Deri – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Thu, 11 Jul 2024 22:36:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sentetik deri üretiminde tek kaynak petrol değil: 17 bitkiden deri elde ediliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/sentetik-deri-uretiminde-tek-kaynak-petrol-degil-17-bitkiden-deri-elde-ediliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sentetik-deri-uretiminde-tek-kaynak-petrol-degil-17-bitkiden-deri-elde-ediliyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 22:36:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15090 Deri sektörünün 2032 yılında 630 milyar dolar hacime ulaşması bekleniyor. Konfeksiyondan mobilyaya birçok alanda kullanılan derilerin yarısı doğal, yarısı ise yapay. Petrol tabanlı sentetik derilerin yanında ‘bitkisel deri’ üretimi de yükselişte. Ananas, elma hatta buğday dahil 18 ayrı bitkiden sentetik deri elde edilebiliyor.

Deri, insanoğlunun vazgeçemediği ürünlerden biri. Başta konfeksiyon ve ayakkabı olmak üzere mobilyadan otomotive, kozmetikten ilaç sanayisine kadar onlarca farklı sektörde, üretimin ham maddeleri arasında yer alıyor.

Dünyada deri pazarı 2022 yılında 245 miyar dolar düzeyine ulaşmıştı. 2023’te ise sektörün 630 milyar dolar büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Petrol tabanlı sentetik deri pazarı (Poli Vinil Clorur-PVC, Poliuretan-PU vs.),  2021’de 33,7 milyar dolar olarak hesaplanırken, 2032’de 139 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Bu iki kaynağa ek olarak bitkilerden üretilen deri pazarı da gittikçe büyüyor. 2022’de 67,6 milyon dolar büyüklüğe ulaşan bitki bazlı deri pazarı, 2032’de 139,2 milyon dolarlık büyüklüğe ulaşacak.

SENTETİK DERİ ÜRETİMİ BİTKİLERE KAYIYOR

Doğal deri, epidermis (üst deri), dermis (öz deri) ve hipodermis (alt deri) olarak üç tabakadan oluşuyor ve eğer kürk vb. bir ürün olarak kullanılmayacaksa, dermis tabakasından üretimden faydalanılıyor.

Hayvansal derilerin yaklaşık yüzde 65’i ineklerden, yüzde 15’i koyunlardan, yüzde 11’i domuzlardan, yüzde 9’u keçilerden ve binde 2’si ise yılan, kertenkele, timsah gibi diğer hayvanlardan sağlanıyor.

Hayvan derisinin tercih edilmediği durumlarda ise pamuk vb. bir yüzey üzerine kürlenmiş köpük (PU veya PVC) iki ayrı tabaka olarak döşenip reçine ile kaplanıyor ve deri görünümü veriliyor. Ancak küresel ısınma, su kıtlığının artması, sentetik derilerin doğada parçalanma süresinin çok uzun olması ve giderek artan çevre duyarlılığı, üretimin bitkilere kaymasına yol açtı.

NASIL ÜRETİLİYOR?

Bugün ananas, zeytin, kambucha çayı, kaktüs, üzüm, mandalina, limon, Hindistan cevizi, mısır, tik ağacı, fil kulağı bitkisi, muz, portakal-kaktüs karışımı, kauçuk, mango ve buğdaydan deri üretilebiliyor.

Bitki olmamasına rağmen mantardan da deri üretimi mümkün. Zeytin posası, ananas yaprağının lifleri, mısır ve muz atıkları gibi bitkisel kaynaklar, geçirilen işlemlerle deriye dönüştürülüyor. Sürdürülebilir deri alternatifi olarak tüketiciye sunuluyor hatta teşvik etmek için moda haftaları düzenleniyor.

