Cameron tüm bu temaslar öncesi ise Cumhuriyetçi eski Başkan Donald Trump’ı Florida’da ziyaret etti.
Cameron Ukrayna için kazanılacak zaferin “ABD ve Avrupa’nın güvenliği için hayati önem taşıdığını” söylese de Cumhuriyetçi Parti’nin muhtemel başkan adayı Trump, ABD’nin desteğini sürdürmesini eleştiriyor. Trump’la aynı çizgide olan Kongre üyeleri de Kiev’e yardım paketini bekletiyor.
“TRUMP İLE GÖRÜŞME STANDART UYGULAMA”
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, “verimli” olarak nitelendirdikleri görüşmeyi doğruladı. Hükümet, bakanlarının seçim yıllarında müttefik ülkelerin muhalefet liderleriyle bir araya gelmesinin “standart bir uygulama” olduğunu söyledi.
Cameron 2012 yılında başbakanken o zamanki Cumhuriyetçi başkan adayı Mitt Romney ile görüşmüştü. Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Şubat ayında, İngiltere’de bu yıl yapılacak seçimlerde başbakanlık için favori gösterilen İşçi Partisi lideri Keir Starmer ile bir araya gelmişti.
Cameron Washington’da, Kongre üyelerini Ukrayna için yeni bir yardım paketini onaylamaya çağırmayı ve Kongre’yi finansmanı geciktirmeye devam ederek Batı’nın güvenliğini riske attığı konusunda uyarmayı planlıyor.
Aralarında Senato Cumhuriyetçi lideri Mitch McConnell’ın da bulunduğu Kongre üyeleri ile görüşecek olan Cameron’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ile de bir araya gelmesi planlanıyor.
Geçen hafta sosyal medya platformu X’te yayınlanan bir videoda Cameron, “Sözcü Johnson Kongre’de bunu gerçekleştirebilir” demişti.
ABD ziyareti öncesi, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e “saldırganlığın para etmediğini” göstermenin önemli olduğunu söyleyen Cameron, “Bunun alternatifi, Putin’i Avrupa sınırlarını zorla yeniden çizme girişimlerinde cesaretlendirmekten başka bir işe yaramayacak ve Pekin, Tahran ve Kuzey Kore’de net bir şekilde duyulacaktır” demişti.
60 milyar dolarlık askeri yardım paketi, muhafazakarların iki yıllık çatışmaya daha fazla fon sağlanmasını engellemeye çalışması ve bazı ana akım Cumhuriyetçiler’in tasarıyı desteklemeden önce ABD sınır güvenliği konusunda taviz talep etmesi nedeniyle Temsilciler Meclisi’nde tıkanmış durumda.
Cameron Şubat ayında Kongre üyelerini 1930’larda “Hitler’e karşı gösterilen zayıflığı” göstermemeye çağırmıştı. Trump’ın müttefiki Marjorie Taylor Greene ise bu çağrı üzerine Cameron’ın “kendi ülkesi için endişelenmesi gerektiğini” söylemişti.
BIDEN YÖNETİMİYLE GAZZE’Yİ GÖRÜŞECEK
Cameron ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın da aralarında bulunduğu yetkililerle yapacağı görüşmelerde “sürdürülebilir bir ateşkese” ulaşma ve Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırma çabaları dahil İsrail-Hamas savaşını ele alacak.
İngiltere, Kıbrıs ile Gazze’de ABD tarafından inşa edilen geçici iskele arasında deniz yardım koridoru açma çabalarını desteklemek üzere Doğu Akdeniz’e bir Kraliyet Donanması gemisi gönderiyor.
Cameron’ın üçü İngiliz olmak üzere yedi yardım görevlisinin “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirilen ölümlerine ilişkin tam ve şeffaf bir soruşturma yapılması için bastırması da bekleniyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Cameron, 7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından İsrail’in uluslararası hukuka uygun olarak kendini savunma hakkını yineleyecek; ancak sahadaki yardım çalışanlarının güvenliğini sağlamak için önemli değişiklikler yapılması gerektiğini vurgulayacak.
KAYNAK: AMERİKA’NIN SESİ
]]>Gazze’deki mevcut duruma ilişkin soruyu yanıtlayan Cameron, “Oldukça korkunç” tanımlamasını yaparken gıda ve ilaç gibi hayati ürünlere ulaşmada zorluk yaşandığını söyledi.
