Eklem – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sun, 28 Jul 2024 23:48:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Uzmanlar uyardı: Diz sorunları adeta salgın boyutunda https://www.foxtvhaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-diz-sorunlari-adeta-salgin-boyutunda/ https://www.foxtvhaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-diz-sorunlari-adeta-salgin-boyutunda/#respond Sun, 28 Jul 2024 23:48:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16714 Oturmayı, kalkmayı, yürümeyi sağlayan diz eklemleri, adeta tüm vücudun yükünü çekiyor. Günümüzde diz sorunları genç yaşlı herkeste ortaya çıkabiliyor. Diz sorunları yaşam tarzı, genetik faktörler ve herhangi bir yaralanmaya bağlı olarak her yaşta başlayabiliyor. İleri yaş, kadın cinsiyet, aşırı kilo, yüksek fiziksel aktivite gerektiren işte çalışma, sporcular ve genetik olarak ailesel yatkınlık durumunda diz sorunları yaşanıyor. Diz kireçlenmesi en sık görülen eklem bozukluklarından biri. 60 yaş ve üzeri erkeklerin yaklaşık yüzde 10-13’ünü, kadınların ise yüzde 13-19’unu etkiliyor. Ön çapraz bağ yaralanmaları özellikle atletlerde yaygın, genel popülasyonda yaklaşık yılda 100 binde 70 kişide karşılaşılıyor ve futbol ve basketbol gibi belirli sporlarda bu oran daha yüksek. Menisküs yırtıkları özellikle yaşlı yetişkinler ve sporcular arasında yaygın. Araştırmalar, 50 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık yüzde 35’inde menisküs hasarının olduğu ve çoğunlukla da belirtisiz olduğunu gösteriyor.

Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz ağrıları genellikle çocukluk ve ergenlik (10-19 yaş) çağında genellikle ön çapraz bağ, menisküs yaralanmaları ve kıkırdak hasarı gibi spor yaralanmaları şeklinde ortaya çıktığını kaydediyor.

Prof.Dr. Başaran 40-60 yaş arasında, yaşa bağlı aşınma ve yıpranmanın kireçlenmeye yol açabileceğini belirterek, “60 yaş üstündeki yetişkinlerde ise en sık kireçlenme görülüyor, ağrıya, sertliğe ve hareket kabiliyetinin azalmasına neden oluyor. Genel olarak diz sorunları her yaşta başlayabilir, ancak özellikle kireçlenme gibi dejeneratif durumlar yaş ilerledikçe daha yaygın ve belirgin hale geliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, aktif kalmak ve yaralanmalardan kaçınmak, yaşam boyu diz sorunları riskini azaltmaya yardımcı olabilmektedir” ifadelerini kullandı.

Prof.Dr. Serdar Hakan Başaran, bazı yaygın hatalar diz hastalıklarının gelişmesine katkıda bulunduğunu vurgulayarak, “Fiziksel aktivitelere başlamadan önce uygun şekilde ısınmamak diz yaralanması riskini artırabilir. Benzer şekilde, yeterince esnememek kas gerginliğine ve dengesizliklere yol açarak dizlere ekstra baskı uygulayabilir. Özellikle zıplama veya atlama gibi hareketleri tekrar tekrar yapmak tendinit veya bursit gibi aşırı kullanım yaralanmalarına yol açabilir. Zıplarken yanlış iniş tekniği, yanlış düşme tekniği veya spor sırasındaki yanlış duruş ve hareket teknikleri dizlerde aşırı strese neden olabilir” şeklinde konuştu.

“YANLIŞ AYAKKABI DIZ SORUNLARINA YOL AÇABILIR”

Diz sorunlarında yanlış ayakkabı kullanımının da önemli bir etken olduğunu söyleyen Başaran, “Uygun desteği sağlamayan veya belirli bir aktiviteye uygun olmayan ayakkabılar giymek tüm bacağın dizilimini ve mekaniğini etkileyerek diz sorunlarına yol açabilir. Dinlenmemek ve altta yatan sorunu araştırmak yerine ağrının üstesinden gelmek, diz sorunlarını şiddetlendirebilir ve daha ciddi durumlara yol açabilir. Vücudun uyum sağlamasına izin vermeden fiziksel aktivitenin yoğunluğunu, süresini veya sıklığını aniden artırmak diz yaralanmalarına neden olabilir” diye konuştu.

