Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından 2023’de 2 ve üzeri istihdam sağlayan 86 bin iş yeriyle görüşülerek hazırlanan İşgücü Piyasası Araştırması’nın sonuç raporlarının yayımlandığını bildiren Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:
“İş gücü ihtiyacının en fazla olduğu alan imalat sektörü. İşverenlerden alınan geri bildirimlere göre gelecek 10 yılda ön plana çıkması beklenen meslekler ise yazılım mühendisi, e-ticaret uzmanı, yapay zeka uzmanı, bilişim uzmanı, inşaat mühendisi, pazarlama uzmanı, dil ve konuşma terapisti ve CNC operatörü.”

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI
Bakanlıktan araştırmaya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, İŞKUR’un 5 Haziran-14 Temmuz 2023 tarihlerinde bilgi formu uygulayarak gerçekleştirdiği araştırma kapsamındaki çalışanların yüzde 70’i erkekler, yüzde 30’u kadınlardan oluştu.
Kadın çalışan sayısının, erkeklerden daha yüksek olduğu sektörler, “insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri” ile “eğitim” oldu. Ayrıca kısmi zamanlı çalışma yapılan iş yerlerindeki kadın istihdamının, kısmi zamanlı çalışma yapılmayan iş yerlerine göre daha yüksek olduğu belirlendi.
Araştırmaya göre, işgücü ihtiyacının en fazla olduğu imalat sektöründeki iş yerlerinin yüzde 16,6’sında, aynı sektördeki 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinin ise yüzde 37,3’ünde eleman ihtiyacı bulunuyor.
EN FAZLA ELEMAN ARANAN MESLEKLER
Araştırma kapsamında işverenler tarafından en fazla eleman aranan meslekler de belirlendi. En çok açık iş olan 10 meslek arasında, makineci (dikiş), garson, satış danışmanı, ahşap mobilya imalat ustası, temizlik görevlisi, gazaltı kaynakçısı, konfeksiyon işçisi, akaryakıt satış elemanı, ark kaynakçısı ve yük taşıma şoförü yer aldı.
Açık işlerde en fazla aranan beceriler, “yeterli mesleki ve teknik bilgi” ve “iş tecrübesi” oldu.
Ülke genelinde iş yerlerinin yüzde 8,7’sinde açık iş bulunduğu, bu oranın 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde 27,6’ya ulaştığı tespit edildi. Kadın iş gücü tercih edilen açık işlerde, makineci (dikiş), temizlik görevlisi, satış danışmanı, mutfak görevlisi, mantı ustası, ön muhasebeci, garson, konfeksiyon işçisi, aşçı ve okul öncesi öğretmeni meslekleri öne çıktı.
ELEMAN TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLEN 10 MESLEK
Araştırmada, işverenlerin yüzde 12,5’inin eleman temininde güçlük çektiği saptandı. Eleman temininde en fazla güçlük çekilen 10 meslek, makineci (dikiş), garson, ahşap mobilya imalat ustası, gazaltı kaynakçısı, inşaat işçisi, satış danışmanı, tır-çekici şoförü, yük taşıma şoförü, akaryakıt satış elemanı ve çelik kaynakçısı olarak sıralandı.
Bu mesleklerde eleman temininde güçlük çekilmesinin en önemli nedenleri, “ilgili meslekte yeterli iş başvurusunun yapılmaması”, “gerekli mesleki beceriye/niteliğe sahip eleman bulunamaması” ve “yeterli iş tecrübesine sahip eleman bulunamaması” oldu.
Araştırma kapsamında görüşülen iş yerlerinde bir yıl sonraki istihdam artış beklentisinin yüzde 5,4 olduğu tespit edildi.
En fazla istihdam artışı beklenen 10 meslek arasında garson, kurye, satış danışmanı, makineci (dikiş), inşaat işçisi, ahşap mobilya imalat ustası, ark kaynakçısı, yük taşıma şoförü, konfeksiyon işçisi ve ağ teknolojileri meslekleri gösterildi.
İŞVERENLERLE YÜZ YÜZE GÖRÜŞÜLECEK
İŞKUR, 2024 yılı İşgücü Piyasası Araştırmasını 15 Nisan-17 Mayıs 2024 tarihlerinde yapacak.
Geçmişten farklı olarak bu yıl İŞKUR personeli araştırmanın tamamını yüz yüze ziyaretlerle gerçekleştirecek.
Türkiye genelinde, iş gücü piyasasının talep tarafının geniş bir çerçevesini çizecek araştırmayla, iş yerlerinin yapısal özellikleri, çalışan sayıları, açık işleri, eleman temininde güçlük çektikleri meslekler ve istihdam beklentileri gibi veriler temin edilerek geleceğin mesleklerine ilişkin tahminler üretilecek.
