TBMM Başkanı Kurtulmuş’un açıklamalarının ardından İletişim Başkanı Altun, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın, 14-15 Ağustos’ta Türkiye’yi ziyaret ederek, TBMM Genel Kurulu’na hitap edeceğini bildirdi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.
Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.
“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.
“BÜTÜN İSLAM DÜNYASI, İNFİAL HALİNDE”
Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.
Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.
Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.
Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.
]]>
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.
Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.
“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.
“BÜTÜN İSLAM DÜNYASI, İNFİAL HALİNDE”
Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.
Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.
Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.
Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.
]]>
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.
Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.
“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.
Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.
Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.
Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.
]]>
Diyanet İşleri Başkanlığı, Olimpiyat Oyunları’nın açılışındaki görüntüleri ile ilgili, “Kasıtlı olarak öne çıkarılan pedofili ve LGBT unsurları, küresel fesat merkezlerinin çirkin yüzünü açıkça ortaya koymuştur. Bu zihniyet, insanın edep ve haysiyetine, toplumların inanç ve değerlerine karşı adeta savaş ilan etmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Diyanet’in Olimpiyat Oyunları’nın açılış törenindeki söz konusu görüntülere ilişkin açıklaması şöyle:
“BU SÜREÇLERİN EN VAHİM YÖNÜ…”
“Dünyanın bir noktasında ortaya çıkan herhangi bir anlayışın, zaman ve mekan sınırı olmaksızın tüm dünyayı etkisi altına alabildiği iletişim çağında, insanlığın inanç, değer, algı ve kültür bakımından hızlı ve kapsamlı bir dejenerasyona maruz bırakıldığı süreçlerden geçmekteyiz. Bu süreçlerin en vahim yönü; inanca, ahlaka ve değerlere yönelik suikastlar karşısında milletlerin, toplumların ve özellikle genç nesillerin savunmasız kalmasıdır.

“HER TÜRLÜ YOZLAŞMAYA ZEMİN TEŞKİL EDEN ‘CİNSİYETSİZLEŞTİRME’ POLİTİKALARI GELMEKTEDİR”
Tarih boyunca insanlığın cahiliyeye hapsolduğu dönemlerde fıtratı tahrip eden sapkın anlayış ve uygulamalar olagelmiştir. Ancak iletişim ve etkileşim imkanlarının baş döndürücü boyutlara ulaştığı günümüzde bu tür yaklaşımların yıkıcı etkisi her zamankinden fazla olmakta ve bir bölgeyi değil, tüm insanlığı tehdit etmektedir. İnsanın maddi ve manevi gerçekliğini, varoluşsal değerini ve saygınlığını hiçe sayan, onu özüne yabancılaştıran söz konusu yaklaşımların başında cinsel yönelim özgürlüğü adı altında, her türlü yozlaşmaya zemin teşkil eden “cinsiyetsizleştirme” politikaları gelmektedir.

“LGBT SÖYLEMLERİ ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI DEĞİL, İDEOLOJİK PAYANDADIR”
İnsana doğuştan yüklenen bir kod olmakla Allah’ın kararına işaret eden cinsiyet, bireyin kendi karar verebileceği ya da arzu ettiğinde değiştirebileceği bir vasıf değildir. İnsanın kadın ya da erkek olarak yaratılması ilahi bir nimet ve hikmet olup, cinsiyetsizleştirme çalışmalarının odağında bu ilahi iradeye başkaldırı vardır. LGBT söylemleri bir özgürlük çağrısı değil, aksine insanı Allah, âlem, gaye, hikmet ve sorumluluk bağlamından koparmayı, anlamsız ve amaçsız bir hayatın girdabında tüketim nesnesi haline dönüştürmeyi hedefleyen karanlık emperyalist ideolojilerin payandasıdır. İnsanı insan yapan her türlü değeri, erdemi, üstün ve onurlu vasfı yok sayarak onu sınırsız özgürlük adı altında hüsrana sürükleyen bu renkli söylemler, aslında evsiz ve köksüz kalmış zavallı bir insan üreterek onu kendi menfaat çarklarında öğütmeyi amaçlayan din ve ahlak karşıtı ideolojik akımlardır.

