Su miktarı; Alibey’de yüzde 28,08, Büyükçekmece’de yüzde 56,23, Darlık’ta yüzde 61,38, Elmalı’da yüzde 64,17, Istrancalar’da yüzde 39,67, Kazandere’de yüzde 30,85, Pabuçdere’de yüzde 41,33, Sazlıdere’de yüzde 53,98, Terkos’ta yüzde 72,82 ve Ömerli’de 65,11 olarak kaydedildi.
Melen ve Yeşilçay’dan bu yıl şu ana kadar 319,97 milyon metreküp su alındı. İçme suyu arıtma tesislerinden bu yıl kente verilen su miktarı ise 654 milyon 82 bin metreküp olarak hesaplandı.
Bu yıl şu ana kadar barajlara düşen yağış miktarı metrekare başına 359,68 kilogram oldu.
Kente su sağlayan baraj ve göletler 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahipken su miktarı bugün itibarıyla 518,73 milyon metreküp olarak kaydedildi.
İstanbul’da şehre verilen su miktarı dün itibarıyla 3 milyon 245 bin metreküp olurken bu suyun 1 milyon 188 bin metreküpü regülatörlerden, 2 milyon 57 bin metreküpü ise barajlardan alındı.
SON 10 YILIN DOLULUK ORANLARI
İSKİ istatistiklerine göre, 28 Temmuz tarihli baraj doluluk oranları 2014’te yüzde 19,34, 2015’te yüzde 79,06, 2016’da yüzde 63,08, 2017’de yüzde 71,88, 2018’de yüzde 73,38, 2019’da yüzde 69,36, 2020’de yüzde 58,13, 2021’de yüzde 68,02, 2022’de yüzde 67,47, 2023’te yüzde 38 iken bugünkü oran yüzde 59,49 olarak kayıtlara geçti.
“TÜM İSTANBULLULARIN KENDİ ÇAPINDA ÇÖZÜM ÜRETMESİ GEREKİYOR”
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün itibarıyla İstanbul barajlarındaki su değerlerine ve yağış miktarına bakıldığı zaman son 10 yıldaki en düşük değerin gerçekleştiğini, barajlardaki doluluk oranına bakıldığı zaman ise son 10 yıldaki 4. en düşük değerin ölçüldüğünü söyledi.
Bu durumda yağışın yıllar içinde kendi yapısı gereği bazı yıllar fazla, bazı yıllar az olmasının etkisinin büyük olduğunu belirten Toros, “Baraj bölgelerindeki yağışların en düşük değerlerinin yaşanıyor olması ciddi bir kuraklıkla iç içe olduğumuzu, kuraklık yaşadığımızı da gösteriyor. Özetle yağış miktarındaki azalmaya bağlayabiliriz.” dedi.
Toros, barajlardaki su seviyesinin azalmasına karşı alınması gereken tasarruf önlemlerine dikkati çekerek, şunları aktardı:
“Elimizdeki su miktarı belli ama günlük tüketilen su miktarı da belli. Şu anda günlük ortalama İstanbul’da 3,5 milyon metreküp su kullanıyoruz. Barajlardaki suyu çoğaltamayacağımıza göre o zaman elimizdeki var olan suyu daha idareli nasıl kullanabiliriz konusunda tüm İstanbulluların kendi çapında çözüm üretmesi gerekiyor. Suyu en fazla nerelerde kullanıyoruz? Yaz dönemi havalar sıcak, duş alma ihtiyacımız doğuyor. Duş esnasında suyu daha az nasıl kullanabiliriz? Duş başlıklarını tasarruflu başlıklarla değiştirerek. 10 litre suyla da duş alabilirsiniz, 50 litre suyla da alabilirsiniz. Bu sizin duyarlılığınıza, farkındalığınıza bağlı. Suyu en fazla nerede kullanıyoruz? Sifonlarda kullanıyoruz. Daha kontrollü su tüketimiyle sifonu her çektiğinizde 3-4 litre değil de ihtiyaca göre belki 1, 2, 3 litre farklı kademeli sifon sistemiyle bunu yapabiliriz.”