Cameron, “Yeterli miktarda yardım içeriye (Gazze’ye) giremiyor. Şubat ayında, ocak ayının yarısı kadar yardım girdi, martta ise bir iyileşme var.” dedi.
İsrail’in Hamas’ı yok etmek ve esirleri kurtarmak için Gazze’ye girdiğini belirten Cameron, “Bu çatışmaların üzerinden 168 gün geçti ve 168 günde esirler serbest bırakılmadı. Esirlerin sağlığından endişe ediyoruz. Ancak bu sürede Gazze’deki insani kriz de derinleşti. Askeri bir çatışmanın olduğu yerde insanların suya, gıdaya ve ilaca ulaşması zordur.” diye konuştu.
“İSRAİL NİHAYETİNDE GAZZE’DE YAŞANANLARIN SORUMLULUĞUNU ALMAK ZORUNDA”
Cameron, Gazze’ye günlük 500 tır yardım girmesi gerekirken bugün bu sayının 100 civarında olduğuna dikkati çekti.
Daha fazla yardımın girişi için bölge ülkeleriyle de temasta olduklarını aktaran Cameron, “İsrail’in dostu ve savunucusu olarak Gazze’de yaşananların sorumluluğunun İsrail’den sorulacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Cameron, İsrail’in yardım girişini sağlaması gerektiğini savunarak, “Girecek yardımlar sadece Gazze için hayati değil aynı zamanda İsrail için de önemli. Çünkü İsrail, bir devlet olarak bir kıtlık veya insani krizle karşı karşıya kalmadığından emin olmalı.” ifadelerini kullandı.
Gazze’ye gönderilen yardımların bölgeye girememesi konusunda söylediği “İngiltere’nin sabrı tükeniyor” ifadelerine de açıklık getiren Cameron, şöyle devam etti:
“İsrail nihayetinde Gazze’de yaşananların sorumluluğunu almak zorunda. Çünkü anlaşılır biçimde Hamas’tan kurtulmak için (Gazze’ye) girdiler, bu da insani krizin ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Yardımların girmesi onların çıkarına olur. Sabrımızın tükendiği nokta ise şu, kilit noktalarda daha fazla kontrol noktasının oluşturulması, daha fazla sınır kapısının açılması, yardım tırlarının daha hızlı girişinin sağlanması, daha fazla Birleşmiş Milletler personeline Gazze içinde yardım dağıtımı için vize verilmesi gibi çok sayıda isteğimiz oldu. Bunların hiçbiri hızlıca gerçekleşmedi. Ocak ile mart arasında yardım tırı sayısı yarıya indi. Bu benim en çok hayal kırıklığı yaşadığım andı.”
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM HAMAS’A BİR HEDİYE DEĞİL”
Cameron, iki devletli çözüme inandığını yinelerken, “İsrailli dostlarımıza bunun Hamas’a bir hediye olmadığını söylememiz gerek. Hamas iki devletli çözümü desteklemiyor.” dedi.
İsrail’in ancak bu şekilde gerçek bir barış ve istikrara kavuşacağını kaydeden Cameron, ateşkes çağrılarına ise destek vermediğini belirtti.
Hamas’ın Gazze’de bulunduğu sürece ateşkesin yürümeyeceğini savunan Cameron, sürdürülebilir ateşkes için Hamas’ın yok edilmesi ve Gazze’de Filistin hükümetinin kontrolü sağlaması gerektiğini söyledi.
“GAZZE’DE İKİ BÜYÜK SORUNUMUZ VAR”
Bryson-Richardson ise Gazze’nin kuzeyinde yaşayanların büyük ölçüde gıdaya ulaşma sıkıntısı yaşadığını aktararak, “Bu da gelecek aylarda açlığın yaşanacağı anlamına geliyor.” dedi.
Kritik ürünlere ulaşmadaki zorluğun yanı sıra askeri saldırılar nedeniyle sağlık hizmetleri ve altyapısının da yok edildiğine işaret eden Bryson-Richardson, “Gazze’de iki büyük sorunumuz var. Birincisi BM personelinin Gazze’de hareket etme güçlüğü. Bu tamamen BM koruması altındaki alanları çatışmasız alan haline getirip yardım konvoylarının güvenli şekilde hareket etmesini sağlayacak İsrail’le işbirliğine bağlı.” ifadelerini kullandı.
