The Conversation’da yayınlanan makaleye göre, demansı önlemek için takip edilmesi gereken 6 adım mevcut. İşte beyin sağlığı için yapılması gerekenler…
İYİ BESLENME
İyi beslenme, beyin sağlığı için önemli olan konulardan biri. Beyin, vücut ağırlığının sadece yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen günlük enerji kaynağının yaklaşık %20’sini tüketir. Bu durum, iyi beslenmeyi beyin sağlığının önemli bir unsuru haline getirir.
Ayrıca iyi bir diyet sağlıklı bir kiloyu korumamıza yardımcı olur ve diyabet riskini düşürür. Bunların her ikisi de yüzde 1 daha fazla demans riskiyle ilişkilendiriliyor. Sağlıklı bir diyet, yüzde 2 daha fazla demans riskiyle ilişkilendirilen hipertansiyonu da önleyebiliyor.
Yayınlanan araştırmada, sağlıklı bir beyin için uygulayabileceğiniz en iyi diyetlerden biri Akdeniz diyeti olarak belirtiliyor. Birçok çalışma Akdeniz diyetinin daha iyi beyin fonksiyonu ve daha düşük bunama riski ile bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle sağlıklı bir beyin istiyorsanız diyetinize bol miktarda tam tahıl, sebze, meyve (özellikle çilek), kuruyemiş, fasulye ve yağlı balık eklenmesi tavsiye ediliyor. Hamur işi, tatlı, kızarmış yiyecek ve peynir miktarının sınırlanması durumu hatırlatılıyor.
Çoğu kişi için, belirli vitamin ve mineral takviyeleri almak yerine beslenme durumunun iyileştirilmesinin beyin sağlığı için daha iyi olacağı belirtiliyor.
BOL SU İÇMEK
Araştırmalarda bahsedilen konulardan biri de bol sıvı tüketimi. Vücudun büyük kısmı, yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor ve bu nedenle su içmek beyin fonksiyonu ve genel yaşam kalitesini destekliyor. Susuz kalmanın fiziksel ve zihinsel performansı birçok şekilde etkilediği biliniyor. Yeterli su içilmemesi yorgunluk hissini artırabiliyor ve beynin verimliliğini düşürebiliyor. Hafıza, dikkat, konsantrasyon ve tepki süresi de susuzluktan etkilenebiliyor. Yeterli sıvı tüketimi beynin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olur ve beyin fonksiyonlarındaki ani düşüşün önlenmesini sağlar.
ALKOL TÜKETMEMEK
Yapılan araştırmalar, aşırı alkol tüketiminin bunama riskini yüzde 1 oranında artırabileceğini gösteriyor. Alkol sadece beynin çalışmasını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beynin yapısını da değiştirir. Araştırmalar bunun nöron kaybı (beyin boyunca sinyaller gönderen hücreler), beyaz maddede azalma (beyin bölgeleri arasındaki iletişimi sağlayan sinir lifleri ağları) ve hacim kaybı ile bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu durumlar beynin çalışma durumunu etkiler. Alkolün bazı kanserlerin (ağız, boğaz ve meme kanseri dahil ) yanı sıra felç ve kalp hastalığı riskini de artırdığı hatırlatılıyor.
AKTİF OLMAK
Egzersiz yapmanın beyin için birçok faydası vardır. Beyne giden kan akışını artırır, bu da iyi işlev için faydalıdır, iltihabı azaltır ve hatta beyin aktivitesini ve hacmini artırarak daha verimli hale getirir. Tüm bu değişiklikler uzun vadeli beyin sağlığınız için oldukça faydalıdır ve bilişsel gerilemeye karşı koruma sağladığı düşünülmektedir.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite veya haftada en az 75 dakika yüksek yoğunlukta egzersiz yapmayı hedefleyebilirsiniz. Ayrıca araştırmalar sağlıklı bir beyin için günde sadece 7 bin 500 adım atmanın yeterli olduğunu gösteriyor.
SOSYALLEŞMEK
The Conversation’da yer alan bilgilere göre sosyal izolasyon ve yalnızlık, depresyon ve bilişsel gerileme riskinin artmasıyla ilişkili görülüyor. Ancak araştırmalar, iyi sosyal bağlantıların daha yavaş bilişsel gerilemeyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Örnek olarak diğer insanlarla yaşamak, haftalık bir topluluk grubuna katılmak veya her hafta aile ve arkadaşları görmek gibi aktivitelerden bahsediliyor. Sosyalleşmenin dikkat ve hafıza konusunda destekleyici özelliği bulunduğu belirtiliyor.
