Sürdürülebilir bir gelecek için ihtiyaç olan enerji dönüşümünün kritik yönlerini tartışmak, enerji dönüşüm hedeflerine yönelik yol haritasını belirlemek ve bu konuda Dünya Bankası ile iş birliğini geliştirmeye yönelik değerlendirmelerde bulunmak üzere çalıştay düzenlendiğini aktaran Bayraktar, iklim değişikliğinin kalıcı etkilerine karşı uluslararası finansal kuruluşlar dahil birçok paydaşla iş birliğinin önemli olduğunu anlattı.
Bayraktar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini emniyete almak ve ithalat bağımlılığını azaltmaya çalışan bir ülke olduğunu belirterek enerji dönüşümünde stratejik adımlar atılması ve enerji dönüşümü sürecinin iyi yönetilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sadece enerjide değil sanayide, tarımda, ulaştırmada, binalarda birçok farklı sektörde enerji verimliliğinin artırılması gerektiğine işaret eden Bayraktar, enerji dönüşümünde yenilenebilir enerji, hidrojen, geçiş yakıtı olarak doğal gaz ve nükleer enerjinin önemli rolü olduğunu kaydetti.
“Türkiye’nin yenilenebilir enerjide iddialı hedefleri var”
Bayraktar, Türkiye’nin yenilenebilir enerjide iddialı hedefleri olduğunu, Dünya Bankasının Türkiye’yi yakından takip ettiğini aktararak bu alanda kurulu gücü artırmak, somut hedefler ortaya koymak ve çeşitli projeleri hayata geçirmek aşamasında Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kurumu ve diğer kuruluşlarla çalışmak istediklerini dile getirdi.
Söz konusu hedefler doğrultusunda şebekenin ihtiyaç duyduğu yatırımların yapılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Burada bizim karşı karşıya olduğumuz birkaç zorluk var. Bunlardan bir tanesi, sistem işletmecisinin yani bizim elektrik iletim şebekemizin işletiminin sağlıklı bir şekilde bu kadar yenilenebilir ve bu kadar kesintili kaynağı sisteme katarken doğru bir şekilde yönetilmesi ve bunun güçlendirilme ihtiyacı. Bu anlamda iletim sistemimizi geliştirmek, artan bu ihtiyacı karşılayacak yeni yatırımları, kapsamlı yatırımları yapabilmek için de önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırım hedefimiz var. Dolayısıyla daha güçlü bir iletim şebekesine sahip olan bir Türkiye. Aynı zamanda komşularıyla enterkoneksiyon kapasitesi, elektrik iletim bağlantı kapasitesi daha artmış bir ülke. Bugün Gürcistan’la bizim 700 megavatı bulan bir enterkoneksiyonumuz var ama komşularımızla mevcut kapasiteleri mutlaka artırmamız lazım. Avrupa yönünde Bulgaristan ve Yunanistan ile olan mevcut enterkoneksiyon kapasitemizi artırmamız lazım. Dolayısıyla enterkoneksiyon kapasitesi artmış, iletim şebeke yatırımları, genişleme yatırımları artmış bir Türkiye’den bahsediyoruz.”
Bayraktar, bugüne kadar tahsis edilen kapasitelerin hayata geçirilebilmesi için izin süreçlerinde iyileştirme planlandığını belirterek “Yatırımların hayata geçmesi için en önemli konulardan biri finansman, onun için bu toplantı çok daha önemli. Bu finansmanın da sağlıklı bir şekilde sürdürülebilir finansal yapıda sağlanmasını hedefliyoruz. Elbette ki sürdürülebilir enerji geleceği için yenilebilir projelerimizin yanı sıra önemli unsurlardan biri de bunların ekip ekipman tedariki. Bizim mutlaka güneş panelleri, rüzgar santralleri için türbinlerin sağlıklı bir şekilde herhangi bir tedarik zincirinde kırılmaya sebebiyet vermeden veya önümüzdeki süreçte bu anlamda yaşayacak sıkıntıları aşacak şekilde doğru bir değer zinciri içerisinde konumlandırılması ve çözülmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Kritik madenler alanında Dünya Bankası ile iş birliğini önemsediklerini aktaran Bayraktar, tüm değer zincirinde ve yeni teknolojilerde mutlaka sürdürülebilirlik temelinde bir adım atılması gerektiğini, bu konuda önemli bir işbirliği fırsatı olduğuna inandığını söyledi.
