Zirvede geniş kapsamlı tartışmalar yaşandığını ve kendisinin de çok sayıda görüşme yaptığını kaydeden Amherd, nükleer güvenlik, gıda güvenliği ve insani boyutlarla ilgili güven inşa edecek adımların mümkün olduğu konusunda anlaştıklarını söyledi.
Amherd, zirvede kapsamında Bürgenstock Bildirisi üzerinde uzlaşmaya vardıklarını belirtti.

Bildiri kapsamında üç konu üzerinde net bir çerçeve oluşturmaları ve bunlar üzerinde daha fazla tartışma yapmaları gerektiğinin altını çizen Ahmerd, şöyle devam etti:
“Nükleer enerji ve nükleer tesislerin her türlü kullanımı güvenli, emniyetli, korunaklı ve çevreye duyarlı olmalı. Gıda güvenliği hiçbir şekilde silah haline getirilmemeli. Limanlarda ve güzergah boyunca ticari gemilere, sivil limanlara ve bunun altyapısına karşı saldırılar kabul edilemez. Ayrıca tüm savaş esirleri takas yoluyla serbest bırakılmalı. Sınır dışı edilen ve hukuka aykırı olarak yerlerinden edilen tüm Ukraynalı çocuklar ve hukuka aykırı olarak gözaltına alınan diğer tüm Ukraynalı siviller, Ukrayna’ya iade edilmeli.”
Ahmerd, ülkelerin farklı pozisyonları göz önüne alındığında konferansın bu kadar yüksek düzeyde, geniş bir destek için düzenlenmesi ve ortak bir noktada bulmaya çalışmalarının bir başarı olduğunu kaydetti.

Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışın, savaş bölgelerindeki halklar ve bunun sonuçlarından doğrudan etkilenen herkes için kilit öneme sahip olduğunu ve tüm dünya için de geçerli olması gerektiğini vurgulayan Ahmerd, “İsviçre, Ukrayna’da barış sağlanması için yürütülen bu süreçte aktif rol almaya devam edecek. Bu konuda kararlıyız.” diye konuştu.
‘BU ZİRVE BİR UMUT IŞIĞIDIR’
Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric ise zirve kapsamında tüm kıtalardan ve farklı siyasi düşüncelerden çok sayıda ülkenin, savaş yerine barışı tartışmak üzere bir araya geldiğini belirtti.

“Bu zirve bir umut ışığıdır ve kalıcı barış diyaloglarını teşvik etmek için bir katalizör görevi görüyor.” ifadelerini kullanan Boric, zirve kapsamında onayladıkları ortak bildiriyi tamamen desteklediklerini kaydetti.
Boric, bu tür zirvelerden sonra atılacak adımlara işaret ederken, Rusya ve Ukrayna’nın yakın zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, uluslararası hukuk ve insan haklarına bağlı kalınması temelinde bir diyalog kurmasını desteklediklerini söyledi.
ZİRVE ORTAK BİLDİRİNİN İMZALANMASIYLA SON BULDU
İsviçre’deki Ukrayna Barış Zirvesi, Bürgenstock Bildirisi ile son buldu.
Zirve, 90’dan fazla ülke ve kuruluşun katılımıyla gerçekleşirken, ortak bildiri 80 ülke ve 4 kuruluş tarafından onaylandı.
ÇEKİMSER KALAN ÜLKELER
Endonezya, Libya, Suudi Arabistan, Tayland, Hindistan, Meksika, Güney Afrika, Brezilya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu 16 ülke ve kuruluş çekimser kaldı.
BİLDİRİDE NELER VAR?
İsviçre Dışişleri Bakanlığı’ndan yazılı olarak yayımlanan bildiride, zirvenin, Şubat 2022’den bu yana devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı için kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışa giden sürece ilişkin üst düzey diyaloğu geliştirmek amacıyla düzenlendiği bildiridi.
Bildiride, zirvenin, Ukrayna’nın Barış Formülü ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı da dahil uluslararası hukuka uygun diğer barış önerileri temelinde gerçekleştirilen önceki tartışmalar üzerine inşa edildiği kaydedildi.

“Özellikle, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına, Ukrayna dahil tüm devletlerin uluslararası kabul görmüş sınırları içindeki egemenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğü ilkelerine karşı tehdit veya güç kullanımından kaçınma konusundaki kararlılığımızı yeniden teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanılan bildiride, kara suları dahil uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinin uluslararası hukukun ilkeleri olduğu hatırlatıldı.
Nükleer enerjinin ve nükleer tesislerin her türlü kullanımı güvenli, emniyetli, korunaklı ve çevreye duyarlı olması gerektiğinin altı çizilen bildiride, Zaporijya Nükleer Santrali de dahil Ukrayna nükleer enerji santralleri ve tesislerinin, Ukrayna’nın tam egemenlik kontrolü altında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ilkelerine uygun ve onun denetimi altında emniyetli bir şekilde çalışması gerektiği vurgulandı.
Bildiride, Ukrayna’ya karşı devam eden savaş bağlamında herhangi bir nükleer silah tehdidi veya kullanımın kabul edilemeyeceğinin altı çizdildi.
