Türk Toraks Derneği’nin (TTD) 29 Nisan- 3 mayıs tarihleri arasında KKTC’de gerçekleştirdiği 27’nci Yıllık Kongresi’nde Demirören Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan TTD Pediatrik Çalışma Grubu Üyesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tuğba Şişmanlar Eyüboğlu, son zamanlarda aşı karşıtlığının da etkisiyle kızamıktan sonra şimdi de boğmacanın normalde rastlamadıkları yaş gruplarında görülmeye başlandığını söyledi. Prof. Dr. Eyüboğlu, Sağlık Bakanlığı’nın ücretsiz olarak uyguladığı çocukluk çağı rutin aşılama takviminin ailelerin ret vermesi nedeniyle aksamasıyla, hastalığa karşı korumasız kalan küçük yaş çocukların, hastalığı geçirmekle de boğmacaya karşı bağışıklık kazanılmadığına dikkat çekti. Prof. Dr. Eyüboğlu, özellikle yenidoğan bebeklerin, boğmaca açısından tehlike altında olduğunu vurguladı.

“YENİDOĞAN VE 5-6 YAŞ GRUBUNDA SIK GÖRMEYE BAŞLADIK”
Boğmacanın yıllardır bilinen ve normal seyrinde 4-5 yılda bir piklerle seyredebilen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Eyüboğlu, “Ülkemizde 2, 4, 6 ve 18’inci ayda, rutin olarak çocukluk çağı aşı takviminde boğmaca aşıları yapılıyor. 18 ve 48’inci aylarda rapel dediğimiz pekiştirme dozu uygulanıyor. Ücretsiz olarak tüm sağlık kuruluşlarında gerçekleştiriliyor. Maalesef son zamanlarda dünyada da ülkemizde de çok büyük problem haline gelen aşı karşıtlığı ya da kararsızlığı nedeniyle, aileler çocuğun aşısını yaptırmadığı için istemediğimiz, beklemediğimiz yaşlarda ve beklenenden çok daha ağır tablolarla boğmacalı çocuklar görmeye başladık. Aşı karşıtlığının olması tabloyu şöyle değiştiriyor, aşıların en koruyucu olduğu dönem örneğin ilk 5-6 yaşlar. Biz bu yaş grubunda boğmaca görmeyiz. Ama bu yıl hem kendi kliniğimizde, hem de diğer meslektaşlarımızdan duyduğumuz üzere çok fazla hasta çocuk görmeye başladık” dedi.
“KALP DURMASINA BİLE YOL AÇABİLİYOR”
Özellikle bebeklerin büyük tehlike altında olduğunu kaydeden Prof. Dr. Eyüboğlu, “Küçük bebeklerde çok ağır seyrediyor. Hastaneye yatış ihtiyacı doğuyor bebeklerde. Aşıyla korunacakken bebekler yoğun bakımda solunum cihazına bağlanmak zorunda kalabiliyor. Yenidoğan döneminde hastalık çok ağır geçiyor. Boğulur tarzda öksürük, iç çekme, ani nefes durması, hatta kalp durmasına kadar bile ilerleyebiliyor. İlk 6 aya kadarki bebekleri koruyabilmek için aslında biz gebelerin doğumdan bir ay önce aşılanmasını öneriyoruz. Çünkü annede oluşan antikorların koruyucu proteinleri, plasenta yoluyla bebeğe geçiyor ve bebeğin ilk 6 ayında bu antikorlar sayesinde boğmacaya karşı korunmasını sağlıyor. Zaten sonra da 6 aylıkken ilk doz aşılama ile çocukluk çağı rutin aşılamaları takip edildiğinde, ileriki yaşlarında da hastalıktan korunmuş oluyor” diye konuştu. Boğmaca aşısının da tıpkı tetanos aşısı gibi koruyuculuğunun zamanla azaldığını ve bu nedenle ergenlik ve erişkinlikte belli aralıklarda yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Eyüboğlu, böylece erişkin ya da büyük çocuklarda hastalığın görülme sıklığının azalmasıyla, henüz aşı yaşına gelmemiş yenidoğan bebekler ile 65 yaş üzeri risk grubundakilerin de mikroptan korunabildiğini vurguladı.
BELİRTİLER 3 AYA KADAR UZAYABİLİYOR
Boğmacanın yaklaşık 10-12 hafta kadar belirti vermeye devam edebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tuğba Şişmanlar Eyüboğlu, şu uyarılarda bulunarak sözlerini noktaladı: “Sürekli, günlerce süren öksürük, mide bulantısı ile beraber kusmaların olması, iç çekme atakları, bazen solunum durması yani apne dediğimiz durumlar karşımıza çıkabiliyor. Damlacık yoluyla yani etrafa solunum sekresyonuyla bulaşan bir hastalık. O yüzden oldukça kolay bulaşıyor. Genellikle çocuklara da erişkinlerden geçiyor. Ama hasta bir çocuktan yakındaki erişkinlere de bulaşabiliyor. Zaten biz çocuğa boğmaca tanısı koysak da yakın temasındaki tüm aileye de tedavi veriyoruz. Hastalığı tedavi ve başka insanlara yaymasınlar diye. Özellikle 65 yaş üstü bireylerimizi, 6 aydan küçük bebeklerimiz risk altında. Bakteriyel bir enfeksiyon olduğu için antibiyotik kullanıyoruz. Genellikle kısa süreli bir tedavi oluyor, tedavisi tamamlanana kadar yani yaklaşık 5 günlük tedavi süresince hastanın maske takması ve solunum izolasyonlarına dikkat etmesi (diğer bireylerle aynı havluyu kullanmaması gibi), kapalı alanlarda ortamın sürekli havalandırılması gerekiyor”
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa bölgesinde kızamıkta 2023 yılı Ocak ve Ekim ayları arasında 30 binden fazla vakanın bildirildiği, bu sayının 2022’nin tamamında görülen 941 vaka sayısının 30 katından fazla olduğunu açıklamıştı. DSÖ’nün verilerine göre, her beş vakadan ikisi 1 ila 4 yaş arası çocuklarda, beş vakadan birine ise 20 yaş üstü kişilerde rastlandığını ifade edilirken uzmanlar da uyarıyor. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği Başkanı, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz da sürece ilişkin konuştu. Prof. Dr. Yavuz, kızamık, boğmaca gibi birçok hastalıkta aşının önemine dikkat çekti.