“SUYUN HER DAMLASI DEĞERLİDİR, HER DAMLAYI SAYARAK KULLANALIM”
Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul’un çok geniş bir alanda olduğunu ve değişik farklı farklı bölgelerinin bulunduğunu belirterek, “Atalar ‘Damlaya damlaya göl olur.’ demişler. Evinizde deneyebilirsiniz; bir musluğu damla damla açık bırakın, bir günde ne kadar suyun aktığını göreceksiniz. Damlaya damlaya İstanbul barajlarının yok olmasına yol açabiliyor. Onun için diyoruz ki suyun her damlası değerlidir. Her damlayı sayarak kullanalım, her damlanın önemli olduğunun farkına vararak kullanalım.” diye konuştu.
Barajlardaki suyun İstanbul’a yetmediğini ve bu durumun bir İstanbul gerçeği olduğunu kaydeden Toros, “İstanbul’un barajlarının toplam su bütçesi tamamı dolu olsa bile 900 milyon metreküpü bulmuyor. Bugün biz 3,5 milyon metreküpten bahsediyoruz. 100 günde 350 milyon metreküp, 300 günde 1 milyar metreküpün üzerine geçiyor. Yıllık biz 1 milyar 100 bin metreküpün üzerinde su kullanıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
“BARAJLARDAKİ SU SEVİYESİ HER GÜN DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR”
Sitelerde, parklarda, bahçelerde ve farklı yerlerde yağmur hasadı yapılarak, suyun bol olduğu kış mevsiminde suyu biriktirip ihtiyaç duyulan sıcak günlerde bitkilerin sulanması ve evlerin farklı ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılabileceğine işaret eden Toros, suyla ilgili yapılacak her tasarrufun hem ekonomiye katkı sağlayacağını hem de İstanbul genelinde su ihtiyacının azalmasıyla barajlardaki suyun daha uzun vadeli kullanılabileceğini ifade etti.
Toros, temmuz, ağustos ve eylül aylarının İstanbul’un en az yağış aldığı dönemler olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ekimde yağışlarımız yavaş yavaş artmaya başlıyor. Dolayısıyla önümüzde daha ağustos ve eylül ayları var. Burada da geçmiş verilere baktığımız zaman İstanbul barajlarına su getirecek yağışın geçmişte olmadığını görüyoruz. Bugünlerde zaman zaman ciddi sağanaklar alıyoruz ama barajlara bu su yansımıyor. Barajlardaki su seviyesi her gün düşmeye devam ediyor. Bu yaz yağmurları yerler sıcak olduğu için, toprak kuru olduğu için daha çok bulunduğu bölgede o bölgenin su ihtiyacını karşılıyor veya buharlaşıp yok olup gidiyor. Bizim kasım, aralık ayına kadar ciddi yağış alma ihtimalimiz biraz düşük gözüküyor geçmiş verilerden. Onun için elimizdeki suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz konusunda hep beraber çalışmalarımızı arttırabiliriz.”

‘TÜRKİYE YÜZYILINA YAKIŞIR DEV ESER; YUSUFELİ BARAJI’
Türkiye’de hidroelektrik enerji üretim kapasitesinin yıllık 44 milyar kilovatsaatten 112 milyar kilovatsaate yükseltildiğini kaydeden Balta, şunları söyledi:
“Ülkemiz son 21 yılda her alanda olduğu gibi yerli ve yenilenebilir enerji konusunda da atılım yapmış, bu kaynakların başında gelen hidroelektrik enerji üretiminde önemli mesafe katetmiştir. 2002 yılında 125 olan hidroelektrik santral sayısı günümüz itibarıyla kamu-özel sektör iş birliği sayesinde 750’ye, hidroelektrik enerji üretim kapasitemiz ise yıllık 44 milyar kilovatsaatten 112 milyar kilovatsaate yükseltilmiştir. Yusufeli Barajı ve HES’de suyun ışığa dönüştüğü bu atılımdaki özel yerini almıştır. Ülkemizin en yüksek barajı olan Yusufeli, 275 metrelik yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer barajlar kategorisinde dünyada da beşinci sıradadır. Türkiye yüzyılına yakışır dev eser Yusufeli Barajı ve HES kurulu gücüyle yıllık ortalama 1 milyar 888 milyon kilovatsaat enerji üretim kapasitesine sahiptir. Bu üretim miktarı ile 750 bin adet yerli ve milli otomobil TOGG’un enerjisi karşılanabilir. Ayrıca baraj ile 2,5 milyon kişinin enerji ihtiyacı karşılanacaktır. Bu güzide tesis üreteceği enerji ile ekonomimize yıllık yaklaşık 6 Milyar TL katma değer sağlayacaktır.”