Hayvan derisine göre mikroorganizmalara daha dayanıklı olan bu deriler, doğada da sentetik deriye göre çok daha hızlı parçalanıyor ve çevre kirliliğini azaltıyor. Üretimde, bitkiden elde edilen ham madde, sağlamlaştırılması için yapım aşamasında Poliüreten Dispersiyonlar (PUD) ile karıştırılıyor. Sonrasında ise üretim sentetik deri benzeri bir yöntemle tamamlanıyor.

ARAŞTIRMALAR SÜRÜYOR

Doç. Dr. Okşan Oral ile birlikte ‘Sürdürülebilir Deri Alternatifleri: Vegan Deriler’ kitabını kaleme alan Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Dirgar, bitki bazlı derinin özellikle vegan talepler nedeniyle gittikçe daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

Bitki bazlı deri derken kastettiğimiz aslında kullandığımız atıkları ifade ediyor. Özellikle yurt dışında çok fazla örneği var. Mesela meyve suyu üreticisi, kalan atıkları, posayı deri benzeri bir ürüne dönüştürüyor. Böyle markalar ortaya çıktı. Türkiye’de zeytin atıklarından deri benzeri üretim yapan bir firma var. Bizim de bunlar üzerindeki araştırmalarımız sürüyor.

Dikilebilirlik, kullanılabilirlik araştırmaları yapıyoruz. Avantaj ve dezavantajları araştırılıyor. Doğal derinin organik bir malzeme olması, nefes alabilir olması öne çıkan özelliğiydi. Bitki bazlı deride bunun ne ölçüde yakalanabildiği önemlidir. Biyobozunur olması önem taşıyor. Atıklardan üretilmiş olması da yine önemli. Özellikle tropikal bölgedeki büyük ağaçlardan üretilen deri benzeri materyal de var. Bu konuda araştırmalar devam ediyor.

KAYNAK: TRT HABER
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sentetik-deri-uretiminde-tek-kaynak-petrol-degil-17-bitkiden-deri-elde-ediliyor/feed/ 0
Hastaları en çok bezdiren tür: Kıyafet giyerken bile sorun oluyor https://www.foxtvhaber.com.tr/hastalari-en-cok-bezdiren-tur-kiyafet-giyerken-bile-sorun-oluyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hastalari-en-cok-bezdiren-tur-kiyafet-giyerken-bile-sorun-oluyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:48:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14159 Ürtiker yani halk arasındaki adıyla kurdeşen, özellikle 6 haftadan uzun süre devam edip kronikleştiğinde, hastaları canından bezdirebiliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermotoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, kronik kurdeşen türleri içinde en ilginç olanın Dermografik ürtiker olduğunu kaydederek, hastanın alışveriş poşetini taşırken bile cildinin kabarabildiğini belirtti. Prof. Dr. Kutlubay, hastaların ezbere kortizon içeren kremler ya da iğneler kullanmasının tehlikelerine de işaret etti.

Yaz mevsiminin gelmesiyle kol ve bacak bölgeleri daha çok açıkta kalıyor ve bu da kurdeşen hastalarının cildini daha savunmasız hale geliyor. Halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker, 1,5 aydan daha fazla sürdüğünde kronik olarak adlandırılıyor. Pek çok ürtiker çeşidi olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, bunlar içinde hastanın günlük hayatını en olumsuz etkileyen türlerin başında dermografik ürtikerin geldiğini söyledi. Dermografik ürtikerde hasta, alışveriş poşetlerini taşırken bile mekanik sürtünme nedeniyle avuç içleri kabarabiliyor. Prof. Dr. Kutlubay, bu hastaların ağda, epilasyon gibi işlemlere de giremediğini ve hayat kalitesini bozduğu için hastaları kendi kendilerine çare aramaya ittiğini de anlatarak önemli bilgiler verdi.

