Dsö – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Tue, 10 Dec 2024 14:15:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Dünyanın yarısının dişleri çürük! https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-yarisinin-disleri-curuk/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-yarisinin-disleri-curuk/#respond Tue, 10 Dec 2024 14:15:59 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-yarisinin-disleri-curuk/ Sağlık Bakanlığı Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Diş Hekimi Prof. Dr. Özlem Oflezer ile diş sağlığını, ülkemizde en sık karşılaşılan diş hastalıklarını ve koruyucu diş hekimliğinin önemini konuştuk. Türkiye’de sağlıkta dönüşümün başladığı 2002 yılında kamuda 1 Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi varken, bugün 41 Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ve 14 Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Oflezer, şöyle dedi: “Bugün her ilde en az 1 tane olmak üzere 138 tane ağız ve diş sağlığı merkezi mevcuttur. Nitelikli bir diş hekimliği hizmeti veriyoruz. Hasta memnuniyeti yüksek. Evde ağız diş sağlığı hizmetleri veriyoruz. Hastanelerimizde genel anestezi altında birçok operasyon yapabiliyoruz.”

10 KİŞİDEN 9’U DİŞİ AĞRIMADAN GİTMİYOR
Ağız ve diş sağlığı hastanelerine en çok başvurunun, diş ağrısı nedeniyle olduğunun altını çizen Prof. Dr. Oflezer, şunları söyledi: “10 kişiden 9’u diş hekimine şikayeti olduğunda gidiyor ve genellikle bunu da diş, dişeti veya ağızla ilgili ağrı veya sorun olarak tanımlamakta. Oysa, koruyucu diş hekimliği ile diş ağrımadan hekime gitmeliyiz ki erken ve yaygın koruyucu önlemleri alabilelim.”

3.5 MİLYAR İNSANIN DİŞLERİ KÖTÜ DURUMDA
DSÖ tarafından yayınlanan raporda, Türkiye’nin de yer aldığı 194 ülkenin ağız hastalıklarının kapsamlı bir portresinin oluşturulduğunu belirten Prof. Dr. Oflezer, şu çarpıcı rakamları paylaştı: “Raporda yaklaşık 3,5 milyar insanın ağız hastalıklarıyla yaşadığı ortaya konuldu. Bu rakam dünya nüfusunun neredeyse yarısıdır. En sık görülen ağız hastalıkları diş çürüğü, şiddetli diş eti hastalıkları, diş kaybı ve ağız kanserleri olarak sıralanıyor. Tedavi edilmeyen diş çürükleri tahminen 2,5 milyar insanı etkileyen, dünya çapında en yaygın tek hastalık olarak öne çıkıyor. Verilere göre, dünya nüfusunun üçte birinden fazlası diş çürüğüyle yaşıyor.”

1 MİLYAR KİŞİDE DİŞ ETİ HASTALIĞI VAR
DİŞ kaybının başlıca nedenlerinden biri olan şiddetli diş eti hastalığının, dünyada 1 milyar insanı etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Oflezer “Her yıl 380 bin ağız kanseri vakası teşhis ediliyor. Rapor, küresel halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

DİŞ FIRÇALAMA ORANLARIMIZ YETERSİZ
GÜNDE en az 2 kere düzenli olarak dişlerin fırçalama oranının Türkiye’de her yaş grubu için yetersiz olduğunu belirten Prof. Dr. Oflezer, şu uyarılarda bulundu: “Düzenli diş fırçalama alışkanlığının sınırlı olmasının yanında diş fırçasına ek olarak çeşitli hijyen ürünlerinin (diş ipi, ara yüz fırçası, gargara, ağız spreyleri vb.) kullanımı da yetersiz. Diş fırçalama alışkanlığı çocuklara yürüme ve yeme alışkanlığı gibi erken yaşlarda kazandırılmalı. Bunun içinde rol model anne ve babalardır.”

