Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli idareler ile bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşıtların Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aracılığıyla satışına ve elde edilen gelirlerin ilgisine göre genel bütçeye veya ilgili idare bütçesine gelir kaydedilmesine yönelik hüküm kapsamında yer alacak taşıtlara ilişkin sayı ve mali boyut, düzenlemenin yasalaşmasından sonra yürütülecek çalışma sonucunda belirlenecek.
Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar’ın ilgili hükmünde olduğu gibi Sanayi ve Teknoloji Bakanı ile Türkiye’ye doğrudan yatırım yapan Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda tanımlanan yabancı yatırımcılar arasında imzalanan ve yatırım teşviklerine ilişkin hükümler içeren yatırım sözleşmelerine sağlanacak damga vergisi istisnası, düzenlenecek sözleşme sayısı ve sözleşmede yer verilecek yatırım tutarına göre hesaplanacak.
Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nda yapılan değişiklikle yükseköğretim kurumlarının yürürlükteki kadroları yeniden ihdas edildiği için hükmün, merkezi yönetim bütçesine ilave yük getirmesi öngörülmüyor.
BOTAŞ’A YÖNELİK HÜKÜMLER
Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 2023 ve önceki yıllarda düzenlenen Cumhurbaşkanı kararları doğrultusunda hesaplanan görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık ilgili borçların mahsuplaşılarak terkin işlemiyle BOTAŞ’ın birikmiş borçlarının ve Hazine’den olan görevlendirme bedeli alacaklarının karşılıklı olarak kapanması amaçlanıyor.
BOTAŞ’ın vergi borçları karşılıksız silinmediği, görevlendirme alacaklarından mahsup edildiği göz önüne alındığında görevlendirme alacaklarına karşılık ferileriyle birlikte terkin edilecek tutar haziran ayı itibarıyla 181,3 milyar lira olarak hesaplandı. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle Kuruluşun borcu, görevlendirme bedeli alacağına mahsup edilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının BOTAŞ’a olan 232,6 milyar lira tutarındaki borcu 51,3 milyar liraya düşebilecek.
Önceki yıllarda da söz konusu hükme benzer düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle BOTAŞ’ın toplam 155,9 milyar lira ferileri ile birlikte vergi borcu terkin edilerek görevlendirme bedeli alacaklarından mahsup edilmişti.
Teklifin BOTAŞ’a yönelik diğer hükümleriyle ise Anayasa Mahkemesi tarafından belirtilen ihalelerde saydamlık, hesap verilebilirlik, fırsat eşitliği ve öngörülebilirlik ilkelerinin kanuni güvence altına alınması hedefleniyor.
KAMU BANKALARININ SERMAYELERİ GÜÇLENDİRİLECEK
Teklifle, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi Piyasa İstikrar ve Denge Alt Fonu’na kamu bankalarının sermayelerinin güçlendirilmesi amacıyla 2024 mali yılı içerisinde ikrazen özel tertip devlet iç borçlanma senedi ihraç etme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanına veriliyor. Bu kapsamda 24 Nisan 2024’te itfa edilen ikrazen özel tertip senedin itfası nedeniyle Sermaye Yeterlilik Rasyosu kritik düzeyin altına düşen bankaların sermayelerini güçlendirecek minimum tutar belirlenerek ikrazen özel tertip ihraç tutarının bununla sınırlanması öngörülüyor. Bu ihracın maliyeti; para birimi, vade ve senet tipi detaylarına göre değişiklik gösterebilecek.
Petrol Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle sahte veya yanıltıcı belge düzenlenerek yapılmaya çalışılan mali usulsüzlüklerle mücadele konusunda önemli kazanımlar sağlanacak. Böylece üçüncü taraflarca yapılan mali belge usulsüzlüklerine bağlı haksız rekabete uğrayan ve faaliyetlerini mevzuata uygun olarak yürüten lisans sahiplerinin rekabet güçlerinde iyileşme olması bekleniyor.
24 BİN 800 GELİR UZMANI, 4 BİN 127 GELİR UZMAN YARDIMCISI
Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, gelir uzmanları ile gelir uzman yardımcılarının görev sorumluluklarına yönelik ortaya çıkan ihtilaflar ile mevzuattaki boşluğun giderilmesi hedefleniyor. Bu bağlamda Gelir İdaresi Başkanlığında istihdam edilen toplam gelir uzmanı ve gelir uzman yardımcısı personel sayısı, Başkanlığın toplam personel sayısının yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturuyor. Halihazırda 24 bin 800 gelir uzmanı, 4 bin 127 gelir uzman yardımcısı istihdam ediliyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığının taşra teşkilatında sunulan muhasebat ve muhakemat hizmetlerinin Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlıklar aracılığı ile sunulmasına yönelik düzenlemeler kapsamında kaldırılan “defterdar yardımcısı” kadrolarında çalışan personel, Başkanlığın taşra teşkilatında yer alan Gelir İdaresi Grup Müdürü kadrolarına atanacak. Defterdar yardımcısı kadrosundaki 29 kişi hüküm kapsamına giriyor.
Genel aydınlatma giderleri için il özel idareleri payından ve belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri payından yapılan kesintilerin artırılmasına yönelik düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde 5,86 milyar lira, Cumhurbaşkanı yetkisi kullanılması halinde ise 11,7 milyar lira mali etki bekleniyor. 2024 yılı bütçesinde bu kapsamda 35 milyar lira ödenek, 2024 yılı için bütçe ödeneği dışında genel bütçe vergi gelirleri payından ise 7,2 milyar lira aktarım yer alıyor.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yapılacak değişikliğin yürürlüğe girmesiyle 2024 yılında toplam 3 bin 438 vergi müfettişi için vergi başmüfettişliği kadrosuna atama teklifi yapılması, vergi başmüfettişliği kadrosuna gerçekleştirilecek atamalar sonucunda yapılacak fark ödemelerinin brüt toplamının aylık 20 milyon 628 bin lira olması öngörülüyor.