‘GIDA GÜVENLİĞİ SİLAH HALİNE GETİRİLMEMELİ’
Küresel gıda güvenliğinin, gıda ürünlerinin kesintisiz üretimine ve tedarikine bağlı olduğu hatırlatılan bildiride, “Bu hususta, serbest, tam ve güvenli ticari seyrüseferin yanı sıra Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki deniz limanlarına erişim kritik öneme sahip. Limanlarda ve güzergah boyunca ticari gemilere, sivil limanlara ve sivil liman altyapısına yönelik saldırılar kabul edilemez. Gıda güvenliği hiçbir şekilde silah haline getirilmemeli. Ukrayna tarım ürünleri ilgili üçüncü ülkelere güvenli ve serbestçe sağlanmalı.” ifadeleri kullanıldı.
Tüm savaş esirlerinin takas yoluyla serbest bırakılması gerektiği kaydedilen bildiride, sınır dışı edilen ve hukuka aykırı olarak yerlerinden edilen tüm Ukraynalı çocuklar ve gözaltına alınan diğer tüm Ukraynalı sivillerinin Ukrayna’ya iade edilmesi gerektiği belirtildi.
Bildiride, barışa ulaşmanın tüm tarafların katılımını ve diyaloğunu gerektirdiğine işaret edilirken, “Bu nedenle, belirtilen alanlarda gelecekte tüm tarafların temsilcilerinin daha fazla katılımıyla somut adımlar atmaya karar verdik. Tüm ülkelerin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı ilkelerini içeren BM Şartı, Ukrayna’da kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasında temel oluşturabilir ve hizmet edecektir.” ifadelerine yer verildi.
]]>IĞDIR
Iğdır Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının, il ve ilçe mülki sınırları içerisinde 04.06.2024 günü saat 00:01’den 10.06.2024 günü saat 23:59’a kadar 7 gün süreyle yasaklandığı belirtildi.
Açıklamada, valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayramlar, resmi anma günleri, spor faaliyetleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklerine göre yapacakları programlar, sendika ve siyasi partilerin tüzüklerine göre yapacakları kongreler, ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzel kişilerinin ticari faaliyetleri yasaklardan hariç tutuldu.
Valiliğin açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:
“Yapılması muhtemel her türlü açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, toplu olarak karşılama ve uğurlama merasimleri, kurum ve kuruluşların kendi binası dışında yapacakları basın açıklaması, oturma eylemi, miting, çadır kurma, imza kampanyası, stant açma, kitlesel cenaze merasimi ve mezarlık ziyareti, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsili, gösteri vb. türdeki tüm eylem ve etkinlikler, ses yayın araçlarıyla yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, dilek feneri-balon uçurtmak, dron-paramotor vb. her türlü hava faaliyetleri ile el ilanı, sticker, broşür vb. dağıtılması, afiş ve pankart asılması vb. etkinliklerin ve ilimiz genelinde yapılacak olan eylem ve etkinliklere katılmak amacıyla toplu olarak ilimiz dışından gelecek olan şahıslar ile il merkezi ve ilçeler arası toplu olarak giriş çıkışların Iğdır il merkezi ve ilçeler dahil olmak üzere, tüm il sınırları içerisinde ilçeler, polis ve jandarma sorumluluk bölgelerinin tamamı, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 17. ve 19. Maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/A, B ve C maddeleri gereğince (Jandarma bölgesi dahil) il ve ilçe mülki sınırlarımız içerisinde 04.06.2024 günü saat 00:01’den 10.06.2024 günü saat 23:59’a kadar 7 gün süre ile yasaklanmıştır.”
TUNCELİ
Tunceli Valiliği, kent genelinde toplantı ve gösteri yürüyüşleri 7 gün süreyle yasaklandığını bildirdi.
Valilikten yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Mezkur kanun hükümleri çerçevesinde Valilik ve Kaymakamlık makamının uygun göreceği etkinlikler dışında Tunceli sınırları içerisinde meydan, cadde, sokak, yol, park gibi umuma açık alanlarda basın açıklaması, toplantı ve gösteri yürüyüşü, miting, açık yer toplantısı, protesto eylemi, oturma eylemi, anma, açlık grevi, stant açmak, imza kampanyası, konser, şenlik, el ilanı bildirisi, broşür dağıtmak, afiş, poster açmak, meşale yakma ve taşıma, sinevizyon gösterimi vb. tüm eylem ve etkinlikler 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanıştır.”
MUŞ
Muş Valiliği, toplantı, basın açıklaması ve gösteri yürüyüşlerinin 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, suç işlenmesinin önlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin devamının temini ile şiddet olaylarının engellenmesinin amaçlandığı kaydedilen açıklamada, şunlar bildirildi:
“2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17,19. ve 22. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi hükümleri kapsamında, Valilik makamının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklere göre yapacakları programlar, spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ve ekonomik amaçlarla yapılan etkinlik ve toplantılar hariç olmak üzere, ilimiz mülki sınırları içinde tüm toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açık veya kapalı yer toplantısı ile protesto eylemi, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, açlık grevi, afiş, pankart ve poster asma, bildiri dağıtma, imza masası açma, meşale yakma ve taşıma, konferans ve benzeri tüm etkinlikler, 4 Haziran saat 00.01’den 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır.”
AĞRI
Ağrı Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, genel asayişi sağlamak ve şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla Ağrı geneli 4 Haziran saat 00.01’den başlayarak 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantılarının 2911 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine istinaden yasaklandığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler, dini ve milli bayramlar hariç olmak üzere basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetlerinde 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. Maddesinin (a) ve (c) fıkra hükümleri gereğince belirtilen tarihler arasında yasaklanmıştır.”