“HASTALARI EN ÇOK BEZDİREN TÜR”

Ürtikerin saçın içinden, ayak tabanına kadar vücudun her yerini etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Kutlubay, “Küçük küçük kabarıklıklardan tutun da 5-10 santimetreye varan çapta büyük ödemler meydana getirebilen, çok kaşıntılı, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen dermatolojik bir hastalık. Atopik yapı, alerjik bir cilt yapısının olması, temas eden şeylerin etkisi (yünlü giysiler vb) bunu tetikleyebiliyor. Ürtikerin bir takım cinsleri var. Bunlardan birine spontan ürtiker diyoruz ki bu da akut ve kronik olarak ikiye ayrılıyor. 6 haftadan daha kısa sürerse akut, daha uzun sürerse kronik ürtiker olarak tanımlıyoruz. Bir de fiziksel ürtiker dediğimiz bir kurdeşen grubu var. Bunda da sıcak ürtikeri, güneş ürtikeri, basınç ürtikeri, su (akuajenik) ürtiker ve dermografik ürtiker dediğimiz bir takım alt gruplar var. Bunların hepsi hastayı olumsuz yönde etkiliyor, yaşam kalitesini bozuyor ama ama dermografik ürtikerin etkisi bu anlamda çok daha fazla” dedi.

“SIKI BİR GİYSİ BİLE YETİYOR”

Dermografik ürtikerde kişinin derisine bir cisim temas ettiğinde o bölgede temasa, travmaya bağlı deri içinde birtakım maddelerin deşarj olarak kabarma ve kızarıklık meydana geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Kutlubay, “Hem de kaşıntı eşlik eder. Öyle ki çizildikten 1-2 dakika sonra hemen temas şeklinin aynısı deride kabarıklık olarak ortaya çıkar ve kaşınır, kızarır, hastayı canından bezdirir. Bu kaşıntı ve kızarıklıklar sadece travma yani çizilme etkilemiyor dermografizmi. Bununla beraber basınç ürtikerinde olduğu gibi, örneğin bir ağırlık taşıdığınızda (pazar poşeti gibi) ya da sıkı bir giyside bile aynı şey olabiliyor. Poşet taşımaya bağlı hastanın avuç içinde kabarmalar meydana gelebiliyor. Ya da örneğin deride bir kuruluk varsa ve yünlü bir giysi giyildiyse onun yaptığı kaşıntıya bağlı olarak da tırnaklanan yerde karşımıza çıkabiliyor. Sürtünme, tahriş gibi şeyler de bunu tetikleyebiliyor. Örneğin özellikle hanımlar, ağda vb yaptırdığında bunu başlatabiliyor. Bunlar tabii çeken için sıkıntı. Hastayı hayatından bezdiriyor ve hastaları değişik çareler aramaya itebiliyor.” diye konuştu.

“YAZ SICAKLARI TETİKLİYOR”

Yazın sıcakların artmasıyla beraber bu tarz dermografik ürtiker gibi hastalıkların görülme sıklığının da arttığına işaret eden Prof. Dr. Kutlubay, “Kol ve bacaklar daha açıkta kalıyor. Böcek ısırığı, travma, tahriş, çalının bitkinin sürtünmesi vb gibi nedenlerle dermografizm kolayca ortaya çıkıyor. Hastalar çamur maskeleriyle, diş macunuyla tedavi etmeye kalkıyorlar. Bilmedikleri bir takım kremleri kullanıyorlar, deriyi daha da tahriş edebiliyor bunlar. Hatta hastalığı daha çok tetikleyebiliyor. Kortizona çok başvuruyor hastalarımız. Kortizonlu kremler ya da haplara, iğnelere başvuruyorlar kendi başlarına. Çok kısa bir süre rahatlama sağlasa da uzun süre kortizon kullanıldığında hem vücut hormon dengesi bozulabiliyor, endokrinolojik problemler ortaya çıkabiliyor ya da deride incelme, kılcal damarların genişlemesi gibi bir takım yan etkiler karşımıza çıkabiliyor. Oysa bizim de tedavilerimizde tercih ettiğimiz, üniversite hastanelerinde kullanılan raporla verdiğimiz birtakım iğnelerimiz var, kortizon içermiyor bunlar. Gerekirse hastaya ayda bir uygulayarak rahatlatıyor hatta tamamen tedavi de ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“KEMER KULLANIRKEN BİLE ZORLANIYORUM”

