Teklifle, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi eklenecek.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık bir şekilde tanımlanacak.
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.

ÖTENAZİ YASAKLANDI
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.
Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
Teklifle, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılacak.
Muhalefet milletvekilleri teklifin kabul edilmesine tepki gösterdi.
Partisinin kendi değerlendirmelerini yaparken, muhalefet partilerinin yaptıklarını da izlediğini belirten Dağ, şöyle konuştu:
“BELEDİYELERİNİ, EŞ, DOST, AKRABA ATAMALARIYLA DOLDURDULAR”
“AK Parti’nin hizmet siyasetine gölge düşürmeye çalışanlar, bugün icraat ve hizmet adına bir arpa boyu kadar yol katedememişlerdir. 31 Mart seçimlerinin ardından, yaklaşık 4 aylık süre zarfında yerel yönetimlerde tam anlamıyla fiyasko olan bir CHP tablosuyla karşı karşıyayız. CHP’li belediyeler ve belediye başkanları, skandallar, nepotizm, usulsüzlükler ve vizyonsuzluklarla kamuoyu gündemine gelmektedir. Süreçte resmen kayırmacılık rekoru kırdılar. Belediyelerini, eş, dost, akraba atamalarıyla tıka basa doldurdular.”

İstanbul, İzmir, Çanakkale, Kırıkkale, Bursa başta olmak üzere, birçok büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinde liyakate önem vermeden atamalar yapıldığını savunan Dağ, şunları söyledi:
“CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, bu konuda biraz da kişisel PR yapmak adına, akraba atamalarına karşı olduğunu belirten çıkış yapmışsa da kendisini dinleyen ve ciddiye alan olmadı. Akraba dostu belediye başkanları, Özgür Özel’in bu açıklamalarına gülüp geçiyorlar. CHP’li belediyeler, eş, dost, akraba atamalarının merkezi olmuş durumdadır. Özgür Özel, havanda su dövdüğü gibi havaya konuşuyor. Şu an neredeyse tamamı göreve devam ediyor. Esenyurt Belediye Başkanı kayınbiraderini mali işler müdürü, kardeşini koruma, kuzenini özel kalem, yeğenini ve oğullarını ise danışman yaptı.”
İstanbul’da “para kulelerinin ayyuka çıkmış durumda olduğunu” kaydeden Dağ, bu paraların kaynağını anlatabilen ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama görmediklerini söyledi.

“İSRAFI BİTİRECEĞİZ’ DİYE BAĞIRANLAR, SAVURGANLIKTA SINIR TANIMADI”
AK Parti’li Dağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kendisine yakın gazetecileri Roma’ya götürerek milyonlarca harcama yaptığını ifade ederek, “‘İsrafı bitireceğiz’ diye bağıranlar, savurganlıkta sınır tanımadı. Bu konuda bizi eleştiren gazetecilerin bu pozisyon karşısında tamamen bu geziye katılmış olmalarını da not etmek gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Dağ, seçimden önce CHP’li belediyelerin neredeyse tamamının emeklilerle ilgili popülist söylemde bulunduğunu ve aylık destek vereceğini söylediğini, buna karşın 3 aydır 3 maymunu oynadıklarını ifade etti.
Dağ, “3 aylık süre zarfında İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarının ‘Her ay emekliye 5 bin lira, 10 bin lira vereceğiz’ sözünü tamamen havada bıraktıklarını görüyoruz.” diye konuştu.
CHP’li belediye başkanlarının emekliler ve asgari ücretli çalışanlar üzerinden prim yapmaya çalıştığını söyleyen Dağ, İstanbul, Ankara, İzmir, Uşak, Kütahya ve diğer şehirlerde ekmeğe, suya ve ulaşıma yüksek oranda zamlar yapıldığına dikkati çekti.
