Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre, yıllık üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor. Bu, dünya genelinde 1,3 milyar ton yiyeceğin çöpe gitmesi anlamına geliyor. Gıda israfının bu kadar büyük bir boyuta ulaşmasının nedenleri arasında, üretim fazlası, lojistik sorunlar, ambalajlama hataları ve tüketici alışkanlıkları geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya çapında bir kesim obeziteyle mücadele ederken 828 milyon insan ise açlıkla mücadele ediyor. Uzmanlar, gıda israfını azaltmak için tüketici eğitimi sağlamayı ve yiyecekleri dönüştürmeyi öneriyor.
Bu düşüncede herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Emre Hastaoğlu, “Dünyada en çok ekmek israf eden 3. ülke haline gelmemizin en büyük nedeni bilinçsiz olmamız. Gıda israfını azaltmanın bir yolu da planlı ve bilinçli alışveriş yapmaktır. Bu listeyi yaparken de bütçemize uygun ihtiyacımız olan şeyleri ihtiyacımız kadar almamız gerekir” açıklamalarına yer verdi.

“Yılda 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor”
Açıklanan verilere göre dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’i israf edildiğini söyleyen Hastaoğlu, “Gıda bizim gezegenle aramızda kurduğumuz en önemli bağ. Gıda israfı, tüketilebilir düzeyde ki gıdanın ya tüketilmez hale gelmesi ya da son kullanma tarihinin geçmesiyle birlikte artık insanların tüketemeyeceği aşamaya gelmesi demektir. Dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’i israf ediliyor. Bu durum tüketilmeden israf olması demek. Hasattan son tüketiciye kadar herkesin sorumluluğunda olan, bu süreç içerisinde herkesi etkileyebilecek sadece gıda üreticisini değil hem çevreyi hem doğayı hem de gelecek nesilleri etkileyecek unsurlar arasında yer almakta. 2023 yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı rapora göre yılda 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Ülkemizde ise günde 4.3 milyon adet ekmek israf ediliyor. Genel olarak bakıldığında dünyada üretilen gıdanın 1/3’inin israf edilmesi çok büyük ve ciddi bir oran. 2050 yılında nüfus artışıyla gıda ihtiyacımız yüzde 60 oranında artacağın ön görülmekte. Biz gıda israfının yarısını bile engellesek 2040 – 2050 yıllarında yaşanması muhtemel olan gıda savaşının da önüne geçebilir” ifadelerini kullandı.
“İsrafı azaltmanın yolu planlı alışveriş”
Gıdaya kolay ulaşmanın, gıda israfına neden olduğunu belirten Hastaoğlu, “Eskiden bu kadar gıda çeşitlerine ve miktarına kolay ulaşım sağlayamıyorduk. İsrafı azaltma yolunun en başında bilinçli tüketim yer alıyor. Bizler ekmek yere düşünce öpüp başımız üstüne koyan toplum içerisindeyken dünyada en çok ekmek israf eden 3. Ülke haline gelmemizin en büyük nedeni bilinçsiz olmamız yer alıyor. Gıda israfını önlemenin en önemli etkeni, yiyeceklerin tekrar kullanabilir olmasını aile halkının biliyor olması. Örneği bugün pilav yaptık ve arttıysa yarın kadınbudu köfteye dönüştürebiliriz. Günümüzde yaşanan açlığın sebebi yetersiz gıda üretimi değil gıdanın yetersiz ve dengesiz dağılımı olduğunu görüyoruz. Dünyanın bir kısmında obeziteyle mücadele yaşanırken bir kısımda açlıkla mücadele ediliyor. Gıda israfını azaltmanın bir yolu da planlı ve bilinçli alışveriş yapmaktır. Özellikle ramazan ayında da tavsiye edilir. Açken alışveriş yapılmaması önemlidir çünkü ihtiyacımız olmayan yiyecekleri de ister hale geliriz alırız ve doyduktan sonra tüketmeyebiliriz. Alışverişe çıktığımızda bir liste yapmalıyız. Bu listeyi yaparken de bütçemize uygun ihtiyacımız olan şeyleri ihtiyacımız kadar almamız gerekir” dedi.
2017’den bu yana gayrimenkul sektöründe pazarlama ve satış danışmanlığı hizmeti veren Vesta Global Kurucu Ortağı Armağan Akyüz, “Yurt dışına yatırımda yatırımcı portföyü tabana indi. Evini, arabasını satıp son parası ile yatırım yapan var. Türkiye’de fiyatların çok artması, insanların elindeki varlıkları satıp yurt dışına yatırmasına yol açıyor” dedi.