Açıklamada, belirtilen tarihlerde Ağrı güzergahını kullanarak kanuna aykırı eylem ve etkinliklere katılımın önlenmesi amacıyla il ve ilçelere girişlere, buralardan da bireysel ve toplu çıkışlara izin verilmemesine karar verildiği aktarıldı.
ŞIRNAK
Şırnak Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayramlar ve spor müsabakaları haricinde diğer programların 4-10 Haziran’da yasaklandığı bildirildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Belirtilen amaçlar doğrultusunda yapılması muhtemel her türlü açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, toplu olarak karşılama ve uğurlama merasimleri, kurum ve kuruluşların kendi binası dışında yapacakları basın açıklaması, oturma eylemi, miting, çadır kurma, imza kampanyası, stant açma, kitlesel cenaze merasimi, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsili, gösteri türündeki tüm eylem ve etkinlikler, ses yayın araçlarıyla yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, dilek feneri, balon uçurmak, dron, paramotor gibi her türlü hava faaliyetleri ile ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzel kişilerinin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere, el ilanı, broşür dağıtılması, afiş ve pankart asılması gibi etkinlikler tüm il sınırları içerisinde 7 gün boyunca yasaklanmıştır.”
BATMAN
Batman’da oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasa dışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Hakkari Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılarak yerine Hakkari Valisi Ali Çelik’in vekaleten görevlendirilmesi konusu veya bu konu bahane gösterilerek yapılabilecek benzer nitelikteki eylem ve etkinlikler ile ilgili olarak, açık alanlarda bahse konu olaylara ilişkin yapılmak istenilen toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylemin, bu konudaki eylemlere katılmak amacıyla geldiği veya ilimiz sınırlarını kullanarak diğer illere geçeceği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişlerinin, dış ilçelerimiz açısından ise muhtemel eylem/etkinliklere katılmak amacıyla çıkışlarının ve/veya il merkezimize girişlerinin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/A, B ve C maddeleri gereğince il ve ilçe mülki sınırlarımız içerisinde, 3 Haziran saat 17.00’den 9 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmasına karar verilmiştir.”
SİİRT
Siirt’te oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasadışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile spor faaliyetleri hariç olmak üzere, açık ve kapalı alanlarda yapılabilecek her türlü toplanma, yürüyüş, basın açıklaması, kapalı yer toplantısı, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma benzeri eylem ve etkinlikler, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince 3 Haziran saat 00.01’den 09 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır.”
MARDİN
Mardin’de oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyet’in temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasa dışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Açık alanlarda yapılmak istenilen toplanma, yürüyüş, basın açıklaması, açlık grevi, oturma ve nöbet eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylemin, bu eyleme katılmak amacıyla geldiği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişlerinin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi hükümleri gereğince; Valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler hariç olmak üzere, Mardin il sınırları içerisinde 4 Haziran saat 08.00’den 10 Haziran saat 23.59’ a kadar 7 gün süre ile yasaklanmıştır.”
BİTLİS
Bitlis Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantıları ile her türlü protesto eyleminin 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınmasıyla ilgili sosyal medyada, “Tüm belediyeler önünde yapılacak nöbet eylemlerine halkın davet edileceği, ülke genelinde protesto eylemlerinin yapılacağı” yönünde paylaşımların tespit edildiği belirtildi.
Bu çerçevede, Bitlis’te de konuyla ilgili protesto eylemlerinin yapılacağının değerlendirildiğine yer verilen açıklama, şunlar kaydedildi:
“Bitlis sınırları içinde bugün saat 17.00’den 12 Haziran saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle, Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç, düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine istinaden, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler de 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince yasaklanmıştır.”
Açıklamada, belirtilen tarihlerde Bitlis güzergahını kullanarak örgütsel çağrılarda bahsedilen ve benzer konulara ilişkin kanuna aykırı eylem ve etkinliklere katılımın önlenmesi amacıyla il ve ilçelere girişlere, buralardan da bireysel ve toplu çıkışlara izin verilmemesine karar verildiği aktarıldı.
VAN
Van Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının 5 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Vatandaşın can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, suç işlenmesinin önlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin devamının temini ile şiddet olaylarının engellenmesinin amaçlandığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Van ili coğrafi sınırları içinde 3-7 Haziran tarihleri arasında 5 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır.”
DİYARBAKIR
Diyarbakır Valiliği, açık alanda yapılacak her türlü eylem ve etkinliğin 7 Haziran’a kadar yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılarak Hakkari Valisi Ali Çelik’in Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmesi sonrası terör örgütü sempatizanları, marjinal ve radikal grupların sözde protesto etmek amacıyla il genelinde yasa dışı eylem ve etkinlikler gerçekleştirme çabası içerisinde olabilecekleri, bu eylem ve etkinlikler nedeniyle kamu düzeni ve güvenliğin tehlikeye düşebileceği ve toplumsal çatışma çıkarılmak istenebileceğinin değerlendirildiği belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bahse konu eylem ve etkinliklerin ilimizde de yapılabileceği değerlendirildiğinde, kamu düzeni ve güvenliği bozulabileceğinden, can ve mal güvenliğinin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin ve kamu esenliğinin sağlanması güçleşeceğinden, Hakkari Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılması ile ilgili konular veya bu konu bahane gösterilerek yapılabilecek benzer nitelikte eylem ve etkinliklerle ilgili olarak, açık alanlarda bahse konu olaylara ilişkin yapılmak istenen toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylem ile bu eyleme katılmak amacıyla geldiği veya ilimiz sınırlarını kullanarak diğer illere geçeceği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişleri, dış ilçelerimiz açısından ise bu eyleme katılmak amacıyla çıkışları ve/veya il merkezimize girişleri, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince (jandarma bölgesi dahil) il ve ilçe mülki sınırımız içerisinde bugün saat 14.15’ten 7 Haziran saat 14.14’e kadar yasaklanmıştır.”
