Sağlık Bilgi ve Yönetim Sistemleri Topluluğu (HIMSS) Avrasya Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı, Antalya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde başladı.
Bakan Memişoğlu, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin hayatın her alanını derinden etkilediğini söyledi.
“Endüstri 4.0” olarak ifade edilen dijital dönüşümün, kendi kendini yöneten otonom sistemleri ve insansız iş akışları gibi kavramları öne çıkarttığına dikkati çeken Memişoğlu, ‘endüstri 4.0’ ile tüm dünyanın, veri madenciliği, makineler arası iletişim, bulut bilişim, nesnelerin interneti, yapay zeka, artırılmış gerçeklik gibi kavramları çokça konuştuğunu kaydetti.
Memişoğlu, sağlık sektörünün de dijital dönüşümün en güçlü yaşandığı alanların başında geldiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Sağlık sektöründeki dijital dönüşüm, elbette teknolojide yaşanan gelişmelere paralel gerçekleşiyor. Ancak bu dönüşümü tetikleyen başkaca gelişmeler de oldu. Dünya nüfusundaki artış, yaşanan demografik değişiklikler ve ortaya çıkan küresel sağlık krizleri gibi sebepler, sağlık sistemlerinde hızlı bir değişim ve dönüşümü zorunlu kıldı. Özellikle Kovid-19 küresel salgını sonrası dünyada, sağlık sistemlerinin kriz yönetme kabiliyetlerinin çok daha kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde planlanması, donatılması ve sağlık hizmetlerinin yeni yöntemlerle desteklenerek sunulması gerekliliği ortaya çıktı. Bu süreçte devletlerin hızlı karar alma kabiliyetleri, sağlık yönetişim süreçlerinin etkin hale getirilmesi, vatandaşların sağlığa erişiminin kolaylaşması, vatandaşların sağlığın takibi gibi birçok mesele kritik önem kazandı. Bu noktada dijital dönüşümün etkisiyle, dünyada değişen hasta profiline de dikkat çekmek gerekiyor. Hastalar, internet ve benzeri kitle iletişim araçları sayesinde sağlık bilgilerine daha kolay erişebiliyor ve kendi sağlık yönetim süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmak istiyor.”
“Yapay zeka uygulamaları ile sağlık sektörünü yeniden yapılandırdık”
Türkiye’nin sürekli gelişen bir sağlık sistemine sahip olduğunu dile getiren Memişoğlu, “Sağlık hizmeti sunumunda son 22 yılda önemli bir mesafe katettik. Gelinen noktada bu süreci daha ileri bir noktaya taşırken, sağlığın bilim ve teknolojisini üretip sürdürülebilir altyapısını güçlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Memişoğlu, hızla gelişen yapay zeka uygulamalarıyla sağlık sektörünü yeniden yapılandırdıklarını, yeni teknolojilerle sağlık kurum ve kuruluşlarının yönetimi başta olmak üzere, sağlığın korunması, tedavi süreçleri ve hastalarla iletişim gibi tüm süreçleri elden geçirdiklerini anlattı.
Sağlık hizmetlerinin sunumunda randevu, takip, raporlama gibi işlemlerin, internet altyapısı ve mobil bağlantı çözümleri ile büyük oranda sanallaştığına işaret eden Memişoğlu, “Klinik alanda yapay zeka uygulamaları ile teşhis, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve sağlığın korunması gibi süreçlerde yeni yöntemleri hayata geçiriyoruz. Dijitalleşmede başarılı EMRAM validasyon deneyimine sahip sağlık kuruluşlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bu durum aynı zamanda, dijitalleşen sağlık eko sisteminin kökleşmesine ve derinleşmesine yol açıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye sağlık kategorisinde 90 puanla 4. sırada yer alıyor”
Bakan Memişoğlu, Avrupa Komisyonunun 2024’te yayınladığı e-Devlet Ölçütü Raporu’nda puanlama yapılırken kullanıcı odaklılık, şeffaflık, temel etkinleştiriciler ve sınır ötesi hizmetler olmak üzere dört temel kritere yer verildiğini aktardı.
Raporda, AB hükümetlerinin genel performans puan ortalamasının 76 olarak tespit edildiğini belirten Memişoğlu, Türkiye’nin 83 puanla AB ortalamasının üzerinde değerlendirildiğini söyledi.