Her statüdeki kurum ve kuruluşun yönetim ve denetim organlarında görev alan her statüdeki kamu görevlilerine görevlerinden sadece biri için ödeme yapılması ve yapılacak ödemelere üst sınır getirilmesine yönelik hüküm kapsamında yer alan kurumsal kapsam da belirleniyor. Hükümle söz konusu ödemelerin disipline edilmesinin sağlanması hedeflenirken, bazı kurul üyelerinin mevcut ücretlerinde düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor.
Haber7 – ÖZEL
Her programda İstanbul’un en öncelikli meselesinin deprem olduğunu ifade eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin devasa bütçesine rağmen deprem bütçesini 5 yılda bütçenin %5’ini aşan rakamlardan, %1 seviyelerine düşürdü. İstanbul’da deprem bütçesini AK Parti dönemine kıyasla her yıl düşüren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetiminin, beklenen büyük İstanbul depremine karşı herhangi bir önlem almadığı bir kez daha gözler önüne serildi.
Konserlere ve festivallere 1 yılda 3 milyar 70 milyon TL, reklam ve tanıtımlara 1 milyar 822 milyon TL harcayarak eğlence alanına toplamda 4 milyar 892 milyon TL bütçe ayıran CHP’li İBB yönetimi 2024 yılı bütçe planlamasında depreme 4 milyar 249 milyon 969 bin TL ayırdı. CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
YÖNETİM CHP’YE GEÇİNCE DÜŞÜŞ BAŞLADI
AK Parti dönemi olan 2018 yılında bütçenin deprem oranı %5,08 iken yıllar içinde İBB yönetiminin değişmesi ile bu oranda büyük bir düşüş yaşandı. 2019 yerel seçim döneminde 23 milyar 800 milyon TL olan İBB bütçesinden depreme 1 milyar 18 milyon 921 bin TL ayrıldı. 2019 yılının bütçe planlamasında %4,28’i depreme ayrılırken seçim sonrası yönetimin CHP’ye geçmesi ile bu oran %1’lere düştü.
2020 yılında 25 milyar 850 milyon TL olan İBB bütçesinin yalnızca 347 milyon 623 bin TL’si Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na tahsis edilerek bütçenin sadece %1,34’ü depreme ayrıldı. Her fırsatta deprem vurgusu yapan CHP’li İBB Başkanı İmamoğlu yönetiminde yaşanan bu skandal her yıl daha da düşürülmeye devam etti. 2021 yılında 28 milyar 900 milyon TL’lik İBB bütçesinin 438 milyon 299 bin TL’si depreme ayrıldı. %1’lere düşen bu oran 2024 yılı bütçe planlamasına da yansıdı.
213 MİLYARIN %1’İ DEPREME!
Seçim döneminde depreme yönelik, ‘İstanbul’un en önemli meselesi depremdir. Rüyalarımda bile görüyorum. Göreve gelir gelmez depreme yönelik çalışmaları başlatacağız’ diyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreve geldikten sonra 2019 yılında AK Parti yönetimindeki 1 milyar 18 milyon TL olan Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme bütçesinde yüzde 65 kırıma gitti. 2024 bütçe planlamasına da yansıyan ‘deprem’ konusu, seçime günler kala tartışmalara yol açtı.
213 milyar 500 milyon TL olarak belirlenen 2024 yılı İBB bütçesinin yalnızca %1,99’u depreme ayrıldı. Devasa İBB bütçesinden, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na 4 milyar 249 milyon 969 bin TL tahsis edildiği ortaya çıktı. CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığı süresince kademeli olarak düşürülen deprem bütçesi son 5 yılda % 1,5 seviyelerinde geriledi. Reklam ve algı yönetimiyle bilinen CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
|
|
İBB BÜTÇESİ |
DEPREM BÜTÇESİ |
BÜTÇENİN DEPREM ORANI |
|
2018 |
20.100.000.000 |
1.022.295.500 |
%5,08 |
|
2019 |
23.800.000.000 |
1.018.921.000 |
%4,28 |
|
2020 |
25.850.000.000 |
347.623.000 |
%1,34 |
|
2021 |
28.900.000.000 |
438.299.000 |
%1,51 |
|
2022 |
43.650.000.000 |
1.004.664.000 |
%2,30 |
|
2023 |
115.250.000.000 |
2.367.951.000 |
%2,05 |
|
2024 |
213.500.000,00 |
4.249.969.000 |
%1,99 |
Haber7 – ÖZEL
Her programda İstanbul’un en öncelikli meselesinin deprem olduğunu ifade eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin devasa bütçesine rağmen deprem bütçesini 5 yılda bütçenin %5’ini aşan rakamlardan, %1 seviyelerine düşürdü. İstanbul’da deprem bütçesini AK Parti dönemine kıyasla her yıl düşüren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetiminin, beklenen büyük İstanbul depremine karşı herhangi bir önlem almadığı bir kez daha gözler önüne serildi.