ÖĞRENMEYE DEVAM ETMEK
Öğrenmenin beyin üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu biliniyor ve araştırmalar, hayatları boyunca öğrenmeye devam eden kişilerin bunama riskinin yüzde 7 daha düşük olduğunu gösteriyor. Beyin sağlığı için yapılabilecek en iyi aktiviteler arasında yeni bir dil öğrenmek, yeni bir spor denemek, müzik aleti çalmak ve bulmaca çözmek yer alıyor.
UNUTULMAMASI GEREKENLER
Bu ipuçlarının yanı sıra, bunama riskinizi azaltmanın diğer yolları arasında işitme kaybı yaşıyorsanız işitme cihazı kullanmak, travmatik beyin hasarından kaçınmak ve her gece en az altı ila sekiz saat uyumayı hedeflemek yer alır.
Genç yaşta beyne ne kadar iyi bakılırsa, ileri yaşlarda düzgün çalışmaya devam etmesi o kadar mümkün olabilir.
The Conversation’da yayınlanan makaleye göre, demansı önlemek için takip edilmesi gereken 6 adım mevcut. İşte beyin sağlığı için yapılması gerekenler…
İYİ BESLENME
İyi beslenme, beyin sağlığı için önemli olan konulardan biri. Beyin, vücut ağırlığının sadece yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen günlük enerji kaynağının yaklaşık %20’sini tüketir. Bu durum, iyi beslenmeyi beyin sağlığının önemli bir unsuru haline getirir.
Ayrıca iyi bir diyet sağlıklı bir kiloyu korumamıza yardımcı olur ve diyabet riskini düşürür. Bunların her ikisi de yüzde 1 daha fazla demans riskiyle ilişkilendiriliyor. Sağlıklı bir diyet, yüzde 2 daha fazla demans riskiyle ilişkilendirilen hipertansiyonu da önleyebiliyor.
Yayınlanan araştırmada, sağlıklı bir beyin için uygulayabileceğiniz en iyi diyetlerden biri Akdeniz diyeti olarak belirtiliyor. Birçok çalışma Akdeniz diyetinin daha iyi beyin fonksiyonu ve daha düşük bunama riski ile bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle sağlıklı bir beyin istiyorsanız diyetinize bol miktarda tam tahıl, sebze, meyve (özellikle çilek), kuruyemiş, fasulye ve yağlı balık eklenmesi tavsiye ediliyor. Hamur işi, tatlı, kızarmış yiyecek ve peynir miktarının sınırlanması durumu hatırlatılıyor.
Çoğu kişi için, belirli vitamin ve mineral takviyeleri almak yerine beslenme durumunun iyileştirilmesinin beyin sağlığı için daha iyi olacağı belirtiliyor.
BOL SU İÇMEK
Araştırmalarda bahsedilen konulardan biri de bol sıvı tüketimi. Vücudun büyük kısmı, yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor ve bu nedenle su içmek beyin fonksiyonu ve genel yaşam kalitesini destekliyor. Susuz kalmanın fiziksel ve zihinsel performansı birçok şekilde etkilediği biliniyor. Yeterli su içilmemesi yorgunluk hissini artırabiliyor ve beynin verimliliğini düşürebiliyor. Hafıza, dikkat, konsantrasyon ve tepki süresi de susuzluktan etkilenebiliyor. Yeterli sıvı tüketimi beynin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olur ve beyin fonksiyonlarındaki ani düşüşün önlenmesini sağlar.
ALKOL TÜKETMEMEK
Yapılan araştırmalar, aşırı alkol tüketiminin bunama riskini yüzde 1 oranında artırabileceğini gösteriyor. Alkol sadece beynin çalışmasını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beynin yapısını da değiştirir. Araştırmalar bunun nöron kaybı (beyin boyunca sinyaller gönderen hücreler), beyaz maddede azalma (beyin bölgeleri arasındaki iletişimi sağlayan sinir lifleri ağları) ve hacim kaybı ile bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu durumlar beynin çalışma durumunu etkiler. Alkolün bazı kanserlerin (ağız, boğaz ve meme kanseri dahil ) yanı sıra felç ve kalp hastalığı riskini de artırdığı hatırlatılıyor.
