Evlenen ve yaklaşık 8 yıl önce kamu görevlisi eşinin tayini dolayısıyla Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesine yerleşen bir çocuk annesi 32 yaşındaki Dere, yaşamını sürdürdüğü Körhat Mahallesi’nde yaşayanlara hizmet sunmak için 31 Aralık Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde muhtarlık yarışına girme kararı aldı.
Seçim çalışmaları süresince mahalledekilerin desteğini alan Dere, iki rakibini geride bırakarak muhtar seçildi.
Bağlar ilçesinde seçilen 3 kadın muhtardan biri olan ve mazbatasını alan Dere, görevine başladı.

“Diyarbakırlı oldum, Kürtçe öğreneceğim”
Dilek Dere, AA muhabirine, eşinin görevi gereği 8 yıldır Diyarbakır’da yaşadıklarını söyledi.
Mahallesindeki insanlara faydalı olmak için muhtar olmaya karar verdiğini ifade eden Dere, bu fikrini paylaştığı eşinin de kendisine destek verdiğini belirtti.
Dere, seçimde iki erkek rakibinin olduğunu dile getirerek, “Tek kadın adaydım. Zorlu bir süreçti ama çok şükür hepsini aştık. Halkın desteğiyle şu an buradayım, görevimin başına geçtim.” dedi.
Göreve geldikten sonra tebrik ziyaretlerinin başladığını anlatan Dere, Kürtçe bilmediğini, Kürtçe konuşan vatandaşlarla da azaları aracılığıyla anlaştığını belirterek, şöyle dedi:
“Sağ olsunlar teyzeler, amcalar, ablalar, ağabeyler beni ziyarete geldi. İnşallah muhtarlık sürecinde Kürtçe öğreneceğim ve onlarla daha güzel iletişim kuracağım. Beni çok mutlu ettiler ve motivasyonumu artırdılar. Her zaman bekliyorum, başımın üzerinde yerleri var. Bu kente kalıcı olarak yerleştim, Diyarbakırlı oldum. Allah ömür verdiği sürece de Diyarbakırlıyız.”
Seçim sürecinde şehit Gaffar Okkan’ın hemşehrisi olduğunu öğrenenlerin kendisini kucakladığını dile getiren Dere, bundan duyduğu mutluluğu ifade etti.
Dere, “Çok mutlu oldum. Gaffar Okkan Diyarbakır halkını nasıl kucakladıysa, Körhat Mahallesi’ndeki bütün halkı o şekilde kucaklamak, onlara faydalı olmak istiyorum.” diye konuştu.

“Diyarbakır halkı onu unutmadı, unutturmayacağız da”
Şehit Okkan’ın görev yaptığı bu kentte vatandaşlar tarafından sevilip sayıldığını anlatan Dere, “Şehidin adını duyduklarında saygıları, hürmetleri, minnetleri devam ediyor. Ailesi de bunu duysun ve bilsin ki Diyarbakır halkı onu unutmadı, unutturmayacağız da. Onun hemşehrisi olarak adını hep dile getireceğiz. Şehit Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan, Diyarbakır halkının gönlünde nasıl taht kurduysa ben de halkın gönlünde taht kurmak istiyorum. Bunun için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.
“Mahallede okuma oranını artırmak istiyorum”
Mahalledeki sorunlarla ilgilenip, çözüm noktasında ilgili yerlerle iletişim kuracağını belirten Dere, güzel hizmetler yürütmeyi hedeflediğini söyleyerek, “Mahallede okuma oranını artırmak istiyorum. Kendi ayakları üzerinde duran kadınlar, kızlar olsun istiyorum. Kadınlara yönelik dikiş-nakış, üretim ve okuma kursları açabiliriz. Herkesi muhtarlığa bekliyoruz.” şeklinde konuştu.
Dilek Dere’yi tebrik etmek için muhtarlığa gelen mahalle sakinlerinden Remziye Çiftçi (65), kendisine yeni görevinde başarı dilediklerini söyledi.
Şehit Emniyet Müdürü Okkan’a Allah’tan rahmet dileyen Çiftçi, “Diyarbakırlılar olarak Gaffar Okkan’ı çok seviyorduk, o da bizi seviyordu. Biz ondan razıydık, Allah da ondan razı olsun. Muhtarımız Gaffar Okkan’ın hemşehrisidir. Allah onu korusun, başımızdan eksik olmasın. Muhtarımızı çok seviyoruz.” diye konuştu.