Bayraktar binalarda, tarımda, ulaştırmada ve birçok farklı sektörlerde enerji verimliliğinde ciddi potansiyel olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“2024-2030 yıllarını kapsayan bir strateji belgesi yayınladık. Burada her sektörde hangi alanlarda ne kadarlık bir iyileştirme yapacağımızı ifade ettik. Buna göre, Türkiye’nin bu sürede yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı var, bir yatırım hedefi var ve bunun sonucunda da primer enerjide yüzde 16’lık bir tasarruf, dolayısıyla enerji yoğunluğunda bir iyileştirme ve aynı zamanda yaklaşık 100 milyon tonluk bir karbon emisyonundan da kaçınma gibi bir sonuç ve hedefle karşı karşıyayız. Dolayısıyla enerji verimliliği konusu bizim büyük bir dikkatle üzerine eğileceğimiz, yine burada uluslararası finansal kuruluşlarla birlikte iş birliği yapacağımız önemli alanlardan biri.”
Yeşil hidrojenin enerji dönüşümünde önemli yeri olduğunu vurgulayan Bayraktar, hidrojen üretim kapasitesinin geliştirilmesi, üretimden depolamaya, dağıtıma kadar geniş bir yelpazede çok yakın iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu ve bu konuda Dünya Bankasının katkılarıyla yeni projeler geliştirilebileceğini söyledi.
Bayraktar, Türkiye’nin karbon nötr bir ekonomiye gitmesi için kömürle alakalı da bir planlamanın olması gerektiğine işaret ederek “Kömürde de özellikle karbonsuzlaşma veya karbon yoğunluğunu düşürmeyle alakalı bir program üzerinde çalışıyoruz. Kömür santrallerinin geleceğiyle ilgili bir dönüşüm programı üzerinde çalışıyoruz. Bu yıl bitmeden bir dönüşümle alakalı, kömür santrallerimizin düşük karbona geçişiyle alakalı bir planlamayı inşallah kamuoyuyla paylaşırız. Bu konudaki teknik çalışmalarımız devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Enerji dönüşümünü hızlandırmak için uluslararası finansal kuruluşlarla iş birliğinin artırılması gerektiğini belirten Bayraktar, bu anlamda Bakanlık olarak hazır olduklarını sözlerine ekledi.
Dünyada her yıl 2-3 trilyon dolarlık yenilenebilir yatırımı gerekiyor
Dünya Bankası Enerji ve Ekstraktifler Küresel Direktörü Demetrios Papathanasiou da iklim değişikliği krizinin ve enerji güvenliği problemlerinin herkes için sorun olduğunu vurgulayarak “Bu sorunların diğer yüzü ise temiz enerji fırsatıdır. Dünya çapında temiz enerji yatırımlarını ve üretimini artırmak için bir kararlılık görüyoruz.” diye konuştu.
Papathanasiou, geçen yıl COP28’de ülkelerin dünyada yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına, enerji verimliliğini iki katına çıkarma kararı aldığını anımsatarak bu hedefin yüksek miktarda finansman ve hükümetler ile özel sektör arasında koordinasyon gerektirdiğini dile getirdi.
Gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtlara her yıl 500 milyar dolar harcadığına dikkati çeken Papathanasiou, dünyada her yıl 2-3 trilyon dolarlık yenilenebilir enerji yatırımı yapılması gerektiğini söyledi.
