JUICE JACKING NEDİR?
Mobil cihazınızı, İETT otobüsleri, restoranlar, havaalanları avm’ler gibi ortak kullanıma açık bir şarj istasyonuna taktığınızda, şarj istasyonu kutusundaki USB bağlantı noktası, cihazınıza veya cihazınızdan veri aktarmak için kullanılır. Bu da cihazınıza kötü amaçlı yazılım yüklemek veya cihazınızdan kişisel bilgileri çalmak için kullanılabileceği anlamına gelir.
Bu bilgilerin bazıları; dijital ortamlara giriş bilgileri, kimlik bilgileri, kişi listeleri, foto galeri ve diğer hassas verilerdir. USB üzerinden cihazınızdaki tüm dosyalar kolayca kopyalanabilir. Burada şu yanılgıdan da uzak durmamız gerekir:
Verilerimizi kaptırmak için telefon bir yere bağlanıp saatlerce veya dakikalarca kesintisiz veri aktarımı yapılması gerekmiyor. Telefonu bağladığımızda, saniyeler içinde zararlı bir yazılım telefonumuza yüklenmiş olabilir ve tüm verilerimiz bir başkasının erişimine açılmış olabilir.
JUICE JACKING SALDIRILARININ BURALARDA GERÇEKLEŞME IHTIMALI YÜKSEK:
ORTAK KULLANIMA AÇIK ŞARJ CİHAZLARININ RİSKLERİNDEN KORUNMANIN EN GARANTİ YOLU
YABANCI RİSKLİDİR
Juice Jacking saldırılarının dışında bir çok alanda teknoloji güvenliğinin ihlal edildiğini ve bunun çok ciddi kişisel güvenlik sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Sanlav, telefonlarımızın içinde aslında hiçbirimizin kimlerin olduğunu bilmediğimizi ifade ederken, “bazen indirdiğimiz bir uygulama, bazen bağlandığımız wi-fi, bazen açık unuttuğumuz bluetooth veya NFC (Near Field Communication ve Türkçe ismiyle Yakın Alan İletişimi) bazen de ortak kullanıma açık şarj üniteleri bizler için büyük risk taşıyabilir. Temel prensip ne olduğunu bilmediğimiz her yabancı unsurun risk taşıdığını kabul etmek olmalı” dedi. Sanlav sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Durup dururken kapımızı çalıp “havalar çok sıcak sana içecek buz gibi bir şeyler getirdim” diyen YABANCI birini kapımızı açıp evimize almıyorsak, teknolojik cihazlarımıza da yabancı unsurlar kabul etmemeliyiz. Bu yabancı unsur bazen güvensiz bir uygulama, bazen bedava internet, bazen bedava şarj cihazı kılığında gelebilir.
Aslında şu ana kadar kullandığımız uygulamalar ve yukarıda bahsettiğim yabancı unsurlar vasıtasıyla şu an dahi teknolojik cihazlarımızdaki verilerin kimlerin kullanımında olduğunu da hiçbirimiz bilmiyoruz. O halde foto galerimize, rehberimize, not defterimize, video kamera ve mikrofonumuza, sms’lerimize, whatsapp ve diğer sosyal medya uygulamalarımıza kimlerin eriştiğini veya erişebileceğini bilmediğimiz gerçeğini göz ardı etmeden yaşamaya alışmak zorundayız.
Günümüzde çok sıcak örneklerini yaşadığımız şekilde, galerinizdeki bir mahrem görüntü, rehberinizde olmaması gereken isimler, not defterinizde sakladığınız şifreler ve finansal bilgiler, özel yazışmalar başınıza dert açabilir.
BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR AMA NEDEN?
Peki bizim için tehlike arz eden sadece telefon ve bilgisayarlarımız mı?
İnternet bağlantısı ile uzaktan erişime açık akıllı süpürgeler internet bağlantısı olan televizyonlar ve bu televizyonların entegre kameraları ile mikrofonları, güvenlik kameraları, internet erişimi olan arabalar ile ne gibi risklere maruz kalabileceğimizi düşündünüz mü? Tabii bunun sonunda veri madenciliği, big data ve yapay zekâ öğrenmesi gibi konuları da açmak lazım.”
Astımın tedavisinin mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Astım, tüm dünyada en sık görülen hastalıklar arasında yer alır. Ülkemizde ortalama her 4-5 evden birisinde bir aslında hastanın yaşadığını biliyoruz. Hem çocukları hem erişkinleri tutabilir. Astım tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini çok olumsuz olarak etkiler. Hatta bazen ölümlere yol açabilir. Maalesef astıma bağlı ölümler, genç yaşta ölümlerdir. Bu açıdan çok daha acı vericidir. Astım, aslında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bugünkü elimizde mevcut tedavi imkanlarıyla astımı, astımı olmayan bir kişi gibi kontrol altına alabiliyor ve normal bir hayat yaşatabiliyoruz. Tabii öncelikle astımın tanısının konulması önemlidir. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük, göğüste sıkışma hissi gibi yakınmalarınız varsa sizde de astım olabilir. Özellikle bunlar zaman zaman tekrarlıyorsa bilhassa sabaha karşı uykudan uyandıracak yakınmalarınız varsa bunun astıma bağlı olma ihtimali çok daha yüksektir” dedi.

