Eşim – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sun, 07 Jul 2024 05:12:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sinan Ateş davasında 4. gün! Ayşe ateş ilk kez siyasilerin ismini verdi https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasinda-4-gun-ayse-ates-ilk-kez-siyasilerin-ismini-verdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasinda-4-gun-ayse-ates-ilk-kez-siyasilerin-ismini-verdi/#respond Sun, 07 Jul 2024 05:12:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14423 Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanıklı davada Ateş’in eşinin “müşteki” sıfatıyla beyanı alındı.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, Ateş’in annesi Saniye Ateş’in rahatsızlanması nedeniyle verilen ara sonrası devam edildi.

Mahkemede dinlenen müşteki Ayşe Ateş, sözlerine “Sinan’ın katlinde dahli olan hiçbir suçlu ve yakınının başsağlığı dileğini kabul etmiyorum.” diyerek başladı.

Davanın başlangıcından bu yana, sanıkların yazdığı “senaryo ve yalanları” sabırla dinlediklerini belirten Ateş, “Şimdi biraz da mahkeme heyeti gerçekleri dinlesin. İki kız çocuğu babası tertemiz bir akademisyen, bir eş, bir baba nasıl katledildi, onu dinleyin sayın hakim. Üç gündür karşınızda türlü türlü yalanlarla savunmalar yaptılar.” dedi.

‘BENİ ÖLDÜRMEK İÇİN KİRALIK KATİL ARIYORLARMIŞ’

Ayşe Ateş, beyanında şunları söyledi:

“Rahmetli eşim, ‘Ayşe, Olcay Kılavuz ve Ahmet Yiğit Yıldırım beni öldürmek için kiralık katil arıyormuş, kapı kapı geziyorlarmış’ diye defalarca bana söyledi. Sinan, görevi bıraktıktan sonra önce bot hesaplardan tehditler ve hakaretlere başladılar. Orhun Haber denilen hesaptan, ‘Bir ihanet ateşi’ başlığıyla türlü türlü iftiralarda bulundular. Bu Orhun Haber sitesinin sahibi Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısı Mert Kerim Ejder. Ahmet Yiğit Yıldırım’ın talimatıyla eşim hakkında karalama kampanyası başlatıldı. Tamamı mesnetsiz ve yalan olan bu iftiralar, eşimin katliyle sonuçlandı.”

Bu süreçte eşinin yanında olan arkadaşlarının da tehditlere maruz kaldığını belirten Ateş, “Bu işi tetikleyen Mersin olayıdır. Çağrı Ünel, eşimin yakın arkadaşıdır. Akşam Çağrı’yla bir telefon görüşmesi oldu, ‘Kardeşim bunlar iyice azıttı, kendine dikkat et’ dedi. Çağrı da eşimin yanında olduğunu söyledi. Sonrasında Ahmet Yiğit Yıldırım’ın talimatıyla 11 kişi Çağrı Ünel’e sopalar ve bıçaklarla saldırdı. Çağrı da kendini korumak için ateş etti ve bir kişi vefat etti. O çocuğun katili de Ahmet Yiğit Yıldırım ve Ülkü Ocakları Genel Merkezi yöneticileridir. Ben, MHP ve Ülkü Ocakları içine sızmış suç çetesini hedef alıyorum.” ifadelerini kullandı.

Ünel olayının ardından eşine, “Sinan, bunların gözü dönmüş, bu işleri bırak gidelim.” dediğini anlatan Ayşe Ateş, eşinin bunu kabul etmeyerek, “Ben yanlış bir şey yapmıyorum. Devletim beni korur.” yanıtını verdiğini söyledi.

‘CUMHURBAŞKANIMIZIN İRADESİNE MEYDAN OKUYAN KARANLIK SUÇ ÖRGÜTÜ VAR’

Ateş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesi sırasında da eşinin bu sözlerini ilettiğini kaydederek, “Bunlar, devlete kafa tutan bir suç çetesi. Cumhurbaşkanımız, ‘Kızım sana söz veriyorum katilleri yakalanacak’ dedi. Ancak bu duruşma salonunda üç gündür müşahede ettiğim tablo benim karşımda. Cumhurbaşkanımızın iradesine meydan okuyan karanlık bir suç örgütü var.” dedi.

Eşi ve kendisinin FETÖ mensubu olduğuna yönelik iddialarla ilgili konuşan Ateş, “Ben FETÖ’cüysem, Sinan FETÖ’cüyse gidip suç duyurusunda bulunun.” dedi.

Ayşe Ateş, eşinin görevi sırasında bazı kişilerin dövülmesi talimatını verdiği yönündeki beyanlarla ilgili de “Eşim birilerini dövdürdü. O zaman Sinan’ı karşıma alıp ‘Sen bir akademisyensin. Bu işler sana yakışmıyor neden yapıyorsun?’ dedim. Bana, ‘Ayşe, MHP Genel Merkezinden gelen talimatları yapıyorum. Eğer yapmazsam bana da ceza keserler.’ dedi. Nitekim bir süre sonra rahmetli eşim, Devlet Bahçeli tarafından hiçbir gerekçe sunmaksızın görevden alındı. Belki bir bildiği vardı, belki verdikleri bir talimatı yapmadı.” ifadelerini kullandı.

AYŞE ATEŞ İLK KEZ BAZI SİYASİLERİN İSMİNİ VERDİ

Mahkemenin araştırması ve soruşturmanın derinleştirilmesi için beyanda bulunacağını aktaran Ateş, söyleyeceklerini, öldürüleceği korkusuyla bugüne kadar söyleyemediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Bugün burada bunları söyleyemezsem bir daha söyleyemem. Bunlar benimle beraber mezara gitmesin. Aslında Sinan, tehditler başladığında, ‘Ayşe, İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın benim öldürülmem için Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz’a talimat vermiş, onlar da beni öldürmek için kapı kapı adam arıyorlarmış’ dedi. Katline ferman veriyorlar ve en sonunda iki çocuk babası masum bir akademisyeni öldürtüyorlar. Ömrüm yettiğince bu dünyayı size dar edeceğim.

