Din – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Wed, 24 Jul 2024 02:12:03 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP sözcüsü Yücel’e sert tepki: Bu açıklama, Müslümanlara müdahaledir! https://www.foxtvhaber.com.tr/chp-sozcusu-yucele-sert-tepki-bu-aciklama-muslumanlara-mudahaledir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/chp-sozcusu-yucele-sert-tepki-bu-aciklama-muslumanlara-mudahaledir/#respond Wed, 24 Jul 2024 02:12:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16321
  • Haber7 – ÖZEL

  • Tesettürün önemine dikkat çeken son Cuma hutbesini hedef alan CHP Sözcüsü Deniz Yücel, yaptığı basın toplantısıyla tepki çekti. 

    CUMA HUTBESİNİ VE ALİ ERBAŞ’I HEDEF ALDI

    Ayetlerin okunduğu Cuma hutbesine ‘saçmalık’ diyen ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı hedef alan CHP Sözcüsü Yücel, “Bir Diyanet İşleri Başkanı var ki akıllara zarar! Adam kendini resmen Şeyh’ül-İslam sanıyor. Geçtiğimiz Cuma hutbesinde, ‘Kadınların yüz, el ve ayakları hariç örtünmesi gerektiğini, kadınların gençlerin erken yaşta evlenmesi gerektiğine’ dair bir şeyler saçmalamış. Diyanetin sınırsız bütçesiyle, saltanat süren bu hadsiz adam, Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu unutmuşa benziyor. Unuttuysan hatırlatalım, Ali Erbaş! İnsanların giyimine, yaşam tarzına, kaç yaşında evleneceklerine telkin ve tavsiye yoluyla dahi karışamazsın. Haddini bil! Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti! Türkiye’de kadınlar kaç yaşında kadınlar kaç yaşında evleneceklerine kendileri karar verebilirler. Türkiye’de kadınlar siz istiyorsunuz diye dört duvarına sıkışıp kalmazlar.”  ifadelerinde bulundu.

    CHP SÖZCÜSÜNE TEPKİ YAĞIYOR: CUMA HUTBESİ MÜSLÜMANLARI İLGİLENDİRİYOR

    Haber7‘ye açıkalmalarda bulunan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, CHP sözcüsü Yücel’in ifadelerine tepki gösterdi. Ayetler ve hadisler ışığında hazırlanan Cuma hutbesine ‘saçmalık‘ denilmesine tepki gösteren ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘a destek veren Anadolu-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Mustafa Güçlü ve Diyanet-Sen eski Başkanı Mehmet Bayraktutar, “Sayın Ali Erbaş yasalara uygun olarak görevini yapmıştır. Cuma hutbesi Müslümanlara hitap etmektedir.” dedi.

    BAYRAKTUTAR: İMAN EDENLER NASİHATLERE UYMALI

    Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası (Diyanet-Sen) eski Başkanı Mehmet Bayraktutar, Haber7‘ye yaptığı açıklamada, CHP Sözcüsü Yücel’i eleştirdi. 

    İman edenlerin emirleri yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Bayraktutar, “Kur’an-ı Kerim, insanlara doğru yolu kendi akıllarıyla bulmaları için bir rehberdir. Kur’an-ı Kerim, Allah tarafından Hazreti Muhammed’e indirilmiş ilahi bir kitaptır. Allah’a, Resulüne ve Kur’an’a iman edenler, içindeki emir ve talimatlara, nasihatlere uymalıdır” dedi.

    BU DİN ANLATILMAK VE YAŞANMAK İÇİN GÖNDERİLMİŞTİR

    Ali Erbaş’ın görevinin İslam’ı anlatmak olduğuna vurgu yapan Bayraktutar, “Ahzab Suresi ve Nur Suresi’ndeki ayetler, kadınların örtüsüne işaret eder. Bu bir emirdir ve öyle olması gerekir. Sayın Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş, doğrusunu söylemiştir. Bu din anlatılmak ve yaşanmak için gönderilmiştir” ifadelerini kullandı.