Uğurcan Akgül (19) de Okkan’ın hemşehrisinin muhtar seçildiğini duyar duymaz kendisini tebrik etmek için muhtarlığa geldiğini belirtti.
Okkan’ın Diyarbakırspor’a çok katkısı olduğunu dile getiren Akgül, “Muhtarımız, Gaffar Okkan’ın emanetidir.” ifadesini kullandı.
Esnaf Mehmet Salih Yalçın ise muhtar Dilek Dere’nin Hendekli ve kadın olmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Gaffar Okkan’a sevgimiz devam ediyor. Onu da kızımız olarak göreceğiz. Kendisinden adaletli olmasını ve ihtiyaç sahibi mahalle sakinlerine destek sunmasını bekliyoruz.” dedi.
Her yıl görüntünün değişmediğini düşünen çevre savunucuları, bu kirliliğin çözümü için bir aksiyon alınması gerektiğini vurguluyor.
Konuya ilişkin bir tepki de Hürriyet yazarı Fatih Çekirge‘den geldi.
Çekirge, konuyu ele aldığı “Durdurun artık şu seri katilleri” başlıklı yazısında derelerin her yıl farklı bir renge büründüğüne dikkat çekerken; çevreyi kirletenler için yeni düzenlemelerin gelmesi gerektiğini kaydetti.
Fatih Çekirge’nin konuya ilişkin yazısı şu şekilde;
Yıl 2018…
1. Pırıl pırıl akan dere katran karası olmuş. Köylüler isyanda. Bitkiler kuruyor. Domatesler, biberler çürüyor. Balıklar, böcekler ölüyor…
Şikâyet ediyorlar.
Gazeteler haber yapıyor: “Bursa’da dereler siyah akmaya başladı…”
Çevre Bakanlığı’ndan yetkililer geliyor. Dereden örnekler alınıyor. Kimyasal kirlenme… Zehir… Çevredeki fabrikalara denetleme. Cezalar kesiliyor…
YIL 2019: Köylülerin şikâyeti ve yine haberler: “Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde bulunan ve daha önce defalarca kez kimyasal atıklarla kirletilen Kilez Deresi nereden geldiği belirsiz bir madde ile maviye boyandı. Vezirçiftliği Mahalle Muhtarı Bahattin Aktepe, kirlenen dere yüzünden evlerinde kapı pencere açamadıklarını ifade etti. Bakanlık soruşturma açtı.”
YIL 2020: “Samanlı’dan Deliçay geçiyor. Bu çay Nilüfer Deresi’yle buluşup Marmara Denizi’ne doğru yolculuğa gidiyor. Bu çayda canlıların olması gerekirken, artık elinizi soksanız eliniz yara içinde çıkar ve hasta olursunuz. Çevredeki fabrikalar sularını buraya olduğu gibi tahliye ediyor. Su şu an kırmızı ve sıcak akmakta.”
YIL 2021: “Nilüfer Çayı, Bursa’ya hayat veren bir çay. Uludağ’dan tertemiz bir şekilde başlayan yolculuğu, şehir merkezine girdiğinde su değil kimyasal atık haline geliyor.”
2. YILIN MODA RENGİ NEYSE DERE O RENK AKIYOR
YIL 2022: Yine haberler: “Bursa’da tarım arazilerine hayat veren Nilüfer Çayı’ndan alınan numunelerin analiz sonuçlarında 4’üncü derece kirlilik çıktı. Özellikle kimyasal boya içeriklerinin suya karıştığını belirten Doç. Dr. Barış Bülent Aşık, ‘O senenin moda rengi neyse, Nilüfer Çayı da o renk akıyor’” dedi.
3. BARAJA AKAN KİMYASAL
2023 yılında da benzeri o kadar çok haber var ki…
Geldik bugüne…
Önceki gün yine bir haber: “Bursa’da, Demirtaş Deresi kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya döndü.”
DHA’dan İsmail Hakkı Seymen geçiyor haberi.
Buyurun ondan dinleyelim: “Uludağ’dan başlayıp Marmara Denizi’ne dökülen, yaklaşık 100 kilometrelik Nilüfer Çayı’ndan ayrılarak bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. Derenin kimi zaman mavi kimi zaman kırmızı aktığını söyleyen çevre sakinleri, kimyasal atıkları nedeniyle derede dayanılmaz bir koku olduğunu belirtti. Kimyasallar, Demirtaş Barajı’na dökülüyor.”
4. BİR ÇEVRE SAVAŞÇISI OLARAK MURAT DEMİR
Düşünebiliyor musunuz?
Her yıl aynı haber.
Kirlenen dereler. Kırmızıya boyanan nehirler. Kimyasallar, zehirler. Kuruyan tarlalar. Ölen canlılar.
Seri katliam yani.
Belediye mühürlüyor. Bakanlık ceza kesiyor.
Ama değişen bir şey yok.
Belediye görevini yapıyor. Çevre müdürlüğü işini yapıyor.
Ama bu zehir fabrikaları durmuyor.
İşte o bölgenin yılmayan bir çevre savaşçısı DOĞADER Yönetim Kurulu üyesi Murat Demir…
Son olayla ilgili olarak DHA’ya şöyle diyor: “Yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda derenin haftada birkaç kez renkli kimyasallarla kirletildiği ve derenin renkli aktığı tespitinde bulunduk. Yaptığımız şikâyet üzerine de Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından cezai yaptırım uygulanarak fabrika kapatıldı.”
Peki sonra…
Kaçak fabrikalara bir yenisi ekleniyor.
Yine aynı seri cinayet devam ediyor.
Geriye doğru bakın. Her yıl aynı kirlenme. Aynı dereler ve aynı haberler.
Arkadaşlar;
Bu seri cinayetlere mutlak köklü bir çözüm bulunması gerekiyor. Belki de yeni yasalar, yönetmelikler, cezalar gerekiyor.
Yapanın öyle hafif cezalarla kurtulamayacağı bir yeni düzenleme gerekiyor.
Yoksa Türkiye’nin her yerinde bu cinayeti seyretmeye devam edeceğiz. Ama en azından biz üzerimize düşeni yapalım.
Lütfen gördüğünüz kirlenmeleri bana bildirin.
Hiç olmazsa şu cennet vatana, şu muhteşem doğaya bir nebze olsun katkımız olsun.
İyi pazarlar…
Demirtaş Barajı’ndan taşıdığı suyla Bursa Ovası boyunca ilerleyen Demirtaş Deresi, baraj yakınındaki fabrikalardan bırakılan kimyasal atık nedeniyle kızıla boyandı. Zehir saçan deredeki hayvanlar telef olurken, derenin kimi zaman mavi, kimi zaman ise kırmızı aktığını söyleyen çevre sakinleri, fabrikaların kimyasal atıkları nedeniyle derenin çevresinde dayanılmaz bir koku olduğunu belirtti. Demirtaş Deresi suyunun tarımsal sulamada kullanılması yüz binlerce insanın sağlığını da tehlikeye atıyor.