Okul öncesi öğretmeni Ayşe Genişel (30), ergenliğinden beri alerjik bir yapıya sahip olduğunu, ancak son birkaç aydır bu ürtikerle boğuştuğunu söyleyerek, “Kızarıklıklar beni rahatsız etmeye başladı. Son birkaç aydır da yoğun olarak yaşıyorum. Sıkı bir kıyafet giydiğimde, kemer bile etkiliyor, dar pantolon giyemiyorum. En ufak bir darbe aldığında cildimde yoğun kızarıklık başlıyor. Uzun bir süre de geçmiyor. Hatta bir kuaföre gidip yüz bölgemde herhangi bir epilasyon işlemi yaptırmam gerektiğinde bir saatten fazla beklemem gerekiyor. Hayat kalitemi oldukça düşürüyor maalesef” dedi.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hastalari-en-cok-bezdiren-tur-kiyafet-giyerken-bile-sorun-oluyor/feed/ 0
12. Deri ve Kürk Modası Fuarı başladı! https://www.foxtvhaber.com.tr/12-deri-ve-kurk-modasi-fuari-basladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/12-deri-ve-kurk-modasi-fuari-basladi/#respond Fri, 17 May 2024 01:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10809  Dünya deri sektörüne ve modasına yön veren en büyük fuar olduğunu vurgulayan TDKD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Sarıgül, Türkiye’den 70 firma ile katılım sağladıkları fuara, 20’nin üzerinde ülkeden 1300’den fazla alıcının katılacağını belirtti. Her yıl 5 bin tane modelin hazırlandığı dünyada başka bir yer olmadığını kaydeden Sarıgül, Eski Sovyet ülkeleri başta olmak üzere AB ülkelerinden, Amerika’dan gelen alıcıların yoğun ilgisinin olduğunu belirtti.

Sarıgül, savaşın devam etmesi ve yaşanan para transferi sorununa rağmen Rusya’dan gelişlerde bir düşüş olmadığını aksine talebin çok fazla olduğunu ifade etti. Farklı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ihracatçının önünü açabilecek teşviklere acil ihtiyaç olduğunun altını çizen İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Gözmen, yaşanan maliyet artışlarından dolayı pazarları kaybetmeye başladıklarını belirterek “Devletin birinci önceliği şu anda enflasyonu indirmek. Biz hem devletin elini güçlendirmek hem ihracatçının dayanabilir pozisyona getirmesi için ülkeye döviz kazandıranların birtakım muafiyetlerden daha fazla faydalanması, kur farkından dolayı herhangi bir vergilendirme yapılmamasını talep ediyoruz.” dedi.

Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği’nce (TDKD) düzenlenen Leather&Fur Fashion Fuarı, sektördeki Türk firmalarının temsilcilerini yurt dışı pazarının temsilcileriyle bir araya getiriyor. Fuar, 20’nin üzerinde ülkeden katılım ve 1300’ün üzerinde alıcıyla 12’nci kez kapılarını açtı.  16-19 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek fuara, sektörün ana pazarı olan Rusya’ya uygulanan ambargolara rağmen katılımcı talebinin çok yüksek olduğunun bilgisini paylaşan Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Sarıgül, sektör ihracatının çok önemli bir bölümünün bu fuarla gerçekleştirildiğini belirtti.