AKTİF OLMAK
Egzersiz yapmanın beyin için birçok faydası vardır. Beyne giden kan akışını artırır, bu da iyi işlev için faydalıdır, iltihabı azaltır ve hatta beyin aktivitesini ve hacmini artırarak daha verimli hale getirir. Tüm bu değişiklikler uzun vadeli beyin sağlığınız için oldukça faydalıdır ve bilişsel gerilemeye karşı koruma sağladığı düşünülmektedir.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite veya haftada en az 75 dakika yüksek yoğunlukta egzersiz yapmayı hedefleyebilirsiniz. Ayrıca araştırmalar sağlıklı bir beyin için günde sadece 7 bin 500 adım atmanın yeterli olduğunu gösteriyor.
SOSYALLEŞMEK
The Conversation’da yer alan bilgilere göre sosyal izolasyon ve yalnızlık, depresyon ve bilişsel gerileme riskinin artmasıyla ilişkili görülüyor. Ancak araştırmalar, iyi sosyal bağlantıların daha yavaş bilişsel gerilemeyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Örnek olarak diğer insanlarla yaşamak, haftalık bir topluluk grubuna katılmak veya her hafta aile ve arkadaşları görmek gibi aktivitelerden bahsediliyor. Sosyalleşmenin dikkat ve hafıza konusunda destekleyici özelliği bulunduğu belirtiliyor.
ÖĞRENMEYE DEVAM ETMEK
Öğrenmenin beyin üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu biliniyor ve araştırmalar, hayatları boyunca öğrenmeye devam eden kişilerin bunama riskinin yüzde 7 daha düşük olduğunu gösteriyor. Beyin sağlığı için yapılabilecek en iyi aktiviteler arasında yeni bir dil öğrenmek, yeni bir spor denemek, müzik aleti çalmak ve bulmaca çözmek yer alıyor.
UNUTULMAMASI GEREKENLER
Bu ipuçlarının yanı sıra, bunama riskinizi azaltmanın diğer yolları arasında işitme kaybı yaşıyorsanız işitme cihazı kullanmak, travmatik beyin hasarından kaçınmak ve her gece en az altı ila sekiz saat uyumayı hedeflemek yer alır.
Genç yaşta beyne ne kadar iyi bakılırsa, ileri yaşlarda düzgün çalışmaya devam etmesi o kadar mümkün olabilir.
Annesi Justine, BBC’ye onun daha mutlu olduğunu ve “çok daha iyi bir yaşam kalitesine” sahip olduğunu söyledi.
Ameliyat, Oran Londra’daki Great Ormond Street Hastanesi’nde yapılan denemenin bir parçası olarak geçtiğimiz Ekim ayında gerçekleştirildi.
Oran, üç yaşındayken başlayan, tedaviye dirençli bir epilepsi türü olan Lennox-Gastaut sendromuna sahip.
GÜNDE 20 İLA 100 DEFA NÖBET GEÇİRİYORDU
O zamandan bu yana 20-100 arası değişen günlük nöbetler geçiriyordu.
Oran’ın annesiyle ilk kez ameliyattan önce konuştuk. Epilepsinin “Onun tüm çocukluğunu elinden aldığını” söylemişti.
Oran’ın bazen yere düştüğü, şiddetle sarsıldığı ve bilincini kaybettiği çeşitli nöbetler geçirdiğini anlattı.
Bazen nefes almayı bıraktığını ve onu hayata döndürmek için acil ilaç tedavisine ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Oran’ın otizmi ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu var, ancak Justine, epilepsisinin onun için açık ara en büyük engel olduğunu söylüyor: “Üç yaşında oldukça zeki bir çocuğum vardı ve nöbetleri başladıktan sonraki birkaç ay içinde hızla kötüleşti ve birçok becerisini kaybetti. “
Oran, şiddetli epilepside derin beyin stimülasyonunun güvenliğini ve etkinliğini değerlendiren bir epilepsi deneme projesinin parçası.
Great Ormond Street Hastanesi, University College London, King’s College Hastanesi ve Oxford Üniversitesi bu projeye dahil.
Picostim nörotransmitteri ise İngiliz Amber Therapeutics şirketi tarafından üretildi.
NASIL ÇALIŞIYOR?
Epilepsi nöbetleri beyindeki anormal elektriksel aktivite patlamalarıyla tetiklenir.
Sabit bir akım darbesi yayan cihaz, anormal sinyalleri engellemeyi veya bozmayı amaçlıyor.
Justine, ameliyattan önce BBC’ye, “Nöbetlerin yarattığı bulanıklık içinde tekrardan kendinden bir şeyler bulmasını istiyorum. Oğlumu geri istiyorum” demişti.
Yaklaşık sekiz saat süren ameliyat Ekim 2023’te gerçekleşti.
