Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu hatırlatan Dr. Uğur, “Bölgemizde de aktif faylar mevcut. Doğu Anadolu fayı dediğimiz, Türkiye’nin en önemli iki fay hattından bir tanesi. Bunun dışında Güney Doğu Anadolu bindirme fayı dediğimiz bir fay hattı var. Bu da Bitlis ile Zagros bindirme kuşağı olarak geçiyor. Bu noktada Bitlis ile Adıyaman ve Hakkari arasındaki bütün bölgelerde bu fay hattına dahil oluyor. Bunun dışında bizim Şırnak ilini ilgilendiren bir başka fay hattı da, Cizre fay hattı. Bu da 2012 yılı öncesinde aktif olmayan bir fay olarak değerlendirilirken, 2012’de yaşanan Silopi ve Uludere depremlerinden sonra bu fay hattı da 2013’teki aktif fay haritasında güncellendi. Artık diri yani aktif fay hattı olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla Şırnak fay hatlarına yakın bir lokasyonda bulunduğu için deprem tehlikesi mevcut olduğu bir bölgede” dedi.
Bina yapımında C30 olarak sınıflandırılan beton ve inşaat demirinin kaliteli olması gerektiğini, bina rejitilerinin arttırılması için mutlaka perde beton kullanılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Uğur, şöyle konuştu:
“Bizim önceliğimiz yeterli dayanımda malzeme kullanılması. Ne demek bu? Örneğin bir beton numunenin, kullanacağımız beton malzemenin yapının taşıyıcı sistemlerin deki uygun mukavemete sahip olması gerekmekte. Örneğin C30 olarak sınıflandırıyoruz. Bu ne demek? Beton numunesinin 30 megapaskallık bir basınç etkisine dayanabilmesi. Bunun dışında kullanılan halk arasında inşaat demiri olarak bilinen donatılarında belirli standartlarda, standartlara uygun bir şekilde olması gerekmekte. Yeterli dayanımdan sonra, yeterli rijitlik dediğimiz bir kavram var. Yeterli rijiklikte kaba tabirle yapının deprem ya da yanal kuvvetler etkisinde yer değiştirme yapmaya gösterdiği direnç olarak algılanıyor. Bu aşamada bizim yapının rejitini arttırmamız için betonarme perde kullanımına gitmemiz gerekiyor. Nedir betonarme perde? Düşey taşıyıcı, kolonun büyük ölçülü, büyük ebatta olduğu, yani kaba tabir ile büyük ölçülü kolon diyebiliriz. Bunların kullanılan yapının deformasyonlara karşı dayanımı direncini arttırıyor. Dolayısı ile deprem esnası salınımda yer değiştirmesini de sınırlıyor. Bir başka konu da süneklik. Süneklikte yapı elemanlarını nasıl ki bir lastiği tutup çektiğimiz zaman kopmadan belirli bir miktar uzayabiliyorsa bizim bazı elemanlarımız da bu şekilde esneme yapmasını istiyoruz. Büyük deprem kuvvetleri altında. Buda ani göçmeleri engelliyor. Dolayısı ile can güvenliğinin sağlanmasına yarayan bir husus.”
İçişleri bakanlığı tarafından 6 Şubat’ta meydana gelen depremin ardından görevlendirilerek, deprem bölgesindeki yapıları incelediklerini aktaran Dr. Uğur, “6 Şubat depremlerinden hemen sonra, mart ayında İçişleri Bakanlığının görevlendirmesi ile natamam binaların devam edip etmeyeceğine karar vermek için raporlar oluşturmak üzere görevlendirildik. Orada sadece natamam binalar değil, bütün bina stoğunu inceleme fırsatımız oldu. İlk gittiğimizde gördüğümüz manzara içler acısıydı. Yapı stoğunun büyük çoğunluğu eski binalar oluşturmaktaydı. Bu eski binaların da herhangi bir mühendislik hizmeti almadığı kanaatini getirdik. Çünkü kullanılan malzemeler, yapılan uygulamaların gerçekten deprem yönetmeliklerine hiçbir şekilde uyumlu olmadığını tespit ettik. Yeni yapılan binalarda, kontrolünü sağladığımız binaların çoğunluğunda fazlaca bir kusur olmadığını tespit ettik. Buda şu anlama geliyor. 2018 deprem yönetmeliğine uygun bir şekilde yapılan binaların diğerlerine nazaran daha güvenli olduğunu söylemek mümkün” diye konuştu.
Elektronik Beton İzleme Sistemi projesi ile Bakanlığın denetim konusundaki bilgi birikimi ve Başkanlığın izleme ve güvenlik konularındaki tecrübesi birleştirilerek yapılarda kullanılan betonun denetiminin daha sağlıklı ve güvenilir olarak yapılması amaçlandı. Böylece depremlere karşı daha güvenli yapılar, kaliteli ve yaşanabilir şehirler oluşturma hedefine ulaşılmasına bir adım daha yaklaşıldı.

