“MOSKOVA KENDİNİ BATIYA KAPATMIYOR”
Batılı ülkelerin adil olmayan politikalar yürüttüğünü savunan Lavrov, “Ancak ne yazık ki kolektif Batı’nın özellikle ekonomi, finans, ticaret ve daha pek çok alanda aldığı kararlar BM Şartı’nın temel ilkelerine giderek daha fazla uymamaktadır. BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere çok taraflı kurumlar sisteminde reform yapılması, küresel ekonominin pandemi sonrası toparlanması ve BM Genel Kurulu tarafından onaylanan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması konularında büyük ölçüde benzer yaklaşımlara sahibiz” şeklinde konuştu.
Batılı ülkelere mesaj veren Lavrov, “Rusya, Çin veya Kuzey Kore ile herhangi bir ittifakın parçası değildir ancak Batılı ülkelerin ‘nükleer kozu oynama’ girişimlerini görüyor ve bunlara karşı çıkıyor. Moskova kendisini Batı’ya karşı kapatmıyor ancak oradakilerin bu davranışlarıyla çatışmanın devam etmesinden başka bir sonuç çıkmayacağını anlamaları gerekiyor” dedi.
LAVROV, FİDAN’LA İKİLİ İLİŞKİLERİ GÖRÜŞTÜ
Oturumdan önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşme gerçekleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, bakanların iki ülke arasındaki siyasi, ticari ve ekonomik iş birliğini görüştüğü belirtildi. Rus tarafı mevcut sorunların çözümü, bağların daha da genişletilmesi ve gelecek vaat eden etkileşim alanlarının bulunması amacıyla temasların sürdürülmesi ihtiyacına dikkat çekti.
Orta Doğu ve Kafkasya’daki durumun yanı sıra bazı uluslararası platformlar da dahil olmak üzere uluslararası gündemin ana konularının ele alındığı toplantıda, Lavrov’un Fidan’ı Rusya’nın BRICS dönem başkanlığının öncelikleri hakkında bilgilendirdiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca Rusya’nın Ukrayna ihtilafı etrafındaki duruma ilişkin ilkesel değerlendirmesi de ele alındı.
İSRAİL’İN FİLİSTİN SALDIRILARINA KINAMA
BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından yayınlanan ortak bildiride ise İsrail’in Filistin saldırıları kınandı. Yapılan açıklamada, “Bakanlar, ilgili BM Genel Kurulu kararlarının ve BMGK’nin 2720 sayılı kararının uygulanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinli sivil nüfusa doğrudan güvenli ve engelsiz şekilde insani yardımın derhal ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakanlar, İsrail’in Refah’taki askeri operasyonunu ve bunun sivil yaşamı doğrudan etkileyen sonuçlarını, özellikle de buradaki Filistinli sivillerin yoğunluğu ve Filistin’den Refah geçişinin askıya alınmasının yol açtığı insani felaketi göz önünde bulundurarak kınadı. Ayrıca Filistin halkını topraklarından zorla çıkarmayı, sınır dışı etmeyi veya başka bir yere göndermeyi amaçlayan her türlü girişimi reddettiklerini yineledi” denildi.
Artan gerilimin Orta Doğu bölgesinin geri kalanına yayılma tehlikesi konusunda uyarı yapılan bildiride, “Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı dava çerçevesinde Uluslararası Adalet Divanı’nın geçici tedbirler aldığına dikkat çektiler. Bakanlar, İsrail’in uluslararası hukuku, Şartı, BM kararlarını ve mahkeme kararlarını bariz bir şekilde göz ardı etmesi konusunda ciddi endişelerini dile getirdiler. Ortak bildiride BRICS ülkelerinin Ukrayna sorununun çözümüne dair arabuluculuk tekliflerinin memnuniyetle karşılandığı da belirtilirken bugün gerçekleşen BRICS+ Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın oturumunda ise devletler arası eşit ve dengeli kalkınma politikası üzerinde duruldu” ifadesi kullanıldı.
Türkiye’nin 261 dış temsilciliği ve konsüler misyonuyla dış temsilcilik sayısı bakımından dünyanın en geniş diplomatik ağına sahip üçüncü ülkesi olduğunu anlatan Canbey, bunun Türkiye’nin aktif dış politikasının bir sonucu olduğunu vurguladı.
