Mart ve nisan aylarında yaşanan düşüşün büyük ölçüde giderildiği mayısta, Türk makine sektörünün en büyük 5 ihracat pazarından ABD’de geçen mayısa göre yüzde 70,3 artış gözlendi.
İçten yanmalı motor ve aksamı ihracatının yüzde 15,2 arttığı bu dönemde, tarım ve ormancılık makineleri, takım tezgâhları ile tekstil ve konfeksiyon makinelerinde ihracat artışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30’un üzerinde gerçekleşti.
Türbin ve turbojetlerin ihracatı ise ABD’de sağlanan rekor artışın ana unsuru oldu.
“ABD’YE MAKİNE İHRACATIMIZ YILLIK 2,5 MİLYAR DOLARA YAKLAŞACAK”
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, FED’in uyguladığı yüksek faiz ortamına rağmen, başkanlık seçimi öncesinde ekonomide çarkların hızlı dönmeye devam ettiği ABD’nin, yılın geri kalan kısmı için makine siparişlerinin en hızlı arttığı pazar olacağını bildirdi.
Ekonomisindeki her türlü gelişmenin sektörü doğrudan etkilediği Almanya’nın, resesyondan çıkışına yönelik belirsizliklerin sürdüğünü anımsatan Karavelioğlu, “Büyük ölçüde inşaat sektöründeki sıkıntılar nedeniyle Almanya sanayi üretimi üst üste iki aydır geriliyor. Bu yılın ilk çeyreğinde makine ithalatı geçen yıla göre yüzde 3 gerileyen Almanya’daki durum dikkate alındığında, ihracatımızı koruyarak pazar payımızı artırabilmiş oluşumuz büyük başarı.” yorumunu yaptı.
“Son dönemde birkaç Avrupa ülkesinde birden gündeme gelen erken seçim tartışmalarıyla endişeler artsa da ECB’nin faiz indirimlerine bağlı olarak beklenen canlanmanın makine ihracat verilerimize olumlu yansıyacağı muhakkak.” diyen Karavelioğlu şöyle devam etti:
“Avrupa’nın kırılganlığının arttığı bu dönemde, bir yandan Rusya’ya yönelik yaptırımlar da söz konusu olunca ihracatçımız gözünü ABD pazarına çevirdi. ocak-mayıs döneminde ihracat düşüşü yaşanan Rusya’nın payı azalırken, 750 milyon dolar makine ihraç edilen ABD’de yüzde 14,7 artış sağlandı. Bu hızda devam ederse, serbest bölgelerden de önemli sevkiyat yapmakta olduğumuz ABD’ye makine ihracatımız yıl sonunda 2,5 milyar dolara yaklaşacaktır.”
Makine sektöründeki ihracat verilerinin İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye İhracat İklimi Endeksi ile de uyumlu sonuçlara işaret ettiğini belirten Karavelioğlu, İSO’nun raporunda, tedarikçisi olunan ülkelerdeki ekonomik aktivitelerin hareketlenmeye başladığı, dış talepte iyileşme işaretlerinin görüldüğünü aktardı.
Karavelioğlu, şunları kaydetti:
“Fakat yeni dönemde ülkelerin mali politikaları kadar önemli bir belirleyen de dış politikaları olacaktır. Örneğin Rusya ile Çin arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşması, Rusya’da büyük zahmetlerle kurduğumuz ve son dönemde yaptırımlar nedeniyle sekteye uğrayan ticari bağlantılarımızı zayıflatıp makine varlığımızı olumsuz etkileyecektir. Bu devasa pazarı Çin’e kaptırmanın huzursuzluğunu yaşayan Batılı işletmeler için, Rusya’ya makine ihracatı konusunda yeni arayışlar gündeme gelecektir.”
“KUR AVANTAJINA RAĞMEN MAKİNE İTHALATINDAKİ GERİLEME OLUMLU”
Karavelioğlu, finansman maliyetlerinin çok yükseldiği bu dönemde sanayicinin harcama iştahındaki azalmayı farklı göstergelerden takip ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Makine teçhizat yatırımlarının yüzde 11,9 oranında arttığı ilk çeyreğin ardından TÜİK sanayi endeksinin üretimde daralmayı işaret ettiği nisanda, sermaye malı üretimi yüzde 11,4 düşerken makine ve ekipmanların onarım ve kurulum harcamaları yüzde 19,1 arttı. Çelişkili gibi görünen bu durum, hem mevcut makine parklarının teknolojik bakımdan eskimiş dahi olsalar elden geçirilerek bir müddet daha kullanılacağını hem de ithalata karşı bir zemin kaybını ifade ediyor.”
