Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Değerli çiftçi kardeşlerim, saygıdeğer katılımcılar, hanımefendiler beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla toprağı işleyen kardeşlerime sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Türk tiyatrosunun usta ismi Ayten Gökçer’i rahmetle yad ediyorum. Sanat camiamıza baş sağlığı diliyorum.
ÇİFTÇİLERİMİZİN 15 TEMMUZ’DAKİ VATANPERVERLİĞİNİ UNUTMAYACAĞIZ
Gönüllerimizi buluşturan Tarım Bakanlığı’mıza ve ziraat odaları birliğine teşekkür ediyorum. Alın teri ile toprağı sulayan çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü tebrik ediyorum. Çiftçilerimize bereketli bir yıl temenni ediyorum. Çiftçi kardeşlerimize emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim milletime sizlerin yokluğunu yaşatmasın. Demokrasimize verdikleri destek için de minnettarız. 15 Temmuz’da öne atılanların en başında çiftçilerimiz vardı. Birileri bankamatiğe koşarken çiftçi kardeşlerim 1 yıllık mahsulünü ateşe verdi. Elindeki tüm imkanlarla darbeci hainlere karşı koyan çiftçilerimizin vatanperverliğini unutmayacağız.
Türkiye’yi vesayetin her türlüsünden kurtarma mücadelesini beraber verdik. Üretimde ve ihracatta ülkemizi hayal dahi edilemeyecek seviyelere getirdik. Türkiye yüzyılını da yine çiftçilerimiz ile omuz omuza inşa edeceğiz. Yüce Allah bizleri topraktan yarattı. Ondan elde ettiğimiz nimetlerle hayatımızı sürdürüyoruz.
21 YILDA 1 TRİLYON 364 MİLYAR LİRA DESTEK SAĞLADIK
İnsanoğlunun sadık yâri topraktır. Toprak olmazsa hayat olmaz. Biz toprağa ne kadar değer verirsek toprak da bizi besler, yaşatır bağrına basar. Alın teri dökmez, gerekli yatırımı yapmazsanız toprak da size bakmaz, doyurmaz, beslemez. Çiftçi kardeşlerimize hak ettikleri önemi verdik. Sorunlara modern çözümler bulmak için yoğun mesai harcadık. Ciddi destek ve hibeler sağladık. Tarım sanayi entegrasyonunu güçlendirdik. 21 yılda 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik. Bu yılın tarım desteği yıl sonunda 91 buçuk milyar liraya çıkacak.
440 tarımsal ovamızı koruma altına aldık. Tarsim ile çiftçimizin alın terini koruyoruz. Tarım sektörü ile ilgili gerçek dışı iddialar gündeme geliyor. Türkiye’nin tarım politikası kötüleniyor. Bu iddialar eli nasırlı çiftçilerimizin emeğine hakarettir. Her ülke gibi bizim de sıkıntılarımız var ama Türkiye’de tarım bitti demek sadece cehalet değil art niyetin işaretidir.
Tarımsal gayrisafi yurtiçi hasılada Avrupa’da lider dünyada ilk 10 içindeyiz. Fındık incir kiraz ve kayısı üretiminde dünyada açık ara 1. sıradayız. Sebzede 4, meyvede 5.’yiz. Tarımsal hasılamızı 2023’te 69,2 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı 3,8 milyar dolardan 2023’te 31 milyar dolara ulaştırdık. 
BUNUN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ
117 ülkeye tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. Hayvancılık özel önem verdiğimiz diğer alan. Hayvancılık ülke tarımının geleceğidir. Suni fiyat artışlarını inceledik, sebeplerini araştırdık. Fahiş artışların piyasa şartları ile izah edilemeyeceği herkesin malumudur. Piyasa koşullarından ziyade fırsatçılık var. Kimi çıkar odakları fiyat manipülasyonu ile piyasayı bozmakta. Milletin aşına, ekmeğine göz dikenlerden bunun hesabını mutlaka soracağız. Fırsatçılara göz açtırmayacağız. Enflasyona karşı yürüttüğümüz mücadeleyi fiyat oyunlarına kurban veremeyiz. Hayvancılıkta şikayetleri giderecek yeni politikaları devreye koyuyoruz. İlk defa genç ve kadın üreticilere yüzde 70 ek destek sağlayacağız. Hayvan hastalıkları ile mücadelede yeni tedbirler alacağız.
Yenilenebilir kaynakların kullanılacağı organize tarım bölgeleri kuruyoruz. 41 adet organize tarım bölgesinin sürecini hızlandırdık. 1382 tarım ve gıda ürününün coğrafi işareti tescil edildi.
PLANLI TARIMSAL ÜRETİME GEÇİLMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ
Tüm planlarımızı gelecek 30 yılı dikkate alarak yapıyoruz. Sadece nüfusumuz değil turist sayımız da artıyor. 57 milyon yabancıyı misafir ettik geçen sene. Bu sene 60 milyonu aştık. Tarım ürünleri açısından talebin yükselmesine yol açacak bu. Devletler gıda konusunda daha çok korumacı davranmaya başladı. Dünya için tarım ikamesi mümkün olmayan sektör olmaya doğru ilerliyor. Politikalarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Planlı tarımsal üretime geçilmesini sağlayacağız. Destekten faydalanan çiftçi sayısını artıracağız. Biz su zengini değiliz, tam aksine su fakiriyiz. Burada israfı ortadan kaldıracağız. Şehirlerimizin tarım alt yapısını daha da güçlendireceğiz.
Hedefimiz tarıma uygun olan her karış toprağımızı değerlendirmektir. Boşa harcanacak tek bir damla suyumuz yok. Kirletilecek tek bir karış toprağımız da yok. Gelecek nesillerin bizlere emaneti olan bu değerlerimize sahip çıkmalıyız. Vatandaşlarımızdan daha fazla hassasiyet bekliyorum.
‘NET SIFIR İSYAN’
Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, Litvanya, Polonya, Romanya ve artık İspanya’da da çiftçiler protesto gösterileri düzenliyor. Medya kuruluşları, protestoları “net sıfır isyan” olarak tanımlayarak Avrupa Yeşil Mutabakatı sonrası getirilen “yeşil” kurallara karşı yapıldığını belirtti. Ancak, isyanın nedeni sadece bu değil.
Aralık ayında Alman Hükümeti, ülkenin 2024 bütçesindeki 17 milyar avroluk açığı kapatmak için sübvansiyonları ve harcamaları azaltma planlarını duyurdu. Bu planlar arasında tarımsal sübvansiyonların kesilmesi ve vergi indirimleri de bulunuyordu. Bu da çiftçi protestolarının patlamasına neden oldu. O zamandan bu yana, AB genelindeki diğer çiftçiler de sokaklara çıkmaya başladı.
AB’li çiftçilerin gündeme getirdiği sorunlar arasında düşen satış fiyatları, artan maliyetler, ağır düzenlemeler, güçlü ve otoriter perakendeciler, borç yükü, iklim krizi, nadasa bırakma ve ucuz ithalat yer alıyor.
İTHALAT NEDEN SORUN OLUYOR?
AB’nin Rusya’nın işgalinden bu yana Ukrayna’dan yoğun ithalat yapması, kota ve vergi muafiyeti gibi politikalar yerel çiftçileri olumsuz etkiliyor.
Ayrıca, AB ile Güney Amerika bloğu Mercosur arasında yapılan ticaret anlaşması müzakerelerinin yeniden başlaması, özellikle şeker, tahıl ve et gibi sektörlerde haksız rekabete yol açabilecek endişeleri artırıyor.