Burada sadece kiralık katiller, torbacılar, gaspçılar, ayakçılar, çantacılar oturmuş, işin asıl failleri dışarıda. Devlet neden bana koruma verdi? Asıl failler dışarıdaki devlet bana koruma verdi. Kendiniz yazar, kendiniz oynarsınız ama bu devlet namusunu temizler. Bu mahkemeden ne sonuç çıkar bilmiyorum ama bunların hepsi kayda geçsin.”

Ayşe Ateş, mahkemedeki taleplerini, “İfademi aynen kabul ediyor ve bu ekstra bilgilerin eklenmesini, dosyanın ayrılan 17 şüphelisi ve ismini verdiğim kişilerin sorgulanmasını ve adaletle yargılanmasını, eksik ifadelerin hızlı bir şekilde alınmasını, bu iki dosyanın da birleştirilerek boşlukların doldurulmasını istiyorum. Adil bir yargılama talep ediyorum, bütün insanlar için adalet istiyorum.” şeklinde sıraladı.

ATEŞ’İN KARDEŞLERİ DİNLENDİ

Sinan Ateş’in kardeşi Selma Kazanç ise dedesi, babası ve annesinin ülkücü olduğunu, bu camiaya lafının olmadığını belirtti.

Kazanç, “Ülkü Ocaklarının birçok kurumunda görev aldık bundan da gurur duyuyorum ama içine sızmış insanların asla bizim olduğumuz dönemdekilerle ilgisi yok. Ben MHP’ye, Ülkü Ocaklarına iftira atmam. Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz’un bir karın ağrısı vardı. Kılavuz ve Yıldırım’ın sürekli tehditleri devam etti. Sonraki süreçte evde otururken Sinan, ‘Benim kalemimi kırmışlar. Bunların derdi benim canımla’ dedi. ‘Kim?’ diye sorduk. ‘İzzet Ulvi Yönter, Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, Semih Yalçın’ diye sıraladı.” dedi.

Sinan Ateş’in kardeşi Sevda Ateş Yörükoğlu da adalet istediklerini belirterek, Türk adaletine güvendiklerini söyledi.

Kardeşinin tehditler nedeniyle çelik yelek giymeye başladığını anlatan Yörükoğlu, “Çelik yelek giydikten sonra bizim dikkat etmemizi söyledi. Sinan’a bir çok yerde suikast uygulanmaya çalışıldı. Eray Özyağci, Sinan’ı öldürdüğünü, Doğukan Çep azmettirdiğini söylüyor. Evet, Sinan’ı Eray öldürmüş olabilir ama Eray sadece tetiği çekti. Doğukan da sadece azmettirici olduğunu iddia ediyor. Sinan’ın katilleri ne Eray’dır ne de Doğukan’dır. MHP’nin içinde olan insanlardır.” beyanlarında bulundu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasinda-4-gun-ayse-ates-ilk-kez-siyasilerin-ismini-verdi/feed/ 0
Eşinden şiddet gören kadını bir de kardeşi dövdü https://www.foxtvhaber.com.tr/esinden-siddet-goren-kadini-bir-de-kardesi-dovdu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/esinden-siddet-goren-kadini-bir-de-kardesi-dovdu/#respond Fri, 31 May 2024 05:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11501  Olay, geçen perşembe, saat 23.30 sıralarında, Ereğli ilçesi Şinasi Mahallesi 90714’üncü Sokak’taki müstakil evde meydana geldi.

İddiaya göre, ev kadını Ebru Barık, yaklaşık 1 ay önce eşinin kendisini darbettiği ve üzerine kuma getirmek istediği için 3 çocuğunu yanına alıp evi terk etti.

Barık, Ereğli’ye yerleşirken, erkek kardeşi E.B., dini nikahla birlikte yaşadığı Y.Ş. ile ablasının evine gelidi. E.B. Barık’ı, Y.Ş. de 2 kızını darbetti. Sesleri duyup eve gelen Barık’ın ev sahibinin araya girmesiyle E.B. ve Y.Ş. kaçtı.

İhbarla adrese sevk edilen ambulansla, Ereğli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Barık ve kızları E.B. (8) ile E.B. (7) tedaviye alındı. Barık, kardeşi ve Y.Ş.’den şikayetçi oldu.

‘MEYVE BIÇAĞINI BOĞAZIMA DAYADI’

Tedavileri tamamlanan Ebru Barık ve 3 çocuğu taburcu edildi. Barık, polise verdiği ifadesinde, “Evimde çocuklarımla olduğum sırada, kapı çaldı ve kızım E.B.’nin kapıyı açması üzerine E.B. ve Y.Ş. eve girdi. E.B. yattığım odaya gelerek bana saldırdı ve beni yumruklamaya başladı, elinde getirdiği ağaç dalı ile sırtıma ve vücuduma vurmaya başladı. Benim boğazımı sıktı, cebinden çıkarttığı meyve bıçağını boğazıma dayadı, bıçak boğazımı tahriş etti. O sırada Y.Ş. ise çocuklarımı eliyle vurarak darbetti. Ben ellerinden kurtulamaya çalıştım ancak kurtulamadım. Bizim çığlıklarımızı duyan ev sahibim yardım etmek için eve geldi. Beni E.B.’nin elinden aldı. E.B. ve Y.Ş. de bunun üzerine olay yerinden ayrıldı. Beni darbettiği sopa ise olay anında bana vurmasıyla üzerimde parçalandı” diye konuştu.