Canbey, son yıllarda hem küresel hem bölgesel gelişmelerin, aktif bir dış politika izlemenin önemini gösterdiğini ifade etti.
Türkiye’nin dünyadaki meselelere bütüncül bir anlayışla baktığının altını çizen Canbey, “Artık Türkiye sadece kendi bölgesiyle ilgilenen değil; dünyadaki bütün gelişmelere kulak kabartan ve dünyanın huzuru ve barışı için mücadele eden bir ülke konumuna geldi. Bizi yıllarca kapısında bekleten Avrupa bile artık Türkiye’ye kulak kabartmak zorunda kaldı.” değerlendirmesinde bulundu.
Canbey, Türkiye’nin güçlenmesinin, yeni dış temsilcilikler açmasının ve dünya barışına katkı sağlamasının önemine işaret ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya, 5’ten büyüktür” vizyonuna işaret etti.
“KANUN TEKLİFİNİ 100’Ü AŞKIN MİLLETVEKİLİMİZLE TBMM BAŞKANLIĞINA SUNDUK”
Türkiye’nin diplomatik ağını güçlendirmesi ve Dışişleri Bakanlığının çalışmalarını daha aktif hale getirebilmesi için birtakım ihtiyaçların hasıl olduğunu aktaran Canbey, “Teşkilatın faaliyetlerinin güçlendirilmesi, personelinin temsil kabiliyeti yüksek ve donanımlı yetiştirilmesi, desteklenmesi ve kanun kapsamında verilen faaliyetlerin icrası amacıyla merkezi Ankara’da olan Dışişleri Teşkilatı Güçlendirme Vakfının kurulmasına ilişkin kanun teklifini 100’ü aşkın milletvekilimizle TBMM Başkanlığına sunmuş bulunuyoruz.” diye konuştu.

Vakfın çalışmalarını Türkiye’nin diplomatik anlamda daha aktif hale gelebilmesi, Dışişleri Bakanlığı personelinin kendini daha iyi yetiştirebilmesi için sürdüreceğini anlatan Canbey şöyle devam etti:
“Bunun yurt dışında örnekleri var; ABD’de Una Chapman Cox Foundation isimli bir kuruluş var. Bu kurum, ABD Dışişleri Bakanlığının kurumsal kapasitesinin artırılmasıyla Dışişleri personelinin eğitimiyle ilgili çalışmalar yapıyor. Özellikle ABD’de altı çizilmesi gereken mesele bunun kurumsallaştırılmış olması ve ABD Dışişleri Bakanlığına önemli kazanımlar sağlaması. Biz de bu vakfı kurarak önümüzdeki dönemde dünyadaki son gelişmelerle daha fazla rekabet edebilmek, daha hızlı ve aktif hareket edebilmek amacıyla bu çalışmayı yapmayı planlıyoruz. Bu vakfın yurt içi örnekleri de var; TSK Güçlendirme Vakfı, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı, Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı.”
“KANUN TEKLİFİ, ÇARŞAMBA GÜNÜ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA GÖRÜŞÜLECEK”
Gelecek dönemde diplomasinin güçlendirilmesine dönük olarak bir akademi kurulmasının da teklifin önemli amaçlarından biri olduğunun altını çizen Canbey, hem insan kaynağının çeşitlendirilmesi hem de güçlendirilmesi noktasında çok önemli çalışmalar yapılacağını söyledi.
Türkiye’de çok kaliteli üniversiteler olduğunu kaydeden Canbey, sözlerini şöyle sürdürdü:
Ülkemizde lisans eğitiminin ardından bu alanda çalışacak olan insan kaynağı, Diplomasi Akademisi vasıtasıyla kendilerini geliştirmeleri, dil eğitimi almaları, akademik olarak kapasitelerini daha yukarı çekebilmeleri noktasında desteklenecek. Sonrasında da ülkemize hizmet noktasına gelmiş olacaklar.”