SEKTÖRÜ AYAKTA TUTAN FUAR

Antalya’da düzenlenen bu fuarın sektörü ayakta tuttuğunu ifade eden Sarıgül, “Fuar olmasa deri konfeksiyon piyasası bir tane yenilik yapmayacak, herkes frene basacak. Bu da çok büyük bir istihdam azalmasına sebep olacak. Her yıl 5 bin tane modelin hazırlandığı başka bir yer yok. Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) tarafından gerçekleştirilen fuar; dünya deri sektörüne, deri modasına yön veriyor. Bu yıl fuara 20’yi aşkın ülkeden alıcılar bekliyoruz. Eski Sovyet ülkeleri başta olmak üzere AB ülkelerinden, Amerika’dan gelen alıcılar var.

Fuar sonrası geri dönüşler çok iyi fakat dünyanın her yerinde enflasyon sorunu var. Ürün sattığımız ülkelerin para ile ilgili sıkıntıları var. Dolar bazlı giden bir ürün olduğu için hepsinin ülkesinde dolar değer kazanıyor o yüzden alım zayıfladı. Ürün sattığımız ülkelerde de bizde olduğu gibi büyük enflasyon var.” ifadelerini kullandı.

Rusya’dan gelen müşterilerin gelişinde bir düşüş yaşanmadığını aksine para transfer sorununa rağmen talebin çok fazla olduğunu kaydeden Sarıgül, “Satıcılarda işlerin zayıf olmasına rağmen hepsi bu fuara büyük ilgi gösteriyor. Çünkü bu kadar iyi firmayı, bu kadar koleksiyonu, bu işi yapan insanı başka yerde bulmanın mümkün olmadığını biliyorlar ve bu fuara yoğun ilgi gösteriyorlar.” Dedi.

“RUSYA İLE CİDDİ ÖDEME SORUNU YAŞIYORUZ”

Sektörün en büyük sorunlarından bir tanesinin Rusya’dan para gelişinde yaşanan sorun olduğunu ifade eden Sarıgül, sektörde işleyişin dolarla olduğunu fakat ödemenin TL olarak geldiğini söyledi. Sarıgül, “Bankalar gelen TL’yi beyannamenin karşılığında faturası TL olarak kesilmediği için kapama olarak kabul etmiyor ve bu firma cezaya düşüyor.  Normal şartlarda altı ay önce firma bunu dolar olarak ihracatını gerçekleştirmiş, beyannamesini açmış, malını yollamış. Yurt dışına çıkış faturalarımızı hepimiz dolar olarak kesiyoruz. Dolar olarak kestiğimiz faturanın ödemesinin haliyle dolar gelmesi lazım. Rusya’nın tamamı muafiyet kapsamına alınmalı.” dedi.

SEKTÖR ÜRETİMİNİN YÜZDE 95’İ İHRACAT

Dünya markalarının Türkiye’de üretildiğinin bilgisini paylaşan Sarıgül, “Arkamızda bir rüzgâr almamız gerekiyor. Yoksa ihracatçı bu seneyi geçiremez. İç piyasada neredeyse satışımız yok. Üretimin yüzde 95’i ihracata gidiyor. Turizm bölgelerinde yapılan satışlar sektörü ayakta tutuyor şu anda.

Herhangi bir teşvik ve destek almadan kendi imkanlarımızı zorlayarak yaşanan bu kadar zorluğun içerisinde bu fuarla bütün firmaları zinde tutup, sektör can vermeye çalışıyoruz. Otoriteden beklentimiz, sektörün ayakta kalabilmesi için teşvik ve destek sağlamaları.” dedi. 

“MALİYET ARTIŞLARI SEKTÖRÜN REKABETİNİ DÜŞÜRDÜ”

