Bütün – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Thu, 01 Aug 2024 01:36:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Turan’dan suikasta tepki https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-filistin-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-baskani-turandan-suikasta-tepki/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-filistin-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-baskani-turandan-suikasta-tepki/#respond Thu, 01 Aug 2024 01:36:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17026 Turan, Hamas Siyasi Büro Başkanı Haniye’ye, İran’ın başkenti Tahran’da kaldığı konutta suikast düzenlenmesine ilişkin, AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Heniyye’ye rahmet, başta Hamas Hareketi olmak üzere ailesine ve Filistin halkına başsağlığı dileyen Turan, “Bizde liderler ölünce davalar bitmez. ” diye konuştu.

İsrail’in Beyrut’a yönelik hava saldırısı ile Heniyye suikastına işaret eden Turan, “İsrail terör devletinin gözünü kan bürüdüğünü; hedeflerine, sapkın hayallerine ulaşabilmek için bütün bir dünyayı yangın yerine çevirmeyi göze alabileceğini göstermiş oluyor.” dedi.

– “ORTA DOĞU’YA BARIŞ GELMEZSE DÜNYAYA BARIŞ GELME İHTİMALİ YOKTUR”

Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Turan, “Dünyada sadece kendilerinin yaşadıklarını ve kendi inandıklarının doğru olduğunu zannediyorlar. Bu sapkın düşüncelere bütün insanlığı inandırmaya çalışıyorlar. Gazze’ye de saldırırken bu düşünceleri ağızlarından dökmüşlerdi.” ifadelerini kullandı.

Şu anda insanlık alemi ve dünya barışının siyonist anlayış tarafından tehdit edildiğini vurgulayan Turan, “Filistin meselesi, Orta Doğu barışının anahtarıdır; Orta Doğu barışı da dünya barışının anahtarıdır. Orta Doğu’ya barış gelmezse dünyaya barış gelme ihtimali yoktur. Bunu kabul etmek zorundayız.” görüşünü paylaştı.

Gazze’nin bütün insanlığın vicdanının terazisi olduğunu ifade eden Turan, “Hak ile batıl mücadelesinin bugünümüz dünyasındaki yansımasıdır.” dedi.

Bu savaşın sadece Filistinlilerle değil, bütün İslam dünyasıyla sürdürülen bir savaş olduğunun altını çizen Turan, “Bugün işgal altında olan ilk kıblemizdir. İlk kıblesi işgal altında olanların bu işgale göz yumması mümkün değildir.” diye konuştu.

– “ABD YÖNETIMINI SIYONIZM ESİR ALMIŞ DURUMDA”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresinde ayakta alkışlandığını hatırlatan Turan, şunları kaydetti:

“Katil Netanyahu’yu kongrelerinde misafir edip alkışlayanlar, bu cinayetin suç ortağıdır. Bugün cinayetten sonra o alkışlayanlar, yaptıkları açıklamalarda suçu işleyen faillere yönelik tavsiyelerde bulunmak yerine hala insanlığı ve bütün dünyayı tehdit etmektedir. ‘İsrail istediğini yapabilir, İsrail’e yönelik herhangi bir girişimde bulunan karşısında bizi bulur’ diyerek dünyayı tehdit etmektedirler. ABD yöneticileri, ‘ABD’nin varlığı, İsrail’e armağan olsun’ diyor adeta. ABD yönetimini siyonizm esir almış durumda. Siyonizm, sapkın hayallerine ve hedeflerine ulaşmak için ABD’yi ve batı emperyalizmini kullanıyor. Onlar da bölgedeki emperyal çıkarlarını gerçekleştirmek için bütün bir savaşı, bu cinayet şebekesine ihale etmiş durumdalar.”

Bütün dünya barışının tehdit altında olduğunu dile getiren Turan, “Bir an önce bu cinayet şebekesi durdurulmalı, dizginlenmeli ve hak ettiği cevabı verilmelidir. Aksi takdirde dünyada barışın ve huzurun olması mümkün değildir. 3. Dünya Savaşı ne zaman çıkar sorusunu sormaya gerek yok; zaten savaş bütün cephelerde şu anda devam ediyor. Hiçbir devletin bugün uluslararası hukuk nezdinde egemenliği kalmamıştır. Bütün ülkelerin egemenlikleri tehdit, saldırı altındadır. Kilometrelerce uzakta bir ülkenin başkentinde istediğinize suikast yapma, cinayet işleme, suç işleme hakkını ve haddini kendinde buluyorsanız orada ne uluslararası toplumdan ne uluslararası hukuktan ne ülke egemenliğinden bahsetmek mümkün değildir.” diye konuştu.

“Fitne ateşini yakan mutlaka o ateşin içinde yanar.” diyen Turan, ateşin nerede başlayıp nereye kadar devam edeceğini hiç kimsenin kestiremeyeceğini söyledi.

– “BU EVANJELİST, SİYONİST ANLAYIŞ DÜNYA BARIŞINI TEHDİT EDİYOR”

Bugün karşı karşıya kalınan yalın gerçeğin bu olduğunu ifade eden Turan, “Bu Evanjelist, siyonist anlayış dünya barışını, huzurunu, insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bütün bir insanlık olarak, iyilik cephesinin mensupları olarak, küresel vicdan olarak bir araya gelmeli. Dinimiz, dilimiz, ırkımız, milliyetimiz, soyumuz, sopumuz ne olursa olsun; buna karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz.” dedi.

Filistin davasına desteklerinin süreceğini belirten Turan, “Yine güçlü bir şekilde Meclisimizde, ülkemizin diğer makamlarında, meydanlarımızda olur; hakkın, hakikatin temsilcilerini ağırlayacağız, ağırlamaya devam edeceğiz. Bizi, hiçbir kimse bu yolda geri döndüremez.” dedi.

– HANİYE’NİN CENAZESİ

Hasan Turan, Heniyye’nin cenazesinin, yarın Tahran’da kılınacak namazın ardından Doha’ya götürüleceği yönünde bir bilgiye sahip olduğunu anlattı.

Turan, Doha’daki cenaze törenine katılacağını ifade etti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-filistin-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-baskani-turandan-suikasta-tepki/feed/ 0
Son dakika: Suikast sonrası Türkiye’ye geliyor! Tarih verildi… https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-tarih-verildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-tarih-verildi/#respond Thu, 01 Aug 2024 00:00:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17008  
 
 

TBMM Başkanı Kurtulmuş’un açıklamalarının ardından İletişim Başkanı Altun, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın, 14-15 Ağustos’ta Türkiye’yi ziyaret ederek, TBMM Genel Kurulu’na hitap edeceğini bildirdi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.

“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.

“BÜTÜN İSLAM DÜNYASI, İNFİAL HALİNDE”

Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.

Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.

 

Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-tarih-verildi/feed/ 0
Son dakika: Suikast sonrası Türkiye’ye geliyor! Numan Kurtulmuş duyurdu… https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-numan-kurtulmus-duyurdu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-numan-kurtulmus-duyurdu/#respond Wed, 31 Jul 2024 23:00:08 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16993  
 

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.

“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.

“BÜTÜN İSLAM DÜNYASI, İNFİAL HALİNDE”

Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.

Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.

 

Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-numan-kurtulmus-duyurdu/feed/ 0
Son dakika: Suikast sonrası Türkiye’den kritik ‘Filistin’ hamlesi! Numan Kurtulmuş duyurdu https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeden-kritik-filistin-hamlesi-numan-kurtulmus-duyurdu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeden-kritik-filistin-hamlesi-numan-kurtulmus-duyurdu/#respond Wed, 31 Jul 2024 22:36:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16987  

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.

“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.

Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.

 

Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeden-kritik-filistin-hamlesi-numan-kurtulmus-duyurdu/feed/ 0
Yüce: Eğitim sistemindeki zehir tamamen çıkarılmalı https://www.foxtvhaber.com.tr/yuce-egitim-sistemindeki-zehir-tamamen-cikarilmali/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yuce-egitim-sistemindeki-zehir-tamamen-cikarilmali/#respond Tue, 11 Jun 2024 02:00:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12415 Rehber TV’de Muhammed Hadi Aydemir’in sorularını cevaplayan Yüce, herkesin eğitimden şikayet ettiğine dikkat çekti.

YARATICIYLA YARATILMIŞIN İRTİBATINI KOPARAN BİR SİSTEMDİR

Eğitim sisteminde temel yanlışın ne olduğunun tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Yüce, “Eğitim evrensel olmasına rağmen, bulunduğu ülke ve coğrafya ile ve oranın kültür ve inançlarıyla bir bütünlük içinde olması gerekir. Biz 200 yıldır batının tüm dünyaya da aksettirdiği eğitim modelini yani materyalist, pozitivist, seküler ve darwinist düşünce sistemini uyguluyoruz. O da yaratıcıyla yaratılmışın irtibatını koparan bir sistemdir” dedi.

ÇÖZÜM ZEHİRİ SUYUN İÇİNDEN TAMAMEN ÇIKARMAKTIR

Mevcut yönetimin iyi niyetine rağmen bu konuda olması gereken yaklaşımın gösterilemediğini hatırlatan Yüce, “Örnek olarak önümde duran bardağın içine bir iki damla zehir koyduğumuzu varsayalım. O zaman bu suyu içen kişi tabii ki ölür. Bu suyun içindeki zehir, işte o dediğimiz yaratıcı ile yaratılmış arasındaki bağı koparmak demektir. Bugün müfredatta okutulan kitaplarda da bu durum söz konusu. Tabi ben bununla bütün eğitim kitaplarını ayet ve hadislerle dolduralım demek istemiyorum. Şimdi bazı dindar kesim bu durumun farkına varıp bu örneğini verdiğim zehirli suyun içine biraz şeker ilave ederek sorunu çözmeye çalışıyor. Ancak bu çözüm değil. Çözüm elbette bu suyu tatlandırmak değil, aksine bu zehiri o suyun içinden tamamen çıkarmaktır. İşte o zehir bugün eğitim sisteminin içinde olan materyalist zihniyet, metot ve dildir. Kullanılan dilde verilen tüm örneklerin de direkt tabiatla ilgili olması ve yaratıcıyı devre dışı bırakmasının sebebi de budur” şeklinde konuştu.

BÜTÜN BUNLARI YAPAN VE İDARE EDEN KİMDİR?

Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün bilim dallarında yaratıcı ile yaratılmışın irtibatını koparan ve her şeyi direkt tabiata bağlayan bu anlayışı görmemiz mümkün. Hatta bizim TRT’mizde bile maalesef bu dilin etkilerini görüyoruz Tabii ki biz bu söylediklerimizle bilimsel gerçekleri yadsımıyoruz. Bunlar doğrudur, fakat burada çok büyük bir eksik var. O da “bütün bunları yapan ve idare eden kimdir” sorusudur.

KUR’AN’IN DİLİ YERLİ VE MİLLİ BİR DİL Mİ?

Bu arada yerli ve milli eğitim diye bir söylem var. Şahsen ben bu sözün de tam olarak doğru olduğu kanaatinde değilim. Tekstilin ve arabanın yerlisi olabilir ama biz eğitim için aynı şeyi söyleyemeyiz. Tevhid dininin tebliğcileri yani peygamberleri düşünelim. Mesela Hz. İbrahim’in mesajı yerli miydi? Hz. Musa ve Hz. İsa için de aynı soruyu sorabiliriz. Kur’an’ın dili mesela, yerli ve milli bir dil mi? Elbette ki hayır, cihanşümul yani evrensel bir dildir. Günümüzde yaşadığımız bütün sorunların temelinde de böyle bir eksiklik var. Kalplerimizde manevi bir yasakçı yok. İşte biz bunu ancak böyle bir eğitim sistemi ile gerçekleştirebiliriz.

DİNLE BİLİM AYRI KONULAR DEĞİLDİR

Bazıları dinle bilimin ayrı ayrı konular olduğu ve birbirine karıştırılmaması gerektiğini söylüyorlar. Bu da kanaatimce yanlış bir düşüncedir. Bu konu çok önemli ve mutlaka sahip çıkılması gereken bir meseledir. Buna sahip çıkılmadığı için bugün İslam alemindeki gençlerimiz maalesef ellerimizden kayıp gidiyor. Aile hayatında boşanmalar ve aldatmalar ve daha birçok problemin temelinde de bu sorun vardır. Ben bu meseleyi Diyanet İşleri Başkanımıza da arzettim. Kur’an-ı Kerim’deki düşünmeye sevk eden bu kevni ayetlere din adamlarımızın vaaz ve hutbelerinde daha çok yer vermeleri gerektiğini kendilerine söyledim. Yine başa dönecek olursam bizim yapmamız gereken en önemli iş bu sudaki bu zehiri çıkarmaktır.

”PEDAGOJİ Mİ, İDEOLOJİ Mİ, FITRAT MI ÖN PLANA ÇIKMALI?

Yüce, “Çocuklara 14 yaşına kadar hiçbir soyut kavramın öğretilmemesi gerektiğine dair bir görüş de var. Bu durumda bizim pedagojiyi mi, ideolojiyi mi yoksa fıtratı mı ön plana çıkarmamız gerekiyor?” şeklinde soruyu da şöyle cevapladı:

“Bu soruya elbette fıtratı ön plana çıkarmamız gerekiyor şeklinde cevap verebiliriz. İnsan fıtratında acizlik, fakirlik ve zayıflık gibi özellikler vardır. Bugün ilaç sektörünün verilerine göre satılan ilaçların yüzde yetmişinin antidepresan olması bize bu gerçeği, yani insan fıtratının bozulmuş olduğunu göstermektedir. Biz eğer eğitimde bu gerçeği konuşacaksak, bunu aslında bütün alanlar için de konuşmalıyız. Yani medyasıyla, siyasetçisiyle, din adamıyla hatta ebeveynlerin diliyle. Çünkü bunların hepsi bir bütündür. Çizgi filmlerde yer alan çoğu şiddete, öldürmeye, yaralamaya ve benzeri kötü fiillere dayanan sahneler de bu çerçevede ele alınmalıdır. Ebeveynler çocuklarından sorumludur. Onlara da bu konuda büyük sorumluluk düşmektedir. Hatta bu işin önemini vurgulamak için şöyle bir şey söylemek mümkündür. Bu dediğimiz mesele en az farz ibadetler kadar önemli bir iştir.”