    TOPLUMU DEJENERE EDEN ZİHNİYET ELBETTE ELEŞTİRİLMELİ

    Dejenarasyona sürükleyen zihniyetin eleştirilmesi gerektiğini söyelyen Bayraktutar, “Diyanet İşleri Başkanı, ölçüsüz giyim tarzıyla toplumu dejenerasyona sürükleyen ve kız çocuklarımızı perişan bir hale getiren zihniyeti bir Müslüman olarak elbette eleştirmelidir. Biz kimsenin giyimine karışmıyoruz; bu Allah’ın emridir.” dedi.

    CHP, ALMIŞ OLDUĞU TALİMATLARI YERİNE GETİRİYOR

    Geçmişten beri CHP’nin aynı zihniyette olduğunu belirten Bayraktutar, “Şimdi bunu eleştiren de bir CHP sözcüsü. Bunların işi bu zaten. Bunlar tarihten bu yana, özellikle İsmet İnönü’nden sonra bu ülkeye hiçbir katkıda bulunmamışlardır. Bunlara ta başından beri bir görev verilmiştir. ‘Türkiye ve Türkleri bırakın dinden çıkarmayı, İslam’ı yaşatmayı bunlardan alın. Onlar kendileri bizim gibi olurlar’ diye ağabeylerinin nasihatleri var. Ve bunlar da bunu uyguluyor. Almış olduğu görevi ve talimatı yapıyorlar demek ki!” şeklinde konuştu.

    MÜSLÜMANSA MÜDAHALE ETMEMESİ LAZIM, DEĞİLSE DİNİME KARIŞAMAZ!

    CHP’nin laikliği istismar ettiğini ve Müslümanlara laiklik adı altında müdahale ettiğini kaydeden Bayraktutar, “Eğer bu sözcü Müslümansa, buraya müdahale etmemesi lazım. Ali Erbaş, bunu söylerken müdahale etmiyor. ‘Eğer siz Allah’a inanıyorsanız, Müslüman kadınlara söyle boyunlarını örtsünler, elbiselerini uzun ve vücut aksamlarını belli etmeyecek şekilde giyinsinler!’ Bu, Müslümanlara gelen bir emirdir. Ama bu sözcü Müslüman değilse, benim dinime karışmasın. O da gitsin istediği gibi yaşasın. Biz Müslüman olanlara söylüyor bunu, hatırlatmada bulunuyor. Allah’ın emridir. Kendileri Müslüman değilse, iman etmemişlerse, onlar Müslümanların dinine müdahale ediyorlar. Bizim dinimizin emirlerini Diyanet İşleri Başkanı söylemeyecek mi?” dedi.

    ATATÜRK’ÜN KURDUĞU DİYANET’E TAHAMMÜL EDEMİYORLAR

    Diyanet’i Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğunu hatırlatan Bayraktutar, “Diyanet İşleri Başkanlığını, Mustafa Kemal Atatürk niye kurdu? Atatürk’ün kurduğu Diyanet’e bile tahammül edemiyorlar. Bu nasıl bir anlayış? İşleri güçleri İslam’a ve Müslümanlara saldırmak. Bu ülkeyi ve 1500 yıldır Müslüman olan bu milleti tart ediyorlar, kabul etmiyorlar, rezil etmeye çalışıyorlar. Aklını başına alsın herkes. Biz onun hayatına karışmıyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

    ALİ ERBAŞ’IN YANINDAYIZ!

    Başkan Ali Erbaş’a teşekkür eden Bayraktutar, “Ali Erbaş hocamın sonuna kadar yanındayız. Bu devletin 40 sene bir memur ve bürokrat olarak hizmet etmiş. Müdahale etmesinler. Ali Erbaş yalnız değildir. Bu dinin emirlerini her zaman söyleyeceğiz. İmamlar da söyleyecek. Ali Erbaş’a da çok teşekkür ediyorum.” dedi.

    GAYRİMÜSLİMLER BUNUN MUHATTABI DEĞİLDİR

    Ali Erbaş Bey’in okuduğu ayet-i kerimeler Müslümanlara hitap etmekterdir. Gayrimüslimler bunun muhatabı değildir.” diyen Bayraktutar, “Bıraksınlar, kendi hayatlarını yaşasınlar. Bu ülke topraklarında milleti birbirine düşürmesinler. Müslümanlarla inanmayanları birbirine düşürmek ve bu ülkeyi karıştırmak istiyorlar. İstediklerini yaşasınlar, ama bizim dinimize, Rabbimizin emirlerine karışmasınlar. Biz bunu yaşayacağız” diye konuştu.