HASTA-HEKİM İŞ BİRLİĞİ ÖNEMLİ
Astım tedavisinde başarılı olmada hasta ve hekimin iş birliğinin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özlü, “Aslında hastaların birçoğunda alerjik nezle belirtileri de vardır. Hapşırma, burun akıntısı, geniz akıntısı, burunda tıkama gibi belirtilerle kendisini gösterebilir. Astımın tanısı çok kolaydır. Tedavisi de mümkündür ve tedavinin başarısı da çok yüksektir. İyi tedavi edildiğinde hastalar diğer normal sağlıklı kişiler gibi rahat yaşayabilirler. Ancak astımda tedavinin başarılı olması için hastayla hekimin iş birliği yapması gerekir. Hekimin tanıyı koyması, astıma sebep olabilecek tetik faktörleri tespit etmesi, bunun için alerji testleri yapılabilir ve bunların sonucunda da hastanın tavsiyeleri uyması, ilaçlarını düzenli kullanması ve kontrollerini yaptırmasını bekliyoruz. Tedaviye uyum çok önemlidir. Astımlı hastalarda en çok rastladığımız sorun tedaviye başladıktan sonra biraz iyileşmeyi takiben, ‘Ben iyi oldum artık geçti’ diye düşünerek tedaviyi terk etmeleridir. Oysa astım çoğu zaman kronik bir hastalıktır ve bir hipertansiyon tedavisi gibi uzun süreli takip ve tedavi gerektirir. O açıdan rahat olmamız, astımınınız geçtiği, sizden hastalığın kaybolduğu anlamına gelmez” diye konuştu.