Danışman pediatrik beyin cerrahı Martin Tisdall liderliğindeki ekip, nöronal bilgi için önemli bir aktarma istasyonu olan talamusa kadar, Oran’ın beynine iki elektrot yerleştirdi.

YERLEŞTİRMEDEKI HATA PAYI BİR MİLİMETREDEN AZDI
Uçları, Oran’ın kafatasındaki kemiğin çıkarıldığı boşluğa yerleştirilen 3,5 santimetrekarelik 0,6 cm kalınlığındaki nörostimülatöre bağlandı.
Daha sonra nörostimülatör, yerine sabitlenmesi için çevredeki kafatasına vidalandı.
Derin beyin stimülasyonu daha önce çocukluk çağı epilepsisi için denenmişti, ancak şu ana kadar nörostimülatörler beyne kadar uzanan kablolarla göğse yerleştiriliyordu.
Martin Tisdall BBC’ye şunları söyledi: “Bu çalışma, derin beyin stimülasyonunun bu ciddi epilepsi türü için etkili bir tedavi olup olmadığını belirlememize olanak tanımayı umuyor ve aynı zamanda özellikle çocuklarda yararlı olan yeni bir cihaz tipini de araştırıyor çünkü implant göğüste değil kafatasında”.
“Bunun potansiyel komplikasyonları azaltacağını umuyoruz.” Buna ameliyattan sonra enfeksiyon riskinin azaltılması ve cihazın arızalanması da dahil.
Ameliyattan sonra iyileşmesi için bir ay süre verildi. Ardından nörostimülatör açıldı.
Oran nörostimülatör açıkken bunu hissedemiyor. TV izlemek gibi şeylerle uğraşırken cihazı her gün kablosuz kulaklıklar aracılığıyla şarj edebiliyor.
Oran ve ailesini ameliyattan yedi ay sonra ziyaret ettik. Justine, Oran’ın epilepsisinde büyük bir iyileşme olduğunu söyledi: “Daha uyanık ve gün içinde düşme nöbeti geçirmiyor.”
Gece nöbetleri de “daha kısa ve daha az şiddetli” oluyor.

“Onu yavaş yavaş geri getireceğim.”
Martin Tisdall, “Oran ve ailesinin tedaviden bu kadar büyük bir fayda görmesinden ve bu tedavinin onun nöbetlerini ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirmesinden çok mutluyuz” diyor.
Oran şu anda binicilik dersleri alıyor.
Her ne kadar bir hemşire oksijen için yakınlarda olsa da şu ana kadar ihtiyaç duyulmadı.
Denemenin bir parçası olarak, Lennox-Gastaut sendromlu üç çocuğa daha derin beyin nörostimülatörü takılacak.
Oran şu anda cihazından sürekli bir elektrik uyarısı alıyor.
Ancak gelecekte ekip, nöbetler gerçekleşmek üzereyken onları engellemek amacıyla nörostimülatörün beyin aktivitesindeki değişikliklere gerçek zamanlı tepki vermesini sağlamayı planlıyor.
Justine, denemenin bir sonraki aşamasıyla ilgili çok heyecanlı olduğunu söyledi: “Great Ormond Street ekibi bize yeniden umut verdi… Artık gelecek daha parlak görünüyor.”
Oran’ın ailesi, tedavisinin çare olmadığını biliyor ancak onun epilepsinin gölgesinden çıkaracağı konusunda iyimserler.
Çeltikçi, mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkisine ve gerçekleştirilen bilimsel çalışmaya ilişkin açıklama yaptı.
Günlük yaşamda kullanılan hemen her şeyin içinde plastik bulunduğuna dikkati çeken Çeltikçi, kumaşlardan araba direksiyonuna, asfalttan su şişesi ve saklama kaplarına, tıbbi uygulamalarda kullanılan damar yolu aparatından ilaç kutularının kapaklarına kadar birçok üründe plastik olduğunu söyledi.
Çeltikçi, yaklaşık 100 yıldır insanların plastiklerle iç içe olduğuna işaret ederek, “Örneğin, plastik bir şişeye su konulduğunda, küçük plastik parçaları ayrılmaya başlıyor ve ayrılan parçaların çoğu nano diye isimlendirilen gözle görülemeyecek kadar küçük parçalardan oluşuyor. Böylece, vücudun herhangi bir yerine engelsiz şekilde geçebiliyor. Bunlar mikroplastik olarak isimlendiriliyor.” diye konuştu.