KORUYUCU DİŞ SAĞLIĞI ÖNEMLİ
SAĞLIK Bakanlığı’nın yaptığı Türkiye Ağız ve Diş Sağlığı Profili (TADSAP-2018) araştırmasına göre, diş çürüğünün, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ağız sağlığı problemi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oflezer, “Koruyucu ağız ve diş sağlığı programlarını güçlendirmemiz gerekli” dedi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-yarisinin-disleri-curuk/feed/ 0
Tatlı tatlı hasta ediyor https://www.foxtvhaber.com.tr/tatli-tatli-hasta-ediyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tatli-tatli-hasta-ediyor/#respond Sat, 17 Aug 2024 05:55:30 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/tatli-tatli-hasta-ediyor/ Türk Böbrek Vakfı (TBV) Başkanı Timur Erk, aşırı şekerli içeceklerin yol açacağı hastalıklara karşı uyarıda bulunmak ve sağlıklı içeceklere dikkat çekmek için vakfın diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ve İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrin ve Metabolizma Uzmanı Dr. Hümeyra Rekalı Şahin ile mutfağa girdi. Mutfakta, evde yapılabilecek, sağlıklı serinletici içecekler yapıldı.

OBEZİTEDE İLK ÜÇTEYİZ
TBV Başkanı Timur Erk, obezitede Türkiye’nin Amerika ve Meksika’dan sonra dünya 3’üncüsü olduğuna dikkat çekerek, gazlı ve şeker oranı yüksek olan içeceklerin şeker hastalığı, obezite, kronik böbrek rahatsızlıkları, kalp hastalıkları ve diş problemlerine davetiye çıkardığını söyledi.

SU TÜKETİN
Sağlıklı yaşam için su tüketimini arttırılması gerektiğini söyleyen Erk, “Suyun yerini hiçbir şey tutmaz. Suyun alternatifleri ne diye sorarsanız; ayran ve süt. Saf su içemeyenler ise içerisine tarçın, zencefil, bir avuç kesilmiş salatalık ekleyerek tat verebilirler. Ama şeker kesinlikle olmamalı. 1 teneke kutu gazlı içeceğin içerisinde 10 küp şeker yani 35 gram şeker var. Bu da vücuda şeker hastalığı olarak geri dönüyor. Diyabetin sonucu da obeziteye gidiyor” dedi.

BİR KUTU ŞEKERLİ İÇECEK 10 ÇAY KAŞIĞI ŞEKERE DENK
İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrin ve Metabolizma Uzmanı Dr. Hümeyra Rekalı Şahin de şunlara dikkat çekti: “100 ml içecekte 11 gramdan fazla şeker içeren içecekler yüksek şekerli içecekler olarak tanımlanıyor. Örneğin, bir kutu şekerli içecek yaklaşık 39 gram şeker içerir. Bu da yaklaşık 10 çay kaşığı şekere denk gelir. Bir kutu şekerli içecek, ortalama olarak 150 kalori içerir ve bu kalorinin büyük bir kısmı rafine şekerden gelir. DSÖ’nün önerisine göre, günlük şeker alımı toplam kalorinin yüzde 10’unu geçmemeli, hatta yüzde 5’in altında olmalıdır. Bu oranı aşmak, kilo alımı ve obeziteye yol açabilir. Özellikle çocuklar ve gençler, bu tür içeceklerin cazibesine kapılmakta ve bu da genç yaşta sağlık sorunları riskini artırmaktadır.”

BAĞIMLILIK YARATIYOR
Uzm. Dr. Şahin, şekerli içeceklerin beyinde dopamin salgısını artırarak, geçici mutluluk hissi yarattığını, bu durumun, çocuklarda ve gençlerde bağımlılığa yol açtığını da söyledi.

EV YAPIMI LİMONATA VE REYHAN ŞERBETİ
TBV Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ise evde bulunan malzemelerle hazırlanan sağlıklı ve pratik tarifler verdi:

LİMONATA
5 adet limon(kabuğu & suyu)
2 -3 dal nane
7 tatlı kaşığı bal
1 litre su
YAPILIŞI : Limon kabuğu ve bal iyice karıştırılır. Nane, limon suyu ve su eklenir. Soğuk olarak içilir.