Konserlere ve festivallere 1 yılda 3 milyar 70 milyon TL, reklam ve tanıtımlara 1 milyar 822 milyon TL harcayarak eğlence alanına toplamda 4 milyar 892 milyon TL bütçe ayıran CHP’li İBB yönetimi 2024 yılı bütçe planlamasında depreme 4 milyar 249 milyon 969 bin TL ayırdı. CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
YÖNETİM CHP’YE GEÇİNCE DÜŞÜŞ BAŞLADI
AK Parti dönemi olan 2018 yılında bütçenin deprem oranı %5,08 iken yıllar içinde İBB yönetiminin değişmesi ile bu oranda büyük bir düşüş yaşandı. 2019 yerel seçim döneminde 23 milyar 800 milyon TL olan İBB bütçesinden depreme 1 milyar 18 milyon 921 bin TL ayrıldı. 2019 yılının bütçe planlamasında %4,28’i depreme ayrılırken seçim sonrası yönetimin CHP’ye geçmesi ile bu oran %1’lere düştü.
2020 yılında 25 milyar 850 milyon TL olan İBB bütçesinin yalnızca 347 milyon 623 bin TL’si Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na tahsis edilerek bütçenin sadece %1,34’ü depreme ayrıldı. Her fırsatta deprem vurgusu yapan CHP’li İBB Başkanı İmamoğlu yönetiminde yaşanan bu skandal her yıl daha da düşürülmeye devam etti. 2021 yılında 28 milyar 900 milyon TL’lik İBB bütçesinin 438 milyon 299 bin TL’si depreme ayrıldı. %1’lere düşen bu oran 2024 yılı bütçe planlamasına da yansıdı.
213 MİLYARIN %1’İ DEPREME!
Seçim döneminde depreme yönelik, ‘İstanbul’un en önemli meselesi depremdir. Rüyalarımda bile görüyorum. Göreve gelir gelmez depreme yönelik çalışmaları başlatacağız’ diyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreve geldikten sonra 2019 yılında AK Parti yönetimindeki 1 milyar 18 milyon TL olan Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme bütçesinde yüzde 65 kırıma gitti. 2024 bütçe planlamasına da yansıyan ‘deprem’ konusu, seçime günler kala tartışmalara yol açtı.
213 milyar 500 milyon TL olarak belirlenen 2024 yılı İBB bütçesinin yalnızca %1,99’u depreme ayrıldı. Devasa İBB bütçesinden, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na 4 milyar 249 milyon 969 bin TL tahsis edildiği ortaya çıktı. CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığı süresince kademeli olarak düşürülen deprem bütçesi son 5 yılda % 1,5 seviyelerinde geriledi. Reklam ve algı yönetimiyle bilinen CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
|
|
İBB BÜTÇESİ |
DEPREM BÜTÇESİ |
BÜTÇENİN DEPREM ORANI |
|
2018 |
20.100.000.000 |
1.022.295.500 |
%5,08 |
|
2019 |
23.800.000.000 |
1.018.921.000 |
%4,28 |
|
2020 |
25.850.000.000 |
347.623.000 |
%1,34 |
|
2021 |
28.900.000.000 |
438.299.000 |
%1,51 |
|
2022 |
43.650.000.000 |
1.004.664.000 |
%2,30 |
|
2023 |
115.250.000.000 |
2.367.951.000 |
%2,05 |
|
2024 |
213.500.000,00 |
4.249.969.000 |
%1,99 |

Murat Kurum, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
‘DEPREM BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ’
Depremle ilgili bilim insanları İstanbul’da 1 buçuk milyon riskli konutun olduğu, 600 binin acil dönüştürülmesi gerektiğini bugün bütün bilim insanlarımız söylüyor.
İstanbul lokomotif bir şehirse, İstanbul sadece kendini değil tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir şehirse biz İstanbul’u depreme hazırlamak zorundayız. Böyle bir gerçeğimiz var ve bu siyasi bir tercih de değil. Hepimizin ortak tercihi olmak zorunda.
Deprem bir milli güvenlik meselesi. Ben 600 bin konut dönüştürülmeli diyorum, CHP’li başkan dönüştürülmemesi lazım diyor. Bize 1500 tane dava açmışlar kentsel dönüşümün durdurulması için. Davayı açan CHP’liler. 11 ilde yaptığımız TOKİ konutlarının biri yıkılmadı.
‘VATANDAŞA 700 BİN TL HİBE VERECEĞİZ’
Biz tarihe geçecek, İstanbul’un kurtuluşu olan bir dönüşüm yapmak istiyoruz. Bunun her yıl 60 bin konutunu 5 yılda da 300 bin konutunu KİPTAŞ eliyle yapacağız.
‘Yarısı bizden’ kampanyasını biz mayıs ayında başlatmıştık şimdi o kampanya bakanlığımız eliyle devam ediyor biz de büyükşehir eliyle bu kampanyaya 300 bin konutla katkıda bulunacağız.
Vatandaşımıza 700 bin hibe, 700 bin kredi, 100 bin taşınma ve kira yardımı vereceğiz ve vatandaşımız 5833 TL’den başlayan taksitle bunu ödeyebilecek. 18 ayda teslim edeceğiz.
’10 DAİRESİ OLAN YERE 10 DAİRE İMKANI VERECEĞİZ’
10 dairesi olan bir yerin yeniden 10 daire yapabilmesine imkan sağlayacağız. Orada yüzde 25-30 kaybı var ya o kaybını imar planı yaparak vatandaşımıza vereceğiz. Yerinde, rızaya dayalı, vatandaşımız istiyorsa biz planını yapacağız. Vatandaşımızın önünü açacağız.
‘KİRAYA VERMEK ÜZERE 100 BİN SOSYAL KONUT YAPACAĞIZ’
100 bin sosyal konut yapacağız. Bu konutlar satılmayacak, kiralanacak. İstanbul’a yeni 100 bin konut arz edeceğiz. Hem kira fiyatlarını düşürecek hem de burayı deprem dönüşümüne girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatta kiralayacağız. Arzı arttırmadan kira fiyatı düşmez.