”BİZ MÜSLÜMAN MIYIZ, DEĞİL MİYİZ?“

Aslında herkesin bir numaralı meselesinin bu olması gerekiyor. Yani dünyalık menfaati bir tarafa bırakıp bu meseleye öncelik verilmesi gerekiyor. Tekrar aynı soruyu soracağım. Biz Müslüman mıyız, değil miyiz? Eğer müslümansak bunu lafla değil yaşayarak göstermeli ve gereğini yapmalıyız. Burada söylemden çok, bizzat yapmanın bir mana ifade ettiğini belirtmek lazım. Yine burada ahlaklı olmakla ilgili de önemli bir duruma dikkat çekmemiz gerekiyor. O da toplumumuzda fahiş fiyat, stokçuluk ve ürünlerde sahtecilik gibi birçok olumsuz fiillerin altında yatan ana sebebin bu olduğudur.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yuce-egitim-sistemindeki-zehir-tamamen-cikarilmali/feed/ 0
İmam Hatip öğrencilerinden Kudüs bildirisi: Selahaddin Eyyubi’nin ruhuyla geleceğiz https://www.foxtvhaber.com.tr/imam-hatip-ogrencilerinden-kudus-bildirisi-selahaddin-eyyubinin-ruhuyla-gelecegiz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/imam-hatip-ogrencilerinden-kudus-bildirisi-selahaddin-eyyubinin-ruhuyla-gelecegiz/#respond Tue, 04 Jun 2024 04:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11831 İmam hatip lisesi öğrencileri bir araya gelerek Filistin’de 8 aydır devam eden soykırıma karşı bir bildiri yayınladı. Bildiriyi okuyan İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Hüseyin Şahin, bu süreçte bütün insanlığın sınıfta kaldığını belirterek, “İslam’ın ve insanlığın umudu olmaya gayret edeceğiz. Biz çalışacağız, biz uğraşacağız. Ey İsrail! Bugünün inanmış gençliği Hz. Ömer’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Yavuz Sultan Selim’in ruhu ile gelecek işgal ettiğin o topraklardan seni, çöplüğün en derinlerine göndereceğiz” dedi.

Kudüs bildirisi, İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi bahçesinde bayrak töreninde okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrencilerin katılımıyla okundu. Bildiri, İstanbul’un çeşitli ilçelerindeki diğer okullarda da kapanış törenlerinde öğrenciler tarafından seslendirildi. Önümüzdeki hafta da Türkiye genelindeki okullarda açıklama devam edecek.

“ZULMÜN KARŞISINDA DURUYORUZ”

Törende bildiriyi okumak üzere kürsüye gelen İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Hüseyin Şahin, “Bugün 100 yıldır coğrafyamızı işgal eden, bölen, parçalayan, kan döken emperyalistlerin devam eden zulümlerine karşı duruşumuzun bir ifadesi olarak buradayız” dedi. Emperyalizmin maşası olan Siyonist İsrail’in Ortadoğu’da kan dökmeye devam ettiğini belirten Şahin, batılı emperyalistlerin de iddia ettikleri bütün değerleri ayaklar altına alarak ne kadar iki yüzlü ve pragmatist olduklarını insanlığa gösterdiklerini aktardı.

“BÜTÜN İNSANLIK SINIFTA KALDI”

Refah’ta son yaşanan saldırılara da yer verilen bildiriye özetle şöyle devam edildi:

Refah’ta yüzlerce ailenin evi yakıldı. Çocuklar parçalandı. Anneler, babalar öldürüldü. Acımasız katiller güvenli bölge olarak addedilen Refah’ı vurdular. Ne erzak ne yardım ne de bir kelam yeter oradaki acıyı anlatmaya. Bir anne çocuğunun parçalarını yerden topladı. Bir baba enkazın altından yanan çocuğunu çıkardı. Ne ahlak kaldı ne izan kaldı ne nizam. Bütün insanlık sınıfta kaldı. Bütün adalet yerle yeksan oldu, bütün insan hakları yerin dibine battı. Orada bir çocuk açlıktan ölürken tüm kuruluşlar cehennemin dibine battı.

“İSRAİL’İ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖNDERECEĞİZ”

Ey Müslümanlar. Ciğerimiz yanıyor, kalbimiz dağlanıyor. Geçen her dakika her saniye yüzlerce insanın canına mâl oluyor. Ve asıl kahrolacağımız nokta koskoca İslâm âlemi sadece ve sadece kınamakla yetiniyor. Batsın petrolleriniz, batsın doğal gazlarınız, batsın altın rezervleriniz, bir bebek hunharca katlediliyorsa batsın iktidarlarınız. Bu süreçten sonra tüm bu sistemin yetersizliği artık aşikâr. İslam’ın ve insanlığın umudu olmaya gayret edeceğiz. Biz çalışacağız, biz uğraşacağız. Ey İsrail! Belki 10 belki 20 belki 30 sene ama bir gün geleceğiz. Bugünün inanmış gençliği Hz. Ömer’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Yavuz Sultan Selim’in ruhu ile gelecek işgal ettiğin o topraklardan seni, çöplüğün en derinlerine göndereceğiz.

KÜRESEL ÇAĞRI

Bu bildiriye kulak veren kardeşim, onurumuzu şerefimizi, haysiyetimizi korumak için seni de bu bildiriye destek vermeye davet ediyorum. Tüm okullar tek yürek olarak bu zulmü lanetlemeye bu vahşeti dil ile ikrar etmeye davet ediyoruz. İnsanlık nazarında ve Allah katında bu çağrılarımız ve dualarımız kabul olsun. Tek yürekle kahrolsun İsrail. Yaşasın küresel intifada. Yaşasın Filistin direnişimiz.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/imam-hatip-ogrencilerinden-kudus-bildirisi-selahaddin-eyyubinin-ruhuyla-gelecegiz/feed/ 0
Hayati Sır, İsrail’in Mescid-i Aksa planını anlattı: İran’a yıktıracaklar https://www.foxtvhaber.com.tr/hayati-sir-israilin-mescid-i-aksa-planini-anlatti-irana-yiktiracaklar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hayati-sir-israilin-mescid-i-aksa-planini-anlatti-irana-yiktiracaklar/#respond Sun, 19 May 2024 22:24:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11001 Filistinliler, bir asra varan süredir zulüm altında yaşıyor. Dönem dönem katliamlara varan zulüm, 7 Ekim’den bu yana tarihte benzeri görülmemiş bir soykırıma dönüştü.

Filistinli makamlar, Nekbe’den bu yana 134 bin Filistinli ve Arap’ın şehit edildiğini açıkladı. 7 Ekim’den bu yana ise şehit edilen Filistinli sayısı 35 bini geçti. Bunlardan en az 14 bin 944’ü çocuk…

İslam aleminin sessizliği karşısında, soykırıma karşı Batı’dan daha ciddi tepkiler yükseliyor. Amerika’da üniversite öğrencileri profesörleriyle kol kola yürüyüş düzenliyor, Avrupa’da da vatandaşlar kilometreleri bulan insan kalabalığıyla İsrail’e tepki gösteriyor. 

İsrail, işgalin “devletleştirildiği” 1948’den beri ilk kez yargılanıyor. Bu da, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davayla oldu. 

Başta ABD olmak üzere birçok devleti arkasına alan İsrail, her gün çocukları katlediyor, hastane bombalıyor, okulları vuruyor; Mescid-i Aksa’yı yıkmak istediklerini de hiç çekinmeden dile getirebiliyor. 

Peki, İslam alemi bu soykırım suçlarına neden bu kadar sessiz kaldı? Toplum olarak biz nerede yanlış yapıyoruz, kendimizle nasıl yüzleşeceğiz? İsrail’in vadedilmiş toprakları ele geçirme planı işliyor mu? Hangi devletler, hangi çıkarlar uğruna İsrail’i destekliyor? Mescid-i Aksa’yı bekleyen akıbet nedir? 

Tüm bu önemli soruları Araştırmacı-Yazar Hayati Sır’a sorduk. 

MESCİD-İ AKSA NEDEN ÖNEMLİ?

Mescid-i Aksa’nın Müslümanlara emanet olduğunu vurgulayan Sır, şunları söyledi:

“Mescid-i Aksa dediğimiz yerin aslı ‘Muallak Kayası’dır’. Aslında istenen Mescid-i Aksa’nın yıkılıp Muallak Kayası’nın getirilmesi. Çünkü tapınakları Muallak Kayası üzerindeydi. Onların kutsal gördüğü tapınakların içindeki altın odaya yılda bir kez kabalist hahamlar girebiliyordu. O tapınakların içinde Ahit Sandığı vardı. Ahit Sandığı Muallak Kayası’nın üstündeydi. Altın oda diye saydıkları kutsalın kutsalı olan odanın adı Dehbir Odası olarak geçer. Süleyman Tapınağı hiç ses çıkarılmadan yapıldı. Süleyman Tapınağı’na hiç demir sokulmadı ve sessiz bir şekilde yapıldı. Süleyman Tapınağı’nı taş yontucuları, demir ustaları ve dalgıçlar yani şeytanın ait olduğu cinler yaptı. Kutsalların kutsalının altın oda olmasının nedeni ise altının elektriği çok hızlı iletmesidir. Altın ölümsüzlüğü temsil eder ve görünmeyenler (cinler) altın üzerinden vuku bulur. Toparlayacak olursam, bütün bunları birleştirdiğimizde Mescid-i Aksa, Muallak Kayası dediğimiz zaman Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Mirac’ı ile göklere açılan kapı olarak görülür. Onların kültüründe ise Muallak Kayası yani Mescid-i Aksa’nın altı cehennemin kapısı olarak görülür.

Mescid-i Aksa’yı yıkarlarsa yerine tapınak yapacaklar ve o tapınaktan boyutlar arası kapı ile bekledikleri Maşiah dedikleri zat-ı getirecekler. Hz. Adem dört unsurdan ibaretti ve ölümlüydü. Gelecek olan metalik olacak diyorlar. Göklerin kapısı bize kapanmaz ama onlar bu proje ile göklerin kapısını kapatmak istiyorlar. İnsanları esir almak istiyorlar.

Göklerin kapısı açık oldukça melekler akın akın gelir. Bu yüzden Mescid-i Aksa tüm dünya için aslında çok önemli ama bize emanet. İslam alemini test ettiler. Çocukları öldürüp medyada sergileyip Müslümanların tepkisini ölçtüler. Biz gördük ki İslam alemi sahipsizmiş. O görüntüler karşısında yer yerinden oynamalıydı.”

 

“ŞU ANDA BEKLİYORUZ, HEPİMİZ KALPLERİMİZDEN ÇIKACAĞIZ”

Karanlık arttıkça nur parlar. Kıyamet alametleri başlamışsa Kehf suresini okuyacaksınız hatta başını ve sonunu ezberleyeceksiniz. Kehf suresi uyanış başlıyor demektir. Biz hepimiz kalbimizden çıkacağız. Biz şu zamanda kalplerimizden çıkmak üzere bekliyoruz. Bu uyanış tüm dünyada başlıyor. Gazze bunun başlangıcıdır. Biz Gazze üzerinden tüm adaletsizliklere karşı gelebiliriz ve tüm dünyayı uyandırabiliriz. Ama İslam alemi uykuda.

ABD göz boyamak için dur diyor ama orada da maddi desteği en çok ABD veriyor. Gazze’yi yıkıp İsrail’e ait bir Filistin kurmak istiyorlar. Başına da Dahlan’ı getirecekler ve sonra “Filistin’i özgürleştirdik” diyecekler. Bu çok ters bir zihniyet. Tamamen Yahudi kontrollü bir Filistin istiyorlar. Dünyada şu an 50 bin çocuk kayıp. Peki nerede bu çocuklar? Niye aramıyoruz ya da niye peşine düşmüyoruz. Epstein adası skandalı ifşa oldu. Korkunç karanlık bir yapı var. Filistin’de onlarca çocuk katledildi, kaçırıldı. Tüm bunlar iç içe. Bu yapı Misyoner Koalisyonun bir parçasıdır.

Gazze’de katliam aylardır devam ediyor. Ama haberlerde göremiyoruz. Oradaki anneler müthiş bir mücadele veriyor. Buradaki anneler utansın. Herkes bir kendi ile yüzleşsin çünkü buraya da gelecekler.

“YENİ DÜNYA DÜZENİ ŞEYTANİDİR”

1 Dolar’ın üzerindeki işaretin kuantum göz olduğunu ve herkesi izlediğini vurgulayan Sır, şöyle devam etti:

Uydulardan bizim beynimizi çözemiyorlar, her şeyi alamıyorlar. Ama şimdi kuantum bilgisayar ve 5G ile beynimizdeki bütün elektriklenmeyi okuyacaklar. İşte bu yeni dünya düzeni. Şeytani düzen budur. İnsanın aşkla teması ortadan kaldırır. Aşk yok, temas yok, çocuk yok. Ne var? Dijital ekran.

Peygamber Efendimiz’in zamanındaki putlar cansız, hatta bazılarını kurabiye olarak yiyorlardı. Şimdi canlı put var. Bu puttur. Gençlik ellerinden bırakamıyor. Ve bu putu sen şekillendirmiyorsun, o seni şekillendiriyor. Artık yapay zeka senin bütün zaaflarını biliyor. Senin bütün zaaflarını işliyor. Sen orada yazarken parmak uçlarınla – ki herkesin parmağı mucizedir – senin öfken mi var hassasiyetin mi var kızdın mı sevdin mi hepsini kaydediyor. Demek ki senin zaaflarını biliyor yapay zeka. Buna nasıl dayanacaklar?

Nasıl kurtulacağız? Kapatacaksın. Ben hiç cep telefonu kullanmadım ve devletin önemli görevlerinde bulundum. Nasıl yaptım? Mazeret olmaz. Ya da ‘Geldim, gittim, beş dakika sonra oradayım.’

Yoldan çıkarız. Ne diyor, sırat-ı müstakim üzerine yılan gibi oturacağız diyor. Evet, bu yılan. Bu konuları 14 yıl önce yazdım ben.

“SİZE BEDAVA BİLGİ VERİLİYOR, BEDAVA OLAN ŞEYDEN KORKUN”

Mescid-i Aksa’nın yerine yapılacak tapınak üç üniteden oluşuyor. Saray var, yönetim merkezi var, bilim merkezi var. Tapınak bir ünite. Süleyman Tapınağı’nın yerine yapılacak tapınak nedir? Nereden öğreniyoruz bunları? Onların kitaplarından ve Osmanlı arşivlerinden öğreniyoruz. Arşivlerde bütün bilgiler Osmanlı arşivlerinde var. Niye yasak, niye inceleyemiyoruz?



