batman’dan havalanarak saat 00.12’de İran hava sahasına giriş yaptı. İlgili bölgede yapılan taramalarda saat 02.36’da ilk görsel temas sağlanmış ve tespit edilen ısı kaynağı, İran makamlarıyla paylaşılmıştır. Saat 05.50’de ise İranlı yetkililerle kurulan temas sonucu enkaza ulaşıldığı bilgisi alınmıştır. Görevini başarıyla tamamlayan Akıncı İHA’mız, saat 06.45’te Türkiye hava sahasına giriş yapmıştır. Bu süreçte Cumhurbaşkanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız ve İranlı makamlar ile yakın iş birliği ve koordinasyon içerisinde hareket eden, hızlı bir reaksiyon ortaya koyarak görevini üstün başarıyla yerine getiren tüm silah arkadaşlarımı tebrik ediyor; hepsinin ayrı ayrı gözlerinden öpüyorum” ifadelerini kullandı.

‘ORDUMUZUN ETKİNLİĞİNİN DAHA DA GÜÇLENDİĞİNİ GÖRDÜK’
2 bin 200 yılı aşan şanlı tarihiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin disiplini, kabiliyeti, cesareti ve merhameti ile dünyanın en güçlü ordularından biri olduğunu belirten Bakan Güler, “Terörle mücadelede gösterdiğimiz kararlılığımız, yeni güvenlik konseptimiz çerçevesinde tehditleri sınırımıza dayanmadan kaynağında bertaraf etmekte, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir baskı ve yoğun bir tempoda başarıyla sürdürmektedir. Bununla birlikte sayısı ve kapsamı her geçen yıl artan tatbikatlarla bölgemizde ve özellikle komşularımızla barış ve istikrarı artırmayı, karşılıklı saygı, dostluk ve iş birliğini geliştirmeyi hedefliyoruz. Son dönemde icra ettiğimiz planlı tatbikatlarımızdan olan Uluslararası Anadolu Ankası ve Denizkurdu Tatbikatları ile kahraman ordumuzun havada ve denizdeki etkinliğinin daha da güçlendiğini gördük. 25 Nisan 2024 tarihinde başlayan Efes-2024 Tatbikatı da kapsamlı şekilde icra edilmektedir. Efes Tatbikatı, klasik tatbikat anlayışının ötesinde çok boyutlu ve karmaşık hale gelen günümüz güvenlik ortamını tatbikat senaryosuna yansıtarak güncel olaylara, küresel ve bölgesel alanda meydana gelebilecek kriz senaryolarına cevap verebilecek profesyonel bir anlayışla icra edilmektedir” diye konuştu.

’50 ÜLKE VE 11 BİNDEN FAZLA PERSONEL KATILACAK’
2 yıl önce icra edilen tatbikata 37 ülkenin katıldığını anımsatan Güler, “Bu yıl 50 ülke ve yaklaşık 11 bin personelin katılması ve seçkin gözlemci gününün Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla 29-30 Mayıs tarihlerinde icra edilmesi planlanmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkan ve kabiliyetlerinin iç ve dış kamuoyuna gösterilmesi için en önemli ve uygun platformlardan birisi olan Efes Tatbikatı’nda bugüne kadar olduğu gibi bu yıl da üstün bir performans sergileyeceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle tüm silah ve mesai arkadaşlarıma görevlerinde başarılar diliyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum” dedi.
Bakan Uraloğlu ayrıca gemi kaynaklı emisyonların azaltılmasına yönelik çalışmalar neticesinde getirilecek yeni düzenlemeyle emisyon fiyatlandırma sistemini kuracaklarını da açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ve bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarının muhtelif konularına ilişkin olarak ihtiyaç duyduğu kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesi amacıyla hazırlanan Kanun Teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonuna sunduklarını söyledi.
Bakan Uraloğlu, Taslağa göre 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle havalimanı girişinde tüm yolcuların cihazla aranacağını belirtirken, cihazla aranmanın yetersiz kaldığı durumlarda elle arama yapılacağını ancak kendisinin veya eşyasının elle aranmasını kabul etmeyen yolcunun uçağa kabul edilmeyeceğini söyledi. Uraloğlu, “Yine yapılan düzenlemeyle havacılık güvenliği ile sınırlı olmak üzere özel güvenlik personeli genel kolluk nezaretinde eşya, bagaj ve kargolarda arama yapabilecek.” dedi.
“AVRUPA BİRLİĞİ, EMİSYONLARDAN ELDE EDİLECEK GELİRİN YÜZDE 50’SİNİ ALMAYARAK ÜLKENİN TASARRUFUNA BIRAKACAK”
Son yıllarda yaşanan iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle tüm sektörlerde olduğu gibi gemi kaynaklı emisyonların azaltılmasına yönelik çalışmaların da hız kazandığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Bu kapsamda önümüzdeki süreçte deniz taşımacılığını etkileyecek en önemli konulardan bir tanesi de Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) olacak. Avrupa Birliği son aldığı kararla ETS sistemini denizcilik sektöründen kaynaklanan taşıma emisyonlarını da kapsayacak şekilde genişletecek. Avrupa Birliği ETS düzenlemesi Avrupa Ekonomik Alanı ile bu alanın dışında kalan limanlar arasındaki seferlerde üretilecek olan emisyonlardan elde edilecek gelirin yüzde 50’sini almayarak diğer ülkenin tasarrufuna bırakacak” diye konuştu.

“EMİSYONLARDAN ALINACAK GELİRİN BELİRLENECEK BİR MİKTARININ ÜLKEMİZCE ALINMASI SAĞLANACAK”
Bakan Uraloğlu, Türk bayraklı ve Türk sahipli deniz ticaret filosunun faaliyetlerine devam edebilmesi ve rekabet yeteneğini muhafaza edebilmesi için emisyonlarını hızlı bir şekilde düşürmesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu noktada uluslararası ve bölgesel karbon fiyatlandırma uygulamalarından toplanan gelirlerin ülkemiz tarafından en verimli şekilde kullanılması büyük önem arz ediyor. Bu nedenle, emisyon fiyatlandırma sisteminin ülkemizde kurulması durumunda mütekabiliyet esasına göre toplam üretilen emisyonlardan alınacak gelirin belirlenecek bir miktarının ülkemizce alınması sağlanarak buradan elde edilecek gelir ile Türk deniz ticaret filosunun yenilenmesi veya dönüştürülmesi sağlanacak. Bu sayede, dünya deniz ticaretinde rekabet gücümüz artarak devam ettirilecek” ifadelerini kullandı.

“LİMANLARA GİRİŞ VE ÇIKIŞ İŞLEMLERİ, DİJİTAL OLARAK SUNULAN BELGELER ÜZERİNDEN YAPILABİLECEK”
Uraloğlu, deniz taşımacılığından elde edilen karbon fiyatlandırması gelirlerinin de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bütçesine özel ödenek olarak öngörüleceği düzenlemesinin yanında, toplanan tutarların yeşil denizcilik için araştırma, geliştirme, dönüşüm ve yeni gemi inşa faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla kullanılacağını söyledi. Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özel gelir ve ödeneklerin kullanımına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenecek. Uygulama kapsamına alınacak gemilerin cinsi, sefer bölgesi, tonajı, gemilerden alınacak emisyon bedeli oranları, emisyonların izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasına ilişkin usul ve esaslar yine Cumhurbaşkanımız tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlemeyle 4922 sayılı kanunu gereğince halihazırda fiziki olarak yapılan limanlara giriş ve çıkış işlemleri, dijital olarak sunulan belgeler üzerinden yapılabilecek.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ve bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarının muhtelif konularına ilişkin olarak ihtiyaç duyduğu kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesi amacıyla hazırlanan Kanun Teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonuna sunduklarını söyledi.
Bakan Uraloğlu, Taslağa göre 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle havalimanı girişinde tüm yolcuların cihazla aranacağını belirtirken, cihazla aranmanın yetersiz kaldığı durumlarda elle arama yapılacağını ancak kendisinin veya eşyasının elle aranmasını kabul etmeyen yolcunun uçağa kabul edilmeyeceğini söyledi. Uraloğlu, “Yine yapılan düzenlemeyle havacılık güvenliği ile sınırlı olmak üzere özel güvenlik personeli genel kolluk nezaretinde eşya, bagaj ve kargolarda arama yapabilecek.” dedi.
“AVRUPA BİRLİĞİ, EMİSYONLARDAN ELDE EDİLECEK GELİRİN YÜZDE 50’SİNİ ALMAYARAK ÜLKENİN TASARRUFUNA BIRAKACAK”
Son yıllarda yaşanan iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle tüm sektörlerde olduğu gibi gemi kaynaklı emisyonların azaltılmasına yönelik çalışmaların da hız kazandığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Bu kapsamda önümüzdeki süreçte deniz taşımacılığını etkileyecek en önemli konulardan bir tanesi de Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) olacak. Avrupa Birliği son aldığı kararla ETS sistemini denizcilik sektöründen kaynaklanan taşıma emisyonlarını da kapsayacak şekilde genişletecek. Avrupa Birliği ETS düzenlemesi Avrupa Ekonomik Alanı ile bu alanın dışında kalan limanlar arasındaki seferlerde üretilecek olan emisyonlardan elde edilecek gelirin yüzde 50’sini almayarak diğer ülkenin tasarrufuna bırakacak” diye konuştu.
“EMİSYONLARDAN ALINACAK GELİRİN BELİRLENECEK BİR MİKTARININ ÜLKEMİZCE ALINMASI SAĞLANACAK”
Bakan Uraloğlu, Türk bayraklı ve Türk sahipli deniz ticaret filosunun faaliyetlerine devam edebilmesi ve rekabet yeteneğini muhafaza edebilmesi için emisyonlarını hızlı bir şekilde düşürmesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu noktada uluslararası ve bölgesel karbon fiyatlandırma uygulamalarından toplanan gelirlerin ülkemiz tarafından en verimli şekilde kullanılması büyük önem arz ediyor. Bu nedenle, emisyon fiyatlandırma sisteminin ülkemizde kurulması durumunda mütekabiliyet esasına göre toplam üretilen emisyonlardan alınacak gelirin belirlenecek bir miktarının ülkemizce alınması sağlanarak buradan elde edilecek gelir ile Türk deniz ticaret filosunun yenilenmesi veya dönüştürülmesi sağlanacak. Bu sayede, dünya deniz ticaretinde rekabet gücümüz artarak devam ettirilecek” ifadelerini kullandı.
“LİMANLARA GİRİŞ VE ÇIKIŞ İŞLEMLERİ, DİJİTAL OLARAK SUNULAN BELGELER ÜZERİNDEN YAPILABİLECEK”
Uraloğlu, deniz taşımacılığından elde edilen karbon fiyatlandırması gelirlerinin de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bütçesine özel ödenek olarak öngörüleceği düzenlemesinin yanında, toplanan tutarların yeşil denizcilik için araştırma, geliştirme, dönüşüm ve yeni gemi inşa faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla kullanılacağını söyledi. Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özel gelir ve ödeneklerin kullanımına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenecek. Uygulama kapsamına alınacak gemilerin cinsi, sefer bölgesi, tonajı, gemilerden alınacak emisyon bedeli oranları, emisyonların izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasına ilişkin usul ve esaslar yine Cumhurbaşkanımız tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlemeyle 4922 sayılı kanunu gereğince halihazırda fiziki olarak yapılan limanlara giriş ve çıkış işlemleri, dijital olarak sunulan belgeler üzerinden yapılabilecek.”
]]>Bakan Bolat, “Denetimler yoluyla 81 bin işletme ve 580 bin ürün denetlemeleri yapıldı ve fahiş fiyat uygulayıp stokçuluk yapanlara ciddi cezalar uygulandı.
Marketler, gıda ürünleri, çimento ve hazır beton sektörleri noktasında da son derece yoğun çalışmalar yaptık. Gerek çimentoda gerekse hazır betonda kasım ayında fiyatı arttırmama ve indirme taahhütleri alarak orada indirimler sağladık. En az beş ay boyunca Nisan ayı başlarına kadar marketlerde cumhuriyetin 100. yıl indirim kampanyaları başlattırdık.” şeklinde konuştu.

CEZALARDA CİDDİ ARTIŞ OLACAK
Bakan Bolat konuşmasında, “Nisan ayı başlarına kadar marketlere Cumhuriyetin 100. yıl indirim kampanyaları başlattırdık. Market sahipleriyle görüşerek, görüşme ve ikna yoluyla yapılan çalışmalardı. Bir de denetim yoluyla yapılan çalışmalarımız yoğun geçti. 81 bin işletme ve 580 bin ürün denetlemeleri yapıldı. Geçen yıl İç Ticaret Genel Müdürlüğü üzerinden karaborsada stokçuluk, haksız fiyat, fahiş fiyat denetlemeleri 850 milyon lira yaklaşık 1 trilyona yakın. Tüketici korunmasında da zararlı ürünler aldatıcı reklamlar ve sağlığa aykırı ürün denetimleri ile de 1.2 milyarlık bir cezamız oldu. Rekabet Kurulu da geçen yıl 2.6 milyar TL ceza kesti işlem yapan firmalara. Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde çok önemli bazı kanunlarda değişiklik yapılıyor. Rekabetin korunması kanunu, tüketicinin korunması kanunu, lisanslı depocular, kooperatifler, stokçuluk ve fahiş fiyatla ilgili ilgili düzenlemelerde cezalarda ciddi artışlar meydana geliyor.” ifadelerini kullandı.

“ÜÇ DEFA YAKALANAN FİRMALARA KAPATMA CEZASI GELİYOR”
Stokçulukta yakalanan firmalara kapama cezası geleceğini vurgulayan Bolat, “Bir kere fahiş fiyat denetimleri sonucunda, fahiş fiyat uygulamalarında asgari ceza on katı yani 10 bin liradan 100 bin liraya çıkarılıyor. Kanun 2020’de çıkarılmıştı. Biz onu yeniden değerlemelerle her sene yükselttik. 55 bin TL olan ceza da 100 bin TL’ye çıkarılmış oluyor. Kanundaki rakam 10 bin liraydı, onu 100 bin TL’ye çıkarmış oluyoruz. 100 bin liralık üst ceza limitini de 1 milyon TL’ye çıkarmış oluyoruz. Stokçulukta ise bu cezalar, kanunda yazan 1 milyon TL rakamı 12 milyon TL’ye çıkarılmış oluyor. Aslında yeniden derlemeleri uygulayarak biz şu anda bunu 4.5 milyon TL kesiyorduk. Zaten bu cezayı kesiyorduk, 12 milyon TL çıkarmış olacağız asgariyi de 1 milyon TL’ye çıkarmış olacağız. Stokçulukta bir takvim yılı içinde üç defa yakalanan firmalara kapatma cezası geliyor altı güne kadar. Kapatma cezası da uygulanacak. Buradaki amaç caydırıcılık.” dedi.

“KANUNU DEĞİŞİKLİKLER YARIN TAMAMLANACAK”
“İstiyoruz ki ticaret haklı, vicdani ve piyasa şartları içinde yapılsın. Tüketicilere alım gücünü daraltacak tüketicilere fahiş fiyat uygulamasıyla istismar edecek uygulamalara gidilmesin” diyen Bolat, “Bu konuda devlet olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun koyucu olarak piyasanın regüle edilmesi ve piyasadaki bu tür uygulamaların ortadan kaldırılması ve bir normalleşme çabaları için bu düzenlemeleri yapıyoruz. Ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün yarın inşallah bu kanuni değişiklikler tamamlanmış olacak.” diye konuştu.

4 YILDA 80 BİN İŞLETME VE 500 BİN ÜRÜN DENETLENDİ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Covid-19 salgınının başlangıcından 26 Nisan’a kadar ki 4 yıllık sürede yaklaşık 80 bin işletme ve 500 bin ürünün denetlendiğini bildirdi.
Bakan Bolat, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın, bakanlıkça yapılan fahiş fiyat denetimlerine ilişkin yazılı soru önergesine yanıt verdi.
Bolat, kırmızı et dahil kamunun beslenme, sağlıklı yaşama ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlerin fiyatlarında fahiş artışlara giderek ya da vatandaşın bunlara ulaşmasına engel olarak mağduriyet oluşturan her türlü girişimin yakından takip edildiğini kaydetti.
Bu kapsamda 81 ilde Ticaret İl Müdürlükleri tarafından üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin günlük denetlendiğini açıklayan Bolat, “Covid-19 pandemisinin başlangıcından 26 Nisan 2024 tarihine kadar yaklaşık 80 bin işletme ve 500 bin ürün denetlenmiştir.” ifadelerini kullandı.
Ramazan ayı itibarıyla vatandaşlardan gelen fahiş fiyatla ilgili şikayetlere dair Ticaret Bakanlığının ilgili bakanlık ve kurumlarla koordine çalışmalar yürüttüğünü belirten Bolat, “Ticaret İl Müdürlüklerince ramazan ayının başladığı 11 Mart 2024 tarihinden itibaren özellikle market bazında yapılan denetimler daha da yoğunlaştırılmış ve sadece ramazan ayında (11 Mart-9 Nisan) yaklaşık 6 bin 500 işletme ve 56 bin 700 ürün fahiş fiyat artışları kapsamında denetlenmiştir.” bilgisini verdi.
Bolat, denetimlerde tespit edilen aykırılıkların Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna sevk edildiğini açıkladı.
Ürünlerin raf fiyatı ile kasa fiyatı arasındaki farklılığın önlenmesi, satışa sunulan bütün ürünlerde fiyat etiketi bulundurulması ve indirimli satışlara yönelik denetimlerin gerçekleştirildiğini belirten Bolat, şu bilgileri paylaştı:
“Bakanlığımız Ticaret İl Müdürlükleri ve belediyeler tarafından 1 Ocak-31 Mart 2024 tarihleri arasında her türlü perakende ürün satışı yapılan iş yerleri ile özellikle restoran, lokanta ve kafeler dahil olmak üzere 47 bin 563 adet iş yeri denetlenmiş, mevzuata aykırı uygulama tespit edilen 10 bin 267 iş yerinde toplamda 27 milyon 433 bin 615 TL idari para cezası uygulanmıştır.”
Ticaret Bakanı Bolat, Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’na da 2023 yılı itibarıyla 385 bin 682 başvuru geldiğini bildirdi.

Delegeler, geçmişten bugüne İslam coğrafyasındaki önemli olayları ele aldı ve dünya sorunlarına alternatif çözümler bulmaya, güncel sorunlara farklı bir bakış açısı kazandırmaya çalıştı.
BM Genel Kurulu Komitesi’nde, “Keşmir Sorunu ve Yemen Ablukası” konularını tartışan delegeler, “Altı Gün Savaşları”nı da simüle ederek Filistin’in işgali süreci ve sonuçlarına dair fikir yürüttü.

Gazze’nin Kurtuluşu Kabinesi Komitesi’ndeki delegeler, Müslüman ülkelerin ve siyasi örgütlerin temsilcileri olarak, 7 Ekim’den sonra Gazze’de yaşananları ele aldı.
TOY Komitesince 2. Kösedağ Savaşı’nın ardından başlayan 2. Anadolu Beylikleri Dönemi değerlendirildi. Baharat Yüksek Konseyi Komitesi’nde ise kurgusal bir evrende bazı organizmalara yetenekler kazandıran ve enerji sağlayan baharat için verilen mücadele işlendi.
Ortak Kriz Kabinesi Komitesinde ise Granada’da yaşanan savaş dönemini ele alan delegeler, Kastilya Aragon’un Katolik Hristiyanlığı ile İslam’ın kalesi Endülüs arasındaki çatışmaya çözüm aradı.

– GAZZE’NİN KURTULUŞU KABİNESİ KEFİYEYLE SAHNEYE ÇIKTI
Final gününde, komitelerde delegeler kendi alanlarındaki 4 günlük fikri tartışmaların ardından çalışma grupları için birer sonuç dosyası hazırladı, sunulan çalışmalar akademi heyetince değerlendirilmeye alındı.
Onaylanan komite çalışmaları “KAİHLMUN24” arşivinde kullanılmak üzere alınırken, komitelere katılan delegelere Denetleme Kurulunca katılım belgesi verildi.

Kapanış töreninde ise bazı isimlerin hitaplarının ardından, her bir komite kendi içindeki delegelere ödüller takdim etti. Bu ödüller “En İyi Delege”, “Gözde Delege” ve “Mansiyon” olarak sıralandı.
Ödül töreni sırasında BM Güvenlik Konseyi ve Gazze’nin Kurtuluşu Kabinesi komitelerindeki öğrenciler kefiyeler ve Filistin bayrağıyla sahneye çıktı.

– “GERÇEK BM PROSEDÜRLERİ KAPSAMINDA ÇÖZÜM KAĞIDI SUNULDU”
Etkinlik sonrası AA muhabirine açıklamalarda bulunan KAİHLMUN24 Genel Sekreteri Ayşe Zeynep Öztürk, kendileri için çok keyifli 4 günü geride bıraktıklarını ve pek çok şey öğrendiklerini, her komitede konuşulan konuların ufuk açıcı olduğunu söyledi.
Öztürk, lise çağında bu tecrübeyi yaşamanın unutulmaz olacağını belirterek, “Liderlik becerilerini geliştirdiler öncelikle, topluluk önünde konuşmayı öğrendiler, gerçek Birleşmiş Milletler prosedürleri kapsamında çözüm kağıdı sundular. Bunları çok genç yaşlarında, daha lise çağındayken yapmanın yollarını aradılar. Her komite kendi gündem maddelerini tartışırken bir yandan da grup çalışmasını, yeni arkadaşlıklar edinmeyi, sosyal kültürel faaliyetlerini geliştirmeyi öğrendi.” diye konuştu.

Çok güzel bir aile olduklarını dile getiren Öztürk, gelen herkesin kendisini buraya ait ve değerli hissettiğini kaydetti.
Öztürk, akademik başarıyı sürdürürken sosyal ilişkilere de önem verildiğine dikkati çekerek, “Birbirini kırmadan, üzmeden bir organizasyon yürütebilmenin anlamını, önemini kavradık. Hep de umuyoruz ki böyle devam eder.” dedi.

BM Genel Kurulu Komitesi delegesi ve aynı zamanda KAİHL 10. sınıf öğrencisi Danyal Ok ise çalışma gruplarında 6 gün savaşları konusunu işlediklerini, olayı tarihsel gerçeklik bağlamında delegelere sunmaya çalıştıklarını ve en sonunda da komite olarak bir çözüm kağıdı hazırlayıp sunduklarını anlattı.

HAKAN FİDAN DA ONUR KONUĞU OLARAK KATILDI
Bu yıl “Yeni Bir Dünya Düzeni” temasıyla düzenlenen “Model Birleşmiş Milletler Konferansı”na Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da katıldı. İlçe Milli Eğitim, Bakan Fidan’ın katılımı hakkında “Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan FİDAN Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni ziyaret etti. KAIHLMUN’24 Konferansı Onur Konuğu Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan FİDAN Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerimizle bir araya geldi. Sayın Bakanımıza teşrifleri için teşekkür ederiz.” ifadelerini paylaştı.


“EN ÖNEMLİ GÜVENCEMİZ GENÇLERİMİZ”
Bu dönemde oluşturulan tarım politikalarının dünya ile rekabet etmesi için bilim ve teknolojiyle desteklendiğini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaları yaparken en önemli güvencemiz dinamizmiyle gençlerimiz. Ankara Üniversitesi’nin düzenlediği Uluslararası Tarım Teknolojileri Festivalini önemsiyorum. Hem sektörümüz hem de akademik camiamız için hayırlı uğurlu olur” ifadesini kullandı.

“YILLIK 69,2 MİLYAR DOLARLIK HASILAYLA AVRUPA’DA BİRİNCİ OLDUK”
Tarımsal üretimin geliştirmesi için atılan adımları dile getiren Bakan Yumaklı “Bitkisel üretimden hayvansal üretime, su ürünleri üretiminden tarımsal Ar-Ge’ye, kırsal kalkınma yatırımlarından, su ve sulama yatırımlarına, birçok alanda üreticilerimizi destekledik ve desteklemeye de devam edeceğiz. Yıllık 69,2 milyar dolarlık hasılayla Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 ülke arasındayız” diye konuştu.
“31 MİLYAR DOLAR İHRACATI SAĞLAYABİLİR NOKTADAYIZ”
Tarımsal hasıla ile tüm vatandaşların ve Türkiye’ye gelen turistlerin gıda ihtiyacının sorunsuz karşılandığını aktaran Yumaklı, şunları kaydetti:
“31 milyar dolar ihracatı sağlayabilir noktadayız. Hem ihtiyacımız olan gıdayı üretiyoruz hem de ürettiğimizin fazlasını ihraç ediyoruz. Ancak bu bizde rehavet oluşturmamalı. Son 10 yıl içinde içerisinde içinde bulunduğumuz coğrafyada değişimleri takip ediyoruz. Savaşlar, pandemi, iklim değişikliği ve birçok etken bizim şuandaki birçok avantajımızı gelecekte farklı noktaya evirebilir.”
“2050 YILINDA TÜRKİYE NÜFUSU 105 MİLYON OLMASI BEKLENİYOR”
Yumaklı sıraladığı risk faktörlerini “yeni normal” şeklinde tanımladıklarını kaydederek, “Uzun değil, 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu da 105 milyona ulaşması bekleniyor. Bu konuda bir takım tahminler yapılıyor. Gıdaya ihtiyacı konusunda yüzde 70 gıdaya daha fazla ihtiyaç oluşacağı sonucunu getiriyor” şeklinde konuştu.

“6 BİN 500 ARKADAŞIMIZ GECE VE GÜNDÜZ ÇALIŞMAKTA”
Tarım ve Orman Bakanlığının politikalarında Ar-Ge ve inovasyona önem verildiğini vurgulayan Yumaklı, “Tarımsal Ar-Ge anlamında; 49 Araştırma Enstitümüz, 300 laboratuvarımız, 2 binden fazlası akademik seviyede olmak üzere 6 bin 500 arkadaşımız ile Türkiye’nin ihtiyacı olan tarımsal üretiminin gelişmesi için gece ve gündüz çalışmakta” diye konuştu.
“318 BİN GENETİK MATERYAL, GEN BANKALARIMIZDA KORUMA ALTINDA”
Gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları ile üreticiden verimli ve kaliteli ürünler alındığını söyleyen Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
“Tarla bitkilerinde bin 4, bahçe bitkilerinde bin 41 yerli ve milli tohumluk çeşidi geliştirildi. Ata Tohumu kapsamında, 37 yerel çeşit sertifikalandı ve koruma altına alındı. Tarımsal üretimin teminatı olan 318 bin genetik materyal, gen bankalarımızda koruma altında. Küresel iklim değişikliğinin her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz bir dönemde kuraklığa ve iklim değişikliğine dayanıklı tohum çeşitleri geliştirmek üzere arkadaşlarımız yoğun bir çaba sarf ediyor.”
“KIRSAL KALKINMADA PROJE LİMİTLERİNİ YÜZDE 100 ARTTIRDIK”
Bu yıl gençlere verilen hibeler noktasında yenilikler kazandırdıklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programında, hibe desteğine esas kırsal kalkınmada proje limitlerini yüzde 100 arttırdık. 7 Milyon TL’den 14 Milyon TL’ye yükselttik. Yeni hayvancılık yol haritamızı açıkladık. Hayvansal üretimin arttırılması konusunda mevcut potansiyelimizi kullanma noktasında bu pozitif ayrımcılıkların yer aldığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.
Edinilen bilgiye göre basına kapalı gerçekleşen programda, Emine Erdoğan, Bakan Göktaş ile Anneler Günü’nü kutladığı annelerin sorun ve taleplerini dinledi.

Programda annelere seslenen Emine Erdoğan, “Asırlardır hiçbir dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin bütün insanlığa kucak açan medeniyetimizi, en çok anne kalbine benzetiyorum.” ifadesini kullandı.
– “Savaşın, adaletsizliğin kol gezdiği dünyaya anne kalbi genişliğinde bir merhamet diliyorum”
Emine Erdoğan, üzerlerinde taşıdıkları sevgiden bir evlat, bir aile, bir medeniyet inşa etmiş her bir annenin, iyiliğe olan inançlarını diri tuttuğunu dile getirerek şunları kaydetti:
“İnsanlık elbisesinin annelik tezgahında dokunduğuna inanıyorum. Öyle ki Filistinli annelerin zalimliğe karşı evlatlarını korumak için gösterdikleri vakur duruş, direnişin ve barışın en somut örneğidir. Yüreği yangın yeri olan Filistin’in güçlü kadınlarının acısını paylaşıyor, savaşın, adaletsizliğin kol gezdiği dünyaya anne kalbi genişliğinde bir merhamet diliyorum.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş da programın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, anneler ile sohbet edip, karşılaştıkları konularla ilgili istişarelerde bulunduklarını aktararak “Zor günlerinde devletin yanlarında olduklarını bilmeleri onları çok mutlu ediyor. Bizler her zaman ailelerimizin, özellikle bizim hizmet modellerinden faydalanan ailelerimizin yanındayız ve takipçisiyiz.” dedi.
Göktaş, İsrail’in bombardımanı altında hala zorlu süreçlerde yaşayan Filistinli anneler başta olmak üzere; şehit, gazi yakını, engelli ve koruyucu anneler ile tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı.
– “Buraya gelmemiz çok özel hissettirdi”
Kas erimesi hastalığı bulunan ve solunum cihazıyla sınıfta ders anlatan öğretmen Gamze Kılıç’ın annesi Nurcan Kılıç da programa ilişkin memnuniyetini, “Bugün buraya gelmemiz çok özel hissettirdi.” sözleriyle dile getirdi.
Emine Erdoğan’ın kendilerini güzel karşıladığını ifade eden Kılıç, “Güzel konuştu, biz de çok rahattık, sorunlarımızı, sevgilerimizi paylaştık.” dedi.
Koruyucu anne Gaye Dülger ise “Gerçekten çok düşünceli bir programdı. Ben böyle gerçekleşeceğini tahmin etmedim. Hanımefendi ve Bakanımızla bire bir konuşup kendi sıkıntılarımızı dile getirme, çocuklarımızın durumuyla ilgili gelişmeleri ve yapılabilecekleri değerlendirme imkanı bulduk, bütün aileler olarak.” diye konuştu.

Emine Erdoğan’ın kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getiren Dülger, “Anneler Günü’nü kutluyorum.” ifadesini kullandı.
Şehit polis Ali Demircioğlu’nun eşi ve bir engelli çocuk sahibi Selma Demircioğlu da organizasyon için teşekkür ederek Emine Erdoğan’ın ev sahipliğini, “Çok güzeldi, bizle çok ilgiliydi, bire bir hepimizle ilgilendi. Gerçekten bizleri anlayan biri.” sözleriyle anlattı.
Emine Erdoğan ve Bakan Göktaş’la bütün düşüncelerini ve yaşadıkları zorlukları paylaştığını dile getiren Demircioğlu, “Engelli bir evlat bakmak gerçekten çok zor ve tek başıma mücadele veriyorum. Böyle şeylerden destek alıyoruz.” dedi.

– Emine Erdoğan’dan Anneler Günü programı paylaşımı
Emine Erdoğan, programa ilişkin sosyal medya hesabından da paylaşımda bulundu.
Paylaşımında annelerle bir araya geldiği fotoğraflara yer veren Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Annelerin kalbinin evrensel bir ritmi vardır. Tüm acılar, sevinçler ve felaketler karşısında aynı duyguları paylaşırlar. Onların nezdinde gözyaşının, kahkahanın, doğumun ya da ölümün tercümana ihtiyacı yoktur.
Anneler Günü münasebetiyle kahraman annelerimizi ‘Milletin Evi’nde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duydum. Hikayeleriyle annelik ruhunun ne kadar güçlü ve sınırsız olduğuna bir kez daha şahit olduk. Zulüm ve esaret altında çocukları için direnen, cesaret timsali Filistinli annelerin feryadını ise bir an olsun unutmadık. Savaşın acı yüzünü derinden hisseden tüm anneleri saygıyla anıyor, anne sevgisinin tüm kötülüklere üstün geldiği bir gelecek diliyorum.”
]]>Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar Türk Amerikan Konferansı için gittiği Washington’da ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm ile görüştü. ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Müsteşar Yardımcısı Geoffrey Pyatt görüşmeyi ve enerji işbirliğini anlattı.
ABD – TÜRKİYE YENİ ENERJİ VE İKLİM DİYALOĞUNUN HAYATA GEÇİRİLMESİNDE ÖNEMLİ ADIM
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat Amerikan Türk 39. Konferansı için Washington DC’deydi. Bakan Bayraktar, hem Botaş ile Exxon arasındaki LNG anlaşmasını kamuoyuna duyurdu hem de ABD Enerji Bakanı Granholm başta olmak üzere bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Anlaşmaya göre Türkiye 10 yıl süreyle her yıl ABD’den 2,5 milyon ton sıvılaştırılmış doğalgaz alacak. ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Kaynakları Müsteşar Yardımcısı Geoffrey Pyatt; Türkiye ile ABD arasında enerji alanında artan iş birliğini değerlendirdi.
Pyatt; “Bakan Bayraktar’ın Bakan Granholm ile görüşmesinde inanılmaz derecede geniş çerçevede konuları içerecek yeni enerji ve iklim diyaloğunun hayata geçirilmesiyle önemli bir adım attık. Ben ve ekibim için iki önemli başlık şunlar; Balkanlar ve Irak gibi bölgelerde iş birliğini artırarak enerji güvenliğini inşa etmek ve enerji geçişini hızlandırmak için birlikte yaptığımız çalışmalar. Bir de Türkiye, ABD ve dünya çapında enerji geçişini hızlandırmak ve temiz enerji tedarik zincirini derinleştirmek için kritik minerallerin tedarikini çeşitlendirmek ve bu minerallerin işlenmesi konusunda Orta Asya ve Sahra altı Afrika’da birlikte çalışmayı ve şirketlerimizin de birlikte çalışmasını değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE – ABD ARASİNDA ORTA ASYA’DA ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ARTIYOR
Türkiye’nin Orta Asya ile derin tarihi kültürel ve stratejik bağları var. ABD de C5+1 açılımı ile Orta Asya’da etkili olmaya çalışıyor. Washington bunun yolunun Ankara ile iş birliğini artırmaktan geçtiğini biliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Kaynakları Müsteşar Yardımcısı Geoffrey Pyatt “Orta Asya’da iş birliğimiz halihazırda büyük ve büyümeye devam ediyor. Söylediğiniz gibi Başkan Biden tarihteki ilk C5+1 Zirvesi için geçen Eylül’de 5 Orta Asya ülkesinden mevkidaşlarını ağırladı. Şimdi benim katıldığım kritik minareller ve tedarik zinciri ile ilgili bir çalışma grubu var. Orta Asya ülkelerine alternatif (enerji) sunabilmek amacıyla tedarik işleme zincirlerini çeşitlendirmek amacıyla Türkiye’den firmaların ABD firmaları ve dünya çapından firmalarla çalışmak için mükemmel şekilde konumlandığını görüyoruz, ki böylece Orta Asya ülkeleri doğal kaynaklarını geliştirmeyi düşünürken yalnız Çin’e bakmayacak. “dedi.
Ayrıca, Çin’in artan etkisi ile mücadelede Türkiye’nin önemine dikkat çekti.
TÜRKİYE NATO MÜTTEFİKİ, İLİŞKİLERİMİZE BU RUHLA YAKLAŞIYORUZ
Savaş ve çatışmaların yaşandığı bir dönemde enerji güvenliği kritik önemde. Türkiye’nin bu konuda artan rolü ve önemi Washington’da daha sık konuşuluyor. Özellikle Ukrayna Savaşı başta olmak üzere Türkiye’nin bölgesinde giderek artan nüfuzu birçok açıdan Türkiye’nin hayati önemini ABD’ye hatırlatmış görünüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Kaynakları Müsteşar Yardımcısı Geoffrey Pyatt Türkiye’nin NATO’nun kritik müttefiki olduğunu hatırlatarak bu ilişkiyi daha da ileri götürmek için çalıştıklarını söyledi.
“Herşeyden önemlisi Türkiye bir NATO müttefiki, ilişkimize bu ruhla yaklaşıyoruz. Bakan Bayraktar ve Bakan Granholm görüşmesi ise bu ittifak ilişkisini alıp enerji güvenliği ve enerji geçişi alanlarına yansıtmak ile ilgiliydi. Türkiye temiz ve yenilenebilir enerjide işbirliği konusunda müthiş olanaklar sunuyor. Amerikan ve Türk şirketleri temiz ve yenilenebilir enerjide birlikte çalışıyor. Aynı zamanda önemli bir iş de Türkiye’nin 22 Şubat’tan bu yana çok etkileyici bir şekilde yaptığı gibi Rusya’nın enerji silahını yenmek ve Putin’in doğalgaz kaynaklarını silaha dönüştürmesinin başarısız olmasını sağlamak”
]]>
Bakan Mehmet Özhaseki, 2017 yılında, Emek Aksaray Mahallesi’ne kentsel dönüşüm yapmak için gittiğini hatırlatarak, “Gittiğimde belli gruplar kentsel dönüşüme engel oldular; kentsel dönüşümü yaptırmadılar. Yalvardık yakardık, epeyce rica ettik; ama derdimizi anlatamadık. O protestocu gruplar hakim oldular ve bize kentsel dönüşümü yaptırmadılar. Ama burası çok riskli bir yerdi. 6-7 yıl öncesinden bahsediyorum. Bırakıp gitmek zorunda kaldık. Haliyle zorla, vatandaş istemezse, karşı çıkıyorsa kavga ederek yapacak bir şey yok. Mecburen üzülerek ayrılmak durumunda kaldık. Üstelik de gece yarısına kadar oturdum burada insanları ikna edebilmek için saatlerce dil döktüm. Ama depremde mahalle tamamıyla yerle bir oldu. Şimdi burada 5 bin 600 konuta başladık. Tamamının ihalesi yapıldı. Evler yükselmeye devam ediyor. Keşke öyle söylenmeseydi, mani olunmasaydı, ideolojik çatışmalara kurban gitmeseydi de bir tek vatandaşımızın, kardeşimizin burnu bile kanamasaydı. O dönemde başlatmış olsaydık, bunlar bitmişti mis gibi evlerinde oturuyorlardı, depremde kimse ölmeyecekti. Şimdi burada bu acı hatırayla binlerce insanın öldüğü yerde inşaatlar yapmaya devam ediyoruz. Ama bedeli ağır oldu bu işin” ifadelerini kullandı.
Bakan Özhaseki, kentsel dönüşümde Emek Aksaray Mahallesi’nin Türkiye’nin simgesi haline geldiğini söyleyerek, “Mahallemizde sağlam ve güvenli evlerimizi hızla yapıyoruz. Yeni yuvalarımızı en kısa sürede tamamlayıp hemşerilerimize teslim edeceğiz inşallah. Bu vesileyle vatandaşlarımızdan bir kere daha istirham ediyorum, kentsel dönüşüme engel olmak isteyen belli kesimlere prim vermeyin. Kentsel dönüşüm bir zorunluluktur” diye konuştu.
HATAY’TA 10 BİN KONUT TESLİM EDİLDİ
AFAD, Hatay’da depremden sonra 139 bin 879 konut, 15 bin 603 ticari alan olmak üzere toplam 155 bin 482 adet hak sahibi tespit etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 130 bin 363 adet konut ve 12 bin 392 ticari alan olmak üzere toplam 142 bin 995 adet bağımsız bölümün yapımına devam ediliyor. Şu ana kadar Hatay’da afetzedelere 10 bin 889 konutun teslimi gerçekleştirildi. Hatay’da yürütülen altyapı çalışmaları kapsamında belediyeye toplam 14 milyar 200 milyon TL hibe desteği verildi.
YIL SONUNA KADAR 200 BİN KONUT TESLİM EDİLECEK
Öte yandan tüm deprem bölgesinde AFAD tarafından 400 bin 904 konut ve 40 bin 486 iş yeri olmak üzere toplam 441 bin 390 hak sahibi belirlendi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; afet bölgesinde 395 bin 649 konut ve 37 bin 156 ticari alan olmak üzere toplam 432 bin 805 bağımsız bölümün inşasını sürdürüyor. Bin 240 şantiyede, 110 bin kişilik işçiyle çalışmalar devam ediyor.
Bugüne kadar Kahramanmaraş’ta 17 bin 592, Gaziantep’te 14 bin 710, Hatay’da 10 bin 889, Adıyaman’da 8 bin 216, Malatya’da 7 bin 881, Diyarbakır’da 4 bin 415, Osmaniye’de 3 bin 572, Elâzığ’da 3 bin 093, Şanlıurfa’da 2 bin 446, Adana’da 2 bin 316, Kilis’te bin 494 olmak üzere 76 bin konut teslim edildi. Bu yılın sonuna kadar, toplamda 200 bin konutun hak sahiplerine teslim edileceği belirtildi. Deprem konutlarının tamamının ise 2025 yılının Eylül ayına kadar, hak sahibi depremzedelere verileceği kaydedildi.
Bakanlık tarafından afetten zarar gören şehirlerin altyapıları için belediyelere 64 milyar TL hibe desteği verildiği, bunun için de belediyelere herhangi bir borçlandırma yapılmadığı bildirildi.
‘1 YIL SÜRE VERİYORUZ’
Bakan Özhaseki, konut ve iş yerlerinin yapımı için planlamaları sürdürdüklerini de söyleyerek, “Şu anda ülke genelinde bin 240 yerde şantiyemiz var. 110 bin kişilik çalışan ordusuyla bu işleri sürdürmeye gayret ediyoruz. 4 bin 333 köy evimizde hasar var. Bu köylerde uzman hocalarımızın tavsiye ettiği çelik evlere başladık. O çelik evlerimiz de çok hızlı şekilde devam ediyor. Şu ana kadar 76 bin kadar konutu teslim ettik. Önümüzdeki aydan itibaren her ay 10-15-20 bin konutu hak sahiplerine teslim edeceğiz. Sene sonuna kadar toplam 200 bin konutu teslim etmiş olacağız. İhalesini yaptığımız veya yapacağımız konutlara 1 yıl süre veriyoruz. Büyük ihtimalle gelecek senenin ortası gibi hak sahiplerinin tamamına konutlarını teslim etmiş oluruz” dedi.
Bakanlığın görev alanına giren konularda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar ile ilişkileri yürüttüğünü ifade eden Işıkhan, ikili ve çok taraflı anlaşmaların müzakere ve uygulanma süreçlerini de yakından takip ettiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına büyük önem atfetmekte ve kendilerine sunulan hizmetleri yakından takip ettiğini hatırlatan Işıkhan Türkiye’nin yurttaşlarla ve kardeş topluluklarla irtibat ve ilişkilerini, son 21 yılda, Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir dönemde olmadığı kadar yoğun ve samimi bir noktaya taşıdığını söyledi.
”TÜRK DİASPORASI’NIN SON 21 YILDA ÇOK DAHA GÜÇLENDİĞİ VE ÖZGÜVEN KAZANDIĞI YADSINAMAZ BİR GERÇEKTİR”
Cumhurbaşkanının liderliğinde, AK Parti hükümetlerinin küresel yönetim vizyonu sayesinde sadece Türkiye’nin geleceği ile değil aynı zamanda 7 kıtada yaşayan Türk vatandaşlarının geleceği ile de yakından ilgilenildiğini kaydeden Işıkhan, ”Özellikle Türk Diasporası’nın son 21 yılda çok daha güçlendiği ve özgüven kazandığı yadsınamaz bir gerçektir. Hiç kuşkusuz bu sağlam bağları geliştirmemizdeki en büyük etken, yurt dışındaki her bir kardeşimizin ve akraba topluluklarımızın sorunlarıyla, ihtiyaçlarıyla birebir ilgilenmemiz olmuştur. Özellikle çalışma hayatı bağlamında çok önemli adımlar atılmıştır. Bu hususta izninizle, sizlere, Bakanlığımızın yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza sunduğu hizmetlere ve yürüttüğü çalışmalardan söz etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
”2023 YILI İÇERİSİNDE YURT DIŞI TEŞKİLATIMIZ ÜÇ YÜZ YEDİ BİN VATANDAŞIMIZA HİZMET VERMİŞTİR”
29 ülkede 57 yurt dışı birimi ile çalışma, istihdam, sosyal güvenlik, ailevi ve sosyal konular başta olmak üzere; ayrımcılık, aile birleşimi, ikamet ve çalışma izinleri, yurtdışı müteahhitlik işleri gibi alanlarda, vatandaşlara hizmet sunduklarını aktaran Işıkhan, ”Bununla birlikte, görev yapılan ülkenin ulusal mevzuatı, taraf olunan uluslararası sözleşmeler incelenerek çalışma hayatından ve sosyal güvenlikten kaynaklanan sorunlarına yönelik Müşavirliklerimiz/Ataşeliklerimiz aracılığıyla vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Yurt dışı birimlerimizin ulaştığı toplam vatandaş sayısı yurt dışı kadroların doluluk oranına göre yılda iki yüz bin ile beş yüz bin arasında değişmektedir. 2023 yılı içerisinde yurt dışı teşkilatımız tarafından toplam 546 bilgilendirme toplantısı düzenlenmiş, yaklaşık üç yüz yedi bin vatandaşımıza hizmet verilmiştir. Sunduğumuz hizmetlerin etkinliğinin ve verimliliğinin artırılmasına yönelik de yoğun mesai harcıyoruz” dedi.
Bilişim sistemlerinin çok hızlı ilerlemesi sebebiyle devletin vatandaşlarına sağladığı hizmetlerin, bu hıza ayak uydurmasının uzaktan hizmet alan vatandaşlar için büyük önem arz ettiğinin altını çizen Işıkhan, yurt dışında yaşayan vatandaşların Türkiye’ye gelmeleri, burada yaşamaları, vatan hasretlerini gidermeleri kendilerini her zaman mutlu ettiğini ifade etti.
”YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİĞE İLİŞKİN İŞLERİNİ DİJİTAL OLARAK YAPABİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADIK”
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına müjde veren Işıkhan, ”Bakanlık olarak, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, çalışma ve sosyal güvenliğe ilişkin tüm işlem ve başvurularını Müşavirlik ve Ataşeliklerimiz vasıtasıyla dijital olarak yapabilmesi için çalışmalara başladık. Bu kapsamda, tüm başvuruları elektronik ortama taşıyarak, vatandaşlarımızın zaman ve maddi açıdan tasarruf yapmaları şu an en önemli gündem maddelerimizden birisidir. Bunun hukuki ve teknik altyapı hazırlıklarını Sosyal Güvenlik Kurumumuz, İş Kurumu Genel Müdürlüğümüz, Dışişleri Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığımız ile birlikte yürütmekteyiz” diye konuştu.
Hükümet olarak, yurt dışından emekli olan Türk vatandaşlarının Türkiye’ye araçlarıyla gelmeleri durumunda, 2 yıl olan araç bulundurma süresini 4 yıla çıkarttıklarını belirten Işıkhan bu işlemler için Konsolosluklara onaylatılan yurt dışı emeklilik belgesinin de sistem üzerinden (YTYBS) doğrudan ilgili gümrük idarelerine gönderilmesini sağlamayı planladıklarını söyledi.
Türk vatandaşlarının yurt dışında yaşadığı sıkıntılara değinen Işıkhan, ”Vatandaşlarımızın, yaşadıkları ülkelerde ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda pek çok sorunla karşılaştığı yadsınamaz bir gerçektir. Vatandaşlarımızın, özellikle son dönemde giderek artan ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslamofobi gibi gayriinsani tutum ve davranışlara maruz kaldığına şahit oluyoruz. Özellikle işyerinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığından kaynaklanan saldırılar sonrasında mağdur vatandaşlarımızı/işçilerimizi ziyaret ediyoruz, konuyla ilişkili olarak ilgili ülkelerin makamlarıyla görüşüyoruz” diye konuştu.
]]>Bakanlığa bağlı Orman Genel Müdürlüğü, orman yangınlarını önlemek için orman yolları, yangın önleme şeritleri, orman bakımı, enerji nakil hattı altları yakınında yanıcı etmenlerin temizliği gibi birçok çalışma yürütüyor.
Ormanların büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda bu alanı çöp ve atıklardan arındırmak, temiz tutmak, korumak, toplumun da sorumlulukları arasında yer alıyor.
Orman yangınlarının yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğu dikkate alındığında ormana atılan atıkların orman yangınlarının çıkması ve ilerlemesinde önemli role sahip olduğu görülüyor. Ayrıca, doğaya atılan cam, plastik, kağıt gibi atıklar da yangına sebep olabiliyor.
Bakanlıkça, orman yangınlarıyla mücadelede yürütülen çalışmalarda yangın öncesi alınması gereken önleyici tedbirler temel strateji olarak belirlendi.
Bu kapsamda orman yangınlarının önlenmesi, olası yangın sayılarının ve şiddetinin düşürülerek çevreye olan zararların en aza indirilmesi, vatandaşlarda orman yangınlarının çıkmasını önleme bilincinin oluşturulması amacıyla bütün illerde uygulanacak “Orman Benim” kampanyası başlatıldı.
KAMPANYAYI BAKAN YUMAKLI BAŞLATTI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Muğla’da düzenlenen törenle başlattığı kampanya ile orman içi ve bitişiğindeki yol kenarları, tarım arazileri, yerleşim yerleri ile tesislerin yanı başındaki yanıcı maddelerin azaltılması (çalı, diri örtü temizliği ve alt dal budaması) ve çöplerin temizlenmesiyle orman yangınlarının olumsuz etkilerinin azaltılması hedefleniyor.
Törende konuşan Yumaklı, ormanların mutlak suretle korunması gereken en nadide doğal kaynaklar arasında bulunduğuna dikkati çekti. Yaz aylarının gelmesiyle ormanların yangın tehdidi altında olduğunu belirten Yumaklı, “Bu hadise hepimizin yüreklerini dağlasa da orman yangınlarının ülkemizin doğal gerçeklerinden biri olduğunun altını çizmek isterim. Ancak, alınacak önlemlerle ihmaller sonucu meydana gelen orman yangınlarını en aza indirebiliriz” ifadelerini kullandı.
“ORMANLARIN TEMİZ TUTULMASI HAYATİ ÖNEMDE”
Bakan Yumaklı, orman varlığını vatandaşlarla artırdıklarını vurgulayarak, şimdi de vatandaşlarla korumak için “Orman Benim” kampanyasını başlattıklarını dile getirdi. Orman yangınlarıyla mücadelede önceliklerinin yangını çıkmadan önlemek olduğunu bildiren Yumaklı, şunları söyledi:
“Bunun için mücadelemizde yangını önleme faaliyetleri ayrı bir öneme sahip. Toplumun her kesimini bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri ile başlayan mücadele sürecimiz, yürüttüğümüz bir takım teknik çalışmalar ve bakım faaliyetleriyle devam ediyor. Orman yangınları ile mücadele için ayrıca ekosistemimizi yangına dayanıklı hale getirme çalışmaları yürütüyoruz.
Bu kapsamda ağaçlandırma faaliyetlerimizde; keçiboynuzu, servi ve yalancıakasya gibi yangına dayanıklı yapraklı türler ile yaban hayatı için besin sağlayacak meyveli ağaçlara daha çok yer veriyoruz. Ancak, 10 yangından 9’u insan kaynaklı sebeplerden meydana geliyor. Ormana atılan atıklar maalesef yangınların çıkması ve ilerlemesine sebep oluyor. Bunun için ormanlarımızın temiz tutulması hayati önem taşıyor.”
“7’DEN 70’E TÜM VATANDAŞLARIN SORMLULUĞUNDA”
Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 30’unun orman olduğuna işaret eden Yumaklı, bu alanları çöp ve atıklardan arınmış hale getirmek, temiz tutmak, korumak sadece bir kurumun değil, her ferdin görevi ve sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Yumaklı, doğaya atılan cam, plastik, kâğıt gibi atıkların orman yangınına sebep olmaları dolayısıyla son derece tehlike arz ettiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Havayı ve suyu temizleyen ormanlarımızı atıklardan temizlemek için artık hep birlikte harekete geçme zamanı. Artık bu mücadeleyi yalnızca orman teşkilatımızla değil, 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızla, adeta milli mücadele ruhuyla gerçekleştirme zamanı.
Orman yangınlarında cesaretini yakından tanıdığımız, fidan dikiminde gönlünün bolluğunu çok iyi bildiğimiz Aziz Milletimizin; ormanların temiz tutulmasına da teveccüh göstereceğinden eminiz. ‘ORMAN BENİM’ kampanyası ile yürüttüğümüz çalışmalar, bizlerin geleceğini de şekillendirecek. Biliyoruz ki, bu hassasiyeti göstermezsek yakın bir gelecekte bunun faturasını toplum olarak ödemeye mecbur kalacağız. Gelecek neslimizin bu acı faturayı ödememesi için üzerimize düşen sorumlulukları bireysel, toplumsal ve kurumsal manada yerine getirmek zorundayız.”
Kampanyanın başarılı olacağından şüphesinin bulunmadığını kaydeden Bakan Yumaklı, destek veren sivil toplum kuruluşları, paydaşlara ve vatandaşlara teşekkür etti.
]]>
Ankara Hacettepe Üniversitesi Tunçalp Özgen Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 4. Uluslararası Akıllı Ulaşım Sistemleri Zirvesi’ne; Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Dünya Belediyeler Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdür Yardımcısı ve AUS Türkiye Başkanı Esma Dilek, Yeşil Kalkınma ve Kapsayıcı Büyüme Bölüm Başkanı Birinci Müsteşarı Virve Vimpari, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikalar Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Şükrü Karatepe ile belediye başkanları katıldı.