Türkiye’nin aynı raporda 11 puanlık artışla son dört yılda en çok gelişme gösteren ülkelerden birisi olarak gösterildiğinin altını çizen Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Burada en önemli göstergelerden birisi de sağlık alanında yapılan değerlendirme. Türkiye sağlık kategorisinde 90 puanla 4. sırada yer alıyor. İlk üç sırada Lüksemburg, Malta ve Estonya’nın yer aldığı dikkate alındığında, nüfus büyüklüğüne göre ülkemiz birinci sırada bulunuyor. Türkiye olarak, gerçekten de dijital dönüşüm alanında son 22 yılda önemli bir mesafe katettik. Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar, Türkiye’de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik. Sağlığın bugününü değiştiren ve geleceğini etkileyen bir dizi dijital sağlık uygulamasına imza atmış bulunuyoruz.”
“Aile hekimliğini güçlendireceğiz”
Sağlık Bakanlığı olarak bireyin, kendi sağlığı üzerindeki sahiplenmesini ve kontrolünü artırdığı koruyucu sağlık hizmetini geliştirmeyi hedeflediklerini dile getiren Memişoğlu, doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedavinin mümkün olacağı, verimli ve sürdürülebilir sağlık sistemini güçlendireceklerini kaydetti.
Memişoğlu, bu süreçte aile hekimliğini güçlendireceklerini vurgulayarak, “İkinci ve üçüncü basamakla entegrasyonlarını arttırarak, vatandaşımızın doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedaviyi alarak şifa bulmasına önem veriyoruz. Şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmasını geliştireceğiz. Çok sayıda branşta, denetim ve değerlendirme bilim kurulları oluşturuyoruz.” dedi.
Sağlık Bakanlığı olarak yeni dönemde hekimlerin bilim üretmeleri noktasında en güçlü şekilde teşvik edici bir rol oynayacaklarına da değinen Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) üzerinden oluşturacakları ekosistem ile “faz1” çalışmaları yürüten bilim insanlarına destek vereceklerini anlattı.
Memişoğlu, araştırma hastanelerinde teknoloji transfer ofisleri kurduklarını, AR-GE ve üretim süreçlerini planlayıp, AR-GE ekiplerine gerekli bilgi ve deneyim aktarılmasına rehberlik ettiklerini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kacır, KOBİ’lerin küresel ve ulusal ölçekte rekabet gücünü ileriye taşıyacak programın açılışında yaptığı konuşmada, yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri, robotik gibi yenilikçi teknolojilerin, bu yeni dönemde günlük yaşam pratiklerine ve karar alma mekanizmalarına yön verdiğini anlattı.
Bu teknolojileri iş modellerine adapte ederek dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştirmenin, işletmelerin müşterilerine etkin, verimli ve hızlı hizmet sunabilmesinin anahtarı haline geldiğini aktaran Kacır, Bakanlık olarak sanayicilerin ve işletmelerin dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında olduklarını söyledi.
Kacır, imalat sanayisinin ihtiyaç duyduğu teknolojinin yerli imkanlarla geliştirilmesini sağlayan, ihtiyaç duydukları insan kaynağı ve bilimsel altyapıyı güçlendiren bir vizyonla hareket ettiklerini belirterek, “TÜBİTAK ile dijital dönüşüm alanında son 22 yılda 9 bin 500 projeye yaklaşık 47 milyar lira destek sağladık. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’mız kapsamında firmalarımızın ihtiyaç duyduğu dijital dönüşüm çözümlerinin geliştirilmesini ve imalatını AR-GE aşamasından seri üretime kadar destekliyoruz. Program kapsamında yürüttüğümüz Dijital Dönüşüm Çağrısı ile yatırım büyüklüğü 448 milyon dolara ulaşan aralarında otomasyon sistemlerinin, büyük veri platformunun, akıllı sensörlerin üretimlerinin bulunduğu 42 projenin önünü açtık.” diye konuştu.
İşletmeleri dijital dönüşüme hazırlamak ve mevcut iş gücünü 4. Sanayi Devrimi ile ihtiyaç duyulan yetkinliklerle buluşturmak için ülkenin dört bir yanında model fabrikalar kurduklarını vurgulayan Kacır, işletmelere ve çalışanlara çeşitli hizmetler sunarak verimliliklerini artırdıklarını ifade etti.
“Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerini Türkiye’de kuruyoruz”
Kacır, dijital dönüşüm alanında uluslararası işbirliklerini güçlendirerek firmaların inovasyon ve teknoloji geliştirme altyapısı için kaldıraç görevi görecek altyapılara erişimini sağladıklarının altını çizdi.