Karavelioğlu, şunları kaydetti:
“Ülkemizin makine teçhizat yatırımlarının 483 milyar dolara ulaştığı son 4 yılda 177 milyar dolarlık makine üretildi, 146 milyar dolar tutarında makine ise ithal edildi. Makine ithalatının servis ve yedek parça konularında bağımlılık oluşturduğuna dair uyarımızı sık sık tekrarlamıştık. Ticaret Bakanlığımız, aylık açıklamalarıyla dış ticaret açığı ve ithalat verilerindeki iyileşmeler konusunda kamuoyunu aydınlatmayı sürdürüyor. Ocak-mayıs döneminde elektrikli ve elektriksiz makine ithalatında yüzde 2,8’lik azalma görülüyor. Değerli TL’nin ihracatçının rekabet gücünü sınırladığı ama ithalatı kolaylaştırmakta olduğu bir dönemde yeni ithalat rejimi ile sağlanan bu gerilemeyi olumlu görüyoruz.”
Destici, Büyük Birlik Partisi olarak her zaman iç siyasette yumuşamanın tarafı olduklarını söyleyerek, “Siyasi partilerin diyalog içinde olmasını, özellikle dış politikada birlikte olmasını, iç politikada anayasa başta olmak üzere devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin istiklalini ve istikbalini ilgilendiren konularda iş birliği yapılabilmesini her zaman önceledik. Bu konuda öncü parti olduk, adımlar attık. Bütün siyasi partilerimizle görüştük. En son İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak üzere siyasi partilerimize, ziyaretlerimiz oldu. Bu ziyaretlerimiz de devam edecek. Çünkü Büyük Birlik Partisi Türkiye’nin birliğini, ülkesinin bütünlüğünü, milletinin istiklalini ve istikbalini ve dahi Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk birliğini önceleyen Türk İslam ülkücülerinin partisidir. Ve o yolda da yürümeye devam edeceğiz. Tabii bu dönemde partimizi güçlendireceğiz. İlk önceliğimiz teşkilat olacak. Eksik teşkilatlarımızın tamamlanması olacak. Üye sayımızın bu yıl içinde 200 bini geçmesi öncelenecek. Ve ondan sonra da tabii belediyelerimizle birlikte, yerel yönetimlerimizle birlikte de bunu yapacağız. Şu andaki Sivas Belediyemiz başta olmak üzere kazandığımız tüm belediye başkanlıklarında il, ilçe ve beldelerde belediye başkanlarımız çok başarılı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Bize teslim edilen il ve ilçeleri beldeleri kalkındıracağız. Bu bizim vatandaşlarımıza sözümüz. Sözümüzün arkasındayız” diye konuştu.

‘BU HALKAYI GENİŞLETECEĞİZ’
Destici, BBP Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına atanan Türker Yörükçüoğlu’nun rozet takdimini gerçekleştirdi. Destici, “Kendisi Nizamı Alem Ocaklarında birlikte görev yaptığımız üniversite teşkilatlarımızın başında bulunmuş eğitimin başında bulunmuş bir arkadaşımız, bir kardeşimiz. Aynı zamanda Şehit Muhsin Başkanımıza siyasi danışmanlık yapmış bir kardeşimiz. Ve ben onu aşağı yukarı çeyrek asırdan fazla bir süredir tanıyorum. Hem ocakla birlikte olduğumuz dönemde hem daha sonra partide birlikte olduğumuz dönemde şehit liderimize danışmanlık yaptığı dönemde ve farklı başbakanlıkta bulunduğu dönemde, mecliste bulunduğu dönemde farklı noktalarda bulunduğu dönemde de bizim hep kendisiyle görüşmemiz, istişarelerimiz hep devam etti. Biz kendisinden bugüne kadar hiçbir şekilde kopmadık. Tabiri caizse Türker kardeşimiz yuvasına döndü. Ben kendisine hoş geldin, şeref verdin diyorum. İnşallah Büyük Birlik Partisi olarak bu halkayı genişleteceğiz. Çünkü Türkiye’nin Büyük Birliğe ihtiyacı var. Ve Büyük Birlik kadroları bu ihtiyacı karşılamaya hazırdır. İnşallah sizlerle birlikte yeni arkadaşlarımızla birlikte biz milletin muktedir iktidarını gerçekleştireceğiz ve devletin varlığına, ülkenin bütünlüğüne ve milletin kardeşliğine uzanan elleri hep birlikte kıracak, Türkiye’yi ve Türk milletini layık olduğu yere taşıyacak” dedi.