Diz ağrısı durumunda mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğinin altını çizen Başaran, “Diz ağrısı yaşandığında sağlık uzmanlarına danışmaktan kaçınmak veya bunları geciktirmek, küçük sorunların daha ciddi durumlara dönüşmesine neden olabilir. Bireyler bu yaygın hataların farkında olarak ve bunlardan kaçınmak için bilinçli önlemler alarak dizlerini korumaya ve diz hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olabilirler” açıklamalarında bulundu.

“DIZ PROTEZİ AMELIYATLARINDAN KORKULMAMALI”

Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz protezi ameliyatlarından korkulmaması gerektiğini savunarak, “Bu ameliyatlar şiddetli diz ağrısı ve işlev bozukluğu çekenler için çok önemli faydalar sağlar. Bir ortopedi travmatoloji uzmanına danışmak, riskleri ve faydaları anlamak ve iyileşme sürecine hazırlanmak başarılı sonuç alınmasına yardımcı olabilir. Diz artroplastisi olarak da bilinen diz protezi ameliyatı, hasar görmüş, aşınmış veya hastalıklı diz ekleminin yapay bir eklem (protez) ile değiştirilmesini içeren cerrahi bir işlemdir. Bu ameliyat tipik olarak ciddi diz kireçlenmesi olan hastalarda ağrıyı hafifletmek ve fonksiyonu yeniden sağlamak için yapılır. Kireçlenme durumunda yürüme, merdiven çıkma, oturma veya sandalyeden kalkma gibi günlük aktiviteleri kısıtlayan kalıcı ağrı, şişlik, sertlik ve gece ağrısı gibi durumlarda. Eklem romatizması durumunda ilaçlar ve diğer tedaviler semptomları yeterince kontrol edemediğinde, kırık veya bağ yırtılması gibi ciddi bir diz yaralanmasını takiben uzun dönemde eklem ağrısı ve işlev bozukluğunda, diz eklemindeki kemik ve kıkırdağın önemli ölçüde hasar gördüğü kanlanma bozukluklarında. İlaçlara, fizik tedaviye, kortikosteroid enjeksiyonlarına veya diğer cerrahi olmayan tedavilere yanıt vermeyen kalıcı diz ağrısı ve günlük aktiviteleri yerine getirememe durumlarında. Dizin ileri derecede eğriliklerinin neden olduğu ağrı ve fonksiyonel bozulma gibi durumlarda. Diz ekleminde hareket aralığını sınırlayan ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini etkileyen şiddetli sertlik veya hareketsizlik durumlarında. Uykuyu engelleyecek kadar şiddetli diz ağrısı. Ruh sağlığını etkileyen, depresyona veya anksiyeteye neden olan kronik ağrı gibi durumlarda diz protezi ameliyatını önermekteyiz” dedi.

“DİZ PROTEZİ AMELIYATLARINDA TEKNOLOJIK GELİŞMELER YÜZ GÜLDÜRÜYOR”

Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz protezi ameliyatındaki yeniliklerin ameliyat sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Robotik sistemler, cerrahların diz protezi prosedürlerini yüksek hassasiyetle planlamasına ve yürütmesine yardımcı oluyor. Bu sistemler, hastanın dizinin 3 boyutlu modelini oluşturarak kişiselleştirilmiş cerrahi planlamaya ve protezin daha doğru yerleştirilmesine imkan tanıyor. Robotik yardım, minimal invaziv yaklaşımları kolaylaştırıyor, bu da yumuşak doku hasarını, ameliyat sonrası ağrıyı ve iyileşme süresini azaltıyor. Diz protezi ameliyatındaki bu yenilikler, teknoloji, malzeme bilimi ve tıbbi araştırmalardaki gelişmelerin etkisiyle sürekli olarak gelişmektedir. Daha iyi cerrahi sonuçlar, daha kısa iyileşme süreleri ve daha uzun süreli diz protezleri vaat ederek sonuçta bu prosedürleri geçiren hastaların yaşam kalitesini artırabilmektedir”