BAŞKAN ALTAY ÖDÜLÜ BAKAN URALOĞLU’NDAN ALDI
Konya Büyükşehir Belediyesi, zirve kapsamında “Ulaşımda Aklın Yolu Ödülleri” başlığında “Erişilebilir Konya” çalışmalarıyla “Belediyecilik Ödülü”ne layık görüldü. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ödülü Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun elinden aldı.
Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her alanda öncü ve önder olmaya çalıştıklarını belirterek, verilen ödül dolayısıyla büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

“EN ÖNEMLİ ÖNCELİKLERİMİZDEN BİRİ KONYA’NIN AKILLI ŞEHİR UYGULAMALARINDA ÖNE ÇIKMASI”
Özellikle akıllı şehir uygulamalarında bugüne kadar çok önemli işler yaptıklarına dikkati çeken Başkan Altay, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bundan sonra da özellikle 2030 yılına kadar çok önemli çalışmalar yapacağız. Geçtiğimiz Mart ayında Akıllı Şehir Stratejimizi açıklamıştık. 2030 yılına kadar 142 projeyle Konya’yı Türkiye’nin en akıllı şehirlerinden birisi haline getireceğiz. Bugün de AUS Zirvesi’nde sayın bakanımızın elinden akıllı şehirlerle ilgili bir ödül aldık. Hem Konya Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşım uygulamalarının erişilebilirliğinin artırılmasıyla ilgili çalışmalarımız hem de bakanlıkla birlikte yürüttüğümüz çalışmalarımız tüm Türkiye’de takdir topluyor. Bir taraftan kendi geliştirdiğimiz teknolojileri vatandaşımızın lehine ve yaşamını kolaylaştırıcı bir şekilde kullanırken bir taraftan da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızla birlikte akıllı şehirler uygulamalarında pilot şehir olarak öne çıkıyoruz. Bundan sonra da en önemli önceliklerimizden biri Konya’nın akıllı şehir uygulamalarında öne çıkması. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sayın Bakanımıza Konya’ya verdiği değerden dolayı şükranlarımı sunuyorum.”

Konya Büyükşehir Belediyesi, Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) alanında yenilikçi çözümler içeren fikirlerin desteklenerek bilgi birikimi, yetişmiş insan gücü ve farkındalığa katkı sunmak amacıyla düzenlenen yarışmaya Erişilebilir Konya başlığında gerçekleştirdiği şu çalışmalarla başvurdu: “ATUS, Hat Anons Sistemi, Akıllı Durak Ekranı, Engelsiz Konya Mobil Uygulaması, Engelsiz Kiosk, KONYAKART Kiosk, Durak QR Kod Uygulaması, engelli şarj istasyonları, bisiklet yolları ve paylaşım sistemi, Skuterlar, Refakatçi KONYAKART, Burası Konya gibi uygulamalar, Engelsiz Kent Konya Erişilebilirlik Master Planı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde geliştirilen TRKart ve TROTA uygulamalarında pilot il olmamız sebebiyle ulaşımın erişilebilir kılınması adına yapılan tüm çalışmaların yer aldığı vizyon çalışmalar.”
]]>Bakan Tekin’in açıklamaları şu şekilde;
YENİ MÜFREDATA İLİŞKİN KONUŞTU
Yenilikleri takip etmeliyiz. Müfredatın belirli aralıklarla değiştirilmesi elzemdir. Haziran ayında bakan olarak çalışmaya başladım yüzlerce öğretmen odasında öğretmen arkadaşlarla sohbet ettik.
Bunun ötesinde her ayın cumartesi günü bakanlığın E-Okul sisteminden bir öğretmenler günü etkinliği yaptık. Bu etkinliğin tamamında bizim yapmamızı gündemimizi almamız gerektiği şeyleri tartıştık.
Gördüğümüz şey şu öğretmenlerimiz ısrarlı bir şekilde haftalık ders saatlerin 2’şer 3’er saat artırılmasını talep etti.
Çocuklarımız kendilerine verilen kısıtlı zaman içerisinde öğrenmeleri bilmeleri gereken konulara yeterince vakıf olamadan yüzeysel bir şekilde öğrenmiş oluyor. İstediğimiz kalıcı öğrenmeyi sağlayamıyoruz. Öğretmenlerimiz de asla öğrencilere istedikleri şekilde sunamayacakları bilgileri o kısa zaman aralığında yetişmesini istiyoruz. Sistemin çıktılarına baktığımızda öğrenciler başarısız, öğretmen arkadaşlarımız sanki görevlerini yapamıyorlarmış gibi bir imaj oluşuyor.

Bakanlık olarak 2013’ten beri çalışmalar yapıyoruz. Haziran ayından itibaren bizim müfredatlarla ilgili bir süreç içerisinde olduğumuzu ve bu anlamda hazırlığı olan, hazırlık yapmak bize katkıda bulunmak isteyen herkese kapımızın açık olduğunu söyledik dile getirdik. Yapıcı eleştirilere açığız ancak yaptırmayız şeklindeki bir dili doğru bulmuyoruz. Bu türden ifadelere de kimse kusura bakmasın ciddiye alacağımızı söyleyemem. Biz programımızı yıllarca bu dersi okullarımızda okutan öğretmen arkadaşlarımıza hazırlattırdık. Bu arkadaşlarımızın emeklerinin üzerine birilerinin vesayet uygulamasına izin vermeyiz.
“YENİ EĞİTİM DÖNEMİNE YETİŞECEK”
Yeni müfredat hazırlandığı zaman yeni eğitim dönemine yetişecek. İhale süreci olmayacağı için süreci hızlandıracağız.
Programda neyin çıkartılıp neyin çıkartılmayacağına karar veren kişi ben değilim.
Ben programımızın yenilenmesi gerektiğine dair süreci başlattım. Hangi konunun bizim örnek olarak alabileceğimiz başarılı eğitim sistemlerinde var olduğu hangi konuların çıkartılması ve eklenmesi gerektiğine karar vermiyorum. Yıllarca bu dersi okutan bir öğretmenimiz bu konudaki çalışmaları yapıp hangilerinin okutulup okutulmamasına karar veriyor.
İntegralin çıkartılıp çıkartılmayacağına karar veren kişiler onlar. Biz, örneklerine de baktık, açıklamalarını okuduk değerlendirmelerini yapmışlar.
“ÇOCUKLARIMIZA MİLLİ ŞUUR KAZANDIRMAK İSTİYORUZ”
Müfredat çalışmalarımızın ikinci ana başlığı, çocuklarımızın kamuoyunda çokça gündeme gelen bu ülkeyi bir arada tutan temel referans değerleri kazanması… Sadece yapay zeka nano teknoloji değil sıfır atıktan tutun yapay zeka uygulamarına kadar her türlü konu başlığı bahsettiğim komisyonlar tarafından uygun bulunmak koşuluyla eklenmiş durumda.
ÖĞRETMEN ATAMALARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA GELDİ
Milli Eğitim Bakanı olarak genç kardeşlerimizin bir ağabeyi olarak atanmaları sürecini en yakından takip ediyorum. Öğretmen ihtiyacıyla ekonomik koşul birlikte değerlendiriliyor. Biz bu konudaki çalışmalarımızı yapıyoruz. Biz bakanlık bünyesindeki ihtiyacımızın ne kadar olduğunu sağlıklı şekilde ortaya koymak zorundayız. İhtiyacımız olan kadro sayısını Maliye Bakanı ve Başkan Erdoğan ile paylaştık. Önümüzdeki hafta kabine toplantısında Başkan Erdoğan’ın onayını aldıktan sonra gerekli açıklamayı yapacağız. 130’a yakın branşta atama yapıyoruz. Her branş eşit derecede önemlidir.
ÖZEL OKUL FİYATLARINDAKİ ARTIŞ
Ekonomik süreç özel okul sektöründe de bir kırılmaya sebebiyet verdi. Bu kırılma sebebiyle özel okullar öğrenci kaybıyla karşı karşıya kaldılar. Orada kontrolün istenildiği şekilde yürümediğine dair bir algı vardı. Özel okullardaki yıllık eğitim öğretim ücretindeki artış miktarını bir mevzuata koyduk. Ara sınıflardaki öğrenciler için ne kadar bir ücret ödeyeceğiniz yönetmeliğimizce tanımlanmış durumda. Özel okullarımız da bu artışa uymak zorunda. Buna uymayan özel okullarla ilgili olarak bakanlığımız yaptırım uygulama hakkında sahip. Ancak bakanlık olarak denetleyemediğimiz alan çocuklarımızı ilk defa okula kaydettirirken ödeyeceğiniz ücretle ilgili olarak bir denetim yetkisi yok.
Albayrak Medya tarafından Ticaret Bakanlığı himayesinde düzenlenen İhracatta Türkiye Yüzyılı Zirvesi’nde konuşan Bakan Bolat, Türkiye’nin dış ticaret hacminin artmasında ihracatçıların büyük payının olduğunu kaydederek, küresel ekonomik şartların zorluğu göz önünde bulundurulduğunda dış ticarette karşılaşılan zorlukların inkar edilemeyeceğini söyledi.
Bolat, 2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü irade, başarılı siyasi yönetim, siyasi istikrar ve başarılı ekonomik performans sayesinde tüm zorluklara göğüs gerdiklerini anlattı.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizler arasında kendine güçlü bir gelecek inşa etme mücadelesi verdiği bu dönemde ihracatçıların çabalarının çok kıymetli olduğunu anlatan Bolat, dünya genelinde yaşanan jeopolitik gerilimler ile küresel ekonomideki belirsizlik ve risklerin hala ortadan kalkmadığını bildirdi.
Bolat, dünya ticaretinin ve küresel ekonominin ivme kaybetmesine rağmen Türkiye’nin 14 çeyrektir büyümesini sürdürdüğüne işaret ederek, 2023’te milli gelirin ilk kez 1 trilyon 118 milyar dolara ulaştığını anımsattı.
Mayıs 2023’te 60,1 milyar dolar olarak gerçekleşen yıllıklandırılmış cari işlemler açığının, sonraki aylarda toplam 28,3 milyar dolar azalarak şubatta 31,8 milyar dolara gerilediğini kaydeden Bolat, “Böylece dövize ihtiyaç duymamız azaldı. Döviz yeterliliğimiz arttı ve kurun üzerindeki yukarı yönlü baskılar da bu anlamda azalmış oldu. Bu da enflasyonla mücadeleye katkı yaptı ve bu çabalar devam edecek. Bunu nasıl sağladık? Bunu mal ve hizmet ihracatımızdaki artışları devam ettirerek sağladık. Mal ve hizmet sektöründe döviz gelirlerimizi arttırdık.” diye konuştu.
“İTHALAT NOKTASINDA GEREKLİ TEDBİRLERİ ALIYORUZ”
Bakan Bolat, geçen yıl 255,4 milyar dolarlık mal ihracatı ve 100 milyar dolarlık hizmet ihracatı yaptıklarını, toplamda 355,5 milyar dolar döviz topladıklarını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
“Bu parayı kazanmak kolay değil. İhracat yaparak, büyük rakiplerle rekabet ederek, gıdım gıdım topladığımız dövizleri saçarak harcamak istemiyoruz. O yüzden ithalat noktasında da gerekli tedbirleri alıyoruz. Zorunlu olan ithalatı yapmaya devam ediyoruz ama ithalatta bazı haksız ve yasa dışı ticaret noktalarında, ülkemizin pazarlarına hücum etmek isteyenlere karşı Dünya Ticaret Örgütünün izinleri doğrultusunda onları almaya devam ediyoruz ve bundan taviz vermeyeceğiz.”
“DÜNYANIN HER YERİNDE TÜRK ÜRÜNLERİNİN KALİTESİ KONUSUNDA ÖVGÜ DOLU SÖZLER İŞİTİYORUZ”
Ticaret Bakanı Bolat, 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2023’te 100 milyar dolara ulaştığını, yurt dışı müteahhitlik sektörünün geçen yılı yaklaşık 28 milyar dolarlık proje değeri büyüklüğüyle kapattığını söyledi.

Bolat, “Cumhuriyet’imizin 100. yılının sonunda 500 milyar dolarlık proje bedeline de ulaşmış olduk. Bu dönemde müteahhitlerimiz için en önemli pazarlar, birincisi sırada Suudi Arabistan, Irak ve savaş bittiği takdirde ki yeniden imar çalışmaları başlayan Ukrayna önemli pazarlar. Vietnam da ümit vadediyor. Afrika’da önemli projeler de var. Ayrıca Avrupa’ya da açıldı müteahhitlerimiz.” ifadelerini kullandı.
Türk malı imajında yaşanan değişime işaret eden Bolat, “Bundan 30 yıl önce yabancılarla karşılaştığımızda Türk malı imajıyla alakalı dudak bükmeler, biraz böyle burun kıvırmalarla karşılaşıyorduk. Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, meslektaşlarımızla görüşmelerde Türk sanayi ürünlerinin, tarım ürünlerinin ve hizmetler sektörlerinin kalitesi konusunda övgü dolu sözler işittikçe gerçekten gurur duyuyoruz, iftihar ediyoruz, yüzümüz neşe saçıyor.” diye konuştu.
Bolat, Türkiye’de bulunan 19 serbest ticaret bölgesinin, dış satıma yönelik üretim faaliyetleri ile yüksek teknolojili ürün ihracatına önemli katkılar sunduğuna değinerek, serbest bölgelerin sayısını artırmak için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
“BAKANLIK BÜTÇEMİZİN YÜZDE 60’INI İHRACATÇILAR İÇİN HARCIYORUZ”
Ticaret Bakanı Bolat, Bakanlık olarak 2002-2023 döneminde ihracatçılara toplam 33 milyar lira destek ödemesi gerçekleştirdiklerini belirterek, “Sadece 2023 yılında mal ve hizmet ihracatı için 11,7 milyar liralık desteğimizi, 2024’te yaklaşık iki katına, 21,5 milyar liraya çıkararak ihracatçılarımızın kullanımına tahsis ediyoruz. Bakanlık bütçemizin yüzde 60’ını ihracatçılar için harcıyoruz. Eğer ihracat için daha fazla destek lazım olursa da, söz veriyoruz, biz bunu Hazine ve Maliye Bakanlığı’mızdan almaya çalışacağız.” şeklinde konuştu.
Uzak Ülkeler ve İslam Ülkeleri İhracatı Geliştirme stratejilerinin etkisini artırmak amacıyla, bu ülkelerde faaliyet gösteren ihracatçıların Marka ve TURQUALITY ve birim kira destek sürelerini yenilediklerini anlatan Bolat, Bakanlığın ihracatçılara kapısının açık olduğunu bildirdi.
Bolat, “İhracatçılarımızın yeşil dönüşümüne her bir evrede rehberlik edecek Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği kapsamında şirketlerimiz tarafından alınan danışmanlık hizmeti giderlerini 5 yıl süresince yüzde 50 oranında ve toplamda 10 milyon liraya kadar destekleyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Ticaret Bakanlığı olarak ihracatı en yüksek düzeyde gerçekleştirme gayreti içerisinde olduklarını vurgulayan Bolat, daha çok üreterek ve daha yüksek katma değerli ihracat yaparak ülkeyi daha ileriye götüreceklerini sözlerine ekledi.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa ve Mardin'deki elektrik malatya escort kesintilerine tepki göstermek amacıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sabaha kadar oturma eylemi başlattı.
Mahmut Tanal eylemini X hesabından, şu açıklamayla duyurdu:
"Şanlıurfa ve Mardin’de sakarya escort zulme dönüşen elektrik kesintilerine tepki göstermek, ‘uyuyan’ iktidar yetkililerini çözüm üretmeye çağırmak maksadıyla Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sabaha kadar oturma eylemine başladım. Şanlıurfa, Mardin halkı karanlıkta. Ne iş yaparsınız ey iktidardakiler."
"SURİYE'YE ÜCRETSİZ ELEKTRİK GÖNDERİLİYOR AMA BENİM VATANDAŞIM MAĞDUR"
Öte yandan Tanal, şu açıklamayı yaptı:
"Bugün Şanlıurfa ve Mardin'den 100'e yakın arayan var. Sürekli diyarbakır escort elektrikler kesik. Elektriklerin Şanlıurfa ve Mardin'de sürekli kesik olması nedeniyle buna kayıtsız kalmak imkansız çünkü enerji bir insan hakkıdır. İnsan hakkından vazgeçilemez. Elektriklerin sürekli kesilmesi nedeniyle insanların sağlığı açısından onurlu bir yaşam sürdürmeleri de imkansız. Çocukların eğitimi, insanların van escort sağlığı açısından mağduriyet yaşanıyor. Bu insanların mağduriyetini dile getirme adına Bakanlığı arıyoruz, ilgilenmiyorlar. Oradaki elektrik yetkililerini arıyoruz, ilgilenmiyor. Vatandaşlar urfa escort perişan durumda, bu açıdan sabaha kadar burada oturma eylemi yapacağım ve eğer vatandaşın bir nebze sesini duyurabilirsek, bu mağduriyeti önleyebilirsek ne mutlu bizlere. Kaldı ki Şanlıurfa'nın Suriye'ye olan sınırından Suriye'ye ücretsiz olarak elektrik gönderiliyor ama benim vatandaşım mağdur."
"BU TOPLU BİR CEZALANDIRMA"
Vatandaşın parasını verdiği halde yatırımlar yapılmadığı için sürekli escort elektriklerin kesildiğini vurgulayan Tanal, şöyle konuştu:
"Şanlıurfa'daki elektrik kesintilerine ilişkin kamuoyu, 'borçları var' diyebilir. Eğer bir hanenin borcu varsa o borçtan dolayı tüm köyün elektriği kesiliyor. Bir köyde 10 kocaeli escort evin borcu varsa o köyden önceki köylerin elektriği de kesiliyor ve bu toplu bir cezalandırmadır. Kimin borcu varsa sen onu kesebilirsin. Onu da keserken bu enerjinin bir insan hakkı çanakkale escort olması nedeniyle bundan mahrum bırakamazsın çünkü evde asgari yaşam şartları var. Bu yaşam şartları nedeniyle çocukları, aileleri elektriksiz bırakamazsınız. Elektriksiz bırakmak buradaki yaşam kalitesini düşürmek anlamına gelir, insan hakkı ihlali anlamına gelir. Hiçbir insanı insan hakkı ihlaline mahkum mardin escort bırakmaya hiçbir ekonomik veya siyasi gerekçe olamaz."
“FAHİŞ FİYATA NEDEN OLANLARA VE FIRSATÇILARA TAVİZ VERMEYECEĞİZ”
Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; bir yandan meydana gelen bölgesel krizleri yönetmeye çalışırken, diğer yandan ekonomik yol haritamız olan OVP’yi titizlikle uyguluyoruz. Ülkemizin güven inşa etmek için gösterdiği tüm gayretleri boşa çıkarmak için uğraşan, didinen kimseler her zamanki gibi iş başındadır. 21 yılda yıllık yüzde 5,4 ve son 14 çeyrektir büyüyen bir ekonomiyi, rekorlar kıran ihracatı, azalan dış ticaret açığı ve azalan cari işlemler açığını kabullenemiyorlar. Fakat tüm bunlar bizim kararlılığımızın önüne geçemez. Biz bugünü sağlam inşa etmek ve geleceği doğru şekillendirmekle mükellefiz. Esnafımızı, girişimcilerimizi, üreticilerimizi, tüketicilerimizi ve emeklilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Daha zam haberi duyulmadan, gündeme alınmadan fiyatları artıranlar da maalesef oluyor. Ticaret Bakanlığı ve bazı durumlarda diğer bakanlıklardan ekiplerimiz sürekli sahada denetim halindedir. Bu konuda taviz vermeyeceğiz, fırsatçılara, stokçulara, tamahkarlığa, karaborsa zihniyetine izin vermeyeceğiz” dedi.
“ESNAF VE SANATKÂRLARIMIZIN EKONOMİNİN CAN DAMARI OLARAK HİZMET ETMEKTEDİRLER”
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ve ilgili birlikler ile meslek odalarının Türkiye ekonomisinin ve ticaretinin gidişatında birer kutup yıldızı olduğunu vurgulayan Bolat, “Özellikle zor zamanlarda esnaf ve sanatkârlarımızın rehberi olan bu yapılar, sürdürülebilir kalkınma ve yerel ekonominin can damarı olarak hizmet etmektedirler. Bu yüzden, esnaf ve sanatkârlarımızı, bakkal ve bayilerimizi sadece ticari faaliyetlere katkıda bulunan girişimciler olarak değil, aynı zamanda ülkemizin en ücra köşelerine kadar ulaşan toplumsal hafıza ve dayanışma noktaları olarak da değerlendiriyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak, yaklaşık 2 milyon 200 bin esnaf ve sanatkârımıza hizmet vermekle birlikte, görev alanımızda 3000’e yakın esnaf meslek odası, 82 birlik, 13 federasyon ve konfederasyon yer alıyor” diye konuştu.
Konuşmasında ülke genelinde 142 bini aşan esnaf sayısı ile bakkallık, bayilik ve büfecilik gibi meslek kollarının yer aldığını belirten Bolat, meslek odası başkanlarının, illerdeki en kalabalık meslek gruplarının temsilcileri arasında bulunmaları nedeniyle, bu toplantıya ayrıca önem verdiklerini söyledi. Bakan Bolat konuşmasından sonra katılımcılara ve basın mensuplarına ekonomik ve ticari verilere ilişkin sunum yaptı.
Bakan Bolat’ın konuşması ve sunumundan önce katılımcılara seslenen Bendevi Palandöken, “Ülkede en önemli mesele gıda. Gıda fiyatlarının artmasının önü alınamıyor. Yaz geliyor. Bu nedenle sebze ve meyvede fiyatlar düşecek gibi gözüküyor. Bu eğilimle inşallah temenni ediyorum ki sıkı bir denetimle gıda fiyatlarının artmasının önüne geçilir. Ekmekde ki fiyatın yükselmemesi ile ilgili elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. Her 50 metrede fırın var. Ekmek yönetmeliğine uyulmuyor. Önceden kasaplar tavuk satamazdı. Şimdi herkes her şeyi satıyor. Şimdi tavuğun kıyması satılıyor. Bunlar hangi nizamnameye göre satılıyor. Değerli Bakanım söylenecek söz çok” dedi.
“KOOPERATİFLERDE PİYASA ÜRÜNLERİ SATILMAMALI”
Her şeyin bol olduğu Türkiye’de fiyatları ayarlayamamanın sıkıntısını yaşadıklarını ifade eden Palandöken, “Eti ithal ediyorsun ama fiyat düşüremiyorsun. Kooperatif kuruluyor. Devletin elindeki ürünlerini satan bir durumdur. En azından zincirlere karşı diğer özel marketlere karşı mücadele eden bir yapı olmalı. Türk Şeker, Et Balık Kurumu Fiskobirlik gibi kooperatifler. Ama maalesef o marketlerde incik boncuk satılıyor. Sen Tarım Kredi Kooperatifisin. Tarım ürünleri satmalısın. Piyasa ürünlerini satılmamalı kooperatiflerde” ifadelerini kullandı.
]]>Çocuklarla yakından ilgilenen Göktaş, onlarla sohbet etti, çocukların sorularını yanıtladı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın TBMM’nin kuruluşunun 104’üncü yıl dönümüne tekabül ettiğini hatırlatan Göktaş, “Ben dünyanın hiçbir yerinde Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlandığını görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde Çocuk Bayramı yokken, Türkiye’mizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla böyle bir gün çocuklarımıza armağan edilmiş. Biz de bu vesileyle bir aradayız. Ben bugün için hepinize teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Nice güzel bayramlar olsun.” ifadelerini kullandı.

Bağımsızlık uğruna şehit olan kahramanlara da rahmet dileyen Bakan Göktaş, onların emanetlerine sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.
Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda çocuklar için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceklerini belirterek, “Bugün bu makamlarda bizler varız yarın sizler olacaksınız. Yarın bu ülkenin mühendisleri, profesörleri, bakanları, milletvekilleri sizler olacaksınız.” dedi.

”Canla başla çalışacağız”
Bakan Göktaş, makamını temsili olarak Şehit Pilot Levent Öztürk’ün 11 yaşındaki kızı Elif Naz Öztürk’e devretti. Öztürk, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında çok özel bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bu yıl 3 Şubat’ta düşen helikopterin pilotu emekli Albay Levent Öztürk benim babamdı. Bu sebepten ben hem buruk hem de gururla 23 Nisan’ı kutluyorum. Böylesi güzel bir bayrama sahip olduğumuz için mutluyuz. Bir bayram olarak kutladığımız bu günü bizlere armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’e ve kahraman büyüklerimize teşekkür ediyorum. Onların bize bıraktığı bu mirası geleceğe taşıyacağız. Bizler de, bizden sonra gelecek çocukların tıpkı bugünkü gibi neşeyle bayramlarını kutlayacakları bir ülke için canla başla çalışacağız. Güzel bir geleceğe sahip olmamız için bizlere verilen emeği karşılıksız bırakmayacağız. Bugün sizden aldığımız bu görevi ileride bizler de gelecek nesillere devredeceğiz.”

“Dünyada savaşlar olmamasını isterim”
Bakan olarak ilk talimatı ve talebinin ne olacağının sorulması üzerine Elif Naz Öztürk, “Ben geleceğimizin iyi olmasını isterim. Herkesin iyi bir gelecekte olmasını ve şu an olduğu gibi dünyada savaşlar olmamasını isterim. Benim yapacağım budur.” cevabını verdi.
Konuşmaların ardından söz alan çocuklar ise Gazze’deki savaşın durdurulması ve oradaki çocukların güvenliği ve huzurunun sağlanmasını diledi.
Çocuklarla birlikte “23 Nisan Kutlu Olsun” şarkısını söyleyen Göktaş, onlarla sohbet etti ve çeşitli hediyeler takdim etti.

Çocuklar için savaşsız bir dünya diledi
Öte yandan Göktaş, makamını devrettiği Elif Naz Öztürk’ü tören öncesinde “Hoş geldiniz Sayın Bakanım” diyerek selamladı.
Kabuldeki tüm çocuklarla tek tek tanışan Bakan Göktaş yan yana oturan iki çocuğun isimlerinin Kerem olduğunu öğrenince “O zaman iki Kerem’in ortasında ben bir dilek tutayım” diyerek, çocuklar için savaşsız bir dünya diledi. Göktaş, “Başta Gazzeli kardeşlerimiz olmak üzere dünyada savaş mağduru bütün çocukların bir an önce barışa ve huzura ermesini diliyorum.” ifadesini kullandı.


Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, TBMM’nin açılışının 104. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Göktaş, şehit ve gazi çocukları, Çocuk Hakları Komite Üyeleri ve bakanlık hizmet modellerinden yararlanan ailelerin çocuklarıyla bakanlıkta bir araya geldi.

Çocuklarla yakından ilgilenen ve onlarla sohbet ederek çocukların sorularını yanıtlayan Göktaş, burada yaptığı açıklamada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın, TBMM’nin kuruluşunun 104. kuruluş yıl dönümüne tekabül ettiğini anımsattı.
Göktaş, “Dünyanın hiçbir yerinde Çocuk Bayramı yokken, Türkiye’mizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla böyle bir gün çocuklarımıza armağan edilmiş. Biz de bu vesileyle bir aradayız. Ben bugün için hepinize teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Nice güzel bayramlar olsun.” ifadesini kullandı.
Bağımsızlık uğruna şehit olan kahramanlara da rahmet dileyen Göktaş, onların emanetlerine sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda çocuklar için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceklerini belirten Göktaş, “Bugün bu makamlarda bizler varız yarın sizler olacaksınız. Yarın bu ülkenin mühendisleri, profesörleri, bakanları, milletvekilleri sizler olacaksınız.” açıklamasında bulundu.

– “Canla başla çalışacağız”
Bakan Göktaş, makamını temsili olarak Gaziantep’teki helikopter kazasında şehit düşen sözleşmeli Pilot Levent Öztürk’ün 11 yaşındaki kızı Elif Naz Öztürk’e devretti. Öztürk, Cumhuriyet’in 100. yılında çok özel bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bu yıl 3 Şubat’ta düşen helikopterin pilotu emekli Albay Levent Öztürk benim babamdı. Bu sebepten ben hem buruk hem de gururla 23 Nisan’ı kutluyorum. Böylesi güzel bir bayrama sahip olduğumuz için mutluyuz. Bir bayram olarak kutladığımız bu günü bizlere armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’e ve kahraman büyüklerimize teşekkür ediyorum. Onların bize bıraktığı bu mirası geleceğe taşıyacağız. Bizler de bizden sonra gelecek çocukların tıpkı bugünkü gibi neşeyle bayramlarını kutlayacakları bir ülke için canla başla çalışacağız. Güzel bir geleceğe sahip olmamız için bizlere verilen emeği karşılıksız bırakmayacağız. Bugün sizden aldığımız bu görevi ileride bizler de gelecek nesillere devredeceğiz.”
– “Dünyada savaşlar olmamasını isterim”
Bakan olarak ilk talimatının ve talebinin ne olacağının sorulması üzerine Elif Naz Öztürk, “Ben geleceğimizin iyi olmasını isterim. Herkesin iyi bir gelecekte olmasını ve şu an olduğu gibi dünyada savaşlar olmamasını isterim. Benim yapacağım budur.” şeklinde cevap verdi.
Konuşmaların ardından söz alan çocuklar ise Gazze’deki savaşın durdurulması ve oradaki çocukların güvenliğinin ve huzurunun sağlanmasını diledi.
Çocuklarla birlikte “23 Nisan Kutlu Olsun” şarkısını söyleyen Göktaş, onlarla sohbet etti ve çeşitli hediyeler verdi.
]]>Bakan Fidan ve Şükri, ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, Türkiye ve Mısır’ın ortaklığının iki ülkenin halkları için yararlı olduğunu söylerken, Gazze’ye Refah kapısından yardım getirebilmek için çalıştıklarını söyledi.
Mısırlı Bakan Şükri de Türkiye ile ilişkilere önem verdiklerini bildirdi.
Son dakika haberi… Bakan Fidan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
Mısır ve Türkiye’nin işbirliği halklarımızın ve bölgemizin fevkalade yararınadır. Mısır’la tekrar 15 milyar dolarlık ticaret hedefimize ulaşmak istiyoruz.
Özellikle ticaret ve ekonomi işbirliğimizin en güçlü boyutlarından birini oluşturmakta.
GAZZE’DEKİ İSRAİL KATLİAMI
Gazze’de geldiğimiz noktanın vahametini ve yapılması gereken konuların altını bir kez daha çizdik.
Refah sınır kapısında yardımların ulaştırılması için, Mısır’la gece gündüz çalışıyoruz.
LİBYA, SUDAN, SOMALİ VE ETİYOPYA SORUNLARI
Türkiye ile Mısır arasındaki önemli konular olan Libya, Sudan, Somali ve Etiyopya sorunlarını masaya yatırma şansımız oldu.
Libya’nın bütünlüğüne ve istikrarına beraber nasıl katkıda bulunuruz bunları kendi aramızsa istişare etme imkanımız oldu.
Somali ve Etiyopya arasında başlayan yeni sorun alanını da görüştük. Somali’nin toprak bütünlüğüne olan bağlılığımızı tekrar ettik.
Bu konularda nasıl daha düzenli çalışabiliriz şeklinde bunları istişare etme kararımız oldu.
Mısır ve Türkiye, Akdeniz’in iki ucunda önemli iki kardeş ülke. Çok büyük iş birliği potansiyelimiz var.
Şukri’nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde;
Türkiye ile ilişkilerimizi yüksek düzeylere çıkarmak için çalışıyoruz. Bölgede güvenlik ve istikrar için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Filistinliler çok büyük kayıp verdi. Uluslararası kamuoyu şaşkın bir vaziyette bunu izlemektedir. Gazze’de bir an önce ateşkesin sağlanması gerekiyor.
Gazze’de savaş başladığına beri Mısır her zaman çabalarını sürdürmektedir.
SORU CEVAP
‘BATI’YA NET UYARI
Gazze krizi çözülmezse böyle krizler artarak devam edecekler. Diğer ülkeler şöyle bir lüks içerisine girmesinler; Bunlar sadece ortadoğuda olacak bize hiçbir etkisi olmayacak düşüncesine girmesinler.
Baştan beri söylediğimiz gibi Filistin konusunda olan her şeyin küresel fay hatlarını tetikleme potansiyeli var. Ve tetiklemekte. Burda olan bir şey batıyı da doğuyu da kuzeyi de güneyi de etkiliyor.
BUNLAR DAHA BAŞLANGIÇ
Bunu biz Kızıldeniz’deki ticaret gemileriyle ilgili kriz de gördük. Lojistik zincirinin nasıl kesildiğini gördük. Siparişlerin nasıl geç gittiğini fiyatların nasıl arttığını gördük. Bunlar daha başlangıç. Eğer bu türden krizlerin yayılmasının önüde geçmek istiyorsak sahici olarak kollarımızı sıvayıp gereken adımları atmamız lazım.
“BASKIYI ARTIRMAMIZ GEREKİYOR”
Baskıyı artırmamız gerekiyor. Bölge ülkeleri olarak, İslam ülkeleri olarak, Afrika ve Batı ülkeleri olarak, herkes bir araya gelerek sesimizi yükseltmemiz gerekiyor Öncelik, Gazze’de işgalin bitirilmesi.
Bu artık ezilenlerle ezenlerin savaşı olmaya başladı.
“DÜNYAYI BEKLEYEN ASIL KRİZ”
Dünyayı bekleyen asıl büyük kriz Filistin meselesiyle makyajı dökülen gerçekliği ortaya çıkan uluslararası sistemin iki yüzlülüğüdür.
“Mevsimsel etkiler, politikalarımızın etkisi ve baz etkisiyle birlikte özellikle yaz döneminde enflasyonda belirgin bir düşüşü hep birlikte göreceğiz. Haziran, temmuz, ağustos enflasyonunu kastediyorum. Bu üç ayı topladığınızda yüzde 20 civarında, 20 puan civarında bir düşüş beklentimiz var. Dolayısıyla mayısa kadar o yıllık bazda geçmişten gelen, aylık bazdaki gelişmelerden değil, geçmiş yıllık bazdan gelen bir etki göreceğiz. Yıllık yüksek göreceğiz rakamları ama haziran enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte düşüş trendi başlayacak. Temmuzda ağustosta bu hızlanacak ve yıl sonuna doğru daha belirgin bir şekilde bu etkileri göreceğiz. 2025 yılında ise yüzde 20’nin altında bir enflasyon programımız, tahminimiz, beklentimiz ve politikamız var. 2026’da ise tek haneli rakamlara yeniden ülkemiz kavuşacak. Bunun da programını, planını yapmış durumdayız, adım adım bunu hayata geçiriyoruz.”
Kamuda tasarrufa yönelik geniş bir çalışma başlattıklarını ifade eden Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının bu konuda yürüttüğü çalışmaların değerlendirileceğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edileceğini kaydetti.
Yılmaz, bu çalışmalarla gereksiz harcamaları ortadan kaldırmayı, harcamaları önceliklendirmeyi ve daha verimli hale getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
‘İŞİN ÖZÜ YAPTIRIMLARI DAHA GÜÇLÜ HALE GETİRMEK’
“Enflasyonla, fahiş fiyatlarla mücadeleyi konuşuyoruz. Vatandaşlar fahiş fiyatlarla ilgili bir boykota gitmeye hazırlanıyor. Böyle baktığınız zaman sizin de bir hazırlık içerisinde olduğunuzu biliyoruz bu konuda. Kısmi kapatmaların da olabileceği konuşuluyor. Nasıl bir mücadele planı hazırlıyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Yılmaz, maliyetten bağımsız, reel zeminden kopuk fahiş fiyat meselesinin gündemlerinde yer aldığını anlatarak şunları kaydetti:
“Bu konularda Ticaret Bakanlığımızın, Meclis grubumuzun yürüttüğü çalışmalar var. Önümüzdeki günlerde daha yoğun bir şekilde bu yapılan hazırlıklar değerlendirilerek belli adımlar atılacak. Deprem bölgesi için bir çalışma yapmıştık biliyorsunuz. Orada 10 kat cezaları arttırmıştık deprem bölgesi için. Şimdi yeni yapılan çalışmalarda da işin özü yaptırımları daha güçlü hale getirmek. Şu yaptırım olur, bu yaptırım olur. Şimdi bitmeden çalışma bir şey söylemeyeyim ama işin özü dediğiniz gibi yaptırımları arttırma, daha fazla caydırıcı hale getirme ve vatandaşımızın bu şikayetini böylece daha fazla karşılama. Hazırlıklarımızı yakın bir gelecekte, tam şekillendiğinde içeriği kamuoyumuzla paylaşılmış olacak.”
Yılmaz, kanuni düzenlemelerin dışında denetim kapasitesinin arttırılması, dijitalleşme başta olmak üzere yeni teknolojilerin bu konuda daha yaygın kullanımı gibi farklı hususları da tartıştıklarını, çok boyutlu şekilde fahiş fiyat meselesinin üzerine gitmeye devam edeceklerini söyledi.
“Emeklilerle ilgili nasıl bir düzenleme ve çalışma yapılabilir?” sorusuna ise Yılmaz, “Emeklilerimize 6 ay için bir artış yapılmıştı biliyorsunuz. Bu yüzde 50’ye varan artış 6 ay için geçerli, 6 aylık süre için yapılmıştı. 6 ay sonrası memurlarda olduğu gibi emeklilerimiz için de bu değerlendirmeler yapılacaktır elbette. Dolayısıyla orada gerekli ayarlamalar mutlaka ele alınacak, yapılacaktır. Bir taraftan da Çalışma Bakanlığımızın emeklilerle ilgili yaptığı, gündelik hayata dokunan birtakım çalışmalar, hazırlıklar var. Onlar da tamamlandığında Çalışma Bakanlığımız bunları toplumla paylaşacaktır.” yanıtı verdi.
“54 MAL GRUBUNDA 100 BİN 19 ÜRÜNE TİCARET KISITLAMASI GETİRDİK”
“Özellikle seçim döneminde çok speküle edilen bir başlık da İsrail ile ticaret. Buna yönelik paylaşılanlar, tartışılan bir başlık. Bunun iç yüzü nedir?” sorusuna ise Yılmaz, şu şekilde yanıt verdi:
“Gerçekten Cumhurbaşkanımız son grup toplantısında bu konuda en net tavrı ortaya koydu. Kendisinin şahsi olarak duruşu, geçmişi, tabiri caizse sicili ortada. Kariyeri, bütün hayatı aslında bu davaya adanmış bir lider. Ne kadar bedeller ödediğini de hepimiz biliyoruz. AK Parti hareketi, davası aynı şekilde bütün geçmişiyle bu davadaki pozisyonu ortada. Böyle bir gerçek ortadayken maalesef bunun gölgelendiğini, gölgelenmeye çalışıldığını, vatandaşın zihninin karıştırılmaya çalışıldığını gördük. Burada çeşitli kesimler yaptılar bunu. İşte terör örgütlerinden tutun, iç siyasi istismara, yabancı bazı devletlerin etki ajanlarına varıncaya kadar geniş bir yelpazede bir grubu bu yönde maalesef kullandılar diye ifade etmek istiyorum.
Gerçekler ortada. Bakın rakamları söyleyeyim size. 7 Ekim’den 14 Nisan’a, ‘ticaret arttı’ diyorlar ya, ihracatımız yüzde 30 azalmış İsrail ile ithalatımız yüzde 44 azalmış. Yarı yarıya azalmış. Başından beri bizim siyasi irademiz ortada. Silahlar, mühimmat, askeri amaçla kullanılabilecek malzemeleri zaten tamamen durdurduk. 7 Ekim’den sonra hiç bu yönde bir ticaret olmadı ama bin türlü yalan, iftira söylediler maalesef. Son dönemde de ilave bir tedbir daha aldık biliyorsunuz. Özellikle havadan insani yardım ulaştırmamıza İsrail’in engel olmasından sonra, ciddi bir yeni değerlendirme yapıldı ve burada askeri mühimmat, silahlara ilave olarak, zaten o konuda tavrımız netti, ona ilave olarak 54 mal grubunda 1019 ürüne ticaret kısıtlaması getirdik.”
Kısıtlama getirilen mal gruplarının Filistinlilere önemli bir faydası olduğu için bugüne kadar kısıtlama yapmadıklarını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“İsrail diyoruz resmi devlet olarak, o sınırlar içinde 2 milyon civarında İsrail vatandaşı Filistinli var. Diğer taraftan Batı Şeria’da 4 milyona yakın Filistinli, Gazze’de 2 milyon Filistinli var. Topladığınız zaman o coğrafyada 8 milyon Filistinli Müslüman yaşıyor. Buna mukabil 7 küsur milyon da Yahudi dinine mensup yaşayanlar var. Dolayısıyla maalesef oradaki siyasi şartlar gereği iki devletli bir yapı olmadığı için resmiyette İsrail ile ticaret olarak görünüyor yaptığımız bütün ticaret. Halbuki bunun bir bölümü oradaki Filistinlilerin ihtiyaçlarına dönük. Bu son aldığımız tedbirler bir miktar Filistinlere de zarar verecek açıkçası. Bu nedenle Ticaret Bakanı’mız Filistin Ticaret Bakanı’yla da görüşmeleri yaptı. Onların da bir anlamda rızasını alarak diyelim. Onlar da ‘bize zarar verse de olsun’ dediler. Dolayısıyla bunun amacı ne? Koşullarını da çok net koyduk ortaya. Uluslararası hukuk var. Bakın Birleşmiş Milletlerin kararları var. Aynı şekilde Lahey’deki Adalet Divanının ihtiyati tedbir kararları var. ‘İnsani yardımlar başlasın, insani kriz sona ersin’ diye. Maalesef bunları yapmadı İsrail yönetimi, insanlık dışı saldırılarına devam etti ve Türkiye’nin de havadan insani yardım faaliyetlerini engellemesi bardağı taşıran son damla oldu artık. Dışişleri Bakanı’mız bir açıklama yaptı, devlet içinde bir değerlendirme sonrası. Daha sonra Ticaret Bakanlığımız ayrıntılı tedbirleri ilan etmiş oldu. Bununla birlikte geniş bir yelpazede belli ürünlere kısıtlama getirmiş olduk ve bu 9 Nisan itibarıyla bunlar ilan edildi. O tarihten bugüne de hiçbir şekilde bu ürünlerde bir ticaret söz konusu değil.”
“GÖRÜNÜR GÖRÜNMEZ ORTAMLARDA BU ÇABALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”
Yılmaz, dünyada bugüne kadar bu anlamda karar almış bir ülke bulunmadığını, kısıtlamayla Türkiye’nin ilk ve öncü ülke olduğunu vurgulayarak, “Burada da amacımız ne? İsrail yönetimini bir an önce bu insani yardımların kesintisiz ulaşımına ve ateşkese zorlamak. Keşke bütün ülkeler benzer bir tavrı, baskıyı yapsalar da bir an önce oradaki insanlık dışı saldırılar sona erse. Türkiye bunun öncülüğünü yine yapmış oldu.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Gazze konusunda en başından beri bütün imkanlarla, görünür görünmez faaliyetlerle, ikili görüşmelerden uluslararası platformlara her ortamda Filistinlilerin yanında ve Filistin davasının arkasında olduklarını söyledi.
“Böyle bir harekete, böyle bir lidere bile bu konuda iftira edenleri de milletimizin vicdanına havale ve aklıselime davet ediyoruz elbette” diyen Yılmaz, “Tabii önemli olan buradaki tartışmalardan ziyade orada yaşayan insanlarımıza fayda üretmek. Yani burada siyasi istismar, polemik vesaire değil gerçekten o acıyı, sıkıntıyı yaşayan insanların derdine bir çare bulabilmek. Bunu yapmak asıl önemli olan biz bunun arayışı içindeyiz ve her türlü çabayı sarf ediyoruz. Bundan sonra da Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bütün ilgili kurumlarımızla, görünür görünmez ortamlarda bu çabalarımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Azerbaycan arasında “Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı” imzalandı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Azerbaycan Tarım Bakanı Mecnun Memmedov ile Bakanlık’ta görüştü.
TÜRKİYE VE KARDEŞ ÜLKE AZERBAYCAN İMZAYI ATTI
Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye-Azerbaycan 11. Dönem Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı vesilesiyle Memmedov ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Azerbaycan’da şubat ayında gerçekleştirilen seçimler sonrası aynı göreve tekrar atanması dolayısıyla Memmedov’u tebrik eden Yumaklı, bakanlıklar arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleşerek ilerlediğine dikkati çekti.
Yumaklı, Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı’nın bu işbirliğinin önemli aşamalarından olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Ülkelerimiz arasında tarımsal ticaret artarak devam etmektedir. Son 10 yıl içerisindeki verilerimiz değerlendirildiğinde bu artış daha iyi görülmektedir. Tarımsal ticaret hacmimiz 2012 yılından bu yana yaklaşık yüzde 87 artış göstermiştir. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yakaladığımız bu ivmenin artarak devam edeceğini ümit ediyoruz.”
“Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı”nın önemine de değinen Yumaklı, “Halihazırda var olan işbirliğimizi ve eylem maddelerimizi belirli bir zaman çizelgesi içinde gerçekleştirmemize olanak sağlayacak bu beyan vesilesiyle ilişkilerimizin daha da gelişeceğine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN TARIM SİGORTALARI ALANINDAKİ TECRÜBELERİ ÇOK ÖNEMLİ”
Memmedov da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin sağlam bir temele sahip olduğunu belirterek, her alanda olduğu gibi tarım alanında kurulan işbirliğinin her geçen gün daha da ileriye taşınmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Türkiye’ye, şap hastalığıyla mücadele başta olmak üzere, tarımsal alanda Azerbaycan’a verdiği destek için teşekkür eden Memmedov, imzalanan işbirliği niyet beyanının, ülkesinde AR-GE’ye dayalı tarımın geliştirilmesi açısından önemini vurguladı.
Memmedov, Tarım Sigortaları Havuzu’nun (TARSİM) da Türkiye’nin desteğiyle Azerbaycan’da hayata geçirildiğini, kurak geçen bir dönemde Türkiye’nin bu alandaki tecrübesinden yararlanmanın büyük faydasını gördüklerini bildirdi.
Konuşmaların ardından iki bakan, “Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı”nı imzaladılar.
“İSTİŞARE MEKANİZMASINI SÜREKLİ DEVREDE TUTUYORUZ”
Yumaklı, toplantı sonrası görüşmeye ilişkin Azerbaycanlı gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“İmzaladığımız anlaşmalardan daha da önemlisi, bundan sonra yapacaklarımızın dışında, bugüne kadar yaptıklarımızın da fikri takibinin olması açısından oluşturulan eylem planıdır. Bunun içerisinde araştırma geliştirmeden tutalım da bitkisel üretim, hayvansal üretim ve bunlara ilişkin araştırma geliştirme faaliyetlerinin karşılıklı paylaşımı, tarımsal ürün sigortaları, toplulaştırma, sulamaya kadar birçok konuda yine karşılıklı olarak bilgi ve tecrübe paylaşımını yapacağız. Elbette tarım yürütme komitelerinin, devreye alınmış olan eylem planının takibi, özellikle kurumsal takibi açısından çok büyük önemi var.”
Haber7
Yalan furyası, dozajı artırılarak devam ediyor. Son birkaç günde çok sayıda yalan ortaya atılırken Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), etkin bir şekilde yalanları gün yüzüne çıkardı.
İşte DMM’nin yalanladığı o iddialardan bazıları:
“LGBT VE SIĞINMACILAR İSTİHDAM EDİLECEK” İDDİASI
“Dünya Bankası proje finansmanı, LGBTİ desteklenmesi ve sığınmacıların istihdamı için verilecek” iddiası ortaya atıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan DMM, iddianın yalan olduğunu belirtti. Açıklamda, “Dünya Bankası ile imzalanan Ülke Çerçeve Programı’nda LGBTİ’nin desteklenmesi söz konusu değildir. Program kapsamında, ‘kırılgan gruplar’ ifadesiyle, yeşil dönüşümden olumsuz etkilenecek meslek gruplarında çalışanlar ile finansmana erişimde zorluklarla karşılaşanlar kastedilmektedir. CPF dokümanında, ülkemize sığınmacılarla ilgili AB tarafından sağlanan hibe desteklerine ilişkin göstergeler takip edilmekle beraber, sığınmacılar özelinde Dünya Bankası’ndan sağlanacak herhangi bir finansman desteği yer almamaktadır. Kamuoyunu manipüle etmeye yönelik asılsız iddialara itibar etmeyiniz.” denildi.
“BAŞIBOŞ KÖPEKLER NEDENİYLE SORUŞTURMA BAŞLATILDI” İDDİASI
“Diyarbakır’daki bir hastanede görev yapan Prof. Dr. Şafak Kaya, hastanenin bahçesindeki başıboş köpekleri toplattı, Bakan Yardımcısı araya girerek hayvanları bahçeye geri getirtti, Kaya hakkında soruşturma başlatıldı” iddiası ortaya atıldı. DMM, Diyarbakır’da hastane bahçesindeki başıboş köpeklerin toplatılması ve bir doktor hakkında soruşturma başlatılması iddiasını yalanladı. İl sağlık Müdürlüğü ise yaptığı açıklamada, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kaya, Enfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı olarak görevine devam ettiğini bildirdi.
“KÜRECİK’TEN İSRAL’E BİLGİ AKTARILIYOR” İDDİASI
Kürecik’teki NATO radarının İran’ın İsrail’i vurduğu sırada İsrail’e bilgi aktarıp aktarmadığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı. Milli Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Kürecik radarı, tamamen ulusal güvenliğimiz gereği kurulmuş olup, NATO müttefiki ülkelerin korunmasını amaçlamaktadır. Bu radar sisteminden elde edilen bilgiler NATO prosedürleri çerçevesinde müttefiklerle paylaşılmakta, NATO müttefiki olmayan ülkelerle paylaşımı söz konusu değildir” ifadeleri kullanıldı.
Öte yandan ‘terör devleti’nin doğrudan NATO’nun sağladığı istihbarata ulaşamasa da ABD ile yapılan istihbarat mutabakatları gereği herhangi bir istihbaratın İsrail’e aktarılabileceği belirtiliyor.
“KDV ARTACAK” İDDİASI
‘Yiyecek ve içecek satılan yerlerde yüzde 8 olan KDV oranı yüzde 10’a, yüzde 18 olan KDV oranı da yüzde 20’ye çıkartılacağı iddia edilmişti. DMM, yaptığı açılamada, iddiasının doğru olmadığını açıkladı.
“TSK’DA CHP’NİN SEÇİM ZAFERİ KUTLANDI” İDDİASI
Sosyal medyada “CHP’nin seçim zaferinin Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı Bando ve Armoni Mızıkası tarafından kutlandığı” iddiası öne sürülmüştü. “TSK’nın bünyesinde böyle bir birlik yok” açıklaması yapan DMM, şu ifadeleri kullandı:
“Türk Kara Kuvvetlerine bağlı Bando ve Armoni Mızıkası adlı bir birlik bulunmamaktadır. Armoni Mızıkası Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini yürüten Türkiye’nin en eski ve köklü çok sesli müzik kurumudur.
1 Nisan 2024 tarihinde Armoni Mızıkası Komutanlığı tarafından Ankara’nın hiçbir yerinde prova dahil hiçbir faaliyet yapılmamıştır. Ayrıca ilgili tarihte Kara Kuvvetleri Komutanlığı binasında herhangi bir kutlama gerçekleştirilmemiştir. Asılsız iddialara itibar etmeyiniz.”
“SINAVDA ERDOĞAN’IN VE HZ. MUHAMMED’İN ÇOCUKLARININ İSMİ SORULDU” İDDİASI
Adalet Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’ında “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaç çocuğu vardır? Hz. Muhammed’in (asm) çocuklarının isimleri nelerdir?” sorularının sorulduğu iddiası ortaya atıldı. DMM, iddiaları yalanlayarak, “Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme Sözlü Sınavında, iddia edildiği gibi sorular sorulmamıştır. İddialar tamamen asılsızdır.” açıklaması yaptı.
AHMET HAKAN: YALANLAR BELLİ ODAKLARCA TASARLANARAK UYDURULUYOR
Son 24 saatte yalan bombardımanı yapıldığını belirten Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, “Günlük yalan dozu arttı… Her yalanın bir amacı var” başlıklı bugünkü yazısında tepki gösterdi.
“Ben artık bu yalanların belli bir odak tarafından ciddi biçimde tasarlanarak uydurulduğuna inanıyorum.” diye yazan Ahmet Hakan, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yalanların görünen hedefi hükümeti yıpratmak olabilir.
Ama arkasındaki asıl hedef şu: Duyarlılıkları kaşımak, toplumsal huzuru bozmak, milleti galeyana getirmek, kutuplaşmayı arttırmak.
Mücadele için şu iki şey şart:
– Bir: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin faaliyetlerini aksatmadan sürdürmesi, hatta daha da etkin hale getirilmesi şart.
– İki: Hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım toplum olarak bu yalanlara karşı uyanıklık içinde olmamız şart.”
Denetimler sonucunda bazı lokanta veya kafelerin yeme içme hizmeti yerine et, su, meyve suyu gibi ürünleri satmış gibi gösterdiği ve KDV oranını yüzde 10 yerine yüzde 1 olarak hesapladığı tespit edildi.
Ayrıca, bazı marketlerin de temizlik malzemesi sattıkları halde gıda malzemesi satmış gibi gösterdikleri belirlendi.
YENİ TASLAK HAZIRLANDI
Bunun üzerine harekete geçen Bakanlık, istismarın önüne geçmek ve rekabet eşitliği sağlamak için Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ taslağı hazırladı.
Gelir İdaresi Başkanlığının sitesinde yayımlanan taslağa göre hizmet sunan lokanta, kafe ve pastane gibi işletmeler kendilerinin hazırlayıp sundukları yiyecek ve içecekler ile dışarıdan temin edilerek buralarda sattıkları ürünler için KDV’yi yüzde 10 şeklinde hesaplayacak.