‘TÜRK DEVLETİ’NİN ESKİ PARLAK GÜNLERİNE DÖNDÜRÜLMESİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ’
Türker Yörükçüoğlu ise, konuşmasında, “Sizlerin tarafınızda bulunmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum, şeref duyuyorum. Genel başkanımızın daveti üzerine gözlerimizi açmış olduğumuz siyasi hayatta ve millete hizmet yolunda yürüdüğümüz serüvenimiz boyunca bu millete hizmet etmeye çalıştık çabaladık, dertlendik, mücadele ettik. Ve her daim aklımızda hep siyasi hayatta ilk gözümüzü açtığımız bir Büyük Birlik Partisi ve Alperen Ocakları gelmiştir. Biz Türk milliyetçileri, Türk milletine, Türk milliyetçiliğine bağlı olduğumuz kadar Türk milletinin milli manevi değerlerine de bağlıyız. Türk milletinin bin yıllık milli ve manevi değerlerinin tecessüs etmiş hali olan Büyük Birlik Partisi yine bu değerleri taşıyan tüm Türk milletinin mensuplarının yegâne adresi ve yuvasıdır. Yeniden burada bulunmaktan dolayı tekrar Genel Başkanıma buna vesile olduğu için çok teşekkür ederim. İnşallah Sayın Genel Başkanımız da ve sizlerle birlikte milletimize çok değerli hizmetler yapacağız. İnşallah omuz omuza milletimizin rahatsız olduğu şeylere yönelik hazırlıklarımızı yapacağız. Milletimizi mutlu, müreffeh, güçlü hale getirmek için çabalayacağız. Derdimizi anlatacağız. Milletin derdiyle dertleneceğiz. Türk birliğinin kurulması, Türk milletinin yüceltilmesi, Türk Devleti’nin eski parlak günlerine döndürülmesi için hep birlikte kadro olarak elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.
‘ONLAR İSTESE DE İSTEMESE DE ÇOCUKLARIMIZ KURANI KERİM’DE ÖĞRENMELİDİR’
Destici, milli eğitimin Türkiye’nin en önemli konularından birisi olduğunu belirterek, “Son dönemlerde yeni bir öğretmen akademisinin kurulması, müfredatın açıklanması, öğretmenlik formasyonuyla ilgili çalışmalar, öğretmenlikle ilgili yeni kanun, yasa hazırlıkları bütün bunları en yakından takip eden siyasi partiyiz ve siyasi parti genel başkanlarının başında geliyorum. Sadece görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmelerimizde bunu dile getiriyoruz. Müfredat konusuna gelince de maalesef kamuoyunda ön yargılar var. Öte yandan hala imam hatiplere ön yargılar var. Hala liselerde okutulacak Kur’an-ı Kerim derslerine, sevgili Peygamberimizin hayatını konu alan derslere maalesef hala tepkiler var. Biz bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Bir taraftan bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman görürüz. Ama diğer taraftan liselerin 8’inde 9’unda ya da 10’unda sürekli de değil, 1 yıl haftada iki saat okutulacak Kur’an-ı Kerim dersinden rahatsızlar. Rahatsız olan siyasetçilerimiz var. Rahatsız olan gazetecilerimiz var. Bunlar artık bu hülyalarından vazgeçsinler. Burası Türk İslam memleketidir. Liselerde onlar istese de istemese de çocuklarımız Kuranı Kerim’de öğrenmelidir. Peygamber Efendimizi de öğrenmelidir. Ve İslam’ın temel bilgilerini de öğrenmelidir. Ve bunları öğrenerek liselerden mezun olmalıdır. Dolayısıyla bu yönüyle destekliyoruz. Elbette müfredatın diğer kısımlarıyla ilgili bizim de eksik bulduğumuz ya da noksan bulduğumuz ya da tavsiye edeceğimiz kısımlar var. Ama bazı kesimler maalesef bakış açısı sadece ve sadece din ve İslam. Bir de bunlar Atatürkçü ve milliyetçi olarak ortalıkta geziyorlar. Bu milletin inancına, kültürüne ve kimliğine kimse dil uzatamaz. Kim dil uzatırsa o dil kopartırız, kim elini kaldırırsa o eli kırarız” dedi.