NADAS ARAZİSİ
Çiftçiler ayrıca tarım arazilerinin yüzde 4’ünün nadasa bırakılması zorunluluğu gibi yeni AB sübvansiyon kurallarına da itiraz ediyor. Fransız çiftçiler, hükümetlerinin uygulamayı fazla karmaşık hale getirdiğini söyleyerek aşırı bürokrasiyi eleştiriyor.
YAKIT VERGİSİ NE OLACAK?
Almanya ve Fransa gibi AB’nin en büyük tarım üreticilerinde, çiftçiler tarımsal dizel üzerindeki sübvansiyonların veya vergi indirimlerinin sonlandırılması planlarına karşı çıktı. Yunan çiftçiler ise dizel üzerindeki verginin azaltılmasını istiyorlar.
Paris ve Berlin, baskıya boyun eğdi ve planlarından geri adım attılar bile.

AB’DEN DESTEK GELECEK Mİ?
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, çiftçilerin Brüksel’deki protestolarından sonra acil bir toplantı düzenleyerek Avrupa çiftçilerine destek olacaklarını, iş birliği yaparak idari yükü azaltacaklarını ve sektörün yapısal zorluklarını ele alacaklarını belirtti.
‘KÖKLÜ REFORM’ GELECEK Mİ?
Brüksel’de düzenlenen protestoların ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa’nın tarım sektörünün büyük bir krizle karşı karşıya olduğunu kabul etti. Hedefte olan gıda devleri ile süpermarketlerin çiftçilere adil fiyatlar ödemesini sağlamak için AB’nin “köklü” bir tarım reformu yapması gerektiğini vurguladı.

VERECEKLERİ FON YETERLİ Mİ?
Fransa’nın yeni seçilen Başbakanı Gabriel Attal ise protestoların bitmesi halinde yaklaşık 100 milyon avroluk bir fonu çiftçilere vereceğini söylese de bunun çok yetersiz olduğu biliniyor.

‘KAYBIMIZ ÇOK BÜYÜK’
Bununla beraber Attal hem çiftçi hem de tüm Fransızların hayat kalitesini düşüren bürokrasiyi azaltmak için reform yapılması gerektiğini belirterek “Günlük hayatımızdaki prosedürler ve karmaşıklıklar nedeniyle her yıl 60 milyar avro kaybettiğimiz tahmin ediliyor” ifadelerini kullandı.
Rusya-Ukrayna savaşının ardından Kiev yönetimine verilen ekonomik destek ve Moskova yönetimine uygulanan yaptırımlar, Avrupa’da enflasyonu yükseltti.
Ekonomik durumu iyi olan Ukraynalıların savaştan etkilenmemesi, karşı taarruz ile Rus Ordusu’nun işgal ettiği bölgelerden çıkartılmaması, Avrupalı devletlerin planlarını alt üst etti.
Çiftçiler ortaya çıkan alım gücü krizinden etkilenen meslek gruplarından biri oldu.
Devamlı olarak yükselen motorin vergileri, Kıta Avrupası’ndan başlayarak Britanya’ya kadar yayılan protestoların kapısını araladı.
Önce AB’nin en büyük tarım ülkesi Fransa’da çıktı çiftçiler sokağa.
Eylemciler üretim için kendilerine yeterince ödeme yapılmadığını belirtti.
Çevrenin korunmasına ilişkin düzenlemelerin üretim maliyetleri konusunda kendilerini baskıladığını ileri sürdü.

Protestocular, enerji, gübre ve nakliye için yüksek maliyetlerin karşılanamaz hale geldiğini savundu.
Hükümetin enerji dönüşüm politikası çerçevesinde çiftçilere dizel yakıt vergi muafiyetini aşamalı olarak kaldırma planını hedef aldı.
Fransız çiftçiler, gösterilerin ardından hükümetin açıklamasını bekledi.
Başbakan Gabriel Attal’ın gerçekleştirdiği konuşmada konuya girmemesi, protestocuları daha da öfkelendirdi.
Yok sayıldıklarını ifade eden eylemciler bu kez başkent Paris’e yöneldi.
A6 otoyolunu trafiğe kapattı.
Eylemlerin sürdüğü sırada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kabinedeki bazı bakanlar ile çiftçi protestolarını görüşmek üzere bir araya geldi.
Ancak kesin bir çözüm yolu kamuoyuyla paylaşılmadı.
Bu durum bir süredir devam eden gösterilerin artarak süreceğine işaret etti.