Bu işletmelerin telefonla veya internet üzerinden sipariş suretiyle adrese gönderme, gel-al gibi yöntemlerle yaptıkları tüm satışları da aynı kapsamda olacak.
Öte yandan, yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik işyeri ruhsatı bulunmadığı halde müşterilerine servis yapılabilen alanlarda yiyecek ve içecek hizmetleri sunan işletmelerin yaptıkları satışlar da bu kapsamda değerlendirilecek.
Bakanlık yetkilileri, tebliğle yapılacak düzenlemeyle konuya açıklık getirileceğini, KDV oranlarında herhangi bir artışın söz konusu olmadığını, düzenlemeyle gerek yanlış uygulamaların gerekse suiistimallerin önüne geçilmesinin amaçladığını belirtti.
BAKAN ŞİMŞEK’TEN AÇIKLAMA!
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, KDV oranlarında artış yapılmadığını belirtti.
Şimşek açıklamasında, ”KDV oranlarında artış yapmadık! Suistimalleri engellemeye yönelik tedbir alıyoruz.” ifadelerini kullandı.
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden(DMM)KDV iddialarına ilişkin açıklama geldi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Yiyecek ve içecek satılan yerlerde yüzde 8 olan KDV oranı yüzde 10’a, yüzde 18 olan KDV oranı da yüzde 20’ye çıkartılacak.” iddiası doğru değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan tebliğ taslağı ile KDV oranlarında herhangi bir artış yapılması söz konusu değildir. Gıda maddelerinde KDV oranı yüzde 1 iken, yeme içme sektöründe KDV oranı yüzde 10’dur. Ancak, yeme içme sektöründe bulunan bazı lokantaların oran farklılığını istismar ettiği ve rekabet eşitliğini bozduğu tespit edilmiştir.
Lokanta veya kafelerin, yeme içme hizmeti karşılığında yüzde 10 KDV hesaplaması gerekirken, bu hizmet yerine tıpkı bir market gibi et, su, meyve suyu gibi ürünleri satmış göstererek yüzde 1 oranında KDV hesaplayarak fiş veya fatura düzenlediği görülmüştür. Gelir İdaresi Başkanlığı, yanlış uygulamaların ve suistimallerin önüne geçmek ve bu konuda tarafların tereddütlerini gidermek amacıyla konuya açıklık getiren bahse konu Tebliğ taslağını hazırlamış ve internet sitesinde yayınlamıştır. KDV oran değişiklikleri, Kanunun verdiği yetki çerçevesinde sadece Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılabilmekte olup herhangi bir Tebliğ ile yapılamamaktadır.


Haber7 – ÖZEL
Milli Eğitim Bakanlığı, yeni müfredat çalışmalarının son aşamasına geldi. 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren kademeli olarak hayata geçirilecek olan yeni müfredatın bu ay sonunda açıklanacağı öğrenildi. “İyi insan yetiştirmek” sloganıyla başlayacak olan yeni müfredat ilk olarak 1’inci, 5’inci ve 9’uncu sınıflarda uygulamaya konulacak. Öğrencilerin fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimini destekleyecek bir sistem geliştirilecek.
YENİ MÜFREDAT BEKLENTİLERİ KARŞILAYACAK MI?
İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu ve Türkiye Aile Meclisi Genel Başkanvekili Eğitimci Yazar Adnan Kalkan, yeni müfredat ile ilgili Haber7’ye önemli açıklamalarda bulundu.
YAŞAROĞLU: KAMUOYUNUN BEKLENTİSİ MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE AĞIRLIK VERİLMESİ
Teori ve eğitimde uygulama boyutlarıyla milli değerleri ele alan çok sayıda kitap ve makaleye imza atan, değerler eğitimi alanının uzman isimlerinden Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu, kamuoyunun milli ve manevi bir eğitim modelini istediği ve bu beklenti içerisinde olduğunu söyledi.
Türkiye Yüzyılı’na uygun Maarif Modeli ile hazırlanan yeni müfredattaki programların bütüncül ve beceri temelli olarak hazırlanmasının önemli olduğuna değinen Yaşaroğlu, “2024 programlarında son aşamaya gelindiğini biliyoruz. Türkiye’de program geliştirme pratikleri bağlamında baktığımızda bu programların bütüncül bir bakış açısı ve beceri temelli olarak hazırlanmış olması oldukça önemli bir gelişmedir. Bu programları değerli kılan diğer bir unsur da programlarda milli ve manevi değer vurgusunun ağırlıklı olacağı vurgusunun kamuoyunda geniş bir beklenti oluşturmuş olmasıdır. Esas mesele, bu beklentinin hangi ölçülerde karşılık bulacağıdır.” diye konuştu.
YENİ MÜFREDAT İÇİN 3 TEMEL DİREK
Milli ve manevi değerlerin müfredata yansıtılmasının kritik önemde olduğunu belirten Yaşaroğlu, şu ifadelerde bulundu:
“Milli ve manevi değerlerin programlara yansıması için dikkat edilmesi gereken bazı temel vurgulardan bahsedebiliriz;
1- Programı geliştirmeye yönelik iradenin milli ve manevi değer hassasiyetinin yüksek olması,
2- Programlara temel teşkil edecek sağlam bir değer anlayışının ve modelinin belirlenmiş olması,
3- Program geliştirme süreçlerinde görev alan akademisyen, öğretmelerin ve uzmanların da mili manevi değer hassasiyetleri ile değerleri programa yansıtma becerilerinin yüksek olması.
Bu ifade etmeye çalıştığım üç madde kısaca milli ve manevi değerlere ilişkin iradenin programlarda vücut bulmasını da sağlayacaktır.”
“CUMHURBAŞKANIMIZ VE BAKANIMIZIN HASSASİYETİ ORTADA”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli’nin bu konuda hassasiyet gösterdiğini kaydeden Yaşaroğlu, şöyle konuştu:
“Bu 3 temel vurguyu değerlendirecek olursak programı geliştirme iradesini ortaya koyan siyasi iradenin bu konuda hassasiyetini gerek Cumhurbaşkanımızın, gerekse de Milli Eğitim Bakanı ile Talim Terbiye Kurulu Başkanı’nın konuşmalarından anlamaktayız.”
BAKANLIK BÜNYESİNDEKİ ÇABALAR DEVAM EDİYOR
2’nci maddenin de sorun teşkil etmeyeceğini dile getiren Yaşaroğlu, şu ifadelerde bulundu:
“Programlara temel teşkil edecek, değerler eğitimi modeli veya yaklaşımının da Bakanlık bünyesinde başarılı bir şekilde hazırlandığını, değerlerin daha iyi anlaşılması ve uygulanması için çabaların halen devam ettiğini de biliyoruz. O halde ikinci madde ile ilgili sorun olmadığını veya asgari düzeyde sorun olabileceğini söyleyebiliriz.”
SİYASİ İRADENİN VÜCUT BULACAĞI, BEKLENTİLERİN KARŞILANACAĞI AŞAMA
Yaşaroğlu, en önemli maddenin 3’üncü madde olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Gelelim üçüncü maddeye. Esasında beklentileri karşılayacak müfredata ilişkin adımlar burada atılacaktır. Siyasi iradenin hedef olarak tayin ettiği değer modelinin programlarda vücut bulacağı aşama bu aşamadır. Bu merhalede görev alacak olan program geliştirme ekibinin, tüm programlar bazında, milli ve manevi değer hassasiyetlerinin çok güçlü olması gerekmektedir. Bu da tek başına yetmez. Aynı zamanda değerlerin program unsurları ile nasıl ilişkilendirileceği konusunda da program ekibinin uzman olmaları değerlerin programa yansıması açısından oldukça kıymetlidir.İlan edildiğinde, üçüncü aşamanın da müfredata başarılı bir şekilde işlenmiş bir şekilde karşımıza çıkacağını ümit ediyorum.”
KALKAN: 100 YILDIR KENDİ KÜLTÜRÜNE YABANCI BİR MÜFREDAT VAR
Türkiye Aile Meclisi Genel Başkanvekili ve Eğitimci-Yazar Adnan Kalkan, yaklaşık 100 yıldır Batı hayranı yetiştiren bir müfredat olduğunu dile getirdi. Yeni müfredatın milli ve manevi değerlere dayalı olması gerektiğini söyleyen Adnan Kalkan, “Yaklaşık 100 yıldır neslimiz batı hayranı ve kendi kültürüne yabancı bir müfredatla yetiştiriliyor. Öyle ki neslimiz kendi kültürüne, ecdadına, gelenek ve göreneklerine, inancına bu müfredatlarla yabancılaştırıldı. Celladına aşık olmuş bir nesil mevcut eğitim sistemi ve müfredatla yetiştirildi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bakanlığa gelir gelmez, en önemli icraatlarından biri kendi yerli ve milli müfredatımızı hazırlama programı müjdesi olmuştu. Öyle ki özlemle beklenen bu girişim sürekli merak konusu ve gündem olmaya devam etti.” dedi.
“SEKÜLER KESİM, BAKANA BASKI KURMAYA ÇALIŞIYOR”
Bakan Yusuf Tekin’e yönelik baskı kurulmaya çalışıldığını kaydeden Adnan Kalkan, baskılara boyun eğilmemesi gerektiğini söyledi.
Yeni hazırlanan müfredatın 7-8 yıl boyunca uygulamaya konacağını belirten Kalkan, milli ve manevi bir müfredatın gerekliliğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Milli ve manevi değerler kavramını duyan seküler kesim, başta sayın bakan olmak üzere ekibin üzerine ciddi anlamda algı ve manipülasyonla haberler yapmaya ve baskı kurmaya çalıştı ve hala devam etmektedir. Bu milletin milli ve manevi değerlerine yabancı, ideolojik bataklığa batmış bu kesim, hiçbir bilimsel bilgi temelinde olmaksızın sadece saldırıyor. Bu saldırılar bugünlerde yine artmış durumdadır. Sayın Milli Eğitim Bakanı yerli ve milli müfredatı hazırlarken, asla kendini bu saldırılar ile baskı altında hissetmeden yoluna devam etmelidir.”
“YENİ MÜFREDAT HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATABİLİR”
“Aldığımız duyumlara göre hazırlanan müfredat, beklentiyi karşılamamaktadır. Burada sorumlu bakan yardımcısı, genel müdür ve daire başkanının Bakan Bey’in derdiyle dertlenmesi ve milli ve manevi değerleri kendinde barındırması çok önemlidir.” ifadelerinde bulunan Kalkan, sözlerine şöyle devam etti:
“Tarih boyunca iyi insanlara kötü icraatlar yaptırıldığına şahit olduk. Aynı yerden ısırılmamak gerekiyor. Nitekim yine aldığımız duyumlara göre müfredatı hazırlayan kesimin büyük çoğunluğu seküler ve Milli manevi değerlerden uzak olduğu yönündedir. Eğer bu duyumlar gerçekse gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın gerek Sayın bakanımızın söylemleri havada kalacak ve ciddi anlamda mahcubiyetle birlikte, millet nezdinde hayal kırıklığı söz konusu olacak.”
“YENİ MÜFREDAT BEKA MESELESİ”
Okullardaki programları belirleyen yeni müfredatın önemini anlatan Kalkan, “Burada sorulması gereken en önemli soru şu: müfredatı hazırlayan kişileri kim, nasıl ve hangi kriterlere göre seçti? Eğer ahbap çavuş ilişkisi ile seçildiyse vay halimize. Nitekim gençlerimiz ve çocuklarımız mevcut müfredat ile topluma yabancılaşmış ve yönünü celladı olan batıya dönmüştür. Celladına aşık bir nesil ile medeniyet inşa edemeyiz ve devletin devamını getiremeyiz. İşte asıl beka meselesi budur.” dedi.
“BAKAN TEKİN, EKİBİNİ İYİ BİR ŞEKİLDE TAKİP ETMELİ”
Müfredat ekibinin iyi bir şekilde takip edilmesi gerektiğini kaydeden Adnan Kalkan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Basiretine ve ferasetine güvendiğimiz Sayın Bakan; bakan yardımcısı, genel müdür, daire başkanı ve müfredat ekibini iyi bir şekilde takip etmelidir. Nitekim bu son viraj ve son çıkıştır. 31 Mart yerel seçiminde AK Parti’nin bu müfredat ile yetiştirdiği neslin AK Parti’ye oy vermediği gerçeğini unutmamak gerekir. Elbette mesele oy kaygısı değildir. Nesil meselesi, beka meselesi ve medeniyet meselesidir. Buna bu şekilde bakmayan seküler kesim, ideoloji bataklığına batmıştır. Lakin bizim ‘Nesli ihyâ medeniyeti inşâ’ mefkûremiz vardır. Ve bu mefkûremiz çerçevesinde çalışmaya devam edeceğiz.
Haber7 – ÖZEL
Milli Eğitim Bakanlığı, yeni müfredat çalışmalarının son aşamasına geldi. 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren kademeli olarak hayata geçirilecek olan yeni müfredatın bu ay sonunda açıklanacağı öğrenildi. “İyi insan yetiştirmek” sloganıyla başlayacak olan yeni müfredat ilk olarak 1’inci, 5’inci ve 9’uncu sınıflarda uygulamaya konulacak. Öğrencilerin fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimini destekleyecek bir sistem geliştirilecek.
YENİ MÜFREDAT BEKLENTİLERİ KARŞILAYACAK MI?
İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu ve Türkiye Aile Meclisi Genel Başkanvekili Eğitimci Yazar Adnan Kalkan, yeni müfredat ile ilgili Haber7’ye önemli açıklamalarda bulundu.
YAŞAROĞLU: KAMUOYUNUN BEKLENTİSİ MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE AĞIRLIK VERİLMESİ
Teori ve eğitimde uygulama boyutlarıyla milli değerleri ele alan çok sayıda kitap ve makaleye imza atan, değerler eğitimi alanının uzman isimlerinden Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu, kamuoyunun milli ve manevi bir eğitim modelini istediği ve bu beklenti içerisinde olduğunu söyledi.
Müfredattaki programların bütüncül ve beceri temelli olarak hazırlanmasının önemli olduğuna değinen Yaşaroğlu, “2024 programlarında son aşamaya gelindiğini biliyoruz. Türkiye’de program geliştirme pratikleri bağlamında baktığımızda bu programların bütüncül bir bakış açısı ve beceri temelli olarak hazırlanmış olması oldukça önemli bir gelişmedir. Bu programları değerli kılan diğer bir unsur da programlarda milli ve manevi değer vurgusunun ağırlıklı olacağı vurgusunun kamuoyunda geniş bir beklenti oluşturmuş olmasıdır. Esas mesele, bu beklentinin hangi ölçülerde karşılık bulacağıdır.” diye konuştu.
YENİ MÜFREDAT İÇİN 3 TEMEL DİREK
Milli ve manevi değerlerin müfredata yansıtılmasının kritik önemde olduğunu belirten Yaşaroğlu, şu ifadelerde bulundu:
“Milli ve manevi değerlerin programlara yansıması için dikkat edilmesi gereken bazı temel vurgulardan bahsedebiliriz;
1- Programı geliştirmeye yönelik iradenin milli ve manevi değer hassasiyetinin yüksek olması,
2- Programlara temel teşkil edecek sağlam bir değer anlayışının ve modelinin belirlenmiş olması,
3- Program geliştirme süreçlerinde görev alan akademisyen, öğretmelerin ve uzmanların da mili manevi değer hassasiyetleri ile değerleri programa yansıtma becerilerinin yüksek olması.
Bu ifade etmeye çalıştığım üç madde kısaca milli ve manevi değerlere ilişkin iradenin programlarda vücut bulmasını da sağlayacaktır.”
“CUMHURBAŞKANIMIZ VE BAKANIMIZIN HASSASİYETİ ORTADA”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli’nin bu konuda hassasiyet gözettiğini kaydeden Yaşaroğlu, şöyle konuştu:
“Bu 3 temel vurguyu değerlendirecek olursak programı geliştirme iradesini ortaya koyan siyasi iradenin bu konuda hassasiyetini gerek Cumhurbaşkanımızın, gerekse de Milli Eğitim Bakanı ile Talim Terbiye Kurulu Başkanı’nın konuşmalarından anlamaktayız.”
BAKANLIK BÜNYESİNDEKİ ÇABALAR DEVAM EDİYOR
2’nci maddenin de sorun teşkil etmeyeceğini dile getiren Yaşaroğlu, şu ifadelerde bulundu:
“Programlara temel teşkil edecek, değerler eğitimi modeli veya yaklaşımının da Bakanlık bünyesinde başarılı bir şekilde hazırlandığını, değerlerin daha iyi anlaşılması ve uygulanması için çabaların halen devam ettiğini de biliyoruz. O halde ikinci madde ile ilgili sorun olmadığını veya asgari düzeyde sorun olabileceğini söyleyebiliriz.”
SİYASİ İRADENİN VÜCUT BULACAĞI, BEKLENTİLERİN KARŞILANACAĞI AŞAMA
Yaşaroğlu, en önemli maddenin 3’üncü madde olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Gelelim üçüncü maddeye. Esasında beklentileri karşılayacak müfredata ilişkin adımlar burada atılacaktır. Siyasi iradenin hedef olarak tayin ettiği değer modelinin programlarda vücut bulacağı aşama bu aşamadır. Bu merhalede görev alacak olan program geliştirme ekibinin, tüm programlar bazında, milli ve manevi değer hassasiyetlerinin çok güçlü olması gerekmektedir. Bu da tek başına yetmez. Aynı zamanda değerlerin program unsurları ile nasıl ilişkilendirileceği konusunda da program ekibinin uzman olmaları değerlerin programa yansıması açısından oldukça kıymetlidir.İlan edildiğinde, üçüncü aşamanın da müfredata başarılı bir şekilde işlenmiş bir şekilde karşımıza çıkacağını ümit ediyorum.”
KALKAN: 100 YILDIR KENDİ KÜLTÜRÜNE YABANCI BİR MÜFREDAT VAR
Türkiye Aile Meclisi Genel Başkanvekili ve Eğitimci-Yazar Adnan Kalkan, yaklaşık 100 yıldır Batı hayranı yetiştiren bir müfredat olduğunu dile getirdi. Yeni müfredatın milli ve manevi değerlere dayalı olması gerektiğini söyleyen Adnan Kalkan, “Yaklaşık 100 yıldır neslimiz batı hayranı ve kendi kültürüne yabancı bir müfredatla yetiştiriliyor. Öyle ki neslimiz kendi kültürüne, ecdadına, gelenek ve göreneklerine, inancına bu müfredatlarla yabancılaştırıldı. Celladına aşık olmuş bir nesil mevcut eğitim sistemi ve müfredatla yetiştirildi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bakanlığa gelir gelmez, en önemli icraatlarından biri kendi yerli ve milli müfredatımızı hazırlama programı müjdesi olmuştu. Öyle ki özlemle beklenen bu girişim sürekli merak konusu ve gündem olmaya devam etti.” dedi.
“SEKÜLER KESİM, BAKANA BASKI KURMAYA ÇALIŞIYOR”
Bakan Yusuf Tekin’e yönelik baskı kurulmaya çalışıldığını kaydeden Adnan Kalkan, baskılara boyun eğilmemesi gerektiğini söyledi.
Yeni hazırlanan müfredatın 7-8 yıl boyunca uygulamaya konacağını belirten Kalkan, milli ve manevi bir müfredatın gerekliliğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Milli ve manevi değerler kavramını duyan seküler kesim, başta sayın bakan olmak üzere ekibin üzerine ciddi anlamda algı ve manipülasyonla haberler yapmaya ve baskı kurmaya çalıştı ve hala devam etmektedir. Bu milletin milli ve manevi değerlerine yabancı, ideolojik bataklığa batmış bu kesim, hiçbir bilimsel bilgi temelinde olmaksızın sadece saldırıyor. Bu saldırılar bugünlerde yine artmış durumdadır. Sayın Milli Eğitim Bakanı yerli ve milli müfredatı hazırlarken, asla kendini bu saldırılar ile baskı altında hissetmeden yoluna devam etmelidir.”
“YENİ MÜFREDAT HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATABİLİR”
“Aldığımız duyumlara göre hazırlanan müfredat, beklentiyi karşılamamaktadır. Burada sorumlu bakan yardımcısı, genel müdür ve daire başkanının Bakan Bey’in derdiyle dertlenmesi ve milli ve manevi değerleri kendinde barındırması çok önemlidir.” ifadelerinde bulunan Kalkan, sözlerine şöyle devam etti:
“Tarih boyunca iyi insanlara kötü icraatlar yaptırıldığına şahit olduk. Aynı yerden ısırılmamak gerekiyor. Nitekim yine aldığımız duyumlara göre müfredatı hazırlayan kesimin büyük çoğunluğu seküler ve Milli manevi değerlerden uzak olduğu yönündedir. Eğer bu duyumlar gerçekse gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın gerek Sayın bakanımızın söylemleri havada kalacak ve ciddi anlamda mahcubiyetle birlikte, millet nezdinde hayal kırıklığı söz konusu olacak.”
“YENİ MÜFREDAT BEKA MESELESİ”
Okullardaki programları belirleyen yeni müfredatın önemini anlatan Kalkan, “Burada sorulması gereken en önemli soru şu: müfredatı hazırlayan kişileri kim, nasıl ve hangi kriterlere göre seçti? Eğer ahbap çavuş ilişkisi ile seçildiyse vay halimize. Nitekim gençlerimiz ve çocuklarımız mevcut müfredat ile topluma yabancılaşmış ve yönünü celladı olan batıya dönmüştür. Celladına aşık bir nesil ile medeniyet inşa edemeyiz ve devletin devamını getiremeyiz. İşte asıl beka meselesi budur.” dedi.
“BAKAN TEKİN, EKİBİNİ İYİ BİR ŞEKİLDE TAKİP ETMELİ”
Müfredat ekibinin iyi bir şekilde takip edilmesi gerektiğini kaydeden Adnan Kalkan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Basiretine ve ferasetine güvendiğimiz Sayın Bakan; bakan yardımcısı, genel müdür, daire başkanı ve müfredat ekibini iyi bir şekilde takip etmelidir. Nitekim bu son viraj ve son çıkıştır. 31 Mart yerel seçiminde AK Parti’nin bu müfredat ile yetiştirdiği neslin AK Parti’ye oy vermediği gerçeğini unutmamak gerekir. Elbette mesele oy kaygısı değildir. Nesil meselesi, beka meselesi ve medeniyet meselesidir. Buna bu şekilde bakmayan seküler kesim, ideoloji bataklığına batmıştır. Lakin bizim ‘Nesli ihyâ medeniyeti inşâ’ mefkûremiz vardır. Ve bu mefkûremiz çerçevesinde çalışmaya devam edeceğiz.
Bakan Yumaklı, 1 Eylül 2023 tarihinde başlayıp 15 Nisan 2024 Pazartesi günü sona erecek balıkçılık sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 15 Nisan’da başlayacak denizlerdeki av yasağının, endüstriyel avcılık yapan balıkçı gemileri (gırgır ve trol) kapsayacağını vurgulayan Yumaklı, kıyı balıkçılığı yapan küçük ölçekli balıkçıların ise bu yasaktan muaf olduğunu ve avcılık yapmaya devam edebileceklerini belirtti.
Bakanlıktan izin alınarak kara suları dışındaki uluslararası sularda gırgır ve trol yöntemiyle avclık yapılabileceğini belirten Bakan Yumaklı, “Ayrıca 4,5 ayı kapsayacak bu dönemde ekonomik faaliyetlerine devam etmek isteyen balıkçılar, Bakanlıktan izin almak ve belirlenen kurallara uymak şartıyla kara suları dışındaki uluslararası sularda gırgır ve trol yöntemiyle avcılık yapabilecektir” ifadelerini kullandı.
Sezonun bereketli olduğuna dikkati çeken Bakan Yumaklı, “2023-2024 balıkçılık av sezonu başta hamsi olmak üzere birçok türün avcılığı açısından bereketli geçti. Halkımızın sofralarındaki yerini alan avcılık ürünleri, aynı zamanda ihracata da yoğun olarak konu edilmiş ve ülkemize döviz girdisi sağladı. Av yasağının uygulandığı sürede, küçük ölçekli balıkçıların yakaladıkları ve yetiştiriciliği yapılan balıklarla yaz sezonu boyunca halkın balık ihtiyacını rahatlıkla karşılayacak imkan bulunuyor” ifadelerini kullandı.
“GEÇEN YIL TOPLAM 171 BİN 219 DENETİM GERÇEKLEŞTİRİLDİ”
Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hem sürdürülebilir balıkçılığın temini hem de yasalara uygun avcılık yapmakta olan balıkçıların haklarını korumak için denizler, iç sular, karaya çıkış noktaları, nakil güzergahları, balıkçı gemileri, balık halleri, balık unu-yağı fabrikaları ve perakende satış yerlerinde 7/24 denetimlerin yapıldığına dikkati çekti.
Bu kapsamda geçen yıl toplam 171 bin 219 denetim gerçekleştirildiğinin altını çizen Yumaklı, kaçak avcılıkla elde edilen 593 ton su ürününe el konulduğu, 6 bin 527 kişi ve iş yerine 74 milyon 12 bin 121 lira idari para cezası uygulandığı ve ayrıca kurallara uygun avlanmayan 78 gemiye el konularak mülkiyetinin kamuya geçirildiği bilgilerini paylaştı.
YENİ SEZONDA YENİ KURALLAR UYGULANACAK
Bakan Yumaklı, ticari ve amatör amaçlı su ürünleri avcılığına ilişkin kuralların belirlendiği 4’er yıl sürelerle yürürlükte kalan tebliğlerin 31 Ağustos 2024 tarihi itibariyle yürürlük sürelerinin tamamlanacağını hatırlatarak şunları kaydetti: “Önümüzdeki sezon için, TBMM Balıkçılık ve Su Ürünleri Araştırma Komisyonu’ndan gelecek rapor, iklim değişikliği ve sektörel gelişmeler göz önüne alınarak tüm paydaşların görüşleriyle su ürünleri konusunda uzman bilim insanlarından oluşturulan ‘Bilimsel ve Teknik Tavsiye Kurulu’ tarafından hazırlanacak raporlar dikkate alınarak koruma kullanma dengesi içerisinde sürdürülebilirlik temelli yeni kurallar uygulamaya alınmış olacak. Ülkemizin sucul zenginliğinin bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal etkenler dikkate alınarak sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesi için balıkların üreme ve büyüme döneminde getirilen yasaklara uyulması balık ve balıkçıların geleceği açısından önem arz etmekte.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 günlük Ramazan Bayramı tatili sebebiyle yollarda ve yolcu taşımacılığında oluşacak yoğunluklara yönelik alınan tedbirler ve denetimler sayesinde vatandaşların bayram boyunca rahat ve huzurlu bir şekilde yolculuk yaptığını belirterek, “Bakanlık ekiplerimiz ve kolluk kuvvetleri ile 7 gün 24 saat sahada denetimlerimizi yaptık. Vatandaşlarımızın huzurlu, rahat ve güvenli bir şekilde yolculuklarını tamamlayabilmeleri için yurt genelinde otobüs denetimlerimizi etkin bir şekilde gerçekleştirdik” dedi.
“FAHİŞ FİYATTAN BİLET SATAN İŞLETMECİLER TEK TEK İNCELENDİ”
Ramazan Bayram tatilinde otobüs biletlerinin fahiş fiyatlı satışlarının önlenmesine yönelik denetimlerin büyük bir titizlikle yürütüldüğünün altını çizen Bakan Uraloğlu, Bakanlığa bildirilen ücret tarifelerine uymayan işletmecilerin tek tek incelenip gerekli idari para cezalarının uygulandığını ifade etti. Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatilinde şehirlerarası otobüs seyahatlerinde büyük bir yoğunluk yaşandığını kaydederek, “5 Nisan 2024 Cuma gününden bugüne kadar 80 bin 195 adet otobüs seferi gerçekleştirilmiş ve bu seferlerde 2 milyon 759 bin 818 adet yolcu taşınmıştır” diye konuştu.
“4 BİN 810 OTOBÜS DENETLENDİ”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ekipleri ve kolluk kuvvetleri ile birlikte işbirliği içerisinde hareket ettiklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Şehirlerarası otobüs seyahatlerine yönelik U-ETDS sistemi üzerinden elektronik olarak yapılan denetimlere ilave olarak, yolcu terminallerinde, yol kenarlarında ve karayolları denetim istasyonlarında öncelikli olarak fahiş fiyatlarla bilet satışının engellenmesi ile korsan taşımacılığın önüne geçilmesi amacıyla 4 bin 810 otobüs denetlenmiştir” İfadesini kullandı.
“1 MİLYON 269 BİN LİRA PARA CEZASI KESİLDİ”
Yapılan denetimler kapsamında Karayolu Taşıma Kanunu’na aykırı bir şekilde ücret tarifesi uygulayan ve fahiş fiyatlı bilet satışı gerçekleştiren otobüs işletmecilerine 5 milyon 321 bin 223 lira İdari Para Cezası uygulandığını vurgulayan Bakan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ayrıca, korsan taşımacılık yapan ve izinli olmayan noktalarda yolcu alan/indiren veya tespit ettiğimiz diğer usulsüzlükler nedeniyle otobüs işletmecilerine 1 milyon 269 bin lira idari para cezası uygulanmıştır. Vatandaşımızın bu yoğunluk süresince rahat bir şekilde seyahatlerini gerçekleştirebilmeleri için ekiplerimiz görevini icra etmektedir. Öncelikle fahiş fiyatlarla bilet satışının önüne geçilmesi ve yolcu taşımacılığında düzenin sağlanması için, yurt genelinde bu yöndeki otobüs denetimlerimiz etkin bir şekilde devam etmektedir.”
]]>“ÖNEMLİ KARARLAR ALINABİLİR”
Bakan Uraloğlu yaklaşık olarak son 1 yıllık süreçte Kalkınma Yolu konusunda önemli adımlar atıldığını ifade ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Nisan ayı içerisinde gerçekleştireceği Irak ziyaretinde bu proje ile ilgili olarak önemli kararların alınabileceğini söyledi.
“HEDEF 2028”
Yakın süreçte yaşana gelişmelerle ilgili bilgi veren Bakan Uraloğlu, 18 Ağustos 2023 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, TÜRASAŞ A.Ş. ve TCDD Teknik A.Ş. yetkilileri ile Irak Cumhuriyeti Demiryolları heyeti arasında teknik toplantı yapıldığını vurgulayan Uraloğlu, “Toplantıda Irak tarafı, inşa edecekleri demiryolunun Avrupa standartlarında ve standart hat olacağını, yolcu hizmetleri için 300 km hızın planlandığını, karma işletmecilik yapılacağını ve demiryolunu işletmeye almak için 2028 yılını hedeflediklerini belirtti” dedi.
“KONSEYDE TÜRKİYE VE IRAK İLE BİRLİKTE BAE VE KATAR’IN DA YER ALMASINI BEKLİYORUZ”
Bakan Uraloğlu, ardından Türkiye-Irak Kalkınma Yolu Projesine ilişkin görüşmeler gerçekleştirmek için Irak’a ziyaret ettiğini ifade ederek, “Irak Ulaştırma Bakanı Sayın Rezzak Muheybes es-Sadavi ile görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede, Türkiye’nin Bulgaristan, Macaristan ve Sırbistan Ulaştırma Bakanlarıyla kurduğu Bakanlar Konseyi’ne benzer bir mekanizmanın Türkiye ve Irak arasında kurulması için çalışmalara başlanması konusunda mutabık kaldık. Konseyde Türkiye ve Irak ile birlikte Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar’ın da yer almasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, bu görüşmenin ardından 1 Ekim 2023 tarihinde Genel Müdürler düzeyindeki Bakanlık heyeti ile Irak Cumhuriyeti Demiryolları yetkilileri bir araya gelerek Türkiye ve Irak arasında Kalkınma Yolu Projesine yönelik imzalanması öngörülen Mutabakat Zaptı metnine dair iki tarafın önerileri üzerinde görüşüldüğünü ve BAE ile Katar’ın da katılım sağlayacağı bir toplantı gerçekleştirilerek bir araya gelinmesinin faydalı olacağı üzerinde mutabık kalındığının altını çizdi. Bakan Uraloğlu ayrıca projenin müşavir firmasının yetkilileri ile de görüşme gerçekleştirildiğini kaydetti.
11 Ekim 2023 tarihinde de Türkiye, Irak, BAE ve Katar’ın demiryolu idarelerinin Genel Müdürler düzeyindeki temsilcileri Ankara’da bir araya gelindiğini anlatan Bakan Uraloğlu, “Gerçekleştirilen toplantıda, Kalkınma Yolu Projesine yönelik Bakanlar Konseyi mekanizmasının kurulmasına vesile olacak Dörtlü Bakanlar Anlaşması metnine temel teşkil edecek hususları müzakere ettik. Görüşmede bir taşlan metin hazırladık ve bu metni diğer 3 ülke ile paylaşılmak üzere Dışişleri Bakanlığımıza ilettik” diye konuştu.
SINIR GEÇİŞ NOKTASI OVAKÖY-FİŞHABUR İÇİN MUTABAKAT
12 Ekim 2023 tarihinde ise Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Türkiye-Irak doğrudan demiryolu ve karayolu bağlantı noktasının belirlenmesi amacıyla iki ülkenin TCDD ve KGM temsilcileri katılımıyla bir araya gelerek bir saha gezisi gerçekleştirildiğinin altını çizen Bakan Uraloğlu, 17-18 Ocak 2024 tarihinde de, Bakanlığımız heyeti, Irak Cumhuriyeti Demiryolları temsilcileri ve projenin müşavir firması PEG’in mühendisleri Kalkınma Yolu Projesinin teknik detaylarını görüşmek amacıyla Ankara’da teknik toplantı gerçekleştirdiğini kaydetti. Uraloğlu, Ovaköy-Fişhabur’daki karayolu ve demiryolu sınır geçiş noktasının yeri konusunda mutabık kalınan karar doğrultusunda, heyetler sınır geçişi noktasının kesin konumu konusunda toplantı gerçekleştirdi ve toplantıda alınan kararlar doğrultusunda tutanak imzalandığını da vurguladı.
TEKNİK TOPLANTILAR DEVAM EDİYOR
11-14 Şubat 2024 tarihinde de daha önce alınan karar doğrultusunda Basra’da teknik bir toplantı düzenlenerek heyetlerin Fav limanına teknik bir ziyaret gerçekleştirdiğinin altını çizen Bakan Uraloğlu son olarak da 26-27 Mart 2024 tarihlerinde, iki ülke arasında 2023 Mart ayında kabul edilen Ankara Bildirisi’nde bahsi geçen Ulaştırma, Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının temsilcilerinin katılımıyla Ankara’da Genel Müdür düzeyinde teknik bir toplantı düzenlendiğini aktardı.
“İKİ ÜLKE ARASINDA KARŞILIKLI TEMASLAR SÜRMEKTEDİR”
Bakan Uraloğlu, söz konusu toplantının çok verimli geçtiğini vurgulayarak, “Oldukça verimli sonuçlanan görüşmeler neticesinde, Türkiye ve Irak’ın, Kalkınma Yolu Projesinde en kısa sürede azami ilerleme kaydedilmesi için atılacak adımlar ele alındı. Toplantıda Türkiye’nin ulaştırma altyapılarının inşası ve işletilmesi hususlarında bilgi ve tecrübesinin paylaşılması amacıyla düzenlenebilecek eğitimlerin de değerlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.
“İHTİYACA ÖZEL ÇALIŞMA GRUPLARI KURULACAK”
Yapılan görüşmede Türkiye ve Irak’ın, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında yakın işbirliği ve temsilde sürekliliği sağlamak adına karşılıklı olarak Bağdat ve Ankara’da açacakları ofislere ilişkin detaylar ele alındığını belirten Uraloğlu, tüm bu işbirliklerini hızlandırmak ve derinleştirmek adına demiryolu, karayolu, denizcilik gibi farklı ulaştırma modları ile gümrük ve ticaret konularında da ihtiyaca özel çalışma grupları kurulması kararının alındığının altını çizdi. Bakan Uraloğlu, görüşmeler neticesinde kalkınma yolu ile ilgili çalışmalara hız vermek için mutabık kalınan hususları imza altına aldıklarını ifade etti.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN IRAK’I ZİYARET EDECEK”
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Nisan ayı içerisinde Bağdat’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmeyi planladığını da dile getirerek, “Bu ziyaret sırasında, Kalkınma Yolu projesinde iş birliğimizi pekiştirecek hususlar ele alınacak. Bu ziyaret Kalkınma Yolu’nun yol haritasının çizilmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi.
“İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMAYA HAZIRIZ”
Ovci ise, “Ayrıca Türkiye ile İran arasında enerji iş birliğini artırmak, Türk şirketlerinin İran’da enerji alanına yatırım yapabilmeleri konularını ele aldık. Bu konuda Türkiye’nin önde gelen şirketleri bize tanıtıldı ve biz de bugünden itibaren iş birliğini artırmaya yönelik çalışmalarımıza başlayacağız. Sayın Bayraktar ile görüşmemizde, petrol ve doğal gaz sahalarının kalkındırılması, petrol tesisleri ve petrokimya sektörlerinde iş birliğini artırmaya Tahran olarak hazır olduğumuzu belirttik” şeklinde konuştu.
”TÜRKİYE İLE İRAN’IN TİCARET HACMİNİ ORTA VADEDE 30 MİLYAR DOLARA ÇIKARMA HEDEFİ KOYULDU”
Bakan Bayraktar ise konuşmasında Tahran’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Buraya birçok kez geldim. Ama şimdi burada Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak bulunuyorum. Bu çalışma toplantımızın esas sebebi ocak ayında Sayın İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti ve Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantılarında alınan kararların ve orada imzalamış olduğumuz enerji mutabakatı anlaşmasının takibi ve onun kararlarını yerine getirmek için burada bulunuyoruz” dedi.
Bayraktar, “Çok kıymetli kardeşim ve meslektaşım Cevad Bey’in belirttiği gibi iki ülke sayın cumhurbaşkanları Türkiye ile İran’ın ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefini koydular. Dolayısıyla bu ticaret hacmine ulaşılabilmek için özellikle bizim alanımızda, enerji ve tabii kaynaklar alanında, petrol, doğal gaz ve elektrik alanında iki ülkenin yapacakları birçok iş birliği alanları var” ifadelerini kullandı.
”İRAN, BİZİM ÇOK ÖNEMLİ BİR TEDARİKÇİMİZ”
Doğal gaz alanında İran ile 30 yıla yaklaşan ticaret işbirlikleri olduğunu belirten Bayraktar, “Doğal gaz Türkiye için oldukça önemli. Çünkü biz doğal gazı sanayide, evlerimizde ve elektrik üretiminde kullanıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nın doğal gaz arzını kesintisiz bir şekilde sağlaması için birçok farklı kaynaktan doğal gaz ithalatı söz konusu. İran da bu anlamda bizim çok önemli bir tedarikçimiz. İnşallah bundan sonraki dönemde bugün itibariyle başladığımız müzakereleri hızlı bir şekilde sonuçlandırıp, bu gaz tedarik anlaşmamızı daha da ileri götürecek adımları atmış oluruz” dedi.
Bayraktar, “Bugün bu projelerin hem teknik olarak çalışma grupları arasında müzakerelerin başladığı ve özellikle ticaret hacmini daha ileri götürecek adımları atmakla alakalı bir çalışma ziyareti bugün gerçekleştirmiş oluyoruz. Özellikle konuştuğumuz konulardan bir tanesi, doğal gaz sahalarının, doğal gaz üretiminin geliştirilmesi ve doğal gaz altyapı projelerine yatırım yapılması, bu projelerin gerçekleştirilmesi. Dolayısıyla bu konular da gündemimizdeydi. Hem sayın bakanla hem de ilgi şirketlerle bu projeleri de görüştük ve görüşmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>xYerel seçimlerin önemli olduğuna değinen Bakan Özhaseki, “Bu seçimlerin önemli tarafı genel bir seçim olduğu için beldemizi, ilçemizi, ilimizi geleceği hazırlayacak insanlar ise onu seçiyoruz. Genel idarede belki farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama bu seçimlerde biz geleceğimizi oyluyoruz. Düzgün çalışkan işine hakim gecesi gündüzü vatandaşın işi olan bir başkan seçersek o şehirlerin geleceği de aydınlık oluyor. 1994 öncesinde belediyecilikte CHP’nin ideolojik bir tavrı vardı. Çeşmelerden su akmazdı, çöp dağları birikirdi” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’nin zor bir coğrafyada olduğunun işaret eden Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatan burası. Bu coğrafyada yaşamanın bedeli var o da güçlü olmak. Güçlü olmazsanız yaşayamazsınız. En son deprem belası vurdu bizi. 680 bin evimiz, 170 bin işyerimiz yıkıldı. 18 ilimiz bu depremden etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. İlk geceden itibaren bütün belediyelerimizi bölgeye sevk ettik. Hatay’da CHP var. En büyük belediyelerimizi Hatay’a gönderdik. Siyasi tercih önemli değil, depremde enkaz altında kalan bizim insanımız. Ama nüfusu milyonlar olan, konuştuğunda mangalda kül bırakmayan adamlar oraya özel jetlerle, medya ordusuyla gelip selfie çekilip, bırakıp gittiler. Onlarda deprem turistiydi. 6-7 sene önce şimdiki belediye başkanıyla birlikte Antakya’da kentsel dönüşüm yaptırmadılar. 1 saat yalvardım vatandaşlara ama yaptırmadılar. Binlerce insan öldü orada. Hem yapmıyorsunuz hem yapana mani oluyorsunuz. Askeri olarak güçlü olup, ekonomik olarak kalkınacağız. Hatay Reyhanlı’da 350 milyon lira harcayıp belediyenin yapması gereken suyu çıkarttık. Oradaki su idaresi gidip elektrik aboneliği almıyor” dedi.
“ELİMİZİ AYAĞIMIZI KIRMAYIN”
Özhaseki, “Buradaki sorunu çözecek arkadaşların hepsini ilçeye getirdim. 68 yıllık bir ihtilaf var burada. Tapu kadastro davaları çok uzun sürer. Belli grup vatandaş adına tescil edilmiş tapular. Bizim vardığımız bir sonuç oldu. Burada bir kanun çıkarılması lazım. Kanun çıkarmadan şu anki idari yolla bu işi çözebilmek mümkün değil. Daha önce İstanbul Sultanbeyli’de yaptık. Bütün mülkiyet devlete geçti, şimdi devlet teslim etti. Burada da Aksu Çalkaya’da yaptık. Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmayın Hakan başkan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde burada da Veli hocama izin verirseniz. Acelemiz var pazartesi, salıdan itibaren bütün itilafları halledeceğiz. Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapular belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Tapu işini bir çözelim ondan sonra kentsel dönüşüm olsun derseniz onu da yapalım. Bu işin tek şartı var, Büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın” diye konuştu.
“ÇÖZE ÇÖZE İLERLİYORUZ”
Bakan olarak ikinci kez atandıktan sonra 9 aydır Antalya’yı ilçe ilçe, köy köy, kasaba kasaba dolaştığını dile getiren Bakan Ersoy, ”Burada çiftçilerimizle, esnafımızla, öğrencilerimizle, gençlerimizle, iş adamlarımızla, yatırımcılarımızla, turizmcilerimizle bir araya geliyoruz. Sorunlarını dinliyoruz, ihtiyaçlarını yerinde görüyoruz. Müdürlerimizle beraber bu çalışmaları kısa, orta, uzun vadeli programlarla çöze çöze ilerliyoruz. Son 75 gündür yoğun bir şekilde Antalya’mızı karış karış dolaşıyoruz. Dolaştıkça da Antalya’mızın sorunlarına, ihtiyaçlarına daha fazla hakim oluyoruz” diye konuştu.
“VİZYONEL BAŞKAN”
Antalya’nın tarım, turizm ve kültür sanat şehri olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, “2023 yılını Türkiye rekor sayıda ziyaretçiyle kapattı, 57 milyona yakın misafir aldık. Bunun 16 milyon gibi büyük bir kısmını da Antalya’da ağırladık. 2024 çok daha iyi olacak, Antalya’da 17 milyondan fazla ziyaretçi beklediğimiz bir yıl. Bundan sonra rekor kıra kıra turizm sayılarını yukarıya taşıya yolumuza devam edeceğiz. Antalya’da 2.7 milyon nüfustan bahsediyoruz. Kentin coğrafi konumuna baktığımız zaman Gazipaşa’dan, Kaş’a kadar 680 kilometrelik uzunluğa yayılmış bir şehirden bahsediyoruz. 19 tane ilçemiz var. 2.7 milyon nüfusumuz var. Hem yurt dışından, hem yurt içinden çok yoğun göç alan bir şehiriz. Artık sadece Türkiye Türklerin gözünde değil, dünyanın en güzel turizm şehirlerinden birinde yaşıyoruz. Bu kadar hızlı bir Antalya’ya sahipken, Antalya asla duramaz, hep koşmalı. Koşan bir Antalya görmemiz lazım. Çünkü Antalya durursa devamlı göç alan büyüyen bir şehir durursa aslında yerinde durmuyor, geriye gidiyor demektir. O nedenle 31 Mart seçimleri çok önemli. Antalya gibi şehri, bir dünya şehri dünya markası yapmak istiyorsak bize mazisi sitemiz, çalışkan, hırslı, ama hepsinden önemli, vizyonel başkanlara ihtiyacımız var. Eğer Antalya’yı biz Süper Lige taşımak istiyorsak, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden, en çok beğenilen şehirlerinden biri yapmak istiyorsak hem çalışkan olmalı başkanlarımız, hem de vizyoner olması lazım” ifadelerine yer verdi.
“TURİZM ALANINDA YENİ PROJELER”
Yeni dönemde hem ilçeler hem büyükşehir için sizlerle el ele vererek hedeflere hep birlikte çalışarak ulaşacaklarına değinen Bakan Ersoy, “ Antalya’mızın sorunları var mı? var. Ama Antalya’mızın çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Yeter ki niyet olsun, istek olsun. Doğru işin ehli insanlara yetkileri vermiş olalım. Bakın geçtiğimiz dönemde sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı konulara bakacak olursak, Antalya’nın en büyük sorunlarından biri arıtma sorunuydu. Biz büyükşehir Belediyesinin konusudur deyip geri çekilmedik, onların yapamadıkları yatırımları, protokollerle devralıp Serik ve Kemer arıtmayı hayata geçirdik. Kıyı bandı boyunca halk plajları yaptık. Kültür yolu festivalleriyle, kültür ve sanata ki Antalya’mızla dahil ettik. Yatırım yaptık. Yeni bir proje daha başlattık. Ne diyoruz? Artık turistlerimiz otellerde kalsın istemiyoruz. Otellerden dışarı çıksın istiyoruz. Şehirlerimize, şehir merkezlerimize insin, esnafımızla buluşsun istiyoruz. ‘Geleceğe Miras’ projesi adı altında son 60 yılda arkeoloji alanında yapılmış işlere kadar bir işi gelecek 4 yılda yapmayı vaat eden yeni bir arkeolojinin altın çağı programını başlatıyoruz. Gece müzeliğini ekleyerek, otellerinden çıkıp hem arkeolojik noktaları gezmeleri hem şehir merkezine Ulaşmaları için yeni bir programı daha bu yaz itibariyle hayata geçirdik. Amacımız şehrin elde ettiği gelirin şehir paydaşları tarafından doğru bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktır. Bütün şehirde yaşayan esnafımızın, çiftçimizin bundan pay almasını sağlamak, sezonu 12 aya uzatmaktır, ve turist akışını tüm ilçelerimize dağıtmak. Bununla ilgili çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” diye konuştu.
“HALININ ALTINDAKİ SORUNLARI ÇIKARACAĞIZ”
“Bir işi iyi gittiği zaman herkes sahiplenmek istiyor” diyen Bakan Ersoy, “ Herkes sayıları açıklamak istiyor. Şu kadar şunu yapacağız. Ama bu iş turist bekliyoruz diyerek olmuyor ki. Bu kadar yatırım yapacağız demek olmuyor ki. Hiçbir şey söyleyerek olmuyor. Her şeyi yaparak, çalışarak oluyor. O yüzden bu 31 Mart’taki seçimler çok çok önemli. Bugüne kadar halının altına süpürülmüş çok fazla sorun var, 31 Mart’tan sonra yapmak istediğimiz ilk iş halının altındaki sorunları çıkaracağız, teker teker yoluna koyacağız. 68 yıldır bekleyen bir sorununuz var onu da çözüyoruz” ifadelerine yer verdi.
Toplantının ikinci bölümü basına kapalı olarak devam etti.
Bakan Göktaş, Tekirdağ’daki temasları kapsamında Süleymanpaşa Belediyesi Aydoğdu Mahallesi Kadın ve Gençlik Merkezi’ni de ziyaret etti.
Merkezde kurs gören Roman çocukların davullu mini gösterisiyle karşılanan Bakan Göktaş, merkezi gezerek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Daha sonra Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli Roman Dernekleri Federasyonu temsilcilerinin katılımıyla, “Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı”na başkanlık eden Göktaş, “ikinci memleketim” diye nitelendirdiği Tekirdağ’ın tüm renkleri, farklılıklarıyla ülkenin en kıymetli hazinelerinden biri olduğunu belirtti.