‘PROJELERİMİZİN TOPLAM BÜTÇESİ 58 MİLYAR DOLAR’
Bizim bütün projelerimizin ben arkadaşlara çalışırken dedim ki biz gerçekçi olmalıyız, bir şeyi söylüyorsak gerçekleştirebileceğimiz vaatleri vermeliyiz dedim çalıştık bunları 58 milyar dolar para tutuyor. Bütün projeler hepsi fiyatlandırıldı.
Bizim İBB bütçesi her yıl 7 milyar dolar. 5 yılda 35 milyar dolar. 35 milyar dolar bir bütçe bunun yüzde 70’ini yatırıma ayırsanız, diğer kısmını personel, genel giderlere ayırdığınızı düşünün yaklaşık yüzde 40-45’i buradan çıkıyor.
‘İBB BÜTÇESİNİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ’
Biz öz gelirimizi arttıracağız. Biz bütçemizi 2 katına çıkaracağız. Ben bunu geçmişte Çevre Bakanlığı dönemimde yaptım. Çevre Bakanlığı bütçesi bakanlıklar içerisinde en düşük bütçeli kuruluştur. Biz 81 ile 365 bin sosyal konut ürettik, 46 bin afet konutunu bitirdik, 72 milyon metrekare Millet Bahçesi yaptık. 40 tarihi mekanın ihyasını yaptık.
‘İSRAFI BİTİRDİK’ DEYİP TABELALARA 500 MİLYON HARCAMAYI BİLİYORLAR’
Afet lojistik merkezinde afeti tek elden yöneteceğiz, ilgili kurumlarımızla birlikte yapacağız. Toplanma alanlarında 6 saatte 2 milyon kişiye çadır kurabilecek altyapıyı tesis edeceğiz.
Bütün İstanbul’da Afet Farkındalık Akademisiyle birlikte afet farkındalığını ortaya koyacağız. Yeni helikopter pistleri koymamız lazım. Helikopter pistleriyle alakalı eksiklik var. 65 yeni helikopter pisti yapmak istiyoruz. Yeni itfaiye istasyonları lazım. Lojistik merkez 1 tane. 1 lojistik merkez 39 ilçeye yetebilir mi 16 milyon insana yetebilir mi?
Bununla ilgili hiçbir adım, çaba yok. Ama 2 günlük konsere 550 milyon harcamayı biliyorlar. ‘İsrafı bitirdik’ deyip tabelalara 500 milyon harcamayı biliyorlar. Kapı arkasında balya balya paralarla poz vermeyi biliyorlar ama afete geldi mi iş yok.
]]>
Murat Kurum, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
‘DEPREM BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ’
Depremle ilgili bilim insanları İstanbul’da 1 buçuk milyon riskli konutun olduğu, 600 binin acil dönüştürülmesi gerektiğini bugün bütün bilim insanlarımız söylüyor.
İstanbul lokomotif bir şehirse, İstanbul sadece kendini değil tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir şehirse biz İstanbul’u depreme hazırlamak zorundayız. Böyle bir gerçeğimiz var ve bu siyasi bir tercih de değil. Hepimizin ortak tercihi olmak zorunda.
Deprem bir milli güvenlik meselesi. Ben 600 bin konut dönüştürülmeli diyorum, CHP’li başkan dönüştürülmemesi lazım diyor. Bize 1500 tane dava açmışlar kentsel dönüşümün durdurulması için. Davayı açan CHP’liler. 11 ilde yaptığımız TOKİ konutlarının biri yıkılmadı.
‘VATANDAŞA 700 BİN TL HİBE VERECEĞİZ’
Biz tarihe geçecek, İstanbul’un kurtuluşu olan bir dönüşüm yapmak istiyoruz. Bunun her yıl 60 bin konutunu 5 yılda da 300 bin konutunu KİPTAŞ eliyle yapacağız.
‘Yarısı bizden’ kampanyasını biz mayıs ayında başlatmıştık şimdi o kampanya bakanlığımız eliyle devam ediyor biz de büyükşehir eliyle bu kampanyaya 300 bin konutla katkıda bulunacağız.
Vatandaşımıza 700 bin hibe, 700 bin kredi, 100 bin taşınma ve kira yardımı vereceğiz ve vatandaşımız 5833 TL’den başlayan taksitle bunu ödeyebilecek. 18 ayda teslim edeceğiz.
’10 DAİRESİ OLAN YERE 10 DAİRE İMKANI VERECEĞİZ’
10 dairesi olan bir yerin yeniden 10 daire yapabilmesine imkan sağlayacağız. Orada yüzde 25-30 kaybı var ya o kaybını imar planı yaparak vatandaşımıza vereceğiz. Yerinde, rızaya dayalı, vatandaşımız istiyorsa biz planını yapacağız. Vatandaşımızın önünü açacağız.
‘KİRAYA VERMEK ÜZERE 100 BİN SOSYAL KONUT YAPACAĞIZ’
100 bin sosyal konut yapacağız. Bu konutlar satılmayacak, kiralanacak. İstanbul’a yeni 100 bin konut arz edeceğiz. Hem kira fiyatlarını düşürecek hem de burayı deprem dönüşümüne girecek vatandaşlarımıza uygun fiyatta kiralayacağız. Arzı arttırmadan kira fiyatı düşmez.
