Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
“TÜRKIYE İÇİN GERÇEKTEN BIR İFTİHAR VESİLESİ”
Evet, tabii Türksat 6A’nın Türkiye’de yerli milli olarak geliştirilmiş, üretilmiş ve nihayetinde artık uzayda olması Türkiye için gerçekten bir iftihar vesilesi. Türkiye’nin 40 yıllık bir hayali daha gerçeğe dönüştü. 80’li yıllarda rahmetli Özal Başbakanlığı döneminde, Türkiye’nin gelecekte uydulara sahip olmasının hayallerini kurarken, planlarını yaparken ve yörünge haklarını teminat altına almaya dönük hazırlıklar, çalışmalar yürütürken bir yandan da Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yerleşkesi’nde bir Uzay Araştırmaları Merkezi kurulmasını sağlamış ve hayal etmiş, arzu etmiş ki Türkiye kendi uydularını geliştirebilen ülkelerden biri olsun. Malumunuz çok daha öncesinde aslında ondan 20 yıl, 15 yıl, 10 yıl öncesinde çok sayıda uydu uzaya gönderilmişti.
“TÜRKİYE ADETA 90’LI YILLARI HEBA ETTİ”
90’lı yıllarda maalesef Türkiye bu hedeflere erişemedi. Çünkü 90’lı yıllar Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlık dönemiydi. Türkiye adeta 90’lı yılları heba etti. Dünyada bilgisayar devriminin, internet devriminin büyük bir hızla yaşandığı o dönemde Türkiye yüksek teknoloji yarışına dahil olamamıştı. Fakat 2000’li yıllarda Türkiye’de güçlü bir siyasi iradenin, Sayın Cumhurbaşkanımız’ın liderliğinde ortaya çıkmış olması ve Milli Teknoloji Hamlesi’nin her alanda başlatılmış olması uydu teknolojilerinde de Türkiye’ye önemli kazanımlar getirdi.
Önce Bilsat, sonra Rasat, sonra Göktürk ve nihayetinde İMECE görüntüleme uydularını Türkiye adım adım yükselen bir yerlilik oranıyla geliştirmeyi, üretmeyi başardı. Biliyorsunuz Cumhuriyetimizin 100. yılında İMECE’yi metre altı çözünürlükle, yani yüksek çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan elektro optik kamerası dahil bütün kritik alt sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirme sürecini tamamladık ve uzaya gönderdik. İşte bütün bu kazanımlar artık bir sınıf yukarıya çıtayı yükseltmeye bizi yönlendirdi. Türkiye, 10 yıl önce başlatılan Türksat 6A Projesi’yle haberleşme uydusunu yerli ve milli olarak geliştiren ülkelerden biri oldu.
“UYDU TEKNOLOJİLERİNDE A TAKIMINA GİRDIK DİYEBİLİRİZ”
Aslında uydu teknolojilerinde A takımına girdik diyebiliriz. İlk 11’deyiz. Çünkü bunu başarabilen dünyada sadece 11 ülke var artık. İşte böyle bir başarı için TÜBİTAK, ASELSAN, TUSAŞ, C-Tech ve Türksat ekipleri gerçekten uzun yıllar süren muazzam bir gayret ortaya koydular. Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı, beşeri sermayesi bu projenin gerçekleşmesini mümkün kıldı. Ama bunun yanında Türkiye’de kritik altyapıların kurulmuş olması da bizi bu başarıya taşıdı.
“YERLİ VE MİLLİ HABERLEŞME UYDULARINI GELİŞTİREBİLECEK NOKTAYA GELDİK”
Türkiye’de kendi uydularımızın hem fırlatma koşullarına hem uzay şartlarına hazır olduklarını teyit etmeye dönük tüm test süreçlerini kendi imkânlarımızla gerçekleştirebiliyoruz. TUSAŞ Kampüsü’nde Ankara’da Uydu Sistemleri Entegrasyon Test Merkezi Uset, bütün uzay koşullarının ve fırlatma şartlarının simüle edildiği imkanları bize sunuyor. Bu imkanlar bizde olmasa, biz bu testleri yurt dışında gerçekleştirmek durumunda kalırdık. O vakit geliştirdiğimiz uydulara ilişkin aslında yurt dışına bir bağımlılık taşıyor olurduk. Aynı zamanda bazı dönemlerde yurt dışındaki bu test altyapılarından yararlanabilmek için sıra beklememiz, dolayısıyla zaman kaybetmemiz sonucu ortaya çıkabilirdi. İşte hem beşeri sermayemizle, nitelikli insan kaynağımızla, hem kritik altyapılarımızla artık yerli ve milli haberleşme uydularını geliştirebilecek, üretebilecek noktaya geldik.
“TÜRKSAT 6A ÇOK YÜKSEK YERLİLİK ORANINA SAHİP”
Tabii büyük bir heyecandı bizim için dün gece yaşadığımız. Gece 00.20 olarak aslında planlanmıştı fırlatma. Fakat hava koşullarının uygunluğu beklendi ve nihayetinde gece 02.30’da bu fırlatmayı gerçekleştirdik. Aslında milletimiz uzayla ilişkisi, ilişki düzeyi yükseldikçe bu fırlatmaların da tehirlerine daha alışık hale geldi. Biliyorsunuz ilk Türk Astronot Alper Gezeravcı’nın gerçekleştireceği misyon da daha önce ertelenmişti. Fakat çok şükür bu kez erteleme bir gün sürmedi ya da daha uzun sürmedi.
Tabii biz bunun heyecanını duyduk. Ben özellikle çalışma arkadaşlarım olarak gördüğüm hem TÜBİTAK’ta hem TUSAŞ, ASELSAN, C-Tech’te bu projeye katkı vermiş ve dönem dönem proje değerlendirme toplantılarında bir araya geldiğimiz ve bir ilki başarmanın heyecanını taşıyan mühendislerimizin heyecanına ortak oldum. Kendimi 10 yıldır bu projenin bir bileşenine emek vermiş bir mühendisin yerine koyarak bu heyecanı taşıdım aslında.
Türksat 6A çok yüksek yerlilik oranına sahip. Uydunun tüm kritik yazılımlarını biz kendi imkanlarımızla geliştirdik. Uçuş bilgisayarlarını kendi imkanlarımızla geliştirdik. Güç dağıtım düzenleme birimlerini, tepki tekeri, yıldız izler gibi bileşenlerini, elektrikli itki sistemi gibi bileşenlerini yerli ve milli olarak geliştirdik. 23 farklı türde ekipmanı 84 adet yerli olarak geliştirerek Türksat 6A uydusunda konumlandırdık. Bugüne dek az önce bahsettiğim test altyapısında 396 çevresel ve fonksiyonel testi tamamladık. Yaklaşık 1 ay önce uyduyu buradan yola çıkardık ve fırlatmanın gerçekleşeceği Amerika Birleşik Devletleri’ne Cape Carnival Üssü’ne gönderdik. 1 aydır da arkadaşlarımız uydunun roketle bütünleşmesini ve nihai hazırlık süreçlerini tamamlamış oldular.
Tabii ertelemeler bir yandan giderek sabırsızlık taşıdığımız, bir yandan da heyecanın yükseldiği anlar oldu. Ama nihayetinde dün gece 02.30’da başarıyla fırlatma gerçekleşti. Sonra ne oldu? 35’inci dakikada aslında uydu yaklaşık 1100 kilometreye erişmiş oldu ve roketten ayrıldı. Yani 35’inci dakikadan itibaren ay yıldızlı bayrağımızı taşıyan Türksat 6A uydusu artık uzayda tek başına.
“DÜN 67’NCI DAKİKA İTİBARIYLA UYDUDAN EKIPLERİMİZ İLK SİNYALİ ALDILAR”
Halihazırda 5 haberleşme uydumuz uzayda aktif olarak kullanılıyor. Türksat 6A 6’ncı haberleşme uydusu olarak ama ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz olarak bunlara dahil olacak. Şimdi bir eliptik yörüngede halihazırda uzayda yolculuğunu sürdürüyor. En beri yani dünyaya en yakın olduğu nokta 300 kilometre mesafede. En uzak olduğu noktada yaklaşık 70 bin kilometre mesafede. Bulunduğu noktaya göre hızı değişmekle birlikte 28.000 km/saate yükselen hıza sahip olduğu anlar var.
Dün 67’nci dakika itibarıyla uydudan ekiplerimiz ilk sinyali aldılar. Avustralya’daki bu misyon kapsamında kiraladığımız yer istasyonuna bulunduğu konum gereği ilk sinyali uydudan almış olduk. Ondan 1 saat sonra uydudaki kimyasal itki sistemine ilk komutu gönderdik ve itki sistemindeki bir vanayı gönderdiğimiz komutla açmış olduk aslında. Sabaha karşı, sabah saatlerinde, Türkiye saatiyle sabah saatlerinde 05.24’te en önemli aşamalardan biri gerçekleşti. Uydunun güneş panelleri kapalıydı fırlatma esnasında, güneş panelleri açıldı, yine bizim verdiğimiz komutla.
“YARIN ÖĞLE SAATLERİNDE UYDUDA İLK ATEŞLEMEYİ YAPACAĞIZ”
Bütün bunlar aslında adım adım Türkiye’yi uzay liginde yükselten aşamalar. Bu aşamaların her biri o kadar kritik ki Allah korusun, güneş panellerini açamamış olsaydık uydumuzun ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmesi mümkün olmazdı. Dolayısıyla en az 10-15 yıl görev yapma hedeflediğimiz uydumuzun bu görevi icra etmesi olanaksız hale gelirdi. Uyduda halihazırda 9 kilovatlık bir enerji kapasitesi var bu güneş panelleri sayesinde. Halihazırda çok fazla enerji tüketmiyor ama bizim enerjiye ihtiyacımız olacak. Çünkü önümüzde en az 15 yıl sürmesi planlanan bir ömür var.
Tabii önümüzdeki günler çok kritik olmaya devam edecek. Yarın öğle saatlerinde, Türkiye saatiyle saat 13 civarında uyduda ilk ateşlemeyi yapacağız. Bu çok önemli. Çünkü ilk kez Türksat 6A’nın fırlatmasıyla birlikte biz yörünge transfer işlemlerini kendi ekiplerimizle gerçekleştiriyoruz. Uydu halihazırda az önce ifade ettiğim gibi 300 kilometre ile 70 bin kilometre arası mesafedeki bir eliptik yörüngede. Ama uydunun nihai varacağı ve görev icra edeceği yörüngede aslında 35 bin 786 kilometre mesafede ve bir dairesel yörünge olacak. Dolayısıyla mevcut bulunduğu yörüngeden beş kez ateşlenerek adım adım nihai yörüngesine taşınacak.
“YÖRÜNGE HESAPLAMALARI BİZİ MÜHENDİSLERİMİZ TARAFINDAN YAPILIYOR”
Bütün bu yörünge hesapları bizim mühendislerimiz, bizim araştırmacılarımız tarafından yapılıyor. Nihayetinde bu ateşlemelerin her birini de bizim araştırmacılarımız yürütüyor ve yönetiyor olacaklar. Nihayetinde 11’inci gün itibarıyla bu ateşlemelerin tamamlanmasını hedefliyoruz ve artık Türksat 6A’nın yeryüzünden, bizim bulunduğumuz yerden 35 bin 786 kilometre mesafede dairesel yörüngesine varmış olmasını amaçlıyoruz. Daha sonra yörünge testlerine geçilecek. Halen uydu tam anlamıyla faaliyetine başlamayacak ve yaklaşık 3 ay bu yörünge testleri devam edecek. Ama inşallah bu yıl içerisinde nihai olarak 35 bin 786 kilometre irtifada ve 42 derece yörüngesinde görev icra etmeye hazır şekilde Türksat’a geliştirici TÜBİTAK, ASELSAN, C-Tech, TUSAŞ takımı tarafından uzayda teslimat gerçekleştirilmiş olacak.
“TÜRKİYE BİR UYDU İHRACATÇISI HALİNE GELECEK”
Bu muazzam bir tecrübe. Türkiye’nin Bilsat’tan, Rasat’tan, Göktürk’ten, İMECE’den sonra şimdi böyle bir daha sofistike, daha karmaşık bir yüksek teknoloji platform geliştirmiş olması ve bu ana kadar Türkiye’de geliştirilmiş, üretilmiş en yüksek değere sahip yüksek teknoloji ürününü üretmiş olması muazzam bir başarıdır. Bakınız tek başına 200 milyon doların üzerinde değere sahip bir platformdan bahsediyoruz. Bu muazzam bir başarı. İnşallah bu Türkiye’ye büyük kazanımlar getirecek. Türkiye bir uydu ihracatçısı haline gelecek.
“BU UYDUNUN KAPSAMA ALANI ÇOK ÖNEMLİ”
Sadece kendi uydularını geliştiren, üreten bir ülke olmanın ötesinde dünyaya uydu ihraç edebilen bir ülke olacağız. Bu, aslında halihazırda 600 milyar dolara gelmiş küresel uydu ekonomisinden Türkiye’nin yüksek pay alması demek. Daha fazla pay alabilmesi demek. Kalkınma yolculuğumuza yüksek teknolojiyle ivme kazandırmamız demek. Ama bunun yanında elbette bir haberleşme uydusundan söz ediyoruz. Bu uydunun kapsama alanı çok önemli.
Daha önceki uydularımızın kapsama alanı dünyada 3,5 milyar insanın yaşadığı coğrafyayı kuşatıyordu. Şimdi Türksat 6A’yla birlikte, özellikle Güney Doğu Asya’da, Hindistan, Endonezya, Tayland, Malezya gibi ülkelerin bulunduğu coğrafya, haberleşme uydularımızın kapsama alanına girmiş oldu. Toplam 5 milyara yakın insanın yaşadığı coğrafyaya artık Türk haberleşme uyduları erişim sağlıyor olacak. Bu yeni ticaret fırsatları demek ama aynı zamanda yeni stratejik kazanımlar demek.
Tüm bu yönleriyle gerçekten tarihi bir anı dün geceden itibaren yaşamaya devam ediyoruz. İnşallah bunun devamı gelecek. Ekiplerimiz yepyeni projelerle milletimizin yüzünü güldürmeyi sürdürecekler.
“HER BİR KAZANIM YENİ HEDEFLERE TAŞIYOR BİZİ”
Şimdi orada tabii çok farklı bir heyecandı. Yani içinde bir vatandaşımızı taşıyan bir roketin bir de o fırlatmaya ben orada şahitlik ettim ki muazzam bir alev topunun üzerinde o roket büyük bir cüsseyle yükseldi. Çok gerçekten öyle bir söz dökülmüş dilimden. Dün tabii ateşlemeyi biraz daha ekranda, Ankara’dan takip etmiş olduk. Türksat yerleşkesinden, o Gazi mekandan. Bir geri sayım yaptık ve bismillah ateş diyerek o heyecanı finale erdirmiş olduk. Tabii gerçekten Allah’a hamdediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her geçen gün Türk tarihinde önemli kilometre taşı niteliğinde olan adımlar atmayı Cenab-ı Allah bizlere nasip ediyor.
Tabii bu ekiplerimizin, arkadaşlarımızın yoğun gayretiyle, alın teri ile, akıl teri ile mümkün oluyor. Bu çalışmalar başkalarının size hediye edeceği çalışmalar değil. Size doğrudan para ödeseniz sunacakları, öğreteceği işler de değil. Bunlar güçlü bir iradenin arkanızda durması sayesinde ve adım adım alın teri dökerek, akıl teri dökerek, emek vererek elde edebileceğiniz kazanımlar. Ama inşallah geri dönüş yok. Her bir kazanım yeni hedeflere taşıyor bizi. Ben şimdiden hem bundan sonraki uydu projelerinin hem de ay misyonunun heyecanını duyuyorum.
“SAVUNMA SANAYİİNDE DE UYDULAR ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KULLANILIYOR”
Sivil kullanımın yanında savunma sanayiinde de uydular önemli ölçüde kullanılıyor. Bizim şu anda en kritik savunma sanayi unsurlarımızın başında gelen insansız hava araçlarımız, silahlı insansız hava araçlarımız uydu haberleşmesi imkanına sahipler. Bu da aslında yeryüzünde kurulu antenlerden çok daha ötede fırsatlar, imkanlar doğuruyor. Kimi zaman çok zor coğrafyalarda insansız hava araçlarımızın görev yapmasını sağlıyor. Örneğin geçtiğimiz ay İran’da yaşanan helikopter kazası neticesinde helikopterin yerinin bulunmasında hatırlarsanız Türk insansız hava aracı Akıncı görev yapmıştı.
Akıncı’nın o görevi icrasında uydu haberleşmesi önemli bir rol oynadı. Çünkü çok sarp bir coğrafyada bir uçağın haberleşmesinin sağlanması uydular sayesinde mümkün oldu. İşte bütün bu coğrafi genişleme Türk haberleşme uydularının kapsama alanının yeryüzünde genişlemesi, aslında Türkiye’nin stratejik kuvvet çarpanının daha ileri düzeye yükselmesi demek.
1 milyonun üzerinde öğretmenimiz, 75 binin üzerinde okulumuz var. Yapılan iyi şeyler hiç gündeme gelmiyor. Öğretmenlerin emeklerinin, fedakârlıkların takdiri kimse tarafından yapılmıyor. Bu kadar büyük aile içinde cımbızla çekilerek bir iki küçük haber gündeme getiriliyor. İyi niyetli olan kişilerin doğrudan, anında paylaşılsa bizimle gerekli tedbirleri zaten alırız. Bu tür bilgi eline geçen kimselere il müdürümüz, ilçe müdürümüz, bakanlığımızın basın müşavirliğine ulaştığında problemi çözecek durumdayız. Bu hale gelince yanlış sonuçlara vesile oluyor. Geçen hafta bir öğretmenimiz linç edildi. Olayın detaylarını paylaşmadık. Öğretmenimiz dönem boyunca, bahse konu olan öğrencimizle ilgili anne şefkatiyle yaklaşmış. Öğrencisiyle mezun töreninde. Velilerle görüştük. Bir anda kamuoyunda bir şekilde gündeme getirildi ve öğretmenimiz linç edildi. Yazık değil mi bu öğretmene. Bizi eleştirin tamam da öğretmen arkadaşlarımızın ne günahı var. 180 iş günü boyunca bu insanlar fedakâr bir biçimde sizin, bizim veliler olarak evde ilgilenemediğimiz çocuklarla ilgileniyorlar. Basit bir olay yüzünden… Bütün öğretmen arkadaşlarımızın hukukunu korumak adına biraz daha hassas davranalım. Biz çözmediysek bizi eleştirsinler ama o arkadaşlarımızın emeklerinin heba oldu. Şimdi okul müdürümüz gayet mantıklı başlangıç yapmış. Velilere ‘mezuniyet programı yapıyoruz, öğrencilerle beraber kimler katılacak?’ diye sormuş. Katılım listesi almış. Listede olmayan kişilere ‘yer kalırsa sizi alırız’ diye başlayan tartışma başka boyuta evriliyor. Ekranlara, sosyal medyaya düşen olumsuz görüntüler çıkıyor. Öğretmen arkadaşlarım adına üzüldüm. Zaten olay da kısa zamanda çözülmüştür.
“ÖĞRETMENLERİ ZAN ALTINDA BIRAKMAYIN”
Öğretmenimizin süreç içinde çalışmalar gündem olmuyor. 76 bin okulun içinden bir tanesinde olan olay bütün kitleyi zan altında bırakacak hale getiriliyor. Ben kamuoyunda olumlu şeylerin paylaşılmasını, olumsuz şeyleri bizimle paylaşmalarını istiyorum. Orada ilçe ve il müdürümüz anında müdahale etmiş, problem çözülmüş zaten. Okul müdürümüz başlangıçta kontrolü kaybediyor. Biz de zaten gerekli incelemeleri yaptırıyoruz. İhmal varsa gereken kişiler cezalandırılır. İhmal yoksa bir sürü insan zan altında kalıyor.
EĞİTİMDE ‘MÜFREDAT’ TARTIŞMALARI
Türkiye öyle bir hale geldi ki artık her alanda kendine ait bir sistematik, çağın kriterlerine uygun parametrelere sahip ülke haline dönüştü. Biz yola çıkarken, kendimize ait, tıpkı diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çağdaş gelişmeleri, uluslararası verileri ele alarak, kendimizin değerlerini de ele alarak uluslararası bir model üretiriz. Yaptığımız şey zaten bizim Türkiye’deki eğitim öğretimle ilgili olarak uluslararası raporlarda bize eleştirileri kaldırarak inşa süreciydi. OECD gibi raporlarda bize yönelik eleştirilerin odağında; eğitim öğretimin beceriye odaklı olmadığı için eleştiriliyorduk. Müfredatımızı revize etmemiz gerekir. Bizim sistemimizle bizim yarışabileceğimiz ülkelerin kazanım sayıları üzerinden yapılan değerlendirmelerde bizimkinin çok ağır olduğu eleştirisi vardı. Kesinlikle fazla yüklüyorduk. Bilgiyi edinmeyle ilgili kolay bir dünyada yaşıyoruz. 1980’li yıllarda lise öğrencisi iken öğretmenlerimizin ödevini yapmak için il halk kütüphanesinde beklerdik. İçeri girip ansiklopedilerden ilgili cildi bulacaktık. Başka öğrencide ise bekliyorduk. Ona ulaşıp, fotokopi alıyorduk. Bizim belki birkaç günde yaptığımız şeyi çocuklarımız 5 dakika içerisinde bilgisayrdan, cep telefonlarından bilgiye erişiyor.
“BAZI DERSLERDE ÇOĞALTTIK, BAZI DERSLERDE AZALTTIK”
1980-90’lı yıllarda yükseköğretime erişimde problem vardı. Şimdi yükseköğretime erişim de çok kolaylaştı. 8 milyonun üzerinde yükseköğretim alan öğrenci var. Açıköğretimlerle beraber. Bilgiyle ilgili kısmı azaltıp, ilerideki süreçlere bırakmak. Biz çocuklarımızın öğrenme düzeylerini uluslararası karşılaştırmalara baktığımızda ilerleyen dönemlerde daha doğru olduğu için bir kısmını çıkardık. Bilgi yükümüzü azaltmış olduk. Yaklaşık yüzde 35 oranında azalttık. Bazı derslerde yüksek oranda bazılarında daha az azaltma var. Bize ait olan değerlerin, Cumhuriyet’in, toplumu millet yapan değerlerin çocuklarımıza kazandırılması da bizden beklenen işti. Ulusal bilincini artırmamız lazım. Dolayısıyla biz uluslararası göstergeler ışığında kendi değerlerimizi içine katarak model üretmemiz lazım. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adında böyle bir modeli ortaya çıkardık. İlerleyen günlerde bilgi ve iletişim teknoloji konusunda öngördüğümüz gelişmeler olacak. Yapay zeka uygulamaların yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan gelişmeler. Şu anda 12+1 programlarımızı bu takvim içerisinde yerleşmeye çalıştırdık.
“İNKILAP DERSLERİ AZALTILIYOR MU?”
Atatürk İlkeleri İnkılap Tarihi’nin azaltıldığı iddiası. Orada hiçbir değişiklik yapmadık. Haftalık ders saatlerinde herhangi değişiklik yapmadık. ‘Saatini azalttılar’ ifadesi tabiri caizse okumadan, ezbere yapılmış eleştiri. Osmanlı, Türk tarihi kısmı zaten programlarımızın içinde var. Tekrarlanan, aynı ünite farklı sınıf gruplarında tekrarlanıyor ise. Biz kronolojide takdim tehire gittik. Şunu yapmaya çalıştık; Cumhuriyet ile Osmanlı arasında bir devamlılığın var olduğunu, bu köprüyü oluşturmaya çalıştık. Bunu da çocuklarımız tarihine, değerlerine, atalarına sahip çıksın, saygı duysun. Laiklikle ilgili eleştiriyi yapanlarla aramızdaki uzlaşmalık şurada. Laiklik tanımı konusunda o kişilerin laiklik tanımı ile benim yaptığım laiklik arasında bir farklılık var anladığım kadarıyla. Laiklik ve demokrasi ile uzun yıllar dersler anlattım üniversitelerde. Ben evrensel laiklik ilkelerine uygun davranmak istiyorum. Bahsettiğim kişiler 28 Şubat’taki laiklik tanımı yapıyordu. O kişilerle benim aynı çerçevede buluşmam mümkün değil. Uluslararası metinler, sözleşmeler nasıl laiklik yapıyorsa, bizim de tanımımız aynı şekilde. Müfredatta şu bilgi uluslararası sözleşmelerde, insan haklarını koruma mekanizmaları bağlamında şu konuyla çelişiliyor deniyorsa onu düzeltmeye hazırız.
Matematik dersinde sosyal bilimler mi anlattık? Biyolojiye sosyal bilimleri mi koyduk? Mümkün değil. Sosyal bilimlere nasıl ağırlık vermiş olabiliriz? İçeriğini farklılaştırdılar, zenginleştirdiler gibi eleştiri varsa tartışılabilir. Ama sosyal bilimler dersinin sayısını artırdılar eleştirilere katılmam mümkün değil. Haftalık çizelgelerle ilgili bir şey yapmadık. Herhangi bir dersin haftalık ders saatini artırmak ya da azaltmak, Bakanlığın insan kaynağı ihtiyacını etkiler. Bu eleştiri de kusura bakmasınlar çok tutarlı değil.
]]>İşte Erdoğan’ın açıklamasından öne çıkan başlıklar;
Ülkemizin dört bir yanında AK Parti’nin millete hizmet davasını sırtlayan, ülkesi, milleti ve Türkiye’nin aydınlık istikbali için samimiyetle koşturan tüm kardeşlerimin her birine bufadan selamlarımı gönderiyorum. AK parti İstişare ve Değerlendirme toplantılarımızın 31’incisinde sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. İstişare toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
“SİZLERİN KIYMETLİ FİKİRLERİNİ ALACAĞIZ”
Bugün ve yarın belirlenen konu başlıklarında genel başkan yardımcısı ve bakan arkadaşlarımız geniş bir yelpazede sunumlarını yapacaklar. Hem partimizin gündemindeki meseleleri konuşacağız hem de ülkemizi ve tüm insanlığı ilgilendiren konuları iki gün boyunca kapsamlı şekilde değerlendireceğiz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz 30 istişare toplantısında olduğu gibi demokratik bir atmosferde, katılımcı bir anlayışla kardeşliğin ve muhabbetin hakim olduğu bir iklimde sizlerin kıymetli fikirlerini alacağız.
Geçen sene hem 6 Şubat depremleri hem de çok yoğun geçen 14-28 Mayıs seçimleri dolayısıyla toplantımızı ertelemek durumunda kaldık. Seçimlerin hemen ardından da tüm vaktimizi ve enerjimizi depremin yaralarının sarılması başta olmak üzere ülkemizin acil sorunlarının çözümüne teksif ettik. Elbette burada bulunan arkadaşlarımızın hemen hepsiyle çeşitli vesilelerle bir araya geldik, görüş alışverişinde bulunduk. AK Parti’yle özdeşleşmiş, Türk siyasetine AK Parti’nin kazandırdığı istişare toplantılarının farklı anlamları ve önemi olduğunu çok iyi biliyoruz. Son bir yıldır ülkemizin adeta gündemini kaplayan seçim maratonunun da tamamlanmasıyla öncelikle siz kardeşlerimizle beraber olalım istedik.
TARİH VERDİ: BELEDİYE BAŞKANLARIYLA BİR ARAYA GELECEĞİZ
İstişare toplantılarımız devam edecek. 1 ve 2 Temmuz’da bu defa belediye başkanlarımızlar bir araya geleceğiz. Son 3 seçimin muhasebesini yapacağız.
14 Mayıs ile 31 Mart seçimleri arasındaki negatif ayrıştırmayı masaya yatıracağız, adımlarımızı tayin edeceğiz.
Burada bir hususu sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum. Rabbimiz hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Onların işleri kendi aralarında istişareyledir” buyuruyor. Peygamberimiz de “İstişare edenin pişmanlık duymayacağını” bizlere müjdeliyor. Siyasi hayatımızın her aşamasında olduğu gibi partimizin kuruluşundan itibaren de istişareye, kararlarımızı ortak akılla almaya önem verdik. Halkımızla aramıza mesafe koymadık, görünmez duvarlar örmedik, siyaseti milletimiz için yaptık. Milletimizle birlikte hep istişare halinde kalarak yaptık.
“TÜM TÜRKİYE’NİN SESİNE KULAK VERDİK”
Sivil toplum kuruluşlarımızla kanaat önderlerimizle istişare ettik. İlim adamlarımızla, akademisyenlerimizle, gençlerimizle istişare ettik. Türkiye’nin nüfusunun yarısını oluşturan kadınlarla, hanım kardeşlerimizle istişare ettik. Sanayicilerimizle, üreticilerimizle, emekçi kardeşlerimizle istişare ettik. Saçlarını ülkemize ve milletimize hizmet yolunda ağartmış büyüklerimizle, emeklilerimizle istişare ettik. Türkiye’nin selameti ve geleceği için söyleyecek sözü, görüşü, eleştirisi ve teklifi olan her bir insanımızla istişare ettik. Sokağın sesine kulak verdik. Çarşının, pazarın nabzını tuttuk. Hiç kimseyi ayırmadan, ayrımcılık yapmadan herkese ulaşmaya çalıştık. Ne kendimizi ne çalışma arkadaşlarımızı ne partimizi sürekli aynı seslerin duyulduğu farklı fikirlere kapalı, yankı odalarına hapsetmedik.
“HER GÖRÜŞE KAPIMIZI VE GÖNLÜMÜZÜ AÇTIK”
Tüm Türkiye’nin sesine kulak verdik. Ne kadar aykırı olsa da her görüşe kapımızı ve gönlümüzü açtık. Ayrımcılık yapmadan herkese kulak verdik, demokrasinin güçlenmesi adına söyleyecek sözü olan herkese, her görüşe kapımızı gönlümüzü açtık. AK Parti siyasetinin taşıyıcı kolonu İstişare ve müzakeredir.
AK PARTİ’NİN 23. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ
AK Parti’nin her toplantısı aynı zamanda geniş katılımla gerçekleştirilen bir meşveret meclisidir ve bugüne kadar daima böyle olmuştur. Türk siyasi hayatında istişare kültürü bizimle anlam kazandı. İşte bugünkü toplantımız gibi bizimle ete kemiğe büründü. İstişareyi siyasette sadece kullanışlı bir söylem olmaktan çıkartıp her seviyede pratiğe döken, uygulayan ve kurumsallaştıran parti biziz.
Demokratik mekanizmaları işlettik. Yapıcı, yol gösterici eleştiriye her zaman açık olduk. 23. Kuruluş yıl dönümümüzü kutlayacağız. 23 yıldır bizi ayakta tutan vasfımız ortak akla önem vermemiz ve bununla hareket etmemiz.
31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın temasını işte bu anlayışla ‘Türkiye’nin ortak aklı’ olarak belirledik. İnşallah bugün ve yarın bilhassa partimizin istikbali açısından kritik önemi haiz konuları sizlerle birlikte konuşacağız, görüşeceğiz, hiçbir komplekse kapılmadan meselelerimizi masaya yatıracağız. 14-28 Mayıs ile 31 Mart seçim sonuçları arasındaki negatif ayrışmayı tüm yönleriyle, asla kolaycılığa kaçmadan ele alacağız.
“YOL HARİTAMIZI TAYİN VE TESPİT EDİYORUZ”
Farklı kanallardan derlediğimiz bilgiler ışığında fotoğrafı netleştiriyor, yol haritamızı ve atacağımız adımları tayin ve tespit ediyoruz.
Seçmenden geçer not alamayan, bizim takdirimize mazhar olamaz. Milletimizin başta değişim ve yenilenme talebi olmak üzere sandık sonuçlarıyla bize ulaştırdığı beklentilerinin tamamının farkındayız. Mesajların gereğini vakti saati geldiğinde muhakkak yapacağız. Bu süreçte ince eleyip sık dokuyor, gerçekten çok titiz davranıyoruz. Milletimizle gönül köprülerimizi tekrar güçlendirirken AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın surlarında gedik açma girişimlerine fırsat vermeyeceğiz.
“DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN”
Ne birilerinin suyu bulandırıp bulanık suda kişisel hesaplarını görmelerine seyirci kalacağız ne de hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz. AK Parti olarak 85 milyonun umudu olma vasfımızı koruyorsak bunun sırrı, milletin sesine kulak kabartıp kurucu değerlerimizin rehberliğinde kendimizi güncellemeyi başarmamızdır. Bugüne kadar Meclis’ten bürokrasiye, teşkilatlardan belediyelere, bütün bunlara uzanan zincirin her bir halkasında değişimi başarıyla gerçekleştirdik. İnşallah bundan sonra da değişim irademizi güçlü ve dinamik tutacağız. Sizlerden hiçbir perde koymadan düşüncelerinizi ne kadar keskin olursa olsun tenkit ve tespitlerinizi bizimle paylaşmanızı istirham ediyorum.
Millet iradesine sahip çıktık. Darbe girişimlerinde herkesten önce biz öne atıldık. Siyaset; ülke ve millet için verilen mücadelenin adıdır. Bizim lügatımızda siyasetin tek bir amacı vardır, o da millete hizmet etmektir.
85 Milyonun tamamının bu toprakların birinci sınıf vatandaşı olduğunu, bu toprakların sahibi olduğunu vurguladık. Vatan hepimizindir, devlet hepimizindir.
“ÖZGÜR ÖZEL’İ BAYRAMDAN ÖNCE ZİYARET EDECEĞİM”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Merkezi’nde bizi ziyaret etti. Özgür Özel’i arayı fazla uzatmadan kurban bayramından önce ziyaret edeceğim. Yumuşamayı tesis etmeye çalıştığımızı ifade etti. Biz bu konuda rahatız özgüvenliyiz. Biz kutuplaşmanın tarafından hiç olmadık.
MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Ana muhalefet partilerinin de kırmızı çizgilerinin olduğunu biliyoruz. Siyaset belli sınırlar içinde yapılır. Biz yumuşama adı altında duruşumuzdan hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz.
Teröre karşı ortak tavır geliştirmeden Türkiye’yi daha ileri götüremeyiz.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
ALİ KOÇ’UN AÇIKLAMALARI:
“Bugün “Altı yıl boşa geçmiş” diyenler üzerine altı yılda olanları sizlerle paylaşacağım. Niye karar değiştirip aday olduğumu paylaşacağım.”
“SARAN’A TEŞEKKÜR EDERİM”
“Fenerbahçe başkanlığım süresince destekleriyle yanımda olan, her koşulda destekleyen taraftar ve üyelerimize, 2 dönem boyunca görev yaptığım yönetim kurulu arkadaşlarıma, dünyanın dört bir yanında bizi temsil edenlere, çalışanlarımıza, sporcularımıza, gerçek medya mensuplarına, tüm süreç boyunca Fenerbahçe menfaatleri doğrultusunda davrandıkları için Saadettin Saran ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.”
“FUTBOL GÜNDEMİNDEKİ OLUMSUZ GELİŞMELER…”
“Görev süremiz boyunca çalışma arkadaşlarımla Fenerbahçe’nin geleceği açısından kritik öneme sahip konularda ciddi başarılar elde ettiğimizi söyleyebilirim. Bu başarılar biraz tevazu biraz futbol gündemindeki olumsuz gelişmeler nedeniyle geride kalmıştır. Başarılarımızla da, hatalarımızla da yüzleştik. Fenerbahçe için hayal ettiklerimizin, olmasını istediklerimizin, mücadele ettiklerimizin amaçladığımız düzeye gelmedi.”