Firmaların dijital dönüşümüne yönelik desteklerini güçlendirmek amacıyla 8,2 milyar avro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldıklarına dikkati çeken Kacır, “Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere işletmelerimize yatırım öncesi test, yatırımcı bulma hizmeti sağlayacak Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerini Türkiye’de kuruyoruz. Sanayicilerimizin, girişimcilerimizin ihtiyaç duymaları halinden Avrupa’daki benzer altyapılar bünyesindeki yetkinliklerden yararlanmalarına imkan tanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, dijital dönüşümün rekabetçi iş dünyasında sürdürülebilir ve başarılı iş modeli oluşturmak için tercihten öte bir mecburiyet haline geldiğini vurgulayarak, KOBİ’lerin bu yolculuktaki başarılarını güçlendirmek için Türkiye’ye has faktörleri dikkate alan, KOBİ’ler için özel olarak tasarlanmış değerlendirme aracı kullanılarak yetkinliklerinin analiz edilmesinin önemine işaret etti.
Doğru altyapı, nitelikli insan kaynağı, ihtiyaç ve hedeflerle uyumlu dijital dönüşüm projeleri ve finansman planlamasının başarılı bir dijital dönüşümün olmazsa olmazları olduğunu belirten Kacır, bu nedenle Dijital Dönüşüm Olgunluk Değerlendirme Modeli DDX’i geliştirdiklerini anlattı.
Kacır, modelin tüm ülke genelinde uygulanmasını sağlayacak insan kaynağını yetiştirdiklerine dikkati çekerek, KOSGEB destek programlarını da yeniden kurgulayarak KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğunda önlerindeki finansman engelini kaldırdıklarını söyledi.
“20 milyon liralık yeni finansman”
Bugüne kadar KOSGEB eliyle KOBİ’lerin dijital dönüşümü için 10 milyar lira destek sağladıklarını vurgulayan Kacır, şöyle devam etti:
“Uluslararası finans kuruluşlarıyla da işbirliğimizi artırarak yeni finansman mekanizmalarını KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. KOBİ Dijital Dönüşüm Destek Programı kapsamında imalat sanayinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabetçiliklerini ve verimliliklerini artırmaya yönelik dijital dönüşümlerini sağlamak için EBRD ile işbirliği yaptık. 300 milyon avroluk bir finansmanı Dijital Dönüşüm ve Olgunluk Değerlendirme Analizi gerçekleştirerek dijital dönüşüm ihtiyaçlarını tespit eden ve yol haritasını oluşturan KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. Dijital dönüşüm projelerini uygulayacak KOBİ’lerimize, 20 milyon lira üst limitli olmak üzere 36 ay vadeli uygun maliyetli finansmana erişim imkanı sağlıyoruz. Uygulamamızdaki ilk finansal kuruluş olarak TEB’i bu işbirliğinin tarafı olduğu için tebrik ediyorum. Önümüzdeki dönemde diğer finans kuruluşlarını da programa dahil ederek programın kapsamını genişleteceğiz.”
Geçen yıl imalat sanayi ihracatının 241 milyar dolar ile en yüksek değere ulaştığını ve toplam ihracattan yüzde 94,2 pay aldığını vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:
“Büyümede aslan payı sanayimizindir. Ekonomik ve sosyal kalkınmamızda kritik bir yere sahip olan KOBİ’lerimiz, sanayi çarklarının en önemli dişlisidir. Yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasında attığımız adımlarda imalat sanayi işletmelerimizin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lerimiz olmazsa olmazımızdır. Bu sebeple tüm imkanlarımızla ülkemizin potansiyeline inanan, büyük ve güçlü Türkiye idealine gönül veren vizyoner, çalışkan iş insanlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ülkemizi küresel düzeyde ileri teknoloji üretim merkezi haline getirecek, bilgi temelli dijital ekonomiyi büyütecek, yenilikçi ve girişimci insan kaynağımızı güçlendirecek adımları atarken imalat sanayimizin ikiz dönüşümünü de kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu doğrultuda, EBRD ve diğer uluslararası finans kuruluşlarıyla işbirliğini güçlendirmeye devam edeceğiz.”
Buna göre söz konusu dönemde Türkiye’nin, sanayinin yüksek teknoloji alanlarındaki kapasitesinin güçlendirilmesi hedefiyle “teknoloji odaklı sanayi hamlesi” kapsamında açılan çağrılarla ithal ürünleri ikame edebilecek ürünlerin geliştirilmesine destek verildi.