HAKKARİ
Hakkari Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının, şiddet olaylarının yaygınlaşmasının engellenmesinin amaçlandığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Hakkari ili coğrafi sınırları içinde 3 Haziran saat 08.00’den geçerli 12 Haziran tarihi de dahil saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır.”
]]>Kudüs bildirisi, İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi bahçesinde bayrak töreninde okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrencilerin katılımıyla okundu. Bildiri, İstanbul’un çeşitli ilçelerindeki diğer okullarda da kapanış törenlerinde öğrenciler tarafından seslendirildi. Önümüzdeki hafta da Türkiye genelindeki okullarda açıklama devam edecek.
“ZULMÜN KARŞISINDA DURUYORUZ”
Törende bildiriyi okumak üzere kürsüye gelen İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Hüseyin Şahin, “Bugün 100 yıldır coğrafyamızı işgal eden, bölen, parçalayan, kan döken emperyalistlerin devam eden zulümlerine karşı duruşumuzun bir ifadesi olarak buradayız” dedi. Emperyalizmin maşası olan Siyonist İsrail’in Ortadoğu’da kan dökmeye devam ettiğini belirten Şahin, batılı emperyalistlerin de iddia ettikleri bütün değerleri ayaklar altına alarak ne kadar iki yüzlü ve pragmatist olduklarını insanlığa gösterdiklerini aktardı.
“BÜTÜN İNSANLIK SINIFTA KALDI”
Refah’ta son yaşanan saldırılara da yer verilen bildiriye özetle şöyle devam edildi:
Refah’ta yüzlerce ailenin evi yakıldı. Çocuklar parçalandı. Anneler, babalar öldürüldü. Acımasız katiller güvenli bölge olarak addedilen Refah’ı vurdular. Ne erzak ne yardım ne de bir kelam yeter oradaki acıyı anlatmaya. Bir anne çocuğunun parçalarını yerden topladı. Bir baba enkazın altından yanan çocuğunu çıkardı. Ne ahlak kaldı ne izan kaldı ne nizam. Bütün insanlık sınıfta kaldı. Bütün adalet yerle yeksan oldu, bütün insan hakları yerin dibine battı. Orada bir çocuk açlıktan ölürken tüm kuruluşlar cehennemin dibine battı.
“İSRAİL’İ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖNDERECEĞİZ”
Ey Müslümanlar. Ciğerimiz yanıyor, kalbimiz dağlanıyor. Geçen her dakika her saniye yüzlerce insanın canına mâl oluyor. Ve asıl kahrolacağımız nokta koskoca İslâm âlemi sadece ve sadece kınamakla yetiniyor. Batsın petrolleriniz, batsın doğal gazlarınız, batsın altın rezervleriniz, bir bebek hunharca katlediliyorsa batsın iktidarlarınız. Bu süreçten sonra tüm bu sistemin yetersizliği artık aşikâr. İslam’ın ve insanlığın umudu olmaya gayret edeceğiz. Biz çalışacağız, biz uğraşacağız. Ey İsrail! Belki 10 belki 20 belki 30 sene ama bir gün geleceğiz. Bugünün inanmış gençliği Hz. Ömer’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Yavuz Sultan Selim’in ruhu ile gelecek işgal ettiğin o topraklardan seni, çöplüğün en derinlerine göndereceğiz.

KÜRESEL ÇAĞRI
Bu bildiriye kulak veren kardeşim, onurumuzu şerefimizi, haysiyetimizi korumak için seni de bu bildiriye destek vermeye davet ediyorum. Tüm okullar tek yürek olarak bu zulmü lanetlemeye bu vahşeti dil ile ikrar etmeye davet ediyoruz. İnsanlık nazarında ve Allah katında bu çağrılarımız ve dualarımız kabul olsun. Tek yürekle kahrolsun İsrail. Yaşasın küresel intifada. Yaşasın Filistin direnişimiz.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 ve 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinin ardından altılı masa dağıldı. İYİ Parti, altılı masadan kalkarak yerel seçime CHP prangası altında girmeyeceğini seçimlerde ‘Hür ve müstakil’ olarak hareket edeceğini ilan etti. O günden sonra İYİ Parti, CHP’nin açık hedefi haline geldi.
CHP SALDIRIYA GEÇTİ
İYİ Parti’nin yerel seçimlere yalnız girme kararı CHP tarafından tepkiyle karşılandı. İYİ Parti olmadan özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyükşehir belediyelerini elinde tutamayacağını anlayan CHP, bu kez eski ortağına yüklenmeye başladı. 15 emanet milletvekili vermesinin ardından her seçimde İYİ Parti’yi ‘oy deposu’ olarak kullanan CHP şimdi de İYİ Parti’nin iç işlerine müdahil oldu.