Papathanasiou, Türkiye’nin enerji dönüşümünde büyük bir ilerleme kaydettiğini belirterek şöyle devam etti:
“Türkiye, daha temiz hava, enerji güvenliği ve iklim değişikliğine katkı taahhüt ediyor. Bunlar iş, enerji santrallerine ve temiz enerji ekipmanlarının üretimine yatırım getirecek. Bataryaları sisteme nasıl dahil edebiliriz, sisteme nasıl daha fazla dijital mekanizma getirebiliriz gibi yapılacak çok işimiz var ama bu, ilerlemek, modernleşmek ve enerji güvenliği ve iklim kriziyle başa çıkma sözü vermek için harika bir fırsat.”
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ise Türkiye’nin enerji dönüşümü planının, Dünya Bankası’nın gördüğü en büyük planlardan olduğunu belirterek “Bu konuda Türkiye’ye destek olmaktan son derece gurur duyuyoruz çünkü bu Türkiye’nin hedefini ve sahip olduğu kapasiteyi gösteriyor.” dedi.
Sürdürülebilir bir gelecek için ihtiyaç olan enerji dönüşümünün kritik yönlerini tartışmak, enerji dönüşüm hedeflerine yönelik yol haritasını belirlemek ve bu konuda Dünya Bankası ile iş birliğini geliştirmeye yönelik değerlendirmelerde bulunmak üzere çalıştay düzenlendiğini aktaran Bayraktar, iklim değişikliğinin kalıcı etkilerine karşı uluslararası finansal kuruluşlar dahil birçok paydaşla iş birliğinin önemli olduğunu anlattı.
Bayraktar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini emniyete almak ve ithalat bağımlılığını azaltmaya çalışan bir ülke olduğunu belirterek enerji dönüşümünde stratejik adımlar atılması ve enerji dönüşümü sürecinin iyi yönetilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sadece enerjide değil sanayide, tarımda, ulaştırmada, binalarda birçok farklı sektörde enerji verimliliğinin artırılması gerektiğine işaret eden Bayraktar, enerji dönüşümünde yenilenebilir enerji, hidrojen, geçiş yakıtı olarak doğal gaz ve nükleer enerjinin önemli rolü olduğunu kaydetti.
“Türkiye’nin yenilenebilir enerjide iddialı hedefleri var”
Bayraktar, Türkiye’nin yenilenebilir enerjide iddialı hedefleri olduğunu, Dünya Bankasının Türkiye’yi yakından takip ettiğini aktararak bu alanda kurulu gücü artırmak, somut hedefler ortaya koymak ve çeşitli projeleri hayata geçirmek aşamasında Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kurumu ve diğer kuruluşlarla çalışmak istediklerini dile getirdi.
Söz konusu hedefler doğrultusunda şebekenin ihtiyaç duyduğu yatırımların yapılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Burada bizim karşı karşıya olduğumuz birkaç zorluk var. Bunlardan bir tanesi, sistem işletmecisinin yani bizim elektrik iletim şebekemizin işletiminin sağlıklı bir şekilde bu kadar yenilenebilir ve bu kadar kesintili kaynağı sisteme katarken doğru bir şekilde yönetilmesi ve bunun güçlendirilme ihtiyacı. Bu anlamda iletim sistemimizi geliştirmek, artan bu ihtiyacı karşılayacak yeni yatırımları, kapsamlı yatırımları yapabilmek için de önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırım hedefimiz var. Dolayısıyla daha güçlü bir iletim şebekesine sahip olan bir Türkiye. Aynı zamanda komşularıyla enterkoneksiyon kapasitesi, elektrik iletim bağlantı kapasitesi daha artmış bir ülke. Bugün Gürcistan’la bizim 700 megavatı bulan bir enterkoneksiyonumuz var ama komşularımızla mevcut kapasiteleri mutlaka artırmamız lazım. Avrupa yönünde Bulgaristan ve Yunanistan ile olan mevcut enterkoneksiyon kapasitemizi artırmamız lazım. Dolayısıyla enterkoneksiyon kapasitesi artmış, iletim şebeke yatırımları, genişleme yatırımları artmış bir Türkiye’den bahsediyoruz.”