“SIRAT-I MÜSTAKİMDEN ÇIKTIK”

Yurt dışındaki yürüyüşleri görünce gözlerim doluyor. Biz burada ne yapıyoruz? Bütün üniversiteler yürüyor ve profesörlerle yürüyor. Onlar yürürken bizde profesör bir beyefendi dedi ya, ‘Benim kızım için namus önemli değil’ diye. Onlar Gazze için yürüyor bizim üniversite açıklamamız bu. İki profesörü karşılaştırın. Biz sırat-ı müstakimden çıktık. Sırat-ı müstakime dijital put oturdu. Kapatın dijital putu. İşinizi yapın, kapatın. Burada yaşıyor herkes. Faydasını kullanın, zararını kapatın. Ama bu hipnozdur, sizi çeker…

Yapay zeka iki yılda verilerin yüzde 99’unu topladı. Bütün dilleri biliyor, bütün yüzleri biliyor. Biz çocuğumuzu bu canavarın karşısına oturtuyoruz. Anne ‘gözümün önünde’ diyor. Gözünün önünde değil ki o. Sokakta oynarsa gözünün önünde ama bu çok tehlikeli. Bu cinayet.

Dijital oruç tutacağız. Ramazanda cep telefonlarınızı açmayın. Dijital oruç tutmadan, biz insanlığı ayağa kaldıramayız. Dijital oruç şart. Açın Kur’an okuyun, toprağı ekin. Kendi yiyeceğinizi kendiniz ekin. Ata tohumu bulun. Bütün bunlar iç içe. Şu an savaşacak güç yok. Güç yok millette, beslenemiyor.

“İNSAN NESLİNE DÜŞMANLAR”

Yeryüzüne ve insan nesline düşmanlar. Çünkü cennette melekler secde etti ya bize, biri etmedi. Ben insanı bana secde ettireceğim dedi. Ben yeryüzü halifesiyim. Ben bir tek Cenab-ı Allah’a secde ederim. O diyor ki hayır bana secde ettireceğim. Ettiriyor. Neyle, bununla? (İnternet) Etmeyeceğiz.

Televizyon seyretme kardeşim. Koruyun kendinizi. Neslinizi koruyun. Bilgisayar oyunları oynamayın. Türkiye’de 44 milyon kişi bilgisayar oyunu oynuyor. Gazze’deki diyor ki: Siz bütün Müslüman alemi bize ekmek, su gönderemediniz, göndere göndere kefen gönderdiniz.

İSRAİL’İN YAYILMACI POLİTİKASI

Olmert, Mesih Koalisyonu’nun büyük İsrail’i kurmak için bölgesel savaş ilan ettireceğini söyledi. Büyük İsrail dediğimiz, Gazze’yi işgal etmiyor; İsrail bütün dünyayı işgal etmiş. Arkasında bütün Batı var.

İsrail, 1948’den bu yana 170 bin Filistinliyi öldürdü. Yayılmacı politikası hep vardı ama bu yıl finale getirecek. Mescid-i Aksa yıkılacak, tapınak yapılacak ve arz-ı mevud.

Tapınak Babil’e götürülüyor. Oradaki Babil Kralı, İsraillileri serbest bırakıyor. Ve Pers Kralı ikinci tapınağı yapıyor Yahudilere. 48’te İsrail kuruluyor. Tanıyan ülke İran. İran’la onun arasında bir şey yok. Senaryo. İran bütün devletlere bombayı atıyorum diye haber veriyor. Böyle savaş olur mu? Tevrat Yahudileri Partisi var İsrail’de. ‘O kadar mutlu oldum ki, İran füzeleri Mescid-i Aksa’nın üzerine inecekti’ diyor. Çünkü projelerden biri buydu. İsrail diyor ki: Mescid-i Aksa’yı indirirsem infial olur dünyada. Bunu kim yapsın? Kazara İran’ın attığı füze düşsün. Oyun çok büyük.

İsrail bölgesel savaş çıkaracak ve büyük İsrail’i kuracak. Herkesin tarihini iyi bilmesi, Mescid-i Aksa’nın önemini bilmesi lazım. Hepimizin kendini Mescid-i Aksa’nın muhafızı olması lazım.

“İNSANLAR ALLAH’TAN KORKACAĞINA ŞEYTANDAN KORKUYOR”

Masivadan uzak duracağız. Kur’an’a göre yaşayacağız. Dışında değil, içinde yaşayacağız. O gün geldiğinde Cenab-ı Allah bize yardım eder error verdiririz hepsine, yapay zekayı kitleriz. Biz güçlüyüz, bizde yeis yok. Cenab-ı Allah “Halis kullarım müstesna” diyor. Şeytandan niye korkacağız? Allah’tan korkacağına şeytandan korkuyor şimdi insanlar. Ben yeryüzü halifesiyim, şeytan bendeki sırrı bilmiyor ki. Kur’an benim kalbime emanet. Şeytanda kalp yok, nasıl bilecek benim sırrımı. Şeytan zavallı, çaresiz.

“GAZZE BİR TEST… MÜSLÜMAN ÜLKELER NEREDE?”

Yönetimlerden ses çıkmıyor. Gazze bir test. Baktılar ki ses yok. Çocuklar, masumlar sadece öldürülmüyor yakılıyor. Parçalanıyor. Organları dağıtılıyor. Bunun karşısında bir insan görür de ağlamaz mı? Burada hiç ses yok. 16 bin çocuk öldürüldü. Artık tarih ikiye ayrılacak: Gazze’den önce, Gazze’den sonra. Yüzlerdeki bütün makyajlar akmıştır. Davayı Lahey’de Güney Afrika açtı. Müslüman ülkeler nerede? Durmadan çalışacağız.

Diyorlar ki, ‘İncil bize İsrail’in yanında durun.’ Yahudilerin Hazreti İsa’yı çarmıha gerdiği bölümleri İncil’de yasakladılar, o bölüm yok diyorlar. Böyle bir yasak dünyanın hiçbir tarihinde olmadı, Naziler döneminde de olmadı. Naziler çocukları dizip öldürmedi, organlarını koparmadı. Bundan önce dünya tarihinde böyle bir vicdansızlık yok, suskunluk yok. Burada kötülük dayanışması var. İnsan neslinin şerefiyle oynuyorlar. O şerefle oynatmayız. Ben bunu korumakla hükümlüyüm. Bu, konforla yaşamakla korunmaz ki. Kısacık bir dünya hayatı için şerefimizi satar mıyız? Bu mümkün mü?

KAYNAK: HABER7 | ÖZEL
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hayati-sir-israilin-mescid-i-aksa-planini-anlatti-irana-yiktiracaklar/feed/ 0
HÜDA PAR lideri Yapıcıoğlu: ‘Devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir’ https://www.foxtvhaber.com.tr/huda-par-lideri-yapicioglu-devlet-imtiyazli-bir-zumrenin-degil-butun-milletindir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/huda-par-lideri-yapicioglu-devlet-imtiyazli-bir-zumrenin-degil-butun-milletindir/#respond Wed, 24 Apr 2024 08:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9405 HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmasında önemli mesajlar verdi.

Konuşmasında Birinci Meclis’in kuruluşu ile düşmana karşı verilen mücadelede halkın iman etrafında renk ve ırk gözetmeden birleştiğini dile getiren Yapıcıoğlu, Türkiye’nin kuruluşunda zaferi getiren inancın, sonraki dönemlerde bir yana bırakıldığını belirtti.

Devletin yönetim şeklinin cumhuriyet olduğunu ve cumhurun da bütün renkleriyle milletin bütünü olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Binaenaleyh devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir” ifadesiyle önemli bir mesaj verdi.

“Zaferi getiren; iman ve o imanın sağladığı beraberlik ruhudur”

Konuşmasında; Büyük Millet Meclisi’nin 104 yıl önce payitahtın işgal altında olması nedeniyle Ankara’da tekbirlerle, tehlillerle, dua ve kurbanlarla açıldığını hatırlatan Yapıcıoğlu, “Meclis’i kuranlar, kurtuluş umudunu özü pırıl pırıl, imanı sapasağlam olan bu millette gördüler. Tam istiklal ve onurlu bir istikbal için milletin bağrına sığınarak Ankara’da toplandılar. Millet, onları mahcup etmedi. Anneler, biricik evladını vatanın müdafaası için seferber etti, kendileri de ayağında çarıkla cephelere mermi taşıdı. 

İman, bu milleti aynı hedef üzere buluşturmuş; Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkezi, Lazı omuz omuza savaşmıştır. Zaferi getiren o iman ve o imanın sağladığı beraberlik ruhudur. Nitekim, Büyük Millet Meclisi’nin ilk açılışındaki fotoğraflar, bize bu beraberliği duyurmaktadır. Düşman, Antep’te, Urfa’da, Bitlis’te, Polatlı’da durdurulmuş; nihayetinde Anadolu’nun dışına atılmıştır.

Kurtuluşun Allah’ın yardımıyla millet tarafından gerçekleştirilmesi, milletin konumunu pekiştirmiş, dışarıya karşı kazandığı zafer onun kendi geleceğini tayin kabiliyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ama sonrasında zaferi getiren özü, inancı ve aslında milletin kendisini bir yana bırakan bir süreç başladı. Bu, benzeri görülmemiş, dramatik bir tarih seyridir.” dedi.

“Cumhur, bütün renkleriyle milletin bütünüdür. Binaenaleyh devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir”

Yapıcıoğlu sözlerine şu ifadelerle devam etti:

“Bu değişimin vardığı yeri test etmek için acaba bugün sadece bir 23 Nisan merasimi mahiyetinde Birinci Meclis’in açılışındaki fotoğraf burada canlandırılsaydı tepki ne olurdu?

104 yıl etkin muhasebe için yeterli olmalı. Bu meclis milletin meclisidir, reşittir, hiçbir vesayeti kabul etmemelidir. Bu memleket hepimizin, 85 milyonu aşkın milletimizin ortak vatanıdır. Devletin şekli cumhuriyettir. Cumhur, bütün renkleriyle milletin bütünüdür. Binaenaleyh devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir.”

“Farklılıklarımızın samimiyetle kabulü ayrışma nedeni değil, bereketimizdir, güçtür”

Yapıcıoğlu konuşmasında, Gazze’deki soykırımı da gözler önüne sererek; “Dünya bugün postmodern bir istila ile yüz yüze iken 1789’daki Fransız İhtilali’nden kalma sınıflandırmaları bir yana bırakıp beraberliğimizi yeniden tesis etmeliyiz. Bizce farklılıklarımızın samimiyetle kabulü ayrışma nedeni değil, bereketimizdir, güçtür.

Çok zamanımız yok. Gazze’deki soykırım gözler önünde… Unutmayalım ki 1917’de Gazze’de, Kudüs’te durdurulamayan düşman Adana’ya dayandı. Bunu bir daha yaşamamak için kendimizi yenilemek, özümüze dönmek zorundayız.” şeklinde konuştu.

“Değerlerimizi merkeze alan yeni ve adil bir anayasa ile farklılıklarımızın bize güç vermesini, bizi büyük bir istikbale taşımasını sağlamalıyız”

Yapıcıoğlu konuşmasını; “Biz, ‘İki günü bir olan ziyandadır!’ medeniyet anlayışından geliyoruz. Bizi durduran ne ise onu iyi tahlil etmeli, millette yeni bir ilerleme bilinci inşa etmeli ve bizi biz yapan değerlerimizi merkeze alan yeni ve adil bir anayasa ile farklılıklarımızın bize güç vermesini, bizi büyük bir istikbale taşımasını sağlamalıyız. Bunu yapabiliriz, yapmalıyız. Bu tarihi bir sorumluluktur.” sözleriyle sonlandırdı.

 

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/huda-par-lideri-yapicioglu-devlet-imtiyazli-bir-zumrenin-degil-butun-milletindir/feed/ 0
Fidan: ABD bile engelleyemedi, İsrail bir başına kaldı https://www.foxtvhaber.com.tr/fidan-abd-bile-engelleyemedi-israil-bir-basina-kaldi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/fidan-abd-bile-engelleyemedi-israil-bir-basina-kaldi/#respond Wed, 27 Mar 2024 03:36:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7613 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Gazze Şeridi’nde acilen ateşkes sağlanması konusunda kabul ettiği karar tasarısı konusunda, “İsrail, zalimliğiyle bir başına kaldı” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile merkez Yüreğir ilçesi Akıncılar Mahallesi’nde gerçekleştirilen iftar programına katıldı. Programda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece gündüz demeden milleti için çalışıp, mücadele ettiğini aktaran Fidan, milli şahlanış dönemine girildiğini; bunun da Türkiye Yüzyılı olduğunu söyledi. Türkiye’nin, stratejik bir öngörüyle ilk nükleer enerji santralinin temelini Akkuyu’da attığını anlatan Fidan, şöyle konuştu:

“Bu hamleyle zor bir coğrafyada, zor bir denklemde enerji güvenliğimizi sağlamayı hedefliyoruz. Temiz enerjiye kavuşmayı amaçlıyoruz. Adana’yı çok etkileyen küresel ısınmayla mücadele etmeye çalışıyoruz. Ne var ki muhalefet, bu büyük hamleyi, güzel hizmeti de eleştirmekten geri durmadı ama ne derse desinler biz doğru olanı yapmaya devam edeceğiz.”

‘TÜRKİYE OLARAK HER SAHADA VARIZ’

Belçika’da düzenlenen Birinci Nükleer Enerji Zirvesi’ne değinin Fidan, “35 kadar ülke bir nevi ‘nükleer enerji ligi’nde bir araya geldi. Türkiye de 10 yıl önce attığı öngörülü adımlar sayesinde nükleer masada yerini alan ülkeler arasındaydı. Nükleer enerji hamlesi, ülkemizde 21 yıldır verilen mücadelenin bir somut tezahürüdür. Sadece çok önemli bir konuda örnek verdim. Bu ne demek? Artık Türkiye olarak her sahada, masada varız” dedi.