Vesta Global özellikle son yıllarda tüm dünyada yükselişe geçen Golden Visa başvurularında hem Türk hem de yabancı vatandaşlara çift yönlü hizmet veriyor. Hem şirketlerle hem de bireylerle çalışan Vesta Global, danışanların elde etmek istedikleri faydaya göre seçenekler sunarak bu süreçteki her aşamayı “anahtar teslim” yürütüyor.
Türklere yaşatılan vize sıkıntısı yükselişi hızlandırdı
Vesta Global Kurucu Ortağı Armağan Akyüz, 2017’ye göre talebin 10 kat arttığını belirterek son durumu şöyle özetledi:
“Özellikle AB’nin, ABD’nin Türklere yaşattığı vize sıkıntısı bu artışta büyük oranda etkili oldu. Türkiye’deki yüzde 25 kira sınırlaması, yurt dışına yatırım tercihini de etkiliyor. Artış pandemiden sonra da ivmelendi ama vize problemi birinci etken olarak ön plana çıkıyor. İş adamları vize probleminden kurtulmak için vatandaşlık almaya çalışıyor. Türk vatandaşlarının eğilimi şu an Yunanistan ağırlıklı şekilleniyor. Yunanistan hızlı bir süreçle Golden Visa ve oturum izni verdiği için insanlar vize problemini bu şekilde çözmek istiyor. Ayrıca aldıkları gayrimenkulün euro bazlı kira getirisi de oluyor. İlk olarak Yunanistan ardından da Karayip Adaları’nda pasaport programları şu an çok popüler. Bir dönem sonra Portekiz’e daha çok ağırlık olabilir. Portekiz, gayrimenkul yoluyla vatandaşlık programını kapattı, fonlar vasıtasıyla programını devam ettiriyor. Sürelerde kolaylık oldu, Portekiz vatandaşlık prosedürü eski popülerliğine kavuşuyor.”
Dünyada ‘varlığın ülke değiştirmesi’ diye bir konsept ortaya çıktı
Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan ise, ülkelerin sundukları programların ve kişilerin tercihlerinin zaman içinde değiştiğini belirterek Golden Visa talebinin çok arttığını söyledi.
İnsanların zamanla yurt dışına yatırım yapmanın ve Golden Visa programlarına başvurmanın çok kolay olduğunu gördüğünü ifade eden Narazan, şu değerlendirmede bulundu:
“Eskiden insanlar başka bir ülke pasaportunun olmasını gözlerinde büyütüyordu. Artık o kadar kolay bir şey ki, bir insan bize başvurduğunda 4 ay içerisinde ikinci bir pasaporta sahip olabiliyor, oturum izni alabiliyor. İnsanlar risklerini bölmek istiyor. Artık sırf Türkiye’de de değil dünyada da ‘varlığın ülke değiştirmesi’ diye bir konsept ortaya çıktı. İnsanlar bulundukları coğrafyanın, ekonomik ve politik sistemin altında kalmak istemiyorlar. Globalleşen dünyada Amerikalının da Türkün de İngiliz’in de yani herkesin bir B planına ihtiyacı var. Buna bağlı olarak varlığını bu şekilde değerlendirmek isteyen yatırımcılar da ortaya çıktı.”
Amerikalı iş insanı Türk vatandaşlığı için şu an Türkiye’de gayrimenkul yatırımı yapıyor
Türk Vatandaşlığı Programı’nda şu an bir ABD vatandaşı ile çalıştıklarını söyleyen Narazan, “Sanılanın aksine, Ortadoğulu değil, Çinli değil Amerikalı. Amerikalı bir danışanımız Türk vatandaşlığı için şu an burada gayrimenkul yatırımı yapıyor. Dünyada çift yönlü bir alışveriş ve transfer gerçekleşiyor. Türk vatandaşlığı talebinde bir düşüş görülüyor. Bunda deprem etkisi, fiyatların çok yükselmesi, döviz gibi konuların etkisi var. Yabancılar Türkiye’deki ekonomik ortamı takip ediyorlar, Türkiye’de döviz paritesinin doğru konumlanmadığını düşünüyorlar” bilgisini verdi.
Türkiye’deki özel okul fiyatları Türkleri endişelendirdi
Narazan, Türkiye’de özel okul fiyatlarının ulaştığı nokta karşısında birçok insanın endişelendiğini bunun için de farklı arayışlara girdiğini de sözlerine ekledi.