“Çok isteyip, mücadele edip yapamadıklarımızın hepsi önümüzde. Tüm süreci analiz ettik. Karşıdan bir gözle kendimize baktık. Futbol yapılanmamızda doğru yapmadığımız konular olmuştur, ilk dönemimizde. Transferlerde, hoca tercihlerinde bizi doğal olarak sorgulayabilirsiniz.”
“Geçmişten, süreçlerden çok şey öğrendik. Hiç olmadığı kadar tecrübe kazandık. Neler yapılması gerektiğini çok çok daha iyi görüyoruz.”
En çok uğraştığımız, çaba sarf ettiğimiz, başarılı olduğumuz yer Fenerbahçe’nin mali yapısıdır. Fenerbahçe’ye bilerek isteyerek yanlışımız olmadı, olamaz da…
“BU KADAR KÖTÜ OLMASINI BEKLEMİYORDUK”
“Finansman, göreve gelmeden önce sürekli vurguladığımız bir konuydu. Göreve gelir gelmez bu konuya odaklandık. 6 yıl sonra sürdürülebilir mali yapı için çok önemli mesafeler kat ettik. Mali bağımsızlık için büyük ivme kazandık, gidecek çok yol var ama doğru yoldayız. Gelir gelmez ekonomik duruma baktık. İyi olmadığını beklemiyorduk, bu kadar kötü olacağını beklemiyorduk. Kulübün finansal durumunu önceki yönetim de bilmiyordu.”
“ONLAR DA BİZİM KADAR FENERBAHÇELİ”
“Onlar da bizim kadar Fenerbahçeli. Kimse bilerek bu duruma getirmez. Biz söylemiyoruz, bağımsız raporlar söylüyor. 2018’de UEFA’nın yayınladığı raporda da bu durumu görüyoruz. Bu rapora göre, bütün Avrupa’daki kulüpleri kapsıyor. Bu rapora göre, Avrupa’da batmaya en yakın kulüp olarak Fenerbahçe gösteriliyor. Net borcun, geliri oranında Avrupa’nın en kötü ikinci kulübüydük. Avrupa’da ne kadar kulüp var? Birincil liglerinde aşağı yukarı 700 kulüp var. En kötü ikinci kulüptük net borcun gelire oranında. Parasal olarak net borç, Avrupa’nın 6’ıncı sırasındaydık. Milyarlarca geliri olan kulüplerin bizim kadar borcu yoktu. Raporun manşeti de kulübümüze atfedilmişti. Avrupa’nın en riskli kulübü olduğumuzu UEFA söylüyordu.”
“KİNAYE YAPMIYORUM, İYİ FENERBAHÇELİLER”
“Bizim kadar Fenerbahçe’yi seven eski yönetim, kinayeli söylemiyorum, Fenerbahçe’de yönetici olanlar çok büyük fedakarlıklar yapar. Onun için konuya hakim değillerdi diyorum.”
“BORÇ YARIYA İNDİ”
“Toplam yükümlülüklerimiz 612 milyon euro’yu bulmuştu. Bugün ise 29 Şubat rakamlarına göre, toplam yükümlülüklerimiz 307 milyon euro’ya indi. Tam anlamıyla yarıya indi. Biz bırakırken 3.5 küsür milyar borç vardı, 11’e geldi diyorlar. Bunu bu şekilde ifade etmek muhasebeden, finanstan çok uzak insanların sözleridir. Borçlarımıza ister TL, ister euro olarak bak, değişen bir şey yok. 31 Mayıs 2018’de 3 milyar 180 milyon TL olan borcumuz, enflasyonla beraber 29 Şubat’ta 23 milyar 650 milyon TL’ye geliyor. 3.5 11’e çıktı değil. Hangi kurdan bakarsak bakalım borçlar yarıya indi. Borçların büyük kısmı finans kurumlarına olan borçlardır.”
“612’nin 347’si finans kuruluşlarınaydı. Bugün ne kadar, 104 milyon euro. 3’te 1’inden daha düşük.”
“FAKTORİNG BORCUMUZ KALMADI”
“347 milyonun 74 milyon euro’su fahiş faiz oranlarıyla faktoring borcuydu. Bugün hiç faktoring borcumuz kalmamıştır. Allah o günleri kulübümüze bir daha yaşatmasın. Mali yapımızı en doğru şekilde yönetiyoruz. Döviz borçlarını kapattık, tüm borçlarımız TL’ye döndü. Bizim 5-6 TL’den döndük euro’dan, euro kuru 35’e geldi.”
“ALACAĞIM YOK! ŞEREFSİZCE YALAN!”
“Fenerbahçe’den tek kuruş alacağım yoktur. Bunu daha evvel de söyledim. Aksini iddia edenler şerefsizce yalan söylüyorlar. Bunu yazanlara değil, söyletenlere bakmak lazım. Mahsuplaşma olayı vardır, bir yönetici verir, biletten kombineden locadan düşer. Binlerce kişinin aidatı düşerdi eskiden. Bizim dönemimizde, hiçbir kuruş para mahsuplaştırılmamıştır, kulübün içine konan kaynaktan, 1 kuruş dahil.”
“HARCAMADAN YATIRIMA GEÇTİK”
“Üzülerek anlatıyorum, anlatmak zorundayım. Bunu gelecek günlerde çok daha iyi anlayacaksınız. Kulübümüze çeşitli gelir kaynaklarını sağlarken, transferi harcamadan çıkarıp yatırım kültürü olarak değiştirdik. Transfer zararları kapatıldı. Transferden gelir elde edildi. 5 büyük lige satışlarla Avrupa’nın dikkatini çektik. Bizden gidenler de bizi en iyi şekilde temsil ederler.”
“FORMAMIZDA SPONSOR YOKTU”
“FFP ve harcama limitleri gibi engeller aşıldıkça tarihimizin en iyi kadrolarını kurduk. FFP prangalarını attık. Demek değildir ki bir daha gelmeyecek. UEFA her sene hesap yapıyor. Stadyum sponsorluk gelirlerini 6 sene önceye göre 150 milyon dolardan 200’e çıkardık. Fenerbahçe’nin forma göğüs reklamı yoktu. Bugün reklamı boş olan hiçbir branş, takım yok. Çok şükür, sponsorlarımıza çok teşekkürler.”
“FENERIUM, ŞAMPİYONLAR LİGİ SEVİYESİNDE”
“Fenerium, Şampiyonlar Ligi seviyesinde. Fenerium uçuyor. Bu çok büyük bir başarı. 2018’de 25 milyon dolar ciro, 5 milyon dolar kardı. Bugün 52 milyon dolar ciro, 25 milyon dolar kar elde etmiştir. Satış adetlerinde rekor kırıyoruz. Tarihimizde ilk defa 500 bin üzerinde forma satışı yaptık. Bu ivmeyle, rekorları kıra kıra ilerleyeceğimizden hiç şüpheniz olmasın. Finansal olarak batma noktasından aldığımız kulübü sürdürülebilir hale getirmek için canla başla çalıştık.”
“Finansal bağımsızlığımız için başarılar elde ederken sportif rekabetten hiçbir branşta ödün vermedik. Ezeli rakiplerimiz pek çok branşta yatırımları kesti.”
“VERGİLER ANLAMSIZ ŞEKİLDE ARTIRILDI”
“Pandemi döneminde son derece anlamsız şekilde oyuncu vergileri yüzde 15’ten 40’a çıktı. Biliyorsunuz, vergileri kulüpler ödüyor. 3.7 kat yükümüzü artırdı.”
“BASKETBOL, FUTBOL SPONSORLARI”
“Bizden önceki 5 sezonda forma üreticimiz hava parası diyebileceğimiz 8.5 milyon dolar ödeme yapıyordu. Üreticimiz kar edemediği için devam etmek istemedi. Bizden önceki yönetim, devam edin ama parayı ödemeyin dedi. 8.5 kaybettik. Baskette Doğuş, Ferit Bey’den Allah razı olsun, onlar da kurumsal kararla 11 milyon euro olan sponsorluk anlaşması ne yazık ki ticari sebeplerle feshedildi.”
“FUTBOLDA ENGELLENDİK!”
“Futbolda arzuladığımız, hak ettiğimiz başarıları yakalayamadık. Tüm anlattıklarımı bu perdelemektedir. İlk dönemimizde muhtelif sebeplerden hatalarımız, yanlış tercihlerimiz oldu. Bunlara rağmen sistem tarafından giyotinden geçirilmeseydik, şampiyonluğa uzanma şansımız vardı. Hep engellendik.”
“BANKALAR BİRLİĞİ’NE %50 GİTTİ”
Ali Koç: “Faiz oranları eskiden yüzde 20’yken, şu an yüzde 47’den faiz ödüyoruz. Biz bu sene 1.5 milyar TL faiz ödedik. Bu sene tecrübe ettiğimiz, tüm kulüpleri paralize eden Bankalar Birliği anlaşması gelirlerimizin brütten yüzde 50’si bankalara gitti. Tüm ekonominin yüzde 50’siyle bu seneyi yürüttük.”
“FUTBOLDA ENGELLENDİK!”
“Futbolda arzuladığımız, hak ettiğimiz başarıları yakalayamadık. Tüm anlattıklarımı bu perdelemektedir. İlk dönemimizde muhtelif sebeplerden hatalarımız, yanlış tercihlerimiz oldu. Bunlara rağmen sistem tarafından giyotinden geçirilmeseydik, şampiyonluğa uzanma şansımız vardı. Hep engellendik.”
“İNŞALLAH ŞAMPİYON OLURUZ”
“Bu sezon Türk futbol tarihinde görülmemiş puan seviyesine ulaşmış, derbilerde üstünlük sağlamış, deplasmanda namağlup, tüm adaletsizliklere rağmen şampiyonluk şansını son maça taşımış bir kadro kurduk. Tarihi bir sezon olmuştur. İnşallah sonu şampiyonlukla biter.”
“KORKUYORLAR; BİZİ ENGELLİYORLAR”
“Bir kere şampiyon olup cam tavanı kırdığımızda inanın ki şampiyonluklar arka arkaya gelecektir. Bizi engelleyenlerin en büyük korkusu da budur.”
ADAY OLMA NEDENİ!
“Aday olmamın ana nedenlerinden biri başlattığımız dönüşümü tamamlamak ve Fenerbahçe’yi hedeflediğimiz noktaya getirebilmektir. 2018 senesinde kulübü kendi malı gibi gören yönetimden kurtulmak için yola çıkmıştık. Buna geri dönmemek için karşınızda adayım.”
“ŞAMPİYON YAPMAZLAR” AÇIKLAMASI
“Benim ‘Ali Koç varken, Fenerbahçe şampiyon yapmazlar’ söylemim üzerinden seçim stratejisi hazırlayanlara lafım var. Adaylık kararı almamın arkasındaki nedenlerden biri bu. İki TV’de bundan bahsettim. ‘Başkan olduğum sürece Fenerbahçe’yi şampiyon yapmazlar’ dedim. Bu teslimiyet ifadesi değildir. O psikolojide olsaydık, Fenerbahçe şampiyonluğu kovalamaz, havluyu atardı. 22. dakikada haksız 10 kişi bırakıldığımız derbide böyle mücadele edemezdik. Bu sözler, bir isyanın dışavurumudur. Fenerbahçe’nin duruşu nedeniyle karşı karşıya kaldığı durumu izah eden bir tespitti. Futbolu istediği gibi dizayn etmeye çalışanlara mesajdı. Burada söz konusu olan şahsımın kimliği ile ilgili bir durum değildir. Gerilimin asıl sebebi, camiamızın ilkeleri ve duruşudur. Fenerbahçe son 20 yılda sistematik olarak büyük haksızlıklara ve saldırılara maruz kalmıştır, bu da devam etmektedir. Bazı çıkışlarımızın, Türk futbolunun vehametiyle ilgili farkındalık yaratması, bazı taşların oynaması açısından etkili oldu.”
“2 NİSAN NETİCE VERMEYE BAŞLADI”
“2 Nisan’da yaptığımız genel kurulda başlattığımız girişimler netice vermeye başladı. Futbolda yasadışı bahse karşı büyük operasyon başladı, biz de tanık olarak ifade verdik. VAR’da yabancı hakem geldi, sahada da yabancı hakem gelecekti, yumruk olayından sonra yalpaladılar. Mevcut TFF yönetimi, seçim kararı almak zorunda kaldı imza kampanyamızdan sonra…”
“BİZİM YAŞADIKLARIMIZI KİMSE YAŞAMADI”
“Dünyada Fenerbahçe’nin yaşadığını yaşayan bir kulüp yoktur. Fenerbahçe’nin hakkının yenmesi bir norm haline gelmiştir. Yeni başlamış bir şey değildir. Son birkaç yılda dozajı ciddi şekilde artmıştır. Yönetime geldiğimizden itibaren iyi niyetle, naif şekilde futbol değişsin diye çalıştık. Ancak, gördük ki ortam böyle bir ortam değil. Statükonun devam etmesini isteyenler çok daha fazla, biz her daim ötekileştirdik. Sistem içerisindeki Anti-Fenerbahçeli güçlerin Fenerbahçe ile derdi var, sorunu çözmek gibi bir dertleri yok.”
“6 yılda gördük ki futboldaki yapı biat etmeyenleri cezalandırmakta, sistemin dışına çıkarmaktadır. Hayali düşmanımız olduğunu söyleyenler, bu sistemden menfaat elde edenlerdir. Bu düzenden rahatsız olan kulüplerle birlikte futbolumuzu daha iyi bir geleceğe taşımak istiyoruz.”
“30 BİN KİŞİ TOPLADIK, ‘BİR DUR BAKALIM’ DEDİLER”
“Ülkemizdeki futbol iklimi, rekabet ortamı; yurt dışında gıpta ile izlediğimiz ligler seviyesine gelince en çok yararlanan Fenerbahçe olacaktır. Bizi engellemek o kadar da kolay olmayacaktır. Bu sebeple bir mücadele başlattık, sonuna kadar götüreceğiz. Gereği her neyse bir ve bütün olarak camia olarak yapmak zorundayız. Bir kafa kaldırdık, 30 bin kişi topladık, insanlar dur bakalım demeye başladılar. Bunu yönetim gücüyle değil ancak camia gücüyle başarabiliriz. Bir kez daha aday olmamın nedeni haksızlığı ve adaletsiz rekabeti norm haline getirmiş sisteme karşı başlattığımız mücadeleyi sonuna kadar götürme arzumuzdur.”
“Daha çok yol kat ettiğimizde, daha çok kulüp yanımıza gelecektir. Biz direnirsek sonunda arzu ettiğimiz gibi futbolda temiz bir ortamın olmasını sağlayacağız. Bunu eninden sonunda sağlayacağız. Bunu Fenerbahçe aldığı pozisyon, verdiği mücadeleyle tarihe geçecektir.”
“KÖKLERİNİ KAZIYACAĞIZ!”
“İstanbulspor’u yenersek 99 puanla tamamlayacağız, bu puanlar rekordur. Biz bu başarıları elde edince ne oldu? Her haftası başka skandal olan ligle karşılaştık. Ne zaman güçlü kadro kurduk, sistemin içindeki böcekler tek tek ortaya çıktı. Kim olduklarını biliyoruz, tespit ettik. Söz size, hepsinin kökünü kazıyacağız.”
“ŞAMPİYON OLACAK TAKIM KURACAĞIZ”
“Normal bir lig olsa büyük bir heyecan içinde olurduk. Malum ortam, dizaynlar… Allah’tan ümit kesilmez. Bu başarı şampiyonlukla taçlanır. En son 90 puan üzerinde bir sezonun bitişi 1988/89’da olmuştur. Son 10 senede 90 puan üzeri alan takım olmamıştır. Tarihte 2 kere olmuştur 90 puan üzer. Futbol yatırımlarımız 2 senedir meyvesini verdi. Bu sezon çok güçlü olan takımıza yapacağımız takviyelerle, şampiyonluk yarışını domine edeceğiz. Gelecek sezonun çalışmaları uzun süredir devam etmektedir. Şampiyonluk sözü vermedim hiç. Karakter gereği hiçbir zaman hiçbir konuda büyük konuşmadım. Son 2 sezonda yaşadıklarımızdan hareketle ve takviyelerle çok daha kuvvetli bir Fenerbahçe yaratacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Öyle bir takım kuracağız ki şampiyonluk sözü vermeme gerek kalmayacak. Avrupa’da iki senedir yakaladığımız başarıyı istikrarlı hale getireceğiz.”
“DURSUN ÖZBEK’LE ÇIKARLAR”
“Önceki başkanımız, 6 sene boyunca kurullara gelmeyip, dışarıdan bize ağır salvolar yaparken, genel kuruldan 1 gün önce garip, ilginç, karakterine uygun basın toplantıları yaparken hep rica ettik, gelin TV’ye çıkalım, kendimizi anlatalım. Camia bizi tanısın, anlasın dedik. Ona pek rağbet etmemişti. Şu an hiç tereddüt etmeyecektir. Tekrar aday oldu. Özgüveni tavan yapmış, yelkenleri dolmuş hızla ilerliyor. Aday olduğu için kongre üyelerine saygı duyduğu için, iki aday olarak TV’ye çıkıp sizleri çok daha iyi aydınlatacağımızdan zerre şüphem yok. Bu sefer de kabul etmezse belki de Dursun Özbek ile televizyona çıkar.”
]]>Karşılaşmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Çorum FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta, Kocaelispor’da sezonda karşılaştıkları diğer iki karşılaşmayı da göz önüne alarak sıkı bir şekilde çalıştıklarını ve karşılaşmadan galip ayrıldıklarını söyledi.
Maça iyi hazırlandıklarını söyleyen Özbalta, “Yorucu bir sezonun arkasından play-off’un ilk maçı. Boluspor karşılaşmasının ardından hazırlanmak için zaman kısaydı. Ama uzun zaman beraber olduğumuz oyuncu topluluğumuz var. Canımızı sıkan, bizi rahatsız eden, son bir kaç hafta sahada yapamadığımız şeyler vardı. Özellikle son iki gün bunun üzerinde durduk. Kısa bir zamandı ama oyuncular hem teorik hem de pratik açısından bizi çok ciddi bir şekilde anladıklarını biraz önceki karşılaşmada, mücadele ve oynadıkları güzel oyunla gösterdiler. Kocaelispor ile iki kez daha karşılaşmıştık. O karşılaşmalarda onların güçlü yönleri ve zayıf yönleri ile alakalı ve bizim eksiklerimizle alakalı ilmik ilmik işleyerek çalıştık. İki gün boyunca oyucularla paylaştık. Oyuncular da sahada bunları harfiyen yerine getirdi. En önemlisi de bu oldu. Siz bir şeyleri gösterdikten sonra müsabakada olmasını istiyorsunuz ve bunun olduğunu gördüğünüzde de mutlu oluyorsunuz” diye konuştu.
“Bugün de bu galibiyeti onlara armağan ediyorum”
Taraftarlara teşekkür eden Özbalta, “Tabii ki taraftardan da bahsetmek istiyorum. Çok coşkulu bir taraftar vardı. Bugün oynanan maç sanırım taraftar rekoruydu. Çok coşkuluydu. Onlara kocaman teşekkür ediyorum. Sizler de bizi yakından tanıdınız, bize çok ciddi destek veriyor. Onların desteği ile bizim sorumluluğumuz her hafta kademe kademe artmıştı. Bugün de böyle bir rakibe karşı, oyuncu kalitesinin iyi olduğu bir takıma karşı galip gelmek istiyorduk. Bir de onlara seyir zevki de sunmak istiyorduk. Onu da sunduğumuzu düşünüyorum. Coşkulu bir oyunla, çalıştığımız her şeyi harfiyen yerine getiren ve taraftarla bütünleşen bir takım. Sadece onlar için şunu söyleyebilirim. Penaltı golünü yedikten sonra onlar da kazanma şansını beklediler. Ama orada taraftarların durmaması lazım. Orada oyuncularımız destek isteyince tekrar başladılar. Biz oyuncularla şunu paylaşıyoruz. İşler istediğimiz gibi giderken asla rehavete kapılmayın ama işler zorlaştığında da asla pes etmeyin. Taraftarlarımız da bugüne kadar hiç pes etmediler, bizi desteklediler. Bugün de bu galibiyeti onlara armağan ediyorum” diye konuştu.
“Taraftarlar, şehir ve camia şunu bilsin ki biz işin sonuna kadar gitmek istiyoruz”
Gelecek maçlarda hedeflerini sürdüreceklerini belirten Özbalta, “20-24 Mayıs’ta Bodrum müsabakaları var. Karşımızda oldukça komplike oynayan, mücadele gücü fazla olan bir takım olacak. Adam adama oynamayı tercih eden bir teknik ekip ve teknik direktöre sahipler. Sahanın içinde ciddi manada oynanmak isteyen oyunu bozmak isteyen bir takıma, saygı duyulacak bir takıma karşı oynayacağız. Geçen sene de final oynadılar, bu yıl da yarı finale kalma becerisini gösterdiler. Ama biz üzerimize düştüğümüzü yaptığımız da bütün dinamikler harekete geçiyor ve Çorum şehri bambaşka bir noktaya gidiyor diye düşünüyorum. Hep söylüyorum, beklentiyi çok yükseltmeye gerek yok ama asla da işi peşinen kabul etmek yok. Bunu da bugün gösterdik. Bu üç ihtimalli oyun. İnşallah finale kalırsak o da üç ihtimalli bir oyun olacak. Ama taraftarlar, şehir ve camia şunu bilsin ki biz işin sonuna kadar gitmek istiyoruz. Ama günün sonunda bir şeylerin olmadığı durumunda, sürekliliklerin, bu oluşumun devam etmesini diliyorum” şeklinde konuştu.
]]>Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Grup toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Vefanız için her biriniz için teşekkür ediyorum. 2024 yılının ilk il başkanları toplantısında hem 5 ayın muhasebesini yaptık, illerimizin röntgenini çektik. Partimizin genel başkanı olarak büyük bir gurur duydum. Bizi örselemeye çalışanlara inat yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz. Partimizin kuruluşundan itibaren ortak akılla hareket ettik. Son 1 yılımıza damga vuran seçimler dolayısıyla gelenekselleşmiş istişare toplantımızı yapamamıştık, önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. Belediye başkanlarımızla 1-2 Temmuz’da bir araya geleceğiz. Bu toplantıların davamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kongre takvimini de yakında ilan edeceğiz.
“YORULAN ARKADAŞLARIMIZI DİNLENMEYE ALACAĞIZ”
Her kongre sürecini bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan, motivasyonunu yitiren arkadaşlarımızı kardeşlik hukukumuzu koruyarak dinlenmeye alacağız; yeni, heyecanlı arkadaşlarımızla kadromuzu güçlendireceğiz. Kurulduğumuz günden beri yenilenerek geliyoruz. Bundan sonra da aynı çizgide hareket edeceğiz. Genel seçimin üzerinden 1 yıl geçti. TBMM bu yıl içerisinde gece gündüz demeden çalıştı ve milletimizin beklentilerini karşılayacak yasaları çıkardı. Tüm kabine üyelerimizle ülkemizin refahı ve güvenliği için ter döktük. Son grup toplantımızdan bu yana yurt içinde ve yurt dışında bir çok programa katıldım.
“ÜLKEMİZİ YENİ REKORLARLA BULUŞTURACAĞIZ”
Diplomasi de olduğu gibi iç siyasette de yoğun gündemdeyiz. Gerek hayat pahalılığı ve fırsatçılık gerekse öğretmenlerimize yönelik şiddete karşı yasal zeminin düzenlemesi. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmamız gerekiyor. Yeni anayasa çalışmalarında Meclis Başkanına destek vermemiz gerekir. Sivil anayasayı geçici gündemlere kurban etmemeliyiz. Aceleye getirmeden ama çok da uzatmadan adımlar atılmalı. Biz sonuna kadar yapıcı tutumumuzu koruyacağız. Önümüzde kesintisiz 4 sene daha var. Bu 4 senenin her gününü ilk günkü aşkla geçireceğiz. Ülkemizi yeni rekorlarla buluşturacağız. Türkiye’nin son 21 yılında mührünü vurmuş bir kadro olarak eserlerle devam edeceğiz. Aziz milletimiz bize bir ikazda bulunmuştur, 31 Mart seçimleri bir güven oylaması değildir. 28 Mayıs’ta seçmen kararı bir şekilde hükümeti Cumhur İttifakı’na emanet etmiş, 31 Mart’ta tercihini farklı şekilde yansıtmıştır. Milletimizin verdiği mesajı duymazdan gelecek değiliz, biz o mesajı aldık ve gereğini yapmaya başladık. Milletimizin AK Parti’den elini çektiğine inananlar yanılırlar. Bu emanetin bize 5 yıllığına yüklendiğinin farkında olacağız.
“BÜROKRATİK VESAYETE İZİN VERMEYİZ”
AK Parti’nin çalışma usulü bellidir, hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklıyız. Aynı zamanda biz hiç seçim olmayacakmış gibi çalışan bir kadroyuz. Şunu çok net ifade etmek isterim, ne teşkilatımızda ne de bürokrasi kadrolarında isteksizliğe asla ve asla tahammülümüz olamaz. Bürokratik vesayetin yeniden hortlamasına izin vermeyiz. Ülke ve millete karşı vazifesini yapmaman bahanesi olmaz. Biliyorsunuz son 22 yılda AK Parti ile ilgili de kötümser senaryolar yazanlar oldu. Bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu. Bu iş bitti deyip yolunu değiştirenler oldu. Korkanlar, ürkenler, hırslarına yenilenler oldu. Onların şimdi esamesi okunmuyor. Ama Allah’a hamd olsun biz buradayız. Dimdik, sapasağlam ayaktayız. Dava burada ve yarın da inşallah burada olacak.
Önceki hafta sayın Özgür Özel’i AK Parti Genel Merkezi’nde kabul ettikçe. Kendisiyle verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye’de siyasetin bir yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Biz hiçbir zaman kutuplaşmanın tarafı olmadık. Hiçbir ayrım yapmadan 85 milyonun tamamını kucakladık. Milletimizin her bir ferdini ortak paydada bulaştırmak için mücadele verdik.
“FİTNE VE NİFAK ODAKLARINA GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”
FETÖ’ye diyet borcunu ödemek isteyenler asla boş durmuyorlar. İnsanları ayırarak olanların nereye varmaya çalıştığının farkındayız. Kuklayı da kutlayıcıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Bize yakışan ağır başlılık, hoşgörüdür. Başkaları ne yaparsa yapsın biz kucaklayıcı ve kuşatıcı olacağız.
Partimizin kapıları bizim ilkelerimizle örtüşen herkese açıktır. Biz milletimizin çıkarları için çalışırız. İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet olsun, ülkeye hizmet derdi olsun. Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Daha önce de bu tarz teşebbüslerle karşılaştık, hepsinden güçlenerek çıktık. Fitne ve nifak odaklarına kesinlikle göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı daha da güçlenerek yoluna devam edecek. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için omuz omuza çalışmayı sürdüreceğiz. 
“HİTLER BİLE BU KADAR CÜRETKAR DEĞİLDİ”
Kıymetli yol arkadaşlarım bugün burada bazı gerçekleri açık açık konuşmak durumundayım. Hitler soykırım yaparken unutmayın yalnız değildi, Avrupa’daki bir çok ülke destekliyordu. Hitler kendisini çok güçlü hissediyordu, ne oldu? Kafasına bir kurşun sıktı, yanmış cesedi bulundu. Bosna’da kıyım yaparlarken Avrupa ülkeleri destek veriyordu. Dünyanın gözü önünde 8 bin 372 Boşnak kardeşimizi şehit ettiler. Yenileceklerini asla düşünmüyorlardı, ne oldu? Yakalandılar, mahkemeye çıktılar ve bir zamanların kudretli politikacıları hesap verdiler. Şimdi de hapiste ölümü bekliyorlar. Netanyahu’yu aynı akıbet bekliyor. Göreceksiniz, döktükleri her damla kanın hesabını verecekler. Gazzelilerin ahı bunların peşini bırakmayacak. Biz de hukuka hesap vermeleri için enselerinde olacağız. Artık dünyanın bir hakikati kabul etmeleri lazım. Kimse bizden sözümüzü yumuşatmamızı beklemesin. En ölümcül silahlarla insan öldürdüler. Hastaneleri vurdular. Güya güvenli bölgelere gönderdiler, orada sivilleri katlettiler. Annelere evlatlarının parçalarını toplattılar. Hitler bile o holokostu yaparken bu kadar cüretkar değildi. Bunlar o kadar pervasız ki daha kundaktaki bebekleri katlettiler. Bundan kaçamayacaklar. Bedelini ödeyeceksiniz.
Ellerindeki lobi gücünü kullanarak herkesi susturmaya çalışıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar insanlık bu katillerin yakasını bırakmayacak, insanlık bıraksa dahi bu katillerin peşini bırakmayacağız.
“HAMAS, FİLİSTİN’İN KUVA-İ MİLLİYE’SİDİR”
Şimdi Hamas’ı destekliyoruz diye dışarıda ve içeride bizi eleştiriyorlar. Siz de hiç mi vicdan yok. Sanmayın ki İsrail Gazze’de duracak. Bu azgın devlet, bu terör devleti durdurulmazsa vadedilmiş topraklar hezeyanıyla gözlerini er ya da geç gözlerini Anadolu’ya devireceklerdir. Hamas, Gazze’de Anadolu’nun ileri hat savunmasını yapıyor. Bunu göremeyecek kadar kör müsünüz? Ben Hamas’ı Kuva-i Milliye’ye benzetince rahatsız olanlar var. Bu millet her zaman mazlumun yanında durmuştur.
“MAZLUMLARIN HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDİCEĞİM”
Bunlara bugüne kadar boyun eğmedik, Allah’ın izniyle bundan sonra da geri adım atmayacağız. Azimle, sabırla yürüyeceğiz. Tayyip Erdoğan olarak tek başıma kalsam da mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim.
Korkaklar zafer anıtı dikemez. Ne yarım asrı bulan siyasi hayatımızda, ne de 21 yıllık iktidarlık sürecimizde zoru görüp kaçanlardan olmadık. Gün oldu vesayetçilere meydan okuduk, gün oldu Emniyet, Yargı, Emniyet içinde örgütlenmiş yapılara karşı durduk. Yine dimdik durmaya devam edeceğiz.
Gazze’de soykırım bitince, katiller hukuk önünde hesap verinceye kadar Filistin halkına sahip çıkacağız. Kimi vicdan fukaraları Filistin’den gelen yaralıları tedavi etmemizden rahatsız olmuşlar. İstedikleri kadar rahatsız olsunlar. Biz kendi vatandaşımıza da misafire, muhtaca, yaralıya en kaliteli sağlık hizmetini verecek bir ülkeyiz. Bunlar şefkat, merhamet kavramını bilmezler. Bizim kültürümüzde misafir bereketiyle gelir. Sen bir hastaya, bir yaralıya kucak açarsın. Allah’ta onun mükâfatını verir.
Çamlı, maçın ardından stat çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada, rakiplerini oyunu çirkinleştirmediği için tebrik etti.
Maçı kaybettikleri için çok üzgün olduğunu belirten Çamlı, “Herhalde en çok ben üzülüyorum. Çünkü her şeyi bıraktım, Kayserispor’u nasıl ileriye dönük çok daha güvenli bir yere taşıyabiliriz, onun hesabını kitabını yapıyoruz. Kayserispor’un düşeceği korkusunu yaşamıyorum. Tabii ki tribünde tepki olabilir ama Kayserispor’un geriden gelen birçok sıkıntısını temizleyelim diye bizi buraya getirdiler. Biz bu sene Kayserispor’u güvenli bir yerde tutup önümüzdeki yılın planlarını yapıyoruz.” diye konuştu.
“Kayserispor’un düşme gibi bir sıkıntısı yok”
Taraftarlardan, takımın hangi şartlarla sahaya çıkardıklarını unutmamalarını isteyen Çamlı, şunları kaydetti:
“Benim azmimi kırarlarsa ondan sonrasını, sahada bir Kayserispor görüp göremeyeceğini bu seyirci düşünecek. Onun için şimdi kızmak, darılmak yok. Daha büyük bir gayretle bu takımı nasıl daha ileriye taşımanın hesabını yaparak yola devam edeceğiz. Bütün seyircimizi sakin olmaya davet ediyorum. Karşınızdaki amatör bir takım değil, bu ligin şampiyon takımlarından Trabzonspor. Olmayınca olmuyor. Kazanabilirdik ama kaybettik. Bundan sonra daha fazla çalışarak bu ligi tamamlayacağız. Kayserispor’un düşme gibi bir sıkıntısı yok. Önümüzde daha 5 maç var. En yakın rakibimizle 4 puan fark var. Hala daha tribünlerde 1-2 tane arkadaşımız niye böyle yapıyor anlaşılır gibi değil? Bizim gerçek seyircimiz orada bağırıyor, kendini yırtıyor. Bizim için değerli olan onlar. Ben Kayserispor’un bundan sonraki maçları en iyi şekilde tamamlayacağını düşünüyorum. Bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Biz gelecekte hedeflerinin ne olacağını düşünüyoruz. İnşallah Kayserisporlular çok daha iyi bir takım izleyecek. Kaybedilen 3 puan için üzüntülüyüz ama her şeyin sonu bu kaybedilen 3 puan değil.”
“Biz nasıl ödediysek herkes de bizim hakkımızı ödeyecek”
Bir gazetecinin, Beşiktaş forması giyen eski oyuncuları Onur Bulut ile Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na taşınan dosya hakkındaki son durumu sorması üzerine Çamlı, sonuçlanmamış bir konu ile ilgili konuşmanın doğru olmayacağını ifade etti.
Takımın eski teknik direktörü Çağdaş Atan ile ilgili dosyanın açıklandığını anımsatan Çamlı, “Çağdaş hocanın bize 3 milyon 983 bin TL ödemesine hükmettiler. Kulübümüzü haklı buldular. Ama biz o tutarı yeterli bulmadık. Onun daha fazla bir miktar ödemesi gerektiği konusunda ısrarcıyız. Bunu da Tahkim Kurulu’na taşıyacağız. Kayserispor’un 1 TL’sinin ne ziyan edilmesine ne de bir başkası tarafından gasp edilmesine asla razı olmayacağız. Onur Bulut davasında da böyle, Çağdaş Atan davasında da böyle. Biz nasıl herkesin parasını son kuruşuna kadar ödediysek herkes de bizim hakkımız olan borcunu çatır çatır ödeyecek. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Tahkim Kurulu en doğru kararı verecektir. Buna inancımız sonsuz.” diye konuştu.
]]>Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Aslında geçen sene Yozgat’a geçen sene 26 Nisan’da gelmeye niyetlenmiştik ama son anda mümkün olmadı. Bizi temsilen Yozgat’a Fuat Oktay kardeşimi göndermiştik. Nasıl hızlı trenden memnun musunuz?
Cumhurbaşkanı kardeşiniz sizin hizmetinizde. Biz zaten size hizmetkar olmaya geldik. 31 Mart’ta cumhurbaşkanınız seçilecek olan yerel yönetimdeki kardeşlerimle Yozgat’a hizmetimiz şüphesiz çok daha güçlü olacak.
Meydana gelirken sordum; Şu anda meydanda katılım ne kadar diye… Emniyet’ten rakamı aldım. 50 bin… Hamd olsun Yozgat bugüne kadar bizi hiçbir zaman yalnız koymadı.
Terör örgütlerinden ihanet şebekelerine kadar ülke düşmanı kim varsa hepsinin başını ezdik. Bak şimdi Gabar’da petrol çıkardık, neden? Teröristleri temizledik şimdi oradan her gün binlerce, on binlerce varil petrol çıkarıyoruz. Devletimizin toprakları üzerinden operasyon yapılmasına müsaade etmedik. Nerede bir işgal, hukuksuzluk varsa elimizle, dilimizle ve kalbimizle müdahale ettik.