Bayraktar, bugüne kadar tahsis edilen kapasitelerin hayata geçirilebilmesi için izin süreçlerinde iyileştirme planlandığını belirterek “Yatırımların hayata geçmesi için en önemli konulardan biri finansman, onun için bu toplantı çok daha önemli. Bu finansmanın da sağlıklı bir şekilde sürdürülebilir finansal yapıda sağlanmasını hedefliyoruz. Elbette ki sürdürülebilir enerji geleceği için yenilebilir projelerimizin yanı sıra önemli unsurlardan biri de bunların ekip ekipman tedariki. Bizim mutlaka güneş panelleri, rüzgar santralleri için türbinlerin sağlıklı bir şekilde herhangi bir tedarik zincirinde kırılmaya sebebiyet vermeden veya önümüzdeki süreçte bu anlamda yaşayacak sıkıntıları aşacak şekilde doğru bir değer zinciri içerisinde konumlandırılması ve çözülmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Kritik madenler alanında Dünya Bankası ile iş birliğini önemsediklerini aktaran Bayraktar, tüm değer zincirinde ve yeni teknolojilerde mutlaka sürdürülebilirlik temelinde bir adım atılması gerektiğini, bu konuda önemli bir işbirliği fırsatı olduğuna inandığını söyledi.
Bayraktar binalarda, tarımda, ulaştırmada ve birçok farklı sektörlerde enerji verimliliğinde ciddi potansiyel olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“2024-2030 yıllarını kapsayan bir strateji belgesi yayınladık. Burada her sektörde hangi alanlarda ne kadarlık bir iyileştirme yapacağımızı ifade ettik. Buna göre, Türkiye’nin bu sürede yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı var, bir yatırım hedefi var ve bunun sonucunda da primer enerjide yüzde 16’lık bir tasarruf, dolayısıyla enerji yoğunluğunda bir iyileştirme ve aynı zamanda yaklaşık 100 milyon tonluk bir karbon emisyonundan da kaçınma gibi bir sonuç ve hedefle karşı karşıyayız. Dolayısıyla enerji verimliliği konusu bizim büyük bir dikkatle üzerine eğileceğimiz, yine burada uluslararası finansal kuruluşlarla birlikte iş birliği yapacağımız önemli alanlardan biri.”
Yeşil hidrojenin enerji dönüşümünde önemli yeri olduğunu vurgulayan Bayraktar, hidrojen üretim kapasitesinin geliştirilmesi, üretimden depolamaya, dağıtıma kadar geniş bir yelpazede çok yakın iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu ve bu konuda Dünya Bankasının katkılarıyla yeni projeler geliştirilebileceğini söyledi.
Bayraktar, Türkiye’nin karbon nötr bir ekonomiye gitmesi için kömürle alakalı da bir planlamanın olması gerektiğine işaret ederek “Kömürde de özellikle karbonsuzlaşma veya karbon yoğunluğunu düşürmeyle alakalı bir program üzerinde çalışıyoruz. Kömür santrallerinin geleceğiyle ilgili bir dönüşüm programı üzerinde çalışıyoruz. Bu yıl bitmeden bir dönüşümle alakalı, kömür santrallerimizin düşük karbona geçişiyle alakalı bir planlamayı inşallah kamuoyuyla paylaşırız. Bu konudaki teknik çalışmalarımız devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Enerji dönüşümünü hızlandırmak için uluslararası finansal kuruluşlarla iş birliğinin artırılması gerektiğini belirten Bayraktar, bu anlamda Bakanlık olarak hazır olduklarını sözlerine ekledi.