‘SAVUNMA SANAYİSİNDE YERLİLİK VE MİLİLİK ORANI YÜZDE 80’LERDE’

Savunma sanayisinde yerlilik ve millilik oranının yüzde 80’lere çıkarıldığının kaydeden Fidan, “Güçlü bir siyasi irade, artan milli imkan ve kabiliyetlerle birleşince yurt içinde başta PKK ve FETÖ olmak üzere bütün terör örgütlerinin belini kırdık. Terör örgütleri, Türkiye’de bulamadıkları alanı artık başka ülkelerde arıyorlar ama biz dostlarımız ve komşularımızla işbirliği içinde oralarda da onlara dünyayı dar etmeye devam edeceğiz. Suriye ve Irak’ta arkasında her kim olursa olsun bir terör koridoruna izin vermedik, izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.

‘KENDİ KADERİMİZE KENDİMİZ SAHİP ÇIKIYORUZ’

Dünyanın karmaşık ve zor bir süreçten geçtiğini vurgulayan Fidan, şunları söyledi:

“Bugün her türlü zorlu koşula rağmen Ukrayna, Gazze, Güney Kafkasya, Irak, Libya ve Balkanlar’da bir yandan barış için çabalıyoruz, diğer yandan bekamızı, soydaşlarımızı ve din kardeşlerimizi korumak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Diplomasinin bütün imkanlarını, yeni ve denenmemiş yöntemlerle seferber ediyoruz. Bunu yaparken bölgesel sahiplenme meselemize sahip çıkma anlayışını ön plana çıkartıyoruz. Yeni, denenmemiş bütün yöntemlerle kendi kaderimize kendimiz sahip çıkıyor, kendi sorunlarımıza kendimiz çözümler üretiyoruz. Biz büyük Türk dünyasını, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında işte böyle birleştirdik.”

‘AMERİKA BİLE ENGELLEYEMEDİ’

Filistin davasına sahip çıktıklarını belirten Fidan, “Bütün İslam alemi adına hareket eden bir temas grubu kurduk. Türkiye olarak biz de elbette grupta yerimizi aldık. Kurduğumuz uluslararası baskı sonuç veriyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden nihayet ateşkes ve acil insani yardım çağrısı yapan bir karar çıkması da bunun bir tezahürü oldu. Kararın çıkmasını bu kez Amerika bile engelleyemedi. İsrail, zalimliğiyle bir başına kaldı. Bizler, Gazze’deki mezalimin sona ermesi ve Filistin devletinin ayakları üstüne kalkacağı adil bir barışın tesis edilmesi için her platformda Filistinlilerin sesi, nefesi olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin farkı tam da buradadır. Konu veya mekan fark etmez, biz söylem ve eylemlerimizde hegemon güçlere hoş gözükme derdinde değiliz. Doğru ve adil olan neyse onu dile getiriyoruz, öyle davranıyoruz” diye konuştu.

Fidan, Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve Yüreğir Belediye başkan adayı Halil Nacar’ın şehri çok daha iyi seviyelere taşıyacağını, 31 Mart’ta Adana’nın yiğit insanlarının en doğru kararı vereceğini kaydetti.

ÇELİK: ÖNÜMÜZDE İKİ BAYRAM VAR

Yerel seçime büyük coşkuyla ilerlediklerini dile getiren Çelik, “Önümüzde iki bayram var. Biri Ramazan Bayramı, Allah ailelerinizle, sağlıkla kutlamayı nasip etsin. Diğeri demokrasi bayramı. Demokrasi bayramını kutlamak için Türkiye’nin her yerinde hazırlanıyoruz. Yüreğir’de kutlamak için Halil Hacar’ı başkan yapıyoruz. Adana’da Fatih Mehmet Kocaispir, Yüreğir’de Halil Nacar ile bütün ilçelerimizde, Türkiye’nin her tarafında bu büyük zafere doğru ilerliyoruz” diye konuştu. 

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/fidan-abd-bile-engelleyemedi-israil-bir-basina-kaldi/feed/ 0
Bakan Yumaklı: Türkiye çapında ‘Temiz Ormanlar ve Temiz Gelecek’ kampanyası başlatacağız https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-turkiye-capinda-temiz-ormanlar-ve-temiz-gelecek-kampanyasi-baslatacagiz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-turkiye-capinda-temiz-ormanlar-ve-temiz-gelecek-kampanyasi-baslatacagiz/#respond Fri, 22 Mar 2024 01:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7176 Bakan Yumaklı, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla düzenlenen etkinliklere katılmak üzere geldiği Çanakkale’de Valiliği ziyaret etti. Yumaklı, daha sonra İskele Meydanı’nda düzenlenen fidan dağıtım etkinliğinde çocuklarla bir araya geldi.

Burada kurulan stantlarda çocuklarla saksılara fidan diken Bakan Yumaklı, etkinliğe katılan çocukların isteği üzerine ormancı şapkalarını ve kolu kırılan küçük bir öğrencinin de alçısını imzaladı.

21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla Radar Tepesi’nde düzenlenen törene katılan Bakan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, baharın müjdecisi Nevruz Bayramı’nı kutladı.

Yumaklı, bu anlamlı günde bu yıl ağaçlandırma için Çanakkale’yi seçtiklerini belirterek, “Çünkü geçen sene hepimiz şahit olduk. Hakikaten anlatılabilir gibi değildi. Ancak Çanakkalelilerle birlikte bakanlığımızın bütün teşkilatı, devlet kurumlarımızın tamamı hiçbirisi eksik kalmaksızın omuz omuza verdik ve o istenmeyen hadiseyi sona erdirmiş olduk. Bugün de küllerinden yeniden doğacak şekilde bu zarar görmüş alanı inşallah hep beraber yeşillendirmek için tohumlarımızı ve fidanlarımızı toprakla buluşturmuş olacağız. Her zaman yaptığımız gibi yeniden eski haline getireceğiz.” diye konuştu.

– “AŞIRI İKLİM OLAYLARINDA REKOR ARTIŞLAR YAŞANDI”

Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye’nin iklim değişikliğinden çok fazla etkilendiğine dikkati çeken Yumaklı, şöyle devam etti:

“Etkilenmeye de devam edecek. Son yıllarda sadece orman yangınları değil aynı zamanda sel ve taşkın felaketleri de bunun bir diğer örneği. Küresel anlamda tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artışlar yaşandı. Sıcak hava dalgaları, seller, yangınlar, orman yangınları, kuraklık, insan hayatını tehdit eden bir boyuta geldi. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara sebep oldu. Bu bütün dünyanın yaşadığı bir husus. Elbette bizim ülkemizde de ormanlara en çok zarar veren etkenlerin başında geldi. Kuru hava, az nem, şu anda içinde bulunduğumuz alanda olduğu gibi çok şiddetli rüzgar bunların tetikleyicisi oldu. Ancak sebebe geri dönmek gerekiyor. Hep söyledik yangınların sebeplerinin başı yüzde 90 insan etkenli. Onların ihmalinden ya da herhangi bir şekilde engellenebilecekken bir anlamda yapılması gerekenleri yapmamasından kaynaklı orman yangınları çıkmış ve bizim kayıtlarımıza girmiş durumda.”

– “NISAN AYINDAN İTİBAREN YENİ BİR KAMPANYA BAŞLATALIM”

Orman yangınlarının en önemli etkeninin insan faktörleri olduğunu hatırlatan Yumaklı, 139 orman şehidinin olduğunu ifade etti.

Yumaklı, Türkiye’yi, yeşil ve mavi vatanı korumak üzere canını feda eden bütün şehitleri minnetle, rahmetle andığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Orman yangınlarıyla mücadele konusunda da bunun öncesi orman yangını esnası ve sonrasını konuşuyoruz. Çok fazla şey söylenebilir elbette. Ancak bir cümleyle ifade etmem gerekiyorsa orman yangınlarındaki en büyük başarı, orman yangınının çıkmamasını sağlamaktır. Dolayısıyla bugün burada küçük kardeşlerimizden üniversite öğrencilerimize kadar çeşitli sivil toplum kuruluşlarına kadar bu konuda hassasiyeti olan bütün toplum katmanları var. Biz istiyoruz ki hep beraber yeni bir dayanışmayla nisan ayından itibaren yeni bir kampanya başlatalım. Bunun detaylarını açıklayacağız. Bizler ‘Temiz Ormanlar ve Temiz Gelecek’ başlığında bütün Türkiye çapında özellikle de yangına hassas bölgelerden başlamak üzere bir kampanya başlatacağız ki yeni dönemde etkenler ne olursa olsun, dezavantajlarımız ne olursa olsun yangın etkisini en aza indirecek, oluşmasını engelleyecek hususları hep birlikte idrak edelim, gerçekleştirelim.”

– “ORMAN YANGINLARI İÇİN KABİLİYETLERİMİZ SON DERECE GELİŞMİŞ VAZİYETTE”

Son 22 yılda toprakla buluşturulan fidan ve tohum miktarının 7 milyar olduğunu hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:

“Daha yaşanılabilir bir dünyada sadece ağaçlandırma çalışmaları değil koruma kullanma dengesini de gözeterek orman varlığımızı arttırmaya devam ediyoruz. Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü sıradayız. Orman yangınları için kabiliyetlerimiz son derece gelişmiş vaziyette. 104 helikopterimiz, 26 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 5 bin kara aracımız, 776 kulemiz, 25 bin orman yangınlarıyla mücadele edecek olan kardeşim ve 130 bine yakın gönüllümüzle biz hazırız. Hepimizin idrak etmesi gereken bir husus var. Ormanlardaki her bir ağacımızın gölgesi, gövdesinden çok çok daha kıymetlidir. Bizim üzerimize düşen bunu sağlamaktır. Ben bu bilinçle olan, bizlere destek veren, bizlerle her anımızda omuz omuza olan bütün kurumlarımıza, bütün vatandaşlarımıza ve her şeyden önemlisi genç kardeşlerime bu bilinçte oldukları için teşekkür ediyorum.”

Bakan Yumaklı, konuşmasının ardından Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla düzenlenen resim ve şiir yarışmasında dereceye girenlere ödüllerini verdi.

Yumaklı, daha sonra Radar Tepesi’ndeki alanda çocuklarla fidan dikerek fotoğraf çektirdi.

Törene, Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, İYİ Parti Milletvekili Rıdvan Uz, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Cumhur İttifakı Çanakkale Belediye Başkan adayı Jülide İskenderoğlu, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile AK Parti İl Başkanı Naim Makas da katıldı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-turkiye-capinda-temiz-ormanlar-ve-temiz-gelecek-kampanyasi-baslatacagiz/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyükelçilerle iftar programında bir araya geldi https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:36:38 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6984 Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen büyükelçilerle iftar programında yaptığı konuşmada, Türk milletinin milli iradesinin tecelligahı TBMM’de büyükelçileri ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Ramazan sofralarında yapılan duaların bütün insanlığın esenliğine, refahına ve huzuruna vesile olmasını temenni eden Kurtulmuş, “Bizler bu ortamda rahat bir şekilde iftarlarımızı yaparken dünyanın dört bir tarafında yokluk, kıtlık, açlık, baskı, zulüm altında ramazanlarını idame ettirmeye, oruçlarını tutmaya gayret gösteren, gerçekten büyük bir güvenlik endişesi içerisinde yaşayan milyonlarca Müslüman kardeşimize de Cenabıallah’tan esenlik ve barış diliyoruz. İnşallah bu ramazan, başta Gazzeli Müslümanlar olmak üzere, bütün Müslümanların içinde yaşadıkları zorlukları aştıkları sabırla, selamete eriştikleri son ramazan olur diye temenni ve dua ediyorum.” İfadelerini kullandı.

İnsanlık tarihinin en zor, en büyük, en önemli kriz ve kaoslarının yaşandığı, büyük belirsizliklerin iç içe geçtiği bir dönemin yaşandığını belirten Kurtulmuş, modern çağlarda bu kadar çok sorunun üst üste ve iç içe yaşandığı dönemlerin çok nadir olduğunu söyledi.

Küresel iklim krizinden çevre krizlerine, düzensiz göç meselesinden işgallere, iç çatışmalara ve ülkeler arasındaki huzursuzluklara, Gazze’de son örneği görülen uluslararası kuralları yok sayan insanlık dışı davranışlara kadar birçok alanda büyük felaketler yaşandığını anlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“İnsanlığın tecrübesi bize açık bir şekilde göstermiştir ki bugün yaşadığımız bu sorunların hiçbirisini tek başına bir tek ülkenin aşması mümkün değildir. Uluslararası alanda yaşadığımız krizleri ve kaosları, bu büyük problemleri hep beraber uluslararası camia olarak dayanışma içerisinde aşmayı başaracağız. Aksi takdirde terörden iklim değişikliklerine kadar, ülkelerin iç çatışmalarından, düzensiz göç meselesine, İslamofobiye kadar bugün karşılaştığımız bütün bu sorunlar bizleri yutacak, içine alacak ve bu sorunların çözümsüzlüğü içerisinde insanlık maalesef başka bir yere savrulacaktır.

Onun için uluslararası sofra niteliğinde olan bu soframızda bir kere daha açıkça ifade ediyor ve ilan ediyoruz ki gelin, uluslararası camia olarak insanlığın sorunlarını hep beraber müzakere ederek, anlayış içerisinde, karşılıklı rıza içerisinde çözebilelim. Eğer sorunlarımızı tartışıp bunlar için çözüm noktasına odaklanabilirsek inanın ki bugün karşımızda devasa sorunlar gibi duran bu işlerin, bu gelişmelerin her birisi bizler için yeni bir fırsata dönebilir. Bu fırsatları yaratabilmek, oluşturabilmek uluslara camianın elindedir.”



“Diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin dış politikada son derece aktif ve yoğun bir dönemin içerisinden geçtiğini bildirdi.

Dış politikada çok farklı alanlarda sürdürdükleri çabalara işaret eden Kurtulmuş, “sorunlara karşı barışçıl çözümleri ortaya koyabilme iradesi”nin Türk dış politikasındaki önemli dayanaklardan olduğunu belirtti.

“Sorunlar ne kadar büyük olursa olsun diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik, diplomasiyi ötelemedik.” diyen Kurtulmuş, sorunların çözümü için karşılıklı rızaya dayalı müzakereleri açık tuttuklarını ve diplomasinin bütün kanallarından istifade ettiklerini kaydetti.