‘GELECEĞE MİRAS KALACAKTIR’
Bölgedeki diğer barajların taşkın riskini azaltacağına dikkati çeken Mehmet Akif Balta, 2022’de su tutulmaya başlanılan Yusufeli Barajı’nda elektrik enerjisi üretimi için ıslak testlere ise 25 Ağustos 2023 tarihinde başlanıldığı bilgisini paylaştı. Balta, “8 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla Yusufeli Barajı’nda toplam 1.200.000.000 kWh elektrik enerjisi üretilmiştir. Bunun ekonomiye katkısı bugün itibarıyla 2,7 milyar TL’dir. 27.06.2024 tarihi itibarıyla baraj rezervuarı ilk kez maksimum işletme kotu olan 710 metreye ulaşılmıştır. Yusufeli Barajı tünelli dolusavakların kapak testleri ve dolusavak deşarj kapasitesinin tespiti çalışmaları yapılmıştır. Yusufeli Barajı ve HES’te 2 tip dolusavak yapısı bulunmaktadır. Yusufeli Barajı’nda ilk kez baraj gövdesi üzerinde bulunan üstten aşmalı dolusavaklar açılarak test edilmiştir. ‘Mühendislik harikası’ olarak ifade edebileceğimiz bu baraj; aynı zamanda insanımızın inandığında neler yapabileceğini de gösteren dev bir eser olarak geleceğe miras kalacaktır” diye konuştu.
‘BARAJLA BİRLİKTE 46 TÜNEL, 23 KÖPRÜ ve 92 MENFEZ YAPILDI’
Yusufeli projesi kapsamında yaklaşık 110 kilometre yol, 46 tünel, 23 köprü ve 92 menfezi de Artvin’e kazandırdıklarını aktaran Balta, “Geleneksel mimariye uygun olarak inşa edilen yeni Yusufeli ilçesinde 2 bin 698 konut ve 323 iş yeri hak sahiplerine teslim edilmiştir. Barajdan etkilenen köylerin yeni yerleşimleri kapsamında 7 köyde yeni yerleşim yeri oluşturularak 507 konut ve 10 iş yeri hak sahiplerine teslim edilmiştir. ‘Vatandaşlarımız tarım yapsın’ diye baraj gölü altında kalacak olan 1,1 milyon metreküp mümbit tarım toprağı yeni yerleşim yerine taşınmıştır. Su altında kalacak olan 1700 mezarlık ilçe merkezi ve köylerde yeni mezarlık alanlarına taşınmıştır. Baraj kapsamında yeni yerleşim yerinin içme suyu meselesi de çözülmüştür” ifadelerini kullandı.
‘500 SOKAK KÖPEĞİ NAKLEDİLDİ’
Yeni yerleşim alanlarına DSİ ve Orman Genel Müdürlüğü (OGM) iş birliği ile 22 bin 094 ağaç ve 81 bin 280 fidan dikildiğini belirten Mehmet Akif Balta, DSİ tarafından 2003-2024 yılları arasında Artvin iline toplam 219 milyar 359 milyon 497 bin 044 lira yatırım yapılarak, 141 tesisi hizmete alındığını belirtti. Balta, “Yeni yerleşim yerine DSİ tarafından 40 bin 250 metrekare çim serilmiştir. Bu çalışmalar yürütülürken sokak hayvanları da unutulmamıştır. STK’larla iş birliği içinde çalışarak Ardanuç ilçesinde içinde ameliyathanesi de bulunan hayvan toplama merkezi yapılmıştır. Eski Yusufeli ilçemizden yaklaşık 500 sokak köpeği toplanarak buraya götürülmüştür. DSİ tarafından yeni yerleşim yerinde bulunan köpekler için 100 kulübe de yapılmıştır. Özellikle belirtmek isterim ki, yeni yerinde Yusufeli; inşallah, ekonomisi, ekolojisi ve sosyal yapısı ile bambaşka bir yerleşim yeri olmuştur” dedi.