“KASITLI OLARAK ÖNE ÇIKARILAN PEDOFİLİ VE LGBT UNSURLARI…”
Bu bağlamda Fransa’da gerçekleştirilen 2024 olimpiyatları açılış töreninde kasıtlı olarak öne çıkarılan pedofili ve LGBT unsurları, küresel fesat merkezlerinin çirkin yüzünü açıkça ortaya koymuştur. Her platformu propaganda aracına dönüştüren bu zihniyet, insanın edep ve haysiyetine, toplumların inanç ve değerlerine karşı adeta savaş ilan etmiştir. Tüm dünyada canlı yayınlanan bir program, özellikle gençlerin duygu ve düşüncelerini cinsiyet ekseninde suiistimal etmeyi hedefleyen sapkın bir zihniyetin boy gösterisine dönüşmüştür. Başta ev sahibi Fransa olmak üzere, bazı Batı ülkelerinin insanlığı utandıran bu rezalete göz yumması, sanatı ve sporu böylesine çirkin bir propagandaya alet etmesi ise tam bir akıl tutulmasıdır. Geçmişten beri ötekileştirdiği inanç, kültür ve medeniyetlere karşı tahammülsüzlüğü ile bilinen Batı, gelinen noktada kendi toplumunun dini sembollerini ve değerlerini bile tahkir eden bir savrulmayı alkışlamakla aslında iflas ettiğini göstermektedir.

“AHLAKSIZLIĞI TEŞVİK EDEN HİÇBİR FAALİYET, ÖZGÜRLÜK SÖYLEMLERİNİN ARKASINA SIĞINILARAK MEŞRU HALE GETİRİLEMEZ”
Bilinmelidir ki, yeryüzünün en seçkin ve değerli varlığı olan insanın tertemiz fıtratını bozmayı amaçlayan hiçbir anlayış, dini ve insani değerleri aşağılayan hiçbir yaklaşım, ahlaksızlığı teşvik eden hiçbir faaliyet, özgürlük söylemlerinin arkasına sığınılarak meşru hale getirilemez. Kulu Rabbinden uzaklaştıran, ilahi vahye ve bütün peygamberlerin uyarılarına açıkça karşı çıkan, aileyi ve sağlıklı bir toplum yapısını yok etmeyi hedefleyen cinsiyetsizleştirme politikaları, sağduyu sahibi herkes tarafından lanetlenmeye müstahaktır. İnsanlık ailesi olarak bu sapkın anlayışlara karşı insanlığın geleceğini korumak adına kolektif bir duruş sergilemek zorunluluk haline gelmiştir. Bilhassa Batı toplumlarının yöneticilerine, entelektüellerine, dini liderlerine, sivil toplum önderlerine, aklıselim sahibi her ferdine bu konuda büyük bir sorumluluk düşmektedir.
“SPORCULARIMIZA BAŞARILAR DİLİYORUZ”
Diyanet İşleri Başkanlığı, inancı, ahlakı ve insanın nezih varlığını tehdit eden her türlü söylem ve eylem karşısında kararlılıkla durmaya devam edecektir. Başta cinsiyetsizlik olmak üzere, gençlerimizin inanç dünyalarını, benlik algılarını ve kimlik bilinçlerini yaralayan akımlar karşısında onları iyiye ve doğruya yönlendirmeyi sürdürecektir. Sanatı ve sporu insana değer katan vasfıyla destekleyerek teşvik ediyor, bu vesileyle ülkemizi temsil eden sporcularımıza başarılar diliyoruz.”
]]>
KANUNLA İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE SAĞLIĞI GÖZETİLECEK
Kanunla, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişikliğe gidilerek, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi ekleniyor.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.
HAYVAN BAKIMEVİNİN TANIMI DEĞİŞTİ
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.

HAYVAN SAHİPLENMEYE YASAL SORUMLULUK ŞARTI
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak.

Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
VETERİNER, İNSAN SAĞLIĞINA TEŞKİL EDEN HASTALIKLI HAYVANLARA ÖTENAZİ KARARINI VEREBİLİR
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.

Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
SAHİPSİZ HAYVANLARI BAKIMEVİ DIŞINDA BİR YERE BIRAKMAK YASAKLANACAK
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.

KAMU KURUM VE KURULUŞLARA YAPILACAK DESTEK KAPSAMI GENİŞLETİLECEK
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.

Kanunla, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırıldı.
25 BİNİ AŞAN BELEDİYEYE BAKIMEVİ ZORUNLULUĞU
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
BELEDİYE BAŞKANI VE YETKİLİLERİNE 6 AYDAN 2 YILA KADAR HAPİS CEZASI VERİLEBİLECEK
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.

Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak.
Belediyelerce bu oranların üzerinde yapılan harcamaların yüzde 40’ı, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belediyeye aktarılacak. Aktarılacak tutar hiçbir şekilde maddedeki oranların yüzde 40’ını geçemeyecek. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
‘ÖLDÜRME YOK, SAHİPLENME, TEŞVİK VAR’
Teklifin görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, bazı milletvekillerinin “medeni dünya”, “bilimsel görüş” söylemlerini kullandığını ifade etti.
ABD’de, İngiltere’de sahiplenilmeyen hayvanlara ötanazi yapıldığını belirten Güler, muhalefet milletvekillerinin “Bu kanun, öldürme kanunu” dediğini aktararak, “Bu kanunda öldürme yok, sahiplenme var, teşvik var.” dedi. Güler, şunları kaydetti:
“Dünya Sağlık Örgütü raporlarını okuduk. Tarım ve Orman ile Sağlık bakanlıklarımızın raporlarını okuduk. Grup Başkanvekilimiz Bahadır Yenişehirlioğlu başkanlığında akademisyenleri, sanatçıları, hayvanseverleri, mağdur aileleri, evladı, kızı vefat edenleri dinledik. Bu ölçüler ışığında teklifi hazırladık. Teklifin hayırlar getirmesini diliyorum. Belediye başkanlarımıza güçlü destek veriyoruz. Barınakları kurun. Kısırlaştırma seferberliği yapalım, aşılayalım. Vicdanlarınıza sesleniyorum, barınakları kurun.”

Kanun teklifinin görüşmelerinin son bölümünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç da izledi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, teklifin oylanmasından önce yaptığı konuşmada, Meclisin 1 Ekim’e kadar tatile gireceğini belirtti. 28. Yasama Dönemi 2. Yasama Yılı’nda Meclis’te çok sayıda önemli düzenleme yapıldığını ifade eden Adan, ayrıca TBMM’nin bu süreçte milletin sesini dünya kamuoyuna duyurduğunu vurguladı.
Teklifin yasalaşmasının ardından, TBMM Genel Kurulu tatile girdi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi, 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
Belediye Başkanı Rahmi Metin’e de ziyarette bulunan Yerlikaya, TOKİ tarafından yapılan belediye bloklarını dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti.

AK Parti İl Başkalığını ziyaret eden Yerlikaya, daha sonra AFAD İl Müdürlüğünde AFAD binası arkasında meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili yetkililerden bilgi aldı.
AFAD Müdürlüğünde güvenlik toplantısına katılan Yerlikaya, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Huzuru” mottosuyla toplantılar yaptıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin huzuru ve güvenliği için çalıştıklarını ifade eden Yerlikaya, şunları söyledi:
‘HİÇ KİMSE BİZİM MİLLETİMİZE ŞEKİL YAPAMAZ’
Devletten ve milletten güçlü bir irade tanımadıklarını, vatandaşı rahatsız eden kim varsa gereğini yaptıklarını anlatan Yerlikaya, “Bugün itibarıyla uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel çökertip adalete teslim etmiş olduğumuz organize suç örgütü sayısı 619, devam eden de projelerimiz var. Adliyelerimiz ile beraber kararlıyız. Hiç kimse bizim milletimize, aziz milletimize şekil yapamaz. Buna müsaade edemeyiz.” diye konuştu.

“Biz Türkiye Yüzyılı’nda huzurla ilgili görev olarak huzurun yüzyılını ifade ediyoruz. Bu noktada başta terör örgütleri ile PKK, KCK, FETÖ, DEAŞ, MLKP gibi terör örgütleri ile mücadele bizim olmazsa olmaz birinci görevimiz. Bununla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bütün hükümetlerinde olduğu gibi yine kararlılıkla, azimle, güvenlik birimlerimizle ülke içerisinde bizim görev alanımızda olduğu gibi ülke dışında da yine hakeza sınırımızın hemen ötesinde de Savunma Bakanlığımız ve Milli İstihbaratımızla da büyük bir uyum ve kararlılıkla çalışıyoruz.”
Organize suç örgütleri ve “şehir eşkıyaları” ile mücadele ettiklerini anlatan Yerlikaya, uyuşturucu tacirleri, düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleri ile mücadele ettiklerine işaret etti.
NARVAS TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE UYGULANIYOR
Özellikle uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili 112 aracılığıyla gelen her türlü ihbarın özel bir yazılım programıyla kayda alındığını ve bunun da nakış gibi işlendiğini değerlendiren Yerlikaya, şöyle devam etti:

