15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi sırasında Genelkurmay 2’nci Başkanlığı görevinde bulunan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, FETÖ gerçeği ve 15 Temmuz gecesinin kader anlarını ilk kez anlattı.
“FETÖ ile mücadele devam ediyorsa kesinlikle Cumhurbaşkanımızın dik duruşu sayesindedir” diyen Bakan Güler’in ağzından o gecenin unutulmaz öyküsü:
SAATİ ÖNE ALINCA NE YAPACAKLARINI BİLEMEDİLER
FETÖ, gerçek radikal bir terör örgütü. Örgüt hiyerarşisinde verilen talimatların dışına çıkamayan robotlaşmış bir teşkilat yapısındalar. Bunlar, küçük yaştan itibaren önüne nasıl bir sorun gelirse gelsin “Abim, ablam beni arayacak ve ne yapacağımı bana söyleyecek, endişe etmeme gerek yok” diye alıştırılmış kişiler.
İşte; abilerinin, ablalarının ne yapacaklarını tam söyleyemedikleri gün de 15 Temmuz oldu! Saati öne aldıklarında ne yapacaklarını bilemediler. Çaresiz kaldılar. O gece Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı’nı Genelkurmay karargahına davet ettiğimiz anda ABD’deki elebaşı, haini arıyorlar. Darbenin tespit edildiğini, ne yapacaklarını soruyorlar. Terör elebaşından “Darbeyi derhal başlatın” diye talimat geliyor.
KRİPTO GİBİ ÇALIŞMIŞLAR
FETÖ’nün hain planlarından biri de TSK tarafından yapılan askeri okul sınavlarının ÖSYM’ye geçmesiydi. Bu karar, “ÖSYM sınavı yapsın, başarılı olan vatan evladı askeri okula girsin” düşüncesiyle alındı. Örgüt üyelerinin kendi mensuplarına şifreli aday numarası vb. belirlediklerini ve bize gelen listedeki öğrencilerin baştan itibaren hain örgüt tarafından seçildiğini sonradan anlıyoruz.
Kripto gibi çalışmışlar. Gelenlerin neredeyse tamamı yıllarca FETÖ okullarında, evlerinde yetişmişler. FETÖ’den dolayı askeri okuldan atılanların aileleri, “Benim çocuğum FETÖ’cü değildi, askeri okula girdi ve FETÖ’cü olarak mezun oldu” diyemez. Zaten bize geldiklerinde FETÖ’cü idiler!
MİT MÜŞTEŞARINI ALACAKLARINI SÖYLEMİŞLER
O akşam Güneydoğu’da başlatılacak yeni bir operasyon için toplantı halindeydik. Emir astsubayım, MİT Müsteşarı‘nın görüşmek istediğini söyledi. Hakan Bey (Fidan) Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir pilot binbaşının MİT’e gelerek bu akşam helikopterlerle uçuş yapacaklarını, sonrasında MİT Müsteşarı’nı alacaklarını söylediğini iletti.
Genelkurmay Başkanı’na durumu anlattım. “Ne yapalım?” dedi. “MİT Müsteşarı’nı Genelkurmay’a çağıralım” dedim. “Aklımıza 17-25 Aralık ve 7 Şubat MİT krizi geldi. O zaman yapamadıklarını şimdi mi yapmaya çalışıyorlar?” diye düşündük. Genelkurmay Başkanı’nın emriyle Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’ni aradım. Şimdi tutuklu olan subaya “Şu andan itibaren Türk hava sahasındaki bütün uçuşlar yasaklandı.
Havada olanlar derhal yere inecek” diye emir verdim. Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’a “Kara Havacılık Komutanlığı’na git, olumsuz bir durum görürsen derhal gerekeni yap”, o zamanki 4’üncü Kolordu Komutanı Metin Gürak Paşa’ya da “Zırhlı Birlikler Okulu’na git, oradan dışarı tek bir tank çıkmayacak” emri verildi.
TASFİYE EDİLECEKLERDİ
Hain darbe girişimi öncesinde Yüksek Askeri Şüra hazırlıkları devam ediyordu. Tespit ettiğimiz 123 FETÖ’cü general/amirali Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde emekli etmek için liste hazırladık.
Listeden, içimizdeki hainler vasıtasıyla haberdar oldular. FETÖ’cü alçaklar o akşam, “Bizim plan anlaşıldı, çok ivedi harekete geçmemiz lazım, gece üçe kadar bekleyemeyiz” diye düşündüler. Yaşar Güler’in FETÖ’cüler tarafından kelepçelenerek götürüldüğü anlar.
Ergenekon kumpasında çok kıymetli, özel yetişmiş personelimizi kaybettik ve bunun acısını daha sonra çok çektik. Onları kaybettiğimiz için FETÖ’cü alçak ve hainler yönetimde kendilerine alan açarak şans bulmaya başladılar. Hepsi, yüzde yüz FETÖ operasyonuydu.