“CHP’li belediyelerin borcu uçsuz bucaksız bir hal almış durumdadır”
CHP’li belediyelerin enflasyonun çok üzerinde zamlar yaptığını öne süren Dağ, şunları kaydetti:

“CHP belediye başkanlarının ‘engelleniyoruz’ yalanı artık karşılık bulmayınca, borç yalanına sarıldıklarına şahitlik ediyoruz. Beceriksizliklerine, daha ilk günden kılıf uydurmak için büyük borç aldıklarını belirterek, AK Partili belediyeleri zan altında bırakmışlardır. Rakamları incelediğimizde tam tersi bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Ana muhalefet partisi sözcüsü Deniz Yücel, devraldıkları belediyelerin borç yükünün 100 milyar olduğunu ifade etmişti. Oysa ki sadece, 2019-2024 yılları arasında CHP’nin İzmir’de yönettiği belediyelerin toplam borcu 100 milyar liradır. Bunu da kendi belediye başkanları bizzat ifade etmişlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bu rakam 2 katına çıkmakta, Ankara’yı da hesaba katarsak, CHP’li belediyelerin borcu uçsuz bucaksız bir hal almış durumdadır.”
Dağ, 25 yıldır CHP’nin yönettiği İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut başkanının “2,5 ayda 1,5 milyar borç ödediğini” açıklayarak yeni nesil belediyeciliğin ne olduğunu herkese gösterdiğini ifade etti. Hamza Dağ, “Etimesgut Belediyesini borçsuz devraldığını söyleyen Erdal Beşikçioğlu’nun 1 milyar lira borç yetkisi aldığına ilişkin haberlere ne diyeceksiniz?” diye sordu.
ÜSKÜDAR BELEDİYESİNDE YAŞANANLAR
Önceki dönem CHP belediye başkanlarınca kıymetli taşınmazların elden çıkartıldığını öne süren Dağ, bu konudaki son örneğin Üsküdar Belediyesinde yaşandığını iddia etti.
Dağ, internet sitesi üzerinde apar topar çok sayıda taşınmazın satışa çıkarıldığını söyleyerek, şöyle konuştu:
“Gerek yönetimleri gerekse de devraldıkları belediyelerde deyim yerindeyse işçi kıyımı yapan CHP’li belediye başkanları, borç batağından dolayı işçi maaşını ya ödeyememektedirler ya da taksit taksit ödemektedirler. Her fırsatta ‘Asgari ücrete zam, emekli maaşı asgari ücrete eşit olmalı, emekli maaşına zam’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kendi belediyelerinde işçi ve memur maaşlarından kesinti yapılmasını göz ardı etmektedir.”

Bunun en somut örneklerinin İzmir’deki belediyelerde görüldüğünü savunan Dağ, şunları kaydetti:
“İzmir Büyükşehir Belediyesi, çalışan memurların sosyal denge tazminatında indirime giderek, memurların her birinin yaklaşık her ay 15 bin lirasına göz dikmiştir. Üsküdar Belediyesi, 24 saat açık olan ve özellikle öğrenciler tarafından rağbet gören kütüphanelerden faydalanma süresini düşürmüştür ve kapatma noktasında adım adım ilerlemektedir. CHP Kula Belediye Başkanı, makamında adam dövmüş, hatta resmen işkence yapmış. Olay yaşandıktan sonra CHP Genel Merkez yönetimi adliyeye baskın yapmasına rağmen, olayın ayrıntıları ortaya çıkınca sus pus oldular. CHP Bulancak Belediye Başkanının ilçe teşkilatından husumetli olduğu bazı isimleri darbettiği de geçen günlerde basına düştü.”