    GÜÇLÜ: ERBAŞ ANAYASAL VAZİFESİNİ YERİNE GETİRMİŞTİR

    Anadolu Eksen Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (ANADOLU-SEN) Genel Başkanı Mustafa Güçlü, Haber7‘ye yaptığı açıkalmada, Başkan Erbaş’ın yasalar çerçevesinde görevini yaptığını söyledi.

    Erbaş’a destek veren Mustafa Güçlü, “Genel olarak konuşmak gerekirse, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevi bellidir. Cuma günleri ve diğer günlerde Müslümanların dini vecibelerini yerine getirmesi için bilgilendirme yapmak, hem örgün hem yaygın olarak eğitim vermek, dini emirleri millete tebliğ etmek ve aydınlatmakla görevlidir. Cuma günleri hutbe okuması da farzlardan biridir ve bunu belirleme yetkisi Anayasa’ya, kanunlarımıza ve yönetmeliklerimize göre Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilmiştir. Sayın Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve ona bağlı olan kurumlar da, yasalar çerçevesinde dinin emirlerini millete tebliğ etmek, duyurmak ve aydınlatmakla görevlidir ve görevini yapmıştır.” diye konuştu.

    TOPLUM İLİŞKİLERİNİ NORMAL RAYINDA GÖTÜRÜYOR

    CHP sözcüsünün Cuma hutbesini hedef almasını eleştiren Güçlü, “İşin açıkçası, sanki ülkede bir Müslümanların toplum içinde bu tür konularda bir sıkıntısı varmış gibi bir algıya dönüştürülmesi doğru bulmuyoruz. Aslında toplumumuz bu meseleleri şu anda aşmış vaziyette. Açık giyinenler, kapalı giyinenler, tesettüre uyanlar ve uymayanlar… Toplum sosyal ilişkilerini ve münasebetlerini normal rayında götürüyor. Bu kapsamda toplumu gerecek bakış açısıyla cuma hutbesinin değerlendirilmesini doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

    DİYANET’İN HUTBELERİNİ DİKKATE ALMAK MÜSLÜMANLARIN İŞİDİR

    Cuma hutbesinin muhatabının Müslümanlar olduğunu kaydeden Güçlü, “Cuma hutbesinde Diyanet İşleri Başkanı, Kur’an ve sünnette geçen haliyle tesettürün ne olduğunu ifade etmiştir. İnsanlar buna uyar ya da uymaz. Bu, Cenab-ı Hakk ile insanların kendi arasındaki bir durumdur. Diyanet İşleri Başkanı burada sadece Müslümanlara bir hatırlatma yapmıştır. Diyanet’in hutbeleri hazırlayan biriminin yaptığı bu hatırlatmayı dikkate alıp değerlendirmek Müslümanların işidir” dedi.

    KUTUPLAŞTIRMA UYARISI

    CHP’nin açıklamasını kutuplaştırmaya yönelik bir değerlendirme olduğunu belirten Güçlü, “Bu açıklamayı kutuplaştırmaya yönelik bir değerlendirme olarak görmeyi doğru bulmuyoruz.” şeklinde konuştu.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/chp-sozcusu-yucele-sert-tepki-bu-aciklama-muslumanlara-mudahaledir/feed/ 0
    Hafızlar aldıkları eğitimle ‘donanımlı’ hale geliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/hafizlar-aldiklari-egitimle-donanimli-hale-geliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hafizlar-aldiklari-egitimle-donanimli-hale-geliyor/#respond Mon, 10 Jun 2024 22:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12382 İl Müftülüğünce açılan bir yıllık Kur’an-ı Kerimi Anlama ve üç yıllık İslami İlimler öğretim programlarında öğrencilere Arapça öğretilirken, Kur’an’ı da en iyi şekilde kavramaları sağlanıyor.

    İlkadım ve Canik ilçelerindeki kız, Alaçam ilçesinde ise erkek yatılı Kur’an kursunda hayata geçirilen programlara, Diyanet İşleri Bakanlığınca yapılan sınavda başarı gösteren öğrenciler katılabiliyor.

