‘İSTİHDAM ALANI GENİŞLEYECEKTİR’
Dağlıoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın belirlediği dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alma hedefi doğrultusunda, bu strateji sayesinde ülkemizin küresel rekabetçiliği artacak, ekonomik büyüme hızlanacak ve nitelikli istihdam alanları genişleyecektir.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin yeni stratejisinin, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, tersine küreselleşme ve korumacılık eğilimleri, makroekonomik belirsizlikler, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik, dijitalleşme, bölgesel ve ulusal sanayi politikalarının ağırlık kazanması gibi küresel eğilimlerin dikkate alarak hazırlandığını bildiren Dağlıoğlu, bu eğilimlerin, yatırımcıların kararlarını etkileyen önemli faktörler ve Türkiye’nin bu değişen dünya düzenine uyum sağlamasının, stratejinin en kritik unsurlarından biri olduğunu belirtti.
‘STRATEJİNİN ANA HEDEFİ, TÜRKİYE’NİN KÜRESEL SERMAYE AKIMLARINDAN ALDIĞI PAYI NİTELİKLİ YATIRIMLARLA ARTIRMAK’
Burak Dağlıoğlu, Türkiye UDY Stratejisi’nin, küresel ekonomik coğrafyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’yi dünyanın önde gelen yatırım, üretim ve ihracat merkezlerinden birine dönüştürmenin yol haritası olarak tasarlandığını anlatarak, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından ilgili tüm paydaşların aktif katkılarıyla hazırlanan strateji belgesinde, küresel trendleri göz önünde bulunduran, sürdürülebilir kalkınma odaklı ve kanıta dayalı bir yaklaşımın benimsendiğini söyledi.
Türkiye’deki uluslararası doğrudan yatırım politikalarının çatısını oluşturan bu belgenin sadece Yatırım Ofisi için değil, ekosistemdeki tüm paydaşlar için bir rehber olmasının hedeflendiğini kaydeden Dağlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine hizmet edecek olan strateji belgesinin odak noktası, yüksek katma değerli, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyen, yüksek teknolojiye dayalı ve kaliteli istihdam sağlayan nitelikli yatırımları ülkemize daha fazla çekmektir. Stratejinin ana hedefi, Türkiye’nin küresel sermaye akımlarından aldığı payı nitelikli yatırımlarla artırmak ve 2028 yılı itibarıyla yüzde 1,5’e çıkarmak olarak belirlenmiştir.

Türkiye, 21 yıldır kesintisiz bir şekilde yürüttüğü reform süreciyle ekonomide özel sektörün önünü açan, yatırımcı dostu bir ortam oluşturmuş ve uluslararası doğrudan yatırımlar için halihazırda bir çekim merkezine dönüşmüştür. Ülkemiz yeni dönemde de bu vasfını güçlendirerek sürdürecek ve uluslararası yatırımların tercih ettiği, büyüyüp geliştiği lider ekonomilerden biri olmaya devam edecektir.”
‘BU YATIRIMLARIN HER BİRİ GELECEĞİMİZİN TEMİNATI OLACAK PROJELERDİR’
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, Türkiye’nin 2024-2028 stratejisi kapsamında hedeflenen nitelikli yatırımlar arasında iklim dostu yatırımlar, dijital yatırımlar, küresel tedarik zinciri odaklı yatırımlar, bilgi yoğun yatırımlar, nitelikli istihdam sağlayan yatırımlar, katma değerli hizmet yatırımları ve nitelikli finansal yatırımlarının yer aldığını, bu yatırımların, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve teknolojik dönüşümüne önemli katkılar sağlayacağını vurgulayarak, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun bir parçası olarak, bu yatırımların her biri geleceğimizin teminatı olacak projelerdir.” dedi.
Türkiye’nin yeni stratejisinin, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyerek sürdürülebilir kalkınmayı hedeflediğini belirten Dağlıoğlu, yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik edecek, çevre dostu teknolojilerin kullanımını yaygınlaştıracak ve dijital altyapıyı güçlendirecek politikalar uygulanacağını, bu sayede Türkiye’nin iklim dostu ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlanacağını, uluslararası yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı oluşacağını, Türkiye Yüzyılı’nda, yeşil ve dijital dönüşümün öncü ülkelerinden biri olmayı amaçladıklarını kaydetti.
‘YENİ STRATEJİ, TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL REKABET GÜCÜNÜ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ARTIRACAK’
Yeni stratejinin uygulanmasında 5 temel politika alanına odaklanılacağını bildiren Dağlıoğlu, bu alanların “yatırım ortamı rekabetçiliği”, “yeşil dönüşüm”, “dijital dönüşüm”, “küresel tedarik zinciri” ve “nitelikli insan kaynağı” olduğunu aktardı.