“ROMAN KARDEŞLERİM SANDIKLARI PATLATACAK
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Göktaş ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından toplantıya katılan Roman vatandaşlara hitap etti.
Sözlerinin başında Roman vatandaşları selamlayan Erdoğan, “Roman kardeşlerimizin ne kadar kararlı durduklarının haberlerini bu süreç içinde aldım. Pazar günü sandıklara gideceğiz, inanıyorum ki Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak.” diye konuştu.
Salondakilerin “Evelallah” karşılığını vermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek. Gerek Edirne gerek Tekirdağ gerekse Kırklareli’nde böyle bir patlamanın olması o kibirli tiplere en güzel cevap olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Bu seçimde bunu yapmaya var mıyız?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki Roman vatandaşlardan “Hiç şüpheniz olmasın” yanıtını almasının ardından “Öyleyse kararlıyız, hazırız.” karşılığını verdi.
“AYRIM YAPMAYA ÇALIŞTILAR”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş da “Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı”ndaki konuşmasında, her fırsatta Roman vatandaşlarla bir araya geldiğini belirterek, “Bu ülkenin en güzel renkleri olan sizleri çok seviyoruz.” ifadesini kullandı.
Tüm vatandaşlara hiçbir ayrım gözetmeksizin hizmet etmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, “Biz biriz, beraberiz, birlikte güçlüyüz. Her vatandaşımız bizler için kıymetli. ‘O’ veya ‘bu’ ayrımı yok. ‘Ev hanımları-çalışan kadınlar’ diye ayrım yapmaya çalıştılar, ‘o gazi senin, bu gazi benim’ diye ayırmak istediler. Bu memleket hepimizin, bu çocuklar hepimizin çocukları. El birliğiyle kentlerimizi, ülkemizi daha iyi yerlere getireceğiz.” diye konuştu.

Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı yerlerde Sosyal Dayanışma Merkezleri (SODAM) açtıklarını dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Bu merkezlerimizde mesleki ve sanatsal gelişime yönelik hizmetler sunuyoruz. Sanatsal yeteneklere sahip gençlerimizin merkezlerimizde düzenlenen programlarla kendilerini geliştirip, güzel başarılar elde edeceklerine inanıyoruz. Sosyal Dayanışma Merkezlerimizdeki mesleki kurslarla kadınlara sosyal hayat tecrübesi sunmanın yanı sıra mesleki donanım kazandırmayı amaçlıyoruz. Ekonominin içinde daha aktif şekilde yer almaları için eğitim içerikli kurslarımızla önlerini açıyoruz. Kurslarla kazandıkları yeterlilik sayesinde üretime katıldıklarını görmek bizleri son derece mutlu ediyor. Türkiye’de 27 şehrimizde faaliyet gösteren 88 Sosyal Dayanışma Merkezimizle kadınların sosyal, kültürel, mesleki ve kişisel gelişimlerine destek sağlıyoruz.”
Bakan Göktaş’a ziyareti sırasında AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Gökhan Diktaş ve Çiğdem Koncagül’ün yanı sıra Cumhur İttifakı Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Yüksel de eşlik etti.
“Biz vatandaşlarımızla beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız”
22 yıldır vatandaşları sahada dinlemeye devam ettiklerini belirten Bakan Tunç, “Bugünlerde bir moda çıkarmışlar ‘bakanlar neden sahada’? Bakanlar zaten hep sahada, bakanlar sürekli milletinin arasında. Biz seçimden seçime sahada olanlar değiliz, biz sadece bu ülkenin Ankara’dan, masa başından yönetilmeyeceğini her zaman söylüyoruz. Biz Ankara’daki işlerimizi de aksatmadan 22 yıldır sürdürüyoruz, sahada da milletimizi dinleyemeye devam ediyoruz. Biz sizinle beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız. 17 seçim, bu millet boşuna mı ‘AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan’ diyor. Adalet Bakanları, Ulaştırma Bakanı, İçişleri Bakanı seçimde istifa edermiş. Bu bir kere eski sistemdeydi. Sen daha bu sisteme alışamamışsın, bu ülkeyi nasıl yöneteceksin. O eski sistemde, genel seçimlerdeydi, bu yerel seçim. Yerel seçimlerde de böyle bir zorunluluk yoktur” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi istikrar üreten bir sistemdir”
17 bakanın Türkiye’nin her yerinde olduğunu belirten Tunç, “Parlementer sistemdeki o eski sistemi hala özleyenler boşuna özlemesin. O sistem 1,5 yılda hükümetler değiştiren, istikrarsızlık üreten, yatırımları durduran bir sistemdi. Ne zaman istikrarlı bir döneme adım attı, ne zaman ülke tek başına iktidarları yakalamışsa o dönem yatırımlar hızlandı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de istikrar üreten bir sistemdir. 17 bakan, sadece İstanbul’da değildir, ülkenin her yerindedir. Niye, çünkü şehirlerimiz daha iyi yönetilsin, daha fazla kalkınsın, hükümet olarak bizler de uyumlu olarak çalışacak belediye başkanları iş başı yapsınlar ve şehirlerine faydalı olsunlar diye elbette sahadayız” diye konuştu.
“Para kuleleri CHP’yi sandığa gömecek”
CHP’yi eleştiren Bakan Tunç, “Senin milletvekillerin de sahada. Senin milletvekillerin nerede, parlamento şu anda açık mı? Tabii ki senin peşindeler. Onlar için niye bir şey demiyorsun? Demez, çünkü yaptıkları bir eser yok, çaktıkları bir çivi yok. O becerisizliklerini bu şekilde perdeleme, karalama politikası izliyorlar. Karalayamazsınız, bu güne kadar çok uğraştınız. Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatını karalamak mümkün değildir. Siz o İstanbul’a yaşattığınız kayıp yıllara üzülmeniz lazım. Öyle değil mi? Utanmanız, sıkılmanız lazım. O çanta çanta, valiz valiz paraları nereden aldığınızın hesabını veremiyorsunuz. Savcı soruyor, ‘nereden aldın’, ‘bilmiyorum’ diyor. İçinde ne kadar vardı, yine ‘bilmiyorum’ diyor. Her yerinden para çıkıyor, ceplerinden de çıkıyor, eurolar, dolarları sıkıştırmışlar. Makbuzları nerede, ‘bilmiyorum’ diyor, böyle bir şey olabilir mi? Hatırlıyorsunuz, 1994’de İSKİ skandalı vardı. Suları akmayan İstanbul’un İSKİ skandalı Cumhuriyet Halk Partisi’ni sandığa gömmüştü, o para kuleleri Cumhuriyet Halk Partisi’ni sadece İstanbul’da değil, bütün Türkiye’de sandığa gömecek. Bunu hep beraber göreceğiz” şeklinde konuştu.
]]>“Aynı zamanda Türkiye’nin 2 milyon 300 bin şirketlerini ve 2 milyon 220 bin esnaflarımızın da, işlerinden sorumluyuz. Bu çerçevede; pazarcılarımız, bakkallarımız, marketler, kırtasiyeciler, terziler, berberler bütün marangozlar, mobilyacılar, demir doğramacılar hepsi bizim ilgi alanlarımız içinde. Pazarcı deyip asla geçmeyeceğiz. Pazarcılar sayesinde çiftçilerimizin ürettiği o alın teri sebze, meyve, darı, bakliyat hepsi vatandaşlarımızın, tüketicilerimizin sofralarına pazarlardan taşınıyor. Marketlerden taşınıyor. Dolayısıyla pazarcılar çok önemlidir. Alışveriş fonksiyonu icra ediyorlar” dedi.
‘LİSELİ YILLARIMDA BENDE PAZARCILIK YAPTIM’
Lise yıllarında kendisinin de pazarcılık yaptığını anlatan Bakan Bolat, “Öğleden sonra okuldan geldiğimizde evimizin yakınlarda, pazartesi ve perşembe pazarları olurdu. Orada babamızın bize verdiği görevle abimle beraber çalışırdık. Hayatımız esnafların içinde ve esnaflıkla geçti. Babamız, evimizin rızkını esnaflıktan kazanırdı. Dolayısıyla esnaflarımızın ne kadar toplumumuz ve ülkemiz için, halkımız için, ekonomimiz için önemli olduğunu en iyi bilen insanlarız. Cumhurbaşkanımızın kendisi de bir esnaf, sanatkâr çocuğuydu. Kabinedeki arkadaşlarımızın da çok büyük bölümü yine esnaf ve sanatkâr çocukları, emekçilikten geliyoruz. İşçilik yaptık, esnaflık yaptık, sanatkârlık yaptık. Ve Allah sizlere de aziz milletimize ve ülkemize Ticaret Bakanı olarak hizmet etmeyi nasip etti. Gece gündüz demeden koşturuyoruz” ifadelerini kullandı.
‘MİLLİ GELİR 230 MİLYAR DOLARDAN 1 TRİLYON 119 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ’
21 yılda Türkiye ekonomisine 4,5 ekonomi daha katıldığını ifade eden Bakan Bolat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“230 milyar dolar olan yıllık milli gelir bir trilyon 119 milyar dolara yükseldi. Bunun anlamı bir ekonomik büyüklüğe, 4,5 ekonomik büyüklük daha katılması demektir. Bunu ticarette, tarımda, sanayide, hizmetler sektöründe bütün milletimiz gördü, şahitlik etti. O yüzden de aziz milletimiz Cumhurbaşkanımıza, partisine, Cumhur İttifakı partilerine 17 defa seçim galibiyeti hediye etti. Ve Cumhurbaşkanımızın önderliğinde de bütün kabineler, bütün belediyelerimiz gerçekten halk için, şehirlerimiz için, sektörler için, ülkemiz için canla başla çalıştılar. Bugün bölge ülkelerinin dünya ülkelerinin her tarafta yurttaşlıkları gelişmesinde imrendikleri ülkemiz ve ekonomisi hamdolsun meydana geldi. Nelere rağmen 2008’de, 2009’da dünya ekonomik krizi vardı. 2019’da, 2020’de dünyanın en büyük salgını vardı. 2022’de, bölgemizde bir Rusya, Ukrayna savaşı vardı. 2023 başında çok büyük bir deprem felaketi vardı. Anadolu topraklarının 800 yıldır görmediği büyük ve yıkıcı bir depremdi. Ama hiçbir zaman başımız öne eğmedik. Ayağa kalktık. Milletimizle, toplumumuzla birlikte dayanışma içinde bütün yaraları sarmaya elhamdülillah çabalıyoruz, çalışıyoruz. Bakın dün tam 30 bin kişi deprem bölgesinde ev sahibi oldu. Bu sene sonuna kadar 200 bin kişi olacak.”
‘MİLLİ GELİR 3 BİN 608 DOLARDAN, 13 BİN 110 DOLARA ÇIKTI’
Bakan Bolat, esnaflara ve pazarcılara bu dönemde çok hizmet edildiğini ifade ederek, “Esnaflarımıza 21 yılda tam 468 milyar lira sübvansiyonlu krediler verildi. Faiz neyse onun yarısını aldılar. 750 bin lira esnaf başına krediler alındı. Bakın 750 bin liranın bugünkü karşılığı 25 bin dolar. 21 yıl önce esnaflarımıza 5 bin lira kredi veriyorlardı. Yüzde 20’si sübvansiyonluydu faizinin ve onun değeri 3 bin 500 dolardı. Kişi başına milli gelir 3 bin 608 dolardan, 13 bin 110 dolara çıktı. 850 bin esnafımız basit usulde defter tutanlar onların kazançları, vergi kapsamı dışına alındı. Her platformda onların yanında yer aldık. Ama esnaflarımız da, halkımız da her zaman Cumhurbaşkanımızın, AK Parti’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın yanında yer aldılar Allah aziz milletimizden razı olsun. Onları rahatlatmak, onların gelir, yaşam düzeyini, refah düzeyini yükseltmek her zaman boynumuzun borcu oldu. Bugün burada, pazarda sizlerle bir mahalle iftarı yaptık. Pazarcı kardeşlerimizle kucaklaştık. İnşallah bizim hükümet olarak onlara desteklerimiz devam edecek. Sizden ricamız her zaman için, bizim için desteklerinizi esirgemeyin. Biz gece gündüz sizler için çalışacağız” diye konuştu
Hatay’ın hoşgörü şehri ve adeta açık hava müzesi gibi bir yer olduğuna dikkati çeken Özhaseki, “Ne kadar hizmet etsek az diye düşünüyorum. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Hatay benim özel meselem’ demişti. Depremden sonra da Hatay, tüm milletin ve bizim meselemiz, inşallah ayağa kaldırmak için elimizden geleni yapacağız. Bu konuda hiç endişeniz olmasın. Bugün burada tam 5 bin 807 konutun temelini atıyoruz. İskenderun’da 2 millet bahçemiz var, onların açılışını yapacağız. Bir taraftan da Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla 3 bin 614 hazırlanmış olan konutlarımızı hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Bakan Özhaseki, iktidarları döneminde gerek genelde, gerekse yerelde hep eser siyasetini öncelediklerini dile getirdi.
Şehirlerin geleceğinin, o şehirde yaşayan yöneticilerin, özellikle de yerel yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılı olduğunu aktaran Özhaseki, şunları kaydetti:
“Eğer bir beldede, ilçede, ilde, büyükşehirde ufuklu insanlar varsa, siyasi hesapları bir tarafta bırakıp, şehrini geleceğe taşımaya çalışıyorlarsa, hedef koyup o hedef uğrunda gayret ediyorlarsa, o şehirlerin geleceği aydınlık, ama yerel yöneticilerin kafaları ellerdeyse, bir sürü şeytani hesaplarla uğraşıyorlarsa, ‘ben nasıl ederim de bir daha gelirim, nasıl ederim de iş başını kurtarırım, onun mu ayağını kaydırayım, öbürüne mi bir şey yapayım’ diye çabalıyorlarsa Cenabıallah da ayaklarına dolaştırıyor. Demek ki iyi niyet her işin başı. Ben nihayetinde 5 dönem Kayseri’de üst üste seçilerek hizmet etmiş bir kardeşinizim ve şunu gördüm 20 küsur yıllık belediyeciliğimde; siz eğer iyi niyetle yola çıkıyorsanız, gayret ediyorsanız, uğraşıyorsanız, halkın duasını almak için gece gündüz demeden fedakarca, iyi niyetle, hiç menfaat olmaksızın gayret ediyorsanız, emin olun Cenabıallah tutan eliniz oluyor, gören gözünüz oluyor, yürüyen ayağınız oluyor. Eğer niyeti bozarsanız, işler kötü gidiyor. Benim bu sözlerimden sizler arif insanlarsınız, ne demek istediğimi de çok iyi anlarsınız diye düşünüyorum.”
Bakanlık olarak Hatay’ı önemsedikleri için buraya çok büyük yatırımlarının olduğunu anlatan Özhaseki, kente geçmişte, depreme kadar 74 milyar liralık, depremden sonra da şu anda tam 224 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyledi.
“HATAY’I AYAĞA KALDIRMAK İÇİN HİÇBİR FEDAKARLIKTAN KAÇINMAYACAĞIZ”
Yatırımlara bundan sonra da devam edeceklerinin vurgulayan Özhaseki, “Yaralar sarılıncaya kadar, bütün hak sahibi kardeşlerimiz ‘evet hakkımızı aldık, sizden Allah razı olsun’ deyinceye kadar buralardayız ve sonuna kadar da hizmet etmeye devam edeceğiz. Hatay’ı ayağa kaldırmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Kabinemizde en önemli gündem maddesi emin olun deprem bölgeleri ve Hatay.” ifadesini kullandı.
Depremlerden zarar gören il sayısının 18 olduğunu hatırlatan Özhaseki, 14 milyon insanın da bundan etkilendiğini anlattı.
Özhaseki, 680 bin konutun, 170 bin de iş yerinin yerle bir olduğu depremde, maddi zararın 104 milyar dolar olduğunu belirtti.
“HATAY’DA 144 BİN 611 BAĞIMSIZ BİRİMİN İNŞASI DEVAM EDİYOR”
Afetin ardından AK Parti’li belediyeleri Hatay’da görevlendirdiklerini anımsatan Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elhamdülillah bizler hep burada iş başındaydık. Gayret ediyorduk. Bunu ‘asrın dayanışmasına’ dönüştürdük. Bundan da son derece mutluyuz, vicdanen müsterihiz ama nüfusu milyonlarca olan, konuştuğu zaman arkasında 20 kamerayla gezen adamlar, belediye başkanları arada bir geldiler, bir iki çadırın önünde durdular, ‘selfie’ler çekildiler, sonra da bırakıp gittiler. Onlar da deprem turistiydi. Allah onların da iyiliklerini versin. Millet bunları görüyor, 31 Mart’ta da zaten bunların hesabını soracak.”
Depremin ardından 1 saniye bile boş durmadıklarını dile getiren Özhaseki, “Şu an 307 bin konutumuzun inşaatı yoluna girdi. Başladı, devam ediyor, bitmek üzere vesaire. Bugün çekilecek kuralarla 76 bin konutumuzu Türkiye genelinde dağıtmış olacağız. Ondan sonra da her ay 10-15 bin konutu vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Mehmet Özhaseki, Hatay’a yönelik çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Şu an Hatay’da 144 bin 611 bağımsız birimin inşası devam ediyor. Eksik kalırsa yine yapacağız, hiç kimsenin endişesi olmasın. Çok kısa sürede de yapıyoruz. Bugün yine Hatay’da 3 bin 614 konutumuzu da teslim edeceğiz. Ayrıca Antakya, Defne, Kırıkhan, İskenderun ve ihtiyacı olan bazı ilçelerimizin de altyapısı için İller Bankamız tam 12 milyar lira ayırdı. Bunu da buraya harcayacağız, burada bırakacağız. Hiçbir şekilde belediyelerimizi de asla borçlandırmayacağız.”
Kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte hareket ettiklerini anlatan Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde hizmet etmeyi sürdürdüklerini vurguladı.
Özhaseki, törende 5 bin 807 bağımsız birimin temelini atacaklarını belirterek, “Biz çalışıyoruz, gayret ediyoruz, dertleniyoruz, elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah sonucunda da sizlere hakları teslim edip buradan ayrılacağız. Sizlere hakkını teslim edinceye, hak sahibi kardeşlerimizin hepsi bize dönüp ‘Allah sizden razı olsun’ deyinceye kadar hep buralardayız, endişeniz olmasın. Gitmeye de hiç niyetimiz yok, bu işleri bitireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“HATSU, YEREL YÖNETİCİLER ORTADA YOK”
Yerel yönetimlerle işbirliğinin önemini vurgulayan Özhaseki, şunları paylaştı:
“İki eliniz, kanadınız beraber olduğunda iş yapılıyor. Biz bir taraftan Reyhanlı’da su işleriyle uğraşıyoruz, 16 yerde İller Bankamız uğraşıyor. Bunların tamamı aslında HATSU’nun işi. HATSU, yerel yöneticiler ortada yok. Bu kadar güzel faaliyetler oluyor ama ne yazık ki üzülerek söylüyorum bir yerel yönetici bile yok. Keşke beraber olabilseydik, çünkü birlikten rahmet, iyilik doğar ama birlik olunmazsa, siz iş yaparken birileri arkanızdan konuşur devam ederse, işinize mani olmaya çalışırsa oradan da çok hayırlı bir sonuç çıkmaz. Bu vesileyle sizlerin de 31 Mart’ta en doğru tercihle, Mehmet Öntürk kardeşimizin liderliğinde, ilçelerimizde bizimle kol kola girecek arkadaşlarımıza destek vererek elimizi, kolumuzu güçlendirip daha şevkli vaziyette iş yapmamızı sağlayacağınızı düşünüyorum.”
DİĞER KONUŞMACILAR
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da temeli atılan bağımsız birimin hayırlı olması temennisinde bulunarak, dayanışmayla her zorluğun üstesinden gelineceğini belirtti.
AK Parti Hatay Milletvekili Adem Yeşildal ise 6 Şubat 2023 depremlerinin ilk anından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ve bakanlıkların yoğun çabasıyla Hatay’ı hızlı bir şekilde toparladıklarını söyledi.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ömer Bulut ve Emlak Konut Genel Müdürü Cengiz Erdem’in de katıldığı törende, Bakan Özhaseki ve beraberindekiler temel atma butonuna bastı.
]]>Vatandaşlarımızın sosyal yardım programlarından yararlanabilmesi için ihtiyaç halinin yanı sıra, hanelerinde çocuk veya engelli bulunması, 65 yaş üstü olma, kadınlar için eşlerinin vefat etmiş olması, muhtaç asker yakını olma veya kronik bir hastalığın bulunması gibi ilave dezavantajlılık durumu gerekmekteydi.
Yaptığımız çalışmalarla sosyal yardımların kapsayıcılığını artırarak ihtiyaç sahibi olmanın yanı sıra ilave bir dezavantajı olmaması nedeniyle düzenli sosyal yardım alamayan vatandaşlarımızı da yalnızca gelir kriteri üzerinden sosyal yardım sistemine dâhil ederek desteklemek amacıyla Türkiye Aile Destek Programını hayata geçirdik.” diye konuştu.
“DÜZENLİ SOSYAL YARDIMLARDAN FAYDALANANLARIN BÜYÜK BIR KISMI ÇALIŞAMAYACAK DURUMDA”
Sosyal yardım programlarını hak temelli, nesnel ve etkin bir şekilde geliştirdiklerini kaydeden Bakan Göktaş, “2002 yılında 4 farklı sosyal yardım programı yürütülürken, bu rakamı 50’nin üzerine çıkarttık. Sosyal yardım kalemlerinin çeşitlenmesiyle bu yardımlara ulaşan vatandaşlarımızın sayısı artmaktadır. Ayrıca sosyal yardımlardan faydalananların büyük bir kısmı çalışamayacak durumda olan çocuk, engelli ve yaşlı gibi kişilerden oluşmaktadır.” dedi.
Türkiye’nin dünyadaki en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerden biri olduğunun altını çizen Göktaş, “ Kimseyi geride bırakmama anlayışımızı sosyal yardımlar konusunda da kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Hali hazırda ihtiyaç sahibi hanelerimize düzenli bir şekilde sosyal yardımlarımızı ulaştırırken sel, deprem, yangın gibi afetlerde mağdur olan vatandaşlarımıza durumlarına bakılmaksızın ilk andan itibaren desteğimizi sunuyoruz.
Bu kapsamda yaptığımız tek seferlik yardımlar dahil, sosyal yardımların farklı kalemlerinden 4,9 milyon hanemizi yararlandırdık. Sosyal yardımlara ulaşan hane rakamlarına afet dönemlerinde tek seferlik yardımdan yararlanan aileler de dahildir.” diye konuştu.
“KAPSAM DIŞI OLAN İHTİYAÇ SAHİBİ VATANDAŞLARIMIZA DA DESTEK VERME İMKÂNI SAĞLADIK”
Vatandaşların son yıllarda sosyal yardımlar hakkındaki farkındalık düzeyinin arttığına vurgu yapan Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Sosyal yardımlarla ilgili farkındalık düzeyi, erişim kanallarının çeşitlenmesi ve başvuru prosedürlerinin kolaylaşması ile birlikte arttı. Bunun yanı sıra sosyal güvencesi olup da ihtiyaç sahibi olan vatandaşlarımıza da sosyal yardım hakkı verdik.
Ayrıca hayata geçirdiğimiz sosyal yardım programlarımız ile daha öncesinde kapsam dışı olan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza da destek verme imkânı sağladık. Sosyal yardımlara ulaşan vatandaşlarımızın sayısı böylelikle artmış oldu.
Tüm bu çalışmaları sosyal devlet olmanın gereği olarak görüyor, pek çok ülkeye model olacak uygulamalar geliştiriyoruz. Sosyal yardımlara ve sosyal hizmetlere ilişkin mevcut çalışmalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.”
“SOSYAL YARDIMLARIN HİZMET SUNUMU İYİLEŞTİRİLDİ, YARDIMA ULAŞMA SÜREÇLERİ KOLAYLAŞTIRILDI”
Başvurudan ödemeye kadar tüm sosyal yardım süreçlerinin elektronik ortamda şeffaf bir biçimde yürütüldüğü belirten Bakan Göktaş, “Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi ile Türkiye’deki sosyal yardım uygulamaları büyük bir gelişim gösterdi. Sosyal yardımlardaki hedefleme performansı yükseltilerek sosyal yardımların hizmet sunumu iyileştirildi, yardıma ulaşma süreçleri kolaylaştırıldı ve böylelikle 30 gün süren başvuru süresi dakikalara indirildi.” ifadelerini kullandı.
Tüm bu çalışmaların daha fazla vatandaşa ulaşılmasına sebep olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler alanındaki vizyonu “geleceğe güvenle bakan bireylerden oluşan, müreffeh bir Türkiye” olarak belirlediklerini, kimseyi geride bırakmayan sosyal devlet anlayışıyla tüm bu hizmetleri kapsayıcı ve etkin bir şekilde ulaştırmaya devam edeceklerini belirtti.
SOSYAL YARDIM-İSTİHDAM BAĞLANTISI KURULUYOR
Sosyal yardım faydalanıcısı hanelerin sosyo-ekonomik hayatın içerisinde daha fazla yer alabilmesi için istihdam desteği de sağladıklarının altını çizen Bakan Göktaş, “Bakanlık olarak bu desteğimize özel önem veriyoruz. 2010 yılından itibaren çalışabilir durumda olan sosyal yardım faydalanıcılarını İŞKUR’a yönlendirerek, istihdama kazandırmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Toplantının düzenlediği hafta boyunca yoğun temaslarının olduğunu, BM nezdindeki kuruluşlarla bir araya geldiklerini, çeşitli ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini, yan etkinliklere katıldıklarını aktaran Göktaş, açılış oturumunda ülke beyanını da paylaştıklarını belirtti.

“Kimseyi geride bırakmama” anlayışı ile sürdürdükleri sosyal politikaları anlattıklarını dile getiren Göktaş, toplantıların çok verimli geçtiğini belirtti. ABD’deki Türk vatandaşlarıyla da bir araya gelme fırsatı bulduklarını aktaran Göktaş, şunları söyledi:
“Çeşitli yan etkinliklerimiz de oldu. Yan etkinliklerimizden biri de çatışmalarda kadınların ve kız çocuklarının durumuyla ilgiliydi. Etkinliğe Katar Sosyal Kalkınma ve Aile Bakanı Maryam Bint Ali bin Nasser, Filistin Kadın İşleri Bakanı Amal Hamad, Ukrayna Sosyal Politika Bakan Yardımcısı Iryna Postalovska, BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatör Yardımcısı Joyce Msuya da konuşmacı olarak katıldı. Çatışmaların kadınların ve kız çocuklarının üzerindeki etkisinden bahsettik. Bundan bahsederken tabii ki Gazze’deki kadınları ve çocukları unutmadık. Dünyanın gözü önünde çok büyük bir katliam söz konusu. Bu katliamı her platformda dile getirmek çok önemli. Katıldığımız tüm etkinliklerde de Gazzeli kardeşlerimizle ilgili beyanlarımız oldu.”

Bu konudaki geri bildirimlere ilişkin soru üzerine Göktaş, “Gazze’de yaşanan katliamdan en çok kadın ve çocuklar etkileniyor. Gazze’de saldırılar nedeniyle hayatını kaybeden kadınların sayısının dünya genelinde son 4 yılda meydana gelen savaş ve çatışmalarda ölen kadınların sayısından çok daha fazla olduğu belirtiliyor. Bunlar korkunç rakamlar. Dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanıyor. BM nezdinde de biraz çaresizlik hissediliyor. Gazze’de yaşanan vahşetten, kadın ve çocukların üzerindeki etkisinden bahsediyor ancak bir sonuç almakta zorlandıklarını görüyoruz.” diye konuştu.

“SÖYLEYECEKLERİ HİÇBİR LAFIN EHEMMİYETİ YOK”
BM Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’nda İsrail Sosyal Eşitlik ve Kadının Gelişimi Bakanı May Golan’ın söz aldığı sırada salonu terk ederek, İsrail’in Gazze saldırılarına yönelik Türkiye’nin tepkisini gösterdiği hatırlatarak, o anlara ilişkin değerlendirmesi sorulan Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“İsrailli Bakan konuşurken orada durmamızın bir anlamı yoktu. Dünyanın gözü önünde böyle bir katliama sebep olanları dinlemek istemiyoruz. Kadınlar ve çocuklar konusunda onların söyleyebilecekleri hiçbir söz yok. Uyguladıkları soykırıma yönelik kendilerini savunmalarına, yalanlarını pervasızca ifade etmelerine dayanamazdık. Kendilerini savunmak için söyleyecekleri hiçbir lafın ehemmiyeti yok. Zulmün karşısında sessiz kalamazdık, Orada sözlü tepki verme durumu yoktu biz de salondan kalkıp giderek tepkimizi gösterdik. Biz Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın önderliğinde her zaman Filistinli kardeşlerimizin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Konuşmamızda da Filistinli kardeşlerimize olan desteğimizi, hem BM’nin hem diğer ülkelerin bu katliam karşısında ayağa kalkmaları, seslerini yükseltmeleri ve bir an önce ateşkesin sağlanması gerektiğini vurguladık.”

Söz konusu hareketinin ardından gelen tepkilere yönelik soru üzerine de Göktaş, olumlu yorumlar aldıklarını, birçok ülkenin bakanının kendisini tebrik ettiğini de ifade etti.
Törende konuşan Bakan Ersoy, Kemer-Çamyuva bölgesinin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projenin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını bildirdi.
Açılışı yapılan tesislerin, sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağının altını çizen Ersoy, “Bu tesis, bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacak, aynı zamanda temiz bir çevre ve sağlıklı bir yaşam alanı sunacak. Geçtiğimiz yıl inşasına başlanılan 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek. Toplamda 2 adet terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisi, ileri biyolojik arıtma eknolojileriyle donatıldı. Bugün itibariyle test suyunu alarak tesis faaliyete geçirildi. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacak” diye konuştu.

Ersoy, doğa ve çevre dostu tesisler sonucunda Antalya’nın turizm potansiyelinin daha da güçleneceğini belirtti.
Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığınca işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer-Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plaj daha eklediklerini kaydeden Bakan Ersoy, toplam sayının ise kentte 12’ye yükseldiğini kaydetti.
“GECE MÜZECİLİĞİ”
Antalya’da Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde 21 alanda kazı çalışmalarının devam edeceğini işaret eden Bakan Ersoy,” 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız. Kazılarımızın yanı sıra geleceğe miras projelerimizle tarihi alanların restorasyonlarını gerçekleştiriyoruz. Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi” ve açılışını yaptığımız “Geleceğe Miras Projesi Aspendos”un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu bünyeye alındığının müjdesini veriyorum” dedi.

“ASLİ GÖREVLERİMİZ ARASINDA ARITMA ALT YAPILARI YAPMAK YOK”
“Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkemizin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalışıyoruz” diyen Bakan Ersoy, “ Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirasımızı korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelimizi artırmak ve ülkemizi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösteriyoruz. Ülkemiz geçen seneyi 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolarla kapattı. Bu sene ise 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik. Bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor tabi ki. Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın asli görevleri arasında, arıtma alt yapıları yapmak bulunmuyor. Ancak, ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla, turizmi etkileyen alt yapı eksikliklerine de el atıyoruz. Burada Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek; mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi; turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine, ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız’ diye bizlere soruyorlar. Son 5 senede Antalya’da, sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edilmiş olup; 2’si de bakanlığımız tarafından yaptırıldı. İlki 2022’de hizmete aldığımız Belek-Serik Arıtma Tesisleri, diğeri de bugün burada hizmete aldığımız Kemer-Çamyuva Arıtma Tesisleridir. Tavsiyem, artık millete hizmet etmedikleri için bahane bulmasınlar. Vizyoner bir bakış açısıyla vatandaşa ‘Nasıl daha iyi hizmet ederimin’ peşine düşsünler” ifadelerine yer verdi.
“SAĞLIKLI BİR TURİZM BIRAKMA GAYRETİNDEYİZ”
Muhalefetin söylediklerine değil halkın söylediklerine baktıklarını dile getiren Bakan Ersoy, “Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız. Antalya’da Hakan Tütüncü ve Kemer’de de Rahman Şeker’in projeleri hazır. Halkımızın teveccühü ile iş başına gelmeleri neticesinde Antalya’nın Altın Çağı başlayacak. Bizler sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ediyoruz” açıklamalarında bulundu.

“TERTEMİZ DENİZLERİMİZ ÖNEMLİ”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, sürdürülebilir turizm açısından bu tür tesislerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Kültür Turizm Bakanlığı’nın ana hizmet dallarından birinin altyapı hizmeti olmadığına değinen Vali Şahin, “ Ama eğer Kemer turizminin devamını istiyorsak mutlaka bu tesis yapılması gerekiyordu. Antalya turizmini ayakta tutan tertemiz denizlerimizdir. Türkiye dünyanın mavi bayraklı sahiller sıralamasında üçüncü sırada. Onun da neredeyse yarısı bu mavi bayraklı plajların yarısı Antalya’da bulunuyor. Bu sayede Antalya geçen sene 16 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladı eğer sizin denizleriniz kirli olsa, kirlense bunun devamı mümkün olmaz. Dolayısıyla biz denizlerimizi temiz tutacağız. Toprağımızı kirletmeyeceğiz. Bu zümrüt ormanları muhafaza edeceğiz. Mümkünse artıracağız ki sadece turizmden gelir elde etme anlamında değil, evlatlarımıza da bu cennet doğayı devredebilmek için bu güzel boynumuzun borcudur. Türkiye’nin büyük hedefleri var turizmde 100 milyar dolar. Bu ancak bu tesislerle başarılabilir. Bu açıdan da Antalya üzerine düşen görevi yapıyor, bundan sonra daha da fazla yapacaktır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol tarafından tesisin açılışı yapıldı. Bakan Ersoy’a, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve milletvekili Atay Uslu da eşlik etti.
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin birçok hizmeti Ereğli’ye kazandırdığını belirten Bakan Bolat, hizmetlerin devam etmesi için merkezde de yerelde güçlü olmak gerektiğine vurgu yaptı.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı efsane başkan olarak nitelendiren Bakan Bolat, “Türkiye’de belediyecilik konusunda model şehir Konya’dır ve Uğur Başkan Dünya Belediyeler Birliği Başkanı. Bakın dünyanın başkanı Uğur başkan. Konya Büyükşehir Belediyemiz Ereğli’mize desteğini her zaman arttırarak devam ettirecek. Biz de merkezi hükümet olarak Ereğli için yapılması gereken ne varsa yapacağız” dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bugüne kadar yaptıklarımızla Ereğli’nin altyapısından sosyal hayatına kadar birçok projeyi hayata geçirmiş olduk. Ama şimdi yeni bir yolculuğa çıkacağız ve ‘gerçek belediyecilik’ diyerek bugüne kadar edindiğimiz tecrübelerle; belediye başkanımız, milletvekillerimiz, Sayın Bakanımızın desteğiyle inşallah Ereğli’nin yarınlarının çok daha güçlü olması için gayret edeceğiz” diye konuştu.

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Ereğli’ye kazandırdığı Tarihi Kent Meydanı Cephe İyileştirme Projesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yatırımı olan Ereğli Millet Bahçesi’nin açılışı Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katıldığı coşkulu törenle gerçekleştirildi.
“ÇOK ARZU ETTİĞİMİZ UYUMU YAKALAMIŞ DURUMDAYIZ”
Devlet Bahçeli Meydanı’nda düzenlenen açılış programında konuşan Ereğli Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Ereğli Belediye Başkan Adayı Hüseyin Oprukçu, Ereğli’ye yakışacak bir atmosferi oluşturma gayretlerinin Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle tahsis edildiğini söyledi. Oprukçu, “Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun. Ereğli gelişiyor, çok arzu ettiğimiz uyumu, çok arzu ettiğimiz birlikteliği de bu vesileyle yakalamış durumdayız” ifadelerini kullandı.

“BİR HAFTA İÇERİSİNDE EREĞLİ’YE KAZANDIRDIĞIMIZ İŞLERİN TOPLAM BEDELİ 650 MİLYON LİRA”
Açılışta konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ereğli’ye her geldiklerinde heybeleri dolu geldiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçen geldiğimizde 8 halı sahanın açılışını gerçekleştirmiştik. Çarşamba günü eski adliye binasının bulunduğu yerde gençlerimize, öğrencilerimize hizmet edecek Bilgehanenin temelini attık. Bugün Ereğli’ye kazandırdığımız Cephe Sağlıklaştırmasının açılışını gerçekleştiriyoruz. Yine 200 bin metrekarelik alanıyla Konya’da yapılan en büyük Millet Bahçesi olan TOKİ tarafından yapılan millet bahçemizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Bitmedi, inşallah Salı günü Ereğli Belediye Başkanımız ve protokolün katılımıyla Kamyon Garajı’nın da temelini atmış olacağız. Sadece Çarşambadan Salıya yani bir hafta içerisinde Ereğli’ye kazandırdığımız işlerin toplam bedeli 650 milyon lira. Ereğli, merkezin dışındaki en büyük ilçemiz. Onun için hizmetlerimizi Belediye Başkanımız Hüseyin Oprukçu ile planlayarak yürütmeye devam ediyoruz. Hemen solumuzda bulunan Rüstem Paşa Kervansarayı’nın restorasyonunu Büyükşehir Belediyemiz yaptı. Hemen karşıdaki cephe sağlıklaştırmasını, prestij yolları, bununla birlikte itfaiye binamızı, merkez dışında yaptığımız iki yüzme havuzundan biri olan yarı olimpik yüzme havuzumuzu, parke ve yol çalışmalarımızı gerçekleştirdik. İnşallah bu dönem çok daha güçlüyüz. Çünkü kabinede 4 bakanımız ve bu bakanlarımızdan Ereğli’nin evladı Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat bizlerle birlikte, hizmette beraber olacağız inşallah.”

“EREĞLİ’NİN YARINLARININ ÇOK DAHA GÜÇLÜ OLMASI İÇİN HİZMET EDECEĞİZ”
Yeni dönemde de Ereğli’ye hizmet etmek istediklerinin altını çizen Başkan Altay, “Meydanlarda söylediğimiz bir şey vardı; ‘üçlü olalım, güçlü olalım’. Ereğli’de inşallah üçlü ve güçlü olacağız. İlçe Belediyesinde Cumhur İttifakı’nın adayı değerli Belediye Başkanımız Hüseyin Oprukçu, teveccüh ederseniz Büyükşehir’de bizler, sayın milletvekillerimiz ve kabinede temsil edilen 4 bakanımızla birlikte Ereğli’nin hizmetinde bulunacağız. Bugüne kadar yaptıklarımızla Ereğli’nin altyapısından sosyal hayatına kadar birçok projeyi hayata geçirmiş olduk. Ama şimdi yeni bir yolculuğa çıkacağız ve ‘gerçek belediyecilik’ diyerek bugüne kadar edindiğimiz tecrübeleri, belediye başkanımız, milletvekillerimiz, Sayın Bakanımızın desteğiyle inşallah Ereğli’nin yarınlarının çok daha güçlü olması için gayret edeceğiz, hizmet edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Konya Büyükşehir Belediyesi olarak Ereğli’nin ihtiyaç duyduğu hizmetleri hayata geçirmeye devam edeceklerini de aktaran Başkan Altay, Ereğli’nin bütün işlerinde Hüseyin Oprukçu’nun arkasında olduklarını vurguladı.
Başkan Altay, 17 Mart Pazar günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kılıçarslan Meydanı’nda gerçekleşecek Konya Mitingine de tüm Ereğlilileri davet etti.