“Şu anda İstanbul’da pilot çalışma olarak başlayan Narkotik Vaka Analiz Sistemi (NARVAS) artık Türkiye’de emniyet ve jandarma bölgesinin tamamında uygulanıyor. Biz şunu istiyoruz. Yavrularımızı, vatandaşlarımızı hiç kimsenin zehirlemeye cesaret edemeyecek hale getirmekte kararlıyız ama bu noktada seferberlik ruhu ile hareket etmemiz lazım. Arz cephesinde İçişleri Bakanlığı biziz, biz mücadele ediyoruz. Büyük arzla, küçük arzla, baronundan kullanıcısına varıncaya kadar kararlıyız. Bu kabine döneminde 35 binin üzerinde tutuklama, 15 bine yakın adli kontrol. Yani toplam 50 bin bu noktada verilen mahkeme kararları var. Hep birlikte başardık. 131 ton bununla ilgili yakalanan uyuşturucu türleri var.”
Uyuşturucu ile seferberlik ruhunun önemli olduğuna işaret eden Yerlikaya, uyuşturucuyla mücadelede vatandaş ihbarlarının önemini vurguladı.
Toplantıya, Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, AK Parti Rize Milletvekili Harun Mertoğlu, Belediye Başkanı Rahmi Metin ve diğer ilgililer katıldı.