Başkanlık tarafından sistemin kurulması ve proje içerisindeki tüm hizmetlerin sağlanması adına ASELSAN iştiraki AselsanNET görevlendirildi.
AselsanNET saha çalışmaları gerçekleştirerek sektör analizi ve proje fizibilite çalışmaları yürüttü. Yazılım ve donanım ihtiyaçları çerçevesinde beton kırım cihazı, el terminali ve beton etiketleri “nesnelerin interneti (Internet of Things-IoT)” platformuna/teknolojisine uygun şekilde tasarlandı ve sahada test edildi. Bununla birlikte, AselsanNET tarafından laboratuvarlardan alınan verilerin saklanması amacıyla veri merkezi ve felaket kurtarma merkezi kuruldu ve 7/24 hizmet veren bir çağrı merkezi sistemi devreye alındı.

Sistem altyapısının oluşturulmasının akabinde ülke genelinde Bakanlığa bağlı laboratuvarlara eğitim organizasyonu gerçekleştirilerek sisteme yönelik tüm bilgiler aktarıldı.
Proje kapsamında EBİS Merkezi İzleme Yazılımı ve Mobil İletişim Altyapısı ile tüm sistem bileşenleri nesnelerin interneti teknolojisi ile geliştirilerek bağlantılı iletişim ağı oluşturuldu.
Beton etiketleri, beton kırım cihazları, Radyo Frekansı ile Tanımlama Teknolojisi (RFID) el terminalleri, kür havuzları ve beton mikserlerinden servis sağlayıcı aracılığıyla alınan veriler sistem kullanılarak işleniyor ve standartlaştırılarak Bakanlığa sunuluyor.
AselsanNET yazılım ve donanım sağlayıcılığı yanı sıra Bakanlığın belirlemiş olduğu laboratuvarlara bakım-onarım, kalibrasyon, keşif, cihaz tedariki, kurulum ve teknik destek hizmeti de veriyor. Aynı zamanda sahadan alınan geri bildirimler ile yazılım ve donanım geliştirme sürecine devam ediliyor.
Bu sistem ile inşaat betonuna yönelik çok yönlü denetim sağlanıyor. Beton numunesinin hangi mikserden alındığı, hangi laboratuvara gittiği, kürlenme durumları gibi numunenin her aşaması RFID teknolojisi ile izlenerek takip ediliyor. Sistem bugüne kadar 432 bin 797 yapıda kullanıldı. Yüzde 99’un üzerinde doğruluk oranıyla çalışan sistem sayesinde betondaki hata, kayıp ve kaçak oranları sıfıra yakın seviyeye çekildi.

HER AŞAMADA MERCEK ALTINDA
EBİS ile yapı projesinde belirtilen beton sınıfına ve standartlara uygunluğun belirlenmesi ve beton dökümü esnasında görevlilerin, görevlerini yerine getirip getirmediklerinin kontrolü yapılıyor.
Sistemle, hangi inşaatta hangi sınıf betonun kullanıldığı, bu betonun hangi beton mikserinden, hangi gün ve saatte alındığı, deneyler için kaç numune hazırlandığı, deneylerin hangi laboratuvarda kim tarafından gerçekleştirildiği, beton dökümüne yapı denetim görevlilerinin katılıp katılmadığı, numunelerin ilgili standardında belirlenen sürelerde şantiye mahallinde ve kür havuzunda uygun koşullarda bekletilip bekletilmediği denetlenebiliyor.

Yapılarda kullanılan betonların RFID sayesinde kimlik kazanması sağlanırken ülke genelinde manipülasyonu engelleyecek şekilde tasarlanmış beton test cihazları ile laboratuvar deneyleri de EBİS kapsamında yapılıyor.
]]>