    Kur’an-ı Anlama Öğretim Programı’nda öğrencilere Kur’an-ı Kerim’i daha iyi kavrayabilmeleri için Arapça yazma ve okuma eğitimi veriliyor.

    Mezun olan öğrenciler daha sonra üç yıllık İslami İlimler Öğretim Programı’nda hadis, fıkıh, tefsir, akait, sosyal etkinlik ve rehberlik dersleri görüyor.

    İl Müftüsü Seyfullah Çakır, AA muhabirine, bu eğitimlerin çok kıymetli olduğunu ve seneye İslami İlimler Programı’ndan ilk mezunları vereceklerini söyledi.

    Öğrencilerin İslam konusunda en güzel şekilde yetiştirildiğini anlatan Çakır, “İslami ilimler eğitiminin gayesi öğrencilerimizi İslami alanda en güzel şekilde yetiştirmek. Dini mübini öğrenmesini sağlamak ve temel İslami bilimler dersleri dediğimiz tefsir, fıkıh, hadis, Arapça, akait ve bununla beraber diğer ilimleri en güzel şekilde burada öğrenip, anlayıp, kavrayıp hayatlarında İslami anlamda yapacağı hizmetlerde donanımlı, ehliyetli, liyakatli ve nitelikli personel yetiştirme amaçlanmaktadır.” dedi.

    Çakır, verilen eğitimin her ilde olmadığına işaret ederek, “Burada okuyan öğrencilerimizin çoğu ilahiyat fakültesini veya ilahiyat ön lisans eğitim ve öğretimini birlikte sürdürmekte. Dolayısıyla orada aldıkları eğitim, orayı bitirdikten sonra alacağı diplomalar görev alanında çeşitli kapılar aralayacak ama burada aldığı eğitimle de ilahiyat fakültesindeki eğitim ve öğretimine üst derecede katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

    – “HER KADEMEDE İNŞALLAH KENDİLERİNDEN İSTİFADE EDECEĞİZ”

    Öğrencilerin bu eğitimle akranlarına göre sınavlarda daha hazırlıklı ve donanımlı olacaklarına vurgu yapan Çakır, şunları kaydetti:

    “Yine göreve atandıktan sonra da orada bu bilgileriyle, bu ilimle, muhteşem bir şekilde yetişmiş olarak gerek Kur’an kurslarımızda gerek vaize olarak gerek din gönüllüsü kardeşlerimiz olarak, müftülüğümüzde din eğitimi uzmanı, din hizmetleri uzmanı olarak her kademede inşallah kendilerinden istifade edeceğiz. Ciddi şekilde hizmete hazır olacaklar ve hizmet sunacaklar. Bu da bizim için çok değerli ve önemli. Çünkü bizim olmazsa olmaz amacımız nitelikli personel.”

    – ÖĞRENCİLER EĞİTİMDEN MEMNUN

    Kuşçulu Yatılı Kur’an Kursu’nda İslami İlimler Programı’nda eğitim gören Şeyma Con da eğitimle ilmin bir sonunun olmadığını öğrendiğini dile getirerek, “Buraya katılmak isteyen arkadaşlara söyleyebilirim ki İslam dininin esaslarını doğru kaynaklardan öğrenerek Kur’an-ı Kerim’i anlayabilmek ve ona uygun yaşayabilmek için çok değerli bir eğitim alacaklar. Burada öğrenecekleri derinlikli ilmin her bir saniyesinden çok keyif alacaklar.” diye konuştu.

    Din kültürü öğretmeni olmak istediğini belirten Con, eğitim sayesinde rakiplerine fark attığını düşündüğünü sözlerine ekledi.