Dünyada her yıl 2-3 trilyon dolarlık yenilenebilir yatırımı gerekiyor
Dünya Bankası Enerji ve Ekstraktifler Küresel Direktörü Demetrios Papathanasiou da iklim değişikliği krizinin ve enerji güvenliği problemlerinin herkes için sorun olduğunu vurgulayarak “Bu sorunların diğer yüzü ise temiz enerji fırsatıdır. Dünya çapında temiz enerji yatırımlarını ve üretimini artırmak için bir kararlılık görüyoruz.” diye konuştu.
Papathanasiou, geçen yıl COP28’de ülkelerin dünyada yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına, enerji verimliliğini iki katına çıkarma kararı aldığını anımsatarak bu hedefin yüksek miktarda finansman ve hükümetler ile özel sektör arasında koordinasyon gerektirdiğini dile getirdi.
Gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtlara her yıl 500 milyar dolar harcadığına dikkati çeken Papathanasiou, dünyada her yıl 2-3 trilyon dolarlık yenilenebilir enerji yatırımı yapılması gerektiğini söyledi.
Papathanasiou, Türkiye’nin enerji dönüşümünde büyük bir ilerleme kaydettiğini belirterek şöyle devam etti:
“Türkiye, daha temiz hava, enerji güvenliği ve iklim değişikliğine katkı taahhüt ediyor. Bunlar iş, enerji santrallerine ve temiz enerji ekipmanlarının üretimine yatırım getirecek. Bataryaları sisteme nasıl dahil edebiliriz, sisteme nasıl daha fazla dijital mekanizma getirebiliriz gibi yapılacak çok işimiz var ama bu, ilerlemek, modernleşmek ve enerji güvenliği ve iklim kriziyle başa çıkma sözü vermek için harika bir fırsat.”
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ise Türkiye’nin enerji dönüşümü planının, Dünya Bankası’nın gördüğü en büyük planlardan olduğunu belirterek “Bu konuda Türkiye’ye destek olmaktan son derece gurur duyuyoruz çünkü bu Türkiye’nin hedefini ve sahip olduğu kapasiteyi gösteriyor.” dedi.
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Lakshmi Shyam-Sunder ve Türkiye Masası şefi James Walsh başkanlığındaki geniş IM heyeti ayrı ayrı ekonomi bürokrasisi ve özel sektör temsilcileriyle bir dizi temasta bulundular.
IMF heyetinin ziyaretinin tüm üye ülkeler için yapılan yıllık rutin 4. Madde ziyareti olduğu öğrenildi.
UYGULANAN PROGRAMA YOĞUN İLGİ
Edinilen bilgiye göre, Dünya Bankası heyetinin başkan yardımcısı düzeyinde, alışılmışın dışında kalabalık IMF heyetinin de farklı uzmanlık alanlarından 12 kişiden oluşması bu kuruluşların uygulanmakta olan programa yoğun ilgisi olarak değerlendiriliyor.
Dünya Bankası heyetinin döndüğü, IMF heyetinin temaslarının bu hafta da sürdürdüğü belirtiliyor.
Geçen hafta TOBB başta olmak üzere mesleki örgütler ve hükümet dışı kurumlarla da dar kapsamlı da olsa görüşmeler yapıldı.

IMF ŞEFİ WALSH “TÜRKİYE DOĞRU YOLDA” DEMİŞTİ
Mayıs ayı başında konuşan IMF Türkiye Masası Şefi James Walsh, “Türkiye doğru yolda” mesajı vermişti. Walsh, “TCMB ile enflasyonun düşeceği konusunda hemfikiriz” demişti.
TCMB’nin övgüyü hak ettiğini belirten Walsh, TCMB’nin para politikasını sıkılaştırma ve finansal sistemi reforme etme konusunda uzun bir yol kat ettiğini, faiz oranlarını yüksek seviyeye getirdiğini, para politikasını ve finans sektörünün verimliliğini engelleyen birçok mali düzenlemeyi de basitleştirdiğini vurgulamıştı.