‘PROJELERİMİZİN TOPLAM BÜTÇESİ 58 MİLYAR DOLAR’
Bizim bütün projelerimizin ben arkadaşlara çalışırken dedim ki biz gerçekçi olmalıyız, bir şeyi söylüyorsak gerçekleştirebileceğimiz vaatleri vermeliyiz dedim çalıştık bunları 58 milyar dolar para tutuyor. Bütün projeler hepsi fiyatlandırıldı.
Bizim İBB bütçesi her yıl 7 milyar dolar. 5 yılda 35 milyar dolar. 35 milyar dolar bir bütçe bunun yüzde 70’ini yatırıma ayırsanız, diğer kısmını personel, genel giderlere ayırdığınızı düşünün yaklaşık yüzde 40-45’i buradan çıkıyor.
‘İBB BÜTÇESİNİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ’
Biz öz gelirimizi arttıracağız. Biz bütçemizi 2 katına çıkaracağız. Ben bunu geçmişte Çevre Bakanlığı dönemimde yaptım. Çevre Bakanlığı bütçesi bakanlıklar içerisinde en düşük bütçeli kuruluştur. Biz 81 ile 365 bin sosyal konut ürettik, 46 bin afet konutunu bitirdik, 72 milyon metrekare Millet Bahçesi yaptık. 40 tarihi mekanın ihyasını yaptık.
‘İSRAFI BİTİRDİK’ DEYİP TABELALARA 500 MİLYON HARCAMAYI BİLİYORLAR’
Afet lojistik merkezinde afeti tek elden yöneteceğiz, ilgili kurumlarımızla birlikte yapacağız. Toplanma alanlarında 6 saatte 2 milyon kişiye çadır kurabilecek altyapıyı tesis edeceğiz.
Bütün İstanbul’da Afet Farkındalık Akademisiyle birlikte afet farkındalığını ortaya koyacağız. Yeni helikopter pistleri koymamız lazım. Helikopter pistleriyle alakalı eksiklik var. 65 yeni helikopter pisti yapmak istiyoruz. Yeni itfaiye istasyonları lazım. Lojistik merkez 1 tane. 1 lojistik merkez 39 ilçeye yetebilir mi 16 milyon insana yetebilir mi?
Bununla ilgili hiçbir adım, çaba yok. Ama 2 günlük konsere 550 milyon harcamayı biliyorlar. ‘İsrafı bitirdik’ deyip tabelalara 500 milyon harcamayı biliyorlar. Kapı arkasında balya balya paralarla poz vermeyi biliyorlar ama afete geldi mi iş yok.
]]>Bütçe teklifinde, savunmaya yönelik harcamalarda 2024 mali yılına kıyasla yüzde 1’lik artış öngörülürken, teklif, 2024 mali yılının 5 ayının geride kalmasına rağmen başta Ukrayna ve İsrail’e yapılacak askeri yardımları kapsayan ek bütçe talebinin hala Kongre’de görüşüldüğü bir döneme geldi.
Bütçeden 209 milyar dolar ile en büyük pay donanmaya
Pentagon’un 2025 mali yılı bütçesinden donanmaya toplam 203,9 milyar dolar, Hava Kuvvetlerine 188,1 milyar dolar, Kara Kuvvetlerine 185,8 milyar dolar, Deniz Piyadelerine 53,7 milyar dolar ve Uzay Kuvvetlerine de 29,4 milyar dolar aktarılacak.
Bütçe planında, aile konutları, kışlalar, tıbbi klinikler, çocuk gelişim merkezleri ve karakol okulları dahil olmak üzere askeri inşaat için yaklaşık 17,5 milyar dolar talep edilirken, ayrıca ordudaki askeri mensuplara yüzde 4,5’lik, Savunma Bakanlığı bünyesindeki sivil çalışanlara da yüzde 2’lik bir maaş artışı öngörülüyor.
Pentagon’un 2025 mali yılı bütçesi, askere alma konusunda yaşanan zorluklar ve muharebe operasyonlarında daha fazla insansız sistem kullanılması nedeniyle ordudaki aktif görevde bulunan personeli 1 milyon 305 bin 400’den 1 milyon 267 bin 700’e düşürmeyi hedefliyor.
Silah alımı için 167,5 milyar dolar talep ediliyor
Silah alımı için geçen yıl 170 milyar dolar talep eden Savunma Bakanlığı, 2025 yılı için 167,5 milyar dolar talep ediyor.
Satın alma bütçesi, savaş uçakları, insansız hava araçları ve helikopterler de dahil olmak üzere hava gücüne yaklaşık 61,2 milyar dolar, 6 yeni savaş gemisi de dahil olmak üzere deniz gücüne ise 41,8 milyar dolar harcamayı planlıyor.
Pentagon yetkilileri, Çin’in askeri hedeflerini kontrol altına almak için en kritik mühimmatlardan biri olarak gördükleri hipersonik ve uzun menzilli ses altı füzelere yaklaşık 9,8 milyar dolar harcamayı hedefliyor.
2025 bütçe planı ayrıca Pentagon’un nükleer girişimini geliştirmek için, B-21 Raider bombardıman uçağı, Columbia sınıfı nükleer denizaltı ve Sentinel kıtalararası balistik füze programı da dahil olmak üzere yaklaşık 49,2 milyar dolar harcayacak.
Ayrıca bütçe belgelerine göre, ABD’nin füze savunma yeteneklerini desteklemek için 28,4 milyar dolar daha yatırım yapılacak.
Savunma Bakanlığı, araştırma, geliştirme, test ve değerlendirmelere de 143,2 milyar dolar harcamayı planlıyor. Gelişmekte olan bilim ve teknolojiye yaklaşık 17,2 milyar dolar, yapay zekanın geliştirilmesine ise yaklaşık 1,8 milyar dolar harcanmasını öneriyor.