Dağlıoğlu, yeni stratejinin, Türkiye’nin bölgesel rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına işaret ederek, “Türkiye, sahip olduğu stratejik konum, nitelikli iş gücü ve güçlü lojistik altyapısı ile bölgesinde öne çıkmaktadır. Strateji, bu avantajları kullanarak bölgesel doğrudan yatırım pastasından daha fazla pay almayı hedeflemekte. Ayrıca, Türkiye’ye gelen yatırımların bölgesel payı artırılarak ülkemizin ekonomik ve teknolojik gelişimi desteklenecektir. Türkiye Yüzyılı’nda, bölgesel liderlik hedefimizi pekiştirmek istiyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin yeni stratejisi kapsamında yatırımcılara geniş teşvik mekanizmaları sunulacağını aktaran Dağlıoğlu, “Bu teşvikler arasında vergi indirimleri, yatırım destekleri, altyapı hizmetleri ve bürokratik süreçlerin hızlandırılması yer almaktadır. Ayrıca, teknoloji girişimciliği ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla yenilikçi finansman imkanları ve dijital altyapı yatırımları da desteklenecektir. Bu teşvikler, uluslararası yatırımcıların Türkiye’de yatırım yapmalarını cazip hale getirecektir. Türkiye Yüzyılı’nda, yatırımcılar için en cazip ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’Yİ BİR BÖGLESEL EKONOMİK MERKEZDEN KÜRESEL EKONOMİK GÜÇ MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRMEYE KARARLIYIZ’
Burak Dağlıoğlu, Türkiye UDY Stratejisi’nin sunuş yazısındaki değerlendirmesinde de Türkiye’nin, çeşitlenmiş ekonomisi ve girişimciliği destekleyen iş kültürü sayesinde finansal ve stratejik yatırımlar için dünyanın önde gelen bir yatırım destinasyonu olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin, 2003-2022 dönemindeki yükselen ekonomik performansı ve yatırımcılara sunduğu üst düzey değer önerileri sayesinde uluslararası doğrudan yatırım girişlerinde önemli bir ivme yakaladığını ve toplamda çektiği 262 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım ile Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgesinde ön plana çıktığını dile getiren Dağlıoğlu, bugün itibarıyla 80 binin üzerinde çok uluslu şirketin faaliyet gösterdiği Türkiye’nin, bu şirketlerin üretim faaliyetlerinin AR-GE merkezleri, tasarım ekipleri, satın alma ofisleri, lojistik üsleri ve bölgesel yönetim merkezleriyle desteklendiği bir bölgesel ekonomik merkez haline geldiğini belirtti.
Dağlıoğlu, “Ülkemizin bu performansını, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu ile artırarak devam ettirmeye ve Türkiye’yi bir bölgesel ekonomik merkezden küresel ekonomik güç merkezine dönüştürmeye kararlıyız. Ülkelerin rekabetçilik gücünün sürdürülebilirlik hedeflerine uyum ve dijital dönüşüm kabiliyeti ile yeniden tanımlandığı, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemeçte Türkiye, bu sınamayı başarıyla geçmeye en hazır ülkeler arasındadır.” ifadelerini kullandı.
Mevcut küresel ekonomik gelişmeleri de göz önüne alarak, Türkiye’deki UDY politikalarının çatısını oluşturan Türkiye UDY Stratejisi’ni (2024-2028) Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından ilgili paydaşların katkılarıyla hazırladıklarını hatırlatan Dağlıoğlu, bir rehber niteliği taşıdığına inandıkları bu belgenin Türkiye için hayırlı olmasını diledi.
]]>Dağlıoğlu, Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği’nde “Bir Yatırım Destinasyonu Olarak Türkiye” temasıyla düzenlenen Türkiye-Almanya Yatırım Konferansı’nda AA muhabirinin sorularını cevapladı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak Almanya’da Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar için bir yatırım destinasyonu olarak tanıtılmasının öncelikli hedefleri olduğunu belirten Dağlıoğlu, Türkiye-Almanya Yatırım Konferansı’nı da Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeir’in nisan sonunda Türkiye’yi ziyareti sonrası uluslararası yatırımcıların ilgisi Türkiye üzerindeyken düzenlediklerini söyledi.
Dağlıoğlu, “Türkiye ile Almanya arasında yaklaşık 50 milyar dolarlık bir ticaret hacminden bahsediyoruz ve aslında önümüzdeki yıllarda bu hacmin çok hızlı bir şekilde büyüyebileceğini öngörüyoruz. Herkes bu konuda bir mutabakata ulaşmış durumda. Ticaretten sonra yatırım gelir. Bu yatırım ilişkilerinin hızla büyüyebileceğini öngörüyoruz.” diye konuştu.
Almanya’nın Türkiye’deki en önemli yatırımcı ülkelerden biri olduğunu dile getiren Dağlıoğlu, bazı Almanya merkezli şirketlerin Türkiye’de 100 yıldan fazla faaliyet gösterdiğine dikkati çekti.