DHA muhabirine yaşadıklarını anlatan Ebru Barık, “Çocuk yaşta evlendim. Bir rahatsızlığım vardı, bu yüzden 7 yıl çocuğum olmadı. Bu süreçte çocuğum olmuyor, diye benim kuzenimi üzerime kuma getirdi. Ben de evi terk ettim ve 23 yaşına kadar tedavi oldum. Tedavimin ardından eşim pişman oldu, kuzenimi terk ederek bana geri döndü. O yıl da en büyük çocuğum E.B.’ye hamile kaldım. Sonra resmi nikahımı kıydık, dini nikahla yaşıyorduk. Bu süreçte yine benim üzerime kuma getirmeye çalıştı, ben de bunu istemedim ve bu yüzünden beni devamlı darbetti. Eşimden şikayetçi oldum ve uzaklaştırma kararı alarak ailemin yanına gittim. ‘Bize laf getirdin’ diye ailem de beni darbediyordu. Sonra eşimin yanına döndüm ve eşim beni tekrar aldatmaya yeltendiği için en sonunda da evi terk ettim ve geri dönmedim. 25 gün önce çocuklarım ve ben Ereğli’de kendi tuttuğum evde yaşamaya başladık. Geçimimi sağlamak için ev temizliği yapıyorum, tarlada çalışıyorum” dedi.



‘KOCAN SENİ İSTEMİYOR, ÖLDÜRMEMİ İSTİYOR’

Kendisini döven erkek kardeşinin daha sonra arayıp özür dilediğini ifade eden Barık, “Eşim beni özel numaradan aradı, numarasını her yerden engellemiştim. Beni geri istediğini söylemişti. Ben de “Seni istemiyorum çünkü kuzenlerimi kuma getirdin” dedim ve telefonu suratına kapattım. Bu konuşmadan 2 gün sonra kardeşim evime geldi ve beni darbetti. Beni döverken de ‘Kocan, seni artık istemiyor, bana seni öldürmemi söyledi’ gibi laflar etti. Telefonumu da alarak gitti. Ertesi gün ise cep telefonumu akrabamıza bırakmış oradan aldım. Bir süre sonra da beni kardeşim aradı ve bana ‘Senin kocanın gazına geldim, öyle yaptım, pişmanım beni şikayet etme’ dedi. Benim öz kardeşim benim evime zorla girip sopayla öldüresiye dövdü, bıçağı boğazıma dayadı. Y.Ş., çocuklarımı sopayla dövdü, şikayetimden vazgeçmeyeceğim” diye konuştu. 

 

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/esinden-siddet-goren-kadini-bir-de-kardesi-dovdu/feed/ 0
Depremzede annenin en acı anneler günü https://www.foxtvhaber.com.tr/depremzede-annenin-en-aci-anneler-gunu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/depremzede-annenin-en-aci-anneler-gunu/#respond Sun, 12 May 2024 07:00:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10487 Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 6 Şubat’ta meydana gelen yıkıcı depremde eşini, oğlunu, ablasını ve birçok yakınını kaybeden Yıldız Kartal, yaşadığı büyük kaybın acısını, kalan ailesine daha sıkı sarılarak hafifletmeye çalışıyor. Kartal, depremde sağ çıkan iki çocuğuna ve yetim kalan iki yeğenine de annelik yapıyor. Yaşadığı acı dolu günleri çocukları ve yeğenleri için güçlü olarak atlatmaya çalıştığını söyleyen Kartal, “Birbirimizden güç alıyoruz. Yaralarımızı beraber sarmaya çalışıyoruz” dedi.

“HAVA ÇOK SOĞUK OLMASINA RAĞMEN ÜŞÜMÜYORDUK” 

Deprem anını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Kartal, “Deprem anında biz depremin olduğunu anlamadık. Çok büyük bir sallantı vardı. Sonrasında anladık deprem olduğunu. O gece eşim ve oğlum yan odadaydı. Ben ve iki çocuğum başka odadaydık. Oğlumun önce baba dediğini duydum. Eşimin Allah’u Ekber dediğini duydum. Ben deprem anında iki çocuğumu aldım. Kızım ve oğlumun üzerine kapandım. 3 saniyede binamız yıkıldı. Her yer çok karanlıktı. Dışarısı aydınlık bile olsa içerisi karanlıktı. Kızım yanımda ağlıyordu. Eşime ve oğluma seslendim. O an orada hiç ses yoktu zaten. Dışarıya seslendim. Bizi de kurtarın diye yardım istedim. Bizi yan binadan insanlar kurtardı. Çok dar bir yerden çıkardılar bizi. Ben sadece bizim bina yıkıldı zannediyordum. Fakat çıktığımda enkazları gördüm. Eşime ve oğluma çok seslendim. 5 gün boyunca umutla çıkmalarını bekledim. Aile binası olduğu tek tek hepsinin çıkmasını umut ettim. Hiç kimseden ses gelmiyordu. Hava çok soğuk olmasına rağmen üşümüyorduk. İçeride oğlum ve eşim vardı. Benim için önemli olan ailemizin kurtulmasıydı. Gücümüzün yetmediği imkânsızlık benim için o gündü. Hiçbir taşı kaldıramadım. O anı hatırlamak istemiyorum. Hatıraları unutamıyorum. Çok bekledim günlerce bir umut. Bir çare çıkarlar diye umut ettim. Fakat 5’inci günün sonunda oğlum ve eşimin cansız bedeni çıktı. Eşimi, oğlumu, ablamı, ablalarımın eşlerini, iki yeğenimi, kayınvalidemi ve kayınpederimi kaybettim” şeklinde konuştu.