İYİ PARTİ’YE BİLDİRİ DAYATMASI
Irak’ın kuzeyinde peş peşe verdiğimiz şehitlerimizin ardından TBMM’den çıkarılan teröre karşı ortak bildiriye imza atmayan CHP, şimdi de İYİ Parti’nin bildirilere imza atmaması üzerine politika uygulamaya kalktı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e çağrı yaparak hükümetle ortak metne imza atmamaları çağrısında bulundu.
Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan Özgür Özel, Saadet, Gelecek, DEVA, Demokrat Partilerin TBMM’den çıkarılan bildiriye imza atmadığını belirterek İYİ Parti’ye de bu yönde hareket etmesi yönünde konuştu. Özel, “İyi Parti’nin de kendi bildirgesini imzalamasını bekliyoruz. Aksi bizi çok üzüyor.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise düzenlediği basın toplantısında benzer açıklamalarda bulundu. Başarır, İYİ Parti’ye AK Parti’nin bildirilerinin peşinde olmaması gerektiğini belirterek “Meral Hanım bence böyle güzel bir sistemin önemine baksın, AKP bildirilerinin peşinde değil Meclis iradesinin vermiş olduğu bildiriye baksın.” ifadelerini kullandı.
AKŞENER’DEN CHP’YE BİLDİRİ TEPKİSİ
Dün partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de CHP’ye ‘bildiri’ üzerinden tepki göstermişti. TBMM’de yaşanan bildiri krizini çok ayıpladığını kaydeden Akşener, “PKK’lılar herhalde çok mutlu olmuştur. PKK’lılar herhalde bu birbirine düşen gazi meclisin mensuplarına çok gülmüşlerdir. AK Parti’ye gıcık olmak onun yaptığı işleri eleştirmek onu sandıkta yenmek bu iddia ile ortaya çıkmak elbette bizim hakkımız ama şehit ailelerinin karşısında bu milletin temsilcileri olarak bizler kaya gibi durmak zorundayız o PKK’lı şerefsizlere karşı. Neyse sakin sakin geçirdik konuyu. Şımardıkça şımardılar hadsizleştikçe hadsizleştiler!” şeklinde konuşmuştu.
İYİ PARTİ’DEN CHP’YE YÖN BELİRLEME TEPKİSİ
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada CHP’ye İYİ Parti’ye yön belirlememe konusunda uyarıda bulunmuştu. Dervişoğlu “Biz seçmenin iradesine ipotek koyacak değiliz, isteyen istediği belediye başkan adayına pek tabii ki oy verecektir. Hiç kimse İYİ Parti’ye yol haritası tanzim etmeye kalkmasın. İYİ Parti, herkesi birbirinin oyuncağı olduğu dönemde oyuncak olmayanlar tarafından kurulmuş ve siyasi yolculuğunu iyilerle ve cesurlarla başlatmış bir siyasi partidir” demişti.
]]>Mehmet Sevigen’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
Böyle bir kararı beklemiyordum. Beklemek de mümkün değil. 12 askerimizi kaybettik, yaralılarımız var. Kolay değil… Onlar cephede savaşırken seçtiğiniz insanlar destek olsun. Bize ne oldu? CHP’yi tanıyamıyorum.
Daha önce biz de bildiri hazırlıyorduk, ayrı gayrı yok. Mühim olan o mecliste birlik olmak. Kendilerini o tarafa yönlendirmişler. DEM Parti, dünkü kongrede siz barışı sağlayamazsınız Trakya’da da Adana’da da rahat olamazsınız diye Türkiye’yi tehdit ediyor.
Orayı imzala sen kardeşim, sonra hükümete ne hesap soracaksan sorarsın. Peygamber ocağı orası, biz askeri görünce ağlardık. O çocuklar orada savaşıyor eksi 10 derecede. Bir şey istemiyorlar, Türkiye olarak bizi destekleyin istiyorlar. Eğer bu ülkenin kurucusu partinin koltuğunda oturan büyük yazık yapıyor partiye. Yalnızca demokrasilerde muhalefet vardır. Yok etmeye çalışıyorlar.
“BİR İSTANBUL İÇİN CHP’Yİ YOK ETMEYE DEĞER Mİ?”
Lanetliyoruz, diyorlar. Kimi lanetliyorsun? PKK diye bir madde var mı? FETÖ de terör örgütü, DEAŞ da terör örgütü, PKK da terör örgütü. Bir İstanbul için, birinin kariyeri için CHP’yi yok etmeye değer mi ya? Özgür bey ile konuşmaya gidecek olan arkadaşlar sesleniyorum; partinizi koruyun.
“GELEN GİDENİ ARATIYOR”
Türkiye’ye rezil olduk. Bir siyaset adamı için en kötü şey kendi ilinde yuhalanmasıdır. Kendi ilinde yuhalanıyorsa sırf bu destek yüzünden işte. Her şeye kızıyorum. CHP buraya imza atsa bu tartışma olmazdı. Ondan sonra çıkıp hesap soracaktı. Gelen gideni aratıyor. Kılıçdaroğlu olsa o bildiriye imza atardı. Bu bildiride onu aradım.
“DEM’DEN BİZE FAYDA YOK”
Özgür Özel 12 şehit verince Kılıçdaroğlu’na sormamıştır, Ekrem beye sormuştur. Ekrem bey eskiden her şeye karışırdı, bu kadar tartışma oluyor, Ekrem beyin neden sesi çıkmıyor? Çünkü onun seçimi var. DEM’den derman bekliyor. Seçim olmasa imza atardı. Kesinlikle atardı diye atardı diye inanıyorum. DEM’den bize fayda yok. Teröristlerin isimlerini teker teker okudu kongrede DEM parti.