Barajın, Türkiye Cumhuriyeti’nin hayata geçirdiği büyük yatırımlar arasında yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, “Ülkemize kazandırılan bu abidevi eser, ismine yakışır şekilde ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük barajı durumunda. Tesis, aynı zamanda mühendislik alanında dünyada da söz sahibi yapılar arasında bulunuyor. Atatürk Barajı, sahip olduğu elektrik kurulu gücü, gövde dolgu hacmi ve baraj gölü açısından ülkemizde ve Avrupa’da en büyük olma unvanını elinde bulunduruyor. Bununla birlikte tesis, taşkın kontrol hacmi bakımından dünyada üçüncü, gövde dolgu hacmi bakımından ise 6. sırada yer alıyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamada, barajda 1990 yılında su tutulmaya başlandığı anımsatılarak, “Baraj rezervuarında depolanan 48,7 milyar metreküp su, ülkemizin su depolama kapasitesinin yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor. Bu müthiş su kütlesi, başta hidroelektrik enerji üretimi ve tarım olmak üzere, su ürünleri üretimi, ulaşım, su yolu taşımacılığı ve turizm gibi sektörlere de hizmet sunuyor.” ifadesi kullanıldı.
Atatürk Barajı’nın 8 türbinden oluşan 2 bin 400 megavat kurulu güce sahip olduğuna işaret edilen açıklama, şöyle devam etti:
“Atatürk Barajı ve HES, yıllık 8,9 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretim kapasitesine sahip. Dev tesis, bu özelliğiyle ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük hidroelektrik santrali konumunda bulunuyor. Atatürk Barajı ilk türbinin devreye alınarak enerji üretmeye başladığı 1992 yılından bu yana yaklaşık 210 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üreterek ülke ekonomisine bu yolla yaklaşık 500 milyar lira katkı sağladı.”
Açıklamada, Atatürk Barajı’yla sulanabilen 800 bin hektarlık alanın, Türkiye’nin ekonomik olarak sulanabilir arazisinin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğu bildirildi.
Barajda depolanan suların 1995’ten itibaren tarım arazileriyle buluştuğunun anımsatıldığı açıklamada, “O tarihten bu yana sulanan arazi miktarı sürekli arttı ve günümüz itibarıyla yaklaşık 450 bin hektara ulaştı. Atatürk Barajı 1995 yılından günümüze kadar tarımsal sulama yoluyla ülke ekonomisine yaklaşık 423 milyar lira katkı sağladı. Atatürk Barajı’nın, enerji ve tarımsal sulama başta olmak üzere taşkın kontrol ve diğer gelir getirici faaliyetlerle birlikte milli ekonomiye her yıl yaklaşık 1,7 milyar dolar katkı sağladığı hesaplanıyor. Bu katkı, sulama sahasının tamamına su iletilmesiyle daha da artacak.” ifadeleri kullanıldı.
SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ VE TURİZME KATKI SAĞLIYOR
Açıklamada, Atatürk Baraj Gölü’nde çeşitli türlerde balık yetiştiriciliği ve avcılık da yapıldığına dikkat çekilerek, sazan türü balıkların yetiştirilerek bölgenin gıda çeşitliliğine ve yeni iş alanlarına kavuşmasına katkı sağladığı belirtildi.
Baraj gölünün çeşitli kesimlerinde tesis edilen iskeleler vasıtasıyla yolcu ve yük taşımacılığı yapıldığının da aktarıldığı açıklamada, Atatürk Barajı’nın her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırladığı bildirildi.