“CHP’de genel başkanlar değişse de çark etmek kültürü değişmemektedir”
CHP Genel Başkanı Özel’in son haftalarda “erken seçim çığırtkanlığı yaptığını” söyleyen Dağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Özgür Özel, ’31 Mart seçimlerinden sonra erken seçim taleplerinin olmadığını, vatandaşa hizmet noktasında çalışacaklarını’ ifade etmiştir. Bu açıklamaların üzerinden çok geçmeden ‘1,5 sene içerisinde erken seçim olur’, ve ‘erken seçim istiyorum’ gibi söylemlerle karşımıza çıkmıştır. Bu söylem değişikliğinin temeli ise yönettikleri belediyelerdeki beceriksizliklerin henüz 6 ay olmadan gün yüzüne çıkmış olmasıdır. CHP belediyelerindeki bu yönetimsel zaafiyetler, usulsüzlükler, rantsal ilişkiler, zaman içerisinde bir çığ gibi büyüyecek, kamuoyunda bugünkünden çok daha fazla bir tepkiye sebebiyet verecektir. Erken seçim isteklerinin arkasında yatan temel sebep budur. CHP yönetimi, bu sorunları yönetemeyeceğinin ve toplumsal anlamda büyük bir tepkiyle karşılaşacağının farkındadır. CHP Genel Başkanı ‘Cambaza bak cambaza’ yöntemiyle, yerel yönetimlerdeki kriz ve skandalların üzerini örtmeyi hedeflemektedir. Parti içi mücadele ve ayak oyunlarını zaman içinde yönetmesi zorlaşacaktır. Bunların farkında olduğu için ‘karşıyım’ dediği erken seçimi istemeye başlamıştır. Sözün özü, çark etmiştir. CHP’de genel başkanlar değişse de çark etmek kültürü değişmemektedir.”

Kasapoğlu’nun yazısı şu şekilde:
Günümüzde birçok gelişmiş̧ ve gelişmekte olan ülkede, insanlara doğrudan temas eden politikaların uygulanmasında, merkezi yönetim yanında yerel yönetimler de önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Yerel yönetimlerin en etkin birimi olan belediyeler, kentlerin yaşam kalitesini artırmak, toplumsal ihtiyaçları karşılamak ve yerel demokrasiyi güçlendirmek gibi önemli roller üstlenmektedir.
‘BELEDİYELER TOPLUMUN REFAHINI ARTIRMAYA YÖNELİK ÇÖZÜMLER ÜRETİRLER’
Belediyeler, şehirlerin sahip olduğu özel ihtiyaçları anlama ve karşılama görevini üstlenirler. Altyapı hizmetlerinden kültürel etkinliklere, ulaştırma hizmetlerinden eğitim desteklerine, çevre korumasından sosyal yardımlara kadar geniş bir alan, belediyelerin sorumlulukları arasındadır. Su ve kanalizasyon hizmetleri, yol bakımı, çöp toplama gibi temel altyapı hizmetleri, kültürel etkinlikler, spor tesisleri, parklar gibi hizmetler de belediyeler tarafından vatandaşa sunulur. Belediyeler, yerel ihtiyaçları en iyi şekilde anlayarak ve kaynakları etkin bir şekilde yöneterek, toplumun refahını artırmaya yönelik çözümler üretirler. Bunlarla birlikte yerel demokrasinin temel taşlarından biri olan belediyeler toplumun karar alma süreçlerine katılımını da teşvik ederler. Vatandaşların karar alma süreçlerine katılmasını sağlayarak demokratik süreçleri güçlendirirler ve yerel meclisler, mahalle ve köy toplantıları, danışma kurulları, sivil toplum kuruluşları gibi platformlar aracılığıyla vatandaşların fikirlerini dinler ve geri bildirimleri alırlar. Ayrıca, çeşitli platformlar ve bilgilendirme programları oluşturarak toplumun siyasi süreçlere aktif bir şekilde katılmasını teşvik ederler. Bu çalışmalar, belediyelerin vatandaşlarla yakın ilişki kurarak toplumun ihtiyaçlarını daha iyi anlamasını ve çözümler üretmesini sağlar.