Bölgesel ve küresel sorunların çözülebilmesi için “küresel ölçekte adaletin temin edilmesi”nin Türk dış politikasının ana ekseni olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Bu iki temel prensip çerçevesinde Türkiye olarak karşılaştığımız her bir sorunu bir diğerinden ayırt etmeksizin, tek tek muhataplarıyla çözmek için gayret sarf ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı

Türkiye’nin dış politika anlayışının ana ayaklarından birisinin “barış ve istikrarın sağlanması” olduğunu dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barış ve istikrarı sağlama perspektifine sahip olmayan hiçbir uluslararası çabanın çözüm üretmesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Hele ki bizim gibi bütün çevresi sorun alanlarıyla dolu olan bir ülkede birinci hedefinizin barışı ve istikrarı sağlamak olması aşikardır. Bu çerçevede sadece iki alandaki çabalarımızı hatırlatmak isterim. Bunlardan birisi, hemen yanı başımızda Rusya ve Ukrayna arasında devam eden çatışmada Türkiye olarak başından itibaren barışçıl, hakkaniyetli bir çözümden yana olduk. Her ikisi de komşumuz olan, her ikisiyle de ilişkilerimiz olan Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel bitirilmesinin sadece iki ülkenin lehine değil bölgenin, Avrupa’nın ve bütün dünyanın menfaatine olduğunu biliyoruz. Bunun için Sayın Cumhurbaşkanımız her iki ülke lideriyle yakın temasla, neredeyse meseleyi çözüm noktasına getirmişken maalesef bazı ülkelerin tavırları yüzünden çözüm noktasından uzaklaşıldı.”

Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna arasında kalıcı ve adil bir barışı savunurken aynı zamanda bu savaşın yayılma potansiyelini de gören bir ülke olarak bunu açık bir şekilde ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Çünkü hepimiz biliyoruz ki Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, sadece Rusya-Ukrayna arasında değil, Rusya ile bütün Batı dünyası arasında bir savaş olma potansiyeline sahiptir. Hatta daha ileriye gidelim. Allah korusun, Rusya-Ukrayna savaşı barışçıl bir şekilde sonlandırılamazsa üçüncü dünya savaşının ayak seslerini duymamız bile mümkündür.” ifadelerini kullandı.

Rusya ve Ukrayna ile eş zamanlı görüşebilen dünyadaki tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, bunu sürdürmeye gayret ettiklerini söyledi.

Kurtulmuş, iki ülke arasındaki savaşın adil, hakkaniyetli bir şekilde sona ermesi temennisinde bulundu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları

Kurtulmuş, İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı Gazze’ye yönelik saldırılarına değinerek, şunları kaydetti:

“Türkiye olarak biz, başından itibaren iki devletli çözümün tek çıkar yol olduğunu söylüyoruz. Maalesef özellikle 7 Ekim’den sonra modern zamanların gördüğü en büyük insani katliamlardan birisini yapan, hatta Holokost’a dair İsrail’in bütün propagandalarını yerle bir eden, Yahudilere karşı Avrupa’da yapılan Holokost’tan daha acısını, daha sancılısını, daha vahşisini Filistinlilere karşı gerçekleştiren bir holkostla karşı karşıyayız. Türkiye olarak ilk günden itibaren Müslüman Gazze halkına karşı yapılan soykırıma varan bu katliamın durdurulması, acil ateşkes ve insani yardımın gerçekleştirilmesi için barışçıl bütün mekanizmaları harekete geçirmeye çalıştık. Ama ne yazık ki İsrail, bazı çevrelerden aldığı desteklerle bu pervasız saldırganlığını sürdürdü.

Şunu çok açık ifade ermek gerekir ki aslında Gazze’ye karşı yapılan bu saldırı, doğrudan doğruya insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Gazze saldırısı karşısında aslında bütün devletler, bütün ülkeler ve sekiz milyara yakın insanlığın tamamı bir sınavla karşı karşıyadır. Bu katliamı görmezden gelenler, bu katliama destek olanlar, bu katliamı sessiz bir şekilde izleyenler en az bu soykırıma varan katliamı gerçekleştirenler kadar suçludur. Onun için biz başından itibaren bütün dünyada bu konuda bir uyanışın gerçekleşmesi için ülke olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye gayret ettik.”



“İsrail’in saldırıları yeryüzünün her yerinde insanlık cephesinin kurulmasını sağladı”

Gazze’de 35 binden fazla insanın öldürüldüğünü, binlerce insanın yıkıntıların altında olduğunu belirten Kurtulmuş, Gazze’deki insanların bir bardak su, yarım lokma ekmek bulamayacak kadar yokluk içerisinde olduklarını kaydetti.

Gazze’de bütün bunlar olurken bir taraftan da dünyanın birçok başkentinde milyonların sokağa çıkarak “Yeter artık bu vahşeti durdurun.” diyerek hükümetlerine rağmen insanlıklarını ortaya koyduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail hükümetinin Gazze’ye yaptığı insanlık dışı saldırılarla yeryüzünün her yerinde insanlık cephesinin kurulmasını, dirilmesini ve canlanmasını sağladığını söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye olarak bu bölgesel sorunun çözülebilmesi ve bölgede güven ve istikrarın temin edilebilmesi için acilen ateşkesin sağlanması, İsrail’in ölüm mekanizmasının durdurulması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye, terör örgütlerinin tamamına karşı mücadele vermektedir”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, adına ticaret ya da vekalet savaşları denilen yeni tür savaşların terör örgütlerini cesaretlendirdiğini, halklar arasında fitne ve fesat yayılmasına neden olduğunu, Orta Doğu’da, Afrika’da, Asya’da binlerce masum insanın öldürülmesine neden olduğunu ifade etti.

“Bazı ülkeler ‘vekalet savaşları’ adı altında terör örgütlerini, kendi araçları olarak görüp dış politikalarının bir kartı olarak kullanırken Türkiye, terör örgütlerinin tamamına karşı hiçbir ayrım gözetmeksizin mücadele vermektedir.” ifadesini kullanan Kurtulmuş, bu anlamda güven ve istikrarın sağlanmasının Türk dış politikasının bir numaralı önceliklerinden olduğunun altını çizdi.

“Ekonomik alanlarda işbirliği ancak karşılıklı menfaat ilişkisine göre sürdürülebilir”

Kurtulmuş, ekonomik büyüme ve her alandaki işbirliğinin karşılıklı kazan-kazan prensibi çerçevesinde, muhatap ülkelerin müşterek menfaatleri oluşacak şekilde geliştirilmesinin dış politikadaki bir başka önemli konu olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin Afrika, Asya, ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafında ikili ilişkilerini geliştirdiği ülkelerin tamamıyla kazan-kazan perspektifiyle ticari, kültürel ve diğer alandaki ilişkilerini yürüttüğünü söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ekonomik alanlarda işbirliği ancak karşılıklı menfaat ilişkisine göre sürdürülebilir, hiçbir ülkenin bir diğerini ekonomik olarak baskı altına alabileceği bir şekilde devam ettirilemez. Türkiye olarak, bütün bu alandaki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu karşılıklı fayda esasında özellikle Afrika ve Asya’da kültürel diplomasi gücümüzü de kullanarak bu bölgenin halklarıyla dayanışmamızı artırıyoruz.”

“İslam karşıtlığına karşı mücadele etmek uluslararası camianın topyekun boynunun borcudur”

Kurtulmuş, “küresel sorunlara çözüm bulma” başlığının Türk dış politikasının bir diğer konusu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Karşılaştığımız küresel sorunların hepsine hep beraber çözüm üretmek, çözümleri geliştirmek ve müşterek bir şekilde mücadele etmek zorundayız. İslamofobiyle mücadele, bir ülkenin tek başına yapabileceği bir iş değildir. İslamofobiyle mücadele, sadece Müslüman ülkelerin de yapacağı bir mücadele değildir. İslamofobi, aslında ırkçılığın, faşizmin, ötekileştirmenin, insanlar arasında bir hiyerarşi kurmanın en açık suçlarından birisidir. Özellikle Batı ülkelerinde yabancı düşmanlığı ve göçmen karşıtlığının arkasına gizlenen bu İslam karşıtlığına karşı mücadele etmek uluslararası camianın topyekun boynunun borcudur. Özellikle Avrupalı dostlarımız için şunu söylemek isterim; Bugün Avrupa’da artan ve hepimizin endişeyle izlediği ırkçılık ve yükselen faşizm dalgası, aşırı sağ akımlar, İslamofobi ve yabancı düşmanlığı aslında Avrupa’nın mutedil, makul, ana akım siyasetinin damarlarını köreltmektedir. Bu çerçevede, hep birlikte bütün bu küresel sorunlara karşı, çözüm bulma iradesini ortaya koyacağız.”

İklim krizlerine ya da teröre karşı da bir ülkenin tek başına mücadele etmesinin mümkün olmadığını belirten Kurtulmuş, “Bu sorunların hiçbirisini bir diğerinden ayırt etmeksizin, ‘Bizim işimize geliyor-işimize yaramıyor’ diye tasnif etmeksizin bütün insanlık olarak el birliğiyle bu sorunları ortadan kaldırmak için mücadele etmeliyiz.” dedi.

“Uluslararası camia, sorunları bir sonuç olarak ele alıyor”

Bugün uluslararası camiayı meşgul eden sorunların birçok sebebi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Afganistan’ın işgalinin Afgan göçmen sorununu doğurduğunu, Irak’ın işgalinin yüzbinlerce Iraklıyı yerlerinden, yurtlarında ettiğini anlattı.

Kurtulmuş, “Eğer vekalet savaşları üzerinden Suriye bugün paramparça hale getirilmeseydi Suriye’nin insanları başka yerlere göç etme ihtiyacı hissetmeyeceklerdi. Eğer dünya bir araya gelip açlık sorununu çözebilecek adımları atsaydı, Afrika’nın aç insanları sadece yarım lokma ekmek için Avrupa’ya göç etmek için baskı kurmayacaktı. Sadece sonuçlara odaklanmak değil, onları ortaya çıkaran nedenleri tek tek ortadan kaldırmak uluslararası toplumun başlıca vazifesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sisteme ihtiyaç vardır”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin dış politikasının en önemli ana direklerinden birisinin de küresel ölçekte adalete, hakkaniyete dayalı yeni bir dünya sisteminin kurulması olduğunu aktardı.

Kurtulmuş, “Tek başımıza kaldığımızda herhalde hiçbirimiz bugünkü dünya sisteminin işlediğini söyleyemez. Hatta bugünkü dünya sisteminin sahibi olarak kendisini görenler dahi bugünkü dünya sisteminin çalıştığını iddia edemez. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere dünyanın bütün kurum ve kuruluşları iflas etmiştir.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletlerin (BM) iflasının en hazin görüntüsünün, BM Genel Sekreteri Antonia Guterres’in Refah Sınır Kapısından içeri girmek için bekletilmesi olduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barışı sağlayacak Birleşmiş Milletlerin Genel Sekreteri bile barışı sağlayabilmek için o zulmün yapıldığı topraklara giremiyor. Yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sisteme ihtiyaç vardır. Şu anda anlı şallı dünyanın hemen hemen bütün kurumlarının tamamı iflas etmiş, tamamı fonksiyonsuz hale gelmiştir. Bunun birçok nedeni var. Nedenler üzerinde durmadan şunu söylemek istiyorum. İki temel meseleyi alıp önümüze koymadan yeni bir dünya sistemi kuramayız. Bunlardan birisi, yeryüzünde yaşayan insanların tamamının yaratılışta eşitliğidir. Hiçbir insan rengi, dili, dini ne olursa olsun bir diğerinden üstün değildir. Beyaz adamın kara tenli adama, erkeğin kadına, zenginin fakire üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin bir diğerine üstünlüğü yoktur. Üstün ırk, insanlığın ürettiği en şeytani düşüncedir. Bu anlamda yeni bir sistem kuracaksak önce sekiz milyar insanın her birinin yaratılışta birbirinin eş olduğu bir anlayışı inşa etmemiz lazım.”

Kurtulmuş, yeryüzündeki devletlerin hepsinin de egemenlikte eşitliğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Gazze olayları karşısında insanlık cephesi dirilmiştir

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır BM kürsüsünden dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” sözünün, “insanlık vicdanının gönül sızısı” olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Dünya beş tane ülkenin insafına terk edilemez. Terk edilemeyeceğini dün Ruanda’da gördük, bugün Gazze’de görüyoruz. Dünyada 140 ülke bu yapılan zulme, ‘Bu zulümdür, adil ateşkes sağlansın.’ diyor, bir tane ülke veto ediyor ve karar alınamıyor. Böyle bir sistem olmaz. Bu sistem çağ dışıdır. Bu sistem, insanlığı taşıyamamaktadır. BM Güvenlik Konseyinde Afrikalı dostlarımız temsil ediliyor mu? Hiç edilmiyor. BM Güvenlik Konseyinde nüfusu iki milyara yaklaşan İslam alemi temsil ediliyor mu? Edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde insanların büyük bir çoğunluğu temsil edilmiyor. Artık BM başta olmak üzere Dünya Sağlık Örgütünden tutun Dünya Bankasına kadar birçok kurum ve kuruluşun hatta üzülerek ifade ediyorum ki Avrupa Birliğinin bile birçok açıdan artık fonksiyonlarının yerine getirilememekte olduğunu görüyoruz. Hep birlikte bir uyanışa, bir silkinişe ihtiyacımız var. Bu sadece bir tek ülkenin yapabileceği bir şey değil.”

Gazze olayları karşısında insanlık cephesinin dirildiğini, milliyeti, rengi, dili ne olursa olsun, haktan yana, adaletten yana olanların dünyanın her yerinde seslerini yükselttiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ümit ediyoruz, öyle olmasını temenni ediyoruz ki inşallah yer yüzünde yeni bir dünyanın kurulması, hakkaniyetin, adaletin tesis edilmesi mümkün olur. Bunun için uluslararası camianın mensupları olarak hep birlikte hareket etmek ve ortak kararlar almak mecburiyetindeyiz. Türkiye’deki dostlarımız olarak, burada faaliyet gösteren büyükelçileri, siz değerli dostlarımızı, uluslararası kuruluşların temsilcilerini, Türkiye’nin dış politika vizyonunda tabii ortaklarımız, tabii fikir alışverişinde bulunacağımız dostlarımız olarak telakki ediyoruz. Burada gelişecek, Türkiye’nin de içinde bulunduğu yeni bir dünya arayışının kendi ülkeleriniz ve hükümetleriniz nezdinde de dile getirilmesi için sizlerden insanlık adına, insanlık cephesine destek olmanızı bekliyoruz.”