“ANNELER GÜNÜ BENİM İÇİN BUNDAN SONRA HEP BURUK GEÇECEK” 

Anneler gününün buruk geçtiğini belirten Kartal, “Anneler günü benim için bundan sonra hep buruk geçecek. Diğer evlatlarım yaşıyor ve anneyim ama oğlum artık uzak. Anneler günü benim için hüzünlü. Oğlum bana en son anneler gününde kırmızı bir gül alıp gelmişti. O anı hatırlamak istemiyorum. Ablam ve eniştem depremde vefat etti. İki yeğenim benimle yaşıyor. Onlar ablamdan bana bir armağan. Ablamı kaybettim ama geride iki evladı bana kaldı. Birbirimizden güç alıyoruz. Yaralarımızı beraber sarmaya çalışıyoruz. Acım çocuklardan destek alarak hafifliyor. Ben onlara bakmakla hükümlüyüm. Onlar için ayakta duruyorum. Benim için çok zor bir süreç. Bir annenin evlat kaybetmesi çok zor. Hiçbir anne evladını kaybetmesin. Çünkü hiç kimse acının en büyüğü evlat acısını yaşamasın” diye konuştu.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/depremzede-annenin-en-aci-anneler-gunu/feed/ 0
Eşini öldürüp oğlunun dilini yakmıştı, https://www.foxtvhaber.com.tr/esini-oldurup-oglunun-dilini-yakmisti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/esini-oldurup-oglunun-dilini-yakmisti/#respond Thu, 04 Apr 2024 02:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8260 Çap, “Olaydaki silahı eşim bana doğum günü hediyesi olarak almıştı. Çocuğum yalan söylediği için eşim dilini yakmamı söyledi, ben de yaktım” dedi.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Şeyhmus Çap bulunduğu cezaevinden getirilirken maktul Meryem Çap’ın ailesi ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

“SİLAHI EŞİM BANA HEDİYE ALMIŞTI”

Savunmasında Meryem Çap ile aralarının zaman içinde bozulduğunu anlatan Şeyhmus Çap, eşinin darp ve şiddete maruz kalmamasına rağmen gidip şikayetçi olduğunu sonrasında da kendiliğinden şikayetini geri çektiğini beyan etti. Şeyhmus Çap, “Evde kavga eksik olmuyordu. Eşimi hiçbir zaman mutlu ve tatmin edemedim. Eşimi çok severdim. Çıkardığı sorunlar vardı, gölgesiyle bile kavga ederdi. Olay günü ‘hayatımda biri olduğunu söylemem mi gerekiyor’ dedi. Benim babadan yadigar av tüfeğim var. Yatak odasına girdim, ‘Kapıyı vurur insan’ diye bağırdı. Ben de ne yapıyorsun dedim, ‘temizlik yapıyordum’ dedi ama temizlik malzemesi yoktu. Dolabını açtım bir silah buldum.  ‘Doğum günün için’ dedi. İhtiyacım mı var böyle bir şeye dedim. Bu silahı niye getirdin dedim. ‘Hediye anlamında’ dedi. Kimden aldı, kaça aldı bilmiyorum. Ben cinayet işlemedim, bana bir cinayet işlettirdiler” dedi. 

“OĞLUMUN DİLİNİ YAKMAMI BANA EŞİM SÖYLEDİ”

Oğlunun dilini yaktığına dair ses kayıtlarının sorulduğu Çap, “O bana suç attırmak için oynanan bir oyundu. Biz oğlumuza sorumluluk aşılamaya çalışırdık. Oğluma 50 lira verip yolladım. Akşam eşim yazdı, ‘bu çocuğun yalanlarına dayanamıyorum’ geldiği zaman korkutman lazım dedi. Çakmağı elime verdi. Buna dayanabildiği kadar yalan söyleyebilirsin dedim. Böyle deliller yaratmaya çalışıyordu. Eşim çocuğumun dilini yakmamı söyledi, ben de yaktım. O da kayıt almış eşimin oyununa geldim. Eşimin vücudundaki morluklar çarpmalarından dolayı oluyordu. Bana o gün eşim boşanma ile ilgili bir şey demedi. Eşim Narsistti internetten bakmıştım bütün kriterleri tutuyordu” ifadelerini kullandı. Çap, eşini sokaklarda satırla kovaladığı iddialarını da reddetti. 

“MÜVEKKİLİM KÖTÜ BİR İNSAN DEĞİL, KİBAR, ZAVALLI BİRİ”

Sanık avukatı ise müvekkilini, “Şeyhmus cani gibi gösteriliyor. Bu olayda 15 senelik birikim var. Algı yaratılıyor. Kendisi kötü bir insan değil, kibar, zavallı biri” şeklinde savundu.

“KIZIMA SEN BENİM KÖLEMSİN BOŞANAMAZSIN DEMİŞ”

Meryem Çap’ın babası Ağcabal Arslan ise sanığın anlatımlarının hepsinin yalan olduğunu söyleyerek, “Tarif edemeyecek kadar üzgünüm. Madem çok iyi bir insan tartışmayla kızımı nasıl öldürdü. Öz çocuğunun dilini yakar mı insan? Kızım boşanmak istedi, avukat tuttum kızımı tehdit etti. Kızımı satırla kovaladı. 1,5 sene kızım bende kaldı. Ailesi bizde boşanma yok diyordu. Kızım bize zarar gelmesin diye gitti. Kızımı kenara çekmiş ‘çocuğuna sahip çık, boşanamazsın, sen benim kölemsin. Boşansan bile benden kurtulamazsın’ demiş” şeklinde ifade verdi.