Pandemi sonrası yakaladıkları avantajlarla sektör ihracatını 2 milyar dolar seviyelerine getirdiklerini vurgulayan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Gözmen; geçen yıl tedarikte yaşanan sorunlar, pandeminin bitmesiyle diğer uluslararası aktörlerin devreye girmesi ve maliyetlerde yaşanan yüksek artışlardan dolayı rekabet gücünün azalmasıyla ihracatın yüzde 20 düşüşle 1,8 milyar dolara gerilediğinin bilgisini paylaştı. Bu yılın ilk 4 ayında dünya piyasalarındaki kısıtlamalardan dolayı deri sektörünün değerde yüzde 28, miktar bazında ise yaklaşık yüzde 20 düşüş yaşadığını söyledi. Gözmen, “Yüzde 15’e yakın bir iskonto yapmamıza, maliyetlerin çok çok altında veya kârsız satışlar yapmamıza rağmen ciddi şekilde pazardaki payımızı kaybetmeye başlamışız. Bunun en büyük sebebi sadece maliyetler ve döviz kurunun sabit gitmemesi değil elbette. Dünyadaki diğer tedarikçilerin ortaya çıkmasıyla beraber küresel ekonomideki kısılma. Diğer tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde de yüzde 20’nin üzerinde bir talep kısılması gözleniyor. Ama bu deri konfeksiyon sektöründe yüzde 40’a yakın bir talep kaybı anlamına geliyor. Tolere edilebilecek bir şey değil ciddi bir şekilde kan kaybı yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.

ACİL TEŞVİK VE DESTEK TALEBİ

Farklı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ihracatçının önünü açabilecek teşviklere acil ihtiyaç olduğunun altını çizen Gözmen, “İthalata konulacak vergiler içerideki enflasyonu da körükleyeceği için devletten bunu beklemiyoruz. Çünkü devletin birinci önceliği şu anda enflasyonu indirmek. Yani biz hem devletin elini güçlendirmek hem ihracatçının dayanabilir pozisyona getirilmesi için ülkeye döviz kazandıranların birtakım muafiyetlerden daha fazla faydalanması, kur farkından dolayı herhangi bir vergilendirme yapılmamasını talep ediyoruz.” dedi.

Sektörün ana pazarı olan Rusya’da savaş sonrası yüzde 70, Ukrayna’da yüzde 90 düşüş olduğunun bilgisini paylaşan Gözmen sözlerini şöyle sürdürdü; “Deri kürk konfeksiyonda kilo fiyatımız 135 dolarlardan 110 dolarlara geriledi. Çin’in ve rakip ülkelerinin satış fiyatları 35 ve 50 dolar seviyelerinde. Fiyatlarımız 35 ile 70-80 dolar arasına gelmediği için biz pazarlara giremiyoruz ve ürün satamıyoruz. Bunun için ihracatçılara ilave teşvikler lazım.

Birim fiyatımızın yükselmesi katma değer olarak iyi gözükse de reel olarak elimizdeki pazarları  kaybediyoruz. Geçen yıl deri ve kürk konfeksiyonda ihracat 236 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti. Bu yılın ilk 4 ayında yüzde 40 düşüşte gidiyor. Deri ürünleri genelinde 750 milyon dolar olan ihracat ilk 4 ayda 510 milyon dolar oldu.”

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/12-deri-ve-kurk-modasi-fuari-basladi/feed/ 0
Dijital Çağın Sorunu: Kusursuz Güzellik Hastalığı https://www.foxtvhaber.com.tr/dijital-cagin-sorunu-kusursuz-guzellik-hastaligi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dijital-cagin-sorunu-kusursuz-guzellik-hastaligi/#respond Fri, 19 Jan 2024 22:00:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2542 Günde ortalama 8 saatten fazla zaman geçirilen sosyal medya platformlarında binlerce paylaşım yapılıyor. Bu durum bazı sorunları da beraberinde getiriyor.

Bunlardan biri de sosyal medyada sürekli efektler kullanılarak çekilen fotoğrafların paylaşılması sonucu kişinin gerçeklik algısından uzaklaşarak, aynadaki görüntüsünde kusur araması, efektli fotoğraflarına benzeme arzusu olarak tanımlanan Dismorfofobi ya da bilinen diğer adıyla kusursuz güzellik hastalığı, en çok genç kuşağı tehdit ediyor.