“KONYA’MIZI, EREĞLİ’MİZİ TÜRKİYE’NİN PARLAYAN YILDIZI HALİNE GETİRECEĞİZ”
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren bir hizmet partisi olduğunu ifade ederek, “Bizler belediye başkanlarımız, teşkilatlarımız, bakanlarımız el birliği ile güç birliği ile uyum içerisinde hizmet gayreti içerisindeyiz. Ereğli’de bugüne kadar güzel işler yapıldı. Kıymetli belediye başkanımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız, hükümetlerimizle hep birlikte büyük güçlü Türkiye’yi inşa edeceğiz. Konya’mızı, Ereğli’mizi Türkiye’nin parlayan yıldızı haline getireceğiz” açıklamalarını yaptı.
“EREĞLİ HİZMET DOLU BİR 5 YIL DAHA GEÇİRECEK”
AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı, Ereğli’nin Konya’nın en nadide ilçelerinden biri olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “İşte AK parti belediyeciliği bu, işte Cumhur ittifakının belediyeciliği bu, işte bizim bütün dünyaya Konya Modeli Belediyecilik diye anlattığımız bu. Biz icraatlarımızla konuşuyoruz, biz yaptıklarımızla konuşuyoruz. İnşallah bu dönem Cumhur ittifakının gücüyle hem merkezi hükümetimizin gücüyle hem Konya Büyükşehir Belediyemizin gücüyle hem de Hüseyin başkanımızın tecrübesi ile Ereğli hizmet dolu bir 5 yıl daha geçirecek.”
“İNSANIMIZI ÇOK SEVİYORUM, MİLLETİMİ ÇOK SEVİYORUM, ÜLKEMİ ÇOK SEVİYORUM”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise memleketi Ereğli’nin her zaman kendileri için baş tacı olduğunu dile getirerek, “Ereğli’ye gençlimizde sık sık geldik. Bakan olduktan sonra da ilk ziyaretimi hatırlarsınız ilk Ereğli’ye yapmıştım ve söz vermiştim Ereğli’nin, Konya’mızın, diğer ilçelerimizin neresinde sıkıntılar, sorunlar olursa Cumhurbaşkanımızın bize verdiği bu görevlerle hizmetinizdeyim diye. Hiçbir zaman duyarsızlık göstermedim, çünkü insanımızı çok seviyorum milletimi çok seviyorum ülkemi çok seviyorum” sözleriyle konuşmasına başladı.

“BU ASİL MİLLET ÇALIŞANA, HALKA HİZMET EDENE, ÜLKEYİ KALKINDIRANA, GÜÇLENDİRENE DESTEK OLUYOR”
31 Mart seçimlerinin önemine değinen Bakan Bolat, “Bizim asil milletimiz, Konyalılarımız, Ereğlililerimiz 21 yıldır dünya lideri olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve arkadaşlarına destek verdiler. Allah sizden razı olsun. Cumhurbaşkanımız ve arkadaşları da elhamdülillah sizleri mahcup etmediler. Zaten çalışmasaydılar, hizmet etmeseydiler ilk seçimde gönderilirdi. AK Parti’den önceki dönemlere bakın hükümetler ya 5, ya 6, ya 7 aylık. Bir yılı dolduran çok azdı. Demek ki bu asil millet çalışana, güven verene, halka hizmet edene ülkeyi kalkındırana, güçlendirene destek oluyor. 17 seçimdir destek oluyor, inşallah 18’ncisinde de destek olacak” diye konuştu.
“BUGÜN BAMBAŞKA BİR TÜRKİYE VAR”
21 yılda Türkiye ekonomisinin 5 katına çıkarıldığına anımsatan Bakan Bolat konuşmasına şöyle devam etti: “230 milyar dolarlık milli gelir 1 trilyon 119 milyar dolara çıkarıldı. Bunun etkilerini hayatımızda görüyoruz. 20 yıl önceki hayatımızı bir düşünelim; yaşam standartlarımızı, hayat kalitemizi, tüketim ve refah seviyemizi bir düşünelim. Bugün bambaşka bir Türkiye var. 81 vilayet bizim için kutsaldır. Hepsine hizmet etmek bizim sevdamızdır. Ereğli’de de Konya’da da çok güzel gelişmeler oldu. Ereğli’yi gençlik ve çocukluk yıllarımdan hatırlarım. Bugün bambaşka bir Ereğli var. Daha şehre varmadan sanayiler, yatırımlar, yenilenen evler, değiştirilen araçlar, belediyecilik hizmetleri, yollar, parklar ve işte millet bahçesi; 200 bin metrekarelik millet bahçesi. Hayırlı, uğurlu olsun.”

“HİZMETLERİN DEVAM ETMESİ İÇİN MERKEZDE DE YERELDE DE GÜÇLÜ OLMAMIZ GEREKİYOR”
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Ereğli Tarihi Kent Meydanı Cephe İyileştirme Projesi’nin yanında birçok hizmeti kazandırdığını anımsatan Bakan Bolat, “Hizmetlerin devam etmesi için merkezde de yerelde de güçlü olmamız gerekiyor. İstikrarı kaybetmememiz gerekiyor. Merkezi hükümet emrinizde. Bakın Cumhurbaşkanımız 4 tane Konyalı bakana görev verdi. Ereğli’den de Allah’a şükür bize nasip oldu; Türkiye’mize, Konya’mıza, sizlere hizmet etmek” dedi.
“UĞUR BAŞKAN EFSANE BAŞKAN”
Konuşmasında Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı efsane başkan olarak nitelendiren Bakan Bolat konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’de belediyecilik konusunda model şehir Konya’dır ve Uğur Başkan Dünya Belediyeler Birliği Başkanı. Bakın, dünyanın başkanı Uğur başkan. Bir tecrübe abidesi Hüseyin Oprukçu başkanımız. Ayrılmıyoruz, dayanışma içindeyiz. Benim partim, senin partinin kavgası yok. Kim nerede hizmet edecekse o isimler tercih edildi. Konya Büyükşehir Belediyemiz Ereğli’mize desteğini her zaman arttırarak devam ettirecek. Biz merkezi hükümet olarak Ereğli için yapılması gereken ne varsa yapacağız.”
Konuşmaların ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Ereğli’ye kazandırılan 200 bin metrekarelik Konya’nın en büyük Millet Bahçesi ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ihya projesi Tarihi Kent Meydanı Cephe İyileştirme Projesi’nin açılışı dualarla yapıldı.
Programa; Konya Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Konya İl Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Munlafalıoğlu, Salih Koyuncu, AK Parti Ereğli İlçe Başkanı İbrahim Erol, MHP Ereğli İlçe Başkanı Musa Yılmaz ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Ereğli’deki açılış sonrasında Bakan Bolat, Başkan Altay ve protokol ilçe esnafını da ziyaret etti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ereğli öncesi Halkapınar ilçesini de ziyaret ederek vatandaşlarla buluştu.
]]>Avdagiç, Bakan Yerlikaya’nın İstanbul’da iken hayata geçirdiği, ‘İş dünyası üretip kazandıkça İstanbul kazanacak’ ilkesini, bu kez Türkiye için uyguladığına şahit olduklarını kaydetti. Avdagiç, “Bakanımızın İstanbul Valisi olduğu dönemde şehrimizin asayişine verdiği önem de bu bakımdan çok ciddi bir örnekti. Şimdi bu örneği, Türkiye çapında uyguluyor. Asayişi temin eden, örgütlü yapılara göz açtırmayan, sınırlarımızı güvende tutan operasyonları takdirle izliyoruz” dedi.
Avdagiç, konuşmasında İçişleri Bakanlığı’na yönelik olarak İTO’nun meslek komitelerinden ve üyelerinden ulaşan 5 temel konuya da dikkati çekti. Avdagiç, şunları söyledi: “Biliyorsunuz, ulaşım en çok tüccarı ilgilendiren konu. Biz, İTO olarak, Ulaşım Koordinasyon Merkezi UKOME’de asli üye olarak temsil edilmenin çok önemli olduğuna inanıyoruz. İkincisi, Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nde yetkinin tek bakanlıkta toplanması gerektiğinin altını çiziyoruz. Böylesine hassas bir konuda çok başlılık önlenmeli. Aynı şekilde okul taşıtları ile personel servis araçlarının birlikte değerlendirilmesi ve okul servis aracı yaşlarının personel servis araçlarınınki ile aynı olması hususunun dikkate alınmasını talep ediyoruz. Dördüncü olarak, kiralama yöntemi ile çalınan araçların ’emniyeti suistimal’ suçundan değil ‘organize suç/nitelikli dolandırıcılık’ kapsamında değerlendirilerek KABİS ile entegre bir ‘kara liste’ oluşturulmasına ilişkin Bakanlıkça yürütülen çalışmaların ivedilikle sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Öte yandan üyelerimiz AB’ye uygun olarak, motor numaralarının trafik tescilde aranılan bir zorunluluk olmaktan çıkarılması ile ticari kayıpların önlenmesi amacıyla motor yenileme ve motor değişim işlemlerinin kolaylaştırılmasının sağlanmasını talep ediyor.”
“TÜRKİYE, ENFLASYONLA MÜCADELEDE TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASINDAN GEÇİYOR”
Konuşmasında İstanbul iş dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, 12 yıl aranın ardından geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin kredi notunun artırıldığını hatırlattı. Avdagiç, “Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi notunu ‘B’den ‘B+’ya yükseltti, not görünümünü de ‘durağan’dan ‘pozitif’e çevirdi. Türkiye, enflasyonla mücadelede tarihî bir dönüm noktasından geçiyor. Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in de ifade ettiği gibi, ‘Dezenflasyon, zaman ve kararlılık gerektiriyor’. Fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar iş dünyası olarak sabırla ve azimle desteğimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Avdagiç, genelde ekonomi yönetiminin ve özelde Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrar için kararlılıkla uyguladığı dezenflasyonist politikaların üretim ve ihracat tarafında baskı oluşturduğunu ve fedakârlıklar gerektirdiğini bildiklerini söyledi.
Şekib Avdagiç, “Ancak şunu da biliyoruz ki, bugün bu fedakârlıklara katlanmazsak, enflasyonu düşürmemiz çok zor. Enflasyonla mücadelede, kamu ve özel tüm kesimler üzerimize düşeni eksiksiz yapmak zorundayız. Enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilmesi zor ama imkânsız değildir. Öncelikle hepimizin buna inanması gerekiyor. Türkiye nasıl ki, enflasyonu 2002’deki yüzde 45 seviyesinden 2004’te yüzde 10’a ve sonra da yüzde 10’un altına indirdiyse, bugünkü yüksek enflasyonun da iki yıl içinde hedeflendiği şekilde tek haneye indirilmesi mümkündür” dedi.
“RAKAMLAR, CARİ AÇIKTAKİ DÜŞÜŞ EĞİLİMİNİN SÜRECEĞİNE İŞARET EDİYOR”
İTO Başkanı Avdagiç, iç talebin yanı sıra dış dengede de tablonun olumluya döndüğünü kaydetti. Avdagiç, “Küresel ekonomideki zayıf seyre rağmen yılın ilk iki ayında ihracatımız yüzde 8,5 artarken, ithalat hacmi yüzde 15,5 daraldı. Böylece 2024 yılının iki aylık dış ticaret açığı da 26 milyar dolar seviyesinden yüzde 50 düşüşle 13 milyar dolara geriledi. Şubat itibariyle son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,6 artarak 260 milyar dolara dayandı. Bu rakamlar, cari açıktaki düşüş eğiliminin süreceğine işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Şekib Avdagiç, Kasım 2023’te 50 milyar dolar sınırının altına inen ve aralıkta 45 milyar dolar bandına düşen 12 aylık cari açığın, önünüzdeki aylarda 40 milyar doların da altına inmesini beklediklerini vurgulayarak, “Cari açığın azalması, döviz talebini aşağı çekerken, dış kırılganlıkların da azalmasına yol açacaktır. Yaz aylarıyla birlikte turizm geliriyle beraber Türkiye’nin yeniden cari fazla verir konuma ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.
“ONLARI YAKALAYIP NEFESLERİNİ KESİP, DİZ ÇÖKTÜRÜP ADALETE TESLİM ETMEKTE KARARLIYIZ”
Programda konuşan Bakan Yerlikaya, göreve geldiği günden itibaren yaptığı operasyonlarla ilgili bilgi vererek, “1 Haziran-12 Mart yani göreve geldiğimizden beri kırsalda yapılan operasyonlar, şehir operasyonları toplam 22 bin 234 operasyonda 817 terörist etkisiz hale getirildi. Tüm detaylar var. İstanbul’da 283 şehir operasyonda 87 terörist etkisiz hale getirmiş. Yurt dışına da kaçsa yerin dibine de girse, gökyüzüne ayada gitse bu milletin desteği ve duası ile bizim üzerimizde olduğu müddetçe onları yakalayıp nefeslerini kesip, diz çöktürüp adalete teslim etmekte kararlıyı” dedi.
“GRİ LİSTEDEN İLK BİZ ÇIKACAĞIMIZI ÜMİT EDİYORUZ ÇÜNKÜ YAPMAMIZ GEREKEN TÜM HER ŞEYİ YAPTIK”
Türkiye’nin gri listeden çıkacağını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Gri listenin alt parametre olarak kırk maddesi var, biz geldiğimizde dördü kalmıştı, 3’ü İçişleri, 1’i Adalet Bakanlığında. Bunların tamamını bitirdik biz. Tabii bu yaptığımız, birazdan yapacağımız organize suç örgütleriyle ilgili, diğer bu finansmanla ilgili yapılanların her biri sadece bunları siz görmüyorsunuz ki tüm dünya bunu izliyor, onlar da görüyor, söylüyorlar. Bunlarla ilgili yurtdışı basınında çok enteresan kalemler yazı yazıyor ve bütün bunlar öyle olumlu bir tesir yapıyor ki Nisan ayında, Mayıs’ın ilk haftalarında bu komisyon gelecek yerinde son değerlendirmesini yapacak ve Haziran’ın ilk haftasında da gri listeden ilk biz çıkacağımızı ümit ediyoruz. Çünkü yapmamız gereken tüm her şeyi yaptık. Eğer Mehmet Şimşek Bakanımızın da ifade ettiği gibi ‘halen’ diye bir karar alıyorlarsa bu da bizimle ilgili siyasi bir duruşla ilgilidir ki biz öyle bir şey yapacaklarına da ihtimal vermiyoruz, vermek istemiyoruz” şeklinde konuştu.
“GRİ LİSTENİN OLUMLU HALE GELMESİNİN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDEN BİRİSİ FİNANSMANLA İLGİLİ UYGULAMAMIZ”
Terörün finansman kaynağı olan uyuşturucuya yapılan operasyonların detaylarını paylaşan Bakan Yerlikaya, “Yurtdışında suç işlemiş, 10 ay içerisinde şimdilik 377 şahıs yakalandı. Bunlarda burada suç işlediği netse önce diyoruz ki bu millet senden hakkını alacak. Kim istedi seni diyoruz? İstediği ülkeye teslim ediyoruz. Gri listenin olumlu hale gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi finansmanla ilgili uygulamamız. Zehir tacirlerinde baronundan en büyüğüne kadar sokakta daha dün iş başlamış, fişekçi, torbacı biz buna ar cephesi diyoruz. Ar cephesi ile uğraşmak benim işim, bizim işimiz. Esrardan sentetik kenevire varana kadar toplam 114 tondur. Adet olarak sayılanlar bilançomuzda 38 milyon adet, kök olarak da 155 milyon kök. Mal varlığına karşı olan suç yüzde 20 düştü. Her 10 olaydan biz kişilere karşı işlenen suçlarda aydınlatma oranımızı bu kadar düşürebildik. Cinayette aydınlatma oranımız yüzde 99’un üstünde, yüzde 99 buçuk” ifadelerini kullandı.
“2 BUÇUK YIL SONRA VATAN’DAKİ VE EN AZ 20’YE YAKIN BİNANIN HEPSİ BURAYA GELECEK”
2 buçuk yıl sonra İstanbul Emniyeti’nin yeni yerine taşınacağını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızla oturduk, protokol yaptık. İhale süreci devam ediyor. 2 buçuk yıl sonra Vatan’daki ve en az 20’ye yakın binanın hepsi Hasdal’da yapılan yeni emniyet binasına gelecek. Biz Türkiye Yüzyılı’nda, huzurun yüzyılında Türkiye’nin huzuru İstanbul’dan başlar sözümüzle bu mekanı sizlerin de şahitliğinde açmak bizlere nasip olsun. Bizim ülkemizdeki düzenli göçmen sayısı 4 milyon 505 bin, Suriyeli ikamet izinli, uluslararası koruma, bu da İstanbul 1 milyon 91 bin” diye konuştu.
Uraloğlu, TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünde Boji Üretim Fabrikası’nın açılışında yaptığı konuşmada hem demir yolu ağının hem de milli demir yolu sanayiinin gelişimi açısından çok önemli başarılar kaydettikleri bir gün geçirdiklerini söyledi.
Demir yolu araçlarının en önemli bileşeni olan Boji Üretim Fabrikası’nı açarak 74 yıl sonra TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğüne fabrikayı kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirten Uraloğlu, “2019 yılında Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sivas ziyaretinde, ülkemizde yapılan tüm proje ve yatırımlara engel olmaya çalışanlara karşı ‘TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz’ demişti. Sivas’a verilen sözü tuttuk ve 74 yıl aradan sonra TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünün kapasitesi ve iş çeşitliliğini arttıracak büyük bir fabrikayı hayata geçirdik.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde 2002 yılından itibaren demir yollarını bir devlet politikası olarak ele aldıklarını ve öncelikli sektör belirlediklerini vurgulayan Uraloğlu, “Demir yolu hatlarımızın limanlara, havaalanlarına, lojistik merkezlere bağlantısını sağlayarak demir yollarımızı kombine taşımacılığa uygun yeni bir anlayışla ele aldık. Sadece doğu-batı hattında değil, kuzey-güney kıyılarımız arasında da demir yolu ulaşımını ekonomiye katkı sağlar hale getirdik ve getirmeyi planladık. Son 22 yılda demir yollarına 57 milyar doların üstünde yatırım gerçekleştirdik. Demir yollarımızın tamamını elden geçirdik ve yeniledik.” ifadelerini kullandı.

“2 bin 252 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik”
Uraloğlu, tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nı inşa ettiklerini dile getirerek şunları kaydetti:
“İstanbul Boğazı’nın altından geçen MARMARAY ile Londra’dan Pekin’e kadar Asya ile Avrupa kıtaları arasında kesintisiz, en güvenli, kısa ve ekonomik uluslararası demir yolu koridorunu oluşturduk. 2002 yılında 10 bin 948 kilometre olan hat uzunluğumuzu 13 bin 919 kilometreye yükselttik. 2 bin 252 kilometre hızlı tren ağını inşa ettik. 2 bin 505 kilometre olan sinyalli hat uzunluğumuzu 8 bin 46 kilometreye, 2 bin 122 kilometre olan elektrikli hat uzunluğunu 7 bin 142 kilometreye çıkardık. Ülkemizi, yarım asırlık hayalimiz olan yüksek hızlı tren işletmeciliği ile tanıştırdık ve Avrupa’da 6. dünyada 8. hızlı tren işletmecisi yaptık. Geçen yıl hizmete aldığımız Ankara-Sivas hızlı tren hattımızla da açıldığı günden bu yana yaklaşık 900 bin insanımızı bu güzergahta taşıdık.”

“Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’yu kendi tersanelerimizde ürettik”
Türkiye’nin üretilen milli teknoloji ürünleriyle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, “Togg ile kendi arabamızı üreterek milletimizin yarım asırlık hayalini gerçeğe dönüştürdük. Devrim otomobilini de demiryolcu kardeşlerimiz üretmişti. Gökbey ve Atak helikopterlerini, Bayraktar’ı, Akıncı’yı, Kızılelma’yı ve son olarak yerli savaş uçağımız KAAN’ı göklerde uçurduk. MİLGEM Projesi ile kendi savaş gemilerimizi inşa ettik. Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’yu kendi tersanelerimizde ürettik.” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, ilk yerli ve milli gözetleme uydusu İMECE, küp uyduları ve yakın yörünge takım uydularıyla Türkiye’nin kendi yerli gözlem ve haberleşme uydularını üretmeye başladığını ifade etti.
İlk milli ve yerli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A ile de uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştirdiklerini aktaran Uraloğlu, “İnşallah bakanlığımızın en önemli iletişim yatırımları arasında yer alan 6A’yı haziran ayında Amerika’dan uzaya fırlatacağız. Arabamızı, gemilerimizi, helikopter ve uçaklarımızı, hatta uydularımızı üretirken elbette demir yolu araçlarını ve sanayisini geri bırakmadık.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRASAŞ’ı, Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticilerinden birine dönüştürdüklerini söyleyen Uraloğlu, “Bugüne kadar uluslararası standartlarda, yeni nesil lokomotifler, dizel ve elektrikli tren setleri, yolcu vagonları, yük vagonları, cer konvertörü, cer motoru, dizel motor, tren kontrol yönetim sistemi gibi ana, kritik ve alt ürünleri artık kendimiz üretiyoruz.” dedi.
“İlk milli ve yerli elektrikli tren seti projemizi hizmete sunduk”
Bakan Uraloğlu, yapılan diğer hizmetlere ilişkin de şu bilgileri verdi:
“Ayrıca Cumhuriyet’imizin 100. yılı olan 2023 yılı, ilk milli elektrikli tren setlerimizi hizmete aldığımız, yüzde 70 yerlilik oranı ile üretilen yerli ve milli sürücüsüz metro aracımızı raylara indirdiğimiz, ilk yerli ve milli metro sinyalizasyon sistemlerini kullanmaya başladığımız bir sene oldu. Ülkemizin saatte 160 kilometre hıza sahip ‘Yeni Sakarya’ ismini verdiğimiz ilk milli ve yerli elektrikli tren seti projemizde, 2 prototip seti tamamlayarak hizmete sunduk, seri üretime başladık. 2030 yılına kadar bu tren setlerinin sayısını 56’ya tamamlamayı planlıyoruz. Saatte 225 kilometre hıza sahip milli elektrikli hızlı tren seti projesinde de tasarım çalışmalarında son aşamaya geldik. 2024 yılında prototip üretiminin tamamlanmasını planlıyoruz. Eskişehir 5000 Milli Elektrikli Anahat Lokomotifi Projesi’nde de prototip imalatını tamamlayarak raylara indirdik. Milli Banliyö Tren Seti prototip araç üretimi çalışmalarımız devam ediyor. Milli tren vizyonu ile milli banliyö ve hızlı tren projesinde cer motoru, cer konvertörü ve tren kontrol yazılımını da TÜBİTAK-RUTE ile birlikte TÜRASAŞ markalı olarak geliştiriyoruz.”

“En büyük kapasiteli Boji Üretim Fabrikası’nı Sivas’ta inşa ettik”
Boji Üretim Fabrikası’nın demir yolu sanayisinin gelişimi adına çok büyük bir adım olduğuna işaret eden Uraloğlu, “Ülkemizin en modern ve en büyük kapasiteli Boji Üretim Fabrikası’nı Sivas’ta inşa ettik.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, fabrikanın 10 bin 500 metrekare kapalı alanda Avrupa standartlarında üretim yapacağını vurgulayarak, “Artık yıllık 1500 adet olan üretim kapasitesini 4 bin 600 adete çıkardık. Yıllık 9 bin 200 adet tekerlek takımı üreteceğiz. Sektörün dışa bağımlılığını azaltarak, yerlilik oranını yükselteceğiz.” dedi.
Demir yolu ile yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan her türlü aracın ihtiyacı olan bojilerin bu tesiste üretileceğini aktaran Uraloğlu, istihdam edilecek 250 kişinin 110’unun işbaşı yaptığını, istihdam sayısını 500’e çıkaracaklarını dile getirdi.
Bakan Uraloğlu, 2024 yılı Cumhurbaşkanlığı yatırım programına giren UAIS tipi askeri araç taşıma vagonu ve tır dorsesi taşıma vagonu prototip ve seri üretimlerinin de TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünde yapılacağını müjdeledi.
“Bugüne kadar hiçbir projenin üstünü hafriyatla kapatmadık”
Yerel seçimlere kısa bir zaman kaldığını anımsatan Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her seçimde vaatler yarışır, milletimizin bir tercihi olur. 5 yıl sonra da kazanan adaylar milletimizin huzuruna başkan olarak çıkar, icraatlarını anlatırlar. Görüyoruz ki bazı belediye başkanları, yerine getiremedikleri vaatlerinin üstünü örtmek için oraya buraya saldırıyorlar. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının bizi taşeron olarak suçlar gibi konuştuğuna şahit olduk. Çok şükür biz milletimize hizmet yolunda, milletimizin daha iyi şartlarda yaşaması için gerekirse işçi oluruz, gerekirse hamal oluruz, gerekirse de taşeron oluruz. Çünkü biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.
Biz bugüne kadar hiçbir projenin üstünü hafriyatla kapatmadık, temel atmama törenleri de asla yapmadık, yapmayacağız. Çalıştık, uğraştık, bütün mücadelemiz milletimizin yaşam kalitesini yükseltmek için oldu. Milletimiz de bunu gördü ve takdir etti, etmeye de devam ediyor. Milletimiz bize karşı kullanılan bu dil ve üsluba en güzel cevabı sandıkta verecektir. Biz rekabetin sevgi ve saygı çerçevesinde yapılmasını temenni ederiz. O nedenle kullanılan kelimelere cevap vermeyeceğim.”
14 ilde raylı sistem çalışmaları sürüyor
Bakanlık olarak yaptıkları metro hatlarının maliyetleri konusunda da bilgi veren Uraloğlu, Türkiye genelinde 14 ilde raylı sistem çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak yaptığımız raylı sistemlerle ilgili olarak belediyenin ilgili hattı teslim aldıktan sonra kendi gelirlerinden kesinti yapılmaktadır. Bakanlığımız da bu anlamda önce yatırımı yapıyor, sonrasında da kesintisini yapıyor. İstanbul’da 98,8 kilometre uzunluğundaki 7 raylı sistem hattını bitirerek gerek kendimiz işletiyoruz, gerekse belediyeye teslim ettik. Şimdi buradaki konu bunun parasının ne olduğu, nasıl kesildiğidir. Bugüne kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesine yaptığımız yatırımların tam 10’da 1’ini kestik sadece, asla fazlasını değil. Sayın Başkanın kendi söylediği gibi ‘7 yılda yapıldı diyor, ondan sonra da kesildi.’ 7 yılda yapılan bu imalat için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının kasasından bir kuruş çıkmadı, tamamen bakanlığımız tarafından finanse edildi. Yatırım yapıldığı tarihteki fiyatlarla kesiliyor, cari fiyatlarla da değil. Bu anlamda da biz gerçekten katkı sağlamış olduk.
Onun için biz burada yeni polemiklere girmek istemiyoruz, biz yatırımlarımızla konuşulmak istiyoruz. Kamyonların arkasında yazar ya ‘Nazar etme ne olur, çalış senin de olur.’ Çalış arkadaş, 5 yıl sen de çalışsaydın, senin de olsaydı. Sıkıntı yok, biz hizmet etmeye devam edeceğiz.”
Uraloğlu, Boji Üretim Fabrikası’nın hayırlı olmasını dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti.
AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler de tesisin şehre kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından Uraloğlu ve beraberindekiler, fabrikanın açılışını gerçekleştirdi.
Törene Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, AK Parti Sivas milletvekilleri Hakan Aksu ve Rukiye Toy, Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
Bakan Uraloğlu ve beraberindekiler daha sonra bir otelde AK Parti İl Başkanlığınca düzenlenen sivil toplum kuruluşlarıyla iftar programına katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada AK Parti Sivas Belediye Başkan adayı Hilmi Bilgin’e destek istedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü, Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi site yönetim hizmeti veren şirketler, site yönetimleri ve site aidatlarının belirlenmesine yönelik çalışmalarını önemli ölçüde tamamladı. Önümüzdeki süreçte Kat Mülkiyeti Kanunu’nda ve ilgili mevzuatta değişiklik yapılarak fahiş aidat artışlarının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bakanlık bünyesinde kurulan birim aynı zamanda vatandaşlardan gelen talep ve şikâyetleri de değerlendiriyor. Önümüzdeki süreçte piyasa şartlarını da gözeterek bu alana müdahale edilmesi kaçınılmaz.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre apartman ve site aidatları, genel kurulda yetki almadan artırılamıyor ancak vatandaşlar, yasadan kaynaklı haklarını bilmediği için çoğu zaman bunları kullanamıyor. Bu noktada yürütülen çalışmaya vatandaşları bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışması da dâhil edildi. Site aidatları; enflasyon, personel giderleri ile malzeme fiyatlarındaki artış; enerji maliyetleri, asgari ücret ve diğer işçilik ücretlerindeki yükselişle belirleniyor. Site yönetimlerini denetleme konusunda ise yasada bazı eksiklik ve muğlaklıklar bulunuyor.
Yasada, aidatların üst sınırı veya aidata azami artış konusunda herhangi bir oran bulunmuyor. Ev sahibi için aidatta bir sınır konulmazken, konutta kiracı oturuyorsa, kiracı ödediği kira bedelinin üzerindeki aidatı ödemekle yükümlü değil. Kiracı, aradaki farkı ev sahibinden talep edebiliyor. Yine sınırlama olmamakla beraber Tüketici Fiyatları Endeksi’nin üzerinde artış yapılan aidatlara genel kurula katılmış olmak şartıyla, bina sakinlerinin itiraz etme hakkı var.
KONUTLA İLGİLİ DÜZENLEMELER
– Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2018’in Kasım ayında 475,07 olan “gerçek kira” endeksinin 2023’ün Kasım ayında 1888,02 değerine ulaştığını açıklamıştı. 2018-2023 dönemindeki kira artış oranının yüzde 297,42 olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, 2023’ün Eylül ayında yüzde 9,52 olan aylık kira artış oranının Ekim ayında yüzde 7,91’e, Kasım ayında yüzde 5,97’ye ve Aralık ayında yüzde 4,48’e gerilediğini ifade etmişti. Bakan Şimşek, orta vadede, enflasyonla mücadele ve kiralardaki fiyat artışlarının önüne geçmek üzere konut arzının artırılacağını, bu kapsamda deprem kaynaklı konut stokundaki kayıpların telafisine yönelik yeni sosyal konut projeleri geliştirileceğini ve dar gelirli vatandaşların konuta erişiminin artırılacağını duyurmuştu.
– Geçen yıl da uygulanan konut kira artış sınırlamasının devam edeceğini açıklayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “2 Temmuz 2023’ten itibaren 2 Temmuz 2024 tarihine kadar 1 yıl süreyle konut kiralarında kira artışı yüzde 25 üst sınır olarak uygulanacak” dedi.
– Günlük kiralık evler konusunda yapılan yasal düzenleme gereğince, günlük kiralanan evlere, “pansiyon” statüsü verilmişti. Geçen yıl Ekim ayında yürürlüğe giren yasayla birlikte bu yıl 1 Ocak’tan itibaren günlük ev kiralayabilmek için turizm konutu belgesi almak zorunlu oldu.
Günlük kiralık ev ruhsatı için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile valilikler yetkili kılındı. Günlük kiralama ya da kısa dönem ev kiralama, 100 gün ve altı kiralanacak turizm konutu olarak tanımlandı. Ev sahiplerinin günlük kiralık ev ruhsatı almadan evlerini kiraya vermeleri, yeni yasaya göre suç kabul ediliyor. Ruhsatsız şekilde günlük ev kiralayanlara 100 bin TL’den başlayan miktarlarda ceza kesiliyor.
Daha sonra Hakkari merkeze gelen Bakan Yerlikaya burada vali yardımcıları tarafından karşılandı.

“MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Valilik şeref defterini imzalayan İçişleri Bakanı Yerlikaya, yaptığı açıklamada, “Ramazan ayının ikinci gününü Hakkari-Yüksekova 2 bin 945 rakımlı Koç Tepe Üs Bölgesinde kahraman Mehmetçiklerimizle birlikte geçirdik. Onlarla birlikte iftarımızı açtık. Kahramanlardan üs bölge ile ilgili bilgiler aldık. Üs bölgelerimizin bize çok büyük yararları var, üstünlük var. 150 daimi üs bölgemiz, 51 geçici üs bölgemiz var. Koç Tepe 2 bin 945 rakımlı muhteşem bir manzarası var. Hem sınıra yakınlığı hem Şırnak Beytüşşebap yakınlığı ve Hakkari’den 60 kilometre uzaklıkta oldukça stratejik bir yerdir. Burada tüm geçiş güzergahlarını kontrol altına alıyoruz. Gece gündüz demeden 7/24, 365 gün bütün hava koşullarına rağmen içinde büyük bir teknolojimiz var hamdolsun. Jandarmamız aziz milletimizin huzur ve güvenliği ve terörle mücadelede duruşumuzu kararlılığımızı onların nefeslerini kesmekle ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu gelmiş olduğumuz noktayı ve bu üs bölgeler bize büyük bir üstünlük sağlıyor. Kahraman Mehmetçiklerimizle bir araya geldik. Hakkari merkezde esnaflarımızla bir araya geleceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız Cuma günü saat 13.00’da Hakkarili hemşerilerimiz ve kardeşlerimiz ile buluşacak. Biz İçişleri ailesi olarak göreve başladığımız günden buyana gece gündüz demeden kolluk güçlerimizle beraber içişleri ailemiz Türkiye’nin huzuru diye çıktık yollara terör başta olmak üzere tüm suç örgütleri ile mücadele ettik. Son terörist kalana kadar mücadelemiz sürecek.” dedi.

“KARADA VE HAVADA HER YERDE SON TEKNOLOJİYLE VARIZ”
Bakan Yerlikaya daha sonra AK Parti Seçim irtibat ofisini ziyaret etti. Yerlikaya, sınırda son teknoloji ile halkın huzur ve güvenliğini sağladıklarını belirterek, “Terörle ilgili karar ve duruşumuz çok önemli bir noktaya gelmiş ki Hakkari’nin tüm ilçelerinde gece geç saatlere kadar gezebiliyor. Kapalı mera ve yaylamız yok. Terörle mücadele kararımızı, devam ediyor. Karada ve havada her yerde son teknoloji ile varız. Sayın Cumhurbaşkanımız ne diyor, ‘son terörist etkisiz hale getirilene kadar durmayacağız’ diyor.” ifadelerini kullandı.
Deprem hazırlıkları konusuna da değinen Bakan Yerlikaya, 2 bin kişilik arama kurtarma ekibinin hazır olacağını söyledi. Ulaştırma Bakanının aradığını belirten Bakan Yerlikaya, Hakkari Zap suyu üzerinde 34 yeni köprünün yapılması için etüt çalışmalarının yapılacağını sözlerine ekledi.

Öte yandan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Jandarma Genel Komutanımız, Hakkari Valimiz ve kahraman jandarmamızla birlikte Hakkari Yüksekova’daki 2 bin 945 rakımlı Koç Tepe üs bölgesinde iftarımızı yaptık.” ifadesini kullandı.
Paylaşımında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonla kahraman askerlerin ramazanını tebrik ettiğini, Ramazan Bayramı’na hep birlikte erişme niyazında bulunduğunu belirten Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Yaz kış demeden görev yapan jandarmamız, Hakkari’de 4 metre karın altında vatan nöbetini tutuyor. Rabbim ayaklarına taş değdirmesin, tuttuğumuz oruçları kabul etsin.”
“ORADAKİ KARDEŞLERİMİZE DUA VE TEMENNİLERİMİZİ İLETİN”
Yerlikaya’nın paylaşımında, Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinden görüntüler de yer aldı.
Erdoğan, telefon görüşmesinde şunları söyledi:
“Öncelikle Allah kabul etsin. Afiyet olsun. Bütün oradaki kardeşlerimize de dua ve temennilerimizi iletin. Ramazan-ı şeriflerini tebrik ediyoruz. Rabb’im ramazana kavuşturduğu gibi inşallah bayramına da bizleri kavuştursun. Biz de şu anda parti merkezine geldik. Buradaki iftara şimdi hazırlanıyoruz. Tüm kardeşlerimize selamlar. Biz de zaten Hakkari’de olacağız cuma günü. Önce Hakkari, daha sonra Van’a geçeceğiz.”
Bakan Özhaseki, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Eskişehir’e geldi. Eskişehir Valiliği bahçesinde Vali Hüseyin Aksoy’un yanı sıra Bakan Özhaseki’yi AK Parti Eskişehir milletvekilleri Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve Büyükşehir Belediye başkan adayı Nebi Hatipoğlu karşıladı. Vali Aksoy’u makamında ziyaret ederek kentte yapılan çalışmalarla ilgili bilgi alan Bakan Özhaseki, ardından AK Parti İl Başkanlığına geçti.

Özhaseki, Türkiye’de her yıl 2 ya da 3 yıkıcı deprem meydana geldiğini ve buna tek çözümün kentsel dönüşüm olduğunu söyledi. Bakanlık olarak kentsel dönüşüm konusunda büyük bir mücadele verdiklerini ifade eden Bakan Özhaseki, “Ana karamızda ve denizlerimizde 6 ve üzerinde şiddette yıkıcı deprem sayısı son 100 yılda 231. Yani her sene 2 veya 3 tane deprem oluyor. Şu anda hareketli 500’e yakın fay hattı var. Hiç kimse ben emin yerdeyim, bana bir şey olmaz asla demesin. Süresi var, zamanı var. Bu hareketli olan fay hattı bir gün gelir, orayı da vurur. Peki ne yapmak lazım? Bütün dünyada bunun bir tane çözümü bulunmuş, kentsel dönüşüm. Kentsel dönüşüm olmadan bu iş olmaz. Kentsel dönüşümün üç tane ayağı var. Birisi bakanlık, birisi belediye, birisi de vatandaş. Biz bakanlık olarak müthiş bir mücadele içerisindeyiz. Ben bakan olarak şehirlere gidip tek tek rica ediyorum, yalvarıyorum. Ne olur belediye başkanları, hazırlayın da bölgelerinizi gelin, beraber çalışalım, vatandaşlarımızı güvenli konutlarda oturtalım diye. Yasalar çıkarıyoruz, bütçeler ayırıyoruz. En son, sıkıntı duyduğumuz bazı yasaları değiştirerek, yeni yasalar çıkartıyoruz. Biz hazırız. Geleninde asla partisine bakmıyoruz. A, B, C, D hangisinden gelirse gelsin, sonuna kadar kapı açık, net olarak söylüyorum” sözlerini kaydetti.

MUHALEFETİ ELEŞTİRDİ
Özhaseki, CHP’li belediyelerin hiçbir şey yapmadığı halde yapmış gibi göstermeye çalıştığını söyledi. Kendisinin de 20 yılı aşkın bir süre belediye başkanlığı yaptığını hatırlatan Özhaseki, “Dışarıdan tabii sanatçı çağırmak çok kolay. Hele hele yandaş sanatçıları çağırmak. Yandaş gazetecileri çağırıp, onlara para verip konuşturmak da kolay. Vallahi heykel dikmek de kolay. Karşı olduğum için söylemiyorum, lütfen yanlış anlamayın. Sanata niye karşı olalım. Resme, müziğe, heykele niye karşı olalım. Asla böyle bir şey olamaz. Ama bir belediye başkanı vicdanı huzur içinde kenara çekilecekse, önce şu vicdanına bir sorsun, yalnız kaldığında. Deprem geldiğinde yıkılacak binlerce ev var. Ben ne yaptım desin. Hangisini dönüştürdüm? Kaç tanesini dönüştürdüm? Ne yazık ki, yine üzülerek söylüyorum, CHP’li belediyelerin yapmadığı gibi bu tür işleri, bir başka özelliği daha var. Dava açmak, işi engellemek. Hastaneye başlıyorsunuz dava açıyorlar, okula başlıyorsunuz dava açıyorlar, TOKİ konut yapacak dava açıyorlar. Yapmayın diyorsunuz, ‘dava açmak benim anayasal hakkım’ diyor. Sizin dava açma hakkı diyerek istismar ettiğiniz konu, anayasal bir hak da şu insanların makul bir şekilde evlerinde oturmaya hakları yok mu kardeşim? Bizdeki muhalefet ne hikmetse, milli meselelerde bile karşı çıkıyor, hayırlı bir mesele olduğunda yine karşı çıkıyor, yine dava açıyor. Sonra da bir algı operasyonu çekiyorlar. Böyle bir moda başladı. Benim anlayamayacağım bir şey. 20 küsur sene belediye başkanlığı yaptım. Bu işin de bir usulü vardır. Fakat son dönemde CHP’lilerin yapmış olduğu, bir belediyecilik. Yapmadığı halde, yapıyormuş gibi göstermek. Hiçbir şeye çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi göstermek. Tatilde gezerken, iş başındaymış gibi sunmak. Gözü başka yerlerde ama işine hakimmiş gibi göstermek. Ben böyle bir şeyi anlayamıyorum” diye konuştu.