Narazan, “İnsanlar ben bu paraları yatırım olarak kullanayım, bunun karşılığında çocuğum Avrupa Birliği vatandaşı olsun diyor. Burada en kritik nokta gerçekten bunun insanlar tarafından ulaşılabilir olduğunu öğrenmeleri. Yalnızca İstanbul, Ankara, İzmir değil, Tekirdağ, Gaziantep, Kars, Aydın gibi Türkiye’nin birçok ilinden başvuru alıyoruz” diye konuştu.
]]>Diyanet İşleri Başkanlığının “Filistin’e destek, Gazze’ye dua” çağrısı üzerine gerçekleştirilen programlarda cemaattekiler, katledilen Müslümanlar için edilen dualara iştirak etti.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Hacı Bayram-ı Veli Camisi’nde sabah namazını kıldırdı ve Kur’an-ı Kerim okudu.
Tesbihatlar ve getirilen salavatların ardından cemaate hitap eden Erbaş, “Şanlı ordumuzun kahraman askerleri, cennet karşılığında canlarını ve mallarını Rabbimizin satın aldığı kimselerdir.” diyerek, tüm şehitlere rahmet diledi.

Cennet karşılığında canları satın alınan nice insanın şu an Gazze’de de şehit olduğunu belirten Erbaş, “Bazen toplu katliamlara maruz kalıyorlar. Soykırıma maruz kalıyorlar. Zalim işgalcilerin hiç merhameti yok, ahlakı yok, hukuku yok, insanlığı yok. Karşı tarafta insanlıktan tamamen çıkmış varlıklar, yukarıdan attıkları bombalarla çadırlarda kalan masum yavruları yakarak katlediyorlar.” dedi.

“ZALİMLERE YARDIM EDENLER BUNUN HESABINI VERECEK”
Erbaş, İsrail’e yardım edenlerin büyük bir haram ve günah işlediğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bunu buradan açıkça haykırıyorum. Zalimlere yardım eden, dolaylı yollardan dahi olsa yardım edenler bunun hesabını verecek. Bunun hesabını hem dünyada hem ahirette verecek. Ahirette vereceği kesin, dünyada da bunun mutlaka zararını görür. O yüzden hala boykota karşı duyarsız olanlar varsa dikkatli olsunlar. Dünya fanidir. Bu dünyadan bir şekilde asıl dünyaya, ahirete göç edeceğiz. Kimse baki değil Allah’tan başka bu dünyada. Malımız, mülkümüz, evimiz, barkımız, hanlarımız, apartmanlarımız, altınlarımız, paralarımız bizimle ahirete gitmeyecek ama Allah yolunda harcarsak bizimle gidecek. Bunu da unutmayalım. O yüzden mazlumların yanında yer alalım.”

Dünyada Filistin bayraklarıyla gösteriler yapan vicdanlı insanların olduğunu aktaran Erbaş, “İnancı ne olursa olsun mazlumun yanında olmak, zalimin karşısında olmak her insanın vazifesidir.” diye konuştu.
Konuşmasının ardından Erbaş, şehit Mehmetçik ve Filistinliler için dua etti.

81 İLDE DUALAR EDİLDİ
Öte yandan Erbaş, dün sosyal medya hesabından “Filistin’e destek, Gazze’ye dua” paylaşımında bulunarak, sabah namazında tüm camilerde şehit olan Mehmetçik ve Filistinler için dua edileceğini bildirmişti.
Bu kapsamda, 81 ildeki tüm camilerde sabah namazında dua edildi.
Büyük Çamlıca Camisi’nde cemaat, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından sabah namazı için saf tuttu.
Namazın ardından başta Gazze olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde zulüm gören ve katledilen Müslümanlar için dua edildi.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, dün akşam sosyal medya hesabından “Filistin’e destek, Gazze’ye dua” paylaşımında bulunmuştu.
Erbaş, paylaşımında, “Gazze’de soykırıma uğrayan Filistinli kardeşlerimiz ve vatan müdafaasında şehadete kavuşan aziz şehitlerimiz için 31 Mayıs Cuma günü sabah namazında tüm camilerimizde dua edeceğiz.” ifadesini kullanmıştı.
İzmit ilçesindeki tarihi Fevziye Camisi’ne gelen vatandaşlar namazda saf tuttu.

Namazın ardından Kur’an-ı Kerim okundu. İsrail’in saldırıları sonucu Filistin’de hayatını kaybedenler için eller semaya açılırken dua edildi.

İsrail son olarak Refah’ta yerlerinden edilmiş Filistinlilerin yaşadığı çadır kente saldırı düzenlemiş, onlarca kişi ölmüştü.
Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 4. Global Gastro Ekonomi Zirvesi’ne katılan ve burada konuşma yapan Bakan Ersoy, gastronominin, günümüzde dünya turizminde önemli bir noktaya sahip olduğuna değindi. Seyahat planı yapan insanların gezilecek yer seçiminde mutfak kültürünü göz önünde bulundurarak tercihte bulunduklarını aktaran Bakan Ersoy, Türkiye olarak eşsiz gastronomi deneyimleriyle dünya çapında fark oluşturulduğunu belirtti.
Bakan Ersoy, Türkiye’nin zengin mutfak kültürüne sahip olduğuna değinerek şu sözleri kullandı:
“Ülkemizin coğrafi konumu, çeşitli iklim ve toprak yapısı ile harmanlanmış zengin mutfak kültürü, gastronomi turizmi açısından bizlere büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu benzersiz özelliklerimiz turistlere unutulmaz lezzet deneyimleri sunarak ülkemizi bir cazibe merkezi haline getirmektedir. Bildiğiniz üzere Bakanlık olarak, Türkiye’nin bu eşsiz konumunun, kültürel çeşitliğinin ve tarihî birikiminin şekillendirdiği, zengin yeme-içme kültürünün dünyaya tanıtılması noktasında bir dizi proje yürütüyoruz. Amacımız; Türk mutfağını markalaştırmak, yemek kültürümüzü tanıtmak, gastronomi turizminde dünyada lider destinasyonlar arasında yer almaktır. Bununla birlikte; harcama potansiyeli yüksek gastro-turistleri Türkiye’ye çekerek gastronomi turizminin meydana getirdiği küresel ekonomiden ülkemizin en büyük payı almasını sağlamak diğer önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor.”
İSTANBUL, İZMİR VE BODRUM İÇİN BAŞARDIK
Türk mutfağını eşsiz hazine olarak tanımlayan Bakan Ersoy, “Asırlara yayılan bilgi ve deneyim aktarımının ürünü olan zengin mutfağımız, tarih boyunca çeşitlenerek günümüze kadar eşsiz tatlarıyla ulaşmıştır. Bu eşsiz hazineyi layıkıyla tanıtmak önceliğimiz.” sözlerine yer verdi.
Atılan adımlardan sonuç aldıklarına değinen Bakan Ersoy, “Bu çerçevede attığımız adımlarla dünyada ‘Gastrocity’ olarak da adlandırılan Londra, Paris, New York gibi büyük metropollerde olduğu gibi ‘fine dining’ amacıyla Türkiye’ye gelinebileceğini anlatmak istiyoruz. Gerek tüm dünyada gösterilen tanıtım filmlerimiz gerekse de ülkemizde ağırladığımız gastronomi alanındaki kanaat önderlerinin etkileşimleri sonucunda, tüm dünyanın gözünü İstanbul ve İzmir ve Bodrum destinasyonlarımıza çekmeyi başardık.” açıklamasında bulundu.
Yeme-içme sektörünün önemini dikkat çeken Bakan Ersoy, “Bakanlığımızın çok boyutlu yürüttüğü tanıtım süreciyle Michelin Rehberi tarafından kapsama alınan İstanbul, İzmir, Bodrum gibi destinasyonlarımız birer Gastrocity olarak öne çıkmaktadır. Michelin Guide’ın da son yıllarda ülkemizin yeme-içme sektörüne gösterdiği bu ilgi, Türkiye’nin gastronomi turizminde de ön sıralardaki yerini sağlamlaştırmaya başladığının göstergesidir. Yeme-içme sektörümüz, Michelin Guide’dan aldığı bu destekle global gastronomi turizmi hareketliliğinden hak ettiği payı almış; İstanbul, İzmir ve Bodrum marka değerlerini sağlamlaştırmıştır.” cümlelerini kullandı.
Elde edilen verilere göre açıklamada bulunan Bakan Ersoy “Bu açıdan rakamları değerlendirdiğimizde ülkemizin turizm geliri 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak yaklaşık 56 milyar dolar olmuş; toplam gelir içerisindeki yeme-içme harcaması yüzde 19 oranında artmıştır” dedi.
DÜNYADA İLK SIRALARA GELİNDİ
Sürdürülebilirlik için daha farklı çalışmalara da yer verileceğini kaydeden Bakan Ersoy, “Konuklarımızın “Sürdürülebilir Turizm Programı” ile Türkiye’de sürdürülebilir bir konaklama deneyimi yaşamasını ve Michelin Rehberi tarafından sürdürülebilirlik tescili olan Yeşil Yıldız ile ödüllendirilen mekanlarda bir gastronomi deneyimi yaşamasını çok önemsiyoruz.” açıklamasını yaptı.