“KIZIM ‘ANNE BEN GELİNLİK DEĞİL KEFEN GİYMİŞİM’ DİYORDU”

Anne Nuray Arslan ise kızının kurban edildiğini, sanığın yoruluncaya kadar kızını kemerle dövdüğünü, sokakta satırla kovaladığını anlattı. Anne Arslan, “Kızım bir kere ayrılmak istediği için eve geldiğinde boynunda morluklar vardı. ‘Anne beni saçlarımdan tutup duvardan duvara vuruyor’ demişti. Kızımı köle gibi kullanıyorlarmış. Çok şiddet gördü, ayrılmak istedi ama hep tehdit ediliyordu, çok tedirgindi, ‘Anne ne yapayım bırakmıyor. Ben gelinlik değil kefen giymişim’ diyordu. Kızımı uçan tekmeyle yere yığıp boğmaya çalışmış. Şikayetçi oldu ama ‘eğer şikayetini çekmezsen oğlumuzu kaçırırım sana göstermem’ diye tehdit etmiş. Kızım bana son zamanlarda sanığın tabanca aldığını bunun iyiye alamet olmadığını da söylemişti” dedi. Mahkeme sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan iddianameye göre, müşteki avukatları Hüseyin Ersöz ve Buse Şahin tarafından Meryem Ç’nin aldığı çocuğunun uğradığı şiddeti kaydettiği ses kayıtları dosyaya delil olarak sunuldu. Bu kayıtlarda Şeyhmus Çap’ın oğlunun dilini ve elini yaktığı ortaya çıktı.

Ses kayıtlarında şüphelinin çocuğuna dilini çıkarmasını söyledikten sonra çocuğun ağlama sesleri duyuluyor. Ayrıca çocuğundan elini uzatmasını da istediği ve “Ateşte elini tutabileceğin kadar yalan konuşabilirsin” diyerek çocuğunun eline yaktığı anlaşılıyor. İddianamede, Şeyhmus Çap hakkında “Eşine karşı kasten öldürme” ve “Ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istendi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/esini-oldurup-oglunun-dilini-yakmisti/feed/ 0
Kan donduran olay: Çocuklarını öldürüp arkalarından mektup yazmış https://www.foxtvhaber.com.tr/kan-donduran-olay-cocuklarini-oldurup-arkalarindan-mektup-yazmis/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kan-donduran-olay-cocuklarini-oldurup-arkalarindan-mektup-yazmis/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:36:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7151 Dehşete düşüren olay, 23 Mart 2023 tarihinde Körfez ilçesinde meydana geldi. Gece saatlerinde bir vatandaşın sokakta şüpheli şekilde gezdiğini gören polis ekipleri 45 yaşındaki Murat R.’yi durdurdu. Şahıstan şüphelenen ekipler hemen evi kontrol etti. Murat R.’nin annesinin evinde yapılan incelemede Beril Yağmur (13) ve Yunus Emre R.(10) isimli kardeşler ölü bulundu. Murat R. gözaltına alınırken, çocuklar ise morga kaldırıldı. Yapılan otopside çocukların boğularak öldürüldüğü tespit edildi. Gözaltına alınan Murat R. ruh ve sinir hastalıklarına sevk edildi. Burada 5 ay kalan zanlı tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“EŞİMİN BANA DAVRANIŞLARI VE HAKARETLERİNDEN DOLAYI PSİKOLOJİM BOZULDU”

Olayla ilgili duruşma Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. Duruşma salonunda taraf avukatları hazır bulunurken tutuklu sanık Murat R. ile müşteki anne Merdiye R. SEGBİS ile davaya katıldı. Mahkeme başkanının başka çocukların var mı? sorusuna sanık Murat R., “Yok diyorlar. Hatırlamadığım şeyden dolayı cezaevindeyim. Eşimle 14 yıldır evliyim. Evliliğimizden beri eşim bana kötü davranıyor. Eşimin bana davranışları ve hakaretlerinden dolayı psikolojim bozuldu. Erkekliğime adamlığıma laflar söylüyordu. Evi geçindirmeye çalışmama rağmen hakaretlerine devam etti” diye konuştu.

“CEZAEVİNDE KURU EKMEK YİYORUM AMA HUZURUM YERİNDE

Eşiyle geçinemediklerini belirten tutuklu sanık Murat R., “Eşim, birkaç kez evlilik yaptığından dolayı anneme, ‘Namussuz kadın’, bana da ‘Namussuzun çocuğu’ diyordu. Ev almak için uğraşıyordum ancak dolandırıldım. O süreçte eşimi memleketine gönderdim bir süre uzak kalırsak sorunlarımız düzelir diye düşündüm ama düzelmedi. Eşimin hakaret ve isteklerinden yoruldum ve boşanmak istedim. Çocuklarım için elimden geleni yaptım. Eşim bana, ‘Çocukları sana göstermeyeceğim’ diyordu. Mahkeme kararı olacağı için bu sözleri umursamıyordum. Cezaevinde kuru ekmek yiyorum ama huzurum yerinde. Evlilikte hiç huzur bulamadım” şeklinde konuştu.

“ÇOCUKLARIMI ÖLDÜRDÜĞÜMÜ HATIRLAMIYORUM”

Eşinin çocuklarını kendisine karşı da doldurduğunu belirten Murat R., “Eşim çocuklarımıza, ‘Bu sizin babanız değil’ diyordu. Bir süre sonra çocuklar da birkaç kez öyle demeye başladı. Olay günü çocuklara ayakkabı almak için evden çıktım. Çocuklar evde uyuyordu, daha sonra çay bahçesine gittiğimi ve polisin yanlarına oturduğumu hatırlıyorum. Polislerle konuştuğumu, annemin evine gittiğimizi, sonra cezaevine geldiğimi hatırlıyorum. 5 ay ruh ve sinir hastalıklarında kaldım, sonra cezaevine geldim. Çocuklarımı öldürdüğümü hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.

ÇOCUKLARI ÖLDÜRDÜKTEN SONRA NOT YAZMIŞ

Çocukları öldürdükten sonra sanığın yazdığı not da mahkeme salonunda okundu, “Melek evlatlarım benim. Bu dünyada sizden başka kimsem yok. Ben hem annesiz hem de babasız büyüdüm. Sizi asla kimselere mahcup ettirmem. Sizler meleksiniz. Artık sizi bu kötü dünyanın insanlarına emanet etmeyeceğim. Ben sizi almadan yaşamam. Sizlere babasızlığın acı gününü yaşatmam asla. Dolandırıldım, annenizle aramızda maddi olarak hep kavga vardı. Sizlerden ayrılmak benim için ölüm gibi geliyor. Sizler benim içimde birer melek olarak yaşayacaksınız. Sizi seven babanız. Sizleri çok seviyorum, onun için sizleri Allah’a emanet ediyorum, varsın ben yanayım” notu dikkat çekti. Mahkeme başkanının notu hatırlayıp hatırlamadığını sorduğunda sanık, “Çocukları uyuttuktan sonra bir şeyler yazmışımdır ama ne yazdığımı hatırlamıyorum” dedi.