Burak Dağlıoğlu, Almanya’nın Türkiye ile tarihsel olarak yakın ilişkiler kurduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
“Son 20 yılda da Almanya merkezli şirketlerin 12 milyar doların üzerinde Türkiye’ye yatırım yaptığından bahsediyoruz. Bu yatırımların stok değeri 24 milyar dolara ulaşmış durumda. Alman şirketlerinin Türkiye’de büyümeye devam ettiklerini, kazandıklarını Türkiye’ye yatırarak inorganik veya organik olarak büyümeye devam ettiğini görüyoruz. Bunların hepsi çok kıymetli göstergeler aslında. O yüzden Almanya’dan daha fazla yatırım çekme potansiyelimiz olduğunu biliyoruz. Bu açıdan Almanya’da sahada olmak bizim için çok önemli. Mesai arkadaşlarımızla beraber Almanya’da şirketlere de ulaşarak, Türkiye’yi ve güncel gündemleri onlara anlatmaya gayret ediyoruz.”
Türkiye-Almanya Yatırım Konferansı’nda Türkiye’nin ekonomiye yönelik bazı temel değerlerini yatırımcılara anlattıklarını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin hızlı büyüyen bir ekonomi olduğunu, Türkiye’nin reformlarla yatırım ortamını sürekli güncel tutan bir ülke olduğunu, Türkiye’de yeteneğe erişmenin mümkün olduğunu ve Türkiye’nin coğrafi konumunun küresel pazarlara erişmek için çok eşsiz bir imkan sağladığını yatırımcılara devamlı aktardıklarını vurguladı.
Dağlıoğlu, Avrupa için yeşil dönüşümün çok önemli olduğuna işaret ederek, artık şirketlerin tedarik zincirlerini kurarken, geleceğe yönelik planlar yaparken sürdürülebilirlik ilkelerine göre hareket ettiklerini ve buna göre karar verdiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin bu anlamda bu dönüşüme en hazır ülkelerden biri olduğunu Almanya’da anlattık ve anlatıyoruz. Bu bizim en önemli mesajımız. Tedarik zinciriyle yine alakalı olarak dünyada birçok değişiklik oluyor. Artık tedarik noktalarından hedef ülke tedarikin zamanlaması çok önemli. Bunun kalitesi çok önemli. Ve biz Türkiye’nin bu değişen dünya atmosferinde tekrardan şekillenen tedarik zincirlerinde Alman şirketler için en iyi merkezlerden birisi olacağını anlatıyoruz kendilerine.”
Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin uyguladığı yeni ekonomi programının uluslararası yatırımcılar için değer önerilerini güçlendirdiğini anlatarak, programda finansal istikrarın öncelemesiyle ülkeye uluslararası yatırımcı ilgisinin arttığını aktardı.
Dağlıoğlu, “Özellikle son aylarda bunun (yatırımların) doğrudan realize olduğunu istatistiklere bakarak da görebiliyoruz. Özellikle portföy yatırımcıları çok hızlı bir şekilde ülkeye gelmiş durumda. Uluslararası doğrudan yatırımlar yine önceki dönemde belirli bir tempoda devam ediyordu. Artan bir tempoyla ilginin oluştuğunu doğrudan yatırımlara yansıdığını görebiliyoruz.” dedi.
GRİ LİSTEDEN ÇIKIŞ YATIRIM GİRİŞLERİ İÇİN OLUMLU
Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu yükseltmesi ve Türkiye’nin Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) gri listesinden çıkışına ilişkin de Dağlıoğlu, “Hepsi pozitif tabii. Özellikle kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarının artması yatırımcı içinde bir güven unsuru oluyor. Yani birçok bileşeniyle beraber o risk faktörünün azalmasıyla beraber yatırımcı iştahının arttığını görüyoruz. Yatırımcıların hepsi o yatırım yaptıkları bütün ülkeler için belirli bir risk ve getiri oranı konusunda hesaplamaları oluyor. Bu gri liste konusu da diğer bütün göstergelerdeki gelişme gibi yatırımcılar için pozitif gelişmeler olacak. Bunların hepsinin uluslararası doğrudan yatırım girişlerine de portföy yatırım girişlerine de olumlu etkisinin olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Dağlıoğlu, konferansta yaptığı sunumda, küresel ekonominin, dalgalanan enerji fiyatları, tedarik zincirindeki kırılganlıklar, personel sıkıntısı ve iklim değişikliği gibi zorluklarla karşı karşıya olduğunu, buna rağmen Türkiye’nin Avrupalı yatırımcılar için bir yol gösterici olarak dimdik ayakta durduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin, genç ve iyi eğitimli iş gücü, küresel değer zincirlerine sorunsuz bir şekilde entegre olmuş, çeşitlendirilmiş bir üretim tabanı ve gelişmiş altyapısıyla uluslararası yatırımcılara fırsatlar sunduğunu anlatan Dağlıoğlu, ülkede çeşitli enerji kaynakları ve artan yenilenebilir enerji üretiminin istikrarlı fiyatlar sağladığını, Gümrük Birliği’nin de tarifesiz ticareti mümkün kılarak yatırımcıların işini kolaylaştırdığını söyledi.