“TERÖR ÖRGÜTÜ DEMEYECEKLERSE İLİŞKİNİZİ KESECEKSİNİZ”
CHP ile DEM Parti ittifak kuracak. Bunu açık açık yapmalılar. Kapalı kapılar arkasında yapmalılar. Sen gidip DEM’e yaklaşmayacaksın, onlar yaklaşacak. Terör örgütlerini alkışlattıklarında ben senin yanına gelmekten pişman oldum demeli. PKK terör örgütü mü değil mi? Bu kadar basit, bunu diyeceksiniz. Terör örgütü demeyeceklerse ilişkinizi keseceksiniz. Başkaları başka türlü milliyetçi olabilir ama biz Atatürk milliyetçisiyiz. PKK’ye terör örgütü demiyorsa çok şey kaybederiz. Meral hanımın kucağına giderler. Son zamanlarda en çok yanlış yapan Meral hanıma gitmek zorunda kalırlar.
“BİR İMZADAN DOLAYI HİÇBİR YERE KATILAMIYORSUN”
Bir arkadaş şehit babasını hedef almış. Biz ne zaman böyle olduk ya! Birlik beraberlik kaybedildi. Bir sıradan vekil olarak Cumhurbaşkanı’na laf eder miydik, bir saygı vardı. Özgür Özel, çıkıp “Benim ilimde bir şehit var nasıl bunları söylersin, otur oturduğun yerde” diyecek. Babanın içi yanıyor onun söylediklerine bakılır mı, ciğeri yanmış. Ondan daha büyük acı var mı? İsterse gelsin bana küfretsin, sesimi çıkarmam. Özgür beyin çıkıp bunlara haddini bildirmesi lazım. Biz başka ülkelere benzemeyiz.
Bildiri vakası gibi böyle bir iki vaka daha olsun seçimi kaybederler. CHP’de büyük kavga çıkacak. Şimdi ön seçim yapmıyor, verdiği sözü tutmuyor, yala söylüyor. İmajı silindi… Şimdi en büyük kavga belediye meclis üyeliklerinden ve seçilemeyen başkan adaylarından olacak. Bir imzadan dolayı hiçbir yere katılamıyorsun. Özgür Özel kendi ilinde protesto edildi. İnsan ölür. Ben bütün Türkiye’de iyi karşılanıyorum.
Parti içinden de geri dönüşler var, ‘biz yanlış yaptık’ diyorlar. Yarısı özgür Özel’i seçmedi. Onlar da Ekrem beyin partiye karışmasına kızıyorlar. Siyasetçilerle kavga edilmez, yarış edilir. Ulusal konularda imza atalım. Yas istiyorsanız bugün yarıya indirin bayrakları. Mansur Yavaş’ı ciddiye almıyor. O CHP’li değil, CHP’yi taşeron olarak kullanıyor. Ondan daha başarılı arkadaşlarımız var. Kemal beyin kendisinden olmayanlara takıntısı vardı.
“MERAL HANIMIN GİTMESİ CHP’NİN ÖNÜNÜ AÇMIŞ”
Meral hanımın durduğu yer belli değil. Arkadaşlarının çoğu teker teker ayrıldı gitti. Meral hanımın gitmesi CHP’nin önünü açmış, örgütteki arkadaşlara fırsat tanımıştır.
EŞ BAŞKANLIK TARTIŞMASI
Orada hanım efendi bizimle dalga geçti. Bir tane Ekrem bey var bir de siz varsınız, diyor. Ben olsam “Siz dalga mı geçiyorsunuz?” derdim. Terk ederdim orayı. Bir şey söyleyemedi, dili tutuldu. Belediye başkanlarının İstanbul’da ne işi var? Görüşmeye geliyorlar İstanbul’a.
Haber7
Türkiye Irak’ın kuzeyinden gelen acı haberle sarsıldı. Son 2 günde Pençe Kilit Harekat bölgesinde PKK’lı teröristler tarafından gerçekleştirilen alçak saldırıda 12 şehit verdik. Hain saldırı sonrasında TSK bölgeye hava destekli operasyonlar gerçekleştirdi ve çok sayıda teröristi etkisiz hale getirildi.
ÖZGÜR ÖZEL’E PROTESTO
Şehitlerin cenaze törenlerine siyasetçiler de katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, memleketi Manisa’da Şehit Piyade Sözleşmeli Er Enis Budak’ın Manisa’daki cenaze törenine katıldı. Özel, terör örgütünün siyasi kanadı ile arasına mesafe koyamaması ve DEM Parti ile ittifak görüşmeleri nedeniyle şehit Enis Budak’ın cenazesinde vatandaşlar tarafından protesto edildi. Vatandaşlar ‘Özgür dışarı’ sloganları atarken Özel, güvenlik önlemi altında camiden ayrıldı.

SAYGISIZLIK İTHAMI
Piyade Sözleşmeli Er Enis Budak’ın Manisa’daki cenazesinde protesto edilen Özgür Özel “Şehit ailesi hiçbir günahları olmamasına rağmen, aile büyükleri kanalıyla özür dilemeye kalktı. Bizim bunu kabul edemeyeceğimizi, esas şehide yeterli saygının gösterilememesi noktasında biz özürlerimizi ilettik.” ifadesinde bulundu. Özel tepki gösteren vatandaşlara ise ‘saygısız’ ithamında bulundu.
