Gemide yapılan yeni bir araştırma, 1.400 ton 2. Dünya Savaşı patlayıcısıyla dolu bir ‘kıyamet günü enkazı’nın çökmekte olduğunu ve Thames Nehri’ni bir tsunami ile tehdit ettiğini ortaya koydu.

AĞUSTOS 1944 YILINDA BATTI
SS Richard Montgomery, Ağustos 1944’te Thames Halici’nde battı ve Sheerness, Kent’ten yaklaşık bir buçuk mil uzaklıkta, yaklaşık 49 ft derinlikte karaya oturdu.
Geminin direkleri hala su seviyesinin üzerinde durmaktadır ve enkazın üzerine çöküp bir patlamayı tetiklememeleri için direklerin kaldırılması planlanmaktadır. Ancak şimdi gemide yapılan yeni bir inceleme, geminin gövdesinde son incelemeden bu yana geçen bir yıl içinde gözlemlenen ‘endişe verici’ çürüme belirtilerini ortaya çıkarmıştır.
Yeni rapor, ‘üçüncü ambarın yakınındaki güverte boşluğunun iskele tarafında çökmeye başladığı görülüyor’ uyarısında bulunmaktadır. Bu yeni bir durum gibi görünmektedir’.

BİR YIL İÇİNDE 20 CM DAHA ÇÖKTÜ
Daily Mail’de yer alan habere göre, araştırmada ayrıca ikinci kargo ambarındaki bir çatlağın bir yıl içinde 5 cm daha genişlediğini ve 37 cm daha uzadığını ve daha aşağıda ‘önemli ölçüde büküldüğünü’ gözlemlemiştir. Araştırma, bunun ‘enkazın ön kısmının ikiye ayrıldığı görüntüsü’ verdiğini ve üstteki güvertenin bir yıl içinde 20 cm’ye kadar çökmesine neden olduğunu belirtmiştir.
İngiltere’nin Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada önceliğinin ‘halkın güvenliğini sağlamak ve SS Richard Montgomery’nin oluşturduğu her türlü riski azaltmak’ olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: ‘Uzmanlar enkaz üzerinde hayati önem taşıyan bir inceleme çalışması gerçekleştirdiler ve elde ettikleri bulgulara dayanarak, direklerin mümkün olan en güvenli şekilde kaldırılması için belirlediğimiz ilk zaman dilimini gözden geçiriyoruz.

“ENKAZDAKİ BOZULMA ENDİŞE VERİCİ”
Sheerness’i de kapsayan Swale Borough Konseyi’nin çevre komitesine başkanlık eden Rich Lehmann, yerel yönetimin konuyu yakından takip ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Enkazdaki bozulma endişe vericidir ve konsey durumu yakından takip etmektedir.
Yetkililer, olası riskleri azaltmak için gerekli tüm önlemlerin alınmasını sağlamak üzere enkazı yöneten Ulaştırma Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlarla diyalog halindedir. Toplumumuzun güvenliği ve deniz çevremizin korunması en önemli önceliklerimiz olmaya devam etmektedir.

KIYAMET GÜNÜ ENKAZI DENİLDİ: PATALAMASI DURUMUNDA TSUNAMİ OLUŞABİLİR
‘SS Richard Montgomery, Sheerness tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır ve sakinlerimizin kalbinde özel bir yere sahiptir. ‘Enkazdan çıkarılan herhangi bir direk veya eser, adamızın tarihinin bu önemli bölümünü korumak için haklı olarak Sheppey’e ve özellikle Sheerness’e getirilmelidir.
‘Enkaz sadece tarihi bir dönüm noktası değil, aynı zamanda toplumumuzun direncinin ve mirasının sevilen bir sembolüdür.SS Richard Montgomery, İkinci Dünya Savaşı’nda müttefikler için mühimmat taşıyan bir Amerikan gemisiydi.
Bir kum setinde karaya oturdu ve gelgitle birlikte belini kırarak tüm kargosu kurtarılamadan battı. Hala Thames’te bir gelgit dalgası oluşturmaya yetecek kadar patlayıcı güce sahip olduğundan korkulduğu için kendisine ‘Kıyamet Günü enkazı’ lakabı takıldı.
İncelemelerin ardından gazetecilere açıklama yapan Yerlikaya, sabah 08.41 itibarıyla zemin artı 3 katlı olan apartmanın çöktüğünü anımsatarak, binanın 1988 yılında inşa edildiğini kaydetti.
Yerlikaya, AFAD’ın olaydan 9 dakika sonra 08.50’de, eş zamanlı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi, ilçe belediyesi ekipleri ile Vali Gül ve kaymakamın olay yerine geldiğini aktardı.
Enkaz altındaki insanların kurtarılması için cansiperane çalışıldığını söyleyen Yerlikaya, “Her zaman olduğu gibi AFAD, itfaiye, UMKE ve olması gereken emniyet, valilik, tüm kurumlar… Bu tür olaylarda biliyorsunuz, hepsini tek tek saymama bile gerek yok, müdahale ve iyileştirme noktasında ne noktaya geldiğimizi çok iyi biliyorsunuz. Her birine minnettarız ve her birine teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“6 AYLIK BEBEKLE ANNENİN DURUMU KRİTİK”
Bakan Yerlikaya, enkazdan 9 kişinin çıkarıldığını, bunlardan Türkmenistan uyruklu 1 kişinin vefat ettiğini belirtti.
Enkazdan çıkarılan 7 yabancıdan 1’inin İran, 6’sının Türkmenistan uyruklu olduğunu aktaran Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Göç İdaresi Başkanlığımız bunların kimlikleri üzerinden araştırmasını yaptı. Tamamı yasal kalışı olan, ikamet izni olan yabancılar. Bizim 2 vatandaşımız var. Birisi hiç hastanede tedavi bile olmadı. Kendisi gayet iyi durumda. Diğer vatandaşımız tedavi sürecinde. Hastane yetkililerinden buraya gelmeden önce almış olduğum bilgiye göre, bizim vatandaşımızın durumu gayet iyi. Tedavi süreci devam eden 6 yabancı uyruklu misafirlerden 2’si, 6 aylık bebekle annenin durumu diğerlerine nispeten daha kritik görünüyor.”
Duaları ve temennilerinin yaralıların en kısa zamanda sağlık ve sıhhatlerine kavuşması olduğunu söyleyen Yerlikaya, yaralıları ziyaret edeceklerini de söyledi.