– Çin’den duyulan tehdit tüm endişelerin başında geliyor
Pentagon, Ukrayna’ya yapılacak yaklaşık 60 milyar dolar askeri yardım paketinin Temsilciler Meclisinden geçmesi için baskıları sürdürürken, 2025 bütçe teklifi, ABD’nin Çin endişesini, Rusya ve ulus ötesi terörizm gibi diğer tehditlerin en üstünde tuttuğunu gösteriyor.
2025 bütçe talebi, Hint-Pasifik’teki, büyük ölçüde Çin’in bölgedeki saldırganlığına karşı koymaya odaklanan caydırıcılık operasyonlarına yönelik yaklaşık 9,9 milyar dolar harcama içeriyor.
Pasifik caydırıcılık programı ilk kez, Çin’in işgalinden korkan Tayvan’ı doğrudan desteklemek ve ada ulusunun donatılmasını sağlamak için yaklaşık 500 milyon dolar finansman içeriyor.
Aynı bütçede, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik saldırganlığını caydırmaya odaklanan girişimler için ise yaklaşık 3,9 milyar dolarlık harcama öngörülüyor.
Pentagon’un bütçe talebi üzerine gazetecilere açıklama yapan ABD Savunma Bakan Yardımcısı Kathleen Hicks, “Bu bütçe, tarihi açıdan zorlu bir stratejik kaynak ve operasyonel ortam karşısında ulusumuzun savunmasını geliştirmektedir.” değerlendirmesini yaptı.
Hicks, 25 mali yılı için 849,8 milyar dolarlık savunma bütçesi talebinin, nesiller boyu güçlü ve teknolojik askeri yatırımları inşa edeceğini kaydetti.
]]>Buna göre, kamu borçları ve bütçe açıkları kademeli, gerçekçi, sürdürülebilir ve büyüme dostu bir şekilde azaltılacak. Dijital ve yeşil dönüşüm, sosyal ve savunma harcamalarını içeren stratejik alanlardaki yatırımlar ise korunacak.
Konjonktür karşıtı politikalara uygun alan sağlanırken makroekonomik dengesizliklerin giderilmesi öncelikli olacak. Üye ülkelerin orta vadeli mali yapısal planlar hazırlaması gerekecek.
Komisyon, kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 60’ını aştığı veya kamu açığının GSYH’nin yüzde 3’ünü geçtiği üye ülkelere bir referans yörünge sunacak.
Referans yörünge, üye ülkenin 4 yıllık mali uyum döneminin sonunda kamu borcunun makul bir düşüş eğilimi göstermesini veya orta vadede ihtiyatlı seviyelerde kalmasını sağlamaya yönelik olacak.
Söz konusu referans yörünge, borç seviyelerinde düşüşü, borç sürdürülebilirliğini korumayı ve bütçe açığını yüzde 3’ün altında tutmayı amaçlayacak.
Yeni kurallar, sürdürülebilirlik ve büyümeye yönelik yapısal reformları ve kamu yatırımlarını teşvik edecek.
4 YILLIK MALİ UYUM DÖNEMİ UZAYABİLECEK
Üye ülkelerin büyüme potansiyelini artıran veya AB’nin ortak önceliklerini ele alan yeşil ve dijital dönüşüm, enerji arz güvenliği ile savunma gibi belirli reform ve yatırımların hayata geçirilmesi halinde 4 yıllık mali uyum dönemi 7 yıla uzatılabilecek.
AB Komisyonu, Birlik mali kuralların reformunu içeren düzenleme teklifini geçen yıl açıklamıştı.
Reform ve yatırımlarla kamu borç sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi, kapsayıcı büyümeyi teşvik etmeyi amaçlayan teklif, mevcut mali kuralları günün ihtiyaçlarına göre güncellemeyi ve artan kamu borç seviyelerini düşürmeyi hedefliyor.
Bütçe açığı ve kamu borcu için referans değerler olan yüzde 3 ve yüzde 60 ise teklifte sabit tutuluyordu.
YENİ MALİ KURALLAR KONUSUNDA AB ÜLKELERİ İKİ BLOK OLUŞTURMUŞTU
Almanya ve Hollanda’nın başı çektiği bir grup ülke mali kurallara tek tip standart ve katı kurallar getirilmesini isterken, yüksek kamu borcuna sahip Fransa ve İtalya gibi ülkeler, kamu borcu ve bütçe açığı konusunda standart kurallar ve somut hedefler uygulanmasına karşı çıkıyor ve kendilerine esneklik sağlanmasını istiyordu.
AB kurallarına göre, normal şartlarda üye ülkelerin bütçe açıklarının GSYH’lerinin yüzde 3’ünü, kamu borçlarının da GSYH’lerinin yüzde 60’ını geçmemesi gerekiyor. Bu sınır aşıldığında uygulanacak tedbirlerin AB Komisyonu’na bildirilmesi ve etkin mücadelenin yapılması gerekiyor.
Ancak AB üyesi ülkeler, 2020’de Covid-19 salgını nedeniyle söz konusu kuralları askıya alma kararı almış, bütçe açıkları ve kamu harcamalarını hızla yükseltmişti. Bu uygulama, Rusya-Ukrayna Savaşı ve yaşanan enerji kriziyle de devam etmişti.
AB üyesi ülkeler arasında kamu borcunun GSYH’ye oranının en fazla olduğu ülkeler yüzde 165,5 ile Yunanistan, yüzde 140,6 ile İtalya, yüzde 111,9 ile Fransa, yüzde 109,8 ile İspanya, yüzde 108 ile Belçika ve yüzde 107,5 ile Portekiz.