Ekonomik kalkınma, iş imkanlarının artırılması, çevresel sürdürülebilirlik gibi konularda da belediyelerin politika ve uygulamaları kritik öneme sahiptir. Belediyeler, yerel ekonomiyi canlandırmak için yatırımlar yapar, işletmeleri destekler ve yeni istihdam olanakları yaratır. Ayrıca, kentsel planlama ve çevre koruma politikalarıyla şehirlerin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesine katkıda bulunur. Bu sayede, belediyeler sadece yerel toplulukların değil, aynı zamanda ülkenin genel kalkınmasına da direkt olarak etki eder.

AK PARTİ BELEDİYECİLİĞİ
Hiç şüphesiz ki kurulduğu 2002 yılından bu yana AK Parti; hem yerel yönetimler, hem de ulusal hükümet politikalarında, ülkemizin onlarca yıldır mesafe kat edemediği, eksikliğini hissettiği, çözüm üretemediği başlıklarda eşsiz icraatları bir bir hayata geçirmiştir. AK Parti ürettikçe, halkımızın da partimize ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a desteği artmış ve böylelikle Türkiye, tarihinin en istikrarlı dönemini yaşayarak, ilerlemiş, gelişmiş ve büyümüştür. Bu büyüme istikrarlı bir biçimde devam etmektedir.
AK Parti’nin kuruluş kodlarında ve Türkiye’yi dönüştüren yol haritasının temelinde ise yerel yönetimlere verilen ehemmiyet yer almaktadır. 1994 yılı bu dönüşüm için bir milat olma özelliği taşımaktadır. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak halkımıza hizmet etmeye başladığı o yıl itibariyle yeni bir belediyecilik paradigması inşa edilmiştir. Bu paradigma değişimiyle;
‘GERÇEK İHTİYAÇLAR NELERDİR?’
“Gerçek ihtiyaçlar nelerdir?”, “İlin, ilçenin ve mahallenin gündemi nedir?”, “Halk, pratik manada belediyeden ne bekliyor?”, “İdeoloji fanatizminden bağımsız olarak toplumun tüm kesimlerine hizmet götürebilmek mümkün müdür?” gibi sorular merkeze alınmış, eser ve hizmet siyaseti gibi kavramlar ile sosyal belediyeciliğin pratik uygulamaları siyasi literatüre kazandırılmıştır. 1994 seçimleriyle İstanbullular, kendi gündemlerini gündemi yapan, temel belediyecilik hizmetlerinde asla taviz vermeyen, Haliç’in temizlenmesi, çöplerin toplanması, su kıtlığına ve su kesintilerine çözüm bulunması hususlarına büyük mesailer harcayarak çözüm üreten bir belediye başkanıyla tanışmıştır. Halk tabanın yönetimde etkinliği artmış ve ülkemizde uzun yıllardır uygulanan “Yukarıdan Aşağıya Siyaset” anlayışı, tabanın genele istikamet çizdiği, halkın kendisinin genel politikalara yön verdiği “Aşağıdan Yukarıya Siyaset” anlayışına doğru evrilmiştir. İşte bu anlayış 2002 yılında yine Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde vücut bulan AK Partimizin DNA’sı haline gelmiştir. Sonraki süreçlerde Sayın Cumhurbaşkanımıza atfedilen “Sessiz yığınların sesi”, “Kimsesizlerin kimsesi” gibi tanımlamaların kökü yine bu anlayıştır. AK Parti belediyecilikte standartları ortaya koymuş ve tüm Türkiye için belediyecilik kıstaslarını belirlemiştir. AK Parti hikayesinin temeli, belediyecilikte ortaya konan bu dönüşümün ta kendisidir.