YANLIŞ ÜRÜN TERCİHİ CİLT YAPISINI BOZUYOR

Kusursuz güzellik algısının yanlış ürün kullanımına yönlendirdiğinin altını çizen Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, “ Kişi, paylaştığı fotoğraftaki görsele ya da gördüğü, güzel bulduğu fotoğrafa özeniyor. Aslında olmadığı özendiği kişi olmaya çalışıyor. Bu da beraberinde yanlış tercihlere neden oluyor. Kişiler hekime başvurmadan cildinde olan kusuru ya da hastalığı internetten daha kolay çözebileceklerini sanıyorlar.

Fakat çok dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü herkesin cilt yapısı farklı olduğu için özellikle fenomenler tarafından pazarlanan ürünlerin kullanımı güzel olayım derken sizde deri hastalığına neden olabilir. Bir ürünle düzeltilemeyen cildi farklı bir ürünle düzeltmeye çabalamak derinin yapısında karmaşaya yol açarak var olan sorunu daha da fazla büyütebilir. Bu süreçte hem hastalar maddi kayba uğrarken hem de özgüven kaybı ile beraber psikolojik sorunlarla uğraşabiliyor.” dedi.

GÜZELLİK ARARKEN KOZMETİK AKNE OLMAYIN

Yanlış ve çok ürün kullanımının hastalık getirebileceğine işaret eden Prof. Dr. Karadağ, “Deri yapısını tanı6madan içerikleri onaylı olmayan ürünlerin yoğun bir şekilde kullanımı ve sürülen kapatıcıların ile kozmetik ürünlerin tam temizlenmemesi kişilerin gözeneklerini tıkayarak çok sayıda komedon oluşumuna bu da kozmetik akne olarak adlandırdığımız duruma yol açıyor.

Bu durum hastalarda ya akne hiç yokken aniden ortaya çıkan akne olarak ya da mevcut aknenin şiddetlenip tedaviye cevap vermemesi şeklinde karşımıza çıkıyor. Maalesef günümüzde çok sayıda hastanın cildinde sorun yokken sırf kulaktan dolma veya sosyal medyadan gördükleri ürünleri alıp kullanarak benzer sorunlarla karşılaştıklarını görüyoruz.

Dijitalleşmenin artması cilt ile ilgili ürünlere ve işlemlere olan talebin artmasına neden oldu. Sosyal medyada dermatolog olmayan, hekim olmayan farklı kişilerin deri hastalıkları ile ilgili çok sayıda paylaşım yaptıklarını görmekteyiz. Yine çok sayıda güzellik merkezinde yetkinlikleri olmadığı halde deri hastalıklarının tedavisi yapılmaktadır. Bazı hastalarımız ne yazık ki bu tarz yerlere güvenerek ciddi mağduriyet yaşıyor. Bu nedenle Bizim dermatologlar olarak sloganımız ‘’Derinizi dermatologlara emanet ediniz’’.

FİLTRELER YERİNE DOĞAL YAŞ ALMAK MÜMKÜN

Dijitalleşmenin artmasının, hastaların ciltleriyle ve kendileriyle daha fazla uğraşmasına neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, “ Bu durum bir sorun olarak görünse de bir yandan da bilinçli hastalar daha erken yaşlarda dermatoloğa başvurarak hem cilt bakım rutini oluşturuyor hem de antiaging ürünlerine daha erken yaşta başlıyorlar. Bu durum yaş alma sürecinin de yavaşlamasını sağlıyor. Böylelikle filtre ve kapatıcı kullanmaya gereksinim azalıyor.

Deri kalitesini artıran mezoterapi, PRP, mikroiğneli radyofrekans ve lazer gibi sistemlere erken yaşta başlanması doğal yollarla cildin genç kalma sürecini de uzatıyor.” diyerek sözlerini tamamladı.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/dijital-cagin-sorunu-kusursuz-guzellik-hastaligi/feed/ 0