Haber7-ÖZEL
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde uzun yıllar sonra çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. 6-9 Haziran‘da 27 Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yapılan seçimlerde aşırı sağ büyük bir zafer elde etti.
Yaklaşık 370 milyon seçmenin yüzde 51‘inin oy kullandığı seçimlerde Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi oylarını arttırırken, Fransa’da da Marine Le Pen‘in aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi birinci oldu. Belçika’da ise aşırı sağ oylarını ciddi derecede arttırdı. Avusturya’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi yüzde 26 oy aldı. Hollanda’da ise Wilders’in partisi PVV sandıktan ikinci parti olarak çıktı.
FRANSA’DA ERKEN SEÇİM, BELÇİKA’DA İSTİFA
Seçim sonuçları Avrupa’da adeta yeri yerinden oynattı. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağın açık ara farkla birinci olmasının ardından Ulusal Meclis’i feshederek erken seçime gidileceğini açıkladı. Belçika Başbakanı Alexander de Croo, ülkesindeki genel seçimde partisi Flaman Open Vld’nin başarısızlığından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, istifa edeceğini bildirdi.
AVRUPA’DAKİ AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİNE CHATGPT CEVABI
Tüm dünya Avrupa’daki sürpriz seçim sonuçlarını tartışırken Haber7, ‘Avrupa’nın kabusu’ olarak değerlendirilen sonuçları ve olası etkilerini yapay zekaya sordu. Dünyanın en önde gelen yapay zeka uygulamalarından biri olan ChatGPT, Avrupa’daki aşırı sağın yükselişine ilişkin “son yıllarda Avrupa’da gözlemlenen siyasi değişimlerin bir yansıması” olduğunu belirtirken, seçim sonuçlarının nedeninin Göç, güvenlik endişeleri, ekonomik belirsizlikler gibi faktörler olduğunu söyledi.

POTANSİYEL TEHLİKELER
Yapay zeka uygulaması Avrupa’daki aşırı sağın yükselişinin bir dizi potansiyel tehlikelere yol açabileceğini belirtti. ChatGPT olası tehlikeleri şu 5 madde ile sıraladı;

TEHLİKELERDEN KURTULMAK İÇİN NE YAPILABİLİR?
Avrupa’daki yeni düzenin potansiyel tehlikelerini sıralayan yapay zeka bu olası tehlikelerden kurtulmanın yollarını da söyledi. ChatGPT, “Bu tehlikelerden kurtulmak için ne yapmak gerekir?” sorusuna “Eğitim ve Farkındalık”ı öne çıkararak şöyle ifade etti;
Bu önlemler, toplumda aşırılıkçılığı ve popülizmi azaltmaya yardımcı olabilir ve demokratik değerlerin güçlenmesine katkıda bulunabilir.