Söz konusu yeni kurallar, üye ülkeler ve AP onayının ardından AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girecek.
2022 yılında yüzde 89,5 olan vergi gelirlerinin tahakkuk tahsilat oranı 2023’te 3,2 puan artarak yüzde 92,7’ye yükseldi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medya hesabından önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Tahsilat performansımızı iyileştirdik. 2022 yılında yüzde 89,5 olan vergi gelirlerinin tahakkuk tahsilat oranı 2023’te 3,2 puan artarak yüzde 92,7’ye yükseldi.
Tahsilat çalışmalarımız kapsamında vergi ödemelerinin önemi ve zamanında yapılmamasının hukuki sonuçları hakkında borçlular bire bir bilgilendirildi.
Borçlarını ödemekte zorlananlara yasal çerçevede taksitlendirme yapıldı.
Yürüttüğümüz çalışmalarımız sonucunda 2023 yılı bütçesinde öngördüğümüzden daha iyi bir gelir performansı gerçekleşti.”
Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan (GİB), vergi gelirleri tahakkuk ve tahsilat oranlarına ilişkin açıklama yapıldı.
Merkezi yönetim bütçe gelirlerinin geçen yıl yüzde 86,1 artarak 5 trilyon 210 milyar lira, vergi gelirlerinin ise yüzde 91,2 artarak 4 trilyon 501 milyar lira olduğunun anımsatıldığı açıklamada, böylece bütçe gelirlerinin 2023 yılı bütçesinde öngörülen gerçekleşme tahminlerinin yüzde 5,7 üzerinde gerçekleştiğine işaret edildi.
Açıklamada, genel bütçe gelirlerinin tahakkuk ve tahsilat tutarlarının, geçmiş yıllardan gelen tahakkuklar ile geçmiş yıllara ilişkin tahsilatları da içerecek şekilde kümülatif (birikimli) olarak açıklandığı bildirilerek, “2023 yılı genel bütçe vergi gelirleri ile ilgili açıklanan tahakkuk verileri, geçmiş yıllardan gelen tahakkuk bakiyeleri ile 2023 yılında tahakkuk eden tutarlardan, tahsilat verileri, geçmiş yıllarda tahakkuk eden vergiler ile 2023 yılında tahakkuk eden vergilere karşılık tahsil edilen tutarlardan oluşuyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Kümülatif verilere göre tahsilat oranı 2,4 puan arttı
Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2019’da yüzde 77,8 olan genel bütçe vergi gelirleri tahakkuk tahsilat oranının, 2022’de yüzde 81,3’e ve geçen yıl da yüzde 83,7’ye çıktığının aktarıldığı açıklamada “Kümülatif olarak açıklanan verilerden hareketle tahakkuk-tahsilat oranlarının değerlendirilmesi gerçek performansı göstermemektedir. Geçmiş yıllardan tahsil edilememiş tahakkuk bakayalarının cari yıl tahakkuklarına eklenmesiyle oluşan kümülatif tahakkuk tutarına karşılık cari yılda yapılan tahsilat oranlarının yıllar itibarıyla düşmesi, kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmiş yıllardan gelen alacaklar içinde iflas ve benzeri nedenlerle tahsil kabiliyetini yitirmiş alacaklar yer almaktadır. Bu alacaklar zaman aşımına uğramadığı sürece kayıtlarda yer almaya devam etmekte ve doğal olarak tahakkuk tahsilat oranlarını aşağıya çekmektedir.” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, ilgili yıl içinde tahakkuk eden bir alacağın tahsilatının yasal nedenlerle izleyen yıllara sirayet edebildiğine işaret edilerek, konuya ilişkin şu örneklere de yer verildi:
“KDV’de yer alan tecil terkin müessesesi nedeniyle ihraç kayıtlı teslimlere ilişkin KDV tahakkuk ederken tahsilatı erteleniyor. İhtilaflı alacaklarda yargı mercilerince verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlar alacağın tahsilat işlemlerini durduruyor. Yapılandırma kanunları çerçevesinde ödemelerin 3 yıla (son kanunda 4 yıla) kadar taksitlendirilmesi nedeniyle tahsilatlar izleyen yıllara kayıyor. Mücbir sebep uygulamaları nedeniyle vergilerin ödeme süreleri ertelendiği takdirde tahakkuk kayıtları olduğu halde tahsilatlar izleyen yılda yapılıyor. Ödeme zamanları 1 yıldan uzun tayin edilmiş vergiler bulunuyor. Veraset ve intikal vergisi 3 yılda 6 eşit taksitte ödeniyor. Bu veriler ışığında, geçmiş yıllardan devreden tahakkuklar dahil toplam vergi tahakkuklarına karşılık yapılan toplam tahsilatın 2022 yılındaki oranı yüzde 81,3 olduğu halde, 2023 yılında bu oran 2,4 puan artışla yüzde 83,7 olarak gerçekleşmiştir.”