Bryson-Richardson, ikinci sorun olarak da İsrail’in yardım tırları üzerindeki uzun süreli incelemelerini göstererek, “Komşu ülkelerden gelen yardımların İsrail kontrolünden geçmesi gerekiyor. İsrail, ikincil kullanımı olan, Hamas’ın askeri amaçlarla kullanmasından endişe ettiği ürünleri inceliyor. Bu sürecin daha hızlı olması gerekiyor.” diye konuştu.
Gazze’ye yardım ulaştırmak için Usdud (Aşdod) limanının kullanılmasına da değinen Bryson-Richardson, bu limanın kapasitesi ve Gazze’ye yakınlığıyla öne çıktığını anlattı.
Bryson-Richardson, bu limanın hala devreye girmemesiyle ilgili ise “Bu konuda İsrail’de bir hassasiyet var. Bu yardımlar Gazze halkına gidecek, Hamas’a değil.” dedi.
Gazze’de yaşanan acıların her geçen gün daha da korkunç bir hal aldığını ve bunun artık kelimelerle ifade edilemediğini belirten Baerbock, “Bir deri bir kemik kalmış yüzleri görüyoruz. Hayatlarını tehlikeye atarak son bir çuval un için kavga etmek zorunda kalan anne ve babaların çaresizliğini görüyoruz. Sadece görmekle kalmıyoruz, hayatta kalmak için bu una acil ihtiyaç duyanların bizim çocuklarımız olduğunu gözümüzün önüne getiriyoruz.” dedi.
Tırlar yerine gemi ve uçaklara yardım malzemesi yükleniyor olmasının Gazze’ye karadan çok az yardım girdiğini gösterdiğine işaret eden Baerbock, “Bunun değişmesi gerekiyor. Son birkaç haftadır ikimiz tekrar tekrar bunun altını çiziyoruz. İsrail hükümeti artık insani yardımların ulaştırılması için daha fazla sınır kapısını açmalı ve bu yardımın ulaşmasını sağlamalı. Bu onların sorumluluğu.” ifadelerini kullandı.
Gazze’ye deniz koridoru için çalışıyoruz
Baerbock, Avrupa Birliği (AB) ve diğer ortaklarla Gazze’ye bir deniz koridorunun açılması için çalıştıklarını anlatarak, ayrıca Ürdün’ü ve Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı’nı, Gazze’ye havadan insani yardım atmaları konusunda uçakların doldurulması için desteklediklerini kaydetti.
Gazze’de kamu düzeninin tamamen çökmesinin bunun böyle devam edemeyeceğini gösterdiğini dile getiren Baerbock, Almanya ve İngiltere’nin buradan acil olarak hemen çatışmalara ara verilmesi için anlaşmaya varılması çağrısı yaptığını kaydetti.
Baerbock, artık anlaşmaya varılarak esirlerin serbest bırakılması, daha fazla yardımın Gazze’ye girmesi ve Gazze’de ölümlerin durması gerektiğini ifade etti.
“Yerleşim politikası yasadışıdır”
İsrail’in yerleşim politikasına da tepki gösteren Baerbock, “İsrail hükümetinin yerleşim politikası, kırılgan güvenlik durumundaki yangına körükle gidiyor.” dedi.
Almanya Dışişleri Bakanı, Orta Doğu’daki sorunun çözümü için uzun vadeli perspektife ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, “İsrail hükümetinin yeni yerleşimlere ilişkin aldığı dünkü karar yasa dışıdır, kabul edilemez ve geri çekilmelidir. Bu durum, barışa giden yolu tıkıyor ve İsrail’in güvenlik çıkarı için olamaz.” diye konuştu.
Baerbock, görüşmede Almanya ve İngiltere arasındaki ikili ilişkilerin yanında Ukrayna’ya desteğin önemli yer aldığını dile getirdi.
Ukrayna halkının barış istediğini ifade eden Baerbock, “Ancak barış, ölümlerin durmasını gerektirir. Kafanıza silah dayayarak barış yapamazsınız.” değerlendirmesinde bulundu.