Demirtaş Deresi’ne boşaltılan kimyasal atıklarla birlikte derede yaşayan balıklar, kaplumbağalar, kurbağalar ve ördeklerin öldüğünü söyleyen DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, “Burada yaşayan vatandaşlarla yapmış olduğumuz konuşmada fabrikalardan kaynaklı dere yatağında zaman zaman renkli kimyasal ile kirletildiğini ve atıkları attıklarını söylediler. Bir vatandaşımız derede yüzen ördeklerinin öldüğünü söyledi. Burası tarım yapılan doğal bir alan, zeytin, şeftali, armut, sebze ve meyve olarak yapılan tarım ve hayvancılık bölgesi. Buradaki fabrikalar betonarme değil, etrafı sac ile kapatılmış. Bu fabrikalar Sanayi Bakanlığı ruhsatı olan fabrikalar değil. Belediyelerden aldıkları geçici ruhsatlar ile çalışıyor. Bu bölgeye yakın olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi faaliyeti var ama kontrollü bir şekilde yapılıyor. OSB’deki fabrikalar Sanayi, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı prosedürlerine uyularak yapılan fabrikalar, kendi arıtma tesisi olan fabrikalardır. Burada fabrika faaliyetleri denetimden uzak, denetime tabi olmayan faaliyetlerdir. Derenin haftada 1-2 gün kimyasal ile kirletilerek renkli aktığını gördük. Biz yetkililerden buralarda faaliyetlerin olmaması, ruhsatların verilmemesi ve bu fabrikaların buralardan kaldırılmasını istiyoruz. Burada tarım ve hayvancılığın devam ettirilmesini istiyoruz. Bu dere aynı zamanda Bursa’nın önemli bir kısmını sulayan, tarımsal sulama amaçlı kullanılan Demirtaş Barajı’nı besleyen derelerden bir tanesi. Kimyasal kirlilik bu dere aracılığı ile baraja ulaştığında tarımsal faaliyetleri olumsuz şekilde etkileyecektir. Yetkililerden bir an önce bu duruma müdahale etmelerini talep ediyoruz” dedi.

DERENİN RENGİ SÜREKLİ DEĞİŞİYOR
Her geçtiğinde derenin renginin kimyasallardan dolayı sürekli değiştiğini söyleyen çevre sakinlerinden Ali Aydoğdu, “Burada yaşıyorum, her geçtiğimde bakıyorum derenin rengi sürekli değişiyor. Bazen kızıl, bazen siyah akıyor. Derenin bu halinden rahatsız oluyoruz, zehir akıyor. Fabrikaların kimyasal atıklarından bu hale geldi” diye konuştu.

Yüz binlerce insanın sağlığını tehlikeye atan kirli suyla tarım yapılmaması için yetkililerden yardım bekleyen vatandaşlar, arazi sulayan tarla sahiplerinin de incelemesini istedi.

EKİPLER HAREKETE GEÇTİ, PLASTİK FABRİKASI KAPATILDI
Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Kontrol Şube Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı denetimde bir plastik fabrikasının çevreye zarar verecek şekilde atıkları toprağa veya dereye kasten döktükleri tespit edildi. Yapılan incelemeler sonrası Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından tutanak tutuldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından idari yaptırım süreci başlatılarak, para cezası kesilen işletmeyi kapatma kararı alındı.