Açıklamada, barajın işletme ömrüne de işaret edilerek, şunları kaydedildi:
“Fırat Nehri üzerinde Atatürk Barajı’nın akış yukarısında inşa edilen Keban ve Karakaya gibi büyük barajlar, filtre görevi görerek baraj rezervuarının rüsubatla dolmasını engelliyor. Bu avantaj sayesinde Atatürk Barajı daha uzun yıllar ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve ülkemizde inşa edilen en büyük mühendislik eseri olarak Ulu Önder’in ismini yaşatmaya devam edecek.”
Barajın eski günlerine döndürmek isteyen yetkililer çareyi ise 52 kilometre uzaklıkta bulmuştu. Hafik ilçesindeki Pusat Özen Barajı’ndan 4 Eylül Barajına su takviyesi yapılması amacıyla başlatılan yaklaşık 52 kilometrelik iletim hattı projesi tamamlanarak 4 Eylül barajına su takviyesi yapılmıştı. Su takviyesinin ardından bir barajda su seviyesi düşerken takviye yapılan barajda ise su seviyesi bir türlü istenilen seviyeye ulaşmadı. Adacıkların oluştuğu baraj görenleri endişelendirirken 4 Eylül köyü muhtarı Ali Pek, Özen Barajı’ndan aktarılan su sayesinde 4 Eylül Barajı’nın su seviyesi belli bir düzeyde tutulduğunu belirtti. Pek, su seviyesinin korunması ve şehrin susuzluk çekmemesi için geçen seneden bu yana Özen barajından su takviyesi yapıldığını söyledi.

BU SENE YAĞIŞLAR OLMADI
4 Eylül Barajına geçen seneden başlatılan su takviyesinden dolayı şehrin bir nebze de su sıkıntılarının hafifleyeceğini belirten Sivas Merkez 4 Eylül köyü muhtarı Ali Pek, “Bulunduğumuz yer Kolluca ve Dörtyol arasındaki 4 Eylül Barajı. Şu anda Sivas’ın tamamen içme suyu buradan karşılanıyor. Burası Kolluca Köyü arazisi içerisinde bulunan, temeli 1960’lı yıllarda atılan 4 Eylül Barajı, 1996 yılında faaliyete geçip 2006-2007 yılları arasında da şehre su vermeye başlayan bir içme suyu barajıdır. Şehir aslında bu sene daha çok su sorunu yaşayabilir. Eğer geçen sene Özen Barajı’ndan buraya takviye su hattı yapılmasaydı şu anda şehir susuz kalacaktı. Bu sene iklimlerden dolayı yağışlar çok olmadı. 4 Eylül Barajı’nı besleyen derelerde de bir artış olmadı. Şu an Özen Barajı’ndan gelen su ile şehir su ihtiyacını karşılıyor. Özen Barajı’ndan bu sene de buraya su aktarılmasaydı şehir tamamen susuz kalacaktı. Şu an Özen Barajı’ndan gelen su burayı belli bir seviyede tutuyor” diye konuştu.
“Özen Barajı’ndan dolayı şu anda yüzde 15’lik bir doluluk oranı var”
Tarımsal sulamanın arttığı bu dönemde, insanların da gereksiz su kullanımının şehre ciddi su sıkıntıları çektireceğini söyleyen Pek, “Tarımsal sulamanın en çok olduğu dönem, yağışlar da fazla olmadı ama yine de şehrin, insanların suyu belli miktardan fazla kullanmamalarını tavsiye ediyorum. Şehir daha önceden de bu su sorunlarını yaşadı. Barajlarda ne kadar su olsa dahi suyu kullanırken daha özen göstermelerini rica ediyorum. Barajın toplam uzunluğu 4.5 kilometre, kalan kısmın tamamen dolmuş olsaydı şu anda doluluk oranı %60 olurdu. Şu an gördüğümüz su tutmuş alan tamamen kurumuş durumdaydı. Şu anda da zaten yüzde 15’lik bir doluluk oranı var, o da zaten Özen Barajı’ndan dolayı. Bu sene bu şekilde giderse su sorunu yaşamayız. Ancak içinde bulunduğumuz ay dolayısıyla tarımsal sulamanın en fazla olduğu dönem. Hafik tarafındaki tarımsal sulamalar da bir ay içerisinde biterse şehrin su sıkıntısı çekmeyeceğine inanıyorum. Vatandaşlarımız, özellikle yaz dönemi saniyede, dakikada bir ihtiyaçları olmadan duş alırlarsa memlekete de devlete de yazık” dedi.