“SAVUNMA SANAYİİNDE DESTAN YAZAN BİR TÜRKİYE VAR”
Bugün 1 trilyondan fazla geliri olan bir Türkiye var. Tabancasını bile dışarıdan satın alan değil savunma sanayinde destan yazan Türkiye var. Balkanlarda barışın korunmasında, Karadağ’da işgalin sonlanmasında aktif rol alan cesur güçlü bir Türkiye var. Türkiye’yi sizlerle bu günlere getirdik. Ekonomiden ihracata her alanda ülkemizi 4-5 kat beraber büyüttük. Başta savunma olmak üzere her alanda kendi göbeğimizi kendimiz kestik. KAAN’ı gördünüz mü? Yapamaz dedikler, küçümsedikleri KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. 2028’de bir uçak sesi duyup gökyüzünde Türk mühendislerinin yaptığı KAAN’ı göreceğiz. Ülkemizin milli markası TOGG 1 yıldır yollarımızı süslüyor. Devrim otomobilini engellediler ama bunda başaramadılar. Her türlü rezilliği sergilediler ancak emellerine ulaşamadılar. Fabrikası bile yok diyenlere aldırmadan yolumuza devam ettik. Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisine dahil edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Ülkemizin büyüme tarafında hiçbir sorunumuz yok. Deprem nedeniyle oluşan 104 milyarlık yüke rağmen büyüme kat ettik. Gelirimiz 1 trilyon doların üzerine çıktı. İşsizlik oranımız 9,4 oranı ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. 57 milyon turist ve 54.5 milyar dolar geliri yakaladık. Enflasyon konusunda da yılın ikinci yarısından itibaren güzel haberler gelmeye başlayacak. Hayat pahalılığının emeklileri bunalttığını biliyorum. Pek çok adım attık.
PROMOSYON BAŞVURULARI BAŞLADI
Emekliler için maaş ve ikramiyede yüzde 50 zam ve promosyonla önlem adımları attık. Sadece bu üç 300 milyar liralık ek kaynak kullandık. Kamu bankaları 8-12 bin lira promosyon ödeyecek dün başvurular başladı. Özel bankaların da bu tutarın altında kalmayacağını umuyorum. Bayram ikramiyesini nisanın ilk haftası hesaplara yatırıyoruz.
Kimsenin bizi bölmesine nifak tohumları ekmesine izin vermeyeceğiz. Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Biz bu millete efendilik taslamaya değil hizmetkar olmaya talibiz. Kazandıkça kibri büyüyenlerden değil tevazu sahibi olanlardan olduk.
Eksiğimiz kusurumuz olsa da niyetimiz sağlamdır.
ÇIRAK GENEL BAŞKAN FASON ÇIKTI
Biz sadece iş yapmanın eser ortaya koymanın, sizlere layıkıyla hizmet etme pişindeyiz. Son seçimdeki yenilgiden sonra güya değişime gittiler. 13. Cumhurbaşkanımız diyerek genel başkanları dışında hiçbir şeyi değiştirmediler. Darbeseverlikten ayrımcılığa, faşizme kadar eski tas eski hamam devam ediyorlar. Çırak genel başkan selefinden bile fason çıktı. Şaft kaydı dingil kırıldı motor su kaynattı. Özgür efendi bu eziyet bir an önce bitse de kurtulsa havasında 31 Mart’ı adeta iple çekiyor. Hatta CHP’li belediyeleri eleştirip bizim ulaştırma hizmetlerimizden övgü ile bahsettiği oluyor ama deste deste taşınan avrolar dolarla hakkında ağzını bıçak açmıyor. 6-7 adamı neden bu kadar yorduklarını açıklamıyor. Neden devşirme aday gösterdiklerini söylemiyorlar. Her iki tarafın seçmenin bundan haberi yok. Seçmenin iradesini işporta malı gibi birilerine peşkeş çekiyorlar. Karşımızda matruşka ittifakı var.
31 Mart seçimleri bu kirli ve kibirli zihniyetten kurtuluşunun miladı olacak. Tabii sandıktan çıkacak sonuç çok önemli. Sadece Yozgat’ı almak yetmez, İstanbul’daki hemşehrileirnizi arayıp oylar Murat Kurum’a diyeceksiniz. Aynı şekilde Ankara’daki hemşehrilerinizi arayıp Turgut Altınok için oy isteyeceksiniz.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Tüm Çankırı’yı selamlıyorum. Bugün Çankırı bir başka. Epeydir Çankırı ile hasret gidermek istiyorduk, nasip bugüneymiş. Görüyorum ki Çankırılı yarenler de bizi özlemiş. Aşkınız için sevdanız için her birinize teşekkür ediyorum.
Bu ne güzel bir manzara, bu ne güzel bir muhabbet. Buraya gelirken Emniyet’ten bilgiyi aldım. Belki siz de şaşıracaksınız, alanda 45 bin kişi var.
Bugüne kadar girdiğimiz tüm seçimlerde sizlerin güçlü desteğini daima yanımızda hissettik. Rekor oy oranları ile daima mücadelemize sahip çıktı. 14 -28 Mayıs seçimlerinde, milletvekilliğinde ve cumhurbaşkanlığında yüzde 78’e yaklaşan oy oranı ile cumhur ittifakına destek vererek bir tarih yazdınız. Bu oran ile bize en çok destek veren il oldunuz. Çankırı’yı bu sonuçlardan dolayı tebrik ediyorum. Siz ne güzel insanlarınız böyle. Rabbim hepinizden razı olsun. Çankırı’ya bugüne kadar biz mahcup olmadık, yine olmayacağız.