]]>Buna göre, ocak ayında ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 11,63 artarak 2,17 milyar dolar, ithalat ise yüzde 16,77 gerileyerek, 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ocak ayında buğday ithalatı gerilerken, sığır ithalatındaki artış yılın ilk ayında devam etti. Bu ayda sırasıyla en fazla buğday, soya fasulyesi ve sığır ithal edildi. Ocak ayında buğday ithalatı geçen yıl aynı döneme göre yüzde 46,3 azalarak 186,9 milyon dolar olurken, sığır ithalatı ise geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 65 artarak 87,1 milyon dolar oldu.
OCAK AYINDA DIŞ TİCARET DENGESİ 830 MİLYON DOLAR FAZLA VERDİ
Yılın ilk ayında dış ticaret dengesi geçen yıl olduğu gibi fazla vermeyi sürdürerek, Ocak 2024’te dış ticaret dengesi 830 milyon dolar fazla verdi. Ocak ayında birim ihracat değeri geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 10,8 düşüşle 1,152 dolar/ton oldu. İthalat birim değeri ise geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 4,98 artarak 682 dolar/ton oldu.
Bu yılın ilk ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 137 milyon dolar ile un alırken, bunu 131,7 milyon dolar ile fındık içi ve 91,7 milyon dolar ile mandalina izledi. Bu ürünler, ocak ayında toplam ihracatın yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturdu.
Aynı dönemde ithalatta ise en fazla ithal edilen ürün 186,9 milyon dolar ile buğday olurken, bunu 170,4 milyon dolar ile soya fasulyesi ve 87,1 milyon dolar ile sığır takip etti. Bu 3 ürün, ocak ayı itibarıyla toplam ithalatın yüzde 28,2’sini oluşturdu.
EN FAZLA İHRACAT VE İTHALAT YAPAN SEKTÖRLER
Bu yılın ilk ayında dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde ise en fazla ihracatın 262 milyon dolar ile şeker ve şekerli mamullerde yapıldığı görüldü. Bunu sırasıyla 248 milyon dolar ile yaş meyve, 230 milyon dolar ile sert kabuklu meyveler, 169 milyon dolar ile balıkçılık ve su ürünleri ve 138 milyon dolar ile un takip etti.
Şeker ve şekerli mamullerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 12,46, yaş meyvenin yüzde 11,79, sert kabuklu meyvelerin yüzde 10,95, balıkçılık ve su ürünlerinin yüzde 8,04 ve unun yüzde 6,54 oldu.
Yine aynı dönemde en fazla ithalat 439 milyon dolar ile hayvan yeminde yapılırken, bu sektörü sırasıyla 220 milyon dolar ile bitkisel yağ, 215 milyon dolar ile un, 96 milyon dolar ile kakao ve çikolata ve 89 milyon dolar ile canlı hayvan ticareti izledi.
İHRACATIN ARTTIĞI VE AZALDIĞI SEKTÖRLER
Bu yılın ilk ayında geçen yıl aynı döneme kıyasla ihracatı değer olarak en fazla artan sektörlerin başında 73 milyon dolar ile sert kabuklu meyveler geldi.
Bunu 58 milyon dolar ile hayvan yemi, 36 milyon dolar ile şeker ve şekerli mamuller, 33 milyon dolar ile yaş meyve sektörü ve 31 milyon dolar ile salça ve konserve izledi. Söz konusu dönemde ihracatı değer olarak en fazla düşen sektör 122 milyon dolar ile bitkisel yağ oldu. Ayrıca bakliyat 15 milyon dolar ve tohumculuk 11 milyon dolar geriledi.
DIŞ TİCARETTE ÖNE ÇIKAN ÜLKELER
Bu yılın ilk ayında dış ticaret verileri ülke bazında değerlendirildiğinde, en fazla ihracat yapılan ülke 305 milyon dolar ile Irak oldu.
Irak’tan sonra en fazla ihracat, 171 milyon dolar ile Almanya’ya, 136 milyon dolar ile Rusya’ya, 123 milyon dolar ile ABD’ye ve 96 milyon dolar ile İtalya’ya yapıldı. Yılın ilk ayında, bu 5 ülkeye yapılan ihracat toplam ihracatın yüzde 34,3’ünü oluşturdu.