]]>
‘BU HALKAYI GENİŞLETECEĞİZ’
Destici, BBP Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına atanan Türker Yörükçüoğlu’nun rozet takdimini gerçekleştirdi. Destici, “Kendisi Nizamı Alem Ocaklarında birlikte görev yaptığımız üniversite teşkilatlarımızın başında bulunmuş eğitimin başında bulunmuş bir arkadaşımız, bir kardeşimiz. Aynı zamanda Şehit Muhsin Başkanımıza siyasi danışmanlık yapmış bir kardeşimiz. Ve ben onu aşağı yukarı çeyrek asırdan fazla bir süredir tanıyorum. Hem ocakla birlikte olduğumuz dönemde hem daha sonra partide birlikte olduğumuz dönemde şehit liderimize danışmanlık yaptığı dönemde ve farklı başbakanlıkta bulunduğu dönemde, mecliste bulunduğu dönemde farklı noktalarda bulunduğu dönemde de bizim hep kendisiyle görüşmemiz, istişarelerimiz hep devam etti. Biz kendisinden bugüne kadar hiçbir şekilde kopmadık. Tabiri caizse Türker kardeşimiz yuvasına döndü. Ben kendisine hoş geldin, şeref verdin diyorum. İnşallah Büyük Birlik Partisi olarak bu halkayı genişleteceğiz. Çünkü Türkiye’nin Büyük Birliğe ihtiyacı var. Ve Büyük Birlik kadroları bu ihtiyacı karşılamaya hazırdır. İnşallah sizlerle birlikte yeni arkadaşlarımızla birlikte biz milletin muktedir iktidarını gerçekleştireceğiz ve devletin varlığına, ülkenin bütünlüğüne ve milletin kardeşliğine uzanan elleri hep birlikte kıracak, Türkiye’yi ve Türk milletini layık olduğu yere taşıyacak” dedi.

‘TÜRK DEVLETİ’NİN ESKİ PARLAK GÜNLERİNE DÖNDÜRÜLMESİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ’
Türker Yörükçüoğlu ise, konuşmasında, “Sizlerin tarafınızda bulunmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum, şeref duyuyorum. Genel başkanımızın daveti üzerine gözlerimizi açmış olduğumuz siyasi hayatta ve millete hizmet yolunda yürüdüğümüz serüvenimiz boyunca bu millete hizmet etmeye çalıştık çabaladık, dertlendik, mücadele ettik. Ve her daim aklımızda hep siyasi hayatta ilk gözümüzü açtığımız bir Büyük Birlik Partisi ve Alperen Ocakları gelmiştir. Biz Türk milliyetçileri, Türk milletine, Türk milliyetçiliğine bağlı olduğumuz kadar Türk milletinin milli manevi değerlerine de bağlıyız. Türk milletinin bin yıllık milli ve manevi değerlerinin tecessüs etmiş hali olan Büyük Birlik Partisi yine bu değerleri taşıyan tüm Türk milletinin mensuplarının yegâne adresi ve yuvasıdır. Yeniden burada bulunmaktan dolayı tekrar Genel Başkanıma buna vesile olduğu için çok teşekkür ederim. İnşallah Sayın Genel Başkanımız da ve sizlerle birlikte milletimize çok değerli hizmetler yapacağız. İnşallah omuz omuza milletimizin rahatsız olduğu şeylere yönelik hazırlıklarımızı yapacağız. Milletimizi mutlu, müreffeh, güçlü hale getirmek için çabalayacağız. Derdimizi anlatacağız. Milletin derdiyle dertleneceğiz. Türk birliğinin kurulması, Türk milletinin yüceltilmesi, Türk Devleti’nin eski parlak günlerine döndürülmesi için hep birlikte kadro olarak elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

‘ONLAR İSTESE DE İSTEMESE DE ÇOCUKLARIMIZ KURANI KERİM’DE ÖĞRENMELİDİR’