Dağlıoğlu, Türk ekonomisinin hızlı büyüyen ve dayanıklı bir ekonomi olduğunu ve son 20 yılda yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 5,2 olarak gerçekleştiğini hatırlattı.
Burak Dağlıoğlu, “Bunu Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ekonomilerle karşılaştırırsanız Türkiye, en yüksek büyüyen ekonomilerden biridir.” dedi.
Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dayanıklı olduğunu da anlatan Dağlıoğlu, ülkenin kamu borcunun GSYH’ye oranın diğer ülkelere göre çok düşük kaldığını söyledi.
“TÜRKİYE GİBİ ENDÜSTRİYEL VE LOJİSTİK KABİLİYETE SAHİP ÜLKE YOK”
Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, son 20 yılda bazı küresel finansal krizler görüldüğünü anımsatarak, Türkiye’de son 20 yılda bir bankacılık krizi yaşanmadığını ve bunun da Türk ekonomisinin dayanıklılığına katkıda bulunan bir faktör olduğunu vurguladı.
“Uluslararası yatırımcılara iki temel mesajımız, Türkiye’nin hızlı büyüyen ve dayanıklı bir ekonomi olduğu ve önümüzdeki yıllarda da hızlı büyüyen bir ekonomi olmaya devam edeceğidir.” diyen Dağlıoğlu, Türkiye’nin 2002’den beri ekonomi konusunda birçok reform gerçekleştirdiğinin ve uluslararası doğrudan yatırım konusunda en liberal ekonomilerden biri olduğunun altını çizdi.
Dağlıoğlu, Türkiye’nin makroekonomik reformlara devam ettiğini ve yatırımcı dostu bir ülke olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin iş gücünün yetenekli olduğunu dile getiren Dağlıoğlu, bunun da uluslararası yatırımcılara rekabet ve maliyet avantajı sunduğunu söyledi.
Dağlıoğlu, uluslararası yatırımcıların, Afrika, Avrupa ve Asya’nın kesişme noktasında olan Türkiye’ye yapacakları yatırımla 1,2 milyar nüfusa kolayca ulaşabileceklerini ifade etti.
ABD’li çok uluslu bir şirketin başkan yardımcısının “Haritaya bakıldığında Almanya’dan Çin’e kadar Türkiye gibi endüstriyel ve lojistik kabiliyete sahip bir ülke olmadığını” anlattığını aktaran Dağlıoğlu, “Endüstriyel altyapımızla gurur duyuyoruz.” dedi.
Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin sürdürülebilir bir gelecek için kararlı olduğunu vurgulayarak ülkenin yeşil bir ekonomi için yenilenebilir kaynaklara yoğun yatırım yaptığını dile getirdi.
Almanya ile Türkiye arasındaki ikili ticaretin 50 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Dağlıoğlu, başta ekonomi ve kültür alanında iki ülkenin birçok alanda çok güçlü tarihi geçmişleri olduğunu anlattı.
Dağlıoğlu, Türkiye’nin “dijital ekosistemin” büyüdüğüne ve ülkenin coğrafi konumu sayesinde e-ticaret alanında sunduğu fırsatlara da işaret ederek, Alman şirketleri fırsatları değerlendirerek yatırım yapmaya davet etti.
Dağlıoğlu, AA muhabirine, denetim ve danışmanlık firması EY’nin 2023 yılı için yayınlayacağı Avrupa’nın en çok Uluslararası Doğrudan Yatırım (UDY) çeken ülkeleri raporunun öncül sonuçlarına ilişkin değerlendirme yaptı.
Buna göre, Avrupa’da Kovid-19 salgınından sonra ilk defa bir önceki seneye göre UDY projelerinde düşüş yaşandığını belirten Dağlıoğlu, bu azalışın arkasında düşük ekonomik büyüme, yüksek enflasyon, artan enerji fiyatları ve jeopolitik risklerin bulunduğunu söyledi. Dağlıoğlu, Avrupa’da geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 4’lük düşüşle 5 bin 694 yatırım projesinin duyurulduğunu ifade etti. Avrupa’nın bu proje sayısıyla Kovid-19 salgını öncesi 2019 yılı seviyesinin yüzde 11 ve 2017’deki zirvenin yüzde 14 altında kaldığını belirten Dağlıoğlu, “Hizmet sektörlerindeki uluslararası doğrudan yatırım projeleri önemli ölçüde azalırken, imalat sektöründeki düşüş yüzde 1 ile sınırlı kaldı.” diye konuştu.
Dağlıoğlu, Fransa’nın geçen yıl en fazla proje çekmesine rağmen 2022’ye kıyasla yüzde 5’lik düşüş yaşadığını aktararak ikinci sırada yer alan Birleşik Krallık’ın proje sayısının ise yıllık yüzde 6 arttığını, üçüncü sıradaki Almanya’nın proje sayısının yıllık yüzde 12 azaldığını kaydetti.