2022’de 129 ürünün yerlileştirilmesi desteklenirken bu sayı geçen yıl 50 oldu. Bu yıl desteklenmesi öngörülen ürün yerlileştirme sayısı 60, 2025’te 70 ve 2026’da 80 olarak belirlendi.
Strateji kapsamında dijital dönüşümlerin sağlanması amacıyla yol haritaları da oluşturuldu. “5G ve Ötesi Teknolojiler ile Bağlantılı Yaşam”, “Sanayinin Dijital Dönüşümü”, “Finans ve Ticarette Dijital Dönüşüm” yol haritaları hazırlanırken “Akıllı Yaşam ve Sağlık Ürün ve Teknolojileri”, “Mobilite Araç ve Teknolojileri” yol haritaları ile “Ulusal Yapay Zeka Stratejisi” ilan edildi.
1572 HIZLI ŞARJ İSTASYONU İÇİN DESTEK VERİLDİ
5 yıllık dönemde imalat sanayisinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) içindeki payı yüzde 18,3’ten yüzde 22,1’e yükseldi. Bu alandaki ihracat da geçen yıl 241 milyar dolara ulaşarak, 210 milyar dolarlık 2030 hedefinin üzerine çıkıldı.
“Turcorn” olarak da adlandırılan Türkiye’nin unicorn (değerlemesi 1 milyar doları geçen teknoloji girişimi) sayısı bu süreçte 7’ye yükselirken teknoloji tabanlı işlere yapılan yıllık yatırım 2022’de 1,5 milyar dolara ulaştı.
5 ana bileşenden oluşan strateji çerçevesinde, yüksek teknolojiden dijital dönüşüme, beşeri sermayeden altyapıya kadar çeşitli projeler gerçekleştirildi.
“Yüksek Teknoloji ve İnovasyon” başlığında en önemli konular arasında yer alan TOGG’un ilk teslimatı geçen yıl yapılmıştı. Mobilitede elektrifikasyon altyapısını güçlendirmek amacıyla 20 firmaya 1572 hızlı şarj istasyonu için destek verildi. Bu yolla Türkiye, Avrupa’da şarj altyapısında lider konuma yükseldi.
Ayrıca, “Milli Uzay Programı” kapsamında Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu başarıyla gerçekleştirilirken “Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü” kurularak “İleri Malzeme Teknoloji Yol Haritası” yayımlandı.
MODEL FABRİKA SAYISI 8’E ÇIKTI
“Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi” başlığında “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı” ile toplam 5 çağrı açılırken yüksek katma değerli 182 proje destek kapsamına alındı.
“Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirmesi” uygulamasına 176 başvuru geldi.
Türkiye Dijital Dönüşüm Değerlendirme Aracı da söz konusu 5 yıllık dönemde uygulamaya konulurken KOSGEB Dijital Dönüşüm Desteği geçen yıl verilmeye başlandı.
Yetkinlik ve dijital dönüşüm merkezleri (model fabrika) sayısı 8’e yükseldi.
Sürdürülebilir sanayi için kritik nitelik taşıyan “Yeşil OSB” projesi 2021’de ve “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” 2023’te Dünya Bankası finansmanıyla başlatıldı.
BEŞERİ SERMAYE VE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ GÜÇLENİYOR
“Beşeri Sermaye” başlığında ise gençleri bilim ve teknolojiye teşvik etme çalışmaları neticesinde TEKNOFEST 2018’de 20 bin olan yarışmacı başvurusu, 2023’te 1 milyonun üzerine çıktı. 81 ilde 100 Deneyap atölyesinde 18 bin öğrenci yer aldı.
“Uluslararası Yetenek Transferi Programı” da devreye alınarak, nitelikli yabancı iş gücüne 112 meslek kodunda istisnalar tanındı. 2022’de 2 binin üzerinde doktoralı yabancıya çalışma izni verildi.
Türkiye Açık Kaynak Platformunun kurulması ise kamu kurum ve kuruluşlarında yaygın şekilde açık kaynak yazılım projeleri başlatılmasına olanak tanıdı. İstanbul ve Kocaeli’de açılan “42 Yazılım Okulları”nda 2023’te ana eğitim öğrenci sayısı bine yaklaştı.