“MURAT, ‘ÇOCUKLARI UYUTTUM’ DİYOR, ÇOCUKLARI BOĞARAK MI UYUTMUŞ?”

Olaya ilişkin dinlenen sanığın eşi Merdiye R., “Ben ne kendisine ne de annesine hakaret etmedim. Murat sürekli bana hakaret ediyordu. Asıl ben dayanamadığım için kendisinden boşanmak istedim. 14 yıldır bir gün bile oturup benimle sohbet etmedi. Bana, ‘Köyden geldin, mağaradan geldin, Suriye’den geldin, çingenesin’ deyip hakaretler diyordu. Olay günü Murat çocuğu berbere götüreceğini ve alışveriş yapacağını söyledi. Çocuğu gelip aldı gitti. Kızımı ise kurs çıkışı alıp götürmüş. Çocukları boğarak öldürmüş. ‘Çocukları uyuttum’ diyor, çocukları boğarak mı uyutmuş? Sanık annesine çocukların fotoğrafını çekip atmış, annesi bana haber vermedi. Haber verseydi belki yetiştirdim, çocuklarımı kurtarırdım, şikayetçiyim” diye konuştu.

“GELİNİMDEN ÇOCUKLARIN BOĞULDUĞUNU ÖĞRENDİM”

Tanık olarak dinlenen sanığın annesi Yurda B., “Olay anında Antalya’daydım. Görgüye dayalı herhangi bilgim yoktur. Olayı gece saatlerinde telefonla öğrendim. Saat 00.00-01.00 gibi beni gelinim aradı, Murat’ın nerede olduğunu, evinin anahtarını ona verip vermediğim sordu. Anahtarı Antalya’ya gelmeden Murat’a verdiğimi söyledim. Zaman zaman anahtarımı gelinime ve oğluma verirdim. Saat 02.00 gibi polisler beni aradı ve oğlumu sahilde dengesiz hareketlerde bulunduğunu, madde kullanıp kullanmadığını sordu, ben de kullanmadığını söyledim. Evime girmek için izin istediler ben de izin verdim. Daha sonra gelinimden çocukların boğulduğunu öğrendim” diyerek gözyaşı döktü.

CEZAİ EHLİYETİ OLUP OLMADIĞI TESPİT EDİLECEK

Mahkeme heyeti, sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığının tespiti için ATK’ya gönderilmesine, tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kan-donduran-olay-cocuklarini-oldurup-arkalarindan-mektup-yazmis/feed/ 0
Tacizciye elektronik kelepçe ve ev hapsi cezası! https://www.foxtvhaber.com.tr/tacizciye-elektronik-kelepce-ve-ev-hapsi-cezasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tacizciye-elektronik-kelepce-ve-ev-hapsi-cezasi/#respond Tue, 13 Feb 2024 21:24:26 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3716 Ankara’da Perihan Özkan, sosyal medyada paylaştığı videoda komşusu Muhammed K.’nin 1 yıldır kendisini saplantılı şekilde takip edip, taciz ve ölüm mesajları gönderdiğini iddia ederek yardım istemişti. Mağdur kadın İHA’ya yaşadıklarını anlattı. Perihan Özkan, Muhammed K’nın önce sahte hesap açarak kendisine tehdit ve taciz mesajları attığını belirtti. Özkan, polise şikayette bulunduğunu ama sahte hesap olduğundan dolayı herhangi bir işlem yapılamadığını söyledi.

YAPTIKLARINI KABUL EDİYOR

Muhammed K’nın mesajla tacizlerine devam ettiğini, daha sonra kimliğinin ortaya çıktığını anlatan Özkan, “Bu süreçte biz ailesiyle iletişime geçtik. Çünkü bu şahıs benim çocukluk arkadaşım. 13 yaşına kadar kapı komşumuzdu, karşı komşumuzdu ve bizim evimizden çıkmazdı. Sürekli bizim evimizdeydi” diye konuştu.

Özkan, durumu Muhammed K’nın ailesine anlattığını ve sebebini sormak istediğini ifade ederek, “Ailesine söyledik. Hani bari bizim karşımıza getirmiyorsunuz, siz sorun sebebini diye. Sebebini ne polise ne bize belirtmiyor. Sadece yaptıklarını kabul ediyor. ‘Evet, bu mesajlar bana ait. Bu beyanlar bana ait’ diyor. Başka bir sebep belirtmiyor. Ağabeyi ile iletişime geçtik. Ağabeyi ‘Ben artık bu çocuktan bıktım. Yine mi bir şey yaptı? Tamam ben onunla konuşacağım. O benden korkar. Bir daha size yaklaşmaz’ demişti. Babasıyla tekrar görüştüğümüzde ‘Ben artık bu konularla uğraşmak istemiyorum. Beni bu konuyla meşgul etmeyin. Ben yaşlıyım. Benim oğlumun psikolojisi bozuk’ diyerek üzerini kapattı olayın. Bir de üstüne yetmezmiş gibi bu şikayet olaylarında eşim onu aradığı için, zillerine bastığı için eşimi ve kardeşimi şikayet etti. Polis eşimi ve kardeşimi gelip aldılar, ifadeye götürdüler. Yani yetmez gibi bir de bunu yapıyorlar. Bizi şikayet ediyorlar. Her şey bitti zannetmiştim. Polisten, ifadeden korktuğunu düşünmüştüm” diye konuştu.