REYHAN ŞERBETİ
1 bağ reyhan
1 çubuk tarçın
2-3 adet karanfil
10 tatlı kaşığı bal-pekmez
1/2 limon suyu
6 bardak su
YAPILIŞI: Reyhan, tarçın ve karanfil üzerine kaynar su dökülür. 1-2 saat beklenir. Süzülüp soğuduktan sonra bal veya pekmez ile tatlandırılır.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tatli-tatli-hasta-ediyor/feed/ 0
Dünya genelinde yaygınlaştı: Ruh sağlığı sorunları yeni pandemi olabilir mi? https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-genelinde-yayginlasti-ruh-sagligi-sorunlari-yeni-pandemi-olabilir-mi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-genelinde-yayginlasti-ruh-sagligi-sorunlari-yeni-pandemi-olabilir-mi/#respond Wed, 08 May 2024 00:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10233 Özellikle Covid-19 döneminde insanların ruh sağlığını etkilediğini belirten Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge,  gençlerde kaygı ve uyku problemi görüldüğünü aktardı.

DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge, Türkiye’nin farklı şehirlerinde görüşmeler yapmak ve etkinliklere katılmak için 5 günlük ziyaret kapsamında İstanbul’a geldi. Ruh sağlığı sorunlarını “bir sonraki pandemi” olarak adlandırdığını belirten Kluge, Covid-19 salgınından aşılara, halk sağlığı sorunlarından DSÖ ile Türkiye’nin çalışmalarına kadar birçok konuya değindi.

Covid-19 salgını sonrası önemli dersler çıkardıklarını belirten Kluge, bunlardan en önemlisinin sağlık iş gücünün beslenmesi olduğuna, sağlık personelinin emekliye ayrılmasına ve küresel göç sebebiyle Avrupa’da 2 milyon doktor ve hemşire açığının bulunduğuna dikkat çekti. Sağlık gücünün kaybedilmemesi gerektiğine dikkat çeken Kluge, çalışma koşullarının çok iyi olması gerektiğini ve çalışanların ruh sağlığıyla ilgilenilmesi gerektiğini dile getirdi. Kluge, pandemi döneminde rutin sağlık hizmetlerinin kesintiye uğradığına dikkat çekerek, çoğu ülkede çocukların rutin aşılanması durduruldu ve şu anda bölgenin hem batısında hem de doğusunda çok sayıda kızamık salgını görüldüğünü belirtti. Kluge, pandemilere daha hazırlıklı olmak adına yakında imzalanması beklenen bir “salgın anlaşması” üzerinde 149 ülkenin müzakerelerde bulunduğuna değindi.

Türkiye’nin salgın dönemindeki yaklaşımına ilişkin açıklamalarda bulunan Kluge, bazı ülkelerin aşılarını, maskelerini paylaşmadıklarını gördüklerini hatırlatarak “Şeffaflık ve araçların, teknolojilerin, aşıların paylaşılması gerekiyor. Burada en başından beri aşılarını, maskelerini, koruyucu ekipmanlarını birçok ülkeyle paylaşan başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere Türk devletlerine gerçekten çok büyük bir içtenlikle takdirlerimi ifade etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin dünyada 162 ülkeye destek verdiğini aktaran Kluge. “Dolayısıyla Türk Devletleri Teşkilatı için ‘dayanışma’ boş bir söz değildi ve bugün tüm ülkelerin yapması gereken de budur.” açıklamasında bulundu.

ASIL SORU “YENİ PANDEMİ NE ZAMAN?”

Aşılar konusunda tedirginlik olmasına ilişkin Kluge, bir aşının DSÖ tarafından onaylanması için çok katı prosedürlerden geçmesi gerektiğini, bu nedenle DSÖ’nün onayladığı aşıların güvenli kabul edildiğini belirtti.