Oturum, üye devletler ve BM kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek.
Öncelikli teması “Yoksulluğun ele alınması, kurumların güçlendirilmesi, kadın erkek eşitliği perspektifiyle finansman sağlanması yoluyla cinsiyet eşitliği hedefine ulaşılmasının ve kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesinin hızlandırılması” olarak belirlenen oturumun, gözden geçirme teması ise “Kadın erkek eşitliği ve kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi için sosyal koruma sistemleri, kamu hizmetlerine erişim ve sürdürülebilir altyapı” olacak.
Paneller, yuvarlak masa toplantıları ve yan etkinliklerin yapılacağı programlara katılacak olan Göktaş, New York’taki Türk vatandaşlarla da Türkevi’nde bir araya gelecek.
Göktaş, 11 Mart Pazartesi günü Kadının Statüsü Komisyonu’nun 68. açılış oturumunda öncelikli tema kapsamında konuşma yapacak.
Türkiye’nin kadın, çocuk ve ailenin güçlendirilmesine yönelik vizyonunu anlatacak olan Göktaş, Türkiye’nin “kimseyi geride bırakmayan” sosyal hizmet konusundaki bakış açısını Birleşmiş Milletler platformundaki ülkelerle paylaşacak.
Göktaş, Mısır tarafından İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Sekretaryası işbirliğiyle düzenlenecek “Sürdürülebilir Kalkınma için Ailelerin Güçlendirilmesi: Kadınların ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması Konusunda En İyi Uygulamalar” başlıklı yan etkinlikte panelist olarak yer alacak.
AB’nin öncülüğünde Türkiye’nin de üyesi olduğu Kadın ve Kızlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Dostlar Grubu tarafından düzenlenen “Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesine yatırım yapmak” konulu yan etkinlikte de Göktaş bir konuşma yapacak.
Ayrıca, Göktaş 68’inci oturumun “genel tartışmalar” bölümüne katılacak.
ÇATIŞMA BÖLGELERİNDE KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN DURUMLARI ELE ALINACAK
Bakan Göktaş, 12 Mart’ta KAGİDER tarafından BM Kadın Birimi ve Hepsiburada ortaklığında düzenlenecek Piyasalara erişim ve finansmana erişim yoluyla krizdeki tüm kadınların ekonomik toparlanmasını hızlandırmak”, “Ekonomiyi kadın işletmeleriyle büyütmek” yan etkinliğinin ana konuşmacısı olacak.
Göktaş, ardından Kadının Statüsü Komisyonu 68. Oturumu marjında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenecek “Söylenmeyeni Söylemek: Çatışmanın Kadınlar ve Kız Çocukları Üzerindeki Yıkıcı Etkisi” yan etkinliğine katılacak.
Çatışma bölgelerinde kadınların ve çocukların durumlarının ele alınacağı etkinlikte Göktaş, Filistin’de yaşanan olaylara da değinecek. Filistin’deki kadın ve kız çocuklarının yaşadıklarını gündeme getirecek olan Göktaş, kimsenin geride bırakılmadığı bir dünya, kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için kadınların barış sürecinde aktif bir şekilde yer almalarına dikkat çekecek.
Programda Katar Sosyal Kalkınma ve Aile Bakanı Maryam bint Ali bin Nasser Al Mısnad, Filistin Kadın İşleri Bakanı Amal Hamad, BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatör Yardımcısı Joyce Msuya konuşma yapacak.
ÇEŞİTLİ ÜLKE TEMSİLCİLERİYLE İKİLİ GÖRÜŞMELER
Bakan Göktaş, 13 Mart’ta ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Arnavutluk ve BM Kadın Birimi ortaklığıyla düzenlenecek “Kapsayıcı ve eşitlikçi bir topluma yönelik dönüştürücü bir yaklaşım olarak Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme” başlıklı yan etkinliğin açılış konuşmasını yapacak.
Etkinlikte, Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanı Albana Koçiu, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı Çiğdem Erdoğan, Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanlığı Sosyal İçerme ve Cinsiyet Eşitliği Politikaları Direktörü Etleva Sheshı konuşacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenecek toplantıda Türk ve yabancı kadın liderler, STK başkanları ve girişimcilerle buluşacak olan Göktaş, ayrıca program kapsamında çeşitli ülkeler ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle ikili görüşmeler yapacak.
]]>
Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak aslen dış ticarette ihracatımızın arttırılması, mal ve hizmetler acentamızın arttırılması, ithalatta da makul ve gerekli olan ithalatın düzgün yapılması ama Türkiye’ye yasa dışı yollarla ya da aldatılan yöntemlerle ithalat yapılarak yerli ve milli üretime zarar verilmesinin de karşısında olmak bizim hedeflerimiz arasındadır” dedi.
Gümrüklerde kaçak ticarete izin verilmemesi önemli görevler arasında yer aldığını belirten Bolat, “Gümrüklerin etkin ve hızlı çalışması, yasadışı, kaçak ticarete ve uyuşturucu ticaretine izin verilmemesi en önemli görevlerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.
“HAZİRAN AYINDAN BU GÜNE EYLÜL AYI HARİÇ HER AY İHRACATIMIZI ARTTIRMA FIRSATI BULDUK”
Konuşmalarına devam eden Bakan Bolat, “İç ticarette çıkardığımız sektörel düzenlemelerle, yönetmeliklerle ticareti adil, rekabetçi bir şekilde yapılması ve tüketici haksız muamelelerle karşı karşıya kalmaması, stokçuluk, karaborsacılık, fahiş fiyat gibi uygulamalara karşı yoğun denetim ve baskılarla sonuç alınarak vatandaşın mağdur edilmemesi çabaları içindeyiz. Haziran ayından bu güne Eylül ayı hariç her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk. Ağustos’tan bu güne her ay ithalatımızı azaltmayı başardık, dış ticaret açığımızı azaltmayı başardık. Haziran ayından Şubat ayı sonuna kadar 30 milyar dolar dış ticaret açığımızı azalttık. Mayıs ayında 60 milyar doların üzerinde olan cari açığımızı da Aralık ayı sonunda 45 milyar dolara düşürdük. Ocak ayı rakamları 13 Mart’ta açıklanacak, 37 – 38 milyar dolara düşürmüş olacağız. Şubat ayı cari açığı da 13 Nisan’da açıklanacak inşallah o zamanda 32 milyar dolar seviyesine cari açığımızı düşürmüş olacağız” şeklinde konuştu
“KİM VATANDAŞI KAZIKLAMAK İSTİYORSA ONLARLA ALIŞVERİŞ YAPMAYACAĞIZ”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat daha sonra, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak, bir buçuk milyar dolar ihracatı fedakarlık gösterdik, 2023 yılında, patates, soğan, domates, salça, ayçiçek yağı, zeytinyağında bu ürünlerde ihracatı frenledik. Sebebi de ülke içerisinde vatandaşlarımız, aşırı şişirilmiş fiyatlarla karşılaşmamasıdır. Dikkat ettiyseniz bu seçimde ne ayçiçek yağında, ne şekerde ne simitte, ne soğanda, ne patateste, ne domateste, ne de salçada seçimlere yönelik tiyatro yapamadılar. Ankara’da simit üzerinden bir operasyon çekmeye çalıştılar bir gece yüzde elli artışla, 24 saatte yapılan zammı geri aldırdık. 210 gram ekmeği 8 TL fiyatını uygularken 100 gram simite 15 TL fiyat yazmaya kalktılar biz engelledik. Bunu tüm Türkiye’ye yayarak simit çay üzerinden siyaset yapacaklardı engel olunca şaşırdılar. Ramazan öncesi fiyatlarda bir anda büyük artışlar olmasın diye tüm gıda firmalarını dolaştık. Bu noktada önemli çabalar sarf ediyoruz. Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlarla alışveriş yapmayacağız. Bilinçsiz tüketici anlayışıyla vatandaşa haksız fiyat uygulamaya çalışan, zulüm etmeye çalışanlarla asla ticaret yapmayacağız” dedi.
Bolat, burada yaptığı konuşmada, 31 Mart Yerel Seçimlerinin önemine vurgu yaparak, “halka hizmet etmek Hakk’a hizmet” düsturundan hareketle görevlerini yaptıklarını ifade etti.
Bolat, AK Parti’nin Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Öncü’yü 2004’ten beri tanıdığını belirterek, Esenyurt’un Türkiye’nin en büyük ilçesi olduğunu ve il bazında Türkiye’nin 25 iline eş değer olduğunu söyledi.
“ESENYURT’U YENİDEN ESERLER YURDU YAPMAK İÇİN CANLA BAŞLA GAYRET EDİYORUZ”
Bakan Bolat, büyük bir il büyüklüğünde olan Esenyurt’un çok güzel hizmetler alması gerektiğine vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te belediyecilikte dönüm noktası olarak başlattığı “halkçı belediyecilik”, “çevreci belediyecilik”, “sosyal belediyecilik”, “eser belediyeciliği”, “hizmet belediyeciliği” anlayışının 2004’ten sonra Esenyurt’ta da yer bulduğunu dile getirdi.
Bolat, yapılan hizmetlerle Esenyurt’un “Eseryurt” haline geldiğini kaydederek, şöyle devam etti:
“31 Mart’ta da Esenyurt’u yeniden eserler yurdu yapmak için canla başla gayret ediyoruz. Top sizde, Esenyurtlu kardeşlerimizde. Eksiğimiz olabilir, gediğimiz olabilir. Ama çok önemli bir karar vereceksiniz. Hem Esenyurt için hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi için. Geçen seçimden sonra bir mukayese fırsatı ortaya çıktı. Bu mukayeseye göre bakın. İstanbul’a, Esenyurt’a kim ne kattı? Ulaşımda, kentsel dönüşümde, çevrecilikte, kültür merkezleri, kongre merkezleri, bilim merkezleri, gençlik merkezleri, spor salonları, okullar, yenilenmesi anlamında hastaneler, bütün vatandaşa dokunan bütün bu hizmetlerde AK Parti ve Cumhur İttifakı belediyeciliği, İstanbul’a da Türkiye’ye de Esenyurt’a da çok büyük değerler kattı.”
Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Özgür’ün geçmişinin tertemiz, çalışkan, belediyecilik tecrübesi olan bir aday olduğunu aktaran Bolat, bu bölgenin insanı olduğunu ve projeleriyle Esenyurt’a büyük değerler katacak hizmetleri olacağını kaydetti.
“GERÇEK, MODERN, VATANDAŞIN YAŞAYABİLECEĞİ ÖRNEK ŞEHİRLER SON 20 YILDA YAPILDI”
Bakan Bolat, Murat Kurum’un 15 sene TOKİ’de çok büyük hizmetler yaptığını anımsatarak, “Kahramanmaraş depremi ne kadar yıkıcı ve can alıcı oldu maalesef. TOKİ binalarında çizik yoktu. TOKİ’nin yaptığı bütün kamu binalarında çizik olmadı ve aynı Murat Kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda da 5 yıl boyunca kentsel dönüşüm projelerini hızlandırdı, meydana gelen afetlerde anında orada günlerce kaldı. Birkaç ay içinde o afetlerin izlerini ortadan kaldırdı.” diye konuştu.
Bolat, Kurum’un çok güzel vaatler olduğuna dikkati çekerek, İstanbul’un deprem açısından riskli bir bölge olduğunu ve Kurum’un ilk etapta 650 bin konutu yenileyeceğini söyledi. Ayrıca Bolat, Kurum’un kiraların düşmesi için 100 bin rezerv konut yapacağını ve bu şekilde ihtiyacı olan vatandaşlar açısından kira derdini hafifletecek bir çözüm ortaya koyduğunu anlattı.
Bolat, 2019’dan önce İstanbul’a 250 kilometreden fazla raylı sistem yapıldığının altını çizerek, gerçek, modern, vatandaşın yaşayabileceği örnek şehirlerin son 20 yılda yapıldığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı’nın hiçbir vatandaşı ve şehirleri arasında ayrımcılık yapmayan bir politika izlediğini aktaran Bolat, “İBB son 5 yılda 8 kilometre metroyu zor bitirirken, her ay Cumhurbaşkanı’mız yeni bir metro hattının Ulaştırma Bakanlığı eliyle yapılmasını bitirdi ve açılışını yapıyor. Yarın da Kirazlı-Bakırköy açılıyor. Havalimanı-Gayrettepe açıldı. Halkalı-Havalimanı açılıyor. Her yerde bir hizmet var, Sabiha Gökçen-Pendik metro hattı açılışı yapıldı. Daha başka hizmetler de gelecek.” şeklinde konuştu.
Bolat, 31 Mart’ta Esenyurt’ta Hamit Özlü’nün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde de Murat Kurum’un seçmenlerin desteğiyle zafere ulaşacağını belirtti.
“CARİ AÇIĞI OCAKTA 37-38 MİLYAR DOLARA, ŞUBATTA 32 MİLYAR DOLAR SEVİYELERİNE DÜŞÜRMÜŞ OLACAĞIZ”
Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak neler yaptıklarına değinerek, mal ve hizmet ihracatından ithalata, ithalatın düzgün yapılmasından yasa dışı yollarla ihracata zarar verilmesini engellemeye kadar bakanlık olarak çalışmaları anlattı.
Bolat, Türkiye’nin mal ihracatını 2002’de 36 milyar dolar olduğunu ve geçen yıl 256 milyar dolar ile rekor kırdıkları bilgisini paylaştı. Yeni yılın üzerinde 2 ay geçtiğini ve yıllık olarak 258,5 milyar dolar sınırında olduklarını kaydeden Bolat şunları söyledi:
“Hazirandan bu yana her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk, bir tek eylül hariç. Ağustostan bu yana her ay ithalatımızı azaltmayı başardık. Dış ticaret açığımızı azaltmayı başardık. Hazirandan şubat sonuna kadar 30 milyar dolar dış ticaret açığımızı azalttık. Mayısta 60 milyar doların üzerinde olan cari açığımızda aralık sonunda 45 milyar dolara düşürdük. Ocak ayı rakamı 13 Mart’ta açıklanacak. 37-38 milyar dolara düşürmüş olacağız. Şubat cari açığı da 13 Nisan’da açıklanacak. O zaman da inşallah 32 milyar dolar seviyesinde cari açığımızı düşürmüş olacağız. Bu ne demek arkadaşlar? Bu şu demek. Daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla istihdam demek. Daha fazla döviz kazanmak, döviz rezervlerimizin daha iyi durumda olması demek. Döviz kurunun aşırı baskı altında kalmaması demek. Bakın dün gece rating kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi nasıl yükseltti.”
“ENFLASYONLA MÜCADELE BİZİM BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ”
Bakan Ömer Bolat, salgınla başlayan, Rusya-Ukrayna savaşıyla devam eden ve depremle karşı karşıya kalınan büyük sıkıntılarla fiyat artışları noktasında enflasyonun yükselişine şahit olduklarının altını çizdi.
Bolat, “Ama Cumhurbaşkanımız geldiği günden beri 2002 sonundan beri vatandaşlarımızın işçi, memur, emekli, çiftçi, esnaf, hiçbir zaman enflasyonun altında mağdur olmamaları için ücret artışlarını enflasyon üstü refah payı olarak verdi. Enflasyonla mücadele de bizim birinci önceliğimiz, yeni hükümetimiz döneminde. Bunu da canla başla yapıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı para, kredi, maliye politikaları üzerinden, Merkez Bankası yine para, kredi, döviz kuru politikalar üzerinden Ticaret Bakanlığı olarak da biz de denetimler ve sektörel düzenlemelerle bu mücadeleyi bütün hükümet olarak yapıyoruz.” açıklamalarında bulundu.
Ticaret Bakanlığı olarak, 2023’te 1,5 milyar dolarlık ihracattan fedakarlık gösterdiklerini dile getiren Bolat, patates, soğan, domates, salça, ayçiçek ham yağ ve zeytinyağında ihracatı biraz frenlediklerini kaydetti.
Bolat, “Sebebi içeride vatandaşlarımız aşırı şişirilmiş fiyatlarla karşılaşmasın diye. Şeker de yine öyle ve dikkat ettiyseniz bu seçimde, bu kış ne ayçiçek yağında, ne şekerde, ne simitte, ne soğanda, ne patateste, ne domateste, ne salçada seçimlere yönelik tiyatro yapamadılar. Simit üzerinden bir operasyon çekmeye çalıştılar. Bir gece yüzde 50 artışla 24 saatte geri aldırdık o simit fiyatı artışını. 210 gram ekmeği 8 lira tarife uygularken 100 gram simite 15 lira fiyat çekmeye kalktılar, engellendi. Onu bütün Türkiye’ye yayacaklardı ve bu seçimin kampanyasını simit çay üzerine kuracaklardı. Engel olunca şaşırdılar.” dedi.
“2023 SONUNA KADAR ESNAFLARIMIZA VERİLEN TOPLAM DESTEK 468 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI”
Ticaret Bakanı Bolat, ramazan öncesi fiyatlarda büyük zıplamalar olmasın diye bütün gıda firmalarını dolaştıklarına dikkati çekerek, mega centerler, hal ve ticaret borsalarına varıncaya kadar bu noktada önemli çabalar sarf ettiklerini söyledi.
Bolat,”Çünkü enflasyonla mücadele tek başına yapılacak bir iş değil. Sizlere de önemli görevler düşüyor. Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlardan alışveriş yapmayacağız. Bilinçli tüketim, bilinçli tüketici anlayışıyla vatandaşa haksız fiyat uygulamaya çalışan, zulmetmeye çalışanla asla ticaret yapmayacağız. Bu kadar basit. Biz her zaman yanınızdayız. Tüketici hakem heyetleriyle yanınızdayız. İl ticaret müdürlükleriyle yanınızdayız. Denetçi sayımızı 1500 kişi artırdık bütün Türkiye’de. Onlar ramazan öncesi çalışıyorlar. Ramazanda da devam edecekler.” ifadelerini kullandı.
Bolat, hizmet ihracatı rakamlarını paylaşarak, 2002’den bu yana 7,5 artırarak 14,5 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkardıklarını dile getirdi. Milli gelirin 230 milyar dolardan 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardıklarını anımsatan Bolat, bunun vatandaşın gelirinin arttığı anlamına geldiğini belirtti.
Esnafa AK Parti döneminden 152 milyon lira finansman kredi desteği yapıldığını ve 2002’de bir firma başına 5 bin lira verildiğini söyleyen Bolat, konuşmasını şöyle tamamladı:
“O günkü dolar karşılığı 3 bin, 3 bin 500 dolar. AK Parti döneminde 2023 sonuna kadar esnaflarımıza verilen toplam destek 468 milyar lira. 2002’den önce devlet faizin yüzde 20’sini sübvanse ediyordu. Bu dönem yüzde 50’si sübvanse ediliyor. Şu anda ticari kredi faiz maliyetinin yarısından fazla, yüzde 25’i bu desteklerden faydalanıyor esnaflarımız. Geçen yaz 500 bin liraydı firma başına limit. Sonra 650 bine çıkardık. 2 hafta önce 750 bin liraya çıkardık firma başına. 750 bin liranın karşılığı ne biliyor musunuz arkadaşlar? Yaklaşık 25 bin dolar firma başına esnaflara destek veriliyor. 5 yılda ödenecek, 6’şar ay vadeyle ve maliyetsiz sabit yüzde 25, 26’yı geçmiyor. Eski borcu varsa yine alabilir. Yeni düzenlemelerden biri de bu. 850 bin basit usulde olan esnafların vergi muafiyeti iki sene önce kaldırıldı.”
Ticaret Bakanı Bolat’ın yanı sıra, AK Parti’nin bazı İstanbul Milletvekilleri, Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Öncü ve Cumhur İttifakı’nın temsilcileri etkinliğe katıldı.
Temel atma programında konuşan Ilgın Belediye Başkanı Yalçın Ertaş, ileri biyolojik arıtma özelliğine sahip olacak şekilde inşa edilen atık su arıtma tesisinin hayırlı olmasını diledi.

“SEÇİM DÖNEMLERİ MUHASEBE DÖNEMLERİDİR”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, seçim dönemlerinin muhasebe dönemleri olduğunu belirterek, “2019’da bu meydanlarda ne söz vermiştik, 2024’e kadar ne yaptık, 2029’a kadar ne yapacağımızı konuşacağımız zamanlardayız. Biz 2019’da sizlerden Yalçın başkanımızla birlikte destek istedik. Siz sandıkta gereğini yaptınız. O günden itibaren Ilgın’ımıza gece gündüz demeden birlikte çalıştığımız Yalçın Ertaş başkanımıza emeklerinden ve koordinasyonundan dolayı teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN ALTAY ILGIN’DA YAŞANAN DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜME DİKKATİ ÇEKTİ
Yeni Büyükşehir Yasası’yla Ilgın’da büyük bir değişimin ve dönüşümün yaşandığına dikkati çeken Başkan Altay şöyle devam etti:
“Hemen solumuzda şehir konağımız var. İçinde yüzme havuzuyla Konya’daki standartlarda; kadınlarımıza, gençlerimize hizmet veriyor. Hemen sağ tarafta belediye binamız, üzerinde bulunduğumuz cadde Büyükşehir’in ilk işlerinden birisi, prestij cadde olarak hayata geçirilen işimiz. Hemen az ileride geçtiğimiz haftalarda temelini attığımız Osmanlı Kent Meydanı’nda yoğun şekilde çalışıyoruz. Bugün bir ilçenin kalkınmışlığını gösteren atık su arıtma tesisimizin temelini atacağız. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, İLBANK Genel Müdürümüze ve bölge müdürümüze katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.”

SON 1 AYDA ILGIN’DA TEMELİ ATILAN YATIRIMLARIN MALİYETİ 650 MİLYON LİRA
Osmanlı Kent Meydanı’nı güncel maliyetle 343 milyon liraya yaptıklarını, 301 milyon liralık maliyetle de atık su arıtma tesisini ilçeye kazandıracaklarını vurgulayan Başkan Altay, “Yani Ilgın’da son 1 ayda attığımız temelin toplam bedeli 650 milyon lira. Biz şunun farkındayız; ne yaparsak yapalım sizin hakkınızı ödeyemeyiz. Çünkü bize sevgi, muhabbet gösteriyorsunuz. Büyükşehirler içerisinde 2019’da yüzde 70 oyla birinci olmuştuk. Bu birincilik bize şan, şöhret değil, büyük bir sorumluluk getirdi. Çünkü oy veren herkesin isteğini karşılamamız, oy veren herkesi mutlu etmemiz gerekiyordu. Şöyle geriye dönüp bakınca verdiğimiz sözlerin üzerinde işler yaptığımızı görmenin mutluluğunu duyuyoruz. İnşallah bakanlarımızın desteğiyle, Büyükşehir’imizin desteğiyle Ilgın’daki verilen tüm sözlerin yerine getirilmesi için çaba sarf edeceğiz. Başkan adayımız Ömer Apil’in arkasında Büyükşehir Belediyemizin gücü var, hükümetimizin gücü var.” cümlelerini kullandı.

“İNŞALLAH HİZMET AKIŞI DEVAM EDECEK”
AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, temeli atılacak tesisin hayırlı olmasını dileyerek, “Yalçın başkanıma beş yıllık emekleri için teşekkür ediyoruz. Hepimizin bir gün görevleri biter, yeni arkadaşlar gelir ama bu büyük ideal Cumhurbaşkanımızın ülkemize kazandırdığı yeni vizyon, Devlet Bahçeli ile oluşturdukları Cumhur İttifakı’nın ideali inşallah hep devam edecek, dünyaya sesimiz gür ve yüksek çıkacak. İnşallah hizmet akışı devam edecek. Ömer Apil kardeşimizin arkasında 11 ittifak milletvekili var, hükümet var, Cumhurbaşkanımız var, Devlet Bahçeli var. Allah kendisine güzel hizmetler nasip etsin.” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANIMIZIN GÖSTERDİĞİ GERÇEK BELEDİYECİLİK, KONYA’DA DAHA BAŞKA OLDU”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın Dünya Belediyeler Birliği Başkanı olduğunu anımsatarak sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya nam saldığını ifade etti.
1994’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Başkanlığı döneminde gerçek belediyeciliği gösterdiğini kaydeden Bakan Yerlikaya, “Onun açmış olduğu o gerçek belediyecilik hizmet duruşu, dili, tutumu, davranışı gönülden gönüle öyle bir hal oldu ki Anadolu’nun büyükşehirlerinde, Anadolu’nun illerinde, ilçelerinde, beldelerinde örnek alındı ve Allah’ın izniyle pek çok şehirlerimizde o belediyecilik duruşu iz yaptı ama Konya’da daha başka oldu, daha güzel oldu. Uğur İbrahim başkanımız Allah’ın izniyle tekrar 31 Mart’ta aday. Yürekten teşekkür ediyoruz. 5 yıl güzel Ilgın’ımıza hizmet eden Yalçın başkanımıza teşekkür ediyoruz. Yalçın başkanımız bu hizmet bayrağını Allah’ın izniyle, Ömer Apil kardeşimize veriyor. Onu da tebrik ediyoruz.” diye konuştu.

“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ ALLAH RIZASI İÇİN ÇALIŞIYOR”
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ve Cumhur İttifakı’nın tüm ilçelerde hakkaniyetli, adaletli, gerçek belediyeciliği gösterdiğini vurgulayan Bakan Yerlikaya konuşmasına şöyle devam etti:
“Adil bir şekilde, yüz akıyla hizmet ediyorlar. Nasıl yapıyorlar; kaynakları doğru kullanıyor, doğru, dürüst, hesap verebilir. İki günü bir olmadan gece gündüz demeden, Allah muhafaza reyting için değil, Allah rızası için. Bizim düsturumuz bu. Zaten bunun karşılığını Konya’nın başta merkez ilçeleri olmak üzere tüm ilçelerinde izlerini görmek mümkün. Altyapıyla ilgili bu işlerin hemen hemen tamamı bitti. Bunlar artık son açılış veya temel atmalar. Kullanmış olduğumuz evsel sular, bunların tıpkı doğanın, tabiatın bize arz-ı endam ettiği gibi Allah’ın izniyle, bu suyun kullandıktan sonra tekrardan aldığımız yere aktarıyoruz. Biz sadece kul hakkına değil; aynı zamanda çevrenin de bizim üzerimizde bir hakkı olduğuna inanıyoruz. Medeniyet değerlerimiz, inanç sistemimiz bize bunu öğretti. Dolayısıyla bu kullandığımız suyu; ilim, bilim, teknik yani ileri biyolojik atık su arıtma tesisimizde arıtıyoruz, tekraren toprağa veriyoruz ki döngü devam etsin. Biz çevreye saygılıyız. Biz, çevremizi koruruz, bize ait olan her şeyi koruduğumuz gibi. Bizden sonraki gelen neslimize de Allah’ın izniyle tertemiz bırakmakta kararlıyız. 2019’dan bu yana Uğur İbrahim Başkanımız Büyükşehirle, KOSKİ’yle 9 atık su arıtma tesisi yaptı. Bunlardan birisi Ilgın, birazdan temelini atacağız. Ama bunların tamamı Allah’ın izniyle bu yılın yani 2024 yılının sonunda bitecek. Başka, Konya merkezde 1 buçuk milyona hitap eden, Selçuklu, Karatay, Meram ilçelerimizdeki hemşerilerimizle gelen misafirlerimizin kullanım sularının arıtılmasıyla ilgili var olan tesisi yüzde yüz, yani bir o kadar daha büyütüyoruz. Dolayısıyla günlük 400 bin metreküp/günlük bir arıtma tesisine kavuşuyoruz. Şimdi Büyükşehir’imizin KOSKİ’yle beraber Uğur İbrahim Bey’in liderliğinde bu yapılmış, yapılacak olan 5 ve merkezdeki büyük devasa arıtmanın toplam maliyeti 4 milyar 600 milyon lira. Allah başkanımızdan ve arkadaşlarından razı olsun.”

“TÜRKİYE’NİN HUZURU VE GÜVENLİĞİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Bakanlık olarak 783 bin kilometrekare kara vatanda, 470 bin kilometrekare mavi vatanda ve siber vatanda Ilgın’ın, Konya’nın ve tüm Türkiye’nin huzuru ve güvenliği için çalıştıklarının altını çizen Bakan Yerlikaya, “Sizleri seviyoruz. Allah için her birinizi seviyoruz. Sizlerin huzuru, güvenliği için sadece İçişleri Bakanlığı değil Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm bakanlarımız, devletimizin tüm kurumları aşk ile çalışıyor. Bilin ki aşk ile çalışmaya devam edeceğiz.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Konuşmaların ardından Ilgın İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisinin temeli dualarla atıldı.
Programa; Konya Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Konya Milletvekilleri Ziya Altunyaldız ve Mehmet Baykan, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, MHP Konya İl Başkanı Remzi Karaarslan, Ilgın Kaymakamı Aytekin Yılmaz, İLBANK Konya Bölge Müdürü Sedat Yılmaz, Cumhur İttifakı Ilgın Belediye Başkan Adayı Ömer Apil, AK Parti Ilgın İlçe Başkanı Ömer Emre, MHP Ilgın İlçe Başkanı Harun Ok da katıldı.


Adana’ya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, valilik ziyaretinin ardından Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kadın İstihdam Sistemi İş Pozitif Tanıtım Programı ve fuar açılışına katıldı. Burada konuşan Bakan Işıkhan, kadın istihdamının üzerinde bakanlık olarak hassasiyetle durduklarını belirterek, ”Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Kadınların emeğine, vizyonuna ve fikirlerine ihtiyacımız var. Bu sebeple kadınların toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz” dedi.
”İŞ POZİTİF İLE 1 AYDA 30 BİN KADIN İSTİHDAMI”
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına mührünü vuracak bir projenin hayata geçirildiğini dile getiren Bakan Işıkhan, ”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde ‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Projemizin’ açılışını gerçekleştirdik. Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. 9 Şubat’ta başlattığımız İş-Pozitif ile daha 1 ay olmadan 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık. Kadınların kayıtlı olarak çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması, hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla kadın girişimciliğinin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli katkılar sağlamış olacağız. Önümüzdeki süreçte, kadın istihdamını artıracak çalışmalarımız hususunda ise üzerinde duracağımız konu başlıklarına bakacak olursak; eğitim ve beceri geliştirme, kadınları teşvik eden finansal indirimler, girişimcilik ve KOBİ destekleri, kadın işletmelerine destek, kadınlar için özel istihdam programları. Şu an Adana’nın da dahil olduğu bölge illerimizin kadın istihdam oranlarına baktığımızda yüzde 24’e ulaştığını görüyoruz. Bölge illerimizin istihdama katılım oranları ise yüzde 28’in üzerindedir” diye konuştu.

”CHP, MEMURLARA VERDİĞİMİZ HAKLARI, MAHKEME YOLUYLA İPTAL ETTİRDİ”
Bakanlık olarak memurların, işçilerin haklarını korumak önceliğinde olduklarını anlatan Bakan Işıkhan, şöyle konuştu:
”Bildiğiniz gibi memurlarımız, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmelerle önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Toplu sözleşme ikramiyesi, bu kazanımlardan birisidir. Geçtiğimiz yıl 7’nci Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi ile memurlarımız için ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ aylık 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenmişti. Buna göre, hizmet kolunda toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine aylık 538 TL ödeme yapıyorduk. 2 milyonu aşkın memurumuz bu kapsamda ödemeden faydalanıyordu. Ancak memurlarımızın bu önemli toplu sözleşme kazanımını, CHP, Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş ve maalesef bu ödemeye ilişkin düzenleme dün itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Buna neden olan CHP’dir. Bu iptal kararıyla, ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimizin aylıklarında, maalesef 345 TL azalma meydana gelecektir. CHP, daha önce de sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptal ettirmişti. CHP zihniyetinin bu hakları iptal ettirmesi son derece anlaşılmaz bir tutumdur. Ama milletimiz CHP’nin bu tutumuna alışkındır. Daha önce öğrencilere verilen bursları iptal ettiren, memurların toplu görüşme primini iptal ettiren CHP, şimdi de emekçilerimizin kazanımı olan toplu sözleşme ikramiyesini iptal ettirmiştir. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor. Ama kamu görevlilerimiz müsterih olsun ve şunu iyi bilsin; bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak da gerekli adımları atma noktasında üzerimize düşeni mutlaka yapacağız.”
Bakan Şimşek, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nın İstanbul’da gerçekleştirilen ödül töreninde yaptığı konuşmada, ödül alan kadınları tebrik etti.
Kadınların ekonomiye katılımının önemine işaret eden Şimşek, “Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirmesinin tek yolu kadınlarımızın çok daha aktif bir şekilde hem iş hayatında girişimci olarak hem de çalışan olarak bulunmalarına bağlı.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın törene gönderdiği mesajında bahsettiği kadınların iş hayatına katılımının son 20 yıldaki artışına değinen Şimşek, bu oranın yüzde 20’lerden yüzde 36’ya çıkmasının çok değerli ve anlamlı olduğunu ancak yeterli olmadığını söyledi.
Şimşek, OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranının ortalama yüzde 66 olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen bir çalışmaya baktık. Eğer Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ortalamalarına ulaşırsa, yani yüzde 66’ya çıkarsa, Türkiye’nin milli geliri yüzde 20 daha yüksek olur. Geçen sene Türkiye’nin milli geliri 1,1 trilyon doları aştı. Dolayısıyla yüzde 20 daha büyük ekonomi şu demek: İlave 210 milyar dolar gayrisafi yurt içi hasıla demek. Dolayısıyla kadınların iş gücüne ve iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız. O nedenle Halkbank Genel Müdürümüzü (Osman Arslan), onun nezdinde bütün Halkbank ailesini tebrik ediyorum.”
“TÜRKİYE KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANININ YÜZDE 70’LERE ULAŞTIĞI DÖNEMİ GÖRECEK”
Bakan Şimşek, burada en önemli ve belirleyici konunun eğitim seviyesi olduğunu, yaptıkları analize göre yüksek öğretim mezunu kadınlar arasında iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere yükseldiğini, OECD ortalaması olan yüzde 66’yı geçtiğini söyledi.
Şimşek, “Dolayısıyla eğitime erişim, onun önceliklendirilmesi zaten hükümetimizin gerçekten çok önemsediği bir konu. Önümüzdeki dönemde inşallah Türkiye, kadının iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere ulaştığı dönemi görecek ve onların sayesinde Türkiye’nin ekonomisi çok daha güçlü, çok daha büyük olacak ve Türkiye potansiyelini gerçekleştirmiş olacak.” şeklinde konuştu.
Bu noktada bir miktar pozitif ayrımcılık gerektiğini dile getiren Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:
“Nitekim kamu bankalarımız, KOSGEB ve TÜBİTAK gibi birçok kuruluşumuz kadın girişimcilerimizin yanında. KOSGEB yeni kadın girişimcilere 200 bin lira, mevcut kadın girişimcilere de 300 bin lira sübvansiyonlu kredi sunuyor. Halkbank az önce zaten çok kapsamlı programından bahsetti. Yani düşünebiliyor musunuz? 220 bin kadın girişimcimize yaklaşık neredeyse 60 milyar liraya yakın bir kredi imkanı sunmuş. Bu çok önemli gerçekten. Çünkü Halkbank bu konuda çok öncü. Belki daha fazla da yapmak gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak bankamızın ilave bir desteğe ihtiyacı olursa memnuniyetle destekleriz.”
“KADINLARIN İŞ VE ÇALIŞMA HAYATINDA BULUNMALARINI DESTEKLİYORUZ”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, kadınları iş gücüne katılımını teşvik etmek gerektiğini belirterek, kadın istihdam eden işletmelere 24-54 ay arasında SGK prim desteği sunduklarını söyledi.
Kadınların iş ve çalışma hayatına daha güçlü bir şekilde katılması için kreş ve gündüz bakım evi hizmetinin çok önemli olduğunu dile getiren Şimşek, “Eğer bir işveren kendi çalışanlarına kreş hizmeti sunarsa oradan elde ettiği geliri vergiden düşürme imkanı sağlıyoruz. Dolayısıyla gerçekten burada gerek Kredi Garanti Fonu’ndan destek gerekse diğer birtakım teşviklerle inşallah biz kadınlarımızın çok daha güçlü bir şekilde iş ve çalışma hayatında bulunmalarını destekliyoruz, teşvik ediyoruz.” diye konuştu.
Şimşek, kadınların finansal okuryazarlığının da çok önemli olduğunu kaydederek, bu konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 800 bin kadına finansal okuryazarlık eğitimi başlatmak üzere çalışma başlattığını, bu girişimi çok değerli bulduğunu anlattı.
Bakan Şimşek, finansal okuryazarlığı artan kadınların iş gücüne katılımının da artacağını ifade etti.
Bakan Şimşek, Halkbank’a bu alandaki destekleri nedeniyle teşekkür ederek, kadınların iş gücüne katımına yönelik teşviklerin öneminden bahsetti.
Geçen hafta Brezilya’nın Sao Paulo kentinde düzenlenen G20 Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına katıldığını anımsatan Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ana konulardan bir tanesi küresel eşitsizliklerdi. Maalesef içinde yaşadığımız dünyada hem ülkeler içerisinde hem ülkeler arasında ciddi eşitsizlikler var. Şöyle bir rakam vereyim ben size; Dünyanın en zengin yüzde 10’u dünya servetinin yüzde 76’sına, küresel gelirin yüzde 52’sine sahip. Bir diğer boyutuyla bakalım; Küresel emisyonun da yüzde 48’inden sorumlu. Ama en alttaki, yani en yoksul yüzde 50’si, ise dünya servetinin sadece yüzde 2’sine, gelirin sadece yüzde 8’ine sahip. Emisyonun da yüzde 12’sine tekabül ediyor. Bunu niye söylüyorum? Kadınlar iş hayatında daha çok rol alırlarsa hem barışa vesile olurlar hem bu eşitsizliklerin azalmasına çok büyük katkıda bulunurlar. Onun için kadınların çok daha güçlü bir şekilde ekonomimize katkı vermesi sadece Türkiye açısından değil aslında dünyada daha adil bir sistem ve barış açısından da çok değerli.”
]]>148 ülkeden 19 devlet ve hükümet başkanı, 2 özerk yönetim başkanı, 64 bakan, 1 meclis başkanı, 20 yabancı bakan yardımcısı, 57 uluslararası temsilci olmak üzere 4 bin 700’e yakın katılımcının katıldığı programda, küresel krizler, ticaret savaşları gibi konular tartışıldı.

Kapanış programında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “ADF’de son 3 günde gerçekleştirilen oturumlarda farklı kıtalardan çeşitli seviyedeki katılımcılarla farklı düşünceleri dile getirilmesini sağladık. Muhataplarımız forumun içerik bakımından zenginliğinden etkilendiğini söyledi. Her bir muhatabımızla çok sayıda ikili görüşme yapma imkanı bulduklarından dolayı da müteşekkir olduklarını belirttiler. Yoğun ikili görüşme trafiği yaşandı. Cumhurbaşkanımız seçim ile ilgili yoğun bir trafiği olmasına rağmen teşrif ettiler. 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya gelip, çok kritik konularla ilgili görüşmeler gerçekleştirdi. Ben de 32 mevkidaşım ile ikili görüşme yapma imkanı buldum” dedi. Forumda düzenlenen 47 oturumda güvenlik, enerji, bölgesel konular, yabancı düşmanlığı, ara buluculuk, yapay zeka gibi çeşitli konuların görüşüldüğünü belirten Fidan, “Gazze Temas Grubu üyesi olarak grup üyesi Filistin ve Mısır Dışişleri Bakanı arkadaşlarımla Gazze konusunda bir panele ev sahipliği yaptım. ADF’ye bu üst düzey katılım Türk diplomasisinin etkisini göstermektedir. Tüm insanlığın ortak meselelerini forumda masaya yatırdık. 3 gündür gerçekleştirdiğimiz tüm tartışmalar küresel düzene dair tespitlerimizin ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu” diye konuştu.
‘BİRLİKTE HAREKET ETMEK GEREKİYOR’
Diplomasinin her alanda artırılmasını istediklerini söyleyen Fidan, “Bazı uluslararası aktörlerin çifte standardı ve uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımları forum esnasında adeta ifşa edildi. Bu husus özellikle Filistin halkına dair şiddetin son verilmesine yönelik diplomatik girişimleri ele aldığımız toplantıda ele alındı. Etkinlikte Gazze’de devam eden zulmün sona ermesi için atmamız gereken adımları konuştuk. Karşı karşıya olduğumuz tablonun küresel adaletsiz ve eşitsizliklerin bir yansıması olduğunu ifade ettik. ADF’de gerçekleştirdiğimiz tartışmalar ile düşünmek yeterli değil; birlikte hareket etmek gerekiyor” dedi.
‘TEK TARAFLI ADIM ATILMASI GEREKTİĞİNE İNANANLAR VAR’
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle Filistin konusunu görüşmek için Türkiye’ye geleceğini söyleyen Fidan, “Gazze’de süren zulmün durdurulması, ADF’nin merkezine oturdu. Cumhurbaşkanımızın, bizim yaptığımız görüşmelerde bu konu altı çizilerek vurgulandı. Diplomasinin bütün imkanlarını kullandık. Taraflar arasında devam eden ateşkese yönelik görüşmelerin, arabulucular vasıtasıyla devam ettiğini belirtebilirim. Ramazan ayından önce Filistin’de ateşkese ulaşılması konusunda çok ciddi arzu ve çaba var. Açlığın ve hastalığın kol gezdiği Gazze’de yardımların ulaşması konusunda neler yapılabilir, bunlar ifade edilmeye başladı. Bakan arkadaşlarımla yaptığım görüşmelerde; tek taraflı adım atılması gerektiğine inanan arkadaşlarımız var. Bizler de artık bu görüşleri destekliyoruz. Birilerinin izinleri bekleyerek Gazze’ye yardım ulaştırmak, 2 milyondan fazla insanın yavaş ve sessiz ölümüne ortak olmak manasına geliyor. Uluslararası toplum artık daha farklı adımlar atılması gerektiğine inanıyor” diye konuştu.
FİDAN ABD YOLCUSU
Japonya ile ilişkileri geliştirmeye önem verdiklerini söyleyen Fidan, “Ekim 2021’de Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Biden arasında gerçekleştirilen görüşmede iki ülke arasında stratejik mekanizma konusunda mutabakata varılmıştı. Bu mekanizma bakanlar ve bakan altı düzeyde işletilecek bir mekanizmaydı. Hedeflenen iki ülke arasında sadece güvenlik konuları değil; enerji, ekonomi, politik ve bölgesel konuların tartışıldığı bir platform oluşturmaktı. Alt çalışma grupları oluşturuldu ve görüşmelere başladı. Bu sefer meslektaşım Antony Blinken’ın daveti üzerine stratejik mekanizma toplantısı için ABD’ye önümüzdeki hafta bir seyahat planlandı. Çok çeşitli konularda Amerika ile aramızdaki ilişkilerimizin muhasebesini yapacağız. Cumhurbaşkanımızın Amerika ziyareti konusu orada ele alacağımız bir konu olacak. Her iki ülkede de bir seçim atmosferi var” dedi.
SURİYE KONUSUNDA LAVROV İLE GÖRÜŞME
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmeye değinen Fidan, “Lavrov ile yaptığımız görüşmede bölgesel gelişmeler, Kafkaslardaki barış sürecini masaya yatırma imkanımız oldu. Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Suriye’deki konularla ilgili daha yakın bir tartışma ortamı yaratmamız gerekiyor. Suriye konusunu ayrıca tartışmamız gerekiyor, bu konuda biraz zamana ihtiyacımız var. Gerek mültecilerin geri dönüşü gerek yeni anayasanın yazılması gerek terörizmle mücadele konuları, şu anda askıda olan konular. Bunun ilerletilmesi gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini yakından ilgilendiren bir konu. Rusya’nın arasında bulunduğu birkaç ülke ile bu konuyu yakından tartışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

2 ÜLKEYE ATEŞKES ÇAĞRISI
Ukrayna ile Rusya arasında ateşkese yönelik diyaloğun başlaması gerektiğini söyleyen Fidan, “Ukrayna ile ilgili konuda bizim görüşümüz, her iki taraf da savaşta ulaşabilecekleri neticelerin limitlerine gelmiş durumda. Artık ateşkese yönelik belli bir diyaloğun başlatılması zamanı geldi. Bu, işgalin tanınması anlamına gelmiyor. İşgalin tanınması ve egemenlik konuları ile ateşkes meselesini birbirinden ayırmanın zamanı geldiğine inanıyoruz. 21’inci yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi ve yaralanması, koca bir ülkenin alt ve üst yapısının yok olması, bizim dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil. Bir şekilde durması gerekiyor. Bazı görüşmelerin yapılması fikrinin kabul edilmesi, bu fikre alışılması gerekiyor. Savaşmayla gidilebilecek yerin limitine ulaşıldı diye düşünüyorum. İşgali tanımak söz konusu değil. Egemenlik, işgal konusuyla ateşkesi birbirinden ayırıp, daha farklı bir yöntemle konuya bakma zamanı geldi diye düşünüyoruz” dedi.
Haber7 – ÖZEL
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin siyasi iradesiyle KAAN savaş uçağı ve ANKA-3 hayalet uçağını imal etme başarısını yakalayan TUSAŞ’ın 1973 yılında kuruluşu için başlatılan girişimlere CHP’nin takoz olduğu dönemin Meclis tutanaklarına yansıdığı ortaya çıktı. Haber7, “KAAN’ı uçuran TUSAŞ’a CHP takozu! Bakın neler yapmışlar neler!” başlıklı haberiyle tutanakları gün yüzüne çıkardı.
Millet Meclisi zabıtlarına göre, CHP’nin kanun tasarısını çeşitli bahanelerle Meclis’e getirmediği, kanun sonrası TUSAŞ’ın idare meclisine temsilci göndermediği, Milli Selamet Partisi’nin yönetiminde olan Sanayi Bakanlığı’nın gönderdiği temsilci kararnamesini ise çeşitli bahanelerle oyaladığı öğrenildi.
CHP’Lİ İSİMDEN SKANDAL İTİRAF: TEMSİLCİ GÖNDERMEDİK ÇÜNKÜ…
15 Mayıs 1975 tarihli Millet Meclisi’ndeki 77’nci Birleşiminde MSP’li Gündüz Sevilgen’in CHP’li bakanların TUSAŞ’a temsilci vermemesine ve kendilerinin verdikleri temsilcilerin kararnamelerini de CHP-MSP koalisyon hükümetinin yıkılışına kadar bekletmesine tepki gösterdi.

Bunun üzerine söz alan CHP’li Bursa Milletvekili Hasan Esat Işık, TUSAŞ’ın kuruluşunda idare meclisine temsilci göndermediklerini itiraf eden bir konuşma yaptı.
TUSAŞ’ın kuruluşuyla ilgili çeşitli bahaneler sıralayan CHP’li Işık, “Uçak sanayii için hakikaten, bir bakanlığın sorumluluğunu üzerinde taşıyan bir arkadaşımız bir girişimde bulunmuştur. Fakat takdir buyurulur ki, uçak sanayiinin kurulması ile görevlendirilecek olan örgütün, yalnız bir bakanlığa ait mümessillerden kurulması söz konusu değildi, üç bakanlığın temsilcilerinden oluşması gerekiyordu.” ifadesinde bulundu.

“KURUMU KURMAK, UÇAK SANAYİİNİ KURMAYA TEŞEBBÜS DEĞİL”
TUSAŞ için ‘örgüt’ ifadesinin kullanan CHP’li Işık, kurumun oluşturulmasının uçak sanayiinin kurmaya teşebbüs olmadığını iddia etti. Işık, “Bir uçak sanayiini kuracak örgütü tespit etmek, uçak sanayiini kurmaya teşebbüs etmek değildir. Çünkü bu örgütün yetkisi nedir? Bu örgütün yetkisi; kendisine verilmiş bir talimat içinde çalışmaktır. Nerededir talimat? Talimat yoktur. Kim verecektir bu talimatı? Her halde bu örgüt vermeyecektir. Bu örgüt aldığı talimata göre çalışmak için kurulacaktır.” diye konuştu.
CHP’li Esat Işık’ın sözlerine cevap veren dönemin MSP’li Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru ise “Kanunu var!” tepkisini gösterdi.

MEMLEKETE ZARAR VEREBİLİRMİŞ
CHP’nin neden temsilci vermediğini bahanelerle sıralayan Işık’ın şu sözleri tutanaklara geçti:
“İktisadî teşekkül, o zaman bir devlet bakanının sorumluluğu altında bulunan bir teşekkül, burada gerekli kararları almak için bir müzakereye girişilmemiştir. Böyle bir umumî hedefler verilmeden bu işi görmek için bir örgüt ortaya koymak, bu örgüte yarın için memlekete çok zarar verebilecek istikametlerde girişimlerde bulunmasına imkân verir.
İşte arkadaşlar, o zaman, bir tanesi de benim, diğer bakanlıkla beraber böyle bir örgütün kurulmasında temsilci bulundurması gereken bakan arkadaşlarımız, böyle zararlı bir durumdan memleketi koruyabilmek için temsilcilerini tayin etmemişlerdir ve bu durumu da, bu hususta müracaatta bulunan bakana bildirmişlerdir.
Arkadaşlar, biz uçak sanayiini seçim bölgelerimize gittiğimiz zaman ‘Şunu yaptık, bunu yaptık’ demek için kurmuyoruz. Biz bir memlekette bir uçak sanayii kuracaksak, bundan memleketin savunmasının faydalanması için düşünüyoruz ve tabiatiyle bizimle başka türlü şekilde bunları kullanmak isteyenler arasında bir fark olacaktır. Ben o gün tercih etmiş olduğum davranışımın, bugün da hâlâ geçerli olduğu kanısındayım. Arz ederim.”

Haber7 – ÖZEL
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin siyasi iradesiyle KAAN savaş uçağı ve ANKA-3 hayalet uçağını imal etme başarısını yakalayan TUSAŞ’ın 1973 yılında kuruluşu için başlatılan girişimlere CHP’nin takoz olduğu dönemin Meclis tutanaklarına yansıdığı ortaya çıktı. Haber7, “KAAN’ı uçuran TUSAŞ’a CHP takozu! Bakın neler yapmışlar neler!” başlıklı haberiyle tutanakları gün yüzüne çıkardı.
Millet Meclisi zabıtlarına göre, CHP’nin kanun tasarısını çeşitli bahanelerle Meclis’e getirmediği, kanun sonrası TUSAŞ’ın idare meclisine temsilci göndermediği, Milli Selamet Partisi’nin yönetiminde olan Sanayi Bakanlığı’nın gönderdiği temsilci kararnamesini ise çeşitli bahanelerle oyaladığı öğrenildi.
CHP’Lİ İSİMDEN SKANDAL İTİRAF: TEMSİLCİ GÖNDERMEDİK ÇÜNKÜ…
15 Mayıs 1975 tarihli Millet Meclisi’ndeki 77’nci Birleşiminde MSP’li Gündüz Sevilgen’in CHP’li bakanların TUSAŞ’a temsilci vermemesine ve kendilerinin verdikleri temsilcilerin kararnamelerini de CHP-MSP koalisyon hükümetinin yıkılışına kadar bekletmesine tepki gösterdi.

Bunun üzerine söz alan CHP’li Bursa Milletvekili Hasan Esat Işık, TUSAŞ’ın kuruluşunda idare meclisine temsilci göndermediklerini itiraf eden bir konuşma yaptı.
TUSAŞ’ın kuruluşuyla ilgili çeşitli bahaneler sıralayan CHP’li Işık, “Uçak sanayii için hakikaten, bir bakanlığın sorumluluğunu üzerinde taşıyan bir arkadaşımız bir girişimde bulunmuştur. Fakat takdir buyurulur ki, uçak sanayiinin kurulması ile görevlendirilecek olan örgütün, yalnız bir bakanlığa ait mümessillerden kurulması söz konusu değildi, üç bakanlığın temsilcilerinden oluşması gerekiyordu.” ifadesinde bulundu.

“KURUMU KURMAK, UÇAK SANAYİİNİ KURMAYA TEŞEBBÜS DEĞİL”
TUSAŞ için ‘örgüt’ ifadesinin kullanan CHP’li Işık, kurumun oluşturulmasının uçak sanayiinin kurmaya teşebbüs olmadığını iddia etti. Işık, “Bir uçak sanayiini kuracak örgütü tespit etmek, uçak sanayiini kurmaya teşebbüs etmek değildir. Çünkü bu örgütün yetkisi nedir? Bu örgütün yetkisi; kendisine verilmiş bir talimat içinde çalışmaktır. Nerededir talimat? Talimat yoktur. Kim verecektir bu talimatı? Her halde bu örgüt vermeyecektir. Bu örgüt aldığı talimata göre çalışmak için kurulacaktır.” diye konuştu.
CHP’li Esat Işık’ın sözlerine cevap veren dönemin MSP’li Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru ise “Kanunu var!” tepkisini gösterdi.
MEMLEKETE ZARAR VEREBİLİRMİŞ
CHP’nin neden temsilci vermediğini bahanelerle sıralayan Işık’ın şu sözleri tutanaklara geçti:
“İktisadî teşekkül, o zaman bir devlet bakanının sorumluluğu altında bulunan bir teşekkül, burada gerekli kararları almak için bir müzakereye girişilmemiştir. Böyle bir umumî hedefler verilmeden bu işi görmek için bir örgüt ortaya koymak, bu örgüte yarın için memlekete çok zarar verebilecek istikametlerde girişimlerde bulunmasına imkân verir.
İşte arkadaşlar, o zaman, bir tanesi de benim, diğer bakanlıkla beraber böyle bir örgütün kurulmasında temsilci bulundurması gereken bakan arkadaşlarımız, böyle zararlı bir durumdan memleketi koruyabilmek için temsilcilerini tayin etmemişlerdir ve bu durumu da, bu hususta müracaatta bulunan bakana bildirmişlerdir.
Arkadaşlar, biz uçak sanayiini seçim bölgelerimize gittiğimiz zaman ‘Şunu yaptık, bunu yaptık’ demek için kurmuyoruz. Biz bir memlekette bir uçak sanayii kuracaksak, bundan memleketin savunmasının faydalanması için düşünüyoruz ve tabiatiyle bizimle başka türlü şekilde bunları kullanmak isteyenler arasında bir fark olacaktır. Ben o gün tercih etmiş olduğum davranışımın, bugün da hâlâ geçerli olduğu kanısındayım. Arz ederim.”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın moderatörlüğündeki Tarafsız Bölge programında gündeme ilişkin sorularını cevapladı.
Yerlikaya’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“TEHDİTLERE ALIŞKINIZ”
Vatandaş kendisine üstten bakanı, kibirli olanı sevmez. Eğer kibri kırmayla ilgili inandığımız bir şey var. İnsan hakları dedik, hukuk dedik. Mesai arkadaşlarımla çalışırken, aziz milletimizin hizmetinde bulunurken, birileri kendinde suç işlemeyi ayrıcalık görüyor ‘bana bir şey olmaz’ diyorsa kusura bakmasın. Biz devletten milletten daha büyük bir güç görmüyoruz. Kararlılıkla, cesaretle üstüne gidiyoruz. Ben 33 yıl bu ailede bir evlat olarak hizmet verdim. Tehditlere alışkınız.
Erzurum’a gittik. Karşılama kalabalık. Bir kahvede çay içtik. Bir amcamızın yanına gittim oturdum. Dedi ki İçişleri Bakanı sen misin? Evet dedim. Ben sana her sabah dua ediyorum, kötülerle mücadele ediyorsun. Dedim ben tek başıma yapmıyorum ki. Sonra dedi En çok ona ediyorum dedi Sayın Cumhurbaşkanımız için. Vatandaşın gönlünde bu mücadelenin yer aldığını gördüm. Türkiye’nin her yerinde insanlarımız huzur istiyor. Anadolu’da bir dua var. ‘Allah huzurdan ayırmasın’ diye. İlk geldiğimizde biz dedik ki mottomuz ne olsun: Türkiye’nin huzuru.

“81 VİLAYETTE ÇALIŞIYORUZ”
Gece gündüz demeden her yerde varız. Kara vatan, mavi vatan, siber vatan her yerdeyiz. Ceza kanununa kimse kara vatanda da mavi vatanda da siber vatanda da girmesinler, karşılarında bizi bulurlar.
81 vilayette çalışıyoruz. Valilik çok onurlu bir meslek. Ama İçişleri çok büyük bir teşkilat. Kadim bir bakanlık. Güçlü kurumsal bir yapısı var ve işi çok. Adaptasyon ile ilgili hiçbir sorunumuz olmadı. Herkesin bir çalışma tarzı var doğası gereği. Kim vatandaşlarımıza yan bakıyorsa, hukukun bize vermiş olduğu güç ile ona geçit yok.
“ÇOK GÜÇLÜ BİR İSTİHBARAT AĞIMIZ VAR”
365 gün operasyon yapıyoruz. Kırsalda yaptığımız operasyon sayısı 17 bin 234. Hain terör örgütü PKK’yı bitirme noktasına getirdiğimiz bir gerçek. Hem kırsalda hem şehirde onların sözde barınma merkezlerinde tarama faaliyetinde bulunuyoruz. En ufak gelen duyumu dahi kayda alıyoruz. Her hafta bana sunum yaparken telsiz kestirmesi şu, duyum bu her türlü detay anlatılır. Çok güçlü bir istihbarat ağımız var. Kabine’de güzel uyumlu bir çalışma var. Terör örgütüne nefes aldırmıyoruz.
Yerli ve milli savunma sanayinin de katkısı çok büyük. Diyelim bir duyum geldi, orada günlerce İHA’mız tur atıyor. Duyumlar doğru gibi davranıp hareket ediyoruz. Bir duyum ile ilgili bir sene boyunca peşinde olduğumuz durumlar da var.
Yerli teknolojilerimiz bize muazzam güç sağladı. İHA ve SİHA ile saniye saniye operasyonu izliyorum. Yerli ve milli savunma sanayinin de katkısı çok büyük. Diyelim bir duyum geldi, orada günlerce İHA’mız tur atıyor. Duyumlar doğru gibi davranıp hareket ediyoruz. Bir duyum ile ilgili bir sene boyunca peşinde olduğumuz durumlar da var. Nefes aldırmıyoruz, aldırmayacağız. Durmayacağız da.