ÜSTÜME ÇULLANDILAR
Saat 21.25 civarında makam odama büyük bir bağırış ve çağırışla yüzleri maskeli, kıyafetlerinden özel kuvvetler mensubu olduğunu anladığım 10-12 kadar darbeci girdi. “Yat” emrine uymayıp bir tanesini yere fırlatınca hepsi üzerime çullandı ve boğuşma yaşandı.
Türk askerinin, düşman askerine dahi yapmayacağı muamele ile karşılaştım. İstanbul’da kursta olması gereken emir subayım ise sivil kıyafetle içeri girdi. Alaycı bir şekilde “Meraklanmayın komutanım, tatbikat yapıyoruz” dedi. O haini orada gördüğüm an bu işin ne olduğunu anladım.
ÜSTEĞMEN EVLADIMIZ, HAİN EMİR SUBAYINI VURDU
Gözlerimi ve ellerimi bağlayarak beni zorla bir araca bindirdiler. Kısa süre sonra, aracın önünde oturan kişinin “Kapıyı aç, ateş ederim!” diye bağırması üzerine sesinden emir subayım olduğunu ve nizamiyeye geldiğimizi anladım. Karşılıklı bağrışmalar sonrası birkaç el ateş sesi geldi. Hain emir subayım öldü. Odamdan beni sürükleyerek çıkardıkları zaman personelden biri nizamiyeyi arayarak, “Yaşar Paşa’yı kaçırıyorlar, sakın çıkarmayın” demiş.
Genelkurmay Muhafız Tabur Komutanı Yarbayımız; aracın kaputuna yatarak çıkmasına müsaade etmeyeceğini söyledi. Hain emir subayı, kahraman yarbayımızı ateş ederek ağır yaraladı. Bunu gören Muhafız Taburu’ndan üsteğmen evladımız hain emir subayını vurarak öldürdü. O gece beni infaz etmekle görevlendirilen emir subayının öldürülmesi kırılma noktalarından birisiydi.
Bir müddet bekledikten sonra helikopterle bilmediğim bir yere götürüldüm. Odaya hapsedildim. F-16’ların seslerini duydum. Darbecilerin merkezi Akıncı Üssü’nde olduğumuzu anladım. Darbenin silahlı, fiili ayağını başlatmak için benim alınmamı beklemişler.
GECE BOYUNCA GÖZLERİM BAĞLI KALDIM
Gece boyu bir odada ellerim ve gözlerim bağlı kaldım. Bütün ömür boyu yaşadıklarımı gün gün, saat saat hepsini yaşayarak sabahı getirdim. İnsani hiçbir muamele yoktu. Sabaha karşı bomba seslerini duydum. Hainler uçakları bir daha kaldıramasınlar diye bizimkilerin Akıncı Üssü’nün pistini bombaladıklarını düşündüm.
16 Temmuz sabah saatlerinde hapsedildiğim odanın kapısı açıldı ve “Vay, Yaşar’ım” diye bir ses duydum. Havacı Akın Öztürk’tü. Daha sonra görüntüleri izlediğimizde, kelepçeli olduğum bir ortamda serbestçe geziyor, emirler veriyor, bulunduğum odanın koridorunda sabaha kadar tur atıyor.
Kelepçelerimi ve gözümdeki bandı açtırdı, ailemle konuşturmayı teklif etti. Öztürk’ün karşı taraftan olduğunu anladım. Bulunduğumuz olay ve ortamdaki özgürlüğü ilginçti. Bizim taraftan olsaydı, benimle aynı durumda olması gerekirdi. Ailemle telefon görüşmesi teklifine karşı yerimden kalkmadım.
Telefona doğru gitsem, bir senaryonun parçası olarak “Kaçıyordu, vurduk” der geçerlerdi. Onlar için problem bendim. Bunların asıl yüzünü, her şeyi bilen tek bir adam var. O da benim.
Odanın öteki ucundaki sabit telefonla evimi aradılar. Oturduğum yerden seslenerek eşime iyi olduğumu söyledim. Beni kaçırdıkları gece eşime, “Yaşar Paşa’yı vurdular, öldü!” demişler. Sabaha kadar eşim benden haber alamadı!
FETÖ İLE MÜCADELE CUMHURBAŞKANIMIZ SAYESİNDE SÜRÜYOR
Bakan Güler, “FETÖ ile mücadele Sayın Cumhurbaşkanımızın dik ve dirayetli duruşu sayesinde kesintisiz devam ediyor. TSK olarak bu konuda ne bir kişi – ye acıdık ne de kimsenin gözünün yaşına baktık. Bundan sonra da Milli Savunma Bakanlığı olarak tespit edilen bilgi ve belgeler ışığında FETÖ ile mücadelemiz, büyük bir hassasiyetle ve tavizsiz şekilde yürütülecektir” diye konuştu.