Kluge, aşılar hakkında endişeye hak verdiğini anladığını belirterek “Genellikle yeni aşı geliştirmek yaklaşık 10 yıl sürer, Covid-19 sırasında 1,5 yılda bir değil 4 aşı geliştirilmişti bile. Ancak bu aşıların zaten var olan belirli teknoloji platformuna dayalı olarak geliştirildiğini açıklamamız gerekiyor.” şeklinde açıklama yaptı. Çok fazla aşı karşıtı hareket olduğuna değinen Kluge, “İnsanları suçlamamalıyız, insanların endişelerini dinlemeliyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Kluge, “Bence asıl soru, yeni bir pandemi olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır.” sözlerine yer vererek, paniğe kapılmak yerine daha iyi hazırlanmak ve dayanışma içinde davranmak gerektiğine dikkat çekti.

6 KİŞİDEN 1’İNDE VAR

İnsanların ruh sağlığını güçlendirmenin önemine değinen Kluge, “Ruh sağlığı sorunlarını ‘bir sonraki pandemi’ olarak adlandırıyorum.” sözlerine yer verdi. Tüm dünyada, özellikle de Covid-19’da gençlerin tecrit altında olduğunu hatırlatan Kluge, “Bu durum, insanların ruh sağlığını da etkiliyor. Hizmetlerimizden gördüğümüz kadarıyla gençlerde çok fazla kaygı ve uyku problemi var.” açıklamasında bulundu. Kluge, Avrupa Birliği’nin (AB) son verilere göre, AB ülkelerinde 6 kişiden 1’inin sıkıntı, endişe ve uyku sorunu yaşadığını belirtti. Covid-19 kısıtlamalarının bu sorunlara yol açabildiğini ama aynı zamanda ekrana, bilgisayara veya telefona bakılmasının etkili olduğunu aktaran Kluge, bazı ülkelerde çocukların ekran süresinin 6 saati bulduğunu kaydetti.

Hans Kluge, Ekran kullanımıyla çocukların uygun olmayan reklamlara ve şiddete maruz kaldığını, mükemmellik algısının değiştiğini ve kendilerinin “ekranda gördükleri diğer kişiler kadar mükemmel olmadıkları” düşüncesine kapıldıklarını aktardı. Hayatın karmaşık hale geldiğini dile getiren Kluge, Rusya-Ukrayna ve İsrail-Gazze arasında bir savaş olduğuna işaret ederek, “Perma-kriz dediğim bir dönemde yaşıyoruz, sürekli bir kriz var ve bu insanların ruhsal durumunu etkiliyor. Sağlık sadece iyi bir fiziksel durum değil, aynı zamanda çok güçlü bir zihinsel durumdur.” açıklamasını yaptı.

YÖNETİMİ İSTANBUL’A ALINDI

DSÖ-Türkiye ilişkilerine değinen Kluge, “Türkiye, tüm bölgede en fazla sayıda DSÖ ofisine sahip ülke. Ankara’da ülke ofisimiz var, DSÖ Avrupa Doğal Afetlere Hazırlık Merkezinin bulunduğu ofisimiz var, Gaziantep’te Suriye’nin kuzeybatısındaki insanlara çok sayıda insani yardım sağlayan bir ofisimiz var ve yakın zamanda yönetimi Kopenhag’dan İstanbul’a kaydırdık.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin deneyimlerine dikkat çeken Kluge, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra birlikte önemli çalışmalar yaptıklarını ve Adıyaman’da prefabrik birinci basamak sağlık ocağı açacaklarını aktardı.

Aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı ile DSÖ’nün ortaklaşa düzenlediği Acil Sağlık Durumlarında Liderlik Çalıştayı’na da değinen Kluge, Teşkilat ile imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde gelişen ilişkilere sahip olduklarını söyledi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-genelinde-yayginlasti-ruh-sagligi-sorunlari-yeni-pandemi-olabilir-mi/feed/ 0
Emine Erdoğan, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Çalıştayı’na katıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/emine-erdogan-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-calistayina-katildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/emine-erdogan-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-calistayina-katildi/#respond Sat, 20 Apr 2024 04:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9127 Emine Erdoğan, İstanbul’da Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ev sahipliğinde düzenlenen “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) – Bitkisel İlaçlar İçin Düzenleyici İşbirliği Ağı (IRCH) 15. Yıllık Toplantısı ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı‘nda yaptığı konuşmada, Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden gelen, bilim insanları ile buluşmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Sağlığı korumanın ve hastalıklardan arınmanın, var olduğu günden bu yana insanlığın ortak derdi olduğunu dile getiren Erdoğan, bu yolda birbirine eklenerek kar topu gibi büyüyen tecrübelerin insanlık tarihinin tüm birikiminden izler taşıdığını belirtti.

Erdoğan, sahip oldukları bu hazinenin, Doğu’nun ve Batı’nın, geleneksel ve modernin ahenk içinde yoğurulmasının eşsiz bir sembolü olduğunu kaydederek, “Yüzyıllar boyunca hekimler, ‘Biz insanı en güzel biçimde yarattık.’ ayetikerimesinin bir tezahürü olarak, kutsal kabul edilen sağlığı korumak ve bu uğurda tedavi yöntemleri geliştirmek için tabiatı incelemiş, yaratılan her şeyi hikmet nazarıyla satır satır okumuştur. Şifanın arandığı en kadim kaynaklardan biri hiç şüphesiz hala keşfedilmemiş sayısız türü bünyesinde barındıran bitkiler alemidir. Bugün fitoterapi olarak bilinen bitkilerle tedavi, bilimsel geçerliliği olan, kanıta dayalı bir tedavi yöntemi halini almıştır.” diye konuştu.

“SAYISIZ ALİMİN KEŞİFLERİ VE KALEME ALDIKLARI ESERLER HALA BİLİM İNSANLARIMIZ TARAFINDAN KEŞFEDİLMEYİ BEKLEMEKTEDİR”

Bugün birçok hastalığın tedavisinde bitkilerden elde edilen ilaçlar kullanıldığını bildiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Anadolu toprakları, sahip olduğu 3 bini endemik, toplam 12 bin bitki türüyle bitkilerle tedavi alanında müstesna bir yere sahiptir. Sadece bitki çeşitliliği açısından değil, üzerinde birçok önemli hekim ve bilim insanının yaşamış olması hasebiyle de Anadolu toprakları kadim tıp kaynakları açısından önemli bir konumdadır. Razi’den İbni Sina’ya, Hipokrat’tan Galen’e sayısız alimin keşifleri ve kaleme aldıkları eserler hala bilim insanlarımız tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, buna bir örnek olarak, geçen yıllarda tercümesini gerçekleştirdikleri “Kitabül Cemi Fil Edviyetül Müfrede” kitabından bahsetmek istediğini aktararak, şöyle devam etti:

“13. yüzyılda yaşayan ve botanik biliminin kurucusu olarak kabul edilen İbnü’l Baytar’ın bu değerli eserinin ne yazık ki Türkçe tercümesi bulunmuyordu. 19. yüzyılda Batılı bilim insanları tarafından önemi fark edilerek çeşitli dillere çevrilmiş olan bu eseri Türkçeye kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ancak elbette yeterli görmüyoruz. Ülkemizin bu anlamda büyük bir potansiyeli ve mirası var. Bu mirasın modern bilimin süzgecinden geçerek günümüze kazandırılmasının, insan hayatına eşsiz bir katkı sunacağı kanaatindeyim.”