BAKAN ŞİMŞEK İLE ÖNEMLİ GÖRÜŞME
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile bir araya geldi. Şimşek ve Banga arasındaki görüşme, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda gerçekleşti.
Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü.
Banga’nın ziyareti, uzun süre sonra Dünya Bankası Grubu Başkanı düzeyinde Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk ziyaret olması bakımından önem taşıyor.

GÖRÜŞMEDE NELER ELE ALINDI?
Edinilen bilgiye göre, görüşmede, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ele alındı. Banga, Türkiye’nin ekonomi programına desteğini yineledi.
Ayrıca, Dünya Bankası ile Türkiye arasında 2024-2028 mali yıllarını kapsayan mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan “Ülke İşbirliği Çerçevesi” görüşüldü. Bu kapsamda, afetlere dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliği ile mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda geliştirilebilecek işbirlikleri üzerinde duruldu.

Dünya Bankası, Türkiye’nin Eylül 2023’te açıkladığı Orta Vadeli Program’ın (OVP) hemen ardından, programa desteğini ifade etmek için 17 milyar dolar olan Türkiye’ye yönelik kaynak tutarını, 18 milyar dolar artırarak 35 milyar dolara çıkarmıştı. Söz konusu kaynak OVP ve 12. Kalkınma Planı’nda ortaya konulan öncelikler kapsamında geliştirilecek projelerin finansmanında kullanılıyor.
BAKAN BAYRAKTAR İLE DE GÖRÜŞTÜ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ile Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine verilen destekleri görüştü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta ağırladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Enerji dönüşüm sürecinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, iletim ve dağıtım altyapısı konularında verilen destekleri ve bu desteklerin nasıl artırılabileceğini ele aldık. Türkiye’de öngörülebilir, şeffaf ve akılcı yatırım ortamı oluşturmak için attığımız adımlara yönelik Dünya Bankası ile işbirliği imkanlarını değerlendirdik.”
Şimşek, AA muhabirine, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar dolarlık finansman temin edildiğini anımsatan Şimşek, bu kaynağın Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.
Şimşek, Dünya Bankası ile şimdi de 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönemdeki mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan önemli bir programa imza atıldığına işaret ederek, “Dünya Bankası ile yürüttüğümüz güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturuldu. Dünya Bankasının ilk üç yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework-CPF) Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi.” diye konuştu.
“TÜRKİYE UYGUN KOŞULLU KREDİDE ÜÇÜNCÜ SIRADA”
Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program’ın açıklanmasının ardından Türkiye’ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı. Türkiye’nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3’üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı.
Bakan Şimşek, Türkiye’nin 12’nci Kalkınma Planı önceliklerine uyumlu hazırlanan programın, yüksek ve sürdürülebilir verimlilik artışı, kapsayıcı hizmetler ile istihdam ve dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarına odaklanacağını belirterek, bu başlıkların, Dünya Bankası ile geliştirilebilecek işbirliği alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi.
“AFETLERE DAYANAKLILIKTAN İHRACATA KADAR PEK ÇOK ALANDA DESTEK SAĞLANACAK”
Bu kapsamda, afetlere karşı dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda Dünya Bankası desteğinin sağlanmasının planlandığını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Program, Dünya Bankası kuruluşları olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından ortaklaşa uygulanacak. Bankanın ülkemizdeki faaliyetlerinin etkisi artırılacak. Bu süreçte, ülkeye özgü zorlukların çözümüne odaklanan, özel sektör katılımını artırmayı hedefleyen ve operasyonlarda bütüncül sonuçları elde etmeyi amaçlayan bir yaklaşım izlenecek.”
“ÖZEL SEKTÖRÜN GELİŞTİRİLMESİNDE KULLANILACAK”
Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye’ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, “Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD’den, 9 milyar dolarının IFC’den sağlanması bekleniyor. MIGA’nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:
“Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek.”
]]>