TEKNOLOJİ VE İNOVASYON FONU İŞ BAŞINDA
“Girişimcilik” başlığında ise bu alandaki ekosistemi güçlendirmek adına 2020’de 475 milyon liralık “Teknoloji ve İnovasyon Fonu” kuruldu. Bu yolla 3 fon ve 6 girişime yatırım yapıldı.
Söz konusu alanda “TURCORN 100 Programı” başlatıldı ve “Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejisi 2022-2025” yayımlandı. Take Off Uluslararası Girişim Zirvesi’ne başvuran start-up sayısı ise 5 katına çıktı.
LOJİSTİK MERKEZLERİN SAYISI 13’E YÜKSELDİ
“Altyapı” başlığında TÜBİTAK BİLGEM Yapay Zeka Enstitüsünün kurulması, Ulusal Yapay Zeka Stratejisi belgesinin yayımlanması ve Savunma Sanayii Yapay Zeka Platformunun oluşturulması, Türkiye’nin yapay zeka alanında öne çıkan adımları arasında yer aldı.
“Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve 2. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı” ile de enerji sektöründe sürdürülebilirlik adına projelere odaklanıldı. 2019-2023 döneminde lojistik merkezlerin sayısı 13’e yükseldi.
Atılan adımlar milli sanayi ve teknoloji hamlelerinde yeni projelerin de kapısını açtı. “Türkiye Yüzyılı” olarak adlandırılan yeni dönemde bu alanlardaki projelere ağırlık verilerek orta yüksek ve yüksek teknolojili üretim ve ihracatın artırılması hedefleniyor.
]]>Tarım ve teknoloji alanında faaliyetlerini sürdüren Agrotech’in bağlı ortaklığı Grid, Dubai Türk İş Konseyi (TBC) ile yeni bir anlaşmaya imza attı. Grid, dijital dönüşüm sürecinin önemli bir ayağı olarak planlanan TBC Web Platform projesi için TBC’nin iş ortağı olurken; Dubai’de düzenlenen imza törenine Dubai Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk, TBC Bilişim Komitesi Lideri Görkem Çokçetin, Grid Grup Şirket Kurucusu Murat Teksöz ve Grid Ortadoğu Bölge Sorumlusu İlker Torlak katıldı.
2004 yılında Dubai Ticaret Odası çatısı altında kurulan ve Dubai'deki Türk iş dünyasını temsil eden tek sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteren Türk İş Konseyi, Türkiye ile iş yapmak isteyen Türk ve uluslararası profesyoneller, Türk şirketleri ve uluslararası firmalar için bir iş bağlantı noktası olmayı hedefliyor.
15 yılı aşkın süredir bilişim teknolojileri, e-ticaret, e-devlet, e-sağlık çözümleri, proje yönetimi için teknoloji, finans ve üretim alanında uçtan uca hizmet veren bir sistem entegratörü olan Grid ise 23'ten fazla ülkede faaliyet gösterirken; 2023 yılında Agrotech bünyesinde halka arz olarak binin üzerinde çalışanıyla sektörde lider konumda bulunuyor.

‘HEDEFLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM’
TBC Başkanı Kanat Kutluk iş birliğiyle ilgili olarak, “Grid’in geniş sektörel deneyimi ve başarıları ile TBC Web platformumuzu etkin bir şekilde hayata geçireceğimize inanıyorum. Bu işbirliği, Dubai Türk İş Konseyi olarak dijital dönüşüm hedeflerimiz için önemli bir adım olacak. Web platform projesi ile TBC’nin verimliliğini artırmak, üyelik süreçlerini hızlandırmak ve otomatikleştirmek ve etkileşimli bir iletişim merkezi oluşturmayı hedefliyoruz. Ayrıca bu platformun sağlamış olduğu yapay zeka temelli e-ticaret yapısı ile üyelerimizin anlaşmalı üye iş yerlerinden daha hızlı ve verimli hizmet alabileceği bir sistemide kurgulamaktayız” diye konuştu.
‘BÖLGEDE ÖNEMLİ BİR SİSTEM ENTEGRATÖRÜ OLMAK İSTİYORUZ’
Grid Şirket Kurucusu Murat Teksöz, “Dubai Türk İş Konseyi ile iş birliği yapmaktan, böylesi stratejik projenin ihalesini kazanmaktan ötürü büyük gurur duyuyoruz. TBC'nin dijital dönüşümüne katkıda bulunacağız. Aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nde başta e-ticaret olmak üzere dijital dönüşüm projelerine yatırımlarımızı TBC desteği ile hızlandırarak bölgede önemli bir sistem entegratörü olmak istiyoruz” dedi.