    Açıköğretim Fakültesi ilahiyat öğrencisi Beyzanur Alış ise hafızlığını tamamladıktan sonra Kur’an-ı anlama programına katıldığını söyleyerek, “Buradaki eğitimle gelecekte Diyanet İşleri Başkanlığımızın çok yetkin bir personeli olacağıma inanıyorum.” ifadesini kullandı.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/hafizlar-aldiklari-egitimle-donanimli-hale-geliyor/feed/ 0
    KADEM’e göre; “Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali’nde Toplumsal Cinsiyet” https://www.foxtvhaber.com.tr/kademe-gore-omer-nasuhi-bilmenin-buyuk-islam-ilmihalinde-toplumsal-cinsiyet/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kademe-gore-omer-nasuhi-bilmenin-buyuk-islam-ilmihalinde-toplumsal-cinsiyet/#respond Tue, 14 May 2024 01:48:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10585
  • Haber7

  • Kadın ve Demokrasi Vakfı’nın (KADEM) akademik süreli yayını KADEM Kadın Araştırmaları Dergisi’nde İslam alimi Ömer Nasuhi Bilmen’i konu alan bir makale yayımlandı.  

    TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ BAKIŞ AÇISIYLA ELE ALINDI

    Esra Aslan Turan tarafından yazılan makalede, Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali, ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ bakış açısıyla ele alındı. Geçtiğimiz Aralık ayında yayımlanan “Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali’nde Toplumsal Cinsiyet” başlıklı makalede, sosyal medyada tartışma konusu oldu.

    Sözkonusu çalışmaya, “İlmihaller iman, namaz, oruç, hac, zekât ve ahlak gibi konularda, İslam’ın temel kurallarını öğretmek için yazılmış, Türkiye’de dindarlığı şekillendiren kurucu eserlerdendir.” ifadeleriyle giriş yapılırken makalede ilginç iddialarda bulunuldu.

    İşte makalede dikkat çeken o ilginç iddialardan bazıları…

    “GELENEKSEL DEĞER YARGILARI, DİNÎ HÜKÜMLERİ ŞEKİLLENDİRDİ”

    ‘Öz’ başlıklı bölümde şu cümleler yer aldı:

    “Türkiye halk dindarlığının kurucu unsurlarından biri olarak görebileceğimiz Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali’nde ortaya konulan fetvalarda, kadın ve erkek olmanın ele alınma şekli, metnin tamamı gözden geçirilerek irdelenmiştir. Çalışma sonucunda kadını erkeğe karşı ikincil gören; gücü, iradesi, yönetme ve ifade etme kabiliyeti eksik biri olarak kodlayan geleneksel değer yargılarının Büyük İslam İlmihali’ndeki dinî hükümleri de şekillendirdiği görülmüştür.”

    “CİNSİYET AYRIMCI ANLAYIŞ…”

    “Giriş” başlıklı bölümde şu ifadelerde bulunuldu:

    “Müslüman toplum üzerinde yaygın oranda etkileri olan ilmihallerde çizilen dindarlık modeli, toplumun kadın ve erkek olmaya yüklediği anlamlar açısından oldukça fikir vericidir. Bu eserlerin çoğunda kadınların özsaygısı ve temel yaşamsal hakları elinde olan özgür bir insan olarak değil de geleneksel ataerkil toplumu devam ettiren ev kadını ve annelik görevleri üzerinden ele alındığı ve kadınların fetvalar verilirken daha ikincil bir konumdan meseleye dâhil edildikleri açıkça görülür. İlmihallerde ortaya konulan bakış açısı, kadınların akli becerilere gerektiği ölçüde sahip olmadıkları, bu nedenle de Allah’ın esas muhatabı olan erkekler üzerinden muhatap alındıkları şeklindeki erkek merkezli yaklaşımla şekillenir. Kültürel kabuller ve dinsel söylemler arasındaki güçlü bağı ortaya koyan bu durum, kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcı anlayışların ve buna bağlı hak ihlalleri ile kadına yönelik şiddetin sürekliliğinde yaygın dinî telkinlerin büyük katkısının olduğunu göstermektedir.”