Taraflara yazılı savunmalarını soruşturma raporunun tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kurula göndermeleri tebliğ edilecek. Haklı gerekçeler sunulması halinde bu süre bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilecek. Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilenler, gelen yazılı savunmalar sonucunda soruşturma raporundaki görüşlerinde bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yazılı görüşlerini tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirecek. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilecek.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda değişiklik yapılacak.
Buna göre, ürün senetleri ve alivre sözleşmelere ilişkin işlemlerde, devir ile bedelin ödenmesi, alıcı ve satıcının diğer yükümlülüklerinin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edenlerce veya takas ve saklama hizmeti aldıkları kuruluşlarca yerine getirilmesi, alım satımın tescili ve alım satıma ilişkin diğer hususlar yasa ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak ürün ihtisas borsası tarafından yürütülecek.
Ürün ihtisas borsasının veya ürün ihtisas borsası tarafından takas merkezi olarak yetkilendirilen kuruluşun takas işlemlerinde mali sorumluluğu, tesis edecekleri limitler dahilinde ve alınacak teminatlar ile garanti fonu varlıklarıyla sınırlı olacak.
Ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve zararların tazmini için alınacak teminatların ve oluşturulabilecek garanti fonunun kuruluşu, işletimi, kullanımı ve katılımcılarına ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlenen teminatlar ve garanti fonundaki varlıklar tevdi amaçları dışında kullanılamayacak, üçüncü kişilere devredilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Ürün senetleri ve alivre sözleşmelerin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edilmesine, aracıların yetkilendirilmesi ile bu yetkinin askıya alınması ve iptaline, aracıların gözetim ve denetimine, ürün senetleri ve alivre sözleşmeler üzerindeki aracılık hizmetlerine dair diğer işlemlere müşterinin verdiği yetkiye bağlı olarak müşteri hesaplarındaki nakit alacak bakiyelerinin nemalandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte çıkaracağı yönetmeliklerle düzenlenecek.
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, lisansı askıya alınan işletmeler, askıda kalınan günler için depo kira ücreti talep edemeyecek.
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün lisanslı depolarda depolanan ürünleri için tahakkuk eden ve aylık dönemlerde lisanslı depo işletmelerine ödenen depolama ücretleri askı süresi boyunca ödenmeyecek. Bu madde, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecek.
Lisanslı depoculukta idari para cezaları
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nda değişiklik yapılarak, cezaların etkinliği ile caydırıcılığının artırılması amacıyla bazı fiillere yeni cezai yaptırımlar getirilecek ve idari para cezaları artırılacak.
Buna göre, lisanslı depoculuk ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ürün teslimi sırasında mevzuata aykırı şekilde ürün miktarından kesinti yapan, yasanın “teşhir” hükmüne aykırı hareket eden, ürün senedinin ilgili yönetmeliğinde düzenlenen içerik, şekil ve muhafaza şartlarına uymayan lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek.
Teslim yükümlülüğü düzenlenmiş ve iptal edilmemiş ürün senedinin temsil ettiği tarım ürününün tümü veya bir bölümü için başka bir ürün senedi düzenlenememesi, teslim yükümlülüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uyarı ve idari tedbirlerine rağmen verilen sürede kanuna ve ilgili yönetmeliklere aykırı ya da eksik hususların giderilmemesinin de aralarında bulunduğu hükümlere aykırı hareket eden lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Analiz ve sınıflandırma işlemi yapılmadan ürünün depoya kabul edilmesi veya depodan çıkarılması, tartım makbuzunun ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, muhafaza şartlarına uyulmaması nedeniyle ürünü temsil eden elektronik ürün senedinde belirtilen sınıf ve kalite ile depoda bulunan ürünlerin sınıf ve kalitesi arasında farklılık tespit edilmesi durumlarında, bu fiilleri gerçekleştiren lisanslı depo işletmelerine her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Şahit numune alınmaması ve ilgili yönetmelikte belirlenen süre boyunca saklanmaması, analiz ve sınıflandırma belgesinin ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, laboratuvarda yer alan alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, şahit numune ile bu numunenin temsil ettiği ürünün analiz ve sınıflandırma belgesinin farklı olması, analiz esnasında tutulan kayıtlardaki değerler ile analiz ve sınıflandırma belgesindeki değerlerin farklı olması durumlarında bu fiilleri gerçekleştiren yetkili sınıflandırıcılara her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası kesilecek.
Yetkili sınıflandırıcılık ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ilgili hükme aykırı hareket eden yetkili sınıflandırıcılara 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezalarının verilmesini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
Kapalı pazar yerlerinin kullanımında tahsis usulü
Teklif ile Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılıyor.
Düzenlemeye göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerleri ve diğer yerlerin, pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazar yerlerinde bulunan satış yerleri yalnızca tahsis usulüyle kullandırılarak pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Ayrıca teklifle, kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemiyle pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi sonucu pazarcıların maliyetlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Teklifin 7 maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Adan, birleşimi bugün saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
Bu testlerin ana merkezinde beynimizin algıladığı ilk şeye göre karakterimizin gizli yönlerini ortaya çıkarması yatar. Optik illüzyon testleri, belirli bir grup üzerinde test edilerek kendi alanında uzman kişiler tarafından hazırlanır. Bu tarz kişilik gözlemcinin iç dünyasını, bilişsel önyargılarını ve duygusal durumunu yansıttığı için psikanaliz alanında da sıklıkla kullanılır.
İLK GÖRDÜĞÜNÜZ ŞEY GİZLİ GÜCÜNÜ ORTAYA ÇIKARACAK!

İlk gördüğünüz şeyin gizli gücünüzü ortaya çıkaracağı ve kişiliğiniz hakkında birçok detay vereceği optik yanılsama testi ile karşınızdayız. Görselde özgürce dans eden kadın ya da bir adam silueti görebilirsiniz. Odaklanın ve ilk bakışta ne gördüğünüzü belirlemeye çalışın.
Beyniniz, görseli ilk gördüğü anda bir algı oluşturdu. Ve fark ettiğiniz ilk şeye ait yorumlamaları okumak için sayfayı aşağıya kaydırın.
İlk Bakışta Dans Eden Bir Kadın Görenler