Muhammed K.’nın 15 gün sonra yeniden tehdit ve taciz mesajları attığını söyleyen Özkan, “Yaklaşık beş gün önce oldu. Yani bu en son attığı mesajdan üç ay sonra oldu. Yani bir uzaklaştırma kararımız vardı iki aylık. Uzaklaştırma kararı bittikten sonra benim kapıma geldi, evdeyim tek başıma zaten. Kapıma gelmeden önce de parkta dolanıp evi gözetliyormuş. Bizim bina görevlimizle karşı onun apartmanında oturan komşular bile bunu söyledi. Görüyorduk zaten diye. Yani planlı bir şekilde yapıyor aslında ve eve giriş çıkış saatlerini ve yalnız olduğum saatleri kontrol ediyor” ifadelerini kullandı.

“ÖĞRETMENDİM ARTIK ÇALIŞMIYORUM”

Özkan, Muhammed K’nın zile bastığını ve çok korktuğunu belirterek, hemen polisi aradığını anlattı. Özkan şunları söyledi:

“Mesajla başladı. Evime gelindi. Bundan sonra da benim yolumu kesecektir Arkamdan artık bıçak saplar ittirir mi. Bir yerden merdivenden mi iter. Sakat bırakmaktan bahsediyor. Çünkü bilmiyorum, ben bunları yaşamak istemiyorum. Ben öğretmendim, artık çalışmıyorum. Korkudan evden çıkamıyorum. Eşim işe gidemiyor beni yalnız bırakmamak için. Şehir dışından akrabalarım geliyor. Abilerim geliyor şu anda işlerini güçlerini bırakıp yanımda olmak için.”

Olayın sosyal medyada duyulmasının ardından ifade vermeye gittiğini belirten Özkan, “Sizi ifadeye bekliyoruz dediler. Biz ifadeye gittik, güzel bir şekilde anlattık. Bizi kadın cinayetleriyle, kadına şiddete yönelik birime yönlendirdiler. Onlara da ifade verdim. Arkadaşlarım da şahitlik ettiler. İfadesi alındıktan sonra ailesi bize tekrar mesaj attı, ‘Neden olayı bu kadar büyütüyorsunuz? Neden sosyal medyaya taşıyorsunuz? Çok büyük iftira atıyorsunuz. Olayları farklı yerlere taşıyorsunuz’ diye” diye konuştu.

EV HAPSİNE ÇARPTIRILDI

Özkan, sosyal medyada eşine tepkiler geldiğini de belirterek, “Hakaret eden insanlar oldu. ‘Senin nasıl bir eşin var, sen sahipsiz misin’ gibi bir sürü hakaret. Şunu belirtmek istiyorum. Kimsenin başına gelmeden anlayamaz. Ben zaten bir senedir eşimi, akrabalarımı, erkek kardeşimi çok zor tutuyorum. Çünkü biliyorum ki ben tutmasam çok kötü yerlere gidecek. Ben nasıl buna izin vereyim? Olay yine bana, eşime, masum insanlara olacak. Belki o öldürüldüğü için ya da dayak yediği için bir şekilde kahraman falan ilan edilecek. Bunun olmasını istemediğim için adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Dövmek, öldürmek çözüm değil. Bunun olması gereken şey ya tutuklanıp hapse atılacak ya da akli bir problemi varsa akıl hastanesine mi yatırılıyor, tedavi mi alıyor, buradan defolup gidiyorlar mı. Bunun çözümü budur. Şiddet değil ve hani bunu biz de düşünebiliyoruz” dedi.​

 

Öte yandan gözaltına alınan şahıs emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye çıkarıldı. Ev hapsi verilen Muhammed K. isimli kişiye elektronik kelepçe takılacağı öğrenildi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tacizciye-elektronik-kelepce-ve-ev-hapsi-cezasi/feed/ 0
İstanbul’da yolcu minibüsünde doğum https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbulda-yolcu-minibusunde-dogum/ https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbulda-yolcu-minibusunde-dogum/#respond Sat, 27 Jan 2024 08:12:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2848 Doğum yapan Mizgin Güçlü, “Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım. Sıkınca da zaten bebek geldi” dedi.

Baba Murat Güçlü, “Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı” dedi.

Sürücü Hakan Yücel de “Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk” diye konuştu.

Olay, perşembe günü saat 09.00 sıralarında Kocasinan Merkez Mahallesi mevkiinde Yayla-Topkapı güzergahında çalışan bir minibüste meydana geldi. Edilen bilgiye göre, 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü (23) eşi Murat Güçlü (31) ile birlikte hastaneye kontrole gitmek için evden çıktı. 1 buçuk yaşındaki çocukları da yanlarında bulunan çift, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne gitmek için Yayla-Topkapı hattında çalışan Hakan Yücel’in kullandığı yolcu minibüsüne bindi. Mizgin Güçlü’nün Yayla Işıkları Durağı mevkinde sancıları başladı.

Murat Güçlü ve yolcuların ikazı üzerine sürücü Yücel, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıktı. Minibüs kısa sürede hastaneye vardı. Eşi, sağlık çalışanlarından sedye isteyerek Mizgin Güçlü’yü minibüsten indirmeye çalıştı. Sancıları artan Mizgin Güçlü  doğumun başladığı söyleyerek minibüsten inemeyeceğini belirtti. Sağlık çalışanlarının yardımıyla 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü minibüsün içinde doğum yaptı.

Doğumun ardından bir sağlık çalışanın kucağında hastane içerisine götürülen prematüre bebeğin durumunun iyi olduğu öğrenildi. Asmin bebeğin Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalelerin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenilirken enfeksiyon kapan kadının ise Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde tedavisi sürüyor.