İSTANBULLULARA SESLENDİ
Böyle durumlarda olayla ilgili hemen hem idari hem de adli soruşturma yapıldığını belirten Yerlikaya, Adalet Bakanlığı’nın da 3 savcı görevlendirdiğini ve adli araştırmalara başlandığını kaydetti.
Yerlikaya, “İçişleri ailesi olarak biz de mülkiye başmüfettişi görevlendirdik. Bugünden itibaren çalışmaya başladı. En kısa zamanda biz idari olarak bir kusur, bir kabahat ne varsa tabloyu olduğu gibi ortaya çıkarıp bunu gereken adli sürece destek olması açısından tevdi edeceğiz, göndereceğiz.” ifadelerini kullandı.
Kentsel dönüşümün önemini vurgulayan Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve destekleriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklamış olduğu Yarısı Bizden kampanyasına dikkati çekti.
Yerlikaya, “Yarısı Bizden kampanyasını artık duymayan İstanbullu kardeşimiz kalmadı. Aslında sadece İstanbulla da ilgili değil, Marmara Bölgesi ile ilgili biliyorsunuz. Biz depremlere karşı dayanımı olmayan, direnci olmayan, az önce enkazda gördüğümüz gibi bir tablo görmek istemiyoruz. Tedbir almak istiyoruz. Birlikte yapmak istiyoruz bunu, el birliğiyle yapmak istiyoruz. Devlet-millet el ele yapmak istiyoruz. 6 Şubat’taki canımız yandığı gibi bir daha canımız yanmasını istemiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Vali olarak görev yaptığı dönemde Kartal Orhantepe Mahallesi’nde yıkılan Yeşilyurt Apartmanı’nı hatırlatan Yerlikaya, en az 8 gün orada kaldıklarını dile getirdi.
İstanbulluların kentsel dönüşüm konusunda devletin sağladığı imkanlardan yararlanmasını isteyen Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Beklemeyin. Lütfen durmayın. Kira yardımlarından tutun da Yarısı Bizden kampanyasının ne hale geldiğini, ne kadar güçlü ve önemli hale geldiğini lütfen görün. Canımız yanmasın. İstanbullu hemşehrilerimize, Küçükçekmece’de yaşayan hemşehrilerime, bu mahallede yaşayan kardeşlerime çok büyük geçmiş olsun diyorum. Bu olayın tesiriyle herkes önümüze geçiyor, ‘Biz de istifade etmek istiyoruz.’ diyor ama aradan 4 gün, 5 gün, 10 gün, 20 gün geçtiği zaman normal hayata dönüyoruz. Artık şu gerçeklerle yüz yüze gelelim. Devletin, hükümetimizin açtığı bu iyilikle ilgili, dönüşümle ilgili imkanlardan elimizi uzatalım ve oradan tutunalım. Bunu beraber yapalım. Beraber başarabileceğimize yürekten inanıyorum.”
“SAVCILIK, MAHKEMELİK BUNU AYDINLATACAK”
Bakan Yerlikaya, gazetecilerin, olayla ilgili 2 kişinin gözaltına alınması ve “kolon kesme” iddialarına yönelik soruları üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2 gözaltı var, mal sahibi ve zemin kattaki dükkanla ilgili. Ama bunlarla ilgili tahkikat devam ederken bir şey bilsek de söylememiz doğru değil. Bizim adımıza, millet adına karar verici olan savcılık, mahkemeler bunu aydınlatacak. Göreceksiniz Beşiktaş’ta 29 vatandaşımızın hayatına mal olan durum gibi, çok kısa zamanda teleferik de olduğu gibi bunu aydınlatıyoruz. İdari olarak üzerimize düşeni yapıyoruz ve adliyeye, savcılarımıza gönderiyoruz. Sizler de anbean takip ediyorsunuz. Sabırla bekleyelim. Sizler aracılığıyla hemşehrilerimize ve milletimize, hükümetimizin kentsel dönüşümle ilgili bu dönemde getirdiği yenilikleri anlatalım. Buradan yürüyelim demiyorum, buradan koşalım.”
“YAN TARAFTAKİ BİNAYI YARIN SABAHA KADAR YIKACAĞIZ”
Ali Yerlikaya, çöken binanın yanındaki binanın boşaltılmasına yönelik soruyu ise şöyle yanıtladı:
“Hemen yanında, sağında duran bina 8 yaşında. Tedbir doğrultusunda valiliğimiz koordinasyonunda boşaltıldı. Binanın bitişik nizamdaki bina zaten boş. Orası dirençle etüdüyle ilgili kentsel dönüşüm yapma zaruretinden dolayı Allah’a şükürler olsun ki önceden boşaltılmış. Çevre ve Şehircilik İl Müdürümüz burada. Orayı da yıkıyor. İnşallah yarın sabaha kadar hem bu enkazı hem de yan taraftaki binayı tamamen yıkacağız. Etrafımıza herhangi bir can güvenliği mal güvenliği açısında sıkıntı oluşturmaz hale getireceğiz.”
Afetin ardından yüklenici firmalar tarafından iş makineleriyle yıkılan binaların enkazı, kamyonlara yüklenerek şehir merkezi dışına taşınıyor ve burada ayrıştırılıyor.