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi/feed/ 0
Memleket Partisi’nden 40 kişi AK Parti’ye katıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/memleket-partisinden-40-kisi-ak-partiye-katildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/memleket-partisinden-40-kisi-ak-partiye-katildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:36:02 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5013 AK Parti Tutak Belediye Başkanı Adayı Fevzi Sayan’ın seçim ofisinde bir araya gelen heyete, AK Parti rozetlerini Ağrı Eski Belediye Başkanı Savcı Sayan taktı. Seçim çalışmaları sebebi ile yaklaşık 20 gündür bölgede bulunan Savcı Sayan, dur durak bilmeden çalışmalarını sürdürüyor.

Vatandaşlarla bir araya gelerek AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek isteyen eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan farklı parti yöneticilerini de ikna ederek AK Parti’ye geçişlerini sağladı.

Tutak’ın birlik ve beraberliği için AK Parti’ye katılımların devam edeceğini belirten Sayan, “Tutak’a hizmetin AK Parti tarafından yapılacağına inanıyorum, dolayısı ile önemli olan benim partim değil, ilçemdir diyen 40 kişilik ekibi ile katılım sağlayarak destek olması bizi fazlası ile sevindirmiştir. İlçemiz adına da mutluluk verici bir tablodur. Sayın Turan Aydın’ı tebrik ediyorum, kendisine teşekkür ediyorum. İnşallah bu saatten sonra el birliği ile birlik ve beraberlik içerisinde Tutak’ın geleceği için birlikte mücadele edeceğiz, birlikte çalışacağız” şeklinde konuştu.

“TUTAK GÜZEL OLSUN, GENÇLER İŞ SAHİBİ OLSUN” 

“AK Parti her yere hizmet götürüyor, niye Tutak’a getirmesin” diyen eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, “Mevcut Tutak Belediye Başkanı Bülent Duru başka bir partiden belediyeyi kazandı, sonra bizlerin de ısrarı ile AK Parti’ye geçti. Biz dedik ki Tutak’a güzel hizmetler yapılsın ama o kişi AK Parti’nin bütün nimetlerinden faydalandı, bizim bütün desteklerimizi aldı. Ama AK Parti’den aday gösterilmeyince hemen gitti başka partiden aday oldu. Allah yolunu ve bahtını açık etsin. Bu tür durumlar ayıpla karşılanıyor. Sen 4 yıl boyunca AK Parti’nin bütün imkânlarından faydalan, Cumhurbaşkanımızın bütün desteklerinden faydalan, Ağrı Belediyesinden ve şahsımdan faydalan ama sana adaylık verilmeyince hemen saf değiştirdin. Ben belediye başkanıydım, İzmir’e milletvekili adayı oldum seçilemedim, kalkıp başka yere gittim mi? Çünkü kendi ilçeme, memleketime, ülkeme hizmet etmek istiyorum. İşte burada Memleket Partisi Tutak İlçe Başkanı Turan Aydın kardeşim hizmet istiyorum diyerek kendisi ile birlikte 40 üyesi AK Parti’ye katılım gerçekleştirdi. Birlik ve beraberlik içerisinde büyük bir olayı gerçekleştirdik. Bu Tutak’a bir renk olmalı. Bizim ağzımızdan çıkmayan hiçbir söz bizim değildir. Dolayısı ile ben burada Tutak için mücadele ediyorum. Tutak güzel olsun, gençler iş sahibi olsun, birlik ve kardeşlik olsun” dedi.

37 yıldır Tutak’ın aynı kaldığını ifade eden eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, “1987 yılında burada liseyi bitirdim. 37 yıldır geçmiş aynı dükkân, aynı cadde, aynı sokaklar herhangi bir gelişme olmamış. Dolayısı ile biz buna dur demeliyiz. Biz yarında buradayız. Ben canıgönülden bütün genç kardeşlerimle birlikte Tutak’ın gelişmesi ve ilerlemesi için mücadele ediyorum. Bütün gençler benim kardeşlerimdir. Siz de bana güç verirseniz, el ele olursak benim Ankara’da koparamayacağım hiçbir şey yoktur. Onlar Ankara’yı belediyeyi öğrenene kadar 5 yıl geçer ama hiç olmazsa burada seçilen adayın arkasında ben olurum. Gece gündüz size hizmet getirmek için mücadele ederim” dedi.
Memleket Partisi Tutak ilçe Başkanı Sayın Turan Aydın’a ve beraberindeki 40 kişilik gruba AK Parti’ye katılımları için teşekkür eden Sayan, “Çok güzel bir karar vermişler, Tutak hepimizin ortak sevdasıdır. Allah yar ve yardımcıları olsun” dedi.
Katılım töreni, eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın; Memleket Partisi Tutak ilçe Başkanı Sayın Turan Aydın’a ve beraberindeki 40 kişilik gruba AK Parti rozeti takmasının ardından son buldu.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/memleket-partisinden-40-kisi-ak-partiye-katildi/feed/ 0
Ailesini ve yakınlarını kaybeden gazeteci konuştu: Mücahitler başarılı bir operasyonu… https://www.foxtvhaber.com.tr/ailesini-ve-yakinlarini-kaybeden-gazeteci-konustu-mucahitler-basarili-bir-operasyonu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ailesini-ve-yakinlarini-kaybeden-gazeteci-konustu-mucahitler-basarili-bir-operasyonu/#respond Sun, 25 Feb 2024 00:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4769 Eşini, kızını, iki oğlunu ve çok sayıda yakının kaybeden El Cezîre Gazze büro şefi Vâil Dahdûh, Katar’daki tedavisinin ardından kendi televizyonuna bir röportaj verdi. Yeni Şafak gazetesi yazarı Taha Kılınç, röportajın ayrıntılarını köşe yazısında paylaştı. Vâil Dahdûh, 7 Ekim’den bu yana yaşananları ve değişen algıları anlattı.

GAZZE’DE İSRAİL VAHŞİLİĞİNİN BÜTÜN ÖRNEKLERİ SERGİLENİYOR

Kılınç’ın paylaştığı röportajın satır başlarında Vâil Dahdûh, şunları söyledi:

“Gazze’de şu anda insan hayaline sığmayacak şeyler yaşanıyor. Bu, şimdiye kadarki hiçbir savaşa benzemiyor. İsrail vahşiliğinin ve sınır tanımazlığının bütün örnekleri sergileniyor.”

ŞAHİT OLDUKLARIMIZIN YÜZDE 90’I YAYINLANABİLECEK DURUMDA DEĞİL

“Bombardımanlar sırasında elektrikler kesildiği için, haber yapmak için gittiğimiz yerlerde ceset parçalarının üzerinden yürüdüğümüz de oluyordu, bunu sonradan fark ediyorduk. Şahit olduğumuz görüntülerin yüzde doksanı, yayınlanabilecek gibi değildi.”

MEĞER AİLEMİN AKIBETİNİ DÜNYAYA DUYURUYORMUŞUM

“Eşimin şehadet haberini akşam vakti canlı yayın yaparken aldım. Kendisinin ve diğer yakınlarımın bulunduğu bölgenin şiddetli biçimde bombalandığını anlatıyordum, meğer ailemin akıbetini dünyaya duyuruyormuşum. Yayın devam ederken telefonum çalmıştı. Yanımdaki arkadaşım hızlıca gömlek cebimden telefonumu çekip aldı ve kendisi açtı. İşte o anda, sıra dışı bir şey olduğunu anladım. Olayı öğrenince hemen bir arabaya atlayıp bölgeye gittik. Bütün bina yerle bir olmuştu…”

AİLEMİN ANCAK CENAZELERİNİ GÖREBİLDİM

“Saldırılar başladığı gün evden çıkıp göreve giderken, eşime, birkaç ay görüşmemeye kendisini hazırlamasını söylemiştim. Ondan sonra, ailemin ancak cenazelerini görebildim.”

İSRAİL, EVİMİ KASTEN BOMBALADI

“İsrail savaş uçakları, oturduğum evi kasten ve hedef gözeterek bombaladı. Çocuklarımdan sağ kalanları telefonla arayarak tehdit ettiler. Bütün bunları, benim gazeteciliği bırakmam ve olayları aktarmayı durdurmam için yaptılar.”

HER ŞEHİTTEN SONRA İŞİME DAHA DA SARILDIM

“Her kayıptan sonra, işime daha da sarıldım. Doğrusu, yaşamam gerekenden uzun yaşadığımı düşünüyordum zaten. İsrail bütün yakınlarımı teker teker şehit ederken, esas olarak beni hedef alıyordu.”

BUNLARIN HEPSİ İNANILMAZ ZORLUKLAR YÜKLÜYOR İNSANA

“Gazze’de gazeteci ve muhabir olmak, dünyanın en zor işlerinden biri. Çünkü hem diğer insanların çektiği bütün sıkıntıları çekiyorsunuz hem de olan-biteni aktarmak zorundasınız. Teknik ekiplerin istihdamı ve yetiştirilmesi, saldırı anlarında cihazların muhafazası, bürolarımız vurulduğunda sürekli yer değiştirmek, elektrik kesintilerine karşı tedbirli olmak, kaybettiğiniz çalışma arkadaşlarınız… Hepsi de inanılmaz zorluklar yüklüyor insana.”

GENÇLER PROFESYONEL BASIN MENSUPLARI GİBİ BİZE YARDIM ETTİ

“Büyük olaylar, büyük gazetecilerin yetişmesine vesile oluyor. Gazze’de sokaktaki gençlerden çok yardım aldık. Sıradan çocuklar, profesyonel basın mensupları gibi bize yardım etti, sahada işimizi kolaylaştırdı.”

MÜCAHİTLER BAŞARILI BİR OPERASYONU DÜŞÜNMÜYORDU

“Hiç kimse, ne 7 Ekim’deki hadiseleri ne de sonrasında İsrail’in sergilediği bu mezalimi tahmin edebilirdi. Aksâ Tufanı’nı gerçekleştirenler bile, İsrail’e karşı böylesine başarılı bir operasyon yapabileceklerini düşünmüyordu. Sahabe de böyle durumlar yaşamıştı. Bazen onlar bir şey hedeflerken, takdir-i ilahî bambaşka bir şey murat ediyordu.”

İNSANLAR, İSRAİL’İN FİKRİ PRANGALARINDAN KURTULDU

“7 Ekim’e kadar İsrail’in yenilmezliği, dokunulmazlığı ve ordusunun gücü, bütün dünyada adeta bir kader gibi benimsenmişti. Tüm bunların hurafeden ibaret olduğu net biçimde anlaşıldı. Bütün dünyada, İsrail’in tezlerine güçlü itirazlar başladı. İnsanlar, kendilerine vurulan fikrî prangalardan kurtuldular. İsrail’in imajı, ciddi biçimde zedelendi. Savaşın bütün zorluklarına rağmen, bu çok önemli bir neticedir.”

İSLAM DÜNYASINDA BÜYÜK BİR BİLİNÇLENME BAŞLADI

“İslâm dünyasının her yerinde, özellikle gençlerde büyük bir bilinçlenme başladı. Artık çocuklar bile alışveriş yaparken boykot listelerine bakıyor, alacağı şeyi dikkatle kontrol ediyor. Kudüs, Filistin, Mescid-i Aksâ, hepsinin gündeminde. Bu, inanılmaz bir durum. Bugün yaşananları, 1987’deki Birinci İntifada sonrasında yaşanan bilinçlenmeye çok benzetiyorum.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ailesini-ve-yakinlarini-kaybeden-gazeteci-konustu-mucahitler-basarili-bir-operasyonu/feed/ 0
Ailesini ve yakınlarını kaybeden gazeteci konuştu: İsrail’in prangaları kırıldı! https://www.foxtvhaber.com.tr/ailesini-ve-yakinlarini-kaybeden-gazeteci-konustu-israilin-prangalari-kirildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ailesini-ve-yakinlarini-kaybeden-gazeteci-konustu-israilin-prangalari-kirildi/#respond Sat, 24 Feb 2024 23:12:11 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4756 Eşini, kızını, iki oğlunu ve çok sayıda yakının kaybeden El Cezîre Gazze büro şefi Vâil Dahdûh, Katar’daki tedavisinin ardından kendi televizyonuna bir röportaj verdi. Yeni Şafak gazetesi yazarı Taha Kılınç, röportajın ayrıntılarını köşe yazısında paylaştı. Vâil Dahdûh, 7 Ekim’den bu yana yaşananları ve değişen algıları anlattı.

GAZZE’DE İSRAİL VAHŞİLİĞİNİN BÜTÜN ÖRNEKLERİ SERGİLENİYOR

Kılınç’ın paylaştığı röportajın satır başlarında Vâil Dahdûh, şunları söyledi:

“Gazze’de şu anda insan hayaline sığmayacak şeyler yaşanıyor. Bu, şimdiye kadarki hiçbir savaşa benzemiyor. İsrail vahşiliğinin ve sınır tanımazlığının bütün örnekleri sergileniyor.”

ŞAHİT OLDUKLARIMIZIN YÜZDE 90’I YAYINLANABİLECEK DURUMDA DEĞİL

“Bombardımanlar sırasında elektrikler kesildiği için, haber yapmak için gittiğimiz yerlerde ceset parçalarının üzerinden yürüdüğümüz de oluyordu, bunu sonradan fark ediyorduk. Şahit olduğumuz görüntülerin yüzde doksanı, yayınlanabilecek gibi değildi.”

MEĞER AİLEMİN AKIBETİNİ DÜNYAYA DUYURUYORMUŞUM

“Eşimin şehadet haberini akşam vakti canlı yayın yaparken aldım. Kendisinin ve diğer yakınlarımın bulunduğu bölgenin şiddetli biçimde bombalandığını anlatıyordum, meğer ailemin akıbetini dünyaya duyuruyormuşum. Yayın devam ederken telefonum çalmıştı. Yanımdaki arkadaşım hızlıca gömlek cebimden telefonumu çekip aldı ve kendisi açtı. İşte o anda, sıra dışı bir şey olduğunu anladım. Olayı öğrenince hemen bir arabaya atlayıp bölgeye gittik. Bütün bina yerle bir olmuştu…”

AİLEMİN ANCAK CENAZELERİNİ GÖREBİLDİM

“Saldırılar başladığı gün evden çıkıp göreve giderken, eşime, birkaç ay görüşmemeye kendisini hazırlamasını söylemiştim. Ondan sonra, ailemin ancak cenazelerini görebildim.”