Canbey, kanun teklifinin gelecek hafta çarşamba günü ana komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüleceğini, Dışişleri Komisyonunda da tali komisyon olarak ele alınacağını, sonrasında da Genel Kurula geleceğini anlattı.
Cameron tüm bu temaslar öncesi ise Cumhuriyetçi eski Başkan Donald Trump’ı Florida’da ziyaret etti.
Cameron Ukrayna için kazanılacak zaferin “ABD ve Avrupa’nın güvenliği için hayati önem taşıdığını” söylese de Cumhuriyetçi Parti’nin muhtemel başkan adayı Trump, ABD’nin desteğini sürdürmesini eleştiriyor. Trump’la aynı çizgide olan Kongre üyeleri de Kiev’e yardım paketini bekletiyor.
“TRUMP İLE GÖRÜŞME STANDART UYGULAMA”
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, “verimli” olarak nitelendirdikleri görüşmeyi doğruladı. Hükümet, bakanlarının seçim yıllarında müttefik ülkelerin muhalefet liderleriyle bir araya gelmesinin “standart bir uygulama” olduğunu söyledi.
Cameron 2012 yılında başbakanken o zamanki Cumhuriyetçi başkan adayı Mitt Romney ile görüşmüştü. Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Şubat ayında, İngiltere’de bu yıl yapılacak seçimlerde başbakanlık için favori gösterilen İşçi Partisi lideri Keir Starmer ile bir araya gelmişti.
Cameron Washington’da, Kongre üyelerini Ukrayna için yeni bir yardım paketini onaylamaya çağırmayı ve Kongre’yi finansmanı geciktirmeye devam ederek Batı’nın güvenliğini riske attığı konusunda uyarmayı planlıyor.
Aralarında Senato Cumhuriyetçi lideri Mitch McConnell’ın da bulunduğu Kongre üyeleri ile görüşecek olan Cameron’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ile de bir araya gelmesi planlanıyor.
Geçen hafta sosyal medya platformu X’te yayınlanan bir videoda Cameron, “Sözcü Johnson Kongre’de bunu gerçekleştirebilir” demişti.
ABD ziyareti öncesi, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e “saldırganlığın para etmediğini” göstermenin önemli olduğunu söyleyen Cameron, “Bunun alternatifi, Putin’i Avrupa sınırlarını zorla yeniden çizme girişimlerinde cesaretlendirmekten başka bir işe yaramayacak ve Pekin, Tahran ve Kuzey Kore’de net bir şekilde duyulacaktır” demişti.
60 milyar dolarlık askeri yardım paketi, muhafazakarların iki yıllık çatışmaya daha fazla fon sağlanmasını engellemeye çalışması ve bazı ana akım Cumhuriyetçiler’in tasarıyı desteklemeden önce ABD sınır güvenliği konusunda taviz talep etmesi nedeniyle Temsilciler Meclisi’nde tıkanmış durumda.
Cameron Şubat ayında Kongre üyelerini 1930’larda “Hitler’e karşı gösterilen zayıflığı” göstermemeye çağırmıştı. Trump’ın müttefiki Marjorie Taylor Greene ise bu çağrı üzerine Cameron’ın “kendi ülkesi için endişelenmesi gerektiğini” söylemişti.
BIDEN YÖNETİMİYLE GAZZE’Yİ GÖRÜŞECEK
Cameron ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın da aralarında bulunduğu yetkililerle yapacağı görüşmelerde “sürdürülebilir bir ateşkese” ulaşma ve Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırma çabaları dahil İsrail-Hamas savaşını ele alacak.
İngiltere, Kıbrıs ile Gazze’de ABD tarafından inşa edilen geçici iskele arasında deniz yardım koridoru açma çabalarını desteklemek üzere Doğu Akdeniz’e bir Kraliyet Donanması gemisi gönderiyor.
Cameron’ın üçü İngiliz olmak üzere yedi yardım görevlisinin “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirilen ölümlerine ilişkin tam ve şeffaf bir soruşturma yapılması için bastırması da bekleniyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Cameron, 7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından İsrail’in uluslararası hukuka uygun olarak kendini savunma hakkını yineleyecek; ancak sahadaki yardım çalışanlarının güvenliğini sağlamak için önemli değişiklikler yapılması gerektiğini vurgulayacak.