Tıp alanında miras aldıkları bu köklü geçmişe sahip çıkmayı, milli ve vicdani bir sorumluluk olarak gördüklerine işaret eden Erdoğan, bu nedenle yürüttükleri çalışmaların bu sorumluluk duygusunun bir sonucu olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, hastalıklarla mücadelenin, biçim değiştirse de her dönem insanlığın temel uğraş konularından biri olduğunu dile getirerek, “Teknolojinin gelişmesiyle teşhiste kat edilen mesafenin önemini yadsıyamayız. Ancak diğer taraftan artan kronik hastalıklar ve aşırı ilaç kullanımı tüm dünyada sağlık politikalarını yeniden gözden geçirmenin zorunlu olduğu kanısını güçlendirmiştir. Bu noktada DSÖ geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin ülkelerin sağlık sistemlerine dahil edilmesini teşvik etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Tarihi öğretilerin gün yüzüne çıkarılıp, modern uygulamalara entegrasyonunda üzerlerine düşeni yerine getirmek için 2012 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Daire Başkanlığı kurulduğunu aktaran Erdoğan, gerekli mevzuat düzenlemesi yapıldığını vurguladı.

“GETAT UYGULAMALARININ BİLİMSEL VE AKADEMİK BİR ZEMİNDE YÜRÜTÜLMESİ SON DERECE ÖNEMLİ”

Emine Erdoğan, 2014 yılında yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nin bu çerçevede önemli bir adım olduğundan bahsederek, şunları söyledi: “Bu sayede Sağlık Bakanlığı öncülüğünde, birçok üniversitede Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) eğitim ve uygulama merkezleri açıldı. Ancak GETAT uygulamalarının bilimsel ve akademik bir zeminde yürütülmesi son derece önemli. Bu minvalde geçtiğimiz aylarda ülkemizin saygın araştırma kuruluşlarından biri olan TÜBİTAK Başkanlığımız tarafından geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın araştırılmasına yönelik proje çağrısına çıkıldı. Akademik çalışmaların ve bilim insanlarının GETAT uygulamalarına gösterdiği ilginin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.”



Bu sayede Türkiye’nin GETAT uygulamalarında önde gelen ülkelerden biri ve tüm dünya için bir cazibe merkezi olacağına emin olduğunu vurgulayan Erdoğan, topraklarının zengin şifa birikiminin, Sağlık Bakanlığınca patenti alınan “Anadolu Tıbbı” markası altında daha da geliştirilerek, insanlığın istifadesine sunulacak olmasının ümit verici bir gelişme olduğunu dile getirdi.

Emine Erdoğan, başta Sağlık Bakanlığı ve DSÖ olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese ve katılımcılara katkıları için teşekkür etti.

Hz. Muhammed’in “Sağlık, vücutları sağlam insanların başına konmuş bir taçtır. Onu ancak hastaların gözü görür.” Hadis-i Şerifi’ni aktaran Erdoğan, “Hastalığın değil, şifanın merkeze alındığı, geleneğin hak ettiği itibara yeniden kavuşarak, hayatımıza hikmeti ve şefkati kazandırdığı bir dünyayı, hep birlikte inşa edebilmeyi diliyorum.” şeklinde konuştu.

EMİNE ERDOĞAN, KATILIMCILARLA AİLE FOTOĞRAFI ÇEKTİRDİ

Emine Erdoğan, programa katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanı Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İhsan Ateş, DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, DSÖ Geleneksel, Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp Birimi Sorumlusu/ Dünya Sağlık Örgütü Bitkisel İlaçlar İçin Uluslararası Düzenleyici İşbirliği Ağı (DSÖ-IRCH) Sekreterya Grup Başkanı Dr. Kim Sungchol ve DSÖ-IRCH Sekreterya Grup Başkan Yardımcısı Dr. Charles Wu ile aile fotoğrafı çektirdi.
Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu (TÜMATA) tarafından mini konser verilen programda, çalıştayla ilgili tanıtım videosu izletildi.

Programda, Sağlık Bakanı Koca ve DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Kluge konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından, Sağlık Bakanı Koca Emine Erdoğan’a geleneksel tıbbın simgesi olan “hayat ağacını” hediye olarak takdim etti.

Emine Erdoğan daha sonrasında beraberindekilerle, Sağlık Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan “Anadolu’da Tıbbın Tarihi” sergisini ziyaret etti.
Sergide, geleneksel tıp yöntemlerinin yer aldığı kitaplar ve bitkiler tanıtılıyor.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/emine-erdogan-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-calistayina-katildi/feed/ 0