Baerbock, barış isteyen herkesin Ukrayna’ya kendisini savunması için tüm araçları harekete geçirmesi gerektiğini, bunun da Ukrayna’nın hayatta kalması için daha fazla mühimmat, daha fazla hava savunma ve kapsamlı silah verilmesi anlamına geldiğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ittifaka nifak sokmak ve demokrasiyi sarsmak istediğini savunan Baerbock, “Biz de buna kararlılıkla ve birliğimizle karşı koyuyoruz. Çünkü Putin gözümüzü korkutamaz. NATO ittifakımızın her santimetresinin güvende kalmasını sağlamak için caydırıcılığa ve savunma kabiliyetlerimize birlikte yatırım yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD’de yapılacak seçimlere dikkati çeken Baerbock, “İngiltere ile güçlü bir Avrupa transatlantik köprüsünün bir ayağını oluşturuyoruz. Köprünün diğer tarafında kim olursa olsun. Temmuz ayında Washington’da yapılacak NATO zirvesinde bu birlikteliğin altını net bir şekilde çizeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron
İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, Orta Doğu’da sürdürülebilir bir ateşkese ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Cameron, “Münih Güvenlik Konferansı’nda Körfez Ülkeleri ve Arap dünyasından ortaklarımızla bir araya gelerek sadece çatışmayı sona erdirmek için değil, Orta Doğu’da bir bütün olarak barışı tesis etmek için nelerin gerekli olduğunu net bir şekilde ortaya koyduk ve bu konuda yakın bir şekilde birlikte çalıştık.” dedi.
Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırılmasının önemini vurgulayan Cameron, “Deniz yoluyla ya da bir tür hava ikmaliyle başka ne gibi yollar olduğuna bakmamız gerekiyor. Ancak Gazze’deki kıtlığı, hastalığı, salgınları, insanların çektiği acıları ve ölümleri sona erdirmek istiyorsak günde 500 tıra ihtiyaç var. Daha fazla sınır kontrol noktasına ve sınır kapılarına ihtiyacımız olduğu gerçeğinden uzaklaşmamalı. Ayrıca Birleşmiş Milletler personeli için daha fazla vizeye ihtiyacımız var, böylece malları insanlara daha hızlı ulaştırabiliriz. Bu acilen ihtiyaç duyulan bir şey.” şeklinde konuştu.
Cameron, İsrail’in Gazze’deki durumun çöküşün eşiğinde olduğunu gerçekten anlaması ve bunu fark etmesi gerektiğini belirtti.
İngiliz Bakan, Alman Taurus füzelerinin Ukrayna’ya verilmesi konusunda sorulan bir soruya da buna Alman hükümetinin karar verebileceğini ifade etti.
Cameron, “Şu anda İngiliz askerinin konusunda bir şey söylemek istemiyorum. Başbakan pozisyonunu birden fazla kez net bir şekilde ortaya koydu ve benim buna bir şey eklememe gerek yok. Ancak uzun menzilli sistemler söz konusu olduğunda, bu kesinlikle Alman hükümetinin vereceği bir karardır. Ben sadece bizim adımıza konuşabilir ve şu ana kadar Ukrayna’ya tedarik ettiğimiz silah sistemlerinin bu korkunç saldırıya karşı kendilerini savunmalarına yardımcı olduğunu kabul etmek zorunda olduğumuzu söyleyebilirim.” şeklindeki görüşlerini paylaştı.
Taurus füzelerine atıfta bulunan ancak ismini dile getirmeyen Cameron, şunları kaydetti:
“Ukrayna’ya belirli silah sistemleri verirseniz, bu şimdi bir tırmanmaya yol açar mı? Hayır. Yapılan şey bir ülkenin kendisini yasa dışı ve tamamen haksız bir saldırıya karşı savunmasına yardımcı olmaksa durum böyle değildir. O zaman hiçbir şey sizi bu ülkeyi topraklarını geri alabilmesi için bu şekilde desteklemekten alıkoymamalıdır, çünkü mesele bir NATO askerinin bir Rus askerini öldürmesi değildir. Ukrayna’yı kendini savunmak zorunda bırakarak durumu tırmandırmıyoruz.”