“BAKANLIK HABERİNİ TELEFONDA ERDOĞAN VERDİ”
Ben valilik yaparken Sayın Cumhurbaşkanımız aradı beni. Dedi ki bizim 21 yıldır terör örgütleri ile amansız bir mücadelemiz var. Son terörist de etkisiz hale getirilene kadar bu mücadeleyi sürdüreceksiniz. Bu çalışma büyük bir sorumluluk. Anadan babadan serden yardan geçmeye var mısınız? Benim ilk önce bir sesim gitti. Dedim ki aziz milletimizin duaları bizimle oldukça görevimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışırız Allah izin verirse.
FETÖ İLE MÜCADELE
MİT ile birlikte içeride ve dışarıda, bunları özellikle siber vatanda bıraktıkları izleri çok iyi takip ediyoruz. Bunlar zaten Google’a da sorsanız din istismarcısı istihbarat örgütü diye çıkar. Dini duyguları istismar ederek neler yaptıklarını gördük. Terör örgütlerinde özgüven yok. Yapabildikleri tek şey, yapmaya çalıştıkları tek şey, halka çevrimiçi olarak fitne sokmaya çalışmak.
Dini duyguları istismar ederek neler yaptıklarını gördük. Terör örgütlerinde özgüven yok. Yapabildikleri tek şey, yapmaya çalıştıkları tek şey, halka çevrimiçi olarak fitne sokmaya çalışmak.

“DEAŞ’A BİN 210 OPERASYON YAPTIK”
Dünyada DEAŞ’la mücadeleyi yiğitçe yapan tek ülke Türkiye. Cumhurbaşkanımızın bir ifadesi var ‘Teröristan kurdurmayacağız’. Trump ‘DEAŞ’ı Obama kurdurdu’ dedi. Bunların hepsi asimetrik savaşın aparatları. Bunların tek amacı Türkiye’nin huzurunu bozmak. Bin 210 operasyon yaptık. 2 bin 500 kişi gözaltına alındı. İçinde az da olsa yerli kişiler de var.
DEAŞ hala kendisinin var olduğunu göstermeye çalışıyor. Sansasyonel operasyon yaparak kendisini göstermeye çalışıyorlar. Sol örgütler de böyle. Biz bunları takip ediyoruz. Sayıları etkinlikleri azalıyor. Santa Maria Kilisesi’nde saldırısı da bunlar yaptı. Cumhurbaşkanımıza anbean bilgi verdik. Cumhurbaşkanımız 24 saat süre verdi olay aydınlatmamız için. Her şey o araçta başladı. O araç bizi 40’a yakın eve götürdü. 10. saatte biz netice aldık. Bunu yüzde yüz DEAŞ yaptı. 27 tutuklama var burada. Olayı hala takip ediyoruz. Bunlara bu talimatı kim veriyorsa huzur iklimini hedef alıyor.
9 AYDA 125 TERÖR EYLEMİNİ ENGELLEDİK
Bizim dönemimizde 125 terör eylemi engellendi. Bunlardan 91’i bombalı eylem. 1 Ekim EGM’ye bir saldırı girişimi var. 2 terörist etkisiz hale getirildi. Santa Maria Kilisesi’nde saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. 6 Şubat Adliye saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. İdeal hedef sıfır eylem yapabilmeleri. Biz dünyadan daha iyiyiz. İstihbaratımız da polisimiz de kıyas götürmez. Dünya terörizmin finansmanıyla ilgileniyor. Biz de bunla ilgileniyoruz. Para olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Bu parayı gayrimeşruyla elde ediyorlar. 170 operasyon yaptık bu konuda. 25 milyon 174 bin TL ele geçirdik. Bu noktada çok hassasız.
“POPÜLER OLSUN OLMASIN HİÇBİR SUÇ ÖRGÜTÜ KALMAYACAK”
Organize suç örgütlerine gelelim. Diz çöktürülmesi gayet doğal bir durum. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Şehir eşkıyalarına geçit veremeyiz’ diyor. Bunların taptıkları tek şey para. Paranı verdiği güç bunlara ayrı bir kibir katıyor. Bu ‘Sizden daha büyük millet, kolluk, kanun, polis, savcı var’ demek. O yüzden böyle oturuyor ve vesikalık veriyor. Organize suç örgütlerinin yereli ulusalı vs. hiçbiri umurumuzda değil. Hep şunu söylüyorum emniyetimize, ‘Vatandaşımız bunlardan nefret ediyor. İster 3 kişilik olsun ister popüler olsun’.
Bizim dönemimizde 125 terör eylemi engellendi. Bunlardan 91’i bombalı eylem. 1 Ekim EGM’ye bir saldırı girişimi var. 2 terörist etkisiz hale getirildi. Santa Maria Kilisesi’nde saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. 6 Şubat Adliye saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. İdeal hedef sıfır eylem yapabilmeleri. Biz dünyadan daha iyiyiz. İstihbaratımız da polisimiz de kıyas götürmez. Dünya terörizmin finansmanıyla ilgileniyor. Biz de bunla ilgileniyoruz. Para olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Bu parayı gayrimeşruyla elde ediyorlar. 170 operasyon yaptık bu konuda. 25 milyon 174 bin TL ele geçirdik. Bu noktada çok hassasız.
Devlete ‘Bunların nefesini kes. Niye bunlardan korkayım’ diyor. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ikiz kardeş. Birbirimiz için varız. Teknik ve fiziki takip arttı. Bizim yasalarımız sadece garip gurabaya mı uygulanacak? Bu kibir nereden geliyor? Bu kibrin kaynağı paraysa oraya basıyoruz. MASAK muhteşem çalışıyor. Bir ara fenomenler vardı? Neredeler şu an? Fenomenlerin görüntülerinde kabul edilecek bir görüntü var mıydı? MASAK, İçişleri, Siber Daire ve Adalet Bakanlığı işi çok iyi bir noktaya getirdiler. Hadi paylaşım yapsınlar da görelim. 1 hafta 10 gün sürer o da.
Biz şu an medyaya bunu vermek ile, paylaşmak ile meydan okuyoruz. Devletin içinde bir ahenk var. Bununla koordineli şekilde mücadele ediyoruz. 83 milyar TL maddi mal varlığına el konuldu operasyonlarda.
ÖRGÜTLERİN LÜKS ARAÇLARI EMNİYET’TE
Araç markaları bize ulaşıyor diyor ki Emniyet’e öyle yakıştı ki bu bir şey olduğunda bize getirin. Sembol yerlere koyuyoruz. Birçok görüntü var, bir çocuk diyor ki polise binebilir miyim, aracı inceliyor. Bu araçların 13’ü Komançero’nun. Bir fenomen aracı var. Diğerleri diğer suç örgütlerinin. Dünyada da çok ses getirdi bu uygulama. Moral de oldu ekiplere. Gelip fotoğraf çektiriyorlar, ayağınıza taş değdirmesin diyor gelip vatandaşlarımız. Sadece yakıt masrafı var, bakım masrafı yok herkesin içi rahat olsun.

“UYUŞTURUCU TACİRERİ TERÖRİSTLERDEN DAHA TEHLİKELİ”
Gençlerin geleceğini söndüren bir illet uyuşturucu. Biz bunu ayırdık. Bir arz tarafı var bu işin. İmal ve ticaret kısım yani büyük olan kısım var. Bir de kullanıcı tarafı var. Bu önce küçük arz dediğimiz sokak satıcıları ile kullananlar. İstanbul’da bir yazılım var. UYUMA. Bir uygulama oradan bildirebilirsiniz. Biz o küçük arzı yani sokak satıcıları 81 milyon mücadele edelim diyoruz. Gördüğünüzü bize söyleyin. Şu kişi şu yerde aynı saatte duruyor, şunu yapıyor. Arayın söyleyin. Biz göz açtırmıyoruz. 9 ayda 107 ton uyuşturucu yakaladık.
Hırsızlık oranlarını çok daha aşağılara çekmeyi hedefliyoruz. Evden hırsızlık yüzde 39,6 oranında düşüş gösterdi. Bu oranı daha da aşağıya çekiyoruz. Dolandırıcılık çevrimiçi olarak arttı. Burada vatandaşa çok iş düşüyor. Bilinçlenecek, tuzağa düşmeyecek. Çok iyi eğitimli, bilim insanları bile düşüyor tuzağa. Her 10 olaydan 9’unu aydınlatıp adalete teslim ediyoruz.
KADIN CİNAYETLERİ
Bir KADES uygulamamız var, ihbar çok önemli. Böyle bir ihbar olunca kırmızı alarm olarak görüyoruz 3,4 dakikada orada oluyoruz. Bu KADES uygulamasını indirmelerini istiyoruz kadınlarımızda.
HUZUR UYGULAMALARI
2 buçuk yıl içinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tamamlanacak. İlgili bakanlıklarımız ile çalışmalar yapıldı. Huzurun yüzyılında Türkiye Yüzyılında kazandırmış olacağız. Uzun zamandır böyle bir ihtiyaç vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gördü. İstanbul’da en büyük sorunlardan biri trafik. Bu sebeple 2500 personel trafik birimlerinde. Asayişte de sayıyı 3.069 olarak artırdık o da şimdilik. Bu sayı daha da artacak.
2025’TE BÜTÜN POLİSLERİMİZDE KAMERA OLACAK
Cumhurbaşkanımızın Avrupa’daki ordulardan daha fazla dediği sayı işte bu. Kontrolü artıracağız, huzur uygulamalarını artıracağız. Bunlar her yerde olacak. Kurumlardaki kameralar ile entegre olacağız. Bunun alt yapısını da arkadaşlarımız çalışıyor. 2025’te bütün polislerimizde kamera olacak. Polislerimizin yakasında kamera olacak.
]]>
Buradaki konuşmasında, göreve başladığı tarihten bu yana hayata geçirilen eğitim politikalarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için istişarelerde bulunmak amacıyla toplantı düzenlendiğini anlatan Tekin, sahada karşılaşılan bir aksaklık varsa el birliğiyle gerekli tedbirleri alacaklarını ifade etti.

Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.
Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, hayata geçirilen her projenin, atılan her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarla paylaşılması gerektiğine işaret etti.
Tekin, “Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız. Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum. İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, “asrın felaketi”nde “asrın birlikteliği” anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini vurguladı.
Mevzuat değişiklikleriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz.” dedi.
Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini, bunun için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.

– “İkinci dönem sonunda da etkinlikler organize edeceğiz”
Yusuf Tekin, her dönemin son haftasını “etkinlikler haftası” olarak ilan ettiklerini belirterek, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
– YKS soru havuzunda, müfredat ve ders kitabı vurgusu
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını istedi. Tekin, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Tekin, mesleki teknik eğitim alanında yeni model çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, “Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için ‘bölge’, ‘ihtisas’, ‘sektör içi’ ve ‘sektöre entegre’ olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçirdik. Bu doğrultuda illerde de gerekli çalışmalar yapılması önemli.” dedi.
Bakan Tekin’in ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.
Toplantıya, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, Ömer Faruk Yelkenci, Nazif Yılmaz, Kemal Şamlıoğlu, genel müdürler ve 81 ilin milli eğitim müdürü katıldı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından 8’incisi düzenlenen Büyük Türkiye Buluşması’nın ikinci gününde gerçekleştirilen Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfının Sorunları Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Uraloğlu, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirecekleri hedefler hakkında bir sunum yaptı.

Sunumu sırasında bakanlık olarak yük, yolcu, data ve veri taşıdıklarını dile getiren Uraloğlu, ”AK Parti hükümetleri döneminde yaklaşık 273 milyar dolarlık ulaşıma yatırım yaptık. Bundan sonra da 2053’e kadar yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Karayollarında 2028’e kadar otoyol 2 bin kilometreye yakın otoyol yapacağız. Demiryollarındaki 14 bin kilometre olan uzunluğumuzu yaklaşık 18 bin kilometreye çıkaracağız. 57 havalimanımızı 61’e çıkaracağız. Deniz ticaretini geliştirerek Mavi Vatan’daki etkinliğimizi artıracağız ve haberleşme de birinci etapta 5G’ye geçmek, ikinci etapta da 6G’ye geçmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.

”AMAÇLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİRKEN CAN VE MAL GÜVENLİĞİNE DİKKAT ETMEK İSTİYORUZ”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının amaçlarını sıralayan Bakan Uraloğlu, ”Hakların savunulması noktasında ulaştırma alanında gerekli mevzuat düzenlemelerini ulaştırma alanında yapmak istiyoruz. Verimliliği, güveni artırmak ve toplumun refahını yükseltmek istiyoruz. Ulaşım alanında dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmek istiyoruz. Çok modlu taşımacılık bizim için kıymetli, onu ne kadar sağlayabilirsek o kadar verimli işler yaparız diye düşünüyorum. Çevreci enerjiye yatırım yapıp onu desteklemek istiyoruz ve en kıymetlisi de bunları yaparken can ve mal güvenliğine dikkat etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, bir yolcunun Türkiye’den 4 saatlik uçuşla tam 67 ülkeye gidebildiğini ifade belirtti.
”KALKINMA YOLU KORİDORU SAYESİNDE 21 GÜNDE YÜK TAŞIMA İMKANINA SAHİP OLACAĞIZ”
Doğu ve batı olarak Türkiye’nin orta koridor üzerinde yer aldığını ifade eden Uraloğlu, ”Süveyş Kanalı’ndaki malum sıkıntılardan dolayı geçişler engellendi. Süveyş Kanalında 35 günde giden yükler, doğu batı istikametinde, 45 günde gitmeye başladı. Halbuki bir ‘Kalkınma Yolu Koridorumuz’ var. Bu koridoru bitirdiğimizde sadece 21 günde bu yükleri taşıma imkanına sahip olacağız. Irak ile birinci derecede bu projeyi yürütüyoruz. Ciddi bir aşama kaydettik” diye konuştu.
Zengezur Koridoru’nun doğrudan Bakü’ye ulaşacak olan bir hat olduğunun altını çizen Uraloğlu, Ermenistan ya da İran tarafında geçecek olan proje sayesinde Türk dünyasındaki kapasitenin ciddi miktarda artacağını işaret etti.
Marmara Bölgesinde otoyol ringi tamamladıklarının müjdesini veren Uraloğlu, yaşanabilecek bir deprem ihtimalinde bu ringin ana arter olarak görev yapabileceğini sözlerine ekledi. Bakan Uraloğlu, Ankara-İzmir arasında hayata geçecek olan Yüksek Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin, “2026-2027 inşallah bitirip burayı hizmete açacağız” dedi. Bakan Uraloğlu, Ankara Esenboğa Havalimanı Raylı Bağlantı Sistemi’ni yakında hayata geçirmeyi planladıklarını ifade etti.
]]>Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede Libyalı Bakan El Sifav’ı Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Yusuf Tekin, Türkiye’nin Libya ile köklü, tarihî ve kültürel bağları bulunduğunu belirterek iki ülke halkının zor zamanlarda her daim birbirlerinin yanında durduğunu; dolayısıyla Libya’nın egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin Türkiye için son derece önemli olduğunu kaydetti.

Türkiye olarak Libya’nın ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için her zaman hazır olduklarını dile getiren Tekin, özellikle eğitim ve kültür alanlarında iş birliğini geliştirmek istediklerini söyledi.
“Ulusal düzeyde ekonomik büyüme ve sürdürülebilir bir kalkınma için en güçlü enstrüman eğitimdir.” diyen Bakan Tekin, “Türkiye’de son yıllarda mesleki ve teknik eğitim alanında büyük atılımlar gerçekleşti, gerçekleşmeye de devam ediyor. Birçok ülke tarafından başarımızın takip edilmesi bizi memnun ediyor. Güçlü bir mesleki eğitim; nitelikli iş gücünün yetiştirilebilmesi, mesleki becerilerin geliştirilmesi ve ekonomik iş piyasası ihtiyaçlarına cevap verebilmek için çok önemlidir.” dedi.

Birlikte gayret ederek somut projeler geliştirmek istediklerini belirten Tekin, “Bugün burada imzalayacağımız mutabakat zaptı, güçlü iş birliğimizin, dostane ilişkilerimizin bir nişanesi olacaktır. Bu metin sadece diplomatik bir metin olmayacak aynı zamanda geleceğimizin inşasında yer alacak çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önemli katkılar sunacaktır. Kardeşlik ve karşılıklı güven üzerine dayanan ilişkilerimizin daha da derinleşeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere öğretmen yetiştirme süreci, program geliştirme ve eğitimde teknolojinin kullanılması gibi konularda Türkiye’nin güçlü bir müktesebatı bulunduğunu vurguladı ve Libya ile iş birliğini geliştirerek Türkiye’nin bu alandaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını kaydetti.

Konuk Bakan Yahlif Said El Sifav ise Türkiye’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek yüzyıllardır Türkiye ile dostluk ve kardeşlik ilişkisi içinde olduklarını söyledi.
Müfredatı güncelleyerek daha modernleştirmek istediklerini kaydeden El Sifav, mesleki eğitim alanında eğitimde teknolojinin kullanılması ve Libya’nın ihtiyaçlarını karşılayacak kursların açılması konusunda Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istediklerini söyledi.

Konuşmaların ardından Millî Eğitim Bakanı Tekin ile Libyalı Bakan Yahlif Said El Sifav, iki ülke arasında eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında “Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği Mutabakat Zaptı” imzaladı.
İmzalanan mutabakat zaptı ile mesleki ve teknik eğitim alanında bilgi ve tecrübe paylaşımı, mesleki ve teknik eğitime ilişkin okul yönetimi, önceki öğrenmelerin tanınması, öğrenme kazanımlarının ölçülmesi, belgelendirme vb. konularda bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması hedefleniyor.

Mutabakat zaptı ile ayrıca uzman, eğitmen ve araştırmacı değişimi, mesleki eğitim alanında uygulanan yeni öğretim teknikleri ve teknolojileri konusunda bilgi ve tecrübe paylaşımı, mesleki eğitim alanında öğretim programı ve eğitim öğretim materyallerinin hazırlanması ve güncellenmesi süreçleri ile ilgili bilgi paylaşımı, mesleki eğitim veren kurumlar arasında kardeş okul ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi, karşılıklı olarak diploma denklik işlemleri için kolaylıklar sağlanması amaçlanıyor.
Görüşmede Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Yurtışındaki Libyalılardan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Emhemed Zedan, Libya’nın Ankara Büyükelçisi Mustafa El Gelaib ile MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Destek Hizmetleri Genel Müdürü Ömür Karakullukçu ve diğer ilgililer hazır bulundu.
]]>

Bu yükü Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişiler, aileler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle beraber omuzlamak istediklerini dile getiren Tekin, bu tür işbirliklerini ve protokolleri hep savunduğunu kaydetti. Bu anlamda kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle işbirliği yapmaya devam edeceklerini anlatan Tekin, destek olanlara teşekkür etti.
Tekin, zirvenin konusunun eğitimde yapay zeka uygulamalarının kullanılması olduğuna dikkati çekerek, dünyanın çok hızlı geliştiğini, bilgilerin ve kullanılan enstrümanların da çok hızlı biçimde değiştiğini aktardı.
Modernleşme, çağdaşlaşma ve teknolojinin kullanımı bugün tartışılırken, 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinde de benzeri argümanlarla tartışıldığına işaret eden Tekin, “Teknolojiyi kullanacağız, teknolojiden faydalanacağız ama kullandığımız teknolojinin, yeni araçların, toplumsal yaşamımızda, ahlakımızda, yapımızda ne tür değişiklikler yapabileceğini de öngörmemiz gerekiyor. Bütün bu yenilikler, insanlığımıza, temel hak ve hürriyetlerimize, mahremiyetimize, ürettiklerimize ne tür katkılar veriyor, bizden neyi alabilir, korumak istediğimiz hangi değerleri tahrip edebilir ya da ortadan kaldırabilir, bunu tartışmak gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Tekin, yapay zeka robotu ChatGPT’ye değinerek, üniversitelerde öğretim üyeleri ve okullarda öğretmenlerin, öğrencilerin tez ya da benzeri ödevlerini kendi emeğiyle hazırlayıp hazırlamadığı konusunu tartışmaya başladığını, bunun ahlaki bir durum olduğunu kaydetti.

SINIFLARDA YAKLAŞIK 620 BİN ETKİLEŞİMLİ TAHTA KULLANILIYOR
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında Bakanlığın teknolojik altyapısıyla ilgili bazı rakamları da paylaştı.
“Eğitimde FATİH Projesi“ni anımsatan Tekin, bu projenin ana temasının, eğitim öğretim süreçlerinde teknolojik yenilikleri kullanabilmek üzerine kurgulandığını ve 4 farklı enstrümanı bulunduğunu dile getirdi.
Projenin enstrümanlarından birinin, Bakanlık bünyesindeki okulların, kamuoyunda “akıllı tahta” olarak bilinen “etkileşimli tahta“larla donatmak olduğunu aktaran Tekin, halen sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahtanın kullanıldığını ifade etti.
Etkileşimli tahtaların kullanıldığı sınıflarda internet altyapısının da oluşturulduğunun altını çizen Tekin, “Şu an okullarımızın tamamında farklı niteliklerde internet altyapısı mevcut durumda. 60 bine yakın, Milli Eğitim Bakanlığının kendi bünyesindeki resmi kurumun tamamında internet erişim hizmeti veriyoruz.” bilgisini paylaştı.

EBA PLATFORMU ÖĞRETMENLERİN İÇERİKLERİYLE ZENGİNLEŞTİRİLECEK
Bakan Tekin, FATİH Projesi’nin diğer enstrümanının da “Eğitim Bilişim Ağı (EBA)” platformu olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu anda EBA platformumuzda, 2011’den itibaren sürekli kendini revize eden, kendi içinde kurduğu mini bir talim terbiye kurulu benzeri işlev gören bir komisyonla beraber içerikleri tamamen denetlenmiş biçimde, eğitim öğretim süreçlerini destekleyecek yaklaşık 2 bine ait dersle ilgili olarak 100 bine yakın içerik mevcut. Ders konu anlatım videoları, zenginleştirilmiş kitaplar, yardımcı kaynak, öğretmen ve öğrencilerimizin kullanabileceği her türlü materyal EBA platformunda mevcuttur. EBA platformunu sadece görevli ve yetkili kişiler tarafından değil, 1 milyonun üzerindeki öğretmen arkadaşlarımızın tamamının katkısını alabileceğimiz şekilde zenginleştirilecek bir ortama kavuşturacağız. Ne demek istiyorum? 1 milyon öğretmenimizin her birinin, her bir konuyu, her bir kazanımı anlattığı, kendisini geliştirdiği, kendince metodoloji ürettiği, kendince değişik yöntemlerle ders anlattığı yöntemler var. Bunların her birinin talim terbiye kurulu benzeri bir yapı üzerinden denetlenerek EBA platformuna yeniden konulmasıyla ilgili süreci başlatacağız. Daha önce bunu yürütmüştük, yine aynı şeyi yapacağız.”
Tekin, FATİH Projesi kapsamında 500 bine yakın öğretmene, eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin kurslar verdiklerini kaydetti.
Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) sisteminden de bahseden Tekin, ÖBA üzerinden yaklaşık 85 bin öğretmene eğitim teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin eğitimler verdiklerini, bu ve benzeri eğitimlerin çok fazla miktarda bulunduğunu, devamının da geleceğini sözlerine ekledi.
55 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE
Suudi Kalkınma Fonu ile Hazine ve Maliye Bakanlığı arasında mutabakat zaptı imzalandı. Buna göre İstanbul Valiliği 5 tane okulun deprem riskinin azaltılması için 55 milyon dolarlık bütçe alacak. Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı (MISA) ile YTÜ Yıldız Teknopark, Regnum, Onur Taahhüt, OPALON ve TOR Holding arasında mutabakat zaptı imzalandı. TASNEE Marketing ile Bayegan, Algihaz ile TAV, Almeknan ile Ege Yapı, Saudi Top Plastic ile Starplas Kimya, Abanmi ile KHPUMA Lift, Alhaytham ile Akkord Madencilik, Alhaytham Group ile Solar Group iş anlaşması imzaladı. UP Saudi Arabia, Bakirci Technical Institute, Yamy Studios ve Gaia Hotels ile; Investment Expert Corporation da Wasata Global ve Buruj Group ile anlaşmaya vardı. CVS Air, Çakır Construction, Cerm-ex Technology, Tatil.com, Paximum, Ugur Law, Extreme Business, Gio Elektrikli Araç, Sigma Process de anlaştı.
1.240 KİŞİLİK LİSTE OLUŞTU
DEİK Başkanı Nail Olpak, toplantıya çok yüksek bir ilginin olduğunu belirterek, “1.240 kişilik bir liste oluştu. Ancak talep bunun çok üstündeydi. Forum öncesinde sıra oluştu, kayıtları kapattık” dedi. Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu doğrultusunda 3 trilyon dolarlık bir yatırım bütçesi olduğunu anlatan Olpak, “Suudi bakanlar Türk firmalarının burada iş yapmasını çok istiyorlar. ‘Suud firmalarının kapasitesi çok dolu. Gelin siz iş yapın’ diyorlar. 21 iş anlaşması yapıldı. Bu daha başlangıç, devamı gelecektir. Bir sonrakini Suudi Arabistan’da yapacağız” diye konuştu.
1 MİLYON TURİST BEKLİYORUZ
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, 2022’de 500 bin, 2023’te 800 bin Suudi Arabistanlı ziyaretçinin Türkiye’yi ziyaret ettiğini aktararak, bu yıl 1 milyon Suudi Arabistanlı turist gelmesini umduklarını söyledi. Ersoy, “Türk vatandaşları için uygulanan elektronik vize sayesinde Türk vatandaşlarının Suudi Arabistan ziyareti arttı. Biz Suudi Arabistanlı misafirlerimiz için vize uygulamasını kaldırdık. Bunun da ziyaretçi sayısını artıracağını düşünüyorum” dedi. Sürdürülebilir turizmle alakalı adımlar attıklarının altını çizen Ersoy, 2021’de Türkiye’nin 81 ilinde geçerli olan bir sertifikasyon programı başlattıklarını söyledi. Ersoy, “Bu programın ilk aşaması 2023’te başladı. İkinci aşama 2025’te başlayacak, 2030’da da üçüncü aşama tamamlanacak. Şu anda 21 binden fazla otelimiz var. Takribi 16 bin otel bu programa dahil oldu. 5-6 bini de yeni mevsimde dahil olacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu da iki ülkenin farklı sektörlerde birbirini tamamladığını belirterek, “Türkiye’nin iç pazarı büyük aynı zamanda daha geniş bir bölgeye açılan bir kapı” dedi.
TAV İKİ İHALEYE GİRECEK
TAV Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sani Şener, Algihaz Construction Holding ile Neom’daki projeler için anlaşma imzaladıklarını aktardı. Şener, “Orada Algihaz taahhüt işleri yapacağız. Neom’da haziranda iki tane havalimanı ihalesi açılacak. Algihaz ile bu ihalelere gireceğiz” dedi. Suudi Arabistan’da Al Rajhi Holding ile havalimanı projelerinde çalıştıklarını anlatan Şener, yeni anlaşmayla taahhüt işlerini yapacaklarını kaydetti. Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı da, Almeknan Group ile proje geliştireceklerini söyledi. Kabadayı, “Suudi Arabistan’da binlerce konut, yüzlerce otel yapılacak. Bu projelerin inşaat taahhüt süreçlerinde Almeknan Grup ile proje geliştireceğiz. Çok ciddi bir fırsat ve potansiyel var. İlk etapta 7-8 üst düzey yöneticimizi oraya göndereceğiz. Sonrasında da hızla projelerin gelişeceğine inanıyoruz. Bu yıl içinde projelere başlarız” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’YE YATIRIMLAR ARTACAK
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin turizm ve inşaat alanında Suudi Arabistan’la işbirliği yapabileceğini belirterek, “Suudi Arabistan’da dünyanın en büyük projelerinden bazılarının inşaatı başladı. Biz bunun bir parçası olmak istiyoruz. Üçüncü ülkelerde de birlikte çalışabiliriz. Suudi Arabistan savunma sanayisini yerelleştirmeyi amaçlıyor. Birlikte tasarlayıp, üretim ve ihracat yapma projelerine de açığız” diye konuştu. Şimşek, enflasyonu düşürürken sıra dışı bir şey yapmayacaklarını, konvansiyonel para politikaları uygulayacaklarını belirtti. Şimşek, Türkiye’ye portföy yatırımlarının yerel seçimler sonrası artacağını ifade etti.
CARİ AÇIK DÜŞECEK
Türkiye’nin rezervlerini artırma hedefinde olduklarını belirten Şimşek, “Cari açık aşağı doğru düşmeye başladı bile, doğru yolda olduğumuzu düşünüyoruz. Bu yılın ilk yarısında 30 milyar doların altına inecek. Türkiye’de büyüme güçlü. Türkiye’nin risk algısı şu andaki puanlardan çok daha iyi durumda. Makas açıklığına bakacak olursak, aslında şu andaki puanlama kurumlarının Türkiye’ye verdiği puanın 2 basamak yukarısında.
Şimdiden piyasalar, Türkiye’de daha az risk olduğunu düşünüyorlar” dedi. Türkiye’nin yeşil alanlarda dev bir potansiyeli bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu alanda da Suudi Arabistan ile ortak çalışılabileceğini kaydetti. Bakan Şimşek, ‘Bakanlar Paneli Oturumu’nda yaptığı konuşmada ise şunları söyledi: “Suudi Arabistan Türkiye’deki üreticilerle iş yapmaya yöneldi. Türkiye’nin müteahhitlerine, Türkiye’nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Türk şirketleriyle çalışmak istiyorlar.”
SUUDİ BAKANLARDAN ORTAKLIK TEKLİFİ
SUUDİ Arabistan Yatırım Bakanı Khalid A. Al Falih ve Turizm Bakanı Ahmed Al Khatebb, Türkiye ile ülkeleri arasındaki ekonomik ortaklık fırsatlarını anlattı. Falih, “Suudi Arabistan ve Türkiye’deki özel sektörün iki ülke dışında da sahip olduğu fırsatlar var. Orta Doğu’da ciddi savaş durumu sebebiyle refah ve gelişme konusunda bir gecikme yaşanıyor. Bütün bölgeye yardım ve yeniden inşa etme konusunda fırsatlarımız bulunuyor” dedi. Falih, iki ülkenin Afrika’da da ortak hareket edebileceğini söyledi. Khatebb de turizmin Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonunun bir parçası olduğunu belirterek, “2030 vizyonu çerçevesinde turizm, madencilik, spor gibi sektörlere yoğunluk veriyoruz. Suudi Arabistan’daki müteahhitlerin artık kapasiteleri yok, kapasiteye ihtiyaç var” dedi.
HEDEF 10 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKARMAK
Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nun önceki akşam düzenlenen gala yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise “2023 yılında ikili ticaret hacmimiz 6.8 milyar dolara ulaştı. 2 yılda yüzde 50’ye yakın artış gerçekleşti. Ticaret hacmimizi, dengeli ve hızlı bir şekilde artırarak kısa vadede 10 milyar doların üzerine çıkarmanın gerçekçi bir hedef olduğu kanaatindeyiz.
Geçen yıl, Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstererek 830 bini buldu. Bu rakamı 1 milyona hatta daha da yukarı çıkartmamız gerekiyor” dedi. Yılmaz, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile ekonomisini çeşitlendirmeyi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi amaçladığını aktararak, “Türkiye Yüzyılı ve 2053 vizyonlarımız ile Suudi 2030 Vizyonu’nun tüm bölgeye önemli büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
TUZLA PİYADE OKULU’NDAKİ SON DURUM
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturma ile ilgili son duruma ilişkin şu cevabı verdi:
“Türk Silahlı Kuvvetleri bütün faaliyetlerini anayasa, kanunlar ve hukuk çerçevesinde, şeffaf şekilde sürdürüyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu çalışmasını yapmış ve kararını Bakanlığımıza göndermiştir. Hukukçularımız bu kararı detaylı şekilde inceleyecek ve Sayın Bakanımızın onayına sunulacaktır. Ve Sayın Bakanımızın onayını müteakip karar resmileşecek daha sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.”
F-16 SATIŞININ ENGELLENMESİ İÇİN KONGREYE SUNULAN MEKTUP
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, ABD Kongresi’ne sunulan ve Türkiye’ye F-16 satışını engellemeyi amaçlayan öneri ile ilgili “Kongredeki sessizlik süreci devam etmektedir. Bu süreçte herhangi bir olumsuzluk beklenmemektedir” dedi.
BAKAN GÜLER’İN IRAK ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, “Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak ziyaretine ilişkin detay verebilir misiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Ülkemiz tarafından bölgemizde barış ve istikrarın sağlanması için yoğun bir diplomatik çaba sarf edilmektedir. Bu çalışmanın bir kanadı olan Askeri Diplomasi faaliyetleri de Sn. Bakanımız ve Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Söz konusu ziyarette; son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri işbirliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak/menfaatleri konuları görüşülmüştür. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bizim tek derdimiz ülkemizin, milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasıdır. Terörle mücadelede ortak hareket edilmesidir.”
ZIRH ÇELİĞİNİN ÜRETİLMESİ
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, ASFAT ve OYAK tarafın yerli ve milli olarak üretilen çelik hakkında şu bilgileri paylaştı:
“ASFAT koordinesinde yapılan çalışmalar ile OYAK bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir Miilux OY şirketlerinin ortaklaşa ürettiği milli denizaltı çelikleri Gölcük Tersanesi Komutanlığına teslim edilmiştir. Böylece 2 yıl gibi bir süre içerisinde denizaltılar için önceki senelerde ithal edilen çelikler artık millileştirilmiş oldu. Dünyada bu çeliği üretebilen sayılı ülke var. Tedarik edilen Denizaltı Çeliklerinin ASFAT tarafından Türk Loyd’una sertifikalandırılarak test blokları inşasında kullanılması planlanmaktadır.”
44 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), icra edilen operasyonlarda Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada 44 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirdi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıktaki basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı icra edilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada 44 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 144’ü Irak’ın kuzeyi, 215’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 359’a ulaştığını söyledi.
Gereken yer ve zamanda terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığının, artan bir etki ve yoğun bir baskıyla süreceğini belirten Aktürk, “Eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar amasız ve amansız bir şekilde devam edecektir.” ifadesini kullandı.
21 BİN 89 KİŞİNİN SINIRDAN YASA DIŞI GEÇMESİ ÖNLENDİ
Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan biri PKK/KCK terör örgütü mensubu 207 kişinin yakalandığını, 2 bin 495 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini bildirdi.
Tuğamiral Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 893’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 21 bin 89 olmuştur” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin, başta KKTC olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yaptığına dikkati çeken Aktürk, kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına desteğin sürdürüldüğünü aktardı.
Aktürk, İsrail-Filistin meselesiyle ilgili olarak krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi ve yayılmasının önlenmesi gerektiğini savunduklarını kaydetti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ile Irak’a resmi ziyarette bulunduğunu hatırlatan Tuğamiral Aktürk, bu kapsamda terörle mücadele ve hudut güvenliği başta olmak üzere ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüşmeler yapıldığını söyledi.
SAVUNMA SANAYİSİ
Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanlığına bağlı ASFAT’ın koordinesinde yapılan çalışmalar ile OYAK bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir ve Miilux OY şirketlerinin milli olarak ortaklaşa ürettiği denizaltı çeliklerinin Gölcük Tersanesi Komutanlığı’na teslim edildiğini aktardı.
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğine dikkati çeken Aktürk,15 Ocak’ta başlayan Kara Kuvvetleri Komutanlığına sözleşmeli er temini başvurularının 11 Şubat’a kadar devam edeceğini bildirdi.
Bakan Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde felakette hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara geçmiş olsun temennisinde bulundu. Geride derin acılar bırakan felaket sonrası ülkenin tek vücut halinde yaraları sarmak için seferber olduğunu hatırlatan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı Bakanlığı olarak da depremin ilk anından itibaren AFAD ile koordinasyon içerisinde çalıştıklarını vurguladı.
”DEPREMZEDE ÜRETİCİLERİMİZİN HER DAİM YANINDA OLDUK”
Yumaklı, dünyada bile ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan büyük yıkıma rağmen bölge insanının zor şartlar altında bile üretime devam ettiğini vurgulayarak, “Bizler de Bakanlık olarak üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli her türlü desteği vererek çiftçilerimizin yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” dedi.
Bu çalışmalar kapsamında 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde üreticilerin mağdur olmaması adına tarımsal desteklemeler başta olmak üzere birçok konuda uygulama ve düzenlemeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle 2023 üretim yılı için ürün değişikliği başvuru süresi uzatılarak deprem bölgesindeki çiftçilerin tarımsal desteklerden faydalanmaları konusunda oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçildi. Afet bölgesi ilan edilen illerimizde ve diğer illerimizde üreticilerin zamanında müracaat yapamayacağı, gecikmeler olabileceği öngörülerek birçok projede destekleme ve hibe başvuru süreleri uzatıldı. Yine deprem afetinden etkilenen illerimizde mazot gübre desteği kapsamında ayni olarak yapılması gereken ödemenin nakdi olarak yapılması suretiyle çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yönelik harcama kolaylığı sağlandı. Bu kapsamda, deprem bölgesindeki çiftçilerimize toplam 2 milyar 900 milyon TL mazot gübre destekleme ödemesi yapıldı.”
”BEDELSİZ HAYVAN DAĞITIMI YAPTIK”
Yumaklı, depremden etkilenen 11 ilde hayvanları telef olan ve tarım sigortası yaptıran üreticilere, devlet destekli Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamında 37 milyon TL hasar tazminatı ödendiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Depremden etkilenen illerimizdeki üreticilerimizin üretime devam etmeleri amacıyla, başta yağlı tohumlu bitkiler, baklagiller ve hububat ile sebze üretiminin artırılmasına yönelik olarak Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında, 127 milyon TL kaynak tahsis edilerek ekim-dikimlerle ilgili faaliyetler yürütüldü. Deprem bölgesinde bitkisel üretimin kesintisiz devam etmesi adına Bakanlığımızca gübre üretici firmalar ile irtibata geçilerek, yapılacak gübre sevkiyatlarında önceliğin deprem bölgesine verilmesi ve bölgeden gelebilecek ilave gübre taleplerinin ivedilikle karşılanması amacıyla koordinasyon süreci yürütüldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘depremde hayvanları telef olan vatandaşlarımızın bütün kayıpları birebir karşılanacak’ talimatları doğrultusunda, depremden etkilenen illerimizde, büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan ve arılı kovan gibi hayvanları telef olan yetiştiricilerimize bu kayıplarının yerine bedelsiz hayvan dağıtımını tamamladık. Bu kapsamda, toplam 909 milyon TL maliyetli; 5 bin 804 büyükbaş, 43 bin 317 küçükbaş, 549 bin kanatlı hayvan ve 26 bin 318 arılı kovanı bedelsiz olarak yetiştiricilerimize teslim ettik. Ayrıca deprem bölgesindeki 10 bin 328 arıcımıza 5 bin 358 ton besleme şekerini bedelsiz dağıttık. Yine hayvancılık kapsamında, depremden etkilenen illerimizde yetiştiricilerimize 1 milyar 372 milyon TL yem desteği ödendi.”
DEPREM BÖLGESİNDE 10 MİLYON DOZ ÜCRETSİZ ŞAP AŞISI
Deprem bölgesinde hayvan sağlığının korunmasına yönelik de gerekli tedbirleri aldıklarını bildiren Yumaklı, “Genel hayata etkili afet bölgesi ilan edilen bu illerimizde yaklaşık 60 milyon TL bedelli 5 milyon doz büyükbaş şap aşısını ücretsiz yaptık. 2024 yılında da bu uygulamaya devam edilecek. Böylelikle 2 yılda 145 milyon lira bedelli yaklaşık 10 milyon doz aşı Bakanlığımızca ücretsiz yapılmış olacak” vurgusu yaptı. Yumaklı, bunun yanında, merada hayvancılık yapan çiftçilerin çoban ve hayvan çadırları ile yemlik, sıvat ve çoban çantası ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Çayır Mera Islah ve Amenajman Projeleri kapsamında da toplam 50 milyon TL bütçeli çalışma yürütüldüğünü belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bakanlığımız koordinasyonunda, deprem bölgelerindeki yetiştiricilerimizin pazarlama imkanı olmayan çiğ sütleri; üretici örgütleri ve özel sektöre yönlendirildi. Bu şekilde bugüne kadar, bölgedeki süt işletmelerinin ve yetiştiricilerin ürettiği 431 bin ton sütün toplanarak üretime dönüştürülmesi konusunda koordinasyon sağlandı. Yine Bakanlığımız koordinasyonunda depremde barınakları zarar gören hayvanlar için 20 bin 351 adet hayvan çadırı/branda bölgeye gönderilerek dağıtımı yapıldı. Bununla birlikte afet bölgesine 16 bin ton da hayvan yemi gönderildi. Ayrıca, depremden etkilenen sokak hayvanlarının bakım ve beslenmeleri için Bakanlığımız koordinasyonunda Türk Veteriner Hekimler Birliği ve AFAD aracılığı ile yaklaşık 55 ton mamanın dağıtımı sağlandı.”
BALIKÇILIK SEKTÖRÜ DESTEKLERİ
Depremden etkilenen illerde ülkenin önemli tarımsal üretim kalemlerinden su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığının da yapıldığına işaret eden Yumaklı, bu üreticilerin mağduriyetinin önlenmesi için de çalışmalar yürüttüklerine dikkati çekti. Yumaklı, “Deprem bölgesindeki deniz ve iç sularda faaliyet gösteren toplam 1021 gemi sahibine, yoksun kaldıkları avcılık faaliyetinden dolayı oluşan gelir kayıplarının karşılanması ve avcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini temini amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere toplam 11 milyon 300 bin TL destekleme ödemesi yapıldı” dedi.
Depremde üretim tesisleri zarar gören 26 su ürünleri yetiştiriciliği işletmesine de toplam 44 milyon 700 bin TL destekleme ödemesi yapıldığını aktaran Yumaklı, böylelikle depremden etkilenen balıkçılık sektörüne toplam 56 milyon TL destekleme ödemesinde bulunulduğunu bildirdi.
KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ
Bakanlık tarafından yürütülen ve kabul edilen proje tutarının yüzde 50’sinin ödendiği Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’nın (KKYDP) afet bölgesindeki illerde de uygulandığına işaret eden Yumaklı, 2023 yılında KKYDP kapsamında söz konusu illerde 1928 proje tamamlandığını ve bunlar için 131,8 milyon TL hibe desteği ödendiğini aktardı. Yumaklı, proje başına 250 bin TL’ye kadar yüzde 100 hibe verilen Kırsalda Uzman Eller Projesi kapsamında da depremden etkilenen illerde 233 adet projeye 57,3 milyon TL hibe desteği ödemesi yapıldığının altını çizerek, “Gerçekleştirilen tüm bu faaliyetler çerçevesinde, depremin meydana geldiği 6 Şubat tarihinden bugüne kadar, afet bölgesindeki çiftçilerimize toplam 14 milyar 150 milyon TL tarımsal destekleme ödemesi yapıldı. Tarımsal üretimde ülkemizin can damarı olan bu illerimize üretimin aksamadan devamı için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu projelerinin bulunduğu Kahramanmaraş, Hatay, Malatya illerindeki IPARD projelerinin hibe tutarlarında fiyat farkı uygulamasına gidildiğini belirten Yumaklı, “Böylelikle 207 projenin hibe tutarı 490 milyon TL’den 710 milyon TL’ye yükseltilerek toplam 220 milyon TL’lik ilave destek sağlandı” dedi.
ORMANCILIK VE ORMAN KÖYLÜSÜ
Afet bölgesi ilan edilen illerde 3 bin orman köylüsü ile Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin 6 Şubat- 31 Temmuz 2023 tarihleri arasına tekabül eden 11,3 milyon TL ORKÖY kredi borçlarını faizsiz olarak 31 Aralık 2023 tarihine kadar ertelediklerini hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti: “Depremden etkilenen illerimizdeki orman köylerinde kullanılmak üzere tahsis edilen 345,3 milyon TL ek deprem ödeneğiyle birlikte depremden etkilenen illerdeki toplam ORKÖY bütçesi 458,4 milyon TL’ye yükseltildi. Böylelikle afet bölgesinde bulunan orman köylerimizdeki 4 bin 312 orman köylüsü ailemize 2023 yılında yüzde 20’si hibe olmak üzere faizsiz ORKÖY desteği sağlanmış oldu.”
TARIMSAL SULAMA VE İÇME-KULLANMA SUYU İLE TAŞKIN KORUMA ÇALIŞMALARI
Yumaklı, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremler nedeniyle afet bölgesi içerisinde kalan barajların Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü teknik ekiplerince detaylı olarak incelendiğini, bu çerçevede 110 baraj ve 30 göletin kontrol edildiğini bildirdi. İçme suyu sondajı ve sulama altyapısı onarım ile ilgili de faaliyetler yürütüldüğünün altını çizen Yumaklı, şunları belirtti:
“DSİ Genel Müdürlüğümüzce deprem bölgesindeki Malatya, Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye illerimizde toplam 143 kuyuda sondaj çalışmaları tamamlanarak saniyede 2 bin 926 litre içme ve kullanma suyu elde edildi. Yine Bakanlığımıza bağlı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası başlatılan sulama altyapı projelerinin bakım ve onarımı çalışmalarının büyük bölümünü tamamlayarak tarım topraklarını tekrar suyla buluşturduk. Bölgede, toplam 56 kilometre uzunluğundaki kanaletlerde bakım ve onarım çalışması yürüttük. 16,7 kilometrelik sulama kanalı inşa ederek, işletme bakım yollarının da onarımını tamamladık. Ayrıca Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Elazığ ve Diyarbakır’da toplam 515 kooperatif kuyusu kontrol edildi. Böylelikle deprem bölgesinde vatandaşlarımızın acil içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanması ile tarımsal sulamanın aksamaması amacıyla DSİ Genel Müdürlüğünün rutin faaliyetlerine ilaveten yaklaşık 1,2 milyar TL bedelli çalışma gerçekleştirildi.”
”PLANLAMALARIMIZI TİTİZLİKLE YÜRÜTÜYORUZ”
Tarımsal desteklemelerin haricinde Bakanlığa bağlı kuruluşlarca da deprem bölgesi için yaklaşık 6 milyar TL tutarında ödenek kullanıldığını aktaran Yumaklı, “Depremden etkilenen yetiştiricilerimizin talep etmeleri halinde sahipsiz kalmış veya bakım imkanı olmayan hayvanları, Et ve Süt Kurumu tarafından mahallinden teslim alındı. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından afet bölgesinde hububat ve baklagil için kota ve cins ayrımı yapmadan alım gerçekleştirildiğini de özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.
Verimli toprak yapısı ve iklim koşulları ile ülkenin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip bölgedeki tarımsal üretimin eskisinden daha iyi hale getirilmesine yönelik bütün destek ve planlama çalışmalarını titizlikle yürüttüklerini bildiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“6 Şubat depremlerinden sonra da devlet millet el ele vererek birlik olduk, yaralarımızı birlikte sardık. Tarımsal üretimin kesintiye uğramaması için var gücümüzle çalıştık. Bakanlığımızın planlı üretim ve sözleşmeli üretim gibi yeni uygulamalarını inşallah bu illerimizde de hayata geçirerek bölgenin tarımsal üretimini daha da geliştirip ileriye taşıyacağız. Bu süreçte bölgemizin çiftçisi, üreticisi ve işletme sahipleriyle birlikte hareket edip birlikte yol alacağız. Rabb’imiz bizleri ve ülkemizi bu tür afetlerden her daim muhafaza etsin, bir daha böyle acı günler göstermesin.”
]]>Toplantıya, Bakan Kacır’la birlikte Vali Mahmut Demirtaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa milletvekilleri, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Yönetim Kurulu ve meclis üyeleri ile Bursa iş dünyası temsilcileri katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Bursa’nın güçlü bir üretim şehri olduğunu söyledi. İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararların ardından kentte Sümerbank, İpek Fabrikası ve Türkiye’de ilk olma niteliği taşıyan Bursa Organize Sanayi Bölgesi gibi yatırımların hayata geçtiğini hatırlatan Başkan Burkay, “Bursa’mızın, bugün sanayide güçlü bir şehir kimliği kazanması, o dönemde atılan adımların neticeleri. Bugünkü adımlarımız da gelecek 50 yılımızı şekillendirecek” dedi.
Bursa’nın Türkiye’nin kalkınma hedeflerindeki rolünü yeni yatırımlarla güçlendirmek istediklerini belirten İbrahim Burkay, ancak mevcut üretim sahalarının buna engel olduğunu söyledi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Daha güçlü bir ekonomik yapı ve sosyal gelişmenin temini için altyapı ve hizmetlerin mekansal planlaması, Bursamızın, ülkemizin kalkınma politikalarındaki gücünü ve liderliğini pekiştirecektir. Ayrıca şehir içinde sıkışıp kalmış sanayi sicil belgesine sahip 8 bini aşkın üretim tesisimizin KOBİ OSB mantığıyla planlı, modern ve güvenli alanlara taşınması firmalarımıza ve kentimize büyük değer katacaktır. Başta karayolu, demiryolu ve denizyolu gibi taşımacılık ağlarıyla entegre, depolama ve ulaştırma hizmetlerinin birlikte sunulacağı lojistik merkezlerin kurulması da firmalarımıza önemli bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, yeni nesil teşviklerle sektörlerimizin dönüşümü adına çok önemli hamleler yaptı. Bursamızın yeni vizyonu ve ülke ekonomimize daha yüksek düzeyde katma değer sağlayan bir kent için Bakanlığımızın destekleri ve katkıları çok önemli. Bursa iş dünyası olarak ülkemizin yeni nesil teknolojilerle belirlediği kalkınma hedeflerinde öncü rol oynamaya hazırız” diye konuştu.
Başkan Burkay’ın ardından iş dünyası temsilcilerinin görüş, öneri ve taleplerini dinleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Bursa’nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirleri arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye genelinde büyük sanayi havzaları oluşturacaklarını belirten Mehmet Fatih Kacır, Bursa’da da hem mevcut sanayi alanlarını büyütmeyi hem de kenti depreme hazırlayacak bölgeleri hazırlamayı amaçladıklarını söyledi.
“BÖLGESEL KALKINMA HAMLELERİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Türkiye’de bölgesel kalkınma hamlelerine ihtiyaç olduğunu dile getiren Bakan Kacır, kalkınma ajanslarının sahip oldukları nitelikli insan kaynağıyla daha fazla görev ve sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inandığını kaydetti. Yatırım teşvik uygulamalarında kapsamlı bir dönüşüme hazırlandıklarını belirten Mehmet Fatih Kacır, “Bu dönüşümü gerçekleştirirken atacağımız çok sayıdaki adımın bir tanesi de Türkiye’deki Bölgesel Kalkınma Hamlesi Programı. Geçen dönem Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi’ne başlamıştık. O programdan büyük ölçüde verim aldık. Bu programı daha da güçlendirerek devam ettiriyoruz şimdi. Geçen sene 750’ye yakın başvurudan 180’ine destek vermiştik. Bu 180 başvuruyla desteklediğimiz projeler hayata geçtiğinde, yani 3 milyar dolarlık yatırım ve Ar-Ge projesi tamamlandığında, Türkiye’nin yıllık 7 milyar dolarlık cari açığını kapatma etkisi oluşturacağını öngörüyoruz. Bu programın yanına Bölgesel Kalkınma Programı getireceğiz” dedi.
“Her bölge gerçekten odaklandığı alanlarda bir yatırım yarışı içine girecek” ifadelerini kullanan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, şöyle devam etti: “Doğru yatırımları özel sektör eliyle ama kalkınma ajanslarımızın koordinasyonuyla, bölge yöneticileriyle, tıpkı sanayi hamlesinde olduğu gibi firmalarımız güçlü şekilde yararlanma imkânı bulacak. Hedefleri vereceğiz, proje alanlarını tanımlayacağız. O alanda ister tekil ister kümelenmiş olarak gelen özel sektör yatırımlarına diğer yatırımlardan ayrıştırılmış şekilde destek vereceğiz. Kalkınma ajansları bulundukları bölgelerde ve şehirlerde gelecek 10 yılları planlayan bir yapıya kavuşacak. Bu planlama çalışmaları da dünya standartlarıyla yapılacak.”
“KOSGEB LİMİTLERİ YÜZDE 100 ARTACAK”
İmalatçı firmalar için en önemli destek mekanizmalarından biri olan KOSGEB’de de limitlerin artırılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Kacır, “Türkiye ekonomisinin geleceğini, Ar-Ge, inovasyon ve ihracat belirleyecek. Kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda destek limitlerimizi yeniden belirliyoruz. Bu hafta KOSGEB İcra Komitesi’ni topluyoruz. Destek miktarlarını en az yüzde 100 artırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca dijital ve yeşil dönüşüme de teşvik uygulamamızdaki kapsamlı reform ile birlikte çok güçlü destek vereceğiz. Firmalarımızı yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm merkezi ilan edeceğiz. Onların 5 yıllık yol haritaları olacak. Mevcut dijital olgunluk seviyeleri tespit edilecek. Bu alanda Ar-Ge teşviklerine benzer bir model uygulamayı planlıyoruz” diye konuştu.
“TEŞVİKLERDE FAİZ DESTEKLERİ ARTIYOR”
Bakanlık olarak bütün teşviklerde faiz desteklerini çok ciddi düzeyde artıracaklarını müjdeleyen Mehmet Fatih Kacır, şunları kaydetti:
“Bunun hazırlığını da yaptık. Strateji Bütçe Başkanlığımızla da konuya benzer yaklaşıyoruz. İnşallah yakın zamanda tüm bölgesel teşviklerde, stratejik teşviklerde faiz ve kar payı desteklerini çok ciddi düzeye getireceğiz. Elbette şu anki para politikası, enflasyonla mücadele, fiyat istikrarı odaklı olarak sürdürülüyor. Hep birlikte bu politikayı destekliyoruz. Ancak bir konuda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile diğer bakanlarımızla da aynı fikirdeyiz. Yatırım kredilerinde faizleri mutlaka düşürmeliyiz. Bunun en ideal yolu da teşvikte güçlü faiz kar payı destekleri verebilmek. İnşallah yakında bu çalışma ilan edilmiş olacak. Yatırımcılar için faizler bizim desteklerimiz sayesinde mevcuttan daha düşük düzeyde olacak.”
“MESLEKİ EĞİTİM ÖZEL SEKTÖR ELİYLE GÜÇLENECEK”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, yatırım teşviklerinde özellikle büyük firmaların mesleki eğitime desteklerini gözetecek bir planlama yaptıklarını da söyledi. Mehmet Fatih Kacır, “Mesleki eğitimde yetkinlik ihtiyaçları çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla bu dönüşüme ancak özel sektörümüz öncülük edebilir. Sadece okullarda verdiğimiz eğitimlerle bu işi karşılamamız mümkün değil. Ancak özel sektörümüz bu işi bizim istediğimiz ölçüde sahiplenmiyor. Çok güzel meslek okullarımız var. OSB’lerde kurulmuş çok güzel meslek okullarımız var. Ama büyük markalarımız istediğimiz hızda bu işi sahiplenmiyor. Şimdi biz onları sahiplendireceğiz. Yatırım teşviklerini alırken büyük markalarımız, bu teşvikleri şartlı alacaklar. Aldıkları teşviklerin belli bir oranını bizim onayımızla gerçekleştirecekleri eğitim faaliyetlerine ayırmak zorunda olacaklar. Biz de mesleki eğitime öncelik vererek bu onayları vereceğiz. Bunun örneğini savunma sanayinde yaşadık. Türkiye’de tarihimizde ilk defa geçen sene meslek liselerinde tam puanla öğrenci alan örnekler ortaya çıktı” dedi.
BTSO’nun mesleki eğitim alanında gerçekleştirdiği çalışmaların Türkiye’ye örnek olduğunu belirten Bakan Kacır, BUTGEM bünyesinde hayata geçirilen merkezle yeni nesil araçlar için de nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Mehmet Fatih Kacır, “Bursa’da başka global markaların da Togg gibi yeni nesil araçlar üretmesini istiyoruz. Bu alandaki mesleki eğitime ilişkin gerek üniversitede gerekse de BTSO’nun eğitim merkezlerinde yapılan işler, bence çok anlamlı. BTSO’yu tebrik ediyorum. Önümüzdeki dönemde yeni gelecek markalarla bu işbirliklerini daha da güçlendireceğiz” şeklinde konuştu.
TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Uzman Çavuş Samet Aslan ve Denizkurdu Tatbikatı’nda şehit olan Mayın Harbi Dalgıcı Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Canbulat için başsağlığı diledi.
Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Denizkurdu Tatbikatı’nda görevi başında şehit olan Bahadır Canbulat’a ve Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan Samet Aslan’a Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin mekanları cennet olsun.” ifadelerini kullandı.
Kabine üyeleri, çatışmada 5 askerin şehit olması, 8 askerin yaralanmasının ardından başsağlığı mesajları paylaştı.
BAKAN TUNÇ
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şehit askerlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralı askere acil şifa dileyerek, “Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Ülkemizin güvenliğine, milletimizin huzuruna tehdit oluşturan tüm terör örgütleri yok edilinceye kadar tavizsiz mücadelemiz kararlılıkla sürecek. Terör örgütleri ve onların destekçileri hiçbir zaman hedefine ve amacına ulaşamayacak, aziz milletimiz teröre asla boyun eğmeyecektir.” ifadelerini kullandı.
BAKAN GÖKTAŞ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit askerlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diledi, yaralı Mehmetçiklerin bir an evvel sağlığına kavuşmasını temenni etti.
BAKAN YERLİKAYA
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, hain saldırıda şehit olan Mehmetçiklere Allah’tan rahmet, ailelerine, kahraman Türk ordusuna ve millete başsağlığı diledi. Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Şehitlerimizin makamları ali olsun. Yaralı Mehmetçiklerimize acil şifalar diliyorum. Aziz Milletimizin bilmesini isterim ki vatan uğruna, ay yıldızlı şanlı bayrağımız uğruna şehit düşen kahraman evlatlarımızın kanı yerde kalmadı, kalmayacak. Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız, duraksamayacağız. Bu hainlere yaptıklarının hesabını tek tek soracağız.”
BAKAN IŞIKHAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şehit askerlere Allah’tan rahmet, yaralı askerlere acil şifa dileyerek, “Şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Aziz milletimizin başı sağ olsun.” paylaşımında bulundu.
BAKAN ÖZHASEKİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de paylaşımında, “Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde şehit düşen kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralı Mehmetçiklerimize acil şifalar diliyorum. Rabb’im kederli ailelerine, yakınlarına ve silah arkadaşlarına sabırlar versin. Aziz milletimizin başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.
BAKAN ERSOY
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.” mesajını paylaştı.
BAKAN TEKİN
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise paylaşımında, Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 5 kahraman askerin şehit olduğunu, 8 kahraman askerin yaralandığını üzüntüyle öğrendiğini belirterek, “Vatan toprağına düşen kahraman şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralanan kahraman askerlerimize acil şifalar diliyorum. Şehitlerimizin mekanı cennet, makamı ali olsun.” ifadelerini kullandı.
BAKAN KOCA
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şehit askerlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa ve millete başsağlığı dilediği mesajında, “Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada 5 askerimiz şehit olmuş, 3’ü ağır 8 askerimiz yaralanmıştır. Yaralılarımız hastaneye sevk edilmiş ve tedavilerine hızla başlanmıştır.” ifadelerine yer verdi.
KKTC CUMHURBAŞKANI TATAR
Cumhurbaşkanı Tatar, Irak’ın kuzeyindeki terör örgütünün saldırısında şehit olan askerler için Türkiye’ye başsağlığı diledi.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde bir üs bölgesine sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada hayatını kaybeden şehitleri ve yaralı askerleri üzüntüyle öğrendiğini ifade eden Tatar, “Hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Şehit ailelerinin ve tüm Türk ulusunun başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.
İLETİŞİM BAŞKANI ALTUN
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde şehit olan Mehmetçiklere Allah’tan rahmet, yaralı askerlere de acil şifalar dileyerek, “Her türlü terör örgütünün kökü kurutuluncaya kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, hiçbir şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız.” ifadesini kullandı.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde bulunan üs bölgesine sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Mehmetçiklere Allah’tan rahmet, yaralı askerlere acil şifalar diledi.
“İnsanlığın ortak düşmanı olan bölücü teröre ve terör destekçilerine binlerce kez lanet olsun.” ifadesini kullanan Altun, paylaşımında, şunları kaydetti:
“Her türlü terör örgütünün kökü kurutuluncaya kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, hiçbir şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Sosyal medyada şehitlerimiz ve Silahlı Kuvvetlerimizle alakalı doğrulanmamış içerikleri paylaşmayalım, terör örgütlerinin bölücü propagandalarına alet olmayalım. Terörün faydasına olabilecek dezenformasyon barındıran içeriklerden uzak durup, yalnızca resmi açıklamalara itibar edelim. Milletimizin başı sağ olsun.”
TUZLA BELEDİYE BAŞKANI ŞADİ YAZICI
Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, “Tuzla Şifa Mahallemizden kardeşimiz Piyade Uzman Çavuş Ahmet Köroğlu, Pençe-Kilit Operasyonunda şehit olan kahramanlarımızdan… Şehidimiz memleketi Giresun’da defnedilecek. Aziz şehidimize ve silah arkadaşlarına Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanınız cennet, makamınız âli olsun.” mesajını paylaştı.
BEDELLİ ASKERLİK TUTARI 182 BİN 609,04 TL OLDU
Ayrıca MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Basın Bilgilendirme Toplantısı”nda yaptığı açıklamada “Hazine ve Maliye Bakanlığınca ‘Mali ve Sosyal Haklar’ genelgesi yayımlanmış ve buna göre bedelli askerlik tutarı 182.609,04 TL (yüz seksen iki bin altı yüz dokuz lira dört kuruş) olmuştur.” dedi.
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasındaki Üçlü Girişim’e yeni üyelerin de katılacağı ve Montrö’nün tehlikeye düşebileceğine dair iddialara cevap verdi.
Bakanlık kaynakları İstanbul’da imzalanan mutabakat ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“MCM Blacksea (Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu) Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan Deniz Kuvvetleri’nin katılımı ile kıyıdaş ülkelerin kurduğu bir mayın temizleme grubudur. Bu organizasyon Karadeniz sahildar ülkelerinin organizasyonudur.
İmzalanan Mutabakata göre, organizasyon yapısı içerisinde üç ülkenin Deniz Kuvvetleri Komutanlarından oluşan bir komite yılda iki defa toplanacaktır. Bu komite görev grubunun faaliyetleri ve uygun şartlar oluştuğunda, savaşın bitmesini müteakip katılacak ülkelerin belirlenmesi ve kabul edilmesi konularında oy birliği ile karar alacaktır.
Kıyıdaş olmayan müttefiklerimizin bu organizasyona katkı beklentileri değerlidir ancak oluşturulan bu inisiyatif sadece üç kıyıdaş müttefik ülke gemilerine açık olacaktır. Karadeniz’e kıyıdaş diğer ülkelerin mutabık kalınan ve belli alanlardaki katkıları zaman içinde ve şartlar oluştuğunda yine üç ülkenin oybirliği ile gerçekleşebilir.
Montrö anlaşması kurallarının uygulatılması titizlikle sağlanmaktadır. Karadeniz’de istikrarın teminatı Montrö Sözleşmesi’dir. İngiltere’nin Ukrayna’ya sattığı Mayın Avlama gemileri, savaş bitmeden Karadenize giremez. İngiltere’ye bu durum daha önce bildirildi ve kendilerinin de bu konuda şuan için bir talebi yoktur.
MCM Blacksea kapsamında; her ülkeden birer mayın avlama gemisi ve bir komuta kontrol gemisi olmak üzere toplam 4 gemi Karadeniz’de görev yapacaktır.”
TUZLA’DAKİ OLAY İLE İLGİLİ SON DURUM
Tuzla Piyade Okulu’nda yaşanan olayla ilgili Yüksek Disiplin Kurulu’nun toplanıp toplanmadığına ilişkin bir soru üzerine Bakanlık kaynakları şunları söyledi:
“Önceliği müesses disiplini muhafaza etmek olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde; temel değerlerini sarsacak, disipline aykırı ve askerî hiyerarşiyi bozan, bozabilecek hiçbir kişi, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz her olayda olduğu gibi bu olayda da hukuk çerçevesinde hareket etmektedir. Yüksek Disiplin Kurulu Ocak ayı ikinci yarısında toplanacak olup, inceleme/araştırmanın tamamlanmasını müteakip en doğru ve objektif karar verilecek ve Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi kamuoyu ile paylaşılacaktır.”
TÜRK SAVAŞ UÇAKLARININ İDLİB ÜZERİNDE UÇTUĞUNA DAİR HABERLER
Bakanlık kaynakları, Türk savaş uçaklarının bir kaç gün önce İdlib üzerinde uçuş gerçekleştirdiğine dair haberlere ilişkin olarak şunları söyledi:
“07 Ocak 2024 tarihinde İdlib’teki üs bölgelerimizi tehdit edebilecek ve milliyeti belirlenemeyen insansız hava aracı tespit edilmiştir. Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından derhal önleme ve engelleme yapılmıştır. Suriye sınırındaki faaliyetler Rusya Federasyonu ile yakın koordinasyon içerisinde yürütülmektedir.”
TUĞRAMİRAL ZEKİ AKTÜRK’TEN BASIN BİLGİLENDİRME TOPANTISINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık’taki “Basın Bilgilendirme Toplantısı”nda şu değerlendirmeleri yaptı;
Değerli Basın Mensupları, Millî Savunma Bakanlığı Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz.
Öncelikle,
– Şanlı ecdadımızın vatan sevgisi ve üstün disiplin anlayışıyla zorluklara ve yokluklara tahammülünün simgesi olan Sarıkamış Harekâtı’nın 109’uncu yıl dönümünde şehadete yürüyen kahramanlarımızı,
– 103 yıl önce kazanılan Birinci İnönü Zaferi’nin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere harekâta komuta eden İsmet İnönü’yü ve İstiklal Mücadelemizin tüm kahramanlarını,
– Bu vesileyle tüm aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.
Yine, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerli annesi Zübeyde Hanım’ı, vefatının 101’inci yıl dönümünde sevgi ve saygıyla anıyoruz.
Kıymetli Basın Mensupları,
Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları devletimizin bekası, ülkemizin savunma ve güvenliği için gerekli her türlü tedbiri almaya, daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için kendisine tevdi edilen tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam etmektedir.
TERÖRLE MÜCADELE HAREKÂTI
PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve sınır ötesinde kesintisiz bir şekilde ve başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil, son bir haftada 45 terörist etkisiz hâle getirilmiştir.
Böylece, 2023 yılı dâhil etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 2.282’ye ulaşmıştır.
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki Metina, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos’ta bulunan terör hedeflerine yönelik 06 Ocak’ta icra edilen hava harekâtlarıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak ve depolardan oluşan toplam 15 hedef başarıyla imha edilmiştir.
Azami oranda yerli ve millî mühimmat kullanılan harekâtlarda çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir.
Eli kanlı teröristler bu coğrafyadan sökülüp atılıncaya kadar terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığımız tamdır.
Operasyonlarımız, gereken yer ve zamanda artan bir etki ve baskıyla sürecektir.
Diğer yandan Bakanlığımız, FETÖ ile mücadelesini de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürmektedir, sürdürecektir.
SURİYE
Değerli Basın Mensupları,
Suriye’de, harekât alanlarımızda oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik taciz ve saldırı girişimleri de devam etmektedir.
Nitekim, son bir haftada 7 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiş, anında ve misliyle verilen karşılık ile 35 terörist etkisiz hâle getirilmiştir.
Böylece; 01 Ocak 2023’ten itibaren gerçekleştirilen taciz ve saldırı sayısı 533’e, etkisiz hâle getirilen terörist sayısı ise 1.564’e ulaşmıştır.
Bölgede;
– Güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi için gerekli tüm tedbirler alınmakta,
– Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
HUDUT GÜVENLİĞİ
Cumhuriyet tarihimizin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda;
– Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 132 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 1’i PKK/YPG terör örgütü mensubudur. 2.843 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir.
– Böylece, 2024 yılı başından bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 148’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 3.585 olmuştur.
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Değerli Basın Mensupları,
Türkiye, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri ve istikrara sunduğu katkılarla müzakere süreçlerinin vazgeçilmez bir ülkesidir.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de; terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasının yanı sıra bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı sürdürmektedir.
Bu kapsamdaki çabalarımızdan biri de Karadeniz’deki güvenliğin sürdürülmesine yöneliktir. Bilindiği üzere Ukrayna’da başlayan savaş sonrası Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler bu savaştan farklı şekillerde etkilenmiştir.
Bu çerçevede ülkemiz;
– Bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’deki dengeyi sağlayan ve bölgenin güvenliği konusunda büyük önem arz eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu ve tarafsız bir biçimde uygulamakta,
– Diğer yandan, savaşın başlaması ile birlikte Karadeniz’de sürüklenen mayınlardan dolayı oluşan risk ve tehditleri ortadan kaldırmak için kıyıdaş müttefiklerle iş birliğini geliştirmektedir.
Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı, Romanya ve Bulgaristan ile başlattığımız “Üçlü Girişim” kapsamında Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) imza töreni Sayın Bakanımız, Romanya Savunma Bakanı ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısının katılımıyla bugün İstanbul’da gerçekleştirilmektedir.
Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı ile ortaya konulacak iş birliğinin; seyrüsefer güvenliği başta olmak üzere Karadeniz ve bölge güvenliğine önemli katkılar sağlamasını temenni ediyor; söz konusu mutabakatın ülkelerimize, Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz.
Diğer taraftan Sayın Bakanımız; 5 Ocak’ta Türkiye’nin Kuala Lumpur Büyükelçisi’ni kabul etmiş, 8 Ocak’ta Azerbaycanlı gazilerimiz ile Millî Savunma Bakanlığında bir araya gelmiş, 9 Ocak’ta ise Ukrayna ve Gambiya’nın Ankara Büyükelçilerini kabul etmiştir.
Ayrıca, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki “İkili Savunma Sanayi İş Birliği” faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı başkanlığındaki heyet tarafından ülkemize bir ziyaret gerçekleştirilmektedir.
Söz konusu ziyaret kapsamında bugün (11 Ocak) Sayın Bakan Yardımcımız Celal Sami TÜFEKCİ başkanlığında “Savunma Sanayi Alanında İkili İş Birliği” toplantısı icra edilmekte, ayrıca heyet tarafından savunma sanayi firmalarımızın önde gelen temsilcileri ile görüşmeler yapılması planlanmaktadır.
Öte yandan, Gazze ile ilgili ilk günden bu yana sergilediğimiz insani ve adaletli tutumumuzu bugün de sürdürüyoruz.
Krizin en başından bu yana, yalnızca bölgenin değil tüm dünyanın güvenlik ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkesin tesis edilerek çatışmaların sona erdirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.
İsrail’in işgali son bulmadan sorunun çözülemeyeceğini; egemen ve bağımsız Filistin devletinin bir an önce kurulması gerektiğini tekrar belirtiyoruz.
BEDELLİ ASKERLİK
Bilindiği üzere “Bedelli Askerlik” tutarı, daha önce yapılan düzenleme ile memur maaş katsayısındaki artış oranına sabitlenmiş ve miktar konusundaki belirsizlik ortadan kaldırılmıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığınca “Mali ve Sosyal Haklar” genelgesi yayımlanmış ve buna göre bedelli askerlik tutarı 182.609,04 TL (yüz seksen iki bin altı yüz dokuz lira dört kuruş) olmuştur. 08 Ocak 2024 tarihinden itibaren bedelli askerlik müracaat işlemleri başlamıştır.
Sonuç itibarıyla başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları;
– Cumhuriyetimizin ikinci asrında,
– Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda,
– Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, kendisine verilen tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirecek ve asil milletimizin gurur kaynağı olmayı sürdürecektir.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinde, bakanlığı ile üniversite arasında müzik alanında eğitimlerin verileceği Güzel Sanatlar İlköğretim Okulu ve Güzel Sanatlar Lisesi kurulmasına ilişkin işbirliği protokolü imza töreninde konuştu.