2002 yılından bu yana, girdiği tüm seçimlerden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde daha büyük zaferlerle çıkan AK Partimiz, bir demokrasi şöleni havasında geçen 2023 Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ardından; 31 Mart 2024 Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Seçimleri için de hazırlıklarını tamamlamış ve tüm ekipleriyle yerel yönetimler vizyonunu, planları, projeleri ve bu projeleri hayata geçirecek adaylarını tanıtmak üzere sahada yerini almıştır. 2024 yılı seçimleri için hazırlanan Mahalli İdareler Seçim Beyannamesi, üretken AK Parti Belediyeciliği’nin ve 22 yıldır hayata geçirilen vizyoner projelerin kolektif bir ürünü olarak, Türkiye Yüzyılı’nın hemen başında, gelecek yüzyıla ışık tutacak bir rehber kılavuz olarak hazırlanmıştır. “Türkiye Yüzyılı İçin Gerçek Belediyecilik” sloganı altında, toplumun her kesimine hitap eden, kapsamlı bir yaklaşımı içeren beyannamemiz, kentsel dönüşüm, afetlere hazırlık, sosyal politikalarda yenilikçi yaklaşımlar ve şehir ekonomilerinin güçlendirilmesi gibi konulara odaklanmakta ve gelecek 5 yıldaki istikametimize ışık tutmaktadır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE AFET HAZIRLIĞI
Yaşadığımız coğrafyanın beraberinde getirdiği ve sıklıkla karşı karşıya kaldığımız doğal afetlere dayanıklı şehirler oluşturma hedefiyle, Kentsel Dönüşüm Seferberliği başlatılmıştır. Bu kapsamda, TOKİ başta olmak üzere, yerel yönetimlerle iş birliği içinde, zemin etüdü yapılmış, sıvılaşma riski bulunmayan ve fay hatlarına uzak bölgelerde, yatay ve yöresel mimariye uygun yeni yapılar inşa etmek, şehirlerimizi bu duyarlılıkla dönüştürmek hedeflenmektedir.
GÜVENLİ ŞEHİRLER VE SOKAKLAR
Beyannamede detaylarıyla anlatıldığı üzere sahipsiz sokak hayvanlarının neden olduğu sorunlara, Avrupa ve gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, tüm dünyada hayata geçirilen çalışmaları uygulamak, probleme çözüm üretmek ve hayvan bakım evlerinin sayısını ve niteliğini artırmak AK Parti belediyelerinin ana gündemlerinden birisi olmaktadır. Bu adımlarla toplumsal ve çevresel sorunlara karşı kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım hayata geçirilecektir.
ŞEHİR VE ÇEVRE
Beyanname, şehir ve çevre konusunda yenilikçi vizyonlar ortaya koymaktadır. Kimlikli, kendine yetebilen, gelişim odaklı, yürünebilir, mimarisiyle özgün, yatay, akıllı ve dijital, çevreye duyarlı, iklim uyumlu, sıfır atık uyumlu, enerjisini doğadan alan şehirler meydana getirme hedefi beyannamenin ana omurgalarından birini teşkil etmektedir.
TOPLUMSAL REFAH VE EKONOMİ
AK Parti; dijitalleşme, akıllı ekonomi, yeşil ekonomi, yerel ve kırsal kalkınma gibi alt başlıklarla şehir ekonomilerini güçlendirmeyi ve toplumsal refahı artırmayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşım ile, kırsal ve yerel kalkınma desteklenerek şehirlerin ekonomik dayanıklılığı artırılacaktır.
KÜLTÜR, SANAT VE TARİH
Kültür üreten şehirler vizyonuyla AK Parti, yerel yönetimlerin kültür, sanat ve tarihi koruma, geliştirme konusundaki rolünü önemsemektedir. UNESCO Dünya Mirasları Listesine eser eklenmesi, dijital deneyim müzeleri ve vakıf eserlerine yönelik ihya çalışmaları gibi yenilikçi projelerle kültürel mirasın korunması ve tanıtılması temel öncelikler arasında yer almaktadır.

HİZMET VE ESER BELEDİYECİLİĞİ
Altyapı, imar ve planlama, sosyal konut ve kentsel dönüşüm, ulaşım, afet ve kriz yönetimi gibi temel belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra, yenilikçi ve sürdürülebilir projelere de ayrı ayrı önem verilmektedir. Bu çerçevede, şehirlerin fiziksel ve sosyal altyapısı güçlendirilirken, aynı zamanda kültürel ve çevresel değerleri koruma altına alma hedeflenmektedir.