Destici, milli eğitimin Türkiye’nin en önemli konularından birisi olduğunu belirterek, “Son dönemlerde yeni bir öğretmen akademisinin kurulması, müfredatın açıklanması, öğretmenlik formasyonuyla ilgili çalışmalar, öğretmenlikle ilgili yeni kanun, yasa hazırlıkları bütün bunları en yakından takip eden siyasi partiyiz ve siyasi parti genel başkanlarının başında geliyorum. Sadece görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmelerimizde bunu dile getiriyoruz. Müfredat konusuna gelince de maalesef kamuoyunda ön yargılar var. Öte yandan hala imam hatiplere ön yargılar var. Hala liselerde okutulacak Kur’an-ı Kerim derslerine, sevgili Peygamberimizin hayatını konu alan derslere maalesef hala tepkiler var. Biz bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Bir taraftan bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman görürüz. Ama diğer taraftan liselerin 8’inde 9’unda ya da 10’unda sürekli de değil, 1 yıl haftada iki saat okutulacak Kur’an-ı Kerim dersinden rahatsızlar. Rahatsız olan siyasetçilerimiz var. Rahatsız olan gazetecilerimiz var. Bunlar artık bu hülyalarından vazgeçsinler. Burası Türk İslam memleketidir. Liselerde onlar istese de istemese de çocuklarımız Kuranı Kerim’de öğrenmelidir. Peygamber Efendimizi de öğrenmelidir. Ve İslam’ın temel bilgilerini de öğrenmelidir. Ve bunları öğrenerek liselerden mezun olmalıdır. Dolayısıyla bu yönüyle destekliyoruz. Elbette müfredatın diğer kısımlarıyla ilgili bizim de eksik bulduğumuz ya da noksan bulduğumuz ya da tavsiye edeceğimiz kısımlar var. Ama bazı kesimler maalesef bakış açısı sadece ve sadece din ve İslam. Bir de bunlar Atatürkçü ve milliyetçi olarak ortalıkta geziyorlar. Bu milletin inancına, kültürüne ve kimliğine kimse dil uzatamaz. Kim dil uzatırsa o dil kopartırız, kim elini kaldırırsa o eli kırarız” dedi.
Konuşmaların ardından Destici, yeni Başkanlık Divanını da açıkladı.
Küresel pay piyasalarında, özellikle yarı iletken çip ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin beklentileri aşan 4. çeyrek finansal sonuçlarının ardından risk iştahı artarken, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın ilk çeyrekte güvercin tonlu sözle yönlendirmelerde bulunması da söz konusu seyri destekleyen etkenlerden biri oldu.
BIST 100 ENDEKSİ, DALGALI MART PERFORMANSINA KARŞIN İLK ÇEYREKTE HALA DÜNYA ENDEKSLERİNİN ÖNÜNDE
Yılın ilk çeyreğinde teknoloji şirketleri öncülüğünde New York Borsası’nda başlayan ralli Avrupa ve Japonya pay piyasalarına taşınırken, endekslerin tarihi yüksek seviyeleri de yenilendi.
Yılbaşından bu yana ABD’de New York Borsası’nda Nasdaq endeksi yüzde 9,11, S&P 500 endeksi yüzde 10,16 ve Dow Jones yüzde 5,62 değer kazanırken, Avrupa tarafında Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 10,39, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 8,78, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 14,49 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 2,84 artış kaydetti.
Bu dönemde, Asya’da tarafında da Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 20,63, Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 1,95, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2,23 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 3,44 artarken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi ise yüzde 2,97 değer kaybetti.
Aynı dönemde, BIST 100 endeksi yüzde 22,39 yükselerek önemli dünya endekslerini geride bırakırken, dolar bazlı yüzde 11,39 artış kaydetti.
Yıl başından bu yana tüm sektör endeksleri yükselirken, en çok kazandıran yüzde 67,54 ile bilişim oldu. Ana endekslere bakıldığında ise yüzde 45,31 artışla teknoloji endeksi dikkati çekti.