]]>Bugün itibarıyla barajlardaki doluluk oranı yüzde 81,29 ölçüldü.
Su miktarı; Istrancalar’da yüzde 42,89, Terkos’ta yüzde 86,19, Sazlıdere’de yüzde 60,27, Alibey’de yüzde 66,63, Büyükçekmece’de yüzde 76,03, Ömerli’de yüzde 92,15, Darlık’ta yüzde 86,35, Elmalı’da yüzde 88,46, Pabuçdere’de yüzde 73,51 ve Kazandere’de yüzde 74,52 olarak kaydedildi.
Melen ve Yeşilçay’dan bu yıl 189,32 milyon metreküp su alındı. İçme suyu arıtma tesislerinden bu yıl kente verilen su miktarı ise 310 milyon 96 bin metreküp olarak hesaplandı.
Bu yılın ilk 4 ayında barajlara düşen yağış miktarı metrekare başına 248,89 kilogram oldu.
Kente su sağlayan baraj ve göletler 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahipken su miktarı bugün itibarıyla 706,18 milyon metreküp olarak kaydedildi.
İstanbul’da günlük su tüketimi, dün itibarıyla 3 milyon 92 bin metreküp olarak ölçüldü.
SON 10 YILIN DOLULUK ORANLARI
İSKİ istatistiklerine göre, 15 Nisan tarihli baraj doluluk oranları 2014’te yüzde 32,95, 2015’te yüzde 97,32, 2016’da yüzde 86,69, 2017’de yüzde 87,38, 2018’de yüzde 91,21, 2019’da yüzde 92,93, 2020’de yüzde 70,07, 2021’de yüzde 80,48, 2022’de yüzde 87,91, 2023’te yüzde 45,18 iken, bugünkü oran yüzde 81,29 olarak kayıtlara geçti.
“YER ALTINDAKİ SU, BARAJLARI BESLEMEYE DEVAM EDİYOR”
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’un barajlarının doluluk oranının arzu edilen seviyede olmadığını söyledi.
Oranların geçen yıla göre yüksek olmasını sevindirici bir durum olarak niteleyen Toros, “İstanbul barajlarındaki doluluk oranı uzun zamandır yüzde 80 civarında seyrediyor. Sonbaharda yağmur yağdığı zaman yağmur suyunun birçoğu buharlaşır, birçoğu da akıp gider ama ilkbaharda genellikle sağanak şeklindeki hafif yağışlar olduğu zaman bu yağış toprak tarafından emilir. Yer altındaki su, bilhassa nisan ve mayıs aylarında barajı beslemeye devam eder. Onun için barajlardaki doluluk seviyesi dikkat ederseniz hep yüzde 80 civarında seyrediyor.” dedi.
İstanbul’un genelde en fazla yağışı aralıkta aldığını aktaran Toros, ekim, kasım, aralık, ocak, şubat ve mart ayının yağışların en çok görüldüğü dönemler olduğunu, nisandan itibaren eylüle kadarki dönemin yağışın son derece az olduğu aylar olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Toros, şu anda biriktirilen suyun yazın haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında çok iyi şekilde kullanılması gerektiğine dikkati çekerek, “Bir sonraki yıl veya 2024 yılının eylül, ekim, kasım ve aralık ayları geldiği zaman susuzluk çekmeyelim. ‘Acaba İstanbul’un suyu bitecek mi, bitmeyecek mi?’ diye böyle bir yapıya girmememiz için nisan ayına kadar barajdaki doluluk oranı bizim geleceğe bakmamız anlamında son derece anlam ifade ediyor. Dolayısıyla şu an için barajlardaki doluluk oranı idare edecek seviyede diyebiliriz.” diye konuştu.