“MİNNET BORCUMUZU DAHA FAZLA ÇALIŞARAK ÖDEYECEĞİZ”
Kentsel dönüşüm, TOKİ bizden, fabrikalar da başkan Hüseyin beyden. Sizlerin bu halini gördükten sonra Cumhurbaşkanı olarak sizlerin yanındayım. Çankırı’ya olan minnet borcumuzu daha fazla çalışarak, daha fazla eser üreterek ödeyeceğiz. Bunun için 31 Mart çok ama çok önemli, sizlerden 31 Mart’ta bir kez daha destan yazmanızı bekliyorum.
Sadece Mart ayının başından beri, 23 farklı ilimizi ziyaret ettim. Mitingler yaptım. Durmak yok yola devam. Yabancı misafirlerimizin yanı sıra, şehit ailelerimizden, sağlık çalışanlarımızla kucaklaştık. Karabük’te de meydan aynen böyleydi. Karabük’te de 40 bin kişi meydandaydı. Yarın Ankara, pazar günü İstanbul. Muhteşem mitinglerimizi yapacağız.
Şehirlerimize kazandırdığımız eserleri ve yatırımların resmi açılışlarını gerçekleştirdik. Telefon diplomasisi ile bölgemizdeki krizlere ve savaşlara çözüm gerçekleştirmeye çalıştık. Ankara’da yarenler çok. Ankara’daki yarenleri Çankırılıları, benim Çankırılı kardeşlerim tek tek telefonla arayacaklar ve Ankara’da da Turgut Altınok kardeşimizi kazandıracağız. Mazlumlara el uzatmak, zalimlerin zulümlerine dur demek Gazze başta olmak üzere çalıştık, çalışıyoruz.
Bizim gündemimizde deprem bölgesi var. Bizim gündemimizde dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimiz var. Aziz milletimizi layıkıyla temsil etmek var. Bizim gündemimizde içinde bulunduğumuz asra Türk mührünü vurmak var. Bizim gündemimizde Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek var.
GÖK VATANIMIZI KAAN İLE KORUYACAĞIZ
Görüyorsunuz, savunma sanayiinde her gün yeni bir başarıya imza atıyoruz. Bir dönem toplu iğne üretemezken bugün kendi gemimizi, tankımızı, füzemizi, savaş uçağımızı imal eder hale geldik. KAAN’ın göğe süzülüşünü izlediniz değil mi? Her türlü ambargoya rağmen 5. nesil savaş uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Müzmin muhalifler kalorifer peteği diyerek başarıyı küçümsemeye çalıştı. KAAN dosta güven düşmana korku saldı. 2028’de KAAN’ı hava kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Gök vatanımızı artık KAAN ile koruyacağız. İHA’larımızın başarılarını artık cümle alem biliyor. Dünyanın 50’ye yakın ülkesinde TB2’ler, AKINCI’lar, AKSUNGUR’lar kullanılıyor. Bölücü terör örgütü mensupları için artık hiçbir şey güvenli değil. Sınırlarımızın 300-350 kilometre ötesinde teröristleri tespite ediyor, hiç ummadıkları anda etkisiz hale getiriyoruz.
Devletimize kast etmenin, vatan evlatlarına saldırmanın bedelini, bu katil sürülerine misliyle ödetiyoruz. Donanmamızın amiral gemisi Anadolu’dan ardından daha büyük bir uçak gemisi yapmak için şu anda hazırlıklara başladık. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar inşallah durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz.
MUHALEFETİN DURUMU İÇLER ACISI
Biz Çankırı ile birlikte tüm Türkiye için canla başla çalışırken CHP’nin başını çektiği muhalefetin durumu ise içler acısı. Vizyon, proje, ufuk, eser, icraat desen zaten hak getire. Ziya Paşa’nın güzel bir beyiti var. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz hizmet ve eser bırakıyoruz.
MİLLETİM SİZİ SANDIKLARA GÖMECEK
Muhalefet bavullarla, çantalarla taşınan balya balya paralar dışında elle tutulur işleri yok. Dolarlar çantalarda, euro’lar çantalarda. Nereye kadar böyle gideceksiniz. 31 Mart’a kadar. 31 Mart’ta benim milletim sizi sandıklara gömecek. Bürolarda paralarla kule yapıyorlar. Açıkla deyince sağa sola saldırıyorlar. Bunlar değişim diye bir şey başlatmışlardı. Sonuç. Tam fiyasko oldu. Genel Başkan değişti ama CHP’nin darbeci kodlarında zerre dönüşüm olmadı.
CHP GENEL BAŞKANI DARBESEVER ÇIKTI
CHP’nin yeni Genel Başkanı, darbesever çıktı. Televizyonda gülerek darbenin faziletlerinden bahsediyor. Neymiş, belli yaşın altındakiler milli iradeye kast ederse bu Türkiye için iyiymiş. Kafaya bak ya. Bunların eski genel başkanının 15 Temmuz’da tankların arasından Bakırköy Belediyesi’ne gittiği akşamı hatırlıyorsunuz değil mi? Bay bay Kemal’e Ankara’da daire tuttular. Orada istirahat ediyor. Aklı başında, demokrasiyi özümsemiş genel başkanlar böyle şeyler söylemez.
TÜRKİYE’DE DARBELER DÖNEMİ KAPANDI
Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde ekranlarda darbe güzellemesi yapan genel başkana rastlayamazsınız. Sandıktan umutlarını her kestiklerinde buna sarılıyorlar. Özgür efendiye şu gerçeği hatırlamak istiyorum, Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır. Her kim milletin iradesine kast ederse, karşısında bizi bulur. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi 85 milyonu bulur.
ÖZGÜR EFENDİNİN ÖZÜR BORCU VAR
Siyasette değişim olacaksa bunun yolu darbe değil sandıktır. Özgür efendinin darbelerde acı çekenler başta olmak üzere tüm Türkiye’ye bir özür borcu vardır. Kendisinin çıkıp istismar ettiği gençlerden özür dilemelidir. Demokrasi adına biz bunun takipçisi olacağız. Buna hak ettiği dersi milletimizin sandıkta vereceğine inanıyorum.
Tüm Çankırı’yı selamlıyorum. Bugün Çankırı bir başka. Epeydir Çankırı ile hasret gidermek istiyorduk, nasip bugüneymiş. Görüyorum ki Çankırılı yarenler de bizi özlemiş. Aşkınız için sevdanız için her birinize teşekkür ediyorum.
Bu ne güzel bir manzara, bu ne güzel bir muhabbet. Buraya gelirken Emniyet’ten bilgiyi aldım. Belki siz de şaşıracaksınız, alanda 45 bin kişi var.
Bugüne kadar girdiğimiz tüm seçimlerde sizlerin güçlü desteğini daima yanımızda hissettik. Rekor oy oranları ile daima mücadelemize sahip çıktı. 14 -28 Mayıs seçimlerinde, milletvekilliğinde ve cumhurbaşkanlığında yüzde 78’e yaklaşan oy oranı ile cumhur ittifakına destek vererek bir tarih yazdınız. Bu oran ile bize en çok destek veren il oldunuz. Çankırı’yı bu sonuçlardan dolayı tebrik ediyorum. Siz ne güzel insanlarınız böyle. Rabbim hepinizden razı olsun. Çankırı’ya bugüne kadar biz mahcup olmadık, yine olmayacağız.
“MİNNET BORCUMUZU DAHA FAZLA ÇALIŞARAK ÖDEYECEĞİZ”
Kentsel dönüşüm, TOKİ bizden, fabrikalar da başkan Hüseyin beyden. Sizlerin bu halini gördükten sonra Cumhurbaşkanı olarak sizlerin yanındayım. Çankırı’ya olan minnet borcumuzu daha fazla çalışarak, daha fazla eser üreterek ödeyeceğiz. Bunun için 31 Mart çok ama çok önemli, sizlerden 31 Mart’ta bir kez daha destan yazmanızı bekliyorum.
Sadece Mart ayının başından beri, 23 farklı ilimizi ziyaret ettim. Mitingler yaptım. Durmak yok yola devam. Yabancı misafirlerimizin yanı sıra, şehit ailelerimizden, sağlık çalışanlarımızla kucaklaştık. Karabük’te de meydan aynen böyleydi. Karabük’te de 40 bin kişi meydandaydı. Yarın Ankara, pazar günü İstanbul. Muhteşem mitinglerimizi yapacağız.
Şehirlerimize kazandırdığımız eserleri ve yatırımların resmi açılışlarını gerçekleştirdik. Telefon diplomasisi ile bölgemizdeki krizlere ve savaşlara çözüm gerçekleştirmeye çalıştık. Ankara’da yarenler çok. Ankara’daki yarenleri Çankırılıları, benim Çankırılı kardeşlerim tek tek telefonla arayacaklar ve Ankara’da da Turgut Altınok kardeşimizi kazandıracağız. Mazlumlara el uzatmak, zalimlerin zulümlerine dur demek Gazze başta olmak üzere çalıştık, çalışıyoruz.
Bizim gündemimizde deprem bölgesi var. Bizim gündemimizde dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimiz var. Aziz milletimizi layıkıyla temsil etmek var. Bizim gündemimizde içinde bulunduğumuz asra Türk mührünü vurmak var. Bizim gündemimizde Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek var.
GÖK VATANIMIZI KAAN İLE KORUYACAĞIZ
Görüyorsunuz, savunma sanayiinde her gün yeni bir başarıya imza atıyoruz. Bir dönem toplu iğne üretemezken bugün kendi gemimizi, tankımızı, füzemizi, savaş uçağımızı imal eder hale geldik. KAAN’ın göğe süzülüşünü izlediniz değil mi? Her türlü ambargoya rağmen 5. nesil savaş uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Müzmin muhalifler kalorifer peteği diyerek başarıyı küçümsemeye çalıştı. KAAN dosta güven düşmana korku saldı. 2028’de KAAN’ı hava kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Gök vatanımızı artık KAAN ile koruyacağız. İHA’larımızın başarılarını artık cümle alem biliyor. Dünyanın 50’ye yakın ülkesinde TB2’ler, AKINCI’lar, AKSUNGUR’lar kullanılıyor. Bölücü terör örgütü mensupları için artık hiçbir şey güvenli değil. Sınırlarımızın 300-350 kilometre ötesinde teröristleri tespite ediyor, hiç ummadıkları anda etkisiz hale getiriyoruz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öne çıkan açıklamaları şu şekilde;
“Burdur’a kalbimizi verdik. Ahde vefanızdan, coşkunuzdan, hayır dualarınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. Az önce Isparta’da idik. Orada da çok büyük bir sevgi seli ile karşılandık.
Bizim Burdur’a bir şükran borcumuz var. Önce o borcu ödemek istiyorum. 14-28 Mayıs seçimlerinde Burdur bizi yine yalnız bırakmadı. Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 52,6; cumhurbaşkanlığında yüzde 56 oy oranında destek veren Burdurlu kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