    “BİRÇOK ALAN CİNSİYETLİ HALE GETİRİLDİ”

    “Toplumsal Cinsiyet Üzerine Tartışmalar” başlıklı bölümde şu ifadeler yer aldı:

    “Cinsiyet terimi kadın ya da erkek olmanın biyolojik yönünü ifade ederken, toplumsal cinsiyet bu bedenlere giydirilen toplumsal anlamlardır. Aileden başlayarak okulda, sokakta, medyada öğretilen cinsiyet rolleri kişileri bu rollere uygun beklentiler ve kurallarca şekillendirmekte; yine aileden başlayarak orduyu, devleti, dini, siyaseti, hukuku, bilimi, sanatı ve ekonomiyi de cinsiyetli hale getirmektedir. Bu durumda ortaya çıkan temel sorun, cinsiyetleri ayrıştırmanın cinsiyet ayrımcılığına, baskı ve şiddete yol açacak şekilde kadınlar aleyhine beklentiler yaratıyor olmasıdır. Çünkü bu ayrım kadınlığı narin, kırılgan, eksik akıllı, dışarı çıkması sakıncalı gibi özellikler üzerinden korunmaya muhtaç bir cinsiyet olarak kodlarken, erkekliğe akıllı, güçlü, bilgili, lider gibi özellikler atfedilmesi iki cinsiyet arasında kadınlar aleyhine bir hiyerarşi yaratmaktadır.”

    “ERKEK EGEMENLİĞİNİN SORUNSUZ OLARAK DEVAMINA HİZMET EDER”

    İdeal kadın zekâsı, ahlakı ve gayreti sayesinde evde her işe yetişir; tatlı dili, şefkati ve inceliği sayesinde erkek egemenliğinin sorunsuz olarak devamına hizmet eder. Çalışkan, sevgi dolu, fedakâr ve şikâyetsiz bir varlık olarak ailesinin mutluluğu ve toplumun devamı için yılmadan temizler, pişirir, doğurur. Kadınların ev alanını var eden, sürekli hale getiren emeği ekonomi-dışı, ölçülemez, karşılıksız bir fedakârlık olarak kadının doğasının bir parçası görülür. Bu da kadınların emeğinin sosyal hak ve ayrıcalıkların konusu olması, daha da önemlisi bütünlüklü bir insan olarak dikkate değer görülmeleri ve ciddiye alınmalarını engelleyerek, kendilerini istismara, baskı ve şiddete açık hale getirir.”

    MÜSLÜMAN DİNÎ KÜLTÜR, TANRI’DAN ERKEĞE ORADAN DA KADINA UZANAN GELENEKSEL BİR HİYERARŞİ…”

    “Din ve Toplumsal Cinsiyet İlişkisi” başlıklı kısımda şunların yazıldığı görüldü:

    “…erkekliğin ve kadınlığın ne demek olduğunu öğreten kanallardan biri dinî mesajlardır. Bunlar, toplumsal cinsiyet rollerini ve farklılıklarını meşrulaştırarak benimsetmenin güvenli yollarıdır. Dinî inanç ve bağlılıklar toplumsal cinsiyet değerlerine bağlılık kurmada da etkin işlevler icra eder. Bu açıdan bakıldığında Müslüman dinî kültür, Tanrı’dan erkeğe oradan da kadına uzanan geleneksel bir hiyerarşi ortaya koyar. Erkekler lider, kadınlarsa annedir. Erkek güçlü bir koruyucu, kadınsa zayıf ve korunmaya muhtaçtır. Din kanalıyla bahsi geçen bu farklılıklar ve bağlı olduğu anlamlar meşrulaştırılmış, normalleştirilmiş olur.

    “BU ANLAYIŞ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE YOL AÇIYOR”

    “İslami gelenekte bedensel etkinliklerin nerede ne şekilde ortaya konulması gerektiği ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Buna göre Müslüman toplumların çoğunda kadınların bedenlerini ve cinselliklerini kendilerine değil aile, cemaat ya da devlete ait gören egemen bir anlayış hâkimdir. Bu anlayış geleneklere ve toplumsal davranışlara olduğu kadar yasalara ve devlet politikalarına da sızdığı için çok sık rastladığımız insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Bu ihlaller yazılı yasalardan daha yaygın bir şekilde çeşitli mekanizmalar yoluyla kadınların giyim ve hareket özgürlüklerini kısıtlamak gibi davranışlardan kadın sünneti ve namus cinayetlerine kadar çeşitlenmektedir. Tam da bu noktada din kadınlara yönelik kısıtlayıcı uygulamaların ve hak ihlallerinin güçlü meşrulaştırıcısı olarak kötüye kullanılmaktadır. Çünkü İslam da birçok din gibi varlığını devam ettirmek için çeşitli coğrafyalarda birçok gelenek ve İslam öncesi uygulamayla uyumlu hale gelmiştir.