]]>2 BİN DİJİTAL ELÇİ
Kestioğlu, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) akademisyenleri ile birlikte hayata geçirdikleri ‘OSB Dijital Dönüşüm Programı’ ile ilk olarak şirketlerin çalışanlarına dijital eğitim verdiklerini kaydetti. Böylece geçen yıl 400 firmada 1000 dijital elçi yetiştirdiklerini belirten Kestioğlu, bu yıl da 500 işletmede 1000 kişinin eğitimi için yeni sürecin başladığını ve 3 ay süreceğini söyledi. Kestioğlu, program kapsamında ayrıca işletmelere dijital anlamda nerede olduklarının tespiti konusunda danışmanlık hizmetlerinin de başlayacağını kaydetti.
AMORTİ 5 AYDA
Vodafone’nun sadece mobil çözümler ve sabit kurumsal bağlantılar sunan bir telekom şirketi değil, aynı zamanda IoT, yapay zeka, bulut uygulamaları, veri merkezleri ve siber güvenlik gibi teknoloji ve inovasyonlarla, işletmelerin ihtiyaçlarına yönelik birçok çözümü de sağlayan bir şirket olduğunu belirten Kestioğlu, fabrikalara akıllı sistemler kurarak hem verimlilik hem de ciro artışı sağladıklarını söyledi. Dijital dönüşümün işletmeler için bir masraf kalemi olmadığını belirten Ketioğlu, dijital yatırımın 5-6 ay gibi kısa sürede kendini amorti ettiğini dile getirdi. Dijital sistemi kendilerinin kurduğunu, işletmelerin ise kullanım bedeli ödediğini belirten Kestioğlu, “Bizim bir de finansman şirketimiz var. Eğer işletme, kullanım bedeli ödemek yerine dijital sistemi satın alarak yatırım yapmak isterse o zaman da finansman desteği sunuyoruz” dedi.
Özlem Kestioğlu, Memiş Kütükcü (ortada) ve Halit Keskin, OSB’lerdeki ‘Dijital Dönüşüm Programı’nın detaylarını paylaştı.
Dijital Dönüşüm Programı’ndan yararlanan Gaziantep merkezli Kurt Kumaş’ın OSB’deki fabrikasında el değmeden bebek bezi yarı mamulü üretiliyor.
YÜZDE 45 VERİMLİLİK ARTIŞI
Özlem Kestioğlu, işletmelere dijital dönüşümün sağladığı katkıları şu örneklerle anlattı:
“Balıkesir OSB’nin kendisine ve buradaki birçok işletmemize IoT tabanlı bir çözümümüz olan Red Enerji ürünümüzü entegre ettik. Enerji panelleri ile entegre verilerin TEİAŞ’a aktarılması ile 65 şirketin kurulumu tamamlandı ve bu şirketlerin her birinde çok önemli verimlilik artışları sağlandı.
Okursoy firmasına ise Akıllı Fabrika Çözümü’müzle hizmet sunuyoruz. Bu çözüm sayesinde etkili kaynak yönetimi yapan Okursoy, fabrikasında yüzde 45 oranında verimlilik artışı kazandı.
2007 yılından bu yana, tıbbi ürün taşıma gibi kritik bir sektörde başarıyla faaliyet gösteren E-Kargo da Metro Ethernet, Red Kontrol ve Bulut Santral hizmetlerimizden yararlanıyor.E-Kargo; zaman yönetimi, daha hızlı bilgi akışı gibi operasyonlar açısından önemli avantajlar elde etti.”
ÜRETİMDE REKABET DÖNEMİ
Türkiye’de 400 OSB olduğunu ve 67 bin işletmede 2 milyon 620 bin kişinin istihdam edildiğini belirten OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, “Sanayi üretiminin yüzde 45’i OSB’lerde gerçekleştiriliyor. Artık satış rekabetinin yerini üretim rekabeti aldı.Verimli üretim için dijital dönüşüm bir ihtiyaç” dedi. YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halit Keskin ise “Programla; dijital strateji ve dijital iş modelleri, endüstri 4.0, nesnelerin interneti (IoT), bulut bilişim ve 5G, siber güvenlik, yapay zeka, makine öğrenmesi, blok zincir, dijital liderlik ve dijital pazarlama gibi konularda eğitim veriyoruz” dedi.