“TÜRKİYE YÜZYILI ŞEHİRLERİ İÇİN HAZIR MIYIZ?”
31 Mart seçimlerine 10 gün kaldı. 10 gün sonra sandık bir kez daha önümüze gelecek. Yerelde tercih yapacaksınız. 31 Mart’ta Burdur gerçek belediyecilikten, eser ve hizmet siyasetinden yana tavır alacak. Burdur, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? Karalı mıyız? Gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz?
ALANDAKİ İNSAN SAYISINI AÇIKLADI
Şu anda alanda 40 bin kişi var. Aşkınız daim olsun coşkunuz sandıklara dolsun.

Önümüzde yeni bir sınav daha var. Bundan 10 gün sonra sandık bir kez daha önümüze gelecek. Kimler, hangi zihniyet tarafından yönetileceğinizin tercihini yapacaksınız.
“KARDEŞLERİMİZ BU RAMAZAN’I ACI İÇİNDE GEÇİRİYOR”
Gazze’den Suriye’ye Yemen’den Afganistan’a kadar kardeşlerimiz bu Ramazan’ı kan içinde ateş içinde maalesef acı içinde geçiriyor.
Türkiye hamdolsun istikrar adası olarak yükselmektedir. Esnafımız her sabah dükkanını gönül zuhuruyla açıyor, çiftçimiz tarlasını rahatça sürüyor, sanayicimiz, tüccarımız iş dünyamız, turizmcimiz geleceğine umutla bakıyor. Fabrikalarımızda üretim, okullarımızda eğitim hiçbir aksaklık olmadan devam ediyor.
Sınırlarımızın hemen ötesindeki kaygıların hiçbirini bizler yaşamıyoruz. Bunların ne kadar büyük bir nimet olduğunu etrafımıza baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz. Tabii ki bunları söylerken ülkemizde her şey süt liman demiyoruz.
Dünyanın her ülkesi gibi bizim de sıkıntılarımız var. Zorluklarımız var çözmek için uğraştığımız problemlerimiz var.
Bölgemizde yaşanan çatışmalardan istesek de istemesek de bizler de etkileniyoruz.

Hayat pahalılığının yol açtığı sıkıntıların farkındayız, emeklilerimizden gelen serzenişlere kulak tıkamıyoruz.
Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde son 60-70 yılın zirvelerine çıkan enflasyon oranları herkes gibi bizi de zorluyor.
Tüm bunlara ilave olarak biz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı güçlüklerle de mücadele ediyoruz. Daha bir sene önce yaşanan ve 53.000’den fazla insanımızın vefat ettiği depremlerin yaralarını sarmaya çalışıyoruz.
Ekonomik maliyeti 104 milyar dolar olan depremin ülkemiz ekonomisinde oluşturduğu baskı hala devam ediyor. Her hesabımızı buna göre yapıyoruz. Bu yılın bütçesinde deprem çalışmaları için 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ediyoruz.

Çalışanımızı, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme ilkemize her şart altında bağlıyız.
Amacımız, kalıcı refah artışını sağlamak. Bunun için enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmemiz gerekiyor. Daha önce bunu nasıl yaptıysak, yine başaracağız.
EMEKLİLERİN BAYRAM İKRAMİYELERİ NE ZAMAN HESAPLARDA OLACAK?
Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini, Nisan ayının ilk haftasında hesaplara yatırıyoruz.
Devletimizin imkanları büyüdükçe, geliri arttıkça, omuzlarındaki yük biraz daha azaldıkça ortaya çıkan kaynağı herkese adil şekilde dağıtacağız.
Depremin vurduğu illerimizi tekrar inşa etmemiz şart. Bizim de devlet olarak önceliğimiz deprem bölgesidir. Deprem bize de vatandaşlarımızı konteynırdan kurtarıp evlerine yerleştirmektir.

Devletimizin imkanları büyüdükçe, geliri arttıkça, omuzlarındaki yük biraz daha azaldıkça ortaya çıkan kaynağı herkese adil şekilde dağıtacağız.
“BU SKANDAL ÜÇ MAYMUNU OYNAYARAK GEÇİŞTİRİLMEZ”
(CHP’nin para sayma görüntüleri)
Deste deste paralarla yapılan kuleleri hepiniz izlediniz. Her televizyona çıkan farklı bir açıklama yapıyor. Acemi başkanları dahil herkes başka telden çalıyor.
Ortalıkta meşhur hesap uzmanı yok. Ankara’da bir ofis tutmuş orada çalışıyor. Ben ne demiştim? Bay bay Kemal demiştim. Dediğim çıktı mı?
Hiç kimse bu skandalı üç maymunu oynayarak geçiştiremez.
Çantalar dolusu bu paraların kimden alındığı, nerelerde harcandığı açıklanmak zorundadır.
ÖZGÜR ÖZEL’İN ‘DARBE’ SÖZLERİNE TEPKİ
Özgür Efendi bıraksın darbe şakşakçılığını da çıksın önce içlerine kurt düşürdüğü CHP’li vatandaşlarımıza karşı görevini yerine getirsin. İBB Başkanını da yanına alsın Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin.
BURDUR’A 60 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM
Sadece işimize bakıyoruz işimize odaklanıyoruz. Hizmet ve eser siyasetimizi devam ettirmenin yollarını arıyoruz. Bu anlayışla son 21 yılda Burdur’a 60 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık.
Eğitimde 1362 adet yeni derslik inşa ettik, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi şehrimize kazandırdık. Gençlik ve sporda 9.172 kişi kapasiteli Yüksek Öğrenim yurt binaları açtık. 31 Spor Tesisi yaptık.
Burdurlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza Şehit yakınlarımıza yaşlılarımıza engellilerimize bir buçuk milyar liralık kaynak aktardık.
“İlk yarının 23 dakika oynanması utanç verici”
Devre arasında takım arasında yaptıkları konuşmadan bahseden Edin Dzeko, “Bu tarz şeylere enerji harcamamız gerektiğini konuştuk. Bu tarz olayların olmasını değiştiremiyoruz. Her maç bu tarz şeyler olmaya devam ediyor. Hatta bu tarz şeylerin olmasına her maç daha fazla izin veriliyor. Dolasıyla bizim de buna düşmemiz gerektiğini kendi aramızda konuştuk. Çünkü futbol böyle oynanmaz. Bu şekilde oyunun durmaması gerekiyor. Türk futbolu açısından dışarıdan bakıldığında güzel bir imaj olduğunu düşünmüyorum. İlk yarının 23 dakika oynanması utanç verici” şeklinde konuştu.
“Bizim en az normal şartlarda 6-7 farkla önde olmamız gerekiyor”
Şampiyonluk yarışını değerlendiren 37 yaşındaki futbolcu, “Bizim en az normal şartlarda 6-7 farkla önde olmamız gerekiyor ama değiliz. Bizim her maçımız çok zor geçiyor. Şu anda 3 sarı kartı olan 10 oyuncumuz var. Bu da garip bir durum. Sanki hakemler diğer maçlarda sarı kartını unutuyorlar. Eğer şampiyonluk yarışı yüzde 50, yüzde 50 diyeceksek hakemlerinde adil şekilde davranmaları gerekiyor. Eğer maçlar saha içinde kazanılacaksa belirtmiş olduğum gibi hakemlerin de yüzde 50, yüzde 50 eşit bir şekilde davranması gerekiyor. Farklı olmaması gerekiyor. Biraz daha Avrupa maçlarını izlemeleri gerektiğini düşünüyorum. Maçları nasıl yönettiklerini izlemeleri gerekiyor. Orada aldığımız 3-0’lık galibiyet ve hakemin performansına bakarsak bu durumun çok garip olmadığını düşünüyorum. Avrupa’daki hakemler takıma göre karar vermiyorlar, ne görüyorlarsa onu çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
“Enerjimizi topla alakası olmayan şeylerle kaybetmek istemiyoruz”
Bugün kendini daha fazla yaşlanmış hissettiğini söyleyen Dzeko, “Çünkü enerjimi gereksiz birçok konuya odaklamam gerekti. Gerçekten utanç verici bir durum bizler futbol oynamak istiyoruz. Bu tarz şeylerle vakit kaybetmek istemiyoruz. Enerjimizi topla alakası olmayan şeylerle kaybetmek istemiyoruz. Kazandığımız zaman ben mutluyum. Kaç gol attığımın benim için bir önemi yok. Benim için önemli olan takımıma yardım etmek. Kariyerimde de her zaman bu şekilde oldu. Bazen gol atmadığım zaman oluyor, takım gol attıysa ben mutluyum. En önemli şey benim için budur” dedi.
“Bizim tek istediğimiz hakemlerin iki takıma da eşit şekilde davranmaları”
Süper Lig’in 30. haftasında deplasmanda oynayacakları Trabzonspor mücadelesini değerlendiren Dzeko, “Ben de o maçın hakem kararları merak ediyorum. Bizlerin yardıma ihtiyacı yok. Bizim tek istediğimiz hakemlerin iki takıma da eşit şekilde davranmaları. Kararlarını aynı şekilde vermeleri. Ondan sonra maçı kazanabiliriz, kaybedebiliriz. Bu tarz şeyler olabiliyor futbolda ama önemli olan her takıma aynı şekilde davranmaları” diye konuştu.
“Evimizde oynadığımız her seferde tüylerim diken diken oluyor”
İç sahada oynadıkları maçlarda çok puan kaybettiklerini aktaran Dzeko, “Aslında tam tersi olması gerekiyor. Evimizde kendi taraftarlarımızın önünde oynadığımız maçların bizler için daha kolay olması gerekiyor. Bunun neden gerçekleştiği hakkında bir fikrim yok. Belirtmiş olduğunuz gibi çok fazla puan kaybettik. Belki de şöyle bir durum oluyor, evimizde oynadığımız maçların kolay olabileceğini düşünüyoruz. Ama kolay maç diye bir şey yok. Belki deplasmanda oynadığımız zaman maçın zor olacağını düşünerek daha çok konsantre oluyoruz. Bu durumun sebebi bu olabilir. Kendi adıma ben bir baskı hissetmiyorum. Oyuncudan oyuncuya değişebiliriz. Belki bazı oyuncular baskı hissediyor olabilir. Bunun da normal olduğunu düşünüyorum. Özellikle genç oyuncular için bu durumun normal olduğunu düşünüyorum. Ama bizlerin yapması gereken kendi taraftarımızın önünde oynadığımız zamana bundan keyif almak. Bu güzel atmosferin keyfini çıkarmak. Futbolda baskı olacaktır. Baskı futbolun bir parçası, zaman zaman bu baskıyı iyi yönde kullanabilirsiniz. Biz oyuncuların gerilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Tek düşünmemiz gereken taraftarımızın oluşturduğu harika atmosferdir. Evimizde oynadığımız her seferde tüylerim diken diken oluyor” diye sözlerini sonlandırdı.
]]>Konya’nın mirasını ve kültürünü Anadolu’ya olduğu gibi İstanbul’a da taşıdığını belirten Murat Kurum, programa katılanları, “Sizleri; sizlerin şahsında baba ocağım Konya’mızdaki tüm kardeşlerimi, bizi bugün yalnız bırakmayan hemşehrimiz Bakanımızı, Konya’dan gelen kıymetli belediye başkanlarımızı, 31 Mart bayramını müjdeleyen herkesi sevgiyle, saygıyla selamlıyor; hasretle kucaklıyorum. Bu güzel İstanbul akşamında bizleri buluşturan, kavuşturan Cenabı Allah’a ne kadar şükretsem, hamd etsem azdır. İyi ki varsınız, hepinizi çok seviyorum. Rabbim yokluğunuzu göstermesin, birinizi bin etsin, ayağınıza taş değdirmesin. Ben bugün İstanbul’un her yerinden akın akın gelerek bu salonu dolduran, bu salonu şereflendiren her bir hemşerime hoş geldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz diyorum.” diye selamladı.