“TÜRKİYE BİR ÖNCEKİ YIL 5’İNCİ SIRADA YER ALMIŞTI”
Türkiye’nin salgın sonrası dönemde, Avrupa’nın en çok uluslararası doğrudan yatırım çeken ülkeleri arasındaki istikrarlı yükselişini geçen yılda da sürdürdüğünü bildiren Dağlıoğlu, şöyle devam etti:
“Türkiye 2020 yılında Avrupa liginde 7’nci sırada, 2022 yılında ise 5’inci sırada yer almıştı. Ülke, 2023 yılında çektiği 375 uluslararası doğrudan yatırım projesi ile ilk 10 ülke arasında 4. sıraya yükseldi. Bir önceki yıla nazaran gösterdiği yüzde 17’lik yükselişle Türkiye, artış hızı bakımından da 2023’te ilk 10 ülke arasında 1’inci sırada yer aldı. Kıta genelinde özellikle imalat projelerinin sayısında toplamda azalma gözlenirken tedarik zincirlerinin yeniden kurgulanması ve yakın ülkelerden tedarik gibi etkenler, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu sayılı kıta ülkesinin daha fazla imalat projesi çekmesini sağladı.”
“ULUSLARARASI YATIRIMCILARA ÜST DÜZEY BİR YATIRIM DENEYİMİ SUNMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Dağlıoğlu, Türkiye’nin küresel düzeyde cazip bir yatırım destinasyonu olduğunun altını çizmek ve ülkeye gelen uluslararası yatırımcılara üst düzey yatırım deneyimi sunmak için çalıştıklarını dile getirerek şunları kaydetti:
“Türkiye, stratejik konumu ve güçlü yatırım ortamı ile yatırımcılar için öne çıkan bir destinasyon haline geldi. 2023 yılında çektiğimiz 10,6 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım, bu başarının en somut göstergesi. Avrupa genelinde yavaşlayan yatırım eğilimlerine rağmen Türkiye, altyapısını güçlendirerek ve ekonomisini çeşitlendirerek uluslararası yatırımcılar için cazip bir merkez haline geldi. İspanya’yı geride bırakarak Fransa, İngiltere ve Almanya’nın ardından dördüncü sıraya yerleşmiş olmamızı önümüzdeki dönem açısından da son derece olumlu buluyoruz.”
Son 10 yıla bakıldığında ise Türkiye’nin Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan geniş bir coğrafyada özellikle imalat sektöründeki yatırımlarda lider pozisyonunu koruduğunu anlatan Dağlıoğlu, “Bu bölgelerde imalat yatırımlarının yüzde 21,7’sini çekerek en fazla imalat yatırımı çeken ülke olduk. 2013 yılından bu yana gerçekleşen genişleme tipi yatırımların da yüzde 19,1’ini çekerek en fazla genişleme yatırımı çeken ülke olarak ilk sırada yer alıyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, İngiltere, İsviçre, Yeni Zelanda başta olmak üzere dünya çapında 100’den fazla ülkeden üst düzey katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Türkiye’deki yatırım potansiyelinin yanı sıra yatırım diplomasisi kapsamında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesine ve dayanıklı yapısına vurgu yaparak sunumuna başlayan Dağlıoğlu, Türkiye’nin son 20 yılda bölgesinde en yüksek yoğunlukta uluslararası yatırım çeken ülke olduğunun altını çizdi.
Dağlıoğlu, sağlıklı ve güçlü ekonomik sistem için uluslararası doğrudan yatırımların taşıdığı öneme işaret ederek, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin tarihi, kuruluş aşamaları ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’de çalışmasını kolaylaştıran yapısal reformların 20 yıllık geçmişi hakkında detaylar paylaştı.
Yürütülen marka ve kampanya çalışmaları hakkında da bilgi veren Dağlıoğlu, bir uluslararası yatırımın ön araştırma aşamasından proje sonlandırma aşamasına kadarki tüm süreçlerle ilgili yürütülen operasyonlar hakkında detaylı bilgiler sundu.
Dağlıoğlu, son dönemde ivme kazanan iletişim çalışmalarına da değinerek, uluslararası medya, sosyal medya, konvansiyonel ve dijital mecralarda gerçekleştirilen yenilikçi çalışmalara vurgu yaptı.
İmza attıkları süreli-süresiz yayınlar, uzman ekipler tarafından hazırlanan sektörel raporlar ve ödül alan çalışmalarla ilgili örnekler de paylaşan Dağlıoğlu, geleceğe yönelik projeksiyonlarını aktararak sunumunu tamamladı.
“YATIRIM DÜNYASINDA TÜRKİYE MARKASINI EN DOĞRU ŞEKİLDE KONUMLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Dağlıoğlu, yaptığı açıklamada, Brand Finance tarafından düzenlenen zirveye Türkiye’nin doğrudan uluslararası yatırımcılara yönelik yürüttüğü kampanyaları anlatmak ve tecrübe paylaşımı için davet edildiklerini dile getirdi.