Bu süreçte, BIST 100 endeksine dahil hisselerden 89’u yükselirken, 11’i değer kaybetti. En çok işlem gören hisse senetleri Türk Hava Yolları, Ereğli Demir Çelik, Tüpraş, Türkiye İş Bankası (C) ile Yapı ve Kredi Bankası oldu.
Yılın ilk çeyreğinde en fazla yükseliş kaydeden hisseler arasında yüzde 89,34’le Mia Teknoloji, yüzde 80,47’yle Vestel ve yüzde 71,78 ile Bera Holding ilk üç sırada yer aldı. Qua Granite yüzde 29,62, Hektaş yüzde 16,17 ve Kayseri Şeker Fabrikası yüzde 11,83 gerileyerek yatırımcısını üzen hisseler oldu.
MARTTA BANKACILIK ENDEKSİ YÜZDE 9,21 ARTIŞ KAYDETTİ
Yurt içinde, yerel seçimlerin yaklaşmasıyla martta artan belirsizliğin risk iştahını törpülediği ve küresel pay piyasalarından negatif ayrıştığı görüldü, bankacılık endeksi yüzde 9,21 değer kazandı.
BIST 100 endeksi söz konusu dönemde dalgalı bir seyir izleyerek yüzde 0,56 azalışla ayı 9.142,40 puandan tamamladı. Endeks, aynı dönemde dolar bazlı incelendiğinde yüzde 4,08 değer kaybederek 282,34 puan oldu.
Bu dönemde, küresel pay piyasaları arasında Avrupa borsalarının performansı dikkati çekerken, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 6,67 artışla birinci sırada yer aldı. Bölgede onu yüzde 4,61 ile Almanya’da DAX 40 endeksi, yüzde 4,23 ile İngiltere’de FTSE 100 endeksi ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 3,51 değer kazancıyla takip etti.
ABD tarafında da New York Borsası’nda Nasdaq endeksi yüzde 1,79, S&P 500 endeksi yüzde 3,10 ve Dow Jones endeksi yüzde 2,08 artış kaydederken, Asya’da Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 3,95, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 3,07, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,86, Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 1,59 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,18 yükseldi.
Borsa İstanbul’da yılın üçüncü ayında, bankacılık, yüzde 9,21 artışla en fazla kazandıran sektör olurken, holding endeksi yüzde 0,19 yükseliş kaydetti. Sektör endeksleri arasında en çok kaybettiren ise yüzde 18,22 ile spor oldu.
Martta, BIST 100 endeksine dahil hisselerden 35’i yükselirken, 65’i değer kaybetti. Bu dönemde en çok işlem gören hisse senetleri Türk Hava Yolları, Ereğli Demir Çelik, Yapı ve Kredi Bankası, Tüpraş ile Türkiye İş Bankası (C) oldu.
Aynı dönemde, en fazla yükseliş kaydeden hisseler arasında Akbank yüzde 20,65, Konya Çimento yüzde 19,91 ve Doğuş Otomotiv yüzde 19,89 değer kazanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. En fazla gerileyen hisseler arasında ise Kocaer Çelik yüzde 24,71, Astor Enerji yüzde 20,83 ve Kaleseramik yüzde 18,19 ile yer aldı.
TÜRKİYE’NİN 5 YILLIK CDS’İ, MART AYINI 300 BAZ PUANIN HEMEN ÜZERİNDE TAMAMLADI
Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) martta dalgalı bir seyir izlediği görülürken, aylık kapanışını önceki ayın hemen üzerinde 310 baz puandan gerçekleştirdi.
Öte yandan, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından risk iştahını ölçmek için oluşturulan Risk Eğilim Endeksi (REKS) verilerine göre, 29 Mart itibarıyla yabancı yatırımcıların risk iştahı 63,5 ve yerli yatırımcıların risk iştahı 61,9 seviyesinde bulunurken, tüm yatırımcıların risk iştahı 55,4 oldu.
REKS’in 50 seviyesinin üzerinde olması risk iştahının fazla olduğuna işaret ediyor, bu seviyenin altı risk iştahının düşük seyrettiği şeklinde yorumlanıyor.
]]>