“Bakanlık görevini üstlendiğimde ‘81 ilimiz için ne yapabiliriz’in derdinde olduk”
Konya’nın tarihî ve kültürel önemine atıfta bulunan Murat Kurum, bu şehrin İstanbul ile olan derin bağını vurguladı ve bu bağın İstanbul’un geleceği için önemine dikkat çekti. Kurum, “Bugün de Fatih’in emaneti İstanbul’umuz; 200 binin üzerinde Konyalı kardeşimize, sizlere ev sahipliği yapıyor. Kadim başkentlerimiz; Konya’mız ve İstanbul’umuz arasında muazzam bir gönül bağı vardır, sarsılmaz bir gönül köprüsü vardır. Öyle ki bu aziz şehir, hepimize yuva oldu. Soframızdaki ekmeğe vesile oldu. Gurbete geldik ama burada evlatlarımız için ülkemizin geleceği için mücadele ettik. Konyalı bir babanın evladı olarak Ankara’ya geldim. Babam bin bir emekle bizleri okuttu. Biz de babamız gibi inşaat mühendisi olmayı tercih ettik. Köyümüzden sadece babam okudu. Ondan sonra da okuyan oldu ama babam gitti, köyümüz için elinden geleni yapmaya çalıştı. Yaptığım her hizmette bizim de bir ayağımız Konya’da oldu. ‘Konya için daha güzel bir şey yapabilir miyiz’in derdin olduk, el ele verdik ve çalıştık. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı oldum. Bir hemşehriniz bakanlık görevi üstlendi.” dedi. İstanbul’un ve Konya’nın tarihî ve kültürel mirasına yapılan yatırımları da örneklerle anlatan Murat Kurum, “Görevi alır almaz ‘81 ilimiz için ne yapabiliriz’in derdinde olduk. Konya’mıza giden her bir misafirimiz; bin yıllık Selçuklu mirası Alâaddin Caddesi’nde yürürken o eski görüntü kirliliğinin ortadan kalktığını görüyor. Sokak güzelleştirme projemizle tarihi siluetine yeniden kavuştuğuna şahitlik ediyor. Konyalıların millet bahçesinde neşeyle dolaştığını görüyor. Ardıçlı’da sosyal konutları, yeşil alanları ve camileriyle, Konya’da yepyeni bir şehrin yükseldiğini görüyor. Beyşehir Gölü’nün ne kadar berrak, ne kadar temiz olduğunu görüyor. Akşehir’de tarihi evlerimizin çok daha güzel bir hale geldiğine şahitlik ediyor. Mevlana’ya giden herkesi Selçuklu eserleriyle donatılmış muhteşem bir meydan ve çarşı karşılıyor. Yine Konya Sıfır Atık Sanayi Sitemize gittiğinde, esnafımızın çok daha güzel, çok daha konforlu bir ortamda çalıştığını görüyor. İşte biz tüm bunları sizin için yaptık, Konya’mız için yaptık, Konya’mızın yarınları için yaptık. Gençlerimiz, annelerimiz, yavrularımız için yaptık. Konya’mızı güzelleştirmeye, geleceğe taşımaya devam edeceğiz. Çünkü vefalı insanların yurdu Konya buna değer. Selçuklu’nun başkenti buna değer. Mevlana’nın torunları buna değer.” diye konuştu.
“39 ilçe 964 mahalle için çalışacağız”
Türkiye genelinde yaşanan afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu hatırlatan Kurum, “Sadece Konya için değil 81 ilimiz için koştuk. Afetler oldu 2 saatte orada olduk. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu oraya gittik. Milletimizin yüzünü güldürmek için çalıştık. Kastamonu’da seller oldu ve hemen oraya gittik. Vatandaşımızla beraber ağladık, beraber üzüldük. Ama sonra yüzlerini güldürmek için çalıştık. Sonra CHP’nin yönettiği İzmir’de deprem oldu. İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü gerçekleştirdik. Bir ablamız, ‘biz CHP’liyiz ama sizinle bizimkilerin arasındaki fark şu; siz söylüyor, söz veriyor ve sözünüzü tutuyorsunuz. Bizimkiler bu anlayıştan çok uzaklar.’ dedi. Antalya’da yangınlar oraya gittik. Manavgat’a gittiğinizde bizim izlerimizi görürsünüz. 85 milyon bizim kardeşimiz oldu. Biz söz verdik ve sözümüzü tuttuk. Hiçbir zaman milletimize mahcup olmadık. Milletimizin elini öyle bir sıkı tuttuk ki, yüzü gülene kadar bırakmadık. ‘Birlikte güçlüyüz’ dedik, ‘birlikte Türkiye’yiz dedik. Mevlana’nın torunları olarak 81 ilde bu hizmetleri yaptık. Bu anlayış ve tecrübeyle şimdi İstanbul’a geliyoruz. 39 ilçe 964 mahalle için çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

“31 Mart’ta seni süresiz tatile göndereceğiz”
Mevcut İBB yönetiminin kentin sorunlarına ilgisiz olduğunu vurgulayan Kurum, “Hiçbir zaman iftiraların arkasına, bahanelerin arkasına sığınmadık. Dedikoduların tarafında olmadık. ‘Eser, hizmet, gerçek belediyecilik’ dedik. İstanbul için hayaller kuruyoruz. İstanbul bir deprem şehri. Diğer iller gibi deprem riski altında. Riskli konutların acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzda İstanbul hayallerimizi 10 başlıkta anlattık. Ulaştırmada ‘uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul’ olacak. ‘Tek bir riskli yapı kalmayana kadar 650 bin konutu dönüştüreceğiz’ dedik. Kadınlarımız için, gençlerimiz için, emeklilerimiz için destek vereceğiz. İstihdama ve ekonomiye destek sağlayacaklar. 50 gündür her yerde coşkuyla karşılaşıyoruz. Bu teveccühü görenler ne yapacaklarını şaşırdılar. Bir oyana bir buyana savruluyorlar. Gündem değiştirmek için elinden geleni ardına koymayan ilgisiz bir belediye başkanı var. İstanbul’a ilgisi olmayan, yarı zamanlı belediyecilik yapan belediye başkanı var. 31 Mart’ta seni süresiz tatile göndereceğiz. 31 Mart’ta İstanbullular sandıkta sana ve senin zihniyetine öyle bir cevap verecekler ki, ne yapacağını şaşıracaksın. Tatile mi gidersin, kayağa mı gidersin, başka emeller peşinde mi olursun, eş başkan mı olursun ya da beraber yol yürüdüğün eş başkanını da arkadan hançerler misin, orası senin bileceğin iş. 5 yıldır İstanbul senin neler yaptığını görüyor. ‘Abim’ dediği Genel Başkanı’nı saf dışı bırakmak için kongrede yollar aradın.” diye konuştu.
“İsraf ettiğiniz tüm kaynakların hesabını soracağız”
Murat Kurum’un mevcut Başkanı’na yönelttiği eleştirilerden biri de İBB bütçesinin kötü yönetimiyle ilgiliydi. Kurum, ‘İsrafı bitirdik’ tabelaları için 175 milyon TL harcadı. İstanbul’un kaynağını kendi gelecekleri için çarçur ettiler. 2 günlük konser için 550 milyon TL harcadılar. Biz de konserler yapacağız ama hiçbir konser için 550 milyon TL harcanmaz. Kirli emelleri için İstanbul’un kaynağını çalıyorlar, İstanbul’un parasını başka emeller için harcıyorlar. 30 gün sonra o harcadığınız, israf ettiğiniz tüm kaynakların hesabını soracağız.” dedi. Beklenen büyük İstanbul depremi için riskli yapılan dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, “650 bin konut yapacağız diyoruz. Bilim insanları olası depremle ilgili ‘tedbir almak gerekiyor’ diyor. Kendi danışmanları da söylüyor. Ama bizim ilgisiz belediye başkanı ‘650 bin konut yapacağız’ dediğimizde, ‘bu konutların yapılmasına gerek yok’ diyor. ‘Bu konutlar İstanbul için lüzumsuz işler’ diyor. Ne yapacağız peki? Vatandaşımız riskli binalarda depremi mi beklesin? ‘Metro hatlarını 2 katına çıkartacağız’ dediğimizde, ‘sen bu kaynağı nereden bulacaksın’ diyor. Biz İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcayacağız. İstanbullunun parasını İstanbulluya harcayacağız. Sırtımızı kirli ittifaklara değil aziz İstanbullulara dayayacağız. Çalışacağız ki; İstanbullunun yüzü gülsün. Burası İstanbul. Fatih’in gözbebeği İstanbul’umuzun yedi tepesinden baktığınızda Sultan Alaaddin’in hayalini görürsünüz. Kapu Camii’nden Süleymaniye’ye, Sultan Selim Camii’nden Çamlıca Camii’ne kadar uzanan şanlı bir mazinin, kutlu bir istikbalin izlerini görürsünüz. İstanbul’umuz hem mazimizin hem de istikbalimizin şehridir.” ifadelerin kullandı.
“Ya 5 yılda 5 bin konut yapanları ya da 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceksiniz”
31 Mart seçiminin kritik önemini vurgulayan Kurum, seçmenin, tercihini, ‘hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullanacağına inandığını söyledi. “İstanbul’umuz artık alarm vermektedir. İstanbullu üzgün, İstanbullu kırgın, İstanbul insanının tahammülü kalmamıştır. 31 Mart’ta eser siyasetiyle mazeret siyaseti arasında tarihi bir tercih yapacaksınız. Bu seçimde; ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde; ya 5 yılda 5 bin konut bitirmiş diğer sözlerini unutmuş olanları ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceksiniz. Bu seçimde; ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’un 39 ilçesine her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. Bu seçimde ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları ya da gençleri için, kenti için, şehri için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki; İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurarak; hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı seçecektir.” diyen Kurum, muhalefet zihniyetinin milli projeleri itibarsızlaştırmak için kullandığı dili de hatırlattı. Kurum, “Bu seçim böylesine önemli bir seçim. Ya, Ayasofya’yı zincirlerden kurtardığımız Sultan Fatih’in emanetini yine milletimizin hizmetine sunduğumuz ve ‘ezanlar sonsuza dek yankılansın’ dediğimiz bu anlayışı seçeceğiz, ya da 31 Mart’ta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenleri seçeceğiz. Bir tarafa bakıyorsunuz KAAN’ı yapmışız, İHA ve SİHA’ları üretmiş biz ve bu KAAN üretilirken ne dediler hatırlayın; ‘kalorifer peteği mi üretiyorsunuz, bu kalorifer peteği ne olacak?’ dediler. Aynısını Sabiha Gökçen Havalimanı için söylediler, Osmangazi köprümüz için söylediler, Marmaray’ı yaparken de söylediler. Ancak biz bunlara kulak asmadık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 yıldır bu millete hizmet ediyoruz. 22 yıldır gecemizi, gündüzümüze katarak çalışıyoruz. Bizi arayanlar bizi yerin üstünde deprem dönüşümü kentsel dönüşümü yaparken bulacaklar. Bizi arayanlar yerin altında metro şantiyeleri yaparken, İstanbul’un geleceği adına yeşil alanları artırırken, şantiyede baretimizi giymiş, mavi montumuzu takmış, çizmelerimizi giymiş şantiyelerde harıl harıl milletimiz için çalışırken bulacaklar. Biz büyüklerimizden böyle gördük.” şeklinde konuştu.
“İstanbul 10 yıl kaybetti”
Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat da davetliydi. Murat Kurum gibi kendisi de Konyalı olan Bakan Bolat, konuşmasında, “İstanbul 60 ay kaybetmedi, 10 yıl kaybetti. Yapılmayan hizmetlerle İstanbul geriye gitti. Murat Kurum çok başarılı bir TOKİ Başkanımızdı. TOKİ çok başarılı işler yaptı. On binlerin üzerinde okullar, spor salonları ve depreme dayanıklı evler yaptı. Bakın deprem bölgelerinde, TOKİ’nin yaptığı evlerde çizik bile olmadı. Murat Kurum’un 5 yıl bütün Türkiye’ye hizmetleri oldu. Deprem, sel ve çığ felaketlerinde ekibiyle birlikte bölgelere koşarak liderlik etti. Petek modeliyle arı gibi çalışmalıyız. Herkes 50 kişiyi ikna etmeli. Murat Kurum kentsel dönüşüm için ideal aday. Ulaşımdaki sorunları çözmek için ideal aday. Dürüst ve güvenilir aday.” ifadelerini kullandı.
]]>“SAMİMİYETİ GÖSTERSİNLER SONRA BİZİ DAVET ETSİNLER”
Kurum katıldığı program sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kendisine yöneltilen ‘Rakibiniz İmamoğlu ile ortak yayında İstanbul’u konuşmak ister misiniz’ sorusunu yanıtlayan Kurum, “Ekrem Bey’in İstanbul’u önce özne olarak görmesi lazım. İstanbul’u görmeyenlerin bugün İstanbul’u bizle konuşmak istemeleri çağrısı samimi bir çağrı değil. İstanbul’un eğer sorunları konuşulacaksa İstanbul konuşulacaksa, biz her projeyi her ortamda konuşmaya hazırız. Ama maalesef karşıdaki anlayış farklı farklı gündemleri geçmiş beş yılda olduğu gibi yine bugüne taşımak olduğu için, bir senaryo ve o senaryonun peşinden koşmak olduğu için, bu çerçevede bakış açısı samimi değil. O yüzden İstanbul’un metrosunu konuşacaksa, İstanbul’un kentsel dönüşümünü konuşacaksa, İstanbul’un geleceğini ,İstanbul’un yarınlarını konuşacaksa biz her konuşmaya ve her davete açığız. Ama önce bu samimiyetini gösterecek. Yani sen İstanbul dışında her işle uğraşacaksın, İstanbul dışında her türlü gündemi takip edeceksin ama özne İstanbul olduğunda maalesef o durumdan uzak duracaksın. Sonra da ben İstanbul ile ilgili bu konuları konuşmak istiyorum daveti edeceksin, samimi bir davet değil. Önce İstanbul’u düşündüğünü kendisi bir göstersin. Projeleriyle, duruşuyla, bakışıyla İstanbul’un geleceği adına, vatandaşlarımızın bu sorunlarını çözmek adına bu samimiyeti göstersinler sonra bizi davet etsinler” ifadelerini kullandı.

“ANKETLERDE ÖNDEYİZ”
Kurum kendisine yöneltilen ‘Anket sonuçları ne durumda’ sorusuna ise, “İçerideki salonu gördüyseniz, anket sonucu işte budur. Saha da aynısını söylüyor. Anket her zaman sahadır. Sahanın gücüdür. Sahanın sesidir. Sahanın duygusudur, sahanın size sarılma isteğidir, arzusudur. Hamdolsun çok iyi gidiyoruz. O yüzden zaten burada Ekrem başkan ne yapacağını şaşırdı. CHP anlayışı ne yapacağını şaşırdı. İttifak yapıyor musunuz sorusuna cevap veremiyorlar, yaptık demiyorlar, yapmadık demiyorlar. Yani böyle savruluyorlar. O yüzden çok güzel gidiyor, anketlerde de öndeyiz. Zaten anket firmaları da bunları paylaşıyorlar. İnşallah biz 31 Mart’ta şunu söylüyoruz; Nisan gelecek dertler bitecek. Nisan gelecek, İstanbul’un, İstanbulların yüzü gülecek” diyerek cevap verdi.

“İSTANBUL’UN GÜNDEMİNDE OLMAYAN HİÇBİR İŞ BİZİM GÜNDEMİMİZDE OLMAYACAK”
Kendisine yöneltilen ‘Kanal İstanbul ile ilgili aktifleşecek bir proje olacak mı sorusunu yanıtlayan Kurum, “Gündemde olmayan bizim gündemimizde olmayacak diye bunu ısrarla söylememize rağmen sizde ısrarla temcit pilavı gibi Kanal İstanbul da Kanal İstanbul diye soruyorsunuz. İstanbul’un gündeminde yoksa bizim gündemimizde yok diyoruz. Bunu söylememize rağmen yine soruyorsunuz. Vefat 53 bin diyoruz, 153 bin dediniz diyorsunuz. Anlayamıyorum ben sizi dolayısıyla. Yine cevap vereyim. İstanbul’un gündeminde olmayan hiçbir iş bizim gündemimizde olmayacak. Net bir şekilde altını çiziyorum. Kanal İstanbul ile alakalı durum budur. Bizim önceliğimiz metro, önceliğimiz deprem, önceliğimiz vatandaşımızın huzuru, gençlerimizin geleceği, orada yapılan ihaleyle ilgili yine gündem değiştirme çabalarını görüyoruz. O telaş var ya o telaş, şimdi ne yapsak da gündemi farklı alana çeksek telaşı bu. O arsa Emlak Konut genel müdürüyken bizim aldığımız bir arsa. THY personeli için orada yapmış olduğumuz bir proje. Bu projenin kanalla alakası yok, ilgisi yok. Orada Emlak Konut Genel Müdürlüğü ile Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğümüzün vatandaşımızın konut edinmesi amacıyla yapmış olduğu bir iş. O yüzden sizlere tavsiyemiz oradaki ev alacak kardeşlerimizin mutluluğuna ortak olun. Bu mutluluk hepimizin mutluluğu. İstanbul’un yarınları için bir yatırım yapılacaksa bu hepimiz için güzel bir şey. Konut fiyatları nasıl düşecek konut yapmadan? İnsanlar geleceğe umutla nasıl bakacak sağlam, güvenli yuvaları olmadan? Deprem endişesini nasıl atacaklar ev yapılmadan? Dolayısıyla bu bakış açısı önemli. Bizim 31 Mart’ta insanlarımıza, İstanbulumuza, İstanbul’a hizmeti anlatmamız lazım. İstanbul’un sorunlarını nasıl çözeceğimizi anlatmamız lazım. İstanbul ile ilgilenmemiz lazım. İstanbul dışındaki gündemler İstanbul’a faydası olan işler değil. Bir kez daha bunu ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
]]>“SAMİMİYETİ GÖSTERSİNLER SONRA BİZİ DAVET ETSİNLER”
Kurum katıldığı program sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kendisine yöneltilen ‘Rakibiniz İmamoğlu ile ortak yayında İstanbul’u konuşmak ister misiniz’ sorusunu yanıtlayan Kurum, “Ekrem Bey’in İstanbul’u önce özne olarak görmesi lazım. İstanbul’u görmeyenlerin bugün İstanbul’u bizle konuşmak istemeleri çağrısı samimi bir çağrı değil. İstanbul’un eğer sorunları konuşulacaksa İstanbul konuşulacaksa, biz her projeyi her ortamda konuşmaya hazırız. Ama maalesef karşıdaki anlayış farklı farklı gündemleri geçmiş beş yılda olduğu gibi yine bugüne taşımak olduğu için, bir senaryo ve o senaryonun peşinden koşmak olduğu için, bu çerçevede bakış açısı samimi değil. O yüzden İstanbul’un metrosunu konuşacaksa, İstanbul’un kentsel dönüşümünü konuşacaksa, İstanbul’un geleceğini ,İstanbul’un yarınlarını konuşacaksa biz her konuşmaya ve her davete açığız. Ama önce bu samimiyetini gösterecek. Yani sen İstanbul dışında her işle uğraşacaksın, İstanbul dışında her türlü gündemi takip edeceksin ama özne İstanbul olduğunda maalesef o durumdan uzak duracaksın. Sonra da ben İstanbul ile ilgili bu konuları konuşmak istiyorum daveti edeceksin, samimi bir davet değil. Önce İstanbul’u düşündüğünü kendisi bir göstersin. Projeleriyle, duruşuyla, bakışıyla İstanbul’un geleceği adına, vatandaşlarımızın bu sorunlarını çözmek adına bu samimiyeti göstersinler sonra bizi davet etsinler” ifadelerini kullandı.