Mikroplastiklerin sağlığa etkisine ilişkin ilk çalışmaların deniz ürünleri üzerinde başladığını ve balık hücrelerinde plastik tespit edildiğini anımsatan Çeltikçi, daha sonra insan dokularındaki etkilerinin incelendiğini anlattı. Çeltikçi, bu çalışmaların bazılarında mikroplastiklerin kolon kanseri hücrelerinde ve plasentada görüldüğünü ortaya konulduğunu hatırlattı.
Çeltikçi, 2022’de Mikroplastik Çalışma Grubu ile temas kurduğunu ve bu alanda yapılan çalışmaları incelediğini aktararak, dünya literatür taramalarında çevresel faktörlere bağlı beyinde mikroplastiklerin bulunup bulunmadığını gösteren bir çalışmanın olmaması üzerine bu konuya yöneldiğini anlattı.

“BEYİN HÜCRELERİNİN HER YERİNDE MİKROPLASTİKLERIN OLDUĞUNU BELİRLEDİK”
Beynin diğer organlardan çok farklı olduğunu dile getiren Çeltikçi, çalışma sürecine ilişkin şu bilgileri verdi:
“Beyinde kan beyin bariyeri var. Kandaki her şey beyne aynen geçmiyor. Örneğin, karaciğerde damarlarla karaciğer arasında bir bariyer yok ama beyinde var. Beyinde kanın iletiminde bile filtreleme var. Çünkü, beyin hücreleri doğrudan kanla temas ettiğinde, yani sağlıklı kan bile ulaştığında beyne zarar veriyor. Dolayısıyla, mikroplastikler beyne geçiyor mu, kan beyin bariyeri bunu engelliyor mu diye bakmak istedik.”
Bu kapsamda Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ile çalışma başlattıklarını belirten Çeltikçi, şunları kaydetti:
“Ön çalışmayla, beynin kendi ürettiği tümörlerden 4. evre olanların MR görüntülerini inceledik. Bu tümörler, normalde kan beyin bariyerini bozarak harap eder. Kan beyin bariyerini bozan tümör ile kan bariyerinin bozuk olmadığını gösteren MR görüntülerini belirledik. Ameliyatta, hastanın beynindeki kan beyin bariyerinin bozuk olduğu ve bozuk olmadığı bölgelerden örnekler aldık ve bunların içinde mikroplastik bulunup bulunmadığını inceledik.
İncelemeler sonucunda, hasar gören ve hasar görmeyen beyin hücrelerinin her yerinde mikroplastiklerin olduğunu belirledik. Çalışma kapsamında şu anda örnek toplamaya devam ediyoruz ve 50 ayrı örnekte tek tek çalışacağız.”
Çeltikçi, araştırmanın sonuçlarının farklı uzmanlık alanlarında da ayrı ayrı çalışmaları beraberinde getireceğini ifade ederek, “Şu an beyin hücrelerinde mikroplastiklerin bulunduğunu biz gösterdik. Asıl soru, acaba devam edecek çalışmalarla mikroplastikler, demans, MS, Alzheimer gibi hastalıklara neden oluyor mu? Ayrıca beyin kanamaları, inme üzerinde etkisi var mı? Çalışmalar bunlara ışık olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

BİRÇOK ÜLKEDEN TEKLİF GELDİ
Çeltikçi, Kanada’da plastiklerin etkileri üzerine belgesel hazırlayan bir grubun, çalışmayı duyarak kendileriyle iletişime geçtiklerini söyledi.
Türkiye’ye gelen ekibin, belgeselde Türk bilim insanlarınca yürütülen bu araştırmaya da yer verdiklerini anlatan Çeltikçi, belgeselin Kanada’da izleyiciyle buluştuğunu belirtti.
Çeltikçi, bu sürecin ardından Türkiye’de yapılan çalışmanın hızla dünyada duyulmaya başladığını ve ABD, Kanada başta olmak birçok ülkeden AR-GE çalışmalarının devamının ülkelerinde yapılması için tekliflerin geldiğini dile getirdi.
Araştırmanın ön sonuçlarının bilimsel makale olarak tamamlandığını ve uluslararası tıp dergisinde yayımlanmak üzere gönderildiğini vurgulayan Çeltikçi, “Çalışmamız daha başında Kanada’da plastiklerin zararına ilişkin farkındalığın artırılması için çekilen ‘Plastic People’ isimli belgeselde yer aldı ve hemen ardından da The New York Times’ta makale olarak yayımlandı. Makalede, plastiklerin artık beynin içine kadar girdiğinin Türkiye’de yapılan çalışmaya ortaya konduğu belirtildi.” ifadelerini kullandı.