KAYNAK: AMERİKA’NIN SESİ
]]>İSVEÇ VE NATO MEMNUN
İsveç’in NATO’ya katılım protokolünün TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilmesinin ardından İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı. Billström, TBMM Dışişleri Komisyonu’nun kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Bir sonraki adım parlamentonun konuya ilişkin oylama yapmasıdır. NATO’ya katılmayı dört gözle bekliyoruz.” dedi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de TBMM Dışişleri Komisyonu’nun kararını memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, Türkiye ile Macaristan’ın İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin onay işlemlerini “mümkün olan en kısa sürede” tamamlayacağına inandığını belirtti.
EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDELERİNDEN BİRİ OLDU
Türkiye’nin kararı hem dünya hem de İsveç medyasının en önemli gündem maddelerinden biri oldu.
New York Times gazetesi, İsveç’in NATO üyeliğine bir adım daha yaklaştığını vurguladı ve İsveç’in kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti.
İngiliz Guardian gazetesi, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yaktığını ancak sonucun parlamentodaki oylamaya bağlı olduğunu yazarken
Bloomberg, “Türkiye Dışişleri Komisyonu, İsveç’in askeri ittifaka katılım protokolünü onaylayarak Stokholm’ün önündeki son engellerden birini ortadan kaldırdı.” ifadesini kullandı.
Al Jazeera, 19 aylık gecikmeden sonra İsveç’in NATO’ya bir adım daha yaklaştığını ve bunun ittifakın genişletilmesine yönelik önemli bir adım olduğunu yazdı.
“SON DEĞİL AMA NET BİR ADIM”
Dışişleri Komisyonu’nun kararı sonrası İsveç medyasında temkinli bir memnuniyet vardı.
İsveç Televizyonu SVT, Türkiye’nin NATO üyeliğine yeşil ışık yaktığını konunun Meclis’e taşınacağını belirtti. Konuya ilişkin yorum alınan Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü müdürü Paul Levin, bunun son adım olmadığını ancak İsveç için doğru yönde atılmış net bir adım olduğunu vurguladı.
TV 4 ise, İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin oylamanın en erken 29 Aralık Cuma günü yapılabileceğine dikkat çekti ve başvurunun onaylanması durumunda tek engelin Macaristan olacağını yazdı.
Göteborg Postası, “Türkiye İsveç’e evet dedi ancak karar zaman alabilir.” başlıklı haberinde, nihai kararın geleceği TBMM oylaması için net bir tarih olmadığını yazdı.
Aftonbladet gazetesi de haberinde Paul Levin’in yorumlarına yer verdi: “NATO üyeliği için hala atılması gereken bazı adımlar var, dolayısıyla merhaba demek için henüz çok erken.”
GÖZLER MACARİSTAN’DA
Türkiye’nin yaktığı yeşil ışık sonrası hem İsveç hem de NATO’da gözler İsveç’in NATO üyeliğini onaylamayan bir diğer ülke olan Macaristan’a çevrildi.
Batı medyasında yer alan analizlere göre, Budapeşte’de İsveç’in Macaristan’a karşı düşmanca bir tavır içinde olduğu görüşü hakim. Buna gerekçe olarak ise, İsveç’ten yapılan açıklamalarda öne çıkan, Orban hükümeti döneminde hukukun üstünlüğü ilkesinin erozyona uğratıldığı eleştirileri gösteriliyor. Macaristan ayrıca, İsveçli siyasetçilerin Macaristan hakkında “açık yalanlar” söylediğini iddia ediyor.
Macaristan hükümeti, İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecine ilişkin taslağı Temmuz ayında parlamentoya sunmuş fakat Başbakan Orban’ın partisi Fidesz’in üçte iki çoğunluğa sahip olduğu parlamentoda taslak gündeme alınmamıştı.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, İsveç’in NATO üyeliğinin yalnızca parlamentoda onaylanması gereken teknik bir konu olduğunu belirtip ülkesinin İsveç’e onay veren son ülke olmayacağını iddia etse de söz konusu oylama Macar parlamentosunda defalarca kez ertelendi.