Aynı dönemde ülke bazında ithalat en fazla 318 milyon dolar ile Rusya’dan yapıldı. Bu ülkeyi, 149 milyon dolar ile Ukrayna, 104 milyon dolar ile Brezilya, 102 milyon dolar ile ABD ve 67 milyon dolar ile Malezya izledi. Bu 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 46,25’ini oluşturdu.
Dünya genelindeki deprem verilerine göre 2023’te en fazla can kaybının 6 Şubat’taki depremlerde meydana geldiğine dikkati çeken Özmen, “Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili doğrudan 7 ili de dolaylı şekilde etkileyerek toplam 18 ilde hasara neden oldu. Bu depremler, Türkiye’de son yüzyılda en fazla can kaybına ve yıkıma neden olan, en geniş alanı etkileyen ve en fazla sayıda binanın yıkılmasına ve en fazla ekonomik kayıp yaşatan depremler olarak kayıtlara geçti” değerlendirmesini yaptı.
TÜRKİYE YÜZÖLÇÜMÜNÜN YÜZDE 14’Ü DEPREMDEN DOĞRUDAN ETKİLENDİ
Depremlerden doğrudan etkilenen 11 ilde ülke nüfusunun yüzde 16,4’ünün yaşadığına işaret eden Özmen, şöyle konuştu:
“Türkiye yüzölçümünün yüzde 14’ünün doğrudan etkilendiği 11 ilde, 6 Şubat 2023’ten bu yana 57 bin 15 deprem meydana geldi. Yani deprem bölgesi günde ortalama 156, haftada 1096 ve ayda 4 bin 751 depremle sarsıldı. 6 Şubat 2023’ten bugüne son bir yılda 20 bin 761 deprem ile en fazla sarsıntının meydana geldiği il Kahramanmaraş oldu. Bu verilere göre Kahramanmaraş, günde ortalama 56, haftada 399, ayda 1730 deprem yaşadı. Depremlerin en fazla görüldüğü diğer iller ise 15 bin 965 sarsıntıyla Malatya, 6 bin 104 sarsıntıyla Adıyaman ve 5 bin 105 depremle Adana oldu.”
Özmen, afete dirençli kentler oluşturmanın ve afete hazırlığı en üst seviyeye çıkarmanın yolunun eğitimden geçtiğinin altını çizerek, “Afetlerle etkin bir şekilde mücadele edebilmek için toplumun bütün kesimlerinin afet ve afet yönetimi konusunda eğitilmesi, bunun sürdürülebilir bir şekilde, sürekli geliştirilerek, doğru eğitim materyalleriyle, konusunda uzman kişiler tarafından yapılması gerekir” diye konuştu.
AFET YÖNETİMİ, ÜNİVERSİTELERDE SEÇMELİ DERS OLSUN ÖNERİSİ
Kamu kurum kuruluşları ve belediyelerdeki ilgili personele, üniversitelerde afet yönetimiyle ilgili eğitim verilmesinin önemine dikkati çeken Özmen, üniversitelerin de afet ve afet yönetimi eğitimi konusunda öncü rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Özmen, şunları kaydetti:
“Üniversitelerde, afet ve afet yönetimi konusunda seçmeli ve/veya zorunlu dersler koyarak kamu yönetiminden mühendisliğe, hukuktan sağlığa kadar her branştaki öğrencinin bu eğitimleri alması sağlanmalıdır. Çünkü afetlerle ilgili hazırlanan bütün raporlar afetlerin sayısında ve sıklığında artış olduğunu ve ilerleyen yıllar içinde de bu artışın süreceğini göstermektedir. Bu olası afetlerle en etkin bir şekilde mücadele edebilmek, afet risklerini en aza indirebilmek ve olası afetlere karşı en iyi şekilde hazırlık yapabilmek için bu konuda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır.”
Özmen, üniversitelerdeki “Acil Yardım ve Afet Yönetimi Lisans” ve “Acil Durum ve Afet Yönetimi Ön lisans” programlarının, ders müfredatı, eğitim materyalleri, nitelikli akademik personel ihtiyacı ve istihdam alanları gibi sorunlarının giderilerek, bu bölümlerdeki eğitim kalitesinin en üst seviye çıkarılıp, ülke ihtiyaçlarını karşılayacak konuma getirilmesi gerektiğini de belirtti.
Afetlerle mücadelenin bir diğer önemli adımının da mekansal planlar olduğuna işaret eden Özmen, “Bu planlar hazırlanırken afet tehlike ve risk haritalardan yararlanılmalı, yerleşime uygunluk değerlendirmesi buna göre yapılmalı ve afet tehlike ve riski yüksek olan yerlerin imara açılması önlenmelidir” ifadelerini kullandı.