Özel’in şehit cenazesinde protesto edilmesi tartışmaları da beraberinde getirdi. Haber7‘ye konuşan eski İYİ Parti Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, Gazeteci Gaffar Yakınca, Gazeteci Ahmet Ay ve eski DYP Milletvekili Tevfik Diker yaşanan olayları değerlendirdi.
AĞIRALİOĞLU’NDAN SERT TEPKİ: GÜL MÜ ATSINLAR
Vatandaşın tepkisinin normal olduğunu söyleyen Yavuz Ağıralioğlu, “Herkesin canımız selamette olsun, vatanımızda huzurla yaşanabilsin diye vefat eden evlatlarımıza hürmet, saygılı olması lazım. Bu acıda bile milletle ortaklaşamamanın milletteki karşılığı tepkidir bu. Normal şartlarda siyasi fikir ayrılıklarımız olabilir. Normal şartlarda siyasi olarak fikri ayrılıklarımız olabilir. Ama biz böyle güvenle yaşayalım diye 24 saat sınır uçlarında vatanını, milletini bekleyen evlatlarımızın şehadeti bizi ortaklaştıramıyorsa, teröre mesafe koymamıza vesile olmuyorsa, teröristlere kızmamıza ve teröristlerle mesafesi olmayan alçaklarla mesafe koymamıza engel olamıyorsa, vatandaşın evlatlarının cenazesinde teröristleri öven, seven ya da onlara karşı müsamahalı durabilen ya da müsamahalı davrananlara mesafesini ayarlayamayan insanlara tepki göstermesi normaldir.” dedi.

“TEZAHÜRAT MI YAPSINLAR?”
Türkiye’nin terörle mücadelesinin uzun zamandır devam ettiğini belirten Ağıralioğlu, “Çocuklarını vuranlara tebessüm edenlere de ne yapsınlar! Tezahürat mı yapsınlar yani. Alkışlasınlar mı onları? Ne yapsınlar? Meclisinden sanat camiasına, medyasından iş dünyasına kadar bu teröre, terörizme, teröristlere mesafesizlik bizim memleketimizde kim yaparsa yapsın alçaklıktır, kim alet olursa millet tarafından tepki görür. Kim yaparsa yapsın. Yani Öcalan’a Sayın diyenlere yoksa sizin o zaman şehit cenazesinde ne işiniz var? Öcalan fikir önderi midir? Çocuklarımızı 40 yıldır öldüren bu PKK’lı şerefsizlerin kurucusu Öcalan değil midir? Öcalan’a sayın diyen adamlarla böyle sarmaş dolaş fotoğraf veriyor olmak şehitlere saygısızlık değil midir?” ifadelerini kullandı.
“HERKES YERİNİ HİZASINI BULSUN”
CHP’deki siyasetçilere seslenen Ağıralioğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki arkadaşlarımız için söylüyorum. Evlatlarına kötülük yapan birileriyle oturup kalksak mesela, ailelerine kötülük yapan bak, öldüren de demiyorum, kötülük yapan, ailelerde kötülük yapan, kem gözle bakan, ailelerini yaralayan, birileriyle oturup kalksak mesela, onlar kızmazlar mı bize?” diyerek herkesin yerini hizasını bulmasını gerektiğini söyledi. Ağıralioğlu “Bak herkes kendini nereye yakıştırıyorsa orada dursun. Biz evlatlarımızın, şehitlerimizin, bayrağımızın, vatanımızın, millet dinimizin, devletimizin hattında duracağız. Kim bizim karşımıza çıkıyorsa buna CHP’deki arkadaşlar da dahil duracakları yerde dursunlar göreceğiz. Atatürk’ün partisi, devleti kuran partinin genel başkanı devletine parmak sallayan şerefsizlerle o oturamaz. Anladınız “ şeklinde konuştu.

“CHP KILIÇDAROĞLU ZAMANINDA DA AYNIYDI ŞİMDİ DE DAHA İLERİ NOKTAYA TAŞINDI”
Türkiye’de halkın kırmızı çizgilere sahip olduğunu ve bunların da ‘terör’ konusu olduğunu dile getiren Gaffar Yakınca, “Her ne hikmetse CHP’nin yönetimi bu gerçeği kavramak istemiyor. Önümüzde yerel seçim var. Yerel seçimlerden önce seçime hazırlık süreci başladığına göre seçimi kazanmak isteyen bir parti toplumun bu kadar hassas olduğu bir konuda daha özenli davranmak zorundadır. Ya da en azından ilan ettiği ilkelerine sadık kalmak zorundadır. CHP’nin yazılı ilkelerine baktığımızda hiçbir yerde terör destekçisi siyasi yapılarla bir arada duracak, onlara alan açacak, onların söylemini meşrulaştıracak bir ilke, ibare, lafız, çerçeve görmüyoruz. Belgelerinde yok. Ama CHP yönetimi, Kemal Bey zamanında da öyleydi. Şimdi Özgür Bey’le beraber daha ileri bir noktaya taşındı.” diye konuştu.