AK Parti; 2004 yerel seçimlerinde ‘Yerel Kalkınma Başlıyor’ mottosuyla, 2009 yerel seçimlerinde ‘Marka Şehirler’ vizyonuyla, 2014 yerel seçimlerinde ‘Medeniyet ve Gelecek’ vizyonuyla hareket etmiştir. 2014 yılında “Yeni Türkiye Yolu: Yerelde Kalkınma, Küreselde Güç” sloganı altında, akıllı belediyecilik, göç yönetimi, şehir estetiği ve güvenliği gibi güncel konulara vurgu yapmıştır. Bu dönemde, şehirciliği bütün olarak ele alarak, yerel yönetimlerde yenilikçi yaklaşımlar ve hizmet standartlarını sürekli yükseltmek hedeflenmiştir. Bu vizyon, AK Parti’nin 30 yıllık birikimini ve ülkemizin küresel seviyedeki yerini dikkate alarak şekillendirilmiştir. Yerel yönetimlerin idari ve mali kapasitelerinin güçlendirilmesi, demokrasi ve kalkınmanın yerelden başlatılması, katılımcılık ve kaliteli hizmet üretimine odaklanılması gibi konular da temel ilkeler başlığıyla vatandaşlarımızla buluşturulmuştur.
AK Partimiz, her seçimde olduğu gibi, 2024 yılı mahalli idareler seçimlerine yönelik hazırlamış olduğu yerel yönetimler programında, kapsamlı ve yenilikçi projelerle donatılmış, her alanda sürdürülebilir ve insan odaklı bir gelişimi işaret etmektedir. Bu vizyon; “Türkiye Bilir. Gerçek Belediyecilik AK Parti’dir.” sloganıyla halkımıza arz edilmiştir.
Artık belediyecilik; temizlik, peyzaj ya da asfalt atmanın çok daha ötesinde bir mahiyet taşımaktadır. Temel belediyecilik hizmetleri 21. yüzyılın gerçeklerini ve beklentileri karşılamaya yetmemektedir. Çünkü dönüşen dünyada belediyecilik de dönüşmüş ve insanların farklı alanlarda ihtiyaçları ortaya çıkmıştır. Artık belediyecilik güven sağlamaktır. Belediyecilik imkan yaratmaktır. Belediyecilik üretim, sanayi, turizm gibi şehre katma değer sağlayacak, şehirleri kalkındıracak hamleler gerçekleştirmektir. Belediyecilik, verimlilikte, teknolojide, dijitalleşmede, kültür ve sanatta öncü olmaktır. Belediyecilik artık, hayatın her alanına temas etmek zorunda olan bir kavramdır ve insana dokunmak, fayda üretmek için proaktif ve etkin olmak mecburiyetindedir.
Siyasi tecrübesiyle, engin vizyonuyla ve ileri düzey belediyecilik prensipleriyle AK Parti, az önce ifade ettiğimiz köşe taşlarını esas alarak, 2024 Yerel Seçimlerine son derece hassasiyetle ve ciddiyetle hazırlanmıştır. Diğer siyasi partilerin, ülkemizin mevcut durumunu, toplumsal gerçekleri, ülkemizin yarınını veya ihtiyaçlarını partimiz kadar etraflıca analiz edemediği ve dolayısıyla açıkladıkları beyannamelerinin yerel siyasetten ve ihtiyaçlardan kopuk olduğu açıkça görülmektedir. Diğer siyasi partiler kalkınmayı tüm boyutlarıyla destekleyen bir bakış açısından uzaklardır. AK Parti ise imza attığı belediyecilikte paradigma değişimini en ince detaylarına kadar temsil etmeye ve onu geliştirmeye devam etmektedir. Geride kalan 30 yılda elde edilen birikim, ülkemizin gelecek 100 yılına ışık tutmayı sürdürecektir.