“Türkiye’nin anlatılması gereken çok büyük bir başarı hikayesi var” diyen Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2003’ten bu yana çok büyük atılımlar ve başarılar gerçekleştirildiğini anlattı.
Dağlıoğlu, ilerleyen döneme dair de “Türkiye Yüzyılı” kapsamında önemli vizyona sahip olduklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Türkiye markasının, o hak ettiği konumda, yüksek konumda kalması için ülke olarak faaliyet gösteriyoruz. Biz de yatırımcılara ulaşan mesajlar perspektifiyle yatırım dünyasında Türkiye markasını en doğru şekilde konumlamaya çalışıyoruz. Bugün burada o geçmiş kampanyamızı anlattıktan sonra bu geleceğe yönelik vizyonumuzu paylaşacağız.
2028 yılına kadarki dönem için hazırladığımız ve inşallah önümüzdeki dönemde tanıtmayı planladığımız doğrudan yatırımlar stratejimiz var. Bu stratejimizin nasıl kampanyaya dönüşeceğiyle ilgili bir çalışmamız da var. Bu bağlamda buradaki uluslararası iletişimciler camiasıyla da bir araya gelerek bu çalışmalarımızı istişare edeceğiz, fikirlerimizi olgunlaştıracağız ve bunu nasıl hayata geçireceğimizi konuşacağız.”
“ORTADA ÖLÇÜMLENEBİLİR BİR BAŞARI VAR”
Dağlıoğlu, ayrıca, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda bölgesinde en çok yatırım çeken ülkeler arasında en üst ligde yer aldığını belirterek, halihazırda teknopark ve AR-GE merkezlerinde 700’den fazla uluslararası şirketin faaliyet gösterdiğini, 80 binden fazla uluslararası şirketin çeşitli sektörlerde hizmet verdiğini bildirdi.
Sadece son 20 yılda Türkiye’ye gelen toplam uluslararası yatırımların tutarının 260 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayan Dağlıoğlu, “Ortada ölçümlenebilir bir başarı var. Bu başarıya bizi ulaştıran iletişim çalışmalarının detayları ile ilgili örnekler verdik” ifadelerini kullandı.
Dağlıoğlu, 2020’de gerçekleştirilen yeniden yapılanma süreci sonrasında 2021-2023 dönemlerini kapsayan ilk strateji belgesini yayınladıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çok yakında açıklamayı planladığımız ‘Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Stratejisi: 2024-2028’ dokümanının çizeceği ana rotada da ivmemizi artırarak kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Stratejimiz içinde iletişim ve tanıtma da müstakil bir politika alanı olarak yer alıyor. Şu anda Türkiye’nin küresel uluslararası doğrudan yatırımlar pazarında aldığı pay yüzde 1 civarında. Çağın gerektirdiği tüm iletişim mecraları ve araçlarından istifade ederek mümkün olan en kısa sürede bu oranı yüzde 1,5’e taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
DAĞLIOĞLU, MÜSİAD UK’IN DÜZENLEDİĞİ PANELE KATILDI
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, “Küresel Yumuşak Güç Zirvesi 2024″te yaptığı sunumun ardından Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği İngiltere Şubesi (MÜSİAD UK) tarafından düzenlenen “Ticari Başarı Yolculuğu” başlıklı panele katıldı.
İngiltere ve Türkiye ticari ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde (YEE) düzenlenen panelde, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD 2. Dönem Genel Başkanı Ali Bayramoğlu, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, eski TRT Genel Müdürü İbrahim Eren de yer aldı.
Panelde, MÜSİAD’ın kuruluş amacı, uluslararası yatırımlar ve Türkiye-İngiltere ticari ilişkileri ele alındı.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Truffle Capital firmasının Türk finansal teknoloji firması DG Pays’e yönelik ikinci yatırımı yapma kararının önemine değinen Dağlıoğlu,”Bu bizim için büyük bir heyecan. Özellikle Truffle Capital Avrupa’da fintek alanında yatırım yapan, bilinen meşhur bir fon. Geçmiş yıllarda da kendilerini Türkiye’ye anlatma fırsatımız olmuştur. İlk defa Türkiye’ye adım atmış oluyorlar.” dedi.

“YATIRIMLARIN YAKLAŞIK YÜZDE 10’U FİNTEK ALANINDA GERÇEKLEŞTİ”
Dağlıoğlu finansal teknolojiler alanındaki yatırımlar üzerinde sıklıkla çalıştıklarına dikkati çekerek, “Bu duyurmaya çalıştığımız alanlardan biri çünkü Türkiye bu alanda da çok güçlü. Özellikle yetkin girişimcilerin olması, bu alanda nitelikli iş gücüne sahip olması, olgun bir mevzuatımızın, regülasyon çerçevesinin olması yatırımcıların rahatlıkla Türkiye’de finansal teknolojiler alanına yatırım yapmasını sağlıyor.” diye konuştu.