“Aşılama seviyelerini belli eşiklerin üstünde tutarsanız salgın olmuyor”
Kızamıkta Türkiye’deki durumu değerlendiren Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, “2022’nin sonu 2023 Ocak’tan başlayan ciddi bir salgın yaşadı Türkiye kızamık anlamında, İstanbul kaynaklıydı. İstanbul’da çok vaka gördük, erişkin vakası da gördük. Kızamıkta elimizde çok etkili bir aşı var, grip, covid aşılarını değiştirerek kullanmamız gerekir, hep yeni aşı bekleriz. Kızamıkta temaslılara dahi yaparak bağışıklık elde edebiliyoruz. Tek ya da 2 doz aşıyla istediğimiz bağışıklığı elde edebiliyoruz. Dolayısıyla kızamıkta aşılama seviyenizi belli eşiklerin üstünde tutarsanız aslında öyle bir salgın olmuyor. Nereden çıkıyor salgınlar; belli gruplar aşı muhalifi olabiliyor çünkü Türkiye’nin çok iyi bir aşılama sistemi var. Son derece güzel bir alt yapımız var, aşılamada çok yol almış bir ülkeyiz. Aşısız gruplarda yayılıyor, aşılı olursa 1 kişide çıksa bile yayılacak birini bulamadığı için yeterince insan aşılanmışsa, diyelim yüzde 95’in üstü aşılanmışsa onlar da korunuyor. Enfeksiyon yayılacak yer bulamıyor. Kızamık salgınında nasıl başa çıkıldı, şu anda azaldı diye biliyorum. Aşısızlar aşılanıyor, böylece virüsün yayılacağı ortam ortadan kaldırılmış oluyor. Küçük çocuklarda özellikle bağışıklığı baskılanmışlarda sıkıntı oluyor. 4 bini aşan vaka olduğunu Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerinden biliyorum. Türkiye’de aşılamada gerçekten çok büyük başarılar elde ediliyor” şeklinde konuştu.

“0-6 aylık grup boğmaca açısından çok tehlikeli”
Kızamık aşısının birçok aşıya göre uzun süreli bir aşı olduğunu anlatan Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kızamık aşısını 2 kere yaparız biter, başka aşı yapmaya ihtiyaç duymayız. Boğmaca aşısında ergen seviyesine gelindiği zaman aşının etkisi biraz azalıyor, erişkin döneminde de eğer hatırlatma dozu yapmazsanız aşının etkinliği bir miktar azalıyor. O nedenle aslında erişkinde veya çocuklarda boğmaca olduğu zaman uzun süreli öksürüyorlar. Bronşit dediğimiz bir tabloya neden oluyor, boğmaca bakterisiyle hastalanabiliyorlar. Öksüren kişiler boğmacanın çok ağır seyrettiği ve henüz aşı bağışıklığı gelişmemiş 0-6 aylık çocuklarla temas ettiği zaman onlara bulaştırıyorlar. 6 aylığa kadar henüz boğmaca bağışıklığı gelişmemiş oluyor, onlar da hastalandığında 0-6 aylık grup boğmaca açısından çok tehlikeli oluyor. 0-6 ayı koruyabilmek için gebeleri tetanos aşısı yapıyoruz ya, bir de boğmaca içeren aşıyla aşılanması gerekiyor. Boğmaca açısından o küçük 0-6 ay bebekleri başka koruma yolu yok, annesinden geçecek antikorlarla o aylarda korunabilir. Çünkü 6’ncı aydan sonra kendi aşıları yapılacak, diğer hastalardan da bulaşmamış olur, kritik olan da gebedir. Gebe aşılamasına Türkiye’nin biraz daha detaylı eğilmesi gerekiyor. Grip, covid açısından da gebeler çok risklidir, ölüm riskleri yüksektir. Kızamıktan yıllardır ölüm görmüyorduk, bu çok güzel bir şey. Boğmaca, difteri, kızamıkçık, suçiçeği, menenjit bunların hepsi artık çok nadir görülüyor, bunlar çok güzel şeyler. Aşı olmaktan tereddüt eden grup aslında yanlış bilgilendirilmiş insanlar oluyor. Aşı olmadıkları için hayatını kaybeden gebeler var, covid, influenza, gribe bağlı, iki can taşıyor. Gebeler gerçekten çok özel ayrıca ele alınmaları gereken bir grup”