Altun’un makalesi İtalya’nın İl Messaggero gazetesi, Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi, ABD’nin Harlem Times haber portalı, Rusya İnterfax ajansı, Fransız Musulmans en France haber portalı, Çin’in Sina ve Sohu internet portalları, İsviçre’de Türk diasporasına ait Post Gazetesi, Malezya’nın Astro Avani haber portalı, Bosna Hersek, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, KKTC’nin önde gelen gazete ve haber portallarında olmak üzere 14 ülkede 50’den fazla mecrada yayımlandı.
SEÇİMLERE KATILIM ORANI
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, makalesinde, adil, şeffaf ve düzenli yapılan seçimlerim modern demokrasilerin en temel unsuru olduğunu belirtti.
Demokrasilerin asgari şartının yönetenlerin yetki ve otoritelerini seçmenlerden yani yönetilenlerden alması olduğunu ifade eden Altun, düzenli yapılan seçimlerle bu yetkilerin yenilendiğini kaydetti.
Seçimler vasıtasıyla, yönetilenlerin, yönetenlerin politikalarını ve performanslarını oyladığını, olumlu ya da olumsuz anlamda yönetenleri değerlendirdiğini aktaran Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:
“1946 yılında çok partili hayata geçilmesinden bu yana Türkiye düzenli, adil ve şeffaf seçimlerin yapıldığı ülkelerin başında gelmektedir. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi ihdas edilen kurumlar vasıtasıyla Türkiye’deki seçimler bağımsız yargıçlar nezaretinde yapılmaktadır. Bu yüzden de seçim güvenliğinin sağlanması, vatandaşların sandığa duyduğu güven noktasında Türkiye gelişkin bir siyasal kültüre sahiptir. Türkiye’deki seçim ve sandıklara olan güveninin tecellisini seçimlere katılım oranlarında görmek mümkündür. Seçimlere katılım oranı itibarıyla Türkiye, 14 Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleriyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında seçime katılımın en yüksek gerçekleştiği 3. ülke olmuştur. YSK verilerine göre, 14 Mayıs’taki seçimlerde yurt içinde katılım oranı yüzde 88,92, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ikinci turun yapıldığı 28 Mayıs’taki seçimlerde de 85,72 olarak gerçekleşmiştir. OECD ile Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsünün (IDEA) verilerine göre, Türkiye, 14 Mayıs’ta yurt içi seçimlere katılım oranıyla ABD, Fransa, Almanya, İngiltere gibi birçok Batılı OECD üyesini geride bırakmıştır. Bu verilerin bir diğer çarpıcı tarafı ise Türkiye’deki seçime katılım oranının seçimlere katılımın yüzde 80’lerde seyrettiği İsveç, Danimarka, Yeni Zelanda, İzlanda, Hollanda ve Norveç gibi ülkelerden bile yüksek olmasıdır.”
“TÜRKİYE BÖLGEDE ÖNDE GELEN DEMOKRATİK OLGUNLUĞA SAHİP ÜLKELERDEN BİRİ”
Fahrettin Altun, Türkiye’nin 31 Mart Pazar günü Mahalli İdareler Genel Seçimleri için tekrar sandık başına gideceğini anımsattı.
Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı ve yerel yönetimlere dair yenilikçi vizyonunu öne çıkaran, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ulusal ve uluslararası alanda büyük bir önem teşkil ettiğini anlatan Altun, “Aynı zamanda bu seçim sürecinde güvenli ve adil şartlarda yapılan kampanyalar, yerel yönetimlere gösterilen ehemmiyet açısından Türkiye’nin bölgede önde gelen demokratik olgunluğa sahip ülkelerden biri olduğunun nişanesidir.” değerlendirmesini yaptı.
Altun, halkın ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasında birincil muhataplar olan yerel yönetimlerin çağın şartlarına uygun bir vizyon ve perspektife sahip olmasını çok önemsediklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu sürecin halkın demokratik katılımı ile yerel yönetimlerle olan iletişiminin güçlenmesinde etkili bir rol oynadığı kaçınılmaz bir gerçektir. Yıllardır sahip olduğumuz yenilikçi belediyecilik anlayışını farklı kılan, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma projeleriyle halkın yaşam kalitesini yükseltmeyi, şeffaflığı, her koşulda hesap verebilirliği ve en önemlisi de vatandaş odaklı yönetimlerin inşasını hedefliyor olmasıdır. Bu vizyonun ilk adımı ve somut bir örneği olan 1994 yerel seçimleriyle İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetme görevini üstlenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Türkiye belediyecilik alanında halkın yaşam kalitesinin artmasına yönelik önemli adımlar atmıştır. 30 yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hizmet siyasetini ve vizyonunu sürdürmek belediyelerimizin temel politik tasavvurunu teşkil etmektedir. Bu nedenle, önümüzdeki yerel seçim ile benzer bir vizyonu ve hizmet anlayışını sürdürmenin ulusal ve uluslararası alanda demokratik değerlerimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü daha da güçlendireceği inancındayız.”
“SEÇİMLERDEN SONRA 4 YIL İÇİNDE YENİ BİR SEÇİM YAPILMAYACAK”
İletişim Başkanı Altun, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak gördüklerini bildirdi.
Bu seçimin aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunun güçlenmesinin bir diğer adımı olduğunu düşündüğünü ve evrensel açıdan Türkiye’nin demokratik olgunluğunu ve toplumsal katılımını artıran önemli bir faaliyet olarak kabul ettiklerini dile getiren Altun, şunları kaydetti:
“Bundan önceki tüm seçimler gibi bu seçimler de Türk halkının demokratik süreçlere katılımını daha etkin bir şekilde sağlayacak, böylece demokrasimizin güçlenmesine katkı sunacaktır. 31 Mart seçimlerinin bir diğer önemli tarafı da bu seçimlerden sonra 4 yıl içinde yeni bir seçimin yapılmayacak olmasıdır. Bu 4 yıl içerisinde Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatmış olduğu kalkınma atılımlarına hız kesmeden devam edecektir. Son yıllarda iletişimden diplomasiye, ekonomik kalkınmadan altyapı yatırımlarına kadar her alanda yapılan hizmetler devam ettirilecektir. Ayrıca Türkiye Yüzyılı’na yeni ve sivil bir anayasayla girme amacı da gelecek 4 yılın en önemli ülküsü ve gündemi olacaktır. Bu vizyon çerçevesinde Türkiye, demokratik standartlarını yükseltmiş, gelir ve refah düzeyini artırmış, bölgesel ve küresel bir aktör olarak Türkiye Yüzyılını inşa etmenin çabası içerisinde olacaktır. Batılı müttefiklerimizle ortak çıkarlarımızı geliştirmek, yeni ve stratejik işbirliklerini artırmak bu dönemdeki önceliklerimiz olmaya devam edecektir. PKK, FETÖ, DAEŞ gibi terör örgütleriyle mücadele başta olmak üzere Türkiye’nin politik hassasiyetlerinin gözetilmesi müttefiklik hukukunun bir gereği olarak en temel beklentimizdir. 31 Mart seçimleriyle Türkiye hem demokratik kültürüne başarıyla gerçekleştirdiği yeni bir seçim ekleyecek hem de İstanbul ve Ankara gibi şehirler başta olmak üzere tüm vilayetlerini Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacaktır.”
Ulusal kalkınma, 6 Şubat depremindeki şehirlerin ihyası ve inşası, İstanbul gibi deprem riski yüksek şehirlerin dirençli kentlere dönüştürülmesinin seçim sonrasındaki en önemli vizyonları olacağını aktaran Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye demokratik usuller çerçevesinde seçimlerini yapacak, iktidarı ve muhalefetiyle sandıktan çıkan sonuçlara itibar edecek ve en önemlisi uluslararası arenada istikrarlaştırıcı bir güç olarak Türkiye Yüzyılı inşasına devam edecektir. Bu yüzden 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin iç ve dış dinamikleri itibarıyla Türkiye’nin gelecekteki on yıllarını etkilemeye matuf bir seçim olduğunu söylemek mümkündür.”
]]>