“MİNİBÜSÜN DEMİRLERİNDEN TUTUNARAK SESSİZCE KENDİMİ SIKTIM”

Güçlü Ailesi, ikinci çocukları olarak dünyaya gelen kızlarına Asmin ismini koydu.

Minibüste doğum yapan Mizgin Güçlü, “Ben hastaydım, eşim de beni muayeneye götürüyordu. Sonra birden sancım tuttu. Sancım tutunca ben de ıkınmaya başladım. Önce suyum geldi, sonra bebek doğdu. Doktor ve hemşireler hemen koştular ve bebeği aldılar. Minibüste de sağ olsun bir hemşire vardı, bana çok yardımcı oldu. Bana ‘Nefes al, nefes ver’ diyerek doğumu gerçekleştirdi. O yardımcı olunca doğum kolaylaştı. Bebeğim 7 aylık doğdu, erken doğum oldu. Beklemiyorduk. Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım. Sıkınca da zaten bebek geldi. Hastaneye 2 dakikalık mesafede bebek dünyaya geldi. Hastanenin kapısına gelir gelmez zaten bebek doğmuştu. Bebek arabanın içinde doğdu. Ben de şok oldum, ne yapacağımı bilemedim. Kucağıma almaya korktum. Minibüse bir tane bebeğimle bindim ama inerken iki bebeğimle indik. Aslında bu çok güzel bir duygu ama kızım uzakta, ben buradayım. Henüz kızımı göremedim. Bir an önce kızıma kavuşmak istiyorum. Doktorların söylediğine göre bebeğimin durumu iyiymiş. Sadece neden erken doğduğunu araştırıyorlar, yoğun bakımda şu an. Ne zaman göreceğiz daha belli değil, eşim yarın gidip doktorla görüşecek. Benim durumum da iyi ama inşallah tez zamanda kızıma kavuşurum” şeklinde konuştu.

“MİNİBÜSE KUCAĞIMIZDA BİR BEBEKLE BİNDİK, İKİ BEBEKLE İNDİK”

Eşinin minibüste doğum yapmasının ardından yaşadıkları şoku dile getiren baba Murat Güçlü, “Eşim geçtiğimiz gün hasta olduğu için doktora gittik. Gripti. Ben işteydim aradım onu hastaneye git dedim ama gitmedi. Ertesi sabah kötüleşince işten izin aldım, eşimi Perşembe sabahı hastaneye götürdüm. Avcılar’da oturuyoruz ama eşim hamile diye doktorlar kadın doğum uzmanının görmesi lazım dediler. Biz de Bakırköy’deki hastaneye geldik. Bakırköy’den de Bahçelievler’e yönelmemizi söylediler. Eşimin o sırada ağrıları başladı. Ona, ‘Hamilesin, doğum başlamış olmasın’ dedim. O da bana bir sıkıntı yok dedi. Ardından Bakırköy’den Bahçelievler’e gelmek üzere minibüse bindik. O sırada sancıları başladı. Arka tarafta oturuyordu eşim, öne doğru geçti. Benim de kucağımda bir buçuk yaşındaki oğlum vardı. Arka tarafta oturuyordum. Minibüsteki kadınlar yardımcı olmaya çalıştılar. Eşimi görüyordum, ellerini sıkmaya başladı” dedi. “Ağrısı, sancısı vardı ama sesini çıkarmıyordu” diyen Murat Güçlü, “Minibüsün içinde şansımıza bir de hemşire vardı. Bana, ‘eşinin doğumu başladı’ dedi. Eşime yardımcı olmaya başladı. Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı. Bebeğin ağlama sesini duydum. Doğum aracın içerisinde gerçekleşti, sonra eşimi içeri aldılar. Ben de o an çok heyecanlandım. Minibüse kucağımızda bir bebekle bindik, iki bebekle indik. Böyle bir olay beklemiyorduk, eşim yaklaşık 2 ay erken doğum yaptı. Olay 10 dakika içerisinde gerçekleşti zaten eşim de utangaç bir insan olduğu için hiç sesini bile çıkarmadı. Eşimin ve çocuğumuzun durumu şu an iyi. Eşim taburcu olacak, kızımız da kuvözde şu an. Tedavisine devam ediliyor, erken doğum gerçekleştiği için. Biz de bekliyoruz kızımızı. İsmini de Asmin koyacağız” diye konuştu.

“BEN DE YENİ BABAYIM 20 GÜN ÖNCE ÇOCUĞUM OLDU”

Sürücü Hakan Yücel de, “Yayla ışıklar dediğimiz yerde sancısı gelmeye başladı. Arkadan bir bayan geldi sancısı var yardımcı olur musunuz diye. Yolcu var bir anda anlayamıyorsun ne olduğunu, son sürat hastaneye sürdüm. Hastanenin içine girdik, dedim ‘inebilirsiniz’, dedi ‘aşağıya inemem, doğum başladı’. Yolcuları aşağıya indirdim, güvenlik görevlileri, hemşireler geldi. doğum oldu, aşağıya indiler. yolumuza devam ettik. Ben de yeni babayım 20 gün önce çocuğum oldu, farklı bir şeydi aslında. Beklemediğim bir olaydı minibüste doğum. Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk. Yolculardan da Allah razı olsun hepsi yardımcı oldular. Babası yanındaydı bir anda heyecandan koşturdu gitti, göremedim babasını aslında, içerideydi bir anda hemşire geldi bir tane çocuk. ‘Burada mı doğdu’ dedim, ‘içeride doğdu’ dediler. Sadece merakım şuydu, acaba sağlıklı mı bir sorunu var mı? sağlıklıymış onun durumunu da öğrendim” diye konuştu.

Durakta kahya olarak çalışan Orhan Koşan ise, “İlk defa karşılaştık böyle bir şeyle. Arkadaşımız kadını doğuma yetiştirdiği için adını ‘Ebe Hakan’ koyduk” dedi.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbulda-yolcu-minibusunde-dogum/feed/ 0