SINIRLARIMIZI TERÖR ÖRGÜTLERİNE AÇACAKLARDI
Güler, “FETÖ’cü hainlerin, şayet başarılı olsalardı Güneydoğu’daki sınırları terör örgütü PKK’ya, Suriye’deki sınırımızı da PKK/YPG’ye açacaklarından en ufak bir şüphem yok. FETÖ elebaşını ülkemize getireceklerdi. O gece tarihi değiştiren halkımız her ne olursa olsun bu hainlerin başarılı olmasına geçit vermeyecekti” dedi.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, 16 Aralık 2023’te göreve başlayan Kuveyt Emiri Sabah, Arap dünyası haricinde ilk yurt dışı resmi ziyaretini yarın Türkiye’ye yapacak.
Diplomatik ilişkilerin 60. yıl dönümünde düzenlenecek ziyaret, 7 yıl aradan sonra Kuveyt’ten Türkiye’ye emir düzeyindeki ilk ziyaret niteliğini taşıyor.
İki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkileri köklü tarihi bağlara dayanıyor.
Ticaret, savunma sanayisi, turizm ve yatırım konularında çok boyutlu işbirliği mekanizmalarına sahip iki ülke arasında bölgesel meselelerde barış ve istikrarın korunmasına yönelik görüş ve vizyon birliği bulunuyor.
Türk ve Kuveytli yetkililer, bölgede ve dünyada yaşanan gelişmelerin iki ülke için daha sık ve düzenli diyaloğu zorunlu kılmasıyla yakın diyalog ve işbirliğini artırıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kuveyt Emiri Sabah’ın iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirme iradesi, ilişkileri farklı kulvarlarda derinleştirme arayışlarını destekliyor.
İSRAİL-FİLİSTİN MESELESİ, BÖLGESEL ANLAMDA İSTİŞARE EDİLECEK EN ÖNEMLİ KONU
Kuveyt Emiri Sabah’ın ziyareti çerçevesinde yapılacak görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra Gazze’deki durum ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları başta olmak üzere bölgesel gelişmeler de istişare edilecek.
İki ülkenin ortak pozisyona sahip bulunduğu İsrail-Filistin meselesi, bölgesel anlamda ele alınacak en önemli konu olarak görülüyor.
İkili gündemde ise ticaret, savunma sanayisi, turizm ve yatırım gibi konuların olduğu önemli başlıklar bulunuyor.
Kuveyt’le ekonomi, ticaret, inşaat, sağlık, turizm, enerji ve savunma sanayisi gibi alanlarda mevcut işbirliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu bağlamda taraflar arasında yeni anlaşmalar imzalanacak.
TÜRKİYE’NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNDE KUVEYT’TE ÜSTLENDİĞİ PROJELERİN DEĞERİ 9,2 MİLYAR DOLAR
Kuveyt Haber Ajansının (KUNA) Emir Sabah’ın ziyaretine ilişkin haberinde de Türkiye ile ilişkilerin geçmişine dair 1983’te ekonomi, sanayi ve teknik alanlarında, 1988’de de yatırım teşviki anlaşmasının imzalandığı bilgisi paylaşıldı.
Haberde Türk-Kuveyt Ortak İşbirliği Komitesinin ilk toplantısının Ekim 2013’te düzenlendiği ve çeşitli alanlarda 62 anlaşmanın imzalandığı bildirildi.
Kuveyt ile Türkiye’nin ticaret hacmi 2023’te yaklaşık 700 milyon dolara ulaşırken sektörel çeşitlendirme ve yeni işbirliği mekanizmalarıyla karşılıklı ticaret ve yatırımların artırılması hedefleniyor.
KUNA’ya göre Türkiye’de Kuveyt’e ait 400’den fazla şirket, Kuveyt’te de 50 civarında Türk şirketi faaliyet yürütüyor.
Kuveyt’teki Türk şirketleri, çoğunlukla inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor, bu firmalar Kuveyt’in yeni uluslararası havalimanı da dahil 50 proje çalışması yaptı. Bugüne kadar Türkiye’nin inşaat sektöründe Kuveyt’te üstlendiği projelerin değeri 9,2 milyar dolara, Kuveyt’in Türkiye’deki doğrudan yatırımlarının değeri de 2 milyar dolara ulaştı.
Kuveyt yönetiminin 2035 vizyonu çerçevesinde yeni yatırımlar ve projeleri hayata geçirip petrol gelirine bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda girdiği dönüşüm sürecine Türk firmalarının daha fazla katkı sağlaması hedefleniyor.
Türkiye, bir taraftan da Kuveyt vatandaşlarının turizm, tedavi ve emlak yatırımlarında en fazla tercih ettiği ülkelerin başında geliyor. Kuveyt, nüfusuna oranla Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülke konumunda ve Kuveyt vatandaşları Türkiye’de emlak satın alan yabancılar sıralamasında ilk 10’da yer alıyor.
Türkiye, 2023’te yaklaşık 400 bin Kuveytli turiste ev sahipliği yaparken Türk vatandaşlarının da Kuveyt’i turizm destinasyonu olarak görmesi hedefleniyor.
]]>