Dağlıoğlu, “Özellikle teknoloji alanında çok yüksek bir yatırımcı algısı var. 2023’te Türkiye’de 700 milyon doların üzerinde erken aşamada teknoloji yatırımı oldu. Erken aşama teknoloji yatırımlarında geçen yıl toplam 325 işlem gerçekleşirken, burada yine fintek sektörü öne çıkıyor. Yatırımların yaklaşık yüzde 10’u adet olarak bu alanda gerçekleşmiş oldu.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası yatırımcı için Türkiye’nin sadece iç pazarının değil, Türkiye’den erişebilecekleri yeni coğrafyaların da önemli olduğuna belirten Dağlıoğlu, “2023’te çok kabaca Türkiye 10,6 milyar dolar gibi uluslararası yatırım çekmiş oldu. Tabii dünyada merkez bankalarının politikalarıyla biraz yatırımların daraldığı bir yıl oldu. Bu bağlamda yine dünyadaki performanstan daha iyi bir performans gösterdiğimizi öngörüyoruz. Dünya rakamları mayıs ayına doğru netleşecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“HEDEFİMİZ KÜRESEL YATIRIMLARIN YÜZDE 1,5’İNİ ÇEKEN BİR ÜLKE HALİNE GELMEK”
Dağlıoğlu, Türkiye’nin dünyadaki yatırımların yüzde 1’ini çektiğini dile getirerek, “Hedefimiz de bunu yüzde 1,5’e taşımak.” diye konuştu.
2023’te yapılan yatırımlarda imalat sanayisinin ön plana çıktığını hatırlatan Dağlıoğlu, şöyle devam etti:
“Bu aslında Türkiye’nin iddiasıyla doğru orantılı, bölgesel bir merkez haline geldik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 20 yıldaki politikalarla Türkiye bölgesel bir üretim, AR-GE ve girişimcilik merkezi haline geldi. Uluslararası şirketlerin bölgedeki yönetim merkezi haline geldik. Bunları destekleyen yatırımların devam ettiğini gördük. 2024 de iyi başladı, yeni yatırım haberleri şirketler tarafından da açıklanıyor. Bugün de birini duyurmuş olduk. 2024’te yatırım ivmesinin artacağını öngörüyoruz. Yine yılın ikinci yarısında küresel merkez bankalarının sıkılaşma politikalarını bırakmalarıyla bizim gibi gelişmekte olan ülkelere, özellikle Doğu Avrupa ülkelerine sermaye akışının daha fazla olacağını öngörüyoruz.”
“İNGİLTERE’DE TÜRKİYE’DEKİ DEVLET BONOLARINA İLGİ BÜYÜK”
Türkiye ile İngiltere arasındaki ekonomik ilişkilerin son yirmi yılda önemli bir ivme kazandığını vurgulayan Dağlıoğlu, iki ülke arasında 13 milyar dolarlık bir yatırım hacminin olduğunu söyledi.
Dağlıoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Yine 3 binin üzerinde İngiltere sermayeli şirket var Türkiye’de. Ve yine baktığımız zaman bir diğer önemli nokta da ikili ticari ilişkilerimiz. Yaklaşık 19 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var ve bizim için kıymetli olan şey ise bizim cari fazla verdiğimiz ülkelerden. Kabaca bizim12 milyar dolara yakın ihracatımız oluyor. 6 milyar dolar civarında bir ithalatımız oluyor. Bu bağlamda çok kıymetli. Yine baktığımız zaman burada finans sektörünün Türkiye için önemli bir bacağı olduğunu görüyoruz. Yakın zamanda mesela Türkiye Varlık Fonu’nun bono ihracı olmuştu. Burada da finansal dünyanın hem Türkiye’deki devlet bonolarına hem de şirketlerin borç enstrümanlarına çok büyük bir ilgisi olduğunu görüyoruz. “
]]>Dağlıoğlu, forumun, Suudi Arabistan tarafından Yatırım Bakanı ve Turizm Bakanının, Türkiye’den ise Hazine ve Maliye Bakanı ile Kültür ve Turizm Bakanı ev sahipliğinde geniş kapsamlı bir toplantı olarak gerçekleştirildiğini dile getirdi.
“BU TOPLANTI, BİR İRADENİN DAHA İŞ DÜNYASI TARAFINA YANSIMASI”
Burak Dağlıoğlu, toplantının icrası için de Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve DEİK olarak işbirliği yaptıklarını ifade etti.
Dağlıoğlu, “Kapsamlı başlıklarda hem paneller vardı hem de atölye çalışmaları vardı. Özellikle altyapı projelerinde, inşaat sektöründe, gıda güvenliği alanında, enerji projelerinde ve yeşil dönüşümde nasıl işbirliği yapabiliriz bunları konuşmuş olduk. Teknoloji, konuşulan ayrı konulardan biriydi farklı atölye çalışmalarında. Geniş kapsamlı bir değerlendirme imkanı oldu.” diye konuştu.