Protokolle Türkiye’de özellikle sanat eğitimi, genel anlamda da eğitimle ilgili çok farklı bir yolun açıldığını ifade eden Tekin, hayata geçecek yeni okulların 2014’ten itibaren yürütülen “proje okul” formatıyla eğitim öğretim sistematiğine dahil ettikleri okul türlerinden biri olduğunu belirtti.
Bu yeni modelden hareketle sektörle işbirliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli adım attıklarını anlatan Tekin, benzer şekilde spor liseleri ile ilgili federasyonlarla çalıştıklarını ve voleybol, futbol ve basketbol liseleri açtıklarını anlattı.
Projeyi gündemlerine ilk olarak müzik temalı bir güzel sanatlar lisesi olarak aldıklarını, sonrasında ise müzik eğitiminin daha küçük yaşlardan itibaren verilmeye başlanması yönünde hareket ettiklerini belirten Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada, rektörümüzün desteğiyle Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ilkokul, ortaokul ve lisenin bulunduğu bir eğitim-öğretim süreci inşallah başlatmış olacağız. Ben gerçekten çok heyecanlıyım. Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor. İnşallah bu heyecanımızı devam ettirebilecek, sürdürebilecek bir başarı hikayesi buradan yazabiliriz.
Okullar, Türkiye’nin her tarafından öğrenci kabul edecek. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı himayesindeki çocukların da bu sürece dahil olabileceği, kampüsün içerisinde çocuklarımızın konaklayabileceği bir yurdun, bir pansiyonun da olduğu bir kompleks halinde süreci başlatacağız. “
Bakan Tekin, işbirliği protokolüne ilişkin, “Bu imzalarla ilkokuldan lisans programlarına hatta yüksek lisans doktora sürecine kadar Türkiye’de müzik eğitimini tepeden tırnağa değiştirebilecek yepyeni bir süreç başlatıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Tekin, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinden sürece destek olan öğretim üyelerine ve bakanlık çalışanlarına teşekkür etti.
– Sanat eğitimi için çok önemli bir adım
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Özden ise protokolle Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sanat eğitimi için çok önemli bir adımın atılacağı bir ana şahitlik edildiğini vurguladı.
Rektör Özden, Milli Eğitim Bakanlığının desteğiyle Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi uhdesinde açılacak Türk müziği temalı ilköğretim ve güzel sanatlar lisesinin klasik Türk müziği, geleneksel sanatlar, kadim sanatların geleceğe taşınması anlamında önemli bir rol üstleneceğini vurguladı.
– “Müzik” temalı güzel sanatlar ilkokulu ve ortaokulu
Protokolle Türkiye’nin ilk Güzel Sanatlar İlkokulu ve Ortaokulu, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Yerleşkesi’nde açılacak. Yerleşkede, ayrıca bir de Güzel Sanatlar Lisesi kurulacak.
Bu okullarda ilköğretim kurumlarında uygulanan müfredat ile güzel sanatlar içerisinde yer alan müzik alanında da eğitim verilerek Türk müziğinde nitelikli insan kaynağının artırılması amaçlanıyor.
Müzik okulları, öğrencilerin birlikte müzik yapma isteklerini ve çalgı çalma bilgi ve becerilerini geliştirmelerine rehberlik edecek derslerin sunulduğu bir eğitim programına sahip olacak. Yeni bir model olarak uygulanacak müzik okulları, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ulusal Beceri Haritası ile ilişkilendirilerek hayata geçirilecek.
Milli Eğitim Bakanlığına ait bu okullara Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk müziği alanında eğitmen desteği verecek.
Güzel Sanatlar Lisesine, “Yetenek Sınavı ile Öğrenci Alımı Yapan Okullara Başvuru Kılavuzu” kapsamında öğrenci seçilecek.
Türk Müziği Programı Uygulayan Güzel Sanatlar İlköğretim Okuluna alınacak öğrenciler için ise Bakanlık tarafından hazırlanan “Yetenek ile Öğrenci Alımına İlişkin Başvuru ve Yerleştirme Kılavuzu” geçerli olacak.
– Yetenek taraması yapılacak
Okullara öğrenci seçimine yetenek taraması sonucunda başarılı bulunan çocuklar da dahil olacak.
Yetenek taraması, Türkiye genelindeki tüm okullarda, çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde yapılacak. Müzik okullarında öğrenim gören öğrenciler için pansiyon imkanı sunularak ülke genelindeki yetenekli tüm öğrencilere müzik alanında eğitim fırsatı verilmeye gayret edilecek.
Müzik okullarında, müzik aletlerinin bakımı ve onarımı için özel bir atölye alanı da oluşturulacak.
Çalgı aletlerinin temizliği, ayarları ve onarımları için gerekli araç ve malzemelerle donatılacak olan bu atölyelerde ayrıca öğrencilerin yaş gruplarına uygun çalgı aletlerinin üretiminin yapılması da planlanıyor.
Öte yandan, Milli Eğitim Bakanı Tekin, program sonunda etkinliği izleyen basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı.
Ersoy: “Yerli animasyon yapımların izlenme oranı daha yüksek”
Gösterim öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Ersoy, animasyon filmlerini önemsediklerini belirterek, “Animasyon filmlerinin dijital dünyada, görsel ve işitsel medyada pasta payı her geçen gün artarak devam ediyor. Dünya genelinde yüzde 25’lere varan bir pasta payı var. 2023’te Türkiye’de 12’si yerli 63 tane animasyon film gösterime girdi. Bunların da pasta payı yüzde 32-33 seviyelerine kadar çıktı.” dedi.
Ersoy, animasyon türünde yerli yapımların izlenme oranının yabancı filmlere göre daha yüksek olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak animasyon filmlerin, Türk kültürünün ve ahlaki değerlerinin küçük yaşta aşılanması açısından çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. O açıdan da 2015’ten itibaren her sene artan oranlarla, uzun metrajlı animasyon filmlerine verdiğimiz destekleri arttırıyoruz. Yerli animasyon filmlerinin izlenme sayılarının her sene artarak devam etmesi de verdiğimiz desteğin yerini bulması açısından çok önemli. Bizi açıkçası mutlu ediyor. Bu vesileyle yerli yapımları tebrik ediyoruz.”
Rafadan Tayfa filmlerinin kültür varlıklarının olduğu noktalarda çekildiğini aktaran Ersoy, Göbeklitepe, Galata Kulesi temalarına yer verildiğini, bu açıdan da çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini ifade etti.

Kacır: “Unutulmaz izler bırakan yapımların çoğalması bizim için çok kıymetli”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da Rafadan Tayfa’nın Milli Teknoloji Hamlesi’nde kendilerine yol arkadaşı olduğunu söyleyerek, “Rafadan Tayfa, Türkiye’nin kendi teknolojisini kendi geliştirebilen bir ülke olması yolculuğunda çocuklarımızın bu sürece dahil olabilmesi, Türkiye’de, teknolojide yaşanan gelişmeleri eğlenerek öğrenebilmeleri açısından bugüne kadar çok büyük bir rol üstlendi.” değerlendirmesini yaptı.
Kacır, yerli yapımların kendileri için çok kıymetli olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:
“Bakanlık olarak tıpkı araştırma, geliştirme ekosistemini desteklediğimiz gibi, endüstriyel tasarım çalışmalarını, tasarım merkezlerini de güçlü şekilde destekliyoruz. Halihazırda Türkiye’de 400’e yakın tasarım merkezinde ekiplerin yürüttükleri yaratıcı endüstri çalışmalarına katkı sunmaya, destek olmaya devam ediyoruz.”
Bakan Kacır, gala gösteriminin aslında birkaç gün önce Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirileceğini hatırlatarak, “Malumunuz hafta sonu bir terör saldırısı yaşadık ve 12 evladımızı şehit verdik. Bundan dolayı da gala gösterimini bugüne ertelemiş olduk. Bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın himayesindeki çocuklarımız da gala gösteriminde misafirimiz olacaklar. Aynı zamanda şehitlerimizin çocukları da burada gala gösteriminde bizimle birlikte olacak. Allah milletimizi, evlatlarımızı ve çocuklarımızı korusun. İnşallah Rafadan Tayfa: Hayrimatör’ün yolu açık olsun, gişesi bol olsun.” ifadelerini kullandı.

“Gayemiz çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sunmak”
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ise Rafadan Tayfa filmlerinin çocukların yanı sıra yetişkinler tarafından da ilgi gördüğünü aktararak, “Söz konusu çocuk olduğunda TRT olarak emanet zihin ve kalplerle muhatap olduğumuzun bilincinde içeriklerimizi üretiyoruz. Çok büyük bir hassasiyet gösteriyoruz. En temel gayemiz çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sunmak.” şeklinde konuştu.
TRT’nin Türkiye’deki animasyon sektörüne çok büyük bir destek verdiğinin altını çizen Sobacı, animasyon sektörünü TRT Çocuk olmadan değerlendirebilmenin çok mümkün olmadığını aktaran Sobacı, “Bugün gelinen noktada animasyon sektörünü ve Rafadan Tayfa’yı TRT olmadan, TRT Çocuk olmadan konuşabilmek, değerlendirebilmek çok da mümkün değil. 2022 yılında TRT’nin ortak yapımı olarak beyaz perdeye taşıdığı animasyonlar 3,6 milyon izleyiciye ulaştı. 2023 yılına baktığımızda yine TRT’nin beyaz perdeye taşıdığı animasyonlar 4 buçuk milyon izleyiciye ulaştı. Bugün itibarıyla, Rafadan Tayfa: Hayrimatör filmi TRT’nin bu yıl beyaz perdeye aktardığı 11’inci animasyon filmi. Rafadan Tayfa’nin ilk üç serisi; Dehliz Macerasi, Göbeklitepe ve Galaktik Tayfa da toplamda 8 milyon kişi tarafından izlendi.” şeklinde konuştu.

Yurtdışında yoğun ilgi gördü
Bu yıl vizyona giren on birinci TRT ortak yapımı animasyon film olan “Rafadan Tayfa: Hayrimatör”, Türkiye’de aktif olan tüm sinema salonlarında vizyona girerek döneminin lokasyon rekorunu kırdı. Film, ayrıca 28 Aralık’ta Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre ve Birleşik Krallık’ta da 98 sinema salonunda vizyona girdi. Yurtdışındaki sinemaseverler tarafından büyük beğeni gören film, 5 Ocak’ta ise Azerbaycan’da vizyona girecek.
Rafadan Tayfa’nın son macerasını aktaran TRT ortak yapımı “Rafadan Tayfa: Hayrimatör” filminin yönetmenliğini serinin diğer üç filmini de yönetmiş olan İsmail Fidan üstleniyor. Fidan, aynı zamanda filmin müziklerine de imza attı. Yapımın senaryosunu ise Arzu Yurtseven kaleme aldı.
Filmin konusu:
Uzaya çıkan en genç insan olarak oldukça popüler olan Hayri’nin “Yüzyılın İcadı” olarak tanıttığı ve mühendislik harikası olarak tasarladığı “Hayrimatör”, Zobi’nin de desteğiyle çalıştırılır; ancak bu kez de kötüler devreye girecektir. İcadın kötülerin ele geçirmesi halinde, tüm dünya büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacaktır. Hayri, Kamil, Akın, Sevim, Hale ve Mert’i bu kez hiç olmadığı kadar zorlu bir görev beklemektedir.
]]>Bakan Tekin’in açıklamalarından satır başları:
2024’ün 2023’ten çok daha iyi geçmesini temenni ediyorum. 2023 maalesef kötü bir olay ile başladı, malum 6 Şubat depremleri. Depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Deprem yaralarını sarmak üzere sürece başladık. Eğitim öğretim sürecinde ciddi bir sıkıntı yaşamadık. Büyük problemlerle karşılaşmadan 2023’ü tamamladık. Ukrayna-Rusya savaşından sonra başka bir savaş daha başladık. İsrail’in Gazze’deki zulmü inşallah 2024 yılında biter.
Aslında yılın muhasebesini yapacağız, AK Parti iktidarının 21 yıllık muhasebesini de görmüş olacağız. 2002 yılında PTT bir kampanya başlattı. Çok sayıda mektup var. O dönemin ruhunu yansıtan mektuplar seçtik.
7 Haziran 2002 tarihinde bir mektup yazılmış, 28 Şubat’ın dayattığı kat sayı meselesini anlatmış. Meslek liselerinin resmen çökertildi. Bir öğretmenimiz diyor ki “Farelerle ve soğukla savaşarak sınıfımızda ders işledik”.
Bu tür sorunları artık yaşamıyoruz, bu nedenle anlatıyorum.
DEPREM BÖLGESİNDE SON DURUM
Biz Kabine olarak göreve başladığımız ilk gün Sayın Cumhurbaşkanımız “İlk önceliğimiz deprem bölgesi” dedi. Biz de kendi görev alanlarımızla ilgili bölgeye gittik. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak tüm tedbirleri almış, 6 Şubat depreminin yaralarının sarılması için üstümüze düşeni yapmaya çalıştık. “Depremin yaralarını sardık” dediğimiz gün 6 Şubat’tan önceki fiziki koşullara erişmiş olması gerekiyor. Önce Eylül ayının başında eğitim-öğretimin sağlıklı başlayabilmesi için ne yapılması gerektiğine baktık. Hasarlı okullarımızın onarımını yaptık. Sonra hasar durumu itibariyle devam edemeyeceğimiz okullarla ilgili başka kamu binaları varsa bu şekilde bir planlama yaptık.
Bir problem olmaksızın tüm öğrenciler eğitim alabildi.
2500 civarında derslik yetiştirildi. İkiye böldük iş yükümüzü, önümüzdeki karne tatilinden sonra hızlıca yapabileceğimiz çelik yapılar planladık.
Deprem bölgesindeki çocuklarımızın öğrenme kayıplarını yeniden aynı düzeye getirebilmek için kurslar açtık. Bölgedeki çocuklarımızı zorunlu kurslara tabii tuttuk.
BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDEKİ TARTIŞMA
DEM Parti Sözcüsü söz aldı ve Güneydoğu’da çocukların okullaşma oranlarından bahsetti. Ben de ona PKK’nın eğitimi aksatacak saldırılarından bahsettim. Okullarımızı kullanılamaz hale getirdiler. “Çocuklar okula gitmesin dağa gitsin” mantığıdır bu. İYİ Parti Sözcüsü de bunu görmezden geliyor, Türk milliyetçiliğiyle ilgili ders veriyor orda. Sonra CHP andımız ile ilgili eleştiri yapıyor. HDP ile ittifak yapıyorsunuz sonra andımızın kaldırılmasıyla ilgili eleştiri yapıyorsunuz. Bir kere hukuk devletinde yaşıyoruz, biz MEB olarak kiminle protokol yapabiliriz. Benim protokol yapabilmem için karşımda gerçek biri olmalı. Herhangi bir cemaatle protokol imzalamamız söz konusu değil.
ATAMALAR
Ben daha önce Şubat döneminde öğretmenlerin göreve başlamasını arzu ettiğimi söylemiştim. Fakat depremin oluşturduğu mali yük nedeniyle 2023 için böyle bir şeyi sunabilecekleri bir ortam oluşmadı. O oluşsaydı süreci başlatacaktık ve Şubat ayında öğretmen arkadaşlarımızı Şubat ayında göreve başlatmış olacaktık. Biz 2023 KPSS puanıyla öğretmen atamasını yapacağız ve tahmin ediyorum önümüzdeki günlerde Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığımızın bize vereceği kadro doğrultusunda takvimimizi oluşturacağız.
Ben Milli Eğitim Bakanlığı olarak kamu kurumları arasında en yüksek sayıyı alacak kurum olacağını düşünüyorum.
Ersoy: “Yerli animasyon yapımların izlenme oranı daha yüksek”
Gösterim öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Ersoy, animasyon filmlerini önemsediklerini belirterek, “Animasyon filmlerinin dijital dünyada, görsel ve işitsel medyada pasta payı her geçen gün artarak devam ediyor. Dünya genelinde yüzde 25’lere varan bir pasta payı var. 2023’te Türkiye’de 12’si yerli 63 tane animasyon film gösterime girdi. Bunların da pasta payı yüzde 32-33 seviyelerine kadar çıktı.” dedi.
Ersoy, animasyon türünde yerli yapımların izlenme oranının yabancı filmlere göre daha yüksek olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak animasyon filmlerin, Türk kültürünün ve ahlaki değerlerinin küçük yaşta aşılanması açısından çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. O açıdan da 2015’ten itibaren her sene artan oranlarla, uzun metrajlı animasyon filmlerine verdiğimiz destekleri arttırıyoruz. Yerli animasyon filmlerinin izlenme sayılarının her sene artarak devam etmesi de verdiğimiz desteğin yerini bulması açısından çok önemli. Bizi açıkçası mutlu ediyor. Bu vesileyle yerli yapımları tebrik ediyoruz.”
Rafadan Tayfa filmlerinin kültür varlıklarının olduğu noktalarda çekildiğini aktaran Ersoy, Göbeklitepe, Galata Kulesi temalarına yer verildiğini, bu açıdan da çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini ifade etti.

Kacır: “Unutulmaz izler bırakan yapımların çoğalması bizim için çok kıymetli”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da Rafadan Tayfa’nın Milli Teknoloji Hamlesi’nde kendilerine yol arkadaşı olduğunu söyleyerek, “Rafadan Tayfa, Türkiye’nin kendi teknolojisini kendi geliştirebilen bir ülke olması yolculuğunda çocuklarımızın bu sürece dahil olabilmesi, Türkiye’de, teknolojide yaşanan gelişmeleri eğlenerek öğrenebilmeleri açısından bugüne kadar çok büyük bir rol üstlendi.” değerlendirmesini yaptı.
Kacır, yerli yapımların kendileri için çok kıymetli olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:
“Bakanlık olarak tıpkı araştırma, geliştirme ekosistemini desteklediğimiz gibi, endüstriyel tasarım çalışmalarını, tasarım merkezlerini de güçlü şekilde destekliyoruz. Halihazırda Türkiye’de 400’e yakın tasarım merkezinde ekiplerin yürüttükleri yaratıcı endüstri çalışmalarına katkı sunmaya, destek olmaya devam ediyoruz.”
Bakan Kacır, gala gösteriminin aslında birkaç gün önce Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirileceğini hatırlatarak, “Malumunuz hafta sonu bir terör saldırısı yaşadık ve 12 evladımızı şehit verdik. Bundan dolayı da gala gösterimini bugüne ertelemiş olduk. Bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın himayesindeki çocuklarımız da gala gösteriminde misafirimiz olacaklar. Aynı zamanda şehitlerimizin çocukları da burada gala gösteriminde bizimle birlikte olacak. Allah milletimizi, evlatlarımızı ve çocuklarımızı korusun. İnşallah Rafadan Tayfa: Hayrimatör’ün yolu açık olsun, gişesi bol olsun.” ifadelerini kullandı.

“Gayemiz çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sunmak”
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ise Rafadan Tayfa filmlerinin çocukların yanı sıra yetişkinler tarafından da ilgi gördüğünü aktararak, “Söz konusu çocuk olduğunda TRT olarak emanet zihin ve kalplerle muhatap olduğumuzun bilincinde içeriklerimizi üretiyoruz. Çok büyük bir hassasiyet gösteriyoruz. En temel gayemiz çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sunmak.” şeklinde konuştu.
TRT’nin Türkiye’deki animasyon sektörüne çok büyük bir destek verdiğinin altını çizen Sobacı, animasyon sektörünü TRT Çocuk olmadan değerlendirebilmenin çok mümkün olmadığını aktaran Sobacı, “Bugün gelinen noktada animasyon sektörünü ve Rafadan Tayfa’yı TRT olmadan, TRT Çocuk olmadan konuşabilmek, değerlendirebilmek çok da mümkün değil. 2022 yılında TRT’nin ortak yapımı olarak beyaz perdeye taşıdığı animasyonlar 3,6 milyon izleyiciye ulaştı. 2023 yılına baktığımızda yine TRT’nin beyaz perdeye taşıdığı animasyonlar 4 buçuk milyon izleyiciye ulaştı. Bugün itibarıyla, Rafadan Tayfa: Hayrimatör filmi TRT’nin bu yıl beyaz perdeye aktardığı 11’inci animasyon filmi. Rafadan Tayfa’nin ilk üç serisi; Dehliz Macerasi, Göbeklitepe ve Galaktik Tayfa da toplamda 8 milyon kişi tarafından izlendi.” şeklinde konuştu.

Yurtdışında yoğun ilgi gördü
Bu yıl vizyona giren on birinci TRT ortak yapımı animasyon film olan “Rafadan Tayfa: Hayrimatör”, Türkiye’de aktif olan tüm sinema salonlarında vizyona girerek döneminin lokasyon rekorunu kırdı. Film, ayrıca 28 Aralık’ta Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre ve Birleşik Krallık’ta da 98 sinema salonunda vizyona girdi. Yurtdışındaki sinemaseverler tarafından büyük beğeni gören film, 5 Ocak’ta ise Azerbaycan’da vizyona girecek.
Rafadan Tayfa’nın son macerasını aktaran TRT ortak yapımı “Rafadan Tayfa: Hayrimatör” filminin yönetmenliğini serinin diğer üç filmini de yönetmiş olan İsmail Fidan üstleniyor. Fidan, aynı zamanda filmin müziklerine de imza attı. Yapımın senaryosunu ise Arzu Yurtseven kaleme aldı.
Filmin konusu:
Uzaya çıkan en genç insan olarak oldukça popüler olan Hayri’nin “Yüzyılın İcadı” olarak tanıttığı ve mühendislik harikası olarak tasarladığı “Hayrimatör”, Zobi’nin de desteğiyle çalıştırılır; ancak bu kez de kötüler devreye girecektir. İcadın kötülerin ele geçirmesi halinde, tüm dünya büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacaktır. Hayri, Kamil, Akın, Sevim, Hale ve Mert’i bu kez hiç olmadığı kadar zorlu bir görev beklemektedir.
]]>11 Aralık’ta yapılan ilk toplantının ardından asgari ücret belirleme aşamalarındaki takvim oluşturularak, yapılan çalışmalar paylaşıldı.
ASGARİ ÜCRET NE KADAR OLACAK?
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ikinci toplantısını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yaptı. Pazarlık çerçevesinin belirlenmesi açısından önem taşıyan bu toplantıda, temel ekonomik veriler masaya yatırıldı. Toplantıda, taraflar bir rakam telafuz etmedi.
TÜRK-İŞ’TEN AÇIKLAMA: RAKAM KONUŞULMADI
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, 2. toplantı sonrası açıklama yaptı.
Ağar şunları söyledi:
“TÜİK’in, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşü alındı. Şu anda bir sonuç yok. Görüşmeler süratle devam edecek. Kısa zaman içinde mutabakata varlarak bitirilmesini arzu ediyoruz. Rakam konuşulmadı, henüz belli değil. Mutabakat olur mu, olmaz mı demenin anlamı yok; çünkü ortada rakam yok. Bu hafta içinde tekrar bir araya gelerek bu işin sonuca varmasını diliyoruz.”
BAKAN IŞIKHAN: ENFLASYONA EZDİRMEYECEĞİZ
Toplantılarda şu ana kadar rakam konuşulmazken hükümet tarafından çalışanların enflasyona ezdirilmeyeceği mesajı gelmişti.
Komisyonun ilk toplantısının açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çalışanların enflasyona ezdirilmeyeceği söylemini yinelemişti.
Bakan Işıkhan şunları kaydetti:
“2024 yılı asgari ücret miktarının, sosyal diyalog ve istişare yoluyla ekonomimizi büyütecek, çalışanlarımızın gelirlerini enflasyona ezdirmeyecek, istihdamı koruyacak ve artıracak en makul noktada belirlenmesi için çalışacağız. Bu süreçte temel hedefimiz, hakem rolü üstlenerek işçi ve işverenlerimizin mutabakatıyla asgari ücreti tespit etmektir.”
AKBAŞOĞLU: YÜZDE 50’YE YAKIN BİR ZAM OLACAĞI ORTAYA ÇIKIYOR
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, katıldığı televizyon programında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Asgari ücret sürecine ilişkin bilgi veren Akbaşoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Asgari ücret ile ilgili hiçbir zaman enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyeceğiz alım gücünü arttıracak bir perspektifi çerçeveyi ortaya koyacağız işçi kardeşlerimize çalışan kardeşlerimize bunu ifade etmek isteriz. Üçüncü görüşmeyi inşallah önümüzdeki hafta yapıp aralık ayı içerisinde önümüzdeki hafta pazartesiden itibaren asgari ücret tespit komisyonu tekrar bir araya gelmek suretiyle cuma gününe kadar belli olacaktır. Bu hafta içerisinde memur ve memur emeklilerine yüzde 50’ye yakın bir zammın söz konusu olacağı ortaya çıkıyor.”
ASGARİ ÜCRETTE OLASI SENARYOLAR
Asgari ücrete gelecek zam oranlarına göre oluşacak net ve brüt rakamlar ise şu şekilde:
Yüzde 35’lik zamda asgari ücret 15 bin 392 lira
Yüzde 40’lık zamda 15 bin 962 lira
Yüzde 45’lik zamda 16 bin 532 lira
Yüzde 50’lik zamda 17 bin 103 lira
YENİ ASGARİ ÜCRET NE ZAMAN BELLİ OLACAK?
2024 yılında uygulanacak yeni asgari ücretin 29 Aralık Cuma günü saat 13:00’den önce açıklaması bekleniyor. Bakan Işıkhan 31 Aralık’tan önce sürecin tamamlanacağını ifade etti.
ASGARİ ÜCRET NE KADAR?
Asgari ücret halen ne 11 bin 402 lira olarak uygulanıyor. Zam oranının aralık sonuna kadar belirlenmesi gerekiyor.
ASGARİ ÜCRETİM İŞVERENE MALİYETİ NE KADAR?
Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 15 bin 762 lira 4 kuruş. Bunun 13 bin 414 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 2 bin 79 lira 25 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 268 lira 29 kuruşunu işveren işsizlik sigorta primi oluşturuyor.
ASGARİ ÜCRET NASIL BELİRLENİYOR?
Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından toplantıya çağrılıyor ve yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında teamül üzerine aralık ayında dört kez toplanıyor.
Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.
]]>