İSRAİL, EVİMİ KASTEN BOMBALADI

“İsrail savaş uçakları, oturduğum evi kasten ve hedef gözeterek bombaladı. Çocuklarımdan sağ kalanları telefonla arayarak tehdit ettiler. Bütün bunları, benim gazeteciliği bırakmam ve olayları aktarmayı durdurmam için yaptılar.”

HER ŞEHİTTEN SONRA İŞİME DAHA DA SARILDIM

“Her kayıptan sonra, işime daha da sarıldım. Doğrusu, yaşamam gerekenden uzun yaşadığımı düşünüyordum zaten. İsrail bütün yakınlarımı teker teker şehit ederken, esas olarak beni hedef alıyordu.”

BUNLARIN HEPSİ İNANILMAZ ZORLUKLAR YÜKLÜYOR İNSANA

“Gazze’de gazeteci ve muhabir olmak, dünyanın en zor işlerinden biri. Çünkü hem diğer insanların çektiği bütün sıkıntıları çekiyorsunuz hem de olan-biteni aktarmak zorundasınız. Teknik ekiplerin istihdamı ve yetiştirilmesi, saldırı anlarında cihazların muhafazası, bürolarımız vurulduğunda sürekli yer değiştirmek, elektrik kesintilerine karşı tedbirli olmak, kaybettiğiniz çalışma arkadaşlarınız… Hepsi de inanılmaz zorluklar yüklüyor insana.”

GENÇLER PROFESYONEL BASIN MENSUPLARI GİBİ BİZE YARDIM ETTİ

“Büyük olaylar, büyük gazetecilerin yetişmesine vesile oluyor. Gazze’de sokaktaki gençlerden çok yardım aldık. Sıradan çocuklar, profesyonel basın mensupları gibi bize yardım etti, sahada işimizi kolaylaştırdı.”

MÜCAHİTLER BAŞARILI BİR OPERASYONU DÜŞÜNMÜYORDU

“Hiç kimse, ne 7 Ekim’deki hadiseleri ne de sonrasında İsrail’in sergilediği bu mezalimi tahmin edebilirdi. Aksâ Tufanı’nı gerçekleştirenler bile, İsrail’e karşı böylesine başarılı bir operasyon yapabileceklerini düşünmüyordu. Sahabe de böyle durumlar yaşamıştı. Bazen onlar bir şey hedeflerken, takdir-i ilahî bambaşka bir şey murat ediyordu.”

İNSANLAR, İSRAİL’İN FİKRİ PRANGALARINDAN KURTULDU

“7 Ekim’e kadar İsrail’in yenilmezliği, dokunulmazlığı ve ordusunun gücü, bütün dünyada adeta bir kader gibi benimsenmişti. Tüm bunların hurafeden ibaret olduğu net biçimde anlaşıldı. Bütün dünyada, İsrail’in tezlerine güçlü itirazlar başladı. İnsanlar, kendilerine vurulan fikrî prangalardan kurtuldular. İsrail’in imajı, ciddi biçimde zedelendi. Savaşın bütün zorluklarına rağmen, bu çok önemli bir neticedir.”

İSLAM DÜNYASINDA BÜYÜK BİR BİLİNÇLENME BAŞLADI

“İslâm dünyasının her yerinde, özellikle gençlerde büyük bir bilinçlenme başladı. Artık çocuklar bile alışveriş yaparken boykot listelerine bakıyor, alacağı şeyi dikkatle kontrol ediyor. Kudüs, Filistin, Mescid-i Aksâ, hepsinin gündeminde. Bu, inanılmaz bir durum. Bugün yaşananları, 1987’deki Birinci İntifada sonrasında yaşanan bilinçlenmeye çok benzetiyorum.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ailesini-ve-yakinlarini-kaybeden-gazeteci-konustu-israilin-prangalari-kirildi/feed/ 0
Ayasofya’da ‘Gazze’ çağrısı: Zamanımızı lanet okuyarak geçirmek bize yakışmaz! https://www.foxtvhaber.com.tr/ayasofyada-gazze-cagrisi-zamanimizi-lanet-okuyarak-gecirmek-bize-yakismaz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ayasofyada-gazze-cagrisi-zamanimizi-lanet-okuyarak-gecirmek-bize-yakismaz/#respond Sat, 17 Feb 2024 23:48:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4106
  • Haber7

  • Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve farklı ülkelerden İslam alimleriyle birlikte Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde Cuma namazında bir araya geldi. Cuma namazını Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez kıldırırken Cuma hutbesinin konusu işgalci siyonist İsrail’in soykırım yaptığı Gazze oldu.

    CUMA HUTBESİNDE HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI!

    Cuma hutbesini irâd eden Prof. Dr. Mehmet Görmez, Gazze için harekete geçme çağrısında bulundu.

    NE OLUYOR SİZE Kİ HAREKETE GEÇMİYORSUNUZ!

    Görmez Cuma hutbesinde şu ifadelerde bulundu:

    Aziz kardeşlerim! Allah’ın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun, Cumanız mübarek olsun. Kerim kitabımız Kur’an’ın dilinde ‘vema lekum’ diye bir ifade vardır. ‘Vema lekum’; “Ne oluyor size” demektir, “Size yakışıyor mu” demektir. Pek çok ayet bu ikaz ve uyarı içeren ifadeyle başlar. Onlardan birisi az önce okuduğum, Nisa Suresi 75. ayettir. “Ne oluyor ki; size Allah yolunda savaşmıyorsunuz, öldürülenleri korumak için harekete geçmiyorsunuz! Ne oluyor size ki; zayıf düşmüş, zor durumda kalmış kadınlar, erkekler, çocuklar için mücadele etmiyorsunuz. Ne oluyor size ki; ‘Bu halkı zalim olan beldeden bizi kurtaran kimse yok mu, kimse yok mu?’ diye feryat eden kardeşlerinize yardım etmiyorsunuz. Ne oluyor size ki; ‘Katından bize sahip çıkacak bir veli gönder, bir yar ve yardımcı gönder’ diye yalvaran yakaran kardeşlerinizin imdadına yetişiyorsunuz.

    NE OLUYOR SİZE Kİ, TARİHİN EN VAHŞİ KATLİAMINI SEYREDİYORSUNUZ!

    Aziz kardeşlerim! 3 ayı aşkındır İslam coğrafyasında yaşadığımız büyük acıları dikkate aldığımızda bu ayeti okuyan her mü’min sanki bugün nazil olmuş gibi güçlü bir inanca sahip olur. Ayet günümüze adeta şöyle sesleniyor; “Ey insanlar! Ne oluyor ki, size 134 gündür insanlık tarihinin en vahşi katliamını seyrediyorsunuz! Ne oluyor size ki her yaşta ve her durumdaki insanın alçakça katledilişine yeterince ses çıkarmıyorsunuz. Ey Müslümanlar! Size ne oluyor ki; daracık bir sahil şehrinde abluka altına alınmış bir halkın topyekûn soykırıma uğramasına seyirci kalıyorsunuz! Ne oluyor size ki; her gün, her dakika insanlığın ortak vicdanına olan güvenin yitirilişine adeta kulaklarınızı tıkıyorsunuz. Ey insanlar! Çocuklar, bebekler ölüyor. Mabetlerdeki dua ve ibadet bombalanıyor. Çocukların masumiyeti hedef alınıyor. Sizler neredesiniz! Hastanelerdeki şifa katlediliyor, barınaklardaki iltica enkaza çevriliyor. Size ne oluyor da bütün bunlara kulak çıkıyorsunuz.

    NE ACIDIR Kİ KENDİ REFAHINI BOZMAYAN ÜMMET REFAH’TAKİ KATLİAMA SESSİZ KALIYOR

    Aziz kardeşlerim tam 134 gündür, Gazze’de devam eden bu vahşet ve saldırı bugünlerde yeni bir aşamaya geçmiş bulunuyor. Katliamın en çetin günlerine, soykırımın ziyadesine eriyor. Bir zamanlar arkasında firavunun orduları varken Mısır’dan çıkıp Sina Çölü’ne sığınanlar, bugün aynı firavunun işgal ordusuna dönüşüp ocaklarını söndürdükleri Gazzeli mazlum ve müstezafları yine aynı yere, yani Sina Çölü’ne sürmenin planlarını yapıyor. Gazzeli mazlum ve müstezafları yine aynı yere sürgün ediyor. Açlığa, susuzluğa mahkum etmenin ilaçtan, ışıktan, gıdadan mahrum bırakmanın hesabını yapıyor. Şimdilerde Refah adındaki sınır kapısına sıkıştırılmış mazlum çocuklar, mahzun kadınlar, mağdur yaşlılar bir kez daha toplu bir katliamla karşı karşıya. Ve ne acıdır ki, Ümmet kendi refahını bozmamak için kardeşlerinin son sığınağı Refah’ta soykırıma uğramalarına seyirci kalmaktan başka bir yol bulamıyor.

    İNSANLIĞA VE ÜMMETE ÇAĞRI!

    Aziz kardeşlerim, bugün bu sebeple insanlık tarihinin en kadim mabedi, Fatih Sultan Mehmet’in ümmete en büyük emaneti Ayasofya’nın minberinden belki de bir kez daha iki çağrıda bulunmak istiyorum. Biri bütün insanlığa, insanlık onurunu taşıyan herkese, diğeri ise tüm Müslümanlara, İslam’ın haysiyetini taşıyan bütün İslam ümmetine.

    YAPILAN SOYKIRIM SADECE GAZZELİLERE DEĞİL İNSANLIĞA YÖNELİKTİR

    Birinci çağrım insanlığadır. Ey Nas, ey bu alemde insan diye ünlenen eşref-i mahluk, ey insanlık alemi! Şunu biliniz ki; Gazze’de yürütülen katliam, zulüm ve vahşet sadece Gazzelilere yönelik değildir. Bu bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur, yapılmış bir soykırımdır. Filistinli çocuklara yapılanlar sizin çocuklarınıza da yöneliktir. Filistinli kadınlara yapılanlar sizin kadınlarınıza da yöneliktir. Bu savaş fıtrata yönelik bir savaştır, bu savaş varoluşa karşı bir işgal hareketidir, bu savaş insanlığa karşı bir harptir, bu savaş yeryüzünü ifsattır. Yürütülen bu çirkin savaş, insanı insan kılan bütün değerleredir. Allah’ın uğruna insanı yarattığı fıtratına zerk ettiği bütün değerlere açılan bir savaştır.

    HAREKETE GEÇMEZSEK KENDİ ELİMİZLE İNSANLIĞIMIZI BİTİRMİŞ OLACAĞIZ

    Ey insanoğlu, biliniz ki; insandan ziyade insanlığı yitirmek çok daha büyük bir ziyandır. Bu telafisi mümkün olmayan bir hüsrandır. Bir tarafta sayılara döktüğümüz binlerce masum insan hayatını kaybederken diğer taraftan bütün beşeriyetin özü olan insanlık cevherini yitirmek üzereyiz. Unutmayalım ki; bugün bu katliamı önlemek için bizleri insan kılan vicdanlarımızın harekete geçirmezsek kendi elimizle insanlığımızı bitirmiş olacağız.

    GAZZE’DEKİ VAHŞETİN HEDEFİ BÜTÜN YÜCE EVRENSEL DEĞERLERDİR

    Ey Nas, ey insanlar, bugün Gazze’de yürütülen vahşet sadece bir dinin mensuplarına yönelik değildir. Sadece Muhammed Mustafa’nın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetinin bir grubuna yönelik değildir. Bu savaş Hz. İbrahim’e Hz. İsmail’e açılan bir savaştır, Hz. İshak’a açılan bir savaştır. Hz. Yakup’un, Hz. Yusuf’un, Hz. Davut’un, Hz. Süleyman’ın, Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın kısaca bütün peygamberlerin getirdiği dini, ahlaki, insani bütün yüce evrensel değerlere yöneliktir.

    BU CİNAYETİN MUHATAPLARI BÜTÜN DÜNYA MİLLETLERİDİR

    Aziz Kardeşlerim! Bu suçun doğrudan mağdurları; şüphesiz masum çocuklardır, mahzun annelerdir, şifa bekleyen hastalardır, bir açık hava hapishanesinde yıllardır açlığa yokluğa terk edilmiş özgürlüğüne, yurduna, mukaddesatına saldırılmış onurlu bir halktır. Ancak bu cinayetin muhatapları bütün dünya milletleridir, bütün inançlardan insanlık onuruna sahip olan herkestir. Bütün dünyanın bu yaşananlarda ahlaki sorumluluğu vardır. Gazze’de olup bitenlere karşı çıkmak için Müslüman olmak gerekmez, insan olmak yeterlidir. Bugün İzzet sahibi olmak isteyen vicdanlı aziz olmayı murat eden her fert Gazzelilerin çığlığına koşmak zorundadır, imdadına yetişmek mecburiyetindedir.

    BİZ ZULME VE MAZLUMA ŞAHİT OLMAK İÇİN GÖNDERİLMEDİK

    İkinci çağrım İslam ümmetinedir. Ey alem-i İslam, neredesiniz, hani İslam dünyası nerede? Ey insanlık için çıkarılmış en hayırlı Ümmet! En hayırlı Ümmet olduğumuzu bugün değil de ne zaman göstereceğiz insanlığa. 2,5 milyonluk Gazze kendi kanında boğulurken 2,5 milyarlık İslam alemi suskun kalmaya devam mı edecek? Ey bütün insanlığa şahit kılınan Ümmet! Şahitliğimizin gereğini bugün değil de ne zaman yerine getireceğiz? Ey İslam ümmeti! Gazze’de olup bitenler karşısında bugün harekete geçmezsek şahitlik vasfımızın da hayırlı Ümmet oluşumuzun da vallahi artık bir anlamı kalmayacaktır. Ey şahid ümmet, şuhedilillah olan Ümmet! Biz zulme ve mazluma şahit olmak için gönderilmedik, bütün insanlığa hakkın, adaletin şahidi olarak gönderildik. Ey Ümmet-i şahide! Biz Ashab-ı Uhdud kıssasında zikredilen, ateş dolu çukurlarda diri diri yakılan mü’minleri seyretmeye gelmedik. Biz hakkı ve adaleti ayakta tutmak için gönderildik

    ZAMANIMIZI LANET OKUYARAK GEÇİRMEK BİZE YAKIŞMAZ

     Ey İslam ümmeti, unutmamak gerekir ki; ümmetin her ferdinin Allah’a karşı başkasına asla yüklemeyeceği bir sorumluluğu vardır. Bilesiniz ki; bütün kınama ve sorumluluğu devletlere ve hükümetlere yüklemek bizi kurtarmaz. Zamanımızı ihanetlere sızlanarak, hainlere lanet okuyarak geçirmek bize yakışmaz.