“ANKETLERDE ÖNDEYİZ”
Kurum kendisine yöneltilen ‘Anket sonuçları ne durumda’ sorusuna ise, “İçerideki salonu gördüyseniz, anket sonucu işte budur. Saha da aynısını söylüyor. Anket her zaman sahadır. Sahanın gücüdür. Sahanın sesidir. Sahanın duygusudur, sahanın size sarılma isteğidir, arzusudur. Hamdolsun çok iyi gidiyoruz. O yüzden zaten burada Ekrem başkan ne yapacağını şaşırdı. CHP anlayışı ne yapacağını şaşırdı. İttifak yapıyor musunuz sorusuna cevap veremiyorlar, yaptık demiyorlar, yapmadık demiyorlar. Yani böyle savruluyorlar. O yüzden çok güzel gidiyor, anketlerde de öndeyiz. Zaten anket firmaları da bunları paylaşıyorlar. İnşallah biz 31 Mart’ta şunu söylüyoruz; Nisan gelecek dertler bitecek. Nisan gelecek, İstanbul’un, İstanbulların yüzü gülecek” diyerek cevap verdi.

“İSTANBUL’UN GÜNDEMİNDE OLMAYAN HİÇBİR İŞ BİZİM GÜNDEMİMİZDE OLMAYACAK”
Kendisine yöneltilen ‘Kanal İstanbul ile ilgili aktifleşecek bir proje olacak mı sorusunu yanıtlayan Kurum, “Gündemde olmayan bizim gündemimizde olmayacak diye bunu ısrarla söylememize rağmen sizde ısrarla temcit pilavı gibi Kanal İstanbul da Kanal İstanbul diye soruyorsunuz. İstanbul’un gündeminde yoksa bizim gündemimizde yok diyoruz. Bunu söylememize rağmen yine soruyorsunuz. Vefat 53 bin diyoruz, 153 bin dediniz diyorsunuz. Anlayamıyorum ben sizi dolayısıyla. Yine cevap vereyim. İstanbul’un gündeminde olmayan hiçbir iş bizim gündemimizde olmayacak. Net bir şekilde altını çiziyorum. Kanal İstanbul ile alakalı durum budur. Bizim önceliğimiz metro, önceliğimiz deprem, önceliğimiz vatandaşımızın huzuru, gençlerimizin geleceği, orada yapılan ihaleyle ilgili yine gündem değiştirme çabalarını görüyoruz. O telaş var ya o telaş, şimdi ne yapsak da gündemi farklı alana çeksek telaşı bu. O arsa Emlak Konut genel müdürüyken bizim aldığımız bir arsa. THY personeli için orada yapmış olduğumuz bir proje. Bu projenin kanalla alakası yok, ilgisi yok. Orada Emlak Konut Genel Müdürlüğü ile Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğümüzün vatandaşımızın konut edinmesi amacıyla yapmış olduğu bir iş. O yüzden sizlere tavsiyemiz oradaki ev alacak kardeşlerimizin mutluluğuna ortak olun. Bu mutluluk hepimizin mutluluğu. İstanbul’un yarınları için bir yatırım yapılacaksa bu hepimiz için güzel bir şey. Konut fiyatları nasıl düşecek konut yapmadan? İnsanlar geleceğe umutla nasıl bakacak sağlam, güvenli yuvaları olmadan? Deprem endişesini nasıl atacaklar ev yapılmadan? Dolayısıyla bu bakış açısı önemli. Bizim 31 Mart’ta insanlarımıza, İstanbulumuza, İstanbul’a hizmeti anlatmamız lazım. İstanbul’un sorunlarını nasıl çözeceğimizi anlatmamız lazım. İstanbul ile ilgilenmemiz lazım. İstanbul dışındaki gündemler İstanbul’a faydası olan işler değil. Bir kez daha bunu ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
]]>Murat Kurum’un açıklamalarından öne çıkanlar:
“SAHADA COŞKU HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
İlk açıklandığımız günden itibaren milletimizle birlikte olduk, taleplerini dinledik, çok güzel bir coşkuyla karşılaşıyoruz ve her geçen gün bu coşku artıyor. Vatandaşlarımız da usanmışlık ve bıkmışlık var. 5 yıllık kırgınlık, üzgünlük artık bir umuda dönmüş. Huzurlu bir İstanbul istiyorlar. Halk sorun çözecek başkanı bekliyor. İstanbullular sabırsızlıkla 31 Mart’ın gelmesini bekliyor.
“EN ÇOK ŞİKAYET ULAŞIM İLE İLGİLİ GELİYOR”
En çok şikayet ulaşımla ilgili geliyor. Gerçekten ulaşım artık içinden çekilmez bir çile haline geldi. İnsanlar da deprem endişesi de var. Olası depremle ilgili evlerinin yenilenmesini bekleyen vatandaşlar var “Evimizi gelin dönüştürün” diye. Taksi konusunu duyuyoruz, kültür sanat alanında ihtiyaçları duyuyoruz. İnsanlar ilgi istiyor. İnsanların göz ardı edildiği bir yönetim anlayışı olduğunu 39 ilçesi de bunu söylüyor. Bizi düşünen, odağında sadece İstanbul olan bir başkan adayı inşallah olacak. Nisan gelecek yüzler gülecek diyoruz.
KONUT YENİLEME SÖZLERİ
Yapmış olduğunuz işler sizin referansınız. Vatandaşımız bizlerle ilgili takdirini de sandıkta kullanıyor. İstanbul’da deprem hazırlığı için kentsel dönüşümü tamamlayacağız. İzmir’de, Elazığ’da, Malatya’da depremler oldu gittik. Mahallelerimizin dönüşümünü yapacağız dedik. Sokak sokak gezdik, günlerce oralarda kaldık. 6 ayda teslimler başladı. Elazığ’da verdiğimiz bu sözleri tuttuk. 6 Şubat’ta etkilenen illerden biri de Elazığ’dı. Bu konutlar sayesinde vefat, etkilenme az oldu. Muhalefet “parayı bulamazsınız, yapamazsınız, yetişemezsiniz” dedi. Kastamonu Bozkurt’ta meydana gelen sel felaketinin ardından çalışmalarımızı 1 yılda bitirdik.
“VATANDAŞLARIMIZ BİZİM YAPTIĞIMIZ KONUTLARLA HUZURLA OTURUYOR”
Ülkemizin yaşadığı afetler sonrası konutları hızla tamamladık. İzmir Bayraklı’da deprem riskinin yüksek olduğu bir bölge. CHP’li bir ablamız “onlar söylüyor yapamıyor ama siz söylüyorsunuz ve yapıyorsunuz” dedi. Vatandaşlarımız bizim yaptığımız konutlarla huzurla oturuyor.
“ASRIN FELAKETİNDE SÖZÜNÜ TUTMUŞ BİRİ OLARAK İSTANBULLULARIN KARŞISINDAYIZ”
6 Şubat depremlerinde vatandaşlarımız gördü ki orda onlar için çabalayan ama onlar için mücadele eden birileri var. 3 ayda 11 ile gittim, hasar gören ilçelere gittim. Üzüldük, ağladık ama o konutlarımızın temeli atıldığındaki gülümsemesini görseniz. Deprem bölgesindeki 11 ilimizde 180 bin konutu 3 ayda başlattık. Mayıs seçimlerinde milletimiz yine eserden, eseri yapandan yana tavır gösterdi Cumhurbaşkanımıza devam dedi. Asrın felaketinde sözünü tutmuş biri olarak İstanbulluların karşısındayız. Verdiğimiz sözleri zamanında bitirdik. İstanbul’a da bu birikimle, tecrübeyle geliyoruz.
“İSTANBUL’UN 39 İLÇESİNDE BİNLERCE KONUTUN DÖNÜŞÜMÜ BİZİM BAKANLIĞIMIZ DÖNEMİNDE BAŞLADI”
Bakanlığım döneminde 81 ilin her köşesine eser ve hizmet götürdük. 81 ilde izi olarak bir olarak konuşuyorum. 81 ilde izimiz var. İstanbul’da 39 ilçede binlerce konutun dönüşümü bizim bakanlığımız döneminde başladı. Türkiye’de 2 milyondan fazla konutun da dönüşümünü gerçekleştirdik. İstanbul’da 650 binin konutunun dönüşümünü yapmak zorundayız. İstanbul’da deprem konusunu milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Milletimiz bizi biliyor, yarı zamanlı belediyecilik yapmayız.
“650 BİN KONUTU MİLLETİMİZİN DESTEĞİYLE DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”
Bu seçim bizim kader seçimimiz. 31 Mart İstanbul için Türkiye Yüzyılında bir kader seçimi olacak. İstanbul’un deprem riskinin ortadan kaldırılacağına dair irade koyacağımız bir seçim. Yerel seçim hizmet seçimidir. 650 bin konutu milletimizin desteğiyle dönüştüreceğiz. İstanbul’un kaynağını doğru kullanırsanız her yere yeter. 1 Nisan sabahı da şantiyede olacağız. İstanbul için yapılacak çok işimiz var, kente eser kazandıracağız.
“MEVCUT İBB YÖNETİMİNİN İSTANBUL GİBİ BİR DERDİ YOK”
İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapamaz. İstanbulla, İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek zorundayız. Bizim ailemiz 16 milyon İstanbullu oldu. Şu anki belediye başkanı toplam 8 kilometre metro yapmış. İstanbul’un meselelerini konuştuğunu görüyor musunuz? CHP Kongresi’nde nasıl eşbaşkan olurum, Kemal Kılıçdaroğlu’nu nasıl hançerlerim, delegelerle nasıl başkanlığı alırım. Bunu kendi büyüklerimiz dediği kişiler söylüyor. Benimle proje konuşamaz. Sen büyükşehir belediye başkanı olacaksın. Metroları su basacak, yürüyen merdiven çalışmayacak böyle belediye başkanlığı olmaz. Mevcut İBB yönetiminin İstanbul gibi bir derdi yok.
“YENİ RAYLI SİSTEMLER VE KARA YOLLARIYLA KENTE NEFES ALDIRACAĞIZ”
Toplu ulaşımdaki ağımız artırmak zorundayız. Biz uğraştıran değil ulaştıran İstanbul olsun diyoruz. Yeni raylı sistemler ve kara yollarıyla kente nefes aldıracağız. İstanbullunun 288 saati trafikte yok oluyor. Biz yüzde 47 yoğunlukla vermişiz. Şimdiki trafik yoğunluğu yüzde 64 olmuş, pik saatlerde 90’lara çıkıyor. 8 kilometre metro yapmışlar. İBB yönetimi yaptığımız işleri kendileri yapmış gibi gösteriyor. Bizim parasını ödediğimiz yerleri “biz yaptık” diyorlar. İBB yönetiminin sıfırdan yaptığı hiçbir metro hattı yok.
]]>
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından önemli başlıkları;
Buradan sizlerin vasıtasıyla tüm Giresun’a, her bir Giresunlu kardeşime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Maşallah bugün Giresun her zamanki gibi yine çok güzel. Her birinize aşkınız ve muhabbetiniz için teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında Giresun’a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum.
GİRESUN’A ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
Giresun, şimdiye kadar girdiğimiz seçimlerde bizi hiç yalnız bırakmadı. Her zaman Türkiye ortalamasının çok üzerinde oy oranlarıyla Giresunlu kardeşlerimiz bize sahip çıktı. 14-28 Mayıs seçimlerinde de Giresun yine kendisine yakışanı yaptı. İlk turda yüzde 61 oy oranıyla, ikinci turda yüzde 65’e yaklaşan bir oranla bize destek veren Giresun’a şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun.

AVRUPA ÜLKELERİNDE LAMBALAR SÖKÜLDÜ, KOMBİLER KAPATILDI
Ülkemizin içinde yer aldığı coğrafya gerçekten sancılı günlerden geçiyor. Karadeniz’in hemen öte yakasında iki komşumuz arasındaki savaş 2’nci yılını doldurmak üzere. Rusya-Ukrayna savaşında şimdiye kadar on binlerce insan öldü, on binlercesi yaralandı, yüz binlerce insan göç etmek zorunda kaldı. Küresel ekonomi, enerji ve gıda fiyatlarındaki aşırı artış sebebiyle çok ciddi sıkıntıyla karşılaştı. Sizler de o günleri çok iyi hatırlıyorsunuz. Doğalgaz fiyatlarının zirveye ulaştığı dönemlerde öyle günler gördük ki kimi Avrupa ülkelerinde lambalar söküldü, kombiler kapatıldı, devlet daireleri çalışanlarına battaniye dağıttı. Ama benim ülkemde doğal gaz aynı şekilde devam etti.
HİÇBİR VATANDAŞIMIZI ÇARESİZ BİRAKMADIK
Şu anda Karadeniz doğalgazı devam ediyor. Hani olmayacaktı? Bak bizde oluyor. Gabar’dan petrol çıkıyor. Gıda krizinden dolayı dünyanın birçok ülkesinde ciddi sıkıntılar, açlıklar, yokluklar yaşandı. Muhalefet tarafından sürekli bize örnek gösterilen ülkelerin esasında kağıttan birer kaplan olduğu böylece anlaşılmış oldu. Türkiye en zor süreçleri en başarılı yöneten ülkelerden biri. Salgın döneminde üretimden, istihdamdan taviz vermedik. Destek ve hibe programlarımızla toplumumuzun yanında yer aldık. Güçlü ve modern altyapımız sayesinde hiçbir vatandaşımızı çaresiz bırakmadık.

BİZİ SAVAŞA SÜRÜKLEMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞTILAR
Ukrayna-Rusya krizinde ise başkaları gibi ateşe benzin dökmek yerine tüm imkanlarımızla yangını söndürmeye çalıştık. Hatırlarsanız o dönem CHP ve ortakları bizi savaşa sürüklemek için çok uğraştı, çok çaba harcadı. Eksen kayması diye bir şey uydurarak Türkiye’yi birilerinin yanında savaşa dahil etmek için pek çok yol denediler. Savaş çığırtkanlığını en son 14-28 Mayıs seçimlerinde asılsız iddialarla Rusya’yı suçlamaya varacak kadar ileri taşıdılar. Ama biz bunlara kulak asmadık. Muhalefetin savaş tellallığına asla prim vermedik. CHP ve ortakları gibi meselelere batılıların gözünden değil, milletimizin zaviyesinden baktık. Türkiye’nin çıkarları neyi gerektiriyorsa, milletimiz için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretinde olduk.
KARADENİZ’İN HUZURU HİÇ BOZULMADI
Zaman bizi haklı, muhalefeti yine haksız çıkardı. Bugün elimizi vicdanımıza koyup şöyle bir muhasebe yaptığımızda ne kadar basiretli davrandığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Tüm kışkırtmalara, tüm kirli senaryolara rağmen Karadeniz’in huzuru bozulmadı.
Bölgemizdeki yangının kıvılcımı ülkemize sıçramadı. Giresun’la birlikte Karadeniz’deki tüm illerimizi tedirgin edecek ekonomik ve güvenlik açısından zora sokacak hiçbir hadise yaşanmadı. Ne muhalefetin gazına geldik ne de batılı güçlerin tuzağına düştük. Usta bir satranç oyuncusu gibi yapacağımızı aynen yaptık. Çok iyi planladık ve kararlılıkla hayata geçirdik. Böylece Türkiye’yi çok tehlikeli bir süreçten tek bir vatandaşımızın kılına dahi zarar gelmeden çıkarmayı başardık.
Bugün de attığımız her adımı Türkiye eksenli atıyor, milletimizin ve devletimizin menfaatlerini düşünüyoruz. Karadeniz’den Ortadoğu’ya, bölgemiz bir yangın yerine dönmüşken yeni düşmanlıklar, yeni gerilimler olmasın diye çaba harcıyoruz. Çok açık ve net ifade etmek isterim. Bizim dış politikada tek bir amacımız vardır. O da dostlarımızın sayısını mümkün olduğunca çoğaltmaktır. Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda barışın da yüzyılı olmasını istiyorsak dost ve kardeş ülkelerle iş birliğimizi geliştirmekten başka yolumuz yok. Emperyalist güçlerin bölgemize yönelik oyunlarını bozmak istiyorsak kardeş ülkelerle birbirimize kenetlenmek mecburiyetindeyiz. Görüş ayrılıklarına takılıp kalmak yerine iş birliği alanlarına odaklanmak zorundayız. Şu hakikatin hepimiz farkındayız. Vahdet olmadan rahmet olmaz.
BAE VE MISIR ZİYARETLERİ
Bilhassa Gazze’deki akan kanı durdurmak, İsrail’in katliamlarının önüne geçmek istiyorsak kardeşlerimizle saflarımızı sıklaştırmak gerekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ziyaretimiz bu açıdan çok başarılı geçti. Devlet başkanlarıyla ticaret ve yatırımların yanı sıra Filistin meselesini de görüştük. Her iki ülkeyle de iş birliğimizi güçlendirmeye karar verdik. Biliyorsunuz 7 Ekim’den beri Gazze’deki kardeşlerimize insani yardım malzemesi gönderiyoruz. Gazze’ye yaptığımız yatırımların ulaştırılmasında Mısır makamlarıyla hep koordinasyon içinde hareket ettik. Mısır’ın desteğiyle 34 bin tondan fazla insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Önümüz Ramazan, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamları giderek artıyor. Gazze halkının direniş ve mücadele azmini bombalarla kıramayan İsrail, açlıkla Gazze’yi teslim olmaya zorluyor. Amacımız bir an önce ateşkesin sağlanması ve Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasıdır. Ramazan’da Gazze’ye daha fazla el uzatmamız, daha fazla yardım etmemiz bizim kardeşlik görevimizdir. İnşallah bu yardımların sevkinde de Mısır’la işbirliği içinde olacağız. Ayrıca Gazze halkının kendi topraklarından sürgün edilmesine karşı da Mısırla beraber hareket edeceğiz.
Tabii bizim bu hassasiyetlerimizi CHP ve şürekası anlamıyor. Üzülerek söylemek isterim ki onların gündeminde ne Gazze’deki vahşet ne de Filistin’deki işgal ve yıkım var. CHP yönetimi ne Balkanlarda ne Kafkasya’yla ne Afrika’yla ne de gönül coğrafyamızın diğer yerlerindeki krizlerin hiçbiriyle ilgilenmiyor. Bunların nelerle meşgul olduklarını sizler de görüyorsunuz.