    “KUTSAL KİTAPLARIN ÇOĞU…”

    Kutsal kitapların çoğu erkek egemen tarihsel ve toplumsal bağlamlarda ortaya çıktığı için, dinî kültürün cinsiyete dair yaklaşımı da bu bağlama uygun bir şekilde –kadınların beden ve cinselliklerinin denetlenmesi– gelişmiştir.Dinî metinler toplumsallıkları ölçüsünde belirli toplumsal cinsiyet rollerini kurgulamanın, meşrulaştırmanın ve pekiştirmenin en etkili ve kapsayıcı araçları olmuşlardır.”

    “DİNLER, DEĞİŞTİRİLEREK VARLIKLARINI SÜRDÜRDÜ”

    Dinler, içinde yer aldıkları farklı toplumların kendine özgü niteliklerine uyum sağlayarak ve karşılığında onların bazılarını değiştirerek varlıklarını sürdürürler. Yani hiçbir din başlangıçtaki saf halinde kalmaz, her zaman toplumların maddi koşullarından kaynaklanan birtakım unsurlarca değişime uğratılır. Bu nedenle de belli bir topluluktaki kadınların dinsel konumlarını incelerken sadece dinsel dogmaları değil, o toplumun ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal bütün koşullarını göz önünde bulundurmak gerekir.”

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/kademe-gore-omer-nasuhi-bilmenin-buyuk-islam-ilmihalinde-toplumsal-cinsiyet/feed/ 0
    Ebediyete uğurlanmak üzere memleketine gönderildi: Anadolu irfanının temsilcisiydi https://www.foxtvhaber.com.tr/ebediyete-ugurlanmak-uzere-memleketine-gonderildi-anadolu-irfaninin-temsilcisiydi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ebediyete-ugurlanmak-uzere-memleketine-gonderildi-anadolu-irfaninin-temsilcisiydi/#respond Sat, 27 Apr 2024 00:48:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9574
  • HABER7 – ÖZEL

  • Ebedi aleme irtihal eden Haber7 Yazarı ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Yönetim Kurulu üyesi Eğitimci Yazar Dursun Ali Taşçı, Cuma namazı sonrası cenaze namazı kılınmak üzere Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’ne getirildi. Eski Spor Bakanı ve Trabzonspor Eski Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ile aynı alanda cenaze namazı kılınan Dursun Ali Taşçı’nın sevenleri, oğlu Prof. Dr. Faruk Taşçı’ya taziyelerini iletti.

    Merhum Taşçı’nın cenaze namazına katılım sağlayan Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Düzenli, Namaz Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Yazar Abdullah Yıldız, İlahiyatçı Yazar Ahmet Bulut, Gazeteci İbrahim Erdoğan, Ensar Vakfı Genel Müdürü Hüseyin Kader, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı ve Haber7 yazarı Mahmut Bıyıklı, Haber7 muhabiri Nurullah Alpay’a açıklamalarda bulundu. 

    ATEŞLİ: KIYMETLİ İNSANLAR KOLAY YETİŞMİYOR

    Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli, Dursun Ali Taşçı’ya Allah’tan rahmet dileyerek, “Değerli hocamızı kaybetmenin hüznünü yaşıyoruz. Bu değerleri kaybettikten sonra neleri kaybettiğimizi daha iyi anlıyoruz. Kıymetli insanlar kolay yetişmiyor. Dursun Ali Taşçı hocamız da 70 yıllık hayatında bu mücadele içerisinde devam etmiş. Eğitim camiasından diğer pek çok alanlardan gençlerin yetişmesinde, topluma iyi insanların yetişmesi için çaba göstermiş bir isimdi.” ifadesinde bulundu. 

    DÜZENLİ: BU ÜLKE İÇİN DERTLENEN BİR KARDEŞİMİZDİ

    İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Düzenli, “Dursun Ali Taşçı bir vicdan, bir ahlak, aynı zamanda bir dönemin hafızası… Şair ruhlu, kültür adamı, yazar… Bu ülke için dertlenen, özellikle eğitim açısında dertli olan bir Müslümandı, güzel bir kardeşimizdi. Allah gani gani rahmet eylesin.” dedi. 