Bakan Ersoy, “Global Sustainable Tourism Council ile Türkiye 3 yıllık hükümet bazında bir protokol yaptı. Dünyada ilktir.” sözlerini kullandı. Yapılan açıklamaya göre imzalanan protokol kapsamında konaklama tesislerinin 3 aşamalı bir programa dahil olduğu, belirlenen kriterleri tamamlayıp bir sürdürülebilirlik belgesi alındığı öğrenildi.
Türkiye genelinde yaklaşık 21 binden fazla otel olduğu ve bunların 17 binden fazlasının birinci kriterini tamamladığını aktaran Bakan Ersoy, “Bu yıl içinde bunların tamamı birinci kriteri tamamlamış olacak. Yine binden fazla konaklama tesisimiz de 3. programı yani 2030’da tamamlaması gereken kriterleri tamamladı.” dedi.
Turizme hizmet veren bütün işletmelerin sadece konaklama değil, yeme-içme ve transfer de dahil olmak üzere sürdürülebilirlik belgeleri almaları gerektiği belirtilen konuşmada, uluslararası kabul görmüş akredite edilmiş kurumlar tarafından verilen sürdürülebilirlik belgelerinin de alınması gerektiği belirtildi.
Bakan Ersoy, “Türkiye konaklama sektöründe atmış olduğu adımla dünyada son sıralardan ilk sıralara geldi. Yani kanuni bir düzenlemeyle yapmış oldu ve aşamalı; hızlı bir şekilde tüm tesislerin dönüşümünü sağlıyor ve şu anda birinci sırada örnek gösterilen bir konuma geldik. İnşallah ikinci aşamada da yeme içme sektörüyle ilgili böyle bir protokolü hazırlayacağız, görüşüyoruz da aşamalı bir şekilde yeme içme sektöründe başta bakanlıktan belgeli olanlar dahil olmak üzere sürdürülebilirlik konusunda gerekli adımların atılmasını sağlayacağız. Destek ihtiyaçları varsa desteklerini de vereceğiz. Çünkü dünyanın hızla eriştiği noktaya hepsinden önce Türkiye olarak bizim erişmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
TÜRK MUTFAĞININ MARKALAŞMASI AMAÇLANIYOR
Türk mutfağının markalaşmasını sağlamak, farkındalık oluşturmak, geleneksel ve sağlıklı özelliklerinin yanı sıra sürdürülebilirliğini vurgulamak amacıyla 2022 yılından beri Türk Mutfağı Haftası’nın kutlandığını aktaran Bakan Ersoy, “Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde 21-27 Mayıs tarihleri arasında düzenlediğimiz bu etkinliğimizin ana teması ‘Sağlıklı, Sürdürülebilir, Atıksız Türk Mutfağı’ olan etkinlik haftasının bu sene yurt içinde uygulanacak faaliyet konsepti ’81 İlin Coğrafi İşaretli Ürünleriyle Türk Mutfağı’ olacak. Yurt dışında uygulanacak faaliyet konsepti ise ‘Tarih, Kültür ve Doğanın Buluşması: Turkaegean Lezzetleri’ olarak belirlendi. “ sözlerini kaydetti.
Tarih boyunca, coğrafi göçlerle, farklı medeniyetlerin etkileşimi ve kültürel yakınlaşmalarla zenginleşen Türk mutfağının karakteristik özelliğinde yöresel ürünlerin büyük bir rol oynadığını söyleyen Bakan Ersoy “Yöresel ürünler; coğrafi işaret tescili sayesinde ön plana çıkarılarak hem taklitlerine karşı koruma altına alınmakta hem de bulunduğu yörenin turizminin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Coğrafi işaretleme ile ayrıca, bölgenin kültürel değerlerinin tanıtımı ve korunması da mümkün olmaktadır.” açıklamasını yaptı.
Şu an çok sayıda coğrafi işaret bölgesel alınmaya başlandığını ancak Avrupa Birliği’nde sayının düşük olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Şu ana kadar Türkiye tarafından 21 tane coğrafi işaret alındı. Bu yıldan itibaren ikinci bir yoğun çalışmayı Avrupa Birliği’nde yapacağız. Hızlı bir şekilde sayınını yüzü geçmesini sağlayacağız. Biz sahiplenmezsek komşu ülkeler zaten bizim ürünlerimizi sahipleniyor. Bizim orada da hızlı bir şekilde davranıp kendi ürünlerimizi Avrupa Birliği’nde ve sonrasında UNESCO üzerinden tüm dünyada tescil ettirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.