İlk gördüğünüz şeyin gizli gücünüzü ortaya çıkaracağı görsel illüzyon testinde ilk bakışta dans eden bir kadın mı gördünüz? O zaman siz kendinize oldukça güvenen ve özgüveni yüksek bir kişisiniz. Kendinize duyduğunuz bu güven sizi etrafınızdaki insanlardan ve bulunduğunuz ortamdaki kişilerden ayıran en temel özelliğiniz.
Hayatınız boyunca enerjinizi emmeye çalışan, yolunuza taş koyan insanlar ile mücadele ettiğiniz için artık sizi engelleyecek ve kısıtlayacak insanlardan uzak durmayı seçmişsiniz. Size iyi gelmeyecek herkesi hayatınızın belirli duraklarında bırakıp yolunuza en güvendiğiniz insanlarla devam etmeye çalıştığınızı söyleyebiliriz.
Yaşadığınız onca şeyden sonra hayattaki tek gerçeğin kendiniz olduğunu anladınız . Ve kendi isteklerinizi, arzularınızı her şeyin üstünde tutuyorsunuz. Kendinize olan güveniniz çevrenizdeki insanlara da yol gösterici olmaya yetiyor.
Olaylar karşısındaki duruşunuz ve soğukkanlılığınız, çevreniz tarafından ilham alınası görünüyorken, çoğu kişi sizin bu özgüveninizden ötürü size saygı duyuyor. Ancak her ne kadar çevrenizde sizi takdir eden iyi insanlar olsa da başarılarınızı kıskanan kişiler olduğunu da unutmamalısınız.
Çevrenize saçtığınız enerjiye, sevgiye; iş yaşamınızdaki başarılarınıza, kariyerinize ve kendi başınıza kurduğunuz yaşamınıza imrenerek bakan bir sürü kişi var. İlk gördüğünüz şeyin gizli gücünüzü ortaya çıkaracağı optik illüzyon görselindeki özgürce dans eden kadın sizin kişiliğinizdeki özgürlüğü ve hayata karşı aldığınız zaferleri yansıttığını söylemek gerekir.
İlk Bakışta Bir Adam Silueti Görenler