FRANSA’DAKİ GÖSTERİLER ALMANYA, İSPANYA VE BİRÇOK NOKTAYA SIÇRADI
Fransa’da başlayan gösteriler kısa bir süre içinde önce komşu ülkelere ardından Manş Denizi’ni aşarak Britanya’ya ulaştı.
AB karşıtı muhalefetin yükseldiği Almanya’da, 2024 bütçesini dengelemeye çalışan hükümet, tarımsal mazotta vergi indirimini aşamalı olarak kaldırma kararı aldı.
Durumu haber alan çiftçiler kısa bir süre sonra sokağa indi.
Scholz hükümetini gerekli adımları atmaya çağırdı.
İspanyol çiftçiler ise Fransa’daki meslektaşlarına benzer sebeplerle sokaklara dökülme kararı aldı.
Ülkenin güneyindeki Badajoz bölgesinde küçük gruplar halinde protestolar kısa süre içinde Huelva ile Sevilla kentlerine yayıldı.
Eylemciler, ürünlerin tarladan çıkıp raflara gitme sürecinde fiyatların yükseldiğini ve hükümetin bu konuda tedbir alması gerektiğini savundu.
İspanyol göstericiler, 13 Şubat’ta tartışmalı bir bölge olan Katalonya’da 21 Şubat’ta ise başkent Madrid’de traktörlerle yol kesme eylemleri yapılacağını duyurdu.
İtalya, Romanya, İrlanda, Belçika, Hollanda, Polonya, Macaristan ve birçok Avrupa ülkesinde de benzer manzaralar vardı.
Hükümetlerin, ağırlık merkezini Almanya’nın oluşturduğu birliğin politikalarını uygulaması, çiftçileri isyan noktasına getirdi.
Bu noktada en kritik eylem, bin 200 traktörle Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binasına giden yolların kapatılması oldu.
Her fırsatta demokrasi söylemlerinde bulunan birlik üyelerinin güvenlik sistemleri ise yine devredeydi.
Polis, kalabalığa tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti.

BİRLİĞİN HANGİ POLİTİKALARI ÇİFTÇİLERİ İSYAN NOKTASINA GETİRDİ?
Çiftçilerin protestolarını artıran etkenlerin başında, tarım sektörüne yapılan mali desteklerin kesintisi geliyor.
Bu durumun da Rusya-Ukrayna Savaşı sonucunda ortaya çıkan yüksek maliyetler ve enflasyondan kaynaklandığı değerlediriliyor.
Öte yandan Kiev’i desteklemek için yapılan anlaşmalarla, Ukrayna’dan ucuz tahıl ürünleri getiriliyor.
Brezilya ile Arjantin’den daha fazla sığır eti ithal edilmesi ve ABD ile yapılan anlaşmaların haksız rekabeti ortaya çıkardığı öne sürülüyor.
Çiftçileri isyan noktasına getiren bir başka nokta ise çevreci tarım politikaları olarak ön plana çıkıyor.
AB’nin Yeşil Anlaşması’nın içerdiği tarım ilaçlarının yasaklandığı ancak diğer ülkelerden gelen ürünlerin denetiminin aynı ölçüde olmadığı biliniyor.

AB AŞIRI SAĞIN YÜKSELECEĞİNDEN ENDİŞE EDİYOR
Hollandalı çiftçilere destek veren aşırı sağcı Geert Wilders’in partisi seçimleri ilk sırada tamamlamıştı.
Almanya’da yükselen AFD ve diğer sağcı hareketler, AB Tarım Bakanları’nı taleplerin dinlenmesi ve öfkenin yatışması için gereken önlemleri almaya itti.
AB Profesyonel Tarım Kuruluşları Komitesi Başkanı Christiane Lambert konuyla ilgili ihtiyatlı açıklamalarda bulundu.
Tarım dünyasındaki bu tepkiyi, “ortak bir öfke” olarak niteledi.
Yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Avrupa ülkelerinde vatandaşların ortalama yüzde 70’i çiftçilere destek veriyor.
Bu durum yeni isyanların kapıda olabileceğine işaret ediyor.
Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde oluşan gergin ortam, birliğin geleceği konusunda şüpheleri de beraberinde getiriyor.