Enkaz altında kalan araçlar da toplama alanlarında sahiplerine teslim ediliyor.
Adıyaman Valisi Osman Varol, kentin “asrın felaketi”nden en çok etkilenen illerden olduğunu söyledi.
Varol, 8 bin 387 kişinin hayatını kaybettiği, 17 bin 499 kişinin yaralandığı depremin ilk anından itibaren kısa, orta ve uzun vadede yapılması gereken işlerle ilgili çok büyük gayret ortaya konulduğunu vurgulayarak, binlerce kişinin kısa sürede geçici barınma merkezlerine, konteyner kentlere alındığını dile getirdi.

Kent genelinde 26 bin konteynerin olduğunu belirten Varol, kalıcı konutların bir an önce bitirilmesi ve teslim edilmesi için yoğun çaba gösterildiğini kaydetti.
Bu kapsamda yaklaşık 49 bin konutun inşaatının sürdüğünü anlatan Varol, “Adıyaman’da tüm bu hizmetleri toparladığınızda aslında bir taraftan devletimizin ortaya koyduğu büyük irade, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm devlet teşkilatının performansı, ayrıca vatandaşlarımızın her birinin bu konuya sahip çıkması inanılmaz bir dayanışma örneği gösteriyor. Bundan sonrasında her günümüzün bir öncesinden daha güzel, daha iyi olacağını düşünüyor, buna inanıyor ve bu doğrultuda çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.
Varol, kentte enkaz kaldırma çalışmalarının titizlikle devam ettiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Acil yıkılacak binaların tamamı yıkılmış ve enkazlar kaldırıldı. Sayıca çoğunlukta olan ve tehlike arz eden binaların yıkım sürecinde de artık son aşamaya geldik. Bina sayısı olarak oranımız yüzde 92’lerde. Metrekare olarak bakarsak yüzde 95 civarındayız. Kalan binalarımızın da tamamı, vatandaşlarımızın mahkemeye başvurduğu, hukuki süreçleri devam eden binalar.
Bununla ilgili idare mahkemelerinden kararlar geldikçe de eğer vatandaş haklı bulunup binanın hasar durumu düşürülüyorsa bırakıyoruz, onaylanıyorsa da yıkıma devam ediyoruz. Tabii daha sonrasında orta hasarlarla ilgili de bir karar alındı. Bu karar doğrultusunda da hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşın onarmak istemediği binalarla ilgili de onların yıkımlarını yakın zamanda inşallah tamamlamış olacağız.”

“KARŞI KOMŞUMUN ENKAZINI BEN KALDIRDIM”
Yüklenici firma yetkilisi Edip Coşkun da şehir merkezindeki ağır hasarlı binaları yıktıklarını belirtti.
Molozları şehrin dışına getirerek ayrıştırdıklarını anlatan Coşkun, şöyle konuştu:
“Ayrıştırdığımız demirleri Hatay’ın İskenderun ilçesine gönderiyoruz. Gönderilen demirler geri dönüşüme gidiyor. Şimdiye kadar 10 bin tonu geçti. 10 aydır enkaz kaldırıyoruz. 24 kepçe ve 24 kamyonumuz var. Şehrin eski haliyle yeni hali arasında çok fark var. Eskiden mahallelerde hep yıkım vardı. Şimdi çok az kaldı. Çok sayıda arkadaşımız öldü. Depremin ilk günü karşı komşum öldü. Karşı komşumun enkazını ben kaldırdım.”