“ÖZEL TÜRKİYE İLE TERS DÜŞTÜ”
“CHP yönetimi toplumun bu kadar hassas olduğu bir konuda özellikle yanlış bir pozisyon alma konusunda ısrar ediyor. Bu seçimi kaybettirecek bir pozisyon.” sözlerini sarf eden Yakınca, “Sayın Özel ortak bildiriye imza atmamakla ve içinde PKK geçmeyen bir bildirinin yayınlanmasına yol açmakla toplumun bu kadar net tavır koyduğu bir konuda Türkiye’yle ters düştü.” dedi.
CHP yönetiminin Türkiye’yi karşısına aldığını ve terörü lanetleyen bildiriye imza atmamanın ülkeye zara verdiğini vurgulayan Yakınca, “Hani seçimlerde başarısızlığı garantilemek istiyorsanız gidin böyle hareketler yapın. Bu size başarısızlığı garantiler. Hiçbir şekilde izah edemezsiniz. Çünkü Meclis’teki bildirinin altında sadece Cumhur İttifakı partilerinin imzası yok. O bildiride iki muhalefet partisinin de imzası var. Biri İYİ Parti, öbürü Saadet Partisi. Demek ki o bildiri siyasi bir bildiri değil. Bildiri çok basit bir metinle terörü lanetliyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi partileri teröre karşı ortak tavır alıyorlar. Ne diyor dünya? ‘Türkiye’de birlik ve beraberlik var’ diyor. Siz oraya imza koymamakla Türkiye’ye büyük zarar veriyorsunuz. Bu konu siyaset üstü bir konudur.” diye konuştu.
“DEMOKRATİK SINIRLAR DAHİLİNDE SİYASETÇİLERE TEPKİ MEŞRUDUR”
İnsanların demokratik tepkisini ‘saygısızlık’ olarak niteleyen Özgür Özel’in açıklamasını eleştiren Yakınca, “Demokratik sınırlar dahilinde kaldığı sürece siyasetçilere tepki vermek meşrudur. Yani orada verilen tepki de demokratik bir tepkidir. Siyasetçiler buna zaten katlanmak zorundadır. Saygı sınırını aşan bir şey veya hakaret varsa dava açsın. Manisa biliyorsunuz, Özgür Bey’in kendi memleketi. Orada belli ki kendisini seven, sayan insanlar da mutlaka vardır. Doğrudan seçilmiş milletvekili. Ama siz kendi memleketinizde böylesi yoğun bir tepkiyle karşılaşıyorsanız bence yapmanız gereken şey kendi hareketlerinize bakmaktır; ‘Acaba ben nerede bir hata yaptım da insanları infiale sürükledim. bana karşı böyle bir tepki oluşuyor. demektir.” ifadelerinde bulundu.

“KENDİ MEMLEKETİNİZ DE DEĞİL BABANIZIN EVİNDE BİLE RAHAT EDEMEZSİNİZ”
Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra İnönü’den itibaren Türk halkı olarak bu millet CHP’de insanların genel başkanlığı bir başka şahsiyete de devretmesiyle politikasının değişmeyeceğini gördüğünü söyleyen Gazeteci Ahmet Ay, Türk halkının kırmızı çizgileri ve değerleri olduğunu ekledi.
Bu CHP’ye halkın teveccüh etmeyeceğini belirten Ay, “Teveccüh olmadıkça CHP agresifleşiyor. CHP genel başkanları, CHP’nin kurmayları Agresifleşiyor. Bugün Türkiye’nin yüreği yanarken, kanarken siz çıkar gider demir kuyruğuna katılır Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki büyük partilerin üzerinde ittifak sağladıkları bir terörü lanetleme bildirisinin altına imza atmazsanız, kendi memleketinizde değil de babanızın evinde bile rahat etmezsiniz. Orada da sizi huzursuz ederler.” şeklinde konuştu.
Temennisinin bu proestoların hukuk içerisinde olmasından yana olduğunu söyleyen Ay, “Ama neticede yüreği yanan bir memleket söz konusu. Ocaklara ateşin düşmesi söz konusu. Siz bir yanda DEM ile yoğurt mayalamaya çalışırken, öbür yanda şehit cenazesine giderseniz tabii ki orada makul ve meşru tepkiyle de karşılaşırsınız.” dedi.

CHP BİLDİRİDE ‘PKK’ İSMİNİ BİLE KULLANMADI
Konuya ilişkin DYP Milletvekili Tevfik Diker ise CHP’nin terör örgütü PKK’ya karşı imzalanan bildiri üzerinden Özgür Özel’i eleştirdi. Diker, “Türkiye 12 şehidi için yas tutarken CHP, TBMM’de skandal bir karara imza attı. CHP, yerel seçimlerde ittifak yapmaya çalıştığı DEM Parti ile kol kola girerek eli kanlı terör örgütü PKK’yı lanetleyen bildiriye imza atmadı. Kamuoyunda infial yaratan bu kararla da yetinmeyen CHP kendi bildirisinde PKK’nın ismini bile kullanamadı. Yeni Özgür Özel’li CHP Atatürk’ün ve Aziz Şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyor.” dedi.
CHP’nin altı oktaki milliyetçilik ilkesini yok saydığını söyleyen Diker, “14 Mayıs seçimlerinde açık seçik ortaya çıkan %30’lara yükselen milliyetçiliği görmezden gelenler, Şeyh Said torunlarına ve PKK/DEM Parti’ye yanaşarak ulusalcıların ve milliyetçilerin oylarına güle güle diyorlar.” ifadelerini kullandı.