Kentte 2013 yılında günlük su tüketiminin ortalama 2,5 milyon, 2023 yılında ise ortalama 3 milyon metreküpü geçtiğini aktaran Toros, su tüketimi artışının bu şekilde devam etmesi durumunda barajların yüzde 100 dolu olması durumunda bile suyun yetersiz hale geleceğini kaydetti.
“Yağmur hasadı” konusunun önemli olduğunu vurgulayan Toros, fabrikanın, sitelerin ve parkların kullanım suyunun yerinde biriktirilmesi durumunda sorunun çözüleceğini belirtti.
Prof. Dr. Toros, “İstanbul’un suyu bitecek mi, bitmeyecek mi?” tartışmasına girilmemesi için şu önerilerde bulundu:
“Yağmur hasadı yapmak ve evimizdeki, iş yerimizdeki suyu daha verimli kullanmak. Yağmur hasadı yaptığımız takdirde hem maliyet anlamında hem de İstanbul’un var olan su kaynağını uzun süre kullanabilme anlamında iyi bir çözüm olacağını düşünüyorum.”
İstanbul’un barajlardaki en yüksek su seviyelerine, nisan ve mayıs aylarında, çok nadir olarak haziran ayında ulaşıldığını anlatan Toros, “Dolayısıyla barajların doluluk oranının artık bu yüzde 80’ler civarından daha fazla artacağını tahmin etmiyorum. Bundan sonraki süreçte var olan suyu, bu yüzde 81’lik doluluğu yıl boyu daha verimli nasıl kullanabiliriz, bunu tartışmak lazım. Büyük ihtimalle daha yüksek seviyelere ulaşmaz.” değerlendirmesini yaptı.
Prof. Dr. Toros, evlerde suyun en fazla sifonda kullanıldığını, bu sistemde bir kerede 4 litre su harcamak yerine kademeli sifon sisteminin oluşturulabileceğini söyledi.
Mutfakta meyve ve sebzelerin yıkandığı suyun, çiçekleri sulamada veya lavaboda da kullanılabileceğini aktaran Toros, diş fırçalarken muslukların açık kalmaması gerektiğini vurguladı.
Muslukların başlarına tasarruf başlıkları takılmasını tavsiye eden Toros, “Biz evimizde, iş yerimizde ‘Bir damla suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz? Bir damla suyu nasıl israf etmeyebiliriz’, bunun çalışmalarını yapmamız gerekiyor, düşünmemiz gerekiyor. Su tasarrufu yaptığımız zaman hem bütün su ihtiyacımız giderilmiş olacak hem de su giderimiz daha az olacağı için ekonomik olarak cebimize katkı sağlamış olacağız.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Toros, “Eğer Melen ve Yeşilçay olmasaydı 2023 yılında İstanbul susuz kalacaktı. 2023 yılında kente 1 milyar 117 milyon metreküp su verildi. Bunun 748 milyon metreküpü Melen ve Yeşilçay’dan geldi. Dolayısıyla artık Melen ve Yeşilçay’a can simidi gözüyle bakıyoruz. O barajlar olmazsa İstanbul susuz kalır.” dedi.
“ATALARIMIZ ‘SU HAYATTIR’ DEMİŞLER”
Bu çağda en önemli varlığın su olduğunun altını çizen Toros, şu ifadeleri kullandı:
“Atalarımız ‘Su hayattır’ demişler. Dolayısıyla suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz? Sudan daha fazla daha farklı nasıl istifa edebiliriz? Bunu her kurum, kuruluş, kişi kendi çapında öneriler üretmesi ile güzel çözümler ortaya çıkabilir. Bizim benim önereceğim bir çözüm sizin önereceğiniz çözümün yanında çok basit kalabilir. Onun için her bir vatandaşımızın kendi çapında çözüm üretmesi son derece değerlidir.”
Prof. Dr. Toros, tüketilen suyun yüzde 75’inin tarımda kullanıldığını, bu nedenle tarımda sulamanın sızma ve damlama gibi sistemlerle planlanması gerektiğini kaydetti.
Tarımda, soğuk ve rüzgarsız zamanlarda sulamanın yapılması gerektiğini anlatan Toros, her ürünün su ihtiyacının farklı olduğunu, bunun belirlenerek ona göre bir sulama yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.