    KAYIP İZZETİ YENİDEN BULMA ZAMANIDIR!

    Ey Müslümanlar, Hakkı gören gözlerimizi yeniden bulalım, ilahi çağrıyı işiten kulaklarımızı yeniden hissedelim. Rabbimize söz verdiğimiz şehadet getiren o dilimizi yeniden bulalım. Resul’ün eli üzere biat eden o ellerimizi yeniden bulalım. Adalet üzere bileylenen kılıcımızı bulalım, kardeşlik hukukunu bulalım. Mazlumun yanında durmakla, zalime mukavemet etmekle edindiğimiz o kayıp izzeti yeniden bulma zamanıdır. Ey aziz Ümmet! Vakit ümmeti olmakla iftihar ettiğimiz Allah Resulü’nün bizi kardeş kılan o muhteşem cümlelerini hatırlama zamanıdır. Müslüman, Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, zalimin eline terk etmez, onu aşağılamaz” buyuran nice sözlerine kulak verelim.

    Sözlerimi bitirirken vahyin bize talim ettiği şu dua ile Rabbime iltica ediyorum: Rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn. Allahümme münzilel-kitâb ve mücriyes-sehâb ve serial hisab, Allahümmehzumul ahzâb, Allahümme’hzimhum ve zelzilhum ven-surnâ alel gavmiz zalimin. (Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. Ey kitabı indiren, hesabı çabuk gören, orduları bozguna uğratan Allahım! Düşmanları hezimete uğrat ve onları sars.)”

    AYASOFYA ÖNÜNDE ‘SOYKIRIMI DURDURUN’ ÇAĞRISI

    Cuma namazı sonrası Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, farklı ülkelerden İslam alimleriyle birlikte Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nden dünyaya ‘Soykırımı durdurun‘ çağrısı yaptı. Erbaş, “Siyonist İsrail’in, Gazze’ye ve yüz binlerce masum insanın sığınağı olan Refah şehrine yönelik saldırıları derhal durdurulmalıdır” dedi.

    Başkan Ali Erbaş, yaptığı basın açıklamasında, “Gözü dönmüş caniler, yüz binlerce insanın sığındığı ve güvenli bölge ilan edilen Refah şehrine saldırmaktadır. Siyonist İsrail’in, Gazze’ye ve yüz binlerce masum insanın sığınağı olan Refah şehrine yönelik saldırıları derhal durdurulmalıdır. Refah Sınır Kapısı’ndan insani yardımın girmesi derhal sağlanmalı; elektrik ve su başta olmak üzere en temel ihtiyaçların Gazze’ye ulaştırılabilmesi ve yaralıların çevre ülkelerdeki hastanelere nakledilebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.” diye konuştu. Erbaş, haksızlık ve zulme karşı sivil protestolara, boykotlara devam edilmesinin önemini vurguladı.

    Filistin Alimler Birliği Başkanı Nevvaf Tekruri de “Gazze’deki ateşkes sağlanana ve Filistin özgür olana dek ümmet olarak bu yolda bir olmamız gerekiyor.” dedi.

    Mısır El-Ezher Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Cemal Abdulsattar, saldırıların derhal durdurulması için çağrı yaptı.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/ayasofyada-gazze-cagrisi-zamanimizi-lanet-okuyarak-gecirmek-bize-yakismaz/feed/ 0
    Özgürlük Filosu’nun Mart ayı sonunda yola çıkması hedefleniyor https://www.foxtvhaber.com.tr/ozgurluk-filosunun-mart-ayi-sonunda-yola-cikmasi-hedefleniyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ozgurluk-filosunun-mart-ayi-sonunda-yola-cikmasi-hedefleniyor/#respond Sat, 10 Feb 2024 21:48:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3540 İHH Genel Merkezi’nde düzenlenen basın açıklamasına, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım’ın yanı sıra; 10 ülkeden Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu üyesi akvistler katıldı. Koalisyonun katılımcı kuruluşları arasında; Türkiye’den İHH İnsani Yardım Vakfı ve Mavi Marmara Derneği, Kanada’dan Canadian Boat To Gaza, Malezya’dan My Care Malaysia, Norveç’ten Ship To Gaza Norway, Güney Afrika’dan Palestine Solidarity Alliance, İsveç’ten Ship to Gaza Norway, ABD’den US Boat to Gaza, Avustralya’dan Free Gaza Australia, Yeni Zelenda’dan Kia Ora Gaza, İngiltere’den Palestine Solidarity Campaing ve Breaking the Siege of Gaza yer alıyor. 

    “BÜTÜN KAPILARI AÇMAK İÇİN YOLA ÇIKACAĞIZ”

    Basın açıklamasında konuşan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, eylemsel olarak hareket etmek için dünyanın çeşitli ülkelerinden bileşenleriyle bir araya geldiklerini belirtti. Yıldırım, “Gemiler satın alınıyor ve kapalı bütün kapıları açmak için yola çıkacağız. Bu kapıların hepsi İsrail tarafından örülmedi, Refah Sınır Kapısı da kapalı. Havadan, karadan ve denizden bu ambargoyu inşallah deleceğiz. Artık durma vakti değil. İsrail bütün dünyaya rağmen ambargoyu devam ettiriyor ve katliamları artıyor” ifadelerini kullandı. 

    “HEDEFİMİZ, GAZZE’YE GİDEN BÜTÜN KAPILARIN AÇILMASI”

    Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu için “Bu bir ahlak ittifakıdır” diyen Yıldırım, “Bizim bu birlikteliğimiz, Avrupa’da ve Amerika’daki Filistin’e destek eylemlerine de öncülük ediyor. Bizim hedefimiz, Gazze’ye giden bütün kapıların açılması. Diplomasinin bittiği yerde sivil toplum kuruluşları devreye girer. Gemiler; Amerika’dan, Avrupa’dan ve Türkiye’den yola çıkacak. Şu an satın alıyoruz, gemi sayısı Mavi Marmara’dakinden az olmayacak ve hedefimiz Mart sonunda gemilerin yola çıkması”



    “MÜCADELEMİZ KÖKLÜ VE DERİN BİR MÜCADELEDİR”

    Güney Afrika’nın İsrail hakkında Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya değinen Yıldırım, “Güney Afrika’nın başvurmuş olduğu adalet divanında güzel sonuçlar alındı. Bu karar gereği bütün dünya bu gemileri korumakla sorumludur. Yoksa bu Adalet Divanı niye kuruldu. Güney Afrika’nın avukatları arasında Mavi Marmara Davası’nın bazı avukatları da var. Bu mücadele çok köklü ve derin bir mücadeledir. İsrail, artık hiçbir yerde rahat adım atamayacak. Herkesi yardım kampanyamıza destek olmaya davet ediyorum” dedi. 

    “GAZZE 4 AYDIR SOYKIRIM NİTELİĞİNDEKİ SALDIRILARLA KARŞI KARŞIYA”

    Koalisyon adına basın açıklamasını yapan Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür ise, Gazze’nin 17 yıldır acımasız bir abluka ve 4 aydır soykırım niteliğindeki saldırılarla karşı karşıya olduğunu hatırlattı. Songür, hazırlanan filo ile binlerce ton acil insani yardımın doğrudan Gazze’deki Filistinlilere ulaştırılmasının

    “BMGK KARARLARININ UYGULANMASI İÇİN BASKI OLUŞTURULMALI”

    Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu üyesi aktivistlerden Güney Afrika Filistinle Dayanışma Hareketi Başkanı İsmail Ahmed Molla ise, “30 yıl önce Güney Afrika’da apertheid rejimini kaldırmıştık. Şimdi Orta Doğu’daki bu apertheid rejiminin kaldırılması için mücadele veriyoruz. Siyonist rejimin bu uygulamalarına son vermesini ümit ediyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, aldığı kararların uygulanması için baskı oluşturmasını ümit ediyoruz” diye konuştu

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/ozgurluk-filosunun-mart-ayi-sonunda-yola-cikmasi-hedefleniyor/feed/ 0
    Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk Astronotu Gezeravcı’nın ailesiyle bir araya geldi https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-turkiyenin-ilk-astronotu-gezeravcinin-ailesiyle-bir-araya-geldi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-turkiyenin-ilk-astronotu-gezeravcinin-ailesiyle-bir-araya-geldi/#respond Wed, 17 Jan 2024 16:36:19 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2453 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Alper Gezeravcı ile yaptığı görüşmeye değinen Bakan Kacır, “Bütün Türkiye nefesini tutacak, artık son 24 saatin içindeyiz. Hayırlısıyla, sağlıkla, başarıyla bu görevi de tamamlayacak.” dedi.

    ÇOCUKLUK HAYALİ

    Kacır’ın, Alper Gezeravcı’nın çocukluğunda böyle bir hayalinin olup olmadığını sorması üzerine, anne Sıddıka Gezeravcı, “Anneannesine uçağı gördüğünde ben bu uçağın şoförü olacağım demiş. Hep diyordu, ben büyüyünce pilot olacağım.” ifadelerini kullandı.

    Geçtiğimiz günlerde Gezeravcı’nın uzay misyonu serüveninin ele alındığı videoya değinen Kacır, “O videoda; uçaklarla ilgili hep hayaller kurardım ama uzayla ilgili hayal kurmaya gelince sıra, Alper bu alan başka milletlerin alanı, bizim milletimiz bu alanda yok diyerek kendimi sınırlandırırdım, diyordu” şeklinde konuştu.

    TÜRK GENÇLERİ İÇİN YENİ BİR DÖNEME GEÇİYORUZ

    Bakan Kacır, “Ama şimdi bir perdeyi açıyoruz. Türk gençleri, Türk çocukları için yeni bir evreye, yeni bir döneme geçiyoruz. Türkiye’ye de yakışır. Türkiye güçlü ve kuvvetli bir ülke, iddia sahibi bir ülke. Böyle bir ülkenin evlatlarının bütün dünyada, bilimde, teknolojide iddialı olması lazım. Onun için de inşallah bu misyon yeni bir kapı aralayacak, yeni bir dönem başlatacak. Alper Gezeravcı gibi vatansever, cesur, irade sahibi, kararlı birisinin de bu misyonu icra etmesi bizim için ayrıca iftihar vesilesi. Duruşuyla, karakteriyle en doğru isim olduğunu her seferinde bize bir daha gösteriyor. Rabbim, hayırlısıyla gidip döndükten sonra da artık bir evlilik de nasip etsin.” dedi.

    Ali Baba Gezeravcı, astronot aşamasının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TEKNOFEST’teki açıklamasıyla bu sürprize tanıklık ettiklerini ifade etti.

    TÜRK GENÇLERİNİN İNANCINI PERÇİNLİYOR

    Bakan Kacır, Ankara Kızılay ve İstanbul Taksim Meydanında kurulan planetaryumlardan da fırlatma törenin takip edileceğini belirtti. Yolculuğun 36 saat 4 dakikalık bir zaman olarak öngörüldüğünü anlatan Kacır, “Türkiye’nin böyle büyük adımlar atması Türk gençlerinin ülkelerine olan inancını perçinliyor. Kendi devletlerinin dünya ile yarışan işler yapması bizim gençlerimize öz güven kazandırıyor.” diye konuştu.

    13 BİLİMSEL DENEY

    Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilecek 13 bilimsel deney hakkında Alper Gezeravcı’nın kendisine bilgi verdiğini kaydeden Bakan Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız bilimde, teknolojide ne zaman bir proje arz etsek hep himaye ediyor, arkasında duruyor, cesaret veriyor. Bu sayede de güçlükleri atlatıyoruz.” dedi.

    TÜRKİYE’NİN KABİLİYETLERİ GİDEREK ARTIYOR

    Türkiye’nin roket teknolojilerinde çok mesafe kat ettiğini anlatan Kacır, “Şimdi artık menziller çok uzadı. Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor. Hem savunma sanayi hem de sivil uzay çalışmaları anlamında bu çalışmalar çok kıymetli olacak. Önümüzdeki dönemde çok daha öteye da uzanacak.” dedi.

    BÜTÜN OKULLARDA ASTRONOTUMUZUN VİDEOLARI İZLETİLDİ

    14 gün boyunca Alper Gezeravcı’nın yapacağı çalışmaların takip edileceğini belirten Kacır, “Bugün bütün okullarda videoları izletildi, Milli Eğitim Bakanlığımız bu haftayı etkinlik haftası ilan etmiş. Milli Eğitim Bakanımız ile konuştum, hazır etkinlik haftası bizim de astronotumuzu gönderdiğimiz hafta, biz videoları ve bilgi metinlerini gönderelim, uygun görürseniz okullarda izletelim dedim. Türkiye’nin bütün okullarına videoları gönderildi. Milyonlarca öğrenci bütün okullarda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı tanımış oldu. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu ile ilgili bilgi sahibi oldu. Tabi oradayken de okullara bağlantılar yapacak, öğrenciler sorular soracak, bilgi alacaklar Alper Gezeravcı’dan” şeklinde konuştu.

    MURAT GEZERAVCI: “BAŞARILARI BİZİ HER ZAMAN GURURLANDIRDI”

    Görüşmede, Alper Gezeravcı’nın kardeşi Murat Gezeravcı, yengesi Hilal Gezeravcı ve yeğeni Karan Gezeravcı da bulundu. Kardeş Murat Gezeravcı, “Onun başarıları bizleri her zaman gururlandırıyordu. Bizler her zaman kendisiyle gurur duyduk, onun yanında bulunmaya çalıştık. Bütün çocuklarımıza, gençlerimize de örnek olacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-turkiyenin-ilk-astronotu-gezeravcinin-ailesiyle-bir-araya-geldi/feed/ 0