‘TEKRARLAMA OLASILIĞI VAR’
Her astımlı hastanın ömür boyu astım ilacı kullanmasının gerekmeyeceğini de söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Hekimle iş birliğinizi sürdürünüz, tavsiyelerine uyunuz. Size zarar verecek tetikleyici faktörlerden uzak kalınız. Bazen iş yerinde maruz kalan faktörler, bazen kullanılan ilaçlar astımı tetikleyebilir. Astım hastalarının bir kısmında tedavi sonrası alınan cevaba göre tedavide azaltma ve daha sonra da tedaviyi tamamen kesmek mümkün olabilir. Ama bazı astımlı hastalarda tedaviyi kestikten sonra tekrar semptomlarda tekrarlama olasılığı vardır. Astımın hangi hastada nasıl seyredeceğini, önceden çok tahmin etmek mümkün değil ama takip içerisinde hekim tedaviye devam ya da tedaviyi sonlandırma konusunda, hastaya özel bir karar vermesi gerekir. Her astımlı hastanın ömür boyu devamlı astım ilacı kullanması gerekmez. Bazen tamamen tedaviyi sonlandırdığımız, bir daha hiç tedavi etmediğimiz hastalarımız da var. Bazen de arada kesip tekrar başladığımız hastalar var. Bazen de başlayıp dozunu azalttığımız, uzun süre devam ettiğimiz hastalar var. Bu hastaya özel bir durumdur” ifadelerini kullandı.
İster arkadaşlık, ister romantik, isterse bir iş ilişkisi olsun; iki kişi arasındaki kimyanın uyuşması o ilişkinin sağlıklı bir şekilde devam edip etmeyeceğini yansıtmada önemli rol oynar. Karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını anlamak için; o kişi ile birlikte iken nasıl hissettiğiniz, sohbet ederken rahat olup olmadığınız gibi birçok faktörü göz önünde bulundurmalısınız.

Arkadaşlık heyecanına kapılarak kimyanızın uyuşmadığı bir insanla yanlış bir arkadaşlık kurmamanız için karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını iyi bir şekilde analiz etmeniz gerekir. Karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını anlamanız için kendinize sormanız gereken 10 soruluk bir mini test ile bu konuda size yardımcı olmak istedik.
İşte aşağıda yer alan bu mini testi çözerek karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını analiz edebilir ve daha sağlıklı bir iletişim içerene arkadaşlık kurabilme yolunda adımlar atabilirsiniz. Öyleyse hadi teste geçelim!
KARŞINIZDAKİ KİŞİ İLE KİMYANIZIN UYUŞUP UYUŞMADIĞINI ANLAMANIZ İÇİN ÇÖZMENİZ GEREKEN 10 SORULUK TEST

1- O kişi ile kendinizi hiç garip hissetmeden rahatlıkla uzun sohbetler edebiliyor musunuz?
2- Benzer ilgi alanlarına ve hobilere sahip misiniz?
3- Sık sık birlikte güldüğünüz oluyor mu?
4- O kişinin sizi ve sizin de onu anladığınızı düşünüyor musunuz?
5- Yaşadığınız çatışmaları ve anlaşmazlıkları nasıl çözüyorsunuz?
6- Karşı taraf ile duygu ve düşüncelerinizi paylaşırken kendinizi rahat hissediyor musunuz?
7- Birlikte geçirdiğiniz zamanlardaki enerjinizi nasıl tanımlarsınız?
8- Karşı tarafın sözlü bir şekilde belirtmediği hareketlerini doğru anlayabildiğinizi düşünüyor musunuz?
9- Karşınızdaki kişi ile aranızda bir bağ olduğunu düşünüyor musunuz?
10- O kişi ile kendinizi uzun bir süre arkadaşlık kuracak bir ilişki içerisinde düşünebiliyor musunuz?
SONUÇLAR

Bir kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını anlamak için çözdüğünüz bu teste verdiğiniz cevap şıklarının sayısına göre sonuçlar şu şekilde;
Çoğu yanıtınız a şıkkı ise: O kişi ile aranızda derin bir kimya var ve müthiş uyumlusunuz demektir. Uzun ve kaliteli aynı zamanda eğlenceli bir arkadaşlık yaşamanız muhtemeldir.
Çoğu yanıtınız b şıkkı ise: Aranızdaki kimya ve uyum tam kesin olmasa da biraz çaba ve dikkat ile gayet güzel bir arkadaşlığa dönüşebilir.
Çoğu yanıtınız c şıkkı ise: O kişi ile aranızdaki kimya oldukça düşük görünüyor, birbirinize uyumlu bir arkadaş değil gibi duruyorsunuz. İlerleyen zamanlarda problemli bir ilişki yaşamamak adına ilişkinizi gözden geçirerek mesafenizi korumanızda büyük fayda olabilir.
İlginizi çekebilir;
]]>