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-diz-sorunlari-adeta-salgin-boyutunda/feed/ 0
Günde ne kadar su içmeliyiz? Uzman isim tek tek açıkladı https://www.foxtvhaber.com.tr/gunde-ne-kadar-su-icmeliyiz-uzman-isim-tek-tek-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gunde-ne-kadar-su-icmeliyiz-uzman-isim-tek-tek-acikladi/#respond Thu, 22 Feb 2024 01:00:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4489 Suyun insan sağlığı için önemi ve faydaları hakkında uyarılarda bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Betül Yurdakul, “Eklem aralıklarında kayganlığı sağlayan sıvı bileşeninde de su bulunur. Yeterince su içmediğimizde eklem arası sıvılarla birlikte eklem kayganlığı da azalır. Bu da eklem ağrılarına, hareket sırasında eklemlerden ses gelmesine neden olur. Tedavi edilmezse eklem yüzeyleri aşınıp kalıcı eklem bozuklukları oluşabilir. Ağrısız hareket etmek için su içmek en basit önlem” dedi.

İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Betül Yurdakul, kış aylarında daha az tükettiğimiz suyun insan sağlığı için önemi ve faydaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Süt, çay, meyve suyu, kahve, alkol gibi tüm içeceklerin suyun yerine geçemeyeceğinin unutulmaması gerektiğine değinen Diyetisyen Yurdakul, “Vücut susuz oluncaya kadar susama hissi ortaya çıkmaz. Dolayısıyla susamadan önce su içmek çok önemlidir. Çocuklar ve yaşlılar susama hissini yetişkinlere göre daha az hissettikleri için, su içmeleri hatırlatılmalıdır. Çay kahve tüketimi var ise mutlaka yeterli su içimine özen gösterilmelidir. Sağlıklı bir birey kg başına 30-35 ml su içebilir” diye konuştu.


“MİDE ASİDİNİ ÖNLER” 

Reflü, hazımsızlık ve gastritin kişinin yaşam kalitesini kötü etkileyen hastalıklar olduğunu dile getiren Dyt. Yurdakul, “Bu hastalıkların en önemli sebebi midenin aşırı asit salgılamasıdır. Yeterince su içerek midenin asit salgısının mide ve yemek borusu duvarına zarar vermesini de önlemiş oluruz. Lifli besinler ve bol su sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Yetersiz su tüketimi, sindirim sisteminin daha az çalışmasına ve kabızlığa yol açar. Kabızlık ve hazımsızlığı önlemek, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlamak için mutlaka yeterli su için” dedi.

“AĞIZ SAĞLIĞINI KORUR” 

Yetersiz su içmenin tükürük salgısını azaltabileceğini belirten Dyt. Yurdakul, “Bu nedenle ağız içinin temizliği yeterli olmaz. Bu da hoş olmayan rahatsız edici ağız kokusuna yol açar. Günde en az 8 bardak su ağız kokusunu gidermeye yardımcıdır” açıklamasında bulundu.

“STRESLİYKEN SUSUZLUK HİSSEDİLEBİLİR” 

Beynimizin yüzde 85’inin su olduğunu vurgulayan Dyt. Yurdakul şunları söyledi:

“Vücudumuzda yeteri kadar besin ve su yoksa stres altında hissederiz. Açlık ve susuzluğa dayanamamamızın sebebi beynimize bu durumlarda yakıt yani besin ve su gitmemesidir. Gün içerisinde gergin ve huzursuz olan kişiler yeterli su içmiyor olabilirler. Beyinde açlık ve susuzluk hissi aynı bölgeden sağlanır. Bazen kendinizi sürekli aç hissetmenizin sebebi yeterince su içmemenizden kaynaklanabilir. Yeterli su içimi iştah kontrolü sağlar. Ayrıca unutmayalım aşırı susuz hissettiğiniz an vücudun verdiği bir sinyaldir. Su içmek için susamayı beklememek gerekir. Vücudun kontrol merkezi olan beyin de diğer organlar gibi sağlıklı çalışmak için suya ihtiyaç duyar. Uzamış susuzlukta unutkanlık, dikkat eksikliği, uyku hali, algıda ve hareketlerde azalma, sinirlilik olur. Sağlıklı zihinsel faaliyetler için su önemlidir.”