VARSIN CHP VE ŞÜKERASI ANLAMASIN
CHP’nin acemi genel başkanı, sabık genel başkanı ve sütre gerisinden bu partiyi yönetenlerin tamamının öncelikli gündemi, kupon belediyeleri kimin adamının yöneteceği meselesidir. Bunun dışında inanın dünya batsa, kıyamet kopsa, üçüncü cihan harbi çıksa bunların zerre kadar umurlarında olmaz. Siyasi ikballeri haricinde hiçbir şeyi görmüyorlar, duymuyorlar. Varsın bu krizlerle ilgilenmesinler, varsın CHP ve şürekası anlamasın. Milletimiz bizim doğru yolda olduğumuzu çok iyi biliyor ve görüyor. Bundan dolayı biz dış politikada adımlarımızı atarken daha önlerini dahi görmekten aciz muhalefete değil, size bakıyoruz, milletimize bakıyoruz. Milletimiz ne derse onu yapıyor, devletimizi neyi gerektiriyorsa devletimizle onu yapıyoruz.
]]>Buradan sizlerin vasıtasıyla tüm Giresun’a, her bir Giresunlu kardeşime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Maşallah bugün Giresun her zamanki gibi yine çok güzel. Her birinize aşkınız ve muhabbetiniz için teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında Giresun’a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum.
GİRESUN’A ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
Giresun, şimdiye kadar girdiğimiz seçimlerde bizi hiç yalnız bırakmadı. Her zaman Türkiye ortalamasının çok üzerinde oy oranlarıyla Giresunlu kardeşlerimiz bize sahip çıktı. 14-28 Mayıs seçimlerinde de Giresun yine kendisine yakışanı yaptı. İlk turda yüzde 61 oy oranıyla, ikinci turda yüzde 65’e yaklaşan bir oranla bize destek veren Giresun’a şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun.
AVRUPA ÜLKELERİNDE LAMBALAR SÖKÜLDÜ, KOMBİLER KAPATILDI
Ülkemizin içinde yer aldığı coğrafya gerçekten sancılı günlerden geçiyor. Karadeniz’in hemen öte yakasında iki komşumuz arasındaki savaş 2’nci yılını doldurmak üzere. Rusya-Ukrayna savaşında şimdiye kadar on binlerce insan öldü, on binlercesi yaralandı, yüz binlerce insan göç etmek zorunda kaldı. Küresel ekonomi, enerji ve gıda fiyatlarındaki aşırı artış sebebiyle çok ciddi sıkıntıyla karşılaştı. Sizler de o günleri çok iyi hatırlıyorsunuz. Doğalgaz fiyatlarının zirveye ulaştığı dönemlerde öyle günler gördük ki kimi Avrupa ülkelerinde lambalar söküldü, kombiler kapatıldı, devlet daireleri çalışanlarına battaniye dağıttı. Ama benim ülkemde doğal gaz aynı şekilde devam etti.
HİÇBİR VATANDAŞIMIZI ÇARESİZ BİRAKMADIK
Şu anda Karadeniz doğalgazı devam ediyor. Hani olmayacaktı? Bak bizde oluyor. Gabar’dan petrol çıkıyor. Gıda krizinden dolayı dünyanın birçok ülkesinde ciddi sıkıntılar, açlıklar, yokluklar yaşandı. Muhalefet tarafından sürekli bize örnek gösterilen ülkelerin esasında kağıttan birer kaplan olduğu böylece anlaşılmış oldu. Türkiye en zor süreçleri en başarılı yöneten ülkelerden biri. Salgın döneminde üretimden, istihdamdan taviz vermedik. Destek ve hibe programlarımızla toplumumuzun yanında yer aldık. Güçlü ve modern altyapımız sayesinde hiçbir vatandaşımızı çaresiz bırakmadık.
BİZİ SAVAŞA SÜRÜKLEMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞTILAR
Ukrayna-Rusya krizinde ise başkaları gibi ateşe benzin dökmek yerine tüm imkanlarımızla yangını söndürmeye çalıştık. Hatırlarsanız o dönem CHP ve ortakları bizi savaşa sürüklemek için çok uğraştı, çok çaba harcadı. Eksen kayması diye bir şey uydurarak Türkiye’yi birilerinin yanında savaşa dahil etmek için pek çok yol denediler. Savaş çığırtkanlığını en son 14-28 Mayıs seçimlerinde asılsız iddialarla Rusya’yı suçlamaya varacak kadar ileri taşıdılar. Ama biz bunlara kulak asmadık. Muhalefetin savaş tellallığına asla prim vermedik. CHP ve ortakları gibi meselelere batılıların gözünden değil, milletimizin zaviyesinden baktık. Türkiye’nin çıkarları neyi gerektiriyorsa, milletimiz için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretinde olduk.
KARADENİZ’İN HUZURU HİÇ BOZULMADI
Zaman bizi haklı, muhalefeti yine haksız çıkardı. Bugün elimizi vicdanımıza koyup şöyle bir muhasebe yaptığımızda ne kadar basiretli davrandığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Tüm kışkırtmalara, tüm kirli senaryolara rağmen Karadeniz’in huzuru bozulmadı.
Bölgemizdeki yangının kıvılcımı ülkemize sıçramadı. Giresun’la birlikte Karadeniz’deki tüm illerimizi tedirgin edecek ekonomik ve güvenlik açısından zora sokacak hiçbir hadise yaşanmadı. Ne muhalefetin gazına geldik ne de batılı güçlerin tuzağına düştük. Usta bir satranç oyuncusu gibi yapacağımızı aynen yaptık. Çok iyi planladık ve kararlılıkla hayata geçirdik. Böylece Türkiye’yi çok tehlikeli bir süreçten tek bir vatandaşımızın kılına dahi zarar gelmeden çıkarmayı başardık.
Bugün de attığımız her adımı Türkiye eksenli atıyor, milletimizin ve devletimizin menfaatlerini düşünüyoruz. Karadeniz’den Ortadoğu’ya, bölgemiz bir yangın yerine dönmüşken yeni düşmanlıklar, yeni gerilimler olmasın diye çaba harcıyoruz. Çok açık ve net ifade etmek isterim. Bizim dış politikada tek bir amacımız vardır. O da dostlarımızın sayısını mümkün olduğunca çoğaltmaktır. Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda barışın da yüzyılı olmasını istiyorsak dost ve kardeş ülkelerle iş birliğimizi geliştirmekten başka yolumuz yok. Emperyalist güçlerin bölgemize yönelik oyunlarını bozmak istiyorsak kardeş ülkelerle birbirimize kenetlenmek mecburiyetindeyiz. Görüş ayrılıklarına takılıp kalmak yerine iş birliği alanlarına odaklanmak zorundayız. Şu hakikatin hepimiz farkındayız. Vahdet olmadan rahmet olmaz.
BAE VE MISIR ZİYARETLERİ
Bilhassa Gazze’deki akan kanı durdurmak, İsrail’in katliamlarının önüne geçmek istiyorsak kardeşlerimizle saflarımızı sıklaştırmak gerekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ziyaretimiz bu açıdan çok başarılı geçti. Devlet başkanlarıyla ticaret ve yatırımların yanı sıra Filistin meselesini de görüştük. Her iki ülkeyle de iş birliğimizi güçlendirmeye karar verdik. Biliyorsunuz 7 Ekim’den beri Gazze’deki kardeşlerimize insani yardım malzemesi gönderiyoruz. Gazze’ye yaptığımız yatırımların ulaştırılmasında Mısır makamlarıyla hep koordinasyon içinde hareket ettik. Mısır’ın desteğiyle 34 bin tondan fazla insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Önümüz Ramazan, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamları giderek artıyor. Gazze halkının direniş ve mücadele azmini bombalarla kıramayan İsrail, açlıkla Gazze’yi teslim olmaya zorluyor. Amacımız bir an önce ateşkesin sağlanması ve Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasıdır. Ramazan’da Gazze’ye daha fazla el uzatmamız, daha fazla yardım etmemiz bizim kardeşlik görevimizdir. İnşallah bu yardımların sevkinde de Mısır’la işbirliği içinde olacağız. Ayrıca Gazze halkının kendi topraklarından sürgün edilmesine karşı da Mısırla beraber hareket edeceğiz.
Tabii bizim bu hassasiyetlerimizi CHP ve şürekası anlamıyor. Üzülerek söylemek isterim ki onların gündeminde ne Gazze’deki vahşet ne de Filistin’deki işgal ve yıkım var. CHP yönetimi ne Balkanlarda ne Kafkasya’yla ne Afrika’yla ne de gönül coğrafyamızın diğer yerlerindeki krizlerin hiçbiriyle ilgilenmiyor. Bunların nelerle meşgul olduklarını sizler de görüyorsunuz.
VARSIN CHP VE ŞÜKERASI ANLAMASIN
CHP’nin acemi genel başkanı, sabık genel başkanı ve sütre gerisinden bu partiyi yönetenlerin tamamının öncelikli gündemi, kupon belediyeleri kimin adamının yöneteceği meselesidir. Bunun dışında inanın dünya batsa, kıyamet kopsa, üçüncü cihan harbi çıksa bunların zerre kadar umurlarında olmaz. Siyasi ikballeri haricinde hiçbir şeyi görmüyorlar, duymuyorlar. Varsın bu krizlerle ilgilenmesinler, varsın CHP ve şürekası anlamasın. Milletimiz bizim doğru yolda olduğumuzu çok iyi biliyor ve görüyor. Bundan dolayı biz dış politikada adımlarımızı atarken daha önlerini dahi görmekten aciz muhalefete değil, size bakıyoruz, milletimize bakıyoruz. Milletimiz ne derse onu yapıyor, devletimizi neyi gerektiriyorsa devletimizle onu yapıyoruz.
]]>Ziyaretlerinde Mısırlı Mevkidaşı Sisi ve BAE Devlet Başkanı Zayed Al ile görüşen Erdoğan, yurda dönüşü sırasında uçakta aralarında Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni ve Haber7 Yazarı Hasan Öztürk’ün de olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, “Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu kararları hazmedemiyorum. Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor ama Anayasa Mahkemesi’nin sık sık bu tür kararları alması bizi ciddi manada rahatsız ediyor” açıklamasında bulundu.

DANIŞTAY VE AYM’YE SERT TEPKİ!
Erdoğan, yüksek yargıya ilişkin açıklamasında “Sessiz kalmamız mümkün değil, hazmedemiyorum!” dedi.
Soru: FETÖ’yle irtibatlı olduğu gerekçesiyle 450 hakim ve savcı ihraç edilmişti. Danıştay 5. Dairesi bu 450 hakim ve savcıyı göreve iade etti. Bu skandala HSK’nın bir itirazı vardı. Danıştay bu itirazı değerlendirmeye almadı. Bu skandal kamuoyunda da çok ciddi tepki gördü. Bu konuda düşüncelerinizi ve tavrınızı merak ediyoruz.
“FETÖ denen bu şer şebekesinin, terör yapılanmasının belini kırdık.” diyen Erdoğan, “FETÖ bataklığını kuruttuk ancak sinekleri temizleme işimiz daha devam ediyor. Biz FETÖ’nün iç yüzünü anlatmaya, onlarla her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz. Mücadelemiz bitmiş değil. Son kukla da Türkiye’ye zarar veremez hale getirilene kadar devam edeceğiz. Yüzlerindeki değişik maskeleri yırtıp atıyoruz ve bunlar böylece meydana çıkıyor. Her kılığa giren bu iradesiz şarlatanların ensesinde olacağız. Fakat Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün değil.” açıklamasında bulundu.
“HAZMEDEMİYORUM!”
Erdoğan, “Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda Cumhur İttifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu kararları hazmedemiyorum.Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor ama Anayasa Mahkemesi’nin sık sık bu tür kararları alması bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Mesela Anayasa Mahkemesi bir de BTK’yla ilgili bir karar almış. Hani bunun neresinden gireceksin? Nasıl böyle bir karar alınır? Biz de bu işin üzerine üzerine giriyoruz, gideceğiz. Danıştay’da da bu işin yine aynı şekilde takipçisi olacağız.” ifadelerini kullandı.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ ÇALIŞMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem bölgesinde yaptığımız ziyaretlerde vatandaşlarımız bize iktidarımızın onları dışarıda bırakmadığını, sözünde durduğunu ifade ettiler. Biz bölgede yapımı devam eden konutları tamamlamaya çalışıyoruz. İnşaatlar bitip konutlar tamamlandıkça da sahiplerine teslim ediyoruz. Sözümüzü tutarak benzeri görülmemiş bir inşaat seferberliğini başlattığımızı ortaya koyduk. Bunu aslında muhalefet de çok iyi biliyor. Hatay’da geçen gün muhalefetin belediye başkanlarını, genel başkanlarını halk orada yuhaladı. Meydana bile sokmadı. “Biz size inanmıyoruz. Siz bizi aldattınız. Şimdi utanmadan yine karşımıza çıkıyorsunuz.” dediler. Bölgede konutları, köy evlerini, ahırları peyderpey yapmaya devam ediyoruz. İnşallah bitirdikçe de bunları vatandaşlarımıza teslim ediyoruz. Konutlar altyapısıyla, üst yapısıyla güven veriyor.” dedi.
“Depremzede kardeşlerimizi en kısa sürede güvenli, huzurlu ve dayanıklı yuvalarına kavuşturmak için gece-gündüz koşturuyoruz.” diyen Erdoğan şunları söyledi:
“Sadece ziyaret ettiğimiz beş ilimizde kuralarını çekerek hak sahiplerine teslim ettiğimiz konuk ve köy evi sayısı 31 binin üzerindedir. İnşallah iki ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz. Takip eden dönemde de her ay 15-20 bin civarında konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Böylece temel atmanın üzerinden bir sene geçmeden inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirmiş olacağız. Yılsonuna kadar hedefimiz, 200 bin evi vatandaşlarımıza teslim etmektir. Ardından bu sayıyı süratle 390 bine ulaştıracağız. Yola devam ediyoruz. Hedefimiz, halkımıza hizmetlerimizi daha etkin bir biçimde ulaştırabilmek için yerel yönetimlerde halkımızın desteğiyle çok ciddi bir başarı kazanmak. Buralarda da çalışmalarımızı en güzel şekilde sürdürüyoruz.”
ERZİNCAN’DA FACİA: ADLİ SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
“Burada da maalesef böylesine büyük boyutta bir heyelan yaşandı. 600 civarında madencinin çalıştığı bu yerde 9 vatandaşımız maalesef şu anda toprak altında. Arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.” diyen Erdoğan, “İlk andan itibaren valimiz bölgedeydi. İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya bizzat AFAD’la birlikte olaya müdahil oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar bizimle beraberdi. Yurda dönmesinin olay yerine geçmesinin faydalı olacağını düşündük ve onu da hızlıca bölgeye gönderdik. Bugün itibarıyla İçişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız olayları yakından takip ediyorlar, çalışmaların koordinesini üstlenmiş durumdalar. Bu heyelanın teknik incelemeleri, soruşturmaları başladı. Soruşturmaların neticesine göre adımlar mutlaka atılacaktır. Bu aşamada önceliğimiz madencilerimize ulaşabilmek.” açıklamasında bulundu.
“CUMHUR İTTİFAKI OLARAK ÇALIŞMALARIMIZI YAPIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar her dönem, her seçim öncesi maalesef yaşadığımız olaylar. Öyle veya böyle ne yaparlarsa yapsınlar, her şey olacağına varacak. Şurada seçimlere iki ay bile yok. Artık geri sayım başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında çok açık, net bazı hususları ortaya koydu. Aynı kanaatleri ben de paylaşıyorum. Muhalefet özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor. Bunların hiçbirinden onlara ekmek çıkmaz, boşuna uğraşıyorlar. 31 Mart kesinlikle bazılarının siyaset sahnesinden tamamen silindiğini göreceğimiz gün olacaktır. Nasıl ki 28 Mayıs’ta bazıları silindiyse, bazıları şu anda yarım yamalak ayakta durmaya çalışıyorsa bunların neticesi de benzer olacak. Bu bakımdan biz teşkilatlarımızla yoğun bir şekilde gerek büyükşehirlerde gerek illerde, ilçelerde Cumhur İttifakı olarak çalışmalarımızı yapıyoruz. Şimdi de meclis üyeleriyle ilgili çalışmaları arkadaşlarımız Ankara’da genel başkan vekillerimiz ile birlikte yürütüyorlar. İnşallah biz de kendilerine katılacağız. Malum benim Samsun mitingim var. Samsun bizim için çok çok önemli. Ondan sonra Giresun, Ordu mitinglerimizi yapacağız. Böylece Karadeniz’i şöyle bir toparlayalım istiyoruz.” dedi.
Olay, 9 Nisan 2006’da meydana geldi. Buca ilçesinde oturan Saim- Bedriye Taşçı (50) çifti, ailece Kaynaklar bölgesindeki piknik alanına gitti. Gün boyunca piknik yapan, oyunlar oynayan Taşçı ailesi, akşam saatlerinde eve dönmek üzere hazırlık yaptığı sırada, o zaman 5 yaşında olan kızları İlayda’nın olmadığını fark etti. Kendi çabalarıyla arama yapan çifte, jandarma ekipleri de destek oldu.
Yol üzerindeki güvenlik kameralarının kayıtlarına bakılırken, köpeklerle piknik alanında günlerce arama yapıldı. Çok sayıda ihbarın değerlendirilmesine rağmen bir sonuç alınamadı. Buca ilçesindeki polis okulunda işçi olarak çalışan baba Saim Taşçı, olayın üzerinden 18 yıl geçmesine karşın acılarının tazeliğini koruduğunu söyledi.

‘YETKİLİLERDEN HALA YARDIM BEKLİYORUM’
Hala kızından bir haber alamadıklarını anlatan Saim Taşçı, “İnşallah en kısa zamanda belki kendisi çıkar bizi bulur. O zaman mutlu oluruz. Yetkililerden hala yardım bekliyorum. Olayın yeniden gündeme gelmesini istiyorum. Şu anda bir gelişme yok. Ne bir görgü tanığı ne bir şahit var. Ellerini vicdanlarına koysunlar çünkü mutlaka orada birisi, bu çocuğu gördü. Umudumuz hala var. Çocuğumun yerini söylesinler, kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor. Sadece bir gece bizim yerimize kendilerini koysunlar. Bize bir telefon açsınlar, çocuğun burada desinler. Gidip onu alayım, davacı bile olmayacağım” diye konuştu.

SOKAKTA GÖRSEM BİLE TANIMAM’
İlayda kaybolduğu günden beri yoğun şekilde arama çalışması yaptıklarını belirten 3 çocuk babası Taşçı, “Baba olarak gereken bütün girişimleri yaptım. Bugün benim başıma gelen yarın başkasının başına da gelebilir. İlayda o zaman 5 yaşındaydı. Şu anda 23 yaşında. Sokakta görsem bile tanımam. Ancak o bizi bulabilir ya da onu götüren geri getirebilir. İlayda’nın kaybolduğu yere artık kimse gitmiyor. Orada hiçbir Allah’ın kulu yok. Artık ailece kalabalık yerlere ayda, yılda 1 kez gidebiliyoruz. Gittiğimiz zaman aklımıza İlayda geliyor. Hep evimizde oturuyoruz. Pikniğe gidemiyoruz ama umudumuzu kaybetmedik. Çocuğumuz 1 gün gelecek ama ne zaman? Sadece ölmeden çocuğumu görsem, o bana yeter. Tek umudum bu. Onun yokluğunu sürekli hissediyoruz” dedi.

’18 YILDIR ÖLÜ GİBİYİZ’
Her gün telefonundan kızının fotoğraflarına bakan Taşçı, İlayda’nın adına bir sosyal medya hesabı açtıklarını belirtip, “Telefonumda kızımın fotoğrafları var. Onun adına sosyal medya hesabı açtık. Her gün kontrol ediyorum, paylaşım yapıyorum. Belki biri insafa gelir, ‘Bu çocuğu gördüm’ der diye bekliyoruz. Çocuğumun yerini bilen varsa söylesinler. Kimseden davacı olmayacağım. Yeter ki bizim bu ateşimizi söndürsünler. 18 yıldır her gün yüreğimiz yanıyor. Hep telefonumu açtığımda karşımda o var. İnşallah bir gün gelir. O zaman bizden mutlusu olmaz. 18 yıldır ölü gibiyiz” diye konuştu.