Cari yıl tahsilat oranları yüzde 90’ları aştı
Kümülatif açıklanan verilerin gerçek tahsilat performansını göstermemesi nedeniyle cari yıl tahsilat performansının ölçülmeye başlanıldığının aktarıldığı açıklamada, “Böylece geçmiş yılların tahakkuk ve tahsilatından bağımsız olarak her yıl kendi içinde değerlendirilmekte, her yılın tahakkuku ile bu tahakkuklara karşılık o yıl içinde yapılan tahsilatlar kıyaslanmaktadır. Nitekim son yıllarda vergi gelirlerinin cari yıl tahsilat oranlarının yüzde 90’ların üzerinde gerçekleştiği görülmektedir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamada, cari yıl esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre tahsilat tahakkuk oranının 2022’de yüzde 89,5, geçen yıl ise yüzde 92,7 olduğu belirtilerek, “Devlet gelirlerini kanunların verdiği yetkiler kapsamında tahsil etmekle görevli Başkanlığımız, mükellef haklarını da gözeterek bütçe gelirlerini etkin şekilde tahsil etmeyi sürdürmektedir.” ifadesine yer verildi.
]]>KKM hesaplarının ağustos ayı ortası itibarıyla rekor seviyesi olan yaklaşık 3 trilyon 408 milyar lira seviyesinden 15 Aralık 2023 itibarıyla 2 trilyon 682 milyar lira seviyesine gerilediğini aktaran Yılmaz, “Yaklaşık 700 milyar lira civarında bir gerileme söz konusudur. KKM başından itibaren geçici bir mekanizma olarak kurgulanmıştır. Belli bir tarih perspektifiyle yapılan bir yasal düzenlemeyle bu mekanizma başladı, bulunduğu dönemde görevini icra etti ve şimdi bu mekanizmadan finansal piyasalarımızda bir istikrarsızlığa yol açmadan aşamalı, sağlıklı bir şekilde çıkış sürecini devam ettiriyoruz. 2024 yılı boyunca da bu çıkış süreci aşamalı bir şekilde devam edecektir.” diye konuştu.
VERGİDE DÖNÜŞÜM VURGUSU
Vergi düzeninde, sosyal adaleti gözeten bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bunu daha da güçlendirmeli miyiz? Elbette güçlendirmeliyiz. Bu yöndeki önerilere de elbette katılıyoruz. Önümüzdeki dönemde Orta Vadeli Program’a da yazdık. Doğrudan vergilerin payını arttırmak istiyoruz. Bu öyle bir anda olabilecek bir şey değil. Yapısal bir dönüşüm. Aşamalı bir şekilde bu yöne doğru bir Türkiye’deki vergi sistemini dönüştürmemiz gerekiyor.” dedi.
“BÜTÇE AÇIĞI OLUMLU SEYREDİYOR”
Bütçe açığının olumlu bir çerçevede seyrettiğinin altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti: “Bazı arkadaşlarımız ‘niye yüzde 100 tutmadı?’ diye programları, planları eleştiriyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde küsuratına kadar noktalı virgüllü bir şey tutmaz. Bir tahmin yapıyorsunuz sonuçta. Önemli olan mertebedir. Mertebeye yakın, biraz üstünde, biraz altında bir gerçekleşme sağlıyorsanız bu tahminleriniz sağlıklı demektir. Biz de bu yönde gidiyoruz. Bütçe açığında olumlu yönde sürprizimiz var. Bu yıl için düşündüğümüz açık, öngördüğümüzden daha düşük gerçekleşecek gibi görünüyor. Büyüme ve gelir performansımız tahminlerimizden daha iyi gidiyor. 6,4 olarak tahmin ettiğimiz bütçe açığının, 5,5’ler seviyesinde gerçekleşme ihtimali var. Bu ay bütün kamunun ödemelerini de yapmaya çalışıyoruz. Kimin kamudan alacağı varsa; sağlıkta, ulaştırmada, DSİ, eğitim projelerinde bütün kamudaki alacakları ödemek kaydıyla bunu başarıyoruz. Mayıs sonrası yakaladığımız siyasi istikrar ortamı ve izlediğimiz politikalarla bütçemizde de depreme, EYT gibi politika tedbirlerine rağmen gayet iyi bir performans gösteriyoruz. Deprem etkilerini çıkardığınızda yüzde 3’ün altında, Maastricht kriterlerinin altında bir bütçe açığıyla karşı karşıyayız. Dünyanın, bölgemizin bu şartlarında Avrupa Birliği ortalamalarından da birçok ülkenin durumundan da daha iyi.”
“KURDAKİ OYNAKLIK CİDDİ ANLAMDA AZALDI”
Cevdet Yılmaz, TL kur oynaklığı verisinin gelişmekte olan ülkelerin kur oynaklığı ortalama değerinin altında hareket ettiğini, kurdaki oynaklığın çok ciddi anlamda azaldığını söyledi.
“Son 6 aylık dönemde uluslararası sermaye girişi hızlanmış, rezervlerimiz güçlenmiş, kur oynaklığı azalmış ve finansman koşulları iyileşmiştir. Ekonomideki dengelenme Türk lirasını desteklerken, TL varlıklara artan ilgi, rezervlerdeki artış ve kurun istikrarlı seyri de enflasyonla mücadeleyi desteklemektedir. Ağustos ayından itibaren aylık enflasyon sürekli güçlenen bir düşüş trendine girmiştir. Aylık bazda enflasyonda bir ivme kaybı olduğunu görüyoruz. Mevsimsel koşullar aleyhimizde olduğu halde, jeopolitik birtakım beklenmedik riskler ortaya çıktığı halde enflasyonda ivme kaybının devam ettiğini görüyoruz. Enflasyon, 2024 yılı hedeflerimizle uyumlu bir patikaya doğru evrilmiş, enflasyondaki ivme kaybı çok net bir şekilde görülmüştür. Yıllık bazda ise 2024’ün ikinci yarısında belirgin bir düşüş bekliyoruz. Yaz aylarında hesaplara girmiş olan yüksek enflasyon dönemi, gelecek yılık ortalarında hesabımızdan çıkmış olacak.”