İlk gördüğünüz şeyin gizli gücünüzü ortaya çıkaracağı optik illüzyon testinde ilk bakışta bir adam silueti mi gördünüz? Öyleyse siz oldukça iyimser bir kişiliğe sahipsiniz. Hayatınızdaki ince ayrıntıları fark ederek, küçük şeylerden mutlu olma içgüdüsüne sahipsiniz.
Hayatta karşılaştığınız zorlukların üstesinden kendi başınıza gelerek bunlardan büyük deneyimler çıkarıyorsunuz. Bulunduğunuz konuma gelmek için bir sürü engeli aşmış ve gereken fedakârlıkları yapmışsınız.
Hayata karşı takındığınız pozitif duruş sizi daima başarıya ulaştırıyor. Ancak her şeyi tek başınıza göğüslemek üzerinizde taşınması çok zor bir yük haline gelebilir. Bu yüzden bazen yardım istemeyi bilmeniz gerekir.
En kötü zamanda dahi bile bir parça umut bularak bulunduğunuz ortama güneş gibi doğuyorsunuz. Çevrenizdeki insanların mutluluğu için kendi ihtiyaçlarınızdan feragat etmeniz çoğu zaman yaptığınız bir şey. Ancak bu durum fazlaya kaçtığında özsaygınızı olumsuz etkileyeceğini unutmamanız da fayda var.
Oldukça şefkatli olan kişiliğiniz sizi başkalarını düşünmeye itiyor. Çevrenizdeki insanları da göz önünde bulundurarak yaşamaya devam etmelisiniz ama hayatınızın merkezine kendinizi koymalısınız.
Evet, ilk gördüğünüz şeyin gizli gücünüzü ortaya çıkaracağı optik illüzyon testinde sona geldik. peki, siz bu optik illüzyon testinde ilk ne gördünüz ve ilk gördüğünüz şeyin gizli gücünüzü ortaya çıkardığını düşünüyor musunuz? Yorumlarda bizimle paylaşın!
]]>Türkiye’deki Filistin ve Suriye uyruklu kişilerle irtibatlandıkları aktarıldı
Konuya ilişkin detaylara Savcılığın sevk yazısında ulaşıldı. Sevk yazısına göre, geçmiş dönemlerde İsrail İstihbarat Servisi’nin faaliyetlerinin amacına ulaşamaması için teknik ve insan istihbarat yöntemleri kullanıldığı, toplanan deliller ışığında soruşturmalar yapıldığı, İsrail İstihbarat Servisi ile bağlantılı kişi veya kişilerin Türkiye’de bulunan Filistin ve Suriye uyruklu kişilerle irtibatlanarak İsrail için önem arz eden bilgi ve belgeleri elde ettiği, aktarılan bilgiler karşılığında ise uluslararası para transfer şirketleri, havale ofisleri ve canlı kuryeler aracılığıyla bilgi aktaran kişi ya da kişilere ödeme gerçekleştirildiği kaydedildi.
Profesyonelce yapılması istenilen işlerde dedektiflerden istifade edildiği belirtildi
Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilen sevk yazısında, İsrail İstihbarat Servisi ile bağlantılı kişilerin internet tabanlı mobil uygulamalar üzerinden uzaktan operasyon ekibi oluşturduğu, bu ekip aracılığıyla canlı kuryeyle kaynaklarına para transferi ve sahadaki hedeflerine yönelik keşif şeklinde işler yapılması amaçlandığı, ayrıca profesyonelce yapılması istenilen işlerde dedektiflerden istifade edildiği ve taktik işlerde ise ağırlıklı olarak şüphe uyandırmayan şahıslardan faydalanıldığı aktarıldı. Dedektiflere biyografik bilgi toplama, keşif, tahkikat, fotoğraf, video, bilgi, belge, canlı takip etme, takip cihazı yerleştirme, canlı kurye bulma ve siber faaliyetler görevlerinin verildiği belirtilen sevk yazısında, dedektiflerin sistem açıklarından ve kritik öneme haiz devlet kurumlarında görev yapan çevrelerinden, devletin veri tabanında bulunan bilgileri temin ettikleri aktarıldı.
Oluşturabileceği milli güvenlik açığını fark ettikleri halde faaliyetlerini sürdürdükleri kaydedildi
Sevk yazısında, İsrail İstihbarat Servisi’nin iş yaptırdığı kişilerin ise kendilerine gelen taleplerin amacını; oluşturacağı maddi veya manevi zararı, hatta oluşturabileceği milli güvenlik açığını fark ettikleri halde faaliyetlerini sürdürdükleri ve kendilerine yapılan ödemeler karşılığında fatura kesmeme şeklinde faaliyetler yürüttükleri kaydedildi. Şüphelilerin İÇOM adına İsrail için önem arz eden ve tehlikeli görülen, özellikle Filistin vatandaşı ve Hamas bağlantılı kişilerin bilgi, belge ve fotoğraflarını temin etmek suretiyle İsrail İstihbaratı’na aktardıkları, karşılığındaysa özellikle terör örgütleri tarafından kullanılan havale sistemini, kripto para birimini ve ‘western union’ sistemini kullanarak menfaat temin ettikleri kaydedildi.
İÇOM’un Türkiye’de ikamet eden Filistin uyruklu şahısları ve ailelerini hedef almayı amaçladığı vurgulandı
İsrail İstihbarat Servisi Çevrimiçi Operasyon Merkezi’nin (İÇOM) Türkiye’de ikamet eden Filistin uyruklu kişileri ve ailelerini hedef alacağının öğrenildiğinin aktarıldığı sevk yazısında, şüpheli oldukları tespit edilen 46 kişi ile bağlantı kurulduğu, bu kişilerle sosyal medyadan iş ilanları üzerinden temas sağlandığı, görüntülü veya sesli arama yapmadan irtibatın sürdürüldüğü kaydedildi. Tüm bu faaliyetlerle güncel olarak devam eden İsrail ve Filistin çatışmasının küresel boyuta evrilmesi çerçevesinde, İÇOM’un Türkiye’de ikamet eden Filistin uyruklu şahısları ve ailelerini hedef almayı amaçladığı vurgulandı.
Süleymaniye Cami’sinin iç ve dış kısımlarının videosunu istediler
Sevk yazısında bazı şüphelilere ait tespitler de yer aldı. Şüphelilerden Amal Sallami Ep Siala’nın, Samir Ferat isimli bir kişiyle kurduğu, bu şahsın kendisinden Türkiye’deki Süleymaniye Cami’sinin iç ve dış kısımlarının videosunu istediği ve karşılığında 150-200 dolar para aldığı belirtildi.
Sağlık destek personeli olarak çalıştığı yerde özellikle Filistin’den getirilen kişilerle ilgilendiği aktarıldı
Şüphelilerden Hazem Mounir Amin Elgayyar’ın ise sağlık destek personeli olarak Fatih Sağlık Müdürlüğü’nde çalıştığı, özellikle son dönemde Filistin’den getirilen yaralı ve yardıma muhtaç kişilerle ilgilendiği, bu bilgileri ise İsrail İstihbaratı ile paylaştığının değerlendirildiği ve casusluk faaliyetleri noktasında kuvvetli şüphe oluşturduğu kaydedildi.