    YILDIZ: YÜREKTEN KONUŞURDU

    Merhum Taşçı’ya başsağlığı dileyen Namaz Gönülleri Platformu Sözcüsü ve yazar Abdullah Yıldız, Taşçı’nın her fırsatta “Ben din adamı değilim, dinimin adamıyım” dediğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “20 sene önce Namaz Gönüllüleri Platformu’nu kurmaya çalıştığımız dönemde tanışmıştık. Kendisi edebiyatçıydı, Mesnevi’yi çok iyi bilirdi. Üstad Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Seyyid Kutub’u… Hepsini harmanlayan bir zihin yapısına sahipti. Çok güzel bir kuvve-i natıkası vardı. 18 yıl boyunca Türkiye’yi ve Fransa’yı karış karış beraber dolaştık. Mikrofonu aldığında ilk cümlesi ‘Ben din adamı değil, dinimin adamıyım’ olurdu. Bahsettiğimiz üstadlardan süzdüğü fikirleri kendi ifadeleriyle sunar, salonları coştururdu. Namazı gençliğinden beri kaçırmadığı, sahib-i tertip olduğu bilinen bir hocamızdı. Namazı sevdiren kıssalar, hikâyeleri, yaşanmışlıkları çok güzel anlatırdı. “Referansım Allah’tır” kitabı onun en meşhur okunması gereken kitaplarından biridir. Kendisiyle yüzlerce panele, konferansa, seminere gittik. Yürekten konuştuğu için dinleyenler fazlasıyla etkilenirdi. Kendisini yetiştirmiş, hikmet sahibi birisiydi.” 

    BULUT: ANADOLU İRFANININ TEMSİLCİSİYDİ

    İlahiyatçı Yazar Ahmet Bulut, “Anadolu irfanından beslendiği için gittiği her yerde ilim ve irfan konuşulurdu. Söylediğinin çok daha fazlasını yaşamaya gayret ederdi. En ufak bir yüz ekşittiğini görmedik. Nerede bir boşluk varsa orayı doldurmaya çalışan güzel bir insan, kıymetli bir yol arkadaşımızdı. İnsan yetiştirmeye çok önem verirdi. Bu toprakların gençleri ve onların geleceğini kendisine dert edinmişti.” ifadelerini kullandı.

    ERDOĞAN: SON GÜNÜNE KADAR ÜRETEBİLEN BİR İSİMDİ

    Gazeteci İbrahim Erdoğan, “Öncelikle bir fikir adamı ve usta bir kalemdi. Son gününe kadar sürekli yazabilen, üretebilen, öncü bir isimdi. Çok faydalı ve kaliteli işler yaptı. Bize öncülük ve ağabeylik yaptı.” dedi. 

    BIYIKLI: KALBE DOKUNAN YAZILAR KALEME ALDI

    Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı da Taşçı ile TYB’de birlikte görev aldıklarını belirterek, “Dursan Hocam, bu milletin irfanını ve istikbalini her şeyin önünde görürdü. Marifete, vicdana, kalbe dokunan yazılar kaleme aldı. Memleketini sever, burada yaşayanların haliyle hallenirdi. Biz onu iyilerden bildik. Dilerim, bugün ona burada güzelce şahitlik etmek bizlere de nasip olur. Mekanı cennet olsun.” şeklinde konuştu.

    KADER: NECİP FAZIL’IN RAHLE-İ TEDRİSATINDAN GEÇMİŞ BİRİYDİ

    Ensar Vakfı Genel Müdürü Hüseyin Kader, “Anadolu’nun birçok yerinde konferanslara birlikte katıldık. Konuşmalarına ‘Ben din adamı değil, dinimin adamıyım’ diye başlardı. Beraber güzel hatıralarımız oldu. Kur’an ve sünnet konusunda çok hassasiyet sahibiydi. Namaz konusunda huşuya dikkat ederdi. Necip Fazıl’ın rahle-i tedrisatından geçmiş biriydi.” diye konuştu.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/ebediyete-ugurlanmak-uzere-memleketine-gonderildi-anadolu-irfaninin-temsilcisiydi/feed/ 0