Bu toplantının aslında iki ülke liderlerinin ortaya koyduğu çok geniş kapsamlı bir vizyonun, bir iradenin daha iş dünyası tarafına yansıması olduğunu vurgulayan Dağlıoğlu, şöyle devam etti:
“Biz bu vizyona yatırımlar perspektifiyle iş dünyasındaki karşılıklı ilişkileri geliştirmek adına katkı sağlamak amacıyla buradaydık. Burada yaklaşık 24 imza atıldı. Bunların bir kısmı kamu kurumları arasında oldu ama çok daha büyük sayıda iş insanları arasındaki, şirketler arasındaki imzalar oldu. Hatırlatmak isteriz ki benzeri bir etkinliği yine 22 Aralık 2022’de yine DEİK ile beraber Türkiye tarafında da Hazine ve Maliye Bakanlığı ve yine Suudi Arabistan tarafında Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı ile organize etmiştik. 13-14 ay sonrasında daha kapsamlı, daha geniş, somut adımların atıldığı bir toplantının yapıldığını görüyor olmak aslında doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.”
“TİCARET HACMİ GEÇEN YIL YÜZDE 10 GİBİ BİR ARTIŞ GÖSTERDİ”
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yüzde 10 gibi bir artış gösterdiğini belirterek, “Ama daha önemlisi, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatının yüzde 100’ün üzerinde arttığını gördüğümüz bir yıl oldu. Ticaret her zaman önden gidiyor. Sonrasında yatırımlar geliyor. Biz önümüzdeki çeyreklerde çok daha somut, büyük ölçekli yatırım haberlerini inşallah alıyor oluruz diyelim.” ifadesini kullandı.
Dağlıoğlu, burada iki bakanın, Suudi Arabistan Yatırım Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanının başkanlığında, şirketlerin karşılıklı olarak kendi gündemlerini anlattıklarını ve hangi alanlarda işbirliği yapılabileceğini ifade ettiklerini söyledi.
“TURİZM, İKİ ÜLKE AÇISINDAN İŞBİRLİĞİ YAPILABİLECEK BİR ALAN”
Forumda turizmin çok özel bir başlık olduğunu dile getiren Dağlıoğlu, şöyle konuştu:
“Orada tamamen ayrı atölye çalışmaları ya da şirketler arası gündemlerle, birebir görüşmelerle devam eden bir süreç de var. Turizm iki ülke açısından işbirliği yapılabilecek bir alan. İçeride konuşulanlardan böyle alıntıyla söylüyoruz. Özellikle sezonların birbiriyle çakışmaması, Türkiye’de yaz aylarında turizm faaliyeti yüksekken Türkiye’nin kış aylarına girdiği dönemde Suudi Arabistan’da turizm sezonunun açılıyor olması gibi ciddi bir avantaj var ve bu ortak promosyonu, iki ülkenin turizm tanıtımında işbirliği yapabileceğini bahsetti bakanlar.”
Dağlıoğlu, programda, iki ülkenin turizm sezonlarının çakışmıyor oluşunun avantaja çevrilerek bu alandaki iş gücünün iki ülkede karşılıklı çalıştırılabileceğinin, ortak eğitim programlarının ve diğer alanlarda işbirliği imkanlarının konuşulduğunu aktardı. Dağlıoğlu, “Yine çok sıklıkla konuşulan, Türkiye turizm konusunda çok güçlü bir ülke. Dünyada en çok turist çeken 4’üncü ülke. Tabii bunu aslında özel sektörümüze de borçluyuz büyük oranda. Bu şirketlerin know-hub’ının, tecrübesinin oraya taşınmasıyla ilgili de geniş bir başlık vardı.” dedi.

“SUUDİ ARABİSTAN, MEGA PROJELERİNDE TÜRK ŞİRKETLERİNİ GÖRMEK İSTİYOR”
Burak Dağlıoğlu, forumun özellikle yeşil dönüşüm alanları ve enerji başta olmak üzere birçok başlığı kapsadığını söyledi.
Bunlarla ilgili özel oturumlar düzenlendiğini belirten Dağlıoğlu, şunları kaydetti:
“Geniş tartışmalar oldu. Hangi alanlarda işbirliği yapılabilir? Yeşil dönüşüm adına bu önemli başlıktı. Gıda güvenliği, bir diğer önemli başlık. Gıda şirketleri arasında da bazı işbirlikleri konuşuluyor. Burada bir karşılıklı yatırımları içeriyor. Her iki ülkenin de birbirine katabileceği bazı faydalar var bu alanda. Altyapı ve inşaat projeleri en önemli başlıklardan birisi. Suudi Arabistan burada kendilerini özellikle 2030 vizyonu kapsamında bazı mega projeleri var. Buralarda Türk müteahhitlerini mutlaka görmek istediklerini, Türk mühendislik şirketlerini görmek istediklerini söylediler. Bunlar böyle kabaca öne çıkan başlıklar diye söyleyebiliriz.”