“CİLT SAĞLIĞI VE GÜZELLİĞİNİ DESTEKLER” 

Su içmenin cilt sağlığına iyi geldiğini belirten Dyt. Yurdakul, “Su yetersiz içildiğinde cilt kuruyup terleme azalır. Vücut ısı dengesini sağlayamaz, cilt esnekliğini kaybeder. Özellikle egzama ve mantarlar sık gözlenirken, tırnaklar ve saçlar kırılır, ciltte çatlama ve kanamalar görülebilir” dedi.

“AĞRILARI HAFİFLETİR”

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 70’inin sudan oluştuğunu da dikkat çeken Dyt. Yurdakul, “Eklem aralıklarında kayganlığı sağlayan sıvı bileşeninde de su bulunur. Yeterince su içmediğimizde eklem arası sıvılarla birlikte eklem kayganlığı da azalır. Bu da eklem ağrılarına, hareket sırasında eklemlerden ses gelmesine neden olur. Tedavi edilmezse eklem yüzeyleri aşınıp kalıcı eklem bozuklukları oluşabilir. Ağrısız hareket etmek için su içmek en basit önlem. Spor yaparken daha sağlıklı olmak için dengeli beslenme, düzenli bir uyku ve yeterince su içmeye dikkat etmek gerekir. Vücuttaki kas kitlesi arttıkça su ihtiyacı da artar. Spor yapmadan önce ve sonra içilen su, kas kasılmaları ve kramplarla başa çıkmada oldukça etkilidir” ifadelerini kullandı.

“SUSUZLUKTA BÖBREK TAŞI OLUŞUMU MEYDANA GELİR” 

Susuzlukta idrarın neden koyulaştığı sorusunu yanıtlayan Dyt. Yurdakul, şu bilgileri paylaştı:

“Karaciğer ve böbrekler toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlar. Yeterince su içilmezse toksinler vücuttan atılamaz, idrar miktarı azalıp rengi koyulaşır. Minerallerin birikimi ile böbrek taşı oluşumu, toksinlerin karaciğerde birikimi ile de hepatitler ve karaciğer hasarı meydana gelir. Bu nedenle her gün yeterli miktarda su içmek hayati önem taşır. Damar içinde dolaşan kanın büyük bir kısmı sudan oluşur. Kan, hücreler için gerekli oksijeni taşır. Su tüketimi yetersiz olursa, kan hacmi azalır, kan dolaşımı hızı yavaşlar, kan koyulaşır, aritmi gelişir, tansiyon düşer, tansiyon düşmesine bağlı bayılmalar görülebilir. Bu da kalbe ve diğer organlara giden kan miktarını azaltır, koyulaşan kan damarların tıkanmasına neden olabilir. Özellikle hayati öneme sahip olan beyin damarları ve kalp koroner damarları gibi ince damarlarda tıkanmalara neden olarak kalp krizi ve felç gibi hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırır.”

“HAMİLELİKTE SU İHTİYACI ARTAR” 

Hamilelikte vücudun su ihtiyacı arttığını vurgulayan Dyt. Yurdakul, “Bebeğin gelişmesi, anne karnındaki amnion denilen sıvı içinde olup, annenin kan hacmi artar ve bu da daha fazla su içmeyi gerektirir. Sorunsuz bir hamilelik dönemi ve sağlıklı bir bebek için hamilelikte yeterli su alımı çok önemli. Ayrıca anne sütünü çok önemli ölçüde destekler” dedi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gunde-ne-kadar-su-icmeliyiz-uzman-isim-tek-tek-acikladi/feed/ 0